Page 24

24

Bilincin Yolu Doğu ve batı felsefesinde Bilincin Yolu sunumunda doğu ve batı felsefesinde bilincin kökenini, akıl ve mantığın felsefe ile bağını, bilincin fenomolojisini, quantum keşifleriyle ortaya çıkan rölativiteye bağlı olarak bilince yeni bakış açılarını irdeliyoruz. Quantum keşifleri, evrenin başlangıcına dair teorileri çeşitlendirdikçe, paralel evrenler, sicim teorisi, simulasyon teorisi ve çoklu evrenler gibi hayal gücünün sınırlarını zorlayan teoriler ortaya atıldı. Bu teorilerin felsefe tarihince öngörülenleri var mıydı? İyiyi, güzeli, doğruyu arayan felsefe dalları etik, estetik gibi çeşitli alanlara ayrılır, aslında felsefe temelde “gerçeği” arar, bu yüzden bilimsel düşünceye hiç yabancı veya ondan ayrı değildir. Felsefe, birbiri üzerine yapılandırılan en eski sistematik düşünme biçimidir ve akıl ve mantığa nasıl şekil verdiğini takip etmek zor değildir. Felsefe, psikoloji, hastalıkları tanımlamakta daha yoğunlaşmışken mutlu ve tatminli bir hayatın tanımını da yapma girişimlerinden kaçınmaz. Evrene yayılan kilometrelerce dalga boyundan yalnızca milimetrenin milyarda birine tekabül eden kısmını görebiliyoruz. Öyle ki bazı bilim adamları “gözlerimizin, görmek için değil, görmemek için yapılandırıldığını söylüyor. ”Öyleyse, duyu organlarımız kadar beynimize ve bilincimize güvenmemiz gerekiyor. Hayal gücü, eksik parçaları yerine koyma çabamızda bize eşlik eden baş mimar. Hayal gücü ile ulaştığımız yerlere bilimsel olarak ulaşmanın yolunu arıyoruz. Başarırsak ilerlemeyi sürdürüyor, başaramazsak yeniden başa dönüyoruz. Yunus Emre, evrenin - ya da varlığın - başlangıcını deveran ve cereyan ile açıklıyor, Bruno, enerji parçacıkları ve hareket, Anaksimenes de hareket ile açıklıyor… Hegel’de evrenin amacı kendi kendini anlamaktır, o yüzden kendini seyreder, Mevlana ve sufizmde ise döngüsel hareket ve hisset-

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Advertisement