Page 15

Kimi zaman gizlemeye çalışıyorsun kendini Kısa öğle uykularını senden mi bilelim? Sağanak yağmurla ıslanan betonun hüznünü? Ya antik tiyatro taşlarının kulaklarından vazgeçmiş devinim özlemi? Nerde biteceksin? İşte mevsimlerin can acıtan kıskançlık çığlıkları En sakin görünen sonbaharın kırmızı yapraklarını çoğaltan tutkuyla düşlerine girdiklerin Sarkıtlar koruyor camı parçalanmaktan, belki de Mucha Telaşın saçmalığına mı dönmeli, mevsimlerin sırasının evcilliğince? Geri dönmüş balkonlardan duyulan komşu kahkahasına? İnsandan yılana, korkudan sakinlik öğütleyen öğütleyene Açmamış olmalısın gönderdikleri zarfları Yeni umutları bu Şüphelendikleri elbette rüzgâr, yaklaştıkça seni itebilen, güvenmediğin Döl yatağını bulamadan kaybolan canlarının tüm yükünü üstlensen, suç ve kibir, Üstlenmesen baş döndürücü tutkuları hatırlatıyor boş verme hakkını. Unutman için geceyi çekiştirdiklerinde ortaya yayılan bencillik kokusu Tek güvendiğin, yineleten: “boş verme hakkım var!” Uykusuzluğun sesiyle güze yaptığını yaz elbette gördü, Tüm telaşları boş vermeni isteyen bir de o var, Unutmalarını yapış yapış öğlenden bildiğince güneşin çoğunu devralan joker dost. 8 Nisan 2017 Selçuk *** Görsel: Vincent van Gogh – Çiçek Açan Badem Ağacı (1890)

15

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Advertisement