Page 1


JCdi- - .2. Z


GÜNÜMÜZ TÜRKÇESiYLE EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİ: KONYA- KAYSERİ- ANTAKYA- ŞAM- URFA- MARAŞ SİVAS- GAZZE - SOFYA- EDİRNE 3. Cilt 2. Kitap


Evliya Çelebi'nin YKY'deki kitapları: Çevriyazı:

Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: (ı. Kitap), haz.: R. Dankoff -S. A. Kahraman- Yücel Dağlı (2006)

Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: (2. Kitap), haz.: Z. Kurşun- S. A. Kahraman- Y. Dağlı (1999)

Evliyil Çelebi Seyahatnilmesi: (3. Kitap), haz.: S. A. Kahraman- Y. Dağlı (1999)

Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: (4-. Kitap), haz.: Y. Dağlı - S. A. Kahraman (2001)

Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: (s. Kitap), haz.: Y. Dağlı- S. A. Kahraman- İ. Sezgin (2001)

Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: (6. Kitap), haz.: S. A. Kahraman - Y. Dağlı (2002)

Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: (7. Kitap), haz.: Y. Dağlı - S. A. Kahraman - R. Dankoff (2003)

Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: (8. Kitap), haz.: S. A. Kahraman - Y.

Dağlı

-R. Dankoff (2003)

Evliyil Çelebi Seyahatnilmesi: (9. Kitap), haz.: Yücel Dağlı- S. A. Kahraman- R. Dankoff (2005) Günümüz Türkçesiyle

Günümüz Türkçesiyle Evliyil Çelebi Seyahatnilmesi: Istanbul (ı. Cilt, ı. Kitap), haz.: S. A. Kahraman- Y. Dağlı (2003) . Günümüz Türkçesiyle Evliyil Çelebi Seyahatnilmesi: Istanbul (ı. Cilt, 2. Kitap), haz.: S. A. Kahraman- Y. Dağlı (2003) Günümüz Türkçesiyle Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: Istanbul (2. Cilt, ı. Kitap), haz.: Y. Dağlı- S. A. Kahraman (2005) Günümüz Türkçesiyle Evliyil Çelebi Seyahatniimesi: Istanbul (2. Cilt, 2. Kitap), haz.: Y. Dağlı- S. A. Kahraman (2005) Günümüz Türkçesiyle Evliyil Çelebi Seyahatnilmesi: İstanbul (3. Cilt, ı. Kitap), haz.: Y. Dağlı- S: A. Kahraman (2oo6) Günümüz Türkçesiyle Evliyil Çelebi Seyahatnilmesi: İş tanbul (3. Cilt, 2. Kitap), haz.: Y.· Dağlı- S. A. Kahraman (2oo6)


EVLİYA ÇELEBİ

Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: Konya - Kayseri - Antakya - Şam - Urfa Maraş - Sivas - Gazze - Sofya - Edirne 3. Cilt 2. Kitap

HAZIRLAYANLAR: ·

SEYİT ALİ KAHRAMAN- YÜCEL DAGLI

~

omo iSTANBUL


Evliya Çelebi'nin YKY'deki kitapları: Çevriyazı:

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (ı. Kitap), haz.: R. Dankoff -S. A. Kahraman- Yücel Dağlı (2006)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (ı. Kitap), haz.: z. Kurşun- S. A. Kahraman- Y. Dağlı (1999)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (3. Kitap), haz.: S. A. Kahraman - Y. Dağlı (1999)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (4. Kitap), haz.: Y.

Dağlı

- S. A. Kahraman (2001)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (5. Kitap), haz.: Y. Dağlı - S. A. Kahraman - İ. Sezgin (2001)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (6. Kitap), haz.: S. A. Kahraman - Y.

Dağlı

(2002)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (7. Kitap), haz.: Y. Dağlı - S. A. Kahraman - R. Dankoff (2003)

Evliya Çelebi Seyahatnaınesi: (8. Kitap), haz.: S. A. Kahraman - Y. Dağlı -R. Dankoff (2003)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi: (9. Kitap), haz.: Yücel Dağlı- S. A. Kahraman- R. Dankoff (2005) Günümüz Türkçesiyle

Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: !stanbul (ı. Cilt, ı. haz.: S. A. Kahraman- Y. Dağlı (ıoo3) . Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: !stanbul (ı. Cilt, ı. haz.: S. A. Kahraman- Y. Dağlı (ıoo3) Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: !stanbul (ı. Cilt, ı. haz.: Y. Dağlı- S. A. Kahraman (ıoos) Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: !stanbul (ı. Cilt, ı. haz.: Y. Dağlı- S. A. Kahraman (ıoos) Günümüz Türkçesiyle Evliyii Çelebi Seyahatniimesi: İstanbul (3. Cilt, ı. haz.: Y. Dağlı- S. A. Kahraman (ıoo6) Günümüz Türkçesiyle Evliyii Çelebi Seyahatniimesi: Istanbul (3. Cilt, ı. haz.: Y: Dağlı- S. A. Kahraman (ıoo6)

Kitap), Kitap), Kitap), Kitap), Kitap), Kitap),


EVLİYA ÇELEBİ

Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: Konya - Kayseri - Antakya - Şam - Urfa Maraş - Sivas - Gazze - Sofya - Edirne 3. Cilt 2. Kitap

HAZıRLAYANLAR:

·

SEYİT ALİ KAHRAMAN- YÜCEL DAGLI

omo iSTANBUL


Yapı Kredi Yayınlan- 2353

Edebiyat- 717

Günümüz Türkçesiyle Evliyil Çelebi Seyahatnamesi: Konya - Kayseri- Antakya - Şam - Urfa -Maraş- Sivas- Gazze- Sofya -Edirne Evliya Çelebi 3. Cilt - 2. Kitap Hazırlayanlar:

Seyit Ali Kahraman- Yücel Dağlı

Kitap Editörü: M. Sabri Koz Kapal<taki "Edirne Meydan Çeşmesi" gravürünün kaynağı: Robert Walsh, Constantinople and the scenery of the seven churches of Asia Minor, C. 2, London, 1839 (Gravür: W. L. Leitch- }. Tıngle) Kapak Tasanını: Nahide Dikel Ofset Hazırlık: Yüce! Dağlı Baskı: Şefik Matbaası

Marmara Sanayi Sitesi M-Blok No: 291 İkitelli/İstanbul 1. Baskı: İstanbul, Haziran 2006 ISBN 975-08-1102-X Takım ISBN 975-08-1103-8 ©Yapı

Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A.Ş. 2006 _Bütün yayın haklan saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.

Yapı

Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A.Ş. . Yapı Kredi Kültür Merkezi . Istiklal Caddesi No. 285 Beyoğlu 34433 Istanbul Telefon: (O 212) 252 47 00 (pbx) Faks: (O 212) 293 07 23 http:/ /www.yapikrediyayinlari.com . e-posta: ykkultur@ykykultur.com.tr Internet satış adresi: http:/ /yky.estore.com.tr www.teleweb.com. tr


İçindekiler

Eski

şehir

Bürvadi, yani yüksek Pravadi Kalesi'nin

anlatılması ........................................................................................................... 399

Pravadi Kalesi'nin şekli ...................................................................................... 399 Garip temaşa ................................................................................................................ 400 Süslü şehir Pravadi'nin özellikleri ............................................................. .400 Tanrı'nın sırrı, acaip ve garip hikmetinin anlatılması. ................ 403 Yediler ziyaret yeri ................................................................................................ 403 Seyyid Sarı Saltık Bay menkıbeleri ve acaip ve garip kerametleri ........................................................................................................... 404 Medre Köyü menzili ................................................................................................ 405 Alaybeyi Köyü menzili ..................................................,...................................... 405 Emir Paşa Kalesi menzili .................................................................................... 405 Şumi' harap kalesi, bakımlı ve süslü Şumnu şehrinin anla tılması ........................................................................................................... 406 Şumnu ziyaret yerleri... .......................................................................................... 407 Durhançı Köyü menzili ......................................................................................... 407 Perizad beldesi yani Hezargırad şehrinin anlatılması... ............. 407 Makbul iken Maktul olan İbrahim Paşa Camii .................................. .408 Sofu Mehmed Paşa Camii ..............................................................................:.... 408 Beğ Camii ....................................................................................................................... 408 Acaip hikmet ............................................................................................................... 408 Hezargırad ziyaret yerleri ................................................................................ 409 Kuyucuk KÇ)yü menzili ........................................................................................... 409 Vetova KöyÜ menzili ................................................................. ,............................ 409 ~-


Kadıköyü menzili ..................................................................................................... 409 Büyük iskele ve eski şehir Ruscuk (Uruscuk) Kalesi'nin anlatılması ........................................................................................................... 409 Ruscuk Kalesi'nin şekilleri ................................................................................. 410 Ruscuk"şehrinin yapıları ...................................................................................... 411 Ruscuk ziyaret yerleri ............................................................................................ 412 Çöl, yani Yergöğü Kalesi'nin özellikleri ................................................ ..412 Yergöğü'nün isimlendirilmesinin sebebi ...................................................... 412 Yergöğü ziyaret yerleri ......................................................................................... 413 Ruscuk Kalesi ............................................................................................................... 413 Ablanova Köyü menzili ........................................................................................ 413 Ziştovi Kalesi'nin özellikleri .......................................................................... 413 Yüksek dağ, Niğebolu Kalesi'nin özellikleri ........................................ .414 Yüksek Niğbolu Kalesi'nin şekilleri... ......................................................... 414 Yıldırım Han Camii ............................................................................................... 415 Aşağı Küçük Hisar'ın şekli ................................................................................ 415 Niğbolu'nun büyük varoşunun anlatılması... ........................................... ..416 Şah Melik Camii ...................................................................................................... 416 Katib Balı Camii ...................................................................................................... 416 Hacı Kasım Mescidi ................................................................................................ 417 Niğbolu'nun ziyaret yerleri ................................................................................ 419 Ali Koç Baba Sultan ziyareti .......................................................................... .419 Ruscuk Kalesi menzili ............................................................................................ 419 Büyük ve eski nehir, Tanrı eseri Tuna Nehri ...................................... ..419 Batlamyus'a göre ....................................................................................................... 420 Büyük İdil (Volga) Nehri'nin anlatılması.. ......................................... ..421 Cayık Nehri'nin görüntüsü .................................................................................. 422 Rumeli nehirlerinin anası, büyük nehir Tuna'nın anlatılması ........................................................................................................... 422 Tuna Nehri'ne, Rumeli tarafında ta Alman'a varıncaya kadar karışan gördüğümüz nehirleri bildirir ................................ 423 Lom Nehri ...................................................................................................................... 423 Yantura Nehri ............................................................................................................. 423 Rosita Nehri ................................................................................................................ 423 Otma Nehri .................................................................................................................. 423 Vit Nehri ....................................................................................................................... 423

VI


Işkır Nehri ............... ·-·····::····························································································423 Lafdir Nehri ................................................................................................................. 423 Okus Nehri .................................................................................................................... 423 Tomuk Nehri ................................................................................................................ 423 Büyük Morava Nelıri ............................................................................................. 423 Büyük Sava Nehri'nin görünüşü ...................................................................... 423 Dirin Nehri ................................................................................ ,.................................. 424 Tihotine [Nehri] ...................................................................... :................................. 424 Işkir Nehri .................................................................................................................... 424 Sava Nehri ................................................................................................................... 424 Büyük nehir Dırava ................................................................................................ 424 Kırasiçe Nehri ............................................................................................................ 424 Şerviz Nehri ................................................................................................................ 424 Raba Nehri ................................................................................................................... 424 Rayçe Nehri ................................................................................................................. 424 Kalka Nehri ................................................................................................................ 424 Layta Nehri ................................................................................................................. 425 Beç Nehri ....................................................................................................................... 425 Fulande Nehri ............................................................................................................. 425 Beyara Nehri .............................................................................................................. 425 Tuna Nehri'nin kaynağının bildirilmesi ................................................... 425 Tuna Nehri'nin sol tarafında Macaristan' dan, Eğri eyaletinden, Tımışvar eyaletinden, Efiale ve Bağdan'dan ne kadar geçit vermez büyük nehirler Tuna'ya karışıyorsa onu bildirir ............................................................ 426 Madin Nehri ................................................................................................................ 426 Pozab Nehri .................................................................................................................. 426 Litre Nehri .................................................................................................................... 426 İpol Nehri ...................................................................................................................... 426 Gara Nehri .................................................................................................................... 426 Büyük Tise Nehri ...............................................................................................~ ...... 426 Be k ey N ehri ................................................................................................................. 426 Olti Nehri ..................................................................................................................... 427 Palosin Nehri .............................................................................................................. 427 Ormaniçse;;N ehri ....................................................................................................... 427 Pırahova Nehri .................................. : .................................................................... 427

VII


Balvaniçse Nehri ...................................................................................................... 427 Bozav Nehri ................................................................................................................. 427 Rimlik N ehri ............................................................................................................... 427 Fohşan Nehri ......................................................... :..................................................... 427 Pokta Nehri .................................................................................................................. 427 BüyükSiret Nehri .................................................................................................... 427 Birlad Nehri ................................................................................................................ 427 Iskıntı Nehri ................................................................................................................ 427 Zuta Nehri .................................................................................................................... 427 Büyük Prut Nehri ...................................................................................................... 427 Ruscuk şehrinden Silistre'ye doğru yola çıktığımız menzilleri bildirir ........................................................................................... 430 İlhanlar Köyü menzili ........................................................................................... 430 Küçük İlhanlar Köyü .............................................................................................. 430 Mustafa Baba Sultan Tekkesi'nin anlatılması. .................................. ..430 Arahacılar Köyü menzili ..................................................................................... 431 Gaziler yurdu ve iman seddi Silistre Kalesi'nin özellikleri ............................................................................................................. 431 Silistre sancağı ........................................................................................................... 431 Silistre Kalesi'nin şeklinin anlatılması ................................................... 433 Kale içindeki yapılar ............................................................................................ 434 Büyük Tuna Nehri'nin buz parçalarının anlatılması.. ..................... 434 Silistre şehrinin varoşunun özellikleri ....................................................... 436 Kurşunlu Cami ............................................................................................................. 438 Eski Cami ....................................................................................................................... 438 Kale Camii .................................................................................................................... 438 Saraçhanenin anlatılması ................................................................................... 440 Sanatlarının beğenilenlerinden ........................................................................ 440 Yiyeceklerinin ve içeceklerinin beğenilenleri ........................................ 440 Çıtak kavminin dilleri ve özellehçeleri ................................................. 441 Kölelerin isimlerini bildirir .............................................................................. 442 Silistre şehrinin mesireyerlerinin özellikleri ....................................... 442 Büyük Tuna Nehri'nin görülmeye değer balık dalyanlarının anlatılması ......................................................................... 443 Silistre şehrindeki Tuna Nehri değirmenlerinin özellikleri ............................................................................................................. 446

VIII


Tuna Nehri'ndeki değirmenterin şekilleri ............................................... 446 Silistre şehrinin ziyaret yerlerinin özellikleri... ................................. 447 imam Fahr ..................................................................................................................... 447 isa Hoca ...............................:........................................................................................... 447 Hüseyin Vaiz ................ _............................................................................................. 447 Şeyh Pirf Efendi ........................................................................................................ 447 Şeyh Derviş Efendi .................................................................................................. 448 Dersiam Göncüzade Ahmed Efendi, Şeyh Muhammed Buhari...................................................................................................................... 448 1062 Rebiülevvel'inde [Şubat 1652] Özü eyaleti kaleleri, · köyleri ve kasabaları muhafazasına gittiğimiz menzilleri bildirir ........................................................................................... 448 Çayırlı Köyü menzili ............................................................................................. 449 Denekler Köyü menzili .......................................................................................... 449 Marnur Hacıoğlu Pazarı Kasabası'nın özellikleri... ........................... 449 Hacıoğlu Pazarı ziyaret yerleri ..................................................................... 452 Kurduman Ağa Köyü menzili ............................................................................ 45.2 Batova Sahrası, yani Akyazılı Sultan Türbesi menzili .............. ..452 Akyazılı Sultan Türbesi 'nin anlatılması.. ................................................ 452 Akyazılı Sultan'ın hikayesi ............................................................................. 453 Akyazılı Sultan menkıbesi ................................................................................. 454 Akyazılı Sultan Tekkesi'nin anlatılması.. ............................................. .454 Duna Değirmenleri Mesireyeri ...................................:····································-456 Balçık iskelesi Kasabası menzilinin özellikleri ................................ .457 Balçık iskelesi'nin anlatılması... .................................................................... 458 Kavarna iskelesi'nin özellikleri .................................................................... 459 · Keligra Sultan Kalesi menzili ......................................................................... 459 Yılanlı Köyü menzili .............................................................................................. 460 Eski şehir ve büyük liman Mankalya'nın özellikleri ...................... 460 İsmihan Sultan Camii ............................................................................................ 461 Muharrem Baba Sultan ziyareti ................................................................. ?... 462 Göğemli Köyü menzili ............................................................................................ 462 Dobruca, yani Çıtak taifesinin dilleri ...................................................... .462 Harap kale Köstence Kasabası'nın özellikleri .................................... 463 ( ---) Köyü ıpenzili ..................................................................................................... 466 Karaharman Kalesi'nin özellikleri ............................................................. 466 IX


Karaharman Kalesi'nin şeklinin anlatılması....................................... 467 Çıkrıkçı Köyü menzili ........................................................................................... 467 Eski şehir ve büyük belde Babadağı'nınözellikleri... ...................... 467 Ulucami ............................................................................................................................ 472 Ali Paşa Camii ........................................................................................................... 472 Defterdar Derviş Paşa Camii ..................... ,..................................................... 472 Babadağı'nın gezinti yerleri ............................................................................. 473 Babadağı şehrinin ziyaret yerlerinin anlatılması... ......................... 474 Başka bir hikaye ...................................................................................................... 475 Sarı Saltık Sultan ziyaret yeri yapılarının anlatılması.. ......... ..477 Meydancı Dede ile Baba şehri içinde ettiğimiz ziyaretleri bildirir .......................................................................................... 479 Bayezid-i Vell Camii'nin sağında ve solunda büyük alim ve salihleri bildirir ........................................................................... 479 işbu 1062 Zilhiccesi'nin [Kasım 1652] sonlarında Özü eyaletinden aziedilip Babadağı'ndan Rumeli eyaletine gittiğimiz konakları, köyleri, kasabaları ve bakımlı süslü şehirleri bildirir ..................................................... ..480 İsterabad Kasabası'nın özellikleri ............................................................... 480 Kararnuradlı Kasabası .......................................................................................... 481 Karasu Kasabası'nın anlatılması .................................................................. 481 Bülbüllü Köyü menzili ........................................................................................... 482 Kumacık Köyü ............................................................................................................. 482 Düğüncüler Köyü ......................................................................................................... 482 Çardaklı Köyü ............................................................................................................ 482 Kasaplı Köyü ............................................................................................................... 482 Bakımlı Hacıoğlu Pazarı Kasabası ............................................................. 482 Denkler Köyü ............................................................................................................... 482 Güllü Köyü ..................................................................................................................... 482 Karacaot Köyü ............................................................................................................ 482 Arnavutlu Köyü .......................................................................................................... 483 Madara Köyü ............................................................................................................... 483 Yörük Kasım Köyü .................................................................................................... 483 Karacaot Köyü ............................................................................................................ 483 Gelinlik Köyü .............................................................................................................. 483 Çalıkkavak Köyü menzili .................................................................................. 483 X


Balkan Köyü ................... ·-··::························································································484 Haki'r Evliya'nın başından geçen ................................................................... 484 Dobral Köyü .................................................................................................................. 486 Dilaver Efendi Köyü .. ::........................................................................................... 486 Çelebi Sultan Mehmed Han Sarayı Köyü ................................................ 486 İslimye Kasabası'nın özellikleri .................................................................... 486 Hıdırağa Köyü ............................................................................................................ 488 Beğcesi şehri, Zağra Yenicesi Kalesi'nin özellikleri ...................... .488 Sarıca Paşa Camii .................................................................................................... 489 Ömer Çerçi Camii ..................................................................................................... 489 Zağra Yenicesi'nin ziyaret yerlerinin anlatılması.. ......................... .490 Şeyh Kara Şemseddin-i Simavi' .......................................... :.......................... 490 Abdullah Dede ziyareti ....................................................................................... 490 Meyyitoğlu Mehmed Bey ziyareti ................................................................ 490 Hazret-i Kademli Baba Sultan ziyareti... .............................................. .491 Hızır Bey Köyü menzili ....................................................................................... 491 Eski şehir Eski Zağra'nın özellikleri ..........................................................491 Eski Zağra yapılarının özellikleri ............................................................... 494 İbret verici olağanüstü bir acaiplik. ............................................................. 495 Eski Zağra ziyaret yerlerini bildirir .......................................................... 496 Arnavutlar Köyü ........................................................................................................ 496 Ekinler Köyü ................................................................................................................. 496 Köseli Köyü .............................................................................. :···································-496 İnebeç Köyü .................................................................................................................... 496 Makedone vilayeti, Filiboz şehri eski kale ve büyük şehir yani güzel belde Filibe'nin özellikleri ................................ 496 Filibe şehrinin hakimlerini bildirir ............................................................ 498 Filibe şehrinin imaretlerinin anlatılması.. ............................................. 499 Filibe mahallelerinin sayısı ............................................................................. SOO Filibe şehri .................................................................................................................... SOO Ulucami ........................................................................................................................ ~... SOO Şehabeddin Paşa Camii ....................................................................................... SOO Yeşiloğlu Camii ............................................................:............................................. 501 İmaret Camii ................................................................................................................ 501 Anbar Kadı.reni Camii ....................................................................................... :501 Koruağası Camii ........................................................................................................ 501 XI


Köprübaşı.Camii ........................................................................................................ soı Tabbağlariçi

Camii... ............................................................................................... 501 Uğraş Camii .................................................................................................................. soı Emir Şeyh Camii ....................................................................................................... 501 Şehrin alimlerinin, salihlerinin ve şeyhlerinin anlatılması ........................................................................................................... 502 İleri gelenlerinin anlatılması. .......................................................................... 502 Filibe'nin mahbub ve mahbubelerinin anlatılması.. .......................... 503 İbret verici eserlerinin anlatılması .............................................................. 503 Filibe'nin ikliminin anlatılması .................................................................... 503 Sanayiinin beğenilenlerinin anlatılması .................................................. 503 İmaret aşevinin özellikleri ................................................................................ 503 Filibe Ovası'nın mahsülleri .............................................................................. 503 Filibe'nin mesire yerleri ....................................................................................... 503 Pınarbaşı Mesireyeri ............................................................................................... 504 Filibe şehrinin yapılarının durumları ........................................................ 504 Eski şehir Filibe'nin ziyaret yerleri ............................................................ 504 Tatarpazarcığı Kasabası'nın anlatılması.. .............................................. 504 Hacı Cafer Ağa Camii .......................................................................................... 505 Nazır (---)Ağa Camii ................................................................................... ,....... 505 Süleyman Han veziri Makbul İbrahim Paşa Kervansarayı'nın özellikleri ................................................................... 505 Tatarpazarcığı'nın ziyaret yerleri ................................................................ 506 Amansız yol, harap kale İhtiman Kasabası'nın özellikleri ............................................................................................................. 507 Ormanlı Köyü .............................................................................................................. 508 Rumeli'nin eski taht merkezi, büyük güzel belde, Rumeli gazilerinin ocağı yani Sofya-i safiye, Aysofya şehrinin özellikleri ................................................................ ,... 508 Sofya şehrinin alıvalinin anlatılması ....................................................... 513 Adı geçen Yörükan beylerinin zeametlerini bildirir ......................... 513 Rumeli eyaletinde olan sancakları bildirir ............................................ 514 Sofya şehrinin hakimlerini bildirir ............................................................ 515 Sofya şehrinin zeminini ve sağlam yapılarını bildirir .................. 516 Pıışa Sarayı ................................................................................................................... 516 Gül Camii ....................................................................................................................... 516 XII


Koca Mahmud Paşa Eski Camii ...................................................................... 517 Koca Derviş Mehmed Paşa Camii.. ............................................................... 517 Molla Efendi Camii ................................................................................................. 517 Eski Siyavuş Paşa Camii ..................................................................................... 517 Defterdar Camii ........ , .............................................................................................. 518 Çelebi Camii ................................................................................................................ 518 Şeftali Camii ................................................................................................ -............. 518 İmaret Camii İmareti ............................................................................................. 519 Sunkur Beğ Hamamı ................................................................................................ 519 Sofya şehrinin pak ılıcalannın anlatılması.. ....................................... 519 Avratlar ılıcası .......................................................................................................... 519 Sofya halkının hoş alışkanlıkları ............................................................... 521 Bana suyunun özelliği ............................................................................................. 521 Sofya halkının diğer bir hoş adeti ............................................................... 521 Diğer hoş hareket, ancak lakin isyan sahibi kadınların kötü adetleri ............................................................................. 522 Diğer bir güzellik. ..................................................................................................... 522 Alimler, salihler ve ileri gelenlerin anlatılması.. ............................ 522 İmamlar, hatipler, şeyhler ve fakihlerin özellikleri .................... 522 Maarif erbabı şair dostların anlatılması... .............................................. 522 Abdal meczuplar ve ermişlerin anlatılması... ........................................ 522 Malıbubiarın yüz renklerinin anlatılrnası.. .............................................. 522 Bölge halkının dilleri ve giyimlerinin anlatılması... ...................... 523 Suyu, havası ve beldenin arzının bildirilmesL .................................. 523 Sanatlarının beğenilenlerinin anlatılması .............................................. 523 Cennet bahçesi bağlarının sayılarının bildirilmesi .......................... 523 Hububat mahsüllerinin anlatılması ............................................................. 523 Yiyecek ve içeceklerinin anlatılması... ....................................................... 523 İrem Bağları mesire yerlerinin özellikleri .............................................. 523 Korubağları Mesireyeri ......................................................................................... 523 Lala Paşa Mesireyeri .........................................................................................•... 523 Ahmed Bi'can gezinti yeri ................................................................................... 523 Ahmed Hoca Mesireyeri ...................................................................................... 523 Lozna Mesireyeri ....................................................................................................... 524 Kenan Paşa9ftliği dinlenme yeri ............................................................... 524 İbret verici 'örencik Ilıcası Mesireyeri'nin özellikleri .................... 524 XIII


(---)

Ilıcası

Mesireyeri .......................................................................................... 524 Balı Efendi Ilıcası Gezintiyeri ........................................................................ 524 Balı Efendi Korusu Mesireyeri'nin özellikleri ...................................... 524 Aziz Şeyh Balı Efendi Mesireyeri ................................................................ 525 Süleyman Han Mastabası (sekisi) Mesireyeri ...................................... 525 Vitoş Dağı Büyü)< Yayiası Mesireyeri'nin özellikleri .................... 527 Talih Çeşmesi, tılsımlı Eflatun-ı İlahi çeşmesinin anlatılması ........................................................................................................... 528 Safalı dostların başından geçenler................................................................ 529 İbret verici acaip bir seyirlik. ....,..................................................................... 531 Riyasız hak1r Evliya'nın acaip doğru rüyası ........................................ 534 Acaip rüyanın yorumu ............................................................................................ 535 Gınay1 Efendi'nin vefatının anlatılması.. ................................................ 538 Sofya şehrinin yapılarının tamamlanması... .......................................... 539 Arif evli ya ve Hakk'a erenlerin ziyaret yerleri ................................ 539 Şeyh Hazret-i Balı ziyaret yeri .................................................................... 540 Hazret-i Balı Efendi oğlu Hazret-i Şeyh İshak Efendi ziyareti ........................................................................................................:.......... 540 Molla Efendi ziyareti ............................................................................................ 540 Yazıcıoğlu Hazret-i Ahmed Blcan ................................................................ 541 1063 yılı Şaban [Mayıs 1653] ayının başında Sofya şehrinden İstanbul'a giderken bütün köyleri, kasabaları ve menzilleri bildirir.......................................................... 542 Birinci menzil Ken' an Paşa Çiftliği ............................................................. 542 Kızlar Derbendi Köyü menzili ......................................................................... 542 Harap kale, eski şehir Köstence'nin özellikleri ................................. 542 Köstence ılıcasının özellikleri ......................................................................... 544 Bulgar dili, yani küffar kavmi... .................................................................... 544 Saruhanbeyli Kasabası menzili ...................................................................... 545 Büyük Meriç Nehri'nin özellikleri ............................................................... 545 Rum ülkesi (Marmara) denizinin anlatılması... .................................... 545 Tatarpazarcığı Kasabası menzili .................................................................. 546 Büyük şehir, eski Filibe menzili .................................................................... 546 Papazlı Köyü menzili ............................................................................................ 546 Altınçayırı menzili .................................................................................................. 546 Hırmenli Kasabası menzili ................................................................................ 546 XIV


Paşa Köprüsü Kasabası menzili .................................................. 547 Kalesi, yani Çirinen sancağının özellikleri ......................... 548 Hamza Baba Tekkesi ............................................................................................. 549 Ulu şehir, büyük sur, yakın belde, hastalıkları gideren ve rahatlık veren, kötü işli sapık İdrivne Kral yapısı, yani ikinci taht merkezi, güzel belde, eski kale Edirne şehrinin özellikleri ............................................................ 549 Edirne olayının sebebi ............................................................................................ 549 İkinci taht merkezi Yunan Edirnesi'nin durumu ................................... 552 Edirne Kalesi'nin görünüşü ve şekilleri ........... 553 Edirne Kalesi'nin temellerinin atılması ................................................... 553 Kaplı Kule ..................................................................................................................... 553 Manyas Kulesi ............................................................................................................. 553 Zindan Kulesi .............................................................................................................. 553 Makedone Kulesi ....................................................................................................... 553 Balıkpazarı Kapısı ................................................................................................. 554 İğneciler Kapısı .......................................................................................................... 554 Zindan Kapısı ............................................................................................................. 554 Manyas Kapısı ............................................................................................................ 554 Mihal Kapısı ............................................................................................................... 554 Uğrun Kapı .................................................................................................................... 554 Edirne şehrindeki üç nehrin anlatılması.. ................................................ 555 Tunca Nehri .................................................................................................................. 555 Arda Nehri ................................................................................ :.................................. 555 Meriç Nehri .................................................................................................................. 555 Münasip hikaye ......................................................................................................... 555 İkinci taht merkezi olan Edirne şehrinin ey aleti 25 adet hakimlerini bildirir ....................................................................................... 558 Edirne camileri, yani Osmanoğlu selatin camileri ve diğer camiierin anlatılması ...................................................................... 560 Evvela Edirne şehrinin eski mabedgah ve büyük ziyaret yerleri .................................................................................................... 560 Yıldırım oğlu Sultan I. Mehmed Han Camii yani Ulucami'nin anlatılması ............................................................................. 560 Hudavendigar Gazi Murad Han oğlu Sultan Yıldırım Bayezid Han Camii'dir ki anlatılır .................................................. 561

Mustafa Hırmen

A •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

xv


Küpeli Cami ................................................................................................................. 561 Çelebi Mehmed Han oğlu Gazi Murad Han Camii'nin özellikleri ............................................................................................................. 562 Üçşerefeli ........................................................................................................................ 562 Bu güzel camiin avlusunun anlatılması.. .................................................... 563 Gazi Murad Bey; b.(---)(---) Han (Allah'ın rahmeti ve acıması ona olsun) camiinin anlatılması .................................. 566 Fatih Sultan Mehmed Han oğlu Bayezid-i Veli Camii'nin anlatılması .................................................................................. 567 Bayezid Han-ı Veli Camii avlusunun anlatılması.. ......................... 568 Sultan Süleyman oğlu Sultan Il. Selim'in ibret verici benzersiz camiinin özellikleri (Selimiye Camii) ....................... 569 Selimiye kubbesinin özelliği ............................................................................. 570 Edirne şehrinde Selimiye Camii avlusunun anlatılması.. ............. 573 Edirne şehrindeki Selimiye Camii'nin acaip minarelerinin anlatılması .......................................................................... 573 Edirne şehrindeki Selim Han Camii'nin masrafı.. ............................. 575 Aziz babamızın hikayesi .................................................................................... 575 Sultan Süleyman Han Camii ............................................................................. 577 Taşlık Camii ................................................................................................................ 577 Büyük Edirne şehrinde vezir ve diğer devlet adamları camilerinin anlatılması ............................................................................... 578 Defterdar Mustafa Paşa Camii ....................................................................... 578 Çelebi Camii ................................................................................................................ 578 Haseki Sultan Camii .............................................................................................. 578 Noktacı Camii ............................................................................................................ 578 Eski Ali Paşa Camii ............................................................................................... 578 Bey lerbeyi Camii ...................................................................................................... 578 Larf Camii ..................................................................................................................... 578 Cezer1 Kasım Paşa Camii .....................................................................:............. 578 Hacı İlyas Camii ...................................................................................................... 578 Mihal Bey Camii ...................................................................................................... 578 Acaip hayratların anlatılması ....................................................................... 578 Edirne beldesinin mescitlerinin anlatılması... .................. -.................... 579 Hıdırlık Mescidi ....................................................................................................... 579 Timurtaş Paşa Mescidi ........................................................................................... 579 XVI


Kızılminare Mescidi ............................................................................................... 579 ilim yuvası medreselerin anlatılması ........................................................ 579 Muradiye Medresesi ................................................................................................ 579 Kemal Paşazade Medresesi ................................................................................ 579 Kur'an öğretilen dcıı.-ülkurraların anlatılması... .................................... 581 Hadis öğretilen darülhadislerin anlatılması.. ..................................... 581 · Sultan Il. Selim Darülhadisi ..................................................c........•..•.....•.....•. 581 Ebced okuyan çocukların öğrenim gördüğü sıbyan mektepleri ............................................................................................................. 581 . Şanlı derviş tekkelerinin anlatılması ....................................................... :582 Hazret-i Hızır Dede Hünkar Tekkesi ........................................................ 582 Edirne şehrindeki Hıdırlık Tekkesi'nin özellikleri ......................... 582 Küşte-gfran yani Güreşçiler Tekkesi, Seyyid Cemaleddin Sultan asitanesi ................................................................... 583 Hazret-i Celaleddin-i Rumi yani Hazret-i Molla Hünkar Hazret-i Mevlana dervişleri Tekkesi yani Koca Murad Han ibn {---)Han Mevlevihanesi ........................... 585 Hazret-i Şeyh Zindanf Tekkesi ...................................................................... 585 Şeyh Hazret-i Abdülkadir Cilanf Tekkesi ............................................. 586 Şeyh Hazret-i Seyyid İbrahim Gülşenf Tekkesi ................................. 587 Hacı Ömer Ağa Tekkesi ....................................................................................... 588 Şeyh Hazret-i Mestçizade İbrahim Efendi Tekkesi ......................... 589 Müezzin Sultan Tekkesi ........................................................................................ 589 Ebu İshak Kazvini Tekkesi ...........................................:.................................... 589 Taşkend Baba Tekkesi ........................................................................................... 589 Tütünsüz Baba Sultan Tekkesi .......................................................................... 589 Üçler ve Yediler Tekkesi ......................................................................~ .............. 589 Şarablar Tekkesi ....................................................................................................... 589 Karaca Ahmed Sultan Tekkesi ........................................................................ 589 Edirne şehrindeki susayanları suya kandıran çeşmeler ve akarsuların anlatılması ...................................................................ı ... 589 Can bağışlayıcı sebilhanelerin anlatılması... ........................................ 590 Şenlikli şehir Edirne'nin mahallelerinin isimleri ............................. 590 Edirne şehrinin mahallelerinin isimleri .................................... :.............. 590 Osmanoğlusultanları sarayının anlatılması ......................................... 591 Eski Saray.~: .................................................................................................................. 591

XVII


Şenlikli

Edirne şehrinde Osmanoğulları sultanlarının hassa bahçelerinin anlatılması ............................................................. 591 Hasbahçe zemininin anlatılması ................................................................... 592 Şenlikli Edirne şehrinde vezir, devlet adamları ve ileri gelenlerin sarayları ............................................................................ 594 Gelen giden yolet~ların konuk evleri, kervansarayların anlatılması ........................................................................................................... 595 Şenlikli Edirne şehrindeki tüccar hanlarının anlatılması.. ......... 596 Garip bekar ·hanlarının anlatılması ............................................................ 596 Çarşı pazar ve bedesteninin anlatılması.. ................................................ 596 Ali Paşa Çarşısı'nın övülmesi ................................................. ,........................ 597 Edirne şehrinin süslü çarşılarını bildirir .................................................. 597 Şehrin içinde ve dışında dağılmış olan pazarları bildirir ...................................................................................................................................... 599 Edirne şehrindeki ibret verici yapıları bildirir .................................. 600 Mihal Bey Köprüsü .................................................................................................. 600 Saraçhane Köprüsü ................................................................................................... 601 Sultan Köprüsü ............................................................................................................ 601 Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü .............................................................. 602 Tatlı su nehirlerinin anlatılması. .................................................................. 602 Evlerdeki su kuyularının anlatılması ......................................................... 602 İbret verici hamamları bildirir ...................................................................... 602 Üçşerefeli Hamamı .................................................................................................. 603 Tahtakale Hamamı ................................................................................................ 603 İbrahim Paşa Hamamı .......................................................................................... 603 Boyacılar Hamamı .................................................................................................. 603 İshak Paşa Hamamı ............................................................................................... 603 Selimiye Hamamı .................................................................................................... 603 Murad Bey Hamamı ................................................................................................ 603 Mezid Bey Hamamı ................................................................................................ 603 Topkapısı Hamamı .................................................................................................. 603 Bayezid Han Hamamı .......................................................................................... 603 Mihal Bey Hamamı ................................................................................................ 603 Ağa Hamamı ................................................................................................................ 603 Kasım Paşa Hamamı .............................................................................................. 603 Sultan Mehmed Hamamı ..................................................................................... 603

XVIII

i.


Beylerbeyi Hamamı.~ ............................................................................................. 603 Ahf Çelebi Hamamı ............................................................................................... 603 Oğlan Hamamı .................................................................................... :...................... 603 Kadıasker Hamainı.: ............................................................................................... 603 Kızlarağası Hamamı .........................•................................................................... 603 Osmanoğlu taht merkezi olan Edirne şehrinde hanelerdeki özel hamamların anlatılması ................................... 604 Hünkar Sarayı Hamamı ...................................................................................... 604 Yaşlı ve gençlerinin yüz renklerinin anlatılması... ............................. 604 Dilber mahbublarının anlatılması ................................................................ 604 İleri gelenlerinin isimlerinin yazılması .................................................... 604 Usta tıp bilginlerinin bildirilmesi ................................................................ 604 Usta cerrahiarının övülmesi .............................................................................. 604 İmam ve hatiplerinin anlatılması... ............................................................. 605 Fasih şair ve yazarları ........................................................................................ 605 Ermiş zatların anlatılması ................................................................................. 605 Erkek ve kadınların giydiklerinin anlatılması... ................................ 605 Belde halkının konuşmaları .............................................................................. 605 Güzel havasının anlatılması ............................................................................ 605 Edirne şehrinin enlemi, boylamı ve ikliminin anlatılması.. ......... 606 Yıldız taliinin yazılması .................................................................................... 606 Erkek ve kadınlarının isimlerinin yazılması... ..................................... 606 Köle ve cariyelerin isimleri ....................................... :······································606 Ruhban kiliseleri ...................................................................................................... 606 Hububat ürünlerinin, buğday tanelerinin övülmesi............................. 606. Seçkin yiyeceklerinin anlatılması ................................................................ 606 Meyve ve meyve ürünlerinin anlatılması... .............................................. 606 Keyif verici içeceklerinin anlatılması.. ..................................................... 607 Aşevi imaretlerinin anlatılması .................................................................... 607 Sanatlarının beğenilenlerinin anlatılması .............................................. 607 Erkeklerinin iş güç ve karları ..................................................................... ~..... 607 Halkın dilleri ve özel lehçeleri ..................................................................... 607 Bağ ve bostanlarının sayılarının yazılması... ........................................ 607 Bayezid Han hayratı yani şffa yurdunun anlatılması.. ................. 607 B!marhane.. yani hastahanenin şekli ........................................................... 608 Büyük Edi;~e şehrinin caddelerinin sayısı... ........................................... 610

XIX


!: 1

Edirne bilgilerinin

tamamlanması ................................................................ 611

Osmanoğulları'nın

ikinci taht merkezi olan Edirne evliyalarının ziyaret yerleri .................................................. 613 Müezzin Sultan menkıbeleri.. ............................................................................. 614 Mumcu Hasan Baba menkıbesi .......................................................................... 616 Tütünsüz Sultan menkıbeleri .............................................................................. 617 Edirne şehrinde dua kabul olan makamları bildirir ........................ 622 Hazret-i Hızır makamı ........................................................................................ 622 Kemal Paşazade Darülhadisi odası ............................................................ 622 Sefer Şah Sultan Tekkesi .................................................................................... 622 Edirne şehrinden İstanbul'a gittiğimiz menzilleri bildirir .......... 622 Solak Çeşmesi Sahrası menzili ................................. ,..................................... 622 Hafsa (Havsa) Kasabası menzili .................................................................. 622 Sokullu Mehmed Paşa'nın oğlu(---) nun öldürülme sebebi... ......... 623 Akıllı Sokullu Mehmed Paşa oğlu(---) nun hayrat ve hasenatının anlatılması... .................................................................... 624 Kurd Baba ziyareti .................................................................................................. 625 Babaeski Kasabası menziHnin anlatılması... ......................................... 625 Çoban Deli Kasım Ağa Köprüsü ...................................................................... 626 Sarı Saltık Baba Sultan ziyaret yerinin özellikleri... ..................... 627 Şeyh Şuhudi' ziyareti ............................................................................................. 627 Şeyh Hazret-i (---)(---)Baba ziyaret yeri ........................................... 628 Pürnaz Kasabası yani Burgaz Beldesi Menzili ..................................... 628 Kırkkilise sancağı tarafına gittiğimiz konakları

ve beldeleri bildirir ....................................................................................... 628 Ahmed Beyli Köyü menzili ............................................................................... 628 Tatarlı Köyü menzili .............................................................................................. 628 Uzun Hacılar Köyü menzili ............................................................................... 628 Küçük Kösdemir Kasabası'nın özellikleri... ............................................. 629 Fener Kasabası'nın anlatilması ..............................................................·........ 629 Eski Haniça Kalesi yani bakımlı Çatalca Kasabası'nın özellikleri ............................................................................................................. 630 Çatalca Kasabası imaretlerinin anlatılması ........................................ 631 Ferhad Paşa Camii .................................................................................................. 631 Çatalca Çayırı ............................. ,.............................................................................. 633 Çatalca Kasabası'nın ziyaret yerleri ......................................................... 633

xx


Menekşe Çayırı men~ili ........................................................................................ 634

Kaya Sultan Sarayı menzili ....................... 634 Vadisi'ndeki ibret verici gezinti yerindeki gece eğlencelerinin anlatılması .............................................................. 635 Şanlı dervişlerin güzel garip hallerinden ............................................... 644 . İpşir Paşa'ya gittiğimiz menzilleri ve çektiğimiz sıkıntıları bildirir ........................................................................................... 653 Gebze Kasabası menzili ........................................................................................ 653 İznik Kalesi m enzili ............................................................................................... 653 Söğüt Kasabası menzili ......................................................................................... 653 Seydf Gazi menzili .................................................................................................. 653 Akşehir menzili ......................................................................................................... 653 Ladik Kasabası menzili ....................................................................................... 653 Konya Ovası menzili .............................................................................................. 653 Ilgın Kasabası menzili .......................................................................................... 655 Husrev Paşa menzil hanı ..................................................................................... 655 Söğüt Kasabası menzili ......................................................................................... 655 İznik şehri menzili ................................................................................................... 655 Gebze menzili ............................................................................................................... 655 İpşir Paşa'nın kötü danışma toplantısı.. .................................................... 661 Melek Ahmed Paşa'nın yiğitliği ve cesareti ......................................... 662 Sonunu gören Melek Ahmed Paşa'nın akıllı vezir Abaza İpşir Paşa'ya öğütleri .............................,..................................... 664 Sadrıazam İpşir Paşa'nın büyük alayının anlatılması... ................ 666 Eşsiz güzelliklerden bir rüya ............................................................................. 669 Melek Ahmed Paşa rüyasının araştırması.. ............................................ 669 Melek Ahmed Paşa'nın rüyası ve bu rüyanın yorumu ....................... 670 Doğru rüya yorumunun etkisi ............................................................................. 672 Sultan IV. Mehmed Han huzurunda Melek Ahmed Paşa ve İpşir Paşa'nın tartışması ...................................................................... 673 Büyük şehir Eskidar, yani Üsküdar menzili .....................................~ .... 676 Acaip ve garip hikmet ........................................................................................... 676 Üsküdar yakınında Kadıköyü menzili ....................................................... 679 Melek Ahmed Paşa kethüdası Kudde Mehmed Kethüd~'nın içler acısı durumu ............................................................... 681 Topçular

Kasabası'nda

Kağıthane

XXI


Eski şehir Bürvadi, yani yüksek Pravadi Kalesi'nin anlatılması İlk yapıcısı Döbruca krallarından Helona kraldır. Dobruca'nın taht merkezidir. Bütün Bulgaristan ve Yunan bunun elinde idi. Bunlar da [109b] Hıristiyan milletlerden olup ineili idiler. Sınırları Çenge balkanında adı geçen kale ve hendekten ta Alacahisar'da Despot kral ile komşu idi. Bir tarafından, Tuna kenarında Tolça Kalesi'nden Tuna kenarıyla ne kadar beldeler ve kaleler var ise Semendire kralıyla komşu olup aralarında Sofya Ovası'nda akan Iskır Nehri'nin sınır olduğu Yanvan Tarihi'nde acaip şekilde ayrıntılarıyla yazılmış­ tır.

Bu Dobruca kralı daimi Cengiz Han ve Tohtamış Han ile Akkirman'da Kamerü'l-kamer Salırası'nda büyük savaşlar edip İstanbul Kostantinlerinin üzerine Tatar'ı geçirmeyip set olduğun­ dan "dobra" yani iyi kral demek olur. Krallarının karargahı bu Pravadi'dir. Nice kimse bu şehrin ismini Pirevadi, niçeler Perevadi, niceleri "Bir er var idi" yazar. Gerçekten de Belh ü Buhara'da Türk-i Türkan Hoca Ahmed Yesevf hazretleri Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Sarı Saltık yani Muhammed Buhar! hazretlerini Rum'a gönderdiğinde Saltık Buhar! Sinop'dan Varna'ya, Varna'dan bu Pravadi'de Dobruca krala gelip bir ejderhayı kati edip bu Pravadi'de tanınıp meşhur olduğundan "Bir er vardı"dan bozulma Pravadi derler. Daha sonra 814 [1411] tarihinde bu kaleyi Yıldırım Han oğlu Musa Çelebi Rum'a halife iken feth etmiştir. Büyük ceng ile ve Mihal Bey oğlu Mehmed Bey'in yardımıyla. Bu Mehmed Bey Plevne şehrinde medfund ur. Daha sonra Süleyman Han yazımında Özü eyaleti valisi hükmünde paşa ve voyvodası zabittir. Ve 150 akçe payesiyle şerif kaza olup Der-i devletinde bütün nakibüleşraflara arpalık olup naibi hükm eder. Bütün köyleri (---) şenlikli, verimli köylerdir. Kethüdayeri ve yeniçeri serdan vardır. Zira ayanı, eşrafı ve askeri taifesi çoktur. Şeyhülislamı, nakibi, şehir naibi, muhtesibi. ve hacdan vardır. Pravadi Kalesi'nin şekli: Kalesi şehrin doğu tarafında göklere doğru baş uzatmış yalçın kesme duvar gibi kaya üzere acaip ve tuhaf tarzlı yüksek bir kaledir. Bütün duvarları cilalı, parlak, traşlı sanatlı taşlar ile yapılmış sağlam ve dayanıklı, ib~.

.

,-

399


ret verici güzel bir kaledir. Dört tarafı cehennem çukurlarından haber verir gayya dereleri olduğundan asla ve kat'a bir tarafında hendeği yoktur. Ancak batı tarafına açılır iki kat demir kapısı vardır. O tarafda 10 arşın kadar derin ve uzun kesme kaya hendeği vardır. Bu tarafa bakar sağlam kuleleri vardır. Bu kalenin zerre kadar bir tarafında dayanağı yoktur. Ve bir tarafdan asla zafet mümkün değildir. Kale içinde bir mescit, tahıl anbarı, dizdarhanesi, imam ve müezzin hanesi var. Dizdarı, 10 adet neferatları ve yetecek kadar şahf topları var. Kale içinde büyük bir abıhayat su kuyusu var, tam 100 kulaçtır. Bir taş parçası atılsa taşın sesi insanın ödünü patlatır. Bu kale içinde bundan başta yapı eserleri yoktur. Ve bu kalenin fırdolayı burçları ve bedenleri üzerinden büyüklüğü 700 adımdır. Kıbleden kuzeye doğru yapılmış olup kapısın­ dan kıbleye uzunluğu 200 adımdır, genişliği tam 50 adımdır. Gayet ensiz kaleciktir, ama Kahkaha kalesidir. Ama, Garip temaşa: Bu kale öyle yüksek bir dağın tepesindedir ki her zaman tepesinde seher vaktinde mavi bulutlar eksik değildir. Böyle yüksek bir dağın tepe kayalarında gemiler bağlayacak adam uyluğu kalınlığında içinden birer adam geçer demir halkalar var. Ve eski zamanda kullanmadan dolayı aşınma izleri var ki nice yüz sene kullanılmıştır, ama Pravadi'de bir yaşlı Latin kefere var idi. Onun anlattığına göre, "Tarihlerimizde öyle yazar ki İskender-i Zülkarneyn Karadeniz Bağazı'nı kesmezden önce Heyhat Sahrası'nı, Kırım diyarı, Özü sahraları, Kamerü'l-kamer ve Tameşvar sahraları, Göle, Salanta, Keçkemet, Peşte, Baçka ve Laçka salıraları tamamen Karadeniz idi. Bu Pravadi kayası marnur ada olduğundan gemiler bağlanır­ dı" diye nakl etti, hakikaten gerçektir. Zira bu hakfr Heyhat Sahrası ve Budin tarafında Salanta salıralarında Koca Musa Paşa Budin valisi iken o salıranın toprakları içinde deniz yaratıklarından midye, istiridye ve minkale böceği kabukları [110a] buldum. Gerçekten de Büyük İskender zamanında o salıralar deniz olup Pravadi Kalesi ada olup o demir halkalara gemileri bağlar­ lar imiş.

Süslü

şehir

Pravadi'nin özellikleri bir kayadan bir kayaya bir ok dere içinde yeşillik düz yerde kıbleden ku-

İki yalçın kayanın arasında

menzili 400

genişliğinde


zeye uzunluğu 2.000 ad!m boyunda bir bakımlı bir şehir(---) dir ki benzersizdir. Bu şehrin ortasında(---) deresi akar. Yedi yerden taş köprüler ile geçilir bakımlı şehirdir. Şehrin yarısı, çarşı pazarının bakımlısı kale kayalarının eteğinde kurulmuştıır. Yarısı batı tarafı kayaları altında yüksek saraylar, bağlı, bahçeli ve akarsulu hanedanlardır. Şehir ortasından geçen derenin suyu azdır. İsmine (---) derler. (---) (---) doğup kıble yönüne şehir içinden akar, bir saatte Kamçı Nehri'ne karışır. Bu şehir toplam (---) adet mahalledir. Evvela (---) (---) mahallesi ve (---) mahallesi, ................ (1 satır boş) ............... . mahalleler bunlardır. Ve hepsi (---) adet büyük saraylar, eski haneler ve diğer fukara ve zengin evleridir. Evvela Nalbant Ali Ağa Sarayı, Şatır Ahmed Ağa Sarayı, Hüseyin Ağa Sarayı, Naib Hüseyin Efendi Sarayı, Çeneklizade Halil Ağa Sarayı, Hacı Ali, Kavafzade ve nice bilmediğimiz saraylar vardır. Bu şehrin bütün yapıları beyaz yontma taş ile kargir ve sağlam bakımlı evlerdir. Hepsi küçük ve büyük, altlı üstlü haneleri tamamen kırmızı kiremit ile örtülü bakımlı evlerdir. Bütün halkı zengin ve mutlulardır. Bundan dolayı bu şehir halkının misafirlerine ve ziyaretçilerine ziyafetlerinde nefis nimetleri ve şekerli türlü türlü hoşafları aleınce beğenilir. Gariplere dost ve fakirleri sever adamları çoktur. Gerçi ·acımasız insanların dilinde muameleci halkı vardır, derler ama köy halkını yerel vergilerden kurtarıp sıradan halka çiğnetmezler. Bu bakımlı şehir içinde toplam (---) adet mihraptır . Meşhur

................ (4 satır boş) .............. .. Bu camilerden başkası mescitlerdir, ama özel medrese, darülhadisi ve aşevi yoktur. Hepsi 10 adet sıbyan mektebi vardır. Evvela, ................ (1 satır boş) .............. .. Ve tamamı (---) adet derviş tekkeleridir. Bunlardan şehrin kuzey tarafında bağlar ve bahçeler kenarında Bektaşi Tekkesi var imiş. Gprenler, bu dünyada benzeri yok idi, diye anlatırlar. Ahmed Ha·n zamanında Vezir Nasıf Paşa yıkmış. Hala yapı 401


kalıntıları bellidir, ama bakımlı olan Kastamonulu Şa'ban Efendi halifelerinden Yeniçeri P1r1 Efendi Tekkesi, ulu tekkedir. Ve Şeyh Pfr1 İHih1 aşk ile sermest bir Allah adamıdır. Aşıkane ve tasavvufane penç-beyt ilahıleri aşıklar lisanında on iki makam üzere okunur bir müdevveri var. Ve(---) tekkesi,

..•............. (1 satır boş) ............... . bilinen ve meşhur olan tekkelerdir. Ve tamamı (---) adet hamamdır. Evvela Kazancılar içinde (---) (---) hamamı, suyu, havası, yapısı ve hizmetçileri beğenilir. Ve Şatır Ahmed Ağa Sarayı yakınında (---) (---) yüksek hamam (---) (---) (---) (---) (---) . Bunlardan başka vilayet ileri gelenlerinin söylediklerine göre ev hamamları var ki özel hamamlardır. (---)

Ve hepsi 620 dükkandır. Haffafları (ayakkabı, terlik ve saire yapan ve satanlar), saraçları ve kuyumcular çarşısı şenlikli ve bakımlıdır. V e bedesteni de beğenilir. Kahvehaneleri ariflerin toplantı yeri ve zarif dervişlerin mekanıdır. Ve haftada bir kere bu şehir içinde büyük pazar durup yirmiotuz bin adam Dizdar Köyü'nden, Köprü Köyü'nden ve Çenek'den kısacası çevredeki köylerden adam deryası toplanıp o kadar [110b] yakışıklı ve güzel nice ay gibi, güneş parçası gibi civanlar toplanır ki, Görenin

Bu

aklı

gider, özge

temaşadır

mısra onların hakkındadır.

Özellikle al renkli tebekan1 elma yanakiı ve kiraz dudaklı, sözlü ve ala gözlü Bulgar güzelleri olur ki her birinin bakışında yüz bin güzel nazarı vardır. Her biri güzel yüzlü ve ince belli olup misk kokulu kaküllerini bölük bölük, perçem perçem ederler. Konuşmaları düzgün, inci dişleri sanki parlak inci, düzgün ve sağlam yapılı bakire kızları vardır. Her biri güzellik pazarı içinde metaını meydana çıkarıp hüsn-i ülfet ile alış veriş edip kar ederler. Zira bu şehrin suyu ve havası tatlıdır. (---) ikiimin orşirin

tasında olduğundan havası ılımandır.

Sulu üzümü beğenilir. Ve bütün halkı tüccardır. Latin kavmi gayet çoktur. Başka bir mahalledir. Ve bir mahalle Yahudisi var. İki kefere kilisesi var. Bu şehirde üç gün konakladık Paşaya Üç büyük ziyafet çekip birer köle ve bir salihli küheylan at hediye verdiler. (---) (---) (---) (---) (---) 402


Tanrı'nın sırrı, act;ıip

ve garip hikmetinin anlatılması ardında yüksek dağlar arasında bir abıhayat pınar vardır. o pınar suyuna gürgen ağacı koysalar bir iki günden sonra Allahu Taala'nın emriyle yeşil taş olur. Ve nice kere arifler gürgen ağacını dağramacı elinde çıkrıktan çevirtip kase, fincan, gülabdan ve hançer kabzası gibi eşyalar yaphrıp bu pınara korlar, üç günden sonra kase ve fincanlar yeşil zümrüt gibi yeşim kase ve gülabdan olur, diye Çeneklizade ve Naib Hüseyin Efendi, "Biz tecrübe ettik. Allah'ın izniyle gürgen ağacı taş oldu" diye şahitlik ettiler, ama haklr onlara güvenmeyip bir hayli çekiştim. Hemen Naib Hüseyin Efendi öfkelenerek olup kalkıp çekmecesini açıp bir parça taş getirdi. Gürgen ağacından keserken keser ve bıçak yaralarını ve budak yerlerini açıkça hakfr elime alıp gördüm. Gayet sert taş olmuş. "Gerçekten Allah'ın her şeye gücü yeter." [Bakara, 20]. Tanrı'nın acaip sırlarından biri, yine Pravadi Dağları'nda Evvela Pravadi Kalesi

şehre yakın,

Yediler ziyaret yeri: Rumeli diyarında herkesçe meşhur büyük bir ziyaret yeri de bu Yediler'dir. Yedi adet nur dolu mezarlar sıra ile bir yerde diziimiş olduğundan "Yediler Makamı" derler. Bütün insanların ziyaret ettiği yerdir, ama yediler ki üçler, kırklar, nüceba, büdela ve evtad makamı olup bu yediler makamı onlardan değildir.

Ancak Osmanoğullarından Orhan Gazi oğlu Süleyman Şah ile ilk defa Kapıdağı'ndan Rumeli'ye geçen Süleyman Şah, Ece Yakub, Kara Mürsel, Koca Ece, Kara Ece ve Kara Hoca adında kırk kardeş, sırdaş, haldaş ve yoldaş karalar idi. Rumeli'de bunlar kılıç vurarak bu Pravadi mahalline gelip ceng ede ede yedisi şehit olmuşlardır. Ece Yakub bu yedi şehidin başları ve ayakları ucuna "Kabirleri kayb olmasın" diye Bismillah ile hece taşı yerine birer ağaçı dalı hudağıyla dikerler. Allahu Taala'nın emriyle kuru ağaçların ucu yeşerir Sıra ile dikilmiş büyük ağaçlardır ki göklere doğru boy uzatmışlardır. Ve beş mezarın başları ayakları on ağaç eder. Allah'ın izniyle on adet kuru ağaç budaklarıyla taş olmuşlar. Hala sıtması olanlar o taşlardan ka:hyıp su ile içse kusa kusa asla safra ve balgamı kalmayıp ateşli şıtmaçJan kurtulur. 403


Bir mezarın iki taşından kazıyıp gözüne sürme edenin Alizniyle gözü hasta ise görme kuvvetine sahip olup ağrısı sızı sı diner. İkinci kabrin iki taşını kazıyıp yalasa leke hastalığına iyi gelir. Üçüncü kabr~n taşlarını kazıyıp yalasa cüzama şifadır. Dördüncü kabrin taşlarını yedi sabah yalasa sarılık hastalığına iyi gelir. Bu anılan ziyaret yeri halk arasında meşhurdur ama sıradan insanlar bilmezler. Haklr de görmedim ama temiz insanlardan ve vilayetin ileri gelenlerinden nice kimseler "Bizler nice kere ziyaret edip nice adamların şifa bulduğunu biliriz" diye şahitlik ettiler, vessellim. lah'ın

Seyyid Sarı Saltık Bay menkıbeleri ve acaip ve garip kerametleri Bu Pravadi şehrine yakın Kazan balkanı dediklerinin aslı Muhammed Buhad ki Sarı Saltık'dır. Onlar bir ejderi katl edip bir rahip "Ben öldürdüm" diye yiğitlik iddiasında bulununca Muhammed Saltık Bay teklifiyle papas ile ikisi bir kazana girip kazana ateş edip papas keşkek gibi piştikten sonra Saltık Bay taşra [111a) çıkıp ancak mübarek alnı birazcık terlemişti. Bunun üzerine nice bin küffar imana geldi. Kendileri bu kerametten sonra Leh ülkesine gidip bütün kafiristanda namı sanı söylenip muhabbet ettiklerinin aslı odur. Seyahatten sonra yine bu Pravadi mahallinde kazanda pişirildiği mahalde vefat etti. Kendilerinin vasiyetiyle yedi tabuta koyup yedi kral yedi tabutu alırlar. Mübarek cesedinin birini Babadağı'na getirip taptaze defn ederler. Biri İdrivne kral Edrine yakınında Babaeskisi'nde defn ederler. Günümüze kadar defn olunaldan beri gece gündüz kandili sönmemiştir. Bir tabut Moskov diyarında, bir tabut Leh diyarında (---) {---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) ( ---)

.

Sözün kısası Seyyid Muhammed Saltık Bay'ın yedi yerde gömülü olmasının aslı odur. Bazı sapık inkarcılar "Saltık adında bir papas imiş" derler. Hlişli sümme hlişli. O Saltık papas bunların adıyla Hıristiyanları saptırırdı. Muhammed Saltık Bay kıyafet değiştirerek avare şekilde geze-

404


r

! r

1 f

ı

'

rek Leh diyarına varıp o sahte Saltık papası öldürdüğünü Rumlar da tarihlerinde gerçekte olduğu şekilde yazmışlardır. Temiz soy Seyyid Muhammed Buharf'dir ki Sultan Bayezid-i Veli ile Sivas! Kara Şemseddin iki din sahibi velinin görüşüp kara vermesiyle Muhammed Saltık Bay kabri üzere türbe, cami, medrese, han ve hamam yapıp Babadağı şehrini o sultana Sultan Bayezid Sultan vakf etmiştir ki Bayezid-i Vell'dir. Nice keşif ve kerametleri, Moton, Koron ve Kili ve Akkirman kalelerinin fethinde açıkça görülmüştür. Özellikle nefsini kusup öldürmüştür, ama Bayezid bu mertebede ulu sultan iken ilham ile keşif ile istihare ile Sarı Saltık Bay Muhammed Buharl'nin kim olduğunu bilmeyip o kadar Müslüman beytülmalı malını yine sarf edip hayrat u hasenat ederdi. Saltık Bay Muhammed Buharf hakkında uzun dillilik eden Allah saklasın bundan böyle dilsiz olur. Hiişii sümme hiişii, ama yine sadede dönelim. Adı geçen Pravadi yakınında Kazan balkanında Muhammed Buharf'nin kazanda kaynadığı amber. kokulu toprak bir harman büyüklüğü kadar kuru otsuz bir topraktır. Asla yeşil renkli bir kamış ve bir ot bitmesi ihtimali yoktur. O mahalde büyük bir mezarlık vardır. Bütün ölüleri nice yüz seneden beri hala taptaze pirinç halfası otuyla sarılmış dururlar. Lakin kefen ile toprak içinde gömülü değillerdir. Bazıları Sarı Saltık ile Rumeli'ye gelenlerdir, derler. Bazıları boylarının uzunluğundan "İskender kavmidir ki o zamanda cesedi hasıra sarıp gömerlerdi" derler. Gerçekten de bu haklrin Acem ülkesinde Tesu şehri mağara­ larında ve Van diyarında Ahlat şehrinde gördüğümüz ümmet-i Muhammedlerin çoğu basit hasırlar ile örtülmüş olarak taptaze yattıklarına şahit olmuşuzdur, vesseliim. Bu Pravadi şehrinin bu mertebe seyrini edip yine bütün askerle batı tarafına (---) saatte gidip, ' Medre Köyü menzili: Pravadi Kazası'nda bakımlı köydür. Buradan kuzeye (---) saatte, Alaybeyi Köyü menzili: Silistre alaybeyisinin bakımlı Çıtak köyüdür. Buradan yine kuzeye (---) saatte, Emir PaŞa. Kalesi menzili: Buradan, 405


Şiimi

harap kalesi,

bakımlı

ve süslü

Şumnu şehrinin anlatılması

isimlendirilmesinin sebebi odur ki {---) tarihinde Yıldırım Han zamanında Ali adındaki vezir feth ederken çok çok zorluklar çekilip, "Şu 'Şumnu feth olmayıp kaldı" diye nefes ettiği dem kaleden vere bayrakları belirir. Bulgar keferesi elinden İslam eline girip İslam topraklarına kahlıp ismi Şumnu kaldı, ama kimin tarafından yapıldığını bilmiyorum. Hala kalesi şehrin eteklerinde bir topraklı tepe üzerinde dörtgen şeklinden uzunlamasına yer yer yıkılmış, içi ve dışı harabeye yüz tutmuş hane ve dizdarsız boş bir kaledir, ama aşağı şehri bakımhdır.

Süleyman Han kanunu üzere Özü eyaletinde Niğebolu sancağı hududunda subaşıhktır. Ve 300 akçe payesiyle şerif kazadır. Vefalı Emir adında bir mahkeme naibi ve bütün halk ondan memnun zamanın fazıllarından bir kadısı var idi ki denkleri arasında benzeri yok idi. Kazasında toplam {---) adet bakınılı köyleri vardır.

Müftü ve nakibi vardır. Zira seyyidleri ve seyyid taslakları oldukça çoktur. "Allah içerdekine ve dışardakine lanet etsin." hadisi {111b] lanetini kabul edip insanlara önder olmuş Kalmuk Tatarı gözlü ve İznik çinisi gibi gök gözlü yılan zehiri sözlü nursuz yüzlü haşa emirleri var. Hatta bir dava ile bir emir, Melek Ahmed Paşa huzuruna gelip aşırı derecede ağlayıp sızlayarak, "Ceddim ruhu için bu ev benim aba ve dedelerimden kalmışhr" diye atalarına yemin edip vakıf olan haneyi, "Miras kalmış mülkümdür" diye feryat ederek divanı kapatti. Gınayf Efendi, "Adam sen yeni emir olmuşa benzersin. Zira tezvir (yalan) davaya yapışhn': deyince hemen, "Behey Efendi Sultan Osman kişi Hotin seferine buradan geçerken Nakibüleşraf Gulami Efendi'den 300 kile arpa verip emir kapısına çıkıp l l kişi şecere aldık. l l kişiden 7 kişi kaldık. Hani benim gibi eski emir" der. Paşa, "Ya öbür yoldaşların nerdedir. Onları nerde bulalım" diye sorunca, "İşte bunlardır" diye beş kişi gösterir. 406


Beşini

de ve kendini de asla söyletmeyip haps edip hanelerini sahte şecerelerini getirip başlarından sarıklarını alırlar. Vilayet halkından durumları sorulur. Onların verdikleri ifade üzerine mütes~yyidlikleri (sahte seyyidlikleri) isbat olunur. Yedişer yıllık örff vergileri vermek üzere akraba ve yakınla­ rıyla 47 nefer kimseye hükm olunur. Şeriat izniyle sarıkiarı alınıp Şer-i mübin sicillerinde reaya kayd olunurlar. Bu gibi sahte seyyidleri çok bir Şumnu şehridir. Tanrı ıslah ede. Ve bu şehir askeri' yatağı olduğundan sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, muhtesibi, bacdarı ve şehir kethüdası vardır. Şehri toplam 10 adet mahalle ve hepsi 2.000 adet bağ ve bahçeli, dört tarafı eğimli dağlar ve 20 yerde mesiregahlı yerler ortasında bakımlı ve süslü şirin kasabadır. Altlı ve üstlü kiremitli ve ekseri şindire tahta örtülü şahane ve şahnişinli (balkonlu) evlerdir. Ancak dört tarafları genellikle tahta havlılıdır. Ve tamamı 10 mihraptır. Evvela çarşı içinde (---) camii (---) (---) (---) basıp

................ (1 satır boş) ............... . Köprü başında bir tekkesi ve bir ham, yakınında bir hamarnı ve 300 adet dükkaniarı var, ama bedesteni, medresesi, darülkurrası ve darülhadisi yoktur. Ve yedi adet sağlam vakıflı sıbyan mektebi var. Ve şehir içi gayet paktir, suyu ve havası gayet tatlıdır. Genellikle halkı marangozlardır. Hepsi çuka bürünüp tamamen beyaz şeyh abası ferace giyerler. Mün'ime (zengin ve hayırsever) hatunları ise çuka ferace giyerler. Beğenilenlerinden; üzümü ve kavunu iyidir. Bütün halkı ehl-i tevhid, garip dostu ve kerem sahibleridir. Gelen giden yolculara nimetleri bol bol dağıtılır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Şumnu ziyaret yerleri:(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---). Buradan kuzeye (---) saatte, Durhançı Köyü menzili: Müslümanlardır ve zeamettir. Buradan yine kuzeye doğru bakımlı ve yerler içinden (---) saatte,

Perizad beldesi yani Hezargırad şehrinin anlatılması isimlendirilmesinin sebebi (---) (---) (---) (---) dir. Çok eskilerde o kadar marnur değil imiş. Ancak(---) tarihinde Süleyman Han zamanında Ma~bul iken Maktul İbrahim Paşa bu şehir 407


toprağından olduğundan

imar edip her geçen gün bakımlı, bağlı ve gül bahçesi gibi olmaktadır. Özü eyaleti toprağında Niğebolu sancağı hükmünde voyvodalıktır. Ve 300 payesiyle kazadır. Ve nahiyesi (---) adet köydür. Kethüdayeri, yeniçeri serdarı, müftüsü, nakibi, muhtesibi, hacdan ve şehir kethüdası vardır. Tamamı 10 mahalle ve 1.700 adet bağlı, bahÇeli ve abıhayat sulu hanelerdir. Genellikle şindire tahta ve kiremit örtülü seyrek seyrek hanelerdir. Ve tamamı 17 mihraptır. Bunlardan biri Makbul iken Maktul olan İbrahim Paşa Camii'dir ki Rumeli diyarında böyle selatin camii gibi sanatlı mabethane yoktur. Kubbesi, göklere doğru baş çekmiş sanki bir felek kubbesidir. Cami için gayet sanatlı işler ile süslenmiştir ki benzeri meğer İstanbul'da Rüstem Paşa Camii ola. Ve bir düzgün ve ölçülü minaresi var. Avlusu, şadırvanı, imareti, bir adet müderrisli medresesi, darülkurrası, sıbyan mektebi ve bir adet hamarnı [112a] tamamen Makbul İbrahim Paşa hayratıdır ki bütün imaretleri ve cami kubbeleri kurşun ile örtülü bakımlı bir camidir. Ve tabahanede Sofu Mehmed Paşa Camii, eskidir. Ve Beğ Camii eskidir. Bunlardan başkası mescitlerdir. Ve iki adet hanları var, Kurşunlu Han İbrahim Paşa'nındır. Ve toplam 300 adet dükkaniarı vardır. Genellikle İbrahim Paşa'nın vakfıdır ki büyük vakıftır. Ve bir adet bakımlı tekkesi var. Bütün halkı ehl-i tevhid ve fukara severlerdir. İleri gelenleri ve uleması vardır. Acaip hikmet: A'ma Mehmed Efendi adında bir aziz zat var, anadan doğma kördür. Usta bir saatçidir. Odasında oturup bütün takım taklavat aletlerini sağına soluna yerleştirip, çekici, küreği, maşası, kelpedeni, çiftesi ve eğeleri kısacası bütün aleti yerli yerinde durur. Bir kimsenin bozuk saati olsa önce elbette alıp koklar, daha sonra kapağını açıp yoklar, dizi üzerine bir sarı renkli bir meşin kor. Bütün saat parçalarının armudeleri, rakkası, baskısı, tulumbası ve zembereklerini ayrı ayrı koyup eğrilerini doğrulur, kırık olan yerlerini tamir edip gereği gibi tamam ettikten sonra sahibine teslim eder. Bu hakirin kısa aklı perişan olduğu şeydir ki anadan doğma kör olan kimse saatçi ola, acep Tanrı vergisidir. Ve yine kendisi bostanlı

408


dostlardan bir cömert yapılı, nimeti bol, hoş-sohbet candır. Ve bu şehir halkının da nimetleri boldur, ucuzluk ve bolluk şehirdir. Beğenilenlerinden, tabahanesinde sahtiyanı ve bağlarında sulu üzümü (---)(---)beğenilir. Hezargırad

ziyaret yerleri Evvela Mevlana Ahmed b. Hüsameddin, meşhur Mollacık Efendi: Kendisi Siroz şehrindendir. Bu Hezargırad kendilerine arpalık olarak sadaka olunup (---) tarihinde ahirete göç eyledi. Bu Hezargırad şehri içinde İbrahim Paşa Camii kabristanında gömülüdür. Adı geçen molla, çok bilgili bir zattı. Bu şehirden kalkıp bah tarafına doğru bakımlı köyler içinde gidip, Kuyucuk Köyü menzili: Razgırat Nahiyesi'nde Müslüman köyüdür. Buradan yine batıya (---) saatte, Vetova Köyü menzili: Müslüman köyüdür. Buradan yine batıya (---) saatte, Kadıköyü menzili: Uruscuk Kazası'nda bin haneli bakımlı, şenlikli, bağlı ve bahçeli Bulgar köyüdür. Vergileri ayrılmış ve tahsis edilmiş İbrahim Han veziri Cüvankapıcıbaşı evkafıdır. Subaşı hükm eder. Hiç bir fert müdahale edemez. Hatta sıradan halktan birnallı atlı adam giremez. Yani bütün zulümden ve örfl (yerel) vergilerden kurtulmuş kasaba gibi kefere köyüdür. Buradan batıya (---) saatte, Büyük iskele ve eski şehir Ruscuk (Uruscuk) Kalesi'nin anlatılması İlk yapıcısı Hazret-i Ömer ibn Abdülaziz halifeliğinde Müslümanlar Şam'dan birkaç kere İstanbul üzerine yürüyüp Kostantiniyye'yi kuşatarak süratli bir şekilde nice bin mücahid bu semtlerden ganimet malları almışlardı. Bu sene Niğebolu EfHl.k krallarından Uruscuk adında bir kötü namlı kral bu kaleyi yapıp Dobruca kralına hükmetıneye kalkış­ mıştı.

İşin

sonunda bu kale altında kış vaktinde Ruscuk kralı buz üzerinde içip eğlenirken buz kırılıp bütün tabileri ve adaml;rıyla boğulup içtiği şarap iken Tuna Nehri olup içkisi zehir oldu. Bu sapık kralın durumunu Yanvan Tarihi'nde çok iyi yazmışhr. Daha sonra bu Ruscuk Kalesi'ni Dobruca kral istila etmiştir. Daha sonra;;(---) tarihinde Yıldırım Bayezid Han büyük savaş sonunda feth etmiştir. 409


İçinde

olan Eflak kafideri kayıklada Tuna üzerinden karşı tarafa kaçadarken tamamı suda boğuldular. Daha sonra Yıldırım Han ile Timur olayı meydana gelip Yıldırım Han hapiste iken vefat edip Osmanoğlu devletinin işleri karışmıy iken Eflak ve Boğdan kralları fırsat bulup Tuna Nehri'nin beri tarafında ne kadar sağlam surlar ve kaleler var ise istila ettiler. Daha sonra Çelebi Sultan Mehmed Rumeli ve Anadolu'ya müstakil padişah olunca yer götürmez askerle gelip bu Ruscuk Kalesi'ni feth ederek ikinci fatih oldu. Ve bu Ruscuk Kalesi'nde 2.000 parça kayık ve donanma ile karşı tarafa geçip konakladı. Burada büyük taburlar kazıp (---) tarihinde Yergöğü Kalesi'ni yaparak bütün Eflak ve Boğdan'ın fitne ve fesatçılarını katl edip kılıç artıklarını haraca kesip yeniden kral nasb etti. Daha sonra bu şehir Süleyman Han yazımı üzere Silistre eyaletinde Niğebolu sancağı hükmünde subaşılıktır ve 300 payesiyle şerif kazadır.

Ve nahiyesi toplam (---) adet bakımlı köylerdir. Müftüsü, nakibi,. sipah kethüdayeri, serdarı, gümrük emini, muhtesibi, şehir kethüdası, bacdarı, kale dizdarı ve (---) adet [112b] kale neferatları vardır.

Ruscuk Kalesi'nin şekilleri: Tuna kenarında bir alçak kayalı burun üzerinde dörtgen şekilli taş yapı bir küçük kaledir. Bütün çevresini Tuna kuşatır. Doğu tarafa doğru nehre açık bir kat demir kapısı önünde kayadan kesme hendek üzerinde tahta köprü ile geçilir. Her gece kale neferatları zemberekli köprüyü kaldırıp köprüyü kale kapısına siper ederler, böylece kale ada gibi kalır. Asla bir yerden dayanağı olmayan yontma taşla yapılmış bir savaş kalesidir. Fırdolayı büyüklüğü 900 adımdır. İçinde dizdar, imam, müezzin ve kethüda hanesi, cebehanesi, tahıl ambarı, bir ibadethane ve bir mehterhane kulesi var, başka yapıdan bir belirti yoktur, ama burçları ve bedenleri gayet sağlam olup üç tarafına bakar ve karşı Yergöğü Kalesi'ne yöneltilmiş güzel balyemez ve şayka topları ile usta topçuları vardır. Zira Tuna kalelerinde meşhur sağlam seddir. Sultan Ahmed Han zamanında Tuna kapudanı Şakşak1 Paşa 50 pare firkate ile Tuna N.ehri deryası üzerinde Budin serhatlerinde Estergon Kalesi'ne varıncaya kadar koruma ve kollamada 410


1

1

olup yine kış vaktinde bu Ruscuk Kalesi altına gelip limana gemileri bağlarmış. Hala ·kalede yanında (---) nehrinin Tuna'ya karıştığı yerde büyük limandır. Ruscuk şehrinin yapıları: Toplam 2200 altlı üstlü hepsi tahta balvan .(direk) yapılı hanelerdir. Ve baştan başa şindire (çatı kaplama tahtası) tahta örtülü evlerdir. Asla kiremit ile örtülü hane yoktur. Büyük konakları genellikle Tuna kıyısına yapılmış bağlı ve bahçeli hanelerdir. Kıblesi tarafı yokuş yukarı bağlı ve bahçeli evlerdir. · Ve hepsi hepsi (---) Müslüman mahallesi ve üç kefere mahallesi vardır, ama Yahudi mahallesi yoktur, ticaret ile gelip giderler. Ve tamamı (---) mihraptır. Evvela çarşı içinde Rüstem Paşa Camii, bakımlıdır. İmaret onundur ki Mimar Sinan Ağa yapısıdır. Medrese, darülhadis ve darülkurra yoktur, ama sıbyan mektebi çoktur. (---) geri kalanı mescitlerdir. Üç ham, kale dibinde Tuna kenarında bir hamarnı ve 300 adet dükkanı vardır, ama bedesteni yoktur. Suyunun ve havasının tatlılığından mahbub ve mahbubesi çoktur. Bütün halkı zengin ve tüccarlardır. Çukalar ve değerli kumaşlar giyerler. Kadınları yassıbaş ile beyaz şeyh ahası ferace giyerler. Bu şehir içinde haftada bir büyük pazar durup çarşı ortası büyük meydarunda adam deryası olur. Halkı tamamen Ulah ·Boğdan ve Bulgarca konuşurlar, ama Eflak dilini de çok iyi bilirler. Halkı gayet cömert yapılı, garip dostu, zevk ehli, yurdundan ayrı düşmüşleri sever insanlardır ki, zengin ve yoksula nimetleri boldur. Zira bir bolluk şehridir. On kavun bir penezedir. Her kavun onar okka gelir. Penez, gümüş ile bakırlı bir çeşit Eflak keferesi yazısıyla kesilmiş akçedir, ona penez derler. , Tuna kenarındaki iskelelerde ve şehirlerde geçerlidir. Başka şehirlerde geçmez bir çeşit bakır akçedir. Ve 10 karpuz yine bir peneze, bir okka (1 okka=l283 gr) ekmek bir peneze, bir okka et bir peneze, bir teneke bal dört peneze ve bir okka yağ on peneze. Her meta ona göre kıyas oluna. Bir bolluk içinde şehirdir. :k

411


Bu beldenin batısı tarafında Tuna Nehri'ne karışan Lum Nehri güney tarafında ta Kazanlık Dağları'ndan Torvakutran ve Kabirova Dağları'ndan gelir abıhayat sudur. Kırk-elli çeşit lezzetli balıkları olur. Hatta Tuna kıyılarında oturan kimseler arasında bir adam şişman ve iri olsa, "Lum suyu balığı gibi semiz olmuş" diye atasözü olmuştur. İleri gelenlerinden Çavuşzade Çelebiler, Paşanın hanesi sahibi idi. Ve Serdar Ali Beşe ... ................ (1 satır boş) ............... . Ruscuk ziyaret yerleri: (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) . Bu kaleyi seyr edip paşa bu şehirde 40 gün konaklamak üzere buyruk çıkarınca 100 parça kayıklara binerek Tuna Nehri'ni karşıya geçip,

Çöl, yani Yergöğü Kalesi'nin özellikleri İlk yapıcısı 816 [1413] tarihinde Çelebi Sultan Mehmed'dir. Özü eyaleti sancağı hükmünde hasdır. Ve 150 akçe başka kazadır. Nahiyeleri, kethüdayeri ve serdan yoktur. Kalesi; Tuna kenarında bir düz yeşillik yerde dörtgen şekilli beyaz taşlar ile yapılmış sağlam yuvarlak bir kaledir ki fırdolayı büyüklüğü 1.000 adımdır. İçinde Mehmed Han Camii, dizdarı, 300 neferatı, mehteranı ve cebehanesi [113a] var. Ve küçük ve büyük şahane 50 adet topları var. Doğu yönüne bakan bir demir kapısı var. Çevresindeki hendeği Tuna Nehri ile dopdolu olup kapısı önünde zemberekli asma köprüsü var. Ve kaleden taşra varoşu çevresinde tabur hendeği var. Kapısı önünde gelen geçen yolcuların dinlenmesi için tahtadan yapılmış bir kasrı vardır. Tuna kenarında bir büyük limanı var. Hala neferatıyla başka kapudanı var. Tuna defterdanndan belirlenmiş aylıkları var. Ve bu kalenin doğu tarafında yine Tuna kıyısında bir bakımlı varoşu var. Hepsi 600 hanedir, bağlı ve bahçeli tamamı şindire tahta ile örtülü marnur hanelerdir. Bir hamarnı var, 70-80 adet küçük dükkanıarı var. Ancak bütün halkı Eflak'dir ve varoş hizmetçileri tamamen Eflaklerdir. Sözün kısası gayetle uzak sınırboyudur. Nice yüz kere Eflak kafiri isyan edip öncelikle bu kaleyi kuşattıklarını zamanımızda on kere görüp bilmişizdir, ama bu kale gayet iş ve kazanç yeridir ve zengin kimseler vardır. Bı.ınlar­ dah zengin Yergöğülü Hüseyin Ağa, 1.000 keseye sahip kimsedir. 412


Paşa onun hanesinde konuk oldu. Paşaya üç gün büyük ziyafetler çekip her gün birer at ..;e üçer kese verip o kadar bal ve yağ verdi ki anlatılmaz. Ve Eflak Beyi Mati'den yedi araba değerli kumaşlar, 100 araba zahire, bir hınto (bir çeşit atlı araba) nakışlı ve yaldızlı koçi araba hediye gönderdi ki, içinde 80 Eflak kesesi var idi. Ve bir tavla çapgın beygir ve bir tavla yorga ceberti at peşkeş geldi. Ve diğer ağalara da 100 baş beygir hediye gelip bir yorga beygir de bu hakfre değdi. (---) (---) (---) . Yergöğü'nün isimlendirilmesinin sebebi:

................ (1 satır boş) ............... . ziyaret yerleri: Evvela Şeyh Uryan Mehmed Dede, yine bu Yergöğü'de dünyaya gelmiştir. Mesnev1han ve cihan seyyahı idi. Ruscuk şehrinden Katib Eman1 Çelebi ölümüne tarih Yergöğü

demiştir:

Yergöğü'nin

kutbu vefat eyledi. Sene 999 [1590]

Yergöğü Kalesi'nin dışında gömülüdür. Buradan paşa bütün hediyeleri alıp yine askeriyle gemileriyle top ve tüfenk şenlikleri ederek yine karşı tarafa, Ruscuk Kalesi: Kırk gün konaklama ferman olundu. Hakiri buyurdular ile Niğebolu müsellimi Erganeli Ahmed Ağa'ya gönderip muhasebesini görüp bekaya malı tahsil eylememi ferman etti. Evvela Ruscuk'dan batı tarafa 6 saatte, Ablanova Köyü menzili: Bir camii var. Gayet bakımlı zeamet köydür. Buradan 9 saatte,

Kalesi'nin özellikleri Niceleri Ziştova derler. Niceleri Ziştavi derler. Bazıları da Ziştva derler, ama isimlendirilmesinin sebebi; Ziştva adında bir Eflak hatmanı yapısıdır ki Gazi Hudavendigar Rumeli'ni, feth etmeye başladığında onun korkusundan Ziştva bu kaleyi yapmıştır. Bu yüzden Ziştva Kalesi derler. Daha sonra (---) tarihinde Sultan Il. Bayezid feth etmiştir. Niğebolu sancağı toprağında voyvodalıktır. Ve 150 akçe kazadır. Ve tamamı&{---) adet nahiye köylerdir. Kethüdayeri ve serdan Ziştovi

vardır.

413


Kalesi, Tuna Nehri kenarında bir yalçın tepe üzerinde dörtgen bir küçücük güzel kaledir. Doğu tarafına bir kapısı var. Kale içinde dizdarhanesi, bir camii, neferat hanesi, yetecek kadar cebehanesi ve bir kaç şahl topları var. VeTuna'ya iner su yolları vardır, ama büyüklüğünün ne kadar olduğunu bilmiyorum. Yedi adet kuleqinin tepeleri tahta şindire örtülüdür, ama kalenin dışında yine Tuna kıyısında bulunan varoşu 300 hanedir. Tamamı şindire tahta örtülü bağlı ve bahçeli hanelerdir. Ensesi dere ve tepeli bağlardır. Bir camii ve bir ham var, hamarnı yoktur. Ve 20 adet küçük dükkanı vardır. Halkı genellikle Eflak ve şekilli taş yapı

Bulgar'dır.

Ve ayanı yoktur, ama Buradan (---) saatte,

Yüksek

bağları

dağ, Niğebolu

çoktur.

Havası tatlıdır.

Kalesi'nin özellikleri

Yapıcısı Rum krallarından İstanbul yapıcısı Il. Kostantin'in kardeşi

Nigepoli kraldır. yani "Cennet kuşu kral" demek olur. Yunan dilinde "poli" kuştur. Nige bir uçmağın (cennetin) ismidir. O kralın ismiyle isimlenmiştir. Nigepoli'den bozma Niğebolu derler. [113b] Duvarlarının yüzünde çok Rum yazısıyla tarihleri var. Gayet eski kale imiş. Daha sonra (---) tarihinde Yıldırım Han feth edip Nikbolı demiş, yani iyisi çok demek ola. Daha sonra Süleyman Han kanunu üzere Özü eyaletinde başka sancakbeyi tahtıdır. Paşasının padişah tarafından hassı 400.000 akçedir. Zeamet sahipleri 19 ve tirnar sahipleri 344'tür. Alaybeyi, çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Kanun üzere bütün tirnar sahipleri cebelüleriyle 2.000 asker olup paşası askeriyle 3.000 silahlı, donanımlı ve tertipli asker olur. Ve 300 payesiyle şerif kazadır. Toplam (---) adet köyleri vardır. Bu nahiyelerden kadıya 5.000 guruş, paşasına kırk-elli bin guruş gelir. ~ Şeyhülislamı, nakibüleşrafı, bir yerde şehir naibi, muhtesibi, sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, miri bacdarı, şehir kethüdası, kale dizdarı, kale neferatları, liman kapudanı ve neferatları vardır.

Yüksek Niğbolu Kalesi'nin şekilleri: Tuna Nehri kenarında Edirne toprağında göklere doğru baş çekmiş çakmak taşlı bir kızıl yalçın kaya üzerinde dörtgen şekilli taş yapı sağlam ve dayanıklı yüksek kaledir. 414


Fırdolayı büyüklüğü

tam 4.000 adımdır, ama Tuna'ya bakan tarafı gayet yalçın kanara kayalar olduğundan o tarafta kale duvarı yoktur. Hepsi şahane şahnişinli (balkonlu) büyük saraylardır ki bütün pencereleri Tuna Nehri'ne bakmaktadır. Bu taraflar gayya kuyusu gibi uçurum olduğundan eskiden de kale duvarı etmemişler. Bu taraf sokakları tamamen sarp taşlık olduğundan taştan kesilme kaldırımlı merdiven merdiven yokuştur. Bu kale toplam 26 kuledir ve iki kapıdır. Biri doğu tarafına açık çarşı kapısıdır. İki kat sağlam demir kapıdır. Bu kapı kulesi içinde bir mescidi var, pencereleri çıkınhlıdır. Ve bu kapı dibinde bir demir pencere vardır. Yağmur yağdığında bütün kalenin sel suları bu pencereden dışarı akar. Ve bir kale kapısı da batı tarafına bakmaktadır. Kale içindeki yukarı çarşıya çıkar. Bu kapının iç yüzünde borçlu ve katil zindam vardır. Bu kapı arasında tunçtan bir adam pençesi vardır. Salsal'in elciği imiş. Acaip büyük pençedir. Ve yine bu aralıkta at geyimleri var, bu da iki kat yeni kapıdır. Bütün kale neferatları burada gözcülük ederler. Dizdar bu kalede oturur. Her gece davullar çalınıp bekçiler "Allah yektir yek!" diye bağırırlar. Zira Eflak serhaddidir. Özellikle Tuna Nehri buz olduğu zamanlarda bütün insanlar değerli eşyalarını aşağı şehirden bu kaleye karlar. Ta bu derece serhaddir. Düşman ile aralarında ancak Tuna Nehri vardır. Ve bu kale içinde toplam 600 hane vardır. Hepsi eski yapı kiremit ile örtülü bakımlı evlerdir. Bunlardan Çerkez Ömer Ağa hanesi ve (---) {---) (---) {---) (---) (---) . Ve hepsi 7 mihraphr. Bunlardan eski yapı, Yıldırım Han Camii: Tuğla minareli ve kiremit örtülü eski camidir. Bu kalede bulunan evlerin hepsinin havası güzeldir. Kalenin doğusu, kıblesi ve güneyi tarafı duvarlarının burçları, bedenleri ve hendekleri gayet sağlam ve dayanıklı surdur. Hendeği; tamamen çakmak taşlı kesme hendektir. Aşağı Küçük Hisar'ın şekli: Bu anılan kale yukarı k~lenin yalçın kayası altında düzde Tuna kenarında kayalara bitişik başka liman kalesidir. Bu da taş yapı Ferhad ~alesidir ama yalın kattır. Burçları ve bedenleri usta işidir. Bu da dörtgen şekillidir ama küçüktür. Büyüklüğü tam 500 adımdır. Ve doğu yönüne bir kapısı vardır. Başka dizdan ve neferatları vardır. Ve 50 adet kiremit örtülü haneleri vardır. Eski zamanlarda bu kale liman imiş. :l..·

415


Hala Tuna kenarında olan duvarlarda gemiler girip çıkacak kemerleri açık seçil bellidir. Niğbolu'nun büyük varoşunun anlatılması: Bu liman kalesinin doğu tarafında dere aşırı büyük varoş ve eski şehrin kalesi ve hendeği yoktur. Tamamı 3.800 adet donanımlı ve mükemmel, kiremitli ve şindire tahta örtülü, altlı ve üstlü, bakımlı ve şenlikli ileri gelen haneleri vardır. Hepsi l l Müslüman mahallesi ve 6 Hıristiyan mahallesi vardır.

Tamamı

26 adet mihraptır. Bunlardan, Şah Melik Camii: Kalabalık [114a] cemaate sahiptir. Uzunlamasına ve genişlemesine 150 ayaktır. Ve bir sanatlı başka bir tarz mermer minberi var ki İslam ülkelerinde benzeri yoktur. Ve bu camiin iki kapısının biri sağ tarafında Derziler içine açılıp altı basamak taş merdiven ile çıkılır. Bir kapısı çarşı içine on basamak merdiven ile inilir. Ancak bu cami çarşının dar yerinde olduğundan asla ve kat'a havlusu yoktur. Eski Camii, Çelebi Efendi Camii, Kabrancı Camii, Emir Çelebi Camii ve Yukarı Çarşı'da kale kapısı önünde Kadı Avn [Ivaz] Camii'nin kapısının kemeri üzerinde tarihi böyle yazılıdır: Çün· yapıldı mescid-i Kadı Ivaz Bir şemmeşi yapdı anı bi-garaz Çün tamam oldu dedi tarihini Cehd edip yapdı anı bu dem Ivaz. Sene 1051 [1641]

Ve yukarıda Katib Balı Camii: Kurşun ile örtülü bakımlı bir mabettir. Minaresi camiin sol tarafında olup kapısı üzerindeki tarihi budur: Ka d b ün iye' 1-mescidi 'l-vechi 'l-mel iki' r-rahman eş-Şehir bi'l-katibi Balı el-Emin Osman Zamanu devleti Sultan Bayezid Han Ce'allallahu mülkehu fi'l-emni ve'l-aman Li-hdza kad ketebna mine't-tarih Tekabellallehu '1-mehdi'l-Mennan. Sene 806 [1402-03]

416


Bu cami önceleri mescit iken Osman bu tarih yazılı:n'iştır.

Ağa,

cami edip o tarihin

yanına

Balı

Katib Mescidi'ydi bu makam Cami etti Osman Ağa ol hümam Dedi tarihini Hatif bü 'l-heves Oldu bin kırk sekizinde bil tamam Sene 1048 [1537-38]

Bu yazılan camilerden başkası mahalle mescitleridir. Bunlardan donanımlı ve süslü cami olmaya layık Paşa Sarayı yakınında Hacı Kasım Mescidi, kurşunludur ve eski yapı sanatlı mescittir. Bir tuğla minaresi var ki görülmeye değer. Kapısı üzerinde tarihi budur: "Sahibü'Z.-hayrat el-Hacı Kasım b. Ömer fi şa'bani'I­ mu'azzam li-sene hamse ve aşere seb'a mi'e [Hayır Sahibi elHacı Kasım b. Ömer. Şa'ban 715/1315]" Ve Sücah Mescidi, İskele Mescidi, Kapan Mescidi ve Saraçhane Mescidi, kısacası 17 adet mahallenin 26 mihrabının toplam 19 adedi mescitlerdir ki 8 adedi cuma camileridir. Ve toplam 11 derviş tekkeleri vardır. (---) (---) (---) (---) (---) Ve hepsi 16 adet tatlı su çeşmeleridir. Evvela mahkeme yakınındaki çeşmenin tarihidir:

aşağı şehirde

Sahibü 'l-hayrat ve 'l-hasenat el-fakir Ömer b. Mustafa

Ve bu tarihe bitişik dört köşe bir ham mermer üzerine bir güzel h. t ile tarihi yazılmıştır ama gerçekten de sikkesi mermer üzerine kazılmıştır. Tarih: Çünki çeşme oldu ayn-ı cariye Nuş eden yariina sahhan afiye

Sene 953 [1546]

Ve 20 adet sıbyan mektebi var. Hayır sahipleri çok oldubütün çocuklara her ay vakıf tarafından belirli maaşlar verilir. Ve her sene birer kat bayramlık elbiseleri ve çantaları verilir. Ve tamamı üç adet gönül alan hamamdır. Evvela çarşı başında yol kenarında altı ayak taş merdiven ile inilir Çifte :t{amam, ferahlatıcıdır., havası, yapısı ve suyu gayet ğundan

tatlı aydınlık hamamdır.

417


Bu hamamdan yukanca Eski Hamam, bu da rahat hamamdır. Bu hamamlardan başka şehir ileri gelenlerinin anlattıklarına göre 70 adet özel hamamları vardır. Ve kale altında Tuna'ya bakar Öyleme Hamarnı gayet tatlı hamamdır. Utkin öğleden sonra bizim annelerimiz girerler. Ve toplam yedi adet tüccar hanları vardır. Evvela Şaban Çelebi Ham, Mustafa Çelebi Ham ve Eskihan. Bunlar sağlam, bakınılı ve meşhur hanlardır. Diğerleri küçük konuk evleridir. Ve hepsi bin adet bakınılı ve süslü dükkaniardır ve gayet kabalıktır. Zira işlek şehirdir. Ve bir sağlam bedesteni vardır. Bütün sanat sahipleri mevcuttur, ama terzileri çoktur ve iyi ustalardır. Çerkezi tarzı kırık esvap biçerler. İleri gelenleri atlas, ipekli ve prankon çuka giymeye düşkünlerdir. Orta halli olan kimseleri tamamen renkli boğası giyerler. Ve düşük (fakir) halli kimse haline göre esvap giyip başlarına Tatar kalpağı giyerler. Zira reayası genellikle Çıtak kavmidir, Eflak, Boğdan ve Bulgar'dır. Ve bütün halkı düzgün Eflak ve Bulgar dili konuşurlar. Ve bütün şenlikli haneleri dere, tepe ve bayırlara yapılmış olup büyük hanelerinin iki kapısı vardır. Buradan araba girip çıkar, ama her zaman açık değildir. Ve biri küçük kapı büyük kapıya bitişiktir. Daima ondan girilip çıkılır, eski alışkanlık­ ları ve ihtişamları budur. Ve düzgün minare gibi duman çeken bacaları var ki bir diyara mahsus değildir. Ancak Sivas eyaletinde Köprü şehrinin de böyle [114b] yüksek duman çeken hacaları vardır. Ve bu Niğbolu şehri gayet bolluk şehir olduğundan halkı gayet zengin, kapıları açık, nimetleri boldur ve yurdundan uzak kalmış kimseleri evlerine davet edip ziyafet ederler. İleri gelenleri daima reaya sever olup fakirleri korurlar ve birbirleriyle çok güzel geçinirler. Birbirlerine düşmanlık edip koğuculuk ve yericilik etmezler, bozgunculuk edeni şehirde koroayıp tamamen sevgi ile geçinip akraba ve taallukat olmuşlardır. Tamamı 3800 kiremitli ve şindireli evlerinin duvarları baştan başa kargir taş duvardır. Zira kıblesi tarafı taşlıktır. Onun için bütün caddeleri sanatlı kaldırım döşeli anayollardır. Ve hayat kaynağı suyu Tuna Nehri olup havası tatlı olduğundan mahbub ve mahbubesi herkesçe beğenilir, ama gayet edepli kadın ve erkekleri vardır.

418


Sanatlarının beğenilenlerinden; Niğbolulu Hacı Mustafa tüfengi, yeryüzünde benzeri yoktur. Gerçi Taşlıca'da, Yenipazar'da ve Cezayir'de tüfenk çoktur ama bu Niğbolu tüfengi gibi yoktur. Zira içi burmadır. Bu tarza göre bir üstad taklit edememiştir. Tüfengieri 500 kuruşa satılır. Ve (---) (---) (---) (---)

(---).

Yiyeceklerinin ve içeceklerinin

beğenilenlerinden,

................ (1.5 satır boş) ............... . ziyaret yerleri: O şehrin kıblesi tarafında şehre eğimli bağlar içinde, Ali Koç Baba Sultan ziyareti: Acaip türbedir. Allah sırrını aziz eylesin (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) . Bu Niğbolu şehrinin batı tarafının üst yanına üç günlük mesafede Vidin Kalesi vardır. Ve Niğbolu'nun kıblesi tarafında (---) (---) kasabası, Niğbolu'nun

................ (1 satır boş) ............... . bu mertebe seyirlerini edip, ileri gelenlerinden iki Ömer Ağalardan hediyeler alıp ve Melek Ahmed Paşa efendimizin muhasebesi malından Müsellim Erganeli Ahmed Ağa'dan Paşa'nın 20 kesesini aldık. Hakfre de bir kese guruş, bir Rus asıllı köle, bir Niğbolu tüfengi ve iki baş yorga (rahvan yürüyüşlü) beygir ihsan ettiler. Tuna kapurlanı Maksud Ağa'nın donanma firkatelerine, bütün ağırlıklarımız ve atlarımız ile gemilere girip tüfeng şenlikleri ederek, Tuna Nehri ile doğuya doğru hareket ederek sağ tarafımız Osmanlı ülkesi ve sol tarafımız Efiakan vilayeti, köylerini ve kasabalarını seyr ederek iki gün üç gecede tekrar, Ruscuk Kalesi menzili: Buraya girdiğimiz an bir kat top ve bir yaylım tüfeng şenlikleri edip paşa efendimizle buluştuk, 20 kese Niğbolu sancağı mahsulünü teslim ettik. Hakfre 100 altın bağışlayıp bir değerli hil'at giydirdi. Ve gece gündüz Ruscuk şehrinde sohbetleri şerefiyle şereflenirdi~. Niğbohı'nun

Büyük ve eski nehir, Tanrı eseri Tuna Nehri Bu Ruscuk Kalesi ile karşısındaki Yergöği Kalesi arasında Tuna Nehri gayet geniş ve derindir. Tuna Nehri'ni ilk defa burada görüp içtiğiyı.iz için görebildiğimiz kadarıyla sağında ve solunda ne kadar büyük nehirler kendine katılıp doğuşundan batışına ka419


dar ona katılan büyük nehirleri açık seçik bildirir. Allah başarılı eylesin. Evvel.3 Bismillah ile başlayalım. Bu büyük nehirler Cenab-ı İzzet'in kemal cemalini görüp çağlaınıştır. ileriyi gören akıllıların ve hikmet sahiplerininin üzerinde görüş birliği ettikleri şey budur ki; bu yeryüzünde akan büyük nehirler hakkında İbn Abbas'dan Avkf rivayet eder, Yeryüzünde bütün küçük ve büyük nehirler, insan bedeninde bütün damarlar nasıl ise yere yüz bin hayat veren damarları bütün bu sulardır, demişler. (---} (---) suresinde "... her şeyi sudan [yarattık] ... " [Enbiya, 30] der. Bütün canlı olan Tanrı'nın yaratıklarına, taşlara, ağaçlara, cansıziara ve toprağa hayat veren bu büyük nehirlerdir. Batlamyus'a göre: Yeryüzünde 240 büyük nehir ve 44.000 akarsu vardır. 360 göl (küçük deniz) vardır. Yedisi tuzlu deniz göllerdir. Mesela Karadeniz gibi, Hazar denizi gibi, Bundukanf (Venedik) körfezi gibi, Fiyameng (Felemenk) körfezi gibi, Azak denizi gibi, Van Gölü gibi ve Harput Gölü gibi. Bu yedi göl ve deniz, yedi iklim içinde tuzlu deniz ve göllerdir, ama Karadeniz Akdeniz'e bitişiktir, ama Akdeniz dört Karadeniz kadar vardır, ama işin gerçeğine bakılırsa bütün denizIerin kaynağı Karadeniz'dir. [115a] Bunlar bu dünya adası içinde acı denizlerdir. Bu dünya adasını Muhit (Atlas) büyük denizi (okyanusu), Uroman büyük denizi ve Okyanus büyük denizi kuşatmıştır. Anılan 240 adet büyük nehirler ve 44.000 küçük akarsular bu anılan 360 küçük denizlere ve 7 adet büyük denizlere akarak karışırlar. Ve 240 nehrin birbirinden uzaklığı 50 fersahtan 1000 fersaha kadardır ki 1000 fersahtan fazla ve 50 fersahtan eksik değildir. Bütün kara ve deniz seyyahları ile eski hakimler binlerce kere bu yezyüzü atlasını gezip dolaşıp böyle bulmuşlardır. Bütün nehirlerin büyüklerini sahih hadis ile bilmişlerdir. Hadis-i Şerif:

"Resulullah sallallahu aleyhi vesellem dedi ki: 'Seyhun, Ceyhun, Nil ve Fırat nehirleri cennet nehirlerindendir." Bu hadis sadece Müslim'de geçmektedir. Allahu Taala (---) suresinde "Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk." [Mü'minf:ın, 18] buyurmuştur. 420


Bu ayet de kesin delildir ki bütün büyük

ırmaklar

cennet

ırmaklarıdır, ama hadis ile mertebede yüce Ceyhun, Seyhun, Nil

ama Ceyhun ve Seyhun, Acem Horasan diyarında kalır. Mısır toprağında kalan Nil Nehri'dir, ama Arz-ı Mukaddes'de akıp mahşer gı}nünde bütün Arasat ehlinin içeceği ırmaklar ise Fırat Nehri ile Asi Nehri'dir. Bu iki nehirden başka Arz-ı Mukaddes içinde akan büyük nehirler yoktur. Gerçi bu hadis ile mertebede yüksek olan bu anılan dört n elirdir. Ama, Büyük İdil (Volga) Nehri'nin anlatılması: Cenab-ı Hak yeryüzünde hepsinden büyük Moskov (Rus) ülkesinde büyük İdil Nehri'ni yaratmıştır ki doğuşundan batışına kadar 40 mil ve 50 mil genişliği vardır. 20 kulaç ve 30 kulaç derinliği vardır. İlk doğduğu yer Moskov ülkesinin batı tarafında Atlas okyanusu kıyısındaki dağlardır. Buradan doğup 7 aylık yol doğu tarafa akarak Heyhat Ovası'nın doğu tarafı bitiminde Hazar denizine (---) koldan deniz gibi akıp karışır. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü, Demirkapı ve Gilan gemileri bu nehre girip Moskov'a tüccar ve mallarını götürürler. Hatta III. Murad Han zamanında Sokollu Mehmed Paşa Azak Kalesi dibinden akan Ten (Don) Nehri'nin başı, İdil Nehri'ne üç menzil olduğundan, İdil Nehri'nden hendekler kazıp Ten Nehri'ne bağlamak için iki sene çalışmıştır. Tam bitmeye yaklaş­ mışken Hay ve Kadfr olan Allah'ın emriyle. şiddetli kış gelip asker kırılıp bütün mühimmat orada kalmış ve Moskov almıştır. Eğer o İdil ile Ten Nehri birbirine bağlansa bütün İslam askeri İstanbul'dan gemilerle, cebehane ve mühimmatlarıyla Karadeniz'den Azak denizine, oradan Ten Nehri ile ta İdil Nehri'ne . varır, oradan gemiler ile Acem ülkesinde Demirkapı'yı, Bakü'yü, Şirvan ve Şamakı'yı ve Gilan'ı rahatça pervasızca zabt etmek mümkün olurdu Allah kolaylık versin. Hala Osmanoğlu padi<şah­ ları isteseler kolay bir iştir. Zira İdil Nehri'ne hendekierin ulaşmasına bir saatlik yer kalmıştır. İdil Nehri'nin irtifaı yüksektir. Ten Nehri'nin ise alçaktır. O yüzden İdil, Nehri deryası Azak Kalesi'ne gelirdi. Bu hak1r *~ . Mehmed GirayHan zamanındaldil hendeklerini görmüşüzdür. ve

Fırat'tır,

421


Cayık Nehri'nin görüntüsü: Daha sonra İdil Nehri'nden küçük, büyük nehir Cayık'dır. Bu da Moskov ülkesinde Kozak ve Heşdek Müslümanları içinden akar. Bu da Hazar denizine karışır. Bu nehirden küçük, bu Ruscuk önünde özelliklerini yazacağımız büyük nehir Tuna'dır. Bundan küçük Basra ve Kuma önünde Şattü'l-Arap'hr, ama taşması sırasında meşhurdur. Bundan küçük, Mısır'da Nil Nehri'dir, ama yılda bir kere taşar. Kıbti hesabı üzere Nil kesiminde üç ay boyunca deniz olup taşar. Diğer zaman yarım mil genişliğinde bir abıhayattır, ama Ceyhun ve Seyhun küçük nehirlermiş, haklr görmedim. Allah kolaylık versin. Ama,

Rumeli nehirlerinin anası, büyük nehir Tuna 'nın anlatılması Adı geçen Tuna Nehri taştığında ve taşmadığı zamanda Ruscuk önünde, Silistre ve İshakçı önlerinde ana Tuna'dır, çatal değildir. İkişer mil derindir. 30 ve 40 kulaç derin bir denizdir ki ilk çıkhğı yer Nemse çasarı (imparatoru} taht merkezi olan Beç Kalesi'nin batı tarafında l l konak içeri Alman Dağları'dır. Buradan doğup batı tarafına akarak 270 parça kale ve şehri sulayarak 117 konak doğu [115b] akarakdeniz gibi olup beş yerden Karadeniz' e katılır. Bir kolu evvela Karadeniz ile Tuna'nın dalgalandığı yerde Kili Kalesi boğazında Karadeniz'e katılıp oradan İsmail, İbrail, Kalas, İshakça, Hırsova, Silistre ve Ruscuk'a, ta Budin'e gidinceye kadar nice bin şayka ve tımnsa gemileri gidip gelirler. Böyle deniz gibi büyük bir nehirdir. İkinci bölüğü Tolça Kalesi yakınında Karadeniz'e Sülüne Bağazı'nda karışır.

Üçüncü kolu Sütüne'den ayrılıp Hızır-İlyas Bağazı'nda yine Karadeniz'e katılır. Dördüncü bölüğü Beştepe yakınında yine Karadeniz'e karışır. Beşinci kolu Karaharman Kalesi dibinde yine Karadeniz'e katılıp büyük gemiler bağlayıp kışla ederler, ama yüklü gemiler çokluk girip çıkamazlar. İşte Tuna Nehri Karadeniz'e bu şekilde karışır, böylece görmüşüzdür.

422


Tuna Nehri'ne, Rumeli tarafında ta Alman'a. kadar l{arışan gördüğümüz nehirleri bildirir

varıncaya

Yil Fettlih

Evvela Ruscuk Kalesi dibinde, Lom Nehri: Niş şehri yayialarından gelir. Ve, Yantura Nehri: Şıpka yayialarından gelip Ziştova ile Niğbolu yakınında Tuna'ya katılır. Rosita Nehri: Torvakutran Dağı'ndan çıkıp Ziştova ile Ruscuk arasında Tuna'ya. Ve, Otma Nehri: Lofça şehrinden geçip Karlıova Dağları'ndan çıkıp Niğbolu yakınında Tuna'ya, Vit Nehri: Pilevne'ye yarım saat yakındır. Tatyon Dağları'ndan gelip Niğbolu yakınında Tuna'ya, Işkır Nehri: Samakov Dağları'ndan gelip Sofya şehri yakınında Ken' an Paşa'nın çiftliği dibinde Vitoş Dağı eteğinde Büklünce limanını geçip Sofya Salırası'na uğrayıp iziadi Dağ­ ları'nı geçerek Pileve şehrinin batısına yarım saat yakın uğrar, orada gemilerle geçilip oradan Rahova Kasabası'yla Niğbolu arasıda Zamet adlı köyde Tuna'ya karışır. Lofdir Nehri: Lofdir Dağları'ndan gelip Niğbolu yakınında at ile ubfır olunup Tuna'ya, Okus Nehri: Viraca Dağları'ndan gelip Lofdir Neh:ti yakınında Tuna'ya katılır küçük nehirdir, ama abıhayat gibi bir sudur. Tomuk Nehri: Yine o dağdan çıkıp Vidin yakınında Tuna'ya, Büyük Morava Nehri: Hersek sancağında Öziça şehri dağlarından doğup Yogodina Kalesi ile Perakin Kalesi arasında gemiyle geçilüp Güvercinlik Kalesi ile Köylüç Kalesi mabeyninde Tuna'ya karışır. Büyük Sava Nehri'nin görünüşü: İlk çıktığı kaynak; Bosna eyaletinde Karka sancağı toprağında Zirinoğlu diyariarından ve Doduşka Dağları'ndan toplanıp Odvine Kalesi, Lika Kalesi, Kuma Kalesi, Bihke Kalesi ve Kosdaniçse Kalesi adlı kaleler kenarlarından geçerek yetmiş adet sular da karışıp Sirem sancağı kalelerindan Raça adlı kale dibine gelip karşı tarafdan büyük nehir derin Dirin ile karışır, ama bu pür-taksir hakfrin gördüğü üzere,

..

423


Çemerne Yayiası'ndan ve iner, Zagor Dereleriyle bir olup iner. Foça şehri içinde Tihotine Nehri ile bir olur. Adı geçen, Tihotine [Nehri]: Pirizren ve Dukagin sancağı hududunda Arnavutluk içinde Palak Kalesi dağlarından çıkıp Istarı Ulah yakınından geçip Foça'da Dirin Nehri'ne karışır. Dirin Nehri'yle ikisi Foça şehrinden aşağı Ostikolina Kasabası'na uğrar. Buradan Vişgrad Kalesi şehri dibinde Sokollu Mehmed Paşa'nın 12 göz büyük köprüsü altından geçip adı geçen Dıraç Kalesi dibinde büyük nehir Sava'ya karışır. Buradan Böğürdelen Kalesi'ni geçip Tuna Belgrad Kalesi duvarını döğerek büyük nehir Tuna'ya karışan deniz gibi nehrin evvelkisi, Işkır Nehri'dir ki gemiyle geçilir. İkincisi bu, Sava Nehri'dir. Gemiyle geçilir olunur ama Tuna gibi lezzetli değildir. Zira Kıradışka Dağları'nda demir madenierine uğradığından Belgrad şehrinin zevk sahibi olan insanları Sava Nehri'nin Tuna'ya karışmadığı yerlerde Zirnon Kalesi taraflarından kayıklar ile saf Tuna suyu getirtirler. Yakova Budin yolu üzerinde Volkovar Kalesi dibinde Tuna'ya karışır, Yakova Dağları'ndan gelir küçük [116a] nehirdir. Büyük nehir Dırava: Hırvat diyarından Ligorad, Çakatorna ve Doduşka Dağları'ndan gelip Kanije yakınında Keçkıvar Kalesi'nden ve Maslovin iskelesinden geçip Ösek Kalesi dibinde Tuna Nehri'ne karışır. Köprü tutmaz tombaz gemi köprüler ile geçilir büyük nehirdir. Kırasiçe Nehri: Yakova ile Pojeğa Dağları'ndan toplanıp Ösek'e yakın Valpova Kalesi'nden geçip Dirava Nehri ile Tuna Nehri'ne katılır. Şerviz Nehri: Kanije serhadlerinde Balatin Gölü'nden gelip Budin yolunda Yenikale dibinde Tuna'ya, Raba Nehri: Hırvatistan'da Nimet Uyvar Kalesi dağlarından beri gelip Çobaniçse Kalesi yakınından geçip Yanık Kalesi hendekleri içinde Tuna'ya katılır kanlı sudur ama geçit verir. Rayçe Nehri: Nemse çasarının Senmartin Dağları'ndan gelip bu daYanık Kalesi varoşunun hendeğinde Raba Nehri ile Tuna'ya Dirin Nehri: Hersek

sancağında

İlok Dağlarından toplanıp

katılır.

Kalka Nehri: Paçarhont Yayıası'ndan gelip Ovar Kalesi dibinde Tuna'ya katılır büyük nehirdir. 424


Layta Nehri: Bu da Nemse Dağlarından çıkıp Porok Kalesi dibinde Tuna'ya katılır, küçük nehirdir, geçit verir. Kısacası, Osmanlıların Estergon Kalesi'nden yedi konakta Nemse çasarı tahtı Beç Kalesi'ne varıncaya kadar iki arada geçit verir tam dokuz adet nehirler geçmişiz, ama geçit verir büyük nehirleri yukarıda yazıl~n altı nehirdir. Sonra, Beç Nehri: Alman Dağları'ndan doğup Nemse çasarının tahtı olan Gulvar Kalesi dibinde Tuna Nehri'ne karışır. Bu nehir sebebiyle Beç Kalesi derler, ama ismi Gulvar'dır. Geçit verir abıhayattır.

Fulande Nehri: Alman Dağları'ndan gelip Eski Beç dibinde Tuna'ya karışır. Beyara Nehri: Bu da Alman Dağları'ndan gelip Şimeş varoşu dibinde Tuna'ya karışır. Kısacası Beç (Viyana) Kalesi'nden ta Brak (Prag) Kalesi'ne varıncaya kadar (---) konak yerde ll adet geçit verir nehirler vardır. Hepsi Tuna'ya karışır, ama isimleri kefere dili üzere olduğundan hatırda kalmamıştır.

Tuna Nehri'nin

kaynağının

bildirilmesi

Alman Dağı'nın yüksek tepesinden çıkıp şadırvan gibi fışkırır küçük bir pınardır. Başında nice değirmenleri ve nice çuka dolapları vardır. Şadırvan gibi fışkırdığı yerde altından adamlar ve arabalar geçer. Buradan aşağı üç adet nehir karışır. Süleyman Han zamanında Kasım Paşa bu mahalde 12.600 adamıyla suya gömülmüş, ancak Kasım Paşa kurtulmuştur. Bu Alman Dağı'nın yüksek tepesinden büyük bir nehir daha akıp bab tarafa 17 konak gidip Atlas Okyanusu kenarında büyük Lonçat şehri dibinde denize karışır. Tunaç Nehri, yani Tuna'nın kardeşidir, ama doğuşuyla batışı 17 konaktır ve doğudan batıya akar, ama Tuna Nehri batıdan doğuya doğru akıp 117 konakta Karadeniz'e boş yerden karışır. Bumahalde Tuna Nehri'nin battığı yerden doğduğu yer olan Alman Dağı'na gelinceye kadar Rumeli eyaletinde, Budin eyaletinde ve Nemse hududunda Tuna Nehri'ne 46 büyük nehirlerin meşhurları v:e beğenilenleri karışmışsa hepsi yazıldı, vesselam. '·

425


Tuna Nehri'nin sol tarafında Macaristan'dan, Eğri eyaletinden, Tımışvar eyaletinden, Efldk ve Boğdan 'dan ne kadar geçit vermez büyük nehirler Tuna'ya karışıyorsa onu bildirir Allah muvaffak etsin Evvela Nemse sınırında Brak (Prag) Kalesi karşısı yakınında Sirnan Kurulsa Dağları'ndan gelip Tuna'ya, Madin Nehri: Akyayla'dan gelip Anpir yakınında kale hendeği içinde Tuna'ya karışır. Pozab Nehri: Maden yayıalarından doğup Litre Kalesi salıra­ larından geçerek Kororan Kalesi Adası karşısında Tuna'ya, ve, Litre Nehri: Litre Dağları'ndan gelip Litre Kalesi'ni ve Şuran Kalesi'ni geçip Uyvar Kalesi hendeğini dolaşarak güney tarafa akıp Kororan Kalesi önünde Tuna'ya, İpol Nehri: Maden Dağı'ndan gelip Live Kalesi yakınında Tuna'ya ve, Gara Nehri: Bu da Maden Dağı'ndan gelip Novigrad Kalesi yakınında Tuna'ya karışır. Buradan Budin karşısında Baç Kalesi salırasında ve Budin Köprüsü başında Peşte Kalesi salıralarında ta Keçkemet kırlarına ve Yankoviçse ve Baç kalelerine varıncaya kadar Baçka ve Laçka kırlarıdır, ta Titel Kalesi'ne varıncaya kadar 10 yerdir, asla sular yoktur. Buradan, Büyük Tise Nehri: [116b] Leh memleketiyle Erdel diyarının Seykel sınırı yakınında Sahan Sarnur Dağı'nın doğu tarafından Turla Nehri çıkıp Akkirman Kalesi dibinde Karadeniz'e karışır. Ve yine bu Sahan Sarnur Yayıası'nın batı tarafından Tise Nehri çıkıp Erdel ile Macar ülkesinin ortasından geçip Hüsvar Kalesi ve Kaşa Kalesi salırasından geçip Eğre eyaletinde Sonluk Kalesi'ne ve Segedin Kalesi'ne uğrar. Buradan bu Titel Kalesi dibinde Tuna'ya karışınca Tuna deniz gibi olur. Zira bu Tise Nehri, Sava Nehri, Dirava Nehri, Morava Nehri ve Moreş Nehri Tuna'ya denk büyük nehirlerdir ki Rumeli diyarında Tuna'dan büyük deniz gibi büyük nehir yoktur. Derindir ve büyük tatlı nehirdir. Bekey Nehri: Façat Dağları'ndan gelip Beşkelek Kalesi'ni ' geçip Tuna'ya,

426


Moreç Nehri, Tımış Nehri ve Şebeş Nehri, bunlar Tımış­ var'dan aşağı Pançova y'akınında büyük nehir Tuna'ya karışırlar. Geçit vermez nehirlerdir. Olti Nehri: Erde! diyarının Kolçuvar yayıalarından gelip bu Eflak içinde Niğbolu önünde Tuna Nehri'ne karışır. Gemiyle geçilir abıhayat sudur. Palosin Nehri: Erdel'in Praşo Dağları'ndan gelip Eflak diyarında Orşat yakınında Tuna'ya, Ormaniçse Nehri: Erdel'den gelip Tuna'ya karışır. Lavaho Nehri, Selorin Nehri, Rojvovay Nehri ve Arciş Nehri. Bu beş nehir bir günde geçilir, birbirlerine yakındır. Hepsi Erdel yaylalarından gelip Eflak hududunda Tuna'ya karışır. Geçit vermez bataklı ve çataklı sulardır. Pırahova Nehri: Eflak hududunda geçit vermez sudur. Erdel'den gelip Tuna'ya karışır. Balvaniçse Nehri: Eflak diyarında Erdel'den gelip Tuna'ya karışır. At ile ayaktan geçilir. (Pırahova Nehri, Tuna'ya karışır, tekrar) Bozav Nehri: Erdel'den gelip şehr-i Bozav'dan geçip Eflak haddinde Tuna'ya, Rimlik Nehri: Erdel'den gelipRimlik şehrini geçip Tuna'ya, Fohşan Nehri: Erdel'den gelip bu Fohşan şehrini ortasından geçip karşı tarafı Boğdan'dır, bu küçük nehir sınırdır, buradan Tuna'ya girer. Pokta Nehri: Seçova Dağları'ndan gelip güneye gidip Tuna'ya karışır.

Büyük Siret Nehri: Erdel vilayeti ile Leh vilayeti içinde olup Boğdan diyarında gemiyle geçilip Kalas Kalesi yakınında Tuna'ya karışır. Birlad Nehri, Seret Nehri'ne katılır. Iskıntı Nehri de Birlad'a katılır. Zuta Nehri, Prut Nehri'nden ayrılmıştır. Buna yakın, Büyük Prut Nehri: Kazak-ı Ak Leh vilayetinden gelip Çoçra şehri önünde gemiyle geçip yine Boğdan sınırında Tuna Nehri'ne girdiğinde Tuna deniz olur. Burada Boğdan sınırı ve Tuna'ya karışan bütün nehirler tamam olup bV,ndan ilerisi Özü eyaletinde Bender sancağı sınırıdır ki büyük TurlaNehri kenarıdır. hasıl

~.

427


Tanrı'ya

hamd olsun burada Tuna'nın Eğre, Tımışvar, Eflak ve 31 adet geçit vermez suları da tamam olup Tuna'nın sağında ve solunda toplam 66 adet büyük nehirler karışır ki gemiyle geçmeye muhtaç büyük nehirlerdir. İnşaallah her biri mahalliyle rast geldikleri kaleleri, şehirleriyle ve her nehir doğuşu, balışı ve lezzetiyle yazılır. Tanrı'ya hamd olsun, Cenab-ı Bari sağlık verip Tuna Nehri'nin battığı yerden doğduğu yer olan Alman Dağları'na varıncaya kadar iki tarafını iki kere dolaştığımız için durumlarını öğrenip bu şekilde yazdık Eksiklerini af örtüsüyle örteler. Beri taraftan biz yine konumuza dönelim. Ruscuk şehrinin zevk u safasım sürerken Asitane-i Saadet'den Başkapıcıbaşı Bayram Ağa 40 kapıcıyla paşaya hatt-ı şerifler getirdi, Kudde Kethüda'yı bağlayarak İstanbul'a göndermesi buyurulmuştu. Melek Ahmed Paşa efendimiz "Emir padişahımın" deyip Kudde Kethüda'yı Ruscuk Kalesi'ne haps etti. O an mektuplar Boğdan tarafında karışan

yazılıp,

"Hazır

ol Evliyam, Kaya Sultan'ıma gidersin" dedi. o an mektupları da alıp şehir kenarında herkes dünyadan habersiz iken atıanma binip Ruscuk'dan kıbleye doğru bir gecede Pravadi Kalesi, oradan bir günde Kırkkilise şehri, oradan Topcular'da Kaya Sultan'a varıp bu hakfri harerne aldı. Zenburi perdenin arkasından hakfri söyletti. Paşanın Eflak [117a] tarafına geçip hediyeler aldığını ve adl-i adaletini nakl edip Kudde Kethüda'yı bağlayarak Kapıcıbaşı Berberbaşı Bayram Ağa'nın aracılığıyla Ruscuk Kalesi'nde haps olunduğunu Kaya Sultan'a bir bir anlattığıında Kaya Sultan bağırıp çağırma yerine saçını dağıtarak sanki iri bir küpe binip azrak cadıya dönüp, "Vallahi Evliya Çelebi, benim paşaının kethüdası uğuruna 2.000 kesem giderse gitsin, her ne olacaksa olsun, ben bunu Siyavuş Kazağa komam" deyip koçusuna binip doğru Siyavuş Paşa'nın hatunu Receb Paşa kızı hanıma sultana varıp, "Tez kocan çağır gelsin!" deyince Siyavuş Paşa harerne girip, "Safa geldin sultanım!" dedi. Hemen Kaya Sultan, "Bre zalim Siyavuş! Efendin Sultan Murad'ın annesi, benim büyükannemi şehit ettin. Kocam her hangi yüksek mansıb alırsa üstünden alırdın. Sonunda mührü de alıp şimdi kethüdasını haps Yüz

428

altın harçlık alıp


edip katl etmek mi istersin? Paşam ile akraba değil misiz ve babam Murad Han'ın (toprag-ı güzel olsun) sen çukadarı, paşam silahdan olup kırk ellişer yıllık hukukunuz yok mu? Paşaının kethüdasını hapisten çıkar. Yoksa atalarım ruhu için seni rezil rüsva ederim, bu mühürden selamet bulamazsın" diye öfke ile cevap verince Siyavuş Paşa, "Sultanım, senin paşanda padişahın bin kesesi vardır. Kudde Kethüda eliyle alınmıştır. Gelsin, muhasebesini görüp yine paşasına gitsin" deyince, "Benim paşam 3.000 kese kalemiye avaidini kapı arası hazinesine koyup borcunu ödemiştir ve 1.000 kese geçmişi vardır. Padişah Defterine müracaat olunsun. Eğer kocamın padişah hazinesine borcu var ise ben ödeyeyim. Ne istersin benim paşaının kethüd,asından?" dedi ve öfkelenerek oradan kalkıp valide sultana, saadetlü padişaha ve kızlarağası Koca Valide katili Dev Süleyman Ağa'ya vardı. Daha nice kapıları da dolaşıp sarayına geldi. Üçüncü gün Kudde Kethüda'yı koçu içinde bağlı olarak Silahdar ocağına teslim ederek haps edip 1.000 kise istediklerinde o gün Kaya Sultan'ın kışkırtmasıyla Siyavuş Paşa'nın başına kıya­ met koptu. Siyavuş Paşa padişah divanına varınca Kızlarağası Dev Süleyman Ağa, "Ver mührü bre sefih oğlan!" deyip bilek zoru ile Süleyman Ağa mührü Siyavuş Paşa'dan alıp Gürcü Mehmed Paşa'ya mührü verince Gürcü müstakil veziriazam oldu. Siyavuş Paşa'yı bostancıbaşı kayığıyla Akôeniz'e sürdüler. Sarayında bulunan bütün mailarına ve eşyalarına el koydular. Paşa da çıplak kaldı. Daha sonra ardlarından Rumeli eyaleti verildi. Kudde Kethüda, hiç bir şey vermeden hapisten Gürcü Paşa tarafından çıkarılıp yine paşaya gitti .. Sözün kısası, daha önce Siyavuş Paşa, efendimizden genel ayaklanma ile mührü alıp "Müstakil veziriazam olayım" \İiye Bektaş Ağa'yı, Kara Yeniçeri Ağasını, Çelebi Kethüda'yı, Valide Sultan'ı ve nice günahsızları kati ettiğinde efendimiz Melek Ahmed P(lşa duyup, "Fakir Sir,avuş Paşa, altmış günlük mühürden ötürü bu kadar insanları telefetti. Allah bu mühürden kendini güzel hal ile kur~·

429


tarıp

Allah annesini ve Hüseyin Bey kardeşini ağlatmaya!" idi. Hikmet, yine altmış gün vezir olup bizim genel ayaklanma ile ma'züllüğümüzden fazla kötü bir ünle sadrazamlıktan uzaklaş­ demiş

tırıldı.

Bundan sonra hakir yine Kaya Sultan'dan mektuplar ve 200 sikke-i hasene harCırah alıp İstanbul'dan yine menzil ile batı tarafına bir gün gecede Burgaz menzili, oradan Aydos menzili, oradan Pravadi menzili, oradan Ruscuk menzili, paşaya gelip Siyavuş Paşa'nın aziedildiği haberini getirdiğimizde Melek Ahmed Paşa eydür, "Siyavuş Paşa yine Silistre mansıbını elbette üzerimizden alır" buyurdular. Tanrı'nın hikmeti yine öyle oldu. Gerçekten de her mansıbı karşılığında devlet sahibi, hakfre Babadağı voyvodalığını ve zahire bahasını bağışlayıp Kudde Kethüda'nın serbest bırakıl­ ması için dörtnala gittiğimiz için bir kese guruş ve bir sarnur kafası kürk bağışladı. Ve o gün,

Ruscuk şehrinden Silistre'ye doğru yola çıktığımız menzilleri bildirir Evvela Ruscuk'dan doğuya doğru Tuna Nehri kenarıyla (---) saat gidip, İlhanlar Köyü menzili: yani Ali Han Köyü demektir. Ruscuk Nahiyesi'dir. Bu mahallere Deliorman derler. Bakımlı [117b 1 köylerdir ve paşaların hassı voyvodalıktır, ama "Mum söndürüp şah sevendir" diye bu taifeyi yererler ve karalarlar ama sırf iftiradır. Ancak bir alay rençber ve fukara levend-meşrep adamlardır. Buradan (---) saatte, Küçük İlhanlar Köyü: Bu da Müslümanlardır. Buradan yine doğu tarafına (---) saatte, Mustafa Baba Sultan Tekkesi'nin anlatılması: Hacı Bektaş-ı Velf Tekkesi'dir. Rum, Arap ve Acem'de meşhur zenginlik {ganilik) tekkesidir. Bir yerden asla gelirleri, tahsisatları, çift ve çubukları yoktur. 150 kadar yalınayak başı kabak maarif erbabından fakr u faka (yoksulluk) erenleri, gönlü yaralı dervişleri vardır. Tek katlı geniş bir meydanı vardır. Şiddetli kışlarda araba ile muhabbet meydanına meşe ve pelit ağaçlarını getirip alev alev yakarlar, dört tarafına bütün aşıklar can sohbeti edip padişahın devletinin devamı için bol bol dua ederler.

430


Tanrı'nın hikmeti bu canların bir yerden geçim yolları yok iken her taraftan adakları gelip geçinirler. Tekkenin kurucusu şeyhin mübarek kalırinin çevresi sanatlı çerağlar, kandiller, şamdanlar, sancak; davul ve kudümler ile süslenmiştir. Gece gündüz mutfağında nimeti pişip gelen giden yolculara sabah akşam nimetleri dağıtılmaktadır. Kısacası bir ulu AI-i Aba tekkesidir. Buradan yine doğu tarafına (---) saatte, Arahacılar Köyü menzili: Silistre Namyesi'nde yüz hane ve bir camili Müslüman köyüdür. Bu köye Silistre ayanı, alimleri ve salihleri gelip büyük alay ile 1061 yılının Zilkade ayının başında [16.10.1651] Bismillah ile Silistre Kalesi'ne girirken bütün insan deryası karşılamaya çıktılar. Kaleden toplar atılıp büyük şenlikler ile saraya girildi. Bölük bölük bütün insanlar kutlamaya geldiler ve hediyeler sunulup adalet dağıtılınaya başlandı.

Gaziler yurdu ve iman seddi Silistre Kalesi'nin özellikleri isimlendirilmesinin sesebi (---) (---) (---) (---) (---) dir. Yapıcısı (---) (---) (---) (---) (---)dır. İilk fatihi sene 793 [1391] tarihinde Yıldırım Bayezid Han'dır. Beldelerin isimleri içinde tarihçiler bu sağlam kaleye "Dar-ı Eflak [Eflak yurdu]" derler, ama bütün arifler "Dar-ı Gaziyan-ı sedd-i 'iman [Gaziler yurdu, iman seddi]" derler. Gerçekten de Ruscuk Kalesi ve bu Silistre Kalesi Tuna Nehri kenarında sağlam sed olmasına sebep, kış aylarında Tuna Nehri buz olduğu vakit Eflak ve Boğdan kafiri ta Edirne'ye dek iki günde gece baskını ederdi. Yüce Tanrı bu kaleleri dünya afetlerinden koruya, am'in. Süleyman Han kanunu üzere Özü eyaletinin taht merkezidir. Ancak hazine defterdarı, tirnar defterdarı, defter emini, defter kethüdası, çavuşlar kethüdası, emini ve katibi yoktur. Zira sonradan Rumeli eyaletinden ayrılıp eyalet olmuştur ki eyaleti toplam 8 sancaktır: Evvel§. Niğbolu sancağı, Kırkkilise sancağı, Vize sancağı, Bender sancağı, Akkirman sancağı, Özü sancağı ve Kılburun sancağı. ' Silistre sancağı: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak da mültezimlik ile zabt olunur. Biri Eflak'dır ve biri Boğdan'dır. Kafiristan olduğundan beyleri her sene Devlet-i aliyye tarafına biner Rumi' lq~se verip mansıpları kendilerine her sene tekrar verilir. isyan ederlerse elleri vilayetleri yağmalanıp katliam olunur431


lar, ama bu Eflak ve Bağdan sancakları iltizam ile olup sancaklarında tirnar ve zeamet yoktur, ama sefer sırasında Eflak ve Bağdan, Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirirler. Padişah hizmeti olduğunda kalelerin bakım ve onarımına, hendekler temizlenmesine ve kaleye toprak sürüp top çitleri yapmaya görevlendirilirler. Ve 40.000 asker de Bucak Tatarı derler, cebe ve cevşenli, sadaklı, savatlı ve zor bahr yiğitlerdir. Paşa her hangi sefere gitse birlikte gitmeye memurlardır. Paşası da hassına göre cebelüsüyle sefer eşer. Hassı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında 75 zeamet sahipleri, 422 tirnar sahipleri vardır. Bütün eyaletinde 188 zeamet ve bütün eyaletinde 1.186 timarı vardır.

Savaş sırasında

bu Özü eyaletinde kanun üzere cebelüleriyle askeriyle, 40.000 Bucak Tatarıyla, 3.000 Eflak ve 3.000 Bağdan askeriyle 56.000 asker olur. Ve paşanın tahtı Silistre sancağında haslarının on iki voyvodalığı vardır. [118a] Hass-ı hümayünu bu voyvodalıklardan hasıl olur. Evvela Babadağı hassı, altı kese muhasebesi vardır. Karasu hassı, Dobruca hassı, Deliorman hassı, Hacıoğlupazarı hassı, Eskicuma hassı, Pravadi hassı, Aydos hassı, Karnıbat hassı ve Silistre şehri hassı. Bu yazılan hasların malıyla paşa askeriyle sefer eşer. Bu Silistre şehri kanun üzere 300 akçe şerif kazadır. Nice kere 500 akçe payesiyle mollalara sadaka olunmuştur. Kazası altında toplam (---) adet köyleri var ki her biri birer kasaba gibi bakımlı köylerdir. Senede kadısına 30 kese hasıl olduğuna şübhe yoktur. Hatta zamanımızda oturan efendi 40 kese mal aldı. Zira reayası şer-i şerife gayet bağlılardır. Paşasına bütün haslarından adalet üzere, Melek Ahmed Paşa efendimizin zabtı üzere 40.000 guruş oldu, ama diğer vezirlerden daha fazla gelir elde eder bakımlı eyalettir. Diğer bad-ı havasıyla ve cürm ü cinayet vergileriyle toplam 8 adet sancağında 200.000 guruş gelir olur. Bir hakimi de Tuna Kapudanı Maksud Ağa'dır. Bir hakimi de gümrük eminidir. Biri de sipah kethüdayeridir. Biri de yeniçeri serdarıdır. Biri de şehir voyvodasıdır. Biri de muhtesib ağadır. Biri de şehir naibidir. Biri de bacdardır. Biri de haraccıdır. Biri paşa

432


de balık eminidir ki 7~ yük akçe iltizamdır. Özü kalesiyle 40 parça kale kullarına bu balık emini mevacib (maaş)verip paşanın arzına altı kese verip paşanın arzı gereğince Der-i devlette balık emininin muhasebesi görülür. Bir hakimi de kale dizdarıdır. Ve bir hakimi de Nu'man ibn Sabit ki İmam-ı A'zam mezhebi şeyhülislamıdır. Bir hakimi de ·sağlam nesepli, temiz ırktan nakibüleşrafıdır. Ve bir askeri hakimi de bütün zeamet sahipleri ve tirnar sahiplerine alaybeyisi sancak payesiyle hakimdir. Kısacası 18. hakimi çeribaşıdır ki bütün zeamet sahipleri ve tirnar sahiplerini bu çeribaşı toplar. Ta bu derece şenlikli ve mazbut eyalettir. Ve Silistre sancağı hükmünde toplam (---) adet kaza yerdir. İnşaallah her biri mahalliyle yazılır.

Silistre Kalesi'nin şeklinin anlatılması Büyük Tuna Nehri kıyısında yontma taş ile yapılmış kavisli şekilde sağlam bir kaledir. Sanki yay gibi yayılmıştır. Yayın çile tarafı Tuna kenarına gelmiştir ki büyük ve iri taşlar ile inşa olunmuştur. Sanki yayın çile başlarında Tuna'ya bakan sağlam büyük kuleleri vardır. Batı tarafına eğimli duvar (---) (---) dır. Daima bu tarafı Tuna içindedir ki Tuna'nın girdabı mahallidir ki bu yerde büyük gemiler üzerinde 70-80 adet un değirmenleri var ki ibret verici seyretmeye değer değirmenlerdir. İnşaallah yeri geldiğinde yazılacaktır.

Ve bu kalenin kara tarafı sanki yayın "kabza tarafıdır ki sağlam ve dayanıklı büyük taşlar ile yapılmış yay gibi yarım yuvarlaktır. Geniş, enli ve derin hendeği vardır. Daima içinde Tuna akar, hendeğin batı tarafından girip doğu tarafından çıkar. Hepsi ll adet sağlam kulelerdir ve tamamı 500 bedendir. Ve iki kat mazgal delikleri vardır. Ve hepsi hepsi iki kapısı vardır. Evvela batı tarafına Tuna kenarında su kapısı, küçük kapıdır. Genellikle kapalı durl{r. 10 basamak taş merdiven ile Tuna Nehri'ne inilir. Bir kapısı da kıble tarafına, şehre açılır iki kat sağlam ve dayanıkla demir kapılardır ki bu kapı sanki yay gibi yapılan duvarın ta yay kabzası yerindedir. Geniş hendeği üzerinden tahta köprüler ile geçilir. Her gece kale neferatları köprüyü zincirler ile burçları ve bedenleri üzerine ~....

~

""'

433


dolaplar ve makaralar ile çekip kale kapısına set ederler. Kale Tuna Nehri içinde sanki bir ada gibi kalır. Bu kale kapısına dışarıdan içeri girerken kapının solunda kemer alhnda bir büyük pehlivan gürzü asılıdır. Ve sağ tarafında hendek üzerinde gelen gidenlere dinlenme yeri olmasi için tahtadan yapılmış güzel bir maksuresi vardır. Ve bu kapıdan'içeri orta kapının yüksek bir yerine ay ve güneş resimlerini yetenekli usta beyaz mermer üzerine yapmış. Gerçekten de sikkeyi merrnerde kazmış. Sihir gibi güneş ve ay göstermiş ki bu atlas feleğinde öyle bir ay ve güneş resmini hiç bir usta ressam tam olarak yapamamışhr ki sanki ay parıldayan dolunay olmuş, güneş aleme ışık saçmışhr. Ve bu kalenin bütün duvarlarının boyu seksener melik arşını yükseklikte sağlamdır ama küçüktür. Fırdolayı büyüklüğü tam 770 germe levent adımıdır. Ehl-i keyf adımıyla 1.000 adım olur şirin bir kaledir. Kale içindeki yapılar: [118b] Evvela kale kapısı üzerinde ufak tefek Yıldırım Han'ın bir tahta minareli küçük camii vardır, iki katlıdır. 120 yaşına ulaşan bir mübarek hal sahibi müezzini var. Ve bir sed hamele-i Kur'an-ı azim Kelamullah hafızı imaını var. Yedi saatte Hazret-i Furkan-ı mecidi aşırılıklara kaçmadan hatmederdi. Ve orta kule, cebehane kulesi, tahıl anbarları, 20 adet neferat haneleri var. Dizdarı, imam ve müezzinleri, nice neferatları ve topçuları vardır.

Ve küçük ve büyük 40 adet şahi, darbzen, kolomborna, şayka ve saçma topları vardır, ama balyemez topları yoktur. Genellikle topları Tuna'ya bakmaktadır. Bir kaç şahane topları kara tarafında hendek kenarında paşa sarayına bakmaktadır. Zira vezirlerin sarayı kale önünde Tuna kenarına yapılmışhr. Bu kalenin her gece gözcüleri "Allah yektir yek" diye bekçilik edip nöbet beklerler. Zira şiddetli kış olup Tuna donduğu zaman, karşı Tuna aşrısı Eflak katiristanı olduğundan gayet serhad olup fazlasıyla korkulur.

Büyük Tuna Nehri'nin buz parçalarının anlatılması Ama Tuna buzu çözüldükten sonra güvenli bir yer olur, ama Tuna buzu amansız Alman diyarından beri sökün edip akhğında bu kale duvarının boyu 80 arşın yükseklikte olduğu halde nice kere 434


Tuna buzu biri biri üzerine kat kat yığılıp kale duvarından içeri buz parçaları girip evle~ harap etmiştir. Ta bu derece dağlar gibi buzlar gelir. Her buz parçası birbirine vurduğunda top gibi gürültü çıkarır.

Ama bu Tuna Nehri buz parçası olsa bu şehir gayet bolluk olur. Zira Tuna buzu üzere Eflak, Boğdan ve başka nice köyler ve belde taraflarından nice yüz bin camus kızaklarıyla buz üzere odunlar, belvan direkler ve başka yiyecekler ve içecekler gelir. Ve nice bin adet Silistre yiğitleri sevgilileriyle Tuna buzu üzerine çadırlarını kurup içip eğlenip mehterhaneler ile bütün dilheranlar buz kayarlar, garip seyirliktir. Kimi pabuç ile kimi nalin ile kimi kızak ile kimi iki elinde harbe deyenek ile ayak üzere buz kayarak şehirden şehire şimşek gibi gider. Ve eğer bayrama rastlarsa Tuna Nehri üzerine büyük salın­ caklar kurulup aşık maşuk birbirlerine kolan çekip sallanırlar. Zira Tuna buzu alh-yedi karış donar. Eğer kışın şiddeti çok olursa on karış donup beş ay Tuna Nehri'nin kapandığını biliriz, acep Tanrı hikmetdir. Ve nice bin balık avcıları buzu delip 500-600 okka (1 okka=1283 gr) gelir morina balığı ve mersin balığı çıkarıp kar ederler. Diğer çeşit balıkların hesabını Tanrı bilir. Bütün Silistre halkı bu buz parçalarından saklayıp Temmuz ayı geldiğinde billur, necef ve moran gibi vişne hoşafı içine koyup yeniden hayat bulurlar. Ama Tanrının hikrneti, Cenab-ı Bari balıkiarına su içinde hayat vermek için Tuna Nehri'nin bazı yerinde nice bin delikler yaratır ki o yerlerde asla Tuna buzu olmaz. Anılan delikiere nice kere yüz bin büyük balıklar gelip başlarını buzdan dışarı çıkarır, nefes alırlar. İnsanın su içtiği gibi bütün balıkların rüzgar içtiklerini gördüm, acep hikrnettir. Mısra: Şu

mahller ki derya içredir

deryayı

bilmezler

mazmunu içre bu solugan delikleri garip ve acaip seyirlik yerlerdir, ama yanına varılıp balıklar asla avlanılmaz, mümkün değildir. Zira bu mahallenin buzu Allah'ın emriyle gayet ince olur, ama bazı zaman nice kızaklar buna geçip suya batar. Ve nice adamlar kızakkayarken ince buzlara gelip suya batarlar. Ve nJce Tuna gazileri karşı Eflak ve Boğdan diyarıarına gece elbiseleri giyip Eflak ve Boğdan ıriahbub ve mahbubelerini 435


alıp getirirler ve İslam ile şereflenirler. Ve nice bin adam Tuna üzerinde buz kayarken şimşek gibi şakıyıp giderken bir perende atıp yine asla tetiğini bozmayıp kayarak gider. Diğer bir hüner: Nicesi şakıyıp giderken buz üzere duran ufak akçeyi alıp geçer. Başka bir iş: Nicesi yıldırım gibi giderken bir ayağını kaldırıp Mevlev1 gibi öyle sema eder ki asla yüzü görünmeyip yine çiftesini bozmadan buz üzere kayıp gider. Başka bir şekil: Nicesi arkasında bir genç ile kayıp giderken buz üzerinde önüne bir adam aykırı yatar, onun üstünden atlayıp çiftesini bozmadan geçer. Başka bir ustalık: Bazıları okçuluk ederek, nicesi tüfenk atarak, nicesi tütününü içerek ikişer üçer kişi sohbet ederek buzda kayarlar. Niceleri büyük kalabalıklar şeklinde toplanıp [119a] buz üzerine toprak döküp çok çok büyük ateşler yakarlar, bütün sığırları ve koyunları kebap çevirip yiyip içer eğlenirler. Kaza çeşidi: Nice kere buz çözülüp üzerinde olan adamların delikanlıları buzdan buza atlaya atlaya bir kenara çıkar, nicesi suda boğulur. Başka bir sanat: Bazı adamlar arkasında yüküyle ayağının altına iki parça sığır kemikleri koyup elindeki sopasıyla billur gibi parlak buz üzerinde beş altı konak yeri kayarak bir günde gideceği yere varır .

................ (2 satır boş) ............... . bu Tuna üzerinde oturan yiğitlerin özelliklerini gördüğümüz kadarıyla 'yazsak bir cilt kitap olur. Gerçekte de Silistre gazilerinin yürekli, cesur ve yiğit erieri vardır. Bütün halkının küçükleri ve büyükleri kışın şiddeti nedir bilmezler. Eğer

Silistre şehrinin varoşunun özellikleri Bütün şehrin imar olmuş haneleri (---) mahalledir, ama on adedi Hıristiyan ve bir adedi Yahudilerdir. Geri kalanı Müslümandır. Evvela Zülfikar Ağa Mahallesi, Akkapu Mahallesi, İstanbul Kapısı Mahallesi, Darağacı Mahallesi, Namazgah Mahallesi, Mahkeme Mahallesi, Paşa Mahallesi, Pazaryeri Mahallesi, Haraccı Mahallesi, Çanakçı Mahallesi, Zangoç Mahallesi, Kurşunlu Mahallesi ve Derviş Efendi Mahallesi meşhur mahalleler bunlardır. 436


Bu yazılan mahalleler içinde toplam l l saray vardır. Bunların içinde donammlı ve mükemmel olan kale kapısı önünde Tuna kenarında vezirlere mahsus büyük saray, Budin ve Bosna sarayları gibi büyük binalı sağlam saray değildir. Tamamı belvan ve tahta ile yapılmış iki katlı saraydır. Bir genişce avlusu, bir küçük divanhanesi, 70 adet hassa gılmanı odaları ve bir ufak tefek hamamı var. Bütün odaları soba ocaklıdır. Zira kışı katı olur. Tamamı kiremitli yapılardır. Bu Silistre Sarayı'nı seyr ettiğimiz yıl, 1061 [1651] tarihi idi. Göncüzade adında yıldızlar ilminde bütün halkın güvenip beğendiği bir kimse, "1090 [1679] tarihinde Osmanlıdan Mehmed Han bu Silistre şehrine gelip bu sarayı temelinden yenileyip bu şehir padişah tahtı ola" dedi. Allahümme yessir bi'l-hayr denildi. Bundan sonra Kadı Efendi Sarayı, Paşazade Beğler Sarayı, Sürmelizade Sarayı, Bostancı Hasan Ağa Sarayı, Manav Ahmed Ağa Sarayı, Zangoç Hasan Ağa Sarayı ve Sakızadeler Sarayı. Bu adı geçen saraylar tamamen kiremit ile örtülü bahçeli bakımlı hanelerdir. Bunlardan başkası kiremitli ve kiremitsiz şindire tahta örtülü ve genellikle tahta aviulu bahçeli güzel hanelerdİr, ama kefere mahalleleri baştan başa şindire tahta örtülüdür. Bu derece güzel haneler ile şenlenmiş olan büyük varoşun fırdolayı çevresinde 50 arşın derinlikte hendekleri vardır. Günlerin geçmesi ile hendeklerinin niceleri toz toprak ile dolmuş, ama yine bu büyük hendeğin nice yerleri Tuna Nehri ile doludur. 1030'da [1621] Sultan Osman saltanatında bu büyük varoşun fırdolayı çevresinde çitten yapılmış olup içi rıhtım toprak ile dolu kalesi var imiş. Hala nice yerlerde hendek kuleleri ve burçları, bedenleri ve köprü bağlayacak yerleri bellidir. Tamamı 7 adet kapılarının köprüleri yerleri bellidir. Evvela Namazgah Kapısı batı tarafa bakmaktadır. Ve Mustafacık Kapısı batıya meyillidir. Efiatar Kapısı güney yönüne açıktır. Kıble tarafına Döne Kapısı. Doğu tarafına İstanbul Kapısı.

Yine doğu tarafına Daye Kapısı. Ve yine>'poğu tarafına Darağacı Kapısı.

437


Hala bu anılan kapıların yerleri belli olup seçkin ve halktan bütün insanların geçit yerleridir. Bu varoşun fırdolayı bütün çevresi yavaş adımlarla 1060 adımdır. Bu anılan hendekten dışarı çayır ve çimenlik gezinti ve dinlenme yerleridir. Her gün bu yeşillikLer üzerinde ikindiden sonra safa dostları toplanıp çeşit çeşit oyunlar oynayarak zevk u safa ederler. Bu bakımlı varoş içinde Silistre şehrinde toplam (---) adet Müslüman ibadethanesi vardır. Evvela bunlardan şehrin güneyi tarafında büyük yapı, Kurşunlu Cami: Selatin camii gibi göklere doğru baş çekmiş büyük bir kubbeli minberi, mihrabı ve mahfili eski tarz sade gözeli değildir. Dış avlusu ve öğrenci odaları ile bezenmiş bir beyaz taş yapı, düzgün minare ile süslenmiş nur dolu bir camidir. (---) tarihinde Sultan [119b] vezirlerinden Sinan Paşa yapısıdır ki bu şehre yirmi sene vali olup Eflak ve Boğdan'ı itaat altına alıp haraca bağlamışhr. Bu şehir içinde bundan başka kurşunlu cami yoktur. Ancak bir kıble kapısı vardır.Ve, Eski Cami: Bir minareli kiremit örtülü camidir. Ve Akkapı Camii, Mahkeme Camii, Pazaryeri Camii, Haraccı Camii, kalabalık cemaatlidir. Kale Camii: Yıldırım Bayezid Han'ındır. Melek Ahmed Paşa musallası, Tuna kenarında bir yeşillik yerde büyük bir ibadet yeridir. Bunlardan başkası mahalle mescitleridir. Ve bir medresesi vardır. Bundan başka diğer camilerde birer dersiam bulunur. Ve 40 adet Kur'an-ı Kerim öğretilen sıbyan mektebi vardır. Bunlardan Kurşunlu Cami Mektebi, büyük vakıftir. Ve Eski Cami Mektebi, Mahkeme Cami Mektebi, Derviş Efendi Mektebi, Akkapı Mektebi, Sabuncuzade Mektebi, Haraccı Mektebi ve Çarşı Mektebi. Bu mekteplerin hepsi ebced okuyan küçük çocuklar ile dolu öğretim yuvalarıdır. Zira gayet zeki ve yetkin küçük çocukları vardır.

Ve toplam (---) adet derviş tekketeri vardır. Evvela Eski Cami Tekkesi bakımlıdır. Ve Kurşunlu Cami Tekkesi'nde Şeyh Hazret-i P1r1 Efendi arif-i billah ve aşık kimse, IV. Murad Han ile Revan seferinde serdengeçdi ağası olup vücudunda yaralanmamış yeri yok idi. Sonunda dünyayı terk edip Kastamonulu Şa'ban Efendi tarikatından 438


fakirlik cihazını kabul etmişti. Kamil mürşid kimse idi. İlahi ve ruhailerde Azmizade Haleti Efendi kadar tasavvufane pençbeytleri vardır ki hala bir mükemmel toplanmış eserdir. Ve Derviş Efendi Tekkesi, Celveti tarikatinde Üsküdari Mahmud Efendi halifesidir ki tekkeyi yine Derviş Efendi oğlu yapmışhr. İyi ahlakh; yumuşak huylu kamil mürşid bir erdir, Allah seltirnet versin. Ve Haraccı Tekkesi'nde Tatar Abdürrezzak Efendi, Nogay ulemasından ermiş bir kimse, tefsirci ve hadisçi ulu sultandır. Bu tekkelerden başka meşhur tekke yoktur. Ulemalarından, şeyhleri, imamları ve hatiplerinden evvela Kurşunlu Cami İmaını Ahmed Efendi, Aziz Efendi, Salih Efendi, Dersiam Göncüzade Ahmed Efendi ve Bezzaz Mehmed Efendi. Bunlardan başka yukarıda yazılan tekke şeyhleri, yazılan cami hatipleri ve ileri gelenlerinden yazılan hanedan sahipleri kimselerdir. Ve hepsi üç adet hamamlardır. Evvela Paşa Sarayı'na bitişik İskender Paşa Hamamı, havası ve yapısı tatlı hamamdır. Sonra Kurşunlu Hamam, Kurşunlu Cami sahibi Arnavut Sinan Paşa yapısıdır.

Mahkeme Hamamı, gayet sıcaklık üzere yapılmış aydınlık bir hamamdır. Bu üç hamamdan başka ileri gelenlere ve halka ait hamamlar yoktur, ama 48 adet evlerde özel hamamlar vardır, ama kale içinde hamam yoktur. Ve 10 adet akar çeşmeler vardır. Evvela Akkapı Çeşmesi, Saraçhane Çeşmesi, Pazaryeri Çeşmesi, Kurşunlu Cami Çeşmesi, Haraccı Çeşmesi ve Kuru Çeşme. Bunlar abıhayattan haber verir akar pınarlardır. Gerçi bu çeşmelere bu şehrin ihtiyacı yoktur. Zira Tuna deryası kenarında büyük bir şehir olduğundan hayrat sahipleri 10 yerde can bağışlayan çeşmeler yapmışlardır. Ve toplam 20 yerde sebil vardır. Başka yerlerin sebilleri,gibi kargir, donanımlı ve süslü yapılar değildir ama Temmuz ayında vakıf tarafından Tuna buzuyla abıhayatları bütün susayanlara dağıtılır. içenler, sebilciler, "Hüseyn-i Kerbela

aşkına

sahha"

~\

diyebumısrar söylenirler.

439


Ve hepsi iki handır. Biri çarşı içinde Melek Ahmed Paşa'nındır, kiremit ile örtülü sağlam yapı ve bakımlı küçük bir han dır. Biri de Emin Hanı'dır. Bu iki handan başka nalbant dükkanıarı han gibi dükkanlar olduğundan çokluk bu şehir halkı hana muhtaç değillerdir. Zira bolluk içinde bir şehir olduğundan bütün hanelerin ikişer kapısı vardır. Elbette küçük kapıları açıktır. Doğrulup varana sıladır, yuvadır. Buna benzer minnetsiz girilen hane gibi saraylar vardır. Bu Silistre şehri içinde toplam 800 dükkan vardır. Evvela iki kapılı bedesteni vardır. Zengin tüccarları vardır, ama kargir yapı değildir. Kapıları zincirlidir. Atlılar giremez. Bir anayolun iki tarafında 100 adet dükkan vardır. Üzerieri baştan başa kırmızı kiremi tÜ dir. Saraçhanenin anlatılması: Hayrat sahibi Melek Ahmed Paşa'dır. İki başında kapıları demir zincirli güzellik pazarıdır. Bu da bir ana yolun sağında ve solunda 80 kadar üstleri kiremit ile örtülü temiz, süslü ve bakımlı saraçhanedir. [120a] Şiddetli kış yurdu olduğundan kürkçüleri çoktur. Ve aktarları süslüdür. Kısacası, bütün sanat sahipleri boldur. Sanatlarının beğenilenlerinden; kuyumcuları, çapgın at rahtları ve Tatar at eğerleri beğenilir ve küçügen (atmaca) kuşu yelekli tatlı ok yaparlar. Ve balıkçılar çarşısı gayet çoktur. Bütün kafiristana balık buradan dağıtılır, balık pazarıdır. Yiyeceklerinin ve içeceklerinin beğenilenleri: Beyaz ekmeği, semiz kıvırcık koyun eti ve sığır eti gayet semiz ve lezzetli olur. Ve şalgam gibi bir tür şey olur, ona alabaş derler, gayet lezzetlidir. Semiz et ile pişirirler. Gayet güçlendirİcİ ve hazını kolaydır. Şalgam lezzetine benzerliği var ama görünüş rengi alaca olduğundan alabaş derler. Gerçekten de yine adam başı kadar vardır. Ve Tuna balıklarından morina balığı, çığa balığı, sazan balığı, lom balığı (---) ve nice yüz bin çeşit balıkları vardır ki her biri ayrı bir taddadır. Ve içeceklerinden; lezzetli keyfiyeti var bal suyu olur ama gayet sarhoşluk verir. Ve Muaviye icadı beyaz dan bozası sanki cüllabdır. Genellikle fukaraları bozaya ekmek doğrayıp yiyerek açlıklarını giderirler. Ve sulu, şıralı ve lezzetli üzümü olur. Al renkli vişnesi ve kirazı beğenilir. 440


................ (1 satır boş) ............... . Ve mahbub ve manbubesi meşhurdur. Çağatay! ve Rum Nogayı gözlü, çıtak sözlü, beyaz Bulgar yüzlü dilberieri olu:r. GenelIikle orta boylu, güçlü kuvvetli, becerikli ve zevk ehli insanları olur. İleri gelenleri değerli kumaşlar ve rengareng çuka giyerler. Halkının çoğunluğu Eflak ve Boğdan tüccarlarıdır. Orta halli . olan fukaraları haline göre renkli bezlere kaplı kürkler giyip başlarına Tatar kalpağı giyerler. Askeri taifesi yine Tatar gibi eğerli atlara binip sadak taşırlar. Bunlar Tatar seferinde yortarlar Tatar-şe kavmidir, ama bunlar başka Dobruca kavmidirler. Tatar, Bulgar, Boğdan ve Eflak'dan doğup karışmış Çıtak kavmidir. İlk Osmanlılardan Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Şah askerlerinden türeyip kalmışlardır. Daha sonra Yıldırım Bayezid Han zamanında şehir Tatar ile süslenmiş, anneleri Tatar, Bulgar, Eflak ve Boğdan olup bir çeşit Çıtak kavmi olmuşlardır. Çıtak

Alatla tez ol

kavminin dilleri ve özel lehçeleri kavra getir

hışırka

çoğaç

karpuz

güneş

Baytalı Atı

akıt

sula

kopayın,

çalma s arık

meçikli ta' un

Aydı ver Söyleyi ver.

Ocak kavra Ateş getir.

yundum

cari ye defke kız

işleyim?

börk kalpak Keremin

Ön beni Bekle beni. aydı

vereyim

İyiliğin söyleyeyim. Çorbacı

ne apar ay d söyle!

Ağan nişler çıdı

ver eyi ver

kolimı

kısrağım tayı.

kalayık

ne abayin

selam ayıttım selamün aleyküm.

bekle

kavun

al af saman

Dibelik, ne

tahırla

hışır

ocak getir getir.

Ateş

örp

at

taşağı

Şikast

oldum hasta oldum baytal cavı at siki

441


Kölelerin isimlerini bildirir: Kadamlı, Morvat, Hırlı, Azadlı, Laçin, Pehli, Bofan, Kamış, Yuvan, Kayran, Azatsız. Bu Silistre halkı yine şehirlidir ama bu Çıtak dilinin ayrıntıları inşaallah Dobruca vilayetinde yazılır. Bu şehrin kadınları yassıbaşlı olup renkli çuka ferace ve beyaz Kerlova ahası ferace giyerler. Gayet saliha, örtülü ve edepli kadınları var ama isyan sahipleri azdır. Aşık canları pür-nazdır. Ve bütün halkı ehl-i sünnet ve'l-cemaat olup namaza devam ederler. Bolluk ve bereketli şehir olduğundan bütün misafirleri severler ve onları davet edip yemek ikram ederler. Yumuşak huylu, güzel ahlaklı, zevk sahibi, dost canlı, uysal, hoşgörülü maarif erbabı çoktur. Beşinci ikiimin son bölümünün ortasında olduğundan kışının şiddeti çok sert olur, ama bütün halkı sağlıklıdırlar. Boylamı (---) (---) ve eniemi (---) (---) usturlab ilmine göre (---) (---) (---) ( ---) ( ---) Tuna Nehri'nin karşı tarafı altıncı ikiimin başlangıcı bulunmuştur. Doğu tarafı Dağıstan ve Heyhat'a varıncaya kadar, batı tarafı Alman diyarına varıncaya kadar Tuna Nehri kıyıları altıncı gerçek iklimde bulunmuştur, Portugal Padra ve Kolon'un görüşüne göre. Silistre şehrinin mesireyerlerinin özellikleri: Evvela hendek kenarında Bey Bahçesi, Paşa Çayırı, Çayır Köprüsü, İstanbul Köprüsü Çayırı, Namazgah Mesireyeii, ve Küçük Mustafa Mesireyeri. Şehrin güneyine eğimli dağlar, bağ ve bahçeler içinde cihannüma üç adet süslü köşklü bir dinlenme, seyir ve gezinti yeridir. Buradan bütün şehirveTuna Nehri görülür. Ve Vişiniçse gezinti yeri, Kendikopan seyir yeri, ve Karaağaç Mesiresi, Akçeşme Mesiresi, Kerdime Mesiresi, Arslanlıçeşme Mesiresi ve Pasdırma Adası Mesiresi. Tuna Nehri arasında büyük bir adadır ki her sene 70-80 bin sığır kesilir, pastırma yapılarak bütün Rum'a, Arabistan'a ve Frengistan'a nice yüz bin [120b] yük pastırma gider. Pastırma sırasında bu adaya adam varsa nice bin Tanrı malılükuna ecel kasabı bıçak vurduğunda kanları sebil gibi akıp Tuna Nehri'ne karıştığında insanın aklı gider. Hatta bir sığırı boğazlayıp karnını yardıklarında yavrusu çıkıp ayağa kalkarak hayat buldu, bunu süt ile beslediler. Aydoğdu,

442


Bu adada mevsiminde çadırları ve yüklükleriyle nice bin sığır eelebi pashrmacı bezirganlar vardır. Bir tarafında nice yüz kazanlar ile sığırların iç yağlarını ve ilik yağlarını eritip say yağma karışhrırlar. Bir tarafında çüriş yağından mum yaparlar. İbret verici adadır ama sığır boğazlayıcısı (kasabı) olduklarından bu kavmin asla iflah olduklarını ve onduklarını görmemişizdir vesselam.

Büyük Tuna Nehri'nin görülmeye

değer

balık dalyanlarının anlatılması

Bu Tuna'nın buzu sökülüp ilkbahar olduğunda Asitane tabir emin Tuna balıklarını 77 yük akçe iltizama alır. Tuna kıyısında Silistre şehrinde paşaya gelip on kese daha kalemiye (resmi dairelerde gördürülen işler için ödenen ücret) verip 20 kese daha harcadıktan sonra Tuna Nehri'nin balıklarını aviarnaya rafından

başlar.

Evvela Bogdan diyarının Kalas Dağları'ndan seksener arşın çam, meşe ve pelit direkleri kestirip Silistre şehri önünde 2.000 adam ile ve nice yüz usta marangozlar ile tonbaz ve transa gemiler ile Tuna'nın iki tarafından anılan direkleri Tuna içinde kaka kaka ta Tuna'mn ortasına gelirler ve kazıkiarın arasını bir balık geçecek kadar açarlar. Mesela hemen Tuna içre kazıkiarı akçe tahtası şeklinde kakıp sanki akçe dökecek kadar yer açık kalır, bütün kazıkiara yaban asmasım ta Tuna dibinden örerek ta Tuna yüzüne asma çiti gelip belli olur. Daha sonra bir boğaz da alıkoyup ona bir kapı ederler. O da çitten örülmüştür. Aşağıdan ve yukarıdan gelen gemilerin geçmesi için anılan kapıyı açıp kaparlar. Ve bu akçe tahtası gibi Tuna ortasındaki boğaz önüne balık emini gidip içli ve dışlı çeşit çeşit oda, sofa, mutfak ve kahvehaneleri Tuna üzerine kazıklar ile yapar ki seyretmeye değer. 100-200 adamıyla Tuna üzerinde bu sarayda oturur. Eminin kendine mahsus küçük bir köşkü balık dalyanı olan ctnılan darbağazda yapar. Emin gece ve gündüz burada oturup o boğaza bir sanat ile yine çitten bir zemberekli şey vurup o boğazı o çit kapatır. Öyle çitler örerler ki bir karış miktarı bir balığın çitlerden geçmek ihtimali yoktur. Ac~ip ve garip bir sihirli sanathr. Ta ki bahar mevsimi 443


gelip Tuna Nehri'nin dalgaları kalmayıp Alman diyarından beri Tuna balıkları, Dırava Nehri, Tise Nehri, Sava Nehri, Morava Nehri ve yukarıda yazılan büyük nehirlerin balıkları Tuna Nehri ile akıp Karadeniz'de Ölüdenizi'nde, Özü Nehri'nde, Azak denizinde, Çekişge ve Arpat göllerinde, Azak dibinde, Ölü Ten Nehri'nde ve Diri Ten Nehri'nde Tuna balıkları, tohum döküp yavru hasıletmek için ve Ten suyunda eğir kökü yemek için Tuna ile akıp Karadeniz'e çıkayım derken bu Silistre önünde bu dalyana gelip görseler ki Tuna kapanmış. İşin sonunda dönüp dolaşarak anılan boğaz ağzındaki çit üzere geldiklerinde anılan boğazda kısılırlar, bir daha geri döneyim derken zemberekli çiti iplerle kaldırırlar, ister büyük ve ister ki küçük balığı alıp yine zembereği Tuna içine bırakırlar. Bu bir seyirdir ki "İşi tmek, görmek gibidir" cinsinden dir. Ta. gözle görmeyince anlatılması mümkün değildir. Nehrin tam olarak aktığı mevsiminde emin, paşayı bu Tuna üzerine yapılan dalyan sarayına davet edip büyük ziyafet verir ve 2.000 kuruş gizlice değerli hediyeler verir. Hoş geldin diye o gün ne kadar balık avlanırsa paşa.nın olur, burada tali tutarlar. Bir balık gelirse işim kolay ola, derler. Tanrı'nın hikmeti, Melek Ahmed Paşa efendimizin bahtına 70 adet müteferrika dedikleri morina balık geldi ki 40-50 seneden beri o hizmette koşup seğirden yaşlı adamlar "Bir günde bu derece 70 müteferrika balık çıktığını görmedik" diye hayret ettiler. · Daha sonra paşa [121a] o günün talihine avianan bütün küçük ve büyük 7.000 adet balığı l l keseye yine emine satıp emine bir değerli hil' at giydirip sarayına gitti. Bu müteferrika denen morina balıkları öyle iri balıklardır ki her biri sekizer dokuzar arşın gelir pererne kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır ki Allahu Taala'nın emriyle her birinin karnında üçer, beşer ve onar kantar havyarı çıkar, bal fıçıları içinde bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe balıkları eminden bezirganlar birer ikişer keseye alıp havyarını ve balık tutkah dedikleri beyaz tutkalını balık kasaplan çıkarırlar, balığını da dilim dilim, çilim çilim edip tuzlayıp Lehistan'a, Moskov'a, Donkarkız'a, Danimarka ve Dip Frengistiin'a kısacası bütün kiifiristana arabalar ile ve gemiler ile havyar, mersin ve morina balığını götürürler. 444


Tuna ile Azak'da Tı;n Nehri'ne mahsus balıklardır. Başka sularda olması ihtimali yoktur. Sanki her biri birer ejderhadır. Allahu Taala'nın emriyle karnında pislik ve artıklardan bir şey çıkmaz. Vücuduna göre bağırsakları ve dişleri azdır, amamersinin arkasına yapışmış tutkah çoktur. Tuna Nehri'nin ejderhası bu morina müteferrikasıdır. Mısır diyarında Nil Nehri'nin ejderhası nehenk timsahıdır, ama timsah zararlı melundur. Cebriler ve Künuzfler yerler. Diğer insanlar timsahı yemezler, ama bu Tuna morinası bir zararsız balıkhr. Cenab-ı Bari'nin ezell hikmeti odur ki balık balığı yiyip gıda edinirler ki öyle yaratılmışhr, ama bu morina ve mersin balıkları asla balık yemeyip eğir kökü, kamış kökü ve onlara benzer bazı yosun otlar vardır, onu yerler. Allah'ın emriyle o kadar vücut o kadarcık yiyecekle yetinip büyük, ama bu dişi morinanın haddini ve sayısını Cenab-ı Bad bilir. Yavrusu olup anasının ardı sıra Turna katarı yavruları çekildiğinde şimşek gibi geçip her balığın yavrusu bir saatte güc ile geçer, ama Hayy ve Kadfr olan Allah'ın emriyle erkeği küçük olur. Ama bu morinanın pererne kadar müteferrikası nadir olur. Zira onlar Tuna İslam seddi önünde Tuna Demirkapısı ve Tahtalı adlı girdapların fırtınalarından geçmeye korkarlar ki nicesinin Tuna Nehri'nin dalgalarından beli kırılıp kenarda düşerler. O yüzden Demirkapı'dan aşağı müteferrika geçmez, geçen de çıkmaz. Arada meydana gelen müteferrika balıklar bu Silistre-önünde elbette avlanılır.

Bu Tuna seyir yeri üzerinde 8 ay durup bazı eminler kar eder, niceleri iflas eder. Bahtının açık olması gerekli bir devlettir. Zira Tuna kenarında olan 40-50 parça kale kulları, Kili, Akkirman ve Özü'nün beş parça kale neferatları bu Tuna emininden aylıklarını tamamen almalıdır. Eksik olursa haps eder ve erzakından alırlar, ama bahh yaver olunca 70-80 bin guruş kar etmiş adam biliriz. İbret verici büyük bir temaşa yeridir ki bir diyara mahsus değildir. VeTuna Nehri gibi bir deryayı bendedip çit ile örüp balık avlamak hiç düşünülecek şey değildir ve insanın becerebileceği şey de değildir. Bu dalyanı gören insan neye sahip olduğu ve ne kadar şeytanlıklara malik olduğunu anlar. ..

/!:'

445


Gerçekten de büyüleyici bir iştir, ama zalim Silistre'nin bahar günlerinde öyle çamuru olur ki Mahmud! fili ve Menkerfısi fili siyah çamurunda boğulur. Hatta Nasuh Paşazade Hüseyin Paşa'nın bir delisi bal suyu keyfiyle pazar meydanında atına mahmuz edip at kolanına dek yere gömülür. Ha bre ha deyince deli at altında kalır. At ve deli çamurda Karfın gibi boğulur. Beş on uslu adamın deliyi kurtarmaya güçleri yetmedi. Ve Koca Ken'an Paşa vali iken 8.000 bal fıçısı çamur Tuna deryasının çamuruna döküldüğü şer'i sicillerde yazılıdır. Sonunda Melek Ahmed Paşa efendimiz malından 20 kese ayırdı, yazılan ham, saraçhane ve nice dükkaniarı ve bir iki katlı mükellef kahvehaneyi yapıp Akkapu Camii önünden ta İstanbul Kapısı'na varıncaya kadar geniş bir caddeyi önce zemine belvan ve ıskara fırça kazıklar kaktı. Temmuz ayında üzerine balık sırtı gibi iki araba yan yana geçer horasan ile taş kaldırım yaptı. Anılan saraçhane ve kahvehaneleri bu kaldırırnlara akarat (gelir) edip her sene [121b] o akarattan Silistre şehri içndee kaldırımlar yapılmaktadır ki gerçekten büyük bir hayrattır. Zira bu şehirde, yazdave kışta her hafta büyük pazar olup nice bin arabalar toplanıp adam deryası olur. ................ (2.5

Silistre

satır boş)

............... .

şehrindeki

Tuna Nehri özellikleri Bu Silistre şehri dağlarında ve derelerinde su değirmenleri çoktur, ama Tuna Nehri üzerinde olan un değirmenleri bir diyarda yoktur. Ancak yine Tuna Nehri üzerinde olan şehirler önünde vardır, ama bu Silistre önündeki değirmenler acaip ve garip bir değirmenlerinin

iştir.

Tuna Nehri'ndeki değirmenlerin şekilleri: Evvela iki adet dibi yassı Tuna'nın tıransa gemileri gibi gemilerdir ve ikisi birbirine büyük direklerle bağlanmıştır. Bu iki gemi arasında 10 arşın kadar enli kalın tahtalar ve direkler ile yapılmış dolapları vardır. Bu dolabın büyük gemi tarafında gemi içinde büyük çarklar vardır. Büyük çarkın ucunda bir büyük değirmen taşı vardır ki üç çift camuz ancak çekebilir. 446


gece gündüz ellişer Silistre kilesi un Ta bu derece hızlı döner çarklardır ki insanın gözü ermez. Her değirmenin ikişer üçer adamları çoluk çocuklarıyla değirmenlerde otururlar. Her biri bir han gibi tahta örtülü damlardır. İçinde mutfağı, pek çok odaları, pencereleri ve hacaları vardır. Nicesinde fırınları olup taze poğaça ve ekmek pişirirler. Bu değirmenlerin mekanları; Silistre Kalesi önünde herkesin bellekleriyle yerleri vardır, buyurdular ile otururlar. Zira kale önünde Tuna Nehri gayet hızlı akar büyük bir girdaphr, ama bu 70-80 adet değirmenlerin Tuna üzerinde sabit olmaları acaip marifettir. Mesela iki gemi birbirine gemi direkleriyle bağlanmıştır. Yaban asmasından bir büyük sepet örüp sert taşlar ile sepeti ağzına kadar doldurup ağzını kapatırlar. Ve yine yaban asmasından adam beli kalınlığında, avrat saçı gibi 50-60 arşın ip örüp değirmen gemilerini Tuna ile hareket ettirerek ta değirmen sahibinin Tuna üzerindeki sınırları yerine geldiğinde anılan taş ile doldurulmuş sepeti Tuna Nehri'ne uçurup değirmen yerinde karar eder. Zira asma ipin bir ucu sepette ve bir ucu gemide bağlıdır. Tamam kış vakti yakın olup Tuna Nehri'nden buz akınaya başla­ dığında değirmenlerin asmadan iplerini keserler, her bir değir­ meni birer ada limanlarında koruyup yine bahar mevsiminde yürü türler. BüyÜk seyirlik acaip ve garip marifetti değirmenlerdir ki her biri beşer keseye olur, ama her sene beşer kese gelir elde edilir bir serbest zeametten daha iyidir. Genellikle Silistre ayanının bir çeşit karları bu değirmenlerdir, vesselam. (---) (---) (---) (---) (---) Bu

değirmenlerde_

öğütülür.

( ---).

Silistre şehrinin ziyaret yerlerinin özellikleri Rumeli diyarında son serhad noktası olduğundan büyük evliyalardan meşhur kimseler yoktur, ama iyi hal sahibi ümmetin temiz insanlarından ulema çoktur. Evvela İmam Fahr: Yıldırım Han'ın imamıdır. Akkapı, kabristanında gömülüdür. İsa Hoca ve Hüseyin Vaiz: Halveti tarikatındandır. Haftada bir, bir badem, bir zeytin, bir hurma ve bir fincan süt ile iftar edermiş. Akkapı yanında yatmaktadır. Şeyh P}~i

idi. P1ri

Efendi: Halvet1 tarikahndan divane aşık bir can temiz şiirleri ve on iki makamda

mahlasıyla aşıkane

447


okunur ilahileri vardır. Tanrıya hamd olsun 1061 [1651]'de Kurşunlu Cami'de mübarek elini öpüp sohbetleri şerefiyle şerefrendik ve sema, safalarında hazır olduk. Daha önce yeniçeri maryolu olup Sultan IV. Murad ile Revan fethinde bulunarak serdengeçdi ağalığında l l adet tülüngi Kızılbaş'ın başlarını Sultan IV. Murad'ın önünde yuvarlayınca bir serbest zeamet bağışlanır. Daha sonra Koca'Ken'an Paşa ağasından olur. Silistre valisi iken Ken'an Paşa'dan ayrılıp Rabbanf ilham ile kendileri Kastamonulu Şa'ban Efendi'nin dergahına varıp onlardan fakirlik cihazını kabul edip irşad olurlar. Daha sonra onlardan mezun olurlar. Silistre'de post sahibi iken rahmet deryasına sema ederek yollandılar. Allah rahmet eylesin. Şeyh Derviş Efendi: Gerçekten de Üsküdarf Mahmud Efendi tarikahnda gönlü yaralı Celvetf dervişi idi. Tanrı'ya hamd olsun hayır dualarıyla şereflendik.

Dersiam Göncüzade Ahmed Efendi, Şeyh Muhammed Buhari: ulu sultandır. Bu Silistre şehrinde ikamet ederken 1000 [1591] senesinde vefat etmiştir. Çarşı içinde özel bir türbede gömülüdür. Bu hakfrin konağı civarında olduğundan sabah akşam geçerken birer Fatiha okur, her cuma gecesinde birer balmumu ile türbesini aydınlatırdım. Hala bütün insanların ziyaret yeridir. Hatta Dersiam Göncüzade bu zat tarafından irşad olup seçkin bilginlerden ve ulemanın serçeşmesi olmuştur. [122a] 1062 Rebiülevvel'inde [Şubat 1652] Veziriazam Siyavuş Paşa sadrazamlıktan gazap ile aziedilerek sadrazamlık Koca Gürcü Mehmed Paşa'ya verildi. Üçüncü efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya Silistre'de dergah-ı aif kapıcıbaşılarından Berberbaşı Bayram Ağa ile padişah emirleri ve hatt-ı şerif gelip divanda okundu. Melek Ahmed Paşa efendimiz "İşittim ve itaat ettim" deyip tuğlarını ve otağlarını Çayır Mahallesi'nde namazgaha Nakşibendf tarikatında

çıkardı.

1062 Rebiülevvel'inde [Şubat 1652] Özü eyaZeti kaleleri, köyleri ve kasabaları muhafazasına gittiğimiz menzilleri bildirir Evvela Bismillah ile Silistre şehrinden büyük alay ile çıkılarak adı geçen namazgahda konaklanıldı. Tuna kıyısında dört köşe duvar ile yapılmış harabe bir namazgah idi. Efendimiz yedi günde tamir etti. 448


Rebiülevvel ayının 12. salı [22.02.1652] günü bu haklr riyasız Evliya Mevlüd-i Şerifi okudu. Öyle büyük bir kalabalık olmuştur ki şehrin bütün ileri gelenleri mutlu olup nefis yemekler, şekerli ve balh şerhetler ile nimetlenmişlerdir. Halen günümüzde de Silistre halkı o mevlüdü ve o ziyafeti yad edip Melek Ahmed Paşa'ya hayır dua ederler. -Gerçekten de Müslümanların namazgahı -şenlendi. Buradan, Çayırlı Köyü menzili: Gerçekten de otları ve çayırları bolluk üzeredir. Buradan, Denekler Köyü menzili: Halkı Müslümanlardır. Hacıoğlu Pazarı Kazası nahiyesinde 300 haneli ve camili alaybeyi zeametidir. Buradan,

Mamur Hacıoğlu Pazarı Kasabası 'nın özellikleri (---) tarihinde Yıldırım Bayezid Han oğlu Sultan Musa beylerinden Hacıoğlu adlı yiğit kumandan imar ettiğinden Hacıoğlu Kasabası derler. Dobruca vilayeti toprağında ve Silistre eyaletinde paşanın hassıdır. Yedi kese mfrf mal ile paşa ağalarından bir tayin edilmiş ağa 50 adet adamıyla yönetir. Kanun tarafından 300 payesiyle şerif kazadır. Hepsi 7 nahiyesi ve 78 adet itaatkar bakımlı köylerinden her sene kadıya ve voyvodaya ellişer kese mal faiz olur. Sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı ve muhtesibi vardır, ama kalesi olmamak ile dizdarı, müftüsü ve nakibüleşrafı yoktur, ama ileri gelenleri çoktur. Şehri bir açık bayır üzerinde 2.000 haneıl kimi kiremitli ve bazısı tahta şindire örtülü, yer yer bağlı ve bahçeli bakımlı ve süslü güzel evlere sahiptir, ama kışı çok sert olduğundan meyveleri beğenilmez. Tamamı (---) adet mahalledir. Evvela Muslu Efendi Mahallesi, Şeyh Efendi Mahallesi, Gazi Baba Mahallesi, Hacı Mehmed Mahallesi, Hac-ı Hızır Mahallesi, Eskimahalle, Çavuş Mahallesi ve Pazar Mahallesi bildiklerimiz bu mahallelerdir. Hepsi (---) adet mihraptır. Evvela Çavuş Camii, Çarşı Camii, Eski Cami, Şeyh Camii bunlardan başkası mescitlerdir. Medrese, darülkurra ve darülhadisi yoktur, ama ll adet ebced okuyan sıbyan mektebi, 3 adet hamamı, 3 adet hanları ve 200 adet dükkaniarı ,ot, var. (---) tarihinde Köprülüzade Ahmed Paşa • Kethüdası Ebülhayr Ihrahim Ağa çarşı içinde iki başı kapılı ve 449


kargir kiremit örtülü bir anayol üzerinde 100 adet yeni yapılı dükldnlı bir bedesten inşa edip şehre şöhret vermiş. Tanrı şöhret afetinden emin ede. Ve yakımnda bir bedesten hamarnı yapmış ki bir bezek-aradır. Bu şehir susuzluk ile meşhur idi. Bütün halkı acı kuyu sularına muhtaçlar idi. Hatta Derviş Mehmed Paşa Özü valisi iken bu şehirde muhafaza beklerken bu Hacıoğlu Kazası'ndan askerine 41.000 kuruşluk su içirdiği mahkeme şer'i sicillerinde yazılıdır. Bu malın tamamı halkın kesesinden çıkmıştır. Hatta efendimiz Melek Ahmed Paşa aslahu'z-zaleme iken 3 ayda askerine 3.000 kuruşluk su içirmemiştir. Böyle bir suyu kıt şehirdir ki reayası (halkı) paşalara arabalar ile fıçı fıçı su taşırlar.

zulüm bir diyara mahsus değil iken yine Köprülüzade bu şehre Allah rızası için 70.000 kuruş harcayarak Ruznameci İbrahim Efendi çerağı Babadağlı Bekir Ağa'nın teşviki ve aracılığıyla 2 konak yerden dağları ve ovaları deşip kerizler ile bir değirmen yürütür abıhayatı bir senede Hacıoğlu şehrine getirerek 9 mahallede 9 adet akarsu çeşmeleri inşa edip şehir halkı susuzluk hararetinden kurtulduktan başka bütün hayvanları, bağ ve bostanları, "... her şeyi sudan [yarattık] ... "la [Enbiya, 30] hayat bulup [122b] bütün bostanları ve bahçeleri cennet bahçelerinden nişan verir oldu. Bu kere belde halkı "Hayrat sahibi şehrimizi sele aldırıp çamur olur oldu" diye hayrat sahibine şikayetlendiler. O merhamet sahibi de insanlık edip malından 3.000 kuruş daha ayırarak çeşme yollarına ve diğer anayollara halkın geçmesi için kaldırımlar yapıp şehri temizledi. Anılan çeşmelerin tarihleridir ki buraya yazıldı: Bu

açık

kethüdası İbrahim Ağa

Görenler dedi hayli tarihin Güzel çeşmeler iib iibıhayat Sene (---) Diğer başka çeşme:

Fekiile Evliyil tarihu Kudsi Cera 'I-aynı tüsemmii selsebll [Sene (---) 1 450


Diğer çeşme:

Sular etir! olunca çeşmelerden teşneler hayll Dediler nuş edip tarih-i piikin Çeşme-i Kevser [Sene (---) 1 Başka çeşme:

Seyr eden bu aynı, tarihin dedi: Oldu cari çeşme-i ma-i hayat [Sene (---) 1 Başka

bir

çeşmenin

tarihi:

Nuş

eyleyenler iibın Tahsin edip dediler Tarih-i "İsm-i ayn ayniini tecriyiinı" [Sene (---) 1

Başka

bir tarih:

Ey tecelli Hatif-i Kudsi dedi tarihini: Aktı yer yer ab-ı Zemzem ayn-ı İbrahim' den [Sene (---) 1 Hayır

sahibinin güftesi:

Ebü 'l-hayr kendi bizzat bedihi dediler tarihin Ben hemen viisıtayım şah-ı Na'imindir su [Sene (---) 1

Nasuh Paşazade Ömer Bey güftesi: Dediler ehl-i beled Ralıma bize tarih için Geldi İbrahim cari etti cuy-ı Zemzem 'i Sene (---)

Bu tarih Nasuh Paşazade'nindir, ama Rahima Çelebi'ye baRahima hayrat sahibinden 100 sikke-i hasene almıştır. Bu haktre de Arapça tarihimiz için 100 adet Bundukan1 kırmızı filori vermiştir. Hala o can bağışlayan tatlı su pınarları ile belde halkı can besleyip hayır dua ederler. Özellikle vilayet reayası, bütün gelen giden yolcular, yaşlılar ve gençler övgüler yağdırırlar. Allah rahmd eylesin. ğışlamış,

451


Bu Hacıoğlu'nun havası gayet tatlıdır. Tanrı'ya hamd olsun suyu da tatlı olup güzelleri çok oldu. Halkı genellikle çuka ferace ve kontuş giyerler. Sipah ve yeniçerisi çoktur, ama uleması yoktur. Orta halli olanları boğasıya kaplı kuzu kürkü ve başlarına kalpak giyip Tatar ile sefer eşerler. Zira Dobruca halkı derler, ·cesur ve yarar namlı yiğitleri vardır. Ticaret ve gaza ile geçinirler. · Bu şehrin yiyecekleri ve içeceklerinden; beyaz ekmeği ve bal suyu meşhurdur, ama sanatlarından sırıria ile bükülmüş telatİn (Moskof meşini) üzere işlenmiş sırmalı oklukları yeryüzünde yoktur. Yüz kuruşa sadak işlenip İstanbul ileri gelenlerine hediye gider. Şehrin ortasında büyük bir meydan vardır. Haftada bir kere nice bin insan köy ve kasabalardan toplanıp mallarını muhabbet meydanına sererek satarlar. Bu şehir reayasına Dobruca Çıtağı derler, tuhaf dilli ve garip görünüşlü adamlardır. Hacıoğlu Pazarı ziyaret yerleri: ................ (! satır boş) ............... . Buradan yine doğu tarafına, Kurduman Ağa Köyü menzili: 300 haneli, cami ve misafirhaneli Müslüman köyüdür. Hatta hanedan sahibi Kurduman Ağa, paşaya büyük bir ziyafet çekip 3 adet salihli yorga at hediye etti. Buradan yine doğu tarafına, Batova Sahrası, yani Akyazılı Sultan Türbesi menzili: Karadeniz kenarında bulunan lale bahçesi gibi ve yeşilliklerle bezenmiş bir ovadır ki tam 40 gün konaklayarak çadırlarımızda zevk u safa ettik ve bütün atlarımız tirfil, yonca ve ayrık ile çayırlanıp et ve yağ sahibi oldular ki anlatılmaz. Dört tarafındaki kasabalarından pazarcılar gelip bir büyük pazar ordusu olur. Deniz kıyısında olan Varna limanı, Balçık Kasabası, Kavarna, Keligra ve Mankalya şehirlerini Kazak keferesinden muhafaza ederdik. Akyazılı Sultan Türbesi'nin anlatılması Mübarek isimleri (---) (---) dir. Belh, Buhara ve Horasan'da büyük atamız Türk-i Türkan Hoca Ahmed Yesevf halifelerindendir. Hatta. Hacı Bektaş-ı Velf Horasan'dan Anadolu'ya yönelerek 70 adet yüce mertebe sahibi erenler ile Bektaş-ı Vell Bursa gazasma Orhan Gazi'ye geldiklerinde Hazret-i Sarı Saltık Bay

452


ki, mübarek ismi Muhammed Buharf'dir, onlar, Keligra Sultan ve bu Akyazılı Sultan Buı:"sa'ya birlikte gelirler, fetihten sonra adı geçen erenler Rum diyarında Bektaş-ı Veli izniyle post sahibi olurlar. Akyazılı

Sultan 'ın hikayesi Hatta bu Akyazılı Sultan Pravadi'de Müslüman olan Dobruca kralından izin alup bu Batova Ovası'nda mekan tutar. , Bir gün kebap pişirip yedikten sonra kebap şişi olan ağacı [123a] yere gömünce Tanrı'nın emriyle bir yeşil kestane ağacı meydana gelip o an meyve verir. Aziz hazretleri, "Bu ağaç meyvesi kendi makamımız koruğudur. Bunun gölgesi mekanımızdır" diye buyururlar ki tam 40 sene o yüksek ağacın gölgesinde ibadet eder. Hala o benzersiz ağaç öyle güzel bir ağaçhr ki yumurta kadar at kestanesi yetişir. Her kimin atında sancı yahut kızıl kurt olsa o at kestanesinden ata yedirseler Allah'ın emriyle şifa bulur. Hala Akyazılı Sultan hazretleri bu güzel ağacın gölgesinde, saf kurşun ile örtülü, bakımlı yuvarlak bir türbenin içinde gömülüdür. Nurlu sandukasının dört tarafı türlü türlü güzel hatlı Kur' an-ı kerimler, gülabdan, buhurdan, şamdan ve altın gibi Horasan diyarının işi çerağdanlar ile süslenmiş, mübarek başlarının ucunda tuğ, sancak, bayrak, kalem, boru, davut kudüm ve ziller ile bezenmiş nur dolu bir kabirdir. İnsan içeri girdiğinde vücudunu bir titreme sarar. Misk ve ham arnher kokusundan bütün ziyaretçilerin dimağları kokulanır. Türbedar dedeler gelen giden ziyaretçilere gülsuyu saçıp buhur yakarlar. Dört tarafında olan pencerelerinin etrafı direkli İrem Bahçeleri gibi güt nesterin, sünbül ve yasemin bağlarıdır ki gül-i gülistanı içinde yuvalanmış bülbüllerin yanık hoş ötüşleri dinleyen ziyaretçilere yeniden hayat verir. Kısacası, bu gibi türbeleri ve tekkeleri karşılık beklemeden koruyup kollamak şanlı Bektaşi fukaralarına mahsustur. Hatta bu haklr o ışık saçan türbeye vardığımda biraz sıtma derdiyl~ rahatsız idim. Hemen ki bu türbeye girip azizin ruhu için bir Fatiha-i seb'u'l-mesani okuyunca hahrıma bu beyt düştü: Beyt: Huw.ma elemin çektim yok zerrece Himmet ediniz bize [de] Akyazılı

dermanım Sultanım

453


diye bu beyti terennüm edip kutlu başları tarafındaki duvarın yüzüne celf (iri) yazıyla yazmaya cesaret ettim. O an mübarek sandukasının yeşil sof örtüsünün altına girip "Sığındım ey aziz!" deyip girince Tanrı bilir, bu zavallı kula bir uyku çökerek uyuyup kalmışım.

Bir andan sonra uykudan uyanınca sıkınhlı vücudunu ter içinde buldum, ama yeniden hayat bulup vücudum güç kuvvet kazandı. Tanrı'yahamdolsun o dem sıtmadan kurtulup pirin ruhu için bir hatm-i şerife başladım. Allah rahmet eylesin. Akyazılı

Sultan menkıbesi Aziz hazretleri, Orhan Gazi zamanından ta IL Murad -ki Fatih'in babası Koca Murad Han'dır ki, iki kere padişah olmuştur, onların- zamanına dek adı geçen aziz hayatta kalmışhr. Onlara inanlardan Gazi Mihaloğulları'ndan Arslan Bey, daima azizin hizmetinde yanmış yakılmış aşık köle gibi kulağı halkalı kölesi idi. Merhum aziz hayatında bir tarafa gitmek istese, adı geçen Arslan Bey'e binip dağ taş, ova, bağ, bahçe, çöl ve sahra geçerek bazı zaman gazaya gidermiş. Arslan Bey'e bazı fukaralar sorarlarmış ki, "Sultanım aziz hazretleri sizi eğerleyip bindiğinde bizler yaya olarak size yetişemeziz. Bu ne Tanrı sırrıdır?" dediklerinde Arslan Bey de, "Vallahi ben de ona hayranım ki, Cenab-ı Bar! bana büyük bir kuvvet verir ki kendimi başka türlü bulurum ve asla yorulmak nedir bilmem" derlermiş. Hala azizin bindiği Arslan Bey'in arkasına vurulan insan eğeri takımları ile türbede açıkta durur. Nice bin böyle keşif ve kerametierden sonra Akyazılı Sultan, Sultan IL Murad Han zamanında ahirete göç etmiştir. Adı geçen at Arslan Bey, bu aziz zatı adı geçen kestane ağacı altında defn edip üzerine o nur dolu türbeyi yapmış, karşısına da bir Bektaşi Tekkesi inşa ehniştir ki bu dönüp duran dünyada benzersizdir. Akyazılı

Sultan Tekkesi'nin anlatılması Deniz kıyısında Varna şehri ve Balçık iskelesi arasında geniş bir öz içinde bir ağaçlık koru kenarında göklere doğru baş çekmiş yedigen şeklinde bir kargir yüksek kuledir ki sanki İstanbul'da Galata Kulesi'dir, ama kurşun örtülü sivri külahı göklere baş çekip yüksek tepesindeki alemi mavi bulutlar içinde parıldar du-

454


rur, ama kubbe sivri külahı tamamen ağaçtandır. Asla kargir kubbe değildir. [123b] Usta mühendislerin becerilerini gösterdiği yüksek bir kubbedir ki başını eğmiş kubbenin içi nakışlı levha tavandır. .. Gariplik ondadır ki öyle büyük bir kubbenin içinde asla sütun yoktur. Hemen bir geniş boşluk üzerinde bir bukalemun nakışlı tavandır. Ta ortasında 300 kandilli ağır çerağdan (avize) asılıdır. O da bir demir yüktür. Her gece o kandilleri dervişler yakıp kubbe nur iken nurun alfi nur olup her sadık aşıklar marifetle meşgul olup can sohbeti ederler. Bütün kara ve denizierin seyyahları bu türbenin sütunsuz ayakta durduğuna parmak ısırıp hayran olurlar. Ta bu derece geniş meydan üzerine örtülü kubbedir ki kapıdan ocağa varıncaya kadar fukara meydanı yüz ayaktır. Baştan başa beyaz ham mermer ile döşenmiş bir meydandır. Ortada bir şadırvandan su akmaktadır. Bütün aşıklar ondan susuzluklarını giderirler. Ve bu tekkenin ortasında nice yüz adet insan boyunda sarı pirinçten her bir padişahın birer yadigar çerağdanları vardır. Her gece çerağları (şamdanları) gelen kurbanların yağından yakıp karanlık geceleri İsra gecesi olup sanki aydınlık gündüz olur. Haklr bu kubbe tavanının böyle durmasına hayran kaldım. Sonunda tekkenin şeyhi Arslan Dede'nin izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkıp seyr ettim. Allah'ın büyüklüğü, marangoz ustası bu kubbe içine ta alemden tavanın yüzüne gelinceye kadar ağaçtan uzun bir direk koyup nice yüz bin ağaçları ona kadamış (çivilemiş) ki sanki bir ağaç ormanı olmuş. İnsanın aklı almayıp nemli gözleri kamaştırn bin güzellik sanatıdır ki, "İşitmek görmek gibidir" türü dür. Bu meydanın dört tarafı demir pencerelerdir ki etrafında olan gülistan bahçesine bakmaktadır. Ve her pencerelerin aralarında kat kat dervişlerin dolapları vardır. Bu meydanın fırdolayı çevresinde adak olarak gelen kurban postları döşelidir. Her bir postta birer nazar sahibi arif-i billah aşık ilim, ibadetle ve her biri birer işle meşgullerdir. ' Bu tekkede becerisi ve sanatı olmayan gönlü yaralı derviş yoktur. Hatta nicesi kara çalı kökünden 500 parçalı ve doğrama saplı kaşık, keşkül, çevgan, arka kaşağısı, hançer kabzası ve başka türlü Jürlü şeyler yapıp "(El emeğiyle) kazanan, Allah'ın sevdiği kulla;dan olur" [Hadfs-i Şerff] diye her gelen dosta birer 455


hediye verip hırka-baha edinirler, ama lokmaları ay ve yıl, sabah akşam, yaşlı ve genç, ateşperest ve Hıristiyana nimetleri bolca dağıtılır ki pfr hazretleri zamanından beri ocakları Keykavus mutfaklarında sönmeyip daima lahşa (erişte) yemekleri bulunur. Zira adaklardan, parsadan ve diğer vakıflardan gelirleri çoktur. Değirmenleri, koruları, koyunları, eşekleri, sığırları ve tarlaları gayet çoktur. Hatta kış günlerinde korularından meşe ağaçlarını kesip arabalar ile getirerek meydan kapısından içeri araba girip ocağa iki araba odunu dağlar gibi yığarlar, sanki Nemrud ateşi olup meydan içi çok sıcak olup bütün dervişler ve konuklar gönül huzuruyla dem ederler. Araba girecek derecede büyÜk meydandır. Kapıları ve pencereleri kış günlerinde keçe perdelidir ki sanki hamamdır. V e bu tekkenin dört tarafında bütün Arap ve Acem seyyahlarının birer eserleri ve türlü türlü ibret verici yazıları var ki bir kaç sene okunsa ancak yeter. Yüz adet dervişlerin çoğu sadık aşıklardır. Her biri birer işle meşguldür. Kimi kayyım, kimi meydancı, kimi türbedar, kimi çavuş, kimi destehancı, kimi süpürgeci, kimi ateşci, kimi misafirhanecidir. Bu tekkeden başka bir misafirhane daha vardır. Her gece 100200 misafir mevcut olup çul ve torba çıkarttırmadan saygı gösterip hizmet ederler. isterse o misafir üç gün otursun. Üç günden sonra "Safa geldin imanım!" diye pabuçlarını çevirip yol gösterirler, ama elbette her gelene birer kalıvaltı vermeleri kesindir. Ve bir acaip ve garip mutfağı vardır. Kısacası Rumeli, Arap ve Acem'de böyle büyük bir türbe ve tekke görmedim. Meğer Bağdad'da İmam Ali ve İmam Hüseyin Türbesi ola. Dünyanın sonuna kadar Tanrı devamlı ede., amin ya Muln. Buradan 40-50 atlı olup Pürkelam Dede ve Bizehan Dede hikaye leri. Duna Değirmenleri Mesireyeri: 40-50 adet su değirmenleridir ki her biri birer zeametten iyidir. Nicesi Nasuh Paşazade eelall olan Hüseyin Paşa'nındır. Dobruca vilayetinde değirmenler olmamak ile bütün Dobruca halkı bu değirmenlere muhtaç abıhayat sulu değirmen çarklarıdır. Bütün bölge halkının inançlarına göre bu değirmenlerin suları Tuna'dandır, derler. Zira birkaç kere Tuna balıkları bu değirmenlerden çıkmıştır. [124a] 456


Buradan yine Batova menzili, buradan kuzey yönüne, Mumculu Köyü: Bit camili Müslüman köyüdür ve zeamettir. Buradan yine kuzeye, Balçık iskelesi Kasabası menzilinin özellikleri Balçıkbaşı adında

konaklayıp

gelerek

bir yerde çadırlarımız ve ağırlıklanınızla rahat uykusunda yatarken halktan düzgün bir adam

paşaya varıp,

"Sultanım,

deryada 36 parça Kazak şaykaları gezer, ihtimaldir uygun rüzgar ile seher vaktinde bu Balçık iskelesi'ni yağmalayalar" diye paşayı haberdar edip gitti. Paşa da Zıpır Bölükbaşı, Gırbo, Çento ve Hüseyin Bölükbaşıları yüzer yiğitleriyle yaya ve bin adet seçkin atlara binmiş Abaza, Çerkez ve Gürcü yiğitlerini ileri gece yarısında ileri gönderip bir tuzak yerinde karar ettiler. Tanrı'nın hikmeti ile seher vaktinde Kazak karaya insan döküp Balçık şehrini dört tarafından ateşe vurdu. Belde halkına telaş el verip halk feryat etmekte iken Kazaklar şehri yağmalamaya başlayıp "yov yov" diye bağırışırlarken denizde olan 36 parça şaykaları da şafak vakti yardıma gelip kenara çıktılar.

Onlar da yağmalamaya yardıma gidip gemilerinde ancak onar kefere ve fecere kaldı. Hemen sabah vakti olunca bizim pusu yerinde olan yaya sekban ve sarıca arıları dağdan teper aşağı "Allah Allah" sadasma yol buldurup cengden evvel kafirin deniz kıyısında olan firkatelerine sarılıp bir anda aman vermeyip 17 adedini ele geçirdiler. İçinde olan esir ümmet-i Muhammed'i kurtarıp onlara kürek çektirerek denize alarka olup kaçan kayıkları da aldılar. İçindeki beşer onar küffarın ellerini kollarını bağladılar. Esirlikten kurtulan insanlar ile bazı paşa efendimiz levendleri denizde leverime edip (kürekleri çıkarıp) demir bıraktılar. Bu kere şehri yağmalayan küffarlar bu hali görüp karada kalıp canlarından ümitlerini kestiler ve Balçık iskelesi'ndeki buğday anbarlarına girip cenge başladılar. Kimi dağlara kaçarken efendimiz Melek Ahmed Paşa dörtnala Balçık başından yardıma gelirken bu firar eden küffarlara rast gelip kimini esir ve kimini kelle "'paça eder, kimi dağlarda Dobruca Çıtağı eline girip beşer

457


esir olmada, ama beri tarafta Balçık şehri içinde mahzenlere kapanan Kazaklar can havliyle savaşırlar. Hemen paşa, askerine bol bol mal dağıtarak, "Koma şehbazlarım, bütün ganimet malları ve esirler sizin olsun" diye alay çavuşları bağırınca anbarları bizim asker ateşe verdiler, damlan delip yedi saat büyük ceng olup 300 kafir esir ve 400 kelle paça ve 36 parça şayka (donanma ve nehir gemilerinin bir nevi) ele geçirildi. Bütün bölükbaşılar çelenkler ve değerli elbiseler ile pay sahibi oldular. 300 katirden 100 kadarını İstanbul'a ,Rumeli şayka­ larıyla gönderip bildirdi. Geri kalan kafirleri ağalara dağıth. 36 parça Rus şaykalarında olan ganimet mallarını, içinde esir olan insanlara mallarını teslim edip şaykaları Özü, Kili ve Akkirman kalelerinin tamirine gönderdi. Rastgele böyle bir gazda bulunduğumuza bu hakirin kırık dökük tarihidir:

Evllya feth-i fütuhu göricek tarih dedi: Barekallah olmamıştır bir dahi "Böyle gaza" Sene 1061 [1651] Bu sevinç veren fetih haberi ile kelle ve esirler Divan-ı hümayfina v<trıp Gürcü Mehmed Paşa kelle ve esirleri Sultan Mehmed Han'a arz edince saadetlü padişah sevincinden o an efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya değerli hil'at ile yerinde kaldığı müjdesini göndermiştir. Paşa efendimiz bu müjdeyi getiren Kapıcıbaşı Mustafa Ağa'ya yedi kese Rumi' bağışladı ve Balçık şehrinin ateşle yakılan yerlerini tamir etmeye başladı. Balçık iskelesi'nin anlatılması

Karadeniz kıyısında Rumeli tarafında bir yalçın kayalı yüksek dağ eteğinde bir bakınılı şehirdir. Özü eyaletinde Hacıoğlu voyvodalığında (---) dır. 150 akçe kazadır. Nahiyesi (---) adet köylerdir. Senede (---) kese hasıl olur. Sipah kethüdayeri ve yeniçeri serdan vardır, ama kalesi olmamak ile dizdarı, müftüsü ve nakibi yoktur. Ayanı olmayıp fukarası çoktur. Tamamı kiremit ve şindire tahta örtülü 500 ufak tefek evleri vardır. Ve tamamı 5 mahalle ve 5 mihraptır. Evvela iskele başında Emin Camii (---) (---) (---) camii (---) (---) (---) (---) geri kalanları mescitlerdir. 458


Medrese ve darülkurrası yoktur. Ancak 3 adet sıbyan mektebi, bir ham ve yedi adet tüccar ham vardır. Ve bir hamarnı vardır, İsmihan Sultan evkafıdır. Göz açıp kapayıncaya kadar zaman içinde Kazaklar Hamarnı'nın bakır kazanını çıkarıp [124b] götürmek istemişler. 150 kadar ufak tefek dükkanları, deniz kıyısında mahzenleri ve hayırlarında üzüm bağları vardır. Kafir zamanı büyük limanı var imiş. Zamanın geçmesiyle toz toprakla dolmuştur. Hala kıble ve gün doğusu rüzgarında gemiler dörder beşer demir ile yatamazlar. Elbette karaya düşer muhalif limandır. Bir tarafı safi balçıklı liman olduğundan Balçık iskelesi derler, ama işlek iskeledir. Alaca yağ mumu meşhurdur. Buradan yine kuzey tarafa,

Kavarna iskelesi'nin özellikleri isimlendirilmesinin sebebi (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bu da Karadeniz sahilinde teper aşağı inilir bir dik dağ eteğinde doğu tarafı deniz olan güzel bir iskeledir. Deniz kıyısında ancak buğday mahzenleri ve abıhayat su kaynakları vardır. Gayri bir şey yoktur. Rus korkusundan bütün yapıları dağ başındadır. · Bu da Silistre eyaleti toprağında veziriazamların hass-ı hümayfınudur ve Balçık Kazası nahiyesidir. Hakimi veziriazam ağasıdır. Kethüdayeri, serdarı, müftüsü ve nakibi yoktur. Hepsi hepsi 300 adet kiremit örtülü ufak tefek fukara evleri vardır. Ayanıda yoktur, ama bağı, bahçesi ve fukarası çoktur. Toplam(---) adet camidir. (---) Dükkan, han ve hamamdan ve başka güzel eserlerden bir şey yoktur. Ancak köylerinde mahsulü çok olup bir küçük limanı olduğundan gemiler gelip iskele olmuştur ama gemiler yüklerini alıp hemen kaçarlar. Zira limanı iyi yatak değildir. Ve havası da ağırdır, zira taşlık yerdir, ama kaynak suları çoktur. Buradan yine kuzey tarafa, Keligra Sultan Kalesi menzili ' (---) tarihinde Cüvankapıcıbaşı Serdar-ı Muazzam Mehmed Paşa ile Azak Kalesi fethinde bulunduktan sonra Kırım diyarından şayka gemisi ile İstanbul'a giderken büyük bir fırtınaya rast gelip Hayy ve Kadir olan Allah'ın emriyle gemimiz batmış, Cenab-ı Hak·bu hakiri bir tahta parçasıyla bir gün bir gecede Ke459


l ligra Sultan hazretleri kayalarma çıkarmış, biz de 5-6 ay tekkede dervişlere imamlık ve müezzinlik etmiştik. Bunlar yukarıda [2. cillte]_ayrınhlarıyla yazılmış, tekke, kale, bütün yapı eserleri ve Keligra Sultan'ın ejderi katl ettiği mağaralarıyla tamamen anlatılmıştır. Yukarıya bakıla, vesselfim. Buradan kuzey tarafa, Yılanlı Köyü menzili: 200 haneli ve bir camili Müslüman köyüdür, ama yılanı gayet çoktur. "Burada müşg yılanı olur" derler. Bir tür beyaz yılandır ki olduğu yer safi müşg kokarmış, ama hakir görmedim. Buradan,

Eski şehir ve büyük liman Mankalya'nın özellikleri Ta kafiristan zamanından beri eski beldedir. Yunan dilinde ismine (---) (---) derler. Hala Mankaliye denmesinin sebebi odur ki (---) (---) (---) (---). Hala bakımlı olan şehrin kuzey tarafında, şehrin ağzında kale temelleri açıkça bellidir. (---) tarihinde Yıldırım Bayezid Han zamanında Ece Yakub oğlu Gazi Umurça feth etmede zorluk çekmiş, feth ettikten sonra kaleyi yıkmıştır, ama hala şehri Karadeniz kıyısında bir düz kumsal yerde bakımlı ve şenlikli İsmihan Sultan şehridir. Zira onun evkafıdır. Örfi hakimi mütevelllsidir, ama Silistre eyaletinde Dobruca toprağında 300 payesiyle şerif kazadır. Ve nahiyesi (---) adet köydür. Senelik 7 kese hasıl olur. Şeyhülislamı, nakibüleşrafı, sipah kethüdayeri, birinci odadan Gedikzade adında yeniçeri serdan, şehir muhtesibi ve subaşısı vardır. Tamamı (---) adet kiremitli, şindire tahta örtülü, bakımlı, süslü ve sağlam kale gibi haneleri vardır. Zengin reis bezirganları çok olmak ile Kazak korkusundan sağlam yapı evleri vardır. Genellikle ileri gelenleri dili uzun (sivri dilli) Laz taifesidir ki tamamı anadan doğma kuloğludur. Hatta Laz taifesi arasında şaka yollu böyle derler: Bir adamın Kabe'ye gitmeye gücü olmasa, "Bre cahil Mankalya'ya gitsene, gariplerin Kabe'sidir" derler. Ta bu derece Lazlar bu şehre itibar ederler. Rum ve Yahudi taifesi de çoktur, ama gece gündüz mahkemesinde Laz ile Yahudi davasından geçilmezdir. Zira Lazlar Yahudi kavmini asla sevmezler. Trabzon şehrinde Lazlar Yahudi görseler aman ve zaman vermeyip kati ederler. Zira I. Selim'den beri ellerinde pek çok fermanlar vardır. Onun için Trabzon'da asla Yahudi yoktur, ama bu Mankılya'da bir Laz Yahudi'ye bir sille

460

ı

1


vursa' kanun yoluyla h~kkından gelirler. Bundan dolayı mahkemede Laz ve Yahudi davası çok olur. İkisi de şerir (fesatçı) taifesidir. Ve bu Mankılya şehrinde toplam(---) adet mihrap vardır. Bunların içinde donanımlı ve mükemmel selatin camii gibi saf kurşun ile örtülü (---)Han kızı İsmihan Sultan Camii; bir minareli kalabalık cemaate sahip aydınlık camidir ki o kıyı şehirlerinde öyle cami yoktur. İmamları, hatipleri ve müezzinleri tamamen İstanbul toprağıdır, yani tecvitli ve marifetli çelebilerdir. [125a] Çarşı içinde (---) camii. Geri kalanları mescitlerdir. 7 adet sıbyan mektebi, 3 adet ham, 300 adet dükkanı, 1 küçük bedesteni ve bir küçük hamarnı var. Bütün bu hayrat ve hasenatlar İsmihan Sultan evkafıdır ki gayet sağlam emin vakıftır. Ve 7 adet kahvehaneleri var. Ve iskele başında ve diğer mahalleler içinde toplam 300 adet mahzenleri vardır. Zira tüccar yatağıdır. Bunların içinde donanımlı olanı Serdar hanıdır, ama şehrine göre dükkanıarı azdır. Meyhaneleri baştan aşağı sazdır, şarap erbabı tümden Laz'dır ve salihleri gayet azdır, ama suyu ve havası tatlı, güzel yazdır. Ve işlek iskelesi büyük olduğundan her sene bin parça şayka, karamürsel, zarbuna ve çekelve tahıl doldurup İstanbul'a giderler. Zira bu iskele Dobruca vilayetinin iskelesi olduğundan diğer tahıllar da çok olur, ama zalim iskelenin limanı kıble ve gün doğusuna dönük ağzı açık olduğundan denizin dalgası dağlar gibi gelip dörder beşer demir üzere gemilerin yatmaya güçleri olmaz, hemen yüklerini alıp yelken yırhp firar ederler. Zira her sene çok gemiler helak olur, ama Yanko ibn Madyan kral devrinde iki kapılı büyük bir liman imiş. Hala denizin derinliklerinde dağlar gibi liman taşları tertip üzre açıkça bellidir. Hala yine gelen gemiler bu liman temeli sınırı içinde yatarlar, ama zalim gemiciler safra taşlarını limana döke döke liman dolup güvenlik ve rahat kalmadı. Ancak padişahlar isteseler kapudan paşa donanma-yı hümayun ile varıp limanı te~izlese, başka safra limana dökmeseler, dökeni gemi cundasında saliandırsalar liman kurtulurdu. Allah temizlenmesini nasip ede. Zira gayet gerekli iman yurdu bir limandır. Ve bu şehrin yer yer bağ ve bahçeleri vardır. Batı tarafındaki bahçeler yal<ınında, '4

..

_..,

461


Muharrem Baba Sultan ziyareti: Ufak tefek bir tekleedir ama yüksek ağaçları çok olduğundan bütün yaşlı ve genç, güzeller ve aşıklar bu gönül açan tekkede ikindiden sonra can sohbeti ederler. Bektaşi' Tekkesi'dir. Allah sırlarını aziz eylesin. Bu şehirden yine kuzey tarafa, Göğemli Köyü menzili: Gerçekten de erik kadar göğemi (çakaleriği veya mürdümeriği) olur. 100 haneli ve camili Müslüman köyüdür ve zeamettir, ama Dobruca içi olduğundan gayet susuz yerdir. Seksener kulaç su kuyularından atlar ile su çıkarırlar. Bu da garip seyirliktir. Bu yerler Dobruca diyarının ta orta kısmı olduğundan belalı Çıtakları olur, ama konuklara nimetleri sabah akşam boldur. Bir haneden konuk gidince hemen arkasından 40-50 atlı daha gelir. Kapıları açıktır, Konuklara asla yok yoktur. Zira gayet bolluk bir yerdir. Konuklara riayetleri sebebiyle Cenab-ı Bari' Halil bereketi verip bir kile tohumları elli, altmış ve yetmiş kile verir. Zira zaimlere sultani öşür verınede asla inat ve muhalefet etmez- . ler, ama Dobrucah diye biraz yerilir ve sevilmezler ki Şahseven (Kızılbaş) diye iftira ederler. Haşa sümme ht'işa şahı sevmezler ama padişahlar padişahı ve Tanrı'nın Habib Muhammed Mustafa'yı dürüst severler, bir alay temiz inançlı, salih Müslümanlar, konuklara katlanan, uysal, hoşgörülü hoş-sohbet adamlardır. Bu şekilde sözleri ve ibareleri vardır ki bu mahalle uygun olduğundan bazı kelimeleri buraya yazıldı.

Dobruca, yani Çıtak taifesinin dilleri Bu yiğitler, cesurlar ve kahramanlar taifesi, Yıldırım Bayezid Han bu diyarı Sırp, Bulgar, Eflak ve Boğdan kavmi elinden feth edip Tatar ile Anadolu kavminden askeri' taifesi koymuş, bu anılan taife birbirleriyle karışıp çoğalmışlardır. Aralarında bir çeşit kelimeler ve deyimler meydana getirerek birbirleri arasında konuşurlar, herkes anlayamaz. O kelimelerden bazısı bu sözlerdir. Evvela:

462

Hı ş ır

hışırka

çoğaç

kalayık

kavun

karpuz

güneş

cari ye

kavra getir

baytal at

baytalı atı

akıt

sula

kopayın

dibelik


napayın

ne

işleyim

börk kalpak göyün ocak

defke cariye kızı

çalma s arık

meçikli taun

.ön.beni bekle beni

ay dı ver söyleyi ver

ocak

ocak kavra ateş getir

selam ayıttım selamünaleyküm şikast oldum hasta oldum

keremin ayıdı vereyin söyleyi vereyim

iyiliğini

Çarhacı Ağan

ateş

tahırla

ne apar ayd ne işler söyle.

ertele

yundum kolunudur

bayfal cavı at zekeri Kademli Morvan adam ismi

urup

kısrağım tayıdır

at

hayası

çıdı

ver iyi ver

Aydoğdu

adam ismi adam [125b]

Bu lugatlar gibi nice bin çeşit değişik kelimeleri vardır, revnak ve tazelik vererek kendileri söyleyip yine kendileri anlar ama insanlar arasında yine meşhur olan kelimeler ile de konuşurlar. Dobruca ve Deliorman kavmi birer tür başka kavmdir. Ancak cesur ve korkusuz yiğitleri olur. Sonları.hayr ola. Bu Dobruca içinde on gün dönüp dolaşıp bütün hallerine vakıf olduğumuzdan sonra Göğemli Köyü'nden kalkıp yine kuzeye doğru bakımlı ve şenlikli köyler aşıp, Harap kale Köstence Kasabası'nın özellikleri isimlendirilmesinin sebebi (---) (---) (---) (---) (---) (---) dir. Eskiden Kalesi'ni Dobruca kralı oğlu Filvara yapmıştır. Heybetli, sarp ve sağlam kale imiş. (---) tarihinde Yıldırım Haq feth etmede zorluk çekmiş, fethettikten sonra da kalesini yıkıp taşlarını Karadeniz'e dökmüştür. Hala deniz kıyısında yüksek bir tepe üzerinde yıkılmış surunun temelleri açık seçik bellidir. O zamanda bu kale küffan gemilerine binip Kefe Kalesi'nde Ceneviz kralına firar. ederler. Zira o zamanda Karadeniz kıyısında olan 770 parça kalelerin tamamı Ceneviz kralı hükmünde idi. Ancak ~

463


İstanbul yakınında Terkoz Kalesi, Amasra Kalesi, Sinop Kalesi ve Trabzon kaleleri Kostantin Rumu elinde idi. Daha sonra Kefe Kalesi'ni ve Azak Kalesi'ni de Sultan Bayezid-i Vell Gedik Ahmed Paşa eliyle feth edince Karadeniz çevresinde Ceneviz küWl.rının asla ilişkisi kalmayıp aman ile İstanbul Bağazı'ndan geçerek Sakız adalarına gidip o güzel adayı cehennem yurdu edindifer. Ta Süleyman Han zamanına dek orada oturdular. Daha sonra barışa aykırı işler görüp gemiler ile Mısır'a giden Müslüman hacıları esir etmeleri sebebiyle Süleyman Han'ın fermanlarıyla Koca Piyale Paşa 170 parça kadırga ile Sakız Adası karşısında Çeşme adındaki Anadolu Kasabası kenarında demir bırakıp yattı.

Beri tarafta kötü işli murdar küffar durum değerlendirmesi yaparak bütün kapudanlar, kralzadeler (prensler) ve bütün kefere ve fecerenin iş erieri hediyeler ile Piyale Paşa'ya geldiler. Hediyeleri makbule geçtikten sonra Piyale Paşa bir kaç piyale (kadeh) şarap içip der, "Bre kafirler, bu Sakız Adası Müslüman hacıların ve diğer insanların geçiş yolu ola, niçün gelen geçen tüccar ve ziyaretçi Tanrı kullarını incitir, yaralar, kırıp geçirirsiz? Tiz padişaha bu Sakız Adası'nı teslim edin. Yohsa hepinizi şimdi kılıçtan geçiririm" diye yemin edip hediyeler ile gelen 700 adet iş erlerinin tamamını bağladı. Bismillah ile "Tevekkülen alallah!" deyip salpa demir, isa seren, sebük yelken edip (demir alıp seren kaldırıp yelken yırtıp) Sakız Adası'nın Kiremitlik adlı yerinde demir atarak hemen karaya asker ve balyemez top çıkarıp bağladığı kralzadelerden ağlama ve yalvarma mektuplarıyla, "Elbette kaleyi veresiz, yohsa sarhoş Piyale'nin piyalesi (kadehi) elde iken bizim kadehimizi de doldurup ecel şarabını bize içirir ve sizlere Sakız Kalesi içinde dünya zevklerini unutturur" diye esir kafiderden bu gibi mektuplar alarak mutad üzere elçi ile Sakız Kalesi'ne gönderdi. Murdar kafirler bu hali duyunca hey prenslerimiz ve devletimizin bütün ileri gelenleri kılıçtan geçer, korkusuyla Ceneviz kafirleri toplandılar ve vere ile barışa karar verdiler. Sakız · Kalesi'ni Piyale Paşa'ya bütün cebehanesi ve hazineleriyle teslim edip kendileri Malta hükmünde olan Rodos

464


Adası'na

gemileriyle ~ıkılıp cehennem yurtlarında karar edip

kaldılar.

Sakız'ın fethi tarihi (---} (---} (---} (---} (---) . Daha sonra Piyale Paşa fetih haberiyle Süleyman Han'ın payıtahtını öptü. Sakız generali padişah huzurunda yer öpüp İslam ile şereflendiğinde, "Padişahım, atanız Yıldırım Bayezid Han zamanında Karadeniz'in Rumeli tarafında Babadağı şehri yakınında Köstence Kalesi bizim Ceneviz kralının idi. Yıldırım Han atan bilek zoruyla o kaleyi zorla ve kahren elimizden alıp bütün kılıç artıklarımız gemilerle Kefe'ye kaçtılar. Köstence Kalesi harabesinde liman kapısı eşiği altında yedi küp altın ve cevher gömülüdür. Onları çıkarmaya bu hakiri görevlendirdi. Öyle bol bir hazine padişaha nasip ola" deyince derhal Süleyman Han Ceneviz kapudanlığından İslam ile şereflenen şahsa dergah-ı all kapıcıbaşılığı bağışladı.

adamıyla Köstence şehrine varıp o hazine yerinden eliyle gibi defineyi çıkardı. 7 adet iri küp ağzına kadar dolu Takyanusi filoriden başka nice bin adet silahlar, nice bin parça la'l, yakut, elmas ve zümrüt çıkar ki hesabını Yüce Yaratıcı bilir.

300

komuş

[126a]

Bu kadar hazine mallarıyla adı geçen kapıcıbaşı padişah huzuruna gelince alemin sığınağı padişah kapıcıbaşıya bağışlarda bulundu. Süleymaniye Camii ve Şehzade Camii bu Köstence Kalesi'nden çıkan helal mal ile yapılmıştır. Daha sonra o define malı ile Süleyman Han Köstence şehrini imar etti,_ ama deniz kıyısında kalesiz olduğundan nice kere vahşi Kazak yağmalayıp ateşlerde yakmıştır. Hala o kadar bakımlı değildir.

Silistre eyaletinde Karadeniz kenarında Karasu hükmünde 150 akçe kazadır. (---} parça köyleri vardır. Kadısına senelik üç kese hasıl olur. Tamamı 150 kadar kiremitli ve şindire tahta örtülü evleri vardır. Ancak bir mahalle, iskele başında ufak,tefek bir cami, bir han, iskele başında 40-50 adet han gibi anbarlar ve bir kaç adet dükkanıarı var. Başka imaret, hamam, medrese, bağ ve bostan yoktur. Ancak bir kaç bekar odaları vardır. Eski zamanlarda kafirler İstanbul tekfuru korkusundan ve düşman kf'qm Tatar derdinden bu Köstence'den ta Karasu yakınında Tpna ~ehri azınağından büyük bir hendek kesip Tuna 465


Nehri'ni Karaharman'a akıtıp Babadağı ve Tulca Kalesi ve yer ada halinde kalmış idi. Hala insanların geçit yeri üzerinde hendek kenarında olan yapı kalıntıları kuleler bellidir. Bu taraflarda olan köylerin yapıları anılan hendeğin taşlarıyla imar olmuştur. Bu Köstence'ye Karadeniz Köstencesi derler. Sofya yakının­ dakine Bana Köstencesi derler. Rumeli'de iki Köstence'dir. Biri karada ve biri deniz kıyısındadır. Bu deniz kıyısındaki Köstence'nin kefere zamanında büyük bir limanı var imiş ki hala yapı kalıntıları belli olup !imanına bin parça gemi rahat girer. Ancak zamanın geçmesiyle liman çer çöp ve toz toprak ile dolup deniz dalgasından amansız liman olmuştur. Bazı sene nice gemiler helak olur. Tanrı imar eyleye, amin. Buradan yine kuzey tarafa, (---) Köyü menzili: 200 haneli, bir cami ve mescitli bakımlı Tatar köyüdür. Yine Köstence Kazası nahiyesidir. Buradan yine kuzeye, Beştepe adlı

Karaharman Kalesi'nin özellikleri isimlendirilmesinin sebebi odur ki; burası bir havadar verimi zemin olduğundan Sarı Saltık Sultan yani Muhammed Buhar! Saltık Bay hazretleri bu yerde fukaralarıyla ziraat edip mah- sulünü bu-yerde harman ettiğinden ismine Kara Harman diye nefes etmişlerdir, isimlendirilmesinin sebebi .budur. Ancak kefere zamanında işlek liman, eski bir şehir olup Bulgarca ismine (---) (---) derlermiş. O zamanda sapık bir kral ismiyle isimlenmiş güzel, süslü bir şehir imiş. Cenevizlilerin elinden bunu da Yıldırım Han feth etmiştir. Daha sonra kalesini küffar yine istila etmesin için yerle beraber harap, evlerini toprak etmiştir. Daha sonra Sultan IV. Murad Han zamanında bu yerde vahşi Kazak zararını def etmek için sığınılacak bir yer lazımdır, diye ferman edince (---) tarihinde Kapudan Receb Paşa donanma-yı hümayi'ın ile bu Karaharman !imanına demir atıp vilayetin ileri gelenlerinin görüşüyle Tuna Nehri arkının Karadeniz'e katıldığı yerde dualada bu kalenin temellerini atmıştır. Gayret edip kış vakti gelmeden denizler gibi asker, nice bin arnele ve ustalar ile üç ayda kale tamamlandı. Bütün mühimmat ve levazımatını, dizdarını, 300 adet levendlerini, 7 adet balye466


mez toplarını ve kıble :yönüne bakan bir demir kapısıyla sağlam surunu tamamladı. Anahtarlarını ve kale içinde bulunart Sultan Murad Han Camii anahtarlarını Sultan Murad Han'a gönderdi. Murad Han da mübarek olsun deyip gönlü şad oldu. Hala bakımlı bir kaledir ve kale içindeki halkı mutludur.

Karaharman Kalesi'nin şeklinin anlatılması Tuna Nehri arkıyla Karadeniz kıyısında bir yeşillik düz yerde dörtgen şekilli taş yapı güzel bir kaledir. Fırdolayı büyüklüğü 1.100 adımdır. İçinde ancak 20 adet hanesi vardır. Her gece davut nakkare, boru ve kerenay döğüp "Allah birdir bir" sesleri göklere yükselir sarp bir serhaddir, ama deniz kıyısında olduğundan hendeği yoktur. Zemine bir ferhadi külünk vursan su çıkar.

Bu da Silistre eyaletinde Babadağı Kazası nahiyesidir. Naib yönetir. Gümrük emini vardır ama sipah kethüdayeri, yeniçeri serdan ve nakibi yoktur. Tamamı 300 adet kiremitli ve şindire tahta örtülü bağsız ve bahçesiz, han ve hamamsız bir kasabacıkhr. Ancak iskele başında bir camii ve 70-80 adet tüccar hanları çeşitli mallar ile doludur. Bu ibret verici kale yapıldı yapılah bu limana ve Babadağı şehrine Kazak çıkmaz oldu. Bu bakımlı masabanın Tuna suyudur, ama havası ağırcadır. Bunun da kefere zamanı bir büyük limanı var imiş. Hala çer çöp ile dolu olup bütün gemiler [126b] Tuna Nehri azınağında korkmadan çekinmeden yatıp kışlarlar. · Tuna Nehri Karadeniz'e beş yerden karışır. Biri Karaharman boğazıdır, biri Sülüne boğazıdır, biri Hızır-İlyas boğazıdır, biri Tulça Kalesi boğazıdır, biri Tuna Kili Kalesi boğazıdır. Hepsinden küçük ark gibi bu Karaharman boğazıdır. Allah bilir, kefere zamanında bu Karaharman boğazı insanların toplanıp çalışması ile açılmıştır, vesselô.m. Buradan yine kuzeye, Çıkrıkçı Köyü menzili: 100 haneli ve bir camili bakımtı zeamet köyüdür. Acaip ve garip lezzetli sulu kavunu olur. Buradan yine kuzey yönüne,

Eski şehir ve büyük belde Babadağı'nın özellikleri isimlendirilmesinin sebebi odur ki; Hazret-i Sarı Saltık Muhammed Bu·1.harf hazretleri Hacı Bektaş-ı Veli ile Horasan'dan 467


çıkıp

Anadolu'ya yöneldiklerinde Bektaş-ı Velf'nin izinleriyle bu mahallinde yurt edinip Leh, Çek, Nemse, İsfeç ve Moskov memleketlerinde Saltık adıyla seyahat ederek meşhur olmuştur. Gizlice nice yüz bin kefere İslam dini ile şereflenip bütün kafiristan kendilerine inanmışhr. Sonunda önceki vatanı olan Babadağı'nda yerleşip gömüldüğü için hala Babadağı derler, ama daha önceleri bir hıyaban ormanlık ve ağaçlık imiş. Bayezid-i Velf onları rüyalarında görüp bu şehri onlara vakf eylemiştir. Yine bu şehri Eflak elinden Yıldırım Bayezid Han, daha sonra Sultan II. Bayezid Han feth eylemiştir. Tarihi: "Fetahnd"dır. Sene [889/1484]. Ama kalesini harap etmiştir ki yeri cehennem olan küffarın Saltık Sultan'a aşırı sevgileri ve bağlılıkları olduğundan, yine küffar istila etmesin için surunu yerle bir etmiştir, ama nice kere yine Kazak, Yenisala adlı yerden Tuna Nehri kayıklarıyla gelip bu Babadağı şehrini basıp Saltık Sultan Türbesi'nden bütün sahanları, tencereleri, halıları ve kilimlerini alıp giderken bir gün bir gece serseri gezip şaykalarına ulaşamarlan bütün bakır kapları yine tekkeye getirmişlerdir. Dönüşte bütün küffar il-vilayet halkı eline girip esir olmuşlar, bir Kazak canı bile kurtulamamıştır. Denizde gemileri de deniz dalgalarından kıyıya düşerek parça parça olup vilayet halkı ganimet mallarıyla zengin oldular. O zamandan beri küffarın Babadağı'na çıkmak ihtimali yoktur. Daha sonra bu üzüntü verici hali Sultan IV. Murad Han duyunca hemen Özü eyaleti muhafazasına memur Sultan Ahmed Han damadı Atike Sultan kocası Koca Ken'an Paşa'ya bir tane ferman gönderip, "Elbette başın sana gerek ise Babadağı şehri içinde sığınacak güvenli yer olması için mahalle uygun yüksek bir yerde sağlam bir kale inşa edip Der-i devletime anahtarlarını gönderesin!" diye padişah fermanı Dergah-ı aif kapıcıbaşısı eliyle ulaşınca Ken'an Babadağı

Paşa,

"işittim

ve itaat ettim" deyip Babadağı şehrinin doğu taucunda bir yüksek tepe üzerine güzel bir kalenin

rafında bağlar

temellerini atmıştır. Bu kulenin tamarn olduğu sırada Ken'an Paşa aziedilip hala kale ve kulenin temeli dizdar ve neferatsız boş ve muattal kaldı, ama kale tamamlansa Babadağı şehri güvenli bir yurt olurdu, 468


ama efendimiz Melek Ahmed

Paşa

kaleyi

tamamlamayı

isteyip

padişaha arz ettiğinde ·paşa da aziedilip Özü ey aleti Vezir Siyavuş Paşa'ya

verildi. Melek Ahmed Paşa'ya Rumeli eyaleti bağışlandı. Hala Babadağı kaleye muhtaçtır. Zira bakımlı iskele şehirdir ki sağlam kale lazımdır. Bu şehir Özü eyaletinde Paşa hassı voyvodalığıdır. 100 adet adamlarıyla yönetip paşaya 5 kese, hakime 5 kese, zahire balıası ağasına ve paşaya dörder kese hasıl olur, iyi hükumettir. Ve şer-i Resul hakimi 300 payesiyle şerif kazadır, ama nice kere 500 akçe mollalara sadaka olunmuştur. Tamamı 7 adet nahiye naibleri vardır ve toplam 100 adet nahiye köylerdir ki zahire-baha tahsil etmeye gidip gezip dolaş­ tığımız köylerdir ki buraya yazıldı: Evvela, Hergeleci Köyü. Sebil-i İlyas Köyü. Küçük Sarı Köyü. Düğlek Köyü. Sabança Köyü. Acıgöl Köyü. Sarı Nasuh Köyü. Kara Habil Köyü. Ahmed Fakı Köyü. Tatar Çamurlusu Köyü. Sarıgöl Köyü. Konkaz Köyü. Hacılar Köyü. Teretsinlik Köyü. Nalband Köyü. Kızılhisar Köyü. Kamber Köyü. Armudlu Köyü. Karka Köyü. Başköy.

Bahşayiş

Köyü. Çineli Köyü. Atmaca Köyü. Çukurov~ Köyü. Kayalıdere Köyü. -ı,_

469


Eskibaba Köyü. Çağatay-ı zir Köyü. Çağatay-ı bala Köyü. Kargalığ-ı zir Köyü. Kargalığ-ı bala Köyü. Demlik-i zir Köyü. Demlik-i bala Köyü. Delialı Köyü. Seleli Köyü. Lütfibey Köyü. Türk Çamurlusu Köyü. Ayaklıbey Köyü. Arnavutlu Köyü. Hacı İvaz Köyü. Sarıgöl Köyü. Kızıl ca Veli Köyü. Kasımça Köyü. Kaçamak Köyü. Eskiköy. Koçubeğ Köyü. [127a] Uzun inehan Köyü. Toksofu Köyü. Kulalı Köyü. Gevherli Köyü. Yeniköy. Kireçlik Köyü. Çonkar Köyü. Kavacıkköy.

Büyük Ester Kasabası. Pazarlı Köyü. Gerencik Köyü. Bilal Kışlası. Dane hacı. Kararnuradlı Kasabası.

Köstelli Köyü. Karatay Köyü. Durhanlar Köyü. MamayKöyü. Hoca Ali Köyü.

1 ı


Karakoyunlu Köyü. Çıkrıkçı Köyü. Şeyh Aman Köyü. Aşağı Taşağılı Köy~. Yukarı Taşağılı Köyü. Arnavut!u Köyü.···· Müstahfızan Köyü. Karaharman Kalesi. Sultankara. Pelidli. Yuvacı.

Abdülbari. Tanrı verdi. Kocalak. Aydın. Sarı Köyü. Kara N asuh Köyü. Kasaplı Köyü. Düğüncü Köyü. Sofular Köyü. C anibucak Köyü. Karaman Köyü. Yenisala Kalesi bir yalçın kaya üzere göklere doğru baş çekmiş yüksek bir kaledir ama içinde koyun çobanları oturur. Bayezid Han-ı Vell fethidir. Karaharman'a akan Tuna arkı bellidir ama etrafında köyleri gayet bakımlıdır. Bu yukarıda yazılı olan köylerin dolaşılınası için şeriat mahkemesinden mürasele (kadı mektubu) ve bir.muhzır (mübaşir hizmetini gören kimse) alıp 50 adet hizmetçilerirole 4 kese paşaya, 4 kese hakfre ve 2 kese hizmetçilerime tahsil ettim. Yine Baba(dağı) şehrine gelip şehrin özelliklerinin yazılmasına devam olundu. Bu köylerden de her sene kadıya 10 kese mal hasıl olur. Baba şehrinin bir hakimi de Baba Sultan mütevelllsidir. Sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, şeyhülislamı, nakibüleŞrafı, ileri gelenleri, muhtesibi ve şehir kethüdası vardır. Ve bu şehir bir düz geniş dereli direkli İrem Bağlı öz içinde bulunup toplam (---) adet mahalledir. Ve heps~_kiremitli ve şindire tahtası ile örtülü tam 3.000 adet alth üstlü kargir yapı yüksek saraylar ve diğer çeşitli evlerdir.

471


Bunların

içinde en donanımlısı Güzelce Ali Paşa Sarayı, Bekir Serdar Solak Sarayı, İmam Sarayı, Mütevelll Sarayı ve Voyvoda Sarayı bildiğimiz büyük haneler bunlardır. Ve tamamı (---) adet mihraptır. Bunlardan, Ulucami: Sarı Saltık Sultan Türbesi'ne bitişik büyük bir camidir ki anlatılmasında dil kısa kalır. (---) tarihinde bizzat Sultan Bayezid-i Vell fethi olduğundan bu nur dolu camii onlar yapAğa Sarayı,

mıştır.

Dört köşe kargir duvar üzree yine dört köşe tahta kubbe üzerine mavi renkli saf kurşun ile örtülü nur dolu bakımlı bir camidir. İki yan ve bir kıble kapısı vardır. Kıble kapısından ta milı­ raba varıncaya kadar uzunluğu ve genişliği yüz seksener ayaktır. Cami içinde toplam (---) adet direkler üzerinde ib ret vecici bukalemun nakışlı gül renkli tavan vardır, ama mihrabı ve minberi eski tarzdır, öyle sanatlı değildir. Ve sağ tarafında ancak bir minaresi vardır. Gayet kalabalık cemaate sahiptir. Velf mertebesinde vera sahibi bir imaını vardır. Bu cami, imaret, medrese, han, hamam, kervansaray, Sarı Saltık Sultan Türbesi ve 100 adet dükkan, tamamı Bayezid-i Velf Han'ın hayratıdır. Çarşı

Camii: Dört köşe harpüşte (balık sırtı kubbeli, bir minareli ve kıbleye bakar bir kapılı şirin cami dir. Avlusunda ayak merdiven ile inilir abdest muslukları vardır. Tamamı 40 adet akar pınarlardır. Kapısı üzere tarihi böyle yazılmıştır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bundan sonra mahalle içinde Defterdar Derviş Paşa Camii: Küçük camidir, ama bir minareli aydınlık camidir. Sonra aşağı Tabalıane yakınında (---) (---) camii, eski mabedhanedir. seklinde

içinde Ali

Paşa

çatılı) kurşun

.. .............. (1 satır boş) .............. .. Bunlardan başkası mahalle mescitleridir. Ve anc,ak 3 medresesi vardır. Bayezid Han'ındır ve gayet mükellef kurşun örtülüdür. Tamamı 20 adet sıbyan mektebi vardır. Ve toplam 3 adet kervansaray vardır. Bunlardan Sarı Saltık Sultan Tekkesi'nde olan kervansarayda her gece 100-200 atlı konup göçüp gönlü yaralı dervişlerin hizmetçileri hizmet edip sultan imaretinden nimetleri ve atıarına arpaları bol bol verilir. Sonra 472


çarşı içinde Hacı Bekir Ağa Kervansarayı yenidir. Ve Solak Serdar Kervansarayı tatlıdır. Ve toplam 8 adet bekar hanları vardır ki bütün karalar ve denizler tüccarları bu hanlarda kalırlar. Ve toplam 3 hamam vardır. Bunlardan Bayezici-i Veli Hamamı büyüktür. Ve çarşı içinde Ali Paşa Hamarnı da tatlıdır. {---) (---) Bunlardan başka 70 adet ev hamamları var ki onlar özel hamamlardır.

Ve 390 dükkandır ama bedesteni yoktur. Genellikle çukacı Latin dükkanları, okçuları, yaycıları ve 8 adet kahvecileri çoktur. Ve tabahanesi [127b] Ve Baba şehrinin toplam ll adet tekkesi vardır. Bunlardan bakımlı ve şenlikli büyük evkaf Hazret-i Saltık Bay Muhammed Buharf Tekkesi ve Uzun İmam Tekkesi {---) (---) (---) (---) {---). Yiyeceklerinin beğenilenlerinden sekiz çeşit yarbaşı bağları üzümü, beyaz ekmeği ve yoğurdu meşhurdur. Ve içeceklerinden üzüm şırası, bal şerheti ve Muaviye icadı tatlı bozası Tatar kavmi içre her zaman sevilir. Ve sanatlarından Babadağı'nın küçügen (atmaca) yelekli oku bütün memleketlerde meşhur olmuştur ama ok çamı Boğazhisar yakınında Kazdağı'ndan gelir (---) {---) {---) {---) (---) . Babadağı'nın

gezinti yerleri Tamamı ll adet mesire yerleridir. Evvela şehrin doğusunda Kule bağları. Bekir Ağa hanesi ensesinde, Yar bağları. Ve, Dede Saltık Sultan Korusu: Bir büyük hıyaban, çınarlık, ağaçlık, yeşillik, lale bahçesi ve aviaklı (av yerli) bir korudur. Yaratılmışlardan bir erkek veya kadın bir odun parçasını bile alamazlar. Ancak hakim izniyle tekkeye ve bazı vakfullah yapılara odunlarını keserler. Orada Sarı Saltık Sultan'ın nice bin koyunu, sığırı, sıpası, atları, kısrakları ve taylakları (at yavruları) dop doludur. Yenisala Mesireyeri: Keklik, av yeri, kaz, ördek ve toy kuşları aviağı mesire yeridir, ama atlar ile gidilse zevk u safa olur. Bundaf\ sonra şehrin bağları kenarında, Kavvacık Kasrı Mesireyeri, sonra yine o tarafta, 473


dinlenme yeri: Bir abıhayat suyu, yüksek maksure ve mutfakları vardır. (---) (---) (---) (---) Baba şehrinin suyu ve havası gayet tatlıdır ama kışının sertliği gayet şiddetli olur. Lakin mahbub ve mahbubesi çoktur. Genellikle ileri gelenleri samur, zerdava, sincap, kakum ve tilki boğazı kürkler giyerler. Orta halli olan sanat ehli ve tüccarı renkli boğasıya kuzu kürkü kaplı don giyip başlarına Tatar kalpağı şıprıtma çalma börk giyerler. Her sene Bucak Tatadarıyla sefere atlanıp düşman avlarlar. Gayet er, bahadır, hünerli ve cesur yiğitleri olur. Bolluk şehir olduğundan gelen giden misafirlere nimetleri boldur. Kış geceleri sıra sohbetlerinde her gece ziyafetleri meşhurdur. Bütün halkı gayet garip dostu, fakirleri sever ve Ehl-i Beyt muhibbidirler. (---) (---) Ken'an

Paşa Kasrı

ağaçları, çeşitli

Babadağı şehrinin

ziyaret yerlerinin anlatılması Evvela şehir içinde sırlar menbaı, dindarlar mercii, sıddik amil, gerçek alim Hazret-i Sultan Sarı Saltık Muhammed Buhar!: Temiz Irktan (Peygamberimizin soyu) olduğuna şüphe yoktur. Hatta Gelibolulu Muhammediyye sahibi Yazıcıoğlu bir risalesinde soyu sopuyla Saltık Bay Sultanı anlatmıştır. Zira onlar Fatih zamanında olduğundan Hacı Bektaş'a ve Sarı Saltık'a yakın zamanda yaşadıklarından menkıbelerinde ayrıntılarıyla yazmıştır.

Ken' an Paşa Özü valisi iken bir kaç sene Babadağı'nda muhafazada iken gayret edip Yazıcızade menkıbelerinden ve diğer Tohtamış Han fütuhatından Sarı Saltık Sultan'ın menkıbelerini ve kafiristanda kıyafet değiştirerek ettiği gazalarını Ken' an Paşa 40 kürras (forma) kadar bir Saltık Bay menkıbeleri yazmış ki diller ile anlatılmaz bir akıcı, tatlı, yer yer şiirlerle süslenmiş fasih ve beliğ Saltukname adında bir tarihtir. Meğer Ken'an Paşa merhum hattat imiş. Hattat Demircikulu tarzında bir reyhanf hattıdır ki sanki Yakut-ı Musta'sımf hattıdır. Zira aziz hakkında inkarcılar nice dedi kodu edip "Saltık adında bir rahip idi" diye iftira ederek günahkar olmuş­ lardır.

Evet, Leh vilayetinde Daniska iskelesinde Saltık adında bir rahip var idi. Onu, gidip dine davet etmiştir. islamı kabul etmediğinden Saltık Bay, Saltık rahibi odasında öldürüp onun elbi474


sesini giyerek gizlice sapık yolda kalan Tanrı kullarını İslam ile şereflendirmiştir. Seyahat ile ünlenip Babadağı'nda Tanrı'nın

rahmetine (---) tarihinde gitti, diye nice tarih kitaplarında ve güvenilir Yazıcızade. menkıbelerinde yazılıdır. Başka bir hikaye: Hatta 22 adet Osmanoğlu padişahlarımn her birinde yetmişerevliya kuvveti ve keşf ü kerametleri vardır, ama bunların içinde Gazi Hudavendigar, [128a] Hazret-i Fatih Sultan Mehmed Han ve Bayezid Han-ı Veli'nin kutupluk mertebesine ayak bashklarında şüphe yoktur. Hatta Sultan Bayezid-i Velf 7 sene bıçak ile boğazlanınış canlı kısmı yemediğinden bir gün nefsi azıp paça ister. Bayezid Han nefsiyle mücadele edip Keykavus mutfağından iyi pişmiş paça yemeği getirtip, "Çık ey zayıf nefis, ihtiyacın ise ye" deyince hemen Bayezi'd-i Vell kusup mübarek ağzından dört ayaklı gelincik görünüşlü bir pis canlı hayvan çıkıp paça kokusunu koklayarak kuduz köpek gibi lark lark paçadan kör nefis yer. Yine Bayezid-i Veli'nin yakasına atlayıp yine mübarek ağızlarına girmek istediğinde Bayezid-i Velf mübarek elinin arkasıyla vurup, "Katı edin şu pisliği" dediklerinde silahdar ağa katı eder. Kara Şemseddin Sivas! ve Şeyhülislam (---) Efendi fetvasıyla öldürülmüş kör nefsi kefenle sarmalayıp cenaze namazını kılar gibi, "Bayezid-i Vell'nin cenaze namazı iki kere kılınmıştır" diye tevatürle (yaygın söylentiyle) meşhurdur. Babamız merhum Derviş Mehmed Zılll "Nefsin cenazesini kılanlara yetiştim ve söyleştim" diye yemin billah ederdi. Bundan sonra Bayezid-i Vell dünyayı terk edip köşesine çekilmiştir. Acem, Osmanoğulları memleketinin güzel yerlerini istila eder. Ta Arpaçukuru adlı yer ki, Sivas-Tokat diyarıdır, Acem şahı o diyarları alır. Bayezid Han'a Çulcu Baba derler idi. Ta bu derece uzlet sahibi (köşesine çekilmiş) Bayezid-i Vell iken Kili ve Akkirman kalelerine doğru gittiklerinde Babadağı'na gelip, "Aya Babadağı niçün derler" diye sorarlar. Memleketin ileri gelenleri ve büyükleri, "Padişahım, eski zamanda bu şehir içinde Sarı Salhk adında nur dolu bir türbe var idi. inkarcılar türbesini yerle bir edip üzerine çer çöp ve pislik dökerek mübarek kabri kayboldu." dediklerinde hemen Bayezid-i Vell o çöplük olan yere varıp bir seccade <..

>

-~·

475


üzerinde Kara Şemseddin ile ikişer rekat namaz kılıp istihare (bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua edip namaz kılarak uykuya yatma) niyetiyle uykuya dalarlar. Hemen anında Saltık Sultan sarı sakallı ve sarı benizli yeşil sarığıyla belli olup, "Bayezid hoş geldin! Salsal tahh olan Akkirman ve Kili Kalesi ve Kamerülkum çölleri olan vilayetleri Boğdan küffarı elinden savaşsız 'fetahtii' tarihinde feth edip evladın Mekke ve Medine sahibi olup beni zillet toprağından kurtarırsın." deyince derhal Şemseddin ile Bayezid Han uykudan uyanırlar. Bayezid Han, "Efendi, istiharende gördüklerimizi birer kağıda yazıp şeyhülislama gönderelim" der. Bayezid Han ve Şemseddin Sultan birer yanızlık köşesinde gördükleri rüyaları yazıp mühürleyerek şeyhülislama gönderirler. Tanrı'nın hikmeti ikisinin de gördükleri bir rüya! Hemen müftü; "Padişahım, o mahalle bir büyük türbe edesiz!" diye buyurduklarında hemen seccade yerini temizlerken bir mermer sanduka ortaya çıkar. Sanduka üzerinde, "Hiizii kabru Saltık Bay Seyyid Muhammed Buhari, [Saltık (Bay Seyyid Muha."mmed Buharl'nin kabridir]" diye Tatar yazısıyla bir çeşit eski yazı yazılmış .. Hemen mimarları ve mühendisleri toplayıp nur dolu türbeye, bir camiye ve diğ~r hayrat ve hasenata başlarlar. Gerçekten de Bayezid Han Kili ve Akkirman'ı "fetahtii" [889 / 1484] tarihinde savaşsız feth edip Salsal ve Kamerülkum tahh fatihi olur. Yine zaferle dönüşte Babadağı'na gelip bir sene orada kışlar. Dört tarafa nizarn ve intizam verdikten sonra Babadağı şehrini imar edip bütün hayrat ve hasenatları Baba Sultan'a hibe eyler. Hala Babadağı, Baba Sultan hassıdır. imdi azizim Bayezid-i Vell böyle büyük veli ahiret padişahı iken batın ilmiyle ona malum (belli) olmadı mı ki Saltık Sultan kim ola. Eğer kötü ola bir kötü isimli olsa niçin bu kadar Allahın vakfı malı kötü isimli olan kimse uğruna boş yere sarf ederdi. Özellikle kutupluğa ayak basmış Kara Şemseddin Sivasl de o işe memur idi. Onlara da belli olup dürüstçe tanıklık etti. Fatih ile Akşemseddin, Bayezid Han ile Kara Şemseddin ulu sultanlardır. Allah sırlarını aziz etsin. 476


İmdi azizim, Muhammed Saltık Bay hakkında her kim şekk

ve şüphede olursa Allah- saklasın günahkar olur. Onlar Allah yolunca cihat edenler i_diler. Öyle olur, bir bağda meyveli ağaca taş ata gelmişlerdir. Taş atıp kapı kakana da ve Saltık Sultan'a da Hak rahmet eyleye: Allah hepsine gani gani rahmet eylesin. [128b] Beri taraftan, Sarı Saltık

Sultan ziyaret yeri

yapılarının anlatılması

Sultan Bayezid-i Veli, fukara sultanı Saltık Bay ruhaniyetinden yardım talep edip azizin himmeti ile bütün türbe, han, imaret, medrese, kervansaray ve sultan çarşısı tamam oldu. Kırım Ham olan Menkli Giray Han'ı Sultan Bayezid-i Veli bu imaretiere nazırlar nazırı atayarak bütün gereksinimlerini yerine getirmekle görevlendirdi. Bektaşi fukaralarından Kademli Dede Sultan hayatta idi, onlar Hacı Bektaş-ı Veli ile Horasan'dan birlikte gelmiş, Sultan Bayezid'e ermiş güçten kuvvetten kesilmiş yaşlı bir er idi ki 207 yaşında idi, bu zatı Saltık Bay Sultan üzerine Bektaşiler serçeşmesi ve sultanın postuna oturtarak şeyh edip türbedar oldu. Ve şeriat izniyle bütün evkafın bir temessükünü (senedini) onu ve bir hududname temessükünü Menkli Giray Han'a verdi. Bayezid Han'ın Rumeli'ye doğru yola çıktığı gece Saltık Sultan, Kademli Dede'nin ve Menkli Giray Han'ın rüyasına girip, "Benim üzerimde olan kurşunlu kargir kubbeyi kaldırıp tahta kubbe edin" buyururlar. Sabahleyin iki sultanın gördükleri rüya birbirlerine uygun gelip kargir kubbeyi yıkarlar. Hala kargir dört köşe duvar üzere göklere baş çekmiş bir çeşit sanatlı şindire tahta örtülü yüksek kubbelerdir ki o diyariarda benzeri yoktur. Altın ile yaldızlanmış alemleri şimşek çakar. Dört tarafa bakar avlu, mutfak ve kiler tarafına açık nur dolu türbenin kutlu kapısının yüksek kapısının üzerinde dört köşe merrnerde celi hat ile bu tarih yazılıdır. Geliniz,

bab-ı mu'allayı

ziyaret ediniz Sene [913/1507]

Bu hakir de bu türbeye küstahca yüzümü sürdüğümde hatırıma gelip kutlu kapısının sağına çirkin elyazımızla yazdığımız siyah hattır. Beyt: -;.

477


Hazret-i Sultan Saltuk'u ziyaret eyledik Çok şükür şimdi görüp Hakka ibadet eyledik.

Bu nur dolu türbeye girip bizzat sultan hazretlerinin muhterem haremine Hismillah ile ayak basıp edeplice, "Es-selamü aleyke ya ebe'l-fukara!-Es-selamü aleyke ey fakirler babası" deyip diz üzerine çökerek Yasın-i şerifi Allah rızası için okuduk. Sevahım Muhammed Buhar1 ruhuna bağışla­ dıktan sonra türbenin içini gezip dolaşmaya başladık. Nur dolu kabrinin yeşil renkli sof kaplı örtüsü çevresinde nice güzel hatlı Kur'an-ı kerimler rahleler üzerinde durur. Her biri birer cem yapılı padişahların hediyeleridir ki İstanbul'da Ayasofya, Yenicami ve Süleymaniye'de öyle mushaflar yoktur. Başı ve ayağı ucunda adam boyu kadar tezhipli ve yaldızlı şamdanlar vardır. Etrafında kat kat nice yüz çeşit şamdan, çerağdan, buhurdan, gülabdan ve micmerler (tütsü yakılan kaplar) vardır. O nur dolu kubbeler içinde çeşit çeşit kıymetli ibret verici asılmış avizeler var ki bir bakımlı ve şenlikli bir türbede benzerleri yoktur. Nurlu kabrinin dört tarafı nice bin güzel hat kıt'alar ile bezenmiş ve şanlı dervişlerin palhengleriyle, zerdeste ve keşkülleriyle süslenmiş tekkedir. Azizin mübarek başları tarafında hayatta iken kullandıkları tuğ, davul, sancak, boru, zil ve kudümler hala durmaktadır. Kısacası bu tekkenin övülmesinde dil kısa kalır. Ve türbedar Süleyman Dede ile şereflendik, mübarek eliyle haklrin eline gülsuyu döktü. Sultanıngüzel kokusuna nail olduk. Türbedar p1rin hayır duasıyla şereflenip hisse sahibi olduk. Oradan yine edeplice dışarı çıkıp fukara meydanında 150 kadar yaşlı ve genç canlar ile öpüşüp görüştük, hakiri posta geçirdiler. Bu da alt katta dervişler meydanıdır ki dört tarafı kurban postlarıyla döşelidir, ama acaip ve garip pak dindar, takva sahibi arif-i billah canları var. Ve nice ay ve güneş parçası gibi yalın ayak başı kabak köçekleri var. Meydancı Dede fermanıyla bütün köçekler muhabbet meydanına gelerek kimi müfred, kimi dübeyt, kimi müselles, murabba, muhammes, müseddes, müsebba, müsemmen, muaşşer (üçlü, dörtlü, beşli, altılı, yedili, sekizli, dokuzlu, onlu), müstezad, çar-enderçar, terd-i bend, mersiye, kaside, ve reddü'l-acz ale's-sadr gibi şiirler, uzun bahirler ve mukattaat (parça şiirler) (---) (---) (---)

478


Ve şaka yollu tekerlerneleri okuyup birbirlerine nazireler ile bu köçek abdallar fasıllar eylemişlerdir ki o demimiz sanki Hüseyin-i Baykara demi oldu. Ondan muhabbet meydanına sofracıbaşı gelip bir Muhammed1 ziyafet çekildi ki anlatılmaz. [129a] Yemekten sonra iki yüzden fazla Bektaşi fukaraları hazır · olup hakiri bab-ı selama (selam kapısına) durdurup, "Es-selamü aleyke ya ehl-i şeriat ve ehl-i tarikat ve ehl-i hakikat ve ehl-i ma'rifet!" deyip orada hazır bulunanlara dört kapı selamını verdikten sonra orada hazır bulunanlar, "Ve aleykümü's-selam ey aşık-ı billah!" deyip bir bir selamımızı aldıklarında hakir dedik, "Ey nazar sahibi olan, Tanrı'ya hamd olsun bu sultanın türbesine yüz sürüp siz erenterin mübarek yüzterinizi görüp ekmek ve tuz hakkı nasip oldu. Sizlerden dileğimiz odur ki bu haklre bir gülhang-ı Muhammed! çekesiz (topluca dua etmek) ki Cenab-ı Barf yarı kılıp dünyada beden sıhhati, tam seyahat, son nefeste iman nasip ede" diye gülhang rica ettiğimizde bütün sadık aşık gönlü yaralı dervişler, şanlı fukaralar ve mecliste hazır bulunan genç yaşlı herkes el açıp Allah deyip bütün hayırlı isteklerimizin olması için gülhang-ı Muhammed1 çekildi. Hepsiyle el öpüşüp vedalaştık.

Dede ile Baba şehri içinde ziyaretleri bildirir Evvela Saltık Sultan'ın türbesinin avlusunda Evren Dede, Burhan Dede, Kasım Dede, Anka Dede Sultan, Bayezid-i Vel1 ilk defa tekke şeyhi ettiği Kademli Dede ve Koca Müftü ziyareti, bunlar tekkenin avlusunda yatmaktadırlar, ama dışarıda, Meydancı

ettiğimiz

Bayezid-i Veli Camii'nin sağında ve solunda büyük alim ve salihleri bildirir Evvela Mevlana Ali Arab Efendi: Arz-ı Mukaddes'de Antakya şehrindendir. Bu Baba şehrinde Bayezid Han l'v\edresesi'nde dersiam olup bütün insanlar ondan ilim öğrenirken bütün bilgisi tamam olup Dergah kapısına arz olunup Allah ilmiyle ile "Rabbine dön!" [Fecr, 28] emrine uyup Ralıman'ın rahmetine doğru yollandı. Baba Sultan civarında Bayezid Sultan kabristanında yatmaktadu. Aşık De,de: Mezar taşında "Ah-ı Aşık" yazılmıştır . ..~

-

.'!!

479


Mevlana Mustafa Çelebi: Vaiz ve nasihatçi idi. Bayram-ı Acemi' hazretlerinin göz nuru ve ciğer köşesi, Defterdar Derviş Çelebi'nin canının parçası küçük kardeşidir. Bu Şeyh Mustafa Çelebi Nakşibendf tarikatından hisse alıp nasiplendikten sonra 979 [1570-71] senesinde öbür dünyaya göç eyledi. Baba şehrinin içinde kardeşi Defterdar Derviş Çelebi'nin yaptırdığı yeni camiin avlusunda gömülüdür. Hala insanların ziyaret yeridir. Mahmud Efendi: 1002 [1592-93] senesinde vefat etti. Molla Süleyman Efendi: Bunlar Ulucami yanında yatmaktadırlar.

Mevlana Ankud Süleyman Efendi: Anadolu'da Bilecik'dendir, neslindendir. Sultan IL Osman Gazi ile Hotin Seferi'ne giderken vefat etmiştir. Ulucami'de gömülüdür. Baba şehri yakınında Şeyhaman Köyü'nde Şeyh Aman. Baba şehrinde nice yüz ziyaretler vardır, ama bilip ziyaret ettiğimiz sultanlar bunlardır ki buraya yazıldı. Bu ziyaretleri ederken Baba şehrinde bir ay konaklayıp dört tarafı koruyup kollamakta iken Asitane-i Saadet'ten ulakhk ile Yıldırım Kapıcı yıldırım gibi gelip Kaya Sultan'dan, kapı kethüdasından kısacası bütün ileri gelenlerden mektuplar getirdi. 1062 Zilhiccesi'nde [Kasım 1652] Gürcü Mehmed Paşa saclaretten aziedilip yerine Tarhuncu Ahmed Paşa veziriazam olduğu haberi gelince paşa pek üzüldü. İster istemez hediyeler ile mübarek alsuna kapıcıbaşılarından bir ağa gitti. Daha sonra yine 1062 Zilhiccesi'nin [Kasım 1652] sonunda Melek Ahmed Paşa efendimiz Özü eyaletinden aziedilip Rumeli eyaleti verildi. Rumeli'nden Siyavuş Paşa aziedilip Özü eyaleti onlara verilip değiştirme oldu. Edebalı

İşbu

1062 Zilhiccesi'nin [Kasım 1652] sonlarında Özü eyaZetinden aziedilip Babadağı'ndan Rumeli eyaZetine gittiğimiz konakları, köyleri, kasabaları ve bakımlı süslü şehirleri bildirir Evvela Bismillah ile Baba şehrinden güney tarafa Yayla Köyü, oradan inehan Köyü, çeşmesi, bir büyük ormanlı korusu vardır. Oradan, İsteriibiid Kasabası'nın özellikleri Özü Eyaleti'nde Babadağı Nahiyesi'nde ayrılmış ve tahsis edilmiş Dergah-ı all yeniçeri ağalarının hassıdır. Zabıtları yine

480


ağ ası tarafındandır. (---) yük akçe il tizam hassıdır. ve şehir kethudası vardır. Marnur yerleri bir bayır eteğinde bir geniş öz içinde bağlı ve bahçeli 1500 adet kiremitli ve şindire tahta örtülü bakımlı ve şenlikli kefere haneleridir. Müslümanları azdır ve uygunsuz haylaz Laz'dır. [129b] Ağa hassı oldugundan keferesi hepsi azgın, dili uzun köpeklerdir. Hanları, meyhane ve bozahaneleri ve 200 kadar dükkanıarı vardır, ama hamarnı yoktur. Kiliseleri çoktur. Rum ve Bulgar güzelleri boldur, ama reayası gayet inatçı kafirdir. Paşaya bol bol hediyeler getirip hizmetler edip bağışlar aldılar. Buradan yine güney tarafa bakımlı ve şenlikli köyler geçip,

yeniçeri

Subaşı

Kararnuradlı Kasabası

Babadağı hükmü nahiyesinde bir geniş ovada 1000 adet haneli Müslüman kasabasıdır. Şindire tahta örtülü bir camii ve iki ham var, başka büyük yapısı yoktur. Ancak 14 dükkanı ve üç sıbyan mektebi vardır. Bütün halk Tatar kavmidir. Camiinin minaresi tahta örtülü sivri kubbenin alemi yerinde göklere doğru uzanmış bina, bir tahta minareli ibret verici camidir ki buna benzer sanatlı minare bir diyarda görülmüş değildir. Ve minare şerefesi ve külahı bir çeşit şirin işle seyre değer Muhammed! ezan şerefesi mahallidir. Buradan yine güneye doğru(---) saatte,

Karasu Kasabası 'nın anlatılması Bu yer Dobruca içi olup susuz yer olduğundan her seneTuna Nehri taşmasından azınaklar kalır. Suları kara olduğundan Karasu derler. Ve Gökçe Köyü yakınında "Kara su" adında bir kaynak su vardır. Onun için Karasu derler. Dobruca kral çağında avianma mahalli şenlikli Bulgar diyarı imiş. Yıldırım Bayezid Han oğlu Sultan Musa (Çelebi) çapul (yağma) ile gelip feth etmiş, bir gecede bütün evlerini yerle bir edip yine Edirne'ye kaytavul etmiştir (dönmüştür). Daha sonra Bayezid-i Vell imar etmiştir. Hala Özü eyaleti vezirinin hass-ı hümayunundan ayrılmış hassıdır. Hakimi, paşa ağalarından biri voyvodadır. Yüz' adet tabileriyle yedi kese paşa malını ve dört kese kendi malını tahsil edip yönetir. Ve 300 payesiyle şer'i hakimi kadı efendi yönetip toplam (---) adet k~ylerinden 7 kese piş-tahta (sandık) mahsulü haram mal hasıl eder şerif kazadır. 481


Sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, şehir bacdarı ve şehir muhtesibi vardır, ama dizdarı, müftüsü ve nakibi yoktur. Ancak ileri gelenleri çoktur. Üç mahalle ve bin adet kiremitli ve tahta örtülü alh ve üstlü haneleri vardır. Dobruca diyarı olduğundan bağı ve bahçesi yoktur, ama bostanında kavunu, karpuzu ve buğday mahsulü çoktur. Ve açık diyar olduğundan kışının şiddeti kah olur. Suyu, Tuna halicinden arabalar ile gelir. Bir ufak tefek camii, bir ham, bir basık hamamı, 7 adet sıbyan mektebi, 7 yerde sebilhanesi ve 40-50 adet işlik dükkanları vardır. Bunlardan başka imarİstanı yoktur. Ama avrat çengilerine o diyarda guyende (söyleyici) derler, gayet çoktur. İnsanların arasında evden eve çöğür, çeşde, ravza, karadüzen ve ıklık çalıp gezerler, ayıp değildir. Bütün ileri gelenleri bu derde müptelalardır. Şer'i hakiminin ve örfi hakiminin yasaklamaya güçleri yetmez. Hakim-i şer' ü hakim-i örf men' etmeğe kadir değillerdir. Zira yasaklanmasına bütün vilayet halkı karşıdırlar, razı değillerdir. Hala ki bu guyendeler nice hanedanları berbat edip hane sahiplerini müflis mendebur edip kendilerine hizmetçi etmişlerdir. Bir alay arabalar ile göçer evli dünya süsü fahişelerdir. Allah saklasın bir tür şeytan oyunudur. Sözün kısası o fahişe guyendeler Karasu şehrine ayak bashklarından o kadar bakımlı şehir değildir. Allah ıslah eyleye, amin. Ziyaret yerlerini bilmiyorum. Buradan yin güney tarafa doğru,

Bülbüllü Köyü menzili: Müslümanlardır. Oradan, Köyü: Müslümanlardır. Oradan, Düğüncüler Köyü: Tamamen Müslümanlar ve Karasu Nahiyesi'dir. Buradan, Çardaklı Köyü: Hepsi Müslümanlardır. Oradan, Kasaplı Köyü: Bunlar da Müslümanlardır. Hacıoğlu Nahiyesi'dir. Oradan yine güneye doğru, Kurnacık

Bakımlı Hacıoğlu Pazarı Kasabası: Yukarıda yapılarının

özellikleri yazılmıştır. Buradan kıble yönüne, Denkler Köyü: Alaybeyi ziyafeti için yoldan sapılarak gidildi. Oradan güneye doğru, Güllü Köyü: Ahalisi müsellem Müslümanlardır. Buradan, Karacaot Köyü yoluna yönelinip Pravadi yolu sol tarafımızda kaldı. Buradan, 482


Arnavutlu Köyü: Müslüman ve Bulgar köyüdür. Buradan, Madara Köyü: Bunlar Emir Paşa Köyü' dür. Buradan, Yörük Kasım Köyü: Bakımlı köydür. Buradan, Karacaot Köyü:Kamçı Nehri kenarında Müslüman ve Bulgar köyüdür. (---) Paşa Çiftliği'nde paşa efendimiz göklere doğru yükselmiş kulede konuk oldu. Bakımlı ve şenlikli köydür. [130a] Buradan akan Kamçı Nehri, Kazan ve Şıpka Dağları'ndan gelip Köprü Köyü'nden geçerek Karadeniz salıilindeki Varna şehrinin Calatası dibinde Karadeniz'e karıştığı ve içinde şayka gemiler kışladığı yukarıda Silistre vilayetine giderken Çengeköy mahallinde yazılmıştır. Daha sonra bu Karacaot'dan bir günde yüz bin güçlük ve zorluklar ile Kamçı Nehri taşkında olduğundan bütün ağaların ve paşa efendimizin ağırlıkları iki günde güç ile geçti. Nehrin karşı tarafında Kazan Balkanı eteğinde, Gelinlik Köyü: Tamamen asi Bulgar keferesi köyüdür. Orada konaklamhp bütün ağırlığı Kamçı Nehri'nden geçirdiler. Buradan güney yönüne yüz bin bela ve sıkıntı çekerek baş yukarı giderek güç ile bir günde, Çalıkkavak Köyü menzili: Allah korusun öyle bir sık ormanlık ve çalılıktır ki Maşa derbendi, Calındır derbendi ve Felaket derbendi, kısacası Arap ve Acem'de gözlemlediğimiz derbenciler bu Çalıkkavak derbendi yanında Tih Salırası ve Heyhat Vadisi'dir. Zira bu Çalıkkavak'da olan çınar, çam, meşe ve kavak bir diyarda yoktur. Bütün ibret verici ağaçları gök yüzüne doğru baş uzatmıştır. O ağaçların sıklığından zemine bir bakla tanesi kadar güneşin ışığı tesir etmez. Böyle sık ağaçlıklı gölgelik bir ormandır. Hatta Çalıkkavak adıyla meşhur olmasının aslı; üç adet can kardeşler bellerinde birer kemer mallarıyla bu balkana uğrayıp geçerken üzerlerine on adet Bulgar kefereleri saldırarak bu üç yiğit on kefereye aman ve zaman vermeyip öldürürler. Meğer öldürülen keferelerin 30 adet arkadaşları da pu~u yerinde hazır imişler. Hemen bütün kefereler bu üç yiğide saldırıp harbe, navurta (topuz), sapan, toyaka (sopa), sopa ve pinyal (şiş) üşürürler.

Hemen bu üç yiğit görürler ki iş 30 kafire Muhammedü'l-Mustafa

işten geçmiştir.

Allah deyip bu Allah'a

mucizatı berekatıyla

sığınıp girişirler. ~

483


can havliyle bazı kavak ağaçlarının kavaklara kılıç vurdukça hem kavağı ve hem ardında saklanan kafideri ikişer parça ederler. Kafirler bu hali görüp kararı kaçınaya döndüreın sanıp kırkı da üç yiğidin elinde öldürülürler. O yiğitler bu kadar ganiınet ınallarını alıp doyuın olmuş ve esenliğe çıkmış olarak memleketlerine giderler. Hala ol yedi adet çalık kavak anayol üzerinde durur. Ve 49 adet kafir leşi o ınahalde ınaşatlıktır (şehitliktir). O sebep ile çalık kavak diye insanların dillerind€ meşhur olmuş bir Çalıkkavak balkanıdır. Hala 100-200 adam haydud haraınlleri çokluğundan esenlikle geçilınek ihtimali yoktur. Gayet korkulu ve tehlikeli beldir ki geçenin belinde güç kuvvet kalmaz. Balkan Köyü: Bir bakıınlı Bulgar köyüdür. Bu balkan güvenli yer olmak üzere onlar yerleşip bütün yerel vergilerden muaf ve ınüselleınlerdir, ama ne mümkün, başka diyariardan haydudlar gelip bu balkanda kervan vurup av alıp kaçarlar. Kafirlerin bir

ardına saklanırlar.

kaçı

O

Hakir

yiğitler

Evliyil'nın başından

geçen

O balkanda bütün hizınetçileriınle bir kefere hanesine konuk olup bir odada ateş kenarında gönül rahatlığıyla dururken onu gördüm, kapıdan içeri çirkin yüzlü yaşlı bir kadın saçlarını belik belik dağıtıp öfkeli bir şekilde içeri girdi ve pervasızca ateş başına oturup özellehçesiyle bol bol küfürler savurdu. Hakir öyle anladım ki taşrada hizmetçiler biraz uygunsuz davranışlarda bulunup biçimsiz tekliflerde bulunmuş olalar. Hizmetçilerimden sorduğumda "Haşa bir şeyden haberimiz yoktur" dediler. Daha sonra bu yaşlı karının yanına yedi adet çocuk, torlak oğlan ve kızlar gelip yaşlı karının çevresinde toplandılar ve çağıl çuğul Bulkarca söyleşip ateş başını kuşattılar. Haklre asla bir yer koınadılar. Garip seyirliktir diye uzaktan seyr ederdiın. Sonunda gece yarısı olduğunda onu gördüm, bir hareket eder şeklinde bir ayak savaşı oldu. Hemen hakir rahat uykusundan uyanıp onu gördüm, yaşlı karı kapıyı açup ocaktan bir avuç kül alıp fercine sürdü. Elinde kaları küle bir efsun okuyup elindeki külden ocak başındaki çıplak yatan yedi adet oğlan ve kızların üzerlerine saçtı. 484


Bir de ne göreyim, yedisi de birer iri piliçler olup civ civ demeye başladılar. Hemen elindeki geri kalan külden kendinin başına saçınca o an kendisi de bir büyük kuluçka tavuk oldu, gurk gurk diyerek kapıdaıı dışarı çıkh. Ardı sıra yedi adet piliç evlatları civ civ diyerek dışarı çıkınca o an, "Bre oğlan!" diye can havliyle feryat edip kölelerim [130b] uykudan uyanıp geldiler. Gördüler ki bumurodan kan boşanmış. "Bre bu ne haldir, dışarı çıkın, görün bu ne kütürtü oluyor" deyince dışarı çıktılar. Gördüler ki atlar arasında anılan cadı tavuk ve piliçler gezdiğinden atlar boşanıp birbirlerini helak ediyorlar. Atlar tavuktan ve domuzdan hoşlanıp atlara sıraca ve kızılkurt hastalığı girmez. Bunun için nalbant dükkanı tavuksuz, değirmenleri domuzsuz ve ileri gelen haneleri Yahudisiz olmaz. Bu kere atlar birbirlerini helak ederken köydeki reaya kefereleri bu işten haberdar olup atları bağladılar. Cadı tavuklar bir tarafa gittiler. Kölemin gördüklerine göre onun anlattıklarıdır, onu gördüm, der, "Bir kefere hemen aletini çıkarıp tavukların üzerine sepe sepe işeyince, sekiz adet tavuklar insanoğlu olup yine o yaşlı çirkin kadın olunca o işeyen kafir yaşlı karıyı ve çocukları döve döve bir tarafa götürdü. Ardı sıra baktık. Meğer o ev kiliseleriymiş, avradı papaza verdiler. Papaz avradı okuyarak afaroz-ı mandalos eyledi" diye kölelerim yemin ettiler. Ve, "Antab! Müezzin Mehmed Efendi hizmetçileri ve mataracıbaşı hizmetçileri gördü tavuklar adam olduğunu" diye şahit gösterdiler. O gece sabaha dek korkumdan mı yahut kan hareketinden mi burnumun kanı bir türlü kesilmedi. Ta sabah vakti olunca kandan kurtuldum. Daha sonra müezzin hizmetçilerinden ve Mataracı Mehmed Ağa hizmetçilerinden sordum, "Vallahi ahşam tavukların üstüne o kefere işeyince tavuklar adam oldu. İsterseniz işeyen kefereyi getirelim" dediler. "Canım getirin" dedim. O an kefere gülerek gelip, "Sultanım, o karı başka soydur. Kış geceleri yılda bir kere öyle kara k9ncoloz (umacı, öcü) olurdu, ama bu yıl tavuk oldu. Kimseye zararı yoktur" deyip gitti. İşte bu çok kusurlu hakfr adı ~

485


böyle bir temaşaya düş gelip aklım başımdan gideyazdı. Allah affetsin. İşte bu Çalıkkavak balkanı melununun her içler acısı hali böyledir. Tanrı saklasın. Oradan ertesi sabahleyin Çalıkkavak Dağı'nı aşıp güneye doğru teper aşağı inip, Dobral Köyü: 300 haneli Bulgar keferesi köyüdür ve serbest zeamettir. Oradan yine güneye doğru, Dilaver Efendi Köyü: Müslüman köyüdür. Bir camii ve 100 adet haneleri var. Dilaver Efendi, paşaya burada bir büyük ziyafet edip bir at peşkeş çekti. Oradan yine güney tarafına gitmeyip batı tarafına meyilli bakımlı köyler geçerek, Çelebi Sultan Mehmed Han Sarayı Köyü: Eski zamanda bakımlı İrem Bağı gibi kasaba imiş. Hala meydanda Süleyman Han'ın ufak tefek bir köşkü ve annesinin bir camii kalmış. Ve yüz kadar fukara haneleri ancak kalmış. Oradan batı tarafına Çalıkkavak Dağları eteğiyle geçerek, geçen

Çalıkkavak'da

İslimye Kasabası'nın özellikleri isimlendirilmesinin sebebi odur ki (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) dir. İdrivne kralının yaylağı tahtı olmak ile o zamanda büyük şehir imiş. (---) tarihinde Gazi Hudavendigar Edirne'yi feth ettiğinde bu kaleyi de kuşatıp feth etmekte zorluk ve güçlükler çektiğinden fetihten sonra surunu yıkıp yerle bir eder. Hala yapı kalıntıları şehrin kuzey tarafındaki hayırlar üzerinde bellidir. O mahalde ibret verici bir kilise temeli vardır ki gerçekten ders vericidir. Daha sonra bu şehrin suyu ve havasından Çelebi Sultan Mehmed ibn Yıldırım Han hoşlanıp avianma yoluyla bu şehre gelip dinlenir ve zindelik elde ederdi. Hala şehrin kıblesi yönünde olan salırada yaptırdığı büyük sarayın temelleri odur ki o zamandan beri bu kasaba (---) (---) sancağı hükmünde (---) (---) (---) (---) (---) dir ve 150 akçe payesiyle şerif kazadır. Senede kadıya (---) adet bakımlı köylerinden beş kese mal hasıl olur. Hala yerleşim yeri Çalıkkavak balkanına bitişik olan yüce dağların eteğinde bir yüksek hayır üzerinde baştan başa bağlı, bahçeli ve suları akar ve bol olan bir güzel İslimye Kasabası'dır. Tamamı ll mahalle ve 12 mihraptır ve 2500 adet kiremitli ve şindire tahta örtülü ileri gelen evleri ve diğer insanların evleri

486


vardır.

Bütün evlerinin pencereleri ve kapılarının yönleri şehrin yönünde döşenmiş olan bakımlı ovaya bakar kat kat evleri vardır. 12 adet milırabın bakımlısı çarşı içinde bir minareli (---) aydınlık camidir ve cernaati [131a] çoktur . kıblesi

................ (1 satır boş) ............... . Bunlardan başkası mahalle mescitleridir. Medrese, darülkurra, darülhadis ve aşevi yoktur, ama sıbyan mektepleri çoktur. Üç ham vardır. Bunların en bakımlısı Sultan IV. Murad Han'ın vakar sahibi defterdan Mevlevi vezir Koca Mehmed Paşa ham; çarşı içinde olduğundan güzellik pazarına güzellik verip gelen giden yolculara minnetsiz konuk evi olmuştur. Gerçi kiremit ile örtülüdür ama gayet sağlam olarak yapılmış bir kervansaraydır. Kapısının üzerindeki tarihi; (---) Çelebi güftesi: (---) (---) (---) (---) (---)

'

Yapıldı

yolcu ô.rtim

etmeğe

lillahi menzilgtih Sene 1052 [1642].

Ve bir adet ufak tefek hamarnı var ama akarsuları hesapsız her hanede ev hamamları vardır. Akmakta olan sayısız nehirler bir hayır üzerinden aşağı doğru akmakta olduğundan her ırmak üzerinde nice yüz un değirmenleri, debbağ çarkları, keçe dolapları, kilim ve kebe dinkleri dönmededir ki sayılmayacak kadar çoktur. Zira bu şehrin sanayiinin beğenilenlerinden Yanbolu kebesi dedikl~ri padişaha layık tiftik kebe bu şehirde işlenip Rum, Arap ve Acem'e gider. Genellikle vilayetin ileri gelenlerinin ticareti, sanatkarların sanatı ve kazancı çeşit çeşit tiftik kebe ve rengarenk velenseler (bir yüzü uzun tüylü kalın battaniye) işlenir. Onlar tamamen bu dink değirmenlerinde (yağ değirmenlerinde) dönüp su içinde pişer bir acaip çark-ı felek gibi seyirlik dolaplardır. Bu kebeci dükkanıarından başka 200 adet sultan çarşısı dükkanıarı vardır, ama bedesteni yoktur. Suyu ve havasının tatlılığından mahbub ve mahbubesi gayet çoktur. Edirne, Filibe ve Yanbolu salıralarında İslimye güzeli meşhur olmuştur. Genellikle Bulgar güzeli çoktur. Ve halkı renkli çuka elbisele,r giyip Bulgar dili de konuşurlar. Zira reayası tamamen Bulgardır. olduğundan

;~,

487


Bu

kasabanın

naklanı1ıp

özellikleri haddinden fazladır ama bir gün koertesi hareket olunduğundan ziyaret yerleri ve diğer

özellikleri yazılmadı. Oradan yine batı tarafa doğru yüksek dağın eteğinde şenlikli köyler içinden geçip, Hıdırağa Köyü: Dağın eteğinde 200 haneli cami ve hanlı Müslüman ve Bulgar köyüdür. Ve İbrahim Han oğulları vakfıdır. Bütün vergilerden muaf ve müsellemlerdir. Oradan yine dağ eteği ile batı tarafa gidip,

Yenicesi Kalesi'nin özellikleri Yanvan Tarihi'ne göre, Rum keferesi krallarından Filibe vilayeti sahibi Makedone adındaki kralenin yaylağı tahtı idi. O zamanda öyle imaristan, bağ, bostan ve gülistan imiş ki Filibe Sahrası içinde asla güllük İrem Bağı'ndan bir adım boş yer yok imiş. Daha sonra bu şehir sahibesi Makedone krale, Sırp krallarından Destpot kral yani "tunç elli" sapık krat Makedone avradı avratlığa almak ister. Bu Zağra şehri sahibesi Makedone krale, "O Sırp kralıdır, ben bir Rum kraliçesi Filibe ve Edirne sahibesi Makedone kralı olam, niçin ona avrat olurum?" diye yiğitlik taslayınca Sırp Despot inadında ısrarlı olup Despot Yayıası'ndan iki kere yüz bin kefere ve fecereyi başına toplar, ellerine tunç eldivenler giyip Filibe Ovası'nda biri sapık, biri sapıtmış birbirleriyle vuruşup çarpışıp savaşırlar. Tanrı'nın hikmeti Despot galip, Makedone mağlup olup kaçarken Filibe altında Meriç Nehri geçidinden Makedone geçerken suda boğulur. Bütün uğursuz askerleri Sırp keferesi elinde kılıçiara yem olurlar. Filibe şehri ve Beğce şehrine yani bu Zağra şehrine kral olur. Sırplar vilayetini istila edip Zağra Yenicesi'ni ateşlerde yakarlar. Aradan zaman geçince yine Bulgarlar işgal edip imar ederler. Hala kefere zamanındaki harap olan yapılarının kalıntıları, şehrin kuzey tarafında dağ eteklerindeki bağlar içinde ibret verici temeller açık seçik bellidir. Daha sonra 766 [1363-64] tarihinde Gazi Hudavendigar ki, Sultan I. Murad'dır ve Edirne fatihidir, daha sonra Kosova savaşında iki kere yüz bin küffarı kırıp pis leşlerini ibret gözüyle Beğcesi şehri, Zağra

Yunanlı

488


seyrederken kefere leşlerinin içinden Miloş Koblaki adında güçlü bir fecere elinde Dahh~k kılıcından nişan verir miczem yani [131b] keskin bıçak ile kefereler leşlerinin arasından kalkıp Gazi Hudavendigar'ı vura vura şehit eder. O an o dinsize aman vermeyip pare pare ederler, ama ne faide. Murad Han'ın kalbini Kosova'da defnedip pak vücudunu Bursa'da defn ederler. O Gazi Hudavendigar ki Edirne'yi feth ettikten sonra bu Zağra Yenicesi Kalesi'ne Lala Şahin Paşa'yı 766 [1363-64] tarihinde başkumandan edip bu kaleyi kuşattığında melun Rum kefereleri batıl dinleri gayretine büyük cengler ederler. Sonunda fethi kılıç ile cebren ve kahren nasip olur. Fetihten sonra bir daha küffar istila etmeye heveslenmesin için Murad Han fermanı ile Lala Şahin Paşa bu kaleyi yerle beraber eyleyip şehrini İslam diyarına ekleyip Murad Han namı için hutbe okundu. Sonsuza kadar Osmanoğulları'nın elinde Rum diyarının cennet kokulu Şam'ına denk gönül okşayan bir şehirdir. Hala (---) eyaletinde (---) sancağı toprağında Çirmen paşasının hassıdır diye ağası yüz adet tabileriyle yönetir. Şer'i hakimi 300 akçe payesiyle gayet yüksek şerif kazadır ama asumani' kaza değildir. Zira bu şehrin ulemasının seçkini kah çok olduğundan zulüm ve düşmanlık ettirmezler. Adalet üzerine kadıya senede on kese mahsul olur. Zira (---) adet köylerinden bütün yiyecek ve içecekler bedavadır. Nice kere emekliliği seçen 500 akçe mollalara bu kaza verilmiştir. Bu şehrin yerleşim yeri tamamen Zağra Salırası'na kurulu olup bütün çevresi bağlardır. Ve kuzey tarafı uzak dağlardır. Zağra Yenicesi şehri Rum diyarında üçtür, ama bu Yenice toplam yedi mahalledir. Ve tamamı (---) adet güzel hanelerdir. Altlı üstlü bağlı bahçeli baştan başa kırmızı renkli kiremit örtülü donanımlı, bakımlı ileri gelen seçkin sarayları ve diğer halkın ufak tefek kulubeleri ve hüzün haneleridir. Ve tamamı 7 adet eski mabethanelerdir. Ancak ikisi cuma namazı kılınacak ibadethanedır. Sarıca Paşa Camii: Sultan Çarşısı'nda olduğundan kalabalık cemaate sahip bir minareli ufak tefek eski bir camidir. Biri de yine çarşı yakınında Ömer Çerçi Camii'dir. Bunlardan başkası mahalle mescitleridir. Ve 7 adeLmektebi, 3 adet ham ve 150 adet dükkanı var.

489


Ali Paşa'nındır. Bundan başkası ev oldukça şenlenmekte olan bakımlı kasabadır ama ovası gayet verimli olduğundan birbirine bitişik gayet büyük han ve camili kasahaya benzer köyler ile süslenmiş ovadır. Mahbub ve mahbubesi beğenilir. Zira suyu ve havası tatlıdır. Halkı Rumeli Çıtağı ve Yörüğü'dür. Ve reayası Rum ve Bulgar keferesidir ki gayet renÇber Ferhad kavmidir. Ve bir iç

açıcı hamamı,

hamamlarıdır. Kısacası,

Yenicesi'nin ziyaret yerlerinin anlatılması içinde Şeyh Kara Şemseddin-i Simavi: Halveti tarikatından binlerce müride sahip ulu sultandır. Yıldırım Han oğlu Çelebi Sultan Mehmed zamanı şeyhlerindendir. Bol bol seyahat etmekle meşhur ve remil ilminde usta olup "Zamanın Mehdisi olacaktır" sürgün edilmiştir. Bu Yenice şehrinde oturmakta iken öbür dünyaya göç etmiştir. Başka türbesi var, halkın ziyaretgahıdır. Oradan, Abdullah Dede ziyareti: Bektaşi' tarikatından ulu gürbüz er fukara sultanı imiş. Allah sırrını aziz etsin. Sonra bu şehirden Filibe şehrine giderken Konuş Köyü adlı yerde, Meyyitoğlu Mehmed Bey ziyareti: Ulu türbedir. Bütün yapısı Çelebi Sultan Mehmed hayratıdır ki nur dolu mezarı üzerinde yüksek bir kubbe, camii ve aşevi imareti var ki ay ve yıl sabah ve akşam bütün ziyaretçilere ve gelen geçen bütün yolculara sabahları ve akşamları çorbası boldur. Gerçekten hayrat sahibi Çelebi oğlu Çelebi Sultan Mehmed Han imiş. Hala evkafnamesinde yazıldığı üzere bu Çelebi Mehemmed Han'ın feth ettiği ülkelerde 560 hayrat ve hasenat hutbesi okunur. Diğer hayratları ona göre kıyas olunsun, ama babaları Yıldırım Bayezid Han'ın 1.040 adet hutbesi okunur. Zira fetihleri hadden aşkın ve kıyastan ötedir, ama ilk defa Mekke ve Medine fukarasına oğlu Çelebi Mehmed Han 12.000 altın surre ve atiyye gaza malından göndermiştir. Diğer sultanlar göndermemiş [132a] idi. Bu Zağra Yenicesi'nde de bir hayrah su arkıdır ki Filibe Salırası'na doğru akar. Oradan yine Zağra Yenicesi'nden bir saat uzaklıkta kıbleye doğru Filibe yolu üzerinde Adadepe demekle meşhur dört tara(ındaki illerden vilayetlerden belli yalnız bir tümsek yüksek tepedir, ama yarım saatte çıkılır, hayli yüksek dağcağızdır. Onun ta en yüksek tepesinde, Zağra

Şehir

490


Hazret-i Kademli Baba Sultan ziyareti: Hacı BektaŞ-ı Vell hizmetiyle ta Horasan'aan birlikte Anadolu'ya gelmiş Fağfur diyarı toprağında Kozak kavmi kölelerinden bir yanmış yakılmış köle, Ehl-i Beyt muhi\:)bi şanlı bir Allah dostu kimse imiş. Bektaş-ı Vell'nin fakirlik cihazı vaslalarına vasıl olup tuğ, alem, def, kudüm ve borusuyla tevhid-i sultani ederek bu yüksek dağı sığınacak yer edinip postu sermiştir. Burada 7 sene nice bin canlar andan mezun olmuşlardır. Sonunda Allah sevgisiyle ahiret yurduna yönelmiştir. Her yeri görebilen yüksek bir tepe üzerine fukaraları bu azizin cesedini defn ederler. Sultan Çelebi Mehemmed Han azizin ölümü haberini duyunca Edirne'den dörtnala gelip Kademli Baba hazretleri üzerine nur dolu bir kubbe yapar. Tamamen has kurşun ile örtülü bakımlı bir türbedir. Ve bir Bektaşi aşiyanı, bir imaret, kiler, mescit ve meydan inşa edip 7 adet köy vakf eder. Hala bakımlı ve şenlikli her yeri görebilen bir Bektaşi Tekkesi'dir. Bütün vilayet ileri gelenleri bu Kademli Baba'ya inanırlar. Adakları gelip gelen giden ziyaretçilere ve yolculara o adaklardan fukaralar nimet çekip hizmet ederler. Nur dolu kubbesi içinde azizin dört tarafı çerağlar ve şamdanlar ile süslenmiştir. Hatta merhum aziz çobanlık ettiğinden Musa kavalı çalarmış, başları ucunda durur, ulu sultandır. Allah sırlarını aziz etsin. Oradan yine Yenice'ye gelip bah tarafa gidip, Hızır Bey Köyü menzili: Müslüman ve Bulgar köyüdür ve vakıftır. Oradan yine batıya,

Eski şehir Eski Zağra 'nın özellikleri Bu da Makedone krale avradın hükmünde idi. Onların zamanında bu büyük şehir idi. Kızılyumurta günlerini her sene burada kutladıklarından bu şehrin ismine Avgandire derler idi. Yunan dilinde "Avgandire" diye kızıl yumurtaya derler. Ve bu şehirde büyük bir kilise var idi, sanki Ayasofya idi. Orada Andire Yoroz adında patrik, kıssis, papa, ladika ve ruhhanlar var idi. • O kemer sahibi önderleri, zünnar sahibi Andire melun yıldız­ lar ilminde ustalık sahibi olduğundan Hazret-i Resul-i Huda Muhammed Mustafa'nın Mekke'de ortaya çıkacağını, bütün kurname (insan cemati) ve kiliselerindeki tılsımıarın yıkılacağını günü, saati, dakika~l' ve saniyesiyle belirtedek demiş idi. 491


Ve o gün bu Avganda kilisesi yıkılır derken Tanrı'nın hikıneti Mekke'de Hazret-i Mustafa dünyaya gelince Bağdad'da Kisra takı, Irak'da Nemrud ateş-gedesi, Ayasofya, Kızılelma, Kudüs'de kumame, Beytüllahm, Budin Kızılelması'nda Makbul İbrahim Paşa'nın cami ettiği büyük kilise, Estergon kilisesi kubbesi, Üstolni-Belgrad kubbesi, Trabzon'da, İstanbul'da Sarayburnu'nda balık dalyanı tılsımları, Mısır İskenderiyesi'nde Ayine-i İskender ve Mısır'da Ehram Dağları dibinde taştan Ebülhevl kellesi söylemez olmuştur. Kısacası 7.000 adet yazılan kubbeler ve ateş-gedeler (Mecusi tapınağı) Tamamen Hazret-i Peygamber'in dünyaya geldiği o mübarek gecede hepsi Allah'ın Resulü yeryüzüne ayak basınca yıkıldı. Böylece bütün Hıristiyan milletler bildiler ki Muhammed-i Arabf yez yüzüne ayak bash . .Hemen o saat bu Zağra şehrin­ deki Avganda Kilisesi'nde olan adı geçen papas Andire Yoros"İşte bugün Muhammed dünyaya gelir" diye bekler iken büyük bir deprem olup Avganda Kilisesi yıkılır ve içinde Papa Andire ölür. Hala o kilisenin temelleri şehrin kuzeyinde yüksek bir tepe üzerinde görülmektedir. Yine her sene bütün kefere ve fecereler eski adetleri üzere bednam günlerinde o kilisenin temelini ve Andire papasın mezarını dolanırlar. O zamanda bu Zağra'ya Avganda derlerdi. Rum tarihlerinde ulu şehir idiği ayrıntılı olarak yazılmış ve övülmüştür. Daha sonra zamanın geçmesi ile nice krallar eline girip imar olmada iken 766 [1363-64] tarihinde Osmanoğulları'ndan [132b] yine Yıldırım Bayezid Han fethidir, Koca Lala Şahin Paşa eliyle. Feth etmekte zorluk çektiği için fetihten sonra kafirler bir daha buraya gelip yerleşmesin diye kalesini berbat etmiştir. Hala yapı kalıntıları şehrin nice yerlerinde bellidir. (---) (---) eyaletinde (---) sancağı toprağında kalemi ayrılmış ve tahsis edilmiş Abaza Mustafa Ağa adında bir şanlı gazinin serbest zeametidir. Şer'f hakimi 300 payesiyle şerif kazadır. Toplam 7 naiplik hükumetinde 124 adet şenlikli köylerinden adalet üzere kadıya yedi kese mal hasıl olur. Zeamet sahibi hakimine de öşr-i sultanfden, cürm ü cinayet ve bad-ı havadan yedi kese hasıl olur. Müftüsü, nakibi, sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, şehir hacdan ve muhtesibi vardır. Subaşısı, serbest zaim tarafındandır, ama haracı ve emini padişah tarafındandır. 492


493


Ve

tamamı

(---) adet

derviş

tekkeleri

vardır .

................ (1.5 satır boş) ............... . Ve tamamı 5 adet gönül alan hamamlardır. Evvel§. çarşı içinde Çifte Hamam, Alaca Hamam, Küçük Hamam, Paşa Hamamı ve Yeni Hamam, hepsi aydınlık güzel hamamlardır. Bu aydınlık hamamlardane başka 200 adet hanelerin özel hamamları vardır.

Tamamı

(---) adet bekar

hanları kervansaraylardır .

................ (1.5 satır boş) ............... . Hepsi (---) adet ab-ı hayat akar çeşme sebillerdir. ................ (1.5 satır boş) ............... .[133a] Ve hepsi 855 adet sultan çarşısı dükkanlarıdır. Unkapanı'ndan aşağı Uzunçarşısı gayet ma'murdur. Kargir sağlam yapılı bedesteni zengin bezirganlar ile dolu bir hüsn (güzellik) pazarıdır. Alimleri, şairleri ve salihleri çoktur. Büyük şeyhleri, imamları, hatipleri, ileri gelen ve seçkinleri ile derviş huylu insanları sayısız ve sınırsızdır. Tamamı renkli çukalar, değerli kumaşlar, renkli soflar, zağf ve mollayf türlü türlü elbise giyerler. Suyu ve havası Rumeli'de gayet beğenilir. Özellikle Bulgar, Sırp ve Çıtak mahbubeleri haftada bir şehrin pazarına geldiklerinden şehir pümur olup aşıklar mutlu olur. Beğenilenlerinden; beyaz ekmeği, ayvası, sarı balı, nohutlu çöreği, tavuk böreği, bey armudu, hüsniyusuf armudu, al üzümü, şırası, elvan kirazı ve çeşit çeşit meyvesi olur. Bu Eski Zağra şehri, beşinci ikiimin ortasında bulunmak ile boylamı (---) saat (---) derece ve (---) dakikadır. Eniemi (---) (---) arzda olduğundan suyu ve havası mutedildir (---) .

Eski Geniş

Zağra yapılarının

mutlu ve şen olduğundan beldesi ekinlikleri geniş, hayrat ve bereketleri bol olduğundan halkının nimetleri çok bol, pınarları çağlar olup her hanede bağ, bahçe, havuz ve şadırvanlar vardır. Halk tamamen zevk ve safa ehli olup bütün konuklara ve çevredeki komşularına ziyafet ile ikramda bulunup gönül alır, dostluk gösterir bir alay fukarayı sever, gariplere dost adamlardır. Üç gün bu şehirde konaklayıp can sohbetleri ettik.

güzel ve

494

vilayeti

bakımlı, halkı

özellikleri

beğenilir,


İbret verici olağanüstü bir acaiplik: Bir gün bu Eski Zağra oturur iken nfce dost ve ahbaplardan Armağanzade ve

şehrinde

Mismar1zadeler, "Evliya Çelebi! Bizim şehrimizde bir acaip ibret verici seyirlik yer var ki görmeye muhtaçtır. Kalk sana o seyre değer olanı seyr ettirelim" dediklerinde haldr de onlara uyup şehri gezip dolaşarak Tahtalkale adlı mahalle varıp onu gördüm; anayol üzerinde bir saka kuşu kanatlarını açıp gölgelik gibi edip yatar. Meğer kanadı altında bir kancık sarı köpek yatarmış. Bu yaranlarımız ile bir berber dükkanında oturup bu saka kuşuyla köpeğin davranışlarını seyre daldık Onu gördüm, saka kuşu burnuyla köpeğin postunu bitlemeğe başladı, ama saka kuşunun gagasının bir yanı ve sağ taraf kanadı yaralı. "Bu neden yaralıdırr" diye diye sordum. "V allahi bu saka kuşunu avcılar kanadını yaralayıp bu şehir içine bıraktılar. Bu hava kuşu günden güne iyileşip kırık kanatlı kaldı, ama giderek şehir halkıyla ve azgın köpekler ile yakınlık kurup ülfet edip bu dişi köpeğe yakın oldu. Onu böyle bitleyerek çarşı pazarda birlikte gezerek bir an köpeğin yanından ayrılmaz oldu. Sonunda dişi köpek kızışıp erkek köpekler dişi köpeğin yanına geldikçe bu saka kuşu onlarla ceng edip kovarak dişi köpeği himaye ederdi, ama kancık köpeğin isteği erkek köpeklerde. Onu gördük, bir gün şehir içinde ne kadar yüz köpek var ise hepsi bir nefesten uluyarak seğirdip soluyarak bu Tahtalkale meydanına geldiler ve bu saka kuşuna saldırdılar. Hemen o an zeyrek kuş kanat kakıp gagasını açarak nasıl saldırıp hamle eylediyse ikisini öldürdü. Ve dört beş adet köpek yaralanıp uluyarak kaçtılar. Hemen bir hayli köpek yine kuşa sarılıp bir büyük arbede çıkardılar. Seyirci halkın bunları birbirinden ayırması mümkün olmayıp o günde gagasını kırıp kanadını yaraladılar, ama yine de dişi köpeği azgın köpeklere vermedi. O zamandan beri dişi köpeği tasarrufu altına aldı, yanına bir erkek köpeğin gelmek ihtimali yoktur" diye bu saka kuşunun başından geçen hikayeyi anlattılar. Bu sırada ne göreyim; saka kuşu kanadının gölgeliğini [133b] kaldırıp meydanda bir hayli dönüp dolaşıp gezindi. Köpek de kanatlarının altından çıkıp bir hayli esnedi, gerindi ve sündü. HememBerber Ali adında bir kimse köpeğe fahfara ekmek parçaları ve~ip zavallı köpek yerken saka kuşu kasaplar içinde

' 495


kemikler bulup hemen köpeğe getirdi. Köpek kemikleri de yiyip yalınca saka kuşu iki kanatlarını açıp gagasını eğerek horoz gibi yiğitlik ederek yatan köpeğin üstüne çıkıp edebde ördek zekeri gibi bir karış var eğri minik aletini çıkarıp öyle doğruca köpeğe bir fitil salıp çıkardıktan sonra bir hayli kanat kakıp dönüp dolaştı. Zavallı köpek yalanıp kaldı, asla "haf haf" ve "vağ vağ" demeyip baş eğdi. Meğer her gün böyle beş altı kere cima ederlermiş. Acaip seyirlik bir sır idi ki bu hakfrin kendi gördüğü meşhur bir seyirliktir ki Tanrı bilir aynen böyle olmuştur.

Eski

Zağra

ziyaret yerlerini bildirir

Evvela Küçük Hamam önünde Tohum Baba Sultan, bağlar içinde Durhan Baba Sultan, Doğan Dede Sultan ve Tabalıane Mahallesi'nde Karaca Ahmed Dede, sonra şehrin batısında yarım saat uzaklıkta Ahad Evren Köyü'nde Abdülmü'min Baba; bir mesire yeri, gezinti yeri Bektaşi dervişleri tekkesidir. Bundan başka Eski Zağra şehrinin 70-80 adet ibret verici mesire yerleri vardır ama yazılmasında aczimiz vardır. Bu kadarla yetindik. Bu şehri elimizden geldiği kadar gezip dolaştık Güney tarafa tuğlar gidip, Arnavutlar Köyü: Kefere ve müslim ile karışık 200 haneli bağ ve bahçeli bakımlı zeamet köyüdür. Oradan yine güney tarafa bakımlı ve şenlikli yerler içinden geçip, Ekinler Köyü: Bakımlı Müslümanlar köyüdür ve bir camii var, zeamettir. Zağra Nahiyesi'dir. Oradan yine güneye, Köseli Köyü: Saff Müslümanlardır. Hacı Süleyman adında bir hayır sahibinin camii, tekkesi ve şeyhi vardır. Ve bağ ve bahçesi de boldur. Bu bakımlı köy Filibe Salırası'nda bir ağaçlık koru içinde kurulmuştur. Oradan yine güney tarafa, İnebeç Köyü: Bu da Filibe Salırası'nda bakımlı ve verimli büyük köydür. Oradan yine güneye (---) saatte,

Makedone viliiyeti, Filiboz şehri eski kale ve büyük şehir yani güzel belde FiZibe'nin özellikleri Bu eski şehrin hakkında cümle Sırp ve Bulgar Despot, Latin ve Yunan Rum tarihlerinde "İstanbul'dan önce yapılan Filiboz Kalesi ve Makedone adlı İskender kızının tahtı bu Filiboz'dur" diye bütün Hıristiyan milletler bu şehirdir diye birleşmişlerdir. Ve,

496


"Hazret-i Süleyman uygun rüzgarla buraya gelip Belkıs ile sohbet edip Süleyman otağı (çadırı) yerinde Filboz kral kale yaptı" derler. Sırp taifesiyle Latin kavmi, "Hazret-i Süleyman'ın Saydun adındaki kralın kızından olan Melik Rac'im adlı evladı Filibe kayaları içinde gömülüdür" diye yazmışlardır. Hele Rum diyarında ilk olarak yapılan bu Filiboz Kalesi ve Makedona şehridir. Hala Leh, Çek, İsfaç, Eflak ve Boğdan dillerinde "dona" kralların avratlarına derler. Bu Filibe şehrini İskender kızı Make yaptığı için Makedona şehri derler. Bu avrat İstanbul'a da krale melike olduğundan İstanbul'a da Makedona-opol derler. Daha sonra Kostantin imar ettiği için Kostantin-opol derler. Bu kusurlu hakfr Alman diyarına kral-ı dalle vardığımızda Nemse çasarı bir kaç kere Osmanoğulları padişahları için "Makedon-opol, Kostantin-opol" deyip ayağa kalkarak tazim (hürmet) ile Osmanoğulları padişahlarını yad ederlerdi. Onların da yanında Osmanoğulları şam büyük cem haşmetli padişahtır. Ve onlar Budin'i, Mısır'ı, Kuds-i Şerif'i, İstanbul'u ve bu Filibe şehrini çok çok hakire sorarlardı. Dobra Venedik kralı divanında da bu Filibe Makedona diye anıp, "Ah onun dağlarında olan altın, gümüş, kurşun ve demir roadenieri bizim devletimizde olsa Büyük İskender gibi {134a] cihangir olurduk" diye teessüf ederlerdi. Ondan bellidir ki bu Filibe'de olan madenler ve görnlü hazineler bir diyarda yoktur. Meğer dünyanın _anası olan Mısır-ı Kahire'de yahut Budin şehrinde veya İslam elinde ola. Meraının sonu ve sözün özü bu Filibe şehri nice kraldan krala intikal edip Sırp Despot elinden YunanRumu aldı. Edirne sahibi kötü işli sapık İdrivne kral kış günlerinde bu Filibe'yi cehennem yurdu edinip öyle imar etti ki bağ ve bahçelerine büyük nehir Meriç parça parça akmadan Edirne şehrine Meriç Nehri akmazmış. Ta bu derece Filibe İrem Bağları ile ma'mur imiş. Daha sonra (---) tarihinde bizzat Gazi Hudaven.digar Edirne'yi feth edip gelecek senede yine denizler gibi büyük bir orduyla Lala Şahin Paşa'yı Filibe üzerine baş kumandan ederek yedi koldan şehri kuşatmış, yedi yerden Meriç Nehri üzerine köprüler kurarak zorla ve kahirle Şahin kılıcı ile 765 [1364] tarihinde Fili~e Kalesi'ni feth etmiştir. Gerçi küçük kaledir ama o 497


zamanın kuşatmasına

göre çetin hisar idi. Hala bir kaya üzerinde beşgen şeklinde taş yapı eski bir kaledir. Rum tarihleri üzere Filboz kral yapısı olduğundan Filiboz'dan bozulma Filibe derler. Hala kalesi şehrin ortasında bir boz kaya üzere olduğundan kale içinde yapıdan bir belirti yoktur. Ancak bazı mahzenler, zir-i zeminler (yeratlı) ve buğday anbarları vardır. (---) (---) yönüne kapısı açıktır. Asla hendeği yoktur, zira dört tarafı yalçın kayalar üzeredir. Ve fırdolayı büyüklüğü (---) adımdır. Dizdarı, mehterhanesi ve neferatları yoktur. Zira iç il olduğundan cebehane ve neferat lazım değildir. Ancak iki mübarek bayramlarda ilan için iki şah! topları vardır. Filibe Nazırı Mehmed Ağa tarafından atılırdı. imar olsa şirin yapı güzel bir kaledir, vesselam. Ve eski şehir olduğundan Rumeli eyaletinde (---) sancağı toprağında hakimi Filibe nazırıdır.

FiZibe şehrinin hakimlerini bildirir Evvela Resul-i mübin şeriatİ hakimi 500 akçe payesiyle şerif mollalıktır. Hükumeti altında 9 adet nahiye naibleri hükm eder. Şehir içinde 3 naibi var. Taşrada Istanimaka varoşunun naibi ve karşı varoş naibi (---) (---) (---) (---) (---) var. Ve bütün mollalığında 360 adet kasaba gibi han, cami, hamam ve çarşı pazarlı köylerinden mollaya senede 40 Rum kesesi hasıl olur. Zira Rumeli valileri mollaların saldırılarından genellikle müdahale edemezler. Gayetle müstakil serbest şerif mollalıktır. İkinci hakimi Filibe nazırıdır. Zira 70 yük akçe iltizamlı hükumettir ki Filibe Salırası'nda 360 adet Meriç Nehri arklarında hasıl olan pirinç mahsulü padişah malıdır. Nazır 200 adamla yönetip kendine 100 kese tahsil eder. Üçüncü hakimi şer-i şerif tarafından şeyhülislamlardır, ki bu da mollalık payesiyle saçaklı abayı ve yeniçeri çukadar taşır. Ve dördüncü şer'f hakimi bütün temiz soylu Hazret-i Muhammed eviadı üzerine nakibüleşraftır. Beşinci örfi hakimi sipah kethüdayeridir. Zira bu şehir sipahi yatağıdır. Altıncı hakimi yeniçeri serdarı vardır. Zira yeniçerisi de çok boldur. Yedinci hakimi şehir muhtesibidir. Sekizinci hakimi şehir subaşısıdır. 498


Dokuzuncu hakimi köprü başında hacdardır. Onuncu hakimi köprÜ başında gümrük eminidir. On birinci hakimi padişah tarafından haraccı ağadır. On ikinci zabiti koru ağasıdır ki, padişah develerinin çayır, otluk ve yeşillikleri, av yapılacak ağaçlıkların ve ormanları koruyup gözetir. Mütekellim koru ağalığı serbest hakimdir. On üçüncü zabiti şehir içinde ayak naibidir ki bütün sultan çarşısında terazi tutup alış veriş edenlere hakimdir. On dördüncü hakimi şehir kethüdasıdır ama dizdan yoktur. Böyle bir yerleşim merkezi büyük ve işlek şehirdir ki bu kadar hakimleri vardır. Rumeli beldesinde on adet büyük ve işlek şehirlerin birincisi ikinci taht merkezi olan Edirne şehridir. Ondan sonra Selanik şehridir, ondan Serez şehridir, ondan Yenişehir şehridir, [134b] ondan Sofya şehridir, ondan büyük şehir cennet benzeri Belgrad'dır, andan İslam seddi Budin Kalesi'dir, ondan bakımlı şehir Bosnasarayı'dır, ondan sevgili şehir Üsküp Kalesi' dir. Ondan bu Filibe şehri hapsinden şirin ve tamamından bolluk ve işlek büyük şehirdir ki yük çözülür ve denk bağlanır karaar ve denizer tüccarı yeridir. Günden güne halen imar olmadadır. Yüce Tanrı kıyametekadar Osmanlıların elinde imar ede. Sözün kısası,

imaretlerinin anlatılması büyük Meriç Nehri'nin güney tarafı kıyılarında Çanlıtepe, Boztepe, Canbaztepesi, Saraytepesi, Nöbettepesi, Saattepesi, Pınarcıktepesi, Gözcütepesi ve Alalıtepesi. Bu yazılan dokuz adet yumru ve yamrı boz boz kayalı dere ve tepeler arasında ve tepelerin yüksek zirvelerinde kat kat birbiri üzere kargir yapılı, bağlı ve bahçeli altlı ve üstlü tamamı kırmızı renkli kiremit ile örtülü büyük saraylar ve başka güzel Filibe

Filboz

şehrinin

Salırası'nın

ta

ortasında

yapılar vardır.

Lakin bu tepe

addettiğimiz

mahallelerin

tamamı topraksız

yalçın yalçın kayalardır. Havası şiddetli kışta

gayet ta,tlıdır, geçen tepe kayalara alemi aydınlatan güneşin sıcaklığı tesir edince şehrin içi cehennem çukuru gibi olur. Sıcağın şiddetinden tabiat sahibi olan kimseleri Istanimaka Kasabası ve Despot Yayiası'na çıkıp iki üç ay hava değişimi ederler, ama Jdş, mevsiminde bu şehrin tatlılığına ve halkının hoş sohbetine dç;ıyuluy inkar olmaz. ama Temmuz

ayında adı

499


Filibe mahallelerinin sayısı: Tamamı (---) adet mahalledir. 23 Müslüman Mahallesi, 7 adet Latin, Sırp, Bulgar, Rum ve Ermeni Mahallesi vardır, ama Frenk keferesi yoktur. Ve bir mahalle Yahudi'si çoktur. Evvela Saat Mahallesi, Boztepe Mahallesi, Canbaztepe Mahallesi, Saray Mahallesi, Nöbet Mahallesi, Pınar Mahallesi, Gözcü Mahallesi, Alalı Mahallesi, Eskicami Mahallesi ve Şehabeddin Mahallesi . Ve

Karşı

................ (1 satır Kasaba Mahallesi .

boş)

................ (1 satır boş) ............... . Ve tamamı 8.060 adet saraylar ve diğer hanelerdir. Evvela Filibe Nazırı Celeb Mehmed Paşa Sarayı. ................ (1 satır boş) ............... . Filibe şehrinde toplam 53 adet ibadetgah vardır. Evvela çarşı içinde kalabalık cemaate sahip eski mabetgah ve büyük yapı, Ulucami: Edirne fatihi Gazi Hudavendigar Sultan I. Murad Han'ındır. Kargir yapı büyük kubbeler bezenmiş ve cami içinde yüksek sütunlar ile süslenmiş büyük bir camidir, ama mihrabı ve minberi eski tarz olduğundan o kadar sanatlı değildir. Ve süslenmesi için avizeleri yoktur. Hemen sade gözeli ruhaniyetli, nur dolu bir camidir. Kapıları üzerinde tarihi yoktur. Kıble kapısına altı basamı:ık taş merdiven ile çıkılır. Ve bir yüksek sanatlı Muhammed! ezan okunacak düzgün minaresi vardır. Bu imaretin bütün kubbeleri mavi renkli kurşun ile örtülüdür. Ve hala büyük vakıftır ki imamları, müezzinleri ve diğer hizmetçileri mevcuttur. Ondan aşağı Meriç Nehri kenarında ve köprü başında, Şehabeddin Paşa Camii: Sultan(---) vezirlerindendir. Bu da çarşı içinde kalabalık mahallinde olduğundan gece gündüz kalabalık cemaatten hall değildir. Cami içi gayet sanatlıdır. Mihrabı ve minberi ibret verici bukalemun renklidir. Ve bir nazik kaşi (çini) ibret verici yeşil renkli çok uzun bir şerefeli bir minaresi vardır. Kıble kapısı üzerinde tarihi eel! hat ile böyle yazıl­ mıştır:

Tekabbel ya Kadime'l-ihsan. Sene [848/1444]

500


Bir nazik avlusu var ama Ulucamiin avlusu yoktur. Zira tenha yerdedir. Bu Şehabeddin Camii'nin bütün yapılarının kubbeleri kurşun ile örtülüdür, büyük yakıflıdır ve bakımlıdır. Ondan yine şehir içinde Yeşiloğlu Camii:Aydınlık yapıdır. İmaret Camii: Bakımlıdır. Anbar Kadı yeni Camii: Nur doludur. Koruağası Camii: Bu da yeni cami nurun ala nurdur. Köprübaşı Camii: Cemaati mutludur [135a] Tabbağlariçi Camii: Mesire yeridir. Uğraş Camii: Ulu dergahdır. Emir Şeyh Camii: Cemaati her zaman vardır .

................ (1 Filibe

şehrinde tamamı

satır boş) ............... . (---) adet mescit vardır. Evvela,

................ (1.5 satır boş) ............... . Ve tamamı (---) adet ilim yuvası medreselerdir. Evvela Karagöz Paşa Medresesi, Şehabeddin Paşa Medresesi . ................ (1 satır boş) ............... . Ve hepsi 7 adet Kur'an-ı Kerim darülkurralarıdır. Evvela Ulucami'de Şeyhu'l-kurra Gazzazzade kıra'at-i seb'a okutturur. Ve Şehabeddin Paşa Camii kurrası (---) (---) (---) (---) (---) Ama darülhadis yoktur. 70 adet de masum, temiz, taze çocuklar için mektepleri vardır. Her camide ve her mahallede birer ebced okuyan çocuk mektepleri bulunur. Evkaf tarafından sene başında her çocuğa birer kat elbiseler verilir. Ve Aşağı Çarşı'da Dede Mektebi'nin kapısı üzerindeki tarihidir. Ruh-ı

Kudsi kasd edip tarih ana Dedi tarihin Bekir "Hayrun cemll" Sene 982 [1574]

Ve cümle l l adet derviş tekkesi vardır. Evvela ll adet Halvet! ve Celvetl tekkesi vardır. Ekseriyya ehl-i hırefi geysfidar erlerdir. Kadiri ve Gülşenf tekkesi de var, ancak Mevlevfhane yoktur. :if, 501


(---) adet bekar tüccar hanları olan kervansaEvvela çarşı içinde Zal Paşa Ham, (---) Dede Ham, Şehabeddin Paşa Ham (---) Tahtalkale Han ve köprünün karşı başında Varoş Ham üçtür. (---) (---) (---). Meşhur kurşunlu hanVe

tamamı

raylardır.

lardır.

Ve hepsi (---) adet Hamamı, kurşunludur;

hoş havalı hamamlardır.

gayet

aydınlık yapıdır,

Evvela Hünkar suyu ve havası

tatlıdır.

Meriç Nehri kenarında Şehabeddin Paşa Hamamı, hoş suludur. Tahtalkale Hamamı, her zaman kalabalık ünlü hamamdır. Çelebi Kadı Hamamı, Yeni Hamam ve Kadıasker Hamamı. Bu 8 adet has ve genel hamamlardan başka şehir içinde viiayetin ileri gelenlerinin dediklerine göre 165 özel saray hamamları vardır ki nicesinin şehir hamarnı olma özellikleri vardır. Ve tamamı 880 sultan çarşısı dükkanlarıdır. Köprü başında ta Ulucami'ye varıncaya kadar 1060 adım uzunluğunda büyük bir caddedir ki baştan başa büyük taşlar ile eski tarz kaldırım döşelidir. Bu anayolun iki tarafında kat kat çeşitli dükkanlar ile süslenmiş uzun bir çarşıdır. Tahtalkala çarşısı da bakımlıdır. Balık pazarı, Bezzazlar pazarı, Gazzazlar pazarı ve attarlar gayet bakımlıdır. Bir kargir sağlam yapılı kapıları zincirli bakımlı bedesteni vardır. Bütün diyariarın kıymetli eşyaları onda bolca bulunur. Ve bir çarşı da karşı varoşta 300 dükkandır ama onda bedesten yoktur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Ve hepsi (---) adetsebil ve akar çeşmelerdir, ama böyle büyük şehre o kadar çeşme yetmeyip nice bin beygir yükü temiz suları Meriç Nehri'nden taşıyıp belde halkı kullanıp susuzluklarını giderirler. (---) Şehrin alimlerinin, salihlerinin ve şeyhlerinin anlatılması: Her ne kadar bölge halkı heva ehli ise de alimleri, büyük şeyhleri, imamları ve hatipleri gayet çoktur. Genellikle kadı taifesi hesapsızdır. Derin bilginlerden ve seçkin şairlerden maarif erbabı çoktur. İleri gelenlerinin anlatılması: Bir sınıfı da hizmet erbabı ağalardır. Renkli çukalar, değerli elbiseler giyip gezinirler. Orta halli olan sanat ehli haline göre akça, gökçe ve pakça elbiseler giyerler. 502


Filibe'nin mahbub ve mahbubelerinin anlatılması: Mahbub gençlerinin yüzlerinin- renkleri kızılcadır, ama mahbubeleri beğenilmez.

................ (1 satır boş) ............... . verici eserlerinin anlatılması: Evvela şehir içinde Saattepesi derler, onun en tepe yerinde göklere doğru baş çekmiş minare gövdesi gibi bir bir saat kulesi var, onda bir saati vardır. Öğle vaktinde on iki nöbet vurur bir [135b] heybetli sesi var, Filibe Ovası'nın doğu ve batı tarafında bir konak yerde duyulur bir seyirlik saat kulesidir. Meriç Nehri üzerinde 300 adım tahta köprüsü üzerinde bir köşkü var, ibret verici büyük bir köprüdür. Filibe'nin ikliminin anlatılması: Usturlab ilmine göre bu şehir beşinci ikiimin ortasında bulunduğundan boylamı (---) saat (---) derece (---} dakikadır ve eniemi (---) (---) (---) (---) dir. Sanayiinin beğenilenlerinin anlatılması: Bağ ve bahçesi ve ak akçesi gayet çoktur. Zira kar yeridir. Gazzaz ve terzileri gayet yetkin ustalardır. Beyaz ve siyah renkli ve ince şeyh ahası olur ki bir diyara mahsus değildir. (---) (---) İmaret aşevinin özellikleri: Evvela köprü başında Şehabeddin Paşa imareti: Bütün gelen giden yolculara, ateşe tapanlara, Hıris­ tiyanlara, Yahudilere, Kıbtflere, Frenglere, miskinlere, zengin ve fakiriere gece ve gündüz cömert sofrası Keykavus Mutfağı'ndan minnetsiz dağıtılır. Ondan sonra Ulucami imareti; ara sıra işler, ama her Ramazan gecesinde nimeti dağıtılır. · Filibe Ovası'nın mahsülleri: Şahdane has ve beyaz pirinci olur, bir çeşidi de kırmızı renklidir ama lezzette Mısır diyarının Fereskür, Menzile, Birimbal ve Dimyat pirincinden fazla su götürür, gayet lezzetli ve hoş kokuludur. Cenab-ı Hak bu Filibe Salırası'na öyle bereket vermiştir ki Mısır diyarından pirinç gelmese bu Filibe pirinci yeterli olur. Filibe'nin mesire yerleri: Evvela köprünün karşı tarafındaki kasahada Osmanoğlu padişahının bin katar deve alır ahl'fları vardır. Her biri beşer yüz adım uzunluğunda deve ahırlarıdır. İçinde pek çok deveci haneleri, mutfakları ve hamamları vardır. O tarafta büyük cirit meydanlarında Filibe şehrinin iyi at binicisi olan asker, silahşör ve sİpahileri o çayırlıklarda silahşörlük gösterirler. ;r, İbret

503


Pınarbaşı Mesireyeri: İrfan meclislerinin kurulduğu bir zarifler yeridir. Ve (--·) (---) gezinti yeri,

................ (1 satır boş) ............... . Filibe şehrinin yapılarının durumları: Şehrin bütün evlerinin pencereleri kuzey tarafındaki Filibe Salırası'na bakmaktadır. Bu haklr saat kulesine çıkıp şehrin yapılarını seyr ettiğimde 19 yerde kurşunlu yapı gördüm. Gayet bakımlı büyük şehirdir. ................ (1

Eski

şehir

satır boş)

............... .

Filibe'nin ziyaret yerleri

Evvela köprü başında Gazi Şehabeddin Paşa ziyareti: Camiinin avlusu önünde bir yüksek bir kubbede gömülüdür. Ondan, Hudavendigar imamı Behlül Efendi ziyareti: ................ (1 satır boş) ............... . Bu şehirden kalkıp köprüyü geçip batı tarafına kah Meriç Nehri kenarınca, kah bakımlı ve şenlikli köyleri seyr ederek Tatarpazarcığı Kasabası'nın anlatılması: Filibe Salırası'nın batı tarafı bitiminde Despot Yaylası eteğine yakın bir verimli bir ovada kurulmuş bakımlı bir kasabadır. Eski zamanlarda bir köy idi. Lakin Süleyman Han zamanında amansız Alman di yariarına çok seferler olduğundan bu mahalle büyük bir yerleşim yeri yapılması uygun görünüp Süleyman Han fermanı ile Makbul iken Maktul İbrahim Paşa sadrazam iken bu köyü imar edip büyük kasaba etmiştir. Hala Rumeli eyaleti toprağında Filibe nazırı hükmünde 300 payesiyle şerif kazadır. Senede kadıya adalet üzere 7 kese hasıl olur. Nazıra da 40 kese hasıl olur. Zira pirinç çeltikliği tamamen Filibe nazırı hükmündedir. Ancak Eski Murad Han arkı mahsulünü vakıf tarafından mütevelllsi zabt eder. Bu salırada Meriç Nehri'nin kanal ve arkları var ki sanki Kandiye Kalesi'nin veya Haleb Kalesi'nin hendeği gibi derin arklardır. Bütün reaya vü herayalar her sene o arkları temizleyip pirinç ekerler. Bu kazanın hepsi (---) parça bakımlı, halkı zengin ve mutlu köylerdir. Bu şehrin sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, muhtesibi ve subaşısı vardır, ama müftüsü ve nakibi yoktur. 504


Ve tamamı 16 mahalle ve 870 adet faltlı ve üstlü hepsi kiremitli bağ ve bahçeli gÜzel hanelerdir. Ve bütün anayolları pak kasabadır. Ve gayet emniyetli yerdir. Hepsi 20 adet mihraptır. Sekizinde cuma namazı kılınır, güzel camilerdir. Evvela çarşı meydanında, [136a] Hacı Cafer Ağa Camii: Kıble kapısı üzere tarihi budur: Goften zn beyt Vahiya tarih Dilkeş u dil-firib şode zn ca.

Sene [1060/1650]

Gürcü Mehmed Paşa hazinedarlığından çıkmaNazır (---)Ağa Camii: Yeni yapı güzel bir camidir ve bütün yapıları kurşun ile örtülüdür. Şehrin meydanında pazar yerinde cemaatin kalabalığında yeni bir mabedgahdır. (---) (---) (---) (---) {---) (---). Geri kalanları mescitlerdir. Ve 7 adet sıbyan mektebi, 200 adet dükkan, 3 adet gönül alan hamam, 7 adet derviş tekkesi, bir gelen giden yolculara imaret aşevi ve 7 adet bekar tüccar hanları var. (---) (---) (---) Süleyman Han veziri Makbul İbrahim Paşa Kervansarayı 'nın özellikleri Şehir içinde büyük bir kaledir ki içinde 2.000 adet deve alır develiği, 3.000 at alır at ahırı ve kamberfsi vardır. Aileleriyle gelen seçkin ve ileri gelenler için 70-80 birkaç odalı harem odaları var. Gelen giden vükela ve vezirlerin kalmaları için başta altlı ve üstlü, içli ve dışlı özel bölümleri var. Zengin ve yoksul Tanrı kulu bütün yolcular iÇin büyük hanın iki tarafında yan sofaları üzerinde tam 200 ocaklı sofalar vardır. Duvarın yüzünde aletleri ve silahları asacak demir çengeller var. Bütün atları bağlayacak demir halkalar vardır. Yazlık meydanına güvercinlik derler bir büyük meydandır ki üzeri göklere baş çekmiş tahta kubbedir. Bu meydanın dört tarafı ocaksız yaz meydanı sofalardır. Dış avlusu da beyaz taşlar ile döşenmiş büyük bir meydandır ki 5.000 at alır, sanki İstanbul'un Atmeydanı'dır. Bu avlunun t§ ortasında yuvarlak ona on büyük bir havuzu var, sanki bir Mısır körfezidir, bütün gelen giden yolcuların hayvanları bundan içip susuzluklarını giderirler. Bu avlunun bir tarafında büyük bir ziyafet evi imareti var; her gece ve gündüz bütün yolculara, isterse kefere ve fecere olsun; yeter

" 505


ki bu konuk sarayında kalsın, akşamdan sonra bütün hizmetçiler Keykavus mutfağından her ocak başına birer bakır sini içinde birer tas buğday çorbası, adam başına birer ekmek parçası ve birer yağ mumu tanesi verirler. Her at başına da birer torba yem verirler. Allah'ın izin verdiği zamana kadar hayrat sahibi böyle devamlı vakfeylemiş, Allah rahmet eylesin. Akşamdan sonra kervansarayın mehterhanesi çalınıp demir kapıları kapatırlar. Sabahleyin yine mehterhane çalınıp bütün yolcuları uyandırıp kapıları açarlar. Bu han bir dolup boşalan bir kervansaraydır ki sanki Azerbaycan Kalesi'dir. Her gece türlü türlü canlar dolu bir minnetsiz hanedir. Hanın dış avlusunun kuzey tarafı köşesinde tahta ile yapılmış bir saat kulesi var. Beş vakti ve gece yarısını devamlı ilan eder bir heybetli sesli saattir, ama Allah bilir hayrat sahibi İbrahim Paşa makbul iken maktul olduğunda bu iman seddi han tamamlanmamıştır. Zira demir kapısının üst tarafında tarihi böyle yazılmıştır,

Du'alar eyleye atşan ruhuna der hani Dedi tarih Ayşe Sultan kalup lilleh ma cari Sene {994/1586]

Bir muğlak vezindir ama böyle yazılmıştır. Kısacası, Rum, Arap ve Acem'de, İsfeç, Leh ve Çek'de 41 yıldır dünya seyyahıyım böyle bir kale gibi büyük han görmedim. Kıyamete kadar Tanrı şenlikli eyleye. Bu şehrin suyu ve havası gayet şiddetli sıcak olduğundan havası biraz ağırcadır. Sıcak hava olduğundan genellikle orta halli olan erkekleri ve kadınları tamamen beyaz aba ferace giyerler, ama ümmetin salihlerinden ermiş kimseleri vardır. Beğenilenlerinden; şeyh ahası ve Yörük ihraını meşhurdur. Genellikle halkı Yörük taifesidir ki Temmuz ayında Despot YayIası'na çıkarlar. Rumeli eyaletine özgü bir çeşit kavimdir. Başka lehçeleri, deyimleri ve terimleri vardır. İnşaallah yeri geldiğinde tumturaklı kelimeleriyle yazılır. Tatarpazarcığı'nın ziyaret yerleri: Gazi Hudavendigar bir kabile Tatar kavmi iskan ettirdiği için Tatarpazarı [136b] derler. Evvela Tatar Hüsam ziyareti ve Ömer ·Helvayi oğlu Şeyh Mehmed ziyareti: Sofyalı Balı Efendi'nin yetiştirmesidir ve yine

506


Tatarpazarcığı sılalarıdır.

Yine orada Müslüman mezarları içinde babalarımn çevresinde gömülüdürler. Oradan batı tarafa Meriç kenarıyla kah köyler içinden geçerek Destpot Yaylası yolu sol tarafında kalıp (---) saatte, Amansız

yol, harap kale

İhtiman Kasabası'nın özellikleri

(---) tarihinde Gazi Hudavendigar zamanında Lala Şahin eliyle Bulgar elinden bilek kuvvetiyle, zorla ve kahren, ahd-i aman ile sulhla kaleyi feth ettiğinden ahd-i imandan bozma İlıtirnan derler. Kale içinden kötü işli murdar küffar aman ile çıkıp Samakov Kalesi'ne canları cehennem olup gittiler. Daha sonra sonunu düşünen Lala Şahin Paşa bir daha bu kaleyi Bulgar ve Sırp keferesine sığınak yeri olmasın için hisarım yıkıp yerle beraber edip diğer yapılarını İslam yurduna ilave etti. Hala Rumeli eyaletinde belirlenmiş ve ayrılmış Yörük beğlerinin ocaklığıdır ki bütün hükumetinde 16 adet bakımlı köyleri vardır. Hass-ı hümayundan beyinin padişah tarafından (---) yük akçe hassı vardır ki 16 pare köy kendine İlıtirnan ile has kayd olunmuştur. Bu haslar ile Rumeli valisinin sancağı altında davulunu döverek 300 cebelü yiğit ile sefer eşer. Kanun tarafından bir hakimi 150 akçe kadıdır. Toplam (---) adet köylerinden üç kese hasıl olur. Kethüdayeri, serdarı, muhtesibi, voyvodası ve .bacdarı vardır ki ocak beyi, Gazi Mihaloğulları'na mensuptur. Bütün bad-ı heva geİiri beylerindir. Tamamı 600 adet hanelerdir ki kimi tek katlı ve kimi üst katlı ufak tefek evlerdir. Yer yer bağ ve bahçeleri, akarsuları ve Paşa

değirmenleri vardır.

Tamamı {---) adet mihraptır. (---) (---) camii açıktır. (---) (---) {---) (---) geri kalanları mescitlerdir. İki adet tekkesi var {---) {---) ve bir adet hamarnı var (---) {---) (---) (---) Ve yüz miktarı çalaş yapı dükkanları var. {---)

.

( ---)

Toplam üç adet hanları vardır. Bunlardan{---) (---) Bey büyük ham kapısı dibinde Gürcü Mehmed Kethüda'nın yaptırdığı can bağışlayan abıhayat çeşmesinin tarihidir. Ketküda-yı sadr-ı

Köprülü "" .

Paşa-yı

~

all kim odur ferhunde-lika

507


Ey Mezak'i bl-bedel tarihdir Çeşme-i

saf Mehemmed

Paşa

Sene 1070 [1658-59].

Bu güzel kasaba günden güne imar olmadadır. Hoş Bulgar misafirlere güzelliklerini arzedip yağlı poğaça, arpa ve gayrı malları satarlar. Oradan yine bahya doğru dere ve tepeleri geçip, Ormanlı Köyü: Sofya Salırası'nda Müslüman köyüdür. Bir camii var. Bu mahalde bütün Sofya şehrinin ileri gelenleri ve seçkinleri paşaya hediyeleriyle karşılamaya çıktı. Müsellim Erganeli Ahmed Ağa büyük bir ziyafet çekip paşaya dört adet köle ve bir tavla saba süratli küheylan atlar hediye verdi. Daha sonra sabahleyin büyük alay ile (---) tarihinde (---) ayının (---) günü Rumeli eyaleti olan vezirler tahtı iman seddi Sofya şehri olan büyük şehre girerken Tanrının azameti (büyüklüğü), yaşlı ve genç, zengin ve yoksul anayol üzerine el açıp dua ve sena edenin ve kurbanlar kesenin haddi ve sınırı yok idi. Zira bizden önceki paşa, Siyavuş Paşa mühürden (sadrazamlıktan) aziedilip mal ve erzakı devlet tarafından alındıktan sonra Sofya şehrine çıplak geldiğinde biraz zulüm etmiş ve düşmanca davranmış. Paşa efendimiz Sofya Sarayı'na girince yine Müsellim Ahmed Ağa, yüce divanhanede 2.000 sahan misk kokulu yemeklerle ziyafet çekti. Vilayetin bütün ileri gelenleri nimetlendiler. Müsellime bir sarnur ve diğer divan erbabına kanunları üzere çeşit çeşit değerli elbiseler giydirildi. Tablhanelere darblar vurulup azim vezni üzere Asaf-ı Berhıya divanı kurularak bir kaç dava dinlenip dua ve sena ile herkes sevinip, "Tanrı'ya hamd olsun Melek veziri gördük", diye mutlu olup gittiler. kızları

Rumeli'nin eski taht merkezi, büyük güzel belde, Rumeli gazilerinin ocağı yani Sofya-i safiye, Aysofya şehrinin özellikleri Bu eski beldenin hakkında bütün Hıristiyan milletierin tarihçileri söz birliği edip doğru bir şekilde öyle yazmışlar ki; [137a] İnsanoğlunun ikinci babası Hazret-i Nuh Ned Tufan'dan kurtulduktan sonra Musul yakınında Cude Dağı'nda Nuh'un gemisi karar edip orada 70 nefer kimse ile kurtuluşa şükran olarak herkeste ne nimet bulundu ise bir araya getirerek bir kazan içinde

508


pişirip

yiyerek Hakka ş~ikür ettiler. O yemeğin ismine aşur aşı kodular. Zira Tufan'dan kurtuldukları gün Muharrem ayının onuncu günü olduğundan yevm-i aşir (onuncu gün) deyip aşur aşı dediler. Ondan sonra Ha:z;ret-i Nuh aleyhisselam gemisinde olan 70 adet insanlara peygamberlik ile emr edip her birini birer diyara gönderdi. Kalimon kahini Arz-ı Hasan'a gönderdi ki, hala Mısır diyarında Bilbes şehrine Arz-ı Hasan derler. Onun için Mısır Arz-ı Mukaddes'den değildir. Daha sonra Kalimon hekim Mısır'a varıp Hazret-i İdris'in öğretmesiyle yapılan Mısır bölgesindeki Herem Dağları ki hala onlara Firavn Dağları derler, ama yanlıştır Sürid hekim Hazret-i İdris'in izni ile yapmıştır. Tufan'dan birazca harap olduğundanKalimon hekim yine imar edip orada yerleşti. Ölünce Ehram Dağı'nda gömdüler. Oğlu Mısrayim büyük hekim olup Fustat şehrini yaptığı için Mısır şehri dediler. Bu Mısrayim de ölünce 70 adet eviadı kaldı. Bunlar Musul'da Hazret-i Nuh' a gelip birer vatan toprağı istediklerinde her birini bir diyara gönderdi. Sırfayii adındaki bir oğlunu Rum'a gönderdi. İlk defa Rum'da vatan tutunan bu Sırfayil'dir. Rum topraklarında gezip dolaşarak bu Sofya toprağının suyundan, havasından ve Vitoş adındaki yüce dağından hoşlanıp Sofya toprağında yerleşti. Sırfayii'in soyu çoğalarak 40 eviadı olup her biri yüzer yaşına ulaşmış iken her birini birer beldeye gönderip vatan tutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidip yeni oluşan Yenedik körfezi kıyısında köyler ve kasabalar yapıp orada soyu çoğalarak Latin kavmi oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyarı onun ismiyle isimlenmiştir. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de yerleşti. Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar ondan çoğalıp yayıldı. Bir oğlu Franka idi. Frenk ondandır. Biri Hırabda idi, Hırvat ondandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Duşka idi, Alman ile Venedik arasmda Doduşka kavmi ondaq?ır, ama Macar Acem'den gelme Menuçehr evlatlarından Mençar'dan bozma Macar kavmidir. adını

509


Sırfayii'in

bir oğlu da Roma idi. Kızılelma Roması'nda kalup olup her birini birer diyarı sulayıp imar etmeye gönderdi ki İspanya vilayetinin ismidir. İspanya, Fransa, Ceneviz, Portugal, Donkarkız, Danimarka, İngiltere, Fiyamenk yani Felemenk, İsfeç, Çeh ve Korol, bu adı geçen l l adet krallık ki hala ban ve krallardır ki sikke ve ülke sahipleridir. Tamamı Sırfayii oğlu Roma ve Romaoğlu bu l l adet evlatları adı geçen diyariara gidip soyları çoğalarak Tanrı'nın hikmeti Rum diyarı böyle imar oldu. Daha sonra Sırfayii 700 sene yaşayıp öbür dünyaya göç etmesinden sonra Sofya'da Vitoş Dağı'nda kalan evlatları defn ettiler. Hala Latin taifesi bednam günlerinde "Peygamberimizdir" diye Sırfayii kabrini bulup ziyaret ederler. Sırfayii'in bir oğluna Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle isimlenmiş olup o kadar yaşadı. Sofya toprağında yüz pare kale ve şehir yapıp Sırfa adıyla Sofya'yı öyle marnur etti ki sanki cennet bahçesi oldu. Nice kere yüz bin askere sahipti ki, Sırfa askeri derlerdi. Hala Sırf (Sırp) taifesi Sırfayii oğlu Sırf'dan türemi ştir. İlk defa Sofya Kalesi'ne temel vuran bu Sırfayii oğlu Sırfa'dır, (Latin ve Sırp tarihlerinin yazdığına göre). Bu yukarıda zikr olunan Sırfayii'in 40 eviadı ve Roma'nın l l adet evlatları tamamı Hazret-i Nuh Necf imanı üzere idiler. Asla ortak koşmadıklarından halen günümüze kadar çocuklarının çocukları kıyamete kadar krallardır diye muteber kitaplarında öyle yazmışlardır. Hıristiyan milletlerinin tarihlerinde Latin tarihleri ve Yunan tarihleri kadar güvenilir tarihler yoktur, ama Arap diyarında Kıptl' kavimlerinin de güvenilir tarihleri vardır. [137b] Halen günlük olayları Mısır diyarında Kıptfler yazmaktadırlar, ama Hıristiyanların Latin tarihleri ta Sırfayii'den beri ve oğlu Sırfa'dan beri yazmışlar ama Sırfa taifesi cengaver ve hünerli savaşçı olduklarından tam marifet ile cihanara olmayıp devletleri de uzun süreli olmadıklarından tarihleri azdır ama özdür ve gayet sağlamdır. Onların ilk tarih senetlerini İkinci Baba Hazret-i Nuh Necf'den Sırfayii'ın kalemiyle zabt etmişler, ama Yunan Rum Hıristiyanlar İskender'in doğumundan tarih tutmuşlar. Latin ve diğer esir Hıristiyan milletler tamamen İskender'den tarih senedi etmişlerdir, ama Müslümanlar Resul-i Ekrem'in hicretinden tarih ll

510

eviadı


zabt etmişlerdir. Dünyanın sonuna kadar tarihleri, devletleri ebedf ola, amin. Beri taraftan, "laf lafı açar" sözü uyarınca yine konuya dönelim. Bu Sofya şehrini yapan Sırfayii oğlu Sırfa ölünce çocukları birbirlerine düştüler. Bulgarya evladından Mayil gelip Sırfiye şehrini işgal etti. 300 sene Sırfiye şehrinde yönetip imar etti. Ta Hazret-i İsa zamanında Alina kral İstanbul'u imar ederken Makedonya olan Filibe şehrinde Aysof adında bir kızı ünlü olup tahtına ve devletine asker toplayarak Sırfa kavmi elinden Sırfa şehrini aldı. 150 sene yaşayıp Vitoş Dağı'nda nice nice hazineler ve defineler bulup o bulduğu defineler ile Sırfiye şehrirıi yeniden imar ettiği için Aysofya dediler. Daha sonra bu Aysof adlı kralın defineci olduğunu babası Alina kral İstanbul'da duyup bin araba ve hınto (bir çeşit atlı araba) mal ile kızı Aysofu İstanbul'a davet etti. Aysof kız o define mal ile 40 yılda Ayasofya Kilisesi'ni imar ettiği için Ayasofya dediler. Daha sonra Ayasofya'yı yapan kız ölünce Yeniodalar başında Kadıasker Hamarnı'nın dibinde uzun sütunun en tepesinde bir mermer sanduka içinde yılan korkusundan defn ettiler. Ertesi gördüler ki o sandukanın içi ağzına kadar yılan, akrep ve çıyanla dolmuş ama kızın vücuduna asla zarar gelmemiş. İşte Sofya şehrinin birinci kurucusu Nuh Tufanı'ndan sonra Sırfayil'dir. Daha sonra oğlu Sırfa'dır. Dahp. sonra Alina kral kızı Aysofya'dır. Sözün kısası nice yüz devletten devlete geçerek bu bukalemun renkli atlas feleğinde Sofya şehri kah imar ve kah harap olmuştur. Sonunda Peygamberimizin hicretinin 786 [1384] tarihinde Gazi Hudavendigar'ın vezirlerinden Balahan Paşa denizler gibi asker asker ile Sofya'yı kuşatıp tam 70 günde küffara gelen yardımla­ rını kıra kıra kale içinde Bulgar, Sırp, Voynuk, Laz ve Rum hepsi kederlere gömülüp genel bir kıtlıktan dolayı, , "Aman el-aman ey AI-i Osman askeri!" diye kale içinden feryat ettiler. Zira kale içinde 170.000 kefere var idi. Yiyecek kıtlığı olunca hemen savaş öncesi Latin kavminin ileri gelenleri aman ile kaleden dışarı çıkıp Balahan Paşa'nın ayak toprağına yüz sürüp Sofya şehdnde yerleşecek bir yurt istediler. Ricalarının kabul edildiğini kale içindeki Latin milleti duyunca hemen o an aman ~

511


ile dışarı çıktılar ve çıktıkları kapının anahtarlarını kumandana teslim edip bir tarafa durdular. Ondan sonra aman ile Bulgar kavmi çıkıp şehirde mekan rica ettiler ve ricaları kabul oldu. Ondan sonra Rum taifesi çıkıp mahalle ve kilise istediler. Ondan Lazka taifesi çıkıp vatan istediler, verilmeyip Niğebolu sancağından Pilevne adlı kazada yer gösterdiler. Daha sonra sulhla kale feth olup içinde geri kalan 40.000 seçkin zorba Sırp melunları ahid bozgunculuğu edip cenge başla­ dılar.

Hemen başkumandan Balahan Paşa Müslüman gazilere "Koma kurdum!" deyip kol kol gülhang-ı Muhammedl'ye yol buldurup on bir koldan yürüyüş ettiler. Kılıçları ağzında nice bin Müslüman askerleri kale yıkan topların sadrnelerinden yaralanmış duvarlardan içeri girip bütün Sırp kafiderini kılıçlarının ağızlarına verirken hemen dışarıya vere ile çıkan Lazka kafirleri kendilerine Sofya şehri içinde yurt verilmediğinden gücenmişlerdi. Gazilerin ardlarınca kaleye yine girip Sırp katirierine yardım edelim derken Hayy ve Kadfr olan Allah'ın emriyle onlar da Sırp kavminin sırasında [138a] ömür nakitleri savaş pazarında bir pula satıldı, kanları Işkır Nehri'ne katılıp pis vücutları alemin sayfasından silindi. Kale içinde tek bir can bile kalmayıp Sofya Kalesi bu şekilde sulh ile feth olmak sadedinde iken Tanrı'nır-: takdiri bu türlü feth oldu. Daha sonra Gazi Hudavendigar buyruğu ile başkumandan Balahan Paşa denizler gibi askeri üşürüp kalenin burçlarını ve bedenlerini 40 günde güç ile yerle beraber ettiler. Zira gayetle büyük şehir idi. Latin tarihlerinin yazdığına göre İstanbul Kalesi büyüklüğünde 47.000 adım büyük sur imiş. Gerçekten de bu haklr temel kalıntılarını gezip dolaşırdım. Vitoş Dağı eteğinde Korubağları adlı mahalde, halkın ziyaret yeri olan Balı Efendi semtinde, Peteviçe semtinde ve Hacı Karaman Köyü yolunda ve Lozna hayırlarında ta Işkır N ehri kenarında Ken' an Paşa Çiftliği yerinde büyük enli kale temelleri, burç ve bedenleri belirtileri nice yüz yerde açık seçik görüldüğünü bütün Sofya halkı bilirler, ayrıntılara ihtiyaç yoktur. Ve 27 kapısı, 1.700 kulesi, 70.000 beden dişleri ve 700 adet tılsımiarı olduğu Yunanlıların Yanvan Tarihi'nde yazılıdır. Ve

512


hala imar olan Sofya eski yapı harap surunun bir köşesinde bir mahalle gibidir, ama hayli geniş büyük işlek şehirdir, Allah daim etsin.

Sofya şehrinin ahvalinin anlatılması Fetihten sonra bu Sofya şehri için saf-dil Hazret-i Gazi Hudavendigar "İmar ola" diye hayr dua edip nice hayrat ve hasenatlar ederek bizzat kendileri üç sene bu şehirde oturmuşlardır. Rumeli diyarına vezirlerin taht merkezi olması için fethettiği diyarları, kasabaları ve kaleleri bu şehre eyalet kayd eyleyip deftere yazdı. Daha sonra Süleyman Han da Osmanoğlu devletini gözden geçirip, "Sofya sancağı paşa sancağıdır, tahtı Sofya şehridir ki bütün Rumeli'nin ta ortasıdır. Ve başkumandanlık ile defterhane ve telhis arzı sahibi düstur-ı mükerem" diye izin verip üç tuğlu vezirlik eyledi. Ta o mertebe müstakil vezirlik etti ki İstanbul'un Yedikule dizdan ölse Rumeli'nin veziri arzı gelmeyince Yedikule dizdarlığı başkasına verilmezdi. Zira o zamanda bu Sofya serhad sonu idi. Hala Rumeli paşasının padişah tarafından kanun üzere hass-ı hümayunu on bir kere yüz bin (1.100.000) akçedir. Tirnar defterdarı, defter kethüdası, sağ kol ve sol kol alaybeyleri ikişer tuğlu payesiyle hakimlerdir. Zeamet kethüdasının hassı ve tirnar defterdar hassı kanun üzere 52.000'dir. Rumeli eyaletinde bütün zeamet sahiplerinin, timar sahiplerinin, paşanın askeri, bütün sancakbeyleri, tirnar defterdarı, defter emini ve çavuşlar katibinin tamamının cebelüleri ile bütün Rumeli eyaleti askeri 40.000 seçkin silahlı asker olur. Rumeli eyaletinde yedi adet Yörük beyleri vardır. Mesela İlıtirnan beyi, Pileve beyi, Yanbolu yörükleri beyi, Vize yörükleri beyi, Koca yörükleri beyi ve Selanik yörükleri beyi. Bu beyler Rumeli eyaletinde paşa ile sefer eşerler. Üçer davul ve ikişer ravza çalıp birer tuğ ve birer bayrak taşıyıp ve üçer yüz Yörük yiğidi cebelüleriyle sefer eşmek Süleyman Şah kanunudur. geçen Yörükiin beylerinin zeametlerini bildirir Evvela İlıtirnan beyi zeameti 900, Vize beyi zeameti 300, Yanbolu yörükleri beyi zeameti 535, Tekirdağı beyi zeameti 600, Naldöken beyi zeameti 335. Adı

513


Kavala kapudanı üçer pare yarar kalita sahibidir, 40.412 zeameti bahasıdır, 3.000 Voynuk keferesiyle Devlet kapısında (İstanbul'da) mirahur ağa hizmetinde Kağıthane Çayırı'ında üç ay padişahın atıarını bekleyip hizmet ederler. Ve Rumeli defterdan zeameti 52.000. [138b] Bu yukarıda yazılan sekiz adet yörükan beyleri zeametlerinin ve Kavala zeamet beyinin Süleyman Han kanunu üzere cebelüleriyle hepsi birlikte gizlice denizde kefere isyanı olursa üç pare kadırgasıyla kapudan paşa ile sefer eşer, kanun budur, ama paşa sancağı ki, Sofya şehridir, yalnız bu sancakta bütün zeamet 322 adettir ve timarın tamamı 1.782 adettir. Bunlar da kanun üzere cebelüleriyle savaş sırasında 3.000 seçkin asker olur. Sağ kol ve sol kol beyleri derler bütün Rumeli eyaleti zeamet ve tirnar sahiplerine ve bütün alaybeylerine hükmeder. Metrise ve diğer işlere asker kolianan bunlardır. Sekiz adet yörükan beylerinin askerlerine top çeken camuzlarını koşturup top çektirip top çitleri vurduran, gerekirse yörükanı öldüren iki adet sağ ve sol kol beyleridir ki savaş sırasında hüküm bunlarındır. Rumeli veziri değil saadetlü padişah da bu iki adamın emrine boyun eğer. Zira bunlar ceng eri olduğundan gece gündüz ateş içinde can ve baş oynatırlar, müstakil beylerdir.

Rumeli eyaletinde olan sancakları bildirir Evvela Köstendil sancağı, İskenderiye sancağı, Tırhala sancağı, Ohri sancağı, Avlonya sancağı, Yanya sancağı, Elbasan sancağı, Selanik sancağı, Delonya sancağı, Üsküp sancağı, Dukagin sancağı, Alacahisar sancağı, Prizren sancağı, Vuçitrin sancağı, Çirmen sancağı. 16 sancak bunlardır, ama Sofya sancağı paşa sancağıdır.

Bu yazılan 16 sancağın hepsi Rumeli eyaleti veziriyle sefer Kanun üzere bütün cebelüleriyle 40.000 asker olur ama 3.000 asker de sekiz adet yörükan beyleri askeri olur. Bu hesap üzere toplam 52.000 asker olur, ama Revan Seteri'ne Rumeli eyaletine mutasarrıf Canpoladzade Mustafa Paşa 53.000 asker ile gidip Okmeydanı'nda çadırları çergeleri ve bütün ağırlıklarıyla konaklayıp Beşiktaş'dan Üsküdar'a 70 pare at gemisiyle kırk günde geçtiği bilinmektedir. O zamanda Rumeli eyaletinde 700 kaplan postlu yedek at çekilirmiş. eşer.

514


Yine Sultan IV. Murad Han zamanında Bayram Paşa Rumeli valisiyken "derdes" yo:Klaması olup cebelüleriyle bu yazılan derecede Müslüman askerleri var idi. Zira Süleyman Han Engürüs (Macaristan) seferleı:ine atlandığında Anadolu'dan Rumeli'ye asla asker geçirmezmiş, ancak Mohaç Savaşı'nda Seleşdi Kral cengine Anadolu, Maraş ve Karaman eyaletleri askeri geçmiştir. Diğer savaşlarda hemen Rumeli askeri Rumeli'ye, Anadolu askeri Ümm-i Tolı (Anadolu)'ya memurlar imiş. Ta bu derece Rumeli İslam askeri denizler gibi çok imiş. Bosna, Budin, Eğre ve Tımışvar eyaletleri ona kıyas oluna. Ama Rumeli hepsine başkumandandır. Hala günümüze kadar ve Süleyman Han kanununda Mora, Silistre, Niğebolu, Vidin, Akkirman, Özü ve Bender sancaklan da Rumeli eyaletine bağlı idi. Daha sonra Karadeniz'de Kazak keferesi tehlikesi çıktığın­ dan Silistre sancakları Rumeli'den ayrılıp Özü eyaleti diye başka vezirlik oldu. Mora sancağı da, savaşçı kötü renkli Freng Akdeniz yalılarına istila etmesin için Rumeli'den ayrılıp eyalet oldu, ama yine Rumeli eyaleti, Rumeli diyarında hala büyük eyalettir ki beş ayda dolaşılır.

Sofya şehrinin hakimlerini bildirir Evvela şer-i şerif-i Muhammed! tarafından Sofya şehrinin şer'i hakimi 500 akçe payesiyle saçaklı abayı, yeniçeri çukadar ve dergah-ı all kapıcılarından muhzırbaşı taşır şerif mollalıktır. Ve bütün hükumeti altında (---) parça bakımlı ve şenlikli köyler ve kasabalardan senede 20 Rum kesesi hasıl olur. Bu eyaIetten paşasına adalet üzere 100.000 guruş olur. Üçüncü şer'1 hakimi şeyhülislamdır. Dördüncü hakimi bütün şeriflere nakibüleşraftır. Beşinci hakimi ayak naibidir. Altıncı hakimi sipah kethüdayeridir. Yedinci zabiti yeniçeri, topçu ve cebeci zabiti yeniçeri serdandır.

Sekizinci hakimi şehir muhtesibidir. Dokuzuncu zabiti paşa voyvodasıdır. Onuncu hakimi şehir kethüdasıdır. [139a] On birinci zabiti bacdardır. ;On ikind zabiti haraccıdır. 515


Böyle zabitlere hakim, paşadır. Ana hakim, hakimler hakimi mutlak hakim Allah'dır ki bütün canlılara, bütün zerrelere ve bütün yaratılmışlara muhtesib o Ezell Yaratıcıdır.

Sofya şehrinin zeminini ve sağlam yapılarını bildirir Evvela Sofya şehri salırasının güneyinde Vitoş Dağı eteğinde Korubağları adlı İrem Bağları'nın bitişiğinde bir düz boşlukta kurulmuş işlek, büyük bir şehirdir. Batı ve kuzey tarafı verimli bir ova, güllük gülistan, bakımlı ve şenlikli ihtiman kırlarıdır. Köy köye çitilmiş beldelerdir. Tamamı 41 adet mahalledir. Evvela Bana Mahallesi, Çelebi Mahallesi, Gül Camii Mahallesi, Mahmud Paşa Mahallesi, Paşa Mahallesi, Siyavuş Paşa Mahallesi, İmaret Mahallesi ve, Tamamı

................ (1,5 satır boş) .............. .. (---) adet ileri gelen sarayları ve diğer evlerdir. Ev-

vela, Paşa Sarayı: Vitoş Dağı'na

bakar bir havadar, süslü vezir saBir geniş meydanında cirit silahşörlüğü olur at meydanıdır. Divanhaneden başka altlı üstlü 70 adet has gılmanlar odaları ile bezenmiş, kiler, mutfak ve hamam ile süslenmiş saraydır. Paşa odasının tarihidir: rayıdır.

Görüp itmfimını anın dedim tarihini ol dem Ta' filallah olup tak-i bülendi fisumfin-fisfi. Sene {942/1534-35]

Bu

sanatlı odanın

pencereleri anayola ve Çelebi Camii'ne

bakmaktadır.

Ondan Yakub Ağa Sarayı, Koca Mehmed Ağa Sarayı, Koca Peltek Yakub Çavuş Sarayı, Molla Sarayı, Gınayf Efendi Sarayı, Durganlı Ağa Sarayı ve (---) (---) sarayı. ................ (1 satır boş) .............. .. Bu hanelerden başkası altlı üstlü fukara evleridir. Ama bu şehrin bütün küçük ve büyük evleri kırmizı kiremit ile örtülü bakımlı bir şehirdir. Sofya şehrinde toplam (---) adet mihrap vardır. Evvela hepsinden eski, Gül Camii'dir. Eski zamanlarda büyük kilise imiş. Kubbesi ve bir düzgün minaresi var. Ondan, 516


Koca Mahmud Paşa Eski Camii: Uzunluğu ve genişliği 200 Toplam 18 adet kubbeleri ve (---) adet payeler üzerine oturtulmuş başeğmiş kubbelerdir. Bu şehirde bundan büyük eski mabed yoktur. İki sı:uıdet kapısı var. Sağ tarafında minare dib~nde bir kapısı var ve bir kıble kapısı var, biri kapalıdır. Ve bir ölçülü tuğladan uzun minaresi var, avlusu hayli geniştir. Mihrabı önünde bir İrem Bağı var. Avlunun üç tarafı alçak duvardır ve dört kapısı vardır. Bu nur dolu cami safi mavi renkli kurşun ile örtülüdür. Büyük velilerden bir çok yaşlı Şaban Efendi adında mübarek bir imaını var. Hatta minberde hutbe okurken "Ve ale'l-imameyni'l-hümameyn" mahalline geldiğinde uyku ağır basıp horuldamakta iken başından imamesi minherden aşağı yuvarlanıp uykudan yanınca, "Alıverin şu imarneynin imamesin" deyip, "Kazımeyni 's-sa''ideyni 'ş-şehldeyn" diye hutbeyi okumaya devam eder, bir adam imarnın imamesini minbere çıkarıp hatibe verirken zarif herif zarafetiyle inemeyip minherden aşağı tekerlenip düştü. Ertesi gün imam gayri camiye gelmeyip ahirete gitti. Allah rahmet eylesin. O gün camide bütün cemaat gülmüştü. Hemen hatip Allah bilir utancından öldü. Ondan sonra, Koca Derviş Mehmed Paşa Camii: Süleyman Han vezirlerindendir. İmaret Camii derler, aydınlık bir ibadetgahdır. Seliitin camii gibi bir yüksek kubbesi var. İçi ve dışı gayet sanatlıdır. Gayet geniş avlusu var, çevresi tamamen sütunlar üzerinde ibret verici mavi kurşunlu kubbeler ile örtülmüştür, ama yüksek minaresi gerçekten çok düzgündür. Bu nur dolu cami Süleyman Han'ın Koca Mimar Sinan'ı yapısıdır ki vezir camilerinde bu ibadetgahda ustalığını göstermiştir. Ondan sonra, Molla Efendi Camii: Banabaşı adlı kalabalık yerde olduğundan sabah ve akşam cemaattan hali değildir. Dört köşe duvar üzerinde yüksek bir kubbedir ama hayli büyük camidir ve tamamen kurşun örtülüdür. Büyük evliyalardan bir vaizi var. Bunun da minaresi gayet sanatlıdır ki Sofya şehri içinde benzersizdir. [139b] Ondan sonra, Eski Siyavuş Paşa Camii: Süleyman Han vezirlerindendir. Daha önce~n kilise imiş, ama bu da kurşunlu ve bir minareli, bir yüksek zeminde büyük camidir. ayaktır.

' 517


Defterdar Camii kalabalık cemaate sahiptir. Paşa Sarayı önünde Çelebi Camii ve Şeftali Camii, kalabalık cemaati vardır (---) (---) (---) (---) (---). Bakımlı kurşunlu camiler bunlardır ki cuma namazı kılınır. Bunlardan başka şehrin dört tarafında bahçeler içinde kalmış nice yüz cami, medrese, han, mescit ve tekkeler meydanda cemaatsiz kalmıştır. Tamamen zulümden harap olmuştur. Tamamı(---) adet bakımlı mescitlerdir. Evvela,

................ (1.5 satır boş) ............... . Toplam (---) adet ilim yurdu medreseler vardır. Evvela İmaret Medresesi Koca Mehmed Paşa'nındır. Kubbeleri tamamen kurşun ile örtülüdür. Dersiammı, talebeleri, odalarının et ve aydınlatma bedelleri ve belirli maaşlarıyla birlikte her gün yemekleri verilir. Ve Mahmud Paşa Medresesi: ................ (1.5 satır Ve hepsi 40 adet eğitim yuvası

boş)

............... . mektepleri var .

sıbyan

................ (1.5 satır boş) ............... . Ve hepsi (---) adet derviş tekkeleridir . Ve

tamamı

................ (1.5 satır boş) ............... . (---) adet darülkurra ve darülhadisdir .

................ (1.5 satır boş) ............... . Ve hepsi (---) adet can bağışlayan çeşmelerdir . ................ (1.5 satır boş) ............... . Ve tamamı (---) adet hayat pınarı selsebillerdir. Evvela saraçhane başında demir pencereli Mahmud Paşa Sebili, Temmuz ayında da buz parçalı abıhayat dağıtılır. Ve Banabaşı'nda Molla · Sebili (---) (---) (---) (---) (---) . Ve hepsi 1086 adet sultan çarşısı dükkanlarıdır, ama bir dayanıklı kargir yapı süslü kubbeler ile sağlam bedesteni vardır. Bütün değerli şeyler orada bolca bulunur. Saradar çarşısı, haffaflar (kavaf) pazarı, kuyumcular pazarı, sabbağları (boyacıları) ve attarları gayet çoktur. (---) (---) (---) (---) . Ve tamamı (---) adet bekar tüccar hanlarıdır . ................ (1.5 518

satır boş)

............... .


Ve tamamı (---) adet konuk evleri kervansaraylar vardır. Evvela bunlardan Banabaşı Ham, İmaret Ham, Koca Mehmed Paşa'nın hasbf kervansarayıdır ki 100 tavla at alır. Siyavuş Paşa Ham, 5.000 at alır büyük kervansaraydır. Eski Han, Mahmud Paşa Ham, Tahılpazarı Ham, saraya bitişik Küçük Haf\, Bedesten karşısında Büyük Han, Çukacılar Ham, Yahudiler Ham ve diğer Yahudiler Ham. (---) (---). Bunlar tamamen kurşunlu hanlardır. Ve hepsi (---) adet aşevi imaretleri vardır. Bunlardan Koca Mehmed Paşa'mn, İmaret Camii İmareti: Yazdave kışta gece gündüz bütün misafirlere nimeti bol bol dağıhlır, ama arpası yoktur. (---) (---) (---) (---) (---). tamamı (---) adet hamamı, Mehmed Paşa'mndır. Suyu, ve takımları pak mahbub teliaklı hamamdır. Ondan, Sunkur Beğ Hamamı: Harabe idi. Şeyhzade Çelebi imar etti. Başka hamam yoktur.

Ve

havası

Sofya şehrinin pak ılıcalarının anlatılması Bu diyarda ılıcaya "bana" derler. Acem'de "germab", Arap'da "humma", Türkistan'da "ılıca", Yörükistan'da "kaplıca" derler. Tatar "ılısı" der. Kürtler'de "çermik"tir. Sırp dilinde "kösünce" derler. Türkmen'de "ılığın" derler. [140a) Bu gibi isimler ile isimlendirilmiş olan ılıcalar toplam beş adeddir. Evvela, Avratlar ılıcası: Tanrı'nın emriyle avratlara faydalıdır. Erkek kısmı girse saçı sakalı dökülüp dam dazlak bir mahbub kart cavavlakf ışığına döner, ama kadın taifesi girse bütün kıllardan eser kalmayıp aşağı kapılar pak olup kaymak gibi vücutları taze olur. İkinci bana, kefere, Yahudi ve gayri Hıristiyan avratları­ mndır.

Üçüncü ılıca, bütün Rum, Latin, Bulgar ve Ermenilerindir ki komazlar. Ondan sonra, Dördüncü ılıca, Yahudilerindir, ki onlardan başka buna bir millet girmeye tiksinir. Bu dört adet ılıcaların her birinin birer özellikleri vardır ama hepsi mükellef kargir yapı değillerdir. Havuzlarından taşıp ayakları aka.ı;.ken tamamen debbağlar içinden ılıca ayakları· akıp

başka Hıristiyan

debbağlar k~llamrlar.

519


Amma beşinci büyük ılıca ta şehrin tam ortasında bulunur, büyük bir kubbe camekanı vardır. 1.000 adet adam alır ortasında havuz ve şadırvanı var, ondan içeri bir büyük kubbesi var ki insanlar birbirini güç ile teşhis eder. Kubbenin dört tarafında altı adet kemerler vardır. Her kemer altında birer hanefl kurnaları kol kalınlığı suları akmadadır. İki halveti var, birine "Ak halvet" derler bir kurnası vat. Kurnasında bir kurbağa resmi var, ona işarettir kim, "Sen ademoğlusun, kurbağa gibi suda çok durma" demektir. Ve halvet gayet aydınlık ve beyaz ham mermerler ile döşendiğinden "Ak halvet" derler. Ve birine "Kara halvet" derler, gerçekten de karanlıktır. Ve bir kurnaya "diner kurna" derler, büyük havuzun sol tarafındadır. Kurnaya uzak duvarda bir delik vardır, o deliğe bir adam parmağını soksa veya o deliğe ağzıyla üflese o kurnanın suyu akmaz olur. Parmağını çekip üflemese yine akınaya başlar, acep seyirdir. Bu büyük kubbenin ortasında haliç kadar bir büyük havuz vardır ki adam boyunda ona on pak sıcak su ile lebaleb doludur. Fırdolayı etrafında altışar basamak merdivenleri var. Mermer ejder ve arslan kellelerinden abıhayat sular akarak havuza dolar ama gayet sıcaktır. Bu havuz içinde bütün sadık aşıklar, özleyen maşukları ve safalı dostlarıyla vasıtasız sarmaş dolaş olurlar, deniz yaratıkları gibi yüzgeçlik edip kimi takla atar, kimi rakkaslık edip el ele vererek dönerler. Nicesi el ele olup turna katarı olup "kur kur" diye turna sesi çıkararak dolaşırlar. Kimisi bir yere toplanıp birbirlerini kucaklayıp omuzlarına ayak üzere bir kat adam da birbirlerini kucaklayıp öyle dönerler. Bir hay-huydur kim ta'bfr olunmaz. Hak1r bu havuza "mecma-ı dilberan" dedim. Zira herkes güzel dilherler ile vasıtasız sarmaş dolaş, daha sonra bir gene köşe bucak isterse o çağ; istemezse öbür çağ eder. Böyle bir vasıta havuzdur. Nice yüz garip yer kurnalarda camekanda, elbiselerini ve geceliklerini yıkayıp temizlenirler. V e nice yüz adam da mahbub deliaklara kese ve sabun sürdürüp kendi de dellake sabun gibi sürünür, kimi pak ve kimi

520


gusül şartlarını bilmeyip na-pak (pis) olur. Bir pahrh kütürdü, bir başka hengamedir ki kısa akıl hayran olur.

zengin ve yoksul birdir. Eğer peştemalın var ise bir akçe vermeden çıkarsın. Ancak esvabını koyuneada bir penez veresin. Zira çapulcu askerleri gibi hesapsız cins cins yaratıklar, haşeratlar gelip gitmededirler. Ve eğer peşte­ malın yok ise hamamdan peştemal alıp kese sabun sürünürsen iki akçe verirsin. Bazı şehir ileri gelenleri uzun gecelerde 70-80 adet yaran yaşlı ve genç hanayı halvet edip nice yüz adet kandiller ile ve çeşit çeşit kiifur1 balmumları ile aydınlatıp alem ağyardan habersiz ta sabaha dek canlar canı sohbetleri edip çeşit çeşit nefis yemekler, miskli hoşaflar, gülsuyu, ud ve arnherler ile hamamın içi hoş kokulu olup hoşab zevkleri ederler. Sofya halkının hoş alışkanlıkları: Tabiatsahibi olan kimseler pak testiler ile bu bana.suyundan doldurup soğuk olunca içerler. Zira abıhayattan nişan verir. Bütün ılıcaların suları kükürt veya zırnıh kokup gümüşün rengini değiştirir, ama bunda asla ve kat' a öyle koku ve madenierin rengini değiştirmek yoktur. Altına ve gümüşe gayetle parlaklık verip berrak eder. Bana suyunun özelliği: Yedi gün içip yıkanan cüzam, beras (leke, ala-ten), kaba, uyuz, sarılık, hafakan (yürek oynaması) ve saçkıran hastalığından, [140b] Hakim-i Mutlak'ın hikmeti ile adı geçen çeşitli hastalıklardan kurtulur. Her zaman içen ishalden, zatülcenbden ve basur ağrısından kurtulur. Ateşli hummaya yakalanan bir kaç kere girse şifa bulur, ama bu hanaya girmenin şartı vardır. Sofya şehri gayet kış yurdudur. Ilıcada çok durup dışarı camekanda da çok d urunca kış yurdunda şifa yurdunu yokluk yurdunda bulursun. Birinci şart odur ki, hemen her hamamdan, özellikle bu ılıcadan çıkınca acele olarak gömleğini ve elbiseni giyrnek gerek Bu

ılıcada

hamamcıya

vesseliim. Sofya halkının diğer bir hoş adeti: Bu şehirde erkek ve kadından

herhangi biri ölse o an vakıf tarafından her mahallenin çile derler bal fıçıları vardır, onları sırıkiara geçirip bananın o kudret eliyle ısıtılmış hayat suyunu çilelere doldurup bütün ölüyü;okudret ılısıyla gasl edip defn ederler. Ve o kadar sabun köpürtür l,<i sanki Van Gölü'nün suyudur. sakaları

<>

-

-~

521


Diğer hoş hareket, ancak lakin isyan sahibi kadınların kötü adetleri: Bu Sofya şehrinin kadınlarının perde ehli olan rnesture kadınları asla caddeye çıkrnazlar. Meğer zorunlu halde olup sultan çarşısına çıkalar, ama her gece nice bin kadınlar ve zaniyeler kirlenip kendini temizlernek için, kirli esvaplarını yıkamak, kendi yıkanmak ve bir köşede kalmak için esvaplarını bohçalayarak nicesi fener ile nice bini karanlık gecede hanaya giderim, diye ehil olmayan kocalarından izin alıp kimi hanaya kimi başka haneye gidip kirlenen esvaplarını yıkarlar. Bu şehre mahsus bir ayıp şeydir. Efendirniz Melek Ahmed Paşa yasaklamak istedi, ancak bütün vilayet ileri gelenleri razı olrnadılar. Her gece bu şekilde kadınlar ta sabaha dek bölük bölük gelrnede, gitrnede ve gezrnededirler. Diğer bir güzellik: Her seçkin hanesinde beşer, onar, hiç olmazsa en az birer ikişer Bulgar Voynuk kızları hiçmetçileri var ama gayet rnahbube kızlardır. Onlara bu şehirde "orfana" derler, yani hizmetkar derler, ama başka bölgelerde orfana fahişeye derler. Bu şehrin makbul olan cariyeleri şeklinde onlardır. Çarsı pazarda ve hanelerinde yüzü açık insanların arasında hizmet ederler ve her hizmete can baş ile hizmete yeteneklidirler. Sözün kısası bu şehrin eski tarzları böyle ola gelmiştir, ama hanaya gitmeleri gayet çirkindir. Adı geçen bana ılıcaların hayrat sahibi ismi yukarıda geçen Kosova'da şehit olan Gazi Hudavendigar'ındır. Bu bana yüzünden Sofya şehrinde ancak iki hamam vardır, ama bütün halk bedava tarafından hanaya girerler, vesselam, ama vilayet ileri gelenlerinin söylediklerine göre şehir içindeki saraylarda 70 hamarn vardır, derler. Alimler, salihler ve ileri gelenlerin anlatılması:

................ (LS satır boş) ............... . İmamlar, hatipler, şeyhler ve fakihlerin özellikleri: ................ (1.5 Maarif

satır boş)

............... .

erbabı şair dostların anlatılması:

................ (1.5 satır boş) ............... . Abdal meczuplar ve ermişterin anlatılması: ................ (1.5 satır boş) ............... . yüz renklerinin anlatılması:

Malıbubiarın

................ (1.5

522

satır boş)

............... .


Bölge

halkının

dille!i ve giyimlerinin

anlatılması:

................ (1.5 sahr boş) ............... . Suyu, havası ve beldenin arzının bildirilmesi: ................ (1.5 satır boş) ................ [141a] Sanatlarının beğelıilenlerinin anlatılması: ................ (1.5 sahr boş) ............... . Cennet bahçesi bağlarının sayılarının bildirilmesi: ................ (1.5 satır boş) ............... . Hububat mahsüllerinin anlatılması: ................ (1.5 sahr boş) ............... . Yiyecek ve içeceklerinin anlatılması: ................ (LS

satır boş)

............... .

İrem Bağları

mesire yerlerinin özellikleri Sofya şehrinin dört tarafında 21 adet mesire yerleri ve gezinti yerleri vardır. Bunlardan Vitoş Dağı ile Sofya şehri arasında, Korubağları Mesireyeri: Rum, Arap ve Acem'de Konya şehri­ nin Meram'ı, Malatya şehrinin Aspozu'su, Antalya'nın Istanaz'ı, Rumeli serhaddinde İrem Bağı'na denk Peçoy şehrinin Baruthanesi ve Bosnasaray'ın Mevlevihanesi meşhur mesire ve gezinti yerleridir, ama bu Sofya'nın Korubağları bir mesiregah korudur ki çeşit çeşit ağaçların bir kurusu yoktur. Bu kadar bütün ağaçları yeşil renkli güzel ağaçlardır. Bahar günlerinde· bu bağlara adam girse türlü türlü çiçeklerin hoş kokularından insanın dimağı kokulanır. Bütün ağaçlardan vişne çiçekleri cihanı tutup yeryüzü çiçek yapraklarıyla kaplanır. Lala Paşa Mesireyeri: Bu da Korubağları'nda bir İrem Bağı'dır.

Ahmed Bican gezinti yeri: Eski zamanlarda şenlikli tekke Hala bağları kalmış. Gelibolulu Yazıcızade Ahmed Bican'dır ki burada yerleşmiş idi. Bl-can (cansız) olan aşık bu 'gezinti yerinde pür can olur, bu da Korubağları'ndadır. Ahmed Hoca Mesireyeri: Bu da Korubağları'nda bir gönül açan dinlenme yeridir ki üzüntü ve sıkıntı ile oraya varan kimsenin gönlü rahatlar. Bu Korubağları'nda nice yüz minnetsiz mesire yerleri vardır arr;_a hepsini anlatmak müşkildir. Ondan, imiş.

523


Lozna Mesireyeri: Sofya Ovası'na bakan Vitoş Dağı eteğinde her yeri gören tatlı bir seyir yeridir. Ondan sonra ona yakın yarım saatte, Ken' an Paşa Çiftliği dinlenme yeri: Bir ağaçlık gölgeli ği içinde tekke gibi bir saraydır. Ve buna yakın yine Vitoş Dağı eteğinde Işkır Nehri kenarında ve bir yeşillik yerde, İbret verici Örencik Ibeası Mesireyeri'nin özellikleri: Bu da Rum, Arap ve Acem'de çok özellikli bir ılıcadır ama yapı yönünden o kadar donanımlı ve mükemmel değildir. Eski zamanlarda Osmanoğlu padişahlarından Gazi Hudavendigar bir ufak tefek sağlam kubbe inşa etmiştir, ama yetmiş derde deva bir ılıca sudur ki bütün diyarıardan nikris (gut) hastalığına ve türlü türlü sızılara yakalanan özür sahibi hasta kimse gelip ılıcasına girer, çamurundan sızlayan yerlere sürünüp Hakim ve Kadir olan Allah'ın emriyle şifa bulup sağlam vücutlu olur. Özellikle şehir ileri gelenleri Temmuz ayında sürü sürü çadırlarıyla gider, bir hafta orada bana faslı edip taze can bulurlar. Gayet meşhur bir Halık-ı Rezzak ılıcasıdır. Ondan sonra Sofya şehrinin bah tarafında yarım saat uzaklıkta, (---) Ilıeası Mesireyeri: Bir yüksek her yeri gören zeminde Şeyh Balı Efendi oğlu Şeyh İshak Efendi çiftliği var, ona bitişik bir ılıcadır. Üzerinde bir yüksek kubbesi var, ama camekanı yoktur. Ancak gayetle şiddetli sıcak yaratılıp değme adam girmeye tahammül edemez. Hatta koyun kellesi ve paça ütülerler, yumurtayı pişirirler, gayet sıcaktır, ama zatülcenbe (akciğer veremine) yakalananlar girip göğüs ağrısını, sarılığı, hafakanı, zatülcenbi iyileşir.Bir özelliği görülmüş çok sıcak sulu ılıcadır. Ondan sonra ona yakın Balı Efendi Köyü civarında, Balı Efendi Ibeası Gezintiyeri: Bir dere kenarında bir alçacık kubbecik içinde ılık ve benzersiz bir ılıcadır, [141b] ama suyunda kükürt kokusu vardır. Ona yakın köylerde oturan Bulgar, Voynuk ve Sırp taifesi girip frengi zahmetinden, Allah affetsin cüzam hastalığından, akile (ülser) ve şirpençeden kurtulur. Çok denenmiştir ama donanımlı ve bakımlı değildir. Ondan sonra ona bitişik,

Balı

Efendi Korusu Mesireyeri'nin özellikleri: Vitoş Dağı'nın bir ağaçlık, sık koruluk, dağlık ve ormanlıkhr ki ok vursan geçmez ve kurşun atsan işlemez bir ormandır. Gökyüzüne doğru boy uzatmış yüksek çınar ağacı, meşe, kavak ve servi ağacı vardır. eteğinde

524


Benzeri

meğer

Bosna

diyarında

Revane

Dağları'nda

ve Çimirne

Yayialarında ola, ama bu Balı Efendi Korusu'nun her tarafında

akarsular akıp her salkımsöğüt ağaçlarının gölgesinde bütün aşıklar, tutkun ziyaretçiler zevk ü safa edip Sübhan'a taat ve ibadet ederler. Aziz Şeyh Balı Efendi Mesireyeri:.Yine bu koruluk içinde bir mabetgahdır. Büyük ağaçların çokluğundan, bir ağacın yapraklarının sıklığından alemi aydınlatan güneşin ışıkları zemine tesir etmez. Böyle bir gölgelikli koruluktur. Onda bir yuvarlak kaya vardır. Hazret-i Aziz Balı Efendi o kaya üzerinde taat ve ibadet ettiği secde yerinde mübarek başlarının taşa tesir ettiği yer bellidir. Yağmur suları, o sert taştaki mübarek başları çukuruna dolup bütün vahşi hayvanlar ve kuşlar oradan rahmet (yağmur) suyunu için susuzluklarını unuturlar. Bu da ibret verici bir mesire yeridir. Ve ona yakın, Süleyman Han Mastabası (sekisi) Mesireyeri: Bizzat Süleyman Han (---) tarihinde Alman diyarı serhaddinde Sigetvar Kalesi gazasma yöneldiklerinde Balı Efendi hazretleri hayatta olmak ile bu aziz ile buluşmak için korusuna gelir. Bu kadar bin asker ile emin yer olan korusuna konup askeri koruyu kırıp çadırlarını kurup konaklarlar. Balı Efendi aziz bu hali duyunca, "Süleyman garib, 48 yıldır gaza cihadı edip cihad-ı ekber etmedi. Nice yüz bin Tanrı yaratığını kırarak şimdi bizim korumamızda olan korumuzu son senesinde kırmaya mı geldi?" deyip seecadesini alıp dağlar içine firar eder. Süleyman Han mümkün olup azizle buluşmak nasip olmaz. Süleyman Han, Şeyhülislam Ebussuud Efendi'yi kıyafet değişti­ rip azizden yardım talep etmeğe nice hediyeler ile Ebussuud'u azize gönderir. Oraya vardığında hemen aziz hazretleri keşf edip, "Zahir hocası Ebussuud (---) safa geldin. Resul'ün şeriatma pek hizmet eyle. Biitın yolunu da elden koroayıp beraber terazi tut" deyince hemen Ebussuud azizin eteğini öper. , "Molla! İki dünyada berhurdar olasın. Dünyanın sonuna kadar te'lifinle, evlad ve torunlarıula ecel-i müsemmanda (tabii ecel) ebedf olasın. Süleyman ahiret padişahlığı ister, hele varsın, Sigetvar'ı görsün. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçtan Sigetvar Gölü'ne ağaç1doldursun. Feth eder bulunur. Kalbini orada bıraksın. Daha sonra b.izimle İrem Bağı korusunda görüşsün ve barışsın. ... .,

.~

525


Yohsa bizim koruda onunla görüşmezik. işini Allah kolay ide, bizden selam eyle" diye böyle nice rumuzlu ve gizli manalı kelimeler ile Ebussuud'u Süleyman Han'a gönderir. Nükteci Süleyman Han Gazi, "Hay molla! Allah bilir, biz Sigetvar'a emek çekip gölüne ağaç doldurup feth eder bulunur, dediğinde, aya feth edemeyiz yahut kalbini orada bıraksın dediği, biz orada ölürüz ve aziz ile ahirette görüşürüz" diye çok ham endişelere düşer. Hemen o saat Balı Efendi Korusu kendine temlik olunur. Hiç bir kimsenin koruyu kırmaması için hudurlname fermanları yazılır. Ondan sonra Sigetvar'a menzilleri kat ederek varır. O an kuşatıp dağ ve taşını, büyük ağaçlarını kırıp Balı Efendi Korusu'ndan getirdiği ağaçlardan Sigetvar haliçine döküp gölü ağzına kadar doldurur. Kaleyi feth etme durumunda iken zahlr (içağrısı) hastalığından vefat eder. Karnını Asaf-ı Berhıya'sı [142a] olan (---) paşa yarıp, Süleyman Han'ın kalbini zemine emanet yollu defn edip mübarek naaşını tuzlayıp gizlerler. Bu durumdan İslam askerlerinin asla haberleri olmaz. Tedbir sahibi vezirin ileri görüşlü davranışıyla Sigetvar Kalesi'ne göl üzerinden yürüyüş hücumu edilip cebren ve kahren koca Macar melun Zirin'in elinden Sigetvar Kalesi'ni feth ederler. O anda Erdel diyarında Pertev Paşa da Göle Kalesi'ni feth eder. Hala insanların dilindedir ki, "Süleyman Han'ın ölüsü Sigetvar'ı ve Göle Kalesi'ni feth etti" derler. Tanrı'nın hikmeti Süleyman Han'ın öldüğü gün bu Sofya korusunda Balı Efendi, "Süleyma~ ile görüşmeye ahd etmiştik, ey ihvan-ı vefa, onlar gittiler, biz de onlar ile görüşmeye gidelim. İlk başta bananın kudret suyuyla gasl edelim, sonra gidelim" diye nice keşifli manalı sözler söyleyip fukarasıyla veda edip ruhunu teslim eder. Korusu içinde medfundur. Daha sonra II. Selim dörtnala Sigetvar'a varır, oradan Belgrad'a gelip tahta çıkar. Oradan Sofya şehrine gelerek Balı Efendi'nin üzerine yüksek bir kubbe ve Balı Efendi'nin dervişleri için bir tekke yaptırıp İstanbul'da karar eder. İşte bu Balı Efendi Mesireyeri bu şekilde menkıbeli rahat bir tekkedir. Tanrı koruyucusu olup hıyabanının gölgesi dünya durdukça devam ede, amin. Zira bu hakfr o gönül açan yerde nice

526


ağaçların gölgesinde zevk u safa, taat ve ibadet etmişizdir. İki dünyanın Yaratıcısı

kabul ede. 1025 [1616] tarihinde Ekmekçizade Ahmed Paşa bu Balı Efendi Köyü'ne bir kurşunluve40-50 ocaklı büyük bir han ile 40-50 dükkan inşa edip aziz Balı Efendi abadan emiştir. Bu Sofya şehrinde nice yüz gönül açan mesire yerleri vardır, ama gördüklerimiz bunlardır, vesselam. (---) (---) (---) Vitoş Dağı Büyük Yayiası Mesireyeri'nin özellikleri: imdi safalı dostlara malum ola ki Anadolu diyarında bütün yayla ve yüksek dağların ulusu Hazar denizine meyilli Dağıstan padişahı, Acem şahı, Gürcistan ve Çerkezistan memleketleri etrafında olan Tanrı yapısı dağ, Elburz Dağı'dır. Ondan sonra büyük yay la, Erzurum beldesine meyilli Bingöl Yayiası olduğu ve bütün Anadolu yayialarının (---) adet benzerleri ikinci cildimizde yazılmıştır, ama hala bu Rumeli seyahatinde gördüğümüz ve bildiğimiz yüksek dağ yayiası bu güzel dağ Vitoş Dağı'dır ki Sofya şehrinden bir günde yetmiş adet yakın dostlada Temmuz ayında şenlikli olduğu sırada çıktık, çadırlarımızı kurarak zevk u safayla meşgul olup seyrine daldık. Evvela bunun yüksek tepelerinde, Selanik, Kavala, Serez ve Zehin'den kısacası bütün Rumeli şehirlerinden nice kere yüz bin koyun yaylaya çıkıp yedi ay safa ederler. Bu koyunlardan bize yüz adetten fazla kuzu gelip kebap şöleni ederdik. Ve her gün göllerde alabalıklar aviayıp tereyağıyla pişirerek yerdik. Altı yedi okka gelir balıkları olur ki Bingöl'de, Göksun'da ve Ramazanoğlu Yayialarında olmaz. Kırmızı renkli, sarı benekli ve misk kokulu alabalığı olur. Sazan balığı, şıba balığı ve dilçe balığı, bunlar da bir yüksek dağa özgü değildir, ancak bu Vitoş YayIası'nda olur. Bir çeşit alçacık ağaççıklarda bir vişnesi ve çilek meyvesi olur ki gerçekten acaiptir. Aşağı derelerinde kestane, ahlat, gögem, muşmula ve üvezi olur ki, gariptir. Billurdan nişan verir buz parçalarını vişne hoşafına koyup gece ve gündüz helal vişne suyu içerdik. • Vilayet halkının söylediklerine göre; "Bu yüksek dağda 3.000 eğrek, yani saya ve yani koyun ağılı vardır" derler. Sırp, Bulgar ve Voynuk kefere ve fecere çobanları vat ki her biri başdarda karavanasına benzer, uzun boylu çobanlarının kulübelerinde mahbube yayla güzeli Bulgar kızları var ki her biri birer alemi aydınlatan güneş parÇasıdır. . 527


ziyade Yörük taifesinin, Çıtak yobaz kavminin ve mablaz taifesinin tombul ve iri yapılı zamane mahbubesi ve cihana fitne salan temiz kızları olur ki her birinin yüz renkleri kızılımsı olup gül yanakarı Freng mahsubesi yanaklarıdır. Tam beş gün bunların ohalarında [142b] süt, kaymak, yoğurt, gölemez, höşmerim ve tereyağıyla pişmiş bazlama, damzırma, sızırma, kahk, telerne peyniri, ağız, akir, uyku, ayran, yayık, pişi, katmerce, poğaça, ezme ve yazma gibi yiyecekler ki bu yaylalarda yörüklere özgü hafif yiyecekler yiyip semiz kuzu kebapları ile şişmanlayıp irileştik. Sözün özü köşe köşe, oba oba Yörükler ve Çıtaklar kavmi içinde kırk gün tamam zevk ettik. Yine Yörük taifeleri kılavuz olup bu yayladan inerken bir ihtiyar Yörük, "Burada bir kayada çeşme vardır, ona Talih Çeşmesi derler. Varın onda talih dutun" diye bizi o dere içine götürdü. Daha sonra yol sıkıntılarını çekip giderken Sofyavf Refifzade Şefi! Çelebi, "Bu Türük kocasının bizi götüreceği Talih Çeşmesi nedir, bilir misiniz" deyince, "Hayır bilmeziz ve görmemişiz" dedik. Ama

bunların mahbublarından

halkının,

Tiilih Çeşmes., tılsımlı Eflatun-ı İlahi çeşmesinin anlatılması

Şefi!

Çelebi "Dinleyin ey vefalı dostlar! Bu çeşme o tatlı ki ömründe kan etmişse ve çocukluk çağında terü tazeliğinde yef'allendi (çirkin fiile maruz kaldı) ise o akan çeşmeden su alıp içemez. Eğer pak etek ise tereddütsüz abıhaya­ tından içip safa ve sürur eder. İçemeyen halktan utanır. Halk arasında yeriimiş ve kötü isimli olur. Böyle çeşmeye gitmek caiz mi?" deyince nice dostlar, "Şefil Çelebi, kırk gündür evimiz sırtımızda olup asıl vatanına varıp cuma geceleri borcunu ödeyip cemal oynaşsa gerek" dediklerinde Şefi! Çelebi'ye bu gibi kınayıcı sözler çok ağır gelip, "Doğuran kısrak utansın, gitmeyen yaşlı kocakarı olsun. Yürü baba yörük yürü, bize yol göster" diyerek Talih Çeşmesi yoluna doğru hareket edip gitmedeyiz, ama dostların çoğu, "Yolları çetin imiş ve hayli uzun yol imiş" demeye başladılar. Sonunda o adı geçen pınara varıp ağaçlıklar içinde a_tlardan inip konakla dık. pınardır

528


Safalı dostların başından

geçenler: Onu gördük, göklere doğru bir yalçın ya1ama ve parlak kayada bir berrak saf su akmada. Dostlar birbirine teklif edip köşe köşe müşavereye başladılar. Kimse cüret edip su almaya varamadılar. Sonunda Şefii Çelebi, "Tanrı'ya hamdolsun, çocukluk zamanımdan beri her cihette kendimi masum ve temiz bilirim" diye Bismillah ile ileri varıp korkusuzca o temiz sudan alıp içti. Müezzinzade Ali Çelebi cüret edip eline ağaç keşkülü aldı, su alayım derken hemen su kesildi. Bütün dostlar şaka ile gülüp, "Bre sen mef' ulmüşsün" dediklerinde garip herifin yüzünde kan kalmayıp şaşırıp dondu kaldı. "Ey imdi ben aldım, sizler alamazsınız" diye bütün dostlar birbirleriyle tartışmaya başladılar. Kimi; içelim, kimi; bre gidelim demeye başladılar. Sonunda bütün dostlar, "Sır bu arada kala" diye yemin billah edip çeşmeden su almaya başladıklarında Şefil Çelebi'nin kardeşi varıp akarsuya el uzattığı gibi kesildi. Yine bütün yaran gülüşmeye başladılar. Ondan sonra Şeyhzade Çelebi'nin Hımhım Mehmed Çelebisi çeşmeye yönelip on adım kaldığında çeşme kesildi. "Hay bunu çok if' al babına çekmişler" diye çok gülüştüler. Ondan sonra Resmi Çelebi Bismillah ile varıp tereddüt etmeden içti. Ondan sonra Muhzırzade vardığında kesilip yine aktığında alıp içti. Buna bütün dostlar bir mana veremediler. Ondan sonra bizim bir kölemiz varıp korkmadan ve çekinmeden içti. Hemen bütün dostlar gözlerini bu hakire diktiler. "Elbette siz de içersiz" diye zorlayarak gereksiz tekliflerde bulundular. Haklr, ''Bre sadık aşıklar, biz bu şekilde hoş görülü, görmüş geçirmiş alem seyyahıyız. Bu hakire bu teklifi etmeyin" diye rica ettikçe bütün yaran gülerek ısrar ettiler. "Elbette bizim mahiyetimize vakıf oldun. Bir de seni görelim" ' diye çok çok zorladılar. Hakir de kendi halimden haberdarım ama yine içinde bir korku eseri var idi. Hemen yüce ecdadım Türk-i Türkan Hoca Ahmed Yesevi hazretlerinin ruhaniyetinden yardım taleb edip Bismillah ile keşkülü ele alıp temiz sudan, [143a] bu çoR'kusurlu bu temiz sudan içtim. Bütün yaran sevindiler. baş çekmiş

529


Ondan sonra Saraç Mehmed Çelebi aldı ve Tanrı'ya şükr eyledi. Bu kere bizi bu çeşmeye getiren Yörük kocasına teklif ettiklerinde, "Oğullar, benim talihim yoktur, belki su kesile" diyerek çeşmeye vardığında su alamayınca ona da gülüşüp, "Bre koca sen de mef'ul imişsin" diye bol bol şakalar ettiler. Sözün kısası, bu yalçın kayadaki çeşmeden yetmiş adet kimse su içmeye niyetlendi. Ancak beş kimse içip diğerlerine nasip olmadı. Bir garip ve acaip akarsu tılsımıdır. Kimse bu çeşmenin sırlarının ne olduğunu anlayamadı. Ertesi kırk birinci gün Sofya'ya girdik, ama bu Vitoş Yayıası'nda nice yüz ibret verici alametler ve yapı kalıntıları var ki insanın aklı gider. Hatta bir ibret verici eski bir yapı var, bütün krallar onu Perhadi külünkler ile delmeye çalışmışlar ancak tesir ettirememişlerdir.

"Tufan'dan sonra Sofya'da oturan Sırfayii oğlu Sırfa'nın hazinesidir ve kabri kendidir" diye Latin kavmi bu yanlış inançtadırlar, ama Rum diyarında ve edna'l-arz olan Rum eyaletinde Halık-ı Kevneyn'in yarattığı yetmiş adet yüksek dağlar ve gönül alan yaylalar vardır. Evvela Leh ile Erdel seykeli arasında Sahansamur Tise Nehri ile Turla Nehri başıdır. Turla Nehri, Leh içinden Kamaniçse Kalesi ve Bender Kalesi altından akıp Kamerülkum'da Akkirman Kalesi yakınında Karadeniz'e katılır, ama Tise Nehri yine Samur Dağı'ndan çıkıp Erdel diyarının Husvar Kalesi, Kaşa Sahrası ve Budin serhaddinde Sonluk Kalesi ve Segedin Kalesi altından geçip kıble yönüne doğru akarak Tenil Kalesi altında Tuna Belgradı karşısından yukarı Tuna Nehri'ne karışır. Sahansamur Dağı ulu dağdır. Ondan sonra Alman diyarında Tuna ve Tunaç Nehri başında Alman Dağı meşhurdur. Ondan sonra Leh ile İsfeç arasında Korul Dağı'dır, ama küffarı yaylaya çıkmazlar. Aslında şehir toprakları yayladır. O dağ yaylalık ile meşhur değildir.

Ondan sonra Bosna diyarında Çimirne Yaylası, Hersek'te Morina Yaylası, İllok Yaylası ve Arnavut Belgradı yakınında (---) (---) yaylası hemen yalnız bir vüksek dağdır. Elbasan yakınında Yanya Yayla~ı. Ohri ensesinde (---) yaylası, Serez Yaylası büyük seyirlik yerlerdir. Her sene 70-80 bin adam ve on kere yüz bin (bir milyon) koyun yaylağa çıkar. Sama530


kov Yaylası, ona yakın Rila Yayiası ve ona yakın Despot Yayiası Köstence ve Tatarpazarcığı üzerinde kurulmuş büyük yayladır. Bosna'da Köprez Yayiası ve Puruluk Yaylası . ........... :: ... (1.5 sahr boş) .............. .. Ama bu adı geçen (---) adet yayialardan suyu, havası ve mahsulü tatlı Sofya'nın Vitoş Yayiası'dır ki Rumeli diyarında Sarnur Dağı ve Alman Dağı'ndan soma bu Vitoş Dağı ibret vericidir. Nuh Tufanı'ndan beri karlar vardır. İbret

verici acaip bir seyirlik Sofya şehrinde Paşa Sarayı önünde Çelebi Camii adlı eski bir malıedin kurşunlu çahsı üzerinde bir çift leylek kuşu yuva yapıp yumurtlamışlardı. Bir gün Debbağoğlu adında ünlü bir serseri camiin duvarlannın üzerine çıkıp leylek kuşunun yumurtalarını alarak yerine kara karga yumurtası kor. Vakti saati geldiğinde iki tane karga yavrusu çıkar. Beyt: Beyza-i Ziiğdır

ziiğı

kosan tavus-ı kudsi altına peydil olan bin dürlü tedbir eylesen.

Sözü uyarınca kara karga yavruları leyleğin yuvasında hareket etmeye başlayınca leylek baba avianmaktan gelip görür ki, iki tane karga yavrusu. Hemen leylek baba havalanıp bağırıp çağırarak Sofya şehrinin içinde ve dışında dönüp dolaşıp laklak ile nice bin leylek kuşu toplar. Doğruca Çelebi Camii'nin kubbeleri üzerine gelip konar. Camiin kubbeleri ve ~uvarlarında leylek kuşlarından kurşunlu kubbe [143b] görünmez oldu. Bu kere bütün kuşlar anılan leyleğin yuvasına birer birer gelip aşiama olan karga yavrularına bakıp laklak diyerek cami kubbesi üzerine konarlardı. Sanki hal dili ile feryat ederlerdi. Her kim bu feryadı işitse, sanki kalbi parçalanırdı. O gün bütün kuşlar ne yediler ve ne içtiler. Lak lak feryadından o gün Sofya şehrinde asla rahat kalmayıp bütün halk işinden kalıp leylekleri seyr ederlerdi. İşin sonunda nice yüz leylek karga yavrularını öldürdüler. Ondan sonra leylek anaya, ' "Sen zina mahsulü evlat kazanmışsın" diye gaga üşürüp parça parça ederek insanların gözü önünde cami duvarlarından aşağı parçalarını bıraktılar.

Bir çeşitlaklak sesi daha çıkararak laklak babaya bir laklak anne eş verdiler. Bütün kuşlar yuvalı yuvasına kanat çırpıp gitti-

."

531


ler. Bütün bölge halkı bu hale şaşırıp kaldılar. Melek Paşa efendimiz de bu içler acısı hale hayran kalıp, "Tez bu yumurtaları değiştiren vicdansızı getirsinler, hakkından gelelim," demişken, "Sabr eyleyin! Kadir ve Kahhar Allah adalet edip o vicdansızın hakkından gelir" diye nefes etti. Üçüncü gün Tanrı'nın hikmeti, Leylek kuşu yumurtalarını değiştiren Uşkurta adındaki sekban hizmetçisi Debbağoğlu diye bilinen eşkıya bozuntusu yarı sarhoş olup bir kötü ilişkide olduğu bir kadının hanesine girip çulha ustası gibi fahişesinin karhanesini kurup mekik atarken avradın kocası habersizce içeri girer. Bir de görse ki karhane meydanda don ağacıyla kurulu şirinkar usta durmadan çalışıp mekik atar. Hemen hane sahibi herifin gayret ve harniyet ile can başına sıçrayıp dal-kılıç olup yerinden fırlayarak avradını ve Uşkurta Debbağoğlu'nu yaralar, ikisinin ellerini ve kafalarını bağlayarak dışarı çıkarıp,

"Gör e, ümmet-i Muhammed" diye feryat ederek Sofya'nın irfan mekanı ve dostlar meskeni olan Banabaşı'na vardığında o sırada Banabaşı'nda Zadra yeniçerileri bu avrat için kavga ederler. Meğer evvel ve ahir anılan fahişe, leylek kuşunun yumurtasını değiştiren Debbağoğlu'nun fahişesi imiş.

Hemen Debbağoğlu zındık kurtulup yeniçerilerin elinden orfakurtarmaya çalışırken kavga şiddetlenir. Hemen yeniçeriler Debbağoğlu'nun üzerine dal-kılıç saldırarak Debbeğoğlu'nu ve fahişesini parça parça edip Banabaşı'na bırak­ tılar. Şehrin bir alay debbağ bekarları öldürülen Debbağoğlu'nun leşini paşa sarayına getirip, "Bizim çetebirnizi yeniçeriler pare pare edip kan ettiler. İşte leşi" diye feryat edip yanıp yakıldılar. Paşa da biraz hoşnutsuzluk gösterdi. Debbağ bekarları Debbağoğlu'nun leşini paşa sarayı önündeki cami saçağı altına kodular. Gör Cenab-ı Bad'nin takdirini. Bu Debbağoğlu leylek yumurtasını alıp yerine karga yumurtası koyduğu için yine karga yavrusu hasıl olup bütün kuşlar dişi leyleği parça parça edip cami saçağından aşağı bıraklılar idi. Cenab-ı Allah üçüncü günde mısra: nasını (fahişesini)

Müntakzmdir bir

532

adı

Kayyum'un


mısraı

üzere onu da leylek dişisi yerine fahişesini de pare pare ettirip leyleklerin leyleğ1 bıraktıkları yere Debbağoğlu'nun leşini bırakhrdı. Zira Allah adildir. Paşa bu işten haberdar olup, "Ben onun hakkı11dan gelsem gerek idi, ama Allah'a saldım. Üçüncü günde Cenab-ı Kibriya onun hakkından geldi. Hak ettiği şeyi buldu. Tez mehiimn leşini cami avlusundan kaldırıp bir hasır ile defn eylesinler" diye huyurunca debbağ eşkıyaları Debbağ­ zade'nin leşini debağat etmeye bana başına götürdüler. Bir acaip seyirlik idi. Bunda çok hisse vardır. Sözün kısası, Sofya şehri içinde bu Debbağoğlu olayından sonra paşa efendimiz şehrin bütün fahişelerini sürgün etti. Bir kaçını şeriat izniyle alemin ıslahı için gazzazlar içinde köşe başlarına şehir süsü için avize gibi astı. Vilayet ileri gelenleri, "Şehrimiz huzura kavuşup fahişelerden temizlendi" diye şükr edelerdi. Ama, "Eşkıya ve haşerat nefslerinin arzusu için şehrimizin beti bereketi gitti, kıtlık ve yokluk olur, veba da da olur" diye nice bin çeşit dedikodular olurdu. Tanrı'nın hikmeti günden güne veba şehir içinde yayılmaya başladı. Bir ay sürdü ve her gün beşer yüz insan ölürdü. Ta. bu derece ilerledi ki nice bin adam Sofya'dan kaçıp diğer beldelere gittiler. Hatta devlet sahibi efendimizin 67 ünlü ve namlı iskemle sahibi ağaları öldü. Paşa da ağrı hastalığı deyip yatağa düştü. Hatta başı Adana kabağı kadar olup dili kapkara yandı, kulaklarından cerahat akıp bir kaç kere can çekişir hale geldi. Bu mahalde reisülküttabımız olan Gınayi· Efendi'nin gayetle hasta olduğu iyi huylu paşanın kulağına varınca her an Gınayi Efendi'yi sorup teselli etmek için yük yük yiyecek ve içecek türü şeyler ve birer kese hamam akçesiyle [144a] Gınayi Efendi'yi an ardı. Ve bir gün bir güneş parçası tertemiz genç kız, Çerkez cariyesi gönderdi. Böyle iken paşa da ala vereye düşüp arada hemen ölüme ramak kalıp hakir nice kere Yasin-i Şerif okudum. Hepimizin içine bir vaveyla, vaveleda, korku ve üzüntü düştü. Bütün ağaların acınacak halleri perişan oldu. Bütün hekimler paşaya çare bulamaz oldu. Bütün iç oğlanları paşanın sağlığından ümitlerini kesti. O gün paşanın burnu kanayıp biraz iyileşti. Ertesi sabahleyin paşanın yanına bu hakir varıp mübarek ellerini öpüp;;pı.übarek sağ elini ovarken ağır dille ile hakire hitap edip, 533


"Evliyam benim gördüğüm rüyayı sen de gördün, bana söyle" dedi. Hakfr de, "Benim Sultanımı gördüğüm rüya değildir. Hala sağlıklı gördüğüm gerçektir" dedim. Kanlı gözyaşım damla damla süzüldü. "Yok Evliyam, bu gece gördüğün rüyayı söyle" diye Fatiha dediler. Fatiha okunduğu gibi hahrıma gelip o gece müthiş bir rüya gördükten sonra paşayı gördüm. "Evliyam bu şimdiki gördüğün tüyayı sabahın bana söyle" diye rüyamda paşa tembih etmişti. Hakfr kötü düşüncelerle hahrdan gitmişti. Sabahleyin mübarek elini ovarken gece gördüğün rüyayı söyle, dediği meğer o imiş. Riyasız

hakir Evliyil 'nın acaip doğru rüyası Paşaya haktr dedim "Sultanım bu gece rüyamda hepimiz İstanbul'da imişiz. Cenab-ı şerifiniz Bahçekapısı'nda bir kalyon inşa etmişsiniz, ama karada durduğu yerde kıçı ve başı göklere doğru baş çekmiş, bütün halk bu kalyonun başına üşüşmüş, 'Aya bu kalyon bu karadan selametle denize nasıl iner' diye taaccüp ederlerken Nakşibend1 tarikahndan bir fukara gelip, 'İnşaallah bu kalyon karadan dünya denizine selametle iner yine çıkar' diye bütün insanların arasında bir Ümmü'l-kitab olan Fatihayı okuyup gitti. Daha sonra sizin geminin çevresine binlerce adam toplanıp Allah diyerek gerninizi karadan selametle denize indirdiler. Şenlik topları atılup gerninizi karşı Kurşunlu Mahzen önüne yedek ile götürdüler. Orada yedi yerde demir bırakıp yattı. Bütün alem halkı bu geminin seyrine gelip, 'Bu geminin şurası şöyle burası böyle gerek' diye sizin geminizin hakkına türlü türlü fikir yürütürlerdi. O sırada bir saçlı Freng hekim gelip, 'Ben bu denizde çok gemi gördüm, ama böyle donanımlı ve hazırlıklı, kerestesi dayanıklı ve içi dışı sağlam gemi görmedim, ama başında havalesi çoktur ve içinde safra yoktur. Bu derya fırtınasına dayanmaz. Altını, bu geminin elbette yağ sürüp kalafat etmek gerek. Dümen evinden kurbanlar edip kan akıtmak gerek. Direği bu kalyona gayet yüksektir, kesrnek gerek ki bu gemi dünya fırhnasından kurtula' der . . Freng hekim bu gibi öğütlü sözler söyleyip gidince Tanrı'nın hikmeti büyük bir fırhna kopar, sizin geminiz yedi demir üzre ya534


tamayıp beş

demiri kırılıp demirler denizde kalır. Sizin gemi iki demir üzere serseri denizin dalgasında dönüp dolaşırken az. kaldı ki gemi batacaktı. Bu sırada gemi içinden gemiciler bağrışıp feryat ederek, 'Bre meded hay, imdad vay' dediler. Derhal Sarayburnu'nda bostancıbaşı, saadetlü padişahın fermanıyla on parça kayığa askeriyle binip sizin kalyonun dört tarafından üşüşüp üşüp geminizin içine girdiler. Onu gördüm, daha önce gelen Freng hekim bostancıbaşıya, 'Sultanım bu geminin kurtulmasını isterseniz elbette bu geminin direğini kesiniz. Zira bu gemiye bu direk çok yüksektir' deyince bütün bostancı ve baltacılar direğe balta vurarak denize uçurdukları an denizin fırtınası dinip geminiz kurtuldu ve Kurşunlu Mahzen önünde karar etti" diye bu rüyayı paşaya görmüş olduğum gibi bir bir anlattım. Paşa bu rüyayı can kulağıyla dinleyip iç ağalarına, "Beni bu döşekten kaldırın" deyince kaldırdılar. Bir başka köşede köşe yastığına dayanıp inleyerek arı vızlaması gibi söyleyerek, "Bu doğru rüyayı Evliya'dan sorun" diye hakfre rüyamda tembih ettiler. "Bu gece sen beni rüyanda görüp bu rüyayı bana söyle dediğim bu rüya idi. [144b] imdi bu doğru rüya Hazret-i Yusuf aleyhisselamın gördüğü ve yorduğu rüya olup hayr ola. Rabbam ilham ile kalbime doğup yorumladım. Bu niyete el-Fatiha" deyip bütün toplantıda bulunanlar Fatiha-i şerif okudu. "Tanrı'ya hamd olsun Paşa biraz sıhhat buldu" diye bütün ağavlar Yaratıcı'ya şükr edip mutlu oldular. Acaip rüyanın yorumu: Bu hakfrin rüyasını Melek Ahmed Paşa dermansız ve mecalsiz iken Bismillah ile yorumlamaya başlayıp buyurdular ki, "O Bahçekapısı'iı.da benim yaptırdığım kalyon ki benim vücudum gemisidir. O Bahçekapısı dediğin Osmanoğlu deVleti bağıdır ki ben o cennet bağında Sultan Ahmed Han zamanından beri 47 yılda yetişip geliştim. O muhterem haremde İlahi aşk ile dolup Hasoda'da Hazret-i Risalet-penahın hırka-i şerifi hizmetinde idim. D,aima o saadet yuvasında aşk deryası üzerinde yatıp kalkardım.

535


'O kalyonun kıçı ve başı havaya baş çekmiş' dediği hala benim başım havadar olup şişmiştir. Ve karada duran geminin başına halk üşüşüp, 'Aya bu kalyon denize selametle nasıl iner?' dedikleri benim ağalarımdır.

'Aya efendimiz dünya deryasında nasıl sıhhat bulur?' diye ettikleridir. Nakşibendf tarikatı fukarasından bir faki-

müşavere

rin, 'Bu gemi selametle iner ve

çıkar' dediği

şibendf) tarikatındanım. Onların

ben Hacegan (Nakhimmetleriyle sağlık ve esenlik

bulup devletten devlete iner ve çıkarım. Gemimin etrafına nice bin halk üşüşüp "Allah Allah" diyerek gemiyi denize indirip şenlik topları atıldığı; bütün iyiliğiınİ gören halkın "Allah Allah" ismi dualarıyla sıhhat bulduğurnun haberi toplarıdır ki atıldı. Gemiyi yedek ile Kurşunlu Mahzen önüne götürüp orada yedi demir bırakıp yattığım; işbilir adamlarımı Hak yoluna yedekleyip götürerek Kurşunlu Mahzen ki gayblar hazinesidir, orada yedi adaınırnın yerine demirler ile yattığımdır. Kurşunlu Mahzen din ve imanıının mahzenidir. Dinim de kurşun gibi ağır olup dinimde sabit-kademlik demirini atıp yattı­ ğımdır.

Geminin şurası şöyle, burası böyle diye alem halkı müşavere ettikleri; hala benim sadık sevenlerim, iyileşmem için çabalayıp şöyle böyle gerek, dedikleridir. Bir Freng gelip vücudum gemisine bakıp, 'Çok gemi gördüm ama böyle gemi görmedim' dediği; 'Bütün usta hekimlerin insanoğlunda böyle hastalık görmedim' dediğidir. 'Donanımlı ve hazırlıklı içi ve dışı sağ gemi görmedim' dediği; inancı pak, saflık ve durulukla donanmış, içi dışı kötülük ve kinden uzaktır, dediğidir. 'Ama başında hav~lesi çoktur' dediği; alemin gürültü patırtı­ sına _kapılıp tabilerimin çokluğu ve başımın havaleli olup şiş­ tiğidir.

'Gemi içinde safrası yoktur' dediği; hala perhiz ile karnım ve fırtınaya dayanamaz dediği halk üzerime hücum edip faydasız boş tedaviler teklif ettikleridir ve rüzgar fırtınasına

açtır

paşayı çıkarmayın işaretidir.

536

l


'Bu geminin altına yağ lazımdır' dediği; yetmiş günden beri esir olup alhmda makadım delik delik olup gerçekten de yağ sürmek gerek dediğidir. 'Dümen evinden kı.u;ban edip kan akıtmak gerek' dediği, başım vücudum gemisinin dümenidir. Hekimler hacamat edip kan akıhp sağlığıma kavuştuğumda kurban eylemek işaretidir. 'Direği bu gemiye havaledir (yüksektir), kesrnek gerek' dediği; bir işbilir, becerikli adamıının vücudu direği kesilip benim yatağa

sağlığa kavuşmaının işaretidir.

Geminin yedi demirinin beşinin kırılması beş adet demir sahibi adamlarıının ölüp iki işbilir, becerikli adamımım kalması işaretidir.

Gemi içinden gemicilerin 'Gemi batıyor' diye feryat ettikleri korkuya düşüp 'Paşa ölür' diye feryat ettikleridir. Sarayburnu'ndan hastancıbaşının geldiği ve gemi direğini kestiği padişah tarafından bir bostancı hasekisi gelip ölümüro haberini beklemekte olup devlet direğimden bir adamıının öldüğünü görmesi işaretidir. Direk kesilip fırhnanın dinmesi, bir ulu adamım ölünce benim kurtulmaının işaretidir. Gemim büyük fırtınaya uğradığı, hala vücudum gemisinin biraz hasta olduğumdur. Az kaldı ki gemi batayazdı dedikleri bir iki gün önce vücudumun ölüme ramak kaldığı idi. Bostancıbaşıyla gemime bir Freng hekim girdiği, Kaya Sultan'ım [145a] tarafından bir hekim ile baltacı gelip vücudumu usta hekimin tirnar etmesidir. Sıhhat buldukça hekime gönülden sevgi gösterip bağışlarda bulunsam gerektir, ama Allah bilir büyük işaret odur ki; vücut gemimin direği kesilerek ten gemisinden ayrılıp benim yoluma gidip ben hastalıktan kurtulurum inşaallah" dedi. Bir Fatiha deyip Fatiha'dan sonra, "Evliyam işte sen bizim sadıkane seven kadim dostumuz olduğundan sen bizim için bu rüyayı görüp o gece bize de işpret olup, 'Evliya'nın gördüğü rüyayı kendinden sorun' diye bize müjdelediklerinden bu gün bu rüyamn oluş halini senden sormarnın aslı o idi. imdi bu hakfr Rabbiinf ilham ile böyle yorumladım, hayr ola" dey;ip çok konuşmaktan dermansız ve mecalsiz kalıp yastığında inleyerek söylenip uykuya vardı. iç

ağalarıının

--

537


Bütün iç ve dış ağaları ve diğer toplanbda hazır olan kimseler bu rüyayı böyle yorumladığına şaşırarak, "Aferin, yüz binlerce aferin ey Melek Ahmed Paşa, yüzlerce tahsin ola. Gerçekten de hal sahibisin. Tanrı sıhhat vere" diye hepsi hayr dualar ettiler. Hakfre de, "Gerçekten Evliyam, sen de er oğlu ersin ve gerçekten de pak alem seyyahısın ki böyle bir salih rüya gördün!" diye dualar ettiler ve içten muhabbet ettiler. Daha sonra paşa yine uykudan uyanıp Hazinedar Sakallı İmam Mehmed Efendi'ye, "Yebniş gündür ben açım ve bir ekmek parçasına muhtacım, bana bir parça yiyecek ver" dedi. Hemen bir ekmek parçası ile piliç çorbası ve bir kase şerbet yedi. Hayy ve Kadfr olan Allah'ın emri ile paşa o an yeni hayat bulup o an hazinesinden 7.000 albn çıkardı. 1.000 albn iç ağala­ rına, 1.000 altın taşra kapıcıbaşılara, 1.000 altın saygın kimselere, 1.000 albn müteferrikalarına, 1.000 altın deli ve gönüllülere, 1.000 albn aşçılara, çaşnigirler, kilarcılar, deveci ve seyis meş' alcilere, 1.000 altın Sofya şehrinin garip ve kimsesizlerine verdi. Hakfre özel olarak 300 altın ve bir kendisinin sarnur abdest kürkünü bağışladı. Tanrı'nın emriyle günden güne iyileşirken Kaya Sultan tarafından bir baltacı ve kapı kethüdası Hazinedar Ahmed Ağa bir Frenk hekim ile geldi. Paşa, Kaya Sultan'ın gönderdiği esvapları giyip başka odaya ve başka yatağa naklederek paşayı ilaçla tedavi etmeye başladı, am~ paşa da sersem idi. Tanrı'nın hikmeti anılan rüyanın yorumlandığı günden üç gün sonra paşa efendimizin gözbebeği, kırk seneden beri sırdaşı, can dostu ve reisi Gınayf Efendi vefat edip ruhu cennet bahçelerine yolcu oldu. Allah rahmet eylesin. paşanın

Gınayi

Efendi'nin

vefatının anlatılması

Muhallefatını (bıraktıklarını) yazmaya hakiri tayin etti. 12.000 Venedil~ altını, 1.000 adet dökme iryal damgasında onar dirhem altın, 9 kese, 20 sipahi esamesi, 50 adet kılıç, gaddare, 40 adet at takımı, 20 köle, 12 zırh, 20 kalkan, 7 tüfeng, 40 mızrak, 7 sarnur kürk, 2 adet ardı önü namusiyeli (cibinlikli) çerge, 10 adet muşarnbalı yeni çadır, dörd katar deve, beş katar at, ona göre diğer kap kacak, haliçe ve hesapsız gül enkli ihramlar idi.

538


105 adet nefis kitaplar ki her biri birer melik için yazılıp vezirler ve devlet adamları Gınayi Efendi'ye hibe etmişlerdi. Böyle nefis kitaplar biriktirmişti. Bunların tamamını yazıp koruyarak paşanın izniyle ve şeriat kassamı defteriyle paşa hazinedarına teslim ettim. Hemen o gün paşa Gınayf Efendi malından bir kese guruş çıkardı. Yıkanıp kefenlendi ve Sofya şehri içinde Sofu Mehmed Paşa Camii mihrabı önünde defn ettik. Allah rahmet eylesin. Hakir, Gınayi'nin ölümüne bu tarihi etmişizdir: İşidüp Evliya ol dernde mevtini Gınayl'nin Hayatı

ve

mematı

tarihi

lafzı Gınayl' dir.

Sene 1062 [1652] Ama bir eksiktir. Ömür müddeti 61 sene olup [10]62 [1652) senesi sonunda vefat etmiştir. Asli vatanları Karadeniz kıyısında İrabzon'dur. Orada okuyup yetişmiş, sonunda Bağdad fethinde şehit olan Sadrazam [145b] Tayyar Mehmed Paşa'ya reis olmuş idi. Daha sonra IV. Murad Han'ın fermanıyla Melek Ahmed Paşa'ya Bağdad eyaletinde reis oldu. Osmanoğlu Devletinde Tae kadar, Okçuzade ve Veysi kadar münşi (iyi resmi yazı yazan), ıstılah bilir ve kanuna aşina bir serı kalem idi, sanki vahiy katibi idi. Allah rahmet eylesin. Bütün bıraktığı mallarını paşa saklayıp Trabzon'da bulunan oğlu Çelebi Ali Efendi'ye aletacele ulak gönderdi. Oğlu sağlıkla gelince paşa ufak bir parçasına bile el koymadan hardal tanesine varıncaya kadar şeriat izniyle Gınayizade'ye teslim etti ve bir değerli sarnur hediye edip babasının yerine reis etti. Zira her yönüyle reisülküttablığa layık ve yetenekli idi. Daha sonra Sofya şehrinde nice zaman rahatça kaldık. Yine şehri seyretmekten hall değil idik. (---) (---) (---) (---) (---) (---) Sofya şehrinin yapılarının tamamlanması: ................ (5.5

satır boş)

............... .

Arif evliya ve Hakk'a erenlerin ziyaret yerleri Allah onların hepsinden razı olsun Evvela Sofya şehrinin batı tarafında bir saat uzaklıkta Vitoş Dağı eteğinae bakımlı ve şenlikli küçük bir kasaba köşesinde bir

539


cennet bahçesi gibi bir gölgelik ve gülistan içinde, Arnil-i allmaye, sermayesi kıt örnrün hasılı, velilik feleğinin kutbu, icabet noktasının merkezi, Şeyh Hazret-i Balı ziyaret yeri, Allah sırlarını aziz etsin: Bayramiye tarikatındandır. Pak toprak olan Sofya'dan doğup güneş gibi alemi aydınlatarak 70.000 müride ışık vermiş Yörük kabilesinden arif-i billah ulu sultandır. Adı geçen korusunun içinde göklere baş çekıniş nur dolu kargir bir kubbe içinde yatmaktadır.

(Ehl-i Beyt'ten) olduğundan mübarek başlarında yeşil sarığı vardır. Mübarek kabrinin sandukası yeşil renkli sof ile örtülü olup dört tarafı nice yüz adet hüsn-i hatlı Kelamullah ile süslüdür. Başka türden avize ve işaretler yoktur. Zira aziz eviadı Mustafa Ağa hayatta olduğundan nazırı odur. Mübarek kabrine başka bid'atler koymaya izin vermezler. Yüksek kubbesinin dört tarafında olan pencereler İrem Bağlarına bakmaktadır. Kutlu kapısının üzerinde tarihi böyle yazılıdır: Temiz

ırktan

Ma te şeyhü 'l-kül ku tb u 'l-arifin Taliben bi' r-rağbeti sebbilhahil Revvehallahu bi-rilhı sırrıhf Sabbere fi'l-cenneti habbilhahil Elhemallahu lena tarihahil Kaddesallahu Te'ala rilhahil. Sene [960/1553] Ondan sonra nur dolu kubbesinin kapısı karşısında, Hazret-i Balı Efendi oğlu Hazret-i Şeyh İshak Efendi ziyareti: Bu azizin mübarek kabri tarihidir.

Hazret-i İshak Efendi ol aziz Vasıl-ı Hakk idi nefsi saliha Bilmek için fevtinin tarihini: Cehr ile de rilhı için Fatiha. Sene [1056/1646] Molla Efendi ziyareti, Molla Camii tan ve Koru Bağlarında, 540

yakınında

Emir Dede Sul-


Yazıcıoğlu

Hazret-i Ahmed Bican: Envaru'l-aşıkin kitabı sahibi Ahmed Bfcan'dır ki Gelibolu'da Muharnmediyye kitabı yazarı Yazıcıoğlu Mehmed Efendi'nin can kardeşidir. Hatta Envaru'l-aşıkin'i bu Sofya'nın Koru Bağlarındaki tekkesinde yazdığı muhakkakhr. Sofya alimlerinin söylediklerine göre, Ahmed Bican, kardeşi Mehmed Efendi'yle ilmi tartışmalarda uyuşama­ yıp gezerek bu Sofya'ya gelir. Bu gönül açan, hoşlanınca buraya yerleşir. Ahirete göç ettiğinde dervişleri tekkesinde defn ederler. "Gelibolu'da [146a] kardeşi Mehmed Efendi yanında gömülüdür" derler ama o cansız (bi-can) makamdır. Bu Sofya'daki Ahmed Bican'ın canlı kabridir. Koca Mehmed Paşa Camii yakınında Seyyid Dede Sultan, Allah sırrını aziz etsin, ve Mevlana Muharrem Efendi. ................ (3 satır boş) ............... . Bu Sofya şehri eski şehir olduğundan nice bin büyük evliyalar gömülüdürler, ama bu ziyaret ettiğimiz bu yazılan sultanlardır. Allah hepsine rahmet eylesin. Bu adı geçen büyük evliyalan ziyaret edip çeşit çeşit seyirler ederken Asitane (İstanbul) tarafından ulaklar gelip paşa efendimiz yine karışık halde iken buluştular. Meğer müsellim bir sarnur kürk giydirip, "İnşaallah bir haftadan sonra Asitane'ye gideriz" diye efendimiz Kaya Sultan'ın, Sadrazam Çerkez Derviş_ Mehmed Paşa'nın kısacası bütün devlet adamlarının mektuplarını paşa okutturdu, "Asitane-i saadete gelip ikinci kubbe vezirisiniz, gelip sağlığınıza kavuşasınız" diye bütün mektuplar yazmakta idi. Paşa efendimiz ve bütün ağalarımız taze can bulup herkes yol hazırlığı görmeye başladılar. Meğer 1063 senesi Receb ayının 3. günü [30 Mayıs 1653] Melek Ahmed Paşa efendimiz Rumeli'nden aziedilip Rumeli eyaleti Silahdar Muslu Paşa'ya vezirlik ile sadaka olundu. Paşa efendimiz tam bir hafta sarayda oturup yol hazırlıkları görülünce saraydan kalkıp aşağı şehirde Balı Efendi azizin temiz soyundan Seyyid Mustafa Çelebi'nin sarayına inip orada konuk oldu. Bütün hazırlıklar görüldükten sonra tüm ağalara ve bütün karakollukçu'rara tarhile adında 20 kese harcırah verilip, 541


1063 yılı

Şaban [Mayıs

1653] ayının başında Sofya bütün köyleri, kasabaları ve menzilleri bildirir Evvela Hismillah ile paşayı tahtırevane koyup yola şehrinden İstanbul'a giderken

çıkıla­

rak doğru tarfına doğru, Birinci menzil Ken'an Paşa Çiftliği: Işkır Nehri kenarında kale gibi bir çiftliktir. Bu Işkır Nehri'nin kaynağı; Samakov Yaylarından toplanıp Samakov Kasabası içinden geçip Sofya Salı­ rası'nı sulayarak akıp Iziadi Kasabası Salırası'ndan geçip iner, Niğebolu sancağında Kabirova hassı toprağından akarken deniz oıı:ıp bütün gelen geçenler Işkır Nehri'ni gemiler ile geçerler. Ondan aşağı Gürcü Mehmed Kethüda köylerinden Zamet adlı bir köy yakınında Niğebolu toprağında Tuna Nehri'ne katılır, ama Samakov Yayıalarında demir madenieri içinden akarak geldiğinden o kadar beğenilir iyi nehir değildir. Demir taşı gibi adamın yüreğine durur. Beri taraftan lşkır Nehri'ni bu Ken'an Paşa Çiftliği dibinde tahta köprü ile geçip yine doğu tarafına, Kızlar Derbendi Köyü menzili: Sofya toprağında Vitoş Dağı devamındaki dağların eteğinde 300 haneli muaf ve müsellem tamamı Bulgarlardır. Gerçekten de kızlarıinn bir diyarda olması ihtimali yoktur. Evlerinde misafirler konaklayıp beyaz poğaça ve bal peynir getirip halk ile yağlı ballı kelimeler ederler. Oradan yine doğu tarafına,

Harap kale, eski şehir Köstence'nin özellikleri Bulgarlar zamanında ismi Ispavod idi, yani Allah suyu. Bu şehirde kudret ılıcası olduğundan Ispa-voda derlerdi. Sırp taifesi bu şehre Köstence derlerdi, yani ılıca derlerdi, ama bu şehir aziz iken Bulgar, Voynuk ve Sırp kavmieri bu şehri bila teşbih Kudüs-i şerif kadar ziyaret ederlerdi. Zira burada bir baş papas var idi. İrim Papa gibi 300 sene sapkınlık içinde vücudunu çürütüp bütün kafideri Hazret-i Yahya dininden caydırırdı, ama nefis mücadelesi ve perhiz ile o dereceye varmıştı ki kırk günde bir badem, bir zeytin yer ve bir kase süt içerdi. Bu perhizle nice gizli şeylerden haber verirdi. Hatta hdşii sümme hiişii "Allah'ın oğlu Mesih gelir" diye haber vermişti. Tanrı'nın hikmeti Hazret-i İsa babasız olarak Hazret-i Meryem'den [146b] dünyaya gelince bu melun papazın gizli şeylere hükm ettiği muhakkak olduğundan bütün Rumeli kefereleri bu ra542


hibe

inanıp

güvendiler ve dibelik küffarlar buna sevgiyle

bağlanıp nice kere yüz bin kefereyi Yahya dininden çıkararak İsa

dinine· davet ederdi, ama bütün gizli ve acaip ilimiere ve hesapsız türlü fenlere sahip idi•. Hatta 7.000 ruhban, patrik, kıssis, papas, papa, ladika ve rahip melunları dinsiz hizmetçileri var idi. O zamanlarda bu papaz Bulgar dilini, Sırp dilini, Voynuk ve Çakuna dilini, Hırvat, Boşnak, Leh, Rus, Latin, Çek ve İsfeç dillerini 300 yılda meydana getirmiştir. 7.000 adet hizmetçilerine bu dilleri öğreterek vilayet vilayet bu hizmetçileri gönderdi. Her ülkede papaslara ve diğer Hıristiyanlara öğretti. Hazret-i Yahya zamanında ve Hazret-i İsa'nın çocukluk yıllarında bu çeşitli diller kafiristana yayılıp kullanılır oldu. Bu yüzden anılan papaz da Köstence şehrinde meşhur oldu. Bütün kafiristandan bu bıtrik kafire adaklar gelip o kadar Karfı.n malı topladı. Sonunda o hesapsız mal ile bu şehri öyle imar etti ki Kudüs yerine Bulgar ve diğer kötü işli murdar .kafirler bu şehri ziyaret ettiler. O papazın ismiyle bu şehre Hazret-i Yahya zamanında Ladika derlerdi. Hatta Hazret-i isa halifelerinden Sernun adlı bir havari bu Ladika şehrinde Ladika papaz ile tanıştı. Ladika papaz havarinin gelişi şerefiıı:e nice yüz bin milyon mallar harcayarak büyük bir kilise yapıp saf gümüş döşedi ve Meryem Ana'ya hibe eyledi. Sonunda o kilise Hazret-i Risalet dünyayı şereflendir­ dikleri o mübarek gecede o Ladika Kilisesi zelzeleden yıkılıp yerle beraber oldu. Hala yapı kalıntıları Rila Dağı eteğinde görülmektedir. Sözün kısası, bu Ladika ölüp Bulgar'ın devletleri ters yüz olup bu şehir nice devletten devlete geçti. Sonunda (---) tarihinde Gazi Hudavendigar zamanında Despot Kraloğlu Yıvan Ban korkusundan bu şehre bir dayanıklı bir kale yapıp sağlamlaştırdılar. Hudavendigar bu kalenin yapıldığını duyuncaş "Yolumuz üzerinde bu gur (mezar) iki olmasın" için yer götürmez sayısız asker ile Gazi Balahan Paşa'yı başkumarrdan etti. Bu kaleyi kuşatıp aman ve zaman vermeyerek yedi günde Muhammed! kılıç ile feth eyledi ve 773 [1370-71] tarihinde kalesini yerle beraber eyledi. Hala nursuz kalnin duvarlarının yapı kalıntıları açıkta bellidir. O zamcindan beri Köstence adıyla anılan bir kasabadır. Rila 543


1 Dağı uzantısı

derelerinde bir geniş öz içinde bağlı ve bahçeli

bakımlı kasabadır.

Rumeli toprağında (---) hassıdır. Subaşısı hakimdir. Ve 150 akçe payesiyle kazadır. Tamamı 47 adet köylerinden kadıya senede iki kese hasıl olur. Kethüdayeri ve serdan vardır, ama müftüsü, nakibi ve ayanı yoktur. Hepsi yedi adet mahalle ve 700 kiremitli basit haneleri vardır. Zira zulümden ve dere içi olduğundan havasının ağırlığın­ dan o kadar bakımlı değildir. Tamamı dokuz mihraptır. Bunlardan çarşı içinde kiremit ile örtülü bakımlı bir camii vardır ve minaresi kargir uzun boylu yapıdır. Bundan başka mahalle mescitleri vardır. Ondan sonra, Tamamı üç adet sıbyan mektebi, bir ham ve on kadar dükkanı vardır, ama hamarnı ve başka imaretleri yoktur, ama bahçeleri gayet çoktur. Köstence ılıcasının özellikleri: Derli toplu bir küçük kubbeli ılıcası var. Suyu o kadar sıcak değildir. Gümüş cinsini altın gibi sarı eder. Havuzu gayet küçüktür. Beğenilenlerinden; bir şeyi meşhur değildir. Mahbub ve malı­ bubesi yoktur. Kadınları tamamen beyaz aba ferace giyerler. Halkının genellikle işleri ve gelirleri aba ve ihram dokumaktır. Nicesi de demircilik ederler. Zira dere ve tepelerinde demir roadenieri samakovu, yani çarkları vardır. Çekiçlerini su çarhları vurur. İnşaallah yeri geldiğinde anlatılır. Genellikle halkı Bulgarca, Voynukca ve Sırpça konuşurlar. Zira Bulgar dili bu şehirden yayılmıştır. [147a] Bu dili icat eden Ladika adlı papaz burada ölmüştür. Onun için bu şehir halkı tamamen Bulgarca bilirler. (---) (---) Bulgar dili, yani küffar kavmi(---) (---) (---). Gerçi bu gibi saçma sapan dilleri yazınada fayda ve belirtınede mana yoktur, ama alem seyyahı ve Ademoğlu nedimi olan kimselere ·ekmek, su isteyecek kadar ·ve kendine bir zarar geleceğini aniayacak kadar çeşitli dillerden bilmeli ki kendini tehlikeden kurtarabile. Zira her şey'in bilinmemesinden ilmi yeğdir. Onun için bu Bulgar bu mahalle yazıldı, ama Latin dili gibi fasih değildir. ................ (10 544

satır boş)

1


Bu kasaba Rumeli

diyarında

ikidir. Biri de Karadeniz Köstence benderi derler. Buna Samakov Köstencesi ve Bana Köstencesi derler. Zira Samakov Kasabası bu Köstence'nin bah tarafında yayla aşırı bir konak yerdir, ama korkulu ve tehlikeli yoldur ve haydut mekanı çetin beldir. Bu Köstence Kasabasi'nı seyr edip yine doğuya doğru, Saruhanbeyli Kasabası menzili: Rumeli eyaletinde Tatarpazarcığı Nahiyesi hükmünde bir geniş dere ağzında bağlı, bahçeli, 700 kiremit örtülü bakımlı ve şenlikli haneli, yedi mihraplı, bir camili, bir hamamlı, üç hanlı ve 20 adet dükkanlı derli toplu · güzel bir kasabadır. Vitoş Yaylası eteğinde bulunduğundan havası tatlıdır, ama suyu Meriç Nehri'nin kaynağı olan derelerdir ki, kıyısında Babadağı yal<ınında

Büyük Meriç Nehri'nin özellikleri Bu Saruhanbeyli dereleri, Rila Yaylaları, Destpot Yaylaları, Köstence dereleri ve Kız Derbendi derelerinden akan akarsular demir madenierine uğrayarak bu Saruhanbeğli altına, Tatarpazarcığı Salırası'na uğrar, oradan Filibe şehri içinden ve Edirne yakınında Koca Mustafa Paşa Köprüsü'nden geçip Edirne şehri içinde Mihal Uzun Köprüsü altında Tunca Nehri ve Arda Nehri'ne karışır. Böylece üç büyük nehir bir olup Enez Kalesi altında derya gibi Rumeli (Ege) denizine karışır. Rum ülkesi (Marmara) denizinin anlatılması Bu mahalle Rum denizi demelerinin aslı odur ki; Karadeniz ile Akdeniz'in iki boğazı arasında bir küçük denizciktir, ama aslı Karadeniz'den gelip Akdeniz'e karışır. Kızıladalar ve Marmara Adası bu Rum denizi içindedir. Hatta Tekirdağı ve Gelibolu bu Rum halid kıyısındadır. İstanbul'un Sarayburnu'ndan Akdeniz boğazına varınca uzunluğu 200 mildir, ama genişliği 70-80 mildir, ama İzmit Körfezi ve Gemlik Körfezi bu Rum denizinden iki kulaktır.

Anadolu tarafında Darıca ve İzmit karşısında Kazıklı, Yalova, Gemlik, Mudanya, Mihalıç, Edincik, Bandırma, Erdek, Kapıdağı, Boğaz ve Lapseki adındaki kasabalar bütün bu Rum denizi kenarında gayet bakımlı kasabaDeğirmenderesi, Halıdere,

lardır.

[147b]

Bu Rum denizine Anadolu ve Rumeli tarafında 105 adet nehirler karışır, 'Papamonta'ya göre, ama bu Rumeli tarafında Arda 545


Nehri, Tunca Nehri ve Meriç Nehri üçü bir olup Rum denizine bu nehirden başka ulu su yoktur. Hatta Enez'den Gelibolu ve İzmir firkateleri girip ta Edirne'ye gelip yanaşırlar. Ta bu derece Meriç Nehri ulu büyük nehirdir, ama bu adı geçen Saruhanbeyli altında ilk olarak doğduğundan azdır. Giderek derinleşir ve genişler. Lakin suyu güzel değildir. Zira demir madenIerinden gelir. Beri taraftan küçük kasaba Saruhanbeyli'den yine doğuya karıştığında

doğru, Tatarpazarcığı Kasabası menzili: Yukarıda Sofya'ya giderken bütün imaretiyle yazılmıştır, ama paşa biraz hasta olduğundan bir gün konaklarup ikamet olundu. Yine doğuya doğru, Büyük şehir, eski Filibe menzili: Bu da yukarıda ayrıntı­ larıyla anlatılmıştır, ama burada Nazır Celeb Mehmed Paşa hanesinde paşa konuk olup üç gün zevk u safalar ettik. Oradan yine doğuya meyilli Papaz Korusu adlı sık ağaçlı ormanlık yeri geçerken Yüce Yaratıcının yarattığı yüksek ağaçları seyr ederek, Papazlı Köyü menzili: Filibe Nahiyesi'nde muaf ve müsellem koru mustahfızları Bulgar köyüdür. 300 kiremitli hane, bir cami, yedi dükkan ve bir büyük han, Gürcü Mehmed Paşa'nındır, ama acaip büyük hayrattır. Oradan Kayalı Köyü'nü geçip Semizce Köyü'nü de geçtik. Bu ikisinde hanlar, bakımlı haneler, cami ve imaretli ve kurşunlu binalar var, onları ve hanları bizim canlar geçip Semizce karşısın­ da, Altınçayırı menzili: Bu mahal Çirmen sancağı toprağıdır. Gerçekten de altın çayırıdır. Öyle yeşil otluk, yoncalık, lalezar, çemenzar, verimli zemin ki bir gecede bütün küheylan atlarımız cüsse sahibi oldu. Oradan doğuya doğru, Hırmenli Kasabası menzili: Çirmenli sancağı temiz toprağındandır ve nahiyedir. Tamamı 200 haneli kasabacıktır. Bir camii var; kapısı üzerindeki tarihi budur,

Saliki dedi o dernde tarih: Hasılı

cami-i

ruşendir

bu

Sene [1021/1612]

Gerçekten de imaret, mescit ve medreseli şirin camidir. Bir minaresi var. Bir hamarnı ve yetecek kadar dükkaniarı var, ama kale gibi elli ocaklı, çeşitli avlu haneli, develikli ve at ahırlı büyük bir ham var. (---) tarihinde (---) (---) veziri (---)

ban'atlı

546


(---) yapısıdır, ama katı iyi yerinde konuk sarayı bir handır, daim ola. Bu hanın güney tarafında dağlar içinde Osman Baba'nın büyük tekkesi vardır. Oradan yine doğu tarafına nice bakımlı köyler geçerek, Mustafa Paşa KÖprüsü Kasabası menzili: Çirmen sancağı toprağında Meriç Nehri kenarında bir bağlı, bahçeli ve 700 adet kiremit örtülü bakımlı hanelerdir. Tamamı yedi mihraphr, ama büyük köprü başında(---) camii, selatin camii gibi aydınlık bir camidir. Avlunun yol üzre olan kapının üst eşiği üzerinde Karahisari Hasan Çelebisi hattıyla beyaz mermer üzere sihir gibi yazılı güzel tarihtir:

H[az]e'l-mescit üssise ale't-takva Sene [921/1515] Bu camiin imareti, sıbyan mektebi, ham, hamarnı ve çarşı patamamen has kurşun ile örtülü bakımlı bir hayrattır ki Süleyman Han zamanında Koca Mimar Sinan yapısıdır, ama ınİ­ naresi ve camii gayet sanatlıdır. Ziyafet evi imaretinde daima gelen gidenlere nimeti boldur. Meriç Nehri üzerinde on iki göz büyük köprü Koca Lala Mustafa Paşa hayratıdır. Rumeli diyarında memhur olan sanatlı köprünün biri de bu büyük köprüdür ki her kemeri gökkuşağından nişan verir köprüdür. Sanatılı tarihi budur: zarı

Bildi merhum Mustafa Paşa Köprüdür fi'l-hak'ika bu dünya Göçdü merhum dediler tarih: Köprüden geçdi Mustafa Paşa Sene [858/1454] Hatta Süleyman Han Budin gazasma giderken, "Lala iyi köprü bina eylemişsin. Bize ihsan edersen geçip gazaya gidelim" deyince yaşlı ebleh çiftçi, "Padişahım! Allah gazanı müyesser ede. Dönüşte geçen gazilerin [148a] sevabı padişahımın olsun" deyince hemen Süleyman Han o an köprüden saparak kendini atıyla Meriç Nehri'ne vurdu. Solak kullal-ı kadrince, Süleyman Han'ın yanınca üzengiden

547


ayrılınayıp

beyti

hepsi birden Beyt:

karşı

tarafa geçince Süleyman Han bu

mırıldanır.

Minnet ile kokma gülü al eline süseni Geçme namerd köprüsünden ko aparsın su seni derler.

Meğer

yanında)

o zamanda Süleyman Han rikabında (üzengisi bütün peykler önden gidermiş, yeniçeri solakları arka-

dan gidermiş. Hikmet; o gün asla peykler hünkarın üzengisinde bulunmayıp hepsi köprüden geçerler, ama solaklar hünkar ile suya girdiklerinden hoşuna gidip bütün peykleri ileri kovup solakların rikabında gitmesini ferman ederler. Ondan sonra köprü sahibi Mustafa Paşa gözden düşüp Anadolu'da ve Gebze'de cami ve imaret yapmak ile ömrü geçer. Allah rahmet eylesin. Nice hayrat ve hasenatlarına rast gelmişiz ama bu Edirne yakınındaki köprünün benzeri yoktur. Meğer ki Hersek diyarında bir göz Mostar Köprüsü ola. Bu köprüden paşa efendimiz geçip Edirne'ye gitti. Hakfr saltça kalıp üç kölerole güney tarafa (---) saatte bakımlı köyler geçerek, Hırmen

Kalesi, yani Çirmen

sancağının

özellikleri

isimlendirilmesinin sebebi odur ki Hazret-i Zekeriyya peygamberliğinde Edirne sahibi İdrivne Kral Zekeriyya Nebf'ye iman getirip tacını, tahtını, bahtını terk ederek bu Çirmen ensesinde büyük bir tapınak yaparak sevabını Zekeriyya Nebf'ye bağışlar. O büyük tapınakta oturur idi. Bu İdrivne Kralın bir kızı yaşayıp ismine Çirmene derlerdi. Latin dilinde çirmen ve sirmene dünyayı terk etmişe derler. Bu Sirmene krale babası İdrivne kral için bu mahalde bir kale yaptı. İsmini Çirmene koydular. Ondan galat olarak meşhur oldu. 767 [1364-65] tarihinde Gazi Hudavendigar vezirlerinden Timurtaş Paşa Rum keferesi elinden feth etti. Bütün gaziler bu kaleye Çirmen dediler. Zira nice bin adet Müslüman askerler çirmenip geçtikleri için Çirmen dediler. Hala Rumeli eyaletinde sancakbeyi tahtıdır. Beyinin hassı (---) (---) akçedir. Ve sancağında toplam (---) adet zeamet vardır. Ve hepsi (---) adet timardır. Savaş sırasında beyinin sancağı altında kanun üzere cebelüleri ile (---) silahlı asker olur. Lakin 548


bazı zaman bu sancak Özü eyaleti muhafazasına memur olurlar.

Zira o tarafıara yakın sancaktır. Kalesi Meriç Nehri'nin karşı tarafında bir bayır başında dörtgen şeklinden .uzunlamasına bir Şeddadi taştan Ferhad yapısıdır, ama iç il olduğundan cebehanesi, dizdan ve neferatları yoktur. Ve kısım kısım surunun nice yerleri yıkılmıştır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)

Ve 150 akçe kazadır ve (---) adet köyleri vardır. Kadıya senede adalet üzere beş kese olur, ama müftüsü ve nakibi yoktur, ama ayanı ve eşrafı çoktur. Sipah kethüdayeri, alaybeyi, çeribaşısı, yüzbaşısı, yeniçeri serdarı, muhtesibi, bacdarı, subaşısı, şehir naibi ve şehir kethüdası vardır. Şehri bir düz geniş yerde bağlı ve bahçeli sekiz mahalle ve 800 adet kırmızı kiremit ile örtülü bakımlı hanelerdir. Bütün evlerinin pencereleri kuzey taraftaki verimli yeşillik sahraya bakmaktadır. Tamamı (---) adet mihraptır. Evvela bunlardan Paşa Sarayı yakınında,

................ (1.5 satır boş) ............... . Bunlardan başka toplam (---) adet mescitlerdir. Ham, hamamı ve yetecek kadar dükkaniarı var ama medrese, aşevi imareti yoktur. Ancak sıbyan mektebi çoktur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) [148b]

Oradan yine doğu tarafına Meriç Nehri'nin karşı tarafında, Hamza Baba Tekkesi: Anayol üzerinde bir Bektaşi Tekkesi içinde gömülü Al-i Aba aşığı zattır. Gelen geçenler çerağına adaklar korlar. Oradan yine doğu tarafa,

Ulu şehir, büyük sur, yakın belde, hastalıkları gideren ve rahatlık veren, kötü işli sapık İdrivne Kral yapısı, yani ikinci taht merkezi, güzel belde, eski kale Edirne şehrinin özellikleri Allah kötülüklerden korusun. Edirne olayının sebebi: Rum tarihçileri ve mükteli sözler söyleyenler tek tek bütün yeryüzünde olan olayları bu yüzden yazdılar ki; ilk defa yeryüzünde mesken edinen Hazret-i Adem Safi'dir. Muhammed b. İshak'ın görüşüne göre, Hazret-i Adem Nebi'den Peygamber Efendimizin doğumuna gelinceye kadar 6.750 sene olup by, ikisinin arasında 124.000 peygamber gelmiştir, ama Peygamber Efendimizin doğumundan 5.590 sene önce İkinci baba ~

549


olan Hazret-i Nuh Ned aleyhisseliim gelip onun gemisiyle Tufan'dan kurtulanları yeryüzü imar olsun için bu dünya yüzüne yaymıştır.

Önce Kalimon Hekim'i Mısır toprağına gönderdi. Tufan'dan evvel yapılan Ehram Dağları dibinde yerleşip çocuklarının çocukları 'yayılarak Mısır ülkesini ve Hasan arzını imar ettiler. Büyük oğlu Mısrayim 'eski Mısır'ı imar ettiği içn Mısır dediler. Mısrayim ölünce 70 adet evlatları kaldı ve Musul'da Hazret-i Nuh'a geldiler. Nuh Ned de bunların yetmişine birer ülke gösterince bunların her biri birer başka ülkeye gittiler, ama Sırfayii adında bir oğlunu hayr dua ile Rum'a gönderdi. İlk defa Rum'a ayak basan bu Sırfayil'dir. Evvela bu Edirne toprağına gelip gördü ki Nuh Tufanı'nın dalgalarından yerle bir olmuş yapılar gördü. Onlara taaccüp edip nice günler o harap yerde kaldı. Latin tarihine göre, "Tufan'dan kalan yapı Edirne'nin Zindan Kulesi tarafıdır" derler. Bu Edirne zemininde Sırfayii durmayıp Firav adında bir oğlunu koyarak kendi Sofya'yı imar etmeye gitti. Ta Hazret-i Süleyman asrına dek bu Firav adındakinin çocuklarının çocukları Edirne toprağında yerleştiler. Daha sonra İstanbul yapıcısı Alina kızı Makedone bu Edirne'yi imar etti. Ondan Hazret-i İsa zamanında Rum krallarından İdrivne adında bir kral büyük bir kale yaph. Bu, onun ismiyle isimlenen güzel bir kale oldu. İdirven'den bozma Edirne adıyla meşhur olup Bulgar ve Sırf taifeleri elinden nice ban ve hersek kral ellerine girip günden güne eyle bayındır oldu ki dört tarafı üç günde dolaşılırdı. Daha sonra Sırp taifesi Rum keferesine galip gelerek Kostantin Kalesi'nin dış kalesi ki Silivri Kalesi'nden ta Karadeniz kenarında Terkoz Kalesi'ne varır dört kat kale ve dört kat hendek idi. Bu kadar büyük yapıyı Sırp kralı yıktı. Ancak hala bakımh kalan bu İstanbul'un bu iç kalesi kaldı. Sırp kralı İstanbul'dan bu kadar ganimet malları aldı. Zaferle dönüşte Edirne şehrin de Rum kavmine rağmen yağmalayarak ateşiere yakh. Hesapsız bol mallar ile bütün Sırp kefereleri doyum olup taht merkezleri olan Sofya şehrine gittiler. Ondan sonra yine Rum kefereterinden Kavala Kalesi sahibi Filikos oğlu Kavala'da büyük bir hazine buldu. O çok mal ile düşmana rağmen var kuvveti pazuya getirip Edirne şehrini o ka-

550


dar imar etti ki bütün dünyada İdriv ban adıyla meşhur olmuş bir imaristan idi. Bir daha Hıristiyan milletlerden bir kral istila etmesin için bütün Hıristiyanların olumlu görüşleriyle Kudüs-i Şerife vakf eyledi. Her sene bu Edirne'den Kudüs'e yedi milyon altın gönderirler idi. Bu anlayışla Hiristiyan milletlerden biri Edirne'ye tamah etmeyip öyle imar oldu ki sanki Macar diyarında Kaşa şehri gibi ve İrem Bağı'na benzer Peçev1 Sirem gibi oldu. Amma ''Tedbir kuldan, takdir Allah'dandır". Karhane sahibi mutlak ve muhtar fail Allah'ın hikmetinden haberleri yok idi. Sonunda Hicret-i Nebeviyye'nin (---) si tarihinde [149a] Osmanoğulları'nın ortaya çıkışında Rum alimleri, tefsirci, hadisçi, bütün vaiz ve nasihatçılarında genellikle "Elif lam mim. Rum(lar), yenildi. En yakın yerde ... " [Rum, 1-3] ayetinin yorumları Rumeli toprağında İrem Bağı Edirne'dir, diye ümmet-i Muhammedi ve Müslüman askerleri fethine teşvik ederdi. Hak suretinden görünüp Edirne'ye ve başka sapık krallara elçiler gönderip yollarını, bellerini ve geleneklerini görüp gelirlerdi. Ta ki (---) tarihinde Orhan Gazi saltanatında Bursa Rum keferesi elinden feth olup Edirne şehrinin de fethine çalışıp ikinci taht merkezi olmasına karar verildi. Bizzat Hacı Bektaş-ı Vel1 huzurunda gülhang-ı Muhammed! çekilip Fatiha okundu. Bizzat Hacı Bektaş-ı Vel1 300 fukarasıyla ve 70 nefer İslam askerinden Ece Yakub, Haladere, Yalvac Dede, Kara Mürsel, Kara Koca, Kara Hoca ve Kara. Evren adlı gaziler Kapıdağı'ndan sallar ve kelekler ile Bismillah ile Rumeli'ye geçtiler. Gece baskınları yaparak ilk önce İpsala'yı feth edip ilk cuma namazını orada kıldıkların "ibtida sala"dan bozma İpsala derler. (---) tarihinde feth olan Rumeli toprağında bu kaledir. Orhan Han zamanı, Orhan Gazi oğlu Süleyman Şah eliyle. Sözün kısası, yedi senede Müslüman gaziler 70 pare şehir ve sağlam ve dayanıklı kaleler feth ettiler. Sonunda Süleyman Şah bir turnaya şahin salıp av almaya atıyla seğirtirken tekerlenip vefat edince bütün küffar kızıl yumurta boyayıp sanki şenlik ettiler. Onun ardınca Gazi Murad Bey Edirne altına ve İstanbul altına varıncaya kadar baskınlar, çapullar ve yortumlar bırağıp kötü işli küffarı Edirne'den dışarı çıkarmaz olup her zaman gaziler ile

551


çok mallar alıp yine esenlikle İpsala'ya kaytavul ederdi · (dönerdi). Ta ki (---) tarihinde Gazi I. Murad Han müstakil padişah olunca "Bismillah, İdrivne gazasma niyet" deyip yedi yerden gayret kılıcını kemerine bağlayıp Tatar ve Moğol-ı Rum'dan 170.000 asker toplayıp Edirne Kalesi'ni kuşath. Dört taraftan gelen yardımlarını kılıçtan geçirip kale içinde sığınan yeri cehennem olası küffar, "el-Aman ey Osmanoğlu askerinin güzidesi!" deyip kaleyi aman ile vererek nice bini Sofya tarafına, nice bini İstanbul'a gitti. Tanrı'ya hamd olsun 762 [1359] tarihinde bizzat Gazi Hudavendigar Edirne Kalesi'ni, (İstanbul'dan (---) sene önce, ama İstanbul fethi 857 [1453] senesidir) feth edip orada yerleşti ve Edirne ikince taht merkezi oldu. Dünyanın sonuna kadar Osmanoğlu elinde daim ola, iimin yii Mu'in. İkinci taht merkezi Yunan Edirnesi'nin durumu: Yunan kavminin ikinci taht yeridir, ama Alman diyarının ve Kızılelma ülkesinin kapısıdır. İnşaallahu Tatila "Ganim" kelimesinde Kızılelma da feth olur. Nitekim Edirne o diyarın kilididir. Osmanoğlu tarafına kapıları açıktır. Onların da fetihlerini veren Rabb-i Sübbfıh'dur. Nitekim Alman Kızılelması Budin, Macar Kızılelması Estergon ve Orta Macar Kızılelması olan İstolni-Belgrad feth oldu. Yüce Tanrı İspanya Kızılelması'nı da nasip ede, amin, Seyyidü'lMürselln hakkına. Budin, Belgrad ve Edirne gibi gaziler yurdu büyük şehirler elimizde iken inşaallah "Ganim tarihinde Kızılelma, Paris, Kurtuba, Lonçat, Beç, Prag, Donkarkız, Danimarka ve Felemeng'e varıncaya kadar feth olup bu 87.000 mil dünya yüzünde Hıristiyan milletlerden bir kefere kalmayıp tamamen ümmet-i Muhammed ile bu alem arsası dopdolu ola" diye Muhyiddinü'l-Arabf işaret buyurmuşlardır.

"Bütün Hıristiyanlar Yeni dünya bulunup oraya gidip Hıristi­ cehennem yurtları ola" diye rumuz ehlini uyarmışlardır. Hemen Cenab-ı İzzet Osmanoğlu elinde olan belde ve kalelerimizi imar edip Müslüman askerler ile dolu olup Muhammedf haşmet daha da artsın. Dünyanın sonuna kadar Osmanoğlu devleti ebedf oİup üç belde; Bursa, İstanbul ve Edirne sonsuza kadar dünya felaketlerinden korunup devamlı bakımlı ve şenlikli ola. Beri taraftan, yanların

552


Edirne Kalesi'nin görünüşü ve şekilleri Evvela Edirne Kalesi, zemini bir cins topraklı yedi adet hayırlar arasında bir geniş kırlık [149b] vadide kurulmuş eski bir kaledir. Evvela Eskisaray zeminine Çullubayır, derler, ikincisi Murad Bey bayırı, üçüncüsü Aşağı saray meydanında Yassı bayır, dördüncü Hıdırlık b<iyırı, beşinci Kadiri Tekkesi yakınında Kurt bayırı, allıncı Eşe Kadın yakınında Sirkeci Sultan bayırı, yedinci Kıyık bayırı. Bu yedi hayırlar küçük dağlar kadar yüksek ve havadar arnher kokulu pak topraklı tepelerdir. Bunlardan başka yedi adet özler içinde Edirne imarİstanı deniz gibi dalga vurup gülistan hıyabanı içinde çalkamp durur. Bu imarİstanın fırdolayı çevresi tam beş fersah gelen büyük bir şehirdir, ama kalesi bu derece geniş değildir. Edirne Kalesi'nin temellerinin atılması: Yukarıda yazılan beş fersah genişlikte alanı olan büyük şehrin ta ortasında İdrivne kral yapısı dörtgen şekilden batıya doğru uzunlamasına Şeddad1 yapı gibi bir taş yapı, sanki usta Ferhad işidir. Duvarları öyle sanatlıdır ki bir sıra kırmızı renkli tuğla ve bir sıra yontulmuş taş ile yapılmış sağlam ve dayanıklı kaledir. Duvarının temeli yer altında 12 arşın derinliktedir. Surunun boyu tam kır melik arşınıdır. Bütün çevresinde küçük ve büyük 160 adet Kaf Dağı kulesi gibi sağlam burçlardır. Ama bu kale dört köşe olarak yapıldığından her köşesinde birer sağlam ve dayanıklı duvarlı kuleler vardır. Evvela Ağaç­ pazarı köşesinde kuzey tarafa bakan Kaplı Kul~; içinde cebehane olmak ile en tepesi tahta ile kapalı olduğundan Kaplı Kule derler. Ondan güney yönüne Meriç Nehri kenarında Maliyas Kulesi, Kahkaha burcu gibi bir sağlam hisardır. Bir köşesinde Zindan Kulesi vardır ki yine Meriç Nehri kıyısına, kıble tarafına bakar borçlu burcudur ki bütün borçlu, katil ve ortadan kaldırılması gereken yol kesiciler bu Zindan Kulesi'nde hapsedilmişlerdir. "Nuh Tufanı'ndan önceden kalan ~ski kule budur", diye kule üzerinde Latince olarak İdrivne Kral bu kulenin tarihini yazıp tamir etmiştir. Dördüncü köşesinde doğu tarafına bakar Üçşerefeli yakınında Ekmekçiler köşesinde Makedone Kulesi, bu hepsinden büyük ve sağlam yüksel,< kuledir.

553


köşede

başka

Bu dört olan büyük kulelerden küçük ve büyük dört köşe yapı güzel kulelerdir. Bütün çevresi 12.000 adet beden dişleridir. Ve her bedende birer mazgal deliği vardır. Eski zamanda fırdolayı çevresinde hendeği var imiş. Hala yapı kalıntıları görülmektedir. Hatta Manyas Kulesi'nden ta Zindan Kulesi'ne varıncaya kadar Tabalıane taraflarında Arda, Tunca ve Meriç nehirleri hendeK içinden akarmış, ama hala Osmanlılar elinde iç il olduğundan tehlike ve korkudan uzak olup göz yumula yumula derin hendeklerine çöp, toz ve toprak doldurarak hendeği kaybolmuştur. Üzerine dükkanlar, han ve imaretler yapılarak kalenin iki tarafı yapılardan görünmez olmuştur. Ancak Zindan Kapısı tarafı ve Ağaçpazarı semtinde iki taraf kale duvarları görünmektedir, ama biraz tamir isteyen harap eski bir kaledir. Surunun çevresinde toplam altı adet kapı vardır. Evvela doğu tarafına Balıkpazarı Kapısı. İkincisi yine doğu tarafına İğneciler Kapısı. Üçüncüsü Zindan Kapısı. Dördüncüsü Manyas Kapısı, bu iki kapı güney tarafa Meriç kenarına açıktır ki Meriç Nehri'nden su alınır. Beşinci kapı Mihal Kapısı kuzey tarafa açıktır. Bu kalabalık kapıların hepsi ikişer kat demir kapılardır, ama kale fırdolayı bir kat sağlam hisardır, diğer kaleler gibi ikişer üçer kat değildir. Ama bu kapılardan başka daha sonra kalenin nice duvarlarını delip nice uğrun (gizli) kapılar yapmışlar. Mesela biri Ali Paşa Çarşısı içine Uğrun Kapı'dır. Edirne Kalesi fırdolayı tam 6.000 adımdır. Selanik kadar büyük kale değildir. Bu büyüklükte olan kale içinde toplam 14 mahalle vatdır. GüleşeHer Tekkesi yakınında üç adet Müslüman mahallesi vardır. Ve bir Müslüman mahallesi Topkapısı iç yüzündedir. Gerisi on mahalledir. Kale içi Rum kefereleri ve Bekrf meyhaneleri ile süslenmiş bir kaledir. Ta fetih sırasında böyle [150a] sulh anlaşması olmuştur. Geri kalan bütün Müslümanlar dışarıda, büyük şehirde bağlı ve bahçeli büyük evlerde oturmaktadırlar, ama kale içinde bağ ve bahçe yoktur. Kat kat evleri havlısız kasvetli, sıkıcı evlerdir, ama Müslüman haneleri biraz geniştir. Tamamı kırmızı kiremit ile örtülü evlerdir. Kale içinde tamamen sad ranç nakşı döşenmiş 360 adet anayollar vardır ki bütün anayolları baştan başa büyük taşlar ile eski

554

1


tarz

kaldırım döşelidir. Diğer yapıları

"külliyat"ta

anlalılacak­

tır.

Ama bu Edirne Kalesi'ni ve taşra şehrini üç adet derya gibi büyük nehirler kuşatıp şehrin çevresinden akarlar. Edirne şehrindeki üç nehrin anlatılması: Evvela Edirne beldesinin doğu tarafında; Tunca Nehri akar. İlk kaynağı Kızanlık ve Niğebolu sancağı hududunda Torbakatran Dağları'dır. Oradan toplanıp Kızanlık Kasabası yakınından kıble yönüne doğru akarak Edirne içinde Hünkar Bahçesi çevresini dolaşarak Saraçhane Köprüsü allından geçip Mihal Köprüsü'ne varır. Arda Nehri: Edirne şehrinin güney tarafında (---) (---) (---) (---) dağlarmdan gelip Mihal Köprüsü'nde Tunca Nehri'ne katılır.

Meriç Nehri: Edirne şehrinin balı tarafmda dört konak yerde Samakov Dağları'ndan, Köstence ve İhtiman Dağları'ndan gelir. Bu da Mihal Köprüsü altında Tunca Nehri'ne ve Arda Nehri'ne karışıp derya olur. Meriç Nehri'nin Edirne şehrine faydası azdır, ama Tunca Nehri ve Arda Nehri Edirne şehrinin dört tarafında olan yetmiş adet adalar içindeki bağ ve bahçeleri, şebekeli bahçe ve bostanları ve bizzat cennet bahçesi olan Hünkar Bahçesi'ni Tunca Nehri sulayıp, şebboy gülistanı ve menekşe bostanı hayat pınarı Tunca ile bütün ağaçlar ve meyve ağaçları taze can bulup sanki her İrem Bağı Konya'nın Meram'ı olur. Tunca Nehri ta bu derece hayat pmarıdır. . Arda Nehri de yine arı bir saf sud ur. Bu gülistan ve bostanlara faydalıdır. Şehre faydalı değildir.

Bu üç büyük nehir Mihal Köprüsü allında deniz gibi oldukolan adalar içinde nice yüz bağları bostanları sel olup harap eder. Eski bilginler; "İşin sonunda bu üç büyük nehir Edirne şehrinin helak olmasına sebep olalar" diye kafesli kapı üzerinde Latin dili ile yazmışlardır. Münasip hikaye: Daha Edirne şehri, yerle bir olası küff'}rın elinde iken Hazret-i Hacı Bektaş-ı Vell Bursa şehrinde bir alay büyük evliyaullah ile danışıp konuşurken söz sırasında buyururlar ki, "İdrivne şehrini üç büyük ejderha nehir kucaklayıp İdrivne beldesini hel*- etmek isterler. sonunda sulara gömerler, ama 762 [1361] tarihinde Osmanlılar eline girip İslam ülkesine ilave olalarında şehir etrafında

555


cakhr. Aya bizden Edirne'ye kim gider ki orada hazır olup üç su bir olup taşarak geldiklerinde dua etsin ve o dua sebebiyle sular teskin ola?. Fetihten sonra İdrivne şehrinde büyük tekke sahibi ola" buyurduklarında hemen Sefer Şah Sultan: "Padişahım, eğer emir buyurursanız bu kemter kul ve hakfr gidelim" deyince hemen Bektaş-ı Veli Sultan, "Hak mübarek eyleye!" diye Sefer Şah'a post, sancak, çerağ, def, kudüm, kalem, nakkare, zil, boru ve sadem, seccade, hırka, sof elbise, sofra, gülhang ü biat-ı perem ve kırk kerem sahibi halife verip Sefer Şah Sultan'ı Rum ereni olmaya layık görür. Mecliste gülhang-ı Muhammed! çekilip Hazret-i Pir'den Sefer Şah izin alır. Menzilleri dürerek ve merhaleleri uçarak Edirne şehrine sancak kaldırıp def, kudüm ve davulunu dövdürüp erre tevhid ü tezkiri ile borularını çalarak Edirne içinden geçtiklerinde bütün Hıristiyanlar parmaklarını ağızlarına götürüp hayrette kalırlar. Sefer Şah Sultan bu hal ile tevhid-i sultani ederek Hıdırlık adlı yerde yerleşir, sabah ve akşam tevhid ve zikir ile tevekkül kapısında kanaat kafı ile fakirlik er çilesini çekmeye devam ederler. Tanrı'nın hikmeti iki aydan sonra Edirne şehri içine üç büyük nehir ansızın gelip [150b] deniz gibi olup coşarak nice bin sarhoş küffarı boğdu, kimini nahoş ederek şehrin bağlarını, bostanlarını ve gülistanlarını harap etti, nice bin hanelerin toprak edip günden güne üç nehir sakinleşmeyip daha da artmaya başladı. İşin sonunda sapık Monka Kral şehirden kaçıp cehennemde durmaya karar verdi. Bütün iş erlerini başına toplayarak danışıp, "Aya! Böyle büyük şehrim elden gidiyor. Buna ne ilaç eylesek" derler. Sonuçta namazgah taraflarındaki yeşil alana hendekler kazarak kurtulduk sanırlar. O gece gök gürlemesi ve şimşek olup üç adet nehir Ceyhun, Seyhun ve Fırat gibi dalgalanıp şehrin imar kalan yerlerini de seller altında bırakıp evlerini ve kiliselerini harap eti. İşin sonunda bütün küffar dediler ki, "Şu şehrimize bir alay Muhammed! dervişler gelip şu Hıdırlık Dağı'nda her gece uyumayıp boru, düdük ve davul çalarlar. Onlar çok gezip çok yaşayıp çok bilirler. Onlardan bu şehrimizin durumunu bir kere soralım. Görelim ne derler ve bu sulara ne çare ederler" diye Sefer Şah Sultan'a haber gönderdiler. O zat ıla Hızır Dede'yi ve diğer fukaraları alıp Bektaş-ı Velf töresi üzere sancak kaldırıp def ve kudümlerini döverek tevhid-i erre

556


ederek Monuka Kral huz:ı.ıruna gelip çekinmeden her biri tertipiice dizleri üzerine edep ve haya üzere oturdular. Monuka Kral bunlara hayli ikram ettikten sonra, "Hoş geldiniz!" deyince Sefer Şah, "Hoş bulduk!" dedi. Kral, "Bu üç su pek taştı ve bütün adamlarımız şaştı. Sahip olduğumuz bütün emlakimiz ve bütün kiliselerimiz toprak oldu. Bu içler acısı hal neye varır?" dedi. Sefer Şah, "Allah emriyle buna çare kolay bir iştir. Bu sulara akma desem akmaz. Ancak sizden tam 3.000 adamın Hazret-i Muhammed dinine girmesi gerektir ki bu sular akınayıp durgunlaşa" dediğinde hemen toplantıda hazır olan küffarlar hep birlikte, "İsa ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygamberlerdir. 3.000 değil 10.000 kadar adam içten gelerek imana gelelim. Yeter ki şu boğulmaktan kurtulalalım!" diye yemin billah ve kasem talIalı ettiler. Derhal Sefer Şah Sultan bütün fukarasıyla tevhid-i sultanı edip Mihal Köprüsü adlı yerde üç nehrin birleştiği yere vardı. Orada iki rekat namaz kılıp eline asasını alıp yine tevhid ederek deniz gibi üç adet nehrin üstüne postunu döşedi. Elindeki asa ile her nehre birer kere vurup, ""Ey nehirler! Kahhar olan Allah hakkı için durgunlaş(ınız)" diye asasıyla vurunca Yüce Allah'ın emriyle üç adet deniz gibi büyük nehirler o an mahvalup birer küçük ark kadar akınaya başlayınca,

"Ya mübarekler, birer birer coşarak gelin" diye dua edip elini yüze sürdü. Hemen bütün küffar bu büyük nehirlerin bu şekilde kerametle durgunlaşıp Sefer Şah'ın deniz üzere seccade döşeyerek namaz kıldığım gördüklerinde bütün hazır olan küffar ve kötü işli murdar kral ile derhal el kaldırıp bütün ruhbanlarıyla İslam'a geldiler. İslam ile şereflenmeyenleri kendileri kırıp kılıçtan geçirdiler. Tanrı'ya hamd olsun Edirne şehri savaşsız Müslüman oldu. Ara sıra Bursa'dan İslam askeri gelerek Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşurdu. Yine hakim Monuka Abdullah idi. Nice müddet ömür sürüp Sefer Şah Sultan'dan fakirlik cihazını kabul etti. Daha sonra S~fer Şah Dede 761 [1360] tarihinde öbür dünyaya göç etti. Mihal Cisji Yi:lr;ında Ortaoda'da bir tekke içinde gömülüdür.

557


Zira kerametierini gösterdikten sonra kendileri hemen vefat ettiler. Daha sonra Belgrad'ın Sırp kralı, Sofya'nın Bulgar kralı ve Filibe'nin Destpot kralları bu Edirne'de Monuka Kralın Muhammed dinine taphğını duyup yer götürmez yerle bir olası küffarlar ile Edirne üzere geldiler: Kudüs-i Şerif vakfı iken alıidierinden döneklik ederek Edirne'de büyük savaş ettiler.Sonunda aman ile Edirne'yi istila edip Edirne içinde Sefer Şah keşif ve kerametiyle İslam ile şereflenen canlar Gelibolu'ya ve İpsala'da Gazi Süleyman Paşa'ya [151a] gidip orada kaldılar. Dinden dönenler ve imana gelmeyenler Edirne'de kaldılar. Yine üç kral Edirne'yi "Kudüs-i Şerif vakfıdır" diye İstanbul tekfuruna verdiler. Tekfur oğluna Edirne'yi verip zabt ettirdi, ama Cenab-ı Bari kadirdir. Allah bir şeyi yaratmak (halk etmek) dildiği zaman sebebini de hazır eder. Ne zaman ki Gazi Hudavendigar yüce tahta oturdu, bu Edirne'de Müslüman olanlar Murad Han'ı Edirne'nin fethine teşvik ede ede sonunda onlar İslam askerinin öncüleri oldular. Edirne'yi Murad Han'a feth ettirmeye sebep onlar olmuştur. Edirne şehrinin fethinin sebebi yine Hacı Bektaş-ı Velf'nin nefesi ve Sefer Şah Sultan'ın üç adet keşf ü kerameti olmuştur. Gerçekten de günümüzde bu üç nehrin biri taşsa ikisi taşmaz, acaip sırdır. Vesselam. Beri taraftan, İkinci taht merkezi olan Edirne şehrinin eyaZeti 25 adet hakimlerini bildirir

Evvela Kanuni Süleyman Han yazımı üzere Edirne şehri, Rumeli eyaletidir, ama ikinci taht merkezi olduğundan bir hakim müdahale edemeyip bütün salb u siyaseti ve cürm ü cinayeti (çeşitli vergiler) Edirne bostancıbaşıları yönetimindedir. Zamanımızda Kırkayak Koca Sinan Paşa Edirne bostancıbaşısı olup gerçekten de Rumeli eyaletine varıncaya kadar yerlerde kırk­ ayak gibi gezip hırsızı ve haramzadeyi Hamele-i sevrin (dünyayı taşıyan öküz) boynuzunda ise de bularak hakkından geldiğinden Edirne eyaleti güvenlikli idi. Hasları ve 700 tabileri var idi. İkinci hakimi; şer-i Resul tarafından SOO akçe şerif mollalıkbr. Oradan İstanbul mollası olur. Yönetimi altında (---) adet 558


verimli köyler vardır ki bu köylerden mollayasenede 40.000 guruş olur. Bostancıbaşıya yine 40.000 guruş olur. Ve molla hizmetçilerinden rüus-ı hümayfın ile dergah-ı alı muhzırbaşısı ve yeniçeri çukadarı vardır.

Üçüncü hakimi; Hanefi meznebi şeyhülislamı (müftüsü) varOnun yönetimi altında Şafii, Hanbel! ve Malik! müftüleri .,El-cevab: Allahu a'lem-Allah bilir" demeye fetva başına insanlardan onar akçe alıp geçimlerini sağlarlar. Başka gelirleri yoktur. Dördüncü hakimi; bütün temiz soylu seyyidlere zabit nadır.

kibüleşraftır.

Beşinci

hakimi; cad narh üzere bütün

çarşı esnafına

ayak na-

ibidir. Altıncı hakimi; sipah kethüdayeridir. Yedinci hakimi; dergah-ı all tarafından bir oda neferatıyla yeniçeri çorbacısı zabittir. Daha önce ta Gazi Hudavendigar'dan Süleyman Han zamanına gelinceye kadar kırk oda yeniçeriler gece ve gündüz hazır olup muhafaza ederlerdi. Hala Murad Bey Mevlev1hanesi harap olan yeniçeri odaları bellidir. Sekizinci hakimi; yeniçeri ocağından kale dizdarı, elli adet neferatı, yetecek kadar cebehanesi ve kırk pare şah! topları vardır.

Dokuzuncu zabiti;

şehir voyvodasıdır

ki

bostancıbaşı

ta-

rafındandır.

Onuncu zabiti; muhtesib ağadır. On birinci zabiti; gümrük eminidir. On ikinci hakimi; haraccı ağadır ki 13.000

baş

kefereden cizye

alır.

On üçüncü zabiti; hane-i avarız ağasıdır. bu bölge hane-i avarıza kayd olunmuştu. Her sene hane başına birer adam azeb askeri verip büyük alay ile toplam (---) tam silahlı asker tuğları ile davullarını döverek İstan­ bul'a gelip ondan palaşkerma kayıklar ile Tershane-i Amire'de donanma-yı hümayfına hizmet edip altı ay deniz seferi eşerl~r. Bunlar azeb taifesi levendleridir. Bu sınıfın sefer-i hümayunda işleri bütün kadırgalarda kürek çekmektir. Sırası geldiğinde de küreği bırakıp ceng ederler. On dönıtüncü hakimi; şahbender olan bedesten kethüdasıdır ki rüus-ı hümayfın ile bütün sanat ehline hakimdir. [151b] Yazım sırasında

""

..

~

559


Edirne camileri, yani Osmanoğlu seltitin camileri ve diğer camiierin anlatılması Evvela Edirne şehrinin eski mabedgah ve büyük ziyaret yerleri: Küffar elinde iken Hacı Bektaş-ı Veli izniyle Sefer Şah Sultan 300 adet fukarasıyla ilk defa gelip Hıdırlık adlı yerde konuk olup orada bir mescit y~ptılar. Fetihten sonra Gazi Hudavendigar onu genişletip Hudavendigar Camii oldu. Edirne halkı yanlış bilgilerince "Gazi Hudavendigar Kosova gazasında şehit olunca devlet adamları kalbini Edirne şehrine getirip bu Hıdırlık'da yaptırdığı küçük camide defn ettiler" derler ama yanlıştır. Kosova Salırası'nda Kelab(?) Nehri kenarında yüksek bir türbe içinde Murad Han'ın kalbi gömülüdür. Melek Ahmed Paşa Rumeli valisi iken hakiri anılan türbenin bakım ve onarımıyla görevlendirmişti. İrem Bağı ettiğimden dolayı biliyorum. İşte bu şekilde Edirne'de ilk cami budur. Yıldırım oğlu Sultan I. Mehmed Han Camii yani Ulucami'nin anlatılması: İlk temelleri Yıldırım Han oğlu Musa Çelebi'nindir. Daha sonra Musa Çelebi'yi, Çelebi Sultan Mehmed dünya devleti için şehit edip kardeşi Musa Çelebi'nin eksik kalan bu camiini Çelebi Sultan Mehmed tamamladı. Edirne şehrinin ta tam ortasında irfan toplantılarının yapıldığı, ileri gelenlerin yuvası olan yerde yapılmış büyük bir camidir. Üç kapısı var, iki yan kapı ve bir kıble kapısı var. Kıble kapısından ta mihraba varıncaya kadar uzunluğu 180 ayaktır ve genişliği 185 ayaktır. Ancak eski tarz üzere yapılmıştır. Cami içinde dağramalı kargir sütun üzere dokuz Kisra kemeri üzree yine dokuz ibret verici kubesi vardır. Cami içinde öyle süs-püs askılar, sanatlı şeyler ve avizeler yoktur. Bu camiin içi geniş olduğundan dışarıda avlusu yoktur. Hemen altı adet sütunlar üzre yedi kubbesi var. Ondan taşra anayol olduğundan avlusu yoktur. Çarşı pazar içinde yapılmış olduğundan kalabalık cemaati sabah akşam boldur. (---) (---) Bir minaresi üç şerefelidir. Edirne şehrinde bundan ulu ruhaniyetli eski cami yoktur. Gerçi bundan evvel Mihal Köprüsü başında Yıldırım Han Camii vardır ama nursuz Timur olayında Yıldırım Han vefat edip bu Edirne'deki camii eksik kalınca onu da bu Çelebi Sultan Mehmed tamamlayıp sevahım babası Yıldırım Han ruhuna bağışlamıştır. Onun için bu Ulucami daha önce yazıldı. 560


Bu camide Hacı Bayram-ı Veli i'tikafa girerek çok ibadet edip nice yüz bin insa~ı vaaz ve nasihatlerle irşad etmiştir. Hala mübarek kürsüleri teberrüken bir köşede durur. Bir kimsenin, o kürsüye çıkarak vaaz ve nasihat etmeye gücü yetmez. Zira erenler mekanıdır. (---} tarihinde Sultan Ahmed Edirne'ye geldiğinde bir fodul şeyh kendini göstermek için Hacı Bayram-ı Veli kürsüsüne çıkmak isteyince cami görevlileri engelleyip, "Çıkmayın sultanım!" diye rica ederler. Hemen inatçı şeyh kürsüye çıkarak "Bismillah!" demeye bile gücü yetmeden dili tutulup donup kalır. Nice kere konuşmaya niyetlenip başlamak ister ancak hüsrana uğrayıp kürsüden iner. O zamandan beri öyle kalmış büyüklerin mekanı bir kürsüdür, ama mihrabı ve minberi gayet sanatlı imam makamıdır. Ve köşe köşe yerleri birer seçkin şeyhe ibadet köşesidir. Kuyumcular tarafındaki sağ kapıya on bir adet taş merdivenle çıkılır. Gece ve gündüz kalabalık cemaatten half olmayan herkesin gittiği bir camidir. Mihrab önündeki İrem Bağı'nın içinde mesken edinen güzel sesli kuşların yanık sesleri namaz kılan cemamate hayat verir. O nurlu cennet bahçesi gibi bahçede ekili olan menekşe, liile ve erguvanın güzel ve hoş kokusu cemaatin dimağını kokulandırır. Vakıf tarafından bu camiin nazırı olan mütevellfsi gül, sünbül, nesrin ve zanbak mevsiminde bütün saflar arasına nice yüz adet hokkaları (saksı, vazo) anılan çiçeklerle doldurarak nur dolu camii süsleyip nur camii iken içi ve dışı pür-nur olup misk kokulu olur. Kıble kapının yüksek eşiği üzerinde [152a] cell Müsta'sımf hattı ile yazılı olan tarihi budur: Sene sitte

aşere

ve semtine mi'e merhumdur. [816/1413]

Ondan sonra tamamlanan eski mabedgah cami,

Hudavendigar Gazi Murad Han oğlu Sultan Bayezid Han Camii'dir ki anlatılır Evvela bu eski cami Mihal Köprüsü başında Meriç Nehri kıyısı yakınında Filibe şehri anayolu üzerinde bir düz geniş İrem Bağı gibi yeşillik içinde Küpeli Cami adıyla meşhur olmuş Yıldırım Han musallasıdır. isimlendirilmesinin sebebi odur ki nice Havemak kemerlerinin ortalarında usta mimar ve yapıcı Yıldırım

561


mühendisler güzel halkalar asmışlar. Onun için Küpeli Cami derler. Bu cami Timur olayında eksik kalıp Yıldırım Han oğlu Çelebi Sultan Mehmed ve Yıldırım Han kızı Küpeli Sultan bir küpesini satarak babasının camiini tamamladıklarından Küpeli Cami derler. Kıble kapısı ve bir burmalı yiv yiv hurma minaresi vardır. O kadar sanatlı değildir ve cemaatten gariptir. Zira yapıcısı vefat ettiğinden dürr-i yetim gibi yetim kalmıştır, ama has kurşun ile örtülü olan kubbeleri dayanıklı bir şekilde yapılıp güzel bina olmuştur. Ondan sonra,

Çelebi Mehmed Han oğlu Gazi Murad Han Camii'nin özellikleri Üçşerefeli adıyla meşhur olmuş bir camidir. Edirne şehrinin ta ortasında büyük kalabalık mahallinde yapılmıştır Bu mabedgahın ilk yapıcıları Yıldırım Han oğlulları İsa Çelebi ve Musa Çelebi'dir. Temellerini attıktan sonra iki kardeşini de devlet saltanatı için Çelebi Sultan Mehmed büyük cengler ile şehit etmiştir. Bu yüzden bu camiintemelleri ortada kalmıştır. En sonunda tamamlanması(---) tarihinde Çelebi Sultan Mehmed Han oğu Koca Murad Han'a nasip oldu, ama Edirne şehri değil bütün İslam diyarıarına şan ve şöhret verdi. Bu camiin toplam beş adet kapıları var. Her kapının yüksek eşikleri üzerinde eski tarz tezhipli celi yazılar ile Arapça tarihler vardır, ama gayet girişıneli muğlak yazı olmak ile yazılmadı. Adı geçen yüksek kapıların ikisi sağ ve solunda sağlam kapılar­ dır. Üç adedi kıble yönüne açıktır. Orta kıble kapısı üzerinde celf yazı ile yazılı olan süslü tarihtir: "Cami-i Murad b. Mehemmed Han, sene tis'a bi-gayri elifin ve semaniye mi'e" [809/1405-06] yazılmıştır. Bu kıble kapısından ta mihraba varıncaya kadar cami içi uzunluğuna 100 ayaktır. Genişliği 250 ayaktır. Tamamı yapma (---) adet altı sütun üzre beş adet ibret verici mavi renkli kubbelerdir ki her biri felek kubbelerinden nişan verir. Bu beş adet acaip ve garip kubbenin içine üstad nakkaş nice bin renkte, kırmızı, silu, laciverd, mavi, yeşil ve sarı renkli boyalar ile öyle ibret verici bukalemun nakışları yapmış ki çok dikkatle inceleyen bilge kişiler parmaklarını dudaklarına götürüp hayran olarak susup boyun bükerler. Sanki bu beş adet büyük kubbelerin 562


nakşım Nakkaş-ı

ezel k~dret eli ile çizmiştir. Behzad ve Manf bir ucu kadar cevher saçan fırçasım çekmede acizlerdir. Bilge kişilere gizli ve saklı değildir. Bu beş kubbe içinde olan ibret verici nakışlar, bir kubbede olan boyalar ve bir kubb~de olan resim tarhlarının durumu bir mavi kubbede yoktur. Bu ibret verici kubbeler biraz alçak olduğundan gayet rahat seyr olunur. Mihrap ve minberinde çeşit çeşit sağlamlaştıncı yüzükler ve ibret verici mermer halkalar ile bağlanmıştır. Müezzinler mahfili ve eczahan kürsüleri köşe köşe umk-ı mancuklar ile beyaz, siyah, kırmızı ve başka çeşit çeşit değerli taşlar ile süslenmiş, aynü'l-hur (huri gözü) ve aynü'l-hirre (kedi gözü) taşları benzeri hurda taşlar ile bezenmiş büyük şeyhler makamı kürsüleridir. Bu camiin sol tarafında olan kürsü üzere bir Kelam-ı Kadim vardır. Zamanemiz hattatları ona benzer Kudret Kelamını yazmaya güçleri [152b] yoktur. Öyle büyük Kelamullahdır ki bu kürsü ancak onun için yapılmıştır. Okunınası için başka dört basamak sofası vardır. İki adam yerinden kaldırmaya gücü yetmez. Ta bu derece büyük Kelamullahdır. Garaiplik onda ki hattat üstad bunu nasıl yazdı, asıl şaşılacak şey budur. O kadar hüsn-i hattır ki Allah'ın ayetlerinden bir ayettir. Cami içinde diğer ibadethaneler gibi sanatlı avizeler yoktur. Ancak her karanlık gecede nice bin kandiller ile aydınlatılır, kandiller ve çeşit çeşit yaldızlı ve parlak şamdanlar vardır. Dört tarafında eski tark küçük pencerelerin kıblesi dışında bir çiçeklik, güllük, lale bahçesi var. Onda olan çiçeklerin hoş kokuları cemaatin beynini kokulandırır. Bunun da mütevellfsi vakıf tarafından cami içini saf saf fağfurf ve kaşf çini saksılar ile türlü türlü gül yapraklarını, menekşe ve reyhanları dizerler. Bütün namaz kılanların dimağları kokulanıp cemaatin camiden dışarı çıkacakları gelmez. Bu derece hoş kokulu bir camidir. Bu güzel camiin avlusunun anlatılması: Bu ferahlık veren avlunun uzunluğu tam 100 ayaktır. Genişliği ise tam 200 ayakl:J.r. Üç adet avlu kapısı vardır. Sağ kapısı ve kıble kapısı yedişer adet taş merdivenler ile çıkılır, ama sol kapısı merdivensizdir. Bu avlunun dört tarafında yan sofaları üzere 18 adet kırmızı renkte, yeşil, somaki direkler, zenburf, sarı sütunlar, ham mermerler ve bulut renkli. direkler var ki 41 sene seyahat ettiğimiz diyarıarda benzerini görmedik Upuzun çeşit çeşit direklerdir ki sanki her biri kıl

.

-

·"'

563


bu camide Tanrı'ya dua ve ibadet etmeye el bağlamış direklerdir. Bunların benzeri sanki yeryüzünde İstanbul'un Süleymaniye'sinde ve Kudüs-i Şerif'in Mescid-i Aksa'sında ola. Bu anılan renkli sütunlar üzerinde tam yirmi adet mavi kubbeler vardır. Her biri alemleriyle avlunun etrafını süsleyip her bir kubbeler hübab gibi alem olmuştur. Bunda da bir ibret verici seyirlik odur ki üstad Manf İıakkaş elinin ustalığını göstermek için bu yirmi adet kubbelere var kuvvetini sarf edip öyle kıl kalem vurmuştur ki bütün dünya ressamları. seyrine gelip kıl kadar ayıbını bulamamışlardır.

Yirmi adet baş eğmiş kubbelerin içinde olan ibret verici bukalemun nakışları bir kubbede olan başka bir kubbede yoktur. Gariplik onda ki her birinin tarh ve tarzı ve renkli boyaları her birer kubbede başka başka şekilde resm olunmuştur. Bir acaiplik de odur ki 360 yıldan beri Edirne şehrinin kışının sertilğinden ve sıcak­ lığının aşırılığından halen bu kadar renkli boyaların renkleri değişime uğramamıştır. Sanki henüz Nakkaş-ı Ezel elinden çıkmıştır. Bütün ressam nakkaşların yaptıkları resimlerde nur yoktur, ama bu kubbeler baştan başa pür-nur olup bukalemun renkli çiçekleri sanki canlıdır. Ayna gibi bir tür cilalıdır ki parıltısı seyredenlerin yüzüne ışık vurur. Bu avlunun dört tarafında olan pencereler üzerinde türlü türlü ibret verici yazılar ile kasideler yazılmıştır. Bu gönül açan avlu öyle ham mermerler ile döşenmiştir ki her küçük taşın uyuşup kaynaşmasına insan hayran kalıp sanki yek-pare (tek parça) der. Bir oyulmuş taşın, diğer bir kesilmiş taştan bir karınca ayağı kadar farkı yoktur. Sanki bütün bu kadar çok taş yek-paredir ve öyle parlaktır ki bütün insanların yüzlerini renkleri bellidir. Yine bu avlunun ta ortasında kalabalık cemaate abdest tazelemek için Hanefi havuzu var, abıhayat fıskiyelerinden fışkırıp akmaktadır. Bütün namaza niyet edenler ondan abdest yenileyip Yaratan'a ibadet ederler. Bu avlunun dört tarafında dört rükn (direk) gibi dört adet yüksek minaresi var ki her biri göklere baş çekmiştir, ama sağ tarafında olan süslü minare üç şerefeli olduğundan bu camiye "Üç şerefeli" derler. Aşağıdaki bir kapıdan üç tane [153a] okuyucu müezzinler girip minareye çıktıklarında birbirlerini görmezler, seslerini işitmezler, her biri birer tabakaya çıkıp hang-i Muhammedf ururlar (ezan okurlar). Keramet derecesi bir çeşit sanatlı ib564


ret verici, seyre değer güzel bir minaredir ki mimari ilmine Aristo aklı ermez. Sol taraftaki minare iki şerefelidir. Ve avlunun iki köşesinde minarelerin ikisi de birer tabaka burma burma ve şeşhane (altı yivli süs) ölçülü ibret verici minarelerdir. Sanki hepsi yek-pare ezan haneleridir. Bu benzersiz camiin bütün kubbeleri mavi renkli kurşun ile bir şekilde örtülüdür ki görenin aklı gider. İnsanın yapacağı şey değil bir çeşit acaip ve garip iştir. Kısacası bu camiin mimarisinin tatlılığı, inceliği, -zarifliği ve temizliğinde benzeri yoktur. Yapıcı usta bütün becerisini sarf edip o usta bu camiin içinde ve dışında o kadar tasarruflar etmiştir ki felek atlasında öyle bir işçiliği hiç bir eski mimar etmemiştir. Gerçekten de hayrat sahibi Koca IL Murad Han birinci tahta çıkışında Anadolu'da İzmir Kalesi'ni Kaydefa soyu Rum kefereleri elinden feth ettiğinde bütün hazine ve defineleriyle ele geçirip o Karun hazinesini bu Üçşerefeli Camii'ne sarf eylemiştir. Bütün kubbelerinde olan ibret verici bukalemun nakışlarını yapan Acem Manl'dir. Yiğitlik iddiası ile Acem'den 70 adet deve yükü renkli boyalar getirip yedi senede bu camiin duvar ve kubbelerini nakş edip masraf göstermiştir. Koca Murad giden masrafa bakınayıp her üstada haddinden aşkın bağışlarda bulunmuştur. Bu camiin bütün taşları, ağaç kısımları ve diğer gereçleri hesap olununca bir miskal taşı bir altın olmuş, derler. Hatta Timurtaş Paşa oğlu Elvend Bey bina emini im}ş. Onların yazımı üzere bu camiin masrıfına hemen saf altın kısmından 7.000 kese İzmir malı sarf olunmuştur. Diğer saf gümüş ve rayiç gümüş masraflarını Tanrı bilir, demişler. Zira bağış kapısı açık olduğundan yedi iklimde ne kadar çeşitli bilimiere ve ustalıklara sahip yetkih ustalar var ise kerem kaynağı Murad Han'ın keremini görmeye gelip her biri bu camide birer ibret verici eser bırakmıştır. Onun için bu camiye nice kere girsen her bir girişte de nice çeşit sanatlar ve ibret verici resimler ve tasarruflar görürsün. Kısacası bu camiin anlatılmasında dil kısa ve kaleler kırıktır. Beyt: ' Ra'eyna camia'd-dünya cemtti Ve lakin ma ra'eyna misle hazal

Dünyanın

bütün camilerini gördük/ Ancak bunun benzerini görmedik.. -~

565


türünden ibret verici bir cami dir. Ondan sonra, Gazi Murad Bey b. (---) (---) Han (Allah'ın rahmeti ve acıması ona olsun) camiinin anlatılması: O zamanda padişahlara bey derlerdi. Ta Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul'u feth edip Akşemseddin hazretleri sultan dedi. İstanbul fethi için bütün Müslüman gazilere Okmeydanı'nda büyük ziyafet verip eteğine ekmek doldurup Muhammed! sofra başında Müslüman askerlere ekmek kanı dağıttığı için "hün-kar" dediler. Fransa kralının kızını ganimette alıp Tershane Bahçesi'nde açılmamış bakirenin bekaretini giderdiğinde yine Akşemseddin hazretleri latife yollu, "Beyim bu gece yine hfınkarlık ettiniz, yani kan akıttınız" buyurdular. Halen o nefes ruh bulup Osmanoğulları'na sultan, hünkar ve padişah derler, ama Acem diyarında Osmanoğulları'na kayser-i şah derler. Beri taraftan bu anlatacağımız camiin sahibi o Murad Bey'dir ki, ................ (1 satır boş) .............. .. Ahsen-i mesacid, derler. Daha önce cami olmak için yapılmamış idi. Celaleddin-i Rumf muhibbi, yani Hazret-i Molla Hünkar muhibbi olmak ile bu güzel binayı iki kubbeli bir Mevlevfhane etmişti. Daha sonra içinde bir yolla kan oldu. Murad Han'a buiçler acısı durum yansıyınca mimar, yapı ustaları ve muallimler göndererek tekke içinden semahane tahtalarını kaldırt­ tı. Ancak bir peygamber minberi yaptırdı, yeşil renkli uzun bir minare inşa etti. İmam, hatip, müezzin ve diğer hizmetliler tayin eyleyerek sonradan cami olmuştur. Uzunluğu 150 ayaktır. [153b) Genişliği 100 ayaktır. Zira kıble kapısından mihraba varıncaya kadar iki kubbe biri biri önündedir. İçinde asla ve kat'a sütunlar yoktur. Ancak iki yanında misafirhane dedikleri tevhanesi vardır. Gelen ve giden yolcular konaklayıp bu misafirhanede dinlenip güç kuvvet kazanırlar. Bir küçük aydınlık camidir. Bir yüksek tepe üzerinde inşa olunınakla mesire yeri bir camidir. Lakin cemaati seyrektir. Mevzun minaresi gayet sanatlı safi kaşf çinidir. Edirne şehri içinde sanki yeşil renkli açık servidir. Dış avlusunda daha sonra Mevlevfhane inşa olunmuştur. Vesseliim.

566


Fatih Sultan Mehmed Han oğlu Bayezid-i Veli Camii'nin anEdirne şehrinin kuzey tarafında Tunca Nehri kenarında ve bir yeşillik Hile bahçesi düz yerde dörk köşe duvar üzere bir büyük kubb~li gönül açıcı bir camidir. Ancak iki kapısı vardır. Sol taraftaki kutlu kapı padişahlara mahsus hünkar mahfili kapısıdır. İkinci kapı kıbleye açılır büyük kapıdır. büyük kapının üst eşiğinde olan güzel tarihler bunlardır. latılması:

Yılseru 'l-hayratu

sultan Bayezid Azze nasruhu dame bi'l-kadri'l-celll

Ammere li'l-hakkı haze'l-mescidz Lii-cerem hakka le h u' l-ecrü 'l-cezll Hatifu kad kale ame'l-ihtitam Camiün tarihuhU "Hayrun Cemll" Sene 896 [1491]

Ama "hayrun cemll" lafzı Samakov şehrinde Malkoç Bey Türbesi kapısı üzerinde yazılmıştır. Allah bilir, yine Bayezid Han beylerinden imiş. Ama bu Sultan Bayezid-i Velf Camii anılan kıble kapısından ta mihraba varıncaya kadar uzunluğu seksen beş ayaktır. Genişliği tam seksen ayaktır. Cami içinde asla sütunlar yoktur, ama hünkar mahfili bu camiin sol tarafında (---) şeşhane harekan taşı on adet sanatlı sütunlar üzerinde bir fevkan1 selatin mabedgahıdır. Mihrabı ve minberi beyaz ham mermerden yapılmış bir imam makamıdır. Ve nice sanatlı avize ve kandiller ile süslenmiş ve kubbe pervazları da kandil tabakasıyla bezenmiştir. Bilal-i Habeş1 makamı, yani müezzinler mahfili gayet sanatlıdır.

Bu güzel mabedin kıblesi önünde ta Tunca Nehri'ne varıncaya kadar İrem Bahçelerinden nişan verir bir türlü cennet bahçesidir ki diller ile aniatılıp kalemler ile yazılmaz. Bu cennet bahçeleri içinde yetişen çiçeklerin misk gibi güzel kokuları cemaatin dimağını kokulandırır.

Bu camiin sağında ve solunda, Gazi Murad Bey Camii gibi iki gelen giden yolcuların konuk ve yakın olmaları için konukevleri vardır. Pencerelerinden imama uyulur. Bazı vakitlerde >, tarafında

567


kalabalık

cemaat olsa iki tarafta inşa olunan misafirhanelerde cemaat Tanrıya ibadet ederler. Bayezid Han-ı Veli Camii avlusunun anlatılması: Bu avlu beyaz ham mermer ile döşenmiş parlak ve cilalı ibret verici güzel bir avludur ki bütün cemaatin yüzlerinin rengi mermere insan yüzleri yansır ki ayna gibi bellidir. Ta bu derece becerikli usta bu avlunun merrnerierine cila vurmuş ki zerre kadar bir toz parçası bir an eğleşmeyip pak ve parlak durur. Üç tarafında üç adet büyük kapıları vardır ve gayet yüksek boylu kapılardır. Bu avlunun dört tarafında yan sofaları üzerinde 18 adet düzgün sütunlar vardır. Her direği çok değerli uzun sütunlardır. Üstünde de 16 adet küçük kubbeler vardır. Toplam (---) adet pencereleri dış büyük avluya bakmaktadır. Bu avlunun kubbelerinin içi, Üçşerefeli kubbeleri gibi nakışlı değildir. Hemen tamamı sade gözeli beyaz kubbelerdir. Bu avlu uzunluğuna ve genişliğine ikişer yüz ayak geniş avludur. Ta ortasında bir abdest havuzu vardır ki şadırvanı havuz kubbesine kalabalık

fışkırır.

Dört adet yeşil renkli zümrüt gibi serviler var ki bizzat Bayezid-i Veli mübarek elleriyle diktiklerinden mübarek nazariarı değip her biri göklere boy uzatmış misk kokulu uzun serseri servilerdir. Gariplik bu ki birbirinden boyda bosta, görünüşte ve tatlılıkta asla farkları yoktur. [154a] Birinin bir yaprağı, sürgünü ve dalları kıl ucu kadar baştan başa farklı değildir. Ta bu derece büyük mansud ağaç servilerdir. Bu avludan dışarı büyük avlunun temiz toprağı nice bin dut ağaçları ile süslenmiş bir avludur ki uzunluğu ve genişliği yedişer yüz ayak büyüklüktedir. Dört tarafında hastahane, aşevi, kilar, mahzenler, konuk evi, kütüphane ve derslikler dizilmiştir. Ama bu orta avlunun iki tarafında iki adet düzgün minareleri birer kadeh gibi şerefelidir ama gayet ince ve uzun minarelerdir. Hatta yetkin usta ve becerikli mühendis ileri görüşlü davranıp bu boy bosta ve su ince ve zayıf görünüşte olan minareler ihtimaldir ki zamanın geçmesiyle zelzeleden, göklerden ve yerden gelecek felaketlerden yıkılıp camiin dokuz gök kubbesine zarar verir düşüncesiyle anılan iki minareyi camiden uzak yerlerde, misafirhaneler arsasında yapıp camiye bitişik yapmamıştır, ama gerçekten de uzun boylu minarelerdir. Boy bosları ve görünüşleri birbirlerinden azıcık bile eksik olmayıp her biri yüz seksener

568


ayak yükseklikte iki Bilal makamı ezan evi kargir taş yapı güzel minarelerdir. Ve inşaallah darüşşifa, imaret ve diğer hayratları yerinde anlatılır. Tanrı imar eqe. Böyle bir iç açıcı camidir. Vesselam. Bundan sonra yapılan, ................ (6.5

satır boş)

.............. ..

Sultan Süleyman oğlu Sultan II. Selim 'in ibret verici benzersiz camiinin özellikleri (Selimiye Camii) Allah ikisine de rahmet eylesin Vefa dostlarına gizli olmaya ki, "Bu Selim Han Camii niçin İstanbul şehrinde yapılmadı" denirse bir gece Il. Selim İstanbul'da Üsküdar tarafında Fenerbahçesi adlı yerde uykuya dalmış iken bizzat Hazret-i Peygamber'i rüyasında görür. O Varlıkların Övüncü, "Ey Selim, Allah ile ahd ü misak etmiş idin ki 'Eğer Kıbrıs Adası fatihi olursam, gaza malından bir cami yaptırayım' demiş, idin. Cenab-ı Bad sana Kıbrıs Adası'nın 770 mil arzında 170 parça kale bağışladı. Niçin ahde vefa edip ömrüyün kalanını hayrat ve hasenat yolunda geçirmezsin. Tez Kıbrıs'da Magosa Kalesi'nde alınan ganimet mallarını vezirin Kara Mustafa Paşa'dan isteyip benim himayemde olan Sedd-i İslam Edirne'mde bir cami inşa edip sancağım dibine gel!" deyince hemen Selim Han uykudan u yanıp, "Tez veziri çağırın!" der. Yiğit veziri gelinc{\ de, "Tez Lala! Sende olan Kıbrıs ganimetieri malından bana mal verip canını kurtar!" der. Doğru tedbir sahibi vezir, "Saddaktü ya Resulallah- (Ey Allah'ın Resulü, tasdik ettim)" dedi. Selim Han, "Neden 'Ey Allah'ın Resulü, tasdik ettim' dedin" diye sorunca, "Padişahım, akşam Yüce Peygamber'i rüyamda gördüm. 'Ey Mustafa, Selim'e tenbih ettim. Sendeki ganimet mallapnı Selim'e ver. Edirne'ye birliktee gidip tatlı bir cami ve temiz bir mabedgah inşa edin' dedi. İşte padişahım gaza malından 11.000 kese guruş biriktirdim ve baban Süleyman zamanında 3.000 kese hasıl ettim. O da efendim Risalet-penahın uğuruna feda olsun, ama padişah,ım Kıbrıs gazasından sana 3.000 kese Venedik kralının San Marka mührüyle bundukani' mümessek altın hediye ·O,

569


getirdim. Padişahım! Dahi onları Edirne'ye götürüp harcayasınız" diye söyledi. Tedbir sahibi vezir bütün [154b] bu anılan hazineleri padişaha teslim etti. 972 [1563-64] tarihinde bütün İslam askeri ile Edirne'ye girip orada kışla verildi. Yine Resulü's-sakaleyn'i IL Selim rüyasında görüp, "Camii şu Kavak Meydanı'nda bina eyle!'' diye camiin temellerini ve kıblesinin yönünü bizzat Hazret-i Peygamber işaret ettiğinden Edirne şehri içinde Selim Han Camii mihrabından dürüst ve Eski camiden doğru kıblegah yoktur. Ondan sonra hismillah ile nice kere yüz bin insan toplanıp dua ve sena ile 3.000 adet kurbanları temel yerlerinde hazır edip uğurlu saat girince tekbir ile bütün kurbanları kesip temellerinin atıldığına güzel tarihtir: Kale Mi'mar Sinan tarıhaha Faslu sarallah u tarih u 'I-esas. Sene 972 [1563-64]

Mimar ve mühendis İstanbul'da Süleymaniye Camii, Şehzade Camii, su kemerleri ve nice bin hayrat ve hasenatlar inşa eden Koca Mimar Sinan b. Abdülmennan Ağa'nın usta eli eseridir ki yazmaya ve anlatmaya cüret olunur. Evvela bu güzel cami Edirne şehri içinde bir geniş tepe üzerinde kargir yapı ve tamamen yontma taş ile yapılmış dört köşe hoş bir camidir. Kıble kapısından ta mihraba varıncaya kadar cami içi uzunluğuna ve genişliğine yüz seksener ayakhr. Selimiye kubbesinin özelliği: Cami içinde dört adet çar-pa arnelf sütunlar üzere göklere baş çekmiş yüksek bir kubbedir ki sanki dokuz kemerli gök kubbedir. Bütün hendese sahipleri yetkin üstadların ve inşa eden Mimar Sinan'ın doğru sözü üzere bu büyük kubbe İstanbul'da Ayasofya kubbesinden tam altı melik1 arşın boyu derindir ve fırdolayı kubbenin çevresi döt arşın geniştir. Hatta bu haklr güvenmedim. Selimiye kubbesi içinde olan kandil tabakası anılan kubbenin pervazesi beraberincedir. Oradan ayakladım (ayakla ölçtüm), fırdolayı kubbesirıin büyüklüğü (---) ayakhr, ama Ayasofya kubbesinin kenanndan büyüklüğü (---) ayakhr, ama derinliklerini bilmiyorum. 570

ı


Ama Ayasofya kubbesi cami içindeki döşemeden ta kubbenin alem yerine varıncaya kadar bütün camilerden yüksek kubbedir amma yassıcadır. Ve kıble tarafı lfazret-i Risalet-penah Mekke'de dünyaya geldiği gece Ayasofya kubbesinin bir tarafı yıkılıp bir tarafı hala çökmüştür. Daha sonra yine Hazret-i Risalet-penahın ağzı yarıyla (tükürüğle) yapılıp karar etmiştir. O yüzden üstad Mimar Sinan bu Edirne'de Selimiye kubbesini yaparken Ayasofya kubbesini Hazretin ağzı yarıyla yaphkları yerden bir okka miktarı kireci Ayasofya kubbesinden kazıyıp Selimiye kubbesi kirecine karışhrmışhr. Bu Selim Han kubbesini Mimar Sinan bu yolla inşa etmiştir ki inşaallah illi milşiiallah dünyanın sonuna kadar bu Selim Han kubbesi ebedf olur. Bu Selimiye kubbesinin içinde anılan dört direk payelerden başka dört adet arneli payeler daha var, ama onlar cami içinde duran dört payeler gibimeydanda değildir. Dört köşedeki duvarlara bitişik payelerdir. Bu payelerin köşelerinde duvara bitişik türlü türlü ibret verici eczahan kürsüleri var ki her biri birer çeşit sihirli ve kafesli ham mermerden maksureciklerdir. Büyük ku b be alhnda toplam sekiz adet. kemerler vardır ki sanki her biri birer ebemkuşağıdır. Büyük kubbe bu kemerler üzere oturtulmuştur. Bu kemerler altında camiin sağında, solunda ve kıble kapısı içinde yan maksureler vardır ki kalabalık cemaat olduğunda bu mahfillerde ibadet olunur. Kısacası bu Selimiye'yi görmek isteyen Jstanbul'da Tahtakale'de Rüstem Paşa Camii'ni görsün ki hemen o tarh ve tarz üzere yapılmış büyük bir camidir, ama Rüstem Paşa küçüktür. Bu Selimiye mihrabı bir alçacık yarım kubbe içinde Hind sadefkarisi gibi bir püsuskari mihraptır ki sanki Sivas eyaletinde Keskin Kazası'nda Şeyh Şami hazretlerinin mihrabıdır .. Minberinin övgüsünde dil kısa kalır ki Resul-i Kibriya makamıdır. Dağ kazıcısı, mermer yontucusu üstad minbere bir çeşit keski, tarak, delici ve demir kalem vurmuş ki sanki Karaqeniz sahilinde Anadolu tarafında Sinop Kalesi'nde Sultan Alaeddin Camii'nin minberidir, ki onun da bu Selimiye minberi gibi bu geçici dönen dünyada benzerleri yapılmamışhr. Bu Selimiye'nin [155a] ta ortasında Bilal-i Habeşi müezzinler makamı mahfili (---) adet sütunlar üzere dört köşe bir makamdır 571


ki onda bütün yetkin üstad mü'ezzinler on iki makamı, 24 şube ve 48 terkibi o makamda icra ederler, bir tatlı hoş mahfildir. Bu mahfilin altında bir küçük havuz içinde şadırvanı dükeli zaman fışkırıp akmadadır. Bazı susamışlar ve abdest tazelemek isteyen müezzinler ondan içip susuzluklarını gidererek Rablerine şükrederler. Bu gibi bir havuz ve şadırvan bir camide yoktur. Ancak Bursa'da Yıldırım Bayezid Han'ın Ulucamii'nde ola, ama o da gayet büyük havuzdur. Selimiye Camii'nin dört köşe duvarlarında toplam 250 adet billur, necef ve moran cam vardır. Dünyayı aydınlatan güneşin ışıkları bu camiye yansıdığında cami içi nur iken pür-nur olur. Onun için bazı pencereleri üzerinde, "Allahu nuru's-semiivdti ve'larz- Allah göklerin ve yerin nurudur." [Nur, 35] ayeti yazılmıştır. Her camlarda çeşit çeşit ince işli sanatlar vardır. Bunda olan sanatlı avizeler, türlü türlü kıymetli askılar ve dört tarafında ta kubbe pervazına varıncaya kadar kandil tabakaları üç kattır. Üç ay mübarek gecelerinde 12.000 adet kandiller ile bu cami aydınlandığında gerçekten de her gece Mirac kandili, Kadir kandili ve İsra gecesi olur. Bu şekilde süs ve ziynet bir diyara mahsus değildir. Ancak İstanbul'da Sultan Ahmed Camii ve Kudüs-i Şerif'de Mescid-i Aksa ola. Zira onun hakkında İsra suresinde "Eksiklikten uzaktır O (Allah) ki gecenin bir vaktinde kulunu, iiyetlerimizden bir bölümünü kendisine göstermemiz için, Mescid-i Haram' dan Mescid-i Aksii'ya yürüttü ... " [İsra, 1] ayeti nazil olmuştur, ama bu Selimiye'de olan Karahisarf Hasan Çelebi'sinin hatları meğer İstanbul'da Süleymaniye Camii'nde de ola, ama fakir Hattat Hasan Çelebi bu camiin kubbesinin Hi göbek kısmına (---) (---) ayetini yazarken nergis gözünün birine kireç parçası düşmüştür. "Ah gözüm" diye can havliyle yanında hazır olan çanak içinde kalemleri yıkayacak kireçli su ile ceylan gözünü yıkayınca bir gözü daha pişmiştir. İşte göremez olmasına sebep Selimiye kubbesinde ustalık gösterdiğidir ki ustalığı burada son bulmuştur, ama gerçekten de Koca Hasan Çelebi resim ilminde el ustalığını göstermiştir ki bütün hatları ayetün min ayatillahdır. Daha sonra Selim Han adalet edip Hasan Çelebi'ye Bab-ı hümayun vazifelerinden her gün ikişer adet mümessek sikke maaş bağlamıştır ki ömrünü onunla tamamlayıp İstanbul'da Eba Ey-

572

ı ı· ıl


yub-ı

Ensarf

karşısında

Sütlüce

adlı

kasahada

Çavuşbaşı

Camii

sahasında üstadı Ahmed Karahisarf yanında yatmaktadır.

Edirne şehrinde Selimiye Camii avlusunun anlatılması Bu avlu tamamen beyaz ham mermer ile, öyle düzgün rengareng mermer ile döşenmiştir ki sanki ibret verici bir beyaz sahradır. Uzunluğu ve genişliği yüz seksener ayaktır. Dört tarafında 26 adet çeşit çeşit sütunlar var ki çoğunluğu Mora diyarına yakın Atina'da Temaşalık adlı yerden gelmiştir. Ve nicesi Kıbrıs Adası'ndan ve bazısı Hudavendigar sancağında Hazret-i Süleyman'ın Belkıs validemize yaptırdığı Edincik şehrinden gelip bu camiye konulmuştur. Her birine birer Mısır hazinesi sarf olunup nice kere yüz bin sıkıntı ve zorluklarla gelmiş çeşit çeşit direkler bir tertiple bu avlunun yan safaları üzere dizilmiştir. Bu sütunların da üstünde 24 adet yuvarlak küçük kubbeler vardır, ama nakışlı değildir. Tamamı sade gözeli Nalışevan demir tası gibi Havemak kubblerdir, ama her kubbe altındaki kemerlerde olan çeşit çeşit değerli taşların birbirine uyumu seyr ettiğimiz binaların birinde yoktur. Bu avlunun üç tarafında üç adet sanatlı kapısı vardır. Her birinden beşer altışar basamak taş merdiven ile çıkılır. Ve yine üç tarafında 26 adet pencereleri var, taşrada büyük avluya bakmaktadır, ama avlu ortasında (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Edirne şehrindeki Selimiye Camii'nin acaip minarelerinin anlatılma.sı Bu benzersiz cami ve cennet törenli mabedgah, öyle bir cennettir ki bunun dört köşesinde dört adet ibret verici minareleri dört büyük direk gibi yapılmıştır. Ve mavi renkli kubbe kasesi dört minarelerin ta ortasında kurulmuştur. Bir minare bir minareden uzak değildir. [155b] Pergel hesabı ile bir çırpıda olup dördü de üç şerefeleri, bir boy bosta ve bir görünüşte on altışar terek hane-i şeş­ deh (16 yivli) tarhlı uzun minarelerdir ki birbirlerinden bir kıl ucu kadar farkları yoktur. Bu dört minarenin, iki yan kapıları dibindeki iki minaresi üçer yolludur. Yani aşağıdaki kapıdan üç rriüezzin girip her biri birer yola çıkar, üç müezzin üç tabakaya çıkıp asla birbirlerini görmezler. Yine böyle iken öyle ince minarelerdir ki her birini ikişer yiğit aaamlar sarsalar kucaklamak mümkündür. Ta bu derece zarif ve u,zun minarelerdir, ama kıble duvarı köşelerinde olan .... . -573


minarelerin ikisi sadece birer yolludur ancak boy posta ve sanat yönünde tektir. Dört minarelerin üçer kadeh şerefeden on iki tabaka eder. Ona işarettir ki, Sultan Il. Selim, Osmanoğullarının on ikinci padişahı ola. Ve her şerefesinin duvarları öyle ağ gibi oymadır ki sanki Fahri' makas ile Hıtayi' ~ağıttan oymuştur. Ve dördü de ikişer yüz otuzar basamak taş merdiven ile çıkılır, ama iki minaresi üçer yollu olduğundan her birinin ikişer yolu daha fazla olup dörder yüz altmış ayak daha fazla olur. Bu takdirce üç adet yolunda bir minarenin 690 basamağı olur ki dördü de göklere doğru baş çekmiş "Kad kameti's-salii-Haydin namaza" mahalli güzel minarelerdir. Gariplik bunda ki bu Edirne şehrine girerken elbette dört tarafında dört adet büyük anayol vardır. Her hangi yoldan Edirne'ye girersen gir, bu Selimiye'nin dört minaresi iki görünüp altı şerefeli görünür, ister yakın ister uzaktan olsun. Bu şekilde hendese üzere tasarlanmıştır ki iki minare görünür, ama şehir içinde anayolları ters köşeden olduğundan yine dört görünür. Seyretmesi garip olan ibret verici minarelerdir. Kısacası bu dünyada benzerleri yoktur. Taklit dahi kabul etmez, görmeye değer ezan kuleleridir ki her gören bu mısraı söyler. Mısra: Heziir ahsend

evkar-ı karın

merd-i

meydanı

deyip parmağını ağzına götürür. Bu camiin bir seçkin sanah da, kurşun ustası bu camiin bütün kubbelerini öyle has kurşun ile sihirli bir şekilde örtmüştür ki her bir mavi renkli kubbe üzerine pergel vursan bir tahta kurşuna bir tahtadan kıl ucu kadar hariç değildir. Ta bu derece düzgün örtülmüş ibret verici kubbelerdir. Bir sanatı da bütün üzerine yağmur suyu inince bir damla yağmur boşa gitmeyip tamamı bir akarsu gibi milırabın biraz alçak olan yarım kubbesi yanında büyük bir kuyuya akıp oradan oradan camiin iki tarafında olan abdest çeşmelerinin samıcında toplanır. Bu da bir çeşit seyirliktir. Sözün kısası bu cami 370 ustalık üzere yapılmış sağlam bir camidir, ama her bir şekilde icra olunan ustalıklarını anlatsak başka bir ciltli kitap olur. Hatta babamız merhum Ser-zergeran-ı dergah-ı all yani Derviş Mehmed Zılll bu Selim Han Camii'ni yapan Mimar Sinanağzından duyup anlatır, buyurmuşlar ki,

574


"47 selatin camii yaphm ve 140 mescit, 30 adet sultan ham, 140 ayan sarayı, 120 köprü, yedi adet su kemerleri ve nice bin ileri gelenlere ve seçkinlere haneler ve saraylar yapıp hendese ilminde çok sanat icra edip zamanın seçkini oldum, ama kalfalığımı İstanbul'da_ Şehzade Camii'nde icra ettim. Ustalığımı Süleymaniye Camii'nde tamamladım, ama bütün gücümü ve becerimi bu Selim Han Camii'nde sarf edip uzmanlığımı açık seçik ortaya koydum. Cihan mimar ve mühendisleri bütün güçlerini ve becerilerini harcasalar böyle büyük bir eser yapmaya güçleri yetmez. Ve bir padişah bu kadar çok mal harcamaya cüret edemez" diye ustalar ustası Koca Mimar Sinan Ağa babamıza böyle anlatırmış.

Edirne şehrindeki Selim Han Camii'nin masraft Bu camiin ilk başta temeline nazır olan Müeyyed Paşa'nın Selim Han'a azettiği üzere Serdar Mustafa Paşa'dan alınan gaza malıyla toplam 27.760 Rum kesesi gitmiştir ki yazıldı, Sözün özü, kısası ve sonu odur ki bu hakirin, bu Selim Han Camii'nin bu derece özelliklerini yazmaktan maksat ve gayesi odur ki bu kemter-i ahkar [156a] mimari ilminden ve mühendislik mesleğinden birazcık haberdar olduğumuzdan dolayı bu Edirne şehrine her geldiğimizde bu ibret verici camiye inceleyici gözle bakıp elimizden geldiği kadar özelliklerini anlatmaya cüret ettik. Aziz

babamızın

hikiiyesi · Muhterem babamız Derviş Mehmed Zill1 merhum bu cami sahibi Selim Han zamanında Kıbrıs fethinde feta yiğit bulunup şeyhi Can Paşa'nın müezzinbaşılığı ve bazan da insanlara önder olup imamlığı hizmetlerinde olup fetihten sonra o sevindirici fetihte Magosa Kalesi'nde ilk yürüyüşte feth ezanını okuyup gülhang-ı Muhammedl'ye yol bulduran bu kusur sahibi hakirin babası idi. O yüzden fetihten sonra İstanbul'a gelip bütün vezirler, devlet adamları ve başka iş başında olup Kıbrıs fethinde bulunanların tamamı padişah huzurunda hil'at-i fahire (değerli elbiseler) ve makam ve değerlerinin yükseltilmesi ile nasiplendiklerinde babamız da ilk fetih ezanını okuduğu için hil'at-i fahire giydiğinde Tanrı'nın hikmeti öğle vakti imiş. Hemen o an Selim #, Han, 575


"Kişi ibtida fetihde burc u barü üzere nice (nasıl) ezan okudun, dinleyelim!" buyurduklarında hemen babamız Davudf-dem ile Bilalı tarzı hicaz makamında bir yüksek ezan-ı Muhammed! okur ki bütün mecliste hazır olanlar dinleyip taze can bulurlar. Hemen o an Selim Han babama bir hatt-ı şerif yarlığ-ı beliğ ihsan eder, buna göre günlük ikişer altın maaşıyla bu Edirne'de yapılan Selim Han Camii'nin ilk defa temel müezzini olan babamızdır. 976 [1567-68] senesinde tamam olunca babamız bu nur dolu cami hizmetinde olduğundan bütün özelliklerihi bu haklre anlattığından bu camiin övgüsüne fazlaca cüret olundu. Hatta babamızdan dinleyip yazılan tarihleridir:

Kale Mimar Sinan tarihahil "Fazl~ı [Allah]" sara(llahu)

tarilıu 'l-esas.

Sene 972 [1563-64]

Bu tarih ilk defa temelin kazılmaya başlanıldığına tarihtir, ama tamamlanmasına bu mısra tarihtir: "Fazl-ı

Yezdan" kane tarih u' t-temam. Sene 976 [1567-68]

................ (1.5 satır boş) ............... . Bu tarihleri babamızdan dinlediğimiz şekilde kaydetmiştik. 41 sene geçtikten sonra bu seyahat ile Edirne şehrine gelip bu aydınlık camii seyr ettiğimiz sırada bu tarihleri yüksek pencerenin üst eşik aşı üzerinde yazılı bulduk ki babamızın inci gibi sözlerine uygun geldi. Allah rahmet eylesin. Zira babamız Süleyman Hanlı idi. Sigetvar gazasında birlikte idi. Eğri fatihi III. Mehmed Han ile bile idi. Onda kuyumcubaşılık hizmetinde idi. Çok yaşlı beli bükülmüş olduğundan bütün vezirler, devlet adamları, alimler, salihler ve şeyhlerin sevdikleri ve saygı duydukları biri idi. Zira kendilerinin çok yaddaşı (andığı kişi) var idi. Zira kendilerinin babası Demircioğlu Kara Ahmed Bey, Fatih ile İstanbul fethinde bulunmuş idi. O zat 147 sene ömür sürüp Kütahya'da Zeregen Mahallesi'ndeki evimizin önünde gömülüdür. babamız da 117 yaşında vefat edip İbrahim Han'ın tahta çıktığında defn olunmuştur. Hakfr Kulekapısı Mevlevfhanesi mezarlığında mübarek kabrini tarihleriyle açık seçik belirtmişizdir. Allah rahmet eylesin. 576


sıkıntı veren uzun sözlerden maksat odur ki dedemizden bave babamızdan bu kemtere miras olarak intikal etmiş 300 seneden beri yaşanmış ve baştan geçmiş olaylar vardır. Babamızdan dinlediğirrüz Selim Han Camii'nin özellikleri de çoktur, ama biz kısalttık. Sözün kısası, Osmanoğulları devletinde çok meşhur olan camiin biri Süleymaniye ve biri bu Edirne'de Selimiye'dir, ama bunun misli hiç bir yerde yoktur. Adem oğlanı onun yapılış şeklinin anlatılmasında aciz ve yetersizdir. Zira bu ibadet evinde beğenilen ve güzel sanatlar ve türlü türlü tasarruflar yapılmıştır ki övgücüler onun övülmesinde yetersiz kalır. Kısacası güzelliği, hoşluğu ve zarifliği anlatılamaz ve tarif edilemez. Dünyanın sonuna kadar sabit olarak kala, amin ya Mu 'zn. Ama Tanrı'nın hikmeti Selim Han Camiin tamamlandığını duyduğu gece Hazret-i Peygamberi rüyasında görüp, "Ey Selim, camiin cemiyeti tamam oldu. Son cuma sancağım dibinde kılmak için Edirne yoluyla bana gel" derler. Hemen Selim Han İstanbul'dan Edirne yolu diye giderken iki gün hastalanıp üçüncü günde Çorlu adlı yerde çorlu olup vefat etti. Selim Han, camiinde ilk euroayı kılarnayıp son euroada cenaze namazı kılındı. Mübarek naaşını Ayasofya'da defn ettiler. Kapısı üzere bu ayet-i şerif yazılıdır:

Bu

bamız

"İl la men etcillahe bi-kalbin selim. diğer

Sene (--- )1

tarih: Şah-ı

cihtin oldu bin üçde fevt. Sene (---) [1003/1593-94]

Ondan Sultan Süleyman Han Camii, ancak Taşlık Camii demek ile meşhurdur. Eski zamanlarda zaviye idi. Daha sonra Süleyman Han veziri Mahmud Paşa ruhu için bir güzel cami yaptı. Bir yüksek kubbeli ve bir uzun ınİnareli kalabalık cemaate sahip hoş bir camidir ama yazılan camiler gibi selatin camii gibi donanımlı büyük cami değildir, ama geçimini buradan sağlayan ve hizmetçileri bol, tevhid ehli, dindar ve temiz insanların karargahı ve beş vakitte ibadet yerleri olan [156b] hoş bir camidir.

Şuara, 89 '"Ancak Allah"a kalb-i seli'ın (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda

bulur)""

577


................ (3 satır boş) ............... . Edirne şehri içinde toplam 14 seliitin camii vardır, ama meşhur olan bu yazmış olduğumuz padişah camileridir.

Büyük Edirne şehrinde vezir ve diğer devlet adamları camilerinin anlatılması Evvela Defterdar Mustafa Paşa Camii: Bir büyük kubbeli ve düzgün minareli kalabalık cemaate sahip alimler yuvası ve salihler meskeni bakımlı ve süslü bir camidir. Ve, Çelebi Camii: Bu iki cami Sultan II. Selim Han zamanında Selimiye Camii yapılırken bunları da Mimar Sinan yapmıştır ki ferahlık yurdu camilerdir. Haseki Sultan Camii: Yeni Mustafa Paşa Köprüsü başında Mimar Sinan yapısı hoş camidir. Noktacı Camii: Kalabalık cemaate sahiptir. Eski Ali Paşa Camii: Çarşı sahibi Ali Paşa'dır. Bu camide Mimar Sinan yaptı. Beylerbeyi Camii: Gayet ferah mekanlı, hoş ve sevimli bir cami dir. Lari Camii: Eski tarz yapıdır. Ve, Cezeri Kasım Paşa Camii. Kafesli Kapı yakınında Hacı İlyas Camii, cemaati çoktur ve ziyaret yeridir. Mihal Bey Camii: Mihal Köprüsü üzerinde Çirmen tarafına giderken sol tarafta bir ada üzerinde eski tarz aydınlık bir camidir. Avlusunun kapısı ta Mihal Köprüsü üstüne konulmuştur. Bu camiin kıble kapısı üzere tarihi: F1 sene hamse ve ışrln ve semane-mi'e yazılmıştır ki, Fatih'in babası Koca Murad Han Mihal Köprüsü ve bu cami yapılmıştır . satır boş)

[825/1422] zamanında

bu

............... . Bu Edirne şehrinin bütün caşiddetli kış günlerinde vakıf tarafından abdesthane musluklarında sıcak sular akarap kalabalı cemaat huzur ile abdest alup ibadet ederler. Gerçekten büyük hayrattır. [157a] Sözün kısası, Edirne içinde IV. Murad Han fermanıyla Avarezade yazımıyla ibadethane olan mihrap, toplam zaviyeleriyle 1.705 adet mihraptır. On dördü seliitin camidir. Üç yüzü vezir ve ................ (20

Acaip milerinin

578

hayratların anlatılması:


ileri gelenlerin camileridir, ama yukarıda yazılanların vezir ve ileri gelenlerin kurşunlu camileridir.

tamamı

Edirne beldesinin mescitlerinin anlatılması Tamamı (---) adetMüslümanların secde yeridir. Evvela bunların içinde en eski Hıdırlık Mescidi, kefere zamanında Sefer Şah Sultan yapıp daha sonra Gazi Hudavendigar'ın inşa ettiği mabedgahdır. Timurtaş Paşa Mescidi ve Kızılminare Mescidi. ................ (2.5

satır boş)

............... .

İlim yuvası medreseterin anlatılması Tamamı

öğrenim yuvalarıdır. Evvela Muradiye Medresesi, bakımlı evkaflı meşhur, İshak mekanı olan eski bir medresedir. Ondan Yıldırım Han Medresesi, evkafı zayıftır. Ondan Yıldırım Bayezid Han oğlu Musa Çelebi Medresesi, Çelebi Sultan Mehmed Han Medresesi ve Koca Murad Han Medresesi, bakımlı ve meşhur medresedir. Üçşerefeli Medresesi, Atik Medresesi, Küçük Çelebi Medresesi, Büsarniye Medresesi, Çukacı Hacı Medresesi ve Anbar Kadı Medresesi bakımlıdır. Kemal Paşazade Medresesi: Bu medresede bir odayı cinler zapt edip insanlardan hiç bir kimsenin girmeye gücü yetmediğin­ den nice seneler kapısı kapalı olup bol ve terkedilmiş olarak dururdu. Sonunda 888 [1483] tarihinde Sultan Bayezid-i Vell zamanında Kemal Paşazade Ahmed Çelebi talebe iken bu Edirne şeh­ rine seyahatle gelip bu şehirde konaklayarak kendisine kalacak bir yer bulmak için aranırken yolu bu medreseye uğrar. Dersiiimmdan bir oda istediğinde, "Ey molla! Medresemizde ancak bir kullanılmayan oda vardır. Onu da cinler ele geçirmişlerdir. Ondan başka boş hanemiz yoktur," deyince Kemal Paşazade Ahmed Çelebi, "Sultanım, o odayı bize bağışlayın. Yüce zatınızdaİı teyemmünen ve teberrüken biraz ilim görelim" deyince müderris, "Hoş mollam, diriğ etmeziz, güzel buyurursunuz ama o odaya kim girdi ise sabahısı ölüsü taşra çıkar" der. Kemal Paşazade, "Her çi J?ad-abiid-ne olursa olsun, o odayı bize sadaka edin" diye ısrar eder. Sonunda müderris efendi biraz sıkınblaranak,

(---) adet

~

579


"imdi molla! Ahiret hakkını helal eyle" diye odanın anahmaliaya verir. Molla odanın kapısını Hismillah ile açıp postu üzere oturur. Akşamdan sonra kapıcılar ve müderris Kemal Paşazade'nin odası önünde eski adetleri üzere bir teneşir, bir tabut, tencere ve ölü için gerekli olan diğer malzemeleri hazırlayıp beklerneye başlarlar. Tanrı'nın hikmeti, ·gece yarısıda Kemal Paşazade dersle meşgul iken hemen duvarın kıble tarafı ikiye ayrılıp bir bitkin ve güçsüz ihtiyar elinde bir sevimli Ci van eviadıyla belirip, "esSelfimu aleyk" der. Kemal Paşazade selamını alıp nice nice konuşmalardan sonra, "Ey oğul, bu eviadımı sana Allah emaneti veririm, buna ilim öğretip namazın şartlarını öğretesin" deyip gider. Kemal Paşazade Hismillah ile o pak masuma Kur'an öğretip kendi işiyle meşgul olur. Şafii vakti olduğunda yine duvardan o ihtiyar belirip, "Ey oğul, Allah senden razı olup iki dünyanın mutluluğuna eresin. Ben cinlerin meliklerinden Asfa'il adlı melikim. Her ne zaman ki bu odaya gelip kalanlara bu eviadımı emanet verip gide. rim. Onlar Allah emanetine hıyanet edip eviadıma el uzunluğu (el uzatırlar) ederler. Ben de onları kati ederim. Şimden gerü var sana bütün acaip ve garip ilimler açılıp 'Müfti's-sakaleyn' olup bu Bayezid oğlu Selim adında bir büyük zat Mısır fatihi olacaktır, onunla Mısır'a gidersin. Orada benim kardeşim meliktir, orada da ecinneye sol tarafından, ademoğullarına sağ tarafından fetva verip sakaleyn şeyhülislamı ol ve dünya çirkefine tamalı etme. Her sabah seccaden altında biner altın bulup fukaraya tasadduk eyle!'' [157b] diye dua ve sena edip yine eviadıyla duvara girip kaybolur. Sabahleyin Kemal Paşazade dışarı çıkınca görse ki kapısı önünde imam, müezzin ve cemaatler tabut hazır edip su ısıtmışlar. Kemal Paşazade'yi görüp şaşırıp Tanrı'ya şükrederler. Kemal Paşazade sırrını açıklamayıp bu odada öğrenimini tamamlayarak öyle alim ve fazıl olur ki zamanın en seçkini, manalar deryasının dalgıcı olup gerçekten de müfti's-sakaleyn olur. Sonunda Süleyman Han Gazi zamanında Mısır kadıasker­ liğinden aziedilmiş olup İstanbul'da şeyhülislam iken selam yurdunu selamiayıp Edirnekapısı dışında bir demir kafes içinde üstü açık bir mezarda gömülüdür. Saralı olan canlar yedi cumartesi tarını

580


sabahleyin ziyaret edip amber kokulu temiz toprağından birazcık yeseler Allahu TaaHi'mri emriyle sağlık bulup gider. Bu sultamn kadrinin yükselmesine sebep bu Edirne'deki (---) (---) medresesi odası olmuştur. Halen günümüzde de sultanın o odası kapalıdır. Yanına varmaya bile cüret edemezler. Öyle bir korkutucu odadır. Ondan Taşlık Medresesi ve Ramazanoğlu Pir Mehmed Sarrac Medresesi, Adana'da Ramazanoğulları'ndandır. Medresesi Sarraciye namıyla meşhurdur . Meşhur

................ (2 satır boş) ............... . olan medreseleri bunlardır.

Kur'an öğretilen darülkurraların anlatılması: Tamamı (---) adet şeyhülkurra mekanıdır. Evvela 14 adet seliitin camilerinde birer Hazret-i Kur'an öğreten şeyhülkurralar vardır ki hıfz ilmi, İbn Kesir ilmi, Seb'a, Aşere ve takrib ilmi görülüp Kitab-ı Cezeri ve Kitab-ı Şatıbiyye ebyatları okunur. Kaynakları ve okuyucularıyla Ebu Amr kıraati, Hafs kıraati, Verş kıraati, Bezzi' kıraati, Ka lun kıraati, Zek van kıraati ve Dürri kıraatları görülür. Hamele-i Kur'an'ı (Kur'an okuyan) çoktur ama Kur'an hafızı yoktur. Olmamak olmaz ama insanlarının çokluğuna göre İstanbul, Kastamonu, Şam, Haleb ve Mısır kadar hafızları yoktur, ama muhteşem alimleri çoktur. Seliitin kurralarından başka Eşe Kadın Camii'nde Ekmekçizade Ahmed Paşa Darülkurrası vardır.

................ (2.5 satır boş) ............... . Hadis öğretilen darülhadislerin anlatılması: Tamamı (---) adet darülhadis vardır. Evvela bunların iÇinde donanımlı ve mükemmel mavi renkli kurşun ile örtülü kargir bakımlı yapı Sultan II. Selim Darülhadisi meşhurdur. Zamanın fazıllarından hadis bilgini ve tefsirci dersiamlara meşruta bakımlı bir darülhadistir. Ondan (---) (---) darülhadisi, ................ (2 satır boş) ............... . Bunlardan başkasını bilmiyorum. Ebced okuyan çocukların öğrenim gördüğü sıbyan mektepleri: Tamamı (---) adet sıbyan mektebidir. Evvela 14 adet seliitin camilerinin birer sıbyan mektebi vardır. Her sene bayramlarda her 581


ciğer köşesi ilim öğrenmek isteyen yetişmemiş çocuğa birer kat elbise, çanta ve harçlık vakıf tarafından verilir. Ama hepsinden Murad Han Mektebi, Çelebi Mehmed Han Mektebi ve Selim Han Mektebi bakımlıdır. Ondan (---) (---) mektebi,

................ (2.5

satır boş)

Şanlı derviş tekkelerinin anlatılması (---) adet Allah'da yok olmuş garipterin mekanıdır. en eskisi karalar ve denizler seyyahlarının hüzün kulu-

Tamamı

Bunların

beleri, Hazret-i Hızır Dede Rünkar Tekkesi: Kefere zamanında da Hazret-i Hızır Tekkesi idi. Daha sonra Hazret-i Hacı Bektaş-ı Velf izniyle Sefer Şah Dede ve Hızır Dede gelip bu tekkede konaklayıp [158a] imar oldu. Hala Hıdırlık ismiyle isimlendirilmiş meşhur bir Bektaşi Tekkesi'dir. Edirne şehrindeki Hıdırlık Tekkesi'nin özellikleri: Kefere zamanında da Hazret-i Hızır Makamı diye imar etmişlerdi, ama fetihten sonra Edirne'yi Gazi Hudavendigar Hızır Makamı ve Sefer Şah Sultan Tekkesi'dir diye Edirne'nin gaza malından bu tekkeyi ihya edip Bektaş! fukaraları için büyük bir meydan, eski mabedhane, Keykavus Mutfağı, kiları ve pek çok odalar inşa edip bütün yapılarını safi kurşun ile örtüp İrem Bağı gibi marnur etti. Daha sonra 831 [1428] tarihinde Gazi Mihal Bey oğlu Yahya Bey bir tarafına kalenderhane, çeşitli çillehaneler ve bahçesi içini türlü türlü maksureler ile şenlendirip sanki İrem cenneti oldu. Ancak suyu ve havası hoş ve her yeri gören temiz bir mesire yeri olduğundan bütün Edirne şehrinin maarif erbabı ve bütün san'at ehlinin dinlenme ve gezintisi bu tekkededir. Bunların sebebiyle nice bin aşağılık belalı kişiler toplandığından 1051 [1641] tarihinde İbrahim Han veziri Kara Mustafa Paşa'ya vilayet halkı dilekçeler gönderip, "Bu Bektaşi Tekkesi'nde nice fenalıklar işleniyor, men ve def edilmesi için padişah emri rica ederiz" dediler. Hemen istekleri kabul edilip derhal Kara Mustafa Paşa tarafından bir kapıcıbaşı Edirne Bostancıbaşısı Kırkayak Sinan Paşa'ya geldi. O da ulu'l-emre itaaten nice bin bakkal, çakkal ve haşeratlarını başına toplayıp baltalada ve ferhadf külünkler ile 582


tam bir haftada bütün halkın toplanmasıyla zorlukla yıktılar. Zira büyü bir eser ve eski bir yapı idi. Sözün kısası böyle bir yapıya kıymadan ferhad külüngünü vurup bütün kurşunlarını nice yüz arabalara yükleyip İstanbul'da Kara Mustafa Paşa Türbesi'ne örttüler. Bu içler acısı hali bu Hıdırlık'da bulunan şanlı Bektaşi dervişleri görüp 4.000 adet bakır kap kacak, sahan ve tencereleri şeriat izniyle bostancıbaşıya teslim ettikten sonra bütün babullah fukarası bir yere toplanıp Allah Allah seslerine yol buldurup bu tekkenin yıkılmasına sebep olanlara "Fena" gülbangı çekerler ve her biri birer diyara seyahate gidip dağılırlar. Tanrı'nın hikmeti bu "Fena" gülhangının yedinci günü İbrahim Han, Kara Mustafa Paşa'yı kati ettirir; Bostancıbaşı Sarhoş İbrahim Paşa eliyle. Daha sonra bir haftada Edirne şehri ileri gelenlerinden bu tekkenin yıkılmasını arz edenler tamamen öldüler. Nice bin büyük evliyaullahın nazargahı bir Hazret-i Hızır makamı idi. Daha sonra zamanın geçmesi ile hall ü boş kaldı. (---) tarihinde Sultan IV. Mehmed Han Edirne'ye gelip bu yüksekteki gönül açıcı mekandan hoşlanıp arta kalan yapı kalıhtılarını yerle beraber etti. Orada gömülü olan büyük evliyalan eskisi gibi yerle beraber ettikten sonra yüksek bir cami ve güzel bir saray yapılmasını ferman eti. Bir senede öyle bir ibret verici büyük saray yapılmıştır ki her yönüyle yapılanın özellikleri dillerde destan olmuştur. Her ne zaman ki bizzat Cem yapılı padişah orada konaklasa kalabalık cemaat olup Mehmed Han Camii'nde ibadet olunur. Bu gönül açan makamın tekrar canlanmasına sebep Sultan Mehmed Han olup Hızır makamına sanki henüz Hazret-i Hızır erip cennet bahçesi etti. Bu yuvadan şahin gibi süzülüp Erdel diyarında Şe beş, Lagoş, Arat, Yanova ve Varat kalelerini av la dı. Yüce Tanrı nice bin kalelerin fethedilmesini ve avianmasını nasip ed e. · İnşaallah bu ikinci taht merkezi Edirne elde iken Alman diyarın ve amansız Kızılelma da feth olur. Hemen Allahın gölgesi padişah bu Edirne şehrinde Hıdırlık Sarayı'nda Hazret-i Hızır gibi yaşayıp otura. Hıdırlık Tekkesi de dünyanın sonuna kadar bakımlı ola. Seyyidi'l-mürselin hakkı için. Ondan, Küşte-gisan yani Güreşçiler Tekkesi, Seyyid Cemaleddin Sultan asitanesi: Fetihten sonra Gazi Hudavendigar İslam askerleri 583


canlansın

ve renidensin için bu tekkeyi gürbüz, genç, güçlü kuvvetli, ve korkusuz kahraman erler için yapmıştır, ama gerçekten de İslam askerine revnak vermiştir. Hala burada olan Rumeli yiğitleri toplanıp haftada bir kere cuma günüde bir araya gelip 70-80 çift yağa bulanmış geçmişin [158b] sahibkıranları (hükümdarları) gibi Rüstem gibi cesur ve güçlü genç pehlivanlar birbirleriyle el sıkışıp el öptükten sonra koç gibi baş tokuşup gülhang-ı Muhammedi' çekilip muhabbet meydanında güreş tuttuklarında insan hayran kalıp susup boynunu büker. Gerçekten de pi'r-i perverleri olan Hazret-i Mahmud Piryar-ı veli'nin mübarek ruhunu yad edip bütün Müslüman gazileri gaza yoluna teşvik ederler. Bu tekke zemini siyah taş gibi yağ ile bulanmış bir arbede meydanıdır. Ehil olmayan adamlar o tekkeye ayak bassa yağ üstünde- tepesi üzere gelip kendi kendine yenilir, ama iki yiğitlik meydanı sahibi yiğitler yalınayak ve gömleksiz bu meydanda iki üç saat bu yağ üzere elbeşti ederler. Değme hal ile birbirine galip gelemeyip 360 çeşit pehlivanlık hileleri yaparlar. Elbette bir oyun ile ile hasmının ya kesebend hanesinden, ya künde atmasın­ dan veya şirazi'den veya asmanişinden veya sarmadan veya kesmeden veya ters kepçeden veya kavak dikmeden veya taşlama­ dan veya Cezayir sarmasından veya karakuşdan veya havalamadan veya kiretten veya boğmadan veya şıkıdan veya kapan atmadan, yiğit

................ (1.5 satır boş) ............... . bu yazılan güreşçi hilelerinden birini yaparak rakibinin bir yerini gafil yakalayı ondan atıp intikam alır. Zira pehlivanlar arasında bilek gücü erliktir, ama hile yapmak eriikten erliktir. Zira atalar dilinde "Erlik on, dokuzu hile" demişler. Niceler buna zahib olmuşlar. "Bell on, dokuzu da hiledir" demişler. Gerçekten de savaşçı olup yiğit olanlara silahşörlük ve güreşçilik çok çok gereklidir. Zira Peygamber Efendimizin sünnetidir ki Hazret-i Mefhar-i Mevcudat Ebu Leheb ve Ebu Cehil melunlar ile güreşip ikisini de taşlamadan yenip pis suratları mezbahada kan yalamış azgın köpek ağzına dönmüşler idi. Heybetli ve salabetli bir sanattır. Bu Edirne Tekkesi'nde yaz ve kış yüz çift pehlivan dervişler hazır olup Piryar-ı Veli' töresi üzere idrnan ederler. Kısacası

584


Bu tekke gerçi kargir kubbeler ile yapılmış değildir ama Pek çok odaları, mutfağı ve biraz bahçesi vardır. Ve meydanında geçmiş zaman pehlivanlarının demirden yayları, okları, gürzleri ve türlü türlü seçilmiş kemankeş darbları, salıkları, zerdeste ve matrakları, kırkar ellişer okka gelir camuz derilerinden yağlı kisbetleri ve nice türlü pehlivan a.letleri muhabbet meydanları üzerinde asılıdır. Bu güreşçiler dergahı Ali Paşa Çarşısı yakınında Balıkpazarı Kapısı'nın iç yüzünde kurulmuş GüleşeHer Tekkesi'dir. Bundan sonra yapılan, Hazret-i Celaleddin-i Rumi yani Hazret-i Molla Rünkar Hazret-i Mevlana dervişleri Tekkesi yani Koca Murad Han ibn (---) Han Mevlevihanesi: Kurşun ile örtülü büyük kubbeler ile yapılmış büyük bir Mevlevfhane idi. Daha sonra bu tekkede hata ile bir kan olduğundan bir minare, bir mihrap ve bir minher inşa edip cami oldu. Daha sonra bu cami avlusunun kuzeyi tarafında bir yüksek meydanlı Mevlevfhane, imaret ve dervişler medresesi odaian yapılmıştır. Kuzey tarafa, Rünkar Sarayı'na bakar yüksekçe yerde ibret verici bir Mevlevihanedir. İki yüzden fazla dervişleri her hafta semazenlik edip mutribanları eski gelenekleri üzere segah, dügah, çargah, pençgah, neva, hüseyni, buselik, aşiran, kürdi ve hicaz makamlarını icra edip her zaman rast makamında karar edip bütün dervişler neyzenleriyle kudümlerini döğerek sema-ı safa ederler. Pak ve pakize maarif erbabı mesnevf okur gönlü yaraJı dervişleri vardır ve gayet donanımlı büyük vakıftır. Ondan sonra, Hazret-i Şeyh Zindani Tekkesi: İstanbul'da Zindan Kulesi içinde gömülü olan Seyyid Baba Cafer Sultan ki sahabe-i kiramdan olup Harun Reşid'in saltanat yıllarında İstanbul tekfuruna elçilik ile gelip sapık krala ağır küfürler ettiği için zehirletilerek ve zahir hastalığından vefat etmiştir. Sapık kral kral, "Bana divanda küfür etti. Onun naaşına zindanda olanlar küfür etsin" diye merhum Baba Cafer'i İstanbul [159a] Zindam kulesinde defn ederler. Mahpus olan keferelerin her hangisi bu Baba Cafer kabrine dua ederse kurtulurdu. Beddua eden hapisten kurtubakımlıdır.

lamazdı.

Onun için halen gunümüzde de Baba Cafer Türbesine kefereler inanıp j;~eyt-yağ hakkı" diye adaklar verirler. Daha sonra onların temiz soylarından bu adı geçen Edirne Tekkesi'nde gömülü

bile

585


Şeyh Zindan! hazretleri Fatih Sultan Mehmed ile İstanbul

fethinde bulunmuştur. Balat Dede Polat Kapısı'ndan, Ayas Dede Ayazma Kapısı'ndan, Hatabi Dede Odun Kapısı'ndan bu Zindan! Dede hazretleri Zindan Kapısı'ndan feth edip büyük dedesi olan Baba Cafer hazretlerini ziyaret ederek bütün kefereden kalmış katil ve borçları serbest bırakıp dedesinin nur dolu mezarını Müslüman töresi üzere imar etmiştir. Daha sonra kendileri Edirne şehrinde vefat edince üzerine bir Şeyh Zindam Tekkesi yaptırılmıştır. Genellikle Sa'di, Bedevi, Ra'i ve Rufa'i fukaraları bulunmaktadır, ama evkafı sağlam değildir. Bu tekke Edirne şehrinin Zindan Kulesi dışında yol aşırı anayol üzere bir küçük eski tekkedir. Oradan şehir içinde, Şeyh Hazret-i Abdülkadir Cilani Tekkesi: Cennet benzeri Bağdad yakınında Cllan adlı bir ünlü kasabadan çıkıp meşhur bir şeyh olup Rum ve Hindistan'da velvele veren kutb-ı Rabhani ve arif-i Samedani Şeyh Hazret-i Abdülkadir Cilanl'dir. Yoksa Acem diyarında Gilan'dan değildir. Bu tevhid-i erre makamı tekkesi onların ruhaniyeti sebebiyle imar olmuştur. Kurt Bayırı adlı yerde güney tarafa bakar bir yüksek zeminde bir ulu tekkedir ki sadık aşıklardan bin adet tevhid ehli fukarası olur bir tevhid meydanıyla süslenmiş ve çeşitli odalada bezenmiş mutfağı, kileri ve diğer yapıları bakımlı Kadiri Tekkesi'dir. Her cuma günü nice bin arif-i billah toplanıp tevhid ve zikir edip dua ve senadan sonra bütün aşıklara nimet (yemek) dağıtılır. Nice kere şeriat ehli, ,;Tevhid ve raks haramdır" diye bu taifeye suç ve iftira taşı attılar. Bunlar bütün bütün susup asla törelerini ve törenlerini bozmadılar. "Allah'ı çokça anın!" [Ahzab, 41] nassı ile ayet-i şerif "Ey inananlar, Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah 'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın!" [Cum'a, 9] ayetiyle ve diğer kesin nas ki "Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Arş'ın etrafını kuşatmışlardır." [Zümer, 75] deyip tevhid-i erre ile Ralıman'ın arşını deveran eder gibi dönerek sema edip Kadir1 törenini yerine getirirlerdi. Nice kere fermanlar çıktı, ancak asla ve kat'a tetiklerini bozmayıp Cenab-ı Bari'yi birlerneden bir an geri durmadılar. Ermiş zatlardan bir aziz vaiz ve nasihatçisi vardır. Ondan sonra, 586


Şeyh Hazret-i Seyyid İbrahim Gülşeni Tekkesi: Aziz hazretleri Belh \i Buhara eren1erinden olup Horasan'da Hazret-i Ömer Ruşenf hazretlerinden fakirlik cihazını kabul etmişti. Sultan Gavri' zamanında Mısı(a gelip şeyh olup Rôşenf'den Gülşenf tarikahnı icra ederek Gülşenf tarikah kurucusu olmuş fakr u faka (yokluk, yoksulluk) sultanı idi. Ebussuud Carihl ve Merzuk Kifaff hazretleriyle çağdaş olduğundan onların sohbetleri şerefiyle şe­ reflenmiş ulu sultandır. Daha sonra I. Selim Han'ı Gazze'de karşılayıp,

"Müjde beyim. Size Mısır erenleri Hadimü'l-Haremeyn dediler" deyip Mısır'ın fethini müjdelemişlerdir. Oradan Mısır'a bile gelip fetihten sonra Selim Han kendilerine Mısır'da Mü'eyyed Camii dibinde tekkeleri yerini yarlığ ile bağışlamışhr. Daha sonra Süleyman Han'ın tahta çıkışında Ebussuud hazretlerinin kışkırtmasıyla dinsiz ve Şii'dir diye İbrahim Gülşe­ nf'yi Asitane'ye davet etmeye haseki tayfn olunduğu an İbrahim Gülşenf Mısır'dan biraz fukarasıyla, "Bizi ınİsafirliğe davet ettiler" diye İskenderiye'ye gelip denizin dalgası ile İstanbul'a giderken bunların getirilmesiyle görevli olan haseki bu azize rast gelir. Birlikte Asitane'ye giderken deniz yüzünde bir Mesnevf kitabı yapraklarını gemi yelkeni gibi açıp gelirken İbrahim Gülşenf kitabı denizden alıp memur olan haseki ağaya [159b] kitabı gösterir. Asla ve kat'a kitaba bir damla deniz suyu tesir etmediğini haseki ağa görüp hayretler içinde kalarak, "Sultanım bu ne haldir?" der. İbrahim Gülşeni, "Ağam senin ağan Süleyman Han Farsça kitapları okunmasın, diye Ebussuud'un kışkırtmasıyla nice yüz bin cilt Mevlana kitabını ve nice bin diğer Farsça kitapları ateşe yakıp bir hadise ettiler. Bir dostumuzu bizim gibi elini kolunu bağlayarak Süleyman Han'ın huzuruna götürürken koynundan bu Mesnevf-i Şerifi 'Al ey İbrahim, sende emanet olsun. Yine Süleyman Han huzurunda bana ver' diye denize attı. Burada bana ulaşhğını sen de gördün, böyle tanıklık eyle" der. Daha sonra üçüncü gün Sarayburnu'nda Süleyman Han huzurunda vardığında selam verip selam alındıktan sonra Şeyh Hazret-i Ümmf Sinan, Şeyh Hazret-i Merkez Efendi, Şeyh Bakf Efendi ve Kasımpaşa Tekkesi Şeyhi Abdi Dede ile görüşüp öpüşüp bilişirler. H!j!rı.en İbrahim Gülşeni koynundan Mesnevi-i şerifi çıkarıp Kasımpaşa Şeyhi Abdi Dede'ye,

587


"Alın bize gönderdiğiniz emaneti" diye kitabı teslim ederken Süleyman Han, "Nedir o güzel kitap" diye sorarken hemen haseki ağa, "Padişahım, Akdeniz engininde bu kitap denizin yüzünde yüzerken yapraklarını dağıtıp bizim geminin kenarına geldi. Şeyh alıp koynuna koyarak 'Hünkar huzurunda yine sahibine teslim ederim' deyip kitabı denizden aldı. Bütün gemiciler ve reis gördü. Şimdi kitabı bu şeyhe verdi" diye haseki ve geminin reisi tanıklık edince Süleyman Han'ı dehşet alıp Ebussuud'a, "Allah'ı seversen efendi, şu fakiriere karışıp bunların hatırını incitıne" deyince yine Ebussuud, "Şeriatın gereği sihir ile bu asıl keşif ve keramet gibi şeyi gösterenleri it pisliğiyle ateşte yakmak gereklidir" diye dibelik inadına ısrarcı olur. Süleyman Han görse ki Mesnevl-i şerif Şeyh Abdi Efendi'nin hattı, imzası ve mührüyle. Kitabı, Abdi Dede'ye teslim eder. Sözün kısası padişah huzurunda bu yedi adet büyük şeyhler ile Ebussuud ve onun 70 adet zahir ulemasından olan destekçileri yedi gün yedi gece adı geçen yedi adet şeyhi haps edip ne yerler, ne içerler ve ne yatarlar. Gece ve gündüz taat ve ibadette olup Ebussuud ile ilim tartışmaları yaparlar. Yetmiş kişi bunların birine nükte ve nokta kondurmaya güçleri yetmez. Bunların nice türlü keşif ve kerametleri görülür. Her birisinin menkıbeleri Risiile-i Sinaniye'de yazılıdır, burada tekrar yazılması lazım değildir. Daha sonra İbrahim Gülşeni Süleyman Han izniyle Edirne şehrine gelip bu Gülşeni Tekkesi'ni Larf Camii yakınında yaparak Gülşenf törenleri icra eder. Kendileri yine Mısr'a gidip orada Mü'eyyed Camii yakınında bir büyük tekke yapar, orada gömülü dür. Daha sonra bu Edirne'deki tekkesinin halifesi ermişlerden bir kimse olup Edirne şehrinin bütün halkı Gülşeni fukarası olur. Halen günümüzde de bir şanlı Gülşeni dervişleri tekkesidir. Her cuma namazından sonra büyük kalabalık olup tevhid-i sultanı olur, ama evkafının ne mertebede bakımlı olduğunu öğrenemedim, vesselam. Bundan sonra, Hacı Ömer Ağa Tekkesi: Ağaçpazarı yakınında Halvetf Tekkesi'dir. Tarikatın önderi, şeyhi Hazret-i Rıdvan Efendi orada gömülüdür. Evkafı sağlam olduğundan gelen giden yolculara, Halvet! ve Celvetf fukarasına nimeti bol bol dağıtılır. Ve,

588


Şeyh Hazret-i Mes!çizade İbrahim Efendi Tekkesi Allah sırlarını

aziz etsin: Halvetf tarikatından ulu tekkedir. Beylerbeyi Camii yakınında anayol üzere bulunup Hakk yoluna varır bir has Halvetf tarikatı tekkesidir ve büyük ziyaret yeridir. Ve, Müezzin Sultan ':fekkesi: Üçşerefeli kapısı dibinde bir küçük tekkedir. Fukaraları çoktur ama hangi tarikattan olduklarını bilmiyorum. Ancak büyük ziyaret yeridir. Ve, Ebu İshak Kazvini Tekkesi: Bütün fukarası İshakllerdir ki silsileleri Nakşibend-i Hacegan'a ulaşmaktadır. Bu tekke Üçşerefe­ li Camiin mihrabı önünde, yol aşırı bir ulu kutup İshak Tekkesi'dir. Ve, Taşkend Baba Tekkesi: Ulucamiin sol tarafında [160a] yol aşırı bir köhne Özbek Tekkesi'dir. Ve, Tütünsüz Baba Sultan Tekkesi: Büyük nazargahdır, ama hangi tarikattan ve kimin yapmış olduğunu bilmiyorum. Bu bakınılı tekke Ağaçpazarı'nın kuzeyinde yol aşırı bir bahçe içinde şenlikli bir dervişler misafirhanesidir. Bir İrem Bahçesi'ne benzer mesire yeri bir çiçek bahçesi var. Ve, Üçler ve Yediler Tekkesi: Kıyık Mahallesi'nde eski ziyaret yeri ufak tefek bir tekkedir ama her taraftan kurban ve adakları sayısız ziyaretçileri eliyle bol bol gelmektedir. Ve, Şarablar Tekkesi: Eşe Kadın yakınında bir yüksekçe yerde tekke ve ziyaret yeridir. Ve, Karaca Ahmed Sultan Tekkesi:

................ (6.5

satır boş)

şehrindeki susayanları

suya kandıran ve akarsuların anlatılması Tamamı (---) adet hayat suyu çeşmelerdir. Gerçi bu büyük şehrin suya ihtiyacı yoktur ama eski belde olduğundan nice bin hayrat sahipleri gelen giden yolcular ve çevredekiler için mahalleler ve çarşı pazar içinde hayat pınarı çeşmeler yapmışlar ki her biri zülal suyundan nişan verir. Bunlardan başka nice bin at sakası ve arka sakası büyük nehir Tunca, Arda ve Meriç'den su taşırlar. Evvela Gazi Hudavendigar Çeşmesi, on bir yerdedir. Ve Sultan Musa Çeşmesi, Yıldırım Han Çeşmesi, Sultan İsa Çeşınesi, Eskıi Cami Çeşmesi ve Bayezid Han Çeşmesi, altı adet tatlı su çeşmeı?idir. Edirne

çeşmeler

"

••

$'

589


Ve Sultan Selim Han hayat pınan, Timurtaş Paşa hayat suyu ve Koca Murad Bey Çeşmesi, dokuz yerdedir. Ve Beylerbeyi Çeşmesi, Sokollu Mehmed Paşa Pınarı ve Tahtakale Çeşmesi, Allah bilir Koca Murad Han'ındır, hele malumuro değildir. Kasım Paşa Çeşmesi ve Eşe Kadın Çeşmesi, ................ (5

satır boş)

............... .

Can bağışlayıcı sebilhanelerin anlatılması (---) adet akarsu sebilleridir, ama bunların içinde donanımlı ve güzel olanı Arastabaşı'nda Selim Han Sebili, ondan Üçşerefeli kapısı dibinde Kızlarağası Mustafa Ağa Sebili, kalabalık bir yerde yapıldığından daima susamışlar eksik değildir. Anayola bakan penceresi üzerinde iri ve tezhipli yazı ile tarihi budur: Tamamı

Dedi tarihini ashiib-ı safii Mii-i Kevser oldu dünyaya sebil. Sene 1000 [1592]

Ondan Ali

Paşa

Sebili .

................ (5

satır boş)

................ [160b]

Şenlikli şehir

Edirne'nin mahallelerinin isimleri 414? adet mahalledir. İlk başta kale içinde 14 mahalledir. 5 mahallesi Yahudi ve 10 mahallesi Rum keferesi, Pehlivanlar Tekkesi yakınında bir Müslüman mahallesi, Topkapısı dahilinde yine bir Müslüman mahallesi var ve beş mahalle kavgacı Kıpti (Çingene) Mahallesi var. Gece ve gündüz kavga ve bağırışmalarından geçilmez. Bu mahallelerden başka yine büyük varoşta toplam (---) adet Müslüman mahallesi vardır. Tamamı

Edirne şehrinin mahallelerinin isimleri Evvela Hünkar Mahallesi, Saray Mahallesi, Muradiye Mahallesi, Taşlık Mahallesi, Kıyık Mahallesi, Selimiye Mahallesi, Eski Cami Mahallesi, Üçşerefeli Mahallesi, Mahkeme Mahallesi, Arasta Mahallesi, Fildamı Mahallesi, Kasım Paşa Mahallesi, Timurtaş Paşa Mahallesi, Kızılminare Mahallesi, Eşe Kadın Mahallesi, Darülhadis Mahallesi, Katırhanı Mahallesi, Beylerbeyi Mahallesi, Saraçhane Mahallesi ve,

590


................ (1

satır boş)

Osmanoğlu sultanları sarayının anlatılması

Evvela Sultan Selim ·camii yakınında Kavak Meydanı yerde yapılan, Eski Saray: Edirne fatihi Gazi Hudavendigar'ın fethettiği sırada yaptığı saraydır. Kefere kralı Manyas Kapısı yakınında otururlar imiş. Daha sonra bu Eski Sarayı, Yıldırım Han oğlu Çelebi Sultan Musa genişletip kale gibi burçsuz ve bedensiz büyük bir sur taş yapı güzel bir saray etti. Fırdolayı büyüklüğü 5.000 adım kuşatır. Dörtgen şeklinden uzunlamasına bir sultan konuk sarayıdır. Duvarlarının boyu 20 arşındır. Kuzey tarafa bir adet demir bab-ı hümayunu (kapısı) vardır. Daha sonra Süleyman Han Macar seferlerine rağbet etmekle bu saray ve yeniçeri odalarını imar edip 40.000 yeniçeri hazır ve 6.000 hassa gılmanları bu sarayda oturmaları için bu eski sarayda divanhane, hasoda, büyük ve küçük, hazine, kiler, doğancılar ve seferliler odalarıyla donattı, ama bağ ve bahçesi yoktur. Lakin suyu ve havası bir yüksek zeminde olduğundan tatlı ve ılıman havalıdır. Yapım tarihi 767 [1364-65] senesidir. Eski bir saray olduğundan burada yetişip büyüyen hassa gılmanları ve diğer enderun ve birun hizmetçileri elbette ve elbette berhurdar olup iki dünya mutluluğuna erişirler. Süleyman Han kanunu üzere bu eski sarayda 3.000 hassa gılmanı taat ve ibadetle meşgul olarak eğitimlerini tamamlarlar, üç senede bir yollarıyla Asitane-i Saadete gelip mertebelerince Yeni Saray'a girip padişah hizmetinde olurlar. Edirne Eski Sarayı böyle bir sultanların nazargahıdır. Dünyanın sonuna kadar Osmanoğulları padişahlarının elinde şenlikli ola. adındaki

Şenlikli

Edirne şehrinde Osmanoğulları sultanlarının hassa bahçelerinin anlatılması Eski zamanlarda İdrivne sapık kralın av alanı bir ağaçlık, bir güllük koru idi. Fetihten sonra Şehit Murad Han halktan kaçarak ibadet için bir ibadethane ve yer yer bazı odalar inşa edip imar eder. Ondan sonra Fatih'in babası Koca Il. Murad Han bu İrem Bağı içinde Tunca Nehri kenannca nice Havemak kemerleri ve nice tumturaklı dokuz-gökkubbeli kuleli yüksek köşkler inşa eder. Her padişaff· birer eser yaparak sanki İrem Bağı Peçoy-i dilcu-yı

591


Sirem benzeri olur. Sultan Süleyman Han zamanına gelindiğinde devleti şan, şöhret ve yücelik bulup günden güne iledernede olduğundan Süleyman Han Alman ülkesi gazalarma rağbet edince bu Edirne'yi yuva edinir. Bu mübarek mekandan her tarafta olan düşmaniarına süzülüp av alıp yine bu Edirne yuvasında kışlak verirdi. O yüzden bu sarayı o kadar bakımlı ve şenlikli eyledi ki cennet bahçelerinden Rıdvan bahçesi oldu. Osmanoğulları

Hasbahçe zemininin

anlatılması

Edirne şehrinin kuzey tarafı dışında bir alçacık yeşillik ve lalelik zeminde Tunca Nehri her tarafını kuşatmış ada ada bir genişçe verimli havadar arsaya kurulmuş Osmanoğlu bahçesidir. Bir tarafı ta Saraçhane Köprüsü'ne varıncaya kadar göklere doğru baş uzatmış söğüt, çınar, servi, karaağaç ve kavak ağaçları ile süslenmiş bir meşelik ve güllüktür. Bu gölgelik içinde yaratık türlerinden nice kuşlar, hayvanlar ve yabanf hayvanlar dopdoludur. Bu bağın güney tarafı büyük bir yeşillik [161a] sahradır ki o tarafa açık bir kapı (bab-ı hümayfın) vardır. Onun yakınında adalet köşkü var ki anılan yeşillik alanın ta ortasında göklere doğru baş uzatınış yüksek bir sütunun tepesinde bir altın top vardır. O topa bütün okçular ve pehlivan silalışörler ok ve tüfenk atarak padişah huzurunda becerilerini gösterip padişahın bağışlarından hisse alırlar. Bu bahçenin -kuzey tarafındaki ovada has ahırlar ve çeşit çeşit at ahırları vardır. Bunlarda şenlenmiş bir hayvan alanıdır. Ama bu bağın dört tarafında kale gibi duvarları yoktur. Zira her tarafını deniz gibi Tunca Nehri kuşattığından duvara ihtiyacı yok, bir kat sağlam duvardır ve bostancıbaşı 3.000 adet bostancı ile gece ve gündüz gözcülük yapmaktadır. Devamlı koruyucusu da bekçisi olan Tanrı'dır. Doğu tarafı da bir yeşillik vadide müminlerin namazgahıdır, ama bahçe içinde kale gibi harem-i hümayfın vardır. Bütün hadımlar ile darüssaade ağası orada hazırlardır ve hizmet ederler. Ama bu İrem Bahçeleri içinde bütün yapılardan yüksek (---) (---) Han köşküdür. Göklere doğru bay çekmiş her tarafı gören bir köşktür ki anlatılmasında dil kısa kalır. Tamamı yedi kattır. Her katı pek çok odalar, şahnişinler, fıskiye ve havuzlar ile bezenmiş bir İrem köşküdür.

592


Daha sonra 1021 [1612] senesinde Ahmed Han kasrı, ondan sonra IV. Murad Han Kasrı bakımlıdır. Lakin (---) tarihinde Sultan IV. Mehmed Han avianınaya düşkün olduğundan genellikle vakitleri bu Edirne şehrinde geçer, Erdel memleketini, Alman ülkesinde Uyvar Kalesi'ni ve Girit Adası'nda Kandiye Kalesi'ni bu Edirne şehrinden başkumandanlar gönderip feth ederdi. Özellikle (---) tarihinde Leh diyarının sağlam kalesi ve dayanıklı suru olan Kamaniçse Kalesi'ni bizzat kendileri asaf-ı Berhıyası (veziri) olan Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa serdarıyla gidip (---) günde Kamaniçse Kalesi'ni aman vermeyip feth etti. Dört, tarafa kumandanlar tayin edip İlvov Kalesi'ni, Çehriniçse Kalesi'ni, Omaniçe Kalesi'ni, İşceriz Kalesi'ni, Lubinye Kalesi'ni ve Horodok Kalesi'ni, bunun benzeri 76 pare cevher yüzük gibi kaleleri feth edip nice bin adet açılmamış bakire esirler, köleler ve nice kere yüz bin hesapsız çok mallar ile yine Edirne şehrine girdi. Gaza malıyla bu Edirne Bahçesi'ni, Akpınar adındaki mesireyerini ve Hıdırlık adındaki gezinti yerini, kısacası 70 adet İrem Bağlarını bu gaza mallarıyla yapıp Edirne Bahçesi eyle oldu ki hala bu yeryüzünde öyle bir cennet bahçesi yoktur. Meğer Alman diyarında Nemse çasarının Peşpehil şehri bağı ola. Ama bu Edirne şehrinde olan çiçek türünden gül, sünbül, müşk-i Rumi, lale, menekşe, sünbül-i Hıtayi, reyhan, yasemen, ffil, erguvan, zerrin, nergis, zanbak, nesrin, şebboy, şak~yık (gelincik), karanfil ve bunların benzeri nice bin çeşit misk kokulu çiçekler ile bezeyistan olmuş bir bahçedir. Özellikle bunda olan meyveli ağaçların çeşitleri Konya Meramı'nda, Malatya Aspozusu'nda ve Adaliye'nin Istanaz'ında yoktur. Zira bu gölgelik bahçe Sultan Mehmed Han'ın nazargahıdır.

Sözün kısası bu bağın anlatılmasında dil kısa kalır, ama bu hakir küstahane denizde damla ve güneşte zerre miktarı yazmaya cüret ettik. Zira birkaç gün konaklamakla ancak bu kadarca Edirne'nin durumlarına vakıf olabildik Tam olarak inceden inceye dikkat etmek mümkün olmayıp "Tamamı anlaşılınayan bir şeyin hepsi tek edilmez" diye öğrenebildiğimiz kadarıyla bu derece özellikl~riyle yazmakla yetinip sözü kestik, vesselfim. 593


Ama günümüzde de bu ibret verici bahçeden hala saadetlü ile avianınaya ve küffarla savaşa has gılmanlardan 12.000 yağız altı silahlı ve donanımlı genç pehlivan hizmetçiler küheylan atıarına binip sultana yoldaş olurlar. Bir tarihte bu İrem Sarayı bu şekilde bakımlı olmamıştır, derler. Dünyanın sonuna kadar da bakımlı ve şenlikli ola, amin ya Müste'iin . padişah

................ (3 Şenlikli

satır boş)

..... ........... [161 b1

Edirne şehrinde vezir, devlet ve ileri gelenlerin sarayları Tamamı (---) adet büyük saraylar ve diğer eski haneler vardır. Gerisi alimler, salihler, İmamlar, hatipler ve diğer orta halli olan çarşı esnafı ve tüccarların hüzün kulubeleri evleridir ki, bütün yapıları baştan başa kırmızı renkli kiremit örtülüdür. Selim Han Camii minaresine bu hak1r çıkıp şehrin içine ve dışına dikkat narazıyla bakıp ta gözümün ulaştığı noktaya kadar baktım. Bu şehrin bütün yerleşim yerinde 148 yerde kurşun örtülü binası var. Toplam (---) ezan hanesi minaresi görünmekte idi. Diğer ibret verici yapılar da kendi bölümleriyle yazılır. Ama bu şehir içinde padişahlara mahsus olup yazılan iki adet büyük saraylardan başka 340 adet vezir sarayları vardır. Evvel§ bunlardan Sokollu Mehmed Paşa Sarayı; 360 adet odaları, çeşitli divanhaneleri, havuz ve şadırvanı, içinde ve dışında iki adet hamarnı ile bakımlı büyük bir saraydır. Geniş avlusu da cirit meydanıdır. Ondan Makbul İbrahim Paşa Sarayı, Timurtaş Paşa Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Bülehnikli Hüseyin Paşa Sarayı, Şakşak1 Paşa Sarayı, Perruh Paşa Sarayı, Selimiye Mu'temedi Mü'eyyed Paşa Sarayı, Rüstem Paşa Sarayı, Mahmud Paşa Sarayı, Mihal Bey Sarayı, Defterdar İsmail Efendi Sarayı, Ekmekçizade Ahmed Paşa Sarayı, Zağanos Paşa Sarayı, Halil Paşa Sarayı, İshak Paşa Sarayı, Mezid Paşa Sarayı, Kadıasker Sarayı ve Bostancıbaşı Sinan Paşa Sarayı, ama IV. Mehmed Han zamanında imar olan saraylar bunlardır, Evvel§ Köprülü Mehmed Paşa Sarayı, Kıbleli Paşa Sarayı, Defterdar İbrahim Paşa Sarayı, Defterdar Ahmed Paşa Sarayı, Nişancı Paşa Sarayı, Musahib. Mustafa Paşa Sarayı, Reisülküttab Şamiziide Sarayı, Ruznameci Ali Efendi Sarayı, Vanf Efendi Saadamları

594


rayı,

kale içinde Yeniçe!i Ağası Sarayı ve Hasan· Paşazadeler Sa-

ra yı. ................ (2

satır boş)

............... .

Öğrenebildiğimiz büyük saraylar bunlardır, ama tamamı kırmızı

renkli kiremit örtülüdür, ama Yeni Saray ve Eski Saray padişahlar ve sultanlar için olmak ile tamamen kargir yapı ve has kurşun ile örtülüdür. Tanrı tamamını marnur ede. Bunlardan başka tamamen bağlı, bahçeli, havuzlu fıskiyeli ve su dolaplı ayan ve eşraf evleridir.

Gelen giden

yolcuların

konuk evleri,

kervansarayların anlatılması

Hasb! yapı yani Allah rızası için büyük kervansarayın hepsi 53 tanedir, meşhur olanlar bunlardır. Evvela Muradiye Kervansarayı, Yıldırımiye Kervansarayı, Mehmediye Kervansarayı, Koca Muradiye Kervansarayı, Selimiye Kervansarayı, Bayezidiye ve Ali Paşa . Selimiye yakınında Yemişçi Hasan Paşa Ham, gayet muazzam kale gibi büyük handır. Rüstem Paşa Ham da sağlam yapıdır. Yemiş Ham, Kapan Ham ve Ekmekçizade Ahmed Paşa Ham, Halil Paşa Ham, Pamuk Ham, Tahtakale Ham, Sücah Ham, İmaret Ham, Mihal Ham ve Şehabeddin Paşa Ham, ama bu yazılan kervansaraylardan hasb! büyük misafirhane Eşe Kadın Ham'dır. Sultan Ahmed Han zamanında bir küçük han imiş. Defterdar Ekmekçioğlu Ahmed Paşa o küçük ham temelinden yıkıp büyük bir han yapmıştır ki Edirne şehrinde ve İstanbul'da benzeri yoktur. Ancak Tatarpazarcığı'nda Makbul İbrahim Paşa Kervansarayı'dır. Eşe Kadın

Ham tam 200 ocaktır. Avlusunun bir tarafında içli var. Ahırı 1.000 adet at alır. Dışında göklere doğru baş çekmiş bir güvercinliği yüz katar katır alır. Dört tarafında safalar vardır. Dış avlusu da bin adet at ve deve alır sanki kale bir güzel handır. Anayol üzerine kuzey tarafa bak~r bir demir kapısının üst eşiği üzerinde tarihi budur: dışlı

harem

odaları

Temaşii

eyleyip Kesbl dedi itmamına tarih Sultan Ahmed oldu bi-bedel abtid.

Yapıldı han-ı

Sene 1018 [1609]

595


Tamamlandıktan

sonra Sultan Ahmed'e hibe

olunmuş kurşunlu

handır. {162a] Şenlikli

Edirne şehrindeki tüccar hanlarının anlatılması: Ta53 adet tüccar hanlarıdır. Evvela Bedesten kapısının karşısı yakınında (---) (---) ham gayet bakımlıdır. Genellikle zengin bezirganlar orada kalırlar. Ondan, mamı

................ (3 satır boş) ............... .

Garip bekar hanlarının anlatılması: Tamamı 70 adet bekarhane hanları var, başka kapıcıları ve zabıtları var. Genellikle pabuççu bekarları ve diğer çarşının garipleri kalıp birbirlerine kefiiierdir, ama bu bekar hanlarında her gece diğer kervansaraylar gibi davul çalınmaz. Evvela Zağanos Paşa Bekarhanesi, Mahkeme ile Eski Medrese arasındadır. İçinde bin kadar dikici bekarları kalırlar. Ondan Taya Kadın Bekarhanesi, bunda da pabuççular kalmaktadırlar. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (-•~) Çarşı

pazar ve bedesteninin anlatılması Tamamı 6.700 adet sultan çaişısı dükkaniarı vardır, ama bunların içinde ta şehrin ortasında Murad Han bede_steni (---) (---) gayet bakımlıdır. Tamamı (---) adet büyük kubbeleri baştan başa çividi renkli kurşun ile örtülü bakımlı bir bedestendir ki bütün memleketlerin değerli ve seçkin malları burada çok mikarda mevcuttur. Bedesten içinde 300 adet dükkançe ve dolap vardır. Her birinde nice değerli mallar korunmaktadır, ama bir nakışlı dolap üzerinde bu beyt yazılıdır, Hüsnün esbdbını hıfz etmeğe ey gevher-i nô.b Oldular didelerim iki kapaklı dollô.b diye

yazılmıştır.

Bu dükkaniarın içine insan girse bu altın ve mücevherleri, çok pahalı değerli eşyalan seyretmekten insan şaşkınlaşır ve hayran olur. U d ve anber kokusundan oraya gelenlerindimağları kokulanır. Bu bedestende nice yüz Mısır hazinesi olduğundan her gece 60 adet bekçileri aydınlatıp ta güneş doğuncaya kadar gözcülük edip dört tarafında olan demir kapıları kapatırlar. Ondan Eski Bedesten; Gazi Hudavendigar yapısıdır. Bunda kıymetli mallar yoktur. Zira bir iki kubbesi yıılmış olduğundan içinde hallaçlar işler. Taşrası bit pazarıdır ve 20 kubbedir. Ondan,

596


Ali Paşa Çarşısı 'nın övülmesi Süleyman Han vezirlerinden tabiat sahibi ve cömert yapılı Ali Paşa hayrahdır. Ve Süleyman Han mimarbaşısı Koca Mimar Sinan yapısıdır. Gerçelden bunda da bütün ustalığını sarf edip Balıkpazarı adlı kapı dibinden ta İğneciler Kapısı dibine gelinceye kadar büyük bir anayolun iki tarafına koca mimar bir güzellik çarşısı yapmış ki cidden elinin ustalığını bu işde de belli etmiştir. İki başında çok büyük ölçekte kale gibi demir kapıları vardır ki sanki her biri Hazar denizi kenarında Acemlerin elindeki Demirkapı Kalesi'nin demir kapılarıdır. Yahut Dünyanın anası olan Mısır'ın Bab-ı Nasır'ıdır, ama bir bakışta o anılan kapılardan sağlam dayanıklı kapılardır. Zira her gece yüzer adet bekçileri keşik beklerler. Zira bunda da hesapsız Karı1n malı Harnan hazinesi vardır. Bu sultan çarşısı kuzeyden güneye uzunlamasına yapılmış olup bir demir kapıdan bir demir kapıya varıncaya kadar tam 1.000 adım anayoldur. Sağında ve solunda toplam 360 kepeng ve dükkan sayılır. Bütün kepengleri usta öyle çırpı (hesap) ile düzgün yapmış ki bir kepeng bir diğerinden bir kıl ucu kadar dışarıda değildir. Sağdave solda bütün kepengler iki kanat gibi kanat açıp dururlar. Bu sultan çarşısının üzerieri Kisra kemerlerinden nişan verir toloz (tonoz, mahzen) kargir yapıdır ki tamamen kurşunludur. Ve açık olmak için kemerierin eteğinde birer demir kapaklı demir pencereler vardır. Bekçiler her gece o manzara hacalarını kapatırlar. Burada da zengin bezirganlar vardır. "Beyt:

hüsn seyr eden seraser hacim Bir vefa dükkanı yokdur, hep cefa bazarıdır.

Çarsu-yı

Bütün değerli eşyalar burada da bolca bulunur. Misk, gül suyu, ma-i verd (gülsuyu), buhur suyu, asel-bend (bal) suyu, ı1d, amber ve diğer ıtriyat kokusundan alış verişe gelenlerin dimağları kokulanır. Bir çeşit [162b] güzellik pazarı teşamasıdır. Edirne, İstanbul ve Bursa'da benzeri yoktur. Ancak dengi Şam-ı Şerif'de Sinaniye Çarşısı ola. dünyanın sonuna kadar dünyanın afetlerinden koruna.

Edirne şehrinin süslü çarşılarını bildirir Evvela bu adı geçen Ali Paşa Çarşısı'nın ardında saraçhane, bir anayol ilierinde büyük bir işyeridir.

597


Ondan Yeni Bedestene bitişik Zergeran (Kuyumcular) pazarı ve Gazzazlar (İpekçiler) pazarı; ter ü taze, tatlı, zarif ve temiz ay ve güneş parçası gazzaz (terzi) mahbubları var ki parmaklarında elekleri seyr olunup bitkin aşıkları çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, aşıklar çarşısıdır. Bezciler Çarşısı zengin tüccarlar ile ve gönüller sevgilisi yanaşmalarıyla süslü dükkanıarı bezelidir. Attarlar Pazarı, gerçekten de nice kere yüz bin türlü ağaç ve ilaç maddeleri kokusundan gezen kimselerin beyinleri kokulanır. Uzun Çarşı'nın boyu 2.000 adım bir uzun anayoldur. Sağında ve solunda nice bin sanat ehli "El emeğiyle kazanan, Allah' ın sevgili kuludur" [Hadis-i Şerif] deyip lokma ve hırka parası kazanma kaygısına düşmüşlerdir. Zira dünyanın işi böyle olagelmiştir. Ve İğneciler çarşısı, Bakırcılar pazarı, Kapıcılar pazarı, Demirciler pazarı, Pamukçular pazarı, Hallaçlar pazarı, KeteneHer pazarı, Çadırcılar pazarı, Balıkçılar pazarı, Boyacılar pazarı,

Çukacılar pazarı, Helvacılar pazarı,

Kavaflar (haffaflar) pazarı. Selim Han Camii yakınında Ali Paşa çarşısı gibi iki başı demir kapılı büyük anayolun sağında ve solunda 300 adet kepengli süslü dükkanıardır ki kavaf civanları seccadelerinde oturup ellerinde çevganlarıyla zergerdan pabucu şaşkın kimselere verir. Genç ve çevik kimselere lorta, kurt ağzı, tilleli, kaba rüzgar, ulu lorta ve merdane pabuç verir. Ağalara saray pabucu, düz taban ve çingan pabuç verir. Çocuklara orta ayak, kütane, sayış, kubadf ve orta lorta verir. Akçesi az olan forta verir. Ve kadınlara paşmak, içmedik, iç edik, dış edik, fillar ve terlik edik verir. Bu şekilde kar olur pak ve temiz kargir yapı gönül açıcı ferah arasta pazarı dır.

Bütün kubbeleri baştanbaşa çivit renkli kurşun ile örtülü kavafhanedir ki Edirne şehrinin yüz suyudur. 41 sene seyahatimde bu haklr bir diyarda benzerini görmedim. Temmuz ayında cenet benzeri Bağdad serdabı (serinleme odası) gibi buz parçası bir dinlenme yeri çarşıdır. Bütün maarif erbabının şehrin ileri gelenlerinin buluşup görüştükleri toplandıkları yerdir. Daha sonra ona yakın Küçük Arasta, böyle kargir yapı haffafhane değildir, ama süslü ve tatlı bir çarşıdır. Bu yukarıda yazılan (---) adet sultan pazarları bütün esnafıyla birer semtte bulunup şeyhleri, nakipleri (bir cemaatin ahbakımlı.bir

598


valine nezaret eden büyük zat), yiğitbaşıları, kethüdaları ve çavuşlarıyla mazbut sanat sahipleridir. Genellikle bu adı geçen çarşı pazarların dükkanıarı geçmiş zaman padişahları zamanında tertip üzre yapılıp her dükkanın önlerinde taş direkler üzerinde kemerler vardır ki şehre süs vermiş düzgün ve düzenli suttan çarşılarıdır. Eski zamanlarda bütün sultan çarşısı saçakları kargir yapı ile sağlamlaştırılmış olup kurşun ile örtülü imiş. Nice kere yangın çıkarak kurşunu eridiğinden hala bu hal üzere boş kalmış güzellik pazar larıdır. Bunlardan başka 41 yerde daha nice sultan çarşıları ve pazar yerleri vardır ki (---) "Size ebdalın yaptığını yapmanızı tavsiye ederim: 'Helalinden kazanmak, aile fertlerine harcamak"' deyip bütün Tanrı kulları geçimlerini sağlamak için gaflet gömleğini giyip alış veriş ederler. Bu adı geçen pazarlardan başka, Şehrin içinde ve dışında dağılmış olan pazarları bildirir Evvela Küçük Pazar, Saraçhane Pazarı, Muradiye Pazarı, Kıyık Pazarı, Taşlık Pazarı, Bayezid Han Pazarı, Yıldırım Han Pazarı, Mihalbaşı Pazarı, Manyas Pazarı ve Tabalıane Çarşısı, yeryüzünde yoktUr. 5.000 Ah-i Evran köçeği genç, güçlü, cesur ve şahbaz yiğitleri çıkar. Kanlı varsa hakime vermezler, ama katil de onlardan kurtularnayıp köpek pisliğinde terbiye edilip aman ile debağat edip pak ettikten sonra her şeyden tövbe edip temizlenerek yetişkin usta olur. Meriç Nehri'nin kenarına [163a] kurulmuş büyük bir işyeri, debbağhanedir. Ondan Odun Pazarı, Araba Pazarı, At Pazarı, Koyun Pazarı, Sığır Pazarı, Küçük Pazar, Çingene Pazarı ve Katırhanı Pazarı, Osmanoğulları'nın bütün katırları burada durur bir büyük damdır, ama Filyokuşu'nda fil damı harap olduğundan Hindistan padişa­ hının hediye gönderdiği Mahmud!, Menkerusf ve Semenkani filler Saraçhane Köprüsü başında bir viran harnarnda dururlar. Eşe Kadın Pazarı, Kale Pazarı, Meyhane Pazarı, Esir Pazarı ve A vrat Pazarı ve,

................ (2 satır boş) ............... . pazarlar bunlardır, ama bütün sultan çarşılarının ve bütün mahalleler içinde ana yollarının yukarısı ve aşağısı baştan başa tc;ı.ş kaldırım döşeli pak ve temiz düzgün yollardır. Bildiğimiz

599


Bu derece sayılan sultan çarşılannda 360 adet türlü türlü sanat ehli mevcuttur. Ancak eşek ve deve kırkıcı, babulluk (pezevenklik), deyyusbaşı (karısının namussuzluğuna göz yuman alçak kimse) ve şeyhü'l-arasat gibileri Arabistan'a mahsustur. Padişah taht merkezi olduğundan Edirne'de bu gibi yeriimiş ve çirkin işler yapan esnaf yoktur. Ancak yağmacı ve yankesici çoktur. Zira Rumeli levendleri ve nice bin haşerat yurdudur.

Edirne

şehrindeki

ibret verici

yapıları

bildirir

Evvela bu İdrivne tahtı Edirne şehri içinde ibret verici büyük yapı Mihal Bey Köprüsü'dür ki Arda Nehri, Tunca Nehri ve Meriç Nehri bu üç adet deniz gibi büyük nehirlerin birbirine karıştığı yerde yapılmış büyük bir sed, bir eski tarz, bir geniş, uzun ve derin bir köprüdür ki bu yeryüzünde benzeri yoktur. Ancak ki Alman ülkesinde Tuna Nehri üzerinde Gulvar Köprüsü ola yahut bu Edirne'ye bir menzil uzaklıkta Koca Murad Han'ın (---) 64 göz Ergene Köprüsü ola, ama bu Mihal Bey Köprüsü'nün üç adet deli divane nehirlerin üzerine yapılmış olması mucize mertebesi bir ibret verici köprüdür. Bir tarafı batı tarafa ve bir ucu doğu tarafa oturtulmuş olup uzunluğu tam (---) adımdır. Ve gayet geniştir ki her zaman üç araba yan yana geçer. Fil cüssesi kadar taşlar ile yapılmıştır ve kaldırımlı sanatlı büyük bir köprüdür. Ve toplam büyük ve küçük (---) (---) adet göz Kisra kemerlerinden nişan verir ebemkuşağı gibi kemerlerdir ama Bosna serhaddinde Mostar Köprüsü ve Batman'da Batman (Malabadi) Köprüsü kadar kemerleri yüksek değildir, alçak da değildir. Boyu 40 arşın yüksekliktedir, ama sanki İskender seddidir. Bu ibret verici köprünün ta ortasında şehre girerken sol tarafta dört sütun üzere bir dinlenme ve mesire yeri yüksek kubbeli kisra köşkü vardır. Onda bu köprünün tarihi böyle yazılıdır: Fl hamsin ve

işrzn

sernline mi'e [825/1422]

diye

yazılıdır.

Ama günlerin geçmesi ile kısım kısmi. olup (---) tarihinde tanatında toprağı güzel olsun ve mekanı cennet ferman-ı şerifiyle asaf-ı Berhıyası (veziri) taşkıplarından yaralanmış

600

yerleri üç nehrin İbrahim Han salolsun merhumun olan Veziriazam


Kara Mustafa Paşa Hıdırlık Tekkesi'ni harap edip onun bakır kap~kacak, sahan, tencere ve kazanların parasıyla ve daha nice yüz kese kendi malıyla bu Mihal Köprüsü'nü imkansız iken tamir edip sanki imanseddiVan Kalesi gibi sağlam oldu. Bu tamirine tarihi anılan dinlenme yeri kubbesinde tezhipli celf hat ile yazılmış sanatlı tarihtir, son mısraı,

Mustafa

Paşa

bu all cisri ahkam eyledi. Sene 1005 [1595-96]

Ama bu büyük köprü Fatih Sultan Mehmed'in babasının birinci Gazi Mihal Bey inşa etmiştir ki köprünün yanın­ da Meriç Nehri Adasr üzerinde büyük bir camii var. Ve Hacı Bektaş-ı Velf halifelerinden Sefer Şah Sultan'ın nur dolu mezarı ve tekkesi de bu sağlam köprü üzerinde bulunmaktadır. Sözün kı­ sası gelen giden yolculara köprü olmuş bir doğru yoldur ki benzeri yoktur. Ondan sonra yapılan Saraçhane Köprüsü, Şehabeddin Paşa'nındır. Fatih vezirlerinden olup [163b] bu büyük köprüye baş­ lamış, tamamlanmadan Fatih İstanbul'da Maltepe adlı yerde vefat edince bu köprü sahibi Şehabeddin Paşa Bayezid Han ile Edirne'ye gelip bu köprüyü o zamanda tamamladı, ama seyretmeye değer benzersiz bir köprüdür. Tamamı sekiz gözdür ama her kemeri Kisra kemeridir. Tunca Nehri üzerinde olduğundan gayet sağlam ve geniş bir yapıdır. Edirne'den tarafı başında şehre giderken sağ tarafta dört köşe bir parça beyaz mermer üzere şeyh hazretlerinin bizzat kendi el yazılarıyla "Emere bi-inşa'i htize'limaret zamanu's-sultan Bayezid Han" diye nice inci gibi sözler yazılmıştır. Sözün kısası tarihidir "Sene hamse ve hamsin ve sernan mi'e" [855/1451] hattı yazılıdır, ama şeyh hazretlerinin ne mertebe usta hattat idiği bu benzersiz hattan belli ola. Gerçekte de bu mucezi gibi hattla bu sanatlı köprü Saraçhane Köprüsü adıyla meşhur olmuş­ tur. Hala sultanların düzgün köprüsüdür. Zira padişahların has sarayları yolu üzerinde bulunmaktadır. Ondan Hünkar Bahçesi içinde Tunca Nehri üzerinde üç yerde sanatlı köprüler vardır. Onlara Sultan Köprüsü derler. Yapanlarını bilmiy6'rum. padişahlığında

601


Ondan sonra Sultan Bayezid-i Veli Camii'nin mihrabı önündeki İrem Bağı köşesinde Yalnız Göz adıyla isimlenmiş bir göz güzel köprüdür ki Tunca Nehri üzerine inşa olunmuştur. Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü: Tunca Nehri üzerinde gayet sanatlı köprüdür. Demirdaş (Timurtaş) Kasabası'na oradan gider. Ne miktar göz idiğini bilmiyorum, ama ibret verici güzel bir köprüdür. Ondan sonra Arda Nehri üzerinde iki yerde burdinar ağaç direkler ile yapılmış büyük köprülerdir ki bunlar da seyre değerdir. Nice padişahlar bu köprüleri kargir yapı olarak inşa etmişlerdir. Ancak Arda Nehri deli divane akıp zemini tamamen kumsal olduğundan temel tutmayıp köprüler yıkıldığından dolayı ağaç­ tan yapılma büyük köprülerdir . ................ (! satır boş) ............... . büyük köprüler ile bütün Edirne şehrinin içinde ve dışında on bir yerde geçit yeri köprüler vardır.

Bu

yazılan

Tatlı su nehirlerinin anlatılması üç adet büyük nehirlerden Arda, Meriç ve Tunca nehirlerinin doğuşları ve batışiarı ayrıntılarıyla yazılmıştır, ama bu Edirne şehri içinde bütün çeşmelere, susamışların sebilhanelerine, han, hamam, cami ve evlere bölüştürülüp akan akarsular (---) (---) (---) (---) dağlarından ve kıyık hayırlarından gelip şehrin bütün yapılarını sular abıhayattan nişan verir tatlı Stilardır ki İstanbul'da Eskisaray Kapısı'nın önündeki çeşmelerin lezzetinde bir lezzetli sudur.

Yukarıda

................ (! satır boş) ............... .

Evlerdeki su kuyularının anlatılması Tamamı (---) adet sarayların, ileri gelenlerin halkın evlerinde acı sulu ve abıhayat kuyuları vardır. Üç bini hemen şebekeli bostanların savakı çark-ı felek gibi dolaplı kuyulardır. Geri kalanları hüzün evlerindeki kuyulardır. (---) (---) (---) (---) (---) ( ---) ( ---) İbret verici hamamları bildirir (---) adet gönül açan, hoş ve aydınlık hamamlardır ki elimizden geldiği kadar bildiğimiz derece yazılır. Evvela bunlardan, Tamamı

602


Üçşerefeli Hamamı; Suyu, havası, yapısı ve hizmetçileri pak ve temiz büyük hamamdır. Bütün duvarlarından ve bütün kubbelerinden bir damla ter ve nem sızma ihtimali yok bir hoş kokulu hamamdır. Ondan, Tahtakale Hamamı: (---) (---) yapısı eski tarz büyük hamamdır. Ondan, İbrahim Paşa Hamamı, ondan, Boyacılar Hamamı: (---) (---) yapısıdır. İshak Paşa Hamamı, ondan Selimiye Hamamı, ondan, Murad Bey Hamamı: Eski tarz ve büyük yapı hamamdır, ama suyu tatlıdır. Mezid Bey Hamamı: Gerçekten de yıkananları çoktur. Kale içinde, Topkapısı Hamamı: Beğenilir ve bilinir değildir. Bayezid Han Hamamı: Camiye yakın Tunca Nehri kenarındadır, ama biraz sovucakhr, ama paktir. [164a] Mihal Bey Hamamı: Gayet büyük hamam olduğundan bir kaç halvetinde debbağlar gök rengi, kırmızı, sarı, gül rengi ve turuncu sahtiyan boyarlar. Ağa Hamamı: Kıyık Mahallesi'nde bir hoş havalı hamamdır. Kasım Paşa Hamamı: Eşe Kadın yakınındadır.

Sultan Mehmed

Hamamı:

(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)

(---)

Beylerbeyi Hamamı: Acep gönül açan hamamdır. Ahi Çelebi Hamarnı'na Oğlan Hamarnı derler. Zira bir halvetinde bir kuma yanında beyaz ham mermerden bir mahbub güneş parçası dellak civanı resmi var ki sanki o resim canlıdır. Her ne tarafından o resme baksan o resim de bakıp tebessüm eder zann edersin. Onun için bu hamama Oğlan Hamarnı derler, ama cami sahibi Molla Ahf Çelebi hazretlerinin yapısı bir hoş havalı hamamdır. Ondan, Kadıasker Hamamı: Her malzemesi, dellak hizmetçileri ve ham merrnerieri pak hamamdır. Kızlarağası Hamamı: Sultan IV. Mehmed Han'ın Darüssaade Ağası Yusuf Ağa bu harap hamam fil damı iken münasip bir yerde çok gerekli olduğundan tatlı bir hamam etmiştir ki Edirne şehrinde değil Rumeli diyarında benzeri yoktur. Gerçekten de yerinde büyük b.ir hayrat oldu. "'

.~

r

603


................ (2.5

satır boş)

............... .

taht merkezi olan Edirne şehrinde hanelerdeki özel hamamların anlatılması Edirne şehri ileri gelenlerinin tanıklıklarıyla bu üçüncü taht merkezi olan Edirne'de toplam 3.150 adet büyük hane hamamları vardır ki nice yüz vezirler, devlet adamları sarayları ve ileri gelenlerin evlerinde ikişer üçer özel hamamları vardır. En sıradan hanede bir gusülhane vardır, diye Edirne ileri gelenleri övünürler: Gerçekten de nicesine hakfr vakıfım ki ikişer üçer hamamları vardır. İsimleriyle yazmakta sıkıntı vardır. Ancak, Hünkar Sarayı Hamamı: Güzel bir tarz ve bir garip şekil üzere yapılmış bir selatin hamamıdır ki benzeri meğer İstanbul'da Yeni Saray'da hassa gılmanları içindeki hazineye bitişik hamam içinde ibret verici hamam ola. Ancak bu Edirne şehri içinde gördüğümüz sultan hayrat yapılarından başka nice bin yüksek yapılar, imaretler ve çarşılar sayısızdır. Ancak bu hak1r kısaltarak yazdık. Zira bizzat imaretleri yazdığımızdan bin kez daha fazladır. Yerleri geldiğinde yine yazılır. Yaşlı ve gençlerinin yüz renklerinin anlatılması: Erkek kısmı olgunluk derecesinde yaşar, yaşlanır ve beli bükülüp kuvveti gitmiş, hey'eti yitmiş ve ömür sermayesi yüz yetmişe yahut yetmişe yetmiş olup sohbetten biraz kalmış olurlar, ama yine karında kazancında zinde, hareket halinde yüz renkleri kırmızımsı Osmanoğlu

adamlardır.

Dilher mahbublarının anlatılması: Gayetle dilberieri çoktur. güzellikte ve hoşlukta orta halli olup kelimeleri düzgün, dişleri inci gibi, misk kokulu bölük bölük kaküllerini dağıtıp Tunca, Meriç ve Arda nehirlerinde deniz yaratıkları gibi yüzgeçlik ettiklerinde aşıkların akılları darmadağın olur. Gerçekten de gümüş endamlı mahbubları var. İleri gelenlerinin isimlerinin yazılması: Bunlardan Koca Kırkayak Sinan Paşa ve Küçük Sinan Ağa, Çoğu

Usta

tıp

................ (2 satır boş) ............... . bilginlerinin bildirilmesi:

................ (3 satır boş) ................ [164b] Usta cerrahiarının övülmesi: Bayezid Han Darüşşifasında maaşlı uzman hekimleri ve nabız ilminde tecrübeli cerrahiarı

604


vardır, ama daha meşhur olan Ulucami yakınında Hızır Çelebi, sanki Hazret-i Hızır ikinci hızırdır. İsmail Çelebi sünnetçilikte benzersizdir ki sünnet üzre masumları sünnet eder. Bildiklerim bunlardır. İmam ve hatiplerinin anlatılması: Bu Edirne şehrinde 6.150 adet alim, salih ve şeyh hatipleri var ama kadı taifesi hesapsızdır. Hancızade Efendi, Kara Kadı ve Mesud Efendi (---)

( ---) (---)

Hatiplerinden Bayezid Han hatibi İbrahim Efendi, (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)

Fasih şair ve yazarları: Zamanımızda bu şehir içinde 17 seçkin şair ve yazarlardan kimseler var idi. Bunlardan, ................ (1 -satır boş) ............... . alimler toplantı yeri, fazıHar kaynağı, şairler meskeni salihler yuvası, garip ilimiere ve·çeşitli fenlere sahip Aristo akıllı çelebileri var. Müşerref olduğumuz yakın dostlar, Kısacası,

................ (2.5

satır boş)

............... .

Ermiş zatların anlatılması:

................ (2.5 satır boş) ............... . Erkek ve kadınların giydiklerinin anlatılması: Sayısız ve sınırsız ileri gelenleri sarnur kürk ve renk renk değerli kumaşlar giyip sarıklarının uçlarını sartıkıp salınırlar. Orta halli olanları çuka ve boğası kaftan giyerler, ama kadın taifesi çuka ferace ve renkli soflar giyip yassıbaş ile gezerler. İstanb.ullu gibi selamiye takke giymezler. Belde halkının konuşmaları: Bütün zarif ariflerinin sözleri düzgün, kelimeleri devamlı manalı, örfi konuşmalarda dostlar arasında söze gelseler gözel sözlerle ve fasih dille konuşurlar. Gerçekten de bu vilayetin genel olarak halkının zarifliği ve tatlılığı gibi hoş-sohbet, hem-meşrep, şevk ve aşk ehli adamlar olmazdır.

Güzel havasının anlatılması: Edirne şehri dördüncü iklfmin son üçüncü arzında vaki olduğundan suyu ve havası gayet tatlı ve yazı kurudur, kışı katıdır. Zira bu tatlı şehir üç temiz nehrin ortasında kurulmuştur. Bazı senelerde bu üç nehir buz parçası olur. Hekimler kl&ını tartmışlar, Erzurum ile beraber 70 okka kışı olmuştur.

605


Edirne şehrinin enlemi, boylamı ve ikliminin anlatılması: Dördüncü gerçek iklimde bulunmuştur. Müellif ve musannif Ali Kuşçu'nun görüşüne göre. Allah rahmet eylesin. Ve usturlab ilmi hükmüne göre boylamı (---) saat(---) (---) derece (---) ve dakikadır. Ve eniemi (---) (---) (---) (---) (---) (---) Yıldız taliinin yazılması: Mahkeme sahibi Mevlana Ahi Çelebi'ye göre bu Edirne şehri uğurlu saatte yapıldığından tali yıldızı Zühre olduğunda bütün halkı mutlu, güler yüzlü, neşeli, zevk ve şevk ehlidir. Daima her padişah elinde oldukça imaretten hall değildir. Nice yerde imaret için gömülü garip tılsımları vardır.

isimlerinin yazılması: Evvela namlı Sehl Bey, Sıyamf Bey, Kubad Bey, Polad Bey, Kasım Bey, Sührab Bey, Haydar Bey, Memi Can Bey, Resul Ağa, Kadri Ağa, Hüdaverdi Ağa, Şehsüvar Ağa ve Ahmed Ağa. Kadınlarının isimleri, Emetullah, Afife, Emine, Mihrimah, Zühre, Abide, Zübeyde, Gülşah, Ümmühan ve Havva. Köle ve cariyelerin isimleri: Ferhad, Ken'an, Tezgel, Kademli, Kutlubay, Laçin, Şahin, Çelerdi, Çalapverdi, Allahverdi, Sevindik, Hüdaverdi, Gündoğdu, Yaşar, Müyesser ve Muzaffer. Ve cariyelerin isimleri: Çiğdem, Gülnar, Gülizar, Gülbuy, Gülfam, Gülruh, Evecan, Peymane, Lalebuy ve Verdişah [165a] Erkek ve

kadınlarının

yiğitlerinden

Ruhban kiliseleri ................ (2.5 satır boş) ............... . Hububat ürünlerinin, buğday tanelerinin övülmesi: Yedi çeşit deve dişi namıyla bilinen buğday olur, ama kılçıksız, kızılca ve beğlerce buğdayı ancak Şam Havranı'nda olur. Baklası, mercimeği, böğrülcesi ve diğer tahılları çok olur ama arpası az olur. Gülsuyu yeryüzünde yoktur. Ve gülü gülistanı cihanı süslemiştir. (---) (---) Seçkin yiyeceklerinin anlatılması: Türlü türlü misk ve arnher kokulu helvası dünyanın hiç bir yerinde olmak ihtimali yoktur. Meğer Basra şehrinde Hamevi helvası ve Kureyşf helvası ola . ................ (1.5 satır boş) ............... . Meyve ve meyve ürünlerinin anlatılması: Evvela bir okka gelir türlü türlü ekmek ayvası, papa ayvası ve misk kokulu ayva perverdesi, şeftalisi, ama et şeftalisinin al tebekanf yanaklısı beğenilir.

606


................ (1.5 satır boş) ............... . Keyif verici içeceklerinin anlatılması: Evvela kırmızı renkli şarabın damlası haramdır, Ancak günahkar ve sapkınlar arasında beğenilen yılan zehiri gibi şırası vardır. Ve Muaviye ve Saltık Bay'ın icat ettiği cüllab gibi (gülsüyu gibi) koyu bozası olur. Vişne suyu, hal suyu, hardaliyesi (rakısı) ve poloniyesi (rakısı) meşhurdur, ama misk kokulu ayva perverdesi (reçeli) Amasiyye perverdesinden daha iyidir. Aşevi imaretlerinin anlatılması: Toplam (---) adet ziyafet evi imaretleri vardır. Bunlardan Sultan Bayezid-i Veli'nin aşevinin yemeği ay ve sene, sabahtan akşama zengin ve fakire bol bol dağıtılır. ................ (1.5

satır boş)

............... . Evvela arabası, revan (araba)ları bir diyara

Sanatlarının beğenilenlerinin anlatılması:

sanatlı koçuları

mahsus

değildir.

ve kafesli Ve kırmızı

taht-ı

sahtiyanı

................ (1.5 satır boş) ............... . Erkeklerinin iş güç ve karları: Nice yüz bin çeşit çeşit iş güç ve kar sahibi tüccar ve esnaf vardır. Her garibin karının yolu bir semte düşüp o tarafa gitmiştir, ama en karlı esnaf debbağlardır ve hayli insandır. Ondan pak berberleri, ayak dellalları, pak aşçıları, usta terzileri, ipekçileri, yorgancıları ve ketencileri çoktur. Halkın dilleri ve özel lehçeleri: Şehir h~lkı taşra köylerden gelip şehirde oturarak şehirlke konuşayım diye bazı tuhaf kelimeler ederler. Mesela "Ahmed Çibu gilde idik" "onlarda vafir Jişarlandık" yani zevk ettik. "Sinbaz'a vardık" yani mezarlığa vardık. "Afatladık" yani güldük. "Alatı seyran ettik" yani acaip seyr ettik. Bağ ve bostanlarının sayılarının yazılması: Tamamı 3.000 şebekeli verimli bostanlardır ki her biri birer Hilelik adada kurulmuş maksureli dinlenme yeri bostanlardır. Ve toplam 33.000 adet ağaçlıklı bağları vardır, ama üzümü pek beğenilmez.' Zira kışı şiddetlidir. (---) (---) (---)

yani şifa yurdunun anlatılması Bayezid Han'ın camiinin dış büyük avlusunun sağında, İrem Bağı içinde bir darüşşifası vardır. Başka Bayezid Han

hayratı

Yukarıd~ yazılan

607


"Tabipler Medresesi" ve odalarında talebeleri var ki her biri sanki Eflatun-ı İla.hl, Bukrat, Sokrat, Filkos, Feylesof, Restatalis, Calinus ve Fisagores-i Tevhldi gibi Aristo akıllı uzman hekimleri ve usta cerrahiarı vardır. Hadis: "İlim ikidir. Birincisi beden ilmi, ikincisi din ilmi." uyarınca her biri tıp ilminde muteber insanların derdine çare bulmak için ilaç yapar ve tedavi uygularlar. Orada bir dar-ı şifa var ki diller ile [165b] anlatılmaz ve kalemler ile yazılmaz, ama elimizden geldiği kadar özelliklerini anlatalım. Evvela, Birnarhane yani hastahanenin şekli: Adı geçen Meram Bağı'nın ta ortasında göklere baş çekmiş bir kargir yüksek kubbedir ki sanki aydınlık hamam camekanı gibi en tepesi açıktır. Bu açık olan yerde altı adet ince mermer sütunlar üzerinde keyaniyan (İran hükümdarları) tacı gibi bir kubbecik vardır, ama gayet ölçülüdür. Becerikli yapı ustası bu menfez olan küçük kubbenin en tepesine saf altın ile yaldızlanmış bir çeşit demir mil üzerine bir bayrak dikmiş. Ne taraftan rüzgar eserse o bayrak alem o tarafa döner, seyirliktir. Ama aşağı büyük kubbesi sekiz köşedir. Bu dokuz gök kubbenin içerisinde de sekiz kemer vardır. Her kemer altında birer kış odaları vardır. Bu odaların her birinde ikişer pencereleri vardır. Bir penceresi odanın dışında olan ağaçlıklı, gülistan ve sünbülistanlı olan balıaristan bağına bakmaktadır. Bir penceresi büyük kubbenin ortasındaki ona on büyük havuzun fıskiye ve şadırvana bakmaktadır.

Bu sekiz adet kış odalarının önünde yine büyük kubbe içinde sekiz adet yazlık odalar vardır. Üç tarafları kafesli ham mermerler ile çevrilmiştir. Bu büyük kubbenin altında olan büyük havuzun dört tarafı beyaz cilalı ham mermerler ile döşenmiştir ki sanki bukalemun nakşı gibidir. Büyük havuzuna dört tarafındaki çeşme musluklarından berrak su çağlayıp sel gibi havuza girince fıskiyelerden tatlı su gökkubenin kemerlerinde son bulur. Bu şekilde güzel yapılada yapılmış olan darüşşiHinın zikri geçen odalarında türlü türlü hastalıklara yakalanmış olan zengin ve yoksul, yaşlı ve genç bütün odalarda dopdoludur. Bazı odalarda hastaların tabiatıerine uygun kış günlerinde ateşler yakıp kuştüyü döşekler, seraser yorganlar ve ipekli yastıklara hastalar dayanıp inleyip sızlarlar.

608


Bazı

odalarda ilkbaharda cinnet mevsiminde Edirne'nin aşk denizi çukuruna düşmüŞ sevdazede aşıkları çoğalıp hakim emri ile bu tirnarhaneye getirirler, alhn ve gümüş yaldızlı zincirler ile boyunlarına zincir gerdanlıkları bağlayıp her arslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar. Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp saçma sapan sözler ederler. Nicesi o kubbenin etrafında olan gül ü gülistan, bağ ve bostan ve reyhanistan içinde bülbüllerin yanık sesli nağmelerini deli biraderler dinleyip onlar da perdesiz, ölçüsüz ve endazesiz yüksek sesle bağırıp çağrışırlar. Bahar mevsiminde çiçek kısmından sim ü zerrin, nebati, deveboynu, müşk-i rumi, yasemen, gül-i nesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, menekşe, erguvan, şakayık, nergis, sünbül, buhur-ı meryem ve zaafran gibi çiçekleri hastalara verip güzel kokularından şifa bulurlar. Deli biradedere bu çiçekleri verince kimini yerler kimini yerlere atarlar. Biraz akıllıları ise koklarlar. Ve bazı deli biraderler pencerelerden dışarıda olan meyveli ağaçlara ve çeşit çeşit sulu meyvelere bakıp "Ah ha ha hil hop pih poha pih poh" deyip çemenzar seyrini ederler. Özellikle bahar mevsiminde divane biraderlerimizin zincir kırdıkları sırada Edirne şehrinin bütün dilherleri cavk cavk ve bölük bölük tirnarhaneye gelerek divanelerini seyrana gelirler ki omahal şifa yurdu olur. Ama bu hakfr Evliya o dilherleri gördükçe şifadan ümidi kesip deli gibi olup gözünün akı karasına, yaşı s.ümüğüne, tükrüğü balgamına ve balgamı salyasına karışıp tirnarhane faslı edeceği geldi. Ta bu derece kalplerin sevgilisi güzel dilberieri vardır. Gerçekten de bazı deliler güler güzel yüzlere bakhkça akıllı olur. Zira eski hekimlerine görüşlerine göre güzel yüz, akarsu, güzel ses, saz ve söz insanın içini açıp gam pasından arındırarak parlahr. Hatta merhum u mağfCtrun leh hayrat sahibi Bayezid Han, hastalara şifa, dertlilere deva, divanelerin ruhuna gıda olması ve sevdayı def etmesi için on adet hanende (okuyucu) ve sazendelerden (çalıcı) Gulam Şadf gibi üç hanende, bir neyzen, bir kemaru, bir mfısikar1, bir santurl, bir çengf [166a] ve santur1 ve bir udf tayin etmişti ki, haftada üç kere gelip bu on adet hanende ve sazende üstadları ha.stalara ve deli biradedere fasıl çalarlar. Hala bu çalıcılar devam etmektedir. ~

609


Bu fasıllardan fayda bulmayan divanelere timarhaneci babalar o kadar kızılcık hoşafı kütüğü çalarlar ki her biri deynek darbesinden Ahfeş keçisi yahut Deli Mehmed maymunları gibi perende atarlar. Hayy ve Kadir olan Allah'ın emriyle nicesi sazlar sesinden hoş hal olurlar. Gerçekten de musıkf ilminde rast, neva, dügah, segah, çargah ve sılznak makamlardır ama zengüle makamı ile bılselik makamında rast karar olunsa insana hayat verir. Bütün makamlarda ve sazlarda ruha gıda vardır. Kös-i hakanl, tabibaz ve davul sesi ise de heybetli sesi olup divaneler bile dinleyip rahatlarlar. Bu derece anlatıp yazmaktan maksat odur ki bu Bayezid Han timarlıanesi gibi Edirne'de bir darüşşifa yoktur. Başkasının evkatları harap olmuştur. Hala bu devam etmektedir. Her gece ve gündüz üçer kere hem divanelere ve hem hastalara Keykavus mutfağından her hastasının derdine göre nefis yemeklerden keklik, turaç, süglün, güvercin, üğeyik, kaz, ördek ve bülbüle varınca­ ya kadar bütün kuşları avcılar mütevvelliye getirip hekimler istekleri ve arzuları üzere pişirtip hastalara verirler. Ve haftada iki gün macun işliği açık olur. Edirne şehrinde ne kadar hastalık sahibi kimse var ise darüşşifaya gelip nice bin çeşit derman macunları dağıtılır. Diğer tohumlu ilaçlar hesap dışıdır. Besbase, kebabe, kakule, zencefil, emlec ve kebbat perverdelerinin dağıtıldığı asla hesaba gelmez, ama şifahanenin kapısının üst eşiği üzerine vakfedici şartı öyle yazmış ki, "Sağlıklı olan adam bu anılan ilaçlardan bir kırat şey alırsa hasta olup Firavn ve Karıln'un laneti üzerine ola" diye lanetname yazılmıştır, vesselam. Allah'ın rahmeti üzerine olsun, söz tmam oldu. Büyük Edirne şehrinin caddelerinin sayısı: Tamamı6.170 adet satranc nakşı, yüksek ve alçak anayollardır. Bütün yollarından araba işler geniş kaldırımlı yollardır ki 300 adedi sultan çarşısı yolarıdır. Geri kalanları mahalleler içinde özel yollardır. Tanrı'ya hamd olsun öyle güvenli ve rahat sultan taht merkezidr ki bu anılan anayollar üzerinde asla ve kat'a kapılar yoktur. Mısra:

"S ıladır yanina gelen gelsin giden gitsin" mısraı üzere açık dürüst yollardır, ama bu şehir içinde her karanlık gecede 3.000 adet bekçi gözcülük ederler. Her biri pür-silah 610


hazır

olup fenerleriyle ta sabaha dek dönüp dolaşarak muhafaza ederler. Ellerinde Gazi Hudavendigar'dan beri hatt-ı şerifleri vardır. Fenersiz bir adam bulsalar aman vermeyip katı ederler ve hakimden asla mes'ul olmazlar. Bu da bir diyara mahsus değildir. Eğer sorulursa, "Ey Evliya, gerçek 'Seyyah-ı alem ve nedim-i adem'sin, ama her şehrin bu mertebe özellikleri neden ma'lumundur?' denirse cevap, "Bu hakfr kul, çocukluk çağından beri seyahate istekli olup rüyamda Tanrı Elçisi'nin izniyle evliya ve enbiya ziyaretine memur olduğumuz cihetten bütün güzel memleketleri kırk bir yıldan beri gezip dolaşırken, zabitleriyle, yaşlı ve umur görmüş ihtiyarlarıyla dostluk kurup şehrin hallerini sordum, nice siciliere ve evkafnamelere bakıp bütün hayrat ve hasenatlarını tarihleriyle kayd edip bu şekilde yazarız. Yolumuz bu semte düşüp tesellimiz vardır. Beyt: Hallak-ı

ezel aleme kıldıkta tecelll Her kulu birer hfil ile kılmış müteselll

Edirne bilgilerinin tamamlanması Evvela bu "En yakın yerde, Rum(lar), yenildi..." [Rum, 2-3] şehri olan Edirne şehrinin her tarafından gül ü gülistan ve sünbül ü reyhanistan ve Rıdvan bahçeleri gibi cennet bahçeleri ve sayısız sınırsız şebekeli bostanları vardır ki hesabını gerek bağcı Rabbü'l-izzet bilir. Zira bu şehrin zemini bir bolluk bereketli geniş topraklı çok hububatlı bir yer olup böyle bir diyar Rumeli memleketlerinde yoktur. Ancak Budin sınır boylarında Baçka ve Laçka nahiyeleri ola, yahut cennet kokulu Şam toprağında eski şehir Busra ve Havran Nahiyesi ola, ama bu Edirne'nin onlara üstünlüğü suyu, havası ve meyvesin yönündendir. Böyle bir memlekettir ki asla dengi benzeri yoktur. Zira nice yüz bin büyük evliyaullahın nazarı [166b] değmiş İrem Bağı bir şehirdir. Ve geniş vilayeti bakımlı, daima halkı mutlu, ekinlikleri güzel, arnher kokulu temiz toprağı insanlarca beğenilir. Doğu tarafı, İstanbul tarafına Solak Çeşmesi yolu tarafına varıncaya kadar bir lalezar ova, ekinli, vadi, bakımlı ve şenlikli bağ ve bostanlar ile bezenmiş, çiftlikler ile süslenmiş marnur köylerdir. Batı tarafında Meriç Nehri'nin sağında ve solundaki vadiler ta Çirmen sancağına varıncaya kadar kasaba gibi köylerle süslenmiş 611


ekinlikleri bol, hayrat ve bereketleri çok bol nice kırları arazileri ve sık ağaçlı ormanları vardır ki vakarel adındaki odunu ve kömürü tamamen bu taraflardan nice bin arabalar ile gelir. Sözün kısası her cihette nimetleri bol, pınar ve nehirleri akar şenlikli bir Edirne şehridir ki acaip ve garip iklimdendir. Suyunun ve havasının tatlılığından mahbub ve taptaze ciğer­ köşe ebced okuyan çocukları gayetle tez-fehm olup temiz, yetkin zeki tabiatlı çocukları vardır ki nice değerli kitapları ezberlemişlerdir.

Ama kadınları gayetle güzel yüzlü ve hareketleri ölçülü olup levendce davranış ve hareketlerine insan hayran olur. Konuşma­ ları düzgün, dişleri inci mercan, her giyecekleri kendilere uygun, Rabia-i Adeviyye mertebesinde örtülü, dindar, güzellik sahibi edepli kadınları vardır. Gerçi böyle bir büyük şehirde "Çam çakalsız olmaz" sözü üzere 'koç kaçkım eder' isyan sahibi kadınları da olur ama diğer memleketlere bakarak bu Edirne şehri mevcutların iyisidir. Zira temiz yıldız gibi kızları gayet perhizkar kızları var ki henüz her biri birer çeşit dürr-i yetim (inci) gibi birer delinmemiş inci ve birer açmamış goncadır ki babalarından başka er yüzünü görmüş ve erkek sözünü işitmiş değillerdir.

Her biri marall ve gazall Hoten ceylanı gözlü, şirin sözlü ve nurlu yüzlü güneş parçasına benzer kızları vardır. Evli veya dul edepli kadınları güzellik sahibi, davranışları ölçülü, yüzü güzel, peri görünüşlü, dünyayı aydınlatan güneş gibi güzellik sahibi, marifette olgunluk sahibi peri yüzlüleri var ki her oynaşmaları, hareketleri, yürüyüşleri ve konuşmaları öyledir ki gören aşıkları türlü nazlarla kendilerine çekerler ki, insan hayran kalır. Nice bin memleketinden ayrılmış garp bu şehirde kendi memleketini derk edip ikamet demiri bırakır, bir yoluyla evlenip hanedan sahibi olmuşlardır, Zira bütün ileri gelenleri garip dostudurlar. Birer çeşit güzel yolla gariplere güzel davranıp kendilerine bağlarlar. Zira nimetleri boldur. Tabiat ve iyilik sahibi hanedan sahipleri yumuşak huylu, iyi niyetli, hoş görüşlü, dost canlısı, hoş-sohbet, zarif ve alçak gönüllü halkı vardır. Tanrı hepsinden razı olsun . ................ (2.5

612

satır boş)


Edirne şehrini nice bin Rum şairleri suyu ve havasıyla, mahbub ve mahbubesiyle ovmüşler ve şiirler yazmışlardır, ama denizde damla ve güneşte zerre anlatıp övememişlerdir. Zira Osmanoğulları elinde Rıuneli memleketinde yedi önemli beldenin birincisi İstanbul'dan sonra bu Edirne şehridir. Ondan Sofya-i safiye şehridir, ondan cennet benzeri Belgrad'dır, ondan İslam seddi Budin'dir, ondan Bosnasarayı'dır, ondan ademoğlu yuvası olan Selanik Kalesi'dir, ama bu Edirne İstanbul'dan başka diyarlara göre tercih olunup övülmüştür. Üç şehrin övgüsü: Sanasın bağ-ı cennettir Edirne, Bursa, İslambol

Güzellerle müzeyyendir Edirne, Bursa, İslambol Birinin Tunca suyunda, birinin kaplıcasında Sitanbul Kumkapusu'nda deniz millikleri oynar

övgüsü üzere Edirne şehri içinde akan üç nehirde ikindiden sonra bütün dilherler sadık aşıklarıyla bu nehirlere girip sarmaş dolaş olarak yüzgeçlik ederler . ................ (1.5

satır boş)

................ [167a]

Osmanoğulları'nın

ikinci taht merkezi olan Edirne evliyalarının ziyaret yerleri Allah onlardan razı olsun, sırlarını aziz eylesin. Evvela ilk başta ziyaret ettiğimiz Sultan Bayezid Camii yakınında Edhemiye tarikatından Hazret-i Hasan Baba, ulu sultandır.

Ondan sonra Mihal Köprüsü üzerinde tekkesinde yatmakta olan gizli sırlardan haberli, Hazret-i Sefer Baba, Bektaş! fukarasından olup üç adet nehrin taşkın ve baskının engellemek için keferezamanında bu Edirne'ye gelmişti. Hikayesi geçen Sefer Şah Sultan'dır.

Ondan Güleşçiler Tekkesi içinde Küştegiran yolunda Hazret-i P!r Mahmud-ı Yar-ı Veli fukarası, Hakk yoluna yakın, cennet burcunun hüması, Şeyh Seyyid Cemaleddin. Yine bu tekke içinde Pehlivan Demir üstadı, arslanlar arslanı, güreşçiler önderi, düvaz-deh-i yilr-ı diliran, Hazret-i Er Sultan, bir günde F1,tih Mehmed Han huzurunda Azerbaycan şahı Uzun Hasan'ın yetmiş adet seçkin pehlivanına galip gelen Er Sultan'dır 613


ki Sultan I. Selim Han huzurunda dört arslanı da ikişer parça eden Pehlivan Demir'in üstadı olan Er Sultan'dır. Beylerbeyi Camii yakınında zamanın kutbu, Hakk cemaline rnüştak, baş tacı Mestçizade Şeyh İbrahim, tekkesinde gömülü, Halveti tarikatında ulu sultandır. Beylerbeyi ziyareti; .(Beylerbeyi) Camii yanında yüksek bir kubbede gömülüdür ki katline tarihtir: Dad edip

beğlerbeğinin

boynun urdurdu sipah. [Sene 997/1589]

Diğer

tarih, Ferruhu '1-alem, bi-katlihi.

Diğer

[Sene 997/1589]

tarih,

Ola tarih-i deyir dar-ı fenada adll Kesdi beğlerbeğinün başını cellô.d-ı felek Sene 997/1589

Beylerbeyi Hamarnı'na yol aşırı nur dolu bir türbede gömülü Hazret-i Murad Baba ve Hazret-i Hızır Baba bir yerde yatrnaktadırlar.

Üçşerefeli Camii avlusunun kıble duvarı kapısı dibinde bir küçük aydınlık tekke içinde Müezzin Sultan ziyaret yeri; nice yüz adet kerametleri açık seçik görülmüştür. Müezzin Sultan menkıbeleri: Bunlardan biri; bir mübarek gecenin yarısında terncid-i Muharnrnedi verirken kırk adet kefere bu sultanı öldürmek için minare kapısını beklerken, yüksek güzel sesinin etkisinden kırkı da İslam ile şereflenrnişlerdir. Yine bu Üçşerefeli rnihrabı önünde yol aşırı Hazret-i Ebu İshak Kazvini, makarnı bir Kazvinf Tekkesi'dir. Ve, Balkapanı yakınında peşrnine ve AI-i Aba sahibi, fukaralar sultanı Hazret-i Toplu Baba, Allah sırrını aziz etsin. Ve Selim Han Arastası başında Eskici BabaveTelli Baba, bir mübarek kabirde görnülüdürler. İki sultanın menkıbesi: Bu iki aziz yoldaş ve sadık dostlar imiş. Birbirleriyle konuşma sırasında, "Eş birader, Edirne şehrinin bir kenarında ernanetlerirnizi sahibine teslim edelim!" deyip Gelibolu'dan Edirne şehrine girerler,

614


birbirlerini kucaklayıp tevhid-i erre ile sema ve safa ederek bu kabideri yerinde ikisi de birbirine sarılmış olarak ruhlarını teslim ederler. Hiç bir kimse bunla,rı mümkün olup birbirinden ayıramazlar ve hakim korkusundan defn edemeyip sabaha kalırlar. Rabbimin hikmeti, gökten yağmur rahmet gibi yağıp o gece üzerlerine amber kokulu temiz toprak yağarak o iki aziz zat kudret toprağı ile defn olunur, ama bunların mübarek naaşlarından başka yere bir zerre toprak yağmaz. Bu misk kokulu toprağın güzel kokusu Edirne şehrini değil dört tarafında olan köylere de bu hoş koku dağılıp koklayanların dimağları kokulanır. Bu çok manalı durum bütün vilayet halkına yayılıp ziyarete gelirler. Zamaneleri şeyhül­ islamı fetva verip, "Kudret eli ile defn olunmuştur. Hali üzere kalsınlar" diye izin verilir ve üzerlerine bir nur dolu türbe yapılır. Hala hasta olanların ziyaret yeridir. Hala sar'ab olan kimseler onların anılan amber kokulu toprağından alıp suya koyarak suyundan içtikten sonra yine temiz toprağını mübarek ahirlerine koysalar Allahu Taala'nın izniyle şifa bulurlar. Edirne içinde meşhur ziyarettir; Ulucaminin sol tarafında yol aşırı Taşkend Baba ve Kurd Baba ziyareti, büyük ziyaret yeridir ve bir eski tekkedir. Bütün fukarası Belh ü Buhara, Semenkand, Luristan, Moltan, Kişmir, Lahor ve Gölkend, Dekend, Kum, Kaşan, Cemapur, Kandahar, Herat, Özbekistan, Hindistan, Horasan ve _Dağıstan fukaralarıyla dopdolu bir Cemapur tekkesidir.. Zindan Kulesi önünde arif-i Samedan1 mukarreb-i Sultan! Şeyh Hazret-i Zindan!: Mübarek isimleri Abdürrezzak'dır. İstanbul'daki Zindan Kulesi'nde gömülü olan Hazret-i Baba Cafer Seyyid'in temiz soyundan Şeyh Zindanf'dir ki tekkesinde [167b] gömülüdür. Yukarıda Fatih'de ve Bayezid-i Vell ile Akkirman fethinde menkıbeleri yazılıdır. Bu Şeyh Zindan! Tekkesi'nde nice büyük şeyhler gömülüdür ama mübarek isimlerini bilmediğimden dolayı yazılmadı. Bu tekkenin karşısında mezarlık içinde, Tatar Hanlar ziyaret yeri: (---) (--1) tarihinde (---) (---) zamanında Yanbolu, İslimye ve Kızılağaç'da oturan sultanlar bahanesiyle nice J:>in Tatar Edirne'ye gece baskınları edip mahpus olan ham kurtar~aya çalışıdarken tamamını kılıçtan geçirip o me-

615


zarlıkta hanlarıyla

defn ettiklerinden Tatarlar Mezarlığı derler. Ayrıntılarıyla hikayesi AI-i Osman tarihlerinde yazılıdır. Kafesli Kapı yakınında İlyas Camiinde Şeyh Hacı İlyas: Bayramı tarikatında ulu sultandır. Topkapı'dan aşağı batı tarafa doğru kale köşesinde Kaplı Kule dibinde Bektaşi önderlerinden Sultan Kaplı Dede, halkın ziyaret yeridir. Ağaçpazarı'nda Hacı Ömer Tekkesi'nde tarikat erbabı, hakikat arifi, İlahi nuriara mazhar, sonsuz nurlar mücahidi, Şeyh Hazret-i Rıdvan Efendi, kutuplar kutbu mertebesinde ulu sultandır.

Sallahane yakınında Balahan Baba ve Yatağan Baba, bir türbede gömülüdürler. Balahan Baba daima parsa toplanmasında balahan gibi av alıp Yatağan Baba'ya yiyecek getirirmiş. Yatağan Baba, kırk yıl ibadethanesinden çıkınayıp yattığı için Yatağan Baba derler. Kırk yıldan sonra Balahan ile Yatağan bir anda ruh teslim edip yatağında Yatağan ile Balahan yuva edinip yatarlar. Bektaşf fukaralarından ulu Hüda erieri imişler. Bunlara yakın, Mumcu Baba: Bunlar da Bektaşi fukaralarındandır. Mumcu Hasan Baba menkıbesi: Hacı Bektaş-ı Velf bu Hasan Baba'ya bir seccade ve bir balmumu verip, "Var Edirne-i Rum'da post sahibi ol" diye bu Hasan Baba'ya izin verir ve balmumunu yakar. Bektaş-ı Velf yanmış mumu Hasan Dede'ye verince, "Ey Hasan bu aydınlatan mum iki çatal yanar, biri söndüğü yerde Edirne içinde vatan edin. Biri daha söndüğünde orada makam edin" diye destur verir. Adı geçen Hasan Baba Edirne'ye gelip sapık kralla mumunu yakarak gelip buluştuğunda nice yüz küffarlar bu muma püf derler ve su serperler, ancak söndüremezler. Nice kötü işli küffar bu hali görüp gizlice Hasan Baba huzurunda İslam ile şereflenirler. Bir gün balmumu Tanrı'nın emriyle kendiliğinden söner. Hasan Dede "Hay ebedf makamımdır" diye orada bir hüzün kulubesi inşa edip Balahan Baba ve Yatağan Baba ile kırk sene aşık ma'şuk gibi has sohbetler edip kırk birinci senede Yıldınm Han zamanında Mumcu Hasan Baba'nın aziz ömrünün mumu sönüp ebedf evinde yanar. Hala tekkesinde gömülüdür. Onun için Mumcu Hasan Baba diye ziyaret ederler. Nice yüz kerametleri açık seçik görülmüştür.

616


Eşe Kadın Mahallesi yakınında arslan, kaplan, panter, vahşi hayvanlar ve kuşlar dost olan Eğlence Baba nice kere dağlardan ayılar, kurt ve geyikler gelip kendi yanında bir hayli yatarlar, bir gece kaybolup o geyikler yine dağlara gidermiş. Yakın zamanda olduğundan "Biz yetişip görüşüp hayr duasını aldık" diyen adamlarla tanışıp hikayelerini onlardan dinleyerek yazdık. Bu Eğlence Baba yakınında Seyyidler Sultan, Peygamber Efendimizin yedi adet torunudur ama isimlerini öğrenemedim. Kemal Paşazadeler darülhadisinde Şehzade Sultan Hasan, Sultan IL Murad oğlu Şehzade Orhan ve Tatar Hanlar, isimleri belli değil. İstanbul yolunda Hasan Baba Sultan ve Seyyidler Sultan ve Ağaçpazarı'nda Hazret-i Tütünsüz Sultan, hala mübarek cesedi nurlu kabri içinde bir taht üzerinde pamuk gibi ter ü taze bir temiz bir cesettir. Aydınlık tekkesinin Meram Bağı içinde yüksek bir kubbede yatmaktadır. Tütünsüz Sultan menkıbeleri: Nice yüz kerametleri açık seçik görülmüştür, ama bunlardan biri, "Nice yüz kazanı ve tencereleri saç ayakları üzere koyup ateşsiz bol yemekler pişirmiş, bütün Edirne halkina ol tencerelerden üç gün üç gece nice kere yüz bin sahan misk kokulu nimetler ile ziyafet etmiştir. O nefis nimetler, Keykavus mutfağından beri öyle lezzetli nimetler pişmemiş. Meğer Hak tarafından Tih Çölü'nde Hazret-i Musa Sofrası olmuş ola. Bu da yakın zamanda olduğundan dedelerimiz hikaye ederlerdi" diye yaşlı adamlar hikaye ettiler. Onun içjn buna Tütünsüz Sultan derler. Gerçekten de çok keramettir. Hala tekkesinde nice yüz fukarası öyle lezzetli nimetler yiyip [168a] ibadet ederler, insanların gittiği bir acaip ziyaret yeridir. Kırkık'da Üçler ve Yediler makamı, Şarablar Tekkesi'nde Erenler Sultan, Seyyidler Sultan ve Karaca Ahmed Sultan makamı, Hünkar Bahçesi önünde Kurd Baba, bir küçük tekkede gömülüdür ki Bektaşi fukarasıdır. Hıdırlık'da eski tekke içinde Hazret-i Hızır Makamı, Hızır Dede merkadi ve Kalenderi Sultan. Azerbaycan şahı Sultan Uzun Hasan oğlu Sultan Yakub; Fatih Sultan, Uzun Hasan'ı yenince bu oğlu Sultan Yakub'u Edirne'ye götürmüştü. Vefat edince bu Hıdırlık'da defnettiler. Şemmas Dede, İhlas Dede, Carullah Dede, Ulama Dede, Murtaza Dede, Ali Yar Dede ve Burhan Dede. Bu adı geçen dedelerin

ile

~

617


hepsi Bektaşi tarikatından dünyayı terk etmiş Kalenderi' fukaralarıdır ki her birinin mezar taşlarında ömür müddetleriyle tarihleri yazılıdır. Hatta bu fukaraların fakirlik cihazları ve peşmine hırkaları fukara meydanında asılıdır. Kalender! Sultan'ın büyük (cepli) hırkası tam 300 okka (1 okka=1283 gr) gelir, asılıdır. İçinde nice yerdeki ceplerinde sahanları, tenceresi, sofr'ası, mumu, şamdam ve diğer yiyecekleri tamamen bu hırka içindedir. Hatta bu Kalender! Sultan İstanbul'dan Edirne'ye gelirken zerdestesini ata ata gelip asası nereye düşerse o gece orada yemek pişirerek konuk olup ibadetle meşgul olur. Bu şekilde İstanbul'dan Edirne'ye tam bir yılda yürüyerek yol alıp Edirne'de bu Hıdırlık'a geldiğinde ruhu illiyyin cenneti burcuna çıkar. Allah hepsine rahmet eylesin. Sultan Bayezid Camii yakınında Şeyh İsmail Mes'udi Efendi: Estergon Kalesi fethini müjdeleyenlerdendir. Fetihten sonra Edirne'ye gelip Ahmed Han'a, "Beyim bu gece İsmail'in kurbanına hazır olmaz mısın?" der. Ahmed Han, "N'ola?" derler. Tanrı'nın hikmeti Şeyh İsmail o mübarek gecede ruhunu teslim eder. Bayezid Camii'nin civarında anayol üzerinde Tunca kıyısına yakın bir nurlu kabir içinde gömülüdür. Kutlu kapısının üst eşiği üzerinde tarihi budur: Yüz sürüp dergahına Tiğz dedi tarihini Melce-i ehl-i safa Mes'Ctd kutbu'l-arifin Sene 1018 [1609]

Çevresinde Gazi Arslan Bey, Durhan Bey ve Evren Bey. Bunlar Bayezid Han beylerinden olup Akkirman fethinde şehit olmuşlardır. Bayezid Han mübarek cenazelerini sallar ile getirip Şeyh İsmail Mes'udi' yanında defn ederler. Ve, Mevlana Fahreddin el-Acemi: Seyyid Şerif'den ilim öğrenip Yıldırım Han zamanında Rum'a gelip fetva sahibi oldu. Hatta kutlu zamanlarında Edirne'de bir hurufi mezhepli zındık dinsiz sapıklarıyla ortaya çıkıp nice yüz insanı saptırarak hem sapık ve hem de saptırıcı oldukları Fahreddin el-Acemi hazretlerince rluyulunca Resul-i mübin şeriatı fetvası ile o sapıkları, dinden dönmüş adamlarıyla 16 kişiyi ateşlerde yaktılar. 618


Daha sonra Fahreddin el-Acemi de Sultan I. Mehmed zavefat etti ve Eski Cami mihrabı önünde defn olundu. O zamanda onlardan fazıl ve alim yok imiş ki insanoğluna ateş ile azap Allah'a mahsustur. Molla Mehmed b. Mehmed Bezdai: Ulucami kıblesinde gömülüdür. Sultan I. Selim devri ulemasıdır. Ve, Molla Mehmed bin Yakub: Orhan oğlu Süleyman Paşa ile ilk defa Rumeli tarafına geçen Ece Yakub neslinden olduğundan Ecezade derler. Türk dilinde "ece", kardeşe derler. Tanrı'nın hikmeti bu Molla Mehmed ikiz doğmuşlardır. İki can beraber kardeş bir anda vefat etmiştir. Üçşerefeli Mezarlığı'nda gömülü olup Eceler kabri derler. Sultan I. Selim Han devri alimlerindendir. Ve, Cerrahzade diye meşhur Şeyh Muslihiddin b. Alaeddin ziyaret yeri: Aslında Edirnelidir. Yine Edirne'de Şeyh Şüca zaviyesi sahasında büyük babaları yanında yatmakta olan ulu sultandır. Kadiri şeyhiyle ziyaret etmek nasip olmuştur. Ve, Mevlana Kınalızade Ali Çelebi: İstanbul temiz toprağın­ dandır. Bu Edirne'deNasır kabristanında gömülüdür. ilmi güftesi ile ölümüne tarihtir: manında

Elin

Kınalızade

yudu gör

abıhayattan

Sene 1021 [1612].

Mevlana Şeyh Hekim Çelebi: İstanbul körfezi bitiminde İzmit Bu Edirne'de Fildamı zaviyesinde gömülüdür. Ölümüne tarihtir: · şehrindendir.

Reft hayf an hablb-i ehl-i dilan,

Sene 962 [1555].

Büyük şeyhlerden ulu sultandır. [168b] İrem Bağı Edirne'nin gülü, Şeyh Aşık Dede Gülşeni: İsimleri Mehmed'dir. Edirne yakınında Ahur Köyü'nde doğup seyahatte yetişerek Yavuz Sultan Selim ile Mısır fethinde bulundu. Hazret-i İbrahim Gülşeni sohbetiyle şereflendiğinde İbrahim Gülşenf, Aşık Çelebi'nin kulağına bir kere "HO." diye birnara vurunca heıpen Aşık Çelebi İlahi aşka mazhar olur. Derhal malından mülkünden, bütün çadır, çerge ve ağırlıklarından kurtulup yalınayak başı kabak Mısır şehri içinde meczup şekilli olup "Ah aşk!" diye gezerdi. Selim Han bir kaç kere rast gelir. Selim Han'a zerre kadar tanıdık gözle( bakınayıp geçer. Selim Han İbrahim Gülşenl'den rica ederler ki,

619


"B.=nim tutkun aşıkım olan Aşık Çelebi'me bir nazar edesiz" diye haber gönderir. Şeyh İbrahim buyurlar ki, "Alhnsız gümüşsüz alan satan şad u handandır. Aşıkın gerçek aşkına mani olmasınlar" diye haber gönderirler. Yedi yıldan sonra Şeyh Ni'metullah tarikatından Şeyh Saib, Aşık Çelebi'ye Mısır yolunda rast gelip durumuna vakıf olur. Derhal İbrahim Gülşenl'ye gelip Aşık Çelebi'yi rica ederler. Derhal aşıkı ma'şuku olan Şeyh Gülşenf huzuruna getirtirler. Yedi yıldan sonra bir kere daha kulağına "hu!.." deyince Hayy ve Kadfr olan Allah'ın emriyle Aşık Çelebi ayılıp harap gönlü İlahi nur ile pür-nur olur. O an İbrahim Gülşeni', Aşık Dede'ye bir kat hırka-i peşmine, seccade ve alem verip Edirne şehrinde İbrahim Gülşeru'nin yaphrdığı tekkeye gönderip, "Rum diyarı aşıklarına tarikat önderi ol" diye Edirne'ye gönderir. Onlar da Süleyman Han'a gelip izzet ikram ile İrem Bağı Edirne'ye gelirler ve Küçükpazar yakınında Şah Melek zaviyesinde post sahibi olup Gülşenf ayini icra ederler. 20.000 fukara kendilerinden Gülşenf fakirlik cihazını kabul edip bütün aşıklara tasavvufane ve aşıkane kah Mesnevz kitabı ve kah Ma'nevi-i Gülşenz kitabı tefsir ederler. (---) tarihinde Gülşenf Aşık Dede cennet gülşenine yollanıp olup şen ve şaduman cennete ulaşh: Hala zaviyesi sahasında gömülüdür ve gönül erbabının ziyaret yeridir. Daha sonra postuna oturan kendi fukaralarından, Şeyh Hazret-i Abdülkerim Gülşeni, aşıklar önderi Edirne'de doğup seçkin bir zat oldu. Nice çeşit kerametleri açık seçik görülmüştür.

Şeyh

Abdülkerim Gülşeni'nin menkıbeleri: On seneden sonra Ulucami'de namazımız kılarız, diye gusül edip bütün sadık aşıklarıyla Ulucamiye varıp cuma namazını kılarak dua ettikten sonra, "Ey aşıklar, bizim namazımızı kılıp daha sonra işinize gidin. Sizlerden rica ve temenna ederiz" c:jjye yakıcı bir ah öyle çeker ki cami içinde işiten bütün cemaat şaşırıp hayran kalırlar. Görseler ki, Şeyh Abdülkerim Efendi Cami içinde ruhunu teslim etmiş. Hemen hazırlıkları yapıp camiin dış safasında yıkayıp kefenlerler. Nice yüz bin insan cenazesinde hazır olup bu azizi de şeyhi olan aziz Aşık Çelebi yanında defn ederler. Allah rahmet eylesin. Ölümüne tarih: 620


Oldu Kerim Efe!}di'ye darü 'l-cinan makam Sene 992 [1584]

Daha sonra bu azizin üzerine Ekmekçizade Ahmed Paşa güzel ve hoş bir tı:!kke inşa edip huzur ve sevinç yuvası, dinlenme ve seçkin bir gezinti yeri olmuştur. Hala her cuma namazdan sonra Gülşenf ayini olup bütün aşıklar sevinir ve mutlu olurlar. Şeyh Ahmed Sultan, meşhur Dizdarzade Efendi: Bizzat Üsküdarl' Mahmud Efendi hazretlerinden el almıştır. Celveti tarikatında tasavvuf ilmine sahip pak ve temiz Hak yolunda giden bir ulu kimse idi. İstanbul'da iken babamızla eski hukukları ve ilişkileri olduğundan haftada bir kere elbette hanemize gelip Kur'an-ı azimden ve Molla Cami'den bu haklrin dersini dinlerdi. Daha sonra Sultan Mustafa Han'ın tahta çıkmasında Edirne'ye gitmek için Mahmud Efendi'den izin aldı. Orada bir cami ve bir zaviye yaptı. Yine Mustafa Han zamanında vefat etti. Camii sahasında gömülüdür. Tanrı'ya hamd olsun bu sene ziyareti nasip oldu. Allah rahmet eylesin. Ve, Mevlana Tepegöz Hızır Şah Efendi: Doğum yerleri Edirne'dir. Yine Edirne'de Tatarlar Kabristanı'nda yatmaktadır. Bütün ilimlerde zamanının seçkini idi. Hala nice yazdığı eserleri alimler arasında beğenilmektedir.

Mevlana Mehmed Şeyh Şadilü: Aristo gibi dersi güzel anlatbilen bilgi denizi idi. Çelebiye müderrisi iken ecel denizinden kurtularnayıp rahmet deryasınada boğuldu. Allah rahmet eylesin. [169a] Sultan I. Selim devrinde Kemal Paşazade Ahmed Efendi'den sonra seçkin alimlerden biri bu adı geçen Mehmed Şadilü Efendi idi. Bu Şadilü'den bir kere ders okuyan şad u handan olmuştur. masını

................ (5.5 satır boş) ............... . hamd olsun Edirne şehrinde bu yazılan ziyaretierin kutlu eşiklerine yüz sürüp her bir büyük evliyaullaha Yasin-i şerif veya bir Elhakümü suresi veyahut bir ümmü'l-kitab Fatiha oJmyarak mübarek ruhların yad edip her bir büyük zata bir ayet-i · şerifeyle aşinalık kazanarak ruhaniyetlerinden yardım talep eyledik. Allah hepsine bol bol rahmet eylesin. Bu büyük evliyalar dergahından başka nice bin Allah'ın sevgilisi zatlarm. nurlu mezarları vardır ama Melek Ahmed Paşa efendimiz Edirne şehrinde 20 gün konaklayıp iyileşince ancak ,;,. Tanrı'ya

621


yazılabilen

büyük evliya, salihler ve

şeyhleri

ziyaret

etmişizdir,

vesseliim.

Edirne şehrinde dua kabul olan makamları bildirir Evvela Ulucami'de Hazret-i Hızır makamı, Üçşerefeli'de, Bayezid-i Veli Camii'nde, Tütünsüz Baba Türbesi'nde, eski tekke Hıdırlık'da, Süleymaniye'de ve Selimiye Camii'nin de kubbesinin ta ortasındaki top altında, zira Büyük Ayasofya'nın kubbesi yıkıldığında Hazret-i Risalet'in ağzı yarıyla (tükürüğüyle) yapılıp sağlam oldu. Ondan Selim Han'ın Koca Mimarı (Mimar Sinan) kireç alıp Edirne Selimiye kubbesi kirecine katarak Hazret-i Risalet'in ağzı yarı bereketiyle bu Selim Han kubbesi tutunduğundan o kubbe alhnda hala dua kabul olduğundan bu sırrı bilenler devam ederler, büyük nazargahdır. Ondan sonra bol faideli dua harmanı, Kemal Paşazade Darülhadisi odası, bu mahal de gönül erbabının ziyaret yeridir. Gerçi bu odayı ecinne padişahları ele geçirmişlerdir ama yine dua kabul olunur, Kemal Paşazade'nin nazargahıdır. Mihal Bey Köprüsü ortasındaki Sefer Şah Sultan Tekkesi boş değildir. Elbette dua kabul olunur. Zira o mahal suların kavuştuğu yerdir ki üç adet büyük nehir Tanrı'nın cemalini görüp akarak üçü bir yere geldiği mahaldir. Bu da bir dua hırmenidir ki inancı pak olan Hak talibi bilir. Bu yazılan dokuz adet yüce makamlarda elbette ve elbette dua kabul olunur. Meşhur olan bunlardır, vesseliim. Tanrı'ya hamd olsun bu türbelerde nice kere ana baba hukuku için vezerre kadarda olsa yardımını ve iyiliğini ğörüp hukukunu kazandığımız efendilerimiz için ve özellikle efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın sıhhat ve iyileşmesi için hayr dua ve senalar edip bütün ahbap, dost ve vefalı yaranlar ile 20 gün has sohbetler seyirler ve gezintiler edip vedadan sonra,

Edirne şehrinden İstanbul'a gittiğimiz menzilleri bildirir Evvela Edirne'den doğu tarafına (---) saatte, Solak Çeşmesi Salırası menzili: Bir verimli ve lalezar salı­ rada bütün çadırlarımız ve ağırlıklarımız ile konakladık Buradan yine (---) saatte açık kırlıklar içinden geçip, Hafsa (Havsa) Kasabası menzili: Süleyman Han musahibelerinden iyi konuşan ve manalı sözler sahibi Hafsa adındaki zarif 622


sohbet bir kadın burada oturduğundan onun adıyla meşhur bir kasabadır. Edirne nahiyelerinden olup (---) (---) evkafıdır. Daha sonra (---) tarihinde II. Selim Han zamanında Sokollu Mehmed Paşa katl ettiği sevgili eviadı (---) Paşa'nın malıyla bu kasabayı imar edip işlek bir şehir gibi büyük kasaba etti .. Sokollu Mehmed Paşa'nın oğlu (---) nun öldürülme sebebi: Adı geçen (---) Paşa Bu din valisi iken reaya ve berayaya biraz zulm eder. Bir- kaç defa reaya ve heraya Sokollu'ya gelip şikayet ederler. Zulümlerinin men edilmesi için bir kaç defa padişah emirleri gider. Fakat bu paşa babasına dayanıp asla ve kat'a uyanlara aldırış etmeyip yine açık zulmüne devam eder. Hemen reaya hep birden yedi kubbe vezirleri [169b] huzurlarında Selim Han'a arzuhal sunup, ve

hoş

olmuş şirin

Dad [u] feryad ey çarna Selim Han u Ey çeşteti paşa-yı gaziyan pumağa

pumağa

diye arzuhal verdiklerinde adaletli padişah Allah'ın fukara arzuhallerini okudu. Ne yazdığım öğrenince Sokollu Mehmed Paşa'ya, "Tez şu oğlunun zulmünü halkın ve zayıfların üzerinden yok eyle, yohsa seni yok edilmesi gerekenler defterine kayd ederim" deyince akıllı Mehmed Paşa'nın aklı başından gidip, "Emriniz baş üstüne" dedi. Padişah huzurundan dışarı çıklıktan sonra bir padişah emri yazarak bir güvenilir kapıcıbaşısına verip, "Elbette Budin'e varıp bu emri icra edip tez gelesin" diye sıkı sıkı tenbihler etti. Sonunda kapıcıbaşı on günde ılgar ile Budin'de mahkemeye varıp kale kapılarını kapattırarak vilayet ileri gelenleri ile paşa sarayına geldi. "Emir padişahın" diye Sokollu oğlu (---) Paşa'nın başını kesip on günde yine padişah divanına gelerek padişah huzuruna kelleyi yuvarlar. Selim Han, "Lala bu baş nedir?" der. Mehmed Paşa, "Padişahım geçen divanda şu reayalara zulm edeni men ü def eyle, diye ferman-ı şerifiniz olmuştu. Padişahım, bir zalimin zulmünden padişahların haberi olunca, (---) suresindeki ayet; 'Böylece zuJmeden toplumun kökü kesildi. Hamd alemierin Rabbi Allah'a mıihsustur ... ' [En'am, 45] masadakı üzere öyle zalimin kullarının

623


zulmünü mazlumlar üzerinden, zalimin vücudunu da dünya sayfasından böyle 'kaldırıp şeriattan taş koparanın başını böyle koparmak gerek" diye dışarı çıkınca Selim Han gayet kederlenerek, "Ey Lalam! oğlunun bütün malıyla Hafsa'da hayrat u hasenatlar eyle" diye ferman eder. Akıllı

Sok9llu Mehmed Paşa oğlu(---) nun hayrat ve hasenatının anlatılması Evvela büyük bir kubbeli, uzun bir minareli ve geniş aviulu gayet sanatlı camidir ki sanki selatin camiidir. Cami içi öyle süslü ve aydınlıktır ki sanki Rüstem Paşa Camii'dir. Camiin güzel tarihi: Göricek Azmz du' t1 edip dedi tarihini Bu binayı eyleye Allah btikz üstüvar. Sene 984 [1576] Bu tarih camiin anayol üzere avlu

kapısının

üst

eşiği

üzerine

yazılmış tır.

Ve bu cami dışında 120 ocaklı, içli dışlı, ova gibi geniş avlulu, pek çok avlu odalı, at ahırlı büyük bir han vardır ki 5.000 at, katır ve deve alır gelen giden yolcular kervansaray ve minnetsiz kalacakları bir konuk evidir. Bu anayolun sağında ve solunda tam 300 adet kargir kemer yapılı dükkanlar vardır ki bütün değerli eşyalar onda mevcuttur. Bu sultan çarşısı içinde ibret verici bir hamarnı vardır. Kapısından camekanma altı basamak taş merdiven ile çıkılır. Büyük camekanlı, pek çok halvetli, suyu, havası ve yapısı hoş ve deliakları sevimli beğenilir bir hamamdır. Bir ziyafet evi, aşevi imareti vardır, hala günümüzde de bütün misafirlere sabah akşam o Kevkavus mutfağından her ocak başına birer bakır sini ile birer sahan pilav yahni karışık, bir tas çorba, beş ekmek, zeytinyağı ve bir şamdan verip bütün Müslüman, putperest ve Hıristiyanlara ay ve yıl nimetleri bol bol dağıtılır. Ve her hayvan başına birer torba yem verilir. Bu hizmetlere vakıf tarafından nazır bakar. Bu hanın muslukları ve camiin abdest muslukları da kış günlerinde sıcak suludur. Kısacası öyle sağlam bir hayrattır ki yüksek binaları baştan başa çivit renkli has kurşun ile örtülü bakımlı bir hayrattır. Şehrin burgaz (kale, kule) tarafı yolunda 624


şehrin dışında tandır.

(---) deresi üzerinde olan sanatlı köprü bu hayratVe nice kahvelei, diğer hane ve hanedanlar da bu hayrat-

tandır.

Bu büyük hanın çevresinde Hafsa Hatun Ham, kiremitli küçük handır ama gayet dayanıklı sağlam binadır. Bu yerleşim yeri toplam 800 bağlı, bahçeli, baştan başa kiremit örtülü ve sekiz camili güzel kasabadır. Dört adet kiremit örtülü küçük hanları var. Hafsa Hatun Ham yakınında, Kurd Baba ziyareti: Bektaşi fukaralarındandır, ama tekkesi yoktur. Hemen kubbesiz bir nurlu kabirdir. Bu şehrin genellikle han, cami, medrese, tekke ve hamamının binalarının tamamı Süleyman Han mimarı Koca Sinan b. Abdülmennan Ağa'nın işidir. bir

(---) ( ---) ( ---)

Buradan yine doğuya doğru bakımlı ve şenlikli köyler geçip (---) s aa tt e, Babaeski. Kasabası menzilinin anlatılması: Ta Yanko ibn Madyan zamanından beri bakımlı ve şenlikli eski kale ve büyük şehir idi. Daha sonra Sırp ve Bulgar hanları ve hersekleri İstanbul'u harap etmeye giderken bu şehri de harap ettiler. Daha sonra (---) tarihinde Sarı Saltık Bay Sultan, Pravadi [170a] yakınında Dobruca Abdullah huzurunda vefat ettiğinde Saltık Bay'ın vasiyeti üzerine cesedini yedi adet tabuta fukaraları koyup yedi kral yedi tabutu alıp her biri birer iklime götürürken tabutlarda Saltık cesedi bulurlar, Tanrı'ya hamd olsun bizdedir, diye her bir kral vilayetlerine götürürler. Edi~ne kralı Saltık Bay cesedini bir harap yer olan Baba şehrinde defn ettiği için Babaeskisi derler. Onların şerefiyetine hala imar olmadadır. (---) (---) nehri kenarında bir düz geniş alanda Vize sancağı toprağında bütün çeşitli vergilerden muaf ve müsellem bakımlı güzel şehirdir. Şer'1 hakimi 150 akçe kazadır. Nahiyesi toplam (---) adet köydür. Şehrin imar olan yerleri 1060 adet bağlı, bahçeli, baştan başa kırmızı kiremit örtülü tek katlı, iki katlı, kargir ve başka bakımlı hanelerdir. Ve tamamı 20 mihraptır. Bunlardan şehrin doğu tarafı başında (---) nehri kenarında büyük Ali Paşa Camii, Süleyman Han vezirlerindendir. Semiz Ali Paşa namıyla meşhur olmuş tedbirli bir vezir imiş. Bu şehir içinde bir cami inşa etmiştir ki sanki seliitin camlidir. 625


İstanbul'da hemen Topkapısı içinde Ahmed Paşa Camii'ne benzemektedir, ama bu ondan geniş, aydınlık ve ibret verici süslü bir yapıdır. Medrese, imaret, hamam, hanlar ve bütün dükkanlar bu Ali Paşa hayratıdır ki büyük eserlerdir. Camiin kubbesi göklere baş çekip bir menzil yerden kurşunları mavi renkli deniz gibi dalgalanır. Bu ibret verici yapılar Koca Mimar Sinan'ın eseridir ki bu camide de güzel tasarruflar ve hoş sanatlar icra edip uzun bir minare yapmış ki sanki Rüstem Paşa minaresidir. Ondan çarşının iç yüzünde Fatih Sultan Mehmed Han Gazi Camii ufak tefek eski bir camidir, ama kalabalık cemaate sahip olup başka bir ruhaniyet vardır. İçi ve dışı o kadar süslü değildir. Bir tabakalı uzun bir minaresi vardır ama bu cami bakım ve tamire muhtaçdır. Bunlardan başka mescitlerdir. Bir medrese, yedi sıbyan mektebi, yedi adet han, yüz kadar dükkan, bir misafirlere aşevi imareti, bir gönül açan hamam, üç adet derviş tekkesi ve çarşı içinde bir hayat suyu çeşme vardır, tarihi budur:

Hatif-i Gayb dedi tarihin Çeşme-i selsebil-i fibıhayat.

Sene 932 [1524].

Büyük hayrat ve acaip eser, Çoban Deli Kasım Ağa Köprüsü:{---) (---)nehri üzerinde yeni yapı 7 göz büyük bir köprüdür ki sanki Çoban Köprüsü'dür. Yani Erzurum'da Hasankalesi yakınında Sultan Çoban Köprüsü'dür. Adı geçen (---) (---) nehri, ıstıranca Dağları'ndan toplanıp bu mahalden geçip Koca Murad Han'ın Ergene Köprüsü ki 174 göz ibret verici büyük köprüdür, ondan geçip (---) yakınında (---) (---) {---) karışır, ama adı geçen Çoban Kasım Ağa Köprüsü yedi göz ibret verici köprüdür. Bu Çoban Kasım Ağa bu köprü mahallinde koyun güderken Cenab-ı Bari kendine İslam nasip etmiştir. Günlerin geçmesiyle Dergah-ı ali yeniçeri ocağında kul kethüdası olup Sultan IV. Murad'ın hapsinde iken "Ahdim olsun bu girdaptan kurtlursam koyun güttüğüm yerde bir köprü yapayım!" diye ahd etmiştir. Kurtulduktan sonra "Kerem sahipleri sözlerinde dururlar." mazmunu üzere 400 Rum kesesi masraf edip bu büyük köprüyü inşa etmiştir, ama gerçekten debinde bir gibi bir sanatlı süslü köprüdür ki sağlamlıkta sanki Vişgrad Köprüsü'dür. Her gözü akarsu üzerinde birer ebem kuşağı gibi gösterişli kemerlerdir. Samahi güftesi ile tarihi budur,

626


Cenab-ı

Hazret-i Sultan Murad-ı Cem-azarnet Muradı üzre Huda ede sayesin memdud

Samahi canınıa hatifden erdi bu tarih Ola bu cisri karzn-i kabul-i Rabb-i Vedud Sene 1043 [1632-33] Sarı

Salbk Baba Sultan ziyaret yerinin özellikleri: Yukarıda Temiz ırktan (Peygamber soyu) olup Hacı Bektaş-ı Vell izniyle ilk defa Rumeli'ye ayak basan Saltık Bay Muhammed Buhar! oldukları yukarıda Babadağı şehri özelliklerinde ayrıntılarıyla yazılıdır. Ama bu mahalde gömülü olmasının sebebi yine kendilerinin vasiyeti ile yedinci tabutu Edirne sahibi İdriv Ban bu mahalde Yanko tapınağı içine defn etmesidir. 400 seneden beri bütün milletIerin ziyaret yeridir. Ve o zamandan beri nurlu kabri üzerinde bir an bile yanan çerağı sönmemiştir. Bir kaç kere Yahudi taifesi giyecek değiştirip yanan çerağını söndürmek istemişlerdir. Ancak "püf' dediği dem nefesi tutulmuş, tam son nefesini vereceği zaman parmak kaldırıp İslam ile şeref­ menkıbeleri anlatılmıştı.

lenmişlerdir.

Bunlardan biri IV. Murad Han zamanında türbedar idi, diye ettiler. Hala o kandili mübarek başları tarafında hizmetçileri [170b] yağ koyup yakarlar ki, Baba'nın türbesini aydınlatır. Nice kere koyun yağı koymayı unuturlar, ancak nice günler yine çerağı yanar. Büyük bir tapınak türbede gömülüdür. Gerçi Bektaşf Tekkesi'dir ama evkafı zayıf olduğundan dervişleri azdır ama adakları çok gelir. Dört tarafında bağları bostanları tanıklık

vardır.

yüzü suyuna ihya olmuştur, ama inyediklerinden vakıfları zayıf düşmüştür. Tanrı imar ede. Bu şehir onların ismiyle isimlenmiş olup Babaeskisi derler. Bu nur dolu türbe şehrin doğu tarafı kenarında Ali Paşa Camii yanında (---) nehri kenarında bir gülistan bağı 'içinde bir köhne yapı eski büyük bir tapınak içinde gömülüdür. Allah sırrını aziz etsin. (---) Şeyh Şuhudi ziyareti: Aslında yine Babaeskisi'ndendir. İç ve dış olgunlıt-ğu ile meşhur, iyi yazı yazınada kalem gibi alem idi. Sarı Saltık.Baba Tekkesi'nde gömülüdür. Bu Baba

şehri bunların

karcılar vakıflarını

627


Ve bu üzerinde,

şehrin batı tarafında

bahçeler

kenarında

Edirne yolu

Şeyh Hazret-i (---) (---) Baba ziyaret yeri: Ana yol üzerinde bir topraklı yığın tepe dibinde bir mesireyeri, çemenzar ve gülistan bağı içinde eski bir türbedir ki Sarı Saltık Bay tabutu ile birlikte gelen kırk halifenin biri bu (---) (---) Baba Sultan'dır. Hayli yıl yaşayıp Gazi Hudavendigar ile Edirne fethinde bile bulunmuşlardır. Allah sırnını aziz etsin. Anayol üzerinde olduğundanbütün insanların ziyaret yeridir. Bir kaç Bektaşi fukarası olup tevekkül kapısında fakirlik sahipleri bir alay dervişlerdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bu şehri de seyr ü temaşa ve ziyaret edip yine Melek Ahmed Paşa efendimizle doğu tarafa (---) saatte şenlikli yerlerle, Pürnaz Kasabası yani Burgaz Beldesi Menzili: Yunan dilinde "Burga"zın kale ismi olduğu, yapıcısı, fatihi, kalesinin yıkılma­ sının sebebi ve daha sonra Süleyman Han zamanında Sokollu Mehmed Paşa'nın imar edip hala İbrahim Hanoğulları nezaretinde büyük evkaf olduğu yukarıda 1061 [1651] tarihinde Melek Ahmed Paşa efendimizle sadrazamlıktan aziedilip Özü eyaletine gittiğimiz sırada bu Burgaz'a uğrayıp bütün yapıları ve eserleri ayrıntılı olarak yazılmıştı, o yere bakıla. Paşa efendimiz bu şehirde vezirler konuk sarayında konuk iken üzerimizden Rumeli eyaletini alan Silahdar Muslı Paşa'nın tuğu konakçısıyla bu şehre gelince iki vezirin askeri kalabalığından halk rahatsız olup ineinmesin diye paşa efendimizle ana yoldan çıkıp kuzey tarafa, Kırkkilise sancağı tarafına gittiğimiz konakları ve beldeleri

bildirir Evvela Burgaz'dan kuzey tarafa meyilli (---) saatte, Ahmed Beyli Köyü menzili: Kırk Nisa (Kırkkilise) sancağında 200 haneli Burgaz Nahiyesi'nde bağlı, bahçeli ve bir camili Müslüman köyüdür. Ondan yine doğu tarafına(---) saatte, Tatarlı Köyü menzili: 300 haneli bakımlı Müslüman köyüdür. Yer yer bağları ve mahsullü dağları vardır ve bir ınİnareli bakımlı camii var. Ondan yine doğuya doğru(---) saatte, Uzun Hacılar Köyü menzili: Bu (---) toprağında (---) nahiyesinde 300 haneli bağlı, bahçeli, baştan başa kiremitli ve her hanesi misafirler için ahırlı bakımlı Müslüman köyüdür. Bir mina628


reli nazik camii var. Ergene Nehri üzerinde bir tahta köprüsü var, bir küçük ham var, başka imaretleri yoktur. Ondan kıbleye doğru dağlık ve ormanlık verimli köyler geçerek (---) saatte,. Küçük Kösdemir Kasabası'nın özellikleri: Kösdem adında bir nehir ·kenarında kurulup o nehirde demir madeni olduğundan Köse demir derler. Bir dereli ve tepeli zemine kurulu olmuş(---) sancağı toprağında, (---) ve nahiyesinde 500 haneli bağlı, bahçeli ve baş­ tan başa kiremitli bakımlı haneli, akan. nehri abıhayat kasabadır.

Bu küçük akarsu

Istıranca'dan,

Vize

Sarayı

ve Seregen KasaErgene Nehri'ne karışır. Bu kasabanın bütün bağları ve bahçeleri bu hayat suyu kıyısındadır. Bir minareli ufak tefek bir camii, beş adet küçük hanları, 20 adet dükkanları, bir tekkesi ve bir küçük aydınlık hamarnı var, başka imaretleri yoktur. Bu kasahada asla kurşunlu yüksek bina yoktur, ama mahsulatı çoktur. Koyunu, odunu, kömürü ve dağlarında kerestesi gayet çoktur. Buradan yine kıbleye doğru (---)saatte, Fener Kasabası'nın anlatılması: (---) toprağında Silivri Nahiyesi'nde kahi'ce (bazen) Eyüp mevleviyyetinde olur bir bakımlı kasabadır. Fener adıyla isimlenmesinin aslı odur ki Fatih Gazi zamanında henüz feth olmuş kasaba olduğundan dağlarında olan küffar bu kasabayı yağmalayıp yine [171a] ormanlık dağları sığınak edinirlerdi. . Sonunda Mehmed Han Gazi'ye bu belde ahalisi şikayet edince bu kasaba dışında göklere baş çekmiş yüksek bir kule inşa edip içine muhafızlar koydu ki haydud küffarı bu kasabayı yağma­ lamaya geldiğinde bu kuleden toplar ve tüfengler atılırdı. Kulenin ta en tepesini fenerler ve ateşler ile aydınlatırlardı. Bu aydınlatmayı diğer köylerden görenler ile deniz kıyısındaki Silivri Kalesi askeri görüp atıarına binip bu Fener Kasabası yardımına koşarak küffardan kurtarırlardı. Onun için bu kasabaya Vize Fanusu (Feneri) Kasabası derler. Hala o yüksek ku'lenin temelleri, yel değirmenleri kuleleri yakınında bellidir. Bu belde, bulutlar arasında kaybolmuş yüksek bir dağın üzerinde kurulduğundan güney tarafında ve kıblesindeki salıra­ larda olan ,,çiftlikler ve bakımlı köylerden kuralardan Feteköy, (---) köyü, hatta Silivri şehrinin kalesi gözüken şenlikli bir kasabası dağlarından toplanıp balıarda taşkın akıp

629


hadır. Bağlı,

bahçeli ve suyu ve havası tatlı, kiremit ile örtülü alt katlı ve üst katlı bakımlı 700 adet kargir evlerdir. Ancak burada asla Müslüman yoktur, tamamen Rum kefereleridir, ama havasının tatlılığından Rum keratsaları (güzelleri) ve keralana kızları ve muğpiçe Rum civanları var ki benzerleri meğer Atina şehrinde yahut Sakız Adası'nda ola. Ama bunlar (---) camii evkafı olduğundan bütün vergilerden muaf tutulmuş olup hakimleri mütevellf ve subaşıdır. Bundan dolayı gayet zengin bezirganları ve yüksek saraylan vardır. Genellikle muğları (meyhaneye sürekli giden), koyun celebi, pasbrma yapan ve yağ satan keferelerdir. Bunların koliuğu vardır. Onun sebebiyle kefere hanelerine yaratılmışlardan hiç bir ferdin konmaya gücü yetmez ve kondurmazlar. Muaf ve müsellem olduklarından belki adamı kati ederler. Yedi adet hanları vardır. Hanlarda kalan konuklara yiyecek ve içecek bakımından yardım ederler. Bu hanlar yakınında 40-50 adet küçük sokaklı dükkaniarında balık, peynir, boza, şarap ve rakı çok boldur. Eski bir kiliseleri var, Argona adında bir rahip yapıp kendi zannınca Hazret-i Meryem Ana ruhuna sevahım bağışlamış. Yılda bir kere nice yüz bin küffar bu eski kiliseye gelip ayin icra ederler. Gayet sanatlı yapılmış bir kilisedir. Hatta papazları Melek efendimize çok bol hediye getirdiler. Ondan yine doğu tarafa teper aşağı inip nice şenlikli köyler geçerek Kovukdere adlı yerin içinden, o tehlikeli dağlık taşlık yerden geçip,

Eski Haniça Kalesi yani bakımlı Çatalca Kasabası'nın özellikleri Osmanoğulları elinde üç Çatalca şehri vardır. Bir (---) (---) (---) (---) (---) (---) İkincisi Yenişehir yakınında Kesendir e ve Koloz Nahiyesi'nde Çatalca Kasabası'dır. Üçüncüsü bu İstanbul Çatalcası'dır. Büyük İskender zamanında İstanbul'u tamir eden Yağfur kralın kızı olan Hanica adlı kızın yayiağı olduğundan burada büyük bir kale yapmıştır. Yunan dilinde Hanca adıyla meşhur olmuş dayanıklı bir sed ve sağlam bir kale idi. Daha sonra Sırp kralı ve Bulgar kralları İstanbul Kalesi'nin taşra yedi kat duvarlarını Silivri'den Terkoz'a varıncaya kadar harap ettiklerinden bu Hanca Kalesi'ni de

630


harap ettiler. Hala yapı kalıntıları şehrin batı tarafında yalçın kayalar üzerinde bellidir. Daha sonra yine şenlenip (---) tarihinde Yıldırım Bayezid Han feth ederek kales.ini yine yıkmıştır. İstanbul'u kuşattıktan sonra sulh ile İstanbul'un yarısısı feth edince Eğrikapı'dan Ayakapısı'ndan, Gül Camii'nden ta Unkapanı'na, Zeyrekbaşı'na, Karamaneynlere ve oradan anayol ile ta Edirnekapısı'na gelinceye kadar yetmiş Müslüman mahallesinde 47.000 insan sulh ile İstanbul içinde yerleşmişler idi. Daha sonra Timur olayında Yıl­ dırım Han yenildi. O sırada Timur yanında iken ateşli hummadan Yıldırım Han'ın öldüğünü küffiir duyunca bütün Müslümanları İstanbul'dan ve bu Çatalca şehrinden sürdüler. Küffiir bu Çatalca'yı yine istila etti. Daha sonra 857 [1453] tarihinde Fatih Gazi İstanbul üzerine Edirne'den gelirken padişahın debdebe ve azametine Çatalca küffarı takat getiremeyip Silivri Kalesi'ne, Terkoz Kalesi'ne ve İstanbul Kalesi'ne kaçarak kendilerine yurt ettiler. Daha sonra Fatih Gazi bu Çatalca şehrinde nice bin yük ağırlığını Mihaloğlu Ali Bey ile bırakıp "Bu şehri Allah'a emanet ettim" diye dua edip kendileri İstanbul'u kuşattılar. (---) günde (---) tarihinde feth edip onların hayr dualarının bereketiyle bu Çatalca şehri şenlenmektedir. Çatalca Kasabası imaretlerinin anlatılması: [171b] Bu şehrin marnur yapıları Çatal Dağı'nın eteğine kurulduğundan Çatalca derler. Kayalı, dereli ve tepeli iki çatal yükse~ dağın doğu tarafı eteğinde kıbleden kuzey tarafa doğru uzunlamasına kurulmuş 2.000 adım uzunluğunda bağlı, bahçeli ve abıhayatlı İrem Bağı gibi benzersiz bir kasabadır. Eyyub Sultan Mevleviyeti nahiyelerinden 150 akçe payesiyle mükellef kaza dır. Tamamı (---) adet köyleri vardır. Örfi hakimi Çatalca bahçesi ustasıdır. 300 bağcı aznavur (heybetli, yiğit) bostancılar ile zabt u rabt eder -iyi hükCımettir. Tarafından subaşısı, kethüdayerisi, yeniçeri serdan ve muhtesibi ve ayak naibi vardır, ama İstanbul yakın olduğundan müftüsü ve nakibi yoktur. Bu güzel şehirde toplam 47 mihrap vardır. Beşi cuma namazı kılınır camidir. Bunların içinde donanımlı, güzel ve bakımlı olanı,

Ferhad f.aşa Camii: Süleyman Han vezirlerinden Sultan II. Selim'e ve Sultan III. Murad'a eriŞmiş yiğit bir vezir imiş ki cami~

631


inden bellidir. Şehrin ta ortasında bir yüksek zeminde sık ağaçlı bir alanda bir yüksek minareli aydınlık bir camidir. Gerçi küçüktür ama gayet sanatlı, süslü, mükemmel, donanımlı iç açıcı camidir. Bütün odaları ve diğer imaretleri baştan başa kurşun ile örtülü aydınlık bir camidir. Gerçekten de Süleyman Han Camii'ni yapan Koca Mimar Sinan bu camide çeşit çeşit yivler (bir yüzey üzerine oyulan ince oluk gibi yol) ve türlü tasarruflar icat etmiştir. Gece gündüz cemaatten hall değildir. Ondan sonra(---) (---) camii. ................ (1.5 satır boş) ............... . Bunlardan başkası mahalle mescitleridir. Ve hepsi (---) adet Müslüman mahallesi ve üç kefere mahallesi dir. Ve tamamı (---) adet baştan başa kırmızı renkli sanatlı kiremit örtülü altlı ve üstlü kargir yapı yüksek konaklar ile bezenmiş, bahçeler ve bostanlar ile süslenmiş hıyaban bağı gibi şehirdir. Kıble tarafında ta Kovukdere adlı yere varıncaya kadar yerleşim yeridir, ama her hanede bağ ve bahçe oduğundan güzel haneleri seyrektir. Bunlardan Osmanoğulları sultanları sarayı; Sultan (---) (---) Han hayratıdır. Şehrin doğu tarafında bir yeşillik ovaya bakan yüksek bir zeminde servi ağacı, çınar, kavak, salkımsöğüt ve diğer çeşit çeşit meyve ağaçları ile hıyaban olmuş bir İrem Bağı'dır ki sanki cennet bahçesidir. Burada olan hoş sesli kuşların anlatılma­ sında dil kısa kalır. Özellikle karatavuk ve ishak kuşunun güzel ötüşü Şafii vaktinde insana hayat verir. Hoş sesli bülbüllerin tatlı ötüşleri hiç bir sultan bağında yoktur, zira dağlık semtlerdir. Bu büyük sarayın dört tarafı kale gibi duvarlıdır. İçinde bostancıbaşısı ve 300 adet bağbam (bahçıvanı) vardır. Ve pek çok odaları, nice köşkleri, kasırları, kameriyeleri var ve Çatal dağın su terazileriyle uçar akarsular fıskiye, havuz ve şadırvanlardan fışkırarak yukarı çıkıp havuzlara ve selsebillere akar. Her padişahın birer çeşit İrem köşkleri var ki felek atlasında öyle bir işçiliği hiç bir eski mimar etmemiştir. Merhum Melek Ahmed Paşa efendimiz burada konuk olup Kaya Sultan ile burada buluştu. Tam bir hafta bu cennet bağında Hüseyin Baykara fasıllarıyla zevk u safa edip felekten kam alır şekilli olduk, ama ne mümkün, beyt: Müft mesken sanur cihanı kişi Nakd-i örnrün verir kira yerine

632


Eğer gördüğümüz kadarıyla bu cennet bahçesiniövüp anlatsak birciltlikitap olur. Sözü'özü, bir haftada gecemiz Kadir, gündüzüınüz kurban bayramı idi. Bu bağdan sonra Qeli Usta Sarayı, Çataloğlu Sarayı, Kadri Ağa Sarayı ve nice bilinmeyen türlü türlü saraylar vardır. Yedi adet Halvet( Celvetf ve Bektaşf tekkeleri, büyük kurşun örtülü hanları ve minnetsiz hane kervansarayları, bir hamarnı ve 270 adet dükkaniarı vardır, ama bedesteni, medresesi ve darülhadisi yoktur. Ancak sıbyan ınektebi, alimleri ve ileri gelenleri çoktur. Bu şehir yüksek bir dağın eteğinde kurulduğundan 70 yerde abıhayatları çarşı pazar içre 40-50 adet çeşınelerden birer akarsu akıp güzellik pazarının kaldırımları üzere sel gibi akar, bağlara, bahçelere ve şebekeli bostanlara gider. Sultan çarşısında sanat ehlinin çoğunluğu fillar postalcıdır. Zira çoban, çoluk (çoban yamağı) ve hodaınan yuluk yurdudur. Suyu ve havasının tatlılı­ ğından ınahbub ve ınahbubesi sanki Züleyha ve (ikinci) Yusuf'dur. Ve beğenilenlerinden, [172a] Çatalca Çayırı: Kağıthane Çayırı'ndan tatlı otlu ve çayırlı, yonca, tirfil ve bersiın (yonca) yurdu bir yeşillik ve lalelik ovadır ki Osmanoğlu ambarına bu çok verimli ovadan 3.000 araba ot gelip Ahurkapı'da ambara konur. Çayır mevsiminde korunınası için bir oda yeniçeri çorbacısıyla gözcülük ederler. Bunlardan başka salıralarında Baba Nakkaş'a varıncaya kadar, Kiteli, Baklah ve İzzeddinli köylerine. varıncaya kadar büyük çiftlikler ile bezenmiş, ağıllar, ekrekler, sayalar, çalışlar ve ınandıralar ile süslenmiş koyunlu, kuzulu, sığır ve caınuslu vadilerdir ki İstanbul'un bütün seçkinlerinin bu köylerde bağlanhları vardır.

Bir beğenileni de sütü, kayınağı, telerne peyniri, ağızı, göleınezi, kesmik yoğurdu, dil peyniri ve kaşkaval peyniri derya gibi sütü İstanbul'a akıp Belde-i Tayyibe yani İstanbul'u doyurur. Mehıned Han'ın nazargahı bir şenlikli Çatalca şehridir. Düı,ı.ya­ nın sonuna kadar bakıınlı ve şenlikli ola. Bi-Rabbi Müste'an. (---) (---) (---) ( ---) (---) (---) (---)

Çatalca Kasabası'nın ziyaret yerleri: (---) (---) (---) (---) (---) Buradan kalkıp yine doğu ya doğru (---) saatte giderken bütün İstanbul ilerk,gelenleri, Sadrazam Bıyıkh Çerkez Derviş Mehıned Paşa Kethüdası Ali Ağa ve nice bin ayan paşayı karşılamaya

" 633


çıktı. Paşa da o gün Bismillah ile tahtırevandan inip çakal ata bindi ve cirit oynansın diye ferman etti. Melekli ve sadrazamlı iki baştan cirit oynayıp öyle silahşörlük ve türlü türlü oyunculuklar ettiler ki diller ile anlatılmaz. Bu şekilde ustalıklarını gösterdiler. Paşa efendimiz bu hakirin defteriyle 2.060 altın bağışladı. Ve sol tarafta koçu araba içinde Kaya Sultan üç kese alhn dağıth. Bu uslup ile o gün, Menekşe Çayırı menzili: Burada bütün çadırlarımız ve ağırlıklarımız ile konaklayıp o çimenlik ve lalelik salırada bir gece has sohbetler ettik. Bu yeşillik ova da padişahın has atları için büyük çayırlık eski bir ovadır. Burada da İstanbul ileri gelenlerinin, yedi kubbe vezirlerinin ve sadrazarnın hediyeleri gelip ertesi gün büyük alay ile (---) saatte, Topçular Kasabası'nda Kaya Sultan Sarayı menzili: Bu ferahlık saraya geldiğimizde 100 adet kurban ile 10 adet deve kurban edip fukaraya dağıhldıktan sonra herkes saraylarda ve nice yüz ağalar çadırlarında konakladılar. Ertesi sabahleyin Sadrazam Derviş Mehmed Paşa, yedi ku b be vezirleri, şeyhülislam (---) (---) efendi, nakibüleşraf (---) (---) efendi, iki kadıasker, İstanbul mollası ve gayri nice bin ileri gelenler ve seçkinler paşa ile müşerref oldu. Derviş Mehmed Paşa ile bizim Melek Paşa birbirlerini bağrına bastı. Sadrazam koynundan bir hatt-ı şerif çıkarıp paşaya verdi. Paşa öpüp başına koyduktan sonra okudu ve, "Emir padişahımın ama Sofya-i safiye şehrinden beri yedi aydır hasta haldeyim. İnşaallah birazcık sağlığa kavuşup padişahımın fermanı üzere ikinci kubbe veziri olalım, ferman Cem yapılı padişahımındır" deyip nice konuşmalardan sonra paşa sadrazama öyle büyük bir ziyafet çekmiştir ki bir tarihte hiç bir vezir bir sadrazama çekmemiştir. Ziyafetten sonra sadrazama bir sarnur kürk, üç kese altın ve vedadan sonra bir mücevher koşumlu, mücevher süslü ve alhn zincidi safinatü'l-ciyad (soylu at) gibi bir muteber at çekip sadrazam üzengisiz binip gitti. Ertesi gün saadetlü padişahdan mirahur ağa ile bir mücevher koşumlu, eğerli ve saf altın zincidi bir saba sür'atli küheylan bir kır at geldi. "Buna binip kubbe-nişinim soylu, asil vezirimsin!" diye yine hatt-ı şerif geldi. Hemen paşa "Emir baş üstüne" deyip binerek saray kapısından dışarı padişah fermanı yerini bulsun diye çıkıp yine saraya geldi: Mirahurdan çok özürler dileyip bir kese kuruş ihsan etti.

634


Mirahur gittikten sonra sadrazamdan yine öylece bir saha sür'atli kırmızı renkli at geldi ki sanki gül endamlı abraş veya dev yapılı koyu kırmızı idi. Kısacası o gün vilayet ileri gelenlerinden 70 adet yelkendez atlar geldi ki kimi cilfe, musafaha, havvare, tariki, mahmudl, ma'nek, seylavi, beşşare, divne, gevgeş ve (---) (---) (---) {---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bu gibi soylu soplu küheylan atlar geldi. Hepsini kendisi ile zorluk ve meşakkat çeken ağalarına bağışladı. Ertesi günü saadetlü padişahın bağışı olan soylu ata binip aheste aheste Hazret-i Eba Eyyub-ı Ensad ziyaretine gitti. Ziyaret ettikten sonra 70 adet kurban [172b] kesip tamamını fakiriere dağıttılar. · Ondan sonra yine Topçular Sarayı'na geldi. Bu haklre koşum ve takımıyla bir kır at, bir sarnur kafası kürk ve bir kese guruş dukat (duka altını) bağışladı. Kendisi sağlığına kavuşuncaya kadar hizmetinde olup has nedimi idik.

Vadisi'ndeki ibret verici gezinti yerindeki gece eğlencelerinin anlatılması Bu hakir Melek Ahmed Paşa efendimizle bu Topçular Sarayı'nda otururken her gece Kağıthane'de nice yüz bin renkli fişenklerin göklere doğru yükseldiğini seyredip nice bin top ve tüfenk seslerini işitirdik Sonunda safalı dostlardan sorduğumuz­ da o vefalı dostumuz bu haklrin durumunu anlayıp, "Ey sıkıntı ve gamda gönlü perişan olan biçare ve aklını yitirmiş avare! Niçin gam çölünde Mecnun gibi kederlenirsin, neden bu Kağıthane eğlencesinden halıerli değilsin. Bu Osmanoğlu devleti kurulduğundan beri diğer gezinti yerlerinde bile bu Kağıthane eğlencesi gibi bir şenlik olmamıştır. Bu bayram yerini görmeyen yeryüzünde birşey görmüş değildir" diye Kağıthane'yi öyle överek aniatı ki bu kaygan tabiat akarsu gibi Kağıthane Nehri'ne aktı. Ve bu beyitler hatıra doğdu. Kıt'a: Kağıthane

Gönül eğlencesi seyr ü saf[idır Safl1 sür kim bu dünya bi-vefadır Kişi zevkıyle alısar ferahnak Hemen zevk eyle canım olma gam-nak

deyip ol an paşaya varıp Kağıthane'ye gitmek için izin aldık. 40 altın harcayarak iki koyun ve diğer yiyecekler ve içeceklerden

"' 635


haki'rin can dostlarından beş altı ağa ile çadırla­ ve Kağıthane Nehri'nin sahilinde çınar ağaçları altında konaklayarak gece ve gündüz has sohbetlere başladık. Sanki her gece ve gündüz Hüseyin Baykara zevki ederdik Recep ayının birinden ta mübarek Ramazan ayının hilali görününeeye kadar tam iki ay bu Kağıthane'nin yeşillik ve lale bahçesi salırasında öyle eğlenceler olmuştur ki diller ile anlahlıp kalemler ile yazılmaz. İstanbul'un bütün ileri gelenleri ve mirasyedi hoppa çelebileri bu Kağıthane Ovası'nda 3.000 kadar işlemeli çadırlar, çergeler, korunmalar ve cibinlikler ile bu boşluğu· süsleyip her gece bu çadırları nice kere yüz bin kandiller ile ve balmumları, mumlar, meşaleler ve yıldız fenerleri ile donatıp aydınlahrlardı. Ve her ileri gelen çadırında her gece hanende, sazende, çalgıcılar, Ahmed kolu, Cevahir kolu, Nazlı kolu, Gariban kolu, Akide kolu, Zümrüd kolu, Postalcı kolu, Patakoğlu kolu, Haşota kolu ve Samurkaş kolu adlarındaki kol kol çengiler çeng, rebab, santur, tanbur, ud, çartay ve kanunları üzere her gece türlü türlü Faryabi' faslı edip ta sabaha dek bir hay hu olurdu ki sanki Deccal çıkmıştı. Akşamdan sonra nice kere yüz bin havai fişenk göklere doğru yükselip terakki'ler, bahri'ler, kelebekler, badaluçkalar, deliceler, kepişler, horoslar, kule ve kepişler, bu gibi fişekiere ateş edip sabaha dek yer ve gökler gök gürültüsü gibi gürlerdi. Bu yazılan çadırlardan başka Kağıthane Nehri'nin iki tarafında yedi-sekiz bin adet tengetir çadırı, ihram ve kilimden ve başka hüzün kulubesi gibi kulubeleri ve gölgelikleri komşu beşeler kurup Kağıthane düzlüğüne sanki çapulcu askeri konaklamıştı. Bunların da bir çeşit eğlenceleri olurdu. Ve iki binden fazla sultan ordusu dükkaniarında yiyecek ve içeceklerden başka bütün değerli şeyler mevcuttu. Ve her gündüzlerde her meydanda hokkabaz, surahibaz, ateş­ baz, zorbaz, resenbaz (ip cambazı), perendebaz (takla atan), kasebaz, kumarbaz, sinibaz ve ayı, maymun, keçi, eşek ve köpek oynatanlar, kuklacılar, şebbaz, gürzbaz, matrakbaz, şemşirbaz, mührebaz, tasbaz ve(---) (---) (---) (---) (---) Kısacası 360 çeşit hüner sahibi, ustalar, güreşçi pehlivanlar bu irfan meclisinde becerilerini ve ustalıklarını gösterip hesap kar ederlerdi. bol bol

alıp

rımızı aldık

636


Dergah-ı alf tarafından dört oda yeniçeri çarhacısı bu büyük kalabalığa tayin olunur: gizlice Yeniçeri Ağası Gürcü Mustafa Paşa gelip tenbih edip sıkılayıp giderdi. Kağıthane Nehri'nde yüzgeçlik eden sevimli ve güneş parçası dilberierin haddi hesabı olmayıp aracısız aşık maşuk birbiriyle sarmaş dolaş olurlardı. Ve gece gündüz her çadırda bütün ahbaplar ve dostlar birbirlerine büyük ziyafetler çekip can sohbetleri olurdu. Sözün kısası bu büyük kalabalık bir tarihte olmamıştır.

[173a]

Daha sonra işbu (---) Ramazan'ının birinde padişah fermanı ile Melek Ahmed Paşa ile İstanbul'a girip Kubbealtı'nda 40 yük akçe hass-ı hümayun ile Bıyıklı Derviş Mehmed Paşa zamanında ikinci vezir olup arza girerdi. Efendimiz, gece gündüz Bıyıklı Derviş Mehmed Paşa ile dört ay can kardeşi gibi zevk u safa ile güzel güzel geçindi. Efendimize hass-ı hümayunu için Karahisar-ı Sahib sancağı bağışlandı. 3.000 kadar ağalarını hassına gönderip kendisi yüksüz kalıp 12 adet yalılarında Fındıklı, Beşiktaş, Ortaköy, Üsküdar ve Eyüp yalılarında zevkle meşgul oldular. Bu hakfr de hoş sohbet safalı dostlar ile Eyüp, Kağıthane, Akbaba, Beykoz, Kanlıca, Hisar, Üsküdar, Çamlıca, Kadıköy, Sarıkadı ve Alemdağı'nda alemler edip ondan c;ışağı Göksu'da zevk u safalar ederdik. Özellikle Hisar kirazı mevsiminde İstinye ve Yeniköy'de, Tarabya'da, Kefeliköyü'nde, Büyükdere'de ve Sarıyer'de al yanaklı kırmızı renkli tatlı sulu kiraz fasılları edip çeşit çeşit meyvelerinden kam alup nice bin zevk u safalar ettik. Bu ibare hemen bizim için değildir. Hemen bu Bıyıklı Çerkez Derviş Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı zamanında ve IV. Mehmed Han'ın devletinde o kutlu yılda bütün halk maymun gibi eğlenip coşup şenlikler etti. Zira Gürcü Mehmed Paşa vezirliğinde hazinenin sıkıntısından ve veba hastalığının çokluğundan halk matemde idi. Ondan sonra Tarhuncu Ahmed Paşa sadrazamlığında genel düzenin sağlanması patırtısından, yokluktan, kıtlıktan, keferelerin Akdeniz'de adalara tasallutundan bütün halk ümitsizlik ve üzüntü içinde olup "Ya Kabız" ismine mazhar olmuş halk tamamen inkıbazda (sıkıntı, peklik içinde) idiler. Ta ki Derviş Mehmed Paşa sadrazam oldu, kin ve hileden ve dedikodudan uzak, ~

637


tabiat ve kerem sahibi kimse olduğundan bütün "Ya Basıt (Açıcı, ferahlatıcı)" ismine mazhar olup İslam diyarında olan bütün Müslümanlar bir çeşit inbısatta (ferahlıkta, rahatlıkta) oldu ki geceleri Kadir, gündüzleri Harzemşah nevruzu olup bizzat Acem Şahı, Kızılelma, Alman ve Venedik yolunu şaşırmışları boyun eğip seslerini kestiler. Ve süslü zeminlerde gömülü olan Karun hazineleri tamamen meydana çıktı. Onun için bütün insanlık aleminde sevinç ve şenlik var idi. Tanrı'nın hi kıneti "Allah' ın takdirini geri çevirmek ve hükmüne engel olmak mümkün değildir." anlamı üzere bu işyeri sahibi on sekiz bin alemin Yaratıcısının ezelf iradesi öyle imiş ki (---) ayının(---) gününde Derviş Mehmed Paşa padişah divanına gelmeyip Melek Ahmed Paşa efendimizi divandan sonra sarayına uysal,

hoşgörülü,

İstanbullular

çağırdı.

Bu hakfr paşa efendimizle Derviş Mehmed Paşa'ya gidip hasta olduğunu gördük. Meğer Allah sağlık versin felç hastalı­ ğına yakalanarak bir kolu, ağzı ve burnu eğilip ağzı eğri olmuş. Nice hekimler ve usta tabipler yetmiş bin boş laflar ile yanlış cevaplar verdiler. Sonunda Melek Ahmed Paşa efendimiz bu hakfre hitap ederek, · "Ey Evliya! Sende olan azİmetlerden (afsun), İsm-i A'zamlardan, Mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) ve bazı dualardan biraderimize şifa niyetine oku. Ola ki bu karındaşımız bu marazdan kurtula" deyince bu haklr diz çöküp sadrazarnın felçli elini elime alıp Hismillah iJe Farsça azimet, "Ey perilerin efendisi! "Ben sana yöneldim" sırrı hakkı için! Arş, Allah 'ın fermanı var. On kat sema! Allah 'ın fermanı var. Yüz dört bin peygamber! Allah'ın fermanı var, ilki Adem, sonuncusu Muhammed. Ey Süleyman (a.s.) 'ın kendisine hakim olduğu şeytan! Ateşperest, Müslüman, Rafizi, Mecusi veya insanlar ve cinler aleminin cini iseniz de "müslüman iseniz" Yerinize dönün, sakinleşin. Burası ne perilerin, ne Musa peygamberin, ne Meryem oğlu İsa'nın, ne Hazret-i Muhammed'in yeridir. Mecusı veya putperest olsanız da "Körle gören, karanlıkta aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz." ayetleri nin, Ruhullah olan İsa, kellmullah olan Musa, İncil, Kuran, Zülkarneyn hakkı için bu hastayı bırakın. Velii havle velii kuvvete illit billiihi'l-aliyyi'l-azim. diye bu azimeti üç kere okuyup sol elimle eğriimiş ağzına ve bütün vücuduna sürerdim.

638


Ama bu azimetin şartı üç kere okuyup sol eliyle okuyalı kimse felçlinin pabucuyla eğifmiş yüzü tarafına vurmak gerektir, biemrillah şifa bulur, ama bu şanlı vezir olduğundan bad pabucuyla vurmayıp bir eski mesti,yle üç kere mesh ettim. Daha sonra Mağribli Şeyh Taneavi'nin azimeti: "Bism-i İlah, Haşaşi hüşeyşin taşiŞin ecib ya şerğım hind'i, ente ve hüddamik mine r-ruhtiniyyeti ve 'l-ardiyyeti ve en tc yem'inehu ya Sırfıya'il ve ya Sırfıya'il ecib ve ecibya ecinne s-seltit'in, velti havye ve la kuvvete ila billah. Tedrus bedrus ft kavmi nahmus üskün bihakkı '1-Me1iki' 1-kuddus. "1 Bu azimetten sonra üç kere Mu'avvizeteyn suresini okuyup [173b] Mehmed Paşa'nın yüzüne ve vücuduna üfleyip dua ve senadan sonra yerimizde oturduk. Allahu Taala'nın emriyle ağzının suyu ve salyası akınayıp birazcık iyileştim deyip bu hakire bir sarnur kafası kürk ve bir kese guruş bağışladı. Sonunda su yazılan şekilde yedi gün devam edip azimetler okurdum. O gün paşa efendimiz Mehmed Paşa'dan ayrılıp doğru saadetlü padişaha vararak sadrazam durumunu bildirdiğinde şanlı padişah kızlarağasıyla sadrazama bolca hediyeler gönderip halini hatırını sordular. Sadrazam da "Ben yatağa esir oldum. Müslümanların işleri aksamasın için kardeşimiz Melek Ahmed Paşa'yı kaymakam eylen" diye rica edip darüssaade ağasıyla telhis eyledi. Ve arzı padişah tarafından kabul edilip (---) tarihinin (---) ayının (---) günü efendimiz Melek Ahmed Paşa, Bıyıklı Çerkez Mehmed Paşa'nın yerin~ emaneten sadaret kaymakamı olup saadetlü padişahdan bir sarnur hil' at-i fahire giyip Müslümanların işleriyle ilgilenmeye başladı. Yine her zaman Derviş Mehmed Paşa selamma varıp hal ve hatır soruşup yatağa düşmüş iken yine bütün büyük işler, görevden alma ve atamalar onların re'yiyle olurdu. Altı ay bu minval üzere Derviş Mehmed Paşa yatalak sadrazam, Melek Ahmed Paşa sadaret kaymakamı olup elbette üç ay başlarında mevacib (maaş) çıkar idi. Ve tershane mühimmat ve levazımatı her yönden hazır idi. Girit Adası'na 3.000 ya~dım askeri ve hazine elbette giderdi. Bu arada sadrazam kah biraz iyileşir kah sağlığı tümden bozulurdu. Tanrı'nın hikmeti biraz iyileşmiş iken Çerkez adamı olup 1

1

1

Tılsım için yazılmışhr, dÜZgün bin arılam çıkarmak güçtür.

-· 639


Tatar ile büyüdüğünden bir semiz at eti yiyip, kımız adındaki at sütü içip ve peynirli Çerkez pastası yiyip hasta oldu. Bu yemekler ise tamamen peklik (kabızlık) verir. Kuruluk ve peklik ise felç hastalığına çok zararlıdır. Felcin ilacı daima müshil ve alttan işletmek lazımdır. Sözün kısası, günden güne hali gayet şiddetlenip bizim paşayı, diğer vezirleri ve beyleri katına çağırıp vasiyet 'etti. Evvel§, "Hizmetçilerim beni susuz öldürüyorlar, beni Ali Paşa Camii mihrabı önünde diğer vezir kardeşlerimin yanında defn edip 40.000 altına başım ucunda bir can bağışlayan çeşme yapın. 40.000 altın ağalarıma ve 40.000 altın Mekke ve Medine'ye" diye cümle vezirlere vasiyet edip üçüncü gün öbür tarafa göç etti ve bütün istanbul'a vaveyla düştü. Sonunda Yaratıcının emriyle kalabalık bir topluluk ile cenazesi vasiyeti üzere Divanyolu'nda Ali Paşa Camii'nin mihrabı önünde bir pencere içinde defn olunup başı ucuna bir çeşmecik inşa ettiler. Diğer mallarını mülklerini vaziyeti olmadığından dolayı mfri için zabt ettiler. Kabrinin penceresi üzere tarihi Füzuni güftesiyle budur: ( ---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Eğer bildiğimiz kadarıyla

geride bıraktıklarını (muhalleyazsak Yemen fatihi Sinan Paşa terekesi kadar olurdu, ama yazılmasında fayda ve gerek yoktur. Altı ay yatak esirliğiyle birlikte sağlıklı vezirliği tamamı (---) (---) olmuştur. Daha sonra vezirler, vekiller, alimler, salihler ve ileri gelenlerin hepsi padişahın huzuruna varıp danıştılar. "Aya mührü kime versek?" dediler. O mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz de görünüp atından inerek mankale pehlivan gibi fırlayarak Çemensoffa adlı yerde padişah huzuruna geldi. Hasodabaşı Rum Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdüğünde, paşa yer öpmek alışkanlığı olmadığından, "Selamün aleyküm padişahım!" diye dua ve sena ederek Cem fatını)

haşmetli padişahın karşısına vardı.

Padişah tarafından çok hoş karşılanarak şereflenip meramına ererek diğer vezirlere takaddüm ederek vakarıyla ta yüksek safta karar etti. Derhal saadetlü padişah, saadetle mü'eddebane diz dize olup buyurdular ki,

640


"Baka vezirlerim, benim hassaten murad u meramımdır. Bir söylemesiyle ve bir ferdin iltimasıyla değil ancak kendi iradem ve isteğirole mühr-i şerifimi, Melek Ahmed Paşa lalama sadrazamlığımı ihsarı, etmişim" deyince hemen Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kere zıplayıp yerlere kapanarak, "Padişahım, inci saçan nutkun can bulsun için mühr-i şerifini aldım, kabul eyledim, ama nitekim Anadolu'da İpşir Paşa, Seydf Ahmed Paşa, Tayyaroğlu Ahmed Paşa, Mirza Paşa, Kara Hasan Paşa, diğer eşkıya, celalller, cemalller, zorba zorba sekban ve sarıca haşeratları köyden köye tavuk kırıp lokmacılık edip nice bin ibadullaha eziyet edip reaya ve herayanın çoluk çocuğu yerlerde sürünüp ili vilayeti onlar harap edip yakıp yıkadarken bir vezirin mühre sahip olup zabt u rabt edip adl ü adalet eder, mal tahsil edemez. Her ay bütün [174a] kulların mevacib (maaş) ister. Tershane-i amire mühimmatı lazım olup her sene 47.000 Rum kesesi masraf lazım. Anadolu tarafından ise bütün has ve haraclardan bir akçe gelmeyip doğu tarafı derebeylerine döndü. Padişahım! Bu aciz kulun kısa aklına göre, gönülden rızam ve zannımca mühr-i şerifi İpşir Paşa lalana ihsan eyle. Alelacele der-i devlete ·gelsin. Anadolu'da bütün insanlar zalimlerin şerle­ rinden emin olsun. Zengin ve iş görmüş eski bir vezirdir. Gelsin bir büyük donanma inşa etsin. Anadolu ve Rumeli'den Girit Adası'na adam deryasını sürüp kendisi de başkumandan olup Girit Adası'nı, Kandiye Kalesiyle feth edip Korfoz Adası'nı ve Zadra Kalesi'ni feth edip karada ve denizde Mısır yplları güvenli hale gelip sulh u salalılar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kere mühür sahibi olup Süleymanf mührün ne mana idiğini bilip mührün tadının ne lezzette idiğini bilsin" dedi. Bu kadar konuştuktan sonra sustu. Cem yapılı padişah Sultan IV. Mehmed Han'ın cevabı, "Bak a lala! Bu dergahda nice celall, cemall, zorba ve eşkıyaların kelleleri yerlerde yuvarlanmıştır. İnşaallah en yakın zaman onların da haklarından gelinip murad u meraının ü?ere bütün insanlar onların bela ve şerlerinden kurtulur" dedi. Saadetlü padişah derhal öfkelenerek ayak üzere kalkıp bizzat kendi mübarek elleriyle mührü bizim Melek Ahmed Paşa'ya verip bir sarnur hil'at giydirip, "Yürü AU.ahu Taala her işinde yardırnem ve yanında ola. Ve her işinde Cenab-ı Bad destekçin ve kayırıcın ola. Ve her işinde kişinin

~

641


Rabbü'l-izzet yardımını sana arkadaş etmiş ola. Göreyim seni her mübarek din işi için nice çalışır, gayret edersin. Ve uğuruma nice güç sarf edersin. Hazine toplamaya gayret ve dikkat edip birden bine, binden yüz bine varınca maaş alan kullarıma maaşlarını nice verirsin, göreyim seni!" diye bol bol dua ve senalar edince her taraaftan "Allah mübarek eyleye!" diye bütün ileri gelenler mübarek olsun dediler. Derhal saadetlü padişah, efendimize bir sarnur lipaçe daha giydirince o gün iki kürk oldu, ama paşa koynuna mührü kodu ama sanki koynuna bir akrep girdi. Asla hoşlanmayıp gücendi. Zira mal ve hazine sıkıntısını düşünüp, "Mevacibe (maaşa) on gün var. Bab-ı hümayfmda ancak 17 kese var ve Akdeniz'de bütün adalara kötü işli küffarın istilası var. Beri tarafta Tershane-i amire mühimmat ve levazımatı var. Anadolu'da eelali ve cemali haşeratının açık zulmü var. O taraflardan bir kızıl fülüs gelmemesi var." Bu mertebe ince ince binlerce fena düşüncelere kapılıp hayretler içinde kaldı. Mührü de kabul etmem, diyemeyip yer öperek bütün vezirler, vekiller, Şeyhülislam Ebu Said Efendi, nakibüleşraf, kadıaskerler ile, darüssaade ağası, Hasodabaşı Hasan Ağa, bostancıbaşı diğer padişah musahibleri ile taşra arz odasına çıktı. Tam yedi saat tartıştılar. İkindi vakti tekrar Çimşirlik adlı yerde hep birlikte padişah huzuruna girip, "Padişahım mührün hasılı İpşir Mustafa Paşa lalana gitmesini daha doğru gördük" dediklerinde padişah, "Ne dersin Melek lala?" deyince hemen Melek Ahmed Paşa, "Padişahım. Vallahi bu güzey görüştür. Hadis: 'Müminlerin güzel gördüğü bir şey Allah katında da güzeldir"' 1 dedi. Bunun üzerine paşadan mührü alıp hemen hazinenin yedek mührünü paşaya verip, "Tiz düstur-ı mükeremim ve kaimmakamımsın" diye paşaya bir sarnur hil'at-i fahire giydirdi. O gün paşa üç adet sarnur kürkü giyip (---) ayının (---) (---) gününde müstakil kaimmakam olup şen ve mutlu olarak paşa sarayına gelip mührü dergah-ı ali (---) (---) Ağa İpşir Paşa'ya Haleb'e götürdü. 1

Hadis: Keşfü'l-Hafa, c. II, s. 263: Bu ibarenin Abdullah ibn Mes'ud'un sözü olma ihtimali olduğu belirtilmektedir.

642


Ve paşa efendimiz de nice değerli hediyeler ile mübarek olsun diye Ali Ağa'yı İpşir Paşa'ya Haleb'e gönderdi. Daha sonra o mübarek ayda Ahmed Han kızı Ayşe Sultan'ı İpşir Paşa'ya nikah edip müjdesi (---) ağajle Haleb'e gitti. Daha sonra paşa nice yüksek mansıpları tevcih edip (verip) kalemiyeleriyle yedi günde 4.000 [174b] ulufe çıkarıp bütün kul kendisine müteşekkir oldu, ama verilen mansıpların hiç birisini İpşir Paşa müsellimlere zabt ettirmedi. Daha sonra müsellimler paşadan kalemiyelerini kanun yoluyla isteyince 1.060 kese sahiplerine geri verildi. Paşa bu kadar Rum kesesi zarar çekti. Anılan ayın yirminci günü eskiden ağamız olan Kulaksız Abaza Şahin Ağa Çingene haracıyla geldi. Paşa efendimiz de Şahin Ağa'ya çingene haracını zabt ettirmedi. İpşir Paşa ile efendimiz arasında ilk defa soğukluk bundan meydana geldi. Daha sonra her gelen İpşir Paşa'nın Haleb'de isyan edip ayaklanacağını ve denizler gibi asker topladığının haberini getirirlerdi. Nice kere Devlet tarafından hasekiler, kozbekçiler ve dergah-ı all kapıcıbaşıları gidip, "Elbette lalam, Asitane-i Saadet'ime alelacele gelesin" diye acele fermanlar gittikçe Haleb'den taşra asla bir adım bile çıkınayıp denizler gibi asker toplardı. Bir kere bir telhisi gelip, "Padişahımın Der-i devletine değersiz kulunun arzı budur ki Van diyarlarında Pinyanişi adlı bölgeden, kötü işli ve başı traşlı Kızılbaş iki kere yüz bin koyun sürüp nice yüz Kürt ileri gelenlerini katı edip bu kadar köy ve beldeleri yağmalayıp Murad Han sulhuna aykırı türlü türlü işler işlenmiştir. Bu değersiz kul o tarafın durumuyla ilgilenmekte olduğundan Der-i devlet tarafına varmaya gücüm yoktur. Hala asker toplayıp o tarafıara yüce fermanınızia başkumandan olup gitmek üzereyiz. İnşaallah padişa­ hım da evvel-balıarda bu tarafıara denizler gibi asker ile atının yularını çevirip arncan Sultan Murad Han'ın feth edip yine Kızılbaş'ın aldığı Revan, Nahçıvan, Şirvan ve Azerbaycan'ın ve nice bin kötü işiinin canın alavuz. Hala 40.000 tüfeng atıcı, s~kban ve sarıca gazileri toplayıp yanımda yetmiş adet beylerbeyi ve yedi adet yiğit vezir mevcuttur. Gerekirse Der-i devlete bu minval üzere yüz sürmek üzereyiz" diye haber gelince Der-i devletin bütün işbaşında olanları şaşırıp kaldılar. Kapdan Kara Murad Paşa yeniçeri ocO:gına fitne ateşini bırakıp, 643


"Gördünüz İni 40.000 tüfeng atıcı ile sizi kırsa gerek!" diye içine nice kere yüz bin çeşit aslı astarı olmayan dedikodular doğru dedikodu olarak yayıldı. Bütün Devlet erkanı iktidar sarhoşu iken bu haberlerle kendinden geçip şaşkın ve ağlayarak gezerlerdi. Bu ürkütücü haberden paşa efendimizin Kudde Kethüdası, Defterdar Moralı Mustafa Paşa, Mevkufatf Mehmed Efendi, Topkapulu ve Gümrük Emini Hasan Ağa kısacası bu haklrin bildiği 73 adet kimseler söz birliği ve gönül birliği edip yemin-billah mührü Defterdar Moralı Mustafa Paşa için 2.000 keseye istediklerinde saadetlü padişah asla ve kafa razı olmayıp, "Hemen İpşir Paşa lalam gelsin!" der idi, ama Melek Ahmed Paşa efendimiz de korkuya düşüp İpşir Paşa'ya nice türlü dostluk mektupları gönderirdi, ama o taraftan sövüp sayan mektuplar gelirdi. Sözün kısası İstanbul içinde rahat ve huzur gidip ortalık karışarak nice bir yalan yanlış şeyler söylenirdi. Bu bozuk fikirlerle Melek Ahmed Paşa efendimiz kendi evinde yalnız başına kimseden habersiz kapıcılar kapısında gözcülük ve bekçilik ederken ederken bu haklr ile paşa konuşuyordum. "İnsanların ağzında ne var, ne yok?" dedi. Haklr, "Serçeşme sizsiniz, ne var, ne yok siz bilirsiz" derken kapıdan dışarı bir "Allah Hak!" sesi duyuldu. İstanbul

Şanlı dervişlerin

güzel garip hilllerinden Onu gördük, kapudan içeri Telhisci Hasan Ağa gelip üç kişi olduk. Konuşma sırasında İpşir Paşa deniz gibi cemapur askeri gibi eşkıya ve zorbalar ile geliyor, denildi. "Aya padişahın huzuruna bu kadar haşerat ile gelince ne tavırlar göstere ve Kapdan Murad Paşa ile ve Defterdar Moralı Mustafa Paşa, o iki fitne dağarcıklarıyla ne muamele ede" denilince paşa, "Hele bizim vezirliğimizde İpşir Şam valisiyken Dürzf Mustafa Ağa ile emirler gönderip, 'Bre Dürzf üzerine gitme, vezirlik şerefini beş paralık edersin' diye nasihat mektupları ile emirler gönderdik. Padişah emirlerine uymayıp tedbirsizce Dürzfler üzerine giderek Beka Bağazı'nda 644


boğazı

ele verdi. Bu kadar askerini Dürzf'ye kırdırıp ve bu kadar mallardan ayrıldı. Kendisi de uyluğundan akva hançer ile Dürzi' elinde yaralanıp kendisi [175a] ancak bir atıyla ve altı hizmetçisiyle kurtulup Şam'a cansız düşer. O öğüt verici mektuplarımızdan beri bizim can düşmanımızdır. Hele gelsin, görelim!" deyip garip vehimlerle hali karma karışık oldu. Bu çeşit dünya işlerini konuŞurken onu gördük; Hemen kapıdan içeri demin, "Allah Hak!" diyen Bektaşi' fukarası yine, "Allah Hak dost illallah!" dedi. O can korkup çekinmeden içeri girip, "Aşk ola ey zarif, sadık aşıklar!" deyip Musa'nın çoban nefirine (boru) el vurdu. Önce on iki imam aşkına on iki dem ü zemzeme (nağme, hoş ses) vurdu. Bu haklr ve paşa onun borusunun deminden (sesinden) mest olduk ve hayran kaldık. Gariplik bunda ki, "Kapıda bu kadar kapıcılar var. Bu saray kaymakam sarayı olduğundan insan kalabalığı olduğundan kapıcılar kapılardan kuş değil zerre uçurmazlar. Bu gönlü yaralı derviş ne yolla içeriye girdi?" diye parmaklarımızı ağzımıza götürüp taaccüp ettik, ama haki'r bu dervişe dikkatlice baktım. Yalın ayak ve başı kabak kirli görünüşlü ama yüzünde gözünde nur parıldar. Sözünde tatlılık, zariflik ve nezafet olup inci gibi konuşur. Gayetle fesahat u belagat sahibi canlar canı bir iz' an sahibi ve .başında bozdoğan kisbeti üzere afitabesi var. Tacını eğriltip başında hanedan (Ehl-i Beyt) muhibbi alametlerinden on iki imam aşkına on iki Bektaş! pirleri işareti olmak için on iki adet kızıl renkli dağları, katmerli gül gibi başına takmış. Daha sonra bu can aşk ile mest olmuş. Yine borusunu ele alıp dem vurup Esmaü'l-hüsna sesleriyle boruda ses vurup Hayyu'lKayyum, el-Vacid, el-Macid, el-Ahad, el-Ferd, es-Samed, elKadir el-Muktedir isimlerini gösterip er "Hak Allah dost dost!.." diye sustu. Haklr yine vücuduna baktım; gömleksiz, göğsü açık bir pak abdal. Tertemiz sinesinde Maktelü'l-Hüseyn aşuresinde gönül alan Tebriz'de g2ğsüne şerhalar çektirmiş ki her sırımı yarım kayış kadar şerhaları var. Ve başındaki güneşliğini çıkarıp başı kabak 645


olunca ta beyninin üzerinde bir teslim dağı (izi) var ki guruş kadar var. Onu göstermekten maksadı şeriat, tarikat, hakikat ve marifette kamil ve ayar sahibi olup "Hak yoluna teslimiz!" diye teslim dağını gösterdi. Ve iki pazularında Çaryar-ı guzın (dört halife) dağları ve yaraları, sol pazusunda Deşt-i Kerbela dağları ve sınınları ile süslü bir zırtıl pak torlak, parlak ama zerrak (iki yüzlü) ve şallak değil.

Çardarb (kaş, kirpik, sakal, bıyık) bir traşlı abdallığı, bütün yasak edilmişlerden uzak durduğunun işaretini göstermiş. Zira bıyıkla, saç ve sakalla, kaş ve kirpikle asla ilişkisi yok idi, ama nur gibi yüzü parardı. Kısacası belinde tennuresi, elinde sopası, dilinde "Ya Mahbube'l-kulub (Ey kalbierin sevgilisi)", kemerinde Davud. sapanı, Musa palhengi (tasavvufta Allah'a bağlanmaya sebep olan şey), Ali debdebesi (şatafat), cığcığa (süs olarak takılan kuş yeleği), zil ü bem ve kantura (kısa, şeritlerle süslü bir giyim), dehdehi (ziller, kuş tüyleri), rahrevi, bunlar piyadelerin yoldaşlarıdır. Kısacası bütün şanlı dervişlerin fakirlik cihazı aletleri kendinde hazır bir arif-i billahdır. Hemen hakir cüret edip, "Padişahım nere selamını getirirsiz?" deyip abdalca yüksek sesle bu müseddesi okudum, Bend-i müseddes: Ne

gülzarın

Ne

şem'in şu'lesidir nar-ı ruhsar-ı

nesimidir

heva-yı

Ne nehrin suyudur abm ne yer Ne hilkatsin ki

kırsan halkı

unsur-pakin arak-nakin

toprağıdır

hdkin

yokdur kimseden bô.kin

Efendim sana kim derler ne yerdensin nedir Cefiiyı

kimden

öğrendin

a

canım

kimdir

adın

üstadın

diye bu beytleri okuduğumda derviş, "Üstadına rahmet, sen cana aşk ola abdal!" dedi. Hakir de: "Aşkına meşk-i ilahı ola ve yarıcın Allah ola" dedim. Hemen gönlü yaralı derviş bu şekilde aşıkane cevapları duyunca sevincinden ayakları yere basmazdı. Hemen onlar da bizim ebyatlara karşılık bu Arapça kıt'ayı söyledi. Kıt'a: 646


YekulUne Leyll bi'l-Irakı marlzatin, Feya leytenı küntü tabiben müdaviyen, Aleyye iza lakeyte . Leyll bi-halvetin, Fezürtü Beytuilahi ricaZayi hafiyen.l

dedi. Bu inci gibi beyitleri faih ve beliğ şekilde harflerin mahreçlerini icra ederek okudu. Haklr: "Allah mübarek etsin, ey fasih ve beliğ zat! Yüzlerce barekallah" dedim. O da haklre: [175b] "Bize bir müseddes bendi beytleriyle arifane ve şairane içler acısı durumumuzu, isim ve kimliğimizi sual buyurdunuz idi. O beytlerin suallerine cevap odur ki, evvela Hoca Ahmed Yesevf yolundan Bektaşi' fukarasıyız ve üstadımız Derviş Ali Naclimf'dir ki Hazret-i İmam Rıza'da 40 sene gündüz oruçlu ve gece ayakta (namazda) olup ömründe bıçak ile boğazlanmış canlı kısmı yemek yememiştir. Bu haklr o h üner sahibi önderin manevi oğluyum. Ve bir mısrada ne yerdensin, buyurdunuz, biz de Arapça mısra ile "bi'l-Irakı marlzaten" işaretinden maksadımız Irak-ı Acem ki halifelik merkezi olan Irak'da, cennet benzeri Bağdad'da oturan zayıf hastayız" dedi. Ve bir mısrada sana kim derler, buyurdunuz. Bu zelil ve haklre Derviş Sünneti derler. Kudret eliyle mecnun ve aşık olduğumuzdan Süpnetf malılasını kullanır bir Sünni fukarayız. Ve bir mısrada ne hilkatsin buyurdunuz "Andolsun biz, Ademoğullarına çok ikram ettik ... " [İsra, 70] yaratılışında fakirlik cihazı giysilerini giymiş pak ve ter etek, pak masumuz. Ve bir mısrada, nehrimizi sual buyurdunuz. Suyumuz Dicle Nehri'ndendir ki Diyarbakır yakınında Tercil Dağları'ndan doğan Şattü'l-arab'dır.

Ve toprağımızı sual ettiniz. Arnher kokulu temiz İrem Bağı Bağdad, doğum yerimiz olmuştur. Ve ne kandilin ışığısın, buyurdunuz. Tiynetimizin kandili iman nuru ile doludur. 1

Leyla'nın Ira,k'ta hasta olduğunu söylüyorlar. Keşke onu tedavi eden tabip ben olsaydım. E~er Leyla ile tenhada buluşacak olursam. Beytullah'a çıplak ay akla gidip hacc eyl,emek üzerime borç olsun. ...

-

·"'

647


Ve yüzünüzün rengi nedir dediniz, tevhid-i vahdet ile yanakal renkli olmuştur. Ve temiz unsurunuzun hevası, buyurdunuz. Heva-yı hevesimiz müşahede-i cemal-i Rabbü'l-izzetin cemalini görmektir. Pak hamurumuz kudret eliyle kudret ile yağurulup İsm-i a'zam olmuşuz" deyip okuduğumuz müseddes beytlerinin her mısraına bu gibi tasavvuf ile güzel cevaplar verince hemen hakfr bu cana içten aşık olup mübarek elini öperek "Biat sultanım" dedim. Onlar da haklre, "İsm-i şerifinizi bize ihsan edin" buyurdular. Bu hakfr, "Derviş Mehmed Zılll oğlu Evliya kulunuz demişler" dedim. Onlar: "İmdi gerçekten de velisin, bizi kardaşlığa, sırdaşlığa, haldaşlığa ve deryada yoldaşlığa kabul edin" dedi. Biz de; "Kabul ettik" deyip bu beyti okuduk. Beyt: larımız

Verdim beni benden sana, aldım seni senden bana Oldu tamam bey' u şira yok arada sim u zeri

deyip o vefalı dost ile el tutuşup İnna Fetahna suresinden "Sana biat edenler gerçekte Allah' a biat etmektedirler ... " [Fetih, 10] ayetini okuyup o candan biat yenileyip taze can buldum. Paşa efendimiz bu hali görüp Hacegan (Nakşibendf) tarikatında iken fırsat ganimettir deyip o da biat edem diye istekte bulunduğunda derviş,

siz Melek Ahmed Paşa değil misiz? Siz ezelf biata ki biz sizin hatırınız için menzilleri kat ederdik. Tanrı'yahamdolsun gelip sıhhatle görüşmek nasip oldu. imdi ey Melek Dede, İspanya erenlerinden Mübtecil Hoca Cafer ve Derviş Angel Haydar Hıristiyan milleti şeklinde geçinirler ama ikisi de mürnin ve muvahhiddirler ve gizlice post sahibidirler. Hacegan tarikatının önderlerinden Cem yapılı birer padişahdırlar. Onlar hakfre biat verip, "Var ey Derviş Sünnet!! İstanbul'da Melek Ahmed Paşa ile buluş ve görüş, nedimleriyle biliş ve Allah emaneti olsun Melek Baba'ya selamımızı tebliğ eyleyip bu Yusuf suresi ayetiyle teselli bulsun. "Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter" [Talak, 3] (---) (---) suresi ayetini dil pelesengi etsin. Yusuf ayeti emaneti budur deyip (---) "... bu insan değil ancak çok şerefli bir melektir" [Yusuf, 31] ayetidir. Onlar sizlere bu ayeti gönderip selam eylediler. Ve "Ey

aşık,

uymuşsunuz

648


'İpşir'den korkmasın. Allah ona yardımcıdır' dediler" deyince hemen paşa ayağa kalk.ip, "Ya Allah! Şükür elhamdülillah ve aleyküm selam, Allah'ın rahmeti ve bereketi, gönderen getiren sağ esen olsun. Allah'a hamd olsun ki içimde olan İpşir korkusu gitti. Hayali vehimlerden, korku ve şüphelerden uzaklaşıp sıkıntıdan kurtuldum. Ve bu ayet-i şerifi bunların mübarek ağızlarından işittiğim gibi rahat ve huzur buldum. Maksat ve İsteğime ulaştım." diye Derviş Sünneti'nin elini.eline alıp İspanya diyarında ve diğer beldelerde hal sahibi kimler var ise sual ederken, "Kurtuba şehrinde Mübtecil Baba Sadık size selam etti, Tanca şehrinde Şeyh Mansur selam etti ve Fes-i Merankfışi şehrinde İzzeddin Bumavi selam ettiler" deyince paşa ayağa kalkarak selam alıp, "Biz onlara Cezayirli Ali Sipçinoğlu ile mektuplar göndermiş idik. Ulaştığı haberleri geldi" deyip paşa Derviş Sünneti ile yine öpüşüp kucaklaştı, birbirlerine sarıtıp bir köşe bucakta bir çağ daha has sohbete [176a] başladılar, ama paşa ile bu ikisi bir türlü konuşmaya başladılar. Tanrı açık ve gizli her şeyi bilir o inci gibi sözlerinden bir harf ve bir kelime anlamayıp hayretler içinde kaldım.

sevinç ve şenlikte olup kah elhamdülillah, ve kah bu Rabbimin JazZındandır dediklerini anlardım. Bu hal üzere konuşma sırasında yine sadede gelip Derviş Sünneti, "Bu ayet-i şerifi size gönderdiklerinde sübhani mana üzere Melek Dede'ye müjde eyle ki Şeyhü'l-kurra Susi hazretlerinin kıraat takribieri üzere '(KalU) ma htlza beşerün' ayetinde haza ile eb şer arasında olan elifi vasl edip ma htlza ile ibşira okurlar. Ve ma htlza ma si main(---) (---) dir, yani ibşir değildir, mün'adimdir. 'İnne htlza illa melikin kerim' yani 'yine sen sabitkadem olup hayatta kerem sahibi meleksin' işareti vardır" dedi. Ve yine, , "Haşa ki müfessirlerin görüşü üzere bu ayet-i şerifin manası böyle olup siz Melek ve İpşir ola, htlşa sümme haşa şeriat ehli bu tefsire razı değillerdir. Ancak batın şeyhleri, Arapça ve acaip ilimleri bilen rumuz ve künuz sahipleri ile ledün ilminde Cami cifri sahipleciJ Ali hurufundan ve Muhyiddin kelamından böyle istihrac edi:p (çıkarıp) teselli haberi gönderdiler" deyince paşa, Onlar bir

kah

çeşit

eş-şükrülillah

·c

649


"Ben bu ayet-i şerifden huzur buldum. Bu bilinmez bir gönül ehli rumuzudur. Kur'an-ı azimin ve Furkan-ı mecidin her inci gibi lafızları kelimesinde ve her harflerinde Ali ilmi üzere nice kere İlaili rümuzlar var ki anın ehli olan bilip her harfin rümuzundan haberdar olup dünyanın sonuna kadar mucize Kur' an-ı Kerim ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular. Zira Melek Ahmed Paşa hal sahibi gönlü yaralı derviş bir adam idi ve devamlı ümmetin salihleri ile oturup kalkardı. Bu kere bu Derviş Sünneti ile tam beş saat can sohbeti edip yemek gelince hemen Derviş Sünneti, Paşa ile tokalaşıp yerinden bir kalkarak kapıdan dışarı yıldırım gibi çıkıp gidince haklre paşa "Bre yetiş bak Evliyam, Dede gitmesin" deyince ardı sıra seğirttim. Ancak ondan bir iz ve bir işareti ne kapıcılar, ne sokak halkı ve ne haklr bir nişan görmedik. Sonundahakır paşaya gelip bu durumu anlattığımda 200 albn ve iki Keşmirf şal verüp, "Tez Evliyam, o canı nerde bulursan bizden selam edip bunları ver. Lutf eylesin, her zaman bize gelsin" diye paşa rica edip ardınca hakiri gönderdi. Bu değersiz kul ata binip saray kapısından taşra çıkıp,

"Bre ümmet-i Muhammed, şu şekilde bir torlak, parlak ve dazlak ışık aşık göndünüz mü?" diye ona buna sorarken Bayram Paşa Sarayı önünde, "İşte Ahırkapı'ya doğru bir aşık boru çalarak gidiyor" dediler. Hakfr at bırakıp Ahırkapı'dan taşra çıktım. Gördüm ki bir kayık ile ta denizin ortasında yelkenlerini açıp uçarak gitmede. Hemen haklr de beş çifte bir kayığa binip palpa ribaçsa kürek ve yelken edip derya ortasına vardığımda Dedemin kayıkçı­ larına makrama saldım. Onlar da aheste kürek çektiklerinde varıp ulaşarak kayığına girip azizin mübarek ellerini öperek, "Paşa oğlunuz selam eyleyip şu 200 albnı harcırah eylesin, bu iki Keşmiri şah kullansın ve ara sıra bize teşrif eylesin, dediler" dedim. Hemen, "El-hediiyfi teşterük ve Iev kfine müşterek} Hak Halil berekatı versin. Şallar bizim, altınlar kayıkçılar ile sizin" dediler. "Lutf eyle sultanım, hepsi sizindir" diye biraz ısrar edince, 1

Hediyeler paylaşılır, ortak bile olsa.

650


"Ah işte bu boş ve lüzumsuz tekliftir" diye.hemen tennuresinin yakasından muhabbet cuzdanını çıkarup, "Desturdur, sok elini şu umman-ı kerameye (para kesesi)" diye izin verince bu hakir elimi muhabbet cüzdanına sokup eli uzunluk ettim. İçi ağzına kadar mümessek ve ısıcak furunf bundukanf altını, lal, yakut, elmas, Sudan zümrüdü ile dolu bir para kesesi idi. Hemen aklım gidip, "İmdi sultanım, siz bilirsiniz, bu hakfr size teslimiz" dediğimde hemen cüzdanına al al edip bu hakire bir avuç altın verdi. Hepsi 87 sikke-i hasene ve yedi taş yakut, zümrüt, elmas, lal, seylan, piruze ve zeberced taşları verip, "Ey ömrüm Evliya, bu altınların her birini birer sene harcasan Halil berekatı ile sana yeterli olur, örnrün oldukça harc eyle" dedi. "Ha benim ömrüm 87 sene ola" diye hakire türlü türlü acaip ve garip evhamlar tebelleş oldu. Daha sonra paşanın 200 altınından 100 altın daha bağışladı. Geriye kalan 100 altını 10 nefer kayıkçılarımıza onar onar [176b] dağıttı. Ve şalın birini külahı üzere sarıp birisini boynuna bağ­ ladı. Ve, "Paşaya bizden selam eyle. Biz gayri Rum diyarına ayak basmazız. Ertesi günü kutsal topraklara geçip Mekke ve Medine taraflarına gitrneğe memuruz. Ve evvel bir Arapça beyt ile zatı­ nıza, ziyaret-i Beytullah rucela-yı hdfiya, diye. işaret etmiş dik. Hala yolumuzun yularını o tarafa çevirdik ve size deniz üzerinde yoldaş almamızın işareti idi. Hemen bizi hayr duadan unutmayın" diye veda sırasında iki kayıkçıya, "Dilerim kim Evliya Çelebi karındaşımız ile paşaya birlikte varıp altınları kabul etmeyip sizlere dağıttığımıza tanıklık edesiniz ki paşa kalb tatmini hasıl ede ve Evliya Çelebi hakkında kötü zandan kurtula" buyurduklarında cihan bu hakirin oldu. Ve, "Evliyam hayr duam seninle biledir. Var kurnda oyna, götüne çöp batmasın. Mekke yolunda ve Mısır diyarında asla gam yiyip korku ve sıkıntı çekme. Dünya belalarından masun ve korunmuş olup Yüce Tanrı yardırnem ve destekçin olup gelip geçtiğin yerlerde padişahlar, vezirler, devlet adamları, seçkin ve ileri gelenler arasında c,ı,ziz ve saygın olup düşman şerlerinden emin olasın. Ve bizi Van Kalesi'nde hayır duadan unutma, el-Fatiha!" dedi.

651


Yine duadan sonra el öpüp onlar Üsküdar'a yelkenlerini açıp gittiler. Haklr Ahırkapı'ya mutlu ve sevinçli geldim. İki kayıkçı ile paşaya gelip Dede'nin selamını bildirerek olanları bir bir anlattım. Paşa hayretler içinde' kalıp, "Bu Yusuf suresinde olan ayet-i kerimeden dolayı acaip rahatladım, gerçekten de o adam veli: idi" diye daima onun özellikleriyle eğlenirdik. Bu haklr, Melek Ahmed Paşa kaymakamlığında böyle bir cana rast geldik. Daha sonra kapıcılardan sordum ki; "Bre canlanın paşanın odası kapısı önünde elinizde değnek­ lerle hazır ediniz. Bu derviş paşanın odasına nasıl girdi, görmediniz mi?" dedim. Hepsi, "Görmedik!" diye yemin ettiler. "Ancak kapı arasında bir 'Allah hak' sesini ve bir daha paşa yanında ışık borusu sesini işittik" dediler. Garip seyirlik idi . ................ (17.5 satır boş) ................ [177a] geçen padişah hizmetlerini ferman üzere beş tamamlayıp Tershane-i amireye teslim ettiğimiz karşılığında padişah divamnda, Melek Ahmed Paşa efendimiz huzurunda padişah hil' atı ile nasiplendik. Elimize Defterdar Moralı Mustafa Paşa ve Tershane emininden temessükler ve şer'i hüccetler alıp yine efendimiz Melek Ahmed Paşa hizmetinde mutlu bir halde idik. İpşir Paşa Haleb'den gelmeyince İstanbul içinde bir hay huy ve dedikodu olup bütün halk İpşir'in geleceğinden şüphe etmekteydiler. Ve işbaşında olan kimseler korkularından dolayı, İp­ şir'in İstanbul'a gelmeyip eelalı olmasını ve Nasuh Paşazade Hüseyin Paşa gibi Üsküdar'da bozguna uğrayıp bir tarafa kaçmasım isterlerdi, ama İpşir Paşa denizler gibi asker ile gürleyip gelmede. Tanrı'nın hikmeti bir gün Melek Ahmed Paşa ile konuşma­ mız sırasında İpşir Paşa'nın içler acısı durumu anılınca efendimiz, "Evliyam, hazır ol seni mektuplar ile Müslümanların bazı önemli işleri için İpşir Paşa kardeşime gönderirim. Sani 'Hafız Evliya' diye severdi, elbette gidersin. Aramıza bozguncuların girmesiyle İpşir'in bize gücendiği muhakkaktır ki her hangi mansıbı bir kimseye verdikse zapt ettirmedi. Sen bir kaç gün onunla ülfet edip niyetinin ne olduğunu sezgiyle aniayıp bütün Bu ayda

652

yukarıda

1 t


işlerine, hareketlerine ve_ duruşuna vakıf olduktan sonra yine ondan mektuplar alıp bize gel" buyurdular. Hakir "Emriniz başım üstüne!" deyip hazırlanarak 70 parça mektupları ve ulak emirlerini alıp ol saat (---) ayının (---) gününde ulakhk ile,

İpşir Paşa 'ya gittiğimiz men.zilleri ve çektiğimiz sıkıntıları bildirir Evvela Paşa'dan, Kapdan Kara Murad Paşa'dan, Moralı Defterdar'dan, Koca Nişancı'dan, Ebu Said Müftü'den, Darüssaade ağası, Kudde Kethüda, Gümrük emini ve Şamizade'den kısacası yetmiş adet iş başında olan kimselerden harcırah için ve bizim 'Güzel kelimemiz için' diye 2.073 altın ihsanlar aldıktan sonra kızkardeşimize teslim edip üç kölemle birer kılıç, birer okluk ve birer kamçı ile Üsküdar'da Acem adlı menzileiden beygirler alıp 'Allah'a sığındık' deyip o gün tasmayı vurup, Gebze Kasabası menzili: Ondan o gün o gece Kırkgeçit'de çektiğimiz şiddetli sıkıntıları Cenab-ı Hak Malta kafiderine vermesin. Kışta kıyamette rahmet yağmuru bize o gece zahmet yağmuru olup menzil beygirleri tepesi üzere düşünce başımız yarılıp yaralanarak, İznik Kalesi menzili: Orada dinç beygirler alıp Lefke Kasabası'nı geçip, Söğüt Kasabası menzili: Oradan yine beygirler alıp sıkınhlar çekerek Eskişehir'i geçip, . Seydi Gazi menzili: Oradan Rusrev Paşa Ham'nı ge,çtikten sonra Bayat'ı geçip sıkıntı, dert ve elem çekerek, , Akşehir menzili: Burada dermansız kaldık. Sonunda Menzil Han'da o gece konuk olduk. Andan Ilgın'ı geçip, Ladik Kasabası menzili: Oradan allıncı günde, Konya Ovası menzili: Bu geniş ova belli olduğunda bu uçsuz bucaksız sahrayı çadırlar, çergeler ve ağırlıklar tutup ip ipe baştan başa kurulmuş gölgelikler ile bezenmiş ve türlü türlü otağlar ile süslenmiş bir asker konaklamış ki ne kadar olduğuuancak T~nrı bilir. Bu haklr bu büyük kalabalığı dört saatte zorlukla geçip doğru bizim aşiretimizden Kara Abaza Hasan Paşa'ya vardığımda yerinden kalkıp hakiri bağrına bastı, silahlarımı kemerimden çıkarmadan o an hakiri İpşir Paşa'nın çadırına götürdü, ama ne

653


gölgelikli büyük çadırdır sanki Efrasiyab'ın çadırıdır. Kapısından ta paşanın obasına varıncaya kadar güçsüz dermansız kaldım. Hemen atılarak İpşir Paşa huzuruna vardığımda, beyt, Afakı beğim ma'deletin nur pür etsin Hurşld

gibi encümen-i dehre

çerağ

ol

Ge h nafe gibi ey le deri deşt-i mu'attar Geh gonca-sıfat gülşene gel ziynet-i bağ ol Dadar-ı

cihan eylemesin alemi sensiz Her kande isen asaf-ı şah dünyede sağ ol

deyip

seğirderek

elini öptüm. Hemen buyurdular ki, geldin, biz seninle Varvar Ali Paşa senesinden beri görüşmedik İstanbul'dan çıkalı kaç gündür?" "Sultanım, beş gündür, ama gayet kış çektim" dedim. "Devlet tarafında ne var ne yok" deyince, hakir, "Zengin ve yoksul, yaşlı ve genç, seçkin ve halktan herkes sultanımın gelmesi şerefiyle şerefienmeyi beklemektedirler. Özellikle Melek Ahmed Paşa kardaşınız, 'Ah Sultanım M ur ad efendimin yetiştirmesi ve gözdesi kardaşım gelse' diye sultanımın yolunu gözlemekte olup sultanıma bu mektupları gönderdi" diye 70 adet atlas keseli mektupları verip yer öperek geriye çekildim. Hemen hazinedarına tenbih edip [177b] "Evliya senin misafirindir, bir hoş gözetip bir sarnur kürk, bir kat esvap ve bir kese guruş hamam akçesi ver" diye tenbih etti. Hazine çadırına varip karnıını doyurduktan sonra çok yorgun olduğumdan rahat uykusuna vardım. Sözün özü, Konya Ovası'nda İpşir Paşa ile yedi gün sohbet edip laf lafı açar üzere yedi günde yaptığımız sohbet ve konuşma­ ları birer birer anlatsam uzun bir tomar olur. Sözün kısası, bir gün "Evliya

hoş

İpşir Paşa,

"Evliyam, doğru söyle Murad Paşa ve yeniçeri ocağı beni isterler mi?" Yemin edip, "Evet! Bütün padişah kulları, vezirler ve vekiller sultanımı beklemektedirler. 'Ah Der-i -devlete gelse de Osmanoğlu devleti nizarn bulsa' derler. Ve bütün alimler, salihler, ayan ve kibar 'Sultan Murad çerağıdır, Husrev Paşa yolundadır, ah gelse de bütün büyük işleri görüp Venedik kafirlerinden intikam alıp Mısır'ın deniz yolları kafiderden emin olsa' derler" dedim. 654

T

1 J ı


"Ya Evliya, doğru söyle, Moralı Defterdarın mühür için 2.000 kese verdiği doğru-mudur?" "Evet, merhum Bıyıklı Derviş Mehmed Paşa felçli iken mührü talep etti, ama saadetlü padişah rıza vermeyip mührün kardaşın Melek Ahmed Paşa'ya sadaka olunmasını doğru gördüler. Paşa kardaşımz 'Ben bir kere mühür sahibi olup lezzetini aldım. Padişahım benim gönül rızam ile mührü elbette İpşir Paşa lalana bağışlayın. Asker sahibi, tedbirli, akıllı ve cesurdur. Mühür onun bin kez hakkıdır ve eski vezirindir' diye bir saat sizi anlatıp Şeyhülislam Ebu Said, kızlarağası ve (---) (---) (---) (---) hepsi, 'Padişahım İpşir Paşa lalana mühür münasiptir' diye Fatiha okuyup mührü sultaruma gönderdiler. Kaymakamlığı Melek Paşa kardaşınıza verdiler. Yedinci günde onlar da var kuvveti pazuya getirip bütün ocağa ulufe çıkardılar" diye nice bin sözler konuşuldu ki yazılması mümkün değildir. Oradan sekizinci gün haklre üç kese, iki at ve 300 altın, bir okluk, bir kerevke .zırh, bir kat da esvap ve kölelerime ellişer altın verdi. 95 adet mektupları alıp yine menzil emirleri verip elini öptükten sonra veda ettim. Nice ileri gelenler ile de vedalaşıp harcırahlar da aldıktan sonra hepsini Hazret-i Mevlanazade (---) (---) Çelebi'ye Allah emaneti koydum. Hazret-i Sultanu'lulema ve Hazret-i Celaleddin-i Rumi'yi ziyaret ettikten sonra Çelebi Efendi'yle vedalaşıp Konya şehrinden kuzey tarafaLadik Kasabası'ın geçip, Ilgın Kasabası menzili, oradan Akşehir'i geçip Bayındır'da menzil beygirleri değiştiirerek bir an durmayıp, Husrev Paşa menzil ham: Oradan Seydi Gazi'yi geçip ve Eskişehir'i de geçip, Söğüt Kasabası menzili: Oradan Lefke Kasabası, geçerken Ayşe Sultan Ağası Mercan Ağa'ya rast geldim, İpşir Paşa'ya giderdi. Oradan, İznik şehri menzili: Ondan Kafir Derbendi'ni ve Hersek Dili'ni gemiyle geçip, Gebze menzili: Ondan sonra Üsküdar'ı geçip (---) (---) ayının (---) gününde İstanbul'a girdim. Paşayı Tershane'de Girit Adası hazırlıkiarım görürken bulup mübarek elini öperek bütün mektupları verdim. Paşa 9kumaya başlayınca haklr İstirahat için biraz uykuya daldım. Bu 'arada da İpşir Paşa'ya gelinceye kadar olan olayları

655


ve geçenleri bir bir açıklasak bir ciltli kitap olur. Ancak İpşir Paşa'dan, Kara Hasan Paşa'dan, Tayyarzade Ahmed Paşa'dan, Can İmirza Paşa'dan ve diğer ileri gelenlerden dostluk mektuplarını getirdiğim adamların gönülleri huzur bulup bu haklre bol bol bağışlarda bulundular ve hediyeler verdiler, ama Defterdar Moralı'ya bir kimseden mektup olmadığından gayet üzülüp her an haklre "İpşir Paşa benim için ne dedi" diye sorardı. Sonunda bu hakfr, hadis "Kim iki kişinin arasını düzeltirse şehit sevabı alır." mazmununca bazı gönül rahatlatacak sözler ederdim. Bundan da Defterdar Paşa hoşlanırdı. Ve Kudde Kethüda ve Mevkufatf Mehmed Efendi hoşlanmayıp yüreklerinden kan giderdi. Tershane'den paşa ile İstanbul'da saraya gelip yalnız kaldığımızda İpşir Paşa ile konuştuğumuz konuları bir bir paşaya anlattığımda paşa,

"Elbette İpşir Der-i devlete (İstanbul' a) gelir mi" "Gelir ama denizler gibi cemapur (çapulcu) askeri ile gelip Üsküdar'da karşılamaya çıkan adamları rehin alıp alıkoma­ yınca saadetlü padişaha varmaz ve varıp sarayında yerleşirse Üsküdar'da olan askerlerini dağıtmaz" dedim. Paşa, "Gerçekten de öyle edeceği muhakkaktır" dedi. Sözün özü, İpşir Paşa menzileri katıayıp merhaleleri uçarak Eskişehir'e geldiğinde evvela Yeniçeri ocağından Kuyumcu Süleyman Ağa, muhzır ağa [178a] idi ve Sarı Çavuşbaşı, Şamfzade reis, yedi bölük ağaları ve diğer divan erbabı ileri gelenleri paşadan izin alıp Eskişehir'e İpşir Paşa'yı karşılamaya gittiler. İpşir Paşa da menzileri katıayıp merhaleleri uçarak İzmit'e gelince İstanbul ayanının korkup çekinmekte olanlarından giden hediyelerin hesabını Cenab-ı Hak bilir. Melek Ahmed Paşa müşavere edip Kapudan Murad Paşa'ya buyurdular ki, "Benim kardaşım. Başdarda-i hümayı1nu padişah izniyle muhabbeten İpşir Paşa kardaşımıza götür. Eğer denizden gelirse sultanu'l-bahr tahtına binip Sarayburnu'na gelsin. Eğer karadan gelirse kendine hizmet etmiş olursunuz" deyince Murad Paşa, "Sultanım, derya halidir, ihtimaldir ya karayel veyahut lodos rüzgarları şiddetlenirse padişah tahtına bir zarar isabet ederse padişaha ne cevap vereyim?" diye çeşit çeşit özür ve bahaneler ileri sürdü. Paşa da bildi ki Murad Paşa İpşir'i karşılamaya gitmekten hoşlanmamaktadır.

656


Sonunda bostancıbaşı kayığını mükellef ve müzeyyen donalıp Hazinedar Ahmed Ağa· ile 40-50 bin guruş kıymetli hediyeleri İpşir Paşa'ya İzmit'e gönderdi. İpşir çok çok memqun olup denizden ve karadan varan bol hediyeleri gemilere yükleyip İstanbul'a gönderdi. İpşir Paşa adaletle davranıp Büyük İskender gibi menzilleri katederek Bostancıbaşı Köprüsü'nde konakladığı haberi Melek Ahmed Paşa efendimize geldi. O saat bütün yeniçeri ocağı askerine ve sipahi askerine İpşir Paşa'nın karşılanması için Üsküdar'a geçmeyi ferman edip İstanbul limanında ne kadar bin geminin sandalı, kayıkları ve mavunaları var ise hepsi Üsküdar'a denizler gibi asker geçirdiler. Nice bin asker çadırlarıyla Üsküdar Salırası'nda konakladılar. Ve bütün yeniçeri ocağı askeri Üsküdar içinde konakladılar. Yine o gün Murad Paşa'ya başdarda-i hümayf:ın ile Üsküdar'a geçmek huyurulup yedi pare kadırga ile başdarda-i hümayf:ı.n Üsküdar'a geçince hemen Murad Paşa yeniçeri ocağına hak tarafından görünüp, "Gördünüz mü yeniçeri askerine ne edecektir. Erzurum'da Abaza Paşa yeniçeriyi Kör Hazinedar'a ve bu İpşir'e nasıl kırdır­ dıysa şimdi sizi de 40.000 sekban ve sarıcasına ve 50.000 atlısına kırdırıp Sultan İbrahim kanı öcünü alsa gerek. Siz bir alay piyade garip yeniçerilersiniz. Bu Üsküdar Salırası'nda ne işlersiz. İpşir İstanbul'a gelip sarayına gelirken o zaman alayına çıkın" diye yeniçeri ocağına bu şekilde yanıltıcı ve fitne sözleri söyleyince hemen Üsküdar içinde kıyamet kopup bir. kayık bir altına zorlukla bulundu ve bütün yeniçeri ocağı korkularından İstanbul'a geçtiler. Murad Paşa kendi kışkırtmasının etkisini görünce Tanrı'ya hamd ederek avanta başdarda deyip Tershane-i amireye başdar­ da gönderdi. Kendisi efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya har har soluyarak gelip, "Sultanım gördün mü bu hali meğer İpşir Paşa sekban ve sarıcaya Üsküdar'da olan yeniçerileri kırdırıp bütün devlette olanları kırıp Şehzade Ahmed Han'ı tahta çıkarmak istermiş, sekban ve sarıcalar, 'Sultanım biz Hacı Bektaş-ı Veli köçeğiyiz. Biz ocağımız yeniçerisine;.kılıç çekemeziz' diye bu haberi ocağa gönderirler. Ocak halkının can başına düşüp işte hepsi İstanbul'a geçtiler ve

657


nice bini geçerken kalabalıkta boğuldular? Bu Allah'dan reva ve sultanımın buna rızası var mıdır. Ben de başdarda-i hümayunu alıp, işte İstanbul'a geldim" dedi. Bu içler acısı hali Murad Paşa'mn Melek Ahmed Paşa'ya bildirmekteki gayesi kendisi doğru davramp tedbir almış gibi görünüp fitne ve fesada sebep olmak isterdi. Zira her zaman Murad Paşa fitne ile meşhur idi. Hatta Girit Adası'nda Deli Hüseyin Paşa'mn hazinesinin yağmalanması, İstanbul'da Atıneydam cengi, Hezarpare Ahmed Paşa'mn katledilmesi, Sultan İbrahim'in şehit edilmesi ve nice yüz fitne ve bozgunculuk Murad Paşa'mn işi ve marifeti olduğunu Melek Ahmed Paşa efendimiz bildiği için yine Murad Paşa'ya hitap ederek, "Ey birader! Bu üzücü durumu İpşir Paşa şimdi duyunca kuşkulamp geri Anadolu'ya firar etmesi muhakkaktır" deyince Murad Paşa, "Daha güzel ya, celallliği ve isyankarlığı belli olup Resuluilahın sancağı ile denizler gibi asker üzerine varıp Kuyucu Murad Paşa'mn ettiği gibi bu Murad kuluna ferman eyle, inşaallah İpşir'i ve gayri nasipsizleri dünya sayfasından kazıyayım" diye bir büyük yiğitlik tasladı. Paşa bildi ki yine fitne ve bozgunculuk Murad Paşa'nın hayinliğidir. "Bre meded buna bir ilaç!" deyip derhal saadetlü padişaha girip bu durumları bir bir anlattı. [178b] Padişah fermam ile mecburen Melek Ahmed Paşa'nın, İpşir Paşa'yı karşılamaya gitmesi gerekti. Derhal Cem yapılı padişahtan izin alıp sarayına geldi. 2.000 dış ağalarım ve 410 adet iç ağalarını tamamen silahlarla donatıp bir gece Üsküdar'a geçince bütün kubbe vezirleri ve diğer iş başında olan ileri gelenler o gece kandilleri yaktılar. Kuşluk vaktinde İpşir Paşa ordusuna girecek yerde bir kere göç borularının çalındığını işittik. Meğer gerçekte İpşir Paşa korkusundan geriye dönmek için evvel boru çalınmış. Hemen Paşa bütün vezirlerden bir saat evvel İpşir'in otağına varınca İpşir ile ikisi birbirlerini bağırlarına basıp o kadar ağiaştılar ki sanki ikisini de sara tutup saralı oldular. Bizim Melek Ahmed Paşa, "Birader ne için bu altı aydan beri Haleb'den Asitane-i Saadete gelemediniz" deyince İpşir Paşa, mıdır

658


"Behey birader,

işte geldiğimize pişman

olduk. Yeniçeri

ocağından bize haber geldi. Sizi Üsküdar'da kırmayı teklif ettiler, biz kabul etmedik. İşte yine İstanbul'a geçtik diye haber ge-

lince yedi kere çaşıt Cc:asus) gönderdim. Gerçekte bütün yeniçerilerin İstanbul'a geçmeleri muhakkak olup öyle olmuş. Şimdi ben de yine döneceğim. Mühür bende iken bildiğimden kalmayıp Acem diyarına gidip Revan'ı, Gence ve Şirvan'ı, Tiflis ve Tomanis'i, Şamahı ve Demirkapı'yı Tanrı'nın emriyle feth edip o diyarları zapt edip yazılan ecelime dek ol diyarlarda hükm-i hükumet ederim" deyince Melek Ahmed Paşa hemen koynundan En'am-ı şerifini çıkararak yedi kere el vurup ve yedi kere yemin-billah ve kasem-tallah ile Sultan Murad ruhunu yad edip, "Benim biraderim, sakın bu hiledir. Senin İstanbul'a geldiğinden nice bin varlıkları ortadan kaldırılması gerekenierin kışkırtmasıyla bu türlü bozguncu sözleri ortalığa bırakırlar. Sakın benim kardeşim, bu hile ve şeytanlıklara aldamp Osmanoğlu devletine isyan eyleme. Eğer, 'Niçin Yeniçeri ocağı İstanbul'a geçtiler?' dersen ocaklarının kanuniarına bakıp Hafız Ahmed Paşa, Husrev Paşa ve Cüvankapıcıbaşı Mehmed Paşalar mühür ile Der-i devlete geldiklerinde sipahi Üsküdar'da alay edip ertesinde yeniçeri Edirnekapısı'ndan alay ettikleri, Abaza Paşa ile Husrev Paşa'nın geldiği alay hatırınızda yok mudur? Şöyle malumunuz ola" diye teselli ile İpşir'in gönlünü ele alıp İster istemez İpşir'i ata bindirerek büyük alaylar kuruldu. Bostancıbaşı Köprüsü'ne gelindiğinde İpşir Paşa iki rekat namaz kılup ata bineceği sırada bizim Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'ya bir murassa koşumlu, murassa eğerli ve altın zincirli bir saba süratli kır at peşkeş çekti. İpşir Paşa, "Barekallah padişaha layık attır" diye bismillah ile üzengisiz binip at başı beraber Üsküdar'a yular çevirerek yola çıktıklarında denizler gibi karşılayıcılar belli oldular. Ve yedi kubbe vezirleri yedi yerde davullarını dövüp her biri süslü askerleriyle at başı beraber selama dururlardı. Sağda ve solda uçsuz bucaksız askerin silahlarının parıltısı insanoğlunun gözlerini kamaştırırdı. Ama İpşir Paşa askerinin tamamı ceng eri silahlı, donanımlı ve süslü as}.erler idi ki her biri birer ayaklı cebehane gibi güçlü kuvvetli sekban ve sarıca haşeratları idi. Hepsi zırh külah, cebe

659


ve

cevşene, tuğulka,

serpenah, katlavf, kalkan ve kebelere olup her birinin elinde ve belinde beşer .altışar çatal telli kurşunlu tüfenkleri çatal fitiller ile hazır idiler. Sanki her biri bir semender kuşu gibi Nemrud ateşi içinde kalmış küme küme ve zorba zorba baştan başa çarka cengine girer gibi öyle giderlerdi. İpşir alayından başka 18 yerde büyük alay ve eski tabılha­ neler çalınıp alaylar yürürdü. Bu büyük alayı İstanbul askeri gördüğünde güz yaprağı gibi titrerlerdi. Bu tantana, gösteriş, azarnet ve ihtişam üzere İpşir Paşa Melek Ahmed efendimizle at başı beraber gelirken padişah kanunu üzere yedi kubbe vezirleri gelmeye başladı. Bizim Paşa vezirlere kapı kethüdalığı edip tarif ve takdim ederdi. İlk önce Koca Nişancı Paşa ile Dellak Mustafa Paşa gelince İpşir Paşa ve bizim Melek Paşa atlarından indiler, İpşir Paşa ile görüşüp öpüşüp biliştiler. İpşir Paşa bu ikisine hayli izzet ü ikram eyledi, gömülmüş

................ (1 satır boş) ............... . Yedinci vezir Defterdar Moralı Mustafa Paşa belli olunca İpşir Paşa üzengisiz atma bindi. Bizim Melek Ahmed Paşa, Defterdar hakkında güzel şeyler söyledi, ancak İpşir bu söylenenleri dinemedi. Defterdar İpşir'in üzengisini etti, İpşir asla bakınayıp sormadı bile. Hayli hakaretle bakıp nice azarlayıcı sözler söyledikçe Melek Ahmed Paşa korumaya çalışıp nice türlü [179a] taraftarhklar ederdi. İşin sonunda İpşir Paşa, "Birader! Bu mudur mührü benim üzerimden 2.000 keseye almak isteyen, gider şu ibneyi!" deyip bir hayli meydana at sıçrattı. Fakir Defterdar hayli yaya yürüdü. Ondan bütün İstanbul ayanları bölük bölük ve sınıf sınıf geldiler. Nicesine paşa efendimiz ve nice binine çavuşbaşı kapı kethüdalığı edip tarif ve takdim ederlerdi. Bu şekilde büyük alay ile İpşir Paşa Üsküdar'da Salacak adlı iskele yamacında Ayşe Sultan Sarayı'na inip kurbanlar kesildi. Bütün İpşir askeri, 40.000 asker Üsküdar şehri içine dağildı. 40-50 bin kadar kalabalık asker de çadır ve ağırlıklarıyla Üsküdar Ovası'nda konaklayıp bütün İpşir askeri İpşir'in konakladığı sarayı kat kat kuşattılar. Daha sonra İpşir Paşa'ya ve bütün karşılamaya çıkan vezirlere, vekiliere ve diğer devlet adamlarına Ayşe Sultan tarafın­ dan İpşir Paşa'ya büyük bir ziyafet olmuştur ki sanki Hatem-i

660

i ı


Tayy ziyafeti idi. Daha sonra saadetlü padişah tarafından Bostancıbaşı kayığıyla Darüssaade Ağası {---) {---) Ağa ve Şeyhülislam Ebu Said Efendi gelip İpşir Paşa'yı padişah huzuruna davet ettiklerind{!, "İnşaallah yarın büyük alay ile padişahımın ayaklarına yüzümü sürerim" diye gitmemek niyetinde olunca bütün mecliste bulunanlar, "Ne mümkündür, elbette davete icabet edersiniz" diye ısrar edip zorladılar. İşin sonunda İpşir Paşa abdest almak bahanesiyle mabeyn odasına girip Kara Abaza Hasan Paşa, Can Mirza Paşa, Kürt Mehmed Ağa ve(---) (---) (---) (---)bu gibi haşerat ile danışırlar. İpşir Paşa'nın kötü danışma toplantısı: Evvela bu saraydan ben padişah tarafına doğru yollanınca sizler burada olan vezirleri, vekilieri ve alimleri tamamen rehin alıkoyup nezaketle göz hapsine alasınız. Eğer padişahtan bana bir zarar isabet ederse burada rehin olanları tamamen kılıçtan geçirip 70-80 bin asker Üsküdar'ı yağmalasın, hünkar sarayını yakıp yıkıp kölelerini ve kızlarını alıp şehri ateşe vurup gidesiz" dedi. Kara Hasan Paşa ve diğer haşerat bu pis anlaşma üzere yemin edip Kelam-ı kadime el hasarlar. Ondan sonra İpşir Paşa abdest yeniler şeklinde gelip Melek Ahmed Paşa'ya, Nişancı Paşa'ya, Dellak Mustafa Paşa'ya ve Moralı Paşa'ya (---) (---) {---} (---) {---) ve alimlerden (---) (---) zadeye, Şam1zade'ye ve nice devlet ileri gelen~erine, "Siz burada oturun. Saadetlü padişahtan gelip sizinle görüş­ memiz vardır. Sizi Tanrı'ya ısmarladım" deyince Melek Ahmed Paşa,

"Çünkü bizleri Tanrı'ya ısmarladın. Yardımcımız o şam büyük Biz de seni Allah'a emanet verdik. Yürü Cenab-ı İzzet yardırnem ola" deyip kızlarağası ve müftü ile bostancıbaşı kayığına binip gitmede. Beri tarafta kalanların dört tarafını sekban ve sarıcalar kuşattılar. Bu kere bütün ileri gelenler bildiler ki nezaketle İpşir'in yerine rehin kalmışlar. Bu kere duaya başlayıp, "İlahi İpşir'e padişah 'Bre melun, niçin Haleb'den yedi ayda bu kadar bin asker ile geldin' diye azarlayıp kızmaya!" diye tam Hakka yön:İerek bütün rehin kalanlar duaya daldılar. Allah'dır.

661


İpşir Paşa'nın Sarayburnu'da Sinan Paşa köşküne ulaştığı belli oldu, ama iki saatte bir haber çıkmadı. Beri tarafta vezirlerden,

Melek Ahmed Paşa 'nın yiğitliği ve cesareti Öğle vakti olunca efendimiz Melek Ahmed Paşa kollarını sıvayıp abdest yenilernek için odadan dışarı çıkmak isteyince bu kadar devlet adamları huzurunda hemen Cehennem Bölükbaşı adlı şakl cehennem lakaplı bir çirkin yüzlü pis suratlı başında demir tuğulkasıyla (zırh başlığıyla), sırtında Davudi' zırhıyla, kemerinde alh adet tabanealı tüfengiyle ve omuzunda Haleb kalkanıyla sanki bu bir ayaklı cebehane adam ejderhası idi. Hemen bu pis ve hilekar şeytan kapının önüne gerilip, "Koca Melek Paşa benim kağan arslanım İpşir Paşa hünkardan sağ esen gelmeden sen nereye gidersin" deyince yumuşak huylu Paşa,

"Namaz vakti oldu, bir abdest alıp ibadet edelim" deyince, "Benim İpşir'im hünkarınıza gitti. O sağ gelmezse ben sana abdestler vereyim ki secdeyi mezarda edesin" dedi. Paşa tebessüm edip yine dışarı çıkmak istediğinde, "Bre paşa otur" dedi. Hemen gayretli paşaya vezirlik gayret ve harniyeti el verip var kuvveti pazuya getirip o Cehennem Bölükbaşı'ya bir Melek yumruğu vurdu ki yumruk darbından belindeki tabanealı tüfengieri yere dökülüp başından demir tuğulkası düşünce paşa dar-hançer olup bu kadar haşerat içinde Bölükbaşı'nın başına hançer kabzasıyla vurarak beş alh yerden yaraladı. Bölükbaşı'nın başından ve burnundan [179b] kan tüfenklerinden atılır gibi fışkırıp Cehennem Bölükbaşı yüzü üstüne düştü. Hayy ve Kadi'r olan Allah'ın emriyle sar'a tutunca bütün sekban haşeratları,

"Hay serçeşmemiz vuruldu" diye paşanın üzerine hücum edince İpşir'in cümle Abaza ve Çerkez iç ağaları paşayı korumaya alıp paşayı

güç ile zapt ettiler . Cehennem Bölükbaşı'yı cehennem zebanilerine teslim edip koltuğuna girip dışarı sürüdüler. Mecliste bulunanların hepsi Melek Paşa'nın o sarıca haşeratları kalalılığında böyle cüret ettiğine parmak ısırıp hayretler içinde kaldılar. Yine Melek Paşa asla tetiğini bozmadı. 662


ederek kalabalık cemaat ile öğle namazını Daha sonra onu gördük, Sarayburnu'ndan bir kayık belli olup yıldırım gibi Kurşunlı.ı Mahzen tarafına yöneldi. Kayık içinden bir mızrak üzerinde bir beyaz bayrak belli olup İpşir'in bütün iç ağaları ona bakıp, "Tanrı'ya hamdolsun efendimiz sağdır. İşte ak bayrak kaldır­ dılar ve kayık yukarıya gidip buraya gelse gerek. Eğer kayık Sarayburnu'ndan aşağı gidip kırmızı bayrak açsalar paşayı padişahın öldürmesi işareti idi. Paşa buradan hünkara giderken öyle konuşulup anlaşıldı idi, şükür paşa sağdır. Üsküdar ateşe yanmadan kurtuldu" diye her bir içağaları birer vezire ve birer ayana bu konuşma işaretlerinden haber verdiler. Şamfzade'nin, bizim Kudde Kethüda'nın ve Moralı Defterdar'ın yüzlerinin rengi kıpkırmızı olup akılları başlarına geldi. Daha sonra gördük ki, Sarayburnu'ndan Bostancıbaşı kayığı palpa ribaçsa diyerek akınhya karşı fırışka kürek çekerek şimşek gibi gelip kimi dürbünlü ve kimi keskin gözerle kayığa bakıp "Elhamdülillah paşa sağ esendir" diye sevindiler. Onu gördük, kayık Salacak iskelesine gelip yanaşınca bütün halk karşılamaya vardılar, kimi koltuğuna girip saraya getirirlerdi. Melek Ahmed Paşa yerinde kıpramadan durup İpşir Paşa sarayına ayak basınca Melek Paşa karşı çıktı. İpşir bir gülpembe sarnur giyip paşamız onun koltuğuna girerek, "Hoş geldin birader, elhamdülillah, evvel ye ahir olacağı bu idi, hoş geldin" deyip içeri havuzlu odaya İpşir girerken, "Bu yatan adam nedir" diye sordu. "Sultamm Melek Ahmed Paşa kardaşın Cehennem Bölükbaşı kulunuzu vurup yaraladı" diye cevap verilince, "Cehennemdir, cehenneme kaldırın, cam cehenneme" dedi. Bizim paşa ile muhabbet üzere görüşüp, "Vallahi birader, eğer sen bana karşı karşılamaya gelmesen zalim İstanbul halkı beni zorla eelaif ederlerdi. Haşa ben o feşadı kabul etmezdim, ama kötü isimli olurdum. Allah senden razı ola. Senin bana öğütlerinden fazla saadetlü padişah bana ikram edip yemin billahlar edip, 'Benden emin ol!' diye bu cevahir hançeri bağışladı. Ben de sana verem, kabul eyle birader" diye hançeri paşaya verdf' Hakfr

imamlık

kıldık.

663


Daha sonra bütün halk İpşir'den izin alıp divan erbabının tamamı evlerine yollandılar. Paşa ile İpşir ta akşam vaktine yakın nice görüşüp konuştular, kah ağiaştılar ve kah gülüşüp can sohbetleri ettiler. Daha sonra İpşir'in buyruğuyla 100 koyun ve 50 deve kurban edip bütün fukaraya ve zayıflara dağıttılar. Bu sırada Kapudan Murad Paşa bir gösteriş azametle gelip İpşir Paşa'yla buluştu. Birbirlerine öyle muhabbetle davrandılar ki sanki birbirleriyle ana karnında yatmışlar idi. Murad Paşa gidip yine Melek Ahmed Paşa efendimiz kaldı. İpşir'e gafil olma diye türlü türlü öğütler verdi. İpşir Paşa memnun olup, "Benim can kardeşim. Sen benim yedi ay kaymakamım idin. Sizinle hesap görmek lazım değildir. Biz hesabı Kudde Kethüdanız ile görürüz. Hemen sizden rica ve temannamız odur ki siz bizi sabahleyin Eyyub Sultan'dan büyük alay ile İstanbul'da sarayıma götürüp bizi saklayasınız" dedi.

Sonunu gören Melek Ahmed Paşa 'nın akıllı vezir Abaza İpşir Paşa 'ya öğütleri Melek Paşa "Dünyada ve ahirette korunmak istersen bu Haleb'den getirdiğin yüz bin kadar eşkıya ve eşirranın yanıltınasına uymayıp bir kimseye düşmanlık ederek malına ve erzakına tamalı edip kan eyleme. Ve herkes ile güzel geçinip kalb yap. Bu kardaşından ibret al ki benim sadrazamlığım zamanında on yedi veziriazam var idi. Birincisi Bektaş Ağa ve Ömer Çelebisi, ikincisi Çelebi Kethüda ve Halil Yazıcısı, üçüncüsü Yeniçeri Ağası Kara Çavuş, Katibi Yusuf Çelebi, Alahoz Mehmed Efendi, Sarı Katib ve Mimar Mustafası, Valide Sultan ve Koca Mimar, bunların benzeri nice yüz vezirlik derecesinde adamlardan bıkıp usanmıştım, ama zorunlu olarak mudara ederek 16 ay veziriazam olup kurtuldum. Benden sonra Siyavuş Paşa kardaşım veziriazam olup herkesten melik olmak için nefsinin keyfine [180a] bu adı geçen vezir derecesinde olanları, hatta efendisinin annesi Kösem Valide'yi de kati edip 'Tanrı'ya hamd olsun bütün devlet bana münhasır kaldı' derken 54 günde sezinmediği (beklemediği) yerden, Cenab-ı İzzet'den, Kızlarağası Dev Süleyman Ağa gibi bir çirkin suratlı eliyle kendine bir pehlivan sillesi vurup Siyavuş Paşa'dan mührü alıp Gürcü Mehmed Paşa'ya verdi. 664

T j

1


İmdi

benim

kardeşim!

Tahammüllü olup insan öldürmeyip

başından bu kadar haşeratı def ederek devlet tarafında ol. Benim kardeşim, 80.000, 90.000 askerle gelip onların tamamı Üsküdar'da kaldı, sen ancak öz başın ile iki yenlerine yapışıp padişah huzuruna vardın. Üsküdar'da olan çapulcu haşerat ve müflis zavallılardan

sana ne faide olmuş oldu. imdi benim kardeşim, evvel ve ahir bu hanedanda büyüyüp yetişerek Revan alhnda Sultan IV. Murad Han'ın büyük mirahuru idin. Ben hakfr silahdan idim. Tanrı'ya hamd olsun yine bu Asitane'ye gelip 31 senede mühre (sadrazamlığa) nail oldun. imdi var kuvveti pazuya getirip temiz ve tarafsız kimselere din işlerini sor. Seninle etek toplayıp karada ve denizde derya gibi çok asker toplayıp Mısır yollarını Venedik ve Malta küffarı elinden temizleyip Girit Adası'nı, Misine Adası'nı, Malta Adası'nı, Korfaz Adası'nı, İstendil Adası'nı ve Zadra Kalesi'ni inşaallah tamamını karadan ve denizden feth edip Yemen fatihi Sinan Paşa gibi, Kılıç Ali Paşa gibi ve Kıbrıs fatihi Kara Mustafa Paşa gibi nam sahibi olup dünyanın sonuna kadar hayr ile yad olasın" diye İpşir Paşa'ya Melek Ahmed Paşa bunun gibi nice bin öğütler verip, "İnşaallah benim can kardeşim! Sabahleyin sizi Eyyub Sultan'dan bu haklr alay çavuşun olup büyük bir alay ile İstanbul'a koyalım ki ne Hafız Ahmed Paşa ve ne Husrev-i Şir Paşa gelmemiş ola. Ancak siz İpşir Paşa gelmiş olasınız. Hemen şimdi asesbaşı ve subaşıya beyaz buyurdu yazın. Kapdan paşa ile nice bin kayıklar, sandal ve mavunalar Üsküdar'a gelip bütün İslam askerini karşı Beşiktaş'a geçirsinler. Siz de sabahleyin kapudan paşa ile başdarda-i hümayuna binip bütün kadırgalara askerinizi doldurup Yavedud iskelesi'ne gelin. Ondan içeri deniz sığlıktır. Kapdan paşa kayığıyla Eyüp'de Kurban iskelesi'ne yanaşın, orada hazır olan atlara binerek Eba Eyyub-ı Ensarf Hazretleri Türbesi'ne yüz sürüp sonunun hayrolması için ruhaniyetlerinden yardım isteyin, nice kurbanlar kesip nice bin fukaralara sada,kalar dağıtın. Ondan saadetle saha süratindeki atımza binip yavaş yavaş Edirnekapısı'na gelince bu hakiri de büyük alayı hazır ederiz. Tanrı kolay ede!" deyince İpşir Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bir sarnur hil'at ve üç kese saf altın mümessek verip Üsküdar'da öpüşüp görüştüler.

665


Melek Paşa İpşir'den hünkara gitmek için izin aldı. Ondan ile kayığa binip Sarayburnu'nda Sinan Paşa Köşkü'nde paşa saadetlü padişaha buluştu, "Padişahım sabah İpşir Paşa lalan alay ile Der-i devlete girecektir, ferman padişahımındır" deyince, "Ey Melek lala, bugün İpşir lalam bana geldiğinde siz diğer vezirler ile Üsküdar'da rehin miydiniz?" dedi. Melek Paşa, "Hayır padişahım, onlar padişahımdan gelince müşavere etsek gerek idi. Onun için Üsküdar'da kalıp padişahım huzuruna gelemedik" diye iyiye yorumlayınca Cem yapılı padişah arifce, "Mesele anlaşıldı" deyip, "Lala sabahın büyük alay ile lalamı sarayına getirin. Ben de bir yerden alayını seyr ederim. İpşir lalamın vaka u vakarın tutup bir alay eylen ki bir vezire olmamış ola" diye ferman edince Melek Paşa padişahın huzurundan ayrılarak paşa sarayına geldi. Bütün ocaklara ve askeri' taifelerine ağalar ile beyaz üzere buyurdular gönderip kendisi de bütün iç ve dış ağalarını altın yaldızlara gömüp sabahleyin 4.000 seçkin askeriyle yedi kubbe vezirleriyle büyük alay edip her vezir mehterhanelerini çalarak Eyyub Sultan'a varıldı. Herkes merkezlerinde hazır olup selama durdular. Ondan, paşa

Sadrazam İpşir Paşa 'nın büyük alayının anlatılması Evvela Tahir subaşı anayolları temizleyerek bütün askeriyle geçti. Ondan asesbaşı ve subaşı anayolların sağında ve solunda olan seyircilerin kalabalığını açarak bütün asesleri ve cellatlarıyla geçti. Ondan önce İpşir Paşa'nın Tatar askeri, deli ve gönüllü, çaşnigir, kilarcı, müteferrika, amirleri, kapıcıbaşıları ve [180b] mirahur ağa ile bütün ağaların 390 adet yedekleri geçti ki anlatılmaz.

Ondan Hasan Paşa askeri, ondan Kürt Kara Mehmed Ağa askeri, ondan Can Mirza Paşa askeri. Bunların her biri beşer alhşar bin asker ile geçti. Daha sonra İpşir Paşa'nın tuğları ve altınlı giyeceklere gömülmüş yaldızlı koşumlu yedekleri geçti, ama kethüdası, divan efendisi, hazinedan ve imaını iç ağaları ardınca idiler. Ondan sonra Osmanoğlu 'askeri başladı. 666


Evvela divan çavuşları alay düzerek yollar açarak pür-silah geçtiler. Ondan dergah-ı ali müteferrikaları geçtiler ki her biri birer büyük beylerbeyi gibig.eçtiler. Çaşnigiran-ı ali esnafı, ondan tershane-i amire askerleri, ondan dergah-ı ali yeniçerileri, tam üç saatte o geniş Divanyolu ağzına kadar dolup keçeli yeniçeri adam deryası gibi akıp pürsilah geçtiler. Bütün yaşlı ve ihtiyarlar, "Bu yeniçeri alayının böyle derya gibi geçtiğini görmedik" dediler. Gerçektende heybetli ve gösterişli askerdir. Daha sonra İpşir Paşa buyruğuyla,

"Yeniçeriye sipahi ceng meydanında kafadardır. Gerektir ki alayda da yeniçeriyi önüne alıp ardları sıra alay edeler" dedi. Zira sİpahiler İpşir'in kendi taraftarı idi. Ondan sonra süslü sipahi askerleri; Allah'ın büyüklüğü bunlar da cebe ve cevşene (örme zırhlara) gömülmüşler; altı bölük sİpahi­ ler tam beş saatte geçtiler ki bir vezir zamanında böyle sipahi askeri geçmemiştir. Meğer Sultan Osman ile Hotin'e giden sİpahi alayı ola. Ondan sonra gedikli zeamet sahipleri askerleri, yedeksiz giyimli ve silahlı hizmetçileriyle ve kendileri üst hil'atleriyle geçtiler. Ondan sonra imamlar ve hatipler vakarlarıyla muhteşemce ve edeplice geçtiler. Ondan sonra toplumun dindar kısmından tam 6.000 adet şeyhler çifte çifte boyunlarında tespihleriyle atlar üzerinde bütün sufileriyle geçtiler. Ondan sonra kadılar taifesi, 10.000 adet resmi kıyafetleriyle ve iki kadıasker geçtiler. Ondan sonra Resul eviadı askerleri seyyidler; Tanrı'nın büyüklüğü Hasani ve Hüseynf yeşil sarıkiarı ile at başı beraber çifte çifte muhteşem esvaplarıyla Hazret-i Peygamber'in mübarek sancağıyla bizzat Nakibüleşraf {---) (---) Efendi geçti. Peygamber eviadının bu alayını görenlerde "Allahümme salli ala Muhammed ve ala ali ve eviadi Muhammed" diye salavat getirip ağlaşmadık insan kalmadı. Ondan sonra Dergah-ı all başkapıcıları alayı; yanlarında keçeli kapıcılanyla kendileri murassa eğerli küheylan atlar üzere geçtiler. 667


:·f .· '.~

ı'

.•.

Ondan sonra süslü askerler yedi kubbe vezirleri ile süslü, giyimli ve ihtişamlı geçtiler ki her biri sanki Rüstem ve Sam'a denk idiler, ama askerleri daha önce kethüdalarıyla pür-silah geçtiler. Ancak kendileri ikişer ikişer vezirler, silahdar ve çukadarları, yirmişer mertebe sahibi iç ağaları, mataracısı, tüfenkçileri ve çukadarlarıyla geçtiler. Ama bu vezirlerden donanımlı ve mükemmel Kapdan Murad Paşa ve Kaymakam Vezir Melek Ahmed Paşa idi. Bu ikisi sadrazamlıktan aziedilmiş olmakla gayet muhteşem geçtiler ki sanki her biri Büyük İskender idiler. Ondan sonra 4.000 kadar kaplan postlu, sırma üsküflü, keçesi telli, mücevher tüfenkli ve başları otağalı pür-silah süslü yeniçeri askeri Sadrazam İpşir Paşa'yı ortaya alıp İpşir Paşa'nın önünde on iki eli çöğürlü yeniçeri şairleri İpşir'in önünde "Sultan Murad Han çerağı İpşir Paşa lalan kahramandır" diye her biri birer türlü gülerek İpşir'in önü sıra geçtiler. Ondan sonra İpşir Paşa, Şeyhülislam Ebu Said Efendi ile at başı beraber geçtiler. Ardı sıra İpşir'in 500 adet altınlı giyeceklere ve zırhlara gömülmüş küheylan atlı bıyıkları kulaklarına bağlı, ciğeri dağlı, her biri arslan gibi iç ağaları ikişer ikişer safinatü'l-ciyad (soylu atlar) gibi küheylan atıarına altışar pare yancıklar ve bahrf hotaslar ile geçtiler. Ardlarınca Paşa kethüdası Salih Ağa, hazinedar ağa ve Ayşe Sultan'ın başağası (---) Ağa ardı sıra İpşir Paşa sancağı, ondan dokuzar kat mehterhane ve deve köslerine tokmaklar vurarak ve gök gürültüsü gürleyerek geçtiler. Ondan sonra bin kadar iç ağaların saraçları ve sakalar geçince İpşir Paşa alayı tamam oldu. Ama biz eksik yazdık. Eğer bu alayı gördüğümüz üzere, Al-i Osman kanunu teşrifah üzere yazsak büyük bir tomar olur. Sözün kısası bu büyük alay .kuşluk vakti Edirnekapısı'ndan girip ikindi vaktinden bir saat sonra güç ile tamam oldu. İpşir ·Paşa alayını seyr etmeye on guruşa dükkan kiralandı. Daha sonra İpşir Paşa sarayına girince kurbanlar kesildi. [181a] Minnetsiz hanesine girdiğinde alay ile kendini getiren 46 İslam askeri sınıfına bağışlarda bulundu. Yeniçeri ocağına 40 kese, sipahilere 30 kPse ve topçulara 5 kese dağılıp sarayında dinlenıneye çekildi. 668

J


Böyle bir ibret verici alay Cemşid, Feridun ve Dahhak-i Mart'den beri olmamıştır": Gerçi bu alay ile İpşir'i hanesine dua ve sena ile getirdiler ama bazı yıldız ilmi sahipleri, "Uğursuz saatte İstanbul'a girdi" dediler . ................(30

satır boş)

................ [181b]

................ (36 satır boş) ................ [182a] İpşir Paşa hazretleri mühür ile Haleb'den tam yedi ayda Asitane-i Saadete geldi. Melek Ahmed Paşa efendimizle Kubbealtı'nda Müslümanların işlerini görüp iki can kardeş güzel güzel geçinip üç gün boyunca işleri ve padişah hizmetlerini İpşir Paşa Melek Ahmed Paşa'nın söylediğine göre ederdi. Dördüncü gece ki oldu, Melek Ahmed Paşa sabahleyin fecr (sabah) namazım kıldıktan sonra hakfr Yasın-i şerifi okudum. Paşa,

"Evliyam hayr ola, bu gece bir garip ve acaip bir rüya gördüm, hayr ola!" dedi. Hakfr, "Hayr ola, Hazret-i Yusuf'un gördüğü ve yorduğu rüya ola!" dedim. Eşsiz güzelliklerden bir rüya: "Bu gece rüyamda merhum ve mağfur yeri cennet olası efendim Sultan Murad'ı gördüm ki elinde bir has ve beyaz Tophane somunu var. 'Ahmed bu somunu gördün mü, hayli lezzetli ekmektir. Bunu Kürt bir adam pişirir. Bu ekmeği bir kere İpşir o Kürt'ten istedi, o adam İpşir'e bu ekmeği vermedi, ama gayet le~zetli ekmektir. Bir kere sana Van'ın iç kalesinde böyle bir ekmek verdim. Al imdi bu da öyle bir ekmektir, gönül hoşluğu ile yiyip mansur u muzaffer olup ye' diye elime o ekmek parçasım verdi. Mübarek elini öpüp, 'Padişahım bu ekmeğe kan bulaşmış, nasıl yenir?' dedim. 'O kanlı parçadan kızım İsmihan Kaya'ın hatununa gönder, yıkayıp yesin ve bir parçasını Bitlis Ham'na ver, geri kalanını sen ye' dediler. Ve acaip rüyadır, hayr ola" dediler. Hakfr de taaccüp edip "İnşaallah hayrdır" dedim. , Melek Ahmed Paşa rüyasının araştırması: Hemen paşa "Evliyam ben rüya yorumcusu değilim, ama Rabbimin ilhamı ile hatırıma böyle gelir ki, ben Revan seferinde Sultan Murad Han'ın musahibi ve çukadarı idim. Revan'ın fethinden sonra dönüşte Nahşivan vilayetini, Serav şehrini, Tebriz'i ve nice yüz adet İran ülkesi vilayetinde köyleri, kasabaları harap edip yıkarak, ha., 669


l·:' nelerini toprak ederek, insanlarını ağlahp kebap ederek Kotur Kalesi alhndan Mahmud! vilayetini geçip iman seddi Van Kalesi'ne girdiğimizde Sultan Murad Han, Van Kalesi'ni seyr ü temaşaya çıkıp orada yemek yiyip uykuya daldı. O zaman Koca Nişancı Paşa üstadım Silahdar Ağa idi. Beklenmedik bir kaza sonucu Murad Han'ın üzerindeki yorganlar yandı. Hemen o an Murad Han habdan uykudan uyanıp, "Bre oğlanlar" diye birnara ahnca içeri girdim. Gördüm ki yorgan yanmış. Yorgamn ateşi haneyi aydınlatmış. Hemen elimle ateşi söndürüp haneyi od ve arnher ile kokulandırdım. Hemen padişah, "Tez, nöbetçi kim idi?", "Padişahım silahdar ağa idi" dediler. "Tez kafiri kaleden aşağı atsınlar" diye ferman edince eski silahdar Musahib Mustafa Paşa ve diğer musahibler rica ederek silahdan kurtarıp dışarı nişancılık ile sürdüler. Murad Han kalvalh ederken alhn siniden bir ekmek parçası ve bir mücevher sahan yemek kaldırıp, "Melek Ahmed! Şimden geri yakın silahdarım olup beni bir hoşça gözet. Al şu bereketli beyaz ekmeği yiyip hayr duama devam eyle" diye eğnime bir sarnur kürk ve başıma bir Muhammed! sarık sarıp müstakil silahdar ve padişah musahibi oldum idi. Melek Ahmed Paşa'nın rüyası ve bu rüyanın yorumu: imdi Evliyam bu rüyamn yorumu Hak tarafından ilham ile öyledir ki Allah ve ResCılü bilir bu gece rüyamda bu haklre ekmek verip, "Bu ekmeği bir Kürt adamı pişirir. Sana Van'ın iç kalesinde verdiğim beyaz lezzetli ekmek parçasıdır" dediği Allah bilir bize saadetlü padişah Van eyaletini vere. 'O ekmeği bir kere İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürt, İpşir'e ekmeği vermedi' dediği İbrahim Han saltanahnda İpşir'e Van eyaletini verdiler. Van Kürtleri İpşir'e ekmeği yedirmeyip balyemez toplar ile şehre komayıp hüsrana uğramış olarak gelip gitti. 'Ekmekte olan kanlı parçayı Kaya'ına gönder, yıkayıp yesin' dediği Allah bilir Kaya Sultan ehlim bir haliyle kanlı şehit olur. 'Bitlis Ham'na da o kanlı ekmekten ver, yesin' dediği Allah bilir o da benim elimde şehit ola. Zira onun hakkında Sultan Muradmerhum, 670

ı


'Ahmed sana Diyarbakır'ı verdim. Ola ki Bitlis Ham'ndan intikam alasın. Zira Revan'dan gelirken sarayına konup 100 kese ihsan ettim. Ve 17 adet eviatiarına büsbütün zeametler bağışlayıp Van kulunun Muş haracını kendine ebedi ocaklık yoluyla hibe eyledim. Bağdad'a giderken ve gelirken gazart mübarek ola, demeye karşılamaya gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis [182b] Ham'ndan in. tikam al' demiş idi. Bu gece rüyamda 'Kanlı ekmekten Bitlis Hanına ver' dediği belki benim elimde han şehit ola" dedi. Ve "Rüyamda Murad Han'ın, 'Sen de ol ekmekten ye' dediği Allah bilir ömrümüz tamam olduğu günlerde bize de şehit olmak görünür. Bu rüyayı Melek Paşa kendisi görüp kendisi yordu. Haklr, "Sultanım, bu rüyayı bana söylediniz. İster sıradan ister Rabbam ilham ile kendimden, yahut İbn Sirin tabirnamesine göre yormak bana düşerdi, ama beni yormaya komayıp yine kendiniz yorarsınız" diye gördüğü salih rüyaları bir başka güzel yönlendirme ile yordum. "Yok Evliyam, bu rüya güzelyormakabul etmez. Hemen Hak tarafından Rabhani ilham ile yordum. Elbette biz Van veyahut Erzurum ve Diyarbakır valisi olup Bitlis Hanının kulağını çekerim. Kaya Sultan da o kanlı ekmekten yeyip şehid-i hurre olur. Ve ben de şehit olurum. Bu rüyanın yorumu budur. Elbette olacak olur" deyip bu beyti söyledi, beyt:

Edemez def' sakınmakla kazayı kimse Bin sakınsan yine ön son olacak olsa gerek deyince hakir, 'V allahi

sultanım,

geçende sultanıma gelen Bektaşi Dede kendine kayıkla denizde yetiştiğimde sultanımın alhnlarını kabul etmeyip Dede yeda yerinde haklre, 'Evliya Dede, bizi paşa ile Van'da hayr duadan unutman. Biz de sizi Mekke-i Mükerreme'de hayr ü senadan unutmazız' dedi. Şimdi sultanımın da bu gördüğü rüya Van mansıbı ile yordunuz, hayr ola, garip ve acaip rüyadır" dedim. Paşa, "Evliyam, İpşir Paşa kardaşım, korkusundan mühür ile Haleb'den yedi ayda padişah huzuruna güç ile gelip yüz sürdü. Hala düşmanı çoktur, ebedi seveni yoktur. Mısra: Ahırkapı'dan taşrada

GW;elim ayine-i devran ne suret gösterir" 671


deyip

anılan rüyayı

bu uslup üzere yordu. Beri taraftan, rüya yorumunun etkisi:, Tanrı'nın hikıneti, Allah bilir, Allah şahit ve Allah kafi ve Muhammed Resulullah, böyle olmuştur. Bu rüyayı bu şekilde yorduğunun sabahı bir muhteşem İpşir Paşa ağası bir adet ferman ile ve bir adet yarlığ-ı beliğ padişah emri ile gelip pervasızca ve çekinmeden paşanın İstira­ hat odasına girip padişah emri olan hatt-ı şerifi paşanın eline sunduğunda paşa ayağa kalkıp hatt-ı şerifi öpüp başının üstüne koyduktan sonra okudu ve, "Ferman padişahımındır, emri başım üstüne" ve, "Tez tuğlar divanhanemize çıksın" dedi. Gelen ağaya bir kese altın ve bir sarnur kürk bağışladığında, "Almaya memur değiliz. Hemen sultanımı ta Van Kalesi'ne varıncaya kadar götürmeye memuruz. Zira padişah fermanı ve padişahın sadrazamının hükmü böyle çıkmıştır" dedi. Yumuşak huylu paşa, "Ey ağam, bizim azıcık hatırımız için İpşir Paşa kardaşımıza varıp selamımızı bildirip bize bir hafta mehil vereler. Ta ki yol hazırlığımızı görüp fermanları üzere Van'a değil ta Isfahan'a gidelim" diye cevap verince sonunu düşünen ağa bir kese altın ve bir sarnur kürk ile İpşir Paşa huzuruna varıp Melek Ahmed Paşa'nın alçak gönüllülükle "Emir padişahın" dediği sözlerini ayrını­ larıyla bir bir İpşir Paşa'ya söyler. Hemen İpşir Paşa, Kara Hasan Paşa'ya ve Kürt Kara Mehmed Doğru

Ağa'ya,

"Allah belanız versin, şöyle bir yumuşak huylu veziri Van gibi gelirsiz eyalete gönderdiniz. Hatırımız için Van'ın bütün mahsulünü Van emrini götüren ağamıza bir sarnur kürk ile vermiş ve yedi ay kaymakamını olmuşken layık değil idi ki onu Van' a süreydik. İnşaallah ardınca ya Bağdad'ı ya Diyarbakır'ı bağışlarım" deyince Abaza Hasan Paşa, · "Hey sultanım, aşİretimizden olsa gerek, sadrazamlığı zamanında Türkmen ağalığını elimden alıp ocak ağaları ve Kudde Kethüdası kışkırtmalarıyla ağalığımı Ak Ali Ağa'ya verip kesem kapı arasında· kaldı. Yine böyle iken beni Üsküdar'da kati etmeye sipah ocağı ağaları ile Zühdi Efendi'sini gönderip beni haksız yere kati etse gerek idi. Ben de Üsküdar'dan firar edip Haleb altında sultanıma gelip güç ile can kurtardım. Melek Paşa'ya Van değil ona Mar'aş Karsı bile çoktur" deyince İpşir Paşa,

672


"Hele geçen geçmiş, olmaya illa hayr" deyip susar. Beri taraftan hemen paşa o şiddetli kışta seksen doksan merhale menzilleri kat edip çekeceği çekeceği şiddetli sıkıntıları düşünerek derhal "At! .. " deyip padişah huzuruna telhissiz yöneldiğinde bu hakfr'birlikte idim. O sırada Cem yapılı padişah Çemensoffa adlı yerde idi. Hemen bizim paşa seğirderek padişah huzuruna varıp yer öpmeden, "Es-selamu aleyk [183a] padişahım!" deyip dua ederek padişahın eteğini öptü. Hemen hünldr, "Baka Melek lala. Sana ben Van'ı bağışladım. 800 kese tutar büyük bir eyalet olup 36 sancağı, dört hükumet hanlığı, 70 adet ocak beyliği ve 76 pare kaleli büyük bireyalet imiş, niçin gitmezsin" diye hitap edince, "Evet padişahım, doğrudur. Bütün sancakları mevcuttur ama Kürt memleketi olduğundan Van Kalesi'nin top altından gayri yerde paşaların hükmü geçerli değildir. Serhaddin amansız en uç yerdir. Orada valiler mudara ile geçinirler. Padişahım beni maksatlı olarak o serhadde atarlar. 800 kese değil 80 kese tutmaz. Zira bir ada yerdir. Hatta İpşir Paşa lalan, babanız İbrahim Han merhum toprağı güzel olsun zamanında Van eyaleti bağışlandı­ ğında derd ü bela çekerek Van'a yollanıp büyük alay ile kaleye gireyim derken kale kapılarını kapatırlar. 200 kadar balyemez alarka topları atıp 400 adam ile şehri harap mı edersin diye top vurarak kaleye uğratmayıp ili vilayeti harap edersin diye eyaleti zabt ettirmeyüp kovdular" dedi. Meğer İpşir Paşa bizim paşanın padişah huzuruna gittiğini haber alıp topalca ayağıyla biraz aksayarak gelirken hemen saadetlü padişah, "İşte İpşir lalam geliyor" buyurdular.

Sultan IV. Mehmed Han huzurunda Melek Ahmed Paşa ve İpşir Paşa 'nın tartışması Hemen İpşir gelip üç kere yer öpüp bizim paşa ile beraber durdular. Sanki mahkeme huzurunda yargılanacak oldular. "Baka İpşir lala, Der-i devletime dün değil öteye gün dağdan gelip bağdaki eski lalalarımı birer yol ile her birini birer kötü serhaclde mi atarsın. Bu Melek lalam benim sadrazamım iken kimi sürdü ve kimi katı etti. Van 800 kese tutar dedin. Melek lalam adaletle 80 kese tutmaz, dedi. Ve bir kere babam zamanında sana Van'ı ;;,vermişler. Zalimsin diye seni Vanlılar kaleye komayıp top vurmuşlar. Gerçek midir?" dedi. ipşir, 673


"Komadıkları gerçektir ama padişahım o zaman halkı tamamen asiler idi, ama şimdi yahşi eyalet oldu. Rediyesiyle 800 kese olması mukarerdir" deyince, hemen Melek Ahmed Paşa, "Padişahımın ihsanı olduktan sonra Kadıköy olursa da giderim. Bütün dinlerde yalan haramdır ki Hazret-i Resul-i Kibriya buyururlar ki hadis: 'Yalan söyleyen benim ümmetimden değildir' der. Padişah huzurunda yalan söylemek küfürden daha ağırdır. Padişahım, Van'ın padişah kanunu üzere 540.546 yük akçe hass-ı hümayunu vardır. Cevz-i ma'duduyla (diğer gelirleriyle) her sene 48 kese olur. Hatta bu Melek kulun sadrazamlığım halinde Van eyaletini Şemsi Paşazade Mehmed Emin Paşa kuluna verdiğimde açgözlülüğe kapılarak Van eyaletinden 60 kese tahsil etme sevciasına düşmüştü. Bunun üzerine bütün kul baş kaldırdı. Şemsi Paşa kaleye kapanıp kapı kulların Şemsi Paşa oğlu ta-. rafında bulundu. Kırk gün kırk gece büyük ceng oldu. İç kaleden bu kadar bin top atılıp bu kadar bakımlı haneler aşağı kalede yıkıcı top sadrnelerinden harap oldu. Hazineden nice bin kantar siyah barut boş yere yok edildi. Paşa Sarayı, Hüseyin Ağa Sarayı ve nice yüz adet büyük hanedanlar demir top güllelerinin darbesinden yerle bir oldu. Padişahıma malumdur ki hatt-ı şerifiniz ile Diyarbakır Valisi Haydar Ağazade Mehmed Paşa lalan eyaletiyle Van üzere Mehmed Emin Paşa'nın kaleden kurtarılması için başkumandan olup Mehmed Paşa lalan Van üzere vararak kaleyi kuşattığında Mehmed Emin Paşa bir gece Van kalesinden kementler ile indi, giyecek değiştirerek kaçıp Der-i devlette yeniçeri ocağına düştü. Onlar da padişahımdan bir damla kanını rica ettiler. Padişahım ocak ağalarının ricalarını kabul edip Mehmed Emin Paşa'ya Rumeli'nde Köstendil sancağını bağışiayarak Girit'te merhum olduğu padişahım bilir. Bu uzun sözlerden maksaclım odur ki padişahım işte Van eyaleti ta böyle bir amansız yerdir. Ferman cihan padişahınındır" deyince hemen İpşir Paşa, "Padişahım, Melek lalanın bütün sözleri doğrudur, ama şimdi katı yahşi güvenli ve huzurlu eyalet oldu. Ancak padişahım, bu kuluna Haleb'de mühür geldiğinde Van eyaletinde Mahmud! Kürtlerinin bir kabilesine Pinyanişi Kürdü derler. 6.000 kadar güçlü ve cesur yiğitlerdir. Ve yaylalarında hayvanları gayet çoktur. Kötü işli, sakalı traşlı Kızılbaş, sınır komşusu olmaları dolayısıyla top çekip asker sürüp Müslümanlardan adam öldürüp

674

J


kerenaylarını ve Efrasiyab borularını çalarak bölgelerini yağma­ layarak on kere yüz bin koyun sürüp Salmas ovalarına, Dumdumi, Dümbüli ve Rumiye kalelerine bu kadar malları götürüp bütün Kızılbaşlar ganimet .ma,llarıyla zengin oldular. Padişahımın mutlu zamanlarında sulha aykırı iş ettiklerinden Kürt ağalarının [183b] hepsi Haleb'e gelip bu haklre şikayet ettiler. Ben de, 'Aya bu Van tarafında sulha aykırı daha ne çeşit iş olur?!' diye bekleyip yedi ayda Haleb'den Der-i devlete gelmemin aslı o idi. Yohsa padişahımın Haleb'den mührüyle on günde eşiğine yüzümü ve gözümü sürmem mukarrer idi. Daha sonra padişahım­ dan ısrarlı davetler olup, 'Elbette ve elbette gelesin' fermanları gelince buraların durumunu incelemeden vaz geçip Konya taraflarına geldiğimde geriden yine Van valisi (---) (---} Paşa lalan, Bitlis Ham, Hakkari Ham ve Mahmudi Ham lalalarından arzlar gelip feryat ve fiğanları göklere yükselip Acem'den feryatnameleri kan ile yazmışlar" diye arzları padişah huzururunda gösterip, "İşte padişahım o serhaddin karışıklığına göre o tarafa bir 'Tedbirli, işbilir ve ileri görüşlü bir vezir olmuş, başkumandanlığa layık Melek Ahmed Paşa lazımdır' diye iyi görüş sanarak o tarafa görevlendirdik. Ferman padişahımındır" dedikten sonra sustu. Hemen saadetlü padişah, "Mesele belli" deyip tebessüm edip, "Tez divit ve kalem getirin" dedi. Derhal sır katibi, divit ve cevher saçan kal~m getirir mübarek eliyle öyle bir ferman yazdı ki, "Sen ki Melek Ahmed Paşa lalamsın, Anadolu memleketinde Mısır ve Bağdad'dan başka bütün yüksek mansıplarin azl ve nasbi senin görüşün ve fermanında eyleyip başkumandamın olup arpalık şeklinde Van eyaletini sadaka etmişim" deyip Melek Ahmed Paşa'nın eline hatt-ı şerif verdi. Başına bir mücevher serdar otağası sokup beş kese alhn, bir Süleyman! seraperde, bir direkli leylek çadırı, yüz katar deve ve yüz katar katır bağışlayıp saadetlü padişah Melek Ahmed Paşa'ya hayır dua edip, "Yürü yardırnem ve koruyucun Allah ola!" deyip İpşir Paşa'ya hitap etti ki, "Melek lı;ılam ve Kapdan Kara Murad Paşa lalam arz günleri huzuruma gelsinler. Melek lalam girlineeye kadar divanıma gel~

675


sinler. Eskilerin kanunu üzere başka serdarlara nasıl mühimmat ve levazımatlar verilirse Melek lalama da veresiniz. İnşallahu Taala Asitane-i Saadet'imden ilkbaharda denizler gibi askerlerle Acem ülkesi üzerine yönelip yakın zamanda arncam Sultan Murad Han'ın fethi olan RevanKalesi üzerine yola çıkarız." diye kumandanlık fermanını Melek Ahmed Paşa'ya saadetlü padişah verince İpşir Paşa'nın yüzünün rengi kül gibi oldu. Üçüncü saatte bu kadar uzun konuşma ve tarhşmalardan sonra Melek Paşa yer öpüp Cem yapılı padişahın hayr duasıyla vedalaşıp hemen Sarayburnu'nda bostancıbaşı kayığına binerek Bismillah ile önce,

Büyük şehir Eskidar, yani Üsküdar menzili Minnetsiz hanemiz olan Kaya Sultan yalısında konakladık Hemen o saat ardımızca on adet telli çavuş ellerinde emirleriyle gelip, "Elbette bu an ılgar ile (dörtnala) Van diyarına yola çıkarsı­ nız" diye paşaya zorlayarak olmadık teklifler ettiler. Gayretli Paşa bunlara onar guruş verüp hepsini bir kayığa koyup akıntıyla bunları kayıkçısız İstanbul'a yollayınca bunlar deniz yüzünde küreksiz Mevlevf gibi dönerek ta Ahırkapı'ya düştüler.

Çavuşlar bu hali İpşir'e bildirdiklerinde on adet sert, yüzsüz ve edepsiz çavuşlar gelip paşayı kaldırmak istediklerinde paşa bunlara "deyenek" deyince hepsi firar eylediler. Tanrı'nın hikmeti, Paşa efendimiz Üsküdar'a geçip ardı sıra çavuşlar tayin olunca Kaya Sultan efendimize iki yüzlüler, "Paşa'nın katline bostancıbaşı ve çavuşlar tayin olundu" deyince hemen Kaya Sultan'ın aklı başından gidip o an "bre koçu" der. Hemen araba ile Bahçekapısı'na gelirken yorgun ve bitkin kayığa girip Üsküdar'a gelirken paşa bir kayık ile karşılamaya çıktı.

Acaip ve garip hikmet: Kaya Sultan ile paşa harerne gitti. Haremde bir gürültü ve feryat koptu. Paşa derhal ter içinde dışarı çıkıp 410 adet iç ağalarına 10.000 altın Kaya Sultan'ın malından dağıttı.

Kaya Sultan'ın hamileliğinin kolay olması için her has gulama (köleye) biner adet İhlas suresini kurtulması niyyetine oku676

1 i


malarını

tenbih etti. Hakiri sermahfil edip halife kesesinden hakfre 500 altın bağışlayıp, "Baka Evliyam! Siz benim oğlum ve akrabamdansın, ama bu gizli sır sende kala .. üç gece önce ben Sultan Murad'ı rüyamda görüp, 'Al bu ekmeği ye Ahmed' dedi idi. Ben de padişahım, 'Bu ekmek parçasında kan vardır yenir mi' dedim. 'O kanlı tarafı Kaya kızıma ver, yıkayıp yesin', dediği Allah bilir hala Sultan doğurmayıp helak mertebesindedir" dedi. Paşa serseri olup yine harerne gitti. Bu sırada yine İpşir Paşa tarafından mübaşir çavuşlar [184a] geldi. Haremde olan çığlığı ve ağıtları görünce akıllı olan çavuşlar ağırlık etmeyip geriye durdular. "Elbette paşa durmasın gitsin" diye ısrar edip zorlayan aşırı sıkıcı ve zorlayıcı çavuşların ardını Abaza, Çerkez ve Gürcü aznavurları alıp bunlara "Vur bre hay!" deyip bir sopa çektiler ki başıyla ayak yoluna giden güç ile kurtulup pis oldu. Meğer Kaya Sultan yedi aylık hamile imiş. Müddeti tamam olmadan paşayı katl ediyorlar korkusundan arabaya binip nazik vücudu sarsılır. Üsküdar'a gelince Tanrı'nın emriyle düşük meydana gelip bir beyzadesi, bir ciğeri paresi gibi doğdu. Hemen saray içinden cariyelerin, musahibe kadınların ve diğer kadınların feryatları ve figanları göklere yükseldi. Gördüm ki paşa haremden dışarı çıkh. Elinde bir kutu kapağı içinde anılan düşük bulunuyordu. O ciğerpare ~eyceğizin naşesini bütün tabilerine ve adamlarına gösterince onlar da ağlayıp bağınşmaya başladılar.

Bu kere paşaya Van mansıbının mübarek olsunu için gelen vezirler ve devlet adamları bu içler acısı durumu görünce onlar da üzülüp ağlamaya başladılar ve paşaya teselll verdiler. Paşa da, "Bak ağalar, ne civan yiğit olacak imiş. Bakın kaşlarına, ahu gözlerine ve bakın boyuna bosuna" deyip ağlayarak, "Ah yiğitliğine doymayan bey oğlum, ah at binip kılıç kuşanınaya doymayan oğlum!" diye hakfrin yanına gelip kutu kapağı içinde beyin vücudunu gösterdi. Onu gördüm bir kızıl ciğerpare, gerçi kaşı gözü belli ama daha eksik bir ciğerparedir. Hemen haklr, "Behey ~ltanım! Ne şekil kaş ve göz sahibi ve ne şekil boy bos sahibi beydir. Bunda ruh yoktur ve eksik düştü can. yok. Alay

-· 677


bozdu, kafir mi aktardı, kelle mi kesti, ya dünyaya canlı mı geldi. Bu ne şekil yiğitliğine doymayan beydir. Ancak bir et parçasıdır. Tamam yiğit olmaya, dünyaya canlı gelse kırk yıl gerektir. Bu hod henüz yedi aylık bir ciğerparedir. Siz ise kırk sene önceki tarih ile düşük gelmiş bir kan paresiyçün feryat edersiniz. Hüküm Allah'ındır. Hemen zatımız ile Kaya Sultan efendimiz sağ olsun" diye paşaya gönül tesellfsi verdim. Hemen paşa buyurdular ki, "Behey Evliyam, ben bu ciğerpareye ağlamam. Geçen gecelerde Sultan Murad'ı gördüğüm rüyada Van'da ekmek parçası verdi. İşte Van mansıbı gerçekleşti ve vakı'a ekmeği Kaya'ya ver, yıkayup yesin, dediği, bu rüya gerçek ola, diye korkuı;ndan ağlarını" deyince hakfr, "O rüyada kanlı ekmeği yıkasın, yesin, dediği bu beyceğiz idi. Kanını yıkayıp yeredefnedip yine Kaya Sultan ile ekmek ve tuz yersiniz ve daima İpşir'den korku çekersiz idi. İşte bununla def oldu". Bu niyyete el-Fatiha deyip paşaya gönül teseliisi verdim, ama gerçekte güzel yüzlü Kaya Sultan hayli dert ve sıkıntı çekip kanı kesilmedi. Saadetlü padişahtan Kaya Sultan'a ve bizim paşaya,

"Hüküm Allah'ındır, başlarınız sağ olsun" diye hatt-ı şerif ile paşaya ve sultana birer kat değerli elbiseler ve sarnur kürkler gelip, "Benim lalam, Kaya Sultan halarn iyileştikten sonra bir an durmayıp Van diyarına gidesin" diye emir geldi. O an ölü düşük beyi yıkayıp Üsküdar'da (---) (---) (---) mahalde defn ettiler. O an 20 adet mübaşir ve azgın köpek çavuşlar gelip paşaya, "Elbette gidersiz?!" diye baskı yaptılar. Paşa bunların hepsine vur eyleyip tamamı firar ettiler. Sözün kısası Paşa bütün gerekli eşyalarını hazırlayıp gitmek sadedinde iken hakiri katına çağırıp gizlice, "Bak a Evliyam! Sen benim oğlumsun. Hizmetkarların benim otağım içinde dairerne çadırınla konsunlar ve yesinler, içsinler. Senin çıraklarından Küçük İbrahim, Rum Ali ve Gürcü Mustafa kölelerin üzere gözetleyici ve amir olup bütün esvaplarını ve diğer eşyalarını gözetsinler. Ve atlarının hepsi İmrahor taviasında dursunlar. Ancak atların eğerlenmiş kölelerinde gelip binsinler. Her şeyine ben kefil ve tazmin edici olurum. Sen bir kaç gün

678


İstanbul'da kalıp İpşir'e ve Kara Hasan'a yanaşıp bizim Kudde Mehmed Kethüda'nın, Mevkufati Mehmed Efendi'nin, Moralı Defterdar Paşa'nın, diğer ileri gelenlerin ve çevremizde olan hizmetkarlarımızın durun;ıJarına ve suratsız İpşir ile halkın yapmacık ilişkilerine vakıf olup ne havadis çıkarsa Kaya Sultan'dan ve Gümrük Emini Hasan Çelebi çırağımızdan mektuplar alıp asla kimsenin haberi yok iken ardımız sıra kendi atlarınla dörtnala aletacele gelip bana eresin" diye hakire 500 Bundukani sikke-i hasene alhn verip dua etti. [184b] Ve Erganeli Ahmed Ağa'ya da dua edip Van'a müsellim gönderdi. Hakir de beş kölemi hazinedara, dört kat elbiseınİ ve beş atımı mirahura teslim edip üç güçlü kuvvetli kölerole ve beş baş ahmla Üsküdar'da Kaya Sultan yanında kaldım. {---) ayının (---) gününde Paşa, Kaya Sultan ile vedataşıp Van'a doğru yola koyuldu. Evvela Bismillah ile, Üsküdar yakınında Kadıköyü menzili: Kaya Sultan hakire paşanın harcırahı için 40 kese verip kayık ile Kadıköy'e gelip 40 keseyi paşaya teslim eyledim. Üç gün paşa bu Kadıköyü'nde İpşir Paşa'ya rağmen konaklayıp dördüncü gün o şiddetli kışta Van'a yollanırken hakir el öptüğünde, "Dikkatli ol Evliyam!" deyip hayır dua ile veda ettim. Onlar Van diyarına, bu hakir İstanbul'dan yana dönüp ertesi gün İpşir Paşa kethüdası aziz kardeşim Salih Ağa'ya varıp görüştüğünde,

"Bre Evliyam, sen paşa ile Van'a yola çıkınadın mı?" dedi. Hakir, "Sultanım, seyahatten usandım ve özellikle bu kışta kıyamette Van'a doksan konaktanasıl gideydim" deyince, "Tez masraf katibini çağırın" deyip 20 ekmek, beş okka kurban eti, üç okka pirinç, bir okka yağ ve birer balmumu bağışlayıp bizi İpşir Paşa ağaları sınıfına kattı.

Divan

dağılıp ortalık kalabalıktan

biraz kurtularak he'rkes başkalarından habersiz hale gelince bu hakir segah makamında söylemeye başladım. Fasıl tamam olduğunda bir pencereden dışarı bir sesle, "Ey EvliyA, ey Evliya! Ekmek ve tuz hakkı bes bu mudur ki benden bi-habersin?" dedi. -;,

679


Hakfr

işittiğimde

bildim ki bizim

paşanın kethüdası

Kudde

Kethüda'yı İpşir Paşa,

"Seni silahdar ağası ederim" diye paşadan ayırıp daha önce haps etmişti. Hemen İpşir Paşa kethüdası Salih Ağa, "Evliya sizin Kudde Kethüda, senin murabba okuduğun işitip seni çağırır" dedi. Ben de, "Ya sultanım onu da huzurunuza davet edip meclisinize dahil eyleseniz lütuf idi" dedim. "Evliya, ol hapistir, bu mahalle gelemez" dedi. Hemen o sırada bir iç mehteri gelip kethüdaya, "Sultanım, paşa sizi ister" deyince kethüda, "Evliyam, sen otur, şimdi seni paşa huzuruna çağırır, gitme" dedi. Onu gördüm, bir mehter daha gelip, "Evliya Efendi derlermiş, bir kadı var imiş, paşa ister" dedi. Fakir köle beni traşlı görüp kadı ve gazi zan eylemedi. Hakfr, "Oğul, bu hakiri istemiş" dedim. "Yok yiğit, bir ihtiyar Evliya Efendi derlermiş, onu ister" dedi. Hele hakfr İpşir Paşa huzuruna hayır dua ile varıp el öptüğümde,

"Hafız Evliyam, hoş geldin. Bildim ki akıllı imişsin. Zira o hain Melek ile bu kışta Van'a gitmedin" dedi. Hakfr, "Tanrı'ya hamd olsun kırk bir yılda sultanımı bu devlette güç ile gördüm. Varvar Ali Paşa Celall gazasında bile sultanımla bu kadar dert çektik. Şükür Tanrı'ya ki bu günleri gördüm. Ben nereye gitsem gerek?" dedim. Hemen İpşir Paşa, "Evliya şimdi sana Kudde Kethüda bağırıp ne dedi?" Ben, "Sultanım Kürt llsanı üzere 'Hey Evliyacıh, hey Evliyacıh, menim halime pes kim vakıf-ı esrar değil misin. Kanı geçmiş hukfıkumuz' diye bağırdı, meğer hapis imiş" dedim. Hemen İpşir, "Var imdi Evliya, benim iznimle Kudde'yle, Defterdarla ve Mevkufatl Mehmed Efendi'yle buluş. Kudde sizin paşanın yirmi yıl kethüdasıdır, Karfın malına sahiplerdir. Eğer kuş canını kurtarmak dilerse ak akçe kara gün içindir, Müslümanların beytülmalına 3.000 kese Kudde, 5.000 kese Defterdar ve 1.000 kese Mevkufatf verip kurtulsunlar, var söyle" dedi. Biz de İpşir kethüdasıyla vardık. Bir kapı açtılar, meğer hamam camekanı imiş.

680


Melek Ahmed Paşa kethüdası Kudde Mehmed Kethüda 'nın içler acısı durumu Kapıdan içeri girince onu gördüm, bu hamam camekanının sofalan üzere 200 adet çat<tl fitilli sekban ve sarıca cellatları hazır idiler. Onu gördüm, bu camekanın büyük havuzu su ile dopdolu olup o karakış günlerinde Kudde Kethüda, Moralı Defterdar ve Mehmed Efendi, üçünün de boyunlarında dokuz zincir ile çıplak, yanmış, yakılmış, ağlayıp inleyerek havuz içinde iki gün iki gecedir aç susuz bir gömlek ve dona muhtaç olduklarından başka her gece cellatlardan biner kamçı kırbaç yiyip nice türlü işkence ederlermiş.

Hemen Kudde Kethüda'yı o perişan halde görüp aklım gitti. Yanına varıp üçünün de ellerinden öptüm. Zira velinimetlerim idi. Kudde Kethüda, "Evliyam bu ne haldir?" Hakfr, "Şimdi devlet sahibi yanında idim. 'Kudde kurtulmak dilerse 3.000 kese versin. 5.000 kese paşa versin ve Mehmed Efendi 1.000 versin. Yohsa üçünü de katl ederim' diye yemin etti" dedim. Hele Kudde [185a] 1.000 kese, Defterdar 2.000 kese, Mevkufaü 500 kese ve 500 cild güzel kitap verecek oldular. Bu kere İpşir Paşa kethüdası Salih Ağa, "Ey Mehmed Kethüda, Kırşehri'ndeki 40.000 koyun nice oldu, Diyarbakır'ın Çermik şehrindeki 1.000 kese nice oldu, Van'da Mallı Kaya Çelebi ortağındaki 500 kese alhn nice oldu ve Gümrük Emini Hasan Ağa kardaşı Anton Ermeni kafirpeki 2.000 kese malınız nice oldu" deyince Kudde Kethüda, "İşte Evliyam bilir, ol Kırşehri'ndeki sahra çiftlikte 40.000 koyun onlar tamamen Melek Paşa'nındır. Çerınik'de menimmalım yoktur, tamamen kardaşım Hacı Musa Ağa'nındır ve ondaki mal tamamen Kaya Sultan'ındır. Kaya Sultan Van'da Kaya Çelebi ile taş kayasıyla ortaklardır. Altınlarda menim alakam, bir ahçam ve bir habbem yoktur" diye yemin edince havuzdan çıplak çıkararak fakir Kudde'nin ve hakfr Defterdar'ın vücutlarına 3QO kırbaç vurunca figanları göklere yükseldi. O yara bereyle o şid­ detli kışta yine havuz içine koyup ah edip inlemeye başladılar. Hakfr, "Bre Mehmed Kethüda bütün dostlara haber gönder. Borç olarak bir kaç yü4.,kese de alıp kuş canlarınızı kurtarın" dedim. Bunlar, başımdan

681


"Ya biz hapiste iken bizlere kim bir pul verir. Bizi bir hapisten bıraksınlar, daha sonra devlet sahibinin istekleri üzere mal bulup kurtulalım" dediler. Haklr, İpşir Paşa'ya varıp bu sözleri söyledim. "Onlar hapiste iken de o kadar malı verirler. Onlar iyi adamlardır. Yohsa şimdi onları kati ederdim" deyince hakfr yine gelip duyduğum gibi İpşir Paşa'nın sözlerini bir bir söyledim. İster istemez üçüncü gün Defterdardan 3.800 kese ve sarayında olan bütün mallarını ve erzakını ve bütün işbaşında olan tabilerini haps edip onlardan da 2.040 kese mal tahsil eyledi. Kudde Kethüda'dan 2.000 kese tahsil eyleyip Diyarbakır'da Bakkaloğlu'na, Mehmed Çelebi'ye, kardeşi Hacı Musa'ya ve Mehmed Kethüdazade İbrahim Bey'e, bütün mallarını ve erzakını devlet için zapt etmeye kapıcıbaşılar gitti. Kendilerini bağlayarak Der-i devlete getirmek üzere Diyarbakır valisi Pirari Mustafa Paşa'ya fermanlar ve emirler gitti. Mevkufatf Mehmed Efendi'nin malı yok idi, ama bütün mülkü, emlaki, çiftliği ve gelirleri mfri' için alınıp her gün yine bunları türlü türlü işkence ederlerdi. Hakfr onları görüp, "İlahi, bu zelil kulu bir ekmek parçası için bu kadar hor hakfr etme ve ecelimin gelmesine dek beden sağlığıyla iman ve ibadetten ayırma" deyip Cenab-ı Kibriya'ya dua edip fakr u fakada olup orta halli olan durumuma her halde yüz bin adet hamd ü senalar ederdim, ama bu içler acı durumları görüp, "Aya bunun sonu neye vara" diye daima araştırıp, "Aya daha bu İstanbul içinde ne İlahi zuhurat ortaya çıka" diye düşüncede idim. Ama İstanbul ileri gelenlerinin tamamı sekban, sarıca (eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker) ve yağmacıların ellerinde soyulup kebap oldular. Şamfzade Reisülküttab Mehmed Efendi'nin 70 adet sarnur kürkü gitti. Gümrük Emini Hasan Çelebi'nin ve diğer ileri gelenlerin yine hadden aşkın ve yazılmayacak kadar malları menalleri gitti. Eğer malumumuz olduğu bütün meydana gelen olayları yazsak seyahatnamemizin yazılmasına engel olur. İşin sonunda bu dönüp duran yamuk suratlı dünyada bu gibi gaddarlık olduğunu görüp atlarımla hizmetkarlarımı tamamen hazır edip Üsküdar şehrinde gizlemiştim, ama her gece Kaya Sultan efendimize varıp perde ardında danışırdım. Her gün yine İpşir 682


Paşa ile güzel geçinip üç kese bağışını aldım ve bir sarnur elbisesini giydim. Daha sonra (---) (---) ayının (---) (---) gününde bizim Kudde Kethüda'yı ve (---) (---) (---) (---) (---) hapisten bırakarak kapıcıbaşılar ile ve sipah ocağı çavuşlarıyla Kudde Kethüda'yı (---) (---) nı sürgün ve ebed1 azi diye kayıklar ile Dil Herseki'ne vardıklarında hemen Hersek Kasabası dışında kıble tarafında ikisini de katı edip orada gömdüler. Allah rahmet eylesin. Ve,

................ (5 sabr boş) ............... . Bunun benzeri nice türlü rezillikler edip haksız yere insanların kanını döküp Haccac-ı Zalim Yusuf zulümleri olurdu. Hemen o gün Kaya Sultan haktre 10 adet mektuplar ile 500 albn harcırah verip, "Meded Evliyam, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemen Van'a can atsın. İşte Kudde Kethüdası'nı, [185b] Moralı Defterdar Mustafa Paşa'sını, reisülküttabı olan Mevkufati Mehmed Efendi'sini ve nice tabilerini de çok katı ederler. Ve elbette paşaını kati etmek için saadetıü padişahdan üç kere ferman istediğinde saadetlü padişah, bütün ulema, salihler, vezirler, vekiller, Valide Sultan ve bütün sipahi ve yeniçeri ocakları paşaının katli için İpşir'in hatt-ı şerif istediğini duyup, 'Melek Ahmed Paşa bir salih dindar, mümin, muvahhid, temiz yürekli ve namuslu yiğit vezirdir. Ne suç sahibidir ki onun katline hatt-ı şerif istersiz, verme padişahım. Melek Paşa bu devlete yine lazımlı adamdır. Bir kere veziı:iazam ve üç kere kaymakam olup bütün kul ile güzel geçindi' diye bütün kul ayak direyince İpşir hatt-ı şerifi padişahtan alamadı, ama Evliyam, kimbilir bu İpşir Mustafa Paşa, Melek Paşa kocamın akrabasıdır, amma akreb-asıdır. Belki bir hal ile paşacığımın katline gizlice bir hatt-ı şerif ala, ama Evliyam yetiş paşaya, hemen Van'a. Ve mansıbı var, acele ile revan olsun (gitsin). isterse sonra Gence'ye ve İran-ı Nahşivan'a Revan'a sefer etsin" diye fakire Kaya Sultan ağlayarak mektupları elime verdi. Bir cevahirli saat pahi verip, "Şimdi sana yollarda saat pek lazımdır, hemen durma" diye bir sarnur parçası kürk bağışlayıp hakiri o gece Gümrük Emini Hasan Ağa'ya gönderdi. O gece Hasan Çelebi, Ortaköy'de Baltacı Mahmud Ağa yalısında Mahmud Ağazade Bekir Ağa ile görüş­ mede imiş, hakiri görüp, ·;.

683


"Bre Evliyam hoş geldin" deyip ayağa kalkarak, "Gel Evliyam, seni bu gece yine İstanbul'a bir işe göndereyim. Gel seninle biraz görüşmem vardır" diye elime yapıştı. Odadan dışarı halk arasından çıkıp bir gizli odada elime üç parça mektup verip, "Durma yetiş paşaya, işte sana 200 altın" dedi ve, "Kaya Sultan'dan .mektuplar aldın mı?" "Aldım!" dedim. "Durma git, ama İzmit şehrine varınca gündüz ve gece ile ulu yollar ile gitme- ve menzillere uğrayıp sakın at alma. Hemen kendi atlarınla dörtnala seğirdip git. İşte sana 100 altın dahi" deyip beni bir kayığa koyup alarka olacak sırada, "Evliya Çelebi, bizim gümrüğe İstanbul'da uğrayıp sandık eminine selam eyle. Biz yarın İstanbul'a varamam" diye halk arasında o gece hakiri İstanbul'a gönderme bahanesini uydurdu. Hemen haklr, "Nola sultanım?" diye Ortaköy'den iki yatsı zamanı avanta kayık deyip akıntı ile baş aşağı akıp göz açıp kapayıncaya kadar Üsküdar'a vardık. Daha önce atlarıını sakladığım yere vardım. Üç adet yarar pür-silah kölelerim, beş baş küheylan atlarım, Abaza Marşan Yusuf'u, Abaza Kamış Mehmed'i ve Abaza Cumbalı Ali'yi alıp yedi adet salt ve yükü hafif küheylan atlı pür-silah adamlarla gece yarısında o karanlık gecede Allah'a tevekkül ettim d ey ip Çamlıca Dağı'na yedi kişi çıkarak ikişer rekat namaz kıldık. Üsküdar şehrinde ve İstanbul'da yatmakta olan erenlerin ruhaniyetlerinden yardım isteyip bütün peygamberlerin, velilerin, kutublar kutbu, eminler, evtad, necibler, nakibler, abdallar, meczuplar, melamller, ricalü'l-gayb, birler, üçler, yediler, kırklar, yüzler, binler ve binbirler mübarek ruhları için bir Yasin-i şerife okuyup Allah rızası için savabını adı geçen Allah adamlarının mübarek ruhlarına bağışlayıp el yüze sürdük. Tanrı bilir, bu haklr sanki bir demir zırh giyip Bismillah deyip saba rüzgarlı atımızın yularını çevirip süratle Van yönüne sürüp Van diyarına yollandık Yüce Tanrı yolumuzu kolay ede . ................ (7

satır boş)

............... .

[Üçüncü cildin sonu]

684


DİZİN

aba:ll,544 Abaza: 94, 104, 110, 275, 357, 358, 359, 360, 373, 374,457, 492, 657, 659, 662, 672,677,684 Abbas (Peygamberin amcası): 23, 185, 192 Abbas-ı Mürsf (Hattat): 392 Abbasf: 12, 70,185,193,196, 199 Abbasf Ekradı: 306 Abbasf halifeleri: 198 Abbasfoğulları: 87, 193, 214, 233,306, 311, 312,314 Abbaszade Mahallesi (Çorlu' da): 387 Abdal Han (Bitlis hakimi): 306, 311 abdallar: 122, 479, 645, 684 abdest çeşmeleri: 574 abdesthavuzu:568 abdestkürkü:116,538 abdest muslukları: 61, 472 abdesthane:6,578 AbdfDede (Kasımpaşa Tekkesi Şeyhi): 249, 250, 587, 588 Abdi Halife Tekkesi (Çorlu' da): 389 Abdi Rey: 217 Abdi-Her Kasabası: 222 Abdullah b. Salih: 185 Abdullah Dede: 490 Abdullah Kırımf (Hattat): 392 Abdullah Meğaverf: 129 Abdullah Paşa (Adana Paşası): 355 Abdullah Paşa, Kara: 360, 366 Abdullah Paşa, Serdar: 364, 365, 367 Abdullah (Peygamber'in babası): 177 Abdurrahim-i Mısıi, Şeyh: 333 Abdurrahman Hassan: 250 Abdurrahman ibn Milicem: 123 Abdurrahman (köle): 377 Abdurrahman Tennürf, Şeyh: 248 Abdiliaziz b. Mervan: 91 Abdilibari Köyü: 471 Abdülgafur Çelebi: 101 Abdülkadir CilılJ!i: 83, 196, 586 Abdülkadir CilarlfSarayı: 82

Abdülkadir Cilarn Tekkesi (Edirne' de): 65,586 Abdilikerim Efendi, Şeyh: 620 Abdilikerim Gilişenı", Şeyh: 620 Abdüllam oğulları: 94 Abdüllazim, Şeyh: 177 Abdüllazim Tekkesi: 174 Abdilimelik ibn Mervan: 120 Abdilimuttalib: 177, 299, 300 Abdilimümin Baba: 496 Abdilivehhab Gazi: 285, 287 Abdilivehhab Gazi Tekkesi: 274 Abdilivehhab Tekkesi: 286, 287 Abdürrahim Efendi, İskenderzade: 41 Abdürrezzak Efendi, Tatar: 439 Abdürrezzak Şeyh: 615 Abdüssamed Efendi, Şeyh: 251 Abdüssela (bitki): 130 Abdüsselam Bey: 380 Abdüsselam, Kör: 94 Abdüsselam Medresesi: 382 abıhayat: 135, 155, 174, 178, 183,196, 198, 214, 231, 232, 235, 237, 238, 245, 265, 270,274,29-2,297,308,309,310,322, 323, 343, 344, 345, 380, 381, 382, 385, 400,408,412,422,423,425,427,439, 450,456,459,474,520,521,528,619, 629, 631, 633 abıhayat çeşmesi: 507 abıhayatkuyuları:183,602 abıhayatpınar:403 Abide (kadın ismi): 606

Abidin Efendi, Şeyh: 145,146 ablak sorguç: 94 Ablanova Köyü: 413 abii (yelken aleti): 148 acarlı balık: 324 Acem: 32, 38, 59, 70, 93, 121, 126, 159, 203, 245, 265, 268, 277, 282, 296, 299, 318, 383, 390, 393, 421, 430, 456, 475, 483,487,506,509,519,523,524,565, 586, 597, 659, 675 Acem dili: 277, 300, 301 Acem (menzilci): 653


Acem seyyahlan: 86 Acem şahı: 188, 268, 280, 284, 293, 475, 527,638 Acem ülkesi: 69, 90, 281, 284, 285, 320, 321, 405, 421, 676 Acemce: 68 acemf çorbacılan: 109 acemiyan: 102 Acıçay: 65 Acıçeşme (Çorlu'da): 389 Acıgöl Köyü: 469 Aclun sancağı: 162 Ad Kürtleri: 216 Adadepe: 490 adak: 140,276,456,491,627 Adaliye: 324, 593 Adalya (Antalya): 33 adamotu: 366 Adana: 56, 57, 58, 59, 99, 116, 132, 170, 264, 279, 324, 355, 581 Adana camusu: 59, 391 Adana kabağı: 533 Adana Köyü: 220 Adanalı Ramazanoğlu vakfı: 253 Adem, Hz.: 22, 85, 95, 96, 130, 131, 155, 549 adım: 125, 129, 130, 135, 147 Adileevaz Kalesi: 316 afaroz-ı mandolos: 485 Afife (kadın ismi): 606 Mitabe:645 afyon-keş: 105 Agin (Avih kızı): 298 ağ:207 Ağa Camii (Harput'da): 302 Ağa Değinneni Mahallesi (Sivas'da): 270 Ağa Hamarnı (Edirne' de): 603 Ağa hassı: 481 Ağa Rıza (Nakkaş): 273 ağaç köprü: 9 Ağaçayın: 109 ağaçlık: 317, 397, 473, 591 ağaçlık koru: 4% Ağaçpazarı semti (Edirne'de): 553, 554,

588, 589, 616, 617 ağavat çizmesi: 275 Ağcabüke Mahallesi ağıllar: 633 ağırmak (safkan

(Sivas' da): 270

at): 94 633

ağız (süt ürünü): 528, Ağn Dağı: 321 ağn hastalığı: 533 Ağn Yaylağı: 56,324

ağribnik üzümü: 303 Ahad Evren Köyü: 496 Ahaveyn Camii (Urfa'da): 202

686

Ahfeş keçisi: 610 Ah-ı saray (Aksaray) Kalesi: 256 Ahırkapı: 357, 358, 650, 652, 671, 676 Ahıska:22 Ahf Baba (Ahi Evran serçeşmesi): 374 Ahf Çelebi Hamarnı (Edirne'de): 603 Ahf Çelebi, Mevlanıi: 606

Ahf Çelebi, Molla: 603 AhfEvran: 240,374 OOer: 285, 371 ahir (basur) hastalığı: 159 Ahlat:23,72,405,527 ahınak1ık hastalığı: 134 Ahmed Ağa, Erganeli: 679 Ahmed Ağa, Erganeli (Niğbolu müsellimi): 413 Ahmed Ağa (erkek isıni): 606 Ahmed Ağa, Hazinedar: 356, 538, 657 Ahmed Ağa, Müsellim Erganeli: 419,508 Ahmed Ağa, ŞAtır: 401, 402 Ahmed b. el-Kazvlnf, Mevlana: 37 Ahmed b. Hüsıimeddin, Mevlıina: 409 Ahmed Benf Abdullah ibn Necciir: 91 Ahmed Bey Çeşmesi: 360, 366 Ahmed Bey, Deınircioğlu Kara: 576 Ahmed Bey (Hersek Kralı oğlu): 2 Ahmed Bey (Vezir): 2 Ahmed Beyli Köyü: 628 Ahmed Bfcan, Gelibolulu Yazıcızade: 474,523 Ahmed Bfcan gezinti yeri (Sofya'da): 523 Ahmed Çelebi, Kemal Paşazade: 70, 579, 621 Ahmed Çelebi, Ustazade (Anadoluhisarlı): 398 Ahmed Efendi, Dersiam GöncüzMe: 439,448 Ahmed Efendi Ham (Çorlu'da): 389 Ahmed Efendi, Müftf: 276 Ahmed (erkek isıni): 244 Ahmed Fakı Köyü: 469 Ahmed, Hacı (Pravadi şehirli): 398 Ahmed Halhalf, Derviş: 241 Ahmed Han: 7, 66, 192, 200, 379, 401, 410, 468, 535, 561, 595, 618, 643 Ahmed Han kasn (Edirne'de): 593 Ahmed Hoca Mesireyeri (Sofya'da): 523 Ahmed Karahisarf (Hattat): 392, 573 Ahmed kolu: 636 Ahmed Paşa, Abaza (Anadolu Valisi): 354 Ahmed Paşa Camü: 626 Ahmed Paşa, Cenabf (Anadolu beylerbeyisi): 279 Ahmed Paşa, Defterdar Ekınekçioğlu: 527, 581, 594, 595, 602, 621


Ahmed Paşa (Ereğli Kapudanı): 354 Ahmed Paşa, Gedik: 464 Ahmed Paşa, Hafız: 659, 665 AhmedPaşa,Hezarpare:ı83,658

Ahmed Paşa, Köprülüzade Fazıl: 593 Ahmed Paşa, Küçük: ı33 · Ahmed Paşa, Melek: 2ı, 26, 35, ı9ı, ı94, ı%, 222, 303, 325, 337,346, 347, 348, 350,35ı,352,353,354,355,356,357,

360,362,367,368,369,370,37ı,372,

376,378,379,380,398,406, 4ı9, 428, 429,430,432,438,440,446,448,449, 450, 457, 458, 469, 480, 522, 532, 535, 538, 539, 54ı, 560, 62ı, 622, 628, 632, 634,635,637,638,639,640,64ı,642,

644,648,650,652,654,655,656,657, 658,659,660,661,662,663,664,665, 666,668,669,670,67ı,672,673,674,

675, 676, 681, 683 Ahmed Paşa, Seydi: 64ı Ahmed Paşa, Tarhuncu: 480, 637 Ahmed Rufiü tarikatı: ı93 Ahmed Sultan, Şeyh: 62ı Ahmed,Şehzade:657

Ahmed Tayerfuli, Şeyh: 245,249 Ahmed Yesevf, Türk-i Türkan Hoca: 25, 328, 329, 399, 452, 529, 647 Ahmedablld: ı06 Alısen-i mesacid: 566 Alışehir (=Akşehir): ı6 Alışer (=Akşehir): ı6 ahta (iğdiş edilmiş) kedi: Ahur Köyü: 6ı9 Ahurkapı: 633

ı4,

296

Ak Cami Mektebi (Urfa'da): 202 Ak Cami (Urfa'da): 202 Aka bilginleri: ıs7 Aka Seyfeddin: 280 Akabü'l-han: ı78 akaid ilmi: ı24 akaid kitapları: ı46 Akbaba: 323, 637 Akçakoyunlular: 23 Akçakoyunoğlu Ham (Çorlu'da): 389 Akçaşar:39 Akçaşarkı: 345 akçe: ısı, ıs8, ı97,

Akide kolu: 636 akile (ülser): 524 akir (yiyecek): 528 Akka:86, ı38, 144, ı45, ı46, ı47,148, ı52, ıs3, ı54, 155, 156, ıs7, 158, 164,177 Akka kumluğu: 152 Akka Uınanı: ı36, 147 Akka Ovası: ı46 Akka Sahrası: 149 Akka sevri (sığırı): 155 Akka uleması: ı55

ı49, ı63,

akkambaşı (devecibaşı): ı80, 18ı Akkapı:447 Akkapı Camii (Silistre'de): 438 Akkapı Çeşmesi (Silistre'de): 439 Akkapı kabristanı: 447 Akkapı Mektebi (Silistre'de): 438

Akkapu Camii: 446 Akkapu Mahallesi (Silistre'de): 436 Akkaş Ağa: 240 Akkaş Çorbaa Camii (Kayseri'de): 236 Akkaş (erkek ismi): 244 Akkirman:350,399,405,431,445,458, 475, 476, 515, 615 Akkirman fethi: 6ı8 Akkirman Kalesi: 426, 530 Akkoyunlu (Türkmen kabil esi): 227 Akkoyunluoğuları: 226 Aklı kavmi: ı4ı, 142 Akpınar Mesireyeri: 593 akrep:64,90, 134,ı43,246,sıı,642 Aksa Camii: 143 Aksak Seyfeddin: 283 Aksaray:27,33,246,253,254,255,256, 257,259,261,262,263 Aksu Nehri: 22'6 Akşar (=Akşehir): ı6 Akşehir: 16, ı7, 18, 19, 27,

99, 114, 116, 339, 653, 655 Akşehir tebekanf elması: 18 Akşernseddin:278,333,346,476,566

aktar: 440 Akyayla: 426 Akyaztlı5ultan:452,453,454

411,503

tahtası: 443 Akçeşme Mesiresi (Silistre'de): 442 Akdağ Kazası: 327 Akdeniz: 58, 65, 77, 119, 12ı, ı27, ı35, ı38, 141, 147, ı49, ı76, 385, 395, 420,

akçe

429, 545, 588, 637, 642 . Akdeniz boğazı: 545 Akdeniz yalılafi: 515 Akın Seyfeddin, Nahşivanlı: 38

Akye (Akka): 144 Ala Han (Urfa' da): 205 alabalıle 7, 307, 323, 343, 527 alabaş: 440 Alaca Hamam (Eski Zağra'da): 494 Alaca Mescit Camii (Zile' de): 331 alaca serbendli (sarıklı): 307 Alacahisar: 399 Alacahisar balkanları: 397 Alacahisar sancağı: 514 Alacamescit Köyü: 341, 342

687


Alacaöz: 341 Alaeddin Camii: 571 Alaeddin Keykubad (Selçuklu Sultaru): 10, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 34, 39, 55, 216, 234, 253, 260, 271, 295, 298, 332 Alaeddin Köprüsü (Aksaray' da): 260 Alaeddin Köşkü Mesireyeri (Kayseri'de): 245 Alahoz:35~371,664

Alruyye: 24, 25, 33, 324 Alakorna gemileri: 354 Alalı Mahallesi (Filibe' de): SOO Alalıtepesi: 499 alaşalar (iğdiş edilmiş at): 94 Alatır: 320 Alaüddevle: 222, 224, 231, 232, 315 Alaüddevle Camii: 226 Alaüddevle (Maraş hakimi): 71, 231 Alaüddevle Zülkadiriye: 225 alay çavuşları: 364 alaybeyi: 17, 27, 82, 88, 125, 172,183, 193, 194, 197, 217, 220, 230,234, 256, 269, 293, 301, 307, 311, 313, 314, 327, 341, 414,433,449,482,514,549 Alaybeyi Köyü: 405 alcık balığı: 324 alef(ot): 197 Aleksandır: 136 Aleksandıran (Harkilan oğlu): 21 Aleksandıran oğlu Rişan: 21 Aleksandra (Bursa kralı): 24 alem: 454, 491, 620 Alem İbn Uleym: 164 alem sahibi: 103 Alemdağı: 637 alemdar: 249 Alemşah Şehzade: 384 Ali Ağa: 179, 643 Ali Ağa, Ak: 357, 359, 672 Ali Ağa (Derviş Mehmed Paşa Kethüdası): 633 Ali Ağa, Koca: 275 Ali Ağa, Koz: 284 Ali Ağa, Mulaylı: 240 Ali Ağa, Nalband (Safet hakimi): 135 Ali Ağa, Nalband (Sayda Beyrut hakimi): 117 Ali Amr b. Ümeyye-i Damfıi: 92 Ali Arab Efendi, Mevlana: 479 Ali b. Abdullah: 185 Ali b. Ferğan, Şeyh: 177 Ali Baba, Kemikli: 113 Ali Bahadır Bağı: 104 Ali Beşe, Serdar: 390, 412 Ali Bey (Dinç hükfuneti hakimi): 312 Ali Bey, Mihaloğlu: 631

688

Ali Bölükbaşı: 139 Ali Çavuş: 240 Ali Çavuş Sarayı (Kayseri'de): 235 Ali Çelebi, Müezzinzade: 529 Ali debdebesi (şatafat): 646 Ali Dede, Külhanf: 263 Ali Dede Tekkesi: 292 Ali Efendi (Sasalar Köyü imarnı): 396 Ali Efendi, Şeyh: 204, 241 Ali (erkek ismi): 244 Ali Esedullahi'l-galib Ali ibn EbfTalib: 123 Ali Han Köyü: 430 Ali Hicazf: 179 Ali hurufu: 649 Ali, Hz.: 76, 81, 85, 91, 123, 155, 192, 217, 225, 247, 250, 285 Ali ilmi: 650 Ali, İmam: 456 Ali Kapudan, Mağribli: 354 Ali kelamı: 294 Ali Koç Baba Sultan: 419 Ali Köprüsü (Kayseri'de): 242 AliKuşçu:333,606

Ali Makamı: 76 Ali Mergan Tekkesi: 174 Ali Nadimf, Derviş: 647 Ali Paşa: 490, 578 Ali Paşa Camii: 640 Ali Paşa Camii (Babadağı'nda): 472 Ali Paşa Camii (Babaeski'de): 625,627 Ali Paşa Camii (Eski Zağra'da): 493 Ali Paşa, Canpolatzade: 79 Ali Paşa Çarşısı (Edirne'de): 554, 585, 597,598 Ali Paşa, Geylan (Maraş Paşası): 279 Ali Paşa Hamarnı (Babadağı'nda): 473 Ali Paşa hayrah: 597, 626 Ali Paşa, Büsarnoğlu (Rodoslu Derya Marhsı): 351 Ali Paşa, Kapudan: 352, 353, 354 Ali Paşa Mahallesi (Divriği'de): 294 Ali Paşa Medresesi (Eski Zağra'da): 493 Ali Paşa Sarayı (Babadağı'nda): 472 Ali Paşa Sarayı (Divriği'de): 294 Ali Paşa Sebili (Edirne'de): 590 Ali Paşa, Sofu: 283 Ali Paşa, Temerrüd (Sivas Paşası): 280, 284 Ali Paşa, Varvar: 654, 680 Ali Pınarı: 221 Ali Sipçinoğlu, Cezayirli: 649 Ali Tennurf, Şeyh: 249, 251 Ali, Tokatlı: 337 Ali Yar Dede: 617 Ali (Yıldırım Han veziri): 406


Alidağı

Dinlenmeyeri (Kayseri' de): 245 (Kayseri' de): 249 . Alimi Efendiler (Çorlu ayanından): 390 AlinaKral (Yanko oğlu): 4, 391, 511, 550 Aliyülvahf, Şeyh: 167 Allahverdi (köle ismi): 606 · Alman: 191, 423, 434, 442, 444, 497, 504, 509, 525, 530, 552, 583, 592, 593, 600, 638 Alman Dağları: 422, 425, 428, 530, 531 Alman Kızılelması: 552 alhn: 71, 80, 95, 99, 106, 110, 114, 116, 151, 157, 187,188,189, 190,192,239, 282,322,323,346,347,349,370,372, 374, 375, 378,379, 419, 428, 453, 465, 477, 490, 497, 538, 544, 551, 565, 596, 608, 609, 620, 634, 635, 640, 650, 651, 653, 655, 657, 665, 666, 668, 672, 675, 676, 677, 681, 683, 684 Alhn Halkalı Köprü: 383 alhn hançer: 116 alhn kemer: 189 alhn koşum: 325 alhn küpe: 204 alhn ölçek (kile): 128 alhn sırma: 95 alhn sini: 670 alhn tepsi: 166 alhn ustaları: 239 alhn yaldız: 84 alhn zincir: 634, 659 Alhnçayın menzili: 546 Alve, Hz.: 177 Amalak: 126, 290 ArnMika kavmi: 126 Aman, Şeyh: 480 Amasra:352 Amasra Kalesi: 464 Amasya: 9, 24, 37, 38, lll, 116, 268, 269, 275, 277, 278, 280, 281, 283, 328 Amasya Köprüsü: 383 Amasya Ladiki: 21 Amasya perverdesi: 607 amber: 63, 131, 210, 239, 325, 453, 521, 597, 606, 670 Amcazadeler: 23 Amr b. Ümeyye ed-Damiri: 91 Amr ibnü'l-As: 22, 171 Arnr-ı Ayyar: 91 Anadolu: 10, 14, 20, 22, 34, 87, 101, 102, 170, 179, 181, 227, 268, 299, 324, 341, 344, 352, 353, 357, 384, 410, 452, 462, 464, 468, 480, 491, 515, 527, 545, 548, 565,571,641,642,658,675 Anadolu askeri:~15 Anadolu Hisarı: 109, 398 Alidağı

Anadolu Selçuklulları: 25 Anadolu silahşörleri: 282 Anadolu yaylaları: 527 anbar:148,313,458,465 Anbar Kadı Medresesi (Edirne'de): 579 Anbar Kadı yeni Camii (Filibe'de): 501 anber: 170 anber kokusu: 596 Andire:491 Andire, Papa: 492 Andire papas: 492 Andire Yoros: 491,492 Ane: 195,219 Ane Kalesi: 215, 218, 219, 220 Angel Haydar, Derviş: 648 Anka Dede Sultan: 479 Ankara: 13,262,263,327 Ankara Kalesi: 262 Ankuz Baba Tekkesi (Harput'da): 302 Anpir: 426 Antakya: 24, 55, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 75, 76, 77, 78, 79, 85, 87, 99, 116, 122, 139, 251, 479 Antakya evliya!arı: 77 Antalya: 252, 523 Anton Ermeni: 681 araba: 270, 366, 391, 413, 418, 425, 430, 444, 446, 456, 482, 511, 583, 607, 610, 612, 676, 677 Araba Pazan (Edirne'de): 599 Arahacıbaşı Mahallesi (Çorlu'da): 387, 388 Arahacılar Köyü: 431 Arahacızade (Çorlu ayarundan): 390 Arabistan: 74, 75, 84, 89, 96, 101, 103,269, 277,290,~,600

Araf azabı: 191 Arafat Dağı: 95, 226 Arap: 32, 59, 63, 87, 93, 96, 121, 132, 144, 159, 203, 208, 214, 215, 245, 265, 296, 299, 318, 383, 390, 393, 430, 456, 483, 487, 506, 510, 519, 523, 524 Arap Ali Paşa Sarayı (Urfa' da): 201 Arap askeri: 60, 180 Arap dervişleri: 129 Arap dilberleri: 85 Arap dili: 68, 96, 99, 125, 155 Arap emirleri: 163 Arap fukarası: 130 Arap hekimleri: 122 Arap Irakı: 71 Arap kavmi: 255 Arap Mehmed: 283 Arap seyyahları: 86 Arap Sinan: 251 Arapça: 81, 95, 96, 136, 241

689


arslan heykeli: 255 Arslan Paşa Çiftliği Köyü: 340 Arslan Paşa (Nogay oğlu): 347 Arslan Paşa (Nogay oğlu): 347 Arslan, Şeyh: 179 Arslarılı Caınü (Harput'da): 302 Arslarılıçeşme Mesiresi (Silistre'de): 442 arşın: 4, 72, 85, 125, 126, 131, 135, 147, 210, 345, 400, 434, 437, 443, 444, 446, 447,553,570,600 Artıkova Kasabası: 327 Artukova: 328 arz odası: 642 Arz-ı Hasan: 75, 86, 120, 171, 172, 509 arz-ı mahzarlar: 369 Arz-ı Mukaddes (mukaddes ülke, Kudüs): 76, 86, 87, 96, 101, 107, 122, 170,195,207,217,225,277,294,299, 321,421,479,509 arzuhill: 623 asa:92 Asarönü Kapısı: 235 asel-bend (bal) suyu: 597 ases: 666 Ases Dağı: 250 asesbaşı: 665,666 Asesdağı Mesireyeri (Kayseri'de): 245 Asfil'il melik: 580

Arapça tarihler: 562 Arapkir:228,294,299,300 Arapkir dutu: 322 Arapkir Kalesi: 299 Arapkir sancağı: 269 Arar Rakka Kalesi: 220 Aras Nehri: 22 Arasat ehli: 421 Arasat Meydaıu: 112 arasta: 249 Arasta degirmeni: 206 Arasta Hamarnı (Urfa' da): 205 Arasta Mahallesi (Edirne' de): 590 arasta pazan: 598 Arastabaşı Değirmeni (Urfa' da): 206 Arastabaşı (Edirne' de): 590 Arat: 583 Arciş Nehri: 427 Arda: 554, 589, 602, 604 Arda Nehri: 545, 555, 600, 602 arda bayrağı: 95 Ardilan Yaylağı: 324 Arem Kabile b. Atfan: 90 Argona rahip: 630 Aristo:36,62,356,565,605,608,621 Aristotales: 30 Ariş: 71, 75, 76, 120 arka !<aşağısı: 106, 455 Armağanzade: 495 armude (saat parçası): 408 Armudlu Köyü: 469 armut (emrud): 32, 54, 331 armut kakı: 254 Arnavud Mehıned Paşa Hamamı: 84 Arnavud Mehmed Paşa Sarayı: 82 Arnavudluk: 109, 355, 424 Arnavut: 373 Arnavut Belgradı: 530 Arnavut Camii (Zile' de): 331 Arnavut Dağı: 8 Arnavutlar Köyü: 496 Arnavutlu Köyü: 470, 471, 483 arpa: 2, 7, ll, 32, 84, 159, 175, 197, 206, 244,261,275,325,406,508,519,606 Arpacılar Çarşısı: 240 Arpaazilde Efendi Tekkesi: 274

Asi Nehri: 72, 73, 74, 75, 76, 79, 81, 82, 85, 86, 87, 88, 89, 421 Asi da (Türkmen kadın ismi): 227 Asitilne-i Saadet: 99, 102, 158, 282, 335, 367, 591, 658, 676 Askaliln: 75, 86, 159, 162, 164, 166, 171, 176, 177 asma çiti: 443 asmaniş (güreş oyunu}: 584 Aspozu:33,223,324,523,593 ilsumanf kaza: 489 Asvan şehri: 71, 78, 170 Aşağı Hisar Medresesi: 273 Aşağı Kale Camii (Sivas' da): 272 Aşağı Taşağılı Köyü: 471

Arpaazild~Şeyh:275

aş9:104,240,538,607

Arpaçukuru: 268, 277, 475 arpalık: 21, 71, 183, 199, 200,234, 399, 409,675 Arpat Gölü: 444 arslan: 96, lll, 114, 168,520, 617 arslan başı (heykeli): 20 Arslan Bey, Gazi: 618 Arslan Bey (Mihaloğulları'ndan): 454 Arslan Dede: 248, 455

690

ashilb-ıgUzin:39,247,285,286 Ashab-ı Kehf: 69, 263, 264, 361 Ashilb-ı kiram: 217

Aşçı

Ali (şaki): 368

Aşdı Kasabası: 264 Aşere kıraatı: 73, 259

Aşere-i mübeşere

(cennetle müjdelenen on zat): 83 aşevi: 2, ll, 17, 29, 36, 83, 245, 382, 388, 401, 487, 490, 503, 505, 549, 568, 624, 626 aşevi imaretleri: 203, 519


Aşık Dede Gülşenf, Şeyh: 619 Aşıvan Köyü: 300 Aşide {Türkmen kadın ismi): 227 aşfrful: 585 aşur aşı: 509 Aşura günü: 120 at: 2, 8, ll, 57, 58, 61, 62, 84, 93, 97, 114, 116, 119, 130, 177, 180;187, ı92, 211, 292, 303, 3ı6, 325, 366, 367, 382, 391, 413,419,457,473,485,505,506,595, 624,634,635,655,659 atalun:394,505,546,592 at dolaplan: 389 at eti: 640 at fışkısı: 377 at gemi: 84 at gemisi: 514 at geyimi: 415 at kayıklan: 2 at kazığı: ıso at kestanesi: 453 at kolanı: 364 At Pazan (Edirne'de): 599 at yemi: 275, 3ı3 Atak: 3ı5, 317 Atak beyi: 317, 319 Atak Kalesi: 3ı3, 315 atalar dili: 584 atasözü: ı8, 267, 390, 412 Atbazan Kapısı: 24 ateşbaz: 636 ateşci: 456 ateşe tapanlar: 503 ateş-gedeler (Mccusi tapınağı): 492 ateşperest: 456, 638 ateşperest tapınağı: ı98

Atik Medresesi (Edirne'de): 579 Atina: 295, 573, 630 atiyye (hediye bahşiş): 202, 490 Atkeşful ağalığı: 359 atlas: 105,174,230 atlas kaftan: 241 atlas keseli mektuplar: 654 Atlas kitabı: 319 atlas kumaş: 418 Atlas okyanusu: 421, 425 Atmaca Köyü: 469 Atrneydaru: 371, 505 Atrneydanı cengi: 658 Atpazan Kapısı: 30, 235, 240 Atpazan (Kayseri'de): 239 attar: 234, 239, 502, 518 Attarlar Çarşısı: 239 Attarlar Pazan (Edime'de): 598 av: 335, 499, 598; 616 av alanı: 591 ·

av yeri: 473 Avanıh kayser: 329 Avarezilde: 578 avanz:63 avaşa yufka: 245 ava: 307, 322, 610 Avalar (Türkmenkabilesi): 228 Avganda kilisesi: 492 Avganda şehri: 491, 492 Avih Deresi: 310 A vih kızı Agin: 298 avize: 36, 62, 120, 258, 500, 540, 560, 563, 567,572 Avki:420 avlak (av yeri): 473 Avlonya sancağı: 514 Avnik Kalesi: 22, 188 avrat çengileri: 482 Avrat Pazan (Edirne'de): 599 avratlar hamamı: 181, 182 Avratlar ılıcası (Sofya'da): 519 Avşarlı {Türkmen kabilesi): 228 Aya Kapısı: 384 Aya Koron: 351, 352 Aya Yorgi kilisesi (Sivas'da): 276 ayak dellrulan: 607 ayak naibi: 350, 515, 559, 631 Ayakapısı: 631 Ayaklıbey Köyü: 470 Ayamavra cengi: 354 ayan:16, 17,82,390 ayan sarayı: 575 ayan ve eşraf: 4, 9, ll, 28, 385, 399 Ayas Dede: 586 Ayas Paşa: 232 Ayasluk: 147, 3Q6 Ayasofya:375,478,491,492,570,571, 577,622 Ayasofya, Büyük: 372 Ayasofya Camii: 371, 375 Ayasofya kapısı: 373 Ayasofya Kilisesi: 51 ı Ayasofya kubbesi: 203, 571 Ayasuiuk: 170, 295, 306 Ayazrna Kapısı: 586 Aybeğ et-Türkmanf: 80 Aydın Köyü: 471 aydınlatma (murn) ücreti: 388 Aydoğdu (köle ismi): 442 Aydos:396,397,430 Aydos hassı: 432 Aydos Kalesi: 3% ayı: 6ı7

ayı oynatanlar: 636 Ayişe {Türkmen kadın ismi): aykır at: 361

227

691


ayna:564 Ayn-i Kines (Kines Pınan): 238,242 Ayn-i ruz: 214 Ayn-i Seecan'ın (Seccan pınarı): 17S Ayn-i Sul Köyü: 133 Ayn-i Tüccar Kalesi: 178 Ayn-i Zerka: 19S Ayntab:193,224,22S,226,27S A ynü'l-bakar: 1SS Aynü'l-hayat Gölü: 323 aynü'l-hirre (kedi gözü): S63 aynü'l-hür (huri gözü): S63 aynü'l-leben (süt pınarı): 203 Aynü's-sevr (sığır pınan): 1SS ayran:S28 ayrık otlan: S7, 4S2 Ays ibn İshak Nebf: 22, 290 Aysofya (Atina kral kızı): S08, S11 A yşa (Türkmen kadın ismi): 227 Ayşe Sultan: 643, 6SS, 660, 668 Ayşe Sultan Sarayı: 660 ayva: 494, 606 ayva perverdesi (reçeli): 9, 606, 607 ayva reçeli: 9 Azadlı Deresi: 382 Azadlı (köle ismi): 442 Azadlı Köyü: 381 Azak:32S,367,369,370,372,444,44S Azak askeri: 370 Azak cengi: 36S Azak cılkavası kürkü: 297 Azak denizi: 420, 421, 444 Azak eğiri: 343 Azak Kalesi: 369, 421, 4S9, 464 Azak Kazağı: 369 Azar Hatıın Cami (Harput'da): 302 Azatsız {köle ismi): 442 azeb askeri: SS9 azehan askeri: 233 Azebler Hamarnı (Aksaray'da): 260 Azerbaycan:22,231,268,S06,643 Azerbaycan Acemi: 306 Azerbaycan şahı: 613, 617 Azine Kalesi: S9 · Aziz Balı Efendi: S2S Aziz Efendi, Şeyhülislam: 346, 370, 371, 372, 378, 439 Aziz mektebi: 6 Aziz Şeyh Balı Efendi Mesireyeri (Sofya'da): S2S azmayiş: 287 Azmf (şair): 624 Azmfzade Hilleti Efendi: 439 aznavur (heybetli, yiğit) bostancılar: 631 Azrail:92 " Azrak Nehri: 224

692

Ba' al padişah: 127 Ba' al şehri: 127 Ba'albek: 118, 119, 120, 12S, 126,127, 133, 141 Ba'albek Dağlan: 85, 119 Ba'albekmahkemesi: 131 Ba' albek Ovası: 87, 126 Baba Amr Türbesi: 92 Baba N akkaş: 633 Baba N akkaş Deresi: 382 Baba Riten Bağı: 247 BabaRiten Yayiası (Kayseri'de): 246 BabaRiten-i Hindf: 246, 247, 248, 286 Baba Sultan: 479 Baba şehri (Babadağı): 473, 474, 479, 480, 62S,627 Babadağı: 404, 40S, 4SO, 46S, 466, 467, 468,469,471,473,474, 47S, 476,480, 481, S4S, 627 Babadağı hassı: 432 Babadağı voyvodalığı: 430 Babaeski Kasabası: 404, 62S, 627 Bab-ı hümayün: 368, 371, 372, 373, 374, 37S,376,378,S72,642 Bab-ı N asır: S97 Bab-ı saadet: 372 Bilb-ı Sağir Mahallesi (Aksaray'da): 258 Bab-ı Vizaa Kasabası: 192, 193 bilbullah fukarası: S83 babulluk (pezevenklik): 600 bile (vergi): 317, 382 bilcdi\r: 28, 172, 194,200,223, 2S7, 270, 293, 330, 399, 407, 408, 410, 432, 499, 507,S1S,S49 bac-ı pazar (pazar vergisi): 393 Baç Kalesi: 426 Baçka:40~42~611

badaluçka (havai fişek cinsi): 636 badem: 122,240,34S,447,S42 badem kırması: 32 bad-ıhava:492,S07

Bafra Kasabası: 242, 266 bağ: S, 7, 9, 10, ll, 12, 20, 29, 31, 38, 40, 46, S3, ss, S6, 63, 6S, 68, 74, 79, 82, 86, 89, 93, 100, 102, 106, 119, 120, 127, 137, 139, 141, 14S, 164, 167, 173, 174, 17S, 180, 18S, 192, 193, 198, 201, 207, 213, 21S, 219,222,223, 22S, 238, 242, 2S4, 2S7, 264, 265, 270, 27S, 294, 298, 303, 304, 311, 317, 331, 334, 341, 342, 3S3, 380, 381, 38S, 386, 390, 393, 397,401,407,408,409,411,412,414, 442, 4SO, 454, 459, 461, 46S, 467, 482, 486, 488, 489, 493, 494, 496, 497, S03,


505, 507, 523, 535, 545, 549, 554, 555, 556, 591, 593, 595, 607, 608, 609, 611, 625, 627, 628, 629, 630, 631; 632, 633 bağ evleri: 33 bağhan (bahçıvan): 247, 632 bağcı: 631 .. · ...· Bağdad: 12, 13, 15, 70, 71, 72, 87, 103, 157, 180, 181, 183, 184,185, 193, 195, 196, 201, 207, 209, 210, 211, 215, 219, 221, 233, 287, 309, 325, 326, 337, 340, 347,348,349,378,386,456,492,539, 586,647,671,672,675 Bağdad Çölü: 88 Bağdad fatihi (Murad Han, IV): 9, 30, 58,274,286 Bağdad fethi: 35, 204 Bağdad Halifesi: 12, 266 Bağdad Hatun: 22 Bağdad iskelesi: 194 Bağdad Kufesi: 123 Bağdad mevleviyyeti: 251 Bağdad Ovası: 195 Bağdad serdabı (serinleme odası): 205, 598 Bağdad vezirleri: 347 bağ-ı İrem: 54 Bağ-ı Safa Mahallesi (Urfa' da): 201 Bağlı Köyü llıcası: 262 bağlık: ll Bağnik Köyü: 300 Bahaf Efendi: 346 baharistan: 608 Bahayf Efendi, Şeyhülislam: 356 bahçe: 5, 7, 9, 10, ll, 20, 29, 31, 32, 38, 40, 56, 63, 65, 68, 79, 82, 86, 89, 93, 102, 119, 120, 127, 137, 139, 164, 167, 173, 180,198,201,204,207,213,219,222, 223, 234, 242, 243, 245, 254, 257, 264, 265, 270, 275, 294, 298, 303, 311, 331, 334, 341, 342, 353, 380, 381, 385, 386, 393,401,407,408,411,412,414,437, 442, 454, 459, 461, 467, 482, 486, 489, 494, 496, 497, 503, 505, 507, 545, 549, 554, 555, 561, 582, 585, 591, 595, 625, 628, 629, 630, 631, 632, 633 Bahçekapısı: 352, 368, 534, 535, 676 Bahçesaray: 84 Bah!ra rahip: 156 bahri hotaslar: 668 bahriler (havai fişek cinsi): 636 Bahşayiş Köyü: 469 bahşiş: 29, 179, 326 bakaya mal: 162 bakır: 411, 601 bakır akçe: 411 ;., bakır kap kacak: 583

bakır kazan: 459 Bakır Küresi: 343 bakır sini:

56, 93, 506, 624

Bakırcılar pazarı {Edirne' de): 598 Bakızadeler Sarayı (Silistre'de): 437 Baki Efendi, Şeyh: 587 Baki Paşa: 116, 208

bakire: 237, 266, 275, 288, 289, 294, 402, 566,593 bakkal:111,373,582 bakkal civanlan: 239 bakkal dükkanlan: 390 Bakkallar çarşısı: 390 Bakkaloğlu: 682 bakla:84,261,350,606 Bakialı Köyü: 633 Bakra Yaylası: 324 Bakras Kalesi: 63, 68 Bakras sünbülü: 68 Bakü: 320, 421 bal:97,396,411,413,494,542 bal fıçılan: 444, 446, 521 bal suyu: 440, 446, 452, 607 bal şerbeti: 473 Balahan Paşa, Gazi: 543 Balahan Paşa (I. Murad'ın veziri): 511, 512,616 Balahanoğlu İmareti: 6 Balat Dede: 586 Balatin Gölü: 424 Balçık iskelesi: 454, 457, 458, 459 Balçık Kasabası: 452, 457, 458, 459 Balçıkbaşı: 457 balgam:403 balgaınl direkler: 386 Balı Efendi: 525, 526, 540, 541 Balı Efendi (Çoı'lu ayarundan): 390 Balı Efendi llıcası (Sofya'da): 524 Balı Efendi Korosu (Sofya'da): 524, 525, 526 Balı Efendi Köyü (Sofya'da): 524, 527 Balı Efendi, Mevlana Uzun: 391 Balı Efendi semti: 512 Balı Efendi, Sofyalı: 506 Balı Efendi; Şeyh: 524 Balı Katib Mescidi: 417 Balı, Şeyh: 540 Balıhan (Karakaş zimm!'nin oğlu): j141 balık: 7, 8, 97, 133, 168, 204, 211, 303, 315, 323,343,412,435,44~443,445,630 balık avcılan: 435 Balık burcıı: 260 balık dalyanı: 443 balık dalyanı tılsımlan: balık emini: 433, 443 balık kasaplan: 444

492

693


balık

Başköy:469

Balık pazarı

bataklık: 67 bahn ilıni: 476 Batlanıyus:241,420

otu: 211 (Filibe'de): 502 balık blsıını direği: 203 balık tutkalı: 444 balıkçılar: 381 balıkçılar çıirşısı: 440 Balıkçılar pazan (Edime'de): 598 Balıklaga: 352 Balıkpazarı: 597 Balıkpazan Kapısı (Edime'de): 554, 585 Balis Kalesi: 215 Balis Kasabası: 120, 217 Billis Vezir: 217 Balkan Köyü: 484 Balkaparu: 614 Ballı Göl: 323 balnıuınnu:139,325,448,616,636,679

Balpınan Yaylası: 324 balta: 15, 148, 535, 582 baltacı: 104, 373, 374, 535, 537, 538 Balvaniçse Nehri: 427 balyenıez toplar: 59, 60, 102, 103, 109, 147,410,434,464,466,670,673 balyoz (elçi): 146, 148, 149 Balyoz Ham: 147 balyozhane: 67 Bana Köstencesi: 466, 545 Bana Mahallesi (Sofya'da): 516 Bana suyu: 521 Banabaşı: 532 Banabaşı Hanı (Sofya'da): 519 Banabaşı (Sofya'da): 517, 518 Bandırnıa Kasabası: 545 bang-i Muhaınnıedf: 564 Banyan:355 Banyas Nahiyesi: 117, 118 Barak (kaba tüylü köpek): 323 baras (leke hastalıgı): 20 barça (yelkenli savaş genıisi): 61, 138 bardak: 345 Barhn: 39,352 Barhn Ereglisi: 39 Baru Köyü: 23 Baruthane:368,523 Baruthane Mesireyeri: 33 baskı (saat parçası): 408 Basra: 87, 103,122, 157, 190, 196,214,

285,294,30~310,422,606

basur agnsı: 521 Başbakıkulu:292,350,371 başcı: 240 başdarda: 657 başdarda karavanası: 527 başdarda-i hünıayiln (yelkenli savaş genıisi): 104, 656, 657, 658, 665 Başköprü (Aksaray'da): 258, 260

694

bahnan: 181, 600 Bahnan Köprüsü: 383 Babnan (Malabadi) Köprüsü: 600 Batnıan Nehri: 310 Batova menzili: 457 Batova Ovası: 453 Batova Sahrası: 452 Battak, Şeyh: 263 Battal Gazi, Seyyid Cafer: 12, 13, 14, 15, 16, 70, 213, 237, 266, 298, 366, 585, 586,615 Battal Gazi Tekkesi: 249, 252 Bayad nıenzili: 16, 99 Bayas: 324 Bayat:653 bayan nıakamı: 297, 361 .Bayburd:324 Bayezid Han: 37, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 379, 405, 413, 416, 468, 472, 475, 476, 477, 567, 601, 605, 607, 609, 618 Bayezid Han Çeşinesi (Edirne' de): 589 Bayezid Han Daruşşifası: 604, 610 Bayezid Han Hamanıı (Edime'de): 603 Bayezid Han Medresesi (Babadagı'nda): 479 Bayezid Han Pazan (Edime'de): 599 Bayezid Han, Yıldınnı: 10, 16, 18, 27, 252, 256, 267, 268, 293, 295, 341, 384, 387, 396, 399, 406, 409, 410, 414, 431, 434, 438,441,447,449,460,462,463,465, 466, 468, 481, 486, 490, 492, 493, 560, 561, 562, 572, 579, 591, 616, 618, 631 Bayezid Kalesi: 22 Bayezid oglu Orhan: 38 Bayezid oglu Selinı: 580 Bayezid Sultan kabristanı (Babadagı'nda): 479 Bayezid, Şehzade: 37, 38, 278, 279, 280, 281,282,284 Bayezid-i Bistamf: 87, 88, 182 Bayezidf (Hattat): 392 Bayezid-i Velf (Aynca bkz. Hudavendigar): 59, 268, 293, 405, 464, 468, 471, 472, 475, 476, 477, 479, 481, 568, 579, 615 Bayezid-i Veli Canıü: 602 Bayezid-i VelfCanıü (Babadagı'nda): 479 Bayezid-i VelfCamii (Edime'de): 567, 568,622 Bayezid-i V elf Hamanıı (Babadagı'nda): 473


Bayeziciiye Kervansarayı (Edirne'de): 595 Bayındır: 655 bayrak: 103,371,453,513,608,663 Bayram Ağa, Kapıcıbaşı Berberbaşı: 428, 448 Bayram Ağa, Köse: 158 Bayram Ağa, Müsellim: 158 Bayram Paşa: 515 Bayram Paşa (IV. Murad'ın veziri): 58 Bayram Paşa Sarayı: 650 Bayram-ı Acemf: 480 Bayramftarikah: 616 Bayramfler: 263 Bayramiyetarikan:26~540 bayramlık elbiseler: 417

bazlama: 528 Beç: 318, 425, 552 Beç Kalesi: 422, 425 Beç Nehri: 425 Beç (Viyana) Kalesi: 425 Beddavi şerbetçisi: 21 bedesten: 30, 74, 83, 89, 205, 239,259, 272, 274,294,296,331,390,393, 402, 407, 411, 418, 440, 450, 461, 473, 487, 494,502,596,633 Bedesten çarşısı: 174 bedesten dükkanı: 254 bedesten hamamı: 450 Bedesten kapısı: 596 bedesten kethüdası: 559 Bedesten (Sofya'da): 519 Bedlis (hazinedar): 310 bednam günleri: 492, 510 Bedreddin Sultan VeU: 263 Beğ Camii (Hezargırad'da): 408 beğ sarayı: 194 Beğce şehri: 488 Beğdağı: 265 Beğdili kabilesi (Türkmen kabilesi): 228 beğlerce buğdayı: 606 Beğşehri: 27 Behcetf Efendi (Mektupçu halifesi): 357 Behiştf Efendi, Mevlana: 390 Behlül Ağa, Çukadar: lll Behlül Efendi (Hudavendigar imamı): 504 Behlül-i Semerkandf: 23 Behnisa:64 Behram Ağa: 274 Behram Ağa Hanı (Sivas'da): 274 Behram Ağa Ham (Zile'de): 331 Behzad:563 Beka:ll9, 126,155 Beka Boğazı: 644 Beka (Buka) SahrasE.l19, 127,129 Beka mahkemesi: 131

Beka Nehri: 119 Beka Ovası: 119, 122, 125, 130, 131, 132, 141, 157, 195 Beka subaşısı: 120, 125 bekar garipler: 30 bekar ham: 30, 254, 473, 494, 596 bekar odaları: 465 bekar tüccar hanları: 74, 83, 502, 505, 518 bekaya malı: 158, 413 bekçi: 610 Bekey Nehri: 426 Bekir Ağa (Babadağlı): 450 Bekir Ağa hanesi: 473 Bekir Ağa, Mahmud Ağazade: 683 Bekir Ağa Sarayı (Babadağı'nda): 472 Bekir Çavuş Hamarnı (Divriği'de): 295 Bekir Çavuş Mahallesi (Divriği'de): 294 Bekir Efendi: 275 Bekkar,Şeyh:180,181, 182 Bekke (Mekke): 96 Bekke rabah (varoşu): 144 bekmez:97 Bekrf meyhaneleri: 554 Bektaş Ağa: 346, 350, 352, 356, 357, 358, 359,360,364,371,378,379,429,664 Bektaş Ağa donanma yeniçeri ağ ası: 132 Bektaş Ağa Odaları: 368 Bektaş-ı Velf (ayrıca bkz. Hacı Bektaş-ı Velf): 452, 453,468, 491, 556, 616 Bektaşi: 238, 477, 491,613, 616, 625 Bektaşi Dede: 671 Bektaşf dervişleri: 496, 583 Bektaşi fukaraları: 65, 453, 479, 582, 617, 628, 645, 647 Bektaşi pirleri: 645 Bektaşi tarikah: 490, 618 BektaşfTekkesi: 14,237, 238,254,386, 401, 454, 462, 491, 549,582, 627, 633 BektaşfTekkesi Mesireyeri (Kayseri' de): 245 Bektaşlı: 365 bel tüfenkleri: 105 Bel' am Gölü: 322 Bel' am ibn Baür: 322 Belhis şehri: 71 Belde-i Tayyibe (İstanbul): 102, 633 Belen Kasabası: 63, 67, 99 Belgrad: 145, 424, 499, 526, 552, 558, 613 Belh: 34, 452, 587 Belh ü Buhara: 1, 399,615 Belinas, Hekim: 243, 247 Belkıs valide: 292, 497, 573 belvan: 435, 446 Bender Kalesi: 530 Bender sancağı: 427, 431, 515 Benefşe Kalesi: 352

695


Beni İsrail: 119 Beni Ken'an: 158, 178 Beni Kureyş kabil esi: 156 Beni Rame Köyü: 158 Beni Rebia sancağı: 200 beras (leke, ala-ten) hastalığı: 521 Berat: 86, 357 Berazi kabilesi: 197 berber: 30, 83, 234, 239, 495, 607 Berber Ali: 495 Berberistan: 125 Berhıya: 593, 600 Berka: 195 Bermeld oğulları: 118 Bermekiler: 300 Berre: 354 Berrecil Nehri: 308 hersim (yonca): 633 Bertuk, Melik: 221 Besbase: 170,610 Besni Kalesi: 224 Beşik: 182, 212 Beşiközü Nahiyesi: 328 Beşiktaş: 352, 353, 385, 514, 637, 665 Beşir Efendi, Şeyh: 297 Beşir ibn Hatem-i Tayy: 217 Beşkelek Kalesi: 426 beşşare (at cinsi): 635 Beştepe: 350, 422, 466 bey armudu: 494 Bey Bahçesi (Silistre'de): 442 Bey Hamam (Aksaray'da)ı: 260 Bey kapısı: 201 Bey Kapısı Camii (Urfa' da): 202 Bey Kapısı Ham (Urfa'da): 205 Bey Kapısı Mahallesi (Urfa' da): 201 Bey Kapısı (Urfa' da): 205 Bey'a Mescidi: 89 Bey'a tarafı (Humus'da): 90 . Beyara Nehri: 425 beyaz buyurdu: 665 beyaz car: 84 beyaz çakıl ekmeği: 74 beyaz çarşaflar (giyecek): 74 Beyaz Dağı: 63 beyaz ekmek: 64, 239, 245, 312, 342, 350, 440,452,473,494,670 beyaz kirde ekmek: 275 beyaz tutkal: 444 beyaz üzere buyurdular: 666 beygir: 413, 653 Beykoz:637 beylerbeyi: 102, 103, 104, 112, 113,200, 231, 257, 271, 279, 280, 351, 643, 667 Beylerbeyi Camii: 589 Beylerbeyi Camii (Edime'de): 578,614

696

Beylerbeyi Çeşmesi (Edirne' de): 590 Beylerbeyi Hamarnı (Edirne' de): 603, 614 Beylerbeyi Mahallesi (Edime'de): 590 Beylerbeyi Sarayı: 594 Beyrut: 116, 121, 164 Beyt-i Mukaddes iskelesi: 153 beyt-i utarid (Utarid-Merkür evi): 242 Beytülhazen: 159, 160 Beytüllahm: 118, 209, 318, 492 beytülmal: 405, 680 bez:370 Bezciler Çarşısı (Edirne' de): 598 Bezirci Tarlası Mahallesi (Sivas' da): 270 bezirgan: 370, 393, 444, 494, 596, 597, 630 bezzaz:373 Bezzazlar pazarı (Filibe'de): 502 Bezzi kıraati: 581 bıçak: 122, 152, 314, 376, 403,489 Bıldır Pazar Mahallesi (Sivas' da): 270 Bırdımç Köprüsü: 308 bıtrik: 244, 304, 317, 543 Biatü'l-Kassan, Melik: 75, 77, 78 biber: 97 Bihke Kalesi: 423 Bihzad (Nakkaş): 273 Bike Gölü: 323 Bilru Kışlası: 470 Bilaı makamı: 569 Bilm-i Habeşi: 179, 567, 571 Billlif tarzı: 576 Bilbes şehri: 509 Bilecik: 480 Bilecik Mahallesi (Aksaray' da): 257 bileği: 159 billur:62,75,84,435,572 birnarhane (hastahane): 608 Bingöl: 321, 322, 324, 527 Bingöl Dağı: 316, 321, 322 Bingöl Yaylası: 56, 57, 195, 198, 231, 309, 311, 319, 320, 321, 324, 527 Birecik: 87, 193, 194, 195, 196, 198,294,309 Birgaz (Burgaz) şehri: 391 Birgi: 57, 324 Birgöz köprü: 242 Birimbal princi: 503 Bir!ad Nehri: 427 bisat (kilim, yaygı): 394 Biseyanf: 321 Bisütun Dağı: 126 bit pazan: 107, 596 Bitlis:310,312,316 Bitlis ham: 306, 311, 315, 669, 670, 671, 675 Bitlis Pınan: 309 Bizehan Dede: 456 Bodgoriçse: 355


boduç (bardak): 345 Bofan (köle ismi): 442 boğa: 59, 391 Boğaalp (fürkmen erkek ismi): 227 boğası Castarlık seyrek dokunmuş bez): 275, 418, 452, 474 boğası kaftan: 241, 605 Boğaz Kasabası: 545 Boğazlllsar:170,352,353,473 Boğdan: 410; 418, 426, 427, 428,

431, 432, 435, 438, 441, 443, 462, 476, 497 boğma (güreş oyunu): 584 Boğol kavmi: 229 Bokrat: 30 Bolagay Kalesi: 2 Bolu:342,343,344,358 Bolvadin: 16, 99, 115 Bor: 253, 254,261 Bor Camii: 254 Bor Kalesi: 252, 253, 254, 261 Borapazarı Mahallesi (Aksaray' da): 258 boru: 109, 170, 453, 467, 478, 491, 556, 645, 650, 658 Bosna: 2, 26, 57, 109, 242, 355, 423, 437, 515,525,530,531,600 Bosnasaray:499,523,613 bostan: 11, 32, 74, 86, 89, 167,207,223, 235, 238, 275, 291, 317, 373, 408, 450, 465, 482, 488, 555, 556, 607, 609, 611, 627, 632, 633 bostana: 104, 109, 113, 373, 386, 535, 592 BostanaHasan Ağa Sarayı (Silistre'de): 437 bostancı hasekisi: 537 bostana sandalı: 347 bostana yiğitleri: 104 bostancıbaşı: 104, 348, 371, 373, 535, 537, 559,583,592,632,642,676 bostanalıaşı kayığı: 104, 429, 657, 661, 663,676 Bostanalıaşı Köprüsü: 367, 657, 659 Boşnak:396 Boşnak dili: 543 Boşnak (Sırfayil'in oğlu):

509 boyaa:303 BoyaaHasan Ağa Camii (Zile' de): 330 Boyacı Hassan Ağa Ham (Zile'de): 331 Boyaa Kapısı (Kayseri'de): 235,239,241 Boyacılar Hamarnı (Edirne' de): 603 Boyacılar pazan (Edirne' de): 598 Boyalı Köyü: 340 boybeyi: 10, 24, 216 Boynak kavmi: 369 boza: 440, 473, q07, 630 bozahane: 481 "'· Bozav Nehri: 427

Bozdağ Yaylası: 324 bozdoğan kisbeti: 645

bozguncular: 652 Bozok sancağı: 269, 327, 328, 331 Boztepe Mahallesi (Filibe'de): 499, SOO Bozulus: 359 Bozyaylak: 57 böğrülce: 606 Böğürdelen Kalesi: 424 börek 32, 162, 240, 245, 303 börekçi: 240 Brak (Prag) Kalesi: 425, 426 Bruci zai: 31 Bucak Tatan: 432,474 Budaközü: 328 Budakzade (erkek ismi): 244 Budin: 33, 101, 295, 349, 356, 359, 378, 422, 424, 425, 426, 437, 497, 499, 515, 530,552,611,613,623 Budin (Alman Kızılelması): 552 Budin gazası: 547 Budin Kızılelması: 492 Budin Köprüsü: 426 buğday: 32, 84, 128, 129, 159, 206, 234, 244, 261, 275, 290, 317, 482, 606 buğday anbarlan: 173, 194,201,293,457, 498 buğday çorbası: 56, 93, 506 buğday (deve dişi): 32, 74, 175,606 buğday kıtlığı: 277 buğday mahzenleri: 459 Buhara: 1, 226,399,452,587, 615 Buhara Tatan: 229 Buhayr b. Asım el-Eslemi: 91 Buhtunnasr: 69, 70, 81, 163, 167, 168, 172, 176, 300 buhur: 378, 453 buhur suyu: 597 buhurdan:14,35,282,453,478 buhur-ı meryem: 609 bukalemun nakşı: 141 Bukrat:608 Bulgar: 396, 397, 398, 406, 414, 418, 441, 462, 481, 483, 488, 490, 494, 496, 500, 507,509,511,512,519,522,524,527, 542,543,544,546,550,558,630 Bulgar banlan: 625 Bulgar dili: 418, 487, 543, 544 Bulgar güzelleri: 402, 481, 487 Bulgar kızları: 508, 527 Bulgar Köyü: 395, 396, 409, 483, 484, 486, 488,491 Bulgarca: 411, 544 Bulgaristan: 399 Bulgurlu: 103, 105, 106, 107, 108, 109, 110, lll, 112

697


Bulkarca: 484 Bulkarya (Sırfil.yil'in oğlu): 509 Bundukil.ni: 451 bundukani alhn: 569, 651 Bundukani sikke-i hasene: 679 Bundukaru (Venedik) körfezi: 420 burdinar ağaç: 602 Burgaz: 62, 391, 393, 395, 430, 628 Burgaz Camü: 392 Burgaz Kervansarayı: 394 Burgusand kavmi: 321 Burhan Dede: 479, 617 Burhaneddin-i Muhakkık-ı Tirmizi: 247, 248 Burhanzade Mahallesi (Çorlu'da): 388 Bursa: 4, 9, 10, 14, 19, 26, 27, 57, 106, 207, 239, 260, 268, 295, 324, 379, 384, 453, 489,551,552,555,557,597,613 Bursa gazası: 452 Bursa kaplıcaları: 12 Bursa kralları: 9, 24 Bursa Rum tekfuru: 341 Bursa tekfuru: 10, 343 Bursa Yenişehri: 8 burtun (küçük yelkenli savaş gemisi): 61 Burunsuz kalyon: 354 bilselik makamı: 585,610 Busra Ovası: 126 Busra şehri: 118, 123, 156, 299, 611 buyurdu (emirname): 288, 366, 413, 447, 666 buz:415,436 buz kaymak: 435, 436 büdelil: 125 Bük Gölü: 215 Büklünce limanı: 423 bülbül: 33, 53, 204, 453, 609, 610, 632 Bülbüllü Köyü: 482 Bülehnikli Hüseyin Paşa Sarayı: 594 Büreyde Nehri: 119 Bürvadi: 399 Büyük Çekmece Kasabası: 381, 382 Büyük Çeşme Mahallesi (Kayseri'de): 235,238 BüyükEster Kasabası: 470 Büyük Han (Sofya'da): 519 Büyük Kervansaray (Büyük Çekmece'de): 382 Büyük Köseler: 303 Büyükçayır menzili: 324 Büyükdere: 637

Caber: 195, 217 Caber Kalesi: 87, 215, 216, 217 Caber Sahrası: 217

698

Cilbir ibn Huveylid er-Rem'iyyü'l-Ensari: 91 Cilbirü'l-Ensari: 220 cadı: 428 cadı tavuk: 485 Cafer Devaniki: 217 Cafer Kuşeyrf: 215 Cafer Paşa, Kapudan: 132 Cafer-i Bermeki: 62, 201 Caferoğlu (erkek ismi): 244 Calındır derbendi: 483 Calinus hakım: 30, 172, 176, 608 Ci\lftt, Melik: 71, 160, 161 Cam Cameb (Türkmen kadın ismi): 227 cameki\n: 20, 624 Cil.mi cifri: 649 Cami-iKebir Mahallesi (Aksaray' da): 258 camus kızakları: 435 camus (sığır): 59, 176, 226, 446, 585, 633 Can Gölü: 322 Can Mirza Paşa: 656, 661, 666 Can Paşa: 575 canavar haşaratları: 246 Canbaztepe Mahallesi (Filibe'de): SOO Canbaztepesi: 499 Cancun Kapısı (Sivas' da): 270 Canik sancağı: 269 Canpolatoğulları: 217 Canzar (Türkmen kadın ismi): 227 cariye:80,227,244,260,336,441,462, 522, 606, 677 Carullah Dede: 617 Cilşin ibn Halef: 91 Caygirli Camii (Urfa'da): 202 Caygirli Mahallesi: 201 Cayık Nehri: 422 Cebbar Gölü: 323 Cebbarin: 121 Cebe Ali Kapısı: 384 cebe ve cevşen (örme zırh): 93, 360, 375, 432,667 cebe (zırh): 103, 659 cebeci: 103, 109, 113, 279, 352 cebeci zabiti: 515 cebehane: 28, 39, 58, 71, 109, 133, 147, 163, 168, 173, 187, 194, 201, 216, 224, 234, 257, 271, 293, 294, 298, 301, 305, 308, 311, 330, 344, 352, 369, 373, 410, 412,414,421,434,464,498,549,553, 659,662 Cebehanesokağı:374

Cebeliye: 106 cebelü: 17, 27, 82, 88, 172, 183, 217, 220, 256, 269, 311, 360, 414, 432, 507, 514 Cebelü'l-Lübnan (Lübnan Dağı): 119, 122, 134, 157


Cebelü's-Selc (Karlı Dağ): 117, 118 Cebrail, Hz.: 95, 212 Cebri kavmi: 137,141,267,445 Cebsiyan (Antakya): 68 Cehennem Bölükbaşı: 662, 663 cehennem çukuru: 499 · · · cehennem deresi: 138 cehennem soğuğu: 190 cehet (görev, makam): 349 · Celaleddin~i Rumi, Mevlana: 33, 34, 35, 39, 247, 585, 655 Celaleddin-i Rumf muhibbi: 566 Celaleddin-i RumfTekkesi: 237 Celalf: 4, 19, 100, 101, 103, 104, 105, 106, 108, 109, 110, lll, 112, 113, 185, 230, 257, 271, 280, 294, 317, 330, 359, 364, 365, 366, 367, 371, 456, 641, 642, 652, 658, 663, 680 Celalf Kadı Sarayı Hamarnı (Urfa'da): 205 Celalf Kadı Sarayı (Urfa' da): 201 Cekula Ham: 164 Cekula Kalesi: 178 Celeb Mehmed Paşa Sarayı (Filibe'de): 500 celf hat: 8, 206, 388, 454, 477, 500, 562., 601 Celil Dağı: 314 cellat: 284, 666, 681 Celvetf: 439, 448, 501, 588, 621, 633 Cem: 226, 268, 287, 347, 371, 583, 634, 640, 641, 648, 658, 666, 673, 676 Cem' ibn Harbu'l-Yetfmi: 91 Cemaleddin Sultan asitanesi (Edime'de): 583 Cemaleddin, Şeyh Seyyid: 613 cemal~4,55,271,294,317,359,641,642

cemapur (çapulcu) askeri: 315, 615, 644, 656 Cemapur tekkesi: 615 Cem-cenab: 305,307 cemmal (deveci): 373 Cemmase sancağı: 199 Cemşid: 169, 170, 306, 669 Cemşid-kenizek (Çemişgezek) Kalesi: 306 cenaze namazı: 475 Ceneviz: 140,464,465, 510 Ceneviz kapudanlığı: 465 Ceneviz kralı: 463 ceng aletleri: 160 ceng davullan: 136 ceng davulu: 38, 103, 109 Cengiz Han: 399 cennet: 130, 143, 161, 178, 179 cennet bağı: 261, 535, 632 Cennet bahçesi: 33, 61, 139, 255, 26i, 294, 450, 5ıo, 523, 540, 555, 567, 583, 593, 611, 632, 633

Cennet Deresi semti (Aksaray'da): 263 Cennet kuşu kral: 414 cennet nehirleri: 310 cennet suyu: 310 Ceremat Köyü: 132 cereskal ilıni: 126 cerid buridelisi: 94 ·cerrah: 30,240,241,260,366,377,604, 608 Cerrahlıkilrni: 241 Cerrahzade: 619 cevahir:239,280,282,323 cevahir düğme: 95 cevahir hançeri: 663 Cevahir kolu: 636 cevahir kutu: 166 cevahirsanduka:166 cevahirli saat: 683 Cevazi mahalli: 181 Cevazir: 157 ceviz: 345 ceviz ağacı: 5, 345 Cevri Çelebi: 287 cevşen (zırh): 103, 660 Ceyhun: 53, 170, 195, 421, 422., 556 ceylan avı: 218 ceylan derisi: 140 ceylan gözü: 572 Cezayir: 214,419 Cezayir gemileri: 354 Cezayir kalyonları: 149 Cezayir sarması (güreş oyıınu): 584 Cezayirli: 148,149,353,354,649 Cezeri Kasım Paşa Camii (Edirne' de): 578 Cezir Yaylağı: 324 Cezire (Cizre) hükfuneti: 312 ağcığa (süs olarak takılan kuş yeleği): 92, 646 Cıldırak Tav: 320 cımbız: 156 Cıncıklı Hamarnı (Urfa' da): 205 cıngıl: 181 Cıska hançeri: 314 Cıska Kalesi: 315 Cıska Kasabası: 314,586 cibinlikler: 636 cibis (alçı): 4, 63, 82, 168, 173, 201, 302 Cibril-i Emin: 125, 164, 170, 212, 250, 316 Cidde: 78, 131, 219 cilfe (at cinsi): 635 cilfidan: 360 Cimcime (Maraş kayseri): 225, 226, 232, 266 Cimcirne Sarayı: 226 cimri: 224,285 cin: 69, 86, 638

"' 699


Cinin Kalesi: 178 cinnet mevsimi: 609 Circis peygamber: 160 cirit: 246, 287, 360, 634 ciritmeydaru:235,294,503,594 Cirit Meydaru Köşkü: 355 Cirit Meydaru Mesireyeri (Kayseri'de): 246 Cirit Meydaru Tepesi: 252 cirit silahşörlüğü: 516 cirit sopasi: 14 Cisr-i Yakub Haru: 178 Civankapıabaşı: 131 Cize toprağı: 120 cizye: 559 . Coğrafya kitapları: 319 Cude Dağı: 508 Cude Köyü: 120 Cude şehri: 71, 120, 122 Cudi Dağı: 3, 120, 122 Cudi Yaylası: 56 cuhud: 160 Cuhud beldesi: 159 Cum Kürdü kabilesi: 197 cuma hutbesi: 10 Cumbalı Ali, Abaza: 684 Cuşf Dağı: 129, 211 Cuvallakı Mahallesi (Aksaray' da): 257 Cuybar (Türkmen kadın isıni): 227 cübbe:363 cübin-i halCımu (halum peyniri): 390 cüll~b (gülsüyu): 440, 607 Cüll~b Kasabası: 219, 220 Cüm Ekradı: 279 Cüm Yaylası: 324 Cüneyd-i Bağdadf: 64 cürd atlı: 180 Cürhümoğulları: 90 cürm ü cinayet vergileri: 432, 492, 558 Cüvankapıcıbaşı (İbrahim Han veziri): 409 cüzam: ll, 20, 64, 133, 135, 323, 404, 521, 524 cüzhanlar (Kur' an okuyanlar): 26

Çadır: 100, 102, 103, 113, 115, 116, 158, 170, 179, 181, 187, 189, 218, 279, 304, 317, 335, 337,338, 361, 363, 366, 367, 435, 443, 514, 524, 619, 622, 634, 636, 637, 653, 654, 660, 678 çadır mehterbaşısı: 288 Çadırcılar pazan (Edirne'de): 598 Çağa eğiri: 343 Çağa Gölü: 342, 343 Ç:ığa Kasabası: 342, 343

700

Çağatay Türkleri:

229 Köyü: 470 Çağatay-ı zir Köyü: 470 Çağatayf: 441 çakal:340 çakal at: 634 Çakallar Köyü: 262 Çakatorna: 424 çakı: 314 Çakıt: 99 Çakıt Haru: 58, 59 Çakıt Nehri: 58, 59 Çakuna dili: 543 Çalapverdi (köle isıni): 606 Çaldıran savaşı: 293 çalgıalar: 636 Çalıkkavak balkaru: 486 Çalıkkavak Dağı: 486 Çalıkkavak derbendi: 483 Çalıkkavak Köyü: 483 çam: 443, 483 çam ağaçları: 85 Çam bardak: 345 çam bardakları: 345 çam kabuğu: 57 çam oluklar: 344 çam tahtası: 57, 344 Çamlıbel: 327, 328 Çamlıca: 103, 112, 637 Çamlıca Dağı: 109, 110, 684 çaınlık: 345 çan:210 Çanakçı Mahallesi (Silistre'de): 436 Çağatay-ı bal~

Çankın:327,340,341,342 Çanlı: 318 Çanlı Kilise: 195, 209, 317,

318, 319

Çanlıtepe:

499 çanta: 417, 582 Çapakçur:30~310,311,312 çapgın at: 440 çapgın beygir: 413 çapııl (yağma): 481, 551

çapulcu: 102, 115, 175, 363, 375, 377, 521, 636,665 Çardaklı Köyü: 482 ç~rg~h: 585, 610 çarha (öncü) askeri: 104, 105, 135, 136, 279, 361, 362, 364 çarhacı tüfenkleri: 106 çark: 185,456 Çarka:309 çarka cengi: 660 çark-ı felek: 487 Ç&-Melik Kalesi: 198 çarmıh (yelken ~!eti): 148 çarşaf: 84, 90


Çarşı Camii: 380 Çarşı Camii (Hacıoğlu'nda): 44? Çarşı Mahallesi: 270 Çarşı Mektebi (Silistre'de): 438

çartay (müzik aleti): 636 Çaryar-ı güzin (dört halife): 285, 646 çaşıt (casus): 104, 109, 136, 338, 659 Çaşnigir Köprüsü: 261, 265,-327, 340 çaşnigir (saray sofracısı): 95, 538, 666 Çaşnigiran-ı iili esnafı: 667 ÇatKöyü:294,30~309

çatal çakmaklı tüfenk: 105 Çatal Dağı: 631, 632 çatal fitil tüfenk: 105 çatal fitiller: 660 çatal kurşun tüfenk: 105 Çatalağaç Yaylası: 64 Çatalca bahçesi: 631 Çatalca Çayın: 633 Çatalca Deresi: 382 Çatalca Kasabası: 630, 631, 633 Çataloğlu Sarayı (Çatalca' da): 633 Çavuş Camii (Hacıoğlu'nda): 449 Çavuş kardeşioğulları: 303 Çavuş Mahallesi (Hacıoğlu'nda): 449 çavuşbaşı: 370 Çavuşbaşı Camii (Sütlüce'de): 573 çavuşlar emini: 200, 269 çavuşlar katibi: 513 çavuşlar kethüdası: 27, 200, 269, 431 Çavuşzade hanesi: 269 Çavuşziide Mehmed Paşa Sarayı (Zile'de): 330 çay bostanlığı: 309 ÇayağZı: 352 çayır: 499 Çayır Köprüsü (Silistre'de): 442 Çayır Mahallesi: 448 Çayırlı Camii (Bor şehrinde): 253 Çayırlı Köyü: 449 Çeh: 510 Çehriniçse Kalesi: 593 Çek: 140,468,497,506 Çek dili: 543 çekeleve (yelkenli kayık): 102, 461 çekic (saatçi aleti): 408 çekiç: 383, 544 Çekişge Gölü: 444 Çekmece Gölü: 380, 381, 382 Çekmece Köprüsü: 383 Çekmece semti: 380 Çekvani aşireti: 311, 321, 323 Çelebi Ağa (Kul Kethüdası): 371, 396 Çelebi Ağa (Yeniçeri Kethüdası): 364 Çelebi Ali Efendi: 539 Çelebi Camii (Edirne'de): 578

Çelebi Camii (Sofya'da): 516, 518, 531 Çelebi Efendi: 655 Çelebi Efendi Camii (Niğbolu'da): 416 Çelebi güftesi: 487 Çelebi Hüsameddin: 35 Çelebi Kadı Hamarnı (Filibe'de): 502 Çelebi Kethüda: 346, 350, 352, 356, 357, 358, 379, 398, 429, 664 Çelebi Mahallesi (Sofya'da): 516 Çelebi Sultan Mehmed: 18, 268, 271, 293, 298, 299, 329, 332, 341, 384, 410, 412, 486, 490, 491, 560, 562, 582 Çelebi Sultan Mehmed Han Medresesi (Edirne'de): 579 Çelebi Sultan Mehmed Han Sarayı Köyü:486 Çelebilik ziyaret yeri (Aksaray' da): 263 Çelebiye müderrisi: 621 çelenk (sorguç): 94, lll, 137,458 Çelerdi (köle ismi): 606 çeltik: 360 Çemensoffa: 347, 348, 640, 673 Çemerne Yaylası: 424 Çemişkezek: 294, 300, 306 Çenek Köyü: 402 Çenekliziide: 401, 403 Çenekliziide Halil Ağa Sarayı (Pravadi'de): 401 çeng (müzik aleti): 32, 318, 636 Çenge:397, 398,399 Çengeköy (Silistre'de): 483 çengiler: 482, 609, 636 Çento: 457 çerağ:36,431,453,455,478,556

çerge: 103, 187, 189, 367, 514, 619, 636, 653 çeribaşı: 17, 27, 82, 88, 125,183,193, 197, 217, 220, 230, 234, 256, 269, 293, 299, 301, 307, 311, 313, 341, 414, 433, 549 Çerkez: 70, 71, 79, 94, 104, 110, 146, 160, 172, 321, 360, 373, 374, 415, 457, 639, 662,677 Çerkez cariye: 533 Çerkez pas tası: 640 Çerkezi tarzı: 418 Çerkezistan: 527 Çerınik: 222, 356, 369, 681 Çertez vilayeti: 191 çeşde (müzik aleti): 318, 482 çeşme: 7, 18, 29, 235, 237, 238, 259, 274, 352, 389, 417, 451, 480, 494, 518, 528, 530,589,602,608,626,633,640 Çeşme Kasabası: 464 çevgan:l4,45~598

çevgan topu: 368 çığa balığı: 381, 440

;,.,_

701


Çıknkçı Köyü: 467, 471 Çıldır (Çaldıran) Sahrası: 231 Çıldır (Çaldıran) savaşı: 301, 311 Çıldır gazası: 313 Çıldır Ovası: 70, 268 çınar: 382, 392, 483, 524, 592, 632, Çınarlı Deresi: 308 çınariıle 473

636

çıngırak: ıso Çıtak: 405, 462, 494, 528 Çıtak dili: 442 Çıtak kavmi: 418, 441 çı yan: 64, 90, 134, 246, 511 çiçek: 57, 205, 231, 272, 396, 593 çiçek soğanları: 68 çiftçi: 141, 167, 279 çifte hamam: 254, 274 Çifte Hamarn (Eski Zağra'da): 494 Çifte Hamarn (Niğbolu'da): 417 Çifte Han: 57 Çifte Han ılıcası: 57 çifte (saatçi aleti): 408 çiftlik kethüdas: 336 Çiğ-delizade: 240 Çiğ-delizade Cami (Kayseri'de): 236 Çiğ-delizade Sarayı (Kayseri'de): 235 Çiğdem (cariye ismi): 606 Çiğdem (Türkmen kadın ismi): 227 çilek meyvesi: 322, 527 çillehane: 582 çimenlik: 634 çimenlik sofa: 155 Çimirne Yaylası: 57, 525, 530 Çimşirlik: 642 Çin: 229, 320, 328 çin kesesi: 4 Çin Osman, Şeyh: 327 Çineli Köyü: 469 çingan pabuç (ayakkabı cinsi): 598 Çingene:277,290 Çingene haracı: 643 Çingene Pazarı (Edime'de): 599 çini: 3, 5, 7, 8, 566 çini saksı: 563 Çircis, Hz.: 165 Çirmen: 489, 514, 546, 547, 548, 578, 611 çivi: 85 çivit renk: 598, 624 çizme: 84, 106, 245 çizme yarnayıcı dükkanları: 239 çizmed dükkanları: 234 çoban:140,155,226,527,633 Çoban Bay: 22, 23 Çoban Deli Kasım Ağa Köprüsü: 626 Çoban Kasım Ağa Köprüsü: 626 Çoban Köprüsü: 22, 383, 626

702

Çoban Kurduman, Melik: 23 çoban nefirine (boru): 645 Çobaniçse Kalesi: 424 Çobanoğulları: 22, 23, 24, 233, 323 çocuk mektepleri: 237, 273, 501 Çoçra şehri: 427 çoluk (çoban yarnağı): 633 Çomar Bölükbaşı: 100, 111, 112, 114, 115, · 116,117, 137,335,336,337,338,339, 340 Çonkar Köyü: 470 çorba:2, 182,203,393,624 çorbacı: 109, 559, 633, 637 Çorlu: 386, 387, 390, 391, 577 çorlu (hastalıklı, dertli): 387 Çorlu peyniri: 390 Çorlu şehri: 387 Çorum:269,327,332 Çorum Kalesi: 332 çöğür (müzik aleti): 318, 482, 668 çöl: 75, 86, 92, 171, 174, 185, 215, 217, 218, 219,454 Çöl Arapları: 66, 87, 88, 89, 92, 173, 180, 214,215,218 Çöl (Yergöğü) Kalesi: 412 çölistan: 92, 193, 213, 217,219 Çömez Hüseyin: 338 Çöınlekçiler Mahallesi (Aksaray' da): 257 çörek: 32, 239, 303 çörek ot!u çörek: 240 çörekçi: 240 çuka: 7, 11, 120, 129, 131, 159, 174, 177, 349,407,411,441,473,494,502,605 çuka dolarna: 375 çuka dolapları: 425 çuka elbiseler: 487 çuka ferace: 407, 442, 452, 605 çuka işliği: 59 Çukacı Hacı Medresesi (Edirne' de): 579 Çukacılar Ham (Sofya'da): 519 Çukacılar pazan (Edirne'de): 598 çukadar:429,498,668,669 Çukurca Kazası: 327 Çukurova Köyü: 469 Çıılcu Baba: 475 çulha ustası: 532 Çulhalık: 130 Çullubayır (Edime'de): 553 Çum Kürdü: 60 Çum Kürtleri: 65 çuval: ıso çüngüs balığı: 324 Çüngüş Kasabası: 222 çüriş yağı: 443 Çürüksu: 206


Dabbetü'l-arz: 57, 59 Dadyan: 72 dağ deliciler: 133 dağ harami: 63 Dağ Kapısı (Harput'da): 302 dağ kazıcı: 571 · · dağ servisi: 392 Dağıstan: 229, 282, 320, 442; 615 Dağıstan padişahı: 527 Dalıhak: 170 Dalıhak kılıcı: 489 Dahhak, Melilc 306 Dalıhak-ı Marf: 266, 669 daire (def): 181 Dakayık u Hakayık: 95 Dakuka Kalesi: 221 dalgıçlık 170 dalkavuklar: 191 dalyan: 444, 445 dalyan sarayı: 444 dalyan tüfenkleri: 111 Damlacık Dağı: 200, 207, 208 damzırma (yiyecek): 528 Danehacı Köyü: 470 Danimarka: 140,444,474,510,552 danişmend (kadıların yanında stajyer olarak çalışanlar): 102 D~~şmendliler: 22, 23, 24, 233, 234, 243 Daruşmendoğulları: 13, 22, 23, 24, 226, 248, 252, 267, 292 Dankaza Köyü: 334 Darağacı Kapısı (Silistre'de): 437 Darağacı Mahallesi (Silistre'de): 436 Darahıye: 354 darayi (ipekli kumaş): 104, 245 darb-ı mesel: 244 darbzen: 103 darbzen top: 434 Darende: 264, 265 dan: 234, 285 dan bozası: 440 Dar-ı Ervah (Ruhlar evi) (Aksaray' da): 262 Dar-ı Hayye (Şahmaran Kalesi): 60 Dar-ı Hüma: 59 Dar-ı kayasıra (Kayserler yurdu): 69 Darıca: 104, 545 Darşenbit (Hama şehri): 81 Daru Köyü: 179 darülhadis: 6, 29, 73, 83, 89, 173, 202, 216, 237, 253, 259, 273, 331, 344, 401, 407, 411, 449, 487, 493, 501, 518, 581, 617 633 ' Darülhadis Malıallesi (Edirne' de): 590 darülkur'an: 20~ .

darülkurra: 6, 28, 73, 83, 89, 174,202, 237, 253, 259, 407, 408, 411, 449, 459, 487, 493, 501, 518, 581 Darüssaade ağası: 39, 329, 348, 349, 592, 603, 639, 642, 653, 661 darüşşifa (hast~hane): 569, 607, 608, 610 Daşnık Mirza (Imirza): 359, 363, 364, 365, 366,368,369,371,373 Davud Dede Tekkesi (Çorlu' da): 389 Davud, Hz.: 71, 87, 160, 161, 209, 314, 345 Davud Paşa Bahçesi: 380 Davud saparu: 15, 92, 646 Davud-ı Kayseri, Şeyh: 248 Davudf: 160 Davudf zırhı: 662 Davudi'-dem: 576 Davudzade Ham (Çorlu' da): 389 davul: 10, 15, 59, 103, 109, 112, 280, 364, 371, 415, 431, 453, 467, 478, 507, 513, 556,559,596,610,659 Daye Kapısı (Silistre'de): 437 Daymas Köyü: 119 debbağ bekarlan: 532 debbağ çarkları: 487 debbağ (deri işleyicisi): 32, 244,285, 519 603,607 ' debbağ eşkıyalan: 533 debbağhane:20~206,26~275,599 Debbağoğlu (eşkıya): 531, 532, 533

Debbahlar pazan: 240 DeccaJ.: 636 Dede Hanı (Filibe'de): 502 Dede Mehmed Çelebi (Hattat): 392 Dede Mektebi (Filibe'de): 501 Dede Saltık Sultan Korusu (Babadağı'nda): 473 Dedeler (Türkırien kabilesi): 228 dedikodu: 282, 637, 644, 652 def: 15, 92, 105, 144, 150,491,556 defıne: 23, 136, 379, 465, 511, 565 defter emini: 27, 200, 269, 431, 513 defter kethüdası: 27, 200, 431, 513 Defterdar: 9, 27, 104, 109, 183, 269, 332, 333, 334, 340, 342, 350, 356, 358, 369, 370, 371, 398, 431, 472, 480, 487, 513, 518, 578, 594, 595, 644, 652, 653, 655, 656, 660, 661, 663, 679, 681, 682, 683 Defterdar Camii (Sofya'da): 518 , Defterdar Derviş Çelebi: 480 Defterdar Derviş Paşa Camii (Babadağı'nda): 472 Defterdar Mustafa Paşa Camii (Edirne'de): 578 defterhane: 199, 301, 351,355,513 değirmen: 144, 206, 226, 331, 425, 433, 446,447,45~456,485,507

703


değirmen beygiri: 108 Değirmen Boğazı: 220,

232 değirmen gemileri: 447 değirmen taşı: 446

Değirmenderesi Kasabası: 545 Dehaniye tatlı susu: 215 Delıdaniye Nehri: 214 dehdehi (ziller, kuş tüyleri): 646 Dekend şehri: 615 deli askerleri: 538, 666 · Deli Birader: 350 Deli Mehrned ınayınunları: 610 Deli Usta Sarayı (Çatalca'da): 633 Deliali Köyü: 470 Delibaşı: 137 deliceler (havai fişek cinsi): 636 Deliorman: 430, 432, 463 dellak: 84, 520, 603, 624 delliik civanı resmi: 603 delliil: 116, 394 Delonya sancağı: 514 Deluke adlı kadın: 80 Deınavend Dağı: 126,319 demir: 160, 497, 591 demir halkalar: 400, 505 demir kafes: 268, 580 demir kalem: 571 demir kapı: 293, 400, 410, 412, 595, 596, 597,598 Demir Kapı (Aksaray' da): 257 demir küliih: 109 demir madeni: 424, 542, 544, 546, 629 demir mil: 608 demir pencere: 415, 455 demir zırh: 684 demir zincir: 73 deınirci: 84,314,345,544 Deınircikulu, Hattat: 474 Deınirciler pazarı (Edime'de): 598 Deınirdaş (Tiınurtaş) Kasabası: 602 Deınirkapı: 60, 308, 320, 381, 421, 445, 659 Demirkapı Kalesi: 597 Demirkazık yıldızı (Kutup yıldızı): 190 Demirli Karahisar Kazası: 327 Demlik-i balii Köyü: 470 Demlik-i zir Köyü: 470 Denekler Köyü: 449 deniz cengi: 149 deniz seferi: 559 deniz tüccarları: 63, 205 Denklayanuş Kral: 69 Denkler Köyü: 482 deprem: 166, 492 derbend:100,326,360,483 derbend davulu: 398 Derbend Köyü: 3

704

derdes yoklaması: 515 derebeyler: 641 dergiih-ı all: 102, 103, 480, 559, 626, 637, 642,667 dergiih-ı all kapıcıbaşılan: 117, 448, 465, 468, 515, 643, 667 Der-i devlet (İstanbul): 99, 314, 325, 358, 367, 396, 433, 468, 656, 659, 666, 675, 682 Dermelik (Türkmen kabilesi): 228 dershane: 331, 388 dersiiiın: 202, 252, 259, 331, 388, 438, 448, 479, 493, 579 derviş baltaları: 92 Derviş Efendi Mahallesi (Silistre'de}: 436 Derviş Efendi Mektebi (Silistre'de): 438 Derviş Efendi, Şeyh: 448 Derviş Efendi Tekkesi (Silistre'de}: 439 Derviş Mehrned Paşa: 450, 634, 637, 638, 639 Derviş Mehrned Zıll!: 475, 575, 648 Derviş Paşa: 131 Derviş Sünnet!: 647, 648, 649, 650 derviş tekkesi: 29, 40, 74, 83, 169,174, 237, 259, 274, 302, 342, 389, 401, 417, 438,494,501,505,518,582,626 Derziler (Niğbolu'da): 416 Despot: 399, 488, 496, 543 Despot Yaylası: 488,499,504,506,531 destehancı: 456 Destpot kral (Sırp krallarından): 488, 497, 558 Destpot Yaylası: 57,507,545 Deşt-i Kerbela: 646 Deşt-i Kıpçak: 72, 320 dev: 126 deve: 2, 93, 97, 113, 128, 138, 143, 153, 154, 167, 174, 180, 187, 189, 211, 219, 347, 367, 378, 503, 505, 595, 624, 664, 675 deve ahırları: 503 deve boynu: 157 deve dişi buğday: 32, 74, 175, 606 deve kırkıcı: 600 deve köçeği: 154 deve kösleri: 668 deve yükü: 129, 175, 369 Deveboynu: 187, 188, 609 deveci: 503, 538 Develi: 230 develik: 56, 61, 93, 394, 505, 546 Deveyli (Türkmen kabilesi): 227 devlengeçler (çaylak): 194 Devlet-i Aliyye: 102, 305, 431 Devne değirınenleri: 381 Devrekiinf: 343


Deyr Dağı: 121, 141 deyr-i Mesih: 317 Deyr-i Zünnun Köprüsü: 119 deyyusbaşı: 600 dığdığı lehçesi: 20 Dıraç Kalesi: 424 Dırava Nehri: 424, 444 dış edik (ayakkabı cinsi): 598 diba: 95, 105, 317 dibelik: 462 Dicle: 198,213,215,219, 220,221,647 dikici bekarlan: 596 Dil Herseki: 683 Dil iskelesi: 359 Dil mahalli: ı, 100, 367 dil peyniri: 390, 633 Di!aver Ağa, Abaza Deli: 275, 363 Dilaver Ağa, Merzifonlu (Iabamyassı silahdan): 333, 336, 340 Dilaver Ağa, Sivaslı: 363 Dilaver Efendi Köyü: 486 Dilaver Paşa Sarayı (Kayseri'de): 235, 236 dilberan kafadarlan: 95 dilçe balığı: 527 Dilhan menzili: 2 Dimorta Kasabası: 328 Dimyat: 124, 164 Dimyat Kalesi: 144 Dimyat pirinci: 503 Dinayi kabilesi: 197 Dinç hükfuneti: 312 Dinç Kalesi: 312, 313, 315 Dinç şehri: 312 Dinek Keskin: 327 dink değirmenleri (yağ değirmenleri): 487 Dip Frengistan: 318, 444 Dir Kalesi: 219 Dir şehri: 219 Dirava Nehri: 424, 426 Direklibel: 336, 338 dirhem: 90, 207, 239, 288 Diri Ten Nehri: 444 Dirin Nehri: 423, 424 Dişbudak (Türkmen erkek ismi): 227 Div Riğ: 292, 293 divan askeri: 62 divan çavuşlan: 349, 667 divan efendisi: 666 divanhane: 24, 271, 350, 370, 372, 394, 437,516,591,594 Divanyolu: 640, 667 divit: 675 divne (at cinsi): 635 Divriği: 228, 269, 292, 294, 295, 296, 297 Divriği camileri: 295

Divriği

huram (iri gözlü cennet kızlan): 296 Divriği kadılan: 297 Divriği Kalesi: 293, 294 Divriği kedisi: 296, 297 Diyale:309 Diyarbakır: 56, 80, 106, 213, 216, 220, 221, 222, 224, 257, 271, 291, 292, 300, 301, 303, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 312, 313, 314, 321, 323, 324, 336, 340, 356, 357, 369, 373, 386, 387, 647, 671, 672, 681,682 Diyarbakır bezi: 369, 370 Diyarbakır valisi: 314, 671,674, 682 Diyarbakır voyvodası: 220 Dizdar Ağa: 90,194,201 dizdar (kale muhafızı): 4, ll, 17, 28, 39, 60, 65, 68, 71, 82, 89, 126, 134, 136, 163, 164, 168, 173, 183, 194, 198, 216, 219,220,223,234,252,256,265,270, 293, 298, 299, 301, 305, 306, 307, 308, 311, 312, 313, 314, 330, 410, 412, 414, 433, 434, 449, 458, 468, 482, 498, 499, 549 Dizdar Köyü: 402 dizdarhane: 400,414 Dizdarzade Efendi: 621 Dobra Venedik: 497,509 Dobral Köyü: 486 Dobruca: 399, 441, 442, 449, 452, 456, 460, 461,462,463,481,482,625 Dobruca Çıtağı: 452, 457 Dobruca hassı: 432 Dobruca kralı: 397, 399, 409, 453, 463, 481 Dodonişka: 355 Doduşka Dağlan: 423, 424 Doduşka kavmf: 509 Doğan Dede Sultan: 496 doğancılar odalan: 591 doğramacı: 403 dolap (su): 74, 89 dolaplı kuyular: 602 domuz: 67, 97, 485 donaruna:348,354,355,410,41~641

donarnna-yı hümayıln:

102, 104, 132,

461,466,559 Donkarkız:l40,444,510,552

dostluk mektupları: 179, 644, 656 , Dölendi Yaylağı: 324 Döndü (Türkmen kadın ismi): 227 Döne Kapısı (Silistre'de): 437 Dörtdivan: 341, 342 duaname: 349 Duka gemileri: 353, 354 Dukagin sancağı: 424, 514 dukat (duka altını): 635

705


Durnalak (Türkmen cariye ismi): 227 Durndumi Kalesi: 675 Dumlu Sultan Türbesi: 195 Duna Değirmenleri: 456 Durganlı Ağa Sarayı (Sofya'da): 516 Durhan Baba Sultan: 496 Durhan Bey: 618 Durhançı Köyü: 407 Durhanlar Köyü: 470 Durubnak: 355 Duseriyye Vezir: 215 Duşka (Sırf§yil'in oğlu): 509 dut: 175, 185, 329 dut ağacı: 61, 132, 137, 139, 158, 329, 568 dut bağlan: 144, 197, 215, 217, 224 dut bahçeleri: 184, 215, 216 dut meyvesi: 296 dut şarabı: 207 Duteli menzili: 263 Dutlu Pınar Camii (Zile' de): 330 Dutlu Pınar Mahallesi (Zile'de): 330 Dutluca Köyü: 300 duvak: 228 dübeyt: 105, 478 Düceyl§n: 196,347 Düceyle (Cezire-i): 218 düdük: 556 dügah: 585, 610 Düğlek Köyü: 469 Düğüncü Köyü: 471 Düğünciller Köyü: 482 Dühük Kalesi: 181 Düldül: 76, 225, 250 dülger: 78, 228 Dümbüli Kalesi: 675 dürbün: 106 Dürer u Gurer (kitap): 19 Dürrt:95 Dürrf kıraatı: 581 dürr-i yetim (inci): 612 Dürüzistan: 116 Dürzf: 117, 121, 122, 125, 132, 134, 136, 137, 139, 140, 141, 144, 158,335, 644, 645 Dürzl beyi: 132 Dürzf Dağlan: 81 Dürzl dili: 81 Dürzf Köyü: 132, 137 Dürzl mezhebi: 119 Dürzf şeyh!eri: 138, 159 Dürzistan: 114,137, 141 Dürzistan Dağlan: 138 düz taban (ayakkabı cinsi): 598 Eba Eyyub-ı Ensari: 62, 392, 572, 635, 665

706

ebemkuşağı (gökkuşağı):

242, 292, 383, 571,600 Ebf Muhammed ibn Talib Camü (Kayseri'de): 235 EbfTMib: 49, 192 ebrl nfu"enc çubuğu: 106 Ebu Ali Sfna: 30 Ebu Amr kıraati: 581 Ebu Cafer el-Mansur: 59 Ebu Cehil: 90, 192,584 Ebu Hüreyre: 195 Ebu İshak Kazvinl: 249, 614 Ebu İshak Kazvinl Tekkesi (Edirne'de): 589 Ebu Leheb: 250, 584 Ebu Said Efendi, Şeyhülislam: 22, 23, 346, 371, 372, 642, 653, 655, 661, 668 Ebu Süfyan: 199 Ebu Ubeyde ibn Cerrah: 70 Ebu Zeyd-i Hindl Baba Ri ten: 247 Ebubekir, Hz.: 34, 39, 386 Ebussuud Carihf: 587 Ebussuud Efendi, Şeyhülisl§m: 333, 525, 526,587,588 Ebülfeth (Fatih) Camii: 295 Ebülhevl: 318, 492 Ebülkasım Abdülvahid en-Neccari: 78 Ebülkasım (Dülgerlerin P"'ıri): 78 Ebü'l-Me'ill-i Kayseri: 283, 285 Ebü'l-Ula-yı Ma'arravf, Şeyh: 184 Ebü' s-s ele: 118 Ece Yakub (Gazi): 403, 460,551, 619 Eceler kabri: 619 Ecez§de:619 eczahan: 563, 571 Eddes b. Ukayl eş-Şems: 90 Edebalı: 10, 480 Edhemiye tarikatı: 613 Edincik: 147,292,545,573 Edirne: 62,239,384,390,395,414,431, 481, 486, 487, 488, 489, 491, 493, 497, 499, 500, 545, 546, 548, 549, 550, 551, 552, 553, 555, 556, 557, 558, 560, 561, 562,564,569,570,571,573,574,575, 576, 577, 578, 579, 581, 582, 583, 586, 588, 590, 591, 592, 593, 595, 596, 597, 598, 600, 601, 602, 603, 604, 605, 606, 609, 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 617, 618, 619, 620, 621, 622, 623, 627, 631 Edirne bahçesi: 593 Edirne bostancıbaşılan: 558, 582 Edirne bostancıbaşısı: 558 Edirne camileri: 560 Edirne evliyalan: 613 Edirne fatihi: 384, 387, 488


Edirne fethi: 628 Edirne hakimi: 387 Edirne Kalesi: 552, 553, 554, 555 Edirne şehri: 589 Edirnetekfuru:395 Edirne Tekkesi: 584, 585 Edirne yolu: 577, 628 Edirnekapı: 379, 580, 631, 659, 665, 668 Edrine: 404 Eflak: 409, 410, 411,412, 413, 414, 415, 418, 419, 426, 427, 428, 431, 432, 434, 435,438,441,462,468,497 Efiatar Kapısı (Silistre'de): 437 Eflatun-ı İlahi: 30, 528, 608 Efrasiyab: 94, 110, 654 Efrasiyab boruları: 675 Efrayim, Hz.: 128, 129, 160, 184 efsun: 75, 150, 484 Efza Mesireyeri (Kayseri'de): 246, 249 eğe (saatçi aleti): 408 eğen:282

Eğerli Dağ: 322 Eğil: 308, 312 Eğin:

297, 298, 299 Kalesi: 294 Eğin yayı: 299 Eğir: 343 eğir kökü: 343, 444, 445 eğirotu: 342, 343 Eğlence Baba: 617 Eğin

Eğre:426,428,515 eğrek (koyun ağılı):

527

Eğri: 278 Eğri fatihi: 278 Eğri gazası: 278 Eğri Köprü: 292 Eğrikapı: 631 Eğriköprü: 265, 266,

270 Ehl-i Beyt: 474, 491 ehl-i hıref: 501 Ehram Dağı: 71, 120,199,492,509,550 ejder: 316, 328, 404, 460, 520 ejderha: 8, 399, 445, 555 ekinler: ll Ekinler Köyü: 496 ekmek: 2, 32, 64, 93, 96, 97, 102, 239, 245, 275, 291, 303, 312, 325, 342, 350, 411, 440, 447, 452, 473, 494, 506, 538, 544, 624, 670, 678, 682 ekmek ayvası: 606 ekmek ve tuz hakkı: 67, 338, 378, 479 ekmekçiler: 104 Ekmekçiler köşesi (Edirne' de): 553 Ekmekçizade Ahmed Paşa Darülkurrası (Edirne'de)ı,581

Ekmekçizade Ahmed Paşa Ham (Edirne'de): 595 Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü (Edirne'de): 602 Ekmekçizade Ahmed Paşa Sarayı: 594 Ekrad: 197, 200 ekrekler: 633 Elbasan: 514,530 elbise: 18, 29, 74, 94, lll, 116,128,177, 202, 297, 458, 494, 501, 502, 521, 582, 679 Elbistan: 226, 263, 264 Elbruz Dağı: 72, 126, 320, 321, 527 elçi: 21, 26, 70, 79, 145, 146, 159, 250, 282, 283,284,285,356,384,464,551,585 Elemşah (Türkmen erkek ismi): 227 elhalinye balığı: 7 Elibat suyu: 190 Elkas Mirza: 281, 284 Elkayıranoğlu (cerrah): 240 elma: 54, 97, 291, 303 Elmalı Köyü: 226 elmas: 153, 205, 465, 651 elmas mührü: 188 elmas yüzük: 200 Elvahat şehri: 71 Elvan Camii (Kayseri'de): 236 Elvan Çelebi Köyü: 331 elvend ağaları: 363 Elvend Bey: 565 Elyesa ibn Hatvan: 119 Elyesa Nebf: 127 Emetullah (kadın ismi): 606 Emevfler: 91, 119, 126, 134,163, 167, 193, 199 Emevfoğulları: 120, 197,218,223,233 Emin Camii (BalÇık İskelesi'nde): 458 Emin Ham (Silistre'de): 440 Emine (kadın ismi): 606 Emir Çelebi Camii (Niğbolu'da): 416 Emir Dede Sultan: 540 Emir Kerboğa: 70 Emir Paşa, Defterdar: 358, 369, 371, 372 Emir Paşa Kalesi: 405 Emir Paşa, Kırkçeşmeli (Defterdar): 356 Emir Paşa Köyü: 483 Emir Sultan Camii (Kayseri'de): 235 Emir Şeyh Camii (Filibe'de): 501 Emir-i Çin Osman: 328 emir-i hacc: 94, 154 Endülüs diyarı: 152 Enez Kalesi: 545, 546 enginar: 322 Engürücük Kasabası: 8 Engürüs (Macaristan) seferleri: 515 Ensar: 12,217

707


Ensar Kabilesi: 90 Hz.: 171 Enuşirvan: 248, 290, 299, 300 Envaru'l-aşıkfn (kitap): 541 ErGölü:322 Er Sultan, Hz.: 613 Erbab-ı Soffa: 217 erbain (kırk gün devam eden kara kış): 190 Erbil Kalesi: 221 Erbiye (Türkmen cariye ismi): 227 Erce mahalli: 181 Erces, Kayser: 247 Ercesoğullan: 266 Er-ceyş Dağı: 233 Ercis (Erciyes) Dağı: 233 Erciş, Kayser: 232 Erciyes Dağı: 234, 240, 241, 242, 244, 245, 246,247,248 Erciyes Yaylağı: 324 Er-çamuru: 39 Erdebil:296,297 Erdek Kasabası: 545 Erde!: 426, 427, 526, 530, 583, 593 Ereğli: 39, 41, 53, 55, 99, 246, 261, 352 Ereğli kalyonu: 354 Ereğli Kapısı (Aksaray'da): 257, 258 Ereğli sazlığı: 253 Erenler Sultan: 617 Eretna Medresesi (Kayseri'de): 236, 248 Erfahışd ibn Sam: 169, 170 Ergani: 308 erganun: 210 erganun çanı: 202 Ergene Köprüsü: 383,393, 395,600, 626 Ergene Nehri: 393, 395, 396, 629 erguvan:273,322,561,593,609 erik: 462 Eıjeng (Nakkaş): 273 Er-kili: 39 Erkili:39 Ermen diyarı: 71 Ermen Kayser: 266 Ermen vilayeti: 265 Ermeni: 196, 200,206,232,244,265,266, 270, 275, 276, 277, 287, 290, 292, 293, 296, 298, 299, 303, 311, 312, 317, 318, 326, 328, 331, 500, 519 ·Ermeni dili: 241, 290 Ermeni kilisesi: 265, 276, 304 Ermeni köyü: 232, 265, 300, 303 Ermeni krallan: 298 Ermenice:275,303 Ermeni-i Yarmeni: 310 Ertuğrul Bay: 216 Ertuğrul Beğ: 24, 25 Enuş,

708

Ertuğrul Ertuğrul

Gazi: 344 Han: 10 Ervam {Rumlar): 296 erzak: 508 Erzen: 196 Erzene'r-Rum: 196 Erzen-i Ahlat: 196 Erzincan: 23, 196 Erzurum: 21, 25, 56, 57, 69, 181, 186, 187, 188, 190, 191, 195, 196, 197, 224, 231, 257, 265, 268, 277, 281, 294, 309, 320, 321, 322, 324, 327, 332, 333, 340, 342, 379, 527, 605, 626, 657, 671 Erzurum Karsı: 230 Erzurum Ovası: 321 Erzurum seyahati: 1 Erzurum valisi: 105, 281 Es' ad Efendi: 45 Es' ad Efendi Tekkesi (Bor şehrinde): 253 esedf: 135 Esir Pazarı {Edirne'de): 599 Esfrf (şair): 388 Eski Ali Paşa Camii (Edirne'de): 578 Eski Bedesten (Edirne'de): 596 Eski Cami Çeşmesi (Edirne'de): 589 Eski Cami (Çorlu' da): 388 Eski Cami (Edirne'de): 619 Eski Cami (Hacıoğlu'nda): 449 Eski Cami Mahallesi {Edirne'de): 590 Eski Cami Mahallesi (Filibe'de): 500 Eski Cami Mektebi (Silistre'de): 438 Eski Cami (Silistre'de): 438 Eski Cami Tekkesi (Silistre'de): 438 Eski Camii (Niğbolu'da): 416 Eski Hamam (Niğbolu'da): 418 Eski Han (Niğbolu'da): 418 Eski Han (Sofya'da): 519 Eski imaret 6 Eski İnepazan: 328 Eski Kaplıca (Bursa'da): 27 Eski Kilise (Sivas' da): 276 Eski Medrese (Edirne' de): 596 Eski Pamukçular Hamarnı (Kayseri'de): 243 Eski Saray (Edirne'de): 553, 591, 595, 602 Eski Siyavuş Paşa Camii (Sofya'da): 517 Eski Zağra: 491, 494, 495, 496 Eskibaba Köyü: 470 Eskici Baba: 614 Eskicuma hassı: 432 Eskiköy: 470 Eskimahalle (Hacıoğlu'nda): 449 Eskişehir: 11, 99, 114, 326, 366, 653, 655, 656 Eskişehir Kalesi: 10 esmaü'l-hüsna (Allah'ın güzel isimleri): 8


esrarkeş: lll Estergon: 552 Estergon Kalesi: 410, 425, 618 Estergon Kalesi Camii: 295 Estergon kilisesi: 492 esvap: 152, 346, 418, 538 Esved b. Mikdad: 70, 81, 225 Eşbey Köyü: 262 .... Eşe Kadın Camii (Edirne' de): 581 Eşe Kadın Çeşmesi: 590 Eşe Kadın (Edime'de): 553, 589, 603 Eşe Kadın Ham (Edirne'de): 595 Eşe Kadın Mahallesi (Edirne'de): 590, 617 Eşe Kadın Pazan (Edime'de): 599 eşek: 66, 97, 138, 166, 345, 456, 600 eşek oynatanlar: 636 eşkıya:92, 180,330,358,372,533,641, 644,664 eşraf: 17 Eşref b. Adil b. Eyyub: 221 Eşrefoğlu, Şeyh: 5 Eşrefoğlu Tekkesi: 6 Eşrefzade: 6, 8, 9 et: 411 et bahası: 259 et sucuğu: 245 et ücreti: 388 Etrak: 3, 9, 10, 11, 16, 18, 19, 31,332,333 Etrak (Türk) dili: 226, 241 Etrisoğlu: 215 ev hamamlan: 402, 473, 487 Evecan (cariye ismi): 606 Evhadullah, Sultan: 311 Evhadüddin-i Kirmani: 248 evkaf: 202, 208, 236, 272, 276, 381, 409, 460,610,627,628,630 evkaf huccetleri: 185 evkafname: 35, 490, 611 Evli ya: 100, 116, 137, 339, 449, ~09 Evliyil Çelebi (aynca bkz. Hakir): 99, 116, 288,337,339,376,428,495,651,684 Evliyil Efendi: 340 evliyil kerameti: 146, 181 Evren Bey: 618 Evren Dede: 479 evşe (şebnem): 322 eyne damı (mescit): 258 Eyüp:385,630665 Eyüp mevleviyyeti: 629 Eyüp mollalığı: 381 Eyüp mollası: 380 Eyüp yalılan: 637 Eyyub, Hz.: 160 Eyyub Paşa: 20 ~. Eyyub Sultan: 664, 665, 666 Eyyub Sultan Meyleviyeti: 631

....

..

"_

Eyyub!oğullan: 144 ezan:l48, 182 ezan şerefesi: 481 ezan-ı Muhammedt: 576 ezine günü mescitleri: 258 ezme (yiyecek): 528

Façat Dağlan: 426 Fağfur:229,320,491 fağfur1: 273, 563

fahişe: 482, 522, 532, 533 Fahr, İmam: 447 Fahreddin el-Acemt, Mevlana: 618, 619 Fahreddin Sultan, Şeyh: 346 Fahreddin-i İskilibt, Şeyh: 333 Fahrlmakas: 574 Fakılar Köyü: 395 fakih (İslam hukukçusu): 259 fakir lik cihazı: 557, 646 Falaska hekim: 247 Farça: 14 fare:297,315,316 Farsça: 81, 95, 241, 290, 638 Farsça kitaplar: 587 Faryabt faslı: 636 Faşa Kilisesi: 318 Fahma: 373 Fatih Camii (Çorlu'da): 388 Fatih Sultan Mehmed Han Gazi Camii (Babaeski'de): 626 Fazi ibn Yahya Bennekl: 213 Fazlı Paşa Sarayı (Zile'de): 330 Fehim Çelebi: 20 Fehr ibn Millik: 177 Fehred (fürkmeri köle ismi): 227 Felaket derbendi: 483 felç: 20, 181, 638, 639, 640 felek zühresi (Çoban yıldızı): 350 Felemenk: 148, 161, 552 Felemenk gemisi: 148 Felestin (Filistin) şehri: 163 FellahAraplar: 119 Fellah haneleri: 163 felsefi ilim: 276 fener: 522, 629 Fener Kasabası: 629 Fenerbahçe: 569 Fenerkapısı: 368 ferace:7,84, 105,107,174,228,407,411, 506,544 Fereskür princi: 503 Ferhad: 4, 310, 383, 415, 549, 553 Ferhad kavmi: 490 Ferhad (köle ismi): 606 Ferhad külüngü: 72, 583

709


Ferhad Paşa Camii (Çatalca'da): 631 Ferhad Paşa, Solak (Karaman beylerbeyisi): 279 ferhadf külünkler (taşçı kazması): 189, 190,530,582 Feridun: 121, 669 ferman: 2, 6, 35, 54, 104, 113, 114, 116, 117, 187, 265, 333, 334, 347, 349, 356, 357, 358, 365, 366, 367, 369, 371, 373, 378, 395, 413, 460, 464, 468, 478, 535, 578, 583, 586, 623, 634, 643, 652, 657, 658, 666, 670, 672, 674, 675, 676, 682, 683 Ferruh Çavuş Sarayı (Zile' de): 330 Ferruh Paşa Sarayı: 594 fersah: 133, 420, 553 feryatçılar: 136, 351, 369, 372 feryatnfuneler: 675 Fes-i Merankuşf şehri: 649 Feteköy: 629 Feth-i Bab Tekkesi (Harput'da): 302 Fethullah Tennfuf, Şeyh: 248 fetih ezanı: 575 fetva: 15, 46, 70, 71, 200, 231, 248, 250, 270, 370, 475, 559, 615, 618 Feylesof: 608 Feyyum şehri: 129 feyz nan: 207 fıçı: 58, 149 fındık: 106 Fındıklı: 637 Fındıklı Yayla: 64 Fırakfzade, Kütahyalı: 200 Fırat Nehri: 46, 86, 87, 193, 194, 195, 196, 197, 198,201,213,214,215,216,217, 218, 219, 220, 222, 223, 224, 292, 293, 294, 296, 297, 298, 300, 309, 321, 421, 556 fırın: 14, 36, 93, 207, 447 Fırıncı Mahallesi (Kayseri'de): 235 fırtına: 459, 534 Fıs Kayası: 309 fıskiye: 202, 392, 564, 592, 595, 608, 632 fıstık: 106 Figfuıiyye (Fehrın Çelebi'nin eseri): 20 fil: 72, 289, 391, 446 fil cüssesi: 133, 200, 234 fil damı: 599, 603 yavrusu: 288, 289 fil yükü: 151 iliandıra (kurdele biçiminde) bayrak: 94, 103 Filboz kral: 497, 498 Filboz Salırası: 499 Fildamı Mahallesi (Edirne' de): 590 Fildamı zaviyesi: 619

m

710

Filibe: lll, 170, 487,488,490,493, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 503, 504, 511, 545,546,558,561 Filibe Makedona: 497 Filibe Ovası: 488, 503 Filibe pirinci: 503 Filibe Salırası: 488, 490, 496, 498, 503, 504 Filiboz: 4%, 497, 498 Filikos (İskender hekim!erinden): 30, 310, 317 Filikos oğlu Kavala: 550 Filistin:75, 159,165,166,168,170 Filkos:608 fillar (ayakkabı cinsi): 598, 633 ffiori:451 ffiozof: 90, 122 Filvara (Dobruca kralı oğlu): 463 Fılyokuşu:599

fincan: 403 Firav Kalesi: 13 Firav (Sırfayil oğlu): 550 Firavn: 80, 610 Firavn Dağları: 509 Fir' avnfler: 121, 156 Firdevsü'l-Ahbar (kitap): 286 firkate: 410, 419, 457, 546 Firuz Bey medresesi (Urfa' da): 202 Fisagores-i Tevhfdl: 30,608 Fiyameng (Felemenk): 420, 510 Foça: 354, 424 Fohşan:427

forta (ayakkabı cinsi): 598 Franka (Sırfayil'in oğlu): 509 Fransa: 140,510 Frengf hare: 171 frengizahmeti:524 Frengistan: 140, 158,209,241,442 Frenk: 65, 66, 67, 70, 81, 122, 132, 142, 144, 145, 156,157,277,500,503,509, 515,536 ' Frenk (Bağdad topcubaşısı): 219 Frenk hekim: 534, 535, 537, 538 Frenk kalyonları: 66 Frenk kızı: ı49 Frenk kilisesi: 244 Frenk rnahsubesi: 528 Frenk Mam (Nakkaş): 210, 273 Frenk oğlanı: 149 fUl (yasemin): 322, 593 Fulande Nehri: 425 Fustat şehri: 120, 168, 509 futa (kumaş cinsi): 18, 84, 181 fülüs: 642 Füruhat-ı Şam Tarihi (kitap): 134 FÜZuru güftesi: 640


Gaddare (iki tarafı keskin bir nevi kılıç): 282, 365, 367 Gafarlar Beli: 67 Gafirciler: 68 Gafurf Efendi: ıoı Galata: 352 Galata burnu: 397, 398 Galata Kulesi: 454 Çalata (Vama şehrinde): 483 Gallad ibn Eslemü'l-Hayff: 9ı gamgam kılıcı: 384 Ganibucak Köyü: 471 g~met:366,373,458,468,484,569

garumet mallar: ı90, 367, 409, 458, 550 Gara Nehri: 426 Gariban kolu: 636 Garradharu menzili: 118 Gavri (Mısır Sul tanı): 70, 71, 80,1 8ı, 88,

ı26, ı46, ı60, ı68, ı72, ı93, ı96, 2ı4,

2ı5, 2ı6, 23ı,

232, 587 gayya çukuru: ı38 gayya dereleri: 400 gayya kuyusu: 4ı5 gazali: 6ı2 gazazhane: ı74 gazel: ı06 gazelhan: 246 Gazi Baba Mahallesi (Hacıoğlu'nda): 449 Gaznevf Sultan, Şeyh: 263 gazzaz (terzi): 373, 503, 598 Gazzazlar (İpekçiler) pazarı (Edirne' de): 598 Gazzazlar pazan (Filibe'de): 502 Gazzazzade, Şeyhu'l-kurra: 501 Gazze: 75, ı63, ı64, ı67, ı68, 171, ı72, ı73, ı74, ı75, 176, ı77, ı78, 587 Gazze Paşası: 162 Gazze peşkirleri: 177 Gazze subaşılığı: 164 Gazze yağlıklan: 175 Gazzetü'l-Haşim: ı62, ı71, 172, 174, 176, 177 Gebze: ı, 12, 113, 114, 346, 360, 367, 548, 653,655 gece elbiseleri: 435 Gedikçubuk Kazası: 328 gedikler: ı37 gedikli zeamet sahipleri: 667 Gedikzade (yeniçeri serdan): 460 Gelibolu: 474,523,541,545,546,558 614 · gelincik: 475 ' Gelinlik Köyü: 483 gemi: 3, 4, 60, 61, 78, 87, 102, 109, ı20, 12ı, 125, ı~~ 145, 148, ı49, 164, 176, 177, ı96, 2ı3, 222, 300, 309, 345, 346, 353,354, 360{400,,4~1, 413,416, 4ı9,

42ı,422,423,433,443,444,446,447,

457, 459, 461, 464, 465, 466, 468, 534, 537,542,588,655,657 gemi cundası: 461 gemi direği: 537 gemi mayrnunu: 107 gemi yelkeni: 587 gemici: 146, 151,398,461,535,588 Gernleyik (Gernlik) Kasabası: 7, 8 Gernlik: 4, 7, 207, 545 Gence: 22, 659, 683 Genç hükümeti: 312 Gerede Kasabası: 342 Gerencik Köyü: 470 Gerez Paşa Hamarnı (Kayseri'de): 243 Gerez Paşa Sarayı (Kayseri'de): 235 Gerezler Suyu: 234 Gergen:342 Gerger şehri: 222 Gergi Mahallesi (Aksaray'da): 258 Gerizler Suyu: 242 Gerrniyan: 3ı Gerrnürf: 238, 242 Gerz Paşa Sarayı (Urfa'da): 201 gevgeş (at cinsi): 635 Gevherli Köyü: 470 Gevrik Kasabası: 213 geyik: 617 Geyürners: 113, 266, 276, 287 Geyve Kalesi: 346 Geyve Kasabası: 8 Geyve Köprüsü: 383 gezegenler:ı90

gezengevfsi (efsanevf kudret helvasısı): 323 gezginler: 273 . gılmanlar (köleler): 80, 85, 384 Gınayf Efendi, Reisülküttab: 356, 406, 533, 538, 539 Gınayf Efendi Sarayı (Sofya'da): 516 Gınayizade: 539 Gırbo:457 Gıyaseddin

Mes'ud (Selçuklu Sul tanı): 35 Gigi kavmi: 32ı Gilan: 586 Gilan gemileri: 421 Gili\nf tarikati: 86 , Girit Adası: 113, 12ı, 348, 351, 352, 354, 355, 356, 593, 639, 641, 655, 658, 665 674 . ' giyecek:3ı,84,24ı,260,367,627

Giygi aşiretleri: 311 Gizlice Baba Sultan: 15 Gizlice Baba Türbesi: 15 göç borulan: 144, 658

711


göğem (çakaleriği

veya mürdümeriği):

462,527 Göğemli

Köyü: 462, 463

göğüs ağnsı: 524

613

Gök Gedik: 67 Gökçe Köyü: 481 gökkuşağı: 381, 547 gökkuşağı kemerleri: 258 Gökmeydan (Şam'da): ll6,

117, 179, 180

Göksu Nehri: 222, 637 Göksun: 232, 527 Göksun Yaylası: 57, 71,226, 230, 231, 232, 246,324

Göktepe Yaylası: 64 göl boruları: 79 Göle Kalesi: 526 Göle sahrası: 400 gölemez: 178, 528, 633 gölgelikler: 653 Gölkend şehri: 615 Gön Ham (Kayseri'de): 239 göncük (yelken aleti): 148 Göncüzade: 437 gönden akçe: 234 Gönül Camii (Kayseri' de): 236 gönüllü: 105, 117,538,666 Gönye dizdarlığı: 377 Görlef Kalesi: 191 Gözcü Mahallesi (Filibe'de): 500 Gözcütepesi: 499 Gözlü Sultan: 254 Gözlü Sultan Tekkesi (Bor şehrinde): 253 gözlük: 170 Gözlüzade Camii (Bor şehrinde): 253 Gulam Şadf: 609 GulamfEfendi, Nakibüleşraf: 406 Gulvar Kalesi: 425 Gulvar Köprüsü: 600 gusülhane: 604 güyende (söyleyici): 482 Güden Taceddin, Molla: 15 güherçile: 254 gül: 273,322,396,453,561,593,606,609, 611

gül bahçesi: 204, 408 Gül Camii: 384, 631 Gül Camii Mahallesi (Sofya'da): 516 gül yapraklan: 563 gülabdarı:

14, 35,282,403,453,478

gülbang: 132, 583 gülbangü biat-ı perem (derviş malzemesi): 556 gülhang-ı Muhammed!: 154, 479, 512, 551,556,575,584

Gülbin Dağı: 76, 77, 122 Gülbuy (cariye ismi): 606

712

Gülcan (Türkmen kadın ismi): 227 Gülek Kalesi: 58 Güleşciler Tekkesi (Edime'de): 554, 585, Gülfam (cariye ismi): 606 Gülfam (Türkmen kadın ismi): 227 Gülhan (Türkmen kadın ismi): 227 gül-i gülistan: 204,215, 453 gül-i nesrin: 609 gülistan: 32, 55, 373, 396, 488, 553, 555, 556, 606, 608, 609, 611

gülistan bağı: 628 gülistan bahçesi: 33, 455 Gülizar (cariye ismi): 606 gülle: 146 Güllü Köyü: 482 güllük: 317, 591, 592 güllük gülistanlık: ll Gülnar (cari ye ismi): 606 Gülruh (cariye ismi): 606 gülsuyu: 131, 158, 159, 453, 521, 597, 606 Gülşah (kadın ismi): 606 Gülşenf ayini: 620, 621 Gülşenf dervişleri: 588 Gülşenf tarikatı: 587, 488

Gülşenf tekkesi: 501, 588 gümrük: 66, 67, 149 gümrük emaneti: 66 gümrük emini: 60, 146, 194, 350, 369, ~71,

382, 410, 432, 467, 499, 559, 653, 679, 681, 682, 683 Gümülcine: 398 gümüş: ll, 322, 323, 411, 497, 543, 544, 609,620 gümüş aletler: 35 gümüş at takımı: lll gümüş kap kacak: 282 Gümüş Kazası: gümüş

334

kilit: 14

gümüş koşum: gümüş

lll pullar: 14

gümüş şamdanlar: 35 gümüş şebekeler: 35 Gümüş şehri: 334 gümüş takım: 325 gümüş üzengi: lll Gündoğdu (köle ismi):

606

Gürcistan: 22, 527 Gürcistan Boğazı: 195 Gürcistan hanlığı: 269 Gürcü: 22, 94, 104, 110, 112, 360, 373, 374,429,457,458,480, 505,546,637

Gürcü aznavurları: 677 Gürcü Hamarnı (Kayseri'de): 243 Gürcü köle: 113, 192 Gürcü Köyü: 328


Gürcü Mehmed Kethüda: 507, 542 Gürcü Mustafa (Evliya Çelebi'nin kölesi): 678 · Gürcü Nebi (Celalf): 100, 101, 104, 108, lll, 112, 113, 114, 115, 117, 137, 230, 335 Gürcüce: 290 güreşçi: 584 güreşçi pehlivanlar: 636 Güreşçiler Tekkesi (Edirne' de): 583 gürgen ağaa: 403 Gürladik sancağı: 21 Gürün Kasabası: 264 gürz:585 Gürz Paşa Sarayı Hamarnı (Urfa' da): 205 gürzbaz:636 Güstehem: 110 güve: 106 güvercin: 610 güvercinlik: 505, 595 Güvercinlik Kalesi: 423

Habeş: 78 Rabib-i Necck 64, 73, 74, 76, 77, 78, 124, 139 Habur Nehri: 199,218 Habur sancağı: 199 Habusı Köyü: 303 hac: 135, 160, 185 hac yolu: 60 hacamat: 537 Haccac-ı Zalim Yusuf: 370, 683 hacc-ı şerif: 135, 153, 185, 225 Hacegan (Nakşibendi) tarikah: 536, 648 Hacer ana: 44 hacerü'r-rüz: 159 haa: 2, 16, 58, 63, 66, 78, 79, 464 Hacı Ali Sarayı (Pravadi'de): 401 Haa Bayram-ı Velf: 263, 561 Haa Bekir Ağa Kervansarayı (Babadağı'nda): 473 Hacı Bektaş-ı Veli: 14, 25, 26,112,252, 261, 329, 399, 430, 452, 453, 467, 468, 474,477,491,551,555,556,558,560, 582, 601, 616, 627, 657 Haa Bey Hamarnı (Urfa'da): 205 Haa Cafer Ağa Camii (Filibe'de): 505 Haa Pikreddin Mahallesi (Aksaray' da): 258 Hacı Gani Mahallesi (Çorlu'da): 388 Haa Hamza köyü: 265 Hacı Hızır Mahallesi (Haaoğlu'nda): 449 Hacı İbrahim Harfi· (Urfa'da): 205 Hacı İlyas Camii (Edime'de): 578

Hacı İvaz KöyÜ: 470 Haa vazlar Cami (Kayseri'de): 236 Haa Ivazlar Mahallesi (Kayseri'de): 235 Hacı Kapıa Sarayı: 194 Haa Karaman Köyü: 512 Hacı Kasım Mescidi (Niğbolu'da): 417 Hacı Kerim ÇavuşzMe: 275 Hacı Kılıç Cami (Kayseri'de): 236 Haa Kılıç Mahallesi (Kayseri'de): 235 Haa Kılıç Medresesi (Kayseri'de): 236 Haa Mahmud Mahallesi (Bor şehrinde): 253 Haa Mehmed Mahallesi (Haaoğlu'nda): 449 Haa ömer Ağa Tekkesi (Edirne' de): 588 Haa ömer Tekkesi (Edime'de): 616 Haa Paşa Camii (Kayseri'de): 236 Hacı Seyyid Hasan Efendi Camii (Aksaray' da): 258 Haa Zahid Mahallesi (Sivas' da): 270 Haalar Köyü: 469 Hacıoğlu Kasabası: 449, 450, 452, 458 Haaoğlu Pazan Kasabası: 432, 449, 450, 452,482 haçlı bayraklan: 147, 148 hadde: 345 Haddese Köyü: 162 Haddise Kalesi: 215,219 hadım: 592 Hadice-i Kübra: 123 HMimü'l-Haremeyn: 315, 587 hadis ilmi: 237, 259, 302, 391 hadisçi: 551 hafakan (kalp çarpınhsı): 20, 204, 521, 524 haffaf (kavaf): 402, 518 haffafhane: 275, 598 Haffafhane Pazan: 240 Hafs kıraati: 237, 581 Hafsa Hatun: 622, 624 Hafsa Hatun Hanı (Edirne'de): 625 Hafsa (Havsa) Kasabası: 622 haftancıbaşı: 358 Hafza binti Asım b. ömerü'l-Farük: 91 haham: 161 Hakiki Sultan, Şeyh (Şeyh Hamid-i Velf

!

oğlu):263

hakir (Evliya Çelebi): 6, 19, 33, 35, 66,,93, 99, 100, 102, 114, 115, 116, 117, 121, 122,125, 126,131, 137,139, 140,144, 153, 154, 155, 156, 157, 170, 172, 177, 179,181, 186,189, 190, 191, 192,207, 208, 209, 210, 211, 212, 220, 243, 264, 269, 284, 288, 291, 304, 324, 325, 329, 334,335,336,337,338,339,340,343, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 356, 357,

713


358, 360, 361, 365, 367, 372, 375, 376, 380, 400, 403, 404,405, 408, 413, 419, 421, 423, 428, 430, 448, 449, 451, 453, 455, 458, 459, 460, 465, 471, 477, 478, 479, 484, 485, 495, 496, 497, 504, 512, 520, 526, 529, 533, 534, 535, 537, 538, 548, 556, 560, 570, 575, 576, 593, 594, 598, 604, 609, 611, 621, 634, 635, 636, 637, 638, 639, 644, 645, 646, 647, 648, 650, 651, 652, 653, 654, 655, 656, 663, 665, 669, 670, 671, 673, 675, 677, 678, 679, 680, 681, 682, 683, 684 hakkak ustası: 153 Hakkari Ham: 675 Haladere (Gazi): 551 Haleb: 31, 56, 60, 65, 66, 67, 68, 70, 71, 72, 79, 80, 83, 87, 89, 132, 142,145, 146, 161, 182, 183, 184, 185, 186, 188, 189, 192, 193,194, 195, 197,199,216, 217, 225, 251, 269, 290, 301, 340, 359, 373, 387, 581, 643, 652, 658, 661, 664, 669, 671,672,674,675 Haleb defterdarı: 65 Haleb iskelesi: 60, 67 Haleb Kalesi: 71, 185, 504 Haleb kalkaru: 94, 662 Haleb Kapısı: 73,74 Haleb Sultan Çarşısı: 331 Haleb şehri: 75 Haleb tüccarları: 221 Halebü'ş-Şehba: 185, 186 Haleti Efendi, Azmizade: 439 halı: 62, 139, 185, 329, 342 Halıdere Kasabası: 545 Halid ibn Velid:70, 81, 88,232,305,306 Halil Ağa (Akkfunbaşı): 180 Halil Ağa, Dizdar: 194 Halil Ağa 2aviyesi: 63 Halil berekatı: 650, 651 Halil Efendi, Çelebi (Kasımpaşa Mevlevihanesi Şeyhi): 100 Halil Efendi, Şeyh: 100, 101 Halil (erkek ismi): 244 Halil, Hz.: 44 Halil İbrahim: 208 Halil Nehri: 207 Halil Paşa Ham (Edime'de): 595 Halil Paşa Sarayı: 594 Halil Yazıo: 664 Halilullah evkafı: 208 Halilullah mağarası: 209 Halilullah Makamı: 127, 211 Halilürrahman: 123, 129, 200, 207, 211 Halilürrahman pınarı: 204 Halilürrahman şeyhi: 192

714

Halilürrahman Tekkesi: 203, 204,209, 210 Halilürrahman vakıflan: 207 Halim Çelebi, Mevlanazade: 30 halk hamamları: 205 hallaç: 596 Hallaçlar pazarı (Edirne'de): 598 Halti aşireti: 311, 321, 323 Halvan beldesi: 91 halvet: 247,274,333, 520, 603,624 Halveti tarikatı: 297, 447, 490, 589, 614, 633 HalvetiTekkesi: 274,501,588 Ham (Hz. Nuh'un oğlu): 81, 121 Hama: 75, 76, 77, 81, 82, 84, 86, 89, 99, 101, 116, 176, 317, 325 Hama dolabı: 85 Hama Kalesi: 81, 182 Hamad b. Abdurrahman: 34 hamal: 373, 379 hamam: 2, 6, 7, 9, ll, ıs, 16, 18, 29, 33, 38, 39, 41, 56, 57, 58, 62, 63, 66, 67, 68, 74, 80, 82, 84, 89, 93, 119, 120, 125, 132, 136, 137, 144, 147, 152, 158, 163, 167, 169, 170, 171, 174, 179, 180, 184, 192, 193,194, 197, 198,201,204, 205, 213, 214, 216, 217, 218, 220, 223, 243, 244, 247, 254, 260, 264, 265, 271, 274,294,295,302,313, 314,326,327, 328, 330, 331, 332, 342, 344, 380, 382, 385, 386, 389, 393, 394, 397, 402, 405, 407, 408, 411, 412, 414, 417, 418, 437, 439,449,456,459,461,467,472,473, 481, 482, 487, 490, 494, 498, 502, 503, 505,507,516,519,521,522,544,545, 546, 547, 549, 594, 599, 602, 603, 604, 624, 625, 626, 629, 633 hamam akçesi: 533, 654 hamam camekaru: 680, 681 Hamam Medresesi (Sivas'da): 273 hamam suyu: 304 hamamcı: 247, 521 Harnan hazinesi: 597 Harnan Kuyusu: 31 Hamavi kayısısı: 32 hamayii bağı: 366 Harndi Çelebi (Şeyh Eşrefzade oğlu): 9 Hamele-i arz sığın: 155 Hamele-i sevrin (dünyayı taşıyan öküz) boynuzu: 558 Hamevi helvası: 606 Harnid Çelebi, Taşköprüzade Molla: 86 Hamid ibn Musa el-Kayseri: 249 Hamid-i Dımışki, Şeyh: 193 Hamid-i Veli, Şeyh: 258,262,263 HamisAğa Mahallesi (Divriği'de): 294


haınsi balığı: 133 hamur:90 Hamutan (Hama şehri): 81 Hamza Baba Tekkesi: 549 Hamza Beğ: 493 Hamza Bey Camii (Eski Zağra'da): 493 Hamza Bey Mektebi (Eski Zağra'da): 493 Hamza, Hz.: 285 Hamza Sultan, Şeyh: 263 Hamza-yı Şami, Şeyh: 333 han: 2, 15, 30, 33, 38, 39, 56, 57, 58, 62, 66, 67, 68, 83, 89, 92, 93,118, 119, 120, 125, 144, 158,163, 167, 179,184, 192, 193, 194, 197, 198, 201, 204, 205, 213, 214, 216, 217, 218, 220, 223, 242, 254, 264, 265, 274, 277, 295, 313,314, 326, 327,328,342,344,380,382,385,386, 389, 394, 396, 397, 405, 407, 408, 411, 414,440,446,449,459,461,465,467, 472, 477, 481, 489, 490, 498, 505, 507, 518, 519, 544,545, 546, 547,549, 554, 595, 602, 624, 625, 626, 629, 630, 633 Hanbeli: 27, 269, 559 Hanca Kalesi: 630 hancılar: 394 Hancızade Efendi (Kadı): 605 hançer: 80, 152, 187, 189, 190, 282,284, 314, 376, 403, 455, 645, 662, 663 hanedan hamamları: 389 hanedan sahipleri: 439 Hanefi havuzu: 564 Hanefi kurnalan: 84, 520 Hanefi mezhebi: 269, 559 Hanefi vakti: 363 hane-i avarız: 277, 559 hanende:246,609,636 Han-ı Tirnan Kasabası: 185 Hanica adlı kız: 630 Haniça Kalesi: 630 Hanifi Halife: 359, 360, 363, 364, 365, 366,368,369,371,373 hannas (şeytan): 191 Hantıman: 185 Hanuh, Hz.: 171 Hanya:352,354,367 harac:83,225,270,277,351,410,432, 438, 492, 499, 515, 559, 641 Haraccı Camii (Silistre'de): 438 Haraccı Çeşmesi (Silistre'de): 439 Haraccı Mahallesi (Silistre'de): 436 Haraccı Mektebi (Silistre'de): 438 Haraccı Tekkesi (Silistre'de): 439 harami: 3, 19, 60, 63, 64, 65, 66, 80, 113, 128, 140, 256, 336, 340, 357, 382, 396, 397, 398, 48'4 Harami Katırcıoğliı: 101

haramzade: 558 Harasta Köyü: 93, 180 harbe (mızrak): 215, 483 Harberid: 301 Har-b!d: 301 Harbid beldesi: 300 Harbid Nahiyesi: 300 Har-bud: 301 Har-bürd: 301 harcırah: 177, 326, 343, 347, 430, 541, 653, 655, 679, 683 harçlık: 428, 582 hardal tanesi: 539 hardaliyesi (rakısı): 607 harekan taşı: 567 harem:374,428,676,677 Harem kapısı: 374, 376 Haremeyn: 40 Haremeyn evkafı: 40 Haremeyn hakimi: 40 Harerneyn-İ Muhteremeyn evkafı: 39 harem~has:99, 101,133,348 harem-i hümayfın: 592 Harem-i Şerif: 22 Harir Yaylası: 56 Harkil Kayser: 39, 40, 42, 44, 51, 53, 232, 233,244,246,255,266 Harkil, Kral: 40 Harkil Ovası: 40 Harkilan oğlu Aleksandıran: 21 Harkile Ovası: 47, 52 Harkile şehri: 55 Harkiliyye: 39 harman: 360, 405 iıarnup: 228 Harput: 213, 300, 301, 303, 304, 305, 308 Harput camileri: 302 Harput evliyalan: 304 Harput Gölü: 303, 420 Harput Kalesi: 300, 301 Harran: 198, 200, 201, 207, 213, 214, 215, 269 harun balığı: 324 Harun, Hz.: 119 Harun Reşid: 12, 70, 87,183, 184, 193, 202,266,298,585 Harun (Yahudi ismi): 162 Harzemşah: 248 Harzemşah: 248, 305 Harzemşah nevruzu: 246, 638 has: 27,125, 172, 183,192,193, 197,217, 220, 256, 263, 269, 305, 308, 311, 312, 313,314,327,329,341,347,351,414, 430, 432, 449, 469, 476, 480, 507, 513, 516, 548, 558, 637, 641 has ahırlar: 104, 592

715


has atlar: 634 has gılman: 594 has gulam: 676 Hasan Ağa, AbazaKara (Türkmen Ağası): 356, 357, 358, 359 Hasan Ağa, Celiilf: 359, 371 Hasan Ağa, Defterdarziideli: 9 Hasan Ağa, Hasodabaşı: 347, 377, 640, 642 Hasan Ağa, Kapıcıbaşı: 283 Hasan Ağa, Kiliircı: lll Hasan Ağa, Telhisci: 644 Hasan Ağa (Topkapulu ve Gümrük Emini): 644 Hasan Alp (Akçakoyunlu): 23 Hasan arzı: 550 Hasan b. Muhammed: 35 HasanBaba,Mumcu:613,616,617 Hasan Badnk: 224 Hasan Belhf el-Hatib: 34 Hasan Çelebi (Gümrük Emini): 350, 369, 679, 681, 682, 683 Hasan Çelebi, Karahisarf (Hattat): 383, 392,394,547,572,573 Hasan Çelebi, Karahisarf (Hattat): 383, 392, 394, 547, 572, 683 Hasan Dede: 616 Hasan ibn Ali Türkman: 35 Hasan Keyf: 224 Hasan Mazlum Kalesi: 224 Hasan Paşa Camii (Sivas'da): 277, 278 Hasan Paşa Hamarnı (Sivas' da): 274 Hasan Paşa Ham (Sivas' da): 274 Hasan Paşa, Kara Abaza: 641, 653, 656, 661, 666, 672, 679 Hasan Paşa, Koca: 272, 274 Hasan Paşa Medresesi: 273 Hasan Paşa, Yemişçi: 595 Hasan Paşazadeler Sarayı: 595 Hasan şehri: 159 Hasan, Şehzade: 617 Hasan taraflan (Mısır'da): 71 Hasan Viihidi, Şeyh: 177 Hasanabad: 224 Hasan-Hüseyin: 107 · Hasan-ı Belhf, Sultanu'l-ulema: 34 Hasan-ı Kayseri: 248 Hasan-ı Raf tarikatı: 120 Hasan! Kalesi: 224 Hasan! ve Hüseynf yeşil sanklan: 667 Hasankalesi (Erzurum'da): 187, 224, 626 Hasbahçe:348,592 haseki:587,588,643 haseki ağa: 371, 377, 395, 396, 587 Haseki Sultan Camii (Edime'de): 578 hasır: 147, 405

716

Hasır Mahallesi hasır saz: 398

(Kayseri'de): 235

Hasırcı Dede, Büdela: 285 Hasfn-i Mansur: 223 Hasköy:385 Hiisoda: 535 hasoda:591 hasodabaşı: 347, 377, 378, 640, 642 hassa bahçeleri: 591 hassa gılman: 437, 591, 604 Hassiin: 250, 285 Hassan ibn Ganem el-Mahzfunf: 91 Hassan şair: 250 hass-ı hüınayün: 17, 27, 71, 82, 88, 134, 199,220,234,252,269,293,332,432, 459, 481, 507, 513, 637, 674 Hastahane: 29, 568 Haşim b. Benf Necciir: 90 Haşim (Hz. Peygamberin dedesinin babası): 177 Haşim ibn Abdüıneniif: 177 Hiişimf oğullan: 185 Haşota kolu: 636 hat: 141, 478, 588 Hatabi Dede: 586 Hatem-i Tayy: 62, 172, 201, 299, 300, 660 Hatib Camii (Divriği'de): 295 Hatib Hamarnı (Divriği'de): 295 Hatib Muhammed Şinavf: 167 Hatiboğlu (erkek ismi): 244 Hatibzade Medresesi (Divriği'de): 295 Hatibzadelik: 9 Hatif (şair): 417, 626 Hatif-i Gaybf: 388 Hatif-i Kudsi: 393 Hiitff-i Kudsi: 451

hatip:461,56~667

hatm-i şerif: 131 Hattab Ömer: 48 hattat: 273, 474, 563, 572, 601 hatt-ı istiva (ekvator): 319 hatt-ı şerif: 158, 284, 357, 428, 448, 576, 611, 634, 672, 674, 675, 678, 683 Hatun Gölü: 323 Hatuniye Medresesi (Harput'da): 302 Hava (Türkmen cariye ismi): 227 havai fişenk: 636 havalama (güreş oyunu): 584 havari: 77, 118, 139, 199,254,300,301, 318 havayi fişek: 105 Havemak: 591 Havemak kasırlan: 255 Havemak kemeri: 292 Havemak kemerleri: 272, 561 Havemak köşkü: 347


havlu: 84, 209 havlu peşkirleri: 84 havra: 244 Havran buğdayı: 84 Havran Nahiyesi: 155, 611 Havran ovalan: 155 Havran Vadisi: 126 havuç: 150 havuz: ll, 20, 40, 56, 61, 82, 93, 135, 186, 202,226,236,392,494,505,519,520, 544, 568, 572, 592, 594, 595, 608, 609, 632,681 Havva: 131 Havva Ana: 95, 131 Havva, Hz.: 95, 130 Havva (kadın ismi): 606 havvare (at cinsi): 635 havyar: 444 Hayber: 251 Hayberistan vilayeti: 251 Haydak kavmi: 229, 321 Haydar Ağa, Kürt:-362 Haydar Ağazade Sarayı (Silivri'de): 385 Haydar Ağazade, Vezir: 386 Haydar Bey (erkek ismi): 606 Haydar Köşkü Dinlenmeyeri (Kayseri'de): 246 Haydar Köşkü (Kayseri'de): 248 Haydarpaşa Bahçesi: 104, 108 haydut: 396 Hayfa Kasabası: 163 Hayra Beğ (Sultan Gavrf veziri): 193 Hayreddin Paşa: 6 Hayreddin Paşa Camii: 5 hayvan: 366 Hayyan şehri: 159 Hazar Denizi: 316, 420, 421, 422, 527, 597 hazine: 166, 209, 214, 221, 372, 379, 464, 465, 497, 511, 530, 538, 550, 565, 570, 573, 591, 596, 604, 637, 639, 642, 658 hazine çadın: 654 hazine defterdan: 27, 269, 431 hazinedar: 99, 356, 538, 654, 657, 666, 668,679 Hazzo: 312, 315 hece taşı: 403 hediye: 14, 40, 57, 74, 79, 88, 93, 132, 149, 171, 177, 180, 192, 204, 250, 265, 282, 283, 312, 317, 325, 343, 345, 346, 413, 419,428,444,456,464,480,525,569, 599, 639, 643, 656, 657, 674 hekl: 287 Hekim Çelebi, Mevlana Şeyh: 619 Hekim Dede Cqmii (Urfa'da): 202 Hekim Dede ziyareti: 213 hekim şerbeti: 323

Helina kral (Harkil'in oğlu): 255 Helona kral (Dobruca krallarından): 399 helva: 32, 207, 606 helvacı civanlan: 30 helvacı çarşısı: 32 helvacılar: 104 Helvacılar pazarı (Edirne' de): 598 Hernam Çayı: 252, 253 hendese (geometri): 173, 218, 256, 380, 381, 570, 575 Herat: 615 Hereke: 104,354 Herem Dağlan: 509 Heremin şehri: 120 Hergeleci Köyü: 469 herise: 275 Hersek: 2, 57, 100, 104, 242, 423, 424, 509, 530, 548, 683 Hersek Dili: 655 Hersek kralı: 2 Hersek (Sırfayii'in oğlu): 509 hersekler: 625 Hesyan (Hazret-i Yusufun kardeşi): 128 Heşdek kavmi: 229, 320, 422 heybe: 239 hey' et (astronomi) ilmi: 319 hey' et (astronomi) kitaplan: 309, 320 hey' et (astronomi) sahipleri: 322 Heyhat: 121,190, 191,320,400,421,442, 483 heykel: 70, 90, 227 Hezargırad şehri: 407, 409 hezarf elma: 303 Hıdde Kalesi: 219 Hıdırağa Köyü: 488 Hıdırlık 263, 553, 556, 560, 582, 583, 593, 617, 618, 622 Hıdırlık Dağı: 556 Hıdırlık Mescidi: 579 Hıdırlık Mesireyeri (Aksaray'da): 261 Hıdırlık Sarayı: 583 Hıdırlık Tekkesi: 582, 583, 601 Hıdırlık Türbesi: 263 Hıdırlık ziyareti (Aksaray' da): 263 hıfz (Kur' an'ı ezberde tutma) ilmi: 259, 581 Hımarlı Dede Sultan: 263 hınto (bir çeşit atlı araba): 413, 511' Hırabda (Sırfayil'in oğlu): 509 Hıristiyan: 69, 70, 75, 78, 118, 139, 140, 144, 145, 156, 161,209,244,255,290, 304, 318, 384, 399, 404, 436, 456, 496, 503, 508, 510, 519, 543, 551, 552, 556, 624,648 Hırk suyu: 53 hırka:84,237,29~556,618,620

" 717


Hindistan: 130, 159, 196,247,309,345, 586, 599, 615 . Hint bezi: 106 Hiraştuş Sahrası: 278 Hisar kirazı: 637 Hisar Mahallesi (Çorlu'da): 388 hisar topları: 271 HisarcıkMesireyeri (Kayseri'de): 245 Hişam ibn Abdülmelik: 197,217,218 Hoca Ali Köyü: 470 Hoca Ham: 370 hokka: 145 hokkabaz: 636 hokkaları (saksı, vazo): 561 hoppa çelebiler: 636 Horasarı: 1 horasarı: 4, 15, 25, 92, 329, 421, 446, 452,

hırka bahası: 14, 598 hırka-i şerif: 535 Hırlı (köle ismi): 442 Hınnen Kalesi: 548 Hınnenli Kasabası: 546 hırsız: 64, 140, 142,256,558 Hırsova mahalli: 422 Bırvadeli Köyü: 254,261 Hırvat: 424, 509 Hırvat dili: 543 Hırvatistan: 424 Hısn-ı Keyfa: 80 Hısn-ı

Mansur: 223, 224

hıstavi hurma: 180, 181 Hıta: 229 Hıtat-ı Makrisf: 163 Hıtah'l-Kazaf (kitap): 172 hıtayf: 273 Hıtayf kağıt: 574 Hıtayf kaseler: 282 hı yaban (iki tarafı ağaçlı yol): hıyar: 150 Hızır:

453,46~477,491,587,615

255, 473, 632

77, 377

Hızır Ağa yolu (Çorlu'da): 389 Hızır Baba: 614 Hızır Bey Köyü: 491 HızırÇelebi (Cerrah): 605 Hızır Dede: 556, 582 Hızır Dede Hünkar Tekkesi: 582 Hızır Dede merkadi: 617 Hızır Efendi, Şeyh: 263 Hızır Gölü: 322 Hızır,

Hz.: 119, 124, 125, 127, 156, 249, 267, 583, 605 Hızır Makamı: 124, 582, 583, 617, 622 Hızır Şah Efendi, Mevlana Tepegöz: 621 Hızır Tekkesi: 582 Hızır-İlyas Boğazı: 422, 467 Hızır-İlyas Kilisesi (Sivas'da): 276 Hicabf Muslihiddin-i Kocavf kadı: 82 Hicaz: 96, 122, 154 hicaz makamı: 576, 585 hiciv: 20 Hicranf Çelebi: 241 Hidayetullah Çelebi Ham (Çorlu'da): 389 hi!' at: 26, 80, 100, 104, 113, 137, 228, 349, 378, 419, 444, 458, 641, 642, 665, 667 hi!' at-ı fahire: 347,349,575,639 Hille: 181 Himmet Efendi, Şeyh: 253 Hind: 276, 345 Hind padişahı: 289 Hind sadefkfufsi: 571 Hindf Baba: 326 Hindf Özbek: 130

718

Horasan erenleri: 14 horasanf kargir yapı: 89 horasanf tuğla: 147, 270 Horodok Kalesi: 593 horoslar (havai fişek cinsi): 636 horoz:142,226,496 hoşab:521 hoşaf: 296, 401, 521 hoşafçı dükkan!an: Hoşoğlan Yaylağı:

240 324

Hoten: 229, 320 Hoten ceylanı: 612 Hotin: 211, 406, 480, 667 Hoy şehri: 70, 265 höşmerim: 528 HCıMr sesi: 134 Hubari kavmi: 141, 142 hububat: 7, 32, 244, 261, 350, 523, 606, 611 Hud: 126 Hudavendigar Camii: 560 Hudavendigar Çeşmesi (Edirne'de): 589 Hudavendigfu Hızır Makamı: 582 Hudavendigfu (I. Murad): 4, 18, 26, 27, 384, 387, 391, 395, 396, 413, 475, 486, 488, 489, 497, 500, 504, 506, 507, 511, 512, 513, 522, 524, 543, 548, 552, 558, 559,560,561,579,583,591, 596,.611, 628 Hudavendigar Köprüsü: 395 Hudavendigar sancağı: 573 hududname fermanları: 526 hududname temessükü: 477 hululf (Tanrı'nın cisirnleştiğine inanan) mezhep: 320 hurnrna (sıhna): 86, 135, 268, 453, 521, 631 Humus: 76, 77, 83, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 99, 182


)

~

r

Hundf Hanım: 243, 245 Hundf Hanım Hamarnı (Kays~ri'de): 243 Hundf Hatun Medresesi: 252 Hundiyye sebili: 238 Hura, Hz.: 177 hurdekar cam: 62 huri: 85 hurma: 180, 181 hurma: 32, 54, 97, 122, 157, 175, 180, 181, 182,447 hurma ağacı: 97, 157 hurma çiçeği: 181 hurmalık: 220 Hurme Gölü: 322 Hurşfd: 654 Hurufi: 141, 267, 618 Husrev, Molla: 19 Husrev Paşa: 654, 659 Husrev Paşa Ham: 16, 99, 653, 655 Husrev-i Şir Paşa: 665 Husvar Kalesi: 530 hutbe: 24, 268, 344 hutbe sahibi: 25 Huvaren Gölü: 322 Huveylid ibn Sehl el-Ayadf: 91 Hücan ([ ürkmen kadın ismi): 227 hüccetler: 652 Hüdaverdi Ağa (erkek ismi): 606 Hüdaverdi (köle ismi): 606 Hüdayf: 383 Hüdayfmeyvesi: 198 Hülagu Han: 233 Hüma (fürkmen kadın ismi): 227 Hümam Çelebi: 346 Hündü (Türkmen kadın ismi): 227 Hünkar Bahçesi: 12, 186, 386, 555, 601, 617 Hünkar Camii: 385 Hünkar Hamamı: 344 Hünkar Hamarnı (Filibe'de): 502 Hünkar Kapıcılar Kethüdası İbrahim Ağa:377

Hünkar Mahallesi (Edime'de): 590 hünkar mahfili: 567 Hünkar Sarayı: 185, 585, 661 Hünkar Sarayı Hamarnı (Edirne'de): 604 Hünkar Yaylası: 324 Hüsam Dede Ham (Çorlu'da): 389 Hüsameddin, Şeyh Çelebi: 35 Büsarniye Medresesi (Edirne' de): 579 Hüseyin Ağa: 374 Hüseyin Ağa: 94, 375, 376, 377 Hüseyin Ağa Sarayı (Pravadi'de): 401 Hüseyin Ağa Sarayı (Van' da): 674 Hüseyin Ağa, Telhisçi Mazlum: 374 Hüseyin AğaiYergöğülü: 412 Hüseyin Bay kara: 99, 318, 479, 632, 636

Hüseyin Bey: 379, 430 Hüseyin Bölükbaşı: 457 Hüseyin Efendi, Naib: 401, 403 Hüseyin Efendizade: 240 Hüseyin Gazi Köyü: 13 Hüseyin Gazi, Seyyid: 12, 13 Hüseyin, İmam: 285, 456 Hüseyin (kayser elçisi): 21 Hüseyin Ovası: 331 Hüseyin Paşa: 162, 171, 172, 177, 351, 352, 355, 456 Hüseyin Paşa, Bülehnikli: 594 Hüseyin Paşa Camii: 173 Hüseyin Paşa, Deli: 113, 351, 658 Hüseyin Paşa Hamarnı (Kayseri'de): 243 Hüseyin Paşa, Nasuh Paşazade: 446, 652 Hüseyin Paşa Sarayı: 173 Hüseyin Paşa, Serdar: 351, 352 Hüseyin Paşa, Şatır: 349 Hüseyin Vaiz: 447 Hüseyinhanoğulları: 303 Hüseyinova Kazası: 327, 328 hüseynf: 585 Hüseyni (Hasinni) Mahallesi (Kayseri'de): 235 Hüseyn-i Kerbela: 439 Hüseyni Mahallesi: 236 Hüseyn-i zü'l-cenaheyn (iki kanatlı Hüseyin): 21 hüsn-i hat: 563 Hüsn-i Ziyad: 300, 301 hüsniyusuf armudu: 494 Hüsün Kalesi: 224 Hüsvar Kalesi: 426

lhmim şehri: 71 ıklık: 482 ilgın: 19, 20, 21, 99, ilgın evliyaJan: 20

653, 655

ilgın Gölü:

20 ll, 12, 19, 20, 57, 209, 222, 397, 519, 520,521,522,524,542,544 Ilıcak beli: 60 Ilığın (=Ilgın Kasabası): 19 Ilkın (=Ilgın Kasabası): 19 Illiyyin cenneti: 268 Irak: 71, 72, 232, 233, 277, 290, 34Y, 492 Irak Hıddesi: 219 Irak-ı Acem: 1, 122, 173, 243, 647 Irak-ı Arap: 1, 75, 173 ıskara: 446 Iskınh Nehri: 427 Islcr Nehri: 399 Ispavod (Allah suyu): 542 ıstaca (yelken aleti): 148 ılıca:

719


Istacr şehri: 170 Istanaz: 523, 593 Istanaz Yaylağı: 324 Istanimaka Kasabası: 499 Istanimaka varoşu: 498 Istan Ulah: 424 ıstıranca Dağlan: 391, 395, 396, 626, 629 ıstinka: 148 ışık borusu: 652 Işkır Nehri: 423, 424, 512, 524,'542 ıtriyat (güzel kokular): 239, 597 Iziadi Kasabası Sahrası: 542

İbn Abbas: 169, 420 ~n Ebf Davud Alayadf: 66

lbn Kes!r ilmi: 581 İbn Kesir kıraatı: 259 İbn Smn tabirnfunesi: 671 ~n Zübeyr: 78 Ibn-i Hattab: 48 İbnyarnin (Hazret-i Yusuf'un kardeşi): 128,129 İbrahim Ağa, Başbakıkulu: 292 ~rahim Ağa, Çavuşbaşı: 371 Ihrahim Ağa, Ebülhayr: 449 !brahim Ağa, Kefeli: 21 ~rahim Ağa, Koca (Çavuşbaşı): 356 Ihrahim Ağa (Köprülüzade kethüdası): 449,450 İbrahim ağaa: 212 ~rahim Azerf Çelebi, Molla: 86 ~rahim Bey: 308, 309 ~rahim Bey, Karamanoğlu: 252, 258, 260 Ihrahim Bey (Mehmed Kethüdazade): 682 !J>rahim Çelebi, Kadızade: 21 Ihrahim Efendi (Bayezid Han hatibi): 605 !J>rahim Efendi Ham (Sivas' da): 274 ~brahim Efendi, Mestçizade: 589, 614 ~rahıtfl Efendi, Ruznameci: 389, 450 ~rahim Efendi, Şeyh: 82 ~rahim Gülşenf: 587, 588, 619, 620 Ihrahim Halil: 199, 209, 212 ~rahim Halil asitanesi imareti: 203 Ihrahim Halil Camii (Urfa'da): 202 ~rahim Halil Mektebi (Urfa'da): 202 Ihrahim Halil Nehri: 205 İbrahim Halil Tekkesi: 203 İbrahim Halilullah berekatı: 207 İbrahim Halilullah Nehri: 202 İbrahim Han: 101, 102, 131, 289, 325, 356, 379,381,409,488,576,582,583,600, 657, 658, 670, 673 İbrahim Hanoğulları: 628

720

İbrahim Hanzadeler: 62 İbrahim, Hz.: 199,201,203,208,211,212

213

'

İbrahim Kethüda: 116 İbrahim Makamı: 124, 208 ~rahim Paşa: 369, 408, 506 ~rahim Paşa, Bostanabaşı Sarhoş: 583 ~rahim Paşa Camii: 61, 409 ~rahim Paşa, Defterdar: 183, 594 ~rahim Paşa Hamarnı (Edirne'de): 603

Ihrahim Paşa, Makbul iken Maktul: 407, 408, 492, 504, 505, 594, 595 ~rahim Paşa, Tavaşf: 392 Ihrahim (Peygamber evladı): 250 ~rahim pınarı: 211 ~rahim, Şeyh: 297 Ihrahim Tekkesi: 203 ~rahim Tennfuf, Şeyh: 248, 333 Ibrail mahalli: 422 ibrı dili: 96, 127, 130, 163 ~rf Efendi (Çorlu ayanından): 390 Ibrf yazı: 221 ibrik: 7, 282, 345 ibrişim: 19, 62, 169 İcınal-i Enbiya Tarihi (kitap): 120 iç ağalar: 137, 666, 668, 676 içedik (ayakkabı cinsi): 598 · iç mehteri: 680 iç oğlanlan: 271 iç yağlan: 443 içecek: 41, 64, 67, 74, 84, 245,261,275,281, 296,299,303,313,350,390,419,435, 452,473,489,523,533,607,635,636 İçme Gölü: 323 içme suyu müshili: 2 içmedik (ayakkabı cinsi): 598 İçmesuyu Iskelesi: 1 !dil (Volga) Nehri: 421,422 Idlib Kasabası: 185 İdris, Hz.: 68, 71, 96, 120, 127, 170, 221, 315,345,509 İdris, Molla: 305, 306, 315 İdriv ban: 551, 627 !drivne gazası: 552 Idrivne kral: 391, 404, 486, 497, 548, 549, 550, 553, 591 İdrivne şehri: 555 İdrivne tahtı: 600 iftira: 191, 586 iğdiş at: 361 iğebolu sancağı: 413 iğne: 345 iğne tezgahı: 345 iğne yapıcılar: 345 iğneci dükkaruan: 344 iğneciler: 345


İğneciler çarşısı (Edirne' de): 598 İğneciler Kapısı (Edirne' de): 554, 597 İhlas Dede: 617

ihram: 544, 636 İhtiman beyi: 513 lhtiman Dağlan: 555 İhtiman Kasabası: 507 İhtiman kırlan: 516 İhtimanoğlu: 88 İkikapılı Ham: 92, 180 İkikapılı mahalli: 116, 181 İkikapılı menzili: 99 İkrime ibn Ebu Cehil: 90 ilaç: 122, 130, 239, 309, 322, 329, 538, 556, 598, 608, 610, 658 ilahi:8,439,448 ilharılar Köyü: 430 ilik yağlan: 443 İliye: 354 İllok Yaylası: 57, 530 İlmigüftesi: 619 Uok Dağlan: 424 iltizam: 66,146,432,433,443,481,498 İlvov Kalesi: 593 İlya, Hz.: 127 İlyas Camii (Edirne' de): 616 Uyas Gölü: 322 İlyas, Hz.: 119, 124, 127 Uyas köyü: 119 Uyas, Şeyh Hacı: 616 Uyaslı Cami: 253 İmadiçi Mahallesi: 327 İmadiye geçit gemileri: 219 imam lülesi: 106 imam Sarayı (Babadağı'nda): 472 İmam-ı A'zam: 27,285,287,433 imaret: 6, 17, 93, 216, 265, 269, 329, 344, 382, 393, 408, 472, 477, 491, 505, 547, 548,554,626 İmaret: 386,411,503 İmaret Camii (Çorlu'da): 388 İmaret Camii (Filibe'de): 501 İmaret Camii imareti (Sofya'da): 519 İmaret Camii (Sofya'da): 517 lmaret Çeşmesi: 7 İmaret Çeşmesi (Çorlu' da): 389 İmaret Hamarnı (Çorlu' da): 389 İmaret ham (Çorlu'da): 389 İmaret Ham (Edirne'de): 595 İmaret Ham (Sofya'da): 519 İmaret Mahallesi (Sofya'da): 516 İmaret Medresesi (Sofya'da): 518 İmrahor tavlası: 678 İmrani diliyle: 96 İmrü'l-Kays: 24~, ;250, 251, 285 inci: 208, 282, 638

inci çıkarmak: 170 incik kemiği: 88 İncil: 140, 141, 199, 209, 290, 317, 399 incir: 32, 64, 97, 139, 175, 185 incir ağaçları: 79 İnebeç Köyü: 496 inehan Köyü: 480 İnepazan:289,328 İngiliz: 140, 148 İngiliz gemisi: 148 İngiltere: 510

insan eğeri: 454 ip cambazlığı: 151 ipahi askeri: 103 İpanya: 166 ipek: 80, 84, 94, 132,138, 175, 197,207, 214,215 ipek elbise: 302 ipek kaftan: 84 ipek kumaş: 418 ipekşal: 19 İpek şehri: 19 ipekçiler: 607 ipekli: 95, 105 ipekli yastıklar: 608 İpol Nehri: 426 İpsala: 551, 552, 558 İpşir Mustafa Paşa, Sadrazam: 158, 334, 358, 359, 363, 371, 641, 642, 643, 644, 652, 653, 654, 655, 656, 657, 658, 659, 660, 661, 662, 663, 664, 665, 666, 667, 668, 669, 671, 672,673, 674, 675, 676, 677, 679, 680, 681, 682, 683 İran: 22, 70, 231, 268, 281, 282, 283, 315, 669,683 İran ve Turan: 282 İrem: 28, 254 · İrem Bağı: 17, 26, 33, 54, 86, 126, 139, 213, 223, 243, 245, 261, 298, 308, 314, 331, 471, 486, 488, 493, 497, 516, 517, 523, 525, 540, 551, 555, 560, 561, 582, 591, 593,602,607,611,619,620,631,632, 647 İrem Bahçeleri: 453, 567, 589, 592 İrem köşkleri: 261, 632 İrem köşkü: 592 İrem Sarayı: 594 İrem şehri: 40 İremezat: 202 İrim Papa: 166, 542 İsa Ağa (Türkmenoğulları'ndan): 94 İsa Ağa, Vefalı: 284 İsa cimcimeleri (pabuç): 92 İsa Çelebi: 268, 376, 384, 562 İsa eşeği: 304 İsa Hoca: 447

721


İsa,

Hz.: 64, 65, 69, 75, 77, 79, 118, 124,

130,139, 140, 156, 157, 158, 199,209, 210, 254, 256, 300, 304, 318, 511, 542, 543,550,557,638 İsa resmi: 210 İsevi: 290 İsfaç: 497 İsfahan: 70,280,314, 672 İsfakiye Arabı: 121 İsfeç: 140, 161, 468, 506, 510,S30 İsfeç dili: 543 İshak Ağa, Boşnak: 396 İshak Çelebi Mahallesi (Kayseri'de): 235 İshak Efendi, Şeyh: 524 İshak, Hz.: 124, 160, 290 ishak kuşu: 632 İshak mekanı: 579 İshakoğluAys:22 İshak Paşa Hamarnı (Edirne' de): 603 İshak Paşa Sarayı: 594 İshak Tekkesi: 589 İshakça mahalli: 422 İshakçı: 422 İshakfler: 589

ishal: 159, 521 iskele emini: 194 iskele kulesi: 61 İskele Mescidi (Niğbolu'da): 417 İskele 2aviyesi: 63 İskender: 66, 77, 81, 135, 176, 310, 317, 320, 400, 497, 510, 630, 657, 668 İskender fermanı: 310 İskender kavmi: 405 İskender kızı: 496 İskender Paşa Hamarnı (Silistre'de): 439 İskender Sarayı: 147, 152 İskender seddi: 600 İskender, Yunanlı: 69 İskenderi çadırı: 310 İskender-i Zülkarneyn: 124,147,309, 320,400 İskenderiye: 69, 121, 124, 164, 203, 220, 492,514,587 İskenderun: 65, 66, 67, 99 iskerled: 241 İskilip: 333 İslam askerleri: 104 İslam Giray Han: 190 İslam ordusu: 4,141 islimiler: 273 İslimye: 486, 487, 615 İsmail Çelebi (Sünnetçi): 605 İsmail Efendi, Defterdar: 594 İsmail Efendi, Şeyh: 343, 346 İsmail Halil: 45 İsmail, Hz.: 44, 96, 124, 160

722

İsmail ibn Huzeyme: İsmail iskelesi: 350

217

İsmail mahalli: 422 İsmail Mes'udi Efendi, Şeyh: 618 İsm-i A'zam: 638 İsmihan Sultan: 373, 460, 669 İsmihan Sultan Camii (Mankalya'da): 461 İsmihan Sultan evkafı: 459, 461 İsmi!: 38, 99

isneyn gicesi: 203 İspanya: 59, 132, 135, 140, 144, 153, 165, 166, 241, 510, 649 İspanya erenleri: 648 İspanya Frengi: 81 İspanya Kızılelması: 552 İspanya kralı: 144, 386 İspanyalılar: 59, 144 ispeçar (deva otları): 231 İspilet Kalesi: 355 İsra gecesi: 455, 572 İsrMil Si'ır: 86 İsrailliler: 156 İsrailoğullan: 81, 126, 159, 160, 164, 176 İstanbul: 3, 12, 33, 39, 61, 72, 73, 101, 102, 105, 109, 133, 181, 207, 231, 239, 266, 278,279,284,303,325,326,328,345, 351, 352, 356, 359, 360, 367, 368, 369, 371,372,379,380,381,382,384,385, 386,387,391,392,398,399,408,414, 421,430,454,458,459,461,464,478, 492, 496, 497, 505, 511, 513, 514, 526, 534,545,550,552,559,564,569,570, 571, 572, 575, 576, 577, 580, 581, 583, 585, 587, 595, 597, 601, 602, 604, 605, 611, 613, 617, 618, 619, 621, 625, 626, 630, 631, 633, 637, 638, 640, 644, 648, 652, 654, 655, 656, 657, 658, 659, 663, 664, 665, 669, 676, 679, 682, 684 İstanbul askeri: 660 İstanbul ayanı: 656 İstanbul ayanları: 660 İstanbul Boğazı: 464 İstanbul denizi: 382 İstanbul fethi: 586 İstanbul Kalesi: 72, 380, 385, 386, 512, 631 İstanbul Kapısı Mahallesi (Silistre'de): 436 İstanbul Kapısı (Silistre'de): 437, 446 İstanbul Köprüsü Çayın (Silistre'de): 442 İstanbul körfezi: 619 İstanbul limanı: 657 İstanbul Makdonyası: 386 İstanbul mollası: 350, 558, 634 İstanbul patriği: 276 İstanbul Tekfuru: 4, 12, 266, 384, 465, 558,585


İstanbul Zindanı: 585 İstanköy: 354 İstefan Kilisesi: 318 İstenciil Adası: 665 İsteriibad: 281, 283, 480

istihare: 476 istiklM hil'ati: 352 İstinye: 637 istiridye: 400 istiskii duası (yağmur duası): 245 İstolni-Belgrad: 552 İsvan şehri: 203 isyan: 39, 132, 377, 378 İşceriz Kalesi: 593 İşkatoz: 354 işkence: 284, 681, 682 it pisliği: 588 İzail (Yahudi): 75 iziadi Dağlan: 423 İzınir: 546, 565 izınit:l04,345,346,545,619,656,657,684 İzmit Boğazı: 104 İzmit Kalesi: 346 İzmit Körfezi: 545 İznik: 3, 7, 8, 114, 360, 366, 655 İznik çinisi: 406 İznik Gölü: 3 İznik Kalesi: 3, 4, 8, 100, 360, 653 İznike (kadın kral): 3 İzoli kabilesi: lll, 115, 311, 321 İzoli Kürtleri: 195 İzvornik: 509 İzzeddin Burnavf: 649 İzzeddin Kılıç Arslan: 255 İzzeddinli Köyü: 633

Kaba (giyecek): ll kaba hastalığı: 521 kaba rüzgar (ayakkabı cinsi): 598 Kabaağaç: 68 kabak: 97, 150, 152 kabak çekirdeği: 151 kabak mevsimi: 304 Kabartay: 321 Kabe:96,160,320,460 Kabe-i Şerif: 80 Kabirova Dağlan: 412 Kabirova hiissı: 542 Kabrano Caınü (Niğbolu'da): 416 Kabrova Dağlan: 398 Kaçamak Köyü: 470 Kaçarlı (Türkmen kabilesi): 228 Kadamlı (köle ismi): 442 kadem ücreti: f58 Kademli Baba: 491

Kademli Dede: 477, 479 Kadeınli (köle ismi): 606 Kademü'n-Nebi makamı: 118 Kaderi: 137, 141,267 Kadı Avn [Ivaz] Camii (Niğbolu'da): 416 Kadı Efendi Sarayı (Silistre'de): 437 Kadı Hamarnı (Kayseri' de): 235, 243 Kadı Ivaz Mescidi: 416 Kadı Mahallesi Camii (Zile' de): 331 Kadı Sarayı (Zile' de): 330 kadıasker:348,634,642,667 Kadıasker Hamamı: 511 Kadıasker Hamarnı (Edime'de): Kadıasker Hamarnı (Filibe'de): Kadıasker Sarayı: 594 Kadıköy: 637, 674, 679

603 502

Kadıköyü Dağları: 103 Kadıköyü menzili (Urusoık Kazası'nda):

409,679 104, 132, 351, 352, 353, 355, 464, 514,559, 657,665 Kadıziide: 21, 105, 375 kadife: 95 Kadife Hanı: 93, 180 Kadir gecesi: 87, 262 Kadir kandili: 572 Kadiri şeyhi: 619 KadiriTekkesi: 586 KadiriTekkesi (Edirne' de): 501,553 Kadri Ağa (erkek ismi): 606 Kadri Ağa Sarayı (Çatalca' da): 633 Kaf Dağı: 320, 553 Kafesli Kapı (Edirne'de): 616 kafesli taht-ı revan (araba): 607 Kaffah, Hz.: 171 KMir Derbendi: ·655 KMiryat Kalesi: 33 kaftan: 31, 241, 351 kiifuri balmumlan: 521 Kiiğıthane: 105, 635, 636, 637 Kiiğıthane Çayın: 514, 633 Kağıthane düzlüğü: 636 Kiiğıthane eğlencesi: 635 Kiiğıthane Nehri: 635, 636, 637 Kiiğıthane Ovası: 636 Kiiğıthane Vadisi: 635 Kağızman: 281 kahin:90,240,380 Kahire: 71, 157, 497 kiihi (bir çeşit simit): 32 Kahkaha burcu: 553 Kahkaha kalesi: 125, 126, 145, 268, 307, 308,400 Kahraman (Türkmen köle ismi): 227 Kahta Kasabası: 223 kadırga:

~

723


~ve:325,350,625

Kahveci İkbali: lll ~veciler: 473 ~vehane:63,375,402,443,446,461

kakule: 170,610 kakum kürk: 375, 376, 474 Kakun Kalesi: 163, 178 Kakun Sahrası: 163 Kalaboynu Mahallesi (Urfa'da): 201 kalafat: 534 Kalas Dağları: 443 Kalas Kalesi: 427 Kalas mahalli: 422 kalayoroz: 209 kaldırım: 446 Kale Ardı Mahallesi (Sivas'da): 270 Kale Camii (Bor şehrinde): 253 Kale Çeşmesi (Sivas' da): 274 kale hamamı: 302 Kale Pazan (Edirne'de): 599 Kalecik: 340, 341 Kalecik subaşılığı: 327 kalem: 453, 675 kalem (derviş·malzemesi): 556 kalemiye (resmi dairelerde gördürülen işler için ödenen ücret): 357, 378, 429,443,643 kalenderhane: 582 Kalenden fukaralan: 618 Kalenden Sultan: 617, 618 Kalenderler Tekkesi: 238 Kalenderoğlu, Cela!f: 185 Kaleyoroz:395 Kalınlar Mahallesi (Aksaray' da): 257 Kalimon: 71, 120, 240, 509, 550 Kalinseve Kalesi: 163, 166 Kalinseve, Şeyh: 163 kalita: 514 Kalka Nehri: 424 kalkan:109,367,375,660 Kalmah (Kalmuk) kavmi: 229 Kalmak kavmi: 229 Kalmuk:229 Kalmuk Tatan: 229, 406 kalpale 441, 452 Killuk Nehri: 297 KalCin kıraati: 581 kalye: 170 kalyon: 61, 66, 67, 138, 147, 148, 149, 352, 353,354,355,534,535,536 Kamahiçse Kalesi: 530, 593 Kamber Köyü: 469 kamberf: 505 kamçı: 653, 681 Kamçı Nehri: 398, 401, 483 Kamerfkavmi: 141

724

kameriyeler: 632 kamerüddevle (kayısı): 32 kamerüddin (kayısı): 32 Kamerilikamer Sahrası: 399, 400 Kamerülkum: 476, 530 kamış: 393, 405 kamış kökü: 445 Kamış (köle ismi): 442 Kamışçızilde (seyyidlerden eski müftü): 240 kaıruşlık: 367 Kamil, Melik (Mısır padişahlanndan): 146,166 Kamin:355 Kaminkrad: 355 Kan Halifel-Eşteri en-Neceff: 91 Kanaği kavmi: 141 Kandahar: 615 kandil: 14, 36, 78, 134, 139, 140,209,243, 247, 394, 404, 431, 563, 567, 572, 627, 636,647,658 Kandiye Kalesi: 348, 355, 504,593, 641 Kangal Yaylası: 324 Kahije: 424 Kahije eğiri: 343 Kankın (Çankırı): 341 Kanlı Göl: 323 Kanlıca: 637 kantar sınğı kargı: 94 kantura (kısa, şeritlerle süslü bir giyim): 92,646 kanun (müzik aleti): 636 Kanunf Süleyman Han: 558 kapama (cüppe gibi üste giyilen bir giysi): 239 Kapamacılar Çarşısı (Kayseri'de): 239 kapan:59,344 kapan atma (güreş oyunu): 584 kapan emini: 200 kapan hanı: 254 Kapan Hanı (Edime'de): 595 Kapan Ham (Kayseri'de): 239 Kapan Ham (Sivas' da): 274 Kapan Mescidi (Niğbolu'da): 417 kapan muhtesibi: 4 kapancı: 270 kapaniçse: 95 Kapdan Paşa: 351, 353, 461, 514, 665 kapı kethüdalığı: 100, 114,480,660 kapıcıbaşı: 95, 105, 116, 283, 349, 366, 458, 465,480,538,582,623,666,682,683 kapıcılar kethüdası: 26, 377 Kapıalar pazarı (Edirne'de): 598 Kapıdağı: 403, 545, 551 kaplan: 59, 139, 617 kaplan heykelleri: 234


Karagözgez Kalesi: 166

kaplan postu: 514, 668 Kaplı Dede: 616 Kaplı Kule (Edirne' de): kaplıca: ll, 57,519

. 553, 616

kapu kulları: 103 Kapukulu sipah kethüdayeri: 94 Kapukulu yeniçeri serdarı: 94 kar kurdu: ll7, 118 Kara Amid: 221 Kara Çavuş (Yeniçeri ağası): 346, 352, 356,358,360,365,371,664 Kara Ece: 403 Kara Evren, Gazi: 551 Kara Habil Köyü: 469 Kara Haydaroğlu (haram!): 356 Kara Hoca, Gazi: 403, 551 Kara Kadı: 605 Kara Mavuna: 354 Kara Mefrat mahalli: 68 Kara Mehmed: 283 Kara Meydan Camii (Urfa'da): 202 Kara Meydan Mahallesi (Urfa' da): 201 Kara Mürsel, Gazi: 403, 551 Kara Nasuh Köyü: 471 Kara Pfrf Paşa Camii (Silivri'de): 386 Kara Şems Efendi: 278 karaağaç: 592 Karaagaç Mesiresi (Silistre'de): 442 Kara-Aınid meliki: 306 Karabel Çayı: 292 karaborsa: 350 Karaca Ahmed Dede: 496 Karaca Ahmed Sultan Mahallesi (Çorlu'da): 387 Karaca Ahmed Sultan makamı: 617 Karaca Ahmed Sultan Tekkesi: 105, 589 Karaca Ahmed Sultan Tekkesi (Çorlu'da): 389 Karacaot Köyü: 482, 483 Karadağ Yaylası: 56, 324, 355 Karadeniz: 39, 66, 176, 242, 266, 316, 369, 385, 386, 395, 397, 398, 420, 421, 422, 425,426,444,452,458,459,460,463, 464, 465, 467, 483, 515, 539, 545, 550, 571 Karadeniz Boğazı: 385, 400 Karadeniz gemileri: 398 Karadeniz Köstencesi: 466 Karadeniz reisleri: 350 Karadoruk toprağı: 265 karadüzen (müzik aleti): 318, 482 Karaferye: 207 Karagöl havuzu: 226 Karagöz Efendi: 100 Karagöz Efendifil.14 Karagöz Paşa Medresesi (Filibe'de): 501

Karaharman:35~422,466,467,471 Karahisar-ı Sahib: 333, 637

karaka (büyük kalyon): 66 Karakaş (erkek isıni): 244 Karakaş Ermeni (cerrah): 241 Karakayık menzili: 222 Karakeçilid~:239

Karakeçili (Türkmen kabilesi): 227, 327 karakol: 361 karakollukçu: 179, 326, 363, 373, 541 Karakoyunlu Köyü: 471 Karaköprü Köyü: 193 karakuş:194,305 karakuş (güreş oyunu):

584

karakuş heykeli: 305

Karalar Kalesi: 180, 181 Karalar kavmi: 229 Karaman: 13, 17, 19, 21, 24, 27, 31, 34, 37, 39, 40, 54, 56, 132, 234, 242, 256, 261, 279, 324, 515 Kararnan Ereğlisi: 39, 56, 261 Karaman hazinesi: 27 Karaman (Konya) mescitleri: 28 Karaman koyunları: 239 Karaman Köyü: 471 Karamaneynler: 631 Karamanoğlu: 58 Karamanoğlu Caınii Medresesi (Aksaray'da): 259 Karamanoğlu İbrahim Bey Camii (Aksaray' da): 258, 260 Karamanoğulları: 16, 27 Kararnuradlı Kasabası: 470, 481 kararnürsel: 352,461 karanfil: 170, 593, 609 Karapınar: 38, 99, 262, 396 Karasu:432,465,481,482 Karataşlık Karsı: 230 karatavuk 632 Karatay Köyü: 470 Karaulus: 359 karavana (büyük kalyon): 61 Kar' avn Köprüsü Köyü: 132 karavul (nöbetçi, karakol kolu): 103, 105, ll7, ll8 karayel: 656 Karazirve Köyü: 262 karga:531,532 Karga Sekınez: 67, 223 Kargalığ-ı bala Köyü: 470 Kargalığ-ı zir Köyü: 470 kargı: 93, 103 kargı sınkları: 103 kargir yapı: ll, 198 Karhane Camii (Aksaray' da): 258

725


Karhane Mahallesi (Aksaray'da): 257, 258 kanş:435

Kanşhran Ham Köyü: 391 Karka Köyü: 469 Karka sancağı: 423 Karlıova Dağlan: 423 Kanubat hassı: 432 Kai:niyal kral: 69 karpuz: 97, 150, 169, 175, 411; 441, 462, 482 Kars: 22, 194, 197, 230, 281, 325 karta!: 104, 203, 287 Karta! Köyü: 1 Karfrn:29~306,446,610

Karfrn hazinesi: 565, 638 Karfrn malı: 543, 597, 680 Kasaba Mahallesi (Filibe'de): 500 kasap:495 kasap dükkanl.an: 239 Kasaplı Köyü: 471, 482 kase:7,403 kasebaz:636 Kasım Ağa, Çoban: 626 Kasım Ağazade: 93, 94 Kasım Bey (erkek ismi): 606 Kasım Dede: 479 Kasım Gölü: 323 Kasım Paşa: 425 Kasım Paşa Çeşmesi: 590 Kasım Paşa, Güzelce: 82, 83, 135 Kasım Paşa Hamarnı (Edirne' de): 603 Kasım Paşa Mahallesi (Edirne' de): 590 Kasımça Köyü: 470 Kasımrye Kalesi: 119, 127, 135 Kasımpaşa:100,354385,587

kaside: 192,478 Kassab-ı Cömerd köçeği: lll Kassam Çelebi: 386 Kassam Çelebi Çarşısı (Silivri'de): 386 Kassam Çelebi Ham (Silivri'de): 386 kassam defteri: 539 Kastamonu: 10, 39, 57, 341, 343, 346, 402, 438, 448, 581 Kaşa Kalesi: 426 Kaşa Sahrası: 530 Kaşa şehri: 551 kaşağı: 106, 455 Kaşan şehri: 615 kaşık: 14, 455 Kaşıkçızade Ham (Sivas' da): 274 kaşkaval peyniri: 106, 390, 633 katık: 528 katır: 56, 93, 110, 113, 138, 180, 189, 211, 250, 316, 325, 347, 367, 378, 389, 595, 599, 624, 675

726

kalır yükü: 138 Kalırcıoğlu: 110, lll, 112, 113,335 Kalırcıoğlu Cami (Kayseri' de): 236 Kalırcıoğlu Mahallesi (Kayseri'de): 235 Kalırcızade (Celiüf): 100 Kalırham Mahallesi (Edirne' de): 590 Kalırham Pazan (Edirne'de): 599

katib:94,351 Katib Balı Camü (Niğbolu'da): 416 Katib BınaniÇelebi (şair): 413 katil zindaru: 415 katlavf (zırh): 660 kahner çöreği: 245 kahnerce: 528 katr-ı nebat: 317 Kavacıkköy: 470 kavaf: 598 kavafhane:598 Kavaflar (haffaflar) pazarı (Edirne'de): 598 Kavafzade Sarayı (Pravadi'de): 401 kavak:483,524,592,632 kavak ağaçlan: 484 kavak dikme (güreş oyunu): 584 Kavak Meydanı (Edirne' de): 570, 591 Kaval Mahallesi (Aksaray' da): 258 Kavala: 514,527 Kavala Kalesi: 550 Kavala kapudanı: 514 Kavarna:350,452,459 kavun: 150, 175, 407, 411, 441, 462, 482 Kavvacık Kasn Mesireyeri (Babadağı'nda): 473 Kaya Çelebi: 681 Kaya Sultan: 347, 349, 350, 379, 428, 429, 430, 480, 537, 538, 541, 632, 634, 670, 671, 676, 677, 678, 679, 681, 682, 683, 684 Kayalı Köyü: 546 Kayalıdere Köyü: 469 kayık: 102, 106, 109, 167, 348, 358, 360, 369, 412, 650, 657, 663, 665, 671, 679, 684 kayıkçı: 650, 651, 652 kayısı: 34 254 kayış: 161 Kayışpınan: 103, 109, 112 kayınak: 57, 178, 528, 633 kayınakam sarayı: 645 Kayran (köle ismi): 442 kayser: 13, 21, 22, 24, 60, 81, 139, 199,226, 294, 315, 329 Kayseri: 24, 27, 56, 69, 225, 231, 232, 233, 234, 235, 238, 239, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 250, 251, 252, 253, 265, 266, 269, 324, 369


Kayseri Kalesi: 233, 234, 261, 263 . Kayseri Kapısı: 276 Kayseri Kapısı Mahallesi (Sivas'da): 270 Kayseri sahtiyanı: 245 Kaysun Dağı: 118 Kaytak kavmi: 321 Kaytak Tarihi (kitap): 324 kayyım:456

kaz: 473, 610 Kazak: 66, 325, 369, 452, 457, 458, 460, 465,466,467,468,515 Kazak şaykalan: 457 kazakdaş (yoldaş, arkadaş): 94 Kazak-ı Ak: 427 Kazaklar Hamarnı (Balçık İskelesi'nde): 459 kazan:120,175,320,404,443,601,617 Kazan balkanı: 397, 404, 405, 483 Kazan Dağları: 398, 483 Kazancılar: 402 Kazancılar Mahallesi: 234 Kazancılar Pazarı: 240 Kazankaya: 331 Kazanlık 57, 398 Kazanlık Dağlan: 412 Kazdağı: 473 Kazıldı: 545 kazlı (yelken aleti): 148 Kazova Kasabası: 289, 328 Kazvin şehri: 281, 284 KazviniTekkesi: 614 kebabe:170,610 kebap: 436, 453 kebap şişi: 453 kebap şöleni: 527 kebbat: 610 kebe dinkleri: 487 kebe (zırh): 660 kebecidükkiUUan:487 keçe:667,668 keçe dolaplan: 487 keçe hırka: 15 keçe külah: 366 keçe perde: 456 Keçeci Hamarnı (Urfa' da): 205 Keçecizade Mahallesi (Çorlu'da): 387 keçeli kapıcılar: 667 Keçeli (Türkmen kabilesi): 228 keçi: 122, 140, 142, 152, 226 keçi derisi: 244 keçi oynatanlar: 636 Keçkernet kırlan: 426 Keçkernet sahrası: 400 Keçkıvar Kalesi: 424 kedi: 98, 142, 292~.296, 297 kedi dellalı: 296, 297

Kefe: 369, 465 Kefe Kalesi: 72, 191,463,464 Kefeliköyü: 637 kefen: 405, 475 Kefindir suyu: 310 Kefirnahun: 75, 87, 159, 163 kehhal (göz hekirııi): 322 kek:21 keklik: 473, 610 keklik kuşu: 306 Kelab(?) Nehri: 560 Kelb Nehri: 87, 195 Kelbela günü: 364 kelebekler (havai fişek cinsi): 636 kelekler (yük taşınan sal): 87, 194, 195, 300,551 kelepir: 363 Keligra Sultan: 350, 452, 453, 459, 460 kelpeden: 156, 241, 408 Kernah:l95,26~315

Kernah peyniri: 390 Kemal Ata Sultan: 262 Kemal Paşazade: 70, 82, 95, 579, 580, 617, 621 Kemal Paşazade Darülhadisi: 622 Kemal Paşazade Medresesi: 579 Kemal Sultan, Şeyh: 262 kemandar (yaycı): 299 kernani: 609 kernankeş darblan: 585 kernent: 2, 59, 674 kemer: 188, 190,248 Ken' an eli: 128, 129 Ken'an (Hz. Nuh'un oğlu): 121 Ken'an (köle ismi): 606 Ken'an Paşa: 423, 448,468,474 Ken' an Paşa Çiftliği (Sofya'da): 512, 524, 542 Ken'an Paşa Kasn dinlenme yeri (Babadağı'nda): 474 Ken' an Paşa, Koca: 446, 448, 468 Ken'an Paşa (Özü valisi): 474 Ken' an vilayeti: 159 Kendikopan seyir yeri (Silistre'de): 442 kenger (enginar): 322 kepeng:597,598 kepişler (havai fişek cinsi): 636 keralana kızlan: 630 Kerbela: 110, 646 Kerbela Çölü: 1, 196, 238, 285 Kerdirne Mesiresi (Silistre'de): 442 Kerek: 118, 125, 132 kereke aba: 174 Kerek-i Nuh: 127 Kerek-i Nuh Kalesi: 131 Kerek-i Nuh Köyü: 119, 121

727


kerenay: 467, 675 kereste: 345, 534, 629 kerevke zırh: 363, 655 Kerimeddin-i Kirmani, Şeyh: 255 kerizler: 450 Kerkes Gölü: 323 Kerlova ahası ferace: 442 kerpiç: 170, 257, 265 kervan:128,219 Kervan Pınan: 66, 67 kervansaray:2,6, 18,30,41,58,83, 174, 205, 238, 254, 326, 382, 389, 394, 472, 477, 487, 494, 502, 506, 519,595, 596, 624,633 Kesbi Mustafa Efendi Tekkesi (Bor şehrinde): 253 Kesbi (şair): 595 kese:521,634,655 kesebend {güreş oyunu): 584 Kesendire: 630 keser: 403 Keskin Kazası: 327, 333, 341, 571 Keskinkın Kalesi: 341 kesme (güreş oyunu): 584 kesmik yoğurdu: 633 kestane: 106, 527 kestane ağacı: 392, 453, 454 Kestigan Kalesi: 294 Kestigan (Kayser kızı): 294 keşiş: 209, 304, 317 Keşiş Dağı Yaylası: 57 keşkek:404 keşkül (çanak): 15, 92, 455, Keşmirl şal: 36, 650 Ketağaç Paşa Sarayı: 73 kete çöreği: 275 .

478, 529

keten: 350 ketenciler: 607 KeteneHer pazan (Edirne'de): 598 kethüda: 301, 329,369,374,410,599, 666, 680 Kethüda Mahallesi (Zile' de): 330 kethüdayeri: 16, 21, 40, 56, 58, 60, 65, 67, 68, 126, 220, 222, 223, 252, 256, 263, 264, 299, 305, 306, 308, 311, 313, 328, 341, 381, 385, 387, 396, 399, 408, 410, 412, 413, 459, 498, 507, 544, 549, 631 Kevakibfzade Efendi: 186 Kevkavus mutfağı: 624 Kevser: 451 Kevser havuzu: 286 keyaniyan {İran hükümdarlan): 608 Keykavus Mutfağı: 14,226,456,475,503, 506, 582, 610, 617 Keys Araplan: 214 Keyvan Ağa Mahallesi (Divriği'de): 294

728

Keyvanoğullan: 94 Kıbleli Paşa Sarayı: 594 Kıbns:66,75,149,164, 176,349,569,573,

575,665 250, 422, 503 Kığlamaz sebili: 238 Kığlamazzade Ham (Kayseri'de): 239 kılavuz: 3 Kılburun sancağı: 431 kılıç: 4, 10, 22, 27, 38, 73, 93, 106, 108, 109, 110, 111, 112, 134, 145, 148, 152, 189, 197,211,231,269,282, 284,314,338, 351, 362, 363, 364, 365, 367, 373, 375, 376, 403, 465, 489, 552, 653, 657, 677 Kılıç Ali Paşa: 665 Kılıç Arslan: 255, 263, 272, 273, 329 Kılıç Arslan İzzeddin ibn Mesud: 252 kılıç arbklan: 138, 410 kılıç timan: 217, 220 kılıç zeameti: 217, 220 Kılıçalp {Türkmen erkek ismi): 227 Kıllı göl: 322 Kılmalı kavmi: 320 Kımık kavmi: 321 kımız (at sütü): 640 Kıbti:

kına:350 Kınalızade Ali Çelebi: Kınan, Hz.: 171

619

kınnap ipi: ıso Kıpçak: 72, 320 Kıpti: 68, 121, 163, 176, 184, 221, Kıpti (Çingene) Mahallesi: 590 kıraat ilmi: 259 Kıradışka Dağlan: 424

Kırasiçe Nehri: kırat: 610

510

424

kırbaç: 681 kırgı balığı: 323 Kınrn:33, 72,190,191,320,400,459 Kınm Badrakı kavmi: 229 Kınrn ham: 369, 477 Kırk Kızlar ziyareti: 262 Kırk Nisa (Kırkkilise) sancağı: 628 Kırk N isalar (kırk kızlar): 237, 252 Kırkgeçit: 3, 100, 653 Kırkık (Edirne' de): 617

Kırkkızlar mesireyeri (Aksaray'da): 261 Kırkkilise Karapınan: 38 Kırkkilise (Kırklareli): 369,381, 390, 391,

395, 396, 428, 431, 628 262 kırlangıç kuşu: 95, 131 Kırşehri: 27, 261, 327, 681 kısrak:93,94, 179,335,473,528 kıssa-han: 285 kıssis: 209, 244, 491, 543 Kırklar Dağı:


kıtlık: 127, 293, 511, 533, 637 Kıyık bayın (Edirne'de): 553 Kıyık Mahallesi (Edime'de):

589, 590,

603 Kıyık Pazarı

(Edime'de): 599 Derbendi dereleri: 545 kız iğnesi (nak.ış iğnesi): 345 Kız Kulesi: 266 kızak: 435 Kızanlık Kasabası: 555 Kızıl Cami Medresesi (Urfa' da): 202 Kızıl Cami Mektebi (Urfa'da): 202 Kızıl Cami (Sivas' da): 272 Kızıl Cami (Urfa'da): 202 Kızıl Medrese: 263 Kızıl Medrese Camii (Divriği'de): 295 Kızıl Medrese (Divriği'de): 295 Kızıl Medrese (Sivas' da): 272 Kızıladalar: 545 Kızılağaç: 615 Kızılbaş: 70, 188, 210, 211, 231, 284, 287, 448,643,674,675 Kızılbaşzade Ham (Çorlu'da): 389 kızılca buğdayı: 606 Kızılca Mahallesi (Aksaray' da): 257 Kızılca Veli Köyü: 470 kızılcık hoşafı: 610 Kızıldeniz: 156 Kızılelma: 153, 166, 492, 510, 552, 583, 638 Kızılhisar Köyü: 469 Kızılhisar menzili: 193 Kızılırmak: 242,261,265,266,274,292, 327,334,336,338,339,340 Kızılkocalı Kazası: 328 kızılkurt hastalığı: 485 . Kızıllı kavmi: 132, 141, 142 Kızılminare Mahallesi (Edime'de): 590 Kızılminare Mescidi: 579 Kızılöz menzili: 341, 342 Kızılyumurta gürıleri: 491, 551 Kızkulesi: 12, 13, 106, 385 Kızlar Derbendi Köyü: 542 Kızlar Manastın: 12 kızlarağası: 325, 349, 379, 429, 590, 639, 655,661,664 Kızlarağası Hamarnı (Edime'de): 603 Kızlarağası Mustafa Ağa Sebili (Edirne'de): 590 Kiçi Kapısı (Aksaray'da): 235, 257 Kiçi Nogay kavmi: 229 Kiçikapısı: 235, 236, 244 Kiçikapısı Çeşmesi (Kayseri'de): 238 Kiçikapu Mahallesi: 234 Kiğı: 321,325 •.. Kiğı Dağları: 321 Kız

kile: 275, 462 kiler (kilar): 14, 36, 93, 204, 394, 477, 491, 516, 568, 582, 586, 591 kilerciler (kilarcı): 95, 104, 111, 538, 666 Kili:350,405,422,445,458,475,476 kilim: 329, 468, 487, 636 Kilimente: 355 Kilis Kalesi: 355 kilise: 5, 12, 69, 70, 75, 78, 83, 118, 121, 136, 144, 199, 202, 209, 210, 232, 244, 276,304,317,318,385,402,481,485, 486, 491, 492, 512, 516, 517, 543, 606, 630 Kilise Camii (Sivas' da): 272 kimya:122 kimya otu: 322 kimyagerler: 122 kimyon:245 kiraz:32,57,245,440,494 kiraz fasılları: 637 kiraz mevsimi: 393 kirde ekmek: 275 kireç: 4, 60, 63, 82, 168, 170, 173, 201, 257, 258,302,622 Kireç duvar: 258 kireçli su: 572 Kireçlik Köyü: 470 kiremit: 2, 5, 10, 15, 326, 381, 385, 386, 391, 396, 397, 398, 401, 407, 408, 411, 415,416,418,437,438,440,449,450, 458, 459, 460, 465, 467, 471, 481; 482, 486, 487, 489, 493, 499, 505, 516, 544, 545, 546, 547, 549, 554, 594, 625, 628, 629,632 kiremit örtülü: 380 Kiremitlik (Sakız Adası'nda): 464 kiret (güreş oyunu): 584 kiriş: 170 kirpi: 59 kisbet:585 kisra: 213, 233, 305 kisra eyvanı: 24 kisra kasırları: 255 kisra kemeri: 258, 308, 324, 381, 560, 597, 600,601 kisra tak.ı: 492 Kişmir şehri: 615 kişmiş (kuş üzümü): 254 Kitab-ı Cezeri: 581 Kitab-ı Şabbiyye: 581 kitap: 95, 539, 588, 681 Ki teli Köyü: 633 Koca Derviş Mehmed Paşa Camii (Sofya'da): 517 Koca Ece: 403 Koca Hasan Paşa Camii (Sivas' da): 272

729


Koca Hasan Paşa Hamarnı (Sivas'da): 274 Koron: 405 Koca Mahmud Paşa Camii (Sofya'da): 517 korsan:63 Koca Mehmed Ağa Sarayı (Sofya'da): 516 Korsika gemileri: 354 kortela bıçağı: 392 Koca Mehmed Paşa Camii: 40, 56, 541 kortela (hançer): 62 Koca Mehmed Paşa evkafı: 56 Koca Murad Bey Çeşmesi (Edirne'de): koru:456,480,591 koru ağası: 499 590 koru mustahfızları: 546 Koca Murad Han Medresesi Koruağası Camii (Filibe'de): 501 (Edirne'de): 579 Korubağları: 512, 516, 523, 540, 541 Koca Muradiye Kervansarayı (Edirne'de): 595 Korubağları Mesireyeri (Sofya'da): 523 korucular:102 Koca Mustafa Paşa Camii: 12 Koru! Dağı: 530 Koca Mustafa Paşa Köprüsü: 545 Koca Peltek Yakub Çavuş Sarayı koru!ıık: 317 (Sofya'da): 516 Kosdaniçse Kalesi: 423 Kosdaniçse (mızrak veya cıda, kargı) Koca yörükleri beyi: 513 sınkları: 94 Kocaeli: 104, 112, 303 Kocalak Köyü: 471 Koson Kazası: 58 Kosova: 26, 27, 387, 489, 522 Koç Davud Yaylağı: 324 Kosova Sahrası: 26, 560 Koçhisar Tuzlası Kalesi: 262 Kosova savaşı: 384, 488, 560 koçi araba: 413 Kostantin: 399, 497 koçu: 428, 429 koçu araba: 607, 634 Kostantin, II.: 414 Kostantİn Kalesi: 550 Koçubeğ Köyü: 470 Kolçuvar yaylaları: 427 Kostantin kral: 69 Kostantİn Rumu: 464 kolomborna top: 102, 103, 434 Kostantiniyye: 72, 203, 409 Kolon: 242, 442 koş kol (yedek at): 94 Koloz Nahiyesi: 630 komana (sağlam halat): 352 Kotur Kalesi: 355, 670 Kotur vilayeti: 355 Komran Kalesi: 426 konakçılar: 2 Kovukdere: 630, 632 koncoloz (umacı, öcü): 485 Kovukdere Deresi: 382 koyun: ll, 57, 63, 97, 122, 140,226,312, Konkaz Köyü: 469 kontuş: 7, 152, 452 317, 322, 336, 362, 371, 390, 393, 436, konuk evleri: 418 456, 473, 527, 530, 626, 629, 633, 635, konuk sarayı: 394 643, 664, 681 konukevi:2,30,205,389 koyun ağılı: 527 Konuş Köyü: 490 Koyun Baba Sultan Tekkesi: 238 Konya: 13, 16, 21, 22, 24, 25, 27, 28, 30, Koyun Baba Tekkesi: 238 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 55, 69, 99, Koyun Baba Tekkesi Mesireyeri 116, 231, 232, 248, 252, 262, 267, 278, (Kayseri' de): 246 279, 280, 281, 283, 327, 523, 555, 593, koyun celebi: 630 koyun çobaniarı: 471 655,675 koyun eti: 208, 440 Konya imaretleri: 28 koyun hakkı: 57 Konya Kalesi: 21, 24, 25, 27, 38 koyun kellesi: 524 Konya Kapısı (Aksaray' da): 257 Koyun Köprüsü (Kayseri'de): 242 Konya Karapınan: 38 Konya Ladiki: 21 Koyun Köprüsü Nehri: 234 Konya Meramı: 33, 255 Koyun Pazarı (Edirne'de): 599 koyun yağı: 627 Konya mollası: 21 Konya Ovası: 31, 279, 280, 653, 654 Koyunpazarı (Kayseri'de): 240 Koparan balkanı: 397 Kozak:229,320,422,491 kozbekçiler: 643 kopi!ciler: 104 Korfoz Adası: 641, 665 köçek (yavru) deve: 153, 478 Korkut (Türkmen erkek ismi): 227 köfter: 254 Korol:510 Köhne Ci van Mahallesi: 270

730


köle: 19, 94, 99, 106,151,152,227,244, 260, 335, 337, 339, 365, 367, 382, 485, 491, 508, 529, 548, 593, 606, 653, 661, 678, 679, 684 kömür:612,629 Kömür Dağı: 223, 224 köpek: 97, 142, 264,481,495 köpek balıklan: 167, 323 köpek oynatanlar: 636 Köprez Yaylası: 57, 531 Köprü Kapısı: 73, 196 Köprü Köyü: 402, 483 Köprü şehri: 418 Köprübaşı Canili (Filibe'de): 501 Köprücil semti (Çorlu'da): 390 Köprülü Paşa: 507 Kör Hazinedar: 657 kös: 72,131 Kösdem Nehri: 629 Kösdernir Kasabası: 629 Köse Şaban Paşa Çiftliği: 334 köseği odunu: 371 Köseli Köyü: 4% Kösem Valide: 379, 664 Kösem Validesi Ham: 30 Kösezade Sarayı (Harput'da): 302 Kös-i hakanf: 610 Köstelli Köyü: 470 Köstence: 350, 463, 465, 466, 531, 542, 543, 545, 555 Köstence dereleri: 545 Köstence ılıcası: 544 Köstendil sancağı: 514,674 kösünce (ılıca): 519 köten yayı: 342 Kötürüm Muharrem (Kastamonu hakimi): 341 Köylüç Kalesi: 423 Krakov vilayeti: 191 Kubad Bey (erkek ismi): 606 kubadi (ayakkabı cinsi): 598 kubadi pabuç: 106 Kubadiyye: 25 kubbe veziri: 634, 658 Kubbealtı: 62, 346, 392, 637, 669 kubbenişin: 359 Kudde Mehrned Kethüda: 222, 347, 350, 356, 357, 358, 369, 370, 371, 372, 373, 379, 428, 429, 430, 644, 653, 656, 663, 664, 672, 679, 680, 681, 682, 683 kudret helvası: 323 kudret ılıcası: 542 Kudsi:450 Kuduz Ferhad: 37, 38, 280, 282, 284 kuduz köpek: 475

kudürn: 15, 92, 105, 371, 431, 453, 478, 491, 556, 585 Kudüs: 21, 22, 70, 86, 118, 123, 129, 130, 132,144,145,146, 156,159,163,164, 166, 173, 177, 178, 179, 197, 209, 225, 232, 233, 318, 492, 497, 542, 543, 551, 558,564,572 Kufe Camii: 123 Kufe şehri: 123 kıifi hatt: 89 Kuh-binik kabilesi: 197 kuklacılar: 636 kul kethüdası: 359, 371, 378, 396, 626 Kul Kethüdası Süleyman Ağa Çeşmesi (Çorlu'da): 389 kulaç:150,218,343,400,422 Kulalı Köyü: 470 Kule bağlan (Babadağı'nda): 473 kule (havai fişek cinsi): 636 Kulekapısı Mevlevihanesi: 576 Kulp Kalesi: 314,315 kuluçka tavuk: 485 Kurn şehri: 615 kurn tılsırnlan: 136 Kumame: 22, 318, 491 kurnarbaz: 636 kumaş: 105, 159, 177, 239, 411, 413, 418, 441, 494, 605 Kurnkapu: 613 Kumuk kavmi: 229, 321 Kunaytara Kalesi: 179 kundak: 182 kurabiye: 21 Kurafe-i Kübra'da (Büyük kabristan): 129 kurbağa resmi: 5~0 kurban:15,208,336,349,455,634,635, 664,665,668 kurban bayramı: 633 kurban eti: 679 Kurban iskelesi: 665 kurban postlan: 455, 478 Kurd Baba: 615, 617, 625 Kurdurnan Ağa Köyü: 452 Kureyş:250

Kureyşi helvası: 606 Kuma: 122,214,309,603 Kuma Kalesi: 196, 294, 309, 423 Kuma mahalli: 87, 181, 422 Kumacık Köyü: 482 kurnal (yelken aleti): 148 kurşun: 5, 15, 30, 36, 38, 56, 59, 62, 67, 112, 236, 253, 334, 341, 364, 367, 373, 374, 376, 380, 382, 386, 388, 389, 394, 416, 417, 453, 461, 472, 491, 493, 497, 500, 502, 504, 505, 517, 518, 519, 527,

731


531, 547, 574, 582, 583,585, 594, 595, 596, 598, 599, 624,. 629, 632, 633 Kurşunlu Cami Çeşmesi (Silistre'de): 439 Kurşun! u Cami İmaını Ahmed Efendi: 439 Kurşunlu Cami (Kayseri'de): 236 Kurşunlu Cami Mektebi (Silistre'de): 438 Kurşunlu Cami (Silistre'de): 438, 439 Kurşunlu Cami Tekkesi (Silistre'de): 438 Kurşun! u Hamam (Silistre'de): 439 Kurşunlu Han (Hezargırad'da): 408 Kurşunlu Mahallesi (Silistre'de): 436 Kurşunlu Mahzen: 534, 535, 536, 663 Kurşunlu Mahzenbumu: 385 Kurşunlu Medresesi (Çorlu'da): 388 kurşunlu tüfenkler: 660 kurt: 94, 97, 140, 152, 340, 362, 617 kurt ağzı (ayakkabı cinsi): 598 Kurt Bayırı (Edirne' de): 553, 586 Kurt Mahallesi: 397 Kurtkulağı: 60, 63, 99 Kurtlar Sarayı Kasabası: 340 Kurtuba şehri: 552, 649 Kuru Çeşme (Silistre'de): 439 Kuru Kavak Yaylası: 297 Kusay ibn Kilab: 177 Kusayra Köyü: 180 Kuş Gölü: 322 Kuş gözü akçe: 369, 370 kuş heykeli: 305 kuş tılsımı: 305 kuş üzümü: 254 kuş yuvası: 120 Kuşadası: 170 Kuşçu Paşa: 252 Kuşçu Paşa Tepesi (Kayseri'de): 246 Kuşlar Kalesi (Bağdad'da): 87, 195 kuştüyü döşekler: 608 Kutbeddin-i Şirazf: 248 Kutlubay (köle ismi): 606 Kuyruk yıldızı (Ülker): 63 kuyu:128,174,183 Kuyucuk Köyü: 409 Kuyumcu ömer Ağa Camii (Zile' de): 330 kuyumcu şapı: 369 Kuyumcubaşı: 36, 576 kuyumcular: 32, 83, 239, 402, 440 Kuyumcular Bedesteni Çeşmesi (Sivas'da): 274 kuyumcular çarşısı: 272 Kuyumcular (Edirne'de): 561 kuyıımcular işliği: 275 kuyumcular pazan: 518 Kuyumcularbaşı Çeşmesi (Kayseri'de): 238 kuzu:239,393,527,633

732

kuzu kebaplan: 528 kuzu kürkü: 452, 474 küçügen(atmaca)kuşu:440

küçügen (atmaca) yelekli oku: 473 Küçük Arasta: 598 Küçük Çekmece: 381 KüçükÇekmece Gölü: 380 Küçük Çelebi Medresesi (Edime'de): 579 Küçük Çeşme Mahallesi (Kayseri'de): 235,238 Küçük Çeşmece Kasabası: 380 Küçük Hamam (Eski Zağra'da): 494, 496 Küçük Han (Sofya'da): 519 Küçük Hasan Paşa Sarayı (Kayseri'de): 235 Küçük Hisar: 415 Küçük İbrahim (Evli ya Çelebi'nin kölesi): 678 Küçük Kapı (Aksaray' da): 257 Küçük Köseler: 303 Küçük Minare Mahallesi (Zile'de): 330 Küçük Mustafa Mesireyeri (Silistre'de): 442 Küçük Pazar (Edirne'de): 599 Küçük Sarı Köyü: 469 . Küçükpazar: 620 küheylan at: 84, 94, 95, lll, 282, 334, 336, 339, 360, 378, 402, 508, 546, 634, 635, . 667, 668, 684 küheylan kısrak: 79, 177 kükürt: 199, 521, 524 külah: 31, 36, 92, 93, 94, 366, 454, 481, 651,659 külahcılar: 32 Kül ek Kalesi: 58 külek (tahta kova): 58 külhan: 243, 247 külünk:467 Kümeylf tarikatı: 262 künde (güreş oyunu): 584 Künek Köyü: 232 Künuzfler: 445 küp: 121, 122, 183 Küpeli Cami (Edime'de): 561, 562 Küpeli Sultan: 562 Kürd: 188 Kürd Sefer Ağa Çeşmesi (Çorlu'da): 389 Kürdçe: 275 kürdf: 585 Kürdistan: 163 Küre şehri: 343 kürek:559 kürek (saatçi aleti): 408 kürk: 20, 31, 79, 95, 99, 106, 158, 170, 179, 241, 297, 325, 346, 349, 379, 430, 441,

1


474, 541, 634, 635, 639, 642, 654, 670, 672,678,682 Kürkçükıran Köyü: 327 kürkçüler: 440 Kürt: lll, 188, 201, 202, 206, 208, 241, 290, 296, 303, 305, 311, 312; 314, 315, 321, 323, 360, 373, 374, 519, 643, 661, 666, 669, 670, 672, 673, 675, 680 Kürtler Mahallesi (Kayseri'de): 235 Küşacim: 186 · Küştegiran yolu: 613 Kütahya: 37, 200, 278, 576 kütane (ayakkabı cinsi): 598 kütüphane: 568 Küvlek Kalesi: 58

Laçin (köle ismi): 442, 606 Laçka:400,426,611 .;Uldik: 21, 99,277,653,655 ladika: 209, 491, 543 Uldika Kilisesi: 543 Uldika papaz: 543, 544 Lagoş:583

lağım: 196,293 lahm-ı kadid (kurutulmuş

et): 245 Lahor: 615 Lahsa: 157,214 lahşa (erişte) yemekleri: 456 Ulhurf şallar: 36 la!: 205, 651 la'!: 465 !ala: 37 Lala Paşa Cami (Kayseri'de): 236 Lala Paşa Mesireyeri (Sofya'da): 523 !ale: 561, S93, 609 !ale bahçesi: 103, 452, 473, S67, 636 La!ebO.y (cariye ismi): 606 la!elik: S92, 607, 633, 634 la!ezar: 546, 6ll, 622 Lanka Kapısı: 381 Lapseki Kasabası: 545 Larende Kalesi: 33 Larende Mevlevfhanesi: 35 Larende şehri: 35 Ulrf Camii (Edirne'de): S78, 588 latife: 20 Latin: 496, SOO, SlO, Sll, 519 Latin dili: S43, S44, S48, 5SS Latin dükkanları: 473 Latin kavmi: 400, 402, 497, S09, SlO, Sll, S30 Latin tarihi: SlO, Sl2, S50 Latince: SS3 , Latine (Sırfayil'in~ğlu): S09 Latkiye: 106 ~

Lavaho Nehri: 427 lavaşa ekmeği: 207 Layta Nehri: 425 Laz:376,460,461,481,S11 Lazka:S12 leblebi: 106 Leccun ham: 163, 178 ledün ilmi: 263 Lefke:8,9, 10, 100,360,366,653,6SS Leh dili: S43 Leh (Polonya): 140, 191, 404, 40S, 426, 427,468,474,497,S06,S30,S93 Lehistan: 444 leke hastalığı: 404 Lelezar (Türkmen kadın ismi): 227 lengeriler (büyük bakır sahan): 79 levend: 106, 144, ıso, 4S7, SS9, 612 levend adımı: 434 levendat yiğitleri: 110 Levke: 9 leylek: 531 leylek çadırı: 67S leylek kuşu: 531, 532 leylek yumurtası: 532 Lezgi kavmi: 229 Ligorad: 424 Lika Kalesi: 423 liman: 60, 61, 66, 136, 41S, 461 liman kapudaru: 414 limon: 32, 61, 74, 175 Litre Dağları: 426 Litre Kalesi: 426 Litre Nehri: 426 livata (oğlancılık): 142 Li ve Kalesi: 426 Lodos rüzgarı: 8, 138, 244, 656 Lofça şehri: 423 Lofdir Dağları: 423 Lofdir Nehri: 423 Lokma:170 lokmacı!Uk:333,641

Lokman, Hz.: 77, 124, 170, 360 Lolo aşireti: 311 !om balığı: 440 Lom Nehri: 423 Lonçatşehri: 425,S52 londura çuka (kumaş çeşidi): 174,241, 27S !orta (ayakkabı cinsi): 598 • Lozna bayırları: 512 Lozna Mesireyeri (Sofya'da): 524 Lubinye Kalesi: S93 Lulu: 321 Lum Nehri: 412 Luristan: 615 Lut Gölü: 76, 167, 168 Lut, Hz.: 167

733


Lut Kasabası: 164, 167 Lut kavmi: 126, 167 Lut şehri: 167, 178 Lutfler: 167, 168 Lübnan Dağı: 123, 124, 125, 127 !ille: 31, 84, 107 Lütfibey Köyü: 470 Lüvey ibn G§lib: 177

MaanDağı: 224 Maan Dağlan: 119 Maanikavmi: 141 Maanoğlu:116,117,125, Maanoğlu Dağlan: 141

132,133,136,137

Ma' arra: 184 Ma' arra kılıçlan: 103 Ma'arra suyu: 183, 184 Ma'arra şehri: 183 Ma' arravi, Şeyh: 183 Ma'arretünnuman: 31, 183 Ma' arrevi, Şeyh: 183 mabeyn odası: 661 Macar: 278, 426, 509, 526, 551, 591 Macar Kızılelması: 552 Macaristan: 318, 426 Macuncu Mahallesi: 368 Madara Köyü: 483 Maden Dağı: 426 Maden yaylalan: 426 Madin Nehri: 426 ma' diye (geçit) gemileri: 194 Magosa Kalesi: 569, 575 Magrib toprakları: 149 Mağar Köyü: 159 mağara: 78, 118, 121, 122, 123, 124, 138, 154, 159, 170, 194, 195, 203, 205, 208, 209, 264, 285, 292, 304, 316, 405, 460 Mağazbird Kalesi: 307 Mağrib kavmi: 221 Mağrib ülkesi: 255 Mağribli Şeyh Tancavi: 639 Mahan: 10, 13, 22, 23, 24, 216, 226, 233 mahfi!: 22 Mahkeme: 29, 61, 235, 294, 382, 384, 417, 450,460,606,623,673 Mahkeme Cami Mektebi (Silistre'de): 438 Mahkeme Camii (Silistre'de): 438 Mahkeme (Edime'de): 596 Mahkeme Hamarnı (Silistre'de): 439 Mahkeme kadılan: 140 Mahkeme Mahallesi (Edirne'de): 590 Mahkeme Mahallesi (Silistre'de): 436 mahkeme naibi: 406 Mahmud Ağa, Baltacı: 683 Mahmud Ağa, Kara: 283

734

Mahmud Ağa, Kuşçu (kapı kethüdası): 100,114 Mahmud b. Mevdud: 34 Mahmud Efendi: 480, 621 Mahmud Efendi, Şeyh: 297 Mahmud Efendi, Üsküdarf: 101, 108, 439,448,621 Mahmud el-Hatib: 34 Mahmud (erkek ismi): 244 Mahmud Paşa Ham (Sofya'da): 519 Mahmud Paşa, Koca: 517 Mahmud Paşa Mahallesi (Sofya'da): 516 Mahmud Paşa Medresesi (Sofya'da): 518 Mahmud Paşa Mescidi: 382 Mahmud Paşa Sarayı: 594 Mahmud Paşa Sebili: 518 Mahmud Paşa, veziri: 577 Mahmud-ı Yfu'-ı Veli: 613 Mahmud!: 599 Mahmud! (at cinsi): 635 Mahmud! fili: 201, 391, 446 Mahmud! Ham: 675 Mahmud! Kürtleri: 674 Mahmud! vilayeti: 670 Mahmudiye: 224 mahpushane: 126 malışer günü: 421 mahzen: 67, 173, 308, 459, 461, 498, 568 mahzenciler: 95 ma-i verd (gülsuyu): 597 Ma'kal yazısı: 140 Makam-ı İbrahim örtüsü: 80 makas:228 Makbul İbrahim Paşa Kervansarayı (Ta~arpazarcığı'nda): 505, 595 Makbul ~rahim Paşa Sarayı: 594 Makbul ıken Maktul olan Ihrahim Paşa Cı;ımii (Hezargırad'da): 408 Make (Iskender kızı): 497 Makedon: 203 Makedonaşehri:497

Makedona-opol.(İstanbul): 497 Makedone, Alina kızı: 550 Makedone krale: 488, 491, 496 Makedone Kulesi (Edirne'de): 553 Makedone vilayeti: 496 Makedonya: 72, 277, 511 makrama:209,210,650 Maksud Ağa (Tuna kapudanı): 419,432 maksure:434,582 Maktelü'l-Hüseyn aşuresi: 645 Mal defterdan: 200 Malatya: 12, 13, 24, 33, 86, 87, 195, 222, 223, 224, 246, 265, 266, 280, 281, 292, 298, 324, 523, 593 Malatya geçidi: 195


Malatya hakimi: 223 Malatya Kalesi: 262, 298 Malatya muhassılı: 296, 298 Malatya paşası: 223 Malazcird Kalesi: 22 Malik ibn Eş ter: 8ı Malik ibn Fehm et-Temerri: 9ı Malik!: 27, 269, 559 Malkara: 99, ıoo Malkoç Bey Türbesi: 567 Malta:ı2ı,ı45, ı66,464,65~665

Malta gemileri: 353, 354 Malta Rodosu Kalesi: ı66 Maltepe: 60ı Mamalı Türkmeni: 230 Mamay Köyü: 470 Mamaylı (Türkmen kabilesi): 227, 23ı manashr: 75, 3ı8 Manav Ahmed Ağa Sarayı (Silistre'de): 437 Mancılık Köyü: 265 mancınık: ı46, ı99, 20ı, 203, 2ı2 Mandaline: 355 mandıralar: 633 ma'nek (at cinsi): 635 Ma'nev!-i Gülşen!kitabı: 620 Maru, Nakkaş: 273, 276, 36ı, 563, 564, 565 Manisa:57,278,324 Mankalya:350,452,460,46ı mankır:ı8

Mansur b. Caune b. el-Harisü'l-Arnir!: 223 Mansur Kalavan, Melik: ı96 Mansu~Şeyh:649

Mansure: ı 44 Mansure şehri: 75 Manyas Kapısı (Edirne' de): 554, 59ı Manyas Kulesi (Edirne' de): 553, 554 Manyas Pazarı (Edirne'de): 599 maral!: 6ı2 marangoz:78,85,407,443,455 Maraş: 7ı, 86, ı32, 2ı3, 223, 224, 225, 226, 229, 23ı, 232, 246, 263, 264, 266, 269, 275, 324, 5ı5 ·Maraş Karsı: 230, 263, 672 Maraş narı: 207 Maraş paşası: 263, 279 Maraş ulemaları: 264 Maraş yolu: 60 Mardalı (ıskarta) esvap: 372 Mardin: 56, 2ı6 Mardin Kalesi: ı26, ı94, 293 Mariya cariye: 250 Marko:35ı

Marmara Adası: 545 Marmara denizi:•385, 390, 545

Marmaşim: ın, ı72 Marşan Yusuf, Abaza:

684

Martalos Efendi: 37 Maslayarn kavmi: ı4ı Maslovin iskelesi: 424 masraf katibi: ı52, 679 Maşa derbendi: 483 maşa (saatçi aleti): 408 maşad:246,25ı,484 Maşkolor: ı70

mataraa: 95, 485, 668 matbalı (mutfak) emini: 95 Mati (Eflak Beyi): 4ı3 matrak hrtaka: 376 matrakbaz: 636 matraklar: 585 Maveraünnehir: 22, 23, 24, 226 Mavramoloz:395 mavuna:354,35~360,650665

Mavzine (Türkmen kadın ismi): 227 Mayil (Bulgarya evladından): 511 maymun oynatanlar: 636 mazgal delikleri: 256, 433 mazı: 244 Mazı Değirmenleri (Urfa' da): 206 Mazlumoğlu Köprüsü (Kayseri'de): 242 Mecnun: 635 Mecus!: 638 meczup: ı22, 24ı, 260, 522, 684 Medayin (Sasaru imparatorluğunun başkenti): 203, 299 medd: ı90 medd ü cezir: ı96 meddah: 57, 246, 285 Medine: ı, 2ı, 23, 40, 43, 47, 53, 70, 8ı, 89, ı23, ı49,.233, 25ı, 3ı5, 392,476, 490, 640, 65ı Medre Köyü: 405 medrese: 2, 6, ll, ı7, 28, 36, 62, 73, 83, 89, 202, 2ı6, 236, 242, 253, 259, 271, 272, 273, 295, 298, 302, 332, 380, 382, 386, 393, 40ı, 407, 408, 411, 438, 449, 459, 472, 477, 487, 493, 5ı8, 546, 549, 579, 58ı, 625, 626, 633 Medrese Çeşmesi (Sivas' da): 274 Medrese Hamarnı (Sivas'da): 274 Mefhar-i Mevcfıdat Makamı: ı57 Mefşuha: ı44

Mehdi: 490 Mehmed, Abaza Kamış: 684 Mehmed Ağa (Filibe N azın): 498 Mehmed Ağa, Filibeli Si!ahdar: ll ı Mehmed Ağa, Koca: 5ı6 Mehmed Ağa, Kürt Kara: 66ı, 666, 672 Mehmed Ağa, Mataracı: 485

Marmaş şehri: ı72

735


Mehmed Ağa, Rum (masraf katibi): 140, 152 Mehmed Ağa Sarayı (Divriği'de): 294 Mehmed Ağa, Yavaşça Tabanıyassılı (Safet Hakimi): 94, 117, 187, 188, 189, 190 Mehmed b. Mehmed Bezdai: 619 Mehmed Bey, Meyyitoğlu: 490 Mehmed Bey (Mihal Bey oğlu): 399 Mehmed bin Yakub, Molla: 619 Mehmed Çelebi: 384, 682 Mehmed Çelebi, Hımhım: 529 Mehmed Çelebi, Kuloğlu: 346 Mehmed Çelebi, Saraç: 530 Mehmed Efendi, Alahoz: 371, 664 Mehmed Efendi, A'ma: 408 Mehmed Efendi, Antabi Müezzin: 485 Mehmed Efendi, Bezzaz: 439 Mehmed Efendi, Hazinedar Sakallı İmam: 538 Mehmed Efendi, Mevkufatf: 350, 356, 371, 644, 656, 679, 680, 681, 682, 683 Mehmed Efendi, Nasıfoğlu: 94 Mehmed Efendi, Şamizilde Reisülküttab: 653, 656, 661, 663, 682 Mehmed Efendi, Yazıcıoğlu: 541 Mehmed Emin Paşa: 674 Mehmed (erkek ismi): 244 Mehmed Giray Hamamı: 84 Mehmed Giray Han: 369, 421 Mehmed Han: 93, 357, 368, 437, 458, 583,593,629 Mehmed Han Camii: 583 Mehmed Han Camii (Yergöğü'de): 412 Mehmed, I.: 560, 619 Mehmed, IL (Fatih Sultan): 2, 39, 58, 59, 278,350,384,387,454,474,475,476, 566, 567, 586, 601, 613, 615, 617, 626, 629, 631, 633 Mehmed, III.: 278, 576 Mehmed, IV.: 347, 583, 593, 594, 603, 637, 641, 673 Mehmed Kapanf: 252 Mehmed Kethüda, Kudde: 222, 347, 350, 356, 357, 358, 369, 370, 371, 372, 373,379,428,429,430,644,653,656, 663,664,672,679,680,681,682,683 MehmedPaşa:279,519

Mehmed Paşa, Bıyıklı Çerkez Derviş: 71, 301, 305, 306, 307, 311, 315, 351, 541, 633, 634, 637, 639, 655 Mehmed Paşa, Boynueğri: 387 Mehmed Paşa Camii: 63 Mehmed Paşa, Celeb (Filibe Nazırı): SOO Mehmed Paşa, Cüvankapıcıbaşı: 459, · 659

736

Mehmed Paşa, Defterdarzade: 104, 108, 109,110,112,113,115,332,333,334, 340, 342, 398 Mehmed Paşa evkafı: 56 Mehmed Paşa, Gürcü: 429, 458, 480, 505, 546, 637, 664 Mehmed Paşa, Hamalı Arnavut: 325 Mehmed Paşa, Haydar Ağazade (Diyarbakır Valisi): 674 Mehmed Paşa, Koca: 40, 56, 99, 100, 448, 487,518,519,541 Mehmed Paşa, Köprülü: 594 Mehmed Paşa, N azır Celeb: 546 Mehmed Paşa, Öküz: 56 MehmedPaşa,Serdar:279

Mehmed Paşa, Sokollu: 60, 62, 254, 391, 392, 393, 394, 421, 424, 590, 594, 623, 624,628 Mehmed Paşa, Şehid: 254 Mehmed Paşa, Tabanıyassı: 186, 187, 188,333,336,373 Mehmed Paşa, Tavil: 279 Mehmed Paşa vakfı: 65 Mehmed Paşa, Vezir: 37,278,279 Mehmed Şadilü Efendi: 621 Mehmed, Şeyh (Ömer Helvayi oğlu): 506 Mehmed Şeyh Şadilü, Mevlana: 621 Mehmed Zılli, Derviş (Ser-zergeran-ı dergah-ı aif): 574 Mehmediye Kervansarayı (Edirne'de): 595 Mehresin Köprüsü: 65 Mehresin Nehri: 65 mehter: 412, 680 mehterhane: 59, 95, 301, 330, 379, 394, 435, 498, 506, 666, 668 mehterhane davulu: 394 mehterhane kulesi: 410 Mekke: 1, 78, 81, 96, 141, 149, 203, 233, 251, 299, 300, 315, 476, 490, 491, 492, 571, 640, 651 Mekke hurması: 210 Mekke Kapısı: 80 Mekke-i Mükerreme: 22, 23, 78, 122, 136, 219,671 mektup: 99, 100, 129, 145, 179, 225, 231, 283,346,428,464,541, 644,649,652, 653,654,655,656,679,684 Mektupçu halifesi: 357 Mekü Kalesi: 22, 293 Melamfler: 122, 684 MelekAhmed Paşa: 21, 26, 35,191, 194, 196, 222,287,303,325,337,346,347, 348, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 360, 362, 367, 368, 369, 370, 371,


372, 376, 378, 379, 380, 398, 406, 419, 428, 429, 430, 432, 438, 440, 446, 448, 449, 450, 457,458, 469, 480;522, 532, 535, 538, 539, 541, 560, 621, 622, 628, 632, 634, 635, 637, 638, 639, 640, 641, 642,644,648,650,652;654,655,656, 657, 658, 659, 660, 661, 662, 663, 664, 665, 666, 668, 669, 670,671, 672, 673, 674,675,676,681, 683 melik arşını: 271, 434 Melik el-Eşref: 196 Melik el-Eşref Muzaffereddin Musa: 92 Melik el-Mansur İbrahim: 92 Melik Eşref Halil b. Kalavan: 145 Melik Gazi: 24, 267 Melik Gazi Camii: 235 Melik Tahir: 135, 138, 145, 146 Melik Yavhid: 78 melikl arşın: 570 melikl zira: 4, 72, 313 Meliki'l-Afdal: 224 Memi Can Bey (erkek ismi): 606 Memi Kethüda: 265 Me'mun halife: 12, 166, 199,202, 203,266 Me'mun, Şehzade: 70 Mençar: 509 Mender, Melik: 215 mendil: 209, 210, 326 menekşe:273,322,561,563,593,609 menekşe

bostaru: 555

Menekşe Çayırı: 634 Meneyşe (Türkmen cariye

ismi): 227 menfez: 382 Menkerusı: 599 Menkerusı fili: 72, 391, 446 Menkli Giray Han (Kırım Ham): 477 Menlik Yaylası: 57 Menuçehr evlatları: 509 Menuf şehri: 80 Menufiyye şehri: 71 menzil beygirleri: 99, 100, 114, 198, 653, 655 menzil emirleri: 114, 655 Menzil Han: 653 menzilci: 99 Menzile princi: 503 Menzile şehri: 75 menzileri: 656 Merakünı Nehri: 274 Meram:33,255 Meram:32,255,523,555,593 Meram Bağı: 32, 33, 232,246,608, 617 Meram Dağı: 28, 29, 31 Meram Mesireyeri: 33 Merciibad Nahiyesi: 197 Mercan Ağa (AyŞe Sultan Ağası): 655

Mercan Ağa Kuyusu: 63 mercan tesbih: 105 Mercidabık Sahrası: 68, 71, 161, 232 mercimek: 97, 206, 275, 350, 606 merdane (ayakkabı cinsi): 598 Merden (Türkmen erke]s: ismi): 227 Merece'l-bahreyn: 124 Merend: 265 Meriç: 488, 497, 498, 499, 500, 502, 503, 504, 507, 545, 546, 547, 549, 553, 554, 555,561,589,599,60~602,604,611

Meriç Nehri Adası: 601 Merkez Efendi, Şeyh: 587 Merkez Kalesi: 65 Merkisa şehri: 176, 218 Mermaşim (Sam oğlu): 172 mermer: 20, 36, 56, 75, 83, 90, 272, 273, 383, 417, 434, 455, 477, 520, 547, 563, 564, 567, 568, 573, 603, 608 mermer halkalar: 563 mermer minber: 416 mermer sanduka: 476, 511 mermer ustası: 295 mermer yontucusu: 383, 571 mermerci: 272 mersin balığı: 381, 435, 444, 445 mersiye: 478 mertabanf: 273 Mervan b. Muhammed el-Ca'df: 223 Mervan ibn Amir: 90 Mervan1:121, 134,137,141,142 Merve: 203 Meryem Ana: 543, 630 Meryem Ana Kilisesi (Sivas' da): 276 Meryem Gölü: 322 Meryem Hatun: 184 Meryem, Hz.: 118, 157, 542 Meryem makamı: 157 Meryem oğlu İsa: 638 Merzifon: 277, 336 Merzifon Kalesi: 333 Merzuban Nehri: 197 Merzuk Kifafi: 587 Mesane hastalığı: 159 Mescid-i Aksa: 209, 393, 564, 572 mescit: 2, ll, 17, 20, 28, 33, 40, 62, 73, 83, 90, 118, 167, 169, 173,183,194, 198, 201, 202, 220, 227, 236, 253, 2~8, 259, 264, 265, 295, 298, 302, 326, 329, 331, 341, 380, 382, 388, 393, 400, 401, 408, 411, 415, 417, 438, 458, 461, 472, 487, 489, 491, 493, 501, 505, 518, 546, 549, 575,626,632 Mesher (Hazret-i Yusuf'un kardeşi): 128 Mesih, Hz.: 77, 139, 209, 210, 290, 317, 542

737


Mesih kilisesi: ı99 Mesih milletleri: 300 Mesihiyye mezhebi: 16ı Mesina gemileri: 353, 354 mesiregah: 61, 206, 286, 407 mesireyeri: 33, 4ı, 78, ı41, 245, 254, 26ı, 308, 382, 392, 442, 456, 473, 496, 523, 582, 600, 628 Mesleme: 134 mesnevi:585 Mesnevi kitabı: 587, 620 Mesnevihan: 4ı3 Mesnevi-i Şerif: 35, 587, 588 mest: 245, 275, 639 Mestçizade İbrahim Efendi Tekkesi (Edime'de): 589 Mestçizade Şeyh İbrahim: 614 Mesud Efendi (Kadı): 605 Mesud, M elik: 255 Mesud Şah oğlu Kılıç Arslan: 329 meşale: 636 meşe:430,443,483,524 meşe ağaçları: 456 meşe ormanı: ı63, ı79 meşelik:592 meşin:408

meta: 164 Metris Kapısı (Harput'da): 302 metris (siper): 102, ıo9, 112, ı33, 196, 293 Me'va cenneti: ı30 mevacib (maaş): ı97 Meva! Arapları: 81, 96, 2ı4 Meval Urbanı: 219 Mevdud b. Sabit: 34 Mevlahane Mahallesi: 234 Mevlana ayini: 29, 36, 237 Mevlana Celaleddin-i RuıniTekkesi: 29 Mevlana dervişleri Tekkesi: 585 Mevlana, Hz.: 34, 35 Mevlana İmareti: 29 Mevlana kitabı: 587 Mevlana Tekkesi: 36 Mevlana Türbesi: 35 Mevlanazade: 30, 655 Mevlevi: 32, 37, 436, 676 Mevlevf fukarası: 28 Mevlevi külahları: 31, 36 Mevlevf sarıkları: 36 Mevlevi:Vezir: ıoı, 487 Mevlevi veziriazam: 99 Mevlevihane: 237, 238, 240, 244, 501, 523, 566, 585 Mevlevihane Mesireyeri (Kayseri'de): 245 Mevlevilik tarikatı: 34 mevlid toplantısı: ı64 Mevlüd-i Şerifi: 449

738

Mevzud (Türkmen erkek ismi): 227 Meya'il (Hazret-i Yusuf'un kardeşi): 128 Meyan kemer: 376 Meydan Camii (Harput'da): 302 meydan ferraşlığı: ı 4 Meydan Hamarnı (Kayseri'de): 243 Meydan Hamarnı (Sivas' da): 274 Meydan Hamarnı (Urfa' da): 205 Meydan Mahallesi: 270 Meydan Mahallesi (Aksaray' da): 257 meydancı: 456 Meydancı Dede: 478, 479 meyhane:66,46ı,48ı

Meyhane Pazarı (Edirne' de): 599 Meyremoğlu:337

meyve: 32, 67, 207, 245, 247, 249, 261, 453, 494, 593, 606, 611, 637 meyve ağaçları: ı22, 26ı, 555, 609, 632 Meyyit iskelesi: 385 mezad: 296 Mezaki (şair): 508 mezar: 105, ı90, 286,322,403, 404,507, 543, 580, 601 mezar kazıcılar: ı 90 mezar taşı: 15, 107, 250, 268, 479, 618 mezarlık: 65, 262, 405, 607, 6ıs mezbaha: 584 mezgit (mescit): 258 Mezid Bey Hamarnı (Edirne'de): 603 Mezid Paşa Sarayı: 594 Mezid (Türkmen erkek ismi): 227 Mıdığ mahalli: 99 Mı dık Kalesi: 79 Mıdık (Nureddin Şehid'in veziri): 79 Mığdısf (Ermeni): 276, 287, 290, 305, 310 Mığdısi kilisesi: 3ı7 MığdısfTarihi: 300,309 mıh:281 MıkdısiErmeni: ı45 Mısır: ı, 20, 22, 3ı, 64,

65, 68, 69, 70, 71, 72, 75, 76, 77, 80, 85, 87, 120, ı24, ı26, ı28, 129, ı44, ı45, 146, 157, ı63, M~Maını~ı~ınw~ı~ ı90,

199, 211, 220, 224, 229, 231, 232, 250, 277, 315, 378, 387, 390, 422, 445, 464, 492, 497, 503, 505, 509, sı o, 550, 580, 58ı, 587, 588, 597, 619, 620, 641, 651, 665, 675 Mısır azizi: 128 Mısır Çerkezleri: 160 Mısır Elvahı: 296 Mısır fatihi: 580 Mısır fellahları: 20 Mısır fethi: 81,619 Mısır hakimi: 91 Mısır halifeleri: 80, 8ı, 88, ı 46, ı 93, 22ı


Mısır

hazinesi: 214, 372, 573,596

Mısır İskenderiyesi: 121, 492 Mısır kadıaskerliği: 580 Mısır Kıptfleri: 121 Mısır melikleri: 172 Mısır padişahı: 58, 166, 196 · Mısır Sultanı: 70, 80, 168, 196, Mısır Tarihi (kitap): 163

215, 216, 231

Mısmar (Türkmen köle ismi): 227 Mısrayim (büyük hekim): 509, 550 mışmış alusu (kayısı): 32 mızrak:

15, 59, 93, 103, 109, 287, 334, 338, 363, 365, 663 mızrak boyu: 187 mızrak süsü: 367 mızrak yalınanlarının (mızrak başı, ok temreni): 93 micmerler (tütsü yakılan kaplar): 478 Midilli: 354 Midilli peyniri: 390 midye:400 Mifankin Kalesi: 313, 315 Mihal Bey Camii (Edime'de): 578 Mihal Bey, Gazi: 399, 582, 601 Mihal Bey Hamarnı (Edirne' de): 603 Mihal Bey Köprüsü: 600, 622 Mihal Bey Sarayı: 594 Mihal Cisri: 557 Mihal Ham (Edirne' de): 595 Mihal Kapısı: 554 Mihal Köprüsü (Edirne'de): 545, 555, 557,560,561,578,601,613 .Mihalbaşı Pazan (Edime'de): 599 Mihalıç Kasabası: 545 Mihaloğlu: 454, 631 Mihaloğulları: 507 mihmansaray: 382 mihnethane: 249 mihrab: 36, 566 Milıran Kalesi: 315 Mihrimalı (kadın ismi): 606 Mikale kral: 255 mil hesabı: 72 Miloş Koblaki: 26, 384, 489 mimar: 173, 256, 476, 561, 565, 566, 575, 625,632 mimar arşını: 172 Mimar Mustafası: 664 Mimar Sinan (b. Abdülmennan Ağa): 5, 6, 16, 38, 40, 41, 236, 242, 243, 265, 281, 382, 393, 411, 517, 547, 570, 571, 574, 575, 576, 578, 597, 622, 625, 626, 632 mimar ziraı: 72, 85 mimarbaşı: 597 it, . mimari ilmi: 313, 575

Mine Gölü: 76 Minfal ibn Amiri's-Selmi: 91 minkale böceği: 400 Minör ve Coğraf: 230 Minye Gölü: 178 Mir Mehmed: 351 Mirac kandili: 572 Mirac-ı Nebi: 262 mirahur: 95, 283, 325, 514, 634, 635, 665, 666,679 miralay: 283 miras: 6, 172, 268, 406 mirasçılar: 190 mirasyedi: 636 Miri:359 mfr-i ab (su ağası): 40 mrribacdan: 414 Mirza Paşa: 641 misafirhane: 14,204,276,329,456,566, 568,595 Miselonka Kalesi: 351 Misine Adası: 665 Misis: 57, 59, 60, 99 Misis şehri köprüsü: 170 misk: 143, 170, 210, 239, 325, 329, 402, 453, 508,568,593,597,606,607,615,617 misket: 139 misket elması: 303 miskin: 64, 503 Miskin Gölü: 323 Miskinler Kabristanı: 107 Miskinler Tekkesi: 105, 107 Mismarfza: 495 misvak: 105, 372 Miyafarikin: 198 Mize Boğazı: 117. Moğol dili: 305 Moğol hanları: 23 Moğol kavmi: 229 Moğol padişahları: 23 Moğol-ı Rum: 552 Moğoli taifesi: 18 Mohaç Savaşı: 515 Molla Cami: 540, 621 Molla Efendi: 540 Molla Efendi Camii (Sofya'da): 517 Molla Hürıkar (Celaleddin-i Rumf): 34, ' 35, 36, 566, 585 Molla İdris (Suran müftüsü): 313, 315 Molla Mehmed: 619 Molla Sarayı (Sofya'da): 516 Molla Sarayı (Urfa' da): 201 Molla Sebili (Sofya'da): 518 Molla Tatar: 248 Molla Yegiln, Şeyh: 9 Mollacık Efendi: 409

739


mollalar: 498 mollalık: 27, 200 mollayi:494 mollayibez: 31 Moltan: 615 Monııka Abdullah (hakim): 557 Monuka Kral: 556, 557, 558 Mora:352,398,515,'573 Moralı akçesi: 369 Moralı Defterdar: 369,653, 655; 661,663, 679,681 moran:62,84,392,435,572 Morava Nehri: 423, 426, 444 Moreç Nehri: 427 Moreş Nehri: 426 morina balığı: 381, 382, 435, 440, 444, 445 Morina Yaylası: 530 Morvat (köle ismi): 442 Mosdar Köprüsü: 383 Moskof: 190, 191,297,320,369 Moskov:229,320,404,421,422,444,468 Moskov gemileri: 421 Moskov (Rus) ülkesi: 421 Moskov ülkesi: 421 Mostar Köprüsü: 242, 548, 600 Moton: 405 muaf ve müsellem: 3, 39, 59, 63, 85, 88, 298, 326, 344, 398, 484, 488, 542, 546, 625,630 Mualla Kabristaru: 78 Mu' alla (Mekke): 96 Muallimzade Efendi: 86 Mu'ammer b. el-Kays el-Mahzilmf: 91 Mu'ammer ibn eş-Şeybi\nf: 91 Mu'arrec b. Zayid el-Kelbf: 91 muaşşer: 478 Muaviye: 118, 199,214,217,233,285, 440,473,607 Mudanya Kasabası: 545 Mudikf: 313, 321 Mudurnu cevizi: 345 Mudurnu Kalesi: 343, 344 Mudurnu şehri: 346 muğpiçe: 276, 317, 631 Muhacirfn: 12, 217 muhaddis (hadis ilmiyle uğraşan): 202, 236 muhafazacı: 12 Muhakkık-ı Tirmfzf, Şeyh: 37 Muhalledfkavmi: 141 Muhammed b. Hanefi: 247 Muhammed b. İshak: 549 Muhammed b. Reşid: 59 Muhammed Buhar!: 399, 404, 405, 448, 453, 466, 478 Muhammed el-Gazi, Melik: 248

740

Muhammed Ensarf: 85 Muhammed ibn Hanefi: 252 Muhammed ibn İshak: 120, 130 Muhammed Saltık Bay: 404, 405, 477 Muhammed su dolabı: 85 Muhammed Şah ibn Harzemşah: 248 Muhammed!: 552 Muhammed! dolabı: 86 Muhammed! ezan: 500. Muhammed! sarık: 31, 670 Muhammed! ziyafet: 479 Muhammediyye (kitap): 237, 474, 541 muhammes: 478 Muhannes Gölü: 323 Muharrem Baba Sultan: 462 Muharrem Efendi, Mevlana: 541 Muharrem Hamarnı (Urfa' da): 205 Muhit (Atlas) büyük denizi (okyanusu): 420 Muhit denizi: 196, 320 Muhlis Paşa: 278 muhtesib ağa: 28; 240,274,350,432,559 muhtesib (belediye reisi, şehremini): 17, 40, 60, 71, 82, 88, 146, 167, 168, 172, 183, 193,220,223,230,234,252,256, 257, 264, 270, 293, 298, 299, 301, 307, 308, 313, 341, 344, 385, 387, 396, 399, 407, 408, 410, 414, 449, 471, 492, 498, 504, 507, 549, 631 muhtesib divanı: 350 muhtesib dükkanı: 239 Muhtesib Ham (Sivas'da): 274 Muhtesibzade: 252 Muhyiddin el-İskilib!, Şeyh: 333 Muhyiddin kelamı: 649 Muhyiddin Mehmed, Mevlana: 37 Muhyiddin-i Arab!: 36, 37, 179, 552 Muhzır ağa: 88, 373, 656 Muhzır Ağa, Koskafınnlı: 371, 374 muhzır (mübaşir hizmetini gören kimse): 471 muhzırbaşı: 515, 559 Muhzırzade: 529 Muizzeddin Kılıç Arslan b. Mes'ud: 24 Mukaddam Dağı: 129 mukarrernameler: 349 Mukavkıs, Kıbn Melik: 184, 250 mum:362,443,618,636 mum bahası: 259 mum söndürmek: 430 Mumcu Ömer Mahallesi (Zile'de): 330 Mumculu Köyü: 457 mumya:304 Munzur Baba Nehri: 307 murabba:478,680 Murad Baba: 614


Murad Bey: 566 Murad Bey bayın (Edirne' de): 553 Murad Bey Camii: 567 Murad Bey Hamarnı (Edime'de): 603 Murad Bey Mevlevihanesi: 559 Murad Han: 9, 26, 27, 62, 188, 196, 274, 379, 384, 454, 467, 489, 504, 558, 560, 562, 566, 585, 59{), 643,.668, 669, 670, 671,676,677 Murad Han bedesteni: 596 Murad Han fermanı: 489 Murad Han, Koca: 600, 626 Murad Han Mektebi: 582 Murad Han sulhu: 643 Murad Han, Türbesi: 26 Murad, I. (Aynca bkz. Hudavendigar): 395,454,551,552,578,591 Murad, Il.: 454, 565, 591, 617 Murad, III.: 60, 392, 421, 631 Murad, IV.: 15, 58, 133, 204, 210, 211, 286, 326, 346, 389, 438, 448, 466, 468, 487,515,539,578,593,626,627,665 MuradPaşa:654,656,657,658

Murad Paşa, Dilaverpaşazade: 240 Murad Paşa, Kapdan: 99, 100, 179, 356, 643,644,653,656,664,668,675 Murad Paşa, Sadrazam: 100, 101, 102, 109, lll, 114, 325, 335, 346, 347, 348 Murad Paşa, Kuyucu: 658 Murad Paşa Lala: 348, 349 Murad şehri: 193, 198 Muradiye Kervansarayı (Edirne' de): 595 Muradiye Mahallesi (Edime'de): 590 Muradiye Medresesi (Edirne' de): 579 Muradiye Pazan (Edirne' de): 599 murassa eğer: 659 murassa koşum: 659 Murat Nehri: 12, 86,185, 195, 199,213, 219, 300, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 313, 315, 316, 321 Murtaza Ali: 137, 281 Murtaza Dede: 617 Murtaza Efendi: 99, 271 Murtaza kılıa: 136 Murtaza Paşa: 15, 57, 59, 67, 79, 82, 93, 99, 114, 116, 125, 134, 137, 139, 144, 148, 158, 159, 171, 177, 179, 180, 181, 182, 186, 187, 188, 189, 190, 192,204, 269, 276,288,291,319,325,326,330, 333,335,336,338,339,340,343,346 Murtaza Paşa Çiftliği: 334 Murtaza Paşa, Kara: 188, 325 Murtaza Paşa Sarayı (Zile'de): 339 Murtaza Paşa, Silahdar Kara: 288 Murtaza Paşa (Şa,m Veziri): 115 Musa Ağa, Hacı: 681, 682

Musa Ağa (Türkmenoğullan'ndan): 94 Musa Çelebi Medresesi (Edime'de): 579 · Musa Çelebi (Yıldınm Han'ın şehzadesi): 162, 268, 384, 397, 399, 481, 493, 560, 562, 591 Musa Efendi: 240 Musa Efendizade Camii (Sivas' da): 272 Musa, Hz.: 77, 124, 129, 156, 161, 184, 617,638,645 Musa ibn Hazret-i Zübeyr: 217 Musa kavalı: 491 Musa palhengi: 646 Musa Paşa, Koca (Budin valisi): 400 Musa Sofrası: 315 Musa (Yıldınm Bayezid Han oğlu): 396, 449 musafaha (at cinsi): 635 musahibe kadınlar: 677 musahip:288,347,348 Musahip Mustafa Paşa Sarayı: 594 musahip sanğı: 375, 376 musalla: 33 musıkf ilmi: 610 musikar (müzik aleti): 318, 609 Musladin (Türkmen erkek ismi): 227 Muslihiddin b. Alaeddin, Şeyh: 619 Muslihiddin ibn Attar: 333 Muslihiddin-i İskilibf: 333 Muslihuddin Efendi Mahallesi (Çorlu'da): 387 Muslu Efendi Mahallesi (Hacıoğlu'nda): 449 Muslu Paşa, Silahdar: 541, 628 Mustafa Ağa: 540 Mustafa Ağa, Abaza: 492 Mustafa Ağa, Dürzf: 644 Mustafa Ağa, Kabakulak 114, 117 Mustafa Ağa, Kapıabaşı: 458 Mustafa Ağa, Kızlarağası: 590 Mustafa Ağa, Rahtavan: 94 Mustafa Baba Sultan Tekkesi: 430 Mustafa Beşe Ham (Çorlu'da): 389 Mustafa Bey: 281 Mustafa Çelebi, Başbakikulu Moralı: 350, 371 Mustafa Çelebi Ham (Niğbolu'da): 418 Mustafa Çelebi, Kasım Ağazade: 93 Mustafa Çelebi, Mevlana: 480 Mustafa Çelebi, Seyyid: 541 Mustafa Efendi, Kesbf: 253 Mustafa Efendi Mahallesi (Çorlu'da): 388 Mustafa Efendi, Mevlana Husrevzade: 19 Mustafa (erkek ismi): 244 Mustafa Forsa Kapudan kalyonu: 354

741


Mustafa Han: 621 Mustafa Paşa: 15, 280, 548 Mustafa Paşa, Canpoladzade: 514 Mustafa Paşa, Defterdar Moralı: 644, 652, 656, 660, 683 Mustafa Paşa, Dellak: 660, 661 Mustafa Paşa, Firarf (Diyarbakır valisi): 682 Mustafa Paşa, Gürcü (Yeniçeri Ağası): 637 Mustafa Paşa, İpşir: 158, 334, 358, 359, 363,371,641,642,643,644,652,653, 654, 655, 656, 657, 658, 659, 660, 661, 662, 663, 664, 665, 666, 667, 668, 669, 671,672,673,674,675,676,677,679, 680, 681, 682, 683 Mustafa Paşa, Kara: 284, 326, 351, 569, 582, 583, 600, 665 Mustafa Paşa Karbfulsarayı: 20 Mustafa Paşa, Koca Lala: 147, 179,280, 547 Mustafa Paşa Köprüsü: 547, 578 Mustafa Paşa, Musahib: 594, 670 Mustafa Paşa, Serdar: 575 Mustafa Paşa Tekkesi: 12 Mustafa Paşa, Zurnazen: 350, 356 Mustafacık Kapısı (Silistre'de): 437 Musta'sım-billah: 233 Musta'sımf hath: 81 Musul: 3, 56, 122, 165, 216, 309, 508, 509, 550 Musul bezi: 206 Musul Kalesi: 198 Musul-ı Irak: 120 Muş: 195, 311, 316, 317 Muş haracı: 671 Muş Ovası: 309, 310,313, 317, 319, 321 Muş Sahrası: 195, 309, 312, 315, 316 Muşkara Köyü menzili: 263 muşmula: 527 muşta: 376 Mut Yaylağı: 324 mutasarrıf: 26 Mu'temid-billah: 314 Mu'tezilf: 267 mutfak: 204,394,431,443,447,456,474, 477, 503, 516, 585, 586 mutrıbhane: 36, 237 mutriban: 585 Muzaffer (köle ismi): 606 mübaşir: 677, 678 Mübtecil Baba Sadık: 649 Mübtecil Hoca Cafer: 648 mücevher: 166, 239, 282, 596 mücevher hançer: 79 mücevher hokka: 146

742

mücevher koşum: 634 mücevher otağa: 104, 113 mücevher sahan: 670 mücevher serdar otağası: 675 mücevher süs: 634 mücevher tüfenkli: 668 · mücevveze: 94 mücevvezeli (resmi kavuklu) yedekçiler: 95 müderris: 302, 332, 579 müdevver: 402 Müeyyed Camii (Mısır'da): 587,588 Müeyyed Paşa: 575 Müeyyed Paşa (Selimiye Mu'temedi): 594 müezzin: 148, 181, 400, 410, 434, 460, 461, 500, 564, 566, 572 müezzin mahfili: 62, 258, 563, 567 Müezzin Sultan: 614 Müezzin Sultan Tekkesi (Edirne'de): 589 müezzinbaşı: 347, 575 müezzinlermakamı:571 müfessir (Kuran'ı yorumlayan):

202, 236 müfred: 478 Müfti's-sakaleyn: 580 müftü: 4, ll, 16, 17, 27, 60, 220, 223, 240, 243, 250, 252, 256, 265, 269, 301, 305, 306, 307, 308, 311, 313, 341, 344, 375, 385,406,408,410,449,458,459,476, 479, 482, 492, 504, 544, 549, 631, 661 Müftü Hamarnı (Kayseri'de): 235 Müftü Medresesi (Kayseri'de): 236 mühendis: 256, 455, 476, 562, 570, 575 mührebaz: 636 mühr-i şerif: 348, 641 mühür:132,377,378,428,42~642,655,

659,671 mültezimler: 102, 431 Müncik Köşkü mahalli: 117 müneccim: 175, 212, 260 Münziroğulları: 303 Münzirzade Sarayı (Harput'da): 302 mürasele (kadı mektubu): 471 Mürhem, Emir (Maanoğlu): 117 Mürre ibn Ka'b: 177 müsebba: 478 müseddes:478,646,647 müselles: 478 müsellim: 158, 317, 347, 419, 508, 541, 643,679 Müsellim Kafirzade: 326 müsemmen: 478 Müseyyeb b. Mutahhar: 34 müshil: 323 Müslim b. Haffaf eş-Şeybaru: 91 Müstahfızan Köyü: 471


Müsta' sım! hattı: 561 müstezad: 478 müşg yılanı: 460 müşk170

müşk-i rum!: 68, 322, 593, 609 Müşteri (Mars) yıldızı: 175,260.c Mütarmık Gölü: 323 müteferrika (morina) balığı: 444, 445 müteferrika (padişahın, vezirlerin veya sadrazarnın emirlerini götüren kimse): 95, 279, 326, 538, 666, 667 mütevelll: 167, 391, 393, 460, 471 Mütevelll Sarayı (Babadağı'nda}: 472 Müttakl-billah: 214 Müyesser (köle ismi): 6D.6 Müzeyrib:299,300

Nabız ilmi: 240, 6D.4 Nablus: 64, 139, 157, 163, 166, 177 nafes!: 241 Nahçıvan: 38, 189, 318, 643, 669, 683 nahiye naibleri: 469 Nalışivan demir tası: 573 Naib Hüseyin Efendi Sarayı (Pravadi'de): 401 Naka (Dişi deve) Kayası: 153 Naka Kayası: 154 nakış iğnesi: 345 Nakışlı Bölükbaşı: lll nakib (bir kabilenin başkanı veya vekili): 16, 60, 220, 223, 256, 265, 305, 306, 307, 311, 312, 313, 341, 344, 385, 399, 406, 408, 458, 459, 467, 482, 492, 504, 544,549 nakibüleşraf: 4, 9, ll, 17, 28, 71, 82, 88, 146, 168, 172, 183, 193, 200, 234, 240, 252, 293, 298, 299, 301, 308, 330, 370, 399, 406, 414, 433, 449, 460, 471, 498, 515, 559, 598, 634, 642, 667 nakkare:l09,467,556 Nakkaş-ı Ezel: 563, 564 Nakraveş yakını: 121 Nakşa: 353,354 Nakşibend-i Hacegan: 589 Nakşibend! tarikatı: 34, 248, 448, 480, 534,536 Nakura: 138, 139 Nakura Boğazı: 136, 137, 138, 159 Nakura Dağı: 136,138, 140, 144 nal: 281 Nalband Köyü: 469 nalbant: 386, 389 Nalbant Ali Ağcı Sarayı (Pravadi'de): 401 nalbant diikkful'i'! 440, 485 Nalbantlar Ham,(Sivas' da): 274

Nalbey Camii (Eski Zağra'da): 493 Naldöken beyi: 513 nalın: 145, 146 N alıncı medresesi: 28 nalin: 435 namazgah: 448 Namazgah Kapısı (Silistre'de): 437 Namazgah Mahallesi (Silistre'de): 436 Namazgah Mesireyeri (Kayseri' de): 245 Namazgah Mesireyeri (Silistre'de): 442 Name: 43, 48, 50, 51 nar: 32, 97, 175, 207, 275 narh: 350, 559 Nar-ı Tecell! Camii (Urfa' da): 202 Narice (Türkmen cariye ismi): 227 Nasari\:209 Nasıf Ağa: 276 Nasıf Paşa, Vezir: 401 N asır kabristaru: 619 Nasreddin Hoca: 18, 19 Nasreddin Hoca Türbesi: 19 Nasuh Paşa, Veziriazam: 66 Nasuh Paşazade: 446, 451, 456, 652 Naşifzade: 93 Na't-ı Şerif (Fehlm Çelebi'nin eseri): 20 navluncular: 350 navurta (topuz}: 483 Nazlı kolu: 636 nebat!: 609 N eb! havuzu: 286 NebikKöyü: 92 neccadık (dülgerlik, marangozluk): 78 necef: 62, 75, 84, 392, 435, 572 Necibüddin, Şeyh: 167 Necmeddin-i Kübra, Şeyh: 262 Necm! kavmi: 141 Necmüdda'i-yi Kübra: 262 Necmürrazf, Şeyh: 248 nefir: 15 neft (petrol): 133 nehenk timsahı: 445 Nehri kıyısı: 72 Neki Dağlan: 274 Nemçe çasarı: 318 Nemrud: 198, 199,200,201, 202, 203, 208, 211, 212, 213, 220, 221, 316, 456 Nemrud ateş-gedesi: 201, 492 Nemrud ateşi: 67, 112, 148, 190, 20'\ 204 660 '( ' Nemse (Avusturya): 140,426,468 Nemse çasarı (imparatoru): 166, 356, 422, 424, 425, 497, 593 Nemse Dağları: 425 Nemse hududu: 425 nergis: 322, 572, 593, 609 Neriman: 110, 114

743


nesirn rüzgarı: 31, 244 nesrin: 561, 593 nesterin: 453 nevii:585,610 Nevesin Yaylası: 57 nevruz:305 ney (müzik aleti): 32, 318 neyzen: 585, 609 Nigepoli kral: 414 Niğ Çayın: 297 Niğbolu: 409, 413, 414, 416, 418,419, 423, 427, 431, 512, 515, 542, 555 Niğbolulu Hacı Mustafa tüfengi: 419 Niğde: 24, 27, 56, 246, 252, 253, 254, 261, 406, 408, 410, 542 Nihavend: 1 Nikbolı: 414 nikris (gut) hastalığı: 20, 524 nikriz (damla, ağrı) hastalığı: 26 Niksar:24,207,235,265,267,277,336,340 Niksar subaşılığı: 335, 336 Niksar voyvodalığı: 335 Nikşik: 355 Nil: 46, 47, 75, 76, 77, 128, 129, 176, 219, 421, 422, 445 nilüfer: 322 Nimet Uyvar Kalesi: 424 Ni'rneteyn (iki nimet) pınarı: 156 Nirnetullah tarikah, Şeyh: 620 Niş şehri: 423 Nişancı Paşa: 661 Nişancı Paşa, Koca: 653, 660, 670 Nişancı Paşa Sarayı: 594 nişancılık: 670 nişiingiih: 287 nişirneni (dirılenrne yeri): 308 Nizip şehri: 193 nobut: 371 Nogay:347,439,441 nohud:175,206,275,350 nohutlu çörek: 494 Noktacı Camii (Edirne' de): 578 Noktacı Camii (Eski Zağra'da): 493 Noveli: 109 Novigrad Kalesi: 426 Nöbet Mahallesi (Filibe'de): 500 Nöbettepesi: 499 Nuh, Hz.: 3, 22, 39, 69, 119, 120, 121, 122, 123, 125, 143, 159, 168, 169, 172, 508, 509, 510, 550 Nuh Tennuru: 127 Nuh Tufanı: 68, 120, 122, 127, 163, 198, 511, 531, 550, 553 Nuh;un gemisi: 508 nukebii: 125 Nurnan ibn Sabit: 433

744

Nfın,

Hz.: 184

Nurbalış-ı Kiiınriini, Şeyh: 248 Nurbahşiyye tarikah: 248 Nureddin Şehid (Şam Meliki):

70, 79, 87,

126, 132, 145 Nusayri: 122, 137, 141 Nusret, Şeyh: 329 nücebii: 125 Nürdik ruhban: 276 Ücak ağalan: 672, 674 (bir aileye, babadan oğııla geçmesi için verilen mülk): 306, 311,314,671 Odabaşı Ham (Çorlu'da): 389 odun:97,435,629 Odun Kapısı: 586 Odun Pazarı: 240 Odun Pazarı (Edirne' de): 599 Oduncu Mahallesi (Kayseri'de): 235 Odunpazarı (Çorlu'da): 388 Odunpazarı Kapısı: 235, 240 Odvine Kalesi: 423 Oğlan Çavuş Mahallesi (Sivas' da): 270 Oğlan Harn~ı (Ed.irne'de): .~03 Oğlancık Mesıreyerı (Kayserı de): 246, 248 oğlarılar: 113 oğuz: 188 Oğuz taifesi: 64 Ohri: 514,530 ok: 15, 59, 106, 109, 363, 368, 373, 440, 585,592 ok ahcılar: 287 ok çamı: 473 ocaklık

okçıllar:367,473,592 okçılluk: 436 Okçuoğlu kürkü: 264 Okçuziide (Münşi): 539

okka: 4, 85, 207, 312, 411, 527, 571, 585, 606,618 okluk: 189, 334, 653, 655 Okmeydanı: 105,514,566 Okus Nehri: 423 Okyanus büyük denizi: 420 Okyanus Denizi: 320 Olan Bey Köyü: 391 Olti Nehri: 427 Ornaniçe Kalesi: 593 Omuzu Keçili tepesi: 225 Ordubar: 265 Orhan (Bayezid, oğlu): 38 Orhan Bey: 10 Orhan Gazi: 4, 10, 14, 26,252,403,441, 452, 454,551,619


Orhan Gazi Camii: 4, 5 Orhan Gazi Mescidi: 6 Orhan Han: 379, 551 Orhan mektebi: 6 Orhan,Şehzade:26,284

Orhan (Şehzade Bayezid'in oğlu): 280 Orhan, Şehzade (IL Murad'ın oğlu): 617 orman: 59, 134, 215, 360, 363r364, 365, 480, 483, 499 Ormaniçse Nehri: 427 orrnanlar: 3, 612 Orrnanlı Köyü: 508 ormanlık 163, 200, 317, 361, 483, 524, 629 orsa bayrak: 147, 148 Orşat yakıru: 427 orta ayak (ayakkabı cinsi): 598 orta !orta (ayakkabı cinsi): 598 Orta Mahalle Cami (Bor şehrinde): 253 Ortaköy:261,385,637,683,684 Ortaköy menzili: 254 Ortaoda: 557 oruç: 122, 142 Oruncak Köyü: 262 Osman Ağa: 417 Osman Ağa, Konakçı Şarnlı: 117 Osman Ağa, Mühürdar: 356 Osman Ağa, Şamlı: 110, 111, 115, 117, 137 Osman Baba: 547 Osman Bey: 10, 25, 26 Osman Dede: 390 Osman Dede Ham (Çorlu' da): 389 Osman Gazi: 9, 10,344,480 Osman Han: 26, 54, 211, 379, 406, 437, 667 Osman, Hz.: 88, 89, 249 Osman mushafı: 88, 89, 91 Osman Paşa Camii (Kayseri'de): 236 Osman Paşa Tekkesi: 327 Osman, Şeyh: 297 Osmanak: 10, 216, 358 Osmanak Kalesi: 265 Osmancık Köprüsü: 383 Osmanak şehri: 336 Osmanlı: 25, 38, 132,133, 149,191,252, 267,271,321,352,356,419,425,437, 441, 499, 535, 539, 552, 554, 555, 654, 659 Osmanlı askerleri: 353 Osmanlı devleti: 216, 311, 343, 356 Osmanlı padişahlan: 251 Osmanlı töreni: 26 Osmanoğlu: 39, 59, 66, 68, 100, 102, 103, 109, 112, 123, 125, 224, 230, 231, 232, 278, 288, 317, 351, 353, 354, 387, 392, 410, 503, 513, 524, 552, 560, 591, 592, 604,635

Osmanoğlu

amban: 633 askeri: 68, 100, 666 Osmanoğlu donanrnası: 353 Osmanoğlu padişahı: 59, 475 Osmanoğullan: 4, 7, 9, 10, 23, 25, 26, 33, 36, 37, 56, 60, 71, 88,102, 193,216, 229, 234, 256, 267, 268, 278, 293, 329, 344, 383, 386, 395, 403, 475, 489, 492, 497,551,566,574,577,591,592,599, 613, 630, 632 Ostikolina Kasabası: 424 ot:122, 125,231,244,322,396,405,633 ot tohumlan: 150 otağ:100, 104,116,179,347,653,678 Otak: 137, 158, 378 Otakçılar sarayı: 379 otlak hakkı: 215 otluk: 499, 546 Otrna Nehri: 423 oturak: 366 Ovacık N ahiyesi: 307 Ovar Kalesi: 424 Osmanoğlu

Öğütçü: 160 ökçe çukuru: 158 öküz: 130 Ölü Ten Nehri: 444 ölü yıkayıalar: 190 Ölüdenizi: 444 Ömer Ağa, Çerkez: 415,419 Ömer Ağa, Kuyumcu: 330 ömer b. Abdülaziz: 91 Ömer b. Lokrnan: 292 Ömer Bey, Nasuh Paşazade: 451 Ömer Çelebi: 664. Ömer Çerçi Camii (Zağra Yenicesi'nde): 489 Ömer Helvayf oğlu Şeyh Mehrned: 506 Ömer, Hz.: 21, 22, 39, 40, 70, 81, 88, 196, 225,232,245,247,251,265,292,298, 409 Ömer ibn Abdülaziz: 91, 163 Ömer ibn Lokrnan, Emir (Malatya fatihi): 298 Ömer Paşa, Ketenci: 116 Ömer Paşazade Bill Paşa (Irabzonlu Ketenci): 207 ' Ömer Ruşenf hazretleri: 587 Ömerbeyzade: 276 ördek: 473, 610 örencik Ilıcası Mesireyeri (Sofya'da): 524 örfi hakimi: 460, 482 Örff (şair): 20 örff (yerel) vergiler: 63, 88, 277, 296, 298, 326, 407, 409 745


örtülüpınar Mahallesi: 270 örümcek: 151, 152 ösek Kalesi: 424 öşr-i harir (ipek öşrü): 197 öşr-i sultanf: 492 öşür: 197,215,312,462 Ç?yleme Hamarnı (Niğbolu'da): 418 Ozbek Tekkesi: 589 Özbekistan: 615 özelhamam:402,418,439 Öziça şehri: 423 Özü eyaleti: 369, 378, 380, 399, 406, 408, 412,414,427,431,432,445,448,450, . 458, 468, 469, 480, 481, 515, 549, 628 Özü Kalesi: 398, 433 Ç>zü Kazağı: 369 Ozü Nehri: 444 Özü sahraları: 400

Pabuç: 105,152, 239,245,275,435,456, 639 pabuççu bekarları: 596 pabuççular: 596 paça: 475, 524 Paçarhont Yaylası: 424 paçıla:188 padişah defteri: 269, 429 padişah divanı: 116, 158

padişah fermanı: 359, 634, padişah hil' atı: 652 Padişah kanunu: 183 padişah malı: 159 padişah musahibleri: 642

637, 658

Padra:442 pala kılıc: 375 Palak Kalesi: 424 palan: 364 palaşkerma kayıklar:

559 350 piHheng: 15, 92, 478 Palosin Nehri: 427 Palu: 195,308,309 Palu hükfuneti: 312 Palu Kalesi: 307, 308, 309, 311 Pal u varoşu: 308 pamuk: 74, 84, 175, 206, 213, 617 pamuk bezi: 275 pamuk gülü: 7, 343 Pamuk Ham (Edirne'de): 595 pamuk havlusu: 90 pamuk ipliği: 84, 206 Pamukçular Hamarnı (Kayseri'de): 243 Pamukçular Mahallesi (Aksaray' da): 257 Pamukçular pazarı (Edirne'de): 598 panayır: 170 Palçığ:

746

panayır pazarı: 393 Pançova:427 pandısı (helva çeşidi): 32 pansadi (bir çeşit kundura): 307 panter: 139, 617 papa: 491, 543 Papa Andire: 492 papa ayvası: 606 Papa gemileri: 354 Papamonta:230,319,545 papaz:145,276,304,317,395,404,485, 492, 542, 543, 630 Papaz Korusu: 546 Papazlı Köyü: 546 Papuççular Çarşısı (Kayseri'de): 239 para kesesi: 151, 152 Paris: 552 Parmakkapı: 20, 357 pars: lll, 139 parsa: 456 Pasdırma Adası Mesiresi (Silistre'de): 442 Pasin Ovası: 22, 297 Pasin Sahrası: 23 pastırma: 106, 442, 630 pastırmaa bezirganlar: 443 Paşa Çayın (Silistre'de): 442 Paşa Çiftliği: 483 Paşa Hamam: 174 Paşa Hamarnı (Eski Zağra'da): 494 Paşa Hamarnı (Kayseri'de): 243 Paşa Hamarnı (Urfa'da): 205 Paşa Hamarnı (Zile' de): 331 Paşa Hisarı: 271 Paşa Kalesi: 269, 271, 284 Paşa Kalesi Hamarnı (Sivas'da): 274 Paşa kethüdası Kudde Kethüda: 357 Paşa Mahallesi (Silistre'de): 436 Paşa Mahallesi (Sofya'da): 516 Paşa Mahallesi (Zile'de): 330 Paşa odası: 516 paşa sancağı: 183, 269, 431, 513, 514 Paşa Sarayı: 29, 271, 549 Paşa Sarayı (Aksaray' da): 260 Paşa Sarayı Çeşmeleri (Kayseri'de): 238 Paşa Sarayı ~Divriği'de): 294 Paşa Sarayı Imareti (Aksaray' da): 260 Paşa Sarayı (Kayseri'de): 235, 240 Paşa Sarayı (Niğbolu'da): 417 Paşa Sarayı (Silistre'de): 439 Paşa Sarayı (Sofya'da): 516, 518, 531 Paşa Sarayı (Urfa'da): 201, 202 Paşa Sarayı (Van' da): 674 paşa tahtı sancağı: 27 Paşaak Mahallesi (Aksaray' da): 258 Paşazade Beğler Sarayı (Silistre'de): 437 paşmak (ayakkabı cinsi): 598


Pataleoğlu kolu:

636 patrik: 209, 395, 491, 543 Pava:355 Payas: 63, 65, 99 Payas Dağı Yaylağı: 63 Payas Kalesi: 60 Pazar Camii (Urfa' da): 202 Pazar Değinneni: 206 Pazar Mahallesi (Haaoğlu'nda): 449 Pazar Mahallesi (Zile'de): 330 Pazarköyü Kasabası: 7, 8 Pazarlı Köyü: 470 Pazaryeri Camii (Silistre'ç!e): 438 Pazaryeri Çeşrnesi (Silistre'de): 439 Pazaryeri Çeşrnesi (Sivas' da): 274 Pazaryeri Hamarnı (Zile'de): 331 Pazaryeri Mahallesi (Silistre'de): 436 pazubend: 229 peçe: 106 Peçevi: 551 Peçoy: 33, 523, 591 Pelıli (köle ismi): 442 Pehlice Değinneni (Sivas' da): 276 pehlivan: 231, 584, 585, 613, 664 Pehlivan Demir: 613, 614 pehlivan (sanatçı): 149 Pehlivanlar Tekkesi: 590 Pehlivanlı (Türkmen kabiİesi): 227 peklik (kabızlık): 640 pekmez:275,296 peksirnat: 234 PelaşKapısı (Sivas'da): 270 Peliç Nehri: 214 Pelidli Köyü: 471 pelit ağaçlan: 430 pelit direkleri: 443 penç-beyt: 402, 439 pençe buyurdusu: 208 pençgah: 585 Pendik: ı, 12, 104 Penez: 411, 521 · Perakin Kalesi: 423 perde: 80, 275 pereme: 444, 445 perendebaz (takla atan): 636 pergel:574 Pergel hesabı: 573 perhiz: 536, 542 Perizad: 407 Pertek Kalesi: 305 Perteng Kalesi: 305 Pertev Paşa: 278, 526 Pertevi Sultan, Şeyh: 262 pervane yayı: 171 peşkir: 90, 175 ;,, peşınine: 614

Peşpehil şehri bağı:

593 Kalesi: 426 Peşte sahrası: 400 peştemal: 18, 84, 175, 335, 521 Peteviçe sernti: 512 Petre Kapısı: 384 Peygamber Pınan: 39 Peygamber Pınan Dağı: 40 Peygamber Sancağı: 109, 112 peyklere (ulaklara): 92 Peymane (cariye ismi): 606 Peymene (Türkmen cariye ismi): 227 peynir:106,390,542,630,633 peynirli Çerkez pastası: 640 pınar: 20, 58, 133, 155, 156, 175, 220, 238, 494,528 Pınar Mahallesi (Filibe' de): 500 Pınarbaşı: 41, 51, 226 Pınarbaşı Mesireyeri: 504 Pınaraktepesi: 499 Pınarhisar: 381 Pırahova Nehri: 427 Pigahelina (Aksaray şehri):256 Pfjen: 113 pilav:393,624 Pileve: 423 Pileve beyi: 513 Pilevne: 423, 512 Pilice Nehri: 215 piliç çorbası: 538 Piliç Nehri: 215 piliçler: 485 pink (geıni cinsi): 353 pinyal (şiş): 483 Pinyanişi bölgesi: 643 Pinyanişi Kürdü: 674 PinyanişfYaylağı: 324 Pir Mehmed, Ramazanoğlu: 581 Pfrce Sultan (Haa Bektaş-ı Veli de halifelerinden): 14 Pfrf Efendi, Şeyh: 438, 447 Pfri İlahi, Şeyh: 402 P"ıri rnahlası: 447 Pfri:Paşa: 386 Pfrf Paşa Hamarnı (Silivri'de): 386 P"ıri Paşa, Ramazanoğlu: 279 pirinç: 159,214,234,350,360,498,503, 504,679 pirinç bozası: 342 pirinç çeltiği: 219 pirinç çeltikliği: 504 pirinç gölü: 214 pirinç halfası otu: 405 Pirizren: 424 piruz: 651 Piryar-ı Velf: 584 Peşte

747


pisi balığı: 381, 382 pişi lavaşa yufka ekmeği: 64 pişi (yiyecek): 528 pişınaniye: 32 pişrev oku: 287 piş-tahtası: 207 Piyale Paşa: 464, 465 Piyale Paşa, Koca: 464 Plevne şehri: 399 poçikli (yemeninin arkasında

bulunan, giyerken tutup çekmeye yarayan kuyruk): 307 pogaça:447,508,528,542 Pojega Daglan: 424 Pokta Nehri: 427 Polad Bey (erkek ismi): 606 Polat Kapısı: 586 poloniyesi (rakısı): 607 Poloz rahip: 395 pontal: 376 Porok Kalesi: 425 Portugal: 140,309,442,510 post: 455, 477, 556, 557, 616, 620, 648 Postalcı kolu: 636 poşu: 84, 90, 175 pota: 287 potaç kalyoncıık: 148 Potnak: 369 Pozab Nehri: 426 Pozatin (İstanbul Tekfuru): 4 Prag:552 prankon çuka: 418 Praşo Daglan: 427 Pravadi: 381, 397, 398, 399, 400, 403, 404, 405,430,453,482,625 Pravadi Daglan: 403 Pravadi Mssı: 432 Pravadi Kalesi: 399, 400, 403, 428 Priştine şehri: 26 Prizren sancagı: 514 Prut Nehri: 427 pullu balık: 324 Pulur Kapısı (Sivas'da): 270 Pulur Tepe (Sivas'da): 270 Puruluk Yaylası: 531 pusu: 117 put: 70, 127, 203 puthane: 209 putperest: 69, 624, 638 Pürgaz Kalesi: 391 Pürgaz-ı Poloz (Poloz Kalesi): 395 Pürkelam Dede: 456 Pümaz Kasabası: 628

Raba Nehri: 424

748

Rabia:373 Rabia-i Adeviyye: 80,237, 612 Rabtan Nehri: 127 Rac'im, Melik: 497 Raça kalesi: 423 Raduy-i Belhf: 285 Rafızi kavmi: 141 Rafiz: 638 Rahbe sancagı: 200 Rahima Çelebi: 451 rahip: 13, 209, 244, 276, 317, 474, 542, 543 Rahova: 316, 423 rahrevi: 646 Ra'f:586 rakı:630

Rakka: 192, 195, 196, 199,200,215,217, 218,269 Rakka Kalesi: 199, 214, 215, 217, 220 rakkas:520 rakkas (saat parçası): 408 raks:32,586 Ramazan Aga: 21 Ramazan Efendi, Mektupçu: 357 Ramazan,Şeyh:251

Ramazanoglu vakfı: 253 Ramazanoglu Yaylası: 56, 57, 58, 86, 99, 324,527 Ramazanogullan: 58, 581 rfist makamı: 585, 610 Rastan Köprüsü: 86, 87, 182 ravendi (kökleri ve saplan ilaç olarak kullanılan bitki): 322 ravza: 482, 513 ravza (müzik aleti): 318 Ravza-i Mutahhara: 392 Rayçe Nehri: 424 Razgırat Nahiyesi: 409 rebab (müzik aleti): 32, 318, 636 Rebve bogazı: 141 Rebve Bogazı Dagı: 118 Rebve Dağı: 118 Rebve Nehri: 119 Receb Paşa, Kapudan: 428, 466 reddü'l-acz: 478 Rehan (Türkmen cari ye ismi): 227 rehavf: 199 Rehavfmakamı: 144,210,317 reis bezirganlan: 460 reisülküttab: 356, 539, 594, 683 remil ilmi: 490 Remle: 76, 86, 164, 165, 166, 167, 169, 170, 178 Remle hurmalıgı: 220 Remle karpuzu: 169 resenbaz (ip cambazı): 636 Re' s-i Ayn: 198

' >


resim: 603 resim ilmi: 572 Resmf Çelebi: 529 ressam:434 ressam nakkaşlar: 564 Restatalis: 240, 608 Resul Ağa (erkek ismi): 606 Resulullah Sancağı: 102 Re'sü'l-uyfın Tılsımı menzili: 135 Reşid: 124, 164 Reşid iskelesi: 164 Revan: 22, 56, 187, 188, 189, 280, 281, 317, 318, 321, 324, 448, 643, 659, 665, 669, 671, 683 Revan Kalesi: 186, 187, 188, 321, 676 Revan seferi: 189,438,514,669 Revane Dağlan: 525 Reveyl (Hazret-i Yusuf'un kardeşi): 128 reyhan: 84, 204, 273, 309, 322, 563, 593, 609 reyham hath: 474 reyhanistan: 609,611 Rıdvan bahçesi: 592,611 Rıdvan cenneti: 86, 493 Rıdvan Efendi, Şeyh: 588, 616 Rıdvanu'l-ula, Şeyh: 177 Rıkka: 215 Rıza, İmam: 647 ribaçsa kürek: 650 ribas (hekimlikte kullanılan ot): 322 Ribniçe:355 Rica.Iü'l-gayb: 125, 233, 246, 684 Riha Kasabası: 185 rik'a (dilekçe): 371 rikab-ı hümayun: 368 Rila Dağı: 543 Rila Yaylası: 57,531,545 Rimle (Remle) Kalesi: 168 Rimlik Nehri: 427 Risa.Ie-i Sinaniye: 588 ilisalet sancağı: 109 Rişan (Aleksandıran oğlu): 21 Ritan Nehri: 133, 135 Ri yan: 320 Rodos:145,166,351,354,464 Rojvovay Nehri: 427 Roma: 69, 510 Roma papa kubbesi: 203 Roma (Sırfayil oğlu): 510 Romaoğlu: 510 Rosita Nehri: 423 rubai:439 rub' -ı daire ilmi: 32 Rudin, Şeyh: 166 , Rııfa'ı:: 586 #, , Ruha Kalesi: 198,221 ~

Ruha (Semud oğlu): 198 Ruha (Urfa): 198, 199, 210, 221 ruhavf (rehavf) makamı: 199 Ruhay Melik: 198 ruhban:20~304,317,491,543,550606

Ruhban Dağı Yaylası: 324 ruhban kilisesi: 220 Ruhbe Kalesi: 220 Ruh-ı Kudsf: 501 Ruhullah: 638 , Rum: 3, 8, 9, 10, 21, 22, 24, 59, 66, 75, 76, 81, 118, 145, 159, 180, 197, 199, 203, 209, 210, 232, 233, 234, 244, 245, 251, 255, 256, 265, 267, 268, 269, 276, 277, 283, 285, 289, 290, 295, 296, 318, 344, 345, 347, 384, 390, 393, 397, 399, 405, 430, 441, 442, 453, 460, 487, 488, 489, 490, 496, 497, SOO, 506, 509, 510, 511, 519, 523, 524, 530, 548, 550, 551, 554, 565,586,590,616,618,630,651 Rum Ali (Evliya Çelebi'nin kölesi): 678 Rum alimleri: 551 Rum civanlan: 630 Rum çini kalesi: 3 Rum çini şehri: 5 Rum denizi: 545, 546 Rum dili: 136, 395 Rum divanı: 288 Rum ereni: 556 Rum gulgulesi: 103 Rum güzelleri: 481 Rum halid: 545 Rum Kale: 196 Rum kaleleri: 168 Rum kayseri: 12, 16, 22, 69, 88, 196, 226, 233,285 Rum keratsalan (güzelleri): 630 Rum kesesi: 16, 276, 498, 515, 575, 626, 641,643 Rum kraliçesi: 488 Rum krallan: 69, 414 Rum lisanı: 241 Rum Mahallesi: 270 Rum şairleri: 613 Rum şehirleri: 16 Rum şehri: 252, 277 Rum taifesi: 512 Rum tarihçileri: 3, 22, 549 Rum tarihleri: 16, 118, 492, 498 Rum tüfengleri: 110 Rum ülkesi: 392, 545 Rum yazı: 414 Rumeli: 19, 26, 38, 39, 57, 62, 72, 170, 268, 345, 352, 353, 380, 381, 383, 384, 386, 398, 403, 405, 408, 410, 413, 423, 425, 426, 429, 431, 447, 456, 458, 465, 466,

749


J 469, 477, 480, 494, 498, 499, 504, 506, 507, 508, 513, 514,515, 523, 527, 531, 541, 542, 544, 545, 547, 551, 558, 603, 611,613,619,627,628,641,674 Rumeli askeri: 515 Rumeli Çıtağı: 490 Rumeli defterdan: 514 Rumeli (Ege) denizi: 545 Rumeli gazileri: 508 Rumeli Hisarı: 385 Rumeli levendleri: 600 Rumeli nehirleri: 422 Rumeli paşası: 513 Rumeli seyahati: 527 Rumeli valisi: 498, 515, 560 Rumeli veziri: 514 Rumeli yiğitleri: 584 Ruınf: 273, 458 Ruınf kese: 431 Rumi, Şeyh: 8 Rumiye Kalesi: 675 Rumiye şehri: 90 Rumkale: 201 Rus:459 Rus dili: 543 Rus köle: 419 Rus şaykaları: 458 Rusafe-i kebir (Büyük Rasafe) Kasabası: 217,218 Ruscuk: 409, 410, 411, 412, 413, 419, 422, 423, 428, 430, 431 Ruşeni:587

ruz pil§.vı: 203 Ri'lzbehan-ı Baklf, Şeyh: 248 Ruzn§.rneci Ali Efendi Sarayı: 594 Ruznarneci İbrahim Efendi Çeşmesi (Çorlu' da): 389 Rükneddin Süleyman: 34 Rükneddin-i Sincani, Şeyh: 248 Rüstem: 94, 113,114,584,668 Rüstem Paşa: 280, 284 Rüstem Paşa Camii: 16, 408, 571, 624 Rüstem Paşa Camii (Ruscuk'da): 411 Rüstem Paşa Hanı (Edirne' de): 595 Rüstem Paşa Kervansarayı: 6, 41 Rüstem Paşa rninaresi: 626 Rüstem Paşa Sarayı: 594 Rüstem Paşa, San: 37 rüus-ı hürn§.yi'ın: 559 rüya yorumcusu: 669

Saat: 376, 408 Saat Çukuru mahalli: 280 saat kulesi: 504 Saat Mahallesi (Filibe'de): 500

750

saatçi: 408 Saattepesi (Filibe'de): 499, 503 saba rüzg§.n: 31, 244 Sabanca: 346 Sabanca Köyü: 469 Sabastiye Köyü: 166 sabbağlan (boyacılan): 518 S§.bir ibn Cürhürn: 90 sabite: 190 sabun: 7, 170, 181, 323, 520, 521 Sabuncuzade Mektebi (Silistre'de): 438 sabuniyesi (helva): 32 saçaklı abayf: 498, 515 Saçbağı Paşa: 336 saçkıran hastalığı: 521 Saçlı Kürdü: 373 Saçlıoğlan, Subaşı: 134 saçma: 103 saçma top: 434 Sa' d [ibn Ebi] Vakkas: 178 sadak: 432, 441 sadaka: 19, 208 sadaklı (ok torbası): 94 sadaretkayrnakarnı:639 sadaretkaymakarnı:639

sadefk§.rf kapaklar: 62 sadem (derviş malzemesi): 556 Sa' dfBaba: 386 Sa' df, Bedevf: 586 sadranç nakşı: 554 sadrazamlık kanunu: 350 Sadreddin-i Konevf, Şeyh: 36 Sadr-ı Baz (Doğan göğsü) Kalesi: 224 Saf§.: 203 Safet: 75, 87,114,116, 136, 137, 146, 158, 159, 162, 163 Safet hakimi: 94, 117, 135, 136, 148, 178 Safet mollası: 158, 159 Safet Yahudileri: 177 sMi.natü'l-ciyad (soylu atlar): 668 safra: 403 safra taşları: 461 safran: 143,239,325 Sağmal definesi: 306 sağmal (sütü alınan koyun, inek vesaire): 306 ' Sağman Kalesi: 306 Sağman (Kürt beyi): 306 sahabe:90, 118,178,217,225 sahabe-ikirarn:118,246,250,585 sahan:79,282,468,583,601 Sahansarnur Dağı: 426, 530 Sahansarnur Yaylası: 426,530 sahrınc: 313 sahteseyyidler:407


sahtiyan (boyanmış ve cilalanmış deri): 32,244,369,370,409,603,607 Sai.b (şair): 20 Sai.b, Şeyh: 620 . Said Arab, Karayazıcı (Celali): 185 · Said toprağı: 170 saka:521,668 saka kuşu: 495, 496 Sakalib: 121 Sakaltutan Beli: 65 Sakarya Nehri: 9 Sakız:352,354,464,465,630

Sakız Kalesi: 464 Sakız limanı: 355 sala balığı: 7

Salacak iskelesi: 660, 663 Salahaddin Hamarnı (Kayseri'de): 243 Salahaddin Yusuf: 70 Salanta sahrası: 400 Salbaş (erkek ismi): 244 Salbaş Gölü: 323 salbaş hastalığı: 134 salık: 585 salıncaklar: 435 Salih Ağa: 94 Salih Ağa (İpşir Paşa kethüdası): 668, 679,680,681 Salih Berki: 217 Salih Çelebi: 350 Salih devesi: 154 Salih Efendi: 439 Salih, Hz.: 138, 152, 153, 154, 155 Salihli takkeleri: 94 Saliki (şair): 546 Salim ibn Buhayra: 90 salkımsöğüt: 632 Sallahane (Edirne'de): 616 sal: 366, 551 Salmas ovaları: 675 Salsal: 415, 476 Saltık Bay Muhammed Buhari, Sarı Baba: 254, 387, 399, 404, 405, 452, 466, 467, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 479, 607, 625, 627, 628 Saltık rahip: 474 Salhk Sultan Tekkesi: 472 Salhk Sultan Türbesi: 468 Saltukname (kitap): 474 Sam (Hz. Nuh'un oğlu): 3, 39, 69, 110, 114, 121, 124, 159, 160, 163, 168, 169, 172,668 Sam yapısı: 10 Samahi (şair): 626 Saınakov Dağlaı;ı: 423, 555 Saınakov Kalesi!'507 Saınakov Kasabası: 542, 545, 567 ·<,.

Samakov Köstencesi: 545 Saınakov Yaylası: 57, 530, 542 Sam-akran: 287 saman: 97 samanyolu: 292, 382 Samedanf: 8, 586, 615 Samsat Kapısı Hamarnı (Urfa' da): 205 Samsat Kapısı Hanı (Urfa'da): 205 Samsat Kapısı (Urfa' da): 201, 205 Samsat Kasabası: 200, 213 Samsat subaşılığı: 200 sarnur abdest kürkü: 538 Sarnur Dağı: 530, 531 sarnur elbisesi: 683 sarnur hil'at: 104,113,378,641,642,665 sarnur kafası kürk: 346, 430, 635, 639 sarnur kürk: 31, 79, 95, 106, 117, 158, 174, 241,325,349,379,474,508,539,541, 634, 639, 642, 654, 663, 670, 672, 678, 682 saınurlipaçe:326,642

sarnur nimtane: 116 sarnur paçası serhaddf: 99 sarnur parçası kürk: 683 Saınurkaş kolu: 636 San Marka mührü: 569 sanat ehli: 170 sancak: 10, 15, 103, 233, 431, 453, 478, 556 sancakbeyi: 17, 88, 125,172, 182, 193,197, 217, 220, 222, 230, 256, 279, 282, 299, 301,306,314,327,414,513,548 sandal: 102, 104, 149, 360, 657, 665 sandık emini: 684 sanduka: 34, 35, 36, 43, 119, 120, 129,203, 209, 453, 511 sanevber (fıstık çamı): 345 sansar: 143 santur (müzik aleti): 318, 609, 636 sapan:483 sapan keffi (tabanı): 212 sapan taşı: 161 sara: 157, 181, 323, 355, 580, 662 Saradar çarşısı (Sofya'da): 518 saraç:95,303,402,668 saraçhane: 30, 174, 204, 205, 240, 274, 275, 303, 371, 440, 446, 597 Saraçhane Çeşınesi (Silistre'de): 439 Saraçhane Köprüsü: 592, 599, 601 ' Saraçhane Köprüsü (Edirne' de): 555, 601 Saraçhane Mahallesi (Edirne'de): 590 Saraçhane Mescidi (Niğbolu'da): 417 Saraçhane Pazarı (Ediriıe'de): 599 saralı kimseler: 262 saray: 29, 73, 82, 85, 101, 173, 201, 235, 274, 302, 330, 385, 394, 401, 415, 437, 440, 489, 493, 499, 500, 522, 524, 541,

J.,..,.

751


583, 591, 592, 594, 633, 638, 656, 658, 663, 664, 668 saray hamamlan: 29, 85, 205, 244, 260, 331,502 Saray Kazası: 262 Saray Mahallesi (Edirne'de): 590 Saray Mahallesi (Filibe'de): 500 saray pabucu (ayakkabı cinsi): 598 Sarayburnu: 347, 348, 385, 492, c535, 537, 545,587,656,662,663,666,676 saray-ı hassa: 346 Saraytepesi: 499 Sardalya gemileri: 354 Sare Hatun Camii (Harput'da): 302 sarhoş: 111 San Atlı Köyü menzili: 263 San Çavuşbaşı: 656 San Çiçek Gölü: 298 Sarı Gınayi Efendi: 377 San Kadı mahalli: 112 San Katib: 371, 379, 664 San Köyü: 471 San Nasuh Köyü: 469 sarı pirinç: 455 San Saltık Bay Sultan: 625 San tutya: 322 sanca arılan: 457 sarıca (eya!et valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker): 102, 105, 116, 117, 136, 139, 337, 641, 643, 657, 659, 661, 662, 681, 682 Sarıca Paşa Camii (Zağra Yenicesi'nde): 489 Sangöl Köyü: 469, 470 Sarıhan Ereğlisi: 39 Sanhan, Şeyh: 117 sank:l06, 108,159,407,441,463,605 Sankadı: 637 Sankamış Köyü: 230 sarıkçı çırağı: 189 Sarıkçılar Mahallesi: 374 Sankeçili Dağı: 228 sanlık hastalığı: ll, 404, 521, 524 Sanyer:637 Sariyetü'l-Cebel: 81 sarına {güreş oyunu): 584 sarruç:226,286,574 Sarrac Medresesi (Edirne'de): 581 Sarraciye Medresesi (Edirne'de): 581 Saruhan: 15 Saruhanbeyli Kasabası: 545, 546 Sarzade Mustafa Paşa Sarayı (Urfa' da): 201 . Sasa Koca (yiğid): 396 Sasa Köyü: 396 Sa'saa Kalesi: 179

752

Sasalar Köyü: 396 satur: 152 Sava Nehri: 423, 424, 426, 444 savat (zırh): 94, 432 say yağı: 443 saya çuka: 241 Sayacı Mahallesi (Kayseri' de): 235 sayalar: 633 Sayda:86,116,135, 136,164 Sayda-i Beyrut: 117,135, 136, 141 Saydun kral: 497 sayış (ayakkabı cinsi): 598 Saymaz Köyü: 262 saz: 318, 393, 461, 610 Saz Nehri: 242 sazan:343 sazan balığı: 440, 527 Sazcığaz Köyü: 265 sazende (çalıcı): 246, 609, 636 sazlık: 67, 79, 367 Seb'a: 581 Seb' a kıraah: 73, 259 Sebak Fakı Değinneni (Urfa'da): 206 Seb' a-yı Mu' allaka (Yedi Askı): 250 sebil: 29, 169,174,238,439,494,502,518, 590 Sebil Ham: 205 sebilciler: 439 sebilhane: 174,238,259,482,590,602 Sebil-i İlyas Köyü: 469 sebze:l50,235,242,325 sebzehane:350 sebzevat: 244 seccade: 214, 475, 476,525, 556,580,598, 616,620 secdegah: 258 Seçova Dağları: 427 sedir: 93 Sedud ham: 171 sefer: 17, 25, 27, 100, 117, 125, 160, 189, 301,432,474 Sefer Ağa, Abaza Parmaksız: 358 Sefer Baba, Hz.: 613 sefer eşer: 17, 82, 172, 220, 230, 305, 312, 432,513,514 sefer eşmek (sefere gihnek): 88, 125, 432 Sefer ibn Mehmed Kapani, Mevlana: 252 Sefer Şah: 556, 557, 558 Sefer Şah Dede: 557, 582 Sefer Şah Sultan: 556, 558, 560, 579, 601, 613 Sefer Şah Sultan Tekkesi: 582,622 seferberlik: 113, 115, 366 sefer-i hümayi'ın: 301, 559 seferliler: 591


segah: 585, 610 segah makamı: 679 Segedin Kalesi: 426, 530 Sehf Bey (erkek ismi): 606 sekban: 102, 105, 117, 136, 457, 641, 643, 657, 659, 661, 662, 681, 682c Selam Çelebi: 275 Selam kayası: 124 selamiye takke: 605 Selfuıik: 72, 499, 514, 527, 554,613 Selfuıik yörükleri beyi: 513 selatin camii: 408, 438, 493, 517, 547, 560, 578, 581, 625 Selçuklu sultanı: 24, 25, 34, 35, 216, 258 Selçuklular: 10, 13, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 32, 55, 197,216,226,233, 252,255, 267,293,295,298,299,332,344 Selçukoğulları: 22, 23 Seleli Köyü: 470 Seleme: 185,215,219 Seleşdi Kral: 515 Selim Han: 37, 60, 65, 81, 83, 132, 146, 160,168,172,180,214,215,231,278, 279, 306, 307, 312, 313, 314, 315, 383, 571, 572, 575, 576, 577, 580, 619, 622, 623,624 Selim Han Arastası (Edirne'de): 614 Selim Han Camii (Edirne'de): 194,569, 570,574,575,576,577,594,598 Selim Han hayat pınarı (Edirne'de): 590 Selim Han kanunu: 125 Selim Han Mektebi: 582 Selim Han Sebili (Edirne'de): 590 Selim, I. (Yavuz): 62, 70, 71, 79, 80, 88, 126, 134, 163, 172, 183, 193, 196, 199, 231, 268,293,301,305,307,311,314, 315, 386, 460, 587, 614, 619, 621 Selim, Il.: 278, 381, 382, 391, 392, 526, 569,570,574,578,623,631 Selim Şah: 54, 68, 136, 216, 231, 312 Selim, Şehzade: 37, 38, 278, 279, 280, 283, 284 Selimiye: 570, 571,572, 574, 577 Selimiye Camii: 569, 572, 573, 578, 595, 622 Selimiye Hamarnı (Edirne'de): 603 Selimiye Kervansarayı (Edirne'de): 595 Selimiye kubbesi: 570, 571, 572, 622 Selimiye Mahallesi (Edirne'de): 590 Selimiye minberi: 571 Seline Kalesi: 351 selisü'l-bevle (idrarını tutarnama rahatsızlığı): 159 Selman, Hz.: 177 Selman-ı Farisi: ':247 Selman-ı Pak: 30, 78, 239

Selmani berberleri: 32 Selorin Nehri: 427 selsebiller: 632 sema:32,36,436,448,585,586,615 semahane: 36,237,566 Sem' an köyü: 91 semazen: 585 Semek Araplan: 215 semender kuşu: 112, 148, 660 Semendire: 399 Semenkand: 615 Semenkaru filler: 599 Semerciler Çarşısı: 240 Semiz Ali Paşa: 625 Semizce Köyü: 546 semmü's-semek (balık otu): 211 Semüd:126, 153,154,18~ 198 Semüd oğlu Ruha: 198 Sernun havari: 543 sernur kürk: lll Sencen Yaylası: 64 Sencuvan: 166 senek (bardak): 345 Senmartin Dağları: 424 Senyal Bay, Çerkez (Şam veziri): 81 seraser yorganlar: 608 Serav şehri: 669 Serçe: 3 Serdar hanı: 461 Serdar Solak Sarayı (Babadağı'nda): 472 serdarlık fermanı: 347 serdengeçdi ağalığı: 438, 448 serdengeçti yiğitler: 135 Seregen Kasabası: 629 seren: 138 Serendil Adası: 130, 131 Seret Nehri: 427 Serez:499,527 Serez Yaylası: 57, 530 serhalıtan hastalığı: 134 serhaddi: 7 Seriyye seferi: 251 sermahfil: 677 Sermin Kasabası: 184, 185 serpenah (zırh): 660 servi: 3, 5, 568, 592 servi ağacı: 7, 524, 632 Servikapısı: 371, 373 sevda hastalığı: 157 sevdazede aşık: 609 Sevindik (köle ismi): 606 Sevr-i hamele-i arza (dünyayı taşıyan öküz): 59 seyahatname: 682 Seydi Gazi mahalli: 99 Seydi Gazi menzili: 653, 655

,J,'.

753


Seyfali (Türkmen erkek ismi): 227 Seyfeddin Ağa: 283 Seyfullah Efendi, Şeyh: 248 Seyhan Nehri: 59,170,195 Seyhun:421,422,556 seyirlik dolaplar: 487 seyis: 92, 360 seyis rneş' alciler: 538 seyishane (yük beygiri) yükü: 331, 337, 338,340 Seykel:426 seylil.n: 153, 651 seylil.vf (at cinsi): 635 seyyah:3,221,277,456,529,538,582 Seyyid Battal Kasabası: 266 Seyyid Battal Türbesi: 14 Seyyid Dede Sultan: 541 Seyyid Gazi rnenzili: ll5 Seyyid Hacı Hasan Camii (Aksaray' da): 260 Seyyid İbrahim GülşeniTekkesi (Edirne'de): 587 Seyyid Mancınık Tekkesi: 204 Seyyidü'l-kevneyn: 250 Sıbyan (çocuk) eğitim yurdu rnektepleri: 29 sıbyan (çocuk) mektebi: ll, 17, 39, 73, 74, 83, 89, 169, 174, 194, 202, 253, 259, 295, 298, 326, 331, 332, 341, 344, 380, 382, 386, 388, 393, 401, 407, 408, 4ll, 417, 438, 449, 459, 461, 472, 481, 482, 487,505,518,544,547,549,581,626, 633 sıçan: 296, 316, 317 sıdisi (bir çeşit kundura): 307 Sıfffn: 214 sığın: 143 sığır: 97, 140, 143, 155, 226, 312, 317, 436, 444443,456,473,633 sığır boğazlayıcısı (kasabı): 443 sığır celebi: 443 sığır derisi dilimi: 12 sığır eti: 440 sığır kemikleri: 436 sığır pastırması: 245 sığır pazan: 393 Sığır Pazan (Edirne'de): 599 sıka balığı: 324 Sıp Garabıt mezarı: 318 sıpa: 473 Sıpnişan: 287 Sıpnişan Dağı: 270, 274 Sıpnişan Kilisesi (Sivas' da): 276, 287 sır kati bi: 675 sıra sohbetleri: 474 sıraca hastalığı: 485

754

Sırf:

550

Sırf (Sırp) taifesi: 510 Sırfa askeri: 510 Sırfa kavmi: 5ll Sırfa (Sırfil.yil oğlu): 510, Sırfa şehri: 5ll Sırfa taifesi: 510

5ll, 530

Sırfiiyil:

509, 510, Sll, 530, 550 5ll sınk balığı: 324 sırma: 80, 95, 105 Sırfiye şehri:

sırmateli:598 sırma üsküflü: 668 sırmalı gecelik: 317 Sırp: 462, 488, 494, 496, 497, 524,527,542,55~625 Sırp dili: 519, 543 Sırp kralı: 488, 550, 558, 630

500, 5ll, 512,

Sırpça:

544 Ali Efendi: 9 sırtlan: 152 sıtma: 3, 64, 403 Sırr-ı

Sıya Hamarnı (Divriği'de): 295 Sıyiim1 Bey (erkek ismi): 606 sızırma (yiyecek): 528

siba (siper): 293 sicil: 131 sicillil.t: 244, 269 Sigetvar: 525, 526 Sigetvar gazası: 576 Sigetvar Gölü: 525 Sigetvar Kalesi: 525, 526 sihir: 77, 152, 156, 157, 176 sihir sanatı: 150 sihirbaz: 75, 76, 85, 153, 156 sikke: 24, 268, 273,344, 434, 510 sikke ve hutbe sahibi: 10 sikke-i hasene: 177, 187, 430, 451, 651 silil.hdar: 279, 358, 360, 665, 668 silil.hdar ağa: 287,288,475,541,628,670, 680 Siliihdar ocağı: 429 silil.hşör: lll, 231, 246, 360, 503, 584, 592, 634 Silifke:57,230,324,325 Silistre: 387, 397, 405, 410, 422, 430, 431, 432,433,435,436,437,438,440,442, 443,444,445,446,447,448,449,459, 460, 465, 483, 515 Silistre Kalesi: 431, 433, 447 Silistre kilesi: 447 Silistre Sarayı: 437 Silivri: 39, 385, 386, 387, 629, 630 Silivri Kalesi: 384, 385,386,550, 629, 631 Silivrikapı: 12, 61, 266, 392


Silı1 (kırmızı

veya mavi renkli kök boya): 32 Silvir (Yanko ibn Madyan'ın oğlu): 384 sim: 609 Sirnan Kurulsa Dağları: 426 sirnurg: 8, 35 sirnya: 152 Sirnyat Kalesi: 224 Sirnyat şehri: 223, 224 Sin Kalesi: 221 sinagog: 161 Sinan Ağa, Küçük: 604 Sinan Ağa (temel nazın): 62 Sinan Bey (Başkapıcı): 283 Sinan Paşa: 147,232 Sinan Paşa, Arnavut (Kurşunlu Cami sahibi): 439 Sinan Paşa, Bostancıbaşı: 594 Sinan Paşa Camii: 147, 173 Sinan Paşa, Emir-i Hac: 94 Sinan Paşa, Hadım: 68,160,199 Sinan Paşa hanlan: 56 Sinan Paşa, Kırkayak (Edirne Bostancıbaşısı): 558, 582, 604 Sinan Paşa Köşkü: 347, 348, 352, 662, 666 Sinan Paşa oğulları: 94 Sinan Paşa, Tavaşf: 232 Sinan Paşa Vezir: 438 Sinan Paşa (Yemen fatihi): 93, 136, 144, 173, 179, 180, 640, 665 Sinaneddin Yusuf, Mevlana: 251 Sinaniye Çarşısı (Şam'da): 597 sinbaz (mezarlık): 607 Sincanlı Hüseyin: 337 sincap kürkü: 241, 297, 474 Sincar: 198 Sincar Dağı: 373 Sincar Yaylağı: 56,324 Sind: 276 Sindiban Gölü: 323 Sine (Rum kayseri kızı): 16 Sinehisar (=Akşehir): 16 Sinhisar: 16 sini: 282 sinibaz: 636 Sinn-i Ruha harap kalesi: 221 Sinn-i Ruha (Ruha mezarı): 221 Sinop:295,296,352,399 Sinop Kalesi: 66, 464, 571 Sinop Yaylası: 57 Sinzade (erkek ismi): 244 sipah: ll, 351, 352, 355, 358, 452 sipah kethüdayeri: 4, 9, ll, 17, 20, 28, 71, 82, 88, 94, 1'!6, 183, 200, 217, 230, 234, 270, 29:3; 298, 301, 312, 327, 328,

330,332, 344, 407, 414,432, 449,458, 460, 467, 471, 482, 492, 504, 515, 559 sipah ocağı: 672, 683 Sipah pazan: 30 sipah yeri: 341 sipahan: 279 sipahi: 25, ll3, 170, 172, 279, 327, 358, 359, 360, 364, 498, 503, 659, 667, 668, 683 sipahi alayı: 667 sipahi askeri: 103, 657, 667 sipahi askerleri: 667 sipahi elbisesi: 367 sipahlık: llO Sipahpazan: 274 sipahsalilr: 283 Siracüddin ibn Halid: 217 Srreın:423,551,592

Sirernitli Çeşrnesi (Kayseri'de): 238 Siret Nehri: 427 sirgi üzüınü: 331 siric (meşale) kandili: 243 srrke: 98 Sirkeci Sultan bayın (Edirne'de): 553 Srrkeci Tekkesi: 384 Sirkeci!er Mahallesi: 80 Sinnene krale: 548 Siroz: 409 Sis:57 Sis Dağlan: 58 Site Kabid kilisesi: 276 Sitti Nefise: 80 Sivas: 22, 24, 38, 69, 132, 179; 207, 232, 234, 246, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 275, 276, 277, 278, 280, 284, 285, 286, 287, 290, 291, 292, 293, 298,301,319,321,324,325,326,327, 328, 329, 331, 332, 334, 336, 418, 475 Sivas beylerbeyisi: 280 Sivas harnarnlan: 274 Sivas Kalesi: 232, 266, 267, 268, 270, 280, 292 Sivas Kapısı: 236 Sivas rnansıbı: 335 Sivas Ovası: 266,274, 286, 292 Sivas Sahrası: 265, 269, 270, 327, 329 Sivas Sarayı: 276 Sivas valisi: 335 Sivas Yenişehri Kasabası: 326 Sivas-ı Rum: 285, 288, 319 SivasiEfendi Medresesi (Sivas'da): 273 SivasfEfendi Tekkesi: 274 Sivasf Şeyhi: 276 Siv-asvas (Harkil Kayser'in kardeşi): 266 Siverek: 220, 221 Sives, Kayser: 232 Sivilya riyal: 370

755


siyah balığı: 168 siyah barut: 254,257,674 siyah barut değirınenleri: 252 Siyavuş Kazak: 428 Siyavuş Paşa Camii (Sofya'da): 517 Siyavuş Paşa Ham (Sofya'da): 519 Siyavuş Paşa Mahallesi (Sofya'da): 516 Siyavuş Paşa, Sadrazam: 359, 371, 378, 379, 380, 396, 428, 429, 430, 448, 469, 480,508,664 ' sof: 31, 174,494,605 sof elbise (derviş malzemesi): 556 sof kereke: 175 Soffa erbabı: 12 sofra (derviş malzemesi): 556 sofraabaşı: 479 Sofu Mehmed Paşa Camii (Hezargırad'da): 408, 539 Sofular Köyü: 262, 471 Sofular Mahallesi (Aksaray'da): 257 Sofya: 57, 423, 466, 499, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 519, 521, 522, 523, 524, 526, 527, 530, 531, 532, 533, 538, 539, 540, 541, 542, 546, 550, 552, 558, 613, 634 Sofya Kalesi: 510, 512 Sofya Ovası: 399 Sofya Sahrası: 423, 508, 542 Sofya Sarayı: 508 soğan:97

Sokollu Köprüsü: 65 Sokollu Mehmed Paşa Camii (Burgaz'da): 392 Sokollu Mehmed Paşa evkafı: 391 Sokollu Mehmed Paşa Köprüsü: 393 Sokollu Mehmed Paşa Pınarı (Edirne'de): 590 Sokollu Mehmed Paşa Sarayı (Edirne'de): 594 Sokollu Paşa: 393 Sokollu Şehid Mehmed Paşa Hamarnı (Bor şehrinde): 254 Sokoll u Vezir Camii (Bor şehrinde): 253 Sokrat: 30, 608 Solak: 547, 548 solak: 548 Solak Çeşmesi: 611 Solak Çeşmesi Sahrası: 622 Solak Serdar Kervansarayı (Babadağı'nda): 473 Solkat kavmi: 397 somakl:75,221,563 somar: 317, 325 somun:7 somuncular: 350 Sonluk Kalesi: 426, 530

756

Sorkun Kazası: 327 Sögüt Kasabası: 10, 100, 235, 360, 366, 592, 653, 655 söğüt ağacı: 235, 301 Söğütçük: 25 suağası:40

su çarhları: 544 su değirmeni: 253, 328, 446, 456 su dolabı: 74, 75,595 su hakimi: 40 suhakkı:40

su kemerleri: 575 su kovaları: 85 su kuyu!arı: 81, 90, 174, 242, 260, 400, 462,602 su pınarları: 451 su sarrucı: 133, 147,201, 271, 293, 301, 308, 311, 330 su terazileri: 632 suyolları:414

Suabe Köyü: 139 subaşı: 17, 46, 132, 134, 167, 168, 172, 184, 198, 200, 213, 223, 252, 263, 264, 288, 313, 327, 336, 342, 381, 385, 406, 409, 481, 492, 504, 544, 549, 631, 665, 666 sucuk: 106 Sudak Bağı: 33 Sudan: 71, 170 Sudan zümrüdü: 651 Suffe erbabı: 1 suffler: 8, 667 Sufiyan Mahallesi Camii (Bor şehrinde): 253 Sufraz Kasabası: 222, 223, 255 Suheyb-i Rumf: 286 Sulıran-can (Kürt Beyi): 311 Sul Nehri: 133 Sultan Ahmed Camii: 392, 572 Sultan Aliieddin Camii: 28 Sultan Bayezid Camii (Edirne' de): 613, 618 Sultan Camii (Humus'da): 89 Sultan Çarşısı: 174, 477 Sultan Çarşısı (Çatalca'da): 633 Sultan Çarşısı (Divriği'de): 295 Sultan Çarşısı (Küçük Çekmece'de): 380 Sultan Çarşısı (Urfa'da): 205 Sultan Çarşısı (Zağra Yenicesi'nde): 489 Sultan Çoban Köprüsü (Erzurum'da): 626 Sultan Hamamı (Kayseri'de): 243 Sultan Ham menzili: 58 Sultan Hasan Camii (Urfa'da): 202 Sultan Hasan Medresesi (Urfa'da): 202 Sultan Hasan Mektebi (Urfa'da): 202 Sultan İsii Çeşmesi (Edirne'de): 589


Sultan Köprüsü (Edirne' de): 601 Sultan Mehıned Hamarnı (Edirne'de): 603 . Sultan Murad Han Camii: 467 Sultan Musa Çeşmesi (Edirne' de): 589 sultan narhı: 350 Sultan Selim Camii (Edirne' de): 591 Sultan Selim Darülhadisi: 581. Sultan Süleyman Han Camii: 28 Sultan Süleyman Han İmareti: 29 Sultan Veled: 35 Sultan Veled Efendi: 35 Sultan Yakub Camii: 295 Sultan Yayiası (Manisa'da): 57 Sultanhanı: 99 sultani öşür: 197 Sultankara Köyü: 471 Sultanu'l-ulem§ (Mevlana'nın babası): 33, 34, 35, 36, 39, 655 Sulu Medrese (Aksaray' da): 259 Suluhan menzili: 119 Sunkur Beğ Hamarnı (Sofya'da): 519 Sunkur Hamamı: 29 Sunkuriçi N ahiyesi: 328 Sunkuroğlu: 328 Sunkuroğlu Köyü: 331 Sur Kalesi: 136 Sur şehri: 135 surahibaz: 636 Suran: 313, 315 Surhan (Türkmen cariye ismi): 227 Surid H§kim: 120 surre (akçe kesesi): 40, 202, 490 Suruç: 194,197,198,200 susam:240 Susam (Türkmen kadın ismi): 227 Susi, Şeyhü'l-kurr§: 649 sCızn§k makamlar: 610 Sübhan: 525 Sübhan Dağı: 316, 324 Sübhan kayası: 316 Sübhan Yaylası: 56 Sübh§ni: 8 SücAh Bağları: 103 Sücah Bahadır Bağı: 104 Sücili Ham (Edirne'de): 595 Sücah Mescidi (Niğbolu'da): 417 Sücillü balkanı: 397 süd: 97 Südud Ham Kasabası: 178 süglün:610 Süheyb-i Rumi: 274,285,286,287 Sühr.ib köle: 334 Sührab Bey (erkek ismi): 606 Sühreverdi, Şeyhı.193, 379, 429, 664 Süleyman Ağa, Kul Kethüdası: 389

..

Süleyman Ağa, Kuyumcu (Yeniçeri ocağından): 656 Süleyman Ağa, Tatar: 396 Süleyman b. Abdülmelik: 134 Süleyman Çelebi: 236, 268 Süleyman Çelebi (Yıldırım Han'ın şehz.idesi): 384 Süleyman Dede: 478 Süleyman devleri: 150 Süleyman Efendi, Ankud MevlanA: 480 Süleyman Efendi, Mezaki: 20 Süleyman Efendi, Molla: 480 Süleyman Eminullah Makamı: 127 Süleyman, Hacı: 496 Süleyman Han: 5, 16, 17, 27, 35, 36, 37, 40, 60, 145, 147, 166, 179,200,215, 216, 234, 236, 242, 243, 252, 256, 269, 274,278,279,280,281,282, 283,284, 298, 299, 329, 332, 382, 383, 386, 388, 389, 392, 399, 407, 410, 425, 464, 465, 486, 504, 505, 513, 515, 517, 525, 526, 547, 548, 559, 576, 577, 580, 587, 588, 591,592,597,620,622,625,628,631 Süleyman Han Camii: 38, 147, 341, 392, 577,632 Süleyman Han Çeşmesi (Çorlu 'da): 389 Süleyman Han fermanı: 504 Süleyman Han kanunu: 269, 293, 305, . 306,311,406,414,431,514,515,591 Süleyman Han Mastabası Mesireyeri (Sofya'da): 525 Süleyman Han, Nükteci: 526 Süleyman, Hz.: 3, 69, 72, 125, 126, 129, 292, 293, 497, 550, 573 Süleyman otağı (çadın): 497 Süleyman Paşa, Gazi: 558 Süleyman Paşa :rriedresesi: 6 Süleyman Paşa (Orhan oğlu): 619 Süleyman, Sultan: 28, 29, 62, 131, 199, 265,569 Süleyman Şah: 216, 225, 403, 441, 551 Süleyman Şah Camii: 5 Süleyman Şah kanunu: 513 Süleyman Şah mektebi: 6 Süleyman Şah (Orhan Gazi oğlu): 403, 551 Süleyman! mührü: 641 Süleyman! seraperde: 675 , Süleymaniye: 478, 564, 577, 622 Süleymaniye Camii: 126, 465, 570, 572, 575 Sülün Köyü: 3 Sülüne: 422 Sülüne Boğazı: 422, 467 sünbül: 68, 204, 273, 322, 453, 561, 593, 609,611 sünbüle burcu: 242 sünbül-i Hıtayi: 593

757


sünbül-i Rumf: 322 sünbülistan: 32, 608 süngü: 93, 103, 366 sünnetçi: 605 Sünneti mahlası: 647 Sünni fukara: 647 Sünniler: 282 süpürgeci: 456 Süre Kasabası: 223 Sürid: 68, 71, 509 sürme:404 Sürmeli Yayla: 64 Sürmelizade Sarayı (Silistre'de): 437 sürücü kapıcıbaşılar: 351 Süryanf dili: 96 süt:l22, 155,528,542,633 Sütlüce Kasabası: 385, 573 süvarİ: 104 Süveys: 190 Şaban Çelebi Hanı (Niğbolu'da): 418 Efendi: 517 Efendi, Kastamonulu: 343, 402, 438,448 Şaban (Şeyh Şi\van): 177 şadırvan: 15, 40, 82, 202, 234, 236, 392, 408, 425, 455, 494, 520, 568, 572, 594, 608, 609, 632 Şadilü: 621 Şi\fif: 27, 312, 559 Şaban Şaban

Şilfifhavuzu:84 Şafii mezhebi: 269 Şafifvakti:580,632 Şağat:113 . Şah Cihan Bağı: 33

Şah İsmail:

70, 231, 268, 313

Şah Kulı (Revan hanı): 281 Şah Melek zilviyesi: 620 Şah Melik Camii: 416 şahbender:200,234,270,559 şahdane (iri inci tanesi) kağıt: 345 şahdane princ: 503 şahf sorguc: 104 şahf toplar: 102, 103, 125, 173, 219,

257, 271,301,344,400,414,434,498,559 Şahidf: 339 şahin: 194,551,583 Şahin Ağa, Deli: 363 Şahin Ağa, Kulaksız Abaza: 643 Şahin kılıcı: 497 Şahin (köle ismi): 606 Şahin Paşa, Lala: 489, 492, 497, 507 şahin yuvası: 25 Şahkulu İskelesi: 352 Şahınaran Kalesi: 60

758

şahnişinler: 592 Şahseven (Kızılbaş): şaka-bend:

462

94

Şakilkf: 321 Şakakf aşireti: 311 şakayık (gelincik): şakf:662

593, 609

Şakşakf Paşa Sarayı: 594 Şakşakf Paşa (Tuna kapudanı): şal: 307, 650, 651

410

şalgam:440 Şam: ı, 32, 56,

69, 70, 72, 76, 81, 82, 83, 84, 87, 88, 92, 93, 94, 95, 96, 99, 100, 102, 114, 116, 117, 118, 121, 122, 123, 125, 126,132,134, 138, 142, 145, 146, 153, 154, 155, 156, 158, 159, 162, 163, 166, 172, 173, 178, 179, 180, 181, 185, 186, 199,218,219,232,233,255,290, 299,303,331,335,339,340,409,489, 581, 597, 611, 645 Şam bağları: 117 Şam başlığı koştunlar: 94 Şam çavuşlar kethüdası: 94 Şam dağları: 335 Şam defterdarı: 94, 132 Şam dikdikleri (eyer örtüleri): 94 Şam hacıları: 154 Şam Havranı: 32,174,606 Şam karişesi (ekşimik): 390 Şam kethüdayeri: 94 Şam Ovası: 93 Şa.ın paşası: 134 Şam rikabları: 94 Şam toprağı: 179 Şam Trablusu: 164, 184 Şam tüccarları: 221 Şam uleması (bilginleri): 96 Şam valisi: 131, 644 Şam yeniçeri serdarı: 134, 167, 168 Şam yeniçerisi: 88, 146 Şam yolu: 180 Şam zeameti: 137 Şamahı:282,320,659 Şamakı: 421 şamdan:14,62,93,120,139,258,431,

453, 478, 563, 618, 624 Şamf, Şeyh: 571 Şamizilde Sarayı, Şam-varf eyerler:

Reisülküttab: 594 94

şap:370

Şapur Şah: 69 Şarablar Tekkesi

(Edime'de): 589, 617 98, 142,228,238,291,409,461, 607,630 şarkı: 105 Şat Nehri: 294 şarap:


Şatır

Ahmed Ağa Sarayı (Pravadi'de): 401,402 Şatt Nehri: 196, 308, 309, 310, 315 Şatt-ı Dicle: 195 Şattü'l-Arap: 183, 196, 213, 294, 308, 309, 422,647 Şavan,Şeyh:174,177 Şavf Araplan: 215 Şayak Çoban Mahallesi (Sivas' da): 270 şayka (donanma ve nehir gemilerinin bir

nevi): 352,422,457,458,461,468 459, 483

şayka geıniler:

şaykatop:410,434 şebbaz:636 şebboy:555,593,609 Şebeş:583

Şebeş

Nehri: 427 293 Şecer Kalesi: 80 Şecer mahalli: 99 Şebin Kalesi:

şecere:185,406,407 Şecerüddür

Hatun: 80

Şecerüddür Kalesi: 182 Şeddad:4,170,316,317

Şeddad ibn Ad: 170, 306 Şeddadi:

221, 298, 313, 317, 549 Sofyavf Refiizade: 528, 529 şeftali: 54, 606 Şeftali Camii (Sofya'da): 518 Şehab Çeleb: 241 Şehabeddin Camii (Filibe'de): 501 Şehabeddin Mahallesi (Filibe'de): 500 Şehabeddin Paşa: 601 Şehabeddin Paşa Caınii (Filibe'de): 500, 501 Şehabeddin Paşa, Gazi: 504 Şehabeddin Paşa Hamarnı (Filibe'de): 502 Şehabeddin Paşa Ham (Edirne' de): 595 Şehabeddin Paşa Hanı (Filibe'de): 502 Şehabeddin Paşa imareti (Filibe'de): 503 Şehabeddin Paşa Medresesi (Filibe'de): 501 Şehabi kavıni: 141 Şehaboğlu: 162 Şehaboğullan: 117 Şehbaz: 335 Şefi! Çelebi,

Şehbazikavıni:141 şehbazlar: 360 Şehid Mehmed Paşa Caıni (Bor şehrinde): 253 şehir bacdarı: 482, 492 şehir hamamı: 502 şehir kethüdası: 257, 330, 332, 341,

407, 408, 410, 41-ı,, 481, 499, 515, 549

şehir

muhtesibi: 200, 306, 330, 460, 482, 515 şehir naibi: 4, 28, 40, 60, 71, 88, 183, 193, 200, 270,293,298,330,399,414,432, 549 şehir subaşısı: 28, 40, 60, 256, 270, 299, 301,305,330,332,341,344,498 şehir voyvodası: 308, 432 Şehrezol:56,81,224,309 Şehrezol Dağlan: 221 Şehsüvar Ağa (erkek ismi): 606 şehzade: 37, 38, 78, 79, 229, 271,

278, 279, 280, 282, 284, 315 Şehzade Camii: 465, 570, 575 şeker: 323, 325, 350, 401 şeker kamışı: 74 Şemmad, Hz.: 177 Şemmas Dede: 617 Şemseddin, Sivas! Kara: 278,405,475, 476 Şemseddin Sultan: 476 Şemseddin-i Simavf, Şeyh Kara: 490 Şems-hanf şehri: 315 Şems-i Bezıngalı Camii (Divriği'de): 295 Şemsikavıni: 141 Şemsi Paşa: 674 Şemsi Paşazade Mehmed Emin Paşa: 674 Şems-i Tebrizi: 34 Şems-i TebrlziTekkesi: 29 Şemsizade Çelebi (Çorlu ayanından): 390 Şemsü'l-eimmetü'l-Hulvani (Şeyh): 248 şemşirbaz: 636 Şem'un: 139, 140 Şem'un beldesi: 138 Şernun (Hazret-i Yusuf'un kardeşi): 128 Şem'un köyü: 139, 140 Şem'un Türbesi: 140 Şem'un-ı Safa: 64, 65, 136, 137, 139, 140, 141, 144, 254 Şenbetdar Kalesi: 82 Şenlik toplan: 534 şenlik toplan: 67, 257 şerbet: 296, 378, 449, 538 Şeref Han: 306 Şerefeddin-i Musul!: 248 Şerefname (kitap): 306 Şerefname Tarihi: 316 şer' i hakim: 391, 482, 489, 492 şer'i huccet: 159 Şer-i mübin sicilleri: 407 şer'i siciller: 450 şerif kaza: 4, 10, 16, 17, 19, 40, 56, 60, 71, 82, 88, 172, 183, 193,198,252,256, 264, 269, 293, 298, 299, 329, 332, 344,

759


399, 410, 414, 432, 449, 460, 469, 486, 504 şerif mollalık 498, 515, 558 şerifi al hn: 369 şerifler: 3 Şerviz Nehri: 424 şeşhane: 567 Şeyban-ı Ra'f, Şeyh: 124 şeyh abası: 503, 506 şeyh abası feraee: 407, 411 Şeyh Abdilikerim Efendi Cami: 620 Şeyh Aman Köyü: 471 Şeyh Bekrfler (Haleb'de): 56 Şeyh Camii (Hacıoğlu'nda): 449 Şeyh Efendi Haru (Sivas'da): 274 Şeyh Efendi Mahallesi (Haeıoğlu'nda): 449 Şeyh Eşrefoğlu Camii: 5 Şeyh Gaznevf Mahallesi {Aksaray' da): 257 Şeyh Hamid civarı: 252 Şeyh Hamid-i Velf Camii (Aksaray' da): 258 Şeyh Kutbeddin Camii: 5 Şeyh Seyyid Şerif: 248 Şeyh Zindan! Tekkesi (Edirne'de): 585, 586, 615 Şeyharnan Köyü: 480 şeyhanf: 314 Şeyhf Efendi: 192 Şeyhler Mahallesi (Aksaray' da): 258 şeyhlermakarnı:563 Şeyhli Mahallesi (Aksaray' da): Şeyhoğlu: 265 şeyhü'l-kurra: 501, 581, 649 şeyhü'l-arasat:

257

600 9, 27, 71, 82, 88, 146,168, 172, 183, 193, 200, 231, 234, 293, 298, 299, 312, 330, 332, 346, 348, 356, 370, 371,372,374,375,378,379,399,414, 433, 460, 471, 475, 476, 498, 515, 525, 559, 580, 615, 634, 642, 655, 661, 668 Şeyhzade Çelebi: 519,529 şeytan heykeli: 142 Şezande: 127 şıba balığı: 527 Şıdak Nogay kavmi: 229 şıkı (güreş oyunu): 584 Şıkıf (Dürzf beyi): 132 Şıkıf Kalesi: 132, 133, 134, 141 Şıkıf Nahiyesi: 133 Şıpka balkaru: 397, 398 Şıpka Dağları: 483 Şıpka Yaylası: 57, 423 şıprıhna çalma börk: 474 şıra: 275, 494, 607 şeyhülislam:

760

Şıvka Ali:

337

şib:317

Şibenik Kalesi: 355 şifahane:610 Şif: 267, 587 Şi'fkavmi: 141 şiir ilmi: 318 Şimeş varoşu: 425

şindire

(çah kaplama tahtası): 344, 407, 408,411,412,414,416,418,437,449, 458,460,465,467,471,477,481,486 Şir Dağı: 225, 226 Şiraz yayı: 299 şirazf (güreş oyunu): 584 şir-hurma: 317 şfrpençe: 524 Şirvan: 282, 320, 421, 643, 659 Şis Nebf, Hz.: 130, 131 Şolgay Sultan: 64 Şolgay Yaylası: 64,324 Şuğur Kasabası: 185 Şuhudf (Şeyh): 627 Şumnu: 406, 407 Şur Gölü: 323 Ş uran Kalesi: 426 Şureger şehri: 23 Şuşik Kalesi: 22 Şuur Köprüsü: 79, 99 Şüea, Şeyh: 619

1rabahane:236,408,409,473,554 Tabalıane (Babadağı'nda): 472 Tabalıane Camii (Urfa'da): 202 Tabalıane Camii (Zile'de): 330 Tabalıane Çarşısı (Edirne'de): 599 Tabalıane Mahallesi: 330, 496

Tabaklar Camii (Aksaray' da): 258 Tabaklar Camii (Kayseri'de): 236 Tabaklar Mahallesi (Kayseri' de): 235 tabanealı tüfenk: 662 Tabbağlariçi Camii (Filibe'de): 501 Taberistan şehri: 75, 159, 163 tabılhaneler: 660 tabip: 30, 240 Tabipler Medresesi: 608 tablbaz: 610 tablhaneler: 508 tabut: 404, 580, 625, 627 Tabut Ağa: 283 tae: 608, 645 Tae (Münşi): 539 Taeeddin İbrahim, Mevlana: 9 tahıl: 164, 169, 175, 275,313, 350,461, 606 tahıl anbarı: 133, 147,216,257,271,301, 311,330,400,410,434


Tahılpazarı

Ham (Sofya'da): 519 tahin: 32 Tahir Baybars: 145 Tahir subaşı: 666 Tahrnasb,Şah:38,281,282,283,284

tahta kale: 30 tahta kılıç: 328 tahta köprü: 503, 542, 629 tahta minare: 253, 434 Tahtakale Çeşmesi (Edirne'de): 590 Tahtakale Hamarnı (Edirne'de): 603 Tahtakale Ham (Edirne'de): 595 Tahtalı mahalli: 381,445 Tahtalkala çarşısı (Filibe'de): 502 Tahtalkale: 495, 571 Tahtalkale (Eski Zağra'da): 495 Tahtalkale Hamarnı (Filibe'de): 502 Tahtalkale Han (Filibe'de): 502 tahtırevan: 542, 634 Tahtıvan subaşılığı: 316 Taht-Maşat: 308 Taif: 96 takrib ilmi: 581 takrib kıraatı: 259 T akrib kıraatı: 73 taksim: 105 Takyanus:6~70,74264

Takyanus altınları: 306 Takyanus Kral: 69 Takyanusi filori: 465 Talha ibn Abdullah: 91 Talih Çeşmesi: 528 talik hattı: 286 Talut Melik: 161 Tameşvar sahraları: 400 tanbur (müzik aleti): 318, 636 Tanca şehri: 649 tandır kebabı: 207 Tannverdi Köyü: 471 Tapanoğlu Köyü: 292 Tarablus-Şam: 132, 136 Tarabya: 385, 637 tarak: 571 Taraklı Kalesi: 346 tarçın: 170 tarih kitaplan: 160 Tarihçi ibn Zolak (Solakzade): 172 Tarihu't-Tecrid fi's-Sahabe li-Zehebf (kitap): 172 tariki (at cinsi): 635 Tarsus: 57, 58, 86, 166, 264 Tartus: 57 tasbaz: 636 Tasdir Dağlan: 201 taş köprü: 391, 4\n Taşağılı Köyü: 471

.,

Taşhan Hamarnı (Sivas' da): Taşhan (Sivas'da): 274

274

Taşkend

Baba: 615 Baba Tekkesi (Edirne' de): 589 Taşköprü: 343 taşlama (güreş oyunu): 584 Taşlıca: 419 Taşlık Camii: 577 Taşlık Mahallesi (Edirne' de): 590 Taşlık Medresesi (Edirne'de): 581 Taşlık Pazarı (Edirne'de): 599 Taşpazarı Mahallesi (Aksaray' da): 258, 263 Taşpınar Köyü: 261 Tatar: 105, 121, 191, 226, 229, 267, 369, 396, 397, 399, 439, 441, 452, 462, 465, 466, 473, 481,506, 519, 552, 615, 640 Tatar Aliş (ulak): 325 Tatar askeri: 117, 666 Tatar at eğerleri: 440 Tatar Çan1urlusu Köyü: 469 Tatar dili: 227 Tatar Haniyye: 370 Tatar Hanlar ziyaret yeri: 615, 617 Tatar Büsarn ziyareti: 506 Tatar kalpağı: 418, 441, 474 Tatar kartları (yaşlılan): 191 Tatar seferi: 441 Tatar Türkü: 229 Tatar yazısı: 476 Tatarhaniyye kitabı: 248 Tatarlar Kabristanı: 621 Tatarlar Mezarlığı: 616 Tatarlı Köyü: 628 Tatarpazarcığı: 504, 506, 507, 531, 545, 546,595 Tatarpazarı: 506 Tateki kavmi: 141 Tatlık Mahallesi (Urfa'da): 201 Tatyon Dağlan: 423 ta'un: 441 taun (veba): 218 Tavahin Mefşuhat menzili: 144 tavuk: 97, 485, 641 tavuk böreği: 275, 494 Tavukçu Köprüsü: 328 Taya Hatun Hamarnı (Çorlu'da): 389 Taya Kadın Bekarhanesi: 596 Taya Kadın Çeşmesi (Çorlu' da): 389 taylaklar (at yavrusu): 473 taylesan: 36 Tayyar Değirmeni (Urfa' da): 206 Tayyar Mehmed Paşa: 539 Tayyar Mehmed Paşa Sarayı (Urfa'da): 201,205 Tayyaroğlu Ahmed Paşa: 205, 641, 656 Taşkend

761


Tayy-ı

mekan: 184 tebekanf elma: 17, 402 teber (balta): 15 Teberistiin: 172 Tebriz: 23, 33, 645, 669 Tebriz Gölü: 316 tecvid: 259 tefeci saraç: 373 tefsir kitapları: 69, 160,204 tefsirci: 170, 230, 439, 551 T eftişçi Paşa: 116 Tekeli Paşa: 355 Tekeoğlu hamamı: 6 Tekeoğlu mektebi: 6 tekerlemeler: 479 Tekfur Sarayı: 391 Tekirdağı: 39, 390, 545 Tekirdağı beyi: 513 Tekirdağı Ereğlisi: 39 tekke: 2, 6, 9, ll, 17, 36, 39, 65, 78, 83, 85, 87, 89, 120, 167, 194, 238, 243, 252, 286, 329, 386, 387, 402, 407, 408, 439, 455, 456, 460, 462, 468, 473, 479, 496, 507, 518, 523, 526, 541, 547, 556, 557, 566, 582, 583, 584, 585, 588, 589, 601, 614, 615, 616, 617, 620, 621, 622, 625, 629 Tekke Camii: 380 Tekke Camii (Eski Zağra'da): 493 Tekke dervişleri: 78 Tekke Hamarnı (Zile'de): 331 Tekke imareti: 6 Tekke Köyü: 331 Tekke.Mahallesi (Zile'de): 330 tekke şeyhi: 439, 479 Tekkeciziide Ham (Çorlu'da): 389 tekkegiih: 302 Tekkeovası Pazarı Mahallesi (Kayseri'de): 235 Tekman sancağı: 324,325 teliitin (Moskof meşini): 452 telerne peyniri: 528, 633 Televe balkanı: 397 telhis: 114, 187,348,355,359,639,643,673 telhis arzı: 513 telhis kesesi: 376 telhisci: 376 telliik: 519 Telli Baba: 614 telli çavuş: 676 Temaşalık (Atina'da): 211, 573 temcid okurken: 181 temel müezzini: 576 temel nazırı: 62 temessük (senet): 132, 158, 159, 477, 652 Ten (Don) Nehri: 421,445

762

tencere: 175, 468, 580, 583, 601, 617, 618 Tene Gölü: 176 teneşir: 580 tengetir çadır: 636 Tenil Kalesi: 530 Tennur Nehri: 87, 119, 122, 127, 132, 133, 135 tennure (Mevlevilerin giydiği giysi): 92, 646,651 tepme: 376 terakkiler (havai fişek cinsi): 636 terazi: 499 teref-i bend: 478 Tercil: 315 Tercil Dağları: 647 Tercil Kalesi: 314,315 Teretsinlik Köyü: 469 tereyağı: 57, 393, 527, 528 Terhacı Mahallesi (Aksaray' da): 258 Terkoz Kalesi: 385,386,464,550,630,631 terlik edik (ayakkabı cinsi): 598 ters kepçe (güreş oyunu): 584 Tershane:352,355,639,655,656 Tershane Bahçesi: 355, 566 Tershane emini: 652 Tershane-i Amire: 352, 559, 641, 642, 652, 657,667 terzi: 32, 303, 345, 367, 418, 503, 607 terzi dükkiinları: 239 tespih: 667 testere: 170, 306 testi: 20, 140, 158, 183 Tesu: 265 Tesu şehri: 405 tevhane: 566 tevhid-i erre: 556 tevhid-i sultanf: 588 Tevrat: 160, 161, 249 Teymanf: 122, 134, 139, 141, 142, 143, 144, 158 TeymanfKöyü: 158,159 Teymanfşarkıları: 144 Teymanf şeyh!eri: 158 Teyme Kalesi: 75, 164 Tezgel (köle ismi): 606 tezhip: 478,601 tezkireli: 269 tezkiresiz timarlar: 269 Tezpazar Hamarnı (Aksaray' da): 260 Tılıfdır Mahallesi (Urfa'da): 201 tılsım: 23, 90, 147, 247, 256, 318, 491, 512, 530 tılsım ilıni: 243 tılsımlı su: 176 Tımış Nehri: 427 Tımışvar: 426, 427, 428, 515


tıp bilginleri: 604 Tıp ilmi: 184, 608 tıramola: 148 tıransa gemileri:

422, 446 170,514 Tiflis: 22, 659 tiftik kebe: 487 Tfğf (şair): 618 Tih Çölü: 617 Tih Sahrası: 184, 483 Tihotine Nehri: 424 tilki: 340 tilki boğazı: 241 tilki boğazı kürkler: 474 tilleli (ayakkabı cinsi): 598 Tima benderi: 164 Timanf: 121, 137 timar: 17, 27, 82, 88,113, 125, 137, 172, 183, 193, 197,220,222,230,234, 256, 269, 279, 293, 301, 305, 306, 307, 311, 312, 313, 314, 315, 327, 341, 349, 361, 414, 432, 433,514, 548 tirnar defterdarı: 27, 269, 431, 513 timarhane:609, 610 Tirnarhane Mahallesi (Aksaray' da): 257 timsah: 445 Timur: 10, 18, 78, 88, 267, 268, 270, 272, 298, 301, 308, 317, 329, 332, 384, 410, 560, 562, 631 Timur Han: 256, 267 Timurlenk: 166, 267 Timurtaş Paşa: 548, 565 Timurtaş Paşa hayat suyu (Edirne'de): 590 Timurtaş Paşa Mahallesi (Edirne' de): 590 Timurtaş Paşa Mescidi: 579 Timurtaş Paşa Sarayı: 594 Tire:324 Tire Yaylası: 57 tirfil: 57, 84, 297, 324, 452, 633 Tırhala:

tirkeş:95

tiryakf:105, 107 Tise Nehri: 318, 426, 444, 530 Titel Kalesi: 426 tiyab rüzgarı: 167 Toğud Çayı: 298 Toğud Köyü: 298 Tohtamış Han: 399, 474 Tohum Baba Sultan: 496 tohumlar: 150, 396 Tokat: 268, 277, 293, 324, 326, 328, 337, 376,475 tokat (hayvan sürüleri için ağı! olarak etrafı çitle ~evrilmiş arazi): 59 tokmak: 136

Tokmak Kapısı (Sivas' da): 270 Toksofu Köyü: 470 Tolça Kalesi: 350,399,422 toloz nhtım: 258 toloz (tonoz, mahzen): 597 Tomanis: 659 tombaz gemi köprüler: 424 tomruk odunlan: 296 TomukNehri: 423 tonbaz gemiler: 443 top: 28, 60, 71, 89, 93, 103, 112, 148, 149, 154, 294, 330, 352, 371, 376, 385, 412, 413, 419, 431, 434, 512, 514, 629, 635, 673 top çitleri: 432 top güllesi: 148 top otu: 254 top şenlikleri: 89 Topçeken Camus Yaylağı: 59 topçu: 102, 103, 109, 113, 279, 352, 410, 428, 434, 515, 668 Topçular Kasabası: 380,634 Topçular Mahallesi: 379 Topçular Sarayı: 635 Tophane:35~376,385

Tophane somunu: 669 Topkapı: 626 Topkapı (Edirne' de): 590, 616 Topkapılı: 350, 371, 644 Topkapılı Mahmud Ağa yalısı: 381 Topkapısı Hamarnı (Edirne'de): 603 Topkapısı iç yüzü (Edirne'de): 554 Toplu Baba: 614 Torbakotran Dağlan: 555 Torunlar (Türkmen kabilesi): 228 Torvakutran: 412 Torvakutran balkaru: 397 Torvakutran Dağı: 423 Tosya:265 Tosya Kalesi: 342 tovğa çobrası: 275 toy kuşlan: 473 toyaka (sopa): 483 Toykun Paşa: 280 Tozanlı Nehri: 328 Trablus: 81, 182, 353 Trablus-Şam: 70, 81, 82, 86, 88, 182, 224, 325 Trabzon: 203, 207, 296, 315, 460, 464, 492, 539 transa gemiler: 443 Tuba ağacı: 191 Tufan: 3, 47, 69, 71, 81, 120, 121, 122, 123, 159, 163, 168, 171, 172, 221, 508, 509, 530,550

763


tuğ:

86, 95, 103, 116, 134, 183, 256, 351, 379, 380, 448, 453, 478, 491, 496, 513, 559, 628, 666, 672 tuğla: 4, 553 tuğla minare: 415, 417 tuğulka (zırh başlığı): 103, 660, 662 Tuhfe (kitap): 75 Tulca Kalesi: 466 Tulça Kalesi boğazı: 467 tulum: 140, 151 tulumba: 149 tu!umba (saat parçası): 408 turnan (şalvar): 106 Tuna: 381, 382, 399, 409, 410, 411, 412, 414, 415,418, 419, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 430, 431, 432, 433, 434, 435, 436, 437, 439, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 456, 465, 466, 467, 468, 481, 530, 542, 600 Tuna balıkları: 382, 440, 443, 444 Tuna Belgradı: 530 Tuna buzu: 435,439 Tuna defterdarı: 412

Tuna Demirkapısı: 445 Tuna emini: 445 Tuna halid: 482 Tuna kaleleri: 410 Tuna Kili Kalesi boğazı: 467 Tuna morinası: 445 Tuna Nehri azmağı: 467 Tuna suyu: 467 Tunaç Nehri: 425, 530 Tunca: 545, 546, 554, 555, 567, 589, 591, 592,600,601,602,603,604,613,618

tunç: 129, 305, 320, 415 tunç eldivenler: 488 tunç küp: 121 tunç pencereler: 61 Tunus: 353 turaç: 610 Turak Ağa, Mirahur: 283 turalar: 185 Turhal: 288, 289, 290, 328 TO.r-ı Sina: 184, 210 Turla Nehri: 426, 427, 530 tuma: 343, 551 turna gözü: 308 turna katan: 445, 520 turna sesi: 520 turompete frenk boruları: 148 turp: 150 Tursun Fakih: 10 turunc: 32, 64, 74, 175 Turunciye Köyü: 179 turunç ağaçları: 61 turunç çiçekleri: 61

764

Turvakatran Yaylası: 57 tutya: 322 tuz: 97, 102, 226, 323, 678 tuz hakkı: 67, 338, 378, 479 tuzak: 457 Tuzasar (Tuzhisar) Dağı: 270 Tuzaşar Dağı: 276 TuzhisarDağı: 274 Tuzhisar vangı: 276 Tuzlahisar: 274 tüccar: 87, 146, 195,239, 277, 317,382, 389, 397, 402, 411, 421, 461, 464, 473, 474,594,598,607 tüccar ham: 6, ll, 30, 74, 83, 169, 174, 205, 239, 259, 295, 331, 332, 418, 459, 467, 502, 505, 518, 596 tüfenk: 93, 105, 109, 112, 134, 139, 144, 148, 149, 257, 347, 367, 373, 376, 413, 419,436,592,629,635 tüfenk ahcı: 132, 373, 643, 644 tüfenk şenlik! eri: 419 tüfenkçi: 104, 109, 668 tülbent: 396 Türabfoğlu: 117, 162, 163, 178 türbe: 78, 119, 120, 123, 139, 140, 141, 405, 456, 477 türbedar: 19, 26, 155,456,627 Türbeli Göynük: 278, 346 Türk: 37, 39, 67, 121, 240, 256, 341, 397, 619 Türk Çamur!usu Köyü: 470 Türk dervişi: 13 Türk dili: 329 Türk evleri: 67 Türkçe: 275, 303 Türkistan: 16, 331, 519 Türkmen: 63, 71, 87, 192, 197, 198,200, 206, 214, 215,216, 222, 223, 226, 227, 228, 229, 231, 234, 263, 264, 265, 267, 277, 279, 296, 329, 342, 519 Türkmen ağalığı: 264, 265, 356, 357, 359, 672 Türkmen askeri: 231 Türkmen boyları: 57 Türkmen dili: 67, 227 Türkmen Etrakleri: 213 Türkmen kabilesi: 166, 214 Türkmen Keskin: 327 Türkmen abaları: 178 Türkmenoğulları: 70, 94, 222 tütsü: 90, 133, 160, 329 tütün: 106,115,436 tütün kesesi: 106

Tütünsüz Baba Sultan Tekkesi (Edirne'de): 589 Tütünsüz Baba Türbesi (Edirne' de): 622 Tütünsüz Sultan: 617

ı ıı

ı


Ubbade b. Samit: 171 Ubeyde ibn Cerrah: 81, 82, 88, 233 Ucan (Karakaş zimmi'nin oğlu): 241 ud: 17~521,596,59~636 udi: 609 Uğraş Camii (Filibe'de): 501 Uğrun Kapı (Edirne' de): 554 Uğurlu Meydan Camii (Urfa' da): 202 Ukayl (Hz. Peygamberin amcazadesi): 81,192, 193 Ukbe-i Cüheyni, Şeyh: 184 Ulah Boğdan: 411 ulak: 99, 102, 115, 135, 183, 188, 347, 369, 398, 480, 539, 541, 653 Ulama Dede: 617 Ulaş Kasabası: 265 ulema: 265, 619, 683 ulgar dili: 544 Ulu Camii: 295 ulu !orta (ayakkabı cinsi): 598 Ulu Nogay kavmi: 229 Ulucami: 480, 560, 620 Ulucami (Babadağı'nda): 472, 480 Ulucami (Divriği'de): 294, 295 Ulucami (Edirne'de): 560, 589, 605, 615, 619,620, 622 Ulucami (Filibe'de): 500, 501, 502 Ulucami (Harput'da): 302 Ulucami imareti (Filibe'de): 503 Ulucami (Kayseri'de): 235, 242, 251 Ulucami Mahallesi (Sivas' da): 270 Ulucami Mahallesi (Zile'de): 330 Ulucami Medresesi (Divriği'de): 295 Ulucami Medresesi (Harput'da): 302 Ulucami (Sivas' da): 272, 274 Ulucamii (Bursa'da): 572 Ulucamii (Zile' de): 330 uluç adamı: 149 ulufe: 65, 94, 194, 335, 336, 356, 358, 360, 369, 370, 643, 655 Uluırmak (Aksaray' da): 260 Uluırmak Nehri: 256 Ulukışla: 56, 99, 116 Umrnan:8~ 19~21~30~31~32~420 umman-ı kerameleri (para keseleri): 92 Umurça, Gazi (Ece Yakub oğlu): 460

un: 239 un değirmeni: 133, 144, 205, 220, 226, 274, 397, 433, 446, 487 un kapanı: 239 uncular: 350 Unkapanı: 494, 631 Unkapanı rnahzeni: 350 Urban (çöl Arapları): 163, 177, 185, 193, 197,215, 218,,219, 22ı, 299 Urban eşkıyası: 192 _,

Urfa: 192, 193, 196, 198, 199,200,201, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211,212,213,214,215, 219,220,221, 269,324 Urfa camileri: 202 Urfa Kalesi: 199,200,201,213 Urfa mahalleleri: 201 Urfa nan: 207 Urfa paşası: 196, 198,214,215 Urfa Ruhası: 221 Urfa tekkeleri: 203 Urumbat Nogayı kavmi: 229 Uruscuk Kazası: 409 Uruscuk kral: 409 Uryan Şeyh Bekkar: 180 Uryan Derviş Mustafa: 241 Uryan Mehmed Dede, Şeyh: 413 usffır (yalancı safran): 322 uskuk: 104 usturlab (astronomi aleti) ilmi: 32, 74, 206,260,275,442,503,606 Uşkurtasekban:532

Utbe ibn Hişam en-Nehafiyyü'l-Ensari: 91 uyku (yiyecek): 528 Uyun-ı Tüccar Kalesi: 162 uyuz hastalığı: ll, 521 Uyvar Kalesi: 426, 593 Uzun Çarşı (Edirne' de): 598 Uzun Çarşı (Kayseri'de): 239, 240 Uzun Dede Sultan: 65 Uzun Hacılar Köyü: 628 Uzun !'Jasan (Azerbaycan şahı): 613, 617 Uzun Imam Tekkesi: 473 Uzun inehan Köyü: 470 Uzunçarşı: 494 Uzunhacılı köyleri: 395

Üç Kilise (Revan'da): 318 ~ç tuğlu: 199, 234 Uçdivan: 341 Üçler makamı: 617 t)çler Tekkesi (Edirne'de): 589 Uçşerefeli Camii (Edirne'de): 553,562, .. 565, 589, 590, 614, 622 {]çşerefeli Hamarnı (Edirne' de): 603 {]çşerefeli kapısı: 589 • l]çşerefeli Mahallesi (Edirne' de): 590 {]çşerefeli Medresesi (Edirne'de): 579 Uçşerefeli Mezarlığı (Edirne' de): 619 ~ğeyik: 610 lJlkeryıldızı:63

l]meyye Camii: 166 Umm! Sinan: 587 Ümm-i Tolı (Anadolu): 515

765


Ümmühan: 373 Ümmühan (kadın ismi): 606 Üpele (Gazze'de): 175 Ürgüp Kasabası: 246, 263 Üsküdar: 1, 12, 24, 100, 101, 102, 104, 105, 106, 107, 108, 109, lll, 116, 266, 346, 347, 352, 357, 358, 359, 360, 367, 368, 514,569, 637, 652, 653, 655, 656, 657, 658, 659, 660, 661, 663, 665, 666, 672, 676, 677, 678, 679, 682, 684 Üsküdar bağcılan: 113 Üsküdar Bahçesi: 104 Üsküdar cengi: 100, 105, 114, 115, 116, 117, 137, 339 Üsküdar kayığı: 444 Üsküdar Ovası: 660 Üsküdar Sahrası: 102, 103, 108, 110, 112, 279,657 üsküflü mataracılar: 95 Üsküp Kalesi: 19,499 Üsküp sancağı: 514 Üstolni-Belgrad: 492 üstübeç: 170 Üşkür Hamamı: 174 üvez: 527 Üzeyr, Hz.: 164, 165, 166 üzüm: 64, 67, 97, 175, 254, 275, 303, 335, 337, 395, 397, 402, 407, 409, 440, 494 üzüm bağları: 459 üzüm sarması: 32 üzüm şırası: 473 üzüm turşusu: 10

V adi-i Limon Köyü: 158, 159 Vadin, Hz.: 177 Vadi'n-Nemr (Mekke): 96 vahiy katibi: 539 Vahiya:505 vahşi hayvanlar: 617 vaiz: 160, 480, 517, 551 Vaiz Efendi, Şeyh: 346 vakarel adındaki odun: 612 vakıf: 85, 93, 202, 226, 388, 394, 405, 406, 407, 408, 438, 439, 456, 476, 488, 504, 521, 561, 582, 627 vakıf tevliyeti: 60 Vakvak ağacı: 366 Va.Iide kalyonu: 354 valide kethüdası: 252 Va.Iide Sultan: 325, 350 Va.Iide Sultan: 252, 329, 352, 371, 429, 664,683 va.Iide voyvodası: 252 Valpova Kalesi: 424 766

Van: 21, 56, 126, 257, 313, 315, 316, 317, 321, 324, 405, 643, 669, 670, 671, 672, 673, 674, 675, 676, 678, 679, 680, 681, 683,684 Van denizi: 303, 316 Van Denizi (gölü): 316 Van Gölü: 316, 324, 521 Van Gölü gibi: 420 Van Kalesi: 22, 293, 601, 651, 670, 672, 673 Van Kürtleri: 670 Van mansıbı: 671 Van müsellimi: 317 Van valisi: 675 Van veziri: 317 vang (kilise): 276 Vangel toprağı: 264 Vanf Efendi Sarayı: 594 Vanf güftesi: 23 Varat: 583 Varka (Türkmen cariye ismi): 227 Vama: 350,352,354,399 Vama Kalesi: 397,398 Vama limanı: 452 Vama peyniri: 390 Vama şehri: 454, 483 Varoş Ham (Filibe'de): 502 varsağı: 105 Varsak eşkıyası: 58 Vasi Efendi Camii (Sivas'da): 272 Vasudiye Camii (Harput'da): 302 veba: 64, 164, 165, 218, 533, 637 Vefalı Emir (mahkeme naibi): 406 vekil-harc tabileri: 95 Veled Efendi, Hz.: 35 velenseler (bir yüzü uzun tüylü kalın battaniye): 487 Veli (erkek ismi): 244 Velf Mahmud Paşa (Fatih'in veziri): 384 Venedik: 348,354,509,569,638, 654,665 Venedik donanması: 353 Venedik körfezi: 509 Verdişah (cari ye ismi): 606 Vereg Kilisesi (Van'da): 318 Vereg Yaylası: 56, 324 vergi: 2, 312,375,391,398,401,409,488, 630 Verş kıraati: 581 Vetova Köyü: 409 Veyl deresi: 138 Veys el-Karam aftabeleri (başlık): 92 Veysi (Münşi): 539 vezir kalemiyesi: 351 vezir sarayı: 516 Vidin: 423, 515 Vidin Kalesi: 419 Viidan Gölü Mahallesi (Aksaray' da): 257


Viraca Dağları: 423 Vişgrad Kalesi: 424 Vişgrad Köprüsü: 383, 626 Vişiniçse gezinti yeri (Silistre'de): 442 vişne: 440, 527 vişne çiçekleri: 523 vişne hoşafı: 435, 527 vişne suyu: 527, 607 Vit Nehri: 423 Vitoş Dağı: 423, 509, 510, 511, 512, 516, 523, 524, 527, 531, 539, 542 Vitoş Dağı Büyük Yayiası Mesireyeri (Sofya'da): 527 Vitoş Yaylası: 57,527,530,531,545 Viyana:318 Vize beyi: 513 Vize Fanusu (Feneri) Kasabası: 629 Vize sancağı: 431, 625 Vize Sarayı: 629 Vize şehri: 390 Vize yörükleri beyi: 513 Volkovar Kalesi: 424 Vornik (Sırfayil'in oğlu): 509 Voynuk: 509,511,514,522,524,527,542, 543 Voynukca: 544 voyvoda: 67, 71, 136, 397, 399, 408, 413, 430, 432, 449, 458, 469, 481, 507, 515, 559 Voyvoda Sarayı (Babadağı'nda): 472 Voyvoda Sarayı (Zile' de): 330 Vuçitrin Kalesi: 26 Vuçitrin sancağı: 514 vurguncu: 350 Yaban asması: 447 Yafa: 75, 86, 165, 166 Yafa iskelesi: 164 Yafa Kalesi: 144, 164 Yafes (Hz. Nuh'un oğlu): 22, 69, 121 yağ: 413, 627, 679 yağ kandili: 56, 93 yağ mumu: 459, 506 Yağbasan Köyü: 292 yağcılar: 191 yağcılık: 191 Yağfur kral: 630 yağma: 18, 25, 317, 351, 457, 465, 550, 629,658 yağmacı: 600, 682 yağınur:131, 133,143 yağınur duası: 100, 101 yağmur duası: 2,ıl;5 yağınur suyu: 293 '

yahni: 393, 624 ,

Yahuda (Hazret-i Yusuf'un kardeşi): 127, 128, 129 Yahudi: 75, 76, 77, 85, 143, 156, 159, 160, 161, 162, 163, 165, 176, 177, 221, 244, 270, 277, 370, 402, 436, 460, 461, 485, 500,503,519,590,627 Yahudi dili: 160 Yahudi evleri: 160 Yahudi haracı: 160 Yahudi mahallesi: 411 Yahudi tahtı: 160 Yahudi zeytini: 159 Yahudice: 161 Yahudiler Hanı (Sofya'da): 519 Yahya Berınekl: 213 Yahya Bey (Gazi Mihal Bey oğlu): 582 Yahya Efendi, Molla: 188, 189, 190 Yahya Efendi (Tabanıyassı Mehmed Paşa imaını): 186 Yahya Efendi, Yalancı: 189 Yahya, Hz.: 21, 75, 81, 124, 139, 144, 160, 163,166,179,247,318,542,543 Yahya, Şaınlı Molla: 186 Yahya-yı Hayati, Şeyh: 214 yakin ilmi: 210 Yakova: 424 Yakova Dağlan: 424 Yakub: 129, 178 Yakub Ağa Sarayı (Sofya'da): 516 Yakub Bey, Karaınanoğlu: 256 Yakub Ecezade Mahmud Çelebi Mescidi: 6 Yakub, Hz.: 127, 128, 129, 159, 160 Yakub, Sultan (Uzun Hasan oğl): 617 Yakub, Sultan (Uzun Hasan oğlu): 617 Yakubfdili: 290. yakut:205,465,651 Yakut-ı Musta'sıınf: 392, 474 Yalabır Dağ: 320 Yalakabad Deresi: 100 Yalakabad (Yalova) Kalesi: 3 yalan: 188, 190, 191 yalancı: 141, 189 yaldız: 322, 477, 608, 666 yalılar: 637 Yalınızgöz Köprüsü (Kayseri'de): 242 yalınan: 103 Yalnız Göz Köprüsü (Edirne' de): 6el2 Yalova Kasabası: 545 Yalova Kazası: 3 Yalvac Dede (Gazi): 551 Yanbolu: 487,615 Yanbolu kebesi: 487 Yanbolu yörükleri: 513 Yandılı Mahallesi (Aksaray' da): 258 yangın: 368, 599

767


Yanık Kalesi: 281, 424 yankesici: 600 Yanko ibn Madyan: 3, 343, 380, 381, 384, 387, 391, 397, 461, 625 Yanko tapınağı: 627 Yankoviçse: 426 Yanova: 583 Yantura Nehri: 423 Yanvan Kral: 380 Yanvan Tarihi: 3, 21, 39,118, 171,209, 292, 343, 385, 397, 399, 409, 488, 512 Yanya sancağı: 514 Yanya Yaylası: 530 Yarbağlan (Babadağı'nda): 473 yarbaşı bağlan üzüınü: 473 yarlığ-ı beliğ: 672 yasakçılan: 387 yasakçısı: 381 yasernen:593,609 yasemin bağlan: 453 yassı balık: 324 Yassı bayır (Edime'de): 553 yassıbaş (kıyafet): 411, 442, 605 yastık: 175 Yaşar (köle ismi): 606 Yaşar (Türkmen köle ismi): 227 Yatağan Baba: 616 Yavedud iskelesi: 665 Yavhid şehzade: 77, 78 Yavsi: 333 yay:15, 106,109,342,373,585 yaya beyi: 344 yayalar: 287, 298, 473 yayalann piri: 178 yayık: 528 yayla hakkı: 265, 321 Yayla Köyü: 480 yaylak:56,58,630 Yazıcıoğlu, Ahmed Bican: 474,541 Yazıcızade: 475 yazma (yiyecek): 528 yebrühu's-sanerni (abdüsselarn, kankurutan otu): 130, 322 Yecüc Dağı: 320 Yecüc kavmi: 320 Yecüc sed di: 320 Yecüc ve Me'cüc: 121, 320 yedekçi takkesi: 375 yedekçiler: 104 yedi hanlık (sancakbeyliği): 269 Yedi Kilise (Nahçıvan'da): 318 yedi kubbe vezirleri: 103, 348, 623, 634, 659, 666, 668 Yedidivan: 341 Yedikule: 385 Yedikule dizdarlığı: 513

768

Yediler Makamı: 403, 617 Yediler Tekkesi (Edirne'de): 589 Yediler ziyaret yeri: 403 yedişerlerne: 138 Yekeflun Kasabası: 185 yel değirrnenleri: 386, 629 yel otu: 342 yelken: 147, 148,149,353,461,650,652 yelken aletleri: 148 yelkendez atlar: 635 yelpaze: 106 yernekhane: 56, 61 Yemen fatihi: 93, 136, 144, 173, 179, 180, 640,665 yemeni taşı: 153 Yemiş Ham (Edime'de): 595 Yemiş Ham (Urfa'da): 205 Yemiş iskelesi: 350 Yemişçi Hasan Paşa Ham (Edirne'de): 595 Yeni Bedesten (Edirne'de): 598 Yeni Cami (Kayseri'de): 236 Yeni Hamam: 6 Yeni Hamarn (Eski Zağra'da): 494 Yeni Hamam (Filibe'de): 502 Yeni İmaret: 6 Yeni Kadı Hamarnı (Kayseri'de): 243 Yeni Mahalle Camii (Zile'de): 331 Yeni Mahalle (Zile'de): 330 Yeni Ruhbe Kalesi: 221 Yeni Saray: 591,595,604 Yenibahçe: 381 Yenicami: 478 Yenicami (Eski Zağra'da): 493 Yenice: 106, 491 yeniçeri: 26, 38, 68, 88, 94, 102, 103, 109, 112,113,137,146,279,293,325,344, 347, 350, 351, 352, 452, 498, 515, 532, 559, 591, 657, 659, 667 yeniçeri agası: 346, 347, 350, 357, 358, 359, 360, 364, 378, 379, 386, 429, 480, 481, 595, 637, 664 yeniçeri alayı: 667 yeniçeri askeri: .102, 668 yeniçeri çavuşu: 28 yeniçeri çorbaası: 559, 633, 637 yeniçeri çukadarı: 515, 559 yeniçeri katibi: 664 yeniçeri kethüdası: 364 yeniçeri kolluğu: 382, 387 yeniçeri rnaryolu: 448 yeniçeri neferatları: 102 yeniçeri ocağı: 357, 398, 559, 626, 643, 654,656,657,65~668,674,683

yeniçeri odaları: 559, 591 yeniçeri ordusu: 26


Yeniçeri P"ıri Efendi Tekkesi: 402 yeniçeri serdarı: 4, 9, ll, 16, 17, .20, 28, 40, 58, 60, 65, 67, 71, 82, 94, 134, 167, 168, 183, 200, 217, 220, 223, 230, 234, 256, 263, 264, 270, 293, 298, 299, 301, 308, 327, 330, 332, 341, 344, 381, 385, 387, 396, 399, 407, 408, 414, 432, 449, 458, 467, 471, 482, 492;498, 504, 515, 549,631 yeniçeri solaklan: 548 yeniçeri şairleri: 668 Yenihisar: 381 Yeni-illi: 231 Yenikale: 424 Yeniköy:385,470,637 Yeniköy Kasabası: 398 Yeniodalar: 511 Yeni pazar: 419 Yenisala: 468,471 Yenisala Mesireyeri (Babadağı'nda): 473 Yenişehir: 6, 7, 325, 499, 630 Yergöğü: 412,413 Yergöğü Kalesi: 410, 412, 4ı3, 4ı9 yergülü: 322 Yerid Nehri: 14ı Yese şehri: 25 Yesevi tarikah: 262 yeşil bayraklar: 149 Yeşil Cami: 5 yeşil çuka: ıs8 yeşil sancak ı 48 yeşil sank: 540 yeşil tulurn: ıso Yeşiloğlu Camii (Filibe'de): 501 yetimler: 202 Yezdan Behram: 3ı3 Yezid b. Süfyan: 8ı Yezid (Muaviye oğlu): 285 Yezid (Türkmen erkek ismi): 227 Yezidi: ı21, 144, 32ı, 323 Yezidi aşireti: 311 Yezidikavmi: ı41, ı42 Yezidi Kürtleri: 3ı2 yılan: 64, 90, 134, 143, 246, 460, 511 yılan balığı: 343, 38ı, 382 yılan zehiri: 303, 406, 607 Yılancık Medresesi (Aksaray' da): 259 Yılanlı Dağı (Kayseri'de): 238, 246 Yılanlı Köyü: 460 yılarya (bir tür kefal) balığı: 38ı Yıldırım Han Camii: 344, 560 Yıldırım Han Camii (Niğbolu'da): 4ı5 Yıldınm Han Çeşmesi (Edirne'de): 589 Yıldınm Han Medresesi (Edirne'de): 344, ~. 579 Yıldınm Han Pazarı (Edirne' de): 599

Yıldırım kapıcı: 376, 480 Yıldırımiye Kervansarayı

(Edirne'de): 595 yıldız fenerleri: 636 yıldız ilmi: ı90, 25ı, 276, 3ı5, 49ı, 669 Yıldız rüzgarı: ı9o

Yıldız talii: 606 Yıldız Yaylası: 324 Yıvan Ban (Despot Kıraloğlu):

543 599 yiyecek: 32, 41, 64, 67, 74, 84, 180, 261, 275, 28ı, 296, 299, 303, 3ı3, 350, 369, 390, 419, 435, 452, 473, 489, 523, 533, 606, 635, 636 yiyecek kıtlığı: 51 ı Yogodina Kales: 423 Yoğun Burç (Kayseri' de): 249 yoğurt: 57, 473, 528, 633 Yoğurtçular Pazarı (Eyüp' de): 62 yoklama: 116, 208 yokluk:637 yoldaşlar: 309 yomca odunu: 296 yiğitbaşı:

yonca:508~290452,633

yoncalık: 546 yontma taş: ı47, 40ı, 4ıO, 433 yorga at: 452 yorga beygir: 413 yorga ceberti at: 4ı3 yorga (rahvan yürüyüşlü) beygir: 419 yorgan: 608, 670 yorgan yüzleri: 275 yorgancılar: 607 Yoroz kaleleri: 385 yortumlar: ssı yosun otlar: 445. yovanca otu: 239 Yörük: 490, 506, 528, 530 Yörük beğleri: 507 Yörük beyleri: Sı3 Yörük ihramı: 506 Yörük kabilesi: 540 Yörük Kasım Köyü: 483 Yörük taifesi: 528 Yörük yiğidi: 513 Yörükan beyleri: 513, 514 Yörükistan: sı9 yufka beyaz ekmeği: 207 Yukarı Çarşı (Niğbolu'da): 416 Yukan Kale Camii (Sivas' da): 272 Yukan Kale Camii (Zile' de): 330 Yukan Taşağılı Köyü: 47ı Yumalak (Türkmen cariye ismi): 227 yumurta: 97, 524 Yumurta Bayramı: 290 Yun1urucakzade Ham (Çorlu' da): 389

769


Yunak: 369 Yunan: 25, 31, 135, 399, 460, 496, 497, 510, 552 Yunan dili: 3, 68, 81, 343, 384, 395, 414, 628 Yunan tarihçileri: 254 Yunan tarihleri: 510 Yunan vilayeti: 24, 267 Yunanca: 256 Yunanistan: 277 Yunanlı kavmi: 27 Yunanlılar: 21, 81, 118, 139, 252, 396, 512 Yunus Paşa: 68, 71, 132 yurdluk: 306,311,314 Yusuf Ağa (Darüssaade Ağası): 603 Yusuf Çelebi (Yeniçeri Katibi): 664 Yusuf Haccac-ı Zalim: 78 Yusuf, Hz.: 127, 128, 129, 160, 178, 184, 535, 633, 669 Yusuf Kıtlığı: 128 YusufSalahaddin: 70,126, 144,145 Yusuf Salahaddin (Mısır padişahı): 58 Yusuf-ı Sıddik: 128 Yuşa, Hz.: 184 Yuvacı !Çöyü: 471 Yuvacık (Türkmen kabilesi): 228 Yuvan (köle ismi): 442 Yuvarlak Dede: 252 Yuvarlak Dede ziyareti (Kayseri' de): 246 yüğrük bayrağı: 95 Yühdf, Hz.: 177 Yüksek Kale: 271 yün: 84, 119, 169 yün ferace: 106 yün hırka: 15 yüncüler: 303 yüzbaşı: 17, 27, 82, 88, 183, 193, 256, 293, 301, 341, 414, 549 Yüzkulu (Türkmen köle ismi): 227 Yüzulu (Türkmen köle ismi): 227 yüzük: ll

Zaafran: 609 Zabul Nehri: 87 Zacca: 354 Zadra Kalesi: 355, 641, 665 Zadra yeniçerileri: 532 Zagor Dereleri: 424 Zağanos Paşa Bekarhanesi: 596 Zağanos Paşa Sarayı: 594 Zağapa Deresi: 23 zağar:229

zağf: 494 Zağra: 488, 489, 491, 492, 493, Zağra Yenicesi: 488, 489, 490

Zağzağa

770

Nehri: 87

494, 495, 496

Zağzağa şehri: 159, 163 Zahir Baybars Köprüsü: 132 zahfr (içağnsı) hastalığı: 526, 585 zahfre: ll, 104,369,413 zatüre ambarlan: 234 zatüre bahası: 430, 469 Zahirüddin, Şeyh: 193 Zahrufa (Türkmen kadın ismi): 227 Zill:llO Zill Paşa Camii: 392 Zill Paşa Hanı (Filibe'de): 502 zambak:7~205,322 Zaınet Köyü: 423, 542

zanbak: 561, 593 Zanbakıyye Kasabası: 79, 99 Zangoç Hasan Ağa Sarayı (Silistre'de): 437 Zangoç Mahallesi (Silistre'de): 436 Zarb-ı Ali: 309 Zarb-ı Ali Nehri: 221 Zarb-ı Asgar (Küçük Zap) Nehri: 221 Zarbiçeyoroz: 395 zarbuna: 461 Za terbak: 355 zateri (geyikotu): 342 zatülcenb (akciğer vereıni): 521, 524 zaviye: 56, 63, 163, 202, 259, 390, 578, 620,621 Zaza: 311, 321 zeamet: 27, 62, 82, 88, 110, 113, 125, 158, 172,183,193,197,199,220,230,234, 256,265,269,279,293,301,305,306, 307, 311, 312, 313, 314, 315, 327, 341, 349,395,396,407,413,414,432,433, 448,449,456,457,486,492,513,514, 548,671 zeamet defter kethüdası: 269 zeamet kethüdası: 513 Zebarf aşireti: 311 zeberced: 651 Zebur:161 Zehfn mahalli: 527 zehir: 211, 409 zehirli hayvanlar: 247 zehfrli yarahklar: 246 zekat: 142 Zekeriyya, Hz.: 160, 232, 266, 292, 300, 343,548 Zekvan kıraati: 581 zelpuş: 94 zelzele: 24, 543, 568 zemberek:212,443,444 zemberek (saat parçası): 408 zemberekli asma köprüsü: 412 zemberekli köprü: 410 zemherir (şiddetli soğuk): 190


Zemin! kavmi: 141 Zenızern:44,45,63,451

zenburi: 563 Zenburf perde: 428 zencefil: 170, 610 zenci: 180 . Zencirli Mahallesi (AksaraıMa): 258 Zengi Nehri: 321 Zengiler: 121 zengüle makamı: 610 zerbaf: 95 zerdali: 54, 265 zerdava(kürk):241,474 zerde: 393 Zeregen Mahallesi: 576 Zergeran (Kuyurncular) pazarı (Edirne'de): 598 zergerdan pabucu: 598 zerrin: 273, 322, 593, 60'l Zeydarriye:132, 133,134,139,141 Zeydalliye mahkemesi: 131 Zeyneddin Haft Kabristaru: 19 Zeyneddin ibn Ukayl ibn EbfTalib: 217 Zeynelabidin, İmam: 248 zeyni üzürnü: 303 Zeynüddin hazretleri: 167 Zeyrekbaşı: 631 zeytin: 5, 7, 32, 132, 134, 137, 139, 144, 158, 159, 175, 184, 185, 447, 542 zeytin ağaçları: 132 Zeytin Vadisi: 194 zeytinyağı: 2, 139, 140, 175, 393, 624 Zığzığı Köprüsü: 265, 292 Zığzığı Köyü: 292 zılgıt: 74 zındık: 618 Zıpır Bölükbaşı: 457 zırh: 109, 160, 347, 367, 668 zırh külah: 93, 94, 659 zırruh: 521 Zırnık Gölü: 323 zıvzıgi: 314 Zifaf geceleri: 144 zift: 147 zikir: 131 zil: 15, 453, 478 zil (derviş malzemesi): 556 zil ü bem: 92, 646 Zile: 326, 329, 330, 331 Zirnon Kalesi: 424 zina: 142 zincir: 24, 103, 609 zincir gerdarılıkları: 609 Zincidi Kuyu Camii (Zile'de): 331

zindan: 128 Zindan Kapısı (Edirne'de): 554 Zindan Kulesi (Edirne'de): 550, 553, 554, 585, 586, 615 Zindan!Dede, Şeyh: 585,586,615 Ziniski Köyü: 292 zira: 72, 73, 85 ziraat ehli: 170 Zirin: 526 Zirinoğlu: 42