Page 38

EYLÜL - ARALIK 2017 | SAYI: 17

Bilgi, birikim ve sahicilik

Onun çalışma alanını bir Murathan Mungan dizesiyle özetlemek mümkün: “Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri.” Alman basınında Yıldırım Denizli için en sık kullanılan sözlerden biri “kendine has” olmasıdır. Tablo, heykel, kolaj vs. ne yaparsa yapsın kendini tekrar etmez. Elinde bulunan malzemeyi koruyup kollayıp, sevip sayarak ona bir duruş, söylem, ifade verir. Kendi egosundan çok malzemenin var oluşuna önem verir. Böyle bir tutumdan sonra bir sanatçının “kendine has” olması zordur. İşte o, bu zorun altından kalkabilen, sanatın sadece bilgi ve birikimle değil, olmazsa olmaz sahicilikle büyüyüp dokunabileceğini bilenlerdendir. 1946, Erzurum doğumlu Yıldırım Denizli 1973 yılında Almanya`ya gelir ve eğitimini Düsseldorf Sanat Akademisi’nde (Kunstakademie Düsseldorf) tamamlar. Yıllardır Ratingen’de yaşayan sanatçının eserleri birçok önemli projede, müze ve kataloglarda yer almıştır. İçinde büyüdüğü Anadolu kültürünü modern sanat ile birleştirip evrensel bir üslup edinmiştir. Çocukluğu, aşkı, doğayı, ölümü, cinselliği, kısacası hayata dair her hali eserleriyle yansıtır. Panayır şenlikleri, renkleri, çocuksu düşler zeminde sıkça görülür. Yalnızlıktan kalabalıklar yaratan bir düş dünyası, nüfus kimliklerini reddedip zamansızlığı vurgulayan, duvarlara ve önyargılara karşı duran bir dünya. İçinde dolaştıkça kaybettiklerimizi hatırlatan bir günlük hafızası. Sahicilik, külfeti ağır olan bir meziyettir. Taşıması zordur… Günlük veya yıllık değil, ömürlük bir vazifedir. Yıldırım Denizli bu yükü fark etmeden, ettirmeden taşıyor. Tüm pazarlama stratejilerinden, piyasa beklentilerinden uzak akıl-ruh-el becerisiyle inşa ettiği dünyayı korumak için, dıştan gözlemleyen dünyalılar için pek akıl işi olmasa da, içinde büyüttüğünden vazgeçmiyor. Kendisi bu durumdan şikayetçi değil, aksine, bu şekilde olması gerektiğini her durumda üstüne basarak vurguluyor. Tek derdi üretebilmek, ürettiğini yenileyebilmek. Hızlı akan bir zamanın birçok sanatçıyı yarış atına çevirdiği bir dönemde rüzgârın estiği yöne karşı umarsızca seyir alıyor. Koruyup kollanması gereken bir Don Kişot. Şartlandırılmaya sırtını dönüyor. Her şey belki de bu nokta üzerinde daha bir anlam taşıyor. İnsanlara ne yapacaklarını söyleyip, ellerine de malzemeyi verip odalara kilitlersiniz. Uzun uğraşlardan sonra her insandan bir zanaatkâr çıkabilir. Özverinin çoğu muhaliflikte gizlidir, kimse size gül bahçeleri vaat etmese de bu yükü gönüllü bir şekilde ruh ile terbiyelebilmektir. Yıldırım Denizli’yi en özel kılan, bu gönüllü taşıyıcılığı kabul etmesidir.

DİNÇER GÜÇYETER

38

dan gelir. Bir bakmışsın, okulun en kıyak öğretmeninin dersinde güller açmış, hatta sınıfın “çalışkanlarının” bile gözlerinde yeni bir parlaklıkla yaşam sınıfa geri dönmüş.  “Cennet” sergisindeki işlerinizin merkezinde ne var? YILDIRIM DENİZLİ - Bu sergideki işlerimin merkezinde kendileri var, başka da bir şey yok. İşte bu “hem var hem yok” ikilisi, birlikte üçüncü şubede, dördüncü kattalar. Ben işlerin seçiminde “tombala metodunu” uyguladım, sonuçtan memnun kalmadığımda “istihareye” yatıyorum.

Profile for Ali YILDIRIM

AVRUPA KULTUR 17  

Aylık Kültür ve Sanat Dergisi AVRUPA KÜLTÜR'ün 17. Sayısı

AVRUPA KULTUR 17  

Aylık Kültür ve Sanat Dergisi AVRUPA KÜLTÜR'ün 17. Sayısı

Profile for aypa