Issuu on Google+

Merhaba, Değerli takipçilerimiz şimdi sizlerle Engelli kardeşlerimiz için düzenlenen avşa kampı,avşa adası sevinciyle alakalı bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Avşa adasında böyle sosyal faaliyetlerin artırılması gereklidir umarım daha güzel gelişmeleri de buradan paylaşırız.

Avşa Kampı’nda Gördüğüm Gerçekler Hayatı yaşamak… Hayatı hissedebilmek… Kısacası yaşamda bende varım ! diyebilmek.. İçinde hapsolunan duyguları denizin o hırçın dalgalarıyla birlikte kıyıya vurabilmek. Bir kabus gibi saklanan ‘’eğlence hevesi’’ nin Avşa Adası’nda özgürlüğe uçması. Evet Avşa Adası’ndayız diye geçen hafta kaleme aldığım yarım kalan yazıma Avşa Adası’nda gördüğüm gerçeklerle devam ediyorum. Değerli dostlarım; ne yalan söyleyeyim Avşa Adası’na Robinson Adası’na gider gibi gittim. Orayı sessiz sakin terk edilmiş bir yer gibi hafızamda canlandırdım. Belki de orada olanları bizlere tam olarak aksettiremediler ondan diye düşünüyorum. İşte böyle düşünürken Silivri’den bindiğimiz feribot Avşa sahiline demir attığında ohh be geldik dedim. Sonra Engellilerimizin kamp yaptığı alana geldik. Çok geniş bir alana kurulmuş çadırlar ve ortada geceleri eğlence yapılmasına müsait büyük bir çadır. İçimdeki o sıkıntılı tereddüt hala geçmemişti. Yine sanki bir şeyler var gibiydi içimi kemiren. Ama sonra sanki sihirli bir değnek dokundu vücuduma ve sanki ada masallardaki o muhteşem gizemli havaya büründü. Her gördüğüm engellinin gözünde bir mutluluk ışıltısı… Nasıl olmasın ki dostlar ! Evlerine kapanıp, karanlıklarda sadece sokağa çıkmaya çalışan, denize girmeyi bırakın hayalini bile kuramayan engellilerimizi Avşa Adası’nda bir mutluluk ırmağı gibi Marmara’ya akmasını izlemek büyük mutluluk yaşattı bana. Sanki kendilerine hayat veren güneş ile vuslatlarıydı bu kamp. Sanki hilal ile yıldızın kavuşması misali. Hele mutluluktan naralar atan görme engelli kardeşimiz Yusuf beni çok etkiledi. Yusuf her nara atışında bazıları tarafından azarlansa da o bu naraları atmaya devam ediyordu. Arada çadırın arkasına geçmesi ve sonra tekrar geri gelmesi bana tuhaf gelmişti. Son güne kadar bunu sormadım. Ama son gün bu olayı orada bizlere hafta boyunca söylediği birbirinden güzel eserlerle müzik ziyafeti yaşatan sanatçımız Bülent Atsız izah etti. Bülent arkadaşımız bir ara duygulandı, sesi titrek çıkmaya başladı. O kendiyle ilgili olan her eleştiriye esprili yaklaşır asla gücenmezdi. Ama Yusuf için öyle düşünmüyordu. “Arkadaşlar lütfen Yusuf’a bağırmayın ! Bana bağırın ama ona bağırmayın… Yusuf bir görme engelli kardeşimiz ve ilk defa böyle bir ortama giriyor. İlk defa bu kadar mutlu oluyor. Ona bu mutluluğu çok görmeyin lütfen…” Evet Bülent arkadaşımız bunları söylerken bizim de gözlerimizden ufacık da olsa bir şeyler dökülüverdi. Ama yüreğimizde çok büyük şeyler oldu. O büyük şeyleri bundan sonra sizlerle her daim paylaşacağım. Şimdilik buradan engellilerimizin kendini aşıp; aşka,sevgiye,hayata ve yaşamaya doğru yönelmesine vesile olan bu yaz kampının gerçekleşmesinde emeği bulunan tüm dostlarımıza Türkiye Sakatlar Derneği İstanbul Şube Başkanı M. Kemal YÜKSEL nezdinde Teşekkürü bir borç biliyorum. Kendilerine söylenecek tek söz : “Allah razı Olsun…” saygı ve sevgilerimle sakaryalı yusuf


Avşa kampı www avsatatil org