Page 17

İşçi sınıfı artık işsizlere gülüyor SADİ TEKELİOĞLU

TV kanalları sayısının artması ve rekabetin çoğalması üzerine izleyici toplayabilmek ve ratingleri yükseltmek için artık TV istasyonları ahlaki değerleri ve sosyal sorumluluk bilincini bir kenara bırakıp yayın yapmaya başladılar diyebiliriz tabii, ancak daha geniş bir perspektiften ele aldığımızda, mizah anlayışındaki değişim ve tüketicilerinin kimler olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz.

AvrupaGüN

| 17

KOPENHAG - Danimarka devlet televizyonu DR’nin önümüzdeki günlerde yayınlayacağı bir program, şiddetli tartışmaları da beraberinde getirdi. “Jobmatch”, programın adı. Programın adından da anlaşılabileceği gibi, bir grup işsiz karşılarında duran üç büyük firma temsilcisine kendilerini beğendirip, onların gözüne girmeye çalışarak firmalarında bir iş sahibi olacaklar. Bu arada birbirlerini yiyecekler, baltalayacaklar, diğerlerinin önüne geçmeye çalışacaklar. İşsizler arasından birini seçip iş verecek firmalar ise ünlü Danimarka çikolata firması Toms, Danfoss ve medya devi Aller grubu. Kasım ayında yayınlanmaya başlayacak olan programa yönelik tepkiler, şu sıfatlarla özetlenebilir: Tatsız, iğrenç, popülist, aşağılık, sosyal cehalet. Programa karşı olanların dile getirdikleri en can alıcı eleştiri ise “işsizlerin” bir sosyal sorun olarak görülmeye başlanmaları sonucunu doğurma riski. Evet, artık işsizler, iş bulmak isteyen, çocuklarına bir ekmek götürebilmek için bir kazanç kapısı elde etmeye çalışan insanların durumu akşamları prime time’de akşam yemeğini yeyip kahvesini hazırlamış insanların gülmek için ekran karşısına geçmelerine neden olacak. İşsizler bizi güldürecek. Biz gülerken, bir işimiz olduğuna şükredecek, “Allahtan o ekrandaki insanların yerinde ben yokum” diyerek halimize şükredecek ve eğleneceğiz.

TV kanallarının sayısının artması ve rekabetin çoğalması üzerine izleyici toplayabilmek ve ratingleri yükseltmek için artık bu kanallar ahlaki değerleri ve sosyal sorumluluk bilincini bir kenara bırakıp yayın yapmaya başladılar diyebiliriz tabii, ancak daha geniş bir perspektiften ele aldığımızda, mizah anlayışındaki değişim ve tüketicilerınin kimler olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz. Ve karşılaştığımız bu gerçek oldukça ilginç. Her ne kadar amacı o olmasa da ünlü İngiliz yönetmen Ken Loach’ın 1991 yılında yaptığı “Riff Raff” filmiyle başladı her şey. Bu filmde kriz yıllarındaki İngiltere’de işçiler arasındaki ilişkiler mizahi bir dille ele anlıyordu. Aslında acıklı bir aşk hikayesi olan bu film, “işçilerle dalga geçiyor“ damgası da yiyivermişti. Filmin 1991’de yapılmış olması da ilginç. Berlin Duvarı’nın yıkılmasının hemen ardından bu film yapılmıştı. İşçi sınıfı ile dalga geçilmeye başlanması, belki de gittikçe vahşileşen kapitalist dünyada beklenen bir gelişmeydi, ancak işçi sınıfının ait olduğu ve temsil ettiği sosyal katmanın bu eğlence anlayışı ile birlikte bir sorun olarak görülmeye başlanması, üyelerinin bu sosyal gruptan bir an önce çıkıp kurtulması gerektiğini düşünmesi teması işleniyor günümüz eğlence programlarında. BBC’de yayınlanan “Little Britain” adlı hiciv programındaki tiplemelerden biri olan Vick Pollard, anlatmaya çalıştığımız düşüncenin en güzel örneği. İngiltere’nin tanınmış komedyenlerinden Matt Lucas’ın canlandırdığı Vicky Pollard, işçilerin oturduğu ve “sosyal çöplük” diye de adlandırılan toplu konut bloklarında yaşıyor, “teenage” yaşında anne olmuş, pembe eşofmanı, piercingli ve sivilceli yüzü, elinden düşmeyen sigarası, yüzeysel aptalca konuşmaları, İngilizceyi rahatsız edici bir şekilde argo dolu konuşması, onu itici yaptığı kadar da komik hale getiriyor. Vicky Pollard yukarıda tarifini yaptığımız davranışlarıyla İngilizleri güldürüyor. Vicky Pollard’a gülenler ise, Pollard’ın içine asla adım atamayacağı burjuva sınıfının üyeleri değil, Pollard’a Pollard’ın komşuları, aynı sınıfın insanları, işçi sınıfı da gülmeye başladı.

Helmut_Schmidt_Almanya_Avrupa  
Helmut_Schmidt_Almanya_Avrupa  

Alman ve Avrupa muhafazakârlığının sosyal demokrat yüzü: Helmut Schmidt

Advertisement