Page 13

Hem Fransız hem göçmen olmanın dayanılmaz ağırlığı

Göçmen çocuklar ne kadar Fransız? UĞUR HÜKÜM

“Bu çocuklar hem Fransız hem göçmen” gibi son derece nesnel bir veriden hareket eden INSEE (Ulusal İstatistik Enstitüsü) bir başka bilimsel kurum INED (Ulusal Nüfus Bilimleri Enstitüsü) aracılığıyla temel bir soruyu ilgili topluluğa yöneltmenin zamanının geldiğine karar verdi. “2’nci ve 3’üncü kuşak göçmen çocukları kendilerini ne denli Fransa’ya ait, Fransız hissediyorlardı?”

AvrupaGüN

| 13

PARİS - “Göçmen doğulmuyor, göçmen olunuyor.” Avrupa’da yaşayan 5 milyonun üstünde Türk ve Türkiye kökenli bu gerçeği en yakından tanıyan halklardan. Son yıllarda epeyce değişmesine rağmen Fransa’nın 200 yıldır geleneksel olarak Avrupa’nın en “misafirperver” ülkelerinden biri olduğu, sosyal bilim uzmanları, tarihçiler ve araştırmacılar tarafından onaylanmış bir gerçektir. Fransa yabancı çocuklara 19'uncu yüzyılın ikinci yarısından beri, yakın zamanlara kadar Almanya’da olduğu gibi “soydanlık” (kanbağı) ilkesi üzerinden değil “toprak” (doğduğu yer) esasında uyruk veya vatandaşlık hakkı tanımıştır. Ülkede doğan göçmen çocukları asgari idari koşullara uymak kaydıyla nispi bir rahatlıkla Fransız olabilirler. Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı döneminde (2007-2012) getirilen kısıtlamalar bile, deyim yerindeyse göçmen kökenli çocukların “Fransız” doğmasını pek engelleyememiştir. Bu arada işsizlik ve kimlik sorunlarına son yıllarda eklemlenen, medya aracılığıyla katmerlenen güvenlik sorunu bir başka soruyu sıkça gündeme getiriyordu: “Bu çocuklara kâğıt üstünde kolaylıkla vatandaşlık veriliyor da, onlar kendilerini ne denli Fransız hissediyorlar?” Aşırısından merkezine sağ kesim, banliyölerden yükselen otomobil yangınları ve şiddet görüntüleri eşliğinde göçmen çocuklarının göçmen kalmasını, Fransa’nın sosyal enteg-

rasyon politikasının iflas ettiğini, toplumsal uyum ve ahengi sağlamak için “sosyal asimilasyon”a gidilmesini savunur olmuşlardı. “Ya sev, ya terk et!” deyişi, çözüldüğü ileri sürülen “ulus devlet” modelini kurtarmak için başvurulan yeni bir milliyetçi cansimidi simgesine dönüşmüştü. “Bu çocuklar hem Fransız hem göçmen” gibi son derece nesnel bir veriden hareket eden INSEE (Ulusal İstatistik Enstitüsü) bir başka bilimsel kurum INED (Ulusal Nüfus Bilimleri Enstitüsü) aracılığıyla temel bir soruyu ilgili topluluğa yöneltmenin zamanın geldiğine karar verdi. “2’nci ve 3’üncü kuşak göçmen çocukları kendilerini ne denli Fransa’ya ait, Fransız hissediyorlardı?” Üstelik bu soru yalnızca günümüzün klasik göçmen profilini yansıtan Kuzey Afrikalı Arap, Afrikalı, Asyalı veya Türk göçmen çocuklarına yöneltilmemişti. Örneğin İspanyol, İtalyan ve Portekiz kökenli gençler de araştırmanın ortak öznesiydiler.

Çarpıcı sonuç Sonuç bilinçli veya bilinçsiz biçimde medyanın beslediği kâğıt üstünde Fransızlık şeklinde ifade edilen aidiyet duygusu yabancılığı önyargısını tamamen boşa çıkartıyordu. Araştırmaya göre “Göçmen kökenli Fransızların yüzde 97’si Fransız vatandaşlığını, yüzde 90’ı da Fransızlık duygusunu benimsemişler”di. Göçmenlerin yüzde 36’sı Fransız vatandaşlığını seçerken, yüzde 60’ı kendilerini Fransız görüyor. Buna karşın göçmen kökenli deneklerin yüzde 67’si, göçmenlerin ise sadece yüzde 38’i çevreleri tarafından Fransız olarak algılandıklarının altını çizmişler. INSEE’nin temel aldığı INED araştırması, 2008 nüfus verilerine dayanıyor. Geçen hafta yayınlanan araştırmaya göre Fransa’da 5 milyon 340 bin göçmen (2 milyon 170 bini Fransız vatandaşlığına geçmiş), 6 milyon 7 bin de göçmen kökenli Fransız vatandaşı yaşıyor (*). Araştırmanın 18-50 yaş arası 7200 deneği göçmen nüfusun yüzde 17 ile toplam nüfusa oranla en yüksek olduğu Île-de-France (yani Paris ve çevresi) bölgesinden seçilmiş.

Helmut_Schmidt_Almanya_Avrupa  
Helmut_Schmidt_Almanya_Avrupa  

Alman ve Avrupa muhafazakârlığının sosyal demokrat yüzü: Helmut Schmidt

Advertisement