Page 38

EVİMİZ DÜNYA

Organik Tarım, Organik Pazarlar, Permakültür... Türkiye'de yeni açan çiçekler! Melda Keskin Enerji, tarım, ulaşım, barınma... bütüncül olmayan bir bakışla el alındığında, ayrı sektörler olsa da ―başka bir dünya‖nın mümkün olduğuna inananlar açısından, birbirine göbeğinden bağlı alanlar. Günümüzde yerel ve küresel ekolojik, ekonomik, toplumsal krizler birbiri adına patlarken, hepimizin gönlünde, yaşamlarımızı toptan etkileyecek, bizi bugün yarattığımız kısır döngülerden ―kurtaracak‖ bir takım değişiklikler yatıyor. Tüketim toplumuna egemen olan ―teknoloji her şeye kadirdir; kendi bozduğunu yine kendisi onarır,‖ söyleminden sıtkı sıyrılanlar safındaysanız, siz de benim gibi, maddecilik ve yıkım değil, ruhsallık ve barış odaklı, sade ve sürdürülebilir bir yaşamın yolunu arıyor olabilirsiniz. Endüstrileşmiş refah toplumları, doğal olarak bu yollardan bize göre çok daha erken geçti. Onların tüketim alışkanlıklarını ve tabii buna bağlı sorunlarını ithal ettiğimiz gibi, (ticari baskılar nedeniyle aynı hızla olamasa da) çözümlerini de ithal ediyoruz. Bu doğal ve kaçınılmaz; tabii Türkiye'nin yapısına ve insanına uygun uyarlamalar yapmak koşuluyla... Yurtdışından gelen alıcılar tarafından, sertifikalı organik tarım yapmaları için ikna edilen bazı yerli üreticilerinin fındık, kayısı gibi bazı ürünlerinin, bizim ruhumuz bile duymadan yurtdışına satıldığı ve bizim seçeneksiz pestisitli, hormonlu, (belki de GDO'lu) ürünlere talim ettiğimiz yılların ardından, Buğday, ETO (Ekolojik Tarım Organizasyonu) gibi derneklerin uzun ve ısrarlı uğraşları sonucunda, artık organik ürünleri az da olsa piyasada bulup satın alabiliyoruz. Uluslararası kuruluşlardan sertifikalı organik tarım, henüz ülke çapında yaygınlaşmamış olsa da 20 yılı aşkın bir süredir özveriyle çalışan akademik öncüleri, profesyonel üreticileri var. İstanbul'da Cumartesi günleri kurulan Feriköy'deki organik pazara, bu yıl Pazar günleri Kartal, Salı günleri ise Beylikdüzü, Çarşamba günleri ise

Göztepe katıldı. Bu çalışmaların artık bayağı etkili olmaya başladığının işareti, bana göre, hiçbir ciddiyeti ve ölçüsü olmayan, kerameti kendinden menkul ―iyi tarım‖ ürünlerinin marketlerde boy göstermesidir! Bu anlamsız terminoloji, ―size yıllardır tehlikeli ve zararlı ürünler satıyoruz, ama bu ambalajdakiler kötünün biraz iyisidir,‖ demek oluyor sanırım. Gelelim 2009 yılında Türkiye'de bir sürü irili ufaklı çabanın ortaya çıkışıyla duymaya, tanımaya başladığımız yeni bir alana: Permakültür kavramını, 1970'lerde, Gezegen'in sorunları karşısında bütüncül çözümler geliştirmeye çalışan, David Holmsgren ve Bill Mollison adlı iki Avustralyalı ortaya atmış. Aradıkları ismi ise İngilizcedeki permanent‖ (kalıcı) ve ―agriculture‖ (tarım) sözcüklerini bileştirerek yaratmışlar. Bugünlerde bazı temel metinlerin çevirileri yapılıyor ve permakültürün türkçe bir karşılığını yaratma çabası da ortaya çıktı, ama tartışmalar henüz sonuçlanmadığı için, ben aynen kullanmaya devam ediyorum. Permakültür uygulayıcılarının sayısı kadar permakültür tanımı vardır diyorlar. ―Dünya ve onun sınırlı kaynakları ile uyumlu yaşamanın yollarını bulup hayata geçirmek‖ ya da ―doğa'daki kalıpları izleyerek sürdürülebilir insan yerleşimleri yaratmak‖ bunlardan ikisi... Bu disiplinin yaratıcılarına kulak vermekte de yarar olabilir. Bill Mollison'a göre, ―Permakültür, besin üretimi, kentsel yenileme, su, enerji ve kirliliğe köktenci bir yaklaşım sunar. Zengin ve sürdürülebilir bir yaşam biçimini yaratırken, ekoloji, peyzaj, organik bahçecilik, mimarlık ve ormancılığı bütünleştirir. Büyük bir çeşitlilik ve denge kaynağı sağlayarak, düşük enerji girdileriyle yüksek verim sağlayan uygun teknolojileri kullanır. Tasarım ilkeleri, kentsel ve kırsal alan sakinleri açısından eşit uygulanabilirliktedir.‖ David Holmgren ise şöyle bir liste yapmış: ―Verim al; kendi kendini düzenle & geri bildirimi kabul et; yenilenebilir kaynak & hizmetleri kullan; atık üretme; paternlerden ayrıntılara doğru tasarla; ayırmaktansa bütünleştir; küçük ve yavaş çözümleri kullan; çeşitliliğe değer

AvangArt Kadın Nisan 2010  
AvangArt Kadın Nisan 2010  

çağı ilerletecek kadının dergisi

Advertisement