Page 30

İÇ VE DIŞ EKOLOJİK DENGE İÇİN... “HİÇBİR ŞEY YAPMA”MAK...

EVİMİZ DÜNYA

tehlikeli ve zehirli atıkların ortaya çıkmasına gerek kalmıyor! Ne hoş bir senaryo; Gezegen’in üzerindeki büyük talanın yavaşlaması ve yaraların sarılması için ne olağanüstü bir fırsat!

Melda KESKİN Yazar

“Yapma”yı (ve “sahip olma”yı) bir an için unutup, sadece “olma”ya odaklanmayı hiç denediniz mi? Yaptıklarımızın ve sahip olduklarımızın, hiç kimsenin ilgisini çekmediği bir dünyada yaşadığımızı, “şunu yaptım, buna sahibim,” sözcüklerinin bulunmadığı bir dili konuştuğumuzu hayal edelim... İster 1 tane, ister 5 tane evimiz, otomobilimiz olsun, hiç fark etmesin... Değerimizi yalnızca ruh hallerimiz belirlesin... Tek amacımız sevinç, huzur ve şükran duygusuyla dolup taşmak olsun... Bunun içinse hiçbir şeye sahip olmamız, hiçbir şey yapmamız gerekmesin... Yaşama sevincimiz nedensiz olsun... İşte size garantili bir ekolojik denge reçetesi! Ekoloji bunun neresinde demeyin! Julian Rose’un 2009 tarihli “Changing Course - For Life” adlı (Türkçe çevirisi yakında yayımlanacak olan) kitabında anlattığı gibi, içimizde gerçekleştirilmeden kalan enerji, dışarıda ihtiyaç duyduğumuz enerji ile doğru orantılıdır. Yani, ancak içimizdeki enerji potansiyelini gerçekleştirerek, dışarıda ihtiyaç duyacağımız enerji miktarını azaltabiliriz. Bir adım sonrasını da yine birlikte hayal edelim: İçimizdeki potansiyeli gerçekleştirmemiz, nedensiz bir neşe, huzur ve şükranla dolmamıza, bu da dışarıda sürekli “bir şeyler yapma” ve “bir şeylere sahip olma” gereksinimimizin azalmasına yol açabilir. Bu durum, insanın 20. yüzyılda doruğa çıkan tüketim sapkınlığı yüzünden neredeyse geri dönüşsüz noktaya gelen küresel ekolojik krize ilginç bir çare olabilir. Düşünsenize, bir sabah bir kalkmışız, kimsenin canı bir şey tüketmek istemiyor; “mutlu” olmamız için sürekli bir şey yapmamıza, bir şeylere sahip olmamıza, yerine konulamayacak doğal varlıkların yok edilmesine,

30

Bence, ruhumuzun sesini dinlemeyi öğrenip, yetinmeci ve sade bir yaşamın tadına varabildiğimiz anda, Yeryüzü’nde ne çevre sorunu kalır, ne de hastalık... İngiltere’de 1930’lu yıllarda yaptığı konuşmaların metinlerini okuyup hayran kaldığım (ve bugünlerde birden fazla sayıda radyo programımı* ayırdığım) Dr. Edward Bach’a sorarsanız, “ruhumuzun rehberliğinde yaşamaktan uzaklaşmak” dışında, bizi hasta edecek hiçbir gerçek etken yoktur! Havanın soğuk ya da sıcak olmasının, çevrede mikrop ya da virüslerin bulunmasının, keyfimiz yerindeyken (başka bir deyişle, bağışıklık sistemimiz düzgün çalışırken) bizi asla hasta etmediğini kişisel deneyimlerimle biliyorum; aksine, moralimiz bozukken, bilinçaltımızda korku ve başka olumsuz duygularla boğuşurken, buluttan nem kaptığımızı da! Dr. Bach günümüzden 80 yıl kadar önce, İngiltere’de Ortodoks tıbbın hizmetinde başarıyla çalışmış ünlü bir patolog ve bakteriyolog**. Hastalık belirtileriyle uğraşıp onları “tedavi” etmekle, hastalıklardan kurtulmanın mümkün olmadığını, hastalığın tıp tarafından hiç hesaba katılmayan bir işlevi olduğunu keşfeden Dr. Bach, homeopatideki “benzer benzeri iyileştiriyor” ilkesine yeni bir yorum getirmiş: Mesajı almasını bilirsek, hastalık dediğimiz uyarılar, ruhumuzun sıkıntılarını iyileştirmeye yarayabilir! Ona göre, ruhumuzun (ya da tanrısal varlığımızın, yüksek benliğimizin) sesini dinlemediğimiz zaman ortaya çıkan olumsuz duyguların göstergesi olan çeşitli hastalıklarla, tek tek uğraşmak yerine, o olumsuz duyguları dönüştürüp ruhumuzun sesine kulak verebilecek hale gelmemiz çok daha iyi sonuç veriyor. Hayatta ruhumuzun rehberliğinden başka hiçbir şeye gereksinimimiz yokken, bin bir ayrıntı, bin bir bahaneyle oyalanıp yolumuzdan saptığımızı bize haber veren hastalıklarımız ile “savaşmak” yerine, Dr. Bach, insanın mükemmel sağlığını tarif eden ruh hallerini ve yüksek titreşimleriyle bu ruh hallerini bize sunan

AvangArt Kadın Dergisi Kasım 2010  

Özüne Dönen Kadının Dergisi