Page 1

GEZÄ°

1


GEZİ

Kurucu Galip ÖZTÜRK İmtiyaz Sahibi Metro Turizm Sey. Org. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem ÖZTÜRK GÖBÜLÜK Yayın Koordinatörü Mustafa YILDIRIM Genel Yayın Yönetmeni Damla ULUDAĞ Kurumsal İletişim Başkanı Emir TÜRKKAN Kurumsal İletişim Direktörü Nilüfer İLERİ Yayın Danışma Kurulu Şenol AYYILDIZ Av. Burçin BAŞAK Grafik Tasarım Ufuk CERGENÇ Hukuk Müşaviri Av. Tuncay ÇALTEKİN Editörler Elif ÖZYILMAZ YEŞİL Nurcan GÜNEŞ YAVAŞ Adem Burak YAZAR Murat BAŞARAN Halkla İlişkiler Sorumlusu Nagihan KAYA GÖRGÜN Reklam Pazarlama Atlas Yazılım ve Bilişim Hiz. Tic. A.Ş. 0530 760 51 97 Adres Büyük İstanbul Otogarı Yönetim Binası Kat: 2 Bayrampaşa / İSTANBUL BASKI TARİHİ HAZİRAN 2017 / Yerel Süreli BASKI GD Ofset Matbaacılık ve Ticaret San. A.Ş. Atatürk Bulvarı Deposite İş Merkezi A5 Blok 4.Kat No:407

4

İkitelli OSB Başakşehir / İSTANBUL Tel: 0212 671 91 00 Fax: 0212 671 91 90


İÇİNDEKİLER

ŞEHZADELERİYLE ELMASIYLA MEŞHUR TARİHİYLE AMASYA

HOŞGELDİN YA-ŞEHRİ RAMAZAN

12 KAÇ KALORİ

10 30

AVRUPAYA AÇILAN KAPI BELGRAD

20 24 28 54 56

52

TARİHTE BU AY SİNEMA KİTAP DÜNYASI GURME ASTROLOJİ - BURÇLAR


RAMAZAN VE ÖZE YOLCULUK

M

ayıs sonu itibariyle mübarek Ramazan ayına kavuşmanın heyecanını yaşamaya başladık. Ramazan, hepimiz de farklı duygular uyandırır. Tabi ilk önce çocukluğumuzu hatırlar, o dönemdeki Ramazan ayları ile bu dönemdekini karşılaştırırız. Eskiyi özlemle yad ederiz, bugün aramızda olmayan büyüklerimizi daha bir başka hatırlarız. Ancak değişmeyen bir şey var; Ramazan ayı, her yıl aynı güzel duyguları, paylaşmayı, yardımlaşmayı, bereketi getirir. Oruç tutarak ibadet görevimizi yerine getirir, nefsimizi terbiye ederiz, iftar davetlerinde eş-dost-akraba ve komşularımızla bir araya geliriz. İnsanların hoşgörüsü, sabrı, yardımlaşma isteği mübarek ayın bereketi ile artar. İyilik, güzellik adına ne varsa adeta bir şelale olur. Ramazan ayının bir tarafı var ki, onun yeri çok başka; paylaşmak. Ekmeği paylaşmak, sofrayı paylaşmak, manevi huzuru paylaşmak, rızkı paylaşmak… Uzayıp giden bir coşku sarmalı. O yüzden “Onbir ayın sultanı” diyoruz. Bize insan olmanın bütün vasıflarını tattırdığı için. Zenginlikte, fakirlikte bizlere bir imtihan. Hepimiz türlü badireler, sıkıntılar yaşayıp, hayata tutunmak için çaba gösteriyoruz. Önemli olan zorluklara, sıkıntılara karşı sabretmesini bilmek. Sabır gücümüzü artıran en önemli hakikat de paylaşmak. Geçmişe bakıp şöyle bir düşünelim, bu zamana kadar atlattı-

ğımız sıkıntılarımızda Allah’ın bize bahşettiği sabır olmasaydı ne yapardık! Ramazan ayını ben bir anlamda da insanın özüne dönmesi, kendi hakikat yolculuğunda nefes alması olarak görüyorum. Mübarek ayda daha yoğun hissettiğimiz o ulvi duygularla, özümüze dönüp bir muhasebe ve murakabe yapmalıyız. Bu ayki makalemde, Ramazan ayı vesilesiyle hissettiğim duyguları sizlerle paylaşmak istedim. 25 Haziran Pazar günü itibariyle de, mübarek Ramazan Bayramına inşallah kavuşmuş olacağız. Vatandaşlarımız memleketlerine gidecek, yakınlarıyla, akrabalarıyla hasret giderecek. Kavuşmalarının en büyük vesilelerinden biri yine otobüsler olacak. Yolcularımıza her bayramda yaptığımız bir çağrı var; özellikle bayram dönemlerinde ortaya çıkan, sizlerin can güvenliğini riske atan korsan taşımacılara fırsat vermeyin, bilet rezervasyonlarınızı önceden yaptırın. Bu konuda kamu görevlilerimize de büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli denetimlerle korsan taşımacıları önleyeceklerine inancımız tamdır. Sözlerime burada son verirken, yolcularımızın ve sektörümüzün Ramazan Bayramını da şimdiden kutluyorum. Yüce Allah, daha nice Ramazan aylarında ve bayramlarında beraber olmayı nasip etsin.

GALİP ÖZTÜRK

Metro Ticari ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı 6


GENÇLERE VE GELECEĞE GÜVENELİM

G

eçen yıl katılmaktan büyük mutluluk duyduğum, ‘Genç Türkiye Zirvesi’, bu yılda aynı coşku ve özveri ile gerçekleştirildi. ‘Dijital Dönüşüm ve Güçlü Türkiye’ ana temasıyla gerçekleştirilen zirve; Türkiye’nin 81 ilinden ve 165 ülkeden yaklaşık 3 bin üniversite öğrencisi kardeşimizi, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde bir araya getirdi. Metro Turizm olarak, daha önceki yıllarda olduğu gibi zirveye taşıma sponsoru olmaktan ve genç arkadaşlarımıza destek olmaktan büyük onur duyduk.

gelişiminden şehirlerarası karayolu yolcu taşımacılığın nasıl etkilendiği ve geleceğinin nasıl olacağı. Başta Metro Turizm olmak üzere, sektörümüzün yenilenmeye ve gelişmeye en açık sektör olduğunu örneklerle anlatıyoruz. İnovasyonun gücünü de bu bağlamda görmüş oluyorlar. Havayollarıyla rekabetimizin dezavantajlarını kabul ettiğimizi fakat bunu yenilikçilik avantajına çevirme gayretlerimizi de öğrenmiş oluyorlar.

Genç Türkiye Zirvesi 2017 kapsamında, ‘Dijital Dönüşümün İz Düşümü: İnovasyon ve Girişimcilik’ başlıklı panelde konuşmacı olarak yer almak, bilgilerimi paylaşmak da yine benim için ayrı bir mutluluk oldu. Metro Turizm’in sektördeki liderliğinin yanı sıra teknoloji ve inovasyondaki öncülüğünü de genç arkadaşlarımıza anlatma imkânını buldum. Metro Holding olarak bütünsel baktığımızda, gençlerle bir araya gelmek, onlara faaliyetlerimizi projelerimizi anlatmak bize ayrı bir heyecan veriyor. Çünkü gelecek planlaması yapan, kendini sürekli geliştiren, devamlı yeni bilgi öğrenme ihtiyacı hisseden dinamik bir grupla karşılaşıyorsunuz. Seyahatlerinde yoğun olarak kullandıkları otobüslerin nasıl bir program dahilinde hizmet verdiklerini, organizasyonlarını nasıl yaptıklarını merak ediyorlar ve büyük bir dikkatle de anlattıklarımızı dinliyorlar. Tabi en büyük merak konularından bir tanesi de havayollarının son yıllardaki

‘Genç Türkiye Zirvesi’, öğrenci kardeşlerimize olduğu kadar bizlere de önemli kazanımlar sağlıyor. En başta gençlerimizdeki o pırıl pırıl zekayı ve başarılı olma arzusunu görüyoruz, ülkemiz adına mutlu oluyoruz. Geleceğe olan güvenimiz daha da artıyor. 2023 yılı başta olmak üzere ülkemizin büyük hedefleri var. Dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına gireceğiz ve 500 milyar dolarlık ihracat hedefine erişeceğiz. Hedeflere ulaşmada, ülkemizin en büyük itici gücü gençlerin azimleri ve coşkuları olacak. Türkiye genç bir nüfusa sahip ve bu bence en önemli değer. Kendi sektörüm ve Metro Holding özelinde de aynı düşünceleri paylaşıyorum. Eğer doğru hedefleri ortaya koyar ve kararlılıkla üstüne giderseniz mutlaka başarırsınız. Ülkemizin geleceği aydınlık. İnişli-çıkışlı dönemler her dönemde olur ve gelir geçer. Önemli olan istikamettir. Doğru bir istikamette gidiyoruz; çalışkan ve azimli gençlerimiz var.

ÇİĞDEM ÖZTÜRK GÖBÜLÜK

Metro Turizm Seyahat Org. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı 7


RAMAZAN

Hosgeldin Ya Sehri Ramazan

10


RAMAZAN

11 Ayın Sultanı, Huzurun sofralara taşındığı, maneviyatı büyük ay; Ramazan Tüm İslam alemi için özel aylardan biri olan Ramazan Ayı geldi. Bu sene 26 Mayıs Cuma günü başlayan Ramazan Ayı, 24 Haziran Arefe Günü akşamı sona eriyor. “Allâhü Teâlâ, Ramazan ayının her günü iftar vaktinde, azabı hak etmiş milyon kişiyi cehennemden âzâd eder. Ramazan ayındaki cuma günü ve gecesinin her saatinde, yine azâba müstahak olmuş milyon kişiyi cehennemden âzâd eder. Ramazan ayının son gününde ise, Ramazan ayının başından sonuna kadar affedilenlerin sayısı kadar kişi cehennemden âzâd edilir.” Haziran ayı boyunca sürecek olan 11 ayın sultanı Ramazan, eski gelenekleri, sahur ve iftar sofraları, aile ziyaretleri ve tüm şehri süsleyen mahyalarıyla geliyor. Ramazan Ayının geleneği geçmişten günümüze; Mahya Mahyâ, özellikle Ramazan ayında birden fazla minaresi olan camilerin iki minaresi arasına konulan ışıklı yazılardır. Osmanlılar döneminde yağ kandilleri ile yapılan mahyalar, günümüzde elektrik ampulleri ve gelişen teknoloji ile birlikte led ışıklar ile yapılabilmektedir. 1600’lü yıllarda İstanbul’daki selâtin camilerde başlayan mahya geleneği yaşamaya devam ediyor. 400 yıla yakın bir süredir gökyüzünü süsleyip çeşitli mesajlar veren mahyacılık sanatı, diğer Müslüman ülkelerde olmayıp sadece Türklere ait bir kültürdür. Mahya demek, Ramazan demektir. Mahyacılık sanatının amacı: Ramazan ayının getirmiş olduğu sevinç, bolluk ve Allah’a duyulan şükranı vurgulamak, halkı iyiliğe yönelterek, çocuklara ramazanı sevdirmektir. Mahya kurma hazırlığı yaklaşık olarak Ramazan’dan 15 gün önce başlamaktadır. Ramazan başlangıcında ‘Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan ‘, ‘On Bir Ayın Sultanı’ olan mahyalar ramazan sonlarına doğru yerini ‘La İlahe İllallah’, ‘Elveda Ya Şehr-i Ramazan’ mahyalarına bırakmaktadır. Sahur habercisi, Ramazan Ayının geleneksel ögesi; Ramazan Davulcusu “Göz aydın hepimize Mübârek günler bize On bir ayın sultanı Hoş geldin evimize.” Ramazan Ayında eski zamanlardan beri süregelen bir gelenek olan Ramazan davulculuğu, sahura uyandırma amacıyla, maniler eşliğinde davul çalarak sokak sokak gezen davulcular sayesinde bazı semtler dışında varlığını sürdürmektedir.

11


GEZİ

ŞEHZADELERİYLE, ELMASIYLA MEŞHUR TARİHİYLE AMASYA Amasya, ülkemizin Karadeniz Bölgesi’nde bulunan, elmasını tüm dünyaya duyurmuş, kiraz festivali ve şehzadeleriyle meşhur bir ilimizdir. Haziran ayında festivallerine katılabilir, tarihi evlerini gezebilir ve Amasya Kalesi’ne doğru yapacağınız doğa yürüyüşün sonunda muhteşem kuşbakışı manzarasıyla kalede keyifli vakitler geçirebilirsiniz.

A

masya’nın adı Danişmendliler zamanında ise bazen Amasiyye, bazen de Şehr-i Haraşna olarak anılmıştır. Selçuklu, İlhanlı, Beylikler ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Amasya adı her-

hangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.

AMASYA TARİHİ

Amasya, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Yapılan arkeolojik çalışmalar bu kentin tarihinin 7.500 yıl öncesine, Kalkolitik Çağ olarak isimlendirilen döneme kadar uzandığını gösterir. 7.500 yıl boyunca sayısız topluluk, devlet ve medeniyete ev sahipliği yapan Amasya’da Hititler, Frigler, Kimmer-İskitler, Med-Persler, Pontuslar, Roma ve Bizanslılar, Türklerden önce burada yerleşmiş medeniyetlerdendir. Anadolu’nun 1071 yılında başlayan Türkleşme süreci içinde Melik Ahmed Danişmend Gazi Amasya’yı

alarak burada ilk Türk egemenliğini kurmuştur. Uzun süre Danişmend-Selçuklu egemenliğinde kalan Amasya, 1243 yılındaki Kösedağ Savaşı’nda Selçukluların Moğollara yenilmesinin ardından yaklaşık yüz yıl sürecek Moğol-İlhanlı hakimiyetine geçmiştir. 1341 yılında Eretna Beyliği’nin ege12


GEZİ

NEREDE KALINIR? Amasya, kalacak yer bakımından ziyaretçilerine birbirinden farklı seçenekler sunar. Şehir merkezinde veya merkeze sadece birkaç kilometre mesafede bulunan, hizmet kaliteleri yüksek otellerin yanı sıra Yeşilırmak’ın kenarına inci bir gerdanlık gibi dizilmiş tarihi konak ve evlerin bir kısmı butik otel veya pansiyon olarak hizmet vermektedir. Tarihi dokularının bozulmadığı, odaların geleneksel Türk evlerinde olduğu gibi döşendiği bu pansiyonlar Amasya’yı gezdiğiniz sürece hissedeceğiniz tarih yolculuğunu, kalacağınız yerde de yaşatmaya devam eder.

NE YENİR? Amasya, uzun tarihi geçmişinin izlerini ve bu tarihi geçmişin kültüründe yarattığı çeşitliliği yemeklerinde de gösterir. Yine coğrafi konumu, menliğine geçen Amasya, 1386’da Yıldırım Bayezid Döneminde Osmanlı topraklarına gönüllü katılmıştır. Yaklaşan Timur tehlikesi nedeniyle 1389’da Şehzade Sancağı ilan edilen Amasya bu unvanını uzun yıllar korumuş, bu süre içinde yedisi sonradan padişah olarak Osmanlı tahtına oturan on iki şehzadeyi vali olarak ağırlamış, bu şehzadeleri tahta hazırlayan şehir olmuştur. 1402 yılında yaşanan Ankara Savaşı’yla kısmi bir dağılma yaşayan Osmanlı’yı yeniden toparlayıp tarihe yön veren bir cihan devleti olma yolunu açan Çelebi Mehmed de burada valilik yapmış ve savaş sonrası toparlanma sürecini Amasya’dan idare etmiştir. Cihan devletine giden yolda ilk adımların atıldığı Amasya, bu rolünü bir kez daha tekrar etmiş; bağımsızlık ve Cumhuriyet’e giden yolda Mustafa Kemal ve arkadaşlarının 22 Haziran 1919’da ilan ettikleri tamimle tüm dünyaya kararlılıklarını duyurdukları yer olmuştur.

Karadeniz’le iç bölgeler arasında geçiş yolu olması, Amasya’da hem Karadeniz mutfağının hem de İç Anadolu mutfağının en lezzetli ve özgün yemeklerini bir araya getirir. Şehzadeleri ile ünlü Amasya’da saray mutfağından esintiler bulmak da mümkündür. Size tavsiyemiz yöresel yemekler yapan bir yere girmeniz ve menüye şöyle bir göz atmanızdır. Çorbalardan sebze yemeklerine, et yemeklerinden hamur işlerine, salatalardan tatlılara kadar o kadar çeşitli ve lezzetli seçenek görürsünüz ki bunlardan bir kısmı mutlaka sizin damak tadınıza hitap edecektir. 13


GEZİ

NERELERE GİTMELİ? Amasya Kalesi Amasya Kalesi, Amasya il merkezinin kuzeyini kaplayan Harşena Dağı üzerindedir. Harşena Kalesi adıyla da bilinir. Amasya Kalesi’nin üzerinde inşa edildiği kaya denizden 700, Yeşilırmak’tan ise 300 metre yüksekte bulunmaktadır. Bazı tarihçilere göre kaleyi Pontus Kralı Mithridates yaptırmıştır. Bazılarına göre ise Kumandan Karsan veya Harsana yaptırdığı için kale Harşana / Harşena ismini almıştır. Amasya Kalesi, tarihi mücadeleler içinde birçok kez el değiştirmiş ve bunların çoğunda tahrip olmuştur. Persler, Romalılar, Pontus ve Bizanslıların egemenlikleri döneminde birçok saldırıya uğrayan Kale her seferinde yeniden inşa edilmiştir. Kale 1075’te Türklerin Amasya’yı fethetmesinden sonra önemli bir onarım görmüştür. 18. yy.’a kadar kullanılan kale, bu yüzyıldan sonra askeri önemini kaybetmiştir. Kalenin tepe noktası kesme, sur duvarları moloz taşlardan yapılmıştır. Yeşilırmak’ın kıyısına kadar sekiz kemerli küçük bölümler halinde birbirlerinden ayrılırlar. Hanın iç kısmı üzeri açık avlu biçimindedir. Avlunun kuzey kısmında taş sütunlar üzerindeki sivri kemerlerin oluşturduğu revaklar, bunların arkasında da büyük taş konsollar üzerine oturan cumba biçiminde odalarla odaların altında hayvanlar için yapılmış ahırlar bulunur. Hanın doğu ve batı cephelerinde de avluya açılan odalar yer alır. İkinci kat da revaklıdır. Doğu ve batı cephelerdeki taş sütunların taşıdığı tuğla kemerli revakların üzeri çapraz tonozlarla örtülüdür. Bunların arkasında birer pencere ve kapısıyla kubbeli odalar yer alır. Kuzey ve güney cephedeki revakların kemerlerinin içleri taş duvarlarla örülmüş, buralara kuş evleri yerleştirilmiştir. Kuzey cephede revakların hemen önüne yapılmış iki çeşme iç mekana ayrı bir güzellik katmaktadır.

Aynalı Mağara Ziyaret beldesi yolu üzerinde şehir merkezine 3,3 km. uzaklıktadır. Kaya mezarlarının en iyi işlenmiş ve tamamlanmış olanıdır. Yerden dört basamakla çıkılan mezar düz bir kayaya oyulmuştur. Genişliği 9,8 metre Yüksekliği 13 metredir. Dış cepheden bakıldığı zaman usta bir taş işçiliği ile yapıldığı görülebilir. Mağaranın tamamı parlatılmıştır. Buraya Aynalı Mağara denmesinin nedeni de, güneş vurduğu zaman mağaranın cephesinin parlamasıdır. Buranın, mezar olarak değil ibadet amacıyla oyulmuş olduğu da düşünülmektedir. Mağaranın içinin çok geniş olması Aynalı Mağara içi ve duvarlarda yer alan renkli resimler ve mağaranın alınlığında yazan ‘Büyük Rahip Tes’ yazısı bu düşünceyi destekler.

14


GEZİ

Yalıboyu Evleri Yeşilırmak kenarında, tarihi sur duvarları üzerine, ahşap çatkı arası, kerpiç dolgulu olarak inşa edilmişlerdir. Kırma ya da beşik çatı üzeri, oluklu kiremitle örtülü bir biçimde düzenlenmiş olan ve geleneksel Osmanlı evinin bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan bu evler, Amasya’nın tarihsel kimliğiyle uyumlu bir görünüm arz etmektedir. Evler, bitişik nizamda, bodrum üzeri tek kat ya da iki katlı olarak düzenlenmişlerdir.

Borabay Gölü Bir doğa harikası olan Borabay gölü, Taşova ilçe sınırları içinde yer alır. İl merkezine 63 km. ve Taşova ilçesine 15 km. mesafededir. Denizden 1.050 m. yükseklikte bir krater gölü olarak bilinmesine karşın, aslında küçük bir akarsuyun etraftan gelen yıkıntılarla tıkanması sonucu oluşmuş, doğal bir set gölüdür. Etrafı kayın, sarıçam, sedir, kestane ağaçları ile çevreli gölün rengi zümrüt yeşilidir. Güney kıyısı sarp ve diktir.

II. Bayezid Külliyesi 1481-1486 yılları arasında, Amasya Valisi Şehzade Ahmet tarafından babası Sultan II. Bayezid adına yaptırılmıştır. Cami, medrese, imaret ve şadırvandan oluşan bir külliye olarak yaptırılan yapının mimarı Şemseddin Ahmet’tir. Caminin güneydoğu köşesinde bulunan, Şehzade Ahmet’in küçük yaşta ölen oğlu Şehzade Osman’a ait türbe yapıya sonradan eklenmiştir. Yan mekanlı, ya da zaviyeli cami mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan cami, ortada büyük bir kemerle ayrılan iki kare mekanla, doğu ve batı yanlarda üçer kubbeli yan mekanlardan oluşur. Orta mekanı, sekizgen kasnaklarında 16’şar pencere bulunan iki büyük kubbe örter. Kubbe içi ve pencere kemerlerinin üzeri zengin kalem işleri ile süslenmiştir. Ahşap

15


GEZİ

pencere kanatları, 15. yy. ahşap kündekari tekniğinin en güzel örneklerindendir. Kuzeydeki son cemaat yeri, altı yuvarlak mermer sütun üzerine oturan beş sivri kemerin taşıdığı beş kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerindeki pencere üstleri mavi beyaz çini panolarla süslenmiştir. Buranın iki ucunda yükselen tek şerefeli iki minareden soldakinin gövdesi dikine yivli, sağdakinin gövdesi ise zikzak taş dekorludur. Caminin mukarnas süslemeli, ihtişamlı taç kapısı üzerindeki üç satırlık mermer kitabesini Hattat Şeyh Hamdullah yazmıştır. Avlu ortasında yer alan 12 kenarlı şadırvan, 12 sütunun taşıdığı, 12 yüzlü sivri piramit bir çatıyla örtülüdür.

Kapı Ağası (Büyük Ağa) Medresesi Sultan II. Bayezid’in Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Planı klasik Osmanlı medrese formundan farklılık gösterir. Özellikle Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması ilk kez bu medresede uygulanmıştır. Medreseye kuzey-batı kenarında bulunan büyük yay kemerli kapıdan girilir. Giriş kapısının hemen ardında her iki yanında dikdörtgen nişlerin yer aldığı küçük bir dehliz bulunur. Medresenin ortasında bulunan sekizgen avlunun etrafı her kenarda bulunan dörder sütun ve bu sütunlar üzerine oturan sivri kemerli revaklarla çevrelenmiştir. Bursa kemeri olarak adlandırılan tarzda yapılmış bu kemer yapısı iç mimariyi daha da güzelleştirmiştir. Üzerleri tonozlu bu revaklardan öğrenci hücrelerine geçilir. Dikdörtgen mermer çerçeveli birer pencere ile dışarıya açılan hücrelerin üzerleri sekizgen kasnaklı kubbelerle örtülüdür. Medresenin güney kenarında öğrenci odalarından daha büyük ve daha yüksek bir kubbeyle örtülü, aynı zamanda mescid olarak da kullanılan dershane bulunur.

Amasya Arkeoloji Müzesi 1925’de kurulan Amasya Müzesi önceleri muhtelif binalarda hizmet vermiştir. 1980 yılında şimdiki modern binasına taşınan müzede Kalkolitik Çağ’dan itibaren Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait 12 ayrı medeniyetin eserlerini bir arada görmek mümkündür. Müze binasının batısında bulunan müze bahçesi içerisinde Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait taş eserler sergi16


GEZİ

Kralkaya Mezarları Helenistik Dönemde, Amasya’yı İÖ. 302’den İÖ. 26’ya kadar başkent olarak kullanan Pontus Krallarına ait olan Kral Kaya Mezarları, Amasya Kalesi eteklerinde düz bir duvar gibi dikine uzanan kalker kayalara

Kızlar Sarayı üzerinde yer alan üçlü kral mezarları birbirine bitişik olarak yapılmıştır. Bu üçlü mezarların sağ baştaki, krallığın kurucusu Mitridat Ktistes’e aittir. Ortadaki mezar da M.Ö 266 – 256 yıllarında yapılmış

oyularak yapılmıştır.

1. Mitridat’ın oğlu Ariobarzan’a aittir.

Hatuniye Mahallesi’nin dar sokak-

M.Ö 222 yılında 2. Mitridat’a aittir.

larından, tren yolunu geçerek çıkılan mezarların arasında, kayaya oyulmuş yollar ve merdivenler bulunmaktadır. Yeşilırmak Vadisi boyunca, irili ufaklı 21 mezar olduğu bilinmekle birlikte bunlardan sadece birkaç tanesi günümüze gelebilmiştir. Bu bölgedeki büyük mezarlardan birinin yanında, nehre kadar uzandığına inanılan bir tünelin başlangıcı bulunmaktadır.

Üçlü mezarın solundaki mezar ise Bu üçlü mezar grubundan sonra, bölgenin güneybatısında taşlara oyulmuş basamaklı bir tünelden geçilerek ikili mezar grubuna ulaşılır. Mezarların bütününde görülen kapaksız, 2-3 metre arasında değişen yükseklikte, kapıya benzeyen girişler, bu mağaraların ortak özelliğidir. Kral Kaya Mezarları bazı dönemlerde hapishane ve cezalandırma mekanı olarak da kullanılmışlardır.

lenmektedir. Müzenin bahçesinde bulunan ve Selçuklu Sultanı I. Mesud’a ait olan türbe içinde İlhanlılar dönemine ait 14. yy.’dan kalma mumyalar sergilenmektedir. İlhanlıların Anadolu’daki hakimiyetleri döneminde Amasya’da nazırlık ve emirlik yapmış kişilere ve yakınlarına ait olduğu sanılan mumyaların bulunduğu bu bölüm, müzenin en ilgi çeken yerlerinden birini oluşturmaktadır. Müzede ziyaretçilerin amatör makinelerle fotoğraf ve görüntü almalarına izin verilmektedir.

17


GEZİ

ÇAĞLAYAN (İLTEKİN) KÖPRÜSÜ 1076 yılında Amasya’nın kuşatılması için gerekli olan askeri gücün ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla Danismend Emirlerinden Iltekin Gazi tarafından yaptırılan köprü, Helvacı Mahallesi Eryatağı sapağında, il merkezine 5 km uzaklıkta bulunmaktadır. Halk arasında Iltekin Köprü de denilen Çağlayan Köprü Çalak, Çalık, Çelen seklinde de anılır. Altı adet yuvarlak kemer üzerine oturtulmuş tamamı kesme tastan oluşan dar ve uzun bir köprüdür.1984 yılında aslı bozulmadan tadilat görmüştür. Köprü girişinde yolcuların namazlarını eda edebilmesi için bir namazgâh bulunmaktadır.

AMASYA MUTFAĞI Amasya tarihsel yaşamı ve köklü bir kültür düzeyi yanında ekolojik yapısıyla da zengin bitki örtüsüne, dolayısıyla zengin mutfak kültürüne sahiptir. Her yörenin kendine özgü yemekleri vardır. Bazı yemekler ise diğer yörelerde de bilinmesine rağmen her yörede değişiklik arz eder. İlin yöresel yemekleri: Çorbalardan: Çatal çorba, sakala çarpan, toyga çorbası, cilbir, helle çorbası, kesme ibik çorbası, yarma çorbası.

Etli Yemeklerden: Bakla dolması, etli bamya, keşkek, ciğer sarması, göbek dolması, madımak, mıhlama, mumbar, işkembe, pastırmalı pancar, patlıcan pehli, pastırma pağallemesi, pirpirim, sirkeli ciğer ve sulu köfte.

Tatlılardan: Dene hasudası, kuymak, yuka tatlısı, ayva gailesi, elma tatlısı, fırın sütlaç, gelin parmağı, gömlek kadayıfı, kalbur tatlısı, höşmerim, peluza (hasuda), şeker böreği, unutma beni, vişneli ekmek ve zerdali gailesi.

Hamur İşlerinden: Amasya çöreği, yağlı/katmer, kabak kavuklu pilav, bişi, cırıtka/ cızlak /akıtma, döndürme, ekmek aşı (papara), eli böğründe, haşhaşlı cevizli çörek, hengel, kıymasız mantı, kaypak, mayalı, patlıcanlı pilav, sini suböreği, tepsi böreği, yakasal böreği ve yanuç, yöresel yemekler olarak sayılabilir.

18


TARİHTE BU AY

1 Haziran 1911 Türk Hava Kuvvetleri kuruldu. (Kıtaat-ı Fenniye ve Mevaki-i Müstahkame)

2 Haziran 1935

3 Haziran 1955

Türkiye’de ilk kez pazar günü resmî tatil uygulamasına başlandı.

İstanbul’da Göksu’nun üzerinde yapılan Elmalı Barajı açıldı.

Tarihte ilk kez bir güneş tutulması Çin’de kayıtlara geçti.

13 Haziran 1983

14 Haziran 1925

Pioneer 10 uzay sondası, güneş sistemi dışına çıkan ilk insan yapımı nesne oldu..

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk şeker fabrikası, Alpullu’da üretime başladı.

23 Haziran 1902

24 Haziran 1936

Bir İspanyol ismi olan Mercedes markası tescillendi. İlk Mercedes otomobili Wilhelm Maybach tarafından tasarlandı.

Türkiye Millî Basketbol Takımı ilk maçını Yunanistan ile yaptı, 49-12 galip geldi.

11 Haziran 1937

12 Haziran 1984

Atatürk, Trabzon’da yaptığı açıklamada bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını bildirdi.

Urfa’nın adı Şanlıurfa olarak değiştirildi.

21 Haziran 1934

22 Haziran 1954

Soyadı Kanunu kabul edildi.

Devlet Malzeme Ofisi kuruldu.

20

4 Haziran M.Ö. 781

5 Haziran 1783 İlk defa balonla uçuş gerçekleştirildi.

15 Haziran 1863 Yoksullar ve yetimlerin yatılı eğitimi için Darüşşafaka kuruldu.

25 Haziran 1903 Marie Curie, Paris Üniversitesi’ne sunduğu tezde radyumun keşfini açıkladı.


TARİHTE BU AY

10 Haziran 1909

6 Haziran 1966 Balıkesir şehrinde Balıkesirspor kulübü kuruldu.

7 Haziran 1866 Anadolu’da kurulan ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın demiryolu açıldı.

8 Haziran 1951

9 Haziran 1942

Türkiye’de ilk kalp ameliyatı Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde yapıldı.

Anıtkabir için açılan yarışmada, Prof. Emin Onat ve Orhan Arda’nın projeleri birinci oldu.

Telsizle ilk S.O.S. sinyali, Slavonia adlı İngiliz gemisinden verildi.

16 Haziran 1903 Pepsi Cola şirketi, markasını ve amblemini tescil ettirdi.

17 Haziran 1992 Yeni Galata Köprüsü törenle hizmete açıldı..

26 Haziran 1819

27 Haziran 1954

Bisikletin patenti alındı.

Dünyanın ilk nükleer enerji santrali Moskova yakınlarında Obninsk’de açıldı.

18 Haziran 1928 Havacı Amelia Earhart bir uçak ile Atlantik Okyanusu’nu geçen ilk kadın oldu.

20 Haziran 1938 19 Haziran 1910 Dünya Babalar Günü, ilk kez ABD’de kutlandı.

28 Haziran 1921

29 Haziran 1958

İzmit’in kurtuluşu

NASA kuruldu.

19 Mayıs, 3466 sayılı kanunla millî bayram olarak kabul edildi. Dağ Başını Duman Almış marşı, Gençlik ve Spor Bayramı marşı olarak kabul edildi.

30 Haziran 1997 J. K. Rowling’in kaleme aldığı Harry Potter serisinin ilk kitabı basıldı.

21


Küçüklüğümüzden beri bir dediğimizi iki etmeyen

cesur babalarımızın Babalar Günü Kutlu Olsun!

0 850 222 34 55


SİNEMA

Wonder Woman Wonder Woman,bir Amazon prensesidir. Dünyayı keşfetmek için ana topraklarından ayrılan Amazon prensesi Diana Price, demir ve camın hayat kaynağı olan ülkemize yolculuğa çıkar. Cennet Adası’nda giden güzel süper güçlü karakter buraya medeniyeti de getirmektedir. Wonder Woman fantastik film severleri beyazperdeye davet ediyor. Filmin başrolünde Batman vs Superman: Adaletin Şafağı filmlerinde de Wonder Woman karakterini canVizyon Tarihi 2 Haziran 2017 Yönetmen Patty Jenkins Tür Aksiyon, Macera, Fantastik

landıran Gal Gadot yer alıyor. Macera dolu bu filmi kaçırmamalısınız.

Arabalar 3 Pixar’ın çok sevilen filmlerinden biri olan Arabalar serisinin 3. Filmi animasyon severler ve özellikle çocuklarla buluşuyor. Şimşek McQueen’in yeni maceraları ile birlikte gelen yeni filmle, McQueen hızlı ve daha genç arabalar tarafından yarışlar konusunda morali bozulmuştur. Bu moral bozukluğunu atlatmak için yarış pistlerine geri dönmeye karar verir. Piston kupasının en heyecanlı yarışını izleyeceğiniz film, ailecek izleyebileceğiniz keyifli bir eser olarak karşınıza çıkıyor. Vizyon Tarihi 16 Haziran 2017 Yönetmen Brian Fee Tür Animasyon

24


SİNEMA

Transformers 5: Son Şövalye İnsanlar ve transformerslerın savaşını anlatan filmde Optimus Prime’ı görme umudunuz olmasın. Çünkü filmde artık Prime yok. Dünyadaki gizli geçmişe sahip olan transformersların insanların geleceğini tehlikeye sokmalarıyla başlayan aksiyon dolu filmde dünyayı kurtarma görevi insanların tarafında olan Bumblebee, bir Oxford profesörü ve İngiliz Lordundan oluşan 3 kişilik bir birliğe düşer. Fantastik filmler arasındanen sevilenlerden biri olan Vizyon Tarihi 23 Haziran 2017 Yönetmen Michael Bay Tür Aksiyon, Bilimkurgu

Transformers’ın 5. Filminde aksiyon dolu sahneler sizleri bekliyor.

Bambaşka Daha 20’li yaşlarında, üniversite öğrencisi olan Doğa, belden aşağısının felç olmasına sebep olan bir kaza geçirir. Bu kaza sonrasında hayatı tamamen değişen Doğa’nın psikolojisi de bozulmuştur. Nişanlısı tarafından aldatılan Yiğit de psikolojisi bozuk bir şekilde hayatını sürdürmekteyken Doğa ile tanışır. Bu noktadan sonra birbirlerine iyi gelmeye başlayan Doğa ile Yiğit gerçek aşk ve huzuru yakalarlar. Engelsiz bir hayat için mücadeleleriVizyon Tarihi 2 Haziran 2017 Yönetmen Bahadır Abşin Tür Romantik

ni izleyeceğiniz filmde romantik ve duygusal sahneler bir arada.

25


ANKARA’DAN BODRUM MARMARİS DİDİM FETHİYE AKÇAY AYVALIK KEMER MANAVGAT ALANYA KUŞADASI DİKİLİ GÜMÜLDÜR

0 850 222 34 55


KİTAP

BAŞIBOZUK SEVDALAR Yazar: Canan Tan Yayınevi : Doğan Kitap Onunla bir ömür değil onun için bir ömürdür sevda “Suç bende! Acılarımı dışa vursam sorun yok. Ama olabildiğince acılaşmış sözcükleri ortalığa saçacağıma yutuyorum. Pervasızca zehirliyorlar beni...” diyor Şiir. “Kardeşlik zorunlu arkadaşlık, arkadaşlıksa seçilmiş kardeşliktir” dedirten bir can dost, Eda var yanında. Ve Şiir’in hayatına dokunan üç erkek... “Bugüne kadar duyduğum, okuduğum, dinlediğim ya da seslendirdiğim bütün şiirlerden daha güzelsin!” diyen Ezel. “Aşkın yaşı yoktur, mantığı da” tezini savunan Baran. Ve hikâyesi, “Seni herkesten kıskanıyorum” ile “Nereden sevdim o zalim kadını” arasında sıkışıp kalmış bir Recep. Şiir’in ruh hali ise karmakarışık. Şöyle ifade ediyor kendini: “Bütün renkler çekip gitmiş hayatımdan Siyaha, beyaza razıyım da... Kapkara bir kuytunun derinine itivermişler beni Gözlerim gökkuşağının yedi rengine hasret Dokunsalar tel tel dağılacak yüreğim Beynimse çoktan yükünü almış Darmadağın...”

ŞİMDİ SEN DÜŞÜN Yazar: Tom Standage Yayınevi : İndigo Kitap İdam mahkûmlarının çoğu neden eceliyle ölüyor? 2050 yılında dünya nüfusu ne kadar olacak? Hangi ülkenin vatandaşları parasını yönetme konusunda daha başarılı? Kanser neden tedavi edilemiyor? Gökyüzü neden mavi? Çikolata neden faydalı? Arı popülasyonu neden azalıyor? Dövmeler iş bulma sürecini nasıl etkiliyor? Fransızlar başörtüsüne karşı neden bu kadar katı? İsveçli erkekler neden uzun süre doğum izni kullanıyor? Otomatik öğrenme nasıl gerçekleşiyor? The Economist’in en zeki insanlarını bir araya getiren bu kitap, her zaman gizliden gizliye merak ettiğiniz, hatta bilmediğinizi bilmediğiniz, akıllara durgunluk veren, tuhaf ve derin konuları açıklıyor. The Economist Explains ve kardeş sitesi Daily Chart, The Economist’in web sitesinde yayınlanan en popüler iki blog. Bu çevrimiçi devler çevrelerindeki dünyayla ilgilenen herkesin şaşırtıcı, tuhaf ve ciddi sorularına cevaplar sunuyor. Bir dövmenin iş imkânlarınızı nasıl etkilediğini, arıların neden tehdit altında olduğunu, hatta farklı ülkelerin paralarını nasıl harcadığını... Bu cevaplar bazen şaşırtıcı, genellikle ilginç ve daima aydınlatıcı olacaktır!

28


KİTAP

SENİ BEKLERKEN Yazar: Merve Öztürk Yayınevi : Siyah Kuğu Yayınları Hayatta başına gelen şeylerin bir sebebi olduğuna olan inancın nedir? Yoluna devam etmek için geçip gitmen gereken dikenli bir kapının karşısında öylesine durmayı mı, ufacık bir ışık huzmesinin verdiği umutla kapıyı ardına kadar açıp amacına ulaşmak için var gücünle savaşmayı mı seçerdin? Ben kendi dikenli kapımdan, dört bir yanım kanayarak, yaralanarak geçtim, savaşmayı seçtim. Elinde tuttuğun bu kitap benim hikâyemdir. Belki de yalnızca sahip olduklarının kıymetini bilmeyi öğrenmek için okuyacaksın onu. Belki geçtiğin benzer yolda sana yarenlik edecek anlattıklarım. Belki de bambaşka bir hayale ulaşman için sana yol gösterecek.

SINIRLARIN ÖTESİ Yazar: Miguel Nicolelis Çevirmen: Kenan Çiftçioğlu Yayınevi : Alfa Yayıncılık Avatar’lar bilim kurgu konusu olmaktan çıkıyor. Günümüzde artık beyin sinyallerini kullanarak bir makineyi kontrol etmek olanaklı. Duke Üniversitesi Nöromühendislik Merkezi’nin kurucusu olan Profesör Miguel Nicolelis’in araştırmaları Nature, Scienceve diğer önde gelen bilimsel yayınların yanı sıra kendisini dünyanın en önemli yirmi bilim insanı arasında gösteren Scientific American’da yayınlandı. Nicolelis kitabında, temel konusu beyin makine ilişkisi olan bu araştırmalarını özetliyor. Beyin sinyalleriyle bir makineyi kontrol etmenin ilk adımı beynin nasıl çalıştığım anlamaktır. İşte Nicolelis’in de dahil olduğu nörologların en büyük başarılarından birisi, beynin çok sayıda nöronla karmaşık bir mesaj veya görevi ifa ederken, aslında bir tür senfoni icra etmekte olduğunu saptamaları. Beyin temelde bir nöron konçertosudur. Karmaşık bir nöronsal mesaj ya da görevi çok sayıdaki küçük, tekil parça veya eyleme tercüme etmek aslında bir orkestranın işine benzer.

29


MACERA

AVRUPA’YA AÇILAN KAPI BELGRAD BALKANLARIN BEYAZ ŞEHRİ… Yazı: Sema POLAT semapolat@sonsuzmedya.com Benim için yeri değişmez, tekrar tekrar gitmek istediğim, kendime ait birçok şey bulduğum ve bence Balkanların en güzel şehri Belgrad….

“Beyaz Şehir” anlamına gelen Belgrad esasında oldukça renkli ve hareketli bir şehir.

Y

aklaşık 7000 yıllık geçmişi ile Avrupa’nın en eski şehirlerinden biri olan Belgrad, 1918 ile 2003 yılları arasında varlığını farklı isimler ve idari biçimlerle sürdüren Yogoslavya’nın başkentiydi. Ardından

2003 – 2006 yılları arasında Sırbistan – Karadağ devlet birliğinde Sırbistan’nın başkentiydi. Sonrasında, 2006 yılında Karadağ’ın ayrılması ile kurulan Sırbistan Cumhuriyeti’nin başkenti olarak tarihi yolculuğuna devam etti Belgrad. Belgrad, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği platoda yer alıyor. Ülkeden geçen en büyük nehir olan Tuna’nın 60 kilometrelik kısmı, Sava nehrinin de 30 kilometrelik kısmı Belgrad sınırları içerisinde yer alıyor. İki nehrin üzerinde 16 tane ada ve adacık bulunuyor. Vizesiz gitme şansına da sahip olduğunuz, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a isterseniz havayolu ve eğer isterseniz Metro Turizm’in seferleri ile karayoluyla da gidebilirsiniz. Şehir oldukça gelişmiş bir ve insanları da bir o derece medeni. Yaşanan savaşın izlerini kısa sürede de olsa silebilmişler. Yine de ders niteliğinde kalsın diye kurşunlanmış ve bombalanmış birtakım binaları bırakmışlar. Bu binalara baktıkça canınız yanıyor keza o kadar güzel ve o kadar tarihi binalar ki, siz bakmaya kıyamaz iken kurşunlar ile delik deşik hale getirilmesini kaldıramıyorsunuz. İşte savaş bu denli kötü ve acımasız….

30


MACERA

Biz havalanından Terazi Meydanına gelen servisler ile geldik, Meydan da otelimize yürüyerek geldik. Otelimiz yeni ve çok temiz bir oteldi. Akşam üstü meydanı gezdik ve şehiri tanıdık. Aslında havalanında veya şehir içindeki bir çok noktaya bırakılan info rehberleri ile de Belgrad’da gezilebilecek noktaları tespit edebilirsiniz. Şehir sakin görünümünün yanında oldukça hareketli. Özellikle kafeler inanılmaz dolu, kadınların sosyal hayat içindeki yerini burada daha iyi görebiliyorsunuz. Kafeler ve publar ve eğlence mekanları hemen her gece dolu. Güvenlikten yana bir sıkıntı yok. Herkes birbirine karşı saygılı ve kurallara karşı dikkatli. Türklere karşı herhangi bir önyargı yok, aksine sıcaklar. 357 Yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinin hüküm sürdüğü

bu topraklarda halen Türk kültürüne ait çok fazla ize rastlamak mümkün. Özellikle şehrin en büyük parkının ve meydanını da içine alan Kalemeğdan bunun en güzel örneği. Belgrad kesinlikle çok mutlu olacağınız, gezmekten, yürümekten, görmekten ve yerel tatlarından keyif alacağınız bir şehir. Yemyeşil ve çok büyük parkları, geniş meydanları, buram buram tarih kokan binaları, bir an da bir Anadolu şehrinde iken, bir sokak değişimi ile kendinizi Avrupa’da hissedeceğiniz, çalınan ezgilerlere eşlik edebileceğiniz bir şehir Belgrad. Benim özellikle parkları çok dikkatimi çekmişti, keza yaş ortalaması 65’in üzerindeki birçok insan hemen her gün parklarda yürüyüşler yapıyordu. Meydanlarda spor 31


MACERA

etkinlikleri ve sanat etkinlikleri de dikkatimden kaçmayanlar arasındaydı. Şehirde dolaşırken çok sayıda Türkçe isimle karşılaşıyorsunuz. Hayatımda yediğim en güzel balkan böreğini de Belgrad’da yediğimi itiraf edebilirim. “Burek” diye sipariş edebilirsiniz, her çeşidini yapmışlar üstelik, peynirli, ıspanaklı, kıymalı (onlar etli diyor) pırasalı, değişik otlu ve yanında yoğun kıvamlı ayran ile servis yapıyorlar. Ayaküstü yürürken yiyebileceğiniz kol böreği şeklinde de alabilirsiniz. Tadı inanılmaz güzel ve içinde ki yağı da asla hissetmiyorsunuz. Belgrad gezdikçe her köşesine aşık olacağınız bir yer, eski Sovyet dönemine ait eşyaların satış dükkanları, kitapçılar, özellikle spor mağazaları ile çok fazla karşılaşıyorsunuz. Sırpların spora olan merakını da burada görebilirsiniz. Her köşesinde spor yapan insanları ile karşılaşabilirsiniz. Ben hayatımda bu kadar renkli spor malzemelerini başka hiçbir yerde görmedim doğ-

32

rusu. Nicola Tesla’nın da Belgrad’lı olmasından dolayı şehirde bu isimle çok fazla karşılaşabilirsiniz. Sırplar hala Nikola Tesla’nın anısına oldukça hürmet gösteriyorlar hatta bir de müzeleri var Nikola Tesla müzesi, Nikola Tesla’nın kişisel eşyalarını sergilemek üzere kurulmuştur. Müzede 160.000 kadar orijinal belge ve 5700 kadar kişisel eşya sergilenir. Bunun yanında Komutan Tito’nun da evini görebilirsiniz. Belgrad şehir içi ulaşımının da oldukça rahat olduğu bir yer, otobüslerle ve troleybüs ile de şehir içinde gezebilirsiniz. Birçok noktayı da yürüyerek gezme şansına sahip olduğunuzu da hatırlatalım. Osmanlı’ya ait birçok eser ile karşılaşacaksınız beni bunların içinde en çok etkileyen ise “Bayraklı Camii” olmuştu. Osmanlı tarafından 442 yıl evvel yaptırılan ve hala ayakta olan camii ibadete de açık. Yaşadığı savaşa rağmen halen ayakta kalmayı başaran camii’nin yanına Azerbaycan


MACERA

sonra da bizi duygu seline sürükleyen kelimeleri söylüyor. “Türkiye bizim daima arkamızda, her daim desteklerini bizden esirgemeden, bize sahip çıktılar, yoksa bizler burada varlığımızı nasıl devam ettirirdik, sizler de buraya gelip bizi ziyaret ettiniz” aramızda sonsuza dek sürecek bir bağ oluşuyor. Musap artık kardeşimiz oluyor bizim. Aradan geçen onca zamana rağmen bizler onunla halen görüşmeye devam ediyoruz. Musap önemli bir iş yapıyor aslında, kültürümüzü, emanetimizi orada temsil ediyor. Belgrad dediğim gibi gezilecek, yapılacak çok fazla etkinliğin olduğu bir şehir. Şimdi gezilecek yerler ile başlayabiliriz.

KALE MEYDAN Kalemegdan şehrin hemen merkezinde, ana cadde Knez Mihailova’nın sonunda yer alıyor. Kalenin içerisinde müzeler, parklar, anıtlar, galeriler, heykeller bulunan ve enfes Belgrad manzaraları sunan 53 hektarlık bir alan. Kalemegdan, Şumadiya’nın bitişinde yer alır. Uçurum gibi sırt bir konumda, Tuna’ya Sava nehrinin karıştığı alandadır. Burası Belgrad’ın en güzel, görülmeye değer bölgelerin başında gelir. Büyük Savaş Adası’nın da bulunduğu yer burasıdır. arihte birçok medeniyet bu kaleye sahip olmak istemiş. Osmanlı’dan önce Avusturya ve Macaristan Krallığı burada hüküm sürmüş. Muhteşem Süleyman önderliğindeki Osmanlı ordusu 1521 yılının Temmuz ayında kuşatmaya başlıyor Belgrad’ı. Bir ay gibi kısa bir sürede daha fazla Osmalı’ya karşı koyamıyor ve Osmanlı’ya, Muhteşem Süleyman’a teslim oluyor. Arkamızda bulunan Belgrad Kalesi’nde, Osmanlının izlerini bugün hala görmek mümkün. M.Ö. 85 yılında Romalıların ilk taşı koyması ile Kale Devleti bir de medrese inşaa ettirmiş. Eşim Mehmet ile bizde camii’yi çok merak ettik ve gittik, camii’nin içinde dualar ettik ve medrese kısmına geçtiğimizde bizi musap isminde Boşnak asıllı bir bey karşıladı, sorumlusu olduğunu anlattı. Medrese yeni açılmış ve içinde derslikler, dinlenme odaları, yine

büyük bir mescit, kütüphane ve yemekhanenin yanında idari bölümler yer alıyor. Kardeş Azerbaycan’a ne kadar dua etsek azdır. Musap Belgrad’da bize azımsanmayacak bir Müslüman nüfusun olduğunu ve bu sayının gittikçe arttığını anlatıyor,

yükseliyor. Osmanlılar buraya geldiği zaman kaleyi geliştiriyorlar. Osmanlıların yaptırdığı muhteşem eserler var kale içinde. Bize göre şehrin en önemli yeri burası. Ve işte şu anda Osmalının yadigarı, Osmanlıları sonuna kadar his ettiğimiz meşhur Belgrad Kalesi’nin içerisindeyiz. Kim bilir kimler geldi, kimler geçti. Ama en önemlisi Kanuni Sultan Süleyman’nın işte bu yoldan geçtiği söyleniyor. Tuna ve Sava’nın kalede kesiştiği nokta, kalede öyle güzel bir noktaya inşa edilmiş ki, iki nehrin kesiştiği o stratejik noktaya konumlandırılmış. Kanuni Sultan Süleyman’ın burayı eline geçirmek istemsinin en büyük sebebi, eğer burayı alırsa Avrupa’ya doğru açılacak olan ticaret yollarını da eline geçirmiş olacaktı. Çünkü Tuna ve Sava nehirlerinden Avrupa’ya ticaret yapılabiliyordu. Ve bugün de halen baktığınız zaman yük gemileri geçiyor, aynı zamanda ticaret gemileri de yine buradan Avrupa’ya yol alabiliyor. Hem de nehirlerden gelecek bir düşman varsa onları gözlemlemek için Belgrad Kalesi’ni konumlandırmışlar. Kaleden gerçekten manzara müthiş, onu özellikle söylemek istiyorum. Tarihte buradan kimler baktı,

33


MACERA

kimler geldi geçti tam olarak bilemiyoruz ama bugün de Sırbistan’ın turizminin en önemli duraklarından biri. Kalenin içindeki çeşmeye Sokullu Mehmet Paşa’nın adı verilmiş. Osmanlı gittiği her yere halkın ne ihtiyacı varsa onu inşa etmiş. Kalemegdan’daki kapılardan birinin adı Stambol Kapija yani İstanbul Kapısı. Kale içerisinde aynı zamanda meşhur Mora Fatihi olarak bilinen Damat Ali Paşa’nın da türbesi yer alıyor. Damat Ali Paşa 1716 yılında Petrovaradin muharebesinde şehit düşüyor ve ardından bu topraklara defnediliyor ve türbesi de Belgrad Kalesi’nin içerisinde yer alıyor. Kalede Mora Fatihi’nin türbesi hemen dikkat çekiyor.

DAMAT ALİ PAŞA TÜRBESİ Osmanlı’nın en önemli devlet adamlarından birisi olan Damat Ali Paşa 5 Ağustos 1716 tarihinde Avusturya ordusuna karşı şehit düştü. Aynı türbede Damat Ali Paşa’nın yanısıra, Tepedelenli Selim Paşa ve Çeşmeli Hasan Paşa’nın da naaşları bulunmaktadır. Kelenin içinde muhteşem bir yapıya sahip olan, bizden bir parça olan Paşa Konağı bulunuyor. Osmanlı mimarisi oluşu ile dikkat çekiyor ve Paşa Konağı olarak isimlendiriliyor.

PAŞA KONAĞI Birçok paşa burada yaşamış rivayetlere göre. Paşa Konağı denilmesinin nedeni de Belgrad’ı yöneten birçok paşanın burada yaşamasındandır. Belgrad Kalesi’nin hendekleri arasına sıkışmış bu müze, eski Yugoslavya’nın askeri tarihinin tüm detaylarını gözler önüne seriyor. Osmanlılar tarafından inşa edilen İstanbul Kapısı’nın hemen önünden başlayan açık hava kısmında I. Dünya Savaşı’ndan kalma yüzlerce tank ve buna benzer değişik ağır silahlar bulacaksınız. Askeri Müzesi’nin içine girmek isterseniz, burada da ayrıca Kosova Kurtuluş Ordusu’na ait yakalanan silahlar, bombalar ve füzeler, nadir bulunan silahlar ve 1999 yılında vurulan Amerika’nın görünmez savaş uçağına ait parçalar bulacaksınız. Şehrin merkezinde yer alan Kale Megdan (Kale Meydanı) Belgrad’ın en turistik ve en gözde mekanı. Yazın en sıcak yada kışın en soğuk günü olsa bile muhakkak burası görülmeli. Kalenin içerisinde bulunan güzel ve tarihi bir mekan olan Teressa Restoran ve Kafe Bar Tuna Nehri’ne bakıyor.

34


MACERA

KNEZ MİHAİLOVA CADDESİ Belgrad’ın ana yaya ve alışveriş caddesi olan Knez Mihailova Caddesi Belgrad’ın en canlı merkezi. Şehrin kalbi burası desem daha doğru olur. Araç trafiğine kapalı hareketli ve kalabalık cadde boyunca dükkanlar, restoran ve kafeleri sıralanıyor. Muazzam tarihi ve kültürel değerlerinden ötürü, bu cadde devletin koruması altındadır. Özgün görünümü günümüzde değişmemesine rağmen, binaların kullanılış amacı kesinlikle değişti. Eskiden konut olarak kullanılan bu binalar, artık günümüzde mağazalar, kültür merkezleri, kitapçılar, restoranlar, kafeler, konsolosluklar ve havayolu ofisleri haline geldi. Knez Mihailova Caddesinde en önemli yapılardan biri olan Sırbistan Bilim ve Sanat Akademisi (SANU) da bulacaksınız. Knez Mihailova 35 numarada bulunan SANU zemin katı büyük bir sergi alanına dönüşmüştür. Konserler ve sergiler düzenli olarak burada yapılmaktadır. Eğer dikkat ederseniz, binanın önünde duran bir piramit göreceksiniz. Bu piramit Belgrad’ın koordinatlarını gösterir ve aynı zamanda bilimin önemini simgeler. Knez Mihailova Caddesi’nin sonunda, Belgrad Kalesi’ne yakın, bugün Şehir Kütüphanesi olarak kullanılan bir bina göreceksiniz. Bu bina 19. yüzyılın ortalarında Sırbistan’ın en modern oteli olan Serbian Crown Hotel binasıydı. Knez Mihailova 53-55 numaralı bina, Rönesans tarzında 1889 yıllarında inşa edilen Marko Stojanović’in evidir. 1937 yılında kurulan ve Güzel Sanatlar Akademisi olan bu bina günümüzde Akademi Sanat Galerisi olarak kullanılıyor. Knez Mihailova 46, 48 ve 50 numaralarda bulunan ve 3 binadan oluşan “Balkan Evleri Blokları” 1870’li yıllarında inşa edilmiş. Geleneksel “Balkan” mimarisinin başlangıcını temsil ediyor. 1870 yılında yapılan ve Kneza Mihailova ile Dubrovačka caddelerinin kesiştiği köşede bulunan 50 numaralı Hristina Kumanudi’nin Evi var. Uzun bir süre Fransız – Sırp Bankası olarak kullanılan bu bina günümüzde Belçika konsolosluğuna ev sahipliği yapıyor.

35


MACERA

AZİZ SAVA KLİSESİ (Katedrali) Aziz Sava Katedrali’nin inşası 122 yıldır devam ediyor. Sırp Ortodoks Kilisesi’nin kurucusu Aziz Sava’nın adını taşıyan kilisenin tamamlanabilmesi için binanın içinde yer alan mozaik işlerinin tamamlanması bekleniyor. Aziz Sava’nın kalıntılarının, Osmanlı paşalarından Sinan Paşa tarafından 1594 yılında yakıldığı rivayet edilen bölgede inşa edilen Ortodoks kilisesi, şehrin simgelerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Aziz Sava’nın kalıntılarının yakılmasının 300. yılında, 1894’te başlanan kilise inşaatı, zaman içinde iki dünya savaşına tanıklık ederken, sürekli değişen siyasi sistemler ve yönetimler dolayısıyla bir türlü tamamlanamadı. Sırbistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra yapımına devam edilen kilisenin mimarisine baktığımız zaman ise aynı bizim İstanbul’daki Sultan Ahmet’te bulunan Aya Sofya Müzesi’nin mimarisini andırıyor. Kubbeleri özellikle dikkat çekiyor

VİCTOR ANITI

Sırp-Bizans mimarisinde inşa edilen Aziz Sava Katedrali, 10 bin kişilik ka-

cephesinin yarıp geçilmesinin 10.

pasiteye sahip. Kilise, tamamlandığında Balkanlar’ın en büyük Ortodoks kilisesi ünvanına sahip olacak.

RUZİCA KLİSESİ Kalemeydan Parkı sınırlarında Belgrad’ın en eski kilisesi olan Ružica Kilisesi yer almaktadır. Türkler 16. yy’da Belgrad’ı fethettikleri sırada kiliseyi barut deposu olarak kullanmışlar. 19. yy’da restore edilen kilise “küçük gül”

Victor anıtı 1928 yılında Selanik yıldönümü amacıyla dikilmiş. Cephenin yarılmasının ardından bir kaç gün içinde Bulgaristan ve Avusturya-Macaristan teslim olmuş. Victor Anıtı Yugoslavya Krallığı’nın en büyük heykeltraşı olarak kabul gören Ivan Meštrović tarafından yapılmış. 14 metre yüksekliğinde bulu-

anlamına gelen Ružica adını almış.

nan, kaidesi taştan yapılan heykel

Bir süre Sırp ordusunun kullandığı kilisenin girişinde bulunan iki heykel 1924

temsil etmekte. Aslında belediye

yılında eklenmiş. Heykellerden ilki Kosova savaşındaki şovalyeyi, ikincisi ise II. Dünya savaşında görev alan Sırp askerini tasvir etmekte. Ružica kilisesi aynı zamanda özgün avizeleri ve mühimmat sandıklarınadan yapılmış dekorasyonu ile oldukça dikkat çekmektedir.

AZİZ PETKA ŞAPELİ Ružica Kilisesi’nin altında Sırplar için çok büyük öneme sahip kadın bir

elinde güvercin olan bir adamı anıtı zamanında şehir merkezi olan Terazije Meydanı’na koymak istemiş. Anıtta bulunan erkek figürünün çok fazla çıplaklık içermesi Belgradlılar’ın bu isteğe karşı gelmesine sebep olmuş. Bu istek karşısında heykel şehrin

azize adanmış Aziz Petka Şapeli yer alır.

gözlerden uzak bir noktası olan

İnanışa göre Aziz Petka kilisesinin olduğu her yerde mucizevi kaynak suyu

olan ise günümüzde bu bölgenin

ortaya çıkarmış. Bu kaynaktan gelen suyun iyileştirici olduğuna inanılmakta. Günümüzde Aziz Petka Şapeli 1937’de var olan eskisinin temelleri üzerine kurulmuş.

Kalemeydan Parkı na konur. İronik Belgrad’ın en gözde alanlarından birisi haline gelmesi. Zamanında şehir merkezinde istenmeyen Victor Anıtı artık Belgrad şehrinin sembollerinden birisi haline gelmiş.

36


MODA

YARATCILIĞINIZI AYAKKABILARDA KONUŞTURUN! Son dönemin modası kendin yap projeleriyle artık eskimiş ve yıpranmış eşyalarınızı yenilemekle kalmayıp, üretken yönünüzü keşfedebilirsiniz. Eskimiş babetlerinizi iplerle yepyeni bir tasarıma kavuşturmaya ne dersiniz? Malzemeleriniz kolay bulabileceğiniz türden. Öncelikle hangi babetinizin yıprandığını ya da modelinden sıkıldığınıza karar verin. İhtiyacınız olacak olan malzemelerden biri de kemerlerde delik oluşturmak için kullanılan delgeçten. Eğer o yoksa endişelenmeyin. Kalın iğnelerle de bu işlemi yapabileceksiniz.

38


MODA

Resimde görüldüğü gibi ayakkabınızda ipi geçireceğiniz delikler için yerleri belirleyin. Bu aşamayı ister bantla, ister de silindiğinde çıkan kalemlerle yapabilirsiniz. Ardından belirlediğiniz noktalardan ayakkabınızı delin. Kullanacağınız ip, ayakkabıcılarda kalın mumlu ip olarak da satılmaktadır.

Dilediğiniz renk ve uzunlukta kullanabileceğiniz ipleri öndeki deliğe düğüm olacak şeklinde, ardından tekli olarak geçirin ve bu kadar kolay. İp sıralamasını önden başlayarak arkaya doğru izlemelisiniz. Yepyeni bir ayakkabınız ile kendi üretkenliğinizin verdiği mutluluk birleşerek, güzel günlerde kullanın.

39


IP TABANLI YENİ NESİL ÖDEME KAYDEDİCİ

YAZARKASAPOS FUSIONS 410G

Nakit Para Çekmecesi

Desktop Set

ÜCRETSİZ GSM HATTI 81 İLDE TEKNİK SERVİS BARKOD-QR KOD OKUYUCU BANKALARLA SORUNSUZ İŞLEM ERGONOMİK TASARIM

OTOBÜS İÇİ EĞLENCE SİSTEMLERİ

10’’ HD ANDROID TABLET TV TELİFLİ FİLM SATIŞI ONLINE MARKET HD IP TELEVİZYON HD IP RADYO ONLINE BİLET SATIŞI BANKACILIK İŞLEMLERİ HAVALE VE EFT ANDROID OYUNLAR MOBİL UYGULAMALAR 3D & HD FİLMLER ÜYELİK PROGRAMI FABRİKA: Melih Gökçek Bulvarı 1368. Cadde No:113/2 İnfoteks Alfa Plaza İVOGSAN Yenimahalle/ANKARA

0850 433 14 14 infoteks.com.tr


9PÀPIJįdÃğįōíØqĽØĽÖįÃxÃç

=ŅğÕÃōĜæÃçį:ŒōPÀPIJį PııŠ 7 / 24

0 850 222 34 55


TEKNOLOJİ

Yeni HUAWEI P10 ve P10 Plus, cebinize bir fotoğraf stüdyosu sığdırıyor Her çekimi kapak fotoğrafı haline getiren, Huawei P10 ve P10 Plus en son moda renklerle piyasada Huawei Tüketici İş Grubu, portre fotoğrafçılığını stüdyo profesyonel efektlerle zenginleştiren, Leica ile birlikte geliştirilen yenilikçi ve stil sahibi Huawei P10 ve P10 Plus modellerini tanıttı. Yeni Huawei akıllı telefonlar, dünyanın renk konusunda önde gelen kanaat önderi kuruluşu Pantone Color Institute ile yapılan özel bir işbirliği ile özgün hiper elmas kesim kasalar için özel olarak geliştirilmiş en son moda renklerle piyasaya sunuldu. Süper Şarj da dahil olmak üzere son yenilikçi teknoloji ile donatılan Huawei P10 ve P10 Plus, piyasada fotoğrafçılık amacıyla kullanılabilecek en gelişmiş akıllı telefon olma özelliği taşıyor. Akıllı telefonlarda ilk kez, P10 ve P10 Plus’da Leica çift arka kameraya ek olarak Leica ön kamera bulunuyor. Modern sanatsal portrelerde Leica görüntü tarzını yaratabilmek için dünyanın en son gelişmiş fotoğrafçılık teknolojisinden yararlanan Huawei P10 ve P10 Plus, sanatsal bir stüdyonun tüm gereçlerini cebinize sığdırıyor. Stüdyo tarzı ışıklandırma ve 3D yüz tanıma teknolojisi ile fotoğraflarda her ortamda iyi bir sonuç elde etme imkanı sunuyor.

Samsung, Galaxy Tab S3 ve Galaxy Book ile tablet dünyasına yeni bir soluk getiriyor Samsung Electronics’in Mobil Dünya Kongresi 2017’de tanıttığı yeni tabletler, gelişmiş bir mobil eğlence deneyimi ve üretkenlik sunarken sınıfının en iyisi Galaxy teknolojisi geleneğini sürdürüyor. Barcelona, İspanya – 26 Şubat 2017 – Samsung Electronics, Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi 2017’de üstün mobil deneyim sunan, ileri bilgi işlem teknolojisine ve şık tasarıma sahip Samsung Galaxy Tab S3 ve Samsung Galaxy Book’u duyurdu. Bir üretkenlik aracı olarak çok farklı şekillerde kullanılabilen Galaxy Tab S3, dijital içerik meraklılarına üst düzey bir video ve oyun deneyimi sunarken, Galaxy Book ise profesyonellere iş ve oyun alanlarında gelişmiş bir işlem gücü sağlıyor.

43


TEKNOLOJİ

Sony F65 CineAlta Dijital Film Kamerası, Bilim ve Mühendislik Akademi Ödülü Kazandı Sony ve Panavision’ın Genesis Kamera Sistemi de Ödül Sahibi Oldu

S

ony F65 CineAlta dijital film kamerası, Film Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Bilim ve Mühendislik Ödülü’nü kazandı.

Sony ve Panavision® tarafından geliştirilen Genesis® de 11 Şubat 2017’de, Los Angeles’taki Beverly Wilshire Oteli’nde yapılan törende ödül sahibi oldu. CineAlta, Sony dijital film kameralarının marka adıdır. CineAlta, “Sinema” ile İtalyancada “en iyi” anlamına gelen “Alta” kelimelerinden türetilmiştir ve Sony’nin sinema prodüksiyonunda dijital görüntü kalitesini yükseltme taahhüdünü temsil etmektedir. F65, Sony’nin en iyi büyük sensörlü çekim kamerasıdır. 20 megapiksel*¹ F65, 8K tek CMOS görüntü sensörü ile donatılmıştır ve süper 35 mm kamera alanında sektörün en yüksek çözünürlüğünü*² elde etmiştir. F65, kayıt cihazları gibi aksesuarlarla dosya boyutunu küçülten bazı RAW modlarda yüksek kaliteli görüntüleri kaydetme özelliğine sahiptir. Bu kamera, 2011’de piyasaya çıktığından beri, filmler, diziler ve belgesellerden canlı eğlence ve spor etkinlikleri, reklamlar ve ziyaretçi merkezlerine kadar her şeyi HD, 4K ve ötesinde çekmek için kullanıldı. Film Sanatları ve Bilimleri Akademisi, F65’i “öncü niteliğindeki yüksek çözünürlüklü görüntüleme sensörü, mükemmel dinamik aralığı ve Full 4K çıkışı” ve ayrıca Sony’nin “olağanüstü görüntü kalitesi sunan, eşsiz fotosit yönlendirmesi ve gerçek RAW kaydı” özellikleri nedeniyle ödüle layık gördü. 44


25 Yıldır Hep Birlikte Olmanın Gururunu Yaşıyoruz ! 2016 yılında yine 20 milyonun üzerinde yolcu taşıdık, kalpleri kazandık. “Aklınızda neresi varsa oraya Metro var” sloganımızla 25. yaşımızı kutladığımız 2017 yılında da,yolları kısaltmaya, gönülleri buluşturmaya devam edeceğiz.

Teşekkürler


AYIN MEYVESİ

RAMAZAN AYININ GÖZDESİ, İFTAR SOFRALARININ VAZGEÇİLMEZİ; HURMA Ramazan ayının gelmesiyle birlikte iftar sofralarımızda çok severek tükettiğimiz meyvelerden biridir, hurma. Taze cennet meyvesi olan hurmayla karıştırmamak adına Medine hurması da denmektedir. Sıcağı, güneşi seven, soğuktan hoşlanmayan hurma, Türkiye’de Akdeniz ikliminin olduğu yerlerde yetişmektedir. Hem kan şekerini dengeleyen hem de oldukça lezzetli olan hurmanın faydaları saymakla bitmiyor. Besleyici değeri oldukça yüksek olan hurma en temel vitaminler açısından oldukça zengindir. Özellikle de B9 vitamini yani Folik Asit, ve proteinleri bünyesinde barındırır. Ayrıca kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, demir ve sodyum mineralleri ile meyve şekeri açısından da zengin bir besindir.

46


AYIN MEYVESİ

* Bedensel ve zihinsel yorgunluğu azaltır. * Vücuda enerji ve kuvvet verir. * Kansızlığa iyi gelir, kan yapıcıdır. * Karaciğeri güçlendirir. * Hamile ve yeni doğum yapmış olanların kendilerini toparlamasına çok yardımcı olur. Ayrıca anne sütünü arttırır.

* Yapısındaki potasyum çocukların büyümesini sağlar.

* Ülsere ve böbrek yetmezliğine fayda sağlar. * Sindirim sistemi ve boşaltım sistemini temizler. * Stresi ve gerginliği azaltır. * Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığa iyi gelir. * Kansere, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kalp krizi riskini azaltır.

* Bronşit, verem, kuru öksürük ve soğuk algınlığına iyi gelir.

* Yaşlanmayı geciktirir. Vücut ve kemik gelişimini destekler ve kemikleri güçlendirir.

H

urmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder. Yapılan araştırmalarda, hurmanın stres ve gerginliği azaltıcı bir etkisi olduğu ortaya konmuştur.

47


SAĞLIK

Doç. Dr. Ahmet YILDIZHAN

Bilgisayar Başında Hareketsiz Çalışmak Boyun Fıtığına Davetiye Çıkarıyor

Şiddetli boyun ağrısı, kollarda uyuşma ve karıncalanma varsa boyun fıtığı olabilirsiniz… Modern hayatın getirdiği bazı olumsuzlukların boyun fıtığı görülme oranını artırdığını belirten Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan boyun fıtığı konusunda ayrıca şunları söyledi:

48

Omurgamızın boyun kısmı 7 adet omur kemiğinden oluşur. Bunlardan birinci ve ikinci omur kemikleri arası hariç diğer omur kemikleri arasında disk adını verdiğimiz çok özel anatomik yapılar bulunur. Boyun fıtığı, boynumuzdaki omur kemikleri arasında yer alan bu kıkırdak yapıların omurilik kanalına doğru taşması, fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Boyun fıtığı teşekkül ettikten sonra omurilik kanalının içinden geçen omuriliğe ve / veya omurilikten çıkan sinirlere bası yaparak kendini belli eder.


SAĞLIK

Uzun saatler boyunca bilgisayar ekranının karşısına geçerek hareketsizce çalışmak durumunda olan insanlar boyun fıtığı gelişimi açısından risk altındadırlar. Masa başında çalışırken ara sıra ayağa kalkıp dolaşmak gerekir. Ayrıca boyun egzersizleri iş yerinde de yapılabilir. Sağlıklı iken veya ağrısız dönemlerde devam edilecek egzersizler boyun fıtığına yakalanmayı engellemek ve varsa boyun fıtığının ilerlemesini önlemek açısından yararlıdır. Yürümek, spor yapmak ve özellikle yüzmeyi tavsiye ederim. Doğal ve uygun tarzda beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak gerekir. Bütün hastalıklarda olduğu gibi boyun fıtığında da hastalığa yakalanmadan önce tedbir almak çok daha önemlidir.

Boyun Fıtığı Ameliyatı Artık Korkulu Rüya Değil… Boyun fıtığı olan hastada boyun ağrısı; kollarda ve ellerde ağrı, uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük, çabuk yorulma; kol ve ellerdeki adalelerde erime görülebilir. Adale spazmı, boyun düzleşmesi veya boyunda eğiklik, boyun hareketlerinde kısıtlılık, baş dönmesi, bulantı, kulak çınlaması boyun fıtığında rastlanan belirtilerdendir. Boyun ağrısı kafa arkasına, omuzlara, iki kürek kemiği arasına, göğse ve kalbe doğru yayılabilir. Bazen boyun ve kol ağrısı o kadar şiddetlidir ki hastayı uyutmaz. Belirtiler tek veya çift taraflı olabilir. İlerlemiş boyun fıtığı bazen bacaklara giden

sinir elemanlarını da sıkıştırarak yürüme bozukluluğu yapabilir. Boyun fıtığı zamanında tedavi edilmezse klinik tablo her iki kol ve her iki bacakta felç oluşumuna kadar gidebilir. Tüm vücudu kapsayan duyu kaybı, idrar ve büyük abdestini kaçırma veya yapamama gibi durumlar ortaya çıkabilir. Boyunda spinal stenoz dediğimiz omurilik kanal darlığı yani dar omurga kanalı da boyun fıtığı ile benzer belirtiler gösterebilir. Teşhiste buna dikkat etmek ve her iki hastalığı birbirinden ayırt etmek çok önemlidir. Çünkü tedavi buna göre değişecektir.

Boyun fıtığı teşhisi konan bir hastada sadece şiddetli boyun ağrısı ve kol ağrısı bulunması o hastanın mutlak ameliyatlık bir hasta olduğunu göstermez diyen Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, ancak beraberinde his kaybı ve kuvvet kaybı da varsa ameliyatı düşünmek gerektiğini belirtti. Bel fıtığında olduğu gibi boyun fıtığı tedavisinde de hastanın durumu uygunsa öncelikle konservatif tedavi dediğimiz ameliyat dışı yöntemler denenmelidir. İstirahat, ilaç, kısa süreli boyunluk kullanılması, fizik tedavi ve benzer tarzdaki uygulamalar öncelikli olarak düşünülmelidir. Ancak uzman doktor ameliyat kararı vermiş ise bunu da geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir.

49


SAĞLIK

Özellikle kuvvet kaybı varsa ve bu kuvvet kaybı kötüye doğru gidiyorsa o hastanın durumu kendisine etraflıca izah edilmeli, ameliyat olmasının gerektiği anlatılmalıdır. Bir de boyun ve kol ağrısı çok şiddetli olan, bu yüzden yaşam kalitesi uzun süre çok düşük seyreden ve cerrahi dışı metotlarla bir türlü iyileşmeyen hastalar vardır. Dayanılmaz, inatçı bir ağrıya sahip bu hastalar da ameliyata adaydırlar. Böyle hastalara bulundukları konum ayrıntılı bir şekilde anlatılmalı ve ameliyat kararı kendilerine bırakılmalıdır. El, kol veya omuz adalelerinde erime (atrofi) olan hastalarda da ameliyat düşünülebilir. Boyun fıtığı bulunan bir hastada her iki kol ve her iki bacakta beraberce uyuşma, güçsüzlük, felce doğru gidiş, tüm vücudu kapsayan duyu kaybı, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması gibi belirtiler varsa bu acil bir durumdur. Böyle bir hastada dakikaların bile önemi vardır. Gece yarısında dahi olsa acilen ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Boyun fıtığı bu derece ilerlemiş hastalarda bazen ameliyata rağmen dönüşü olmayan durumlar ortaya çıkabilir. En iyisi zamanında sağduyulu bir karar verilerek gereken yapılmalı ve bütün bu olumsuz koşulların ortaya çıkması önlenmelidir 50

Boyun fıtığı ameliyatı tecrübe ve titizlik gerektiren özel bir ameliyattır. Bazı hususlara dikkat edilirse sonuçlar genellikle yüz güldürücüdür. Boyun fıtığı hastası ameliyat edilirken yemek borusu, soluk borusu, şah damarı, lenf kanalı, omurilik ve sinir elemanları gibi çok sayıda hassas anatomik yapının çevresinde çalışılmaktadır. Onun için cerrahın tecrübeli olması ve ciltten itibaren mikroteknik ile çalışması çok önemlidir. Boyun fıtığı ameliyatı ön taraftan (anterior girişim) veya arka taraftan (posterior girişim) tarzında yapılabilir. Burada cerrah her hastayı ayrı ayrı değerlendirmeli ve tecrübesini de işin içine katarak kararını vermelidir. Boyun fıtığı ameliyatı sırasındada önemli olan öncelikle hastaya zarar vermemektir. Bunun için ameliyat yapacak olan doktor her türlü tedbiri almalıdır. Ciltten itibaren mikroteknik ile çalışmak ameliyatın emniyetini artırır. Boyun fıtığı ameliyatında mikroteknik kullanılırken sinir elemanlarını yakınında çok ince ve kibar cerrahi aletlerle işlem yapılmalıdır. Uygun seçilmiş hasta, uygun cerrahi aletler, uygun teknik, uygun ekip ve tecrübeli bir cerrah başarı şansını yükselten faktörlerdir. Bu günün hastaları düne göre daha şanslıdırlar. Mikroteknik ile emniyetli bir şekilde ameliyat ettiğimiz boyun fıtığı hastaları aynı gün ayağa kalkıp yürüyebilmekte ve ertesi gün taburcu olmaktadırlar. Tıp bilimi de insanlık gibi sürekli iyiye doğru gidiyor. Gelecekte insanları çok daha güzel günler beklemektedir.


Şeker Tadında Bayramlar Dileriz!


DİYET

Diyetisyen Tuğçe SERT

KAÇ KALORİ ? 1 Dilim Baklava Kaç Kalori?

1

dilim baklava kaç kalori, sorusuna sağlıklı bir şekilde cevap verebilmek için, öncelikle bu geleneksel tatlımızın hazırlanırken kullanılan tereyağı, şeker, un ve antep fıstığı oranlarına hakim olmamız gerekmektedir. Bilindiği üzere, baklava şerbetli tatlılar grubuna giren oldukça yüksek kalorili bir besindir. Bu sebepten dolayı, diyet yapanlar ya da diyabet hastaları için fazla miktarda tüketilmesi çok da sağlıklı değildir.

Diyet sırasında Kullanımı

O

rtalama bir dilim baklava kaç gram dediğimiz de, seçkin üreticilerin menülerinde 40 gram olarak servis edildiğine ulaştım. Bu noktada tatlımız, ağırlığının yüzde 40’i karbonhidrattan, yüzde 20’sini tereyağı’ ndan almaktadır. Kalan kısım da iç malzemesi ve şerbetinden gelmektedir. Bu bilgiler ışığında yapılan araştırmalara göre, bir dilim baklava 125 kaloridir. Bu değere yaklaşık olarak hesaplama yaptığımız da 100 gram baklava 275 kalori diyebiliriz. Günlük hayatımızdan örnek verdiğimiz de, bir mekanda sipariş ettiğimiz baklava porsiyonu 4 dilim içermektedir ve dondurmasız olduğunu varsayarsak, bize olan geri dönüşü 500 kalori gibi yüksek bir değer olacaktır. Görüldüğü gibi baklava hiç de masum bir tatlı değildir.

52


DİYET

Bir lahmacun kaç kaloridir?

T

ürk sofralarında neredeyse vazgeçilmez olarak kendisine yer bulan lahmacunun bir

tanesi ortalama olarak 350 kaloridir. Genel olarak birkaç tane birden yenilen ve çok sevilen bir yemektir. Yapılış tarzı hamurunun sahip olduğu kalınlığa ve dolayısıyla kullanılan un miktarına, kullanılan kıymanın yağ miktarına, içerisinde kullanılan sebzenin oranına, lahmacunun büyüklüğüne ve yanı sıra içerisine dışarıdan eklenen domates ve salata gibi yardımcı yemeklere bağlı olarak değişken bir kalori oranına sahiptir. Diyetisyen görüşüyle kalori değerleri ve diyete etkisini incelersek, lahmacunun 260 ile 400 kalori arasında değişkenlik gösterdiğini söyleyebiliriz. Türk sofralarının en çok tüketilen gıdalarından biri olan lahmacunun, sahip olduğu yüksek kalori değerlerinin sağlığımıza ve özellikle kilomuza etkisini şöyle in-

Lahmacunun malzemelerine göre kalori dağılımı şu şekildedir; • 100 gram Beyaz un • 50 gram yağlı kıyma: • Bir yemek kaşığı zeytinyağı: • Bir çay kaşığı maya 7,5 kcal • Bir domates 20 kcal • Bir soğan 45 kcal • 100 gram maydanoz • Bir kaşık salça ( domates ) • Bir kaşık salça ( biber ) 45 kcal

330 kcal 160 kcal 118 kcal

35 kcal 11 kcal

celeyebiliriz.

Sağlıklı diyet için diyetisyen Lahmacun önerir mi? 771,5 kalori toplama sahip yukarıdaki malzeme listesinden ortalama olarak 2-3 adet lahmacun yapılabilir. Diyet yaparken tüketim miktarına dikkat etmeniz gereken lahmacun, diyetisyen tarafından sıklıkla kullanılan gıdalar arasında değildir. Bununla birlikte hazırlanmış sağlıklı diyet programları içerisinde, kişiye özel diyet

koşullarına bağlı olarak, diyetisyen tarafından kullanılabilir. Sağlıklı diyet listelerinde lahmacun sık karşılaşılabilen gıdalar arasında yer almaz. 1 lahmacun, 2 dilim ekmek, 1 et ve 1 yağ değişimine denk gelmektedir.

53


YEMEK

Amasya İşkefe Böreği Amasya’nın meşhur böreklerinden biri olan işkefe böreğini, yoka böreği olarak da duyabilirsiniz. Oldukça lezzetli olan bu börek atıştırmalıklarınızda farklılık yaratacak. İşte malzemeler;

• 1 yumurta • 1 su bardağı süt • Tuz • Alabildiği kadar un • 1 su bardağı eritilmiş tereyağı • Arzuya göre haşlanmış iç patates harcı, ıspanak, kıyma, çökelek ya da peynir • Üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı

Malzemeler karıştırılarak kulak memesi yumuşaklığında hamur yoğrulur. Cevizden biraz büyük bezeler yapılır. Açılabildiği kadar büyütülür. Saç üzerinde kurutulur. Bu aşamada yufkalarınızın çok kızarmamasına özen göstermelisiniz. Tepsiye araları hafif yağlanarak üst üste yerleştirilir. Ortaya arzu edilen iç konulur. (Kıymalı, çökelekli, patatesli, peynirli, ıspanaklı) kalan işkefeler üzerine döşenir en üste de yağla karıştırılmış bir yumurta sarısı sürülür. Fırınlarınızı önceden 180 derece ısıtarak hazırda bekletin. Böreğinizi üzeri kızarana kadar pişirip, kızardıktan sonra kesilerek servis yapın. Afiyet olsun.

54


YEMEK

Amasya Elma Kurabiyesi • 3 su bardağı un • 250 gr oda ısısında tereyağı veya margarin • 1 yemek kaşığı yoğurt • 1 paket kabartma tozu • 1 limon kabuğu rendesi • 1 kahve fincanı pudra şekeri

Öncelikle hafif yağladığınız bir tavada dilimlediğiniz elmaları tarçın ve 1 tatlı kaşığı pudra şekeri ile çok az bir süre çevirin ve soğumaya bırakın. Bir yoğurma kabında hamur malzemeleri yavaş un ilavesiyle birlikte ele yapışmayacak yumuşak bir kıvamda yoğrulur. Hamurunuzu 5 parçaya ayırın. Ayırdığınız parçaları yapışmaması için unlayarak çay tabağı büyüklüğünde açın. Toplamda 4 üçgen çıkacak şekilde hamurlarınızı kesin. Burada kurabiyenizin ne kadar büyük olacağına göre daha az parçalar da kesebilirsiniz. Geniş kısımlarına soğuyan elma dilimlerinizden bir adet koyarak kurabiyenizi sarıp, tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 20-25 dakika kadar pişirin. Altı hafif kızardığı anda fırından alarak soğuduğu zaman üzerine pudra şekeri serperek servis edin. Afiyet olsun.

55


ASTROLOJİ

KOÇ (21 MART - 19 NİSAN)

BOĞA (20 NİSAN - 20 MAYIS)

İKİZLER (21 MAYIS - 21 HAZİRAN)

Haziran ayı koç burçları için hareketli geçecek bir dönemi temsil ediyor. Ailenizle ilgili bir takım konuları gözden geçirebilir, duygusal olarak yoğun dönemler geçirebilirsiniz. Fevri davranışlardan kaçınmalı, etrafınızdaki insanların duygu ve tepkilerini düşünerek hareket etmelisiniz. Radikal kararların ön planda olacağı bu dönemde maddi anlamda önemli harcamalar yapabilirsiniz. Önyargıyı bırakıp, daha rahat davranmalısınız. Aşk hayatınızda geçmişte yaşadığınız acı günleri unutmanız ve gönül kapılarınızı açmanız gerekiyor.

Çok uzun zamandır hayatınızda olan ve güveninizi kazanan dostlarınızın gerçek ve hoşunuza gitmeyen yönlerini görmeniz an meselesi. Bu durumda kendinizi oldukça üzgün ve kandırılmış hissedebilirsiniz. Maddi açıdan uzun süredir beklediğiniz fırsat bu dönemde ayağınıza kadar gelecek. Maddi açıdan büyük bir rahatlama dönemi sizi bekliyor. Özel hayatınızda partnerinizin sürekli yakındığı konulardan olan ilgisizliğinizi ortadan kaldırdığınız anda ilişkiniz hayat akışınıza uyacak bir hale gelebilir.

Oldukça durgun ancak bir o kadar da hareketli geçecek bir dönem sizi bekliyor. Özel hayatınızda tanışacağınız yeni bir insan ile etkileşimler olabilir. Bu konuda özgüveninizi kaybetmemelisiniz. İlişkilerinde çelişkide olan İkizler burcundakiler, mutlaka oturup düşünmeleri gerekiyor. Gökyüzündeki olaylar kararlarınızı da etkileyebilir. Kendiniz olmaya devam edin. Ailevi yaşayacak büyük bir mutlulukla sonuçlanacak haberler almanız olası. Maddi açıdan savurganlığınızı azaltıp, birikim yapmaya yönelmelisiniz.

YENGEÇ (22 HAZİRAN - 22 TEMMUZ)

ASLAN (22 TEMMUZ - 22 AĞUSTOS)

BAŞAK (23 AĞUSTOS - 22 EYLÜL)

Yengeç burçlarının Haziran ayı içerisinde farkındalık ve duygusallaşmanın bolca yaşandığı bir dönem bekliyor. Geçmişinizde yaşadığınız sıkıntıları unutturacak yepyeni insanlarla tanışacak ve sosyal ortamlarda popüler insan haline geleceksiniz. Aldığınız kararların arkasında durup, cesaretli davranmalı ve hayatınızı başkalarının yönlendirmesine izin vermemelisiniz. Yorucu ancak güçlü durduğunuz kararlarınızda başarıya ulaşmak için çok az bir yolunuz daha kaldı. Azminizi kaybetmeden yola devam etmelisiniz.

Gezmeye ve keşfetmeye meraklı olan Aslan burçlarının Haziran ayında havaların da iyice ısınmasıyla tatil planlarını gözden geçirmeleri ve yepyeni planlar yapması söz konusu olacak. Bir süredir kendini yorgun hisseden bir kesim Aslan burçları üzerlerindeki yorgunluğu bu tatil planları sayesinde bir nebze olsun atabilecekler. Duygularınızın karmaşık olduğu uzunca bir süreden sonra yaz aylarına girerken mutlu ve enerjik olmanız, aşk hayatınızda yeni gelişmeler doğurabilir.

Kendinizi çokça sorguladığınız bir dönemin sonuna gelip, yepyeni bir dönemin kapılarını aralayacaksınız. Bu yeni dönemde, iletişim konusunda oldukça güçlenecek, etrafınızda olan biteni izleme fırsatı bulacaksınız. Gözlemleme yeteneğiniz sayesinde, kendinize olan güveninizde artış söz konusu olabilir. Aklınızı kullanma yeteneğiniz sayesinde karşınızdaki insanı etkileyebilmeyi başarıyorken, kendinize olan güveninizde sarsılmalar yaşamanız tamamen sizlerin suçu olarak gözlenebilir. Çıkacağınız bir iş seyahatinden dolu dolu dönecek ve tüm gözleri üstünüze yönelmesine sebep olacaksınız.

56


ASTROLOJİ

TERAZİ (23 EYLÜL - 23 EKİM)

AKREP (24 EKİM - 21 KASIM)

YAY (22 KASIM - 21 ARALIK)

Hayatınızda ertelediğiniz veya geçmişte bıraktığınızı düşündüğünüz olayların beyninize birden geri gelmesi ve düşüncelerinizi kaplayarak sizi huzursuz etmesi bu dönemde biraz canınızı sıkabilecek bir ruh haline bürünebilirsiniz. İlişkilerinizdeki tutarsızlıktan ötürü dengesiz bir dönemin sonuna geliyorsunuz. Daha rahat ve enerjik olabileceğiniz bu dönemde yaratıcılığınız artarken iş hayatında başarılı günler sizi bekliyor. Sağlık sorunları yaşayabileceğiniz bu dönemde dirayetli olmalı ve dengeli beslenmeye özen göstermelisiniz.

Haziran döneminde kendinizi başkalarıyla sürekli kıyaslayabileceğiniz bir duruma sokabilirsiniz. Bu gibi durumlarda özgüven kaybı yaşayabilir ve başarısız hissedebilirsiniz. Bu konuda kendinizi sıkıntıya sokmamalı ve kafanızı dağıtacak aktivitelere yönelmelisiniz. Algılarınızı yönlendirerek ruh halinizi değiştirip, hem iş hem de sosyal hayatta daha başarılı ve özgüven sahibi olabilirsiniz. İlişkinizde kıskançlık duygularınızın artması, tartışmalara ve ilişkinizin bozulmasına yol açabilir. Herkesin sizin gibi düşünmediğini kabullenmek, hata yapmanıza engel olacaktır.

Asla başaramayacağınızı ve yapamayacağınızı düşündüğünüz olay ve durumların üstesinden gelebileceğiniz muhteşem bir dönem sizi bekliyor. Haziran ayı içerisinde hem iş hem de aile anlamında çok mutlu günler peşi sıra geliyor. Umutsuzluğa kapıldığınız günlerin ardından sizi mutlu edecek haberlerin gelmesiyle rahat bir nefes alacaksınız. Oldukça detaycı ve derin düşünen bir yapıya sahip olan Yay burçlarının geçmişlerinden ders alarak yollarına devam etmesi bu dönemde büyük önem taşıyacak.

OĞLAK (22 ARALIK - 19 OCAK)

KOVA (29 OCAK - 18 ŞUBAT)

BALIK (19 ŞUBAT - 18 MART)

Haziran ayında ailevi anlamda yaşadığınız olumsuzlukların her birini geride bırakarak, parlak günlerinizde huzurlu bir havayı elde edebileceksiniz. Büyük bir fırsat kapınızda olacak. Bu fırsatı iyi değerlendirerek kazanmak sizin elinizde olacak. Mantık çerçevesinde karşıladığınız olaylar sebebiyle olumlu karşılaşmalar yaşayacaksınız. Sağlığınızı ihmal ettiğiniz birkaç dönemin olumsuz sonuçları ile bu dönemde karşılaşmanız olası. İhmal etmemeli ve mutlaka bir sağlık kurumuna başvurmalısınız. Özel hayatınızda yeni bir başlangıç olabilir. Yeni bir eve taşınmanız, bu dönemde almamanız gereken kararlar arasında yerini almalı.

Geçmiş aylarda yaşadığınız uçlardaki düşüncelerinizi toparlayarak, mantık çerçevesinde ilerlemeye başlayacağınız günlere merhaba deyin. Kalbinizde açılan yaraların kapandığı ve sürprizlerle karşılaşacağınız bu dönemde, çıkacağınız seyahatlerin dönüşünde alacağınız radikal kararları uygulayabilirseniz, hayatınızda yepyeni ve huzurlu bir dönemin kapılarını aralayabilirsiniz. Sağlık kontrollerinizi aksatmanız, sorunlarınızın artmasına sebep olabilir. Bu dönemde ağır yemekler tüketmemeye ve kilonuzu korumaya özen göstermelisiniz.

Tüm yorgunların geride kaldığı Haziran ayı, tam bir Balık burcu ayı olacak. Özellikle ailevi konularda bir araya gelme ve aile organizasyonlarında birlik olma durumları sizleri çok mutlu edecek. İlişkisi olan ve evli olmayan Balık burçlarını hiç beklemedikleri bir anda sürpriz evlilik teklifiyle karşılaşarak duygu yoğunluğuna kapılabilirler. Mutluluk kapınızda. Aceleci kararlar vermeyerek, mantık çerçevesinde hareket ettiğiniz takdirde bu dönemde herşey su gibi akacak. Endişelerinizin sağlığınızı etkilemesine ve ruh halinizi bozmasına izin vermemelisiniz.

57


METRO

Öztürk zirvede geçlerin büyük ilgisi ile karşılaştı

Metro Turizm gençlerin gözdesi ‘Genç Türkiye Zirvesi 2017’, “Dijital Dönüşüm ve Güçlü Türkiye” ana teması ile toplandı. Türkiye’nin 81 ili ve 165 ülkeden 3 bin öğrenciyi 12- 14 Mayıs tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde buluşturan Zirve’nin taşıma sponsorluğunu Metro Turizm üstlenirken, Metro Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Öztürk, ‘Dijital Dönüşümüm İz Düşümü: İnovasyon ve Girişimcilik’ başlıklı panelde konuşmacı olarak yer aldı.

T

ürkiye Gençlik Zirvesi’nin

İstanbul Lütfü Kırdar Kongre ve

beşinci buluşması “Dijital

Sergi Sarayı’nda gerçekleşen zirve

Dönüşüm ve Güçlü Türkiye”

boyunca dijital dönüşümün Türki-

ana teması ile 12- 14 Mayıs tarih-

ye’nin geleceğine etkilerinin değişik

leri arasında toplandı. Türkiye’nin

yönlerini masaya yatıran paneller

81 ili ve 165 ülkeden 3 bin öğrenci-

düzenlendi. Metro Turizm Yönetim

yi Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde

Kurulu Başkanı Çiğdem Öztürk otu-

buluşturan Zirve’nin taşıma spon-

rum başkanlığını Türkiye Varlık

sorluğunu Metro Turizm üstlendi.

Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Prof.

Binlerce öğrenci İstanbul’a Metro

Dr. Kerem Alkin’in yaptığı “Dijital

Turizm otobüslerini kullanarak geldi,

Dönüşümün İz Düşümüm: İnovas-

zirve bitiminde de kendi şehirlerine

yon ve Girişimcilik “ konulu panelin

yine Metro Turizm konforu ile döndü.

konuşmacıları arasında yer aldı.

TEKNOLOJİYİ YOĞUN KULLANAN BİR SEKTÖRÜZ Panelin diğer konuşmacılarının teknolojiyi üreten kesimde olmasına karşın Metro Turizm’in teknolojiyi satın alan ve yolcularına bu teknolojiyi sunan bir şirket olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Çiğdem Öztürk, teknolojinin bu kadar yoğun olmadığı dönemlerde bilet kesme işleminin nasıl olduğunu şöyle anlattı: “Hepiniz buraya Metro Turizm otobüsleriyle geldiniz. Size elektronik bilet verildi. Geçmişte, siz bir bilet almak için bir yazıhaneye gittiğinizde satış personeli, isim, soy isim, koltuk no, sıra no, sefer no gibi bilgilerle bir bilet oluşturuyor, daha sonra satın alma bölümünü arıyor, biletin satın alındığını söylüyor, oradaki arkadaşlar da elindeki çarşaf listeye kırmızı kalemle biletin satıldığı bilgisini giriyordu. İnanılmaz bir iş yükü

58


METRO

vardı yani. Bu biletlerin toplanması, kontrol edilmesi, gerekli komisyon ödemelerinin yapılması zaman alan bir süreç. Biz 2002 yılına kadar personel sayımızın yaklaşık yüzde 60 daha fazlasıyla bu operasyonu sürdürdük ve 2002 yılında sektörde bir ilk olan Net Bus yazılımımızı geliştirdik. Bu yazılım sayesinde bütün bu sistem online bir sisteme aktarıldı. Öyle ki bu sistem sayesinde Türkiye’nin 79 ilini aynı anda haberleştiriyoruz. Ve bu sistem sayesinde 22 milyon bilet satışı gerçekleştirip, aynı zamanda bin acente ve 2 bin 500 otobüsü eş zamanlı yönetebiliyoruz. Sektörde de öncü ve en büyük olmamızın sebebi işte bu inovasyon ve dijitalleşmedir.” Konuşmasında babası ve Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı Galip Öztürk’e de teşekkür eden Çiğdem Öztürk, bugün gelinen noktada Metro Turizm’in dolaylı dolaysız yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlayan dev yapı olduğunu vurguladı. İstatistiklere göre son on beş yılda hava yollarıyla iç hatlarda seyahat eden yolcu sayısının 9 milyondan 102 milyon kişiye ulaşmasına karşın, karayolu yolcu sayısının yüzde 20 gerileyerek 220 milyon kişiden 170 milyon kişiye düştüğünü ifade eden Öztürk, hem sektör içi hem de sektörler arası rekabetin çok üst seviyelere ulaştığını ifade etti. Öztürk, “Metro Turizm bu durumu bir kriz anı olarak değerlendirerek, satın alma ve devralmalara başladı. Nispeten küçük firmaları bünyemize kattık ve büyümelerine yardımcı olduk, onlara bir sistem ve altyapı sunduk. Birlikten kuvvet doğar ilkesiyle şirketimizi bugünlere taşıdık diyebiliriz” dedi.

METRO TURİZM’İN TEKNOLOJİ YATIRIMLARI Geliştirilen Metro Akademi Mobil Bilet Satışı projesi ile öğrenciler ve servis personellerinin bir mobil uygulama ile anlık bilet satışı yapılabildiğini, böylece hem öğrenciler için ek gelir sağlayabildiğini, hem de sefer sırasında otobüslere binen kaçak yolcu ve dolayısıyla oluşan güvenlik problemlerinin ortadan kaldırıldığını anlatan Öztürk, bu sayede Metro Turizm’in de daha çok yere, acenteye gerek duymadan ulaşabildiğini ifade etti. Metro Radar uygulaması ile de otobüslerin Metro Turizm’in web sitesinden takip edilebildiğini belirten Çiğdem Öztürk, “Yolcunuzun bulunduğu otobüsümüzü canlı bir şekilde Türkiye’nin her yerinde izleyebiliyorsunuz, nerede olduğunu görebiliyorsunuz. Yolcularımıza daha iyi hizmet sunmaya çalışıyoruz. Herkes aldığı hizmetin en iyisi olmasını istiyor ama bunun için de gelişmiş teknolojilere ihtiyacımız var. Ve bu gelişmiş

Çiğdem Öztürk’e Genç Türkiye Zirvesi’nin ulaşım sponsorluğunu yıllardır üstlenen Metro Turizm adına teşekkür plaketi verildi.

teknolojiler ne kadar satın alınabilir olursa sizlere sunmamız o kadar kolay olur. O yüzden sizlere çok iş düşüyor” diyerek sözlerini tamamladı.

59


METRO

Samsunlu öğrenciler Metro sponsorluğunda Çanakkale’yi gezdi Ayvacık Kaymakamı Emre Yeşilbaş ve Samsun Metro Turizm, öğrencilere Çanakkale ruhunu yerinde kazandırmak amacıyla 8 okuldan 100 öğrencinin katıldığı bir gezi düzenledi.

A

yvacık Kaymakamı Emre Yeşilbaş ve Samsun Metro Turizm’in organize ettiği geziye; Ayvacık Atatürk Ortaokulu, Mustafa Çakır Ortaokulu, Eynel Ortaokulu, İmam Hatip Ortaokulu, Mustafa Üstündağ Yatılı Bölge Okulu, Döngel Ortaokulu, Terice Ortaokulu, Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu’ndan toplam 100 öğrenci

katıldı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen öğrencilerin TEOG sınavında derece almış öğrencilerden seçildiği belirtildi. Çanakkale ruhunu yerinde kazandırmayı hedefleyen gezinin ulaşım sponsoru Metro Turizm’e ait 2 otobüsle kurtuluş mücadelesinin verildiği, Türk destanının yazıldığı tarihi yarımada Çanakkale’ye doğru yola çıkan öğrencilerin birçoğu ilk kez şehir dışına çıkarken, mutlulukları da yüzlerinden okundu.

“TEŞEKKÜRLER GALİP AMCA” Yola çıkmadan önce topluca fotoğraf çekinen öğrenci ve öğretmenler, gezinin ulaşım sponsoru olan Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı Galip Öztürk’e teşekkürlerini, üzerinde “ Teşekkürler Galip amca” yazılı pankartla iletti. 60


METRO

Metro Holding Grup Şirketlerinden Samsun Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve 23. Dönem Ak Parti Samsun Milletvekili Fatih Öztürk; “Bilindiği üzere Metro Holding olarak bu tür sosyal sorumluluk projelerine şirketimizin destekleri her zaman devam ediyor ve bundan sonrada etmeye devam edecek. Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Galip Öztürk’ün bizden istediği Samsun ve Samsunlulara her türlü desteği vermemizdir. Metro markası bir Samsun kuruluşudur ve Samsunumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Biz de bu düşünceyle çalışıyor ve çabalıyoruz” dedi. Metro Turizm Samsun Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çakır; “Şirket olarak bilindiği gibi onlarca sosyal sorumluluk projesinin içersinde olduk. Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Galip Öztürk’ün bizlerden beklediği her zaman halkımıza yardımcı olmamız ve sosyal sorumluluk bilincinde desteklerimizi göstermemizdi. 25. yılın mutluluğu ve bilinciyle her zaman sosyal sorumluluk projelerine olan desteklerimiz artarak devam edecektir” şeklinde konuştu. Daha öncede onlarca sosyal sorumluluk projesinin içinde yer alan ve destekleri olan Metro Turizm, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle; Ayvacık, Asarcık ve Yakakent’te köy okullarında okuyan yaklaşık 230 öğrenciyi Samsun’da Kent Müzesi, Hayvanat Bahçesi ve Bandırma Vapuru’nu gezdirmiş. Gezinin sonrasında da hep beraber Lovelet AVM’de 3 boyutlu film izleyerek, Canik Bayrak Tepe’de gökyüzünde üzerinde ay yıldız bayrağımız desenli yüzlerce balonu gökyüzüne bırakmışlardı. Çanakkale ruhunu yerinde kazandırmayı hedefleyen geziler ilerleyen haftalarda da Terme ilçesinden 100 öğrencinin katılımıyla devam edecek.

61


METRO

Metro Turizm’den Termeli Öğrencilere “Tarihin İzinde – Edirne ve Çanakkale Gezisi” Samsun’lu Hayırsever İşadamı Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı Galip Öztürk’ün sosyal sorumluluk projelerine desteği devam ediyor.

S

amsun Terme İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Samsun Metro Turizm tarafından organize edilen projede, Terme ilçesinde ortaöğretim kurumlarında okuyan, toplam 100 öğrenci, 2 otobüsle Edirne ve Çanakkale’yi ziyaret etti. 10 öğretmenin eşlik ettiği öğrenciler, 19 Mayıs 2017 Cuma akşamı yola çıktı, 22 Mayıs Pazar-

tesi de geri döndü. Terme Belediyesi önünde bulunan meydandan öğrencileri uğurlamaya terme belediye başkanı Şenol Kul, Belediye Başkan Yardımcısı Sezai Uzun, Metro Turizm Samsun Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çakır ve Metro Turizm Terme İşletmecisi İbrahim Çakar da Katıldı. Yola çıkmadan önce toplu fotoğraf çekinen öğrenci ve öğretmenler, gezinin ulaşım sponsoru olan Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı Galip Öztürk’e teşekkürlerini üzerinde “Teşekkürler Galip Amca” yazılı pankartla gösterdiler. Geziye katılan 100 öğrenciye, Samsun Metro Turizm tarafından hazırlanan, içerisinde çeşitli hediyelerin bulunan çantalar verildi. Projede Terme ilçesindeki ortaöğretim kurumlarında eğitim gören yetim ve maddi gelir seviyesi düşük olan öğrencilere; bağımsızlık mücadelesi vererek tüm milletlerin ilham kaynağı olan Millî Mücadele Destanı’nın evrelerini, bu destansı olayların yaşandığı coğrafi mekânları göstererek anlatmak ve nihayet millî mücadelenin hangi tarihî şartlar altında, ne büyük zorluklarla gerçekleştirildiğini görmelerini, hissetmelerini sağlamak; öğrencilerimizi başarılı, çalışkan olmaya teşvik etmek, onların başarılarını desteklemek hedeflenmektedir. 63


METRO

Metro Turizm ile Selfyfest Üniversitelilerle Buluştu Antalya, Çanakkale ve Kayseri’de üniversite gençliğiyle buluştu, Festival kapsamında gençler Selfy dünyasının sunduğu zengin ve eğlenceli aktivitelerin tadını çıkardı, Metro Turizm bu eğlenceli parkurların 1.2.3.4’lerine Gidiş dönüş hediye otobüs bileti verdi.

Metro Turizm Üniversite öğrencilerine Metro Üni Card ( Üniversite öğrencilerine Özel %12.5 Parapuan Card) dağıtımı yaptı. Metro Turizm Gençleşiyor Gençlerle güçleniyor mesajını vermeye devam edecek.

64


BAŞARI DOSYASI

GÖRME ENGELLİLER 2017 YILI FAALİYETLERİ BAŞARILARINA BAŞARI KATAN SAMSUN 1919 GÖRME ENGELLİLER SPOR KLUBÜNE TAM DESTEK! YAZI: Özgür TİFTİK Samsun 1919 Görme Engelliler Spor Kulübü Başkanı

22 – 27 OCAK TÜRKİYE SATRANÇ TURNUVASI ANTALYA 17 – 19 ŞUBAT TÜRKİYE FERDİ JUDO ŞAMPİYONASI ESKİŞEHİR 04 – 06 NİSAN TÜRKİYE ATLETİZM ŞAMPİYONASI İZMİR 17 – 24 NİSAN TÜRKİYE 2.LİG 1. DÖNEM FUTSAL MÜSABAKALARI BURSA

66


BAŞARI DOSYASI

Samsun 1919 Görme Engelliler Spor Kulübü olarak 2017 yılı faaliyetlerine katıldığımız turnuvalarda başarılar gösterdik. Katılmış olduğumuz bu müsabakalarda ve geçmiş turnuvalarda görme engelli kardeşlerimiz kendi imkanlarımızla katılarak bazı başarılara imza atmıştır. Bunlar geçen sene futsal yükselme gurubunda şampiyonluk ve bu sene milli Takıma gönderdiğimiz antrenör ve kalecimiz Mesut SAĞLAM diğer branşlarda yukarıda resimlendirdiğimiz gibi dereceler kulübümüzün şu ana kadarki başarılarıdır. Tabi ki bu başarıların artması için çalışmanın yanında ekonomik unsurlarında önemli etkisi olduğunu biliyoruz.

HÜLYA KÖSEOĞLU Koordinatör

2017 yılına kadarki turnuvalarda kendi imkanlarımızla ulaşım konaklama gibi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılamaya çalışıyorduk. Ama 2017 yılında METRO TURİZM ŞİRKETİ ulaşım anlamında kulübümüze vermiş olduğu destek bizim için çok büyük bir destektir. Bundan sonraki turnuvalardaki göstereceğimiz başarılarda METRO TURİZM çok önemli paya sahip olacaktır. Samsun 1919 Görme Engelliler Spor Kulübü olarak şehrimiz adına başarılar elde etme ve görme engelli kardeşlerimizi sosyal anlamda hayata entegre edebilmek adına METRO TURİZM ailesine göstermiş olduğu ve göstereceği destekler içimnsonsuz şükranlarımızı sunarız.

67


METRO

70


METRO

71


METRO

72


METRO

73


METRO

74


METRO

75


METRO

76


GEZÄ°

77


GEZÄ°

78


GEZÄ°

79


“NEDEN ATS ARAÇ TAKİP SİSTEMLERİ” HIZ AŞIMINI ENGELLER KONTROLÜ SAĞLAR ZAMANDAN TASARRUF YAKITTAN KAZANDIRIR 0 (212) 658 00 32

www.atlasaractakip.com


Mlife Haziran 2017  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you