Issuu on Google+

FENDEN

4

ARALIK 2013

BİLİME ADANMIŞ HAYATLAR

Marie Curie

James Clerk Maxwell

Michael Faraday

CAHIT ARF Arf halkaları

Radyoaktivite

Maxwell denklemleri

Elektroliz

Arf değişmezi

Uranyum

Elektrik

Elektrik motoru

Hasse-Arf Teoremi

Radyoloji

Manyetizma

İyon

(7 Kasım 1867 – 4 Temmuz 1934) Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki farklı alanda Nobel Ödülü kazandı. Uranyumla yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetti. Toryumun radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini ayrıştırdı. 1903 Nobel Fizik ödülü, 1911 Nobel Kimya ödülü sahibi ve radyoloji biliminin kurucusudur. Çalışmalarıyla bir çığır açan Curie, Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın, bu ödülü iki kere alan ilk biliminsanı olmuştur Marie, 1904 yılında doktorasını vererek Fransa’da gelişmiş bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın oldu. 1908’de Sorbonne’daki ilk kadın profesör oldu. 1911 yılında radyum ve polonyumun keşfi ve araştırılmasındaki rolünden ötürü Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü. Böylece tarihte iki Nobel ödülüne sahip ilk kişi oldu Halen 2 Nobel ödülüne sahip tek kadındır.

(d. 13 Haziran 1831 - ö. 5 Kasım 1879), İskoç teorik fizikçi ve matematikçi. En önemli başarısı klasik elektromanyetik teorisinde daha önceden birbirleriyle ilişkisiz olarak gözüken elektrik ve manyetizmanın aynı şey olduğunu kendisine ait olan Maxwell Denklemleri’yle (4 denklem) ispatlamıştır. Bu denklemler elektrik, manyetik ve optik alanlarında kullanılır. Maxwell Denklemleri sayesinde bu alandaki klasik denklemler ve yasalar basitleştirilmiş oldu. Maxwell’in elektromanyetik alandaki çalışmaları, birincisi Isaac Newton tarafından gerçekleştirilmiş, “fizikteki ikinci büyük birleşme” olarak isimlendirilir.

(d. 22 Eylül 1791, Newington, Surrey – ö. 25 Ağustos 1867, Londra), İngiliz kimya ve fizik bilgini. 19. yüzyılın en büyük bilimadamlarından biridir. Elektromanyetik indüklemeyi, manyetik alanın ışığın kutuplanma düzlemini döndürdüğünü buldu. Elektrolizin temel ilkelerini belirledi. Klor gazını sıvılaştırmayı başaran ilk kişidir ve elektrik motorunu icat etmiştir. Deneysel olarak, bir maddeden geçen belli miktarda elektrik akımının, o maddenin bileşenlerinde belli miktarda bir çözülüme yol açtığını gösterdi. Bu sonuç ilk elektrik sayaçlarının üretimine olanak verir. Faraday’ın bir başka önemli katkısı da “amper” denilen akım biriminin kesin tanımını vermiş olmasıdır. Elektrolizde geçen “elektrot”, “anot”, “katot”, “elektrolit”, “iyon” vb. terimleri de ona borçluyuz.

(11 Ekim 1910 [1], Selanik - 26 Aralık 1997, İstanbul) Cahit Arf, cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün kazanmıştır. Sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebilirliği konusunda yaptığı çalışmalar, cisimlerin kuadratik formlarının sınıflandırılmasında ortaya çıkan değişmezlere ilişkin Arf değişmezi ve Arf halkaları gibi literatürde adıyla anılan çalışmaların yanı sıra “Hasse-Arf Teoremi” adı ile anılan teoremi matematik bilimine kazandırmıştır. Cahit Arf, matematiği bir meslek dalı olarak değil, bir yaşam tarzı olarak görmüştür. Öğrencilerine sürekli: “Matematiği ezberlemeyin, kendiniz yapın ve anlayın.” demiştir.Cahit Arf, “Matematik esas olarak sabır olayıdır. Belleyerek (ezberleyerek) değil,keşfederek anlamak gerekir” demiştir. “Matematik de resim, müzik ve heykel gibi bir sanattır” diyerek matematiğin sanatsal yönünü vurgulamıştır.

Johannes Kepler Astronomi Mysterium Cosmographicum (27 Aralık 1571 - 15 Kasım 1630) Çağdaş astronominin kurucusu sayılan Kepler Çocukluğunda çok hasta olmasından dolayı ellerinde ve gözlerinde kalıcı bozukluk olmuştu. Buna rağmen Tübingen Üniversitesi’ne girdi ve öğrenim gördü. Graz’da matematik profesörlüğü yaptı. Bu dönemde yazdığı Mysterium Cosmographicum (Evrenin Gizleri, 1596) adlı yapıtında açıkladığı gezegen sistemiyle ünlü astronomlar arasına katıldı. Mars’ın yörüngesini incelerken kendi adıyla anılan yasaların ilk ikisini buldu. 1. yasası: Bütün gezegenler, odaklarından birinde Güneş’in bulunduğu elips biçimli yörüngeler üzerinde hareket eder. 2. yasası: Bir gezegeni Güneş’e bağlayan doğru parçası eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarar. 3. yasası: Gezengenlerin dolanım sürelerinin karesi ile Güneş’e olan uzaklıklarının küpünün oranı tüm gezegenler için aynıdır.

BIRINCI AĞIZDAN ‘ELMA’ HIKAYESI “ien nlaslkask askaslk aiaois yuq dcpien nlaslkask askaslk aiaois yuq dcp”

Olayı Stukeley’e 1726’da anlatan Newton, “elma ağaçlarının gölgesinde oturduğunu ve yere düşen elmaları izlediğini” söylüyor. Stukeley devam ediyor:

William Stukeley

I

saac Newton’ın başına düştüğü rivayetiyle bilim tarihine geçen ünlü elmanın hikayesi artık ‘ilk ağızdan’ okunabiliyor. Newton’ın yerçekimini keşfetmesini tasfir eden

anekdotu ve izleyen bilimsel çalışmaları anlatan el yazması, titiz bir tarama süreci sonunda dijital ortama aktarıldı ve internete kondu. Bilim adamının yaşıtı William Stukeley tarafından kaleme alınan notlarda,

elmanın Newton’ın başına düştüğüne ilişkin bir bilgi bulunmuyor. Ancak olaydan sonra Newton’ın sürekli düşen cisimleri incelediği ve ‘çekim’ (gravitation) sözcüğünü ilk kez kullandığı görülüyor.

El yazmasında anlatıldığına göre elma olayı 1660’larınortalarında, Newton’ın kuzey İngiltere’deki malikanesinin bahçesinde gerçekleşmiş.

“Düşünceli halde bahçede otururken düşen elmaları izliyor ve neden elmaların sağa veya sola değil de her zaman aşağıya, dünyanın merkezine doğru dik şekilde düştüğünü anlamaya çalışıyor.” “Bariz ki” diyor Stukeley, “bunun nedeni dünyanın elmayı kendisine çekmesi. Maddede bir çekim gücü olmalı...” Royal Society kütüphanecisi Keith Moore’a göre elma hikayesinin yüzyıllarca


4__