Issuu on Google+

ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ BÜLTENİ'NİN ŞUBAT 2011 SAYISININ EKİDİR.


Photo courtesy of USDA Natural Resources Conservation Service


SU ÇATLAĞINI BULDU Üniversite öğrencileri bir zamanlar gecekondu mahallelerinin en önemli bileşeniydi. Üniversite öğrencilerinden oluşan aydın bir zümre, alışılagelmişin aksine kendilerini halktan kopuk ve halkın üstünde görmüyordu; onlar da halkın bir parçasıydılar ve halkın sorunları kendi sorunlarıyla aynıydı. Milli Kalkınma hamlesi köylerde yaşayan yoksul halka şehirlerde iş ve daha iyi bir yaşam umudu sunuyordu. Kentlere köylerinden gelen yoksul halkın yardımına sırtlarında parkaları ve gözlerinde bağımsız Türkiye şiarıyla üniversite öğrencileri koştu. Beraber türkü söylediler yapıları yükseltirken, öğrenci de şehrin yeni konuğu da umutlarını anlattı birbirlerine. Paylaştıkları umutları, Türkiye'de bağımsızlık söyleminin en yükseğe çıktığı, köyde ve kentte yaşayan emekçilerin milyonlarcasının talan ve sömürü düzenine dur dediği dönemi yarattı. Aydınlık vaat eden günler, 12 Eylül generallerinin taşeronluğunda karanlığa gömüldü. Halkla yan yana duran gençler terörist ilan edildiler. Yoksul ve yalnız halk, sömürü ve baskı düzeninin çarkları altında dönüştürülmeye başlandı. Yeşil kuşak projesi için dini duyguların istismarı üzerine İmam Hatip liseleri ile başlayan dönüştürme operasyonu, medyanın lümpen kültürü pompalamasıyla devam etti. 12 Eylül darbesi, 30 yıl sonra tarikatların kıskacında baskı ve sömürüye boyun eğerek yaşayan yoksul halk ile gelecekten beklentisi olmayan, tek umudunu şans oyunlarına bırakmış, karşılıksız bir şey yapılmayacağını düşünen bir kuşak yarattı. 12 Eylül taşeronlarının unuttuğu bir nokta vardı; önüne hangi engeli koyarsan koy, su çatlağını bulur ve akar. Gençliğin haksızlıklara ve sömürüye karşı çıkma, daha eşit ve adil bir dünyada yaşama, ezilenlerin yanında olma eğilimi engellenebilir, değiştirilebilir bir dürtü değildir. Dünyayı değiştirme duygusu, temel bir içgüdüdür. Ankara Gönüllü Takımı, suyun çatlağını ODTÜ Mezunları Derneği içinde bulmuş halidir. ODTÜ öğrencisi gençlerin, yoksul halkın yanında olmak isteğinin bir ürünüdür. Mahallesinden dışarıya adım atmamış çocuklara, dünyayı götürmeye çalışmaktır. Çocukların dünyasını onlar gibi görmek onlar gibi düşünmektir. Yoksul çocuklara her yerde karşılıksız bir şey yapılmayacağı öğretilirken, Don Kişot gibi atılmaktır “Hayır, yalan söylüyorsunuz” diye. Hayatta maddiyattan daha değerli şeylerin olduğunu ispatlamaktır, her solukta başka türlü bir şeyler istemektir. Ankara Gönüllü Takımı, daha eşit ve daha güzel bir dünya hayalinin 30 yıl önceki gibi var olduğunun kanıtıdır. ODTÜ Mezunları Derneği, öğrencilerimiz Ankara Gönüllü Takımı çalışmasını yapmak düşüncesiyle derneğe adım attıkları gün mümkün olan tüm olanaklarını sundu. AGT, her geçen gün büyüdü, gönüllü kollektif çalışmanın nasıl yapıldığını daha çok üniversiteliye ve mahallelerdeki kardeşlerimize taşıdı. Her geçen gün yeni projelerle, yeni çalışmalarla karşımıza çıktı. Ankara Gönüllü Takımı Bülteni, AGT çalışmalarının nasıl yürüdüğünü, her etkinliklerde neler yapıldığını, öğrencilerimizin ve kardeşlerin birbirlerini nasıl gördüklerini ve dünyalarının nasıl değiştiğini öğrencilerimizin ve kardeşlerin gözünden açıklayacak ve AGT'nın daha sağlam temeller üzerinde yükselmesini sağlayacaktır. ODTÜ Mezunları Derneği olarak Ankara Gönüllü Takımı'nın her etkinliğinin destekçisi olmaya devam edeceğiz. ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

Filomena Scalise / FreeDigitalPhotos.net

01


01.Derneğimizden

02

03.Başlarken 04.Tanıtım

Ankara Gönüllü Takımı Tanıtım Yazısı Nisan 2010 İlk Heyecan Ekip ve Proje Yazıları Ankara Gönüllü Takımı Ne Yaptı? Öykülü Kuruluş

11.Gönüllüler 25.Kardeşlerden

Tiyatro Gezisi Bremen Mızıkacıları Abla ve ağabeylere Öğretmen

31.Ailelerden

Ailelerimiz ile Röportajlar

35.Destekleyenler

Dayanışma Daima Yol Gösterir Şenol Balaban ile Röportaj

Image: Salvatore Vuono / FreeDigitalPhotos.net


Yazı ve Grafik Tasarıma Katkı Verenler

Adil Özgün Özenç Ali Sefa Akıcı Berna Ok Betül İçtenal Buket Kuzu Burak Ölmez Esma Yıldız Evrim Gençalp Fatih Pekar Gamze Yağız Gökçe Kırmacı Görkem Önder Gülay Başova Gülcan Gülcüler Gülden Budak Hakan Önal Kübra Başaran Mehmet Kuzu Meltem Parlak Murat Özatay Onur Naim Çoban Öykü Gümüş Rıza Öğünçlü Selçuk Öztürkci Semih Karakurt Sultan Okutan Şeymanur Yıldırım Uğur Öztürk Yeşim Yavaşlar Yusuf Kaya Yusuf Taşlı

n e k r a l s ba “Kişinin yaşadıkça memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Bir insan böyle hareket ederken 'benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı bilecekler mi' diye bile düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar hizmetlerinin bütün nesillerce bilinmemesini tercih edecek karakterde bulunanlardır.” sözünün sahibi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün çocukları olarak bir araya geldik. Kendi aramızda eşsiz bir dünya kurduk ve bu dünyanın kapılarından sevgi, merhamet, şefkat ve yardım duygularını buyur ettik. Şimdi bu duygularla sizleri beslemek için buradayız. Bizler, içinde bulunduğumuz toplulukta herhangi bir karşılık beklemez ya da çıkar gütmeksizin bir işi kendiliğimizden üstlenen kişileriz. Amacımız temelleri 'farkındalık' üzerine atılmış olan “Gönlümüzce” yapıtımızda iyiyi, güzeli, doğruyu, yararlı olanı daha da önemlisi sevgiyi paylaşmak. Baş kişileri Ankara Gönüllü Takımı'nı dünyaya getiren ve ilk gününden itibaren yalnız bırakmayan gönüllü ekibinin duygu ve düşünceleriyle makro boyuttaki projemizin mikro boyutta indirgenmiş bir örneğini sunar size “Gönlümüzce” . Profesör bir hocamızın deyimiyle 'İyi bir konuşma mini eteğe benzer. İyi bir konuşma önemli noktaları kapsayacak kadar uzun, ayrıntıları dışarıda bırakacak kadar kısa olmalıdır.' En iyisi sayfalarımızı çevirmeye başlayın. “Gönlümüzce” ile düşünecek, tanıyacak ve gülümseyeceksiniz. Unutmayın; biz büyüdükçe dünya küçülecektir… Neslihan ÇİFTLİK & Burak ÖLMEZ

03


Tanitim Öncelikle çocuk olmadýðýmýzý, artýk genç olarak anýlmak istediðimizi haykýrdýðýmýz, belki de hayatýmýzýn en asi yýllarýndan biri olan onikinci yaþýmýzý hatýrlayalým. Okul-ev arasýnda geçen o küçücük dünyamýzda kurduðumuz hayalleri, sevinçleri, hüzünleri düþünelim.

04

Gençliðe adým attýðýmýz bu dönemde yaþadýðýmýz duygularýn daha sonra -yetiþkin olduðumuzdayaþadýklarýmýzdan çok daha yoðun olduðunu hatýrlýyorsunuzdur. En yakýn arkadaþýmýzla kavga ettiðimizde küser, hiç konuþmaz, ona düþmanýmýzmýþ gibi davranýrdýk; öfkelerimiz çok büyüktü. Ardýndan barýþtýðýmýzda hiç küsmemiþiz gibi büyük bir sevgiyle kucaklardýk arkadaþýmýzý; sevgilerimiz çok büyüktü. Çünkü ergenlik dönemi olarak adlandýrýlan o yýllar, çocukluða veda eden bizler açýsýndan oldukça sancýlý bir dönemdi. Ve Ankara Gönüllü Takýmý, hepimizin yaþadýðý bu zor dönemi, maddi sýkýntýlardan dolayý daha da zor geçiren kardeþlerimize el uzatmak için Eylül 2009'da ODTÜ Mezunlarý Derneði bünyesinde kuruldu. Ev ve okul arasýnda geçen bu hayatlara birer pencere açtý. Üniversiteli aðabey ve ablalarý her hafta iki saat evlerine konuk oldu. Yenimahalle ve Çankaya Belediyeleri'nin servisleriyle Cumartesi ve Pazar günleri ODTÜ yerleþkesinden alýnan gönüllüler üniversite kültürünü, bilgi ve tecrübelerini kardeþleriyle paylaþmak üzere Mart 2010'dan bugüne, büyük bir özveriyle çalýþmaktalar. Kardeþlerimizin evlerine konuk olan gönüllülerimiz, kardeþlerimizin derslerine yardýmcý oluyor ve haftalýk uygulama taslaðýndaki konular üzerine sohbet ediyorlar.

Bunun yaný sýra bazý gönüllülerimiz, bir grup kardeþimizle bölgedeki ilköðretim okulunda buluþuyor ve kiþisel geliþimlerine katký

saðlayacak çalýþmalar yapýyorlar. Kardeþlerin evlerine yaptýklarý haftalýk ziyaretlerle gönüllüleri yerleþkesinden çýkarmayý baþaran Ankara Gönüllü Takýmý, tiyatro, opera, çocuk þenliði ve yaz kampý gibi çeþitli etkinlikler düzenleyerek de kardeþlerimizi yerleþkelerinden çýkardý. Ýlk tiyatro oyununu aðabey ve ablalarýyla izlediler, denize ilk kez aðabey ve ablalarýyla girdiler ve yine onlarýn desteðiyle yüzme öðrendiler. Yaptýklarý ve hedefledikleri doðrultusunda Ankara Gönüllü Takýmý, bir sosyal sorumluluk projesinden ötede, büyük bir farkýndalýk saðlayan bir paylaþýmdýr. Betül ÝÇTENAL

0 1 0 2 n a Nis

Ilk heyecan

Mezun olmanýn verdiði coþkuyla koþarak geldiðim derneðimizde Sivil Toplum Komitesi ve Burs Komitesi ile kendimi yepyeni bir ODTÜ'de buldum. Derneðimizin yapýsýný tanýdýkça hem öðrencilerle daha sýký bir bað kurulabilmesini saðlamak için hem de uzun yýllar sürdürdüðümüz ve baþarýlarla dolu “Gönüllü Eðitim Projesi”ndeki amaçlarý canlandýrabilmek için Sivil Toplum Komitesi bünyesinde yeni bir çalýþma grubu oluþturduk: Ankara Gönüllü Takýmý… Ankara Gönüllü Takýmý, üniversite-toplum arasýnda bir bað olur, mezun-öðrenci dayanýþmasý ile üniversite kültürünü, birikimini ve deneyimlerini topluma aktarýr; bunu yaparken de toplumdan sürekli öðrenir, yabancýlaþmaz. Sorgulayan, düþünen ve araþtýran bir toplum için eðitime destek verir. Ýlköðretim ve ortaöðretim çaðýndaki öðrencilerle ortak etkinlikler düzenler.


Tanıtım Ankara Gönüllü Takımı ilk projesi ile eş zamanlı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İlk projemiz iki farklı bölgede gerçekleşecek: Dikmen ve Karşıyaka. “Ankara Gönüllü Takımı Dikmen'de!” ve “Ankara Gönüllü Takımı Karşıyaka'da!” diyerek oluşturduğumuz projelerimiz ile üniversite öğrencisi gönüllüler haftada bir gün iki saat

Ankara Gönüllü Takımı, üniversite-toplum işbirliğini artırmayı amaçlar ve üniversite-mezun dayanışması ile toplum için çalışır. Amaçlarımızı destekleyen, fikirlerini bizlerle paylaşmak isteyen herkesi toplantılarımıza ve eğitimlerimize bekliyoruz. Mehmet KUZU Ekip toplantılarını ODTÜ Kafeteryası'nda yapmasıyla ünlenmiş Eğitim & Etkinlik & Eğlence (EEE) Ekibi, adından da anlaşılabileceği gibi AGT'nin düzenlediği tüm etkinlik ve eğitimlerin sorumluluğunu taşır. ,

Dikmen ve Karşıyaka bölgesindeki evlere konuk olacak. Evde öğrenimini sürdüren kardeşlerin ödevlerine yardımcı olacaklar, birlikte kitap okuyacaklar; sanat, çevre, meslekler, üniversiteler hakkında sohbet edecekler. Gönüllü olarak bizlerin kişisel gelişimleri için eğitim ve etkinlikler düzenlemekteyiz. İlk eğitimimiz derneğimizde gerçekleşti. Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü'nden Dr. Çiğdem Haser(EME'99) ve Gelişim Psikolojisi Uzmanı Ahu ÖZTÜRK ile “İlköğretim Çağındaki Çocuklarla İletişim ve Çocuk Psikolojisi” konusunda gerçekleşen eğitimimiz “etkileşimli” bir toplantı oldu. Gönüllülerin de katkılarıyla 22:30'a kadar süren eğitimde birçok soruyu hep birlikte tartışarak yanıtladık, gönüllüler arasında deneyimler paylaşıldı. Proje eğitimleri ve etkinlikler ile gönüllüler ile yapılacak çalışmalar sürdürülecektir.

Yeni gönüllüleri takıma kazandırabilmek için Kitap & Gönüllü Ekibi ile birlikte yapılan tanıtım organizasyonlarında görev alır. Tanıtım çalışmalarının hemen ardından, her eğitim döneminde en az iki defa olmak üzere yeni gönüllülerin takıma katılabilmesi için bir yaygın eğitim sistemi olan “Kafe Gönlümün Gönüllüsü” isimli eğitimi düzenler. Bu eğitimler sayesinde gönüllü adayları, AGT'yi daha iyi tanıma ve projeler hakkında daha fazla bilgi ve birikim sahibi olma imkanı elde eder. Eğitimlerin yanı sıra, proje kapsamındaki kardeşlerin katıldığı tiyatro, opera, bale gibi kültürel faaliyetlerin planlanması ve uygulanmasında Yenimahalle, Çankaya ve Üniversite- Okul Ekipleri ile birlikte görev alır. Bunlarla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan “24 Nisan ODTÜ Çocuk Şenliği”ni ve “AGT Proje Değerlendirme ve Geliştirme Yaz Kampı”nı düzenler. *Gönüllüler arasındaki iletişimi ve işbirliğini arttırmak amacıyla eğlenceli aktiviteler düzenler. Bu sayede, farklı bölgelerde görev alan tüm gönüllüler birbiriyle tanışma ve kaynaşma fırsatı yakalar. 2010-2011 döneminde beş üye ile çalışmalarını sürdüren EEE Ekibi, gönüllülere rehber olan “haftalık uygulama taslakları”nın hazırlanmasından da sorumludur. Eğitim Etkinlik Eğlence Ekibi Image: Rawich / FreeDigitalPhotos.net

05


Tanıtım Her hafta sonu cumartesi günleri saat 11:45’te ODTÜ Sunshine Cafe’de toplanıp 12.30-14.30 s a a t l e r i a r a s ı n d a Ç e ş m e v e Ya k a c ı k Bölgeleri’ndeki ya da pazar günleri saat 11:30’da ODTÜ Sunshine Cafe’de toplanıp 12.00-14.00 saatleri arasında Karşıyaka Bölgesi’ndeki kardeşlerimizin evine konuk oluyoruz.

06

Onlarla haftanın konusu hakkında bilgi paylaşımında bulunuyor, kardeşlerin derslerine yardımcı oluyor ve yine onlarla her türlü konuda sohbet ediyoruz. Günün başında onlarla buluşma heyecanından kaynaklanan sevinç, günün sonunda yerini ayrılacak olmaktan doğan hüzne bırakırken bütün yorgunluklar bir sonraki haftanın tatlı beklentisiyle unutuluyor. Kardeşlerimizin ufkunu genişletmek,çevresinde olan bitenleri sorgulamasını sağlamak, onları araştırmaya yöneltmek ve üniversite kültürünü onlara tanıtmak en büyük hedeflerimiz. Ayrıca tiyatro, bale, uçurtma şenliği gibi etkinlikler düzenleyen Eğitim & Eğlence & Etkinlik Ekibi’ne katkıda bulunuyor, etkinlik-kardeş bağlantısını kuruyoruz. Yenimahalle ekibi olarak perşembe toplantımızda kardeşlerimizle birlikte geçirdiğimiz her anı daha verimli hale getirmek için beyin fırtınası yapıyor; düşünen, sorgulayan bir nesil yaratmak için sosyal sorumluluğumuzu elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyoruz. Bizler daha çok kardeşimize ulaşmak için yeni gönüllülerimizle büyümeye devam edeceğiz. Yenimahalle Ekibi olarak daha çok gönüllü ve görev arkadaşı arıyoruz. Yenimahalle Ekibi

Ankara Gönüllü Takımı'nın 7 farklı ekibinden biri de biziz. Yani Çankaya Ekibi… Biz Abla-AğabeyKardeş projesinin Çankaya Bölgesi'nde yürütülmesini sağlıyoruz. Peki, bunu nasıl başarıyoruz? Öncelikle, Todam ile birlikte çalışarak evlerine konuk olacağımız kardeşlerimizi belirliyoruz. Daha sonra dönem başlarında ve ya dönem içinde yapılan AGT proje eğitimleriyle, bizimle

birlikte bu projeye gönülden destek vermek isteyen gönüllülerimizi, belirlediğimiz evlerle eşleştiriyoruz. Gelelim en heyecanlı bölüme… Her Pazar günü saat 11.45'te ODTÜ Sunshine'da buluşup Çankaya Belediyesinin sağladığı servis imkânıyla kardeşlerimizin evlerinin yolunu tutuyoruz. Serviste giderken gönüllülerimize o haftanın konusunun bulunduğu ve Eğitim-Etkinlik-Eğlence ekibi tarafından hazırlanan uygulama kâğıtlarını dağıtıyor, onların bu hafta kardeşlerimizle hangi konulardan konuşacaklarının bir taslağını sunuyoruz. Biz oraya vardığımızda; Akşemsettin İlköğretim Okulu, Yenilik İlköğretim Okulu ve Todam önünde zaten kardeşlerimiz bizleri dört gözle bekliyor oluyorlar. Özlem ve sevgiyle kardeşlerimizle kucaklaştıktan sonra evlerinin yolunu tutuyoruz. Saat 13.00 ile 15.00 arası kardeşlerimizin evinde su gibi akıp giden zaman ne yazık ki son buluyor ve bir dahaki hafta görüşmek ümidiyle onlardan okulun bahçesinde ayrılıyoruz. ODTÜ'ye vardığımızda tekrar Sunshine'da oturup hep birlikte sohbet ederken bir yandan da haftanın değerlendirmesini yazıyoruz. Tabi, bu sırada kardeşlerimizi Opera, bale, tiyatro ve çocuk şenliği gibi etkinliklerden de mahrum bırakmamak için Eğitim-Etkinlik-Eğlence ekibiyle; onlara yararlı olabileceğini düşündüğümüz kitapları sağlamak için de Gönüllü-Kitap ekipleriyle birlikte çalışıyoruz. Bizim amacımız daha çok kardeşe ulaşıp, daha çok kardeşin ufkunu arttırmak olduğundan daha çok ekip arkadaşına ihtiyacımız var. Gelin siz de bu yolda bizimle birlikte yürüyün… Çankaya Ekibi

Image: Salvatore Vuono / FreeDigitalPhotos.net


Tanıtım bu ricadan vazgeçmeyiz. Dış ilişkiler, Ankara Gönüllü Takımı'nın başta ODTÜ Mezunları Derneği olmak üzere, birlikte çalıştığı ve çalışacağı kurumlarla olan ilişkilerini düzenler. Dernek ile iletişimi sürekli tutar ve gerekli raporları, bilgileri Dernek Yönetim Kurulu ile paylaşır. Bunun yanında AGT’nin diğer sivil toplum örgütleri ile olan görüşmelerini düzenler. AGT’nin tanıtımı konusunda kamu kuruluşları ve özel kuruluşlarla görüşmeler yapar, işbirliği sağlamak için teklifler sunar ve süreçlerin Çekirdek Ekipe aktarılmasını sağlar. Diğer bütün gruplarla etkileşim içerisinde olan dış ilişkiler, istekler ve ihtiyaçlar doğrultusunda ilgili yerlerle irtibata geçer. Dış ilişkilerin amacı, diğer grupların çalışmalarına hız katmak ve var olan bürokrasiyi hızlandırmaktır. Takım dışındaki işlerin ''dış ilişkiler'' tarafından yürütülmesi diğer grupların takım içi çalışmalara odaklanmasını sağlamaktadır. Dış İlişkiler Ekibi

Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı kendimize saklamak istemediğimizden en etkili duyuru yöntemlerini kullanarak sesimizi kitelere duyurmak da bizim işimiz. Gazete ve televizyon başta olmak üzere tüm basın-yayın organlarına ulaşarak etkinliklerimiz ve kimliklerimiz hakkında bilgi vermeye çalışırız.

07

Tüm ekiplerle iletişimde olup tüm duyurulardan haberdar olmak zorundayız ki duyuru işlemlerini sağlıklı bir şekilde yapalım. Etkinlik öncesi ve sonrasında bildirimimizi yazarak raporların raporunu da çıkardıktan sonra döngümüzün durmaması için tekrar başladığımız yere geri döner, birikimlerle yeni fikirler üretir ve ilgili ekiplere iletiriz. Kısacası, ekipler ne kadar çalışırsa biz de o kadar çalışırız. Keyifle ve büyük bir zevkle…. Bilgi Belge Basın Ekibi

İmage: jscreationzs / FreeDigitalPhotos.net

Bir beyin takımı ve iki çekirdek ekip üyesi olmak üzere üç kişilik bir ekipten oluşmaktayız. Ekip içi ve ekipler arası yapılan tüm toplantıların raporları, gönüllü eğitimleri ve seminerlere ait raporlar ve gönüllü formları, kardeşlere verilen özel ödev uygulamaları sonucu hazırladıkları ödevler, her hafta gerçekleştirilen tüm uygulamalara ait geri bildirimler ve buna benzer gelecek dönemlerde gerçekleştirilecek etkinlikler için kaynak oluşturabilecek her türlü belgeyi asıl haliyle, yedekelerini ise elektronik ortamda arşivleriz.

Bilişim Teknolojileri Ekibi, Ankara, Gönüllü Takımının teknolojiyle buluşma noktasıdır. AGT'nin bilişim alt yapısından ve teknoloji ile ilgili her dalından sorumludur. Web sitesinden fotoğrafçılığa, e-posta ağının yönetiminden foruma, gönüllü veritabanından grafik tasarıma kadar teknolojinin kullanıldığı ve teknoloji kullanımının aktarıldığı her noktada ortaya çıkar. Gönüllülerin kişisel gelişimlerine, teknoloji ile yardımcı olmaya çalışır. Bilişim Teknolojileri ekibinde gönüllülüğün ve gelişimin asla sınırı yoktur. Ekip, her zaman teknoloji ile ilgili gelişmelere kendini açık tutar ve bu gelişmelere göre AGT'nin teknoloji alt yapısını günceller. AGT'nin daha hızlı, daha etkin ve daha verimli çalışmasına sürekli katkıda bulunur. Bilişim Teknolojileri Ekibi

Toplantı raporları ve geri bildirimlerin takibini yapar, ilgili kişilerden bu belgeleri en kısa sürede ulaştırmalarını rica eder, elimize ulaşana kadar da

İmage: Simon Howden / FreeDigitalPhotos.net


Tanıtım

08

AGT Üniversite -Okul Projesi Üniversite-okul, yine AGT çatısı altında olmak üzere, evlere gitmekten farklı bir proje. Temel amacımız aslında o bölgelerdeki öğrencilerle sosyal paylaşımlar yapıp onların üniversite kültürüyle kaynaşmalarını sağlamak, onlara bir ağabey-abla gibi yaklaşmak. Bunu yaparken de hızlı okumayı(ya da o okulda hangi proje uygulanıyorsa) araç olarak kullanıyoruz.

Şu anda iki okulda hızlı okuma, bir okulda İngilizce çalışmaları devam ediyor. Aktif 13 gönüllüyle birlikte yaklaşık 80 öğrenciye ulaşabiliyoruz, 2.dönem bu sayı daha da artacak, okul sayısını beşe, gönüllü sayısını ise otuza çıkarmayı planlıyoruz. Çocukların gelişim sürecinden de gayet memnunuz, dersler gayet verimli geçiyor, her geçen gün bizi daha da şaşırtarak daha da istekli hale geliyorlar. Umarım AGT ailesi olarak bu heyecanı daha da arttırarak daha büyük işler başaracağız! AGT Kitap & Gönüllü Ankara Gönüllü Takımı “Kitap & Gönüllü” biriminin öncelikli hedefleri; takıma yeni gönüllüler kazandımak ve kardeşlerin kitap ihtiyacını karşılamaktır.

Ekip üyeleri stantlarda görev alır ve çeşitli tanıtım materyalleriyle (broşür, el ilani, afiş) AGT'yi Image: Meiklejohn / FreeDigitalPhotos.net ulaşabildiği herkese anlatır. Takıma katılmak isteyen ve EEE (Eğitim & Eğlence & Etkinlik) Ekibi önderliğinde düzenlenen Üniversite-Okul Projesi'nde gönüllülerin kişisel eğitimden geçen gönüllülerin iletişim bilgilerini gelişimi de bizim için önemli. Her gönüllümüzü, veri tabanına eklemek de sorumlulukları temel tiyatro ve temel hızlı okuma eğitiminden arasındadır. geçiriyoruz. Böylelikle okuldaki eğitimler sırasında hem çok daha verimli çalışıyorlar hem Yeni gönüllülerin takıma dahil edilmesi ve de kendilerini geliştirmiş oluyorlar. gönüllüler arasında iletişimi sağlama konularında EEE ve Kitap & Gönüllü Ekipleri beraber çalışır. Hızlı okuma, bizce herkesin çalışması gereken bir alan, çocuklar için de girdikleri sınavlar dolayısıyla Ek olarak, kardeşlerin kitap ihtiyacını karşılamak ayrı bir önem taşıyor. Bu yüzden yeni bir okula amacıyla dershanelerle, kitabevleriyle ve kitap başlandığında hızlı okuma eğitimiyle başlıyoruz. bağışlamak isteyen kişilerle iletişime geçer. Bu eğitimlerin her biri 8'er haftalık süreçler için 2010-2011 öğretim döneminde dört kişiden planlandı ve hangi hafta ne yapılacağı, nasıl oluşan Kitap & Gönüllü Ekibi, diğer ekiplerin yapılacağı belirlenip plan haline getirildi. Her yardımı ve tüm gönüllülerin katkısıyla uzun okulda “temel hızlı okuma teknikleri” eğitimiyle vadedeki hedeflerini gerçekleştirecek, 'AGT başlandıktan sonra isteğe göre tiyatro, hafıza Kütüphanesi' oluşturmayı başaracak ve gönüllü teknikleri, İngilizce gibi konularda yeni bir 8 sayısını her geçen gün arttıracaktır. haftalık dönem başlatıyoruz.


Tanıtım Ankara Gönüllü Takımı Ne Yaptı? Üniversite-Ev 2010 yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında gerçekleştirilen ilk projede, gönüllülerimiz Ankara ili Yenimahalle-Karşıyaka ve Çankaya-Dikmen bölgelerinde 5. ve 6. sınıf öğrencilerinin evlerine konuk oldular, çocuklar ve gönüllüler birlikte ödev yaptılar, haftanın konusu hakkında konuştular. 2010 yılının güz dönemiyle birlikte AGT, bölge ve kardeş sayısını artırarak Yenimahalle'de Karşıyaka'nın yanı sıra Çeşme ve Yakacık bölgelerindeki 5. ve 6. sınıf öğrencilerine ulaştı. Üniversite-Okul Bu projemizde gönüllü abla ve ağabeyler kardeşlerimizin okullarına giderek, onlara hızlı okuma tekniklerini öğrettiler. 20102011 Döneminde ulaştığı okul ve eğitim alanı yelpazesini genişleten Üniversite-Okul Ekibi, Yenimahale’deki Şentepe İ.Ö.O ve Çeşme İ.Ö.O’da 13 gönüllüsü ile 80 kadar kardeşe Hızlı Okuma, Hafıza Teknikleri, İngilizce ve Temel Tiyatro konularında yardımcı olmaktadır. Ayrıca Üniversite-Okul ekibinde bulunan gönüllülerimiz de projeye katılmadan önce Temel Hafıza Teknikleri ve Temel Tiyatro konularında eğitim almaktadırlar. Çocuk Şenlikleri İlk olarak 24 Nisan 2010’da ODTÜ’deki Devrim Stadyumu ve çevresinde gerçekleştirilen çocuk şenliğine Ankara’daki çeşitli ilköğretim okullarından gelen yaklaşık 500 çocuk katıldı. Şenlikte çocuklarla gönüllüler birlikte oyunlar oynadılar, uçurtma uçurdular. ODTÜ’deki Fizik, Jeoloji ve Astronomi Topluluklarının da katıldığı şenlikte öğrenciler deney ve gözlem yaptılar. Böylece okulda gördükleri dersleri somutlaştırma olanağı buldular. Çocuk Şenliği’nin bir bölümü de çocuklardan oluşan koro ve Devlet Opera ve Balesi’nden gelen sanatçıların müzik dinletisi ile sürdü.

Operaya Gidiyoruz! 16 Mayıs 2010’da Üniversite-Ev projemizde yer alan kardeşlerimizi “Mutlu Prens” adlı, çocuklar için hazırlanmış bir opera temsiline götürdük. Bu etkinlik sonucunda öğrencilerimizin bir çoğu hayatlarında ilk kez bir sahne sanatını canlı izleme şansı buldular. Ankara Gönüllü Takımı Seferihisar’da! AGT ile Yenimahalle Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Ankara Gönüllü Takımı Seferihisar’da” yaz kampı ile 25 ilköğretim öğrencisi ilk kez deniz gördü. 7 veli-anne ve “Ankara Gönüllü Takımı Çekirdek Ekibi”nin katılımı ile gerçekleşen kamp Seferihisar’ın Ürkmez bölgesinde 1-5 Temmuz 2010 tarihlerinde gerçekleşti. Gönüllülerimiz bir yandan 2010-2011 döneminde yapılacak etkinlik ve projeleri planlarken kalan zamanlarında çocuklarla birlikte yüzdüler, uzman rehberler eşliğinde Efes-Şirince gezisini gerçekleştirerek bir çok tarihi yeri gördüler ve bu yerler hakkında bilgi edindiler. 4 Temmuz 2010 Pazar günü “Temiz Deniz” etkinliği ile Ürkmez’de denize gelen günübirlikçilere ve yazlıkçılara denizin temiz tutulmasının gerekliliğini anlattılar. Tiyatroya Gidiyoruz! 2010 Aralık ayında projelerimiz kapsamında yer alan her kardeşimizi “Bremen Mızıkacıları” ve “Çocuklar Ülkeyi Yönetiyor” adlı tiyatro oyunlarına götürdük. Onlarda tiyatro kültürünü ve toplu hareket etme bilincini geliştiren bu etkinliklerle birlikte bir çok öğrenci de ilk kez tiyatroya sevincini yaşadı. Baleye Gidiyoruz! 26 Aralık 2010'da 86 katılımcıyla birlikte Leyla Gencer Salonu'nda “Sihirli Pabuçlar” adlı temsil izlendi.

09


Tanıtım

10

Ayaz var, üşütmemek için hızla kapalı bir yer arıyorum. Havadaki o esintiyle birlikte gelen ses yerini labarbalara ve içimde esen o şiddetli fırtınalara bırakıyor. Hızlıca koşmaya başlıyorum, çevremde hiç kimse yok. Aklımda kurtuluş düşüncesi ama beni anlayan hiç kimse yok. Önüme kapılar çıkıyor hızla uzaklaşırken doğduğum yerden hemen açıp bakıyorum: sadece karanlık. Onlarca kapı çıkıyor ve yorulmadan hepsine yaklaşıyorum ve hiç nefesimi kaybetmeden hemen açıyorum ama sonuç değişmiyor. Yorulmak yok, uyumak yok ve usanmadan umutla koşmayı sürdürüyorum. Günlerce, aylarca koşuyorum. Bazen şimşekler çakıyor, yıldırımlar düşüyor; önümdeki yollar hep ikiye ayrılıyor, sürekli bir seçim yapmak durumundayım. Yorgunluk üzerime çöktüğünde açtığım kapının ardındaki bitmek tükenmek bilmeyen karanlığa inat yorgunluğumu düşünmeden daha hızlı koşuyorum. Nefes nefese, ter içinde ama asla “dur” sözcüğünü aklımdan bile geçirmeden, hiçbir şeyi umursamadan, önüme çıkmaya çalışan insancıklara aldırış etmeden içimdeki umutla koşuyorum. Biliyorum karşıma çıkan o kapılardan birinin ardında mutlaka kurtuluş var ve ben o aydınlığı göreceğim, güneşin engel tanımazlığını örnek alarak koşuyorum. Engelleri aşmayı bilerek, yanlışlara takılmadan yalnızca hedefin gösterdiği yönde ama sınırsız düşünce ve özlemle o aydınlığa ulaşma umudumu hiç yitirmeden, hızlı, daha hızlı ve çok hızlı koşuyorum.. Ahh!... Gelmiyor, aydınlık yok, yüzlerce kapı oldu araladığım ama aklımdaki aydınlığı, üzerimdeki o sorumluluğun bana gösterdiği aydınlığı bulamıyorum. Derdime çare olacaklara yaklaşıyorum ama sonuç yok, elime geçirdiğim taşlarla, sopalarla koşmayı sürdürüyorum. Bu kadar çaresizlik içinde de olsam mutlaka bulacağım aydınlığı ve biliyorum ki daha sonra da korumam gerekecek.

Bir daha hiç kaybetmemek için gücüme güç katarak ilerliyorum. Engeller çoğalıyor, güvenmem gerekenler engel olarak karşıma çıkıyor ve onları atlatmak her şeyden daha zor bedenimle mücadele etmekten, yüreğimle karşı koymaktan kendimi alamıyorum. Kurtuluşu bulduğumda daha fazla yorulacağımı ve aydınlığı, karşıma çıkan bu engellerin üzerine de yansıtma gereği düşüyor aklıma ve bu zorunluluk ile yılmadan karşıma çıkanları yıldırırcasına koşuyorum. Bazen karşıma çıkan o kapılar çevremi sarıyor ve ü z e r i m e d o ğ r u g e l i y o r, h a p s o l u y o r u m karanlıkların içinde ve çaresizlik üzerime çöküyor. Hareketsiz bırakılsam da yüreğimdeki inanç ve içime işleyen “umut” beynimi hapsedemiyor. Karanlıkları aşıp koşmaya devam ettiğimde daha da güçlenerek daha hızlı koşuyorum. Hiç halim yok, yıllar geçti, karşıma binlerce kapı çıktı hepsini açtım ve baktım ama hep karanlıktı. Bazen biraz daha az karanlıktı ama ne kadar zaman versem düşüncemdeki aydınlık, kurtuluşun keskin ışığı yoktu hiçbirinde. Yapamadım, olmadı... Üzerimdeki o yüce sorumluluk yüke dönüşmek üzereyken, utanç içinde kendimden nefret ederek “vazgeçtim” demek üzereyken bir kapı daha görüyorum, evet, son kez o kapıyı da açmak için hemen yaklaşıyorum ve hızlıca kulbunu çevirmek istiyorum kapının, çok sert. Diğerlerinin aksine fazla zorluyor gücümü, çok yorulduğumdan ya da kapının daha sert kapatıldığından zorlanıyorum. Destek istiyorum, haykırıyorum, o kapının doğru olduğu hissine kapılarak o zamana kadar hiç karşıma çıkmayan ama mutlaka var olan yürekli insanlara sesleniyorum ve bir anda onlarca, yüzlerce insan toplanıyor ve hep birlikte o kapıyı açıyoruz. Kapının ardında aydınlık, ve aydınlığın içinde saklı olan AGT... Mehmet KUZU


Gönüllüler İnsanın hayatına yeni bir şeyler alması zor, cesaret istiyor bazen. Ama bu 'şeyler'in, her dediğini beynine kazırcasına kaydeden, her davranışından bir anlam çıkaran, hayatında bir yerlerde her zaman kalacağını bildiğin küçük bir surat ve her türlü hava şartında, buz gibi soğukta bile dakikalarca beklerken birlikte bir bardak çay içip sohbet etmenin keyfini çok yerde bulamayacağın insanlar olduğunu görünce iyi ki denemişim diyorsun. Ankara Gönüllü Takımı ile birlikte geçirdiğim neredeyse bir yılda, cumartesileri mutluluk benim için artık birkaç saat fazla uyumaktan başka bir şeydi. Haftanın günlerinden birinin anlamı olmuştu. Ve benim onu beklediğim gibi biri de beni bekliyordu heyecanla her hafta. Öğrettiklerimin yanında öğrendim de süreçte.

Birçok oluşum, bilirsiniz vaat eder, fakat gerçekleştirebilecek kadar kuvvetli olmayı da şart koşar. Nedendir hiç bilmem, çoğu “sosyal” kimlikli oluşum “sosyal” olamamıştır, dahası “sosyal” olmayı yaşayamamıştır. İşte bu takım, tüm bu miskinliklerin ötesinde, başarılabiliri gerçekleştiriyor. Aslında zor değildir yani, görmek zor değildir “sosyal” olanı. Evimizde, apartmanımızda, dershanemizde göremedik gerçekliği; belki okulda karşılaştık ama -çocuk aklı- anlayamadık. Tam bu noktada takımım yenidir, yenilikçidir. Bu gözleri parlayan genç neslin, onları farklı coğrafyaları, hayatları

Mesela sadece çarpım tablosu ya da Edison'un icatlarını öğretmek karşılığında, doğru şeylere emek verince karşılığında fazlasıyla haz ve mutluluk alabildiğini öğrendim. Ve fazlasıyla sevgi… Kim senin için heyecandan montunu evde unutup karların içinde bata çıka koşturur ki, sadece çok bekleme diye? Ve başka ne kendini bu kadar 'insan' hissettirebilir, bilmiyorum. Getirdiği bütün zorlukları düşündüğümde bile “neden bunu yapıyorum ki?” dedirtmeyen şey, benden tek beklentisi biraz ilgi olan iki parlak göz sadece, ve benimle benzer amaçlar için benzer şeyleri yapan insanlar. AGT, sadece gönüllü insanların bir araya gelip güzel işler yaptığı bir takım değil, yaşanması gereken bir deneyim… Evrim GENÇALP

Onlarca insana bu takımı anlatmaya çalışmışken; şimdi, burada yaklaşık 1 yıldır emek verdiğim bu projeyi övmek manasız olsa gerek. Diğer yandan, konuşmaktan çok eyleyen bu yol arkadaşlarımla övünmekten de geri duramıyorum.

görmek amacıyla kullanabilmesine bir fırsat sunuyor. Minnettarım. “Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.” diyor şair, ama ne yaparsınız, memleketimin batı yakasından ancak yağmur bulutları süzülür… Görkem ÖNDER

11


Gönüllüler AGT'li olmak…

12

Bir gün yurda gidecekken, yolumu uzatıp kütüphanenin önünden geçerek, ismimi stantta duran birinin önündeki kâğıda yazmamla başladı her şey… Ankara Gönüllü Takımı semineri diyordu, konuşmacılar da varmış, çocuklarla ilgili bir şeymiş… Gittim. İlk eğitimi yaptıktan sonra 27 Mart günü ilk kez kardeşlerimizle buluşacaktık. Onlar gibi bizler de çok heyecanlı ve telaşlıydık. Okullara gittik ve okul bahçesinde bizleri bekleyen onlarca çocukla kucaklaştık. Hepsi giyinip süslenmiş, sevinç içinde, şaşkın gözlerle bize bakıyorlardı. Orada gönüllü kardeş eşleştirmesi yapıldı. Kardeşler abla ağabeylerini bulunca sanki onları yıllardır tanıyormuş gibi sarılıp evlerine götürdüler. Benim kardeşlerim okula bizi almaya gelememişlerdi Servisle kardeşimizin evinin önüne gittik ve kapıyı çaldığımızda bize bakan gözler hem şaşkın hem sevinçliydi. Ailenin telefonu olmadığı için bizim geleceğimiz haber verilememiş olmasına rağmen tüm misafirperverlikleriyle bizi içeri davet edip tüm sıcaklıklarıyla karşıladılar. İşte benim Çankaya maceram o gün o evde başladı. Kardeşlerimle giderek birbirimize alıştık. Hatta öylesine alıştık ki, bu sene Çankaya bölge

sorumlusu olduğumdan geçen yılki kardeşlerime gidemediğim için yine aynı okul bahçesinin bir köşesinde kardeşimi ağlarken gördüm. Yanına gidip ne olduğunu sorduğumda, “Berna Abla sen niye artık bu sene bizim eve gelmiyorsun?” dedi. İşte o an aslında birbirimizin hayatında ne kadar yer ettiğimizi ve birbirimize ne kadar sıkıca bağlandığımızı anladım. Ben ister miyim onu üzmeyi, kıyabilir miyim hiç gözyaşlarının akmasına… Bugünlerde ise içimi, bu yıl mezun olduğumda kardeşlerimin elini bırakma korkusu sardı. Keşke onları da yanımda götürebilsem, keşke… Berna OK Mehmet aklındaki projeyi anlatıyordu parıldayan gözlerle. Dinledim; sadece dinledim. Çok güzel bir dünyaydı yaratmak istediği dünya, çok kısa sürede insanların desteğini alacağını, hayallerini gerçeğe dönüştüreceğini biliyordum. Ama bu kadar kısa sürede olacağını hayal etmemiştim. Bazıları çok kısa der; bazıları çok uzun... Ama altı ay yoktum buralarda. Döndüğümde baktım ki Ankara Gönüllü Takımı; gönüllüler, abiler, ablalar, çocuklar kucaklaşmış ufak mutlulukları da yanına almış yeni insanları bekliyor. Nasıl olduğunu bile anlayamadan ben de kendimi bu dünyanın içinde buldum. İyi ki de AGT'nin bir parçası olmuşum. Çok iyi insanlar tanıdım. Bir takım olduk. Çocukların gözündeki o ışığı hep görebilmek için koşuyoruz. Koşmaya da devam edeceğiz : Semih KARAKURT


Gönüllüler başla sarıldım ve bir sonraki haftanın gelmesi için saatleri saydım. Bu, böylelikle proje bitene kadar devam etti. Türkiye'ye, kendime ve kardeşlerime bu proje sayesinde faydalı olabildiğimi düşünüyorum. İyi ki bu projeye yaşım küçük olmasına rağmen kabul edildim. Ali Sefa AKICI

13

Ben onuncu sınıfa gidiyorum. Bundan bir sene önce bir ODTÜlü ile tanıştım. Benden aklıma gelen fikirleri ve onun yardımcısı olmamı istedi. Ben de Türkiye'ye faydalı olmak istiyordum ancak nasıl yapacağımı bilmiyordum. Bunu bir fırsat olarak gördüm. Proje genel sorumlusu benim de evlere ilk hafta gitmeme izin verdi. Bana eve git deyince eğitimler aklıma geldi. Bu eğitimlerde ağabey/abla dediğim insanlarla aynı masada oturmuştum. Ama onlar gibi eve gideceğim hiç aklıma gelmemişti. Çünkü benden sadece iki – üç yaş küçük olan kişilere ders verecek onlara ben ışık tutacaktım. Yarınlarına bir mum da ben dikecektim. Eğitim Cumartesi günüydü. Cumartesi geldiğinde heyecandan yerimde duramıyordum. 'Ya çocuğun sorduğu bir soruyu cevaplayamazsam' diye düşünüyordum. Evlere gidiş saatimiz geldiğinde neredeyse heyecandan kalbim duracak gibiydi. Her an kötü bir durum olursa diye düşünüyordum. Tek tesellim yanımda bir gönüllü olduğuydu; çünkü üniversiteliydi sonuçta. Evlere gittiğimizde ilk kardeşimle tanıştım o kadar sıcak karşılanmıştık ki bütün korkum uçup gitmişti. O günden sonra bu projeye daha da fazla canla

ODTÜ bana çok şey katacaktı, buraya gelirken bundan çok emindim. Türkiye'nin en iyi okullarından biri, belki de en iyisiydi. Ama hiç aklıma gelmezdi , kazandırdığı bir değerin onun önüne geçebileceği,, bilemezdim hayatımda bu kadar önemli bir yere sahip olacağını... Ankara Gönüllü Takımı. Şimdi her hafta sonunu iple çeker oldum. Ankara fazlasıyla garipti İzmir'den gelen biri için, alışmamı kolaylaştırdı AGT. Her tanıdığım çocuk, yeni bir ders oldu bana ve farkettim birçok şeyi hayatla ilgili, yine AGT sayesinde. AGT ' ye katılmak hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biriymiş; kardeşlerimin her gülümseyişi de bunun kanıtı, en tatlı yanı. AGT büyümeye devam eden bir aile, ben de bu ailenin bir ferdi olmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum. Rıza ÖĞÜNÇLÜ


Gönüllüler

14

Üniversite-Okul projesine son başladığımız okul olan Mimar Sinan İlköğretim Okuluna gideceğimiz hafta 1.sınıfların kimya sınavı olduğu için gönüllülerin birkaçı katılamadı. Sadece 5 kişiydik ve 3 okula gidecektik. Kardeşlerimiz bizleri dört gözle bekliyordu o hafta da. Gönüllüler iki okula ikişer kişi gittiler. Ben ise Mimar Sinan İ.Ö.O'na tek başıma gittim. İlk hafta olduğu için tanışma ve AGT'yi tanıtma ile geçecekti. Okula gittiğimde 13 öğrenci gelmişti ve hep beraber bize gösterilen sınıfa geçtik. Ben kendimi tanıttım ve onlardan da kendilerini tanıtmalarını istedim. Daha sonra başlangıcı verilen bir hikayeyi tamamlamalarını rica ettim. Çocukların hepsi çok ilgiliydi ve ben yazıyı tahtaya yazarken hiç kimseden ses çıkmıyordu. O an şok oldum çünkü daha önce gittiğimiz okullarda çocuklardan sessiz olmalarını istedikçe daha fazla konuşuyorlardı. O yüzden büyük bir

Daha önce çoğunluğu itibariyle birbirini hiç tanımayan bilinçli gençleri, ortak bir amaç uğruna, böylesine güzel bir araya getiren, gönlü zengin bir aile var artık... Onun adı Ankara Gönüllü Takımı. Bu ailenin içinde solunan hava, yaşanılan duygular başkadır... Yaşamanız lazım anlamak için, Evlerine gitmeniz lazım idrak edebilmeniz için, Bakmanız lazım kardeşlerinizin size gülümseyen yüzlerine hissedebilmek için... Çünkü, anlarsınız kardeşlerinize ne kadar ait olduğunuzu zamanı onlarla geçirdikçe, Görürsünüz sizden ayrılamayacak kadar size bağlandıklarını... Kendinizi her hafta sonu sizi heyecanla bekleyen o taze dimağlara birşeyler verebilmenin heyecanıyla yaşamanın mutluluğunda bulursunuz. Bu ailenin; fırtınaları vardır kardeşleri uğruna en iyisini ortaya çıkarmaya çalışan, gençleri vardır gece gündüz demeden çalışan... Biraz uzaktan, biraz yakından bakarak… Görürsünüz aslında bir milletin gençlerinin geleceğini oluşturacak kardeşlerine sahip çıkmasını... Fatih PEKAR

şaşkınlıkla arkama döndüm, niye kimse konuşmuyor bir şey mi oldu diye bakmak için. Hepsi önlerindeki kağıtlara cümleleri yazmaya başlamışlardı bile. Kendi hayal dünyalarına göre hikayelerini tamamladılar, sonra okumak isteyenlerinkini merakla dinledik. Onlara faydalı olabilmek için oraya gittiğimizin farkında olmaları beni çok sevindirdi. Ankara Gönüllü Takımı'nın bir parçası olmanın mutluluğuyla ODTÜ'ye döndüm. Buket KUZU

Okur, düşünür, sorgularız Döner, dolaşır, yorumlarız Durma, koş, kovala ve Uzat elini millete

Uzat Elini Millete

Toplandık Başöğretmenin Atatürk'ün izinde Öğrenci millet el ele Aç gönlünü millete Bizler genciz, güçlüyüz Ankaramıza gönüllüyüz Gel sen de katıl bize Uzat elini millete Mehmet KUZU


Gönüllüler Hafta sonunu çocuklara ayırmak, her tanıştığın insana adından sonra bahsettiğin şeyin AGT olması, iki saatin ne kadar kısa bir süre olduğunu anlamak, dönme vakti geldiğinde servise bindiğin zaman hissettiğin o garip hüzün…

Dünyada yapılan mutluluk araştırmalarının hemen hepsinin söylediği bir şey var: İnsana mutluluk olarak geri dönen şey sadece paraya tahvil edilemeyen değerlerde saklı. Birikimler parayla ölçülemeyen değerlerdir ve geri dönmesi için öncelikle paylaşılması gerekmektedir. AGT çatısı altında manevi birikimlerini paylaşan, sadece kendisi için var olmadığının farkında olan, sorumluluk duygusuna sahip, yardımsever ve bilinçli insanlar var. Bu anlamda mutluluk, birikimlerimizi paylaştığımız AGT'de katlanıyor, çoğalıyor ve Türkiye'nin dört bir yanından üniversite eğitimi için gelip kalplerinde güzelliklerle aramıza katılan gönüllülerimizden kardeşlerimize, kardeşlerimizden ailelerine, Ankara'nın uzak köşelerindeki evlere yayılıyor. Hem öğreniyor hem öğretiyoruz. İşe yarayacak olmanın gururuyla girdiğimiz evlerden küçük kalplerde iz bırakmanın hafifliğiyle çıkıyoruz. Siz de bir evin kapısından adım atın AGT ile birlikte… Gülay BAŞOVA

Ben aslında bunların fragmanını önceden izlemişim de şimdi yaşıyormuş gibi hissediyorum. Bir sene boyunca Ankara'ya gelmek istememin en büyük nedenlerinden biri oldu bu proje. “İyi ki de öyle olmuş” diyorum şimdi baktığımda. Hayatımda hep bir kardeşin eksikliğini hissettim, tek çocuk olmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlattım durdum soranlara. Şimdilerdeyse yalnız hissetmiyorum artık, benimle birlikte atan bir sürü minik kalp var farkındayım. Hayata bir çocuğun gülüşünden bakmayı öğreniyor insan onlar sayesinde. Yani o çocuklar ders veriyor aslında bir bakıma bize. İçine düştüğünüz müthiş eğlenceli takım ortamı ve tanıştığınız her insanı sevmenin şaşkınlığı ve keyfi de cabası… Öykü GÜMÜŞ

15


Gönüllüler

16

Gönlümce Mutluluk“ İlkokul çağındaki kardeşlerimize, haftada iki saatimizi ayırıyoruz. Beraber ders çalışıyoruz, sosyal aktiviteler yapıyoruz, onlara arkadaş oluyor, onlarla sohbet ediyoruz. Sen de bu takıma gönüllü olmak istemez misin?”

böylesine bir uğurda emek verdiğim için gururluyum. Aydınlık gelecek hayalini lafta bırakmayıp, bir destek eli de ben uzattığım için gururluyum. Kardeşlerimin kişisel gelişimlerine ufak da olsa katkıda bulunmaya çalıştığım için gururluyum.

Her şey, içimdeki henüz uyanmamış sosyal sorumluluk bilincini uyandıran bu söz ile başladı desem yalan olmaz. O an düşündüm de, bundan daha güzel ve anlamlı bir şey olabilir miydi ki? Sanki yıllardır bu anı bekliyor gibiydim. Mutlaka bu işi yapmalıydım! Gözüm kapalı kabul ettim. Her yeni şey gibi benim de bazı çekincelerim olmadı değil hani. Hiç tanımadığım bir yerde, hiç bilmediğim bir ailenin evine konuk olacaktım. İster istemez çekinceleri oluyor insanın. Ama ta ki aile beni sıcacık ortamına kabul ettiği ve kalbimi ısıttığı o ilk karşılaşma anına dek. Huzurla dolup taştığım nadir anlardan biriydi. Kendimi o kadar güvende ve benimsenmiş hissettim ki, kelimeler kifayetsiz bu duyguyu anlatmaya. Ya o kardeşlerimizin bizleri görünce gülümseyen yüzlerine ne demeli? Bir yengeç burcu insanı olarak, beni çok duygulandıran anlardan birisi olarak itiraf edebilirim. İnsanı mutlu etmek güzel, ama böylesine taptaze bir insanı mutlu etmek çok daha güzel. Evden buruk bir veda ile çıkmış olsam da otobüse geri dönerken kalbimden tüm bedenime yayılan o huzuru anlatabilmemi sakın beklemeyin benden, ömrümün sonuna dek unutamayacağım ve her arkadaşıma bahsettiğim bir histir bu..

Huzurluyum. İnsanlık görevimi bir nebze olsun yapabildiğimi gözümü kapattığım zaman hissedebildiğim için huzurluyum. Bencillik etmeyip, pırlanta gibi kardeşlerim için vaktimi ayırdığım için huzurluyum. Üniversite çağına gelmiş bir birey olarak, ders odaklı yaşamayıp, sosyal destek içerikli aktivitelerle de meşgul olduğum için huzurluyum. Kardeşlerimin ve ailesinin hayatında güzel ve özel bir yer edinebildiğim için huzurluyum.

Pişmanım. Daha öncesinde böylesine güzel bir takımın ve projenin içinde bulunmadığım için pişmanım. Manevi kardeşler edinmediğim ve onların yeri gelince dostu, yeri gelince öğretmeni, yeri gelince tecrübelerimle yol göstericisi, yeri gelince de öğrencisi olmadığım için. Gururluyum. Üniversite – toplum kopukluğu sorununa seyirci kalmayıp, taşın altına elini koyan AGT'nin yaptığı bu güzel ötesi uğraşların altında küçücük de olsa bir imzam bulunduğu için gururluyum. Böylesine güzel amaçlar güden bir takımda, böylesine güzel insanlarla beraber,

Umutluyum. Gelecek için umutluyum. Daha nice güzel işler başaracağımıza dair umutluyum. Duyuldukça çok daha fazla üniversite öğrencisi bu güzel takımın gönüllüsü olmak isteyecek, umutluyum. Daha nice gözler ışıl ışıl parlayacak, mutluluğu tadacak, umutluyum. Özet mi? Mutluyum! AGT ile mutluyum, sosyal sorumluluk projeleri ile mutluyum, uzun söze ne gerek var, bu pırlanta gibi çocuklar mutlu oldukça ben de mutluyum. Gelin hep beraber bu güzel amaç uğrunda ortak olalım, topluma faydalı olmanın eşsiz hazzını duyalım. Hayatımız sadece kendi işlerimiz ve eğlencemiz ile geçmesin, şükür borcumuz olarak beraber topluma da el uzatalım. Bizimle hayatı çok daha güzel olacak o kadar çok küçük kardeşimiz var ki! Evlerini ve okullarını açtılar, bizleri bekliyorlar. Onlar için yapabileceğimiz çok şey var, mahrum bırakmayalım onları… Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki, hayat güzel, AGT ile çok daha güzel… İyi ki vardın, iyi ki varsın ve iyi ki var olacaksın AGT! Uğur ÖZTÜRK


Gönüllüler Topa Doğru Koşmak Belki siz de farketmişsinizdir,sahada topa doğru koştuğunuzda, boş alanda koşmanıza göre çok daha hızlı koşarsınız. Ne alaka? Çok alaka... . 2009-2010 döneminin sonuna doğru, parçası olmaktan onur duyduğum bir sosyal yardım projesi kapsamında bir dönem boyu ders verdiğimiz, maddi durumu pek iyi olmayan kardeşlerimize okullarında bir eğlence düzenledik. Onlarla yemek yedik, maç yaptık... Ben o gün bir şeyi farkettim. Ne mi? Oradan ayrılırken sorabildiğim kadar çok kardeşimize (4.,5.,6.,7.,8. sınıf) büyüğünce ne olacaksın, diye sordum. Mühendis, doktor, avukat vs... Onların gözleri umutla parlıyor benimkiler ise mutluluktan. Herneyse zaman ilerliyordu, içlerinden biri geldi dedi ki ODTÜ'de güzel sanatlar var mı? Ne, nasıl yani? Bende şaşkınlık. Var, dedim neden sordun? “Ben stilist olacağım, oraya gitmek istiyorum.” dedi. Kaçıncı sınıfa gidiyorsun, yanıt 6! Aslan görmüş kedi yavrusu şaşkınlığı bende... Dedim seneye ben sana yardımcı olurum ama çalışmak zorundasın biliyorsun değil mi? “Biliyorum, matematikte eksiğim var ama düzelteceğime inanıyorum.” Gözleri parlıyor, heyecan değil heves ve azim... Image: Salvatore Vuono / FreeDigitalPhotos.net

Bir diğerine sordum “yatırım uzmanı olacağım“ dedi. Ben iki aslan birden görmüş kedi yavrusu gibi oldum. Ben üniversitede bu işe başladım bana erken diyorlar, dedim ve sen kaçıncı sınıfa gidiyorsun diye sorduğumda, yanıt yine “6”, nereden çıktı: “Annem altınları hep pahalıdan alıp ucuza satıyor sinir oluyorum hep zarar ediyoruz, ben bu işi öğreneceğim, kurtaracağım.” diyor bir

elini sallayarak ve bağırarak... Aradan üç ay geçti işe başladım. İş yerinde üniversiteli ve liseli stajyer arkadaşların hepsine soruyorum "Mezun olunca ne iş yapmayı düşünüyorsunuz?" Yanıt %87 aynı "Bilmiyorum, ama bu işi yapmayacağım kesin. "Ne zaman mezun oluyorsun?”, “Seneye kısmetse.” Peki ne yapmak istiyorsun, “Bilmiyorum” diyor bazıları, yarısı bankacı olacağım, diyor ama orada ne iş yapacağını bilmiyor, bakarız diyor. Ya da daha enteresan yanıtlarda var: Kafe açacağım. Güzel nerede? Bilmiyorum! Ne satacaksın? Bilmiyorum, bakarız... Sermayen var mı? Yok. Kazanmak için ne yapacaksın? Bilmiyorum. Sermayeyi elde etmeden nasıl açmayı düşünüyorsun? (Sessizlik) Orada yanıt yok, gözler yukarı bakıyor... İşim var gitmem gerek vs... Ben buna üzülüyorum, kimseyi yadırgadığım yok, gelecek biziz, bu dünyada bazı şeylerin değişmesi gerektiği ortada aksini iddia edecek var mı? Yok. Ama tabii sınırları aşmak sınır çizmekten zor... Açılmak, kıyıda yüzmekten zor... Koşmak yürümekten zor... Öyle değil mi? ZİNCİRLERİ KIRMAK, BİRTAKIM ŞEYLERİ SİNDİRMEKTEN, KABUL ETMEKTEN ZOR. Öyle değil mi? Ben üzülüyorum. Çünkü küçücük çocukların gözünde gördüğüm ışığı büyüklerde göremiyorum. İnsan yaş ilerledikçe süper kahraman olamayacağını, uçamayacağını, dünyayı kurtaramayacağını anlıyor diyeceksiniz ama olay bu değil! Küçücük çocuklar bu kadar farkındayken bizimkiler nerede, ne zaman düşürdü bilincini? Önemli olan neyi, neden istediğini bilmek. “Kimse alınmasın, istisnalar kaideyi bozmaz.” Bizler istisna olacağız. Göreceksiniz istisnalar kaideyi bozacak... Hüseyin Gökçe KIRMACI

17


Gönüllüler Ankara'daki 5. kışımı geçiriyorum ve ilk kez bu kış bu kadar çok üşüdüm. Bu zamana kadar benim için Ankara'nın en soğuk yeri ODTÜ Yerleşkesi idi; fakat bu kış öğrendim ki Yakacık imiş.

18

Yakacık'a gittiğimde o soğuğa rağmen okulun bahçesinde ağabeylerinin ve ablalarının geleceği servisi dört gözle bekleyen kardeşlerimizi görünce, onların hayatlarında o iki saatin aslında tahminimden çok daha önemli olduğunu anladım. Kendimden ve birçok gönüllü arkadaşımdan da biliyorum ki; eve gittik, hal hatır sorduk, ders çalıştık, çay içtik, haftanın konusu üzerine sohbet ettik, “Eyvah, servisi kaçırmayalım!” derken iki saate sığdırmaya çalıştığımız onca şey ne kadar verimli oluyordur kaygısı kaçınılmaz oluyor.

Bizleri bu coğrafyayla buluşturmak için emek veren, destek olan tüm AGT ailesine teşekkür eder, henüz AGT'li olmayan arkadaşlara da, kardeşlerden bulaşan o heyecan ve mutluluğu bizzat kendilerinin yaşamalarını şiddetle tavsiye ederim. Betül İÇTENAL

Projeyi ilk duyduğumda böyle bir projenin toplumsal sorumluluk duygusu adına harika bir şey olabileceği beni heyecanlandırmıştı. Hemen araştırdım. Proje dört yıldır İzmir'de sürmekte olan bir projeydi. 81 ilden yalnızca birinde... Başkentte olması daha önemliydi. Ne de olsa Baş-kent...

Tanımadığımız bu evlere konuk olmak başlangıçta hiç de kolay görünmüyordu. Savaşların bile bitmediği bir sürü insan için açlık denilen kavramın çok şey ifade ettiği bir dünyada, koşulsuz bir sevgiyle, etik bir değer olan sorumluluk bilinciyle, Cumhuriyet Gençliği olan BİZLER; tanımadığımız bu insanlara sadece gönüllü abla - ağabey olacaktık. Çünkü insan olmak, kendinden başka; toplumu düşünmeyi de gerektiriyordu. Büyük bir gönüllülükle GÖNÜLLÜ olmuştuk artık. Tanımadığımız o insanlar artık bizim de ailemizdi. Kardeşlerimizin her problemini biliyor, onlara çözümler üretmeye çalışıyorduk. Çünkü onlar artık bizim kardeşlerimizdi.

Fakat gittiğimde çocukların heyecanlı bekleyişini görünce anlıyorum ki, o iki saat azımsanamayacak bir değere sahip o coğrafyada.

Çoğu öğrenci gibi başıma bela olan matematikle mücadelemde kimse bu mücadeleme GÖNÜLLÜ olmamıştı. Şimdi Gizem'in matematik mücadelesinde onun yanındayım. İkimiz de matematiği çok seviyoruz ve tabii ki bir de AGT'yi. Sultan OKUTAN


Gönüllüler Geçen sene ”Bunu yapabilir miyim?”,”Bu sorumluluğun altından kalkabilir miyim?” gibi tedirgin düşüncelerle başladım AGT'ye, takımı ve projeyi dışardan gören herkes gibi. Sonra “Bir deneyelim bakalım” diyerek gönüllü olduğum ve bırakamadığım AGT için,şu cümleyi kurabildim: “Onlarca gönüllü olarak,haftanın en güzel günleri olarak nitelendirilen cumartesi ve pazar günlerimizi kardeşlerimizle birlikte geçirmeyi tercih ediyorsak,sabahları erken kalkmak zor gelse de servise binerken yüzümüz gülüyorsa,kardeşlerimizle geçirdiğimiz iki saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsak,onlarda küçücük de olsa olumlu gelişmeler gözlemliyorsak ve aramıza katılan her gönüllüyle birlikte daha eğlenceli bir arkadaş grubu ve bir takım oluşturmaya devam ediyorsak yaptığımız şey denemeye,yaşamaya değer gibi ” Gamze YAĞIZ

Servislerle okullara bırakıldığımız ilk gün kardeşlerimiz ve aileleri bizleri meraklı gözlerle inceliyorlardı. İsmimiz, bölümümüz, okulumuz… Konuşmalar, tanışmalar başladığında, gözlerdeki merak yerini çoktan ilgiye bırakmıştı bile. Kardeşlerimizin gözlerine baktığımızda bizlerden ne istediklerini anlamak hiç de zor olmamıştı: SEVGİ. Sadece derslerine yardımcı olabilmek için yanlarında değildik, beraber bir şeyler paylaşmak, birlikte gülüp sevinebilmekti asıl amacımız. Sevinçlerinin yüzlerine yansıdığını görünce hele, gönüllerimiz ikiye katlanıyordu; her hafta daha fazla heyecan ve umutla kardeşlerimizin yanına gitmemizin sebebi sanırım gönlümüzde yatıyor. Yeşim YAVAŞLAR

Tümevarım

Önce bir ses vardı, kalplerin derinliklerinden; Yükseldi, çığlığa dönüştü... Önce bir ışık vardı, karanlıkların arkasından; Parladı, güneşe dönüştü... Önce çocuklar vardı, yardım eli bekleyen; Uzanıldı, özgün insanlar oluştu... Önce bireyler vardı, sadece birey olan; Birleştiler, geniş toplumlar oluştu... Önce küçük bir grup vardı, büyümeye çalışan; Büyüdü, Ankara Gönüllü Takımı oluştu... Yusuf KAYA

19


Gönüllüler Evlere ilk gidişimiz; otobüse bindiğim anı hatırlıyorum da… Yeni bir ev, evlerine gitmemizi bekleyen kardeşler… İlk gün yeterli sayıda gönüllü gelmediği için tek gidip gidemeyeceğim sorulduğunda yalnız gidebileceğimi söyledim ama tabii ki yeni bir ortama gireceğim için de heyecan ve tedirginlik yok değildi içimde.

20

Acaba nasıl bir ortam? Kardeşlerim nasıl? Birbirimize uyum sağlayabilecek miyiz? Ailesi bizi nasıl karşılayacak, sıcak davranacaklar mı? Bunları düşününe kadar yol yarılandı zaten, servisten inmeye yakın Yusuf Kaya yanıma gelip “Bu hafta eşin olmadığı için seninle geleceğim” dedi. Ben hem yalnız olmayacağım hem de yanımda geçen seneden deneyimli olan biri (aynı zamanda ekim ayının genel sorumlusu) olduğu için bayağı rahatladım.

anlatıyordu. Şimdi üç ay geçti aradan ve artık biz bir aile olduk. Her hafta Beyzalara gittiğimde bir hafta boyunca biz yokken neler yaptıklarını bir haftayı nasıl geçirdiklerini konuşuyor birlikte ödev yapıyoruz. Beyza'nın kardeşi Hatice de her ne kadar çok fazla konuşmasa da bizi dinleyerek bir şeyler öğreniyor, sohbet, ödev, ikramlar derken iki saat az bile geliyor. Hafta sonunun gelmesi, servislere binip okula gidişimiz… Bunlar gerçekten güzel

Eve vardığımızda o kapıyı açış, gözlerindeki o gülümseme, sanki daha önceden de tanışıyormuşuz gibi samimi, içten karşılamalar, benim tüm tedirginliklerimi unutturdu zaten… Sohbet, tanışma faslı da başlayınca ve öyle bir ortamda olunca insan zaten iyi ki gelmişim diyor. Kardeşime baktığımda onun gözlerindeki o sımsıcak, öğrenme isteğiyle bakan bakışları onu daha ilk dakikalarda bana bağlamışt. İlk hafta (sadece o haftalık) üç kardeşimiz (Server, Melike ve Beyza) ve aileleri vardı. Kardeşlerden kendilerini anlatmalarını istedik. Melike ve Beyza tamam da söz Server'e geldiğinde bayağı eğlenceli anlar yaşadık. Server konuşmaya bir başladı mı susmak nedir bilmiyor. Biz “Hadi biraz da Melike ve Beyza da konuşsun” deyip susturabiliyoruz. O derece konuşmayı seviyor. Sonra Yusuf genel olarak AGT hakkında konuştu ve geçen sene yaptıkları çalışmaları anlattı. Ben de yeni gönüllü olduğumu ama böyle bir projede bulunduğum için çok mutlu olduğumu, birlikte güzel vakit geçirceğimize inandığımı söyledim. Sonra derslere de geçince iki saat öyle çabuk geçti ki okulda buluştuğumuzda tüm gönüllülerde bir mutluluk vardı. Herkes evini, neler yaptığını

şeyler. Ama en güzeli de servisten indiğinde okulun bahçesinde senin gelişini bekleyen kardeşinin koşup boynuna sarılışı… Yaptığımız her şeye değiyor. Evet ben AGT ailesinde bulunduğum için çok mutluyum. Çok güzel bir iş başardığımıza inanıyorum. 2. dönem gönüllü sayımızın daha da artmasını ve daha çok sayıda kardeşimize ulaşmamızı diliyorum. Gülcan GÜLCÜLER


Gönüllüler

Y

olunuzu dört gözle bekleyen, kapı açıldığında sizi sımsıkı bir sarılışla karşılayan bir kardeşe sahip olmanın verdiği mutluluğu anlatmam mümkün değil sanırım. O küçük, çekingen çocuklarda sahip olabileceğim en saf sevgiyi görüyorum, içlerinde kocaman bir dünya gizli, her türlü kötülükten uzak. Bu yüzden Image : vitasamb2001 / FreeDigitalPhotos.net

her geçen gün daha da benimsiyorum onlar için gönüllü olmayı, daha çok şey paylaşmak istiyorum o kısacık gelen iki saatte. Yüzümde mutlu bir tebessümle ayrılıyorum her hafta evimden, kardeşimden. Bir tahta ve tebeşirle değil belki ama gönlümüzle başladık kardeşlerimizin elinden tutmaya, şimdi her yanı ışıldayan bir yolda yürüyoruz beraber. Yıllar sonra ne çok şey yapmışız diyebilmek dileğiyle, iyi ki varsın AGT. Gülden BUDAK

A

nkara Gönüllü Takımı'nı ilk duyduğumda merakla dinlemiştim. "Nasıl bir takım? Neler yapıyorlar?" diye. Anlatılanları dinledikçe kendi kendime “Ben de bu takımda olmalıyım”, dedim (bu açıdan Gülay'a çok teşekkürler) ve geçen seneden beri buradayım. Eve ilk gittiğimde o kadar heyecanlıydım ki… Kardeşlerimiz nasıl, bizi nasıl karşılayacaklar? Ama anladım ki boşunaydı heyecanım. Kardeşlerimiz o kadar tatlı, cana yakın ve öğrenmeye hevesliydiler ki kendimizi hiçbir zaman yabancı gibi hissetmedik. Bir anda sevgileriyle kucaklayıp, aralarına aldılar bizleri. Gerçekten biz onların abileri-ablaları olmuştuk. Bir kez daha “doğru yerdeyim” dedim. Her haftasonu bizi okullarında hevesle beklemeleri, bizleri gördüklerinde gözlerdeki sevinçler, araçlarımızdan indikten sonra koşarak yanımıza gelip bizlere sarılmaları gerçekten paha biçilemez bir duygu… Bu yüzden diyorum ki: 'HAYDİ GENÇLER AGT'YE!' Yeni kardeşlerimizle,yeni gönüllülerimizle uzun uzun senelere… Kübra BAŞARAN

21


Gönüllüler AGT'YE SONSUZ TEŞEKKÜR “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan, tohum ek. On yıl sonrasını düşünüyorsan, ağaç dik. Eğer yüzyıl sonrasını düşünüyorsan, insan yetiştir.” Biz gönüllüleri bu yolda ilerleten belki de bu anlayış.

22

Gönlünüzün gönüllüleri olarak çıktık yola, küçücük yüreklere dokunduk. İnsana ve insanlığa değer kattık. Bilgi paylaştıkça artar dedik; okuduk, yazdık, düşündük ve sorguladık. Üniversitetoplum dayanışmasının güzel bir örneğini başarıyla sergiledik ve sergilemeye de devam etmekteyiz. Bu anlamda AGT 'de yaşadıklarım benim için eşsiz bir deneyim oldu. Günümüz yaşam biçiminin, insanları büyük binalar ve beton yığınları arasında en yakınındakileri bile tanımadan yaşamaya itişi, monotonluk yarışındaki hayatımızdan başımızı kaldırmayıp yaşadığımız çevrede olup bitenlere tepkisiz kalmamız ve en önemlisi yaşadığımız kentin belki de daha önce hiç gitmediğimiz, keşfetmediğimiz tarafları. AGT bizi üniversitemizin cam fanusundan ve öğrencilik-derslerödevler monotonluğundan çıkarıp çevremize bakmamızı sağladı. Yeni insanlar, yeni semtler, yeni hayatlar keşfettik, yeni kardeşler edindik. Paylaştık, paylaştıkça insan olduk. Daha başka neler gördük dersiniz: kütüphanesi bile olmayan okullar, yetersiz ve dengesiz bir eğitim sistemi, evleri belki küçük ama yürekleri kocaman insanlar... Bütün bunları fark etmemizi sağlayan, toplumumuzun ve hatta ülkemizin gerçeklerini sağır kulaklarımıza bağıran AGT' ye sonsuz teşekkürler. Esma YILDIZ

Küçük korkak adımlar, tereddütlü yüzler… Kolay değil… Üç aylık bir serüvene atılmak üzereydim. Sonunu bilmediğim, hayatımda hiç denemediğim bir proje. Ankara Gönüllü Takımı'na bu endişelerle ben de dâhil oldum. Geçen bu üç ay sonunda görüyorum ki; kendim ve kardeşim için, AGT'yi seçerek en doğru seçimi yapmışım. Bu projeyle çok şey kazandım; bir o kadar da şey kazandırdım. Paylaşmayı, öğretirken öğrenmeyi, bir amaç için çaba sarf etmeyi, yardımlaşmayı öğrendim ve artık geriye dönüp yaptıklarıma baktığımda içimde bir rahatlama ve yüzümde koca bir gülümseme var… Kendim için kısa bir değerlendirme yaptığımda

unutamadığım zamanlar geçirmişim. Mesela ilk gün çok özeldi. Kardeşimle tanışma, eşimle tanışma, ne yapacağını bilmeden hevesle ders anlatma… Ardından gelen günlerde artık aşina olduğun o yüzlerle sohbet etmek, beklendiğini bilmek, biraz geç kalsan merak edilmek hepsi çok güzeldi ve eğer becerebilirsem bunların bir anı olarak kalmasını istemiyorum. Her zaman kardeşlerimin yanında varlığımı göstermek istiyorum. Şeymanur YILDIRIM


Gönüllüler İnsan bazen yazarak düşünür hayattan öğrendiklerini; bazense kelimelere sığdıramaz düşündüklerini. Bu yazıya başlarken kendime sordum: AGT ile yaşadıklarımı ve kardeşlerimden öğrendiklerimi bu kağıda nasıl sığdırabilirim? Her hafta okulun kapısında dört gözle beklemelerini nasıl hissettirebilir, yüzlerine baktığımızda çiçek gibi açan o gülümsemeyi nasıl çizebilir ve bize o andaki abi, abla değişlerini nasıl duyurabilirim kelimelerle? Belki başta size aktaramam ama en azından aklınızın derinliklerine küçük bir iz bırakabilirsem ne mutlu bana.

23

Nereden Geldim Ben Bu Şehre? Bu yüzden biraz okuldaki anılarımızdan bahsetmek istiyorum sizlere. Sınıfa girdiğimde, kardeşlerimin yüzlerinden okuduğum öğrenme isteği beni bu işe bağlayan en büyük etken oldu. Bize ve AGT'ye karşı gösterdikleri sevgiyi yaptığımız etkinliklere katılmalarından ve bizleri her daim hevesli bir şekilde dinlemelerinden anladık. Beraber vakit geçirirken kimi zaman onlar bizden bir şeyler öğrendi; kimi zaman ise biz onlardan öğrendik. Aynı sıralara oturup beraber düşündük, yeri geldiğinde hep birlikte oyunlar oynayıp eğlendik. Derslerinde takıldıkları noktalar oldu, beraber hallettik. Bazen onların arkadaşları olup dertleştik; bazense abi ablaları olup tavsiyeler verdik. Sene başında kardeşim yok diye üzülürken birdenbire otuzdan fazla kardeşe sahip oldum. (: AGT ailesine katılmaya karar verirseniz eminim ki bu heyecan sizler için de eşsiz bir deneyim olacaktır. (: Meltem PARLAK & Murat ÖZATAY

“Nerden geldim ben bu şehre?” diye söylendim Ankara'daki ilk günümde. Evimden, ailemden ilk defa bu kadar uzun süre uzak kalacak olmanın hüznü vardı üzerimde. Bunca yıl alıştığım ılık havanın üzerine her sabah yediğim ayaz da cabası… Nasıl geçecekti burada “en iyi ihtimalle” 5 yılım ? Ama işler hiç de sandığım kadar kötü gitmedi. AGT sayesinde bir sürü evim, bir sürü kardeşim oldu. Evlerine girdiğimde kendimi evimde hissettiren ailelerim oldu. Kardeşlerin gülüşlerindeki sıcaklık, gözlerindeki aydınlık Ankara'nın üzerindeki kara bulutları birer birer dağıttı. Benim gibi hisseden, düşünen bir çok gönüllüyle birlikte olmak, zaman geçirmek tarif edilemeyecek kadar güzel bir duyguydu. Gittikçe daha da büyüdük ve kocaman bir aile olduk. Kendimi bu şehre ait hissediyorsam artık, bu AGT sayesindedir . Bizler birer kıvılcımdık; zamanla büyüdük, ateş olduk. Hep birlikte kardeşlerimizin dünyalarını aydınlattık. Biz onlara çok şey öğrettik, onlar bize daha fazlasını… Onur Naim ÇOBAN


Gönüllüler

24

Önsözleri ve giriş cümlelerini sevmem. Genellikle önsözler önyargıya dönüşür, giriş cümleleri de klişeleşir. Yazamam da zaten, beceremem.

mutluluğu. Bambaşka bir dünyadasınız sanki, rüyada gibi. Ve sizi o rüyadan uyandıran mutluluk çığlıkları.

O yüzden böyle 'pat diye' girdim lafa. Laf diyeceğim. İçimden geleni olduğu gibi, belirli bir kalıba sokmadan yazmak istiyorum. Zaten yeterince kalıplaşmış, tekdüze düşüncelerimiz var, önyargılarımızla beraber. Tekdüze yaşamamızın ve tekdüze insanlar olmamızın tek sebebi bu aslında. Hep şikayet ederiz birbirimizi, aslında kolay olan bu ama doğru olan değil tabii ki. Toplumdan şikayet ederiz durmadan. Hepimiz ederiz, hep birbirimizi, durmadan usanmadan.

Daha devam edeyim mi bu masala? Devam etmeli sizce de değil mi? Ama ben burada bırakıyorum. Kalanını siz yazın. Kahramanı siz olun bu masalın. Biz buradayız, bekliyor olacağız…

Gelin bir seferlik şikayetten vazgeçelim, kimseyi suçlamayalım. Farklı bir şey yapalım bu sefer. Bir şeyler yapalım. Hem kendimiz hem de başkaları için. Hayatımıza anlam katalım. Biraz tereddütlüsünüz değil mi? Ben de sizin gibi düşünüyordum. Sabah uyandığımda hayat devam ediyordu aynı bayatlıkla. Ama 'böyle gelmiş böyle gitmez', diyordu yazar. Öyle de oldu. AGT'ye gittim o sabah. , O nasıl bir duygu öyle. Müthiş ötesi bir şey. Anlatılmaz, yaşanmaz da; hissedilir sadece. O küçücük gözlerdeki büyük mutluluk. Dünya gibi karanlık olsanız da aydınlatıveriyorlar sizi bir güneş gibi. İliklerinize kadar paylaşıyorsunuz

Selçuk ÖZTÜRKCİ


Kardeslerden Sevgili ATAM; Bizim için çok çalıştın, çok yoruldun. Savaşlarda savaştın. O sevgi dolu gözlerine bakmak, o altın sarısı saçlarını okşamak, yanağından binlerce kez öpmek isterdim. Önder oldun bize. Siz olmasaydınız biz kızlar okula bile gidemezdik. Yenilik getirdin kurduğun Cumhuriyet ile birlikte. Bizlere kendi kendimizi yönetmeyi öğrettin. Ben de sizin gibi büyük önder olmak istiyorum. Siz olmasaydınız biz bu vatana, bizim vatanımız diyemezdik. Hatice Sena ŞEN (Çeşme İlköğretim Okulu 2.sınıf)

Ben Ünal. Çekirdek grubunda olduğum için ve Ankara Gönüllü Takımı'ndaki abi ve ablalarla tanıştığım, onlarla birlikte bir çok etkinliğe katıldığım için çok mutluyum. Kendimi şanslı hissediyorum. AGT 'deki abi ve ablalar yazın gittiğimiz Seferihisar Kampı' nda bize gerçek abi-ablalarımız gibi davrandılar. Bizlerle gülüp, oynadılar. Bizlerle çok ilgilendiler. İlk defa ailemden uzak kalmıştım. Önce biraz tedirgin oldum ama sonradan bu tedirginliğim geçti. Çok güzel tarihi yerleri gezdik. BENİMLE İLGİLENEN FAHRETTİN ABİM, BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ. BENİ HİÇ YALNIZ BIRAKMADI. ONU ÇOK SEVİYORUM. Yine böyle bir etkinlik düzenlenirse katılmayı çok isterim. Sevgilerimle; Ünal ZEHİR

25


Kardeslerden

26


Kardeslerden

27


Kardeslerden

28


Kardeslerden

29

Resim: YaÄ&#x;mur Demirci


Kardeslerden

30


Ailelerden akkında H T G A e Ailelerimiz uk...... d r o s i in r le ük ne düşünd Gönüllü takımına, müdüre çok teşekkür ederim. Bu sene okulumuzda çok güzel şeyler oldu. Üniversite öğrencilerimiz geldi, çocuklarımıza İngilizce dersleri, sonra cumartesi pazar evlerde dersler verdi. Biz bunlardan çok memnunuz. Okulumuzun şartları çok zor. Eşimin yaşadığı yaşantıyı aynı çocuklarımda yaşıyor. Okulumuz çok küçük bir okul,dört sınıflık bir okul. Çok kötü durumlarla çocuklarımız gidip geliyor, o yüzden okul istiyoruz. Ana sınıfı istiyoruz özellikle benim 5 yaşında çocuğum var, acaba nasıl okula göndereceğim diye düşünüyorum. Altıncı sınıfa kadar değil okulumuz. Burada okullar çocuklarımızı çok zor alıyorlar. Biz ne y a p a c a ğ ı m ı z ı şaşırıyoruz. Çok zor şartlarda gidiyorlar a m a y i n e d e öğrencilerimizden çok güzel dersler alıyorlar. Yan olarak İngilizce dersinden de çok memnun kaldık. Sosyal faaliyetlerimiz çoğaldı, ben bile anne olarak ilgileniyorum. Okulumuz çok yetersiz geliyor. Evlerimiz de çok yetersiz geliyor. Bebelerimizin çocuk odası bile yok. o çocuktan ne bekleyebiliriz ki? Yine de ama okumaya çalışırlar.

Ben de daha çok talep istiyorum üniversite öğrencilerinden. Günlükte gelseler daha iyi olur bebelerimin dersleri. Çünkü ben okumadım bari okusun. Eşimin yaşantısı aynı, yüz yirmi merdiveni eşimde çıkmışmış çocuğumda çıkıyor. Ben köyden geldim, köydeki okul şartları Ankara'dan daha iyiydi bence. Başkentteyiz ama okulumuz kötü. Bu yüzden ben sizden rica ediyorum okul okul diyorum! Başka da diyecek bir ş e y b u l a m ı y o r u m . Songül A.

31


Ailelerden

32

Çeşme İ.Ö.O.'na bu sene Ankara Gönüllü Ta k ı m ı n d a n a r k a d a ş l a r ı m ı z k a t ı l d ı v e çocuklarımız için güzel oldu. Gerçekten de memnun olduk. Yani kaç sene olmuş okulumuzda hiç bir ilerleme bir değişiklik bir şey yok. Benim eşim bile orda okumuş çocuklarımın babası 38 yaşında yani hiç bir değişiklik yok,ilk defa çocuklarımıza değişik bir şey geldi. Cumartesi pazarlarını değerlendirmeleri için ağabeyleri ablaları gönüllü ders veriyorlar,çok güzel bir şey.Bütün çocuklarımın bu gönüllü dersten yararlanmalarını istiyorum değişik bir şey yani. Bizim çocuklarımızı Çeşme İ.Ö.O.dan

çocuklarımızı gönderemiyoruz bazı yerlere korkuyoruz. Ama ağabeyleri ablaları bize güven sağladılar bizde kabul ettik. Sürekli olmalarını istiyoruz. Çocukların ders görmesini istiyoruz. Çocuğumun yeteneği neyse içinden ne geliyorsa onları yapmasını istiyorum. Bir de okulumuzun artık değişmesini, her şeyi olmasını istiyorum. Mesela bütün etkinlikler okulumuzda olsun. Sadece benim değil bütün ailelerin çocukları her şeyle ilgilensinler bütün dersleri görsünler. Sadece bir cumartesi pazar ders değil, hangi dersi zayıfsa onunla ilgilensinler. Mesela İngilizce dersi benim çocuğumun çok zayıftı. Cumartesi günü öğretmeni ders verdi ve çocuğumda bir farklılık oldu. Üç alıyorsa dört aldı, çocuğum ilerledi.Onun açısından ve benim açımdan çok güzel bir şey oldu.Abisiyle gelen ablalarıyla eğlence halinde gülme halinde aralarındaki çok güzel diyaloglarla benim çocuğum öğrendi.Mesela benimkine ben kızıyordum ders konusunda sıkıyordum.

mezun olduktan sonra hiç bir okul kabul etmiyor ve orayı bitirdikten sonra

Ama şimdi eğlence haline geldi, çok hoşuna gitti. Çocuğumun bundan faydalanmasını ve bunun sürekli sürmesini istiyorum, bunu okulumuz içinde çok istiyorum. Her şey olsun okulumuzda.... Songül A.

başka bir ders görmüyorlar. Biz parasıyla gönderirsek dershaneden ders alıyorlar. O da bütçemize pahalı geldiği için kabul edemiyoruz. Yüzmek istiyorlar, top oynamak istiyorlar. Ama


Ailelerden Evde ilk tanışan ben oldum Ankara Gönüllü Takımı aileleriyle, gönüllü anneleri oldum. İlk başta bütün aileler tereddütle yaklaştılar. İşte acaba nasıl bir şey diye. Okul müdürümüz söyledi, dedi ki Ankara Gönüllü Takımı öğrencileri öğrencilerimizle birebir kardeşlik yapıp ders verecekler. Oyun oynayacaklar yani bir ağabeylik ablalık yapacaklar. Önce bir çekimser davrandık. Ama sonra

Mesela Çeşme İ.Ö.O, mezarlığın kenarında küçük bir okul. Orta öğretimi olmayan bir okul. Hatta öğretmenlerin bile gelmekte güçlük çektikleri bir okul. Çünkü yol sorunumuz var. Çocukların oyun oynayacakları parkları bile yok. Ama bu sene çok güzel şeyler oldu. Çocuklarımız folklor öğreniyorlar,müzik dersi alıyorlar. Yeni Mahalle destekli yüzme dersi alıyorlar. Okul müdürümüzün çok güzel çalışmaları oldu, öğretmenlerimizin ve gönüllü velilerimizin. Öğrencilerimizin çok başarılı olduğunu gördük bizler gördük yani. Önceden bizim okulumuza değer vermiyorlardı. Hiç bir okul kabul etmiyordu. İşte Çeşme'nin çocuklarını okutmayız diyorlardı. Ama şimdi herkes bizim çocuklarımıza gıptayla bakıyor. Ya! bu Çeşme'den mi çıktı bu çocuklar diyeceklerine inanıyorum. Eve gelen iki tane kızım oldu benim de, Esma ve Fatmanur. Diğer ailelere de ablalar ağabeyler geldi. Herkes çok seviyor onları. Çok memnunuz, Ankara Gönüllü Takımı'na çok teşekkür ediyorum. Yeni Mahalle Belediyesi başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Okul müdürümüze, öğretmenlerimize ve gerçekten arkamızda olan gönüllü velilerimize çok teşekkür ediyorum.

korktuğumuz gibi olmadığını, çok değerli insanlar olduklarını anladık. Çocuklarımızı çok geliştirdiler. Çocuklar şu an, ODTÜ'yü merak ediyor. Oraya gitmeyi düşünen çocuklarımız var.

İnşallah Türkiye genelinde yayılır bu çalışma ve bütün çocuklar faydalanır. Ben çok memnunum bir anne olarak bir aile olarak ben çok memnunun bu projeden. . Banu T.

33


Ailelerden

34

Ankara Gönüllü Takımı'na teşekkür ediyorum.

Sevgili Ankara Gönüllü Takımı,

Okul yönetimine de ayrıca teşekkür ederim. Hafta sonları çocuklarımıza ders vermeye geliyorlar, aynı zamanda okulda İngilizce dersi de veriliyor ondan da memnunum. Çocuklarımız da çok memnun.

Ben Çeşme İlköğretim Okulu öğrencilerinden Muhammet Ali'nin annesiyim. Sizinle tanışmamıza vesile olan Yusuf Bey'e çok teşekkür ederiz. Bizlere göndermiş olduğunuz öğrencilerle sanki bir aile olduk.

Ben bunu arkadaşlarımla paylaştığımda bizde mi çocuğumuzu bu okula yazdırsak diye heyecanlandıklarını hissettim yani onlar da memnun oldular. Çok teşekkür ederim

Onları inanın kendi çocuğumuz gibi görüyoruz. Esma, Fatmanur benim evlatlarım, Ali'nin ablaları oldular. Bizlere verdiğiniz değerden dolayı başta Yusuf'a, sonra bütün gönüllü takımına tüm veliler adına teşekkür ederim.

İbrahim T. Her zaman böyle kalın. Geleceğe bizler de böyle gençler yetiştirelim. Banu TANYILDIZ


Destekleyenler erir

öst G l o Y ma ma Dai

s

Dayanı

kişisel, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak, paylaşımı ve dayanışmayı örgütlemek için kurulmuş olup, şu anda Çankaya'nın farklı mahallelerinde bulunan 19 TODAM'da el sanatlarından hobby ve dil kurslarına, masal odalarından öğrencilere yönelik etüt eğitimlerine kadar pek çok alanda ücretsiz hizmet verilmektedir. Üniversiteden Evlere Köprü Projesinin geleceğin mimarı olan çocuklar için gerekliliğini benimseyen ve bu yüzden projeye büyük bir hevesle dahil olan Çankaya Belediyesi, Ankara Gönüllü Takımı'yla 27 Mart 2010 Cumartesi günü pilot bölge olarak belirlenen TODAM Mürsel Uluç'ta ortak çalışma yapmaya başladı.

Çankaya Belediyesi, geçmişten gelen birikim ve deneyimleriyle belediyecilik hizmetini sosyal sorumluluk ve dayanışma temeline oturtmuş, alt ve üst yapı hizmetlerine ek olarak toplumsal gelişime sürekli katkı sunma misyonunu üstlenmiştir. Bu bağlamda özellikle çocukların ve gençlerin fiziksel ve ruhsal gelişimine yönelik çalışmalar yürütmek, sosyal ve ekonomik farklılıkların gençlerin, çocukların hayatında bir dezavantaj olmaktan çıkarılıp, her çocuğun eşit sosyal haklardan faydalanmasını sağlamak Çankaya Belediyesi'nin temel amaçlarından biridir. Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'ne bağlı Toplumsal Dayanışma Merkezleri (TODAM), 2004 yılında, toplumun her kesiminden bireyin

35


Destekleyenler 24 Nisan 2010 günü, 14 evden gelen ve sonraki

36

Birçok bölgede alan çalışması yapılmasına

dönemlerde projede yer almak isteyen 86 çocuk,

rağmen, Çankaya Belediyesi'nin Mürsel Uluç

onların aileleri, Ankara Gönüllü Takımı ve TODAM

Mahallesi'ni seçme nedeni, sosyo-ekonomik

çalışanları beraberlik bilinci içinde ODTÜ Devrim

olarak ara bölgede konumlanmış olmasıdır.

Stadındaki Çocuk Şenliği'ne katıldılar.

Ankara Gönüllü Takımı'nı oluşturan ODTÜ'lü

Günlük hayatta kendi mahallelerinden çıkma

öğrenciler, ilköğretim 5, 6, 7 ve 8. sınıf

fırsatını yeterince bulamayan çocuklar şenlikte

öğrencilerinin hem okul derslerine destek verdiler

bilimsel deneylerle, ritim atölyesi çalışmasıyla keyifli bir gün geçirip, pek çok oyun ve etkinliğe katıldılar. A y r ı c a ç o c u k l a r, ODTÜ kampüsünü gezerek üniversite yaşamını yerinde görme fırsatı buldular. Çankaya

Kent

Konseyi ve Toplumsal Dayanışma Merkezi işbirliğiyle, Ankara Gönüllü Takımı yeni dönem çalışmalarına 2010 Eylül ayında yeniden başladı. hem de üniversiteli ablalar ve ağabeyler olarak onlara örnek olup gelecek döneme ait ufuklarının gelişmesine katkıda bulundular.

Gönüllülerle yapılan değerlendirme toplantılarına TODAM ve Kent Konseyi temsilcileri katılım sağlayıp, gönüllülerin evlerden edindikleri

Yine ODTÜ'lü öğrenciler, kardeşleriyle her hafta belirledikleri bir konuyu tartışıp, onların kendilerini ifade edebilme yeteneklerinin gelişmesine ve özgüvenli bireyler olarak büyümelerine çok önemli katkılar sundular ve sunmaktalar.

deneyimleri paylaştı.


Destekleyenler Çocukların derslerine yardımcı kitaplar temin

üzerimize düşen desteği vermeye daima hazırız

edildi. Şu anda Mürsel Uluç Mahallesi'nde, 15 evde 52 öğrenci projeden faydalanmakta ve yine

Bu projede yer alan tüm çocukların, Kültür ve

aynı mahallede 20'den fazla çocuk ve ailesi

Sosyal İşler Müdürlüğü'nün etkinliklerinden

gönüllü desteği beklemektedir.

yararlanmasını sağlamak ve çocuğun bir birey olabilmesi için yeterli sosyal çevreyi yaratmak

37

Çankaya Belediyesi olarak, gelecek dönemde

bizim için öncü hedeftir. Yeni dönemde, bu projeye

Mürsel Uluç mahallesine ek olarak, Kent

katılan çocukların TODAM'larda devam etmekte

Konseyi'ne bağlı semt meclislerinin ve

olan drama, satranç, resim, halk oyunları gibi

TODAM'ların bulunduğu mahallelerde, Ankara

eğitimlere katılmasını sağlamak ve 1000 çocuk

Gönüllü Takımı'yla maddi olanakları yetersiz

korosunda korist olmak gibi toplu sosyal

ailelerin çocuklarına aynı projeyi uygulamak

faaliyetlerde aktif rol almalarını teşvik etmeyi planlıyoruz. Daha fazla çocuğa ulaşabilmek için, projeyi büyük bir profesyonellik ve içten bir fedakârlıkla yürüten Ankara Gönüllü Takımı'na katılacak yeni gönüllüleri Çankaya'ya davet ediyoruz.. Çankaya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü

öncelikli hedeflerimizdendir. Bunun için hem yeni gönüllülerin bulunmasında hem de projenin sağlıklı yürütülmesinde,

Kültür ve Sosyal İşler

Müdürlüğü ve Çankaya Kent Konseyi olarak


Destekleyenler Yenimahalle Belediyesi ve AGT İşbirliği GÖNÜLLÜ İŞBİRLİĞİ ÇOCUKLARIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYOR!!

38

Ankara Gönüllü Takımı (AGT), Yenimahalle Belediyesi işbirliği ile ilçedeki dar gelirli ailelerin çocuklarına evlerinde eğitim vererek onları geleceğe hazırlıyor. “Okur, düşünür, sorgularız, döner dolaşır yorumlarız. Durma koş, kovala ve çık yerleşkeden bir kere de! Uzat elini millete!” sloganıyla yola çıkan üniversiteliler, Yenimahalle Belediyesi'nin tam desteğini arkalarına alarak çocuklara aydınlık bir ufuk çiziyorlar. Projeye inanarak destek veren Yenimahalle Belediye Başkan Yardımcısı Şenol Balaban ile Ankara Gönüllü Takımı ve çocukları konuştuk: SORU: Ankara Gönüllü Takımı ile nasıl tanıştınız ve Yenimahalle Belediyesi olarak bu projeye nasıl dahil oldunuz?

Şenol Balaban: Yenimahalle Belediyesi olarak hizmetlerimizi sosyal sorumluluk temelinde oluşturuyoruz. Bizim de bölgemizde; ekonomik sıkıntı içinde olmaları nedeniyle özel ders ve dershane gibi para gerektiren eğitimleri alamayan çok sayıda çocuğumuz var. Milli eğitim müfredatının neredeyse beş yıl içinde birçok kez değiştiğini düşünürsek sistemin yetersiz kalması nedeniyle paralı eğitime mecbur kalındığı bir ülkede bu tür projelere büyük ihtiyaç var. Biz de bu sorun ile ilgili çalışma yapmak istiyorduk. Yenimahalle Belediyesi olarak eğitime büyük önem veriyoruz ve çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Gönüllü takımında yer alan üniversiteli gençlerimiz bize geldiler ve projelerini anlattılar. Onların samimiyet ve azimlerine inandık. Gençlerimiz ile birlikte bir yola çıktık. Belirlediğimiz pilot bölgelerde maddi imkansızlık içindeki çocuklarımıza eğitim vermeye başladılar. Şimdi başta çekingen davranan ailelerden yoğun bir talep alıyoruz.


Destekleyenler

Soru: Proje şimdi ne aşamada, kaç çocuk faydalanıyor? Şenol Balaban: Bu proje yalnızca genç üniversiteli arkadaşlarımızın ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına ders vermesini amaçlamıyor. Aynı zamanda çocuklarımızı topluma kazandırma projesidir. Gençlerimiz özverili davranarak çocukların sosyalleşmesinde önemli bir rol oynuyorlar.

Soru: Yenimahalle Belediyesi olarak Ankara Gönüllü Takımı ile çocukları bir araya getirme dışında başka çalışmalarınız da var mı? Şenol Balaban: Bu proje kapsamında biz Yenimahalle Belediyesi olarak AGT'li gönüllüler ile çocukları bir araya getirme dışında çocuklarımızın sosyal hayat içinde de ağabey ve ablaları ile vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Çocuklarımız yalnızca eğitim almıyorlar. Sokakta top oynamakla sınırlı olan sosyal hayatları değişti. Ağabey veya ablaları ile sosyal aktivitelerde de bulunuyorlar. Geçen sene 24 Nisan'da ODTÜ'de düzenlenen Çocuk Şenliği Programı'na aileleri ile birlikte katıldılar. Çeşitli tiyatro oyunları ve bale gösterileri izlediler. Gönüllülerimiz ile birlikte Seferihisar'a yaz kampına gittiler. Çocuklarımızın büyük çoğunluğu ilk kez deniz görmüştü, yüzme öğrendiler. Önümüzdeki yaz da Mudurnu'ya orman kampına göndereceğiz.

Çocuklara rol model oldular. Eğitimin önemini ve kişilik üzerindeki etkilerini hem çocuklara hem ailelerine gösteriyorlar. Çocuklara ağabeylik ablalık yapıyorlar. İlk başta aileler de çok çekingen davrandılar haklı olarak. İlk aşamada 50 gönüllü arkadaşımız 25 çocuğa ders veriyordu. Ancak evlerine kabul etmedikleri için okullarda ders veriyorlardı. Ancak zamanla aileler de gençlerimizi evlerinin bir bireyi olarak görmeye başladılar. Böyle rol modeller ile onların da yükü azaldı çünkü. Şu anda 200 çocuğumuz 144 gönüllü gencimiz ile geleceğe hazırlanıyor. Bu rakamlar bizim de desteğimiz ile her geçen gün artacak. Onların iyi niyetli samimi çalışmalarına karşın biz de insan merkezli dünya görüşüne sahip bir yönetim anlayışını benimsememiz nedeniyle elimizden gelen desteği veriyoruz.

39


Destekleyenler

40

Soru: Proje kapsamında eğitim alacak çocukları nasıl belirlediniz?

ve her türlü projeye kapılarımızı sonuna kadar açıyoruz.

Şenol Balaban: Günümüzde iyi bir eğitim almanın ve meslek sahibi olmanın maalesef pahalı bir iş olduğu ortada. Ekonomik sıkıntı çeken pek çok aile de (istemelerine karşın) çocuklarına yeterli eğitim veremiyorlar. Eğitimin giderek özel dersler, dershaneler ve kurslar ile pahalı hale gelmesi bu sıkıntıyı giderek büyütüyor. Bizim bölgemizde de bu durumda olan pek çok ailemiz var. Pırıl pırıl çocuklarımız yeteri kadar eğitim alamadıkları için yanlış yollara sapabiliyorlar.

Bize başvuruda bulanan ihtiyaç sahibi çocuklarımızı hiçbir kıstas aramadan bu projeye dahil ediyoruz.

Biz sosyal devlet olmamızın da gereği olarak Belediye Başkanımız Fethi Yaşar'ın da isteği ve talebi doğrultusunda bu çocuklarımıza sahip çıkmayı amaçlıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de cumhuriyetimizi gençlerimize ve çocuklarımıza emanet etmiştir. Biz eğitimli, cumhuriyete, demokrasiye inanan nesiller yetiştirmek ile sorumluyuz. Bu hedef doğrultusunda yalnızca aileler değil devlet kurumları da sorumlu. Biz de bu sorumluluğumuzu yerine getirmek için çalışıyor

Soru: Karşılıklı dayanışma içinde önemli bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyorsunuz. Hedefiniz nedir? Şenol Balaban: Hedefimiz, çocuklarımızın ekonomik sıkıntılar nedeniyle eğitimden kopmalarını engellemek ve ülkesini seven, bilinçli, çağdaş bir nesil yetişmesine katkıda bulunmak. Çocuklarımızı kazanmak. Çocukların hepsi bizim. Dileğimiz bu çocuklar da gelecekte kendilerine ders veren ağabeyleri/ablaları gibi aydın fikirli, ufku geniş, memleketini ve insanlarını seven iyi bir üniversite eğitimi almış bireyler olsunlar. Zaten ekonomik sıkıntı içinde yaşam savaşı veren ailelerimizin de yüklerini azaltmış olmak bizim ve tabii ki gönüllü gençlerimiz için yeterli.


Takım Arkadaşlarımız...... Ali İhsan Şahin Ali Umut Köprülü Arzu Benzet Aslı Demirhan Aslı Yıldır Aynur Uluç Begüm Özütok Beltan Demir Bengi Topçu Bengü Erdelikara Berk İnce Berna Ok Berna Tüfenkçi Betül İçtenal Betül Yüncü Beyza Bozdemir Bilge Karakuş Buket Kuzu Buket Önal Burak Ölmez Can Işıkdemir Cansu Balkış Cem Severcan Ceren Mete Çiğdem Akyıldız Deniz Yalçın Derya Demir Derya Gökçe Doğancan Tigan Duygu Aydemir Duygu Keskin Duygu Dağlı Ebru Bertan Ece Kankılınç Ece Şahin Ekin Barış Şah Elçin Ayrancı Elif Aydın Elif Bolu Elif Bürümlü Elif Ertem Elif Kocaman Emre Akdoğan Ercan Savcı Ergin Özgün Ersan Akalar Esma Çetinkaya Esma Doğan Esma Yıldız Esra Çerkezoğlu Esra Özbey

Evrim Gençalp Ezgi Ulusoy Fahrettin Çetin Fatih Pekar Fatmanur Çil Fırat Nalbantoğlu Funda Kelahmetoğlu Galip Yiyen Gamze Yağız Gökçe Öztürk Gökhan Çelik Görkem Önder Gülay Başova Gülcan Gülcüler Güldem Savaş Gülden Budak Gülşah Özkan H. Doğuş Güler Hakan Önal Hande Demir Hasan Kiraz Hilal Önal Hilal Gök Hüseyin Gökçe Kırmacı İlay Bıyıklıoğlu Kadir Deniz Kübra Başaran Kürşad Ayna Mehmet Ali Batan Melda Direk Melike Çiftçi Melike Öztaş Meltem Aksade Meltem Düzgün Meltem Parlak Mert Koçer Mesut Uğur Murat Burhan İlter Murat Özatay Mustafa Tufan Mustafa Ünal Müberra Özmen Müge Güneş Necip Sülbü Neslihan Çiflik Neslihan Özkara Oğuzhan Erçelik Okan Yaman Onur Naim Çoban Oya Kaçmaz Ozan Çelik

Ömer Arslan Öykü Gümüş Özge Turan Özge Efe Özge Güven Özge Öznur Uysal Özgenur Ege Özgün Çepelioğullar Özlem Yürekli Pelin Kara Rana Dural Rıza Öğünçlü Sabrican Sarak Sadık Ortakçı Samet Oynamış Seçil Kurbal Sedat Aydemir Sefa Akıcı Selçuk Öztürkci Selin Tozman Selin Ayşe Sezgin Selin Kıral Semih Karakurt Serap Erdal Sercan Alıcı Sıla Kaya Sinan Demirci Sinem Demircioğlu Sultan Okutan Sultan Öztoprak Şeyda Canbaz Şeyda Elik Şeyma Nur Kızılkaya Şeymanur Yıldırım Şimal Cemre Yaman Şule Zengin Taner Şen Tarık Demirci Tolga Akgöl Tuğba Aydın Tuğba Kurtbaba Uğur Öztürk Ümit Güner Yağmur Berfin Yazan Yalın Yalçın Yasemin Demir Yeşim Yavaşlar Yunus Doğan Yunus Kanbur Yusuf Kaya Yusuf TaşlI


Dergimizin Açık Çağrısı Merhabalar Ankara Gönüllü Takımı'nı olmazsa olmaz kılan çok sevgili Gönüllü arkadaşlarım, Son yüzyılın 12 ayını gören projemiz kendi içinde dallanarak hızlı bir şekilde gelişimini devam ettirmektedir. Öyle ki ODTÜ'nün tohumlarıyla filizlenerek Gazi, Ankara, Hacettepe, Başkent, Bilkent, TOBB ETU ve Ufuk Üniversiteleri'ne kadar ulaşmayı başardı. 1<3<8<15<25<109<200 derken bu filizin sahipçileri gün geçtikçe artmakta. Herbirinize teker teker teşekkür ediyor ve büyük fedakarlıklarla çıktığınız bu yolda vazgeçmeden ilerlediğiniz için ayakta alkışlıyoruz. İçimizdeki gönüllülük aşkı ve sizlerden aldığı destekle projemiz bir dal daha verdi: "Gönlümüzce" "Gönlümüzce", AGT'nin ilk dergisi olacak ve adına yakışır şekilde Ankara Gönüllü Takımı'na mensup "Gönüllüler"in "Gönüllerince" dahil olabilecekleri bir eser özelliği taşıyacak. ODTÜ Mezunları Derneğinin desteği ve izni, Yenimahalle ve Çankaya Belediyelerinin finansal destekleriyle içeriği sadece bizlere ve küçük kardeşlerimize ait olacak şekilde "Gönlümüzce" tasarlandı. AGT tanıtımının yanı sıra ailelerin proje hakkındaki düşünceleri, kardeşlerimizin içlerinden geçen duygular ve sizlerin AGT, sosyal sorumluluk, kardeşler ve bunun gibi konular hakkındaki düşüncelerinizi içerecek. Yazı, şiir, resim gibi çalışmalarla ifade edebileceğiniz duygularınızla hem AGT'ye dair bir eserde yer alma şansına sahip olacak hem de karar vermekte fazla düşünmeyen yeni nesil gönüllülere rehberlik etmiş olacaksınız. Haydi hep beraber sesimizi duyuralım ve ardımızda daha geniş kitlelerce kopyalanabilir eserler bırakabileceğimiz "Gönlümüzce"yi de yeni bir kardeş gibi himayemize alalım! Bu süreçte bizi yalnız bırakmayacağınıza "Gönül"den inanıyor ve çalışmalarınızı merakla bekliyoruz Her şey "Gönlünüzce" olsun...


Gönlümüzce