ART UNLIMITED 33 - EYLÜL 2015

Page 38

PARALEL ETKİNLİK

ELVİN VURAL

Parçalanmış aidiyetlerin yeni coğrafyası DEPO’da 3 Eylül-1 Kasım tarihleri arasında açık kalacak sergi “Torunlar: Aidiyetin Yeni Coğrafyaları”, 1915’e referansla oluşmuş olan ‘Ermeni sanatı’ külliyatının son dönem paradokslarını ele alıyor. Silvina Der-Meguerditchian’ın kavramsal çerçevesini oluşturduğu serginin destekçileri arasında Calouste Gulbenkian Vakfı, Anadolu Kültür, Goethe Institut ve Kultur Akademie Tarabya var.

İ

38

1

nsan doğduğu yerde öl(ebil)mek ister. Normal seyirde hayat süren bir insan, doğumundan ölümüne kadar hayatında yürümek, konuşmaya başlamak, aşık olmak, mezun olmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, emekli olmak gibi parantezler açar. Bu dönemlerin çoğunun aralarında sevinçlerin, kazançların, edinilen sorumlulukların, yeni başlangıçların vurgulanmasına aracılık eden ‘rites of passage’, yani geçiş evreleri yer alır. Toplumun içinde ‘kendisi’ olarak yer alan insan, bu geçiş evrelerinden biriyle hemhal olmak için, önce toplumdaki ‘avatar’ı olan benliğinden ayrılır, geçişini çeşitli ritüel ve sembollerle tamamlar, geçiş sona erdiğinde ise geçiş öncesindeki toplumsal benliğine geri döner. Mezuniyet gününün sabahında giydiği kıyafetlerin üzerine kep ve cüppeyi geçirdikten sonra sahnede yürüyen öğrencinin, sahneden inip yeniden sabah giydiği kıyafetleriyle kaldığı an bir geçişi tamamlamış oluşu, fakat hayatında öğrenci olmak yerine mezun olmuş olmak haricinde elle tutulur herhangi bir değişiklik olmayışı gibi. Göç ve özellikle göçe zorlanmak da, insan hayatında bir yırtılma yaratır. Bu yırtılma öyle bir yırtılmadır ki iki yakayı tekrar bir araya getirmek, yırtılmanın öncesindeki benliğe dönmek çok da mümkün olmaz. Özellikle siyasi, yani zorunlu göç halinde bu yırtıklar, iyileşemeyen yaralara dönüşürken olayın kültürel torunları ise yıllar, belki yüzyıllar öncesinin sürgün hikayelerine doğar, varoluşlarını da bu hikayeler etrafında şekillendirir ve kendilerini bu olayların Araf’ına hapsedilmiş halde veya hapsedilme ihtiyacında bulurlar. Aidiyet ve vatan kavramları ise karman çorman bir halde çözümlenmeyi bekler durur.