Page 1

GÜZ 2019

2. SAYI

papirüs+ TARİH KÖŞESİ: BISMARCK Eren Arslan

BİLİM KÖŞESİ: 3D YAZICI Eren Arslan, Naz Şengül, Sıla Kaya

BEN BİR FAY HATTIYIM. Pelin Nur Yalçın

ŞİİRLER Emir Aktel, Sipan Bayazit, Cansın Keskin, Sıla Yavuz, İsmail Abi ve Abdurrahman Arslan

GÜLTEN AKIN VE AYŞE KULİN'İN HAYATI Esma Özge Nohut, Naz Şengül

www.artianadolulisesi.com


IÇINDEKILER sf. 4-5

sf. 11

BEN BİR FAY HATTIYIM

BİLİM KÖŞESİ: 3D YAZICI TEKNOLOJİSİ

sf. 9

sf. 18-19

Pelin Nur Yalçın

HÜZÜN

Abdurrahman Arslan

Eren Arslan, Naz Şengül, Sıla Kaya

TARİH KÖŞESİ: BISMARCK

Eren Arslan


Bir akşam vakti ölmek isterim. Gece çökmüşken ıssız şehre. Yıldızların ışıltısında, Üzerime doğan ayda Sessiz sedasız ölmek isterim. Bir seyahate çıkmışken ölmek isterim. Rüzgar gezinirken saçlarımda, Güneş kavururken bedenimi Sana doğru gelirken ölmek isterim. Yatarak değil ayakta ölmek isterim. Öksürmeden, tıksırmadan Elim ayağım tutarken henüz. Senin dizlerinde ölmek isterim. Ölmeyi düşlemeden ölmek isterim. Kafamın içi senle doluyken, Sana dair yazarken bir masa başında Şiirlerin satırlarında ölmek isterim. Emir Aktel


BEN BİR FAY HATTIYIM. Pelin Nur Yalçın Ben bir fay hattıyım. Yeri Bu bir insanın sinir patlaması geliyor kırılıyorum, yeri geliyor gibi bir durum. Keşke hiç böyle birleşiyorum veya bir yerden şeyler yaşatmasam insanlara. bir yere elimde olmadan Ama bu da benim bir yönüm. sürükleniyorum. Kırıldığım Böyle oluştum, bu şekilde zamanlarda bulunduğum yaşamaya aynı hızda devam bölgelerde resmen tüm edeceğim. Hakkım yok bütün canlıların ya yaşamını canlıları korkutmaya, biliyorum. bitiriyorum ya evlerine, Kırılmak beni çok üzüyor, yaşadıkları bölgelere zarar hırpalıyor. Gerçekten, bu veriyorum ya da korkulu sadece benim yüksek rüyaları olup onlara travma enerjimden dolayı oluyor. yaşatıyorum. Bir deprem Başka bir durumdan dolayı kaynağıyım. Elimde değil bu, değil. Panik yapmasınlar diye yapacak hiçbir şeyim yok. Her de artçıları yaşatıyorum ki geçen gün enerji doluyorum ve enerjim azalsın, çok zarar en sonunda hiç elimde görmesinler diye. Değerimi olmadan patlama bilmeliler bence. Ben her gerçekleştiriyorum. zaman böyleyim, değişmeye


isteğim olsa bile böyle bir şansa maalesef ki sahip değilim. Bu durumun tüm insanlar farkında ancak hiçbiri önlemini almıyor, deprem çantası hazırlamıyor, düşebilecek eşyaları sabitlemiyor, tatbikat yapmıyor ve önlemsiz yaşamaya hızla devam ediyorlar. Beni çok üzüyor umursamamazlıkları. Çünkü varlığımdan haberdarlar. Diliyorum ki bir an önce insanlar benim ne kadar ciddi olduğumun farkına varırlar; çünkü ben kontrolsüz bir şekilde gelmeye devam edeceğim.

REISE | PAGE 3


Bir deniz mavisi değil gözlerin belki, ya da saçların güneşi anımsatacak kadar sarı, ben de bir yuzarsif değilim. Ama içimi büyüyen bir sen olduğunu iliklerime kadar hissettiren bir duygu kaplıyor içimi küçücük yüreğimi. Ve o siyahımsı gözlerin ah o beni benden alan gözlerine çok şey sığdırmak istedim ama gel gör ki kelimeler yetersiz, cümleler eksik çünkü. Sana yanarken bile senin bir tarifin olmadığını, mürekkebin yetersiz kaldığını bir kez daha anladım. Demem o ki bir dilim umut, bir küçük tebessüm, belki de biraz mutluluk işte bizi bir araya getiren gözlerindeki ışıltının tek sebebi... Sipan Bayazıt


Düşenin dostu olmuyor. Dostlar hatrımı sormuyor. Gidenler geri gelmiyor. Sen de düş de gör arkadaş! Eski dostu insan sandım. Şu dünyada yalnız kaldım. Deryalarda susuz kaldım. Sen de düş de gör arkadaş! Canım ciğerim dediler. Pervane oldu yediler. Yırtık cekete koydular. Sen de düş de gör arkadaş! Aşık ceferi can ciğerdi. Devir menfaat devriydi. Bütün dostlar sırt çevirdi. Sen de düş de gör arkadaş!

İsmail Abi


Uzunca yürüdüm ıssız sokaklarda. Anladım sonu yok, yalnızlık yine yolun sonunda. Kaç mevsim geçti, senin yokluğunda? Ağlasam ne fayda. Söz geçmez bu derin yaraya. Eskisi gibi olalım desen de fark etmez. Birlikte geçen onca anıları düşünsem de, Sen yokken her yer karanlık, Dön gel güller açsın kalbimde.

Cansın Keskin - Sıla Yavuz


HÜZÜN Çıplak gelmiştim sana gelincikler soyulmuş bir elma bahçede kedi geliyor aklıma Şimdi yeri yok zamanın koltukta ikindi güneşi kış ve senin o güzel yüzün paramparça kırılmış ve solgun bir aynada

Abdurrahman Arslan


Sana sensizken aşık olmak. Adını sayfalarca haykırmak. Bir adımlık mesafeyi, Uçurumlarla süslemek... Beni şair seni şiir eden bu hayat. Sarıldığın her canda hatırla beni. Bir rüzgar eser kulağıma, adınla gelir. Unutma beni! Yüzümü ve ellerimi. Emir Aktel Şimdi sen, Galataya doğru çıkıyorsun. Gittğinden beri ağlıyor bulutlar. Güneş kalmış gözlerinde. Kasvetli yine 7 tepeli şehrim... Öğlen vakti oturmuşsun kız kulesine karşı. Boğazın bütün suları gözlerinden akmış gibi. Neydi seni bu denli kıran. Kimdi gözlerinden denizler yağdıran? Akşam vakti olunca oturuyorsun otobüsün sol camına. Geliyorsun tekrar tekrar sol yanıma. Kapatsam gözlerimi, kokun karışıyor kanıma. Baldan bozma gözlerin akıyor canıma... Derdi için... Emir Aktel


3D YAZICI TEKNOLOJİSİ

Eren Arslan, Naz Şengül, Sıla Kaya Üç boyutlu yazıcı teknolojisi, birçok farklı malzemeyi kullanarak üç boyut modeli katmanlarına ayırıp, tasarlanan modeli gerçek bir ürün olarak ortaya çıkarır. Üç boyutlu bilgisayar çizimleriyle ya da internetten indirilen 3D yazıcı programlarla çıktı almak mümkün. Yani tasarladığınız, düşlediğiniz herhangi bir ürüne 3D yazıcı sayesinde dakikalar içinde ulaşabiliyorsunuz. 3D yazıcı teknolojisinde ihtiyaç duyulan donanımlar; bilgisayar çizimi, malzeme yığma özelliğine sahip üç boyutlu yazıcı ve ham madde. Ayrıca farklı birçok malzeme kullanılabildiği gibi ham madde gereksiniminin ve fire miktarının kullanılan diğer klasik yöntemlere göre daha az olduğu bilinmekte.


3D Yazıcı ile yapabileceklerinizin herhangi bir sınırı yok. Ürün prototipleme, ev dekorasyonu, hediyelik eşya gibi kullanım amaçları hali hazırda yaygın olanlar. Örneğin çiçekleriniz için tasarladığınız veya hazır tasarımını bulduğunuz bir vazo basabilirsiniz. Yapmayı düşündüğünüz bir robotun gövdesinde 3D baskılara yer verebilir, hatta gövdenin tamamını 3D baskı ile yapabilirsiniz. Daha önce de belirttiğim gibi 3D yazıcının kullanım alanları bunlar ile sınırlı değil. Çikolata basan 3D yazıcılar ile kendi tasarladığınız çikolatalar elde edebiliyorsunuz. Çikolatanın dışında 3D yazıcı teknolojisi gıda sektöründe hızla gelişmekte. NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) astronotları ihtiyacı olan materyalleri uzaya gönderdikleri özel bir 3D yazıcıdan basarak elde ediyorlar. 3D yazıcı teknolojisi ayrıca giyilebilir teknoloji ve tekstilde de kendine yer bulmuş durumda. Ortopedik çözümlerde, giysilerde, saat ve bileklik gibi aksesuarlarda 3D baskı teknolojisinden yararlanılmaktadır. Ünlü spor markaları son dönemlerde spor ayakkabılarının tabanlarında ve çeşitli bölgelerinde 3D baskı kullanarak seri üretime geçirdiler. Bu sürece baktığımızda yüksek maliyet ve seri üretim sorunlarını bir nebze aştıkları görülüyor.


Medikal alanda ise gelişmeler fazlasıyla olumlu. 3D yazıcı ile protezler ve hastalara özel anatomi modelleri elde edilmekte. Hatta 3D baskı organ yapımı bile var. Hollanda’da 23 yaşındaki bir hastanın kafatası ile 3D yazıcı ile üretilmiş bir kafatası değiştiriliyor ve hastanın operasyona olumlu tepkiler verdiği sonucu elde ediliyor. Son olarak, 3D yazıcı ile ev inşa etmek de mümkün. Çin’de WinSun adlı şirket 3D yazıcı ile tanesi 5.000$ değerinde günde tam 10 adet ev inşa etmeyi başarmıştır.


AYŞE KULİN

Naz Şengül Ayşe Kulin, 1941 yılında İstanbul Beyazıt'ta doğmuştur. Baba tarafı Bosnalıdır. Babasının adı Muhittin, Çerkes olan annesinin adı (Hatice) Sitare'dir. İlkokulu Ankara'da okudu. Öğretmeninden yediği bir tokat yüzünden okula bir yıl gitmedi. Üçüncü sınıfta okulun adı Ankara Koleji oldu. İlkokul bitince İstanbul'da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünden yatılı olarak 7 sene okudu. 1967'de iki sene boyunca bir otomobil dergisinin yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1977 yılından 1982 yılına kadar Cumhuriyet Gazetesi'nde yazıları çıktı. Adı Aylin romanın gördüğü ilgi üzerine Milliyet'te köşe yazarlığı yaptı. Sabah Grubu'nun 1 Numara adıyla çıkardığı dergilerde yazarlık yaptı.


DİZİLERE UYALARLANAN ESERLERİ Adı Aylin-Biyografik roman (1997) Gece Sesleri-Roman (2004) Köprü-Öykü (2001) Geniş Zamanlar-Öykü (1998) Türkan-Biyografik roman (2009) Veda-Roman (2008)

DİĞER ESERLERİ Bir Tatlı Huzur-Biyografik roman (1996) İçimde Kızıl Bir Gül Gibi-Deneme (2002) Babama-Otobiyografi (2002) Kardelenler-Araştırma (2004) Sit Nene'nin Masalları-Çocuk kitabı (2008) Taş Duvar Açık Pencere-Derleme (2009)


GÜLTEN AKIN

Esma Özge Nohut "Ah kimselerin vakti yok durup dinlemeye." Liseyi İstanbul'da, Hukuk Fakültesi'ni Ankara'da bitirdi. 1956'da Yaşar Cankoçak ile evlendi. Eşiyle birlikte Anadolu'nun çeşitli ilçelerinde yaşadı. Buralarda yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı. Bir dönem Türk Dil Kurumunda çalıştı. İnsan Hakları Derneğinde yöneticilik yaptı. Avukatlık yaptığı dönemlerde mağdur insanların davalarına ücretsiz girdiği için baro tarafından uyarıldı. Ayrıca ezilen toplum kesimlerini desteklediği için sert eleştiriler aldı. Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken; daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı. Daha sonra şiirlerinde toplumsal sorunlara yönekdi. Toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı. Şiirleri pek çok dile çevrilmiş ve kırktan fazla şiiri bestelenmiştir. Bestelenen en ünlü şiirlerinden biri Sezen Aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren Deli Kızın Türküsü'dür. Gülten Akın, şiir dışındaki edebi türlere fazla ilgi


göstermedi. Ancak yedi adet kısa oyun yazdı. Ürettiği tiyatro metinlerinde kadın, evlilik, düzene yönelik eleştiriler, yoksulluk, yalnızlık, yaşlılık ve yabancılaşma gibi konular üzerinde durdu. Ancak belki de, kendisine verilmiş en güzel ödüllerden biri Cemal Süreya'nın ona taktığı "Ümmüşiir" lakabıdır. Ümmüşiir, "Şiirin anası" anlamına gelmektedir. Hem bir anne, hem bir şair olarak, Gülten Akın bu ünvanı her harfi ile sonuna dek hak etmiştir.


BISMARCK

Denize inmesi ve batması sadece 8 gün ama anısı sonsuza dek konuşulacak, denizlerin son şövalyesi. Kardeşi ve 3 yıl sonra onunla aynı sonu paylaşan, kuzeyin yalnız kraliçesi Tirpitz gibi Alman mühendisliğinin bir ürünüydü.En büyük, en güçlü, en iyi mottosu sayıca üstünlüğe boyun eğmeye mahkumdur. Bismark bu gerçeğin en canlı, en trajik örneğidir. Tüm bataryaları ateş ettiğinde düşmanına 7.5 ton çelik fırlatan korkunç bir savaş makinesi olan Bismark, 380 mm dev toplarla donatılmış ve Prinz Eugen savaş gemisi, iki destroyer ve mayın gemilerinden oluşmuş filoyla, 18 mayısta Norveç açıklarına sefere çıktı.

Eren Arslan Deniz nakliye ikmal yolunun tehlikede olduğunu fark eden İngiliz donanması, bu filoyu aramak için arı gibi seferber olmuştu. İngiliz donanmasının gururu Hood ve Hms Wales ile karşı karşıya geldiler. Bismark 3. salvoda hedefini bulup iki atışta Hood savaş gemisini batırdı hem de 20 km den ve hareketli bir hedefi. Hood savaş gemisinden sadece 3 kişi sağ kalabilmişti. Yaralanan Hms Wales savaş sahnesini terk etmek zorunda kaldı ancak Bismark da isabet almıştı, gemi hafif yan atmaktaydı, bu haliyle göreve devamı imkansızdı. Bütün İngiliz donanması, kin ve nefretle onları arıyordu.


Churchill için bu bir prestij meselesi olmuştu. İzlanda'dan, İrlanda'nın güneyine geçen Bismarck, tüm düşman donanmasını aldatmayı başardı. Brest Limanına rotayı çevirdi. 200 mil sonra Lutwaffenin koruyucu kanatlarında olacakken Ark Royal uçak gemisinden kalkan hantal, çift kanatlı Swordfish uçaklarının torpido saldırısına uğradı. Sivrisinekle filin savaşını andıran bu uğraşı da bir torpido geminin dümenini parçalayınca Bismark hareketsiz kaldı. Müjdeyi alan tüm İngiliz donanması intikam içinde yanarak Bismarck'a saldırdılar. Rodney savaş gemisi ve King George V gemisi 3 km yakınına kadar sokulup dev toplarıyla yanmakta olan gemiye ateş yağdırdılar. O halde bile Bismark, bir savaş gemisine yakışır şekilde çarpıştı. 3000 top mermisi ve 6 torpil yemesine rağmen batmamış hala deliler gibi düşmana top mermisi yağdırıp hasarlar veriyordu. Batmayan Bismarck, kendi personeli tarafından valfleri açılarak son dövüşünde intihar etti. 2200 kişilik personelinden sağ kalan 800 bahriyeli denize atladı ama sadece 115 kişi kurtarıldı. Mayın ve denizaltı bahane edilerek diğerleri ölüme terk edildi. Bu İngiliz bahriyesine yakışmayan iğrenç eylem, tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Denizlerin son şövalyesi Bismarck, deniz harp tarihinin en meşhur unutulmaz savaş gemisi olarak sonsuza dek hafızalarda yer edindi.


BİR SONRAKİ SAYIMIZDA BİZE ESER GÖNDERMEK İSTER MİSİNİZ? info@artianadolulisesi.com

Profile for artianadolulisesi

Papirüs+ 2. Sayı  

Advertisement