Page 1

BAHAR 2019

1. SAYI

papirüs+ TÜRK VE DÜNYA EDEBIYATINDA IZ BIRAKAN ROMAN KAHRAMANLARI

AFORİZMALAR BOŞLUK DUYGUSU, VAROLMAK VE BAŞARI ÜZERİNE

TARİH KÖŞESİ: İSKENDERİN SON SAVAŞI, HYDASPES

WWW.ARTIANADOLULISESI.COM


IÇINDEKILER sf. 2-3

sf. 11

İSKENDERİN SON SAVAŞI, HYDASPES

Işıl Destan Yıldız

sf. 7-9

sf. 20

BOŞLUK DUYGUSU, VAROLMAK VE BAŞARI ÜZERİNE

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Eren Arslan

Selçuk Duran

BEYNİN GÜCÜ


İSKENDERİN SON SAVAŞI, HYDASPES Eren Arslan Tutkulu, hayallerinin peşinde koşan askeri bir deha, Makedonyalı İskender son savaşını veriyor. Avrupalı askerlerin ilk kez savaş filleri ile karşılaştığı an. Piyadeler değil atlar çılgına dönüyor , bu dev hayvanları görünce. Bir an yaşadığımız rutin, dertli zaman diliminden alalım sizi ve Hindistan ormanlarının derinliklerinde korkunç bir savaş atmosferine sokalım. Büyük İskender’in en maliyetli savaşı olarak kabul edilir. Bu, aynı zamanda onun son savaşı. Muson yağmurları döneminde, kendisini suları kabarmış nehrin karşısında bekleyen ve savaş fillerinden oluşan Hint ordusuyla savaşmak için 2 ay boyunca nehrin en sığ olabilecek yerini bulabilmek için, askerlerine


nehrin bir aşağısını bir yukarısını inceletirken, Hint ordusu da onun yaptıklarını taklit ediyormuş. En sonunda bundan sıkılıp vazgeçtiği bir zamanda, İskender bir gece vakti, gizlice nehri geçer. Askerilerini, atları ve tüm askeri lojistiği Hint Ordusu’nun arkasına taşıttığı söylenir. Tabii bunu bir gecede yaptığı söylense de, bilinmiyor. İskender, klasik Makedon dizilişiyle sağ kanattan Hint süvarilerine saldırıp, bunları yok eder. Eumenes sol kanattan saldırır. Daha sonra Seleukos hafif piyadeleri ile filleri sabitler. Krateros ise bu esnada nehri geçip Hintlileri tam anlamıyla bir kıskaç altına alır. Son ana kadar direnen Porus’un cesaretinden çok etkilenen İskender, ona Makedon egemenliğini kabul etmek şartıyla topraklarını geri verir. İskender sorar Porus'a "Sana ne yapayım?” Cevap gecikmez ''Bir krala ne yaparsan onu yap.'' Bu savaş, Yunanlılar ile Hintlilerin yüzyıllar boyunca kültürel olarak etkileşim içinde olmalarını sağlayan kapıları açtı. Aldığı ok yarasıyla pes eden Porus, tekrar ülkesini kazanırken, İskender çok sevdiği efsanevi atı Bukepholos'un kaybı için günlerce yas tuttu.Ordusu yorgunluk, bitmeyen savaşlardan, çok uzakta kalan Makedonya özleminden perişan olmuştu.İskender mecburen dönmek zorunda kaldı. Babilon şehrinde genç yaşında hayalini tam gerçekleştiremeden öldü. Ama ismi, daima ölümsüz olarak tarihin altın sayfalarında yerini şanla aldı.


AFORIZMALAR Beni etkileyen beni reddeder.

Kalabalık, zayıf kişinin güç taklididir.

Sıkıcı olmanın sırrı, her şeyi söylemektir.

Karanlık ölümün bir parçasıdır; bu yüzden dinlendiricidir.

SOREN KIERKEGAARD VOLTAIRE

Her şeyi bilecek kadar genç değilim.

OSCAR WILDE

Başkalarıyla ilgili rahatsız olduğumuz her şey, kendimizi tanımamızı sağlar.

CARL JUNG

İnsanlar kendi araçlarının araçları oldular.

HENRY THOREAU

Bütün devrimler buharlaşıp gider ve ardında yeni bir bürokrasi balçığı bırakır.

ERIC HOFFER

AHMET HAŞIM

İnsan dünyayı yavaş yavaş anlamaya başlar ve sonra ölür.

SANDOR MARAI

Kısaca ifade edebilmek, yeteneğin kardeşidir.

ÇEHOV

Umarım hayat büyük bir şaka değildir; çünkü ben anlamadım.

JACK HANDEY

FRANZ KAFKA

Az şeye sahip olanın köleliği de az olur, yaşasın asil yoksulluğum!

NIETZSCHE

Aptallıktan başka günah yoktur.

OSCAR WILDE

Bilenler konuşmuyor, konuşanlar bilmiyor.

Şair olamayacaksan, şiir ol.

Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.

Mutluluğun anahtarı kötü hafızadır.

En korkunç acılar, sessiz olan acılardır.

Adil olmak, insanların birbirlerinin kaderini paylaşması demektir.

Geçmişler, geleceğe; suyun, suya benzemesinden daha çok benzer.

Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendisi gibi bilir.

LAO TSU

YUNUS EMRE

IBNI HALDUN

RITA MAE BROWN JOHN RAWLS MEVLANA

REISE | PAGE 2

CHARLES BAUDELAIRE

DAVID CARRADINE


BOŞLUK DUYGUSU, VAROLMAK VE BAŞARI ÜZERİNE Modern insanın baş etmesi gereken sorunlar var. Boşluk hissi bunların başında geliyor. Bu duygu hali ne yazık ki öğrenciler arasında da yaygın. Bu nedenle eğitim üzerine konuşurken, çözümler üretmeye çalışırken insan odaklı olmaktan bahsedeceksek, çağımızın yakıcı bir gerçeği olarak boşluk ve yalnızlık duygularını hesaba katmamız gerekir.   Peki insan kendini neden boşlukta hisseder? Amerikalı varoluşçu psikolog Rollo May boşluk duygusunun genellikle insanların hayatlarına ya da yaşadıkları dünyaya ilişkin etkili bir şey yapmaktan aciz olmalarını hissetmelerinden kaynaklandığını belirtir. Kişi hayatına yön veremeyince, dünyayı etkileyebilme 

Selçuk Duran kapasitesini geliştiremeyince zamanla çaresizlik ve anlamsızlık hissine kapılacaktır. Bu durum zamanla istemeyi, hissetmeyi reddeden, duyarsızlaşan ve yoğun bir endişe girdabı içine sürüklenen bir insan gerçekliğine neden olacaktır. Boşluk duygusu doğal olarak kişinin içine kapanmasını, kendini toplumdan soyutlamasını, sağlıklı olmayan bir yalnızlığa düşmesini beraberinde getirir. Oysa insanlar genellikle yaşadığı dünya içerisinde bir etkiye sahip olmak, sosyal bir kabul görmek, beğenilmek, sevilmek isterler. Konuya biraz da öğrencilerimiz açısından yaklaşalım. Hayatının en güzel çağlarında zorlu bir müfredattan sorumlu olarak, üniversite sınavlarına hazırlanan


öğrencilerimiz söz konusu boşluk duygusunu fazlasıyla yaşıyor. Eğitimci ya da ebeveynler olarak bizlerin de bir dönem yaşadığı ama ne hikmetse çabuk unuttuğu o stresli dönemi başarılı geçirmiş olsak da olmasak da tebessümle hatırlayanımız yoktur diye düşünüyorum. Bu süreçte sınava hazırlanan bireyler aslında bir nevi kendilerini hayattan soyutlamak zorundadır. Ders çalışmazlarsa hedeflerinden uzaklaşacaklarını düşünürler. O nedenle mesela ağız tadıyla kendilerine vakit ayırdıkları pek yoktur. Bir kitap okumak isteseler okuyamazlar. Arkadaşlarıyla buluştuklarında yaptıkları sohbetten bir şey anlamazlar. Özetle kişi bu haliyle dünyayı etkileyemez, kendini aciz hisseder. Çaresizlik zamanla duyarsızlık hissini beraberinde getirir. Milyonlarca gencimiz derin bir boşluk duygusu eşliğinde büyük bir boş vermişlik hali ile yaşamlarını şekillendirecek bu süreçte dünyayı etkilemekten, dolayısıyla da var olmaktan alıkonulmaktadır. Peki varlığımızı tehdit eden, bizi aciz hissettiren zamanla duyarsızlaştıran bu ahvale karşı nasıl bir duruş sergileyebiliriz? Boşluk duygusundan nasıl uzaklaşabiliriz? 20. Yüzyılın önemli teologlarından Paul Tillich, var olmanın ancak öz-olumlama ile mümkün olduğunu belirtir. Bu da cesarete bağlıdır. Cesaret kişinin kendi benliğini onaylaması ve Nietzsche’nin vurguladığı anlamda sürekli olarak kendini aşmasıdır. Burada kendini aşmak, tam da kişinin var olan


potansiyellerini geliştirmesi, gerçekleştirmesi anlamında kullanılmıştır. Öyleyse var olan potansiyellerimizi keşfedeceğiz. Birey olarak var olmanın koşullarını oluşturacağız. Kendimizi toplumsal bir varlık olarak keşfederken aynı zamanda bireysel özelliklerimizle dünyaya olumlu anlamda ne tür etkiler bırakabileceğimizi şimdiden tasarlayacağız. Öz farkındalık bu anlamda çok önemli. Öğrencilerimiz açısından en çok geliştirilmesi gereken şeylerden biri bu. Toplum içinde, evren içinde oldukça önemli olduğumuzun ama aynı zamanda diğer insanlardan hatta canlılardan çok da büyük bir farkımızın olmadığını idrak etmeliyiz. Sorumluluk, öz disiplin, öz güven gibi özellikler de var olmak konusunda bizlere ışık tutacak kavramlardır. Bildiğiniz üzere sınav maratonunda genellikle planlamasını baştan iyi yapan, düzenli çalışan, başkalarına değil de daha çok

kendine ve yaptığı işe odaklanan, bahaneler üretmek yerine sorunlara gerçekçi çözümler üreten öğrenciler ayakta kalabiliyor. Meslek hayatında başarılı olabilmek için de benzer şeyler geçerli. Yazı boyunca başarı kavramının yerine var olmak terimini bilinçli olarak kullandım. Zira çağımızın insanı başarılı olsa dahi boşluk hissinden kendini kurtaramıyor. Hayallerine kavuşsa bile kendi gelişiminde rol alamıyor ve kendisine, yaşantısına şekil veremiyor. Bu nedenle benliğimize dair güçlü bir bilinç geliştirebilmemiz, eylemlerimizin sorumluluğunu alabilmemiz sanıldığından daha önemli. Bu bilincin oluşması için ihtiyacımız olan şeyler ise öz-olumlama ve daha fazla cesaret.


EVİN HALLERİ

Behçet Necatigil Evin yalın hali İster cüce, ister dev  Camlarında perde yok  Bomboş, ev.  Evin -i hali, sabah,  Geciktiniz haydi!  Uykuların tatlandığı sularda  Bıracaksınız evi.  Evin -e hali, gün boyu,  Ha gayret emektar deve!  Sırtınızda yılların yorgunluğu  Akşam erkenden eve.  Evin -de hali, saadet,  Isınmak ocaktaki alevde  Sönmüş yıldızlara karşı  Işıklar varsa evde.  Evin -den hali, uzaksınız,  Hattâ içinde yaşarken  Aşkların, ölümlerin omzunda  Ayrılmak varken evden.


ÖNEMLI EDEBIYAT DERGILERI

Yaren Uçar

REISE | PAGE 3

Günümüzde çok fazla edebiyat dergisi çıkartılıyor ve insanlar artık profesyonel yazarları keşfetmeye başlıyor. İnsanlar yeni yazarlar, şairler keşfetmeye başlıyor. Bu dergilerden birkaç tanesi şunlardır: 1. 221B Dergi Türkiye'nin ilk polisiye dergisidir. Dergi Ahmet Ümit ve diğer polisiye romancılarımızın yazdığı özel polisiye incelemeleri ve makalelere ev sahipliği yapmaktadır.   2. Söylenti Dergi "Edebiyatın Ormanının Yeni Oksijen Kaynağı" mottosu ile yayın yapan Söylenti Dergi, bir internet dergisidir. Yazılan yazıları aylık veya haftalık yayınlamak yerine yazıldığı zaman yayınlıyorlar. Aynı zamanda yazarları gönüllü ve katılımcı olan dergilerden bir tanesidir.    3. Apartman Dergi Bu dergi katılımcı yazarlar ile gönüllülük esas alınarak kurulmuş bir dergi. Yazarlarını ise kendi okur kitlelerinden bulup çıkarmaktadırlar.    

4. Plüton Dergi Katılımcı yazarları ile oluşturulan, son zamanlarda oldukça ilgi çeken dergilerden biri. Kadrosunu fanzin kültüründen gelen gençler oluşturmakta ve dergide onların güncel edebiyattan daha farklı bir şekilde ele aldıkları yazılar bulunmaktadır.     5. Seyyar Edebiyat  Yine "salt" edebiyat vurgusu yapan dergilerden biridir. İçerisinde şiir,hikaye gibi birçok edebi tür bulundurur. Spor,din,siyaset gibi alanlardan uzak ve gönüllü insanların oluşturduğu bir dergidir. Ayrıca İstanbul Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan bu dergi bünyesinde birçok üniversite yazarı da bulundurur.


BEYNİN GÜCÜ

Işıl Destan Yıldız 1. Beyin 40'lı yaşların sonuna kadar gelişmeye devam eder. 2. Çikolatanın kokusu beyninizde teta beyin dalgalarını artırır ve gevşemenizi sağlar. 3. Midenizde, bağırsaklarınızda, pankreasınızda, ciğerlerinizde, anüsünüzde ve hatta beyninizde bile tat alıcılar bulunmaktadır. 4. Yetersiz uyku beyninizi etkiler ve iradenizi zayıflatarak, tepkilerini yavaşlatır. 5. Beyniniz sıkıcı birinin yaptığı monoton bir konuşmanın daha ilginç olması için konuşma sesini kafanızda değiştirir. 6. Gece uykusu beyin için en ideal uykudur. Beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağların geliştirilmesini sağlar. Bu sayede beyin gündüz öğrendiklerini gece kayda geçirir. 7. Bir espriye gülmek basit bir iş değildir, beyindeki beş farklı bölgenin bir arada çalışmasını gerektirir.


DÜNYADA EN ÇOK ILGI GÖREN ÇOCUK KITAPLARI Dünya edebiyatında yer edinmiş birbirinden güzel ve çarpıcı çocuk kitapları, sizlere yepyeni dünyaların kapısını aralamaktadır. Gerek kurgusu gerekse yazım diliyle diğer yapıtlar arasından öne çıkan değerli eserler, dünyanın her yerinde oldukça ilgi görmektedir. Çocuklarınızın gelişimine katkıda bulunacak eğitsel, akıcı bu çocuk kitapları okuma şevkinizi arttıracak. Sadece çocukların değil yetişkinlerin de severek okuyacağını bildiğimiz bu başarılı çocuk kitaplarına bir göz atalım. 1. Küçük Prens Her ne kadar büyükler için kaleme alınmış olsa da Küçük Prens çocuk kitapları arasında başı çekmektedir. Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan Küçük Prens, 1943’te yayımlanmıştır. Çocuk edebiyatı denilince akla ilk gelen eser, dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biri haline gelmiştir. Eserde küçük prensin gözünden yetişkinlerin dünyası anlatılır.

2. Alice Harikalar Diyarında Tüm dünya çocuklarının hayranlıkla okuduğu Alice Harikalar Diyarında, 1865 yılında Lewis Carroll tarafından kaleme alınmıştır. Kızı Alice’i oyalamak için başlattığı bu eser unutulmaz bir çocuk romanına dönüşmüştür. Alice’in tuhaf giyimli tavşan arkadaşını takip etmesiyle ulaştığı delik, ona inanılmaz bir serüvenin kapısını aralar. Kupa kraliçenin yönettiği harikalar ülkesinde bir çok kahraman, sizi büyülü bir dünyaya götürecek. 3. Charlie'nin Çikolata Fabrikası Roald Dahl tarafından yazılan bu enfes çocuk kitabının kahramanı Küçük Charlie, çikolatayı çok sevdiği halde alabilecek parası yoktur. Senede sadece bir kez doğum gününde yiyebildiği çikolatasını aile bireyleriyle paylaşıyor. Çikolata fabrikasının sahibinin ürettiği altın biletler sayesinde oraya girmeyi başaran Charlie, orada yaşadığı macerada alçak gönüllülüğü ve azmin değerini anlatıyor.

4. Don Kişot Miguel de Cervantes tarafından yazılan Don Kişot'ta mücadele ve inanç temel alınmıştır. Atı Rocinante ve seyisi Sanço Panza ile yel değirmenlerine savaş açan Don Kişot, unutulmaz şövalye kahramanlardan biridir. Kitap bir başyapıt niteliğinde olup bütün dillere çevrilmiştir.


5. Şeker Portakalı se Mauro De Vasconcelos tarafından yazılmış bir baş yapıt olan Şeker Portakalı, çocuklar olduğu kadar yetişkinler tarafından da büyük ilgi görmüştür. Yaşamın zorlukları karşısında durmaya çalışan küçük Zeze’nin başından geçenler anlatılmaktadır.

6. Küçük Kara Balık İranlı yazar Samed Behrengi tarafından yazılan masal türünde bir yapıttır. Birçok ülkede ödüller alan eser, dünyanın da her yerinde çok sevilerek okunmuştur. Denize ulaşmak isteyen küçük kara balığın özgürlük mücadelesi anlatılmaktadır. 7. 80 Günde Devri Alem Zengin, kibar ve tam bir centilmen olan Phileas Fogg, arkadaşlarıyla dünyayı 80 günde gezebileceğine dair iddiaya girer. Uşağı Passepartout’u da yanına alarak çıktığı yolda geçtiği birçok yer ve macera akıcı bir dille ele alınmaktadır. Jules Verne’in en başarılı eserlerinden biri olarak çok sayıda baskı yapmış ve çocukların ilgi odağı olmayı başarmıştır. 8. Denizler Altında 20 Bin Fersah Çocuk Edebiyatında bilim kurgu denilince akla ilk gelen eserlerden biri olarak göze çarpar. 1870 yılında Jules Verne’in yazdığı

kitapta bilim adamı olan Pierre Aronnax’ın denizaltında geçen macerası anlatılıyor. Uşağıyla birlikte ABD bilim gemisiyle çıktıkları yolda karşılaştıkları nesnenin denizaltı gemisi olduğunu görürler. Bu denizaltıyı yapan Kaptan Nemo ve arkadaşlarıyla birlikte okyanusun derinliklerini araştırırlar. 9. Peter Pan Peter Pan, haylaz ve zeki bir çocuktur. Peri dostu Tinker Bell ve Kayıp Çocuklarla birlikte Neverland denilen küçük bir adada kötü niyetli Kaptan Hook ve ekibine karşı mücadele vermektedir. Bu meydan okumanın yer aldığı kitap, çocuklar tarafından uzun yıllardır aynı ilgi ve sevgiyi görüyor. J. M. Barrie tarafından ele alınan bu kitapta sevimli Peter Pan’in sürükleyici maceralarına tanık olacaksınız.

10. Kibritçi Kız Ünlü yazar Hans Christian Andersen’in kaleme aldığı masal, çocuk edebiyatının en dramatik eserlerinin başında gelir. Yoksul, fakir bir kız çocuğunun ısınabilmek için yaktığı tüm kibritlerle birlikte hayata gözlerini yumması anlatılıyor. O kibritlerin ışığında kurduğu hayallerle size yepyeni bir pencere açabilecek kitap, uzun yıllardır herkes tarafından çok sevilerek okunan çocuk kitaplarının başında geliyor.


TARİHTEN İBRET ALMAK Işıl Destan Yıldız

Tarih bazı uluslara ve devletlere korkunç bir son hazırladığı gibi bazı devletlerin ve ulusların, kalkınmasını ve ilerlemelerini yazmak için de parlak sayfalar açmaktadır. Bu misallerin her ikisi de sadece devlet adamları için önem taşımaz; ulusun her bir üyesini de ilgilendiren meselelerdir. İster beyin gücü ile ister kas gücüyle çalışsın; bütün erkekler, kadınlar, yaşlılar, gençler, kentliler, köylüler, hep bu sorunları düşünmelidir.   Bundan yıllar önce, Moskova Devlet Tiyatrosu’nun duvarlarında büyük çatlaklar meydana gelmiş. Temelden çatıya dek uzanan bu çatlaklar, bütün binanın yıkılıp içindekilere ve etrafa zarar verme tehlikesini meydana getirmiş. Mühendisler, bu çatlakların nasıl oluştuğunu araştırmaya başlamışlar, araştırma sırasında binanın birkaç yerinden temelleri açtıktan sonra, artık çürümeye ve çökmeye yüz tutmuş bu koca taş binanın, vaktiyle ahşap temeller üzerine yapıldığını fark etmişler.   Çatlakları gören mühendisler, tehlikeyi önlemek için neler yapmak gerektiği konusunda düşünmeye başlamışlar. Binayı yıkmak yerine, öncelikle köşelerden bağlayarak temele inerek çürüyen tahta kazıkların yerine sağlam granit taşlar yerleştirmişler. Böylece bütün temeli baştan sona yenilemişler. Bundan sonra Devlet Tiyatrosunun eski binası yeniden sağlam temellerine kavuşmuş.  

Devletlerin tarihi ve ulusların yaşamı da Moskova’daki Devlet Tiyatrosu gibidir. Devlet düzeninin eski temelleri ve ulusları yönetmenin eski şekilleri, kendi döneminde her ne kadar yeterli görülürse görülsün, bu temeller, bu eski idare biçimleri artık zayıf ve yetersiz kalmaktadır. Bilinen bir atasözü vardır; “Yeni toplumlar, beraberinde yeni şarkılar getirir.” Zaman içinde insan nesilleri de değişip yenileniyor. Her nesil, beraberinde yeni kavramlar, yeni arzu ve istekler getiriyor.   Yeni nesillerin artık eskimiş, zamanı geçmiş idare biçimlerine riayet etmesi beklenemez. Yeni nesillere daha yeni, daha mantıklı, daha adil ve daha sağlam temellere dayalı idare biçimleri uygulanmalıdır.   Yeni yaklaşımla, ülkelerde sarsıntı ve yıkımlara olanak tanımadan, halkın iradesi için daha çok bilgi ve düşünceye dayalı, daha adil yöntemlere başvuruluyor.  


Bazı ülkelerde ise devlet adamları, halkın iradesi ve eğitimin yavaş yavaş düzeltilmesi gerektiğini anlamıyor veya anlamazlıktan geliyor. Devlet binasının duvarları da zaman içinde yıpranıyor, orasında burasında çatlaklar oluşuyor. Ancak zamanla daha çok derinleşen ve genişleyen bu çatlaklar önemsenmiyor.   Bu yüzdendir ki, dışarıdan sağlam ve dayanıklı görünen devlet kurumlarının çatlamasına, hatta yıkılmasına kesinlikle şaşırmamak gerekir. Eski İran yıkıldı. Eski Osmanlı, Eski Avusturya İmparatorluğu yıkıldı gitti. Koskoca Rusya bile devrildi. Bismark’ların ve Wilhelm’lerin Almanyası da yıkılıp gitti.   Kutsal kitaplarda şöyle bir olay anlatılır: Bir zamanlar acımasız bir hükümdarın sarayının duvarlarında ateşle yazılmış sözcükler görülmüş; “Mane tekel fares”   Bu sözcüklerin anlamını hiç kimse çözememiş. Bilge Daniyal, bu kelimeleri şöyle yorumlamış: "-Bu ateşli yazılar, müthiş bir şeyin meydana geleceğini haber veriyor. Bunların anlamı şudur: Artık devlet yaşama gücünü kaybetmiştir. Kaçınılması imkansız bir şekilde yıkılmaya mahkumdur." Eski Roma İmparatorluğu, Philippe'in ve Alp dükasının İspanya Krallığı, 15. Louis'in Fransa Hükümdarlığı, Romanof'ların Avusturya'sı, Hohenzollern'lerin Almanya'sı, Habsburg'ların Avusturya'sı aynı feci sonu yaşadılar. Tarih onlar hakkında da gereken hükmünü verdi: "-Mane tekel fares!"    Beyaz Zambaklar Ülkesinde/Grıgory Petrov


DÜNYA EDEBIYATINDA IZ BIRAKAN ROMAN KAHRAMANLARI Hepimizin dünyasında bir şekilde yer eden roman kahramanları vardır. Okuduğumuz bir kitapta ya kendimizle bütünleşen ya bizi korkutan ya da hayranlık oluşturan… Dünya çapında ses getiren ve derin izler bırakan roman kahramanlarını sizin için derledik. 1. Rodion Romanoviç Raskolnikov Dostoyevski’nin en ünlü eserleri Suç ve Ceza romanının baş karakteridir. Yakışıklı, karamsar, dengesiz ve fakirdir ancak yardımsever, hayatında amaçsızdır. Eski hukuk öğrencisidir. Özverili, idealisttir. Öbür taraftan da çok çabuk adam öldüren bir karaktere sahiptir.

2. Don Kişot (Don Quijote) Alonso Quijano Cervantes’in ünlü romanı Don Kişot’un baş kahramanıdır. Zayıf, uzun boylu, yaşlı bir adam; komik, hayalperest, mert, yiğit, cesur, gözü pek, korkusuz, deli, çılgın, meczup, bunak, idealist bir kahramandır. 3. Anna Karenina Tolstoy’un aynı isimli eserinin kahramanıdır. Şık ve güzel bir kadındır.

Kibarlığı ve saygıdeğer kişiliği ile çevresinde hayranlık uyandırmaktadır. Monoton bir evlilik hayatı ve bir de çocuğu vardır. Ama bir gün Moskova’ya giderek hayatının yönü değiştirmiştir.

4. Gregor Samsa Franz Kafka’nın en meşhur eseri Dönüşüm’ün başkahramanıdır. Annesi, babası ve kız kardeşi aynı evde yaşamaktadır. Pazarlamacıdır. Bir sabah kendisini böceğe dönüş bulur ve bu tuhaf dönüşümle birlikte dünyaya farklı açıdan bakmaya çalışır. 5. Jean Valjean Victor Hugo’nun dünyaca ünlü Sefiller romanının kahramanıdır. Önceleri basit, sıradan, çalışkan bir köylüdür. Haksız yere cezalandırıldıktan sonra insanlara küser ve nefret eden bir insana bürünür. Fakat daha sonraları faziletli, dürüst, ahlaklı olarak hayatına devam eder.


6. Küçük Prens Antonia de Saint-Exupéry’in aynı isimli eserinin kahramanıdır. Dünyada en çok okunan kitaplar arasındadır. Gezegeninde yalnız başına yaşayan ve bir çiçeği olan çeşitli gezegenleri dolaşan bir kahramanımızdır. 7. Holden Caulfield J.D. Salinger’in meşhur Çavdar Tarlasında Çocuklar isimli romanının baş kahramanıdır. Oldukça zeki bir çocuk, aynı zamanda hassastır da. İlerleyen zamanda yalnızlığı, saflığı ve masumiyeti keşfeder. Dünyadan kendini soyutlamış bir karakterdir.

REISE | PAGE 3

8. Peter Kien Elias Canetti’nin Körleşme isimli romanının kahramanıdır. 25 bin civarında kitabı olan bir sinolog. Doğu diye atfedilen toplumların Çin, Hint kadim felsefelerini, dillerini hatmetmiş bir adam. Kitaplara o kadar aşık ki, insanlardan daha fazla değer veriyor onlara. Üniversiteden gelen "Derslere gir." taleplerini onları küçük görerek reddediyor. Aseksüel bir kimliğe sahip denilebilecek bir adam.

9. Oblomov İvan Aleksandroviç Gonçarov’un aynı isimli romanının kahramanıdır. Yaşama karşı ilgisizlik, atalet, vurdumduymazlık, çekingenliğe ve ürkekliğe varan bir yumuşak başlılık, sakinlik, pasif-agresif bir tutum, sırtını başkalarına dayama. Üşengeç ve tembeldir.


TÜRK EDEBIYATINDA IZ BIRAKAN ROMAN KAHRAMANLARI Türk edebiyatında iz bırakan roman kahramanlarını sizin için derledik. Seçkiyi hazırlamak bir hayli zor oldu. Hem yıllar boyunca hem de yakın zamanda okurları etkileyen kahramanlar, Türk edebiyatında iz bırakan roman kahramanları derlememizde. 1. Reşat Nuri Gültekin (1889-1956) Çalıkuşu - “Feride” Fransız okulundan mezun; çok güzel, haşarı, canlı, cıvıl cıvıl, yaramaz, duygusal ve akıllı; cana yakın, sevimli eski bir İstanbul kızı ve idealist bir öğretmen olmanın yanı sıra, acıklı bir aşk hikâyesinin gözü yaşlı kahramanıdır.

2. Peyami Safa (1899-1961) Sözde Kızlar “Mebrure” Küçük yaşta annesini kaybetmiş hayatta en sevdiği yakını babasına ve namusuna düşkündür, Anadolu’daki isyanlar sebebiyle İstanbul’a göç eder. Tuttuğunu koparan, hırslı yapıya sahip bir genç kız.

3. Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962) Saatleri Ayarlama Enstitüsü - “Hayri İrdal" Çok saygın olmayan, geleneksel, ön yargılı, yeni ve eski arasında sıkışıp kalmış, karısının tabiri ile sünepedir. Zaman içinde açtığı saatleri ayarlama enstitü sayesinde saygınlık kazansa da kimseye bulaşmayan bir yapıdadır. Eskiye düşkündür ve yaşama karşı karamsardır.

4. Suat Derviş (1903-1972) Fosforlu Cevriye - “Cevriye” Güzelliği, saflılığı ve argo söylemleriyle, İstanbullu bir sokak çocuğu, bir sokak fahişesidir. Hayatını hep kabullenmiştir. Aşkının peşinden gidecek kadar cesaretli ve kaderi melodramatiktir. 5. Sabahattin Ali (1907-1948) Kuyucaklı Yusuf - “Yusuf” Fazla konuşmayan içine kapanık bir insandır. Haksızlığa tahammülü yoktur ancak haksızlıklara, sessizce direnir. Kimsesiz, fakir bir halk çocuğudur. Küçük yaşlarda ailesini kaybetmiştir. Sert, haşin, insanlara çok güvenmeyen, cesur bir kişidir. Yaşamdaki tutkusu ve istekleri fiziki isteklerinin ötesine geçmez. Kendi halinde, özgür bir yaşam sürmek ister ama onun eline bakan karısı Muazzez ve karısının annesi bu yaşamı bozmuş olur.


6. Yusuf Atılgan (1921-1989) Aylak Adam “C” Toplumla uyuşamayan, ataerkil yapıya ait olamayan, iki kişiden kurulmuş toplumların “en iyisi” olduğunu düşünen ve bu uğurda ‘gerçek aşk’ı arayan; huysuz, sıkılgan, mutsuz ve ‘aylak’ bir adamdır. Kadınlara düşkünlüğü vardır ve sürekli gerçek sevgiyi arar. 7. Yaşar Kemal (1923-2015) İnce Mehmed “İnce Mehmed” Babasını küçük yaşta kaybetmiş, annesi Döne ile Değirmenoluk köyünde yaşamaktadır. Açlık ve sefalet içinde yaşamıştır. On sekizine gelince sevdiği kızın başka birine nişanlanması üzerine ağaya başkaldırır ve dağa çıkarak eşkıya olur. Daha sonra bu başkaldırı, ezilen ve zulme uğrayan köylünün yanında yer almak şeklinde kendini gösterir. Memed, haksızlığa ve zulme başkaldırının sembolüdür.

8. Oğuz Atay (1934-1977) Tutunamayanlar “Selim Işık” Derdi sürekli “can sıkıntısı” ve insanların onu anlamamasıdır. Duygu ve düşünceleriyle yer alan soyut bir varlık, kendi içindeki dünyada yaşayan bir Don Kişot’tur: Hz. İsa’yı kendisine yakın hisseder; ona ruhun güzelliğinden bahseder; ona mektupla içini

döker ve evine davet eder. Birbirlerine insanlardan çektiklerini anlatırlar. Çocukluk yıllarında toplumla uyuşmazlıklar yaşar. Dış dünyaya kapalı, içe dönük bir yapısı vardır.

9. İhsan Oktay Anar (1960- ) Puslu Kıtalar Atlası - “Uzun İhsan Efendi" "Frenk kaşiflerine özenip” bir dünya haritası yapmaya çalışan, fakat evden bile dışarıya çıkmayan biridir. doğaüstü özelliklerle donatılmış bir karakterdir. 10. Hakan Günday (1976-   ) Kinyas ve Kayra - “Kayra” Kayra ile Kinyas birbirlerini tamamlayan ve kendilerini dış dünyadan soyutlamış iki dost. Kinyas Kayra’yı, Kayra Kinyas’ı tek ailesi olarak görüyor. Nefretle sevginin karışımıdır. Anlaşılması çok güç bir ilişkileri vardır. Tanımlanması imkânsız.


BUNLARI BILIYOR MUSUNUZ?

SAYFA NO

1. Dracula tarih boyunca sinemaya en fazla uyarlanan hikayedir. 2. Koalalar, primatlar ve insanlar kendilerine özgü parmak izi olan canlılardır. 3. Hiçbir şey sonsuza kadar yaşayamaz ya da devam etmez. Pi sayısı hariç... 4. Derin sularda 180 balık türü hiç ışık yüzü görmeden büyür ve yaşamını sürdürür. 5. Bölme ve çarpmanın eşdeğer olduğu tek bilim dalı biyolojidir. 6. Orman yangınları yokuş yukarı daha hızlı yayılır. 7. Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakıt miktarı 50 kg'dır.

8. İnsanlar vücutlarında 300 kemikle doğuyor; fakat yetişkin olduklarında bu sayı 206'ya düşüyor. 9. İnsan teninin 1 santimetrekaresi 625 ter bezi içerir.


GÜNÜMÜZDE BENZERI GÖRÜLMEYEN AŞKLARIYLA ÜNLÜ EDEBIYATÇILAR

1. Nazım Hikmet ve Piraye "Yaşım 30 sularında. Fakat seni 14 yaşında bir mekteplinin ve 60 yaşındaki bir felsefe adamının ikiz aşkıyla seviyorum."

3. Cemal Süreya ve Tomris Uyar "Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin." 4. Orhan Veli ve Nahit Hanım "Bir de sevgilim vardır pek muteber; İsmini söyleyemem. Edebiyat tarihçisi bulsun." 5. Turgut Uyar ve Tomris Uyar" Bil ki akrep yelkovanı geçerse Atan bu yüreğim durur Bırak bozuk kalsın, hiç değilse Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."

2. Sezai Karakoç ve Mona Rosa "Açma pencereni perdeleri çek, Mona Rosa seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek. Anla Mona Rosa ben bir deliyim. Açma pencereni perdeleri çek." SAYFA NO

6. Nurdan Hoca ve Abdurrahman Hoca "Edebiyata ömür ve gönül vermiş insanlar..."


"BİR CAN BİN UMUT" KERMESİMİZ...


HAYVAN DOSTLARIMIZ IÇIN...


BİR SONRAKİ SAYIMIZDA BİZE ESER GÖNDERMEK İSTER MİSİNİZ? İNFO@ARTİANADOLULİSESİ.COM

Profile for artianadolulisesi

Papirüs+ 1. Sayı  

Advertisement

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded