Page 24

Esrar Perdesi (Torn CurtaIn, 1966)

mesafe koymuyor, yorum getirmekten kaçınmıyor. Bunu biraz da DVD’lerdeki ‘yorumlu izleme seçeneği’ne benzettim ben; filmi gösterime çıktığı haliyle izleyebildiğiniz gibi, yönetmen ya da oyuncuların yorumları eşliğinde de izleyebiliyorsunuz ya, işte tam öyle bir durum bu!

T

ürkiye sinemasına da ele aldığı dönemler içinde belli oranlarda (kesinlikle fazla abartmadan) yer veren deneyimli yazar, öncelikle ve özellikle sinemamızın dönüm noktalarıyla haşır neşir oluyor. Muhsin Ertuğrul’dan Nuri Bilge Ceylan’a kadar uzanan yolda ülke sinemasının yaptığı aşamalar, inişler ve çıkışlara odaklanan Teksoy, kimi yönetmenler ve filmler hakkında ‘cevap hakkı’nı kullanmayı da ihmal etmiyor. Yılmaz Güney’e dair birkaç kelam ederken, bir süre önce sinemacı hakkında başlatılan ‘karalama kampanyası’na tek cümlelelik hokkalı bir cevap yapıştırıyor, ki bunun son derece ‘gerekli’ olduğunu da hissettiriyor bizlere. Öte yandan sinemamızın ‘ilginç’ karakterlerinden Sinan Çetin’in dünyasına da eleştirel bir bakış atmadan geçemiyor kitabında ve yönetmenin son dönem filmlerinin ‘insancıl’ olmadığı üzerine fikirlerini beyan ediyor. Aşağı yukarı sözünü ettiği her yönetmen hakkında ‘yorum’ kategorisine girebilecek cümleler sarf eden yazarın bu tavrı, okurken sizleri de bazı yorumlar yapmaya itiyor; bazı durumlarda ona katılıp onaylayan yorumlar yapıyor, bazı durumlarda ise tam karşısında bir yerlerde durabiliyorsunuz. Bu durumun, yazarla ve kitapla alabildiğine kolay bir iletişim sağlamayı beraberinde getirdiğini de eklemeden geçmeyelim... Teksoy, kitabını Pasolini'nin Marilyn Monroe'nun ölümünden sonra yazdığı şiirle bitiriyor. Teksoy'un özgün bakış açısıyla eleştirdiği filmlerden biri de "Matrix"...

K

endince ‘saptamalar’ı kitap boyunca ardı ardına sıralamış, düşüncelerini kendini kısıtlamadan yazabilmiş, çıkar ilişkilerinin kıskacına hapsolmamış ve yazarlığın gerektirdiği gibi kelimeleri ustaca kullanmış olmanın iç huzuruyla dolu bir yüzü var “Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi”nin. Bir ‘rehber’ mantığıyla yaklaşmadığınız, ansiklopedik bilgiler silsilesi beklemediğiniz, kendinizi belli sınırlar içine sokmadığınız takdirde keyifli bir ‘okuma/anlama/öğrenme süreci’yle karşı karşıya kalacağınızı söyleyebilirim. Bazılarını bildiğimiz, bazılarını bilmediğimiz, bazılarınıysa

Arka Pencere - Sayi 136  

Haftalik Film Kulturu Dergisi