Page 34

Ateş gecesi yerinde doğruldu, tepesindeki görünmez bir kilise kubbesine çarpıp geri geliyormus gibi uğultulu bir ses ve lâhûtî bir ahenkle kısa bir vaiz verdi: Allah ne isterse o olurdu, ölüleri kabirlerinde rahat bırakmak lâzımdı. Duadan gayri hallerde ve ölüler yortusundan baska günlerde ölülerden bahsedilirse onların kemikleri cehennemde gibi yanardj. Vaiz yalnız Varvar dudunun değil, hepimizin tüylerimizi ürpertecek kadar müessirdi. Sofranın aydınlığı dısında kalan Mariyan-tinin karanlıkta istavroz çıkardığını, Rinanın sivri yüzünü atesli bir merakla uzattığını görüyordum. Papazın dalaveresini sezen kaymakam da: — Hele bizim dinde matem büsbütün haramdır matmazel. Böyle haller «gayretullaha dokunur» gibi birkaç büyük lâkırdı sarfe-dince Varvar dudu büsbütün sasaladı ve zavallı Kegam hiç olmazsa o gecelik kazasız belâsız sofradan defedilmis oldu. Bu meseleden sonra kaymakamla Baba Hrisantos sofranın nesesini pek çabuk iade ettiler. Kaymakam rakı, papaz sarap içiyor, bunların ikisini de bırakmak mecburiyetinde kalmıs olan ihtiyar ve hastalıklı muhtar sadece önündeki nanesuyu kadehini kaldırıp indirmek suretile onlara refakat ediyordu. Lefter Efendi rengini biraz bulandırıp rakıya benzetmek için nanesuyunun üzerine bir parça âdi su karıstırmıstı. Dolabı bir eczane kadar zengin olan Varvar dudu: — Hasiyetli anasonum vardır Lefter Efendi, dedi, kasığın di-biyle biraz ezip getireyim size? Nanesuyu rakıya daha ziyade benzer... Muhtar rakıyı bırakanlar için yeni bir avunma usulü bulduğunu zannederek ilk önce sevinmisti. Fakat anasonlu nanesuyunu dudaklarına götürüp bir iki yudum içtikten sonra kadehini tiksinerek masanın üzerine bıraktı ve korkak bir sesle: — Bu gece serefe bir kadeh sahici Takı içeceğim, dedi. Bir kadehle ölecek değilim ya... Amma rica ediyorum, madam duymasın. Varvar dudu muhtara karsı bir santaj vasıtası yakaladığından memnun: — Hiç öyle sey olur? dedi, benim ağzım kilit gibidir. Sonra parmaklarile kızları tehdit etti: — Eğerim Madam Angelikiye, yahut baska birine Lefter Efendi rakı içmistir deyecek olursanız ağızlarınızı kulaklarınıza kadar yırtarım. Yemeğin ortasına doğru kaymakam kızları göstererek: ATES GECESİ 53 — Vah vah... Matmazeller bizim yüzümüzden yoruldukları yetmiyormus gibi bir de aç kalıyorlar, demisti. Fırsatı derhal yakaladım ve iki gün evvelden tasarladığım plânı tatbika basladım: — Evet, buna ben de üzülüyordum. Keske onlar da bir kösede yemeklerini yeseler... Varvar dudu bunu etikete uygun bulmadı ve itiraz etti: — Misafirler bitirmeden hiç olur öyle sey! Boğazlarının horozu ötmüstür? Mutfak Allaha sükür yiyecek doludur. Ne zaman olsa yerler. Fakat bütün sofra benden yana çıktı. Onlar da nihayet evin misafirleriydi. Bahçenin bir kösesinde yemeklerini yerler, arada lâ-zımgeldikçe de sofraya bakiverirlerdi. İhtiyar kız mutfağın karısmasından, tertiplerinin altüst olmasından dehsete gelerek yerinden kalktı. Fakat bizim mukabil tertip süratle islemeğe baslamıstı. Varvar dudu iki küçük masanın biribiri ardınca bahçe kapısından çıktığını ve kızların elleri Reşat nuri güntekin

33

ATE_ GECES_  
ATE_ GECES_  
Advertisement