Page 25

Ateş gecesi bugün nedense dilimiz tutulmus gibiydi. Yanyana yürürken gözüm arasıra Rinanın yüzüne kayı38 ATES GECESİ yordu. Kız bu bakısı derhal yakalıyor, titriyerek o da gözlerini bana çeviriyor ve gülümsüyordu. Bir aralık bir sey söylemis olmak için: — Rina, bir parça sepetini ben tasıyayım, dedim. Kız ürperdi: — Siz tasıyacaksınız? Olmaz. — Pekâlâ olur., sen yorgunsun... — Ayıp... Görürlerse ne söyliyecekler? Rinaya göre bir arada, hattâ kolkola görülmemiz pek ayıp sa-yılmıyabilirdi. Fakat benim onun sepetini tasımam mahalleye karsı affedilmez iskandaldı. Bu aksam bu kıza karsı içimde bir seyler kaynıyordu. Hafifçe çarpık çenesini avucumun içinde sıkmak, çilli yüzünü karıstırmak, dudaklarını yakalayıp çekmek, hâsılı bir kedi yavrusu ile oynar gibi onu hırpalamak istiyordum. Bunlara imkân olmadığı için sepeti yakaladım, yüzüm ates içinde: — Ver onu bana., öyle istiyorum, dedim. Rina sepete sımsıkı sarıldı. Yalnız kollarının kifayet etmiyece-ğini bildiği için bir ucunu da dizlerinin arasına sıkıstırmıstı. Fakat mücadelenin sakınılmaz bir zaruretile ellerimiz ve saçlarımız biri-birine dokununca ikimiz de soluk soluğa durduk. O yine sepetini koluna taktı ve yürümeğe basladık: — Çok inatçısın Rina.. — Ben yok inatçı. Ama ne zaman görecekler çok ayıp... Siz benim sepet götürüyor, ne ayıp... — Niçin ayıp, arkadas değil miyiz? — Siz baska insan... Hiçbir sey mahallenin bana karsı duyduğu hayranlığını zavallı kızın bu saf sözleri ve bunları söylerken yüzünün aldığı hürmet mânası kadar iyi ifade edemezdi. Rinayı bu kadar kendime tâbi görmek bana cesaret verdi ve küstah bir teklifte bulundum: — Ben Turunçlukta dolasmağa gideceğim. Gelir misin benimle? Derhal reddetti: — Olmaz. Ne zaman görecekler, çok ayıp söyliyecekler... Sonra mama... Siz bilirsiniz benim mama... ! JL Çapkın bir kahkaha ile gülüyor, gözlerinden birini kırparak elile dayak isareti yapıyordu. — Peki öyleyse., ben yalnız giderim. Bir sey söylemeden yanyana bes, on adım daha yürüdük ve bir kösebasına vardık. — Burada ayrılıyoruz., ben gidiyorum. Rina duraladı. Bu kısa zaman içinde bir seyler düsünmüse ben. ziyor, ayaklarının ucuna basarak susuyordu. — Bir sey mi söyliyeceksin? Etrafımız insanla doluymus gibi sesini alçaktı: — Siz simdi gideceksiniz, dedi. Ben belkim sonra baska yoldan geleceğim... Kimse görmiyecek. Hayret! Rina randevuyu kabul ediyordu. Demek biraz sonra onunla Turunçluğun bir kösesinde yapayalnız, kolkola, belki hattâ... Fakat bu hayalin uyandırdığı çılgınlığa rağmen bu sefer de ben ürktüm. Ezkaza yakalanırsak Rina Reşat nuri güntekin

24

ATE_ GECES_  
ATE_ GECES_  
Advertisement