Page 21

Ateş gecesi Meleğin yanak32 ATES GECESİ ATES GECESİ 33 öz larının bir kat daha kızardığını, gözlerinin titrediğini görüyorum. Bu bakıstan sonra ikimiz de belli belirsiz bir gülümseme ile basımızı öte tarafa çeviriyoruz. Halka yeniden bağlanmıstır. Artık her cumartesi sabahı babamın yüzüme su serpmesini beklemiyerek yataktan fırlıyor, dadısile beraber Darülmuallimata giden Meleğin yolunu beklemeğe kosuyorum. Daima ayni sokak basında bir tesadüf... Sevgilimin gözleri birkaç saniye titriye titriye bana bakıyor, dudaklarında hemen hemen muztarip bir gülümseme beliriyor. O zamanın büyük askı budur ve ikimizi de bir hafta oyalamağa kâfidir. Meleğin simdi cumartesi günleri beni bos yere beklediğini, geciktiğimi zannederek adımlarım ağırlastırdığını düsünmek yüreğimi parçalıyordu. Hâlâ aklıma geldikçe gülerim. Birkaç defa ben de Matmazel Varvara açılmayı düsündüm. Fakat o, o kadar kendi âlemine dalmıs bir biçare meczuptu ki, Kegamla alâkası olmıyan herhangi bir lâkırdıyı kulağına sokmağa imkân yoktu. Beni düsüncelerinde taciz edilmis gibi garip bir rahatsızlıkla dinliyor, ikide bir sözü ağzımdan alarak kendi meselesine intikal ettiriyordu. Üstelik Meleğimi Kegamla da mukayeseye kalkınca bana bir nefret geldi ve bir daha bu isten bahsetmemek üzere ağzımı kapadım. Fakat burada biraz da utanarak itiraf edeceğim. Ben matmazelin Kegama olan vefasının binde birini Meleğe gösteremedim. Milâsa gelisimin ayına kalmadan zavallı kızı feci bir surette aldatıyor ve hiç hatır ve hayale gelmez garip maceralara dalıyordum. Bunu biraz uzun anlatmalıyım: *** Kilise mahallesi kısın çamur, yazın bir günes ve toz deryası haline gelen bir meydanın etrafına dizili çarpık çurpuk eski zaman evlerinden meydana gelmis bir mahalleydi. Yaz sıcağında bu meydanın ortasından geçmeyi gözüme yediremediğim için kıyıdaki bozuk yaya kaldırımını ve saçakların cılız gölgelerini takip ederek eve gider gelirdim. Gündüzleri erkekler ve genç kızlar ise, çocuklar kilisenin mektebine giderler, mahallede yalnız kadınlar ve ihtiyarlar kalırdı. Pencere cam ve perdelerinin inik bulunmasına mukabil sokak kapıları daima açıktı. İkide birde sulanan los avlularda dokuma salvarlı, siyah yemenili ihtiyar kadınlar tezgâh dokur, çocuk salıncakları sallanır, basları beyaz bir bezle kundaklanmıs çıplak bacaklı, kılıksız ve sapsal genç kadınlar sarkı söyliyerek çamasır yıkarlardı. Fakat aksama doğru günesin çekilmesile manzara birdenbire değisirdi. Evlerin kül rengi cephelerinde garip boyalar belirir, gündüz ısığında farkedilmiyen ince asmalar ve sarmasıklar uyulgalan-mağa baslar, açılan pencerelerin önü sardunya ve fesliğen saksı-larile dolardı. Çocuklar kilise duvarının kenarındaki kapıdan bağrısa çağrısa meydana dökülürken evlerdeki hayat Reşat nuri güntekin

20

ATE_ GECES_  
ATE_ GECES_  
Advertisement