Issuu on Google+

1 BÜYÜK DOĞU’NUN İNŞAASI

BİRLEŞİK İSLAM DEVLETLERİ

İTTİHAD-İ İSLAM PARTİSİ

İBADET VE MUAMELATTA MEZHEPLER

İTAAT ET RAHAT ET

GÜLEN CEMAATİ

32. Sayı

www.anadolugunluk.com

29 Mart - 4 Nisan 2014

50 Kr

Bediüzzaman’ın müjdesi Türkiye gündeminin an be an değiştiği şu seçim arefesinde gazetemiz yazarı Nevzat Şipleme, asıl gündem olup tartışılması gereken konuyu okurlarına sunuyor: Birleşik İslam Devletleri...

Türkiye’nin üzerinde oynanan 28 Şubat, Gezi Olayları, 17 Aralık operasyonu, bunlardan önceki Menderes ve Özal hadiselerinin de şer odaklı olduğu ve Türkiye’nin demokrasi yahut diktatörlük arasında tercih yapmaya zorlandığını belirten gazetemiz yazarı Nevzat Şipleme, okurlarına Anadolu’nun ayağa kalma hamlesi olarak Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin müjdesini gösteriyor. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün verdiği bir konferansta “Bediüzzaman’ın müjdesi, Birleşik İslam Devletlerinin doğacak olmasıdır” sözlerini hatırlatan Şipleme, Anadolu’nun başına örülmek istenen şer odaklı planların tamamından kurtulmanın yolunu işaret ediyor. Sayfa 7’de

TWITTER YASAĞINA DURDURMA

2

BOŞANMA SAYISINDA DÜŞÜŞ

Millet şantaja boyun eğmeyecek Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Beyşehir ilçesinde çarşı meydanında düzenlenen mitingde “Ne Beyşehir, ne Konya, ne Türkiye bu şantaja boyun eğmeyecek Allah’ın izniyle. Ama Pensilvanya da, Türkiye’deki muhalefet de, dünyada yükselmemizi kıskanıp hakkımızda bu şantajları çevirenler de herkes dinleyecek ve herkes bilecek ki bu topraklarda sadece ve sadece milletin iradesi geçer” dedi.

ACIMIZ BÜYÜK Seçim çalışmaları için gittiği Başarakavak Beldemizde trafik kazası geçirerek hayatını kaybeden gazetemiz yazarı ve AK Parti Selçuklu Gençlik Kolları yönetim kurulu üyesi Talha Bayrakçı’ya Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı ve sabr-ı cemil dileriz. Anadolu Günlük Ailesi

Bu ne perhiz... 8

Polis, yargı ve bürokrasideki kadroları art arda deşifre olan paralel örgüt, bir yandan bel altı saldırılarına devam ederken, diğer yandan da içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulabilmek için Başbakan Erdoğan’a ulaşmanın yollarını arıyor. Sayfa 4’te

101. tır da gitti Konyalı yardımseverlerin katkılarıyla 101. insani yardım tırı Konya İHH-Ayder tarafından Suriye’ye gönderildi. Sayfa 7’de


2 İBADET VE MUAMELATTA HAK MEZHEPLER

4 ödül birden ‘2013 Konya Ekonomi Ödülleri Töreni’nde, Kombassan aldığı 4 ödülle önemli bir başarıya imza attı. Kombassan Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Şahin “Her yıl birçok şirketimizle, İstanbul Sanayi Odası’nca belirlenen, ülkemizin en başarılı şirketleri arasında yer almaktayız. Bu yıl da 5 şirketimizle bu listede yer aldık. Grubumuz şirketlerimizce gösterilen bu başarının, başta paydaşlarımız olmak üzere bizleri yakinen takip eden birçok kesim tarafından mutlulukla karşılandığının farkındayız.” dedi.

Tarihî proje Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Eski Buğday Pazarı’nda kazıların ve çalışmaların tamamlanmasının ardından büyük bir projeyi hayata geçirmek için ihaleyi ve yer teslimini yaptıklarını söyledi. Konya tarihine değer katacak önemli bir projenin bölgede hayata geçeceğini kaydeden Başkan Akyürek, “Projede 800 araçlık, 2 katlı yer altı otoparkı, 64 zemin dükkanı, Tarım Tarihi Müzesi ve ortada meydan bulunuyor. Proje 1 yıl içinde tamamlanacak” dedi. Başkan Akyürek, Eski Matbaacılar bölgesinde de 36 mülk sahibinin muvafakatıyla yeraltı otoparkı projesini başlattıklarını hatırlatarak, bölgeye 2 katlı, 500 araçlık bir yeraltı otoparkı daha yapılacağını da sözlerine ekledi.

İ

slam Hukukun’da (Fıkıhta ibadet ve muamelata dair olan konularda) farklı görüşler , akaitteki farklı görüşler gibi insanı bid‘at ve dalâlete götürmez. Nitekim fıkhî meselelerde ictihatların farklılığı ümmet için rahmet sayılmıştır. Böylece zamana, mekana, ihtiyaçlara göre Müslümanlara genişlik-rahatlık ve kolaylıklar sağlanmıştır. Amelde hak olan dört yaşayan mezhep şunlardır: 1. Hanefî mezhebi Mezhebin kurucusu İmam-ı A‘zam Ebû Hanîfe’dir (RA.). Hicri 80 (Miladi 699) yılında Kufe’de doğmuş, 150’de (Miladi 767) Bağdat’ta vefat etmiştir. Aslen varlıklı bir aileden gelen İmâm-ı A‘zam ilim öğrenme ve öğretmenin yanında ticaretle de meşğul olmuştur. Ticari hayatı, günlük meseleleri iyi bilmesine, ihtiyaçları yakından tanıyıp problemleri kolay ve en doğru bir şekilde çözmesine yardımcı olmuştur. İmam-ı Azam Ebû Hanife (RA.). ictihatlarında daima insanların ihtiyaçlarını, dinin inanç ve ameldeki maksadını, temel esasları dikkate alarak hareket etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, ayet ve hadislerin hükmü ile aklın yorumu arasında makul bir dengenin oluşudur. Dört ana şer‘î delilin yanında örf ve âdet gibi fer’î delilleri gibi yirminin üzerindeki delili , kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını düstur edinmiştir. Kaynaklarda, İmâm-ı Azam’ın (RA.) dört bine yakın öğrencisinin olduğu ifade edilir. Bunlardan kırk tanesi ictihad yapabilecek seviyededir. İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (İmameyn) Rahımehümallah en meşhur iki öğrencidisir. Ebû Hanîfe ( RA.), Irak Fıkıh Ekolunun temsilcisidir. Hanefi Mezhebi çoğunlukla Türkiye, Balkanlar, Türkistan, Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’te yaygındır. 2. Mâlikî mezhebi Mezhebin kurucusu İmam Malik’tir (RA.). Hicri 93 (Miladi 711) yılında Medine’de doğmuş, 179 (Miladi 795) yılında yine Medîne’de vefat

etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, İmam Mâlik’in, o günün ilim merkezi durumunda olan Medine Ehlinin uygulamasına büyük önem vermesidir. Ona göre, Medinelilerin ameli, mütevatir sünnet (en kuvvetli sünnet) hükmündedir. Mezhep genellikle Mısır ve Kuzey Afrika’da yaygındır. İmam Mâlik, Hadis Ehli veya Hicaz Ehlide denilen fıkıh Ekolünün temsilcisidir. 3. Şâfiî mezhebi Mezhebin kurucusu İmam Şâfiî’dir. Hicri 150 tarihinde (Miladi 767) Filistin’in Gazze şehrinde doğmuş, 204’te (Miladi 819) de Mısır’da vefat etmiştir (RA.). İmam Mâlik’ten Hicaz fıkhını, Ebû Hanîfe’nin talebesi olan İmam Muhammed’den de Irak fıkhını öğrendi. Mezhebinin en önemli özelliği, âdeta Hanefî ile Mâlikî Fıkhının birleşimi şeklinde olmasıdır. Şâfiî mezhebi genellikle Mısır, Suriye, Irak, Horasan’da yaygındır. Ayrıca Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde de yoğun mensubu bulunmaktadır. 4. Hanbelî Mezhebi Mezhebin kurucusu İmam Ahmed b. Hanbel’dir (RA.). Hicri 164’te (Miladi 780) Bağdat’da doğmuş, (Hicri 204’te) (Miladi 855) de yine Bağdat’ta vefat etmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ibadet ve muamelat konularında iki ayrı metot benimsedi. İbadetle ilgili konularda ayet ve hadislere çok sıkı sarılmakla birlikte, muamelata ait konularda 3)T.D. Vakfı İslam Ansiklopedisi Muamelat Maddesi 30. Cilt Sayfa: 318 Muamelat: Muameleler, işlemler demektir.haklar, mîras, ticaret, borçlar ve iş hukukuyla ilgili konular. Fıkıhta fert ve aile hukuku, aynî konularında (günlük hayatın icapları) bir şeyin haram olduğuna dair ayet ve hadislerde açık bir delil yoksa, onun mubah olduğuna hükmederek daha serbest bir anlayış geliştirdi. Mezhep genellikle Hicaz, Filistin, Mısır gibi ülkelerde yaygındır. Bu dört hak mezhepten başka daha dört yüzden fazla amelde hak mezhebin olduğu bilinmektedir. Ancak bunların

bağlıları kalmadığı için kitaplarda bilgileri mevcuttur. HAK BİR MEZHEBE UYMAK GEREKİR Mİ? Müctehid olmayan Müslümanlara, müctehidleri taklid eden anlamında mukallid denir. Mukallid durumunda olan her Müslümanın, Hak mezheplerden birine, mutlaka bağlı kalması gerekir. Onun için en emin, en güvenli yol budur. Aksi durumda İslam Dininden sapabilir. İmâm -ı Rabbanî buyuruyorlar ki: “Kitap ve Sünnet’in gereğine göre inanmak (Müslüman olabilmek için) nasıl gerekli i ise müctehid imamların O ikisinden ortaya koyduğu hükümlerin gereğince amel etmek de gereklidir. Durum böyle olunca; helâl-haram, farz-vâcib, sünnet-müstehab vb. gibi mükelleflerin fiillerinin değerlendirildiği hükümleri her Müslümanın bilmesi de aynı şekilde zarûri olmaktadır. “Müctehidlere uymak durumunda olan (mukallid) bir kimsenin, Kur’an ve hadisten, müctehidin görüşüne aykırı olarak hükümler vermesi ve onunla amel etmesi câiz değildir. (Mukallid bir Müslüman için) gereken; kendisinin, doğal i olarak taklid ettiği mezhebinin müctehidi tarafından seçilip alınan hüküm ile amel etmeyi seçmesidir. ” 4) elMektûbât, 1, 286. Meselâ, ülkemizde yaşayan Müslümanların çoğunluğu Hanefi Mezhebindendir. Bu mezhebe göre namazları cem etme uygulaması (Öğle Ve İkindi Namazını öğle vaktinde bir arada kılmak),sadece hac esnasında uygulanır . (Buna cem‘-i takdim denir). Müzdelife’ de ise, akşam namazı te’hir edilerek yatsı ile birleştirilir ki, buna da cem‘-i te’hir denir. Bunların dışında ister hac sırasında, ister haccın hâricinde hiçbir zaman ve mekânda, şartlar ne olursa olsun, iki vaktin namazını birleştirmek İmamı Azama göre câiz değildir. Son devir Hanefi alimleri bu konuyu Mukallit Hanefiler yönünden pek fazla dillendirmemişlerdir. Devam edecek

Twitter kararı Ankara 15. İdare Mahkemesi, Twıtter’a erişimin engellenmesine dair TİB’in idare kararının yürütmesini durdurdu. Türkiye Barolar Birliği, Ankara Barosu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, MHP’li Oktay Vural Twitter yasağının kalkması için idare mahkemesine başvurmuştu.

Tutuklandılar

Seydişehir’de yapılan uyuşturucu operasyonu sonrası gözaltına alınan 5 kişi, emniyetteki sorgularının tamamlanmasının ardından mahkemeye sevk edildi. Şüphelilerden E.N, E.C, A.Ü. ve A.B. çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, Ü.N. serbest bırakıldı. Konya KOM Şube ekipleri, 2,5 ay sürdürülen çalışma sonrası 6 farklı adrese operasyon düzenleyerek, narkotik köpeği Irmak ile evlerde yaptığı aramalarda çok sayıda satışa hazır fişek tabir edilen esrar, eroin ve uyarıcı hap ele geçirmişti.

Haftalık Bağımsız Siyasi Gazete Bölgesel Süreli Yayın Yıl: 1 | Sayı: 32 29 Mart - 4 Nisan 2014 SAHİBİ Çimke Basım Yayın Yapım Reklam ve Turizm Hiz. Ltd. Şti adına AHMET AKA SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ÖMER SALIH ŞIPLEME SANAT YÖNETMENİ NURETTIN ÖZEL HUKUK DANIŞMANI Av. ABDURRAHIM KÜ ÇÜK SAĞLIK EDİTÖRÜ Dr. NEVZAT ŞIPLEME YAYIN YÖNETMENI ADNAN TEKE Yönetim ve Baskı Adresi: Fevziçakmak Mh. 10453. Sk. No: 25 Karatay | KONYA Telefon & Faks: 0332 342 52 82 Web: www.anadolugunluk.com reklam@anadolugunluk.com haber@anadolugunluk.com BASKI Çimke Basım Yayın Yapım Ltd. Şti. Baskı Tesisleri B.T. 29 Mart 2014


3

Basın İlan Kurumu taşrada Basın İlan Kurumu Konya Şubesi, 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren taşra ilçelerine de hizmet vermeye başlayacak. Konya Büyükşehir Belediyesinin merkez sınırlarının genişlemesiyle birlikte Basın İlan Kurumu Konya Şubesi’nin de yetki ve sorumluluk sınırları da genişliyor. Basın İlan Kurumu Konya Şube Müdürü Özden Konur, ilçelerde bulunan kamu kurum, kuruşlarının temsilcilerini ziyaret ederek gazete sahiplerini bilgilendirdi. Özden Konur, 6360 Sayılı Büyükşehir Yasasının yürürlüğe gireceği 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren başlayacak yeni dönemle ilgili yapılan çalışmaları değerlendirdi. Yeni yasa ile birlikte Basın İlan Kurumunun sınırlarının da genişleyeceğine dikkat çeken Özden Konur, “Yeni dönemle birlikte Konya merkez dahil ilçedeki gazeteler ve kamu kurumları ile de çalışacağız. Bununla birlikte şube olarak yetki sınırlarımızda genişlemiş olacak” dedi. Konur, “Basın İlan Kurumu olarak, söz konusu tarih itibari ile şimdiye kadar yalnızca merkezdeki gazeteler ve kamu kuruluşlarıyla çalışırken Konya Büyükşehir Belediyesinin mülki sınırlarının genişlemesiyle birlikte, ilçedeki gazeteler ve kamu kurum kuruluşlar ile de çalışmaya başlayacağız” diye konuştu.

SENİ UNUTMAYACAĞIZ

İLÇE GAZETELERİ DE BASIN İLAN KURUMUNA BAĞLANACAK 1 Nisan itibariyle merkezdeki kamu kuruluşlarına ilave olarak ilçelerdeki kamu kuruluşlarının da her türlü ilan ve reklamları şubelerinin kanalıyla gazetelerde yayınlanacağını ifade eden Konur, “Bu süreçle ilgili ilçe kaymakamlıklarımızın katkılarıyla, gazete yayını bulunan ilçelerdeki resmi kurum ve kuruluşlarıyla bilgilendirme toplantıları yapılmıştır. Bu toplantılarda resmi ilan ve reklamların gazetelerde yayınlanması için yapılması gerekenler anlatılmış ve kamu kuruluşlarından katılan ki-

Yarışırken öldü Suriye’den 14 taciz Ereğli’de, arkadaşlarıyla yarıştığı iddia edilen 18 yaşındaki genç kullandığı motosikletle bariyere çarparak hayatını kaybetti. Kaza, Ereğli - Adana yolu Yolçatı Kavşağında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Sebahattin Özyürek (18) kullandığı motosikletle kontrolü kaybederek kavşaktaki bariyerlere çarptı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri genç sürücünün öldüğünü belirledi. İncelemeler sonrası sürücünün cansız bedeni Ereğli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Motosikletlere olan ilgisi ile tanınan genç sürücünün kaza esnasında arkadaşlarıyla yarıştığı iddia edildi. Kaza ile ilgili soruşturma sürüyor.

Genelkurmay Başkanlığı, Suriye füze sistemi tarafından F-16 uçaklarına 20 saniye süre ile 14 kez tacizde bulunulduğunu açıkladı. Açıklamada, Türkiye-Suriye hudut bölgesinde “hava muharebe devriye görevi” icra eden 2 adet F-16 uçağının Suriye’ye ait bir adet SU-24 uçağının Hatay Yayladığı güneyinde sınıra doğru yaklaşması üzerine bölgeye yönlendirildiği belirtilerek, uçağın sınıra 1,4 deniz mili kala geri dönerek bölgeden uzaklaştığı kaydedildi. 4 adet F-16 ile Türkiye-Suriye hudut hattı boyunca devriye uçuşu icra ettiği ifade edilen açıklamada, “İcra edilen bu görevler esnasında F-16 uçaklarımıza Suriye’de konuşlu SA-2, SA-5 ve SA-8 füze sistemleri tarafından toplam 2 dakika 20 saniye süre ile radar kilidini muhafaza etmek suretiyle 14 kez tacizde bulunulmuştur” denildi.

şilerinde görüşleri alınarak sürecin sağlıklı sonuçlanması için gereken hassasiyet gözetilmeye çalışılmıştır. Bilgilendirme aşamasında, şube olarak yerel gazete yayını bulunan 15 ilçe ziyaret edilirken toplamda 2 bin kilometre yol kat edilmiştir ” diye konuştu. Konur, 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren il merkeziyle birlikte, ilçedeki gazete ve resmi kurumlarında ilan ve reklamlarının gazetelerde yayınlanması ve faturalandırılması Basın İlan Kurumu Konya Şube Müdürlüğü tarafından yerine getirileceğini sözlerine ekledi.

Kasklar hediye Ereğli’de, Jandarma’nın 175. kuruluş yıldönümü nedeniyle motosiklet sürücülerine kask hediye edildi. İvriz Şehit Tahir Civil İlkokulunda düzenlenen programda konuşan İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Uğur Efe, trafikte kask kullanmanın önemini anlattı. Yüzbaşı Efe, “Trafik Timlerimiz zaman zaman kurallara uymayan vatandaşları uyararak bilgilendirme seminerleri yapıyor. Bizim görevimiz sadece ceza kesmek değil aynı zamanda kaza oranlarını azaltmak için vatandaşlarla bir araya gelip kuralları anlatarak kendilerini uyarmaktır. Bu kapsamda bugün 50 motosiklet sürücüsüne kask dağıtıyoruz” dedi.


4

B

İTAAT ET RAHAT ET

ütün ilişkilerde aslında tek çözüm yolu budur, itaat ettiğin kadar mutlusun. Ama ne mutluluk! Ancak itaat maddi dünyanın fani mutluluğu için çözümdür. Kişi kimin önünde eğileceğini seçemediği zaman, muhakkak düşüşlerin en aşağısını görmeye mahkum oluyor. El bağladıkların bir gün o ellerini kırıveriyor. O yüzden el bağlamak değil el açmak önemli olan. Ama el açacağımız adreste “düşmez kalkmaz bir Allah” ifadesinde olduğu gibi sadece tek Yaratıcı ve güç sahibine olmalıdır. Günümüzde hem İslami hem de farklı dinmiş gibi yapıların cemaat kültürlerinde itaat adresi şaşınca olanlar oluyor. Türkiye’nin son zamanlarda başı “inatçı itaatçilerle” dertte. İnat ve itaat eylemlerinde de haddi aştığınız zaman ortalık toz duman oluveriyor. Kendilerine ettikleriyle kalmadıkları gibi “kurunun yanında yaş” şeklinde bir yangın faciası kasıp kavuruyor. Kuran kafasından sapmış, Kuranın evrensel mesajlarını kendi cemaat kafalarının hareketlerine göre yorumlamış beyinlerin hem dine hem insanlığa verdikleri zararı, Vakt-i Terazide görmeyi beklemeye gerek kalmıyor. Marka telefonların, tabletlerin ve masaüstü bilgisayarların en afilli ekran yüzü hoca efendilerin, şeyhlerinin resimleriyle kaplamak “Hamd ancak Allaha mahsustur” ilkesini kullarına ayetleri ile anlatan Rabbine inatla itaatsizlik etmek oluveriyor. Hocalarına, efendilerine, şeyhlerine; çoluk-çocuklarını, anne babalarını hatta eşlerini bile değişecek kadar Kafayı Kaybedenler Kulübü gibi bir kavramla karşı karşıya kalıveriyoruz. Akıl ah akıl! Akıl gidince baştan, düşünmekle sorumlu olan kul şaşıyor ki ne şaşma! Sonrasında kendini güya akıllı sanan hırsız, şaşkın haldekilerin aralık bıraktığı evin mahremlerine de sarıyor, elinde kumanda geçip evin başköşesine kuruluyor. Ülkemizde son zamanlardaki hezimetlerin asıl sebebi tedbirsiz ev sahibi ile hırsızın trajı fazla traji komedisinden başka bir şey değildir. Vatandaşa düşen, bu komediden ders çıkararak kendine doğru yolu bulmasıdır. İtaat ettiğimiz Rabbimiz C.C olduğu günlerimizin artması duasıyla. Rabbim kendisine olan itaatimizi artırsın. Amin.

İTTİHAD-İSLÂM PARTİSİ

R

isale-i Nur’da “İki partiyi desteklemeyin” diyor. Biri Halk Partisi ki; Risale-i Nur’dan “Hakikaten acip ve zevkli bir rüşvet-i umumîyi kanunlar perdesinde bazı memurlara verdikleri için, 28 senelik bütün cinayâtıyla başkaların cinayâtı ve İttihatçıların ve mason kısmının seyyiatları da o partiye yükletildiği” sebebiyle… Buna Hindistan’dan, Hilafet fonundan Millî Mücadelede kullanılmak üzere gelen paraların CHP tarafından gasbedilip İş Bankası kurulması ihanetini de ekleyebiliriz ki hâlâ CHP, İş Bankası’na

ortaktır. Risale-i Nur, “Millet Partisi’ni de (milliyetçi parti) desteklemeyin” diyor. Buna o zaman olmayan Kürt partisini de katabiliriz. Gerekçesi yine Risale-i Nur’dan; “Frenk illeti tâbir ettiğimiz ırkçılık, unsurculuk fikriyle Avrupa, âlem-i İslâm’ı parçalamak için içimizi bu Frenk illetini aşılamış. Risale-i Nur, idealize edilen bir partiden bahseder. Henüz öyle bir parti günümüzde de yoktur. Şöyle der; “İttihad-ı İslâm Partisi, yüzde altmış, yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla, şimdiki siyaset

başına geçebilir. Dini siyasete âlet etmemeye, belki siyaseti dine âlet etmeye çalışabilir.” Ancak eserin yazıldığı zamanın henüz buna müsait olmadığını da ekler. Desteklenmesi gereken kendiliğinden ortaya çıkıyor. Risale-i Nur ikaz da ediyor; “Ey dindar ve dine hürmetkâr demokratlar, siz bu iki partinin gayet kuvvetli ve zevkli ve câzibedar nokta-i istinadlarına mukabil, daha ziyade maddî ve mânevî cazibedar nokta-i istinad olan hahaik-i İslâmiyeyi nokta-i istinad yapmaya mecbursunuz..”

Utanıyorum Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen Aktif Eğitimciler Sendikası’nda sarsıcı istifa. Dershanelerin dönüştürülmesi sürecinden sonra Hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı’na adeta savaş açan Sendikanın Batman İl Temsilcisi Mehmet Faruk Bulut, kandırıldığımı acı içinde gördüğünü belirterek Gülen Hareketinden ve Aktif Eğitimciler Sendikası’ndan istifa ettiğini açıkladı. Bulut, bir Kürt olarak STV’yi izlemekten utandığını da açıkladı.

Altın Nesil’e bak Gülen’in malikanesinin tapusu Katolik tarikatına ait çıktı. ahaber’de konuşan Ömer Özbay, Gülen’in çiftlik diye bahsettiği mülkün tapusunun Cizvit Tarikatı’na ait olduğunu açıkladı. Yani Golden Generation (Altın Nesil) Vakfı’nın Pensilvanya’daki “çiftlik” diye bilinen yerleşkesi, daha önce Cizvit Tarikatı’nın (Hıristiyan Katolik mezhebi) yaz kampıydı. Cizvit tarikatı da Gülen gibi eğitim odaklı görünüp devlete sızıyordu. Hocanın ilk 11’inde yer alan Kemal Özgür’ün eşi Lynne Emily Özgür’ün Cizvit’e üye olduğu belirlendi. Yine ilk 11’de yer alan Salih Sal Dinçer, Barbara Dinçer ile evlendi. Barbara G. Dinçer St. Johns News Kilisesi üyesi. Dinçer yabancı bir isim de kullanıyor. Hocanın bilişim teknolojisi konusunda uzman olan müritlerinden Sezai Sablak da Steve olarak tanınıyor.


5

Gülen’in ajanları Bir dönem cemaat içinde gizli görevlerde bulunan D.M., Gülen örgütüyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. D.M., Gülen’in Amerikan gizli servisiyle koordineli çalıştığını ve ABD ajanlarının cemaatin imkanlarıyla Orta Asya’ya açıldığını söyledi. D.M., “Cemaatin bir abisi benden, ABD’den Tacikistan’a gidecek öğretmenler için bilet ayırmamı istedi. Bu öğretmenler ABD’li Hıristiyanlar’dı. Ceplerinden gizli servis pasaportu çıktı” diye konuştu

Büyük Doğu’nun İnşaası Eğitimden Geçer

B

u makaleyi okuyan kişi şunu peşinen kabullenmeli ki, bir eğitim sistemini tüm özellikleriyle bir makalede anlatabilmenin imkânı yoktur. Böyle bir makalede ancak bazı gerçeklere işaret edebilirsiniz. Büyük Doğu Mimarı’nın eğitim anlayışını işaretlemeden önce, eğitimin dünyada nasıl bir anlayışla algılandığını özetleyelim. Hayatı öğrenmek mi, hayatı yaşamak mı? Düşünürler, eğitimin hakikatini bu iki sorunun cevabında aramışlar. Hayatı öğrenmek gerekir diyenler, bunu şöyle gerekçelendirmişler: “İnsanın tabiatı, tarihî süreç içinde temel olarak aynı kalmıştır. İnsan tabiatının en belirgin özelliği düşünmesidir. Düşünme yeteneğinin geliştirilebilmesi için insan zihnen geliştirilmelidir. İnsan zihnini geliştirecek klasik eserler, eğitim programlarının temelini oluşturmalıdır. Eğitim öğretimi, öğretim de bilgiyi gerektirir. Bu bilgi gerçeğin kendisidir ve bu gerçek her yerde aynı olmalıdır. İnsan değişmez olan iyi hayat şartlarına uyum sağlamalıdır.” Hayatı öğrenme zorunluluğunu temel alan eğitim sistemlerinde, bu görüş hakim. Hayatı yaşamak gerekir diyenlerin gerekçelendirmeleri ise şöyle:

Pusula hilesi Seçimleri tartışmalı hale getirmek isteyen paralel yapının planlarından biri daha deşifre oldu. Örgüt, AK Parti’nin güçlü olduğu bölgelerde elemanlarına boş zarfla oy kullandıracak. Pusulalar bir yerde toplanacak ve kamuoyuna çalınmış görüntüsüyle seçimde şaibe var algısı oluşturulacak. Bu iddiaları boşa çıkaracak yöntem ise seçimlerin tamamlanmasının ardından oy pusulalarının sayımı sırasında boş zarfların da sayılarak tutanak altına alınması. YSK Genelgesinde sandık sonuç tutanağının düzenlenmesi sırasında tutanakta doldurulması gereken bilgiler arasında, ‘geçersiz oylar’ alt başlığında ‘İçinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı’ da yeralıyor. Her sandıktan çıkan boş zarf sayısının tutanak altına alınması, bu yöndeki şaibe iddialarının giderilmesi açısından önem taşıyor.

“Eğitim sürecinde tabiata uyulması ve çocuğun ferdî özelliklerine saygı gösterilmesi önemlidir. Çocuğun gelişim özelliklerini inceleyerek, çocuğu öğretim metotlarına göre değil, öğretim metotlarını çocuğa uydurmak gereklidir.” İnsan hürriyetini temel alan eğitim sistemlerinde de, işte bu görüş hakim. Eğitimcileri iki farklı sisteme zorlamış zorunluluk ve hürriyet gibi iki kavram; “İslam zıt kutuplar arasındaki muvazenenin üstün nizamıdır” esasıyla, gerçek yerleri tespit edilmiştir. Bu esas; “ZORUNLULUĞUN aynı zamanda insan için GEREKLİ OLAN olması, ikincisi ise HÜRRİYET zorunluluğun şuuruna varıştır; zorunluluğun şuuruna varmada da BİLGİ bize hürriyeti getirir” olarak ifade edilmiştir. Eğitim nedir? Bu soru Üstad Necib Fazıl tarafından “duygu ve düşünce alışkanlığı kazandırmaktır” meâlinde cevabını bulmuştur. “Önce hisseder sonra fikrederiz. Kalbin yolu” “İnsanın fikirle gördüğüne karşı hisle takındığı değerlendirme edası, ahlaktır.” Duygu ve düşünce alışkanlığının ahlâkî olduğu besbelli. Allah Resûlü’nün “İlim öğrenmekle, güzel ahlâk ona alışmakla olur” ölçüsü, eğitilecek fertte duygu ve düşünce alışkanlığı kazandırmanın, eğitimde İslâm’ın yolu olduğunu gösteriyor. Psikolojinin iki büyük devi olan Jung ve Adler’in eğitimde duygu alışkanlığı kazandırmaya verdikleri önemi eserlerinde takip edebilirsiniz.

Büyük Doğu külliyatında bazı eğitim kavramlarını kısaca göz atalım: ÖĞRETMEN “İlkokul öğretmenleri çocuk gibi, öyle de olmalı, yalnız kemale erdikten sonra iradeyle kazanılmış çocuk hali olmalı” tespiti Üstad’a ait. İslam ahlâkının hakim olduğu toplumda “oluş” yani kemale erme esas iken, İslam ahlâkının hakim olmadığı toplumlarda “oluşturma” yani sahte kemal söz konusudur. Oluşturulmuş yarım aydın hüviyetindeki öğretmenin, şahsiyet de denilen kendine ait bir iradesi yoktur ki, iradesiyle çocukluk hâli kazanabilsin. BİLGİ Eğitimde bilgi, hangi iş ve yetenekte iseniz, o iş ve yetenekte “anlayış” geliştirmek içindir. “Ne kadar bilgi” sorusunun cevabı ise, “bilmeyi bilecek kadar.” Öğrenciye meslek kazandırmanın özünde; “bildiğiyle yapabildiği” vardır. ÖĞRENCİ “Öğrenci bilgiyi kuru kuruya ezberlemeye değil ilmin mayasını ruhunda tutturmaya bakmalıdır” ölçüsüne riayetle öğrenme. Sütü yoğurta dönüştürmek istiyorsak, sütün cinsine uygun olan mayayı kullanmamız gerekir. Öğrencide olumlu bir değişim istiyorsak, öğrencinin kabiliyetine-kabullerine uygun ilmi bulmamız gerekir. EĞİTİMDE USÛL “Vazifesi talebesine sadece umumi bilgiler vermekten ibaret olmayıp İslâm İnkılâbının en girift insan ve cemiyet politikasının mümessili olan hocalar, ilk tahsil devresinde mimledikleri istidatları, her türlü özürlerine rağmen devlet himayesinde yüksek tahsile ulaştırıcı yolları açmak hususunda vazifeli ve salâhiyetlidirler.” diyen Üstad, eğitimdeki usûlü “ulaştırıcı” olmakla vasfetmiş. Mevcut eğitim sistemlerinin hepsinin doğrudan veya dolaylı yönden “yönlendirici” olmaları, yönlendirmelerde çerçeve program zorunluluğu ve müşahhas çocuğun çerçeve programa sığmama gerçeği, eğitimde “ulaştırıcı” olmayı biricikleştiriyor. EĞİTİMDE SÜREÇ “Çocukları kendi zamanlarına göre değil, onların yaşayacağı zamana göre yetiştirmek.” Çocuklarımızı bu zamanın popüler mesleklerine yönlendirmek eğitimcilerimizin her zaman yaptıkları bilindik uygulamalardır. Halbuki her zamanın kendine göre bir hâli vardır. Çocuklarımız bizim yaşadığımız zamana değil, kendi yaşayacakları zamana aittirler. EĞİTİMDE AİLE Büyük Doğu fikriyatında aile “Zatü’l Hareke” diye işaretlenir. Yani “kendinden hareketli.” Bu hareketi bünyesinde tutturmuş aile, eğitimde çocuğun yetiştirilme sürecinden mesul “memur” görevindedir. EĞİTİMDE OKUL

“Yediden yetmişe cemiyetteki bütün fertlerin ahlak, terbiye ve usul gergefinde ruhlarının nakış nakış işlendiği, asıl yaratılış gayesinin her noktasını bilmenin şuurunda insanlar yetiştiren en ehemmiyetli eğitim tezgâhı.” Eğitimin olmazsa olmazlarından. Talim, terbiye ve telkin ocağı. Okul, her şeyiyle ilk tahsilde istidadı tesbit edilmiş öğrencinin, yüksek tahsili sonunda bilgisinden ve kendinden emin ve meslek aşkıyla mezun olmasına kadar hep yanında. Ferdi ulaştırıcı, güven verici, şahsiyetinin korunduğu ve geliştirildiği yer. Ve işte bunun tam aksine, Batılı sistemleri taklitle varılan bugünkü eğitimde varılan son nokta, aşağıdaki iktibasta. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin mezuniyet töreninde fakülteden birincilikle mezun olan Dr. Tuğba Akın’ın yaptığı konuşma, sadece tıp fakültelerinin değil, tüm diğer üniversitelerde hakim olan duyguyu ifade etmesi bakımından mühim: “İnternler arasında yaptığımız ankete göre arkadaşlarımızın sadece yüzde 2.8’i gelecekten umutlu. Geri kalan kısım ise meslek yaşantısı ile ilgili beklentilerinin gerçekleşmesi konusunda umutsuz ve karamsar. Hekimlik gibi prestijli bir mesleğe birkaç adım kala hekimlerin karamsar olmasının nedeni çok açık. Çünkü bizler siyasi dengeleri hâlâ oturmamış, sağlık politikalarının sürekli değişiyor olduğu ve hekimine gereken değer ve imkanın verilmediği bir ülkede yaşıyoruz. Anket sorularından biri de şuydu: ‘Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne babanızı emanet eder misiniz?’ Çıkan sonuç aslında çok vahim. Sadece yüzde birimiz ailemizi tam güvenerek, aynı dönemde mezun olduğumuz hekim arkadaşına emanet ediyor.” Bu güzide öğrencimizin çığlığı; bir değişim isteğinin çığlığıdır. 1926’lı yıllarda eğitimimizi özünden koparmak amacıyla çocuklarımızı Amerikalı John Dewey’in; teoriyi (İslâm’ı) bırak, pratiğe (faydaya-menfaate) bak tarzındaki 100 sayfalık raporuna emanet edenlerin vardıkları sonucu gösterici olması bakımından öğrencimizin bu tespiti çok önemli. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “76 milyon hep beraber Büyük Doğu’yu beraber inşa edeceğiz” demesi problemin farkında olduğunu gösteriyor. Ümitliyiz... Anadolu’nun Müslüman halkının bir zamanlar üç kıtaya hakim kılan “özüne” eğitim vasıtası ile dönebilmesinin önünde tek bir engel kalmıştır. Zamanın, durmadan akan hayatın karşısında deline deline kalbura dönmüş “Tevhid-İ Tedrisat Kanunu.” Çocukken giyilen ayakkabının, çocuğun büyümesine mukabil ayakkabının aynı kalmasıyla önce sıkmaya başlaması ve gittikçe işkenceye dönüşmesi gibi, bu kanunda artık Müslümanlara işkence olmaktan çıkarılmalıdır.

Kaynak’a baskın Bünyesinde NT mağazaları, Sürat Kargo gibi şirketleri barındıran Kaynak Holding, kara para ve vergi kaçakçılığı iddiaları kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu ve İstanbul Mali Şube ekipleri tarafından basıldı. Konuya ilişkin Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Naci Tosun imzasıyla yapılan açıklamada “Birçok iştiraki itibariyle, bağlı bulunduğu vergi daireleri nezdinde yıllardan beri kurumlar vergisi rekortmenler listesine giren kurumlarımız, ilgili makamlar nezdinde seçkin mükellefler statüsünde yer almıştır. Bu itibarla gün içerisinde bir takım medyada konuyla ilgili yapılan haber ve yorumlar, gerçeği yansıtmamaktadır.” denildi.

Her şehit için... Jandarmanın 175. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsamında Konya İl Jandarma Komutanlığı tarafından “Her şehide bir fidan” kampanyası Konya il nüfusuna kayıtlı 304 şehit anısına düzenlendi. Etkinliğe şehit yakınları, gaziler, Seydişehir İlçe Jandarma Komutanlığı personeli, Seydişehir Orman İşletme personeli, Seydişehir Fidanlık İşletme Şefliği personeli, Seydişehir Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ve Halise Güney Ortaokulu öğretmen ve öğrencileri katıldı. Etkinliğe katılan öğrencilere Orman İşletme Şefliği tarafından hazırlanan broşür ve kitaplar dağıtıldı. Etkinliğin sonunda katılımcılar ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.


6 GÜLEN CEMAATİ Düzeltme fırsatı Pensilvanya’nın talimatı ile harekete geçen paralel yapının Türkiye’deki üst düzey temsilcilerinin, hatırlı aracılar kanalıyla Başbakan Erdoğan’ın yakın çevresiyle bağ kurmaya çalıştığı ifade ediliyor. Bu yolla iletilen son talepte, “Yanlış anlaşılmaları düzeltme fırsatı verin” mesajı gönderildiği, ancak Pensilvanya’nın girişimini “ikiyüzlü” olarak niteleyen Erdoğan’ın, “Bana bir daha böyle bir talep getirmeyin” dediği öğrenildi. (Akşam)

Evren gibi yaptı Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah El Sisi, görevinden istifa ettiğini duyurarak, ülkede yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağını açıkladı. Sisi, devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, “Biz Mısırlıların önünde, halkın istek ve beklentilerine karşılık vermek gibi son derece zor bir görev bulunuyor. Ülke içinde ve dışındaki herkese elimizi uzatıyoruz” dedi. Mısır’ın saygıya değer ve prestijli bir ülke olduğunu ifade eden Sisi, “Hüsnü Mübarek ve Muhammed Mursi yönetimlerini deviren etkenlerin, siyasetçiler ya da ordu değil, bilakis halkın iradesi olduğunu” savundu.

İSRAİL SEVGİSİ! Gülen’in İsrail sevgisi, Golden Generation (Altın Nesil) Vakfı’nın yöneticisi Bekir Aksoy’a da yansıdı. Aksoy’un kızı tam bir İsrail hayranı çıktı. Yasemin Aksoy, İsrail ziyareti sırasında askerle poz verip sosyal medyada paylaştı. Facebook hesabında memleketini Philadelphia olarak tanıtan Aksoy’un çevresi hakkında ilginç bilgiler yer alıyor. Ölen İsrail çocukları için gözyaşı döktüğünü belirten Fethullah Gülen, 9 şehit verdiğimiz Mavi Marmara saldırısından sonra İsrail’i bir kez bile kınamadı. Hiç bir açıklamasında İsrail askerlerinin baskınında can veren vatandaşlarımız için “şehit” ifadesini kullanmadı. Samanyolu TV’nin, geçtiğimiz günlerde İsrail’in Filistin’e saldırısını, “İsrail sekiz terörist bölgeyi vurdu.” şeklinde duyurması “Paralel yapı, İsrail’in yanında yer aldığını bir kez daha gösterdi” şeklinde yorumlandı.

KCK’da tahliye İstanbul’da görülen KCK ana davasında 37, KCK basın davasında ise 8 tutuklu sanık tahliye edildi.Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılması ve tutukluluk süresini 5 yılla sınırlayan yeni kanunun yürürlüğe girmesinin ardından mahkeme Ragıp Zarakolu’nun oğlu Cihan Deniz Zarakolu’nun da aralarında bulunduğu 45 sanığın “tutuklu kaldıkları süre, mevcut delil durumu ve suç vasfının değişme ihtimali” gerekçeleriyle tahliyelerine karar verdi. Tahliye edilen sanıkları adli kontrol tedbiri çerçevesinde yurt dışı çıkış yasağı konuldu. Tahliye edilenlerin 37’si KCK ana davasından, 8’i ise KCK basın davasından tutukluydu.


7

101. yardım tırı Konyalı yardımseverlerin katkılarıyla 101. insani yardım tırı Konya İHH-Ayder tarafından Suriye’ye gönderildi. Uluslararası linç ve zulme rağmen her zaman mazlum Suriyelilerin yanında olacaklarını vurgulayan Konya İHH-Ayder Yönetim Kurulu Üyesi Hidayet Yılmaz, “Hayırsever Konyalıların desteğiyle Suriye’ye 100 tır insani yardım malzemesini gönderdik. Bugün 101. tırımızı, Mill Teknolojinin de 2. insani yardım tırını yola çıkarıyoruz. Tırımızda 26 ton un bulunmakta ve Suriye’nin içerisinde yaşayan aç insanlara ekmek olarak ulaştırılacak” dedi. 101. yardım tırı dualar eşliğinde uğurlandı.

MR’lar yaradı AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, yeni alınan MR cihazları ile Konya’da sağlık yatırımında önemli bir adımın atıldığına dikkat çekti. Baloğlu, Numune Hastanesi, Beyhekim Devlet Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Akşehir ve Beyşehir devlet hastanelerine yeni MR cihazları alındığını açıkladı. Sonuca götüren tedavi için erken tanının önemine dikkat çeken Baloğlu, “Hekimler için erken ve doğru teşhis koymak çok önemlidir. Konya’mıza kazandırdığımız yeni MR cihazlarımızla hastanelerimizin teşhis koyma gücü önemli ölçüde artırılmıştır. Hastalıkların erken tanısı ile sonuç alıcı tedaviler elde edilmeye başlanmıştır” dedi.

A

BİRLEŞİK FEDERE İSLAM DEVLETLERİ

nadolu’nun ayağa kalkma hamlesine kalkıştığı her dönemde oynanan oyunlardan birisi ile daha karşı karşıyayız. 28 Şubat gibi, Gezi hadiseleri gibi şüphesiz 17 Aralık da bunlardan… Daha önce Adnan Menderes’e yapılanlar, sonrasında Özal’a yapılanlar hemen hemen tıpkısının aynısı şeklinde şimdi de mevcut hükumete karşı yapılmakta, yok diktatördü yok hırsızdı şeklinde asılsız ithamların ardı arkası kesilmemekte… Sosyal medyada öyle bilgiler dolaşıyor ki insan şaşkınlıktan küçük dilini yutacak nerdeyse… Menderes döneminde de Özal döneminde de şimdi yani Erdoğan döneminde de belli başlı gazetelerde atılan “diktatör” manşetlerinin aynılığını görünce bunları düşünmekten kendimizi alamaz olduk… Ülke bir parça ayağa kalkar gibi olunca tüm “dünya” iç ve dış şer odaklarınca mevzu bahis lideri yıpratmak ve onu el öpmeye zorlamak için içerdeki ve dışarıdaki güç odaklarını harekete geçirmekten çekinmez oluyorlar… Bu ülke sanki demokrasi ve diktatörlük arasında tercih yapmaya mecburmuş gibi… Bu ülke kurulduğu günden bu yana iç ve dış şer odakları tarafından sürekli “diktatörlük ve demokrasi” kıskacında tutulmaya çalışılıyor neden acaba? *** Basına yansıdığı şekliyle, onlarca örneğinden yalnızca bir tane numune kabilinden söyleyecek olursak; İsrail Dışişleri eski Bakanı Tzipi Livni, “İsrail’le yolunu ayıran bedelini öder” diyor. Görüldüğü gibi adam açıkça tehdit ediyor… Siz alın 17 Aralık operasyonları diye adlandırılan süreci bu söz ile tekrar değerlendirin… Şahlanmaya ve olması gereken şahsiyetine bürünmeye çalışan Türkiye’ye kafa tutan bu Siyonist sese

tepkiler de gittikçe artıyor… Hükümet başkanı etrafında kenetlenme şeklinde tepkisini ortaya koyan halk: Asimetrik savaş taktikleriyle indirilmeye çalışılan hükümetin düşmanlarını iyi tanımak gerektiğine dikkat çekti… Şahsi menfaatlerini demokrasi talebi diyerek dayatanlara ve hükümetin bu taleplerine boyun eğmemesi karşısında diktatör nitelemesi ile gözden düşürmeye çalışanlara karşı eleştirilerini şöyle dile getirdi: Demokrasi mavalıyla oyalandığımız iç ve dış menfaat odakları tarafından sömürüldüğümüz yeter. Sayın Başbakan, tüm bu demokrasinin anası, babası beşiği, eşiği olan mihrakların kendisine karşı başlattığı yok etme hamlelerinin neticesinde tüm saldırıları berhava ederek demokrasiyi tahkim etmeyi düşünüyorsa yazık olacak... Onlarla dövüşüp, dövüşü kazanıp yine onların yoluna revan olmak... Olacak şey değil... Diyerek tepki gösterdi. Ve sayın başbakanın eşrafı bu mevzuu anlamalı, buradan yeni devlete makas değiştirmek zarureti ortada değil mi, önce kadroları o makas değişikliğini mümkün kılacak şekilde yeniden düzenleme yoluna giderek... *** Yeni bir yol haritası ihtiyacının günbe gün kendisini hissettirdiği bu tarihi günlerde birçok aydında yeni açılımlar ihtiyacına dikkat çekmeye devam ediyor: “Bu bir İstiklâl Mücadelesidir” doğru teşhisiyle birlikte defaatle tekrarladığımız üzere ASIL KURTULUŞ ve YENİ DEVLET KURULUŞU konusunun ertelenmesi mümkün değildir. Bu ise yeni bir sistem-dünya görüşü zaruretini ihtar eder.” Şeklinde durum tespiti yapan yazar Abdullah Kuloğlu’nun yanı sıra pek çok aydından da

yeni dönemin yeni hedefler istediğine dair açılımlar geldi. *** Bu mana etrafında dikkat edilmesi gereken bir başka toplantı gerçekleşti: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz bir konferans verdi. Konferansta gündeme taşıdığı mevzular ile dikkatleri üzerine çeken Ahmet Akgündüz: “Bediüzzaman’ın müjdesi, Birleşik İslam Devletleri doğacak” Bediüzzaman Hazretlerinin Hutbe-i Şâmiye’deki müjdelerine göre, bunların hepsi bir doğumun sancılarıdır dedi. Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi Konferans salonunda, Pendik Belediyesi, Kübder Derneği ve Eddai Vakfı’nın organize ettiği ve Prof. Dr. Ahmet Akgündüz tarafından “Bediüzzaman Said Nursi, Müsbet Hareket ve İslam Âleminin Geleceği” konulu bir konferans gerçekleştirildi. “Bediüzzaman Hazretlerinin ezanın aslına çevrilmesi, Risalelerin devlet eliyle neşri ve Ayasofya’nın ibadete açılması gibi vasiyetlerinden birini, ezanı Adnan Menderes yerine getirmiş. Risalelerin devlet eliyle neşrini bugünkü irade yerine getirmekle, Bediüzzaman Hazretlerinin müjdesine lâyık olmuştur.” diyen Akgündüz, “Bugün Türkiye, Mısır’a benzetilmek isteniyor. Bugünkü irade bu musibetten emin olmak ve kurtulmak istiyorsa, Ayasofya’yı da ibadete hiç çekinmeden açmalıdırlar.” diyen Akgündüz konuşmasını, konuşmasını “Her şey zıddıyla bilinir. Bakınız Mısır’a, Afganistan’a, Irak’a, Filistin’deki zulme… 100 binleri geçen Suriye’deki şehitlere, milyonları bulan yetimlere, dul kadınlara, v.b. bakınız. Bir de Türkiye’mizin istikrar içindeyken karıştırılmak istenmesi de bir nevi kış havasına benziyor. Bediüzzaman Hazretlerinin Hutbe-i Şâmiye’deki müjdelerine göre, bunların hepsi bir

doğumun sancılarıdır. Bediüzzaman Hazretlerinin müjdelediği Birleşik İslam Devletleri mutlaka doğacaktır.” şeklinde sürdürdü… Milyonluk mitinglerde kendisine dualarla icabet eden Ümmet-i Muhammed’in ortak temennisini dile getirmiş olan Akgündüz’ün bu ifadeleri, Müslümanca bir dünya için Necip Fazıl’ın kültür mirası üzerine altmışa yakın eser vererek ümmetin ufkunu açan ve kavgasını verdiği ideali, “Başyücelik Devleti -yeni dünya düzeni-“ ismiyle ayrıca bir kitap olarak Ümmetin faydasına suna ve hedefinden taviz vermediği için 17 yıldır çeşitli işkencelere maruz bırakılarak cezaevinde tutulan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun: “Bugün İBDA, Said Nursî Hazretlerinin rüyasını gördüğü bir temsil plânındadır ve bu mânâda İBDA’nın kadrosudur.” şeklindeki ifadesini hatırlattı. İBDA Mimarı Mirzabeyoğlu’nun suçlandığı iddianameyi okuduğunuzda aynen şu cümlelere rastlayacaksınız: “Tüm Ortadoğu’yu da içine alan Birleşik bir İslam Devleti kurmak” durum anlaşılıyor mu acaba? O İdeali sürdürdüğü için 17 senedir zindanda olan Mirzabeyoğlu niye hâlâ cezaevinde filan sorusuna da cevap teşkil edici bir örnek bu .... *** Üstad Necip Fazıl, ideal Cumhuriyet şeklinde nitelediği “Bağımsız Federe İslam Devletleri” şeklinde formülüze edilebilecek olan Başyücelik idealini İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ isimli eserinde ayrıntısı ile kaleme almıştı. Üstad Necip Fazıl hayranı liderlerin önderlik ettiği, yeni bir yol kavşağında olunduğunun her aşamasında görüldüğü bu süreçte tamamen yerli, kendi kültür-irfan köklerimize bağlı olarak sistemleştirilmiş bu yönetim modelinin yeni dönemde dikkate alınacağı düşünülüyor…


8

Anadolu’nun Günlüğü

Savaş istemedik Dışişleri Bakanı Davutoğlu: Suriye’de savaş başlamaması için elimizden geleni yaptık Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye’de savaş başlamaması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Davutoğlu, “Bizler hangi görüşe sahip olursak olalım, hangi mesleği icra ediyor olursak olalım, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Bu ülkenin gücü bizim gücümüzdür, bu ülkenin zazafı bizim zaafımızdır. Açıkçası bizi üzen, ortak hissiyatın bu derece zedelenmiş olmasıdır. Neredeyse hiçbir kesimden silahlı kuvvetlerimize ve hükümetimize herhangi bir tebrik gelmediği gibi, muhalefet sözcüleri ve bazı basın yayın organları bunu sanki seçim döneminde hükümetin prestij kazanmak için yaptığı bir hamle olarak gösterdi” dedi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan Ankara’nın Gündemi programına konuk oldu. İhlas Medya Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol ve programın sunuculuğunu da yapan

TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Davutoğlu gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. GEREĞİNİ YAPTI Türkiye’nin hava sahasına giren Suriye

uçağının düşürülme gerekçesini anlatan Davutoğlu, “Hem sınırlarımızın güvenliği, hem de savaşın Türkiye’yi etkilememesi bağlamında aldığımız tedbirlerden biri, angajman kurallarımızı değiştirmektir. Bu da Türkiye istediği için ol-

madı. Suriye rejimi bizim uçağımızı düşürdüğü için angajman kurallarını değiştirdik. Ve bunu bütün dünyaya ilan ettik. ‘Bundan sonra Suriye’den Türkiye sınırlarına gelebilecek olan, iletişim yollarının sonuç vermediği her türlü nesneyi düş-

man kabul eder, tedbir alırız’ dedik. Bu kurallar ilan edildi ve Suriye rejimine de bildirildi. Böyle bir durumda, Türkiye’nin göstereceği her türlü caydırıcılık zaafı ileride bize daha kötü sonuçlar doğurmak üzere döner. Nitekim Eylül ayında bir helikopter hava sahamızı ihlal etti. Silahlı kuvvetlerimiz son derece etkin bir müdahale ile o helikopteri düşürdü. Bu olayda da, 2 Suriye uçağı sınırımıza yaklaştı. Sınırımıza belli bir mesafeye geldiklerinde, bizim radarlarımız tarafından, ‘Türk sınırlarına yaklaşıyorsunuz, dönün’ diye 4 kez uyarılıyorlar. Bu uçaklardan birisi uyarıyı duyduktan sonra kendi sınırlarına doğru manevra yapıyor. Diğeri kasıtlı olarak sınırlarımız içerisine giriyor. 1 kilometre ilerliyor sınırlarımız içerisinde. Ve tekrar uyarılıyor. Yine uyarıya kulak asmayında Silahlı kuvvetlerimiz gereğini yaptı. İşin aslı budur” diye konuştu.

‘Kaset siyaseti’ Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak, ülkede öfke, kin, kaset siyasetinin hakim olduğunu söyledi. Kamalak konya’da gerçekleştirdikleri mitingde, “Herkesi uyarıyorum. Aklınızı başınıza devşirin. Sizin bu üslubunuz yüzünden; dün Çanakkale’de vücutlarını birbirine siper eden ecdadın torunları bugün birbirine taş atıp, kurşun sıkar hale geldi” dedi. Kamalak, 30 Mart seçiminin tarihi bir seçim olduğunu belirterek, “İnşallah bu seçimlerde, Milli Görüş kadroları Mahalli İdarelerde yönetimi yeniden devralacak, milletimizi özlediği hizmetlere kavuşturacak. Şundan emin olunuz, nasıl 600 yüz yıl önce İstanbul’un Fethi adil bir dünyanın başlangıcı olmuşsa, 30 Mart seçimleri de inşallah yeniden ‘Büyük Türkiye’ ve ‘Yeni Bir Dünyanın’ başlangıcı olacak” dedi.

Konya’da boşanma sayısı düştü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Konya Bölge Müdürlüğü, 2013 yılı evlenme ve boşanma İstatistiklerini açıkladı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, 2013 yılında Türkiye’de 600 bin 138, Konya’da ise 16 bin 751 çiftin evlendiği belirtilerek, “Türkiye’de evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 0,6, Konya’da ise 1,3 oranında azaldı. 111 bin 50 çiftin evlenmesi ile İstanbul ilk sırada yer alırken, Konya 16 bin 751 ile 8. sırada yer aldı. Listenin son sırasında ise 528 çift ile Tunceli var. Türkiye genelinde kaba evlenme hızı binde 7,89 olarak

gerçekleşti. Kaba evlenme hızının en yüksek olduğu il binde 10,12 ile Adıyaman olurken, kaba evlenme hızının en düşük olduğu iller binde 6,14 ile Kastamonu ve Tunceli oldu. Konya ili ise, binde 8,13 kaba evlenme hızı ile 24. sırada yer aldı. Türkiye’de ortalama ilk evlenme yaşı; erkekler için 26,8, kadınlar için 23,6 olurken, Konya’da erkekler için 25,3 ve kadınlar için 22,3 oldu” denildi. Türkiye genelinde boşanan çiftlerin sayısının bir önceki yıla göre yüzde 1,6 azalarak 125 bin 305’e, Konya’da ise yüzde 3,2 azalarak 3 bin 587’ye düştüğü

belirtilen açıklamada şu bilgilere yer verildi: “Listenin ilk sırasında 27 bin 24 çiftin boşanması ile İstanbul olurken, Konya 3 bin 587 çift ile 7. sırada yer aldı. En dü��ük boşanma sayısı ise 39 çift ile Hakkari’de. Türkiye genelinde kaba boşanma hızı ise binde 1,65 olarak gerçekleşti. Antalya binde 2,70 ile en yüksek kaba boşanma hızına sahip il olurken, Konya ili binde 1,74 kaba boşanma hızı ile 22. sırada yer aldı. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,14 ile Hakkari oldu. Konya’da boşanmaların yüzde 45,9’u evliliğin ilk 5 yılı içinde, yüzde 21,3’ü evlilik

süresi 6-10 yıl olan evli çiftler arasında, yüzde 20,4’ü ise 16 yıl ve daha fazla süre evli olan çiftlerde gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye’deki boşanmaların yüzde 40,3’ü evliliğin ilk 5 yılı içinde, yüzde 23,9’u ise 16 yıl ve daha fazla süre evli olan çiftlerde gerçekleştiği görüldü. Türkiye genelinde en yüksek boşanma erkeklerde 27 bin 779, kadınlarda ise 26 bin 454 boşanma ile 30-34 yaş grubunda gerçekleşti. Konya ilinde en yüksek boşanma erkeklerde 852 boşanma ile 30-34 yaş grubunda, kadınlarda ise 835 boşanma ile 25-29 yaş grubunda gerçekleşti.”

Apa temizlendi Konya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Altınapa Barajının çevresinde jandarma ve öğrenciler çevre temizliği yaptı. Selçuklu İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Tepekent Lisesi öğrencileri ile birlikte Jandarma’nın kuruluşunun 175. Yılı ve Dünya Su Günü etkinlikleri kapsamında Altınapa Barajı çevresinde atık maddeleri topladı. Su havzalarının temiz kalması amacıyla yapılan etkinlikte yaklaşık 50 poşet çöp toplandı.


Anadolu Günlük - Sayı 32