Page 1

TULIPS

ECCLESTONE • BOUCHERON • PREMIUM CONCEPT • DAVOS


Istanbul Abdi İpekçi Caddesi No:14/A - Nişantaşı (+90) (212) 343 00 37 Ankara Classico - Çankaya Caddesi No:30 - Çankaya (+90) (312) 441 71 81

zilli.fr


the finest garment for men in the world


pa n e r a i . c o m

luminor 1950 regatta 3 days chrono flyback titanio (ref. 526)

Boutique İstanbul

l

Abdi Ipekci Caddesi Altın Sokak No:3

l

Nişantaşı

l

Tel: +90 212 291 59 59


design a n d technology.


Perfect Life MODERN RHYTHM MEETING YOUR EXPECTATIONS‌ Are you ready to experience a pleasant and comfortable stay at Rixos President Astana? #rhythmofrixos

UNLIMITED INTERNATIONAL CALLS

www.rixos.com

Click on the QR code to experience an accommodation like no other.

7 D. Kunayev Street, 010000, Astana / KAZAKHSTAN T: +7 7172 24 50 50 astana@rixos.com


Coming up soon... Rixos Borovoe, the ultimate family resort throughout the year with new activity & entertainment program. Feel the difference.

Akmola Region, 021708, Borovoe - KAZAKHSTAN P: +7 71636 20100

BOROVOE


COVER LETTER

Dear Rixos Guests

ÖN YAZI ♦

Değerli Rixos Misafirleri

A

t the beginning of the 2000’s, the Turkish Tourism sector was faced with the innovation of a brand new service and experience provider—Rixos Hotels. Since then, our expansive team of waiters, security chiefs, housekeepers, officers, general managers—literally everyone—has greeted each of our guests with smiling faces and relevance with the principle of “All Exclusive & All Inclusive”. Perhaps the first hotel in our family to really understand and implement this difference in service was Rixos Tekirova. Next, of course, came Rixos Premium Belek, which began to accommodate guests in 2005 and is now the crowned jewel of our brand and our flagship location. Ten years has passed and now these two hotels are preparing to accommodate their guests with a completely different style. From the rooms, to the lobby, to the pool and surrounding landscape, many things are undergoing renovation. In short, Tekirova and Belek, together with the new Rixos Beldibi and Gocek, await a new season involving many new and improved services under the ''Premium Concept." While we were busy implementing the “Premium Concept,” the rest of the world’s eyes were focused on Sochi, Russia for the 2014 Winter Olympics. We’d like to think we achieved the gold medal in hospitality as we successfully opened and began service at Rixos Krasnaya-Polyana during the Olympics. As we enter into the summer season, Rixos Magazine welcomes our guests with captivating content. At the Office of Bernie Ecclestone in London, we talked about how Formula 1 came to be such a racing powerhouse from the early days until today. Another guest of ours in this edition includes the Queen of modern architecture, Zaha Hadid. We hope you are dazzled by the success story of the infamous jewel house, Boucheron Frédérique in Paris, which is known as the “Jeweler of Light” and serves the finest designs and settings to the world’s familiar and royal names.

2000’li yılların başlarında Türk Turizmi, yepyeni bir hizmet anlayışıyla tanıştı. Garsondan güvenlik şefine, kat görevlisinden genel müdüre kadar tüm personel; güleryüz ve alakalarıyla konuklara kendilerini “özel” hissettirmek için elinden geleni yapıyordu. “All Exclusive & All Inclusive” ilkesiyle misafirlerle kurdukları bu samimi iletişim; konukları otele bağlayan en önemli faktörlerin başında geliyordu. Ve bu farklı hizmet anlayışıyla anılan ilk otel belki de Rixos Tekirova’ydı. Sonrasında Rixos markasının taçlandırıldığı, grubun amiral gemisi olan Rixos Premium Belek, 2005’te misafirlerini ağırlamaya başladı. Aradan yaklaşık 10 yıl geçti ve bu iki otel artık bambaşka bir yüzle misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Odalardan lobilere, havuzlardan peyzaja birçok detay yenileniyor. Renovasyondaki Tekirova ve Belek’le beraber yeni açılan Beldibi ve Göcek’teki Rixos Otelleri de birçok farklı hizmeti içeren ‘’Premium Concept’’ uygulamasıyla misafirlerine bambaşka tecrübeler yaşatacağı yeni bir sezonu bekliyor. Bu hazırlıklar devam ederken tüm dünyanın gözü kış olimpiyatlarının yapılacağı Soçi’deydi. Rixos Hotels; Krasnaya-Polyana oteliyle başarılı bir sınav vererek olimpiyatlarda adından söz ettiren en önemli otel zincirlerinden biri oldu. Rixos Magazine, yaz sezonuna girerken misafirlerimizi yine etkili bir içerikle karşılıyor. Bernie Ecclestone'nin Londra'daki ofisinde, Formula 1'in ilk günlerinden bugünlere nasıl geldiğini konuştuk. Modern mimarinin kraliçesi Zaha Hadid, bu sayıdaki bir diğer konuğumuzdu. Işığın mücevheratçısı olarak bilinen Frédérique Boucheron'un Paris'teki ilk butiği ve ardindan yükselen mücevher evinin başarı hikayesi diğer bir ilgi çekici konu başlığı. Keyifli tatiller, zevkli okumalar diliyorum tüm misafirlere.

I wish all of our beloved guests pleasurable reading and a pleasant holiday.

M. Yasin Artukarslan PUBLISHER Mediap Yayıncılık ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. CHIEF EDITOR Derya DOKUMACI derya.dokumaci@rixos.com

EDITOR İrem KÜPELİ irem.kupeli@rixos.com

ART DIRECTOR Kamil AYDİLEK kamil.aydilek@rixos.com

MARKETING DIRECTOR Mehmet KÜPELİ mehmet.kupeli@rixos.com

ADVERTISEMENT DIRECTOR Candeniz ALANTAR candeniz.alantar@rixos.com

PHOTOGRAPH Feyza ARTUKARSLAN

ADVERTISEMENT SALES Alattin ALTINDİŞ alattin.altindis@rixos.com

REPRESENTATIVE FOR ITALY Ayça OSKAY ayca.oskay@rixos.com

REPRESENTATIVE FOR KAZAKHSTAN Lily TAGILTSEVA lily.tagiltseva@rixos.com

ENGLISH EDITING Merjan BUBERNACK Büşra ÖZTÜRK

Karayolları Mh. Kadir Akdoğan Cd. No: 3 GOP İstanbul / Türkiye

REPRESENTATIVES U.S.A. / Burak ESKİCİ Austria / Sadık SARAÇ Azerbaijan / Alper ÖNDER China / Mehmet SÖYLER England / Gökhan GÜNERİ Russia / Kubeysi TARHAN Ukraine / Barış ÖZTAŞ

RUSSIAN TRANSLATION Zarema AKYÜREK Elvira GARFEEVA

SOCIAL MEDIA DIRECTOR Nur BANU RUSSIAN EDITING Anastasia Kozlova TURKISH EDITING Tülin KARGİN

SUPPORTERS Abdülselam AYCİL / Özlem AYDOĞDU Nazlı KAZAZ / Hakkı YAVUZ Cenk ÜNVERDİ / Tamer GÜNGÖREN Nurcan SARAÇ / Sedat DÖĞÜŞMEZ Shaida MERALIYEVA / Serap KOZAK Hakan ŞAHİN

WEB EDITOR Beria Merve DOKUMACI

48

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

www.mediap.com.tr info@mediap.com.tr www.rixosmagazine.com

PRINT İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. Merkez Mh. 29 Ekim Cd. İhlas Plaza No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler / İSTANBUL T: 0212 454 30 00


CONTENTS

İÇİNDEKİLER ♦

RIXOS MAGAZINE

CONTENTS SPRING 2014

90 96 102

114

THE JOY OF SPRING IN OLD ISTANBUL

DÜNYADAN TARİHİ KÜTÜPHANELER

ESKİ İSTANBUL'DA BAHAR ŞENLİKLERİ

SURFING: AN ANCIENT HAWAIIAN TRADITION SÖRF: ESKİ BIR HAWAII GELENEĞİ

HISTORICAL LIBRARIES FROM AROUND THE WORLD

120

ZAHA HADID THE QUEEN OF MODERN ARCHITECTURE MODERN MİMARİNİN KRALİÇESİ

126

ANATOLIA’S PECULIAR FLOWER: TULIPS ANADOLU’NUN HAS ÇİÇEĞİ: LÂLE

MASTER MASERATI MORE THAN JUST DRIVING ARABA KULLANMAKTAN ÇOK DAHA FAZLASI

140

DAVOS THE MAGIC MOUNTAIN BÜYÜLÜ DAĞ

50

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

156

THE TOY PARADE

192

BOUCHERON JEWELER OF LIGHT

BİR OYUNCAK GEÇİDİ: PARADE

IŞIĞIN MÜCEVHERATÇISI


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

GOLDEN KEY

For Your Mercedes Benz ǀ Mercedes Benz İçin Selected Jewels – a German firm specializing in the production and retail of exquisite jewellery, presents an innovative and original piece: Golden Key, a Mercedes Benz car key made out of solid gold inset with 300 cut diamonds totalling 3.14 carat.

Sıra dışı ve özel takılar üreten Alman firması Selected Jewels, yenilikçi ve şık bir parça sunuyor. Mercedes Benz araç kumandasını altın ile üreten firma, kumandanın üzerini toplamı 3.14 karata ulaşan 300 pırlanta ile süslüyor.

Just like the fit out of the car can be finessed by the choice of the highest quality wood and other materials, the key as the constant companion can also now be crafted to the desires of the owner. The handcrafted treasure is made in Germany.

Mercedes Benz, araç tasarımını ahşap ve bir çok farklı seçenek ile özelleştirme imkanı sunarken Selected Jewels firması da sürekli yanınızda taşıyacağınız kumandayı şık bir mücevher parçasına dönüştürüyor. El yapımı olan bu ürün Almanya'da üretiliyor.

52

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

BAT EYE Fairytale

Bat Eye’s Porto collection has the boldness and sympathy, the materials have the tradition and nobleness of the Porto’s people. In Porto, the city of the six bridges, the blacksmith was considered the king of all crafts. Only he was able to make the necessary tools for all the jobs. Learning the art of forging iron became a lengthy process that lasted years of training and dedication. In tribute to the art of forging iron and to the memories of the city, Bat eye makes ‘Fairytale’, an elegant bar that confers an exquisite and distinctive touch to any environment. It carries the carefully hand painted tiles and the forged iron plated in 24k gold. 54

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Bat Eye’nin Porto koleksiyonu cüretkar ve sempatik. Malzemeleri, Porto insanlarının geleneği ve asilliğini taşıyor. Altı köprülü şehir Porto’da demircilik, bütün zanaatların sultanı olarak kabul edilirdi. Çünkü sadece bir demirci, bütün işler için gerekli olan alet edevatı yapabilirdi. Demir dövme sanatını öğrenmek, yıllarca süren bir adanmışlık ve eğitim gerektiren uzun bir süreç haline geldi. Demir dövme sanatını ve şehrin hatıralarını onurlandırmak amacıyla Bat Eye, her ortama özel ve ayrıcalıklı bir dokunuş katan zarif ‘Fairytale’ dolabı yaptı. Zarif dolap, incelikle elle boyanan karolar ve 24 ayar altınla kaplı dövülmüş demir işlemesi taşıyor.


Yeni BMW 4 Serisi Cabrio

www.bmw.com.tr

GÜZELLİK KAVRAMINA AÇIKLIK GETİRDİK. Sıradan bir yolculuğu bile harika bir deneyime dönüştürme yeteneğiyle donatıldı. Göz alıcı stiliyle, güzellik ve özgürlük anlayışına getirdiği yeni yorumu keşfetmeniz için şimdi Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’nda.

YENİ BMW 4 SERİSİ CABRIO.

Daha az tüketim. Daha fazla sürüş keyfi. BMW 4 Serisi Cabrio için CO2 emisyon değeri ortalama 127-154 gr/km’dir.

Sheer Driving Pleasure


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

DAVIDOFF

2014 "Year Of The Horse” Edition ǀ 2014 “At Yılı” Edisyonu Davidoff Cigars celebrates the Chinese Year of the Horse with an exclusive 2014 Limited Edition: the perfect gift for aficionados and Chinese travellers around the globe. This Edition is also an opportunity to pay tribute to Davidoff’s founder “Zino Davidoff”, who was born under this zodiac sign and boasted its key traits: quick-witted, dynamic, sophisticated and extroverted. In mythology, the Horse is a symbol of strength, endurance and luck. Those born under this sign tend to be sophisticated, intelligent and humorous, with a sunny disposition and a passion for travel. 56

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Davidoff Cigars, Çin At yılını özel bir 2014 Sınırlı Edisyon set ile kutluyor. Puro tutkunları ve dünyanın dört bir yanındaki Çinli Seyahatçiler için harika bir hediye. Bu set aynı zamanda Davidoff’un kurucusu olan ve zodyak burcunda doğan “Zino Davidoff”u saygıyla anmak için de harika bir fırsat. Zino Davidoff; burcunun da özellikleri olan hazır cevap, dinamik, sofistike ve dışa dönük biriydi. Mitolojide at; gücün, şansın ve dayanıklılığın sembolüdür. Bu burçta doğanlar genellikle sofistike, zeki, esprili, neşeli olup seyahat etmeyi severler.


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

BOWERS AND WILKINS & MASERATI P5 Mobile Hi-Fi Headphones Maserati Edition

The Bowers & Wilkins P5 Mobile Hi-Fi Headphones Maserati Edition is the latest in a growing range of premium audio products aimed directly at music-loving luxury Italian car owners. The special headphones use the same natural grain leather found in Maserati cabins and, of course, sport the car company’s famous trident badge. They also come with a special quilted leather carrying pouch and have a dedicated made-for-iPhone cable so that songs don’t have to be interrupted to take a call when out and about. 58

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Bowers & Wilkins P5 Mobile Hi-Fi Maserati ulaklıklar, müziği seven lüks İtalyan otomobil sahiplerini hedef alan premium ses cihazlarından biri. Özel kulaklıklar, Maserati otomobillerinde bulunan aynı doğal pütürlü deriyi kullanıyor ve araba şirketinin ünlü üç mızraklı armasını taşıyor. Kulaklıklar, yanlarında deriden özel taşıma kılıflarıyla birlikte geliyor. Aynı zamanda özel olarak iPhone için yapılmış bir kablosu da var. Böylelikle telefona cevap verirken şarkılarınız yarıda kesilmemiş oluyor.


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

BELLERBY & CO. Globemakers

This artisan globe company has A-list clientele from all over the world. Right now they have four collections: Mini Desk Globes, 80s Series Globes, Classic Globes, and Churchill Globes. Their traditional collection is a range of stunning, freestanding pieces, which pay homage to the fine art of globemaking and the archetypal globe. These were the first Bellerby globes to go into production and are true showcase of expert craftsmanship. Featuring exquisite attention to detail and timeless fonts and lines, each handmade globe is a unique piece of art in its own right, and a stunning addition to any home, business or boat.

60

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Dünya küreleri üreten bu zanaatkar şirket, dünyanın dört bir yanından üst düzey insanlardan oluşan bir müşteri portföyüne sahip. Şu an dört adet koleksiyonları var: Mini Masaüstü Küreler, 80’ler Serisi Küreler, Klasik Küreler ve Churchill Küreleri. Geleneksel Küreler Koleksiyonu, küre yapma sanatına ve arketipik kürelere bir saygı duruşu niteliğinde hazırlanmış birbirinden çarpıcı ürünlerden oluşuyor. Bunlar, üretilmeye başlanan ilk Bellerby küreleri ve usta bir işçiliği sergiliyor. Detaylara gösterilen ince özen, hiç eskimeyen yazı tipleri ve çizgilerle her bir el yapımı küre; kendi alanında eşsiz bir sanat eseri. Her eve, her iş yerine veya bir yata eklenebilecek çarpıcı bir detay.


Vicem Yachts‌Redefining modern Luxury

Vicem 107' cruiser

Vulcan Line 32mt 35mt 46mt Cruiser Line 68' 82' 97' 107' Classic & Fly 55' 58' 64' 71' 77' 80' Bahama Bay 55' 59' 61' 64' Sportfish 54' 57' 63' Windsor Craft 30' 36' 40' Vanguard 33' 45'

Vicem Yachts

2019 SW 20th Street, Suite 108 Fort Lauderdale, FL 33315 Phone: 954-462-8828 Email sales@vicemusa.com www.vicemyacht.com www.facebook.com/VicemYachts www.twitter.com/VicemYachts


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

DALI

by Boca do Lobo Boca do Lobo Design Studio was inspired by the surrealist movement to create the safest and most resisting place for the valuables around us: the Dalí luxury home safe.

Boca do Lobo, ortalıktaki kıymetli eşyaların ev ortamında saklanabileceği en güvenli ve dayanıklı kasa olan Dali'yi tasarlarken sürrealist akımdan etkilenmiş.

The surrealistic home safe, just like the painting, is a symbol of the relativity of space and time. The luxury home safe is made using the brass foundry technique and finished in polished brass and gold plating. Inside, secret compartments and 6 watch winders that can be regulated in order to take the best care of your automatic luxury watches. The interior is, of course, customizable so the user may have the ultimate hyper-luxury bespoke experience.

Bu sürrealist ev kasası, tıpkı bir tablo gibi göreceli zaman ve uzay kavramlarını temsil ediyor. Dali; pirinç döküm tekniğiyle üretilmiş, pirinç ve altın kaplama ile cilalanmış. İçerisinde lüks saatlerinizi saklayabileceğiniz, düzenlenebilir 6 gizli bölme bulunuyor. Kasanın iç tasarımı, ısmarlama üzerine değiştirilebiliyor ve böylelikle kullanıcı, hiper-lüks bir deneyim yaşama fırsatı buluyor.

62

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


design Erresse Studio

table Artistico + chair Malik + sideboard Amsterdam

Ebulula Mardin Cad. No:6 Mermerler Sitesi E-1 Blok Akatlar, Beşiktaş - İstanbul 34335 Turkey T. +90 212 351 1787 www.emma-tr.com


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

Photo: Armelle Kergall

HERMÈS

Le Flâneur d’Hermès & Le Flâneur sportif d'Hermès Two ultra-lightweight carbon fiber bicycles are hitting Hermès stores worldwide. Le Flâneur d'Hermès and Le Flâneur sportif d'Hermès; a unisex leisure and a sporty city bicycle, will be available in three sizes - S, M, L - and two colors – charcoal and blanc d’Espagne (Le Flâneur sportif d'Hermès will also be available in a sporty shade of red). Both of the bikes have been hand-made in France by TIME, a French manufacturer of bicycles and cycling equipment founded by Roland Cattin in 1987. 64

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

İlk ultra hafif karbonfiber bisiklet, dünyanın dört bir yanındaki Hermès mağazalarına doğru yola çıktı. Le Flâneur d'Hermès ve Le Flâneur sportif d'Hermès isimlerindeki unisex keyif ve sportif şehir bisikletleri; S, M ve L boyutlarında olacak. Koyu kahve, şampanya rengi ve Le Flâneur sportif d'Hermès’e özel olarak sportif bir kırmızı tonunda renk seçenekleri mevcut. Bisikletler, 1987 yılında Roland Cattin tarafından kurulan bisiklet ve yan ekipmanları üreticisi Fransız TIME’de el yapımı olarak hazırlandı.


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

MOBIADO mǀ Headset

Since the company's foundation in 2004 in Vancouver, Mobiado has taken pride in being a distinctively different and innovative manufacturer, producing the finest, and most technologically advanced mobile phones and accessories. The m|Headset is a special piece, created from a combination of anodized aircraft aluminium, sapphire crystal, and mother of pearl. Creating a durable device with a discrete minimalistic appearance that has become the hallmark of Mobiado design. The m|Headset is available in 2 styles: Black Mother of Pearl and Gold Mother of Pearl. 66

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

2004 yılında kurulan Mobiado firması; en iyi kalite ve en yüksek teknoloji ile üretilen, yenilikçi ve sıra dışı mobil telefonları ile biliniyor. m|Headset kulaklık ise adonize edilmiş alüminyum, safir ve sedefin bir araya geldiği çok özel bir parça. Dayanıklı bir ürünü minimalist ve farklı bir tasarımla sunmak, Mobiado'nun öne çıkan firma felsefesi. Bu amaç ile tasarlanan m|Headset, siyah ve altın sedefli olmak üzere iki farklı seçenek ile satışa çıkıyor.


İSTANBUL’A EN GÜZEL YERİNDEN BAKIN...

INFO@TAVROSGROUP.COM - +90 212 661 3 666 - ATAKOY SEASIDE BEACH, ISTANBUL / TURKEY


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

MARSHALL

Limited Heritage Colorways Nothing says rock’n’roll more than a row of Marshall stacks. That white script logo on the front of a black vinyl-clad cabinet is the stuff of legends.

Pek az şey rock'n'roll ruhunu bir Marshall'dan daha iyi taşıyabilir. Siyah vinil kaplı kutunun önündeki beyaz logo, adeta bir müzik efsanesinin imzaya dökülmüş halidir.

But there are times when you want to stand out from the crowd. Over the years, Marshall has produced limited edition amps for some very special artists and occasions. The limited heritage colorways line pays tribute to that tradition, with three rare and unique colorways dedicated to those vintage collector’s items. Available in purple, green and cream, this version of the Hanwell evokes the spirit of rare and legendary Marshall amplifiers, each laden with rich Marshall heritage.

Marshall, bu klasiğe sahip olmak fakat aynı zamanda farklı olmak isteyenler için bugüne kadar çok sayıda özel koleksiyon üretti. Ayrıcalıklı insanlar ve farklı amaçlar için üretilen bu parçaların bir yenisi olan "limited heritage colorways" serisi, koleksiyonerler için mor, yeşil ve krem olmak üzere üç farklı renk seçeneği ile sunuluyor. Firmanın geleneğini sürdürmek amacıyla tasarlanan bu yeni Hanwell serisi, nadir bulunan efsanevi Marshall amplifikatörlerine bir gönderme niteliğinde.

68

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

ZAHA HADID ARCHITECTS A Doll’s House ǀ Oyuncak Bebek Evi

Zaha Hadid Architects (ZHA) has created ‘A Dolls’ House’ in support of KIDS, a UK charity supporting disabled children, young people and their families. An interpretation of ZHA’s Ideal House pavilion, the Dolls’ House design is ZHA’s take on that most traditional of toys. The doll’s house design is a puzzle where six interlocking elements, reminiscent of rooms, stack together to create a singular, unified house.

Zaha Hadid Tasarım (ZHA), çocuklar yararına bir “Oyuncak Bebek Evi” tasarladı ve İngiltere kökenli bu hayır işi ile engelli çocuklara, gençlere ve ailelere yardımda bulundu. Bilinen en eski ve geleneksel oyuncaklardan biri olan bebek evi, ZHA’nın “Ideal House” projesine güncel bir yorum olarak ele alınıyor. “Oyuncak Bebek Evi”nin tasarımı; iç içe geçen ve odaları anımsatan, birleştirildiğinde bir bütün gibi görünen 6 birimlik bir yapboz gibi.

Offering many possibilities to play and experiment, the doll’s house can be considered a puzzle – to be assembled as a compact box. Alternatively, children can experiment with alternative combinations to create an endless variety of unique compositions. Elements can also be rotated to match their shapes embedded within the doll’s house garden.

Oynamak ve tecrübe etmek için bir çok olanak sunan bebek evi, sıkıştırılmış bir kutu gibi bir araya gelen parçalarıyla adeta bir bulmaca. Çocuklar, bu ev ile sonsuz çeşitlilikte kompozisyonlar oluşturmak için farklı kombinasyonlar deneyebiliyor. Her bir parça, bebek evinin bahçesinde bulunan şekillerin içerisine yerleştirilebiliyor.

70

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

ROLLS-ROYCE 450EX Yacht Concept

The Rolls-Royce 450EX is a final year project by Coventry University graduate Stefan Monro. After completing an internship with Rolls-Royce Motor Cars, Monro was encouraged to design an accordingly themed project. The design brings the auto and yacht market together, showing the potential for future partnerships between the two. Monro avoided using any literal car features, which can often look forced, and instead brought in elements to an existing hull and adding recognizable Rolls-Royce brand details.

72

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Rolls-Royce 450EX, Coventry Üniversitesi mezunu Stefan Monro’nun bitirme projesi. Rolls-Royce Motor Cars’da stajını tamamlayan Monro, burada uygun temada bir proje tasarlaması için teşvik edilir. Tasarım, otomobil ve yat piyasasını bir araya getirerek ikisi arasındaki potansiyel bir gelecek ortaklığının altını çiziyor. Monro; tasarımda genellikle çok zorlama görünen otomobil özelliklerini kullanmayı tercih etmemiş, bunun yerine gövdeye bazı ögeler ve Rolls-Royce markasının meşhur detaylarını eklemeyi seçmiş.


WIDEN YOUR WORLD NAME / ISIM

LIONEL MESSI FROM / NEREDEN

ISTANBUL TO / NEREYE

KILIMANJARO #KOBEVSMESSI TURKISHAIRLINES.COM


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

STRADIVARIUS

Stolen Stradivarius Found ǀ Çalınan Stradivarius Bulundu A 317-year-old Stradivarius violin that was stolen in 2010 from the acclaimed international soloist Min-Jin Kym has been recovered in near-perfect condition and was sold for $2.29 million through the fine-instrument auction house Tarisio. Made in Cremona in Italy in 1696 by Antonio Stradivari, it is one of an estimated 600 remaining instruments made by him. The instrument was snatched at a cafe three years ago from acclaimed London-based musician Min-Jin Kym, who had played it since she was a teenager. A Stradivarius violin’s price starts from $1.5 million.

74

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

2010 yılında, uluslararası ünlü soloist Min-Jin Kym’den çalınan 317 yıllık Stradivarius keman; neredeyse hiç zarar görmemiş bir halde bulundu ve kaliteli enstrüman müzayede evi Tarisio’da, 2.29 milyon dolara satıldı. 1696 yılında, Antonio Stradivari tarafından İtalya’nın Cremona şehrinde yapılan keman; şu an 600 adet olduğu tahmin edilen Stradivarius kemanlarından biri. Enstrüman, üç yıl önce Londralı müzisyen Min-Jin Kym bir kafedeyken çalınmıştı. Min-Jin Kym, çalınan Stradivarius kemanını çocukluğundan beri kullanıyordu. Bir Stradivarius kemanın fiyatı, 1.5 milyon dolardan başlıyor.


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

LLADRÓ

The Art of Balancing Tradition and Modernity Modern ile Gelenekseli Harmanlama Sanatı After six decades innovating in the field of decorative arts with its superb control of sculpture, Lladró continues reinventing itself as it now focuses on functional lines for home decoration, especially in lighting fixtures. This is the sign of an eclectic and global brand, much like the world we live in today.

Heykeldeki üstün becerisi ile 60 senedir dekoratif sanatlarda pek çok yeniliğe imza atan Lladró, ev dekorundaki fonksiyonel objelere ve özellikle de aydınlatmaya odaklanarak kendini yenilemeye devam ediyor. Markanın eklektik ve global kimliği, içinde bulunduğumuz dünya ile birebir örtüşüyor.

Lladró was founded in 1953 by the brothers Juan José and Vicente Lladró, who began to fire their first pieces in the small family workshop nearby today’s The City of Porcelain, in Valencia (Spain). Today, this place is where all Lladró creations are born in an entirely artisan process. From here, the artistic masterpieces travel to the homes of porcelain lovers in over 120 countries on the five continents, through a network of its own boutiques and authorized retailers located in the most select shopping areas of the world’s major cities.

Lladró, 1953 yılında Juan José ve Vicente Lladró kardeşler tarafından kuruldu. İki kardeş, ilk tasarımlarını şimdi porselen şehri olarak bilinen Valencia yakınlarında küçük bir aile atölyesinde pişirdi ve bu atölye, tüm Lladró parçalarının sanatsal bir süreç sonunda doğduğu yer olarak tarihe geçti. Buradan 5 kıtaya yayılmış 120 farklı ülkedeki seçkin mağazaların ve 1000'e yakın distribütörün vasıtasıyla porselen severlerin evlerine ulaştılar.

This know-how is being now keeping extending to new product ranges, in this fine balance between tradition and modernity that the company has always pursued. In this sense, porcelain, unquestionably one of the largest interior trends of the moment, has been added to the repertoire of fine materials in the lighting sector thanks to Lladró’s excellent team of artists and technicians. The creativity and experience of these skilled artisans will surely bring the new season of unique Lladró designs to life.

Geleneksel ile moderni harmanlamaya her zaman önem veren firmanın know-how'ı, yeni ürün grupları ile genişlemeye devam ediyor. Bu felsefeyle yola çıkan Lladró; günümüzde son derece ön planda olan porseleni, harika bir sanatçı ve teknisyen ekibi sayesinde aydınlatmada kullanılan hassas malzemeler sınıfına sokuyor.

Lladró offers a wide spectrum of porcelain lighting fixtures to add a distinctive personality to all kinds of interiors. Especially dazzling are the new lamps in the Belle de Nuit collection, a winning combination of the warmth of porcelain with a variety of bright and cheerful colors. This series of hanging, wall and tabletop lamps comes in different sizes, with a special nod to the spectacular ceiling lamps, which update the classic crystal chandelier in a new language of style. 76

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Lladró, her tarzdaki iç mekana sıra dışı bir hava katacak olan geniş bir porselen aydınlatma koleksiyonu sunuyor. Özellikle Belle de Nuit koleksiyonundaki büyüleyici lambalar, porselenin sıcaklığını neşeli renklerle bir araya getiriyor. Serideki avize, aplik ve abajurlar farklı boyutlarda satışa çıkıyor. Klasik kristal avizeye yepyeni bir yorum getiren avizeler ise lamba kavramını bambaşka bir boyuta götürüyor.


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

Photo: Marie Clérin

WEBWOOD by Fabrice Ausset

Architect and designer Fabrice Ausset offers a coffee table made of marble Oregon pine edited by Philippe Hurel House, the Webwood.

Webwood; mimar ve tasarımcı Fabrice Ausset ve Philippe Hürel House tarafından tasarlanan, mermer ve Oregon camından yapılmış bir sehpa.

The board is made of stained Oregon pine with converging lines unfolding into a wide open corolla. It is embedded onto a carved and polished marble base. Uneven facets are hand sculpted and polished. By combining the virtues of each material, Webwood is a brilliantly designed living room furniture. An alliance of strength and lightness, and representing the tension between wood and mineral, Webwood is a metaphor of the world itself.

Masanın üst kısmı, lekeli Oregon camından üretilmiş ve geniş bir taç gibi açılacak şekilde tasarlanmış. Cilalı mermer bir heykel üzerine yerleştirilen bu asimetrik parça, elde şekillendirilip cilalanmış. Kullanılan materyallerin zarafeti bir araya gelince ortaya son derece estetik bir salon mobilyası çıkmış. Gücün ve hafifliğin kombinasyonu olan ve ahşap ile mineral arasındaki gerginliği temsil eden Webwood, dünyanın kendisini yansıtan bir metafor niteliğinde.

78

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

VALGRINE

Luxury Golf Putters ǀ Lüks Golf Sopaları New interpreter of luxury, Valgrine offers the best putter thanks to the mix of the master craft, a controlled conception of high technology. Made in France, in the cradle of the metallurgical excellence, Valgrine putters reveal real aerodynamic sculptures. Valgrine offers a palette of unique experiences: exclusivity, watchmaking regulations and custom-made services. The company restores an ultimate precision of game and reaches the epitome of luxury. Valgrine expresses a new way of thinking the future of Golf and embodies a symbol of perfection. 80

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Lüksün yeni yorumcusu Valgrine, usta işçilik ve yüksek teknolojinin kontrollü konsepsiyonu sayesinde en iyi golf sopalarını sunuyor. Metalürjik mükemmelliyetin beşiği Fransa’da üretilen Valgrine golf sopaları, gerçek aerodinamik heykeller ortaya çıkarıyor. Valgrine; ayrıcalık, saatçilik ve sipariş üzerine üretim hizmetleriyle eşsiz bir deneyim paleti sunuyor. Şirket, oyunda üstün bir kusursuzluk sağlayarak lüksü tanımlıyor. Golfün geleceğini düşünmek için yeni yöntemler sunarken mükemmelliyeti bir sembol olarak benimsiyor.


TRAVEL

SEYAHAT ♦

MSC CRUISES

R

ecently began tours departing from Istanbul and Izmir with the latest ship in its fleet, MSC Preziosa.

Filosunun en yenisi MSC Preziosa ile İzmir ve İstanbul hareketli turlarına başlıyor!

Guests who have the pleasure of cruising on MSC Preziosa will have the opportunity to explore 3 countries and 5 ports on the Aegean & Adriatic Seas over the course of 7 nights and 8 days. During the cruise, passengers will see the stone houses and streets of Dubrovnik, a lace-like city perched on the shores of the Adriatic, the floating city of Venice with its unique canals, gondola, history, architecture and art in the World, Bari with its long beaches and unique cuisine, as well as its eternal Olympic torch flame and last but not least, Katakolon, which is an ancient city featuring the finest vineyards and the wine houses.

09 Nisan- 29 Ekim 2014 tarihleri arasında MSC Cruises filosunun en yeni gemisi MSC Preziosa ile gerceklesecek olan, her Salı İzmir ve her Çarşamba İstanbul’dan hareketli 7 gece 8 gün süren Ege & Adriyatik turunda, yolcular 3 ülke 5 liman görebiliyorlar. Adriyatik’in oya gibi işlenmiş kıyılarına uzanan taş evleri ve sokaklarıyla Dubrovnik; kanalları, gondolları, tarihi, mimarisi ve sanatıyla dünyada eşi benzeri olmayan Venedik; uzun sahili ve eşsiz mutfağıyla Bari; hiç sönmeyen Olimpiyat meşalesi, antik kenti, üzüm bağları ve şaraphaneleriyle Katakolon bu turun birbirinden güzel limanlarını oluşturuyor.

TRAVEL IS COMPLETELY DIFFERENT WITH FASCINATING SHIPS On the newest ship of MSC Cruises, MSC Preziosa, there are 1,751 cabins, 26 lifts and 18 decks (14 of which are assigned to passengers accommodations.) Guests can fully enjoy any and all of the four main restaurant, two special restaurants, 21 bars, a casino, four swimming pools, 12 Jacuzzis, a bowling alley, a playground with sports court, fitness center, mini club and MSC Aurea Spa.

BÜYÜLEYİCİ GEMİLER İLE SEYAHAT BAMBAŞKA MSC Cruises filosunun en yeni gemisi olan MSC Preziosa’da 1,751 kabin, 26 asansör ve 14’ü yolculara ayrılmış 18 güverte bulunuyor. Konuklar, dört ana restaurant, iki özel restaurant, 21 bar, casino, 4 yüzme havuzu, 12 jakuzi, bowling salonu, oyun alanlarıyla spor sahası, fitness merkezi, mini club ve MSC Aurea Spa’nın tadını doyasıya çıkarabilirler.

PROMOTION TOURS AND DISCOUNTS MSC Cruises offer full-service package programs that include flights, transfers and travel insurance.

PROMOSYONLU TURLAR VE İNDİRİMLER MSC Cruises, uçak, transfer ve seyahat sigortalarının da dahil olduğu paket programlar gerçekleştiriyor.

MSC Cruises also offers an "early booking" discount in order to provide passengers an unforgettable holiday at a very affordable price, all without sacrificing on quality. By booking early, the guests will have more chance to benefit from discounts. Additionally, children under 18 who travel in the same cabin with parents will be free of charge.

MSC Cruises, yolcularının unutamayacakları bir tatili kaliteden ödün vermeden çok uygun fiyata yapabilmeleri için, “erken rezervasyon” indirimi uyguluyor. Rezervasyon ne kadar erken yapılırsa indirimlerden yararlanma şansı o kadar artıyor. Ayrıca aile ile aynı kabinde seyahat eden 18 yaş altı çocukların ücretsiz olması ise aileler için büyük kolaylıklar sağlıyor.

82

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


HAYAT DAKIKALARDAN DEĞIL, ANLARDAN OLUŞUR

lı calık ı r y A KÇE TÜR tler e Hizm

başı n €’da 9 4 5 ren itiba

Kişi

HER SALI İZMİR VE HER ÇARŞAMBA İSTANBUL’DAN HAREKETLI SEFERLER BAŞLIYOR MSC PREZIOSA ile Ege & Adriyatik turu 09 Nisan - 29 Ekim 2014 tarihleri arasında 7 Gece / 8 Gün Tam pansiyon konaklama Istanbul, Dubrovnik,Venedik, Bari, Katakolon, Izmir, Istanbul * Yetkili acentalarımıza www.msccruises.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.


INTERIOR

DEKORASYON ♦

A Fresh Penthouse IN FREDERIKSBERG, COPENHAGEN. KOPENHAG FREDERIKSBERG'DE FERAH BİR TERAS KATI

84

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

orm Architects has renovated the 74m2 penthouse in Copenhagen. The apartment consists of a hall, a bedroom, a living Room, a kitchenette, a bathroom, an office and a roof top terrace.

N

Norm Architects, Kopenhag'da; içerisinde antre, yatak odası, oturma odası, mutfak, banyo, ofis ve bir teras bulunan 74m2'lik bir dairenin yenilenmesini üstlendi.

The basic idea for the renovation of this Copenhagen apartment was to create the feel of a private hotel suite for a Danish couple living in Spain. As the owners travel a lot, Norm Architects wanted to create a calm and pure structure that was ideal for relaxation.

Bu minik dairenin yenilenmesindeki temel amaç, İspanya'da yaşayan Danimarkalı bir çift için özel bir otel ortamı oluşturmakmış. Ev sahipleri çok sık seyahat ettikleri için Norm Architects, sakin ve yalın bir dekor ile dinlendirici bir ortam tasarlamış.

Everything but the floors and the main structure was redone and they have used the existing elements to create niches where they installed hidden lights. These built-in light niches has given a clean and simple interior that needed a minimum of furnishing, lamps, etc. With an intelligent Home Control System they can control the lights in the whole apartment, turn on the fireplace and the aircondition with a single touch on their Iphone, as they set foot in Copenhagen Airport.

Zemin ve ana hatlar haricindeki her şey, yeniden yapılmış ve ana kirişler kullanılarak oluşturulan nişlerin içerisine gizli ışıklar yerleştirilmiş. Bu ışıklandırılmış nişler sayesinde yalın ve düzenli bir atmosfer meydana gelmiş ve böylelikle mobilya ve lamba gibi ihtiyaçlar minimuma indirilmiş. Kullanılan kapsamlı bir Home Control sistemi sayesinde ev sahipleri, Kopenhag Havaalanı'na ayak bastıklarında; İphone'larından evdeki ışıkları ayarlayabiliyor, şömineyi yakabiliyor veya ısıtma sistemlerini çalıştırabiliyorlar.


INTERIOR

DEKORASYON ♦

As the owners travel a lot, Norm Architects wanted to create a calm and pure structure that was ideal for relaxation.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE

85


INTERIOR

DEKORASYON ♦

The rooftop terrace is redone in a minimalist wooden structure with Japanese inspired grass garden.

The rooftop terrace, that is almost the same size as the apartment, was completely redone in a minimalist wooden structure that allowed a Japanese inspired grass garden on the top of the concrete building overlooking the Copenhagen skyline. For the hall, the aim was to clean up the structure and use the irregularities to build floor-to-ceiling closets and place tall mirrors to extend the feeling of width in the narrow hallway. As in the rest of the apartment build-in spotlights from Modular was placed in the ceilings to keep the walls bare. The door to the living room was removed in order to be able to view the full length of the apartment. The main idea in the office was to extent the feeling of length as well as create a relatively large working top, allowing both of the owners to work with their laptops side by side. A lamella structured tabletop was designed that has the structure to extent from one wall to another with a span of more than 3 meters without touching the back wall. This gives a sense of a free flowing structure and gives space to wires etc. 86

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Daire ile neredeyse aynı boyutta olan teras, tamamen yenilenerek minimalist bir ahşap yapı ile döşenmiş ve böylece Kopenhag manzaralı terasa Japon tarzından ilham alan bir çim alan yapma imkanı doğmuş. Evin antresini düzenlerken amaç, yapıyı yalın bir hale getirmek ve girintili yüzeyleri tavana kadar yükselen aynalı dolaplar ile kapayıp, dar alanlara genişlik hissi vermekmiş. Evin geri kalanında olduğu gibi burada da modular spotlar göze çarpıyor ve böylelikle duvarlar boş kalabiliyor. Dairenin uzunluğunu vurgulamak adına salon kapısı kaldırılmış. Ofis bölümünün ana fikri, uzunluğu vurgulamak ve geniş bir çalışma alanı oluşturarak ev sahiplerinin yan yana çalışabilmelerini sağlamakmış. Bu düşünce ile bir duvardan diğerine uzanırken arka duvara değmeyen, 3 metreden uzun Lamel bir masa tasarlanarak serbest bir alan oluşturulmuş ve kablolar için de yer açılmış.


INTERIOR

DEKORASYON ♦

An irregularity in the existing architecture was used to create a Japanese inspired “Tokonoma” above the bed with bulid-in lights from Agabekov. The small wall mounted side tables fit exactly one book inside and there are switches underneath to dim all the light effects in the whole room to create just the right atmosphere. The lights can also be programmed in different scenarios in the whole apartment. The lamps from Bestlite are wall mounted throughout the apartment. Opposite the bed there is a small niche with closets and sliding doors with no frames. A bench at the foot end of the bed was designed to match the side tables. The idea with the light scenario in the bathroom was to illuminate the structure of the stone with the hidden lights from Agabekov and create the drama with the spotlights. A niche is carved in to the wall above the sink and lights are placed behind the mirror that is flush with the wall, giving the same effect as theater mirrors for putting on make-up. The clean white lines are softened by the use of a travertine sink and a dark wooden latter for towels.

The small wall mounted side tables fit exactly one book inside and there are switches underneath to dim the lights. Yatak odasında, mevcut mimarî yapıdan faydalanılmış ve yatağın üzerine Japon tarzından ilham alan, içerisinde Agabekov ışıkların bulunduğu "Tokonoma" yerleştirilmiş. Duvara konumlandırılan komidinler, kitaplık bir alana sahip ve altlarında bulunan elektrik düğmeleri sayesinde ışıklar istenen yoğunlukta ayarlanabiliyor. Yine buradan tüm dairenin ışıkları düzenlenebiliyor. Dairede kullanılan Bestlite lambalar, duvarlara monte edilmiş. Yatağın karşısında, içerisinde sürgülü kapaklı bir dolabın yer aldığı küçük bir niş bulunuyor. Yatak ucundaki bank, komidinlere uyum sağlıyor. Banyodaki ışıklandırma, gizlenmiş Agabekov ışıklar ile taşın yapısını aydınlatmayı ve spotlarla vurgulamayı amaçlıyor. Lavabonun üzerindeki duvarda bir niş oluşturulmuş ve duvarla aynı hizada olan aynanın arkasına yerleştirilen ışıklarla tiyatrolardaki makyaj aynalarına atıfta bulunulmuş. Yalın beyaz çizgiler, traverten lavabo ile yumuşatılmış ve koyu renk ahşaptan bir havluluk kullanılmış. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE

87


The centerpiece of the living room is the wall that is kept slightly from the outer structure, containing a fireplace and a flat screen.

88

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

INTERIOR

DEKORASYON ♦

The centerpiece of the living room is the wall that is kept slightly from the outer structure, containing a fireplace and a flat screen. It is kept apart from the wall to give a sense of lightness that is enforced with the hidden lights. A sliding door divides the kitchen and the living room to take up as little space as possible. As one enters the white kitchen the lights by the floor turn automatically, one by one. The lights that are placed under the long shelves give the ideal lightning for the working top. Norm Architects have used the long simple structures and open shelves to give as much sense of space as possible in the little room.

Salonun merkezine; ana duvardan biraz uzağa konumlandırılan, üzerinde televizyon ve şömine bulunan bir duvar yerleştirilmiş. Ünitenin duvardan uzağa yerleştirilmesinin sebebi, ışıklarla desteklenen bir hafiflik hissi vermek. Mutfak ve salon, yerden tasarruf etmek için bir sürgülü kapı ile ayrılmış. Mutfakta yere yerleştirilen ışıklar, biri girdiğinde teker teker yanacak şekilde ayarlanmış. Uzun rafların altına yerleştirilen spotlar, tezgah üzerinde çalışmak için yeterli ışığı sağlıyor. Norm Architects, bu küçük odaya genişlik hissi vermek için uzun ve açık raflar ve basit hatlar kullanmayı tercih etmiş.

One of the main principles when designing the structure was to make as many axes as possible where the eye could see the full length of the architecture in both directions and the outcome is a fresh apartment with a spacious feeling.

Daireyi tasarlarken temel ilkelerden biri, mümkün olduğunca fazla geçiş yaparak dairenin uzunluğunun her noktadan görülebilmesi olmuş ve bu hedefle ortaya genişlik hissinin hakim olduğu ferah bir daire çıkmış.


Joy of

The

.

Spring in old

Istanbul


SIGHTSEEING

ŞEHİR TURU ♦

ESKİ İSTANBUL’DA

Bahar Şenlikleri ! İREM KÜPELİ

S

pring in Istanbul arrives suddenly and unfortunately passes so quickly due the region’s climate; however, this time of year is so beautiful that it never leaves one’s mind. Istanbulites swarm the shores of the Bosporus Strait and flock to enjoy the beautiful groves of Istanbul, making spring perhaps the greatest season of all! İstanbul’un ilkbaharı aniden gelir ve maalesef ikliminden dolayı kısa sürer ama o kadar güzeldir ki akıllardan hiç çıkmaz ve İstanbullular, bu kısa süreli güzelliği doyasıya yaşamak için boğaziçi kıyılarına, birbirinden güzel İstanbul korularına akın eder. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE

91


In the good old days, blooming Judas trees (cercis siliquastrum) all over Istanbul were the signaling of spring’s arrival. During the Ottoman days, Judas trees –“Erguvan” in Turkish– blanketed Istanbul with a wide, unique purple cloud of fully bloomed flowers. The late 1990’s, however, seemed like the end of Istanbul’s Erguvan trees, as they slowly began to die and lose their luster. Thanks to a special care movement in the beginning of 2000 though, the Erguvan trees were thankfully nurtured back to their full glory along the Bosporus Strait. Today, you may reckon upon one of the these aged Erguvan trees while passing through the Bosporus Strait on a ferry or perhaps as you gaze across the city from such high points as Mihrabat Grove, the gardens of old embassy buildings or the old miniatures paintings. Erguvan trees and flowers became the symbol of Istanbul during the Byzantium era. In fact, the color of Erguvan flowers symbolized the Imperial Byzantine Royalty— only the royalty could wear that unique purple of the Erguvan flowers. Rumor has it that Constantine XI Palaiologos was recognized only from his purple boots when he was lying dead among the Byzantine soldiers during the Conquest of Istanbul by the Ottomans. 92

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

SIGHTSEEING

ŞEHİR TURU ♦

During the Ottoman days, Judas trees –“Erguvan” in Turkish– blanketed Istanbul with a wide, unique purple cloud of fully bloomed flowers.

Eskiden ilkbaharın İstanbul’a gelişi, dört bir yanında çiçek açan erguvan ağaçlarından anlaşılırdı. Osmanlı zamanında erguvan ağaçları, açan çiçekleriyle İstanbul’u kendine has eflatun bir renk bulutuyla kaplardı. 90’lı yılların sonunda çok azalmışken 2000’lerin başlarından itibaren Boğaziçi kıyılarındakilere ihtimam gösterilmeye başlandı ve sayıları arttırıldı. Yıllanmış erguvan ağaçlarına İstanbul minyatürlerinin yanı sıra bugün, Boğaziçi’nden vapurla geçerken veya Mihrabat Sultan Korusu gibi yüksek bir noktadan Boğaziçi’ni seyrederken ayrıca eski köşk ve elçilik bahçelerinde de rastlayabilirsiniz. Erguvan ağaçları ve çiçeklerinin rengi, Bizans döneminden beri İstanbul’un sembolü olmuştur hatta kraliyetle özdeşleşmiş bir renkti. Kraliyet mensubu olmayan biri, erguvan rengi kıyafet giymezdi. Bir rivayete göre son Bizans İmparatoru Konstantin XI. Palaiologos, İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethi sırasında ölür ve kimliği erguvan rengi çizmelerinden tespit edilir.


SIGHTSEEING

Loving and caring for flowers is a product of a sophisticated, refined indulgence. Istanbulites, however, love flowers so much that they started to develop a unique language from it during the 1600s. British Lady Mary Wortley Montagu, who was living in Istanbul in 1716, compiled what she knew about the Istanbulites’ language of flowers and brought it to England, spreading it throughout Europe. Lady Montagu wrote this excerpt in a letter while still living in Istanbul, “You can discuss or scold someone via flowers without moving a single finger; or you can send messages of friendship, love, and grace.” The old Istanbulites announced their messages and emotions—whether joys or troubles— via flower types that they put in their window seats. If there were yellow tulips on the window seats, that meant there was a fight between the couple of the house. Seeing the yellow tulips, the neighbors understood the situation and tried to reconcile the couple. Alternately, yellow carnations were a sign of sadness, which lead the neighbors to cheer up the people of the house with yellow carnations. Shasta Daisies on the window seat meant abundance and health in the house, which served as an invitation to the neighbors saying, “We would like to give you a feast. Knock on our door and you are welcome.” With the arrival of spring in Istanbul, students were the happiest because their school trips to the groves were soon going to start. The school trip days (Seyran Günleri in Tr.) of the good old times were grandiose events like every other thing. When the anxiously awaited trip day arrived, children were carried to the grove on an oxcart furnished with cushions, covered with a canopy, and highly decorated with daphnia branches. This was called “the Trip Parade” (Seyran Alayı in Tr.). In front of the parade were drum and pipe players, actors with painted faces and colorful clothes clowning around to entertain the children and the people on the road. In the designated grove, chefs started a fire to cook pilafs with meat in giant cauldrons, halvah with milk and almonds (a traditional Turkish dessert) to serve to the children, their guardians and relatives. After the feast, children flied kites and played games. On the way back home, the parade prayed and sang song hymns to be thankful for the feast. The expense associated with the trip’s feast was covered by charitable foundations established especially for the school. In the chance that a school did not have a charitable foundation, the rich people of the neighborhood took action and covered the expenses. Around this time, they also gifted new clothes and shoes to the poor children. All students of every grade level—including elementary, high school, and university—enjoyed the pleasures of school trip days. The higher level students’ days were more special, however, because the Sultan himself took them to the trip and covered all the expenses. The young students wore their best clothes and white gloves on the long awaited day. When they arrived to the designated grove decorated with flags, they forgot about the possibility of dirt and stains, and dived into the sports regardless. While they may not travel by oxcarts decorated with flowers and green branches or enthusiastic parades, the young Turkish students of today also enjoy the spring with trips to Istanbul’s beautiful groves and gardens.

ŞEHİR TURU ♦

Çiçekleri sevmek; ince, sofistike bir zevkin ürünüdür. Ancak İstanbul, çiçekleri o kadar çok sevmiş ki 1600’lü yıllarda özel bir dil oluşturmaya başlamış. 1716’da İstanbul’da yaşayan İngiliz Lady Mary Wortley Montagu, “çiçek dili” hakkında öğrendiklerini bir araya getirmiş ve İngiltere’ye götürmüş. Çiçek dili buradan bütün Avrupa’ya yayılmış. Montagu; 1716 yılında Türkiye’de yaşadığı sırada yazdığı bir mektupta, “Parmaklarınızı oynatmadan çiçekler vasıtasıyla tartışabilir, azarlayabilir; dostluk, aşk, nezaket mektupları ve hatta haber bile gönderebilirsiniz.” şeklinde ifade ediyor. Eski İstanbullular, dertlerini ve meramlarını pencere önlerine koydukları çiçek türleriyle ince bir şekilde komşularına haber verirlerdi. Eğer pencere önünde sarı lale var ise bu, o evde eşler arasında bir gerginlik olduğu anlamına gelirdi ve bunu gören mahalleli de eşleri barıştırmaya çalışırdı. Sarı karanfil, evde hüzün var demekti ve mahalleli, ev sahiplerini neşelendirmek için harekete geçerdi. Eğer Margarit çiçeği varsa bu da bolluk, sıhhat anlamına gelirdi ve bir nevi komşuları birlikte yiyip içmeye, vakit geçirmeye davetti. İlkbaharın gelişi, en çok da öğrencileri sevindirirdi çünkü mesire yerlerine okulca gittikleri geziler başlardı. Eskinin mesire gezileri yani “Seyran Günleri” de çok şatafatlıydı. İple çekilen seyran günü gelip çattığında çocuklar; üzeri tente ile örtülmüş, defne dallarıyla süslenmiş, içleri yastıklarla döşenmiş kağnılarla mesire yerine götürülürdü. Buna “Seyran Alayı” denirdi. Seyran Alayı’nın önünde, yol boyunca halkı ve çocukları eğlendirmek için davul ve zurna çalan, yüzleri boyalı, kıyafetleri rengarenk, soytarılık yapan oyuncular olurdu. Mesire yerinde ocaklar yakılır; dev kazanlarda etli pilavlar, bademli ve sütlü helvalar pişirilirdi. Çocuklara ve beraberinde gelen velilerine, akrabalarına ve yakınlarına ikram edilirdi. Yemekten sonra çocuklar uçurtma uçurur ve oyunlar oynardı. Dönüş yolundaysa ilahiler okunur ve dualar edilirdi. Seyran ziyafetinin masrafları, ya okul için özel olarak kurulan vakıflardan ya da okulun bir vakfı yoksa mahallenin zenginleri tarafından karşılanırdı. Yine bu yolla Seyran gününden önce fakir öğrencilere elbise ve ayakkabı dağıtılırdı. Sadece ilkokul öğrencilerinin değil orta, lise ve üniversite öğrencilerinin de seyran günleri vardı ancak onların seyranlarını padişah karşılardı. Seyran günü genç öğrenciler, en yeni elbiselerini giyer ve beyaz eldivenlerini takarlardı. Bayraklarla süslenmiş mesire yerine vardıklarındaysa tozu kiri unutup spora dalarlardı. Çiçeklerle süslenmiş kağnılar veya coşkulu seyran alaylarıyla olmasa da bugün hala öğrenciler korulara, kırlara götürülüp baharın tadını çıkarıyorlar.

Loving and caring for flowers is a product of a sophisticated, refined indulgence. Istanbulites, however, love flowers so much that they started to develop a unique language from it during the 1600s. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE

93


As each cemre –meaning “ember” in Turkish- is dropped respectively in air, water and earth, the modern days’ Istanbulites get zestfully excited like the city residents of old days’.

94

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

SIGHTSEEING

ŞEHİR TURU ♦

In Turkish culture, it is believed that the weather starts to get warmer when something called “cemre” is dropped respectively in the air, water and earth between the 21st and 28th of February, and 7th of March. As each cemre –meaning “ember” in Turkish- is dropped respectively in air, water and earth, the modern days’ Istanbulites get zestfully excited like the city residents of old days’. Those who have garden houses check on their flowers and fruit trees; those who have summer houses around Istanbul start to prepare the house for the summer. Such questions as “Which grove should we go to?” or “Where should we have a picnic this weekend?” pops up in their minds. There are so many options… The Emirgan grove and its tulips in every color welcome visitors magnificently. Additionally, Fethi Paşa Grove, Mihrabat Grove and Yıldız Park’s Grove and many more, where the best examples of Istanbul’s flora can be seen, are always open to the visitors. After a long walk among the beautiful flowers and aged trees breathing the clean air, it is priceless to sit back and take a rest in the restaurant transformed from restored historic pavilions and kiosks of the groves. What a joy it is to enjoy Istanbul’s spring in this manner!

Kültürümüzde Şubat’ın 21, 28 ve Mart’ın 7’sinde havaya, suya ve toprağa birer adet “cemre” düştüğüne ve bu şekilde havanın ısınmaya başladığına inanılır. Cemre, “ateş koru” demektir. Cemreler birbiri ardınca havaya, suya ve toprağa düştükçe tıpkı eski İstanbullular gibi günümüzün İstanbullularını da tatlı bir bahar heyecanı kaplar. Bahçeli evi olanlar, bahçelerindeki çiçekleri ve meyveleri kontrol etmeye; İstanbul’un çevresinde yazlıkları olanlar evlerini toparlayıp, tozunu alıp yaza hazırlamaya ve hangi koruya gitsek, bu haftasonu nerede piknik yapsak sorularına cevap ararlar. Seçenek o kadar çok ki... Rengarenk laleleriyle Emirgan Korusu, büyük bir ihtişamla ziyaretçilerini karşılıyor. Bunun yanında Fethi Paşa Korusu, Mihrabat Korusu, Yıldız Parkı Korusu ve İstanbul florasının en harika örneklerinin görülebileceği daha pekçok koru, her zaman ziyaretçilere açık. Temiz havada, çiçekler ve yıllanmış ağaçlar arasında uzun bir yürüyüşten sonra, koruların içinde restorana dönüştürülmüş tarihi kasırlar ve köşklerde yorgunluğu atmak ise paha biçilemez bir keyif.


SPORT

SPOR ♦

SURFING 96

RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


SPORT

SPOR ♦

AN ANCIENT HAWAIIAN TRADITION AND A THRIVING CULTURE OF MODERN TIMES ESKİ BİR HAWAI GELENEĞİ VE MODERN ZAMANLARIN GÖZDESİ

I

n 1778, famous Captain James Cook's set sails for his third expedition to the Pacific with his ships, HMS Discovery and Resolution. He made the first recorded European visit to Hawai'i, when they stopped at the western end of the island chain on their way from Tahiti to the northwest coast of North America.

1778 yılında ünlü Kaptan James Cook, Pasifik’e üçüncü seferine İngiltere Kraliyet Gemileri “Keşif ve Azim“ ile çıkar. Dönüş yolunda, bir ada zincirinin batı ucunda duraklar ve böylece Hawaii’ye ilk bilinen Avrupalı ziyaretini gerçekleştirmiş olur.

There, at Kealakekua Bay, Cook was killed by Hawaiians when he made a misguided attempt to kidnap their high chief to force the return of a stolen boat. Afterwards, Lieutenant James King was made First Lieutenant of the Discovery and was given the task of completing the narrative portion of Cook's journals. Lt. King devoted two full pages to a description of surfboard riding, as practiced by the locals at Kealakekua Bay on the Kona coast of the Big Island.

Cook; Kealakekua Körfezi adındaki yerde, çalınan bir teknenin geri verilmesi için baş şefi kaçırarak yerlilerle karşı karşıya gelir ve sonucunda öldürülür. Bunu takiben Keşif gemisinin üsteğmeni görevine getirilen James King’e Cook’un hatıratını tamamlama görevi verilir. Üsteğmen King, Büyük Ada’nın Kona kıyısında bulunan Kealakekua Körfezi’nde yerliler tarafından yapılan sörf sporunu anlatmak için tam iki sayfa ayırır.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE

97


When Captain Cook arrived in Hawai'i, riding waves lying down or standing on long, hardwood surfboards was deeply rooted in many centuries of Hawaiian legend and culture. When Captain Cook arrived in Hawai'i, riding waves lying down or standing on long, hardwood surfboards was deeply rooted in many centuries of Hawaiian legend and culture. Place names had been bestowed because of legendary surfing incidents. The kahuna (experts) intoned special chants to christen new surfboards, to bring the surf up and to give courage to the men and women who challenged the big waves. Hawaiians had no written language until the haole (whiteskinned people) arrived, so their genealogy and history were remembered in songs and chants. There were legendary stories of love matches made and broken in the surf, lives risked and heroic ocean deeds by chiefs and commoners.

Kaptan Cook, Hawaii’ye vardığında uzun ahşap sörf tahtalarının üzerinde ayakta durarak veya uzanarak dalgaların üstünde kaymak, Hawaii efsanesi ve kültürünün yüzyıllardır büyük bir parçasıydı. Mekan yerleri, efsanevi sörf kazalarının ardından isimlendirilmişti. Büyük dalgalara karşı koyanlara cesaret vermek ve dalgaları yükseltmek için kahunalar (ustalar), yeni sörf tahtalarına isim verirken özel şarkılar söylüyordu. Beyaz insanlar yani “haole” gelene kadar Hawaiililerin yazılı bir dilleri yoktu, bu yüzden jenealojileri ve tarihleri şarkılar ve ilahilerle hatırlanıyordu. Bu şarkılar ve ilahilerde sörf yaparken aşık olanlar ve ayrılanlardan avamın ve şeflerin sörf sırasında yaşamlarını tehlikeyi atmasına kadar efsanevi kahramanlık hikayeler anlatılıyordu.


SPORT

SPOR ♦

After the publication of Cook's and King's journals, Hawai'i became the central Pacific destination of choice for captains, brigands, adventurers, missionaries and other opportunists.

By the time Captain Cook and his ships reached the Hawaiian Islands in 1778, the art, sport and religion of surfing had reached a sophisticated peak. However, European contact was not good for Hawai'i. After the publication of Cook's and King's journals, Hawai'i became the central Pacific destination of choice for captains, brigands, adventurers, missionaries and other opportunists. The haole brought new technologies, languages and Gods, along with vices and diseases that ravaged a society that had evolved over more than a millennium. Haole and Hawaiian cultures were thrown together in swift collision at the end of the 18th century. Within the first 20 years of the 19th century, Hawai'i was changed forever along with surfing's ritual significance within Hawaiian culture; thus, the culture fell into chaos. The only thing dying faster than Hawaiian culture was the Hawaiians themselves. Ravaged by diseases, alcohol and other poisons brought ashore by the flood of post-Cook haole, the Hawaiian population dwindled drastically. Despite the imposed Calvinistic morality, surfing didn't disappear altogether from Hawai'i in the 1800s. While not practiced as widely and relentlessly as when Europeans first came, surfing continued throughout the islands.

Yani Kaptan Cook ve gemileri Hawaii adalarına geldiğinde sörf sanatı, sporu ve inancı çoktan sofistike bir zirveye erişmişti. Ancak Avrupalıların gelişi Hawaii’ye yaramadı. Cook ve King’in hatıratları yayımlandıktan sonra Hawaii; kaptanlar, haydutlar, maceracılar, misyonerler ve diğer fırsatçılar için popüler bir orta Pasifik destinasyonu haline geldi. Haole; yeni teknolojiler, yeni diller ve yeni Tanrılar getirirken bunların bir sonucu olarak kötülükler ve marazları da beraberinde getirmiş oldu. Bu yenilikler; bir milenyumu aşkın sürede gelişmiş bir toplumu mahvetti. Haole ve Hawaii kültürleri, 18. yüzyılın sonlarında birbirleriyle çatışma içine girdiler. 19. yüzyılın ilk yirmi yılında Hawaii, sonsuza dek değişmişti. Bu değişim, Hawaii kültüründeki sörfün önemini de ortadan kaldırmıştı. Kültür, büyük bir kaos içindeydi. Kültür ölürken Hawaiililer de aynı hızla ölüyordu. Cook sonrası dönemde Haole’nin getirdiği hastalıklar, alkol ve diğer zehirler; Hawaii nüfusunu büyük ölçüde azaltmıştı. Empoze edilen Kalvenistik ahlaka rağmen, 1800’lerde sörf tamamen ortadan kaybolmamıştı. Avrupalılar ilk geldiğindeki kadar çok yapılmıyor olsa da sörf, adada yaşamaya devam ediyordu.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE

99


In 1866, Mark Twain sailed to the Hawaiian Islands and tried surfing, describing it in his book “Roughing It”. "I tried surf-bathing once, subsequently, but made a failure of it. I got the board placed right and at the right moment, too; but missed the connection myself. The board struck the shore in three-quarters of a second, without any cargo, and I struck the bottom about the same time, with a couple of barrels of water in me." By the turn of the 20th Century, surfing had all but disappeared in the Hawaiian Islands. Ironically, it was a haole who was instrumental in the rebirth of surfing in the Hawaiian Islands. In 1907, Jack London came to Hawai'i as a literary lion, having already published three best-selling adventure novels: The Call of the Wild, The Sea-Wolf and White Fang. There were a few surfers on the beach at Waikiki. London met that crew and in 1907 he wrote A Royal Sport: Surfing in Waikiki. His celebrity, passion for surfing, and published story breathed life into a dying, beautiful sport. Surfing is an element of traditional Hawaiian culture that, unlike many other aspects of ancient Hawaiian life, has survived into modern times. Carrying the true aloha spirit of giving with grace and love, surfing is truly a gift to the world from Hawaii. 100 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

SPORT

SPOR ♦

1866 yılında Mark Twain, Hawaii adalarına yelken açtı ve sörf yapmayı denedi. Bu deneyimini “Roughing It” kitabında anlatıyor: ‘Bir keresinde sörf yapmayı denedim ve anında büyük bir başarısızlık yaşadım. Tahtayı doğru zamanda doğru yerleştirmeme rağmen anı yakalayamadım. Bir saniye bile olmadan sörf tahtası karaya vurdu ve ben de birkaç litre su ciğerlerimde denizin dibini boyladım.’ 20. yüzyılın başında sörf sporu, Hawaii adalarında neredeyse tamamen yok olmuştu. İlginçtir, sörfün Hawaii adalarında yeniden doğuşuna neden olan kişi, bir “haole” oldu. Jack London, 1907 yılında Hawaii’ye geldiğinde Vahşetin Çağrısı, Deniz Kurdu ve Beyaz Diş gibi üç büyük kitap basmış meşhur bir yazardı. Waikiki sahilinde birkaç sörfçü kalmıştı. London bu grupla tanıştı ve 1907’de “Bir Kraliyet Sporu: Waikiki’de Sörf” başlıklı bir hikaye yazdı. London’un ünü, sörfe olan tutkusu ve yayınlanan hikayesi; ölmekte olan güzel bir sporu yeniden canlandırdı. Sörf, eski Hawaii yaşamının pek çok özelliğinin aksine modern zamanlarda hayatta kalmayı başarabilen kültürel bir element. Sevgi ve incelik aşılayan gerçek aloha ruhunu taşıyan sörf, Hawaii’nin dünyaya samimi bir hediyesi.

Ironically, it was a haole who was instrumental in the rebirth of surfing in the Hawaiian Islands.


DRIVING COURSES The Master Maserati Driving Courses are the best way to explore the Maserati world.

102 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

EVENT

ETKİNLİK ♦


EVENT

ETKİNLİK ♦

MasterMaserati MORE THAN JUST DRIVING ARABA KULLANMAKTAN ÇOK DAHA FAZLASI

P

ursuers of the finer things in life know that ordinary experiences are not enough and perfection lies in the tiniest details. The finer things in life are appreciated more when they are truly experienced. Master Maserati is dedicated to those who like to experience the finer things in life. Experiences of the highest class, exquisitely exclusive, with all the genuine italian style and elegance Maserati is famous for.

Hayatta kaliteyi arayanlar, sıradan deneyimlerin yeterli olmadığını ve kusursuzluğun en küçük detaylarda saklı olduğunu bilir. Hayatta kalite, en çok tam anlamıyla deneyimlendiğinde takdir edilir. Master Maserati, hayatta kaliteyi deneyimlemek isteyenlere adanmış bir program. Üst sınıf deneyimler, Maserati’nin meşhur olduğu gerçek İtalyan tarzı ve zarafetiyle birleştiriliyor.

The lifestyle experience features Italy’s most famous, glamorous characteristics: luxury, art, fashion and, of course, the racing spirit. This innovative project allows enthusiasts and their companions to live the concept of “Italian Style” in a thrilling, absolutely exclusive way. The locations chosen for the event are two cities rich in history, Florence (the “cradle of the Renaissance”, a UNESCO heritage site, and Parma (official headquarters of the Master Maserati program and famous as the home of fine cuisine). Here, participants will have the opportunity to enjoy a splendid combination of circuit sessions and the exclusive activities organized by the Maserati team. A five-star program, conceived to appeal in full both to the driver and his travelling companion. A wonderful experience to be lived as a couple, with privileged access to the exceptional best this wonderful area has to offer.

Yaşam tarzı deneyimi, İtalya’nın en ünlü ve ihtişamlı özelliklerini içeriyor: Lüks, sanat, moda ve tabii ki yarış ruhu. Bu yenilikçi proje, yarış severlere ve eşlerine “İtalyan Tarzı” konseptini heyecan verici ve kesinlikle ayrıcalıklı bir şekilde yaşama izni veriyor. Etkinlik için seçilen lokasyonlar, tarihî zenginliğe sahip iki şehir: Rönesans’ın Beşiği ve bir UNESCO dünya mirası sit alanı olan Floransa ve Master Maserati programının resmi merkezi ve harika mutfağıyla meşhur Parma. Burada katılımcılar, Maserati ekibi tarafından düzenlenen yarış turlarının ve özel aktivitelerin harika bir kombinasyonunun tadına varma şansını elde ediyorlar. Hem sürücüyü hem de eşini mutlu edecek yönlerinin olması, bu beş yıldızlı programın en ilgi çekici özelliği. Bu harika destinasyon, sunacağı ayrıcalıklı erişimlerle bir çiftin yaşayabileceği unutulmaz bir deneyim haline geliyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 103


EVENT

ETKİNLİK ♦

The event means driving exclusive, high-performance cars and have fun doing so, with the guidance and skill of a professional driver. WHEN PERFORMANCE MEETS EMOTIONS Master Maserati courses are based on a simple truth. To truly enjoy every minute at the wheel, drivers must know their cars, learn to handle them in all situations, squeeze out every drop of adrenalin they can offer. And equally important: they must become one with them and the style essential to their character. The event means driving exclusive, high-performance cars and have fun doing so, with the guidance and skill of a professional driver. This is the aim behind Master Maserati: safe/sporty driving courses specifically tailored to give participants the opportunity to try out the performance of the marque’s various models in depth and in total safety.

104 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

PERFORMANS DUYGUYLA BULUŞUNCA Master Maserati kursları, tek bir gerçeklik üzerine kurulu. Direksiyon başındaki her dakikanın tadına varabilmek için sürücüler; arabalarını tanımalı, her durumda rahatlıkla kullanabilmeli ve adrenali son damlasına kadar hissedebilmeliler. Daha da önemlisi arabalarıyla bir olabilmeliler. Program; ayrıcalıklı, yüksek performans arabaları kullanırken bundan keyif alma ve profesyonel bir sürücüden ders alma üzerine kurulu. Master Maserati’nin amacı; markanın çeşitli modellerinin performanslarını tam bir güvenlik içinde deneme fırsatını, kişiye özel bir şekilde hazırlanan güvenli ve spor sürüş kursları ile vermek.


Special attention has been focused on fine dining, together with the pleasure of staying in a prestigious hotel brimming with charm in an enchanting atmosphere reserved for Maserati clients.

EVENT

ETKİNLİK ♦

The program, structured for various levels of driving experience, under the supervision of expert Maserati instructors is the opportunity for participants to test their skills on the highly technical Varano de’ Melegari (Parma) circuit and learn to handle their cars to professional levels. Advanced driving techniques, on track with telemetry analysis, dynamic handling on the circuit and exercises in low friction surfaces are just some of the aspects covered on the courses to achieve an absolute fluid relationship between car and driver, leading to more enjoyment at the wheel. Master Maserati courses are held at the Varano de’ Melegari (Parma) Autodrome, unrivalled for the excellence of its technical features, its high safety standards and its special facilities for teaching on the circuit. A Master course for couples who share a passion for high-performance cars and road trips offers participants the best of both worlds with the thrill of the racetrack, a shopping spree, and a tour of Italy’s most beautiful cities of art. Special attention has been focused on fine dining, together with the pleasure of staying in a prestigious hotel brimming with charm in an enchanting atmosphere reserved for Maserati clients.

Uzman Maserati rehberlerinin gözetiminde, farklı sürüş deneyimi seviyeleriyle hazırlanan program; katılımcılara Parma’daki modern Varano de’ Melegari pistinde becerilerini deneme ve arabalarını bir profesyonel gibi kullanmayı öğrenme fırsatını sunuyor. Araba ve sürücüsü arasında akıcı bir ilişkiye erişmeyi ve direksiyonda daha çok keyif almayı sağlayacak kurslarda işlenecek konulardan bazıları arasında ileri seviye sürüş teknikleri, telemetri analizi, dinamik pist kullanımı, düşük sürtünmeli yüzeylerde egzersiz geliyor. Master Maserati kursları; Parma’daki teknik özellikleri, yüksek güvenlik standartları ve pistte öğrenim için özel tesisleriyle rakipsiz mükemmellikteki Varano de’ Melegari Pistinde gerçekleştiriliyor. Yüksek performans arabalar ve yolculukları seven çiftlere özel bir Master kursu; katılımcılarına yarış pistinin heyecanını, bir alışveriş çılgınlığını ve İtalya’nın en güzel sanat şehirlerini kapsayan bir turu sunuyor. Bunun yanında, Maserati müşterilerine özel olarak ayrılmış büyüleyici bir atmosferde harika akşam yemekleri ve prestijli otellerde konaklama ayrıcalığı üzerine de yoğunlaşılmış.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 105


EVENT

ETKİNLİK ♦

There is no doubt that in the end of the program participants would experience the true essence of “Italian Style” in a stimulating and highly prestigious atmosphere. On the first day, while the driver takes part in the track sessions, his or her travelling companion can enjoy a tour of the city of Parma. After lunch together, the driver can continue working on the circuit while his companion will be whisked off to Florence for an afternoon of shopping in the trendiest boutiques. The driver will then arrive in Florence in a Maserati, taking turns driving with the instructor. During the morning of the last day, the guests will be divided into two groups: the first will enjoy a test drive of around seventy kilometers behind the wheel of Maserati cars through the lovely hillsides of the Chianti region with a gourmet tour of the renowned Castello Frescobaldi. The second group will enjoy a guided tour of Florence’s old town and its famous museums. During the afternoon, the two groups will swap over. There is no doubt that in the end of the program participants would experience the true essence of “Italian Style” in a stimulating and highly prestigious atmosphere. 106 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Birinci gün sürücü, pist dersleri alırken eşi de Parma şehrinde harika bir tura çıkıyor. Birlikte öğle yemeyi molasından sonra sürücü, pistte dersine devam ederken eşi en trend butiklerde alışveriş yapabilmek için öğleden sonra Floransa’ya götürülüyor. İkinci gün konuklar, iki gruba ayrılıyor. İlk grup, ünlü Castello Frescobaldi’nin gurme turu eşliğinde ve güzel Chianti bölgesinin tepelerinde Maserati arabalarıyla yaklaşık yetmiş kilometrelik bir test sürüşünün keyfini çıkarıyor. İkinci grup, Floransa’nın eski şehri ve ünlü müzelerini rehber eşliğinde geziyor. Öğleden sonra ise gruplar yer değiştiriyor. Programın sonunda katılımcıların gerçek “İtalyan Tarzı”nı heyecan verici ve oldukça prestijli bir atmosferde deneyimlemiş olacağına şüphe yok.


INTERVIEW

B

ernie Ecclestone prefers to stay away from the press. During interviews, he usually leaves in the middle, or gets angry quickly and slurs over the questions. There are also, of course, the journalists who constantly corner and wrangle words out of this genius.

SÖYLEŞİ ♦

Bernie Ecclestone, medyadan uzak durmayı seviyor. Verdiği röportajlarda ya röportajı bitirmiyor ya da çoğu zaman sinirlenip, soruları geçiştiriyor. Bir de gazetecilerin ağzından bir laf alabilmek için bu dehayı sürekli köşeye sıkıştırdıklarını hayal edecek olursak işi hiç de kolay değil.

Bernie Ecclestone “I COULDN’T HAVE BELIEVED IT IN MY WILDEST DREAMS THAT FORMULA 1 WOULD COME THIS FAR IN 40 YEARS AGO.” “40 YIL ÖNCE FORMULA 1’İN BURALARA GELECEĞİNİ RÜYAMDA GÖRSEM İNANMAZDIM.“ ! AYŞEGÜL EKİNCİ

Besides all of this, Bernie Ecclestone does not like to talk about himself a lot. Although I went to see him with this impression and a number of questions in my mind, the boss of Formula 1 turned out to be a very exact and direct man. People who work in his astounding office in London refer to the 81-year-old mastermind as “Mr. E.” At first glance of Bernie Ecclestone, aka Mr. E, which in my case took place as he appeared in the office hall, you immediately start to feel a strong respect and admiration towards him. Even though he is 81 year old, he is so dedicated to his job and life that he is highly enthusiastic and truly listens to you. He has yet to lose his young and vivacious spirit. He resents all the fabricated news about him; however, he also believes in promotion and advertisement. He is so dedicated to his legend that he would say, “It is not important of whoever is going to be the head of Formula 1 after me.” After knowing Bernie Ecclestone, I am not sure whether Formula 1 is going to be the same without him or not. You will also understand what I meant once you read this interview. 108 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Kendini anlatmayı seven biri de değil üstelik. İşte bu izlenimlerle gittiğim hatta kafamda bir sürü soru işareti ile boğuşmama sebep olan Formula 1’in patronu, oldukça net biri çıktı. Londra’daki muazzam ofisinde çalışanlar, 81 yaşındaki dehadan Mr E. diye bahsediyor. Mr E. yani Bernie Ecclestone, ofis koridorlarında görüldüğünde ise ona karşı hem hayranlık hem de kuvvetli bir saygı duygusu hissediyorsunuz. 81 yaşında olmasına rağmen hayata ve işine o denli bağlı ki.. Sizi dinlerken gerçekten dinliyor ve oldukça heyecanlı. İçindeki amatör ruhu asla kaybetmemiş. Hakkında çıkan yalan yanlış haberlere kızıyor ama bir yandan da reklama ve tanıtıma inanıyor. “Benden sonra Formula 1’in başına kimin geçtiği önemli değil.” diyecek kadar da aşkla bağlı efsanesine. Bernie Ecclestone’u yakından tanıdıktan sonra Bernie Ecclestone’suz Formula 1’in aynı tatta olup olamayacağından emin değilim artık. Röportajı okuyunca neden olduğunu anlayacaksınız.


Bernie Ecclestone started the first steps towards founding Formula 1, which today is internationally recognized and opens the doors of success and fame for its racers, when he bought Brabham team in 1972. Despite all of what has been written, he claims that democracy rules at Formula 1. “The main issue is that there is too much democracy,” said Ecclestone, also known as “the Big Boss,” who also stated that the decisions both about racing in Turkey and other important subjects are solely of his choice. Formula 1 is your baby and you successfully made it an international product. Therefore, do you think you have the right to do as you see fit on the subjects regarding Formula 1, without anyone else’s consent? Of course, not. We own the rights to Formula 1 and the associated Championship. It is only natural that we have to do everything we can in order to be able to profit from these rights. Let me tell you this; Formula 1 is not ruled in a dictatorship. On the contrary, there is too much democracy, which maybe is the main issue.

Bugün dünyaca tanınan, yarışçılarına şöhret ve para kapılarını açan Formula 1’in tohumlarını, 1972 yılında aldığı Brabham takımıyla atan Bernie Ecclestone; yazılanların aksine Formula 1’in içinde demokrasinin hakim olduğunu savunuyor. “Asıl sorun, çok fazla demokrasiden kaynaklanıyor.” diyen “Büyük Patron”, hem Türkiye ile hem de diğer konularla ilgili kararların sadece kendisinden çıkmadığını açıklıyor. Formula 1, sizin bebeğiniz. Ve siz, Formula 1’i uluslararası bir ürün haline dönüştürdünüz. Bu nedenle, Formula 1 ile ilgili her istediğinizi kimseye danışmadan yapmaya hakkınız var mı? Öyle mi düşünüyorsunuz? Tabii ki hayır. Biz, Formula 1 ve Şampiyonluk haklarına sahibiz. Bu haklardan kâr edebilmek için elimizden geleni yapmamız çok doğal. Şunu söyleyeyim size; Formula 1, diktatörlükle yönetilmiyor. Tam tersine içeride çok fazla demokrasi var. Belki de sorun çok fazla demokrasi.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 109


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

Everyone thinks that I am managing Formula 1 simply as I see fit. When you bought Brabham Team in 1972, did you think that it was going to expand this far? Did you ever think that Formula 1 was going to turn into a product of ‘Racing, Money, and Fame’? Never!! In those days, I bought this team for my own pleasure and travels. However, you could not predict most of the things when you are trading. I really couldn’t have imagined this. This kind of things develops on its own. I couldn’t have seen this far in the future during those days, similarly as I can’t currently imagine the long-term future of Formula 1 after today. Can you really not imagine the future of Formula 1? No, I cannot, because it is so easy to struggle and fail in today’s conditions. I am doing the best I can. My only wish is for Formula 1 to get bigger and more improved. Formula 1 brings to minds ‘Fame, Money, and Technology’. As the architect of Formula 1, could you define Formula 1 with your own words? Formula 1 is a highly sophisticated sport and Formula 1 racers are more athletic and in better shape compared to all the other sportsmen of any other sports branches. They practice extremely hard. They are very strong psychologically. Participating in Formula 1 is extremely exclusive. 110 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

1972 yılında Brabham Takımı’nı satın aldığınızda işlerinizin bu kadar büyüyeceğini tahmin eder miydiniz? Formula 1’in ‘Yarış, Para, Şöhret’ anlamına gelecek bir ürüne dönüşeceğini? Asla!! Ben, o günlerde öncelikle kendi zevkim ve seyahatlerim için bu takımı satın aldım. Ama insan ticaret yaparken pek çok şeyi önceden kestiremiyor. Gerçekten bunun hayalini bile kuramazdım. Bu tür şeyler kendiliğinden gelişiyor. O günlerde şimdiyi göremezdim. Tıpkı şimdilerde Formula 1’in geleceğini hayal edemediğim gibi. Formula 1’in geleceğini hayal edemiyor musunuz, gerçekten? Hayır. Çünkü günümüzün koşullarında mücadele etmek hiç de kolay değil. Ben elimden geleni yapıyorum. Tek isteğim, Formula 1’in büyüyüp gelişmesi. Formula 1 denilince akla ‘Şöhret, Para, Teknoloji’ geliyor. Formula 1’in mimarı olarak, kendi kelimelerinizle Formula 1’i tanımlar mısınız? Formula 1, çok sofistike bir spordur. Formula 1 yarışcıları, diğer bütün spor dallarında yarışan sporculardan daha fit, daha atletik ve daha bakımlıdırlar. Çok sıkı bir şekilde antrenman yaparlar. Psikolojik olarak da çok güçlüdürler. Formula 1 içinde yer almak çok özeldir.


INTERVIEW

Answering my questions sincerely, it surfaced that Bernie Ecclestone had just turned 82 a few days prior to our interview. He made Formula 1 legendary; however, he had no intention to retire just yet. Placing Formula 1 in the heart of his life, Mr. Ecclestone told me that this job is not as easy as everyone seems to think, so much so that he is on job 24 hours a day. Stating that he doesn’t see himself as “the boss” of Formula 1 per se, Bernie Ecclestone would rather say that he is “just the manager.” You are 82 years old. You have had both cardiac and a heart by-pass surgery. How long are you going to be the boss? When do you plan to retire? First of all, I don’t see myself as the boss of Formula 1. I am just managing it. If it was up to me, I would like to see myself managing Formula 1 for 20 more years. I don’t plan to retire. I have never thought about it. I am good and healthy. When I get up every morning, there are problems that I have to solve. During the day, these problems continue, but I have never thought about retiring. Like I have said previously, maybe the thought will cross my mind in 20 years later. As for now, I don’t live a day without Formula 1, including the holidays. To Bernie Ecclestone, Formula 1 is his child. Furthermore, Formula 1 is his ever-growing child in need of constant attention. He loves and is dedicated to this child so much that he doesn’t want to think about before and after it. Why? Who would you like to see as the head of Formula 1 after you? Do you have a candidate? I don’t know. After I’m gone, it wouldn’t matter who is going to replace me. But one thing is certain though—that person will be different than me. I am involved in every detail, I do everything myself. I don’t have any candidates in mind for after me.

SÖYLEŞİ ♦

Sorularıma içtenlikle cevap veren ve geçtiğimiz günlerde 82 yaşına basan Bernie Ecclestone, Formula 1’i efsaneleştirmiş ama daha emekli olmaya hiç mi hiç niyeti yok. Formula 1’i hayatının merkezine koyan Ecclestone, bu işin sanıldığı gibi kolay olmadığını ve 7/24 iş başında olduğunu anlatıyor. Kendini Formula 1’in patronu olarak görmediğini söyleyen Bernie Ecclestone, ‘Ben sadece Formula 1’i yönetiyorum.’ demekle yetiniyor. Bernie Ecclestone, 82 yaşındasınız. Ve 1999 yılında kalp ameliyatı ve bypass geçirdiniz. Kaç yıl daha ‘Patron’ koltuğunda oturacaksınız? Ne zaman emekli olmayı düşünüyorsunuz? Öncelikle kendimi, Formula 1’in patronu olarak görmüyorum. Ben sadece Formula 1’i yönetiyorum. Bana kalsa, daha 20 yıl daha kendimi Formula 1’i yönetirken görmek isterim. Emekli olmayı hiç düşünmüyorum. Düşünmedim de. Ben böyle iyiyim. Sabahları kalktığımda çözmem gereken sorunlar var. Gün içinde sorunlar devam ediyor ama emekli olayım diye hiç düşünmedim bile. Söylediğim gibi belki 20 yıl sonra. Benim Formula 1’siz bir günüm geçmez. Buna tatiller de dahil.

It is not important who is going to be the head of Formula 1 after me.

What about your daughters, don’t want them to follow you in your position? I don’t want my daughters to replace me. I wouldn’t approve. They couldn’t do it. My daughters aren’t the type of people who would work 24 hours a day. Over the years, Bernie Ecclestone has caused some raised eyebrows in the international media due to his unorthodox statements, depicting himself as being “anti-women.” Explaining that it is all wrong, the infamous businessman clarifies: “They don’t get my jokes, what can I do?” Well, would you ever want Formula 1 to be managed by a woman? If it is the right woman, why not? In the next decade, women will be 50% of the CEOs of big companies. Women are much more self-sacrificing, meticulous, loyal, and disciplined. Moreover, they don’t carry a big ego like men. They don’t act all high and mighty just because they have credit cards and cars. If there were more opportunities given to women, they would succeed better than men. However, in racing, their job is very difficult, because they are still quite fragile. And if they are racing against men, their chances are slim. Or they need much better sponsors. It’s not easy for them.

Bernie Ecclestone için Formula 1, tıpkı çocuğu gibi. Hatta Formula 1; onun için hiç büyümeyen, sürekli özen ve ilgi bekleyen küçük çocuğu. Ve bu çocuğa öyle çok bağlı, öyle çok seviyor ki.. Ondan öncesini ve sonrasını çok da düşünmek istemiyor. Neden mi? Sizden sonra Formula 1’in başında kimi görmek isterseniz? Adayınız var mı? Bilmem. Ben gittikten sonra benim yerime kimin geçtiği çok da önemli olmayacak. Ama şurası kesin ki başa geçen kişi, benden farklı olacaktır. Ben, işimle çok yakından ve sürekli ilgilenen biriyimdir. Her detayla ilgilenirim, her işe kendim bakarım. Benden sonrası için herhangi bir adayım da yok.

Ya kızlarınız, onların sizin yerinize geçmesini ister misiniz? Kızlarımın, yerime geçmesini istemem. Tasvip de etmem. Zaten yapamazlar ki. Kızlarım 7/24 çalışan tipler değildir. Bernie Ecclestone, yaptığı bir çok açıklamayla şimşekleri üzerine çekerken dünya basınında kadın karşıtı gibi yansıtılıyor. Röportajımız esnasında bunun böyle olmadığını açıklayan ünlü işadamı, ‘Ne yapayım esprilerimi anlamıyorlar.’ demekle yetiniyor. Peki, Formula 1’i bir kadının yönetmesini ister misiniz? Neden olmasın. Doğru kadınsa. Önümüzdeki 10 yıl içinde büyük şirketlerin CEO’ları, yüzde 50 kadın olacak. Kadınlar; iş hayatında çok daha fedakar detaycı, sadık ve disiplinli. Üstelik erkekler gibi büyük egoları da yok. Sırf ceplerinde kredi kartları ve altlarında araba var diye kasılmazlar. Kadınlara fırsat verilse erkeklerden çok daha iyi iş yaparlar. Ama bununla birlikte yarışlarda kadınların işi gerçekten zor. Çünkü fiziksel olarak daha dayanıksızlar. Ve erkeklere karşı yarıştıklarından şansları gerçekten düşük. Ya da çok iyi sponsorları olacak. İşleri zor yani.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 111


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

Bernie Ecclestone is very fit despite his old age. Listening to my questions and answering carefully, the businessman probably will deal with tons of things after the interview. He has an incredible dynamism and sharp mind. It is very obvious why he wouldn’t turn Formula 1 over to someone else or why he didn’t even think about it, because as it is clear, he gave his life to Formula 1. It is a mutual benefit. He started to build Formula 1 when he was 40 years old and 40 years later he saw what has become of the product to which he dedicated his life. Therefore, he believes that he has much more to do with the organization and wants to live and do these things for 20 years more. You, Bernie Ecclestone, are one of the wealthiest men on earth. How do you spend your day? I get up at 6am. During the first hours of the day, I browse what’s happening in the world. After I have my breakfast, I go to my office. When I start to work, I am already aware of everything going on. By the way, I have to admit that I am not very sociable. I have friends but I don’t like to go out much. My job and my business and pleasure trips take all my time. You are very fit, despite your age. How do you keep this up? I guess my energy comes from the surgeries. My doctors told me to walk for at least a half an hour every day. But I never listen to them. I don’t do sports, I don’t walk. Why would I walk when I had a car? It is stupid. Also, I am not very careful about what I eat or drink. I travel a lot. I have to eat different things everywhere I go. I am not good with anti-aging stuff. I eat like every normal person.

I don’t care about anti-aging. I’m not careful about my health. Bernie Ecclestone, ilerleyen yaşına rağmen oldukça fit. Sorularımı dikkatle dinleyip, cevap veren işadamı; belli ki benden sonra gün içinde daha bir sürü şeyle uğraşacak. İnanılmaz bir dinamizmi ve zeka keskinliği var. Formula 1’i neden herkese teslim etmeyeceği ya da bunu düşünmek bile istemeyeceği belli. Çünkü O, Formula 1’e hayatını adamış. İki taraflı bir besleniş bu. Formula 1’i 40’lı yaşlarında kurmaya başlamış ve 40 yıl sonra, hayatını adadığı ürünün nasıl dünya çapında bir olay olduğunu görmüş. Ve yapacağı daha çok şey olduğuna inanıyor. Bunun için de 20 yıl daha hayatta kalmak istiyor. Bernie Ecclestone, dünyanın en zengin adamlarından biri aynı zamanda. Bir gününüz nasıl geçiyor? Sabah 6’da ayaktayım. Günün ilk saatleri, dünyadaki gelişmeleri takip ediyorum. Kahvaltımı yaptıktan sonra ofisime gelirim. Ofiste işin başına geçtiğimde çoktan her şeye hakim olmuşumdur. Bu arada itiraf edeyim, öyle çok sosyal biri değilimdir. Arkadaşlarım vardır ama çok gezmeyi sevmem. İşim ve seyahatlerim bütün zamanımı alıyor. Yaşınıza rağmen oldukça fitsiniz. Bunu nasıl koruyorsunuz? Enerjim, ameliyatlardan sanırım. Doktorlarım günde en azından yarım saat yürüyüş yapmamı önerdiler. Ama onları hiç dinlemedim. Spor yapmam, yürümem. Hem altımda arabam varken neden yürüyeyim? Bu bana aptallık geliyor. Bu arada yediğime içtiğime hiç dikkat etmem. Çok seyahat ediyorum. Her gittiğim yerde değişik yemekler yemek zorunda kalıyorum. Öyle anti aging etc ile aram da yoktur. Normal insanlar nasıl besleniyorsa ben de öyle besleniyorum. 112 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


KOıldı! MAaS ç mız A z

Mağa

Merkez / Showroom Modoko San. Sit. 3. Cad. No: 228 Y. Dudullu - Ümraniye İstanbul / Turkey Tel: +90 216 313 13 88 www.ambiance-mobilya.com info@ambiance-mobilya.com

Showroom Masko Mobilya Kenti 6B Blok No: 46-48 İkitelli - Başakşehir İstanbul / Turkey Tel: +90 212 675 01 03 Fax: +90 212 675 01 04

Fabrika / Factory Nato Yolu, Kerem Sok. No:36 Y. Dudullu - Ümraniye İstanbul / Turkey Tel: +90 216 314 50 69

Dore

Yunanistan / Showroom 9. Voulgari St. P.C. 542 49 Thessaloniki - Greece Tel: +30 2310 429 191

AZERBAYCAN • ÇEÇENİSTAN • DUBAI • FAS • FİLİSTİN • İRAN • LİBYA • QATAR • NİJERYA

ANKARA • ANTAKYA • ANTALYA • BURSA • GAZİANTEP • İZMİR • KONYA • MERSİN • SAKARYA • ŞANLIURFA


D

ark wood, dazzling details, and tier after towering tier of books – classic historic libraries are a bibliophile’s dream. Here are four some of the most astonishingly beautiful book repositories ever built.

Koyu ahşap, büyüleyici detaylar ve üst üste dizilmiş kitaplar... Her kitapseverin rüyası olan tarihi kütüphaneler, gelmiş geçmiş en güzel yapılar olarak tarihte yerini alıyor.

Historic Libraries TARİHİ KÜTÜPHANELER


HISTORY

THE ABBEY LIBRARY, MELK The library of the Stift Melk or Abbey of Melk, is located in the lush Austrian countryside. Historically, Melk was a spiritual and cultural center in the countryside of Austria as home of the Badenbergs, and later a fortified Benedictine monastery after it was transferred to the brothers in 1908 by Leopold II. The abbey served as the center of the medieval community. The artistic, valuable decoration shows the high regard the monks had for their library. The ceiling fresco by Paul Troger (1731/32) shows, in contrast to the secular scenery of the Marble Hall, a symbolic depiction of Faith. In the center a female figure is recognisable; the allegory of Faith. She is surrounded by four groups of angels, who stand for the four Cardinal Virtues: Wisdom, Justice, Fortitude and Temperance. The four wooden sculptures are depictions of the four faculties: Theology, Philosophy, Medicine and Jurisprudence. The library of the Melk abbey consists of a total of twelve rooms containing about 1.888 manuscripts, 750 incunabula (printed works before 1500), 1700 works from the 16th, 4500 from the 17th, and 18.000 from the 18th century; together with the newer books, approximately 100.000 volumes in total. In the early 18th century, the grand Baroque buildings of the abbey were built, ongoing restoration work since the late 1970’s ensures that visitors are able to view many of the most famous and beautiful rooms in the abbey, including the library.

TARİH ♦

ABBEY KÜTÜPHANESİ , MELK Stift Melk Kütüphanesi ya da diğer adıyla Melk Manastır Kütüphanesi, Avusturya'nın kırsal kesiminde yer alıyor. Avusturya'nın yeşil bölgelerinden biri olan Melk, Badenberg'lere ev sahipliği yaptığı dönemde manevi ve kültürel bir merkez haline geldi. 1908 yılında, II. Leopold'un tahtı kardeşlerine devretmesinden sonra ise sağlam bir Benedictine manastır bölgesi oldu. Melk manastırı, Ortaçağ'da bir toplanma merkezi görevi gördü. Manastır kütüphanesinin sanatsal ve değerli dekorasyonu, o dönemde rahiplerin kütüphaneye ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi. 1731-32 yıllarında Paul Troger tarafından yapılan tavan freski, Marble Hall'ın dini imajının tersine, "inanç" kavramını sembolik bir biçimde tasvir ediyor. Freskin merkezinde bulunan kadın figürleri, birer inanç alegorisi. Etrafındaki dört melek figürü ise Bilgelik, Adalet, Metanet ve İnanç olmak üzere dört erdemi simgeliyor. Dört ahşap heykel ise İlahiyat, Felsefe, Tıp ve Hukuk fakültelerini temsil ediyor. Melk manastır kütüphanesi; 1888 el yazması kitap, 750 incunabula (1500 öncesi basılan eser), 16. yüzyıldan 1700, 17. yüzyıldan 4500, 18. yüzyıldan 18.000 eser ve yeni eserler olmak üzere 100.000 kitap barındırıyor. Manastırın büyük Barok binaları 18. yüzyılın başlarında inşa edilmiş ve 1970'lerin sonlarından beri devam eden restorasyon çalışmaları da kütüphane dahil olmak üzere manastırın pek çok odasının ziyaretçilere açılmasına imkan tanıyor. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 115


HISTORY

TARİH ♦

In addition to the more than 3 million books, its international prestige is based particularly on the nine special Departments with their unique objects – manuscripts, incunabula, music autographs, photographs, maps, globes, etc.

THE AUSTRIAN STATE LIBRARY The Baroque State Hall of Austrian State Library is one of the world’s most beautiful historic libraries. Emperor Charles VI ordered the construction of this jewel of secular Baroque architecture for his Court Library. The State Hall was built from 1723 till 1726 according to the plans of the famous court architect Johann Bernhard Fischer von Erlach, and carried out by his son Joseph Emanuel. The ceiling frescoes were completed in 1730 by the court painter Daniel Gran.

AVUSTURYA MİLLİ KÜTÜPHANESİ Avusturya Devlet Kütüphanesi'nin Barok tarzında döşenmiş "State Hall" bölümü, dünyanın en güzel tarihi kütüphanelerinden biri. Barok mimarisine değerli bir katkı olan kütüphane, İmparator VI. Charles tarafından yaptırıldı. İmparatorluğun ünlü mimarı Johann Bernhard Fischer von Erlach'ın planlarına göre 1723-1726 yılları arasında inşa edilen State Hall, mimarın oğlu Joseph Emanuel tarafından tamamlandı. Tavan freskleri ise 1730 yılında, ressam Daniel Gran tarafından yapıldı.

With approximately 10 million books and objects, the Austrian National Library is the biggest library in Austria. In addition to the more than 3 million books, its international prestige is based particularly on the nine special Departments with their unique objects – manuscripts, incunabula, music autographs, photographs, maps, globes, etc.

Yaklaşık 10 milyon kitap ve obje içeren Avusturya Milli Kütüphanesi, Avusturya'nın en büyük kütüphanesi. 3 milyondan fazla kitap içeren kütüphanenin uluslararası ilgi görmesinin en büyük sebebi; el yazmaları, eski kitaplar, müzik bölümü, fotoğraflar, haritalar ve küreler gibi dokuz farklı bölümde sergilenen eşsiz objeler.

With its historic holdings in a library hall that is unparalleled in presenting the universality of knowledge, the Austrian National Library is among the world's most important libraries.

Bilginin evrenselliğini en güzel şekilde sunan eşsiz bir kütüphane salonuna sahip olan Avusturya Milli Kütüphanesi, dünyanın en önemli kütüphaneleri arasında yer alıyor.

116 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


HISTORY

THE THEOLOGICAL HALL IN STRAHOV In 1670 Jeroným Hirnheim, a philosopher and theologian became the abbot of Strahov. His greatest work, which has survived to the present days, was the building of the new library, so-called Theological Hall (Teologický sál) completed in 1679. During the 17th and the early 18th century other abbots continued in the reconstruction of the monastery. They also cared for the church, which was repaired and decorated several times during the given period. In 1779 Václav Mayer occupied the abbot's throne and was the last to carry out great building activities. His most outstanding work was the building of the new library, now in Classical style. Today it is called the Philosophical Hall (Filosofický sál). This work brought the extensive building activity at Strahov Monastery to an end and the following generations of abbots devoted their attention merely to minor architectural repairs, all under the influence of contemporary fashion, and to maintenance of the area as a whole. The Strahov library collections contain around 200,000 books, old prints, first copies and manuscripts.

TARİH ♦

STRAHOV TEOLOJİ KÜTÜPHANESİ Filozof ve teolog Jeronim Hirnheim; 1670 yılında Strahov'da başrahip oldu ve yaptığı en büyük iş, 1679 yılında tamamlanan ve günümüze kadar gelen Theological Hall (Teologicki sál) ismindeki kütüphane binası oldu. 17. yüzyılda ve 18. yüzyılın başlarında diğer rahipler, manastırın inşasına devam etti ve aynı zamanda kiliseye de önem veren bu rahipler, birçok kez onarım ve bakım yaptırdılar. 1779 yılında manastırın başında olan Václav Mayer, büyük inşaat faaliyetleri yürüten son rahip oldu. Bu dönemde klasik tarzda inşa edilen yeni kütüphane, Mayer'in yaptığı en kapsamlı iş olarak tarihe geçti. Philosophical Hall (Filosoficki sál) ismindeki bu bölüm, manastıra eklenen son yapı oldu ve Mayer'den sonra gelen rahiplerin hepsi; güncel akımlara göre bakım, onarım ve yenileme yapmakla yetindiler. Strahov Kütüphanesi bugün 200.000 adet kitap, yayın ve orijinal esere ev sahipliği yapıyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 117


HISTORY

TARİH ♦

TRINITY COLLEGE LIBRARY, DUBLIN, IRELAND The history of the Trinity College Library dates back to the establishment of the College in 1592 and it is the largest library in Ireland.

TRINITY ÜNİVERSİTESİ KÜTÜPHANESİ, DUBLIN, İRLANDA İrlanda'nın en büyük kütüphanesi olan ve Dublin'de bulunan Trinity Üniversitesi Kütüphanesi'nin geçmişi, üniversitenin kurulduğu 1592 yılına dayanıyor.

The original (Old) Library is Thomas Burgh’s masterpiece. A huge building, it originally towered over the university and city after its completion. Even today, surrounded by similarly scaled buildings, it is imposing and dominates the view of the university from Nassau Street.

Özgün yani eski kütüphane, Thomas Burgh'a ait bir başyapıt. O zamanlar üniversitenin ve şehrin üzerinde yükselen devasa bir bina olan kütüphane, bugün bile Nassau Caddesi üzerinde bulunan ve kendisiyle hemen hemen aynı boyutta olan binaların arasından sıyrılan bir heybete sahip.

The main chamber of the Old Library, the Long Room, was built between 1712 and 1732 and houses 200,000 of the Library's oldest books. By the 1850s the room needed to be expanded as the shelves were filled due to the fact that the Library had been given permission to obtain a free copy of every book that had been published in Ireland and Britain. In 1860, The Long Room's roof was raised to accommodate an upper gallery.

Eski Kütüphane'nin ana odası olan Long Room, 1712-1732 yılları arasında inşa edilmiş ve kütüphanenin en eski 200.000 kitabına ev sahipliği yapıyor. 1850'li yıllarda, İrlanda ve Britanya sınırlarında basılan bütün kitapların bir kopyasını alma hakkı bulunan kütüphanenin raflarında yer kalmamış ve odanın genişletilmesi gerekmiş. 1860 yılında Long Room'un çatısı yükseltilmiş ve böylelikle bir galeriye daha yer açılmış.

Today it has over 6 million printed volumes with extensive collections of journals, manuscripts, maps and music reflecting over 400 years of academic development. Also incorporating the Long Room, the Old Library is one of Ireland's biggest tourist attractions.

Günümüzde içerisinde dergiler, el yazmaları, haritalar ve geniş bir müzik koleksiyonu barındıran kütüphane; 400 yıllık akademik gelişmeyi yansıtan 6 milyon yazın barındırıyor. Eski kütüphane ve içerisindeki Long Room, bugün İrlanda'nın en çok turist çeken noktalarından biri.

118 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


Hadid is one of the youngest ever winners of the prestigious Pritzker Prize, and the first and only woman ever to receive the honour

ZAHA HADID


ARCHITECTURE

MİMARİ ♦

THE GREAT MIND BEHIND MODERN ARCHITECTURE MODERN MİMARİNİN HAYAL GÜCÜ

I

raqi-British architect Zaha Hadid is a radical and respected figure in the world of contemporary architecture. She is one of the youngest ever winners of the prestigious Pritzker Prize, and the first and only woman ever to receive the honour - the highest prize in architecture.

Yarı Iraklı yarı İngiliz Zaha Hadid, çağdaş mimarlık dünyasında radikal ve saygın bir figür olarak kabul ediliyor. Hadid, prestijli Pritzker Ödülü'nün gelmiş geçmiş en genç sahiplerinden biri hatta mimaride en yüksek ödül olan Pritzker Ödülü'nü tek başına alan ilk ve tek kadın mimar.

Born in Baghdad in 1950, Hadid gained a degree in mathematics from the American University in Beirut. She moved to London in 1972 to study architecture at the Architectural Association and she won the school's Diploma Prize in 1977. Upon graduation, she joined the Office of Metropolitan Architecture (OMA).

1950 yılında Bağdat’ta doğan Hadid, Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi'nde matematik okudu. 1972 yılında, Architectural Association’da mimarlık okumak üzere Londra’ya taşındı ve 1977'de okulun diplomasını almaya hak kazandı. Mezun olduktan sonra Office of Metropolitan Architecture (OMA)'ya katıldı.

In 1980, she began her own practice in London and also taught at the Architectural Association (AA) with OMA collaborators Rem Koolhaas and Elia Zenghelis. In 1983 she won an international competition to build a vast leisure centre in Hong Kong, the Peak, against 538 entries. That would have been her first building ever, but the project was cancelled because the developers went bankrupt. The first building of her was a small factory fire station in Germany in 1993.

1980 yılında Londra’da kendi uygulamalarına başladı aynı zamanda (OMA)’dan Rem Koolhaas ve Elia Zenghelis isimli iş arkadaşlarıyla Architectural Association’da (AA) ders vermeye başladı. 1983 yılında Hong Kong’da “The Peak” adında büyük bir eğlence merkezinin tasarımı için düzenlenen uluslararası bir yarışmayı kazandı ve 538 katılımcı arasından birinci oldu. Bu, onun şimdiye kadar yaptığı ilk bina olabilirdi fakat şehir planlamacılarının iflası sebebiyle proje iptal edildi. Hadid'in ilk binası, 1993 yılında Almanya’da inşa edilen küçük bir itfaiye fabrikasıydı. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 121


Most of her projects and designs from urban architecture to interiors, from furniture to city plans, are highly experimental, futuristic and convention-breaking.

Hadid'in mimariye ve tasarıma olan farklı yaklaşımı, dinamik ve yenilikçi projelere uyguladığı soyut dokunuşlarda vücut buluyor. Mimarın kentsel mimariden iç tasarım ve dizayna, mobilyadan şehir planlarına kadar bütün proje ve tasarımları; son derece deneysel, fütüristik ve gelenekselden uzak bir duruş sergiliyor. Tasarladığı gerçeküstü yapıların yerden yükselmesini beklemek her zaman heyecan uyandırıyor ve Hadid'i takip eden tutkulu bir kalabalık, nefesini tutarak ortaya çıkan sonucu görmeyi bekliyor. Mimarin çoğu projesi, tasarım ve mimarlık sınırlarını zorluyor fakat bunların büyük bir kısmı mimarlık mesleğine önemli katkılar sağlayan yapılar olarak tarihe geçiyor. Hadid‘i diğerlerinden farklı kılan; yapı, manzara ve jeoloji arasındaki etkileşime duyduğu ilgi ve merakı. Çalışmaları, doğal sistemlerle insan yapımı ürünleri birleştiriyor ve bu uygulamalar, yüksek teknoloji ile destekleniyor. Ortaya çıkan sonuç ise alışılmışın son derece dışında ve beklenmedik dinamik mimari formlar.

122 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

ARCHITECTURE

MİMARİ ♦

Her distinctive approach to architecture and design shows itself in her dynamic and innovative projects with an abstract feeling. Most of her projects and designs from urban architecture to interiors, from furniture to city plans, are highly experimental, futuristic and conventionbreaking. It is always an exciting process to wait for her surreal creations to emerge from the ground, and there is always a passionate crowd waiting for the outcome. Some of her projects are pushing the boundaries of design and architecture but most of them turn out to be outstanding contributions to the architectural profession. Hadid’s interest lies in the interaction between architecture, landscape, and geology. Her practice integrates natural and human-made systems, which results in an experimentation with cutting-edge technologies. The end result is unexpected and dynamic architectural forms.


ARCHITECTURE

MİMARİ ♦

GUANGZHOU OPERA HOUSE The biggest performing centre in southern China, the opera house is one of the three biggest theaters in the nation. The project cost approximately $200 million.

Even though her office is based in London, her works are everywhere around the world from San Francisco to Vienna.

Even though her office is based in London, her works are everywhere around the world from San Francisco to Vienna. And for some reason, while she is a highly sought after mind of many outstanding projects, she is rarely given projects in her home town, London.

Hadid'in ofisi Londra’da olsa da onun çalışmaları San Francisco’dan Viyana’ya dünyanın her yerinde mevcut. Nedense, peşinde koşulan olağanüstü projelerin sahibi olmasına rağmen kendi evinde yani Londra’da nadiren tercih ediliyor. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 123


Hadid is well-known for some of her works such at the Vitra Fire Station, Weil am Rhein, the Mind Zone at the Millennium Dome Greenwich, a ski jump in Innsbruck and the Rosenthal Center for Contemporary Art in Cincinnati. The MAXXI: National Museum of 21st Century Arts in Rome; the BMW Central Building in Leipzig; and the Phaeno Science Center in Wolfsburg are excellent demonstrations of Hadid’s quest for complex, fluid space. Currently Hadid is working on a multitude of projects worldwide including: High-Speed Train Stations in Naples and Durango; the Fiera di Milano masterplan and tower as well as major master-planning projects in Beijing, Bilbao and Singapore. In the Middle East, Hadid’s portfolio includes cultural, corporate, academic and infrastructure projects in Jordan, Morocco, UAE and Saudi Arabia. Weil am Rhein'da bulunan Vitra İtfaiye İstasyonu, Millenium Dome Greenwich’deki Mind Zone, Innsbruck’taki atlama pisti ve Cincinnati’deki Contemporary Art Rosenthal Center; mimarin bilinen projelerinden bazıları. MAXXI: Roma’daki 21. Yüzyıl Ulusal Sanatlar Müzesi, Leipzig’deki BMW Merkez Binası ve Wolfsburg’daki Phaeno Bilim Merkezi, Hadid'in akıcı formlardaki karmaşık tasarımlarına mükemmel birer örnek. Hadid şimdilerde dünya çapında bir çok farklı türde proje üzerinde çalışıyor; Durango ve Napoli’deki Yüksek Hızlı Tren istasyonları; Fiera di Milano'nun ana planı ve kulesi; Pekin, Bilbao ve Singapur’daki kapsamlı projeler, güncel çalışmalarından yalnızca birkaçı. Hadid'in Ortadoğu portföyünde ise Ürdün, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde yer alan kültürel, kurumsal, akademik ve altyapı projeleri bulunuyor.

124 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

ARCHITECTURE

MİMARİ ♦

In the Middle East, Hadid’s portfolio includes cultural, corporate, academic and infrastructure projects in Jordan, Morocco, UAE and Saudi Arabia.


PrivateSeri 2014 Koleksiyonu

İSMOB

TASARIM ÖDÜLÜ

tasarımın hikayesi devam ediyor > sizinle... www.dogtas.com.tr facebook.com/dogtas

twitter.com/dogtas

instagram.com/dogtas

youtube.com/dogtas


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

Tulips ANATOLIA’S PECULIAR FLOWER: ANADOLU’NUN HAS ÇİÇEĞİ: LÂLE

T

ulips, a flower of great beauty, were deeply cherished and attributed with the loftiest of meanings in ancient times. Moreover, these elegant flowers were given the name “tulip” at a time of great importance. Come, let’s listen to the story of the Tulip, which began in Anatolia but spreads throughout all of Europe, even to the United States… Lâle, eskilerin çok sevdiği, yüksek mânâlar yüklediği bir çiçekti. Üstelik tarihte bir devre de adını vermişti. Gelin, lâlenin Anadolu’da başlayan, Avrupa’ya, hatta Amerika’ya kadar uzanan hikâyesine kulak verelim… We were a nation filled with a love for flowers. We did not confine these flowers’ flourishing to just our gardens, but rather, we shared their beauty throughout our homes and in front of our windows. Our mothers and grandmothers cared for them as if they were their very own children. Even showy man had the hobby of growing flowers. Clothes displayed ornate flower patterns as well as many other wardrobe items. Even such a serious personality as Fatih Sultan Mehmed has been portrayed with flowers in hand. Flower references could truly be found everywhere—from female children’s nicknames, to attachments on the turbans of grand gentleman, and even as insignia on a woman’s gravestone. In brief, flowers decorated every element of Ottoman life, resulting in softened hears and a true civilization of beauty.

126 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Çiçek seven bir millet idik. Bahçedekilerle iktifa etmez; evlere, cam önlerine dikerdik. Çocuğuna bakar gibi bakardı annelerimiz, ninelerimiz. Hatta kerli ferli adamların hobisiydi çiçek yetiştirmek. Elbiseler çiçek desenliydi. Sultan Fatih gibi ciddi bir şahsiyeti bile ressam elinde çiçek ile resmetmişti. Kızlara çiçek ismi verilirdi. Beyler, sarıklarına çiçek iliştirirdi. Hanımların mezar taşları çiçek motifliydi. Hâsıl çiçek hem etrafı süsler, hem de kalpleri yumuşatırdı. Osmanlı, bir çiçek medeniyetidir.

! PROF. DR. EKREM BUĞRA EKİNCİ


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

Flowers decorated every element of Ottoman life, resulting in softened hears and a true civilization of beauty.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 127


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

One can’t ignore the importance and popularity of the Seljuk’s Tulip, which adorned everything from ceramics, fabrics, carpets and rugs, jewelry, glass, in addition to decorations on palaces, mosques and fountains. Just like the lily of France, thistle of Britain, and the cedar tree of Lebanon, the tulip shines as a symbolic emblem of the Ottoman Empire. As archeological studies show, the Eastern world was truly an environment of symbols. Every word used, every glance, and every movement carried additional meanings beyond its initial intention. It is apparent that the Orient thinks with the heart, leaving importance on emotion and love. Not purport clearly, loves implication. For this reason, human relations are more advanced in the Orient. Love and literature is alive. Art and people are nested within the other. A vizier is also a poet. A soldier is also a miniaturist. Illiterate women speak with lyric and maxim. No other such culture values and emphasizes the beauty of terms, proverbs, metaphors, and similes as highly as the Orient. Anatolia is the homeland of tulips. On the countryside, they call tulips “poppies.” In Azeri folk song, the poppy is described as a beautiful flower. One can’t ignore the importance and popularity of the Seljuk’s Tulip, which adorned everything from ceramics, fabrics, carpets and rugs, jewelry, glass, in addition to decorations on palaces, mosques and fountains. The kaftans of the sultans as well as their shoes were adorned with the tulip design. There was even a so-called revolution in Ottoman history as Yahya Kemal called as the "Tulip Revolution.” 128 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Nasıl zambak Fransa’nın, deve dikeni İngiltere’nin, sedir ağacı Lübnan’ın sembolü ise, lâle de Osmanlı’nın sembolüdür. Şark dünyası bir semboller dünyasıdır. Kullanılan her sözün, her bakışın, her hareketin arkasında başka mânâ vardır. Şark kalbi ile düşünür. Meramını açıkça değil, dolaylı anlatmayı sever. Bunun için insanî münasebetler daha ileridir. Aşk ve edebiyat hayatı canlıdır. Sanat ile insan iç içedir. Bir vezir, aynı zamanda şairdir. Bir asker, aynı zamanda nakkaştır. Okuma yazma bilmeyen kadınlar, şiirle, meselle konuşur. Tabirlere, atasözlerine, mecaz ve teşbihe, hiçbir yerde bu kadar yer verilmemiştir. Lâlenin anavatanı Anadolu’dur. Kırlık yerlerde gelincik çiçeğine lâle derler. Lâleler adlı Azeri türküsünde de anlatılan gelincik çiçeğidir. Selçuklulardan beri lâle çok sevildi. Çinilerde, kumaşlarda, halı ve kilimlerde, mücevherlerde, câmi, saray, çeşme bezemelerinde kullanıldı. Padişah kaftanlarını, pabuçlarını lale desenleri süsledi. Tarihimizde Yahya Kemal’in tabiriyle “Lâle Devri” diye anılan bir devir bile vardır.


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

There was even a so-called revolution in Ottoman history as Yahya Kemal called as the "Tulip Revolution.”

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 129


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

Indulging in the elegance of the tulip began during the time of Suleiman the Magnificent.

1000 GOLDS FOR ONE TULIP BULB Indulging in the elegance of the tulip began during the time of Suleiman the Magnificent. Through selection and crossbreeding of this small, unsymmetrically formed flower, a new breed was born, whose blossom flourished almond-like, leaves are like a hand jar, and the edges budding like a crochet needle. Hundreds of variations were manufactured of this pedigreed flower and they took society by storm. Tulip competitions were manned. Lâlezar (tulip gardens) became popular. Poems depicting tulips were gathered in lâlenâme (a poetry book special to tulips). Encümen-i Dâniş (a council to deal with tulips) and academies popped up throughout the land. One of the tulip bulbs, known as Duhteri (a kind of tulip that comes from Iran,) was sold for 1000 gold. Tulip prices continued to rise until Sultan Ahmed III eventually had to instill a price regulation. According to the price book dated 1725, the most expensive of the 306 tulip varieties, called Niza-i Rummânî (a kind of tulip that looks beautifully like a pomegranate,) cost the buyer 200 golds. 130 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

BİR LÂLE SOĞANI 1000 ALTIN Lâleye düşkünlük, daha Kanuni Sultan Süleyman zamanında başladı. Bu küçük, yaprakları gayrı muntazam çiçekten, seçme ve melezleme yoluyla çiçeği badem, yaprakları hançer, uçları tığ şeklinde zarif bir çiçek yetiştirildi. Yüzlerce çeşidi üretildi. Lâle müsabakaları tertiplendi. Lâlezarlar (lâle bahçeleri) popüler oldu. Lâleyi tasvir eden şiirler, lâlenâmelerde toplandı. Lâle ile uğraşmak üzere bir Encümen-i Dâniş (akademi) bile kuruldu. İran’dan gelme Duhterî (Kızlık) adlı lâle soğanının tanesi 1000 altına satıldı. Lâle fiyatları giderek arttı. Öyle ki Sultan III. Ahmed narh koymak zorunda kaldı. 1725 tarihli narh defterine göre 306 çeşidinden en pahalısı, 200 kuruş ile Nîze-i Rummânî (nar mızrağı) adlı lâledir.


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

In 1562, a German diplomat named Busbecq brought the first tulip bulbs away from Istanbul to the European city of Vienna.

THE TULIP'S TRIP TO EUROPE In 1562, a German diplomat named Busbecq brought the first tulip bulbs away from Istanbul to the European city of Vienna. Europeans accepted these flowers with a special kind of reception. They began to call the unique flower by the name “tulip,” which comes from their terminology for “turban.” The tulip's journey soon reached to the Netherlands, where it has since become an iconic emblem. At some point, Multi-colored tulips were developed and sold for money to buy a house in Amsterdam. Tulips even became a gauge for society, as peoples’ place and leverage was determined by the types and colors of tulips in their gardens. When the stock market crashed, rich people became poor overnight. Between the years 1634-1637, a full tulip mania (a truly crazed period) was experienced. Alexandre Dumas’ novel “The Black Tulip” describes this period.

LÂLENİN AVRUPA SEYAHATİ İlk lâle soğanını, 1562’de Alman diplomat Busbecq İstanbul’dan Viyana’ya götürdü. Avrupalılar bu çiçeğe hüsnü kabul gösterdiler. Adına da tulip dediler ki tülbentten gelir. Lâlenin seyahati Holanda’ya uzandı. Çok renkli lâleler tutuldu. Amsterdam’da bir ev alabilecek paraya satıldı. İnsanların cemiyetteki yeri, bahçesindeki lâlelere göre tayin edilir oldu. Lâle borsası çöktüğünde, bir gecede zenginler fakir düştü. 1634-1637 yılları arasında tam bir tulipmania (lale çılgınlığı) yaşandı. Alexandre Dumas’nın Siyah Lâle romanı bu devri anlatır.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 131


SeaHawk YOU GOTTA FEEL TECRÜBE ETMEDEN ANLAYAMAZSINIZ


T

he new Perini Navi 60m Seahawk, a natural evolution of the series of Perini 56m sailing yachts of which ten have been launched to date, is especially fast and extremely comfortable with abundant outdoor spaces. Numerous design, technology and architectural innovations are present on this new sailing yacht.

Yat firması Perini Navi'nin yeni yelkenlisi 60m Seahawk, bugüne kadar 10 adet üretilmiş olan Perini 56m yatlarının hızlı ve ferah bir versiyonu. Geniş açık alanı sayesinde daha rahat bir yolculuk sunan yatta; tasarımdan teknolojiye, mimari değişikliklerden teknik gelişmelere kadar pek çok yenilik yapılmış.


YACHT

YAT ♦

In terms of design, the yacht’s layout has been completely revisited with a lighter and smaller coach roof and superstructure. Following up on feedback received over the years from other yachts in the Perini Navi fleet, the organization of the mast base area has been completely changed with the creation of a new structure that makes pre-tensioning of the mast much simpler, allowing for more precise load calculations and greater safety.

Perini Navi filosundaki diğer yatların kullanıcılarından gelen geri bildirimleri değerlendiren firma, gemi direğinin altındaki alanı tamamen değiştirerek yeniden tasarlamış. Yapılan değişiklikler, yelkenin ön germe sürecini kolaylaştırıyor ve bu şekilde yük hesabının daha kolay yapılmasını sağlayarak güvenliği arttırıyor.

In terms of design, the yacht’s layout has been completely revisited with a lighter and smaller coach roof and superstructure. This project is a standout for the abundance of exterior living spaces with both fore and aft cockpits that allow guests to enjoy the open air in maximum comfort. The fore deck has two 21 foot tenders wells built flush to the deck and feels like a large and wide terrace on the sea that offers abundant spaces for outdoor living.

Tasarım açısından bakınca teknenin görüntüsü tamamen değiştirilmiş ve daha hafif daha küçük bir üstyapı oluşturulmuş. Proje, geniş güvertesi ile diğerlerinden ayrılıyor ve bu özelliği ile misafirlere kokpitin ön ve arkasında konforlu açık hava keyfi sunuyor. Ön güvertede iki adet 6.4 metrelik tender yer alıyor ve son derece geniş olan bu güverte, denizin üzerinde büyükçe bir teras gibi süzülürken yolculara havanın keyfini çıkarma imkanı tanıyor.

The transom aft opens hydraulically and becomes a platform on the sea, complete with an elegant internal staircase. The yacht also has a side shell door that is perfect both for swimming and for boarding or launching tenders form the lazarette.

136 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Teknenin kıç kısmı, hidrolik vasistas sistemi ile açılıyor ve deniz üzerinde zarif merdivenli bir platform haline geliyor. Teknenin yan tarafında bulunan kapı ise yüzmeyi ve depoda bulunan tenderleri suya indirmeyi kolaylaştırıyor.


YACHT

YAT ♦

The owner’s suite is full beam and has an innovative design solution. Seahawk’s interiors were designed by the French decorator Christian Liaigre who has created an elegant and refined ambience that is both modern and marine. The main saloon has three principal areas, a dining area, a living area and an office corner, all of which revolve around the central staircase. These indoor areas are separated from the cockpit by a transparent glass wall. The central staircase leads down to the cabins and up to the flying bridge. There are four en-suite guest cabins. The owner’s suite is full beam and has an innovative design solution with double beds placed facing each other on opposite sides of the cabin. During charters, the cabin can be divided with a removable wall to become two independent en-suite cabins for a total of six guest cabins. In the crew area there is a large laundry room for washing, drying and ironing while there are also abundant refrigerators and storage areas under the deck. The crew area counts five cabins and a Captain’s cabin. For the first time on a Perini Navi yacht the aft cockpit can be completely enclosed.

Seahawk'ın hem modern hem de deniz ruhu taşıyan zarif ve rafine iç mekan tasarımlarını Fransız tasarımcı Christian Liaigre üstlenmiş. Ana salon; yemek alanı, yaşam alanı ve ofis köşesi olmak üzere üç bölümden oluşuyor ve bu bölümler, merkezdeki merdiven etrafında yer alıyor. İçerde bulunan bu alanlar, kokpitten transparan bir cam duvar sayesinde ayrılmış. Ortadaki merdiven ile hem kabinlere ulaşılabiliyor hem de güverte köprüsüne geçilebiliyor. Teknede dört adet misafir kabini ve bir adet yatak odası bulunuyor. Yatak odasında en ince ayrıntı bile düşünülmüş ve iki adet çift kişilik yatağın odanın farklı uçlarına yerleştirilmesi sayesinde, kayar kapı ile odayı ikiye bölme ve toplam altı farklı oda elde etme imkanı tanınmış. Mürettebat alanında yıkama, kurutma ve ütü için ayrılmış büyük bir çamaşır odası bulunuyor ve güverte altında çok sayıda buzdolabı ve saklama alanı yer alıyor. Mürettebat alanı, beş kabinden oluşuyor ve kaptan için de ayrı bir kabin bulunuyor. Perini Navi serisinde ilk defa arka kokpit tamamen kapanabiliyor. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 137


YACHT

YAT ♦

The new Perini Navi 60m Seahawk is especially fast and extremely comfortable with abundant outdoor spaces.

The Seahawk is an enchanting experience itself, which should be felt through the soul.

The materials are chosen to give the feeling of luxury. Slightly bleached teak is used for floor, ceiling and side hull. On the main deck for the low side cabinets, stained waved sycamore is used. The yacht itself has a silver glossy paint, which adds to the glamour of the design. Wengé is used for the aft cockpit and small ebony cabinets and bed bases are used in the owner's cabin. The sink tables and showers are made of exquisite Estremoz marble. The Seahawk is the ultimate yacht design that is equipped with the best materials and optimum technology. It offers an immaculate journey with lush surroundings and wide spaces. The Seahawk is an enchanting experience itself, which should be felt through the soul.

138 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Teknede kullanılan materyaller, lüks bir atmosfer oluşturmak için özenle seçilmiş. Zemin, tavan ve yan gövde için ağartılmış tik; ana güvertedeki dolapların alt kısımları için ise dalgalı çınar kullanılmış. Yatın kendisi parlak bir cila ile boyanmış ve böylelikle son derece cazibeli bir görüntü ortaya çıkmış. Arka kokpitte venge kullanılırken, yatak odasında küçük abanoz dolaplar ve yatak bazaları yer almış. Lavabolar ve duşlar ise zarif Estremoz mermerden yapılmış. Yat tasarımında bir duayen olmayı hedefleyen Seahawk, en iyi materyaller ve en yüksek teknoloji ile donatılmış. Tekne; lüks donanımı, geniş alanları ve ardında bıraktığı bembeyaz köpükler ile yolcularına tecrübe edilmeden anlaşılamayacak, harika bir yolculuk vaat ediyor.


ПРЕВЗОЙТИ ВАШИ ОЖИДАНИЯ, ЭТО НАША РАБОТА!

ВАМ НАДО ПРОСТО СОБРАТЬ ЧЕМОДАН, ОБ ОСТАЛЬНОМ ПОЗАБОТИМСЯ МЫ! Mai Excellent Concierge Service это не просто специализированная система по обслуживанию VIP клиентов, это в первую очередь утонченный сервис и истинный комфорт. Мы предлагаем расширенный спектр услуг,выходящих за рамки традиционных, это отдых класса люкс в самой фешенебельной обстановке. Организация отдыха,официальных встреч или приемов-все это профессиональная служба исполнения Ваших желаний.Для Вас работает сплоченная команда профессионалов, объединенных одной целью-сделать жизнь занятого успешного человека проще,взяв на себя решение его повседневных дел.Мы рады тратить свое время ,чтобы сэкономить Ваше. Подчеркни свою индивидуальность вместе с Mai Excellent Concierge Service.

www.maiexcellent.com mai@maiexcellent.com


THE MAGIC MOUNTAIN BÜYÜLÜ DAĞ

T

he highest town in Europe, Davos is famed for the diversity of sports, leisure and cultural facilities, its rejuvenating climate, the HC Davos, the Spengler Cup, the Kirchner Museum, and the World Economic Forum.

Avrupa’nın en yüksek kasabası olan Davos; spor, dinlenme ve kültür tesislerinin çeşitliliği, iyileştirici iklimi, Hokey Kulübü, Spengler Kupası, Kirchner Müzesi, Dünya Ekonomi Forumu ile meşhur.

Davos originally enjoyed its prominence thanks to its rejuvenating climate, which has been renowned for around 150 years. As early as 1860, the first Davos guest house was opened to welcome spa guests. The German physician Alexander Spengler, who immigrated here, opened a recuperation spa for lung illnesses, which primarily comprised extensive sleep on the sun terraces of Davos. This treatment made Davos world renowned. In1924, the novel "The Magic Mountain" by Thomas Mann, who wrote numerous novels and won the Nobel Prize for Literature, made the location immortal with a story of Davos in a literary sense too. Alongside Mann, numerous other writers, artists and philosophers have also travelled to Davos. Over time, they brought their own culture with them, made the spa town famous in their works, and were responsible for initiating the sports, event and cultural facilities that exist today. Robert Louis Stevenson arrived in Davos with writer's block, and just a short time later, left the mountain oasis armed with a significant piece of literature: namely the infamous "Treasure Island". On the other hand, Sir Arthur Conan Doyle, who is the author of the heroic detective Sherlock Holmes, heralded the skiing boom in Davos.

Davos, asıl şöhretini 150 yıl kadar önce meşhur olan iyileştirici iklimiyle kazandı. 1860 yılında ilk Davos misafirhanesi, kaplıca misafirlerini karşılamak üzere kapılarını açtı. Buraya göç eden Alman doktor Alexander Spengler, ciğer hastalıkları için bir reküperasyon kaplıcası açtı. Buranın en büyük özelliği, Davos’un güneşlenme terasında uzun ve derin uyku terapileri uygulanmasıydı. Bu tedavi, Davos’un ününü dünyaya yaydı. 1924 yılında, pek çok romana imzasını atmış ve Edebiyat dalında Nobel Ödülü kazanmış olan yazar Thomas Mann; koleksiyonuna Davos’ta geçen bir hikayeyi anlattığı “Büyülü Dağ” adında bir roman daha ekleyerek burayı ölümsüzleştirmiş oldu. Robert Louis Stevenson, Davos’a geldiğinde “yazamama sendromundan” muzdaripti ancak ayrılırken koltuğunun altında önemli bir edebî eser vardı: Hazine Adası. Öte yandan kahraman dedektif Sherlock Holmes’un yazarı Sir Arthur Conan Doyle, Davos’ta bir kayak patlamasının muştucusu oldu.


Davos originally enjoyed its prominence thanks to its rejuvenating climate, which has been renowned for around 150 years.

Davos


TRAVEL

Thomas Mann, Arthur Conan Doyle and Robert Louis Stevenson are just some of the many imparters of knowledge that have been active in Davos in the past. Transfer of knowledge is a tradition in Davos: as early as 1878, the first grammar school was founded, and just a few years later, the first research institute followed. Even the famous physicist Albert Einstein left his mark on the Davos university courses. In 1972, the region of Davos together with public figures in the town, established the foundation titled "Forum Davos". The resultant association called Wissensstadt Davos (Science Town Davos) was founded a good 30 years later, with the intentions to ensure that Davos will continue to be a location of valuable knowledge for future generations. The objective is to reinforce research and education in Davos, to form meeting platforms for inter- and trans-disciplinary exchanges and to further innovative training and further education offerings, courses and conferences. As the home of four internationally renowned research institutes, with hundreds of academics from all around the world, Davos today is highly significant in the international research community.

Thomas Mann, Arthur Conan Doyle and Robert Louis Stevenson are just some of the many imparters of knowledge that have been active in Davos in the past.

142 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

SEYAHAT ♦

Thomas Mann, Arthur Conan Doyle ve Robert Louis Stevenson; geçmişte Davos’daki sayısız bilgi tellallarından sadece birkaçı. Bilgi akışı Davos için bir gelenek. İlk gramer okulunu 1878 yılında kuran Davos, hemen ardından ilk araştırma enstitüsünü kurdu. Ünlü fizikçi Albert Einstein bile Davos Üniversite Dersleri’yle burada izini bıraktı. 1972 yılında, Davos’un kamuya mal olmuş isimleriyle birlikte “Forum Davos” organizyonu kuruldu. “Wissensstadt Davos” yani “Bilim Şehri Davos”un kurulumu ise 30 yıl sonra gerçekleşti. Bilim Şehri’nin kuruluş amacı; Davos’un gelecekte de değerli bilginin lokasyonu olmasını garantilemek, Davos’taki araştırma ve eğitimi güçlendirmek, disiplinler ötesi ve disiplinler arası fikir alışverişi için toplantı platformları kurmak ve kurslar, konferanslar ile daha da yenilikçi bir eğitim sağlamak. Dünyanın dört bir yanından gelmiş yüzlerce akademisyene sahip, dört adet uluslararası ün yapmış araştırma enstitüsüne ev sahipliği yapan Davos; uluslararası araştırma alanında bugün çok saygıdeğer bir konuma sahip.


TRAVEL

SEYAHAT ♦

All of this, embedded in a natural environment, is what creates the globally renowned "Spirit of Davos". Davos is the clear leader in the global meeting market in the mountains. With good reason—the town possesses a rich tradition. As the leading-edge conference center in the Alps, it hosts an event with pronounced international charisma: the World Economic Forum (WEF). However, Davos is far more than simply a meeting town. The town is also home to a range of renowned research stations such as the AO, national institute for snow and avalanche research, a wide range of specialized clinics and hospitals, whilst also being a town for energy, education and knowledge at the same time. All of this, embedded in a natural environment, is what creates the globally renowned "Spirit of Davos".

Alplerdeki son teknoloji konferans merkezi olarak zengin bir geleneğe sahip olan Davos, dağlardaki global toplantı piyasasında haklı bir nedenle lider konumda. Burada gerçekleştirilen Dünya Ekonomi Forumu, sadece adıyla bile uluslararası bir karizmaya sahip. Tabii ki Davos sadece bir toplantı kasabası değil... Ünlü araştırma enstitüleri, milli kar ve çığ araştırma enstitüsü, uzman klinik ve hastanelere ev sahipliği yapmanın yanında bir enerji, bilgi ve eğitim kasabası. Doğal bir ortama entegre olan bu değerli özelliklerin hepsi, dünyaca ünlü “Davos Ruhunu” oluşturuyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 143


TRAVEL

SEYAHAT ♦

Rixos Flüela Davos is a renovated traditional hotel in the Swiss alps. Davos is the highest town in Europe (1,560 m above sea level). The quality and diversity of its facilities is unique: First class leisure accommodations both in summer and winter alike in an intact, imposing mountain world, internationally acclaimed sports and cultural events, renowned museums, galleries and music festivals. With its characteristic alpine flat roof, Davos has developed its very own building style. The Davos ice stadium (1981) is one of the most architecturally interesting of its kind in Europe. Exceptional hotels, restaurants and shopping opportunities are further advantages of the alpine metropolis. Rixos Flüela Davos is a renovated traditional hotel in the Swiss alps. Here you will have an interesting ski holiday with comfortable hiking trails, ambitious bike trails both up and down, nice walking tours by Lake Davos, long games on the golf court, silence and peace in the mountains—anything is possible at Rixos Flüela Davos.

144 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Avrupa’nın en yüksek kasabası olan Davos, denizden 1560 metre yükseklikte. Tesislerinin çeşitliliği ve kalitesinin yanına nadir yerler yaklaşabiliyor. Etkileyici dağ manzarası, uluslararası üne sahip spor ve kültür etkinlikleri, ünlü müzeler ve sanat galerileri, müzik festivalleri ile Davos; yaz ve kış boyunca lüks konaklama seçenekleri sunuyor. Alplere özgü düz çatılarıyla Davos, kendi yapı stilini de geliştirmiştir. Davos buz stadyumu (1981), Avrupa’nın en ilgi çekici mimarilerinden biridir. Özel oteller, restoranlar ve alışveriş imkanları; Alplerin metropolisinin diğer avantajları arasında sayılıyor. Rixos Flüela Davos ise İsviçre Alpleri’ne kondurulmuş geleneksel bir otel. Oteli çevreleyen dağlar, keyifli yürüyüş patikaları ve bisiklet yollarıyla güzel vakit geçirme alternatifleri sunuyor. Davos gölü kıyısı boyunca hoş yürüyüşlerin yanında ilgi çekici bir kayak tatili ve golf kortunda uzun oyunlarla dolu sessiz ve huzurlu bir tatil, Rixos Flüela Davos’ta konuklarını bekliyor.


A NEW RHYTHM WITH A PREMIUM CONCEPT… Are you ready to listen to the sound of happiness in the entirely renovated Rixos Premium Belek, Rixos Premium Tekirova, Rixos Premium Bodrum and brand-new Rixos Premium Göcek? Hostesses to welcome you with unique hospitality • VIP Lounge with a great choice of welcoming treats •

Lobbies decorated by the globally known KCA Interior Architects • Gardens

designed by the Italian landscape architect Paghera • Magical fountains combining water with light • Extremely comfortable rooms, lake houses and villas to make you feel special • Personal accommodation assistant;

butler service • Comfort menus to improve

your accommodation pleasure • Privilege of turndown

service prior to resting • Smart call info

kiosk • Safe box and mobile phone charging units • Wide band Wi-Fi • Secret Beach , the pleasure of infinite blue • to underwater camera • playing cards •

Beach Store to meet all your needs related to beach from cream

Beach Library to complete your fun with many options from books to

Special wheelchairs to facilitate the daily lives of our disabled guests on the

beach • Enjoyable

street of pubs and Beach Bar with the aged drinks • Supreme

Restaurant by the pool with special dishes • A’la Carte Restaurants with chefs offering special dishes from their national cuisine • Main dishes • 3-Star

Restaurant where you can taste international

Michelin Chefs turning meals into privileges • Kids Restaurant offering

special dishes just for the children • La with exquisite and natural drinks •

Patisserie with delicious desserts • The Dem Café

SPA for purification, relaxation and recovery • Blue voyage

between Rixos Hotels with gulet • World famous shows to bring out the artist in you •

and galas • Art/Village Square

Baby Beach for all needs of our little guests • Club R &

Rixy Club , a world of fun designed for kids • Adventure Course to bring out the child in you...

and much more!

www.rixos.com


MOTORCYCLE

MOTOSİKLET ♦

LOTUS MOTORCYCLES PRESENTS: LOTUS MOTORCYCLES SUNAR:

LOTUS C-01 L

otus Motorcycles was established to design and build the first motorcycle of the iconic car manufacturer. The bike will be named Lotus C-01 and will be the most impressive appearance on public roads on two wheels. It will reflect a combination of lifestyle, design and high end technology.

Lotus Motorcycles, bir ikon haline gelmiş araba üreticisi Lotus'un ilk motosiklet serisini üretmek için kuruldu. Yaşam tarzı, tasarım ve teknolojiyi temsil edecek olan C-01; yollarda görebileceğimiz en etkileyici motorlardan biri olacak.

Lotus Motorcycles is a joint project of Kodewa, car designer Daniel Simon and the Holzer Group. The Lotus C-01 will be a hyper bike with integrated racing technology. It will be manufactured of materials like carbon, titanium and aerospace quality steel, which are also used in Formula 1. Safety, ergonomics and design are the most important factors the design team has put emphasis on. It will be a state of the art motorbike powered by an approximately 200 horsepower engine.

Lotus Motorcycles; Kodewa, araba tasarımcısı Daniel Simon ve Holzer Group'un bir araya geldiği bir proje. Ortaya çıkan Lotus C-01; karbon, titanyum ve Formula 1'de de kullanılan havacılık kalitesinde bir çelikten üretilmiş ve entegre yarış teknolojisi ile donatılmış bir hyper motor. Güvenlik, ergonomi ve tasarım; vurgulanan en önemli faktörler. Bir sanat eseri olan bu motosiklet, 200 beygir gücünde bir motora sahip.

The unique shapes of Lotus Motorcycles will be penned by renowned designer Daniel Simon, a former designer for Bugatti Automobiles, who has recently created some of the most sophisticated concept vehicles in Hollywood film history. 146 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Lotus Motorcycles'in kendine has tasarımı, daha önce Bugatti'de görev yapmış olan ve son dönemde Hollywood film endüstrisi için son derece sofistike konsept araçlar tasarlayan ünlü tasarımcı Daniel Simon'a ait.


MOTORCYCLE

MOTOSİKLET ♦

The unique shapes of Lotus Motorcycles will be penned by renowned designer Daniel Simon, a former designer for Bugatti Automobiles. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 147


MOTOSİKLET ♦

Daniel Simon is known for his clean and holistic concepts. The designer says: "With the Lotus C-01, we have only one ambition: to create a unique state-of-the-art machine that carries its brutal forces with elegance and style, a hightech monster in a tailored suit. The C-01, with all its top notch components and materials, is first and foremost emotional, heartbreaking, at times playfully retro, and always clearly a Lotus. Lotus is a glamorous name with a rich history, and the C-01 celebrates it proudly: the shapes of the marvelous Lotus 49 were a main inspiration, and all color schemes pay homage to iconic Lotus racing liveries, such as the dashing black and gold. The intersection of past and future always fascinates, and so does the unique idea of the C-01.”

The intersection of past and future always fascinates, and so does the unique idea of the C-01.

148 RIXOS MAGAZINE

MOTORCYCLE

SPRING'14

Daniel Simon, yalın ve bütünsel konseptleri ile biliniyor. "Lotus C-01 ile tek bir şeyi amaçlıyoruz: Acımasız gücünü zarafet ve tarz ile yansıtan eşsiz bir sanat eseri tasarlamak yani bir canavarı şık bir takım elbise içerisinde sunmak. C-01, en lüks parça ve materyalleri bir araya getiren, kimi zaman duygusal kimi zaman ise şakacı bir gönülçelen yani her şeyiyle tam bir Lotus. Bu görkemli isim, son derece zengin bir tarihe sahip ve C-01, ilhamını meşhur Lotus 49'dan, siyah ve altın ağırlıklı renklerini ise ikonik Lotus yarış araçlarından alması ile gururlanıyor. Geçmiş ve geleceğin harmanlanması, her zaman büyüleyici sonuçlar verir; C-01 de bunun benzersiz bir örneği." diyor Simon.


MOTORCYCLE

MOTOSİKLET ♦

Because of quality inspections before, during and after the production process, a safetyrelated and faultless production is ensured and the state-of-art is the outcome. The development, production and assembly of the Lotus motorcycle will be carried out by Holzer Group, which has gained many years of experience in professional motorsport. In the last years, Holzer successfully implemented many projects, including German Touring car Championship DTM, German Rally Championship and Formula 1. Renowned manufacturers in the automotive and aerospace industry but also the metalworking sector trust in the competent know-how of the mid-sized business. Within the Holzer Group, the Performance GmbH is involved in the development process. The components made of titanium, carbon fibre and aerospace steel will be produced by RPC GmbH, which is also part of Holzer Group and Kodewa. Latest CNC machines linked with CAM workstations ensure highest precision and optimal workflow of the complex procedures. Because of quality inspections before, during and after the production process, a safety-related and faultless production is ensured and the stateof-art is the outcome.

Lotus Motorcycles'ın gelişim, üretim ve montajı; profesyonel motor sporlarında yıllara dayanan bir tecrübeye sahip olan Holzer Group tarafından yapılacak. Son yıllarda Holzer; Alman Touring Car Championship DTM, Alman Ralli Şampiyonası ve Formula 1 de dahil olmak üzere çok sayıda projeyi başarıyla neticelendirdi. Havacılık ve otomotiv sektöründeki ünlü üreticilerin yanı sıra metal sektörü de orta ölçekli bu firmanın tecrübesine güveniyor. Performans GmbH, Holzer Grup içerisinde gelişim sürecinde rol alıyor. Titanyum, karbon elyaf ve havacılık çelik bileşenleri; Holzer Grubu ve Kodewa'nın bir uzantısı olan RPC GmbH tarafından üretilecek. En son teknoloji CNC makinalarına bağlı CAM çalışma araçları, yüksek hassasiyet ile çalışarak karmaşık bir prosedürün sonunda en iyiye ulaşmayı garanti ediyor. Üretimin öncesi, sonrası ve üretim anındaki denetlemeler ile kusursuz ve güvenli bir süreç sağlanmasıyla ortaya bu sanat eseri çıkıyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 149


Fatih K覺ral Merkez: 0 (216) 360 34 43 Bodrum: 0 (252) 358 66 40 - 0 (252) 358 66 70


facebook.com/fatihkiralmobilya

fatihkiral/www.fatihkiral.com

www.fatihkiral.com


ANTIQUE

ANTİKA ♦

STUNNING COMPETITORS AT

Monaco YARIŞ DEVLERİ MONAKO'DA

R

M Auctions, the world’s largest collector car auction house for investment-quality automobiles, presents yet another superb roster of incredible competition machinery for its forthcoming Monaco sale.

Yatırım değerindeki koleksiyonluk otomobillerin müzayedesinde dünyada bir numara olan RM Auctions, Monako müzayedesi için harika bir yarış arabası filosu sunuyor.

Coinciding with the Grand Prix de Monaco Historique, this year’s event will be hosted at the Le Sporting, which is situated on the legendary Côte d’Azur and provides a fittingly elegant setting for the exceptional offering.   One of the highlights is a fabulous 1966 Ferrari Dino 206 S Spider, which was unveiled in February 1966 and specifically designed to race in the FIA. This Dino 206 S is fitted with a 65-degree, V-6 engine that was conceived by Dino Ferrari himself, and it has enjoyed numerous, highly competitive performances in some of the world’s most important sports car races.

"Grand Prix de Monaco Historique" ile aynı dönemde yapılacak olan müzayede, bu istisnai sunum için zarif bir ortam sağlayan Côte d'Azur'da bulunan Le Sporting'de yapılacak.

152 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Müzayedenin öne çıkan parçalarından biri, Şubat 1966'da piyasaya çıkan ve FIA'da yarışmak üzere tasarlanan bir Ferrari Dino 206 S Spider. 65 derecelik bir V-6 motora sahip olan araç, Dino Ferrari'nin kendisi tarafından tasarlanmış ve dünyanın önde gelen bir çok spor araba yarışında performans göstermiş.


ANTIQUE

ANTİKA ♦

Tipo 33/3 Daytona is a beautiful example of the legendary sports prototype, as it features the classic two-litre V-8 engine and was raced in period by Vaccarella, Schultze, and Weber.

Another recent highlight for the auction is an extremely rare 1989 Aston Martin AMR1 Group C Sports Prototype.

Another truly great 1960s Italian sports racer confirmed for RM’s Monaco sale is the 1968 Alfa Romeo Tipo 33/2 Daytona. This is a beautiful example of the legendary sports prototype, as it features the classic two-litre V-8 engine and was raced in period by Vaccarella, Schultze, and Weber. The car was delivered new to Scuderia Auto Delta in 1968 and was campaigned by Alfa Romeo Deutschland concessionaires team, with its first competitive outing being the 1968 at Nürburgring.

Monako müzayedesinde satışa çıkması kesinleşen bir diğer yarış arabası ise 1968 yapımı bir İtalyan klasiği olan Alfa Romeo Tipo 33/2 Daytona. İki litrelik V-8 motora sahip olan ve zamanında Vaccarella, Schultze ve Weber tarafından kullanılan araç, efsanevi spor arabanın güzel bir örneği. Araba, 1968 yılında Scuderia Auto Delta'ya gelmiş ve Alfa Romeo Almanya imtiyaz ekibi tarafından tanıtımı yapıldıktan sonra aynı yıl Nurburgring'de ilk yarışına çıkmış.

Another recent highlight for the auction is an extremely rare 1989 Aston Martin AMR1 Group C Sports Prototype. Aston Martin has a rich heritage in sports car racing, and in 1986, it decided to construct a completely new V-8-engined Group C racer. One of only four AMR1s, 004 is likely the most correct example in existence as it retains its original carbon-fibre chassis. Capable of producing 700 brake horsepower, it is one of two “Lightweight” examples driven by David Leslie, Brian Redman, and Michael Roe at Spa, Donington, Nürburgring, and Brand’s Hatch.

Müzayedede dikkat çeken bir başka araç ise son derece nadir bulunan 1989 yapımı Aston Martin AMR1 Group C Sports Prototype. Spor yarış arabası üretiminde zengin bir mirasa sahip olan Aston Martin, 1986 yılında C Grubu için yepyeni bir V-8 motorlu araç tasarlamaya karar vermiş. Üretilen dört AMR1'den dördüncüsü olan bu araç, karbon-fiber şasisi ile muhtemelen aracın günümüze kadar gelen en orijinal örneği. 700 beygir gücündeki bu araç; David Leslie, Brian Redman ve Michael Roe tarafından Spa, Dönington ve Nurburgring'de kullanılan iki "hafif" araçtan biri. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 153


ANTIQUE

As a mecca of motorsport history, our Monaco auction is a consistent favourite among clients and staff alike. - Max Girardo

“As a mecca of motorsport history, our Monaco auction is a consistent favourite among clients and staff alike,” says Max Girardo, Managing Director, RM Europe. “This year, we are particularly excited to host the event within the glamorous surroundings of Le Sporting, as it is a venue that is synonymous with the principality’s most prestigious events. In keeping with the venue’s prestige and the sale’s reputation for presenting an exceptional line-up of important and historic sports and racing cars, this year’s catalogue features a growing line-up of competition greats, which include a number of entrants that are perfect for historic racing”. Road going sports cars on offer include a 1956 Porsche 356 A Carrera 1500 GS Speedster, a pair of Lamborghini Miuras, and a 1954 Bentley R-Type Continental Franay Fastback Sports Saloon. RM’s exclusive biennial Monaco sale takes place in the principality during the Grand Prix de Monaco Historique weekend over the 9 & 10 May 2014. 154 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

ANTİKA ♦


ANTIQUE

ANTİKA ♦

"Motor sporları tarihinin en önemli olaylarından biri olan Monako müzayedemiz, hem müşterilerimizin hem de çalışanlarımızın favorisi olmaya devam ediyor." diyor RM Avrupa Genel Müdürü Max Girardo. "Bu yıl müzayedemizi Le Sporting'in çekici ortamında yapacağımız için her zamankinden daha heyecanlıyız çünkü burası prensliğin en prestijli organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Bu seneki katalog, mekanın prestijini ve müzayedenin nadir bulunan tarihi spor araba ve yarış arabası serileriyle kazandığı itibarı korumak adına geniş kapsamlı bir yarış devi koleksiyonu içeriyor." Açık arttırmadaki spor arabalar arasında 1956 Porsche 356 A Carrera 1500 GS Speedster, Lamborghini Miuras, 1954 Bentley R-Type Continental Franay Fastback Sports Saloon gibi araçlar bulunuyor. RM Auctions'un iki yılda bir düzenlenen Monako satışı tarihi Grand Prix yarışları ile aynı dönemde, 9-10 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleşiyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 155


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

THE TOY

Parade BİR OYUNCAK GEÇİDİ: PARADE

mall circus models, clowns, puppet families, masks and paintings of shadow plays... More than 200 toys inspired from the worlds of theater and circus have been showcased in the Parade exhibition at Paris Museum of Decorative Arts between December 12th 2013 and May 11th 2014.

S

Küçük sirk modelleri, palyaçolar, kuklalar, maskeler ve gölge oyunları... Tiyatro ve sirk dünyasından esinlenen 200 parça oyuncak, Paris Museum of Decorative Arts'ta bulunan "Parade" sergisi ile görücüye çıkıyor.

The Parade exhibition focuses on toys inspired by the world of entertainment, highlighting two very different worlds: the circus and the theatre. From the end of the 19th century, these temples of popular entertainment and culture became sources of inspiration for manufacturers producing inventive, constantly evolving ranges of toys celebrating the extraordinary and mischievous as well as tradition and innovation.

12 Aralık 2013 - 11 Mayıs 2014 tarihleri arasında görülebilecek "Parade", eğlence dünyasının tiyatro ve sirk gibi iki farklı üyesinden ilham alıyor. 19. yüzyılın sonlarından itibaren eğlence ve kültürün popüler birer temsilcisi olan bu iki alan, yenilikçi ve değişken olmayı hedefleyen oyuncak üreticileri için ilham kaynağı olmuş ve ortaya sıra dışı, haylaz, yenilikçi fakat bir yanıyla da geleneksel parçalar çıkmış.

156 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

The two hundred objects on display are principally from the Arts Décoratifs collections, dating from the late 19th century to the present day.

The two hundred objects on display are principally from the Arts Décoratifs collections, dating from the late 19th century to the present day. "Le Monde Du Cirque" (The World of the Circus) exhibition hosts two rare circuses: the Schoenhut and the (1905) and the circus Pinder (1975). And the third circus shows a legendary venue, the Circus of Champs-Elysées of late nineteenth century that is inactive today. The Schoenhut circus is built by Albert Schoenhut in 1905 and it is equipped with painted wooden characters and animals. The great novelty of this circus, called Humpty Dumpty Circus is inviting the child to develop his creative instinct - it was still sold in France in 1930 under the reference "American circus." Circus Pinder (1975) is a work for four hands. By the 1970s , Pierre Petit designs and makes wooden toys in his apartment in Bourges. His wife Raymonde Petit paints with a palette of four colors: yellow, red, blue and green.

Sergideki 19. yüzyılın sonlarından günümüze uzanan parçaların bir çoğu Arts Décoratifs koleksiyonlarından. "Le Monde Du Cirque" (Sirk Dünyası) bölümü, 1905 yılından bir Schoenhut ve 1975 yılından bir Pinder olmak üzere ender bulunan iki farklı sirk sergiliyor. Sergilenen üçüncü sirk ise 19. yüzyılın sonlarından efsanevi Champs-Elysées sirkini temsil ediyor. 1905 yılında, Albert Schoenhut tarafından yapılan Schoenhut sirki; içerisinde ahşaptan yapılmış, boyalı karakterler ve hayvanlar barındırıyor. Çocuklara kreatif yanlarını geliştirme fırsatı sunan Humpty Dumpty ismindeki bu yenilikçi sirk, 30'lu yıllarda Fransa'da "Amerikan sirki" olarak satılmaya devam etmiş. Circus Pinder ismindeki sirk ise 1975 yılında iki kişi tarafından yapılmış. Pierre Petit, 1970’lerde Bourges'te bulunan evinde ahşap oyuncaklar tasarlayıp üretiyormuş; eşi Raymonde ise bu oyuncakları sarı, kırmızı, mavi ve yeşil tonlarında boyuyormuş.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 157


Composed of twenty- seven elements, this large caravan on wheels is bound for an imaginary country. A vivid childhood memory, this circus is an invitation to a magical journey. Circus of the ChampsElysées is a legendary Parisian theater which was built in 1841. Its great attraction has been the clown jumper Jean- Baptiste Auriol. The rare circus pieces are enhanced by the loan of a collection of mechanical clowns. "There would be no Charlie Chaplin, Buster Keaton or Laurel and Hardy if there was no circus," said Jacques Tati in 1974. This is the figure of the comic that inspired hilarious scenes. The clown will be shown in the exhibition, dressed in suit and hat and pretending to be a goalkeeper. No need to wear a red nose, colorful clothes, large slippers, red hair, a striking laugh or cry to be a clown. Tati reinvented burlesque.

158 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

27 parçadan oluşan bu büyük, tekerlekli karavan hayali bir ülkeyi temsil ediyor. Canlı bir çocukluk hatırası olan bu sirk, büyülü bir yolculuğa davetiye çıkarıyor. Champs-Elysées sirki ise 1841 yılında inşa edilen ve Jean-Baptiste Auriol isimli palyaço ile bilinen efsanevi bir Paris tiyatrosu. Sergi; nadir bulunan sirk parçaları, ödünç alınan bir mekanik palyaço koleksiyonu ile zenginleştiriliyor. Jacques Tati, 1974 yılında; "eğer sirk olmasaydı ne Charlie Chaplin ne Buster Keaton ne de Laurel and Hardy olmazdı" diyor. Palyaço, eğlenceli sahnelerin ve karakterlerin esin kaynağı olarak kabul ediliyor ve sergide takım elbiseli, şapkalı bir kaleci rolünde boy gösteriyor. Böylelikle palyaço olmak için kırmızı bir buruna, renkli kıyafetlere, kocaman ayakkabılara, kırmızı saçlara veya ağlayan ya da gülen bir yüze ihtiyaç olmadığını kanıtlayan Tati, "komik" ifadesini yeniden tanımlıyor.

There would be no Charlie Chaplin, Buster Keaton or Laurel and Hardy if there was no circus. - Jacques Tati


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

Parade takes the visitors to the world of entertainment of the early nineteenth century, and makes them dream again!

The exhibition also features a selection of works by artists, photographers and filmmakers, in which comical figures and animated images plunge us again into childhood, sometimes into the world of the disturbingly strange. Sergi aynı zamanda sanatçı, fotoğrafçı ve film yapımcılarına ait çeşitli çalışmalara yer veriyor ve bu acayip figürler, görüntüler vasıtasıyla ziyaretçiyi çocukluğuna hatta zaman zaman rahatsız edici derecede garip olan objelerin dünyasına taşıyor. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 159


CULTURE & ART

To accompany these festive worlds, the visual artist and graphic designer Jean-François Guillon takes the world of toy and games and sets up several devices where words and silhouettes unfold, move and meet, creating animated visual poems. He has created three installations for the exhibition: two shadow theatres and an audio piece. And a video projection creates a series of fun graphic games setting a magical atmosphere. "Parade" takes the visitors to the world of entertainment of the early nineteenth century, and makes them dream again! 160 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

KÜLTÜR & SANAT ♦

Görsel sanatçı ve grafik tasarımcı Jean-François Guillon, bu eğlenceli dünyalara eşlik etmesi için oyuncak dünyasını ele alıyor ve kelimeler ile şekillerin açığa çıktığı, hareket edip buluştuğu animasyonlar ile çeşitli şiirler sunuyor. Guillon, sergi için ikisi gölge tiyatrosu ve biri ses kaydı olmak üzere üç farklı kurulum tasarlamış. Ayrıca bir video projeksiyonu, bir dizi eğlenceli grafik oyunu ile büyülü bir atmosfer oluşturuyor. "Parade" sergisi, ziyaretçisini 19. yüzyılın eğlence dünyasına götürüyor ve hayal dünyalarını harekete geçiriyor!


162 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

TRAVEL

SEYAHAT ♦


TRAVEL

SEYAHAT ♦

ATTENTIVE HOMEMAKER IN THE CITY OF LOVE AND CLEMENCY

Rixos

Konya SEVGİ VE HOŞGÖRÜ ŞEHRİNİN ÖZENLİ EV SAHİBİ

R

ixos Konya stands in the heart of the city, which throughout history has served as a deep cradle of civilization. The modern-day city integrates both the cultural and historical heritages of past and present. Every year, thousands of hotel guests visit this beautiful location, seeking both indulgence and divine harmony.

Tarih boyunca bir çok medeniyete beşiklik eden, geçmişin mirasını ve kültürel birikimini bugünle bütünleştiren Konya’nın tam kalbinde bulunan Rixos Konya; her yıl hoşgörü ve ilahi ahengi arayan binlerce misafire ev sahipliği yapıyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 163


TRAVEL

SEYAHAT ♦

Konya has served as the center of many communities, nations and civilizations from the Hittites to the Çatalhöyük.

Throughout history, Konya has served as the center of many communities, nations and civilizations—from the Hittites to the Çatalhöyük, who are regarded as the first people to transition from nomadic to settled life. Additionally, the Persians, Lydians, Greeks (including Alexander the Great,) Seljuks, Romans, and Ottomans have all once passed through Konya. The history and legacy of all these communities linger through the city, providing present day guests with a wholly unique experience. Rixos Konya is located in the heart of Konya, where the tradition of coexisting and cohabitating with different cultures remains at the core. The luxury hotel welcomes thousands of visitors from around the world every year. Guests with a special affinity for the compassion and tolerance of the great poet Mevlana will particularly enjoy Rixos Konya. Housed within a complex of 30 folds and 278 rooms, including eight specially-designed junior suites, two presidential suites, and handicap accessible amenities, Rixos Konya truly fulfills every whim. The welcoming hotel even offers special family rooms, featuring all the infrastructure and equipment needed to meet the needs of families with children. 164 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Yerleşik hayata geçişin ilk mekanı olarak kabul edilen; Çatalhöyük’ten Hititlere, Lidyalılardan Perslere, Greklerden Büyük İskender’e, Roma’dan Selçuklulara, Osmanlılara ve Cumhuriyet’e kadar bir çok toplumun, milletin ve medeniyetin merkezi olan Konya; farklı bir şehir deneyimi yaşamak isteyenleri bekliyor. Farklı kültürleri koruyan ve bir arada yaşama geleneğinin en güzel örneği olan Konya’da bulunan Rixos Konya; her yıl, başta Mevlana hoşgörüsünü yaşatmak için dünyanın dört bir yanından gelen binlerce misafiri ağırlıyor. 30 kat üzerine kurulu olan Rixos Konya’da özel tasarımlı sekiz junior suite, iki presidential suite, iki engelli odası olmak üzere toplam 278 oda bulunuyor. Özel aile odaları ise çocuklu ailelerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak alt yapı ve donanıma sahip.


Hümayun Restaurant, which calls Rixos Konya home, impeccably serves guests while offering a journey of unique tastes and rich, traditional flavors from Anatolia’s Seljuk and Ottoman cuisine. Rixos Konya also features Kazan Restaurant, which serves guests local and international cuisine for morning breakfast and dinner. Furthermore, the 101 Bar-Lounge, located on the hotel’s top floor, offers the latest gastronomic trends in fusion cuisine, accompanied by enjoyable, live music performances. A RIXOS CLASSIC: RIXOS ROYAL SPA The Rixos Royal Spa is located in a 3,500m² area and provides a relaxing and luxurious atmosphere for guests. Following Rixos classics, the royal service and treatment of the spa incorporates various treatment and ritual rooms. As the established icon of Rixos Royal Spa, the Turkish Bath welcomes and pampers foreign guests in a traditional and authentic spa environment. Rixos Konya remains as an unforgettable oasis location for guests to enjoy, offering a unique, luxurious, and comfortable experience.

TRAVEL

SEYAHAT ♦

İç Anadolu’nun zengin lezzet mirası olan Selçuklu ve Osmanlı mutfağının kusursuz bir şekilde sunulduğu Hümayun Restoran, Rixos Konya’da misafirleri eşsiz bir lezzet yolculuğuna çıkartıyor. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeklerinde yöresel ve dünya mutfağından lezzetler sunan Kazan Restoran ve otelin en üst katında bulunan 101 Bar-Lounge, füzyon mutfağıyla en yeni gastronomik trendlerini canlı müzik performansları eşliğinde misafirlerine sunuyor.

Rixos Konya remains as an unforgettable oasis location for guests to enjoy, offering a unique, luxurious, and comfortable experience.

BİR RIXOS KLASİĞİ RIXOS ROYAL SPA 3500m²'lik alanda konumlanmıs ve bir Rixos klasiği olan Rixos Royal Spa, ‘krallara layık’ hizmet anlayışı ve çeşitli terapi odalarını içinde barındıran tedavi ritüelleriyle misafirlerine dinlendirici bir atmosfer sağlıyor. Rixos Royal Spa’nın değişmez simgesi Türk Hamamı ise otantik atmosferiyle yabancı misafirlerini geleneksel bir spa ortamında ağırlıyor. Rixos Konya, misafirlerine sunduğu eşsiz lüks ve konforuyla hayatları boyunca unutamayacakları bir konaklama yaşatıyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 165


TRAVEL

SEYAHAT ♦

Every year, between the dates of 7-17 December, Mevlana Jalaluddin Rumi’s Union and Remembrance Ceremonies take place throughout the city of Konya. PROCLAIMING THE MOST BEAUTIFUL “I DO” AT RIXOS KONYA Rixos Konya hosts legendary weddings that guests are sure to remember forever. Whether the wedding party seeks the tranquil countryside setting found in the garden, or the elegance of a pool side engagement, Rixos can do anything to make these dreams a reality. The Rixos Konya team offers constant support to the young couple throughout the process of preparing for a wedding, including fully meeting every need and desire to achieve a memorable and creative event. Boasting a ballroom at 970m², Rixos Konya not only hosts weddings, but other large collaborative events such as meetings and conferences. The 10 meeting rooms of difference sizes also assist in fulfilling the needs of the modern business establishment. Every year, between the dates of 7-17 December, visitors from around the world and Turkey flock to Rixos Konya to enjoy not only the fine accommodations, but to also benefit from the exceptional activities and programs planned specially in the memory of Mevlana Jalaluddin Rumi’s Union and Remembrance Ceremonies, which take place throughout the city of Konya. Rixos Konya provides transportation for all guests to the Mevlana Sema ceremony, which is held in the Cultural Center every afternoon at 13:00 and in the evenings at 20:00 during the week of Şeb-i Arus. 166 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

EN GÜZEL “EVET” RIXOS KONYA’DA Dillere destan düğünlerle anılan Rixos Konya, bahçesiyle kır düğünlerine ev sahipliği yaparken havuzbaşı düğünleri tercih edenlere de imkan sağlıyor. Düğün hazırlıkları boyunca çiftleri yalnız bırakmayarak tüm ihtiyaçları eksiksiz karşılayan Rixos Konya ekibi, farklı fikirler ile unutulmayacak düğünlere imza atıyor. 970m²’lik balo salonuyla düğün, toplantı, konferans gibi grupları da ağırlayan Rixos Konya, farklı büyüklüklerdeki 10 toplantı salonuyla da iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılıyor. Her yıl 7–17 Aralık tarihleri arasında, Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Vuslatı ve Anma Törenleri’nin gerçekleştiği Konya’ya ülkemiz ve dünyanın bir çok yerinden gelen ziyaretçiler, Rixos Konya’da bu döneme özel hazırlanarak sunulan konaklama ve etkinlik programından faydalanıyor. Rixos Konya, Şeb-i Arus haftası boyunca her öğlen saat 13:00 ve akşam 20:00’de Mevlana Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Sema törenlerine misafirlerinin ulaşımlarını sağlıyor.


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

Akay

F

ounded in 1974, Akay Bridal Fashion House celebrates its 40th anniversary this year. Designing Akay collections since 1992, Sezanur Akay told us about her adventures in the bridal world: “I started this profession in 1986, when I was still a child, beside my late father Rafet Akay, whose career involved a myriad of fabrics and tailors. I spent all my childhood among fabrics.”

1974 yılında kurulan Akay Gelinlik, bu yıl 40.Yılını kutluyor. 1992 yılından bu yana Akay koleksiyonlarının tasarımlarını yapan Sezanur Akay, bize gelinlik dünyasındaki macerasını özetledi: “Bu işi; 1986 yılında, babam rahmetli Rafet Akay’ın yanında, kumaşların ve terzilerin arasında geçen çocukluğumda öğrendim. Tüm çocukluğum kumaşların arasında geçti.”

What makes Akay different compared to other bridal boutiques? We have a grand atelier where we can tailor custom-made and custom-fit wedding dresses for each bride—this grants us great privilege in the sector. It is important to remember that we are, after all, selling a dream, which is an integral part in the most important day of a bride’s life. Of course, venue, decoration, and many details of the wedding night are highly important as well, but picking a wedding dress is always at the top of that list. We are trying to make this dream come true.

Akay Gelinlik’in diğer gelinlik markalarından farkı nedir? Dev bir terzihaneye sahip olmamız ve her Akay gelini için özel olarak ölçülü ve provalı dikim yapıyor olmamız, bizi bu sektörde diğer markalardan ayıran en belirgin özelliğimizdir. Sonuçta biz bir hayal satıyoruz. Üstelik bu hayal, gelin adaylarının hayatlarındaki en önemli günlerden birinin ana teması. Mekan, dekorasyon ve düğün gecesinin pek çok detayı çok önemli olsa da sonuç olarak gelinlik seçimi her zaman ilk sırada yer alıyor. Biz de bu hayale ortak olarak gerçeğe dönüştürmeye çalışıyoruz.

168 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

Designing and tailoring a wedding dress starts by choosing a style that will fit the expression, body, and wedding venue of the bride.

How do you design a wedding dress? Namely, what is the process you go through? Designing and tailoring a wedding dress starts by choosing a style that will fit the expression, body, and wedding venue of the bride. Fabrics and accessories are the other important parts of the design consideration. When the wedding gown is decided clearly, a fitting calendar is scheduled which will end 10 days to a week before the wedding day. Each wedding dress is custom-tailored from the start. Because summer is the most popular wedding season, we suggest to all brides-to-be to start tailoring their wedding dress in the winter. Could you tell us about the latest wedding dress trends of 2014? 2014 will be a magnificent year for wedding dresses with both classic and romantic lines. Strapless dresses are out, while sleeve and back detailed styles are in. Shoulders are highlighted with shining straps and laces. Tulles and laces continue to rule the season. Tiny stones, sequins and embroideries will be on the waistline and chest rather than skirts. As the dresses get simpler, veils and hair accessories get more flamboyant. Although eggshell color is still trendy, there are now champagne, powder pink, and peach hues on wedding dresses. However, the most important thing this (and any) season is both perfect tailoring and style. In my opinion, fashion is not important. The most important thing for the bride is that she wore a wedding dress she will love even after 20 years. At Akay Bridal Fashion House, we can make that dream a reality.

Bir gelinliğin tasarım süreci nasıl gelişiyor? Tasarım ve üretim süreci; gelin adayının ifadesine, fiziğine, zevkine ve gelinliğini giyeceği mekana uyumlu olacak bir modelin seçimiyle başlar. Kumaş seçimi ve kullanılacak aksesuarlar da tasarımın önemli bir parçasını oluşturur. Gelinlik modeli netleştiğinde, düğün gününden bir hafta ile 10 gün öncesinde sonlanacak şekilde prova takvimi oluşturulur. Her bir gelinliğimiz kişiye özel olarak sıfırdan üretiliyor. Yazın talep cok arttığı için gelinlere; dikime kış aylarından başlamalarını öneriyoruz. 2014 gelinlik trendlerinden biraz bahseder misiniz? Klasik ve romantik çizgiler taşıyan gelinliklerin ön planda olduğu, gösterişli gelinlik tasarımlarının sergileneceği bir yıl yaşayacağız. Straplez modellerin yerini kol ve sırt detaylı modeller alacak. Omuzlar ışıltılı askı ve dantellerle ön plana çıkarılacak. Tüllerin ve dantellerin hakimiyeti yine sürecek. Gelinliklerde minik taşlar, payetler ve işlemeler; eteklerden ziyade bel ve göğüs çevresinde yer alacak. Modeller sadeleştikçe duvaklar ve saç aksesuarları öne çıkacak. Kırık beyaz yine en çok kullanılacak renk olacak fakat kırık beyazla beraber şampanya, pudra pembesi ve şeftali tonlarının birlikte kullanıldığı farklı tasarımlara da şahit olacağız. Dikkatler, kusursuz işçilikte ve modellerin bir bütün olarak tasarımında toplanacak. Bence önemli olan modanın ne olduğu değil gelinin 20 sene sonra dahi baktığında beğeneceği bir modeli üzerinde taşımasıdır. Akay Gelinlikte, bu rüyayı gerçekleştiriyoruz.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 169


EVENT

ETKİNLİK ♦

Dosso Dossi FASHION SHOW

I

n January, Dosso Dossi, Turkey’s largest fashion organization, hosted the 17th installment of its infamous fashion shows. This year the event was headlined by renowned top model Miranda Kerr, who showed off three dresses from the latest seasonal collections of well-known textile firms.

Ocak ayında 17.si düzenlenen, Türkiye’nin en büyük moda organizasyonu Dosso Dossi Fashion Show; bu sene de dünyaca ünlü bir top modeli, Miranda Kerr’i podyumlarında ağırladı. Kerr’in 3 kıyafet giyerek çıktığı defilede ünlü tekstil firmalarının yeni sezon kreasyonları sergilendi.

During this year’s event, nearly 5,000 textiles buyers gathered to watch as the latest trends strutted down the runway on more than 500 models during some 50 unique shows. The finale of these exciting festivities, which took place at the Istanbul Expo Center, occurred as singer Tarkan took the stage for a special concert performance.

Yaklaşık 150 tekstil firmasının ve 5 bin tekstil alıcısının bir araya geldiği organizasyon süresince, 500 mankenin görev aldığı 50’ye yakın defile düzenlendi. Expo Center’deki defilenin ardından Tarkan, özel bir konser gerçekleştirdi.

170 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


EVENT

ETKİNLİK ♦

Textiles buyers from 30 countries and 200 different cities gathered to enjoy both business and pleasure while watching over 500 models in 50 fashion shows.

A very special stage decoration was prepared for the 17th BiAnnual Dosso Dossi Fashion Show. Hikmet Eraslan, CEO of Dosso Dossi Fashion Show, underlined the set up that was created to make such an unforgettable display. This decoration and the iconic stage design quickly became a hot topic at this year’s event. Eraslan also said, "With its fashion models, amazing shows and stage designs, Dosso Dossi Fashion Show sticks in your mind and is closely followed by people from several different industries. Boasting talented business leadership such as CEO Hikmet Eraslan, expertise, and approval by the Turkish High Court as an “original business idea,” Dosso Dossi Fashion Show performs successful and appealing events each year. Their Fashion Shows are held biannually, in both January and June, under the title of a “business vacation.” Launched in 2005, Dosso Dossi originally hosted only 11 firms and 45 buyers. Since then, however, their organization attracts significantly more participation—this year alone 150 firms and 5,000 buyers attended. The Fashion Show brings together many diverse textile producers, including many from the famous Turkish district of Laleli. During the multi-day event which ended on 13 January 2014, textiles buyers from 30 countries (with significant weight especially on Russia) and 200 different cities gathered to enjoy both business and pleasure while watching over 500 models in 50 fashion shows. The event offers a true oasis of interest for textile buyers and their families!

Dosso Dossi Fashion Show için çok özel bir sahne dekoru da hazırlandı. Sahne konseptiyle de defilenin çok konuşulduğunu belirten Dosso Dossi Fashion Show CEO’su Hikmet Eraslan, unutulmayacak görsel bir şov garantisiyle yola çıktıklarını belirterek; “Dosso Dossi Fashion Show, gerek podyuma çıkarttığı top modeller gerekse sunduğu sahne şovlarıyla akıllarda kalıyor ve birçok çevre tarafından yakından takip ediliyor.” dedi. İşadamı Hikmet Eraslan tarafından geliştirilen ve “özgün bir iş fikri” olarak Yargıtay tarafından da onaylanan Dosso Dossi Fashion Show, “İş Tatili” konsepti altında yılda 2 kez, Ocak ve Haziran aylarında düzenleniyor. Dosso Dossi Fashion Show, 2005 yılında 11 firma ve 45 alıcının katılımı ile başladı. Bu yıl 17. organizasyonunda 150 firma ve 5 bin alıcı rakamına ulaşan etkinlik; Laleli ağırlıklı olmak üzere tekstil üreticileriyle tekstil alıcılarını, Expo Center’de düzenlenen fuar alanında bir araya getiriyor. Etkinlik sırasında, Rusya ağırlıklı olmak üzere 30 ayrı ülkeden ve 200 farklı şehirden tekstil alıcıları geliyor. 13 Ocak’ta sona eren şov kapsamında, yaklaşık 500 mankenin görev aldığı 50 ayrı defile düzenlendi. Tekstil alıcıları, aileleriyle birlikte geldikleri Antalya’da hem alışveriş hem de tatil yapma imkanı buldu.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 171


HEALTH & BEAUTY

SAĞLIK & GÜZELLİK ♦

OP. DR.

BÜLENT CİHANTİMUR

Breast Beautification Göğüs Güzelleştirme (GG)

O

p. Dr. Bülent Cihantimur has got us used to him constantly developing new techniques, utilizing them in Turkey, and discussing them at international seminars and conferences. Today, we’ll be introducing Dr. Bülent’s new breast beautification technique, a new idea that will give your breasts the look they had years ago.

Sürekli yeni teknikleri geliştirerek, bu tekniklerin Türkiye'de kullanılmasına ve uluslararası konferanslarda tartışılmasına vesile olan Op. Dr. Bülent Cihantimur, zamanla görsel estetiği kaybolan göğüsleri on yıl önceki görünümlerine kavuşturmanın artık çok daha kolay olduğunu belirtiyor.

Over time, a woman's breasts often change, losing their youthful shape, look, and firmness. Loss of skin elasticity is the main factor affecting these changes, which can result from: pregnancy, breastfeeding, gaining and loosing weight, aging, and gravity. The aim of Dr. Bülent’s new breast beautification technique is to let your breasts regain the young, fresh, and firm character they once had. However, this technique is different to a typical breast augmentation and breast lift.

Zaman içerisinde kadınların göğüsleri gençlik şekillerini, görünümlerini ve sıkılıklarını yitirerek genellikle değişime uğramaktadır. Bu değişimleri etkileyen en temel sebepler arasında hamilelik, emzirme, kilo alıp verme, yaşlanma veya yer çekimine bağlı olarak ortaya çıkan derideki esnekliğin kaybolması yer alır. Dr. Cihantimur yeni göğüs güzelleştirme tekniğinin amacı; göğüslerin bir zamanlar sahip oldukları genç, taze ve sıkı yapılarına tekrar kavuşmalarını sağlamaktır. Fakat bu teknik tipik göğüs büyütme ve göğüs kaldırma uygulamalarından farklıdır.

174 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


HEALTH & BEAUTY

SAĞLIK & GÜZELLİK ♦

20-40 MINUTES The process takes 20-40 minutes to complete and is done without incision which means there won’t be any scaring and there is no hospitalization needed.

The healing process is a lot faster than other techniques which will give you the freedom to return to normal life and resume your daily activities only one day after the operation.

Dr. Bülent’s new breast beautification technique, involves a fat transfer to the breasts followed by PDO (Polydioxanone) threading technique. The fat transfer is done by transferring some of your own fat to the breasts using a small cannula (sterile straw-like tube) which will give your breasts the fullness they once had. The PDO threading is done by placing threads under the skin using very fine needles which will replace and strengthen the thinning fibers (Collagen and Elastine) and give your breasts a more natural and firm look. Dr. Cihantimur explains the reason of using this combination: "One of the most important problems during the fat transfer is if the fat couldn't find any branch to hold onto in the part where it is injected. With this technique, we are making a tree via threads where the fat cells can hold onto and live on. When the fat cells on this tree's branches get rejuvenated and begin to develop, breasts become firmer and fresher. This is the reason that I named this technique "Breast Beautification" (BB). The process takes 20-40 minutes to complete and is done without incision which means there won’t be any scaring and there is no hospitalization needed. This also means that the healing process is a lot faster than other techniques which will give you the freedom to return to normal life and resume your daily activities only one day after the operation. Full healing will take between 10-15 days during which you’ll have to wear a special supportive bra. Final results can be seen in 3-6 months and will remain permanently. For more information please contact us through our website: www.estetikinternational.com We are here to add value to your life by servicing your aesthetic needs and reconstructive procedures, and by conducting plastic and cosmetic surgeries.

Dr. Cihantimur’un yeni göğüs güzelleştirme tekniği, göğüslere yağ transferi ve PDO (Polydioxanone) ip uygulaması kombinasyonundan oluşmaktadır. Göğüs yağ transferi işlemi ile göğüslere eskiden sahip oldukları dolgunluğu verebilmek için hastanın kendi vücut yağlarının transferi küçük kanüller kullanılarak yapılmaktadır. PDO (Polydioxanone) ip tekniği ise, cilt altında incelen lifleri (Kolajen ve Elastin) güçlendirmek, daha doğal ve sıkı bir görünüm sağlamak amacı ile çok ince iğneler kullanılarak yine cilt altına lifler yerleştirilmektedir. Bu tekniğin en büyük avantajı göğüsleri sadece iri değil aynı zamanda diri ve genç görünümlü yapmasıdır. 
 Dr. Cihantimur, neden bu kombinasyonu uyguladığını şöyle izah etmektedir; yağ transferinde en önemli sorunlarımızdan birisi yağ hücrelerinin enjekte edildikleri bölgede tutunacak dal bulamamasıdır. Bu teknikte iplerden yağ hücrelerimizin tutunup yaşayabileceği bir ağaç oluşturuyoruz. Bu ağacın dallarına tutunan yağ hücreleri yeniden canlanıp filizlenince göğüste bir sıklık ve tazelik meydana getirmektedir. Bu nedenle de bu tekniğe göğüs güzelleştirme(GG) ismini verdim. Göğüs güzelleştirme uygulaması 20-40 dakika sürmekte ve herhangi bir kesi yapılmadan sonuçlanmaktadır. Ayrıca bu teknik diğer tekniklerle kıyaslandığında, iyileşme sürecinin çok daha hızlı ve normal olduğu görülmektedir. Hasta günlük hayatına ve işlerine uygulamadan bir gün sonra dönme özgürlüğünü yaşamaktadır. Tam anlamı ile iyileşme süreci 10-15 günde tamamlanmakta ve bu süreçte hastanın özel destekli sütyen giymesi gerekmektedir. Nihai sonuç 3-6 ay sonra gözlemlenebilir hale gelmekte ve bu sonuçlar kalıcı olmaktadır. Daha fazla bilgi için lütfen websitemiz vasıtasıyla bizimle irtibata geçiniz: www.estetikinternational.com Plastik ve kozmetik ameliyatlar ile estetik ihtiyaçlarınıza ve rekonstrüktif operasyonlarınızda size hizmet vererek hayatınıza değer katmak için buradayız. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 175


FASHION

MODA ♦

WOUX

Love is Found ǀ Aşk Bulundu

O

ne of the main constituents of Antalya’s tourism sector is merchandising. Kırcılar-Mondial, with its extensive experience in the sector, plans to be one of the top global brands represented in Antalya’s with Woux.

Antalya turizminin önemli yapı taşlarından olan mağazacılık sektöründe uzun yıllara dayanan köklü geçmişiyle sektörün ihtiyaçlarına yönelik yatırımlara imza atan Kırcılar Mondial, WOUX markası ile Antalya’nın küresel markalarından biri olmayı hedefliyor.

Opening in May 2014, Woux will breathe new life into the retail sector with its customer-focused approach. Our product portfolio consists of designer brands like Gianfranco Ferre, Valentino, N.Pologerorgis Furs. Inc, Blackglama, Giambattista Valli, RinDi, Avanti, Castiglioni, Romagna Furs, Alessandro Bosso, Giuliana Teso, and Oscar De la Renta.

Mayıs ayında misafirlerini ağırlayacak olan WOUX, kişiye özel hizmet sloganı ile sektöre yeni bir soluk getirecek. WOUX’un ürün yelpazesinde Gianfranco Ferre, Valentino, N.Pologerorgis Furs. Inc, Blackglama, Giambattista Valli, RinDi, Avanti, Castiglioni, Romagna Furs, Alessandro Bosso, Giuliana Teso, Oscar De la Rante gibi devler yer alıyor.

Every little detail, starting from the first contact with our guests to their transfer back to their hotel/resort, will be carefully planned.

WOUX’un misafirleri ile ilk temas anı, mağazaya transferleri, mağaza içerisinde geçirecekleri süre ve konakladıkları tesise geri dönüş süresindeki tüm detaylar titizlikle planlandı. Beş duyuya hitap eden alışveriş felsefesine uygun masaj odaları, özel ikramlar, sosyal medya uygulamaları gibi ilklerle birlikte çocuklar için özel oyun alanları, oyun konsolları gibi mekanlar oluşturuldu.

Our policy is ‘Shopping with all five senses.’ That means we are happy to provide anything to satisfy our customers—from offering food and drink, massage rooms, social media applications, playing rooms and playing consoles for children— all are part of our innovative concept to please. 176 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


Tasarımda Fark

RIXOS PERA İSTANBUL / RIXOS PREMIUM BELEK / RIXOS BODRUM RIXOS GRAND ANKARA / MAXX ROYAL / SUSESI BELEK / KAYA PALAZZO

Demircikara Mh. Burhanettin Onat Cd. No:73 Muratpaşa / Antalya - Türkiye Tel: +90 (242) 321 64 64 www.motiftekstil.com


BEAUTY

GÜZELLİK ♦

1

3

2

4

6

5

9

7

10

8 1. Balenciaga Rosabotanica 2. Bottega Veneta Essence Aromatique 3. Elie Saab L’Eau Couture 4. L'Artisan Parfumeur Jour de Fête 5. Etro Rajasthan 6. Memo Sundance 7. Salvatore Ferragamo Signorina 8. Penhaligon's London Bluebell 9. Boucheron Place Vendôme 10. Yves Saint Laurent Supreme Bouquet 11. Tom Ford Neroli Portofino 12. Valentino Uomo 13. Terry de Gunzburg Fruit Défendu 14. Versace Bright Crystal Absolu

11

Själ själ merges a holistic approach with scientific advances, creating simple, effective products which are truly universal. själ skincare is a global concept, bridging ancient eastern medicines with the latest in western biotechnology, infused with bio-osmotic energy through precious minerals and gemstones. själ incorporates the highest possible standards for quality and product performance. själ, eski doğu ilaçlarını bio-teknolojideki en yeni uygulamalarla birleştirerek cilt bakımına bütünsel bir yaklaşım getiriyor. Marka; kıymetli mineraller, değerli taşlar ve kaliteli malzeme seçimi ile ürünlerin performansını arttırmanın yanı sıra mümkün olan en yüksek kalite standartlarını koruyarak kullanıcılarına basit ancak çoklu görev üstlenen cilt bakım formüllerini sunuyor. 178 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

14

12

13


BEAUTY

GÜZELLİK ♦

Lucy Annabella Organics Lucy Annabella Organics was established in the heartland of Northern Ireland. The philosophy of pure living is incorporated into each Lucy Annabella Organics product. The tranquility of the Irish countryside, beautiful scenery and clean fresh air that envelops the Lucy Annabella Organics headquarters, is the perfect place for developing fantastic products.

Kuzey İrlanda’nın kalbinde kurulan Lucy Annabella Organics’in felsefesi olan temiz yaşam, her ürüne işlemiş. Lucy Annabella Organics üretim merkezini sarmalayan İrlanda kırları; sakinliği, güzel manzarası ve temiz havasıyla, harika ürünler yapmak için bir ideal yer.

The Gentle-Man Range Inspired by an earlier age when style and etiquette were all the rage, The Gentle-Man Range is a collection of luxury grooming products for modern gentlemen. The products are formulated using fantastic ingredients and bespoke fragrances that are effective but gentle on the skin. Stil ve etiketin moda olduğu eski zamanlardan ilham alan The Gentle-Man Range, modern beyefendiler için lüks bir erkek bakım ürünleri koleksiyonu. Ürünler etkili ama cilde zarar vermeyen harika malzemeler ve özel kokularla üretilmiş. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 179


HEALTH

SAĞLIK ♦

TURKISH HEALTH TOURISM SERVICE COMPANY Is health tourism a viable option? ǀ Sağlık turizmi uygulanabilir bir seçenek midir?

I

Daha düşük fiyatlarda yüksek kaliteli sağlık hizmetleri arıyorsanız ve tedavi olurken yeni yerler keşfetmeye gönüllüyseniz o halde sağlık turizmi sizin için çok iyi bir seçenek.

WHY YOU SHOULD CHOOSE TURKEY? Most importantly, Turkey offers top class health care services with reasonable costs. You can receive your treatment at the best facilities, keep healthy with facilities promoting well-being, all while enjoying your holiday at one of the world's leading travel destinations.

NEDEN TÜRKİYE’Yİ SEÇMELİSİNİZ? En önemlisi Türkiye, üst sınıf bir sağlık hizmetini karşılanabilir fiyatlarla sunuyor. Dünyanın önde gelen seyahat destinasyonlarından birinde tatilin keyfini çıkarırken en iyi tesislerde tedavi olup huzur sunan tesislerle sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Within the health tourism packages prepared for your needs, THTS offers the luxury of the best hotels in Turkey, the quality of the best health care facilities, the comfort of high-end transportation services, reliable interpreting services, the warm welcome of the most friendly staff, and of course much more.

İhtiyaçlarınıza cevap vermek için hazırlanan sağlık turizmi paketlerinde THTS, Türkiye’nin en iyi otellerinin lüksünü, en iyi sağlık merkezlerinin yüksek kalitesini, üst sınıf ulaşım hizmetlerinin konforunu, güvenilir tercümanlık hizmetlerini, arkadaş canlısı personelin sıcak karşılamasını ve tabii ki daha çok fazlasını sizlere sunuyor.

f you seek higher quality health care with lower costs and if you are willing to explore new places while receiving treatment, then health tourism is definitely a good option for you.

THE TREATMENTS OFFERED ARE: • Aesthetic and Plastic Surgery • Eye Health • Oral Health • Hair Transplant • General Surgery • Fertility Treatments THTS is proud to serve your health and lifestyle needs.

180 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

SUNULAN TEDAVİ İMKANLARI: • Estetik ve Plastik Cerrahi • Göz Sağlığ • Ağız ve Diş Sağlığı • Saç Ekimi • Genel Cerrahi • Fertilite Tedavileri THTS, hem sağlığınız hem de yaşam tarzı ihtiyaçlarınız için size hizmet etmekten gurur duyar.


FASHION

MODA ♦

RUNWAY

Elie Saab Spring 2014

GARDEN FLOWERS Elie Saab's spring collection presents an array of garden flowers, in pretty blossom colors: camellia white, rosy pink, bright bougainvillea, and a vivid green. While the collection does showcase solid colors following Elie Saab’s signature style, this time there were also some prints to be seen. Chiffon see-through fabrics and flowy silhouettes are dominating the collection, and the black dresses featured in the finale were clearly the highlights of the show. Elie Saab'ın bahar koleksiyonu bahçe çiçeklerinden bir geçit sunuyor. Kamelya beyazı, gül pembesi, begonvil moru ve parlak yeşil koleksiyonda kullanılan çiçek renkleri arasında. Koleksiyonun büyük çoğunluğu klasik Elie Saab tarzına uygun olarak tek renk parçalardan oluşuyorsa da, istisnai birkaç desen görmek mümkün. Şifonlar, transparan kumaşlar ve uçuşan silüetler serinin öne çıkan detaylarından. Defileyi kapatan siyah parçalar ise koleksiyona damgasını vuran tasarımlar.

182 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


FASHION

MODA ♦

Alice Temperley Resort 2014

ROMANTIC LOOK The resort collection of Alice Temperley presents romantic looks and prints with a minimalist approach. Silk gowns and skirts have a strong silhouette and a pretty floral pattern is used everywhere in the collection. Although the collection’s style resides on the formal side, it also has a relaxed feeling thanks to loose cuts. The color palette includes deep reds, blues, pastels, blacks and pinks. Jackets and cardigans are thrown over the pieces to give a sophisticated feeling. Alice Temperley resort koleksiyonunda romantik parçaları ve desenleri minimalist bir yaklaşımla ele alıyor. İpek tuvaletler ve etekler kalıplı bir duruşa sahip ve yumuşak çiçek desenleri koleksiyonun farklı parçalarında göze çarpıyor. Kombinasyonların çoğu biraz resmiyet taşıyor olsa da, bol kesimler sayesinde aynı zamanda rahat bir görüntüleri var. Kullanılan renkler arasında koyu kırmızı, mavi, siyah, pembe ve pastel tonlar bulunuyor. Ceketler ve hırkalar farklı kombinasyonları tamamlayarak sofistike bir hava katıyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 183


FASHION

MODA ♦

Valentino Spring 2014

SOFT AND SENSUAL Valentino Couture presents the romantic beauty of Valentino woman. The flowy dresses have a soft and sensual feeling that is obtained through laces and chiffons. The fragile and refined designs are in earthly tones for the spring season, with some blush, grey and taupe touches. As always, this collection is sophisticated and elegant, as we know Valentino.

184 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Valentino Couture, ilkbahar sezonunda Valentino kadınının romantik güzelliğini sahneliyor. Uçuşan elbiselerde kullanilan şifon ve danteller yumuşak ve ipeksi bir hava veriyor. Zarif ve ince tasarımlar bu sezon pudra, gri ve vizona bürünmüş. Valentino her zamanki gibi sofistike ve şık.


Façonnable Spring 2014 COTE D'AZUR For the Spring/Summer 2014 collection, Façonnable designers reflect the unique life of the Cote D'Azur into distinctive outfits. The collection draws attention with colorful, energetic and comfortable details. In the spring season, Façonnable presents exquisitely made suede jackets, duster trenches, functional blazers with several pockets and colored chinos. Navy blue, sky blue, bright red and summer shades like tangerine are combined with neutral colors like olive green. The clothes stand out with ethnic details and special washed effects. Façonnable tasarımcıları 2014 İlkbahar-Yaz koleksiyonunu, Cote D’Azur’un benzersiz yaşamını yansıtarak, eşsiz kıyafetlerle yorumluyor. Koleksiyon; renkli, enerjik ve rahat detayları ile dikkat çekiyor. Façonnable bahar sezonunda, süet ceketler, duster trençler, çok cepli fonksiyonel blazerlar ve renkli chino’lar gibi ustalıkla dikilmiş parçalar sunuyor. Lacivert, gök mavisi, parlak kırmızı ve mandalina gibi yazlık tonları, zeytin yeşili gibi çağdaş nötr renklerle kombinleniyor. Giysilerde özel yıkamalar ve etnik detaylar dahil olmak üzere, özel tasarım unsurlar da göze çarpıyor.

186 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

FASHION

MODA ♦


FASHION

MODA ♦

Fendi

Spring / Summer 2014 UTILITARIAN FEELING Fendi's Spring line for men is presented on hot yellow sand, creating a summery atmosphere. Multifunctional jackets, shorts, pants and parkas have a synthetic effect, while the pockets all over the designs give a utilitarian feeling.

Podyumda kızgın kumlar üzerinde sunulan Fendi bahar koleksiyonu, yazı beraberinde getiriyor. Çok amaçlı ceketler, şortlar, pantolonlar ve parkalar sentetik bir görüntü çiziyor ve yerleştirilen cepler tasarımlara bir işçi kıyafeti havası veriyor.

Silky, collarless Roman-print T-shirts were a tribute to Fendi's Roman roots. Earthy tones like terracotta, ochre, chalk and coral as well as vivid shots of primary colors make for a sizzling hot color palette. A relaxed feeling pervades all over the collection and even the most tailored pieces have a casual slouch.

Yakasız, desenli ipeksi t-shirtler Fendi'nin Romalı köklerine atıfta bulunuyor. Terracotta, hardal, kemik ve mercan tonları, canlı ana renklerle birleşince ortaya sıcak bir renk paleti çıkıyor. Tasarımların geneline bir rahatlık hakim ve en oturaklı parçalarda bile bol kesimler ön plana çıkıyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 187


FASHION

MODA ♦

Brioni Summer 2014

CINEMA SYMBOLIZED The Brioni Spring/Summer 2014 collection seize upon the hidden and unexpected traits of Rome’s artistic heritage, celebrating the allure of the Italian cinema in the 1950s – a cinema symbolized by the unmistakable style of Luchino Visconti and Helmut Berger. Elegant and sophisticated, the collection reclaims Brioni’s sartorial heritage, reinterpreting it with a contemporary slant. Silhouettes are marked by angular lines, while textiles are enriched by graphic designs usually applied to neckties, and also re-worked to enhance both knits and macs. The style of historic Brioni is evoked. Brioni 2014 yaz koleksiyonu, Roma'nın sanatsal tarihinden aldığı ilhamla yola çıkıyor; Luchino Visconti ve Helmut Berger'in kusursuz stili ile ün yapan 1950'lerin İtalyan sinemasına atıfta bulunuyor. Zarif ve sofistike koleksiyon, Brioni'nin köklü geçmişini güncel bir yorumla gözler önüne seriyor. Silüetler, açısal kesimlerle taçlandırılıyor ve kumaşlar, kravatlara uygulanan grafik desenlerle zenginleştiriliyor. Tarihi Brioni tarzı yeniden canlanıyor.

188 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


♌

FASHION

MODA ♌

creme de la mer

tory burch

d&g

for

we are handsome

Her

isabel marant

BRING ON THE SUMMER!

marc by marc melissa odabash

Spring brings the sunshine in and we are ready to embrace the getaway season! Whichever direction you take, stick to the classic earthly tones such as beige and brown, with the exception of a pair of brightlypatterned swim shorts or a couple of earrings. Let the summer begin!

valentino

michael kors

190 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

kate spade


FASHION

MODA ♦

bally

gucci

beats by dr dre

for

Him

TATİL SEZONU BAŞLASIN! Bahar ayları güneşi beraberinde getirdi, yazı kucaklamaya hazırız! Nereye giderseniz gidin, bej ve kahve gibi toprak tonlarından vazgeçmeyin. Biraz canlılık katmak için renkli bir deniz şortu veya bir çift küpe en güzeli. Tatil sezonu başlasın!

paul smith

vilebrequin

d&g

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 191


BEAUTY

GÜZELLİK ♦

&

La Mer Boucheron

elebrating exceptional style, craftsmanship and luxury, La Mer collaborated with legendary French jeweler, Boucheron, to make a made-toorder mother-of-pearl jar designed to house the original, coveted Crème de la Mer.

C

Ayrıcalıklı bir tarz, işçilik ve lüksü kutlayan La Mer; efsanevi Fransız mücevher evi Boucheron ile bir araya geldi ve ünlü Crème de la Mer’i saklaması için sedeften bir kutu tasarladı.

Inspired by both La Mer's and Boucheron's rich heritage, each impeccably crafted jar is embellished with Boucheron's signature gold-plated "Clous de Paris" and finished with a blue cabochon, evocative of the sea. Due to the exclusive nature of this item, you will have to allow three months for hand-crafting. This beautiful case includes 3.4 oz. Crème de la Mer.

La Mer’in ve Boucheron’un zengin geçmişinden ilham alan kutu, özel olarak tek tek elde işleniyor. Boucheron’un meşhur altın-kaplama “Clous de Paris” motifiyle süslenen kutuyu, denizi çağrıştıran mavi kaboşon taş tamamlıyor. Kutunun yapımı üç ay sürdüğünden uzun bir sipariş bekleme süresine ihtiyaç duyuyor. Bu güzel kutu, en büyük boy Crème de la Mer içinde geliyor.

THE STORY BEHIND THIS EXTRAORDINARY SKINCARE PRODUCT Half a century ago, aerospace physicist Dr. Max Huber suffered burns in a laboratory accident. Neither medicine nor science offered the benefits that Huber desperately sought so he began a personal quest to transform the look of his skin. Dr. Huber believed the sea was a marvelous resource and sea kelp captured his imagination. With potent nourishing properties and an endless ability to regenerate, it held promise and hope. He harvested sea kelp of the Pacific coast. He combined the sea kelp, which is already rich in nutrients, with vitamins, essential oils, and other natural ingredients. After twelve years and 6,000 experiments, he perfected the healing elixir: the legendary Crème de la Mer.

BU OLAĞANÜSTÜ CİLT BAKIMI KREMİNİN ARDINDAKİ HİKAYE Yarım asır önce hava-uzay fizikçisi Dr. Max Huber, bir laboratuvar kazasında ağır bir şekilde yanar. Ne tıp ne de bilimin sunduklarında aradığını bulamayan Huber, cildini düzeltebilecek bir çare aramaya başlar. Denizin uçsuz bucaksız bir kaynak olduğuna inanan Dr. Huber’in yosunlar dikkatini çeker. Etkili besleyici özellikleri ve sonsuz yenileme yeteneğiyle yosun, büyük bir umut veriyordu. Böylece Pasifik kıyılarından yosun toplamaya başlar. Doğal olarak zengin besleyici değerlere sahip olan yosunu vitaminler, temel yağlar ve diğer doğal malzemelerle birleştirip, on iki yıl ve 6,000 deneyden sonra iyileştirici iksiri efsanevi “Crème de la Mer”i mükemmel hale getirir.

192 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


BEAUTY

GÜZELLİK ♦

Inspired by both La Mer's and Boucheron's rich heritage, each impeccably crafted jar is embellished with Boucheron's signature gold-plated "Clous de Paris" and finished with a blue cabochon, evocative of the sea.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 193


BEAUTY

La Mer’s profound powers of transformation are derived from potent, highly active ingredients like nutrient-rich algae, protective antioxidant extracts and semi-precious stones. Today, in the cool pristine waters of the coast of Vancouver Island, La Mer harvests sea kelp. This amazing plant, also known as the giant kelp, is the largest marine plant known. It can grow up to two feet at length. It is so rich in nutrients and essential minerals; it actually supports the eco system like providing food and shelter to marine species. La Mer goes to great lengths to ensure the kelp is harvested responsibly and sustainably. Daily use of La Mer skincare products helps transform the skin instantly and overtime. At first touch, the skin is soothed, moisturized and rejuvenated. Overtime, the skin looks softer, smoother and firmer. The lines and wrinkles are less apparent. The result is a renewed, luminous, beautiful looking skin.

La Mer’s profound powers of transformation are derived from potent, highly active ingredients like nutrient-rich algae, protective antioxidant extracts and semi-precious stones.

194 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

GÜZELLİK ♦

La Mer’in etkin dönüştürme gücü; besleyici su yosunları, koruyucu antioksidan özler ve yarı değerli taşlardan geliyor. Bugün Vancouver Adasının serin ve berrak sularında La Mer, su yosunu toplamaya devam ediyor. 60 santimetreye kadar uzayabilen ve dev su yosunu olarak da bilinen bu harika bitki, aynı zamanda en büyük deniz bitkisi. Besleyici gücü ve temel mineralleri o kadar zengin ki deniz canlılarına yiyecek ve sığınak sağlayarak ekosistemi de destekliyor. Bu nedenle La Mer, su yosununun hasadını yaparken sürdürülebilirliğe ekstra özen gösteriyor. La Mer cilt bakım ürünlerinin günlük kullanımı, cildi anında ve zaman içinde değiştiriyor. İlk dokunuşta cildi yumuşatıyor, nemlendiriyor ve yeniliyor. Zaman içindeyse cilt daha yumuşak, daha pürüzsüz ve daha sıkı hale geliyor. Çizgiler ve kırışıklıklar daha az belirgin oluyor. Sonuç ise yenilenmiş, ışıltılı ve güzel görünen bir cilt.


www.airastana.com

New Heights in Comfort

Best Airline Central Asia and India, Skytrax World Airline Awards 2012, 2013

With the introduction of new long haul aircraft to our young fleet,

we now have a host of luxuries to make our award-winning service even better. From the comfort of new seats with more space,

to personal entertainment, we invite you to experience world class air travel to Kazakhstan and Central Asia.


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

CHANEL

Jardin de

Camélias

S

ince the 1920's, Gabrielle Chanel adopted the camellia as one of her favorite accessories, worn as a brooch on her shoulder or as an ornament in her hair.

MADEMOISELLE CHANEL AND THE CAMELLIA Inspired by the contemporary male wardrobe, her fondness for the curved form of the camellia was borrowed from the fashionable gentlemen of the previous century. At the time, men preferred the camellia as a boutonniere because of its absence of smell. For the same reason, Mademoiselle Chanel favored the androgynous flower; having no scent, it did not conflict with her perfume, the legendary N°5. Above all else, however, it was the camellia's beauty and natural elegance that led Mademoiselle Chanel to make it an iconic signature. Almost perfectly round and without thorns, it retains its leaves throughout the seasons, a rare trait that has rendered it a symbol of purity and longevity. In her apartment at 31 rue Cambon, the reoccurring motif of its petals graced her Coromandel screens, lamps, mirrors, and was sculpted as a bouquet in rock crystal. Sumptuous in its simplicity, the white flower she chose as an icon has been a recurrent theme throughout Chanel's history. 196 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

Almost perfectly round and without thorns, it retains its leaves throughout the seasons, a rare trait that has rendered it a symbol of purity and longevity.

1920’lerden beri Gabrielle Chanel için kamelya çiçeği, en sevdiği aksesuarlardan biriydi. Kimi zaman omzunda bir broş, kimi zaman saçında bir süs... MATMAZEL CHANEL VE KAMELYA Modern erkek gardırobundan ilham alan Chanel’in kamelyanın kıvrımlı şekline olan sevgisi, bir önceki yüzyılın şık beyefendilerinden geliyordu. O zamanlar erkekler, kamelyayı kokusuz olduğu için bir yaka çiçeği olarak tercih ediyordu. Aynı sebepten ötürü Matmazel Chanel de bu androjen çiçeği severdi. Çiçeğin kokusu olmadığı için parfümü “efsanevi N°5” ile karışmıyordu. Ama her şeyden öte Matmazel Chanel’in kamelyayı ikonik bir imza haline getirmesindeki sebep, güzelliği ve doğal zarafetiydi. Neredeyse kusursuz daire şekli ve dikensiz olması, yapraklarını mevsimlerde geri kazanması; saflığın ve uzun ömürlülüğün bir sembolü olmasını sağladı. Chanel’in 31 rue Cambon’daki dairesinde kamelya motifleri; Coromandel perdeler, lambalar, aynalar üzerinde görülüyor ve kaya kristalinden oyularak yapılmış bir bukette de kendisini gösteriyor. Bu beyaz çiçeğin sadeliğindeki gösteriş, Chanel tarihinde sürekli tekrar edilen ikonik bir tema olmasını sağladı. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 197


A BRAND STORY

MARKA HİKAYESİ ♦

THE JEWELER OF LIGHT: IŞIĞIN MÜCEVHERATÇISI:

Boucheron

W

hen Frédéric Boucheron founded his Maison in 1858, he immediately established himself as a bold and visionary individual with an enlightened mind.

Frédéric Boucheron, Mücevher Evi’ni 1858 yılında kurar kurmaz; kendisini aydın bir akla sahip, cüretkar ve vizyon sahibi biri olarak tanıttı.

Monsieur Boucheron was an adventurer who went himself to look for stones at the foot of the mines to be sure he was acquiring the most beautiful ones; he was a pioneer of style and technique, as demonstrated in the Point d’Interrogation (Question Mark) necklace, the golden cloth-like “scarf necklace” and the multi-wear creations. He was a man in constant search of excellence and innovation. Passionate about beauty and Parisian architecture, as well as being blessed with an innate sense of beauty, he opened his first boutique at the Palais-Royal, which at that time was the center of the Parisian luxury trade. However, he was in search of an even more exclusive address. In 1893 he moved to the Place Vendôme, thus becoming the first of the great contemporary jewelers to open a boutique on the square. Fascinated by light, he chose number 26 for its exceptional location where the sun’s rays shine on the stones from morning till night. Through its constant and endless search for radiance, Boucheron is the Jeweler of Light.

Mösyö Boucheron, tam bir maceracıydı. En güzel taşı bulabilmek için madenlerin eteklerine bizzat gidip taş arardı. Point d’Interrogation (Soru İşareti) kolyesi, altın bir kumaşı andıran “şal kolye” ve birden fazla kullanım şekli olan kreasyonlarında görülebildiği gibi stil ve teknikte de bir öncüydü. Sürekli olarak mükemmellik ve yenilik arayışında olan bir adamdı. Güzelliğe ve Paris mimarisine tutkun Mösyö Boucheron, doğuştan gelen güzellik anlayışının da etkisiyle o zamanın Paris’inin lüks ticaret merkezi olan Palais-Royal’da ilk butiğini açtı. Ancak daha özel bir adres arayışındaydı. 1893’de butiği Vendôme Meydanı’na taşıdı ve böylece bu meydanda butik sahibi olacak büyük mücevheratçılardan ilki oldu. Aydınlığı çok sevdiğinden sabahtan akşama kadar güneş ışıklarının taşlarında parıldadığı 26 numarayı seçti. Işıltıya olan bitmez tükenmez arayışıyla Boucheron, Işığın Mücevheratçısı olarak adlandırıldı.

198 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


A BRAND STORY

MARKA HİKAYESİ ♦

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 199


More than just an address, he created an art de vivre, wishing to welcome his clients as if they were in their own home.

“ART DE VIVRE” He managed to preserve and enhance the architecture of this welcoming and precious place. More than just an address, he created an art de vivre, wishing to welcome his clients as if they were in their own home. This tradition has continued from generation to generation and even today, the warmth of the wood paneling, the high ceilings, the library of archive books and orders, the private salons and the unique atmosphere of 26 Place Vendôme give you the impression of being invited into a collector’s home or of being welcomed like a member of the family into the very heart of the Maison’s creation.

“ART DE VIVRE” Mösyö Boucheron, bu sıcak ve değerli mekanın mimarisini korumayı ve zenginleştirmeyi başardı. Burası bir adresten öte, müşterilerini sanki evlerindeymiş gibi karşıladığı bir “art de vivre” yani yaşama sanatı noktası haline geldi. Bu gelenek, Boucheron’da nesilden nesile aktarılarak hâlâ yaşatılıyor. Sıcak ahşap yer döşemeleri ve yüksek tavanlarıyla, arşiv kitapları ve siparişlerle dolu kütüphanesiyle, özel salonlarıyla 26 numaranın eşsiz atmosferi; bir koleksiyonerin evine ya da Boucheron kreasyonunun kalbine ailenin bir üyesiymiş gibi davet edilmişsiniz hissini uyandırır. 200 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

A BRAND STORY

MARKA HİKAYESİ ♦


A BRAND STORY

THE MOMENTS As soon as the boutique opened, Boucheron jewels became famous among the Parisian jetsetters. One of them was a renowned beauty named Caroline Otero. She was covered in jewels given to her by her many admirers: her collection was one of the most impressive ever seen by Frédéric Boucheron. Despite her myriad jewels, the “Belle”, as she was known, rarely took off her peony shaped pendant, representing the flower of true love: given to her by a faithful lover, she considered the bloom to be a representation of eternal spring and enduring beauty. Another belle, the Countess of Castiglione was reputed to be the most beautiful woman of the century. A mysterious beauty, she lived in the basement apartments of 26 Place Vendôme thus she particularly loved his creations and soon became one of the Maison’s most important ambassadors. A collector of men’s hearts, namely Napoleon III’s, she was showered with jewelry by those who fell madly in love with her.

MARKA HİKAYESİ ♦

İZ DÜŞÜMLERİ Butik açılır açılmaz Boucheron mücevherleri, Paris sosyetesi arasında meşhur oldu. Bunlardan biri de güzelliğiyle nam salmış Caroline Otero’ydu. Otero hayranlarının cömertçe hediye ettiği mücevherler arasında Frédéric Boucheron’a ait en etkileyici koleksiyonlardan biri bulunuyordu. Sayısız mücevherine rağmen “Belle” lakabıyla bilinen Otero, şakayık şeklindeki kolyesini neredeyse hiç çıkarmazdı. Gerçek aşkın çiçeğini temsil eden kolye, sadık bir sevgilisi tarafından hediye edilmişti. Otero, kolyenin sonsuz baharı ve eskimeyen güzelliği temsil ettiğine inanırdı. Diğer bir gizemli güzellik, Kontes Castiglione; yüzyılın en güzel kadını olarak anılırdı. Vendôme Meydanı’ndaki apartmanlardan birinde yaşıyordu ve doğal olarak kısa zamanda Boucheron’un tasarımlarına aşık olup en önemli elçilerinden biri oldu. Aralarında III. Napolyon’un da bulunduğu pekçok erkeğin kalbini çalan Kontes, aşıkları tarafından mücevher yağmuruna tutulmuştu.

As soon as the boutique opened, Boucheron jewels became famous among the Parisian jetsetters.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 201


A BRAND STORY

MARKA HİKAYESİ ♦

Every piece of jewelery in the Maison centers on a global message linked to joy, to happiness and the celebration of life. The boutique also took orders from the royal families all over the world. On the 7th of February 1876, the Grand Duke Alexander, future Tsar Alexander III, and his wife Maria Féodorovna, entered the boutique located in the Palais Royal so as to acquire a watch on a jewel chain, adorned with rose cut diamonds. Madly in love with his fiancée, Alexandra, Queen Victoria's granddaughter, the Tsar Nicolas II summoned Frédéric Boucheron to the British Royal Court and commissioned the most remarkable and original tiara ever worn. Indeed, Boucheron created a breath-taking coronet, entirely set with pearls and diamonds and requiring 2000 hours of work to complete. The Tsarevitch won Alexandra’s heart with the gift of this exceptional creation on the day of their wedding engagement in 1894. Suffering from terrible migraine headaches, the Empress insisted that only the coronet eased the pain and it thus became her totem jewel. Every piece of jewelery in the Maison centers on a global message linked to joy, to happiness and the celebration of life: for the Boucheron family, life is festive. This positive vision of life is also present every day at Boucheron where everyone is encouraged in expressing their joie de vivre. 202 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Butik aynı zamanda başka ülkelerin kraliyet ailelerinden de siparişler alırdı. 1876 yılının 7 Şubat’ında, daha sonra Çar III. Aleksandr olacak Grandük Aleksandr Romanoff ve eşi Maria Féodorovna, Palais-Royal’daki ilk butiğin kapısından içeri girdi. Mücevher bir zincirin ucunda sallanan ve gül kesimi elmaslarla bezeli bir saati aldılar. Birkaç yıl sonra da oğulları II. Nikolay, deli gibi aşık olduğu nişanlısı Kraliçe Viktorya’nın torunu Aleksandra’ya en orijinal ve muhteşem tacı yapması için Mösyö Boucheron’u İngiliz Kraliyet Sarayına çağırdı. Boucheron, 2000 saat süren bir çalışmanın sonucunda harika bir taç yaptı. Çareviç Nikolay; 1894’de, düğün günlerine özel hazırlattığı bu olağanüstü hediye ile Aleksandra’nın gönlüne girebilmişti. Şiddetli migren ağrısı çeken Çariçe, tacın ağrılarını hafiflettiğini söylemişti. Boucheron’un her bir mücevheri; mutluluğu, neşeyi ve yaşamı takdir etme üzerine odaklanıyor. Boucheron ailesi için yaşam, bir festival demek. Bu pozitif yaşam vizyonu aynı zamanda butiklerini ziyaret eden herkesin kendi “joie de vivre” vizyonunu ifade edebilmesi için Boucheron’da ilk günden beri yaşatılıyor.


L

JEWELLERY

ittle did you know that bees are deaf and that they communicate through incredible methods, one consisting of a unique dance. Their perception is so developed that they can understand each other by dancing, even if it is in a dark hive. The perfect harmony of this synchronized art is now carried into a jewelry collection called “Bee Dance” by Roberto Bravo. 204 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

MÜCEVHER ♦

The designs of Roberto Bravo’s new collection were inspired by the synchronious bee dance and harmony of nature. Born from the important elements found in the texture of nature, each bee ensures the circle of life, which occurs flawlessly within the bee dance. By performing a magnificent dance accompanied with unique sounds, bees flutter through the environment, and maintain the balance of nature. With the Bee Dance collection, the world famous jewelry house promotes the harmonious dance of the bees as a reflection of the great importance for all living creatures to be animated in jewels. The unique harmony of bees is exhibited in this exclusive collection made with the perfect combination of natural stones, gold, and diamonds.


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

The unique harmony of bees is exhibited in this exclusive collection made with the perfect combination of natural stones, gold, and diamonds.

Arılar sağırdır. Özel dansları gibi inanılmaz yöntemlerle iletişim kurarlar. İşin ilginç tarafı, karanlık kovanın içinde yaptıkları danslarla bile anlaşabilecek kadar algıları gelişmiştir. Arıların dansının mükemmel uyumu, Roberto Bravo Bee Dance Koleksiyonu’yla mücevhere taşındı.

Roberto Bravo’nun yeni koleksiyonu, arıların doğayla uyumlu senkronize danslarından esinlenerek tasarlandı. Doğadaki örgünün bir parçası olarak doğan her arı, arıların dansı ile bu örgü içindeki hayat döngüsünün kusursuz ilerlemesini sağlıyor. Arılar; semaya yükselerek, kendilerine özgü sesler eşliğinde muhteşem bir dans icra ederek tüm doğayı dengede tutuyor. BeeDance koleksiyonuyla dünyaca ünlü mücevher markası, tüm canlılar için büyük önem taşıyan arıların uyumlu danslarının mücevherde hayat bulmasını sağlıyor. Doğal taşların, altın ve pırlantanın mükemmel uyumu ile bir araya gelmesi sonucu oluşan bu özel koleksiyonda arıların eşsiz uyumu sergileniyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 205


JEWELLERY

THE ART OF GIVING HEDİYELEŞME SANATI

Fabergé

H

arrods, the world’s most famous department store, and the iconic artist jeweller Fabergé, come together for a creative collaboration this Easter.

The collaboration will celebrate the art of gifting, which is at the heart of both prestigious names. The window displays will showcase the fascinating world of Fabergé from its famed Imperial Easter Eggs and glittering Royal clientele, to today’s contemporary jewellery creations. A luxurious Fabergé salon will house the jewellery collection of one-of-a-kind; collectible pieces designed for Fabergé by Parisian artist jeweller Frédéric Zaavy. The much coveted collection will be showcased in its entirety for the first time since its creation, as a tribute to the late Frédéric Zaavy.

Dünyanın en ünlü alışveriş merkezlerinden Harrods ve ikonik mücevheratçı Fabergé, bu Paskalya’da bir araya geliyorlar. Bu kreatif birliktelik, iki prestijli ismin de merkezinde yer alan hediyeleşme sanatını yüceltiyor. Vitrin düzenlemeleri, Fabergé’nin büyüleyici dünyasını sergileyecek. Vitrinlerde meşhur Emperyal Paskalya Yumurtaları, Kraliyet üyesi müşterilerine ait ışıltılı mücevherler ve bugünün çağdaş mücevher kreasyonları yer alacak. Lüks bir Fabergé salonu, Parisli mücevher tasarımcısı Frédéric Zaavy’in Fabergé için tasarladığı koleksiyondaki mücevherler gibi “bir benzeri daha olmayan” parçalar olacak. Bu çok aranan koleksiyon; geçtiğimiz yıllarda, vefat eden tasarımcısına bir saygı duruşu niteliğinde yapıldığından bu yana ilk defa sergilenecek. 206 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

MÜCEVHER ♦


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

Tiffany & Co. THE PERFECT RING FOR THE PERFECT PROPOSAL MÜKEMMEL BİR EVLİLİK TEKLİFİ İÇİN MÜKEMMEL BİR YÜZÜK Since 1837, the world’s most rare and brilliant diamonds have made Tiffany a destination for those seeking the best. Tiffany diamonds are cut to maximize brilliance while others are cut to maximize carat weight. This difference is legendary. Gifted Tiffany designers draw on over 175 years of a rich design heritage and innovativity to inspire today’s masterpieces— engagement ring designs that are utterly captivating. And the famous Tiffany Blue Box, which carries these captivating Tiffany rings, has been the symbol of the best there is. When it comes to this important moment, the Tiffany Blue Box makes hearts beat faster.

208 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

1837 yılından beri dünyanın en nadide ve güzel elmasları ile her şeyin en iyisini arayanlar Tiffany’de buluşuyor. Tiffany elmaslarını diğerlerinden ayıran efsanevi fark; Tiffany’nin, parlaklığı en yüksek seviyeye çıkarmak için kesim yapması; diğerlerinin ise karat ağırlığını arttırmak için kesim yapmasından geçiyor. Büyüleyici nişan yüzükleri; günümüzün başyapıtlarına ilham veren bir yenilikçilikle yoğrulmuş 175 yıllık zengin bir tarihe sahip, yetenekli Tiffany tasarımcılarının ellerinden çıkıyor. Bu çarpıcı Tiffany yüzüklerini içinde saklayan ünlü Tiffany Mavi Kutusu “en iyinin” bir sembolü haline geldi. O önemli an geldiğinde ortaya çıkan Tiffany Mavi Kutusu, kalplerin daha hızlı çarpacağının garantisini veriyor.


TIMEPIECES

SAAT ♦

Rolex

Oyster Perpetual Datejust Pearlmaster 34 Rolex is introducing new gem-set versions of the Oyster Perpetual Datejust Pearlmaster 34 in 18 ct yellow, white and Everose gold. Rolex’s watchmaking art is stunningly combined with the captivating charms of gold and the purest, most scintillating of diamonds. Rolex’s mastery in gem-setting is founded on the same standards of excellence that have earned the brand its unrivalled place at the pinnacle of watchmaking.

Rolex, Oyster Perpetual Datejust Pearlmaster 34 için mücevherle bezeli yeni bir modeli; 18 karat yeşil, beyaz ve Everose altın olarak sundu. Rolex’in saatçilik sanatı, altının büyüleyici cazibesiyle ve göz kamaştıran elmaslarla ihtişamlı bir şekilde bir araya geldi. Rolex’in mücevher dizimindeki ustalığı, markaya saatçiliğin zirvesindeki rakipsiz yerini kazandıran aynı mükemmelliyetçi standartlarla yakalandı.

The dials of these exquisite 34 mm watchmaking masterpieces are entirely paved with diamonds. The nobility of the time display is enhanced by the bezel adorned with baguette-cut pink sapphires on the 18 ct yellow gold version, or with baguettecut blue sapphires on the 18 ct white gold version. The version in 18 ct Everose gold – an exclusive pink gold alloy created by Rolex in its own foundry – is distinguished by a splendid bezel with brilliant-cut diamonds set in 18 ct white gold to accentuate their splendour. These three versions may also be fitted with diamond-set bracelets.

Bu eşsiz 34 mm saatçilik şaheserinin kadranı, tamamen elmaslarla kapandı. Saat göstergesinin asilliği, 18 karat yeşil altın üzerindeki baget kesimi pembe safirlerle veya 18 karat beyaz altın modelindeki baget kesimi mavi safirlerle süslenen bezel ile zenginleştirildi. 18 karat Everose altın (Rolex’in kendi buluşu olan özel bir pembe altın alaşımıdır) modeli, 18 karat beyaz altından bir bezelin üzerine sıralanmış elmaslarla göz kamaştırıyor. Bu üç modelin bilezik kısımları elmasla süslenmiş versiyonları da mevcut.

210 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


TIMEPIECES

SAAT ♦

Roger Dubuis Velvet Haute Joaillerie Each piece in the Velvet Haute Joaillerie Collection is a complete timepiece stemming from the combined know-how of watchmakers and jewellers. It is a hand-crafted timepiece reflecting the finest jewellery traditions, and a must-have for both Haute Joaillerie lovers and Haute Horlogerie connoisseurs thanks to its RD821 movement composed of 172 beautifully hand-finished components. Velvet Haute Joaillerie Koleksiyonundaki her bir parça, saatçilerin ve mücevheratçıların uzmanlıklarından ortaya çıkmış birer şaheser. El yapımı saat, en kaliteli mücevherat geleneklerini yansıtırken elle yerleştirilmiş 172 parçadan oluşan RD821 mekanizması sayesinde hem Haute Joaillerie sevenleri hem de Haute Horlogerie koleksiyoncuları için mutlaka sahip olunması gereken bir parça konumuna yükseliyor.

Parmigiani Fleurier Pomellato Parmigiani Fleurier partnered up with Pomellato, the prestigious Italian jeweller. This alliance brings together the best attributes of each partner: the technical expertise of the one and the unconventional creativity of the other; the elegance of a watch profile with the rich colours of a piece of jewellery. This partnership promises many marvellous future creations and unconditionally places women and their search for exclusive elegance centre stage. Parmigiani Fleurier, prestijli İtalyan mücevher evi Pomellato ile bir ortaklığa girdi. Bu birliktelik, iki tarafın da en iyi özelliklerini biraraya getirdi. Teknik ustalık ve klasiklere meydan okuyan yenilikçiliğin birleşmesiyle zarif bir saat profili ve bir mücevherin zengin renkleri bir araya geldi. Bu ortaklık, gelecekte de muhteşem kreasyonların sözünü verirken kadınları ve onların ayrıcalıklı zarafete olan arayışlarını merkeze oturtuyor.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 211


TIMEPIECES

SAAT ♦

Hermès Faubourg Not only did Hermès look to the unique architecture of its Faubourg Saint-Honoré shop for the piece, the French luxury house has also named its newest women's watch Faubourg. With a diameter of just 15.5mm, this miniature timepiece comes with a choice of a satin, leather or gold link bracelet, and the option of a diamond rim to its petite clock face. Bu saat için Hermès sadece Faubourg SaintHonoré’deki mağazalarının eşsiz mimarisine bakmakla yetinmedi; Fransız lüks moda evi, kadınlar için hazırladığı yeni saate aynı ismi verdi. 15.5 milimetrelik bir kadrana sahip bu minyatür saat; saten, deri kayış veya altın bilezik seçenekleriyle sunuluyor. Ayrıca minik saatin bezelinin elmasla kaplandığı bir versiyonu da var.

Louis Vuitton Emprise The square shape of the watch does indeed bring to mind a boxy trunk. On the gold model, the dial resembles the quilted fabric found on the padding on the inside of the old steamer trunks. The leather strap is embossed with a gros-grain pattern, reminding us that Paris is the centre of couture. The facetted glass over the dial was inspired by the interiors of grand Parisian apartments and the effect, created by bevelled mirrors reflecting each other, of never-ending salons. All this enhanced by the sparkle of diamonds around the dial. Saatin kare şekli, akıllara ünlü Louis Vuitton sandıklarını getiriyor. Altın modelinin kadranında ise eski sandıkların içinde bulunan kapitone kumaşı andıran bir efekt var. Deri kayışın kabartmalı grogen paterni, couture’nin merkezi olan Paris’i hatırlatıyor. Kadranın üzerindeki köşeli cam, geniş Parizyen apartmanlarının iç mekanlarından ve uzun salonlara yerleştirilmiş karşılıklı aynalardan ilham almış. Bütün bu özellikler, bezele yerleştiren elmasların ışıltılarıyla zenginleştirilmiş.

212 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


TIMEPIECES

SAAT ♦

A. Lange & Söhne Little Lange 1 “Soirée” The warm gleam of pink gold, the lustre of mother-of-pearl, and the sparkle of brilliant-cut diamonds strike an endearing chord in the Little Lange 1 “Soirée”. Despite its compact case with a diameter of only 36 millimetres, the Little Lange 1 “Soirée” is endowed with all of the features of a Lange 1, A. Lange & Söhne's design icon: the exclusive manufacture calibre L901.4 with a twin mainspring barrel that delivers power for more than three days, a power-reserve indicator, and the patented outsize date. Pembe altının sıcak parıltısı, sedefin şaşaası, elmasların ışıltısı; Little Lange 1 “Soirée”de bir sevimlilik hissi uyandırıyor. 36 milimetrelik küçük olmayan kasasına rağmen Little Lange 1 “Soirée”; A. Lange Söhne’nin tasarım ikonu olan Lange 1 modelinin özel olarak imal edilen ve üç günden uzun süre güç sağlayan çift zemberek çarkına sahip L901.4 kalibre, güç rezervi göstergesi ve patentli büyük boy tarih kısmı gibi bütün özelliklerini içeriyor.

Girard Perregaux Cat’s Eye Anniversary As delicate and feminine of an accessory it is, the Cat's Eye collection features a complex range of Haute Horlogerie features. The new Cat’s Eye Anniversary watch celebrates the collection’s ten year anniversary with a dial blanketed in shimmering, metallic rays. Available in two versions, it offers eye-catching motifs exploding with precious gems. Çok narin ve feminen bir aksesuar olan Cat’s Eye koleksiyonu aslında Haute Horlogerie özelliklerini taşıyan girift bir seridir. Yeni Cat’s Eye Anniversary saati, koleksiyonun onuncu yıl dönümünü parıldayan, metalik ışık hüzmeleriyle örtülü bir kadrana sahip özel bir modelle kutluyor. İki versiyonu bulunan model, değerli taşlarla kendisini belli eden çarpıcı motifler taşıyor. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 213


TIMEPIECES

SAAT ♦

Officine Panerai

Radiomir 8 Days Gmt Oro Rosso: Unique Blue Of Panerai The new Radiomir 8 Days GMT Oro Rosso has a cushion case of polished red gold which encloses a dial of historic inspiration, derived directly from a rare model of the late 1930s. The design of the dial is minimalist with simple linear and dot hour markers. The various functions can be read directly: the date at 3 o’clock; the linear indication of the power reserve; and the small seconds counter with a.m./p.m. indicator for the second time zone. The dial is deep blue with a satiné soleil finish, elegantly set off by the warm tone of the 5Npt red gold, an alloy that has a higher percentage of copper than yellow or pink gold and a proportion of platinum. The same alloy, which provides greater toughness and strength, is used for the adjustable clasp closing the blue alligator strap, which is fixed to the case by the system of removable strap attachments patented by Officine Panerai.

214 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Yeni Radiomir 8 Days GMT Oro Rosso modelinin tarihten ilham alınarak tasarlanan kadranını çevreleyen cilalanmış kırmızı altın yastık biçimli kasası, 1930’ların sonuna doğru çok az sayıda üretilen bir modelin aslına sadık kalınarak hazırlanmıştır. Kadranın tasarımı, çizgisel ve noktalardan oluşan indeksleriyle oldukça minimalisttir. Saat 3 pozisyonunda yer alan tarih göstergesi, lineer güç rezervi göstergesi ve ikinci zaman dilimi için gece/ gündüz göstergeli küçük saniye sayacı gibi çeşitli fonksiyonlar bir bakışta okunabilir. Koyu mavi, gün ışını dekorlu kadran; bakırdan daha fazla beyaz ve sarı altınla hazırlanmış ve platin içeren özel bir alaşım olan sıcak tonlarda 5N kırmızı altın kasa ile tamamlanmıştır. Daha sağlam ve dayanıklı olan bu alaşım aynı zamanda mavi timsah derisi kayışın ayarlanabilir tokasında ve onu kasayla birleştiren çıkarılabilen, Officine Panerai tarafından patentli boynuzlarında da kullanılmıştır.


TIMEPIECES

SAAT ♦

Romain Jerome Skylab Fascinated by our Universe and man’s accomplishments, RJRomain Jerome re-interprets contemporary history through the design of a new and aesthetically advanced timepiece, the Skylab. Named after NASA’s first space station and celebrating the 40th anniversary of its launch, RJ-Romain Jerome has designed its Skylab featuring a skeleton structure housed in a 44 mm case that recalls the original space station and its revolutionary construction by combining sleek lines and a complex system of solar panels. Kainatımız ve insanlığın başarılarına hayran olan RJ-Romain Jerome, yeni ve estetik olarak gelişmiş bir saat modeli "Skylab"ın tasarımıyla modern tarihi yeniden yorumluyor. Adını NASA'nın ilk uzay istasyonundan alan ve istasyonun faaliyete geçişinin 40. yıl dönümünü kutlayan RJ-Romain Jerome, Skylab'ı 44 mm çapında bir kasada iskelet bir yapıyla tasarladı. Tasarım, güneş panellerinin girift sistemiyle düzgün hatları birleştirerek orijinal uzay istasyonunu ve onun devrim yapan yapımını anımsatıyor.

Ulysse Nardin Dual Time Manufacture Born from an iconic line, the Dual Time Manufacture enables the second time zone and date to be adjusted both forward and backward. Like the Marine collection, it is now equipped with a movement that has been developed and manufactured entirely in-house by Ulysse Nardin. Never before had a watchmaker so perfectly fulfilled the desire for comfort of frequent travelers and explorers. Part of an iconic Ulysse Nardin collection, the launch of the Dual Time Manufacture was a significant milestone in the history of contemporary watchmaking. Ulysse Nardin’in ikonik bir serisi olan Dual Time Manufacture, ileriye ve geriye dönük ikinci zaman bölgesi ve tarih göstergesine sahiptir. Marin koleksiyonunda olduğu gibi bu eşsiz saatin mekanizması tamamen Ulysse Nardin’in kendi bünyesinde üretilmiş ve geliştirilmiştir. Saat ustaları, sıkça seyahat edenlerin ve gezginlerin aradıkları konfora ulaşmalarını sağlamaya çalışmışlardır. Ulysse Nardin’in ikonik bir koleksiyonu olan Dual Time Manufacture, ilk kez yapılan ileriye ve geriye dönük zaman dilimi özelliği ile çağdaş saatçilik tarihinin kilometre taşları arasında yerini almaktadır.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 215


TIMEPIECES

SAAT ♦

Van Cleef & Arpels Midnight Planétarium Poetic Complication This new Poetic Complication timepiece provides a miniature representation of the movement of six planets around the sun and their position at any given time. Earth and Mercury, Venus, Mars, Jupiter and Saturn – all visible from Earth with the naked eye – are set in motion thanks to a self-winding mechanical movement of great complexity: equipped with an exclusive module developed in partnership with the Maison Christiaan van der Klaauw, it contains 396 separate parts. The movement of each planet is true to its genuine length of orbit: it will take Saturn over 29 years to make a complete circuit of the dial, while Jupiter will take almost 12 years, Mars 687 days, Earth 365 days, Venus 224 days and Mercury 88 days. 216 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Bu yeni Poetic Complication saati, güneşin etrafındaki altı gezegenin hareketinin ve zaman içinde değişen konumlarının minyatür bir temsilini sunuyor. Dünya ve çıplak gözle yeryüzünden görülebilen Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegenleri, kendi kendine kurulan girift bir mekanizma sayesinde hareket halinde yerleştirilmiş. Maison Christiaan van der Klaauw ile ortak bir çalışmanın ürünü olan özel bir modül ile donatılmış. Saat, 396 ayrı parçadan oluşuyor. Her gezegenin kadranın üzerinde ilerlemesi, yörünge üzerindeki gerçek uzunlukla aynı: Satürn’ün kadranın üzerinde tam bir daire çizmesi 29 sene, Jüpiter’in 12 sene, Mars’ın 687 gün, Dünya’nın 365 gün, Venüs’ün 224 gün ve Merkür’ün 88 gün sürecek.


TIMEPIECES

SAAT ♦

Frédérique Constant Vintage Rally: La Carrera Panamericana Swiss Watch Manufacturer Frédérique Constant, known for its classical and refined timepieces of exceptional value, presented the new Vintage Rally collection. In line with marque’s involvement in various classic car events around the world in past years, this new collection was produced in particular to celebrate the latest edition of The Ultimate Driving Adventure: Peking to Paris. Klasik ve sofistike saatleriyle bilinen İsviçreli saat üreticisi Frédérique Constant, yeni Vintage Rally koleksiyonunu tanıttı. Markanın, dünyanın farklı yerlerindeki çeşitli klasik otomobil etkinlikleriyle olan alakasına istinaden hazırlanan bu yeni koleksiyon, “En İyi Sürüş Macerası: Pekin’den Paris’e” adı verilen etkinliği onurlandırmak için özel olarak tasarlandı.

Chronoswiss Timemaster Chronograph A special watch for an exceptional project: together with the pilot and adventurer Iren Dornier, Chronoswiss launches a special edition of the Timemaster Chronograph GMT. Chronoswiss CEO Oliver Ebstein shares this love of aviation and also proudly owns a pilot’s license. From their common passion a cooperation was born, and from this the special edition model Timemaster Chronograph GMT S-RAY 007. And it will accompany Iren Dornier on board his amphibian plane as he embarks upon the adventure of his World Tour project. Chronoswiss, maceraperest pilot Iren Dornier ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri sıra dışı dünya turu projesine ithafen Timemaster Chronograph GMT S-RAY 007 saatini üretti. Aynı zamanda pilotluk lisansına da sahip, sıkı bir havacılık meraklısı olan Chronoswiss CEO'su Oliver Ebstein ve dedesinden miras kalan havacılık aşkını eşsiz bir deneyimle ölümsüzleştirmek isteyen Iren Dornier'in ortak tutkusunun ürünü olan bu seri; sınırlı sayıda üretildi.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 217


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

Premium Concept "LEGENDS DON'T DIE, THEY JUST CHANGE" "EFSANELER ÖLMEZ ŞEKİL DEĞİŞTİRİR"

INTERVIEW WITH CEM UZAN

T

his summer Rixos is preparing to implement this classic policy. To do this, both Rixos Tekirova and Rixos Premium, the flagships of the hotel chain, are being renovated and redecorated. The concept will also be applied into the Rixos Beldibi and Rixos Göcek locations, where guests will experience a completely different approach this summer through the "Premium Concept." We have talked with Cem Uzan about the details.

Bu yaz Rixos bu klasikleşmiş ifadenin hakkını vermeye hazırlanıyor. Otelin amiral gemilerinden Rixos Tekirova ve Rixos Premium baştan aşağı yenileniyor. Bunlara eklenen Rixos Beldibi ve Rixos Göcek ile birlikte bu yaz misafirler bambaşka bir hizmet anlayışının, "Premium Konsept"in tadına varacak. Cem Uzan'la yeni uygulamaların detaylarını konuştuk.

Why Was the Premium Concept born? The Premium Concept is a theme at Rixos that has been under development for many years. First implemented in Rixos Premium Belek, the project idea quickly spread to many of our other luxury locations including Rixos Premium Bodrum and, coming this season to the great pleasure of our guests, Rixos Premium Tekirova and Rixos Premium Gocek. At Rixos Hotels, we maintain accommodations with the principle to serve our guests above their highest expectations. Rixos is constantly developing innovative services and products so as to contribute to the most perfect experience for our guests. These new initiatives for a memorable and flawless vacation will be implemented as the Premium Concept in our upcoming 2014 season.

Premium Konsept hangi ihtiyaçtan doğdu? Premium Konsept'i, uzun yıllardır sahip olduğumuz bir konsept. Premium Konsept ilk olarak Rixos Premium Belek’te uygulanmıştı. Ardından Rixos Premium Bodrum, bu sezon ise Rixos Premium Tekirova ve Rixos Premium Göcek tesislerimizde misafirlerimizle buluşacak. Rixos Hotels olarak misafirlerimize beklentilerinin üzerinde hizmet vermeyi ilke edindik. Misafirlerimiz bizden talep etmeden onların konaklamalarını kusursuz geçirmelerini sağlayacak hizmet ve ürünler geliştiriyoruz. Premium Konsept de misafirlerimizin kusursuz ve unutulmaz bir tatil geçirmelerini sağlayacak detaylarla geliştirilerek dört Premium otelimizde misafirlerimize 2014 sezonunda sunulmaya başlandı.

218 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


Has any specific demand for such a concept been exhibited by your guests? No, we did not get any such requests from our guests. However, Rixos Hotels is a leading brand that prides itself on instinctively measuring its guests' expectations without being told. Furthermore, we create concepts and products that can meet these demands to the fullest degree. We believe that if a brand outstandingly differentiates its existing services and products in the market, then guests will not only choose that brand but also remain loyal to it. This idea is brought to fruition through Rixos’ new enhanced Premium Concept, which seeks not only to pamper our guests but ensures that they look forward to their next holiday at Rixos Hotels as well.

INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

The idea is brought to fruition through Rixos’ new enhanced Premium Concept, which seeks not only to pamper our guests but ensures that they look forward to their next holiday at Rixos Hotels as well.

Misafirlerin bu anlamda bir talebi olmuş mudur? Hayır, misafirlerimizden bu yönde bir talep gelmedi. Rixos Hotels, misafir beklentilerini çok iyi ölçen ve bu beklentilere uygun konsept ve ürün yaratabilen öncü bir markadır. Sektörde var olan hizmet ve ürünlerde farklılaşabilirseniz misafirleriniz sizi tercih edip size sadık kalıyorlar. Geliştirilmiş Premium Konsept ile seçkin misafirlerimizi şımartıp bir sonraki tatillerini iple çekmelerini sağlamak istiyoruz.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 219


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

NEW PREMIUM CONCEPT All facilities and services have changed right up to details to make your holdiay more comfortable and unforgettable.

Beyond the stereotyped holiday and accommodation concept, we aim to create new holiday concepts by capturing the latest world trends and exceeding beyond any expectations.

What mission does the Premium Concept aim to fulfill? Through the Premium Concept, we want to catapult the concept of a “luxury holiday” to the next level. As the development of technology and economy reflects itself in everyday lifestyle, so must it be present during time of vacation. After all, developments in everyday life define the expectations of a holiday. Therefore, beyond the stereotyped holiday and accommodation concept, we aim to create new holiday concepts by capturing the latest world trends and exceeding beyond any expectations. How do you think this Premium Concept will benefit Rixos Hotel chain and the tourism sector as a whole? We are a group that knows just how important it is to differentiate product and service in the tourism sector. We aim to distinguish ourselves through flawless execution of this Premium Concept. As a whole, any innovation that takes place in this sector contributes not only to the individual country’s tourism but also to the world market. We expect that all innovations developed by Rixos Hotels or other groups will undoubtedly add value to the entire industry. 220 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Premium Konsept ile hedeflenen nedir? Premium Konsept ile lüks tatili bir adım daha ileriye taşımak istiyoruz. Teknolojinin ve ekonominin gelişmesi, yaşam tarzına yansıyor. Farklılaşan gündelik hayat da tatil beklentilerini belirliyor. Bu nedenle basma kalıp tatil ve konaklama konseptlerinin ötesinde, dünya trendlerini yakalamış yeni tatil konseptleri oluşturarak lüks tatilde beklentilerin ötesinde hizmet vermeyi hedefliyoruz. Bu konseptin Rixos zinciri ve turizm sektörü için nasıl bir fayda sağlayacağını düşünüyorsunuz? Turizmde farklılaşmanın ne derece önemli olduğunu bilen bir grubuz. Premium Konsept ile daha da farklılaşmayı hedefliyoruz. Sektörde gerçekleşen her yenilik, ülkemiz turizmine katkı sağlar ve dünya pazarında bizi bir adım öne çıkarır. Rixos Hotels ya da başka grup tarafından geliştirilen her yenilik, sektör için bir katma değerdir.


INTERVIEW

Can you tell us about the innovations made at Rixos Premium Belek and Rixos Premium Tekirova, the flagship branches of Rixos Hotels? At both of the branches, we have changed and implemented so many things that it has turned out to be much more than "innovation." From the restaurant to the lobby, the entrance to the kid's club, we have made renovations both in terms of architecture and service. For example, famous Italian landscape designer Paghera designed our gardens, while our lobbies were designed by the world famous Interior KCA. With their help, we have provided even more comfortable communal areas for our guests. Not only have our hotel venues changed, but our service has been revamped as well. The butler service team chosen among Indonesian, Middle Eastern, European and Turkish candidates have received a comprehensive education from Josephine Ive, the first female butler of England. Furthermore, our beach stores will provide the customers with everything they need, including sea equipment. There will doubtlessly be pleasant surprises throughout every stay at Rixos that will ensure an enchanting visit. The customer will even have the opportunity to loan a couple of gadgets, like waterproof iPhone-iPod speakers, e-books with thousands of books inside, mobile chargers and underwater cameras. Rixos Premium Belek's French Street will also host the sweetest moments thanks to the immaculate flavors provided by the French chef Alain Heuze's bakery. If you desire a more savory meal, our 3 star Michelin chefs will prepare unique dishes from around the world for the guests throughout the summer.

SÖYLEŞİ ♦

Rixos Hotels’in ‘amiral gemileri’ olarak nitelendirilen Rixos Premium Belek ve Rixos Premium Tekirova’da gerçekleştirilen yeniliklerden bahseder misiniz? Her iki otelimizde de yenilenmenin çok ötesinde bir renovasyona gidildi. Girişinden çocuk kulübüne, lobisinden restoranlarına kadar hem mimari hem de hizmet anlamında çok büyük yeniliklere imza attık. Örneğin bahçelerimizi dünyaca ünlü İtalyan peyzaj tasarımcısı Paghera’ya, lobbylerimizin dizaynını ise yine dünyaca ünlü Interior KCA Şirketi’ne yaptırdık ve misafirlerimize daha konforlu ortak alanlar sağladık. Villalarda görevli Endonezya, Orta Doğu, Batı Avrupa ve Türk adaylar arasından seçilen butler servis ekibi; İngiltere’de ilk bayan butler seçilen Josephine Ive tarafından kapsamlı bir eğitime tabi tutuldu. Sahilde kurulmuş olan beach store’larda misafirlerimizin yanlarına almayı unuttuğu deniz ekipmanları ve sahilde geçirecekleri zamanı keyifli hale getirecek birçok sürpriz yer alacak. Su geçirmeyen ipod-iphone hoparlör sisteminden e-book ile binlerce kitap alternatifi, mobil şarj ünitesi, sualtı kamerası gibi birçok ihtiyaç ödünç olarak alınabilecek. Rixos Premium Belek’in Fransız Sokağı, en tatlı anlar için Fransız Şef Alain Heuze’nin pastanesinden enfes tatlar ile çeşitlendi. Yaz boyunca Premium Konsept otellerimizde 3 yıldızlı Michelin Şefleri, dünya mutfaklarının eşsiz lezzetlerini Rixos misafirleri için hazırlayacak. Küçük misafirlerimiz için eğlence mekanları, şeker evlere dönüşerek iç-dış tamamen yenilendi. Bebekli aileler için “baby beach”ler tasarlandı.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 221


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

F

rance boasts over 600 varieties of regional confectionery: boiled sugar candy and lollypops, gumdrops, fruit jellies, marzipan, pastilles, nougats, marshmallow, candied fruit, and many more, each with its own particular history. Fransa, 600 çeşit yöresel tatlı ve şekerlemeye sahip: Kaynatılmış şekerler ve lolipoplar, meyve jöleleri, marzipanlar, pastiller, nugatlar, marşmelov, şekerleştirilmiş meyveler ve daha bir çoğu... Her birinin kendine özgü bir tarihi var.

ALAIN HEUZE Rixos Hotels Pastry Director ǀ Rixos Hotels Pastane Direktörü Drawing on more than five centuries of culinary experience, France has invented the world's largest range of sweets and candies. With twenty types of sweet specialities and more than 600 regional products to choose from, sweet-tooths young and old have an extraordinary choice of tastes, colours and textures. Born into this scrumptious culture, Rixos Hotels Pastry Director Alain Edmond Daniel Heuze says, “I always liked cooking and making pastries, breads, chocolate and other treats.” Who wouldn’t, right? Alain Heuze now makes handmade Roma icecreams, chocolates, pastries, delicious cookies and desserts for the guests of Rixos Hotels and we asked about his pastry adventure.

222 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Beş asrı aşkın bir mutfak geçmişine sahip olan Fransa, dünyanın en çok tatlı ve şekerleme çeşidini keşfeden ülkesi. 600’den fazla yöresel tatlı çeşidine sahip bir ülkede yetişen genç yaşlı bütün tatlı severlerin olağanüstü bir tat, renk ve doku seçme yeteneği var. Böylesi enfes bir kültürde doğan Rixos Hotels Pasta Direktörü Alain Edmond Daniel Heuze; “Pasta, ekmek, çikolata ve diğer tatlıları yapmayı her zaman çok sevmişimdir.” diyor. Kim sevmezdi ki? Alain Heuze, şimdilerde Rixos Hotels konukları için eşsiz çikolatalar, pastalar, enfes kurabiyeler, tatlılar ve ev yapımı Roma dondurmaları yapıyor. Kendisine bu pasta macerasının nasıl başladığını sorduk.


Bakeries and pastry cooking has been my lifelong passion. I start to work in a kitchen at 14 years old during my off day from school.

INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

What inspired you to first pursue bakery and pastry cooking professionally? Bakeries and pastry cooking has been my lifelong passion. I start to work in a kitchen at 14 years old during my off day from school. I start in a French brasserie in Laval, France and received my first certificate for pastry at 18 years old from there. After that, I continued to work and learn pastry and bread in Le Mans, where I get my master degree in 1989. There, I was so happy, but before long, my teacher, who was a relative of the Roux Brothers in London, decided to send me to the large English city for two years to work for the Roux Brothers. Two years passed and I started a new achievement in Tokyo, Japan. I stayed there in Japan to make pastry and bakery goods for 9 years at Resorttrust, All Nippon Airway hotels and Marriott. Later I pursued a position at the Dusit Thani Hotel Bangkok as a executive pastry chef. I also moved for the hotel opening of Mardan Palace Antalya as hotel executive pastry chef in 2008 through 2009 and to Jakarta as consultant of pastry and bakery shops concept. My career opportunities didn’t end there though—I also later worked at Sofitel Turkmenistan as executive pastry chef, Sands Cotai Macau as executive pastry chef, Shangri-la Jakarta as executive pastry chef, and a venue in Egypt as area executive pastry chef. Every opportunity has allowed me to live out my passion.

Pastacılık alanına profesyonel olarak yönelmenizde size neler ilham verdi? Pastalar ve pastacılık, benim yaşam boyu tutkum olmuştur. İlk defa 14 yaşında, okul olmadığı günlerde bir mutfakta çalışmaya başlamıştım. Fransa’nın Laval şehrinde, bir Fransız pastanesinde pastacılığa başladım ve 18 yaşında ilk pastacılık sertifikamı almaya hak kazandım. Ardından, 1989 yılında master derecemi yaptığım Le Mans’ta pastacılık ve ekmek alanlarında ilerledim. Burada çok mutluydum ancak Londra’daki meşhur Roux Brothers’ın bir akrabası olan öğretmenim, İngiltere’nin en büyük şehrine Roux Kardeşler’in yanında çalışmam için gönderdi. İngiltere’de iki yılın ardından Japonya, Tokyo’da yeni bir hedefe başladım. Tokyo’da Resorttrust, All Nippon Airway ve Marriott gibi otellerde 9 yıl pasta yaptım. Ardından Dusit Thani Hotel Bangkok’ta Baş Pasta Şefi olarak çalıştım. 2008 yılında, Mardan Palace otelinin açılışıyla Antalya’ya Baş Pasta Şefi olarak taşındım. 2009’da, Jakarta’ya pasta ve ekmek fırını mağazaları konseptine danışmanlık yapmak üzere gittim. Kariyer maceram burada da sona ermedi. Sofitel Türkmenistan, Sands Cotai Macau, Shangri-la Jakarta’da ve Mısır’da Baş Pasta Şefi olarak görev aldım. Her bir fırsat, pastacılığa olan tutkumu sonuna kadar yaşamamda yardımcı oldu.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 223


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

I am quite privy toward high quality chocolate with nuts and various types of fruits for making my own pastry, as well as ice cream and other delicious ingredients.

What are your favorite flavor combinations? I am quite privy toward high quality chocolate with nuts and various types of fruits for making my own pastry, as well as ice cream and other delicious ingredients. I also like to use many different ingredients from each continent of the world. This allows me to bring many unique flavors to the pastry, chocolate, ice cream and other things that I make. What do you enjoy most about being a pastry chef? To innovate and share my knowledge with everyone in my team, as well as to present my own products to the guests and listen to their comments among themselves. I also really enjoy having the chance to travel around the world for my jobs, allowing me to discover some new pastries, ingredients, and techniques of different places and cultures.

En sevdiğiniz lezzet kombinasyonları neler? Dondurma ve diğer enfes malzemelerin yanında pastalarımı yaparken fındıklı ve çeşit çeşit meyveli yüksek kalite çikolataları kullanmayı çok seviyorum. Dünyanın her kıtasından farklı malzemeler kullanmayı da çok severim. Bu kombinasyonlar; pasta, çikolata, dondurma ve diğer tatlıları yaparken benzersiz lezzetler üretmeme yardımcı oluyor. Bir Pasta Şefi olmanın en keyif veren noktaları neler? Ekibimdeki herkesle bilgimi geliştirip paylaşmanın yanında konuklara kendi yaptığım pastaları sunmak ve onların yorumlarını dinlemek... Ayrıca işim nedeniyle dünyanın farklı yerlerine seyahat etme şansına sahip olmak da çok keyif verici. Böylece farklı yerlerden ve kültürlerden yeni pastalar, malzemeler ve teknikler keşfedebiliyorum.

224 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


RESTAURANT

RESTORAN ♦

Shakespeare and Co. SERENITY MEETS GLORY İHTİŞAM İLE HUZURUN BULUŞMASI 226 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


D

RESTAURANT

ream of a colorful, cosy yet classy atmosphere where you can sip your coffee and read your book, or else enjoy the exquisite and jaunty decor and impeccable food and service with your loved ones. Here you are, welcome to Shakespeare and Co.

RESTORAN ♦

Rengarenk, şık ve huzurlu bir kafe hayal edin; kahvenizi yudumlarken kitabınızı okuyabileceğiniz, harika yemeklerin, kusursuz servisin ve zarif dekorun keyfini sevdiklerinizle beraber sürebildiğiniz... Gözlerinizi açın, Shakespeare and Co.'ya hoşgeldiniz! SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 227


RESTAURANT

Shakespeare and Co was established with the simple premise of serving great quality food, providing friendly and efficient service in a warm atmosphere reminiscent of home. Abiding by that philosophy has propelled the company’s growth from its first establishment in 2001, to several branches in the United Arab Emirates. Headquartered in the bustling, thriving metropolis of Dubai, Shakespeare and Co is proud to have been conceived and developed in the UAE, and the company is continuing to grow through the passion and dedication of their team.

Each outlet is unique in terms of colors, décor and layout that differentiate Shakespeare and Co from the typical “cookie cutter” concepts. The Café Restaurant represents the core of the concept. While every restaurant is distinctly “Shakespearean,” each outlet is unique in terms of colors, décor and layout that differentiate Shakespeare and Co from the typical “cookie cutter” concepts. Each restaurant is conceived, designed and decorated by their in house Design Team, and every piece of furniture and fixture is handcrafted in their very own workshops. This emphasis on design has distinguished Shakespeare and Co from its competitors. 228 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

RESTORAN ♦

"Shakespeare and Co."; en kaliteli yemekleri, evi anımsatan sıcak bir ortamda samimi ve verimli bir hizmet ile sunma gayesi ile hayata geçirilmiş. 2001 yılında kurulan firma, felsefesine sadık kalarak kısa sürede Birleşik Arap Emirlikleri'nde çok sayıda şube açarak büyümüş. Dubai gibi son derece hareketli ve hızlı gelişen bir metropolde doğan "Shakespeare and Co.", BAE'li olmakla övünürken, ekibin tutkulu ve özverili çalışmaları sayesinde büyümeye devam ediyor. Cafe Restaurant'ın konsepti, firmanın duruşunu en güzel şekilde özetliyor. Kafeler "Shakespeare" dönemini belirgin bir şekilde yansıtırken, her bir şube renk, dekor ve düzen açısından birbirinden farklı; Shakespeare and Co.'yu diğer sıradan kafelerden ayıran da bu. Her restoran, firma bünyesindeki tasarım ekibi tarafından tek tek tasarlanıp dekore ediliyor ve her bir mobilya parçası firmanın kendi atölyelerinde el işçiliği ile yapılıyor. Tasarım üzerine yapılan bu vurgu Shakespeare and Co.'yu özel kılıyor.


RESTAURANT

RESTORAN ♦

The concept is made of classic methods and fresh ingredients; they're not trying to reinvent the wheel – just quickly prepared, craveable meals that persuade a nostalgic feeling of home. The design and décor of the restaurants are inspired by the hallmarks of a bygone era – 18th Century Europe - a period where elegance, luxury, and exquisite attention to detail was de rigeur. From plush upholstery encased with antique frames, to intricate chandeliers and vintage centerpieces, each restaurant is a classically majestic, awe inspiring union of color, fabric and textures that create a truly extraordinary environment that oozes comfort and encourages great conversation. Shakespeare and Co.’s menu comprises of classic dishes from the world’s favorite cuisines – in essence, reflecting the rich diversity of the patrons who visit the restaurants. The concept is made of classic methods and fresh ingredients; they're not trying to reinvent the wheel – just quickly prepared, crave-able meals that persuade a nostalgic feeling of home. From rustic Lebanese saj, to an array of classic Italian Pizzas and Pastas, and humble yet delicious finger foods, to rich meat and seafood entrees, the menu has been crafted to suit every palette and craving.

Restoranların tasarım ve dekoru geçmiş bir dönemin; zarafet, lüks ve detaylara gösterilen özen ile bilinen 18. yüzyıl Avrupası'nın özelliklerini taşıyor. Kumaş kaplı antika koltuklar, ışıl ışıl avizeler, vintage sehpalar ile döşenmiş olan restoranların her biri klasik tarzın görkemini taşıyor. Harika renk geçişleri, kumaşlar ve dokular ise son derece sıra dışı bir atmosfer oluşturarak ziyaretçileri rahatlatıyor ve hoş vakit geçirmelerini sağlıyor. Shakespeare and Co.'nun menüsü dünyanın sevilen mutfaklarından alınan klasik tatlardan oluşuyor ve müşterilerin zengin çeşitliliğini yansıtan geniş bir yemek yelpazesi sunuyor. Yemekler taze malzemelerle ve klasik metotlarla yapılıyor. Burada hiçbir lezzet yeniden keşfedilmiyor; amaç yalnızca özlenen yemekleri sunarak ev özlemini gidermek. Geleneksel Lübnan sac ekmeğinden klasik İtalyan tarzı makarna ve pizzalara, mütevazı fakat lezzetli atıştırmalıklardan zengin et ve balık aperatiflerine kadar son derece geniş bir yelpaze barındıran menü, her türlü damak tadına hitap etmeyi hedefliyor. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 229


RESTAURANT

RESTORAN ♦

Each restaurant is a classically majestic, awe inspiring union of color, fabric and textures that create a truly extraordinary environment. In 2007, Shakespeare and Co added Patisseries to its repertoire, and it has proven to complement the concept flawlessly, with an impressive selection of pastries, petit fours, macaroons and marshmallows all produced in their state of the art pastry kitchen and delivered fresh to each outlet every morning.

Shakespeare and Co. 2007 yılında repertuarına pastane ürünlerini eklemiş ve geniş bir pasta, petifur, makaron ve marshmallow seçkisi ile bu konseptte de başarısını kanıtlamış. Ürünler bir sanat eseri olan mutfaklarından çıkıyor ve günlük olarak şubelere taşınıyor.

Shortly thereafter, Shakespeare and Co Chocolates made its debut in their distinctive pastry counters. Home-made with quality ingredients using artisanal methods, every piece of chocolate is individually hand-wrapped in distinctive Shakespeare packaging.

Pastane konseptinden kısa bir süre sonra, firma özel çikolata üretimine başlamış ve kaliteli malzemelerle ev ortamında üretilen çikolatalar, geleneksel yöntemlerle şekillendirilip şık kağıtlara sarılarak Shakespeare and Co. raflarında yerini almış.

Currently Shakespeare and Co has 21 company-owned and operated outlets in the United Arab Emirates, and franchises in Lebanon, Jordan, Qatar, Oman, Iraq and the United States of America. The company is proud of their accomplishments and they are ambitious, passionate and hungry for greater success. But they are aware of the importance of holding onto old fashioned values and principles to not just meet, but exceed the expectations of every patron who steps through their doors.

Shakespeare and Co. şu anda BAE genelinde 21 şubeye sahip; Lübnan, Ürdün, Katar, Umman, Irak ve ABD'de ise bayilikleri bulunuyor. Firma, kısa sürede elde edilen başarılar ile gurur duyuyor ve daha büyük başarılar için hırsla çalışmaya devam ediyor. Fakat bir yandan tutku ile çalışırken, diğer yandan da bilindik değerlere sahip çıkmanın öneminin farkında ve bu doğrultuda içeriye adımını atan her bir ziyaretçiyi beklentilerinin üzerinde memnun etmek için elinden geleni yapıyor.

230 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


iŞLETMENiZiN BAŞARISI iÇiN AVEA’DAN 5 YILDIZLI TEKNOLOJiLER Avea’nın Rixos Hotels işbirliği ile Rixos Sungate için geliştirdiği uygulama, otel içinde yön bulma hizmetinden odaların uzaktan kontrol edilmesini sağlayan otomasyon sistemine kadar birçok yenilikçi çözüm sunuyor. Siz de büyük işletmelerin hayatını değiştiren Avea teknolojileriyle tanışın, başarı yolunda işletmenizi bir adım ileri taşıyın.


GOURMET

GURME ♦

Latte

Macchiato please --freshly

ground!

“BİR FİNCAN TAZE ÇEKİLMİŞ LATTE MACCHIATO LÜTFEN!”

I

n the early 20th century, Brazil was the world’s biggest coffee producer. Today almost the entire production of coffee comes from Central America, Brazil and the tropical parts of South America.

Yirminci yüzyılın başlarında Brezilya, dünyanın en büyük kahve üreticisiydi. Bugün kahve üretiminin neredeyse tamamı; Orta Amerika, Brezilya ve Güney Amerika'nın tropik bölümlerinden gelmektedir.

COFFEE IN THE 20TH CENTURY World coffee production amounts to around 100 million bags a year with Brazil in first place representing about one quarter of the total production. 8,5 million bags are produced in Brazil. Coffee roasting in the home was definitively replaced by the finished industrial product. In 1901 the Japanese Dr Sartori Kato presented the first soluble coffee powder. In 1938 the Nestlé company laid the foundation for the commercial marketing of soluble coffee (instant coffee).

20. YÜZYILDA KAHVE Dünyadaki kahve üretimi, yıllık olarak yaklaşık 100 milyon çuval civarındadır ve Brezilya bu üretimin yaklaşık dörtte birini sağlamaktadır. 8,5 milyon çuval kahve ise Brezilya'da üretilir. Evde kahve kavurmanın yerini hazır ürünler almıştır. 1901 yılında Japon Dr. Sartori Kato, suda çözülebilen ilk kahveyi bulmuştur. Nestlé şirketi ise 1938 yılında suda çözünen (instant kahve) kahvenin ticari olarak pazarlanması girişimini başlatmıştır.

The demand for coffee has made this hot beverage the second most important traded commodity after petroleum products. This trend was accompanied by phases of overproduction, incineration of surplus stocks, collapsing prices, world economic crisis, declining consumption during the two world wars and the creation of world coffee agreements to stabilize coffee prices. In Germany after the end of the Second World War, coffee became a symbol of economic reconstruction and the economic miracle. Coffee drinking was synonymous with being able to afford things again. 232 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Kahveye olan talep, bu sıcak içeceğin petrol ürünlerinden sonra dünyadaki en önemli ikinci ticarî meta olmasını sağlamıştır. Bu trende aşırı üretim, fazla stokların yakılması, fiyatların düşürülmesi, dünya ekonomik krizleri, İkinci Dünya Savaşı sırasında tüketimin azalması, kahve fiyatlarının dengelenmesi için dünya kahve anlaşmasının oluşturulması eşlik etmiştir. Almanya'da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kahve, yeniden yapılanma ve ekonomik mucizenin sembolü olmuştur. Kahve içmek, yeniden bir şeyler satın alabilmek ile eşdeğer hale gelmiştir.


GOURMET

GURME ♦

Most premium coffees are made from Arabica beans, but not every Arabica coffee is a premium coffee.

GOOD COFFEE Arabica beans contain much less caffeine and fewer chlorogenic acids than Robusta beans. Instead they contain more oils, which gives them a more intense yet much milder flavour. Most premium coffees are made from Arabica beans, but not every Arabica coffee is a premium coffee. After the beans are hulled, they go through a final classification process. Once any remaining residue has been removed, the beans are sorted according to size, density and colour. This process results in a range of different qualities on the market. Both Arabica and Robusta varieties may be available in different qualities.

İYİ KAHVE Arabica ve Robusta kahve çekirdeklerinin arasındaki fark, Arabica’nın diğerine oranla daha az kafein ve klorojenik asit içermesinden geliyor. Buna karşılık daha çok yağ içerir ve bu da kahveye daha yumuşak bir lezzet verir. Pek çok premium kahve, Arabica kahve çekirdeğinden yapılsa da her Arabica çekirdek premium değildir. Çekirdeklerin kabukları ayıklandıktan sonra son bir işlemden daha geçerler. Bütün kalıntılardan arındırıldıktan sonra çekirdekler; boylarına, hacimlerine ve renklerine göre seçilirler. Bu işlemin sonucunda piyasada farklı kalitelerdeki çekirdekler olarak yerlerini alırlar. Hem Arabica hem de Robusta çekirdekleri, farklı kalitelerde bulunabilir.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 233


GOURMET

GURME ♦

PERFECT COFFEE RESULT AT THE TOUCH OF A BUTTON What more enjoyable way to start your day, to round off a meal or to spoil your guests than with some of the fabulous coffee creations so popular today? Jura has become a synonym for the perfect coffee experience. Designed and engineered in Switzerland, Jura automatic coffee machines prepare sophisticated coffees to süit ant taste. By using technology intelligently, Jura creates products that are genuinely progressive, including energy efficiency. All it takes is the touch of a button and you can enjoy freshily ground, freshly extracted coffee at any time of day. With the help of the latest technology you can even prepare trendy specialities such as cappuccino and latte macchiato.

What more enjoyable way to start your day, to round off a meal or to spoil your guests than with some of the fabulous coffee creations so popular today?

Café Mélange Café mélange is a meltingly creamy combination of coffee and whipped cream.

Café Mélange, kahve ve krem şantinin ağızda eriyen bir kombinasyonudur.

INGREDIENTS • 100 ml coffee • 1 tbsp whipped cream • 1 tsp grated chocolate or cocoa powder

MALZEMELER • 100 ml kahve • 1 yemek kaşığı krem şanti • 1 tatlı kaşığı rendelenmiş çikolata veya kakao

PREPARATION • Prepare a coffee with 100 ml of water. • Top the coffee with whipped cream. • Decorate the café mélange with a little grated chocolate or dust with cocoa powder.

HAZIRLANIŞI • 100 ml su ile kahveyi hazırlayın ve bir fincana aktarın. • Üzerine krem şantiyi koyun. • Café Mélange’yi rendelenmiş çikolata veya kakao ile süsleyin.

234 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

DAMAK ZEVKİNE GÖRE MÜKEMMEL KAHVE Güne iyi başlamak, bir öğünü tamamlamak veya misafirlerinizi şımartmak için popüler kahve türlerini hazırlamaktan daha keyifli bir yöntem olabilir mi? İsviçreli bir kuruluş olan Jura, 1931 yılından bu yana en üst seviyede yenilikçi ürünleriyle tanınıyor. Jura denildiğinde akla ilk gelen, mükemmel kahve deneyimidir. İsviçre’de tasarlanan ve üretilen Jura otomatik kahve makineleri, her damak zevkine uygun leziz kahveler hazırlar. Jura, teknolojiyi akıllı bir şekilde kullanarak enerji verimi de dahil olmak üzere tam anlamıyla yenilikçi ürünler ortaya koymaktadır. Tek yapmanız gereken bir düğmeye basmak, ardından günün istediğiniz zamanında taze öğütülmüş, taze çekilmiş kahvenin keyfini çıkarmaktır. En son teknolojinin yardımıyla cappuccino ve latte macchiato gibi son moda kahve türlerini de hazırlayabilirsiniz.


Unforgettable

TWO DIFFERENT RHYTHMS TO EXPLORE ISTANBUL... Are you ready to listen to the sounds of the city with the privileges of Rixos Pera Istanbul and Rixos Taksim Istanbul. #rhythmofrixos

Click on the QR code to explore the privileges of Istanbul.

www.rixos.com

www.rixos.com


Jamie Oliver is striking, fun, and interesting. He is far, far away from your usual “serious chef� image.


RESTAURANT

RESTORAN ♦

Jamie

Olıver W

hat started as a parttime job to earn pocket money is turned into a stunning career. Now he is a restaurateur, entrepreneur, social activist, author and globally renowned chef. And his famous Jamie’s Italian finally is in Istanbul.

Cep harçlığını çıkarmak için başladığı part-time işi, göz kamaştıran bir kariyere dönüştü. Şimdi O; bir restoran sahibi, girişimci, sosyal aktivist, yazar ve dünyaca ünlü bir şef. Ve nihayet ünlü restoranı Jamie’s Italian artık İstanbul’da!

There was a blond little boy with a mischievous smile on his face wandering around, playing, and sometimes helping out in the kitchen of a pub and restaurant called “The Cricketers” owned by Trevor and Sally. When he became eleven, this little boy could cut vegetables like any other kitchen staff. When he was 16 he began attending the Westminster Catering College, and then went to France to learn as much as he could about food. Trevor and Sally’s restaurant is still in business; their son, who was helping out in the kitchen then, is now a restaurateur, entrepreneur, social activist, author, and globally renowned chef.

Trevor ve Sally’nin “The Cricketers” adını verdikleri restoranlarının mutfağında; yüzünde muzip bir gülümsemeyle dolaşan, oynayan, kimi zaman da yardım eden sarışın küçük bir çocuk vardı. Bu küçük çocuk, onbir yaşına geldiğinde mutfaktaki diğer çalışanlar gibi sebze doğramayı öğrenmişti bile. 16 yaşındaysa Westminster Catering College’ye gitmeye başladı ve sonrasında Fransa’ya giderek yemek yapmakla ilgili öğrenebileceği her şeyi öğrenmeye çalıştı. Trevor ve Sally’nin restoranı bugün hala açık; mutfakta kimi zaman onlara yardım eden oğulları ise artık bir restoran sahibi, girişimci, sosyal aktivist, yazar ve dünyaca ünlü bir şef!

Jamie Oliver is striking, fun, and interesting. He is far, far away from your usual “serious chef” image. Probably, this bright personality of his helped him win over millions’ hearts on television, inspire thousands to eat better and -most importantly- healthier, and encourage young people to learn about cooking professionally.

Jamie Oliver; çarpıcı, eğlenceli ve ilgi çekici bir kişilik. Bilindik “ciddi” şef imajından çok çok uzakta. Muhtemelen bu canlı kişiliği; televizyonda milyonların kalbini kazanırken, binlerce insana daha iyi ve en önemlisi daha sağlıklı yemeleri için ilham verirken ve gençleri profesyonel aşçılığa teşvik ederken Jamie’ye yardımcı oldu. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 237


RESTAURANT

RESTORAN ♦

When he was asked, “What is a luxury?” in an interview, he answered, “Education is.”

When he was asked, “What is a luxury?” in an interview, he answered, “Education is.” This is not a surprising response when you think of his projects. One of his most admirable challenges is his training restaurant for young people who are not in full time education or employment. Jamie spent a year setting up a training scheme for the project and found a way to fund the restaurant and the charity. He turned this project into a television series called “Jamie’s Kitchen” where cameras followed Jamie as he attempted to train a group of fifteen disadvantaged youth, who — if they completed the course — were going to be offered jobs at Oliver's new restaurant “Fifteen” which is also the supporting charitable foundation. The foundation's mission is to inspire disadvantaged youth, including those with drug or alcohol problems, the unemployed and the homeless, to believe in themselves and the possibility of becoming chefs. The foundation aims to turn “Fifteen” into a global social enterprise brand. Of the original fifteen chefs, five went on to secure cooking careers. The series became a hit, won several awards, and has now been shown in over 40 countries. After this success Jamie was awarded an MBE for his contribution to the hospitality industry. He isn’t just some “all talks and no action” man. He is serious. 238 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Bir röportajda “Lüks nedir?” sorusuna Jamie’nin cevabı, “eğitim” oldu. Yaptığı çalışmaları düşündüğünüzde şaşırtıcı bir cevap değil. En takdire şayan başarılarından biri, eğitimlerini tamamlayamamış ve işsiz olan gençler için açtığı eğitici restorandır. Jamie, bu proje için bir yıl boyunca bir eğitim programı oluşturdu, aynı zamanda bir yardım vakfı olan restoranı finanse edebilmek için bir yol aradı. Bu projeyi “Jamie’nin Mutfağı” adıyla bir televizyon programına dönüştürdü. Programda kameralar, Jamie’nin onbeş problemli genç yarışmacıya eğitim vermeye çalışmasını an be an takip etti. Onbeş kişilik bu gruptan eğitimi tamamlayanlar, Jamie’nin aynı zamanda bir yardım vakfı olan yeni restoranı “Onbeş”te bir pozisyona sahip oldu. Vakfın misyonu; uyuşturucu ve alkol bağımlıları, işsizler ve evsizler de dahil problemli gençliğe; kendilerine ve bir şef olabilme ihtimaline inanmaları konusunda ilham vermek. Vakfın amacı, “Onbeş” restoranını global bir sosyal girişim markası haline getirebilmek. Programın sonunda, orijinal onbeş şef adayından beşi birer kariyer sahibi oldular. Program bir hit oldu, çok sayıda ödül kazandı ve neredeyse 40 ülkede yayımlandı. Bu başarının ardından Jamie, konaklama ve ağırlama endüstrisine olan katkılarından dolayı Britanya İmparatorluk Nişanı ile ödüllendirildi. Anlayacağınız Jamie, “laf çok, icraat yok” adamı değil. Elini taşın altına koymaktan çekinmeyen biri.


RESTAURANT

Moved by the poor state of school dinners in UK schools, Jamie went back to school with the purpose of educating and inspiring the kids and dinner ladies to enjoy cooking and eating healthy, nutritious lunches. As a result of his efforts, the government improved the standard of school meals. This project also became an award-winning series ‘Jamie’s School Dinners’. He has made several television series which brought him awards and wrote several bestseller books. He is still trying to ‘give something back’ to the world with new shows, seminars, projects, and books.

RESTORAN ♦

Britanya’daki okul yemeklerinin kötü durumundan etkilenen Jamie; çocukları ve aşçıları yemek pişirmekten keyif alma, sağlıklı ve besleyici yeme konusunda eğitme ve motive etme amacıyla okula geri döndü. Çabalarının sonucunda hükûmet, okul yemeklerinin standartlarını yükseltti. Bu proje de “Jamie’nin Okul Yemekleri” adıyla ödüllü bir televizyon programı oldu. Jamie bunların yanında pekçok ödüllü televizyon programı yaptı, çok satan kitaplar yazdı. Yeni programlar, projeler ve kitaplarla dünyaya faydası dokunacak şeyler yapmaya hala devam ediyor.

All dishes are dreamt up and tested by Jamie, his mentor Gennaro Contaldo and their talented team of chefs. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 239


RESTAURANT

RESTORAN ♦

In 2007 Jamie announced a new chain of "high street" Italian restaurants called 'Jamie's Italian'. It started with the meeting of two unique minds, when a young British chef and an eccentric Italian met back in the early 90s. Jamie Oliver and Gennaro Contaldo bonded while cooking the beautiful Italian food that had inspired them both since childhood, and the seed of an idea was planted. Years later, having toured Italy and declared that he “should have been Italian”, the now-famous Jamie decided he wanted to share everything he knew about Italian cuisine with the rest of the world – the fresh, locally sourced ingredients; the bold and simple flavors; and the relaxed way of sharing dishes. With his old friend and trusted mentor Gennaro, Jamie planned to open a UK restaurant that reflected the passionate, humble and sociable attitude of Italians towards food. Jamie’s Italian was born. After throughout England, Australia, Dubai, Hong Kong, Ireland, Russia, Singapore, and Sweden, the famous restaurant is now at Zorlu Center, in Istanbul. Jamie and his team toured the whole of Italy to discover the best ingredients, and make sure they only get it fresh and bang in season. All dishes are dreamt up and tested by Jamie, his mentor Gennaro Contaldo and their talented team of chefs. It’s all authentically Italian, but unmistakably "Jamie" too. The menu includes various starters like “Bruschettas” and “Planks.” All pasta is freshly made every morning in the kitchen of Jamie’s Italian. As for main courses, there are mostly organic options. Especially, the Jamie’s Italian Burger is to die for!

2007 yılında Jamie; “Jamie’s Italian” adında, İtalyan mutfağına hakim, lüks sokak lezzetleri sunan yeni bir restoran zincirinin haberini verdi. 90’ların başında Jamie, genç bir İngiliz şefken eksantrik bir İtalyan olan Gennaro Contaldo ile tanıştı. Birlikte, çocukluğundan beri ona ilham veren İtalyan tariflerini pişirirken arkadaşlıkları ilerledi ve bir fikrin tohumları atıldı. Yıllar sonra İtalya’yı boydan boya gezmiş ve “keşke İtalyan olsaydım” demiş, artık ünlü bir şef olan Jamie; İtalyan mutfağıyla ilgili bildiği her şeyi dünyayla paylaşmaya karar verdi: Taze, yerel malzemeler; cüretkar ve sade lezzetler; yemek paylaşmanın dayanılmaz hafifliği! Eski dostu ve akıl hocası Gennaro ile birlikte Jamie; İngiltere’de İtalyanların yemeğe karşı olan tutkulu, mütevazı ve sosyal tavırlarını yansıtan bir restoran açmaya karar verdiler ve sonuç Jamie’s Italian oldu. İngiltere’nin dört bir yanında açıldıktan sonra Avustralya, Dubai, Hong Kong, İrlanda, Rusya, Singapur ve İsviçre’de de açılan ünlü restoran zinciri; Zorlu Center’deki şubesiyle nihayet İstanbul’a da geldi. Jamie ve ekibi en iyi malzemeleri bulmak ve hepsini taze ve mevsiminde alabilmek için bütün İtalya’yı didik didik aradılar. Bütün yemekler; Jamie, akıl hocası Gennaro Contaldo ve yetenekli şef ekibi tarafından önce hayal edildi ve ardından test edildi. Hepsi otantik birer İtalyan yemeği olmanın yanında “Jamie”nin kendine özgü ögelerini de taşıyor. Menüde “Bruschetta” ve “Planks” gibi başlangıçlar bulunuyor. Bütün makarnalar, her sabah taze bir şekilde Jamie’s Italian mutfağında yapılıyor. Ana yemek olarak çoğunlukla organik seçenekler var. Özellikle “Jamie’s Italian Burger” bir harika!

After eight countries, famous restaurant Jamie's Italian is now at Zorlu Center, in Istanbul. 240 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

Distant Neighbors, Close Memories 600TH ANNIVERSARY OF TURKISH POLISH RELATIONS AT SAKIP SABANCI MUSEUM Sabancı University’s Sakıp Sabancı Museum is hosting the “Distant Neighbours, Close Memories: 600th Anniversary of Turkish-Polish Relations” exhibition on 7 March – 15 June 2014 to commemorate the 600th anniversary of relations between Turkey and Poland. The exhibition is opening under the patronage of the presidents of Turkey and Poland, supported by the ministries of foreign affairs and culture in both countries, with exhibits loaned from the collections of museums, archives, libraries, monasteries and churches in Poland, together with objects from Topkapı Palace Museum, the Museum of Turkish and Islamic Art and Sadberk Hanım Museum in Turkey, making a total of 348 exhibits.

3

1

2 1- İstanbul International Arts & Culture Festival 13 – 15.05.2014 İstanbul’74, Karaköy, İstanbul 2- Baccarat Les 250 Ans Until 24.01.2015 Baccarat Museum Gallery, Paris, France 3- Vitra Contemporary Architecture Series: Dreams to Realities 13.03.2014 – 01.05.2014 Istanbul Modern, Karaköy, İstanbul 4- Nasreddin Hoca 01 – 06.04.2014 Optimum Outlet, İstanbul

242 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

4


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

Uzak Komşu, Yakın Anılar TÜRKIYE-POLONYA İLIŞKILERININ 600 YILI SAKIP SABANCI MÜZESI’NDE Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Türkiye ile Polonya arasındaki ilişkilerin 600. yılı kapsamında, 7 Mart – 15 Haziran 2014 tarihleri arasında “Uzak Komşu Yakın Anılar: Türkiye Polonya İlişkilerinin 600 Yılı” isimli sergiye ev sahipliği yapıyor. Türkiye ve Polonya Cumhuriyetleri Cumhurbaşkanlarının himayesinde açılan, Dışişleri ve Kültür Bakanlıkları tarafından desteklenen sergide; Polonya’nın müze, arşiv, kütüphane, manastır ve kilise koleksiyonlarından eserler yer alıyor. Sergide, Türkiye’den Topkapı Sarayı Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi ve Sadberk Hanım Müzesi ve Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonlarından seçilenlerle birlikte 348 eser sergileniyor.

1

3

2

4

1- MÂNÂ by Deniz Toraman 25.03.2014 Art 212 Gallery, Nişantaşı 2- Alberto Di Fabio 03.04.2014 – 24.05.2014 Gagosian Gallery, Cenevre, Switzerland 3- Rabih Mroué 02.04.2014 – 27.07.2014 Salt, Beyoğlu 4- Hüseyin Suna Awareness 19.03.2014 – 19.04.2014 Art Next Gallery, Maslak, Istanbul

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 243


NEWS

HABER ♦

READY TO FLY? Flight + Hotel Dynamic Package ǀ Uçak + Otel Dinamik Paket "Online Travel" is expanding fast and adds dynamism to the sector throughout the world although the package holiday concept at resort destinations continue to keep its high-status. Therefore, IATI developed a new product called HWEB in which they combined dynamism of online travel with the classic concept of the package holiday.

Dünya çapında "Online Seyahat" hızla büyürken ve aynı zamanda sektöre dinamizm katarken, resort destinasyonlarda sunulan paket tatil konsepti de konumunu güçlü bir şekilde korumaya devam ediyor. Bu nedenle IATI, HWEB adını verdiği yeni bir ürün geliştirdi. Bu üründe, online seyahatin dinamizmiyle paket tatilin klasik konseptini bir araya getirdi.

Rixos Hotels, in collaboration with IATI, offer the opportunity of booking a "Flight + Hotel dynamic package" for its guests. Booking a dynamic package with the preferable airway, date and Rixos Hotel is available via www.rixos.com. Furthermore, Rixos guests may benefit from advantageous prices up to %30 by booking a Flight and a Hotel at the same time.

IATI'nin işbirliğinde Rixos Hotels misafirlerine, Uçak + Otel dinamik paketiyle rezervasyon yapma imkanını sağlıyor. İstenilen tarih ve Rixos oteline, istenilen hava yolu ile dinamik paket rezervasyonu yapmak www.rixos.com websitesi üzerinden mümkün. Üstelik Rixos misafirleri, Uçak + Otel rezervasyonunu birlikte yaparak %30'a kadar varan avantajlı fiyatlardan yararlanıyor.

244 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


!

this summer, don’t forget to take your travel assistant with you

“traveling made easier”

www.aerobilet.com

www.facebook.com/aerobilet

@AeroBilet


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

THE TUXEDO MASTER BİR SMOKİN USTASI

Levon Kordonciyan

S

tarting with a pair of scissors made from train rails, this is a story of a brand that has served a clientele from Atatürk to Sean Connery, from Robert de Niro to Barack Obama. Working with many world-leading names since the beginning, the Kordonciyan family will celebrate its 120th year with various shows and organizations at Rixos Hotels. We have talked with the 4th generation representative of this family, Levon Kordonciyan, at their atelier in Istanbul.

Tren rayından yapılmış bir makas ile başlayan, Atatürk'ten Sean Connery'e Robert De Niro'dan Barack Obama'ya kadar uzanan bir markanın hikayesi bu. Geçmişten günümüze dünyaya yön veren birçok isim ile çalışan Kordonciyan ailesi, 120. yılını Rixos otellerinde çeşitli defile ve organizasyonlar ile kutlayacak. Nesilden nesile aktarılan bu markanın 4. kuşak temsilcisi Levon Bey ile İstanbul'daki atölyelerinde sizler için bir söyleşi gerçekleştirdik.

Can you tell us about the Kordonciyan family and your brand, which boasts a 120 year history? Our name “Kordonciyan” derives from the golden cordons we had been making for generations as jewel crafters. Unlike his nine brothers, my grandfather’s father was discovered by Atatürk while he was learning tailoring from a Greek seamstress. With the revolution of attire, he was sent to the E.J. Malle academy in Paris, where he was trained in sewing frocks, tuxedos, jacketatays and bonjours. After six years of training, Master Levon returned to Istanbul and started to work for important names and statesmen, while educating tailors all over Anatolia, including his son Leons.

Kordonciyan ailesinden ve tarihe tanıklık eden 120 yıllık markanızdan bahseder misiniz? Kordonciyan soyadımız, ailemizin kordon işçiliği yapan bir kuyumcu olmasından kaynaklanır. Dedemin babası Levon Kordonciyan, diğer dokuz kardeşinden farklı olarak kuyumculuk yerine Rum bir ustanın yanında terzilik öğrenirken Atatürk tarafından keşfedilir. Kılık kıyafet devrimi ile beraber yine Atatürk tarafından altı terzi kalfasıyla beraber redingot, smokin, jaketatay, frak, bonjour ve mesleğin püf noktalarını öğrenmek için Paris’e, E.J. Malle Akademisi’ne gönderilir. Altı sene sonra İstanbul’a dönen Levon Usta, devlet adamları ve önemli isimlerle çalışırken oğlu Leons başta olmak üzere Anadolu’da da terziler yetiştirip bu kültürün yayılmasına aracı olmuştur.

246 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

Some other examples of our clients include world leaders and politicians like Barack Obama and Abdullah Gül.

Today you are working for a broad range of clients— from Hollywood stars to world leaders. What was the starting point? It all started with Sean Connery, who wanted to meet the brand that made Atatürk's clothes. He even came to my grandfather's atelier in Sultanhamam for his outfits in the James Bond movie. Since then, we have worked with a lot of famous names and productions like Marlon Brando for the Godfather; Harrison Ford, Robert De Niro, Brad Pitt, Russell Crowe, Hugh Jackman, Arnold Schwarzenegger, Daniel Craig and George Clooney. Oscar ceremonies and official receptions are among our favorites events to create designs for. Some other examples of our clients include world leaders and politicians like Barack Obama and Abdullah Gül.

Günümüzde Hollywood yıldızlarından dünya liderlerine kadar birçok isim ile çalışıyorsunuz. Bu sürecin başlangıç noktası nedir? Her şey Sean Connery’nin Atatürk’ün kıyafetlerini hazırlayan markayı tanımak istemesiyle başlar. Kendisi, James Bond filminde giyeceği kıyafetleri hazırlatmak için dedemin Sultanhamam’daki atölyesine gelir. Baba filmi ile Marlon Brando, Harrison Ford derken Robert De Niro, Brad Pitt, Russell Crowe, Hugh Jackman, Arnold Schwarzenegger, Daniel Craig, George Clooney başta olmak üzere bir çok ünlü isim ve prodüksiyon ile çalıştık. Ayrıca Oscar törenleri ve resmi davetler vazgeçilmezlerimiz arasında. Barack Obama’dan Abdullah Gül’e kadar dünyaya yön veren lider ve politikacılar da örnek olarak gösterilebilir. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 247


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

What is the secret behind your reputation and how do you produce such long-lasting tuxedos? Our products are completely handmade with Turkish fabrics and they are all made to order. The fabrics go through a special process in which they are kept in tanks for months. Through this process, the outfits absorb the odors and oils (like smoke) indoors, but as soon as they are exposed to fresh air, they expunge all of the smells. The fabrics are wrinkle-free and breathing. Thanks to our experience and technical knowledge, our tuxedos have a lifetime warranty. In order to make our customers feel special, we work by appointment and offer them an unforgettable experience through our special approach.

Smokinlerinizin tüm dünyada sahip olduğu ünü ve bu kadar uzun ömürlü olmasını sağlayan etkenler nelerdir? Ürünlerimiz tamamen Türk kumaşından ve el işçiliği ile kişiye özel üretilir. Kumaşlarımız özel bir işlemden geçerek, özel havuzlarda aylarca bekletilir. Bu işlem sayesinde kıyafetler, kapalı bir ortamda sigara veya yağ başta olmak üzere bulunan kokuları içine çeker ancak havayla temas ettiği anda tüm kokuyu dışarı atar. Kumaşlarımız terletmez, buruşmaz. Geçmişten günümüze taşıdığımız tecrübe ve teknik bilgimizin sayesinde smokinlerimizin ömürlük garantileri bulunmaktadır. Müşterilerimizin kendilerini özel hissetmeleri için randevu ile çalışıyor, özel hizmetlerimizin yanında unutamayacakları bir tecrübe yaşamalarını sağlıyoruz.

From the pair of scissors that are made from train rails to the machines that have witnessed a period, you clearly do your best to preserve the soul of every piece. Can you tell us about the "Republican Dressmaker's Museum" project? My grandfather's tuxedos continue to reach us through the descendants of those who wore his masterpieces in the past.. Each tuxedo that has survived has a unique story and represents a historical era. We will carry out the project in order to gather all the elements and pieces that make up this story, with the aim of carrying this culture to the future generations. The 120 yearold scissors and 80 year old shoulder scales are just a part of this magnificent collection.

Tren rayından yapılmış makastan bir döneme tanıklık eden makinalarınıza kadar her şeyin ruhunu ilk günkü gibi koruyorsunuz. Bu doğrultuda gerçekleşecek “Cumhuriyet Terzihanesi Müzesi” projenizden bahseder misiniz? Dedemin diktiği smokinler, nesilden nesile aktarılarak torunlar aracılığı ile bizlere ulaşmaya devam ediyor. Özel olarak muhafaza ettiğimiz her bir smokinin bir hikayesi ve temsil ettiği bir dönem var. Bu hikayeyi oluşturan tüm değerli parça ve öğeleri bir çatı altında toplamak, bu kültürü gelecek nesillere taşımak için müze projemizi gerçekleştireceğiz. 120 yıllık makas, 80 yıllık omuz terazisi bu öğelerden sadece bazıları.

248 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


INTERVIEW

With a sartorial history of 120 years, you represent the fourth generation in your family. Will you share the changes in the sector and the secrets of the profession you’ve discovered over the years? In the past, tailor's shops used to be places where statesman and generals would set feast tables, arrange meetings and agreements, and talk about the government. It was a thoroughly special place. The old fabrics were so heavy that the term "neck twisting" was used for them. Nowadays, we are offering different fabrics and colors to attract the younger generation. What makes a tuxedo different is the fabric, the collar, the lines at the sides of the trousers, the fit, and the plaiting of the shirt and the cuffs. Wearing a suit, a pair of pants without plaiting, and a double cuff shirt with a Milano collar in your daily life will make you feel special. If the jacket has a "mona" collar, it should have two buttons; if the collar has a pointed collar, it should have a single button. Furthermore, the three-button vest creates a flawless silhouette. Thin laced shoes and silk socks are also important details. Ultimately however, whatever your weight, your jacket needs to fit your body. Remember: as long as you are sporting a impeccable tuxedo or suit, your rivals don’t stand even a remote chance! In 2014, you will be celebrating your 120th Anniversary with various events that will be held throughout the year. The most important event will be carried out in Rixos Hotels. What are your reasons behind choosing Rixos to share in this momentous occasion? This year is of great importance for our family as the 120th anniversary of our company. We thought that our fourth-generation products can only be featured at an important establishment such as Rixos. We have decided to perform our fabulous organizations and shows through a collaboration with another world-brand. Rixos Hotels is a model of a world-brand, with its identity and power of communication. We think Rixos will add a great value to our project in every sense.

SÖYLEŞİ ♦

120 yıldır terzilik kültürünü yaşatan ve sektöre yön veren ailenizin dördüncü kuşağını temsil ediyorsunuz. Bu süreçte sektörde yaşanan değişikliklerden ve işin püf noktalarından bahseder misiniz? Eskiden terzihaneler; devlet adamları ve paşaların çilingir sofraları kurdurduğu, anlaşma ve toplantı yaptıkları, devlet işlerini konuştukları mekanlar olmuştur. O yüzden de bambaşka bir önem taşır. Eskiden kullanılan kumaşlar o kadar ağırdır ki “boyun büken” tabiri kullanılır. Şimdilerde ise genç kuşağın da ilgisini çekmek için farklı renk ve kumaş seçenekleri sunuyoruz. Smokinin özelliği ise kumaşında, yaka stilinde, pantolonun yanındaki şeritlerde, fitliğinde, gömleğin pilisinde, manşet kısmında saklıdır. Öncelikle gündelik hayatınızda takım elbise, pilesiz pantolon giymeniz; ceketi mona yaka ise iki düğmeli, sivri yaka veya kırlangıç yaka ise tek düğmeli giymeniz; gömleği mümkün oldukça duble manşetli ve Milano yaka giymeniz sizi daha özel yapacaktır. Üç düğmeli ceket ile yelek, vücudunuzu muntazam gösterecektir. Ayakkabılarınızı ince bağcıklı, çorabınızı ipek almanız ufak ayrıntılardır. Kilonuz ne olursa olsun ceketinizin vücudunuza oturması gerekmektedir. Unutmayın ki iyi bir smokin veya takım elbiseyi üzerinizde taşıdığınız zaman karşınızdaki kişiye konuşma hakkı vermezsiniz. 120. yılınızı, yıl boyunca gerçekleştirilecek çeşitli organizasyonlar ile kutlayacaksınız. Bunlardan en önemlisi ise Rixos otellerinde gerçekleşecek defile ve organizasyonlarınız. Rixos’u seçme sebepleriniz nelerdir? 120. yılımızı kutladığımız bu yıl, ailemiz için çok büyük önem taşıyor. Dört kuşaktır devam ettirdiğimiz ve tüm dünyaya ulaşan ürünlerimizin ancak Rixos gibi önemli bir müessesede taçlandırılabileceğini düşündük. Muhteşem bir kadroyla hazırlanan organizasyon ve defilelerimizi başka bir dünya markası olan Rixos ile gerçekleştirmeye karar verdik. Rixos, kimliği ve iletişim gücü ile de örnek bir marka. Rixos’un her anlamda projemize artı bir değer katacağını düşünüyoruz.

In the past, tailor's shops used to be places where statesman and generals would set feast tables, arrange meetings and agreements, and talk about the government.

SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 249


dodona


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

GENERAL MANAGER OF RIXOS LARES RIXOS LARES GENEL MÜDÜRÜ

CÜNEYT KURU W

e had a pleasant conversation with the General Manager of Rixos Lares, Mr. Cüneyt Kuru, and asked him about his business approaches and priorities.

Rixos Lares Genel Müdürü Cüneyt Kuru ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik, ona iş dünyasına yaklaşımını ve önceliklerini sorduk.

Mr. Cüneyt, you have been in the hospitality industry for many years, and particularly, in the position of General Manager at the Rixos Lares for a few years. What do you think is the most important differentiating factor between Rixos group and other hotel groups in the market? Beginning in the 1990s, many hotel groups based throughout Turkey, but primarily in the Antalya region, adopted the rapidly growing and popular all-inclusive concept. Unfortunately many hotels, aside from the most professional chains, did not implement this system efficiently or effectively. In response to the market and consumer needs, these hotels began to drop prices, which subsequently led to a parallel drop in quality service. As a result of these actions, the demand and confidence in such all-inclusive concepts declined drastically, leaving space for an innovative and regenerated presentation of service and quality reform.

Cüneyt Bey, uzun yıllardır sektördesiniz ve birkaç senedir de Rixos Lares'te genel müdür pozisyonundasınız. Rixos grubuyla diğer otel grupları arasındaki en önemli fark, sizce nedir? Türkiye’de, 1990’lı yıllardan itibaren başta Antalya Bölgesi olmak üzere hızla her şey dahil konsepte geçildi. Daha sonra bu sistem, bazı profesyonel otel zincirlerinin dışında doğru şekilde uygulanamadı ve başta satış fiyatlarını, buna paralel olarak da hizmet kalitesini”düşürdü. Bunların sonucunda konsepte olan güvende ve talepte düşüş yaşandı. İşte bu dönemde her şey dahil konsepti için kurtarıcı, yenileyici bir reforma ihtiyaç duyuldu.

Considering all of this movement and change in the hospitality market, Rixos Hotels has established itself and maintained a record of quality accommodations, service, and experience. As a brand within the luxury segment of the market, Rixos has successfully gained recognition and prestige through its inclusive and exclusive concepts within the expected reform. 252 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Bu sırada Rixos Hotels markası ortaya çıktı ve lüks segmentte Inclusive ve Exclusive konseptiyle birlikte beklenen reformu gerçekleştirmiş oldu. Böylece hem konsepti kurtardı hem de kaliteyi ve dolayısıyla satış fiyatlarını yükselterek rakipleri karşısında en büyük farkı ortaya koydu.


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

To maintain this high standard, we are working with a team of experts in various fields to grow through education and execution. Considering your experience, which details of the business do you prioritize while managing the Rixos Lares? While we at Rixos aim to continuously provide the quality assurance our brand has come to be known for, we are simultaneously working to keep the concepts of wealth and quality service at the forefront of our business. To maintain this high standard, we are working with a team of experts in various fields to grow through education and execution. We consistently seek to stay highly competitive in terms of balancing price-service and product-service-price. Rixos Lares has become infamous in the industry for its sensitive stance toward the environment and wildlife. What activities are done at the hotel to protect the animals and the green in the nearby community? For the past three years, we have been making significant investments towards uplifting the efficiency and environmental-friendliness of our hotel, making Rixos Lares an environmental and green-hotel. Following the international criteria of this title, we have created a waste center that systematizes, filters, and sorts all of the waste produced within the hotel. Such waste includes organic, glass, plastic, paper and cardboard, metal, textile and medical excess. In addition to this waste organization, we have also put energy management into effect by controlling the consumption of electricity, water, and gas within the hotel. Our goal is to use these natural resources in the most economical way. Furthermore, we consistently strive to improve and protect the natural vegetation at Rixos Lares. Most recently, we put an environmental protection on the sand lily, a common flower of our region that is beginning to go extinct. Our efforts are continued with the creation of an eco-garden, which grows fresh herbs and vegetables and are made available to our guests and visitors.

Tecrübenizle Rixos Lares'i yönetirken ne gibi detaylara öncelik veriyorsunuz? Rixos markasının getirmiş olduğu kalite çizgisini koruyarak konsept zenginliği ve hizmet kalitesini her zaman ön planda tutuyoruz. Bu hizmet kalitesini sürekli kılmak için de alanında uzman bir ekiple çalışıyoruz, eğitimler ile hizmet kalitemizin standardını koruyoruz. Fiyat-hizmet ve ürünhizmet-fiyat dengesinde rekabet gücümüzü sürekli yüksek tutuyoruz. Rixos Lares, çevreye ve hayvanlara duyarlı duruşuyla ön plana çıkıyor. Yeşili ve hayvanları korumak adına otelde ne gibi faaliyetler yapılıyor? Son dönemde otellerin tercih ve satılabilirliğinde etkili olan çevreci otel-yeşil otel özelliği için yaklaşık 3 yıldır önemli çalışmalar ve yatırımlar yaptık. Bu kapsamda, uluslararası kriterlere uygun bir atık merkezi oluşturduk. Bu atıkların toplanabilmesi için otel içerisinde bir sistem oluşturduk; organik atıklar, cam atıklar, plastik atıklar, kağıt-karton atıklar, metal atıklar, tıbbi atıklar, tekstil atıkları, vs. ayrı ayrı istasyonlarda topluyoruz. Enerji yönetimi ile elektrik, su, gaz, vs. gibi tüketimleri kontrol altına almak ve doğal kaynakları en ekonomik biçimde kullanmak için sistem ve yatırımlar yaptık. Otelimizin doğal bitki örtüsünü korumak, geliştirmek de yine bu kapsamda yaptığımız çalışmalar arasında. Özellikle bölgenin endemik bitkisi olan ve nesli tükenmeye başlayan kum zambaklarını koruma altına aldık. Ayrıca misafirlerimizin de ziyaretine açık ve özellikle taze baharatların yer aldığı bir eko bahçe oluşturduk. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 253


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

For the past three years, we have been making significant investments towards uplifting the efficiency and environmentalfriendliness of our hotel. By investing and implementing the required systems, Rixos Lares has earned various eco-friendly certifications and recognitions, including the ISO 14001 Environmental, ISO 9001 Quality, and ISO 22000 Hygiene Certifications. We were also granted the “Green Star” certificate, which is given to green hotels who have fulfilled the necessary criteria set by the Ministry of Tourism. Based out of a primary school in Antalya, our Eco-School project gives training and provides social support to increase environmental awareness in the community. While discussing our annual planning, we are also making it a priority to create environmental awareness and enhance that purpose. In addition to all of this work toward our environmentally-friendly and sustainable efforts, we are proud to also be awarded countless awards, including 3rd place in Economist Magazine’s Most Environmentally Friendly Hotel, PETA’s Hero to Animals Award, TUI’s Tier Freundliches Hotel award, and the local metropolitan municipalities recognition of Social Assistance Acknowledgments Documents. Antalya is well known as a touristic region most popular during the summer season. Have you created and adopted any strategies to increase the number of visitors to Rixos Lares during the winter months? We are in fact implementing many strategies to increase our occupancy levels to 85% at Rixos Lares during the off-peak season. What better way to do this than take advantage of our beautiful and diverse location. For example, we’ve begun putting considerable emphasis and promotion on our winter sports group opportunities. We welcome both domestic and foreign football teams to our hotel in the winter months of January, February, and March. We’d like to think of ourselves as an oasis for these sports teams, thus we’ve made efforts of increasing the quality of our courses and fitness facilities. 254 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

ISO 14001 Çevre Sertifikası, ISO 9001 Kalite Sertifikası, ISO 22000 Hijyen Sertifikası almak için gerekli çalışma ve yatırımları yaparak kriterlerini oluşturduk ve sertifikalarımızı aldık. Turizm Bakanlığı’nın çevreci otellere verdiği “ Yeşil Yıldız” sertifikasını gerekli kriterler oluşturarak aldık. Eko Okul projemizle ise Antalya’da belirlediğimiz ilköğretim okullarında, çevre bilincini arttırmak ve sosyal destek sağlamak amacıyla eğitimler veriyoruz. Yıllık planlamalar dahilinde otel personelimize de çevre bilinci oluşturmak ve geliştirmek amacıyla eğitimler düzenliyoruz. Diğer ödüllerimiz arasında Ekonomist Dergisi En Çevreci Otel 3.lük Ödülü, PETA Hero to Animals Ödülü, TUI tarafından Tier Freundliches Hotel ödülü, büyükşehir belediyesinden alınan Sosyal Yardım Teşekkür belgesi yer alıyor. Bilindiği gibi Antalya yaz turizminin ağırlıkta olduğu bir bölge. Kış aylarındaki misafir sayısını arttırmak için Rixos Lares olarak benimsediğiniz stratejiler var mı? Rixos Lares’in lokasyon avantajlarını kullanarak yıllık doluluğunu %85’lerden daha yukarıya çekmeye çalışıyoruz. Bundan dolayı kış doluluklarımızı arttırmak için spor gruplarına ağırlık veriyoruz. Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsayan dönemde yerli ve yabancı futbol takımlarını ağırlıyoruz.


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

As a pet friendly hotel, we also respect the right to life for all living things. We even created a special house for the stray cats in our hotel.

These teams provide considerable contributions to our bottom-line revenue. Moreover, we are making conducting special studies to benefit the tennis groups that visit us from November through April. We also host beach volleyball groups who can play on our beautifully sands. Lastly, we seek to attract more Judo-Karate groups, as we believe our gardens and grounds are the perfect location for their study. Of course, we aren’t just catering to the needs of sports teams. Larger groups and expert teams can also be accommodated in our meeting rooms, where they can host everything from local to international gatherings, conferences and even exhibitions that can stay for as many as 6 months during our winter season. Health, architect, and engineer groups have also previously been our guests. During the winter months, we benefit from our location, which is in close proximity to attractions such as the ANFAS Exhibition Center and the local Trade Area. We’ve even welcomed the Rehabilitation Health Group from Norway! Beyond the professional environment, many guests enjoy our convenient distance to the local cities, including the airport, large and wellkept gardens, spa center, and indoor pool. There are many reasons to prefer Rixos Lares as the hotel of choice for many guests! Finally, I would like to ask what kind of return you have from you guests about Rixos Magazine. Rixos Magazine is prepared as a life-style magazine that goes beyond being just a corporate publication. At Rixos Hotels, we are honored and very happy to meet all the needs of our guests and target audience. Through this magazine, these guests and Rixos lovers can be introduced to new locations and world trends. We wish you continued success!

Gelirlerimize ciddi katkılar sağlayan bu gruplar için sahalarımızın kalite ve kondisyonlarını arttırma çalışmaları yapıyoruz. Kasım-Nisan aylarını kullanan tenis grupları için özel çalışmalar yapıyoruz. Plaj voleybolu için uygun bir kuma ve genişliğe sahip plajımızda voleybol gruplarına ev sahipliği yapıyoruz. Judo–Karate gruplarının kamp çalışmaları için uygun bahçe ve sahalara sahip olan otelimize bu grupları da çekmeye çalışıyoruz. Büyük grupları ağırlayabilen kapasiteye sahip toplantı salonlarımız, uzman ekibimizle otel gelirlerimize ciddi katkı sağlıyor. Kış aylarında ağırlıklı olmak üzere yaklaşık 6 aylık bir periyotta birçok yerli, yabancı toplantı ve fuar gruplarına hizmet veriyoruz. Sağlık ve briç grupları da misafirlerimiz arasında. Otelimizin ANFAŞ Fuar Merkezi’ne yakınlığı nedeniyle kış aylarındaki fuarlar için bölge avantajımızı kullanıyoruz. Norveç’ten rehabilitasyon için sağlık gruplarını ağırlıyoruz. Otelimizin özellikle şehire ve havaalanına yakınlığı, geniş ve bakımlı bahçesi, Spa Merkezi ve kapalı havuza sahip olması; bu gruplar için tercih nedeni olmaktadır. Son olarak misafirlerinizden Rixos Magazine ile ilgili size nasıl geri dönüşler olduğunu sormak istiyorum. Rixos Magazine, Rixos Hotels kurumsal dergisi olmanın ötesinde tam anlamıyla bir life-style dergisi standartlarında hazırlanıyor. Rixos Hotels hedef kitlesinin tüm ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olup dünya trendlerini misafirlerimize ve Rixos severlere ulaştırıyor. Başarılarının devamını diliyoruz. SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 255


NEW PROJECTS

YENİ PROJELER ♦

VADİSTANBUL BULVAR

The World will rediscover Istanbul ǀ Geleceğin İstanbul’unu Bugüne Taşıyor Vadistanbul, built by the partnership of Artaş Group, Aydınlı Group and Keleşoğlu Construction, is being constructed on a land owned by Evyap in Ayazağa, Maslak, in an area surrounded by the Belgrade Forest. The construction area of 1,350,000 m2 will also include recreational areas, in addition to terraced houses, residences, offices, shopping streets, cafes, hotels, and shopping malls. Composed of 3 parcels on a total land of 424,000 m2 for development, Vadistanbul will integrate 3 different project stages. The project includes 3000 housing units, shopping malls of 55,000 m2, as well as stores and restaurants of 28,000 m2 on a 760 m long boulevard, office space of 240,000 m2, and four and five-star hotels with a total space of 48,000 m2. The targeted completion date for the first stage of Vadistanbul, which includes 1,111 housing units on 8 blocks, is July 2014. The second stage, planned for the north of the project valley, is scheduled to be delivered by May 2016, with functions that turn the entire project into a unique concept. This stage, the heart of the project, will cover high equipped office spaces, shopping malls, street stores, and hotels. The third and last stage comprises 2,000 housing units and office spaces. Project-wide, Vadistanbul will house an average of 35,000 people after completion of delivery. 256 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Artaş Grubu, Aydınlı Grup ve Keleşoğlu İnşaat’ın ortaklığıyla hayata geçen Vadistanbul projesi, Evyap'ın Maslak Ayazağa'da bulunan arazisi üzerinde, Belgrad ormanlarıyla çevrili bir alan içerisinde konumlanıyor. 1,350,000 m2'lik inşaat alanı, teras evlerin yanı sıra residanslara, ofislere, alışveriş caddelerine, kafelere, otellere ve alışveriş merkezlerine ev sahipliği yapacak. 424,000 m2 alan üzerine inşa edilen Vadistanbul, 3 etaptan oluşuyor. Projede 3000 konut, 55,000 m2 alışveriş merkezi alanı, 760 metre uzunluğundaki bulvarda yer alan 28,000 m2'lik mağaza ve restoran alanı, 240,000 m2'lik alana yayılan ofis kısmı ve 48,000 m2'lik otel kısımları yer alıyor. Vadistanbul'un 1,111 konut içeren 8 blokluk ilk etabının Temmuz 2014'te bitirilmesi planlanıyor. Projenin kuzeyinde yer alan ve projeyi eşsiz bir konsept haline getiren ikinci etap ise Mayıs 2016'da teslim edilecek. Projenin kalbinde bulunan bu bölüm, en iyi donanıma sahip ofis alanları, alışveriş merkezleri, mağazalar ve oteller barındırıyor. Projenin üçüncü ve son etabı ise 2,000 konut ve ofisten oluşuyor. Proje, teslim edildikten sonra 35,000 kişiye ev sahipliği yapacak.


RIXOS NEWS

RIXOS HABERLERİ ♦

A HAPPY ENDING IN THE TOURISM AND HOSPITALITY WORLD

Turizm Dünyası’nda Mutlu Son TWO STARS OF THE TOURISM AND HOSPITALITY WORLD TIED THE KNOT WITH A MAGNIFICENT WEDDING. Erol Danacı, Sales Marketing Director responsible for Rixos Istanbul Hotels, recently married with Melisa Demirkol, member of Demirkol Companies Group and Project Manager of Arcade Boutique Hotel, which is a new venue due to open in Istanbul’s district of Nişantaşı in May. Nearly 600 distinguished guests, including families and friends of the bride and groom, attended the wedding ceremony, which was held at the Istanbul Congress Center (a venue under the management of Rixos Hotels.) The couple’s marriage witnesses were Erkan Yıldırım, Rixos Hotels Executive Committee Member of Sales and Marketing Department; and Veysi Öncel, Chairman of Çeşme Hospitality Association. In addition to many attendees from the various countries such as Dubai, Germany, Azerbaijan, Russia, Estonia, and Moldova, the guests also represented the many provinces and regions of Turkey, including Mardin and Adana (the hometowns of the bride and groom) as well as Izmir and Antalya. The beautiful ceremony was followed by a lively and entertaining reception, at which the new husband and wife as well as all of their guests happily celebrated into the late hours of the night. The happy couple’s traditional henna night was held at Istanbul Edition Hotel’s Billionare Club. Following the wedding the new wedded couple flew to Rixos The Palm Dubai for their honeymoon. We wish them a lifetime of happiness and health together... Congratulations! 258 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14


RIXOS NEWS

RIXOS HABERLERİ ♦

TURİZM DÜNYASININ İKİ YILDIZI, GÖRKEMLİ BİR DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ. Rixos İstanbul Otellerinden Sorumlu Satış Pazarlama Direktörü Erol Danacı ile Demirkol Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve grubun Mayıs ayında Nişantaşı’nda açacağı Arcade Boutique Hotel’in Proje Yöneticisi Melisa Demirkol, muhteşem bir düğünle evlendiler. Rixos Otel Grubu yönetimindeki İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen düğüne çiftin ailelerinin yanı sıra yaklaşık 600 seçkin davetli katıldı. Çiftin nikah şahitliğini Rixos Otelleri Satış ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Erkan Yıldırım ve Çeşme Otelciler Birliği Başkanı Veysi Öncel gerçekleştirdi. Dubai, Almanya, Azerbaycan, Rusya, Estonya ve Moldova gibi değişik ülkelerden katılımcıların yanı sıra çiftin memleketleri Mardin ve Adana başta olmak üzere İzmir ve Antalya gibi Türkiye’nin değişik illerinden misafirler hazır bulundu. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren eğlencede gelin ve damat bir an olsun pistten inmedi ve yakın dostları da onları yalnız bırakmadı. Çiftin kına gecesi ise İstanbul Edition Hotel Billionare Club’da yapıldı. Çift, düğünün ardından balayı için Rixos The Palm Dubai’ye gittiler. Rixos Magazine ailesi olarak Çifte, sağlık ve mutlulukla dolu bir ömür diliyoruz! SPRING'14

RIXOS MAGAZINE 259


RIXOS NEWS

RIXOS HABERLERİ ♦

RIXOS KRASNAYA POLYANA SOCHI Rixos Hotels first property in Russia is open in Sochi Rixos’un Rusya’daki ilk oteli, Sochi’de açıldı Rixos Hotels has opened its first property in Russia, the Rixos Krasnaya Polyana in Sochi, Russia. The opening marks another addition to the impressive expansion of one of the world’s fastest growing hotel chains, in various international regions, bringing the Turkish hospitality excellence into new territories. Rixos Krasnaya Polyana Sochi is located in the heart of Gorky Gorod and is introducing an upscale hospitality concept in the highly popular destination of Sochi. Fettah Tamince, Chairman of Rixos Hotels stated: “The group continues to spread its wings, with the opening of new properties and crossing new frontiers around the world. We look forward to welcoming our guests extending our traditional Rixos hospitality in one of the most celebrated and fascinating winter destinations such as Sochi.” There are 7 different types showcased within the total of 114 rooms; superior, deluxe, premium as well junior, executive, presidential and royal suites, all overlooking the striking views of the spectacular Caucasus Mountains and the buzzing city centre. Modern interiors and architecture are some of the highlights of Rixos Krasnaya Polyana Sochi, showcasing an olympic size swimming pool, alluring spa and sports facilities as well as international culinary classics throughout all dining venues, promising to turn the hotel into one of the most favored spots for travellers and locals alike. The hotel is 42 km distance from the airport and rail terminals available in the proximity of the hotel make its access smooth and convenient. 260 RIXOS MAGAZINE

SPRING'14

Rixos Hotels’in Rusya’daki ilk oteli olan Rixos Krasnaya Polyana Sochi açıldı. Otelin açılışıyla Türk misafirperverliğini yeni bölgelere taşıyan ve dünyanın en hızlı büyüyen otel zincirlerinden biri olan Rixos Hotels’e bir halka daha eklendi. Otel; Rusya’nın dünyaca ünlü sayfiye bölgesi Sochi’de, Krasnaya Polyana’nın kalbi sayılan Gorky Gorod’da, olağanüstü konfor ve yüksek teknolojiyi bir araya getirerek inşa edildi. Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, “Rixos Hotels, yeni otellerle kanatlarını daha da açarak dünya çapında yeni başarılara imza atmaya devam ediyor. Rusya’nın gözde kış turizmi merkezlerinden biri olan Sochi’deki otelimiz, geleneksel Rixos misafirperverliğini sergileyerek misafirlerimize hizmet vermeye hazır.” dedi. Toplam 114 odasında konuklarını ağırlayacak olan otel, mükemmel manzarasıyla Kafkas Dağları’nı ve vadiyi gözler önüne seriyor. Dağ ve şehir manzarasına sahip otel; superior, deluxe ve premium odaların yanı sıra junior, executive presidential ve royal suitler olmak üzere 7 farklı oda kategorisinde hizmet veriyor. Modern iç mekanlar ve mimarisi, Rixos Krasnaya Polyana Sochi’nin öne çıkan noktalarından bazıları. Olimpik yüzme havuzu, dikkat çeken spa ve spor tesislerinin yanında bütün yemek alanlarındaki uluslararası mutfak klasikleri; oteli, seyahatçiler ve bölge sakinlerinin gözde mekanı haline getirmeyi vaadediyor. Otel, havaalanından 42 km uzaklıkta ve otel civarında ulaşımı daha da kolaylaştıran tren istasyonları bulunuyor.


www.balizza.it


Rixos Magazine '14 Spring  
Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you