Page 1

Komutan Agit' in günlüğünden

Mahsum korkmaz

Derleyen Ferda Çetin / İsmet Kayhan Mezopotamya Yayınları


Komutan Agit'in Günlüğünden

MAHSUM KORKMAZ

Derleyen: Ferda Çetin/İsmet Kayhan


Komutan Agit'in Günlüğünden

MAHSUM KORKMAZ Derleyen: Ferda Çetin/İsmet Kayhan

Mezopotamya Yayınları


Komutan Agit'inn Günlüğünden

MAHSUM KORKMAZ Mezopotamya Yayıııları

Derleyen: Ferda Çetin/Ismet Kayhan

içiN»Eriı-pn Yayıner i noltı,

Oıısöz

Birinci Baskı: Mart l997

UMUDUN, GÜZELLiĞIN ELÇiSi ALI MAHMUD RESUL

9

l3

27

En küçük işleı,in dahi planlı olıı-ıalı; c]evı,iıncilerin boş anı olıııaz. "Siyasi konuşma istemiyoı,uz"

22

llk kaınp kulma çalışmaları Yanlıs anlayış ve eğiliıırleı, üzeı,iıre "Btı not]ar tehlike anıı-ıda inıha edilmelidir"

21

l2 EYLUL CUNTASINA KARŞI CEPHE ARAYIŞI, FAŞIZME KARŞI BIRLEŞIK DIRENIŞ CEPHESI

Isteme adrcsi: Mezopotaıı-ı icı-ı Vcrl ıı g und Vertrieb Gııı[ıl l

Stolberger Stü,. 2(X) 50933 Köln

Agit'in

25

29 .1.1

.39

FKBDC adıııa kaleme aldığı bilditi

40

] NISAN l983 GUNU YAPILAN TOPLANTI "Mali durıımumuz iyi değil"

47 50 52 52

llapor örgüte karşı soruırıluluğuır geteğidit Zor koşullar güçlü insanları 01taya çıkarır

5


ıtDE l SA li F]T V E S URI,] KL l 1,IK. SA \jAŞA ÇF] KEC l1K1-1 R Dcr,ı-i ı,ı-ıci savıış bi r saltl ı ı,ı sıır,ı§ ıtlıı,

67 61 68

ı,R,\,l l K ÇA1.IŞl\,lAl)^ D(X;R tj Ol.N,tAY AN (]A1,IŞMı\ l';\ltZl Yl,. YA\ LIŞ AN ı.AYlŞLARIN ELI]ŞI,IRISı

69

L)ııı scıı,tııı-ıltı l ıık i)iıı, 1,ıı,aıikçilik Deııcylcı-i ni tı l g ı ]aviııııı ııı ve tlo gıııııtizıı,ı Sııl-ı jckti l' ve scktcr itırla_v ıs

ıj}, l,E]\l l,E

Etl i\t F],|, KA lt A S L] \ (; ı_]R X A ı. tT) l t.F] ,\GI], Aıt,\SI\DAKİ SI.-RT,ı-,\R,I,IŞ\lA Nl

(

ljltt

H B,\SKlNI \ 11 HltK'NlN IL,\Nl }'l]-r-l I]IR DONE\'| l N l]ASl.,\N(;lCl lıyleıııiı-ı ıı,ıııcı [--ı

ıılı'ıı lıısıı,ıa

Kt,ıtıı-cl

[i1

i

lcııı

" F-ı ıı

ııe.

ıııı

lı'ıı

cl

ıı [ı

1ılııırı s. lıııı-ckct vc ıııcı,z i

ii s |iı,d ii

k.

ıııııı

cl [i

zcı-ı

i

13 c i ı_Itl

i sıır,ııs] ııı,

tlıılıı cl)cy gLiçlcııtliı,ıııel"e ilıtil,ııt, [,-r leıııi ııı iz iiııliıc ı]ıı ıılışııı ıştıı

iç,iıı

vııı-"

8()

l.]ltt-H'T,\ (;t ltLll}'11\ SES

".\skcı leı iıı lıaIi 1ıcı,isııı-ı" l]ııs iliıııdiiı iicii ııt,ıırı_ıııılıiı tliııı tıı ıı,ııııııııık 1 tıl ııJtlık " l]iı, clıı]ıa g(iıiişccegiz| " "lJiziıııkilcı" ı c1 ı "lıcr iıl" tıl:ıı,ıık ıııı ııı ır,ı,ıı,tlıık "Iki Ki]ı t lıiı- ııı ıı\,ıı gcl ıııcıııcli. " gı,liı t., ıliiıır :ır l lırı/,tl Iltl L l l, giı ı-l ı k stı r,ıı tltı ı-gtı ı,ı r,c ııııısııııı '',\

1ıtıetı

l

ıı ı, 1,ıııt lıı

ııı ıır

ıı ]ıızı ı lıo

ııı

i

r,

_r,cscı-ı-ı-ıisti.

kıı]ıı

ıı cltııııı

l

,\8

\

ıııız. krıılıırı

l

91

ıı l<ır,ı,ıı-clı-ı

ıııııiı lıcııiiz cııtiisc

kıı

!l;\HSLj,\,I K()RKMn Z Y()LD;\Ş YA DA

gi l,ıicli ı,lcr.

t]iı,tek cksiğiıı-ıiz ı,iııtl ı: Stı "l)ığlırını ız. clı[ koıııııııcltılıı,ııı ı"

"Ardı

ıt5 S6

9l

iııl'ilık cc]cılcı,sc lıizi tlc sizi clc lıııı,ıı_r,ı ııçııı uı,Iıı-" 'İ,r,i ıııııı ç,iık gcç, [ııı. tiılıı cı,kcıı tlc ola[ıilirdi." l lRK'ııiıı kııı ııltı. l,i1,1iı isi "IIazıı- olııı c] liıılt]ıı,sııı" "lş[e lıcclcl iıııiz" "Uı,ı-ıııt

kıırı lsızlık

9j

lıı

ıı-"

cle ı

ırdı"

I

()()

l()| l ()3 |

l,KI

S]

89

1

L\

i

()9

ll(l l13 l16

ll9 l]l

I..

,\GI,f \,l

l37 l4() l -+6

|_52 ]

1.IjltI!

S()\ S()Z

(ı]

l69

KORKMAZ

K() \ l L]'l'AN,\G IL' Y()t-D,\Ş ı

l]3

l3l

t L[,S,\l- DIRENlŞl,ı.] PART|l.EŞNIEK

\IAllsL

l2_i

2l5 tj Nl

Rl] l)I\'()R

:

2.15

219


Yayınevi notu Tarih, bütün bir geçmişin muhasebecisi ise, arşiv de onun belleğidir. Aynı zamanda geçmişin bilgisi, belgesi ve tanıklığıdır da. Bazı gezginler, bozulmamış doğayı anlatmak için "balta girmemiş orman" veya "insan ayağı değmemiş toprak" deyimlerini kullanırlar. Kürdistan tarihi ve dolayısıyla PKK tarihi de dayandığı zengin arşivle birlikte böylesi bir tanımlamaya muhtaçtır. Kürdistan tarihi, çoğu emperyalist devletlerin arşivlerinde ve karanlık mahzenlerinde ışığa çıkmayı beklerken, PKK arşivi yavaş yavaş açılıyor. Bizzat öndeilğinin sayısız çözümleme ve anlatımlan yanında yazılı belgeler de büyük bir açıklıkla insanlığa sunuluyor. Çekirdek kadrolarının anlatımlan, rapor ve değerlendirmeleri çeşitli yayın organlarında peş peşe yayınlanıyor. lyi korunmuş, dokunulmamış bir arşiv, tarafsız bir tarihin olmazsa olmaz koşuludur, PKK tarihini gösteren arşivin böyle bir özelliği var. Yirmibeş yıllık geçmişin arşivi, sapasağlam

duruyor.

Yığınla belge, rapor, mektup, maliye cetvelleri,

elçizimi haritalar, milis listeleri, ajan adları,

köy ve kasaba krokileri, bazen de solmuş siyahbeyaz fotoğraflar... Belgeler karıştırıldıkça ağır bir yük gelip


omuzlartna biniyor insanın Çünkü bu belgeleri yazan. bu planları hayata geciren. bu bilglleri kaleme alan devrimcilerln büyük bir bölümü bugün

aramızda değil. Onlar büyük imkansızlıklar içinde. tarihin kendılerine biçtiği rolü oynadılar, im kansızı imkan dahiline soktular ve kendileri de tarih oldular. Hiçbir kişisel çıkarı ve kaygısı olmayan bu yi ğit insanların dokunuşlarını, soluklarını her an hissetmek; onların bu paha biçilmez miras-bel, geleine hakkını teslim etmek hem bir görev. hem de ağır bir yük olsa gerek. Yapış yapış olmus eski sayfaları acıp araladıkça toprak. nem kokusu, devrlm arşivlerinin nasıl ve hangi şartlarda saklandığını da gösteriyordu Ozenle, defalarca sarılıp bantlanan pa ketler içindeki yazılar yine de yer yer birbirine yapüşmüş, bazen nemlenen mürekkep beyaz kağıtların üzerinde usulca yayılmış

Günlüklerden anladığımız kadarıyla aç-susuz geçen günler az değildi. Henüz HRK kurulma mıştı Maliye cetvelleinden o dönemın sıkıntılarını ve değeilere yaklaşımdaki hassasiyeti; liste-

lere geciilen "1 adet sakız" "1 adet tırnak makası" veya 'bir demet maydanos" glbi masraflardan anlamak mümkün 15 Ağustos sevinci ve etkileri bu belgelere sinmiş Komutan Agit bu eylemleri büyük bir coşku içinde değeilendlriyor Eylemin yankülarünı, eksikliklerini de açık bir biçimde kaleme almIş

Bu tarihi atılımın öncüsü olan Mahsum korkmaz, geleceği en ince ayrıntılarına kadar düşü nüp tasarlamış Günlük planlamalar. militana

rıotlar, günlük harcamalara varana kadar her şey yazılmış Ne var ki bu belgeler bırbirinden kopuk Belli bir sıstemle tutulmadığı halde bu notlar

büyük bir planlılığı. ciddiyeti açıkca gösteriyor Agit, yani Mahsum Korkmaz kendi el yazısıyla bıraktığı bayrağı taşıyanlara altın değerınde oğütler, değerlendirmeler sunuyor Bazen eleştiıivor. bazen de özelesliri veiyor Onun el yazılarını okurken hem onu daha yakından tanıyacaksınız, hem de tanıklığınü yaptü ğı. öznesi olduğu bir tarihi kesitın esintilerinde gerllere uzanıp bugünlerl daha iyi anlayacaksıl)

lZ

ARGK Merkez Karargah Basın Birimi


Önsöz ı

Yaşamak hızla, nefes nefese gerçekleşiyor. Kürdistan top ııkları binyıllar içinde kimi dönemlerdeki gibi yine yeryüii ııün yazgısını değiştirebilecek olaylara sahne oluyor.

l)ıı,ğası gibi acımasız, doğası gibi sevinçli, doğası gibi anlıı.şılınası zor insanları, bir yoketme ve yaratma savaşı için,lı,lcr. İnsan burada yeniden, Kürdistan doğasının kanlı çaııııırundan yeniden yaratılıyor, Gerçek, burada her yer ve üıına.nkinden daha keskin bir bıçakla zıtlarına ayrılıyor. liiı vandan yaratma eylemi içerisinde tanrılaşan insan, saı ıılın cıleş ye dumanı, yenilgi iniltileri ve yengi haykırışları ı, iııtlen yükseliyor. Öte yandan tarihin tanıklık etmediği öl,,ıiıla ağır bir düşkünlüğün de hızlandığını görmek mümkün ,ı|11.1ıg7. Her şey ve herkes, yazgısmı zamanın o eski köylü ,lıırgunLuğundan şiddelle çıkararak, büyük bir hazla yaşaıııtıva başlamış, kimi zamanyakın mahkumiyetinin gerek,,,,lı,rini toparlarken, kimi zaman da tarihsel bir yargılama ı,,iıı ispatları bir araya getirmeye çalışıyor. Müıhiş bir hesaplaşmadır bu. Geçmiş ile gelecek, gün,lı,lik insan eyleminde kolaylıkla görülecek biçimde hesapl ı ı ı |of. savaş , bir anda ve sürekli , görülmedik bir hızla ve | ıııııııılmaz biçimler altında ortaya çıkmış ve hEld devam ,,,li.\,ı)r. Bir an'da ve sürekli, Herkes bu an'ın içindedir. Ka-


çınılün0.\ü ,qiılcrek herke.s,ı:a lır,r şcı, iç,in ıılontıksız oloü1 s0ı,cış, tt:k ıcl, ki.şilerin }1azgtsı ıılnırıkü«n ç,ıkurcık, bıiltinlı'jklti

lıir ı,tı:.gıı,tı dönıiştiı,or. Bu.lıir hıılkııı _ı,tı:3ısıtlır. Bu. bir

h cı l k

ı

ıı

kc ıı tl i ],./:,gl.r //?/

g e rçc

kl

eş lir

ın c s icl

i

r. \/e

ge

rç e kl

e

ş i

\ O/:

B 0

tı,q

ıtl0 tı

tl e .fi r

ü

ıi

ıı

lı ıı rtı d u

\

ı.

ı

n tı.ı,r

d

u,ğ

ı

ı,

i) n

i

ıı. Kti rt

kse kl i kl

c til

ti

k

e

e

lıcı r

cla ıı

i

l

kın

ı

ı1

\,(

:,g ı

t

s t ı1

ı

h cıy k ı rcl ı 3

ı lı ıı

n gc r i,ı,c l ıo ko r ke n. tcı r i h i ç, i n l a r i n s i l ııa l l c r i ıı i gö re b i l i ı,tı r u z ıırl

e

Zoınrının ,ıi.si iç,inde ııeredeıse ,siirckli, tııııtı \,cılııızca scıı,tışııı insuıı.\1(ırOlıcü \1(ıt,ııılı keııtlilcrinda kcşl'cdip uı,gıılcınıo ı,ali.siııc ıılıı,şıınlur tcıroJiııclcııı gi)rıilclıiliı,rırlor. Is!e oratlu lcır. gcç,nıiş ı,a 3clcc,cği şehit gi)ı,dclı,riıırlcn o ıı l cı r ı

n

gi):

l

c r i ıı rl a

ıı

ge

l

en bi r lxı kı.1

ki) p

ı, |i.s

bir ı,cıcliı,lc |iı,

l

e lıi

ı,c

bcızı ,gcrç,aklcr ı,cırclır ki . onlar anc,rık ı,rışoııclıklorıııdcı cın-

ıı d ş ı nd cı b u g,ıı r çc k l e re he r hcı.n g i b i r ),oklcışınılo lıokılcıınaz bile. Çtinkii lııil,ıik ve lurilıi elkilc,veıı r,ılaylor, lıcr şaı,iıı içinde ı,cınor dtıruındo olduğıı bir ışık kcı ı, n o ğ ı 3 i lı i d i r l e r. S ı r cıdcı ıı lı i r 1, a k l ş ı ın l tı lı tı g ü ıı K ıi rd i,ç tcııı'da s,tiran s,ııı,cış gibi bir ,ge rç,ckligi rınlcıınoı,a çcılışıııcık, ç ı,ğ tı ıı l u k l u ij l d ti r ti c ti d tir. B ı ı . ;4ö: l c r i ı ş ı,ğo cı l ı ş k ı n o l nıaı o n l o r ı n lı i ı,d c n lı i rc g iiç, l ı'i bi r ı ı k ka ı, n t n ı ı, l cı ko r ş ı l cı ş ı n rl tı ş ğı kör cılııırısıntı lıcıı:er. Aııccık cıte,şc lıcn:cı,anler. atesten ,gcrçekleri onloı,rılıilirlar. lşle lıu 0lc\lcn 3crçe kliklerdeıı an o

ş ı l cı

i l i

rlc

r.

IJ u ıı tı

ı

r ı

r

ı

I

Agit' liı,. O'nu, Kiinlis,ücııılı rılcın lıcıııan hcrkcs,, tıf'işlerde ye\,o lıcr

\10n3ınt, cı1 0ıll(tıls,ızı da,

t4

lçııı/tıs'/rı devriınci-ı,ııı,lseIer btıs,ııı'ı,tıı,ııı ıırü!rııılarııı, ük(ıüı.lıir eli kcılrıl,ııikofiınıııı ııcııniııs,unclrı, ufiıkltıro bcı-

,

lıt.übelli res,ıııiı,le loııır, Dolıa ş,iıncliclcıı stı_ı,ı.ıı lıelirsiz ı ( )' ıı ıı o ıı l o l ın tı ı, tı ç a l ı ıncı k l cıd ı r. Y i ııc ( j a lıo r du,ğ ı l,,iü'iıı cıdı aııılınrıcttııı lıuüırlcııııııctz ı,e dila 3clnıcz Yiııe scıı siiı,ı,ı,e öı,ki.iı,c kııııu rılıııuştıır O Hcıncıı he r scıı,tış,c,ı , ı ıııııı _ı,ti:[iııti ezlıcrc lıilir ı,e),cı res,ıniııi ı,tııııııcltııı 0\,ırmlz. , tüı \(ıı,cış,ç,ıl(ır " Agİl'e Ie Boşkon'0 İııoıııı,orıı:" tlerler. l, ıl,cs için oyrı lıir c.f s,rınaclir, al,rı lıir scnılıoldıir Agit. ll, ıLc.ı iç,iıı de,ğişıncz ıılrın |ek doğru ise, O'ıııııı haııtiz s[iü \ ı r0 ş l 0 ge rc,, c kl a,ş ıııc kt e d eya ııı a l t i,ğ i n c rl ıı ı, u l a n i ııcı nç ,,

,,

/,

.

ş,

(

ü

,

liıııııııı dısındo iı,c. ()'ııtııı bu kcıdcır çok ı,tire kle ı,e be,ı,l,, lıcıııgi dıiraı,dc lıir rcıroltıştı kcıı,tısttı,ğıııııı kcsüirınek. , ıı ııııiııık[iıı tle,4i1,1ir. l ı t,ı, Lıugtiıı lıiz Klirdislrııılılcırııı scıı,cışlcı bir firüıııaı,cı lu-

rleşliri-

ı,orlor..Soı,rı.,ıı 0ıtllılstz stirclı|ircıılcr icin. oıılcıı, hep u.fiık c,i:g,isinrla lıir ı,cnle clurıır ı,e ıQşOnıtn 0mOtı.\ız olıısııınuntı iz lerler. \?ı cla, lııı,gıiıı hald scıı,tışoıılrır içiıı ge çınişiıı ı,e gclcceğiıı lıu ı.şıküoıı lıeı,kelleı, , her zumoı,ı görı'iıı[ir duruıntlrılcır.'[tırih iç,iııcla ,siire kli göriiııı'ir ıılııı«k. ,s,ürekli du,ıtılıır rıl mok ı,olııızcrı rıııların tılaşlığı lıir ı,cırolıntı dıizeyidir. Btiı,lcsiııe lıir .sı'irckli ı,tırolına biç:inıinc, lıöı,le.ı,i lıir ışıküoıı he ı,ke l l c r o l ın tı,gc rç, e ğ i ııe ul a şııı cı ıı ı ıı lıc rl c l l c r i n d e n sö z e t ııı cı, r, gerek ı,ur nıı'? .Scıyostıı yıkıcılığı ı,r: ı,urcıüıcılığınııı ııe oıılonuı 3cldinini dc. uscığı-ı,ukorı hcrkaı lıilnıekte dir. Ancok l

,

ı,ll1 .\,0S0ll1l11cla , ı,,ılc\,.\e Lıı|ili.iıı

,gerç,cklcş,ıııekte olon o'ııtıı,ı ttı kı,ııtli,s,idir.

ş,ehilleri keııdi ı,arlığıııtlu ücın.şil etleıı bu iı,ıllı ,irıı,aşçı, gitlerek lı[iü[iıı ı,cışcıycııılcırı ılo, belli ölçrilerl,iiı, l e lı i ı,,ı ti re k l i ı, o ro l ıncı lı i ç i ııı iı l e l e ın.s, i l e l ın a kl e cl i r. ': ıııltıı,. bizinı lıı,ı.gıin ı,cış,cıdı,ğıınız şcı,lerclir. Anccık lıııııtııı , ıı l ı ı

,,,

n l rı r ı ıı

ı, l ı ı ı

l

cır

ı

ı,

cl ı

lıcı,ş cı B o ş ktı ü

ı ı n d o . h e ııı e

ıı AP O

ıı

tiı

ti

o

l

re

ıııcı k [i:e

n lıcıf

ı

ı,o k

zcı l cı ı- ıı c rc cl c

n s i l a lı ı,sc

ı

odıınlarııı ııeler rıltlugu s,orusLt, ,ıiııl;ı'i ı,cışcııııııııızın kur f'ıı,lıncılcırı içiııtlr,, ıınııltışı,ııı be-

]ü|ıııLı\ltıı, ı,eı,a lıijı,le,çİ İlk

,, l

jı-ı ı'is,[iı,le ka prı

),\J

ııını ş gi lıid

İ

r,

5 A ğ u s l tı,s, gtinii. K tircl i s l cı ıı' ıı rl tj r l |a n Lnl ıılarek dtinyoytı ı,rı\,ılcııı o ınuhteşeın çcığrı [,)ruh c,amjsi-

l

1ı 1 | 1 p 1 11

l

ı.

, lıııparlörleriıırlcıı vıjkse lıneclen öııce ııaler olınuşlu? Bu ,,,ıııl ı,okoltııınııştı? Bıil|iıı bir lıalkııı ı,lireğiııc ,giclen ı,ol ıl lıı11117117171ş ye lıu -.orlu ı,olcla alılcın cıclıııılrır ııeler pcıi'/ Veı,u soıırcıdaıı lıu .ıtıı,rışrı i liskin şcı,iıı O'ııun ı,cıscııılüülıü1 (l(l0\,l0rındo i ı ı ıı rı s ı m ti ın kü ntl ıi r. S o ı,tı \ ı n bu güıı ı,o.ıu n cı ıı lı ti l ıin cıc ı ,, ıııııı, lı[it[in öfke ı,ıı s,aviııçlerinin ilk işcıraıleriııiıı O'ııuıı , ı s ı re l i ge r i l l tı c ı l ı ğ ı n ılu bu lu ııına sı ınüıııkü ıı tl ii r. kıri h te ı ııtı

,ıL

,

ı

gerceklaşıni

şt

ı,ctscıncıc,cık he

r

ı ı

i

l5


lıir lı,ılk,:t,ı\t,Lli:iııtl(,ü1 \ü\,ü-tl(ıl)il,üü lıt,"hı,ı- şcı,. tllıcııı, kıııııııüııııı l]ıııkıııı ı\I'( ) ıııııı tı ,qi,iıılt,ı,ılc ıııi- rıist'ı'ııı lıtıliııılt'ki tlt'lıtısıııılıııı,,ı,t,t,iı,(, ,4ı,lilı () ııIıı1 \(ı\tııııııırlrı lıiı,lclıııis ı,t,ı,cııiılt,ıı lıit Itılıttın ıılııı-ıık 1ııılltııııılıır. ı,,aklt,1\ iııc. ()'ııtltı ,4ı,ı ı.t,klt,lt,ıı lıı,ı şt,.ı,iıı, \()üüü,(ü(l(ıüü ılıı "4ı,ı üüL(ı,|ülr,ı/ı,.ı,ıı, iıı ııtı it lıelıiıııiıült'\t' tlt'ı'ııııı ctlı,t tği ıi eı-ı,, ülü(ı- (l(,rinliklt,ki lttılkıııı,\l'() ilc ı,rılıltıllı,4ıııııı lıiı il'tıtlt,ıi ıılılıı,qıııııı ,lıir kı,- clıılııı.sijılı,nıcıt,q(,/1,( \,()t \tııı/ Aı,lgi/ ır,/jrıçAııiı \[r(), l)iı,ııılıtıkıı _ıııtltıııltıııııtlıı tt,sliııı tılıııtıııııı_ \,(tıı \,(, 1rıhııılcüc ,qitlcıı volılıı,5lııı,ıııı ]5 ı1,(ıı,ı/r.ıı ı\üılııııı ılı, ıııltııııtrkltı tltılıtı ıııA ıı,( iııi tlıi_t,ıt,ı, ı,Aıi /ı,i,ıt,, I}tılktııı \l'O dtı , A,gil'iıı stıhıırlctiııi tıııt tı/. oıılıinlcı-tt, sıırıılr,,ı\,ı \(t0l \,(t0l ı)ıııııiıııi rıtltı.\tıııık ıtıilliııli,4i ,|Iulısııııı Korkınu:.,Akaılı,, nıisi,ııi ,<Cl (.Ckl.\liü.(rı,k ktıı 1ılııtlı ı,c ılr,ı,tıııı ı,ıliytlı-. 13ıı iııtı_ ııılıııtı ı,tıltltışlık ıltı. lııı,qıiıı lıiılıı lııiııiıı t,ılılııklı,,ıı,ltı lıtlıi, üüüi:iıü ,!(; l.üi i)ııijııtlı, sı'jrıııt,klcıliı-ı,t, ılcııilt,lıiliı, ki, a,ğe ı p(ıı-(tııllü(ıı((ü ('(lilüüli\

BtısLtııı \l'() lıt,ı \(\,(,|,(ı!ıtı(,n lıt,ıııi- ı,ıısıı,ıırstı. lııı ı,rılılıı1lıqııı qcıt,klı,ı,iııi k(ürrül(ıün(ük ic,iııtliı,. \ iııc tlcııilı,lıiliı ki liıışkıııı ,\P(), gı,iır,ı,ı,iA ıtıı ilıiııtlt'ki lııjıiiıı

ıı lııiııik

ı,tıırılıııtııı ııiıtlıiı-ıiı'ııı

İç İı,ı, qı'i,ıııİ ş

.ı,tıltltışltıı

ı

qilıi. ıııı!tırııı lıcl,ıiııiıı ı,r.ıqııiılrıllı(ı lıiı, ılık lıcı,kt,li ııltıı ıık Büüü1l(ürüüü üüiüüüüi

lıiı lııı,

ı'tıtltır l>ıilıiıııi rıltıı,tık, lıuyıiıı k'ıiı,ıliıttııı tlt,ııaıı lııı ı'j,t'rİntl.t', lıt'lkİ rlc g(:ı,;:L,ııııııİ:i /i ],tt:.i/,\/i ]/ ,,ıkİlc.ı,cı t'k lıİı \./ı.1\/i/11 lııirıiıı sitltlcııılt,ııiı,tiııııt,ı,t tlaı,tıııı trlııtıı,,

lıılı1,11l,|11y

Al'() uıılıışılıııtık,ıızııı, Agil'iıı \ lııt, ıli!t,ı- şt,lııtlcı-iıı ı,ı,lcıııi lc,l,iltliı, tıııltılılııııııı üüüüiüüükL.jüü ilc lıirliklc Agit'iıı cı,lı,ıııi tlıı,ğı-ıı tıııltışılııııııltııı, l}tışkıııı ,\l,(),ı.ıı ıltı tııılıııııcık ııııiıııkıjıı ılt,,:,iltliı. ljıııılıır, L,tl(, Ilrüü(ük Bıı ııcılı,ıılttliı, ki .litışktııı

ı,rılıltışlık. ııı ktıtltışl ık btı,4ltırıı,ltı ) lııı,<lı ,<cıı,ckliAlt,rtliı,. Hit,lıiıi kı,ıııli lıtılıııtı ı,ıır ıılıııtı: ç,ıiııkıi. lıııııltıı,lııiııiıılıiklıi lıir ııırilııiı,. bıiııjıılıjklıi lıir

!ılıi

!ıirlıirlt,ı-ittL, ( t,ı iııııııılııııısı

\lll(,(lll,.

,4ıiç,

lıiç, tlc ijı,lt _ı,tıllı:lı. r,ilııltııı s,ılıilı tlı,iiltlirlı,r. l,,liııi,tlt,ki ıııı1 lıır;4t,rt,,ı,klclıııt,lılt,iıııiııa Liııılıııı ı,ıı iiııcıııli lıiı tııııııı ı tlu. lııı tıııltııııtltı lıir rıırqıı ı'tıl-ı-

l]ıı qörkı,ınli lıırilı tılıitlı,lı,ri,

l()

ı

ı

ı

ıil

|]

ıi

ıı lııiı

ıik r ıııtlcı

i,i;lıiü1 \(ı1,(ür\,ılıırııı/.iııe

l i k ı ı, sıılıtıtlt, l,!| C. kl.ü l, tısl ı ıı, l,tı:cıı ııı,ııtlı,tlilt,ıııt,: ılı,ı,ı,t,cılt, ü

cklt,nliı,.

)ü,tt_|\'(,ll ,4t'ı,,

\ü1((lk

ü)üül(ıü,üü1 f (lü

.\,(ü\(ıüü1l(üü ü-

ı,, ı,:ıstııııltıı,ıııtı ilişkİıı stıı,tııltırıııııı bİı lıclt,.li ıılıırtık,

ııııluıııılıı lıir ı ılı\cı ıııı'ltıı,ııııltıı,ı tıı,ı,ılıııtı:. lıir ıı,k lıeılı,|t,\,ll1,111ül\,(l lıL lıit _ittt it ıılttrttk Lıiı lıiriııı, t,klı,ııiı l]ıiı iıı iııçııııi ılıı,

ı, ltıı ıııtı srıı-ıılıntı:. lııı,qlılıkltıı,ıılır. lJıı

i,ıı

ıı ı,rıı,ıntık için htııckeıc ılıııisliı,. IJıııııııı tlılıııtltı bi_lt,ı-c ııııı tlt'ı-ct,t,ttııııılıL,4ı, ü, ü, (üıül(ı\ılıı, |,(, ıı(llirler. Anltı,şılırıu:lıklııı,ı i,sı,. ııııtak lıi, iı1,1ıııı rı, .ı,t,üı,ııaklcıi bıı ııııırır ,

,ııılıırıııı lı,qııııı,

'

tlt,ı,er,ı,siııılı,ılir, ljıiııiıı lııı stırlc,qaı' iıı ııc ılcıııck ıılıluğııııtı, tıık sıııııııl ııltıı-rık ı|gil'lt,ıı iı,, ktılıııı lıcı şcıclı, .qörıııı,k ııııiıııkıiıııtıir \ inc rlc ıli,E,ı

lı1,1t,ı

'ıııı lııiı,ıik 1ııhtıtlaülı,r qilıi. ıııııııı şolıtıtlı,lintlcıı .qı,ı-i_ı,e ktı',ıı ıi-cl cşı,ıılıır ı,ı, ı,ıı:ıltır rılıııtıküıııı r,rı(, ı,rışııı,ıııı ı c ,,ıııİ İıı ,!,|İnlıik tıluı tık lıİııı,clclıİlcct,qİ lıİr ı,tıı,tıtıtl(t 5(t\(tıııı,ı iıliı,. IJıı ııııltıııııltı hcı- Kilı,ıliçltııılı'ııııı lıtı.\tiıı(ı7 ı,rılrı ülül(ü ()üül(üü,üüü çıık lıclir.gin i:leriııi .qtiı-ınck ııııjınkıiııılıir. \ ııl,ıııııltıki ıtılııltırtlıı Aliİl'İ, ,ıt,ııİ lııguıı lıir lııılkııı ı,tıı,ıı,l,ıı ıııtltııı lıiı,i ıılcırıık, geçıııislı,lıirliklı,lıııqı'iıııi ilıtıııt,lı, ,l, ı ııı lıtı,qlılı,iıı ilişkiıı bıjııiıı ı,ı)ıılcı i_ı,lı: ııı,ılıııltııtııı gi)ı ıi l,ıı ı ,ııL lıcıkclİ cılıııtık ıtılıılıslık \rııııtr,ltı, t,lİııİ.ılckİ kİ, l,ıı ısıl, lıı,ı,keliııin kı.ıa lıir ltl.ıı,iriılir. ()'ııı,ın lıı.itiiııi,iıııi , ',ılıııt,k içiıı qt,rt,kli rıltııı iıc. ()alıtıı Du.!ı ııu ltılıo r,ıık i, ı ı ı ıı

ı

ı

k ı, c

ı

ı

ıı

ı ı

ıı

l

ı

i

|ti

ı ıl

ı,.ı ııı

t,

k l i r,

ilI c ztı p ıı t nı ı, cı Ya y ı n la rı ,Vart I ()97


"Tarih içinde sürekli görünür olmak, sürekli duyulur olmak yalnızca onların ulaştığı bir varolma düzeyidir."


' J[-J r

_9\v vr",* ırı ı Znz{;.L;

,.)Llv)ö|

Ll

JJ.a

_;

t-Jl

\Ç ,ıJ-k

ırı ı /Nl{çıc;l,,2, ..'

.r-,,ı*= l L

/\----Jlnjgrr\o lr,-l

lr

-'

i,ılısııııı Iitıı,kııııız dıı [ıiı,crık ıklıtlııs] gilıı.

ıü r ii ı,eğıni jı .üıııı tlııu|ıtı,ıııdı lııı-ııkıı-ak gci-, it,i lıiı- süıe iç-iıı ıi]ke clı-

o L

cu ,,-!- ı J-:L,:i,-_L_ -.:- C-) (-ı

ll.<,-,ü+4W-

IIdtııı, giizellİğİıı elçİsİ ResııI

ııı

li |lalııııııd

I

ııı şt ı. Ortacltıgıı ıı ıııııı,ıa !.cçııı sı.i. _gec- ic i) cl i. ıı-ı,ıa lıiı liiııı]ik gcı-cki_vtıı,dLr. lıttııtl ıgıı si,,ah-l,ıcıız biı,rcsikıılık fotoğıiı | ı,eıi]di. lıl, l,ıiıkiıc- g|iı,ı st,ııııiı c]iııde kiııı]ikIc çıkııge lili. Kiııı]iı ıııt|e. \{al-ısLıIıı tııı lotcığı ııl Iıııı1 sığıııdıı ",\l lıı lı' ı ıı , ıliyc [,ıiı-yazı vıııdı. Aslııı(iiü l.ıüııı aıılııııııylıı biı . ıIc tlcğildi. LJiı tıııııtırıa kiııtı. [ıiı- belgcl,j j. şlr1,ıı '\git"ücıı sorııııki ikiı-ıci tııkııııı ıdıda i]!.iııc-ıi: Ali ı

,?-.1

,

, )lJJLjı ril ,qr§aut J,-5|rj rtY 11) (ğın-,_^I,1o \ ),<L: )-,5 J

,

l.

l

ı

i

l,,

ııııtl lle

sıı l.

ı,ilA,ıı,l. ı|ı

ıııı gcl iyııı,dıı. Mahı-ı-ıııcl. " ı l c.ğe r l i, ilı ıııaııitsıııday(lı. [lcsı_ı['ı_ııı ı_lıı ç-ilt ınıtnısı vıırdı; [,ıiri ı iılıcıitt sıt'ıtılclı. tI iğcı,i "clqi'_ıc kııı,şılık !.cli_ıı)ı-du. la|ıı

ı

iıki kiıııliui r,ııpaıı üıııııtlık. L-ıu iizelliklcı,iı-ı \1ıı]ısııı-ıı'dı ııııı ijzellikleı,cılclıığııııtı L-ıiliyiıı-tlıı ı.,c saı-ıki ı,ıllaı,geçl,ıı ı sıı ı iıı yüklencl ğ i ıııiıııalaı-ı ıı clıı hıı açık giiı,ii lcceğin i ıııı ctıııisti. Oııı-ııı. ıııııııduıı \e iııiıııeın e]cısi. ıııdııılıi

]()

i

]l


gııı^ r tikscli clcğerlcı,iıı lııı[,ıe ı,e isi ııltlıığıııııı [,ıtı ıcs ııc İ ş lc_ı cı-ck l\aıı 11lııı)ıIk stcııı İ :t İ

İ

\li \lıılııııud Resıı].

ci)ırl ii. tiıı t ısıııa]

l(iıııLik

_5 E_ı

|1ı-iı

kıı

ı

ltl

ltiJ l98]

],

[-ıc]

1

ıl

ııı

tıı-ilıLi_\

I

ıı

di Kiıııliği Irıık Kiiı,ılisııııı si ıic,

Mırl-ıı-ı-ıiıtl [lcsıı

l'ıı

_r

ı ı ı t

[cııiytııclı.ı Mıl-ısııı-ı-ı Kcıı-kıııiız.

l

l

lıızliı l,ıİı,siiı-e raı-ııı-ıda üıısıt|ı^ iilkcrc gelİı-kcı-ı de ılııııı_\,iı \c ı ıı r ııkıııııı ıı kır aıııaclı. sıklıırlı ,\gil'iıı Lııı siıılı-L-ıc_rıı,, ıc stıltı k Itılcığı,ıfıııdıt l\lıızlıııı,ı clıı ı ıııtl ı lJııLı-ıııın'rlı t,ıı,ııı clcı ı,iıııe ilik]c Litıı]stıı,aIı: Kiiı,tle ı i.

l: [iıılkıs

Kiııdislıın'ı ıc özgiirlii!ii cidc ctıı)eııiıı siııi sı_ııııtıı ilk tigıctıııt,ııildı c|inkıl. \1azIııııı. l\'lıılısıııı'la ilk ktıııtısııııılıııtlııki _voğLtıılaştIır. dikkat vc ilgi diizcviı,ıi [eslıit eııııi.sti. l\'l ıızlııııı. tıııı_ı Kcı-ııallcrc. llıt)rilcı-c ıııılıılıı,kerı "rıldııliç,rı ı,ı,lcııckli. giı i .skeıı ı,c tıızııltı lıiı ıırkrıılıı1 lı,i bir kıııııtıltııı. iı,i lıiı, lııılk ijııderi rılolıiliı," clcıııisti. l]iiı ıık t,ıiı ıilke seı gisi. iizuıiı,liiğe olııı,ı iııııııc. lıalkıı r c kcııdiııc g[i ı eıı ijzelli1.1cıi c,i,ık iıe ıkc-ıı g(jrilIen \Iıhstıııı Kt,ı,kııııız [-,ıtı gLizel ijzcl l k lc ı,i ıı i L3ıı;kııüı APO' !ı tın soüıı tıL 1ılıııı ı c pe ı,slıcktitleı,i ile _ı iığııı,ııı-ıük ıııiikcııııııel biı- koıııııtıııııt iliiııiisliiı,ilii. Oııcleı,liklc gcçiı iicıı [-,ıu iilke ciışı siiı,cci "tlcıııiıiıı örıilınesi" 1,a dı "i cliklı,şıııt," di)ııeıııi olııı,ak ırl "ü,eL,etL,

ı

ı l]BC.

,ıı: , ı(

,(). ,ı

't

ı.

Yeı,ııck ic,iıı [ıcklcıııc \/cıııek ycııildi

):

'l'iiziik

l,ııjltiı,ı,ıii

ı,

ı

kıılır ııltı

\tıt \ıı./ııııı re ttizıik ckıııııı okunıııası

t,ıktıırcltı

lrı.ıı,ıısulaı,lıı solı[:ıct. lıiıbcr cliır]en,ıe vc, 1ıiıııi

ı

i

):

tıktııııııııltıı

\

iı./]\ı-

ı,

lla[,ıcı,Icı,

\'ııtıı-ııı

ll. !ltLl] koılıııtltılı tılılılısııllı \,c C5aS tılaı,lık c-lılışııılılllı-ı ,lıııc ı c plaıılıtıı]ıısııııı ı-ıığıııcıı. bu yoğiıı-ı tcıııl)()dlı ııııı iıiiıııııvoı,, arkıclıışlaı-ıııııı yaptığı lıeı- göı,cvi tı tlıı ck |ııı ile taııııııılııııııyıı çıılışıVor. Oduır kıı-ıyı.ıı-, ııii[ıet ttı-

lıııclı ı,ıı-ıık nıliIııküü1.

En kiiçiik işlerin drıhi plunlı ıılınalı; dcvriıncilerin boş aııI oIııı0:, ,\giı'iıı c] r ızı]aı,ı ıı ısıııdııki cıı ıIgi çckici notlaı,ııı

ıı /.iı ııııııl ı l<u llanı-ı-ıa kt,ııırısııııtlıı sıııı iııııi ' tıldtıgıı. ııztlığı Lııı not]aı-tlııı t-i,ık ırt,ık L,ıiı

lıı-ıı l ır oı- ( )ıııı

_\

ı_ı

r-ııı,rlıı-ı,ıcı oItıı-ıı-ı-ıısı tlı is A]i Mıılıııırıd Rcsı-ıl kiıııliği ilc l.[ilııııııı'clıt. Filistiıı'clc kıltlı l]ıı liiıııliği üç aydıııı rlıılııı

clı. l]clgcclc^

l

i. ıiiıiilıııııı. ü tck bı\ııııI dıt t,ılsıt. kiic;ük gı-ııpJııı lıı]iııclc tIc tılsıt 1ılııııı,ıı. ııksıııırlıııı ıtpnıtL\ ı ılışkaıılık l,ıııliııc gcliı-ll.i iit, kişi rlc «ılsıtlııı egiliııı ııtıtlakıı !.iiı,iiliiıtlii. llcı lıka tıkrıııııcıık şc_vlcı- [ııı ııı-dıı. Agil' iıı } aşıı(l ığı (l(j, lıiiliin pcri l la liı ı-ı ıı 1,ılıın l aıııalırr yaptık ıı ı,ı ve [-ıtı ııtı .lcıiırc islctliklcı i. e l yıızııralttı,ınclaıı açıkçıı g()ı,iilii,\ı-ıılık ]9S_3 giiıııi \lıılısrıııı'ı,ıı-ı giiıılıik 1:ıJııııı şı,ı_ı.,lc1 -

ııııı lııı r ııpLı.

süre

ıı

t

1ııı kiıııIiklc cpe_ı dtıiestı F-giliııı ı.

|.

İ

Sıı:r ıtIist l)ııılisi ı eı,nlisli Be lgcııiıı gcç,cı,lilil<

Ali

taıııııııı

l

il ee

]

e

nlc-ıt l-itstı l-ıll

1l Ç]il

l

]

ş

lllltS

1 y,

iiriit iiy iıl,.

i) Ocak ]9li.] ıııı,ilıli 1ılııı-ı: 7.30 kılkış 7.3() S.()() ı l t ı. E- l l inet,lcı,ııc ç,ııl ısııııısı. l 1 - 1 ].(X) ı_,ır]ıııı kıı-ııııı. ]() _ıenıck. tliıılcı-ııııc. l.] _]()-l1.0() inccle ıııc L,ıılı\ıııiı

l,ıı

]() lij.()() _\r,ıııck. ]8 ]].()( ) ırkadtislıı- rc .\lılıııs i]e l,t,ıııulaı ı ki,ııırısıııı. ]_]-]() \,atıııır. ()3-.+.3() ııijL,ıet. -l._]()

.rıııtlıı giiııJıik ı ı:, heftılık 1,ılııılıııı,ııılııı ı ucli_r iıı,. \blctıIııklııı, clıııı ttı Lıılıııı rcıı-,ıck \cııiL,\c,. lııılıcı-rl iıılcn-ıere. eğitiıı-ı ıe [ıı,tısııııı_\,ıı. clinlcı-ın-ıcr c kııtlııı- giiııiiıı lıcr saati titiz l,ıiı, lıi-

I

]j

?


!

ı

\,

us

i

k0 n ıı

ş

ıııa

iste ıııi)]

0ı,ıız"

,'ııİıı ilk kııclroIarıııııı (iiiney Kiiırlisliııı'tlııki

öı-ıcc

,lclle ı i cğiliıı-ıleıi ııı y"iiı,iitcbileceklcı,i iisl]er buInııtkııııı ı ıııııııclı GLiııer,'clcki Kilı,t]eı,]e ziııııiIııa _ı ar ılıı,ıış ,. ıtlistiı-ıı-,ıe plııııliııııı ordı.ı. Oıılııı. [ııı 1ıarcadıki

ı. (iiiııc1, Küı,t]cri cle "/'ı(A'

p(ürıi_(üüül(ürü"nı L-ıilı,ııi

1,üllllllt\/()lclıı. Alı,ıa tıu ilişki [-ıiçinıi clcğirsıncli vc giclc l ı.ı i ı i l ıııcl ivdi. Ciiıı kii l)K K pı,o_urııııı ıııılııki tcn-ıcl i

l

"Brıgıiıııı , liiı-lt,lik. Dcıııııkıtııik Kiiı,tliı,,,ılclir cl i. O l-ıılde Ciıiııcı 'deki lıiılk ilııııiıl ecli]eı,ı-ıcz-

ıı lıiıi

,

l

clu-

ı:tı ııı l(tıı-kı-ııırz l 8 A ı,ııl ık l 9l]2 tarilı iııtlc gLinlLiğiiı,ıc (ılcıc lıııslaı-ıgıç sal,ılıı[ıilen anılal,ıııü vıızıı-ıış. Şö1,lc ı)l:

liııclc Rcıjaıı'cl iııı /crt tııcri.\ıiır-ı'ıiı s:.üiı[ ık. KDP teşkilııtıııdıı öğle 1,cıııeği ycnildiktciı ı ıııız^lıı biılikte alışvcrirsc çıktıııı. l}iı,ıız gecikıı-ıcyIc ii ıııiizcle. bizi sııııı, kiiyiiııe götiirn,ıck içi ı,ı [-:ıckleycıı ıı ızııı sıı]ıibiı"ıiı-ı r ıkıııııııliırır,la kaı,şı laşlık. Kısa [ıiı, ılıııs1,,,1,,,, soııı,a \ aklıışık 3() dakikı siiı-e n kısa r r,ılcıı ',,, ıı ı,.l kii1 tiııdeki KL)[) ıı,ıakarasııııı. stıl'ijı,Linı ıi/ ti|ı ı ı t,tl i Icl iği biç in-ı iy lc pcşıııcı_ge so|,Lı ıı] l LısLıüıA tesl i ııı ; ,,\ı,ııl:ıa sılıibiniıı istcdiği _5()0 ıLinıcı-ıi (|'ıızla olınaklıt

ıılı

lııı

i.ı r

ııı-cl

,

ı

ı ı

I

ı)

ııtlııı,ıııı,ı 1arar||1ı clikkııtc aldığın-ıızclaıı clı-ılar, ı. veı-Lı\_guıı b[ı]ıııııdık. Çiinkıi lıiı, gününü [ıızc

,liıctıııcsiııi ı ırIl

kısı l-ıir solılıet kc,ıı-ıuşı-ı,ııısı içincle Selinı. ı, l(ii ı,clisltııı'ıııııı ıı[i ltıs. coğrafik ve sosval faı,klııjııc]cı-]ik clrırııırıııı_ı iziı]ı eüı,ı,ıeve ç_,ıı lıstı Fakılt l)cş-

i.ııı,ııc|ı

l ıııiıı \tııık 'I'cınınıı ,lıjııııtııı

]_1

giit

lt,rİılc

l|)85 ıtııilıiııtlt,['crttııi'ııiıı l:lıııbckıuıı

,\İü

(lİ\İ

(.(ülü)ü)10clıı

ıclııı ılıisııi

]5


ıııcı-gclcıi11 kiiı liı oııa1 lıııııası [,ıiciıııiııtle lıı,, lı ilui gös tcıcı,ı tılıııac]ı pesıııcı,ge stıı-tıı-ı-ıltısııı,ıtııı bas sııllaıılıısı vc lıcı scrc iclı-ıı ksızcıı 'ı,ı,aı ıj.ı,latliı 'kııı:ıJı!ı. Aksııııı reıııcğiııi 1,edililcıı soııı,ı kcı,ı,anlııı- için vcı, olııı-ak ııyrılıııı kijıLiı cııı-ı-ıisiııc rolliıntl ık Sc]iııı'le kııı-şıJıklı solıl,ıel bi çiıııiırc|c başliıl,an koııı-ısııııılrrı-ııııız. ilii KDl)'ııiıı c.,ııtışıııırlııı,ı. ]ıııı'clıı Kiiıt ltıl,ıl[ıIııuııtı ıı [ıugii ııkıi tIrıı-ııııııı ],ıakkıııda ktıııiırsıı li]ıı. (jeri]ik stıııııırıı-ıclı... ııe Liıı-siiuıiıı tcıı,ıc] a]ıııııcağı. KDl''ııiı,ı ilıskı]cıi. ktıııtııı,ııı r [,ı. tırtısı-ııalıı ı-gclişi giizcl. yijı)lcnısi./. sekilcle. ikiıııizin de c| ikkatsizlığiı lc. biı,ıız se ü,tle sıııc\ 1c biı,likte l'ıızIa siiı-tliiı,il lıııecli. L)ııl-ıa st,ııııa ),ııtsı ıııt|ıııızıııı kılıııık ic,iıı caıııiy,e clt,ılı_ışaıı kijı Iii Icı lc kı,ıııtısı-ı-ıııı,ııızı Scliı,ıı istedi [jı,ı,ı clc keııt] isiniı,ı ve \ a l-ııskıt ıııkadışlııı,ıı-ı tlıı koıııışabilce eğiııi si,ı1,1cdiı-ıı () ıra []iı-ız. tıiı, kiiı, lii trılıIıı lıığtııııın \ aıııııA gitti. Kiııuş lllllll \ ılk]ıtl ı. Flıkiıı L-ıiı, kii1 liiıı|ııl 'ıi ırııı (ıııııl,ı ıııııluı-ııı ı,cılıılıııcı.sıııı iıtt,ıııiı,orıı'clcıııcsi iizeı,iııc gcri 'l-anı \ iıIııııı1./ıı _ürclil i. Sc]iııı bıızı tcşcb[ıiisJcı,de l-ıtıltınclıı lllil

o]-Lil

l<oıı

uşıııı o],titıııı

ıl

ıtkeıı

^

Sel i ııı' i ı,ı.

1,ııı

ı-çtıı-ıı

ızıı,ı (ize

ll

ik-

Icı,iııi. ıtıı-Lscıcı,]ik ıb. pı-tılıagıııclısıı,ıı )itp]ılıt\ı hışlııciığı ıın. ki)r Iii lcı-koı,ıtışı,ııar,ı c| iııi vc gcı,cksi/- ),aiııc kı)i drü,tl ı]ııı. lsi alııııt ııln,ııı.,a [ıııs]aclılıı,. Scliı,ıı'iıı Lıozrı lıı-ıası |'ıı

r,da

vcı-ı-ı-ıccl i.

Kör lıi leı^ tlıığılı-ı-ıır ıı lıııslııclılıı, Kiir ltiııiiıı lıirı kıl,ııiiaıı t,ıkıırkeıı ıılaycı bir clille. 1'ıızla ıııılasılıııiıyan lıiı, lal'siiyler il,ı dısııı-ı c,ıklı. Scliııı'iıı 'ııc ricıli ' clii,c soı-]ıılısı i]zcrinc 'ıılrıı, ctli_ı,oı,'dccliııı. Kcııdisi [ıı_ı ziıı,alılığıı,ıı gi)steriı-. lırı siziıı hiisııiiı,ıİvctiııizdiı,dediııı Bijr lcce lııı_ı lİ gcı,gin lıiı- tontla. kaı,şılıklı kısır [-ıiı tartışııııı oı-l1ııı)ına. yıııııııızdaki ıı,kaclışlaı,ı cliisı-inıııcksizıı-ı stiı,t]kleni]ik. Gccc1

i

ııii[,ıetlt, gcçiı,-

ılik

l9.\ı ı]ık l932. ]() .Aııılık l9li2 giiıılcri _ı.iııe 1i,ılıı çıkıııiık içııı [-:ıeklil otıız l(ö_ı, lıilcrlc ı_lrılra sıcak ilişkilcı içinc

giı-ıııe cıılıan-ıız o]dıı. l}ir 1oplıılıığıı lıital,ı eılccck sekilcle ko ]6

ı ııliltı. Bizc r ak]ıısın,ıIıı,ıııııı scığıık olduğıınrı

ı,lıııı tliişnıaıı clıı_vuıılaı,ın [ıi.itiiıı lıalkıı karsı ı-ılıı,ıai. r eıı i |_si]ci iııin K iiı,t s()ı,Lılı uıı l-ıiliı,ıı i an la ı ıccliğiıri: ıııiicadclcıııiz ı,c karclcsleı,iıııize tılaı,ı ihı ı ız r l,ı koııtılııı,ı ijzlıi anlıılıı-ıavıı çılıslıııı. İç,ttıı r ı,ıııııı iist[i öı-liilii [ıir tııı-zdı iııılra etlilcı'." ,,l,ıi gi ıı

i

{

ııı

ıp kıı rnıcı ç alı ş nıalıırı

, c giı-cbilıııck

ve [ıclli biı,sLirc ııskeri-siytısİ c8itilıınııık iciıı Güı-ıc_ı'c]e l,ıiı tis ktıı,ı-ı-ıa zorunl ıılıığıı , ,ıl,ııt lıtı soı,ıııı i,ıylc kolay çöziiııılcııecck biı- stıı.rııı ıl KDt'. YNK. lKP ıc diğcı,öı!.iilleriıı cıı azıııdaı-ı l, ıı ııı,ı-ııı liıı ı, ı,ıılıats ız. ıı] ı-ı-ıaııııılıırı gcı,ek i_yıırdıı. (iüıııiı,ı kııııp kuı-ıırak isledigi ıı]anltıı-dı L-ııı gıiclcı,iır de ııı r ıııtlı. O i|ijııen-ı siızü cılılcıı Lırı iıı,giil[eı. Stıd, lııııkılııı-ı ile kııı,şı kııı,.sıı,artlılaı'. Frıkat }rKK'_r,c giiı-e , .ıiııı l:ıii_ı iik olıııııık]aı,ıı sahipti. oıılıı,ıı-ı silıh sıkıııtı]al'l(K'ııin çı,ık biiviik biı,silıh vc ceplııııe i[ıliıııcı ı )ıı ııı,ı ıı []itI-a s()ı ııı-ııı \,tıkttı. ['KK' l i lcı, kı t-kanıııt gezıııtıııtlıı_r,clıjııı O zııııraı-ıki iıitap scklivlc bLı ijrgiitl,. ii lııııli._tııılııı"ı ııc e idclilc alı\tıı-laı. ııı.- de tııılara ,;ıi,ıı,tıı-lııı-dı. ()ıılarıı gilı-e PKK cle cIiğer birçok iiı,güt ıtıııı_lA \ ı ücsliııı iı]ııt,ıık. r,ı clıı r ıt\,ış _\,ıı\ ış tükenip ı ı ı

ı

ı

l

..

],ıi

.ıl l'KK kııdı,olıırı. iJi,ıkileı,c bi)r Jc gcçici r,e 1ıır,tlıcı ,lc lıakıııı),cıı,larclı. Alııııclaki biitün uiiçleı,i lıen ciddi_ (rı. lıeııı clc uelİşlİrİcİ rc kıı]ıcı İlİskİ]eı,ı,ıluştrıı-ıııaıe lııı'dı.

ı i ıı

ı ıı i

[ıası

ııt[ı

bıı lııı,ıdıığtı biı,i

l,ııli l" clcı-ıileıı

[,ıiı-

kiıııılı

ııı

giı isiııı Jeı- soııııycı-i ecliııiı-leı,. Zılı kı_yısını_ızı_ııı

il.i _ı trkıısında sıı,p ka_ı ılıklıı, bıı]ııııaır c]ııı, [-ıir alıııı .. , ıııc cle kcııdileı,iııe ail [,ıir kıınıp kııı-ıırırk gı-ııbu scviıı-

ı iiııkii

arlık }tığLıır biı [ıiçiıııdc askcıisi_rasi

faıı livet]1


ler yürütülebilecek, düzenli olarak eğitim görülebilecektir. En önemlisi de gelecekte önemli sonuçlara yol açacak,

Eruh-Şemdinli baskını gibi birçok eylemin tartışmaları, planları bu ilk kampta yapılıyor.

l,ılılıl. inceleme, araşt|ı,ma, yorumlama, gelişn-ıeleri

ta-

l ı|,, |||l(, |'i,ı

ı ı

l;ııııtt. programlama

l.,,l(.l.

lil olma

kurma ',ııllıl( çlkal'|Ta ll1,1ı lııtreket |.ll:lllı-üOlma ,1,1(,ılı

Ve eğitim başlıyor

Agit 1983 kışında tuttuğu günlüğünde sık sık "kadroLarın eğitimi için plan çalışması"ndan söz ediyor. Devrimci

mücadeleye katılımda tereddüt geçirmeyen onlarca arkadaşı "kadro" özeltiklerine ancak yoğun bir eğitimle kavuşa-

bilirdi.

o

halde kadronun özelliklerini birinci ders olarak anlatmalı ve yoğunca tartışmalıydılar. Agit bir sonraki gün derste anlatacağı koııuları özenle defterine kaydetti.

Kqdro özelliği a- Formasyon

Bilinç Deney, yetenek b- Meziyet Feragat duygusu Soruınluluk duygusu

Göreve bağlılık Coşku, azim canl ı lık, hareketlilik

\,,ıı. l,ıtı başlıklar dışında güıılüğünün kenarına sonraiıze lIikler de ilave etmiş. Aslında bu notlar okunurı ı lıı,ıkesin bildiği ya da öğrendiği kadro özellikleri. Mel, l,ıı tIe ğil zaten. Başta Agit. günün devrimcileri bu llıl lt,ıiıı tümünü eksiksiz yerine _eetiı,iyorlar. Onlar ade,, |,rı ıızt,||iklerin pratik uygulayıcısı duı,uıııunda. Agİt şöyıı,ılııııı- diğer özellikleri; alçak göniillülük. sınıf kini,,ıııı^ sııclelik. ıııütevazilik, tutumlu olma, halk sevgisi, ı ,1l kıılliiı,Li. halkla kaynaşma yeteneği, halkın sorunları ı ıııtlıı kııyıtsız olmama. llııItııt |,ıLttı|arı tespit ettikten sonı,a Kürdİstan'da kadro Ill l lll(,l iııcle de duruyor komutan Agit. Toplumun Sosyoı,ılııııı,| _\1ıl)ısı, düşmanın durumu, mücadelesinin niteliği , ıl,ııı 1ıt,ılitik-askeri kadro tanımı veı,ildikten sonra yanı, ,,ılıııı ve belirgin özellikler başlığı altında da bir bölüm ıılııııs Malısum Korkmaz "vanlış aıılaıış ve eğilimler , ıııü, l,ıaşlığı altında alt başlıklar altında sıralayarak, ,ıııııılt, l,ı[t konuların titiz bir biçimde anlatılarak ortaya ,l ıı ılıııiüsıü,ıA özcn göstermİş. ,,ı, l,

Fedakarlık

]Q

Duyarlıhk

|

c- Çalışma tarzı

I

ıııılı,ş anla!ış ve eğilimler üzeine l ):ıı

stırunıluluk-memur zihniyeti

Inisiyatif

l':ıııi ç,izgisi ve talimatlarını kendi subjektif niyetine

Uyanıklık

ı,,ı tı ıııllınla, ı.ıygulama


ı;ıı lıı,atikcilik, perspe ktif 1,oksunluğıı, plaıısızlık \ ,lıcrcl bağ ve özel]iklerin korunması

l

l )\,llcV

lerden sonuç çı kaı,ınan-ıa

'r,,lilcı [avıı'lar ,/ı

ı ı

-

ı1

|11[|11,

karşısıırda yeterli direnç gösteı'meme

l.,ııııılsızlık l

)rri|,ılinsiz_lik

l

iııe _vci dtrvranışlar

, ı iııisiı,ı,ı zayıtlığı ı lr ıılc ilişkisinde ve çalışnıasında , ı ,,silli soıunları önleme ve _ciderıxede , I ı lcıııcle \ ıı ı)ıili[aııın bu öze]liklerini anlatırkeı,ı,

eıı çok kendİl,ıı i)zellikleri edinınesiııiı-ı zorunluluğuna inanıyoı,dı_ı. , 1likleı,i konıutan örıce kendinde başlatmalıydı.

l ı,ııiıı öğretmişti

,,, ı:ı]iz_nıi öğıendiği, araştırdığı dönenı[erden beri Lelı:ı_yı-ııı,ı]ık duymuş, onun öğretileı,iı-ıi kıılağıı,ıa küpe

l:iı kııdroıııtıı göreviııi ııı

\1(ıl)tp

\,0pnloclığı lıir |isıtine re-

ırlo ölçti ltir" diyoı,du Lenin. 1ıı

,ıı lııı sijzii sık sık eğitin-ıleı,de tekrarlıl,gtdu. Kendisi ılıııgı işleı,in raporunu tutn-ıayı biı, gün bile ihmal etl,, r !ibi l,ıunları zaınanıırda ulaştırmak için özen gösteı lıı Kısa ınektuplar biçiı,ııiırde de olsa ı-ı-ıutlaka rapot ,,ıtlıı Lolırn'da 22 Mart l9tt3 günü yazdığı l2 saytıi,

Belge no: 6

Lıııdıı, grubun f-aaliyetleriıri başlıkIar a]tında tek tck {,,ııılirdikten sonra, biı, ınaddeyi de kendi kişisel duru, , ;ır ıı,ııı,ıık ı,apor etmişti. ,, ,ı l,, tliyc,ıı,du,. " Kaıııp çalışnıalarıncı kaüılıınını 7611,1J'ı,e ıe,,ltlıı Hcı,ttcıLık değcrlcııdirıne toplanlılrırı ı,e oktııııtı ü,ııııııtı <,olııınoLorıııııı cız lıir böltinıtine ktıüıldım. Bu lop-

ü ,

|ı( )]

ı

ıı

ı

qıiç,le,nrlirici Jazla l,ıir ktıükıın olıncırlı. Kunptaki )1(ışOn

ll


bolunco seı,iı,ci s [i

re c

i

d

k e ıı

i

0

ç,

ı

ve clur7uıı kcılına m d0

n da d eğe

bande lıtiktiııı sürdti. Uç aı,lık

r l e n cl i re

ıne

cl i ın.

O ktı mcı

- i

ııc

e le

|e ıu:ı htızırloıııcrcltı, kaıııpııı genel tenlposııııtuı gerisinda kaldıııı Hcızırlcıtlığıın se ıniııeı, ),azısı iç,crik btııınıııdcın feııa olma-

tıllsın0 ranıne ıı.

ı,ohcıt deücıı,laııdırıııada aksik kcılclı. lşlediğiın

konulurııı rjneıııli ı,e çrılısnuı turzıııı

Lıir

lıir cıylık.. protiğiüni

lıöltiıııtinde g,cç:ıniş

inc,e

'liıı ııııllar tehlike anında imha edilmelidir"

ıııe

leıııa. cle slirnıa kontıstıyap|ıın.

ı ,ıı

,

Gcnel ç,cılışınolar krırş,ısında ,seı,irci kalışıııı 0maçstz ye lıe ıı ııı a ç ııı d a n ı e l c ç' z o ıııo cl ı . G c ç ııı ş, p rat ğ ın i z i, ö r g ii ts,[iz, plcııısız ve de hep baş,arısız rıltıııınosıııııı ııedenlerini doho cl.eriıı lıir açıklıklo görcliinı. Ve cloğru ça.lışıncı tarzının sis,üenıiııi kıırobilıııe . ı,öııücııılerini kcıı,ruıııa: ill;711,gulaına e ks, i k l ği a rcıs ı ıı da ki ç e l ki 1, i, do ğ r u a r ı ı, a kcı l cı tl ın v e ç özıııe gaı,retiııde bııluııduııı Btıntı oşocağııno eıniııim " i

ı

i

ü,

l

i

ş,

i

l

i

1t,r,ıcLleki grııplarla ve "üst"le düzenli biı,haberleş-

,iı ,l,ısı ıt,iııdedir. Iletişim ağırlıklı o]arak notlar ve ıTek,1 ı ,ı l,ı :ıiırl[iı-ülnektedir. Onem]i durumlarda ise rapor ya-

,,

ı

i

l ,ıt, l,ııııılaı,biri:

ııı,ıl ;ıı,kııdaşa/l Ara] ık l982 l , l, l'ılcıı ıilke iç,iııe do-rtı ı,ıiriit[ilecek çalışıııo k(ıpsol,

,

ı, ı

ı ı ı ı ı l

ı,

l

i

. lıccleJ'le

t |(l

l

l! 11

al

ri

konus,

undcı

ga rekl

i

l

al iın.al

ı,

ata nd ı ğı -

nıı şsı n ızdır.

ı,lı,ılıılııı sOünLıl , gelişkin ttıliıncılları biz de size gön,l,ıl,,ı ı,qi:, a\ını zamanda biziıııle de (Lolan-Ra.jaıı) , ı, l,, l l ıı ıı ıı),orsLınuz. l rak giiç l e riııi n dtıruın u, i l işki le , lı, ıl,kıııclcı ),cınınıztlcıki arkcıdaş,ltırdan ön bilgileri ,,ılııııııi- KDP, lKP, lKSP (Sosl,alisr Parti) bu döneın, ıı ııl,ı, ,qcliş,kin iLişkilerde lıulunduğuıntız giiçlerdir. ,,l,ıl,ı lıirinıleri ile ilişkilerinizi iyi durumcla tLıtmay0 ııı lı l)l' soruınltılarını 3üçlendirecek tavırlardan ka-

l,,

ı

ı ı ı

,,ıı,ılıılıı'.

il( olon ulaşını ),olu s,i.irekli cıçık tultılmaLı, dal, ııl,ıı l;tıııcıllcır açmoycı uğraşmalısınız. Grup olarak ııı,üı ıılı .ı,ı,riıı sınırclcın az bir ötede olması gerekirtli. ]1,1 \ı|l,IfltlOtnışs,a, şarllar elverdiğinde yapınaya çcılı,üıüü\ü,

Belge no. 7 A_sit kendisini böyle eleştirmişti. Kendisine göre bu

kadar eksiklik yaşamıştı ve kendisini "s,uçlu" buluyordu. Yoldaşlarına, halka karşı son derece alçakgönüllü ve esnek, kendisine ve düşmana karşı da bir o kadar seı,t ve acılı-ıasız. Yaşam ilkesi böyle oluııca içine girdiği hataları

kesiı,ılikle mazeretlendirmiyor, hataları kabul etmiyor, ama oı-ıları telafi etmeııirı bir yolunu da mutlaka buluyor. O zanranlar PKK'de herıüz bu_uürıkü düzeyde gelişkin olmayan eleştiri-özeleştiri ınekanizmasında özeIlikle özeleştiri ayağını güçlendirıııek ve bunu kendi şahsında başlatıyor. )j

,

lı, ıııııı',qilin g,rubu hcıkkındo kesiıı ııetice alınmtılıdır. ıı,ıiııı, \ıokın lrak-Türkiye köylg,lr,1. arclş,lırma yo,pıı,ı. ,,l.,,ııııılıı KDP size yardımcı olınalıdır. Kendileriyle koııu-

l,, ıııııı \ıılıiıı Kluı'tız ,,üül(üı

ııı(l0 1-1ezil suyu kenarında düşman güçleri lara,findan ı|ilan 8 HRK geriLlası kastediliı,or Olal,da 8 PKK kcı-

,,,ı ılıiııiı ,

ı, ı

Ai )/) 1ıeşıııergesi şehit düşlii.


G|)ııderdiğiıııiz iki

cıdat paket ı,e boşko

bir

,

dr,qı'itten olon

lıiçbir suraıle beklelnıeclen. ç.ok gtiı,eni lir biçiıntle, lıeıncn . ı,a 3r)ııderiıı. Pcıkcrlerdeıı kıiçtik cıltıııı önenıli bilgileri kapscııcın bir ı,cızıtlıı,. Mtıtlcık şekiltle kortııııııtılı. tehlikc tluruıııtıııclcı clcı iıııhrı eclilnıelidir.

ııli liiı]e eiiçleriı-ıe karşı. pratikıe yüı,ütlilccck poli-

0dOünü en ktsQ zcııııcıııclcı,

,

i

ç b

i

r

5,Lı

re

l l

e tl

ı'i,ş

gılçieriııiıı kendi aralarıııdaki ilişkileı,i iiişkisi ,,,lıc-silalrlı kı"ıvvetleı, ilişkisi

i

d

i

ğet topl

aı,ı

tıda devaı-ır edi lecektiı,.

koıııılar - Duı,unı dcgeı,lendiı,ınesi a- Mevcut koşuIlar (genel, öze|) b- Çalısma biciıı-ıleri (öze]) c- Eksiklikler d- Oı-ıeriler 2- Kit]e calışıı-ıası a- Ille_eal ca[ışına biçiı,ııi: Şehir ve merkezi kesimleı,de, kırda b- Le_sal çalışına alanları ve araçları c- KiıIeniıı iiı,gütlenıııesi d- Kitle çalışmasıı,ıdıı doğan yanlıs eğilinr ve giderıııe yöntcn,ı leri

,llSlll11'Cia SaVaS ,.

ııık .ı_-

,, ıılı

l

l,,

ü

ı t,

üüü

lil,ıi re ö/(,lliklC|,i

_r,cı,leşıı,ıe r,e ]ııırekcü üırı,zı

tlış kurallar

l, luı,lıSlııa grıı bıı l. A]i^ Yascr, Bedraıı. A. Kadir. Musa. lsa. Sadaıı. ılııı. Sıııni. Şeı,i1', Talat. Rıdvan, Hıtsan, Zeki, Şevki.

ı ııı 1

ı

l,,ıııılı luı,tışıııa grııhıııııııı l5 giinliik çalışnıa progranıt ı ,l'l|, (Silahlı Pttıpoganda Birlikleri) l-ıareket tatzı; , ,ılıııılaıında ycrleşı,ı,ıe ve bafıIı|ılit biçimlcı,i

|

l

34

,]llii[ ,

Agit

biı,

, ır,-;)ııı,Ii

ı

D. Selaııılar

Kaıııp Çalışınaları l9ll3 yılıı-ıın başlarında. 6 Ocak'ta kamp çalısmaları da yavaş yavaş d|izeııe eiriyor. Agit günlüğüne ve yazdığı notlara bu çalışınayı detaylı bir biçinıde plaıılaıııış. Başlıklar a[tıı-ıda çıkarılaıı kamp çalışma planı şöyle: Tartışnıa toplaııtıIarı: Her grup lıafiada iki toplantı yapacaklır. Toplantı süresi biı öğün olacaklır. Uzan-ıası lıalinde

ıııesi

,,ııı,

,

ıııaıı e l ııc,g e ç nı e ın e l id i r. Yukıııınızdcıki bir makcırutlcı kcılun lıeş kiş,ilik Delil grubu ile il,gilcnin Yaııi gelen \,0\,tn olLır.\(1 keııdileriııc göııderin "

H

ı., i jı,giiıleı,ı

, , ıll

' ,

) ııtiiviişte alınacak tedl.,ıİrler

ı,ııışıı,ıılıırda ıtlınacak ıedtıiı,ler l' ;ııılııı-ı-ıa ]cııı. planlaı-ı-ıa ve hedel'tespiıi

l,, ıı : \ l lıınt, l St'ı grıl ,, \ lıtııliı-Hcın<cı. ]936'dı şalıiı l[işlıi ı , ıiıı,\kkıırı. ]935'ıc s(lüiı (lüişlLi ı ,ülü\L(ıüü. l9E5'l( C:Oıak'ırı yclıit diişııi , ı,l\ülııı,: l()85'ıe Dcrsiııı'rle sclıiı rlıişlıi ı ı ı ıl ıtıııl ı olııp l 985' ı t, Sirı ıııı'tlrı ılıi ııııcıııtı ı

t,

ü

\

c;i r rlıişl ıi

.,ı ,ııı ıır,lüü, l961'ıc C'ııkurca'dtı rlıişıııtıııtı t,sir ılıişııi ,ı ,,,ı l ıııiıı I]ilrrııılı l986'dıı şalıit diişli,i ,, ı \l, lııııcı lııon l<),\7 ıt,ı,tı l9SE'rle şalıiı dıjsIıi

]5

_ı*.-


b- Kitle calışı-ı-ıası vc eğitinıiıı planlanıısı c- lç eğitiın 1ılaırlan-ııısı 3- Or_gütlcnn-ıe a- Grup [-ıilc,şin-ıi lr- paı,ti ijrgtitüyle ilişki biçınlı c- Kitle iiı,giitleııır-ıcsi. biçin,ı. ıı,aç

d- Habeı,leşıı-ıe. c- Haber ıılıı,ıa

kı_ırvc

I,'- Bir] iklcı,iıı saviıs giicii vc kabiliı,cıi a- I'aktı_jı,lcı, (doğa1. ),ıtpa),) b- ljaktöı, gcliştiı,nıc kııyı-ıak vc yönteıııi

Auit |ilkel,c giı,ı-ı-ıcclcıı öııcc Bıskaı-ı Apo,ı,ıı,ıı,ı tııril_ıi söz_ lcriııi ve ülkcyc ayak basınıııııı-ı değeı,i ve anlaıııı [izeı,iı-ıe 1,aplığı derin c.,iizüı-ı-ıleıı,ıelerini düşünüyordu. Bir de Mazlıııı,ı'u ve cezaeviı,ıe diişeıı diğcı, yolda,slaı,ıııı biı- ıııı olsı-ıı,ı aklıııclaı,ı çıkarn-ııyordu. Mazlrıı,ıı'ı.ın diı,eı,ıişi ıııııtlaka dağlaı,a

tıtsııınıalIVdı.

B iit|iıı t,ıu sı-ırıın,ı] ıı l ıı k ve giiı,evleı,i ),cı,i ııe _ecti re bil rı-lek ise aııcak büyLik bir aziı-ıı, t'edakıırlık. arzrı ve plaıılaı,ııa ilc ıı,ı ii ııı k |iı-ı olııL,ıi i rdi. Mal-ısunı Korknıaz [-ıu ııedeıı lc _cün ü heı, saı-ıivesiııc ıııutlakiı lıiı, işlev kızaı-ıdıı,ıı-ıaya. Iıcı, dakika]

1,ı [-ıir aı-ılan-ııı ı-ıı

[-:ıtı

kavuşturı-ııııya çalışıyordu. Kanrp çalışı,ı,ıaları-

ııedeır]e tıüyiik t-ıir titizliklc d|izeı-ılccliler.

!1...//'.1,

'"'f|

ı-)

,\1!L'g

\ \

i

I

](ı

,i,.)qı

, :.ll.

,,,/.,

/L.'.'r<,

l

n ',qu.-,|,fu tiür:

|/dq-_

x.''|'ı-.-,.ı-\'.;.,; .i.^.,r.,7.,-1L : /,-,.,-|:l,|.<-+-İ14,

./.ç/,,

c-

ilrı ıj <2ı ı. , r]...,çç ^iı.ıı,,).

4

l| /a*,|,ı,,

/7;f

ı.-,! .,,,

f

_.ız


ı ' l ı liil cııııtasıııa karşı cephe ara!ışı, l ,ı .ı.,tııc Karşı Birleşik Direııiş Ceplıesi ,

ılııııı gelindiğiııde Ttiıkiye'deki faşist-cunta ol-

rc keııdiı-ıden eıııİı,ı plaıılaı,ıı-ıı ha.vala geçİrı-ııekdışarıdaki kıın-ıı,ıoyııııııı-ı ve Avı,ı_ılııı ııiıı uclişı-ı-ıekte olan tepkileri kaı-şısıııda cıınta biı, ııt ııtı. " [)ıııııokrcıs,iye Cjeçış" in iIk adıı-ı-ıı rılaı,ıık , ıııL lıir rırücııııdu" seçiıırler y,apılacak ve cu|ılanüıı Lı:ıı

ılilıı Ozellikle

Aııcrık uteşe benzey,eııler, cı l e,ş l e ıı,g e r ç e k l e r i rı ıı l tı1, tı b i l i r l e r. " "

l ;ılııi) asa ı,el'eraııdııı-ı-ıa suı,ıulacaktı. l i, lıtı döneırı L,ıcış dıırı,ıruyor, cLıııtaııııı ü

,

atııklarıı,ıı ve

ııı k;ıısılaı-ıııtk icin ycığuıı [,ıir Lıiçiıı-ıdc çalışıyoı,clu. ı .ııı qiiclere kaı,şı savaşaıı bütiiıı ör_g|itleı,i t,ıı,tak lıir lııı ıııityıı getirınekli. Bu ııeden]e geı,ek Ar,ı,upa'da,

,

ııı:ıtltığLı a]aıııırda ve gere kse Ktirdİstaı-ı'da söz koııı lı,ı le uörüşıı-ıele ı- siirüp gidi1,ordu. Birçok ör_uüt,, tlcı,ı,iınci. PKK kaıııplarında "ağırlanıyoı," ola,, , ıısiiııclc keı,ıdileı,iııe destek suı,ıuluyordu. Oıı]arııı l, ıı ( iiiııelı'e. Gütıe,v'de ıı Kı_ızey'e geçişleri sağlaı-ııı,lılı,ı iııc rchber|ik cle 1,apılıyordıı. ıı!,ıııİıı c)ıı bcl İrgİıı ve cİddİye alınnııısı gereken çal ıı\i:üülc Karşı Birleşik Direniş Ceph.esi" çalışı,ı,ıa-


,,,lılilıic tılıııııclıiıııı. tıii1 iik tıiı, c[iıctIc )al)tı!.ü |ııı r t t,ıııltlü liiü l-,:ısı [reıl.ııl [,ı itıı'ıil \()ıl. , ıı ıı gczıriııc]e \ |ıl)tlq] l\()ııtlsılıaliı| tlıt ıtetk l;ııı

clı \İıılıstıııı K()ı-l\ıııiı./ tlıı Lıİz,ı ııt l,ıtı c,ıı lısiı,ıı jııı-ııı İc,İı-ıde rcı, lılı_ı()ııILı \c l'}(K ııtI ııııı sı[:ık !iiı'iiııııc]eı _ı:ılıı_\,,;'ttLı !itı gi,ıı[ışıııcleı-sııııııcLıııtlıı iıiıt,tık iiı-ıiiııiıı 1ıı-tıısilııc k.ıiıı,lii lııı ır

ilt,Ce llIlc ()ltı5ttl

|'ıısİ.t tLıılil]

-

\

lİiü\ı]ll tl.ı ıtısteııııcİık l'ııı :t,u-İılıır,İui.ı;ıl-

lııı ıııı clıılııı ııthııt \tiı-(iLlı-|ııclı vc l,iı |i 1,ılıııiııı ıııı "ıııesı Lılıtstıı, ıııiık ııi_\.tiüı.lL,\tli. ]]KLil)('isc, lıtı rcı,iııı]t,ıiıı 9u,ıt,.,k ııırlı ıılıııı lıiı lkiı lııL\ııı]ııı|ı_\iı \c l)Lılltııı i.,iıl kıı ı\ı kıtılllıiılı\iı _\ii ıiitıııcıc kııı-ııı,\ctııliş^ ç,iülışıı)iıliıı-iılı siiı-cli]ı,ii_riıı-tiıı.

,

ı

!

sİ, Lı\

iı \ cı,

ı İ sııııl liıı

ı

ı-|ı l\

ııııtyiı(,iı lı

[ıİc,İ

ıııtl,., kcı ıtl

ııı eıııclt ıııılt,ııtlclclcı

İı

ı

İ

İ 1iıı-ılıİ l.Lı

itlcıı sijk ii ii 1ı ıl ıııı ıı ;ıl \. |jı,ııı()kıııtİl, ]ıııklııı,ı l-,İı .,ıııiı lc Ltı],ıtıtıı ,ı lıiı- :,cııi]ikııl ç,ıılısııııı. g!c\ \ c lıılı!ıı s(izlc_s ,| ı ii i l Ilıiı ııl t\tıı-. l ıtl,ıt i liıı]ııı tlıı. kıııııiıııtlıı lllı ııı ıı ı,ıi],ıı,ıtiıı isei]cıc. l;ısisl llitieı,\lııı,ııııısı tlt] lüil(]ıl ilçlk liiilclc.stiı-lılc viiııle ııılcı-i iIc c,,cık tlii, ili-ılis! \ilI)llı-]!ilıı\tıl L ı-ctııılde lııtlııı ttııı!,tııı, i)llLle tl l,ıllc,t,ık isı cı i lıcı giiıı kllpllıııııııktlı. l'ııı l,,ı i,ıiıılcı-t,t, i,sci sııkıığıt ıtılılı işsizleı ()ıdLısıııııı .r]. ] i.\ı üıcl(]ı-lc

[,ııı ı,İtı

ı,ıız

i

ı

|

,|

git'iıı

I|KIJI)C cı(lııııı kalcıııt aldığı bikliri

'|-iiı,kiı c r Kiiı-ılisııııı lııı c

l1,

1ıı ııııı

]

ılı. ,,\l]l) ilıı,ııt,lı^ lıısisı it,ı,ııitlı i] Eı, liil silıııi ı-gce i ]ıı:isı Tiiı,l, e ııııtı,isı. iki ı ıltlıiıı lıeıi lııiiııı,ı ı ıııı.r ıı kııı,şı 1 iiı,iiııiigii sİııtlİı,ıııc ı c İııılııi sıır ıısıı,ıciı lıİı-ieııı-ıİ,t l\ıııılı \ıı\ ıı,r t-|[ıisclcıi ıize ıiııe . Lıc_ı ıı,, clL,ıisc l,i_r ıııc t,ıılışıııiılııııııı _ıııl,ıııııktıltlıı l]tıı,lıııılıı kclııliııi rısııllıısııı,ıllı,ı, iriiı,,ı, l'rıı ktıı,ııııılıısıılılı,ı ıııcsı,ıılııstıü,illilk: lııiıııı. sijıııiiı,ii. i,ııısıı tıı, !tılılııııllııı ıııı. ıılııı[ıııc]ıı!ıı ıııııır ıı:ılı lıı siiı,cklİ ıu, tlt,ıııı] [ıİı [-li liıııılı^ ıığzı ııılr

j: Lııı-zırlı lıııkiııı kılıııııl, rııltıııtlıı. lııı l1, 1ıııııııızııı iııiu]esiııc sıılıil,ı i,e kııllıııııııak viiııteı,ııi tılııı-ak ı,cltı-ııı,ıtlıııııtı tıılıı islc_ı

\

il lltllll\1ll

l],i _ı ıllık r ijııt,tiıııir lc. cıııckc-i lııılklııı-ııııızıı \ ()kltiI\. ]ııı lııılı]ıli. issizlik. tıtlııı,ı. _ı,ii.ılcı,cc iıısıııııı-ı-ıızıı ijliinı. iskcıicc. (,Iı rıf|ık l'ıİı r ııı L\a\ !'ü'-(lr,ıüı()kı'ııl tIil:ılı-ıecr t ııl-ıİl,ılİı tJİr t'_ gL,ti ı eıı l ıis isl ,ı iizbiıı leı c \ Aı ıııı ıısıı-ııı ziııtlıılı. iı(, ı. giız_r ıı_ı ı t,LııııiI. tcüıı\i]eisi t,ıIcl ııgtı . isl,ıiı,Iikt,i-lekelı,i [:ıııı,iıı ı,ııziııiıı. ie iııclc l,ıtıiLı]ıııııklıı ı iiz _ı ı] zc ge ltl iıi l,ıtııııı Iıııı giıtlıı[,ııııdııı-ı k[ııLLllııııı\ü \,ol[iııtı ııt,ı-ıııık it,iıı. sııııısız siiııı[iı,iı ıı]ıııı r,c kiısııılıtıı,ıııs L':ıgı ııliliığıı..\l}D cııı|ıeı,_\ılizıııiı,ıiıı lııiluc iizc ıiııclcki sıı ltl ıı,ı ]ıııı]i_rr,tlcıiııiı-ı cıı ıı [ıit uileıl ıc ijlkcı-ı-ıizi ''t,cvıl, kııı,ı,etleı"'iıı l-:ıiı,iiss[i lıııliııc Qctiı,ıııc r,olııııilıı lıiclıiı i

ı

ül!

i\tc(iil

. iilııl,

gcr,iıl]

)

iı|,ı11111117

rltıı ııııır_iıı ()ltü]] 1ıi,lık

ııtl ııııı lıııı,ııt clenile ıııcı,ccck l,ıiı vıışııııı iıiııııııt]ıı ['ııl ıl. ı ıllı_stıı ,,ı:ı ılıctici r c ı,sııııllııı i,ıcı gıiıı il lııslııı lı kııısı , İ,,1e sıritıgı ılı,i]ııleı İıı L-ıİı İkıııİs l)ıı,ıısıüı] alııiıııı

l)cıi:iaıı. .]

ı ı

i

l

i ı,-, ilı.,1 1111 11,111:ı,ıı l'lıı,ı ılııı kııı^sı l ıgıııı i,ııleı ı ı lctc [,ıt,ıı c, i ıı l,ıi lc L, kıı1 ıli tiı( i ı ı,. Lı iı,s Lıı't ı)t|ı1. ıı l ı ıı'ı u iıt, leı i ntlc ıııcı tlıııııı ıc lcıl ı.l ıı IlljlllLll tı lıi]lelt,liI lllıı-ıılıllıl. ı lı. isleı l ılıııllı[ üliül\lllilsl _\,ırıılııLllı tııll,ıiıılcı-c \,111-1llllll tllı giiı-cVlc:

iı,

ü

iııı,ı: . sej'ıı]e!.lcııııİ giiıı lıc gtiıı

ııı tıı

ıııııktııılıı

ı i lıı_:isl-stııcıı idctılııjı \. .ııı])eırııii.t kıı]lılı ,,ı,c,l iic ıısı ıııı ıiıaktıı. lcıı-ıcl clın ııı lıtı t,cı-cci,ctlc ,,iiı ()ğı,cııt,ilcıııı eıı kıit,ti k tclıkiicı-i ııktılliııtlıı ı 1ıtılis-jiıııtlııı-ııııı lıiı liklı'ı iııııı [tılıı1,1ııııııı r c rlıı ]

{ i

l ıı.ıılakIiıtlıı

-ıı ,|

ü

ııııü kıüı,ıtılLük [ıiı _raıısiiı ııı gıılıııııılıı ki,ııııı t,ı,l)e\[ lııısı ıı 1'iıiı] İr .,iİııc 1 cı l:ııı,ıil, ı l ıııaclıı ı,ı

\ ıı\

İ

ll


,ılııiııjıcIı cutıtaııııı yardakçılığı ve dirlkavuklıığıı

ıtlır. (]cı-ıel olaı,ak l,ıiçl,ıiı, kesiıı-ıc ve siyasal kuı ]]t, İıııkiıüıı tııırııııanıaktadıı,. Trıplı.ıır-ı koyu, ka,,ııııııı içiı-ıcle tutıılııp. e n rıl'ak kitle birikiıııi ve ılı lıile talıaı-ılıı-ıiil gajsteı,i lıneyip tanlamen bi, ;iıılııklııı, ııı,asıırcla ten-ıas bağlaı,ı kcıprrrı[ınak is,

-

ı tliı 1rılrtklanına opeıasyoı-ıları1,1a de,u,riıı-ıci ıvı i,ırlışi kııllian-ılaı, peşisıfıi [,ıirbirini izlcn-ıekü ı] ııcıt eıı kutsal sayı[aı-ı aile krıruınu tahı,ibe uğ, lriiı,distarı'da yaşadıl<larıı,ıa pisınaı,ı ettiriIn-ıek , ztıı-]ııı,ıırıaktaclırlar. Birçok köy yakılıp 1,ıkılı ;ııııt,laf ı. iiriiı,ıler. cvleı, sal,ıipleı,iniı,ı elIeı,iyle yok ,,liı. l]alkıı-ı,ıız|ı1 ııanlus arıltryısı ayaklaı, altıı-ıa , l ı ı iı ı,ıı,ı,ıız faşi s1- c,ırdı.ını,ııı erleriı,ıe pcşkeş çekti ' ıı, lıııılıırdıı tesliıııil,gli kabtılleı-ııncyen PKK kadıı lııı-ı iizetiı,ıde işkcnceler clı_ırıııak lıiln-ıez şekilı

, ].ı,,.

ı

K/'t1c-.Ja4;7ırr* -rnı. 2_aF l^-

fı€

//ı ı-A(. ıl,zi7,1 p.,ıV iaI.cıı/i,flCnJL7/A /

7 lk '' €4/; ' - l/1 -''-')

/i1,/< 1 ;-,)

1rlPır1, 7rışıİı16 en4f /

/,jiRı €.\, <_ ,r/ı.€,

Belge no. 9

]

,lı1,oı,. Direnişçi yoldaşla[ınıızııı başeğnıezliği, , lııısııııü lıalka. dcı,ı,iıııe ve paı,ti]erinc bağ]ı]ığıı-ı , k;ıı,sısında paııiğe kapılaıı lasist askeı,i curıta, l,iı iıısıı-ılııı,ı iılLiı-ııe götiiı,n,ıeyi göze alaı-ı-ıayıp ca-

i

ü(,,\,()ltlllLl iz[eı-ı-ıel,e

devaın etnlcktedil.

lı;ıllilıı-ınıız yaptıklaı,ı bıı olaı,ı sön-ıLirgeci-|'asist zt, ]<ııl,ıı_ıl ettirn-ıek istediği anayasa1,1a "cleıııokrli)ıııişı'i" bir sal'satadalı ibatetttir. Demokı,asiye tletliii sey. askeı,i-faşist diktatörlüğüıı çıplaklı-

, \,

lt|,ıl)/acak bil, örtLi göreviı-ıi yapacak; fhşist si_ l-ıiciıı-ıleri olnıaktaı-ı ötelıc gitı-ııeyecektir. Tel. ıı 1ıi tal iznıiıı iı-ı u lastığı düzey ve içi ııde bııl undıı(rı tııüııüüıda yaşamıııı sütdLirı-ı-ıesİı-ıin tek yolu fa_\

, ıiı

zt,ıı,tı

ı-ı i

ııduı,. B u noktadaıı _seriye

trd

ı

m

atı

l ı-ı-ı

ası

. /.

ıı,ı\/iısiı ile oluşacak paı,len-ıeı-ıto ve hiiktiıı-ıet işbiı', i l,ıti ı, ıır,azi ıı i ıı ekoni,ıı-ı-ıi pc,ıl iti kasıııı n dev aııı ıı,ıı j

42

].l


sağlayacak. oııLı ha_\,alıı _qeçiı ece k [-ıii,cı, ı_ı_ı,giıla,ı,ıcı kııı,ıııı,ı|ır dışıııcta başkıı lıiı, scr oiı,ı-ıııyacıktıı, Tiiııı siıasal-aci]i 1ıctkiIer şJıııc,liki ctıüıta k()üıscyi ii_ı,cicı,incc cılı_ışıııı \,f illi Cüveı-ılik Kııı,tılıı 'ıııııı eliı,ıc]e iolılaıııcık. L-ıu lıııı,ıı leıı List karaı \/c yasaıııa oi,gıı-ıı l-ıiıline geleeektiı-. Kııbıı l ettiı,i]ı,ııek islcııelı ctı ııtA itııiL)/ııslısı. cl[i.s[iı,ıce. bıtsıı,ı-ı,a\ iıı tızgii ı,lii uii uı,cr ıopltı stızlcşıııc. ıııİtİııg. gtjsteı,İ ,\ıİ]iıııı. clt,r|ıck vc scnclikıı l,ııı,ı-ı-ıa lııklaı-ııııbLil,iik oı,aı,ıcla kısıtlaıı-ıış r,c l'a,sist diktıliirJ Liğiiıı clcııeIiıııj a]tıııa sokti|ıııLış[Lıı,. (ictiı,ilcıı vasııliır]ıı i:nıckçi ve tıı,tıt iic,siııı|eı,iıı ektıııiııı-ıik. stıs\,ıl. si_ıasal geliş-

,,tkIcstiı,ıııc a|iııtıılIsıı,ıı. aııı\,asa\lıı kıılııı l eli ||]lii_\,ll). lıılk[ıi,iıııızıı Lıiil,iik,ı,ıliıııl VC ılcl ,, ıı i iı,,ıı ııtı l ıı ıa se ı.,c]ıs ı1, ia lıı ı-el._et c1 ıııcl(tecl İı-. ,j (]iı Qc./:isiııclc" iıı,ıııı-ı cla jstiıııkır,lıı atı]tııı :,lı]i:ıtı-Llıtt,ı [ııı ııivctiı,ı ııcı j. |ıiı giistcı,gcsi

:

ı;ıi;siııiı ı c Lıiilge ],ııılklıi,ı acısıııtlıııı zt-.ı,. si,ıı_,üııek oIaii isbiı,l ikç İ-tcliclci bııı, ji,iıziıı ı n ç.ı i, i]/_,ıiii. [,ııı sııııl'ıı,ı egcı,ı-ıcııliğiııi cIcı,!cıiıı i c ,],:ı-İ ıı lırjcı,csİ ııc, kııclııı, ı,ı ii l ııs ciiiıt-s ı ı ı sıı ğlıtlııı ı. ılı-ııııızı. ı l ı ıııla ttıt1ıığıı [ıc,ılıtı11.1ı.,,,ı.,*,,. ııi:i is1 iı il-ı 1ıck sli ı-ıııesiıı i lrola1 Iıısl ı ı,iıcı k. cıı ı,ıl]ii ı-i iik ie ı,i ı-ıı zi ıı ı ic[ıi r taııcsi ıı i 1ıtı i ı-ı-ıı1,1111. , i l,ıji,avrıc,, p2t|,a babıtsııııı-ı ztıı,tııılıı hizıı-ıe tkıııı _siıı,c,ı,ı. ıısiı,ııilasyoııı.ııı vc ıı lrısiıl baskınııı clalıiı ;ııiısıIı] an-ıaclayıtı,ı ıtIıavaSa. lıısist [ıiı, ııııavasiiİ

ıı,ıeleı,i cltıııtlrıı,tı iı-ııtıS. l-ıic.,L,ıiı,iıcık ekonoıııik ıı,ııılııılet'ctc l-ıilc İzİi'ı vcı'İ l ııı İ1"oı,. Askcı,i l'as isı cli l<tııtijı l iiğiiıı hazıı,laı-ı-ıış ol_ cltıiıı !ırı a|ıı(i,asA iizeı-iııcle ktıı,tı lacıık lıir _yijı,ıetiı,ı-ıiıı cskisiı-ı-

l'ıı,kıı-ıııı oliııırayacııiı. geti!,ilen _r,iısalaı,\,c işle),is [-ıic.,iıııleı,iırcleıı iıııiasılııııılıclıı.,\zgıı-ı. zoi,\,c siiıııiiı-ii ttıfaıııııdaıı lıiçbiı _ı,ııvaşlıııııa tılı,ı-ııyııcak. tcı,sinc dal-ıa cla ııı,ı ııııı göı,iilcccktiı,. l]ılkları ı-ııızııı cliııdeki son ıııaclcji [ıirikiıı-ıleı,i de gasp ve Lalıııı yoltı_\,]a 1Likctıı,ıe ı,ıoktasıııa giiliiriilccekıiı. Aslrcı'İ l'aşİst c'lİktiıtiiı,liiğiin ",ıiyil ı,öııttiıı,ıt, .-t,,,,i i },ııpı-ııı ihtiyııe ıııı tltıl ıııasııııı,ı ı-ıccicı,ıı: ice ı,c|e tcıpltııııı.ııı bı_ıı,jtıva kesiı,iıleıiı,ıt]c c]ııhi ve (jzcl]iiılc tlc Aı,ı,ıılıı kıttııttc,ıı"ttııc|a ar-

j

i

ı

cleı,ı lıic[-ıiı,

tltıı iıoş!ıtıtsLızlıığiı iııl'i l'lclı-ııek. besleıııclı l'ıışİs1

otc,liıııı_ıı,ı

sLiı,elili\,ıpı,iıııııııt vc çiizlilıııesiııi ijıı]cn-ıck: Kcııaıı Evreıı'iıı son. Antalyıı şehı,iııclc

yılı[ığı ııç,ık ktıııı_ışıı-ıısıııda da beIirt-

tiği gibi tıö|gedeki ileı,ici

ı

ı

cıııclieı-İııİ cİalıa

ııc,

ık

L,ıİı,

şe-

l ı

ı

l

i

l

]i

l

ıı,ı

ıı-ı

ızı ı,ı

rii

[-ıi ı,l

kıatijr] |ik cşi

k

cl i

i

ı

!

ı,cıı

i

ş

ı-ıı

Licirdeles

i

i

Ic

ıısizıı,ıe K.ıtı,sı Bjı,lcsil, Dircniş Ccplıesil

ıııiiı-ıliı,ı gcı,çcl<lcstiı,i]ıı-ıcsi^ atclıııdiın^ ABD'ııiı,ı plai-ıladığı bölgeıııizc, yöı,ıeIik askcı,i lııı,ckctle!- içeı-eıı ıkinci clışı yöıleIİk [löliiıı-ıii Lı)]gLtIa|lılıı sıl'lıısıııı sokı_ılıııaytı çiılışılacakclijı-ıcııı]cı,cIı_- l-,ııı

ı

ıı askcı,i-l tısisı

ııı|

Ctılıla stıı-ı

b

i

ı,e sııItlıı,ı aıııacı_\,Ia oı,clıısıınıı l-ıazıı,cltıı-rııııa getiı,ıIt,ktedi|,. Ctı ı-ıtaı-ı ı ı,ı kcııcl i öı-ı iine kr,ı1 ciuğtı !]ı-ogi,ltıııı ıı i ceı,clck i [,ıöl ü-

lriltle t ı,tıij,,ıı scı,iııisiii Si,ıı cııizıııi ;ıliıbilcliğiııe kijı,üklcnıc kııı-ılıaııyası acııı ıs, l'il ı l, kıııııııtıl, ıını_ı lıı_ı ),ijndc zcl-ı iı,le),ip

ı

l

için 7 Kıısını'(|a yalıllacak cıylıı" tı ı, ı"' tı ı-ııa l ıcllı,. z içiıı tcl< kııı,tı_ılıış },olLı. Fısizıııc Kaı,şı Birlc ' ,,1,ıl-ıcsi'ııde tiiııı dcr,ı,i ıııt,i. deı,ıtıkı,ıt^ i]eı,ici ı,c t, lc ı'i ıı [-ıi ı-leş k eylcı-ı-ı i1, le l'aş znı ı-ı devı,iıı-ı lc _r ,ıl,ııi! ka[-ıı_ılii

il ccva

ll l lZI

lııı

1ıı,.

i

:ıııııı

l

kııı,şısıııdıı ııı[ida]ıalc

gel işıııelc,ı-

t

l.'KBD('-PK K-Iı,aıı-[ rıık'lbnısilciliği ,

ıiı ııi tıi ld i ı,i,v i L-ıizzat ]\4ııl-ısrıııı Koı,k ı-tı ız li ıti,j-ısııı l 98]'clc 1,ıı1,.ılaciık " rc.f'aı tııırltiııı ' ciııcc-

ı.i

I

ı ı

l

iı(l\ ()stt]lcla okiıııcltı.

l-ıcdcl şaşıı,tı-ııiı çiübasI içiııclccliı,. [-ı,et l'ıısist ctıı-ıta içeı,cieki .1-1

1_)


t

r,c l\ıı]ııl)1ıı [ıirçok ttıplııııtı r,alıılııııs. l,ıirçok \ c [ıi],Ij]er clı-le ctlilıııisLi. Kiıclı,tı c]a kcı, ı lıiı,ciiliııı gtırıııtiştıi.

f:

iııtıııı5

L {n

t

v>

giiııii yapılaıı tııplaııtı

l98.]

F

l

ııııı

rınesi. tıı] ıı ı ııtl tıı,ıı,ı ı,,si. sııııı- lııaliyetleı,iııiıı cliizeııleıııııcsi. yeni lıı ı ıı ıı 1ılııı,ılaı,ııırası gi []i konıılıı, 1,ıııı ııclıı''S|i,

ı

ıısıı

ı

ti tı ı

değcı,l

c ııcl

i

i

ı

ı

"'r\ arklıtlıı\ı1l |lllıılllZiı ıclıılc iste,liıilıııe si" gibi i)zcl giiı-ıc]en-ı ıııiıılclcleı,i de ıı;ııı. tlıılııt stıı,ıı,a dcr,ı,iıııciliği bırııkiıcıık olaıı lı /.ı,ıı lıılilııı, karşısııırlıı. soı,ı-ıı,ı]aı, karsısıı,ıda

lııı ıııııLı.''

_\

( iül Ll\ !ijSIc|,e mil,t,ıı,. zıll,]ltıııı ol,clrı Stıııuı-ıclı (l(,

,,

iüüısı(]

ı Ve .\,]İt'İı,ı ııotIıı,ı aı,ıısıııtla

reı,İı-ıİ

l ()ll(,csillc|c Agit'iıl tııltıığrı ı,ıt,ıtlır içindc ,,liiııı t|e kıınıp calıs|ıııısıııtı. yaııi [.ıılııı ana ııı ıı|1111l11 1. A_cjL. l.tılıııı kıııı-ıpııııı ıııcı cuc]ıt,;ıtı r ıııııııcliı KDP'ııiıı t]c Lıilı,ııeree cği. _uizlı

llll

1-1|

l,, ı ıe gcı,ck ı

l ı l

iğınclcıı

[,ııtlısedi ı,oı

cl

tı.

-t-

J()

_rrtılFh/


L'lkc içi l'ıııılircile ıiı,ı isc sııııı lıt,ırIııı ııııı tı\!.Lı]ı l)iı,biL,iııı

ıc biiııılıııı

il,: clıtgılıtı,ak i\ lll.,

gcı-i iislcı-lııı liıı,: ü]cıiı,ıltliktcıı si,ııııiı

]\lllllllillıil.,ccıji ıc'sl,ıiıiııi

\

lll)]llı\t] $1ı

9(i1,1i_ıicıiı-ıi

ti,ıl,ı

lııııiıtIıı tlıı clıle geliııli '('t,lıl1,, ,:cı ilı.,ı i r)ıı tt,lılic lıtııt,l,.t,liııiıi ,lr'/i ıııli <ıiç'lcıı tliıi tıırııııltı ıııqltııııltılıı,, isilkıııı(ü k(ü\üü\iıü', liıı _ıtılıılıııtıtlıııı, Lt ııt] sıiıt, kıılltıııılıılıİlt,t ı,l, stı,,.:lııııı t ı,lılit' ,:aü İl(1 İ lrıı|ıııııA ()l, |)l(|(,(lLtll (ııiç,lı,i iıı ııiiı,liLıt,l ıltıı-ııııııı |,( (lli,!rl1(l!üüülüü-l(ı ııltttı r"ı,liıl,ilı,ı- ı,i, rılüıııüsıi ,lcllsıııı,lciılt,ıı clLilı,ıııııt,l(,r ()[(ı ıııııtltı lııi-ı i ııiLrcıi lı ıılııııltıı bıılııııtılıil iı,-

(ııııitııiııı

ı,ı,i

i ılı rıltıı tıl, lııılltıııılı,:ııııı- ıılııııltıı,tı ,ijııclil

ııltıı-tıl; \(,üli (ü1:!(ll(,,ıiı,i ı,tılıtılııı;ııtı Lııı,,ıı lıiı tli-i i)ıılcııı üıı (ı\ıt1(l(t (,ü1 lü(lİt,4iıı ı'ıııt,ıııtİa tılıııı İç ı,t,ı,lt,lıııt, f|ıtıliı,r,ıİııİıı lı

ı

_

La ııı

l ı

ı ı l ııırı sıtl ı ı,."

Agil^ Lııı ııı,ıttıiıı iıç,ık lıiı-t,ıic,,iıııtle ıııılısılilığı ii,ıcı,c il lkt iç,iııi ıc orııclııki l'ııı li,icıi e§ııs ıı]ılııı,(}cıi iis alıııılaı-ıııııı

c\iıs

L,,iılıts!ııiı \t]ıİüıe

lııııtıdıı

'İç

ko]ııııiı]ııiısıtılı clİkkıt çckİ\()r lJLı

lııtılıı(l l)l0ü1l(üüüld\i lıtrtı\ılırkcıı stj,ılc

1()l)

[ıclİı,l.,

ıııe leı-tle l-ııı ltııırır oı,:

"Hııkkııi. Sii(. \'iııı iiçgcı,ıiı,ıtlc gizli siıısi iis cıılış]ııılıüı,| 1,ılıııJıııııııı-ııı-ı l-ıiıiııci lıecle l'idiı,. ('ıılısııııılııı-ııı scı.,k vc iclııı-csi l,ııııtı lı-ııır lı,ıık sıı,ııı,ıııdıı ııılıılı,ıııılı. ıııcıkcz lııı-ıııılcı i ıı]ıııııı

it,iııclc _r,crlcsıııe vc ı,tjı-ıctiı,ı-ı oliıııııklııı-ııı| \,ııııılıııııIıtlıı,. llt, :,.,ıı :(ı ..,kİltl., ıır ı ıl:ıl'İlİı: l- Scıııcliıı]i'ııiıı Ccı-cli ııııüıLIkiı\ıııdıııı başllı\,ıü,tık. Yiiksckıır a'ııııı cltı!ıısrı. lııııı sııııı L-ıo_ı ıı 2- ( )ı,ııırııı ı- l )osk i ıııııı t ı k ııs ı iıtIıı ı-ı it i l,ıııreıı Y ii ksck tır,ıı' ıı ııı [ııılı:ııııı kııilııı ki iılııı,ı 3- ('tıkııı-cıı vc L l ıık l<ıı-i ıııc,i,licz i ııi ıı |( ııze_r t-er,ı,eri J- L ]ııcle ı-c (Lıı k-l)'tlcıı Kıı ze_r'c ılııiı-tı [3r,_ı tıil;e[ıiılı ıııcı,kczi ıı i L-c\ ı-cIcvcıı iı] iııı. 5- Sııııık. l--ı,ıı]ı ıc [)eırıiıiilt,c sıııııliıı-ı 1ıiı tıiılgc (ı- \,Tcı-kcziııtlc l]ıısLııl,_,ıılııııık ilzcıe Krızcr,^clc (iiiı,lııııııı, (iiinı-,ı'tlc \ ilk:.'kııı ıı sııııılıiıııııı kıclıı S

. iııık r c iııııı

sı ııı lııı ııırlııı,ı ıc,ılııı-ık lııı Iİııııı lıııı-ckatıııı. l,ıİıİııcİ İlcı-leıııe ,,ı lcıııliııııck !.ıcı,ckiı Btlıiiıı ııtılıJııı ııı ,]. llıiIlı t,ll|..ısıı,ıaIlııı gcıcl,cıı e ı. iit,gt,ıı c't'ıu [ıı:ı ıılıııı llııkkııı,i ıııcıkc,ziııiıı kıızcı r c

!,

\ ıL\

,,

ı ılııktlı. lı(ilgcıliıl tlı,[ılsıııclıı )rCl- lllllllısl. l., i]ııııılıııiir ısı. clı cı isli ııı,ıızi _rııl,ıısıı lıı

,

i,, iıcliı-tilcıı iılıı t,ıılısııııt l,ıijlıcsir lc çcı iııı ııtılr[ıı: lııııIiı e tlcı iıı viiııcliıııi vc tlcncti ,

,.

i|ıj. ,li1.111lıııııı kılr;ııillil

\!, lCr,liı uııll.,

, ıı ı ı ıı iııl,ıi l ıııe ııl;ıııiiuı ıııı sıılı i;ıi , )J Lı

lııı i

i

ı

ı]t]üı kıılısııııı lıı ı ıııc]iıki sı ıı ı ı,

ııı 1aıılirc[ ıııcıkcziııdc Lıııı stıı

ı

ıı ki,ısı l lııı,ı lııızı

ı

l

kijı lcı

i

ıı i ıı

l,ııılııı,ıaıı lıii_ı ııııtI

ı

iıı-ıtlıı

le

lıiı,i ıı

1,ıillit]ll]illl1llls ıı]lıelıktı ı ,, ;i l-ıııliııde ()zıılp \,ltıı ııtlii c i]c,clcı,iııiıı

ı,i \cıiıle [ıiı l,csil ıııı[,ııı ı-,ıkıııılıı[-ıiliı,. ,ıiı. \lıılıız! iı-t r c ]]tıIııııık i]zcı,i Vııı ttı'ı ,ı ; ,,ııı iıiıltı (]lLısttıı ıılal,ıİlİı _,,,

, ;ııtı]ı

lJııi

k.ııı

Kıı7|11|, iizcr,i Sıtsiııt'ıt

lııı ütıı oltı_:1tıııılııl,ıİlİı.

Siısoıı ır,

L,c\

ıt,sİııc

k;ıı ılııl,ıiiiı-.

ııl. lıılıı-. 'I tız]ııe iı. Diuı)ı ı l)ı)\ tıııdiı iliski sıı ilaııııı ] ı,lı

,]ı

ıılı ı:iiııcleı,ilclıiliı

, ;ı ,,iiıcvlcı,le l-ıiı,Iiktc clt, ıı]ıııııt,ıık tılıııı. [ıc

ılı.l. ııı ircsi l cıllısıııiıiııı ı tıın,ıııııılıııt]ıgıılc]ıı. iıı l}iıııil] rc Kıı,s ıijıclt,ıiııt]e ilslc.ı-ııııc. clııı, , ı iııi ııtııııııı (,|ılü\ıı)iı\ı tılııı-ı ikiııci lııııekct ııl,i ıı l lcı il,i lııııliı,cl iı\ıiıııısı tıııııııııılıııı, \ıı\ ıı\L,| ııilıı_ı lııı,ıııı :,ıkıııı'l'lıı ı c ge ı i iislcı,si|ııl,ılı 1,ıı ()l)ı!ııtıdı l-ıiı,likIcı iııiıı sıır ısiıl


Ulkeyc giriş planını

bı_ı

,

kadiır ktrpsamlı Lıir biçimdc ortıı-

ya koyaı-ı Agit bu planıı,ı l983 bileceği hesabıııı yaprnüşt|.

ı)ııt,t,tıt,ığtı ç,ıktıcrığı İç,İıı ı,e dıişıııtınııı dİkıı,ı , ı,kr,ct,,ğini. bıı cılcıntlcıki killelerc ı,o,ğıın lıtıskı ıııı ılıisıiııt,ü,ck lıöı,lc lıir lcşelılıü.sla lıul tınıncıtlık. ; , ıııılıü ı irlcli ııkınııltırtını: |oı,. Boşkııı bıı koııutlcı ı ll l l a t \,0 r(ı [ ıü1 0 ün z ü r c ı,cı rtl nıc, ı ıı l aın t ı.ı,a (tı ı ü,ı ü üüli\l( birücıkıııı fcııılİı,cılerİıııİz oksadı Btırtı-

,1|1üüüılıüıı

,

_1,x7lnln soı-ıuı-ıda tan,ıaı,ı,ılaniı-

l983 günii yiıpılaıı toplııntıl,a Nlahsıın-ı Korkmaz geniş bir rapoı,Ia katılı,ı-ııştı. Yal-ıılaı-ı plaı-ılın-ıaııın kaç kişi ile yüıi.itülcceğiı,ıi de ıı-ıevcı_ıt kadı,o yitpısıııı göz tinünde bıılunclurarak düzcııleıııişti. [Juna görc gruplıırın sayı diizeyi _] ile _5 arası oln,ııılı, bileşirııIerclc üü,eIerin kişiscl. pratik ve sil ttsaI öze ]liklcrindc bir[ıiı,leriııi taıı-ıaııılaıııalarıııa dikkat cdilıııcliydi. Prcıpaganda. harekct ve iııisiyatil' kapasiıesi ),iiksck tutrılnıal,iı çalışı lı,ıı ılı dı r. A_ei t, diıneı,ı,ı ı-ı cczae v erindeki clııruı-ı-ı u ııu gözde ı,ı ıızak 2() Maı-t

i

,,

l3 AraIık I982 g|inü Agil'in

86 bin Türk lirası, l() biıı t|in-ıeııi şiiyle dilc getirilınektediı,: " Bıı olrııT ltı ııuıli olcııııı,ğıDlü: olclukça t,idcli bir sorun( Bu,sortıııtı çözınck içiıı,ıınır lıııı,lurıııılo küç,ıik lıir kısı g r u p lcı r

l

u Jo],,iı/n

\

(t

p ı?tu

ı

ı

d

ıi ş ıi ıırl

ti

k

F o kcı ü J tı

r ı

l i ı, e

ı

u l cı

ı

|\ (

lokıl

hİçbİrİ de 1ıek ı,ur-

srıı,uıı ç,öz[iııı lıeklcınektedİr."

tılıç," ' Onı|iııı[iılekİ d[jneındc, nıtıddİ koı,\,(,f'intıııs,a ı,eri bellidir. t]ir holk sdyoşıılıı1

)\

ılı;1.,|1 1

rııı

ın

yaz-dığı notlırda partiı-ı

,

lüüıü

r,e kazanı,ııa aı,zusu tıtı-ı-ıdır. Çalışı-ı,ıalı da gideı-ck ıayına tıturn-ıaktac,lıı,. O güı-ıleıcle tuıulan "ıııalı

korı-ınnıaktadır.

\,(ır(ltııı lcılep cttİk,

ülü,üü

14

,ı,ı ,ı lııılkııü ktııdis,idir. Aı,ııı biç,iıııdc ııltıs,tıl kıırüıı,,ıı ıı qt,l i ı- ktıı,ııcı,ğı ııııı lcıııel i ncle htılkı ıı dtizcnli ,, ı, ı, lıl i ı,ı, ıncı neı,İ kcıl kısı ı,cıtıııııklcıd ı r." ı ıııııı(iit iilkedeki iiı-_gütlcııı]]eıııizin tal,ırip o]ması. ıı l;ı:ılı_ı,cI alaııına giren yöreleı,de. hareketinıizin l ı l ıılr, ilişkileriııin za;,ıt tılması, ilişkİ kuı,ulaıı sııııı ılr, ııı,dıil geııçlik oluşu. TC'ı,ıin bunlaı' üzetİn-

Büyuk bir coşku ile iilkcye yönelcır Agit ve ııı,kadaşları-

nrıılzemelere bakaı,ak ı-ıe denli zorlı_ı [,ıir s[ireçtcn geçildiği örgiitüı-ı ııe kadar ı-ııali sıkıı,ıtılıır içinde bulundtığu cla açık ça görülıııektedir. Pııralaı,. Agit'in yınıııcla taşıdığı çaııta

\

ı

ııııı ı,ııortıli. coşkusıı

al

ı

l, ,11|ç[ ılcfteı-. r10 adet kaleıı,ı,6 ade1 lastik ayakkai,,,1.1l) ] lıcieı. sııt çantas|. 7 adet si_eaı,a... _qibi. lıı üıııııı lııı lıiçiıı,ıde özetleııdikteıı sotıı-a Agit çözü-

l

ri" iı-ıceleııdiğinde,vapılaıı lıaı,cıtıııalar ve

,

ı

ıı

"Mali dıırıımıımıız, iyi değil"

e

,

t t

t

ılllllll1ltl gideı, listesiı,ıdeki her neSne Cll acil ve ztır, l,tI iıltı_ycırdtı. Gereksiz veya "/ıitı"' denilebilecck ,ıı ,(,\ e ı-ııst]anıak n-ıiinıkliıı değİI. 2 kİlo cİı,İ. z1 adet

ı

riıııleıı tı:tık. uııtı ı,ollrırııı cleııc/inıini .scı,ğlaı,an kcırcıkollarl iııılıu eı,lcınleri geliş,tirnıek içiıı lıcızırlıklor 1,apılıııtılı, lıedc, /iıı lıiiı,ikltiğtine görc bir ycı,tı iki grup lıu:ırlcııııncılıtlıı,."

l l

l l

ı,ıı \ıııli lıu

tuItııanıüş. bu konudıı da [ıir öı,ıcri sL|ıııııuşlu: "Cc:ocı,iııdeki tjLd|irıne ı,e idtıınlaro korşı ıııisilleıne dnı0(0,10 .sınır ı,örelc-

ı,e cetı,e

ü

|

]

ıü ı

|,

1

tıl,gıılaması ve

bı-ı

kesiıırlerin büyük lıir

o]nıaları gİbİ rıedeııler. buraIarda hare ı ı, ı \c ctl i lıııcsindc etki ıı bir rol oyııan-ıayacaktır. ı]\ le ıtlcı-ı dc bu alanda lıerhaıı_ei biı, katkı sağlaı(,,İtıtlc

ı

ı

ıllıı

,ıı,ııı kıı_ı,ıııık]arına cl koyıı-ıa ),tılu ilc harcketin li-

lılııı,:i cıı doğru yol olmasına karşı|ık btı

1,1,1

,

ı,

:ıııtliillerc bağlı bİr ytıldıır.

seçenek

ıııiziıı ıı-ıaddi ihlivaçlztrı esas olaı,ak kendi iml,ı ı ııı-ıı[ılacaktıı,. Fakal ıçinde btılunduğuınuz ,, l ı , ,ıl|ııısı. 1"ağaı,ı yoğuı,ı kar yüziinden hareket

ı

l,

.5


iııc gct,ıııi ıc r-lc lırı ıt|ıtııtIı, ıi L,ıiı cılııııııııı lıtılıı ııııııır ısı !ii.i ııctlciıicıic lıiıiııı 'tar',a,,-l ıııe ı,ke z ıiiııitıııeclcıı \llltIllll itlııılık,r,,ııılltilıtlıı. [,ıı,liı]eıllerilıclc l-ıtl ııııkıııııı-ıııı tılıııııı

ı,sı ı c

t')

,,

ltııırıriıı-.

Iltılıor iirgiite karsı,ıııi,ıı ııılıılıığıııı .\giı'iıı

ıııl)()1iı

\

cı-iligi iiııcııı ı

:ı_\!ıı:ı\,iı!,l

ı.:ı ıııkıı_rıı ıü., ı (,ıı İı İ

|ıLı koııt_ıclıtkı

lıııs:,ıısİı,ctİ ıı İ,r ıı kııı,ıclıı bc l İr t ııı ist i l. I l N4ırt l()8_] giirıl[i lııı- _ı,ıızısıııt!ıi ı-lıl)()ı-tı sii_r,lc

ıııılılıvoı:

ııklııl:ı ı,,,iıııit ılıir,li.

]Iıtı] .]) l,ıiiviik l,ıilıclcıiıırle

gareğidiı,

t kcııtlisiııiıı

ı ,ı,ı,tıiı]ıü,ı c]ıı ıılııtı tıııııclillı ı_]cl'tc ıı_iik kİl,ıııı cir'llcıiııc ııııt iılıılııiı ]ıLı iıılıl ıi,,, l\iıl]:ıi l tLllLı] llliil\tllül solsll lıi ııı,

tl

ıı

ıı 1ıiıi l.ıı

izilı,ııis t,ııılıııeıı tlağı sıır ılı lıİlİı,clİ.

'l'clıclcı,İ.

1okııslııı

ı

,I iüı"I i\cıı kıııı-[cı' İçİııclc kıılı,r,oı,clıı. Stılıı

.

:ıi

lltılıtıı' ı't'ı,ıülcl,. ıııcı lit,-İıı tltı,4ı ıı ılc,lci,lt,ıııliı ıııt,lı,ı ,ıtılırıı tıl, Ltııtıı-ltıi t,ıktıi ıııtısııırı tılı lriı iiıılı,ı ı, ı,r)ıı 1rjı/r,i iliııcsiııt,ııltı-

i|ı]ıı ııltı 1,ıı-lılacıkııııs gil)i tılııı,tıı,tlıı

üi(ll, \ülüü(lüü t)ıqıiı ıl/r,ıiıiııı \(ü\l(üü]ül(ü\|üü(lü1 l)iü (üü(ü(,llt-. (,(ılııııııılııı-tııı lıı,İiı lcııcıı sirı,ılı, l(,f(ü,ü üü(ılıtl(ı ı ıılıtıı- lıtıliııc ,qr, liıt,ıcl; ,tttl(ııılüı\,(lül l,ııtlı,tı rı,ı,tı lıiı,iııılcı,iiı, iıı,,,1ıiıı,/irıi,sı ,ııı-

ıııııılıılııkltıı-ıtlıt1 ı!ı,ıt,qiııi r, ı,iıı,, ,;,,ıiı,ııı, ıltı\ \( ,1,iıcıltı-iııi \üll)ll1(ll11l\ ııı.ı,ıltlıkltıı l :(l (,(,,:l l,ı,ııiıı'iıı tlt, t)ııt,ııılt lıt,liı,ıtıqi lıiı lıııııısıııı,. ()ııtııı i,t, 1t,ir,,1i lııliıııli.qi lıtıltlt ıııltıı,lııı.ı,ıı

(tl)()ı \ cl l1l(ıı1( ııltı.ı,lıırı \ll\((ı \,(t\(tııl]lü\llü,. ll(ül)()ü lı'iııı 1ııırli rı,ıiı-,gıitlaıılt,islclilıııt,si ilııııtılc ,qt,lıııc_ öııt,ıııt,ıtılıilıliı,. llııııtılktıı,lı,4ııı lııı tlt,ı-ctt,ı,t, t,ıkıııtısı srııı tlcıt,t t, ı itltli \Oı,lıııt-

t

sıı lıık ijı,ııcklt,ı ıııiıı lııısıııtltı qt,liı- Ktıı,ıııtıııL, tıı ı t, ııııılltıl ıili lik isıcıt,ıı ıtıılltıı,tltı ıııcıLt,ı ı,i)ıılt,ııtliıitiliL ıı,ıııcıktiıı tlcııcüiıııi lıcı,:ıııııtıııkiııılt,ıı ıltılıtı frı.lıı _ııı,ıııılıılıık ütııır. \lt,ı,kt,:iı,clı,,ili.qi lıtıştı t,ıktıı-ıııtıııııı. tıııtı iıltıııt,- tlıırııııııı sııl;ııütıü]üüü lıiı ı,tılıı tltı ı,tılıt,r \(,ı ııı(,ttı( tılııttıkLıı '

Zor koşııllor giiçlii iıı,ıtııılurı oı,tl|,u ç,IkOrır l(osııllaı,ııı ııgıı-lıiı r c [ıtııııı kııısııı tılaııııklıııııı sıı-ıırlılıgı ııc kııtlııı- zt,ıı-|ııı,siı zoı]ıısııı \lıılısıı ııı Ktııkııııız. Bııskaıı'ııı ııı Lrıııılltıı, 11ıit,lıi iıııııııl(ıı ı ()ı |(|_\,(ı (,ük(üü üü' siiziiı-ıLi Jıclı lıiı ı_le stek o]ıııiık lııı lıziısıııclıı tLılttı Agit kıııııl,ı c,ıı lısıı-ıılaı-ıııı vc ii l keye l,iiç,il k !.ı,ııl]laı, giiııtlt,ı ıııc cal ısııııı lıtı-ıııı beı-ıt[,ıcı

ıııı ı,lı

lıit,l-ıiı ıiıııııııı balıııııc _ı ııl,ıı,ı,ıııclığı uiI,ıi Kt,ılıtık de ltcı _ı ıl)ı-iıklııı-ıııııı ıı,ıısıııı.lıı

ı]ııtııııs l,ııı tlııı,ııı,ı-ııı ıli iıııtlı,ki (ü!ü ıl(ıü, ,,,,lliı,rıı,ılıı' ciiııılcsi ilc ııç,ıklıııı'ııs. Biıızıııı ı,r l,ıiı yiiı ii_r,iis csııısııirlıı _r,ıtzılıııış. ı ı ıe l, dciilıli ııgııı ııı. Yilıiiı,kcıı iıü,kacliı kiı] ,,rıI lıııtkcı cc]eı,sc iı ilıı iir ]c clıır ı,ııııı,rlı. ,ı

ıı tltıı tııııtılıLı ,,_,

[ıiı-çı_,ık

ııı,kııdıısı lıılc [,ıi]ıııccli

lııı ı ilztleıl zoılııiııı ıııtIıı


l, lı ıııı,ı hıırasııngur (Xalİt) İle ı , ı ı ııı ıı\ı tıdcıki sert tartıŞma

ı

,

lı,ık sıııırları içinde faaliyet başlatan PKK'nin 6 Aralık 1982 tarihi 1|e |2 ] l ,)], ' ı:ıı,ilıleı,i arasında birinci toplantılarını gerı ı,lılı,ı 'liıl,ılantı altı gün sürdü. Ra.jan'da yapılan | ııııı\;ı 'Agit, Xalit, Hasan ve Cemal katıldılar. ııüııııııı lıııskıınlığına Xalit, yazmanlığına Cemal se-

ffi;,.

,, ı,iıiı grupları"

ııı

Nisiın l982 tarihinden beri alanda yürütülen anlatımı, M. Y.'den gelen talİmatların , ı \l Y.'den gelen sözlü talimatın Cemal tatafın, ıl l,ıııııı:ısı. paı,ti çekirdekleri ve silahIı propaganda ı ı, ııııııı ııı,giitlendirilmesini içeren, plan talİmatının ,,lıı,,ıı ı,ıı:iıtlenmenin yapılması, yeni kamp düzenle, ı,ııiııı gruplarının oluşturulması, mali kaynaklar ,,,, , , Iıııiıııiı,ı kendi içindeki iş bölümü maddelerinden ,,, l,

ıl,

ıııı ıtizlii

,ı,lıı

ı

,1,1

ıııııı ıı kıttılanlar oldukça hazırlıklı olarak gelmİşler-

| ,|,l,,ııııııııı scyri içinde bu durum daha iyi anlaşılıyordu. \1,1ılüüü

l 54

ı lıııııısungur,2 Moı,ıs ]982'de şehil düştti

ı|,ı ı ( lk

ı(

ı,ıııtıl


\İsıııı l()S]'ılcıı l,ıcı,j ıılııııt]ıı r ı]ı-iiıii le ı-ı 1ııııliı ct]u.ıjıı ii,, e tiııi \1clııııt,l Kıııııırııı!rıı i \ıılitl _\iıIıı\ ()|(lL|. -Acil lııı ıılıtıııı ıcli|iğiııtlc ilıi _uı-ıılı lıiciıııiıırIc c-ıılısııııılıı ııııı ,i iııilti,tckti l3iı ıı-ııl,ı l ıık l'clc kıılııe ııklı l)igeı i tlc ilıı r cıİcse 1'.'].1İ I ııkıi1 (İitlıiı \()iıü-iü I,ııı clcıi:tiıilnıiı. 1.ıı lcı'iıı ıı,ııl,ııı .. ilıııı iilkc itiııe ıiiııtlcı-iIıııistiı. Iieıı İııııı';ı ıcltl iğiııııle \git l]LrrııtLaki ııı-kııclıırlıııııı ciiıiııı siııLııılıııı-ı lıı tıl]ılüSılll\t1 l)ijllr,ılıiıı iizclliiiııi kllı ılıtıııiıl lı tlıllsıılıs[ı \'ı ııc |ı,ık K[iıılislıııı'ı ı,c lı,ıııı Kilıclistıııı'ııı lııızı tiı-giiıle ı-ir le Sıiı-ıisıııc rıılıılı-ııırtı l]cı] Qcltliiiıııtlc .\giı'lc lıiıiikıc lııııc ke 1

.t]lıe üııİ/ geıcl.ıiuİııİ

listiııııe -ı,ıııııııdı l

ıı tl

i]

lke-ı

I

ııkııt eıık istcnlC(l

]ı ]

iiksekı-,ır

ıı'tlıı tlıılııı iiııcc

stıı

ııcliııı iltılııı ı

i l i

skiıııiz k()l)ltı.

ıılırııııılııı Lııııııı

u(jı,e

ııı_,e

lc_rc gı,tİıİl-

ılt,t,nıİş tlcı,ıcr,]cı stıılıı ııt,ı:lıı ıt(] 1üı)liü

ı

L-ıİzc

lıİı(,ok

kıı_\

ılı

cıkııııııısr eı-ıııİ.ıtİı-.

ı tIiıtıctııtlcki göıcı lcıiııc sitlce ck ıı ıkııı ı t,(cı ]İ (l(,ıcL,eclc iislcsİnrleıı gclİııt,lıİlcl.ııııİ tl.ıİlcl İııı Gç,t,ıııİstc, l-ııı ı-ckcLİıııİzİıı lıtı lıiı eıılı\ııııı\ıılııl tı]ıııııiıııı:ıııııı L,ıiı ııct|c-

tıııılıı rılıııı Sııı,ıış'lıı ıı_s.

ı

_r

;

ık.

. \

ıııs

,ıi!,ıı

Ictliı,ı-ı ItiıIİkıe

Nlclııı,ıct ııııısıı-ıclıı t,ıkıııı cclİskİtlcı-ı tltılııı ı Sıır

ı

ı ı

ilıs ılİskılcı İ 9e le clc iIişkilcıi ı,clistiı,ıüıe-ı i kiıı-ııılits s(j_ı

ı

ıcııliz r ılı (lızclt r l,ı. ıır ıııllıı,ı t,ckıııe k jsLcti ik. Lııkiıı HDK-|'ııııı

!,a\

r]\iı(lıı5ı

]ıl, ı

i

ııı\ıı]iı\ı [-ıitcı lıilıııez,\git siiz lıııkkı istiıııı,iı ]ıü 1tıtııı ('eıııiı I. \it./I\ı_\clistiııııck it,ılı ı \ i )| - ç,Lİ |ık iİ tılı-j ıı kçıı lı zl ı kı,ııı ıı stı l ııvtıı. ı l,ı r ıı,ı ılc]ıiı Iıieiıııi ilc ): Bıı ıılıııııı cijııt]cı ilıle rıılıılaıı kıııııısııııılıııtJıı rııl,ıılııeııklııı lıııkl, ı tcıç,cı,e stıııtıltlrı. l]ıııııı gijı,c. lıtı ılııı tıztıı,ı ].,ıııiziıı geı i l,ıiı [lssii ılıııtıılıLııılı gctiı ilt'tckli

\,lclııııct'e

jıııı tlırcıck ırrıılıııı, İ]iskire ıetıııtk i\te(lik. rıot gijrıtlcı tlik. lakııt gclınek islcıııccli. Sııı,lıs'ııı ııl-ıisi \c jtIcl ılc uijıiişıı

ı

|

ıııcıııiz ı,ıltlıı ,\ıiı,et iliskilcı,iııe [,ıı!lılıiııııJıı ıı. ilzcı-iııılcki ııgııısıJıı ı ()IıL|(,\t|/, kitItl | \llT.5 \\.\K ııjııııı Ci]ııııı!,iı

ııuıı- cskitlcıı ıızıılıııı ıııi lLLstıııtı^ yeı-ıi tliiııtıı-ııJcıtlc ıışiı-cti iizc ıiııilc tr,kıııı sıığ]ıııııııık lı(iluetIcki gcı iciliğiıı ılıırııııııi'ı tlıı ıLlılltıılll uclıııc_ı r. L,iı lısl\ ()ı.

l\iü

l(ııı,s'lıı iliskiıııiz tılcltı.;\ı-;ııııın lıcs ıı ı-kıırlıısı _\/ııııııııııı t'e kcbiIdik Zıııııı ıııııilı rl ı\lııI L-1kııl,ıiIı,-ıis t.ılrıtlııı-cl ı. i.ıl(l Lı kr,ıı g.liskiıı ııık;ıtlııslııı,. \'ıııılıı-ııırlıı e tık :iı-r ıdıı 1ıı ıııltıı ı tlıı kııılııı-ıla[ıiliııııiş.,\ğıı'-ıIa tii ııı c,al-ııı l;ıııııııziı ı-ıığıııcıı İ]İskİ kıııı,ıııı ktıı lıasıı ı-ılı i,ıIaıııiıtİ ık Yıı ıtıı \ e c-.\ ı-c siııile [-ıclli [ıiı ccı ıe ıııiz ı ıı ı.l ıı Öze lliklı. kiit,ii k-Lııı ıiıı ı ıı ç,c\, l,c]ıııı (,tı ııtıııııı ilk ıı ı lıı ı,ıııc|ıı ki sııskııılığı ıtlıılıııış rlııı ıııııclıırlıı \'ı]ı,lt,ı'tlıııı l,ııılııııtlıığtıııııız ıı]ıııııı iki aı kııtliıs ue ltli t]iıi \ı| l,t()^(li| \LL ıııı(l1ı lııı li_ı ct _ı |i ı-iitt,ıı soıtı ııılıı ııı-kııtlaslıı iIişki ii-iııtlccl iı, lJiziııı tle yıızısııııı lııı-ıı.ı.ı ız rıl ılıı Scıııdiııl i'tic clıı lıiı ecr ı cıııiz r ııı tlıı. Brııılııı lıı il iskii,c

ll\ll

üll

l

ll(lll. llliılll lll ı /il

sı ıl ıl

cl ı r

ı t,ılal,ı

l,ıi,ıl

uc-

ı ııııık l,ııı alıııılııı,clıııı _vcııi ııııstı ılııı, çckcıck ,illıclcıiııe l,ııızı kiic,iik gııı},ı]ııı giiııclt,ı ııı,-, tlc ı1,

ı

|,

1ııı,\,ıııııı,ıcliı iiIkc

içivlc ilişki 1,ctcı,sizligi.

hi

ıır ı ıııklıı ı-ı ır tıı,tltı ]\lcscl ıı. lıi ı, k ıs ı ııı 1ıi)l ıc]cı-c ıiı kııt, gı,ıı[ııı c;ıtlısnıiı \iiı Litrııck iç,iı-ı g(ıııtlcı,-

,ııt]ıı llıılIa [ıtı ktııırıc]iı Xıılit iIc ııı-ııı,,ı,ıızilıı tııı,|,i. lıcııiıı,t ısı,ııı,ıııı]ıı tıiı iki giı isiıııiı,ı-ıiz ııltlıı. i, ıi ııı iztlc ikiıııize ortıık ) clki ı cı-i lıııcsıı,ıe ı ıı g ,lıll re li|ikte|ı \()ııt-ıı. siziıı tıır,ı,ıııız vc lıııı-ckct ,L. ıtıı tıııılLt sizıııis:iııiz ıihi [ıiı tltıı-ııııı tıı [ıır ıı l ı

\1)

F


,

i

1]|iİ]sılıii

, j;ıl|.i|'

ılı-,liılıilİit

,!

l]]lllllllSij. ],, l,, ıi]ilııi ()\/llıliliı:,1ıi. ijiz csıi, <ılıi ,,,ili,/.li] bil!,1!üi]]i] 1ai,lı_]I

ı

, iiı,iiiı,ı,ı,_,1i

,

ı tl;

i.

: :l. l. :,|,li i..,i.'.! :l,ı,_ ,--l-, ," ,l "/,,/, \ /] .ı ı,ı,ıı LL)ı1 | ||l)i)l lıı ıjlt ı'iıiı (],j.,,)1,i;,f i;ii .,l , .,,', ticıliiliılıt]ı. lcı'.:], ,, ı,ı,,ııı_,(, lıll:,, ıı,ıılİııı tlııı ııi;iltıi ;i,ıc, ııiıcltİİcıı,.,]ı,_ıtİı İlııı, 1ııl-ıİı.ı : , iıiı_ii jıii, l-,iı_,i,,ıtlc ıiizr!c;: :,ç

lr.jı zıliıııı;ı iiı ııilı|i, t,iüiisıııii(i!], ,,:,;l lıılli il(it]|ll \|{l i Il 1,1 i,ilia\ lc , ı l,ir i t!ıııııı: ıılt!ı |.i i,,. ijiıi] ı . .1 ı ı111]1i5;ı;l]ııı,z lr,tııııı ılıı lleı] | ı ısll:.ilıciıi lıi lıılıi,rt]ıl 1ı1 11 . .|ı l,ııc,,:iı i:li ııılziıı iiı:ii ı:; j,t,ı]i|\]l ;

,,i, i.i..i [;i|ıiiıı|\,,()ı-Lı/. lıi,,, lııı ijgıctiiı ,ıicı,i ııı,le iı i,ıiıi,iiı (';iliı;ıııı litılcl..,i

(ıiııi \1ii]{i i ıii.sı,i, ()ltı| Ki_ıiiıiıı lıcıı,' ]liı ,, lliı klılı.,ı ii;gt tlt,ü airllc\ina : !ıi ;.ıli

j111

1iı 5iilı111

ı,.ıi

ıı],_jlılır,ıciiı.

,, .i rliliil]ıı,lt \L,1,1 \. siııiı li l,ıiı, ilılıılı]ı , .!liiil Cc\ıll Veı-l)]e i]Clc(i (ltl_\lıü-: ,,,f ııitt:_,,tttıt!(üil f(üü Ll ü,4ı)slı,ı i l ıııt'l,icıli ı , : lı |i ıliıııılt, .\,L|ı)lııl,lı]üı lrılılııııı ııltı, ilıi ,i,/11,,1ı1111 lli _tıı ,,ııı'lı,ıliü]] l l(ü|l/1 iülal "_.]tıı

lü1 dcciiııı.

,ıııL.L., İ:it,i,ı-ıcdaıı ııı,ııı l] l(]:\

i\

l ' ,.

l ıııı,,ı lıı ıı]iıtıı

!

ti1(,t

]iı

lı,ı

(1_1\t1l(ll(!l

i,İı ııi,ıı

.

"

l

İtıı ıl,

ı lıt,ıı ıtı,:ltıı ıııı

ltı iıijı,ic l,tııiııslııl, tjctiiııiz. t!,ı:cı se_r, lci,c (jagİııiııc\,cecijlll. ', ıİı, lııı, tOiıtıL,ıt vıııliıııııvı./ \'iil.sekiı

, i,,,,lııı ı

ıl.r,

ıı

ıı,_'ıı


va üzeri gönderilecek grup sorunu üzerinde tartıştık. §Bn zaman KDP ve Cihangir ağanın durumundan ötürü ö nize karşı çıktım. Bunun dışında hep ortak karar alıyordu Yani her kararda arkadaşın düşüncesine başvuruyordum. Agit: Hoca siz, bilginizin dışında bir arkadaşın hi yere _ui tmesini istemiyorsunuz. Xalit: Mesela rapor konusunda size bir not gönderdi UIkeye ilişkin faaliyeti sen yaz, dış ilişkiler konusunda beıı yazarım. Agit: Rapor konusunda başından beri sakat, yanlış yöntem izlendi. Xa|it: Sorunlar bu noktaya getiriIdikten sonra doğru sonuca gidilemez. Agit: O zaman sonuçları değerlendirelim. Nıçin ra göndermedik'l Xalit: Şimdi iki zıt anlayış var. Yani, sanki ben bura geldiğimde, arkadaşlar esas yetkiyi bana vermişler gibi tavır takındığım iddiası var. Agit: Benim hiçbir düşüncem dikkate aIınmadı. Sizi izniniz aIınmadan hiç kımsenin bir yere gitmesini istemi yordunuz. Biraz konuştuk mu solcu oluyorduk. Xalit: O zaman sizin inisiyatifinizi nasıl körelttim'] nu sıralayın. Agit: Ulkeye iki grup gönderinceye kadar ne zorluk çıktı. Ne denIi sert çekişmeler oldu. Xalit: Orgütlü çalışıldı, takat uygun olmayan bir kı öneriler oldu. Agit: O zaman parti çizgisi mi uygun değil? Çünkü ü keyle ilişki partinin talimatıydı.

Xalit: Hasan'ın grubunun gönderilmesi

sorunu

IKDP'nin daha önce arkadaşların yolunu kesmeleri ve d manlarıyla ilişkide olduğumuz için bizi de düşman ettiklerini söylemeleri nedeniyle grubun gönderilmesi karşıydım. 60

l1ııı |lıı lııı1 ıık scı)c önce gelen, İkİ arkadaşın bİze verı ,ı l,ılı,ı ııl(,|ıııc ti lkeye bir grup gönderelim dedim. , ılııııı,, ıe "lıij.ı,lı, bir sorumlultığu tistlenmem, gİt

ı

,l, ıt\ııı ııııı ,qi)ruler" dediniz. \,ılll llı ıı ıı \ıılıııı tchlikesinden dolayı karşı çıktım. ılııı ll ıııı ıı,|ıılı gijnderiliı,ken neye güvenildi'/ O za,,, ı,, tttıtt ,,,r lt,t|ıklcrim yapıldıysa ll ayda bir gı'up mu ı,l,ı|,|r|'

\,ıl|ı

lı, ıı lııııııl,ıı geldiğimden iki komite biçiminde |r,,ıııııl. |{asan. Ali ve ikimiz. Ven ben arkaı ,, , l,ıı l,ııııııiıı lııııliyetlerinin merkezileşmesİnİ öner, l ıl ıı lı,,ııı:ıl vc Hasan'ın içine girdikleri oluınsuzı | ,ı l ııı ,l,,l.ır ı lıtı gerçekleşmedi. Bu arkadaşlar Ağrı, ,, ı, ı , ııı(l(.ı.ıılışma yürütecekti ve üÇüncü olarak ı ı l ı,l,ıı ı tıl iıçılacak, dördüncü olarak belli başlı , , , ılııı,ısı ışi ile uğraşılacaktı. Bunlar acil görevle,l

ııl

;, tı,ıı ll

,,|,rt:ık 5. yöı,edeki aşiretlerle

lıııııl:ıı ıeslıit edildi. Bu arada

\ lll

ilişki geliştirile-

ben Tahran'a git-

ıl ııııı,ı sııııtı kararlaştırdık; Irak örgütleriyle ilişki ,ıı lı,ııtlİ

ı

,,ııı.ı ' l)clil'iı-ı grubu geldi. Bİzim merkezınıİz Şİ, ı ı ıııüiı \ı,ıl sııııı,yakınındaki kampa gitti. Ben bura-

ı ı ,ıı ı

l ,l lıııı

,,ı

ı ,ıılı.ıtlıısııı l,ıulunduğu kampa gittim. Bir

süre

ı ,lll l l ılılık ,\ıkııdaş bana. yerleşeceğimiZ alana bir ,, ı |l,,ıı,liııı ctedi. Ben de, "haı,ır, KDP'nin yerl,, 1, 1ı,ı,ı,liııı" dedim. Çünkü onlara bağlıyız. ı,ı,|ı(|(,Itliuiıı,ıiz grubu bekledik, sonra ülkede ba,,ıı, ,ıl:ttıtı|yıı,ıca. Irak örgütlerİyle görüşme kara-

ı ıı

,,,ı, ,ı ı,ı lııı ı

,

.ıı:ııl;ı Agit arkadaş,

|,ı,,ıı /

Lak-l'de arkaşların

\i ırııı 1988'de l}agok'ltı şehil düşlü

ba-


, ılı ııııılıtı ııı

için

l\4esut"l:r _eöı-üşı-ııek üzeı,e KDP merkeziııt, harekct etti. Giderkeı-ı çabtık ([,ıir _qüır içinde) dönıııesiıı

],ııımalaf ı

|

;,ılıııııtlı Veya yapıldıysa

söy l edirı-ı. Çiink ti [ ıak ötgiitleı,i,ı, I e gcirüşn,ıek [izeı,c, Stıs

yaiist Paıli taıal'ıırdaıı lrak'a götürtilecektik. Nitekiııı Agil arkadaş gecil<ti. Aı,aba lıazıı,olırıadığı içiıı arkadıış bekleyeı-ı-ıediıır. Ve Irak'a gittiı,ı,ı. Bu _ı]ijrüsn,ıe 1,5 ııı

ı lı, 1ıı ı,tısıIı-ı-ıaz. ],ıı ı lıti_yle [aılışı,ırak yerine, oı'tadaki id-

ııı.ıl, lıızıııı. Agit arkadaş kaı,aılaı,ın ortak ııı ı,ııliııı,ıada her şeyiıı tek eIde toplan-

iııı,ıtl11 sii1,1c bir durun-ı ortaya çıkıyr-ıı,: ar-

uın Lız ortay a çıktı. Kattıı,Ia şt ırdı ğı nı ı geçiı,ilıııesi sııfhasına geçlik. Bu arada iıı kadaşIar Reirın'dayclılar. Oraya taşıııdık. Yakın. iilkcye yiı ııelik 1'aaliyetleri ben yüı,üteceği ın dedi n,ı. Bııı-ıtıı-ı tizeriııı dı-ı ru ı-ıı

ı

ı ıiıııi

kaı-ırı-latıı,ı hayata

,ı ııı

Yiı-ıe ülkel,e grup göndeı,elinr dediğıınde, keııdisi "/ııı ı,ıı," dedi. Bu partinin iiııiiıı,ıüze koyduğu bir görev o]nıası. ııa rağmen aı,kadaş lıiç de acil oln,ıadığıııı söyledi. Şin,ıdi ııedeıı bu kaclaı, alıl kaldığımızı beı-ı şununla açık lıyortıııı; arkadaşın lıer şcyi kcndisi niıı istcdiği, keı-ıdisiı-ıiıı

:ıl

ıuc ııl,gulanı-ı-ıasında ısrar etnıeı-ııdir.

ıııisliı,. Beı-ı, durtımun daha kötüye git-

],ılılıııı. ,, ıılıı si)1,Ie bir iddia vaı,. Beninl aı,kadaşın ü ,(,ltl s()l,LlllLl var. Bu. trsllsız bir iddia cılıı,lıııı siıı-ıraki çalışnıalar!nıız da bu dıırul,ı lııııiltıı,acağıı,ı,ı. Şimdi inisiyatifinizi kö-

Bı-ı arada ben arkadaşa ınektup yaz-dıı-ı-ı. Bir kısııı,ı hazıı lıkların yapılır-ıası için. Cünkü kış ıııevsin-ıi yaklaşıyordıı Mektup iizeı,iııe arkadaş. beniırr buluı,ıduğunı alaııa geltlı Dal,ıa _uelir gelnıez biziın yerleşeceğiıııiz alana gidip gezt,

söyledi.

,i

,

Arkadaş Xalit orada, ülkeye yöı-ıelik çalışınırlarıı,ı yüıiı tiilemeyeceğini. bıı çalısnııılarıır Iraıı'da. yaııi kcndisiniıı bulunduğu alanda yiirütlileccğini söyledi.

yapınasının zanıan kaybına neden oldıığunu hatırliıı tııı-ı. Bunuı-ı iizerine beniırı, çalışıııaIaı,da ıııerkeziyetçi liği korumadığımı ve tıı,ıarsist bir tavıı, takıııdığınıı

l-ıcığdurınuş. Xa]it arkadaş da ça-

ılıııtııııLı yaratlTlş. tıkııdLıtııız (_5. madde). Benim iste-

ayı,ılaca ktık.

ceğinı söyledi. Beı,ı yiı,ıe kendisine görev [ıöliiınii yapıln-ıası geı,ek tiğini söyIedinı. lkiı-ııizin birdcıı ör_uütlerle göı,üşnıı

Hİçbİı plan pfat_ikte is]e-

ı ıılılı\,tı]'| ıll

süı,di.i. Ve ben gelcliğiıııde A_eit arkadaş LoIaı-ı'a _t]itüıı iI tı. Agit: Ortak soruıırluluğrıı-ı-ırız vııı,dı. Oıtak konrıştuk ı, c,ırtaklaşa l,ıazıı,ladığıı,ı,ıız lıir ça|ışıı-ıa taslağı çıkaı,dık. Dalı,, soıı ra yeıleşı-ı-ıe

kcı-ıdi clıı-ıde merkezileştiı'-

;L|ı(||(|ıı| cliisi.iı-ıüyorun,ı.

,ı ,ııııtız, nasıI benim kaı,şınrdtr birdenbire üııll,/'-)

ııı ı

,

,,,

\,iı1-. hesttü]

veı,iyoruz. Beıı lıuı,ada öz-

ı1 ]çl-i11.

ı,],ı sii_t,Iet-ıeııler zaten tutanağa geçİyor. ,;ı

ı ,,

i ıııı Iatııl.

l lııı

idclia var. Baııa göre buı-ıun nede ni ı,lııs lioı-ıııstıııısıııın başıııda şöyle söyle, ,,,l, ucele eclilıııes,i ııecleııiı,le lıirç,ok ilt lJıınıııı için çalışınadcı. acelc edilnıeı, .,1ıili yaııında _qöreve uy_qLın arkadaşlal ıit,l,cliıı,ıiziı-ı bu aIana yönelik ciddi biı, lıı]ıı|ıiısı cia eklcniı-ıce ülkeye yöııelik çalış-

'

62

63

ü{ıFF*


I

ı

iiıı riırıııtlıı kıı]ııııt ııIıcı iııı ıııılt,ııtle lııı iııl tlırıııtlıı l,ıiı uiiıcr reı ıLıııcıi

) \()ıL ııLı i, (,ıı

ıılil tlc

tl

iıe l,ıiı \()ıtııı \ ok l]iziııı

sııı,sıIıılllııııstıı-. l\ı,klıttıısııı s()ı-tıııtı ()ı,ıı\ ıı I\jı

jt,liIiııclitliı ! lleııt,e

],

,

i]i\ (rı-lll(lil

iıı, -|ıiııı.ıı \ıilit ıı ıkııtlıslı lıiı]iktt, ,ı ıl ı.lcı r iıı ıiıtlıİlc.c!,İ İıııııt,ııırlıırIıı ı (]üı!,] i\iıla kııı sı t-ıkııı IJiı iıııııı tIiccı,,

ııı;ıl tIc l-ııı iiııtı iı c kııtılııııızlııı, ırıııtlıı _\,eı-]eşıııc. ıüskcı-i iislcı.. sclııi ilı l ,,ı i lıiı lik olıısttıı tılııııısı. sıiıııık ı c tle ı l,ııııılı ı t, cgiliııı ıliızcıı]cı-ııe si. l)ı()|ıiı ı ı tlır fıia]ir etlcı. ııııı]i tlııı ııııı giLıı kıı ıı!,ı lıııtısı]clıktıııı \()ııliı ())Lıİı,lİğİ İ]c kıı üı \,ı)lcıııe c]c sıı lıic,iıııtlc _ı,ıılıılclı,

ı,, s()ı-tııııltılLığtı:,\gil , :ıllLtllıltl Irttitı: l lit |tl) r e Ccılılı]

ııı ııılııiıı: xıılit lıı,ıi ıc L-ııı laııliıt.tleıc islcılik kıızııııılıı ('cıııııl gijı-cı lcııtliıiltI ilcı. \lıı li iıııkıııı i ı, \

!,

('cı-ııııI'c ı cı iltli

/lllllilIl l1llllllIl klıısılıklı

\ t, l)t|

[ı|-[ısıııiılııı

_\,cIıİ

gcçctl till,[l\

tliiııcı-ııİıı 1ılıııılıı

ıı r iıı,ııııliısıllıı ı c tlcı iıılcsıı'lc slığlil_ı ııııık. ı ı ıLııı l'ıit'cLi]ze ıılcıııc ile sı,ııı L,ıı_ılıııııstıı


ı,

l,,ıılııııt

ı,c

HRK'nİn İlanl

ı tltıttl,ılliıı başlangıcı

l,ı

ıııııı lı;lsIl1ylp l2 Aralık l982 giinü soııa elen ıı lıııılivctleriıı planlanınası ve örglitlenmesi

l,

\,ıı

ı,r,cı,ilı-ı-ıişti. O _t],enel sofunllulukları yaliııı!ı|ç yapmaı11|1 koşullarıı-ıı da arıyor. ,, ıııılıısıııiı içiı,ıe giriyoı'du.

, ,|

l,,ı,.

ıır |,,ı|!e Icı,cle hen-ı üstleııı-ı,ıe, lrem cle eylemleı'-

,üılııııliıü,ııı i)nü açılabilirdi. Uzun araştırnralar ,]ı ',ı ıııtliııli. Şıı,nak gİ[ıİ kazaların aynı güı1 baıı ıı \ (,Iilt|i. h,ı,uh baskıııınııı koordiı,ıesiııi Mal-ı| ı ı ı,ılıııe iık[ı. Fakat baskın öncesirıde ilçe merl ı ı ,ıılılıııriıt verecek bir tek kişi dahi yoktu. ", ı lı,ııtliı-ıııe raporuılda bu durun-ıu şöyle dile ıııııı,ııü Agi[: " Krıza ınerkezİııde İslİlılıcırat olcı,

l,

l,ıı

ııı1 lüıllı

l

1f

iıı,s,tııı lıul,aıııcırl.ı.k 1,1in

Köylerin lıirçoğıı nıti-

lıir yabancıl.ık içerisindeclirler."

llııl(ı(I

ı 1,ıııı-tiı,ı,liz taraflıldaıl kuruluşu sağlanan siıl, ı ııııı,ı iıı iirgütü HRK'nin kuruluş ve amaçlarııl , zıııtlcıı halkımıza ve dünya kamuoyuna güçlll1,1(

61


lii [ıiı,scs ilc dı_ır,ııı,n-ıaktı. l}ıı aıııııçIa şcIıiı,odağı gcçici tı ı,ıık işgıı l crliln-ıcli. diişn-ıaııııı ııskeri ve itlııı,i kııı,un-ılaı,ıı clııı,[,ıe]cı,iı-ıc|iı,i lıııcIiı,di. llccleflcı,iıı kııl-ısıııı-ıı bıı r|cığrull [ıcliı,leı-ıcı,ck sOıııııt ve ıır ı,ıııtılı c),lcıI plıı|ıı orta) ıı cıklıfı 22 Ağııstos l9li-l'cle ı,ıızclığı ı-al-ıorda ıınıııcı [,ı(jvle ınliıl vt,ıı,cltt kıııı-ı tıtııı A g i1.

ljrıı lı' ıı hasnıa planı Yal-ıı ıı ıı kesi l' stııı ııetı ),ijlıe l

ı-ıt,ık[ıılııı-ııı clııı-biı kıiı-ııe

lıiıliııclc

lcccğ

i

ı-ıı

i

z [ıiitüıı

l ,lıııl ı

ııı |, ı

k ı_ırtı

ııı

l-,ıtıIuncltıklııı,ı ve tııla]aı,ı

clıı lıijIiik diizcl,iı-ıdc diişıııan askcı,i _uüciiııiiıı bulııı-ıdıığıı ıt

pil edilcli. l'ıısaı,liıııan işga| ı,e kitIclerc siizlii. yıızılı ı ıı

i

i

ı

.

ü

üıı ,ıııı,

,

koıııtıtaıı 1-ıı-r.ıpauaı-ı-

vc baı-ıkıı soyg[ın[ı iciıı iki

uı u;ı

|'cı,l'ik. ()ı.ııeı.Şcıı.cş.

Baskın 1ılaı,ııııı ksısaca [ıöylc cleğcı,leııclirdiklen s _uı,tı1,ı diizeı-ılcıııelc,ı,iı,ıi tle şıı şckildc açıklıyor: B ask ıı iç ıı bcş 9rı-ıl,ı tıl tı rsttıı,rı ltl ıı. I- Stıldırı (irıılııı: lıı,clııl. Sclin-ı. Siyaı,. Fikı,et. M ı

2- Rl}(] Atış (irubu: llıısinı. l]araıı. Ke leş (ınilis) 3- Sar,ıınına grtılıu: Kıızıııı. I[ıı,alıiı,ıı (nıiIis)

kel ve ıııevzi dtiz,enİ kescıı

olacıık.

Btıı-ı-

ıı ,lıııiltııııeak: gelecck diisınıııı tııkvil,g l l;ıırlıı.

kOn_

,,

_gı-tıplaı

l

ıı-ııırak ıırııpl

Agit

lıuı.e

, ıkıııı]ııı,_1,tıl

ıı ,,,,t it]cı,clc tıvgı_ııı ıııevıilcı.ııııe_ı i sağ|ıl,aı], ııııı kcsceck. sehiı.tlen silılı seslcı.iııiıı işi,, ıı.ıilı ıc tıc-tıı.uı-ı-ıltı r,eı-dc) tııs clizip lrafii

I]askın aksan-ı saat ] l :()()'de yapıln-ıak lizerc 1-ılanlııı F.vlc,n,ı siiresi l sııa1 olıırıık bclirleı-ıdi. Hııreket ı,ıoktamız ( riıı,dagı: _ucri çckilne hatıı-ııız HerekoI dıığı oIiıı,ak t

liıı,daı,. Azııcl. Fcı,l-ıaı-ı.

ıiı,ıılııı:

1,e

ji. Kcı.in-ı

ıı ıl\ \ ıılıııııı kcscıı gı.up: AIi. Cııııııı. HıliI

kcsıı,ıe lıcdc l' a|ıncl ı.

}

1ı;111[111t

13cciı.iııı. Bi

ıııl\:ıı l. s()rgtıır grubıı: Botaıı. Cengtı. Btızıtı-ı. ıl ,,ı ıılı ı-.ıkııı-ıldı. ,,ı ı ı ıılıııııı |tescıı gru;ı: Hacı. Xıılil. Sıılih

tic,,ii nc|i s ı ı,ııda kııI,ıvclıanclcrde [-ıi ld i ri dıığı tn,ıa. kııı,[ asııııt ([,ıombıılı) vc baı-ıka soy_gunLı. Dijrdi,iı,ıcü olari cıııııi lıt,ıl,ıeı,l(jriiı,ıclcı-ı se|-ıir l-ıalkıı-ıiı l-ıitalı etıı,ıe. [ıcşiııci o ı-ıık. selıiı, kıı,ııyolıınu iki ııctındııı keserek. telctiıı,ı hatt

ı

ııııı

gı,ıı;ı:

|,

gıızi no^

al

ı.Ir:|||

Seı.-

l

te

eclildi. Sııl,ınıız oILüı olaı,ttk be]irlcı,ıdi. 13öl Liğtin tesI i ı-ı-ı alınınası karııı, altıı-ıa cliizcnlcı,ııesi ne gcc,i Idi.

l

|ııI ı;ı

pı,tı1

lıııııt ol1ııııtğı aııcak böl iiğiiır etk s zleşti ı,i ı,ııes i sliııı alınnııısı1,1a ıı,ıiin-ıktin r,ılıcağı gi,ıriıldii. []u nedc lc |,ıii]iiğc viinelı-ııc he dcller dizisiı,ıde Ieı,ııel vc [ıaş sıriı ktıııııIdıı. lkiı-ıci sıradıı kcıı-ı-ıııtaııIııı,ın l«ıjn,ıaıılaı,ı ve ask gıı ı-ıda yıı

lıısııııtlıı lııılrııraıı gaziıııı

|||| ,ıı

ı ı ı

ı

,

\,ıl \r. \lll]|llClıt c|ikıiı-ltıl'ktıllaıııcısı

ı

ı

ı kt,ııtlileı-iIıc doi,|-u izli ı-ı-ıeı.ıııi sıkıı-ıaıııız_. ,ı,,.ı tltıı,tııııLıııcla şclıiı.dcn silıı|ı scsleı.iı-ıiıı ,ı ı \ !,\ iı -1_i dııkika sr,ıııı,a ycı-lcri|ıi 1crk ccle,ııııı l.c;cıı grtıp Çıı-ııv clağını geı.i cckilip ı 1 l ,ıııııIııştıı,ılıın ntıktada ilişkiye gcçecek. lıııııı l,cscıı uı.ıı1ı. \,aıılaı-ıı-ııı vıırışıı-ı-ıızı bekIcıı ..,kiIıııe yi)nüıııtiz o [aı.iılta. Kcııclilcı.i ] ı,,ı. ızli ıı-ıcı.ıııi işaı.ctivlc nıcvzilcı.ini teı.k lı ııııııııktiı,ı olıııazsıı şehirde silal-ı scsIeriııin ], .iııl.ikiı srıııı.ıı kııı.ııı-laştırılıııı iki ııcıktada

ıııı |ıt.kIcı,,ccck. geç saatleı-c kadaı. takıı-ııla ı \ ı ıılülı 1,iiııc doğı.ıı tespil cclileıı ıelıberi

l llll l,,lıı;,ıIııı iıı,ılı aı-ıdıı n-ıevzilcllll1eVc cloğrtı. 69


ı

birlikte hareket edecek ve bölüğün çevresinde herkes m zilerine doğru dağılıp atışa hazır olunacak. Dağılım ve sırası şu şekilde belirlendi. Bölük içine saldırı yapacak sekiz kişilik grup da ke içinde üç birime bölünerek; önde Erda|, Selim binanın k pısındaki nöbetçiye doğru yürüyecek ve nöbetçiyle ka laştıkları ilk an, onu vurup binanın kapısını tutacaklar. nanın arkasında mevzilenmiş bulunan RBC atıcısı, sil sesini işitmesiyle birlikte üst kattaki koğuş binasına açacak. RBC atışından sonra Erdal ve Selim, salona bombalarını fırlatıp, otomatik ateşle koridora dalacak koridoru ateş altında bulunduracak. Arkalarından hare

eden Şiyar, Fikret, Musa, Erdal ile Selim'in mevzisi devralacak ve mevzilerini geridekilere devreden Erdal Selim üst koridora tırmanarak aynı atışl orada da sürdü cek. Şiyar, Musa ve Fikret'in peşinden koridora gi Haydar, Azad, Ferhan üçlüsünden Haydar ve Azad beklemeden üst kata tırmanıp Erdal 'la Selim'in yanı yer alacak; Ferhan, Şiyar grubunun yanında kalarak bö lece alt ve üst katta dörder kişilik imha birimleri tam lanmış olacaktır.

Alt kattakiler komutan ve telsiz odasını, üst kattaki

koğuş oda|arını hedef alıp imha edecekler. Hedef seçi kapılar taranacak, tarama veya tekme atma suretiyle açı kapılara imha bombaları atılacak ve "teslim o/" çağrıs bulunulacaktır. Ilk hedef odaları bu şekilde teslim alı tan sonra, diğer odalar aynı tarzda yoklanıp boşaltılaca Alınan esirler, bina avIusunda mevzilenen komuta

muzun yanlna getirilecek ve diktiriyof gölgesinde

t

halde tutul acaklardır.

RBC grubu, onun arkasından, şehir

me

nını kontrolünde tutacak, savunma grubu yer almalı. ğün gerisinde bu üç gruptan ayrılan gazino baskın grubu

ı,

lı, ı ııt.vzi lenecek. Nöbetçİye açılan İlk ateşİ farke-

, , ı ||ıı, l,ılııııııı grubu, bu avluya atlayıp gazİnoya yöneı l ,, ,,ı,ı,l:ı lı(jlüğe dalan grubumuzun arkasını emniye|

ı

,ılı1, l ,,ıııııl;ıı)lııı,| yakalama veya vurTnaya çalışacak. Bu ,ı | ı ıııl|ıııı ,l:ı iırktısında yürüyüşte yer alan propaganda r

ıl

ı

ı

,,,, ı,ııı|ıl;ı|ı lıcdeflerine açılan caddelere dalarak nok-

ııı ı ııl.ı,,;ıt llkllll'dlr.

ıı

lll

,,,|,,,

1ıı

I

ı

sonra komuta noktasına gelİp yerleşe-

ıııııı ı:ııııııt|a görevine hazır olacaktır. Yİne hazır bu-

|.'Il( lııııiıdaki

ı,,,,,ır, ,,,,,

lıı ı .ı[lıkıııı-ı

l,'llı ' ,,,,,1.ırn6a yer alan doktorumuz da bu suretle

,,|,|ı

|||

ı ılı|,ı lıiı-iııci mevzi yerini değiştirecek grup RBC ,,l,ı,,ık lltııılar bİr roket atışı ve üç el sİlah atışlnı

,

| ||ı|ıı||||ıı,,

l,

,

ıııı,

düşman askerinİn dİrenmesİ ve İçertt gerİ püskürtmesi durumunda komutanın

ıl ııı( ı :ıltşıIıı yapacaktır (grubumuzun bİnayı terk

ıttı|r ll'.()lll:l).

ll ,,,, t , ı,ılıı:ı ycrini değiştirebilecek olan, bölüğün içe, ,ı,,l, l,,ı,.l, ııı tl[izeııleyen grup oIacak. Bunlar, başarı ı 1,1 11ı,,ızlık gibi her iki durumda da komuta nokta,,,, ,,lıl,ılııııııııtı bildirecek ve ona göre tavır belirlene, l ııı l, ,,ıltlııı l-ıışarısızsa dış saldırıya devam edilecek , , lııı,l, k ı ııiııı gruplarımız şehir dışındakİ toplanma ,, | ı ı ıııı ,,ı,l.ı|iııceye kadar saldırıyı sürdürüp komuta,,,,,,,,l,,,, ıı ııl(,ııııc arıcak bölüğün çevresini terk edebile-

|ı,ı ıııı

.,,ı|ı|ııı Qı,ubunun savunma grubu ile birlikte tü-

ıı ı l ,,ılıri; canıi, banka-bildiri, RBC ve komutanın ,lı ııı,l,ıkı lııl,ılanma noktasına çekilmesiyle mümkün ı, l,,ı

|ıııı

\

l,

,ıl,ı, ,ıl

Ilk mevzilenme yürüyüşünde sekiz kişilik Erdal'gil bunun arasında

ıııııı,ı ı,ııılıtı. l,ıcraber bölüğün güneyindeki avlu duvarı-

,,,,, lıl,ıı

|ı,ı

ııı

l,. ,,ıılt|ıı,ıııın başarılı olmasl durumunda bölük bİ-

ıııııı ı ı \ ıı,\ı gtivcnliğe a]ınarak silah deposu boşaltıla-

,ıl l ,,ıııııı,ııılıııııı

cvlerine girilecek, cezaevİne gİrilecek ,ık lliikümet konağı yakılacak, postahane tahıı;, ,,lıl,,,ltııı llıı arada cami grubu (Tevfİk konuşmacı, ,

, l,,,

ı||ıl,ı,


Şoreş iç koruyucu, Omer dış koruyucu) bildirimizi oku cak, düşmana "teslim ol" çağnsında bulunulacak ve teskin etmeye çalışacaktır. Bölüğün on metre arka cephesinde bulunan camideki grubumuz düşmanın direnmesi ve arka pencerelerden kaç şı halinde komutadan alacağı izinle çatışmaya geriden vunmacr olarak katılabilecektir. Geri çekilme düdük işa ile olacak ve komutanın yanında yer alacaktır. Botan arkadaşın grubu ise; birinci görevi olan üç ka vehaneye bildiri dağıtacak, arkasından banka müdürü veznedarın evine girilerek kasa anahtarrnı alıp soygu gerçekleştirecek ve son olarak biri bombalı olan iki pa

kartı asıp telsiz bağlantısıyla gelişmelerini ve geri çe mesini aktarabilecektir. Ayrıca evi bilinmeyen ancak tanrnan yerel muhbir kahvehanelerde görülürse

rılacakhr.

Tüm bu görevler yerine getirildikten sonra eğer yü ganimet ele geçirilmiş ise arabaya doldurulup uzaklaşı cak. Bu mümkün olmazsa yanl.mıza alacağımız üç kat mıza yük bindirilip beraber taşınacaktır. Tam bir yenilgi ve dağılma durumunun doğması hali Çırav dağının eteğinde belirlenen bir noktada en geç l saat içinde birikme sağlanacak ve sürenin dolması sonra bu nokta terk edilecektir. Eylem esnasında planlama dışına izinsiz çıkılma mevziler terk edilmeyecek, atışlar isabetli ve ölçülü gereksiz şekilde mermi harcanmayacak; arkadaşlar birbi

ni vurmamaya ve sivillerin vurulmamasına aşırı dikk göstermek zorundadırlar. Çapula girişilmeyecek, geri kilme kademeli ve savunmalı olacaktır. Dikkati çekilen hususlarla birlikte plan aşamaları takım üyelerine topl kavratıldı. Her gruba özel olarak görevi birkaç kez hatı

hldı. Plana ilişkin onayları alınarak düz bir sahada yapı 72

lııı ıııiıkcti üzerinde birkaç kez provaya girişildi. prova çıkıldı. 15 Ağus, |',ıl l'iiıı gündüzü, hedefin yakınındaki dağda geçirildi. ||l|||ı|lIl|(. grtıplara şehir ve hedef noktalan, yollar gÖsteriı ı,l ııııııııltlı. O günün akşamı saat 19.30'da şehre doğru |, ıı,lı,| ı,tlildi. Saat 20.00'de eylem yerine vanlarak aksakı,,,l,

ı ıı|ı|ııııııı :ıkşamı hedefe doğru, gece yola

,

ııı, \ /ıl(,ı,ııııe ve atış sağlandı. Her şey planlama doğrul-

,,. ıııııl]ı ışlcıııeye başladı.

l

ı,lı,ııı

ıını

,,,|ıı,ı\,ıyc ateş başanyla yapıldı. Ve vurularak üstüne giı,ı,lı lilt(' l-ıiraz geç kalmakla birlikte öngörülen noktaya

,ı,, ılı iııışı sağladı. Ana saldırı grubu peş peşe kollar haı,,ı,l, lıızliı içcriye daldı. Ve hedeflerine bir anda ulaştılar. ı ı ıııı|\,ı lıiıskın düzenleyecek grup, yol şaşırmasından doı,, ı |r,,ılt,Iiııc geç ulaştı. Gazinodan birisinin tabancayla ı ,ıııl lıııııısıııa dalan arkadaşları taramasınr önleyemedi. ı

ııı ııı,ıııııı lıtı tabanca atışıyla Ferhan arkadaş, bölüğün ka-

1, ııı,|,ıl[t,ıı, arkadan gelen kurşunla, sağ el parmağından ,, ıl

ııl

ııııll

| ı ı,,

lllı)Vtl basan grubumuz, açmamaları gereken otoma-

iıçtılar. Komutanların iki çocuğunu kol ve bacak| ,ı ı|ı,ı,ııı viııııladılar. Gazinoda erkek bulamayınca yine ge,ı ııı, |ı ıı|ıt|,ıık komutanların evlerine girdiler. RBC grubu ,ı, ı rı, siliılı atışrnı tamamlayıp hükümet konağına benı , ,,ıııi llrlatarak öngörülen noktaya zamanında gelip , ıl, ,ıı (';ııııideki arkadaş, caminin kaprsınr geç açabildi1 ııı,lı ıı ktııııışmasrna geç başladı ve konuşmasını çok geç ,r|ı ,,I

|,lılllll

\ıı,ı .,iıltlıı,ı grubu, ilk ateşten beş dakika sonra komuta,,,|, ||| ||ııklıısına gelip içerdeki durumu bildirdi. Durum tıı ı,.ı,It|t, tliıcnişle karşılaşılmamış, nöbetçi öldürülmüş, ı, ı ı ü ı v:ııiılanmış. Koğuşlar boş ve iki esir alınarak geti,ı1,1ı l ,,ıılt,ı ktrnuşturuldu. Yüzbaşı izinde, nöbetçi ve dil3


ğer görevli askerler dışında askerlerin, baskından önce dışarı çıktıkları ve ilk atış esnasında görevli başçavuşun gazinoda olduğu, fakat kaçıp kurtulduğu öğrenildi. Bu du-

rumda bina ve şehir artık elimizde sayılırdı. Bina çevresi güvenliğe alınarak depoya girildi. Depo ve komutanrn

evinden alınan silah ve malzemeler dışarda birikmeye başladı. Birikme bir hayli kabardığınd an bazı arkadaşlar, araba ve katır almaya gönderildi. Erdal ve Bedran'gillere, cezaevine gitmeleri söylendi. Nöbetçinin ateşi ile karşılaşacaklarını söylediler. Postahanenin tahribine gidildi. Ancak kapılar açılamadı. Bu ara banka müdürünü aramaya çıkan Botan, bölük avlusunda görüldü. Müdür ve veznedarı göremediklerini ve ne yapmaları gerektiğini sordu. Pankartı asıp geri gelmele-

ri istendi.

Araba aramaya giden Şiyar ve Haydar kahvede şoför aramakla oyalanıyor. Haydar kahvede kurşun sıkıp halkı yere yatırrnlş, azarlryordu. Müdahale edildi. Selim, gereği olmadığı halde bir başka kahvehaneye gitmiş. Doktor mevzisinden kalkmış, hastahaneye hücuma kalkışıyor. Bedran'giller Bazoz, sigara, saat, çakmak, gibi basit şeylere tenezül etmeye başlamış. Yaralı arkadaş doktorun bulunmadığı bir yere götürülüp oralarda doktor aranmış, komuta yerinde durmayarak sağa-sola müdahaleye girişmiş ve depoya dalmış. Cami kapısındaki nöbetçi arkadaşımız silah seslerinin kesilmesinden epey sonra, hiç istenmediği halde, arkadan bölüğün camlarına ateş açmış; sorumlusu olan Tevfik arkadaş mikrofonun başından ayrılarak o da binaya ateş açmış, aynı sokakta bulunan savunma grubu hiç gereği yokken o da onlara eşlik etmiş ve aynı sokağa doğru gelen soygun grubu da bu atışa katılınca, bizimkiler boş binaya arka taraftan ateş açarak yeni bir çatışma sahnesini canlandırdılar. ,74

) ara bina tarafimızdan, silahtan arındrrrlıyordu. Duııııııa müdahale edildi, düdükle bütün gruplar toplatıldı. (;(,ç getirilen arabaya malzemeler ve silahlar yüklendi. ı i:ı.ı iııo televizyonu, komutanın taksisi ve bir cemse tahıılı cdildi. Hükümet binasına ikinci benzin şisesi atıldı ve ııı;ı|l1ç3 arabaya binildi. Iki arkadaş katırcıların önüne 1,,ıııderilerek arabadan inilecek köprüye katırları götür(

,lıılcı'.

Arabanın yol alması esnasında şoförlük yapan Haydar'ın t,ıırilik yaptığı görüldü. Arabadan inilerek katırların bağl.ıııtlığı yere değil, katırlann yolda döndürüldüğü yere gidil,lı ()ysa köprüye gidilmeliydi. Bu durum unutulmuştu. Boş ı ı,ıc yirıni dakika harcandı. Köprüye gidildiğinde araba yül, ıı lıtışaltılmış, araba götürülüp bir noktaya bırakılmış, yüklı,ıııı bir kısmı katırlara yüklenmiş, geri kalanlar yol boyun, ,ı t,ıılılıkların içine saklanmıştır. Bırakılanlar alındı ve tes1ııı cdilen köye doğru yola çıkıldı. Kamyon yükünü boşalı,ııı ıırkadaşların bir kısmı yüklü katırlarla başka yoldan o ı,

l,ıl,c ç[gğlu yola çıktıklarından dolayı yolda kendileriyle

,ıısılaşılamadı. Köye vardığımızda alacağımız rehber evde \,,kıLı. Sabah yaklaşıyordu. Su ihtiyacımızı alıp köyden ıız;ıklaşıldığında köpek seslerinden katırların, arkamrzda l ı ıvc gildigirri tahmin ettik ve önlerine arkadaş gönderdik. l

Kiıtırlarla birlikte yürüyen ve köylüleri tanıyan Selim ıık;ıt|aş, uğradığı rehberin evinde rehberi bulamıyor. Rehl,,,ıııı ailesinden iki kişinin kendisine yardımcı olunmasrnr ı,,ıt,tliğinde ise, onlardan önce gelen arkadaşların yanına iki ,, lılıcr verdikleri cevabı üzerine, o da bizim rehber aldığı,ııızı zannederek, köyden yanrna adam almaksızın yola çıl ıı,ııı-. Onlan karşılamaya giden Tevfik arkadaş da rehber ,,|ıııııunu konuşmadan yanımrza geldiler. Ve artık sabaha ,z lıiı, süre kalmış. Köyün çevresinden uzaklaşmamv gerel ı\()ı(lu. Arkadaşları üçüncü kez rehbere gönderme şansı-

ıııız kıılmamıştr.

,75


Evet, köyden rehber alınmıştı. Fakat biz değil: yol

ke-

sen grup, bizden çok önce yanlarına varıp bizi beklemeksizin rehber alıp gitmişti. Selim de bizim aldığımızı zannetmıştl. Bütün ganimet, üç katırımız ve tüm arkadaşlarla birlikte

ilk geceyi ve ikinci günü salimen atlattık. Uçer kişilik iki yol grubu, geri çekilmemizden önce çekilip uzaklaşmışlar-

dı. lkinci gece. yakınında bulunduğumuz köye bir grup arkadaşı, su ekmek, rehber ve fazla katır almaları için gönderdik. Köyde asker olacağı ihtimali göz önünde bulundurularak temkin]i giriş yapılacaktı. Keşifçiler köye yaklaştıklarında köyü kordona alan askerler kendilerini farkediyor. Bunun üzerine arkadaşlar yanımıza geri dönmek zorunda kaldılar. Uç katırın yükünü aşan 29 adet mavzer. l sminof, 2 adet büyük stero teyp orada saklanarak, aç-susuz ve rehbersiz, tahmin edilen yöne; yüklü katırlarIa birlikte ka-

yalık aı,aziye vuruldu. Yol çıkarılamadığı ve katırların yükü ağır olduğundan az bir mesafe yol alınabildi. Bizim de, hayvanların da susuzluktan yürüyecek halimiz

kalmadı. Yaklaştığımız bir köye su ve rehber ihtiyacını karşılamak için grup gönderdik. Arkadaşlar yanlarında iki köylü ve su ile geri döndüler. Onlarla biraz yol aldıktan sonra köylüleri geri göndermek zorunda kaldık. Çünkü alınmaları bir nevi zoraki olmuştu. Gitrnemeleri durumunda aileleri jandarmaya bildirebilirlerdi. Aileleri gideceğimiz yönü bilmeselerdi yine kendilerini bir gün içinde yanımızda tutmaya çalışırdık. Fakat ailelerin yanında gideceğimiz yönü Tevfik arkadaş açıklamıştı. KöylüIeri geri gönderdikten sonra bir saat yol alabildik. Çünkü sabah oluyordu. Takip ettiğimiz yol kenarındaki kayalıklara çekilip yükleri sakladık. Katırları uzağa götürüp bulunduğumuz yere bakan zomun karşısında bağladıkları için katırlar güııdiiz köylüler tarafindan görül16

|

,lıi

Ve yanımıza geldiler. Gelen köylülerden. akşam rehl,ı,ı ııldığımız köyün basıldığını öğrendik. Akşama doğru ı,ıl l-ıazırlıklarını yaptığımız sırada, çok sayıda askerin

ı,t,uc geldiğimiz yolda

ilerleyip noktamıza yaklaştığını

ı,ı)|,Llük. Bulunduğumuz noktanın karşısında durup bek-

l,,tliler. Köylülerden, izlerimizden ve gece yantmıza al,lıı]ııılız rehberlerden yön ve noktamızı tespit ettiklerini .ııılııdık. Bu durumda tam karşılaı,ında buIunan çok sayıı|:ı ganiıTet eşyasını alıp yüklemek ve yüklü halde çatışııı:ıviı _eirmeyi arkadaşlar göze alamadılar. Katırlarla gitıııı,ıııiz halinde, üzerinde bulundukları yola girmemiz ,,ı,ıckirdi. Askerlere saldırı yapmaksızın geçmek de ııııiıııkün değildi. Oyuklara saklı 32 adet G-3, 1 adet büı ıık daktilo, Fikret ve Azad'ın eylemde kullanılan silahl.ııı. 2000 adet G-3 mermisi ve uf'ak-tefek eşyaları katırl.ıılıı birlikte bırakıp, yakınında bulunduğumuz ve ilişkil(,ıııııi7-in bulunduğu ve oradan üssümüze kadar yolu bİl,lıı,iıı,ıiz köye doğru, kayalık araziden yol almaya başla,lıl,.

,\sker noktamıza gelmeden önce Şiyar, Biji, Azad ve arkadaşları belirtilen bu köye öncü olarak gönderıııır. köyde asker olup olmadığını öğrenmek istemiştik. \ı ııca ihtiyaçlarımızı da temin edeceklerdi. Iki arkadaş, ,,,,lisimizi köyün civarında bekleyecek, bize durumu bil,lııt,cekti. Bu köye yaklaştığımızda yalnızca Şiyar'ı bul,lıık Kendisinden aldığımız habere göre, keşif gözlemleıt \()!ıucu köyde askerin olmadığını anlamış ve dört kişilık ü]rup köye giriyor. Iki arkadaş ihtiyaçları temin etııı,,kle uğraşırken Biji ve Omer, köyün girişinde gelişimi,ı kıırşılamaya çıkıyorlar. Grup ikiye bölündüğünde ve ',ıı ııı,'la Azad ihtiyaç temini ile uğraştıkları esnada, köylıılt,ıc9 köye asker girdiği söyleniyor. Ve Şiyar'la Azad l ııi,l|g 6i.5i.lerini kaybederek dışarı çıkıyorlar. Şiyar'ı ı,ıl iir".inO" bulduk. Ancak Azad, Biji ve Omer'i bulaı )ıııcı,

7,7


ıl

fik .1

İrh-

,*l".,

ılıh,iilıa,n &&(ıJıri l,.i1,7i

kctini izledik. Çemberi aynı gece yaramayacağımızı dü-

,|a,re,,

4

siinerek havadan ve karadan akşama kadar çember sahasıııı aradılar. Ancak 18 Ağustos gecesi üssümüze ayak lıasabildik. Us alanrmrzda sakin bir gün geçirmenin arılından, akşam uğradığımız ilk köyde, bizden birkaç saat ,iııce 100 kişilik kollar halinde köy ve ormanrn arandığıııı öğrendik. Bu durumda emin bir araziye çekilip operasyon ve takip ı,cmberi dışında kalmayı uygun bulduk. Keşif ve istihbarat ıtıplamakla uğraşıyoruz. Yönelebileceğimiz küçük karakoll:ırın bazılarında çok sayıda asker yerleştirilmiş. Yeni he,lctleri belirleme ve keşif yapmış durumdayız. Düşmanın \iıvunmasız noktalarrna ve geri çekilişi esnasında yönelmeı,i kararlaştırdık. Takımdan kopan Biji, Azad, Omer'in de üs alanına vart|ıklarrnı öğrendik. Yol kesen gruplardan üçü milis arkadaş ;ılana vardı. Hacı, Xalil ve Ibrahim'den oluşan ikinci yol kcsici grup henüz ulaşmadılar. (')IJsse varan arkadaşları ııı,amaya koyulmuşuz. Eylem öncesi yanrmrzdan ayrılan S. vc C. arkadaşlarla yine üs alanımızda buluşmayı kararlaşı ı ı,mıştrk. Henüz ilişkiye geçemedik. Otuz kişi Eruh'u basmış, kayıp vermeden ve bir araba tlt:ılusu silah ve ganimetle geri dönmüşlerdi. Eylem Türkive'de ve dünya kamuoyunda günlerce ilk haber olarak duvuruldu. Ama bu baskının baş mimarı komutan Agit'in deı:crlendirmeleri farklıydı, askerceydi.

7.:,

/:.ra1!

İ':raı^...l

qlrhl,İ ,1üı*. euı"ş, i*,i, i .L ,i.ı a-. 71g.fu/a ı,. -. ,.,.1/l "ı/r. { "',n, flen!<r l.y |. l,ı /+L/ıı;İl, :,, ,+,i: ;..:ı,,_.'r.r,yAr, i.., .

Llıaİ?L,a:!, ,ı!tlç ı;2ji,1 ıl*,,..i,ııt (u, '^ )i. ırı*ıhjv-}, iıN f,/;,? ırr,,,-.- _lıio,ıu,

,.

"İp

,?,|*r.

./f

,,*!,,r.l

t+ ,ç çikL'k) !ı,ıi7,.. 6cıLıı .1! i

|'-.'+., h," ;ra icc,":ı o,i-.,t,-;

ç _Lı,

[rı*İ",',:_ !"

,.

,^

Belge no:

ı|ıadlk. Şiyar ile bir köylüyü yan|mıza ahp koy'un arkasıııdaki dağı dolanarak askerleri atlattık. Içinde bulunduJ,ıımuz vadinin ön ve gerisi tutulmuştu. Sabaha doğru kcııdimizi emin bir araziye attık. Gündüz düşmanın hare-

"

11

Us olarak belirtilen alan Şırnak Beslleri, ya da Şırnak'ın Xirbikö (Kırkağaç) ile Pervari'nin Omyanus Köyleri arasında kalan

lle ste

,ılanlardır.


rt

"Erıüh'ıı düşürdük, ama ciddi savaşlar için daha epey güçlendirmeye ihtiyaç var" Yukarıdaki anlatımımızda da anlaşılacağı üzere geri çekilmemiz önceden ayrıntılarıyla planlanmadığı için düzensiz oldu. Ve zaman kaybına yol açtı. Zaman kaybı, ganimetin tamamen kurtarılamamasına ve risk altına girmemize neden oldu. Oysa eylem kararının bize ulaştırılmasından, eylem gününe kadar yirmi günlük hazırlık süremiz vardı. S. arkadaşla birlikte Eruh alanına giden Bedran'gilin grubu, keşif ve çekileceğimiz yol güzergahını hazırlayacak, yoIu tanıyacak veya hazır rehber bulundurulacaktı. Iki arkadaşın yanına vardığımızda iki konuda da hazırlık yapılmadığını gördük. Eylem gerçekleştirme gününe beş gün kalmış, beş günün ancak, üç gününü hazırl.ığa verebi]irdik. Ve bu üç günde de ancak, şehire arkadaş gönderip keşif yapmakla uğraşabilirdik. Nitekim bunu yaptık.

Ganimet almada fazla aç gözlü davrandık. Ve ilk gece bizi epey hantallaştırdı. Ganimet için bir grup ayırabilirdik. Ancak korunup korunamaması konusunda tereddüte girdik. Ve yan|mfla almakla kendimizi ağırlaştırdık. Her şeye rağmen ganimeti kıra kadar çıkarabilmiş, kurtarmaya çok az bir mesafe kala, gerekli uyanıklık ve dikkati gösteremeyişimizden ötürü takibe yol açtık. Ve düşmanı uzerimize kadar getirdik.

Eylem sahası içinde düşmana vurulan ilk darbenin coşkusuyla arkadaşlar kendilerinden geçtiler. Ve herkes ne yapacağını şaşırır duruma girerek ortalık darmadağın oldu. Toparlanmak zaman aldı. Süremizin bir kısmı böylece boşa tüketildi. Böyle bir eylemin tecrübesizliğini yaşayan arkadaşlar, planlamaya tam bağlı kaImadılaı,. Gerekli atış disiplini, 80

ıııcvzilenme, irtibat, hız ve duyarlılıkta yetersiz davrandıl,ıı, Gereksiz atışlarda bulundular, fazla mermi harcadılar, ıımbol atışlarına başladılar. Yürüyüşte, yük almada isteksiz davranıldı. Kurallara, l,.ır,rayışsızlık ve yorgunluğun tesiri nedeniyle fazla aldırış , ,lilınedi. Sürekli uyarı ve eleştirilere yol açtılar. Asker olmanın ruh ve anlayışında son derece eksiklik ı,,ıı,üldü. Komut, uyarı, temel askeri anlayışlara aldırış etıııcııle, kendini koyverme, vurdum duymazlık sürekli hall.

:ıı

lı,ı oldu.

Özel eşya, donatım ve silaha yeterince sahip çıkılmadı. ııl boyunca eşyalar döküldü. Takım sorumlusu her konuda yönetim birimiyle kolektif k:ıı,iır almaya çalıştı ve savaş alanındaki bu yersiz kolektif\

lık hantallık yarattı. Ilalka karşı sekter davranışlar gösterildi. Çapul zihniyeı ıııe yol açacak davranışlar sergilendi. l}elirgin hata ve eksikliklerimiz yanında arkadaşların tüıııiinde cesaret, coşku ve azim tamdı. Ancak yapının ciddi ,ııvaşlar için daha epey güçlendirmeye ihtiyacı vaı. üşmana v erdiile n kayıplar l- Bir asker öldürüldü 6-9 arasında asker yaralandı. 2- İki araba yakıldı ve bombalandı. 3- Bir televizyon olay yerinde, biri de getirilerek yolda

D

ıııılıa edildi. -|- Hükümet konağı tahrip

edildi (yanmadığını tahmin

,,tIiyoruz).

ehirden çıkarılan ganime t adet G-3 ve 28 adet dolu şarjörü, 15 adet kasatura,.ı. 24 harbi, 8 kütüklük, 3863 adet mermisi 2- 2 adet poıtatif Sigo ve l0 numara Rus yapısı kaleşniŞ

l- 31

ktıl'. l37 adet mermi, 4 şariörü

l


3- Iki adet sminof 4- 22 adetmavzer,720 adet mermi ve 2 kütüklük

5-

1 adet

G-l

MP-5 üç adet dolu şarjörü 7- 6 adet takarof tabanca 8- l adet Belçika tabanca 9- 1 adet Astra tabança 10- 1 adet Fransrz onlusu tabanca 11- l adet büyük sırt telsizi 6- 1 adet

|2- 3 13-

l

adet kırma tüfek ve bir adet dolu kütüklük

adet büyük dürbün |4- 14 adet ekmek çantasl

15- 8 adet matara 16- l adet askeri pusula

17-

l

adet büyük daktilo

18- 2 adet büyük stero teyp 19- 1 takım subay elbisesi

20- l takım er elbisesi 2l- | adet yağmurluk 22- 1 adetparka 23- 3 adetradyo 24- 2 adet palaska 25262728-

2 adet pense

2 adet saat 3 adet çakmak

3 adet defter ve kalemler. Ganimetin büyük bir miktan dört parça halinde yo|da izlendi. Birinci bölüm; telsiz, 1000 adetlik G-3 mermi sandığı, bir sandık dolusu tabanca ve tespiti yapılmayan eşyalar. İkinci bölüm; 3 kırma tüfek, parka ve gereksiz eşyalar. Üçüncü bölüm; 20 adet mayzer, bir adet sminof ve iki teyp.

Dördüncü bölüm; 32 adet G-3 (biri Azad arkadaşın, eylemde çalışmayan silahı) l kaleşnikof (Fikret'in çalışma82

vıııı silahı) 2000 adet G-3 mermisi, l adet G-1, palaska, ka\iı[ura, daktilo, dürbün, elbise, yağmurluk, bize ait radyo.

Ganimetin y anım|za aldığımız bölümü : |- 2 adet kaleşnikof, 4 şarjör ve |3'7 mermi 2- l adet sminof 3- 3 adet mayzer, iki dolu fişekliği (ellilik) 4- l adet MP-5 iki dolu şarjörü, toplam 59 mermi 5- 9 adet tabanca, 8 yedek şarjör 6- 6 adet matara

7- | adet G-3 dolu şarjörü 8- 6 adet çanta 9- 2 adet radyo

l0- 2 adet saat, 3 çakmak,

[l- l

3 kalem, 2 ayakkabı,

adet floresanlı el feneri.

çamaşr

Yolda bıraktığımız ganimetin bir bölümünün ele geçiriltliğini radyodan duyduk. G-3'lerin bulunduğu bölümün yak iı landığını tahmin ediyoruz. Araştıracağız. E yle mde harc adığımız malze me 1- 551 adet mermi

2-

l

adet

RBC roketi

3- 7 adet elboması lnsan kaybımız yok, Ferhan isimli arkadaş parmağından vııralanmıştır.

E y le mimiz amacına ulaşmıştır Eylemimiz amacın ulaşmış, içte ve dışta son derece muı/,zam yankılar uyandırmış, halkımıza büyük güven, dostliırımıza sevinç vermiş; sömürgeciliği ve reformizmi kahıctmiştir. Sömürgeci ordunun aldatıcı görünümü altındaki ktıfluğunu açığa çıkararak kitlelerin düşmanı olduğu gibi gii rmesine, ölümü horlamalarına yol açmıştır. Askeri açıdan düşmana faz|a, maddi kayıp verdirmeıııekle birlikte asker saflan içinde büyük manevi tahribata


yol açmış, onu korkuya boğmuştur. Karakolların nöbeti

il

köylülere tutulmaktadır. Düşman halka karşı tavrında son derece yumuşamlş, bu yolla halk direnişinin önünü almaya çalışmaktadır. Eylem, savaşçı yapımızı güçlendirmiş, kendimizi daha iyi tanımamıza olanak sunmuştur. Eylem tutukluluğumuzu gidermiş, sağ anlayışlara ölümcül darbeyi indirmiştir.

Devrimci selamlar 22 Ağustos 1984 Çok acele olduğu için yazı düzenli ve doyurucu olmadı,

özür dilerim.

Eruh'ta gürleyen ses

*

**

Eruh ve Şemdinli baskınları Kürdistan'da ve dışarda yıl süren sessizlik patlatılan büyük bir bomba ile yıllar sürecek bir "düğüne" çevrilmişti. Agit'in uzun bir süredir düşündüğü bır "çıkış hareketi" başarı ile tamamlanmıştı. Ama onun daha büyük hülyaları vardı. Ulkeyi, toprağı, Kürdistan'ın özgürlüğünü düşünüyordu, yoğunlaşıyordu. Kendi damgasını taşıyan bu tarihi eylemi değerlendirirken de bir "zaJ'er sarhoşluğu" içinde değildi. O bir devrimciydi, olumluluklar partinin ve halkındı. Bu nedenle raporunda eksikliklerden söz ediyormu,azzam bir etki yaratmış, dört

du. Planlamaya sadık ka|ınmadığını belirtiyordu. Ve çalışmaları sürdürüyordu, hem de soluk almadan.

Eruh baskınından önce komutan Agit dönemin koşullaııırı, gerillanın durumunu, halkın ve düşmanın durumunu, karşılaşılan zorlukları, ağır kış koşullaı,ını çarpıcı örnekler

ıle günlüğüne uzunca yazmıştı. Uzun ve çetin bir yürüyüş ardından varılan yeni üslerde kıdıola1 l983'ün kış mevisimi boyunca yoğun olarak politik ı,c pratik yönde partı çizgisini derinlemesine özümsemek için

ı,ıılışmalara giriştiler. Görevlere yatkın bir şekilde hazırlanıııak için gerek duyulan son çalışma aşaması da ağır kış koşullıırı içinde yürüttildü ve önemli oranda sonuç alındı. Orgütsel ı c tekıik konularda plan taslakları ve ta[imatların geliştirildiği lıııı,eketsiz o kış mevisimi, böylece değerlendinlmiş oldu. O kş epeyce zorlu geçti. Her taraf bembeyaz kesilmişti. Th-

lıiat alabildiğine sessizliğe bürünmüştü. Lapa lapa yağan kar, sııııbıüarda ağaçtan dökülen yapraklar gibi üst üste yığıldıkça ı ığılıyordu. Dışarda bir tek canlıya rastlamak mümkün değildi. Kimi zaman kar kalınlığı iki metreyi buluyoı,du. Araziye açılıııak isteyen arkadaşlar çetin güçlüklerle karşılaşıyorlardı. Bir :ırkadaş iki gün boyunca karda yürümek zorunda kalmış, çığı iıça aça çok zorlu bir yolculuk yapmıştl. Yanımıza yetiştiğinde


E

hasta düştti ve onbeş gün yataktan kalkamadı. Aşın derece soğuk almış, midesini üşütmüştti, ne yerse çıkıyordu. Bir yarıdan da kar, beyazlığında bozulan gözleri, sürekli yaşanyordu.

Yne bir grup arkadaş altı gün boyunca yağışlı havada yol-

culuk ediyor ve bir dağırı eteğinde rastladık]an tek bir evde geceyi geçiriyorlar. Evin sahibi ertesi giin arkadaşlara gidecekleri yerin yakın olduğunu söyleyip yola koyulmalanna sebep oluyor. Ama adamın tarif ettiği yere vardıklannda hiçbir şeyle karşılaşmayınca aldatıldıklannı arılıyorlar. Geri dönemeyeceklerinden, üzerlerindeki bir günlük azkla tam iki gun yürüyor ve lrak ğiminin harabeye çevirdiği, terk edilmiş bir köye ula-

yolcuşıyorlar. Geceyi açıkta geçirdikten sonra, üçüncü günün luğuna erzaksız devam ediyorlar. Gruptan iki arkadaş bir süre sonra takatsrz düşüyor ve gözleri körelmeye, yürüyemez duruma gelmeye başlayırıca, üçiincü arkadaş sırasıyla onlan omuzlayıp yola devam ettiriyor. Ama akşam olunca her üçü de yığıhp kahyorlar. O esnada, çevrede belki birileri olur düşiincesiyle havaya birkaç el silü sıkıyorlar. Silah seslerini duyan yakındaki köylüler arkadaşlan donmak üzereyken kurtanyorlar.

Verdiğimiz bu iki örnek, geçirdiğimiz kış mevisiminin

hangi koşullarda yaşandığını izah etmeye yetecektir sanınz. " Askerlein

hali

peişan"

Baharda karlann erimesiyle birlikte; birimlere, gidecekleri bölgelerde yürütecekleri asgari çalışma progrıımı kavraülmaya çahşıldı. Karlann erimesiyle başlayan bahar müjdesi, ttim savaşçılar için bir sevinç kaynağı olmuştu. Yürütiilecek çalışmalar için gidecekleri bötgelere varTnanın heyecan ve coşkusu başlamıştı. Bu çahşmalar tiim birimler için oldukça yararh oldu. Çalışmanın temel yönelimi, çalışma tarzl ve tehlikelere karşı alınacak önlemlere dikkat çekildi. Böylece kadrolar daha fazla düşünce netliğine kavuşfular. Son hazırlıklann da tamamlanmasıyla gruplar ağır görev ve sorumluluklann bilincinde; 86

yepyeni bir hayat fişkrran, binbir renkle yeşerip süslenmeye başlayarı baharla beraber Kuzey'e doğru yola koyuldular. Bizim hazırlıklanmız karşısında düşman da boş durmuyordu. Sınıra güç yığarak, bizi burada çatışmaya sokup geçişi engellemek, gruplan imha etmek istiyordu. Anlaşılan taktiğiınizi kavrayamamrş, nizami savaşa göre hazırlanmıştı. Kuzey'de sınırdan yüz kilometrelik geniş bir alan üzerinde, stratejik noktalan tutmuş, önemli geçitleri denetimine almıştı. Bu suretle ön cephe, gerisini tahkim etmiş oluyordu. Düşman l,ıu

hazırlıklarını yapadursun, birimlerimizin tümü içeriye

geçmiş ve biz Güney'de bir hayli rahatlamış bulunuyorduk.

Düşman 27 Mayıs sabahı sınırr aşarak beş km. Gü-

ney'de içerilere kaymıştı.(ı) Oradaki güçlerle yaptıklan görüşmelerde, hedeflerinin kendileri olmadığını, Apocularla savaşmaya geldiklerini belirtmişlerdi. Fakat kısa süre içerisinde zayıflıklannı farketmiş ve geri çekilmeye başlamışlardı. Çünkü askerlerin hali perişandı ve heybeti karşısında irkildikleri sarp dağlarımızda gerilla savaşıyla karşılaşmak hiç işlerine gelmiyordu. Bu arada güçlerimizin Kuzey'e

ııçıldığını anlamış olacaklar ki, Güney'den çekilerek Kuzey'in srnır bölgelerinde takip ve operasyonlara giriştiler. Biz de işgali beklediğimiz için faz|a şaşırmadık. Güney'deki güçlerin geri çekilmeye başlamasıyla bir grup arkadaş Kuzey'e geçme karanna vardık. Tessadüfen bulduğumuz bir rehberle birlikte işgal ve sınrr hattrnı aşarak, rchberimizin köyüne ulaştık.(')

Geliş haberimizi alan köylüler, sıkı bir gizlilik içinde

"'Söz konusu tarih 27 Mayıs 1983'tür. Türk ordusu Uludere-Çukurca lıiilgesinden Güney'e geçmişti. Agit, bu dönemde çalışmaya ve olaylııra atıf yapıyor. '"

ı

A7it'in bahsettiği rehber Uludere'nin Bectıhe köyünden Halit Ön|i'dür. I985 kışında Derahine köyünde bir evde tesadüfen iki

ıliişman subayıyla karşılaşıı. Arkası dönükken arkadan vuruldu. O lııılde iki subayı öldürdü. Kendisi de kan kaybından öldü.


biılıınduğı-ııııuz yeı,c gelerek. n-ıerak ve endişe içinde Güııc1,'deki durı-ııı,ıı-ı stırdı_ılar. Getirdikleri 1 i,ı ecek leı,i yediklen s()ıırA. sorulaı,ı soı,ı.ılar paralelinde. işgaliı,ı ve yol açacağı scınııçlaı,ı iza]ı etnıe_yc çalıştık. Köyliilcr. işgaIin etkisini ),aşaınakla birlikte stığıı kkaı,ıl ı l ıkların ı da koı,ı_ı n-ıaya çal ışı1,cıı,lardı. Konuşmaı-ı-ıızı bitirdikten soıı|,a hizi de alarak. keı,ıd

i

leri

içi n hazıı,I ıd

ıkları gizl i yeı,lere götiiı,diiIeı,.

B uı,ası

gerçekteı-ı de çok en,ınil,cılibir verdi.

lki gLin bu _eizli ve eıııı-ıiyctli yerderı kalclıktaıı soırra kaıı basıırasıyl a ktıı,ıı tıtaı-ı Agit ve arkadaş lıırı yanlarına iki dc geırç köylül,ii alırıık yola kol,ı-ılurlaı,: "Saı,p ve çetin dağ ü,aı,ı,ıaç]aı,ıııı aşarak. sık oı,n-ıanlıklar içiı,ıde yüksek bir te;ıeye tırn-ıandığıınızda kaı,şı tarafta, pek dc ıızak oln,ıayan düşınan karakolunu _t]öı,clük. Dürbünüıııiizlc çevreyi kontı,cı| cttikten sonra düşı,ıraı,ııı-ı heııüz tutıııatııış oIc,luğu köpı,üdcn geçtneye karaı, r,erdik. Vc yamaçtaıı ıışağıl,a lıızla iı,ıerek 1-ııısrı noktasıtıa )/akl,ıştık. Iki arkadaş kcşif 1,apıp. köpı,iiııiiı-ı aı,ık oldıığı-ıı,ıu bilclirdikten sonra aralıklı lıiçin,ıde koşarak teI,ılike ı-ıoktasıııı aştık. Iki düşnıan çıktığ

ı

ıı-ı

ız- iç i ı,ı

biraz rahatla ııı ıştık.

Vırdığın-ıız biı, sıı kayı-ıağıı-ıııı başıı,ıda ı-ııcılıı r,erip, akşam yeı,ı,ıeğiıı-ıiz olan ekı,ııck vc 1ıeyı,ıiri yediklcıı sc,ınra köylü gcııç|erle biraz sohbetc [,ıa.sladık. Işgalin tı sıcak anında bile diişiinctiikleı,i tek şc.,-. çcvrclcı,indeki nıuhbi r ve a.jaııların biı,aı,ı önce cezalaııclıı-ılıııasıyclı. Dalıa o ıııda [,ıiziı,ı-ıle harekc1 etıııek islcdiklcı,iııi sijvlı-dilcı,. atTıa o kr,ışı-ıllarda buna olıııa k

tıl ı,ı-ıadığı içi

ıı. ktııı ıışıı,ıtk

keı-ıd i leri

ı,ı

i i knı

etti k.

Biraz cliııleı-ıc|iktcıı sııııı-ıı tckrır yola koyulduk ve birkaç güıı daha biı-ı metı-clcı,c \/iıt-lııı y|iksek, baş c|i,ıııdürücLi uçurııı-ı-ılıı,daıı tıtıııaııaı-ıık vtıl ıılt|ık. Sonuı-ıda zcıı-lu ve tehlikeİR

vaı,dık. Yol [ıo,ı,ııııca kaı,sılaştığın,ıız tüm insaı,ılar [-ıizc.

iıiııe,r,'deki izıı,rı.ı' hakkında sc,ırı.ılar yi,ıı-ıeltiyt,ıı,laı,dı. Ciclc ,,,kleı,i ktıı-ıusrıııı,lıı kııı,aı-ıısaı,lıkla tııııLı[ kaı,ışııııı diişiincelcı. ı,ı_rıvorlııı,dı. Yıışl ı kcsiıııdc ise.'|'tiı,k dcvletinin eskiclcn i,ılıtıiı kaüliaııılııı,ıı-ı aııısı caı-ılaııı,ı-ııı. tı gtiııleı,in tekrar !.cı,i ,,lece ği kcıı,ktısiı ı,aı-clı. Gene]dc halk tek \/aSa|ıı g|ivcnccsi ,, ıı ra k; i,ırgiiı lcı,i ı-ı ııl,ııkta kalııı as ı ı-ı ı gijı-iiı,ordu." "

ran l ığı

si ı,ıden

ı cı-e (

I

Baş döndiirticti ııçıırunılardan tırmanarak yol aldık

hattı içcri

le ciolıı

[-ııı 1cılculuuıııı,,ıuz bcır,ııııca tıııııııadığıı-ı-ıız [ıiı. ,ılııı-ıcla }ıalkıı-ı,ı,aırlıı-ı-ıı sa_r,esiı-ıde sııIiı,ııeı-ı hedeflediğinıız l,,ı

B

ir dalıa gö riiş e ce ğiz! "

Haziraıı av|ıııIı oü,[ıüIıırıı-ıa c,[ı,ığı,tı CLiney iş_ealiı,ıiı-ı etkisi ,lııiılma,vıı bıışlııclı.'fiirk askeı,lcri sııııı,ı ta|ııaıııeıı bcışııltıı ı.ı. koı,kudııı-ı cski sınıı, birl i k leı,iıı i [ıile kaldı rıı-ı ışlaı,clı. |ıcrile çektiği gıiciiı-ıii de L-ıirkiıç kol iizcı,iııde yürütcı,ck çııı\tıııt alaıılaü,ıı,ı-ıızı ktışıılıı-ıaya çalışıyc,ıı,dtı. Bazı alaı-ılıı,dıı ıı;ılka aşıı,ı ztı liiıır ııygı.ılarken, diı-eniş bcklcdiği kesiııılcr ı,,cı,iııde dc yıııuı-ışıık biı, poI itika izliyoı,du. Hatta el[,ıise. ıı ııkka[,ıı. çocıık şckcı,i bile dauıtıyoı,clı-ı. Karşı lığıııda isc.

destek t,ıluııııııiı,ı-ıasıı,ıı. sila|,ıliıı,ın teslin-ıiı,ıi. ıı,ııh cltı gelip tesliııı oln-ıalırıııı istivc,ırdıı. Bıı ,tckleriı-ıe kaı-şı l ı k a l amayı nca. " lıi r rl tı lırı gi)r ıi se c. c,ğ i :" ı,,lıdidi n i savı.ırarık çekip gidiycır|aı,clı. B irinıleri miziı,ı çal sıı,ıa] arı ise. işgııl vc opeı,asyoıı lıı rdıııı ctk i lenıı-ıcmişti. Ko|ııutaıı Agit vc biı,iıııi TC'ı,ıiı-ı Giiı-ıcv'i işgal olayıı-ıı vc \galin yaı,lüttığı ctk i Ieı,i tartısılıak iç i ı-ı yaptı kl aı,ı I,ııl'tııl ı k ,,1,ı|aı-ıtılaı,ıııdı r,iıı-dıkları sonucLı _ıiinliiğüııe su sekilde ı-ıı,ıt ,lıisıııüstü: \ |ıt,ıe ı-ı]aı,a

l.,

ııııı ve l'irarlaı,ııı

ı

"lşgal.,\BD ilc hiı,likte tezga|ı|ann-ıış. bölge ilerici güç].,|,ini tehdit vc ıı} f ıca ileriki biı, ı-ııiidalıaleı,ıiıı provası ıııııaıııı taşıı-ı-ıaktııcjıı. '|'iirk dcvleti. önünc baş hedef oIarak da |'KK'ı-ıiı,ı iınha edilıııesini ko_vını-ış. lııkat bu hedefine ıılaiı ıııaını ştı1,. U liışa L,ıı l ıncsiı,ıi n koştıl lııı,ı da yokttıı,. Çiiııkii s()


güçlerimiz çok sayıda birimlere bölünmüş vaziyette geniş alanlar üzerinde halkın arasrna karrşarak, gizli hareketli bir yapı içindedirler. Düşman, halkın desteğinden yoksun, araziye yabarıcı ve denetim kurmakta zorluk çekmektedir. Bu denetimi kurabilmesi de olanaksrzdrr." Komutan Agit ve yoldaşları yaptıkları değerlendirmeler ve vardıklan bu sonuçla aslrnda daha o anda düşmana karşı ilk sınavlannı vermiş oluyorlardı. "Örgütsel faaliyetlerimiz yeni olaylann etkisiyle düa da hızla ve aksaksız yürümeye devam ediyordu. Keşif sonuçlan alınmaya başlanmış, araziye yabancılık yavaş yavaş giderilmiş, elverişli noktalar belirlenmişti. Us için uygun görülen alanlarda örgütsel ve teknik faaliyete ağırlık verildi.

Yöre halkının özellikleri ve toplumsal-sosyal yapısmı incelediğimizde çok özgün bir gerçeklikle karşı karşıya olduğumuzu anladık. Uretim ve insanların yaşam koşulları bambaşka olduğu gibi, doğa koşullan da değişikti. Her şeyden önce ortada örgütlü bir toplumsal yapı vardı. Kabile çekirdeği üzerinde yükselen aşiretler ve onlarrn da

üzerinde aşiret konfederasyonlan göze çarpıyordu. Fakat konfederasyonlann pratik işlevi fazla değildi. Aşiret liderliği, hizmet temelinde yükselen gönüllüğe ve saygınlığa dayalı bir otorite olarak klarılardaki liderliğin, tipik bir benzerliğini oluşturuyordu. Ve bu liderlik, mülkiyet ve talan hakkr üzerinde geniş ayncalıklar edinmesi ile egemen sıruf özelliğine yaklaşmış durumdaydı. Ama henüz, tabarı ile liderlik arasında gelişmiş çelişkiler de söz konusu değildi. Bilinen en ağır çelişki, mera arılaşmazhğı, talan vb. ihtilaflardan kaynaklanan aşiretler arasındaki kan davalanydı. TC, toplumsal yapıya nüfuz edememiş, iç bölgelerde yarattığı tahribatı bu alanda fazla gerçekleştirememişti. Bu nedenle toplum, dinamikliğini, ulusal değerlerin ayakta kalmasırıa bağlı olarak koruyabilrniş ve güçlü insarı özelliğini ortaya çıkarmıştı. Insanlar, sömürgeciliğin ağu yüki.i altında ezilip dağılmamrş, aşiret birliği ve daya90

nışmasırıdan ileri gelen kendini emin hissetme ve kendine güven duygusu hakimdi. Bunu da çetin doğa koşullan altında zorlu üretim ve sömürgeciliğin yok edemediği direniş geleneğinden kazanmışlardı. Ulusal dil, külttir ve değer yargıları yabaıcı etki_lerden uzak, sade bir görünti.i sergiliyordu. Buna bir de milli kıyafetler üzerine kuşarıılan silahlar da eklenince insanda saygı uyandıran canlı, atak bir tip oılaya çıkryordu. Bu alanda ulusal bilinç ve kurtuluş özlemi derin köklere dayanıyordu. Özgiin aşiret tutkusu ve özlemlerini daha da pekiştirilerek, her türden ulusal mücadeleyi meşru kabul ediyorlardı. Daha önceleri de, Güney Kürdistan'daki mücadelenin ağır yüklerini uzun yıllar taşımayı salt Kürtlük gereği olarak kabullenmişlerdi, ama ilkel-milliyetçiliğin ulusal hareketi çftmaza sürükleyen yapısından da rahatsrzlft duyuyorlardı. Ondan sonra da değişik bir altematifle karşılaşmadıklanndan, kurtııluşa dair umutlan artık kiillenmeye yidız tutmaktaydı." " B izimkikr" v ey a " he v al" olarak tanınıyorduk

Gerillalann karşılaştıklan bu yapı genel olarak olumlu bir görüntü sunuyorduysa da, bireylerin özgür iradeden yoksun, aşiret yapısının doğal ve aynlmaz bir parçası durumunda oluşlan gerillaların ve komutan Agit'in bazı zorluklarla karşılaşmalarrnı da beraberinde getiriyordu. Bu yüzden de aşiret genelini kapsayan bir çalışma yapmanm gerekliliği daha ilk günden kendisini dayatmıştı. "Aşiretle1 başlangıçta bizi tanımak ve anlamakta güçlük çektiler. Daha çok, Güney Kürdistan kaynaklı ilkel-milliyetçilikle ve sahte örgütlerle tanışmış, bunlann yarattığı bir yığın olumsuz etkinin şartlanması altında gelen her yeni siyasi güce karşı ön yargıyla davranıyorlardı. Onları önder ve kurtarıcı olarak değil, kendilerinden yararlanmak isteyen güçler olarak değerlendiriyorlardı. Bu olumsuzluğun


kaynağını bildiğimiz için onların tutumlarını değiştirmelerini kısa sürede sağlayabildik. Birçok küçük-burjuva ve ilkel-milliyetçi güç bu böl-

geyi kendi aralarında rekabet alanına dönüştürmüş, işi |)ara ve silah karşılığında adam kazanmaya kadar vardırabilmişlerdi. Bu faydacı anlayışın yarattığı zararların en büyüğü, ulusal-siyasal mücadele itibarının kırılmış olmasaydı. Ama halk, bu durumu yaratan her iki tarafı da tiksintiyle karşılıyor, ülke çıkarlarını temel alan önderliği ıırzuluyordu.

Çalışmalarımız, ağır da olsa ürün vermeye başlamış ve

PKK'nin şahsında tekrar yükselmeye başlamıştı. İltel-milliyetçiliğin, uIusal hareketin iinünü tıkayan, gerici önderlik yapısı ve aşiretçi örgüt kitleler tarafından kavrandığı andan itibaren, bu güçlerle olan lıağlarını da önemli oranda kopardılar. Köylüleri en çok rahatlatan da giz|i hareket iarzımv oluyordu. Ağır koşullara rağmen köylerde kalmayışımız ve ancak uygun zaman|arda köylere girip çıkmamızın anlamını kavradıklarından biulusal mücadelemizin itibarı

ze minnettar kalıyorlardı. Halkın kalbini yavaş yavaş kazaıııyorduk. Artık birbirimize kuşku ile bakan iki yabancı de-

ğil, sadık dostlar, onların değimiyle 'bizimkiler' veya 'heval'olarak tanınıyorduk. Bu ise, bir devrimciyi rahatla-

tan ve arzulanan bir durumdu.

Gün boyu yürüme ve yorgunluktan sonra herhangi bir ailede sıcak bir ilgi ve sempatiyle karşılanmak, konuştuklarımızın ilgiyle dinlendiğini görmek, tüm yorgunluk ve sıkıntılarımızı bir anda gideriyordu."

"İki Kürt bir araya gelmemeli, g e lir s e düny ay ı b o zarlar" Halkta en çok karşılaştığımız sorunlar, dış destek ve savaşta ailelerin bakım meseleleri oluyordu. Yüzyıllar


r=-tffi&._:]Ej

boyu ülkemizde süregelen iç çatüşmalar ve bölünmeler. birliğin sağlaı-ıacağıııa daiı- inaııçsızlığa ı,ıeden oluyordu. Inanışa _eöı,e mukadderat böyleyn-ıiş, "iti Kıirt bir arayu gelınemeli, gelirıa cl tj.nı,aı,ı bozurlcır" deniliyordu. Bu sözler her ı-ıe kadar karamsarlık vc boyun eğmeyi ifade edİyorsa da al,nı zamanda yaşanan bir gerçeği de 1,2nrrr,yord u.

Kürdistanlıların düşmanIarı, oıılaı,ın birlik cılnrası haIinde sahip olacakları gücü ıyi hesaplamışlar ve birliği dağıtınak için yiizyıllar boyu parçalayıcı bir mekanizınayı iş|ctınişlerdir. Gcrek _ueçnıişte o]sun, gerekse de bugün olsun, bu gerçeği ortaya koyaıı birçok somut örnek hafızalarda oIdukça canlıdır. Ilkel-ınilliyetçilik

öz güç ilkesinden yoksuıı olduğu için bir fırsat ya da herhangi bir devlctin himayesiııi kollamaktadır. Yöre halkına da empoze edilen bu anlayış, kcndine güveıısizliği geliştirmiş, dikkatleri somut mücadeleden uzaklara kaydırınıştır. Aynı şekilde bilinen birçok güç gelip parlak vaatlerde bulunarak halkı kayıt usulü örgüt üyesi yapmış, listeleı,e yazmışlar ve bu listcleı,in birçoğunu da düşmana kaptırmışlar. Bu stıınut gerçeklik de insanlarımızda doğal olarak güvensizlik yaIatmıştıI. İştc daha dün C)mer Çctiı-ı'in (DDKD) polise sunduğu 4O0 kişilik liste KUK'un, Islam Partisi'nin ve diğerlerinin verdiği listeler açık örnekIe rdir. Aynı şekilde köylülere ve giiçerlerc karşı davranışları da eşkıyayı aratmayacak ııitelikıe olduğundan lıalk bunları avırtedemez olmü-lş[Lll,.

git _stin iiğüı-ıe re l'tırı-ı,ı i sl Kürt giiçleri i n içine uirm i ş oldukları olayları cla çeşitli örnekler vererek şöyle değerlendiriyor: "Bu _uliçlcı,in kaclrıı diye oıtaya saldıkları unsurlar. göçerlerin },olttııtı kcsip koyunlaı,ıı-ı içine girmiş ve istedikleri koyunu işarctlcyilı "lıizbin ıncılıdır" diyerek toplamış götürrııüşler, dağclııki ç,ııl-ıanı eınredip koyun kestirip A

94

l

ı-ı

t,ıııİşler, gençlerİ Kı-ıran'a 1,eııin içiı,ınİs ve buna da der,andı denıişler. Gcçtiğimiz günleı,de de hilA devaın ettiriIcı-ı bu ııl,gı-ılaıııalııra somut bir iiı,neği E,ruh'uı-ı ,4ı,rıl (Tiiı-ıekpınaı) kö-

\

ı iı,ı-ı

viiııdeı,ı verebiliriz. Xurşo denileı-ı vc

KUK'ıın teııısilcisi

ıılaı,ak biliı,ıen bir uıısur. geceleı,i sokağa çıkma )/asağı ilııı,ı eclip bazı gençleı,e de ıröbet tutltırarak a|,ı|aksız|ık yal)l)/ormuş. Yiııe Rcşıııe köyiiı-ıden bir başkasl da geılçleri t()plaıltımız var diyerek çağırıyor. srını,a da cllerinc kazma kiiı,ek vererek kendi iı,ışaatıı,ıda çalıştırıyorıııuş. Bu tipler ilY11l Zamallda l2 Eyliil sc,ını,aslnda cLıntaülıüı da uşaklığını val,ııı,ıışlardır. Orneğin Xuı,şc,ı denilcı-ı unsLıı yijı,eııiı,ı ırtını[ı

ııjanlarıııdan birisiydi ve yi,ire halkının talcbiyle Kasıın l 984'de HRK partizaı,ıları taı,afındaıı ölüınlc cazalandırıl.lı.

Tüırı bu olup biteı,ıleı,i, halk tek ıck anlalarak " pe,\merg,c ıliı,c lıoğrıııııztı lırısüıklorınıı;, lıize Lııınlorı ı,a2lı " diytırlartlı. Biz.imle karşılaştıklaırı-ıda taşıdıklııı,ı kı,ışkı,ılaı,ı isc zaııraı-ıla üzerlerinden attılar ve birbirlerine. " lıuıılcır hcpsiııı l

e

ıı fiı

rk l ıdı

r" demeyc

başladı lar.

lusal kuı,tuluşun teınel sorunlaf ını ve çözünı 1,olltrrını lıelirlcyen parti düşüııcellerini kitlelete kavı,atı-ı-ıaktı l'azla ,ıorlıık çekııiyorduk. Çiinkü halkımızıı-ı yaşanı derıeyinıinden edindiği bilinç ve tecrtibe ler. anlattıkların,ıızı doğı,ııluU

yordu. Yaşam pratiğinclen çıkaı,ılan. aına o giiııe kadıtr ııite-

l i k kazanmaınış dağı nık düştirıceleı,i, an l attı kI aı,ı mt z sııyesintle sistcırıli ve net düşüııceler ]ıaline geliyoı,du. Ozelliklc ihaı-ıete karşı büyük bir duyarlılık göze çarpıyordtı. Bı.ı, o ktrdaı,

asıfıya vardırılınıştı ki. hainleı baş hedcf alınıvor. onlııra du1,ulan kin, sön,ıüıgecileı,e duytılaı-ı kiııden öne gcçiyordu. Btıı-ıa bir ııoktada hak verınek gerekiyoı-. Çünkü kaleleriır-ıiz. taı,ihin derinl i k [crindeıı lıeti l-ıep ıçten t'ethedil n1 şt i. Halkın siiı,ekli anlattığı vc isiıı-ıleriııi saydığı, 'l'iiı-k asi

ker]cı-iııe engin dağlatıtıllzın kapılarını açan Süleyı-ııan Ağa


(Şırnak'da oturan Tatarlar). Isyancı kardeşini astıran EminO Perixan6 (Ramanlılar). Yörede sömürgeci askeri şeflere danışmanlık yapan Süleyman ağanın oğlu Alixan Tatar. Jandarmayla birlikte olup silahını yakaladığı adamı serbest bırakmak için kızını isteyen Ahmet Biryan. Gümrük şefi gibi sınır kapısında dikilip haraç vermeyeni jandarma pususuna düşüren ve'devletimin düşmanı benim de düşmanımdı r' diyen Xolayö Hacı.(' ) Irak rejiminden kaçtığı için köyülerimizin bağrına bastıkları ve daha sonra jandarmaları köy kadınlarına saldırtan, namuslarına el attıran Casım Casım ve daha niceleri ortalıkta boy verirken, kıpır-

danmanın olanağı yok deniliyordu. Her şeyin başında 'bunlar temizlenmeli' diyorlardı. 'Onlar olmasa düşman

yollarımızı, mağaralarımızı, evlerimizi ve silahlaırmuın numaralarını nereden bilecekti. Düşman, kör ve sağır edilmeli ki vurabilelim' deniliyordu. Hainler vuruldukça sanki zincirler kopuyor, gemiler boşalıyo1 bentler yıkılıyordu. Bastınlan yiğitlik, gizlenen düşünce, ezilmiş duygular kabarıyor, karanlıklar aydınlanıyordu. Halk yerli belalardan kurtulmaya başlamıştı ki, bu sefer de Karabela adıyla tanınan ve 'Anam bir babam bin', 'Gökte Allah, yerde ben' diyerek ortalıkta nara atan bir faşist yüzbaşı ortaya çıktı. Köylere baskın düzenleyip tüm köyün kadınlarını karakolllara doldurarak günlerce bekleten, küçük çocukları kış ortasında buzlu sulara daldıran, babasının silahını sorup bu çocukların parmak uçlarını çubuklayan, camiden çıkan ihtiyara,'Allah'a değil, bana namaz kıl'diyen ve köylüleri iyi dövmeyen erleri kendisi döven, soyundurduğu kadınları şehrin ortasrndan karakola götüren, silahla insanları kovalayan bu baş belası faşist arhk halkı bıktırmıştı. Ve halk bir gün yeter diyerek, bu alçağı da ölümle cezalandırdı."

(')Xeloye Hacı 1984 kırışında Uludere'nin Becfıhe köyünde ARGK geri l lalar ı ta rafı ndan c e za land ı r ı ld ı. 96

Uygarlık suyu durgun ye masmavi akıyordu Artık 1984'te yaklaşılıyordu. Kış pek fena geçmemiş ve bu yüzden gerillalar biraz daha açılarak ülkenin iç bölgelerine kadar uzanma olanağına kavuşmuşlardı. Agit bir grup arkadaşla durum değerlendirmesi yaparak Batı'ya doğru ilerleme kararları aldılar. (') "Batı'ya doğru ilerledikçe, karla kaplı engin dağları da geride bırakıyor, yağmurlarla karşılaşıyorduk. Dicle'ye yaklaşıyorduk arik. Uygarlık suyu durgun ve masmavi akıyordu. Kıyısında duvar gibi yükselen yumuşak kayalıkta oyulan mağaralarda köy ve şehirler inşa edilmiş, Diyarbakır'dan Musul'a kadar kervan sallarını taşımış, çevresindeki verimli topraklan sulamıştı. Ilk insan soyunun ve medeniyetininin doğuşunun beşiği olan bu alan Dicle ile Botan suyunu oluşturduğu doğasının içinde kalıyordu. Bu alan sömürgeciliğin nüfusundan korunmuş, doğal ulusal değerler bu çember içinde ayakta kalabilmişti. Batı ile Doğu'yu, dağ ile ovayı birbirinden ayıran sınırlar, direniş ve teslimiyetin de sınırları olmuştu. Sulann berisinde bir süre beklememiz gerekiyordu. Bu ara çadırlarda yaşayan göçer ailelerden birisine uğradık. Perişan bir yaşamları vardı. Hayvanları ile birlikte sarnıç suyunu içiyor, o suda yemek yapıyor, onunla yıkanıyorlardı. Yağmur sularının taşıdığı toprak ve sürülerin dışkısının doldurduğu bu sarnıçların içi yazın da kurtçuklarla doluyordu. Göçerler kendileri yazın burada kalmıyorlardı, ama yörede kalan arkadaşlar bu suyu kullanmak zorunda kalıyorlardı. Köyler dışında dağda su bulunmuyordu. Bu sular ve sürekli yenilen yağsız peynirden olacak ki, yöredeki ar'"Komutan Agil, 1984 kışında Botan, Şiirl, Batman üzerinden Sason'a kadar gitti. Yanında Erdal (Musıafa Yöntem), Hacı (Ibrahim Durmaz) ve Haydar isimli arkadaşlar da vardı.


kadaşlarda can kalmamış gibiydi. Renkleri sararmrş, bir hayli zayıflamışlardı. Ama moralleri bozulmamış, dinç duruyorlardı. Halkla ilişkileri de çok iyiydi. Onların güvenini kazanmışlardı. Buna örnek olabilecek bir olayı da burada anlatmak yerinde olacaktır: Yörede halkın sevgi ve sayglsını kazanan Cemil(' (1984 Eylül'ünde hainler tarafindan kalleşçe vurularak şehit düşen Kerim Baytar) arkadaş, bir gün dağda yürürken arkadan birkaç göçer kadın gelip kendisine yetişiyorlar. Arkadaş yol vermek isteyince on|ar, "yok beraber yürüyelim, eskiden dağdaki eşkıyanın korkusundan rahat dolaşamıyorduk buralarda. Sizler de ilk geldiğinizde

doğrusu yine korktuk, yanaşmadık, ama bir yıldan beri çevremizde kaldığınız halde herhangi bir kötüğünüzü görmedik. Sizi artık kardeş ve evladımız olarak kabul ediyoruz" diyerek güvenlerini açıkça belli ediyorlar. Bu örnek de gösteriyordu ki, artık çevrede gerekli güven kazanıl-

mıştı. Oturduğumuz çadırda evin reisliği yaşlı kadının elindeydi. Yaşlı kocasr hasta yatağında oturuyor, bir şeye kanşmıyordu. Kadın da bir yandan yün sararken, bir yandan da bizlerle ilgileniyor, sohbet etmeye çalışıyordu. Kendisine çalışmalanmrzr nasrl değerlendirdiğini sorduğumuzda, cevabrnr bir olay anlatarak verdi. Hamo(') denilen bir çete başı, kendilerinden zorla para ve hayvan alryor, çetesiyle birlikte her yıl başlarına musallat olarak, göz koyduğu genç kadınlan, gelinleri dağa kaldınyormuş. Birinde kendisine karşı koyan bir gelini de vurup öldürmüş. Arkadaşlanmızın yöreye varmalarından itibaren eşkıya oralara gelmez olmuş. Arkadaşlarlara olan (')Kerim Baytar arkadaş, Şırnak'ın Sptvyan köyünde çetelerin ateşi

sonucu şehit düştü. (')Idil bölgesinden olan Hamo ve

oğlu l984 yılında sınırı geçerken

Türk askerleri ıarafından öldürüldü. 98

güvenleri bir hayli fazl'aydı, ama henüz bağımsızlığa olan inançlan pekişmemişti. Orada akşama kadar kaldıktan sonra Kerim arkadaş bizi alıp sığınağa götürdü. Sığınakta da diğer arkadaşlar vardı. Kalabalık bir sayı oluşturmuştuk. Kendileriyle siyasal gelişmeler üzerine biraz konuşup tartıştıktan sonra, örgütsel faaliyetlerini anlattılar. Açıklamalarrna göre, direnişe hazırlık çalışmalan önemli ilerlemeler kaydetmişti. Yörenin geniş bir kesiminde destek bağlan geliştirilmiş, çok sayıda savaşçı adayı genç belirlenmiş, depolar halkın sunduğu yardımlarla doldurulmuş, değişik noktalarda sığınaklar yapılarak, arazi geniş ölçüde tanmmıştı. Direnişi başlatmaya hazrr ve istekliydiler. Tabii Eruh halkıyla birlikte. Eıtesi gün alanı terk etmek için yola çıktık. Nehri geçtikten sonra yıllardır ilk defa ovaya ayak bastık. Onümüzde üç günlük, çamurlardan geçilmesi zor bir ova yürüyüşü vardı. Üstelik, konak noktaları da faz|a emniyetli değildi. Uzun yıllar dağlarda kalmanın verdiği ovaya yabancılık duygusu içinde bu yürüyüşe girişmeye pek cesaret edemiyorduk. Ama sonunda değişik tarzda da olsa, tehlikeyle birçok kez burun buruna gelerek bu mesafeyi sağ salim aşabildik. Vardığımız dağlık alanda yaygın bir arama operasyonu vardı. Mahkumların kaldıkları bir eve jandarma baskın yapmış, çıkan çatışmada üç asker vurulmuştu. Bu olay yüzünden sömürgeciler çullanmışlardı. Helikopterle havadan köylere indirme yapıyor, toplu tutuklama ve işkenceler devam ediyordu. Operasyonlardan kaçıp mağaraya sığınan yaşlı bir köylü soğuktan ölmüş, mahkumlann akrabalanndan, biri kadrn, iki kişi soyulmuş vaziyette köy köy dolaştırıldrktan sonra olay yerinde halkın gözü önünde kurşuna dizilmişti. Halk olayın etkisiyle panik içinde olmasına rağmen, mahkumlarrn yiğitliklerini anlatıyor, onlardan övgü ile söz ediyorlardı.


Alandaki arkadaşlann çalışmalarına bir süre katıldıktan sonra önemli izlenim ve kazanrmlarla birlikte geldiğimiz yolu takip ederek geri dönmeye başladık. Hedef noktamrza çabuk ulaşmamız gerekiyordu. Kış olmasrna rağmen hava koşullan engelleyici olmadı.

"Apocular patlamaya hazır bomba gibidirler, infilak ederlerse bizi de sizi de havaya uçururlar" Onüç gün süren uzun bir yürüyüşten sonra komutan Agit ve birliği üst noktasrna nihayet ulaşırlar. Hemen burada hiç durmaksrzrn kampta yeni mevsim çalışmaları için hazırlıklarına başlamışlardı. Artık 15 Ağustos tarihi de gitikçe yakınlaşıyordu. O günlere ilişkin komutan Agit günlüğüne şunları yazmıştı:

"Yoğun geçen toplantr ve tartışmalar ardından bahar sonlarında birikim yeni bir düzenleme altında örgütlendirilerek çalışma bölgelerine sevk edilmeye başlandı. Düşman dağılmayı hissetmiş, srnrr boyunca ağır güçlerini harekete geçirmişti. Daha önce de kamplarımrzrn çevresine çok sayıda ajan göndererek bilgi toplamaya girişmiş, ama bunlardan birkaçını yakalayıp amaçlarrnr öğrenmiştik. Sı-

nırdaki tüm önlemlere rağmen, geçişleri önleyemeyen düşman, bizi içerde karşılamaya hazırlanıyordu. Yol güzergahları üzerinde önemli noktalara birlikler yerleştirilmiş, bölgesel güçler takviye edilmiş, komando birlikleri köylere çıkıp adeta silahlı propaganda yapmaya başlamıştı. Halka, "Apocular Kürt değil, Ermenidir, komünist din düşmanlarıdır" vb. şeyler anlatarak, bizi halktan tecrit et-

meye çalışıyorlardı, ama halk onların söylediklerine gülüp geçiyordu. Onlar bu gülüşü, kendi anlattıklarına beğeni olarak anlıyor ve köyülere işbirliği teklifinde bulunuyorlardı. Subaylar, yaptı k l arı top antı larda Ap o c ular p at lamay a l

100

"'

hazır bomba gibidirler, infilak ederlerse bizi de sizi de havaya uçururlar" diyerek halkı tedirgin etmeye çalışmışlarsa da, bütün gayretleri boşa gitmişti. Çalrşmalarımız her geçen gün daha da sempatiyle karşılanıyo1 yavaş yavaş destek kaynaklan açılıyordu. Sırasıyla

Uludere, Şırnak, Batman ve Silvan'da ajan|ara vurulan darbeler coşku yaratmıştı, Ama halk yetinmiyor, daha faz,

lasını istiyordu. Siyasi çalışma alanı oldukça genişlemişti. Gençler kendiliğinden gelip, mücadeleye katılmak istiyorlar,bazı|an kendi başına yola çıkıp eğitime alrnmalan talebinde bulunuyorlardı. Evden ayrılmasrna aileleri rıza göstermeyenler eve geri gönderilmemeleri için adeta yalvarıyorlardı. Gençlerden biri bize katılmak için on gün ailesinden gizlenmiş, sonunda bizi bulmuştu, ama kendisini tekrar ailesine teslim ettiğimizde ağhyordu ve tavnmrza bir anlam veremiyordu. Çalışma bölgelerinin birçoğunda benzeri gelişmeler vardı. Artık bu gelişmeler hazırlık kapsamındaki görev ve hedefleri aşarak, taktiğin genişletilmesini gerekli kılmaktaydı. Yaygın silahlı direniş hareketi merkezi bir planlamayla başlatılmalıydı. Tüm kadrolar halkla birlikte bunun srkrntrsını çekiyorlardr."

"İyi ama çok geç bu, daha erken de olabilirdi." Temmuz 1984'ün sonlannda, sorumlu bir arkadaş beraberindeki kalabalık grupla bölgemize geldi. Geliş tarz|arından önemli kararlar getirdiklerini sezmiştik. Akşam yemeğinden sonra köylülerle konuşmaya başladığımızda köylüler konuyu yine her zamanki gibi silahlı direnişin neden başlatılmadığr sorununa getirdiler. Bu soruyla sürekli karşılaştığımız için aynı ve ikna etmekten uzak cevaplar vermekten usanmrştrk. Yeni gelen arkadaşın cevaplamasrnı t0l


7 bekledim. Tabii içimden köylüye katılarak. Arkadaş da, "hazırlık" deyince köylü sustu. Çünkü daha önce aynı cevapla çok kez karşılaşmıştı. Geç saatlere doğru grubu bir araya topladığımızda sayı-

mızın hayli kabarık olduğu görüldü. Köylüler de böyle bir grupla ilk kez karşılaştıklandan şaşırmışlardı. Onlar da bir şeylerin olacağını tahmin etmiş, birbir|eine "bu sefer tamam" diyorlardı. Geceyi geçireceğimiz ormana çekilip birkaç grup halinde alana yerleştik. Sabah iyi haberlerle karşılaşacağımızı tümin ettiğimden o gece hiçbir şey sormadım. Sabah erkenden kalktık ve köylülerin getirdiği yiyeceklerle kahvaltımızı yaptık. Sorumlu arkadaşla bir kenara çe-

kildik ve ben merakla konuşmasını bekledim. Arkadaşın

konuşmasrnr dinledikten sonra yanılmadığım ortaya çıktı.

Birkaç bölgede aynı günde başlatılacak eylemlerle HRK'nin kuruluşu ilan edilecekti.

Işte, dört yıldan beri, birçok ülke ve srnırlan dolaşarak,

içerde uzun zamandan beri hazırlıklarını yaptığımız gün nihayet gelmişti. Içimde bir rahatlama hissettim ve cevap olarak ağzımdan çıkan ilk şey şu oldu: "lyi ama çok geç bu, daha erken de olabilirdi." Her şeye rağmen bizleri çok sevindiren bir haberdi bu. Içimden hemen tüm arkadaşlara bunu ilan etmek geliyordu, ama bu olamazdı. Arkadaşlar ancak 15 Ağustos'tan birkaç gün evvel duydular haberi. Çünkü kural bunu gerektiriyordu. Planın alanımızda uygulanacağı biçimi ve diğer bazı hususlar üzerinde yaptığımız konuşmalardan sonra hazırlıklara başladık. Saptadığımız hedefin keşfi için bir birim oluşturduk. Birtakım değişiklikler, çeşitli yerleri hazırlama ve kurulucak birliğin üyelerini bir araya getirdikten sonra yola koyulduk. Yüksek dağ zirvelerini takip ederek bizi bekleyen arkadaşların noktasına varabildik. Tüm alana hakim yüksek bir yerdi burası. Arazi son derece mükemmeldi. 102

Orada bizi bekleyen grupla birleştiğimizde kendimizi güvenlikli bir atmosfer içinde bulmuştuk. Herkes bir şeylerin yapılacağını anlamış, coşku içindeydi. Sevinçler, göz|erdeki gülümsemeyle ifade ediliyordu. Son hazırlıkları da tamamladıktan sonra, ]4 Temmuz Propaganda Birliği adını alacak olan birliğimizi toplayıp bildiriyi okuyarak kuruluşu duyurduk.

HRK'nin kuruluş bildiisi ]4

Temmuz Propaganda

Birliği komutan Agit tarafından

loparlanarak PKK-MK tarafından hazırlanan 15 Ağustos 1984 ıarihli Hazan Rizgariya Kurdistan (Kürdistan Kurtuluş Birliği)in kuruluş bildirisi okunnrak HRK'nin kuruluşu duyuruldu.

Bildiri şöyleydi:

yurts ev e r kürdis tan H alkına !

Yüzyıllardan beri yabancı egemenler, işgalci ve sömürgeciler yurdumuzu egemenlikleri altına almak ve halkımızı köleleştirmek için çalıştılar. Sayısız katliam ve imha etme planı uygulamaya koydular, Bunların sonuncusu olan Türk burjuvazisi 1925-40 yılları arasında ülkemizin hemen her yerinde en vahşi katliam ve sürgün politikasını uyguladı.

ını as imi l asy o n p o l i t i kas ıy l a b i r l e ş t i rerek halkımızın ulusal varlığını yok etmeye, yurdumuzu kendi toprakları haline getirmeye çalıştı. Her türlü ekonomik, toplumsal, siyasal ve ulusal-küllürel yaşamımıza el koydu; çıplak zor uygulamasıyla toplumumuzun bağımsız gelişimini durdurmayı ve her ıürlü değerimizi kendisi için

K at l i am uy g u l amal ar

kullanmayı hedefledi. 12 Eylül faşist-askeri darbesi ile faşist bir nitelik kazanan barbar Türk sömürgeciliği, baskı ve kaıliam politikasını en ileri düzeyde ve en vahşi yöntemlerle uygulamaya l03


başladı.Yurdumuzun her tarafını askeri bölge ilan etti; köy köy, mahalle mahalle ülkemizi yeniden işgale kalkıştı. Insanlarımızı sorgusuz sualsiz kurşunladı, astı, boğdu, yaktı, yüzbinlercesini işkenceden geçirdi ve zindanlara doldurdu ; ulusal değerlerimizle ve insanlık onurumuzla oynamaya çalıştı. Bütün bu vahşetini emekçi Türk halkı üzerinde de uyguladı,

Faşist-sömürgeciliğin dört yıllık uygulamaları gözler önündedir. Ekonomik sömürü ve talan hadsffiaya çıkarılmıştır. Yurdumuzun her türlü zenginlik kaynakları talan edilme ktedir, hal kımızın varıyo ğu yağmalanmakta v e e linden alınmaktadır. Her şey bir avuç tekelci-burjuva ve feodalin hizmetine koşulmuştur. İşsizlik, pahalılık, yokluk ve yoksulluk en yüksek noktaya çıkarılmış, insanlarımız, halkımız açlık tehlikesiyle yüz yüze getirilmiştir. Sosyal yaşamda burjuva-feodal yozluğu, ahlaksızlığı geliştirerek t

op

lumumuz

ç

ürütülmey e

ç

a Lı ş

ı

lmı

ş tı

r.

S iy as a

l

y qş

ama

e

ge-

men olan biçim, en kaba ve açık askeri zor kullanımıdır. Sömürgeciliğin üzerini örtmeye çalıştığı savaş hali açığa

çıkmış, halkımıza karşı faşist-sömürgeci savaş geliştiril-

miştir. Kürdistan'da her şey askeri güçlerce ve savaş içinde yürütülür olmuştur, Baskı, katliam, operasyon, işkence, tu-

tuklama ve zorbalık günlük uygulama haline gelmiştir. Yüzlerce dürüst ve yurtsever insanımız katledilmiş, onbinlercesi zindanlara doldurulmuş, yüzbinlercesi işkenceden geçirilmiş. Kürdistan'da bu vahşet uygulamasına uğramayan insan kalmamışl ır. B ülün bunlar, faşisl- sömürgecili ğin Kürdistan' daki günlük uy g ulamalarıdır. B u uy gulamaların devam ettiği ve bu rejim yaşadıkça devam edeceği açıktır. Faşist-sömürgeciliğin amaçları ve halkımız için öngör-

düğü gelecek açıkıır. Sömürgeci kölelik altında ulus ve

halk olarak yoketme, Kürdislan'ı ve Kürt halkını

Türkiye'nin ve Türk ulusunun bir parçası haline getirme, insanlarımızı efe ndile r ine hizme t eden kö le le r durumunda l04

yaşatma. Bunu gerçekleştirebilmek için baskı, katliam, e r itme, soykırım uy gulamalarını vahşic e geliştirme. B üt ün bunLar son derece açık şeylerdir. Faşist-sömürgeci egemenlik altında halkımızın ulusal ve toplumsal geleceği tehl i kededir. I nsanlarımız aç lıkla te hdit edilmektedir. Köle li k,

halkımızın kaderi haline getirilmek islenmektedir.

Kürdistan'da insanca ve onurlu yaşamın olanağı kalmamıştır. Bugün, bu gidişe dur demek, kesin ve en önde gelen

insanlık görevidir. Faşist-sömürgeciliğin öngördüğü geleceği tersine çevirmenin, ulusal ve toplumsal kurtuluşu sağlamanın, toplumumuzun bağımsız gelişiminin yolunu açmantn olanakları vardır. Bu, her alanda, faşist-sömürgeciliğe karşı ulusal ve toplumsal kurtuluş uğruna topyekün direniş mücadelesine atılmakla mümkündür. Böyle bir mücadele PKK hareketiyle başlatılmış ve geliştirilmiştir, Bugün de bütün zorluklara karşı yiğiıçe sürdürülmektedir. Halkımız bu mücadeleden yana olduğunu açıkça göstermiştir. Faşist teröre karşı direniş mücadeLesini geliştirmek bugün kesin bir zorunluluk haline gelmiştir. Sürdürülen faşist-sömürgeci savqş ve kqtliam ortamında halkımızın silaha sarılmaktan ve silahlı mücadeleye başvurmaktan başka çıkar yolu kalmamıştır. Işte bu ortamda, faşist-sömürgeciliğe karşı halkımızın ulusal ve toplumsal kurtuluşunu sağlama, bağımsız ve ögzür geleceğini yaratma mücadelesini silahlı yöntemlerle sürdürme amacıyla H€za Rizgariya Kurdistan (HRK) (Kürdistan Kurtuluş B irliği) kurulmuştur. HRK, halkımızın PKK önderliğinde, emperyalizme, faşist Türk sömürgeciliğine ve yerli uşaklarına karşı yürüttüğü ulusal bağımsızlık, demokratik toplum, özgürlük ve birlik mücadelesini silahla sürdürme amacındadır. Bu açıdan

i teröre karşı dev rimci şiddet uy gulayac ak, halkımızın devrimci gücünü bu alanda da ortaya çıkarıp örgütley ec ektir. H RK, halkımızın devrimc i si lahlı kuw etle -

faşist- sömürgec


ridir. Halkımızın kahramanlıklarlo. dolu direniş tarihi ve PKK'nin altı yıllık şanlı ınücadelesi üzerinde yükselmektedir. Gücünü, PKK'nin doğru devrimci önderliğinde, devriıııc i siyasal-a ske ri bilimi ııden halkımızın devriınci -yurtsever dinaıni.zıninden, bağımsızlık ve özgürlüğe olan derin özleın ye ino.ncından, kendi bilinçli ve örgütlü yapısıııdan almaktadır.

HRK, eıı vahşi yöntemLerle sürdürülen Jaşist-sömürgeci Ierör ortamında ve buna karşı mücadele içinde doğmakıadır. Faşisl-sömürgeci caniler, kan emiciLer, siyasi ve askeri zorbalar, hcılk düşmanLcırı eylemiııin hedeJi olacaklır ve devriınci mücadeleyi geliştirme 1ıoluııu açacaktır. Faşist teröre karşı Ktirdistan ve Türkiye'de devrimci pratik mücadele platJbrırLunu açıp devrimci mücadeleyi kitlelerin katılıınıyla süren bir düzeye yükselttiğinde es,as hedeflerine ulaşmış, olacaktır. HRK, her ttirlü J'aaliyetinde halkımızın ulusal,demokrat i k b ilinc iııin gelişt ir il ıne s in.i, ulusa l kurtulıışçu örgütleıımesinin ve birliğinin yarotılıııasını escıs alır. Bu nedenle,

halkımızın ulusal direnişçi örgütLenmesini ve birLiğini en-

gelleyeıı, düşmanla birlik içinde olan ajan, işbirlikçi, ihbarcı yalıı ve güçleri dağıtınayı etkisiz kılmayı hedefler. FaaLiygllg7ini, siyasal propaganda ve a.jitaslıonu silahlı şiddetLe biı leştirerek yürütür.

HRK'nin ınücadelesi, halkımızın, PKK önderLiğinde yürüttüğü bağıınsızllk ve özgürLük ınücadelesinin., bu eıı demokratik, haklı ı,e onurlu ıııücadeleııin ayrılınaz bir parças,ıdır. Bu mticad.ele, diinya çapıııda ilerici insaıılığııı ve bölge halklarının emper,vcılist, sömtirgeci ve faşist barbarlığa karşı yürüttüğü btığıınsı.zl ık, deınokrasi, sosyalizm ve barış

mücadelesinin K iirdi.st a n'daki koludur. Bundan dolaı,ı HRK, ilerici ins,aıılığeı buradan şunu bir kez daha bildirmek ister; HaLkımız, J'aşis,l 'f tirk sömürgeciliğine karşı ulusal bağımsızlık, özgürlük ı,a tle ınokrcısi uğruna mücadele l06

almede ktırarlıdır. Btı mücadelecle her tiirl,ü zorltığu yenınek için azimlidir ve son ferdine kadar mücadelesini siirdüreceküir. Bu lcıınamen. haklı ve demokratik mücadelesincle lıalkımızı des,teklemek ve .f'cışist-sönıürgec

i

barbarLığo,

karşı çıkıııak tüın ilerici insanlığın gerçek ilericilik görevi olmalıdır.

HRK'nin mücadelesi, faşist bcırbarlığa karşı emekçi Türk halkı.nın ytirüttüğü direniş mücadelesiyle bütünlük ııluşturur. HRK'nin Jaşist-sömürgeciliğe vuracağı her darlıe Türkiye'de faşizme indirilmiş bir darbe olacaktır. Bu nedenle, Türkiye'li tüm devrimci ve deınokratlar, eınekçi Türk halkı! HRK, sizleri, yaşan,unuı ı,e geleceğinizi kararlan Jaşist

barbarlığa karşı clireniş mücadelesini yükseltmeye. bunıı Kürdistan halkının yürüttüğü kurtuluş ınücadelesiyle birl.eştirmeye, Kürt halkının haklı mücadelesini deslekleıneye, f'oşist ziııdanlarda ve Kürdistan dağlarında ytikselen direııiş ınücadelesine sahip çıkınaya çağırır! ytır s ev e r kürdistan H alkı ! YüzyıLlardır uLus ve halk olarcık bizi yok etmek isl.eyen sömürgeciliğe karşı. mücadeleyi yükseltme , ),üzyıllardır süren ve özellikle son dört yılldır en ba.rbar biçimiyle uygulaııan baskı, işkence ve zorbcılığın, akıllığımız kanın hesabını sorma zamant gelnıişIir. Btı, onurlıı yaşamcık isteyen her t

ürdistanlı'nın yurtseverlik görevidir. Yurdumuzuıı kurttılu,şu ve geleceğimizin yaratılması davasına sahip çıkın! Gücünüzü ulusal kurtuluş uğruneı direniş mücadelesinde birl eştirin! Faşist-sömürgeci zorbalara karşı çıkın, evlatlarıııızın onlara hİzmet etmesİne ve faşİsl orduya katılmasına izin. verıneyin! Kurtuluş Kuvyetlerine katılın ve destekleı,in! Kurtuluş Kuwetleriyle birlikte faşist-söınürgeci düşK

manı yok etmeye ve yurdu ku.rtamaya çalışın! Faşist ordu içindeki Türk ve Kürt emekçi halklarının ev-

latları, askerler!

IoJ


Silahlarınızı Türk ve Kürt halklartna ve Kurtuluş Kuvvetlerine karşı değil,faşist yönetime ve faşisl subaylarınıza

ş ı ç ev irin ! Subay larınızın emir lerini dinlemeyin, halka baskı yapmayın, Kurtuluş Kuvvetlerine karşı silah kullanmayın! Faşizme ve sömürgeciliğe karşı Kurtuluş KuwetLer iy l e b ir le ş in, Kurtuluş Kuw et l e r i ne katı l ın ! Erkeği ve kızıyla Kürdistanlı Genç! Faşist-sömürgeci zorbalığa karşı halk kurtuluş mücadelesine aktif olarak katıl! Faşist ordunun emrinde askere

kar

gitme,

firar

et, Kurtuluş Kuwetlerine katıl! Kurtuluş Kuv-

vetleriyle birlikte düşmanı yoketme ve yurdu kurtarmak için cesarelle savaş!

-

Faşist-Sömürgeci Zorbalardan ve Uşaklarından He-

sap Soralım!

- PKK'nin

Aydınlattığı Kurtuluş Yolunda Yılmadan Yü-

rüyelim!

-

Kürdistan Kurtuluş Birliği'ne Katılalım ve Onu Des-

tekleyelim!

"Hazır olan el kaldırsın" Bildiri okundan sonra, eylem kararrnr ulaştıran arkadaşın dönemin özelliği ve görevleri üzerine yaptığı konuşmayı dinledikten sonra komutan Agit arkadaş birliğin sorum-

lusu olarak Silahlı Propaganda Yönetmenliği'ni okuyarak ve yapıya, yönetmenlik uyanca herkese "hazır olan el kadarsın" der demez bir anda bütün eller şimşek hızıyla yukarı kalktı. "Hazır olmayan yoktu. Oyleyse yönetmelikteki devrim andrnı hep birlikte okuyalım dedim ve o anda havaya kalkmış sıkılı yumrukların eşliğinde dağlan çınlatan gür bir ses dalgası yankılanmaya başladı. Talimatlar da okunduktan sonra her şey tamamlanmıştı. Birliğin ismi, bileşimi, harekat alanı, hedefler, programl, iç işleyişi ve çalışma tarzr ko109


T, nularına tam bir açıklık getirilmişti. Elimizde bol sayılacak malzeme ve iki ağır silahımız vardı. Harekete geçmeye hazır durumdaydık. HRK'nin kuruluşunun halka ilan edileceği yeri henüz arkadaşlara açıklamamıştık. 13 Ağustos'da eylem alanrmrzın son keşfini tamamlamış olarak, birliğin yanına döndük. Yönetim birimi olarak, bir tarafa çekilip eylem planrnı çizdik. Plan fena sayılmazdı. Bütün ihtimaller hesaba katılmış, hiçbir nokta belirsiz bırakılmamıştı. Eylem mutlaka başarıyla sonuçlanmalıydr. Çünkü, ilk ve tarihi bir eylem olacaktı. Planı oluştururken, Lenin'in, "kumaşı kesmeden önce yedi kez ölçün" sözünü hatırda tutuyorduk. Plana son şeklini verdikten sonra, geniş ve düz bir saha üzerinde eylem maketini yaptık. Birliği bu alana götürdüğümüzde, hedefi

açıkladık. Eylemin amacı, önemi ve hedefin özellikleri

hakkında verilen bilgilerden sonra, plan açıklanıp tartışmaya sunuldu. Sonuçta oy birliğiyle kabul edildi. Birkaç kez yapılan provadan sonra, akşam saatlerinde yola çıktık. El koyacağımız düşrnan silah ve araçlan ile yiyecek erzağımızı taşımak için yanımıza birkaç tane de katır aldık. Uzun süre drş dünyayla bağlarımızın kopacağı ihtimalini de dikkate alarak, tasaruflu olmamrz gerektiği sonucunda birleşmiştik. Günde yanm ya da çeyrek ekmekle idare etmeliydik.

"İşte hedefimiz" On saatlik yürüyüş ardından sabaha doğru, önceden saptadığımrz noktaya ulaştık. Uygun mevzilenişe geçerek uyumaya çalıştık, ama esen soğuk rüzgar uyumamrza firsat vermiyordu. Gün açıldıktan sonra, üç kilometre uzağımızda bulunan Eruh'u göstererek, "işte hedeftmiz" dedim. Dürbünle her arkadaş alanı daha iyi tanımaya çalıştı. Ve bize çok uzun gelen bir gün ardından, akşam üzeri toplan-

ll0

dık. Ilk etapta yollan ve telefon hatlannı kesecek gruplar, belirlenen yerlere gönderildiler. Karanlık çökünce birliğin ana mevcudiyeti görev kollanna göre düzenlenmiş bir yürüyüşle şehre doğru inmeye başladı. Kısa bir süre sonra aıtık şehrin sokaklarına damlamıştık. Sıra halinde arka arka dizilen saylmlz, sokağı doldurmuştu. Düşman bölüğüne yüz metre kala bir araba çıktı orlaya, fakat hızla mevziye yattığımız için bizi farketmedi. Ciddi br aksilikle karşılaşmamız büyük bir şanstı. Kısa bir ilerlemeden sonra seri bir şekilde üç kola ayrrlarak, planımızdaki hedeflere doğru hızla ilerledik. Bölüğün binası, subay gazinosu, kahvehane, banka ve camiye bir anda ulaşmıştık. Açılan ilk ateşle bölüğün kapısındaki nöbetçi etkisizleştirilmiş, ardından bölüğün üst katlarını hedef alan B-7 ateşi ve onun ardından gazinoya dalış kısa süreli aralıklarla başlamıştı. Seri kurşun ve bomba atışları içine bir anda iki katlı askeri bina ele geçirilmişti. Gazino tarafindan açılan düşman ateşi, bölüğün kapısından içeriye girmekte olan bir arkadaşı parmağından yaraladr. Fakat düşman ateşi derhal bastınldı. Bu esnada açıları ateşle, arzıım|Jz dışında, bölük komutanrnrn iki çocuğu kol ve bacaklarından yara almış-

lardı. Kendilerinden özür dilendi ve anneleriyle birlikte ateş hattından uzaklaştırılıp, hastahaneye gönderildiler.

Bölüğün işgalinden sonra esir alınan askerler bölüğün avlusuna toplatıldı ve HRK'nin amaçlan kendilerine anlatıldı. Erlerin bir krsmı, sevinç içindeydi: ''Bizi de kurtardınız hemşerim" diyenler de oldu. Bize katılmak isteyen erleri almak istemedik. Diğer yandan cami hoparlöründen HRK kuruluş bildirisi okunuyordu. Bildiriyi okuyan arkadaş, heyecandan kendisini tutamayınca şiir dizelerini de bildirinin içine katıyordu. Bu ara bölük deposu açılmış, arkadaşlar ele geçirilen asker silahlarını ve cephaneyi dışarıya yığıyorlardı.

Bölükte biraz inceleme yaptıktan sonra arkadaşların


kontrol altında tuttukları kahvelerden birine uğradım. Köylü arkadaşın biri, halkı kumar oynadıkları için eleştiriyordu. Bu kaba ve yersiz bir davranış olduğu için müdahale edip özür diledik ve rahat olmalarrnı, kendileri için savaştığımızı söyledim. Bunun üzerine kahvehanedekiler topluca yerlerinden kalkıp kucaklaşmak istediler. Sigara, çay, su ikramında bulundular. Bir bardak sularınr içip amaçlarımızı açıkladıktan sonra, "cazaevini açalım mı?" diye bir soru yönelttiğimizde, hep beraber, "haydi" dediler. Diğer kahvelerde ise, "Biji PKK, Biji Serok APO" sloganları ortalığı çınlatıyordu. Kahvehanelerde bildiri dağıtımı ve pankartlann asımı tamamlandıktan sonra bölük çevresinde alınan güvenlik kordonu içinde tüm görev kollan, verilen işaret üzerine bir araya geldi ve sonuçları alınıp kontrol sağlandı, Herhangi bir kaybımız yoktu. Düşmandan 1 ölü,6 yarah vardr. Yaralı ar-

kadaşın ilk bakımını doktorumuz yapmıştl. Zaten yarası önemsizdi. Ele geçirilen düşman silah ve araçları epey fazlaydı. Katırlarla taşımak güçtü. Yükü ancak bir kamyon taşıyabilirdi. YSE'ye ait bir kamyonu alıp yüklemeye başladık. Bu arada geride kalanları da tahrip ettik. Atatürk büstü dağıtıldı. Gamizondaki iki televizyon, komutana ait teksi, cemse, hükümet binası, banka ve posthane ateşe verildi.

Ancak bunlann yeterince tutuşmadığını sonradan anladık. Şehri birkaç saat elde tuttuktan sonra bırakmıştık. Artık dağın dibinde arabadan boşalttığımız yükleri taşrma sorunuyla kaşı karşıyaydık. Üç katır yükü yanında her arkadaş kendi silahıyla birlikte üç silah taşıyordu. Buna rağmen, el konulan silah ve eşyaların bir kısmını orada bırakmıştık. Yüksek ve dik yamaçlı dağı ağır yükler altrnda bazen tırmanarak aşmaya çalışıyorduk. Susuzluktan takatimiz kesiliyordu. Ama başarı coşkusu bize güç veriyordu. Rastladığımız bir pınarın başında bir süre dinlenip, arkada bırak-

tığımız şehrin ışıklarını seyrettik. l12

r

O arada kendi kendime şunları düşünüyordum: "Birçok kimsenin varlığından bile haberdar olmadığı Eruh kasabası, artık herkesin yakından tanıyacağı bir yer olacak ve bu vesileyle Kürdün adı da artık dünyada konuşulacaklır."

Bir Su

tek eksiğimiz vardı:

Eylem sonrası komutan Agit ve birliği oldukça yorulmuşlardı. Yanlarına aldıkları ağır yük birliği fazlasıyla hantallaştırıyordu. En önemlisi de suyun olmayışı birliğin hareket kabiliyetini daha da daraltıyordu. Komutan Agit eylem sonrasını şöyle değerlendiriyordu:

"Emniyetli arazi noktasına vardığımızda sabah olmak üzereydi. Yerimiz, son derece mııazzamdı, Düşmanla her türlü savaşı yürütebilirdik burada. Ama bir tek eksiğimiz vardı: Su.

Olan suyumuz daha sabahın beşinde tükenmişti. El koyduğumuz silah ve araçların sayım ve tasnifini yaptık. 60 büyük silah, 9 tabanca, 40OO mermi, büyük telsiz, radyo, daktilo, su mataralan, kasaturalar, elektronik ışıldak ve daha birçok ufak malzeme ele geçirmiştik. Helikopterler ve jet uçaklannın izeimizde sık sık uçuşlan bizi yerimizden kımıldatamadı. Onlan pek umursamıyorduk. Çünkü yapabilecekleri bir şey yoktu. Bizi görme-

leri olanaksızdı. Ateşlerinden de korunabilirdik. Çünkü

dağlanmız elverişliydi. Akşam tekrar yola çıkmak üzere hazırlıklara başladık. Acil olarak suya ve rehbere ihtiyacımız vardı. Rehberle buluşma olanağını, daha önce bir talihsizlik sonucu kaçırdığımız için rehbersizdik. Ihtiyaçların temini için bazı arkadaşlan yakınımızdaki köye göndermek istedik. Ama gittiklerinde köyde askerlerle karşılaşmış ve bir şey alamadan geri


dönmüşlerdı. Bıı durumda yola devam etınekten başka çaremiz yoktu. Kcstirdiğimiz yöne doğru patikasız araziye vurduk. Ama katırlaı,ın üç günden beri su içmediklerinden, kayalık arazide yol almaları güçleşiyordıı. Bir süre sonra susuzluktan dolayı hepimizde yüriime takati bir hayli azalmıştı. Stısuz olduğunıuzdan yemek de yiyemiyc,ırduk. Mola vcrdiğimiz yerde aı,aziyi keşfetn-ıemiz ve haritamızıı-ı da yardımıyla yakınımız.da bir köyün vaı,olduğunu tespit ettik. Yokuşu zor bela çıktıktan sonra köye yaklaşnrıştık. Ancak daha önce ilişkilerimiz olmadığından oraya gitmeyi uygun buln-ıadık. Birkaç arkadaşı su ve rehber bulmaIaı,ı için köye giiı-ıderip bekleııreye başladık. Döndüklerinde bol su vc iki de rehber getirmişlerdi. Suyumuzu içtikten sonra biraz dinlendik. Köylüler eylemin haberini almışlar, şaşkınlıkla dolu bir sevinç taşıyorlardı. Ete geçirilen düşn-ıaı,ı silahları ve araçlar göz.lerini kamaştırıyordu. Bizimle biraz yürüdüktcn sonra, onları geri _eönderdik. Çünkü harmanlarını bırakıp gelmişlerdi. Düzgiiıı patikada bir saat kadar yol aldıktan sonı,a. şafak sökmek üzere olduğundan, gündüz.ü _ueçirmek için uygun bulduğuınuz bir yerde konakladık. Herkese biı,bardak su ile yarıın ekmck verildi. O gün oldukça sakin geçti. Fakat

öğleden sonı,a. hayvanlarımızı farkeden bir kadın vc iki genç yanımiza _eeldiler. Birlikte iki galon su da getirn-ıişlerdi. Nöbetçilerimiziıı yanına geldiklerinde, köylcrini askerlerin bastığını. işkence yaptıklarını ve bu yöne de gelebile-

ceklerini anlatmışlaı,dı. Onları teskin etmeye çalıştığımızda, buna ihtiyaçları cılınaclığını aı-ıladık. Onlar daha çok bi-

zim içiıı endişeleniycırlarclı. Helikopterletin dolaşmaya

başlamasıyla kadın yerini değiştirip. keııdini emniyete aldıktan sonra ktınuşı-ııasııızı devam etti. Çok iyi yaptığımızı söylüyoı,du. Biraz dal-ıa koı,ıuştııktan sonra bize daha çok yiyecek ve su getirı,ı,ıek içiı-ı geri döndüler. Akşan,ı çökmek iiz.crcykcıı aşağıınızdan geçen patikadan 114

kalabalık bir askeri birliğin bize doğru geldiğini gördüm. Arka arkaya dizilmiş iz süı,üyorlardı. Bunun üzerine çatışma pozisyonuna geçerek mevzilendik. Yanımızdan _eiden köylülerden bilgi alır:aya çalışıyorlardı. Fakat bilgi alaınaınış olacaklarki, yönleı,ini değiştirip, bizım de gideceğimiz köye doğru yola devaın ettiler. Biz onlardan iince kiiye varmak isti1,orduk. Çünkü köy boğazda kurulınuş bir geçit noktasıydı. Kim orayı önçe tutarsa, diğerini geçirmezdi. Onlar patikadan yürüdükleri için geçide bizden önce ulaştıIaı,.

Köye yaklaştığımızda öncülerin-ıiz, köyde askerin olduğunu bildirdiler. Karşılaştığı nı ız bazı köyl ülerin yardım ıyla

vadiyi keskin yamaçtan aşarak tehlike alanını geride bıraktık. Emiıı bir yere ulaştığımızda yeni sabah oluycırdu. Yerimizihazırlaüktan sonra kısa bir toplantı yaptık. Gevşeıneye başlayan hareket düzeniı,ıi ve düşman takibini kırmak için yeni çatışmalara hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekildi.

Gündüz dürbünle köyü gözetlediğimizde yeni takviye birliklerinin de köye girdiklerini _eördük. Asker|er sıcaktan yoıgun ve bitkin düşn-ıüş, kendilerini ağaçların gölgesinde

yere atıyorlardı. Helikopterler ve jet savaş uçakları. terk ettiğimiz alanın üzerinden o gün hiç eksilmediler. Onlar boğazı geçmediğimizi ve kuşatma alanında oIduğun-ıuzu sanıyorlardı. Akşama doğru onları kuşatmaları ile baş başa bı-

rakarak sık ve kayalıklı ormanda aç haliınizle ycıla çıktık. O gün son ekmek kırıntılarını da bitirmiştik. Biraz yürüdükten sonra gözlerimiz kararmaya başladı. DizIerimiz titriyor, vLicudumuz ener.jisini tüketiyordu. Buıra rağmen kendimizi zorlayarak yola devam ettik. Kısa süre sonra birkaç yayla çadırı ile karşılaştık. Kendilerini tanıdığımız için yanlarına gittik. Bizi neşeyle karşıladılar. Kadını ve erkeğiyle işe koyulup bizi doyasıya yedirip içiı,diler. KendiIerinden ayı,ıldığııııızda artık eski takatsızlığımız


T

yoktu. Yüksek dağı büyük bir hızla aşağıya doğru inmeye başladık. Birkaç saat sonra gizli siyasi üs diyebileceğimiz alanımızın üzerinde yükselen dağın başına gelmiştik. Adeta kanat açarcasına hızla aşağıya doğru inmeye başladık. Ormana vardığımızda şafak da sökmüştü. O günü köylülerle neşe içinde geçirdik. Üs alanımızı avucumuzun içi gibi biliyorduk ve tanımadığımız tek insan dahi yoktu. Bu nedenle kendimizi kale gibi hissediyorduk. Us halkında bayram sevinci vardı. Bizi yiyeceğe boğdular. Kaybettiğimiz enerjiyi tekrar geri almaya başladık."

Dağlarımız, " dağ komandolarını" bitkin düşiirüyordu Komutan Agit ve yanındaki hevalleri uzun bir yürüyüş

sonrası nihayet konumlanacaklan noktaya ulaşmışlardı. Noktaya varır varrnaz; Eruh baskınını değerlendirme toplantısı yapılır. Hemen hemen bütün arkadaşlarda coşku ve moral oldukça yüksekti. Kazanım ve kayı.plar tek tek değerlendirilir:

l

ll

"Gizli askeri üsse vardığımızda, eylemin değerlendirilmesi ile ilgili bir toplantı yapıp, başarı ve eksikliklerimizi ele aldık. Kazanımlarımızın korunması için siyasal ve asteri faaaliyetlerin vardığı aşamanın üstüne çıkarılması gerekiyordu. Eylemin önemli siyasal sonuçlar yaratacağı ortadaydı. Birlik üyelerinin hepsi, tüm konularda görüş birliğindeydi. Değerlendirme ve sonuç raporunu hazırlamak üzere toplantıya son verildi. Yeni eylemlere hazırlanmak için dinlenme, eğitim ve keşif çalışmalarına başlandı. Arkadaşların tümünde eylemin bir kez daha açığa çıkarOığı coşku, cesaret ve azim vardı. Bu hususta ömek teşkil

B. adındaki köylü arkadaşımız, politik çalışmalara "den yeni katılmıştı. Köylülüğümüzün yurtsever, dİrenişçi ve olgun özelliklerini mükemmel bir şekilde yansıtmaktaydı. Eylemin bütün hazırlıklarına faal hizmetler sunmuş, eyl16

lemde düşman binasına en önde girenler arasında kahramanca çarpışm,ş ve geri çekilmede karşılaştığımız zorlukları yenmemizde önemli katkıları olmuştu. Birliğimizin en yaşlı üyesi olmasına rağmen, hepimizden daha dinç ve atikti. Eylemden önce kendisiyle keşif için düşman binasını gözlediğimiz esnada ona baskın nasıl olmalı sorusunu yönelttim. O ise, "içeri girip silah almazsak olmaz" cevabını vermişti. Evet, köylümüz işte böyleydi. Eylemde yer alan diğer köylüler de cesaret ve beceride güçlerini kanıtlıyorlardı. Doğru önderlik ile Kürdistan köylülüğünün gücünün toplamı, devrim volkanınını oluşturuyordu. Bu kanıtlanmıştı. Düşman, eylemlerden sonra gelip halkın ayağına kapanıyordu: "Devletimize yazıktır, günahtır, yapmayın, size yol, su, elektrik geıireceğiz, din kardeşiyiz" diyordu. Köylülerden, düşmanın bu durumunu dinlediğimizde, aklımıza eskiden siyasetçilerinin seçim kürsüsündeki konuşmaları geliyordu. Şaaşalı "büyük Türk ordusu" zava|lı politikacılann durumuna düşecek kadar küçülmüştü. Onların bu zavalhğı halkın dilinde alay konusu olmuştu. "Tokat yiyince uslandı, yoksulluğumuzu, kardeş olduğumuzu anladı" diyorlardı. Düşman, kaybettiği prestijini yeniden kazanmak için dağ komandolannı getirip halka saldıılmaya başlamıştı. Bu sef'er de erler ağlamaya başlıyordu. Teskerelerine az kaldığını, yaşamak istediklerini söylüyorlardı. Dağlanmız, "dağ komandolarını" bitkin düşürüyordu. Komando, jandarma, polis, kontrgerilla kanşımı özel baskı taburlannı devreye sokan düşman, karakolların çoğunu kaldırmıştı. Yerinde bıra-

kılanlann mevcudu üç katına çıkarılmış ve nöbet]er er başına üç-dört saate çıkarılmıştı. Buna rağmen, kendilerini güvenlikte hissetmiyor, partizan|ara sık sık selam gönderiyorlardı. Operasyon birlikleri, en az 20 adet helikopter filololan ile bir alandaki tüm köylere aynı anda indirim yapıyor,

ll7


fakat kısa süre içinde tekrar bel]i ınerkezlerde toplanıp gızli operasyona geçiycırlardı. O kadar hantal ve gürültülüydüler

ki, gelışlerıni çok önceden farketmemek müınkün değildi. Bu tarzda defalarca yapılan toplan-dağıl ınanevraları sonuçsuz kaldı ve yıpranmalarından başka bir işe yaramadı. Buııu bazı sömürgeci koınutanlar çok iyi ıtade ediyoı,lardı. Oıneğin bir binbaşı köy|ülerin huzurunda şunlaı,ı söyleıııişti: "Karş,ımızdo bir ordtı olm.uş olsa.l,dı, lıir günde 1,a

lıiz. ı,a o },ok olup 3iderdi. Amrı bunlar (portizıınlar) bizi aııı,e peşlerine düşmek ister,sek, onların iki-iiç sacıtte uldıkltırı yolu, biz aııcrık on scıcıtte alır-oruz." Evet, komutaıı doğru söylüyordu. Düzenli burjuva ordusunun teıı,ıe] zaafına parınak basıyordu. Yine bu koşullarda yaşam acizliğine diişen diğer bir subay, dayaı-ıdığı sopanın yardımıyla kiiye zorbela yetiştiğinde, "nerede lıu Alıoctılcır,

sEın yurup gidi.yorltır

çıkıp bir kurşun sıks,ınlur do, beni lıu uzaploıı kıırlarsınlar" diyc seslenmişti. Geceleri ağaçlardan düşen cevizin çıkardığı ses iki de bir itkinti yıırattığı için koca ceviz ağaçlarını kökten kesmiş, parola vermediği içiıı sayısız hayvan öldünnüşlerdi. Her caıılıya düşman olan faşist sömürgecileı,, geceleri çıkaıı en ufak bir hışırtıya sabaha kadar kurşun yağdırıyorlardı. Güvenlerini yitirmış, keııdilerine nöbet tutturdukları köylüleri, Apocuların milisleridir, diyerek kovmaya başlamışlar. Ajaı,ılar verdik]eri bilgiler karışılığında dayakla mükafatlandırılıyordu çünkü, kendilerini tehl ikeye sütüklüyorlardı."

"Umut yeşermişti, ama henüz endişe de vardı" Komutan Agit günlüğünde Eı,uh baskınıyla birlikte düşmanın ı-ıasıl bir rul-ı hali içinde olduğun[ı ve yine halkııı coşkusunu ve ınoralini verdiği örııeklerde çok iyi bir biçimde dile getiriyc,ırdu. Ama bütün kazanımlara rağmen Agit mevcut _uelişmelerle yetinilmeyeceğini de biliyordu. l l8


Ve günlüğüne düşürdüğü şu not çok önemliydi:

Umut yede varclı, ama hentiz endişe şermişti, "Düşmaııı çıldırtmaya götüren bu korku hali, onu yığınla dengesizliklere sürüklemiş, ordu yaplsını bir bütün ola"

"

rak laçkalaştırmış, disiplin oldukça gevşemişti. Esir aldığımız bir askerin anlattığına göre, bozulan disiplini yeniden kurmak için, karakollarda her gece, bir askeri işkenceye alıyorlarmış.(|) Oluşan vehameti gidermek için, Ekim ayı başlarından itibaren faşist yöneticiler bölgeye üşüşmeye başladılar. Ama attıkları naralara verilen cevaplar, kendilerine pahalıya mal olmaya başlayınca seslerini artık çıkaımaz oldular. Sırasıyla Kenan Evren, Tuı,gut Ozal, GenelkufTnay Başkanı ve diğer yetkilileri; partizanlar, Şemdinli, Çukurca, Beytüşşebap ve Şımak'ta, halkımızın alkışladığı eylemlerle karşıladılar. Faşist yetkililer durumu kurtaracaklarına, prestijlerini de yitirmekteydiler. Bu ise onların çok ağrına gidiyordu. Prestijlerini de kurtarmak için halka silah dağıtma kararı aldı-

lar. Ama halkın cevabı olumsuzdu. Kendisini koruyamayan bir devleti koruyamayız diyordu. "Bize vereceğiniz silcıhlar cla birkaç gün içinde Apocuların eline geçecek" diyerek, onları çıkmaza sokuyordu. Halka silah dağıtmaktan vazgeçen sömürgeciler, uçak ve helikopter uçuşlarını da

azalttılar. Bütün kandırma ve gönül alma oyunlarından vazgeçen düşman, ev yakmaktan vazgeçen sömürgeciler,

uçak ve helikopter uçuşlarını da azalttılar. Bütün kandırma ve gönül alma oyunlarından vazgeçen düşman, ev yakmaktan açık işkenceye kadar ve hatta adam öldürmeye kadar, vardırdığı baskı uygulan-ıalarından da hiçbir yarar sağlayamamıştı. Bütün askeı, "tlehtıs,ı" ve muazzam tekniği bir işe

yaramamıştı. Yüksek ıtitbeli subaylar teknik bilgilerini llü

l984 sonlarıııtkıki Gunılıkc Mcllt: karokolu baskıııınclcı bu asker esir aIınııııştı Bcıskırulcı ıiç oskcr öltlii. Çetin Akkıırl ı,oldoşla şehil

düştti 120

_4.

unutmuşcasına, karakolların korunması için köylülerimizin bilgisine başvuruyorlardı. Bir binbaşı karakolun çevresine kadar duvar ördürtme fikrini yanındaki köylüye açıklayıp "nasıl oLur" diye sorunca köy|n "eğer duvar örerseniz nöbetçiler dışarda kalır ve hedef olurlar" dedi. Aslında buna benzer saytslz örnek verilebilir, ama bununla yetineceğiz. Yine kendilerini emniyette hissettikleri taburlarına da birkaç kurşun sıkılınca, buradakı huzurları da kaçmış ve sabahlara kadar havai ışıldaklarla etrafi aydınlatır olmuşlardır. Halk, düşmanın zaafını ve çaresizliğini gördükçe, yanılgılardan sıyrılmaya başlıyordu. Düşmandan bu kadarını da beklemiyorlardı aslında. Kendilerini artık daha büyük saldırıların maddi ve psikolojik ihtiyaçlarını karşıIamaya hazırlıyorlar, cesaretlerini pekiştiriyorlardı. Umut yeşermişti, ama henüz endişe de vardı."

"Arda kalan dona kalmaz, kurtarılır" Düşman güçleri gerillalar karşısında bir şeyler yapamanın derin telaşı içindeydiler. Büyük bir çaresiz|ik içindey-

diler. Artık düşman bütünü umudunu kışa bağlamış, ondan medet bekliyordu. Kış yaklaştıkça sevinçleri artıyor, gittikleri her köyde sizinle "yakında görüşürüz" diyerek tehditler savuruyorlardı. Komutan Agit o günleri şöyle dile getirlyor: "Kış yaklaşıyordu. Halk bu alanlarda kışın çetinliğinı bildiği için tedirgin oluyordu. Bazen kar, meşe ağaçlarının boyunu aşıyordu. Çığ ve tipi firtınası her yıl mutlaka can alıyordu. Bizden de Abdülaziz Kanat yoldaşın ölümüne bir çığ olayı sebep olmuştu. Biz de birkaç yıldır bu koşullan yaşadığıınızdan, zorluklarını biliyorduk. Gerçi arkadaşlarımızın çoğu kış eğitimi ve sınavlarını Bimzorl vadisinde yaptıklarından kış koşullarına alışkındılar. Bahsedilen vadi öyle bir yer ki, kurban-


sız yıl geçmemektedir. 14 saat çeken bir ınesaf'eyi kapsayan vadide göğüse kadar batılan kar içinde yürümek zorunluluğu vardır. Oturmak istense bile, kara parçası bulmak imkansızdır. Bir anlık duımak bi|e don uykusuna tutulmayı beraberinde getirmektedir. Yine her an tipiye yakalanma tehlikesi olduğundan son hızla yürümek şarttır. Tipi-

ye tutulunca kurtulmak çok zordur, insana adım dahi attırmaz, boğar. l982 kışında 6 kişi boğulmuş, 1983'te 20 kişi yol şaşırdıklarından donma tehlikesi geçirmiş ve ayakları kesilmişti. O yılın Kasım ayında at üstiindeki bir yolcu donarak ölmüş, 1984'ün Aralık ayında vadideki buzul deresi iki kişinin hayatına sebep olmuştu. Bu dereyi geçmek için tam l2 kez bele kadar suya vurup geçmek zorunluluğu vardı. Sonraları patika yol açıldıktan sonra bu suya bir kez vuruluyordu.

Yörede kış koşullarında, "arda kalan dona talır" diye bir söz vardı. Ama arkadaşlarımız bu sözü değiştirerek, "arda kalan dona kolmaz, kurtarılır" yaptılar. Katile halinde yapılan yolculuklarda geride kalanın beklenilmediğini yöre halkı çok iyi biliyordu. Arkadaşlaılmız, bu tür yo|culuklarda ken-

Newroz 1985, halkımızın umutlarının tazelendiği gün olarak tarihe kaydediliyor. Çünkü bugün halkın büyüyen irade gücünün soyluluğu ve buna öncülük edenlerin görev-

lerinin tarihiliğiyle Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin ilanı yapılıyor. Düşkünlüğün aşıldığı, yüceleşme ve soylu umutların doruğa çıktığı bir gündür l985 Newroz'u. Ve yeniden bayram olacaktır halkımız için. Çünkü kaybedilen her şeyi ka-

zanma yoluna giriyoruz, zorla alınan bütün insani, toplumsal, ulusal değerleri tekrar kazanma var. Bugünden itibaren vebize cehennem ettirilmek istenen kışı, yüce kazanımları getirecek bir dönemi başlatmanın hazırlık süreci olarak geçirdiğimiz için sonsuz bir rahatlık içinde atlatıyoruz.

1985'i, Newroz'la birlikte, halkımızın umutlarının son yıl olarak karşılıyorz. Ha]kımız, tüm güç ve olanaklarını kullanarak bunu bir direniş haline getirmenin sevincini yaşıyor. Partimizin yüce çabaları, sarfederece canlandığı bir

dilen emek ve şehir kanları boşa akmamıştır. Tüm bunların etraflnda sıkı sıkıya kenetleniyoruz ve hiçbir gerici-faşist g

üç kazanımlarımızı el i mi zden alamayacaktır. "

di gruplarından geriye kalanları kurtardıkları gibi, başka

gruplardan geride kalanları da kurtanyorlardı. O yola gitmeden önce, "korkerler" ile yolculuk yapın tavsiyeleri artık sık sık duyulur olmuştu. Yüzyıllardan beri bu iklimi yaşayanlar,

birçoğu kar görmemiş, sıcak iklimden gelen bu insanların dayanıklıkları karşısında şaşırıyoı,lardı. Onlara olağanüstü bir güçmüş gibi geliyordu. Burada iradenin yüksek gücü de kanıtlanmıştı. Bunu yakından göre Bimzorl köylüleri, işte bizi kuıtaı,acak irade vc sahipleri demekteydiler. Ve kış başladı. Henı de son 5() yılın en ağır kışıydı bu.

Karşılıklı iki umudun çatıştığı bir dönem yaşanıyordu.

Düşman varlığın-ıızı ezınek, balıaı,a adım attırmamak umudunda. Fakat ezilen onun ı_ııııudtı oldu. Biz ise, diriliyoruz ulus olarak yeniden. l22

_;:"@J,_

.,__


Eylemlerde isabet ve süreklilik, halkı s av aşa ç e ke c e ktir 21 Nisan 1985 günü Güney Kürdistan'da bir toplantı ya-

pıldı. Toplantıya Selim, Ebubekir, Şexmus, Ali, Omer, M.

Ali, Cafer, Halil Hoca katılıyorlar. Toplantı bir eylem planlama toplantısından ziyade son siyasal gelişmelerin değerlendirilerek, birtakım tespitlere ve sonuçlara varma toplantısı şeklinde düşünülüyor.

Gündem, siyasal gelişmeler, son olaylar, düşman faaliyetleri, ülkeye gidişler, şehirlerin durumuna ilişkin görüşler ve hainlerin durumu gibi maddelerden oluşuyordu. Ilk konuşmayı Agit yaptı. Son siyasal gelişmeleri değerlendırdi. Çok uzun bir konuşma değildi. Hitabı askeriydi;

açık, kesin, direkt ve kısa anlatımlaı,la emperyalizm, TC'nin durumu, Türk sol hareketlerinin içinde bulundukları süreç ve PKK lehine oluşan durumlar, dengeler savaş ve üs anlayışları üzerinde durdu. Şöyle diyordu:

Içerdeki gelişmelerin dışarda önemli etkileri oluyor. Bunun sonucunda birçok güç bize ilişkin tavırlarını değiştirmek zorunda kalıyor. Avrupa'daki sosyal demokrasi ve Arap sahasındaki çe-


bir yumuşama ve şitli ilerici güçlerin tavrında bize yönelik bizimle ilişki arama durumu söz onusu. Şimdiye kadar bize karşı kullanılan güçlerin adeta çürümeyi yaşamaları da bunda etken oluyor. Ozgürlük Yolu ve Dev-Yol'un son duı,umları tamamen böyle. Tasfiyeciliğin bu iki ucu da bir daeşiğinde, ğılmayı yaşıyor. Dev-Yol tamamen hipileşmenın yaşıdağılmayı planda Özgürlük Yolu ise siyasal-örgütsel Franve Isveç yor. MK'leıinden dört kişi daha ayrıldı, sa'nın tavrında yumuşama var. Reformizmin bu duruma düşmesi ve tasfiyeciliğin bu durumu yaşaması bizim açınırzdaır olumlu. yunanistan'ın olumlu tavrı söz konusu, Bulgaristan'da, Türkiye'nin "Türk sorunu"nu kızıştırması-

na bağlı olarak Kürt sorununu gündeme getirme, bunu bir araç olaı,ak kullanma istemi var. Fakat bu anlayış red edildi.

Yine çeşitli alanlardan mücadele için gelmek isteyenler Avrupa'da çeşitli çok. Bunların sayıları her gün artıyor, devrimci haretemelinde ve dini mezhep azınlık, çelişkiler arasınDersim'liler Özellikle var. ketimize yönelik çabalar konuda söz da yoğunlaşan bu faaliyette Semir'in çabaları su. Ama Semir alçağına vurulan darbe kendisini çok sersemletmiş. Bu yüzden, tamamen çılgına dönmiiş, Son olarak Parti Önderliği'nin itibarını düşüımek için küfür ve yalana başvuruyor.

Emperyalist, sömürgeci düşmanın bize yönelik özel savaşınln bir tamamlayıcısı durumundadır, Yine TIKKO'nun ve "Beşli"nin bize yönelik faaliyetleri de bu çerçevededir, Ama ülke içinde geliştirdiğimiz devrimci hamle bu faaliyetleri boşa çıkardı. Buna bağh olarak tasfiyeciliğin bize karşı silahlı olarak ortaya çıkma durumu oldu, Irak Komünist Partisi (IKP) güdümünde Sami,(t) KUK ve Peşeng'in yaptığı toplantılar ve alınan kararlar bu yöndedir, (')

Sami Sami Abdurrahmcın

126

Oı,tadoğu'daki gelişmeler de kısaca şöyle:

Filistinlilerde cepheleşme o]dıı. Lübnan'a yerleşme, ıçeriye ilişkin n-ıücadele geliştirıne, bölge ilerici-devrimçi güçleri, ulusal kurtuluş hareketi ve sosyalist sistenıle ilişkilerin geliştirilmesi temelinde bir cepheleşmedir. Cephe Nidal ve Cephe Şabie'nin tavırları olumlu. Yalı-ıız henüz aktif ınaddi bir destek düzeyine ulaşmış değil. Demokratik Cephe ile ilişkilerimiz yok. Ama ilişki kuı,ulmaya çalışılıyor. Niyetlerini tam olarak biln-ıiyoruz. Ama zoı,lanıyof.

Peşeng, KUK, yeni ortaya çıkan Kızıl Hareket ve Seınir'in çabalaı,ı var. Libya'da TIKKO'da çözülme oldu.

Birçoğu bize kaı,şı mücadele etmek istiyorlar. FKBDC varlığını devam ettiriyor. Acil ve SVP de yaşa-

tılnıasında karaı,lıdırlar. Bir platfbı,mdur, devamı yararlıdır. UKC'nin ilanı daha çok içte olumlu etki yaratacak. Avrupa duyurmadı. Sadece Amerika duyurdu. ABD, bunu kasıtlı yaptyor. Türkiye'ye bizi daha tehtikeli ve ürkütücü bir güç olarak göstererek Türkiye'yi kendine daha faz|a bağlamaya çalışıyor. Daha çok taviz koparmak istiyor. lı,an'ın tutumu gün|ük, kısa vadeli, gelişmelere bağlı oluyor. Türk devletiıriıı yoğun baskıları ve tehdidi var. KDP'nin l5 Ağustos'tan sonra tavrı tamamen değişti, oIumsuzlaştı. KDP. Kuzey-Batı Kürdistan'da TKDP (Türkiye Küı,distan'ı Demokrat Partisi) eli ile kendine bağlı bir örgüt yaratmak istiyor. Ama dayandığı ve örgütlemek istediği güçler MIT ile ilişkili unsurlar. TC de bunlar eli ile bir ı-ı,ıilis örgütlemesine gitmek amacındadıı-. Diyarbakır'da MIT ile birlikte bir toplantı yaptıkları söyleniyor. IKP'nin ise eskiden beri bize karşı iaaliyetleri vaı,. Bunlar giderek daha da yoğunlaştı, yoğunlaşıyoı,. Mücadelemizi açıktan engellemek istiyor. KDP, gelişen bir güç olarak 1tişkileri tamamen koparmadan en alt düzeyde

ilişki kurma isteğindedir. 21


Celal'in giderek kendini tecritlik konumundan kurtarma kurdurumu var. KDP ile ittifak halindeki güçlerle ilişki Celal'le maya çalışıyor. Bu durum KDP'yi tedirgin ediyor, kapolan ilİştiler konusunda KDP ile IKP siyasi üstünlüğü tırmak istemiyor. Bunu son olaylarda da gördük, Halkın KDP'ye tepkisi vaı,, ama KDP bunu tı,enliyor,

Devrimci savaş bir saldırı savaşıdır var, Örgütsel-pratik sorunlara ilişkin değeılendirmeler uygulanmaGeneİ bir hoşnutsuzluk var. Parti kararlarının ve düşmasından şikayet ediliyor. Siyasal koşullar, l-ıalkın

rağmanın durumu, savaşçı potansiyelimiz uygun olmasına sınırlaKendimizi var, nıen yeterince geliştimeme durumu

Parti çizma, jaraltma, inisiyatif kullanmama durumu vaı, bir kavranması bile, devrimci inisiyatifi ve

gisinin asgari

uygun bir durum olduğu }eterli devrimciliği tutturmaya halde'bukadrolartarafindanistenilendüzeydesergilenemibekleme yor. Belli bir gelişmeden sonra hep üstten talimat yolrn, gidiliyor. Pasif bir bekleme içine giriliyor, Onemli durumun İayrplura ve gelişmeme durumlarına yol açan bu istesınırlamamız kendimizi ve mutlaka aşılması gerektiği ayaklanmalara niyor. Daha büyük hedeflere, eylemlere, gerekir, Çizulaşmada herhangi bir engelleme görmemeleri gi mekanik olarak kavranman-ıalı, Böyle engeller yok, Kove ayaklanmalara, işgallere ğulları varsa büyük eylemlere ile sonuçlansa bile, muİi.işmet yaı,arlıdır. Bunlar yenilgi İrru^bir maddi gücü ortaya çıkaracakları ınuhakkaktır, Haberleşmenin yeterli olmamasından şikayet ediliyor, yeBu konuda telefbn, kurye ağı vb, haberleşme yollarının kullabiçimde uygun terinçe örgütlenemediği. olanakların arasınnılamama durumu eleştiriliyor, Kır-şehir faaliyetleri tekdüze çada doğru biı,bağın kurulaınaması, mekanik ve lışılması eleşti ri lmektedir. 128

Bir saldırı savaşı yürütüyorlz. Devrimci savaş, bir saldırı savaşıdır. Birçok biı,imimizden haber alınamıyor. GelişıTıe ve eyleın yapılamıyor. Kabuğuna çekiIme ve savuntTıa (pasif) konumuna düşme (Adıyaman, Sason, Mardin. Kars vb. yeı,lerde görüldüğü gibi) durumu var. "Hazırlık" teı,iminin yanlış anlaşılma durumu var. Halkı savaşa hazıı,lan-ıa, halkı eğitip bilinçlendirme, örgiitleme yaratıldıktan sonra halkı eyleme kaldırma anlayışı yanlıştır. Aslında halk devı,imi ve savaşı istiyor. Eylemlerde isabet ve süreklilik halkı savaşa çekecektir. Beytülşebap'taki eylem dışında hedef']er isabetlidir. As]ında tüm askeri yetkililer kontrgerilla tarafından görevlendirilen; ajan, muhbirciliği, milis örgütlenmesini yaratmakla görevli MIT mensuplarıdıı,.

Eylemler halk da oluıırlu etkileı, yaratıyor. Bir aşiretten 40-50 insanı mücadeleye kazanmak demek onu ayaklandırmak deınektir. Sınır kesimleıinde böyle biı,durum var. Botaıı'dan öteye ise daha değişik yöntemle, şehir faaliyetlerine ağırlık verileı,ek devrimci eylemler geliştiı,ilınelidir. Us aıılayışı değiştirilmeli. Kalıcı üslenmeye gidilmeli. tüm birimler hareketli olmalı. Gerekirse ınevsimlere göre oynak ve hareketli olunmalı. Geçici tahribatlar, kayıplar

fazla önemli değil, bunlar birkaç eylemle yeniden yaratılabilir. Reformizmin içerdeki varlığına karşı tutum, tabanlarını kazanmadır. Bunlardan Peşeng, KUK ve T-KDP milis ör_eütlenmesidir. TC'nin denetin-ıindeki UNITA ve "Ba]li Koınbetas" örgütlemesidir. Uluslararası alandaki geniş itti-

lakın sol birlik, vuı,ucu gücü IKP'dir. Dersim'den buraya kadar olan hat, devrimci savaş hattımızdır. Savaş muhakkak bu alanda geliştirilmelidir. Ve yo-

ğunlaştırmalıyız. Halkı çeşitli biçimlerde ve eylen-ıleı,le ıı-ıutlaka isyana kaldırmal ıyız. Askeri ıı,ıücadeleyi geliştirmeli, sürekIi bir saldırı konul29


munda bulunmalıyız. Faaliyetlerimizi merkezileştirme, inisiyatif ve karar mekanizmamızı yetkinleştirme yoluna git-

meliyiz. Bir Diyarbakır'ı Zaxo'dan yönetmek zordur, Rapor-talimat ulaştırmak 6-7 ayı ahr. Bunun yaratacağı aksaklığı ortadan kaldırmak için karar gücünü oralara taşırmalıyız. Üs konusunda söylenenler doğrudur. Düşmanımız tek bir karış toprak vermemede kararlı görünüyor, Ama ülke koşullarımız buna rağmen devrimci savaşı çok muazzam ölçülere örgütlemeye uygundur.

"Mücadelemiz eşittir eylem" olmuştur. Her türlü geliş-

menin temelinde bu yatar. Gücümüzü ve yönetim mekanizmamızı buna uyarlayabilmeliyız.

Eylem kadar, onu örgütsel güce dönüştürme sorunu da önemlidir. Güney Kürdistan'da olduğu gibi her köyde temsilci ve komite örgütlemek, ideal örgütlemeler yaratmak belki zordur. Bu, ancak şehirlerde ve gelişkin ileri kırsal kesimlerde uygulanabilecek örgütlenmedir. Ama böyledir diye örgütlenme sorunu ertelenemez.

Pratik çalışmada doğru olmayan çalışma tarzı ve yanlış anlayışlann eleştİrİsİ "Yetkinleşmiş politik kadrolar durumuna gelinmeden hiçbir ilerleme kaydedilmeyece" ğini belirtiyor komutan Agit. Ve devamla başarıda alrnacak ölçütün, kimin ne oranda kalıcı yapılar sergilediği temel kıstastır. 17 Mart 1983 tarihinde kaleme aldığı bu teorik değerlendirmesi bugün bile bütün güncelliğiyle karşımızda durmaktadır. "Agitler, Kemaller, Hakiler gibi coşkulu devrimcilerin neden çıkamadığı" derinliğine düşünüldüğünde bu aslında şimdi daha iyi anlaşılıyor. İşte, sorumlu bir PKK militanı ve komutan Agit yoldaşın tarihi ve bugüne de ışık tutan değerlendirmesi:

Faşist sömürgeciliğe karşı yeni atılımlarla vereceğimiz mücadele hazırlıklarının sonuna yaklaştığımız günümüzde, partinin tüm kadro ve kadro adaylarını bekleyen ağır ve önemli görevler bulunmaktadır. Görevler açıktır, bunlar, faşist yönetim altında ulusal kuıtuluşu gerçekleştirmenin temel araçlannl yaratmaya ve geliştirmeye çahşmak olacaktır. Görevin kolay olmayacağı kuşkusuzdur. Zor|uk, atılacak her adımda karşılaşılacak ve keskin direngenlikle altedilebilel3l


atılaı-ı bir lığı,aşııı başarılır-ıasınıı-ı önünü tutan zoı,luk olgusunuıı uğı,aşılaı,ııı niteliğıı-ıe göre değişiklik göstereceği tıilinmektedir. Biz l-ıeı,hangi biı uğı,aş içinde değiliz, di-

cektir.

El

görülen karşı-devı,iğer halklarıı-ı kı-ırtuluş mücadeleleri ııde min ezici ağırlığıı-ıı ktrt kat aşabilecek za]in-ı ve acıtIasız, zorlu bir düşınanı alt eln-ıe sıvaşımı veı,iyoı,uz, Tarilı boyuı-ıca barbarlık eyleı,ıriyle halklaı,ın, hatta kıtalaı, düzeyinde

l-ıalklarıı-ı yaşamlna esaı.et, yıkılr-ı ve katliaı-ı,ılar getiten, tarihi

bu yıkıcı özellikleıiyle deriı-ıdeıı derine oluı-ıısuz etkileyerı, barbar Türk egeıııen sıırıflarının miı,asçısı ve takipçileri olan, günüınüzde azılı despotluğuyla Türkiye emekçi sııııllarına ve ülkeıı-ıiz hatkına kaı-ı kustuı,an, tüm Ortadoğıı halklarına karşı emperyalizmin kiralık saldııgan gücü ve atalarınıı-ı göı,kemli iınpaı-atorluğunuır hayaliyle t'etihçi özelliği gittikçe kabaı,an, bunun eı-ııelleriyle yaşayaıı faşıst Türk sömüıgecilitarihi bin ğini yıkma mücadelesidir bu. Mücadele, ezilmişlik kör, horcehaletiyle dağıııık, yıllara uzanan, öndeısizliğiyle lanırıası ve çilesiyle silik Kürdistan halkını çelikten birliğine, uygaı, düşünceye ve canlı dinanrikliğine kavuşturacaktıı" Bu güce erişecek olan halkırı-ıız, sön-ıürgeci egenıenliği ağır ağır çOklintliye götürecek, indireceği nihai darbeleriyle köhnenıiş koca _eövdeyı büylik gürültüler içinde pafaınparça edecektir. Çöken yıkıntılar aı,asıııda bağımsız ve özgür yurt özlemin,ıiz gerçekleşecek. diğer halklarııı başına musalat olan bela defedilecek mazlum l,ıalkların. milyoırlaı,a vaı,an katledilm iş insan ıı,ı öcü

al ını-ııı

ş ol acakt

ı

r.

Görevimiz tjııemlidir. Çünkti lıalkıınızııı kurtuluşuyla biılikte ezilen insanlığa biiytik yaraı,lar _uetiı,ecek, Kutsal bir savaş veriyorı_ız. ağırc,lıı,; çünkü. çağın en modern araç ve gereciyle donatılı-ııış. biı, n-ıilyona yaklaşan saldııgan ordusuyla emperyalizı-ı,ıin

[,ıö1_ı,ede

en _e[içlü güvencesi ve emper-

yalizmin onuıı rığrrıııda askeri ı-lıüdahaleleri bile esiı,gemeyeceği faşisl Türk devletiııe karşı başkaldırma çesaı,etını gösteı ıırişizdir. l32

Cesaret işin başlangıcıdır.

Cesaret bilinç ile, biIinç öıgütle, örgüt eylem ile bütüı-ıIeşmediği sürece, üstün f'edakaı,lıklar gösterilse de, yapılacak her girişinı, halkıınızın tarihinde ı-ıice örrıek]erinde olduğu gibi başarısız kalmaya mahkuındur. Başarısızlık yenilgiyi, yenilgi katlianıları peşinden _eetirecektir. Halkın-ıız bunun örneklerine az rastlamamış ve acısını az yaşamaııııştır. Kürt egemen sınıflarının öndetliği, yaratılan yenilginin sonuçlarını nedeni olsa da, sadece egemen sınıf olma ııiteliklerinden bu durum kaynaklanamaz.. Sınıf olarak kendilerini güçlü öıgütlülüğe kavuşturaınamış olınaları da önenrli bir etken olmuştur. Küı,distan'da ulusal kurtuluşun objektif koşulları, proletaryanın ortaya çıkışıyla oluşmuştuı,. Bunun, kendi başına kurtuluşa yeterli olmadığı da biı,gerçektir. Kürdistaı,ı proletaryası güçlü sosyal ve siyasal özelliklerini henüz tam oIarak bulmuş ve kitlesel örgütlülüğe kavuşturulmuş değiIdiı. Bu niteliklerini, sadece doğal gelişme seyri içinde bulınası da söz konusu değildiı,. Sınıf önderliğinin salt ideolo.jik plandan çıkarak, somut sınıf eylemıyle de gerçekleşmesi ancak ulusal kurtuluş süreci içinde mümkün olacaktıı,.

Toplumumuzun sosyal yaplsınln özelliğinden dolayı, yoksul köylülüğün kabaı,ık bir potansiyel oluşturması ve ulusal kimliğini diğer toplum kesimlerine nazaran daha fazla korumuş o|ması, yarıında halk savaşı stratejisinin geı,eği olarak, kır'ın ve kır nüfusuı-ıun temel kuı,tuluş gücü seçilır-ıesi de politik örgütsel ve askeri çalışmalarımızın ağırIığıyla bu kesim üzerinde yoğunlaştırılmasln1 zorunlu kılar.

Modern düşünce ve örgüt yapısına karşı fazla açık olmayan Kürdistan köylülüğünün proleterya paı,tisinin mücadele anlayışı ve kurallarını erkenden kavraması zoı olacak ve uzun sabır gerektirecektiı,. Ancak mücadelemizin savaşçı kaı,akteı,i ve köylülüğüınüzün savaşçı özelliği göz önüne getirildiğinden, azımsanmayacak geniş bir savaşçı potansil3.1


-T

yeli üzerinde hareket edeceğimiz anlaşılacaktır. Bu da, zafere ulaşmamlzın mevcut belirgin teminatlarından biridir. Zorluk ya|nızca düşmanımızın güçlü olmasından değil, modern toplumsal dinamiğin zayıf ve düşman tarafindan parçalanmaya götürülmek istenmesinden de ağırlaşmaktadır.

Ulusal kurtuluşu amaçlamış olan bir halkın, düşmanını yenmede kullandığı ağır silahlann başında paıti örgütü gelir. Ulusun ve srnrfin bağnndan en geniş öngörüye sahip, en fedakar ve mücadelenin karmaşıklığı içinde yolunu şaşırmadan tüm ulusun güç ve enerjisini oıtak hedefe yönelt-

me yeteneğinde bulunan, önder kesimlerin bileşiminden oluşan parti örgütünün, öncü müfreze ve kurmay heyeti olarak, kendini görevlere bağlı bir tarzda örgütlemeden geniş yığınlan eğitmesi, örgiitlemesi ve harekete geçirmesi imkansızdır. Ulusun en geniş birliğinin ulusal kurtuluş cephesinde somutlaştırılması ve halkın temel kurtuluş gücü olan ordusunun inşası görevleri buna bağlıdır. Her üç araç da, uzun süreli savaşım verilmeksizin oluş-

turulamayacağı gibi, mutlaka ayn süreçler içinde bunların birbirinden bağımsız şekilde gelişeceği de söylenemez. Henüz hiçbir aracın inşa edilmediği dönemimizde, geçmiş mücadelemizin hazırladığı politik zemin üzerinde, pratik faaliyete atılmak için bekleyen kadro birikimimiz her üç aracın da öncü çekirdekleridir.

Mücadelemizin bu tabiatından doğan kadro sorunu, bunların bilincinde ve her türlü mücadele yürütebilecek yetkinliğe kavuşmuş politik-askeri militan olmakla çözüm bulacaktır. Yaklaşık üç yıllık bir süredir arkadaşlar, belir]eKomutan Agit ve Abbas yoldaş

nen militan niteliğine kavuşmanrn eğitiminde bulunmuşlardır. Küçümsenmeyecek gelişmeler kaydedilmiştir. Amaçlanan yetkinliği kazanma, elbette ki pratikle bütünleşmeyen, salt teorik eğitimle mümkün olmayacaktır. Kadro ve militan savaşçılık bizzat pratik-örgütsel faaliyet sürecinde pel35


kişir. Ancak, geçmiş mücadelemizden çıkarılan deneylerimiz mevcuttur ve eleştirisi içın bize önemli dersler sun-

maktadır|ar. Açık şekilde görünen belirgın _uerçek şudur ki; devriıııci anlayışı özümsemcde, örgütsel gerekleri yerine getirnrede. geniş perspektif ve atılgaıılıkla ele aIınması gereken pratik eylemde, yetkinleşmiş politlk kadrolar durumuna gelinmeden hiçbir ilerleme kaydedilmeyecektir. Eğitim görmüş arkadaşları öncü çekirdekler biçiminde örgütlendiı,menin zamanı gelmiştir. Orgütlü yapı ile ülke pratiğine açılmaya başlanacaktır. Orgüt biçimi gerçekleştirilecek görevden doğar, görevler çeşitli yazılarda açıklanmüştır ve her arkadaş bunları biliyordur. Sürekli dikkat edilmesi ve unutulmaması istenen şey; bireysel rol ve başarıda alınacak ölçütün, kimin ne oranda kalıcı yapılar sergilediğidir. Orgüt yaratmanın gelişmiş önderlik istediği açıktır. O zamarı, hazırlık ve eğitimden anlaşılan bu olmalıdır. Komünist kadro özelliği, uluslararası işçi sınıfı ve eziIen halkların devrim mücadelelerinden çıkarılan deneylerle, evrensel niteliğini bulmuştur. Evrensel niteliği kavramak yetmeyecektir, bu nitelik, Kürdistan devriminin yasalarının kavranması ve onları kuIlanabilme yeteneğiyle ta-

mamlanmalıdır.

Bizde devrimin önder ve militan kadroları durumuna gelmede engelleyici hata ve eksiklikler henüz tümüyle giderilememiştir ve sorun olarak güncelliğini devam ettiriyorlar. Hareketimiz tarafindan bunlar önemle ele alınmaktadır. Ancak giderilmesi için yoğun çabalar sarfelmesine rağmen, bir kısım arkadaş, buıılaı,ııı kemirici pençesinden

h6l6 kurtulmuş değildir. Hastalık olarak nitelendirilebilecek eksiklikler, genellikle teorik, örgütsel anlayıştaki farklılıktan ötürü oluşan birtakım sapma eğilimlerden kaynaklanmıyor. Teorik-örgütsel çizgiyi pratik olguya dönüştürememe ve devrimin gelişmiş politik kişiliğine erişilememiş

olması şeklinde görülmektedir. Bazıları bu zaaflarında l36

inatla ayak diretmektedirler ve kendiIerine ciddi değerlendirnıede bulunamıyorlar. Bu arkadaşlar, kaldıkları kişiliği koruma çabasının, geriyi ileriye karşı savunma, küçük-burjuva geleneklerini proletarya partisi ve mücade|esi içinde sürdürmek çabası olduğunu belki akıl]arından bile geçirmezler, ama gerçek olan budur. Bu gerçeklik kendiIerine farkettirildiğinde ilk ortaya atttıklan şey, onur sorunuduı,. Evet, proletaryanın onuru yücedir, bunu sunamayanların. onun onurunu taşımaları da söz konusu değildir.

Yer yer yanlış anlayışlar halinde devam ettirilen hataların önü alınmaz ve giderilmezse, belir_uin eğilim durumuna çıkarlar. Oradan da sapmalara kadar vardırılabilirleı,. Bizde bu, örgüt ve mücadele gücünü zayf|atacak düzeye henüz ulaşmamışsa da, ilkin basit türlerde beliren yanlış anlayış ve tutumların, zamanla korkunç kemirici ur'a dönüştüğü, devrim tarihlerinde az görülmüş olaylar değildir. Geçmiş dönemimizde uğranılan tahribatlar ve oluşan krizin nedenleri, başta amatörlük, ilkellik olarak belirlenmişti. Amatörlük ve ilkellik her devrim hareketinin ılk çıkışında kaçınılmaz, yaşanması zorunIu olabilecek bir gelişme sancısıdır. Aşılması, deney kazanma ve teorik bilginin artırılmasıyla olur. Biz, devrimci düşüncelerin toplumda yeni boy verdiği ve düşünceleri geri tarzda yavaş yavaş algılamaya çalışan, kendiliğinden gelişen, amatör çevreler dönemini yaşamıyoruz. Çeşitli sosyal kesimler arasında lega|-illegal çalışmalarda bulunmuş, siIahlı eylemin bireysel ve kitlesel türlerine tanık olmuş ve prot'esyonel faaliyeti yaşamışızdır. Eğer bunlar deney olaıak görülür ve incelenip irdelenirse deneysiz olunduğu söylenemez. Bazı arkadaşlar kişisel deneylerden yoksun olabilirler. Ama hareket tarafından tespit edilen hata ve eksikliklerin, yaşanılan pratiğin incelenmesinde her olayın doğru ölçütlere vurularak varılan sentezlerin ifadesi o|duğunu görmelı ve kendileri

için sonuç çıkarmalıdırlar. l37


"T Uç yıla yakın bir süredir teorik çalışmalar yoğun mesaı ve çok yönlü biçimler altında sürdürülmektedir. Çalışmalar, teoriyi geri düzeylerde öğrenme biçiminde olmamıştrr. Tersine marksist-leninist bilim ve kurtuluş mücadelelerinin deneylerinin sistemli, kapsamlı incelenmesi, aşamalarla yapılmış ve her aşamaya uygun programlar izlenmiştir. Politik görüş açlsını genişletmede önemli faktör olan değişik alanlarda hareket etme olanağına sahip olunmuş, diğer bölge halklarının örgüt ve müçadele yapılanna tanık olunmuş ve nice insanın kanr sonucu sistemleştirilen savaş sanatlnrn teorik-pratik eğitimi görülmüştür. Bununla birlikte biz eği-

timimizin tamamlanmış olduğunu kabul edemiyoruz. Mücadele sürekli yeni koşullar yarattığından, her dönem karşımlza değişik sorunlar çıkardığından ve yeni sorunlarında değişik taktik ve yöntemler gerektirmesinden, mücadele süreci boyunca eğitimimiz, hiçbir zamafl tamamlanmrş sayılamayacaktır. Mücadelenin karmaşıklığı ve pratik görevlerin zorunluluğu arttıkça, teorik çalışmaya daha fazla ihtiyaç duyulacak ve önemi o oranda gelişecektir. Ancak teorik eğitim sorunu, yaşadığımız dönemin koşullarını kavrama ve görevlerine sahip çıkabilme ile somut kılındığında, mevcut koşullara intibak sağlamada yetersizlik, proletarya partisinin kadrosu ve ulusal kurtuluş savaşçılığıyla çelişen yanlarımrz şu şekillerde görülmektedir:

Dar sorumluluk Arkadaşların önemli bir kesiminde bu eksiklik, örgütsel çalışmalar ve genel politik gelişmeler karşısında, "görev alanımla ilgili değildir" veya "başkalar sorumludur" biçimindeki, kayıtsız kalma ifade edilebilecek tavır ve konuşmalar sıkça olmuştur. Bunlar, sorumluluğu yalnızca yetkili oldukları özel görevleriyle sınırlı tutar veya sorumluluğu yetkili şahıslarda ararlar. Kendilerini direkt ilgilendirme138

yen çalışmalar ve gelişmlerden uzak kalır, onlara gözlerini yumarlar. I]eri sürdükleri neden genellikle, sorumlunun işine müdahale etmek istememiş olmalarıdır. Orgüt yapısı içinde parça bütün ilişkisi, devrimden sorum]u olma ve yanlışlara karşı müdahalede bulunma konularında doğru anlayışın kavranmamış olmasından veya olan olaylar üzerine düşünme ve tavır belirleme gücünü kendinden görmemeden bu durum kaynaklanmaktadır. Partinin politik, örgütsel ve pratik hattı, üye çoğunluğunun kongreden birleşen iradesiyle karar altına alınıı,, üyelerin kararlaştırılan çizgide sorumluluk payı vardır. Uyeler kararların uygulama safhasında da yürütücü eyle-

miyle katılım sağlarlar. Bu nedenle uygulamanın bütün yönleri üzerinde gözlemde bulunmalı, yetersizlikler ve yanlışlar karşısıııda sorumluluk hissiyle davranmak, partinin politik ve pratik kararlarını ilgilendirecek iç ve dış gelişmeleri takip etmek, politik olgunluğun gereğidir. Tek tek üyeletin, bağh bulundukları organ üzerine, oradan parti bütünlüğüne ilişkin değerlendirme, eleştiri ve öneri sunmaları, partinin ve mücadelenin çıkarınadır. Devrim, onun zorunluluğunu bilinçleriyle kavramış kitlelerce yürütülür, devrimin öncü yürütücü gücü parti, mücadelenin sorunlarına çözüm aramayı ve onun ağırlığını omuzlarında hisseden, toplumun en dinamik, en duyarlı seçkin bireylerinin bileşiminden oluşur. Parti topluluğuna mensup kişiler, ortak idealleri gerçekleştirmekte, bireysel çabada bulunurlar. Tek tek bireyin çabasını toplu eyleme dönüştüren örgüt ağı, işbölümü gereği özel görevlendirmeler ortaya çıkarmış, koordinasyon ve yönetim ihtiyacı, merkez organlarının varlığını yaratmışsa da, bu yapıdan ötürü, faaliyetin geneli üzerinde birey sorumluluğunun yitirildiği anlamı çıkmaz. Tersine, birey sorumluluğunu daha anlamlı kılmak, üstün yaratıcılığa vardırmak ve arttırmak amacını taşır. Ozel görev sorumluluğunun, devlet bürok-

139


rasisinde yer alan sıradan memurların günlük mesailerini doldurmakla sınırlı, geçim aı,acı olarak yürüttükleri çalışma zorunluluğu ile oIan farklıIığı unutulmamalıdıı,. Devrimci, en başta devrimden sorumludur. Onu özel görevle yükümlü kılan, devrime olan bağlılığıdır. O zaman devrime ve partiye karşı sorumluluk, ona bağlı olmanın gereği olarak, en yüksek biçimlerde onları savunma ve yaşatma-

rüyle tavırsız kalabiliyorlar. Ne zamanki aşırılık kendiletine bulaştığlnı ayazl çıktığı kadar bağırıp, parti ve halk adına, herkesi imdata çağırır, verdikleri kutsal kav_eanın desteğini aramaya çıkarlar. Bu da kayıtsızlık ve bağnaz bireyciliğin ortak tezahürüdür. Partiye bağlı kalma, fakat görev ve sorumluluk üstlenmeme gibi anlayışlar da kendi içinde tutarsız ve çelişkilidir. Bazı arkadaşlarda bu yanlış anlayış, özel bir durum olarak vardır ve sürdürül-

gulamak gerekir. Müdahale doğru olmayan anlayış ve tavırlar karşısında partinin çıkarlarını savunmaya dayanılarak merci farklılığı

mektedir.

nın bireysel girişimi olan ademi-merkeziyetçi ilkeyi uy-

gözetilmeksizin, her devrimcinin yararlılığına inandığını yapmak veya yaptırmak olarak anlaşılmalıdır. Fakat birey ve örgüt açısından olumlu sonuçlar çıkaracak yöntemlerle yapılmaIıdır.

Müdahale, olumsuzu görüp yakınma değildir. Yanlışa karşı doğruyu savunma, eksiliğe karşı mümkün olanı savunabilmektir. Müdahale, kurallar ölçüsünde yapılırsa, önceden sezilen ve vahim sonuçlara henüz varmamış olan olumsuzlukların önünü alır, kuralları ıçinde değil de gelişi güzel tepkiler biçiminde yapılırsa, tersi durumlaı,a yol açar, yapan ve uğrayan kişi veya birim müdahaleden zarar görür, düzelme yerine karışıklığı doğurur. Sorumlu toplantılarda, yanlış, nedenleri be]irtilerek açıklanmalı ve giderilmesi için uygun öneriler sunulmalıdır. Devam halinde durum açık izahatıyla birlikte üst organlara zamanında rapor edilir. Bunun yerine bazı arkadaşlar, yönteınsizce karşı çıkışlarda bulunuyorlar. Ve doğruyu savunmalarına rağmen, karşı koyuştaki yanlışlık, sonuçta da onları haksız duruma vardırıyor. Böylece, müdahale, iki taraf arasında görev ve yoldaşlık ilişkilerini zedeleyen gerginliğin baş göstermesinin kaynağı haline geliyor. Bazı arkadaşlar kendi şahslarına ve görev alanlarına yönelmeyen aşırı olunısuzluklara karşı alabildiğine hoşgöl40

Dar pratikçilik Geçmiş dönemden devralınan çalışma alışkanlıklarının varlığı, birçok arkadaşta hAl6 korunuyor. Canlılık ve perspektiften yoksun pratiğin verimsiz olacağı aşikardır. Mücadele, kapsamı sürekli genişleyen ve yükselme kaydeden bir doğrultu izler. Sorunlarda büyüme görevlerde ağırlık mücadeleye kitleseI katılımın kabarması ve eylemde büyümenin sonuçlarıdır. Çalışmalarda tekdüzelikten çok yönlülüğe amatörlükten profesyonelliğe dar kapsamdan geniş alaıılara açılma, diyalektiğinin doğurduğu pratik aşamalardır. Kürdistan'da birçok çelişkinin üst üste yığıldığı, çok yönlü baskı ve sömürünün toplumun emekçi kesimlerinde yaşamı dayanılmaz kıldığı ortamda, sınırlı ajitasyon ve eylemle kitlelerin heyecana kapılarak bunaltıcı yaşamın baskılarından krırtulmak için, basın-yayın boşanması gibi ani fir]amalarda bulunmasına tanık olundu. kitIelerin. deneyimsiz oluşları ve düşmanın açık zoru ile bugünkü dizeyde karşılaşmamış olmalarının verdiği köı, cesaretle, geniş boyutlarda harekette geçmeleri, geçmişte yaygın I,ıalde münıkün olabilmişti . Ancak, bugün kitleler, eskisi kadar bilinçsiz değildirler; mücadelenin zorluklarını yaşamtş, düşmanın acımasızlığını bir kez daha görmüşlerdir. Mücadelenin deneyi kendilerine sağlam duyu ve doğru gözleml4iü


Artık sınırlı söz ve eylem başansıyla geçmişte olduğu gibi binlerce insanrn düşünmeden, arkamızdan sürüklenemeyeceği unutulmamalrdrr. Kitleler, doğru ve yanlış çalışmalan, yeterli ve yetersiz devrimciliği, kendisine kimlerin önderlik yapacak kudrette olduğunu, düşmanın darbeleri altında ayırdedebilecek seviyeye ulaşmıştır. Kitleler kendilerine söyleyenlerİn, gerçekleştİrİcİ yürütücü gücünü görmek isterler, söz ve eylemin tutarlılık derecesini ölçerler. Bu gelişmedir; çünkü, kendi sorununa sahip çıkmadır ve çözümünü beklemektedir. Öncü ve kitle arasındaki mesafenin bu denli daraldığı gerçeğini farketmeyen dar ve geri çabalar, ne derece büyük enerjiyle sarfedilse de yetersiz karşılanacaktır. Kitlelerdeki politik derinliğin oluşmasr, görevlerde de büyüme gerektirir. Kapsamı genişleyen ve ağırlaşan örgütsel ve pratik çalışmalannda dar ve crlrz günlük basit uğraşılarla yetinen bir kadro, mücadeleyi ileriye götüremeyecek; örgüt var etme ve koruma rollerini göremeyerek, kitlelerin beklentisini karşılamayarak, daha da zay ıflamaya, gerilemeye başlayacak ve sonuçta kadro olmaktan, yani mücadelenin önder ve yürütücü gücü olmaktan çıkacaktır. Bugünkü durumda, en basit faaliyet, savaş koşullannrn gerekleri yerin getirilerek, kurallanna uyularak, ancak başanlabilir. En srradan propaganda çalrşması dahi, bu ölçüde yaprlmasr zorunluluğunu taşır. Yapılacak propaganda, şiddetle beslenmeden hedefini bulamayacaktır ve yine en küçük örgüt birimi bu araca başvurmadan korunamaz, yaygınlaştrnlamaz. Şiddet ve propagandanın da örgütlü tarzda yürüde bulunma yeteneğini kazandırabilmiştir.

Şiyar ve komutan Agit

tülmediği taktirde güçlerimizi nitelikli kılamayacağı,

amaçlanan parti kitle ve silahlı kuvvetler örgütiinün inşası-

nın yaratılamayacağı açık bir gerçektir. Tüm bunlar, neyi ifade eder? Mücadele biçimlerinin iç içe geçtiğini gösterir. Görevlerin daha bir sıkılıkla, birbirine bağlandığını ifade eder. Bu özelliğe bürünen mücadelenin çok yönlü ve geniş


kapsamlı görevleri yani çok yönlü bilgiyi, derıeyimi ve yeteneğe sahip kadroları gerektirdiğini ortaya koyar. Ifadesini politik-askeri kadroda bulan ulusal kurtuluş savaşçısı, örgütleyicisi ve önderidir bu. Sayılan nitelıklerin tümünün bir arada, bir kişide mevcut olması bizce mümkündür. Olmaması için hiçbir neden yoktur. Insan bunu yol gösterici bilimi kavramayla, eyleminden sonuç çıkarmayla, cesaret ve f'edakarlığı bilinçli kılmayla, bağlandığı ideallerini, beyninde sürekli can]ı tutmayla her zaman bulur. Partinin biı,çok kadrosu, belirlenen niteliğe kavuşabilecek zengin deneyime, gelişmiş eğitime sahiptir. Ve eşine az ratlanıı,yüce direniş temelleri üzerinde hareket etme durumundadır. Bundan güç ve ilhamını alır. Birçok arkadaş, büyük enerjiyle pratik çalışnralarda bulunuı,, fakat verim düzeyine hiç dikkat etmeksizin, günlük uğraşıların amacı olan stratejik-taktik hedeflerin gerçekleştirilmesini göz önüne almaksızın, çok büyük yararlı işler becerdiğine kendini ciddi şekilde inandırarak, gayretli hareketle didinirler. Fakat, büyük hızla dönen, ama hiçbir ileri atı]ım yapmayan, batağa saplanmış, boşa dörıen araba tekerleği gibi, yerinde hareket ederler. Neyin ne için yapıldığını aı-ılamaksızın çalrşırlar. Onü aydınlatmaz, geleceğini bilmez, günlük dar pratiğin pençesine kapılmış vaziyette, akıp giden zaman ve enerjisini boşa harcarlar. Plan yapmaz, işlerini önem sırasına koymaz, neyi ne zamanda yapacağıı,ıı kestiı,mez, görevlerin birbirine bağlılığını anlamazlar ve böylece amaçlarına varmak için, ön adımlarını atmazlar. Bu tür pratikçiliğin varacağı yer ne olur? Yine geçmiş pratiğimizde örıreğini çokça gördüğümüz alıklaşma, gerileme olur. Ilkeler unutulur; ilkesiz yaşantınln anlamsız akışına kapılırlar; huzursuzluk ve hırçınlık baş gösterir. Yoldaşlarıyla uyuı,ı,ısuzluk noı,mal bir hal alır. Çalışmasındaki kaçınılmaz başarısızlığın nedenleı,ini kendinde görmez. Başlar sağı-solu suçlamaya. Olanak tanınmadığın144

dan yakınıı,. Inisiyatif yetkisini ister. Eğer kitlelerle uğraşı-

yorsa verim almadığı için, "bunlarda iş yok" diyerek işin içinden çıkar. Büyük hayallere kapılır ve küçük işleri beceı,emez. Aciz olur, yılgın düşer. Sonuçta yığılıp kalıı,, elinden tutulmaya muhtaç oluı,. Bu duruma düşen arkadaşlaı,da oluşan körelme, zihinlerini durdurur, yeteneklerini alıp götürür ve kendi kendilerine olan güvenleri yıkılır. Mücadele temposu hızlıdır ve onları geçer. ileriye çok ilerilere vaı,ır. Hızlı akışı n altı nda bazı,latı eziliı,. E z|lmekten k urtu an l arı n bir kısmı, kafasındaki karışıklık dindiğinde, durup kendilerini kontrolden geçirir, eksikliklerini farkedeı,, yenilenme çabasına girerleı,. Diğeı bir kısını da, geçmişte mücadelel

nin birçok zorluğunu çektiğini, elde edileır kazanımlarda beliı,leyici rolü olduğuıru kendi kendine söyleyerek, yaşlılann gençlik çağlarıyla avunmaları, o çağın anılarıyla kendilerinden nlemnun olmalarına benzer bir ruh hali içinde, hep geçmişIerini anıp durur]ar. Tatlı aı-ııların düşlerinden sıyrılıp yaşmakta oldukları ol,tamı görmez, geleceği hiç ıni hiç düşünme zahmetinde bulunmazlar. Büyük ve ağır işler yapmanın ardından yotgunluğunu giderıne hakkına sahip olduğuna inanan insanın mağrur edasıyla kendilerini oldukça rahat hissederlcr. Diğer yanda, devrimin soruınlu güçleri eskisinin yıkıntılarını onarmaya koyulmuşlardır ve yıkıma yol açan hastalıklan teşhis edip, tedavisine başlamış ve sağlığa kavuşturmanın tüm çarelerine başvurmaktadırlar. Bunda kararlı ve umutludurlar. Hiçbir engel tanımazlaı,,her şeyi yeni baştan ele ahrlar. Ilk başlangıç anını coşkusuyla gözlerini uzaklara ve derinliklere dikmiş, atılacak adımların hesabını yapmakta ve buna herkesi ortak kılmaya çaba sarf'etmektedirleı,.

Dar pratikçiliğin yarattığı zil-ıin duı,gunluğu bazılarını da, yapılanları görmeyecek, anlam vermeyecek kadar kavrayışsız kılabilmiştir. 45


Dar pratikçi alışkanlığına karşı önlem, gelişmeleri takip etme, olaylan objektif tahlil|e yorumlayabilme, planlı çalışmayı gelenekleştirme, günlük yaşam ve uğraşları programlayabilme yeteneği ve düşünme kapsamını kazann-ıaktır.

Her olayı çözümleme, her günlük iş ve başarı, ileri

amaçlara hizmet edebilecek tarzda e|e alınabilmelidir. Propaganda; çevrelerin oluşmasına; çevreler; kadro yatağına, kadrolar, örgüt çıkarmaya kadar vardırılması amacı taşımalıdır. Girişimler, birbirini peşisıra izleyen düzenli basamak-

lar çizgisiyle süreklilik halinde olmalıdır. Izlenecek çizgi, kerteli temposu ile bitmek bilmezcesine, inişli-çıkışlı ve dolambaçlarla, fakat etrafına ürünler saçan, değerler yaratan, engelleri ezen bir biçimde devam ettırilir. Her eylem kitlelerde yaygın sempati bırakmalı, sempati desteğe dönüştürebilmeIi, destek potansiyeli, savaş ve örgüt gücünün sayısal ve nitelik artlşını yaratacak düzeye çıkarılmalıdır. Görülmektedir ki, hiçbir faaliyet, uzun süreler aynı amaçla ve tek düzeyde yürütülemeyecek, aşamalar kaydedecek. Her aşamanın da niteliğine göre belirli yeri ve süresi olacaktır. Bu perspektif ile çalışamayan bir kadro, hangi aşmadan çalışmaya koyulmuş ise hep o sınırlar içinde donmuş vaziyette atılımsız kalır. Bulunduğu sınırlar içinde başarılar çıkarmış olsa da, diğer görevleri belirleyemez ve bir dar çember döngüsüyle sıkışır kalır. Dar döngü içinde güç

ve enerjisini harcamaya koyar: Birincisi, ikinci çalışma safhalarını tespit edemeyerek ve önceki başarılarını yeni bir yapı çıkarmada kullanamayarak başarılarında sonuçsuz kalacaktır. Programsızlık; nerede, ne zamanda neyin yapılacağını kararlaştıramaz, fhaliyetlerine başarı, başansızlık oranını tespİt edemez. Yöntem saptamaz, yararh-yararsız yöntemleri sınayamaz, kapsamlı değerlendirmeden yoksun

bir alışkanlık bırakır. Bu alışkanlık, çalışmada savrukluğu, ihtiyatsızlığı politikada öngörüsüzlüğü, ilişkilerde basitliği l46

ve geriliği temsil eder. Yaşamda tutumsuzluk sorunlar karşısında kayıtsızlık, görevlerde işi oIuruna bırakma geleneklerini doğurur ve geliştirir.

Plan-program çizmek yetmez, işlerin tün-ı kerametini bunlarda aramak kişiyi eylemsizliğe sürükler, sarf-ettiği iri lafların pratikte sahibi olamayan geveze adamın tipi olunur. Lenin bu konuda şunu: ". .. Daha az tumturaklı özler ve daha çok günlük iş.. engelleri tanımayan, her cins ve her türlü verimli çalışınasıyla, deviren, önemsiz cle olsa başladığı i.şi muhakkak bitiren..." (aktaran Stalin) çalışma

tarzı, tasarıların gerçekleştirilmesini sağlar.

Hedef'leri planlamak ve planları aktif günlük eylemle iki çahşma tarzının birleştirilmesidir; biri yapılır diğeri ihmal edilirse, aı,ılam ifade etmeyen tek yanlılığa düşülür. Sonuç başarısızlıktır, ardından da yozlaşhedefine vardırmak,

ma gelir. D

eneylerini algılayamam ye dogmatizm

Mücadelenin içinde gelişeceği doğrultu ve alacağı biçimler hakkında, yasaların irdelenmesiyle tahminlerde bulunulur. Tahminler, içinde hareket edilecek bir taslak çıkarır. Eyleme geçildiğinde, tasarlanan taslakların somut durumla uygunluğu sınanır ve düşünülenlerin doğruluğu ve

yanlışlığı ispat bulur. Deney sürecine kendini dayatan gerçekler formülleştirilir ve yeni tasaların çıkarılmasında materyal olarak kullanılır ya da var olanları güçlendirilir, zen-

ginleştirilir. Her durumun veya olayın belirleyicisi olan has çelişkileri bulunur, farklı yer ve koşullarda farklı çelişkiler kazanan durumların ayrılığını, geniş inceleme ve derin tahlillerle görmek kadar onların doğurduğu sorunların has çözüm yöntemlerini bulmak da, o denli önemlidir. Diyalektiğin bu metoduna göre, bir dönemde doğrudan, gelecek bir diğer 14,7


dönemde yanlış olabilir. Bu. bir şeyin her an ve her koşulda geçerliliğinin mutlak olmama yasasıdır. Bazı arkadaşlar teoride bilinerı bu genel doğruları, maddi gerçekleri incele-

mede. olayları ve gelişmeleri değerlendirerek pratiklerine yol göstericilik yapacak kılavuzun çıkarılmasında kullanamıyor ya da yaşadıklar| pratiği, bu doğruların aydınlatıcı projektörü altında inceleyip, deneylerini teori düzeyine çıkaramıyorlar. Bunu yapamadıkları için de, pratiğe gözü kapalı açılmakta veya sınırlı deney bilgilerini teorik bilgiyle derinleştirememekte ve sınırlı deneylerinin her yer ve koşulda geçerli olabileceği yanılgısına düşerek, dar deneyci

anlayışa saplanıyorlar. Çalışma alanları hakkında doğru biı,çalışma planı alana direkt girileı,ek koşulları açığa çıkarıcı araştırmalarla belirsizlikleri en aza indirme gözlemi ı,e en basit hareketini deney şonucuna ulaştırma malzenıesi olarak doğru yorumlayabilme ile çıkarılabilir. Araştırmalar obiektif değerlendirme ve tesbite varmanın koşulu budur. Geçmişte ve h6l6 da zaman zaman göı,ülen önemli bir eksikliğimiz de doğruluğu ispat görmemiş yüzeysel, subiektif bilgilerle kararların alınıyor olmasıdır. Bundan kaynaklanan yanlış uygulamalara girişilerek tersi sonuçlar alındığı sıkça olmuştur. İşin başlangıcında somut duruma uyacak çalışma planlarını çıkarmak, örgütlü tarzda işleri yürütmenin vazgeçilmez ilkesidir. Bu birinçı adımdır. Ikincisi: uygulama safhasında önceden görülemeyen. tarkına varılamayan ya da sonraki gelişmenin çıkardığı birtakım iç ve dış etkenleri hesaba katmak, tasarı veya planın bazı bölünrleri ile çelişki gösterir durumları var ise. çelişen bölümü gerçeğe uyan bölümlerle değiştirmek, hatta planın tümliyle ters orantıda gelişmeye yol açacak özelliğe sahip iseler, yeni plan hazırlamak gerekecektir. Başta çizilenle yetinmek, sonraki oluşumlar üzerinde titiz ve dikkatli gözlemde bulunmamak yine gözü kapalı hareket etmek demektiı. Üçüncüsü; atılacak her adıl48

mın sonunda kazanım ve başarı orant saptanır. Amaçlanana varılamıyorsa nedenleı, araştırılmalı, uygulama yöntemi gözden geçirilmelidir. Çoğu zaman, doğru hesaplar doğru

yöntemlerle bütünleştirilemeı-ı,ıiş, yöntenıdeki eksik veya yanlışlık görülmeksizin; görülmüşse de değiştiı,ilıneden uzun süre aynı yöntemle işler sürdürü|meye çalışılmıştır. Yöntem kadar zan,ıanlama da, faaIiyet ve planlamada önemli bir unsurdur. Doğru zamanlama, yapılacak işin niteliğinden ve diğer hedeflerle olan ilişki biçiminden çıkarılır. Saptanan zaman süresi içinde amaç edinen gerçekleşemiyorsa. bir sonra gelecek görevlerin yerine getiriImesinde gecikmeye yol açılıı, ve karşı gücün hareketine fırsat tanınınış olur. Tasarlanan yönde ileriye vaı,ma bir dönem için

engellenebilir ve geri çekilmeye zorlanabiliriz. Böylece. sorunlar çözümüne kavuşamadığından, üst üste yığılmalar söz konusu olur. Nesnel koşuIları, yasalarıyla birlikte kavramak. plan kurmayı buna dayandırak ve plan uygulama sathasında belirlenen kura|lar ölçüsünde hareketi sürdürmek, pratik çalışma mantığının sistemli işlemesinin sonucudur. Çoğu faaliyetler, bu ilke ve kural]ar yaşatılmadan yüriitü|müştür. Kurallaı- kavranmam|ş veya bilinmemiş olabilir. Bir işle uğı,aşan kimse, eylemini deney olaı,ak görür ve eleştiı,ici yaklaşım ile inceleme süzgecinden geçirirse kendi çapında birtakım bulgulara varır. Bulguları üzerinde ayrıntılı sentezler çıkarır. Böylece. deneylerinden sonuç çıkarmaya, onları algılamaya başlar. Zengin deneyimlerini toparlayarak doğru bir öğreti elde eder. Bazı arkadaşlar, çok yönlü deneyleri olmasına rağmen, bunların değerlendiı,mesini yapamıyor, çalışmasında sistem kuramıyorlar. Soyut teorik kavramlar ışığında deneylerini aydınlatamadıkları için okudukları teorinin somut pratikte bağlantısını kuı,amıyor, teoriyi inceleyerek somut anlam verme kapasitelerini genişletmeden ezberciliğe kayıyorlar. Böylece, birey eğitimin temel unsurları olan deney 49


r bilgisi ve teorik bilgiyi kaynaştıramıyor. Okuduklarını özümseyemiyorlar. Iki unsur dışında başka bir eğitim okulu yoktur. Her iki bilgiyi bir arada alamayan kişi, yaratıcı değil, tam bir doğmacı olur, Olgularrn tam bilincine erişemeden hareket eder, düşüncesiyle yol seçmesi inisiyatif kullanması mümkün o|maz. Oysa devrimci mücadele bağımsız yaratıcılık ve inisiyatif üzerinde yükselir. Kişi, bulunduğu çevrede iradesini kullanarak üstün kazanımlar çıkarır. Neyi, nerede ve nasrl yapacağını düşünerek bulamayan bir insan, kendisine söylenenleri basmakalrp anlar ve o kalıbın dışına çıkmadan hep yukarıdan gelecek direktifleri bekleyerek donmuş vaziyette yerinde durur. Hareket edebiliyorsa da, ele alacağı hiçbir işin altından başarıyla çıkması söz konusu o|maz, sürekli hatalı, aksak çalışır, hatalarını kontrol edemez, düzeltme yollarını bulamadığından girişimlerde zayıf ka|ır ve yine kumandanın müdahalesiyle toparlanarak hamleye atılır. Fakat sonuç hep aynı tekrarla

noktalanır. Bir organizasyon, bu yapıdaki insanlarla ne oluşturulabilir, ne de görevlerini görebilir. Orgüt ve mücadele yapımız baştan itibaren böyle bir yapıyla tamamen çelişir. Çünkü savaşıyoruz ve gerilla taktiğiyle hareket ediyo-

ruz. Gerilla; bilinç, yaratıcılık ve inisiyatif demektir. Mutlak komuta merkeziyetçiliğini her zaman tek başına kabul etmez, daha çok bağımsız iş görme yeteneğini gerektirir. Toplumumuz çelişkiler yumağı ile sanlmıştır. Bunlar karmaşık ve genellikle iç içedirler. Hiçbirisi diğerinden yalıtlanamaz, biri diğerini direkt ve dolaylı etkiler. Düşmanımızın bir yığın dolaylı dolaysız müttefiği vardır. Fakat, yer ve tavırlarr hep aynı değildir, farklı yönelimlere sevkedilebilecek olanları vardrr. Düşmanımızın politikası ve taktiği çok yönlüdür. Dünya karşı devrimlerinin deneylerini özetleyebilen uzmanlarca planlanıp, programlaştırılmaktadır. Toplum psikolojisi hassastır, olaylar karşısında duyarhdır. Mücadele savaştır, savaş zor ve karmaşıktff, taarT lz ister, sal50

vunma ister, ileri ister, geri çeker, hep manevradır. Savaş kitlesel bir çatışmadır, kitlesel eylem, bireysel ve örgütlü, mahalli ve genel yönetimi dayatır. Yönetim sanattır, incelik gerektirir. Tüm bunlar, her kadroda ve savaşçıda uyanık olmayı, ani ve düşünerek karar vermeyi şart koşar. Geçmiş dönemde teorik çalışmaya faz|a önem vermemenin yol açtığı gerilik, çoğu arkadaş tarafindan giderilmeye çalışıhyor. Bazı arkadaşlar bu eksikliği hızla tamamlamak gayreti ile teoriye dört elle sarılıyor, kuşkusuz bu doğrudur ve azmin göstergesidir. Marksist-leninist bilimin ilkelerini öğrenme çabasını vermek gereklidir. Fakat yetmez, asıl olan ülkemiz toplumunu ve devrimini bilimsel ilkeler ışığında incelemek, onu tanımaktır. Teorik öğretinin hedefini bu|masının kıstası budur. Marksist kitaplardan bazı ilkeler ezberlemekle yetinen ve bununla da teorik eğitimlerini tamamladıkları yanrlgısına düşen arkadaşlar vardır. Fakat ülke koşullarını kendi araştırmaları, yöntem ve üslupleri ile tahlil etmeye yanaşmıyorlar. olan teşebbüsler çok iyi karşılanmakla beraber, hazır sunulan tahlillere katkı yapacak türde değildir. ",.. Biz nasıl teorisyenler isliyoruz? Biz larihin ve devrimin akışı içinde orlaya çıkan pratik meseleleri marksist tutum, bakış aç6t ve yönteme uygun bir biçimde ve doğru olarak yorumlayabilen ve Çin'in iktisadi, siyasi, askeri, kültürel ve diğer meselelerini bilimsel bir şekilde açıklayabilen ve leorik bakımından açıklığa kavuşlurabilen teoris-

yenler istiyoruz... Böyle bir teorisyen olabilmek için,

marksizm- leninizmin özünü, marksist-leninist tutum, bakış açıst ve yöntemini kavramak bunları Çin'in pratik meselelerinin derin ve bilimsel bir tahlilinde uygulamak ve meselelerin gelişim konularını keşfetmek gerekir.'' (Mao) Teoriyi sadece ezberlemekle yetinen kişi, okuduklarının özünü kavrayamaz, aklında kalan sözcük yığınlarını bir süre sonra unutur. Ezbercilik, pratik sorunlara teşhis koymaI5l


sızın mutlak şekillerle uygulama anlamına gelmez. I1keleri

ama teşhis olayı açıklamaktan çok uzak kalıyor,

Pratikte ilkeli prensiplerle davranmanın biçimi, bazı ar-

katı şekilde savunmak yetmez, onu savunmanın ve mutlaka uygulamanın çok yönlü biçimleri altında, içinde bulunulan durumun yapısı dikkate alınarak ama taviz vermeksizin, esneklikle katı amaca varabilmek esastır. Yanlış yöntem ve tavırlarla, elde edilmesi amaçlananın yitirildiği çokça görülmüştür. Bu ilkeyi acemice korumaya çahşmanın, iIkeye en faz|a zarar vermenin beceriksizliğidir.

Subjektif ve sekter anlayış

ilke ile tanımlamak, çalışmada onu yaşatmak ve sonucu onrnlu noktalamak pratik eylemin çizgisidir, İlke, burada

Partinin bir kısım yönetici birimlerinde örgütsüz çalışmanın alışkanIığından kaynağını bulan bazı yanlış tavırlar, son dönemlerde subjektif ve sekter eğilimler düzeyine kadar varmıştır. Değerli çabalarla uzun süreden beri hazırlığı yapılan örgütlü yapı ile, yeni biçim ve araçlarla geri çekilmeden, ileriye atılmanın başlangıç anı gelip çatmıştır. Bu an, tasarlanan ileri hedeflerin temellerinin atıldığı, sağlam-

lığı veya çürüklüğüyle mücadelenin geleceğini büyük

oranda etkileyebilecek, kurucu bir dönemdir. Hassas ve hata kabul etmez böyle bir dönemde, kurulmasında çalışıIan örgütün yöneticileri olacak arkadaşlarda bulunan hatalara

karşı müsamaha tanımadan mücadele edilmelidir. Hataların böylesi anlarda sebep olacağı zarar|ar, her zamankinden daha faz|a olacağından, onlarla mücadele, önemini bir kat daha artırır.

ve çok kaba tarzda, anın elverişli olup olmadığına bakmak152

Orgüt ilişkilerinde, bireyin yeri ve yetkileri beraber bulunduğu birim veya grup içinde ileri düzeyde bulunmasından dolayı, yönetici bireyin, kendisine grup üzerinde haklar bahşedilmiş sanıyla davranmış olması mevki farklılığıyla mazur görülemeyecek, devrimci tutum ve örgüt ilişkileriyle çelişen yanlış bir anlayışın ürünü olarak anlaşılmalıdır. Bu tutuma giren kişi, yöneticisi olduğu insanlara karşı sorumluluk duymamacasına, her şeyi yapmakta sınıfl53


sız özgürlüğü kendisine mcşru bir ayrıcalık sayaı, Yanındakilerin onunla aynı amaç ve sorumluluğu paylaştıklarını dikkatealma<lan,onlarıbasitbirtakımişIeryapaneleman-

rolarıdır. IJer yapılana peşinen onay veren, düşünmeden yoksun, gönül vermiş hayranlar topluluğu olanıazlar. Bi-

liııçleriyle olayları çözümIeyebilecek, olguları eleştirici yaklaşımla ele alabilen, örgüt çalışmasının yol ve yönte-

minden haberdar örgüt güçleridir, partinin ve halkın en değerli varlıkları, umut besleyicileridir. Her yönetici ve birim sorumlusu, kadroları çalışma ve görev arkadaşı olarak görmek, onlara kendi yanında yer vefmek zorundadır. Görev arkadaşı kabulü pratik bir sorundur. Çalışmada ve kararlarda ko]ektivizm, dağılımda işbölümü ve işgörmede inisiyatifi sıkı bağlılık içinde hayata geçirilerek, uyurnlu ahengi sağlanarak görev arkadaşlığı somutluk kazanır. Tüm karar, ilişki ve uygulamayı, yöıretici hakkına dayanarak ve başkasını ortak etmezcesine kendinde sınırlandırma. merkeziyetçilik adıııa demokratik merkeziyetçiliğin üstterı bir ihlalidir, denrokrasi ruhunu tüır-ıüyle boğmadır. Merkez, görev ve sorıımlulukla yetkili kılınmış, her birisi kendi alanında inisiyatif kullanabilen kişileı,in veya örgüt birimlerin birleştiıiciliğinden yönetici olmak konumunu çıkaran organdır. Sorumluluk, yetki ve görevleri ya|nızca kendinde bilen ve ancak ona ait vasıflar olduğunu düşünen kişinin oluşturacağı hiçbir ölgüt bifimi olnrayacaktır. Birimler olmadığına göre merkez, tabanı olmayan kendi kendine merkez ol acaktı r.

ve til'i üste çıkarır, keııdisinden başka herkesten kurallar gözden itaat bekler. Aı-ııa gelinen aşama, bu anlayışların kolayca herkesçe ve kaçnıayacak kadar sivri görüı,ımesini birlikte farkedilmesiı-ıi sağlayacak gelişkinliktedit, Bugün

ve yaırlış olanı ayırt etmeyecek çalıştığıı,ııız iı-ısanlar, doğı,tı Partinin örgütleyici kaddeğildir, g.ri- y,P,,-,la. düzeyincle l54

Kadroların verimlilik oranı, yeteneklerini ve görüş açılarını genişletebilecek ortamı hazırlayan doğru yönetme kabiliyetiyle artıı,ılır. Yetenek ve görüş açIsınt genişletmenin bir yolu da oırlara güvenerek görevler vermektir. Göı,evlerini anlayabilecek açıklamayı yapmak ve yüklenecekleri işin kapasitelerini aşmamasına dikkat etmck önemlidir. Planla işe başlamak, ürünleri toplayıp sonuç çıkatmak ve dönem sonlarında faaliyetlerini özetleyebilmelerini sağlayacak geniş sistemi kurmalarına yol göstericiliğiyle yardımcı olmak, onları işlerini anlayarak yapmaya ve hata 1.55


:''!#7 yapmamaya dikkat etıneye yöneltir. Ozenli ve titiz oln-ıalarına yardın,ıcı oluı,.

Kadı,olaı,a yol gösterici eyIen,ıiyle öı,nek o]unamadan, tınIarı cesaret]endiric i davranı sla rıyl a destek lemeden, _ıel işi

güzel şekillerde birtakım işlere sürekli koşturtmak. hem

onlarda

hen-ı de çalışmalarda verim oranınıı-ı düşmesine neden olur. Bu tarzda işletilmeye çalışılaıı taaIiyetlerde başarı

ve faaliyeti yürütmekle yükümlü kılınan kişiden mükemmel o]n,ıa beklenn-ıiştir. lstenilcı-ı verimi sağlamadı cliye ve basit kusıırlar karşısıı,ıda hiddete diişülnıüştiiı ve onur kırıcı sekter tavırların içine tıazılıarıınız yef yeı düşüyordur. Kendi darlığını ve eksikliğini görıırcden. olumsuzluğun nedeniııi kendi yetersizliğinde aramadan. kadrolar basit nedenlerle suçlann,ıış, kaba ve sabırsızca. yanlışların üzerine gidiln-ıiştir. Bu yöntemsizlik ve kabalık karşısıırda hata yapan kişi düzelme yerine içe kapanık, karar vern,ıede tereddütlü, öı,ıeri suı-ııı-ıa ve eleştiri yapnıada ürkek bir ruh haline _eirıniştir. KapıIacağı bu ruh haIiyle canlılığını kaybeden kişi. görev soı,umlum]uk altına girmede isteksiz. yöneticilerinden l-ıoşnutsuz, örgüt sorunlarıı,ıa karşı il_qisiz, duyarsız. vurdun-ıduymaz o]ur.

Kadroların çeşitli eksiklikleri. pratık faaliyet içinde açığa çıkar. Kadroları tüm yönleı,iyle tanıtaı,ı. ör_eütsel-pratik eylemin kendisidır. Pratik onlaı,ı sınayıcıdır, oluıı-ılu ve olun-ısuz yanlarını gösteren aynadır. Yetersizlik]eı,i ve zaaf:

Haydaı Alttııı (Kaı,a ()nıer) ve koı-ııııtııı,ı Agit

]arının görülmesi güçlü özelliklerinin o[ınadığı anlamına gelmez, sadece eksik olanı farkedip iyi olanı gözardı etmek, tek yanlı bir değerIendirme olur. Bu da, kadrolara karşı sub.jektif yaklaşıını doğurur ve sekter tavırların çıkışına kaynaklık eder. Iler olguda olduğu gibi, kadrolaıda da ikili karşıt taraf bir arada her zafilan mutlaka vardır. Iki karşıtı da açığa çıkarıp iyi olanı _uüçlendirmek için. mümkün olan her yola başvurmak. kadroların önemini ve değerini anlayan yöneticinin yaklaşımıdır. l51


-7

Pratiğimizin zorlu ve karmaşık yapısı, başlangıçta kişilerde bazı zayıflıklar ve hatalar görülmemesini olanak kılıyor, ama uzun süre devamları aff-edilir de değildir. Pratik çalışmada, yetenek tecrübe ve dikkat sorunundan kaynaklanan hatalarla, kariyerist hizipçi ve sağ-sol türündeki örgüt varlığına kastetmiş bilinçli tehlikeleri ayırdedebilecek doğru izlenimde bulunmak gerekir. Ikisine karşı yönelme ve önlem biçimleri de farklı olmalıdır. Karmaşık pratiği kavrayamamadan doğan yöntem ve davranış yanlışlıklarını gidermenin yolu, yapan kişiye, doğru olanı açıklamak, ya da doğruya dikkat çekmek biçiminde olması gerekirken, darlığın verdiği tahammülsüzlüğün dışa kaba taı,zda taşırılması biçimindeki öfkeli tepkilerle, "hastayı iyileştirmenin tedavisidir" diye yersiz çıkışlarda bulunuIuyor.

Kadro eğitemeyen veya kadro çıkaramayan yöneticiden olumlu faaliyet bekelenemez. Olumlu faaliyet, olumlu özelliklerle donatılmış kadrolar ve doğru yönetim ile sergilenir. Yönetimi altına verilen insanları tüketen plansızlığı, boş liderlik kuruntuları ve kaba, sayglslz tavırlarıyla bir yönetici ne denli güçlü yeteneklere sahip olsa da ve ne kadar doğru politikalar çizmiş ve doğru kararlar vermiş olsa da, çalışma tarzındaki gerilik, onu dağıtıcı olmaktan öteye vardıramayacaktır.

Parti çizgisi ve talimatlarını uygulama yöntemlerini bulma yerine, birtakım özel koşullar öne sürülerek çizgiyi subjektif niyetine göre yorumlama veya uygulamaya koymama, kendi düşüncelerini talimat düzeyine çıkarıp uygulama ve bulunduğu yerde kendini özerk sayarak bir nevi "liderlik oynamaya heves edinme hastalıkları, bazı birim yöneticilerinde, uzun süre yanlış çalışmaya ve basit oyalanmalarla boşa zaman öldürmeye neden olmuştur."

Dönemin sorun|arının çözüm biçimlerini mevcut duru-

l58

mun özelliğinden çıkarma yerine, alışılagelmiş ve o anln koşullarıyla çelişen yollarla çözümler aranmıştır. Partinin gelecek hakkındaki genel politikası, nesnel durumun gerçeklerine dayanarak, onda temelini bulan öznel girişimleri ve girişimin yol açacağı muhtemel oluşumları da hesaba a[arak, strate.jik-taktik dönemlerin özel görev ve sorunlarını biçim ve kapsamlarıyla bir[ikte tayin eder. Bunların niteliğine uyan yöntemleri, araçları ana ve tali olanıyla birlikte açıklar ve kadrolara rehber olarak sunar. Politikanın yürürlükte kalmasını doğrulayan ob.jektif süreç, yeni niteliksel değişmelere uğramadığı müddetçe, değişmez doğru mücadele çizgisi olarak

benimsenecektir.

Çizilen hatı, öngörülen araç ve biçimlerle pratiğe geçirmek için belirlenen ana doğrultuya hizmet edecek, onu maddi olguya dönüştürecek uygulamalar doğru, buna hizmet etmeyenler yanlış olacaktır. Bir an için, göz

kamaştırıcı parlak başarılarda bulunabilir, fakat uzun evrimde parti çizgisiyle ters düşmeleri halinde, başta fark edilmeyen, ama sonradan zararlı etkileri açığa çıkacak, yararsız "başarılar" olacaklardır. Hatta pratiğe geçirmede erken sonuçlar alma telaşıyla temkinli olmayı elden bırakmak kadar, ihtiyatlı olma adına aşırı bir çekingenlik de gecikmelere yol vereceğinden, bir o kadar yanlıştır. Çizgiyi aşırı hassasiyetle koruma adına "sık dokuma inceleme" hatasına düşerek, çalışmaları öngörülen araç ve biçimlerde yürütme yerine başkalarını aramak, gittikçe çizginin dışında yollar deneneceği anlamına gelir, bu da çizgiyi uygulamaya koymada çekingenlik, ürkek kalma olan ağ p_aş.ıJisl bir tutumdur. Içine düşülecek ikilem ise, bir yönüyle maceracl bir yönüyle de pasifist olma kararsızlığıdır ve en kötüsü de budur. Iki tutumun arası olan doğru anlayış benimsenmezse iki tutumdan biri hakim duruma gelecek ve çizgiden sapma, l59


bir eğilime dönüşerek güçleri ya dağıtacak ya da tamir ediIemez ihmallere yol açacaktır. Biçıın ve araçları uy_qun yöntemler altında, uygun yerlerde ve zamanında işleterek. adım adım ilcrlemek. atılaı-ı her adımın üzerinde bir süre durup onu derinIiğine işleyip sağlamlaştırmak ve onu sıçrama noktası olaı,ak kullann-ıak doğru pratik anlayıştır. Bu yo[, güçlerimizin denetleyeıneyeceğimiz geniş alanlara aynı anda dağıtılmastnı önler, güçIerimizi koruınak. arkamızı sağlama almak ve önümüzü açmak olanağını sağlar. Geçmiş dönen-ıimizde ülke şahsında politikayı tanıtn]anın ve haIka benimsetmenin, hareketi ulusal düzeyde yay-

gınlığa kavuşturmanın zorunluluğu açısından birçok yerde çevreler oIuşturma yoluna gidilmiştir. O şartlarda bu açılına biçiı,ı,ıi gerekli ve doğruydu. Geniş, politik etkimiz ve tabarıımız üzerinde, halkın kurtuluş istemini bilinçli savaşa dönüştürme sorunu gündemimizdedir. Halkın derinlikleri içinde onun zengin gücünü bulup ortaya çıkarma ve düşmana karşı halkın bilinçli, silahlı durumuna getiı,me amacındayız. Pratiğe açılma taktiğimiz, bu amaca hizmet edecek alanlarda, başlangıçta çabaları yoğunlaştırma biçiminde olmalıdır. Düşınan operasyonlaı,ının ve ince denetin-ıinin müm-

kün olduğu, engellemelerimizle karşılaşmadığı bu arada, güçlerimizi imha olma tehlikesine sokabilecek ve görevlerini canlılıkla sürdürmelerine destek verecek merkezi yönledirıneden yoksun kalmalarına neden olabilecekti

r.

Hangi alanda bulunursa bulunsun, hiçbir birim veya kişi, sorumlu organlarla bağını sürdiiı,düğü müddetçe partinin talimatları dışında, kendilerinin icat edeceği or.jinal "taktik"ler belirleyerek. partiı,ıin yetkili organlarının onayını almadan, talimat durumuna getirme yetkisini kendinde göremez. Inisiyatif ve bağımsız yaratıcılık adına, kong]60

ı,e ve meı,kez tarafından alınan kararları hiçbir özel durumun farklıhğını gerekçe göstererek, değiştirme yoluna gi-

demez.

Parti olarak varlık gösterme nedenlerinin başında ge-

Ien katı merkeziyetçilik yerine. özerk davranmaya geçme

isteminin üstü örtülmüş ifadesinden başka bir şey olmayan, "uygulamada farklı anlayışlar olabilir'' sözleri, üzerinde dikkatle durmaya değerdir, daha iyimser bir yakla-

şıı,ı,ıla bu

sözleri ele alıı.sak. parti çizgisini bütünüyle

kavrayamama ya da onu özel şartlara uyarlama becerisinden yoksun oIma sonucuna varırız. Hangi yönde çıkarsa çıksıı-ı, bu eğilim, örgüt ilkeleı.ine aykırı ve zaraı.lı-

dır.

Her parti yöneticisi dinamizm demektir, olaylara hükılıeden, gücünü milyonların iradesinden, doğruluğundan kuşku duyulmaz bilimden ve zaf-er inancıııdan alan. tuttuğunu koparan, önüne çıkan engelleri deviren, kökleriyle tarihe bağlı. yarattıklarıyla tarihe mal olan bir insandır. Sorunları basit tarzda ele alnıa ve basit gelişmeler çıkarmakla yetinen bir yöneticinin mücadeleyi ciddiyetle sürdürdüğü söylenen,ıez. Önünde duran devrim yapma olayı ile kendi çalışmaları arasında bağıntı kurmayaır, onları strate.jik hedeflerin bir parçası olarak yürütmeyen ve bu hedeflere ulaşmayı gaye etmeyen bir faaliyet değersizdır ve anIam ifade etmeyecektir. Uzun süreler aynı tarz ve tempoda, dönemin ihtiyaçlarına cevap vermeyen basit uğraşıların peşinden sürüklenmeler olmuştur. Bununla da çok üstün işler yaptığı aldanmacasına kapılan bu arkadaşIar, kendinde kusur bulmaz, eleştiriye tahammül eImez bir tavra girmişlerdir. Yaptığı işi bir an bile değerlendirmeden, genel görevler içinde onun yeri belirlenmeden, geri plandaki sorunlar en ön plana çıkarılarak onun uğrunda diğerleri rata kaldırılmıştır. Peşinden sürüklenilen iş, bir türlü başarılamadığından, uzun oyalanmalar ardın-


dan şu fark edilmiştiı,ki, ortada elle tutulur somut bir şey yok. Sorunları önem sırasına göre tespit edememenin pra-

tikte yol açtığı gereksiz oyalanma, yöneticinin elinin altıı-ıa verilen güç ve olanakların heba olmasına sebep oluyor. Kendisine hazır sunulan güç ve olanakları, yenilerinin çıkarılmasında kullanamayan, yenilerıyle takviye edeme-

Onem ve gereği bilindiği halde, aylarca rapor göndermeme olayları sıkça olagelmiştir. İhmalkarlığın bu dereceye çıkması, son derece ciddi sorumsuziuk örnek-

yen bir yönetici, mücadelenin yürütücüsü, yaratıcısı ve önderi değil, olsa olsa, ancak beceriksiz bir idare memuru ol ur.

Yapılması getekli olanları, doğru bir ayrıştırmaya tabi tutmaksızın hiçbirisi doğru dürüst yapılamaz. Ayrıştırma işbölümü ile tamamlanırsa aynı anda birçok işin altından çıkılabilir. Işbölümü üzerine herkese gücünün erişeceğİ görevler dağıtamayan yöneticİ kolektİf eylem doğramaz. Tek başına yüklenmek zoı,unda kalacağı ağırlığın altında ezilecek veya başarısızlık ve güç yitirmeyen bireyci çalışmasıy[a neden olduğundan dolayı sorumlu tutulacaktır.

kuralsızlık Yaşantımızın birçok alanında kuralları muntazaman koruduğumuz çoğu zanlan söylenemez. Bu konudaki eksiklik pratik olaylar karşısında d,aha fazla ve daha hızlı bir şekilde açığa çıkıyor. Hareket halindeki bazı gruplarda disiplinsizlik ve yürüyüş kurallarına önenı vermeme olayları baş göstermiştir. Grup biçimiyle nisbeten düzen-

Çalışmalarında yeterlilik ve başarı düzeyini, varmakla

sorumlu olduğu temel aınaçlarla kıyaslamadan ve ölçüsünü almadan, büyük işler yaptığı sanısıyla, faaliyetler rapor edilmiş ve gerçeği yansıtmayan abartmalı bilgiler verilerek, üst organları yanılgıya düşürn-ıe olayları olmuştur. Rapor, merkezin doğru değeı,lendirme yapması ve onlaı,dan

doğru karar çıkarmasını, alt birimlere yön tanıtmasını mümkün kılacak, örgüt işleyişini sağlamlaştlran araçtır. Yaptıklarını ve ilşıkilerini tefeıruatıyla ve belirli sürelerde rapor halinde üst birimlere ulaştırmayan kadro, yönetici veya birimlerin, örgüte karşı sorumluluğun gereğini yerine getırmiş ve görev yapmış sayılmayacaklan gerçeği, Lenin'in üzerinde önem ve ısrarla durduğu bir husutur. Lenin bu konuda şunu der: "Ancak raporLar suııulduğu ve ilişkiler aktarıldığı zaman, belli lıir çevreye mensup parti üyesi-

deni, arkadaşların karşılaştıkları çetin doğa şartlarının zorl uğu olarak hak|ı biçimde öne sürülemez. Devrimin

Savaşçı birliğin disiplini, onun amaç ve görevlerin-

de kaynağını bulur. Öz disiplini, yüksek politik bilinci-

nin görevini yaptığı söy lenebilir." |62

l63


karşısında yılmama özelliği ile tersleşir. Devrimci, olaylara hükmeden, inisiyatifi onlara kaptırmayan, kendini onlarrn yönlendirici kolları araslna atmayan, irade sahibi olan kişidir. Devrimci irade, her duruma kolayca intibak edebilecek güçtedir. Yorgunluk, açlık, susuzluk vb. nedenlerle grup düzenini bozmaya kadar götürebilecek aşırılığa varan davranışlar, iradeyi zor|amamak, ihtiyaçların verdiği sıkıntıyla boşvermişliğe girmek olarak izah edilebilir. Devrimci grup ve kişiler için öngörülen kural ve meziyetler, mücadelenin çetin karakterinden ötürüdür. Düzenli hareket ve dayanma azmini içeren kural ve meziyetlerin bizdeki somut anlamr, direnmedir. Kuralları hep yaşatma direnmeyi ister. Düşmanın ağır zor gücü, gelişmiş olanakları ve ezici baskılarr altrnda, savaş yürütmede dayanacağımız tek güç, direnme azmi ve doğruluğu kanıtlanmrş kurallı hareket etme, hiçbir surette kurallarımızdan vazgeçme veya esneklik göstermeyi gerekli kılmaz. Hiçbir durumda, neden ileri sürülerek hareket kuralları ve inisiyatifin elden bırakılamayacağı, gerillanın mutlak ilkesidir.

Silahlı bir grup her an düşman saldrrrsrna uğrama tehlikesiyle burun buruna yaşamaktadır. Grubun hareketi boyunca olabilecek hastalık, yorgunluk ve açlık durum|arı bazı grup üyelerini takatsız kılabilir, bundan ötürü; grubun kendi varlığrnı devam ettirmesinin bir koşulu da, mutlak dayanışmadır. Dayanışma; fedakarlık ister, zor anlarında grubun çrkarlar için bireyin birtakım ihtiyaç ve isteklerinden feragat etmeyi gerektirir; yardıma muhtaç düşen arkadaşlarıyla son lokmasrnı paylaşmayı, düşenleri taşımayı öngörür. Bu, grup içinde bireyleri birbirlerine sıkı bağlarla kenetleyen, ölüm alanında arkadaşından kofmayan kökünü devrime olan bağlılık ve inançtan alan, üstün yoldaşlık bağıdır. Kuşkusuz yol bo164

yunca arkadaşların çoğunluğunda bunun olumlu örnek-

leri olmuştur. Ancak, bazı arkadaşların, dayanışmanın

gösterilmesi gereken yerde, üzerlerine düşeni yaptıkları söylenemez.

17 Mart 1983


E7

Mahsum Korkmaz yoldaş ya da ulusal direnişte partileşmek Başkan APO'nun 28 Mart l986 taı,ihinde şehit düşen büyük komutan Agit üzerine Mayıs l986 tarihinde yaptığı değerlendirme:

l

'ş |. }

I

.*ı.

t

kılıcıdır"' "O, parıinıiziıı ı,a lıolkıını:ııı Ar,,siıı lıir ö:g|irltik (Başkan APO)

"partimiz ve halkımızııı kahraman önderlerinden Mahsum yoldaşı, 2ll Mart'ın alaca şafağında, l,ıalkımızın yüce kurtuluş bayrağını dalgalandırıp haın düşman pusularını aşarken şehiı vermiş bulunuyoruz. Agit yoldaşı anmak, O'nun mücadelesini anlatmak, gerçekte kurtuluş mücadeleınizin önde gelen kahramanlarından birini anmak ve bu des-

Aciz ve çürümüş Türk sömürgecileri, O'nu, "PKK'nin cellaclı. cıskeri soruınlıısu, HRK sekreteri" gibi sıfatlarla tanıtıp, akıllarınca bir yandan PKK'ye çok büyük daı,be vurduklaı,ını anlatmaya. öte yandan da O'nu gözden tanı anIatmaktır.

düşürmeye çalıştılaı,. Ama düşman çok iyi bilmektedir ki. O, partimizin ve halkınıızın keskin biı, özgürlük kılıcıdır. Mal,ısum yoldaş, yüzyıllardan beridir halkımızın bağrına. bilincine ve yüreğine saplanmış hain bıçağın çıkartılıp,

düşınaı-ıın beyniıre ve yüreğine saplanmasının gereEine

(]9


inanmış, bunu sonsuz bir çabayla kişiliğinde somutlaştırmış ve halkın ancak bu silahla kurtuluşa götürülebileceğinin zorunluluğunu görmüş olanlann başında gelmekteydi. Kahramanlık sıfatını en çok hak eden ve halkımızın çağdaş kılıcı olduğunu belirttiğimiz ylğit önderimizi, Agitimizi, fiziki olarak yitirdiğimiz doğrudur. Ama bir halkın ve yine onun mazlum sınıflannın soylu geçmiş ve geleceğini kişiliğinde birleştirmiş olanlann ölümünden ya da yitirilmesinden bahsedilebilir mi? Agit yoldaş, halkımızın parti, cephe ve orduda mutlaka somutlaşacak olan kurtuluş sürecindeki özelliklerini, kavuşulması gereken bilinç ve keskinleşmesi gereken iradesini

varlığında somutlaştırmış ve böylelikle O, temsil ettiği özellikleri partiye ve halka, ulaşılması gereken ölçüler olarak sunabilecek kadar yüksek bir kişiliğe ulaşmıştır. Halkımrzrn ufkuna bir kader gibi giren kölelik yaşamını kendi kişiliğinde parçalamış; devrimci atılımlar içinde yarattığı güçlü, özgür ve çekici kişiliğini, milyonları bağımsızlık,

özgürlük ve sosyalizme çağnya dönüştürmüştür. O, bununla yetinmemiş, bu kişilik ve özellikleri halka mal etmenin büyük savaşrnr vermiş ve bunu önemli oranda başarmıştır. O, uyanmrş, özgürlük bilincine ulaşmrş ve parti, cephe, or-

du silahıyla savaşımln içine çekilmiş Kürdistan halkının ölümsüzlük yürüyü§üniin başında yer almıştır.

Yoldaş olarak, O, yüreğimizde ve bilincimizde sonsuz carılılığıyla taçlarımış; halkrmız ve partimizin başında layık olduğu yere ofurmuştur. Bu kahramanlar kahramanrnrn anrsr önünde büyük bir saygı ve sevgiyle eğiliyor; O'na olan vefa borcumuzu ancak, uğrunda büyük savaş yürüffüğü tiim halkrmrzr bir kurtuluş ordusu içinde örgütleme ve savaştrrma görevini gerçekleştirerek yerine getirebileceğimizi biliyoruz.

Agit yoldaş! Evet, O'nu tanımak ve anlamak gerekir. Agit yoldaş şirin, Agit yoldaş cesur, Agit yoldaş fedakar insan! l7o

Bu can yoldaşı anmak ve aramak gerekir. Hele hele günümüzde, tarihin o utanılası mirasrİ, h6l6 boynunda ve ayağında bir zincir gibi taşıyan

YaŞam tablosu

gözler

halkımızın o katlanılmaz likle ta_ almak' fes alıp

nışmak, O'nun oluş o,nun yoldaşı oırut vermek gibi bir zorunl .. Düşman, O'nu katletmekle Mahsum yoldaştan kurtulduğunu sanıp buna sevinebitir. Ama g"rİ"gin bu olduğuna

kim inanabilir? Agit yoldaşın tüm benliğini katüğı ve bir cisim olmaktan çıkıp içinde eridiğj uluy] direni-ş gerçekliğimiz karşısında, düşman, nasıl rahat olabilir?

Türk

sömürgeci güruhu çok iyi bilmektedir ki, basın-yayın organlannda yaphğı ucuz başan edebiyatı ona biraz nefes,sağlasa da, gerçekte, onun belgelemekten "İrrJl O,k"'.tusunu amamaktadır. Agit yoldaşı katletmekl tiğine kimi, nasıl inandıracak?

Özel

natmlş ell i bin ki ik olr gtictıll şil ;#İ;il},:,H:',T?"T bir grup devrimciyi imha etmesi, nurrl İİ, ,ut"r sayılabilir? Bu sömürgeci ordu yöneticilerine ve devlet yetkililerine han_gi başarı ve şerefi sağlayabilir? Onlar bununla nasıl övünebilirler? Eğer ilerici insanlık tarihinin tanıklığına başvurulursa, elli biİ kişinin bir kişiyi katletmesinin, gerçekten o bir kişinin ;İ ;;. kişiyi teslim alması ya da imha etmesi anlam,na gJİ;; herkes teslim edecektir. Agit yoldaşın katledilişi ,"" u.jrarn getiştirilen

çığl nilgisinin en anlamlı bir biçimde dış ar adrna ancak utanılacak bir durum lerin, ne de burjuv a ordul arın, ; Ş,'ff t'rj;TrŞ dengesizliği ortamında sayaşa girdikleri zafer

J:::li

ve böyle ucoz za-

ferler ilan ettikleri gclrtilmtiştİr. rllrl< Uu4uvazisinin bu

l7l


olayda içine düştüğü alçaklığı, bütün bu sınıflar hiçbir zaman yaşamamıştır.

Bıı "bir" kişi

neyi, elli binlik ordusuyla savaşan karşı

taraf neyi temsil ediyor?

Hangi koşullarda, nasıl karşı karşıya gelmişlerdir? Hangi güç ve olanaklara dayanarak savaşıyorlardı? Bunlar, üzerinde çok iyi düşünülmesi ve cevap verilmesi gereken çetin sorulardır. Düşman, büyük bir hedefi düşürdüğünü iddia ederek, bununla rahatlayabilir. Ama O, bununla, sadece kendi küçüklüğünü kanıtlamakta ve yediği büyük darbeyi itiraf etmektedir. Türk egemenliğinin günümüzdeki en son temsilcileri, gözbebekleri gibi koruduklan besleme ordulanyla, onlar için her saati ölüm ve zillet olan bir savaşın içine nasıl çekildiklerini ve bu savaş içinde gün be gün nasıl tüketildiklerini çok iyi bilmektedirler. İşte zaferin en büyüğü buradadır. Tarihte Kürdistan halkının gerçekleştirdiği birçok ayaklanma " vahşi lerin ayaklanmasıdır" denilerek bastınldı. Ve bu vahşet, modemlik, uygarlık adına meşrulaştırılmak istendi. Acı bir gerçek olarak, bu ayaklanmalar büyük çoğunlukla bastırıldı da. Ama Kürdistan'da Hakilerin, Mazlumların, Hayrilerin, Kemallerin, Mehmetlerin ve onların kanları pahasına yazılan yeni tarihte, buna yer ve imkan yoktur.

Şimdi tarih, bambaşka gerçeklere tanık oluyor. Ve bu gerçekler kendisini düşmana da, dosta da acımasrz bir biçimde dayatıyor. Şimdi ülkemizde tarih, tek tek devrimci önderler ya da bir grup devrimci karşısında orduların yenildiğine tanık oluyor ve bunu ilan ediyor.

Şehitler şehidi Agit'in kişiliğinde dile gelen gerçek nedir? Hak, adalet nerededir? Agit olayı, bu sorulara, hiçbir dönemde olmadığı kadar açık bir biçimde cevap verTnektedir. |72

Bu olayda Agit, milyonluk bir halkın içine sığdığı bir yürek; milyonluk bir ordu ve teknik donanıma sahip düş1al ise elli bin kişiyle bir kişi ve bir gruba ytlneleUilecet

kadar küçülmüş, sefil bir varlıktır. İnr"İlrl. tarihinde bu flir

zaferlere ender rastlanır. Tarihte, mazlumlar ve zalimler

şmiş birçok savaş

u;::"::

ff1,J;ffi,ffİ

s a v aş l ar v e zaf er|er i,: İİTj:ğ' #,f 1il ff i; ".d".d ki, en değerli varlıklarından birini yitirmiş olmasına rağmen, halkımız, Agit yoldaşın şüadetinde kendi direniş tarihini en büyük zaferlerinden birisini yaşamışhr. Bu olay, halkımıza, şahadet mertebesind" .lrğt.ltigtln doruğuna ulaşmayı bir kez düa en dolaysız ve eln güçlü bir

biçimde

göstermiş, bunun çağrısını ulaştırmıştır. Agit yoldaşın direniş destanında açığa çıkarılan gerçekler ve bunun taşıdığı mesajlar, Olitlln Üi, ulrsal kurtuluş sürecimize yansıyacak dev bir kazanımdır.

H alklann dire niş tarihlerinde kahramanlık dönemleri Direniş ve kahramanlık dönemi nedir? Bu dönemler ne zaman ve nasıl ortaya çıkar, nasıl yaşa-

nırlar? Insanlık tarihinin karanlık ve aydınlık dönemleri birbirIerine sıkı sıkıya bağlıdır. Ama insanlık, karanlığı asla normal bir yaşam olarak kabul etmemiş, onunla sürekli savaşmıştr. İşte, karanlık dönemlerin yajandığı, fakat arakasından özgürlük güneşinin ortalığı uyaİnlut,İuya başladığı şafak d_önemlerine, aynr zamanda "kahramanjılc'' dönemi detarihte ve gerekse günümüzde hemen her halk ll...Go:k böylesi dönemlere tanık olmuşİur. l73


ı ezilen ulusların, halkların ve sınrfların yaşamındaki rolleri inkar edilebilir mi?

düzenlerinin orİnsanlığın oluşumunda, kabile ve aşiret belirleyici rol oynatuyu çrtrşİnOa diİeniş ve kahramanlık günümüze dek sürdürebilen iki değer ola.rş,

Toplumlann tarihinde düşkünlük ne kadar derinse, kah-

ramanlığın da o denli büyük olması nesnel bir kanundur. Bu gerçeği en güçlü biçimde izaha kavuşturan ise bilimsel sosyalizmin kendisidir. Daha köleci toplumun, evrimleşmenin ilk basamaklarında bir yunan destanı döneminin

Eğer bir "rtinllğini rak halkların yaşamında sürekli yüceltilmiştir, bırakılmış, özgür halk, uzunca bir dönem karanlık içinde serpilmiştoprağı ve gözüne ölü vuşu*rn, toptan yitirmiş kesiniçin ,", Utlyl"ri Ul, hulk,n dİrenişe kaldırılabilmesi

açılması tesadüf değildir. Daha sonra şiir, edebiyat ve gide-

boşulikle kahramanlara gereksinimi vardrr, Kahramanlık, gösterilen, romanlara, na günümüze dek yüceltilen, saygı

rek ulusal oluşum ve kültüre damgasını vuran bu dönem, günümüze dek uzanan derin bir etki yaratmıştır. Eğer insanlığın oluşumunda Yunan uygarlığının önemli bir yeri olduğu gerçekse, bunda belirleyici rolün tarihin daha o ilk

konu ol şiirlere ve türkülere ilerleme mamen insanlığın zorunlu bir olaydır. Bu olgu uiçi*ı"rd" inkar edilmeye ya da tersyüz edilmeye çalışll_ yola çıkılarak, mış; tarihte yığınların İşlevi gerçeğinden

döneminde ortaya çıkan Yunan kahramanlığına ait olduğu da o kadar gerçektir.

Ama bilimsel

Uunun tınemİ gözardı eJilmet istenmiştir, tezleri, kitle ve bisosyalizmin pratikte doğrulanmış tarih kalsın, ."|İn ,oltinti birbirinin karşıs,nda çıkarmak şurada giderek ve kurtuluşunda ut.in" bireyin, ulusun ve sınrfin be;;;;"" hale gelmesinde önemli ve hatta çoğu zaman taBu, rolleİoynadığını açıkça ortaya koymuştur,

liİleyici mamenbilimselvemücadeleninkaçınılmazbiçimdeortahep arada ya çıkardığı bir durumdur, Ama toplumların, ve uzuşak g"çİl."y" alışmış, yukarı katlara çıkamamış, kara ona etmiş, İuş.u., t"rimleri, bu olguyu sürekli inkar maskeler takarak ve hatta biçuİ-rş, kendilerine bilimsel gözden düşürmeye İlrnr"İ sosyalizme sığınarak bu gerçeği " rac ılık" çalışmışlard r. M acf,

birey

se

l kahramanlık"

v

e

bugün de bu ol"' hatta "bireysel terörizm" suçlamalarıyla ve teslimiyetçiguya saldırılmakta; o iğrenç uzlaşmacılık İiİUOyl""" örtbas edilmeye çalışılmaktadır,

Karl İnsanlık tarihinin en büyük kahramanlarından adına, Marx bile, hem de kendi eseri bilimsel sosyalizm ve tecrit edilmeye çalışılbu ve benzeri iddialar]a mahkum insanlık tarihindeki mlştır. Fakat bu büyük kahramanların

Genel olarak feodal uygarlığın özel olarak ise İslamiyetin doğuşunda da böylesi bir kahramanlık döneminin yaşandığı bilinen bir gerçektir. Islamın kılıcı denilen Hazreti Ali, dört halife ve sahabeler, onun kahramanlık döneminin sembolleridir. Elbette ki bunlar, rastgele ortaya çıkmamış ve "İslamın kılıcı" gibi sıfatları boşuna kazanmamışlardır. Bıı "kılıçların" kendi dönemlerinde yerine getirdikleri ilerici rol, sadece putları kırmakla sınırlı değildir. Onların sayesinde ve önderlik ettikleri mücadelelerle, putların temsil ettiği gerici sınıfsal bağlar da yerle bir edilmiştir. "Zor, doğan her yeni toplumun ebesidir" kanununun bir gereği olarak, daha sonra küçük bir mekan ve yüzyıllara sığmayan ve etkileri günümüze kadar uzanan toplumsal mücadeleler birçok alanda bunlarrn miraslarına dayanarak yürtülmek isteniyor ve savaş meydanlarında halen onların adlan ve kılıçlarından medet umuluyorsa, bu, söz konusu kahramanlık döneminin uygarlığın oluşumunda ne denli köklü bir rol oynadığını ortaya koyar. Burjuvazi de, kendi uygarlığını ortaya çıkardığında, kahramanlığa daha az gereksinme duymadı. Aksine bu dönem, 1,7

|,74

5


oyher alanda küramanlığrn en çok geliştiği ve en fazla rol

Mao! Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal ve enternasyonalist kahraman

!

Emperyalizmin görülmemiş şiddet mekanizmalarrna karşı insanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran, örgütlendiren ve halk ordusu denilen ordulan ortaya çıkaran bu büyük kahramanlann insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür.

edebiyatçılanyla, düşünürleri ve askerleriyle Fransrz Devrimi, görkemli bir kahramanhk dönemine sahiptir, Bu devrimin kılıcı Napolyon'dur, Napolyon eğer halen dan biri olatarihin gelmiş geçmiş

o yakından 5

rak anıİıyorsa, bu, özelliğine

kılıcı olma

i bir dönemdünyanın kaprsrnrn

de değil, insanlrğrn önünde yeni bir gibi açıldığı bir dönemde, bu kapıyı açanlann önünde olma bir rolü oynamrştır.

Evet, uyarlığrn temsilcisi burjuvaziyi iktidara getirmek için bu krlıç çekilmeli ve savaşrlmalıydı,

Ve öyle de oldu. Proleterya devimleri doğduğunda bu gerçek, kendisini bir kez düa ve fakat en anlamlr bir biçimde oltaya koydu, Devrimin kitlevi karakterini teoride ve pratikte kanıtlayan prole-

terya devrimleri, kahramarılığn ve kafuamarılık döneminin unlu*rn, da yine en güçlü bir biçimde ortaya koydu, Bu

devrimlerinkaİıramanlan,elbettekiköleci,feodalvekapitalist uygarlıklardan farklı, kitlelerin direncini ve bilincini temsil eden, onlann çıkarlannr kişiliklerinde sembolleştiren,

dolayısıyla hem kitlelerin kendisi ve hem de onlann çok üsti.inde ve onlan yöneten kişiler olmak zorundaydılar, İşte proletaryanın kahramanları Marx ve Engels! İşte onun teorik, siyasal dahisi Lenin! Ve yine onun pratik ustalarl Stalin, Ho Chi Minh ve 1,76

Giap adı, dünyanın her yanında günümüzün en vahşi emperyalist gücüne karşı, en uzun vadeli savaşlardan birisini yürüten kahraman Vietnam halkının ulusal direnişinin askeri kumandanlığı, teorisyenliği ve sanatkarlığrnın adı olarak bilinmektedir. Bu, ad, sömürge bir ulusun kurtuluş ordusunun yaratıclsrnın tiim özelliklerini tekrar tekrar karşımrza çıkarır. Büyük bir düşün gücü kadar, yürek gücünün de en sanatkarne bir dokunuşunu somutlaştırır. Dünyanın en yoksul halklanndan birinin ordulaşmasının, çok üstün bir düşman gücüne karşı kazanılmrş, mucizevi, ama kesin bir zaferin komutanıdrr Giap. Elbette ki halkların bu kahramanlara ekmek, su kadar gereksinmesi vardır. Evet, kitle ve srnıf temeli zorunlu bir ön koşuldur. Fakat bunu bir mimar, bir mühendis ustalığı ve bir sanatçı incelliğiyle işleyecek yetkin kişiliklere ihtiyaç vardır. Işte bunla1 önderlerdir. Yani vazgeçilmez, mutlaka rolünün sahibi olmasr gereken, "olmazsa olmaz" kuralının gereğini yerine getirecek olan kişiler, kahramanlardır.

Kürdistan'd.a düşkünlük tarihi ve kahramanlığ a g e re ks inme Tarihin ve çağrmızın yadsınamayacak bir gerçeği olan bu olgu karşısrnda, çağın en eski, fakat unutulan halkı ile ülkesi kürdistan'da durum nedir? Kürdistan'da düşkünlük tarihi nasıl anlaşrlmalr ve kahramanlığa gereksinme nasrl kavranmalıdır? |77


Yaratılan düşkün tip, her konuda olduğu gibi, tarihimizi de çarpıtmakta; günümüzde kahramanlığa duyulan gerek-

sinmeyi "anarşizm, maceracılık" biçiminde nitelendirmektedir. Bu inkarcı ve düşkün tipin çizdiği utanç srnrrlarından drşarıya çıkrp, tarih biraz insanca yorumlanmaya çalışıldığında, bir yanda düşkünlük tarihinin en acımaslzı, öte yanda kahramanlığa sürekli çağrıların yapıldığı bir Kürdistan tablosuyla karşılaşılır. Hiçbir şey kendini yanıltmak kadar tehlikeli değildir, Bu nedenle, gerçeklere doğru ve cesurca bakmasını bilmek gerekir. Kürdistan'da tarih, çok çeşitli nedenlerden ötürü baş aşağıya gidişin, düşkiinlüğün ve zifiri bir karanlıbir ğın tarihidir. Ama bu denli kendine özgü ve olumsuz

gerçekliği de dile getirse, bu yine de bir tarihtir. Evet, Kürt halkı da insan soyunun bir parçasını oluşturmaktadır. Ama yaşadığı gerçekliğin çağrmızla bir ilişkisinin olmadığı açrktır. Halkımızrn dili, çağımızın diliyle ve

telafuzuyla uygunluk arzetmiyor. Düşünsel, ekonomik, toplumsal ve kültürel gücü, çağla aynı doğrultuda seyretmiyor. Çoğu ilerici geçinenleri, onun da ötesinde ilerici ve gericisiyle tüm düşünenleri onu tanrmlamaya yanaşmlyor veya tanrmlayamryor. Peki çağ bu halka nasıl bakıyor? Gerçekliği bu denli acrmasrz da olsa ve yine böylesine de yaşasa, eğer bu halk ve ülkesi varsa, onun ulus olma, baisteniyor, ğımsrz ve özgür yaşama hakkı kabul edilmek imkanlasunulan ve derecesi Desteğin destekleniyor mu? ve onun halka bu rrn durumu nedir? Evet, bütün bunlar, düşünen beyinlerine acr veren sorulardır. Bugün halkrmızrn başrna oturtulmuş olan güç, günümü-

zün Roması ve Neron'un desteği ile ülkemizi gerçek bir zindana çevirmiş, yaşamı dayanılmaz hale getirmiştir, Tarihin tüm despotik özeliklerini kişiliklerinde somutlaştıran faşist generaller, emperyalizmin ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel katkılan ile sistem içindeki yerlerini pekiştirirl78

ken, halkımıza karşı ortaçağdan kalma tüm yöntemleri ayaklandırmış bulunmaktadırlar. Bir yandan köy koruculan adlı Hamidiye Alaylan'nı, öte yandan özel birlikleri, komandolarr, çelik yeleklileri ve helikopterleriyle kontralannı, çakal sürüleri gibi halkın üzerine saldırtmakta; emperyalizmle el ele sistematik bir baskı mekanizmasr uygulayarak, halkın ulusal kurtuluş hareketini ve varlığını yok etmeye çalışmaktadırlar. Peki bütiin bunlar karşısrnda "halkın dostları" ne yapmaktadırlar? Acı da olsa bir gerçektir ki, bu halkın dostları, onun varlığını ve mücadelesini kabul etmekte bile zorluk çekmektedirler. Bu durum karşısında yapılması gereken nedir? Böyle bir halkın neye gereksinmesi vardır? Elbette ki inkarcı, düz, düşkün, karanhğı onaylayan, kafa ve zift bağlamış yüreğin buna vereceği cevabı yoktur ve olamaz da. Çünkü o, atamızda insan gibi dolaşsa da, çağdaş insanla hiçbir ilişkisi olmayan bir taslaktır. Yine kılıkkıyafetini ne kadar modernize etmiş olursa olsun o, ortaçağ

karanlığının da ötesinde bir karanlığl yaşayan en lanetli tiptir.

Böylelei,

"

kahramanl ı ğa

ge re ks

inme

v

ardır"

deni|-

diğinde, "maceracılık, provokasyon, ajanlık" diye cinnet geçiren yarasalardrr. Evet, bunlar, gerçekten de karanlıkta yaşamayl, bunu bir yaşam olarak kabul etmeye çahşmışlardır; çıkarlarına ve tabiatlanna uygun düşen budur ve dolayısıyla aydınlıktan ölesiye korkmaktadırlar. Ama bizim buna cevabımız kesindir! Böylesine düşürülmüş olan bir halkrn, küramanlara, su ve hava kadar gereksinmesi vardrr. Kürdistan halkı, tarihi-

nin hiçbir döneminde, şimdi olduğu kadar buna ihtiyaç duymadı. Bu, son derece anlaşılır bir şeydir. Çünkü, Kürdistan halkı, tarihinde hiçbir zaman bu kadar düşürülmemiştir.

Evet, o tarihte de kahramanlara ihtiyaç duymuş ve daha ilk dönemlerden başlayarak Rüstemler ve Behramlar gibi l79


birçok kahramanlar yaratmıştır. Dehak'ın kafasını parçalayan Kawa destanı boşuna yazılmamıştır. Tarihimizde benzer ömekler çoktur. Ama yine de diyoruz ki, özellikle

bu dönem kahramanca olmalıdır. Yaşanılan dönem, düşkünlüğün ve karanlığın en çok yoğunlaştırıldığı bir dönemdir. Böyle dönemler ancak kahra-

manca direnişlerle aşılabilir. Objektif durumu böylesine tahrip edilmiş ve çarpıtılmış bir ulusal ve toplumsal gerçeklik ortamrnda değil inkarcı, uşak ve uydu tiplerle, vasat bir devrimcilikle bile sorunlann üstesinden gelinemez. İnsanlmız alabildiğine düşürülmüş, kültür, sanat vb. tüm alanlarda alabildiğine küçültülmüştür. Birçok yetenekleri

kötürümleştirilmiştir; kör, sağır ve dilsiz hale getirilmek için elden gelen her şey yapılmıştır. İşte Kürdistan'da öncünün büyüklüğüne bu nedenle ihtiyaç vardrr. Bu, herhangi

bir ihtiyaç değil, bir halkın yaşamnı belirleyen, "olmazsa

olmaz" şartını tanıyan bir zorunluluktur. Toplumun yaşadığı mııazzam kargaşa ve zifiri karanlık, onu aşmak görevi ile ortaya çıkanların büyümelerini, yetkinleşmelerini zorunlu kılıyor. Bu görev, silik, günübirlikçi, çağın ötesine ulaşamayan tiple başanlamaz. Çağın ülkemiz ve halkımız hakkında verdiği haksız hükmü, uşak, kendisini şu veya bu gücün çıkarlanna en ucuz biçimde adapte eden, basit güncel çıkarlan uğruna kölelik statülerini meşrulaştıran, kurtuluşun ağır ve köklü çözüm bekleyen sorunlarrna ufak bir propaganda ile karşılık vermeyi yeterli gören tiple aşılamaz. Bu tip, gerçekten her türlü çrkmazımrzrn temel nedenlerinden biridir ve sefil varlığı ile çıkarlarını kurtarmak uğruna tarihi tersyüz göstermekten çekinmez. Salt inkarcılrkla yetinmeyen, sözde inkarcılığı kabul etmeyen, ama köklü çözümlere ulaşmayı engelleyen, yani deyim yerinde ise amaliyatla iyileşecek bir hastaya aspirin öneren bir başka düşkün tip vardır ki, bu aslında en tehlikeli tiptir. En şirret, en iğrenç ve en aşağılık yaratıklardır 180

t

böyleleri. Bu tipten Kürdistan'da bolca vardır. İnsan ve siyasetçi ve hatta yurtsever ve devrimci kisvesi altında toplumda arz-ı endam etmektedirler. Fakat bunlann, toplumun

gözeneklerini ve halkın kurtuluş yolunu tıkayan zift gibi birer yaratık olduklan artık açığa çıkmıştır. Peki bu olumsuz ulusal ve toplumsal gerçekliğimize rağmen, nasıl oluyor da bu topraklarda hem de eşine ender rastlanan büyüklükler yaratılabiliyor?

Mazlumlar, Kemaller, Hayriler, Ferhatlar, Mehmetler ve Agitler doğabiliyor? Evet, bu başkalanna anlaşılmaz gibi de gelse, ulusumuz ve halkımızın içinde bulunduğu koşulların kaçınılmaz bir sonucudur. Bir nebze bile olsa özgür gelişme imkanına sahip olmayan bu topraklarda kendiliğinden gelişmeye olanak yoktur. O halde, öncünün sınırsız büyümesi bir zorunluluk, yaşamın bir kanunudur. Öncünün ölçülerinin gelişkinlik düzeyini belirleyen de budur. Toplumun ideolojik, kültiirel, siyasal, ekonomik ve askeri tüm oluşum ve gelişimlerinin inkar edilip baskı altına alınmasr, öncünün çok yönlü ve ileri düzeydeki gelişimine ihtiyaç göstermektedir.

Hiçbir sorunu çözümlenmemiş olan bu toplumda, o gerçek bir çözüm gücü olmak zorundadır. Kürdistan'da kişiliğin ve öncünün büyümesi, tamamen bu zorunluluktan yola çıkan ve halkm kurtuluş davasrnırı ihtiyaçlanndan onun öz çıkarlanndan kaynaklanan bir ideoloji ve siyasetin ürünüdür. Yaşayanlan ve şehit olanlan ile ülkemizde abideleşen büyük önderlerin ortaya çıkışı, elbette ki tesadüf değildir. Objelctif gerçekliğin acımasızlığı, kopkoyu inkarcılık, gericilik ve çağırı bu halk ve ülkesi hakkmdaki kabul edilemez hiikmilnü aşmak, böyle yaşamak ve çağdaş diinyada onurlu bir yer edinmek isteniyorsa, kesinlikle doğru devrimci bir ideolojik ve politik çizğve bu çizginin gereklerini kişiliğnde somutlaştırmş büyfü öncülere gereksinme vardır. Yani, bunun için çağn ötesine ulaşabilen, ona söz geçirebilen öncüler gerekir.


Bu, çağın inkan değildir. Ama onun hakh davaya katkılarını sağlamak, Kürdistan koşullarında ancak böylesi bir gelişme yaratmakla mümkün olabilir. Kahramanlık dönemlerinin, toplumlann tarihinde mucizevi ya da kutsal dönemler olarak adlandırıldıklarrnr ve anıldrklarını söyledik. Bu dönemler, halklarrn sinesinde yüzyıllar boyu bayramlar ve kutsal anma günleri olarak yaşatılır; çözümsüzlükleri çoğu kez bu dönemlerden ilham alınarak aşılmaya çalışılır. Elbette ki bu, nedensiz ya da anlamsrz değildir. Bu dönemler, halklann yaşamında son derece kritik noktalann ve dönemeçlerin mucizevi başarılar yaratılarak aşılmasını dile getirir ve sembolize ederler. Burada yaratılan büyüklüğün ölçütü, elbette ki ölüp, ölmeme de değildir. Halkımız tarihte birçok kez öldürülmüş ve öldürmüştür. Şüphesiz ki bunlann bir anlamı vardrr. Ama eğer sorun,

ülke ve halk üzerindeki ölümcül hükmün, çok ilerisinde perspektiflerle, öz çıkarlar ve öz güç temelinde yerle bir edilmesi, bunun da tamamen zayıf bir temele dayanarak, dört taraftan kuşatılmışhk parçalanarak ve bütünüyle halkın devrimci iradesinden, kendi öz bilinci, çabası, fedakarlığı ve cesaretinden yola çıkrlarak gerçekleştirilmesi ve burada büyüklüğün ölçütünün değişik olduğu ise, o zaman esas meselenin bütün bunları başarabilecek kapasiteye ulaşmak olduğu açıktır. Evet, diğer ülkelerde büyük küramanlrk dönemleri ve büyük önderlerin yaratıldığını söyledik. Ama Kürdistan'da yaratılan kahramanlık dönemi ve büyük öncüler gerçeği, bütün bunlan aşan bir özellik sergilemektedir. Bununla biz, kendini abartma ya da başka halklann ve insanlığın kazanrmlanna saygısızlrk etme gibi bir duruma düşmediğimizi çok iyi biliyoruz. Tersine, yaratılan bunca gelişme, onlara duyulan bağlılığın en açık ifadesidir. Öyleyse bizim, onun|82

la nasıl yaman bir gerçekliği dile getirmek istediğimiz iyi görülmeli, iyi kavranmalıdır. Tarihin ve çağın kendisi hakkındaki hükmü böylesine acımasız olan bir toplumda, dirilmek için büyük kahramanlar gerektiği açıktır. Başka halk]ann böylesi kahramanlar ve büyük direnişler yaratmak için dayandıkları çeşitli miraslar vardrr. Rus devrimciliği, büyük bir kültüre, azçok güçlü bir sınıfa ve sosyalist harekete, yine uluslararasr devrimci hareketin büyük desteğine dayanmrştır. Vietnam direnişçiliği, köklü ve uzun bir mücadele deneyimine sahip bir yurtseverliği miras almrş, 3. Enternasyonal'in büyük desteğini her zaman arkasında görmüştür.

Peki ya Kürdistan'da devrimciler, hangi gelişmiş kültüre, hangi direnmeci tarihe ve hangi uluslararası desteğe da-

yarımaktadır?

Halkların direnişlerinin böylesi temelleri olduğu, Kürdistan'da ise direnişin en görkemlilerinin bile gerçekte belli bir mirastan yoksun olarak yaratıldığı bilinmeden, bu topraklarda boy veren direnişçiliğin büyüklüğünü anlamak mümkün değildir. Kürdistan'da yaratılan ve yaratrlacak olan her devrimci kazanım, büyük yoksunluklar, ihanetler, görülmemiş bir vüşet, inkar, dostluk perdesi altrnda dayatılan uzlaşma ve teslimiyet ortamında, bütün bunlarla boğuşa boğuşa, büyük bir kan ve can bedeli olarak yaratılmaktadır; ve ancak böyle yaratılabilir. Yine Kürdistan halkının çağdaş insanlığm saflarrna uzanan büyük yürüyüşü de ancak böyle tamamlanabilir. Şüphe yok ki, tarihi rollere soyunmuş bir kişi ye onun hareketinin özelliklerini belirleyen şey, içinde yaşadığı olağanüstti dönemin dayatıcı olan koşullan ve ihtiyaçlandır. Inkarcr, silik ve düşkün kafa, boşuna gerçeklerimizi çarprtmamalr, bizi h6l6 "direnir ve kurşun sıkarsak hepimizin imha edil e c e ğ ine" inandırmaya çalışmamalıdır. Sanki katliamrn en alçakçası yaşanmıyormuş gibi gerçekleri tersyüz l83


eyleminin dolaysız sonucu olan ve ifadesini onun direniş kahramanlığında bulan özelliklerdir. PKK'de yaşanan ve yaşanacak olan özgürlük de biricik tanım ve anlamını buradan almaktadır.

tığınd ğımsı halkı

tipin, artık baolan Kürdistan meyeceğini bil-

muştur.

anmış öncülerimiz yüceltmekte, dizmektedir. En sevdiği varlıklara adlannı vererek, bunu, onlan yaşamanm ve yaşatmanın ve yate; gö ortay

elirtir

k yük"in\|e,biz lendiğimiz söylenebilir mi? O kafanın deyimi san iradesine sonsuz rol atfeden idealistler ya da subjekti,

miyiz? ralını halkımız bir hareket old

vazgeçilmez ku-

vistler"

şletmeye çahşan

Bütün zorluklailerlera ve yoksunluklara rağmen, halkımızın zafere doğru

tilentarihi,hareketimizinböylebirhareketolduğunu'aynı zamanda doğruluğunu ve haklıhğını herkese kanıtlamıştır,

PKK'de yaşanan özgürlük çağın ötesİne uıanınak

ve

PKK, Kürdistan halkını çağdaş halklar dünyasına

ulaş-

tırma mücadelesinde karşımıza çıkan ve bu mücadeleye damgasını vuran bir olgudur.

PKK'nin oluşumunda dile gelen özellikler, onun tarihsel

184

PKK'de özgürlük sorununu doğru kavramak, bu noktada hafiflik, yüzeysellik ve tanınmazlıktan uzak durmak gerekir. Eğer bu yeterince sağlanmazsa, ne çağın bizi kavra-

masr ve ne de bizzat Kürdistan'da yaşanan gerçekliğin kavranılması mümkün olabilir. Bugün PKK'de bir destan yaşanmaktadır. Ama ilericisi ve gericisiyle çağ halen sayfalarında Kürdistan halkına yer verTnemekte, bağımsız ve özgir iradesini temsil etmek bu halka çok görülmekte, siyasal bir güç haline gelmesinin henüz erken olduğu söylenmektedir. Gericilik halkımıza ölüm uykusunu, kör, sağır ve dilsiz olmayı dayatırken, ilerici geçinenler ise halen halkımızın böyle bir sorunu olduğunu kabul edip etmediklerini bile ortaya koymamaktadırlar. Elbette ki özgürlüğü konusunda esas kararı verecek olan, bir halkın kendisidir. Ama dış koşullann ve özellikle sosyalist sitemin bu konudaki rolü küçümsenemez. Bu rolün şu ya da bu biçimde oynanmasr o halkın kurtuluş sürecini belirleyemezse de, bu sürecin uzun ya da kısa, zor ya da nispeten rahat şekillenmesinde önemli etkilerde bulunablir. Fakat bu böyledir diye, hiçbir gerçek devrimci güç, kendi özgürlüğünü ve halkın özgür iradesini ortaya koymaktan geri duramaz. Bu, çağın ölçülerinin ilerisine uzansa da böyle olmak zorundadır. Açık ki hiçbir şey düşkünlük kadar kötti değildir, nasıl ki hiçbir şey özgürlük kadar değerli değilse, o halde içinde bulunulan iç ve dış koşullar ne olursa olsun, mademki insan soyunun bir parçası da Kürdistan halkı olarak adlandırılmaktadır, o zaman bu halkın da özgür iradesini bir emir olarak ilan etmesi önlenemez. l85


Bu r,ılgu. PKK'ııin cn tcmel gcı,çeklerinden biridır, O.

halkıı,ı,ıızııı bu eı-ı-ıriı,ıi hayata geçirccek kalıraınanl ığa olaıı ilıtiyacın biı, ürünü olaı,ak doğmuştur. Biı, başka deyişle. PKK btı ilıtivacın kendisi. oııa verilıııiş olaı-ı cevabın en anlamlısıdır. Böylcsi koşullarda ve bi)ylesi bir rol [e ortaya çıkan PKK'nin bu roIiinü yeriıre getirırıesi için. iizellikle baş-

langıçta cn değcı-li kadrolıtrının şalrsıırda vaı,lığını oı,taya koyır-ıak dışıırda l,ıiç[,ıir

şınsı yoktu. Şu gerçck asla görn-ıez-

likteıı gclineııez: r,arıIaıı aşamada l-ıiçbir kiınse. biliı,ıcin ve pfatiğin cn soylı_ısuııu scrgilemedeı-ı kahrıımanlık sıfııtına ı-ılaşaınaz. Dolayısıyla i,ıiliı-ıcin vc pratiğiı,ı gereğini görıı,ıezliktcıı gelıı-ıc şurada kalsın, PKK çiz_uisi ile, n-ıilyonlaı,ın iı,adcsini tenısil etn-ıcl,i. kendisine devrin,ıciyiın dil,en lrerkcse [-ıir varlık ııcdeni olarak dayatnıışt!ı,. Kahrıııı-ıaı,ılığıı,ı gerçck tanıünt da burada yatnıaktadıf,

Kahı,aıı,ııı-ı. iradcsi n i peki ştireıneycn. örgiitleı-ıemeycıı ve ıleriye dt,ığru alılıın yapırnıayan ınilyonlara yol gösteı-eıı ve onu lıedcf'e ulaştırandır. Diişüncesiııde. iı,adesinde ve eyleı-ırincle oıılaı,ın lıııyati çıkarlarını sonıutlaştırandır. Tarihlc önc|iye att'edilcn rol boşuna değildiı. Bu özclliklc enıpcryaIizı,ı,ı çağında salt siyasal ve askeri vasl'ıyla de-

ğil, kiilttirel yozIaşınayla da iradcsi parçalaııan kitlelerin aı,ıcak çok _güçlii bir öııcii ile bun]ara karşı koyabilme gibi hayati [,ıir gereksinınesini orttrya koymaktadır. Kürdistan'da L-ıu çok daha deıiıı bir anlama sahiplir. Karanlığın vc düşkiinliiğün alabildiğine yaygınlaştırıldığı bir ülkede ön-

cü, lıeı,haııgi biı, ülkedekincten çok daha y|iksek niteliklere sahip olınak ve çok dalıa kahraı-ııancır b,ir yaşamı sergile nıek zorundadıı,. Bu. Kürdistan dcvriminin doğasınıı,ı bir iirünii ve onun cn ayırtcdici özelliğidir. Bu özelliği doğuı,an. kürdistaıı tıtrihinin kendisidir. o halde, [ıu noktada son derece gerçekçi r,ılmak ve bu gerçcklere uyguır olarak düözgürşünüp karar vernıekten başka bir çare yoktur. PKK, ltiğii böyle anlan,ıakta ve biiyle yaşımaktadır. PKK'yi anlalE6

üıııtk isteveı1 hcr gtiç ve kişi. bu gerçeği doğrı_ı ve deıiııIiği-

ııe

ka v

ı,aıı,ııık zorı"ıı,ıdac,l

ı

r.

PKK'niıı özgürlüğc kıızandırdığı bu

tııı-ıııı-ıı

ile gcı,çekte

t,ıı-ıı-ıı-ı y,oüı-ıırlaşırıış ve en doğru Ianüüılııııü da ulaşı|ıııış cı[n,ıaktadır. Başka güçlcr bunu teı,si bir biçimde göstern,ıek

için az ça[ıa sarl etmcdilcı,. Onlııı,. PKK'yi " iraılccilikle" " " ,qe ııç,lik irlealizıniı:lc" ve giderck ıııacı,rocılıklrı" suçlaciı|ır ve ob.iektif duruıı-ııı |ıesa[,ıa katıı-ıadığıı-ıı iddiıı cttiler. Fakat PKK _eerçekliğinc dürüstçc ),ııklaşıtı-ılaı, icin bıı iddialaı,ıı-ı ııe değeri o]abilir'] Onıııı tıtrafsız bir gözIeıııi bile, PKK'nin objektif koşullıırıır esiri olınamııyı. insaı-ııı,ı yücelınesiııcleki en iist sınıı,ı ve vazgcçilır-ıcz dcvı,iırıci du^ğerlcri teııısil ettiğiıri orttıya ktıyır. PKK. l-ıalkııııızın tarihiııi ilcrlelıııe. ontı dircnişe kııldırn-ıa ı,e dtiniiştinıe uğratnııtda vazgeçilıı-ıez bir anlama sahipıir. Oı-ııın, tılağaı-ı ölçülcrle anlaşılnrası giiç olan aIıııtcıı11 iyi anla-

.

ınak gcrekir. Eğer o, birçok şeyi alı|ist cdiyor vc çağııı dayaltığı statiikoyu [,ıile z-orltıycıı,sa, btıııı-ıı-ı ı-ıedeııiı-ıi bir halkın özgürlük problen-ıIcrinde ıı,aı-ııak geı,ckir. Nasıl ki devı,in-ıiı-ı dcığasını bclirleyeıı. onu kuşatan otltttıı ve şaıllıır ise devriırıin iir_sütünii, bu öı,güttin savarsıııa [aı,zıtıt ve öııc|isüniin nasıl diı-eııırıcsi gerektiğini ortaya koyan da yine () Avnı kantındııı,. Geriye lıunıın gcreğini yeı,iı-ıe _p,eti|rııekten bıışka bir şey kalı-ı,ıaı-ııaktadır. Biraz düşiiııen biı, kııth ve aclalelli biı, vicdan. gerçeğııı böyle cılduğunrı tesliıı,ı etıııekte güçl|i çeknıez. Biz böyleleı-iniır siiz.e değil, bu diı,enişiır kenclisine, onuı,ı şehit kal,ıranıanları na bakarak karar vern,ıelerini. cğer yaı,ıı l nı ışlarsa [ıunu

d

üz-eltıneleri ni istiyoı,ıız.. B irçok hatan ıı-ı, yetnıezliği n ve

donanııı-ı sızl ığın. başkalarıı-ı ı n gerçekl iği n-ıizi doğru tan ı ınala-

rını gtiçleştirdiği söylenebiIiı belki. ama bıı. yine de çok iyi anlaşılnıak zorunda olan bir gerçekliktir. Adeta mezaıdırn kalkan ceset hılindeki [,ıir varlıktaıı sağlıklı yürümesi istenilebilir n,ıi'? Silahı ilk deliı sıkaıı el^ l,ıedefi cınikideı-ı vurabiliı, mi? Elbelte ki bttşlangıçta eksiklikleı,. hata l87


vc yctıIezliklcr en yoğun bir biçimde yaşalıacaktı. Ve olaı-ı da oydıı. Bıı kadaı, altüst olı-ıııış bir zeı,ı-ıinde ıneleklere öz_gü bir örgü1 ve mücade]e ı-ıasıl ınümküıı c,ılabilirdi'J

-

Yiiz1,"ıllardan [,ıeridiı, Lıu ha|k. diişiincedeıı kiiltüı.e kadaı alanda görlilıı,ıemiş bir biçimde zehirlenııriyoı- mrı'i

l-ıer

Yiı-ıc _9ünüı-ııiizdc eır azgııı giiçleı,iıı baskısını. zehiriı-ıi i

l

i

k

leı,iı,ıde

Doğada ve topltıı-ı-ıdtı böylesi bir _eelişıı-ıeyi kanıt_layan ktiçtik bir örııe k bile göstetilebilir mı? O halde, PKK'ye tıöy|e bir nıaııtıkla saldırmanın anlamı

tıir doğıış

ııed ir'?

tı:

Onun hakkında. vaı, cılan soıntıt gerçekliğin çözüınlenn-ıcsi ışığında l-ıüküıı-ı vcrı-ııek t2ınıı-ı-ıını dtığrı-ı yapınak ve dalıa sonraki gelişiıııini de yine bu biçimde ele almak. izah etınek _ueı,ekir.

PKK-E R N K-H RK oluşıımıında kahramanlık öğe sinin y eri PKK'nin tanImı için, bu olguya dan,ıgasını vuraı,ı

biı,

kahran,ıanca bir doğuşu ve dönenıi kahran,ıaııca dircrıişlerle

dolu kılmayı emı,ediyor. "Btıııs,tız ilerici insanlığcı köprıi ktırcıınozsıııız. lııı köpr|iden gecenıezsiniz" diyor. Iştc günümlizc kadaı, öncLinün öfkesi, kızgınlığı, bilinci, acIsı ve sevinci: kısaca iı-ısan soyunun tüm belirtiIeriyle yaşadığı ve biitünüy]e halkııı yaşanlInın bir özeti o1aıı gerçeklik budur. Bu gerçeklere gözlerini kapayanlar. h6lA. hata ve yctmezlikleriı,ııizi afl'edilmez suçlar eibi _uörmek ve göstermekte ısrar ediyorlar Ama bun]ar, halkın kendisini hata ve yetmezliklerle dolu bir yaşam içinde olduğunu. onuıı sadık yansıması olan bir harcketin bunlardan kaçınılmaz biçimde l lilJ

ııasıl

ink ar edet,ıi

l

i

rler?

ıı-ı ı_ı'/

PKK'yi r,ıııı_ııı

gerçek

I i

ğ

_uiiçlü r,e sıığlaın

ı,ıası | |-ıck]enebi l ir']

aıı a ınak. hatta ya rgı laıı,ıak isteycııleı- aclil ııiı-ııahata vc yetmezliklerini değeı,lendiı.irken objektii i

|

n öı-ıc

ı-ı-ı l

l

i etk

i

s

i

ıı

i _görme

l i

d

i

ı,ler.

zcmiı,ıin tılrıııısuzltıklıtı,ı. ],ıata ve yetıııezliklerin varlığı bir _qeı,çcktiı,. Anıa lıiitün [ıuıılara rağı-ıren. PKK'ııin getçe kleştirdiii diı,enişin kahı,aıı-ıaı-ıca olcluğu da bir o kadar _eerçcktir. Kcıı,kıınç acılar ve yoksııı-ıluklar ortan-ı ında yaı,atı aıı [-ıtı kal-ıraınan l ık kaı,şı sında, bi ı.çok yiiniiy le son dcı,cce ııreşı-ıı da olan l-ıata ve 1,etıı,ıezliklerin sözü ccli_ lebi l i r nıi'] PK K-ERNK- l {RK ol uşu ı-ı-ıtı ı-ı ııı-ı kalıraııııııı l ı k özelliği. [ıir yaşaıı,ı biçinıiııi dile getiı,nıekte ve bir ciijııcıı-ıi adlaı-ıdıı,n-ıaktadır. Bu olusı_ıı-ı-ıa katılaı-ılar. verdikIeri kaı.aı.ıı-ı soylıılııİıı kadaı,ııcıınasızlığını da her _uüı-ı. hcr saat iliklerinde dtıyıııaktad ı rlar. B ıı. PKK-ERN K-HRK ol uşu n-ı uııtın, lıiçbiı, üaı,ı ı ır-ı r,e dcğerleııdi rmeye,r,er bırakn-ıayacak kadaıE,vcl, ob.jekt

i

]

_eerçek gizlidir. I)KK, sadece kendi tarihinin değil. halkııı,ıızın direııiş tarilıiııin de vazgeçilınez bir öğesi olan kahranıanlığııı kendisidir. Onu çevreleyen tarihi ve giincel koşullar, Ktirdistan'da insanca ve çağdaş ölçülerde yaşaı-ı-ıak isteyenlere

etki leneceği ı,ıi

dııvıntıyor

O l,ıaidc. btiylcsi biı, gcı,ceklikten çok

yalın gcrçekliiidiı.

Çağdaş l,ıeı, l,ıalkıır savaşıınıı-ıda cılcluğu gibi, Kürdistııı-ı l-ıaIkıı-ıııı da kendi savaşıı-ı-ıında PKK-ERNK,t{RK olıısu-

ınuyla elde ettiği tiçlü silalı ona çok _uörüln-ıcıı-ıe]i, bıınca olumsuzIuğa karşı ancak böylesi silııhlarla savaşabileceği tes]im edi]melidir. Yanlış ınlaşıln,ıaktaıı ya da kendini tan-ı

anaıı çeşitl i yakl ası ın arı ıı bir kez dalıa gözdcı-ı geçiri ln-ıesi, yine eksikliklcı.in _giderilıııesı^ biiyük biı,alçakgöı-ıtilliilükle bu olusuma sans tanını-ırası isteırebilir. Bu _uüce daha yücc yaklası]ması ve dırvraı-ıılınzısı çağrısıı,ıda bulunu labi]iı,. B iz buı-ıları söylerken lırıı-ıu bir kiiçüklLik değil. ıksiı,ıe biiyiikliiğün ve eelişıııeyc olaı-ı soı-ısuz iı-ıaııcıı-ı bir gcrcği tıIarak giırıı,ıekleyiz. Aı-ı-ıa form

ti l

e edeı-ı-ıeıı,ıekten

ka1, ı-ıakl

l

ii9


E

"lııı ,silolılrırı kııllanıııtıı,ııı,lıııııltır lehlikeli ,ıilcılıltınlır, rukli lıcııı'i- ,14clıneıni;ıiı"' clireıılcı,c lııık etliği t:eza_\ ı vL.I.L.-

I,ııı,e

ıı-ıeıııez-lik edeı-ı-ıeyiz. Bıı iüreı-ıç çtığrı r,e taleplcı, kiıı,ıdeı-ı geliı,sc _ıelsiıı tıı-ılarıı veı,eeeğin-ıiı ce\,ıp lııı kacliıı.aeık vc kesiıı olacııktıı-. ÇaEıı-ırız d[iı-ıyasıı,ıda [ııı silal-ılaı,. [,ıiı.az c..ığ daş [,ıiliııcc ıılarsıı-ııs. ııaıı-ıııslı-ı lıcr biıc_r in. r,ınu sı_ı r,e |ıırvı

kadar il,ıtiyııcı tılan lııılkıııa ıııııtlııka ıtı!ııağrııı etıııL-si vc

lcceğc

n-ı

_gc-

iı-ııs olıırak bırakıııası !cı,ekc!1 vıtzgeçi lı-ııez si Iah-

lıtrdır. Evet. bu silahların güniiı-ı-ıiizdc l-ıalkıırrızın eliııc. ijı-s ve çckiç ııltıııda döviiln-ıiiş kadııı- sağliıır-ı vc ıırükcı,ı-ıı,ı-ıcl lıiı-

[ıİçiıııde vcri]n,ıcsi beIki

ı-ı-ıiin-ıkiiı-,ı oiırı-ı-ıırıı-ııstır.

Aııııı

bu

iıraç|iıı, heııiiz yclkin cieğil vc tiıvclıı iyi döı,iilıneıı-ıiştiı. cliyc. t,ııı[ıtı,ıı,ı bıil,ük ıtı-ılaı,ıılııı,ıııı çıtt,[)ıtııııt ua1'letiı,ıe düsü|el,ıiliııııi'] Bıı ııoktada _uercekteıı ııınıı_ısIı-ı r,c rıııtıı,Iu cılı-ııak gcı.e kiı,. tsırakalıı-ı-ı cl[inyaıııı-ı cliğcr hıılklaı,ıııı. sadece-fiiı.k ııIusıtl kurlulıış haı,cketinc bakılclığıııcla l-ıilc bıı silaIılarıı-ı ıııısıl

olıışlı-ırtılıı;ı. ı,ıasıl yoğrın biı,ça[ıııyla kııllaı,ııldığı giirliln-ıckledir. Güııiiıı-ıüz Dehak'ıııııı yiııc [-ııı silııl-ılııı,ı heı-g|iı,ı l-ııılkıııııza kaı-şı ı,ıasıl kulIandığı l,,ıiliıınıekıcdiı,. O halcle btı geıçekIcr kaı,şısıı-ıdıı ]ıeı,ke s keııclini [ıir kcz da|ııı _uözcleı-ı gcçiı-ıııeli vc karıırıı-ıı oııa gijı,e vcı-ıırelidiı,. Bı.ı izah ve çağrıla|,, 1,aı-ııluılııı, ic-iııcic yiizen if]ah olıııaz-

d ı şındıtk i çevı,elerc _uerçck lcı,i [ıi ı, kez claha ıtn l iıtı-ııak içindir. Yoksa bııradan PKK-EltNK-l IRK siIahlarıı,ııı-ı ıriiçsiizlüğii soııLıcu çıkn-ıaz_. Böyle bir değeı,leııdirme tıüyiik bir gaflc1 olur. Başta TC cılmak iizeı,c, bıı silalılıırın giici-inii içiııe siı-ıdirıııck isteıı-ıeyen biı-çok uüc. şehilleı,iır kaıılarıylıı kııı-ııtlıııııı-ıış olıı,ı bu olgı-ı kıtı,sısıı-ıda çok zoı.drırı_ııı-ılaı-a

laı,

düşn-ıckıeı,ı kurlıı aınan-ıaktadıı,. ŞeIı i t dii şen kahra ıı,ıan l ıtrı ı,ı,ı ı z brı |

iic

s i l al-ı

ı.

",f(/.çr/.!1/?

/'K^' a'RN^'-HRK" slogaıı ı ı-ı ı Ki,i ı,cli stıııı dağl arına kaı-ı ııı.ıyIa yaznıışlardır. Kaırla yıızıIan şeylerin giicii vc cieğcı,i koı,ıusLında ta|.tışI

ı-ı-ıa |9()

olıtı,ı-ıaz.

Hclc ı,aşıııı-ııı-ı tcıı-ı-ırıı,cukları hııliı-ıclc r,ılaırlarıı-ı kaı-ılaı,ıyla _ı ızdıkları dcğerlc,r çc,ık soylııdııı,. Böylcsi biı 1,ticeliği bağııııda gcliştiı,cıı [ıir lıareket kııtsaIdır. Vc PKK iIe oııuıı diı,eıı

ı

ş taı,i l-ıiııdc geı,çckleşen bütlin

ü},

le btıd tır.

toprağa l-ıenüz ycni scrpilcliği [ıir döı,ıenıde. yüı,cğindc PKK aıeşi1,Ie şelıit diişen ilk ka]ıı,aınıınltırııı-ıızııı destııı-ıı tiiıı-ı Kiirclistiııı'da bir sevda biçiıııiııcle yıtı-ıkılaıııırıstır. Del i l' i ıı. l ltıki' ıı in, }]alı l' i ıı ttılırağa cliişii,sii. ]ıeı, halkın ı,c kaıııtIaıııııış clcvı,iıı,ıci heı,ideolojik vc politik akımııı diTo|ıtıı-ı-ıı.ıı-ı

ı-cııişiııde giiı,iilen bir kutsallığı clile gctiı,ıııcktedir. Bu bü_ı iik cliı,cı-ıiş şchiılcı,i PKK'niı-ı tenıclleı,iı-ıi. i,ızgürliik ıığtuna l'cda eılikleı,i cjeğcıli yaşanıları ilc atı-ııışlarclır. Orılar. hiçlıir ıııadcli c.,ıkııı,gi,ızctıı,ıeclen. keı-ıdi]eriııi [,ııı sor,Itı aınaca bileı-ck ve istevcı,ck ktıı,baıı etıı-ıislerdiı,. BcIki |[,ıı,ıılıin,ı. Ismai]'i kııı,baıı ctıı-ıcıı,ıek ıçin koçlar bııla[,ıilnişıiı, Aıııa Kürdistan l,ı a l k ı [ııı ı,ı a i ıı ı k a ıı [,ıtı l a ı-ı,ıamı ş t ı,. O, PKK'ı-ıiıı şahsıı-ıda keııc[i öz cvlatlarıııı ve kal-ıranıaııIııı-ıı-ıı ktıı,bııı,ı veı,tııek zcıruı,ıda bıı,ıkılıtıı. kcı,ıdisiı,ıe brıııdaıı ı

[-ıaş

ka

ı

tcı,c i |,ı hıı kk

taı

ı

ı

ıııı-ıayaı-ı

b i ı, l-ııı l k ı ı ı,.

lııılk vc PKK. tariIı vc tr,ılılıııııuı,ı iizgiin yasaları taı,iıfıııclaıı [,ıtı acılı _uerçeği }/asaıııııva ı,ııal-ıktıı,ı,ı edilmişleı,diı,: aı,ı,ııt r,ıı-ılıır da [,ıuı-ıa eı,ı stı1,1u [,ıiçin,ıclc karsılık vcrn,ıesini b i n-ı ş lcı,d r. PK K. daha i lk seh itlcri ncleı-ı başla_vaı,ak direı-ıiş kıhraı,ııaıılııı,ı n ı y tirdiğinde deri ncleıı sııı,sı l ı,ıı ıştır. A ma onlaı,ıı,ı kıtnIaı,ıvIa 1,cşeı,ttikleri bağınısızIık vc (izgiirlük fidaEl,cı.

l

i

[-ııı

i

i

ı

ı ı ı,ı

ı

kcırtı ıırııy ı

vc biiy

iit n,ıey İ başaı,ı

ı,ı ı ş

t ı

ı,.

I l k cli rcn i ş kal,ıı,ınan ları ııı ı z. gcrektiği ııcle ideoIo.ji ıni z iciıı kııı,ııı-ııızı f'cda etn-ıckteı,ı çekiıııı,ıeycceğiıı-ıizin seın[ıol-

]eri vc kaıııtlııı,ıdıı,lıır. Eğer l,ıiı,ideolo.1i. |ıer tiirlLi dar ve biı,cvsel c-ıkarı dıstalaı,ıp uIusal ve sıı,ııfsaI çıkıır|arı tcmel ıılıyo|, vc [-ıaşırı için kaıı akıtabilecek kadaı, cesııı, davranabili}'OrSa. () idcolo ji 1,üce bir idcoltı jidiı, \,c kLırtuşa ijndeı,lik edebiliı,. Iştc I'KK'ı,ıin ilk atılın-ııı,ıııı ve o dijı,ıen-ı kııhraınaııl aı'ı ı'ı ı ı'ı stıy l ıı c1,1 e n,ı i niı,ı iınl a ıı,ı ı d a [,ıud ııı,.

l9l


Açık ki ideolojinin sağlamlığının kanıtlanması tek başı-

na yeterli değildir. Kitlelerin politik uyanışının yaratılması,

kahramanlık döneminin daha da somutlaştırılmasını ve diriltici rolünün daha uyarıcı hale getirilmesini gerektirir. Işte; Aydınlar, Salihler, Cumalaı., Deliller, Mahirler, Ahmetler, Mehmetler daha sonra tüm kürdistan'ı saran dev bir politik uyanışın meşalesini taşıyan ve devrimin aydınlığını bu topraklara saçan kahramanlardır. Onlar, akıttıkları değerli kanlarıyla Kürdistan'ın zifiri karanlığını parçalamış, şaf'ağı müjdeleyen kızıl ışık demetlerini sunmuşlardır. Halkımızın kitlevi direnişine yapıIan bu çağrılar, daha sonra PKK biçiminde somutlaşmış, böylece geleceğin Kürdistan'ının nasıl bir Kürdistan olması gerektiği de en güçlü bir

tarzda ortay a konulm uştur. Daha sonraki dönemde peş peşe gelişen kitlese] atılımlar, halkımızın bu çağrılara nasıl soylu bir biçimde karşılık

verdiğini ortaya koymaktadır. Hilvan, Siverek, Batman, Mardin, Dersim ve diğer alanlardaki gelişmeler, tar|himizde ender görülen, öncü ile kitlelerin yakın ve bağlantılı gelişimine tanıklık etmiştir. Öncünün kan verme temelinde kendini kanıtlaması ve halkın ona inanarak, yaptığı çağrıya koşması tarihimizde ender görülen olaylardandır. Hele ilerici tarihle arasmdaki mesafenin dev boyutlarda olduğu bir halk gerçekliğinde milyonları, mezar sessizliği gibi bir konumdan kısa sürede görülmemiş bir direnişe kaldırmak, öncünün kendisini müthiş uçurumlara bir köprü gibi germek görevini başarmasını sağlamak, herkesin anlamakta zorluk çektiği bir olgunun ve kahramanlığın gelişim destanıdır. PKK'nin ilanı ve kitleselleşmesi gerçekte böylesine

destansı bir özelliktedir. PKK, daha doğarken kitlesini de beraberinde ayağa kaldırmayı başarmış ender güçlerden biridir. Burada yükselen sadece öncü değildir. Öncü, kendi sa-

vaşını halkın savaşıyla iç içe örerek, birlikte bir yükselişi |92

başarmış; bununla yetinmeyerek ona, nasıl savaşacağını ve savaşın alacağı biçimleri göstermiştir. Gerçekte ulusal kur-

ERNK gibi HRK de, daha partinin ilanıyla birlikte diğer iki olguyla iç içe gelişmiştir. Zorbaya onun anlayacağı dilden cevap verTnek, uyguladığı baskı biçimlerini halkın kurtuluş araçları ile karşılamak ve hareketin gelişimini bir silahlı mücadele gücü biçimindeki oluşumla sağlamak, PKK'nin bir nüve halinde iken yol açtığı geliştuluş cephesi

melerdir.

Halkımız, yüzyıllardan beridir büyük bir baskı altında ve z\firi karanlıklar içinde tutulmasrna rağmen, isyanı sürekli beyninde ve yüreğinde patlamaya hazır bir yanardağ gibi taşımaktadır. Ona, boşuna, öfkenin, kinin ve acıların halkı denmemektedir.

HRK, bu gizli gücün ve patlamaya hazır isyanın somut bir ifadesi ve kavuştuğu silahın adıdır. Belki nicelik Işte;

olarak küçük sayılabilir, ama ona halkın kurtuluş kuvvetleri

sıfatını veren gerçek budur. Ulkemizde " Kurt kanununu" egemen kılmaya çalışan faşist bir ordu sürüsüne karşı son derece donanımsız ve güç koşullarda yaratılan direnmeye ne ad vermek, halkımızın kazandığı bu silahı nasıl tanımlamak gerekir? Bütün bunlar kahramanlıktan başka neyle adlandırılabilir? Açık ki sadece kahramanhkla tanımlanabilir. Böylesi bir tanımlamay|ab\z, sadece özgür ve yüceltilmesi gereken bir gerçeği ifade ettiğimize inaııyoruz. Şüphesiz ki, eşit koşullardaki iki gücün karşılaşmasında

başkaları daha büyük zaferler kazanmışlardır. Ama hiçbir zafer, böylesine korkunç bir güç dengesizliği ortamında ve yine böylesine acımasız koşullar içinde kazanılmamıştır. Onun için de, hiçbir zaferbu dönemde kazanılan zaferkadar değerli ve anlamlı değildir. Esasta önemli olan, daha sonraki pekçok zafein temelini atan bir zafein kazanılmasıdır. Yoksa, eşit güçteki kuvvetlerin kazandığı zafer|er değildir. |93


-

PKK-t..RNK-tlRK. işte l,ıör,Iesi zal'cr]eri },iıı.atiııı bir olııHcı,biı,iııin [eı-ııcliııde l-ıü.v,iik şehitleriıı kaııı r,iırclıı.. Bıı olustın-ıltırııı yapılaıı. se,inc,leı,iı-ı vanıııdıt. teıııclcle ıcı sı-ıı-ııclı-ır.

vc i şkeı,ıccleı,le (iı,ü l ıııLişıiir. Ilcr şclıidiı-ı ttıprağa clüşiişti

|-ıir ı.oıııan. hcnı dc <lcstaı-ısı ijzcllikte l,ıiı-ronıandıı,. ()ııuı-ı a|ıp ı,cı,diği stıı-ı ııet'es anlanılı vc yiice. st,ııı a[ılıı-ı-ııncla taşıclığı t-ıilinç vc iı.ııde dcrin vc soyItı. kısacıı özgiiIIüğc adın-ı ııttığıııclan st.ıı-ı ııel'esine kııdııı,ki clircııirs aııısı uörken-ıIi vc kı-ılsııldır. Oı,ıa L-ııı ııiteliği

vcı'eı-ı. çtık ıı'ıazlı.ıın ve:ıclela 1,itiı,ilnıiş [-ıir

lııılka ve oııur vc siIcsi o]ııııısıdır. []u. oıııı. kcı-ıclisi içiıı döğüşeıı vc lıunrııı için kanıııı ııkıtı-ııaktaıı çckiı-ıı-ı,ıcı,eıı l-ıiı,|-ıalk tıııııı-ı-ııı,ıa ulaş-

tırıı,ıiıkttıc|ır.

Kiirdistaıı'ııı lıu dircııiş abidcleriı-ıi ıı yaı-ııttığı gcrçekl iği sııııfsıtl vc ulusiıI citleı,c sığclıı,ı-ııak ya cla L,ıtıı-ılarla sıııırlaııdırıı,ııık n,ııinıküıı cleğildiı. Oıılarııı tcııısiI ettiği savaş. yakııı hedcfi bir ulrıstıı-ı \/c oIıtııı ezileıı sııııf'lııı,ıı-ıııı krırtulrışu olsıı da. gcrçektc iıısııılığın kıırtulıışu aıııacına Lıziıııaıı. çok çcsitli tıluslıırdan. ıııczhel-ılerdeı-ı r,e faı-klı ciıısivet. sııııl' vc tııl-ıakai artlan bi ı, ııı,aya gclen i ı.ısan lııı.ııı. gcııçlcrin savas]ydı. Btı. soıl derecc iıısani. y1-1t,t§cVel,Vc L-ntL-1,1l1lsVc,ıl,ııılist bir kııl,ı-ıasıı,ı-ıtlı. Diı,cııis kalıraı-ı-ıaı-ılııı,ı. Kiirdistaıı topı,aklarıı-ııı işlc bıı kııl,nlk',,,-,, akn,ıışlardır. ()ı-ılarııı |ıer l-ıiı.iııin ijze]]ikleı,i c,tık il"i iııcelcıın-ıeli ,e bilince cıkarılmalıdır. Bı.ı. c,ııılaı.ıı kaı,şı olaır veth borcuınıızun cla bir geı.cğidiı.. Belki _ıüç vc olııı,ııklaı,ııı,ıız. btınlarıı-ı |-ıepsiııin izahıı-ıı tek lck Vapmava yetn-ıeyebiliı,. Aıı-ıa aı-ıılııı,ınııı ı_ıcreğiııiı-ı aııcak da|-ıa tazlıı dircnı,ı,ıe nıevzi]eı,inin 1,ııı,atılıı-ıasıı-ıdaı-ı geçtiiini bili1,oı.uz. Daha şin,ıdideıı gerçekleşen cltjı-ıeıııin eıı t-ıüyük başarılıırıııdaıı biri. diı,eı-ıis kal,ırıınıaıılııı,|]ııtzı|ı lavık cıldtık]arı biçi ıııdc ytizbi ııleri ı-ı el i ı-ıdc dal ga Iıınaıı L-ıayrak laı. ha i ııe getil

riIı-ııesi. ijııciınüı-ı cliı,cııişinin yiizbiı,ılcriı,ı direı-ıişiııc dönüşt|iriilıı-ıesidiı,. Belki l'iziksel ,aı,l ıklıırı için lıiı ınezııı.dahi ),aI)anıanıış «ıla[,ıiliriz; aıııa aııılaı-ını [-ıiiylesiııc biı.yiiccliğc 19]

ıılaştıı,dığın,ıız. hcı,kesin l.cslin-ı ctı-ı-ıek zt,ırııı-ıda oldıığıı [,ıiı, gcrçeklir. Kendi açııııızdiııı bı-ıı-ıtı onltıra lar,ık ıılıı-ıaı-ıın l,ıirie ik volu olarak gördtik vc böv]e giirıı,ıeyc devaııı edcceğiz. l'aril-ıimizdc 198()'li r,ıllaı,içiıı çok şe_ı,Jer sör,lenccck vc vazılacaktır. OzellikIe l2 Eyltil Iaşizn-ıi. Tiirk egcıncı-ılik ııı,ihinin [ıu cı-ı soıı [ıiçiıııi değcrleııdiı,ilirkcn, adı cı-ı cok geçccck giiç PKK ve on[ı!ı EltNK-Hli.K [-ıal,rakları ıılacakt]l,.

l2 lıyliiI l'aşiznıi PKK'siz. E,RNK'siz vc HRK'siz

de-

ğeı,leı,ıd iri le n,ıcyecckt ir. Şüphesiz [,ıu iki zıt

kııtııp içiıı çok şey söy,leırcccktiı,. Aııra cler,ı,iıı-ıciler içiı,ı bıı konudıı ıılaşıltıcak [-,ıir tek l-ıiikLiı-ı-ı Bir taı,af ılııbiIdiğiııe karıııılık biı, faşizı-ııi. cliğcr taise özgürlük vc direnişi teııısiletıııektediı, | 9tl()'lcr. tıvnı ıamanclıı PKK' ııiı,ı. lizcı,inc v|ikleııcı-ı [,ıüvtik kabustıın kurlı-ılı,nak içiıı. ncl'es alı-ııak vc giiç lıiriktirınck an-ıacıyla kiic-ük biı- l-ıicreı lııırekctinc viiı-ıcldiği [ıir taı,ihtir. An-ıa bı-ıı,ıuı,ı. birçoklarınııı dı-ıı-ı-ııııı,ındıı tıldtı!tı gi[ıi. uıclip de dijıın-ıevcııIeriı,ı tırtil-ıi olınasıııa iziı-ı ı e ri lıı-ıcı-ı-ıiş: clircnn-ıe harcketiıı-ıize bir kacler gibi clal,atıliııı lırı rığrıı,srızl ıık. l 98()' leı, Kürdistaıı' ı nda vcrlel,ıiı, cdilnı i sti ı,. G ideııler erkcn dönıııcyi [,ıaşarn,ıışlardıı,. 1,Ien-ı dc biiy,ük l,ıiı, y|irek. beyin ve l'izik giicü _gercktircıı l,ıir yiiriiyüşle . Bu Iıııre ket. r iizyıllırrıı-ı kaı,a biı, z_iti I,ıaline gctircliği r,ürckleri vc kiı,cc i,aı,clır. ı,il-ı

leşt

iıdiği

kafa

ları

parçal ayarak. özgiiı,ltiğü clağlıtrııı dcıı-uk-

ı. O ııcden le. Kürdi staı,ı' ııı özg|iı,yiiıüyiişü, lük Çin'in n-ıeşhur ıızun ytiriiyüşii dc içıııde olınak tizerc, yüzyıllardan ıkılı gclen birçok berızerlcriı,ıden dalııı deriır lıir anlaıntr sahiptir. Davar,ı kal,becleıı Ieı,i ıı sık ı nt ı l ı drıı,tııntıı,ııı diişn,ıen,ıek. anıa aynı zan-ıanda valışi canaı.,ıtra da 1,en-ı tılınan-ııık içiıı dircnınek. clirenn-ıe k ve yine dircnn-ıck geı-ckiı,ordtı. Y,ıs,ılarına

ula.st ıı,ııra1,,ı başaı,cl

mı buı,ıdaıı başka l,ıir ycı,cle araıı,ıak. tlavayı kılkan yapınak zoı,ıınlı-ıydıı. Ycriıı altı dıı, üstü cle, soııtıııa dck krıllaı,ııln,ıalı: l95


Geçmişte şehitlerimizin anrlan için yapılanlar, bu şehitlerimizin anılarr karşısında da fazlasıyla yapılacaktır. Kurulmasr gereken örgütler mutlaka kurulacak, verilmesi gereken savaşlar mutlaka verilecek ve kazanrlması gereken zaferler mutlaka kazanılacaktır.

Zulümden, işkenceden ve en gelişmiş savaş araçlanndan başka bir şey olmayan l2 Eylül faşizmi, kendini bir kabus

gibi dayattığında, direniş ve kahramanlık yine PKK'nin kuşandığı iki güçlü silahtı. O, ülkenin her yanında bu silah-

larla savaştı ve görkemli gelişmeler yaratİı.Tarihimizin tanık olduğu en büyük direnme olaylannın önemli bir kısmı bu dönemde yaşandı. Delillerin, Azimelerin, Ahmetlerin vd.'lerinin Dersim'de, Mardin'de ve diğer alanlardaki büyük direnişleri bu dönemde boy verdi. onbinlerin direnişinde, Ortadoğu'nun bağrında düşen şehitlerimizin destanı

yaşandı.

Ulkeye dönüşün soylu kurbanlan ve kaçınılmaz can bedelleri Şahin yoldaş ve komutasrndaki kahramanlardı.

kenin topraklannda artık her gün ve her saat yaşanan, ulusal kuıtuluş savaşımrzrn ve onun kahramanlannın destanrdır. Şiirlere, romanlara, resimlere ve türkülere konu olan, gelecekte de devam edecek büyük gerçekliğimiz artık bu-

dur.

Evet, adına çok şey yapılması, örgütler kurulması, savaşlar verilmesi ve zaferler kazanılması gereken verdik.

And içtik, onlara sözümüz var. |96

şehitler

Işte; karşısında böylesine borçla yüklü olduğumuz şehitlerimizden biri de, şehitlerin şehidi Agit yoldaştır.

Mahsutn (Asit) yoldaş; özgür halk iradesini bir kişiye sığdırmanın seçkin öndert Müsum yoldaş, başından sonuna kadar, tüm bu şehitler

zincirinin beyni ve yüreği olasını bilmiş, yine tüm halkın yüreğini ve beynini bir kişiye sığdıracak güce ulaşmış büyük bir insandır. Bir kişi, eğer onun niteliklerine ulaşabilmişse, yücelik ve yiğitlik sıfatlarına layık olabilir. Böylesi bir gerçekliği yaratmış biri için ölümden bahsetmek ne ke-

lime? Yaşamın en soylusu içinde erimiş, onun ta kendisi olmuş biri ölebilir mi? Eğer yaşam sayısrz niceliğin kısa bir zaman aralığında bir araya gelmesi ise, bunun belli bir süre sonraki adı da ölümdür denebilir. Ama eğer yaşam, evrenin sonsuz bir kavranışı ve insan soyunun gelişim halkalarının sonsuzluğu olarak ele alınacaksa, yaşamrn bu soylu kavranışını kişiliğinde abideleştirmiş birinin ölümünden söz edilemez. Böyle bir kişiliğe ve öndere sahip olan halkımız da, O'nun şahsında gerçekte şanlı bir dirilişe ve ölümsüzlüğe ulaşmıştır.

Halkımız ve partimiz için anlamı bu olan Mahsum yoldaş, ulusal direnişte partileşmeyi sağlayanların da en başında yer alıyordu. Inanç, inancın örgüt ve eyleme dönüşmesi O'nda en soylu bir merhaleye varmrştrr. Sanki yannın özgür halk yaşamımızda sevilecek ve sayrlacak ne varsa l97


hepsi O'nun kişiliğinde somutlaşmış, dile gelmiştir. O, bu-

günün her türlü inkarcılık ve imkansızlıklar ortamında bile, " böyle bir evladı olan bir halk ve böyle bir kahramanı yaratan bir hareket yaşamalı; ilerici insanlık o'na kendi irasında mutlaka yer vermeli'' dedirtecek bir soyluluğu ve çekiciliği temsil etmekteydi.

Bin yıllann barbar bir egemenliğine karşı yedi yıl gibi bir süre bilincini hiç karartn adan, ytlreğini hiç susturmadan, silahını hiç elinden dtlştirmedenrJ|"lç,n dağlardan

inmeden savaşı sürdürmek az görülen oÜylardan biridir. Bütün bunları yaparken, bir an bile yılgınlığa kapılmak bir yana, her geçen gün özgürleşen halk ve gelişen tlnctlye layık bir büyümeyi yaratmak yine azgörülJn bir şeydir.

TC'nin O'nu, ''PKK'nin celladı'' olarak lanse etmesi, Kürdistan halkının O'nun şahsında nasıl keskin bir kılıca sahip olduğunu kendi dili ile itiraf etmesinden başka bir şey değildir. İnsan yaşamında fiziksel imha her zaman

mümkündür. Ama eğer bir insan halkın iradesi ile bütünleşmiş ve bu iradeyi her koşul altında hakim kılacak bir

güce ulaşmışsa, onu imha etmek asla mümkün olamaz. Gerçek şu ki, Hz. Ali'nin elindeki Znffikar neyse, Mahsum yoldaş da halkımızın elinde odur.

Bu kılıç bir kez edinilmiş.

Düşman O'nu yere düşürmekle, büyük bir zafer kazan_ dığını zannedebilir. Ama her zaman oİOrg, gibi, nasıl bir

yalılgı içinde olduğunu çok geçmeden anĞyacaktu.

Silahımız elimizdedir, hem de btlttln parlaklığı, keskinliği ve çekiciliğiyle! Dün olduğu gibi, bugün de bu silahla savaşıyor ve

düşmana amansız darbe|er vuruyoruz. Ama bu kılıç, kahredici darbelerini asıl bundan sonra vuracaktrr. Partimizin ve halkrmızın bu eşsiz evladı, aynı zamanda, yurtseverlikle enternasyo rıaiıizmi, bilinçle iradeyi, teroiyle

pratiği, sagıyla sevgiyi, olgunlukla ataklığı, alçakgönüllükl98

le yüceliği tepeden tırnağa birleştirebilen bir önderdi. Böyle bir değeri yaratabilmek, PKK ve Kürdistan halkı açısından bir zaferdir.

PKK ve halkrmız O'nunla gurur duyuyor. Biz O'nun anlamrnı, "birinci yıl şunu, yedinci yıl da şu-

nu yaptı" diyerek niceliklere sığdırma gibi bir duruma düş-

meyeceğiz. O'nun Kürdistan ulusal kurtuluş hareketinin önderlerinden olarak yaşadığı yedi yıl, parti ve halk direniş tarihimizde yedi yüzyıla hükmedecek bir yaşamdır. O'nun büyük acılar ve çabalarla, engin fedakarlık ve cesaretle yücelttiği kişiliğini partisine yoldaşlığın, sadakatin en büyük örneği olarak sunması gibi, eğer yoldaşlan da bunun anlamınl ve değerini yeterince kavrayrp, onu başka bir tanıma uğratmamak ve hiçbir gerekçe ile geriye dönüşü kabul etmemek için gereken olağanüstü çabayı gösterirlerse, bu ki-

şiliğin önümüzdeki yıllara böyle yansıyacağı kesindir. Mü-

cadele yıllannı nasıl yaşadı, nasıl gelişmelerle dopdolu geçirdi, bunları da faz|a anlatmay acağız. O, PKK'nin zengin mücadele toprağında en erkenden boy veren, en sağlıklı ve en verimli yetişen fidanlanndan biriydi. |979'da mücadeleye böyle başladı.

l98O'de bu fidan toprağa daha derinden kök salarak,

düşman üzerine ataklar yapmaya başladı. Bu yıllarda Batman'da ve ona komşu alanlarda halkrmızın direniş tarihini durdurmaya çalışan feodallare karşı mücadelede artık en önde yer alıyordu. MHP'li faşist milislere olduğu kadar, daha o yıllarda jandarma ve polis zulmüne karşı da doğru-

dan saldıralara yönelmekte tereddüt etmedi. Bunu yerel alandan çıkararak, ulusal bir atılıma dönüştürmek için biı mek bilmeyen bir çabayla didindi. Yurt dışına çıkış hareketini de yine insan emeğinin en soylusunu sergileyerek, en ufak bir rahatsızlığa düşmeden, yine en ufak bir inançsızlık belirtisi göstermeden ve ülkeye güçlü bir yeniden dönüşün umudu ile dopdolu yaşayarak gerçekleştirdi.

199


"Mabede dönüş'' hareketinin de en önündeydi. O, bunu gerçek bir küramanlık ruhu ve havarilere özgü _. bir adanmışlıkla yaph.

Böylesi bir dönemde

ülkeye yeniden dönüş hareketine, bu kadar büyük bir beyin ve ytlrek gücü ile karşılık ve[ne-

ye başka ne ad veritebilir? Mahsıım yoldaşın da başında yer aldığı yeniden dönüş ve devrimcİ direnişi yükseltme atılımı başarı ile gerçekleştirildi; ama çok sıkıntılı ve acrlı bir süreç sonucunda; türlü olanaksrzırklaı ihanetler ve saldırılar göğüslenerek. Evet O, çok az kişinin cesaret ettiği, bilinen ilk görkemli yürüyüşü bir grup yoldaşı ile birlikte

başarıyla tamamladı. Artık, ülkenin ve halkın nabzı ele geçirilmişti. Ama srnrr tanımayan düşman baskılan, ihanetler ve dostluk adına süregelen vicdansızlrklTT b, nabzı iyice zay ıflattığıgörütüyordu. O, bu halkr diriitecek huyuİ .uyurun ne olduğunu ve bunun hangi kaynaktan alınması gerektiğini çok iyi tanımlamış bir hareketin elemanıydı Ğ Urn, artık

iyi bili-

yordu.

Partimiz, Kürdistan'ın semalarrnda bir şimşek gibi çakan 15 Ağustos 1984 Atılım'nı gerçekleştirOiginae,

ne en öneydi.

O, yi-

Yürütülen çabalann halk ordusunun nüvesi olarak HRK biçiminde somutlaşması ve kalıcılaştınlmasında belirleyici roller oynadı. Bu atılım ile birlikte başlayan yeni kahramanlık dönemine ve bizzat HRK'nin t"rairir" devrimci rol ve pratiği ile adeta damgasrnı vurdu. O, yaşayanlan ve şehitleri ile bu dönem kahramanlarının tartışmasız temsilcisi ve rehberiydi. Kürdistan tarihinin bu kadar kısa sürede yenilenmesinin, düşünsel gücün kavramış-ve

bu

meyi kendi kişi bi

çimde

200

ş

iınme v e y azmad"ğiü,

ff::İilİTTlİ:l:

-ü:fr'ışj;İiliTa'j:l

ve karmaşık sorunlannr çözüme ulaştırmak için düşünme

ye yazma konusunda büyük derinlik ve emekle gerçekleştirilebilecek bir yaklaşım sergilemekteydi. O, ülkemizde bağımsız ve özgür yaşamln vazgeçilmez ve dönülemez tek yaşam olduğunu bir kanun düzeyinde uygulayan, provokasyon ve ihanetlere karşı en amansız tutumu takrnan bir değerdi. Birçok güç tarafindan tarihimizin adeta olumlu bir özelligibi kabullenilen mültecileşmeye karşı, ne pahasına olursa ği olsun ülke topraklanna kök salmanın en kararlı savunucusu ve uygulayıcısıydı. Kürdistan tarihindeki birçok ömekte yaşaııan, önderlerin belli direnmelerden sonra mültecileşmeleri olgusunu acı ve öfkeyle karşılamakta; bu duruma düşülmemesi için, hiçbir koşul altında ülke topraklanndan kopulmaması gerektiği inancının bayraktarhğını yapmaktaydı. O, aynı zamarıda partimizin bir mücadele ilkesi olan bu inarıcrnı en tutarlr bir biçimde hayata geçirenlerin başında gelmekteydi. Defalarca yurt dışına çıkmasına rağmen O, bu zemindeki yaşamrn bir devrimci için tatminsiz|lğni derinden duymuş, özgürlük mücadelesini ülke topraklannda yükseltmeye olan büyük özlemini Kürdistan'ın doruklannda yoğunlaştırdığı mücedelesi ile gidermiş, bu konuda çok soylu bir ömek sergilemiştir. Böylece O, yurtseverliğin ve devrimciliğin Kürdistan'daki ölçütlerinin neler olduğunu, direnişin gelmiş olduğu seviyeden geriyi dönülmesi ya da düşülmesinin iharıet olduğunu, bunu yapanlara yaşam hakkı tanınamayacağını kendi pratiğiyle çok somut bir biçimde ortaya koymaktaydı. Mahsum yoldaş, parti anlaylş ve taktiğinin hayata geçirilmesi ve partileşmenin en yı|maz bir savaşçısıydr. Bu konuda en yaratrcr, en kararlı ve en verimli çabayı sergileyen O'ydu. O'nun temsil ettiği parti çizgisine büyük inanç ve bun-

dan kaynaklanan yaratrcr ve kararlı çaba olmaksızrn, bu çizginin hayata geçmesi ve hele gelişmesi söz konusu ola201


mazdı. O, çizginin uygulanmasında lafazanlık, amatörlükte

ısrar, sağ yorumlar ve çizgiyi düzenin sınırlarına doğru çekme anlayış, tutum ye çabalanyla sürekli mücadele halindeydi ve bütün bunlara karşı takındığı uzlaşmaz tutumla parti gelişiminin önünün tıkanmasına hiçbir zaman olanak

tanımadı. Ozellikle parti yönetim kademelerinde, birtakım kadrolar düzeyinde ortaya çıkan, sorunları aşma yerine polemik yapma, canlr somut pratiğin üzerine yüreme yerine izahçılığa sapma, şemalara, formüllere sığınmayı sonuna kadar red ve mahkum etti. Hangi düzeyde olursa olsun ortaya çıkan, işleri geliştirmeme, savaşmama, partinin gelişi-

mini tıkama anlayışlarına karşı soylu bir parti savaşçılığı yürüttü. Parti çizgisini uygulamama durumunda olan öğelere karşı, partinin pratik direnişini gerçek anlamıyla omuzlayan önder bir konum dayatarak, gelişmeyi sürekli kılmasını bildi. O, örgütsel inşanın can alıcı bir gelişme döneminde bir krsrm sorumlu kadroda ortaya çıkan yüzeysel, şematik ve bürokratik eğilimlerin yarattığı tehlikeye önemle eğildi ve bunun aşılması için yoğun çaba sarfetti. Gerçekte, özellikle de bu dönemde parti anlayışrna, ruhuna ve değerlerine kar-

o PKK'd; şekiİlendirilmek is olmuştur. Ttlm militanlann

liği ile

Partiye hep güç veren,

yaşama dön

Mahsum ve militanlı

imgesi leri O,

sil etmede, önderlik ın ömek alacağı bir

Bu kişilik, kararlılık, yetenek ve özgüç unsurunun bizde sonsuz bir gelişme gösterebileceğini ispatlamıştır,

Parti çizgisinin doğru ve yetkin uygulanması her türlü

başarrnrn anasıdrr.

Mahsum yoldaşın askeri alandaki başarılarr bunun en

dolaysız kanrtıdrr. el Mücadelenin her alanrna olduğu gibi, O'nun bu alana

şı işlenen en büyük bir suç olarak değerlendirdi, işleri kötü yönetme ve kötü savaşçıhğa karşı, taktik ustalığı ve yöne-

timde arzulanan bir derinleşme ve yetkinleşmeyi kendinde yaratarak, en anlamlı bir gelişme yolunu tutturabildi. Parti Önderliği'nin "güçlü merkezileşme" çağnsına en uygun ve yeterli cevabı veren de yine O'ydu. O'nun pratiği "nasıl güçlü merkez olunur" sorusuna gereken cevabr vermiş ve çözüm yolunu göstermiştir. Bu halen böyle bir çaba içinde olanlann örnek alabilecekleri tek tutum ve tek ölçüttür.

O, Parti Onderliği'ne yardımcılığı lafla değil, gerçekten yük omuzlayarak yerine getirmiş; görevinin adamı olduğunu kanıtlamıştır. z02

özümseyip uyguç\zgiyive askeri sanatı derin bir biçimde

O'nun bu özellikleri gereği gibi özemsenmeli ve uygulanmalıdır.

Böylesi bir kahramana

süip

olmak başlı başına bir de-

ğerdir. 2o3


Ileride bu konuda çok daha fazla şeyler söylenecek, diğer direniş şehitlerimiz gibi bu şehidimizin anlamı da yerli yerine konulacaktır. Ama ana hatları ile dahi belirtildiğinde görülmektedir ki, Mahsum yoldaş, partinin teorik ve pratik gelişiminde sadece bir kilometre taşı değil, birkaç kilometre taşı olabilen, bu gücü gösterebilen bir yoldaştır. Parti ve ulusal direniş tarihini her atılımda önemli bir evreye ulaştıran, bunu yaparken de cesaret, fedakarlık, alçakgönüllülük,

olgunluk, gençlik, esneklik, kararlılık vb. gibi parti yaşamrmızln tüm özelliklerini kişiliğinde temsil eden bir değerdi. PKK ile yüremek ve onunla büyümek isteyen herkes ve özellikle de O'nu tanıyanlar, bu kişilği mutlaka çok iyi kavramalı, O'nu kendilerinde duymalı ve tüm hücrelerine kadar sindirmelidirler.

Tüm bunlan belirtirken bir kişiye çok fazla rol ve arılam atfettiğimiz sanılmamalıdır. PKK'nin bağnnda böylesi değerler yetişmiştir ve yetişmeye devam etmektedir. Şüphesiz ki, O'nun bu yüsek kişiliğini şekillendiren en büyük eylemi ile birlikte direniş tarihimize mal eden, tann vergisi özellikler veya garipten bir el değildir. O, doğru bir siyasal çizginin ve onun önderlik ettiği direnmeci bir partiğin eseridir. Söz konusu olan, olağanüstü bir kişilik veya özelliklerden çok, parti çizgisinin doğru yorumu ve hayata geçirilmesi ile adım adım yaratılmış ve biçimlendirilmiş çelikten bir yapıdır. Evet, PKK'de kendisini kanıtlamış böylesi başka kişilikler de vardır dedik. 1985'in 21 Mayıs'ında kaybettiğimiz Sabri Gözübüyük(') yoldaşımız da bu kahramanlardan (ı)Sabri

Gözübüyük (Hacı): Adıyaman, l956. Sabri yoldaşın içinde buIunduğu bir grup dağlık alanlarda üslenme çaLışmaları yapmak üzere Adıyaman yöresinde görevlendirilir Alana giımekte olan bu grup, bir hainin ihbarı sonucunda Bozova'nın kırsa kesiminde 20 Mays l985 ıarihinde,Türk ordu birIikleri ıarafından kuşatılır. "Teslim ol" çağrıIarına aıeşle karşılık verilir Faşist ordu birIikleri arasınd,a saaılerce çarp§ma sürer. Koşulların olumsuzluğuna rog,men son mermilerine kadar savaşan ve düşmana ağır kayıplar verdiren Sabri Gözübüyük, Mehmeı YeşiIIer (Hıdır), Ali Kamber Demir (Bawer), I Hüseyin Coşkun (Mehmeı), Hocı Ahmeı Yapıcı (Faik) yoldaşlar, kahramanca direnerek şehit düşerler.

204

biridir. O'nu yitirdiğimizde bir Yunan gazetesinde, hakkında, "bir halkı küçükyüreğine sığdıran adam" diye yazıldı. Bu, bir gazetecinin, daha önce O'nunla yapmlş olduğu çok kısa bir görüşmeden edindiği bir izlenimdi. Küçük bir görüşme ama büyük bir tanım!.. İşte PKK'de şekillenen büyük kişiliklerin gerçeği buydu. Mayıs ayı, bu kişiliklerin Kürdistan topraklannı baştan başa kızıla boyadığı, PKK olgusunun devir açan sarsıntrlarını dört bir yanda duyurduğu bir aydır. Mayıs ayı, Kürdistan'ın yüce direnişçilerinin, şehitlerinin ayıdır. Kürdistan tarihini, toplumsal gerçeğini, verilen mücadeleyi ve yaşanan anı iyi duyanlar ve anlayanlar, bu ayda çok anlamlı ve tarihsel gelişmelerin yaşandığını, büyük zaferlerle karşılanmasr gereken kayıpların verildiğini, derin acıların duyulduğunu, ama kin ve öfkenin de yeri-göğü sarsan y anardağlara dönüştürdüğünü bilirl er. |97'7' |er den bu y ana PKK ve Kürdistan halkı, baharı özelllikle de Mayıs'ı böyle yaşamaktadır.

Partimizin direniş tarihinde m|Jazzam zorluklarla savaşıldı. 1977'de Haki yoldaşı, ideolojik olşumun kalıcı bir pratik atılımına dönüştürülmesi için nefes nefese yürütülen bir mücadele döneminde şehit verdik. Haki yoldaşın anısını unutturmamak ve adını kitle hareketine yansıtmak için dişini tımağına takarak direnen hareketimiz, diğer büyük şehidini de 1978 Mayıs'ında verdi. Evet, Halil Çavgun yoldaş bu mücadelede şehit edildi. Ama O'nun anrsrnrn da daha sonra Hilvan ve Siverek direnişlerinin yaratılması ile karşılandığı iyi bilinmektedir. Hilvan-Siverek direniş sürecinde halkımızln ve partimizin en seçkin evlatlanndan birçoklan peş peşe toprağa düştüler. Ama akıttıklan kanlan, Kürdistan'da boy veren bağımsızlık ve özgürlük ağaclnı daha da büyüttü ve gürleştirdi.

Eylül faşizmine karşı yaratılanGap ve Bloka direnişleri ile onun kahramanları, tarihimizin ancak direnişle geli12


şebileceğini kanıtlayarak, teslimiyet ve ihanete ölümcül darbeler indirdiler. l98O'lerin başlannda emperyalizmin bölgeye yüklendiği dönemde devrimde ısranmzın ve devrimci yaşamımızın bedeli olarak da yine birçok yoldaşımı-

zı şehit verdik. Bu şehitler yurt dışında kötü bir mülteciler grubu durumuna düşmememizin, aksine giderek devrimcileşmemizin kaçınılmaz bedelleriydiler. Ama aynı zamanda

onlar, partimizin uluslararası alanda devrimci bir parti olarak tanrnmasrnrn da temel ve yeni bir kilometre taşı oldular.

Düşmanın mücadelemizi içten ve dıştan boğmaya ve etkisiz hale getirmeye çalıştığı bu dönemde, görkemli direnişler sergileyerek onun çabalarını boşa çıkaran zindan di-

reniş şehitlerimiz, dönemi düşmanın beklentilerinin tam tersi bir duruma çevirerek, direniş mücadelemizin düa da boy verip perçinlendiği yeni bir aşamayı başlatmasını bildiler. Direniş tarihimizin en büyük kahramanlan bu zorlu zindan direnişleri içinde boy verdi ve partimizin bir krsım

Talihsiz 1985 kışı ve sonrasrnda çok kan verildi. Ağrı dağıdan Dersim'e, Adıyaman'dan Hakkari'ye kadar ülkemizin bütün alanlarında büyük direnişler yaratıldı ve soylu kahramanlık ömekleri sergilendi. Tüm bunlara rağmen partimiz, yaşadığı o büyük acı ve kayıpları, önderlik ettiği ulusal kurtuluş cephesinin ilanıyla Kürdistan halkının eline bir kurtuluş bayrağı ve silahı olarak tutturmayı başardı,

Sağlarıan bu gelişmelerin kesintiye uffatılmaması büyük önem taşımaktaydı. Düşman, başlatılan atılmrn devam ettirilemeyeceğine dair umutlar besliyor, bir arı önce sonuç almak için hain pusular kuruyor, gelişen direniş ile öndeleri bu pusularda imha etmeye çalışıyordu. Ama bu hareket ve onun temsilcileri, her dönemin ardını getirmesini ve her zor anı bir gelişim anına dönüştiirmesini biliyorlardı. Amansrz bir mücadele içerisinde geçen ttim yıllann gittikçe güçlenen, süreklilik kazanan ve örgütsel bir güce dönüşen yıllar haline geti-

rilmesini başarmışlardı. 1986 Bahar Atılımı ve Agit yoldaşın

son şanlı eyleminde bu gerçek bir kez daha dile geldi. 1986 atılımı, ulasal direnişte ve partileşmede sürekliliği yaratan, düşmanrn ttim umut ve plarılannı suya düşüren bir atılımdır. Bunu gerçekleştiren PKK, altık halkm kendisine sonuna kadar onay verdiği kesinleşmiş

Eğer halkın davasr kararlılıkla yürütülecek ve doğal sonucuna rr reJlmln

kurum Yaptım" "

başarıyla

meşrulaşmasrna ve rahat bir iniş yapmasma müsaade etmemek ge-

rekiyordu.

İşte; 15 Ağustos Atrlrmı, bu gidişe ''dur'' demekiçin sömürgeci faşizmin başında bir balyoz gibi patladı. Artık yeni bir dönem açılmıştı. Ama bu büyük direnişler, elbette ki büyük olanaksızlıklarla boğuşularak ve büyük kayıplar göğüslenerek gerçekleştirilmekteydi. 206

ve zafei garantilemiş olan

bir PKK'dir. Kurtuluş yolunda artık hiçbir gücün, hiçbir gerekçeyle engeleyemeyeceği sağlam bir ytirüyüş zemini doğmuşfur. Başlatılan özgürlülk yürüyüşilne düa geniş kitlelerin katılımı sağlanmış, atılan sık ve pekişmiş adımlarla bu yolda

önemli mesafeler katedilmiştir. Düşmarı, bu yürüyüşün önünü kesmek için çok büyük önlemler aldı. Partimize yönelik olarak yürütttiğü imha savaşındayize yakın yoldaşımrzı katlederken, bir kısmırıı da esir aldı. Milisliği görülmemiş boyutlara tırmandırdı ve Kürdistan halkrnı birbirine krrdırtrnak için lıer tiirlü özel savaş yöntemini uyguladı. Yine yurt drşında ve

iilkemizin diğer parçalannda her tiirlü entrika ve komployu sonuna dek geliştirdi. 1986 atılrmrnrn gerçekleştirilmemesi


Parti

yoldaşı hep saygı ve sevgi ile anacak; O'na olan vefo borcunu Ağtle şere k ödeye c ektir ve halk Agit

Halkımız evlatlarını çok sever ve onlara çok düşkündür. Toplumun en geçerli kurumu olan ailesi ve onun en değerli öğesi olan çocuklan üzerine adeta titrer; kendisine çok az şey sunan geri bir ulusal ve toplumsal yapıda halkımız, evlatlarına, onları geleceğe bağlayan tek bağ gözüyle bakar. Bunun için de onlan iyi bir biçimde yetiştirmek ister. Çocuklan için mutlaka bir şeyler yapmak halkımızın yaşamlnın tek gayesi gibidir. Anlayışla ve saygıyla karşılanması, ama asla yeterli görülmemesi gereken bir durumdur bu. Halkımız, evlatlarını yetiştirmeli, büyütmeli, onlan sevgi, saygı ve bilinçle donatmalıdır. Ama asla bununla yetinmemelidir. Ulkemiz, tarihsel bir dönemin, bir büyük devrimin mahşerini yaşıyor. Burada değerler yücelmek, bu mahşerin gereklerini kaşlayacak kadar büyümek zorundadır. Halkımız şimdi

yeni tip evlatlarla karşı karşıyadır. Bunlar yalruz bir aileye değil, bütün bir halka ve ulusa, giderek tüm ilerici insanhğa mensup olan evlatlardır. Halkımız, bu yeni evlatlannı iyi tanımalı ve anlamalı; onlan kendi evlatlannın da üzerinde tutarak bağnna basmalıdır. Onlara kendi çocuklannı katmakta tereddüt etmemeli, yeterli olmayan eski evlat anlayışınr bu yüceliğe, bilince ve kavrayışa mutlaka dönüştiirmelidir. Halkımız, en büyük sevgiyi, ona olan bağlıhğını şüadetiyle karııtlamış olan bu yeni evlatlanna vermelidir. Şiirini ve ezgisini bundan böyle onlar için dile getirmeli, adlannı yeni doğan evlatlarına vererek nesiller boyu yaşatmalıdır. Onlann tiim özlelliklerini yeni yetiştirdiği kuşağa, bir okul terbiyesi biçiminde mal etmelidir. Artık bütün büyük vatanseverler ve insanlık değeri onlann adlannı ve benliklerini kattıklan bu okullardan yetişe208

cektir. Kürdistan'ın oğullan ve krzlan bu temelde milyonlann


emir ve talimat olarak anlaşılmak ve hayata geçirilmek zorundadır.

Daha ilk günden başlayarak direniş şehitlerinin omuzlarında yükselen partimizin bu acılı ama soylu gelişimi, Agit yoldaşla birlikte ziweye ulaşmıştır. Bu, aynı zamanda parti yaşamı ve ahlakının kendisi, onun tek geçerli yorumu ve uygulanması, ideolojisi ve pratiğinin doğrulanmasıdır. Bugün partiye dayatılacak tek yaşam, mücadelemizin ve parti binamızın köşe taşlarını oluşturan direniş şehitlerimizin yaşamadır.

Partimiz evlatları ve değerli ınilitanları! Direniş şehitlerimizin anıIarı, tüm özellikleri, davranışIarı ve sözleri, partimizin bütün mensuplarınca bir çağrı,

zlo

PKK'nin oluşumunu, onun teorik ve pratik birlikteliğini iç içe ören temel halkalar işte bu değerlerdir. PKK, herhangi bir gelişmeyi değil, kanla çizilen bir gelişmeyi esas almaktadır. O, şehitlerin anısrna bağhlıktan, öncünün daha ileri bir yaşamı sergilenmesi ve kendisinde aşama yapmasını anlamaktadır. Bu değerlerin sağ ya da sol, yetersiz ya da hatalı bir yorumu, en soysuz bir çıkışın ve yaşamın partiye taşırılması anlamına gelir. Bu nedenle, öncülük safinda bulunanların, kendilerini, şehilerin kanıtlanmış devrimci değerlerin bir bileşkesi haline getirmeleri zorunludur. Oncülerin, başta direniş şehilerimize karşı ödemeleri gereken görevleri geçmişe göre artmıştır. Ama direniş kahramanlarının yarattığı kazanımlar nedeniyle, dayanılan zemin de geçmişle kıyaslanmayacak kadar güçlenmiştir. Her biri yolumuzu aydınlatan meşale olan bu değerlere sahip olduktan sonra, yürümek isteyenler için yol artık son derece aydınlanmış ve kolaylaşmışür. Fakat bağımsızlık ve özgürlük yoluna çıkanlar, yürümek, hem de en devrimci tarzda yüremek zorundadırlar. Hareket sürekliliğini sağlamak ve çapını büyütmek için vanlan aşamadan geriyi düşmemek şarttır. Partimizin militan özelliklerini geliştirmek için, bugün partimiz içinde büyük bir savaş verilmektedir. En yakrcı sorunlarımızdan biri olarak kadro ve militanlanmızın taktik komutarı2,1|


değerlerimizi, şehitlerimizi doğru ve yeterli bir biçimde anlamak, yorumlamak zorunludur. Müsum yoldaş, açık ki çok iyi anlamamız gerekenlerin başında gelmektedir. O halde Agit yoldaşta somutlaşan nedir? Her şeyden önce O, silahlı direnişimizin en önde gelen

bir önderi ve kurmayıydr; O'nun bu alandaki faaliyetleri, son ana kadar geliştirmeye çalıştığı tüm devrimci faaliyetlerin başrnda geliyordu. Partinin silahlı kuvvetlerini oluşturma ve geliştirme çalışmaları gereğince Agit yoldaş, ellinin üstünde kişinin örgütlendirildiği bir birimi de komuta ediyor ve son aylarda sürekli bir savaş içerisinde geliştirmeye çalıştığı bu birim faaliyetleri ile silahlı direniş pratiğini derinleştirmeye çalışıyordu. Ortaya çıkan gelişmeler

Ve arzulanan geleceğe ancak şehitlerimizin anriarına dayanılarak varılabilir.

Partimiz önümüzdeki dönemde bunları bir yaşam ilkesi olarak konferans ve kongre kararları ile parti yasalan haline getirecek; şehitlerimizin yaşamları, direnişleri ve anrlarını mücadelenin her alanında çözümleyici tek güç ve ölçüt olarak geliştirmeye devam edecektir.

re mve

2I2

diVe

ve yaratrlan kazanımlar, bu pratiğin gücünü ve doğruluğunu kanıtlamıştır. Bundan sonra yapılması gerekenler, bu kanıtlanmış pratiğin kendisi tarafindan ortay a konulmaktadır; Kürdistan'daki devrimci savaş birlikleri, artık, sayılan ellinin üzerinde seyretmesi gereken bölük seviyesindeki partizan birlikler halinde ülkede adım adım geliştirilmek ve yaygrnlaştırılmak zorundadrr. Bu, yürüttüğümüz devrimci savaşın gerçeklerinin dayattığı bir zorunluluk olduğu

Agit yoldaşın bir emri ve O'nun anrsrna bağlılığın bir gereğidir. Kendi yaşamı ve pratiğinde bunu gerçekleşkadar,

tirmiş bir önderin anrsrna başka türlü cevap verilemez. Ikinci olarak, O, savaşımızın içinde gerçekleştirdiği büyük zorluklan ve olumsuzluklan tam bir cesaret ve engin coşku kaynağına dönüştürmeyi başarmıştı. O'nu kendi pratiğinde gücünü ve geliştirici özelliğini kanıtladığı bu savaş üslubu, önderlik iddiasındaki tüm devrimci kadrolar için vazgeç7lmez önemdedir ve mutlak suretle kazandıran bu üslubu kendilerine mal etmeleri gerekir. Yoldaşlanna saygı ve sevgiyle dolu, onlara sürekli cesaret veren ve coşturan bir önderlik, en büyük ilerletici öğedir. O halde, devrimci yaşamı kendi şahsında bu kadar çekici kılmış olan Agit yo2I3


r dıtsıı,ı-ıızıı-ı aı-ıısı. [,ırı koııuda da sereği n-ıutlaka vcrine getiı,i l ıııesi gereken [-,ıi r eııı i r olaı.ak aı.ı l aşı l ıı-ıal ıcl ı ı..

Üciiııcü olaı.ak Agil 1,olcjıış. teoriyi lıayaıın gcrçeklerinc uygu ıı t,ı|aı,ak y«,ıı,ııın la ıı-ıay l. on u yafalIcı 1-ıiçin-ı lcre diiııü s

ttiırıreyi basarn-ıış bir yoidastıı..

()'ı-ııın deriıı ve soylrı ),urtseveı,liği kendiııi eıı çok Kiirdis-

ıııır'ıı,ı bağrıııa ve halkımızııı kol]arıı,ıa diiştüğti an orlayiı koydiı. Söıı-ı ürgeci ce latlaı,ı ıı öldtiğiin ti be ge lenıek içın y,aı n ladı kları resiır-ı leri, O'nı-ııı kutsal Kürdi sfan toprıık arıııı l

l

ı

l

tıcaklayısıı,ıdaki sıcaklığı [,ıel_eeleıı-ıekte. son taı-ilrsel eyle ıllİ1-1deı'ı dul,duğıı l,ıuzuı r,e ı,ahaüı ser_uilemekte. ülke r,c ]-ıalk

k

t ı

şalıadeti n en aıı l anı l ı çağı,ı sın ı yapı-ııaktad ı ı,. Evet. saflarımızda lıtıl ııııaı,ı heı,kes. iilkeıııiz ve hal

ğı,ı-ıı-ıa

k ın-ıız-ı

()'ı,ıtııı gibi sevnıeli ve değeı,leriı,ııize O'ı,ıtıı,ı giL,ıi bağlı c,ılıııa]ıdır. Bıı, O'ı,ııın aııısına bağlılığıı-ı eı,ı teınel kcışulı_ıclıır. Tün-ı paıtilileı,in diı,eı-ıiş şehitlcrimize kaı,şı b|iyük [,ıir ve

lıı lıoı-ctı vaı,dır.

ı,ılı,ı-ıası r,e L-ıiitüı-ı [-ııınlarcia deriı,ılcşıı-ıe tılıı-ıaksızııı. devriın-

Bız bugiınkü direııiş _uücünıüze ten-ıelde oı-ılaı,ın çalıaları. !.ijsterdikleri t'edakarlık, cesaı,et ve l-ıayatlaı,ıı,ıı t'eda etıı-ıeleı i 1ıalrasıı,ıa ıılaştık, Halkıı,ııız. bugün 1,,iııe oı-ılaı,ııı say,esiı,ıde ,ıtIıı-ıı adın,ı çağınıızda ad yapacak bır direnişçi koııuır,ıa _uelıııis. [ıüyük bir ilerleıı,ıe ve atılııı,ı gösterıniştir. O halde bıı l. ıı zı n ı-ı-ı arı ı,ı değeri çok ı,v i tı i l nnıek zcıruı,ıd adı ı,. Paı,li ailcıı-ıiziı-ı bu cn scçkiıı evIatlarıı,ıı yürckleriıııiziı,ı tlcrin lcrine göıı-ıccek. aydı ııl ık l,ıi l inci m izdc dai ı,ııa caı-ı l ı tulııcağız. On laı,la dLişüııccek, onlarla dlıyacağız. Böylece oı,ıları. hcr an. her saat ıı-ıiicadelen,ıiz ve tıüvLik ı, cleccğin-ıiz içi ııde yaşatacağız. B ugün dircı-ıi ş savaş ıllı ızın rclip dayandığı taktik hat olaı-ı " holkııııı:ın t,alıhe ic,inclc ıiı,14[illanıııas,i, ge rilla ordusı.ı içiııde suı,osüırılııırıs,ı" göreviııi. iilkeye. lıalka ve devriıı,ıe bağlılığııı bir _uereği o]arak cla ı cı,inc _9elirınek sorun,ıluluğu ile karşı karşıyayız. Bu bilinçle yürütülcn hazırlıklar, ordu öı,gütleınesiıriıı yai

|

Dördüncü cılarak. paıli1,,i koı.unııı. provokatit.ve 1asliyeci çabalara karşı tııtun-ı konultırında cla (), eıı kaı.aıJı. ezici ve _ı,iı.ıc,

alıcı bir pratik seı-tileıııistir. Agit yoldaş, lıaı-ı-9i zeıııiııde vc hangi düzeyde oıtaya çıkarstı çıksın tasljveci. bozgrıncu ve sr,ıı-ırıç

yıkıcı taaliyetlere karşı ııııındı

tau,,, koy,,-,,rkta teıecldiit etn-ıe-

Agil yoIdaşta soınullaşaıı diğer biı. öze]lik, Kürdistan

koşul ları nda terçek

aı-ı]

aıııı i le

sah

ıp ol

ı-ıır-ıas

ı. deı.inleşıı.ıe-

si ve yüce|ıiln,ıesi gereken eıı teınel özelIikle ı.den biı.i iik yurtseverI i k tir. l98_5 Newroz'uııda kalenıc

bü1,

olaı.ı

aldığı anı yazısı. O'nuıı bu yanını çcık etkileyici bir biçinde dile getirnıektedif. Ama 2 ].1

ıııtılı-ııası yiinünde hızIa i]eı,lemekte: l-ıalkın-ıızın kendi öz ijı ı,iit|i ile bütünIeşmesi için, askerlik yasası çıkarına vb. tedlııı-ler cle içinde olmak üzeı,e. gerekli aı,aç ve yönteıı-ılcr gc l ıs

t

i ı,i l

n,ıektedır. Geri

l

l

a ord u suııu ı,ı yaratıl

m asıı-ı

ı

gündc

ı-ı-ı i

nc

l.ı,ıyıııtış olan partin,ıiz. buı,ıu, parti çekiı,dekleı,i etrııl ıııtlıı ]l5


iirii]ecek biı- ulıısa] direniş cel,ıl,ıesi ıle ic içe yıtralnlit çabalaı^ıı,ıı yoğı.ınlaştırııııs bı_ılunıııakllıdıf. Bütlin paı,tililer. aynı zaı,ı-ı aı-ıda [-ıüy ii k şe lı i tleri n,ı izi ıı vıts )/ctleı,iıı i ıı cle 1,c ri nc get iri ıı-ıesi o]aıı l,ııı görevin gereğini ıı-ıı-ıt]trka ,valıacak. buııı"ın bii

l i

1

ı,ıc ve soı,ııı-ı-ı l ıı l ıı ğu i le dc,ıpclcıl ıı,ı,a şayacak l arclı ı,. Paı,t i ııı i zi ı ı. ijıı ii ıı-ı Lizdek i diiı,ıe ırıdc gerçek leşecc

k konf'e-

rııııs ve koııgı,esİ, ulusal kııı,ttılıış cepl-ıesiı,ıin i)ı,giitsel insasınıır yükscltilıı-ıesi iciıı gerckli çalışn-ıaları yıılıacak, kııı,tıı-ı-ılaşn,ııı-ııı-ı ıcdbiı]erini uclişlirecektiı,. Oniiı-ııiizdeki döı-ıcı,ıı. bu giiı,cvlcri _ıeı-çekleştirnıek bakın-ııı,ıdaıı cı-ı vcriıı-ıli [,ıicinıde değeı,leııcliri lecekti

ı,.

Halkıı,ııızıı,ı silalı]ı kııvvclIcı,inin de yiııe [,ıu csaslaı, dahilirıde daha ilcri l-ıir örgtitlcı-ıır-ıcsi ve eğitiı,ııi içiı-ı uerekeı-ı plaı-ılaınalaı,yapılacak: doğrrı vc yeterl i bir uyuıılaı-ı-ıa içiıı gerekl i arıçl aı, s i nıdideıı l-ıız-ı rI aııaca ktır. Parti faıl iyet]eriniı,ı bö1, lcsi nc csas] ı teınel lcı,dc gel i siıı-ı iııc paralel t,ılıırak. itlılaklaı,ı-ııcselesiı-ıde de tılıııı-ıIıı ve ciddi gelişmele rin sağlanacağı kcsiırcliı,. Oııün-ıüzdcki diiııenı gel işn-ıeleriniı-ı [,ıekleı-ıeı-ı doğrrı ltııstı içinde. içtc cephe temeliııde ittittıklar gelisirken. dışta cla |,ıer zaııııı-ıkiııderı daha i,ızgür ve bağınısız koşıı l laı,da clost iliski leı, ı,ı]tıstııı,ulmaya ve derirıleşıiri l ıııel,e devaı-ıı cdi lccektir. Paı,ti ı-ı-ıiz. l,ııı yönl ü

gelisimini siirdürüı,ken. kencii iç iiı,giitleırı-ıresini de tısla ihı-ııirl etmeyecektir. Direniş şel-ıitleriı,ı iı-ı kaybıı-ıı karşı laınak içiı-ı dalıa f ıızla kadto eğiterek. ı,ı,ıticadelevi ileri [,ıc,ıytıtlarda giığüsleyebilecek yeni kadri,ı ııdayları oluşturııp hazır|ayaı,ak ör_eütse l ıısasın ı hızla tıtı,ı,ıand r|ııava devan,ı edecektir. Partiıı-,ıiz [,ıuı,ıı_ı l,ıcr türl[i boz_ıı_ıııcııluk sağ r,e sol sapıı,ıa ile i

ın

ücadele

te

ıııe

I

l

i

ııde _uerçekleşt recek ; çi i

z_qi n

i ı

ı i,ıı,gütlenme-

llir Yc 1cCı.iliı-ıi clal-ıa cla gcliştirecek. dcı,ı,iı-ı-ıciliğe yakınllk ıliıstcı.e nleı.i direniş sııllaı,lııa katnıak içiıı geı,ekli tLiı1l tcı,_ ı,lcri ııIacaktı ı-. ,\ t ı ı ıclaır kalkılaıııayacak aşıtı çık ı şl ı rclaı-ı ııı üıI ki-i n oltlıığıı kadlır kaçınılacak: ıIlla paltillliZiıı l-ıugLiı-ıkü 1ıratik gc_ lisıııcsiııiı,ı geı,isiı,ıdc c,ılı,ı,ıayan, oı,ııı öziiıı,ıscyeıı ve paıtr),c ı,9Cll1Cll kılan bir pı,atik hat esas al ıılacaktır, nıizi n anılarına ancak böylesi c]iıııiiİ,stc. cl iı.eı-ı iş 1,i

|

şehilleı.i

.,iiııı vc gclişn-ıeler sağlanarak ve yiı-ıe ancak PKK-EIi,NK l l tl

2l6

lal-ı

l

aı.ı eıı gLiçl [i biı- biçinıde kcın ııştuı,ultrı,ak kaışı

l

ı

k

ş

..tiı.ccek. direniş şel-ıitlcrinıizilı yaşanllarıııı keı,ıdi yllŞil|l1

,

ı

,

uy_eı.ılayacaklardır, 1-ıı,ıııiklcriı-ıde bir eıı,ıir olarak l]ıı lıışta Parti Öırdcıliğiıı-ıiz olmak iizere tüın paı,ti, Agit

ıtlitŞııl şıl-ısında son,ıutlaşan bu eılıredici özel liklcri [,ıiitün

,,,

vc ordu silal,ılarıylıı ı,ııı,tivc egemen kılnıak. buı-ıu cephe ıiiııı lııılkın,ııza mal etınck ve şehitleı,iı,ııiziıı u_üruırda cleğcrli ı lıslıııllııı,ıllı t'eda ettikleri ıı|usal ktıı,tı.ıluş clavaıı,ıızı lıcr ı-ıe içiıı l-ıiçbir eııgel ta_ ü,;ı]llısıııır Olursa olStın zat'ere götürı]ıek cla[ıa 1,inelen-ıel,i, kez bir andıınızı ı ı ıııı,ııvtrcıığı yol uı,ıdaki ı

Agit yoldaş olınak üzere, tiiıı-ı direııiş şelıitlerinıiziıı görır-ıektedir, ı lıı ı-ı ııa t,ıağl ı lığın biı, geı,eği olarak l()82 Newroz'uııda Mazlum yoldaşıı,ı 1ınısıııa kaı,şı söyl,,tliiıl-ı-ıiz bağlılık zıüldıülııl geı,eğini eSas alan o,ııa _uiirken]_ lı 1ıı,ıtiği ile direııişiyle cevap veren ve [,ıtınrı l98(-ı Newıı)/ ı.ıtıc]ıı cloruğa ulaştüraı1 A_uit yoladaşa. yiııe öyle biı, aı,ıdl.ı scslcı,ıir ve anıstnın gereğini mtttlaka yeriııe _uetireceği-

l,;ı_stiı ,

ı ı ı

,ı,, tlııiı, söz veririz.

(). Iıer Zallall ıılusal direniş mücadelenıizin kahraı]]aı,ılık

tecektir.

Halkıını zı ıı ezic i çoğuı,ı l ıığtı taraf'ıı-ıdaıı oııav laııan ul usa] kurtulustaki önderlik rolii he ı, zaı-ı-ıaı,ıkinderı dalıa lazla acığa çıkmı ş olan paı,tin,ıiz. i şbi rl ikç i-refbrıı-ı ist ak ı nı ları n tes-

s i

ı e ı ilc[-ıeceği artık taıll bir kesiıılik kazaııı-lılştır. Bı_lılııı,ı clc_ ıııı [-ıiliı-ıci Ve Soü-ulllltlltığu ile lrareket edeı-ı tiiı-ı,ı paı-tililcı,. ycri ı-lc ,, ııı ılzlıııı-l ı bıı l unduklıırı görevleri ıTutlaka başarı ile

sini, güçlü biı, clenetim ve ııyurılın-ıa ile güçlencliı,erek yüı,ü

K

,

l,,ı ıcı,ıı i ı-ıiı,ı

seınbol ii olııtak anılacaktır!

Mavıs

l9116

]l7


Ve

Agit

Mahsum korknıaz Komutan Agit; Kürdistan ulusal direniş mücadelesi boyunca, sömürgeciliğe ve feodalizme karşr, PKK önderliğinde gelişen devrimci direnişi çeşitli düzeylerde temsil ederek, direnişin en ön saflarında yürümüş, halkrmrza ve ınücadelemize yönelik her türlü saldırıya kararlılıkla göğüs germiş, mücadeleye yönelik birçok tehlikeyi bertaraf etıniş, büyük bir komutan olduğunu birçok sefer pratiğinde ispatlamış büyük bir kişilikti. Komutan Agit aslen Silvanlı olduğu halde, henüz genç yaşlardayken ailesinin Batman'a yerleşmesiyle, burada büyümüş ve ilk devrimci çalışmalara burada katılmıştır. Büyük önder Mazlum Doğan'ın çabaları sonucu, partiyle ilk ilişki kuranlardan biri olan komutan Agit, o dönemede Batman'rn siyasal ortamını, kendisini partiyle ilişki kurtt]asrnln neden ve biçimlerini, partiye sunduğu bir raporunda, kısaca şu cümlelerle ifade etmektedir: "Yurtsever düşüncelerin yay8ın olduğu bir yöreden (Silvan) oluşum, Türkiye devrimci hareketinin etkisi, insancıl duygulara sahip olmam ve ilerici aydın-gençlik kesimiyle 2l8

2|9


olan bağım gibi etkenler devrimci olmamda rol oynadı... Devrimci hayata atılmam hareketimizle başladı. Daha ön-

celeri

gi bir kim, ]

empalim v olmadı...

ernekler

e

aydın.-gençlik arasındaki saflaşma sonucu meydana gelen

nur. Her yıl 1000'in üzerindeki işçi alımını, devrimci işçi komitelerinin inisiyatifine geçirmiş, bir devlet işletmesi olan TPAO'da işçi hakimiyetini gerçekleştirmişti. Yine bu yılın sonlarına doğru gerçekleştirilen belediye seçimlerinde, aktif bir çalışma sürdürerek, sağcısıyla, solcusuyla bir-

çok gücün karşı çabasına rağmen, PKK adayı Edip Solmaz'ın kazanmasında büyük bir rol oynayarak, onbinlerce insanın desteğini sağlamıştır.

sonralart bu atılımı cıraştrmalqrtm sonucu, bilinçli olarak

sürdürdüm."

Komutan Agit, ilk devrimci çıkışını Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine karşı yoğun saldırılar ortamında yaptı. Bu nedenle komutan Agit'in devrimci olarak doğuşu, böylesine soylu bir doğuştur. O, daha sonraki bütün müca-

delesinde daima direnişin başında yer alarak, giderek daha güçlü bir kişilik haline geldi.

Komutan Agit'in önderliğinde partimizin sağlamış olduğu bu muazzam kitlesel gelişmeyi sindiremeyen sömürgeciler ve yerel gericiler, partimizin işçi sınıfını olduğu gibi, bütün kitlenin desteğini alarak belediye seçimlerini de kazanmaslna ortak bir komployla cevap vererek Edip yoldaşı katlettiler, Bu olayın da Batman direniş tarihinde büyük bir yeri vardır. Sömürgeciler ve yerel gericiler, halkımızın belki de tarihinde ilk sefer kullanmış olduğu özgür iradesine kurşun sı-

karak, devrimci gelişmeyi durdurmak istemişlerdir. Bu noktada da büyük komutan Agit'e büyük görevler düşmekteydi. O, her türlü devrimci göreve olduğu gibi, bu görev-

lerine de büyük bir sorumluluk duygusuyla sahip çıktı. Edip yoldaşın katilerinin 9 gün gibi kısa bir sürede cezaIandınlmasını sağladı. Bu temel üzerinde, Raman ağalarına (Faxro Ağa) karşı görkemli bir direniş başlatarak bu güruhun otoritesini sıfira indirmiş; uzun yıllardan beri Batman halkının başına bela olan bu güruhun ezilmesinde büyük komutanlık örnekleri sergileyerek, halkı bu beladan kurtarmrştır.

mıştı.

l979'lara gelindiğinde, nüfusu onbinin üzerinde olan Batman işçi sınıfını devlete karşı örgütleyerek işçilerin ekonomik taleplerinin yerine getirilmesine katkıda bulu220

Komutan Agit'in bu dönemdeki önemli bir hamlesi de bu direniş etrafinda, mücadelenin silahlı biçimiyle kıra taşlnmasında aktif bir rol oynamasıdır. Mücadelenin kıra taşırılması nüve halinde gerçekleştirilmiş olsa da, bugün kırsal alanda yükselen görkemli direnişten, o zamanki çıkışın anlamr çok daha iyi görülmektedir.

221


Komutan Agit, btitün bu gelişmelerden sonra, halk savayolunda daha büyük atılımlan gerçekleştirmek için, ideşı olojik, politik her alanda daha iyi hazırlanmak üzere, partinin çağrısı üzerine 1980 Ocak ayında Lübnan'a, Filistin kamplarına gitti. Yedi aylık bir eğitim sürecinden sonra, tekrar büyük umutlarla, büyük bir sorumluluk duygusuyla

ülkeye döndü. O, ülkeye döndüğünde mücadele büyük oranda dağlara taşırılmış, direniş bu alanda sürdürülmekteydi. Ancak genelde olduğu gibi, komutan Agit'in sorumluluğunu üstlendiği Batman bölgesinde de derin bir örgütsel kriz yaşanmaktaydı. Bu dönem, aynı zamanda |2 Eyln| faşist rejiminin işbaşına gelmesinin arefesi olan bir evredir. Agit, bu durumun bilinciyle soylu çalışmalar içerisine girmiş, geniş bir alan üzerinde çalışma sürdürerek mücadeleye belli bir nefes aldırmayı başarabilmiştir. Aynı zamanda partimizin geri çekilme taktiğine yöneldiği bir süreç olan bu aşamada O, kadroların korunmaslnda, yurt dışına taşınlmasında, güvenliklerinin sağlanmasında önemli görevler başararak, cunta koşullarında bile, 1981 Parti 1. Konferansı'na kadar içeride direnişin başında bulunmuştur. Bu süreçte, sayısrz tehlikeyle karşı karşıya gelmişse de her seferinde büyük bir ustalıkla tehlikeleri atlatmasrnı bilmiştir. Bu tehlikelerden biri de Kemal Pir yoldaşın yakalanmasıydr. Komutan Agit, Kemal Pir'le bir bölgeden diğer bir bölgeye giderken karşılaştığı düşman güçlerle çatlşmaya girmiş, arabadan atlarken omuzu ve kolu kırıldığı halde düşman askerleriyle çarpışarak kurtulmayı başarmıştı. Komutan Agit, uzun süre içeride çalışmaların başında kaldıktan sonra, parti 1. konferansr'na katrlmak üzere ikinci kez yurt dışına çıktı. Konferansta partiye sunduğu uzun raporunda, bulunduğu bölgeden başından beri sağlanan devrimci gelişmelerin bir değerlendirmesini sunarak partiyi aydınlattığı gibi, parti sorunlannın çözümüne de önemli katkılarda bulundu. Burada kaldığı losa süre içinde kadro 222

eğitim faaliyetlerine katıldı. Kadroların siyasi ve askeri yönden pratik olarak eğitimine katılan komutan Agit, "Sa, vaş, Ordu ve Ayaklanma Üzerine" adlı bir eğitim broşürü de hazır|ay arak kadrol arın eğitiminin derinle ştirilme sine katkıda bulunur. O dönemde, kendisini dışa vurmaya başlayan tasfiyeciliğe karşı da mücadele veren komutan Agit, değerli çabaları sonucu kadroları bu tehlikeden korumayı başardr. Aynı dönemde, Parti Merkez Komite aday üyeliğine de getirilen komutan Agit, kadrolan, hatalan temelinde eğitme, her türlü sağ ve sol sapmaya karşı korumada değerli hizmetlerde bulunur. konferans sonrası Lübnan'da bir müddet kaldıktan sonra, parti tarafindan Güney Kürdistan'a gönderilen ve orada ülkeye yeniden dönüşün ön hazırlıklarını yapmaya başlayan komutan Agit, Güney ve Doğu Kürdistan sahasındaki bütün devrimci görevlerin sorumluluğunu üstlenerek büyük bir coşkuyla koyuldu. Sürdürdüğü çalışmalarla kısa bir sürede, politik, örgütsel, teknik bir yığın kazrnım elde ederek, pratik hazırlrklann temel taşlarını döşedi. Burada da, kadroların eğitim faaliyetlerine büyük bir özveriyle katrlarak, pratik mücadeleye hazrrlanmada büyük çabalar sarfeder. Bir yandan alandaki bir yığın politik güçle ilişki geliştirirken, diğer yandan partimizin cephe gerisi üslenmesini yarattr. Aynca, bir yandan örgüt içinde kendisini daha da ele veren ve o alanda, Süleyman provaktörünün şahsında somutlaşan, kadrolarda zihinsel tahribat, kaos, moral bozukluğu yaratma yönündeki tasfiyeciliğe karşı dururken, bir yandan da ilkel milliyetçiliğin, küçük-burjuva uzlaşmacılığının yaratmrş olduklan bulanık ortama karşı aktif bir mücadele yürüttü. Böylece O, Güney Kürdistan ile Kuzey

arasrnda güçlü bir bağ yaratarak önemli bir gelişmenin sağlanmasına yol açtı. Bu arada kadroların eğitimine katkı-

da bulunan "Devrimci ÇalışmadaYanlış Anlayışların Eleşt irisi" ad|ı broşürü de y azdı.


1982 sonlarında, esasen de 1983 baharında, ülkeye yö-

nelik pratik faaliyetlerini başlatması srrasında komutan Agit, bu birimlerin hazırlık faaliyetlerine de katılarak, Kürdistan'ın birçok bölgesine devrimci öncü birimlerin ulaştınlmasında aktif rol oynadı. O, bu sırada faşist Türk

ordusunun Güney Kürdistan'daki güçlere "Türk saldırısını yaygın bir gerilla savaşı ile karşılama" çağrısı yaparken, diğer yandan Kuzey Kürdistan'a geçerek, sınır üzerindeki aşiretleri PKK bayrağı altında böyle bir savaşa katmak üzere, yoğun ilişki ve temaslara geçer. Ancak hem Güney

Kürdistan'daki güçlerin teslmiyetçi-uzlaşmacı tavırları, hem de Türk ordusunun pişman olmuş bir edayla geri çekilmesi böyle bir gelişmenin sağlanmasını durdurmuştur.

Komutan Agit bu tarihten sonra, artık Kuzey

Kürdistan'da öncü birimlerin başına geçerek faaliyetlerine buradan devam eder. Bu dönem, ülkeye yenden dönüşün yapıldığı ve ülke zemini üzerinde örgütsel inşanın başladığı bir dönemdir. Komutan Agit üslendiği Botan bölgesi, ulusal kurtuluş savaşında son derece tarihi rol oynamaya aday bir bölgeydi. Nitekim günümüze kadar sürdtirülen devrimci savaşrm, bunun böyle olduğunu ispatlamıştır. Botan bölgesi, Kürdistan savaş tarihinde son derece önemli bir yere sahip olmakla birlikte, savaşın geliştirilmesi açısından, bağrında bir yığın olumsuz özellik de taşıyordu. Her şeyden önce bölge, her açıdan Kürdistan'ın en geri bir alanını teşkil etmekteydi. Komutan Agit, Botan'da silahlı mücadeleye geçme, bu temelde halk savaşı yolunda ilerleme sorumluluğunun yerine getirilmesi konusunda direnişin başında yer alır. O, başta Botan bölgesinin çeşitli alanlarında olmak üzere, ülkenin birçok strağik alanrna öncü birimlerin yerleştirilmesinde aktif rol oynayarak pratik yönlendirmeyi üstlenmiş, bu yönde önemli başanlar göstermişti. Bu zemin üzerinde kendisinin aktif yönlendiriciliğinde sürdürülen dev224

rimci çalışmalar sonucu, kısa sürede kitlelere beli bir bilinç götürülmüş; propaganda ve ajitasyonla, salt dar çevrelerle sınırlı kalınmayarak, geniş kitleler uyandınlmış; btiyük bir kitle desteği sağlanarak belli örgütlülüğe ulaşılmış; keşif, istihbarat vb. teknik hazırlıklar yönünden epey bir mesafe katedilmiş; örgüt birimleri kendi içinde bir bütünlüğe kavuşturulmuş; yaygın bir eylemliliğe girişmenin hazırlıkları esas itibariyle tamamlanmıştı.

Komutan Agit, tüm bu görevlerin yerine getirilmesinde, sadece düşüncede bir yönlendiricilik yapmakla yetinmemiş; O, her gün, yüksekliği 4O0O metreye varan birkaç dağ teperek, faaliyetlere bizzatkatı|arak pratikte de önderlik etmiş, devrimci öncülüğün kıstaslannı kendi pratiğiyle ortaya koymuştu.

Birbuçuk yıl süren bu hazırlık döneminden önemli sonuçlar almıştır komutan Agit. Hazırlıklar esas itibariyle yeterliydi ve bu biçimde devrim dahafazla ileri götürülemezdi. Devrime atılım yaptıracak bir çalışma biçimine yönelmek gerekmekteydi. Önceki biçimlerle örgütsel tıkanıklık aşılamazdı. Bu biçim altında yapılacak işler esas itibariyle yapılmış, alınması gereken sonuçlar alınmıştı. Mücadeleye, silahlı biçimle müdahale etmeden yaşanabilir, ama bir milim ileri gidilemez, devrimci gelişme sağlanamazdı. Tersine çürüme, yozlaşma gelişecek, oportünizm başgösterecekti. Ve nihayet böyle bir gelişmenin ucu, örgüt içindeki küçük burjuva unsurlarda boy vermeye başlamıştı. PKK, bu tehlikenin öngörüsü ve bir atılım yapmanın gereğiyle hareket ederek, 1984 bahannda pratik içerisindeki kadrolarının belli bir kesiminin katıldığı bir toplantı düzenleyerek, çalışmaların sonuçlarını değerlendirmiş, içerisine girilecek yeni dönemin özellikleri ve çalışma tarzr konularını kadrolara özümsetmişti.

Bu toplantıda komutan Agit, pratiği güçlü bir biçimde değerlendirerek, partiye önemle "eylemsel bir atılım yap-


m4" önerisinde bulunur. Onerinin gereklerini genişçe izah ederek yeni sürecin bir atılım süreci, güçlü bir halk savaşı süreci olmasının zorunluluğunu belirterek, 15 Ağustos Atılrmı'nın kararlaştırılmasrnda peşin katkılarda bulunur. Dışarıdaki hazırlıkların yönü, bu biçimde belirlendikten sonra, tekrar Botan'a dönen komutan Agit, l5 Ağustos Atılımı'nın hazırlıklarını içeride sürdürerek üç ay gibi kısa bir sürede, birimlerin yeniden toparlanması, örgüt bağlannın daha güçlü bir biçimde düzenlenmesi, örgütsel merkezileşmenin sağlanması, teknik hazırlıkların hrzlandırılmasr, eylemci bir savaşçı birikimin sağlanması, milis gücünün derlenip hazır hale getirilmesi, ajan-muhbir yapıya peş peşe darbe indirilerek geriletilmesi ve bütün bu hazırlıklarla birlikte, bir eylem planlamasına ulaşılması görevlerini başararak, Botan örgütünün eyleme hazır bir yapıya kavuşturulmasrnda belirgin rol oynar. l5 Ağustos arefesinde PKK Merkez Komitesi üyeliğine seçilmiş olan komutan Agit, bu arada HRK'nin Merkez Konseyi'ne de seçilerek, kurulan ilk HRK birliklerden "14

Temmuz Silahlı Propaganda Takımı", ilk eylemini, 15 Ağustos Atılımı'nın en güçlü eylemi olan Eruh baskınıyla gerçekleştirdi. 15 Ağustos eylemlerinin hemen ardından komutan Agit, bir yandan Beytüşşebap'ta, bir yüzbaşı komutasındaki askeri birliği, yüzbaşı da dahil olmak üzere arabasıyla birlikte imha etmek, Şırnak'ta, jandarma birliğine saldırarak çoğunu öldürme ve yaralama, Uludere'de, ajan-muhbircileri cezalandrrma, Eruh'ta milis yapıya büyük bir darbe indiren eylemlerin planlama ve örgütlendirilmesiyle uğraşırken,

bir yandan da silahlı birimlerin başında 15 Ağustos

Atılımı'nın yarattığı ortamı, sürdürdüğü propaganda ve ajitasyon faaliyetleriyle örgüte dönüştürme, kitlelere 15 Ağustos Atılımı'nın anlam ve önemini kavratarak, kitlelerin bilinçlendirilmesini sağlama, bu zemin üzerinde örgüt226

lendirilmiş güçlü bir kitle desteği yaratma, örgüt gücünü büyütmek için mücadeleye yeni savaşçı ve kadro aday|aı katma, bizzat silahlı birimleri kazanrmlar ve muhtemel gelişmeler doğrultusunda eğitme ve nitekim güçlü bir yapıyla bir silahlı savaşrm sürdürme faaliyetine girişti. Komutan Agit bütün bu faaliyetleri başarıyla sürdürerek, geniş kitlelerin bilinçlendirilmesini, örgütlendirilmesini, mücadele etrafinda kenetlenmesini ve gittikçe devrimci savaşa daha aktif destek sunmalarını sağlar. Nitekim O, bu desteğin bir ürünü olarak, çoğunluğu kitleler içinden gelen savaşçılarla birlikte, kendisinin hem planlayıcı, hem örgütleyici ve hem de uygulayıcı olarak katıldığı Şımak'ın Gün-

dike Melle karakol baskını gerçekleştirir. Karakolda 15O'nin üstünde akser ve muhtelif yerlerde mevzilenmiş l5'ten fazla nöbetçi bulunmasına rağmen, düşmana büyük

bir darbe vurulmuş, biri subay olmak üzere 5 asker öldürülmüş, l5 asker yaralanmış, bir kısmının silahına el konularak, karakolun büyük oradan tahrip edilmesi başarılmıştır.

Böylece komutan Agit, genelde parti çizgisinin, özelde siyasal, askeri, örgütsel her alanda parti taktiğinin yetkin bir uygulayıcısı olduğunu, herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek kadar açık bir biçimde, bu dönemde de bizzat pratiğİyle ispatlamıştır. Bütün bu gelişmelerden soffa, artık yaz dönemi kapanmış, partimizin, "faşist teröre karşı-devrimi direnişi geliştirme harekalı" sona erişmiş, yeni bir direnişe hazırlanmak üzere şiddetli bir kış sürecine girilmişti. Komutan Agit, kış sürecinin devrimci mücadeleyi yaygınlaştırma ve devrimci eylemliliği sürdürme açısından taşıdığı olumsuzlukların bilinciyle hareket ederek, kış sürecinin, " devrimc i deneyimlerin özümsenme s i, kadrolar ın e ğiliminin bu temelde derinleştirilmesi, tüm devrimci kazanımların korunarak, örgüt gücüne dönüştürülmesi" gerek-


tiği biçiminde bir değerlendirmede bulunarak bu yönlü bir planlamanın geliştirilmesinde aktif bir rol oynadı. Komutan Agit, silahlı birlikleri bu esas üzerinde bir örgütsel düzenlemeye ulaştırdıktan sonra, Parti Merkez Komitesi kış toplantısına katılır. 20-24 Aralık l984(|) tarihleri arasında yapılan bu toplantıda komutan Agit, tartışmalarını esas itibariyle, silahlı mücadele yeni devrimci atılımlar üzerinde derinleştirerek; silahlı mücadelenin sorunları, çözüm yollan; silahlı örgütlerin oluşturulması, ana silahlı birliklerin kurulması, sevk ve idare sorunlafl, araç ve gereçlerin temini; askeri planlann hazırlanması, eylem taktiklerinde derinleşme ve genişlemenin sağlanması ve bir bütün olarak silahlı mücadelenin genişletilmesi üzerine çözümlemelere ulaşıyor, partiye bu yönlü önerilerde bulunuyordu. Nitekim O, "Devrimci savaşın gelişıirilmesi üzerine" adlı, plan niteliğindeki bir raporu da toplantıya sunmuş, sorunları yeterli bir biçimde yetkince izaha kavuşturarak devrimci sorumluluğun güçlü bir ömeğini bir daha sergilemişti. Toplantıdan sonra hazırlanan raporları ve toplantı kararlarını sunmak, talimatlarını almak için, Parti Onderliği'yle görüşme görevini alan komutan Agit, bölgeden birkaç aylık ayrılışından sonra tekrar bölgeye dönerken bir grup arkadaşıyla Nisan 1985'te Güney Kürdistan'da, sosyal-şoven, oportünist IKP güçlerinin kurduğu pusuya düştü. Komutan Agit, bu hain pusuyu atlatmayı başarak, Mayıs 1985'te Botan bölgesine ulaştı ve bir daha direnişin başına geçerek, ll)Porıi Merkez Komilesi AraIık l984'ıe genişliğine ve derinliğine gelişmeleri değerLendirir Pralik çalışmanın büıün sorunlarını gündeme gelirerek ayrınıılı çözümler arar Parli Cenel Sekreıerliği, ıoplanııya sunduğu kapsamlı raporunda, gelişmeleri ye mevcuı durumu poliıik, örgülsel ve eylemsel açılardon derinliğine lahlil eder. Gelişmelerin, halkımızın kurtuluş mücadelesinde yeni bir dönemi oluşıurocak kadar büyük ve ıarihi olduğunu bundan sonraki gelişmelerin " Kürı isyani' , " Kürl geriLLalari' deyimlerinde ifade edilen düzeyde olacağını belirtir PlanLomanın ve örgüllenmenin bu düzel,de gelişıirilmesi gerekliğini, gecikniş bir görev olarak, praıikıe zaten açılmış olan saı,aş cephesinin adının konulması,yani

228

Şırnak alayının baskını ve çeşitli alan]arda mevzilenen düşman gücüne yönelik seri bir eylemlilikten sonra, 21 Maıt'ta ilan edilen Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin bu sürecine güçlülük kazandırmak, cephenin ilanını bölgenin en ücra köyüne kadar yaymak amacıyla, yaygın kitle toplantıları düzenlemeye girişti. Takım düzeyindeki HRK birliklerinin katılımıyla cephe bayrağı altında ve kitlelere megafonlarla hitap edilerek gerçekleştirilen sayısız orandaki bu toplanhlar neticesinde önemli kazanımlar elde edilmiş, o dönem yayın olarak sürdürülen baskılar altında silah verilerek milis çete durumuna düşürülen birçok köylüye silahları bıraktırılmış, ERNK bayrağı altında kenetlenmeleri sağlanmışhr. Bu yönlü gösterilerden en büyüğü, Agit'in komutanlık

ettiği takımının ismini aldığı ve Hayri Durmuş'la Kemal Pir yoldaşların, Diyarbakır zindanlarında ölüm orucuna gi-

Ulusal Kurtluş Cephesinin gecikıirilmeden iLan edilmesi gerekıiğini bildirir Rapor, devrimci mücadelenin büıün ıemel sorunlorında açık çözümler verir ve gelişmenin gerçek yönünü gösıerir. Parıi Genel Sekreterliği Raporunun beliiliği hedefler tloğrullusunda praıik planlama gelişıirilir Buna göre, Orıa Kürdistan'da hızla gerillaya dönüşecek olan bir savaş yürütülecek ve gelişme kateden uygun alanlarda yerel silahlı ayaklanmalara girişilecekıir. l5 Ağusıos eylemciliği iilkenin elverişli ıüm alanlorıno yayülocak, Orla Kürdislan'claki mücadeLeye bağlı olarak, Kuzey ve Baıı'da giderek gerillal,a dönüşecek olan 1,oğun bir silahlı propaganda faaliıeıi yürüıülecekıir Örgüılenme ve praıik yöneıim bu görevlere uygun olarak güçlendirilecek, eyalet ve bölge örgüllenmeleri, örgüller içinde işbölümü gelişıirilecekıir Ulusal larihimizde

özgünbiryeriolan2] Marı'ıaCepheilanıyapılocak,eı,lemprogramı,butarihıen iıibaren uygun aıılümlarla geliştirilecektir: 2l Marl çıkışı ardından mayıs aynıda, "Devrim şehiılerinin onısını yaşaıma harekaıi' , Temmuz-Eylül oylarında "Kızıl rlireniş harekaıi', Kasım ayında "Parıiyi güçlendirme harekaıi' yürüıülecek, Ağuslos orlalarından i libare n ye rel ayoklanmalara gi rişi lecekl ir

Böyle bir planlamanın daha oyrıntılı sorunları tarlışılarak çözümlere bağlanır. Cephenin adı belirlenir. Eniya Rizgaiya Netawa Kurdıslan (ERNK); Cephenin kuruluduğu ilan eden bildiri hazırlanır Parti örgüılenmesinin yeniden düzenlenmesi, çeşiıli alanLardaki yöneıim, birlikler, değişik grup ve görevlilerin belirlenmesi yapılır. Uzun ı,e yoğun bir çalışma praıiğinin sorunlarının çözümünde epey ayrınııya inilir ve epeyce gelişkin bir hazırlık yapılır. Arıık geleceği, bu hazırlıkların praıiğe aklarılmasındoki başarılı çalışma belirleyecekıir (Özel Sa1ı l0 l Aglıstos l986 Serxwebün) 229


rerek, büyük bir direniş başlattığı gün olan 14 Temmuz l982'nin yıldönümünde, yani l4 Temmuz gecesi Van'ın Çatak ilçesinde düzenlendi. İlçede bulunan bütün düşman gücü etkisiz hale getirildikten sonra, kitlelere yönelik saatlerce konuşulmuş, bir nöbetçi yaralanarak, birkaç nöbetçinin silahlan alınmış ve eylem büyük bir başarıyla gerçekleştirilerek geri çekilmiştir. Bir dönem için kitlelere yönelik bu tiir propaganda eylemlerinin sonuncusu olan bu eylemden sonra komutan Agit, yi ne aynr alanda krsa bir süre önce, Seyfettin Özen, Ahmet Çalışkan ve Hasan Bulut(') yoldaşlan şehit eden milis-çete takrmının üzerine yürüyerek, bir dizi eylemin gerçekleştirilmesini yönetmiş, sonuçta, bu hain takımdan 18 kişi öldürülmüş, bunun iki misli kadar da yaralanarak, bir büttin olarak Van yöresinde çeteciliğe ağır bir darbe indirilerek çetecilik ezilmiş, elebaşlan teslim alınmış, bu biçimde düşmanın bu alana yönelik olarak, uzun süreden beri sürdürmüş olduğu büti.in çabalannın fiyaskoyla sonuçlanmasını sağlamışfir. Komutan Agit, o dönemde düzenlenen ve ajan-milis güçlerin durumun da tartışıldığı bir toplantıda, direniş mücadelesinin önüne engel olarak dikilmeye çalışılan ajanmilis yapıya ilişkin olarak şöyle diyordu. Toplantı tutanaklanndan:

"Bu sorun halkımızın direniş mücadelesi açısından

önemli bir sorundur. Ajan-milisçilik, kaynağını yerel gerici güçlerden ve bir bütün olarak ağalık sisteminden almakta(ı)Türk

devleıi Van bölgesinde, bazı ojanlarını harekeıe geçirerek "reis lakımını" ve doğılmaya yüz ıuımuş olan aŞireıçiliği ve kabileciliği yeniden gelişıirmeye yönelir. Bu doğrulıuda 1984,85 kışında ve baharında "reis takımıyla" loplanııları yoğunlaştırır. Ozel Harp Dairesi yönetiminde, Van ve Ankara hafıalık ıoplanulara sahne olur. Ajan-milis çeıeciliğin ve aşireı yöneıiminin kabul edilmesi için, faşisı ordu güçlerince kiılelere yoğun baskı uygulanır. "Apoculuğa karşı savoşıldığı sürece" alanda yaygın bulunan "mahkumluğa" af çıkarılır. Bufaaliyetıe, Hacı Dırbas sibi sönüllü "Kenan Evren askeri" nin, sicili uşakları da rolü epeyce olur. Ve bütün bu çabalar, " her aşiretin belli bir çeıe gücü ör9üılemesi" karorıyla sonuçlanır. Faşisı-sömürgecilik.

ajon-nilis elebaşılar olarak örgüılemeye

23o

dır. Bu nedenle, aşiretler üzerine gitmede son derece liliz

davranmalıyız. Ağalara karşı aşırı yaklaşımlar içerisine girmemeliyiz. Biz güçleri, belli sınıflara göre tasnif edip, ona göre yaklaşım göstermemiz en doğrusudur. Bunlara karşı güdülen polilikada şiddet tek araç olmamalıdır. Durumu mutlaka şiddeti gerektiren güçlere karşı sonuna kadar şiddet uygulanırken, diğerlerine karşı onları düşmanın oyununa ge lme kten alıkoyucu, tarafsız laşt ırıc ı, e sne k bir politika uygulanmalıdır. Ve esasen önemli olan, bu noktada sınıf bakış açısı hiçbir zaman unutulmadan yer ve zaman öğesini dikkaıe alan bir politikanın sergilenmesi sorunu-

Bir bütün olarak Botan bölgesinde, partimiz açısından devrim çıkarına uygun görülen bir yığın politikanın uygulanma koşulları vardır. Önemli olan, her zaman, uygun yol ve yöntemleri bularak uygulamaya koymaktır." Komutan Agit, söz konusu bu toplantının hemen ardından, alınmalarında büyük katkılarda bulunduğu toplantı kararlarını hayata geçirmek, bunlardan en önemli olan sonbahar atılımını gerçekleştirmek üzere harekete geçti. Bu süreç boyunca, Şımak'ın Dedeuğra köyünde, bir askeri birdur.

ordusuyla deneıleyemediği alanları bunlarla denellemek, kiıIeIerin deı,rime kolılımını önlemek ve devrimci gelişme önüne engel koymak islemektedir. }985 çalışmalorı, düşmanın bu oyununu boşa çıkarmok, ajan-milis çeıe örgüllenmesini dağıımak ve çalışma ıarzındaki yeıersizlikleri aşmak üzere düzenlenir Bu doğrulıuda, düşman oyunlorına karşı devrimci çalışma yoğunlaşıırılır. Orlam iyice sertleşir. Düşman, devrimci çalışmaları darbeleyebilmek için uşaklarmı sıkışıırır. Devrimci güçIere korşı ilk harekete geçenler, Ala ve Yezdinan aşireılerinin "ileri gelenlerinden" oluşan ajan-milis çeıeler olur Bu güçlerin ihbarı ı,e koıılımıylo Çaıak'ın kırsal kesiminde bir devrimci grupla foşisı ordu güçleri arasında çarpışmo başlor. Iki gün devam eden çorpışmalarda çok sayıda asker, subay ve ojan-milis çeıe vurulur. Olumsuz bir konumdo sovaşa girmiş olmalorıno rağmen, inisiyoıifli ve eıkin bir savaş yürüıen Ahmet Çatışkan (İsa), Seyfettin Ozen (Hamit) ve Hasan Bulut (Şerif) yoldaşIar, iki gün kahramanca savaşarok şehit düşerler. Bu kahramanca direniş ardından mücadele daha da yoğunlaşıırıIır. Çalak ve Başkole merkezleri basılır. Derhal misillemeye girişilerek, yoldaşlarımızı ihbar eden ve çarpışmaya kalılan ajan-milis çele güçlerine ağır darbeler ı,urulur. Böyle bir sovoş içinde, eylemlere koıılon ve yiğiıçe savaşan Agit Külter (Muhsin) yoldaş şehiı verilir (Ozel Sayı l0 l Ağusıos 1986 Sernııebün)

23l


liğin imha edilmesi ve iki dozer aracının yakılması,

Şımak'ta kömür ocağının basılması ve bir panzerin tahrip edilerek içindeki iki subay ye bütün askerlerin öldürülmesi, Alixan Tatar adlı milisin evine yapılan baskınla bir milis grubunun imha edilmesi, Uludere baskını, sınır üzerindeki ikinci bir panzerin tahrip edilmesi ve içindeki bütün görevlilerin öldürülmesi ile en son olarak Ekim 1985'te, Çukurca'da bir askeri karakola saldırı ile l1 askerin öldürülmesi, 2 lav silahı, 1 adet MG-3, 6 adet G-3,2 tabanca, telsiz, çok sayıda cephane ve bol miktarda gizli belgenin ele geçirilmesi eylemlerini gerçekleştirdi. Komutan Agit, bu eylemlerin bir kısmına planlayıcı ve yönetici, en büyüklerine de hem planlayıcı, hem yönetici, hem de uygulayıcı olarak katılarak, Kürdistan ulusal kurtuluş savaşına yeni bir atılım kazandırmış oldu. Böylece yeni bir kış sürecine de girildiğinde, sonuçlandırılan sonbahar atılımından sonra, güçleri, yeniden mücadelenin sonuçlannr özümseme, kış hazırlıklannı yoğunlaştırma ve yeni bir atılıma hazırlama biçiminde düzenlendikten sonra, Başkan APO'ya, "Mücadele Sorunlarımız" başlığı adı altında gönderdiği ve bütün partiye, devrim sorunlarına sıkı sıkıya sanlarak çözüme kavuşturma çağnsı anlamına gelen 1l Kasım l985 tarihli raporunda şunlan söylemekteydi: "Kürdistan'da devrimci mücadele yeni bir atılımın eşiğinde bulunmaktadır. Ve bu atılım, ağırlıklı olarak öncüde biriken nedenlerden dolayı zamanında yapılamamaktadır. Büyüme ve gelişme sorunlarıyla yüz yüzeyiz. Devrimci savaşın özgür yasalarını, Kürdistan gerçekliğiyle bütünleştirme konusunda çekilen sıkıntı ve sancılarımız vardır. Müca-

delenin sorunlarına çözüm arayışları bu platformda ele alınmalıdır. Ülkemiz objektif yapısı marksist-leninisı bilimin ışığı altında aydınlatılmış, bu temelde devrimin strateji ve taktiği doğru belirlenmiştir. Bu yönde kuşku ve tereddütler söz ko232

nusu edilemez. Yelmezliklerin izahı obektif etekenlere dayandırılamaz. Doğru devrimci politikanın örgütleme ve savaş sorununda yeterince uygulanamama sorunu vardır. Bunun nedenlerini bulma ve izaha kavuşturma durumundayız. Nedenleri çok yönlüdür,fakat bunların odağını praıik yönetim teşkil etmektedir. Bu tarz bir belirleme, salt ilkesel bir bakış açısıyla değil, pratik gelişmeye damgasını vuran çalışma, hareket ve eylem takıiklerini belirlemiş olmas

ı aç

ı

s

ından

y ap ı l maktadır.

Partimizin doğru devrimci politikası, her alanda stalüleşmiş yapıları zorlayıcı ve dağıtıcı etkiler bırakmakladır. ]940'larda Kürdistan'da geliştirilen kemalist düşünce ve 1960'larda başlaıılan sömürgeci kapitalizm ile toplumumuz,Türk uluslaşmasının uzanlısı ve doğal bir parçası haline getirilmek istenmiş, sosyal ve kültürel düzeyde yaygın bir işbirlikçi yapı şekillendirilerek, Kürt toplumunu öz benliğinden uzaklaşıırma sürecine sokulmuştur. Çok yönlü önemli me safeleri n katedi ldi ği bir ortamda, hare ketimizin devrimci müdahalesi başgöstererek, tarihsel bir gelişim süreci üzerinde değişlirici rollerde bulunmuştur. Devrimci rol, dönemsel değişiklik göstererek, ]984'ıen iıibaren en şiddetli yaptırım gücüne ulaşarak nitel bir sıcrayışta bulunmuştur, Türk sömürgeciliğinin ]980 sonrasında faşizm biçiminde yeniden kurumlaştırılması önünde en ciddi engeli oluşturan partimizin politik gücü, pratiğe aktarılıp maddileşme sürecine girmesinden itibaren faşizm cephesinde önemli gedikler açılmış, sömürgeci yöneıimin çürümüşlüğü su yüzüne çıkarak devrimci müdahale durumunda yaşam ve ilerleme gücünde olmadığı herkesce anlaşılmışıır. Ordu ve siyasal kurumların niteliği smamaya alınmış, kap italist e konominin aşı lmayan bunal ımı üze rinde inşas ına çalışılan yapı kurumlaşması, dayatılan subjekıif gelişmelerle çıkmaza girerek derin sarsıntılar geçirmiştir. ]985 döneminde düşman direnişimizin yakıcı şiddeti ile 233


karşılaşmış, silahlı hareketin tasfğe edilmesi planına başart şansı tanınmamış, görülmemiş düzeydeki saldırı ve oyunları karşısında silahlı hareketimiz varlık ve gelişimini

da budur. Bir örnek olması açısından Botan bölgesini alırsak; bu bölgede silahlı propaganda az yapıldı denilemez.,. 1983'ten 1984 Ağustos'una kadarki dönemin sorunları si-

koruyabilmiştir. İfade edilen siyasal gelişme ve kazanımlar, 1985 yılında yeterince maddi bir güce dönüştürülememiş, gereken atılım yeterli bir biçimde yapılamamıştır. Bugün, belirlenen hedeflere yeterince varamadığımız gibi belli oranda kayıplarımız da oldu. Gelinen noktadaki duruma yolaçan etkenleri dar ele alamayız, bunlar ne salt iradi ne de düşmanın güçlülüğü ile izah edilebilir. İradi gücümüzü doğru devrimci taktiklerle birleştirip düşmanın güçlülüğünü aşan, kitlelerdeki objektif geriliğin üstesinden gelebilen bir çalışma ve askeri hareket yönelimine girememiş olmamızla du-

lahlı propagandayı bölgenin sosyal, siyasal özelliklerinin ere ktirdi ği t arzda uy gulayamamadan baş gösı e rmi ş, ör gütlenme bu nedenle gelişememiştir. ]985 döneminde örgütlenme yeni bir içerik ve biçim kazandı. Sorun, silahlı propagandanın boyutunu aştı. Doğan siyasal potansiyeli savaşm içine çekerek, düşmanın geliştirdiği yaygın savaşa karşılık halk savaşını somut kitleseL temele oturtarak yeterli bir cevap verilmeliydi. Savaş kitleselleştirilmeli, düşmanın karşısına kitle gücüyle çıkılmalıydı. Sorun niyet meselesinde ele alınırsa hepimiz bu konuda hemfikiriz, fakat yönteminde değil. Orgütlenme, düşmanın ezici baskısı ortamında ister istemez savaş sorunlarıyla iç içe gelişti. Kalıcı yaygınlığa ulaşması, ancak savaşı iyi uygulamakla mümkündür. Son derece geri bir yapı üzerinde bolşevik örgütlenme tarzının fazla sonuç vermeyeceği ve bir yığın zorlukla karşılaşılacağı açıkıır. Bu alanlarda örgütlenme, cephe esprisi ile ele alınmalıdır. Genel bir şemaya bağlı kal-

rum açıklanabilir. ... 1985 bahar atılımını belli oranda tıkayan hususları şu etkenler içinde açarsak; l- Örgütlenme: Bugün kitleler içinde örgütlenme açısın-

dan yetersiz bir örgüt gerçekliğini yaşadığımız gözler önündedir. Orgütlenme olayı erişilen mücadele boyutunun ölçüsü ile ele alındığında çelişkili bir durumun yaşandığı

görülür. Savaşın örgütlenmeye duyduğu ihtiyaç açıktır. Yeterli bir örgütlenme oluşturmaksızın, savaşı ilerletmenin fazla olanaklı olmadığı, her gün yaşadığımız pratikle ve rahatlıkla anlaşılmaktadır. Fakat bu konuda hölö yeterli bir pratik çözümleyiciliğe ulaşıldığı da söylenemez.

Örgütlenmenin silahlı propaganda aracı etrafında geliş-

me bulacağı belirlenmesi doğru ve Kürdistan'da bu yöntem

dışında temel bir olanak aramak hayalcilik olur. Niıekim şimdiye kadar sağlanan bütün gelişmeler, bu araca başvurulduğu oranda olmuştur. Fakat sorun silahlı propaganda, yı işletmekle bilmiyor, etkiyi geliştirmenin doğru siyasi ve askeri yöntemlerini geliştirmek ve ürünlerini korumak sorunu önemlidir. Bizde de yeterli bir biçimde yapılamayan 234

g

maktan uzak durulmalıdır.

Dağlık bölgelerdeki kitleler içinde otorite hareketi oluşturmaksızın insanları elde tutmak fazla olanaklı olamaz. D ev let otorite si kar şıs ında boyune ğen aş iret aristokrasis i hızla devrim karşıtı olmakta, sınıf dürtüleriyle azgınlaşmaktadır. Bugün örgütlenmenin önünde en büyük engeli oluşturan bu kasttır... Kitlelerin mücadele konusundaki hakim düşünceşi hdld isyandır. Uzun süreli bireysel fedakarlıklara katlanmakta zorluk çekilmektedir (kitleler), Bu bölgelerdeki hakim direniş geleneği, düşmanla karşı cephde savaşa tutuşmaktadır. Hakim olan düşünce savunma savaşı düşüncesidir... Bu elverişsiz etkenlerin yarusıra, kadroların konuya

yaklaşım tarzındaki eksiktikleri de açıktır.'Örgütlenme,


prqtik görev ve ilişkilerin toplamından oluşur' ilkesi uygulanmamakta; çekici olamayan tutum ve ideal mekanizma araytşı mekanizma arayışı içinde bulunmaktadır. Sorunu halkalardan yakalama, özgün yapıya uygun düşen politika belirleme ve sonuç alma titizLiğini yeterince gösterememe gibi, çalışma tarzındaki eksiklikler söz konusudur... Oysa, dağlardaki örgütlenme olayı, bir güç ve otorite olayıdır. Üslenme ve savaş sorunundan ayrı ele alınamaz. Bu gerçek salt bize ait bir olay değil, Çin ve Küba'da da yapılmakta olan bu olmuş ve ilk başarının anahtarı rolünü görmüştür.

2- Silahlı mücadele: Silahlı mücadelemizde edilgen bir durum yaşanmaktadır. Savaş, kendi yasaları üzerinde hız, lı bir tırmanış seyrinde yol almakta, fakat ayak uydurmada acemilik çekilmektedir. Savaşın temeL unsurlarına dayalı hareket geliştirmede yetersizlik görülüyor, sorun çoğunca niyet düzeyinde ele alınıyor, yöntem ve taktikte ço-

ğunca amatörlüğe düşülüyor. Savaşta olumlu bir belirginliğimiz varsa, bu da istek ve kararlıLıktır. Bugün arzuladığımız düzeyde bir savaş harekatını geliştiremiyorsak bile, bunun gerekliliğinden kuşku duyulmamalıdır. Biz istesek de, savaşın boyutunu sınırlandıramayız. Bugün birçok alandaki mücadele sorunu gerilla savaşı sorunudur. Ve gerillanın esas stratejik ilkesi sürekli vurmaktır. Bu yasa kendisini çok açık dayatmıştır. Yukarıda da değindiğimiz gibi, siyasal kazanımların korunması temelinde örgüt de doğar, gelişkin savaş da. Kürdistan toplumu tüm geriliğine rağmen, güven verici siyasal ortam içinde gerçekten isyan potansiyelidir. Bu bir abartma değil, bin kez şahit olduğumuz bir gerçektir. Toplumumuzun bu özelliğini iyi farkeden düşman, ne pahasına olursa olsun siyasal ortamı boğmak için elinden geleni sarfetmekten geri durmamakta, yüzbinlere varan ordu gücünü halkın üzerine salarak nefes alamaz duruma getirmeye çalışmaktadır. 236

Silahlı propaganda bu nedenden yeterli olamamaktadır, Gelinen seviyede kitleler propagandadan ziyade eylemin askeri yönüne dikkat etmekte ve ölçü ile sonuçlar değertendirilmektedir. Yani her açıdan, artık gerilla savaşı zaruriyet halini almıştır. Fakat sorunun bu yönü açık olmasına rağmen, gerillanın ulaşılan siveyedeki karakterine uy7un pratik geliştirilememektedir. Yüzlerce irili-ufaklı silahlı eylememiz mevcuttur, yaygın bir hareketliliğimiz vardır. Fakat yeterince nitel bir askeri sonuç elde edilememiştir. 3-...

4- Yönetim ve kadro sorunları: Pratik yönetimin içinde bulunduğu yetmezlik olayı inkar edilemez, iç ve dış gelişmelerin seviyesine ulaşılamadığını birçok gelişmede farketmek mümkündür. Güçlerin yeterince yönlendirilemediği açık bir olay. Yönetim biriminin yapısal durumu söz konusudur. ...üyelerin çoğunluğu derin düşünce yoğunLuğuna girmekte yetersiz kalan, rolünü militanlık düzeyinde sürdüren ve iradesini zorlamanın ötesinde kendisine yönelmeyen bir yapıda bulunmaktadır. Bazılarının içine girdiği hare-

ketli pratik, düşünce uğraşısının alanını daraltmakla birlikte durum salt bununla izah edilemez- Teorik eğitimi gelişmelerin seviyesine göre sürdürememe, pratik politikacılık sanatında uzmanlaşmada yetersiz kalma gibi eksiklikler söz konusudur.

Çoğunlukla görülen bu yapı yanında, bazılarında bireyci tutum alışkanlıkları ve subjektivizmin ağır etkileri de gö, rülmektedir. Ve bu, bazılarında katı bir özelliğe dönüşmek, tedir.

İç koordine zayıflığı, güçlerle irtibat ve yakın denetim ay gıtını n y eter sizli ği önemli sorunlara ne de n olmaktadır, Güçlendirilmesi gereken en önemli hususların başında bu gelmektedir. Pratiğin ayrıntı sorunlarına yaklaşım tarzı kısmi düzelme göstermekle birlikte, özgün yapı ve konum...


lar üzerinde uzmanlık yöntemini hElE yeterince geliştiremedik. Tahlil ve belirleme, somut planlamaya her zaman vardırılamamaktadır. Kadro sorunlarımız eski kapsamını önemli oranda aşmıştır, direniş tavrı egemendir. Sınırlı bir kesimin sağcı çalışma anlayışı vardır ve bazıları yönetici durumunda bulunan bu unsurların gelişmeleri dondurucu rolleri açığa çıkmıştır. Bunun için belli bir eğitim ve dinlendirmeye ihtiyaç vardır. Komutan Agit'in raporunda da rahatlıkla görüldüğü gibi O, bu dönemde de koşulan yerli yerinde değerlendirerek partimizin ve mücadelemizin çözümlenmesi gereken cana-

lıcr sorunlarr tespit etmiş, çözüm yollannı göstermiş ve her şeyden önce mücadelenin daha ilerilere götürülmesi ve direnişin kesintisizliğe ulaşmasr açısından yeni atılımlara ihtiyaç duyulduğunu, sonbüar atrlımınr gerçekleştirmesinin hemen ardrndan belirtmiştir. 1985 direnişinin deney ve sonuçlarrnrn özümsenmesi ve güçlü bir atılıma dönüştürülmesi açısından, kadro ve savaşçılann kış sezonuna uygun bir şekilde konumlandırıhp eğitime tabi tutulmasını, belli bir müddet dinlendirilmesinin gerekliliğini belirtmiş, bunun için planlar geliştirmiş, güvenlikli alanlan tespit ederek bu alanlarda kadro ve savaşçı birikiminin sağlanmasında aktif rol oynamış, eğitim olanaklarını geliştirmiş, bunun için her türlü teknik donanrm-araç gereci temin etmede başı çekmiş, kadrolann güvenliğini sağlamış ve bütün bu çabalarıyla birlikte, bir yandan da düşmanın üzerine yürüyerek, direnişte boşluk yaratİlrnasına müsaade etmemiş, dire-

niş bayrağını kış koşullarında bile elden düşürmemiştir. Kitle çalışmasında yoğunluk kazandırarak kitle eğitimini sürdürmüş; örgütlenmeye derinlik kazandırmada yoğun bir çaba göstermiş ve nitekim 1986 bahar atrlrmrnr böylesine güçlü bir donanımla karşılamayı başarmıştır. Krşın o dondurucu karlan yavaş yavaş eriyip, büar bütiin çekiciliğiyle, o güzelim Kürdistan dağlannı sarmaya başla238

dığında ve halkrmızın bağrmsızlık ve özgürlük mücadelesi nin sembolü Newroz ile ERNK'nin kuruluş yıldönümü yavaş yavaş yaklaştığında komutan Agit, kışın o sabırsızlandıncı etkisini bir tarafa bıralııp, büttin gücüyle, Kürdistarı tarihine yepyeni bir şanlı sayfa yazmak üzere, bahar atrlımrnr gerçekleştirmek için devrimci direnişi tırmandrrmaya başladı. O, Botan'rn bir ucundan diğer bir ucuna fırtına gibi eserek, Kel6 MemO, Herkol ve Çirov dağlannı tepip, Uludere, Şımak, Eruh ve Pervari'de bir dizi eylem gerçekleştirerek düşmanın kış boyu gerçekleştirmeye çalştığı bütün demogoji ve yalanlannı yerle bir etti. Faşist Türk sömürgecileri bütün basın-yayın kurumlarıyla, başında komutan Agit'in

bulunduğu bu atrlrma, "PKK'nin bahar taarruzu" dedl Evet, bu gerçek bir taamızdu, hem de halkımızın sömürgeciliğe ve her türlü gericiliğe karşı isyan duygulannrn ka-

bardığı Newroz sürecindeki bir taamız ve zaten partimiz de bunun derin bilinciyle bu taarruzu başlatmıştı. Bu, aynı zamanda düşman açısından da son derece yakıcı bir taarruzdu. Düşmanın kış boyu geliştirmeye çalıştığı bütün komplo ve planları boşa çıkmış, Türk ordusunun acizt.iği

bir kez daha herkesin görebileceği bir biçimde gözler önüne serilmiştir. Düşman, geliştirmiş olduğu bütün tedbirlerin bir anda yerle bir olduğunu görmüş, bunun verdiği büyük bir telaşla, kendi içinde bir kargaşaya sürüklenmiş, Kenan Evren, bir daha "doğu" gizlerini düzenleyerek halka yalvarTna sahtekarlığna ihtiya duymuş, Ozal hükümeti kış boyu tükürdüğünü yalamak durumunda kalmış, hatta bu atılımla hükümet düşmenin eşiğine gelip dayanmıştır. 1986 bahar atrlrml, savaş tarihimizde son derece güçlü bir anlama sahiptiı O, her şeyden önce, Parti Onderliği ve Ulusal Kurtuluş Cephesi bayrağı altında, direniş mücadelesinin

kesintisizliğe ulaştırılmasr anlamrnı taşımaktadır. Faşist Türk sömürgeciliği, iki yıldan beri mücadelemize karşı baş-

vurabileceği her türlü oyuna başvurmuş, elindeki bütiin im-


kanlan seferber etmiş, ulusal ve uluslararası alanda direnişi mizi desteksiz bırakmak için, emperyalizmi ve her türlü gericiliği de yaıdımna çağırarak, bir yığın siyasi manevralara girişmiş, içerde şovenizmi ayyuka çıkararak, "Mili Birlik" bayrağı altında sağı ve soluyla bütün burjuva muhalefetini toplamaya çalışmış, aynı kılıf altında, üzerinde sonsuz bir sömürü ve baskr uyguladığı Türk halkrna şovenizmi empoze etmiş, "yasa dışı" solun iplerini eline alarak başta hareketimize karşı olmak üzere, ona tasfiyeci bir rol oynatmıştır. Bundan da öteye, bölgedeki bir yığın oporti.inist, sosyal-şovenist ve reformist gücü de yanma alarak direnişimizin üzerine saldırtmış, Kürdistan'da ilkel milliyetçi güçlerden reformist küçük-burjuva güçlere kadar hepsini bir koro halinde direnişimizi durdurmak üzere seferber etmiş, Kürdistan top lumunun bağrında ağalık sisteminden dini öğelere kadar bütün gerici yapı, kişi ve kurumlann hepsini zorlaveya gönüllü olarak direnişimize karşı çıkarmıştır. Ve bütün bunlarla birlikte, askeri, siyasi, ekonomik vb. bütiin kurum ve kuruluşlannı seferber ederek savaşrmlza saldırtmıştır. Ama bütün bu çabalara karşr sonuç tam bir fiyasko olmuştur. Tüm bunların tersine, 1986 bahar atrlımı, uluslararası alanda Kürdistan halkrnı ve bunun öncü gücü paıtimizi dostuna ve düşmanına artık vazgeçilmez bir biçimde tanrtarak, layık olduklan yere oturtmuş, dost olmasr gerekene Kürdistan halkrna nasıl bir dostluk yapmasr, düşman olması gerekene de nasıl bir düşmanlık yapması gerektiği kavratmış, herkesi Kürdistan hususünda gerçekci olmaya zorlamrştır. Bundan da öteye, emperyalizmin, sosyal demokrasinin başını çektiği, partimize yönelik büttin tasfiyeci çemberi yırtmış bölgede, Türkiye'de ve Kürdistan'da oporti.inizm, sosyal-şovenizm ve reformizm adına içten ve drştan ulusal kurtuluş mücadelesine yönelik bütiin tasfiyeci saldınlan boşa çıkarmış, bütiin bu güçleri teşhir ve tecrit ederek, gerçek yerlerine oturtmuştur. Aynca Türk devletinin iki yıldan beri akıl al240

maz uygulamalarla geliştilmeye çalıştığı pasifikasyon ortamı, kesin bir biçimde krnlmış, direniş birkaç bölgeyle sınırlı olmaktan çıkarak bütün Kürdistan sathına yayrlmıştır, Bu-

içine sürüklenerek yıldıncı bir acizlik içerisine girmiştir, İştb, partimiz ve savaşrm tarihinde böylesine yüklü bir anlamr olan 1986 bahar atılımrnr gerçekleştirirken, savaşımın büyük önderlerinden, Botan direnişinin büyük komutanı Mahsum Korkmaz'r, 28 Mart 1986 günü, büyük çaptaki faşist ordu birlikleriyle girişilen bir çatışmada, büyük kahramanlıklar sergiledikten sonra şehit verdi, Kuşkusuz, komutan Agit'in şahadeti, Kürdistan halkrnrn en önemli şahadet halklanndan biri olup, partimiz, halkrmrz ve dünya ilerici güçleri açrsından son derece üzücü bir olaydır, Türk sömürgecileri komutan Agit'i katletmekle halkrmı-

manevi bir komutandır da. Bu arılamda komutan Agit açı-

sından ölüm diye bir şey söz konusu değildir, Komutan Agit partisi PKK gerçekliğinde ölüm diye bir olay yoktur, PKK, hiçbir zamaıölüm diye bir olay kabul etmedi ve sonuna kadar da etmeyecektir. PKK, ölümde yaşıımayı yaratanların partididir. Bu nedenle komutan Agit ölümsüzleşti, O, Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu'nun başkomutanıdır,

Bundan sonra kürdistan halkı bu manevi komutanını komutasr altında savaşacak ve mutlaka kazanmasrnr bilecektir,


Komutan Agit yoldaş emrediyor;

ileri!

Şırnak'a bağlı bir köyde 20 yıllık muhtarlık yapan 65 yaşındaki bir yurtseverin l5 Ağustos süreci, komutan Agit iLe diyalogları ve Agil'in şahadeti üzerine Sernvebün gazetesine gönderdiği yazısı

:

"Şımak'a bağlı bir köyde 20 yıl muhtarlık yaptım. Türk devletinin bizimle olan ilişkileri önceleri yok denecek kadar azdı. 1984 yılı Ağustos'undan sonra ordunun denetiminde yörenin tüm muhtarları ve 'ileri' ge|enleri ile bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda, devrimcilere yardımcı olmamamızı, köye geldiklerinde onlara bildirmemizi ısrarla beliıttiler. O dönemde eylemlere içimizden sempati duyuyorduk. Ama partinin çalışmaların dan f azla haberimiz yoktu. Daha doğrusu 1985 baharına kadar ben arkadaşlarla karşılaşmadım. Ama eylemler peş peşe gelişiyordu. Köylerimiz üzerinde baskılar giderek yoğunlaşıyordu. Eylemler yoğunlaştıkça muhtarların toplantıları da daha sık yapılmaya başlandı. Bu toplantılarda köy koruculuğu yapabilecek kişilerin isimlerini vermemizi istediler. Birçok muhtar bu dayatmalar karşısında ya susuyor ya da çeşitli bahaneler 242

243


öne sürüyordu. Eylemler daha da yoğunlaşınca toplantılara üst rütbeliler katılmaya başladı. Sonuç alamayan bu faşist subay ve albaylar, tüm muhtarlar hakkında dosyalar tutula-

cağını, köy koruculuğu yapmayanların köylerinin yıkılacağını, muhtarlann ise tutuklanacaklannı belirtiyorlardı. Bu

durum karşısında bazı köylerde silahlar dağıtıldı. Buna karşılık partizanlar da birçok çeteyi öldürdüler, bazılannın ise silahlanna el koyup serbest bıraktılar. Ajanhğa yatkın birçok muhtar ve yerel otorite bu durumda geri adım atmak zorunda kaldı. Halk ise devrimcilere susamış ve onlan anyordu. Birlikte mücadeleyi geliştirme arzusu bu çatışmalar ortamında daha da gelişyordu. Ancak, ajanlık yapan bazı kişilerden çekindiklerinden dolayı bunu belli ettirmemeye çalışıyor-

lardı. 1985'in baharına kadar bizim köyde partizanların yaptığı çalışmalardan haberdar değildim. 1985'in krş aylannda köyümüzden iki genç Adana'ya gideceklerini söyleyip ortadan kayboldular. Ancak üç ay sonra, bizim köyümüzden de birinin içinde olduğu on kişilik bir grup köye indi. Bizim köyden olan gencin de başta ayağa kadar mermi ve bombalarla donanmış olduğunu gördük. O anda, Türk devletinin PKK'den korkmasının nedenini daha iyi anladım. Yaşamımın en mutlu ve gururlu anrnı o zaman yaşadım. 20 yıldır muhtarlık yapıyordum; bunun kimin için ve neden olduğunu kavrayınca muhtanlığımdan utandım. Şimdi ise karşımda bizim de kurtuluşumuz olan bir davaya adanmış gençlerimiz vardı, onlan bağnmıza bastık; bir dediklerini iki yapmadık. Tüm köylüleri bir araya topladık; köylülerle konuştular, onlar konuştukça yüreğimdeki ateşe su serptİler. Hepİmİz mutluyduk. Gelişen bağımsızlık ve özgürlük savaşımrz karşısında düşmanın içine düştüğü aciz|iği ve başvurduğu çılgınhğı izah ettiler, her şeyi açıkça ortaya serdiler. Halka rahat ve kolay bir yol vaat etmi-

yorlardı.

2M

I

Partizanlarımız ondan sonra da haftada bir kez uğrarlardı ve hatta daha sık gelip gittikleri de olurdu. Devlet, terörünü çılgıncasına yürütüyordu; halkın en kutsal değerlerine saldırıyor, kadınları köy meydanlarında çınl-çıplak soyu-

yordu. Bu baskılar ortamrnda, sadece benim muhtarlık

yaptığım köyden ve ona bağlı mezralardan 20'nin üzerinde kişi HRK saflarrna katılmıştı. Bu yüzden her gün sorgulama ve işkencelerden geçiriliyordum. Köyden bir tek insan dahi devletten silah almamıştı. Bu durum subaylan çıldırilyordu. Sorgulamada bana yönelti|en'suç' benim muhtariyetime bağb 20 gencin HRK'ye katılması ve köy koruculuğunun köyümüzde hayata geçmemesi idi. Diyarbakır'a benim gibi bir muhtarı daha getirmişlerdi,

hakaret ediyorlardı. Bir ara firsatrnı bulup nöbetçi askere sordum: 'Bu muhtarın köyünden Apoculara kaç kişi lcaUlmış ki o kadar üzerinde duruyorsunuz?'Askerin ver-

Ona

düa fazla

diği cevaba şaşmadım: 'Muhtarın çocukları dahil, köyünden

50 kişi kayıp.'Muhtar her ne kadar çocuklannın Batıya gittiğini söylüyormuşsa da, subay ve işkenceciler 50 kişinin HRK'ye katılmasrnın ne anlama getdiğini iyi biliyorlardı, Bir yıl içinde beş kez Diyarbakır'a sevk edildim. Onceleri maddi durumum çok iyi olduğundan külfetli bir rüşvetle kendimi kurtanyordum. Ancak rüşvet vere vere giderek elimde hiçbir şey kalmadı. İstenen rüşveti karşılayabilmek

için koyunlarımdan çoğunu satmıştım. 1986 bahannda savaşımrzın sayısında büyük bir kabarma oldu. Önceleri l0-15 kişilik oları gruplar 100-150 kişilik gruplar düzeyine çıktı. İçlerinde bir hayli bayan da vardı. Onlara ulaştırdığımız ekmek bir çuval unu aşıyordu, Bir keresinde köyümüzden beş aile ekmek yapıyorduk. Her aile üç-dört leğen hamur hazırlamıştı. Ancak ekmek bitemeden sömürgeci ordular köyü bastılar. Leğenlerden bazılarını gizleyebildiysek de tümünü gizleyemedik ve bu yüzden karakolda işkence gördüm.


Türk devleti gelişmelerin farkrndaydı. Ağırlığını köy koruculan ve milis-çetelere vermiş, gelişmeleri bunlann aracılı-

ğı ile durdurmayı, o da mümki.in değilse -ki mümkün olmadı-

geciktirmeyi amaçlıyordu. Yaptıklan toplantılarda, getirilecek her savaşçuiln başı için 2 milyon TL ödül vereceklerini,

bu konuda yanşma açhklannı açıktan belirtiyorlardı. Gerçek-

ten de bu kelle avcılan, milis çeteler azmışlardr. Gezginci mi-

lis-çeteler (halk bunlara 'kelleci'demekte) 1O kişiliklir grup halinde köyümüze geldiler. Beni yemek-su istediçağırdılar, ler. Kendilerine ne ekmek ne de su verdik. Ancak evime geldiler ve zorla içerde ofurdular. O ara bir köylü beni Oışan çağırü; 15 kişilik bir partizangrubunun da köye indiğinisöyİedi. Paıtizanlan görerek durumu kendilerine belirttim. Ne düşiindüğümü sordular; ben, çetelerin imha edilmesinden yana

olduğumu, ancak köyde olabilecek bir çatışmanın köylüye zarar vereceğini belirttim. Partizarılar durumu değerlendirdiler ve yurtsever köyün komunu uzun vadede ele aldık]annı belirterek köyden aynldılar. Milis çeteleri köyden kovdum. Bunun üzerine beni ihbar ettiler; bir ay işkenceden geçtim. Ben bırakıldıktan sonra partizarılar bize uğradılar, bahsedilen

çete grubunu tlimden imha etmişlerdi. Bu müjdeye, çeteden, fübarcıdarı, spbay ve askerlerden çok çeken biri, nasıl karşılık

vereceğini bilemez. Ayağakalacak durumda olmamama rağmen, ttim işkenceleri bir anda unuttum. Savaşçılanmızı her yönüyle takdir etmemek mümkün değil.

Bir gün bir grup savaşçı yaralı bir arkadaşı getirdi; bir kayanın yuvarlanması sonucu biteğinden yaralanmıştı. Ayağı hem kırılmış ve hem de parçalanmıştı. Yarayı sardık; arkadaşlar kendisini götürdüler. Yarasİ ağır olmasına rağmen partizan hayranlık duyulacak kadar cesaretliydi ve

morali yerindeydi. Tüm olayları ve savaşçılann yaşammı bu yazıya sığdırmak mümkün değil, ama yazlmı bir olaya daha değinerek bitirmek istiyorum. 246

Bir bahar akşamı bir arkadaş köyde bize uğradı; gideceği alana kadar beraber gitmemi, kendisine rehberlik yapmamı istedi. Dikkat çekmemek için çifteyi alıp arkadaş ile üç saate yakın yol yürüdük. Gittiğimiz mıntıkada aniden dur ihtan ile karşılaştık; parola soruldu ve yanımdaki arkadar parolayı verdi. Bizi alıp götürdüler. Bir barınağın başında Agit komutan bizi karşıladı. Önce benim elimi sıktı. O anda kendimi oldukça cesaretli hissetim. Diğer yoldaşının elini daha da kuvvetli sıktı, durumumuzu sorduktan sonra getirdiğim arkadaşla yanımdan aynldı. Diğer savaşçılar benim ile ilgilenmeye başladılar. Halkın gelişen mücadeleye ilgisini, mücadeleyi nasıl değerlendirdiğini, düşmanın halka yönelik çalışmalarını sordular. Durumu benden daha iyi bilmelerine rağmen, sohbetimiz bir hayli uzadı. Büyük komutan Agit beni uğurlamadan önce,'Bu akşam Türk ordusu köyünüzü basacak, bunca lehlikeyi nasıl göze aldın?' dedi.'Ben de Kürdüm, bu ülkenin kurtuluşu için ben de savaşmak zorundayım, son kurşunuma kadar çarpışacağım'diye cevap verdim. Bu büyük komutan bir dağ beni kucakladı ve beni çok duygulandıran unutamayacağım şu sözleri söyledi: 'Halkımız bu inanç ye cesaretle

davasına sahip çıktıktan sonra geleceği kendi elleriyle yaratmakıan da uzak değildir. Hiçbir güç halkımızı bu kutsal davasından alıkoyacak kudrette değildir.' Daha sonra birkaç savaşçı beni köyüme kadar getirdi. Komutan Agit'i daha sonraları bir kez daha gördüm. Bana Alixan Tatar'dan bahsetti. Bu ajanının Türk devleti açısından oynadığı rolü anlattı. Bu türden ajanların ortadan kaldırılmasının HRK güçlerinin önemli hedefleri arasında olduğunu belirtti. 28 Mart 1986 akşamı bir partizan grubu bizim köye uğramıştı. Akşamın geç saatlerine kadar başka bir grubu beklediler. Saatler ilerledikçe arkadaşlar sabrrsrzlanmaya başladılar. 'Arkadaşlar kötü bir durumla karşılaşmamış olsalar da bu saate kadar geç kalmaları mümkün değildi' di-


yorlardı. Saatler, dakikalar çok ağır ileriliyor; sanki saatin yelkovanına bir ton yük bağlanm,şçr.,ru zaman geçmek bilmiyordu. P artizanlar kendi aralarındu du--, değerlendirdiler ve şafak sökmeden köyü terkettiler. Benim de sabahleyin karakola uğramamı, bir nabız yoklamasında bulunmamı istediler. Arkadaşların gelecek grubun üzerinde bu kadar önemle durması beni de sabırsız-kılmıştı; sabaha kadar hep geliyorlar umuduyla dör gözle yolu bekledim. Ama şafak attı, gün aydınlandı, yine de gelen yoktu. Sabahın erken saatinde karakola uğramam

ğUpnele.i üzerime çeker düşüncesiyle güneşin doğmasını sabırsızııkla bekle-

dim. Ama güneş Gabar dağının ucundan kafasını yeni

uzatmış; Gabar dağlan sanki kendisini zapt etmiş ve kendi-

sinden uzaklaşmasını istemiyormrş"rsnu, çok ağır yükseIiyordu. Karakola yaklaşmıştım kİ aniden İelikopter sesi alanı doldurdu. Arkadaşların üzerinde durduğu

ihtimaller doğrulanıyordu. Dizlerim ağırlaşmış kalkmıyordu. Helikopter karakolun önüne indi. Tüm karakolda bir korku ve karmaşa hakimdi. cesedi helikopterlerden indirdiler. Muhtar olduğum için cesedi bana da gösterdiler, tanüyıp tanımadığımı sordular. Dilimi yutmuşfum, ancak'yok' diyebildim. Geri döndüğümde, yolda sanki kafama balyozlar iniyor, karşımdaki dağlar devriliyordu. Gözlerimin önünde Agit dolaşıyor, anlattıklarını tek tek işitiyordum... Durumu arkadaşlara bildirdiğimde ttlm grupta bir sus.kunluk oldu ve sonra aniden hep birlikte gibi ayağa İay fırladılar; silahlan havada büyük için saygı duşehit ^Aglİ

ruşuna geçtiler. Ardından and içtiler.

Kendilerine katılmak istediğimi söyledim, kabul etmediler. Hiçbir engel onlarla birlikte ,uruş-u., engeleyemez. Yaşım 65, ama Agit komutan emrediyor;

ileri!

2l Haziran

1986

Son Söz Mahsum Korkmaz 28 Mart l986'da şehit düştü. Yaşarken il ve ilçelerden başlayarak köylere kadar komiteler biçiminde örgütlenme planını gerçekleştirmek için uğraştı.

Küçük birliklerin giderek bir ordulaşmaya ulaşması için çalışmanın, eylemliliğin gerekliliğine inandı. Uslerin ülkenin her kanş toprağına serpiştirilmesi için uğraştı. Kesintiye uğramayacak ve giderek büyüyecek bir savaşın özlemini duydu.

O şehit düştükten sonra bu istemleri bir bir gerçekleşti. Kürdistan halkı aktif olarak mücadelede yerini aldı. Küçük askeri birlikler katlamalı bir artışla on binlere ulaşan bir katılımla ARGK'yi oluşturdu. Savaş giderek nitelik kazandı ve düşmanı yenilginin eşiğine getirdi. O'ndan sonra binlerce Kürt çocuğuna "Mahsum" veya "Agit" ismi verildi. O'nun adına Kürdistan devriminin en (inemli okulu olan "Mahsum Korkmaz Akademisi" kuru|du. Bu okuldan onbinlerce öğrenci eğitimlerini tamamlayarak özgürlük mücadelesindeki yerlerini aldılar. Ozcesi O'nun uğruna mücadele ettiği birçok değer yaraı ıldı, geliştirildi ve ölümsüzleştirildi.


Emekleri, çabalan boşa gitmedi. Attığı tohumlar ülkenin dört bir yanına serpildi. Bu muazzam gelişmeleri, savaşın bugünkü boyutunu ve

Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin en büyük şansı önderliğin, artık ulusal bir aidiyetin sınrrlarını zorlayarak evrenselleştiğini görse hiç şüphesiz "Öüsem de gam yemem" diyecekti. Kuşkuz, büyük insan komutan Agit'in kişiliği, sergilediği devrimcilik hakrnda fazla anlatacak bir şeyimiz o|amaz, Onun kişiliğini, ahlakını, devrimciliği, PKK'liliğini izah etmeye gücümüzün olmadığını peşinen kabul etmekle birlikte, buna rağmen yeni nesillere bu kitap ile bir şeyler aktarmaya çalıştık.


manya

:1

Avusfurya: 90 S. Belçika : 250 Bfr. Danimarka: 50 Dkr.

Fransa

:

40 Ffr.

Holanda : 13 Hfl. Ingiltere :6 f

Isveç

: 50 Skr,

Norveç

:

İsviçre

: 12 Sfr.

50 Nkr.


Gerçek. burada her yer ve zaınankinden daha keskin bir bıçııkla zıllcırıno ayrılıyor. Bir yandan yaratına eylemi içerisinde ıanrılaşan insan, savaşın aıeş ve dunıanı, yenilgi iııiltileri ve yengi hal,klr,rlnn içinden yükseliyor. Ote yaııdan tarihin lanıklık etınediği ölçüde ağır bir düşküııIüğün de hızlandığını görmek mümktin oluvor. Heı, şeı, ı,e herkes, yazg$ttlı zamantn o eski köylü durgunluğundaıı şidrletle çıkararak, bb,ük bir hazla yoşamaya başlomış, kimi zanıan yakın nınlıku miy e l i ni n gere kç e l e r i ni l o par la r ke n, kim i zanı.an d o la r i hs e l bir yargılama içiıı ispalları bir araycı getirmeye çalışıyor.

Müthiş bir lıescılıloşmodır bu. Geçıniş ile gelecek, gündelik insan eyleminde kolaylıklcı görüIecek biçimde hesaplaşıı,or. Savaş, bir anda ı,e sürekli. görülınedik bir hızlcı ve inanılınaz biçimler allında ortaya çıkmış ı,e h1ld deı,aın ediü,or. Bir on'da ı,e sürekli. Herkes bu an'ın içindedir. Kaçınılması giderek lıerkas ,ı,e

her şey için olanaksız olon savaş. tek ıek kişilerin yazg,ısı olınaktan çıkarak, büıünliiklü bir yazgıya dönüşü1,or Bu, bir halkın yazgısıdır. Bu, bir halkın kendi yazgısını gerçekleşıirıne

s i

di

r.

V e ge rç,e Ll

eş i

ı,o

r..

İşıe oradolar. geçıniş ve geleceği şehiı ,q,öı,delerinden bir vadiyle ı,e onlorın gözlerinden gelen bir bcıkış köprüsüyle birleştiriyorlar. Saı,aşı amansız sürdürenler için, onlar hep u.|iık çizgisinde bir yerde dıırur ı,e ıoşomın anıans,ız oluşuınunu izlerler. Ya da, bugün lıElö saı,aşanlar için geçınişin ı,e geleceğin bu ışıktan heı,kelleı", hcr zaman gdrünür duruındalar, Tarih içinde sürekli görünür olnıak. sürekli duı,ulıır olınok yalnızca onların ulaşlığı bir ı,arolma düzeyidir. Bövlesine bir sürekli varolma biçiınine, lıöylesi bir ışıklan hey-keller olma gerçeğine ulaşnıanın bedellerinden sözetmeye gerek var mı? Aııcak bazı gerçekler vardır ki, oıılar ancak yaşandıklarında anlaşılabilirler. Bu-

nun dışında bu gerçeklere herhangi bir _ıakloşımlo bakılonıaz

bile- Çünkü büyük ı,e larihi elkileı,en olaylar. her şeı,in içiııde _vanar durumda olduğu bir ışık kayncığı gibidirler. Sıradan bir yak-

laşımla bugüıı Kürdislan'da silren savaş gibi lıir gerçekliği

anlamaya çalışmak, çoğunlukla öldürücüdür. Bu, gözleri ışığa

alışkın olınayaııların birdenbire güçlü bir ışık kaynağıyla karşılaşlığında kör olınasına benzer. Ancok ateşe benzeyeııler, ateşten gerçeklerİ anlayabİlİrler. İşle bu ateşlen gerçekliklerden en yangını, en amansızı da, Agit'lir.

ISBN:3-931885-13-5

Komutan Agit`in günlüğünden / Mahsum Korkmaz  
Komutan Agit`in günlüğünden / Mahsum Korkmaz  
Advertisement