Page 1

Bazý saðcýlar asýllarýndaki tek parti zihniyetine döndü

KAPAK

Aydýn Menderes, Demirel ve Cindoruk gibi isimlerdeki tavýr deðiþimini þöyle yorumluyor: “Kiþiliklerinin bir yeri CHP’li kalmýþ. Þartlar deðiþince siyasi düþünceleri aslýna rücu etmiþ.” ÝDRÝS GÜRSOY / ÝBRAHÝM DOÐAN

nkara’da yaðmurlu bir günün öðleden sonrasý, Aydýn Menderes’in Çayyolu’ndaki evine misafir oluyoruz. Aydýn Bey, bahçeye bakan, babasý ve annesinin büyük boy portrelerinin asýlý olduðu geniþ ama sade bir salonda kabul ediyor bizi. 29 Mart yerel seçimlerine doðru gündem çok yoðun. 28 Þubat’ýn yýldönümünde darbe tartýþmalarý alevlenmiþ. Baþbakan Erdoðan, Menderes’in akýbeti ile korkutuluyor. Ergenekon davasý sýcaklýðýný koruyor. Demokrat Parti’nin mirasýüzerinde siyaset yapan Süleyman Demirel ve Hüsamettin Cindoruk, merkez sað politikacýlarýn söyleminden gittikçe uzaklaþarak kamuoyunu þaþýrtýyorlar. Babasýný demokrasiye kurban veren Aydýn Menderes, bütün bu gündemi nasýl yorumluyor? “Demokrasiden dönülemez. Millet bu filmi bir daha seyretmeyecek.” diyen Menderes, Aksiyon’un sorularýný cevapladý. - Seçim sonucunu nasýl tahmin ediyorsunuz? Tahmini hem kolay hem zor. Kolaylýðý þuradan: AKP’nin eski oylarý civarýnda bir oy alabileceði gözüküyor. Ama çok seçim gördük. Seçimler her zaman sürprizlere de açýk olabiliyor. Onun için acaba gözden kaçan bir þey olur mu, oylarda bir deðiþiklik olur mu diye ister istemez bir soru akla geliyor. Ama benim tahminim, AKP, 22 Temmuz 2007 seçimleri civarýnda oy alýr; bir iki fazla, bir iki eksik. -Yerel seçime ‘referandum’ gözüyle bakýlýyor. AK Parti oylarýný yükseltirse, baþta anayasa deðiþikliði, bazý yapýsal sorunlarý gündeme getirir mi? AKP’nin oylarý artsa da, ‘artýk önü açýk, istediði her þeyi yapabilir’ anlamý çýkmaz. Ama AKP arzu

27 Mayýs’la övünmek ve siyasetçileri

hâlâ daraðacý ile tehdit etmek utanç verici

Aydýn Menderes, Tayyip Erdoðan’ýn, babasý gibi daraðacýyla tehdit edildiðini söylüyor. Kaybýn sadece üç kiþinin idamý olmadýðýný, sandýðýn tankla çiðnendiðini hatýrlatýyor.

FOTOÐRAF: A. YAVUZ ARSLAN

FOTOÐRAF: ÝBRAHÝM DOÐAN

A

AKSÝYON 41 - 16 MART 2009


KAPAK

cýðýyla tehdittir. Diðer bir yönüyle hâlâ utanmadan “27 Mayýs’ý biz yaptýrdýk, üç kiþiyi biz astýrdýk.” diye övünmeye devam etmekteler. Sahipleri için de fevkalade utanç verici olmasý gereken bir durumdur. “Biz bu filmi iki kere görmüþtük” diyenler çýkmaktadýr. Hayýr, bu film bir kere daha seyredilmeyecektir. - Kastettiðiniz kiþiler yargýda mý? Özellikle medyada. Çünkü yargýda buna yakýn konuþanlar olmuþ olsa bile “Yargýda bu þekildedir.” dediðimiz vakit, onun delilini nasýl ortaya koyabiliriz? - Medya bunu açýktan yapýyor. Evet, bunla övünüyor. - Kimler bunlar, isim verebilir misiniz? Onlar kendilerini bilir, yapanlar bilir.

sal uzlaþma demokratikleþmemiz için þart. Ama bunlarýn yerine getirilmesini mümkün kýlacak þartlar da var. Zaman buradaki eksiklikleri doldurur. Ama beklemeyelim, o vakit bazý isteklerimizde de tenzilatta bulunmak, onlarý ileriye býrakýp demokrasi adýna ne gerçekleþebiliyorsa onlarla yetinmek lazým. Ýki yoldan birisi seçilecek. Özellikle bu sözüm AKP içindir. - Demokrat Parti, Adalet Partisi, DYP vizyonunu bugüne getiren liderler var. Sizin söylediðiniz sözleri onlar söyleyemiyor. Daha çok sola yakýn görüþleri dile getiriyorlar. Mesela Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk. Bunu nasýl deðerlendiriyorsunuz? Ýsimlerin üzerinde durmuyorum; ama bugün kim demokrasiyi, hukuk devletinin

- Buna ne isim verilebilir? Ýrtica mý? Aðýr tabirler kullanmak istemem. Neticede Türkiye’de yaþayan herkes, siyasetçiler bu ülkeye hizmet etmek istemiþlerdir, etmiþlerdir. Demokrasiye de hizmetleri olmuþtur. Benim kabul etmediðim AKP’ye kýzýp demokrasiden vazgeçmektir. Bunun mazur görülecek tarafý yok. Yani emuhtýra AKP’ye verilmese, bunu ‘anayasa ve demokrasiye aykýrý’ ilan edecekler. Bunun anlamý AKP’ye kýzýp demokrasiden vazgeçmektir. Ben AKP’ye oy vermedim; ama AKP iktidarýný meþru bulmak ve onu elimden geldiðince savunmak benim vatandaþlýk görevim. Demokratlýktan vazgeçmemem lazým. Bu insanlar bunu görüyorlar mý görmüyorlar mý bilmiyorum.

Süleyman Demirel, "28 Þubat askerî müdahale deðil." diyor.

FOTOÐRAF: MEHMET KAMAN

Hüsamettin Cindoruk düne kadar Adnan Menderes'in avukatý biliniyordu.

Herkes 28 Þubat’taki tutumunu izahta hürdür,

Darbe dersek iþ gelir bize dayanýr mý, ayrý konu müyorum. Bu 49 yýlýn tamamý olaðanüstü durumdur zaten. 27 Mayýs 1960 ile birlikte gelen bu durum henüz aþýlamamýþtýr. Hâkimiyetin ‘kayýtsýz þartsýz millete ait olduðu’ inancý, ortak kabul hâline gelmemiþ, anayasa hukuku ile ilgili deðiþmelerde bu husus gerçekleþmemiþtir. - AK Parti ve Erdoðan’a yöneltilen suçlamalar ile DP ve Menderes’e yöneltilen suçlamalar ayný. Bu konuda ne diyorsunuz? Suçlamalarý eleþtiri olarak ele alacak olursak, bunu fazla önemsemem. Ancak bu tavýr eleþtiri boyutlarýný -özellikle bazý basýn organlarýnda- maalesef aþmýþtýr. Diyorlar ki “Menderes’i astýk, seni de asarýz.” Bu mevcut hükûmeti darbeyle, dara-

rak görüldü. Ama buna raðmen ‘61 Anayasasý demokratik deðerlere göre’ diye iþi çarpýtýp savunanlar da çýkýyor. - AK Parti de benzer süreçten geçiyor mu? Evet, taraflarýn ifadesinden bu çýkýyor. Hükûmet, özellikle Baþbakan Erdoðan, Aydýn’da bu benzetmeyi vurguladý. Diðerleri de “Böyleyiz, ayaðýný denk al!” diyor. - 27 Mayýs’tan sonra da demokrasi sýk sýk kesintiye uðradý. Demokrasi dýþý müdahale ve arayýþlardan Türkiye nasýl kurtulur? Burada iki deðerlendirmede bulunmak istiyorum. Biri uzun vadeli, diðeri kýsa. Biraz ileriye doðru bakacak olursak, Türkiye demokratikleþecek. Türkiye’nin demokratikleþmesi bugüne kadar çok zorluklarla geçmiþtir. Acýlarla, düþe kalka geçmiþtir.

FOTOÐRAF: TURGUT ENGÝN

ederse, dar veya geniþ bir anayasa deðiþikliðini her zaman gündeme getirebilir, bu kendi kararýdýr. Ýkincisi, AKP’nin türbanla ilgili anayasa deðiþikliði teklifinin baþarýlý olamayýþýnýn ve arkasýndan da bir kapatma davasý açýlmasýnýn temelinde “AKP 2007’de yeterli oyu alamadý” gibi bir sebep söz konusu deðildir. Yüzde 50’yi aþarsa yine ayný sýkýntýlarý yaþayabilir. Türkiye’nin demokratikleþmesi için yeni bir anayasaya ihtiyacý olduðu kesin. - CHP Genel Baþkaný Deniz Baykal’ýn “Bu Meclis anayasa yapamaz!” tutumunu nasýl deðerlendiriyorsunuz? Son derece olumsuz. Anayasa Mahkemesi’nin gerek 367, gerek türbanla ilgili kararlarý göz önünde bulundurulunca eðiliminin âdeta deðiþmediði ortaya çýkýyor. Türkiye’de hukuken ve fiilen yasama organý anayasayý deðiþtiremeyecek hâle gelmiþtir. Anayasa Mahkemesi bunu tek taraflý olarak deðiþtirmiþtir. - Anayasa deðiþikliðinin önünde yatan sebepler neler? 27 Mayýs’ýn getirdiði sistem hâlâ varlýðýný sürdürüyor mu? Bir genelleme olarak deðil de bunu önemli bir sebep olarak kabul edecek olursak tabii ki doðru. Türkiye’de kayýtsýz þartsýz milletin egemenliði fikri devletin bütün kurumlarý tarafýndan henüz paylaþýlamamýþtýr. Geride býraktýðýmýz 49 yýla bakýnca, askerî dönemlerle demokratik dönemlerin nöbetleþe Türkiye’yi idare ettiklerini gör-

Yaptýklarý þudur: Koca Ragýp Paþa’nýn darb-ý mesel olmuþ bir sözü var: Þecaat arz ederken merd-i kýpti sirkatin söyler (Çingenenin mert olaný övünürken hýrsýzlýðýný söyler). Bunlar da cellatlýklarýný söylüyor. Ve sonra, bu tür yazýlarýn çýktýðý basýn organlarý demokrasiden, hukuk devletinden, insan haklarýndan yana olduklarýný nasýl iddia edebilirler ki! Hakka, hukuka, demokrasiye, millet egemenliðine inancý bir kenara býrakýn, 27 Mayýs’ý bugün savunabilmek akýl almaz bir vicdansýzlýktýr. Sadece üç kiþinin idamý da deðildir. Tanklar sandýðý çiðnemiþtir. Türkiye’de en azýndan iki kiþiden biri Demokrat Partiliydi. DP’li olmak yýllarca ‘ikinci sýnýf vatandaþlýk’ olaAKSÝYON 42 - 16 MART 2009

Türkiye’de demokrasi geriye deðil ileri gidecektir. Kýsa vadeye gelince, hâlâ bazý noktalardaki direnç, gönlün arzu ettiði kadar ileri bir demokrasinin ve hukuk devletinin bütün evrensel kurallarýnýn Türkiye’de uygulanabileceði istikametinde ümit vermiyor. Benim demokrasi isteyenlere tavsiyem geniþ bir mutabakat... Bunun anlamý þu: Demokrasi adýna bazý gerekli düzenlemelerin bu anayasa deðiþikliðinde olmayacaðýný; ama ayný zamanda bazýlarýnýn olacaðýný kabul ederek ve bunu Türkiye’nin demokratikleþmesi için önündeki zamaný da kýsaltýp rahatlatacak bir aþama olarak görüp buna uygun bir yol seçmeliler. Ya da baþarýlý olamayacak giriþimlerle milletimizin demokrasi isteði ve ümidini de çok fazla örseletmemeliler. Yarýn mümkün olduðunda yapabilirsiniz, fazlasýný zorlamanýn faydasý olmayabilir. Her hâlükârda yeni bir anayasa, yeni toplum-

gereklerini ve egemenliðin kayýtsýz þartsýz millette ait olduðunu savunmuyorsa o kiþilerin geçmiþleri ne olursa olsun, hangi kesimlerde bulunmuþ olurlarsa olsunlar, kiþiliklerinin bir yeri demek ki hep CHP’li kalmýþ. Zaman ve þartlar deðiþince de kiþilikleri, kimlikleri CHP’liliðe rücu etmiþtir. CHP derken kastettiðim tabii ki tek parti dönemidir. Bugünkü CHP deðil, egemenliðin kayýtsýz þartsýz millete ait olduðunu sindirememiþ anlamýnda tek parti zihniyetini kastediyorum. Egemenlik milletin olsun; ama þunlar þunlar olmasýn. Demokraside millete ait egemenlikle pazarlýk olmaz. Ýþte bu anlayýþ tek parti anlayýþýdýr. Demek onlarýn böyle bir yönleri varmýþ. Þartlar deðiþince siyasi düþünceleri, kimlikleri aslýna rücu etmiþ. - Bunun sebebi ne? Atamamýþlar. O gün için konjonktür bunun tersini gerektirmiþ, (ortaya) çýkmamýþ.

AKP milletin seçtiði parti, demokrasiden ödün verilmez. Tek güvencemiz milletin yanlýþ karar vermeyeceðidir. Eðer milletin yanlýþ karar verebileceði gibi trilyonda bir tereddüt aklýmýza, vicdanýmýza düþerse o demokrasinin kör noktasý olur. O nokta giderek büyür ve demokrasiyi yutar. Þu iktidar bu iktidar... Cumhuriyetin vazgeçilmez niteliklerine Türkiye’de ne olmuþ? Laiklik tehlikeye düþmüþ deðil, 7-8 yýl içinde daha fazla oturmuþtur. Ortaya sürülen endiþe ve gerekçeler de samimi deðildir. Nüfusun çok büyük bölümünün, laiklikle ilgili bir endiþesi yok. Ýçeride, dýþarýda böyle bir emare yok. Hukuk devletinin, demokrasinin neresindeyiz? Açýk söyleyeyim: Anayasa Mahkemesi ile yasama organý arasýndaki dengeler Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verdiði 367 ve türban ile ilgili kararlar noktasýnda kaldýðý müddetçe Türkiye’de AKSÝYON 43 - 16 MART 2009

tam bir demokrasiden, hukuk devletinden bahsedemeyiz. Bunun deðiþmesi lazým. Masa ters duruyor, ayaklarý üzerine oturtacaðýz. Kolay olmadýðýný biliyoruz; fakat bazý þeyleri net ve tarafsýz görmeye mecburuz. Demokrasi sadece en iyi siyasi rejime sahip olmak meselesi deðildir. Demokrasi, hukuk devleti olduðunu söyleyip gereklerini yerine getirmiyorsanýz o zaman hükûmette büyük bir meþruiyet bunalýmý vardýr. Kitapta yazýlana yapýlanlar uymuyorsa, hukuki olan ile fiilen mevcut olan arasýnda büyük açýklýk var. Hele bugün uçuruma dönüþmüþse o zaman kabul etmemiz gerekir ki, meþruiyet problemi de doðmuþ demektir. Toplumlar bununla uzun süre yaþayamaz. Bundan hiç kimsenin çýkarý yoktur. Zira 70 milyon milletin çýkarý yoktur. Demokrasiyiz, deyip demokrasi dýþý geliþmeleri hoþ karþýlarsanýz bu oyunun yarýn ebesi kim olacak, belki cezaya kalacak; bunu kestiremezsin. Bu itibarla demokrasiye topyekûn sahip çýkmak ayný zamanda saydamlýða, meþruiyete de sahip çýkmak demektir. - Demirel, “28 Þubat darbe deðil.” diyor. Askerî müdahalelere maruz bir kiþi nasýl böyle düþünebilir? Benim kiþilerin düþüncelerine saygým var. Ayrýca cevaplandýrmayý düþünmüyorum. Yalnýz þunu söyleyeyim. 28 Þubat’ýn ne olduðunu o þöyle kabul eder, bu þöyle kabul eder. Önemli olan milletin ne kabul ettiði. Türk milleti 28 Þubat’ý; 27 Mayýs, 12 Mart, 12 Eylül gibi ‘askerî müdahale’ olarak kabul etmiþtir. Gerçi 28 Þubat çok fazla kitabýna uydurulmak istenmiþ, iyi kamufle edilmiþ. Ve bunun için ‘postmodern darbe’ adý konmuþ. Millet bu kýsmýný atmýþ, ‘askerî müdahaledir’ demiþ. 28 Þubat döneminde yaþananlarýn hepsini unutsak dahi yüksek yargý mensuplarýnýn bir brifing için Genelkurmay Baþkanlýðý’na çaðýrýlmalarýný ve gitmelerini demokrasi ve hukuk devleti adýna kara bir gün olarak unutmamýz mümkün deðildir. Baþka tarafýna gitmeye gerek yok, millet aldanmaz. Milletin dediði doðrudur, milletle inatlaþýlmaz. Ýsteyen istediði kadar “28 Þubat askerî müdahale deðildir.” desin, milyonlar bunu öyle kabullenmiþ, bunu deðiþtiremezsin. Böyle kabul edersek iþ gelir bize de dayanýr mý, o ayrý bir konudur. Herkes 28 Þubat karþýsýndaki tutumunu izah etmekte hürdür. “28 Þubat askerî müdahale


28 Þubat'ta Sincan'da yürüyen tanklar, sandýðý çiðnedi.

ne yani 14 yaþýna kadar bir çocuk Kur’an öðrenme hakkýna sahip deðil. Kur’an kursuna gidemez. Nedense bununla ilgili bir sýkýntý çekmiyoruz; ama 28 Þubat döneminde neredeyse kadýndan imam tayin edilecekti. Camilerde karma ibadete geçilecekti neredeyse. Buna kim karar verecekti? Devlet. Milletin kendisi falan deðil. Bunlarý yaþadýk. Allah etmesin, böyle günler geri gelmez. 1950’den önce de hangi köyde birisi Kur’an-ý Kerim öðretecek olsa jandarmanýn bastýðýný biliyoruz. Mesela CHP, 14 yaþ sýnýrýnýn kaldýrýlmasýnda “Ben de katkýda bulunurum.” diyebilir. Bunu dediði vakit fiilen Türkiye’de çok þeyi 27 Mayýs döneminde de basýn psikolojik harp aracý olarak kullanýldeðiþtirmiþ olmaz; ama jest oladý. (Orhan Ural’ýn Diktatörler Mecmuasý’ndaki karikatürü, 1960) rak, simgesel olarak bunu yapan kadar köklü bir siyasi partinin, aldýðý oy gerisini de getirecektir. ‘Demek ki bu paroraný ne olursa olsun, Türkiye’nin de- ti açýlýmýnda samimi davranacak’ kanaatimokratikleþmesinin, din ve vicdan hürri- ni uyandýrýr. Baykal ve CHP’nin bu tutuyetinin yanýnda olmasý Türkiye adýna bir muna kýzdýðý için AKP’ye oy veren seçkazançtýr. Öyle CHP’ye oy vermek aklým- menler belki vardýr, bunlarý da kazanabidan hiç geçmese de bu Türkiye adýna ka- lir. Ben hâlâ böyle bir olgunluk göstermezançtýr. Fakat gerisini getirmiyor Sayýn sini CHP ve Baykal’dan bekliyorum. KenBaykal. Bunu eksik buluyorum. di yaradýlýþýna da ters deðil. Ama maalesef Hepimiz biliyoruz ki ilköðretimi bitire- CHP ve Baykal kendilerini çýkmaz sokaða

Millete ait egemenlikle pazarlýk olmaz,

iþte rücu edilen tek parti anlayýþý budur. sin sevinmesi lazým. Bu latife bir kenara, Baykal’ýn tutumunu izahta çok zorluk çekiyorum. Esasen Deniz Baykal bu milletin dinî hissiyatýna karþý bir kiþi deðildir. Hatta kendi ölçülerinde bazý ibadetleri de yerine getirmeye çalýþan bir insandýr. Fakat kendisini ve partisini bir çýkmaz sokaðýn içine itti. Hâlbuki Ecevit’in daha CHP genel sekreteri olduðu dönemlerde yakýnlarýnda Baykal da vardý. CHP, dindar kitlelerle kucaklaþabilmek için çok gayret sarf etti. Þimdi bütün bunlarý tersyüz etmiþtir Baykal. Bunun kendisine de Türkiye’ye de faydasý yoktur. Laiklikle ilgili hassasiyetleri daha farklý olabilir, bundan dolayý kimse Baykal’ý kýnamaz. Ama 367’yi Anayasa Mahkemesi’ne götürmek, diðer anayasa deðiþikliklerindeki tutumu ve söylemleri itibariyle belki de amacýný aþarak kendisini ve partisini Türkiye’de seçmenin ekseriyetini oluþturan dindar ve mütedeyyin seçmenle karþý karþýya getirdi. Bu arada çarþaflýlara rozet taktý, “Belediyelerimiz Kur’an kursu açacak.” dedi, ben fevkalade ümitlendim. Aklý baþýnda hiç kimse “CHP yok olsun” demez, bu bir kere demokratik düþünce olmaz. Ama bu

AKSÝYON 44 - 16 MART 2009

soktular. Bir ölçüde demokrasiyi de çýkmaz sokaða soktular. Lüzumsuz gerilimlerin ortaya çýkmasýna sebebiyet verdiler. Daha fazla demokrasiden, din ve vicdan hürriyetinden yana taraf olmuþ bir CHP ve Baykal bunu yapmalýdýr. Seçim döneminde AKP tabii ki bunun polemiðini yapabilir; ‘samimidir, deðildir’ diye. Ama Baykal iyi kötü bir adým attý. Onun samimi olduðunu varsayarak belki anayasa deðiþikliði gündeme gelecekse bir genel uzlaþma için yumuþak giriþime temel yapabilir AKP. O da böyle yaparsa, hakikaten samimi mi bunlar ortaya çýkmýþ olur. - Ergenekon operasyonu demokrasi dýþý unsurlarý temizleyebilir mi? Darbeye zemin oluþturan süreçleri hazýrlayanlar tasfiye edilir mi? Tabii süreç tamamýyla sonuçlanmadan bu sorunuza çok kesin bir cevap vermek zor. Ancak þu kadarýný söyleyeyim, Türkiye’nin demokratikleþmesi, hukuk devleti olmasý adýna, insan haklarý adýna Ergenekon operasyonunun þu aþamaya kadar gelmiþ olmasý dahi son derece faydalý. Umuyoruz, diliyoruz ki geçmiþ dönemlerin bütün gayrimeþruluklarý, kanunsuzluklarý teker teker ortaya çýkar. Örgütler belli olur, bunlar ne kadar adli süreç içerisinde aydýnlanabilirse bu o kadar hayýrlý olur. Ancak Ergenekon ope-

rasyonunun þu kadar geliþmesi bile Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletinin pekiþmesi açýsýndan büyük önem taþýmaktadýr. Ýleriye dönük olarak da fevkalade caydýrýcý olacaktýr. Ayrýca uluorta “AKP geleceðine asker gelsin” söylentilerinin ardýnýn kesilmesinde bu operasyonun bir rolü olduðunu kabul etmemiz gerekir. Ayrýca herkes hesap verir. Sadece cumhurbaþkanlýðý makamýyla sýnýrlandýrýlmýþtýr. Baþkasý için ‘þu görevdeydi’ diye fiili bir dokunulmazlýk zýrhý oluþturmamalýdýr. Ergenekon bu anlamda önemli bir operasyondur. - Ergenekon davasýnýn sonuçlanmasý askerî müdahalelerin önünü alabilir mi? Evet, önü alýnabilir. Sivil kesimde, medyada askerî müdahaleye dönük isteklerin önü kesilir. Yoksa askerî müdahale, onu bilemeyiz, bilgi alanýmýzý aþar. Ýleriye dönük olarak, bu tür giriþimler için þu hâliyle bile çok büyük ölçüde caydýrýcý olduðu kanaatindeyim. Geçmiþi ne

dan önce kamuoyunda ve siyasette tanýnmýþ bir insan da deðildi. “Cindoruk Menderes’in avukatýydý” sözü onun DYP Genel Baþkanlýðý döneminde ortaya atýlmýþtýr. Ve geniþ kitlelerin Cindoruk için “DYP’nin genel baþkaný niye o oldu?” sorusuna kestirme bir cevap olsun diye böyle bir iddia ortaya atýlmýþtýr. Ayrýca Cindoruk, rahmetli Hasan Polatkan’ýn Yassýada’da avukatýydý. Genç ve cesur bir avukattý, bunu da söyleyelim. Birçok yerde bu söylenmiþ, Cindoruk’un olduðu yerlerde de söylenmiþ. Ve o da “Hayýr ben böyle bir vekâletname üstlenmedim.” dememiþ. Onu almýþ, cebine koymuþ, memnun kalmýþ. O da diyor ki “Ben çýkýp demedim.” Ben de, bunu söyledi demedim. Cindoruk’un önemli olduðu ya da olmadýðý için bu açýklamayý yapmadým. Ama merhum Menderes çok önemlidir. Kimler onun avukatýydý, deðildi ona ait bütün bilgilerin saðlýklý olmasý lazým. Ben bu açýdan o açýklamayý yaptým. Geri kalan tarafýyla il-

FOTOÐRAF: ONUR ÇOBAN

deðildir.” demekle tarih, millet o dönemi kapatmaz. Özellikle siyasetin içinde bulunan insanlarýn milletin bu noktadaki kanaatine önem vermesi lazým. - 28 Þubat’ta generaller gazeteciler hakkýnda soruþturma istiyor. Yargý baský altýna alýnýyor. Rahmetli Menderes için mahkeme reisi, “Sizi buraya getiren irade böyle istiyor.” demiþti. Ayný filmi tekrar mý izliyoruz? Bir zihniyetin devamýdýr. Onun için zaten 49 yýllýk bir olaðanüstü dönemi Türkiye ne yapýp yapýp bir daha hiç deðiþmeyecek þekilde tam bir demokrasi ile noktalamak durumunda. Siyaset ile meþruiyet içinde olacak, sabýr içinde olacak; ama mutlaka olacak. - CHP bazý açýlýmlar yapýyor. Milletin deðerlerine saygýlý görünüyor. Diðer yandan Baykal, “Memleket kötüye gidiyor, milletten baþka bu gidiþe dur diyecek kalmadý!” gibi sözler söylüyor. Milletten baþka kimse kalmamýþsa buna demokrasi adýna baþta Baykal, herke-

FOTOÐRAF: ALÝ ÜNAL

KAPAK

Aydýn Menderes’e göre, Ergenekon operasyonu, askerî müdahale isteklerinin önünü keser.

kadar aydýnlatabilirse, o kadar iyi. Hukuku esas alarak incitmeden bu gerçekleþebilmelidir. - Cindoruk ile ilgili bir beyanýnýz oldu. “Babam Adnan Menderes’in avukatlýðýný yapmadý.” dediniz. Aradý mý sizi? Beni o açýklamadan sonra aramadý. Benim bir yanlýþý düzeltme mecburiyetim vardý. “Cindoruk, Menderes’in avukatýydý” diye söyleyenler vardý. Bunlar yanlýþtý. Sonu geldi, þartlarý ortaya çýktý, ben de “Deðildi, böyle bir vekâlete Cindoruk hiçbir zaman sahip olmadý.” dedim. Cindoruk DYP Genel Baþkaný olmaAKSÝYON 45 - 16 MART 2009

gili kendisinin her konuda tutumu, söyledikleri ortadadýr. Ayrýca bir onu eleþtirir gibi bir durumda olmak benim için çok tatsýzdýr. Mümkün olduðu kadar Türkiye’nin ciddi meseleleri üzerinde fikir üretmeye çalýþýyorum. Bunlar çok tali konular. Millet her siyasetçinin notunu verir. Þahýslar bazýnda herhangi bir þey söylemeyi amaçlamýyorum. Ama bir tarihî gerçeði açýklama gereði doðmuþtur, onu yerine getirdim. Yoksa hani denilmiþ ya, Sayýn Cindoruk’u tarife hacet yok, bütün millet çok iyi bilir. e-mail: i.gursoy@aksiyon.com.tr e-mail: i.dogan@aksiyon.com.tr


Aksiyon Dergisi  

745. sayı kapağı

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you