Page 1

YIL 1 - SAYI 5 - NİSAN 2014

04/2014

FİNANS VE BANKACILIK SEKTÖRÜNDE GÜVENLİK TRENDLERİ

Yeni Trendler CeBIT 2014’te Görücüye Çıktı Mobil Dünya’nın Kalbi Barselona’da Attı

Microsoft’un OneNote Stratejisi Karlılığınızı Arttırmanın 10 Yolu Hangi Bitcoin Borsası Daha İyi

Finans ve Bankacılık Sektöründe

Güvenlik Trendleri


BT Yรถneticileri Bu Adreste BuluลŸuyor

BTGunlugu.com


editör

Sağduyulu Olmalıyız! Siyasetle çok fazla ilgilenen birisi değilim, geçtiğimiz dönemde siyaset elini teknolojiye atınca ister istemez taraf olmak zorunda bırakıldık. Bir teknoloji yazarı olarak sizce kimin yanında olmalıyım? Tabii ki sağduyunun yanında olacağım.

Ali Yavuz ŞAHİN

Genel Yayın Yönetmeni yavuz@btgunlugu.com

İnternet yasasının onaylandığı gün her ne kadar beğenmediğim maddeleri olsa da, site kapatmalar konusundaki sayfa kapatma bölümünü beğenmiştim. Bu durum özellikle forum siteleri ve fazlasıyla yorum alan siteler için zor durum yaratıyordu. Bir kullanıcının yazdığı suç teşkil eden kelimeler yüzünden koskoca bir site kapatılabiliyordu. Yeni kanunda geçen URL kapatma bölümü benim ve online yayıncılık yapan birçok arkadaşımın desteğini almıştı. Tabii ki URL kapatma olayı site kapatmalar kadar kolay olmuyor. Site kapatılacağı zaman operatörler tarafından DNS’ler üzerinde IP engelleniyor ve olay tamam. URL kapatma ise düşünüldüğü kadar kolay bir iş değil. Operatörlerin bu konuda yatırım yapması, gerekli cihaz ve donanımları ağları içerisine entegre etmesi gerekiyor. Bu yatırımların ilgili şirketlerin büyülüğüne göre değiştiğini ve toplamda 6 milyon dolar gibi bir bedele mal olacağı öngörülüyor. Yatırım maliyetinin yüksek oluşu sayıları 250’yi bulan irili ufaklı internet servis sağlayıcılarının pek çoğunun kepenk indirmesine, yani şirketlerini kapatmasını da beraberinde getirecek. BTK’nın 2013 yılı 4.çeyrek Pazar Verileri Raporu’nda, internet servis sağlayıcılığı hizmeti vermeye yetkili 255 firma olduğu görülüyor. Bu şirketlerin her birinde minimum 5-10 kişi çalıştığını düşünürsek, yüksek tutarlı bu yatırımı yapamayanların kapanmasıyla sektörde binlerce kişinin işsiz kalma durumu ortaya çıkıyor. Bu yatırımların yapılması şart fakat bunun operatörün ve bu vesile ile vatandaşın üstüne yüklenmesinin yanlış olduğu görüşündeyim. Eğer bu yatırımlar olsaydı şimdilerde Türkiye’den erişimi engellenen Youtube ve Twitter’a erişim sağlanabilecek mahkeme kararı ile belirtilen URL’lere kapatma uygulanacaktı. Siyaset üzerinde oynanan oyunların Türkiye’deki iletişim aracı olarak kullanılan Youtube ve Twitter üzerinde oynanmasını kınıyorum. Bu tarz hakaret ve kötü içerik türündeki yayınların daha önceden de varlığı biliniyordu fakat seçim dönemine kadar bir şey yapılmadı. URL kapatmak için yatırımlar bundan birkaç sene önce yapılmaya başlasaydı şimdilerde Youtube ve Twitter’ı kullanabiliyor olacaktık. Bu konuda yaşanan gecikme sanıyorum operatörlerden kaynaklanmıyor. Yaşanan bu olayları aşmak ve hepimizin kullandığı sosyal mecralara erişebilmek için biraz daha sağduyu gerekiyor. Sağduyulu olmamız şart…

3


içindekiler Kapak Konusu

Finans ve Bankacılık Sektöründe Güvenlik Trendleri

Microsoft'un OneNote Stratejisi Karlılığınızı Arttırmanın 10 Yolu Hangi Bitcoin Borsası Daha İyi

06 12 20 26 29 30

Haberler Röportaj: Behçet Yumrukçallı

Danışmanlık Adına Sahibi

Röportaj: Murat Balaban

Genel Yayın Yönetmeni

Sektörün İçinden: Murat Demiroğlu Sunucu Seçimi Yaparken Dikkat Etmeniz

Karlılığınızı Arttırmanın 10 Yolu Finans ve Bankacılık Sektöründe Güvenlik Trendleri

36 42 46 48 54 60 4

Eylül Medya İletişim &

Röportaj: Hasan Koçyiğit

Gerekenler

32 34

künye

Röportaj: Ercan Aydın Hangi Bitcoin Borsası Daha İyi Microsoft'un OneNote Stratejisi Mobil Dünya’nın Kalbi Barselona’da Attı Yeni Trendler CeBIT 2014’te Görücüye Çıktı BT Günlüğü Test Merkezi

Ali Yavuz ŞAHİN yavuz@btgunlugu.com

Ecevit BIKTIM Yayın Danışmanı ecevit@btgunlugu.com

Ömer BALK Yazı İşleri Müdürü omer@btgunlugu.com Editörler

Rabia Elmaslı Mücahit Aytekin Barış Terun Erhan Tan info@btgunlugu.com

Kreatif CRTV Solutions info@crtvsolutions.com Reklam Müdürü

Çiğdem ERGÖNÜL cigdem@btgunlugu.com Adres İnönü Caddesi No: 8 Bulut İş Merkezi 4. Kat Daire: 72 Çeliktepe Kağıthane / İstanbul Tel : 0212 270 36 37 PBX Fax: 0212 270 36 37 Dağıtım Detay Dağıtım Baskı ve Cilt Özgün Ofset Aytekin sokak no:21 4.Levent / İstanbul

Nil ÖCAL

Tel : 0212 280 00 09

nil@btgunlugu.com

Fax: 0212 264 74 33


haberler

Netaş Kanada’ya Sayısal Sahra Santralı İhraç Etti

Sektör Yöneticileri “Oracle Büyük Veri ve Analitik Zirvesi” Etkinliğinde Buluştu Oracle’ın büyük veri ve analitik projelerine dair çözüm ve hizmetlerini tanıtıldığı “Büyük Veri ve Analitik Zirvesi”, bu yıl 25 Mart 2014 tarihinde Esma Sultan Yalısı’nda gerçekleşti. 200’den fazla katılımcının yer aldığı etkinlikte Oracle Ülke Müdürü Filiz Doğan, Oracle’ın 1851 yılından beri gelenekselleşmiş olan “America’s Cup” yelken yarışında 2013 yılı birincisi olan Oracle Ekibi’nin bu başarıda teknolojinin yeri ve katkısını anlatarak başladığı açılış konuşmasında, 300 sensörden toplanan günlük 1GB verinin anlık incelenmesi, dalga boyu, akıntı, rüzgar bilgilerinin saniyeler, dakikalar ve gün bazındaki tahminlemeleri ekibin karar sürecine dahil ederek ipi göğüslemesinde teknolojinin, “Büyük Veri ve Analitiğin” önemini vurguladı. Oracle İş Analitiği Lideri Erhan Karamehmetoğlu’nun moderatörlüğünde, “Karar Vermede Veri ve Analitiğin Önemi” konulu panelde, Tanı Pazarlama CEO’su Engin Oytaç, Türkiye İş Bankası Yönetim Raporlaması ve İç Muhasebe Bölüm Müdürü Kemal Saç, Hürriyet Gazetesi Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Stratejik Planlama Grup Koordinatörü Özlem Kutluay’ın üst düzey yönetici olarak aldıkları kararlarda veri ve analitiğin kullanımı, şirketlerini rekabette nasıl öne geçirip yeni dokusuyla yaşantımıza hızla giren yoğun verinin iş yapma biçimlerini nasıl etkilediği konuşuldu.

6

Türkiye’nin lider sistem entegratörü Netaş, Türkiye’nin teknoloji ihracatında bir ilke imza attı. 10 yıldır Netaş tarafından geliştirilip üretilen Sayısal Sahra Santralı, ilk defa KKTC dışında bir ülkeye ihraç edildi. Kanadalı Fsona şirketi ile Netaş arasında sayısal sahra santralı ve aksesuvarları için, 800.000 ABD Doları değerinde satış sözleşmesi imzalandı. Ortadoğu ülkelerine haberleşme çözümleri sağlayan Fsona; bu kapsamdaki ürünlerden biri olan sahra santrallarını Netaş’tan tedarik edecek. Netaş tarafından geliştirilen sahra santralı dışında, benzer özelliklere sahip başka yerli ürün bulunmadığını belirten Genel Müdür Yardımcısı Kamil Orman “Netaş teknolojisiyle üretilen ürünü uluslararası platforma taşımak için büyük bir adım attık. Sayısal Sahra Santralı, çölün zorlu koşulları göz önünde bulundurularak, şirketimiz tarafından %100 yerli teknoloji ve malzemeyle tasarlanıp geliştiriliyor. Santral; ISDN teknolojisine dayalı, gerçek zamanlı ses, veri ve görüntü aktarımını, sahra şartlarında sağlayabilmek amacıyla tasarlanmış bir iletişim çözümü. Dahili aküsü, hafif yapısı ve küçük boyutlarıyla, kolayca taşınabiliyor ve hızla kurulabiliyor.” dedi. Uygun arayüz imkânlarıyla, akü ve şehir şebekesinden beslenebilen santral, askeri ve sivil kullanım ihtiyaçlarına tam çözüm sağlıyor. Zor çevresel şartlarda çalışabilen, dayanıklı ve taşınabilir santralların, 2014 Eylül ayında teslim edilmesi planlanıyor.


7


haberler

Uluslararası GPU Teknoloji Konferansında Türk Mühendisine Ödül Kaliforniya’da beşincisi düzenlenen GPU Teknoloji Konferansı 24 Mart 2014’de başladı. Uluslararası bilim adamları, geliştiriciler, grafik sanatçıları, tasarımcılar, araştırmacılar, mühendisler ve bilgi İşlem yöneticileri bu fuarda görüşlerini paylaşarak daha önce benzeri görülmemiş bir bilgi birikimini katılımcılara sunacaklar. Oldukça büyük ses getiren bu etkinliğe tüm dünyadan 4000 üzerinde proje gönderildi. Bunların arasından VizyonARGE kıdemli Ar-Ge mühendisi Şifa Serdar ÖZEN projesi sinyal işleme kategorisinde birinci seçildi. VizyonARGE Yönetim Kurulu Başkanı Murat Balaban, uluslararası standartlarda yerli teknolojik yazılımlar geliştirmek vizyonu ile yola çıkan VizyonARGE firmasının yenilikçi teknolojilerle global bir marka yolunda emin adımlarla ilerlediğini belirtti. Balaban sözlerini GPU teknoloji konferansındaki alınan ödül ile çalışmalarımızın uluslararası otoriteler tarafından da onaylandığı anlamına gelmektedir diyerek tamamladı.

Türkiye’nin KEP Süreci, e-tebligat Uygulamasıyla Hız Kazanacak E-imza aracılığıyla gönderilen elektronik postalara yasal geçerlilik kazandıran Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemi, kullanıcıların gönder tuşuna bastıkları andan elektronik postanın alıcıya iletilmesi sürecinde gerçekleşen tüm işlemlerin kayıt altına alınmasını sağlıyor. Hukuki geçerliliğe sahip olan kayıtlar, gönderilen elektronik postalar üzerinden kimlik ve teslimat tarihi tespiti yapılamasına olanak tanırken; elektronik postanın içerik bütünlüğü, güvenliği ve gizliliğini de güvence altına alıyor. Elektronik sertifika ve mobil imza hizmet sağlayıcısı E-GÜVEN’in Genel Müdürü Can Orhun, KEP Hizmet Sağlayıcıları ile yaptıkları işbirlikleri sonucu KEP sistemi için hizmet sunduklarını belirterek şunları söyledi: “KEP’in ülkemiz için yeni bir uygulama olduğunu söylemek yanlış olmaz. Henüz zorunluluk taşımayan bu uygulamayı kullanan kişi sayısı 10 binler seviyesinde. Önümüzdeki süreçte bu rakamın yüksek bir ivme ile artış göstereceğini düşünüyoruz. KEP sistemini kullanmayan şirket kalmayacağına inanıyoruz.”

8

Mağazacılık Sektöründe Devrim Yaratan Teknoloji

Arox Bilişim Sistemleri, mağazacılık sektöründe dijital çağı başlattı. Yazılım temelli bir inovasyon şirketi olan Arox Bilişim, Bilsar için gerçekleştirdiği “Dijital Giyinme Kabini” uygulamasıyla bir ilke imza attı. Arox Bilişim Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Sait Öksüz, dijital giyinme kabini gibi yenilikçi ve dikkat çekici dijital uygulamalara ilginin artığına işaret ederek, “Günümüz alışveriş davranışlarında sanal mağazalara yoğunluklu bir yaklaşım gözlemleniyor. Geliştirdiğimiz sanal kabin uygulamasıyla firmalar ilgiyi tekrar fiziksel mağazalara çekme konusunda tatmin edici sonuçlar sağlıyor” dedi.


9


özel

Kamuda Verimliliği Artıran Teknolojiler Mercek Altına Alındı

Ürettiği teknoloji ve çözümlerle yaşamı yeniden şekillendiren Fujitsu, Ankara’da 5. kez Kamu Yararına Teknoloji Konferansı’nı düzenledi. Japon Büyükelçisi Yutaka Yokoi’nın da katıldığı etkinlikte Fujitsu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Akira Kabemoto, Fujitsu Servis ve Çözümler Grubu Başkan Yardımcısı Ian Hunter ve Fujitsu Türkiye ve Balkanlar Genel Müdürü Ali Kançal birer konuşma yaptı. Panel ve paralel oturumlar ile teknolojinin geleceği masaya yatırıldı. Günümüzde artık birçok çözüm, bu iki kavramı birlikte kullanarak oluşturuluyor. Ne mutlu ki, artık veri kısıtı yaşamıyoruz, şimdi ihtiyacımız hızla akan devasa veriyi işlemek. Bu çerçevede, lider teknoloji firması olarak vizyonumuzu müşterilerimizin değerleri üzerine inşa ettik ve kaynaklarımızı bu ideali hayata geçirmek üzere yapılandırdık”

İnsan odaklı akıllı toplum Fujitsu 5. Kamu Yararına Teknoloji Konferansı’nda Fujitsu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Akira Kabemoto, Fujitsu’nun insan odaklı toplum idealine ulaşmak üzere hayata geçirdiği küresel stratejisini anlattı. İnsan odaklı akıllı toplum hedefine ulaşmak için çalıştıklarını belirten Kabemoto, geleceği hep birlikte şekillendirme çağrısı yaptı. Dünyanın lider teknoloji firmalarından Fujitsu, ‘Kamu Yararına Teknoloji Konferansı’nı bu yıl 5. kez Ankara’da gerçekleştirdi. Etkinlikte geleceği şekillendirecek teknolojiler mercek altına alındı. SGK ile devam eden Avuç içi kimlik doğrulama sistemi hakkında bilgi veren Fujitsu Türkiye ve Balkanlar Genel Müdürü Ali Kançal, SGK’nın özel hastanelere yılda yaklaşık 8 Milyar TL verdikleri sağlık hizmetlerine karşılık ödeme yaptığını söyledi. Kançal, “Avuciçi kimlik doğrulama sisteminin uygulanmasıyla yapılacak yüzde 2’lik bir tasarruf bile ciddi rakamlara ulaşacaktır. Sistemin uzun vadede getirisi yüksek olacak. Ayrıca bu projenin avantajı maddi konuyla sınırlı değil, sistem tanının yanı sıra önleyici tedaviler yapılmasını da destekleyen çözümler sunuyor” diye konuştu. Ali Kançal, konferansta yaptığı sunumda, Fujitsu’nun “teknolojinin yaşamlarımızı tamamladığı bir dünya yaratmak” vizyonuyla hareket ettiğini belirterek, şunları söyledi; “Geçen yıllar içinde gittikçe artan biçimde büyük veri ve bulut teknolojileri üzerine fikir sahibi olduk.

10

Japonya ile Türkiye’nin bilim ve teknoloji üniversiteleri konusunda karşılıklı işbirliği yapmak üzere anlaşma imzaladığını söyleyen Kabemoto, 2013 yılında 10 milyar olan internete bağlı cihaz sayısının 2020’de 50 milyara çıkacağını vurguladı. Bu durumun teknoloji firmalarına sorumluluk getirdiğini belirten Kabemoto, “Gittikçe daha fazla veriyi işlemek zorundayız, Bilgi ve iletişim firmalarının görevi maliyeti düşürmektir” dedi.

Japonya’nın doğrudan yatırımı 494 milyar dolar 2014’ün Türkiye-Japonya ile ikili ilişkilerinin başlamasının 90. yılı olduğunu vurgulayan Japon Büyükelçisi Yukata Yokoi Japonya’nın Türkiye’ye yaptığı doğrudan yatırım tutarının 494 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bilişim dünyasında gittikçe önem kazanan bulut teknolojisi ve çözümlerine ulaşma konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden olan Fujitsu Servis ve Çözümler Grubu Başkan Yardımcısı Ian Hunter, ‘Buluta Dokunmak’ başlıklı bir sunum yaptı.


Detaysoft’tan İki Yeni Çözüm Paketi SAP danışmanlığı alanında Türkiye’nin en büyük iş ortaklarından biri olan SAP’nin Gold Partnerı Detaysoft yılda 4 milyon TL’lik yatırım yaptığı AR-GE merkezinde iki yeni çözüm paketi geliştirdi. Geçtiğimiz günlerde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen ve Detaysoft’un Altın Sponsor ve mobil uygulama sponsoru olduğu SAP Innovation Forum’da tanıtılan çözüm paketleri mevcut programlara göre müşterilere daha kolay, daha hızlı ve düşük maliyetli çözümler sunuyor. Bütçe planlamak B-Pack’le daha kolay Lansmanı yapılan bütçe paketi B-Pack hakkında bilgi veren Detaysoft Bütçe Planlama Grup Yöneticisi Fatih İnanç B-Pack’in danışmanlığını yaptıkları 20’den fazla mutlu müşterinin bütçe çözümleri sonucunda geliştirdikleri bir ürün olduğunu kaydetti. İSO 500 listesindeki ilk on firmadan dördünün bütçe danışmanlığını Detaysoft’un yürüttüğünü belirten İnanç, “Sektörde edindiğimiz deneyimler doğrultusunda bütçe özelinde yetişmiş 31 kişilik iş zekası ekibimizle müşterilerin ihtiyaçlarını en hızlı şekilde karşılayacak doğru çözümleri üretiyoruz” dedi.

Şirketlerin % 83'ü Siber Tehditlere Hazır Değil

Şirketlerin yönetim kurulu ve icra kurulu üyeleri ile 2014 yılı başında yapılan “Yöneticiler siber tehditlere hazır mı?” konulu araştırmanın sonuçları açıklandı. Economist Intelligence Unit ve Arbor Networks iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 77’si son iki yıl içinde bir siber tehditle karşı karşıya kaldı, bunların yüzde 38’inin bir müdahale planı yoktu. En sık karşılaşılan olaylar ise yüzde 28,6 ile kazaen veri kaybı, yüzde 26,7 ile çalışan kaynaklı veri kaybı, yüzde 18,1 ile çalışanın nitelikli veri hırsızlığı olarak sıralanıyor. Tüm bunlar yüzde 45,8 oranında rutin denetimler sırasında anlaşılırken, otomatik algılama sistemlerinin uyarısı ile fark edilen siber olayların oranı yüzde 34,7 olarak tespit edildi.

Geleceğin Yükselen Mesleği: İş Zekası Uzmanlığı Şirketler yeni stratejiler belirlemek ve yeni kararlar almak için veriyi en doğru şekilde analiz ederek İş Zekası teknolojilerinden her geçen gün daha fazla faydalanıyorlar. En çok bankacılık-finans, bilişim, telekom, hızlı tüketim ve perakende gibi müşterilerin yoğun olduğu sektörlerde üst yönetimin en yakın çalışanları arasında yer alan İş Zekası Uzmanları, son yılların gözde çalışanları arasında yer alıyor. OBASE Genel Müdürü Dr. Bülent Dal geleceğin yükselen mesleği ile ilgili şunları söylüyor; “Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre iş dünyasının % 65’inin büyük veriyi halen kullanmaya başlamadığını gösteriyor. Türkiye’de de şirketler ağırlıklı olarak “büyük veri” pilot projeleri yapmak ve ilgili teknolojilerle ilgili deneyimlerini hızla artırmak aşamasındalar. Dünyada olduğu gibi İş Zekası uzmanlarının önemi Türkiye’de

de artıyor. Büyük veri, analitik sistemlerin kullanım ile ele alındığında sağladığı katma değer oldukça yükseliyor. Bu nedenle işletmelerin analitik çözüm geliştirme kültürüne ve bu yöndeki insan kaynağına ciddi yatırımlar yapması gerekiyor.”

11


Ömer BALK

söyleşi

omer@btgunlugu.com

Daha düşük maliyetlerle, daha akılıcı çözümler sağlamaya çalışıyoruz Veri depolama ve çözümleriyle dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olan NetApp, hem globalde hem de Türkiye’de yeniden yapılanmaya gitti. NetApp’ın kullanıcılarına sundukları hizmet ve çözümler, faaliyet alanları ve NetApp Türkiye’deki değişimini NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı ile konuştuk. Öncelikle kendinizden ve NetApp’daki geçmişinizden bahseder misiniz? Kadıköy Anadolu Lisesi mezunuyum. Ardından İTÜ Elektronik ve haberleşme daha sonra da, University of New Orleans’ta yüksek lisansımı tamamladım. Netaş, Reuters, EMC’nin ardından yaklaşık 8 yıldır NetApp’da Genel Müdür olarak görev yapmaktayım. Başta irtibat ofisi olarak kurulan NetApp, geçtiğimiz süre zarfında limitet şirket olarak Türkiye’de varlığını sürdürmeye devam etti. Geçmişe baktığımızda NetApp’ın Türkiye’de 9 yıldır faaliyet gösterdiğini görüyoruz. NetApp, veri merkezleri alanında dünyanın önde gelen firmalarından biri. Kullanıcılara ne gibi hizmetler ve çözümler sunuyorsunuz?

Behçet Yumrukçallı NetApp Türkiye Genel Müdürü

Alanında lider bir firmayız. Aslında çok niş bir alanda hizmet veriyoruz. Biz ağırlıklı olarak veri yönetimi, veri depolama, veri saklama ve bunların yönetimi üzerinde yoğunlaşmış durumdayız. Sadece bu alanlara odaklanmamız, doğal olarak başarıyı getiriyor. Bu alanda inovatif bir firma olduğumuzu düşünüyoruz, bu durum bağımsız kuruluşlar tarafından tasdik edilmiş durumda. Forbes’un dünya çapında yaptığı en inovatif şirketler çalışmasında son 2 yıldır ilk 100’deyiz. Geçtiğimiz yıl 51. konumdaydık, IT sektöründen bizim üzerimizde sadece 2 firma daha vardı. Bu firmalarda Apple ve Google. Gerçektende inovasyona önem veren bir firmalardan bir tanesiyiz. Sunduğumuz çözümlerle de bu inovatif yaklaşımı yansıtıyoruz. Müşterilere daha düşük maliyetlerle, daha akılıcı çözümler sağlamaya çalışıyoruz. Veriler her geçen dakika, saniye artıyor ve bunları saklamak, depolamak yetmiyor. Kurumların ellerindeki verilerden analizlerle, şirket için değerli sonuçlara, kararlara varmaları gerekiyor. Bu noktada bizim yaptığımız, öncelikle tabiî ki donanımsal çözümlerimizden faydalanmak. Verinin ne kadar büyük olduğu veya istenilen depolama performansına

12


bakarak her kuruma çözüm üretirken farklı yaklaşıyor ve son derece güvenli ortamlarda, uzun yıllar saklayacak alt yapı çözümleri sunuyoruz. Bu bahsettiklerimiz işin donanım tarafını oluşturuyor. Bunun yanı sıra işin diğer tarafında yazılım teknolojileri yer alıyor. Akıllı yazımlarla, fonksiyonlarla, bu verilerin daha verimli kullanılmasını sağlıyoruz. Veriyi saklamanın yanı sıra yedeklemesini, arşivlemesini, veri üzerinde raporlar koşturulmasını, felakete karşı kurtarım çözümlerinin oluşturulması, yine son dönemde daha da önem teşkil eden mobil çözümlerin dahi kurumların kullandıkları sistemlere entegre ederek yeni nesil çözümler sunulmasını da sağlıyoruz. Firmaların çoğu verilerini kendileri için özel olarak inşa edilmiş yapılar içerisinde tutuyor. Ama kullanıcıların artık bu veriye dışarıdan da güvenli bir şekilde ulaşması gerekiyor. Dolayısıyla son dönemde mobil çözümler son derece önemli bir hal aldı. Özellikle son dönemde obje tabanlı depolama dediğimiz yaklaşımlarımız bulunuyor. Flash dediğimiz, çok yüksek performanslı SSD tabanlı özel donanım çözümlerimiz bulunmakta. Bu örnekleri daha da artırabiliriz ama özet olarak yaptığımız iş tamamen, firmaların sahip oldukları verilerin depolanması, yönetilmesi ve bu verilerin en ideal şekilde kullanılmasını sağlamak olarak açıklanabilir. NetApp Türkiye olarak önemli bir değişim geçirdiniz. Bu süreci bize anlatabilir misiniz? Aslında NetApp genç bir firma. 1992 yılında kurulmuş bir firma ve geçmişi yaklaşık 22 yıldan ibaret. Türkiye’ye girişi ise 2004 yılında gerçekleşti. 2000’li yılların başında bazı Türk firmaların kendi girişimleri sonucu, NetApp çözümleri Türkiye’ye getirilmiş. Hatta o zaman dot.com furyası varken, birçok firma

NetApp çözümlerini bu tedarikçiler sayesinde kullanmış. 2004 yılında ise potansiyeli gördükten sonra Türkiye’de bir irtibat ofisi kurulmuş. istribütörler ve iş ortakları üzerinden çalışmaya devam etmişler. Ben 2005 yılında NetApp’a katıldım. Benim katılmamdaki sebep, bu süreçlerin değişimi ve yeni bir yola çıkmakla paraleldi. IDC rakamlarına göre Türkiye’de 6. sıradayken, 2-3 yıl içerisinde ikinciliğe kadar yükseldik. Yenilikçi ürünlerimizin rakiplerimize göre fark yaratıcı çözümler sunması, distribütör ve iş ortaklarımızın sunduğu avantajlar sayesinde kısa süre içerisinde hızlı bir büyüme gerçekleştirdik. Doğal olarak bu süreç ekibimizin de büyümesine neden oldu. 2 yıl kadar önce Ankara’da ofis açtık. Özellikle kamu kuruluşlarında verinin önemi gün geçtikçe artıyor. Bu konudaki bilincinde günden güne arttığını belirtmeliyim. Dolayısıyla çok ciddi anlamda veri alt yapılarına yatırımlar gerçekleştiriliyor. NetApp Global 2 yıl kadar önce yeni bir yapılanma içerisine girdi. Bu yeni yapılanma Türkiye’yi de küresel anlamda çok önemli bir noktaya getirdi. Ben bu gelişmeyi Türkiye’nin devler ligine geçişi olarak değerlendiriyorum. Çünkü Almanya İsviçre, Avusturya gibi ülkelerin olduğu bir bölgeye dahil edildik ve bu bölge NetApp’ın en değerli ülkelerinin olduğu bölge. Türkiye’ye olan inancımızı göstermek ve bundan sonraki yatımlarımızın artarak devam edeceği mesajı vermek adına Türkiye’de de limitet şirket olarak devam etme kararı aldık. Verinin önemi her geçen gün artıyor. Kamu alnında da önemli bilinç söz konusu olduğuna değindiniz. Peki, Türkiye pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Verinin artışı tartışılmaz bir konu.

Eminim bunu sizde özel hayatınızda hissediyorsunuzdur. Sosyal medyanın, mobil çözümlerin artmasıyla veri inanılmaz bir boyuta geldi. IDC’nin raporlarına göre 2020 yılında 35 Zettabyte’lık bir veriden bahsediliyor. 2009 yılında yapılan tahminlere göre, 2020 yılında 44 kat veri artışı olacağı söyleniyor ve gerçektende bu büyüme geçtiğimiz dönemde gerçekleşti ve devam ediyor. Bu sonuçların Türkiye’deki iz düşümüne bakacak olursak, hızlı bir büyüme bekleniyor. Yatırımların gelişmiş ülkelere göre biraz daha geç kalmış olması normal fakat bilincin artmasıyla beraber yeni yeni yatırımlar gerçekleştirilmeye başladı. Dolayısıyla Türkiye’deki veri artışı inanılmayacak boyutlarda. Türkiye’nin AB’ye uyum sağlama süreçleri içerisinde çok yeni regülasyonların devreye girmesi verilerin önemini daha da arttırıyor ve bu verilerin uzunca yıllar saklanması zorunluluğunu ortaya çıkıyor. Verilerin saklanması, gerektiğinde hızlı bir şekilde bu verilere ulaşılması gerekiyor ve güvenliğinde unutulmaması gerekli. Verinin hiçbir şekilde değişmediğinin garanti verilmesi gerekiyor. Tabi bu durumlar bizim çözüm oluşturduğumuz sorunlar ya da beklentiler. Özellikle firmalar sahip oldukları veriler üzerinde analizler yaparak yeni kararlar, yeni çözümler, yeni ürünler yeni kampanyalar yapıyorlar. Bizim gözlemlediğimiz artık bunarında yetersiz olduğu. Müşterilerin davranışları, endüstriyel süreçler hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için, yeni akıllı cihazların piyasaya çıkacağını düşünüyoruz. Yeni akıllı cihazlarla beraber, yeni veri kaynakları oluşmaya başlayacak. Bu yeni veri kaynaklarıyla birlikte firmalar sahip oldukları veriler üzerinde analizler yaparak çok daha farklı boyutlara gelecekler.

13


haberler

Katı Atık Yönetimine HEWIN İmzası HEAT Information Technologies’in yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığı katı atık yönetimi ve geri dönüşüm çözümü HEWIN, 26 Mart tarihinde Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Microsoft Dynamics Zirvesi 2014’te sektör profesyonellerine tanıtıldı. Dünyada hızla gelişen ve büyüyen katı atık yönetimi ve geri dönüşüm sektörünün tüm iş ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanan ürün, TÜBİTAK tarafından destek verilen tek katı atık yönetimi ve geri dönüşüm çözümü

olma özelliği taşıyor. HEWIN, muhasebeden satışa, atık toplama ve yönetiminden master planlama ve karar destek sistemlerine kadar ihtiyaç duyulan tüm modüllerin kullanıldığı bir yapıya sahip. Ürün; tesislerdeki endüstriyel otomasyon sistemleri ile entegre çalışarak üretim, tüketim ve kalite kontrol bilgilerine otomatik olarak erişip, kullanıcı girişine ihtiyaç bırakmadan, üretim emirlerini oluşturarak stokları yönetebiliyor.

Intel BASIS Science'ı Satın Aldı

Intel, sağlık uygulamaları alanında giyilebilir teknoloji üretmekte lider özel bir şirket olan BASIS Science’ı satın aldığını açıkladı. BASIS Science, dünyanın en ileri ve gelişmiş fitness ve sağlık takip cihazı olan Basis adlı bilekliğin yaratıcısı. Bileğe takılan cihaz adımları saymanın ötesinde, kalp ritmini, terleme, vücut ısısını, uyku düzenini takip ederek topladığı verileri internet ve mobil servisten oluşan arayüzler ile değerlendirip kişilerin formda kalmasını, daha iyi uyumasını ve stres kontrolünü sağlıyor. Satın almanın ardından BASIS Science’ın üretimi olan Basis bileklik, mevcut perakende kanallarında satılmaya devam edecek. Aynı yol haritasını takip edeceği belirtilen BASIS Science ekibi, mevcut Basis bileklik müşterilerine hizmet vermeye devam edecek. Satın almanın finansal koşulları henüz açıklanmadı.

14

Turkcell Dünyanın En Saygın Satın Alma Sertifikası CIPS’i Aldı Turkcell Grup Finans Satınalma Departmanı, dünyada sadece 127 şirketin alabildiği, “İmtiyazlı Satınalma ve Tedarik Enstitüsü” (Chartered Institute of Purchasing &Supply) tarafından verilen Kurumsal Satınalma sertifikası (CIPS Corporate Certification) almaya hak kazandı. İngiltere menşeili kurum 6 aylık bir değerlendirme çalışması ile Turkcell’i 5 ana başlık ve 110 farklı kriterde değerlendirerek CIPS sertifikasyonuna layık buldu. Turkcell bu sertifika ile, “bağımsız olarak akredite” olmuş iş uygulamaları ve uluslararası satın alma yönetim sertifikasyonuna uyum sergilediğini; tutarlı, şeffaf süreçler, standartlar ve belgelerle satın alımları etkin bir şekilde yönettiğini ve iş yapış şekli ve süreçleriyle uluslararası standartları yakaladığını belgelendirmiş oldu.


editör

Twitter ve Youtube’un Ardından Türkiye’nin son dönemde yaşadığı yönetimsel sıkıntılar ve beraberinde yaşanan sansür, hem kişisel hak ve hürriyetler kısıtlanması hem de kurumsal anlamda birçok sıkıntının ortaya çıkmasına neden oldu.

Ömer BALK

Yazı İşleri Müdürü omer@btgunlugu.com

Sosyal medya ve video paylaşım sitelerinden yayınlanan kasetlerle başlayan süreç, Twitter ve Youtube’un Türkiye’den erişimini engellenmesine neden oldu. Sosyal medyanın gücünün farkına varamayan siyasiler her ne kadar engellediklerini iddia etseler de yasak, ilk günden delik deşik oldu. Twitter kullanıcıları 1 saatlik zaman dilimi içerisinde Türkiye’den milyonlarca tweet atmayı ve trend topic olmayı başardı. DNS ve VPN gibi çözümler gündeme geldi. Sıradan kullanıcıların dikkati çekmeyen bu uygulamalar, sansürle birlikte birçok kullanıcı tarafından öğrenilmiş oldu. TİB’in mahkeme kararlarına dayanan engelleme işlemleri hakkında çeşitli itirazlar yapılsa da değişen bir şey maalesef olmadı. Yapılan bu engellemelere karşı başta barolar olmak üzere birçok sivil toplum örgütü tepki göstererek yasağın kaldırılması amacıyla mahkemelere başvurdu. Tüm dünya çapında büyük yankı uyandıran bu gelişmeler devam ederken Türkiye’nin, İran, K.Kore ve Çin gibi yasakçı toplumlar içerisinde gösterilmesi ülke itibarını olumsuz etkiledi. Twitter ve Youtube erişime engellenmesinin ardından Türkiye, internet tarihinde bir ilki gerçekleştirerek DNS engelleyen ilk ülke olmayı başardı. 8.8.8.8 / 8.8.4.4 olarak bilinen Google DNS’leri başta olmak üzere birçok DNS adresine erişim engellenmeye başlandı. Twitter ve Youtube yasağını diğer bir sosyal medya devi Facebook’un takip etmesi bekleniyordu. Ancak beklenen gelişme yaşanmadı. Bu gelişmeler yukarda da belirttiğimiz gibi kişisel hak ve hürriyetlerin engellenmesi, bireyin ve halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasının yanı sıra, Twitter ve Youtube üzerinden faaliyet gösteren birçok şirkete de darbe vurdu. Reklam, pazarlama, sosyal medya yönetimi, kurumsal iletişim gibi birçok faaliyet iş göremez hale geldi. Youtube üzerinden videolarını yayınlayan bizim gibi birçok şirket, dünyanın en büyük ve en popüler video paylaşım sitesi yerine farklı kanallara yönelmek zorunda kaldılar. Hükümet sansürü kaldırmayı düşünen bir tutum sergilemezken, mahkemeler üzerindeki baskı ve başına buyruk tavırlarda devam ediyor. Seçim sonrasında kaldırılacağına dair sinyaller bulunsa da hükümetin baskıcı tutumun değişeceğine dair bir belirti bulunmuyor. Bugün Twitter ve Youtube, yarın Facebook ve bir sabah kalktığınızda tüm internetin erişilemez olduğunu gördüğünüzde sakın yöneticiler ve hükümete suç atmayın. Suçu kendinizde arayın…

15


özel

Yeni Nesil Bilişim Dönemi Nesnelerin İnterneti Mobil Dünya Kongresi’nin ilk gününde Intel Başkanı Renee James, basın toplantısında Intel’in en karmaşık mobil ağlardan en küçük cihazlara kadar genişleyen portföyünün detaylarını paylaştı. Şirketin ürün portföyü, günümüzün mobil ekosistemiyle rekabet edecek ve yeni nesil bilişim dönemi Nesnelerin İnterneti’ne (Internet of Things – IoT) yön verecek şekilde tasarlandı. Renee James, iki yeni Intel Atom işlemci, yeni LTE Advanced iletişim platformu ve Intel tabanlı mobil cihazların erişimini artırmak için Lenovo, ASUS ve Foxconn ile yapılan anlaşmalar hakkında bilgi verdi. Nesnelerin İnterneti kavramıyla birlikte mobil ve internete bağlı cihaz sayısındaki artışa değinen Intel Başkanı, maliyetlerin azaltılması ve servis sağlayıcıların gelişmiş bir müşteri deneyimi ile yeni hizmetleri sunabilmeleri için Intel’in ağ altyapısı mimarisini yeniden şekillendirdiğini anlattı.

Yeni Atom İşlemciler ve LTE Advanced İletişim Platformu Intel, Android akıllı telefonlar ve tabletler için uzun pil ömrü, akıllı performans ve hızı bir araya getiren 2.13 GHz Intel Atom Z3480 (Merrifield) işlemcisini tanıttı. 64 bite hazır Yonga üzeri Sistem (SoC) olan Intel Atom Z3480, ana akım ve performans sınıflarında en iyi bilişim performansını sunuyor. Yoğun bilgişlem gerektiren uygulamalar, web uygulamaları ve medya düzenleme performansıyla da öne çıkan Merrifield, sınıfının en iyi pil ömrünü sunuyor. 64 bit bilişimin, masaüstünden mobil cihazlara doğru gelmeye başladığına dikkat çeken Intel Başkanı Renee James, Intel Atom işlemcilerin tamamının 64 bit bilişim

16

deneyimini desteklediğini kaydetti. James, Intel’in Android için 64 bit işlemci sağlayan tek şirket olduğuna dikkat çekti.

Moorefield’ın Detayları Açıklandı Bu yılın ikinci yarısından itibaren pazara sunulacak olan yeni nesil 64 bit Atom işlemcisi Moorefield, Merrifield işlemcinin sağladığı özelliklerin üzerine, 2.3 Ghz’e kadar çıkabilen iki çekirdek, daha gelişmiş bir grafik işlemci ve daha hızlı bellek desteği eklenerek oluşturuldu. Moorefield, Intel’in yine Mobil Dünya Kongresi 2014’te tanıtılan 2014 LTE platformu Intel XMM 7260 için optimize edildi. Intel XMM 7260, 23 CA kombinasyonunu tek bir yongada destekleyen taşıyıcı birleştirme, TDD LTE için kategori 6 hız ve destek ile hizmet verilebilen coğrafyayı genişleten TD-SCDMA dahil olmak üzere rekabetçi LTE Advanced özellikleri sunuyor. Intel ve Ericsson’un tanıttığı 7260, LTE Advanced Kategori 6 veri oranlarına ulaşarak, taşıyıcı birleştirme teknolojisi ile 300Mbps downlink, 50Mbps uplink hızlarına eş zamanlı olarak çıkmayı başardı. Yılın ikinci çeyreğinde dağıtımına başlanması beklenen 7260, Intel’in 2013 yılında tanıtılan XMM 7160 platformu üzerine inşa edildi.


Halihazırda dünya çapındaki LTE ağlarının yüzde 70’inde sertifikalı çalışan 7160; artık akıllı telefonlar, tabletler, 2’si bir aradalar, Ultrabook sistemleri gibi farklı alanlarda da karşımıza çıkacak. Acer, ASUS, Dell, Lenovo ve Samsung’un da aralarında bulunduğu birçok üretici, Intel’in LTE çözümünü kullanan ürünlerini dağıtmaya başlamış durumda veya dağıtmayı planlıyor.

Güvenli Mobil Deneyim Intel CEO’su Renee James, Intel Security ve McAfee’den gelen benzersiz veri ve cihaz güvenliği çözümlerinin, günümüz mobil cihazlarını korumada Intel’i lider konuma getirdiğini belirtti. Tüketicileri zararlı yazılımlara karşı proaktif bir şekilde koruyan Intel Device Protection Technology (Intel DPT), Intel tabanlı Android cihazlardaki bireysel ve kurumsal verileri ayırmaya fırsat veriyor. James, ücretsiz ve tam donanımlı McAfee Mobile Security’nin Android ve iOS cihazlar için kullanılabilir durumda olduğunu da açıkladı. Güvenlik yazılımı, gelişmiş koruma özellikleri ve ilk kez Intel tabanlı mobil cihazlar için güvenlik eklemeleriyle, Intel tüketicilere en kapsamlı ücretsiz mobil çözümü sunuyor. Hırsızlığa karşı çözüm sunan ve cihazdaki kişilerin yedeklenmesini sağlayan Ücretsiz McAfee Mobile Security; antivirüs, uygulama koruması, web koruması ve çağrı ya da SMS filtresi özellikleriyle öne çıkıyor. Intel etkinlikte, Android tabanlı cihazlar için özel uygulamalar geliştirilebilmesi için Intel Integrated Native Developer Experience’ı ve gömülü ve mobil uygulamaların geliştirilmesi için Intel System Studio 2014’ü de tanıttı.

Intel Tabanlı Mobil Cihazların Yaygınlaşması İçin Yeni İşbirlikleri Intel, Atom işlemciler ile güçlenen ve Intel’in iletişim kanalıyla bağlanan tablet ve akıllı telefonların yaygınlaşması için lider cihaz üreticileri Lenovo, ASUS ve Foxconn ile üç yeni anlaşma imzaladı. Intel ve Lenovo, Intel tabanlı yeni mobil cihazlarını 2014 yılı içinde tanıtmayı planlıyor. Her iki şirket de mühendislik becerilerini, performans sınıfındaki akıllı telefon ve tabletlerin benzersiz bir deneyim sunması için kullanacak. Lenovo, bazı Ultrabook ve çok modlu tasarımlarına Intel LTE bağlantısını dahil etmeyi de planladığını duyurdu. ASUS da, Intel tabanlı akıllı telefon ve tabletlerini bu yıl içinde piyasaya sunacak. Kısa süre önce Intel işlemcileri ve iletişim platformuyla güçlendirilmiş ZenFone akıllı telefon serisini ve PadFone mini’yi tanıtan şirket, Mobil Dünya Kongresi’nde Intel Atom işlemci ve Intel LTE iletişimi bulunan ASUS Fonepad 7 LTE (ME3762CL) cihazını gün yüzüne çıkardı. Son olarak Foxconn ve Intel, dünya çapında uygun fiyatlarla alınabilecek, yüksek kalitede Intel tabanlı Android tabletlerin üretimi konusunda işbirliğine gitti. Intel, bu yıldan itibaren tablet bilgisayarlardan başlamak üzere Foxconn ürünlerine Atom işlemci ve iletişim platformu sağlayacak.

Kablosuz Ağları Dönüştürmek, Nesnelerin İnterneti’ni Geliştirmek Mobil cihazlardaki patlama ve Nesnelerin İnterneti kavramının hızla gelişmesinin artan bağlantı ve gerçek zamanlı veri ihtiyacını doğurmasıyla birlikte, ağ altyapısı da dönüşüyor. Intel, açık standartlar ve yüksek hacimli ekonomik modellerle maliyetleri düşüren standart donanım ve yazılımlarıyla, hizmet sağlayıcılar için yeni hizmetler, olanaklar ve gelir modelleri oluşturarak bu dönüşümü hızlandırıyor. Intel’in veri merkezleri ve buluttaki çalışmaları ile uyumlu iletişim ağlarına standart tabanlı yaklaşımın faydalarını sunmak için Intel, Alcatel-Lucent ve Cisco ile ağ işlev sanallaştırması (NFV) ve yazılım tanımlı ağ (SDN) teknolojilerinin gelişimini hızlandırmak için işbirliğine gittiğini açıkladı. Renee James, aralarında China Mobile, SK Telecom ve Telefonica’nın da bulunduğu dünya çapındaki operatörlerle kişiselleştirilebilir ve bağlamsal olarak farkında hizmetler yaratılması için NFV ve SDN’in avantajlarını ortaya koyan testlerin devam ettiğinin de altını çizdi.

17


haberler Shell’in Teknolojiye Yatırımları Sonuç Verdi

Türk Telekom: “Tüketicinin İhtiyacı Yatırımlarımızı Belirliyor” Avrasya Bölgesi’nin önde gelen telekomünikasyon şirketleri ve teknoloji markalarının yer aldığı EurasiaCom Konferansı İstanbul’da başladı. İki gün boyunca, ziyaretçilerine telekomünikasyon pazarına yönelik farklı bir bakış açısı kazandırmayı, pratik çözüm önerileri ve örnekler sunmayı hedefleyen konferansın açılış panelinde Türk Telekom Kurumsal Pazar Yönetimi Direktörü F. Aykut Erdinç bir konuşma yaptı. Ses iletişiminden veri iletişimine geçiş süreçlerinden bahseden Erdinç, çok hızlı bir değişimin yaşandığına dikkat çekti. Erdinç, OTT (Over The Top) içerik yayınının veri iletişimine geçiş süreçlerini hızlandırdığını ve internet hızını da daha önemli hale getirdiğini ifade etti. İnternetle birlikte başlayan değişim sürecini Türk Telekom olarak yakından takip ettiklerinin altını çizen Erdinç “Büyümenin ve karlılığın sürdürülebilir olması için bu değişime ayak uydurmak çok önemli. Ayrıca bu değişim sürecinde mutlaka müşteri odaklı olmak gerekiyor. Müşteriye dokunamayan şirketlerin başarılı olmaları mümkün görünmüyor. Türk Telekom grubu olarak biz de yatırımlarımızda tüketici talebini dikkate alıyoruz.” şeklinde konuştu. Panelde aynı zamanda Bakcell Strateji Başkanı Marc Zirca da konuşmacı olarak yer aldı.

18

7 yıldır Türkiye ve global madeni yağ sektörünün lideri olan Shell Madeni Yağlar, yeniden yapılandırdığı Shell Helix Motor Yağları ürün ailesini Türkiye’de satışa sundu. Yenilenen portföyde; ham petroldeki kirletici maddelerin bulunmadığı saf ve temiz bir baz yağ üretmeyi mümkün kılan patentli Shell PurePlus teknolojisi ürünü olan, tam sentetik yeni Shell Helix Ultra binek araç motor yağları da bulunuyor. Shell PurePlus ve Aktif Temizleme Teknolojilerini buluşturan yeni Shell Helix Ultra, motoru tortulara karşı çok daha güçlü korumanın yanında; düşük viskozite, düşük sürtünme performansı ve düşük buharlaşma özellikli formülü sayesinde %3’e varan seviyelerde yakıt ekonomisi sağlamaktadır. Yenilenen Shell Helix Motor Yağları ürün ailesi ile ilgili olarak Shell&Turcas Madeni Yağlar Genel Müdürü Seyfettin Uzunçakmak şöyle konuştu,“Ürünlerimizi geliştirirken, otomotiv sektörü ve endüstriyel sektörlerdeki yenilikler ve müşterilerimizin taleplerini dikkate alıyoruz. Otomobil üreticilerinin daha yüksek performansa yönelik çalışmaları ve motor teknolojisindeki son gelişmeler sonucu olarak tam sentetik motor yağlarına yönelik ciddi bir eğilim mevcut. Sürücülerin de, yüksek performans, üstün koruma ve yakıt ekonomisi sağlayan bir motor yağına yönelik talepleri var. Bu nedenle Shell Helix ürün portföyümüzü önde gelen otomobil üreticilerinin onaylarıyla yeniden yapılandırıp, ürün seçimini kolaylaştırmak üzere sadeleştirirken, bugüne kadarki en gelişmiş tam sentetik motor yağımız olan Shell Helix Ultra ürünümüzü yenileyerek pazara sunduk.”


TP-Link, 2013’de de Açık Ara Dünya Lideri Oldu

VPN Kullanıyor veya DNS Değiştirdiyseniz Bu Haberi Okumadan Geçmeyin Youtube ve Twitter’ın Türkiye’den erişiminin engellemesinin ardından birçok kullanıcı DNS değişikliği veya VPN ile bu sitelere erişmeye çalışıyor. Global antivirüs yazılım kuruluşu ESET, Türkiye’de engellenen siteleri aşmak için bilgisayarlarda gerçekleştirilen DNS değişikliği ve VPN kullanımı ile ilgili uyarılarda bulundu. ESET Türkiye Genel Müdürü Alev Akkoyunlu, bu tür değişikliklerin güvenlik açığı oluşturabileceğini ve kullanıcıların sıklıkla sahte sayfalara yönlendirilme ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. “Ayar değişikliğinde online bankacılık konusunda dikkatli olun“ diyen Akkoyunlu, bu tür değişiklikler yapanların mutlaka geçerli bir antivirüs yazılımı kullanması gerektiğini söyledi.

Bağımsız araştırma kuruluşu IDC’nin dünya kablosuz ağ pazarına yönelik araştırmasına göre TP-LINK, yine dünya lideri oldu. Küresel kablosuz ağ (WLAN) pazarında geçen yıla göre pazar payını artırarak yine lider olan TP-LINK, 2013 yılında yüzde 40.56’lık pazar payı elde etti. TP-LINK’in uluslararası pazara 2005 yılında açıldığını belirten Ülke Müdür Yardımcısı Ali Dinçer, kısa süre içinde açık ara pazar lideri olmasında tüm ürünlerini A’dan Z’ye kendi üretim tesislerinde üretmesinin önemli payı olduğunu vurguluyor. “TP-LINK, bu büyük üretim gücünü hem kaliteye hem de fiyata olumlu olarak yansıtıyor. Ayrıca, tamamen ağ ürünlerine odaklanmış bir firma. Üretim gücünden yararlanarak başka ürünleri üretmeyi, farklı pazarlara girmeyi düşünmüyor. Sadece ağ pazarına odaklanıyor. Bunların sonucunda da dünya genelinde başarı elde ediyor” diyor.

Veriler mi Yoksa Cihazlar mı Daha Önemli? Kaspersky Lab ve B2B International tarafından yapılan bir ankete göre katılımcıların %56’sı, fotoğraf ve belgelerinin pahalı bir cihazdan daha değerli olduğunu belirtti. Buna rağmen kullanıcıların %50’sinden fazlası, kötü amaçlı bir yazılım saldırısı sonucu kaybettikleri veriyi geri kazanamıyor. Bilgisayar kullanıcılarının çoğu, cihazlarında bulunan verileri, cihazların kendisinden daha önemli olarak nitelendiriyor; ancak değerli bilgiler kaybolmaya devam ediyor. Kaspersky Lab ve B2B International tarafından yapılan ankete göre her beş kötü amaçlı yazılım saldırısından biri kişisel verilerin kaybına yol açıyor ve saldırıya maruz kalanların %61’i kaybettikleri verileri kurtarmayı başaramıyor. Siber suçlular kişisel verileri çalarak kullanıcının çevrimiçi finansal işlemlerini yönlendirmek veya kritik bilgilerle fidye talep etmek gibi hileli planları uygulayabiliyor. Mobil cihazların yaygın kullanımı bu durumu iyileştirmiyor; her yeni akıllı telefon veya tablet, dolandırıcılara yeni bir saldırı imkanı veriyor.

19


Ali Yavuz ŞAHİN

söyleşi

yavuz@btgunlugu.com

Ergonomik Ürünlere Rağbet Artıyor Projeksiyon ve monitör pazarının önde gelen firmalarından Viewsonic’in Türkiye Genel Müdürü Hasan Koçyiğit ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bakın Hasan bey bizlere Pazar ve yeni gelişmeler konusunda nasıl bilgiler verdi. Viewsonic’i Türk tüketicisi hem monitör hem de projeksiyon ürünlerinen tanıyor. Ben ilk olarak monitör grubunuz ile başlamak istiyorum. Monitör tarafında Viewsonic’in Türkiye operasyonunu bizlere anlatabilir misiniz? Viewsonic olarak kullanıcılarımıza Türkiye’de 5 farklı kategoride monitör sunuyoruz. Bunlardan ilki giriş seviyesi ve adı VA ile başlayan modellerimiz. Bu kategorideki monitörlerimiz hem PC’ler ile birlikte satılmakta hem de bireysel olarak tercih ediliyor. Uygun fiyatlı monitör isteyenler bu ürün grubumuzu tercih ediyorlar. İkinci kategorimiz VG diye adlandırdığımız modeller. Bu seriyi kurumsal ve ergonomik ürünler olarak konumlandırıyoruz. Bu kategoride geçtiğimiz yılın ikinci yarısına kadar biraz zayıf kaldığımız söylenebilir. Bunun başlıca sebeplerinden bir tanesi şirketlerin bu tarz ürünlere yönelmektense tercihlerini daha ucuz modeller üzerinde kullanmalarıydı. Geçtiğimiz yıl bu kategorideki iki monitörümüz ile Devlet Malzeme Ofisine girdik. Bu monitörlerimiz yükseklik ayarına sahip, kendi çevresinde dönebilen, eğilebilen ve üzerinde genişleme yuvaları bulunan oldukça ergonomik ürünler. Geçtiğimiz yıl yaptığımız projeler ile özellikle son çeyrekte bu kategoride büyüme gerçekleştirdik. Bu yılın başında ise özel sektörden de bu tarz

20

ürünlere talep gelmeye başladı. Bir diğer kategorimiz ise VP adını verdiğimiz profesyonel serimiz. Bu kategorinin hemen üzerinde VX adını verdiğimiz multimedya özellikli ürünlerimiz ve ardından da TD adını verdiğimiz dokunmatik özelliğine sahip ürünler bulunuyor. Şu anda pazara baktığımızda dokunmatik ekranlı monitör kategorisinde bizim kadar geniş yelpazesi olan bir başka marka yok. Her kategoride her kesime hitap eden dokunmatik ekran çözümü sunuyoruz. Bunların hepsi hem kurumsal uygulamalara hem de kişisel kullanıma uygun. Viewsonic olarak 2014 yılındaki hedefimiz dokunmatik ve kurumsal monitör kategorisinde ürün yelpazemizi arttırmak ve buna bağlı olarak satış rakamlarımızı da yukarı çekmek. Monitör satış rakamları ne durumda? Geçtiğimiz yıl Türkiye’de tarihimizin en yüksek adetsel satış rakamını elde ettik. Yaklaşık 48 bin adet monitör satışı yaptık. Türkiye’deki monitör pazar büyüklüğünün yaklaşık 1.3 milyon olduğunu tahmin ediyoruz. Bu rakama PC üreticilerinin de monitörleri dahil. Pazarımız çok küçülmüyor fakat büyüme trendinde değil. Durağan bir dönemdeyiz diyebilirim. Fakat önümüzdeki yıllarda yavaş yavaş daralma yaşanabilir. Pazar her ne kadar büyümese de içerisinde yeni

hareketlenmeler yaşanıyor. Bunlardan bir tanesi kurumsal ürünlere olan eğilimin artması. Bu eğilim sebeplerinin başında yeni iş güvenlik yasası geliyor. Artık iş yerleri yükseklik ayarına sahip olan ve daha ergonomik monitörler almak zorunda. Bu durum özel sektöründe sadece ucuz ürünlere değil ergonomik ürünlere yönelmesine neden olacak ve bu sayede rakiplerimizle rekabette aynı şartlara sahip olacağız. Monitörlerinizi rakiplerinize göre nasıl farklılaştırıyorsunuz? Viewsonic olarak akıllı monitörlerimizi geçtiğimiz dönemde pazara sunduk. Bunlar bizim Bulut Bilişim destekli ürünlerimiz. Bu yılın ikinci çeyreğinden itibaren bu alandaki yatırımlarımızı arttıracağız. Türkiye’deki mevcut kanalımız üzerinden masaüstü sanallaştırmaya yönelik ürünlerimizi hem monitörlü hem de monitörüz olarak kullanıcıların beğenisine sunmaya devam edeceğiz. Bu ürünlerin iki versiyonu bulunuyor. Bunlardan biri tüketicilere yönelik üzerinde Android işletim sistemi bulunan ürünler. Bir diğeri ise Citrix istemcisi olarak çalışan modelimiz. Bu model üzerinde herhangi bir işletim sistemi yok Citrix sanallaştırma çözümü ile kurum ne isterse o işletim sistemini bu cihaz üzerinde istemci olarak çalıştırabi-


Hasan Koçyiğit Viewsonic Türkiye Genel Müdürü

liyor. Bu konuda oldukça iddialıyız çünkü pazarda Citrix sertifikalı bu tarz bir ürün bizim dışımızda yok. Bu kategori yıl içinde büyümeyi hedeflediğimiz en önemli alanlardan bir tanesi. Viewsonic Türkiye’nin satışlarına baktığımızda monitör ve projeksiyon cihazlarının %50 oranında eşit pay sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Monitör pazarının satışlarının düşmesiyle birlikte her ne kadar pazar daralma eğiliminde olsa da biz satışlarımızı arttırdık. Pazar daralırken bizim dikey olarak hareket etmemiz gerekiyor ve monitör tarafında kurumsal ve profesyonel çözümlerde daha agresif olacağız. Hiç olmadığımız masaüstü sanallaştırma ve Bulut Bilişim özellikli ürünlerde de ürünlerimizin yapabildiklerini kurumlara ve kanalımıza anlatarak büyümeyi hedefliyoruz. Kurumsal ekranlardaki durumunuz nedir? Viewsonic olarak yeni ürün gruplarımızdan bir tanesi kurumsal görüntüleme sistemleri. Endüstriyel monitör segmentine 10 inçten 85 inçe kadar, en düşük çözünürlükten 4K çözünürlüğe kadar geniş bir ürün yelpazemiz bulunuyor. Bu yıl içerisinde bu ürünlerin satışına da başlamayı hedefliyoruz. Fakat bu kategoride çok agresif olmayacağız. Bu alanda rakiplerimizden farklılaşarak yolumuza devam etmeyi hedefliyoruz. Projeksiyon satışları artma eğiliminde. Peki, Viewsonic’in bu pazardaki durumu nedir? Türkiye’de projeksiyon tarafında çok iyiyiz. Pazarın büyüme hızından daha hızlı büyüyoruz. Pazar-

da yaklaşık yüzde 13’lük bir payımız bulunuyor. Hemen belirteyim projeksiyon pazarında 20’nin üzerinde marka bulunmakta ve bu sektörde rekabet oldukça çetin. Orta ve üst kategoride Viewsonic olarak iyi gidiyoruz. Full HD pazarında ikinci sırada bulunmaktayız. Rakiplerimizle olan aradaki farkları yavaş yavaş kapatıyoruz. Bunun başlıca sebeplerinden bir tanesi yeni teknolojileri Türk tüketicisiyle ilk tanıştıran firmalardan bir olmamamız yatıyor. Bir örnek vermek gerekirse, 3D destekli ilk projeksiyon cihazını Türkiye’ye biz getirdik ve pazar sunduk. Genel olarak pazara baktığımızda Türkiye’de geçtiğimiz yıl içerisinde 110 bin adet civarında projeksiyon satıldığını tahmin ediyoruz. Bu rakamın 14 bine yakını Viewsonic tarafından gerçekleştirildi. Projeksiyon tarafında eğitim alanındaki faaliyetleriniz neler? Eğitim tarafında interaktif projeksiyon cihazlarını ilk Türkiye’ye getiren firmalardan bir tanesiyiz. Fakat bu alan Türkiye’de fazla gelişmedi. Bunun başlıca sebeplerinden bir tanesi akıllı tahtaların daha popüler olması. Bu ürünleri üreten ve ihraç eden Türkiye’de çok değerli kurumlar var. Fakat pazarda bizim de

ürünlerimiz bulunuyor. Hali hazırda interaktif projektör kategorimizde iki farklı özellikte ürünümüz satışta. Bunun yanı sıra farklı bir cihaz ile de bu kategoride hizmet sunuyoruz. Bu cihaz herhangi bir projektörü interaktif hale getirebiliyor. Farklı marka projeksiyon cihazlarını da bu cihazla interaktif hale getirebilirsiniz. Bu ürünlerin yanı sıra Viewsonic’in de akıllı tahta çözümü bulunuyor. Bu ürün grubumuzun adı Smart Port. 55 inç ila 85 inç arasında ekran büyüklüğünde 4 farklı interaktif LCD ekran modelimiz bulunmakta. 2014 yılı içerisinde özellikle orta ve üst kategoride satışlarımız arttırmak istiyoruz. Bu konuda farklı çözümler ile kullanıcılarımızın karşısına çıkacağız.

21


haberler

“2023 İhracat Hedefinin Olmazsa Olmaz Liderleri” WIN’de Bir Arada

Astra 5B Uydusunun Fırlatılması Başarıyla Gerçekleşti SES, ASTRA 5B uydusunu 22 Mart 2014 tarihinde yerel saatle 19:04’te Fransız Guyanası Korou’da bulunan Avrupa uzay üssünden Ariane 5 roketi ile yörüngeye oturtulduğunu açıkladı (23:04 CET, 18:04 EDT). Uydu, Airbus Savunma ve Uzay Sitemleri (eski adıyla Astrium) tarafından Fransa Toulouse’da yüksek güvenlikli Eurostar E3000 platformu baz alınarak üretildi. 6 Ka-bant ve 40 Ku-bant alıcı vericilerle (36 MHz’ye eşdeğer) donatılan uydu, 31.5 derece Doğu yörünge konumunda yer alacak. ASTRA 5B, SES’in uydu alıcı verici kapasitesini ve DTH (Doğrudan Eve Yayın), doğrudan kablo ve dijital televizyon ağlarına katkı yayınları için coğrafi kapsamını Orta ve Doğu Avrupa, Türkiye, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu’na doğru genişletecek. Uzay aracı aynı zamanda Avrupa Komisyonu Avrupalı Sabit Uydulu Gezici Kapsama Hizmeti (EGNOS) için ikinci SES ana makinesindeki bir L-bant uydu yükünü taşıyor. EGNOS, Avrupa’daki konumlandırma sinyallerinin güvenilirliğinin ve hassasiyetinin doğrulanması, iyileştirilmesi ve raporlanmasına yardımcı oluyor. ASTRA 5B, 5724 kilogramlık fırlatmaya sahip ve güneş enerjisi sağlayan tertibatı yörüngeye sevk edildiğinde 40m kanat açıklığına ve 13 kW uzay aracı gücü ile 15 yıllık dizayn edilen kullanım ömrüne sahip olacak.

22

İtalya Büyükelçisi Gianpaolo Scarante, ENOSAD-Endüstriyel Otomasyon Sanayiciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Sami Ömeroğlu, MÜSİAD Bilgi Teknolojileri Sektör Kurulu Başkanı Bekir Sami Nalbantoğlu, Hannover Messe Hannover Messe Bileşim Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Alexander Kühnel, Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Arslan Ok, IMDER - Türkiye İş Makinaları ve Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği ISDER - İstif Makinaları Distribütörleri İmalatçıları Derneği Başkanı Faruk Aksoy, ZVEI - Alman Elektrik ve Elektronik Sanayiciler Derneği Danışmanı Martin Uhlendorf, AKDER- Akışkan Gücü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Atılgan açılışa katılan isimler arasındaydı. MÜSİAD Bilgi Teknolojileri Sektör Kurulu Başkanı Bekir Sami Nalbantoğlu: “WIN Fuarı görünmezi görünür kılıyor alt yapı sektörüne üretim yapan ve çalışan üreticileri tek platformda buluşturuyor. Bu tarz uzmanlaşma fuarları kalıcı büyüme için ihtiyaç duyulan alt yapı ve tesislerin tanıtılması açısından büyük fırsat sağlıyor. Türkiye’nin 4 Saat içerisinde dünya nüfusunun yüzde 75’ine havayolu ile ulaşım imkanı sağlayan bir konuma sahip olmasıyla, gelişen ve büyüyen ekonomisi ile doğal bir pazara sahip ülkemizde bu tip fuar ve kongre etkinliklerinin düzenlenmesi biz sektör temsilcilerini mutlu ediyor”dedi.


PİLOTT’ta İkinci Dönem Başlıyor Türk Telekom; girişimcileri desteklemek ve girişimcilerle işbirliği yaparak yenilikçi ürün ve servisler geliştirmek için başlattığı Girişimleri Hızlandırma Programı PİLOTT’u ikinci başvuru çağrısıyla sürdürüyor. Girişimcilik ekosistemini güçlendirmek ve büyütmek amacıyla uygulanan PİLOTT Programı seçilen girişimlere çekirdek sermaye desteğinin yanı sıra pek çok alanda da destek oluyor. Programa seçilen girişimciler uzman mentorlardan danışmanlık hizmeti ve eğitimler alırken, kendilerine sağlanan ofis alanında geniş yatırım ağlarına erişim imkânı ile projelerini hayata geçiriyor.

PİLOTT Programı’nın mentorları hem Türk Telekom’un alanında uzman yöneticilerinden hem de Türkiye’nin önde gelen seri girişimcileri ve yatırımcılarından oluşuyor. Mentorlar girişimcilere projeleri ile ilgili geri bildirim verip, kendi tecrübelerini aktarıyor. Programın mentorları arasında Mynet kurucusu Emre Kurttepeli, Webrazzi Kurucusu ve CEO’su Arda Kutsal, Lidyana kurucusu Hakan Baş, Pozitron kurucuları Fatih ve Fırat İşbecer, Markafoni kurucusu Sina Afra, Yemeksepeti kurucusu Melih Ödemiş, yatırımcılar Hasan Aslanoba ve Numan Numan gibi girişimcilik ekosisteminin önemli isimleri yer alıyor.

Hazinenin 500 Milyon Liralık Desteği Kesinleşti Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazetede yayımlanan “ÜST FONLARA KAYNAK AKTARIMINA İLİŞKİN KARAR“, 5 yıl içinde 500 milyon liralık fon kullanılmasının önünü açtı. Yeni düzenleme ile ilgili açıklama yapan Sistem Global Danışmanlık Kurucu Ortağı Hüseyin Karslıoğlu, “Yeni getirilen bu düzenleme ile girişim ve yatırım sektörü için önemli bir farkındalık ve kaldıraç etkisi oluşacağını düşünüyoruz. Tüm bu fonların Türkiye’de kurulması veya taşınması; devamında da ülkemizden yönetilmesinin önündeki engeller kalkmış oluyor” dedi. Hazine Müsteşarlığı, Türkiye’deki şirketlere, yatırım yapmayı amaçlayan yerli ve yabancı fonlara ve yatırım ortaklıklarına yatırım amaçlı FON (sermaye) sağlayacak. 2023 yılında dünyanın en gelişmiş 10 ekonomisi hedefini yakalamak isteyen ekonomi yönetimi, girişimcileri global rekabete hazırlamak için 2 yıldır hazırlıklarını sürdürüyordu. Hazine Müsteşarlığı, girişim sermayesi yatırım fonları ve diğer yatırım fonları aracılığıyla girişimcilerin projelerini destekleyecek. Katma değerli projeler ve yatırımların arttırılmasının önünde büyük

engel olarak görülen sermaye yetersizliğinin ortadan kaldırılması için Hazine kesenin ağzını açıyor.

23


haberler

ESET'te Kurumsal Ürünler 2013 Fiyatlarıyla 10 bini aşkın kurumsal müşterisiyle Türkiye’nin en çok tercih edilen antivirüs yazılımlarını sunan ESET, şirketlere için yeni bir kampanyaya başladı. ESET, kurumlara yönelik güvenlik çözümlerinin satışında döviz kurunu 1.90 TL’ye sabitleyerek, ürünlerini müşterilerine 2013 yılı fiyatlarıyla sunuyor. Müşterilerini döviz kurundaki dalgalanmalara karşı korumak istediklerini aktaran ESET Türkiye Satış Müdürü Barbaros Akkoyunlu, “Yaptığımız bu kampanya ile geçen

Avea CEO’su Erkan Akdemir, Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Konuştu Avea CEO’su Erkan Akdemir; 21-22 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin ikinci gününde, konuşmacıları arasında Atari Kurucusu Nolan Bushnell, Green Technologies CEO’su Dr. Muhammed I., Accenture Türkiye Genel Müdürü Tolga Ulutaş, TTNet Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya, CRDF Global Girişimcilik ve İnovasyon Kıdemli Müdürü Ovidiu Bujorean, Priceline.com Kurucusu Jeff Hofmann ve TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici’nin yer aldığı“Girişim 2023: Yeni Stratejiler Hangi Sektörlerden Gelecek?” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı. Akdemir, açılış konuşması öncesinde ise; Sabancı Holding CEO’su Zafer Kurtul, Allianz SE Doğu ve Batı Avrupa Sigorta Yönetim Kurulu Üyesi Oliver Bate, Koç Holding CEO’su Turgay Durak, Akkök Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Ahmet C. Dördüncü ile TAV Havalimanları Holding CEO’su Sani Şener’in katılımıyla gerçekleştirilen “Büyüme Stratejileri: Büyük Gruplar için Yeni Stratejiler” başlıklı oturumun moderatörlüğünü üstlendi.

24

yılın yaz aylarındaki dolar kuruna dönmüş olduk. Böylece müşterilerimize hem istikrarlı bir fiyatlandırma hem de yaklaşık %15’lik bir indirim avantajı sunmuş olduk“ diye konuştu.

Dell’den Yüksek Performanslı Kurumsal Sunucular Dell, kurumlar için PowerEdge sunucu portföyüne yeni bir sunucu daha ekledi. Yeni dört soketli Dell PowerEdge R920 sunucu, müşterilerin kurumsal uygulamalarından daha hızlı sonuç elde etmelerini, değişen iş gereksinimlerine hemen uyum sağlamalarını ve sunucu güvenilirliği en üst seviyede artırmak üzere tasarlandı. Şirketler tarafından kaydedilen ve işleme alınan yüksek veri miktarına en uygun biçimde tasarlanan ve yeni Intel E7 işlemciler üzerine inşa edilen PowerEdge R920, kurumsal kaynak planlama, müşteri ilişkileri yönetimi, e-ticaret ve büyük veri tabanları gibi çok önemli görevler ve iş yüklerine özel kapasite seçenekleri sunuyor. 96 DIMM yuvası ile ölçeklendirilebilir ve 6TB’a kadar genişleyebilen bellek kapasitesini, hızlı SSD diskler, 12GB SAS arayüz, çift RAID kartı gibi benzersiz depolama bileşenleri ile bir araya getiren R920; performans, genişletilebilirlik ve güvenilirliğin hayati önem taşıdığı ortamlar için ideal.


3D Yazıcıların Basılı Elektroniklerle Entegrasyonu Hayatımızı Değiştirecek Dünyanın önde gelen teknoloji ve iş süreç yönetimi şirketlerinden Xerox’un, realbusiness.com adlı sitesinde “printed electronics” (basılı elektronik devreler) ve 3D yazıcılarla ilgili önemli açıklamalar yer aldı. Xerox’un Palo Alto’daki ünlü AR-GE merkezi Xerox PARC’ın Pazar Stratejileri Direktörü Leon Wong, 3D yazıcılar ile basılı elektronik devre çalışmaları birbirine entegre edildiğinde gerçekten dünyayı değiştirecek gelişmeler olacağını söylüyor. Bağımsız kaynaklara göre, sadece “printed electronics” pazarının önümüzdeki 10 yıl içinde 50 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. Basılı elektroniklerin, 3D yazıcılarla entegre olduğunda oluşacak pazar büyüklüğü ise şu an için öngörülemiyor. Teknolojik gelişmelere yön veren birçok şirket şu

an Xerox gibi printed electronics (basılı elektronik devreler) üzerine çalışmalar yapıyor. Xerox, plastik, metal, kağıt, film, cam, kumaş gibi farklı maddeler üzerinde gümüş alaşımını kullanarak elektronik devreler basmayı veya yerleştirmeyi sağlayacak bilimsel çalışmalar yürütüyor. Xerox, A.B.D Palo Alto’daki ARGE labarotuvarı Xerox PARC’da, sürdürdüğü çalışmalarda basılı elektronik devreleri normal bir yazıcıdan basabilecek kadar kolay ve ucuza mal edebilmenin yollarını da arıyor.

Dünyaca Ünlü İnovasyon Liderleri İstanbul’a Geliyor Açıkinovasyon öncülüğünde gerçekleşecek 2’nci İnovasyon Buluşmaları, şirketler için stratejik bir öneme sahip olan “inovasyon”un, ilham veren fikirlerden değer yaratan sonuçlara uzanan bir organizasyon olduğunu ortaya koyacak. Global pazarda fark yaratma ve rekabet avantajı elde ederek sürdürülebilir büyüme yakalamanın ”olmazsa olmazı” olarak değerlendirilen “inovasyon”, 28- 29 Nisan tarihleri arasında Point Otel’de gerçekleşecek dev zirve ile dünyaca ünlü başarılı inovasyonların karlılık, büyüme ve verimliliğe etkileriyle yeniden değerlendirilecek.

Dünyada ve Türkiye’de hayata geçirdikleri benzersiz inovasyonlarla sektöre büyük değer katan inovasyon liderleri, kendi başarı hikayeleri üzerinden inovasyonun dinamiklerini katılımcılarla paylaşacak. Dünyanın en eğlenceli, ilham veren iletişimcilerinden olan FutureWorld Uluslararası Global İş ve Teknoloji Think Tank Kuruluşu Kıdemli Ortağı Neil Jacobsohn, global iş liderlerinin “gelecek tasarımları”ndan örnekler sunacak. Dünyada örnek gösterilen başarı hikayelerine ilham veren inovasyon liderleri aracılığıyla sektörlerin geleceğine yön verecek trendlerin belirleneceği İnovasyon Buluşmaları, bu yıl “Finans Dünyası, Eski Adetleri Yeni Köye Getirirse Ne Olur?”, “Perakendeciler inovasyonun çekim alanında neler keşfetti? ”, “İnovasyon Merkezleri, sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak bir motor görevi üstelenmeyi, pazarın yeni taleplerine yanıt vermeyi başarabilecek mi?” sorularına cevap arayacak.

25


söyleşi

Ömer BALK

omer@btgunlugu.com

Hedefimiz ARGE’yi Kurumsallaştırmak Yenilikçi fikirlere destek olmak için yola çıkan Vizyon ARGE firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Murat Balaban ile ARGE konusunda ve 2014 yılı hedefleri hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Vizyon-ARGE kimdir? Neler Yapar?

Murat Balaban Vizyon ARGE Yönetim Kurulu Başkanı

26

Biz VizyonARge’yi bir teknoloji fabrikası olarak konumlandırıyoruz. Yaptığımız işi, şu anda sizin de yakından takip etmiş olduğunuz teknoloji firmaları gibi yeni ürünler ve markalar geliştirmek olarak açıklayabiliriz. Örnek vermek gerekirse ileri ve yüksek teknoloji odaklı projeleri fikir aşamasından alıp ARGE aşaması ve ardından ürün haline getirerek, pazara çıkmaları ve rakipleriyle rekabet edecek seviyeye getirmek için çalışıyoruz. Bir nevi Vizyon ARGE’yi kuluçka merkezi olarak da düşünebilirsiniz. Biz yaratıcı fikirleri alıp, onları işleyip, hazır hale getirip, ardından kullanıcıların beğenisine sunuyoruz. Şu dönemde daha çok güvenli iletişim teknolojileri alanında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şirket içerisinde 2011 yılında biraz daha farklılaşmaya gittik ve konulara odaklanmamızı arttıracak yenilikler getirdik.


ARGE bölümümüzü bağımsız bir yapı haline getirdik ve bu durum geliştirdiğimiz ürünlere daha kolay odaklanmamızı sağladı. 2014 yılıyla da VizyonArge Grup olarak tüm markalarımızı aynı çatı altında toplayarak yolumuza devam ediyoruz. VizyonArge Grup altında iki marka bulunuyor. Bir markamızın firmalaşma süreci tamamlandı. Inforcept Networks adı altında ayrı bir yapı ile kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Hali hazırda odaklandığımız iki markamız ise Surgate Labs ve Inseptra Systems. Inseptra Systems yeni nesil ağ güvenliği üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Surgate Labs ise güvenli mesajlaşma konusunda yeni ürünler geliştirerek kullanıcıların beğenisine sunuyor. Bu iki markamız hali hazırda VizyonARGE çatısı altında yollarına devam ediyorlar. Bu ürünler bizim fikirlerimiz fakat dışarıdan gelecek yenilikçi ve farklılık yaratacak fikirlere de açığız. Yeni yıl ile birlikte bu tarz fikirler de değerlendirmemiz altında. Bu fikirlerin hayata geçirilmesi konusunda ise çok heyecanlıyız. Önümüzdeki günlerde bu tarz projelerin ticarileştirilmesi konusunda daha fazla çalışacağız. 2006 yılından bu yana sektörümüzde onlarca proje üzerinde çalıştık. Bunların bazıları teknik olarak, yönetim tarafında veya pazarlama tarafında başarılı olamadı. Fakat biz bu tarz projelerden birçok deneyim kazandık ve artık bu deneyimimiz ile karar verdiğimiz konularda yolumuza çıkacak engelleri kolay geçebileceğimizi düşünüyorum. Artık ARGE işini kurumsallaştırarak ortaya çıkacak ürünlerin geleceğini şansa bırakmak istemiyoruz. Bizlere Vizyon ARGE’nin yapısından bahsedebilir misiniz? Şu anda 30 personelimiz var ve bunların 25’i teknik personel. Tek-

nik personelimiz ağırlıklı olarak ARGE üzerine yoğunlaşmış durumda ve ürünlerimizi yavaş yavaş kullanıcıların beğenisine sunmaya başlıyoruz. Olgunlaşan ürünlerimizin de tanıtımı yapmaktayız ve kurumlara sağladığı yararlar konusunda tanıtımlarımız devam ediyor. Özellikle 2014 yılında yurtiçi pazarda bilinir hale gelmek ve yurt dışı pazarlara yavaş yavaş açılma isteğindeyiz. ARGE Konusunda Türkiye’deki sorunlar neler? Bir ARGE firması olarak Türkiye’deki yapının gelişmesine katkıda bulunuyor musunuz? Türkiye’de şu ana kadar ürün geliştirme konusunda aksaklıklar yaşanıyor. Şöyle düşünün önce ihtiyaç ortaya çıkacak, ardından firmalar ürün projelerini hazırlayacak, Üniversitelerle işbirliği ile ARGE yapılacak, ürün ortaya çıkmasının ardından belli bir süre denenecek ve ardından pazara sunulacak, satışı gerçekleştirilerek takibi yapılacak. Bu durumun Türkiye’de şimdiye kadar düzgün bir şekilde işlemediğini belirtmeliyim. Bu konuda da uzun bir süre düşündük, Vizyon Akademi adı altında bir yapı kurduk ve projelerimizi üniversitelerle birlikte geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bildiğiniz gibi birçok üniversite öğrencisi veya hocalarımız proje yaratmak ve üzerine çalışmak konusunda zorluk çekiyor. Biz onlara Vizyon Akademi ile birlikte içerik sağlayacağız. Onlarda bu tarz projeler ile hem bilim alanında çalışmalarına devam ederken hem de pazara yeni bir ürün hazırlamış olacaklar. Bu sayede ARGE konusunda yaşanan aradaki bağlantı sorunlarını halledip aynı zamanda işin ehli kişiler tarafından geliştirilen projeler konusunda hızlı bir şekilde reaksiyon alabileceğiz. Aynı zamanda endüstrinin içinde olmak ve gerçek bir ürün ortaya

çıkarmak isteyen akademisyenlerimize de kaynak yaratmış olacağız. Türkiye’nin ARGE konusundaki sorunlarını aşmak için Vizyon Akademinin bir başlangıç olacağınız düşünüyor. Bizim gibi proje geliştirenler ile birlikte önümüzdeki günlerde Türkiye’den daha fazla yeni ürünün dünya piyasasına çıkacağını tahmin ediyoruz. Ürünleriniz hakkında biraz daha detaylı bilgi verebilir misiniz? SurGATE Labs 2006 yılında e-posta çözümü SurGATE Messaging Gateway uygulamasını pazara sunmuştu. Ardından SurGATE Messaging Suite (E-mail Server), SurGATE E-mail Marketing ve SurGATE Outlook DAV Client ürünlerini de geliştirerek pazara sunduk. Inseptra Systems altında ise Inseptra Core, Inseptra NetViz ve Inseptra Web Secure Gateway adında güvenlik çözümlerimiz yer alıyor. Bu çözümler kurumlara güvenlik konusunda gelişmiş bir koruma sağlıyor. Ürünlerimizle ilgili ayrıntılı bilgilere vizyonarge. com üzerinden ulaşılabilir. 2014 yılından beklentileriniz neler? Bildiğiniz gibi 2013 yılının bir bölümü ve 2014 yılının başı ekonomik açıdan çok olumlu geçmedi. Fakat biz bu durumdan korkmuyoruz ve bu zorlu koşullardan VizyonARGE olarak başarıyla geçeceğimizi biliyoruz. Bu dönemi bir fırsata dönüştürmek istiyoruz. Sunduğumuz ürünler ile farklılaşarak ve aynı zamanda ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı unutmadan yolumuza devam etmeyi düşünüyoruz. 2014 yılındaki ilk yatırımlarımız geliştirdiğimiz ve hali hazırda pazara sunduğumuz ürünlerin satış tarafına olacak. Bunun yanı sıra diğer faaliyetlerimizi de geliştirmeye devam edeceğiz.

27


haberler SAP, Guinness Rekorlar Kitabı’na Girdi

Toshiba Kurumlara Özel Yeni Programı B2TOSHIBA’yı Duyurdu Toshiba-TNB A.Ş., İstanbul’da düzenlenen kurumsal iş ortaklarının katıldığı, bir toplantıda yeni kurumsal yapılanma programı B2TOSHIBA’yı duyurdu. Kurumların bilişim ihtiyaçlarını karşılayacak olan yeni programda donanım temininden, BT süreçlerini planlayan yazılım ve premium hizmetlere kadar birçok seçenek bulunuyor. Toplantıda konuşan Toshiba Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri Türkiye Distribütörü T.N.B. A.Ş. Genel Müdürü Aytaç Biter, Toshiba’nın uzun yıllara dayanan tecrübesi ve uzmanlığı ile değişen kurumsal ihtiyaçlara en doğru şekilde yanıt verebilecek profesyonel çözümlerini birleştirip sunmak için B2TOSHIBA programını hayata geçirdiklerini ifade etti. Aytaç Biter sözlerine şöyle devam etti ‘’Kurumsala özel ürünler ve profesyonel çözümler ile kurumsal verimliliğin ve karlılığın arttırılmasını amaçlayan bu programa büyük önem veriyoruz. Ar-Ge yatırımları ve güvenirlilik konusundaki yüksek algısı ile Toshiba, kurumların yatırımlarından maksimum faydayı sağlamasını amaçlamaktadır. Kuruma özel çözümlerle kurumsal firmaların işlerini geliştirmek ve güçlendirmesine yardımcı olmayı amaçlıyoruz.’’

28

SAP, liderliğini pekiştiren yeni bir rekora imza attı. SAP’nin; HP, Intel, BMMSoft, NetApp ve Red Hat’in de aralarında bulunduğu iş ortaklarıyla birlikte SAP HANA Platformu ve SAP IQ yazılımları kullanılarak hayata geçirdiği veri ambarı 12,1 petabayt (12.100 terabayt) boyutu ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. SAP, daha önce saatte 34,3 terabaytlık veriyi yükleme ve endekslemeyi başararak veri işleme hızı konusunda dünya rekorunun sahibi olmuştu. 12,1 petabayt, 12 bin 100 terabayt ediyor. 1 petabaytlık veri 223 bin DVD’ye eşdeğer. 1 petabaytlık MP3 arşiviyse çalması toplam 2000 yıl süren bir şarkı listesine karşılık geliyor.

Teknoloji ve Finans Alanındaki Fırsatlar Tartışıldı Birleşik Krallık hükümeti tarafından gerçekleştirilen ‘GREAT’ kampanyası çerçevesinde 17-18 Mart tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen ‘Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Zirvesi’nin ikinci günde ‘Teknoloji’ ve ‘Finans’’ başlıklı iki ayrı oturumda İngiliz ve Türk şirketlerinin yöneticileri ve iş liderleri bu alanlardaki işbirliği olanaklarını değerlendirdiler. Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Ajansı (UKTI) tarafından, Londra Finans Merkezi Belediye Başkanı Fiona Woolf (Lord Mayor of City London) himayesinde gerçekleştirilen ‘Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Zirvesi’, ikinci ve son gününde ‘Finans’ ve ‘Teknoloji’ alanında düzenlenen iki ayrı oturumda her iki ülkeden çok sayıda iş liderini ve yöneticiyi bir araya getirdi.


sektörden

Nebim V3 ERP E-Fatura ve E-Defter ile Firmalar E-Dönüşüme Hazırlanıyor Murat Demiroğlu Nebim Yönetim Kurulu Üyesi

GİB’den e-faturaya tabi firmaların listesini alarak Nebim V3 ERP’ye yükleyebiliyor ve daha sonra fatura kesme esnasında vergi numarasına göre kontrol ederek perakende ve toptan müşterilerinin e-faturaya tabi olup olmadığını anlayabiliyorlar. E-fatura keserken GİB’in öngörmüş olduğu formatta tekil bir seri numarası oluşturabiliyorlar. E-faturaları GİB’e göndermeden önce kontrol ediyor, gönderime hazır olan e-faturaları GİB’in öngördüğü formata (UBLTR) dönüştürebiliyorlar.

Önümüzdeki dönem Türkiye’deki firmaların yol haritalarındaki en öncelikli alanlardan biri; e-fatura ve e-defter ile başlamış olan ve e-arşiv gibi projelerle kapsamının genişlemesini beklediğimiz e-dönüşüm projeleri olacak. Biz Nebim olarak e-fatura, e-defter ve önümüzdeki dönem devreye girmesini beklediğimiz e-arşiv gibi e-devlet uygulamalarını, kapsamlı bir “e-dönüşüm” projesinin safhaları olarak değerlendiriyoruz. Bu projeler sayesinde firmaların ticari işlemleri; kamu kurumları ve diğer firmalar ile hızlı ve kolay bir şekilde entegre edilebilecek. Bu sayede, otoritenin belirlediği standartlarda ve elektronik ortamda uzaktan denetime uygun bir altyapı da hazırlanmış olacak. E-dönüşüm projeleri sayesinde firmalar hem kayıtlarının güvenliğini ve değiştirilemezliğini sağlayacaklar, hem de baskı, kağıt, kartuş, arşivleme, noter onay masrafı, işgücü ve zamandan tasarruf edeceklerdir.

Nebim V3 E-Fatura Kullanıcılarımızın 2013 yılında kullanmaya başladıkları Nebim V3 E-Fatura sayesinde firmalar;

Tedarikçilerinin firmalar için düzenlemiş oldukları e-faturaları alabiliyor, Nebim V3’e işlenebilecek formata çevirebiliyorlar. Ürün ve tedarikçi eşleştirmelerini kontrol ederek ve varsa sipariş ya da irsaliye ile bağlantıyı kurarak gelen e-faturaları Nebim V3’e kabul edebiliyorlar. Nebim kullanıcıları; e-faturaları ile ilgili süreçleri, birlikte çalıştıkları özel entegratör ile Nebim V3’ü entegre ederek yürütebildikleri gibi, alternatif olarak Nebim V3’ü GİB’in portali ile entegre ederek de yürütebiliyorlar. Bugün itibarıyla Nebim V3 ERP’yi BIMSA, eFinans ve ING ile entegre ettik.

Nebim V3 E-Defter GİB Yazılım Uyumluluk Onayı almış bir uygulama olan Nebim V3 E-Defter sayesinde Nebim V3 kullanıcıları; ERP’de e-deftere kaynak olan tüm hareketlerin muhasebe fişlerinin, otoritenin e-defter için öngörmüş olduğu zorunlu bilgiler ile ve şart koşulan formata uygun şekilde oluşturulmalarını sağlayabiliyorlar. Dönemsel e-defterlerini öngörülen formatta hazırlayabiliyor, beratlarını oluşturup GİB’e beyan edebiliyorlar. GİB tarafından onaylanan beratlarını kendi sistemlerine alarak saklayabiliyorlar.

29


haberler

GlassHouse’dan Moda Sektörüne Destek Mevcut yedekleme ortamlarında yaşanan sorunlarla ilgili destek alırken sıkıntılar yaşayan Beymen BT ekibi, altyapılarını son zamanların dikkat çeken tekilleştirme teknolojileri ile güncelleyerek yedekleme sürelerini kısaltmayı ve kolay ulaşılabilir yedekler alabilmeyi hedefledi. Bu doğrultuda GlassHouse Türkiye ekibinin önerdiği ve hem performansı hem de Türkiye’deki yaygınlığından çok etkilendiği EMC’nin Avamar çözümünü kullanmaya karar verdi. Yedekleme ortamının şirketlerin BT altyapılarının son kalesi olduğunu belirterek sistemin önemini dile getiren Beymen Bilgi Sistemleri Müdürü Arif Kula, süreçle ilgili şu bilgileri verdi: “BT altyapılarının en önemli ayağı olan yedekleme sistemlerinin her zaman kolay yönetilebilir ve her hangi bir sorun yaşanması halinde en kısa sürede veri dönüşünü destekler yapıda olması gerekir. Bu kapsamda yaşadığımız sıkıntıları göz önünde bulundurarak hızlı yedek alabilen ve kısa

sürede erişilebilen, güvenli bir yedekleme ortamı oluşturmayı hedefledik ve maliyetlerin bütçemize uygunluğu da bizim için önemliydi. Yaptığımız araştırmalar sonucu en doğru tercihin sistemimizi GlassHouse Türkiye danışmanlığında yenilemek olduğunu gördük. Önerdikleri çözüm sayesinde tamamen güvenli ve kesintisiz iş sürekliliği sağlayan bir yedekleme ortamına kavuştuk.”

PANASONIC ve VİKO'nun Hedefi Dünya Liderliği Dünyanın en köklü markaları arasında yer alan lider elektronik devi PANASONIC ile elektrik anahtar ve priz sektörünün lider markası VİKO’nun kasım ayında başlayan ortaklık süreci, karşılıklı imzaların atılması ile tamamlandı. İmza için PANASONIC Eco Solutions Şirketi Başkanı Tamio Yoshioka ile her iki şirketin üst düzey yöneticileri bir araya geldi. PANASONIC Eco Solutions Şirketi Başkanı Tamio Yoshioka, yaptığı konuşmada; “Eskiden beri Türkiye’ye çok büyük ilgi duyduğumu ve son zamanlarda, ülkenize olan ilgimin daha da arttığını söylemek istiyorum. Bileceğiniz gibi, her iki ülke de birçok alanda yakın bir ilişki içinde. Tarihi açıdan baktığımızda, Türkiye’nin Japonya üzerinde önemli etkileri olmuştur. Dil veya kültürel farklılıklar olmasına rağmen iki ülke daima dost olmuştur. Sadece birbirimizi anlamamız ve birbirimize saygı duymamız gerekiyor. Elektrik bağlantı parçaları gibi elektrikli inşaat malzemelerine yönelik büyüme stratejimizin de hayata geçirilmesiyle Türkiye’deki ve komşu ülkelerdeki ekonomik büyümeye katkıda bulunacağımıza inanıyorum. Ayrıca, PANASONIC ve VİKO’nun güçlü yanlarını birleştirerek aydınlatma teçhizatı dahil yerleşime ait ve yerleşim dışı çevreye ilişkin ürünler tedarik edeceğiz. PANASONIC, 2018 yılında kuruluşunun 100. yılını kutlayacak. Öncelikle, her iki şirketin de elektrik bağlantı parçaları sektöründe dünyanın 1 numaralı şirketi olacağına dair sarsılmaz bir inanç duyuyorum. İş ortaklığımızla birlikte, entegre teknik gelişim ve karşılıklı uyum içinde hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere başarıya ulaşmak için çabalayacağız.” dedi.

30


VMware, VMware Virtual SAN’ı Pazara Sundu Sanallaştırma ve bulut altyapısında dünya lideri VMware, ilk yazılım tanımlı depolama ürünü olan VMware Virtual SAN’ı pazara sundu. Doğrudan VMware vSphere’in çekirdeğinin içine eklenen VMware Virtual SAN, hipervizör katmanında birleşmiş depolamaya yeni bir aşama getiriyor. Yazılım, dahili manyetik diskleri ve flash cihazlarını sektördeki standart x86 sunuculardan ayırıp bir havuzda toplayarak sanal makineler için yüksek performans ve esnek paylaşımlı veri bankası oluşturuyor. VMware Virtual SAN, 32 üyeli kümelerde saltokunur iş yüklerinde saniyede 2 milyona kadar input/output işlemi (IOPS) ve karma iş yüklerinde saniyede 640 bin input/output işlemi gerçekleştirebiliyor.

OKI İlk 5 Renkli A3 Yazıcısını Tanıttı

TTNET KOBİ’leri Teknolojiyle Buluşturacak Türkiye’nin lider internet şirketi TTNET dijital dünyadaki yeniliklerine bir yenisini daha ekliyor. İşletmelerin iş süreçlerini internet üzerinden 7/24, hızlı ve verimli biçimde yönetebilecekleri bulut bilişim çözümleri ile TTNET, 14 farklı kategorideki 90’a yakın teknoloji uygulamasının yer aldığı yazılım mağazası PlusClouds’u müşterilerine sunmaya başlıyor. E-fatura Platformu, kurumsal kaynak planlaması çözümü Netsis ERP ve online toplantı servisi Toplante de TTNET’in sunduğu diğer bulut teknolojisi çözümleri arasında yer alıyor. TTNET’in yeni bulut bilişim çözümlerinin tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşma yapan TTNET Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya; “Dijital dünyadaki liderliğimizi bulut bilişim teknolojisi çözümleriyle devam ettirmeyi hedefliyoruz. Ekonomimizin büyümesinde ve ülkemizin kalkınmasında önemli bir yere sahip tüm kurumlar altyapı ve donanım masrafı yapmadan, “kirala ve öde” modeli ile ihtiyaç duydukları yazılımları bulut teknolojisi üzerinden kullanarak maliyet avantajı sağlayacak, verimliliklerini artıracak ve iş süreçlerini kolaylaştıracak” dedi.

OKI, baskı, yayıncılık ve medya alanında dünyanın en büyük etkinliklerinden birisi olan IPEX 2014’te ilk beş renkli A3 LED yazıcısını tanıttı. OKI standının en ilgi çekici ürünleri, 2 yeni inovasyon ödüllü ES9541 ve C931 oldu. ES9541, beşinci renk ile baskı yapma seçeneğine sahip ilk 5 istasyonlu A3 renkli LED yazıcısı olma özelliğini taşıyor. Beyaz ya da parlak özellikli beşinci rengin eklenmesi ile profesyonel baskı sektöründe faaliyet gösteren kullanıcılar geniş bir yelpazede çok çeşitli baskılar alabilecekler. Dört renkli dijital LED A3 yazıcı C931 ise yüksek baskı kalitesi ve çok çeşitli özellikte ve kalınlıkta medyalara yazdırma yetenekleri ile müşteri talebine en uygun tasarımları yaratmak isteyen renk profesyonelleri ve baskı merkezleri ve tasarım ekipleri için ideal bir çözüm oluşturuyor.

31


Ali Yavuz ŞAHİN

pratik 10

yavuz@btgunlugu.com

Karlılığınızı Arttırmanın 10 Yolu İster tek kişilik, isterseniz 100 kişilik bir şirket olun amacınız aynı olmalı. Karlılığı düşünmeyen bir şirketin varoluş amacı ne olabilir ki? Karlığınızı arttırmak ve yolunuza emin adımlarla devam etmek için işiniz konusunda bazı iyileştirmeler yapmak zorundasınız. Tabii ki bu iyileştirmeleri doğru alanlarda ili Etk yapmanız şart. Sizin için hazırladığımız 10 ipucu ek a s k Yü arlam gelecekteki zorlu rekabet ortamında size yol Paz malısı k e p s a gösterecek nitelikte. Ayrıca işinizde k Y Yü e : z b nı kazancınızı yükseltecek iş li çeli büt n vade a u alanlarına odaklanmanıza uz rlam a i : paz tejiler kli da yardımcı olacak. n ı a ay çe

3

str k öl utm rsa ü n U u l büt gibi gö rta n yi ne o e u s m u m ü ao n et . özü li vey düşük ayd yüklüğ n iş ko mayın e ç K r ı k i e b sa a lar in bü ınızı unut işiler ölç iyi var s k am i z çin r orta tiniz zarlam ari Rak tmeni orman ceğin veya . Bu r n ize f ala Eğe Paz irke i pa İşle n per ı getir artma verin rketin efirm ebilir. e bir ş etkil sınız. kişiler n i u l c p a r ş ı s ı k t i e l l k u e l k a e d a ol aşar ü s p e r ü z la ib en on b z. yük anm syon ükl da ebept alıklar süre s eriniz k. büy eli ve i kull profe diyoru l s r a r r ç n Bu enli a lar bi krite ayac büt ikleri sunda vsiye e n düz nlama rmans rol oy ekn konu ızı ta t a n pua i perfo nemli lam lışma ö k a e e ç d d le at ğer niz ikk ör ne me D n: E e için i a y y kt e lirl oksa n ef be lma nız se ş trafi e a B K d ı y i i l e r ğ y z ı e n e h i i İ t l c u i ş n e n n in Gü : Çalı n yoğ zin n ndiniz hedefi yüzde şirket nız. r e u i n ı e u efl ir ve lıs Edi sa ols plerin cek tr . SaHed rette b ınız? B rinizi lama ından ur raki gele iz l d p n s r e a e o i a l ais e e tic şacak riter i hes nin a ri eld ind ğını v etmel lanırs en ı e y k e ğ l i fl a m ş n k ı d ç e tı p a ede unu lirle çal erk yap i taki me od güsün z. lirl durum izi be n bu h adan n i n i u t r ö n e e n d r le u zin efleri gerek a durm eü l iş urs dec günce ış ol Hed manız usund m nız de kal yap ek kon ı. i l ger a etm olm k o ma uK oğr keD iz ir şir n ğin mli ınız: B şarıda n i K sal malıs liği dı düzgü a um r Kur landı sal kim r. Eğer yapm yi r m ü i e m u l d z i n u n n iş dini üzü e kur tin ken y düzgü ız ken ellerd lışü l e n z l e ç a n s gö etler k a de syo yor mli şirk üşünü profe bir ki u saye rafa a l e yı d tan v umsa ınız. B arşı t k a r s l ı i u l n z . k a i a iniz ğin ırm mış çık ı yapt bilece abilirs s a r ma r yap akta y e nel a kola h a d

32

1 2 4

5


n: uru d y U un yak sa ols A çö ye ur loji ne ol an ve eo n r Tek ektö kipm t etm r işen ınız s lojik e gayre zümle m l e ğ G aya i çö k he kno ıştı Çal cek te llanm nilikç ltaca init a e u gün leri k tarz y izi az şirke nize e e n züm iz. Bu etleri iklerd ştirm i l y n i i ğ i l s li ma k yen ıca de hem oğaca ü hızl k. a d de yönün layac ğ a n i s z nak ola

7 6 9 8 0 1

anem ar: l E atış ız V ili S iyacın iteli r e Bec a İht ar kal nler n ları e kad el ürü rır n a vs z ini i S işle nız çık bittiğ a y ve rırsa tışta üzden a çık izin sa . Bu y i veya n işin tmayı leriniz anla- n i u n ü r n izi iy onuda . u nü r in sizi mler e bu k da va e yy ü v r z a ö k f çö lece zda : Ka ag n n i ı i ı z ı yf Çi tab şman mans . ızı ı ve za aki n r ı i n l o ı y a f r ım per le ç ırla tme und Sın kullan onus esapibiy inizin mal e k e k h b ış nak rınız zı iyi h esabı eki ı da i sat uta n ı Un i lan asında pmay i a lıkl rların z. Bu h nüzü y l k ü ı ı r tme tenek p n n zev ş sonr me ya ö ı E a ı s e kt ini y lıs e r ı v e i t i a y i tis t d a , z e s m i S la arken irme . Şirk Mo ayın işin k en len l ı ü z n l ı e tm ca n öd yap erlend mayın nı uzu ları u unu erson cı ola Yapn t ı n ğ a r p n m ış r. de ı unu ıkla ek içi a Çal ın: Şu olmuş yardı esidi lışand fl y n y e a ma n zayı zeltm mayı e a z a ç . t i v n s e m r ı ti a i i r ü l e y o b a d z gö niz e de d a baş . ve mştirme lardan una nutm pılma z r m yi u e a i k vad şmala lısını l u y d a e r e g a ı yn n du ile er ile l m a m a t a k a r ç e i tm iyi ız iş tive ce pa inlikl z? n i o e unu tığı ızı m n sad ya etk misin n e ir ları ivasyo eler v rebilir lu b e o t i y y t i o ş M ed ekle m izd kh özü rketin ç i ufa u gerç iy r. Şi zak en i bun en olabil dan u abilz a r B ak bak ede nla la: Mo e çıkm z soru rafsız u say l ı B tati dığın nize ta ğlar. lerde leria a i i yaş ak iş nak s bölüm tratej z. i a i s m l n g ş o i e v la e rs an niz rın h ebilir rebili e a i m gör lişt unl sor ğunu re ge ö u old ona g i niz

33


kapak konusu

Finans ve Bankacılık Sektöründe Güvenlik Trendleri Ali Yavuz ŞAHİN

yavuz@btgunlugu.com

34

Bilişim sahtekarlıklarının yoğunlaşması ve daha karmaşık hale gelmesi nedeniyle finansal kuruluşlar başta kimlik tespiti ve bilgilere erişim alanları olmak üzere bilgi güvenliğine daha fazla yatırım yapıyorlar. Peki, bu yatırımlar yeterli mi?


Y

apılan araştırmalara baktığımızda küresel finans sektörünün veri ve bilgiyi güvenli olarak koruyabilmek için yatırımlarını artırdığını görüyoruz. Bilişim sahtekarlıklarında yaşanan büyük artış nedeni ile güvenlik sorununu ciddi bir tehdit olarak algılayan finans kuruluşları, kimlik ve erişim yönetimi alanları başta olmak üzere bilişim teknolojileri güvenliğine daha fazla yatırım yapıyorlar. Bilinçli olarak veya istemeden veri kaybına neden olan faaliyetleri önlemek de bu kuruluşlar için öncelikli bir alan haline geliyor. Sadece yatırım yapmak ve çalışanları eğitmek tam anlamıyla güvenliyim demek anlamına gelmiyor. Finans ve bankacılık sektörünün etkileşimde bulunduğu müşterilerin davranışları ve kullandıkları cihazlar ya da yazılımlar da güvenlik tehdidi oluşturabiliyor. Bu durum düşünüldüğünde de finansal siber tehditlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Taklit Web Sitelerinde Artış Var Yapılan araştırmalarda bunu kanıtlar nitelikte. Her dört sahte web sayfasından biri, yasal bir bankanın web sitesini, çevrimiçi mağazayı ya da ödeme servisini taklit ediyor. Bu sahte sayfalar, bankacılık bilgilerini ele geçirmek üzere kullanıcıları kandırmak için kullanılıyor. Bu sırada, zararlı yazılım üreticileri de bankaların kullandıkları güvenlik araçlarını atlatmak için çevrimiçi hesaplara erişim sağlayan yeni zararlı programlar yaratmaya, yepyeni yollar bulmaya devam ediyor. Siber suçluların, bankaların korumalı BT altyapısından ziyade kullanıcıların bilgisayarına saldırıda bulunmayı tercih etmelerinin en önemli nedeni, kişisel cihazlardan veri çalmanın çok daha kolay olması. Bununla birlikte kullanıcılar, çevrimiçi bankacılık gibi finansal hizmetlerden yararlanırken sık sık riskleri görmezden geliyor ve temel güvenlik önlemlerini ihmal edebiliyor. B2B International’ın araş-

tırmasına göre katılımcıların %28’i gizli bilgilerini girdikleri web sitelerinin gerçekliklerini kontrol etmiyor, %34’ü ise verilerinin herkese açık Wi-Fi ağlarından ele geçirilmesini önlemek için herhangi bir güvenlik önlemi almıyor. Tam koruma için özel çözümler gerekiyor.

Çevrimiçi Güvenliğe Duyarsızız Kişisel çevrimiçi güvenliğe olan bu duyarsız yaklaşım diğer her şey ile beraber siber saldırı sonucu çalınan herhangi bir miktar paranın bankalar tarafından müşterilere geri ödeneceği inancıyla da bağlantılı. Katılımcıların %45’i bankalarının siber suçlularca çalınan paralarını geri ödeyeceğini, %57’si ise bankalarının gerekli tüm güvenlik önlemlerini zaten aldığından emin olduklarını söylüyor. Müşteri hesaplarından yapılan hırsızlıkların, finansal kuruluşların mali kayıplarının yanı sıra şirketin itibarı ve müşteri bağlılığını da etkileyen sonuçları bulunuyor. Şirketler, müşterilerini siber dolandırıcılıktan korumak için çeşitli yöntemler kullanmalarına rağmen, çevrimiçi işlemlerin tam ölçekli korunması yalnızca özel olarak geliştirilen çözümler sayesinde mümkün oluyor. Bunların yanı sıra bu çözümler, müşterilere geri ödeme yapılması sonucunu doğuran vakaların sayısını da azaltıyor. Tabii ki bu örnek büyük bir okyanus içerisinde sadece bir gemi olarak gözümüze çarpıyor. Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltmam mümkün. Tehditlerin son dönemde finans ve bankacılık sektörüne yönelmesindeki başlıca sebeplerin başında ise “Para” geliyor. İnternet kullanımının artmasıyla birlikte hemen hemen her sektörden kişi ve kurumlar para transferlerini bu yol ile gerçekleştiriyor. Aracı kurumların güvenli olup olmadığını bilmeksizin yapılan bu işlemlerin riskleri büyük. Bu konuda finans sektöründeki firmaların omzuna düşen yük de fazlasıyla artmış durumda.

Sonuçta ticareti gerçekleştiren bu tarz kurumlar ve güvenliği sağlaması gereken de bu kurumlar olmalı.

Güvenlik Trendleri Finansal Hizmetler Sektöründe Güvenlik Trendleri adı altında Deloitte’nin yaptığı son araştırma ilgi çekici sonuçların da ortaya çıkmasına ve firmaların ne gibi önlemler alması gerektiğini gösterdi. Öncelikle sizlere araştırmanın katılımcılarından bahsetmek istiyorum. Bu yıl gerçekleştirilen araştırma katılımcılarının profilleri şu şekilde: Chief Security Officers (CSO)/Chief Information Security Officers (CISO) veya görevlendirdikleri kişiler ve güvenlik takımları tarafından yanıtlanmıştır. 39 ülkeden Finansal Hizmetler Sektöründe (FSI) faaliyet gösteren 250’nin üzerinde organizasyonun katılımı bulunmaktadır. Türkiye’den de 11 finans kurumu bu araştırmaya katılmıştır. Gelir bakımından sektörün öncüsü 100 global bankanın 11’i katılımcı olarak yer alıyor. Gelir bakımından sektörün öncüsü 100 global sigorta organizasyonunun 24’ü katılımcı olarak bu araştırmada yer alıyor. Bu araştırma sayesinde finans sektöründe faaliyet gösteren firmaların davranışları da göz önüne serilmiş oluyor. Öne çıkan sonuçlara baktığımızda: Katılımcıların üçte ikisi güvenlik ve iş fonksiyonlarının birbirlerine entegre şekilde çalıştığını düşünüyor. Katılımcıların yarısından fazlası operasyonel risk yönetimi ile güçlü ilişkileri olduğunu ifade ederken yarısına yakını da kurumsal risk yönetimi ile güçlü ilişkileri olduğunu ve koordineli olarak çalıştıklarını belirtmişler.

Bu Yılın Öne Çıkanları Bilgi güvenliği yönetişimi, kimlik ve erişim yönetimi, bilgi güvenliği stratejisi ve yol haritası oluşturulması bu yılın öne çıkan yatırım başlıkları arasında yer alıyor. Tabii ki finans

35


kapak konusu

rın yarısından fazlası henüz mobil cihazlar için veri sızmasını önleme uygulaması, çalışan-müşteri yüz yüze uygulamaları, oltalama önleyici uygulamaları kullanmayı planlamamakta.

Siber Tehditlerin Önlenmesi

firmalarının bu konudaki çalışmaları devam ediyor ve gelecekte neler olabileceğini tahmin ederek bu zorlu yolda kumar oynuyorlar. Geçen yıllarla benzer olarak, katılımcılar yetersiz bütçe ayrılmasının (44%) ve tehditlerin karmaşıklığının artmasının, etkili bir bilgi güvenliği programı oluşturulmasının önündeki en büyük engeller olduğunu belirtmiştir. Bu engellerin nasıl aşılacağı biliniyor olsa da firmaların bu konudaki yaptığı çalışmalar ne kadar yeterli? Bu sorunun cevabını vermek konusunda birçok kişinin zorlandığını söylemeliyiz. Yeni Teknolojilere Adaptasyon Güvenlik trendlerine baktığımızda en başında sosyal medyanın yer aldığını görüyoruz. Özellikle son dönemde bu tarz uygulamaların fazlasıyla kullanılması güvenlik risklerini de arttırmış durumda. Araştırmada katılımcıların 37%’si sosyal medya kullanımının artmasıyla beraber şirket politikalarını güncellediklerini, 33%’ü ise son kullanıcıları sosyal ağlardaki güvenlik risklerine karşı eğittiklerini söylemiş.

36

Bu rakamların oldukça düşük olduğunu belirtmemizde fayda var. Finans kuruluşlarının sosyal medya üzerinden gelecek saldırı veya güvenlik tehditlerine karşı daha fazla önlem alması şart.

Bulut Bilişim Araştırmaya katılan organizasyonların büyük bir kısmı bulut bilişim teknolojilerini araştırmış ve bilgi sahibi. Fakat buna nazaran katılımcıların 40%’ı hala bulut bilişime geçmediğini ifade etmiştir. Bunun nedeni olarak da teknolojinin henüz olgunlaşmamış olması, güvenlik riskleri ve şirketlerin bu teknolojiye adaptasyon kapasitelerindeki yetersizlik gösterilmiş.

Mobil Yaşam Mobil uygulamaların bir parçası olarak birçok organizasyon VPN, merkezi cihaz yönetimi ve mobil cihaz yönetim yazılımları gibi uygulamaları hayata geçirmiş ya da geçirmeyi planlamaktadır. Fakat katılımcıla-

Bilgi varlıklarını koruma şirketlerin güvenlik açısından alacağı ilk tedbirlerin başında geliyor. Bilgi sistemlerini kullanarak yapılan finansal dolandırıcılık, çalışan hataları ve ihmalleri ve veri güvenliği ihlalleri geçen yılın en büyük üç tehdidi olarak kabul edilmişti. Araştırmaya katılan organizasyonların 49%’u açıklıkları aktif olarak yönettiklerini, bu organizasyonların 82% si ise ortamlarını gelişen tehditlere karşı proaktif olarak korumak için yine aktif olarak yeni tehditleri araştırdıklarını iddia etmiş. Bu rakamın tahminimizden biraz fazla olduğunu belirtmeliyiz. Katılımcıların yarısından fazlası organizasyonların bilgi güvenliği sorunlarını daha iyi anlamak ve operasyonları üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için Güvenlik Operasyon Merkezleri’ni kendilerinin yönettiğini belirtmiş.

Güvenlik Öncelikleri Finans şirketlerinin güvenlik öncelikleri de yapılan araştırma sonucunda ortaya çıkan veriler arasında yer alıyor. Önceliklerin başında Bilgi Güvenliği Yönetişimi geliyor. Ardından Kimlik ve Erişim Yönetimi ve Yol Haritası gelmekte. Veri Koruma ne yazık ki dördüncü sırada yer alıyor. Bilgi Güvenliği Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları Düzenlemelere ve Mevzuata Uyum bir diğer öncelik ve listenin son sırasında ise Bilgi Güvenliği Yasal Bilgi Güvenliğinin Ölçümlenmesi ve


Raporlanması yer alıyor. Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarına baktığımızda, “Organizasyonunuzda tüm BT bütçesinin yüzde kaçı bilgi güvenliği yatırımlarına ayrılmış durumdadır?” sorusu karşımıza çıkıyor. Bu soruya verilen yanıtlar arasında 36,2% oranla tüm BT bütçesinin 1-3% arasında olan kısmının bilgi güvenliği yatırımlarına ayırdığı ifade edilmiş. Organizasyonların 20,4%’ü gibi büyük bir oran ise bu konuda detay verememiş. Bu durum bütçedeki yatırım kalemleri arasında bilgi güvenliğinin ayrı bir başlıkta yer almadığının göstergesidir. Türkiye’de ise organizasyonların %50’si benzer tüm BT bütçesinin 1-3% arasında olan kısmının bilgi güvenliği yatırımlarına ayırdığı ifade edilmiş. Türkiye’deki en dikkat çekici sonuç tüm BT bütçesinin 10%’unu bilgi güvenliği yatırımlarına ayırmış olduğunu belirten organizasyonların oranı olan %10 değeri.

Güvenliğin Farklı Firmalar Tarafından Sağlanması Araştırmada sorulan sorulardan ilgi çeken bir diğer soru ise üçüncü taraf

firmaları. Üçüncü tarafların kontrolüne bırakılan güvenlik konuları arasında Açıklık Taraması ve Sızma Testleri açık ara öne çıkıyor. Diğer öne çıkan konular ise: Altyapı Güvenlik Teknolojileri, E-posta filtreleme, Tehdit Yönetimi ve İzleme Servisleri, DDOS (Servis Kesintisi Saldırısı) Koruma, Türkiye’de Açıklık Taraması ve Sızma Testleri ile DDOS (Servis Kesintisi Saldırısı) Koruma konularının ezici bir ağırlığı bulunmakta. Türkiye’de diğer konular genellikle iç kaynak kullanımı ile yönetilmekte. Bu durum yurt dışındaki firmalar ile farklılık gösteriyor. Yurt dışındaki firmalar işin ehli profesyonel firmalara işi bırakırken, Türk firmaları profesyonel kişileri istihdam yoluna gidiyor. Türkiye’deki organizasyonların çoğunda yazılımcıların üretim ortamına erişimi konusunda denetim bulgusuna sahip olduğu görülmüş. Diğer öne çıkan konular denetim bulguları ise: Görevler ayrılığı ilkesinin uygulanmaması. Erişim yetkilerinin fazla verilmesi. Denetim izlerinin/ iz kayıtlarının yönetimi. Güvenlik farkındalık programlarının bulunma-

ması. Güvenlik politikaları ve standartlarının işletilmemesi gibi konular öne çıkıyor.

Güvenlik Bütçelerinin Yıldan Yıla Değişimi Araştırmada güvenlik bütçelerinin yıldan yıla değişimi konusundaki soru karşısında katılımcıların cevapları şu şekilde: Organizasyonların 38,6%’sı bilgi güvenliği bütçesinin 1-5% arasında arttığını ifade etmiş. Organizasyonların 27%’si gibi büyük bir oran ise bu konuda detay verememiş. Bu durum bütçedeki yatırım kalemleri arasında bilgi güvenliğinin ayrı bir başlıkta yer almadığının göstergesi olarak düşünülebilir. Organizasyonların yalnızca 15.1%’i bütçelerindeki azalıştan bahsetmiş. Türkiye’de ise organizasyonların %50’si bilgi güvenliği bütçesinin 1-5% arasında arttığını ifade etmiş. Türkiye’deki en dikkat çekici sonuç bilgi güvenliği bütçesinin azaldığını belirten organizasyonların yalnızca 10% olmasıdır. Bu sevindirici durum finans kuruluşlarımızın güvenliğe verdiği önemin ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesidir.

37


Ali Yavuz ŞAHİN

söyleşi

yavuz@btgunlugu.com

Güvenlik Alanında Devrim Yarattık Güvenlik sektörüne farklı bir bakış açısıyla yoluna devam eden Palo Alto Networks yeni nesil çözümleriyle birlikte rakiplerine göre bir adım öne çıkıyor. Biz de oldukça hızlı büyüme kaydeden bu firmanın Gelişen Pazarlar Bölge Satış Direktörü Ercan Aydın ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bakın Ercan bey bizlere neler söyledi. Palo Alto Networks kimdir? Sunduğunuz hizmetler konusunda bilgi verebilir misiniz? Palo Alto Networks çok genç bir şirket. 2005 yılında Amerika’da kurulmuş ve 2007 yılında ilk ürününü piyasaya sürmüş. Hemen belirtmeliyim Palo Alto Networks güvenlik sektöründe gelmiş geçmiş en hızlı büyüyen şirket. Rakam vermek gerekirse şirketin cirosu 2011 yılında 115 milyon dolar, 2012 yılında 255 milyon dolar ve geçtiğimiz yıl ise 396 milyon dolar açıklanmış durumda. Bu hızlı büyümenin temel nedenlerinden bir tanesi yeni bir teknolojiyi pazara getirmiş olması. Firewall pazarında yer alan ürünlerin temelde yaptığı şey, hangi portların açılıp hangi portların kapanacağını, hangi IP’nin nerelere bağlanabileceği konusundaki bir takım politika kararlarını belirlemek. Palo Alto Networks’ün cihazını ağa bağlamanızın ardından size tüm uygulamalarla ilgili bilgiler vermeye başlıyor. Bu bilgiler sayesinde uygulama tabanlı güvenlik politikaları belirleyebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra sunduğumuz diğer teknoloji ise uygulamaların hangi kullanıcılar tarafından kullanılabileceği konusunda. Bu iki yeni teknoloji güvenlik dünyasında büyük bir devrim yarattı. Bu teknolo-

38

jilerimizin adı APP-ID ve User-ID. Bu teknolojilerimizin paralelinde ağ üzerindeki trafiğin durumuna göre korumalar sağlıyoruz. Klasik firewall kurallarını ürünlerimiz barındırıyor ve bu konuda güvenli bağlantı imkanı sunuyoruz. Buna ek olarak uygulama tabanlı kullanım protokollerine de olanak sağlıyoruz. Ek olarak virüs tarama özelliğimiz bulunuyor. Virüs tarama özelliğimizin iki türlü olduğunu belirtmeliyim. Birincisi bilinen virüslere karşı tarama, ikincisi ise bilinmeyen virüslere karşı tarama özelliği. Bilinmeyen virüslere karşı tarama özelliğimiz odaklı saldırılardan korunmak için biçilmiş bir kaftan ve bu tarz saldırıların kolaylıkla bertaraf edilmesine yarıyor. Bunların dışında IPS imza özelliğimiz bulunuyor. Bu özellik sayesinde uygulama katmanında yapılan saldırılara karşı koymanız daha da kolaylaşıyor. Zaman zaman bu açıkları tespit edip ağ seviyesinde yama yayınlayarak da bu tarz zafiyetlerin engellenmesini sağlıyoruz. Bu tarz özellikler sayesinde normal firewalllara nazaran oldukça farklı bir bakış açımız ve yaklaşımımız bulunuyor. Sunduğumuz yeni teknoloji ve hizmetler sayesinde kullanıcılar ağları üzerinde büyük bir kontrol imkanına sahip oluyorlar. Bildiğiniz

gibi ağlar üzerinde artık çok fazla cihaz kullanılıyor. Bir kullanıcı sadece bir PC’sini ağa bağlamıyor. Dizüstü bilgisayarını, Tablet PC’sini veya Akıllı Telefonunu da ağa bağlayabilir. Hal böyle olunca sadece bir firewall yetmeyebiliyor. Bu cihazların akabinde IPS’ler geldi, Web Security Gateway’ler geldi, SSL VPN’ler geldi, ağ yönetimi için yeni cihazlar ortaya çıktı. Son dönemlerde de sandbox ve DLP çözümleri konuşuluyor. Bir anlamda kullanıcılar sekiz on farklı cihaz ile ağlarını korumaya çalışıyorlar. Palo Alto Networks olarak entegre bir çözümle bunu yapmanın faydalarını müşterilerimize sunuyoruz. Kullanıcılarımız bu sayede hem yüksek anlamda güvenlik özelliklerine sahip oluyor hem de sekiz on cihaza yatırım yapmadığı için maliyet avantajı elde ediyor. Bu sebeplerden dolayı çok ciddi bir taleple karşı karşıyayız. Sizlere biraz önce bahsettiğim global rakamların bizim bölgemizdeki iz düşümünü de aktarmak istiyorum. Benim sorumlu olduğum bölge gelişen pazarlar ve bu bölge içerisinde Rusya, Türkiye Cumhuriyetleri, Ukrayna, Türkiye, Orta Doğu (Sudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır) yer alıyor. Bu pazarlarda son iki senedir 100%’ün üzerinde büyü-


Ercan Aydın Palo Alto Networks Gelişen Pazarlar Bölge Satış Direktörü

me kaydettik. Dünyadaki genel büyüme trendimiz 50%’ler seviyesindeyken gelişen pazarlarda bu rakamı elde etmemiz sevindirici. Geçtiğimiz son çeyrekteki büyüme rakamımız ise 125% olarak gerçekleşti. Bunun nedeni içinde bulunduğumuz pazarlarda yüksek bir taleple karşılaşmamız. Bu taleplerin başlıca sebebi ise, içinde bulunduğumuz bölgede fazlasıyla yaşanan odaklı saldırılar. Bu gibi saldırılarla Orta Doğu bölgemizde fazlasıyla karşılaştığımızı belirtmeliyim. Petrol üretim tesisleri gibi yüksek güvenlik gerektiren yapılara bir takım saldırılar olduğuna hep birlikte şahit oluyoruz. Bunun dışında finans kurumlarına da saldırılar oluyor. Bu ve bunun gibi saldırılar yüzünden özellikle odaklı saldırılara karşı geliştirdiğimiz ürünlerimize talep yüksek. Türkiye’de ise kamu kuruluşları, Telekom operatörleri ve büyük

nakliye firmaları ile büyük kapsamlı güvenlik projelerini hayata geçirmiş durumdayız. Çok fazla talep aldığımız için içinde bulunduğumuz durgun ekonomik durumda dahi hızlı büyüdüğümüz bölgelerde yatırımlarımıza devam ediyoruz. Ankara bölgemize ofis açmak üzereyiz. Burada hem teknik hem de müşteri hizmetleri amaçlı bir takım yatırımlar gerçekleştireceğiz. Sunduğunuz güvenlik hizmetleri Türkiye’de hangi sektörlere yönelik çözümler sunuyor? Hemen şunu belirteyim tüm sektörlerden ürünlerimize talep bulunuyor. Biz çok fazla sektör ayrımı gözetmiyoruz, çünkü teknoloji hemen hemen her sektörde kullanılıyor ve bilgisayar veya akıllı cihazların kullanılmadığı bir ofis yok. Burada şu ayrımı yapabiliriz. Küçük ölçekli KOBI’ler için ürün

bedellerimiz biraz yüksek. Ürünlerimiz 2500 dolardan başlıyor ve milyon dolarlara kadar değişen bedellerde çözümler sunuyoruz. Bu anlamda orta ve büyük ölçekli kurumsal firmaların tamamı için çözümlerimiz bulunuyor. Türkiye’de şuan 200 civarında müşterimiz var. Müşterilerimizin genel karakteristik özelliğine baktığımızda ise, temelde büyük güvenlik risklerine sahip şirketler olduğunu görüyoruz. Müşterilerimiz arasında finans kurumları, Telekom operatörleri, kamu kuruluşları, üniversiteler gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren kuruluşlar bulunmakta. Şu anda birazda gelen taleplere göre yöneliyoruz diyebilirim. Türkiye’de gerçekleştirdiğiniz birkaç projeden örnek verebilir misiniz? Güvenlik konusunda çalıştığımız

39


için kurumların isimlerini söyleyemeyeceğim fakat neler yaptığımız konusunda bilgiler aktarabilirim. Türkiye’de hava taşımacılığı yapan büyük firmalardan bir tanesi ile çalışıyoruz. Bu firma geçmişte güvenlik konusuyla ilgili büyük zorluklarla karşılaşmıştı. Ürünlerimizi kullanmaya başladıktan sonra uygula katmanında sunduğumuz görünebilirlik ve kontrol yeteneği sayesinde kurum içerisindeki güvenlik politikalarının adaptasyonunu çok daha kolay sağladılar. Bu yapının iyi bir örnek olduğunu söyleyebilirim. Biraz önce anlattığım entegre güvenlik çözümlerimiz büyük bir Telekom operatörümüzde kullanılıyor. Bizle çalışmadan önce hem IPS hem URL filtreleme hem de firewall olarak farklı üç markanın ürünlerini kullanıyorlardı. Bu üç

40

markanın çözümlerinin tek bir entegre platform altında buluşmasını sağladık. Ürünlerimizin sağladığı fayda hem entegrasyon hem de yönetimsel anlamda üst düzeyde avantaj sağladı. Bunların yanı sıra maliyet konusunda da ciddi bir avantaj elde ettiler. Yine bir kamu kuruluşunda ürünlerimiz kullanılmakta. Burada da tahmin edilmeyen kurum içi trafikler tespit edildi ve kuruluşun ağları güvenli hale getirildi. Hemen belirtelim bu trafikleri yasaklamak yerine kuruluş zamanlama kısıtlamaları gerçekleştirdi. Biraz daha açmak gerekirse, Youtube, Skype, Facebook ve Gmail gibi uygulamalara belli saatler içerisinde erişim hakkı verildi. Öğlen arası veya akşam mesai sonrası kurum içi çalışanlar bu uygulamalara erişebiliyorlar fakat iş saatlerinde uygulamalara erişim yapılamıyor.

Bu erişim hakları da belli bir bant genişliği kullanarak yaptırılıyor. Bu sayede hizmet saatlerinde kurum içi çalışanlar yaptıkları işe daha kolay adapte olabiliyorlar ve bu sayede daha yüksek bir performans elde edilmiş oluyor. Mesai saatleri dışında ise sosyalleşme ihtiyacı karşılanabiliyor. Kurum içi çalışanlar daha önce IT yöneticilerinin koyduğu ağ sınırlamalarını bir şekilde (3G modem gibi) baypas edebiliyorlardı. Bu gibi durumlar ortadan kalktı ve hem kullanıcılar hem de IT yöneticileri daha iyi ve güvenli bir çalışma ortamına sahip oldular. Palo Alto Networks olarak özellikle 2014 yılındaki hedefleriniz neler? 2014 yılı Palo Alto Networks için oldukça önemli bir yıl. Bildiğiniz gibi özellikle sanallaştırma dün-


yasında yeni bir platform geliyor. Bu yeni platformla beraber Palo Alto Networks olarak yeni entegre bir güvenlik çözümünü piyasaya sunacağız. Geçmişte fiziksek sunucular üzerinde IPS’ler kullanarak belli uygulama sunucularını ayırabiliyorduk. Fakat sanallaştırmayla birlikte bunun gerçekleştirilmesi çok zor. Sanal sunucular içerisinde bazı durumlarda taşıma yapılması gerekiyor ve bu gibi durumlarda güvenlik ayarlarının taşınabilmesi mümkün değil, tekrar yapılandırılması gerekiyor ve bu durumun da fazla iş yükü anlamına geldiğini belirtmeliyim. Bizim sunduğumuz çözüm sanallaştırma yönetim konsolu ile tamamen entegre olacak ve taşıma gibi durumlarda güvenlik politikaları da otomatik olarak sunucu ile birlikte yer değiştirecek. Bu durumun çok önemli bir fayda sağlayacağını belirtmeliyim. Özellikle kurum içerisinde esnekliği fazlasıyla artıracak. Bu entegre çözümümüz aynı zamanda yeni jenerasyon firewall ve uygulama katmanında kullanıcıya görünürlük sağlayacak bir çözüm ve sunucu içerisindeki uygulamaların neler yaptığıyla ilgili ayrıntılı bilgiler alabiliyorsunuz. Bu yeni uygulamamızın özellikle IT yöneticileri açısından devrim niteliğinde bir yenilik olduğunu belirtmeliyim. Mobil cihazlar yoğun olarak kurumların içerisinde kullanmaya başladı. Birçok kurum da bu ve bunun gibi cihazlar için güvenlik çözümleri kullanmaya başladı veya başlamaya hazırlanıyor. MDM çözümlerine talebin arttığını görmekteyiz. Önümüzdeki aylarda MDM çözümümüze firewallumuzu entegre olarak sunacağız. Bu sayede birden fazla cihaz kullanmak yerine tek bir cihaz ve yönetim paneliyle yüksek derece güvenlik sağlanabilecek. Bu yeni ürünümüzün de Türkiye’de birçok kurumun ihtiyacını karşılayacağını düşünüyoruz. Sektörün durgun olduğu

bu dönemde yeni iki teknolojimizi kullanıcıların beğenisine sunmaktan çok mutluyuz. Bir önemli teknolojimiz daha var. Onu da söylemeden geçemeyeceğim. Geçtiğimiz ay duyurduğumuz ve dünyanın en yüksek performans değerine sahip yeni nesil güvenlik çözümümüz olan firewallumuzu kullanıcıların beğenisine sunduk. Bu yeni ürünümüzün adı 7050. Bu cihaz kullanıcılara 120 Gbps kapasitede güvenlik performansı sağlıyor. Bu oldukça önemli bir değer, çünkü kurumların ihtiyacı gün geçtikçe artıyor ve performans da buna bağlı olarak artış gösterecek. Bizde yeni sürümlerimizde performansımızı arttıracağız. Bu ürünümüze finans sektörü, Telekom operatörleri ve kamu kurumları ilgi gösteriyor gibi gözükebilir fakat önümüzdeki birkaç yıl içerisinde tüm sektörlerden ürünlerimize talep olacak. 2014 yılı içerisinde Palo Alto Networks’ün Türkiye’de ne kadar büyüme kaydedeceğini tahmin ediyorsunuz? Şu an ciro bazında benim sorumlu olduğum gelişen pazarlardaki en büyük ülke Türkiye. Ayrıca en yüksek pazar payına sahip olduğumuz ülke de Türkiye. Türkiye’de benim ve ekibimin bulunduğu yönetim organizasyonunun bulunmasının altındaki sebep de bu aslında. Bu sene yukarı doğru ivmelenmemizin devam edeceğini düşünüyoruz ve yatırımlarımızı yapıyoruz. 2014 yılına baktığımızda 80% bir büyüme kaydedeceğimizi öngörüyoruz.

artacağını tahmin ediyoruz. Bu konuda Android iyi bir örnek. Android işletim sistemi fazlaca kurumların içerisine girmeye başladı. Ve sahte Android uygulamalarından kaynaklanan bilgi hırsızlığına yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Geçtiğimiz yılın başında sahte Android uygulamalarını tespit eden bir güvenlik çözümünü pazara sunmuştuk. Hali hazırda bu çözümümüz ürünlerimizle entegre biçimde sunuluyor. Bu ve bunun gibi uygulama açıklarına karşı çalışmalarımız devam edecek ve odağımızın bir bölümünü buna ayıracağız. Şu anda çok önemli bir veritabanımız var ve veritabanımızı her geçen gün güncelliyoruz. Diğer odaklanacağımız konulardan bir tanesi ise sandbox adı altında açıklayabileceğimiz güvenlik tehlikeleri. Bu tarz tehditler için yaklaşık iki yıl önce firewalla entegre odaklı saldırı tespit çözümlerimizi piyasaya sürmüştük. Benim sorumlu olduğum bölgede sunduğumuz hizmetlerin 40%’ında bu çözümlerimiz tercih ediliyor. Güvenlik çözümlerinde bu tarafın gelişeceğini ön görüyoruz. Önümüzdeki günlerde sunduğumuz bu tarz çözümler orta ölçekli firmalarda da daha fazla kullanılmaya başlayacak.

Söyleşimizi aşağıda bulunan QR Code sayesinde video olarak izleyebilirsiniz.

Palo Alto Networks’un odağındaki güvenlik tehditleri neler? Bizim şu anda yoğun olarak gördüğümüz tehditler, uygulama tabanlı odaklı saldırlar ve bu saldırıların önümüzdeki günlerde daha da

41


internet

Ali Yavuz ŞAHİN

yavuz@btgunlugu.com

Hangi Bitcoin Borsası Daha İyi

Son dönemin ilgi çeken konularının başında Bitcoin geliyor. Deneysel olarak başlatılmış bir projeyken, gerçek para birimlerinin dalgalı yapısı Bitcoin’i evrensel para birimi konumuna getirdi. Birçok ülkede Bitcoin ile ilgili yaptırım hazırlıklarına başlamış durumda.

S

anal dünyanın parası Bitcoin, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir insana kolayca ödeme yapmayı sağlayan sanal bir para birimi olarak karşımıza çıktı. Bitcoin teknolojisi, ağ üzerinde çalışan bir yapıya sahip. Merkezi bir yapıya ve kuruma ihtiyaç duymadan aracıları ortadan kaldırılarak, paranın oluşumu ve transferi ortak bir yapıdan yapılmasını sağıyor. Bitcoin’in tercih edilmesinin temel sebebi kendi paranızı madencilik yaparak kazanabiliyor olmanız ve üçüncü bir şahsın ya da kuruluşun onayına gerek kalmaksızın internet üzerinde bu işlemi gerçekleştirmeniz. Diğer ödeme şekillerine göre masrafların düşük olması, para arzı, yazılım ve sistem kullanıcılarının anlaşması üzerinden gerçekleştiği için, herhangi bir hükümet, banka,

42

organizasyon ya da şahıs tarafından manipüle edilmesine engel oluyor. Bitcoin’in mucidinin Satoshi Nakamoto olduğu tahmin ediliyor. Ancak Nakamoto’nun gerçek ismi olup olmadığı ve yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor. 2009’da Bitcoin sistemini geliştiren Nakamoto, 2010’da izni kaybettirdi. Nakamoto’nun hakkında bilinen tek şey Bitcoin’i bulan kişi olduğu. Gerçek kimliği bilinmese de hakkında bir hayli spekülasyon mevcut. İddialara göre Satoshi Nakamoto, matematik dâhisi ve gizlilik, kimlik denetimi, bütünlük gibi bilgi güvenliği kavramlarını sağlamak için çalışan matematiksel yöntemler geliştiren kriptografi alanında uzman. Nakamoto’nun sırra kadem basmasının ardından görev Gavin Andresen’e geçmiş durumda.


Kimlikler Gizli Kişilere kimliklerini açıklamadan para transferi yapma imkanı sunan Bitcoin, kişilerin mal ve hizmet alımlarında da kimliklerin açıklanması gerek duymuyor. İnternet üzerinde oluşturdukları sanal cüzdanlarda, kişisel bilgilere ihtiyaç duymadan Bitcoin paraları saklanıp transfer edilebiliyor. Bitcoinlerin dolaşıma girmesi sistemin kullanıcılarına bağlı. Sanal madencilik yoluyla elde edilen Bitcoin, 16 haneli bir şifreyi çözen kişilere 25 Bitcoin hediye ediyor ve her 16 haneli şifreyi çözdüğünüzde 25 Bitcoin katlanarak artıyor. Böylece dolaşımdaki Bitcoin sayısı da artıyor. Bitcoin madenciliği Bitcoin ağının işlemleri onaylaması amacıyla bilgisayarlara matematik işlemler yaptırmak ve güvenliği artırmak anlamına geliyor. Yaptıkları işin ödülü olarak Bitcoin madencileri onayladıkları işlemlerin faturalarını ve yeni oluşturulan Bitcoinleri toplayabiliyorlar. Madencilik, ödüllerin ne kadar hesap yapıldığıyla doğru orantılı olduğu özelleşmiş ve rekabetçi bir piyasa. Bütün Bitcoin kullanıcıları madencilik yapamaz ve para kazanmanın kolay bir yolu değildir. Bitcoin sistemi ilk kurulduğunda 21 milyon Bitcoin’in dolaşıma gireceği açıklanmıştı. Bu sınırlı yapıda şuan için 8,5 milyonun üzerinde Bitcoin’in dolaştığı tahmin ediliyor. Dolaşıma girmeyen Bitcoin’lerin miktarı azaldıkça Dolar, Euro ve Çin Yuanı karşısında değeri artıyor. Bitcoin, yapılan ödemelerin doğrulanması için açık anahtarlı şifreleme, noktadan-noktaya ağ bağlantısı ve proof-of-work gibi teknolojiler kullanılıyor.

Noktadan Noktaya Erişim Bitcoin, Bittorent ağlarına benzer şekilde noktadan-noktaya dağıtık bir ağ özelliği gösteriyor. Bu ağda gerçekleşen ödemeler diğer noktalara anında ulaşıyor, böylece hangi adresten hangi adrese ödeme yapıldığı kayıtlara geçiyor. Bitcoin ödemeleri, ödemeyi yapan adresten alıcı adrese imzalanarak gönderiliyor. Böylece eklenen Bitcoinler birden fazla kere harcanamıyor. Her bir blok üzerinde yüksek işlem gerektiren bir hash algoritması uygulanarak, belli bir sıfır sayısıyla başlayan ifadenin bulunması isteniyor. Her bir işlem bir veya iki saat içinde meydana gelirken, blok zincirini uzatmaya devam eden büyük işlem gücü tarafından işlem sonunda kilitleniyor. Her bir blok kendisinden önce gelen son bloğun da hash ifadesini içeriyor. Böylece bozulması oldukça zor (% 51 saldırısı hariç) bir blok zinciri oluşuyor. Hash oranı Bitcoin ağının işlemci gücünün ölçme birimidir. Bitcoin ağı güvenlik

amacıyla aşırı matematiksel işlemler yapmalıdır. Ağın 10 TH/s hash oranına varması saniyede 10 trilyon hesap yapabilmesi anlamına geliyor. Bitcoin bu teknolojileri kullanarak, herkesin kullanabileceği hızlı ve son derece güvenilir bir ödeme ağı sağlıyor.

Hükümetler Tedirgin Bitcoin’in işlem hacminin artması hükümetlerin bu konudaki tavrını ortaya koymasına neden oldu. Kayıt dışı ekonominin önüne geçmek isteyen hükümetler Bitcoin’den rahatsız ve bunu da dile getiriyorlar. Bu ülkelerin başında Çin Halk Cumhuriyeti ve İskandinav ülkeleri geliyor. Bitcoin transferinin yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştiren Mt.Gox, son skandallarla birlikte başarısız bir dönem geçiriyor olsa da, hala saygın Bitcoin borsaları mevcut ve faaliyetlerine devam ediyorlar. CEX.IO ve GHash.io, Bitstamp, Coinbase, Kraken ve Mt. Gox. gibi çevrimiçi Bitcoin servisleri hizmetlerine devam ediyor. Son 6 ayda Bitcoin değerleri 400 dolar ve 1100 dolar arasında dalgalanma yaşansa da Bitcoin toplumda değişim için temel bir güç olama niteliğinde. Bizde hemen işlem yapabileceğiniz Bitcoin borsalarını sizler için değerlendirmeye aldık.

CEX.io Eşzamanlı GHS (gigahash) ticareti, Bitcoin madencilik için emtia borsaları ve bir platform görevi gören CEX.io, 2013’ün başında hizmete girdi. Bitcoin için hash gücü alıp satabileceğiniz CEX.io, hash gücüyle birlikte Bitcoin üretimine de başlamanızı sağlıyor. CEX.io, Bitcoin madencileri için hisse ve emtia ticareti sistemi sunuyor. İşin tamamlandığını kriptografik Bitcoin defterlerine işleyen CEX.io, süreç sonunda yeni Bitcoinler üreterek madencilere sunuluyor. Daha zor hesaplamalar yaparak daha çok Bitocin kazanmanıza imkân sağlayan sistemde, kazandığınız Bitcoinleri paylaşabiliyorsunuz ama hesaplamalar zorlaştıkça, hisse değerleriniz azalıyor. Artık sektör haline gelen Bitcoin içerisinde CEX.io, en büyük madencilik havuzlarından biri haline gelmiş durumda. Bitcoin gücünün neredeyse yüzde 42’si artık CEX.io’nun havuzunda.

GHash.io Ghash.io, dünyanın en büyük Bitcoin madencilik havuzlarından biri. 2013’de pazara giren Ghash.io, Bitcoin ağı içerisinde yüzde 30’dan fazla hashing gücü üretiyor. Bitcoin ağı içerisindeki en büyük havuzlardan biri olan

43


internet Ghash.io, havuzlar içerisinde birinci sırada yer alıyor. 7/24 teknik destek sağlayan havuza girişi için komisyon alınmazken, elde edilen bitcoinler havuz içerisinde paylaştırılıyor. Merkezi Hollanda’da bulunan madencilik havuzu, CEX.io ile aynı hesap üzerinden faaliyet göstermenize izin veriyor. Bitcoin ticaretiyle madenciliği birleştiren Ghash.io havuzu, CEX.io’nun GHS (madencilik gücü) ihtiyaçlarına cevap vererek gücün aktarılmasını sağlarken, karşılığında yeni Bitcoinlerin madenciliğinin ortaya çıkarılmasına destek veriyor. GHash.io kendi donanım ve uzaktan çalışan bireylerin bu ikisini de kullanan bir yapıya sahip. Bu durum bitcoinler için güçlü bir kaynak oluşturulmasını sağlarken, son dönemde ortaya çıkan hileli işleler, Bitcoin camiasında endişe yaratmış durumda.

Bitstamp Bitsamp, Avrupa merkezli Bitcoin dönüşüm hizmetleri sunuyor. İngiltere’den yönetilen şirket Slovenya’de yer alıyor. Bitstamp’in başında CEO Nejc Kodric ve şirketin 2013’den bu yana ortağı olan Demijan Merlak görev yapıyor. Faaliyetlerini Slovenya’da sürdüren Bitstamp,

2013’de faaliyetlerini İngiltere’ye kaydırdı. Gözünü Avrupa merkezli Bitcoin değişim sistemi sunan Bitstamp, Mt.Gox ‘un ABD’de yaptığı işlemleri Avrupa’da gerçekleştiriyor. Kazanılan Bitcoinler, Bitstamp üzerinden güncel kurlara göre Euro ya da Dolara çevrilebiliyor. Avrupa bankaları Bitcoin kabul ettiği için, paralarınızı düşük ücretlerle banka hesaplarına transfer etmenizi sağlayan Bitstamp, oldukça hızlı ve güvenilir bir yapıya sahip. İngiltere’ye taşınmasının ardından sıkıntılar yaşan Bitstamp, İngiliz yasaları Bitcoin’i değer olarak kabul etmediği için büyük sorunlarla karşılaşsa da, tekrar Slovenya’ya dönerek Avrupa birliği Euro sistemine dâhil oldu. Hem bankacılı işlerini hem de Bitcoin transfer işlemlerini çabucak gerçekleştiren Bitstamp, 2014 Şubatında büyük bir saldırıya uğrasa da çabucak toparlanmayı başardı. Eğer Bitcoinlerinizi Dolar ya da Euro’ya çevirmek istiyorsanız, Bitstamp başarılı çözümlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Coinbase Coinbase Bitcoins fon aktarımını sunan ama PayPal’a benzer bir ödeme sağlayıcısı. San Francisco merkezli şirket, Bitcoin alım satım işlemlerinin yanı sıra, güncel kur üzerinden de işlemler gerçekleştiriyor. Bir tüccar ve bir platform olarak, bankanıza aboneliklerinizi, raporlamalarınızı ve günlük fonlarınızı sunuyor. Ayrıca, web siteniz için gömülebilir ödeme unsurları da sunuyor ve geri çağrılar yoluyla da işlemleri tamamlamanızı sağlıyor. Müşteriler kolayca kendi parasıyla Bitcoin satın alarak ödeme yapabiliyor ve Coinbase kote miktarını dolar olarak alabileceğinizi garanti ediyor. Coinbase veya BitPay gibi bir ödeme sağlayıcılarının cüzdan servisi olarak bitcoin borsalarından farkı, gerçek zamanlı trade özelliğinin bulunmamasıdır. 1 milyondan fazla müşterinin cüzdan hesaplarının bulunduğu Coinbase’de, 27 bin tüccar ve ABD bankalarıyla entegrasyon gibi birçok özellik sunuluyor. Coinbase, yapılan işlemlerden yüzde 1 oranında komisyon alınıyor.

Kraken Kraken müşterilerini talepleri doğrultusunda kripto akçe olarak da adlandırılan Forex platformudur. Hesabınıza yüklediğiniz Euro ve Dolarla Bitcoin alabilmenizi, Bitcoinlerinizi satabilmenizi, litecoin işlemleri ve son

44


olarak da doge coin alıp satabilmenizi sağlıyor. Döviz ticareti Euro ile sınırlı olsa da Kraken, sunduğu geniş analiz araçlarıyla gündemi ve yenilikleri yakından takip etmenizi sağlıyor.

Nasıl Kullanılır? Tüm hizmetlerin düzenlemeleri Antilaundering regülasyonlarına göre ayarlanmış durumda. Bitcoin işlemleri özellikle işletmeciler için, kapsamlı kimlik bilgileri gerektiriyor. Daha ayrıntılı onay seviyeleri manuel işlemelerin dahil edilmesiyle, işlemlerin birkaç gün içerisinde halledilmesini sağlıyor.

tara ve öde yöntemiyle alış veriş geçekleştirebiliyorsunuz. Kartınızı okuyucudan geçirmek, PIN kodu girmek ya da bir şey imzalamaya gerek duymadan Bitcoin ödemesi alabilmeniz ya da ödeme yapabilmeniz mümkün. Bitcoin ödemesi alabilmek için tek ihtiyacınız olan Bitcoin cüzdan aplikasyonundaki QR kodu göstermek veya NFC teknolojili akıllı telefonla taramasını sağlamak. İşte bu kadar basit.

Yeni bir kullanıcı olarak sadece bilgisayarınıza veya cep telefonunuza yükleyeceğiniz bir cüzdan seçmeniz gerekiyor. Cüzdanınız yüklendiğinde ilk Bitcoin adresinizi oluşturacak ve ne zaman gerekirse yeni adresler oluşturabileceksiniz. Bitcoin adreslerinizden birini arkadaşlarınıza verebilirsiniz ki size ödeme yapsınlar veya tersi olarak arkadaşlarınız size adreslerini verirlerse siz de onlara ödeme yapabilirsiniz. Aslında mantığı e-postaya benziyor. Yani artık yapmanız gereken tek şey birkaç bitcoin almanız ve onları güvende tutmanız. Bitcoinler günlük hayatımıza da yavaş yavaş girmeye başladı. Mobil platformlarda basit iki adımda ödemenizi

45


yazılım Ömer BALK

omer@btgunlugu.com

Microsoft’un OneNote Stratejisi Çeşitli söylentilerin ardından Microsoft, beklentileri doğru çıkaracak bir açıklamayla Mac kullanıcıları için OneNote uygulamasını ücretsiz olarak sunmaya başladı.

M

icrosoft OneNote, notlarınızın ve bilgilerinizin, aradığınızı hemen bulmanızı sağlayacak güçlü arama özelliklerine yönelik ek avantajlarla ve kullanımı kolay paylaştırılmış not defterleriyle birlikte tek bir yerde toplanabileceğiniz dijital defter çözümüdür. Kağıt tabanlı sistemlerden, sözcük işlem programlarından, e-posta sistemlerinden ve diğer üretim programlarından farklı olarak OneNote metin, resim, dijital el yazısı, ses ve video kayıtlarını bilgisayarınızdaki tek bir dijital not defterinde birleştirip düzenleme esnekliği sağlıyor. OneNote Windows Phone, iPhone, iPad ve Android telefonlarda uygulama aracılığıyla notlarına erişime sunarken, bir tarayıcı aracığıyla da OneNote Online’ı kullanabilmeniz mümkün. OneDrive ve SharePointle senkronize çalışabilen OneNote, tüm cihazlar üzerinde notlarınıza ulaşabilmenizi ve güncel tutabilmenize imkan tanıyor. OneNote, Apple’ın iPad ve iPhone App Store’unda olduğu gibi Mac App Store mağazasında da ücretsiz olarak yerini aldı. Mac OS X işletim sistemli bilgisayarlarda Microsoft OneNote artık ücretsiz olarak kullanılabilecek. Bağımsız bir uygulama olan Microsoft OneNote, Windows kullanıcıları tarafından 70 dolar fiyat etiketiyle satın alınabilecek. Reticle Araştırma şirketinden Ross Rubin, hızla genişleyen ekosistem içerisinde Microsoft’un OneNote Mac

46

hamlesinin, çok kullanılan platformlar içerisinde yer almanın önemini ortaya çıkardığını söylüyor. Microsoft’un ücretsiz sürümleri okul ve ev kullanımlarında kısıtlı erişim imkanı sunuyor ve ticari lisansa sahip değiller. OneNote’un ticari sınıf Office 2013 ya da iş dereceli Office 365 planları, işte iş için uygun olan kopyalar olarak kullanılabiliyor. Ayrıca Microsoft, Office Lens adındaki tarayıcı aracı eklentisini de kullanıma sunmuş durumda. Bu eklentiyle web içeriğini yakalama ve yerleştirme özelliği OneNote aracılığıyla kullanılabilecek. Uygulama şuan için sadece Windows Phone işletim sistemli akıllı telefonlar tarafından kullanılabiliyor. Office Lens, akılı telefon kamerasıyla dokümanları yakalayabilme özelliğine de sahip. Microsoft ortak program yöneticisi David Rasmussen Microsoft blogda yer alan yazısında OneNote’un, ücretsiz olarak OS X platformunda sunulmasıyla ilgili olarak, planlarının bir parçası olarak not alma uygulamalarında birçok platformda önemli bir parça olmak istediklerini açıkladı. Rasmussen, hangi programı ve platformu kullanırsanız kullanın OneNote’un kullanımını oldukça kolay hale getirdiklerini belirtti. Microsoft’un yeni stratejisi Evenote uygulamasının stratejilerini andırmıyor değil. Şirket, başta Metro ara yüzünü kullanan Windows 8 platformu olmak üzere iOS, Android, Mac OS X gibi anlamlı olan her platforma dahil olmayı ve OneNote’u tüm kullanıcılar tarafından


kullanılmasını hedefliyor. Gartner’dan Michael Silver, Microsoft’un savunmacı bir tutum sergileyerek geçtiğimiz haftalarda kullanıcılarını Redmond’ın (Microsoft’un merkezi) içerisinde tutmaya çalıştığını söylüyor. Silver, Evernote’un çok önemli bir ürün haline geldiğini belirterek, ücretsiz mobil uygulamaların hızla geliştiğini bu dönemde Microsoft’un Office bileşenleri içerisinde mümkün olduğunca çok kullanıcıyı tutması gerektiğini belirtiyor. Android, iOS ve Mac OSX platformlarında OneNote’un ücretsiz olarak sunulmasının ardından gözler Evernote cephesine çevrilmişti. Evernote ise Microsoft’un hamlesinin ardından yorum yapmaktan kaçındı. Evenote’un Android, iOS, Windows Phone 8, Windows 8, Mac OS ve Chrome üzerinde çalışan uygulamaları bulunuyor ve en çok tercih edilen uygulamaların başında geliyor. Analist Wes Miller, Microsoft’un daha geniş bir pazara hakim olmak istediğini belirtiyor. Miller, eğer OneNote almak için tüm Office sahip olmak gerekiyorsa bu durumun potansiyel müşterileri kaybetmesi anlamına gelebileceğini ve dolayısıyla yeni yöntemlerin uygulama zorunluluğu ön plana çıkarıyor. Ayrıca Miller, Apple’ın iWork paketinin yeni Mac sahiplerinin ücretsiz olarak sahip olmalarına rağmen eski kullanıcılar tarafından zor bir seçim olduğunu belirterek, Microsoft’un hem var olan Office kullanıcıları hem de Office’i denemek isteyen Mac kullanıcılarını OneNote ile kendi saflarına çekebileceklerini iddia ediyor. Ayrıca Miller, Evernote ile tanışmammış kullanıcılar için OneNote’un büyük bir deneyim olacağını da sözlerine ekledi.

kişi tarafından kullanıldığı tahmin ediliyor. Müşteri portföyüne bakılacak olursa Microsoft’un Office yazımının karşısında durmak oldukça güç. Yeni stratejilerle birlikte daha geniş bir alana yayılması beklenen OneNote’un dengeleri önemli ölçüde değiştirmesi bekleniyor. Rubin, Microsoft un yeni stratejisinin tıpkı bulut depolama da olduğu bir ekosistem oyunu olduğunu söyledi. Artan ihtiyaçlarla birlikte daha proaktif servisler, dijital ortamda alınan notlarla, çevremizdeki ihtiyaçlar ve bilginin önemi yardımcı kaynaklarla değer kazanıyor. Ekosistem içerisinde Office’i kullanmak isteyenler için sadece Microsoft Windows çözümleri bulunmuyor. Arık birçok platformdan Office uygulamalarına ulaşmak mümkün ve her geçen gün yeni çalışmalarla yeni eklentilerle içerik arttırılmaya çalışıyor. Cortana ile iyi bir entegrasyon sağlayan OneNote uygulaması, Siri’de olduğu gibi Windows Phone’da daha başarılı sonuçların elde edilmesini sağlayabilirdi. Google Now kişisel asistan hizmeti ve benzeri hizmetlerin önümüzdeki dönemde Windows Phone 8 platformuna gelmesi beklenirken, Microsoft’un elini sağlamlaştırması ve diğer çözümlere karşı daha dirençli olması gerekiyor. Windows’un masaüstü için OneNote 2013 ücretsiz sürümü Microsoft’un web sitesinden elde edilebiliyor ve 1 aylık ücretsiz kullanım sunuyor. Apple’da ise Mac OS X sürümlerini kullanalar Apple Mac App Store üzerinden OneNote’u bilgisayarlarına indirebilirler. OneDrive bulut depolama sistemine otomatik olarak kayıt yapan OneNote’u kullanmak için Microsoft hesabına ihtiyacınız var.

Microsoft cephesindeki önemli bir açıklamaysa Mac OS X için Office sürümünün bu yılın ikinci yarısından itibaren hazır olacağı açıklamasıydı. “Office for Mac 2015” adını kullanması beklenen yeni sürüm için üç aylık bir zaman bunuyor ve Microsoft’un yeni sürümlerinde bir sonraki yılların tarihlerini kullandığı bilinen bir gerçek. Mac için Office 2015 sürümünün hazırlıkları devam ederken, kullanıcılara yeni özelikler kazandırması da bekleniyor. Evernote’un 80 milyondan fazla kullanıcısı olduğu açıklanırken, Microsoft Office sürümlerinin 1 milyar

47


MWC

Mobil Dünya’nın Kalbi Barselona’da Attı

Mobil dünyaya özel birçok ürünün il kez görücüye çıktığı Mobil Dünya Kongresi (MWC) Şubat ayının sonlarında Barselona’da gerçekleştirildi. BT Günlüğü ekibi olarak MWC 2014’teki Yenilikleri sizler için derledik.

Ali Yavuz ŞAHİN

yavuz@btgunlugu.com

48

N

ormalde fuar için gittiğimiz şehirleri gezme şansımız olur. Fakat MWC öyle bir fuar ki bize Barselona’yı görme şansı tanımadı. MWC 2014 ilk gününden son gününe kadar oldukça hareketli geçti. Yanaştığımız he stantta yeni bir ürün gözlemledik ve bu ürünleri deneyimleme şansımız oldu. Fuarın göz alıcı ürünlerinden bir tanesi ise Samsung tarafından görücüye çıkarıldı. Tabii ki bu ürünün adını birçoğunuz biliyor. Samsung Galaxy S5 fuarın sürprizlerinden bir tanesiydi. 5.1 inç HD Super AMOLED ekrana sahip olan bu yeni akıllı telefon parmak izi tarayıcı sensör, darbe ve suya dayanıklı kasa, 3,840 x 2,160 piksellik 4K HD kayıt yapabilen 16 megapiksel arka kamera, 2.5 GHz’lik 8 çekirdekli işlemci ve bunların yanı sıra mangal kömürü, beyaz, altın, mavi renk seçenekleri ile görücüye çıktı. 16 GB’dan başlayan dahili saklama alanına ek olarak ürün üzerinde 2.800 mAH’lık bir batarya ile bulunuyor. Bunlara ek olarak


Galaxy Gear 2’ye Güncelleme Kullanıcıların birçoğundan olumsuz yorum alan Samsung’un akıllı saati Galaxy Gear’da güncellendi. Samsung bu sefer iki yeni model ile karşımıza çıkacak. Samsung’un yeni platformu Tizen üzerinde çalışacak ürünler Galaxy Gear 2 ve Galaxy Gear 2 Neo adlarıyla kullanıcıların beğenisine sunulacak. Hali hazırda ürünler geliştiricilere dağıtılmış durumda ve çok yakında bu yeni akıllı saatlerle ilgili uygulamalara da şahit olacağız. Samsung sadece bu yeni ürünleriyle de kalmadı ve yeni bir saat konseptini daha görücüye çıkardı. Samsung Gear Fit adındaki bu yeni ürün spor tutkunlarına uygun yapıda üretilmiş bir seçenek. Bir bant gibi kolunuza takabileceğiniz ürünün ekranı üzerinde birçok işlem gerçekleştirebiliyorsunuz. Kolunuza sıkıcı sarılan ürün yürürken, koşarken, bisiklete binerken hatta dağa tırmanırken sizi rahatsız etmeyecek şekilde tasarlanmış. Galaxy S5, 145 gram ağırlığında ve 8.1 milimetre inceliğinde. Android 4.4 KitKat işletim sistemiyle birlikte gelecek olan ürünün önümüzdeki ay Türkiye’de raflarda yerini alması beklenirken, fiyat konusunda herhangi bir açıklama yapılmış değil. Hemen belirtelim Samsung Galaxy S5 11 Nisan tarihi itibariyle Amerika’da AT & T, T-Mobile ve Sprint operatörleri tarafından atışa sunulacak. Gelen haberlere bakılırsa bu yeni telefonun 150 ülkede birden satışa sunulacağı söyleniyor. Eğer bu ülkeler arasında Türkiye’de varsa çok yakında Galaxy S5’i görme şansına sahip olacağız.

Motorola Yeni Akıllı Saatler Üzerinde Çalışıyor Motorola’nın MWC 2014’te tam anlamıyla yerinde oturduğunu söylemeliyiz. Söylentiler karşısında açıklama yapan Motorola yetkilileri yeni akıllı telefonlarının bir ay içerisinde tanı-

tılacağını belirtti. Bu akıllı telefonlar üzerinde Tizen işletim sistemini kullanmayacağını söyleyen yetkililer Android ile yola devam edeceklerini söylediler. Bunların yanı sıra Motorola Moto X’in yeni sürümünün yaz aylarının sonuna doğru çıkacağının müjdesini de verdiler. Ürünün teknik özellikleri konusunda açıklama yapılmazken kulaktan kulağa yeni sönsör teknolojilerinin kullanılacağı yönünden bilgiler yayılmaya başladı.

HTC de Yeni Akıllı Telefonunu Tanıttı HTC One 2 tanıtımının öncesinde gerçekleştirilen MWC 2014’te HTC boş durmadı ve yeni akıllı telefonu Desire 816’yı tanıttı. Phablet kategorisine giren bu yeni akıllı telefon 5.5 inç ekrana sahip. HTC One ve HTC One Max arasında konumlandırılacak olan bu yeni akıllı telefon iPhone 5C benzeri kasa yapısıyla dikkat çekiyor. HTC’nin Sense 5.5 arayüzünü kullanan akıllı telefonun 1.6 Ghz frekans hızına sahip dört çekirdekli işlemcisi bulunuyor. 1.5 GB belleğe sahip olan Desire 816 üzerinde 13 MP bir kamera kullanılmış. Ön bölümde de 5 MP bir kameraya sahip olan ürünün ekran çözünürlüğü ise 1280 x 720 piksel. Bu yeni akıllı telefon muhtemelen HTC One serisine göre daha

Samsung bu yeni ürününü MWC 2014 kapsamında büyük bir gösteri ile tanıttı. Bu tanıtım sırasında konuşmacı olarak yer alan Samsung CEO’su Shin Galaxy serisinden bu güne kadar 200 milyon adedin üzerinde satış yaptıklarını ve bu rakamın Galaxy S5 ile daha da artacağını ifade etti.

49


MWC

uygun bir fiyat politikasıyla bizle ile buluşacak. Ürünün fiyatı konusunda ise henüz bir açıklama yapılmış deil. Hep beraber bekleyip göreceğiz.

Nokia Bombayı Patlattı Nokia yeni Android işletim sistemine sahip akıllı telefonları Nokia X, Nokia X+ ve Nokia XL’i MWC 2014’de tanıttı. Tanıtımda kürsüye çıkan Nokia CEO’su Stephen Elop kullanıcıların açık kaynak kodlu ANdroid işletim sistemine sahip Nokia X serisiyle farklı bir deneyime sahip olacaklarını söyledi. Nokia, Android işletim sistemini kullanan 3 farklı modelle piyasada olacak. X, X+ ve XL adlı modeller, Lumia serisinin altında konumlandırılırken, Android işletim sistemli olmalarına rağmen sadece Nokia Store’dan uygulama indirebilecekler. Nokia Lumia ve Asha serilerinin tasarım özelliklerinin birleştirildiği modeller vergiler hariç 89, 99 ve 109 Euro’dan başlayan fiyatlarla satışa sunulacak. Nokia X modeli, 1GHz’lik Qualcomm Snapdragon 8225 yongaseti, 512MB bellek ve 4GB

dahili depolama alanına ve 32GB’a kadar microSD kart desteğine sahip olacak. X serisinin en üst modeli olan Nokia XL modelindeyse, 5 inç boyutunda 800x480p çözünürlüğünde IPS LCD ekran bulunuyor. Nokia X ve X+ modellerinde 4 inç boyutunda 800x480p çözünürlüğünde IPS LCD ekran ve 233ppi piksel yoğunluğu bulunuyor. X ve X+’de 3 mega piksel çözünürlüğünde arka kamera bulunurken, telefonların ağırlığı 129 gram ve 1500 mAh kapasiteli batarya görev yapıyor. 3G ile 10.5 saat konuşmanın yanı sıra 17 gün bekleme süresi sunan X ve X+’da, Nokia Glance Screen özelliği de bulunuyor. Nokia XL ve Nokia X+ modelinde 1GHz çift çekirdekli Snapdragon S4 işlemci, 768MB RAM 4GB Dahili depolama alanı ve microSD kart desteği sayesinde 32GB’a kadar arttırılabilir hafıza bulunuyor. Bu arada ürünlerden bir tanesinin Türkiye fiyatı da belirlenmiş durumda. Nokia Türkiye’nin Genel Müdürü Çiçek Uyansoy İcan, Nokia’nın ilk Android’li telefonu X’in 500 TL civarlarında bir fiyatla kullanıcılara sunulacağını açıkladı. Ayrıca Nokia X’in yakın bir zamanda satışa sunulacağını da belirtti. Bakalım Nokia bu farklı yolculuğunda nelerle karşılaşacak?

Sony Boş Durmuyor Sony, dünyanın 4K çözünürlüğünde video çekebilen suya dayanıklı ilk akıllı telefonu Xperia Z2 , dünyanın en ince, en hafif ve suya dayanıklı tableti Xperia Z2 Tablet ve 4G LTE desteğine sahip Xperia M2 modellerini tanıttı. 4K video çekim özelliğini sunan 8.2 mm inceliğinde, suya dayanıklı Xperia Z2, Xperia Z2 Tablet ve Xperia M2 Barselona’da düzenle-

50

nen MWC 2014’de resmen tanıtıldı. 4K çözünürlüğünde video çekebilme özelliğine sahip olan Xperia Z2, 3840×2160 piksel çözünürlüğünde video çekimi yapabiliyor. Xperia Z2’nin “Movie Creator” özelliği sayesinde videoların üzerinde istediği değişiklikleri yapabilecek, farklı efektler ekleyebiliyor ve ön izleme yapabiliyorsunuz. Xperia Z2, BIONZ görüntü işlemcisi Sony’nin ödüllü “G Lens”i ve CMOS görüntü sensörü 1/2.3 Exmor RS’i bir araya getiren 20.7 MP’lik kamerası ile fotoğraf ve video çekim kalitesiyle çıtayı yükseltiyor. BRAVIA görüntüleme teknolojisini 5.2 inç boyutundaki Full HD TRILUMINOS ekran ve yeni Live Colour LED teknolojiyle birleştiren Xperia Z2, TRILUMINOSekran ve yeni Live Colour LED teknolojisi, kırmızı, yeşil fosfor, mavi LED ve özel renk filtreleri kullanarak daha parlak bir ışık ve zengin renkler yaratıyor. Xperia Z2 aynı zamanda her görüntüyü analiz eden ve en keskin videoları oluşturmak için eksik pikselleri yeniden oluşturan X-Reality özelliğini de barındırıyor. Qualcomm Snapdragon 801 dört çekirdekli 2.3 Ghz işlemciye sahip 4G LTE Xperia Z2, Adreno 330 GPU ve kamera, video ve iyi bir ekran deneyimi için dual ISP sunuyor. IP55ve IP58 sertifikalarına sahip olan Xperia Z2, 8.2 mm inceliğinde. Xperia Z2 siyah, beyaz ve mor renk plmak üzere 3 farklı renk seçeneğiyle tüketicilere sunulacak.

Suya Dayanıklı Tablet Xperia Z2 Tablet Xperia Z2 Tablet, dünyanın en hafif


ve en ince suya dayanıklı tableti. Xperia Z2 Tablet, 6.4mm inceliği ve 426 gram (Wi-Fi modeli) 439 gram (LTE modeli) ağırlığı ile OmniBalance tasarımıyla her açıdan rahat bir tutuş sunuyor. Live Colour LED ekran teknolojisini kullanıcılar ile buluşturan Xperia Z2 Tablet, 10.1’’ Full HD TRILUMIMOS ekran ve Live Colour LED teknolojisine sahip. Ayrıca X-Reality özelliği sayesinde her görüntüyü analiz ederek optimal renk, keskinlik ve kontrast ayarlarını yapıyor ve bu sayede her seferinde en iyi görüntüyü elde etmenizi sağlıyor. Xperia Z2 Tablet, 8.1 MP kamerası ve Exmor RS ile her ışık koşulunda üstün HD fotoğraf ve video çekim performansı sergiliyor. Aynı zamanda Xperia Z2 Tablet’in 2.2 MP HD ön kamerası video görüşmelerinizi son derece net bir görüntüyle yapabilme olanağı sağlarken, Xperia Z2 Tablet’in içerisinde kullanıma hazır olarak sunulan kamera uygulamaları, çekim deneyimine eğlenceli ve yaratıcı bir boyut da katıyor. Xperia Z2 Tablet Qualcomm SnapdragonTM 801 işlemci ve 2.3 GHz işlemci quad-core Krait CPU ile dünyanın en iyi performansına sahip. Ayrıca tablette AdrenoTM 330 gragik işlemcisi görev yapıyor. Xperia Tablet Z2, Qualcomm Quick Charge 2.0 teknolojisi sayesinde %75 daha hızlı şarj oluyor.

6000 mAh bataryaya sahip Tablet Z2 Batarya Stamina Mod özelliğiyle biraraya gelerek kesintisiz ve daha uzun eğlence keyfini kullanıcılarına sunmaya hazırlanıyor. Dijital ses yalıtım teknolojisi ile gürültü engellemeyi sağlayan dünyanın ilk tableti olan Xperia Z2 Tablet, MDR-NC31EM kulaklıkla birlikte arka plan sesleri %98’e kadar azaltabiliyor ve kullanıcılara uçak, motorlu taşıt ve dış alan gibi seçeneklerle her türlü ortama uygun ses düzeyini seçme fırsatı veriyor. En iyi ve net sesi destekleyen Sony’nin Front Surround teknolojisi de Tablet Z2 ile geliyor. Eğlencenin yanısıra iş hayatınıza da eşlik etmeyi hedefleyen Xperia Tablet Z2 ile gelen OfficeSuite Pro 7 ile ofis dosyalarını görebilir, düzeltme yapabilir ve paylaşabilirsiniz. Birden fazla hesabınızı kolayca kurabileceğiniz Xperia Tablet Z2’de güvenlik mimarisi ile kurumsal ve kişisel verilerinizi korumanız da destekleniyor. Bir Kamera Kadar Profesyonel Xperia M2, üstün işlemci performansı, uzun ömürlü bataryası ve OmniBalance tasarımıyla sınıfının en ince, en iyi kamerasına ve 4.8 inç ile sınıfının en geniş qHD çözünürlüklü ekranına sahip 4G LTE akıllı telefonu. Xperia M2 rakiplerini gölgede bırakan 8MP kamerası, Exmor RS, Autoscene Recognition ve HDR ile Sony’nin Cyber-Shot kameralarının uzmanlık ve teknolojisini barındırıyor. Üstelik Xperia M2, Sony’nin benzersiz akıllı kamera uygulamaları Social Live, Timeshift ve Picture Effect uygulamalarıyla birlikte sunuluyor. 8.6mm inceliğindeki Xperia M2, hem sınıfının en ince telefonu hem de 4.8 inç qHD ekranıyla sınıfının en geniş

ekranına sahip. Qualcomm Snapdragon 400 işlemci, 1.2 GHz quad-core CPU ve 4G LTE’yi birleştirerek üstün bir hızda çalışan Xperia M2, 2300 mAh piliyle de hız ve dayanıklılık arayan hareket halindeki kullanıcıların tüm beklentilerini karşılıyor. Huawei’den Dünyanın En İnce Tablet PC’si Huawei MWC 2014’de, dünyanın en ince tableti MediaPad X1, yeni akıllı telefonu Ascend G6, akıllı kol bandı TalkBand B1 ve daha birçok yeni ürününü tanıttı. Dünyanın en ince 7 inç boyutlu tableti MediaPad X1’i geliştiren Çinli teknoloji üreticisi Huawei, yeni akıllı telefon modeli Ascend G6, 8 inç ekran boyutlu tableti MediaPad M1 ve Akıllı kol bandı TalkBand B1 modelini etkinlikte tanıttı. 7.5mm kalınlığındaki iPad Mini 2 ve 8.4mm kalınlığındaki Nexus 7 gibi modelleri geride bırakan Huawei MediaPad X1, sadece 7.18mm kalınlığında ve 239 gram ağırlığında. MediaPad X1, 1080p çözünürlüğünde ve 323 ppi piksel yoğunda ekrana sahip. Huawei’nin tanıttığı yeni akıllı telefon modeli Ascend G6, 4.5 inç ekran boyutuna ve qHD (960x540p) çözünürlüğünde. Ascend G6’da, 1.2GHz’lik işlemci, önde 5 arkada ise 8 mega piksel çözünürlüğünde kamera bulunuyor. Etkinlikte tanıtılan bir diğer model ise 8 inç ekran boyutundaki MediaPad M1 modeli. Çift hoparlörlü ve DTS surround desteğine sahip olan MediaPad M1, 1280×800 piksl çözünürlüğünde ekrana ve 4800 mAh kapasiteli bataryaya sahip. Etkinlikte tanıtılan bütün cihazlar Android 4.2 Jelly Bean işletim sistemi ve Huawei’nin Emotion ara yüzünü kullanıyorlar. LTE destekli Ascend G6’nın satış fiyatı 2502 Euro larak

51


MWC

belirlenirken, cihaz 3G’li versiyonun daha ucuz olması bekleniyor. Mayıs ayında satışa sunulacak MediaPad M1 299 Euro, dünyanın en ince tableti MediPad X1 ise 399 Euro satış fiyatına sahip olacak.

Lenovo Boş Durmadı Lenovo’da MWC 2014’de üç yeni Android akıllı telefonunu tanıttı. S860, S850 ve S660 adındaki bu yeni ürünler farklı teknik özelliklere sahip. Firma yeni amiral gemisi olarak S860’ı kullanıcıların beğenisine sunacak. 5.3 inç ekrana sahip olan bu ürün HD özünürlüğe 2 GB belleğe ve dört çekirdekli işlemciye sahip.

Acer’dan Yeni Ürünler Acer, orta sınıfa yönelik Liquid E3 ve girişi seviyesine yönelik Liquid Z4 akıllı telefon modellerini duyurdu. Liquid E3, 4.7 inç boyutunda 720p çözünürlüğünde IPS ekrana, 1.2GHAz işlemci ve 1GB RAM’e sahip. ARM Cortex-A7 mimarisini kullanan işlemcinin yanı sıra cihazda 4GB dahili depolama alanı bulunuyor ve bu alan microSD kart desteği sayesinde arttırılabiliyor. Acer RAPID özelliği-

52

ne sahip olan Liquid E3, çağrılara, kameraya ve ekranı tek dokunuşla açmanızı sağlıyor. Liquid E3’ün arka bölümünde 13, ön bölümündeyse 2 mega piksel çözünürlüğünde kamera bulunuyor. Android 4.2.2 Jelly Bean işletim sistemini kullanan telefonun KitKat güncellemesini önümüzdeki günlerde alması bekleniyor. Acer Liquid E3 199 Euro fiyat etiketiyle Niasan ayından itibaren Avrupa’da satılmaya başlanacak. Acer’ın duyurduğu bir diğer akıllı telefon modeli Liquid Z4 modeli ise girişi seviyesine yönelik bir model. 4.0 inç TFT ekranın kullanıldığı telefonun ekranı WVGA çözünürlüğünde. Telefonda çift çekirdekli Cortex A-7 mimarisini kullanan 1.3 GHz işlemci, 5 mega piksel kamera ve 4GBarttırılabilir dahili depolama alanı bulunuyor. Abdroid 4.2.2 Jelly Bean işletim sistemini kullanan Acer Liquid Z4, Acer’ın geliştirdiği ara yüzü kullanıyor. Acer Liquid Z4, Niasan ayından itibaren 99 Euro’dan satışa sunulacak.

Asus Renklenmeye Başladı

ASUS, MWC 2014’de yeni Fonepad 7’yi (ME175CG) tanıttı. Ek olarak aralarında ZenFone serisi ve ASUS mobil cihazlarına özel yeni akıllı ve

sezgisel kullanıcı arayüzü ZenUI’ı da sergilendi. MWC 2014’te tanıtılan yeni Fonepad 7 (ME175CG), dahili 3G bağlantısına ve telefon fonksiyonuna sahip ve bir mobil cihaz için oldukça uygun bir fiyatla satışa çıkacak. Fonepad 7’de HD IPS ekran ve Intel Atom Z2520 1.2 GHz işlemci görev yapıyor. ZenFone, 4 inç, 5 inç ve 6 inç ekran boyutları ile çeşitli çarpıcı renklerde satışa sunulacak. Corning Gorilla Glass 3 ekrana sahip olan ZenFone modellerinden ZenFone 4, 64 GB’a kadar SD kartları destekliyor. ZenFone 5, 5.0 inç IPS HD ekranla beraber gelirken, 5.5 mm inceliğinde kenarlar sunuyor. ZenFone 6’nın ise 6 inç HD IPS ekranı, daha kapsamlı bir eğlence deneyimi yaşatan SonicMaster ses teknolojisiyle tamamlanıyor. Net ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflar için güçlü bir 13 MP kamera donanımına sahip. Özgürlük, ifade ve bağlantı kavramları üstüne geliştirilen ZenUI, ASUS mobil cihazlarına özel, tamamen yepyeni bir kullanıcı arayüzü ve ilk olarak ZenFone ile PadFone mini’de kullanılabiliyor. Etkin ve davetkar yeni görsel tasarımıyla modern “düz” ikonlar, canlı renk temaları, animasyonlar, yeni zil melodileri ve uyarı sesleri, ayrıca bilgiyi net bir şekilde sunan, anlaşılır bir düzenleme içeriyor. ZenUI ayrıca kullanıcıları her gün karşılaştıkları pek çok bilgiyi sürekli düzenli tutmaktan kurtaran ve onların daha verimli olmasını sağlayan “What’s Next” ve “Do It Later” adında iki yeni özellik içeriyor. “What’s Next” o en en önemli ve kullanıcı için en gerekli olan bilgiyi –mesela yaklaşan randevular, yeni mesajlar, önemli kişilerin cevapsız aramaları, gidecekleri yerin hava durumu vb. – öne çıkarıyor ve ki-


lit ekranında, ana ekranda ve bildirim bölümünde merkez konuma getiriyor.

Tüm Bunların Yanı Sıra Yeni Kurumsal Ürünlerde Tanıtıldı Panasonic’in MWC ziyaretçileri, başta ulaştırma, lojistik, perakende, otomotiv ve bulut bilişim olmak üzere birçok sektörde iş yaşamını ve üretkenliği geliştirecek kurumsal çözümleri keşfetme olanağı buldular. Panasonic’in dünyanın her yerinde kesintisiz çalışma ihtiyaçlarına yönelik Toughbook ve Toughpad’leri MWC Panasonic standında ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Panasonic, bulut bilişim sektörüne yönelik olarak, bir servis olarak videolu gözetim (VSaaS) sağlayarak kurumların güvenlik kayıtlarını uzaktan izleyip kayıt altına almalarına olanak tanıyan www.cameramanager.com hizmetini de etkinlikte tanıttı. Panasonic’in kablolu ve kablosuz teknolojilere sahip bulut bilişim ile uyumlu iletişim ekipmanları kurumlara daha akıcı iletişim sunuyor. Panasonic’in yeni “bulut uyumlu”, elde kullanılabilir ve kablosuz bağlantılı Elektronik Haber Toplama kamerası da etkinlikte tanıtılan ürünler arasında yerini aldı. Yeni AJ-PX270 kaydedilen içeriğin neredeyse eşzamanlı olarak paylaşılmasını ve içeriğe her yerden erişilebilmesini mümkün kılıyor. Ulaştırma alanında ise Panasonic LED ekranlarının yanı sıra, otobüs ve tren istasyonlarındaki araçların gözetlenebilmesi için ideal bir çözüm sunan, Full HD görüntü ve akıllı yüz algılama özelliklerine sahip 360 derece Dome tipi Network kamerayı sergiledi. Panasonic’in perakendeciliğin geleceğini düşünerek tasarladığı İş Zekâsı Video sistemleri sayesinde perakendeciler artık daha

hedefli promosyon faaliyetleri gerçekleştirebilmenin yanında pazarlama analizleri için yaş ve cinsiyet profilleme ile kaynaklarını uyumlu bir hale getirebiliyor.

siteli bataryanın güç verdiği telefonun yılın son çeyreğinden itibaren Rusya ve EMEA bölgesinde satışa sunulacak YotaPhone’un planları arasında Asya ve ABD pazarına girmek yer almıyor.

Çift Ekran’lı YotaPhone İkinci Nesliyle Karşımızda

Mozilla Mobil Pazara El Atıyor

Rus üretici YotaPhone geçtiğimiz yıl ilk YotaPhone modelini duyurmuştu. Çift ekrana sahip Android işletim sistemli telefonun ikinci nesli YotaPhone tarafından duyuruldu. Yeni YotaPhone’un ön bölümünde 5 inç 1080 piksel AMOLED ekran ve arka bölümündeyse 4.7 inç boyutunda qHD çözünürlüğünde e-Ink dokunmatik ekran bulunuyor. e-Ink ekran bildirimleri, hatırlatma ve takvim gibi özellikleri siyah beyaz olarak ikinci ekrandan görmenizi sağlıyor. Android 4.4 KitKat işletim sistemini kullanan YotaPhone, Qualcom’un Snapdragon 800 çip setiyle birlikte 2.3GHz 4 çekirdekli işlemci, 2GB RAM,ve 32GB dahli depolama alanına sahip. Telefonun arka bölümünde 8 mega piksel, ön bölümdeyse 2 mega piksel çözünürlüğünde kamera bulunuyor. LTE, WiFi 802.11 a/b/g/n/ac, GPS ve GLONASS, Bluetooth 4.0 ve FM radyo telefonun diğer özellikleri arasında yer alıyor. 144×69.5×8.9mm boyutlarındaki ikinci nesil YotaPhone 140 gram ağırlığında. 2.550mAh kapa-

Mozilla MWC 2014’de yaptığı açıklamayla akıllı telefon pazarına gireceğini duyurdu. Spreadtrum partnerliğiyle Mozilla 25 dolar fiyatlı telefon modellerini pazara sürecek.İnternet tarayıcısı Firefox sayesinde yakından tanıdığımız Mozilla, geçtiğimiz yıl Firefox mobil işletim sistemini kullanıma sunmuş ve ilk modelleri yıl ortasında piyasa sürülmüştü. Mozilla COO’su Jay Sullivan MWC 2014’de yaptığı açıklamayla, Mozilla’nın 25 dolar fiyat etiketiyle Firefox işletim sistemini kullanan akıllı telefonları pazara süreceklerini duyurdu. Telefonların Android, iOS ve Windows Phone modellerine rakip olmadığını belirten Sullivan, girş seviyesine hitap edeceklerini ve akıllı telefonlarla hiç tanışmamış kişileri hedeflediklerini açıkladı. Telefonica ve Deutsche Telekom ortaklığıyla 12 yeni pazara giriş yapacak olan Firefox işletim sistemi, Telefonica ile Arjantin, Kosta Rila, El Salvador, Ekvator, Almanya, Guatemala, Nikaragua pazarına, Deutsche Telekom ile, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Makedonya ve Karadağ pazarına girecek.

53


cebit

Yeni Trendler CeBIT 2014’te Görücüye Çıktı IT profesyonellerin dünyadai en büyük fuarı olan CeBIT, geçtiğimiz günlerde yeni teknoloji trendlerini gözler önüne serdi. Datability, Big Data, Cloud ve veri güvenliği bu yılın en sıçak konuları arasında yer aldı.

Ecevit BIKTIM

ecevit@btgunlugu.com

54


H

atırlayanlar bilir, CeBIT uzun yıllardır dünyanın en büyük bilişim fuarlarından biri olarak anılıyordu. Ve şimdiye kadar binlerce yeni ürün, es son teknolojiler ve dünyada ilk kez sergilenen ürünlere ev sahipliği yapmıştı. AMIGA 1000 ilk kez Hannover’de ortaya çıkmıştı. Microsoft, tüm dünyaya buradan Windows 95’i tanıtmıştı, MP3 oynatıcıları ilk bu fuarda görmüştük, hatta Nokia’nin ilk telefonları burada sergilenmişti. IFA, CES, MWC ve Computex gibi fuarların açılması ve oldukça fazla rağbet görmesi ile birlikte CeBIT’e olan ilgi de yavaş yavaş kayboldu. Durum böyle olunca CeBIT yönetimi, bir zamanlar dünyanın en büyük bilişim fuarlarından bir olan fuarı kökten değiştirme kararı aldı. CeBIT bu yıldan itibaren daha çok IT profesyonellerini ilgilendiren bir fuar olarak yoluna devam edecek. Fuarda son kullanıcı sayısı kademe kademe düşürülecek ve ziyaretçiler çok daha fazla kurumsal çözüm ile karşılaşacak. BT Günlüğü ekibi olarak böyle bir fuarda elbette olmamız gerekiyordu. Yaklaşık 5 günlük fuar turumuz ile birlikte bu senenin sıcak başlıklarını sizler için topladık. Fakat öncesinde CeBIT fuarının ne kadar değiştiğini, ziyaretçi sayısını ve katılan firmalardan biraz bahsedelim.

CeBIT 2014 Ne kadar İlgi Gördü? CeBIT Almanya’nın Hannover şehrinde 11 ile 14 Mart 2014 arasında gerçekleştirildi. Daha önceki deneyimlerimize dayanarak, şehrin bu sene çok kalabalık olmadığını söylemeliyiz. Önceki yıllarda trenler tıka bası dolu iken, bu sene bu manzara ile karşılaşmadık. Akşamları yemek için restoranlarda yer olmazken bu sefer öyle bir sıkıntı çekmedik. Fakat CeBIT yönetimine baktığımızda gayet memnun bir izlenim aldığımız söylemeliyiz. Öyle ki CeBIT ‘in

küllerinden yeniden doğduğu bile söyleniyor. Bu olayı araştırdığımızda, gelen ziyaretçilerin daha az olduğu, fakat %90’ın IT profesyonellerinden oluştuğu bilgisini aldık. Son kullanıcıları pek istemeyen yönetim bilet fiyatlarını arttırdı. Fuara girmek için 16 yaş sınırı konuldu. Bununla birlikte CeBIT yönetimin bu değişikliği fuara katılan firmaların sayısını ciddi anlamda arttırdı. Gezilecek alan düşürüldü. Bu olurken de, önceki yıl-

lara göre daha çok ziyaretçi stantlara çekildi. Toplam ziyaret sayısı ise inanılmaz derecede düştü. Önceki yıllarda 1 milyondan fazla ziyaretçiye kapılarını açan CeBIT fuarı bu sene 210 000 ziyaretçi ile tarihinin en düşük sayısına ulaştı. CeBIT 2013 ile kıyaslandığında % 25’lik bir gerileme yaşandı. Birçok bilet bedava dağıtılmasına rağmen.

55


cebit

Yine de CeBIT yönetimi oldukça memnun. Çünkü söylenenlere göre fuarın kalitesi artmış ve katılan firmalar milyarlar mertebesinde iş anlaşmaları imzalamışlar.

Big DATA, Datability CeBIT’in bu seneki partner ülkesi İngiltere’ydi. Bu ülkenin seçilmesinin sebebi ise İngiltere IT pazarının inanılmaz derecede büyümesi ve ülkenin akıllı şebeke ağlarına ciddi yatırım yapması. Birçok işletme bu pazarda yer almak istiyor ve İngilizler de özellikle son yıllarda yeni teknolojilere fazlasıyla ilgi gösteriyorlar. Bu işin ekonomik yanı. İngiltere’nin partner ülke olarak seçilmesinin diğer bir nedeni ise, son aylarda oldukça fazla konuşulması. Hatırlayanlar bilir. İngiltere veri toplama programı Tempora, Edward Snowden’in ortaya çıkması ve İngliz gizli servisi GCHQ ve Amerikan NSA ile ilgili gizli belgelerin yayınlanmasıyla birlikte herkesin gözü bu ülkedeydi. Durum böyle olunca CeBIT yönetimi bu olayı bir fırsat olarak değerlendirdi ve veri güvenliği ile ilgili büyük bir konferans ayarladı. Fakat CeBIT’in ana konusu veri güvenliği değildi. Bu seneki ana konu Datability oldu. CeBIT yönetimi önceki yıllarda olduğu gibi (Webciety ve Shareconomy), iki kelimeyi tek bir kelime olarak birleştirdi. Datability, Big Data (büyük veri) trendinden dolayı “DATA” ve ability ( sustainability ve responsibility ) kelimelerinden oluşuyor. Yani burada demek istenilen, büyük veriyi etkili ve güvenli yönetmek.

56

Toplam 6 konunun üzerinde kurulu olan CeBIT 2014’ün ikinci konusu elbette Big Data oldu. Buna çok şaşırmamak lazım. Çünkü dünyanın dijitalleşme sürecinde veri dağları oluşuyor. Her bir birey her gün bir veri izi bırakıyor. İster adımınızı ölçen telefon olsun isterse de İnternet alışverişlerinde en çok ilgi gördüğünüz ürünlerin kayıt altında tutulması veya evdeki enerji tüketimi ya da banka hesabınızdaki para akışı. Günümüzde her şey dijital olarak kayıt ediliyor. Bit’ler Byte’lar tarihe karıştı. Günümüzde dijital veriler bir havuzda değil, okyanuslarda toplanıyorlar. Durum böyle olunca bu inanılmaz verileri yönetmenin yeni bir pazar oluşturduğunu söylemeliyiz. Big Data, birçok IT işletmesinin temelleri değiştirecek. Akıllı veri analizi ve güçlü veri koruma. Büyük işletmeler bu ihtiyacı önceden gördüler ve yatırımlarına başladılar. Verileri bir yerde toplamak tek başına bir çözüm değil. Esas önemli olan, 100 Terrabyte’lık verileri gerçek zamanda işleme sokmak. 2003 yılında 5 Exabyte’lık (5 Milyar Gigabyte) veriyi işlemek için 1000 sene gerekiyorken, 2011 yılında bu işlem 2 gün, 2013 yılında ise 10 dakika gibi kısa bir sürede yapılabildi. Büyük veri sayesinde, küçük girişimcilerin sayısı arttı. Gerçek zamanlı veri analizleri sayesinde herkesin işi kolaylaştı. Bu verilerin analizi ve değerlendirilmesi, IT pazarının yeni büyüyen alanlarından biri oldu. Akıllı bina yönetimi, trafiği rahatlatacak

üst seviye sinyalizasyon, sağlık alanında yenilikler ve daha etkin araştırmaları önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla göreceğiz. Elbette, böyle bir veri akışında güvenliği elden bırakmak olmaz. Dolaysıyla CeBIT’in üçüncü konusu veri güvenliği. Hele ki NSA skandalı patlak verdikten sonra özellikle işletmeler bu konuya çok daha fazla eğilmiş durumdalar. Durum böyle olunca da, fuara katılan firmaların en yeni ürünlerini sergilemesi de gayet normaldi. Yapılan konferanslarda da Eugene Kaspersky gibi çeşitli güvenlik uzmanları da yer aldı. Yeni ürünler demişken, yeni firmalardan da bahsetmeden edemeyeceğiz. Günümüzde moda olan ve Melek yatırımcı arayan adı sanı duyulmamış firmalara da yer veren CeBIT, onları özel bir alanda topladı. Code_n adı altında toplanan bu küçük girişimciler (300 adet) oldukça fazla ilgi gördüler. Dünyanın birçok yerinden girişimcilerin toplandığı bu alanda, yeni fikirler ve iş modellerini görmenin yanı sıra çeşitli yatırımcılarla iş bağlantılarının da yapıldığına şahit olduk. Profesyonel alanda herkese hitap etmeye çalışan CeBIT fuarı, endüstriyel IT çözümlerini de unutmadı. Dijital gelişim ile birlikte endüstriyel IT ürünlerinde de birçok yenilik görücüye çıktı. Yeni teknolojiler, yeni nesil sensörler ve nesnelerin interneti (İnternet of things) ile birlikte


iş süreçlerinin daha mobil ve esnek olabilmeleri için kişiselleştirilmiş endüstriyel ürünler de sergilendi. Bu konunun önemi gün geçtikçe artıyor. Son zamanlarda Alman hükümeti, geleceğin projelerinde arasında, dördüncü nesil sanayii devrimini duyurdu. Bu ve bunun gibi projeler diğer ülkelerde de çok yakında faaliyete geçmeye başlayacak. CeBIT 2014’ün son konu başlığı geçen ay Barcelona’da gerçekleşen Mobile World Congress’in de ana konusu ile aynı. Mobil Internet adı altında, forumlar, Workshop’lar, konferanslar ve ebetteki mobil uygulamalar tanıtıldı. Özellikle geliştiriciler bu alana inanılmaz ilgi gösterdiler. Öyle ki bazı sunumlarda akıllı saatlerin nasıl Hack edildiği anlatılırken, bazı Workshop’larda da Google’ın gözlüğü Glass için uygulamalar geliştirildi.

Veri Güvenliği Önemini Arttırıyor NSA skandalı insanları şüpheli yaptı. Birçok kişi, telefon konuşmalarını güvenli hale getirmek istiyor. Dolaysıyla telefonlarını koruyan, daha doğrusu dinlenmeyi engelleyen çözümler peşindeler. CeBIT’de bu tür bir çözüm tanıtıldı. Secusmart adlı çözüm, özel bir teknik sayesinde telefon konuşmalarını dinlenemez hale getiriyor. Merkel telefon olarak da adlandırılan bu telefon, neredeyse tüm Alman bakanları tarafından kullanılıyor. Secusmart, esasında bir Blackberry akıllı telefon. Bu telefonu özel kılan şey ise telefonun içinde bulunan özel bellek kartı sayesinde konuşmaları şifreleyebilmesi. Bu da telefon görüşmelerini dinlenemez hale getiriyor. Elbette karşı tarafın da bu karta sahip olması şart.

Edward Snowden’in itirafları ve NSA’nin Alman başbakanı dahil birçok kişiyi dinlenmesi veri güvenliği konusunu tekrar gündeme getirdi. Öyle ki Snowden’dan önce telefon görüşmeleri güvenli sayılıyordu. Snowden sayesinde casusluk faaliyetlerinin iletişim ağının içinde olduğu anlaşıldı. Secusmart aynı zamanda ev telefonlarını da güvenli hale getirebiliyor. Her iki tarafta kullanılan kartlar sayesinde özel bir veri iletim tüneli açılıyor. Bu sayede de normal telefon hatları da güvenli hale geliyor. İlginin çok fazla olmasından dolayı Secusmart bir yazılım çözümü üzerinde çalışıyor. Vodafone’un ilgisini çeken bu yazılım sayesinde çok daha güvenli konuşmalar yapılabilecek.

Geleceğin Pasaportları Pasaport çıkarmak için resmi dairelerde saatlerce beklemek tarihe karışacak. Bununla birlikte havaalanında pasaport kuyruklarını da özleyeceğiz. Yeni nesil pasaportlar (eGate) hayatımızı çok daha kolaylaştıracak. Yeni yönetim şekli ile kişisel verilerinizi girdikten sonra, parmak izinizi oku-

tuyorsunuz ve biyometrik bir resim çektirip yolluyorsunuz. Kısa süre sonra Pasaportunuz hazır oluyor. Bu işlemi devlet dairesinin sağladığı terminallerde yaptığınızda çok daha kısa bir sürede pasaportunuza kavuşuyorsunuz. Ne yazık ki gerçek hayatta bu durum söylendiği kadar kolay değil. Çünkü yeni pasaportlar lazer işleme ve özel kaplamalarla kaplanıyorlar. Bunun için de özel bir yazıcıya ihtiyaç duyuluyor. Yine de bu işlemi kısaltma için çeşitli çözümler üzerinden çalışılıyor. Öyle ki oluşturulan bir iPad uygulaması sayesinde pasaport kontrolü otomatik olarak yapılabiliyor. Gelecekte, pasaport kontrolü 18 saniyede yapılacak. Yeni nesil pasaport tarayıcıya konulduktan sonra, terminaldeki kamera aynı anda fotoğrafınızı çekip pasaporttaki fotoğraf ile karşılaştıracak. Oluşturulan veriler aynı zamanda içişleri ile paylaşılacak. Herhangi bir sorun olmadığında da kapılar açılacak. Aksi bir durumda ise sessiz bir alarm çalıştırılacak ve gümrük polisi anında müdahale edecek.

57


cebit

CeBIT’de Öne Çıkan Ürünler Enyport: CeBIT’de ilgi çeken bir teknoloji de, telefon uygulaması ile evde bulunan tüm elektrik-elektronik cihazlarının yönetilebilmesi oldu. Farunhofer enstitüsünün bir çalışması olan Enyport ev otomasyonunu farklı bir boyuta taşıyor. Bu yeni teknolojiye göre akıllı telefona yüklenen bir yazılım sayesinde ev ağına bağlanıp İnternete girebilen tüm cihazlar tek bir kaynaktan kontrol edilebiliyor. Nüfus cüzdanında bulunan bir sensör yardımıyla cep telefonuna dokunmak yeterli. Uygulama güvenlik taramaları yaptıktan sonra evde bulunan tüm cihazların uzaktan yönetilmesine izin veriyor. Uygulama aynı zamanda cihazlar hakkında ne kadar güç tüketildiği gibi bilgiler de veriyor. Enyport, kötü niyetli kişilere karşı Firewall teknolojisi ile donatılmış durumda. Bu sayede kendini saldırılara karşı da koruyor. Blackphone: Güvenli telefon konuşmaları yapabilen Blackphone, veri hırsızlığını önemli ölçüde engelliyor.

Özel bir Android sürümüne sahip olan bu ürün, konuşmaları, videolu görüşmeleri, SMS ve verilerin paylaşımında ciddi bir koruma sağlıyor. 4.7 inç ekrana sahip olan bu telefon, dört çekirdekli işlemci, 2 GByte bellek, 8 MP kamera ve 4G gibi teknolojilerle donatılmış. Haziran ayında satışta olacak olan bu ürün yaklaşık 630 Dolar’dan kullanıcıların beğenisine sunulacak. Ultimaker 2 3D-Drucker: Igo3D, bu sene oldukça performanslı bir yazıcıyı görücüye çıkardı. Ultimaker 2 adlı 3 boyutlu yazıcı, en çok yüksek kaliteli baskı kalitesi ile ilgi gördü. Öyle ki yurt dışında yapılan testlerde 3D yazıcılar arasında kendisini sıyırıp tepeye yerleşti. Igo3D, fuarda aynı zamanda Ultimaker Original, çift renk baskılı Builder Dual Extruder ve 3D objeleri tarayabilen David-SL tarayıcılarını da sergiledi. HGST Ultrastar He6: HGST’nin yeni ürünü dünyanın ilk 6 TByte kapasiteli 3.5 inç sabit diski. 7 adet manyetik plakaya sahip olan bu ürün dakikada

7200 döngü hızı ile çalışıyor. Üründeki bir yenilik diskin mekaniğinin için oksijen yerine çok daha az bir sürtünme katsayısı (havaya göre 1/7 oranı) olan Helyum ile doldurulmuş olması. Ultrastar He6, 6GB/sn SATA III arabirimi ve 64 MByte bellek ile donatılmış. Fujitsu Stylistic Q704: Q704, Fujitsu’nun bu fuarda tanıttığı en önemli ürünlerden bir tanesiydi. İş çevreleri için geliştirilen bu Tablet sistemi 12.5 inç ekran ( 1920 x 1080 piksel çözünürlüğe sahip), 4. Nesil Core i7 (Haswell, ULV) işlemci, 256 GByte SSD, 8 GByte bellek ve Windows 8.1 işletim sistemine sahip. Fujitsu Q704 üzerinde bunlara ek olarak klavye Docking Port girişi, 3G/LTE SIM kart girişi ve USB yuvalarına da yer verilmiş. Bir masaüstü sistemi kadar güçlü olan bu Tablet PC, birçok isteği rahatlıkla yerine getirebilecek düzeyde. Knox-App: Samsung Galaxy S5 ile geçen ay oldukça sükse yaptı. 5.1 inç ekran, dört çekirdekli işlemci, 16 MP kamera ve suya dayanıklı kasaya sahip olan Galaxy S5, en çok Knox yazılımı ile ön plana çıktı. Blackberry’e cevap niteliğinde olan bu uygulama iş hayatı özel hayattan ayırıyor. Telefon iş moduna geçtiğinde, farklı bir arayüz ve belli başlı uygulamalar çalışıyor. İş verilerine ulaşmak için özel bir tanımlama uygulaması çalışıyor. Bu uygulama Mobile-Device-Management (MDM) yönetmenliğine uygun olması onu güvenli hale kılıyor. Tüm bunlara ek olarak sadece iş uygulamalarının bulunduğu bir uygulama marketi de oluşturulmuş. Blackberry Z3: Blackberry geçti-

58


Freesculpt Pen FX-1 Free: Her ne kadar bir kaleme benzese de o esasında bir 3D yazıcı. Pearl FX-1 Free, bir silikon tabancası gibi çalışıyor. İçini PLA veya ABS baskı malzemeleri ile doldurup, havada çizmeye başlıyorsunuz. Sıcak sentetik madde kalemden akıyor ve hava ile temasa geçtiğinde anında donuyor. Pearl FX-1 Free, iki farklı mod destekliyor. Bunlardan ilki hızlı baskı için taslak modu. Diğeri ise detaylı baskı modu.

ğimiz yıl Z10 adlı ürün ile yeni işletim sistemi Blackberry10’u tanıtmıştı. Bu işletim sisteminin en büyük avantajı iş ve özel hayatını ayırmasıydı. İşletmeler, çalışanlarına Blackberry telefonlar alıp iş uygulamalarını ve maillerini güvenli bir şekilde ayarlıyorlardı. Blackberry Z3 bu alanda çok farklı bir işleve sahip değil. Ayırıcı özelliği ise Z10’a göre çok daha ucuz (Yurt dışında 150 Euro) olması. Dolaysıyla daha geniş bir kitleyi hedeflemesi. 5 inç büyüklüğünde bir ekrana sahip olan Z3, 5 MP kamera, 1.2 GHz dört çekirdekli işlemci ile donatılmış durumda. Samsung Galaxy Note Pro 12.2 ve SignDoc Mobile: SignDoc Mobile, Samsung Galaxy Note Pro 12.2 ile birlikte tanıtılan bir dijital imza uygulaması. Burada Samsung kullanılmasının nedeni, sahip olduğu 12.2 inç ekranı ( 2560 x 1600 piksel çözünürlük) sayesinde A4 kağıt boyutunda olması. S-Pen yardımı ile dokümanları anında imzalayabiliyorsunuz. Galaxy Note Pro 12.2, dört çekirdekli işlemcisi (2.3 GHz), 64 GByte bellek ve 9500mAh’lik pili ile de uzun bir kullanım sunuyor.

Lenovo IdeaPad Yoga 2 Pro: Hem tablet hem de dizüstü sistemi. Microsoft’un standında bu yeni nesil ürünler oldukça fazla ilgi gördüler. En çok ilgi gören cihaz da kuşkusuz Lenovo IdeaPad Yoga 2 Pro oldu. 13.3 inç büyüklüğünde bir ekrana sahip olan bu dizüstü sistemi 3200 x 1800 piksel çözünürlüğüne ulaşıyor. Ekranı 360 derece dönebiliyor ve 15 mm inceliği ile fark yaratıyor. Intel Haswell işlemcisine sahip olan bu ürün, 8 GByte bellek, 512 GByte SSD, Bluetooth 4.0, WLAN-n, HDMI ve USB 3.0 gibi donanım birleşenlerine de sahip.

Linksys WRT1900AC: Linksys, büyük başarı elde ettiği WRT serisini yeniledi. WRT1900AC, 802.11ac teknolojisini destekleyen, dört antenli ve çift çekirdekli ARM işlemcisi ile oldukça yüksek bir performans sunuyor. Bu ürün 5 GHz bandında (IEEE 802.11ac) saniyede 1.3 GBit’lik bir veri iletim hızına ulaşıyor. 2.4 GHz bandında bu değer 600 MBit/sn. Cihazın üzerinde Gigabit Wan Port’unun yanı sıra, dört adet Gigabit LAN, USB 3.0, USB 2.0 ve eSATA girişleri de unutulmamış.

TP-Link TL-WPA4230P KIT: WPA4230P, WLAN teknolojisine sahip olan ve elektrik hattını kullanan bir Powerline adaptör kiti. İki adet üründen oluşan bu kit, elektrik hattından saniyede 500 MBit veri taşıyabiliyor. Ürün aynı zamanda 802.11n teknolojisi yardımı ile bu verileri saniyede 300 MBit ile kablosuz olarak da aktarabiliyor. Ürünün diğer bir özelliği Wi-Fi Clone tuşu sayesinde kablosuz ağı otomatik olarak kurabilmesi. SSID ve kablosuz Router’in şifresini otomatik olarak alabilen TP-Link, saniyeler içinde yeni ağ kurulumunu tamamlıyor.

59


donanım

BT Günlüğü Test Merkezi, bundan böyle her ay yeni çıkan ürünleri mercek altına alıyor. Deneyimli bir kadro ile özellikle mobil hayatın inceliklerine parmak basacak olan BT Günlüğü, sunuculardan tutunda basit bir cep telefonuna kadar düşünebileceğiniz her türden ürünü sizlere anlatmak ve açıklamak için çabalayacak. Eskiden kurumsal ve son kullanıcı olarak iki ayrı ürün grubu pazarı bulunuyordu, fakat son yıllarda bu pazar ayrımı yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Kurumsal pazara hitap eden ürünlerin çalışan kullanıcılar için tasarlandığı bir gerçek. Ama şunu da unutmamamız gerekiyor her kurumsal kullanıcı aynı zamanda bir son kullanıcı ve birçok çalışan kendi özel teknolojik cihazını aynı zamanda işyerinde de kullanıyor. Yapacağımız ürün incelemelerindeki amacımız ise siz değerli okuyucularımıza satın alma kararı konusunda yardımcı olmak. Bu konuda aklınıza gelebilecek herhangi bir soruyu istediğiniz zaman bizlere sorabilirsiniz. E-Posta adresimiz info@btgunlugu.com. 60


ASUS PA248Q ProArt Profesyonellerin Yeni Tercihi

Sıra dışı tasarım ve ergonomi. Çeşitli fonksiyonlarla zenginleştirilmiş ve kalibrasyonu yapılan IPS ekranı ile birçok isteği karşılıksız bırakmıyor. Profesyonel kullanıcılar için tasarlanan Asus PA248Q ProArt inceleme altında. Asus, profesyonellerin ihtiyaçlarını karşılamak için oldukça gelişmiş bir ürün geliştirdi. Asus PA248Q ProArt olarak adlandırılan bu ürün birçok fonksiyon ve IPS panel ile donatılmış. Buna ek olarak D-Sub-, DVI-D ve DisplayPort çıkışları ile birlikte 4 adet USB 3.0 girişi yer alıyor. Asus PA248Q ProArt’in diğer bir önemli özelliği ayarlanabilir olması. Bu ürünün yüksekliği (maksimum 53, minimum 43 cm) ekstradan 10 cm yukardan aşağıya ayarlanabiliyor. Yatay olarak 120 dereceye kadar dönebilen bu ürün -5 ile 20 dereceye kadar da eğilebiliyor.

Teknik Özellikler Ekran: 24 inç (1920x1200 IPS) Parlaklık: 300 cd/m2 Tepki Süresi: 6 ms Boyut: 557x416x235 mm Ağırlık: 6.4 kg Bağlantı: HDMI 1.3, DisplayPort, D-Sub, DVI-D, 3,5 mm ses, USB 3.0

Parlaklık ve Renk Doğruluğu

ASUS PA248Q ProArt, yatay, dikey ve yükseklik boyutlarına ve çeşitli açılara göre ayarlanabilmesi önemli bir artı. Üzerinde bulunan dört adet USB 3.0 girişi gerçekten iyi düşünülmüş bir özellik. OSD menüsüne rahat ve kolay ulaşılabilmesi de göz ardı etmemek gerekiyor. Yine de Monitör denildiğinde, esas önemli olan resim kalitesi. ASUS PA248Q ProArt işte bu alanda oldukça iddialı. Ürünün parlaklığı ve keskinliği çok başarılı. Renk doğruluğunda, benzer profesyonel monitörlerle kıyasla çok az bir sapma (7.5 dE, standardı 5dE olması gerekiyor) var. Yine de bu ciddi bir eksi olmadığını söylemeliyiz.

Sıra geldi ürünün parlaklık ve renk performansına. Asus PA248Q ProArt ilk açıldığında, oldukça keskin, kontrastı yüksek ve renk dağılımının etkili olduğu bir modda açılıyor. 24 inç büyüklüğündeki IPS panel ve 1920x1200 çözünürlük, 70 cm mesafede pikselleri kullanıcılara göstermemesi Asus’un çok kaliteli bir iş yaptığını gösteriyor. Ayrıca 178 derecelik görüş açısı ürüne ciddi bir avantaj katıyor. Yaptığımız testeler Asus’un verdiği 300 cd/m²’lik parlaklık değerinin tuttuğunu gördük. Çeşitli noktalarda yaptığımız ölçümlerde kenarlarda 274 cd/m² orta bölümlerde 309 cd/m²’lik parlaklık değerleri elde ettik. Dolaysıyla Asus PA248Q ProArt, %10’luk bir sapma görebildik. Renk sıcaklık değerlerine baktığımızda 6500 Kelvin olması gereken D65 değeri, 6597 Kelvin olarak ölçül-

dü. Bunun anlamı parlaklık ve renk sıcaklığından elde edilen renk doğruluğunun benzer ürünlerle kıyasla çok daha başarılı olduğunu söylemeliyiz. Buradaki sapma izin verilen değerin çok az üstünde.

Uzun lafın kısası. Asus PA248Q ProArt, her ne kadar profesyonel klasmanda yarışsa da her türlü kullanıcıya uygun bir ürün olduğunu söylemeliyiz. Benzer ürünlerle kıyasla fiyat/performans oranı ile de ön plana çıkıyor. Sağlam kasası, ergonomisi ve teknik değerlerine de baktığımızda oyun severlerinin de tercih edeceği bir ürün olduğu aşikâr.

61


donanım

Huawei Ascend G610 Uygun Fiyat/Performans

Ülkemizde sadece Vodafone tarafından satışa sunulan Huawe Ascend G610, 5 inç ekranı ve uygun fiyatıyla dikkat çekiyor. Vodafone’dan tarifinize ek ücretlendirmenin yanı sıra doğrudan da alabileceğiniz Ascend G610’da 4 çekirdekli 1.2GHz’lik işlemci, 1GB RAM ve 4GB dahili depolama alanı bulunuyor. Android 4.2 Jelly Bean işletim sistemini kullanan telefonun 2 farklı renk seçeneği bulunuyor. Makul fiyatı ve ödeme seçenekleriyle sunulan Ascen G610’de 960x540 piksel çözünürlüğünde 5 inçlik ekran görev yapıyor. Telefonda kullanılan malzeme giriş üstü ve orta sınıf için yeterli seviyede olduğunu söyleyebiliriz. Genel olarak plastik malzemenin kullanıldığı telefon ele rahat oturuyor ve kullanımı oldukça kolay. Huawei Ascend G610’un arka bölümünde LED Flaşla desteklenen kamera ön bölümündeyse VGA çözünürlüğünde kamera yer alıyor. MediaTek’in

Teknik Özellikler Ekran qHD 5 inç IPS LCD İşlemci 4 çekirdekli 1.2 GHz MediaTek MT6589 Grafik İşlemcisi PowerVR SGX544 Bellek 1GB RAM Depolama 4GB dahili / 32GB’a kadar microSD Kamera 5 MP arka / VGA Ön Batarya 2150 mAh İşletim Sistemi Android 4.2 Jelly Bean Boyutlar 142 x 73.6 x 9.9 mm Ağırlık 170 g

4 çekirdekli 1.2GHz’lik işlemcisi ve PowerVR SGX544 grafik işlemcisiyle desteklenen telefonun performansı sınıfı için yeterli seviyede. Sentetik test programlarından orta seviye sonuçlar elde eden Ascend G610, 4GB dahili depolama alanın yanı sıra microSD kart desteği sayesinde 32GB’a kadar arttırılabilir depolama alanı sunuyor. Vodafone kullanıcısıysanız ya da hem düşük fiyatlı hem de performanslı bir telefon arıyorsanız Huawei Ascend G610, 5 inç geniş ekranıyla beklentilerinizi karşılayacak düzeyde.

Kingston Data Traveller G4 16G USB 3.0 Destekli Bellek Çözümü

Kingston’un dördüncü nesil DataTraveler modeli olan Data Traveller G4 modeli USB 3.0 desteği sayesinde çabuk ve kolay bir şekilde müzik, video ve dokümanlarınızı aktarabiliyor. Pratik ve sade tasarımıyla Kingston’un diğer modellerinden ayrılan Data Traveller G4 ailesinde 8GB’dan 128GB’a kadar seçenekler mevcut. Data Traveller G4 modelleri kapasitesine göre renklerle farklı renklerle sınıflandırılmış. 8GB’lık model sarı, 16GB mavi, 32GB kırmızı, 64GB eflatun ve 128GB yeşil renginde. Test merkezimize konuk olan modelse Data Traveller G4’ün 16GB’lık modeli. Kolayca taşımanız için tasarlanan Data Traveller G4’ün arka bölümü halka şeklinde tasarlanmış. Ön bölümdeki kapağın altındaysa USB 3.0 bağlantı noktası bulunuyor. USB 2.0 desteğine de sahip olan Data Traveller G4, geriye dönük uyumlu tasarlandığı için sürücü değiştirmenize gerek kalmadan hem USB 3.0 hem de USB 2.0 cihazlarda da çalışabiliyor.

Teknik Özellikler Sürücü USB 3.0 Kapasite 16GB Boyutlar 55 x 21 x10.1 mm

62

Kullanışlı yapısıyla dikkat çeken Kingston Data Traveller G4, performansıyla göz dolduruyor. Günlük ve iş kullanıma uygun yapıdaki USB bellek, kolayca veri alışverişi ve depolama için kullanılabilir. Ayrıca Kingston, Data Traveller G4 serisi modellerine 5 yıl garanti ve teknik destek hizmeti sunduğunu da belirtelim. Kolay kullanıma sahip hızlı bir flaş bellek arıyorsanız Kingston Data Traveller G4’ü göz ardı etmeyin.


Lenovo Miix 2 8

Tablet PC’lerin Yeni Efendisi Lenovo’nun yeni Tablet PC’lerinden biri olan Miix 2 8 Windows 8.1 işletim sistemi ve Intel Atom işlemcisi ile dikkatleri üzerine çekiyor. Bay Trail kod adı verilen bu işlemci türü eski nesil Atom işlemcilere nazaran daha yüksek performans ve pil ömrü sunmak için üretilmiş. Lenovo Miix 2 8 üzerinde kullanılan işlemcinin kod adı ise Atom Z3740. Bu işlemci dört çekirdekli ve performans açısından rakiplerine göre bir gömlek daha üstün. 2 GB belleğe ve 32 GB depolama birimine sahip olan Miix 2 8 Yapılan Benchmark testlerinde yüksek performansı ile göz dolduruyor ve aynı kategorideki ürünlere fark atmasını biliyor. Tablet PC dediğimizde aklımıza takılan performans dışındaki konulardan bir tanesi de batarya ömrü. Bu yeni ürünün pil süresi 10 saatin üzerinde. Ürünün aynı kategorideki rakiplerinin ise 7 ila 8 saat civarında bir performans sergilediğini belirtmeliyiz. Bu başarının altında ise işlemcinin TDP değeri yatıyor. Lenovo Miix 2 8 üzerinde kullanılan işlemcinin TDP değeri 2 watt. Rakiplerde ise bu değer 2.2 watt olarak karşımıza çıkıyor. Ürünün 8 inç ekranı 1280 x 800 piksel çözünürlükte. iPad mini Retina’nın 2048 x 1538 ekranı düşünüldüğünde bu çözünürlük biraz düşük kalıyor fakat bu küçüklükte bir ekran için yeterli bir çözünürlük. Bu çözünürlükte bir Tablet e-reader olarak kullanılmak için de ideal. Yüksek çözünürlükteki ekranlarda okuma yapmak için zum özelliğini kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Hemen belirtelim ekranın IPS desteği bulunuyor. Bu hem görüntü açısı hem de dayanıklılık açısından iyi bir özellik. Lenovo Miix 2 8’in boyutlarına baktığımızda 7.87 mm kalınlığında olduğunu görüyoruz. Ağırlık ise 340 gram. Bu değerler ile ürünün ergonomik açıdan başarılı olduğunu söylemeliyiz. Rakiplerin bu inceliği yakalamaları için bir süre daha zaman ihtiyacı var. Bunların yanı sıra uygun bir fiyat ile ürünün yanında Flip Cover

Teknik Özellikler İşlemci Intel Atom Z3740 Processor (1.33GHz 2MB) İşletim sistemi Windows 8.1 32 Ekran 8 inç HD 1280 x 800 WXGA Bellek 2GB LPDDR3 Depolama 32 GB İletişim Bluetooth 4.0, WiFi 802.11 b/g/n Ses Stereo hoparlör Boyutlar 214.88 x 131.82 x 7.87 mm Ağırlık 340 gram Kamera 2MP ön/ 5MP arka Bağlantı Micro-USB, Micro SD, ses girişi

ve kaleme de sahip olabiliyorsunuz. Bu sayede ürünü farklı açılarla da kullanmanız mümkün oluyor. Gelelim işletim sistemine. Windows 8.1 ile birlikte gelen ürün bu açıdan iş kullanıcıları için büyük bir avantaj sunuyor. Bunun yanı sıra ürün ile birlikte Microsoft Office Home & Student 2013 yazılımı da ücretsiz geliyor. Gelişen Windows Mağaza ile birlikte Tablet PC başarısı her geçen gün artan Windows’un bu tarz bir cihaz üzerinde konumlandırılması gayet iyi olmuş. Performans açsından bizden tam not alan Lenovo Miix 2 fiyat açısından uygun bir değerde bizlerin beğenisine sunulmuş durumda.

63


donanım

Nokia Lumia 1320

Uygun Fiyatlı Phablet Çözümü Lumia ailesinin yeni üyesi Lumia 1320, Nokia’nın ilk phablet telefonu Lumia 1520’nin kardeşi olarak adlandırabiliriz. Pek de küçük sayılmayan Lumia 1320, Lumia 1520’den daha düşük özeliklere sahip. 6 inç boyutundaki 720p çözünürlüğünde ekrana sahip Lumia 1320, Microsoft’un Windows Phone işletim sistemini kullanıyor. Daha büyük ve daha geniş ekranda Windows Phone deneyimi isteyen kullanıcıların ilgisini çekebilecek olan Lumia 1320’de, Qualcomm’un 1.7GHz’lik çift çekirdekli Snapdragon S4 yongaseti ve Adreno 305 grafik yongası görev yapıyor. 4G LTE desteğine de sahip olan telefonun arka bölümünde LED flaşlı 5 mega piksel, ön bölümündeyse VGA çözünürlüğünde kamera bulunuyor. 8 GB dahili depolama alanıyla gelen telefonun depolama alanı MicroSD kart ile 64GB’a kadar çıkartılabiliyor. 1GB bellekle desteklenen Nokia Lumia 1320’nin

Teknik Özellikler Ekran 720p çözünürlünde 6 inç IPS LCD İşlemci Çift çekirdekli 1.7GHz Snapdragon S4 Grafik İşlemcisi Adreno 305 Bellek 1GB RAM Depolama 8GB dahili / 64GB’a kadar microSD Kamera 5 MP arka / VGA Ön Batarya 3400mAh İşletim Sistemi Windows Phone 8 Boyutlar 164.2 x 85.9 x 9.8 mm Ağırlık 220 gram

sarı, beyaz, siyah ve kırmızı olmak üzere 4 farklı renk seçeneği bulunuyor. Luma 1320, kullanıcılarına 6 inç boyutundaki ekranı sayesinde tablet ve telefonun birleşimini sunuyor. Nerdeyse Lumia 1520’nin yarı fiyatına satılan Lumia 1320, şuan piyasada yer alan tek uygun fiyatlı Windows işletim sistemli phablet telefon. Cüzdanınızı fazla zorlamadan büyük ekranda Windows Phone deneyimi yaşamak istiyorsanız, Lumia 1320 aradığınız telefon olabilir.

Seagate Backup Plus Portable USB 3.0 1TB Sosyal Ağlara Özel Depolama Çözümü

Seagate’in yeni ürünü olan Backup Plus Portable verilerini koruma altında tutan, yedekleyen ve sosyal ağlarda aktif rol üstlenen kullanıcılar için tasarlandı. Yedeklenen veriler Facebook, Flickr ve Youtube’da hızlı ve kolay bir şekilde gönderilebiliyor ve Facebook ile Flickr’ın içerikleri anında yedeklenebiliyor. Üründe bulunan Seagate Dashboard uygulaması ile tüm bunları rahatlıkla yapılabiliyor. Bu yazılım aynı zamanda verileri koruma altına da alabiliyor. Uygulamanın içinde bulunan Seagate Cloud Storage Service sayesinde de verileri bulut’a yedekleyebiliyorsunuz. Seagate kullanıcılarına bir yıl ücretsiz olmak şartı ile 4 GByte’lık ekstra bir yedekleme alanı sunuyor. Seagate Backup Plus Portable’in iç dünyasında Momentus Spinpint M8 adlı bir disk bulunuyor. 5400 rpm döngü hızına sahip olan bu disk 1 TByte’lık bir kapasiteye sahip. USB 3.0 teknolojisini destekleyen bu ürün istenildiğinde arabirimleri değiştirilebiliyor. Ucundaki parça değiştirilip (opsiyonel) eSATA ve Thunderbolt teknolojilerine adapte edilebiliyor. Yaptığımız testlerde Seagate Backup Plus Portable’in oldukça sessiz olduğunu gördük. 100 MByte’lık okuma ve yazma performansı da gayet iyi. Buna karşın ürünün zaman zaman az ısındığını söylemeliyiz. Arabirimlerin değiştirilebilmesi müthiş güzel bir özellik. Bu sayede ürünü istediğiniz gibi adapte edebiliyorsunuz.

64

Teknik Özellikler Kapasite 1 TByte Arabirim USB 3.0 Boyut 123x81x14 mm Ağırlık 224 gr Tür Harici


TP-LINK M5250 3G Wi-Fi Mobil Router 3G Mobil Yönlendirici

TP-LINK, ödüllü ürünü olan M5350’nin daha uygun fiyatlı yeni modelini de geçtiğimiz günlerde kullanıcıların beğenisine sundu ve bizde ürünü inceleme şansı bulduk. TP-LINK M5250, modem gerekmeden 3G interneti kablosuz olarak 10 kişiye kadar paylaştırmayı sağlıyor. Küçük boyutu sayesinde her yere taşınabilen ürün, böylece başta seyahatler olmak üzere her yerde 3G ile kablosuz ağ kurmaya olanak veriyor. 2000mAh gücünde pili sayesinde 7-10 saat elektriğe bağlı olmadan çalışabilen ürün, yine bu pili sayesinde USB girişinden akıllı telefon ve tablet bilgisayarlara bağlanılarak bu cihazları şarj edebiliyor. Yüksek hızlı mobil Wi-Fi desteği TP-LINK M5250, diğer model olan M5350 ile aynı tasarıma sahip. Denizin aşındırdığı taşlara benzer tasarımı nedeniyle ‘çakıl taşı’ olarak da adlandırılan ürün, avuç içine rahatlıkla sığabilen şekilde tasarlanmış. 21.6Mpbs indirme,

5.7Mbps yükleme hızına sahip olan TP-LINK M5250, HSPA+ 3G genişbant bağlantıyı destekliyor. Böylece hızlı ve kesintisiz bir internet bağlantısı sağlayan ürün ile birden fazla kişi (10 kişiye kadar kablosuz ağ desteği sunuyor), online oyun oynamaktan video indirmeye kadar farklı uygulamaları, hızlı bir şekilde yapabiliyorlar. Cebe sığabilecek kadar küçük boyutta tasarlanan ürünün (94 x 56.7 x 19.8 mm boyutlarında), mikro SD kart girişi de bulunuyor. Böylece harici depolama birimi görevi de görebilen M5250, ürüne takılan mikro SD kart ile aynı zamanda SD kart okuyucu olarak da kullanılabiliyor. Teknik Özellikler Hız HSPA+ bağlantı desteği ile 21.6Mbps indirme, 5.76Mbps yükleme Batarya 2000mAh dahili pili Şarj USB bağlantı noktası üzerinden MikroSD kart yuvası var Boyutlar 94 x 56.7 x 19.8 mm

WD My Passport Essential Kompakt Kapasite Canavarı

Teknik Özellikler Kapasite 2 TByte Arabirim USB 3.0 Boyut 111x82x21 mm Ağırlık 230 gr Tür Harici

Western Digital depolama alanında yeni standartlar getirdi. Yeni ürünü olan My Passport Essential, tam 2 TByte’lık bir depolama alanını oldukça ergonomik bir yapıya sığdırmayı başardı. 111x82x21 mm büyüklüğünde ve 230 gr ağırlığında olan bu yeni ürün, her türlü cepte rahatlıkla taşınabiliyor. USB 3.0 teknolojisi ile donatılmış olan My Passport Essential, her biri 500 GByte depolayabilen ve 5400 rpm (döngü hızına) hızına ulaşabilen 4 adet manyetik plakaya sahip. Ürünü farklı kılan diğer bir özellik yedekleme yazılımı ile verileri yedeklemesi ve donanım bazlı şifreleme sayesinde bu verileri güvenli halde tutması. Yaptığımız testlerde My Passport Essential ‘ın yazma ve okuma performansının oldukça iyi olduğunu gördük. Rastgele okuma ve yazma testlerinde saniyede 85 Mbyte’ı gördüğümüzü söylemeliyiz. Normal yazma ve okuma testlerinde bu değer 115 MByte/sn’ye çıkabiliyor. Bunun anlamı, bu ürünün 7200 rpm’lik ürünlerin performans değerleri ile kafa tutması. Piyasada bu değerlere ulaşan ürünlerin çok az olduğunu belirtmeden edemeyeceğiz. Buna karşın veriye ulaşma zamanı ortalamayı geçemiyor. My Passport Essential, okumada bir veriye ulaşmak için 18 ms’ye ihtiyaç duyuyor. Yazmada bu değer 23 ms. Üründe beğendiğimiz bir özellik ise, oldukça sessiz olması ve plastik kılıfına rağmen neredeyse hiç ısınmaması. En büyük eksisi ise, her yeni üründe olduğu gibi fiyatının piyasa beklentilerinin üstünde olması.

65


editör

Sosyal Ağlardan Sosyal Ticarete Çalışanların motivasyonlarını yükseltmek, yeni iş modelleri oluşturmak, müthiş fikirler yaratmak ve müşteri ile başarılı bir etkileşim sağlamak. Sosyal Media, birçok kuruluş tarafından, tüm bunları sağlamak için bir gizli silah olarak kullanılmaya başlandı. Bir işletmede sosyal medya kullanımı üç temel esasa göre yapılıyor. İlki aynı işletmelerdeki çalışanların, birbirleriyle daha sıkı bir işbirliğinde çalışabilmeleri için. İkinci kullanım alanı ise, iş ortakları ve müşterilerle sıkı bir etkileşim kurmak. Son olarak, en çok bilinen Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda yer almak ve buralarda da müşteri analizleri gerçekleştirmek. İşletmelerdeki sosyal medya entegrasyonu, müşteri ve iş ortaklarının iç ve dış haberleşmelerini daha iyi bir seviyeye getirip arttırıyor. İşletmeler daha yenilikçi oluyorlar ve karar verme süresi de kısalıyor. Firma çalışanları çok daha rahat haberleşebildikleri için iş süreçleri farklı bir seviyeye taşınmış durumda. Bu konu hakkında yapılan araştırmaya göre, CEO’ların %57’si, sosyal ticarete öncelik veriyor. Durum böyle olunca sosyal medyanın önemi de her geçen gün artıyor.

Enterprise Social Software’in Yükselişi ESS olarak adlandırılan kurumsal sosyal uygulamalar günümüzde çok az kullanılıyor. Fakat uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda bu uygulamalar inanılmaz derecede kullanım oranını arttıracak. Öyle ki bu alanda 2017 yılında % 22.3’lük bir artış bekleniyor. Hatta 2016 yılında büyük işletmelerin yarısının Facebook benzeri uygulamaları kendi şirketlerinde kullanacakları tahmin ediliyor. IBM bu alanda, % 14’lük bir pay ile öncü kuruluşlardan biri. İkinci sırada % 10’luk bir pay ile Jive yer alıyor. Microsoft Yammer ve Salesforce bu iki şirketin arkasından geliyor. Neticede ESS, önümüzdeki yıllarda iyi bir pazar değerine ulaşacak. Salesforce’un verilerine göre Chatter, 2012 yılından bu yana % 1118 büyüdü. IDC’nin verilerine göre sosyal medya uygulamaları bir önceki yıla göre % 80 artmış durumda. ESS’i kullanmak için önemli iki neden var. Bunlardan birincisi sosyal veri akışını kontrol altında tutmak. İkincisi ise, analiz uygulamaların ve Big Data entegrasyonu ile işletmelerinin yönetilebilirliğini ve haberleşmesini bir üst noktaya taşımak. Anlaşılan önümüzdeki dönemde sosyal medya entegrasyonu oldukça ilginç bir hal alacak. Bu geçişi sağlayacak olan firmalar yeni iş alanları açmakla kalmayacak, müşteri memnuniyeti, çalışan memnuniyeti ve cirolarında yükselmeler olacak.

66

Ecevit BIKTIM

Yayın Danışmanı ecevit@btgunlugu.com


BT Günlüğü Nisan 2014  

Kasım 2013 tarihinde yayın hayatına başlayan aylık BT Günlüğü dergisi İçeriğiyle kurumsal yazılım, donanım ve ICT pazarını hedefliyor. Kurum...