Issuu on Google+

"YAYlNLARI


V Yayınları

• Birinci Basım:

Şubat:

1989

VERSO A.Ş. Konur Sok. No : 13/7 Kızılay/ANKARA Tel: 125 11 80

Ofset Hazırlık

:

VMS

Kapak : VE Reklam FERYAL matbaacıhk san. ve lic. ltd. şti.

·

tel

:

229 36 96 · 230 80 61 -ANKARA


ROSA LUXEMBURG SiYASAL YAZlLAR (1917-1918)


Oeuvres ll (ccrits politi4ues 1917-1918) petile collection maspero 41 Paris, 1971


ROSA LUXEMBURG

SiYASAL YAZlLAR Çeviren: Zafer Üskül


İÇİNDEKlLER Giriş

1. 2. 3. 4. 5.

6. ·

7. 8.

9.

10. 1 ı.

Rus Devrimi Üzerine . . ... . . . . . . . . . . . . . . 2 1 Rusya'da Devrim . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 24 Rus Sorunları . .. 29 Yaşlı Köstebek .. .. . 32 lki Paskalya Mesajı .. . . 41 Tarihsel Sorumluluk . . 46 Rus Trajedisi . . .. . ; . 52 Rus Devrimi 6ı Savaş, ve Ulusal Sorun ve Devrim Ü zerine Parça ......: ........... 97 Programımız ve Siyasal Durum . . . 107 Berlin'de Düzen Hakim . . . . . . . . . . . . . . 1 3 4 ..............

.....

.....

..........

....

...

.......

.....

..

............

...........

.... .. .. .. ...

.

....

.. .... .. .

..............................

.


Giriş ı Rosa Luxemburg'un bu kitapta sunulan yazılannın seçimi tek ve aynı konuya yönelmektedir: Devrim. Derleme, uzunluAu eşit olmayan üç parçaya ayrılmaktadır; Rosa Luxemburg'un anlat­ maya ve çözümlerneye çalıştıAı olay - Rus Devrimi -, soma dev­ rim kuramını gözden geçirmesine, zenginleştirmesiıle uygun bu olay Uzerine düşünceler ve son olarak - tQm bu çözümleyici uA­ raşların balı - Alman Devrimi stratejisinin geliştirilmesi. Ta­ rihsel kaynaklar oluşturan bu yazılar, her şeyden önce kuram­ sal deAere sahiptir. Elbette, yukanda anılan bölümlernede tüm olarak gerçekten ayn olmayan, birbirinin içine girmiş anlar vardır. Bununla bir­ likte, bir olgu, altı çizilmeye deler: Rosa Luxemburg'un Rus Devrimi üzerine yazdılı ilk makaleler Mart-Mayıs 1917 tarih­ leri arasında sıralanmaktadır. Sonra Spartakas'Un Mektupla­ n'nın (les Lettres de Spartakus) içinde, "Tarihi Sorumluluk" başlılım taşıyan ve Ocak 1918'de yayınlanan Alman-Rus Mü­ tarekesi üzerine bir makale sunmaktadır. Makalenin başlıAı, ta­ rafı ve konuyu çok açık göstermektedir: Alman proletaryası­ nın sorumluluAu. Rus Devrimi üzerine dikkatini b u türden yo­ Aunlaştırmayı bıraktı. Çözümlemesine, bu kez açıkça eleştirel olmak üzere, Ekim 1918'de yayınlanan "Rus Trajedisi" ve o dönemde yayınlanmayan, tamamlanmamış ünlü Rus Devrimi Ozerine kitabıyla yeniden başladı. Neden bu bekleyiş? Onun için temel olan Şubat Devrimi'ydi ve Ekim Ayaklanması onun uzan-

9


tısı mıydı? Tüm dikkatini Almanya'nın hareketsizli�ine ve� ha genel olarak uluslararası dur uma yo�unlaştırmışa benzemek­ tedir. En azından, özkaynakçasından çıkan budur"'. Bunun yanında, fiziksel ve ruhsal sa�lı�ı üzerine çok olumsuz etki eden hapsedilme koşullarında ortaya çıkan de�işikli�i de göz önün­ de tutmak gerekir. Gerçekten, Rosa Luxsemburg, Temmuz 1916'da "önlem" olarak, yani belirli bir salıverilme umudu ol­ maksızın, hapsedildL lik hapsedildi� Wronke'den başlayarak, dış dünyayla haberleşme konusunda güçlükler le karşılaştı. Güç­ lükler iki yönde ortaya çıkmaktaydı: Kendisine gelen yazılar san­ sür edildi�inden bilgi cinırice veriliyordu; mektupları da dene­ tim altında oldu�undan yazdıklarını dışarıya çıkarmakta güç­ lüklerle karşılaşıyordu. Temmuz 191 7'de Breslau'ya (Wroclaw) aktanldıktan sonra bu durum daha da a�ırlaştı, orada maddi koşullar daha az katlanılır türdendi. Rusya' dan gelen haberler kıtlaşmaktaydı, çünkü devrim salgını korkusu bilgi dolaşımın­ da ortaya çıkıyordu. Yılgınlık izleri taşısalar da, Rosa Luxemburg'un Rus Devri­ mi Uzerine yazdı�ı yukarıda belirtilen son iki yazı, dostlarına yazdı�ı mektuplarda açıkladılı harekete geçme sabırsızlılını yine de göstermektedir. Rosa, Brest-Litovsk Barışı'na ek sözleşme­ ye karşı bir başka makale yazdı; ancak "Rus Trajedisi"nin özü­ ne itirazlar ileri sürmüş olan Spartakas'an Mektuplafi'nın re­ daktörleri (Paul Levi, Meyer, Levine) bunu yayınlamayı red­ dettiler. Rus Devrimi Uzerine yazıları yayınlamayı kabul etme­ lerinin nedeni bu fikir çalışmasının Alman Devrimi'ne hizmete yönelik olmasıydı. ·

Bu fikir, ''Program Üzerine Söylev''de (Discours sur le prog­ ramrne) biçimlenir, somutlaşır. Bu çalışmada "DoAu"da ne ol­ du�unu çözümlemez artık, eylemine, Alman Devrimi'ne anlam kazandıran şeyi çözOmler. Derleme, Rosa'nın yazdılı ve tamam­ lanan eylemin bilançosunu çıkaran makalesiyle son bulmaktadır.

(1)

ıo

J adviga Kaczan owska, "Bibliografi ap ierwodrukow Rozy l.uxemburg" , Z Pota Walki, 1962, N o: 3, 161-226.


Sonuçta, bu basımın amacı, Rosa Luxemburg'un 1917-1919 yılları arasında yazmış oldu�u yazıların yayınlanması de�ildir. Söz konusu olan daha çok iki parçadan - Rus Devrimi, Alman Devrimi - oluşan bir es�rdir. Bu derlernede yer alan yazıların büyük bölümü Fransızca'da daha önce yayınlandı. Ancak bun­ lar bazıları tamamlanmayan birçok broşüre da�ılmıştı. Sözcük­ lerin anlamı işçi hareketi tarihinin gelişimiyle belirlendi�inden, terminoloji de�işikliklerini de dikkate almak gerekir. Bu neden­ le, elinizdeki kitapta yer alan yazılar, Gilbert Badia'nın çevir­ di�i son yazı dışında, orijinal metinlerden yeniden çevirilmiştir. Fransız okuyucunun artık iyi tanıdı�ı önemli metinlerden bi­ risine özgü güçlükleri gösteren ve üzerinde durulması gereken bir nokta var: Rus Devrimf' yazısının ve bunun eki olarak yer alan parçanın tarihi. Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg'­ un öldürülmesinden sonra Alman Komünist Partisi'nin yöne­ ticisi olan Paul Levi 1922'de yukarıda belirtilen parçanın ilk bas­ kısını Rus Devrimi adıyla yayınladı. 1927-1928'de Francfort­ sur-le-Main Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Berlin'­ de, eski militanlar arasında, Spartakist Devrim'i izleyen baskı döneminde saklanmış olabilecek belgeleri bulmak için bir so­ ruşturma yaptı. Bu soruşturmanın sonuçlarından birisi Rosa Lux­ emburg'un 104 sayfa elyazmasının bulunması oldu. Bu elyaz­ maları, Paul Levi'nin yayınladı�ndan daha tam ve daha ger­ çek olan Rus De vrimi ve Savaş, Ulusal Sorun ve Devrim Ozeri­ ne Parça idi. Bu durumda, bu parçanın yerinin neresi oldu�u sorusu ortaya çıkıyordu.Bu parça, Rosa'nın hapishanedeyken yazmayı tasarladı�ı. savaşan ülkelerin sosyal demokrasisi Uze­ rine bir kitabın bir bölümü müydü yoksa Spartakas'ün Mek­ tuplan için yazılmış bir makale miydi? Metnin tonu ikinci var­ sayımı zayıflatmaktadır. Emst Meyer'in varsaydı�ı gibi, 1915'­ de, savaş sırasında, ilk hapsedildi�inde JuniusbroschUre"ün yeni baskısı için yazdı�ı bir ek miydi, yoksa Rus Devrimi 'nin ulusal

(2)

La Revolution Russe 'ün önceki h askısm a Robert Paris'nin yazdılı ön söz

bü yü k bir il giyl e okun abil ir. Paris, Maspe ro, 1964.


sorun bölümüne bir ek miydi? Daha gerçek olarak kabul edi­ len bu ikinci varsayımdır. Levi niçin parçanın yalnızca bir bölümünü yayınladı? Par­ çayı çotaltınayı üstlenen kişide yazının bir nüshas1 vardı ve Le­ vi bu nüshayı denetlemeden aldı. Gerçekten, Rosa Luxemburg parçayı dostu ve sekreteri Mathilde Jacob'a emanet etmişti, o da dostlanna vermişti ve parça bunlann evinde bulunamamış­ tı111 . Georg Lukacs'a göre, Levi yayına açıkça elverişli olmayan bu metni, AKP'ye ve 3. Entemasyonal'e karşı mücadelede bir araç olarak kullanmak için yayınlamıştır. Mart 1921 eyleminin başarısıziıiından sonra AKP'nin yönetiminden uzaklaştınlan Levi, "bolşevizmin temellerini sarsmak"00 için, Rosa Luxem­ burg'un kuramsal otoritesine sanlmak istiyordu. Bu yayın ge­ niş bir poJemik başlattı. Clara Zetkin ve Warski, Rosa Luxem­ burg'un hapisten çıktıktan ve Alman Devrimi'ne daldıktan sonra Rus Devrimi'ndekine göre tavrını deliştirdilini ileri sürdüler. Bu görüş artık 3. Enternasyonal'de hakim olan görüş oldu. An­ cak tartışma sonuca ulaşmadı: Rosa'mn en yetkili biyografı Nettl, Rosa'nın yalnızca ayrıntıya ilişkin sorunlarda görüş de­ liştirdilini belirtti'". Gerçekte, Rosa gibi Lenin'in de her yazısı karma bir bütün­ dür; yazı bir yergi ise içinde kurarn eksik delildir, söz konusu olan kuramsal bir yapıtsa poJemik bir boyutu vardır . Rosa, ça­ lışmalarına ve özellikle de üslubuna özen gösterme alışkanlılı­ na sahipti. Konumuıda bu özeni gösteremedi, çünkü Alman Devrimi ona başka yükümlillükler getirdi. Sonuc olarak. isa(3)

BUtUn b u bilgile r Felix Weil'den alınmışur: "Einige unverö ffentlicbte Ma­ nuskrip te", Arehivjür die Geschichte des Socialismus und der Arbeiter­

(4)

Geors Lukacs , Histoire et conscience de classe, Paris, Edi tio n de Min uit,

(5 )

Peter Nettl, Roso Luxemburg, Pa ris, Ma spe ro, 1969. Aynca , Rosa Lu­ x emburg'un eslc.i mücadele arkadaş lanndan birisi olan Paul Frö lich 'in Rosa Luxemburl( adlı es erine bakınıı (Paris. Masoero, 1965l.

bewegung,

12

1960.

1928,s.285-298.


retler, geliştifilmemiş paragraf başlıklan vb. içeren bu metni ya­ yınlamayı uygun bulmadı. Metnin bu durumu çevirisini son de­ rece zorlaştırmaktadır. Kelime kelime çeviri doyurucu de�ildir, yorum ise kabul edilebilir de�il. Metnin yayını, yazarının ölü­ münden sonra, yazarına bir tür empoze edildi ve böylece tüm gönüllü olma nitelilini, tüm polemik de�erini yitirdi; çünkü Ro­ sa Luxemburg'un metne yükledi�i işlev bu de�ildi. Alman Dev­ rimi'nde kazandılı deneyler polemik e�ilimlerini, yani broşü­ rün tarihini, yayıolanma olasılı�ım, hatta içeri�ini de�iştirecek nitelikte miydi? Bu sorun çözülmeye çalışıldı ama çözüm asla bulanamadı. Belki de yanlış bir sorun söz konusudur. II Kuşkusuz olan bir şey varsa o da Rosa Luxemburg'un Rus Devrimi'ne gösterdi� tutkulu ilgidir. Rusya'ya gitmek için ser­ best bıraktınlmasını reddetmesine karşın, Rosa Luxemburg, içinden Rus Devrimi'ni tüm militan yaşamı boyunca katılmış oldu�u bir başka devrimci eylemin mantıki uzantısı olarak de­ �erlendirdi. Alman işçi hareketi için ilk kez stratejik ve taktik sonuçlar çıkardı�ı 1905 Devrimi'ne eylemli ol� katılan Ro­ sa, Rus işçi hareketinin organik bir parçası oldu. Çünkü, daha 1906'da, Rosa Luxemburg ve Leo Jogiches-Tyszka tarafından kurulan Polonya ve Litvanya Sosyal Demokrat Partisi (SDKIL), özerk bir parti olarak Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'ne (POSDR) katılmıştı ve Menşevikler'le Bolşevikler arasında ke­ sin böltınrneyi açı�a çıkaran 1912 Prag Konferansı'na kadar da POSDR içinde kalmıştı. Hem Batı'da hem.de Do�u'da mücadele eden Rosa, Rusya'­ da olanlan çok iyi izliyordu ve SPD'nin bilgi kayna�ı oldu. Al­ man sosyal demokratların Rus arkadaşianna karşı duydukları üstünlük duygusunu, Rusya işçi hareketinin Batı'da tasarlanan başlangıç çabalarının çok ötesine gitti�ini göstererek yok etme­ yi kıyasıya denedi. Rosa, göçmen Rus sosyal demokratları kar­ şı karşıya getiren kavga ve uyuşmazlıklarda yadsınamaz bir pay aldı. Herkesten daha iyi tamdılı Bolşevikler'le ilişkileri, 1917

ll


Devrimi'nden çok önce bir dizi delişiklile ulfadı. 1904'de, Le­ nin'in Ne Yapmalı'da açıkladılı örgütlenme ilkelerine, parti an­ layışİna karşı şiddetli bir polemik başlattı. Bu, Rus sosyal de­ mokrasisinin iç mücadelelerinde ifadesini bulan derin siyasal ve kuramsal ayrılıkların başlangıç noktası oldu. Lenin ile Rosa Lu­ xemburg arasındaki uyuşmazlıklar 1907'de Stuttgart Sosyalist Enternasyonal Kongresi'nden sonra dingiııleşti. Bu kongrede Le­ nin Rosa'ya, savaş halinde alınacak önlemler alt komisyonun­ da Rusya'yı temsil yetkisini verdi. Bu, karşılıklı güvenin güzel bir örneliydi. Bu güven 1911'e kadar sürdü ve Enternasyonal'­ de solun biriili denemeleriyle canlı tutuldu. Rosa Alman solu­ nu temsil ediyordu ve Enternasyonal'de saldınya geçen "reformist" akıma karşı bir uzlaşma alanı bulmak her iki ön­ dere gerekli görünüyordu. Ancak, taktik uyuşma kuramsal ayrılıklan ortadan kaldır­ mıyordu: Ulusal sorunda, sermaye birikimi konusunda, örgüt­ lenmede kuramsal ayrılıklar sürüyordu. Bu ayrılıklar 1911'den sonra, Lenin'le Rosa Luxemburg ve özellikle de logiches ara­ sında kişisel çatışma biçimini alarak, bütün şiddetiyle yeniden ortaya çıktı. Ancak, "yalnızca öfke ne kullanılan tonu ne de Rosa Luxemburg'un tepkilerinin şid4,etini haklı çıkarıyor­ du'"". Her iki yandan küfürleşmeler çolaldı. Rosa, "köklü bölücü" olarak suçlayarak, Lenin'i tüm Enternasyonal'e mah­ kum ettirmenin yolunu aradı. Savaş bu aAız dalaşına son ver­ di, ancak kuramsal alanda tartışma Lenin'in Luxemburggil ulu­ sal sorun anlayışının önemli eleştirel çözümlemesinde alevien­ meden önce, belirgin olarak ortaya çıkmıştı. III Lenin ile Rosa Luxemburg'un kuramsal 've siyasal alandaki ayrılıkları savaşla birlikte yok olmanuştı. Gösterilmek istendi­ li gibi kişisel nitelikte olmaktan uzak olan ayrılıklar temelliydi (6)

14

Bkz.: O . Haupt, "Unine, les bolch�viks et la lle hıtemaıionale", Cahl­ ers du Monde Ru.sse et SoviitiQues. 1966, vol. VII. No: 3.s.378-407.


ve iki ayn devrim anlayışında cisimleşecekti. Bununla birlikte, Rosa Luxemburg'un Rus Devrimi'ne karşı yönelttili eleştiriler aniaşılmak istenirse, çözümü zirvedeki tartışmalarda delil, da­ ha çok bir kuramın bu türdeki ilk pratik deneyle karşılaştırıl­ masında aramak gerekir. Rosa Luxemburg için Rus Devrimi nedir? Bu, her şeyden önce "Dolu'ya moral ışık kayııalı" , bir proletarya devriminin ola­ naklıhlının kanıtlanınasadır, ancak kelime kelime alınacak, kop­ ya edilecek bir model delildir. Bununla birlikte, Rus Devrimi'­ ni "yıkma" İıiyeti asla yoktu; Ekim Devrimi'nin yöneticileri gibi enternasyonalist olan Rosa, Sovyet Rusya'yı tehdit eden tehli­ kelerden kurtuluşu Avrupa proletaryasının, özellikle de Alman proletaryasının bilincinin uyanmasmda görüyordu. Rosa'ya göre Sovyet Rusya hatalar üzerine kurulduysa, istendili gibi tamam­ lanmış bir model olarak ortaya çıkmadıysa, bunun nedeni az gelişmişlili, daha da önemlisi yalnızlılıdır. Rus Devrimi'nin öte­ sinde, Rosa Luxemburg'un eleştirisine anlamını veren dünya devriminin perspektifleriydi. Bu eleştiri hangi belirgin noktalara ilişkindi?

- Banş sloganı devrimdydi, çünkü kapitaliznile sosyalizm ara­ sındaki sının çizecek nitelikteydi. Gerçekten, Rusya'da oldulu gibi Almanya'da da savaştan yorgun düşmüş kitlelerin özlem­ lerine denk düşüyordu ve Avrupa'da 1917-1918'de yayılan baş­ kaldırmalann hareket noktası oldu. Ancak, Rosa Luxehıburg için banş, uluslararası proletaryanın eseri olmalıydı. Rosa, Al­ man emperyalimıinin durumunu güçlendiren ve Almanya'da devrimin başarı şanslannı tehlikeye sokan Almanya ile Rusya arasındaki mütarekeye şiddetle karşı çıktı. Dünya devrimi stra­ tejisinde, ayn banş büyük birhataydı ve bunun sorumlululu Bolşevikler'den çok Alman proletaryasına düşüyordu. - Uluslarm kaderlerini tayin hakkı ve ulusal sorun: Sermaye Birikiminde Rosa Luxemburg kapitalizmin en ileri aşamasında ulusal savaşlar olasılılını yadsımaya kadar giderken, Lenin, ilk aşamada balımsızlık mücadelelerinin ilerici bir nitelik alacalı­ nı düşünüyor ve bundan orta sınıflarta (ulusal burjuv� ve köy·�


lülük) bir ittifakın gereklllili sonucunu çıkanrken Rosa Luxem­ burg bunu kabul etmiyordu. Rus Devrimi'nde, Leningil kura­ 1 mın uygulaması Rosa'ya göre 'yalnızca Almanlar'ın durumunun artan ölçüde güçleomesini ve "Rus devrimi topraklanıun" sa­ nlması sonucunu do�uruyordu. Uluslann kaderlerini tayin hak­ kı slogaıu, iktidarı kullanma özlemlerinde yerel burjuvazinin çı­ karlarına denk düşüyordu ve proletaryaıun durumunu ayıfla­ tıyordu.

·

- Tarım sorunu: Rosa Luxemburg'a göre, kentle kıİ' ve pro­ letarya ile köylüler arasındaki zıtlı�ı ortadan. kaldırmak ger�i� yorsa, bu, üretimdeki yerlerinin tekbiçimleııdirilmesini, yeni bir küçük burjuvalar sııufııu yaratmak de�il kolektif mülkiyetİn ya­ ratılmasııu gerektiriyordu! Rosa, Bolşevik Hükümet'in köylü kitlelerin kendili!inden hareketini onaylamaktan başka bir şey yapmadılım düşünüyordu ve daha sonra Georg Lukacs başka bir yolun olasılı�ııu kabul etmedi. Kitlelerin hareketlerini en­ gellemek- bunlann içinde kendisine göre aşın olanları- Lenin'in başta gelen u�raşlarından birisiydi; tarihçi Arthur Rosen­ berg'\ işçilerin Lenin'in öne sürdüJü millileştirme sloganııun daha ötesine gitmek istedikleri sanayi ile bir paralel çizmekte­ dir. Lenin, ilk aşamada, ekonomiyi toplumsaliaştırmaya delil istikrarııu saıiamaya, sınai gelişıninin zayıflıiJıun - buna bir de Dünya Savaşı eklenmişti - içine düşürdüAü durgunluktan çıkar­ maya çalışıyo . rdu. Rosa Luxemburg'un Lenin'e temel eleştiri­ si, tarımda gelecekteki sosyalizme açık yapılar kunnamı ş olma­ sıydı.

Ço�unluktaki Alman Sosyal- Demokratlar'ın Bolşevikter'e karşı sürekli öne sürdükleri kurucu meclisin feshi, demokrasi sorununu ortaya koyuyordu. Rosa Luxemburg bu feshi daha az reddediyar de�ildi. Ç4nkü, ona göre sovyetler, aslında ifa­ desini seçilmiş kurumlarda bulan demokrasinin denetim organ­ larından başka bir şey de!ildi. Georg Lukacs, daha sonra, ku­ rucu meclisin feshi ile buriuva devrimleri sırasında İngiliz ve (7)

11\

Bkz . : Arthur Rosenberg, Histoire du Bolchlrlsme. Paris. Orasset. 1969.


Fransız parlamentolannın radikalleşmeleri arasındaki benzer­ li�i farketmedi�i için onu eleştirdi. Ancak, Alman Devrimi sı­ rasında Rosa, bir kurucu meclis ilkesine karşı mesafeli durmak zorunda kaldı. Bolşevikler'in, iktidarın kullanımında aldıkları yer ona demokrasinin geleceli için çok daha ürküUlcü görünü­ yordu. Proletarya diktatörlü� bir partinin diktatörlü�üne dö­ nüşüyordu ve bu da, Rosa Luxemburg'un gözünde bir burjuva �iktatörlü�ünden, özellikle de teröre dayalı bir diktatörlükten farklı deliJdi. Terör, ttım öbür mücadele biçimleri olanaksız­ lastı�ında son silah olmalıydı ancak<ll. Etkili bir azınlık, ne proletarya diktatörlü�üne ne de olgunlu�a ulaşmış uzun bir dev­ rimci sürecin sonucu olması gereken sosyalizme karar vermeye yetkiliydi. Bu eleştiriterin keskintili gene de Rosa Luxemburg'un ikti­ darın Bolşevikler'ce alınmasına katıldı�nı unutturamaz. Bu Rus Devrimi çözümlemesinden Alman Devrimi için han­ �i pratik sonuclan cıkanvordu? Bivoıuaf Nettl. Rosa'nın muha­ kemesinin tümevarımcı de�il tümdengelirnci pldu�unu; olayla­ rın, kuramını oluşturmasını delil denetlemesine yaradıAını be­ lirtmektedir. Başka bir tarihçi, taktik esneklikten .,Yoksun olu­ şunun üzerinde durmaktadırcoı. Bu tavır, Rus Devrimi'nin Ro­ sa'nın Alman Devrimi'ne bakışı üzerinde yapabilece�i etkiyi önemli ölçüde sınırlamış olmalıdır. Rosa'ya göre, Alman Dev­ rimi yalnızca "Do�u'da parlayan kıvılcımı" korumak için de­ Ait, aynı zamanda başka yerlerde olduAu gibi Almanya'da da kitleler barış sloganıyla ya da daha do�su savaş bıkkınlı� ne­ deniyle ayaAa kalktı� için de hemen gerekliydi. Bu hareketlen­ me hiçbir siyasal içeri�e sahip de�ildi, Almanya'da kendili�in(8)

(9)

1926'da Krasnııüı Nov için yazdılı bir ma kalede Radek, Rosa Luxemburg'· un, Polonya partisinden eski arkada şı Cerjinski'nin Çeka'ru n başı nda ol­ ma sı na katlana madıAıru ya zdı . Bkz.: G. Ba dia , Le Spartakisme, Pa ri s, L' Arche, 1967, s. 401-402 . Bkz.: Peter Lösche, Der Bolschewismus im Urteil der deutschen Sozial· demorkatie, Berlin, Colloquium Verla g, 1967. (Veröffentlich ungen der H istorischen Kommission zu Berlin\.

17


den oluşan kurullar bunun kanıtım oluşturacaktı. Bu boşlu�u kitlelerin e�itimiyle doldurmak gerekiyordu ve Rosa Luxem­ burg'un hep sahip oldu�u anlayışa göre bu görev partiye dUş­ mekteydi. Bu e�itim sürecinde kurullar, aracı konumunda ol­ malıydı. BunlarSpartakist davaya kazanıldıktan sonra iktidarı kullanmaya ça�rılacaklardı; pratik onlara bunun bilimini ka­ zandıracaktı. Ancak, sanayileşmiş bir ülke olan Almanya'da, parti ile demokrasiyi yok edebilecek kitleler arasında aşılmaz bir boşluk yaratmamak için, Rusya'da oldu�u gibi gelişmenin aşamalarını atiarnayı önlemek gerekiyordu. Parti ve kurullar, ilkesi eylemde yatan e�itimin ancak sUrUkleyicisi olmalıydı: Ta­ rihsel gelişmenin mantı� gere�i. ço�unluktaki sosyal - demok­ ratların hükümetinin düşüşüne neden olacak hatalar yapması ölçüsünde, koşullar buna elverişliydi . Ancak bu eylem hangi biçimi almalıydı? Rosa Luxemburg'a göre devrimin siyasal aşaması 24 A.ralık'ta, donanma halkçı tU· meninin saldırısıyla tamamlandı. Devrim artık ekonomik aşa­ masına giriyordu ve proletaryanın en üstün silahı olan kitle grevi dünya savaşının yarattı�ı koşullardan do�muş olan yıkımı hız­ Iandırma olana�ı sa�layacaktı. Proletaryanın, özellikle kırsal alana karşı yönetici rolÜnUn bilincine varıu.ası gerekiyordu. As­ ker konseyleri kırsal alanların e�itimini kolaylaştıracak nitelik­ teydi; çünkü hem izlenecek bir örnek oluşturuyor hem de dev­ rimci dUşüncelere kazanılan askerler kırsal alana dönüyorlar­ dı. Rosa Luxemburg kırsal alanda gerçekleştirilecek çalışmanın uzun soluklu bir görev oldulunu, bunun sonucunun kentle kır arasındaki ayrımın sonu olaca�nı; böylece, Rusya'da oldulu gibi, köylülUIUn kendiiilinden hareketiyle ortaya çıkacalc taş­ kınbirnın önlenecelini düşünüyordu . Alman Devrimi'nin "ilk aşaması"nın sonu başka bir öneme sahipti: Ba�msız Sosyal Demokrat Parti içindeki elilimlerin iç içe girmişiilinden kaynaklanan karışıkiıla bir son vermek ama­ cıyla, Spartakistler'in öbür sosyalist akımlar karşısında kendi­ lerini açıkça tanımlamalan gereklilili. Bununla birlikte, yeni partide Rosa Luxemburg, devrim stratejisini kabul ettirmek için mücadele etmek zorunda kaldı . KomUnist adlandırmasının Rus18


ya' da olanların bayatı bir kopyasının belirtisi olmasından kay­ gı duyduJu için Rosa•nın hAll sosyalist parti adı altında gös­ termek istedili partinin içine gerçekten heterojen akımlar karı­ şıyordu. Haklı çıkmadı. Breme'in aşın-solu sınırsız bir Bolşe­ vizin hayranıydı, bazı devrimci delegeler Arthur Rosenberg'in "ütopik aşınlar, olarak adlandırdıklannın kendiiilinden ha­ reketinin darbed elilimini yansıtıyordu: Bunlar yandaşlarını Dünya Savaşı'nın yarattıJı yeni bir toplumsal kümeden, Dün­ ya Savaşı'nın yı)ctılı ve durumu biraz daha iyi olan herkese karşı acı bir kinle beslenen, bir tür lumpen proletarya sınınndaki ki­ şiler arasından seçiyorlardı. Peter LOsche, Alman Komünist Par­ tisi'nin 1919 Ocak aymdaki durumunu şöyle niteliyordu: "Al­ man Devrimi'nin akışını Rus Devrimi'nin evrelerinin paraleli­ ne yerleştirerek, aşın solcular, kendilerini eyleme iten iradeci­ liklerine engel oluşturan bir taribi detmninizme dayanamadı­ lar". Bu iradecilile kar1ı savaşan Rosa Luxemburg, devrimci koşulların olgunlaşmasının beklenınesi için umutsuzca dayattı. Karl Liebknecht'i ı1ımlılaştınnat için onun nezdinde giriştili tüm çabalara karşın, denedenemeyen öJelerin iradecilili üstün gel­ di ve kuramı uygulamayla karşılaştırma olanatından trajik bi­ çimde yoksun kaldı. Rosa Luxemburg'un kuramlan, çoAu kez partizan ideoloji­ leri bozan bir prizmadan incelenmiştir. Kuramlarının sürekli ölelerini çıkartabilmek için, tarihin onu haklı mı haksız mı çı­ kardıJına bakmak yerine, ortaya çıktıklan koşullarda deleden­ dirrnek yerinde olur. Ancak, Rosa Luxemburg'un eserlerinin tümü hiçbir dilde yayınlanmadı. Oysa, bu, Rosa'nın düşünce­ sinin anlaşılmasmda kayda deter ileriemelere olanak satlardı. Paris, Aralık 1968 Claudie Weill

19


1 . Rus Devrimi Üzerine Şimdiye dek dışarıdan gelen haberlerin belirsiziili ve karışık­ Iılı karşısında, özellikle olayların görünümüntın her gün daha yeni haberlerle sımrlanabileceli ya da zayıflayabileceli bir haf­ talık gazetede, Rus Devrimi'nden söz etmek oldukça zor. Bununla birlikte, bugün, yanndan sonra dejersiz görülme­ yecek ve bu Devrim'in tarihsel anlamı açısından belirleyici olan bazı yönleri çekinmeden ortaya konulabilir. Rus Devrimi'nin Çar Hanedanı'na sırf hanedan oldulu için çatmak gibi bir so­ rununun olmadılı görüldühen sonra, Çar ve ailesiıiin nerede oldulunu, Çar ailesinden kimin Rus Devrimi'yle uyuşinayı ta­ sarladılını vb. bilmek dar kafalıların büyük ilgisini çekebitir, ama politikacıları hiç ilgilendirmez. Tarihsel özünde bu Devrim, Dünya Savaşı'nı zafere ulaştı­ ramayan Çariıiın yetersizllline karşı burjuvazinin başkaldırma­ sıdır. Rus burjuvazisinin dünya savaşını nasıl tutkuyla istedili ve savaşı nasıl kışkırttılı biliniyor. Ruslar'ın savaşım, çoktan­ dır kullanımdan kalkmış eski tarz bir dil kullanarak barbar gö­ çebelerin Batı uygariılı üzerine yatmacı dalgaları olarak sun­ ması, yönetimdeki Alman sosyalistlerinin en kötü atdatmala­ nndan birisi oldu. Savaşın başlamasından kısa süre önce, Al­ man Üniversitelerinde yetişmiş ve açıkçapro-Alman olan ünlll tarihçi Profesör Mitrofanov, Rusva'da "mülkiyet n kültür"­ ün, yani açıkçası Rus burjuvazisinin her yerde karşısına çıkan Almanya ile bir savaşı hararetle istedilini Çok inandırıcı bir bi-


çimde ortaya koyuyordu. Rus Devrimi 'nde bir banş belirtisini selamlama girişiminin geçersizlllini açıklayan buydu. Tersine, bu onlara balh olduttı sürece, Rusya' da iktidarı ellerinde tutanlar savaşı daha bUyük bir enerjiyle ve iki kat daha faZla başarıyla- bunu umuyorlar - sUrdUrecekler; evet birden fazla belirti, Çar'ın Almanya ile ayn bir banş inwllamaya karar v erdilini görme korkusunun mU­ dahalelerinin hızlılıAma en lctlçUk bir etkide bulunmadılma inan­ dınyor. Aristolcrasinin ve özellikle silahlı kuvvetlerin bir bölU­ mUnUn Rus Devrimi'� kalıımasının açıklaması da burada ya­ , tıyor. Böylece, bu Devrim Lassaile'in UnlU formülünü dolruluyor: Bwjuvaziyi özgürlük, eşitlik, kardeşlik idealleri için eylemin ate­ şine yöneltmek olanaksızdır; ama kapitalist çıkarlannı savun­ mak için perıçelerini çıkarmaya ve dişlerini &östermeye bAlA ye­ teneldidir. Hatta, Rus burjuvazisi, daha Batı'da yer alan, bazı­ lanndan daha önemli güçlerin saygıdeter hizmetkarlanna ilk adımı a ltımıayı bilebildili için kullanabilir. Ancak sonuçta bur­ juvazi burjuvazi olarak kalmaktadır ve devrimci auco sefaletin ve açJ.ılın sert okuluyla ısiatılmış halk kitlelerine dayanmaksı­ zın bir devrim yapamaz. 1789'da Fransa' da. 1848'de Fransa'­ da ve Almanya'da ve 1917'de Rusya'da bu böyle oldu. Bu nedenle, Romen ozanın formUlU her başantı devrime uy­ gulanabilir: Kara kaygı, savaştan şan)a sUSlenmiş olarak dönen sUvarinin terkisine binmiş olarak gider. 1789 ve 1848 burjuva­ zisinin bu kaygıdan nasıl kurtuldutu çok iyi biliniyor. Zaf�rin hemen ertesinde, bu zaferi kanlarıyla ve bilelderiyle kazanmış olan savaşçtiara en aşaAıhk nankörlUIU etti. Rus burjuvazisi­ nin kanıtlanmış bu yöntemle yetinmeyeceAinden kuşkulanma­ nın nedeni yok. Kuşkusuz, programı oldukça ileri giden bir di­ zi hak talc:bini içeriyor, ama elbette siyasal alanda, toplumsal alanda delil; eşit ve gizli genel oyla seçilen ve imparatorluAun yeni anayasasını tartışabilecek olan bir ulusal meclisin toplan­ masıyla olabilecek şey 1848 Alman örnetinde yaşandı. 1848'de Berlinli işçilerin kazandılı "başarı"nın aynısıdır bu, ama baUi

n


kendimizi kurtannayı başaramadıamuz vergi veren üç sınıfa seç­ me seçilme hakkı tanıyan seçim sistemi hemen bir yıl sonra ka­ bul edildi. Rus işçileri aldatmacalara hAlA kanacaklar mı? Temel ve ka­ rar verici Rus Devrimi sorunu Alman işçileri içindir. Biz, tersi­ �e,korkmuyoruz, güvenimiz var: Kendi öz ve acı sınıf deneyle­ ri, bizzat kendilerinin kazandılı zaferin meyvelerini, bu mey­ veleri elde tutmak için gerekecek mtıcadelelerin şiddeti ve süre­ si ne olursa olsun, bur juvaziye bırakmamak için Rus işçilerini yeterince eAitmiş olacaktır. Rus Devrimi'nin şimdiki balayın­ da, hAlA yalnızca alayın görüntımüne benzeyen Freiligrath 'ımı­ zın kehaneti ancak o z aman gerçekleşmiş olacaktır: Öyleyse Batı'ya bakınız! Dünyada bir halk kaldı Sert, eli Demirden, başkaldırmada direnen! DoAu'da, uzak ve vahşi, ÖzgürltıAtın ileri karakolu, Başlıyor savaş Dalga yakan, Tüm zincirleri eriten, Sizlerden de özgür insanlar yapacak! Der Kampf Social dem okrasi sches propa ganda. Organ, Duis burg, 24 . lll. 1916, s. 1-2.


2. Rusya'da Devrim Savaş, paılamadan önce salırken de hissedilen şeyi- Rus Dev­ rimi'nin onaya çıkışını- birkaç yıl geciktirdi ama önleyemedi. ı 9ı ı'den itibaren karşı devrimci dönemin alır yükünü atmayı başaran ve yıldan yıla, kitle mücadelelerinde ve iktisadi ve si­ yasi gösterilerde ı905 devrimci bayratını daha da yukanya ye­ niden kaldıran Rus proletaryası, savaşın kendisini datıtması­ na, kılıç diktatörlüAünün susturmasına, milliyetçiliAin doAru yol­ dan çıkarmasına yalnızca iki buçuk yıl izin verdi. Mutlakiyet­ çiligin boyundurotunu sarsmak için ayata kalktı ve burjuvazi­ yi geçici olarak önden gitmeye zorladı. Bugün eter Rus Devrimi, neredeyse birkaç günde, hızla ba­ şanya ulaştıysa, bunun tek nedeni, yalnızca tarihsel özünde bü­ yük ı905-ı907 Devrimi'nin devamı olmasıdır. Karşı-devrim ı905-ı907 Devrimi'ni ezmeyi ancak çok kısa bir süre için başa­ rabildi, ne ki, yarım kalmış devrim, merhametsizce tamamlao­ mayı gerektiriyordu ve Rus proletaryasının tükenmez sınıf ener­ jisi, bugünkü kadar zor koşullarda bile alevlendi. Burjuvazi­ nin böylesi şaşırtıcı bir hızla hareketin başını alma kararı ver­ mesini sallayan ı905-ı 906 yıllannın yalan anılan, Rusya'da pro­ letaryanın kısmen sınırsız siyasal iktidarı, yilit saldırıları, radi­ kal devrimci programıydı. Rodziankolar'ın, Miliulcovlar'ın ve Guçkovlar'ın"' Devrim'in yanında yer aimaianna ve, kendi (1)

24

MlLIUKOV, Pavel Nilcolayeviç (18S9-1943). Tarihçi, Moskova Oniver-


açılarından, açıkça liberal bir program sunmalarına karar ver­ diren, burjuvazinin sınıf hegemonyasına denizanası başını gös­ termiş olan 190S-1907'deki gibi bir halk devriminin engel tanı­ mayan gelişmesinin korkusu oldu. Burada söz konusu olan, on yıl önce hayal kırıkhAına uAramış olan Rusya'nın zengin bur­ juvazisinin halk hareketini ele geçirme, aşırı toplumsal ve de­ mokratik eAilimlerini saf dışı etmek amacıyla liberal burjuva biçimler altında siyasal görevlerini yerine �etirme �irisimidir. Her şeyi herkesten daha iyi bileDiere karşın, burada ihtiyat öneren kurnazlar ve az inançlı karamsarlar çok iyi görülüyor. 190S Devrimi'nin ürünü yitirilmedi, fedakarlıklar boşuna olma­ dı, sosyalist işçilerin ileri sürdülü taleplerin devrimci eOreti çok "pratik" bir politika oluşturuyordu. Rus liberal burjuvazisinin şimdiki cesaret ve enerjisi 190S-1907 yangınının solgun bir yan­ sımasından başka bir şey delildir. ProlC'!taryanın, burjuvaziyi 190S'de karşı-devrimin koDanna atan kuvvet gösterisi, bu kez onu, daha başlangıçta, benzer bir kuvvet gösterisinin yeniden ortaya çıkmasını engellemek için, hareketin başına itti. Bugün, Rusya' da devrim bürokratik mutlakiyetçiliAi hemen yendi, ancak bu zafer bir son delil, yalnızca çelcingen bir baş­ langıç. Bir yandan, genel olarak gerici niteliAi ve proletaryaya sınıfsal karşıthAı nedeniyle, burjuvazi, önlenemez bir mantık­ la, gözüpek liberalilmin ileri durumlarını bir gün tekedecektir: Öte yandan, bir kez harekete geçtikten sonra, Rus proletarya­ sının devrimci enerjisi, aynı tarihsel önlenemez mantıkla, radi­ kal bir demokratik ve toplumsal eylemin yolunu alacak ve 1905 programını yeniden gündeme getirecektir: Demokratik cumhusitesi'nde profesör, Kadet Partili'nin yöneticisi, lll. ve IV. Duma'da mil­ letvekili. Mart'tan Mayıs'a kadar.aeçici hükümetin dış işleri bakanı olan Miliukov, iç savaş sıruında antibolşevik sUçler içinde yer aldı. 1 92l'de Batı Avrupa'ya göç etti. RODZİANKA, Mikail Vladimiroviç ( 1 869-19S2). Oktobrist Parti'nin yöneticisi, 1907'den itibaren Duma'da ınill4vüill, 1912-1917 arasında Du­ ma başkanı. Bolşevik Devrim'den aonra aöç etti . GUÇKOV, A. L. ( 1 862-1 928). Moskova bölaesiııde bOy11k toprak sa­ hibi. 190S'de "17 Ekim Liıti"ni (oktobrist) kurdu. lll. Duma'nın başk a-

25


riyet, sekiz saatlik iş günü, büyük toprakların kamulaştırılma­ sı. Ancak, bundan, Rusya sosyalist proletaryası için her şeyden önce, tüm öbürlerine sıkı sıkıya baAlı olan en ivedi slogan orta­ ya çıkıyor: E!Jlperyali.st savaşa son. İşte bu noktada devrimci proletarya programıyla, lstanbul'a heveslenen ve savaştan yararlanan Rus emperyalist burjuvasi­ sine açıkça karşıttır. Başka yerlerde olduAu gibi, Rusya'da ba­ rış için eylem yalnızca tek bir biçim alabilir: Kendi burjuvazisi­ ne karşı bir devrimci sınıf savaşı, devlet içinde iktidarın ele ge­ çirilmesi için bir savaş. Bunlar Rus Devrimi'nin gelecekteki gelişiminin kaçınılmaz perspektifleri. Eserinitamamlamış olmaktan uzak bulunan Rus Devrimi yalnızca ilk adımları atmıştır, bunları barış ve prole­ taryanın radikal programı için dizginsiz sınıf savaşları izleye­ cektir. Neva üzerine oynanan büyük tarihsel drama sa1irik Spree dra­ mı denk düşüyor. Belielimiz bizi yanıltmıyorsa, 1914121 sloga­ nı şuydu: Rusya'yı Çarlık despotimıinden kurtanwm. Bu, je­ nosidin yüce bahanesiydi ve "Marx ve Engels'in eski iyi prog­ ramı" adına sosyal-demokrat fraksiyonun tebası savaşı destek­ lemeye karar verdi. Alman askeri stratejisinin amacına ulaştılı şu sıra neşe nere­ de? Hükümet yanlısı zafer nerede? Hurral Başardıki Yenilmiş Alman "kurtarıcılar" Rus Devrimi'nin eserini hayranlıkla sey­ rediyor. Yüzünü uygun bir biçimde buruşturmaya başlamayı, talihsizliAe cesaretle göAüs germeyi başaramadı. Kitlelere her is­ tediAini yaptırmak amacıyla Alman sosyal-demokrasisi için Al­ man sosyal-demokrasisince sahneye konulan savaşın ilk ayları komedisi; fars öylesine unutuldu ki oyuncular, kötü niyetlerini yarı yarıya saklamak için tozlu maskeleri çıkannayı denemiyor­ lar bile. savaş sırasında savaş endüstrisi merkez komitesi başkanı, geçici h U­ It Umette savaş ve donanma baltanı oldu. Ekim Devrimi'ndaı sonra göç etti.

nı,

(2)

26

4 AAustos 19 14'de, sosyal-demokrat fraltsiyon, mediste, bir bUtUn ola­ rak, savaş Itredileri lehinde oy kullandı.


Rusya'nın bir iç canlanmayla güçlenmesi korkusu, göze ba­ tan ve insanla alay eden, Devrim'le bizzat kendi kendisini kur­ taran Rusya ile Almanlar'ca "silah zoruyla" kurtarılan "ba­ aımsız Polonya" arasında karşılaştırma yapma korkusu, özel­ likle, Alman proletaryasının iyi geleneklerini bozma tehlikesini taşıyan, Rusya'nın oluşturabileceAi kötü örnek korkusu her yer­ de şeytan ayalım gösteriyor. Mosse'un'" aydınlık yayın orga­ nında bile, Alman liberalizminin zeka nuru, ünlü "Rusya'nın kurtuluşu"nun, savaşın asil amacının, iç güçlüklere takılaca�­ nı ve anarşiye batacalm, rahatlatıcı ve avutucu biçimde belirt­ meyi denemektedir. Ancak, Alman proletaryası da, Rusya'daki olaylar tarafın­ dan şerefi ve kaderi sorunuvla karsı karsıya getirildi. Savaş halindeki ülkelerde mezarlıkların barışı ve kadavrala­ nn tibiiyeti hüküm sürdükçe, proletaryanın el ayak çekmesi, sorumlulutunu eşitsiz de olsa herkesin paylaştılı uluslararası 'zincirleme bir hata, ortak bir dünya felaketidir. Ancak, Rusya proletaryası açık bir devrimle "kutsal biriili" bozdutu anda Alman proletaryası, savaşı desteklemeye devam ederek onu açık­ ça sırtından bıçaklar. Şimdi, Dolu cephesindtki Alman birlik­ leri artık Çariıia delil Devrim'e karşı savaşıyorlar. Ve Rus pro­ letaryası kendi Ulkesinde barış için savaşı geliştirirken- bu da­ ha şimdiden başladı ve giderek daha gelişecek- ölüme giden uy­ sal asker davranışındaki Alman proletaryasının direnmesi Rus kardeşlerine karşı açık bir ihanet oluşturuyor. "İlk kurşun Rusya'da sıkıldı ... " Rusya kendi kendisine kur­ tutuyor. Almanya'yı kılıcın diktatörlüAünden, doAu Elbe'nin tepkisinden ve emperyalist jenosidden kim kurtaracak? Spertakuabriefe(LettresdeSpartacus) Neudruck, Herausgegeben van der Kom­ munistichen partei Deutschlands (spartakusbund), No 4, avril 1 91 7, pp. 70-77.

(3)

MOSSE Rudolf ( 1 843-1920). Messageries'nin yöneticisi. Başka yayınlar yanında Beriiner Tageblatt'ı (günlük) yayınladı. Berlin dışında turnedey­ ken 1 904'de onun hakkında Rosa Luxemburg şunları vazıvordu: "Bura-

27


da, Mosse'un pzcecsinde, edebiyat sütununda, tiyatro ekştirileriDdc vb.,

en küçük yaşam yansımasını, en küçük ışıltıyı, en kllçtlk acai iştahla yıı­ tuyorum". Bkz.: Rosa Lwımıbııra, Listy do UoNı Joı� Tpr)d. Var· sovie, Ksazka i Wiezda. 1968, C. n. �- 229.

28


3. Rus Sorunları İlgili burjuva yorumculann alaycı yazılarına karşın, Rus Dev­ rimi'nin ve özellikle devrimin ürünUnUn görünümUnUn açık ve belirli olarak ortaya çıktı!ı şu sıra, ayrıntı yılınının içinden bu olatanüstü ol.aylann bazı temel çizgileri belirlenebilir. Şu sırada, Rusya, eski tarihsel deneyi bir kez daha dotrulu­ yor: En inanılmaz, en olanaksız, en hayalci görünen şey, pat­ lak vermesinden bir saat önceki bir devrimdir; en basit, en do­ tat, en apaçık olan şey, ilk savaşına giriştili ve ilk zaferini ka­ zandıAı zamanki devrimdir. Özellikle Alman basnunda, Çar'ın imparatorlutundaki iç kanşıklıklardan, bunalımlardan, kaynaş­ malardan gün be gün söz etmekten bıkı.lrnadı, ama şu anda bi­ le Alman ve dünya kamuoyunun ani ve olatanüstü Rus Devri­ mi gösterisi karşısında şaşkınlıktan açıkça nefesleri kesildi. Dev­ rim patlamadan bir hafta önce bile, devrimin olanaksıziıiını ka­ nıtlayan yUz neden öne sürülebilirdi: Halkın korkunç bir savaş­ tan, ihtiyaçtan ve sefaletten bunalmış olması; burjuva sınıfla­ rın on yıl öncesinin devrim anılanyla özgUrlUk hayalinden tU· mUyle iyileşmiş, üstelik emperyalist fetih planlarıyla Çariıia ke· netlenmiş olması; işçi sınıfının geniş tabakalarının, savaşın iyi­ ce açıta çıkardılı milliyetçi çılgınlık nedeniyle içine dUştUIU mo­ ral bozuklutu; sosyalist elit birliklerinin savaşın kan alıcılılıy­ la öldUrUlmUş, kılıcın diktatörlutunce daAıtılnuş, örgUtUnden, basınından, önderinden yoksun kılınmış olması... Rusya'da umutsuzlu�n ve anarşinin patlamasının bugün olanaklı oldu-

29


Au, ama modern, belirli amaçlı, bir idealin yönlendirditi bir si­ yasal devrimin tümüyle düşünülemez oldulu kesinlikle kanıt­ lanabilirdi. Ya şimdi? Bütün bunlar yalnızca yalan, yüksekten konuşma, gevezelikti. Devrim, tarihte her hareketin başvurdu­ Au tek gerekli yolla ıneşrulaştı: Mücadele ve zaferle. Avrupalı kamuoyu, Rus olaylannın özellikle iki yönüne şa­ şıyor: Zaferin hızlılıAı ve ilk andan itibaren ortaya çıkan aşın­ lık; ıhmlı burjuva bir kalabalıktan oluşan geçici hükümet şim­ diden demokratik bir cumhuriyetten yana yer almadı mı? An­ cak, bu iki yön, yalnızca, dün ile bugün arasındaki derin tarih­ sel ilişkileri asla ayırdetmeyen dar kafaWarın yüzeysel bakışını şaşırtabilir. Buna karşılık, Mart 191 7'nin karşı devriınce ve sonra da dünya savaşınca engelleneo 190S- 1 907 Devrimi'nin yalnızca bir devamı olduAunu gözden kaçırmayanlar, devrimin ne hızlı zaferine ne de kararlı gelişimine şaşabilirler. Son on yılın çaba­ lannın, mücadelelerinin ve fedakarlıklannın olgun meyvası olan devrim Rus toplumunun baArından çıkıyor ve Rus kardeşleri­ mizin bu korkunç on yıl boyunca özgürlük davası için akıttık­ ları kanın bir damlasının, bir çok Rus yoldaşın yaşadılı hapse­ dilme ve tutuklanmaların bir gününün boşuna bir fedakarlık olmadıAının güçlü kanıtını oluşturuyor. Şimdi sahip oldukları özgürlüAü büyük ölçüde hak ettiler ve bedelini ödediler. Rus liberalleri, çarpıcı bir radikalizmle, köhne bir anayasal programı terkederek, cumhuriyet için tutumunu aniden tümüyle deAiştirdi; üstüne üstlük, Rus milliyetçi liberalleri ve hatta ne­ redeyse tutucular bu güçlü sola itişe katıldılar; bütün bunlar bir kez daha ancak parlamento günlütündeki parolaları, ·program­ lan, fızyonornileri ebedi gerçekler olarak kabul eden dar kafa­ lılan şaşırtabilir. Buna karşılık, tarihi incelemiş olanlar İngiliz, Fransız ve Alman devrimlerinin sadık tekrarını gülümseyerek gözlemlernekle yetinirler; gerçekten, toplumların alt-üst oldu­ Au dönemlerde tüm sınıfların ve tüm partilerin tavrı en ileri sı­ nıfın tavır ve gücüne ballıdır: İşçi sınıfı. İşçi sınıfı amaçlarını cüretle belirlesin ve tüm gücünü bu amaçlar için kullanmaya ha­ zır olsun, tüm burjuva güruhu, sola dolru göreli bir kayma için­ de işçi sınıfını izleyecektir.

30


Kuşkusuz, Rus işçilerinin örgütü, seçim birlikleri, neredeyse sendikaları, basını yok. Ama iktidan ve etkileyici gücü için ke­ sin kozlan var: Yepyeni bir kavgacılık, sosyalizm idealleri için kararlı bir istek ve fedakarlık anlayışı ; işte bu niteliklere sahip­ ler ve bu nitelikler olmaksızın en güzel örgütsel araç yalnızca yararsız bir burda, proleter kitlenin ayak baAtdır. Kuşkusuz, işçi sınıfı, örgütsüz,. tüm bu eylem niteliklerini uzun süre koruya­ maz.İşte bu nedenle, şu anda Petersburg'da, Moskova' da, tüm Rusya'da, işçilerin heyecanla örgüt, siyasal örgütler, sendika­ lar, kültürel kuruluşlar, tüm bir aygıt kurmaya giriştİklerini gös­ termeye hazırız. On yıl önceki gibi, Rus devrimci proletaryası­ nın ilk eylemi, elden getdiıince hızla örgütlenmedeki boşlukla­ rı doldurmak olacaktır. Ve, mücadeleden doıan ve bu ateşle tavianan bu örgüt, kuşkusuz gücü için otantik bir zırh oluştu­ racaktır, güçsüztütünün ayak balı deıil. Şimdiki durumda, Rus proletaryasının yolu açıkça çizilmiş­ tir . Kuşkusuz, güçsüzleşmeden ve uzlaşmadan toplumsal ve ii­ yasal haklarını talep edecektir; bununla birlikte, bu hak talep­ lerinin her biri, bütünü içinde devrimin sonucu, her şeyden ön­ ce şu parolaya baiJıdır: Savaşa son. Rus işçileri, barışın önce­ likle kavmılmasmı uyumlu bir biçimde eylemll:Jinin tümüyle bir­ leştirmek zorundadır, şimdiden buna giriştiler. Böylece, kendi öz burjuvazisiyle ilk büyük çarpışmaya, iç düşmana karşı sert bir mücadeleye atılıyor. Kuşkusuz hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacak olan Rus pro­ letaryasının bu mücadelede tek başına tükenip tükenmeyeceıi, hatta uluslararası sosyalizmin de davası olan barış davası için sıfın tüketip tüketmeyeceli elbette görülecek. Graccbus, Der Kampf, 7.1V.1 917, a.l-2.

31


4.

Yaşlı Köstebek

Rusya'da devrimin patlamasıyla birlikte, savaşın sürdürülmesi ve buna koşut olarak proletarya sınıf mücadelesinden vazgeç­ me sonucu tarihsel durumun durgunlaştılı ölü nokta aşıldı. Ne­ redeyse üç yıldır havasızlıktan botulunan, tümüyle küf kokan bir Avrupa'da, taze bir soluk havayı içeri alan ve herkesin de­ rin bir iç çekmeyle yöneldili diriitici bir pencere aniden açıldı sanki. Özellikle Alman "kurtancılar" bugün gözlerini Rus Dev­ rimi'ne diktiler. Alman ve Avusturya-Macar hükümetlerinin "dilencilere ve fesatçılar"a duyduklan sızlarucı saygılan ve Çed­ ze''' ile işçi ve asker kurullarının savaş ve banş konusundaki en küçük açıklamasının burada karşılandılı ortamın kaygılı ge­ rilimi, Arbeitsgemeinscluiff" muhalif sosyaüstlerinin bile daha dün anlayamadıkları bir olgunun gerçekiilinin kanıtım satlı­ yor. Bu olgu, hiçbir "diplomatik uzlaştırma"mn, hiçbir Wil­ son elçisinin delil, yalnızca ama yalnızca proletaryanın devrimci eyleminin dünya savaşı çıkmazına bir çıkış yolu sunuyor olma­ sı olgusu. Şimdi, Tannenberg ve Varşova galipleri, kendilerini savaşın mengenesinden kurtarmasım yalnız Rus proleterlerden, "sokak"tan, titreyerek bekliyorlar! . .. (1)

32

TCHEIDZE, Nikolai Smıionovitch (1864-1926). GUccistaD'da POSDR'nin militanı olan menşevik Çedze lll. ve IV. Duma'da milletvekili oldu ve sosyal-demokrat grubun başkaniılını yapu. 1917'de Devlet Duması'nın geçici komitesinin üyesi ve Petrograd Sovyeti'nin ilk başkanı oldu; 1 918'de Gürcistan Kurucu Meclisi'nin baskanı olan Çedze 1 92 l 'de ülkevi terketti


Tek bir ülkenin proletaryası, kendisini yüreklendiren kahra­ maniıiı ne olursa olsun, dolrusu bu mengeneyi gevşetmeyi ba­ şaramayacaktır. Rus Devrimi kendiiilinden uluslararası bir so­ run olma önemini k azanıyor. Gerçekten, barışçı özlemleriyle Rus işçileri, kavgaya, yalnızca, yola getirmeyi şimdiden ölren­ dikleri kendi öz burjuvazisiyle sert bir kavgaya girmekle kal­ mamakta ama İngiliz, Fransız ve İtalyan burjuvazileriyle de kav­ gaya girmektedir. İtilaf Devletleri ülkelerinin burjuva basını­ nın, Themis1erin, Matin1erin, Corriere della Sera 1arın açık­ lamalarının hornurdanıcı tonundan, Batılı kapitalistlerin, "de­ mokrasi''nin ve "küçük uluslar"ın haklarının bu yilit şampi­ yonlarının, Avrupa'da emperyalizmin tatlı tam egemeniili dö­ neminin sonunu belirleyen proletarya devriminin durmaksızın artan gelişmelerini diş gıcırtısıyla gözlemledikleri açıkça görü­ lüyor. Bu İtilaf Devletleri kapitalistleri, barış için savaşımında Rus proletaryasının karşısına dikildili Rus burjuvazisi için des­ tekierin en güçlOsünü oluşturuyor. Bunlar diplomatik, mali, si­ yasal- ekonomik tüm araçlarla Rusya üzerine çok büyük baskı yapabilirler, şimdiden yapmaktadırlar da. Liberal devrim? Bur­ juvazinin geçici hükümeti? Çok iyi! Bunlar resmi olarak hemen tanındı ve onların şahsında Rusya'da askeri güçlenmenin gü­ venceleri, uluslararası emperyalizmin uysafaraçları selamlan­ dı. Ama bir adım daha ileri delil? Devrim gerçek proletaryacı yüzünü göstersin, tüm mantıklılılıyla savaşa ve emperyalizme yönetsin, bu delerli müttefikleri hemen dişlerini gösterecek ve tüm araçlarla onu sustunnanın yollarını arayacaktır. Sonuç ola­ rak, Rus devrimci proletaryasına alçakça ihanet etmek istemi­ yorlarsa, Rus proyetaryasını yalnızca kendi burjuvazisine delil Batı burjuvazisine karşı da esitsiz bir mOcı�ciP.Iede vok olmaya

ve 1 926'da intihar etti. (2)

Arbeistgemeinschtift (Soı.ialdemolcratische). 24 Mart 1916'da, Haasse'­

nin çevresinde, savaşa karşı olduklan için Rantas'da sosyal demokrat fraksiyondan ihraç cıdilen 18 milletvekilince kuruldu. Bir yıl sonra USPD'ye (Balımaız Sosyal Demokrat Parti) dönüştü. Berlin'de Mittellungsblatt'ı yayınlıyordu.

33


bırakmak istemiyorlarsa, İngiltere, Fransa ve İtalya sosya.l,ist proleterlerine düşen görev, kendi ülkelerinde kendi Oz yönetici

sınıfianna karşı, enerjik kitle eylemleriyle savaşa karşı isyan bay­ ralını şimdi açmaktır. İtilaf Devletleri güçleri Rus Devrimi'nin iç sorunlarına daha şimdiden bunınlaruu soktular, demek ki bu ülkelerin işçileri bakımından Rus Devrimi'ni korumak ve ken­ di Oz yönetici sınıfianna karşı dolrudan bir devrimci saldınyla barışı kabul ettirmek onur kaynatıdır. Ya Alman burjuvazisi? Bir gOzUyle isteksizce gülüyor; ObUr Rus proletaryasının güç durumunu ve eylemini gOzle­ dikçe, acı acı aAbyor. Özellikle bozulmuş olan Alman burjuva­ zisi, kendi ülkesinde, işçi kitleleri ya1nw:a askeri ve siyasal fe ­ dailer olarak gOıme alışkanhJım kazandı ve savaştan bir an Once kurtulmak için Rus proletaryasını kullanmayı çok i ster. Batı'­ d a oldulu kadar küçük Asya'da.da tam şu anda batala girmiş durumda olan ve içerde donanım sorunlannın içinden nasıl çı. kacatını bilemeyen umutsuz durumdaki Alman emperyalilm; , büyük bir iç huzuroyla güçlerini onarabilmek ve yeni savaşlar için silahlanabilmek için elden geldilince hızla işin içinden sıy­ nlmak isteyccektir. Sosyalist-proleter barışçı elilimi>1e R.us Dev­ rimi buna yaramalıdır. Burada, itilaf güçlerindekinin aynısı olan emperyalist spekülasyon sOz konusudUr, ama tc:nine: Şimdi Rus Devrimi'nden iş yapmak için yararlanmak. Batılı güçler. sava­ şı Alman rakibi ezinceye kadar sürdürmek için. ckvrimin h'"beral­ burjuva elilimini emperyalizm arabasma ballamanın yoUannı arıyorlar. Alman emperyalizmi. devrimin proleter eliliminden. yakın askeri yenilgiden kurtulmak için yararlanmak isteyecek­ tir. Ebi Neden olmasın beyler? Alman sosyal demokruisi je­ nosidin zincirlerinden boşanmasının Rus ÇarlıJı"na kaqı "kur­ tuluş kampanyası" biçiminde gizlenmesine kibarca izin vermişti; işte Rus sosyal demokrasisisinin "kurtancılan". kOtQye giden bir savaşın içine düşürdülü zor durumundan kurtarmaya hiz­ met etmesi gerekiyor. Alman işçileri. emperyalizmin işine sel­ dili sırada savaşa katıldılar, Ruslar emperyalizmin işine seldi­ Ai zaman barış yapmak zorundalar. gö zü yle ,

Bununla birlikte, Çedze ile senli benli olmak küçük Scheide

-

34


mann ' la senli benli olmaktan çok daha az çocukça görünmek­ temro'. Norddeutsche Allgemelne'da"' acele bir "bildiri" ya­ yınlamak, küçük Scheidemann ' ı aceleyle Stokolm'aısı "görüş­ mek" üzere yollamak Rus sosyalistlerden tüm ayrıntılarıyla kı­ çma bir tekme yemeyi .saJlar �. Zor durumdaki Alman " kurt.ancılar"m özleyecekleri gibi, Rusya ile ayrı bir barışın "hi­ leli sonucunu" çabucak ballamak için yapacak gerçekten hiç­ bir şey yok. Barışçı elilimini zafere ulaşbrabilmek için, Rus pro­ letaryası durumunu ülkede büyük ölçüde güçlendirmek, dev bo­ yutlara ulaşıncaya dek sım f eyleminin yaygınlıJını, deriniiiini ve radikalinnini arttırmak zorundadır; sosyal demokrasi, bur­ '

juva ulusçul1;1lunun aldaıtılı hl.Ul ikircikli tüm tabakaları ikna etmek ya da yıkmak zorundadır. Alman "kurtarıcılar" Rus­ ya'daki barışçı elifunin açık ve �az ama itrendirici öbür yüzünü gördüklerinde yüzlerinde beliren dehşeti iyi gizleyemi­ yorlar. Alman '" köle"nin tersine Rus kölenin görevini tamam­ ladıktan sonra "gitmeyi" reddetmesinden - dotru olarak - kor-

SCHEIDEMANN , Philip ( 1 86.5-1 939). SPD'nin Ondc aden önderlerin­

(3)

den birisi. 191 2'de Y1lr1ltmc Kuruluna prdi. 1 96�- 1 9 1 8 ve 1 920- 1 933 yıl­ ları arasında ınllletvekill o ldu Savaş muında çotunlukt.aki sosyalistle­ rin yO!Kticilerindcn birisi oldu. Mu de'Bade Htlkllmeti'nde bakanhk müs­ t eşarı, 1919'da Almaıı CUmhuriyeti'nin birinci şansOlyesi oldu, Versay Antlapnuım imıal•mayı reddetti ve � tüm faaliy� son verdi. 1 933'de &Oç etti. Norddlu18clte AUgefMÜW bltıurg: 1861 'de Berlin'de kurulan atınlOk ga­ utc. 1962'de Prusya yaııha oldu. Batbca y&ıeticileri : A. Bnw, Emil Pind­ ter, Oriaımı•nn , W. l...lııiG' ve Otto ROhle. 1 8 Kaum 1 9 1 8'de Die lnter­ natioM,.'cc işpl edildi. 191 8'de Deutsclıe Ai/gem��ine Zeitung 'a dOnllş­ tO. 1926'dan sonraki t.pQ yOneticileri: Fritz Klcin, Karl Silex. Stokolm: C. Hu)'IIIWll 'ın airitimi IW:rine, II. Entunuyonalin Bürosu ilievini aGraı HoJluda.-latandlnavya Komitcai ilc Petroarad Sovyeti 1 9 17'de, Stokolm'da, bant için bir uluslararuı konferans toplanmaaını önerdiler. Merkcıi imparaıor1ukların hOkOmctleri olayı çok yakından iz­ lediler ama konferans uzun aorc allr1lnccmede kaldı, çtı.nkO ttilaf Devlet­ leri'nin sosyalist delcacleri vize alamıyorlardı . Bolşevikler aniden sirişi­ me karşı tavır aldılar. BOylece, III. Zimınawald Konferansı .5- 1 3 EylUl 1 91 7 tarihlerinde Stokolm'da toplandı. .

( 4)

(.5) ·

3S


kuyorlar, kıvılcımların komşu yangını Batı Elbe arnbariarına sıçratmasından çekiniyorlar. Rusya'da siyasal iktidar için top­ tan bir sınıf mücadelesi içinde yalnızca doru�una çıkmış bir dev­ rimci enerjinin barışçı eylemi başarıya ulaştırabilece�inin çok iyi farkındalar, ama aynı zamanda, Çarlı�ın evine ba�lılı!J.na, ' onları Do�u komşulanna ba�layarı sadık ve yüzyıllık dostlu­ �a. Romanovlar'ın mutlakiyetçili�ine de acıyorlar. Tua res agi­ tur! Sen ilgilisin. Prusyalı bir bakanın Rus Devrimi'ne karşı bu uyarısı Alman yönetici sınıfların ruhunda oturuyor ve tüm Ko­ enigsberg'., davası kahramanları hali "en güzel gün kadar şe­ refli"dirler. Bir cumhuriyetin, özellikle devrimci sosyalist pro­ letaryanın henüz sa�lamlaştırdı�ı ve egemen oldu�u bir cum­ huriyetin yanında yer almak, Do�u Elbe askeri ve polisiye dev­ letinin sabrından istenebilecek bir şey de�ildir. Ve, üstüne üst­ lük, Do�u Elbe'ye özgü polisiye ruhu gizli korkusunu açıkça tanımak zorunda kaldı. Bugün Almarı "kurtarıcılar" ne devri­ mi önleme ne de çarların tahtına burnu havada bu sevgili Ni­ kola'yı çıkarma niyeti taşıdıkianna tüm büyük tanrıları adına yemin etmek zorundalar. Alman ' 'kurtarıcılar ''ı tüm dünyanın önünde bu sert tokadı kendisine mal etmek zorunda bırakan Rus Devrimi'dir ve aynı zamanda Almarı sosyal demokrasisi­ nin ve Almarı militarizminin resmi mitolojisinin Uç yıl boyunca yaşadı�ı tüm alçak yalarıı aniden tarihten silmiştir. Bir devrim dalgası işte böyle yalanları temizler, mikroplanndan arındırır, yok eder , dünya savaşı patladı�ından beri ve Avrupa'da sınıf kavgasının ölümünden beri resmi ikiyüzlUIU�Un biriktirdi�i tüm çirkefleri demirle aniden işte böyle süpürür. Rus Devrimi, İti­ laf burj uvazisinin yüzünü örttü�U demokrasi maskesini yırttı, Alman militarizminin kendi despotizmini gizledi�i Çarlık des­ potizminin kurtarıcısı maskesini düsürdü. •

(6)

36

Königsberg Davası ( 12-� Temmuz 1904): Dokuz sosyal demokrat Alman, . Rus sosyalistlerine yasa dışı yayınları Rusya'ya sokmakta yardım etmek­ ten hapis cezasına çarptınldılar. Bu davanın avukatları: Karl Liebknecht ve Haase.


Bununla birlikte, barış sorunu, Rus proleterleri için bile, Hin­ denburg ve Bethmann"' için oldu�u kadar basit de�ildir. Dev­ rimin zaferi ve tamamlaması gereken görevler, onun için gele ­ cek için geçmişini sa�lamlaştırmaya zorlayan şeyleri oluşturu­ yor. Rus Devrimi'nin patlaması ve proletaryanın kategorik du­ rumu Rusya'da emperyalist savaşı, tüm ülkede yönetici sınıfia­ nn yalan formülüne göre, topraklann savunulması savaşına in­ dirgedi. İşçi ve asker kitlesi , bu Miliukov ve ortakları beyleri güzel İstanbul rtıyalarını ve dünyanın mutlulu�u için "ulusal­ demokratik" paylaşma planlarını yutmak zorunda bıraktı, ve o andan sonra toprakların savunulması parolası ciddiye alındı. Eserleri, devrimin kazanımlan ve gelecekte engelsiz sürmesi gü­ vence altına · alınır alınmaz yalnız Rus proleterleri gönül rahat­ lı�yla savaşa son verebilecekler ve banş yapabileceklerdir. On­ lar, Rus proleterleri bugün özgürlük, gelişme ve demokrasi da­ vasını gerçekten savunacak tek gruptur. Tüm bunlar bugün, yal­ nızca İtilaf burjuvazisinin mwkçılıklanna, haskılarına ve kav­ gacı çılgınlıklanna karşı de�il. aynı zamanda yann Alman " kur­ tarıcılar"ın "yurnruklan"na karşı da güvence altına alınmak zorundadır. Yan mutlakiyetçi bir askeri ve polisiye devlet iç kav­ galarla sarsılmış bir genç cumhuriyet için iyi }comşu de�ildir ve kadavra itaatine alışmış bir başıboş asker, görülmemiş cürette, öngörülemez de�er ve süreli bir sınıf savaşına atılmış olan bir devrimci proletarya için iyi komşu de�ildir. Daha şimdiden, zavallı "Ba�ımsız Polonya "nın Almanlar'­ ca işgali Rus Devrimi'ne a�r bir darbe vuruyor. Devrimin ha­ rekat temeli, her zaman devrimci hareketin en ateşli ocakların­ dan birisi olan ve 1 905'de Rus Devrimi'nin siyasal öneüstine ka­ tılan, şimdi toplumsal olarak bir mezarlı�a. siyasal olarak Al­ man garnizonuna dönüşmüş olan bir ülkeden yoksun kaldı. Ba­ rış imzalandı�ında ve Alman militarizmi demir pençelerini ser­ best bıraktı�ında, Alman yan mutlakiyetçili�inin tehlikeli bir biçimde sarsılmasmı önlemek amacıyla Rus proletarvac;ına he( 7)

BETHMANN-HOLLWEG, Theodor von ( 1 856- 1 9 2 1 ) . lnıpı!ratorlu�un şansOlyesi ve 1 909'dan 1 9 17'ye kadar Prusya Başbakanı.

37


men bir saldırııla bulunmayacalını bize kim temin edebilir? Bu konuda sakin olabilmek için, dOn Koenipbera Davuı'·

nın kahramanı olanlann kısıt sesle açıkladıklan ..J(lvenceler.. yeterli delildir. Paris KomUnO'nUn anısı daha çok taze. özel. likle . yerliyi kovunuz, dört nala lerİ aeliyor. ÖZdlitle Alman­ ya'da, Dflnya Savaşı aşırı sericililin diz.aiıılerini boplttı, mili­ Wizmin tam gOçlOJopnn ortaya çıkardı, Alman iKi llDlfmın gOroDen stldlnO açıta çıkardı, sOzde "siyual Ozgtırltlk"tın te-­ melinin zayıflıltnı ve biçiiiini aosterdi; öyle ki bu tarafm kaysı verici ve trajik perspektiflerini gösterdi. K01kusuz, empcryaiUt İngiltere ve Fransa için • •Alman militarizmJ tehlikesi" bot söz­ lerden, kavpcı mitolojidciı, rekabetçi 1� ibarettir. Buna karşılık, devrimci Rusya ve cumhuriyet için Alman milltarizmi tehlikesi tam bir gerçektir. Rus proleterleri lU soruyu sonnaz­ larsa çok hafif politikacılardır: TOm 18\'al alanlannda emper­ yalizmin bugün kasaba aitmeye bıraktllı Alman ölüm manaa­ lan yarın kendisine verilccek Rus Devrimi Qzerine yQrOme emir­ lerine oymayacaklar mı? Scheidemann, Heilmann ve Lenscb1111 buna izin verecek herhangi bir .. Marksist" kuram bulacaklar elbette, Legien"' ve Schicke, tebaasını Olqm manguı olarak yabanaya satan Alman prenslerinin yurtseverlik geleneklerine uygun olarak bu esir teslimatının sOzleşdıesini geliştirecektir. Rus Devrimi'nin geleceli üzerindeki bu kaysıyı gidermek için

yalnıZca tek bir güvence vardır: Alman proletaryasının uyan­ ması,

(8)

(9)

Alınan '' işçi ve askerlerin' ' kendi ülkelerindeki güç du-

HEILMANN, EnıJt: SPD üyed, reformilt.. Savqtan once Chcımıitz'de bir JUClC yayınlama konUlUDda Noske Ue ltbirlili yaptı, sonra Sendika­ lar Geod Komisyonu adına IntenuıtloMw Korrespondort.1 yOnetti. Sa­ vaştan ıonra Prusya'd& l.Jı.ndıai' d.n sosyal-demokrat frabiyoowı dlriltJ­ Wi oldu. LENSCH, Paul (1 873-1926): SPD'nln sol kanat milltanı I..eııtdl 1905-1913 &B.Wida Lei�n�gu Vollcsultung"u yOnetti Savapıı başlıuııı­ aııdaıı soma. partinin aşırı &alına aeçti �= Deut$CM AllgelMine Zeitımı'U yonetti. 1922'dc partiden ihraç edildi. LEGIEN, Karl (1861-1190): 1890'dan itibaren Alman Seodikalar Fede­ ruyonwıun yOnetidii , SPD milletvekili, uvq uruında aşırı sal soaya­ ÜIJ, I919-1929 .vaaında Millet Meclisinde milletvekili.


rumu, Alman halkının barış için devrimd eylemi. Bethmann ve , Hinderburg ile barış yapmak Rus Devrim askerleri için çok kar­ mqık bir bahis ve anlamı belirsiz bir zorunluluk oluşturur. Al­ man "işçi ve askerler .. le yapılırsa barış hemen ve kaya gibi sat­ lam bir temel Clz.aine yapılmış olurdu. OOrUIOyor ki, bant sorunu Rus Devrimi'nin kesintisiz ve sı­ nınız aelişmesine hallıdır; oysa Rus Devrimi, lnailiz, Fransız ve İtalyan proletaryalan kadar özellikle de Alman proletarya­ sının bant için paralel devrimci eylemine balbdır. Ulualaıaruı proletarya Avrupa burjuvazisiyle çatışmanın tOm a&ırblım yalmz ve yalmz RUI ilçilerinin Ozcrine yıkacak mı, on­ lan ltaıyan.FrUIIIZ-lnailiz burjuvaziainin emperyalist Ofkesine, Alman burjuvazisinin aizli ve tehdit edici tepkisine testim ede­ cek mi? Şimdi, barış sorununu bu terimlerle ifade etmek gere­ kiyor.

Böylece, uluslararası.burjuvaziyle Rus proletaryası arasındaki çatışma dünyanın içinde bulundulu son evrenin ikilemini orta­ ya çıkarıyor: Ya Dünya Savqı'nın aenel katliama kadar sür­ mesi ya da proletarya devrimi - emperyalizm ya da sosyalizm. lhanete utraınış eski sloganımız "devrim ve Sosyalizm .. le iş­ te yine karşı karşıyayız. UAruna bin kez kampanya yaptıtımız, ama DOnya Savaşı �da Onemli bir rol oynayabileceli halde ciddiye almayı ihmal ettilimiz sloganımız . Bu slogan, yeniden, düşünen her sosyalist için, jenosidin umuuuz ve bitmez süresi­ nin mantıtının sonucudur. Daha önce, diplomatik görüşme gi­ rişimlerinin ve burjuva banşçıhtımn acınacak fiyaskosunun olumsuz biçimde gerçek sonucu oldu. Busün, olumlu bir biçim­ de karşımıza çıkıyor, Rus Devrimi 'nin gelecelinde, alın yazı­ sında, ürününde vücut buldu. lhanete karşın, işçi kitlelerinin başansızhtma karşın, Sosyalist Entenwyonal'in yıkılmasına karşın, büyük tarihsel yasa, alıtılııuş yataAı doldurulan ve de­ rinliklere gömüldükten sonra ışık saçarak yeniden ortaya çıkan sel gibi, kendisine bir yol açtı. Tarih, yaşlı köstebek, iyi iş yaptın. Şu anda, uluslararası pro39


letaryaya, Alman proletaryasına, yalnızca dünyanın dönilm noktasının ulu anının fışkırtabilece�i ça�n. slogan yankılanı­ yor: Emperyalizm ya da sosyalizm . Savaş ya da devrim, başka alternatif yok! Sputakusbriefe, No: S, Mayıs 1 9 17, s.SS-90.


5 . iki Paskalya Mesajı Neva kıyılarında oynanan dünya çapında büyük tarihsel dra­ ma Spree kıyılarında oynanan gülünç ve eAlendirici oyıin denk dUşüyor. Rus Devrimi'nin etkisi altında Prusya Almanyası "modernleşmeye" girişiyor. Bu " yeni yönetim" nedir? Cizvit­ ler'e karşı bir yasa kalınıısı ve Demekler Yasası'ndaki dille il­ gili ünlü fıkra yürürlükten kaldırılıyor! Yani merhum Bismark döneminin 1872 olaAandışı yasalarının", kalınıısı ve Hotten­ tots ve. Bülqw01 blokunun tatlı döneminin bir başka kalıntısı; Almanya'nın bugUn gururla tasfiye ettili işte bul Kayzer'in pas­ kalya mesajındaki vaadleri de unutmaksızın: Tanrı isterse ve Alman halkı iyi davranmayı sürdürürse, Prusya Millet Meclisi için çoAulcu bir seçim sistemi armaAan edecek ve Prusya Ayan Meclisi'ni yeniden düzenleyecek. Brasig Amca.., bu duruma, bocalamak söz konusu delil, derdi. İşte, Almanya'nın Rus Dev­ rimi'nin etkisi alhnda gUçlerini adadılı reformlar. Jenosidin ma(1)

(2)

Sosyalistlere karşı olatandışı yasa Reichstag'da ikibuçuk yıl için 1 878'de ( 1 872'de delil; bkz.: Mehring, Ge.schichtederdeutschen Sozialdemokra­ tiej kabul edildi. Yenilemelerle yasaklama sUresi 12 yıla uzadı. Sosyal de­ mokrat milletvekilleri Reichstag toplantılarına katılmayı yine de sUrdU­ rUyorlardı, ancak parti gizliliAe sıAınmak zorunda kaldı. Hottentots Bloku: Reichstag, Hereros ve Hottenıotslar'a karşı kampan­ ya için gerekli ek kredileri kabul etmedilinden BUlow'ca feshedildL 25 Ocak 1 907'de yeni seçimler yapıldı. Sonuçta istenen kredileri kabul eden liberal-tutucu blok, Hottentots Bloku gUçlendi. BOLOW, Bernhard von ( l 849- 192�). Prens. 1 900- 1909 sırasında lmpa-

41


loldutu iki milyon insan yaşamından,kitlelerin sefalet ve açlı­ tından, bizi tehdit ederek beldeyen ezici vergilerin a&ırblından, Uç yıldır sabırla katlandılunız sıkıyOnelim .ve kılıç diktatOrlU­ lUnden geniş OlçUde zarara uaramadık mı? Alman halkı yöne­ tici sınıflar olan ayıcılara itaat etme ve çenesiııl kapama OstUn­ lUjUne sahip delil mi?. Bunu hill" anlamayan bir rezildir. . Ama şakayı burada bırak�. ..Umanya'l:un içine dtıştOIO korkunç ve katılaşmış gericilile Rus yansınının yanmma..cmda b u gülünç " re fo rm " Jirilimleri kadar hiçbir şey bu denli par­ lak bir ışık tutmadı. Dünyayla kuyruklu yıldız araamda yakın bir çarpışma haberi Uzerine konsolundan gOvelerini ailkelemek üzere yıllanmış eşarplannı çıkarmakta acele eden bir yqb ka­ dını duşuninekten alamıyor insan kendisini. Eskiden ·Qç lc\ran. ten kralm lsa'nın beşili Bcthleem'e hareket etmesi aibi , dOn " Kazaklar ' ın ülkesi" olan Rusya'ya do&nı bUJ(ln aeoe1 bir hac ziyaretine tanık olunuyor; bu ıırada, .. anayual Ozplükler" ülkesi Almanya, henUz ortaya çıkardılı Doju Erbe Çirkef yılı­ nını biraz kanştırıyor ve bundan çıkan dayanılmaz koku da Orta Çal korkululu rolü oynuyor. Dünyanm siyasal ytlztlnU bu denli detiştirmek için devrimci volkamk pUskUrmeye 24 saatten faz. la zaman gerekmiyor ! •

1

Am a Alman proletaryası hill neredeyse şaşkın d�yor; ona göre devrim Rusya'da oluyor ve bu devrim komşu için suç v�­ rici ve ölretici bir gösteriden başka bir şey delil. Orada sOz ko­ nusu olanın kendi Oı davası, tek ve bOlUnmez uluslararası pro­ letaryanın davası oldujunu, orada sermayenin smıf hcaemon­ yasına karşı dünyasal tarihsel kavganın birinci bölümUnUn oy­ nandıtını anlamıyor . Alman profetaryasırun genç "şefleri" bu­ nu· daha da az anlıyorlar, ne yazık ki eski Alman sosyal demok­ rasisi okulunda yetiştiler ya da daha dotrusu alçaldılar. .Arbe­ itsgemeinschaft (A.G.) Rus Devrimi ' ne yepyeni bir "eylem ratorlutım Başbakanı. 1 9 1 4- 191''dc ltalya'da dçi. l.talya'yı merkezi impa­ ratorluklar safında savaşa solunayı denedi. Ba$aramadı ve aiyual yaşam. dan çekildi .

(3)

4?

-Brasig Amca, romancı Fritz Reuter'in başbca kitilerinden birisidir.


programı" yapafak tepki gösterdi; bundan anladıtı da Reich­ sunmayı düşUndOlU korkunç ilerici uzun bir delişiklik listesi. İÇinde her şey var! Partinin proiramı listeye neredeyse tOmOyle yazıldı ve şimdi Meclis bOrosuna verilecek. Bu gençlik . ateşi karşısında soluksuz kalıyoruz. Demek ki şimdi asıl olan bu: Reichstag•a Onerge vermek 1 Memluklarm emperyalist bek­ çisi olan bu Reichstag•aı Alman kitlelere parlamentarizmden bekleyecek biçbir şeyleri olmadıtım ama her şeyin kendi ener­ jilerine, Jirilimlcrine, eylem kapasitelerine balh oldutunu an­ latmanın dt1nyada her şeyden daha Onemli oldulu tam şu an­ da, Rusya'nın en talın kafalılara bir "eylem programı"mn ve bir "eylem"in açık anlamını tapı ortaya çıkardi.;;ı anda A.G. Reichstag'a bir araba dolusu çok ilerici talep götürüyor ve bu Onergelerle ilgili ince düşünüş bir "eylem" oluşturuyor diye ka­ bul ediliyor! stag•a

Ama sakin olun! Belki yanılıyoruz.A.G.'nin "eylem programı" belki ciddi bir parlaınenter eylem olarak düşünül­ memiştir; belki de kitlelere sosyal demokrat programı hatırlat­ mak ve Reichstag kOrsU.ünden Reichtq'dan hiçbir şey elde edi­ lemeyecelini ve her şeyin "sokakta" edileeelini açıklamak için alışılmış bir çOZÜIIl sOz konusudur yalnızea? Ancak, A.G.'nin bu konudaki gerçekdüşüncesi konusunda elimizde Mitteilung­ sblatt 'ın 8 Nisan tarihli sayısında yayınlanan A.G.'nin paskal­ ya makalesinde yer alan açık bir yorum var: "Yapay olarak bir devrim yapılamaz, bu çok eski bir gerçek­ tir. Çatımızda daha Once hiç olmadılı kadar gerçektir. Kuşku­ suz darbeler sahneye konulabillr, ama şimdiki askeri devletin çok iyi Drgtıtlenmiş baskı gtJçlm karşısında bu darbeler başarı­ sı:dıfa mohkumdur; ay111 şekilde kendiiilinden ortaya çıkan aç­ ların isyanlan da çabucak bastınlobillr. Modem bir savaşta ol­ dulu gibi, tüm bir hallruı güçlü ka}"l\aŞmalarla harekete geçiril­ meden Once birçok etmen bir araya gelmelidir. Bu nedenle, eko­ nomik temelleri. siyasal ve toplumSIII durumu. tarihsel gelişimi ve halkınm karakteri vb. farklı olan bir tllkede, başka bir tllke­ nin devrimci yiJntemlerini şematik olarak uygulamayı isternek vanlıstır . . . " . . 43


"Karşı karşıya bulundutum uz koşullar Rusya'nın koşulların­ dan farklıdır, demek ki iç lJzgürlülümüz için mücadele başka biçimler almak zorundadır. Rusya olaylarının manevi etkisi al­ tında bu savaş bu gUnlerde parlamenter alanda başladı". Demek ki, hiçbir belirsizlik olmaksızın, bilgelik dolu bir for­ mUI doArultusunda bir düşünce ve inanç açıklaması söz konu­ su: Rusya'da devrimler yapılır, buna karşılık Almanya'da par­ lamentoda • 'mücadele' ' edilir. Mosse'un liberal yayın or"ganın­ da Theodor Wolf ve ihtiraslı avukat W. Heine'nin"' överek ileri sürdükleri kelimesi kelimesine budur. İşte, bir kez daha,dü­ zeltmelerin en sertini hakeden içten, el deAmemiş, el deAiştire­ mez, düzeltilemez bir klasik parlamenter salaklık örneAi. Al­ manya'da bir kitle devriminin olanaksızhAt orada vazediliyor, "modern bir devletin çok iyi örgütlenmiş baskı araçları" üze­ rine yavan gevezelikler orada geveleniyor. Rus işçi ve asker ku­ rulları, eAer evet eAer proletarya devrimciyse, bu araçların hal­ kın gücüne hizmet edebileceAini kanıtiasa bile! . . . Oysa Almanya'da A.G. proleter kitlelere başka bir görev ve­ riyor: Aynı makalede, birkaç satır sonra "parlamenterlerimiz tek başlarına hill çok zayıf olduAundan kitlelerle sıkı bir ilişki kurmak ve temsilcilerin Reichstag 'daki parlamenter eylemine katkılarını saAlamayı gözetmek zorundadırlar" deniliyar. Par­ lamenterlerimiz, onların özgürlük isteklerini yalnızca bu koşul yerine gelince sonuçlandırabileceklerdir. Mitteilungsblart'ın Rus­ ya deneylerinden, kitlelerin yalnızca mutlakiyetçiliAe deAil ama gerici ve monarşist bir parlamentoya da karşı apansız, kendili­ Ainden ve devrimci bir eylem sonucunda bir cumhuriyet kur­ dukları aynı Rusya'nın deneylerinden çıkarmayı düşündüAü de­ rin ders işte burada. Rusya'da kitleler, "özgürlük isteklerini so­ nuçlandırmak için" bu parlamentoyu tam olarak denetim altı­ na almak, hatta ortadan kaldırmak zorunda kaldılar ! İste olup (4)

44

HEINE, Wolfgang. Avukat, SP D üyesi, revizyonist, Rosa'nm eskiden beri hasmı. Savaş sırasında coAunlaktaki sosyalistlerle işbirliAi yapu. 1 9 1 8'den sonra Prusva hükUmetinde yer aldı .


bitenleri görmenin tuhaf bir biçimi ! Almanya'da kitleler, Re­ ichstag 'da milletvekillerinin başaniarına "ortak" bir koro ola­ rak katılmaya henüz yetkili oldular. Eylem ayrıcalı�ı her zaman oldu�u gibi parlamenterelere ait, yani "özgürlük isteklerini sonuçlandırmak" onların işi ve emperyalizmin bekçisi Reich­ stag Alman özgürlü�ünün do�aca�ı özel alan ! - Böylece, A.G. 'nin "eylem programı" , yukanda anılan Alman-Prusya "reformları"na de�er bir başka kanat olarak ortaya çıkıyor: Rus Devrimi'nin oluşturdu�u dünyanın alt üst olması konusun­ da iki harika münasebetsizlik. Ama Mitteilungsblatt'ın güzel dü­ şünce ve inanç açıklamasının en ilginç ö�esi Rus olayiarına iliş­ kin temel anlayışıdır. Küçük burjuva liberalizminin gelene�ini izleyerek "Arbeits getneinschaft"ın yöneticileri Rus Devrimi'nde yalnızca modası geçmiş çarlı�ın liberal-burjuva iyileştirilmesini algılıyorlar. Tüm kapitalist ülkeleri etkileyecek dünya ölçüsünde tarihsel önem ta­ şıyan bir ilk proletarya devriminin söz konusu olabilece�inin, sonuç olarak iktidar için bu sosyalist proletergil mücadelenin başka yerlere oldu�u gibi Almarıya'ya ancak devrimci yollar gös­ terebilece�inin bir an bile farkına varmıyorlar l Ve bu "devle­ tin harika baskı araçları" ve devrimin yerine -parlamenter "mü­ cadele" nin konulmasına ilişkin astımlı kuram, Alman işçileri­ ne tam da uluslararası sosyalizmin Alman işçi sırufının resmi Alman sosyal demokrasisinin onyıllardan beri içine daldırdı�ı u�ursuz körlükten sonunda çıkmasına ba�lı oldu�u bir sırada ö�ütleniyor. Körlük: Başka yerlerde devrimci yollarla sa�lanan her şeyin Almanya'da milletvekillerinin atıp tutmalarıyla "par­ lamenter alarıda" elde edilebilece�i boş inancı ! . . Gerçekte, Ber­ lin A.G. 'sinin paskalya mesajı Prusya seçim reformu konusunda Kayzer'in mesajıyla hayran olunacak kadar iyi uyuşuyor. Her ikisi de, Dünya Savaşı'na ve dünyanın alt üst olmasına karşın hiçbir şey ö�renmeksizin hiçbir şey unutmamaktarı tam anla­ mışla kibirlenen kokmuş ve küflü bir siyasal bilgeli�in ürünü. Spartakusbrlefe, No S, Mayıs 191 7 , s . l04-107.

45


6. Tarihsel Sorumluluk MOtarekeden sonra Almanya ile Rusya arasında ayn barış artık yalnızca bir zaman sorunudur. Dünya Savaşı'nın fotoA­ raflan arasında, geleceAin tarihi, Alman yan-mutlakiyetçiliAin "dilencileri ve fesatçıları" "yasal hOkOmdarlar" olarak tanı­ dıAı, yabancı bir devletin işlerine karışmama ilkesini gösterişle açıkladıAı, Neva asilerini "itilafın iftiralan"na karşı korumayı OstlendiAi andaki ytız buruşturmasını elbette saptayacaktır. Ko­ enigsberg Davası, Ruslar'ın peşinden salınan kışkırtıcı ajanlar, ÇarlıAa sunulan ücretli hizmetler, hepsi unutuldu. Neden olma­ sın? Alman sosyal demokrasisi Erjurt Programı•nıuı unuttuy­ sa Alman Hükümeti Koenigsberg Davası gibi saçmalıklan ne­ den unutmasın? Birisi öbürOnO getiriyor.

Ya1nız Alman halk kitlelerinin sarsılmaz aptallıklarındaki ka­ ya kadar saAlam güven Alman gericiliAine gözüpek bir deneye girişme olanaAt saAlıyor: Monarşiyi, kiliseyi, dış borçlara faiz ödemesini,sosyal statOleri, Onvanlan ve çeşitli çok kutsal b�­ ka şeyleri terkeden, inatçı başkomutanlan demiryolu vagonla­ rının pencerelerine asan ve can sıkıcı kan prenslerini zindana sokan Petersburg'un "cani kundakçıları" ile el sıkışma dene­ yi. Bu "cani" eli sıkma olanaArnı onlara yalnızca bu güven sal­ lıyor. (1)

46

Al man 105yal dcmokruisinin 189l 'dc kabul edil en proaramı.


Alman-Prusya yan-mutlakiyetçilili, birkaç yıl önce Berlin Po­ lis Müdürlülü'nün önünden geçmemek için yolunu de�iştirmek zorunda kalan Lenin'lerle ve Troçki'lerle samimi görüşmeler ya­ pıyorlar! . . Bu durumda Benjamin Amcaın'ın"' bo�azına kılçık kaçmış olan gururlu ve kibirli kontun hor gördü�ü burjuva dok­ toru yalnızca kurtarıcı yardımını elde edebilmek amacıyla öp­ tülü hoş sahneyi kim anımsamaz. Imparatorluk şansölyesi Bethmann-Hollweg, zorunluluk yasa yapar diyordu. Hinden­ burglar ve Lutendorflar şişko Dertalan'nın Petersburg "çete" siyle konuşmasıni ne kadar yellerlerdi l Hem de tıe kadar i . . . Ama sükunet! Candan dilekleri daha sonraki bir fırsat için sak­ lamalı. Geçici olarak, Petersburg "çete"si zamanında geliyor, barış yıkıcı Ineili Alman emperyalizminin kulaklarında ilahi bir müzik gibi duyuluyor. Basında yeralan yorumlara aöre Troçki Sovyetler Merkez Ko­ misyonu'nda birçok kez konuştu ve Rus barış armqarurun tüm ülkeler üzerindeki etkisini en yumuşak renklerle anlattı. Ona göre, Batı Avrupa, Sovyetler'in "en cesur· iımutları" gerçek­ leştirdilini ve genel banşm çok iyi gerçekleşme yolunda oldu­ lunu kanıtlıyor.

Bu basın yorumlan dotruysa Troçki'nin köpüklü şarabına bol su eklemek gerekecek. Bolşevilder'in, içinde bulunduklan durumda, politikalannın banş sorunu konusunda başarı kazan­ dılım düşünme ve Rus halkına bunu böyle anlatma ihtiyacını duymalan psikolojik bakımdan anlaşılabilir. İyi bir gözlemle olaylar farklı biçimde aydınlanıyor. Mütarekenin Dolu'da Uk sonucu: Alman birlikleri yalnızca Dolu'dan Batı'ya aktanlmıt olacak. Daha fazlasım söyleyece­ lim: Bu yapıldı bUe. Troçki ve dostlan mütareke koşulu ola­ rak Batılı güçlere arkadan saidırmamak için birliklerin yerleri­ nin deliştirilmesi vasalım elde etme istekleri düşüncesiyle avu(2)

Bcnjamiıı Amcam, liberal ycrai yazan Claude Tlllier'nin 1841 'de yaym­ lanan romanıdır.

47


nabilirler ve sovyeti de avutabilirler. Alman askerleri bu istek karşısında kuşkusuz bıyık altından gülmüşlerdir , çünkü ne ol­ duklarını çok iyi biliyorlar. Daha mütareke imzalanmadan Al­ man birlikleri, yüzbinlerce Alman askeri Rusya'dan İtalya'ya ve Hollanda'ya taşındı. Almanlar'ın cambrai yakınındaki ve Güney'deki son kanlı ilerlemeleri ve İtalya'daki son ve "parlak" başarılar Petersburg'da Bolşevikler'in Kasım Ayaklanması'nın sonuçlarıdır. Devrimci Rus askerleriyle kardeşlik sahneleri, ortak grup fo­ to�rafları Enternasyonal şerefine şarkılar ve "yaşa, varol" ses­ leriyle yürekleri hala sıcak Alman "yoldaşlar" , en şiddetli bi­ çimde , Fransız, İtalyan ve İngiliz proleterleri kendi hesapları­ na öldürmek için kahramanca kitle eylemlerinin ateşine dalı­ yorlar. Alman taze ölüm mangası kitlelerinin katkısı Batı ve Gü­ ney cephelerinde katlianun şiddetini on kat artırdı. Fransa, İn­ giltere ve Amerika'nın son ve umutsuz çabalarda bulunacakla­ rı açıktır . Böylece, Rus mütarekesi ve bunu yakında izieyecek Do�u'da ayrı barış ilk sonuç olarak genel barışın hızlanmasını de�il her şeyden önce jenosidin uzaması ve kanlı niteli�nin kor­ kunç derecede artması sonucunu doAuracaktır; her iki tarafa malolacak fedakarlıklara bakınca, daha,ön� nza gösterilen şeylerin de�ersizli� ortaya çıkacaktır. Almanya'nın askeri duru-munun ve bu yolla iştahının ve en pervasız ilhak tasarılarının önemli ölçüde güçlendirilmesi ikinci sonuç olacaktır. Do�u'da Polonya'nın, Litvanya'nın ve Courland'ın ilhakı, açıkça ya da gizli olarak, en azından şu an için merkezi impa­ ratorluklar arasında kararlaştırıldı; ve Rusya'daki fıili durumu dikkate alarak, Alman emperyalizmi , aynı barış görüşmeleri sı­ rasında herhangi bir direnme ile karştiaşmayı elbette beklerniyor. Ama Do�u'da tüm kaygılarından kurtarıldı�ı ve taze yedek­ lerle donatıldı�ı şu anda Batı'da oyunun kuralını de�iştirmeyi tasarlıyor. Önce , şimdiye dek içinde bulundu�u nazik durumun kabul ettirdi�i erdemli ölçülülük maskesini alay ederek Schei­ demann'ın sakalına atacak , ve e�er tanrı isterse , (çünkü tanrı , bilindili gibi en güçlü savaşçıların yanındadır) bir "Alman ba-

4R


rışı"n.ı kabul ettirecek. Czernin°' ve ortaklarının son söylevle­ ri kilisenin barış notası zamanında oldu�undan tümüyle farklı bir çan sesi çıkarıyorlar. İşte durum bu; ve ayrı barışların ışı�ında viyolonsellerin şar­ kı söyleyece� genel barış semasının belirmesini göreceklerini sanıyorlarsa Bolşevikler de yanılıyorlar. Rus Devrimi'nde "son gülenler" şimdiye dek yalnızca Hindenburglar ve Panalmancılar oldular. Olaylar ve sonuçlar olması gerekenin tersi olursa bunun gü­ nahı en başta Ruslar'ın delildir. Onlar daha ilk anda iki tür dar­ be arasında seçim yapmak durumunda kaldılar: Ya İtilara ya da Alman emperyalizmine destek olmak. Birisi barış yapılma­ sını , öbürü savaşın uzatılmasını gerektiriyordu. Birinci çözümü seçtilerse bu bir mucize midir? Ruslar'ın barış için savaş hesabının tümü gerçekte Rus Dev­ rimi'nin Batı'da proletaryanın devrimci ayaklanmasının işareti olaca�ı postolasına dayanıyordu: Fransa'da, İngiltere' de, İtal­ ya'da ama özellikle Almanya'da. Yalnız bu durumda hiç kuş­ kusuz Rus Devrimi genel banşın hareket noktasını oluşturacaktı. Bu olmadı. İtalyan proletaryasının cesur birkilç çabası bir ya­ na, tüm ülkelerin proleterleri Rus Devrimi 'nin benzerini dene­ mecliler. Ancak , niteli�i gere�i ve derin özünde enternasyonal olan proletaryanın sınıf siyaseti yalnızca uluslararası düzeyde gerçekleştirilebilir. Öbür ülkelerin işçileri burjuva siyaseti uy­ gularken, proletaryanın sınıf siyaseti bir ülkeyle sınırlanusa dev­ rimci öncünün eylemi , daha sonraki sonuçlarında görülece�i gi­ bi, yolundan sapmıştır. İşte bu yüzden Rus Devrimi 'nin şimdi­ ye dek do�urdu�u tek uluslararası sonuç Alman emperyalizmi­ nin gücünün önemli ölçüde artması ve Dünya Savaşı'nın genel (3)

Kont Ottokar ezernin von und zu Chudenitz (1872-1 932). Aralık 191 6'da Avusturya-Macaristan Dışişleri Bakanı oldu. 1917'de, bazı toprakları (Aisace-Lorraine) vererek Fransa'yı barışa kazanmayı önerdi. 1 9 1 8 ilk­ babannda Brest-Litovsk Barış Antiaşması'nın imzalanmasına katıldı .

49


r

' tehlikelerinin atırlaşması oldu. Bu trajik tarihsel yanlışiıiın sorunılusu en başta Alman proletaryasıdır. Şimdi akıtılan kanla­ rın ve Batılı devletlerin muzaffer Alman emperyalizmince olası yenilgisinin toplumsal ve siyasal sonuçlannın sorumlulutu ta­ rih önünde Alman proletaryasına dUşecektir. çunku tek başı­ na ölü taklidi yapmayı sürdüren Alman proJetaryası Rus dev­ rimcilerinf Almanya'da tek egemen güç olan Alman emperya­ lizmiyle banş imzalamaya tek başına zorladı. Ve tek başına bu kadavra davranışı Alman emperyalizmine Rus Devrimi'ni ken­ di öz amaçlan için kullanma olanalı salladı. Alman işçileri yüzlerine vurolan tokadı hissetıniyorlar nu? Yo­ neticileri -deyimi baltşlayınız - kulUbesindeki bir köpek gibi Al­ man ' 'halk temsili' 'ni reddettili ve Alman halkının çenesini bir kerte daha kapadılı sırada Petersburg'un frig usulü kırmızi baş­ lıAı önünde utanmada� hamola geçiyorlar. Alman "işçi yöne· ticileri" bu okşamayı farketmemişe benziyorlar. Onlar bAlA hatta "batımsızlar" da - Alman Hükümeti'ni fırsatı kaçırma­ maya, ürkek görUnmemeye, " Ruslar'ın kendisine uzattı&ı ba­ nfçı eli" geri çevirmemeye bUtUn gücüyle ioandınnaya uJraş­ madalar. Korkmayın, sayın baylar, Alman emperyalizmi kes­ taneleri ateşten Petersburg jakobenlerine aldırma fırsatım el­ 1 bette kaçırmayacak. "İşçilerin yöneticileri •nin fazladan mas­ rafa girmeye hiç ihtiyaçları yok. Bu dönüşü dikkate alarak - barış yapılmasının sonucu sava­ şın uı.aınası, Rus proletaryasının devrimci zaferinin sonucu Al­ man yan - mutlakiyetçililinin gÜcUnUn aşırı artmasıdır - "Ar� beitsgemeinschaft"çılar bile, Alman HükUmeti'nden "savq be­ defleri"ni açıklamasını isıemekten başka yapacak daha acil bir­ şey bulamıyorlar! Leipziger Yolksı.eitunpıı "Alman savaşının hedefleri nelerdir? diye yazmaktadır. "Batımsız" gramofon(S)

uipıigB Vollcsıeitımg; Alman aosyal demokruisinin, Roaa Luxembura ve Franz Mehriııg'in katkıda bulundulu, 101 kanat yayın cırpm. 1894'daı 1933'e dekaUnltık yayınlanaıı pute 1917'daı 192l'ye dek USPD'Diıı or­ aanı oldu. 1922'den sonra çoAunlukçu soayal demokrat oldu.

so


ların çalacak yalnızca bu plaJı var artık ve durmaksızın bunu yineliyorlar. "Alman hükUmeti şimdiye dek uyguladılı siyase­ ti sUrdUrUrse, bizim için bir tehlike var: Savaşın ortalılı kan gö­ lüne çevinnesine, Avrupa•nın tam felaketine dek - Ruslar'ın ba­ rış isteklerine karşın - sQrdUrUlmesi" l Partinin Leipzig yayın orgaru, Alman Hükümeti'ne tekditklr ytlzUncU uyarısını işte böyle yapmaktadır. Ulu tanrılari Alman HükUmeti "şimdiye dek uyguladılı siya.�·· elbette sürdürecek. ' 'Yönetici sınıfların işlerini yürüt­ me kurulu"" olarak Alman HÜkUmeti'nin bildilim kadarıyla si­ yasetini deliştirmek için biçbir nedeni yok. Şimdiye dek uygu­ lanan siyaseti deliştirmek için tOm nedenlere sahip olan Alman işçi sıntfıdır. Savaşın senel yıkımla ya da en kara Alman gerici­ lilinin zaferiyle sonuçlanması istenmiyorsa, "şimdiye dek uy­ gulanan siyaseti", yani ölüm mansası siyasetini ve emperyaliz­ me karşı "savaş hedeflerinin" kamuoyuna açıklanması siyase­ tini devirmek Alman işçi mnıfına düşüyor. Genel barış Almanya'da yönetici sınıf devrilmeden sallana­ maz. Jenosid ateşinin seri selmesini ve Alman ilhakçıların Do­ lu'da ve Batı'da zafer kannmasını yalnız devrim.meşalesi, yal� nız si}i•al iktidar, balkın eaemenlili ve Almanyalda cumhuri­ yet içiiı açık kitle savaşı enselleyebilecektir. Alman işçileri şim­ di Dolu'dan Batı'ya devrim ve barış mesajını taşımakla görev­ liler. Du4ak bükmek biçbir işe yaramaz, gitmek gerek. Spatlaklllbrtefe, No: 8, Ocak 1 918, s.1 48-15 1 .


7.

Rus Trajedisi "'

Brest-Litovsk Barışı'ndan beri , Rus Devrimi kötü durumda. Bolşeviklere yol gösteren siyaset açık: Biraz soluk almak için zaman kazanmak , bu arada Rusya'da proletarya diktatörlülü­ nü kurmak ve sallamlaştırmak, sosyalizm yönünde elden gel­ dilince çok sayıda reformu gerçekleştirmek ve böylece ulusla­ rarası proletarya devriminin patlamasını beklemek, Rus örne­ line göre uluslararası devrimin gelişini hızlandırmak için ne pa­ hasına olursa olsun barış. Rus halk kitleleri savaştan bıkmıştı, Çarlık ardında dalınık bir ordu bırakmıştı, savaşın sürdürül­ mesi kuşkusuz Rusya'nın boşuna katledilmesiyle sonuçlanaca­ la benziyordu ve barışın hızla gerçekleştirilmesinden başka çı­ kar yol yoktu. Lenin ve dostları bilançoyu işte böyle çıkarı­ yorlardı. Bu bilançoyu salt devrimci iki kanıya dayanarak çıkarıyor­ lardı: Onlar için Dünya Savaşı'nın tek çıkışını ve kaçınılmaz so­ nucunu oluşturan Avrupa proletarya devrimine sarsılmaz bir inanç ve Rusya'da kazandıkları iktidarı devrimierin en radika­ lini ve enerii4ini tamamlamak amacıyla aynı ölçüde sonuna ka(1)

B u makale bizim oıtamınuzda oldukça yaygın kaygılar yarauyor - Bolşe­ vikler'in Oınel tavırlarının delil nesnel durumunun ortaya çıkardılı kay­ gılar. Bu makaleyi esas olarak sonucu için yayınlıyoruz: Alman devrimi olmaksızın Rus Devrimi'ne selam yok, bu dünya savaşında sosyalimı için umut yok. Yalnızca bir çözüm kalıyor: Alman proletarya kitlesinin ayak­ lanması. (Lettres de Spartacus ya:; ı kurulunun notu).


dar sarsılmaz savunma kararı . Ama bu bUyük ölçüde proletaryanın bilgisi olmaksızın, baş. ka bir deyimle Rusya'nın aynı barışla eli kolu ba�lı teslim ol­ duAu Alman militarizmi olmaksızın çıkarılan bir bilançodur. Gerçekte, Brest Barışı Rus devrimci proletaryasının Alman emperyalizmine teslim antiaşmasından başka bir şey deAildir. Kuşkusuz, Lenin ve dostları olaylar konusunda yanılmadılar, başkalarını da yanıltmadılar . Uzlaşmayı içtenlikle kabul ettiler. Ne yazık ki, bu uzlaşma pahasına gerçek bir solukluk zaman satın alabilme, ayrı bir barışla DUnya Savaşı cehennemirıden ger­ çekten kurtulabilme umudunda yanıldılar. Rusya'nın Brest­ Litovsk'da(J) uzlaşmasının emperyalist Alman birliAi siyasetini çok güçlendirebilece�ni ve bu yüzden Almanya'da devrimci ayaklanma şanslarının azalabilece�ni, Almanya'yla dUşmanlı­ lı hiç de sona erdirmeyece�ni ama tersine bu savaşa yeni bir bölüm ekleyece�ni dikkate almadılar. Gerçekten, Brest-Litovsk "barışı" bir kuruntudur. Rusya ile Almanya arasında barış bir an bile hüküm sürmedi. Brest­ Litovsk'dan beri ve bugüne dek savaş sürdü, özel ve tek yanlı bir savaş: Almanlar'ın sistemli ilerleyişi ve Bolşevikler'in ses­ siz, adım adım gerileyişil Ukrayna'nın, Finlandiya'nın, Livon­ ya'nın, Estonya'nın, Kınm'ın, Kafkaslar'ın, Rusya'nın güne­ yinde durmaksızın artan sayıda yerin ilhakı - işte Brest­ Litovsk'dan beri hüküm süren "barış durumu"nun sonucu. Bu, şu demekti: İlk olarak, devrimci Rusya'nın tüm etki alan­ larında devrimin ezilmesi ve kar-Şı--devrimin zaferi. Çünkü, Fin­ landiya, Baltık ülkeleri, Ukrayna, Kafkuya, Karadeniz toprak­ ları - tüm bunlar Rusya'dır, yani Rus Devrimi'nin alanıdır; "ulusların kaderlerini tayin hakkı" flurlnc boşbolazlık eden boş kafa ve küçük burjuva lafaz.Bnlann boşuna gitmese de. '

(2)

Brat-Liıovlk: 3 Mart 19ll'dc, Brat-Utovlk'da Ruya Ilc Almanya, Ma­

TQrkiye ve 8\dptUrAo aruuıda bant aotl•tına" Imzalandı. Al­ man birlikleri ltpl ettikleri topraldarda kahrken Sovyet Rusya küçültül­ meye razı oluyordu. Bu antlaşma Almanya'da Kuım devriminden sonra iptal edildi. carUtaıı ,


İkincisi, bu devrimci alanın Büyük Rusya yanını n bulday, kömür; maden,petrol bölgelerinden, yani devrimin temel yaşam kaynaklanndan kopmuş olması demektir . . Oço.ncüsü: Rusya'nın içindeki tum karşı-devrimci Oleler Bol­ şevikler'e ve bolşeviklerin aldıklan önlemlere karşı amanBız bir direniş için cesaret ve destek bulmaktadırlar. Dördüncüsü: Almanya kendisinde Rusya ile Rusya'nın ön taş­ rası - Finlandiya, Polonya, Litvanya, Ukrayna, Kafkasya - ve komşuları - Romanya - arasında hakemlik rolü görmektedir. Almanya'nın Rusya'nın iç işlerine bu sınırsız kanemamun ge­ nel sonucu Alman empecyalimıinin içerde ve dışarda açıkça kor­ kunç boyutlarda gUçlenmesidir; bu da İtilaf Devletleri'nin sa­ vaşma istelini ve direnci kınyor ve Dünya savaşı'nın sertleş­ mesi ve uzaması anlamına geliyor. Dahası var: Alman ilaalinin engelsiz ilerlemesinin gösterdili gibi, Rusya'nın direnmemeai lu­ laf ve Japonya'ya, Almanya yararıila önemli bir dengesiziili ön­ lemek ve savunmasız bir devin zararına emperyalist iştihalan birlikte doyurmak amacıyla Rusya topralında bir kartı saldın olanalı yaratıyor. Şimdi, Rusya'nın elinden Avrupa Ruayası'· nın kuzeyi ve dolusu ile tüm Sibirya almıyor, böylece Bolte­ vikler'in son yaşamsal kaynakları ortadan kaldırılıyor. Böylece, sonuç olarak Brest Barışı yüzünden, Rus Dev rimi her yandan sanldı, aç bırakıldı, hırpalandı. Ama içerde, Almanya'nın Bolşevikler'e bıraktııt topraklar­ da bile devrimin iktidarı ve siyaseti dolru yoldan çıkmaya zor­ landı . Mirbach ve Eichhorn'a"' karşı suikastler Alman emper­ yalizminin Rusya'da sürdürdülü terör rejimine çok anlaşılır bir yanıttır. Kuşkusuz sosyal demokrasi bireysel terörü her zaman reddetti, ama bunun tek nedeni bireysel teröre karşı daha etkili bir aracı, kitle mücadelesiryi ortaya koymasıydı, yoksa bireysel ( 3)

54

6 Temmuz 1918'de, Almanya elçisi Kont Mirbech-Harff M01kova'da bir sol sosyalist devrimci tarafından OldllrUidU. 30 Temmuz 1 91 8'dc, Ukray­ na Birlikleri Komutaru Marqal von Eichhom Kiev'de aynı sonia lı.araılqu.


terör yerine &erici dikdatörlülü edilgen bir biçimde kabulieD­ miş olması delil. Sol Devrimci Sosyalistler'in bu suikastleri İti­ laf'ın kışkırtmasıyla ya da onun hesabına gerçekleştirdiliJl! ile­ ri sürmek elbette W.T.B. 'nin�'� yan resmi aldatmacalanndan birisidir. Bu suikastler ya Alman hesemonyasına karşı bir kitle ayaklanmasının işaretini vermeliydi ya da Almanya'nın sürdür­ düiO kanlı rejimin umuuuzlutunun ve kininin doturdulu dü­ şünülmeden airitilen Oç alma eylemleri söz konusuydu. Bunun altında yatan niyetler ne oluna olsun, Rusya'da devrim davası için büyük bir tehlike taşıyordu; timdiye dek oluşmuş sosyalist biriilin içinde bir bOlOnme tehlibıi. Boltevilder'le sol devrim­ ci sosyalistler arasmda gedik açtılar ya da dahası devrim ordu­ sunun iki kanadı arasında çukur açtılar, ölümüne bir düşman­ lık yaratklar. Kuekusuz, toplwnaal farklılıklar - ObUrlerinin yanında mtllk l&hibi kOylOlükle kırsal proletarya araaındald karşıtlık - er ya da aeç Bolşevikler'le Sol Devrimci Sosyalistler arasında kop­ mayı getirebilecekti. Ancak, Mirbacb'a yapılan suikaste dek işler bu noktaya aelınit aortınmüyordu. Her durumda, Sol Devrim­ ci Sosyalistler'in Boloevikler'i destekledikleri do&rudur. Bolşe­ vikler'i çizgiye kadar Jetiren Kasım Devrimi!\ Kurucu Meclis'­ in fesbi, Bolşevikler'in lİmdiye dek ger�kleştirdikleri reformlar Sol Devrimci Sosyalistler'in işbirlili olmadan zor gerçekleşebilirdi. Brest-Litovsk ve sonuçlan iki akım arasında ilk gedili açtı. Alman emperyalizmi bugün Bolşevikler'in devrim sıra­ sında ittifak içinde oldulu devletlerle ilişkilerinde hakem rolü oynuyor, Bolşevikler'in Rusya'yı çevreleyen bölgeler ve komşu ülkelerle ilişkilerinde de hakem rolU oynuyor. Tüm bunlar, Bol­ şevikler'in reform çabalanna ve iktidarına zaten var olan mu­ halefeti artırmaktan başka, Bolşevikler'in iktidarının dayandılı temeli daralımaktan başka bir işe yaramıyor elbette. İç Ça­ tışma ve devrimin heterojen Oteleri arasında bölünme, süren (4) (5)

W.T.B.: woırra TllearaplıiJchee Bııro, Bum AJanaı. BlıJm tak.vtmlmlzıe acıre, Ekim O.Vrtmi 7 IWIDI'da oldu.

/


bir devrimin tUm radikalleşme süreçlerinde kaçınılmaz oldu�u gibi, do�ası gere�i kuşkusuz kaçınılmazdı. Ancak şimdi çatış­ ma Almanya'nı n Rus Devrimi üzerine uyguladı�ı kılıç dikda­ törlüaü nedeniyle ortaya çıktı. Alman emperyalizmi Rus Dev­ rimi'nin yüre�ine sokulan bıçaktır. Ancak, bütün tehlikeler burada de�il l Do�u'da kırıldı�ı sa­ nılan Dünya Savaşı'nın top çemberi Rusya'nın çevresini sarı­ yor ve eksiksiz tUm dünya bu çemberde yerini almış: İtilaf Çe­ koslovaklar ve Japonlar'la"' Kuzey'de ve Dolu'da ilerliyor­ Almanya'nın Batı'da ve Güney'de ilerlemesinin kaçım�maz ve do�al sonucu. Dünya Savaşı'nın alevleri şimdiden Rus topra­ Aını yalıyor ve kısa süre sonra Rus Devrimi Uzerine yönelecek. Sonuç olarak, Rusya'nın, en büyük özveriler pahasına da olsa, Dünya Savaşı'ndan tek başına kendisini kurtarmasının olanak­ sızlı�ı ortaya çıktı . Ve şimdi, acılı yollarının sonunda, tehditierin en berbatı Bol­ şevikler'e pusu kuruyor: Bolşevikler'le Almanya arasında · bir ittifakın u�ursuz korkunç hayalinin yaklaştı� görülüyorl Bu, hiç kuşku yok, Dünya Savaşı'QJn Rus Devrimi'nin boynuna do­ ladı� u�ursuz ıincirin son halkası olur. önce geri çekilme, sonra uzlaşma ve sonunda Alman emperyalizmiyle ittifak. Böylece, ne pahasına olursa olsun kurtulmak istedili Dünya Savaşı Rus Devrimi'ni ters yöne douu hızlandıracak: Çarlık döneminde İti­ laf kampından Bolşevikler yönetiminde Almanya kampına. Devrimin patlamasından sonra Rus devrimci proletaryasının ilk jestinin Fransız-Ingiliz emperyalizmini terkedişi olması az şeref delildir. Ancak, uluslararası durum dikkate alındı�nda, Alman emperyalizminin yanına geçmesi Fransız-İngiliz emper­ yalizmiyle birlikte �lmaktan daha da kötüdür. Troçki, Rusva'nın Alman isgali ile Japon isızali arıısında see-

(6)

56

Çekoslovak ve Japon askeri birliklerinin müdahalesi söz konusu. Ekim Dev rimi' nden sonra Sovyet HUkUmeıi rdd tutsaklardan oluşan Çekoslo­ vak biriilinin Vladivosıok yoluyla Ulkesinc dönmesine izin verdi. Bu bir­ lik Sovvet HUk Umeıi'ne karşı ayaklandı. ı9ı9'da yenildi .


me şansı olsaydı Alman işgalini yeAlerdi, çUnkU Almanya Ja­ ponya'ya göre devrim için çok daha olgundur, diyesiymiş. Bu düşünce açıkça saçmalıktır. Çünkü Japonya Almanya 'nın has­ mı olarak tek başına deAil, İngiltere ve Fransa da var, ve hiç kimse bu U lkelerde iç koşullarm proletarya devrimi için Alman­ ya'dan daha az ya da daha fazla elverişli olduAunu söyleyemez. Alman militarizminin her zaferinin ve güçlenmesinin Alman­ sra'da bir devrimin perspektiflerini ve olabilirliAini sarsması öl­ çüsünde Troçki'nin dUşüneesi a piori yanlıştır. Ancak, sözde gerçekçi olan bu kanıtlar dışında dikkate alın­ ması gereken başka kanıtlar da var. Bolşevikler'in Alman emperyaliZmi ile ittifakı uluslararası sosyalizme vurulabilecek en korkunç moral darbeyi vuracaktır. Rusya, devrimci sosya­ lizmin, ilkelerin saflıJımn, ideallerinin hill geçerli olduAu son sıAınaktı; Almanya'da ve tUm Avrupa'da gerçekten sosyalist öAeler, Batı Avrupa işçi hareketi uygulamasının sıkıntısından kurtulmak, ideal eserlere, kutsal sözlere inanmak ve dayanmak için yürektenrnek amacıyla bakışlannı Rusya'ya çeviriyorlardı. Lenin ve Hindenburg'un garip .. birleşmesi" Dolu'da moral ışık kaynaAım söndUrUrdU. Açıktır ki Alman yöneticiler bıçaAı Sov­ yet HükUmeti'nin boAazına dayıyorlar ve doAılfa karşı bu itti­ fakı dayatmak için umutsuz durumundan yararlanıyorlar. An­ cak, umuyoruz ki Lenin ve dostlan hiçbir fiyata boyun eAme­ yecekler, bu kışkırımaya verecekleri yanıt konusunda kararlı olacaklar: Buraya kadar ve daha öteye deAili AlmaiJ sUngülerine oturmuş bir sosyalist devrim, Alman emperyalizminin koruyucu yargılama alanı içinde bir proletar­ ya diktatörlUAU - işte bu bizim için eşitsiz bir gudubetlik göste­ risi olurdu. Ve üstelik bu yalnızca ve basitçe bir Utopya olurdu. Kendi ülkelerinde Bolşevikler'in prestijinin yok olacaAı bir ya­ na, tüm eylem özgürlüklerini, tüm baJımsızlıklannı (hatta iç baAımsızlıklanm) yitirirlerdi, çok kısa bir süre so�sahneden tümüyle silinirlerdi. Abnanya'nın yalnızca tereddfillU olCluAu­ nu ama Miliukovlar'm, her hangi bir atamanın ve tann bilir han­ gi karanlık şerefli ve ciAeri beş para etmez adamlarm yardımıy­ la Bolşevik iktidara son vermeyi, Ukraynalılar'a, Lubinskiler'e 'i 7


ve ortaklarına yaptıklan gibi .. Truva Atı" rolunu oynattıktan sonra Lenin ve dostlarım bu iktidarı kendi elleriyle bolmaya zorlamayı sa�layacak fırsatı kolladı�ını bir çocuk bile farkede­ bilirdi . İşte yalnızca o zamandır ki, şimdiye dek katlanılan tUm öz­ veriler, bUyük Brest Barışı özverisi boşuna olurdu; çünkü so­ nuç olarak ahlaki iflas pahasına satın alınmış olurdu. Çok Sflç; lU kuvvetiere ve tarihsel durumun olumsuzluJuna karşı dUrüst bir savaşta Bolşevikler'in herhangi bir siyasal gerilemesi bu ah­ laki gerilerneye ye�lenirdi . Bolşevikler siyasetlerinde elbette birden fazla yanlış yaptılar ve kuşkusuz hill yapıyorlar - hiç yanlış yapılmayan devrim var· mı! özellilde öncesi olmayan bu durumda kusursuz bir devrimci siyaset düşüncesi, bir Alman okul ölretınenine yaraşacak denli saçmadır. OlapnQstU bir dönemde, sosyalizmin abc si yolu açık­ ça çizmişken Reichstag' daki basit bir oylama Alman sosyaliz­ minin .. önder"lerine .. kafa"yı kaybettiriyorsa, o vakit ödleri kopuyarsa ve tUm sosyalizmlerini kötü ölrenilmiş bir ders gibi yitiriyorlana tUm dünya için yeni yollar açmak istedili &erçek­ ten dikenli ve yeni bir tarihsel durum karşısında kalan bir par­ tiden yanlış yapmaması nasıl istenir?

·

Bununla birlikte, Bolşevikler'in bugün içinde bulundulu mu­ kadder durum ve yanlışlarının ço�unlu�u uluslararası proletar­ yanın ve özellikle Alman proletaryasının onları karşı karşıya bı­ raktı�ı sorunun temelden çözümsüz niteli�inin sonucudur. Emperyalist gericili�in katı hegemonyası ile çevrilmiş ve insan­ lık tarihinin en kanlı s;:tvaşı olan Dünya Savaşı'nın saldırısına u�ramış tek bir ülkede bir proletarya diktatörlü�U kurmak ve sosyalist de�işmeyi tamamlamak olmayacak iştir . Siyasetinde, önderi, kazanma iste�i ve uluslararası sosyalizme inancı da ol­ sa, kendisini feda etme de olsa, her sosyalist parti bu görev kar­ şısında başarısıziıia ve mahvolmaya mahkumdu. Alızlannda salya, Bolşevikler'i kınayan ve Ströbel, Bemstein ve Kautsky'-

58


ninkiler"' gibi acıyan yürekler bularak - nasıl yani ! - sefaletle­ rini yabancı Ulkelere yayan bu allarnaklı suratları, Axelrodlar' ı, Danlar'ı, Origoriantslar'ıllll it başında görmek isterdik , bu Al­ manlar'ı Bolşevikler'in yerinde görmek isterdik. Tüm ince bil­ gelikleri içerde Miliukovlar'la, dışarda ltilarıa ittifak yapmakla sımrlanırdı. Ayrıca içerde en küçük sosyalist reformu tamam­ lamak bir yana, RUJYB'nın kapitalizmin henUz olgunlaşmadılı bir tanm ülkeii oldutuna ilitkin ünlü verimsiz temkinlilik gereli en küçQk reforma başJamaıJardı. ·

İşte nesnd dwumun yanlış mantıJı: Rusya'da bugün iktida­ ra gelen her sosyaüst partJ, kendisinin de içinde bulundulu ulus­ lararası proletarya ordusunun Onemli bölümünün yanlış adıin attırdıll sürece yanlış bir taktik uysuJ.amaya mahkumdur.

Boloevikler'in yanlışlanndaki sonımluluk en başta uluslara­ proletaryanın, özellikle de Alman sosyal demokrasisinin hiç görülmedik ve sürekli alçaklı&ındadır. Alman Sosyal Demok­ rat Partisi ki bant döneminde dünya proletaryasımn önünden gittilini iddia ediyordu, herkesi yönetme ve herkese Olfetme ay­ ncalı&ını kendisine malediyordu, ülkede erkek kadın en azın­ dan on milyon yandaşı oldutunu söylüyordu ve şimdi yönetici sımflann emri üzerine, Orta Çal'ın ücretli uşakİkı gibi, sosyarası

(7)

(8)

STRÖBEL, Heiııricb. SPD militanı. Savllf sırasında bir ara Enternasyo­ naliatler'ln yanma seçer aorundUyae de hızla Ka u u k y 'ni n e&ilimine &irdi ve daha aonra da Partinin aa&ına doJru kaydı . BERNSTEIN, Eduard ( 1 850- 1 932) . "Revizyonizın"ln babalı. Birçok kez Reichltaa Oyeal oldu. Dünya Savqı maaında merkezci barışçı olan Benut�in "Arbeitsaemelnachaft"m kurucularından birisi oldu. 1 9 1 9' da çotunluk soayal demokrat aallanııa ymiden katıldı . KAIJTSKY, Karl (1 854- 1 938). SPD'nin Ma.rltaist kuramcısı, l l . Enter­ nasyonal' in etkileyici ideolotu. New Z•lt 1 k urd u ve yayınladı, Erfurt Proaramı'nm hazırlanmaiJna lwluda bulwıdu. Savaş masında banfçı olan Kaut1ky USPD'nin aat bNidmda yer aldı, aonra 1 922' de ildbuçukuncu Entenwyonalin OraUtlmmaiııe yardım etti. �

AXBLROD Pavel Borilaoviç ( 1 1» 1 928). Plehanov'la b irlikte Ruaya'­ da Markllzm'in Oneülerinden blri&i. "Emetin KurtulUJu" anıbunun ku­ ruculanrıdan. 1 903 'den aonra Me�. aonra Savaşaırasında sal zim,


i izmi günde otuz altı kez çarmıha geriyor. Bugün bize Rusya'dan gelen haberler ve Bolşevikler'in du­ rumu, Alman işçi ve asker kitlelerin içinde hill uyuyan şeref duygusunun son kıvılcımına duygulandırıcı bir çatrıdır. Rus Devrimi'nin parça parça olmasına, kuşatılmasına, aç bırakıl­ masına so�ukkanlılıkla izin verdiler. On ikinci saatte, onu en azından korku taşkınlı�ından - moral intihar, Alman emperya­ lizmiyle ittifak kurtarabilirler. •

Rusya'da yaşanan dramdan yalnızca tek bir çıkış var: Alman emperyalizmini sırtından vuran bir ayaklanma, jenosidin ulus­ lararası devrimci bitirilişinin işaretinf verecek olan Alman kit­ lelerinin ayaklanması. Rus Devrimi'nin şerefinin kurtanlması, bu mukadder saatte, Alman proletaryasının şerefinin selanılan­ ması ve uluslararası sosyatimıle çakışıyor. Sputaklllbrlefe, No: l l , EylUl 1918, s. l 81-186

merwalda oldu. 1917 Devrimi'ne katJimadı ve sOrallnde Gida. DAN, Fedor lliç (Qwviç) (1 871-1947). Doktor. "l!mclla ıc:urtuhqu" ıırubunwı, sonra da POSDR'Din Oycsl. � Merkez IComitalniıı 18rekli üyesi, DOnya Savaşı sırasında merkezci, 1917'de Pctroarad Sovycd üyesi oldu, 1922'de &Oç etti. ORIOORIANTS, Vorwlrts'ın Menscvik yayın aorcvHsi.


B . Rus Devrimi Rus Devrimi Dünya Savaşı'run en olatanüstü olgusudur. Fış­ kırması, öncesiz aşırılılt, kalıcı etkisi, Alman sosyal demokra­ sisinin Alman emperyalizminin fetih kampanyasını ideolojik ba­ kımdan haklı çıkarmak için giriştili aşalılık şiddet içinde ileri sUrdUIU kanıtı hayran olunacak biçimde çürüttü. Kanıt: Alman sUngülerinin görevi, çarı devirmek ve ezilen halkları kurtarmak olmalıydı. Rus Devrimi çok bUyük bir önem kazandı, derinli­ line yaptılı etki tUm sınıf ilişkilerini sarsmasını, ekonomik ve toplumsal sorunların tUmUnU ortaya çıkarmasını,sonuçta iç manttiının gereli ilk aşamadan - burjuva cumhuriyeti - hep daha yüksek aşamalara geçmeyi salladı; BUtUn bunların içinde çar­ Iıiın devrilmesi küçük ve önemsiz kaldı. BUtUn bunlar, Rusya'­ nın kurtuluşunun savaşın ve çariıiın askeri yenilgisinin eseri ol­ madılını, Kautsky'nin yönettili Neue Zeit'' yayın kurulunun belirttili gibi "Alman askerlerinin ellerindeki Alman sUngUle­ ri"nin kazanç hanesine yazılacak bir şey olmadılım apaçık ka­ nıtlıyor; tersine Rusya'nın kurtuluşunun ülkede derin kökleri vardı, iç olguolulun son aşamasına gelmişti. Alman sosyal de­ mokrasisinin ideolojik amblemi altındaki Alman emperyalizmi­ nin savaşçı macerası Rus Devrimi'ni hiç de harekete geçirmedi, (1 )

Die Neue Zeit, Stuttgart 1883-23 Alustos 1923. SPD'nin kuramsal orga­ nı haftalık gazete. 1917'ye kadar Karl Kautsky, 1 9 1 8- 1 922 arasında He­ inrich Cu now tarafından yayınlandı.

61


tersine başlangıcındım - ilk 191 1- 1913 dalgalanmasından sonra - Devrim 'i geçici olarak durdurdu, daha sonra da, Devrim pat­ ladıktan sonra, Devrim için en zor ve olalan dışı koşullan ya­ rattı. Ancak, düşünen her gözlemci için bu sUreç, Kautsky'nin hO­ kUmetteki sosyal demokratların partisiyle paylaştıJı doktrlner kuramın hesabına aşikar bir kanıtur: lktisaden geri, temc:lde ta­ rım ülkesi olan Rusya 'nın ne bir toplumsal devrim için ne de bir proletarya diktatöriUIU için olgun oldulu kuramı. Rusya'­ da ancak bir burjuva devriminin olanaklı oldutunu kabul eden bu kuram - bu anlayışın sonucu Rusya sosyalistlerinin burjuva liberalizıniyle bir ittifak taktilidir - Rus isçi hareketinin Axcl­ rod ve Dan'ın denenmiş yönetiırJ altındaki çıkarcı kanadı "men­ şevikler"ce paylaşıldı. Rus Devrimi'nin bu temel yorumunda - taktik konusunda ayrıntıya ilişkin sorunlar karşısında alınan tavırlar dolal olarak bu yorumdan kaynaklanıyor Alman ve Rus çıkarcılar iktidardaki Alman sosyalistleriyle birleşiyorlar; onlara göre, Rus Devrimi belirli bir aşamayı, Alman askeri stra­ tejisinin hede.f aldılı Alman sosyal demokrasisinin hayalindeki asil amacı, çariıiın devrilmesi amacım aşmamalıydı. Rus Dev­ rimi bu amacın ötesine gittiyse, proletaryajliktatöriUIUnU kur­ mayı görev edindiyse, bu kurama göre bunun nedeni Rus işçi hareketinin aşın kanadının, Bolşevikler'in bUyOk yaniışı oldu; ve Rus Deyrimi'nin, daha sonraki gelişmelerinde karşılaştılı tUm hayal kırıklıkları, kurbanı oldulu tUm karışıklıklar bu kaçınıl­ maz yanlışın sonucudur. Kuramsal olarak, Stampfer'in111 Vor-

·

-

(2)

Vorwarıs,

Be�lin. 1891-1933. SPD'nin merkez orpnı atınlük pz.ete. Bu­

liner Volkslolatt'ın devamı. 1916'da ço&unlu&u oluşturan soayal demok­

ratların eline aeçti . Başyazarları: W.Liebnccht, R.Hilferdina, Enıst Me­ yer, Friedrich Stampfer ve Kun Geyer. Nazi rejiminde yuaklanmuın­ dan sonra Çekoslovakya'da KarlovyVari'ye ıaşmdıve 18 Haziran 1933'deıı itibaren Neuer Vorwarts'a dOnOştO. 17 Ocak 1938'de Paris'e tqındı. STAMPFER, Fritz ( 1874-1957). Sosyal demokrat pz.eteci. 1 917-1933 arasında VM4'alts'm bq� oldu. ÖOCıe Çekoalovakja'ya lllı1d 1l 0, sonra ABD'ye JOç etti. 1948'de Almaııya'ya dOndU.

62


warts'ı gibi Kautsky'ce de "marksist düşünce"nin bir Urtlnü ola­ rak ortaya: st1rülen bu ölfeti, bir SO$yiilist delişmenin tek bir devletin, ulusal, neredeyse evcil işi oldutunu gösteren özgün "marksist" bir buluşu oldulu sonucuna götürür. Bu soyut şe­ manın sis perdesi altında, bir Kautsky kuşkusuz tüm modern devletlerin organik olarak birbirlerine balb olduklarını göste­ recek şekilde sermayenin dünya çapındaki ekonomik ilişkileri­ ni kesin olarak anlatmaya niyetleniyor. Ama, Rusya 'nın devri­ mi - uluslararası gelişmenin ve tarım sorununun ürünü - burju­ va devriminin sınırlan içinde tamamlanamaz. Pratik olarak, bu ölreti, Rus Devrimi tarihinde uluslararası proletaryanın ve özellikle Alman proletaryasının sorumlulu�u­ nu reddetme, bu devrimin uluslararası bajlaşmalannı yadsıma elilimindedir. Savaşın ve Rus Devrimi'nin ortaya çıkardı�ı Rus­ ya'nın olgllnlaşmamıthlı delildir, ama savaş ve Rus Devrimi Alman proletaryasının tarihsel görevini yerine getirmek için ye­ terince olgun olmadıtım kanıtladı. Ve bu olgu Rus Devrimi'­ nin tüm eleştirel çöz1lmlemesinden açıkça ortaya çıkmak zorun­ dadır. Rusya'da devrimin kaderi tümüyle uluslararası olaylara bajlıydı. Sonuna kadar dünya proletarya devrimine oynayacak, Bolşevikler siyasal zekAlannın , ilkelerinin sajlaÔ11ıjının, siya­ setlerinin cüretinin parlak kanıtını verdiler. Son on yılda kapi­ talizmin gelişmesindeki önemli ilerlemeler bu çerçevede sapta­ nabilir. 1 90S- 1 907 Devrimi Avrupa'da çok az yankı uyandırdı . Demek ki giriş bölümü nitelilinde kalmaya mahkQmdu .. Deva­ ını ve sonu Avrupa'nın gelişmesine balbydı. Tüm bu deney ve ders hazinesini deleriendinDe olanatını tek başına saliayacak olan kuşkusuz gözü kapalı övgü delil derin­ leştirilmiş ve dünüşülmüş bir elettiridir. Dünya çapında önem taşıyan ilk işçi sınıfı diktatörlülünü kurma deneyinin çok ya­ rarlı olacatuu düşünmek akla aykırı olurdu. Özellikle de en zor koşullarda: Dünya çatışmasının ve emperyalist jenosid kaosu­ nun· ortasında, Avrupa askeri güçlerinin en gerici çelik menge­ nesinde, uluslararası proletaryanın Rusya'yı tam terketmesi kar­ şısında. . . İ1çi diktatörlüiU deneyi sırasında, bu denli tam olan­ lan dışı koşullarda Rusya'nın yaptıjı ya da yapmadılı olgun63


lu�un doru�una ulaşamazdı. Tersine, sosyalist siyasetin temel kavramları ve gerekli tarihsel koşulların çözümlemesi, bu ka­ dar dramatik koşullarda ne idealizmlerin en büyü�ünün, ne sar­ sılmaz devrimci bir enerjinin demokrasi ve sosyalizmi gerçek­ leştirmeye elverişli oldu�unu, ancak demokrasi ve sosyalizmin karikatürsü ve güçsüz taslaıını gerçekleştirebilece�ni kabul et­ mek zorunda bırakmaktadır. Tüm ülkelerin sosyalistlerinin temel görevi bunu bütün kap­ samı ve derin sonuçlarıyla açıkça, itirazsız dikkate almaktır; çün­ kü Rus Devrimi'nin kaderinde uluslararası proletaryanın sorum­ lulu�unun tüm enginli�ini ölçme olanatını yalnızca bu kadar acıyla yüklü bir bilinçlenme sa�layacaktır. öte yandan, prole­ tarya devriminde işbirli� yapan uluslararası bir eylemin kesin öneminin bilincine varmanın biricik yolu - tek bir ülkede pro­ letaryanın razı olaca�ı ustalık ve en yüce özverilerin mutlak bir çelişkiler ve yanlışlar karmaşasına düşmemesinin koşulu - budur. Hiç kuşku yok, Rus Devrimi'nin düşünen kafalan Lenin ve Troçki, her tür tuzakla dolu dikenli yollannda kararlı adımları büyük bir kuşku ve şiddetli iç tereddütlerio etkisi altında attı­ lar; Lenin ve Troçki için acı zor altında, olayların çalkanıısı ve heyecanı içinde yaptıklarının Enternasyonal'ce buzurl u hayran­ lı�a ve şevkle öykünmeye de�er bir yüce sosyalist siyaset mode­ li olarak de�erlendirildi�ini görmekten daha yabancı hiçbir şey olamaz. Rus Devrimi'nin şimdiye dek izledi� yoJiann eleştirel çözüm­ lemesinin Rus proleterlerinin, Alman kitleleri mukadder uyu­ şukluktan çıkarabilecek prestijini tehlikeli biçimde baltalayaca­ ltndan korkmak aynı ölçüde yanlış olacaktır. Hiçbir şey bun­ dan daha yanlış olamaz. Almanya'da işçi sınıfının devrimci sa­ vaşçılı�ının uyanması, Alman sosyal demokrasisinin koruyucu­ luk yöntemlerine göre - keyfe göre barış - herhangi bir günah­ sız otoritece, "Rus örne�i''nin oluşturdu�u kendi öz "yakar­ maları"yla yapay olarak sa�lanamazdı. Alman proletaryasının devrimci enerjisi gösterişçi bir devrimci hayranlı�ın yaratılma­ sından do�amaz. Tersine, kitleler Alman sosyal demokrasisi-


nin uzun on yıllar boyunca çok çeşitli bahanelerle sistemli ola­ rak bolmaya utraştıtı eleştirel yargılama yetenetini kazandık­ ları zaman, durumun ciddiiilinin korkunç inaiıcından, yerine getirecek görevlerin kamıaşıklılından. siyasal olgunluk ve dü­ şünce batımsızlıtından dolacaktır . Alman işçileri ve tüm ülke­ lerin işçileri için tarihsel çerçevesi içinde Rus Devrimi'nin eleş­ tirel incelemesine girişmek, güncel durumun kendilerine dayat­ tıtı görevlere hazırlanmak için en iyi alıştırmadır. II

Genel süreci içinde Rus Devrimi'nin ilk dönemi, patlak ver­ dili andan Ekim Darbesi'ne kadar, büyük İngiliz ve Fransız dev­ rimlerinin evrimsel şemasına tıpatıp uyuyor. Burjuva toplumun­ da dotan devrimci güçlerin eski toplumun zincirlerine karşı ge­ nelleşmiş her ilk büyük çatışmasının benimsedili tipik ilk hare­ kettir bu. Dotal olarak, yükselen bir çizgide gelişiyor: Başlangıçta ılım­ lıyken, amaçlarm durmaksızın radikalleşmesine koşut olarak sı­ nıfların ve partilerin koalisyonundan en ilerici partinin tek ba­ şına egemeniiline geçilir. İlk anlarda, Mart 191 7'de "Kadet"ler"', yani liberal burju­ vazi devrimin başındaydı. İlk büyük devrimci yükseliş her şeyi ele geçirdi: Hükümet darbesinden kaynaklanan oy hakkının dört sınıfa tanındılt çok gerici seçim sisteminin çok gerici ürünü olan dördüncü Duma aniden bir devrim organına dönüştü. Milliyetçi sat dahil tüm burjuva partiler aniden mutlakiyete karşı bir grup oluşturdular. Mutlakiyet, neredeyse mücadelesiz, düşmesi için parmalın ucuyla dokunmanın yeterli oldulu kuru bir dal gibi ilk hücumda ezildi. Hatta liberal burjuvazinin hanedam ve tahtı kurtarmak için giriştili kısa kalkışma başarısıziıla utradı. Coş­ kun olaylar dalgasına, Fransız Devrimi'nin aşmak için on yıl(3)

Kad«'kr: KOkeııi 190S'e giden demokrat anayasal parti. Yoneticileri: Mi­ liukov ve Struve.


lar harcadılı mesafeyi katetmek için neredeyse birkaç gün, bit­ kaç saat yetti. Bu noktada, Rusya'mn Avrupa'nın bir yUzyıllık gelişmesinin sonuçlarıİlı yarattılı ve özellikle ı 9ı7 Devrimi' nin Alınan "kurtancılar"ın bir annatam delil ı90S-ı907 Devrimi'­ nin dotrudan dotruya devamı oldulu saptanabildi. Mart ı 9ı 7 hareketi, eseri on yıl önce bırakıldılı noktadan devralıyordu. İlk hUcumdan itibaren demokratik cumhuriyet devrimin tamam­ lanmış bir OrUnU olarak ortaya çıktı. Ancak, bu durumda ikinci ve zor bir görev üstlenmek gerek­ ti. Baştan beri devrimin itici gUcU kent proletaryası olmuştu. Hak

istemleri siyasal demokrasinin gelişiyle yok olmamıştı; başka bir amaçları vardı, uluslararası siyasetin el yakan sorunuydu bu: . Hemen barış. Devrim, aym anda, hemen barış istemini öne sU­ ren ordu kitlesini ve 1905'ten beri birinci plana devrimin ekse­ ni olan tarım sorununu çıkarmış olan köylü kitleyi kazandı. He­ men barış ve toprak, bu iki hedef devrimci blolun içinden bö­ lünmesine yol açtı. Hemen barış istenıi Miliukov'un sözcüsü ol­ dulu liberal burjuvazinin emperyalist elilimine şiddetle karşıydı; kırsal sorun her şeyden önce burjuvazinin öbür kanadımn, top­ rak asillerinin korkusuydu, ancak genel olarak pek kutsal özel mülkiyete saldırı oluşturdupndan, burjuva ��arın tUmU için acılı bir nokta haline geldi. Böylece, devrimin ilk zaferinin ardından, iki anahtar nokta etrafında bir iç mücadele başlıyordu: Banş ve tarım sorunu. Li­ beral burjuvazi bir oyalamıt. ve kaçanıaklı konuşma taktili be­ nimsedi. İşçi kitlelerinin, ordunun ve köylUIUJUn iledeyişi gi­ derek daha sıkıştırıcı oluyordu. Kuşkusuz cumhuriyetin siyasal demokrasisinin de geleceli barış ve toprak sorununa balbydı. tık devrimci futi!}amn ıslattılı burjuva sımflar kendilerini bir cumhuriyetçi devlet kurulması noktasına kadar sürüklenmeye bırakmışlardı; hemen geri çekilme noktasım arastırmaya ve giz­ lice karşı devrimi örgUtlemeye giriştiler. Kaledin'in Kamkları'­ nın Petersburg'a karşı yollanması bu elilimi açıkça ortaya çı­ kardı. Bu saldın başarılı olsaydı, yalnızca barış ve toprak soru­ nu delil demokrasinin geleceti. bizzat cumhuriyet de yok ola­ caktı. Bunun sonucu kacınılmaz olarale proletaryaya karşı bir


terör rejimiyle birlikte askeri diktatörlük ve sonra da mcınarşi­ ye dönüş olacaktı. Buradan, Kautsky elillmli Rus sosyalistlerinin, Menşevikler'in öne sürdükleri taktilin ütopyacı ve temelden gerici niteliıi öl­ çülebilir. Rus Devrimi'nin burjuva niteliline sahip olduıu dü­ şüncesini - madem ki Rusya toplumsal bir devrim için henüz olgun delildir - kafalanndan atamayan Meıışevikler, Kautsky elifunliler umutsuzca burjuva liberallerle koalisyona, yani dev­ rimci evrimin doıaı iç gelişmesince parçalanmış, şiddetli bir ça­ tışma içine girmiş öteler arasında dotaya karşı bir birlite san­ lıyorlardı. Axelrodlar, Danlar, Devrimi ve Devrim'in ilk kaza­ nımı demokrasiyi en tehlikeli biçimde tehdit eden sıruflarla ve partilerle ne pahasına olursa olsun işbiriili yapmak istiyorlardı. Dört savaş yılında, salcin ve yöntemli yazıcının yorulmak bil­ mez emeliyle dokunulmamış hiçbir yeri kalmayan bir süzgeç benzeri gibi sosyalist kuramda art arda delikler açan bu yoksul adam (Kautsky) tam bir şaşkınlıkla gözleniyor. Yandaşlarının, resmi kuramcılannın dikkatli çalışmasına katılmalarındaki ve buluşlarının kesintisiz dalgasını istifini bozmadan yutmaların­ daki edilgin sükunet ancak Scheidemann ve ortaıcı.rının hay­ ranlannın, Scheidemann ve ortaklannın sosyalizmi sayısız de­ likle tümüyle kalbura çevirdikleri sükunetleriyle karşılaştırıla­ bilir. Gerçekten, bu iki girişim birbirlerini kusursuz olarak ta­ mamlıyorlar; ve savaşın başından beri, Marksizm tapınalının resmi bekçisi Kautsky, Scheidemann' m uygulamadaki faaliyet­ lerinin tam benzerlerine kuramda sahip: l) Enternasyonal, ba­ rış aracı; 2) Silahsızlanma ve Milletler Cemiyeti, milliyetçilik; 3) Demokrasi, sosyalimı delil. Bu durumda, Bolşevik elilim, demokrasiyi koruyabilen ve Devrim'i ileriye götürebilen tek taktili baştan beri açıklama ve dört elle sanlarak izleme tarihsel liyakatini gösterdi. Tüm ikti­ dar işçi ve köylülere, sovyetlere; devrimin karşılaştıJı tüm güç­ lüklerden tek çıkış yolu, Gordiyom Dülümü'nü çözmeyi sal­ layacak kılıç darbesi, meydanı sınırsız bir gelişmeye boş bırak­ mak için devrimi çıkmazdan kurtarmanın yolu gerçekten bu-

67


radaydı. Böylece, Lenin'in partisi, Rusya'da, bu ük dOnerqde Devrim'­ hı gerçek çıkarlarını anlayan tek parti oldu, gerçekten sosyalist

bir siyaset uygulayan tek parti olarak Devrim'in devindirici Olesi oldu. ·

Devrim'in başlarında itilmiş azınlık olan, iftiraya ulfamış ve her yandan sıkıştınlmış olan Bolşevikler'in niçin kısa sürede ha­ reketin başına geldili ve tüm gerçek halk kitlelerini - kent pro­ letaryası, ordu, köylülük, demokrasinin devrimci Oteleri ve dev­ rimci sosyalistlerin sol kanadı - bayraklannın altında niçin top­ ladıkları da anlaşılır. Birkaç ay önce, Devrim'in gerçek durumu şu alternatiflerde Ozetleniyordu: Karşı devrimin zaferi ya da proletarya diktatOr­ lülü, Kaledin ya da Lenin. Her devrim, ük sarhoşlutu atlattık­ tan sonra, netnet olarak bu noktaya gelir; Rusya' da bu, yakıcı ve somut iki sorunun yeni burjuva devrimi çerçevesinde çözü­ lemeyecek barış sorunu ve toprak sorununun sonucuydu. Bu konuda, Rus Devrimi tüm büyük devrimlerden çıkan te­ mel dersi doırutadı ya1nw:a. Bu temel dersin yaşamsal yasası şöy­ le: Kısa sürede nazik başlangıç noktasına geri dönmek ve karşı devriınce ezilmek istemiyorsa, Devrim'in çok hızlı ve kararlı iler­ lemesi, tüm engelleri demir bir elle devinnesi, hedeflerini hep daha öteye gOtürmesi gerekir. Bir devrim durgunlaşamaz, ye­ rinde sayamaz, ulaşılan ilk amaçla yetinemez. Gerçekleri dev­ rimci taktik üzerine haftalık parlamenter savaşlan bayalıbii­ na indirerek ancak devrim psikolojisi yoksunlutu, devrimin ya­ şamsal yasaları konusunda derin cehalet gösterilmiş olur ki, o zaman tüm tarih deneyi yedi kez mühürlenmiş bir kitap olur. 1642'de başladılı andan itibaren İngiliz Devrimi'nin akışın­ da, Presbiteryenler'in cılız hık mık etmeleri, kraliyet ordusuna karşı mütereddid savaş - bu savaş sırasında Presbiteryen önderler I . Charles'a karşı kesin bir savaşı ve zaferi açıkça engellediler - eşyanın tabiatı gereli, Batımsızlar'ı, Presbiteryenler'i parla­ mentodan atmaya ve iktidarı alİnaya karşı konulmaz biçimde 68


zorlayan şey oldu. Daha sonra, Bagımsızlar'ın ordusu içinde de aynı şey oldu: Askerlerin küçük burjuva ve astlar kitlesi, Li­ burn "düzeyleyicileri" tüm balunsız hareketin şok birliklerini oluşturuyorlardı ve asker kitlesinin proleter ögeleri, toplumsal delişme perspektiflerinde en ileriye gidenler ve "diggers" ha­ reketinde ifadesini bulanlar "düzeyleyicilerin" demokratik par­ tisinin mayasını temsil ediyorlardı. Eler devrimci proleter öleler asker kitlesinin düşüncesini et­ kilemeseydi, eter demokratik asker kitlesi Batımsızlar Partisi'­ nin yönetici burjuva tabakasına biç baskı yapmasaydı parlamen­ to Presbiteryenler'den "temizlenmeyecekti" , süvari ordusuna, lskoçlar'a karsı zaferle sonuçlanmayacaktı; l.Charles ne yargılanacaktı ne de idam edilecekti; Lordlar Karnarası orta­ dan kaldırılmayacaktı ve cumhuriyet ilan edilmeyecekti .

.

Ya büyük Fransız Devrimi? Devrim'in kazanımlarını kurtar­ mak, cumhuriyete can kaıandınnak , feodalizınin tozunu atmak, içerde ve dışarda devrimci savunmayı örgütlemek, karşı dev­ rim niyetlerinin nefesini kesmek, devrimci Fransız dalgasını tüm Avrupa'ya yaymak için tek çıkar yolun iktidarın Jacobenler' ce alınması oldugu dört yıllık mücadeleden sonra ortaya çıktı. "1

Rus Devrimi'nin ilk aşamasındaki "burjuva niteligi"ni ko­ rumasını dileyen Kautsky ve Rus yandaşlan geçen yüzyılın İn­ giliz ve Alman liberallerinin benzeridir. Bu İngiliz ve Alman U­ beraller, büyük Fransız Devrimi'nin iki ünlü dönemini şöyle ayı­ rıyorlardı: " İyi" devrim, devrimin birinci Gironden aşaması ve "kötü" devrim, Jakoben hükümet darbesini izleyen dönem. Ta­ rih anlayışları yüzeysel olan bu liberaller, Jakobenler 'in "ölçüsüz" kuvvet gösterisi olmasaydı Gironden dönemin ilk ür­ kek yarı kazanımlarının bile hemen devrimin enkazına gömü­ lecegini ve, 1 893'de tarihsel evrimin acımasız ilerlemesi karşı­ sında, Jakoben diktatörlügünün gerçek alternatifinin "ılımlı" demokrasi delil ama Bourbonlar'ın geri gelmesi oldugunu an­ lamaya elbette gereksinmeleri yoktu. Hiçbir devrim ' 'orta yol'' u koruyamaz, dogal yasası hızlı kararlar gerektirir : Lokomotif ya tarihsel yokuşu tam hızla sonuna kadar çıkar ya da kendi agır-

(ı9


lılıyla sürüklenerek hareket noktasındaki çukura kadar iniş aşalı iner ve kendisiyle .birlikte zayıf güçleriyle yan yolda tutmak is­ teyen herkesi kurtuluş umudu olmakswn uçuruma sürükler. Böylece anlaşılmaktadır ki, bir devrui�e yönetimi ve iktida­ ele-geçirebilecek tek parti harekete geçirici parolalan ortaya atabilen ve bundan ttım sonuçlan çıkarabilen partidir. Başlan­ gıçta kitleler arasındaki önemli etkisinden yararlanaİı Rus t4en­ şevikler'in, Danlar'ın ve Çeretelliler'in"' oynadılı zavallı rol böylece anlaşılmaktadır; ama uzun bir dalgalanma dönemin­ den sonra, alacaklan ne iktidar ne de sorumluluklar oldulU için elleriyle ve ayaklanyla direndikten sonra sahneden silindiler.

n

Lenin'in partisi gerçekten devriınci bir partiye dOşen titiziili ve ödevleri anlayan ve "ttlm iktidar proletaryaya ve köylOJQie" sloganını atarak Devrim'in sUnnesini sallayan tek parti oldu. Alman sosyal demokratları her zaman ezen bir kabus olan Unlü "halkın çotunlulu" sorununu, Bolşevikler böyle çözdü­ ler. Parlamenter salaklılın düzeltilemez süt kuzulan parlamenter çocuk bahçesinin bayalı gerçelini devrime UYI'Ilamakla yeti­ niyorlar: Bir 1eyler yapmak için önce çotunluta sahip olmak gerekir. Demek ki, devrim için de önce " 'çolunluk" olmamız gerekir. Ama, devrimin diyalektiK gerçeti parlamenter köste­ bek davraıuşını tersine çevirir: Çotunluktan devriınci taktile delil devrimci taktikten çoAunluAa geçilir. Yalmzca yönetmeyi yani ilerietmeyi bilen bir parti üyelerini fırtmada kazanır. Le­ nin ve dostlarının belirleyici anda devindirici tek sloganı - tüm iktidar proletaryaya ve köylülüle atmadaki kararWıklan, mal­ dur,iftiraya utramış, yasa dışı, Marat gibi önderleri matarala­ ra sıtınmak zorunda kalmış bu azıniıiı neredeyse bir gecede du­ rumun mutlak hakimi yaptı. -

(4)

70

TERECELLİ, Irakiii Coroeviç (1882-19�9). Gürcisıao'da POSDR'niı\ 0�­ deri, Men�evik. ll. Duma'da milletvekili ve sosyal demokrat pulNil tl.t­ kuu oldu. Hapsedildi, Kasım 1 907'den Mart 1917'ye kadar !Mıiflıa'ılt surgünde kaldı. 19l i'de Petroarad Sovyeti üyesi olarak ııcçici � tin içişleri bakuu oldu. 191 8'de Gürcistan'a dOndu, 1919'da göç etıi.


Bolşevikler, iktidar alınınca bütünü içinde en ileri devrimci programı amaç olarak belirledller; burjuva demokrasisini gü­ vence altına almak söz konusu delildi, söz konusu olan sosya­ lizmi gerçekleştirmek· için proletarya diktatörlülünü kurmak­ tı. Böylece, tarih önünde, sosyalimıin nihai hedeflerini ilk kez pratik siyasetin ivedi programı olarak ilan etme şerefini silin­ mez biçimde kazandılar. Tüm devrimci c.esaret, enerji, kavrayış, devrimci bir partinin tarihi bir anda örnelini verebileceli mantık, Lenin'in, Troçki'­ nin ve dostlannın başansıdır. Batıb sosyal demokrasinin yok­ sun oldulu ttlm şeref ve devrimci eylem isteli Bolşevikler' de bu­ luştu. Ekim ayaklanması yalılızca Rus Devrimi'ni kurtarmaya yaramayacak, uluslararası sosyalizmin şerefini de kurtaracaktır. III

Bol.şcvikler lnıiliz "dtızeyleyiciler"in ve Fransız Jakobenler'in tarihsel mir�. Ancak, iktidarın alınmasından sonra Rus Devrimi'nin yükledili aorev tarihteki selefierinin göreviyle kar­ şılaştırılamayacak denli daha karmaşıktır (Toprak sorununun önemi. 1 90�'den itibaren. Sonra saAcı köylüler III. Duma' da! Köylü sorunu ve ulusal savunma, Ordu). Köylülerin topratı he­ men ve süresiz ele geçirmeleri ikili bir amaca ulaşmak için en kısa, en basit ve en özlü formüldü: Büyük toprak mülkiyetini onadan kaldırmak ve köylüleri hemen devrimci hükümete baA­ lıunak. Sosyalist ve proletaryagil hükümeti güçlendirmek için siyasal bir önlem olarak bu harika bir taktikti. Ancak ne yazık ki madalyonun iki ytlztl vardı; topra�n köylülerce hemen alın­ masının, çoJu 1..aman sosyalist ekonomiyle bir ilgisi yoktur, bu da madalyonun öbür ytlz1lydü. Tarun konusunda ekonomik ilişkilerin sosyalist yeniden ya­ pılanması iki koşula ballıdır. Önce, teknik olaıak üretim araç­ lannın ve tarımsal yöntemlerin en ileri yolunlaşması olarak bil­ yük topraklann kamulaştınlmasına ballıdı;. Bu, sosyalist eko­ nominin kırsal alanda yerleşmesine başlangı.ç noktası olacaktı. Kuşkusuz küçük köylünün küçük topralına el koymak gerekli 71


de�ilse ve onu önce kooperatife sonra kolektif işletme sistemi­ ne götürecek olan kolektif işletmenin yararlan konusunda ik­ na olmaya bırakılabilirse de her sosyalist tarım reformu büyük ve orta mükiyetle işe başlamak zorundadır. Her şeyden önce mülkiyet hakkını ulusa ya da sosyalist bir rejimde ayru anlama gelmek üzere, devlete aktarmak zorundadır; çünkü tarunsa1 üre­ timi uyumlu sosyalist bakış açısından örgütlemeyi sa�layacak tek yol budur. İkincisi, bu yeniden yapılanma sanayi ile tarım arasındaki ay­ rımın kaldınlmasına ba�lıdır. Bu ayrım burjuva toplumunun " belirleyici çizgisidir. Bu iki üretim dalının kaynaşmasını ve içi­ çe girmesini, tarımsal ve sınai üretimin tekbiçim perspektifler­ de dönüşümünü sa�lamak için bu ayrımın kaldırılması gerekir. _uygulamanın ayrıntılarında seçilen işletme yönetimi biçimi ne olursa olsun - bazılannın önerdi� gibi yerel yönetim ya da devlet örgütü içinde merkezi yönetim - ön koşul toprakların millileş­ tirilmesine ba�lı merkezden başlayan tekbiçim bir reformdur. Büyük ve orta toprak mülkiyetinin millileştirilmesi, sanayi ve tarımın birli�i. her sosyalist ekonomik reformun iki temel yö­ nü işte bunlar, bunlar olmazsa sosyalizm var olamaz. Rusya'da bu önemli reformları tamarnlamadı� için sovyet hükümetini kim eleştirebilir! Iktidan kullandıklan kısa süre için­ de, iç ve dış mücadelelerin şiddetli girdabında, her yandan sa­ yısız düşman ve muhalifce ezilmiş Lenin ve dostlanndan en kar­ maşık sorunlardan birisini, hatta diyebiliriz ki sosyalist bir de­ �işmenin ortaya çıkardı�ı en karmaşık sorunu çözmesini, hatta çözmeye girişmesini isternek ya da beklemek kötü bir şaka olur­ du! Biz bile, Batı'da, iktidarı aldı�ımızda, koşullar çok iyi de olsa, bu dev görevin getirdi�i binlerce sorun içinden en basit güçlükleri aşıncaya kadar bu taş gibi çetin cevizle dişlerimizi kı­ raca�ız. İktidardaki bir sosyalist hükümet yine de bir şeyi yapmak zo­ rundadır: Tarımsal koşulların daha sonraki sosyalist iyileştiril­ mesinin temel perspektifleri do�rultusunda önlemler almak; en azından bu önlemlere yolu kapayacak olan her şeyi engellemek.

72


·

Ancak, Bolşevikler'in ortaya attılı "toprata hemen elkonul­ ması ve köylülerce paylaşılması" sloganı mutlaka ters yönde etki yaratacaktı. Bunun sosyalist bir önlem olmaması bir yana, sos­ yalizme giden yolu da keser; sosyalizm yolunda tarımsal koşul­ ların yeniden yapılanmasına aşılmaz bir güçlUkler dalı yaratır. Köylülerin, Lenin ve dostlannın kısa ve özlü sloganı "Gidi­ niz ve topratı alınız!"a uygun olarak topraklan ellerine geçir­ meleri, yalnızca bUyük toprakların aniden ve karmakarışık bi­ çimde köylü mülkiyetine geçmesi sonucunu doturdu. Toplum­ sal mülkiyet yaratılmadı ama yeni bir mülkiyet biçimi, yani bU­ yUk toprakların küçük ve orta mülkler halinde parsellenmesi, göreli olarak gelişmiş bUyük işletmelerin fıravunlar döneminin teknik araçlarıyla çalışan ilkel küçük işletmelere dönüşmesi so­ nucu yaratıldı. Ve hepsi bu delil: Bu önlemler ve tam olarak karmakanşık uygulama biçimi kırsal alanda toplumsal eşitsiz­ likleri azaltmadı, artırdı. Asillerin topraklannın alınmasına bir tUr kolektif veçhe vermek amacıyla Bolşevikler köylülere köy­ lU komiteleri kurmalarını salık verdiyseler de, genel nitelikli bu öiUt kırsal alandaki gerçek uygulamada ve gerçek güç ilişkile­ rinde hiçbir şeyi deliştiremezdi. Korniteli ya da komitesiz, kır­ sal burjuvaziyi oluşturan ve tUm Rus köylerinde gerçek yerel iktidan ellerinde tutan zengin köylüler ve tefeciler kuşkusuz ta­ rımsal refonndan başlıca yararlananlar oldular. Görmeye git­ meden de, topraklann paylaşılmasının sonuç olarak köylüler arasında iktisadi ve toplumsal eşitsizlikleri, sınıf çatışmasını gi­ dermek yerine atırlaştırdılı çok iyi görUlUyor. Ancak bu güç yer deliştirmesi proletaryanın ve sosyalist çıkarların zararına oldu. Önceden, kırsal alanda bir sosyalist reform, en kötü ola­ sılıkla küçük bir asil ve kapitalist bUyük toprak sahibi kesimin ve zengin kırsal burjuvazinin küçük bir azıniıiının muhalefe­ tiyle karşılaşırdı; bunların topraklanna el koymak devrimci halk kitlesi için çocuk oyuncatıydı . Ama şimdi, topraklara "el ko­ nulması"ndan sonra, tarımın sosyalist kolektifleştirilmesinin karşısmda yeni bir dUşman var: Yeni kazandılı mUlkiyeti sos­ yalizmin vereceli her tUrlU zarardan korumak için pençeleri dı­ şarda savunacak olan çok bUVUmUş ve güçlenmiş köylü kitlesi. 73


Şimdi, tanının gelecekte topluınsallaştınlması sorunu, yani Rus· ya'da genel olarak üretim kent proletaryası ile köylü kitleleri arasında bir çatışma ve mücadele konusu oldu. Köylülerin kent­ leri boykotu çatışmanın ne ölçüde şiddettendilini gösteriyor; Prwıyalı küçük köy alalan gibi, karaborsa yapmak için kent­ lerin yiyeceklerini kesiyorlar. Fransız minifundierler, göçmen­ lerin el konulan topraklarım kendilerine dalıtan büyük Fran­ sız Devrimi'iıin en ateşli savunucuları olmuştu. Napolyon'un askeri olarak Fransız bayratım zafere götürdüler. bütün Avru­ pa'yı katederek, geçtikleri tüm ülkelerde feodalizmi yıktılar. Le­ nin ve dostları, tarım konusundaki sloganlannın benzer bir et­ ki yarataealım umdular kuşkusuz. Ama toprala aniden sahip olan Rus köylüsü Rusya'yı ve Devrim'i düşmanianna karşı ko­ rumayı bir an bile düşUnmedi. Devrim'i düşmanlanna, devleti yıkılmaya ve kent halkını açiıla terkederek hoyratça yeni mül­ küne yerleşti. Lenin'in sanayiyi merkezileştirme, bankaları, ticareti ve sa­ nayiyi millileştirme gerekliiili üzerine sOylevieri var. Toprak ne-­ den bunların dışında? Toprakta tersine ademi merkeziyet ve özel mülkiyet . Lenin'in Devrim'den önce sunduAu tahm programı farklıy­ dı . Devrimci sosyalistlerin çolu kez karalanmış slogam ya da daha dotrusu köylülüAün kendiiilinden hareketinin sloganı ye­ niden alındı .

Tarım koşullarına sosyalist ilkeleri uygulamak için sovyet hü­ kümeti, daha sonra, çoAunlulu işsiz kentliler olan proleterler­ den oluşan tarımsal kornUnler kurmayı denedi. Ancak, tarımın genel durumuyla karşılaştırıldılında bu çabaların sonuçlarının çok küçük kalacaAı ve sorunun incelenmesinde sözönüne bile alınmayacalı şimdiden görülebilir (Büyük toprak mülkiyetini küçük işletmeler halinde parçaladıktan sonra - sosyalist bir ekonomi içi.ıı çok iyi bir hareket noktası - örnek komünist işletme­ ler kurmaya çalışıyorlar). Bu koşullarda, bu · komanterin yal­ nızca bir deney deAeri vardır, geniş bir toplumsal reform delil. Primli tahıl tekeli. Şimdi, post festum sımf m!lcadelesi köylere 74


sokulmak isteniyor . Lenin'in toprak reformu, kırsal alanda, direnişi toprak aris­ tokras İsinin direnişinden çok daha tehlikeli ve daha sert bir ye­

ni ve güçlü sosyalizm düşmanlan tabakası yarattı . Bolşevikler, askeri yenilginin Rusya'nın düşüşü ve yıkılma­ sıyla sonuçlanınış ol.masından kısmen sorumludur. Bolşevikler, siyasetlerinin öncüsü yaptıklan "uluslann kaderlerini tayin hakkı" slop.nıyla ya da daha dolfusu bu sloganın ardında ya­ tan "Devlet olarak R usya'nın yıkılması" olgusuyla dururnun

nesnel � Onemli ölçüde bizzat kendileri artırdılar. ÖA­ retilel bir inatla, dunnalesızın açıklanan. formül, Rus lmpara­ torlup'nun çeşitli milliyetlerinin, Rusya •ya sö re tümüyle ba­ tunm devletler kurulıruw da dahil, kendi kaderlerine bmt ka­ rar vermeleri, Miliukov ve Ketenski'nin emperyalimıine karşı çıkarken Lenin ve dosdannm ayrıcalıklı savaş çıjlıklarından bi­ risiydi; Ekim Ayaklanması'ndan sonra iç siyasetlerinin ekseni­ ni oluşturdu; Brest-Utovsk'da Bobevilder'in platformunu özet­ liyordu ; Alman emperyalizminin kuvvet durumuna karşı koya­ cak tek süabtı. Leiıin ve ortaklarının, siyasetlerinin özü olm. merkeziyetçi­ likle ve öbür demokratik ilkeler karşısında takındıkları tavırla açık çelişki içinde olan bir sloaana sanbşlarındaki inat ve di­ renme insanı şaşırtıyor. Kurucu Meclis'e, genel oya, basın ve toplantı özgürlülüne, kısacası bütünü Rusya'da "ulusların ka­ derlerini tayin bakkı"m oluşturan halk kitlelerinin temel demok­ ratik baklannın tümüne karşı soluk bir horgörü ölfetirken , ulusların kaderlerini tayin hakkını bizzat kendileri demokratik siyasetin en delerli taşı yaptılar. Rusya'da Kurucu Meclis ya­ rarına bir halk oylamumı, soluk bir uyanıkiılın eleştirel dü­ şünceleriyle sonuçl!lnlll basitçe iptal etti kl eri, bir h al k cumhu­ riyetinin tam özgürlülü içinde verilmit dünyanın en demokra­ tik genel oyuna dayalı bir halk oylamasını hiç dikkate almaı­ ken, Brest'de Rusya'nın uydusu ui\Wann hangi devlete tabi ola­ caklan konusundaki "halk oylaması"nın şampiyonu oldular; bunu tüm özgürlük ve tüm demokrasinin il acı . halkiann isteli-

75


nin bozulmamış özü, ulusların siyasal kaderlerini belirleyecek bir yüce makam olarak sundular. OnUl "ulusların kaderlerini tayin hakkı" boş sözler ve kü­ çük burjuva aldatmacaları alanında bulunurken, her Ülkede si­ yasal yaşamın demokratik biçimlerinin, daha sonra göreceli­ miz gibi, sosyalist demokrasinin de kaçınılmaz temellerini, en deıerli temellerini oluşturması karşısında bu açık çelişkiyi an­ lamak zordur. Gerçekten, bu hakkın anlamı nedir? Sosyalist siyasetin her türlü baskıyla, bu arada bir ulusun başka bir ulusca ezilmesine karşı mücadele ettilini bize sosyalist siyasetin abc'si ölretiyor. Eıer başka konularda Lenin, Troçki ve dostları kadar iyi gö­ ren ve eleştirici siyasetçiler-silahsızlanma, Milletler Cemiyeti. vb. gibi her tür ütopik boş söz karşısında alaylı biçimde omuz silkiyorlar - her şeye karşın bu kez açıkça aynı türden boş bir sözü durmadan öne sürdükleri kanıt haline getiriyorlarsa, bu bir tür özel siyasal durumdan ileri geliyor gibi görünüyor. Kuş­ kusuz Lenin ve ortakları, Rus lmparatortuıu•nun barındırdıAı çok sayıda milliyeti devrim davasına, sosyalist proletaryanın da­ vasına baılamanın sosyalizme ve devrim adına onlara gelecek­ lerini tayin etme hakkı olan yüce ve sın'ır sız bir özgürlüıü tanı­ maktan başka yolu olmadıımı düşünüyorlardı. Bu, Bolşevik­ ler'in Rus köylüleri karşısında kabul ettikleri siyasetin bir ben­ zeriydi: Köylülerin toprak açlıklarını aristokratların toprakla­ rının doırudan ele geçirilmesi sloganıyla doyurmak ve böylece onları devrim ve hükümet safına kazanmak isteniyordu. Ne ya­ zık ki, her iki durumda da hesap tümüyle yanlıştı. Ulusal ba­ ıımsıztııın "ayrılıkçıtııa" kadar savunucuları olan Lenin ve dostları böylece Finlandiya'yı, Ukrayna'yı, Polonya'yı, Litvan­ ya'yı, Baltık Devletleri'ni, Kafkasya'yı, vb. açıkça Rus Devri­ mi'nin sadık dostları yapmayı düşünüyorlardı. Ama ters bir gös­ teriye tanık olduk: Bu "uluslar" birbiri ardına kendilerine ar­ maıan edilen özgürlüıü Rus Devrimi'nin ölümüne düşmanı ola­ rak Alman emperyalizmiyle birleşrnek ve Rusya'da karşı devri­ min bayraıını korumaları altına almak için kullandılar. Ornek

76


olarak Ukrayna'nın Brest'deki hikAyesi anlatılabilir: Ukrayna, Bolşevikler'in içerdeki ve dışardaki siyasal durumlarından ve görüşmelerinden kesin bir dönüş kaydetti. Finlandiya' nın, Po­ lonya'nın, Litvanya'nın, Baltık ülkelerinin, Kafkas uluslarının davranışı, burada rastlantıya ballı bir istisna deAil özgül bir ol­ gunun söz konusu oldupna bizi inandırıyor. Kuşkusuz, bUtUn bu durumlarda, bu gerici siyaseti uygula­ yanlar "uluslar" deAil burjuva ve küçük burjuva sınıflardır. Bu sınıflar, kendi proleter kitleleriyle şiddetli çatışma içinde, ''ulus­ Iann kaderlerini tayin hakkı" nı karşı devrimci sınıf siyasetleri­ nin aracı durumuna getirdiler. Ancak, - ve burada sorunun kal­ bine deAiniyoruz - bu ulusçu formül ütopik ve küçük burjuva nitelilini ortaya çıkarıyor, çQnkU sınıflı toplum katı gerçeAin­ de ve özellikle şiddetli çatışma döneminde bu formül burjuva sınıfların egemenlllinin aracına dönüşüyor. Bolşevikler, kapi­ talizmin hegemonyası altında ulusun kaderini tayin etmesinin söz konusu olmadıJını, sınıflı bir toplumda her sınıfın farklı biçimde "kaderini belirleme" eliliminde olduAunu, burjuva sı­ nıflar için ulusal özgürlük düşüncesinin sınıf egemenliAine iliş­ kin düşüncelerden çok sonra geldilini acı deneyler pahasına OA­ rendiler. Finlandiya burjuvazisi ve Ukrayna. küçük burjuvazi­ si, eAer "Bolşeviklik " tehlikesine balh olmak zorundaysa, ulusal özgUriUktense Almanya'nın otoriter rejimini yelleme konusunda tam bir görüş birliAi saJlamışlardır. Bu gerçek sınıf ilişkilerini, ömeAin Brest'de tartışmaların eksenini oluşturarı "plebisit" yo­ luyla, yıkmak ve devrimci halk kitlesine güvenerek Rus Devri­ mi'yle birleşme yönünde bir çopnluk elde etmek umuluyordu; Lenin ve Troçki bunu ciddi olarak düşünüyorlardı, aniaşılamaz bir iyimserlik ömeAi veriyorlardı, ama Alman gücUnUn siyase­ tiyle düelloda yalnızca bir taktik çatışma söz konusu olsaydı bu tehlikeli bir biçimde ateşle oynamak olurdu. Ama Alman aske­ ri işgali olnwa da, hill ilgisiz geniş proleter tabakaların ve köylü kitlenin kafa yapısı belli olduAuna, küçük burjuvazinin gerici eAilimi ve burjuvazinin oylamayı etkilemek için sahip olduAu binlerce araç belli olduAuna göre, Rusya'ya sınırdaş ülkelerde "plebisit" yapılmış olsaydı, öyle görUnUyor ki Bolsevikler'in 77


hoşlanacakları nitelikte sonuçlar elde edilemeyecekti. Bu ple­ bisitlerde ulusal sorun konusunda kesin kural şöyle anlatılabi, lir: Yönetici sınıflar, kendi istekleri olmayacaksa plebisiti en­ gellemeyi ayarlarlar, ya da eter plebisit yapılırsa, oylamayı et­ kilemek için entrikalar ve dUmt!nler çevirirler ve sonuç olarak biz sosyalizmi plebisit yoluyla asla getiremeyiz. Ulusal istekler ve özellikleri koruma elifunleri devrimci mü­ cadelenin göbeline itildi, Brest Banşı bunu birinci plana yük­ seltti, hatta ona sosyalist ve devrimci siyasetin Schibbolethııı özeliili tanındı. Bu olgu, bu haliyle sosyalist kitlede bulanıklık yarattı ve sınırdaş ülkelerdeki proletaryanın durumunu sarstı. Finlandiya'da, Rusya devrimci blotunun mücadelesine katıldılı sürece proletarya belirleyici bir güce sahipti; Mecliste, orduda çotunluta sahipti; burjuvaziyi toptan gUçsUzlUie itti ve ülkede duruma hakimdi. Yüzyılın başında, henUz "Ukrayna ulusçu­ Iutu" , Karbovantseler, "Universals"'fi budalalıAı icat edilme­ mişken, Lenin henUz "ba�tmsız Ukrayna"yı baş kanıtı yapma­ mışken, Rus Ukr.ayna Rus devrimci hareketinin etki alanıydı. Güney Rusya'ya bir alev denizi yayan ve böylece 1 905 patla­ masını hazırlayan devrim tavının ilk selleri ( 1 902- 1 904'den iti­ baren) oradan, Rostov'dan, Odessa'dan, Donetz havzasından fışkırmıştı; aynı şey bu devrimde de oldu: Güney Rusya prole­ taryası proleter ordusunun seçkin birliklerini oluşturdu. 1 90S'ten beri Polonya ve Baltık ülkeleri devrimin en güçlü ve en güveni­ lir ocaklan oldu, sosyalist proletarya orada örnek bir rol o)rııadı. Nasıl oldu da tUm bu ülkelerde karşı devrim aniden zafer ka­ zandı'? Rusya'dan kopan proletarya ulusçu hareketlerle felç ol­ du ve sınırdaş ülkelerin ulusal burjuvazisine �eslim edildi. Baş­ ka yerlerde savunduklan gerçek bir uluslararası suuf siyaseti dü­ şüncesine aykırı olarak, Bolşevikler devrimci güçlerin tUm impa(S)

Schibboleth: Bir Yahudi tarikatının düşmanlarını tanımak Için telaffu­ zunu parola, tanıma işareti olarak kullandıkları SOzcOk.

(6)

Karbovanı. Ukrayna' da basılan paraydı; Utılvel74ll Uitraynabirlik Ulu­ sal Meclisi'ydi (yayıncının notu, 1964}.

78


ratorluk topraklarında sıkı bir blokta kaynaşmasına çaba har­ camadılar, devrimin topraklan olarak Rus lmparatorlutu'nun bütünlülünü tüm güçleriyle savunmadalar, tüm ulusal ayrılıkçı eliJimlere Rus Devrimi içinde tüm ülkelerin proleterleri arasın­ daki balların uyumunu ve kopmazlılıru karşı çıkarmadılar; bu­ nun yerine; tam tersine, "ayn devletler kurmaya kadar ulusla­ rın kaderlerini tayin hakkı" konusundaki tumturaklı ulusçu dö­ nemlerjyle, tUm sınırdaş ülkelerin en umutsuz burjuvazisine karşı devrimci eJilimlerinin bahanelerinin en parlaAım, tam anlamıyla sancalını saVadılar. Aynlıkçılılm tüm biçimlerini burjuva bir tuzak olarak göstererek sınırdaş ülkelerin proleterlerini uyar­ madılar; bunun yerine, sloganlarıyla, sınırdaş ülkelerin kitlele­ rine bulanıklık yaydılar ve burjuva sınıfların demagojisine tes­ lim ettiler. Uluscuhilu yüreklendirerek Rusya' nın yıkılmasına kendileri meydan verdiler, bunu hazırladılar ve Rus Devrimi'­ nin kalbini delecek olan bıçaAı öz düşmanlarının ellerine böylece verdiler. ·

Kuşkusuz, Alman emperyalizminin yardımı olmadan, " Al­ man ellerdeki Alman dipçikleri" olmadan (bkz . : Kautsky' nin Neue Zeit 'ı) ne Lubinski ve öbür Ukrayna rezilleri, ne Finlan­ diya'da Erich'ler ve Mannerheim''l, ne Baltık baranlan ülkele­ rinin proleter kitlelerinin direnişini kırabilirlerdi. Ama, ulusal ayrılıkçıhk, Alman "yoldaşlar"m tüfek eld� bu ülkelere girme­ sine olanak sallayan Truva Atı oldu. Ancak, bu karşı devrimci kampanyanın kılık deliştirmesine izin veren ideolojiyi sallayan Bolşevikler' di; burjuvazinin durumunu güçlendirdilei, proJeter­ Ierin durumunu zayıflattılar. Bunun en iyi örneti Rus Devri­ mi'nin geleceli için uıursuz bir rol oynama noktasına getirilen Ukrayna'dır. Rusya'da Ukrayna ulusculutu örnelin Çek, Po­ lonya ya da Fin ulusculutundan tümüyle farklıydı; · bu delice bir hevesli, ülkenin ekonomik, siyasal ya da entelektüel yaşa(7)

MANNERHEIM, Kari-Oustav-Emil ( 1867- 1 951). Önce Rus ukeri ola­ rak Rua-Jılpon Savqı'nda, aonra Dtınya Savqında hizmet etti. 1 9 1 8'de Finlandiya lç Savqı'nda beyaz kuvvetlerin bq komutanı oldu. 1 9 1 8-1919 arasında Finlandiya'da kral naibi oldu.

79


mında hiçbir kökü olmayan, hiçbir tarihsel gelenek izi olma­ yan birkaç düzine küçük burjuva aydının salduyudan yoksun didinmesiydi; çünkü Ukrayna hiçbir zaman ne bir devlet ne bir ulus oldu, Çevçenko'nunfll romantik-gerici şiirleri dışında asla ulusal kUltüre sahip olmadı . Sanki bir sabah vakti, kıyı bölge­ sinin insanları Fritz Reuter'den(l) esinlenerek yeni bir ulus ve yeni bir Aşalı Alman Devleti kurmak istiyorlardı. Ve "bilmem , ne kurma da dahil ulusların kaderlerini tayin hakkı . çevresin� de ölretisel ajitasyonlarıyla Lenin ve dostlan birkaç üniversite profesörUnUn ve birkaç ölrencinin bti haktan bir siyasal etmen yapma özentisini yapay olarak pompaladılar. Başlangıçta yal­ nızca bir mUnasebetsizlik olan şeye önem verdiler. Ne zamana kadar? Münasebetsizlilin kanlı bir tehlike haline geldili güne kadar, mUnasebetsizlilin, her halUkArda kökü olJQ.ayan ciddi , bir ulusal harekete delil, ama karşı devrimin toparlanma bay­ ratına, kalkanına dönUştUIU güne kadari Içi hava dolu bu ka­ barcık Brest'de Alman sUngülerini dolurdu. Bu tür boş lafların sınıf savaşı tarihinde bazan çok gerçek bir anlamı vardır. Kader, bu Dünya Savaşı boyunca, karşı devrimci siyasete ideolojik babanelerin bulunması için sosya1iznıin seçil­ mesini istedi. Savaş çıktılında, Alman sosyal demokrasisi Al­ man emperyalizminin çapulunu, söz konusu olanın Rus Çarlı­ lt'na karşı eski efetıdilerimizin istedili bir kurtarma seferi ol­ dulunu açıklayarak Marksizm'in döküntü odasından çıkanlan bir ideolojik süsle süslemek için acele etti. Ulusların kaderleri­ ni tayin hakkı konusundaki güzel formül sayesinde karşı dev­ rim delirmenine su taşımak ve böylece yalnızca Rus Devrimi'-

(8)

ÇEVÇENKO, Tuas Hrihoroviç (1814-1861). Rosa'nın tanımladı&ı ka­ dar gerici olmaktan uı.ak olan bu bOytık oı.an Ukrayna halk YI.JaiiU llz.e­

(9)

rine baladlu yazdı. Tuibsd ve siyasal-toplumı.al türleri bem Kazak asil­ lerinin siyasal-ulusal geleneklerinden ve bem de halk adeneklerinden et­ kilenmiştir. REUTER Fritz (181�1874). Aşaiı Alman yazan. GençliJiııde Bursclıen.s­ clıDjt 'a Oyelili nedeniyle Oltııne ıııabkum edildi. KQçQk burjuva ve köylü Aşıılı Alman tipini - Brazig Amca betimlemcye çalı�tı. -


ni kendi içinde emıeyi ve bOtOnO içinde DOnya Savaşı'nı karşı devrimci düzenlere UYJUD olarak bitirmeyi satJamak hükUmet­ teki sosyalistlerin karşıtlanna, Bolfevikler'e düşüyordu . Bolşe­ vikler'in siyasetini derinlemesine bu bakış açısından incelemek için iyi nedenlerimiz var. "Uluslann kaderlerini tayin hakkı" ile Wilson'un iyi niyetinden k a ynaklanan silahsızlanma ve Mil­ letler Cemiyeti'nin çiftleşmesi uluılararası sosyalizmle burjuva dünyuı arumdaki yakın bir çatıtmada savaş Ç1Jlıklan oluştu­ ruyor. Kaderini tayin etme ve bOtOnO içinde ulusal hareket ko­ nusundaki bol sözler uluslararuı sosyalizm için elbette güncel en ciddi tehlikeyi ohqturuyor ; Rus Devrimi ve Brest görutme­ leri bunları Onemli ölçade JOçlendirdi . Bu platforma daha çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bolşevikler bu boş sözlerin d ikenine takıldılar ve kanayana dek tınnalanddar; Rus Devrimi ' nde kar­ şıl&ŞUIJ trajik talib uluslarvul proletarya için uyarıcı olmabdır. BUtUn bunlann sonucu Almanya'nın diktaıörlUiü oldu. Brest Banşı'ndan "ek sözleşmelere" ! Moskova'nın 200 günah öde­

yici kurbanı. Bu durum terör ve demokruinin ezilmesini do­

turdu . IV Birkaç Ornek bunu kanıtlamami7J satlayacak.

1 9 1 7 Kuımı'nda Kurucu Meclis'in OnlO fesbi, Bol$evikler'in siyuetinde alır buan bir rol oynadı. Bu önlem daha sonraki durumlannı belirledi, taktikk:rinde'.bir t0r dönOm noktası olut­ turdu. Ekim zaferierindaı önce Leuin ve ortakJannın bir kuru• cu meclis toplanmasım şiddetle �kkri. bu konuda Kereoski HükUmeti'nin oyalama siyasetinin Bolşevikler'in bu bükU­ mete karşı s u çlema konulaıuiaan birisini olutturdutu ve Bol­ şevikler' e son derece tlddetli bir saldırı nedeni satladıJı bilini­ yor . Ekim DevrimJ'rukn Bl'f!.st-Litovsk Anthışnuısı 'rıa adlı bro­ şüründe l:roçki Ekim Ayakl•nmaı'nın "Kurucu Meclis'i" ve aenel olarak devrimi tam uıluııyla " ' kurtardılım" bile yaza­ biliyor . "Kurucu Meclia'e Jirinek için Tereçelli 'nin on parla­ mentosundan delil iktidann IOV)'dlerce alınmuından seçmek aerektilini söylerken tam anlamıyla umimiydi k " diye ekliyor. 81


Ve işte bu açıklamaların ardından, Ekim Devrimi 'nden son­ ra Lenin'in ilk adımı aynı Kurucu Meclis'i feshetmek oldu. Bu denli şaşkınlık verici bir ani dönüş için hangi nedenler egemen oldu? Troçki adı geçen yapıtında uzun uzun bunu anlatıyor ve kanıtlarını aktaracalız. "Ekim Devrimi'nden önceki aylar kitlelerin sola kaydılı ve işçilerin, askerlerin ve köylülerin karşı dwulmaz bir biçimde Bol­ şevikler'in yanına geçtikleri bir dönem olduysa, bu süreç dev­ rimci sosyalist parti içinde sol kanadın sal kanat zaranna güç­ lenmesi biçiminde ortaya çıktı. Ama, devrimci sosyalistler par­ tisinin listelerinde sal kanadın eski adlan hill listelerin dörtte üçünü işgal ediyordu. " Seçimlerin de Ekim Ayaklanması'nı izleyen ilk haftalarda yapıtdıAını buna eklemek gerek. Ortaya çıkan delişmenin ha­ beri başkentten taşraya ve kentlerden kırsal alana merkezden yayılan daireler. halinde görece yavaş bir biçimde yayılıyordu. Birçok yerde, köylü kitleler Moskova'da ve Petrograd'da neler olup bittilini çok iyi bilmiyorlardı. 'Toprak ve Özgürlük'e ve çotunlutu 'Narodniki' taraftarı olan bölge komitelcrindeki tem­ silcilerine oy verdiler. Ama böylece, bu bölge komitelerini fes­ heden ve üyelerini tutuklatmış olan Kerenski'ye ve Avxentiev'e oy veriyorlardı ... Bu fıili durum, siyasal kavganın gelişmesine ve partiler içindeki yeni gruplaşmalara göre Kurucu Meclis' in gecikmesini iyi anlatıyor" . Aman ne güzel ve ne inandırıcı. Lenin ve Troçki gibi akıllı insaniann yukarıda anlatılan olaylardan dolal olarak çıkan so­ nuçlan çıkararnamaianna yalnızca şaşılabilir. Kurucu Meclis üyeleri kesin dönemeçten çok önce seçilmişti ve bileşiminde ta­ mamlanmış bir geçmişin görüntüsünü yansıtıyordu, yeni duru­ mu delil; bundan şu sonuç çıkardı: Zamanı geçmiş, demek ki ölü dotmuş bu Kurucu Meclis'i geçersiz kılmak ve yeni bir Ku­ rucu Meclis için gecikmeksizin yeni seçimlerin yapılmasını iste­ rnek gerekirdil Devrim'in geleeelini dünün Rusya'sını, Kereos­ ki'nin Rusya' sım, bir tereddüt ve burjuvaziyle koalisyon döne­ mini yansıtan bir Kurucu Meclis'e ne emanet etmek istiyorlar-

82


dı ne de emanet edebilirlerdi. Çok iyi! O zaman, onun yerine

hemen yenilenmiş Rusya'dan kaynaklanan ve daha ileri gitmiş olan bir Ktirucu Meclis toplamaktan başka bir şey kalmıyordu. Bunun yerine, Ekim'de toplanan Kurucu Meclis'in özgül ye­ tersizlilinden devrim sınamda aenel halk seçimlerinden çıkan tüm temsilin mutlak geçeniziili sonucunu çıkarıyor, bunu ge­ nelleştiriyor. "İktidar için açık ve hemen mücadele sayesinde emekçi kit­ leler çok kısa sürede bOytık deney kazanıyor ve evrimlerinin ba­ samaklannı hızla çıkıyorlar. Ülkenin büyüklültl ve teknik ay­ gıtının kusurlulu&u ölçOsOnde demokratik kurum ların atır me­ kanizması bu evrimi izlernede daha büyük güçlüklerle karşıia­ şıyor. " (Troçld, s. 93). Ve işte "aenel olarak demokratik kurumların mekanizması" . Buna karşı önce temsili turumlar hakkındaki bu dejerlendi�­ menin tüm devriınci dönemlere özaü tarihsel deneyin açıkça ter­ sini söyledili biraz şematik ve katı bir anlayışı ortaya koydulu söylenebilir. Troçki'nin kuramma aöre, seçilen her meclis ke­ sin olarak yalnızca seçmenin seçim sandıjına gittili belirli an­ daki kafa yapısını, siyasal olgunlutunu ve niizacıru yansıtır. De­ mek Id demoknltik kurum seçim sırasındaki kitlenin sürekli yan­ sıması olacaktır: yıldızların onları gördültlmüz andaki delil de sonsuzdan aydınlık ışuılaruu dünyaya aönderdikleri andaki gö­ rünümünü bize veren Her'scheld'in'� yıldızlı gölü gibi. . . Bura­ da, seçenlerle seçilenler arasındaki tüm canlı entelektüel balla­ nn, tOm karşılıklı sürekli etkilenmenin varblı yadsımyor. Burada tüm tarihsel deney yadsımyorl Tersine bu bize ka­ muoy\mun temsili kurumlan durmadan besledilini, onların içine girdilini ve yönettiJini aösteriyor. Her burjuva parlamentoda "halkın temsilcileri"nin, aniden yeni bir "ruh"la harekete ge­ çerek tümüyle beklenmeyen bir ses tonu işittirdilinde bazen bi7P. gösterdikleri son derece ellendirici döneklik deliise nedir? (10) HERSCHEL, Sir William (1738-1822). Hanover'de , dolan Ingiliz yıldız biJ&ini. Yıldız &Okbilimi kuruc:u�ı.

83


Zaman zaman, aşın derecede kurumuş mumyaların gençlik gö­ rünümü almalarını nasıl açıklamalı; çok keyifli küçük Scbeide­ mannlar'ın - öfke fabrikalarda, atölyelerde, sokakta bomurda­ nırken - yüreklerinde aniden devrimci vurgular bulmalannı na­ sıl açıklamalı? Demek k� kitlelerin düşüncelerinin ve siyasal olgunlutunun bu sürekli canlı eylemi, tam devrim döneminde partinin kanıt­ ları ve seçim listelerinin katı şeması karşısında faaliyetini dur­ durmak zorundadır? Tam tersine! Kamuoyu dalgalanna, halk yaşamının nabzına temsili kurumların mucizevi biçimde anın­ da etki etme olanaAını saAlayan, ateşli coşkunluluyla bu hafif, için için titreyen siyasal atmosferi yaratan devrimdir. Eski reji­ min sınırlı oy hakkına dayalı olarak seçilmiş gerici ya da çok ılımlı yaşlı parlamentoların aniden ayaklanmanın kahraman söz­ cüklerine, eylemin romantiklerine dönüştükleri tüm devrimle­ rio başlangıcında görülen mükemmel etkileyici sahneler dosdol­ ru bunun Uzerine dayanır . Ünlü İngiliz "Long Parlemen"i bu­ nun klasik örnelidir: 1 642'de seçilen ve toplanan bu meclis ye­ di yıl görevde kaldı ve kamuoyundaki tüm delişmeleri, siyasal olgunlaşmayı, sınıfların bölünmesini, devrimin zirvesine kadar gelişmesini, başlangıçta Taç'la ı1ımlı çatışmadan - bu sırada mec­ lis başkanı hill krala dalkavukluk ediyordu - Lordlar Karna­ rası' nın ortadan kaldırılmasına ve I . Charles' ın idamı ile cum­ huriyetin ilanma kadar, içinde yansıtu. Bu mucizevi dönüşüm Fransa'da Etat geniraux'da, Louis Philippe'in parlamentosunda, hatta - örneklerin sonuncusu ve en çarpıcısı Troçki'ye çok yakın dördüncü Rus Duması'nda en katı karşı devrimci hegemonya altında 1909'da seçildi, 191 7'de ayaklanmanın �enclik rüzııirının cıktılım hissetti ve devrimci sürece katıldı - gerçekleşmedi mi? Bütün bunlar gösteriyor ki "demokratik kurumların alır mekanizması" uyguladılı sürekli baskıda, canlı kitle hareketinde ifadesini bulan güçlü bir düzeltici buluyor. Ve kurum demok­ ratikleşirse, kitlenin siyasal yaşam nabzı daha hızlı ve daha güçlü atarsa. bu etki daha çabuk ve daha belirli olur - partilerin katı


klişelerine, eskimiş seçim listelerine, vb. karşın. Kuşkusuz her demokratik kurumun, tüm insani kurumlar gibi, kendi sınırla­ n ve eksiklikleri vardır. Ama Lenin ve Troçki'nin buldukları çözüm - demokrasiyi açıkça ortadan kaldırmak-iyileştirilmesi düşünülen hUalıktan daha kötüdür: Toplumsal kurumlann do­ tuştan gelen kusurlanna iyileştiricilerin fışkırabileceli canlı kay­ nail tıkıyorlar: Halk kitlelerinin büyük çolunlulunun engelsiz, enerjik, aktif siyasal yaşamını. Başka bir çarpıcı örnek alalım: Sovyet hükümetince hazırla· nan oy hakkı. Bundan ne beklenciili pek belli delil . Lenin ve Troçki demokratik kuruıniann eleştirisine giriştiler; bundan çı­ kan sonuca göre genel seçimlerden çıkan halk temsili ilkesini reddediyorlar ve yalnızca sovyetlere dayanmak istiyorlar. Bü­ tün bunlara karşın genel oyu neden düzenlediklerini anlamak zor. Aynca, bilindili kadanyla bu oy hakkı herhangi bir biçimde asla uygulanmadı; herhangi bir halk temsilinin temelini oluştu­ racak seçimlerden söz edildili duyulmadı. Söz konusu olanın kalıt üstünde kalan kuramsal bir ürün oldulu varsayılabilir, Bolşevik diktatörlük kuramının harika ürünüdür bu. Oy hakkı ve genel olarak siyasal haklar soyut "adalet" şemalanna ve öbür burjuva demokratik fonnUHere göre delerlendirilmez, uyum salladılı ekonomik ve toplumsal koşullara göre delerlendiri­ lir. Sovyet hükümetince düzenlenen oy hakkı kapitalist burju­ va toplumla sosyalist toplum arasındaki geçiş dönemine, pro­ letarya diktatödülüne ballı olarak düşünüldü. Lenin ve Troç. ki'nin bu diktatörlükle ilgili yorumlarına göre, oy hakkı yal­ nızca kendi emekleriyle yaşayanlara tanındı, tüm öbür kişiler oy hakkından yoksun bırakıldı. Böyle bir oy hakkı, yalnızca ekonomik açıdan çalışmak iste- . yen herkese emekleriyle insanca yaşayabilme olanalını salla­ yacak durumda olan bir toplumda anlam taşır. Şimdiki Rus­ ya' nın durumu bu mudur? Dünya ekonomisinden kopmuş, te­ mel hammadde kaynaklanndan yoksun kalmış Sovyet Rusya çok büyük güçlüklere karşı koymak zorunda; bütünü içinde eko­ nomik yaşam korkunç biçimde haraboldu; tanmda, sanayide ve ticarette mülkiyet ilişkilerinin yıkılmasından sonra üretim iliş85


kileri aniden alt üst oldu; bunun sonucunda çok sayıda insan aniden kökünden kopacak, ekonomik mekanizma içinde İŞIÜÇ­ lerini kullanacak nesnel asgari olanaklan olmaksızın varlıklan akıntıya kapılıp gidecelctir. Bu yalnızca kapitalistler ve toprak sahipleri sınıfı için delil orta SlDlfm geniş tabakası ve hatta IKi SlDlfı için de geçerlidir. Bu bir olgu: Sanayinin çökmesi tanm­ da iş arayan kent proleterlerinin kırsal alana kitleler halinde kay­ masına neden oldu. Bu koşullarda, koşul olarak herkese çalış­ ma zorunlululu getiren bir siyasal oy hakkı tümüyle aniaşıla­ maz bir Onlemdir. Akımın mantıtmda yalnıua sOmürQcQlerin oy hakkından yoksun bırakılması gerekirdi. Üretici işgücü kit­ leler halinde kökünden sökülürken, sovyet hükümeti ulusal sa· nayiyi eski kapitalist sahiplerine kiraya vermek zorunda kalı­ yor. Sovyet hükümeti burjuva tüketim kooperatifleriyle de uz­ laşma sallamak zorunda kaldı. Sonra, burjuva uzman1ann ça­ lıştınlması kaçınılmaz oldu. Aynı olgunun bir başka sonucu: Büyüyen proletarya tabakaları, kml muhafızlar, vb. devletçe devlet bütçesinden besleniyor. Gerçekte, oy haldemdan yoksun bırakılanlar, ekonomik çalışma zorunlutunu yerine getireb� leri için hiçbir olanak sqlamadıtı geniş ve büyüyen küçük bur­ juva tabakalar ve proletarya oldu. Bunun oy hakkını toplumsal gerçekten kopuk, hayal gücü­ nün ütopik ürünü olarak nitclemekten başka hiçbir aoiamı yok. Ve işte bu nedenle, bu proletarya diktatörlüJünün ciddi bir aracı delil. Yeri proletarya diktatörlülünün geçiş dönemi delil, şim­ diden aşılmış sosyalist ekonomik bir temelde olan bir anakro­ nizm. hukuksal durumun Oneeden yaratılması. Ona sınıflar, burjuva ve küçük burjuva aydınların Ekim Dev­ rimi'ni izleyen aylarda Sovyet hükümetini boykot ettikleri, de­ mir yollarını, postayı, telgrafı. okulları felce ulrattıkları ve yönetim aygıtının böylece çalışanların hükümetine baş kaldır­ dıkları sırada, direnci demir bir elle kırmak için alınacak tüm kendi kapıtlanyla suçlama önlemleri iyiydi: Siyasal haklardan, ekonomik geçim araçlarından yoksun bırakma, vb.. Gerçekten, sosyalist diktatörlük böyle ifade ediliyordu, herkesin yaranna olan bazı önlemleri almak va da engel olmak icin hiçbir baskı 86


aracından tasarruf etmemelidir. Buna karşılık , toplumun geniş tabakalarını tüm haklardan yoksun bırakan bu toplumun eko­ nomik çerçevesi içinde onlara bir yer bulacak durumda olmak­ swn onları toplum kadrolannın siyasal olarak dışında tutan bir oy hakkı, somut bir amaca ulaşmak için somut bir önlem al­ mayan ama kalıcı genel bir kural olan haktan yoksun bırakma, bu hak diktatörlülün bir gereli delil başarısızlıAa mahkum bir irticalen söylenmiş sözdür. Sovyetlerin bel kemiAi olması gibi anayasa koyucu ve genel oy da öylenıı. Bolşevikler sovyetleri gerici olarak niteliyorlardı, çünkü ço­ tunlukla köylülerden oluşuyordu (köylü delegeleri ve asker de­ legeleri). Sovyetler Bolşevikler'in yanmda yer alınca kamuoyu­ nun gerçek temsilcileri durumuna geldiler. Ancak, bu ani dö­ nüş yalnızca barışa ve tanm sorununa baiJ.ıydı. Ancak, Kurucu Meclis ve oy hakkı, sorunu ortadan kaldır­ maktan uzak: Salhklı bir kamusal yaşam için en önemli demok­ ratik güveneelerin kaldınlmasından söz etmedik: Basın özgür­ lüAü, Sovyet hükümetinin tüm düşmanları için yasa dışı hale . gelen örgütlenme ve toplantı hakkı. Demokratik kurumların apiıiı konusunda Troçki'nin yukarıda anılan kanıtları bu hak tecavüzlerini haklı çıkarmaya hiç de yetmez. Bununla birlikte, bir şey açık ve tartışmasızdır: Tüm sınırlamalardan kurtulmuş bir basın özgürlülü tanınmazsa, toplantı ve derneklerin kurul­ ması önlenirse, geniş halk tabakalarının egemenliAi düşünüle­ mez. Lenin, burjuva devletinin işçi sınıfı tızerinde baskı aracı, sos­ yalist devletin burjuvazi ,üzerinde baskı aracı olduAunu söylü­ yor. Kapitalist devletin bir tür tersi. Bu kolaycı anlayış esası unu­ tuyor: Burjuva sınıfının egemenlllini uygulaması için halk kit­ lesinin bütününü siyasal olarak en azından belirli sınırların öte­ sinde bilgilendirmek ve elitmek gerekli delildir. Proletarya dik(ll) Ayrı ltiJıda, numaralanmanıq not (bcrtıalde tıutışmab son cümleyi ta­ mamlamaya yOnelilı:: "Sovyetlerin bel ltemili olması gibi anayasa koyu­ cu ve genel oy da Oyle"). Almanca metinde not .

87


tatörltllü içinse bu yaşamsaldır, onsuz var olama� luktur. ·

so-

"İktidar için açık ve hemen mücadele sayesinde emekçi kit­ leler çok kısa sOrede büyük deney kazanıyorlar ve evrimierin basamatlannı hızla çıkıyorlar' ..... Troçki burada kendi kendi­ sine ve öz parti yoldaşlarma karşı konuşuyor. ÇOnkU. serçek­ ten dotru. kamusal yaşamı ezerek siyasal deneyin bynalım lru­ ruttular ve yükselen evrimi durdurdular. Ya da deney ve evri­ min Bolşevikler'ce iktidann alınmuma kadar gereldi olduJu­ nu, zirveye ulaşllklanm ve artık gerekaiz oldutunu kabul etmek gerekiyordu (Lenin'in sOylevi: Rusya sosyalizme kazandınldd). Gerçekte tam tersil Bolşevikler"in cesan:tle ballandiiı dev gö­ revler ve kararlar kitlelerin çok Yolun bir siyasal elitim alma­ larını ve deneylerini çolaltmalanm gerektiriyordu. . Yalnıı.ca hükümet yanlılan için. ya1nw:a bir partinin üyeleri - ne denli çok olurtamı olsunlar - için özgUrlük özgürlük delil­ dir. Özgürlük, her zaman en azmdan başka tOrlü düşünenin öz­ gtırlülüdOr. "Adalet" fanatizmi nedeniyle delil; özgOrlültın sa­ hip oldulu ölretici, koruyucu ve temizleyici her şey bu ilkeye baliidu ve "özgürlük" bir ayncalala dönüştültınde etkili ol­ maktan çıkar. Kendilerine karşı dürüstseler, Bolşevikler, el yordamiyla yü­ rümek, her türden deneme, deney yapmak zorunda kaldıkları­ nı, aldıkları önlemlerin önemli bir bölümtıntın matah olmadı­ � yadsıyamazlar . Durum her yerde aynı gttçltılderi göstermese de sıra bize geldilinde bu bizim de başuruza gelecek kuşkusuz. Lenin ve Troçki'ye göre diktatörlük kuramımn içerdili ko­ şul şudur: Bir sosyalist dönüşüm öyle bir şeydir ki devrim par­ tisinin elinin altında onun için hazır bir reçete vardu ve bunu uygulamak için yalnızca enerjiye gereksinme duyar. Ne yazık ki durum hiç de bövle deitil. Uvllulanması yetecek hazır reçete(12) Troçki çevirileri aslıyla karŞ�lqtınlmadı.


ler bütünü olmaktan oie, ekonomik, toplumsal ve hukuksal bir sistem olarak sosyaliunin UYanlamada gerçekleştirilmesi gele­ celin kalın sis pc:rdaine gömQlmOş bir şeydir. Programımızın bize sundu&u, ahnacU Onlc:mlcrin nerede araştırılması gerekti­ lini gösteren işaret levbalandır ve bu işaretler özellikle olum­ suz bir nitelite sahiptir. Sosyalist ekonomiye yolu açmak için ilk anda ortadan kaldırmamız gereken şeyleri aşatı yukarı bili­ yoruz; ancak, buna brJıhk, sosyalist ilkeleri ekonomiye, hu­ kuka, ttım toplw:naal ilişkilere uyıuJamak için alınması gere­ ken irili ufaklı somut ve pratik binlerce ontemin niteliAi hiçbir sosyalist parti programında, biçbir sosyalist el kitabında yazılı delildir. Bu bir boşluk delil, tersine bilimsel sosyalizmin üto­ pik sosyalizme üstünlülüdür. Sosyalist sistem, oluşmakta olan canh tarihten. tamamlanma anında bizzat deney okulundan kay­ naklanan tarihsel bir Clrün olabilir ve olmalıdır; sonuçta bir bö­ lümünü oluşturdutu dota gibi, tarih gerçek toplumsal gerek­ sinmelerle bunlari doyuracak araçları. görevleri ve çözümlerini birlikte ortaya çıkarma gQzd alışkaniılına sahiptir. Eter durum böyleyse.

sosyalizmin dotası gereli, bOylesi bir hazır reçete fer­

manla ibsan edilemez elbette. Mülkiyete karşı, vb. bir dizi dü­ zeltici Onlemi Onvarsayar. Olumsuz yan, yani- �kım düzenlene­ bilir; olumlu yan, yani yapım hayır . Yeni toprak. Bir sorun. Yalnızca deneyler düzeltmelere ve yeni yolların açılmasına ola­ nak saAlar. Yalnızca kaynayan ve engelsiz bir yaşam bin yeni biçime, bin parçaya bölünür, yaratıcı gücü aydınlatır, tüm yan­ lışlarını kendi içinde düzeltir. Sınırlı OzgQrlüklü devletlerin ka­ musal yaşamı bu denli donuk, bu denli acınacak durumda, bu denli şematik, bu denli verimsizse, bunun nedeni, demokrasiyi saf dışı ederek tüm entelektüel zenginll lderin ve gelişmenin kay­ nak.larını kurulmasıdır (Kanıt: 1 90S yıllan ve 1 9 1 7 Şubat-Ekim aylan). Siyasal düzeyde ve o kadar da ekonomik ve toplumsal düzeyde. Bütünü içinde halk kitlesi katılmak zorunda. Yoksa sosyalizm yeşil çuhalı bir masanın çevresinde toplanan bir dü­ zine entelektüelce düzenlenir, ihsan edilir. Kamu denetimi mutlak olarak kaçınılmaz. Yoksa, deney de­ itisimi veni hükümetin memurlannın sınırlı cevresinin icinde ka-

89


lır. Kaçınılmaz yozlaşma (Lenin'in sözleri, Mitteilungsblatt, no 29)"". Sosyalizm pratiAi kitlelerin burjuva sınıfının yUzyıllar

süren egemenliAince aşaAılatılan kafa yapısında tam bir llltüst olmayı gerektirir. Bencil içgüdüler yerine toplumsal içgüdüler, uyuşukluk yerine kitlelerin girişimi; tüm acıların üstesinden gel­ meyi saAtayacak idealizm, vb. Hiç kimse bunu Lenin kadar bil­ mez, Lenin kadar açıklıkla anlatmaz, Lenin kadar inatla tek­ rarlamaz. Ama araçların kullanurunda tam olarak yanılıyor. Ka­ rarname, fabrika denetçilerinin diktatörce gücü, sert c:ezalar, terör, bunlar ancak geçici çözümlerdir. Bir yeniden doAuşa gö­ türen tek yol kamusal yaşam okulu, çok geniş bir demokrasi, hiçbir sınırlama olmaksızın kamuoyudur. Yılgınhk veren terö­ rün ta kendisidir. Bütün bunlar ortadan kaldınlırsa, gerçekte geriye ne kalır? Genel seçimlerden çıkan temsili kurumlar yerine Lenin ve Troç­ ki, çalışan kitlelerin tek temsilcisi olarak sovyetleri dayattılar. Ancak, siyasal yaşam tüm tılkede boAulursa sovyetlerde yaşam da zorunlu olarak felç olur. Genel seçimler, sınırsız bir basın ve toplantı özgürlüAü, özgür düşünce mücadelesi olmadan ya­ şam tüm kamu kurumlarında solar, bitkisel olur ve bürokrasi tek eylemli öAe olarak kalır. Kamu yaşamı giderek hareketsiz­ leşir; tükenmez bir enerjiyle ve sınırsız bir idealizmle canlanan birkaç düzine parti önderi yönetir ve hükümet eder; gerçek ik­ tidar, içlerinden üstün zekalı bir düzinesinin elindedir; ve işçi seçkinleri yöneticilerin sOylevierini alkışlamak ve önerilen ka­ rar tasaniarım oybirliAiyle kabul etmek için zaman zaman top­ lantılara çalınlır; demek ki temelde, bir ztımre hUkOmeü - bir diktatörlük elbette, proletaryanın diktatörlüAQ delil ama bir avuç siyasetçinin diktatörlUIU, yani burjuva anlamda, Jakoben hegemonya anlamında bir diktatörlük (sovyetlerin koogreleri arasındaki süre Oç aydan altı aya uzatıldıl). Ve dahası, bu özel koşullar zorunlu olarak kamu yaşamında vahşilik, suikastler, rehine kaçırmalar, vb. doAurur. ·

( 1 3) Bkz . : 1964 ba� kı�ı.

s

64


Lenin'in disiplin ve yozlaşma . üzerine sOylevi. Her devrimde lumpenproletaryaya karşı mücadele, çok önemli, kendiiilinden bir sorun oluşturur. Her yerde oldulu gibi, Al­ manya'da da bundan kayp duyulacak. LumpenproletJırya ötesi, yalnızca ayn bir tabaka olarak, özellikle toplumsal düzenin ya­ pısı yıkıldıtında dev oraniara ulaşan toplumsal bir fire olarak delil ama tüm toplumun büttınleyici Olesi olarak burjuva top­ , luma sıkı sıkıya batlıdır. Almanya daki - ve aşatı yukarı tüm öbür Olkelerdeki - olaylar, burjuva toplumunun tüm tabakala­ nnın nasıl kolaylıkla ayak takımına kanştıklannı gösterdi. Te­ fecilik, Polonya kOy alalarının kaçakçılıtlan, bayali ticaret, yi­ yecek maddeleri sahteciliJi, dolandmcılık, memurun gOrevini kötüye kullanması, hırsızlık, soygun, Yatma arasındaki derece farkı yok oldu ve saygın burjuva ile cehennem arasındaki fark kayboldu. Bu, yabancı bir toplumsal ortamda, denizaşm kolo­ nilerin koşullana nd �leştiklerinde burjuvaların giysilerinin hızlı ve düzenli solması olgusunun tekrarıdır. Engellerden ve bayatı ahlak ve hukuk desteklerinden kurtularak, içten yaşamsal ya­ yası çok derin bir ahlaksızlık - insanın insan tarafından sömü­ rülmesi - olan burjuva toplum hemen ve frensiz, kayıtsız şart­ sız ayak takımına karışıyor. Proletarya devrimi.bu düşmanla, karşı devrimin bu aracıyla her yerde savaşmak zorunda.

·

Ve batta bu durumda, terör körleşmiş ya da daha çok iki ya­ nı keskin bir silahtır. Savaş adaletlerinin en serti lumpenprole­ tarya kargaşalıtınm gelişi karşısında güçatlidür. Gerçekten, uy­ gulanan her sıkıyönetim delifmez biçimde keyfilite götürür ve keyfilik toplumu bozucu bir eylem oluşturur. Bu durumda da proletarya devriıninhı elinde bulundurduJu tek etkili araç: Si­ yasal ve toplumsal radikal önlemler almak, kitle yaşamının top­ lumsal güvencelerini hemen sal}amak, ve uzun dönemde ancak kitlelerin yaşamında votun bir faaliyet sayesinde, sınıdız bir si­ yasal özgürlük içinde varlılıru sürdürebilecek devrimci idealiz­ mi geliştirmek. Hastalıklara ve marazi tohumlara karşı gtlneş ışınlarının öz­ gür eylemi temizlemek ve iyileştirmek için en etkili araçtır; ay91


m şekilde kendi nitelili gereli olarak devrim ve devrimin yeni­ leştirici ilkesi, entelektUel yaşam, yaraıtılı kitlelerin faaliyeti ve Ozsorumlulutu, tek sözcUkle en geniş siyasal özgUrlUk biçimin­ de devrim, kurtaran ve temizleyen tek gUneştit"'.

Bizde, her yerde oldulu gibi, anarşi kaçınılmaz olacak. Lum­ penproletarya ölesi burjuva toplumunun parçasıdır ve ondan aynlamaz. Kanıtlar:

1 . Dolu Prusya'da "Kazaklar"ın yatmalan. 2. Almanya'da yatma ve hırsızlıkların genel yayılışı ("hile"; posta ve demiryollan personeli, polis; iyi düzenlenmiş toplu­ mu ve zındanlan ayıran sınırlar tümüyle silindi).

3. Sendika yöneticileri hızla ayak takımına karıştı. Buna karşı sert terör önlemleri güçsüz. Tersine, daha da kötüleştiriyor. Tek karşı zehir: Kitlelerin toplumsal faaliyeti ve idealizm, sınırsız bir siyasal özgürlük. Bu tam güçlü, nesnel, hiçbir partinin kurtulamayacatı bir ya­ sadır. Lenin-Troçki kuramının temel yanlışı, Kautsky gibi, dikta­ törlUIU demokrasiye karşı koymalandır. "Diktatörlük ya da de­ mokrasi " , Bolşevikler ve Kautsky için sorun bu terimlerle or­ taya konuluyor. Kautsky demokrasiden, burjuva demokrasisin­ den yana tavır alıyor, çünkü burjuva demokrasisi onun için sos­ yalist dönüşüme karşı alternatif oluşturuyor. Buna karşılık, Lenia-Troçki demokrasiye karşı diktatörlükten ve böylece bir avuç insanın diktatörlUIUnden yana, yani burjuva modeli bir diktatörlükten yana tavır alıyorlar . Bunlar gerçek sosyalist si­ yasetten her ikisi de aynı derecede uzak iki zıt kutuptur. İkıi­ darı aldılında, proletarya "ülkenin olgun olmadılı" gerekçe( 1 4) Lumpenproletarya konusunda inceleme (El yazmasında araya sokulmu' ayrı bir katıııa yer alan sonraki notu geli�tiriyor). Almanca metinde not.

92


siyle Kautsky'nin J(lzel önerisini, kendisine ihanet etmedikçe, Enternasyonal'e ve devrime ihanet etmedikçe, hiçbir şekilde iz­ leyemez ve sosyalist dOnOşOmden v�ez. Proletaryanın he­ men en enerjik, en ıu:ımasız, en katı bir biçimde sosyalist ön­ lemler alma yani diktatOrlüiO kurma Odevi ve zorunlululu var­ dır, ama bir sınıf diktatOrlüiO, bir partinin ya da zümrenin dik­ tatOrlüiO delil; yani halk kitlelerinin engelsiz ve çok alelif bir katılmayla sınırsız bir demokrasi içinde olabildilince açık ola­ rak uygulanan bir diktatörlük . Troçki şöyle yazıyor: "Mark­ sist olarak asla demokrasiye tapar olmadık" . Elbette, asla bi­ çimsel demokrasiye tapar olmadık. Ama asla sosyalizme ya da Marksizm'e tapar da olmadık. Buradan, bizi tedirgin ettilin­ de, Cunow-Lensc:h-Parvus"01 usulü Marksizm'i bir kenara at­ mamız gerektili sonucu mu çıkanılmak zorunda? Asla biçimsel demokrasiye tapar olmadık, bu cümlenin tek bir anlamı var; burjuva demokrasisinin siyasal biçiminin top­ lumsal çekirdelini her zaman ayınyoruz, biçimsel eşitlik ve Oz­ J(lrlQIOn şekerli kabUlU altında gizlenen kekre eşitsizJik ve top­ lumsal kOlelik çekirdelini her zaman ortaya çıkardık, bunu bun­ ları reddetmek için delil işçi sınıfını kabukla yetinmemeye yeni bir toplumsal içerik kazandırmak üzere siyasal iktidarı ele ge­ çirmeye tahrik etmek için yapıyoruz: İktidan aldılı zaman pro­ letaryanın taribsd gOrevi her tür demokrasiyi ortadan kaldır­ mak delil burjuva demokruiainin yerine sosyalist demokrasiyi geçirmektir. Sosyaliat demokrasi yalnızca bolluk ülkesinde baş­ lamaz, sosyalist ekonominin altyapısı kuruldutu zaman bu bir ( 1 !1) CUNOW, Hc:iııridı (IIIQ.. I9l6). BcriiD Univeniteli ProfCSOrü, SPD UyeSi, yazar. 1918'dcn itibaren Neue Zclt'iD editorıuaunu yaptı ve Sav� sıra­ sında PartiniD lll Wıaduıda yer aldı. . PARVU�AlcuDder L. Helplwıd'm tatmudı (1867-1924). Rus �­ cisi, Almanya'da JOçmen ve 1891 'daı a.ibareıı SPD Qyesi. SPD'de reviz­ yooimıle mDCidde etti. 190!l'de Rusya'da Dcvrim'e katıldı ve 1906'da Almaoya'ya tiÇlı. 191�191 4 arumda BalUnlar'da otmdu ve teoriyle utrqtı. Almaoya'ya dOnotUnde Partiniıı lll kaııadına katıldı ve lnter­ NitloiiiM K�1 fuıaıue etti. Stokolm Konferansı'mn hazırlan­ masında diplomadt bir rol oynadı.


avuç sosyalist diktatörn sadakatle destekleyen nazik halk için hazır bir Noel hediyesi delildir. Sosyalist demokrasi sınıf hege­ monyasının yıkılmasıyla ve sosyalizmin kurulmasıyla başlar. İk­ tidann sosyalist parti tiırafmdan alındılı anda başlar. ProletMya diktatörlülünden başka bir şey delildir. Çok iyi: Diktatörlük! Ama bu diktatörlük, enerji ve kararlı­ lıkla kazanılmış hakların ve burjuva toplumunun ekonomik iliş­ kilerinin üzerinde tepinerek demokrasiyi yo� etmekte delil de­ mokrasinin uygulama biçiminde yatmaktadır; bu olmadan sos­ yalist dönüşüm gerçekleştirilemez. Ancak bu diktatörlük sınıf adına yöneten küçük bir azıniıiın delil sınıfın eseri olmalıdır, yani kitlelerin aktif katılımının sadık ve gelişen anlaturu olma­ lıdır, kitlelerin dotrudan etkisini sürekli duymalıdır, bütünü için­ de kamuoyunun denetimine tabi olmalıdır, halk kitlelerinin bü­ yüyen siyasal etitiminden kaynaklanmalıdır. Eter Dünya Savaşı'mn, Alman işgalinin ve bunlara balh olan ve ne denli iyi niyet ve en güzel ilkelerle dolu olsa da her tür sosyalist siyaseti bozacak nitelikte olan tüm büyük güçlerin kor­ kunç baskısının altında kalmasalardı Bolşevikler şimdiye dek böyle davranırlardı. Çarpıcı bir kanıt: Özellikle Almanya elçisine karşı suikast­ ten sonra Alman emperyalizminin yıkılışından önceki son dö­ nemde olmak üzere, terörün Konseyler Hükümeti'nce bol bol kullanılması. Devrimler gül suyuyla vaftiz edilmezler, işte çok yetersiz bilinen bir gerçek. Rusya'da olup biten her şey anlaşılabilir; bu kilçınılmaz bir ne(len sonuç zinciridir, başi.anılç no�tası ve köşe taşı Alman pro­ letaryasının eksikiili ve Rusya'nın Alman emperyalizmince iş­ gal edilmesidir. Lenin ve arkadaşlanndan bu koşullarda, sanki sihirle, demokrasilerin en güzelini, proletarya diktatörlükleri· nin en örnek olanını, mükemmel bir sosyalist ekonomiyi yarat­ malanın isternek olanaksızı isternek olur. Kararlı devrimci ta­ vırları, örnek enerjileri ve uluslararası sosyalizme sarsılmaz sa· dakaderiyle, bu denli korkunç derecede karmaşık koşullarda ya· pabileceklerini gerçekten yaptılar. Tehlike. zorunluklan erdem


yaparak, mukadder koşulların kendilerine dayattılı bir takti�i saptamayı kuramın tüm noktalarında aradıkları ve bunu ulus­ lararası proletaryaya bir sosyalist taktik modeli olarak önerdik­ leri anda başlamaktadır. Böylece kendilerini tümüyle yararsız bir biçimde ortaya koymakta ve gerçek ve tartışmasız tarihsel delerlerini zoruntutun dayaıtılı yanlışlıkların ölçeline vunnak­ tadırlar; zoruntutun baskısıyla Rusya'ya sokulan tüm sapma­ ları - gerçekte bunlar, bu Dünya Savaşı'nda uluslararası sosya­ lizmin başansızlılının döküntüleridir - sosyalizmin içine almak isteyerek ulruna savaştıkları ve acı çektikleri uluslararası sos­ yalizme kötü bir hizmette bulundular. Hükümetteki Alman sosyalistleri, Rusya'da Bolşevikler'in ha­ kirniyetinin proletarya diktatörlüiünün sadece bir karikatürü oldutunu batıra çajıra ilan edebilirler. Eter bu böyle olduysa ya da durum buysa, bunun tek nedeni Alman proletaryasının davranışının ürünü olmasındandır. Alman proletaryasının dav­ ranışı da sosyalist sınıf savaşının tam bir karikatürüdür. Hepi­ miz tarihin yasasına tabiyiz ve sosyalist düzen ancak uluslara­ rası ölçekte kabul ettidiebilir. Bolşevikler, gerçekten devrimci bir partinin tarihsel olanaklar içinde yapmaya yetenekli oldu­ lu her şeyi yapabileceklerini gösterdiler. Mueizeler yaratmaya utraşmasınlarl Çünkü, Dünya Savaşı'nda bitmiş, emperyalizm­ ce ezilmiş, uluslararası proletaryanın ihanetine utramış tek bir ülkede örnek ve mükemmel bir proletarya devrimi bir mucize olurdu. önemli olan, Bolşevikler'in siyasetinde asıl olanı tali olandan, özü rastlantısal olandan ayırmaktır. Tüm dünyada so­ nuç doturucu son savaşlarm bizi bekledili bu son dönemde, sos­ yalizmin en önemli sorunu şu ya da bu taktik ayrıntısı sorunu delil, proletaryanın mücadelecilili, kitlelerin enerjisi, sosyaliz­ min genel olarak iktidan ele geçirme isteli oldu ve hili da ya­ kıcı güncel sorun budur. Bu açıdan, Lenin, Troçki ve arkadaş­ lan, verdikleri örnekle dünya proletaryasına yolu açan öncüler oldular, hll4 Hutten"11 gibi batırabitecek tek kisi onlar: "Ben (16) HUTIEN, Ulridı von (l488- IS23). Alman tannbilimcisi. Reform'un bq­ langıcında ruhban sınıfına ve papazlara karsı sen saldınlarıvla tınltıdUr.

9S


�et ettim" ! Işte Bolşevikler'in siyasetinde asıl ve kalıcı olan. Bu anlam­ da, iktidan ele geçirerek ve sosyalizmin gerçekleştirilmesi pra­ tik sorununu ortaya koyarak yolu uluslararası proJetaryaya aç­ ma, tUm donyada sennaye ile emek arasındaki zıtlaşmayı Onemli Olçüde gelişti� delerini koruyorlar. Rusya'da sorun ancak or­ taya konulabilirdi . Sorun Rusya'da çOzümlenemez. Bu anlam­ da, gdecek her yerde "Bolşevizm"indir.


9. Savaş, Ulusal Sorun ve Devrim Üzerine Parça Burjuva sınıfların eylem ve davranışlannı, barış programla­ rını ve gelece�e ilişkin siyasetlerini tüm olarak proletaryaya ve proletaryanın temsil etti�i yakın toplumsal devrim tehlikesine karşı sınıf kini belirlerken uluslararası proletarya ne yapıyor? Rus Devrimi'nin derslerine karşı tümüyle sağır olarak sosyaliz­ min abc'sini unutarı uluslararası proletarya. burjuvaziyle aynı banş programını sonuçland.ırmanın yollannı anyor ve bunu ken­ di öz programı gibi öne sürüyor! Yaşa Wilson ve Milletler Ce­ miyeti! Yaşa ulusların kaderlerini tayin hakkı ve silahsızlanma! İşte tüm ülkelerin sosyalistlerinin -ve onlarla birlikte İtilaf'ın emperyalist hükümetleri, en gerici partiler, hükUmetteki muh­ teris sosyalistler , bataklıktaki " ilkelere sadık" muhalefet sos­ yalistleri , burjuva banşçılar, küçük-burjuva ütopyacılar, son­ radan görme milliyetçi devletler, müflis Alman emperyalistler , Papa, devrimci proletaryanın Finlandiyalı cellatları, Alman mi� litarizminin Ukraynalı ücretli askerleri - aniden altında toplan­ dıkları bayrak . Polonyalı Dasinskiler'" Galiçya köy a�alarına ve Varşova büyük burjuvazisine sıkı sıkıya ba�lıdırlar; Alman Avusturya­ sı'nda Adler, Renner, Otto Bauer ve Julius Deutschler"' Al(1)

(2)

DASJNSKI, lngaz ( 1 8�1936). Polonya Sosyalist Partisi'nin (PPS) Ga­ liçya yöneticisi olan Dasinsld l l . Enternasyonal'de Partisinin temsilcisi oldu. ADLER, Victor ( 1 852-1918). Avusturya Sosyal-Demokrat Partisi'nin ku-

97


man Hıristiyan demokratları, toprak sahipleri ve Alman milli­ yetçileriyle el ele gidiyorlar; Bohemya'da Soukup ve Nemec­ ler"' tüm burjuva partileriyle sıkı bir blok oluşturuyor - ne he­ yecan verici sınıflar uzlaşmasıl Ve bütün bu milliyetçi sarhoş­ lu�un üzerinde uluslararası barış bayra�ı dalgalanıyor. Her yerde sosyalistler, kestaneyi burjuvazi için alıyorlar ateşten; kredileri ve ideolojileriyle burjuva toplumun moral bozgununu gizlerne­ ye yardım ediyorlar, bu bozgundan kurtulmalarına, burjuva sı­ nıf hegemonyasını iyileştirmeye ve sa�lamlaştırmaya yardım edi­ yorlar. Ve iyice ya�lanmış bu siyasetin ilk pratik sonucu Rus Devri­ mi'nin ezilmesi ve Rusya'nın parçalarıması (?) oldu. Barışın içbükey aynasında tersi yansıyan 4 A�ustos 1914 si­ yasetidir. Sınıf mücadelesinde uzlaşma ve karşılıklı katliam ama­ cıyla ulusal burjuvaziyle karşılıklı koalisyon, bir "İtilaf Banşı" için uluslararası, dünyasal bir ittifaka dönüştü. En kötü baya-

(3)

rucusu ve yöneticisi, Parti'nin merkezi yayın organı Arbeiterıeitung 'un kurucusu. Enternasyonal'in en çok dikkati çeken kişilerinden birisiydi. Ulusal özerkliAin savunucusu, anıimiliıarisı Adler Dunya Savaşı sırasın­ da savunma yanlısıydı. 191 8'de Dışişleri Bakanı oldu. RENNER, Karl (Rudolf Springer) (1 870-19SO). Avusturya Sosyal- De­ mokrat Partisi'nin yöneticisi, Reichsrat üyesi, savaş sırasında savunma yanlısı. 1918 'de Avusturya Cumhuriyeti Birinci ŞansOlyesi ve Versailles Antiaşması'nın imzacılarından birisi oldu. 2. Pünya Savaşı'ndan sonra Avusturya Cumhurbaşkanı oldu. . BAUER, Oııo (1881- 1938). Avusturya Sosyal-Demokrat Partisi'nin ku­ rucusu ve kuramcısı. Parti'nin kuramsal yayın organı Der Kamp/'ı kur­ du ve Neue Zeit 1e işbirliAi yapu. Rusya'da hapsedildi. 191 8'de Dışişleri BakanlıAı Devlet Sekreteri Yardımcısı ve sonra da Devlet Sekreteri oldu. İki Buçuk'uncu Enternasyonal'in kuruculanndan birisiydi. 1934'de göç etmek zorunda kaldı . DUETSCH, Julius. Sosyalist, sendika yöneticisi. 191 8-20'de Devlet Sek­ reteri olarak "milis"i örgütledi . 1920'de istifa eliikten sonra "Cumhuri­ yetçi Savunma Klübü"nü kurdu. 1934'de Çei.;oslovakya'ya göç eııi, son­ ra İspanya'da savaşıı, orada cumhuriyeıçi birlikler generali oldu. 1946'da Viyana'ya döndü ve 19S3'de Parti'den ayrıldı. SOUKUP Franıisek ( 1 87 1 - 1940). Çek sosyal demokrat, Sosyalisı Enter-


lılıkların, en kötü yavanlıkların, uyutucunun, sinema metod­ ramının tuzatma düştüler: Sermaye aniden kayboldu, sınıf ça­ tışmaları sanki biç yoktu. Silahsızlanma, barış, ulusların uyu­ mu. Güç yasa karşısında geriliyor, zayıf dolruluyor. Krupp top yerine Noel mumu üretecek, Amerika'nın Gari (?) kenti Frö­ bel'in••• çocuk bahçesine dönüşecek. Kuzunun kurdun yanına sükunetle otlamaya gideceli, antitop boynuzlarının ucuyla ku­ lalının arkadasınıgıdıklarken kaplanın evcil büyük bir kedi gi­ bi gözlerini kırparak mınldanacaJı, aslanla keçinin birdirbir oy­ nayacatı Nuh'un gemisi. Ve bütün bunlar Amerikalı milyar­ derlerin başkanı Wilson'un sihirli formUlU sayesinde, bütün bun­ lar Clemenceau, Lloyd George ve Prens Max de Badeler'in'" desteli sayesinde. İki yeni militarizm, İngiltere ve Amerika'da­ kinden sonra silahsızlanma; donatıcı: Japonya. Teknilin sınır­ sız ilerlemesinden sonra. Finans kapital ve savaş endüstrisi ka­ pitali kamu borçları nedeniyle tüm devletleri avucuna almışken! Sömürgeler sömürge kalırkeni Burada, sınıf mücadelesi düşün­ cesi ulusal düşünce karşısında teslim oluyor. Öyle görünüyor ki, her ulus içinde sınıfların ahengi, "Milletler Cemiyeti" için­ de ferahlamak için Dünya Savaşı'ndan çıkmak zorunda olan ulusların ahenginin ön koşulu ve tamamlayıcısı olmak zorun­ da. Ulusçuluk şimdi ortaya sürüldü. Uluslar ve miniuluslar her yerde ortaya çıkıyor ve devlet kurma haklarını savunuyorlar. Yeni bir ilkbahar gücüyle canlanan kokuşmuş kadavralar yüz­ yıllık mezarlarından çıkıyorlar. hiçbir zantan özerk devlet bU-

(4) (S)

nasyonal Bürosu deleaesi. l 91 8- 19'da Adalet Bakanı, 1919-29'da Senato Başkan Yardımcısı, 1929-39'da Senato Başkanı oldu. NEMEC Antonin ( 1 858-1926). Gazeteci, Çek Sosyal Demokrat Partisi yöneticisi. 1904'den itibaren Sosyalist Enternasyonal BUrıısu temsilcisi ol­ du. 1907-1908 arasmda Avusturya Reichsratında milletvekilliAi yaptı, 1918-20'de Çek devrimci Ulusal Meclisi'nde üye oldu. 1920- 1925 arasın­ da Çek parlamentosu'nda milletveldli olan Nemec, partisinin onursal baş­ kanı oldu. FRÖBEL Friedricb (1782-1852). Pedqoa. 1940'da, Thuringe'de Blanken­ bura'da tüm Almanya için bir çocuk bahçesi kurdu. Çizilmiş: bu aynı Erzberaer ki. .. Brest Banş Antlaşması . . . (Almanca me-

99


tünlü�ü oluşturmamış "tarihsiz" halklar şiddetli bir devlet ol­ ma ihtiyacı duyuyorlar. Polonyalılar, Ukraynalılar, Bielorus­ lar, Litvanyalılar, Çekler, Yugoslavlar, Kafkaslar'da on yeni ulus . . . Siyonİstler daha şimdiden Filistinli gettolarını şimdilik Filadelfiya'da kuruyorlar . . , bugün ulusçu Brocken..' üzerinde Walpurgis gecesidir. Süpürgenin üzerinde, bastonun üzerinde. Bugün ucmayan artık asla uçmayacak. Ama ulusçuluk yalnızca bir formüldür. Özü, tarihsel içeri�i öylesine çeşitli ve dallara ayrılmıştır ki gizledi�i " ulusların ka­ derlerini tayin hakkı" formülü boş ve zavallı bir formüldür. Tüm büyük devrimci dönemlerde oldu�u gibi, şimdi, eski ve yeni her tür fatura, karmakarışık düzenlenecek çatışmalar, geç­ mişin modası geçmiş kalıntıları zamanın en güncel sorunlan ve gelece�in yeni belirlenmeye başlayan sorunlan olarak sunulu­ yor. Avusturya ve Türkiye'nin gerilemesi feodal Orta Çq'm, Napolyon'un eserinin bir ilavesinin son tasfiyesidir. Ama Al­ manya'nın düşüşü ve alçalması, aynı zamanda emperyalizmie­ rin en gencinin ve en güçlüsünün, biçimini ancak savaşta alan dünyaya egemen olma tasarılarının iflasıdır. Bu ancak emper­ yalist egemenli�in özel bir biçiminin de iflasıdır: Batı Elbe ve askeri diktatörlü�ün gericili�i aracılı�ıyla, sıkıyönetim ve imha yöntemleri aracılı�yla, Kalabari Çölü'nden Avrupa'ya yerini Hereros'lara bırakan Trotha(T) stratejisinin çöküşüdür bu. Gö­ rünüşte ve sonuçların şeklinde - yeni küçük ulusal devletlerin kurulması - Avusturya ve Türkiye'nin çöküşüne benzer olan Rusya'nın çöküşü karşıt bir sorunu gizliyor: Bir yandan, pro­ letarya siyasetinin ulusal düzeyde emperyalizme karşı terkedil-

(6) (7)

100

linde no t ). ERZBERGER: Prens Max de Bade hükümetinde Dışişleri Bakanbil Devlet Sekreteri Yardımcısı. MUtareke Komisyonu Başkanı (6 Kasım 1 9 1 8). MAX DE BADE (1867-1 929). 3 Elim 1918'den itibaren imparatorluk şan­ sölyesi. Barış önerilerini Wilson'a iletti. 9 Kasım'da yerini Ebert'e bıraktı. Brocken: Walpurgis gecesinin 1(aşandılı SOylenen Harz dalı. TROTHA, Lothar Von ( 1 848-1 920). Prusyalı piyade generali. 1904'de Güney-Batı Afrika'daki Alman birliklerinin yüksek komutası görevine ge­ tirildi. 190S'e kadar Hereroslar'a karşı savaşı yönettl.


mesi; öte yandan, iktidarın proletarya tarafından alınmasına karşı kapitalist karşı devrim"'. Ö�retmenin ukalaca sematizmi içinde bir K (autsky) burada basitçe bir ulusal devlet biçimi alacak olan "demokrasi"nin za­ ferini görüyor. Bu kuru ve küçük burjuva şekilci kuşkusuz olay­ ların tarihsel temelini incelerneyi unutuyor "ulusal devlet" ve "ulusçuluk"un, içinde her tarihsel döneme ve her ülkenin sınıf ilişkilerine özgü maddi içerilin aktı�ı boş midyeler oldu�unu unutuyor. 70'li yılların Almanyası'nda ya da italyası'nda "ulusal devlet" sloganı, burjuva devletine, burjuvazinin sııuf hegemon­ yasına program görevi görüyordu; saldırı feodal Orta Ça� geç­ mişini, bürokratik-dini devleti ve parçalanmış bir ekonomik ya­ şamı hedef alıyordu. Polanya' da "ulusal devlet" sloganı gele­ neksel olarak kırsal asillerin ve küçük burjuvazinin modern ka­ pitalist gelişmeye muhalefetinin sloganıydı; ucu açıkça yaşamın modem olgulanna , hem burjuva liberalizmine hem de onun kar­ şıtı sosyalist işçi hareketine yönelmiş bir slogandı. Balkanlar'­ da, Bulgaristan'da, Romanya'da, Sırbistan'da Dünya Savaşı'­ nın öncüsü iki kanlı savaş, kapitalizmin gelişme istelinin v e bur­ juva sınıfının tüm bu devletlerde hegemonyasını uygulaması­ nın ifadesi olan ulusçulu�un şiddetli ortaya çıkışını gösterdi; ulusçuluk, burada bir yandan yayılma girişimlerinde Avustur­ ya emperyalizmiyle karşılaşan bu burjuvazilerio kendi araların­ daki çelişkili çıkarların ifadesidir. Ama aynı zamanda, gerçek­ te neredeyse gelişmesinin çok başlangıcındaki, çok genç kapi­ talizmin ifadesi de olsa, bu devletlerin ulusçulu�u emperyalist e�erin genel atmosferinden kirlenmişti ve şimdi de kirlidir. İtalya'da ulusçuluk daha şimdiden sırf saf sömürgeci­ emperyalist iştihalara toplumsal gerekçe oluşturuyor ve bu tar­ tışmasız olarak böyledir; bu Trablus Savaşı ve Arnavutluk aç gözlülü�ü ulusçulu�u ile 60'lı yıllarm İtalyan ulusçulu�u ara(8)

Çizilmiş: Bu son öAe aynı zamanda şimdiki tUm dUzeltmelerde ortaya çı­ kan en gUçiU tarihsel itici gUç, birbirine zıt ve kesişen çeşitli tarihsel hare­ ketler kaosunu kateden bir eksen, gUçiU ulusal hareketin gerçek özUdUr. (Almanca metinde not).

101


sında Sonnino.., ile Giuseppe Garibaldi arasındaki kadar az ortak nokta vardır. Petersburg'da Ekim 1917 Ayaklanması'ndan önce Rus Uk­ raynası'ndaki ulusçuluk sabun köpUIU kadar"dayanıksızdı, ço­ lunlulu Ukraynaca bile konuşmayan birkaç düzine profesör ve avukatın ince düşüncesinin UrUnUydU bu. Bolşevik Ayaklanma'­ dan beri, saldırısı sosyalist işçi sınıfına yönelen küçük burjuva karşı devrimcililin çok gerçek çıkarlannın ifadesi oldu. Hin­ distan'da, )!lusçuluk, ülkeyi kendi hesabına sömUrmek ve artık ingiliz sermayesinin vampirliline konu olmaya hizmet etmek is- . temeyen yerli burjuvazinin isteklerinin ifadesidir; toplumsal içe­ rili ve tarihsel gelişme derecesi göz önüne alındılında, bu ulus­ çuluk Amerika Birleşik Devletleri'nin XVIII. yüzyıl sonlann­ daki özgUrlUk mücadelelerine denk düşüyor. GörUlUyor ki, ulusçuluk hayal edilebilecek tUm çıkarları, tUm ayırtıları, tUm tarihsel durumları yansıtıyor. Bu bir rengin ışıl­ damasıdır. Hiçbir şeydir, her şeydir, yalnızca ideolojik bir ka­ lıptır, her şeyden önce önemli olan her defasında içerdili özü belirlemektir. TUm dünyada ulusçululun şimdiki patlaması karmakarışık çıkar ve özgül elilim karmaşasını kapsıyor. Ama tUm bu özgül çıkarlar arasından bir eksen geçiyor ve onları yönlendiriyor, ta­ rihsel durumun özelliklerinin yarattılı genel yarar: Bir dünya proletarya devrimi tehdidine karşı saldırı. Rus Devrimi ve onun ürünü olan Bolşevik lktidan toplum­ sal devrim sorununu tarihin gündemine yazdılar. Genel kural olarak, sermaye ile emek arasındaki sınıf kavgasını aşırı şiddet­ lendirdiler. İki sınıf arasında, aniden, volkanik buharlar ve ya­ kıcı alevler püskUrten çok geniş bir çukur açtılar. Paris prole­ taryasının Haziran Ayaklanması ve Haziran Katliamı, burju­ vaziyi sadece tek bir yasa tanıyan iki zıt sınıfa böldü. Bu tek yas� yaşamına, ölümüne savaştı . Böylece, Rusya'da Bolsevik(9)

1 02

SONNINO, Baron Sydney ( 1 847-1922). 1 9 14-1919 yılları arasında Dışiş­ leri Bakarn olan halyan devlet adamı.


ler'in iktidarı, burjuva toplumunu, bu son ölümüne savaşa karşı koymak zorunda bıraktı. Kendisiyle dostça anlaşılacak uysal bir işçi sınıfı, pratikte yaşamak ve yaşarnaya bırakmak ilkesine sa­ dık zararsız kuramsal palavracı sosyalizm fiksiyonunu yadsıdı ve giderdi. - Bu fiksiyon Alman sosyal demokrasisinin son otuz yılındaki pratiAinden doAdu ve onun izleri üzerinde tüm Enter­ nasyonal'in fiksiyonu haline geldi. - Rus Devrimi, sosyalizm ile kapitalizm arasındaki henüz yıkılan yarım asırlık parlamenta­ rizmin hazırladıAı modus vivendi (geçici uzlaşma)ya ani ve be­ lirleyici bir darbe vurdu. Onun sayesinde, sosyalizm, belirsiz bir gelecekten söz eden seçim kampanyasının zararsız laf salatası olmaktan çıktı, bugünün temel sorunu haline geldi. Burjuva top­ lumunun, Paris'te 1 848 Haziran Günleri'nden beri kapanmış olan eski ve korkunç yarasını hoyratça yeniden açtı. Elbette önce yalnızca yönetici sınıflar bunun bilincine vardı­ lar. Bir elektrik şokunun şiddetiyle, Haziran Günleri tüm ülke­ lerin burjuvazisine işçi sınıfıyla uzlaştırılarnaz sınıf çatışması­ nın bilincini anında aşıladı, tüm ülkelerin işçileri Haziran Gün­ leri'nden ders almak için, sınıf çatışması bilincini kazanmak için yıllarını verirken, onlar kalpleri proletaryaya karşı öldürücü bir kinle doldurdular. Aynı şey şimdi yeniden oluyon Rus Devri­ mi, dünyanın tüm ülkelerinin tüm mülk sahibi sınıfiarına pani­ Ai, siyasal diktatörlUAUn tehditkar heyulasının dizginsiz, ateş püsküren, zalim kinini, ancak Paris burjuvazisinin Hazirarı Kat­ liarnı ve KornUn Katliamı sırasındaki duygularıyla ölçülebilen bir kini aktardı. "Bolşevizm" pratik devrimci sosyalizmin, işçi sınıfının iktidan alma isteklerinin anahtar sözcUAü haline gel­ di. Bolşevizm'in tarihsel deAeri, burjuva toplumun baAonda top­ lumsal çukuru hoyratça açmasında, uluslararası düzeyde sınıf çatışmasını derinleştirmesinde ve şiddetlendirmesindedir; ve tüm büyük tarihi durumlarda olduAu gibi, bu eser Bolşevizm'in tüm yanlışlarını, tüm özel hatalarını tümden yok ediyor"01• (10) Çizilmiş: Hatta, elverdili ölçüde, bu eseri korkuya, burjuva toplumunun kinine ve korkusuna kadar, delilile kadar kullanıyorlar (Almanca metin­ de not).

103


Bu duygular şimdi, kapitalist dünyanın görünüşe göre daya­ namadı�ı ulusçu taşkınlıkların derin özüdür, gerçekte yeni açık­ lanmış ulusçulukların kuraldışı örneklemesine indirgenen, nes­ nel tarihsel han;tır. Şimdi ba�ımsız var olmava can atan �enç mikro-burjuvazi sadece engelsiz ve vesayetsiz bir sınıf hegemon­ yası elde etme iste�iyle fıkırdamıyor, çok uzun bir süreden beri yoksun oldukları bir hazza da ahdediyor: Öldürücü düşmanı, devrimci proletaryayı kendi elleriyle bo�mak - şimdiye kadar yabancı bir egemenli�in katı aygıtına bırakmak zorunda kal­ dıkları işlev. Aracı kişi aracılı�ıyla sevmek ya da nefret etmek isteyerek kabul edilmez. Mannerheim'm, Finli Gallifet'in kan­ lı aşırılıkları, geçen yılın ateşli şiddetinin tüm bu "küçük ulus­ lar" ın, Polonyalılar'ın, Litvanyalılar 'ın, Romenler'in, Ukray­ nahlar'ın, Çekler'in, Hırvatlar'ın , vb. yüreklerinde nasıl kin do­ �urdu�unu gösterdi . Öyle bir kin ki bekledi�i yalnızca kendisi­ ni ifade etme olana�ıydı: Sonunda, devrimci proletaryayı ken­ dine özgü "ulusal" yoUarta ayıklamak. Bu "genç" uluslar dün­ ya tarihinin çayırlarında zıplayan beyaz ve masum kuzular, daha şimdiden öfkeli kaplanın, "hesabını görmek" için "Bolşevizm'­ 'in en küçük hareketini kollayan kıvılcım saçan gözüne sahip­ ler. Tüm şölenlerin, Viyana'daki, Prag'daki, Agram'daki, Var­ şova'daki tüm mest edici kardeşçe yaşama bayramlarının ar­ dında kızıl muhafıziarın kendi elleriyle kazmaya zorlandıkları Mannerheim'in mezarları geniş geniş açılıyor, Karkov'un da­ ra�açlarının bulanık gölgeleri şekilleniyor; Lubinskiler ve Ho­ luboviçler"" kendilerini yetiştirmek için Alman "kurtarıcılar"ı d avet ettiler. Wilson'un demokratik barış programının tümüne hakim olan aynı temel düşünce . Angio-Amerikan zafer sarhoşlu�u atmos­ ferinde, dünya sahnesine giren Bolşevizm'in tehdit edici görün­ tüsüyle yaratılan aımosferde, " Milletler Cemiyeti" sadece bir

(1 1) HOLUBOVIÇ, Sydir. Ukrayna geçici devlet sekreteriilinde Adalet Ba· kanı. Ocak 1919'da, bir sonraki hUkUmetin hasına geçti.

104


tek şey olabilir: Proletaryanın ezilmesi için burj uva dünya bir­ li�. Bolşevik Rusya, "Milletler Cemiyeti"nin kurallanndan ah­ kim kesidierin başındaki büyük papaz Wilson'un feda edece�i ilk sımsıcak kurban olacak; muzaffer ve ma�lup "kaderlerini tayin etmiş uluslar" Bolşevik Rusya'nın Uzerine saldıracaklar. Yönetici sınıflar sınıf çıkarlan için aldanmaz içgüdülerini ken­ dilerini tehdit eden tehlikelere karşı ola�anüstü bir duyarlılı�ı burada bir kez daha kanıtlıyorlar. Burjuvazi için hava görünürde harika ve tüm ülkelerin proleterleri ulusçulu�un ve Milletler Ce­ miyeti'nin ilkbahar esintisiyle coşuyorlar; ama burjuva toplu­ mu tüm azalarında tarihin barometresindeki bir düşüşü ve bir hava de�işimini haber veren i�ne gibi batan bir acı duyuyor. "Ulusal bakanlar" olarak, sosyalistler barış kastanelerini dün­ ya savaşı ateşinden burjuva toplumu için çekme köylü gayret­ keşli�ini gösteriyorlar; ama burjuva toplum, sırtında daha şim­ diden kaçıliılmaz mukadderatın şekillendi�ini görüyor: Sahne­ nin arka planına sessizce kanşan dünya toplumsal devriminin dev görüntüsünUn dikildi�ini görüyor. Sosyalizmi tarihsel bir zorunluk haline getiren ve dünya dev­ rimini kaçınılmaz kılan, burjuva toplumun karşı karşıya kaldı­ �ı görevlerin bu nesnel çözümsüzlü�Udür. •

H�ç kimse, bu son dönemin süresini ve alaca�ı biçimleri ön­ göremez. Tarih alışılmış baya�ı yollardan çıktı, sükunet için­ deki ilerleyişini terketti; atılan her yeni adımda, her dönemeçte yeni ufuklar açılıyor, yeni bir dekor ortaya çıkıyor. Her şeyden önce bu dönemin belirleyici sorununu yakala­ mak"� önemlidir. Ve bu sorunun adı: Proletarya diktatörlü�U . sosyalizmin gerçekleştirilmesi. Görevin zorlukları muhalifin gü­ cünde, burjuva toplumun direnişlerinde yatmıyor. Savaş, pro­ letaryanın ezilmesi için burjuvazinin son kozunu, orduyu - or­ du da devrimci oldu - kullanılamaz duruma getirdi. Savaş bur­ j uvazinin varlı�ının maddi temelini, toplumun muhafazası ola( 1 2) Çizilmiş: ve bıkmadan ııöstermeye u�rasmak (Almanca meıinde not).

105


na�ını parçaladı. Gelenek, görenek, otorite - varh�ının moral temeli - her yana da�ıldı. Iktidar için mücadele koşulları, yük­ selen sınıf için, dünya tarihinde o güne de�in asla olmadı�ı öl­ çüde çok elverişlidir. Proletaryanın kuca�ına olgun bir meyva gibi dUşebilir. GüçlUk proletaryanın kendisinde, olgunlaşmamış­ h�ında ya da daha çok önderlerinin, sosyalist partilerin olgun­ laşmamışh�ında"". Işçi sınıfı kıç atıyor, görevinin belirsiz bU­ yUkiU�U karşısında durmaksızın geriliyor. Ama bunu yapmak zorunda, bu gerekli . Tarih ona tUm çıkış kapılarını kapatıyor - aşa�ılanmış insanh�ı gecenin ve korkudan kurtuluşun aydın­ h�ına götürmek zorunda. Dünya savaşının sonu . . . (okunamı­ yor) . . . Fransızca'ya Ossip Plechtheim'ın sundul u Die Russlcbe Revolutloo'un (Francfon, Europaische Verlagsanstalt, 1963) Almanca basımından çev­ rilmistir.

( 1 3) Çizilmiş: U l usç uluA u n ve Milletler Cemiyeti'ni n izinde yanş. Sosyalistler şimdi çıraklı klar ını yapmak zoru ndalar , abc'yi yeniden ölrenmek , ama pratikte tuzlanmış olarak ölrenmek zorundalar. Burjuva topl u mu n barış programı uygulanamaz niteliktedir. Devrimin ve zaferin ya k ın hl ı m n ta­ rihsel güvencesi işte burada (Almanca metinde not).

106


1 O. Programımız ve Siyasal Durum PCA (SpartakUs Ligi)nm Kuruluş Kongresi'nde Söylev 3 1 Aralık 1_91 8 Yoldaşları Bugün programımızı tartışmaya v e kabul etmeye girişmemizin nedeni, dün özerk yeni bir partide partileşmiş ol­ mamız ve yeni bir partinin resmi olarak bir program yapmak zorunda olması ile ilgili yalnızca biçimsel bir olguyla sınırlı de­ �il; program Uzerine bugünkü tartışmanın gerekçesi, bU yUk ta­ rihsel olaylar ve özellikle sosyal demokrat ve daha genel olarak proletaryanın sosyalist programının yeni temeller Uzerine yük­ seltilmesi gerekti� bir noktaya ulaşmış olmamız olgusudur. Yol­ daşlar, böylece, Marx ve Engels'in Komünist MQnijesto sunda tam yetmiş yıl önce bıraktıkları bayra�ı yeniden elimize alıyo­ ruz. Bildi�iniz Jlibi Komünist Manifesto, sosyalizmi, sosya­ list amaçların gerçekleşmesini, proletarya devriminin acil göre­ vi olarak de�erlendirir. Marx ve Engels'in 1 848 Devrimi sıra­ sında savundukları ve enternasyonal anlamda proletarya eyle­ minin temeli olarak de�erlendirdikleri anlayış bu oldu. Her ikisi de - proletarya hareketinin tUm beyinleri de - acil görevin sos­ yalizmi kabul ettirmek olaca�ına; sosyalizmin hemen vücut bul­ ması için siyasal devrimi tamamlamanın, Devlet'te iktidarı ele geçirmenin yeterli olaca�ına inanıyorlardı. '

Bildi�iniz gibi, Marx ve Engels'in kendileri de, daha sonra bu görüşü tümüyle gözden geçirdiler. Komünist Manifesto 'nun 1 872 basımı için birlikte yazdıkları sunuşta (bu sunuş 1894 ba­ sınuna da alındı) kendi eserleri hakkındaki görüşleri işte şu: "Bu bölüm (Il . bölUmün sonu, yani sosyalizmi gerçekleştirmek için \07


alınacak pratik önlemler) bugün her hakimdan bambaşka bir şekilde yazılırdı . Son yirmi beş yılda büyük sanayide görülen dev gelişme ve buna paralel olarak işçi sınıfının parti olarak ör­ gütlenmesinde gösterdi�i gelişme dikkate alındı�ında, önce Şu­ bat Devrimi' nin, sonra ve özellikle iki ay boyunca siyasal ikti­ darı ilk kez proletaryarun ellerine bırakmış olan Paris Komünü deneyleri dikkate alındı�ında bu program bugün bazı noktalarda eskimiştir . Özellikle Kom Un, kendi öz amaçları do�ultusunda kullanmak için işçi sınıfının devlet aygıtını ele geçirmesinin yet­ medi�ini gösterdi" . Peki, eskidi�i açıklanan bu b()lüm ne diyor? KomUnist Ma­

nifesto 'da işte şunları okuyoruz: "Proletarya, siyasal tıstUnlU�Unden, tüm sermayeyi burjuva­ zinin elinden dilim dilim koparıp almak için, tüm üretim araç­ larını devletin yani egemen sınıf olarak örgütlenmiş proletar­ yanın elinde toplamak için, üretici güçlerin miktarını hızla ar­ tırmak için yararlanacaktır. "Hiç kuşkusuz, bu, başlangıçta, ancak mUlkiyet haklarına ve burjuva üretim rejimine karşı despotik saldırılara girişerek; yani, ekonomik açıdan yetersiz ve savunulamaz gibi görünen, ama hareketin ilerleyişi içinde kendi kendisini aşan ve bütün ola­ rak üretim biçimini kökten de�iştirmek için zorunlu olan ön­ lemler alınarak sa�lanabilir. "Bu önlemler farklı Ulkelerde kuşkusuz çok farklı olacaktır. "Bununla birlikte, en gelişmiş illkelerde genel olarak aşa�ı­ daki önlemler uygulanabilir:

" 1 . Toprak mülkiyetinin kamulaştırılması ve toprak rantının Devlet harcamalarına ayrılması. "

2 Hızla artan oranlarda vergi . .

"3. Miras hakkının kaldırılması. "4. BUtUn göç edenlerin ve isyancıların varlıklarına el konul­ ması.

lOIS


" S . Sermayesi devletin olacak ve tekel durumundan yararla­ nacak bir ulusal banka aracılııtyla kredinin Devlet elinde top­ lanması. "6. BUtUn ulaştırma araçlarının Devletin elinde merkezileş­

mesi. "7. Kamu fabrikalarının ve üretim araçlarının çoAaltılması; Ulkenin tUmUnU kapsayan bir plan gerelince işlenmeyen top­ rakların tarıma açılması ve ekilen topraklann iyileştirilmesi.

"8. Herkes için ıorunlu çalışma; özellikle tarım için sınai or­ dular örgütlenmesi.

"9. Tarımsal çalışmayla sınai çalışmanın uyumlandırılması; kentle kır ayrımıinn giderek ortadan kaldırılmasına yönelik ön­ lemler. " ı O. BUtUn çocukların kamusal ve parasız elitimi; çocukla­ rın fabrikalarda bugün uygularıdılı biçimde çalıştırılmalarının yasaklanması. Elitirnin maddi üretimle uyumlandınlması, vb. ' ' . GördUlUnUz gibi, birkaç ayrıntı dışında bunlar bugün bizi bekleyen görevlerin aynısıdır: Sosyalizmin uygutamaya konul­ . ması , gerçekleştirilmesi . Kapitalist gelişmenin yetmiş yılı gUnU­ mUzU bu programın yapıtdılı dönemden ayırıyor; tarihin diya­ lektigi, Marx ve Engels'in, yanlış olduklarını düşünerek daha sonra terkettikleri görüşlerini şimdi yeniden benimsernemizi is­ tedi. O dönemde yanıldıklannı düşünmekte ve o görüşlerini ter­ ketmekte haklıydılar . Kapitalizmin bu aradaki gelişimi , o gün yanlış olanı bugün bir gerçek haline getirdi ve bugün yerine ge­ tirilecek acil görev, Marx ve Engels'in ı 848'de yapmaya niyet­ lendikleri şeydir. Bununla birlikte, gelişmenin başlangıçtaki bu aşamasıyla şimdiki anlayışımız ve görevlerimiz arasına, yalnız­ ca kapitalizmin delil, aynı zamarıda işçi hareketinin ve özellik­ le de modern proletaryanın kılavuz ülkesi Almanya işçi ' hare­ ketinin tUm gelişimi giriyor. Bu gelişme tekil bir biçim aldı. ı 848 Devrimi dUş kırıklılındarı sonra, Marx ve Engels, pro­ letaryanın sosyalizmi hemen ve dolrudan dolruya gerçekleşti1 09


rebilecek durumda oldu�una ilişkin görüşü terketmişlerdi; böyle olunca, her ülkede, tümüyle farklı bakış açıları benimseyen sos­ yalist, sosyal demokrat partiler kuruldu. Acil görev olarak, ka­ pitalist gelişme olgunlu�a ulaştıAında sosyalizmi gerçekleştirmek­ le görevlendirilecek proletarya ordularını yavaş yavaş yetiştir­ mek amacıyla siyasal ve ekonomik alanda günü gününe müca­ dele görevi benimsendi. Bu dönüş, sosyalizmin Uzerine kurul­ du�u bütünüyle farklı bu temel , özellikle Almanya'da, çok ka­ rakteristik bir biçim aldı . 4 A�ustos'un düşüşünden önce, Al­ manya'da sosyal demokrasi, ilk plana "acil en küçük görevler"i çıkaran ve sosyalizmi - son amaç haline geliyordu - uzaktan pa­ rıldayan bir yıldıza indirgeyen Erfurt Programı'na dayanıyor­ du. Ancak , programın metninden daha önemli olan, yaşayan pratikteki kavraruna biçimidir; ve programın kavranması işçi hareketimizin tarihi için önemli olan bir belge tarafından belir­ leniyordu: Friedrich Engels'in 1 895'de Lutte des classes en Fran­ ce'a yazdı�ı önsöz. Yoldaşlar, bu sorunları yalnızca tarihe ilgi duyduAum için inceliyor de�ilim; tam tersine, tümüyle güncel bir sorun ve programımızı 1 848'de Marx ve Engels'in progra­ mı oturttu�u alana yeniden yerleştirdi�imiz sırada bize düşen tarihi görev söz konusudur. Tarihi gelişmenin gerektirdi�i de­ Aişiklikler dikkate alınarak, 4 A�ustos düşüşüne kadar Alman sosyal demokrasisinde a�ır basan anlayışa karşı çıkan açık ve bilinçli bir revizyona girişme görevimiz var. Bu revizyona res­ mi olarak burada girişilmelidir. Yoldaşlar, Marx'ın La Lutte des closses en France adlı ese­ rinde ( 1 895'de yani Marx'ın ölümünden sonra yazıldı) yazdı�ı ünlü önsözde Engels'in bu konudaki tavrı ne oldu? 1 848'e ka­ dar geri gidelim, önce sosyalist devrimin çok yakın oldu�u an­ layışının eskidi�ini gösterdi. Sonra, açıklarnalarını şöyle sürdü­ rüyor: "Tarih bizi ve bizim gibi düşünenierin tümUnU haksız çıkar­ dı. Kıtada ekonomik gelişmenin derecesinin, o dönemde kapi­ talist üretimi ortadan kaldırmak için yeterince ileri olmadıAını kanıtladı; bunu, 1 848'den beri tüm kıtaya yayılan, büyük sa­ nayiyi Fransa'da, Avusturya'da, Polanya'da ve yakın zaman1 10


da Rusya'da yerleştiren ve hatta Almanya'yı yo�un olarak en­ dUstrileşen bir Ulke yapan ekonomik devrimle kanıtladı; bUtUn bunlar, 1848'de hiU! gelişmeye tam olarak elverişli olan kapi­ talist temel fizerinde gerçekleşti" . Sonra, o gUnden sonra ortaya � bUtUn de�işiklikleri ser­ giliyor ve Almanya'da partinin görevleri sorununu ele alıyor: " 1 870-7 1 Savaşı ve KornUn'Un yenilgisi, Marx'ın önceden be­ lirtti�i gibi, Avrupa işçi hareketinin a�ırlık merkezini geçici ola­ rak Fransa'dan Almanya'ya aktardı. Elbette, Fransa 1 8 7 1 Ma­ yıs ayı kanlı katliamı Uzerine kendisini toplamak için yıllar ver­ di. Bununla birlikte, Fransız milyarlarının akışının, tUmUyle sera koşullarına tabi olan ve durmaksızın bOyUyen bir endüstriyi da­ ha da destekledi�i Almanya'da sosyal demokrasi daha da hızlı ve daha da sUrekli bir biçimde gelişti. Alman işçilerinin 1 866'da kabul edikn genel oy dan yararlanmada gösterdikleri beceri sa­ yesinde partinin şaşırtıcı gelişmesi tUm dOnyanın gözOne tartış­ masız rakamlarla sokuldu" . Bu açıklamaları, milyonlarca oy elde edilmesine dek bir Re­ ichstag seçiminden öbUrUne bUyUrnemizi gösteren UnlU dökUm izliyor ve Engels şu sonuca varıyor : "Ancak genel oyun bu mutlu kullanımı hızla gelişmeye de­ vam eden proletaryanın savaşının yepyeni bir biçimini uygula­ maya koydu. Burjuvazinin hegemonyasının içinde örgUtlendi­ �i devlet kurumlarının, işçi sınıfına, sayesinde bizzat bu devlet kurumlarıyla savaşabilece� başka dayanak noktaları sa�ladı�ı keşfedildi . Bazı Landtag 1arda, belediye meclisleri , yargı kurul­ ları için seçimlere girildi, burjuvazinin sahip oldu�u makamlar elde edilmeye çalışıldı, ve görevlerin da�ıtımında proletaryanın önemli bölOmUnUn söyleyecek sözU vardı. Ve böylece, hUkU­ met ve burjuvazi i�çi partisinin yasal eyleminden, yasadışı eyle­ minden korktu�undan daha çok korkma, seçimlerdeki başarı­ sından, isyandaki başarısından korktu�undan daha çok kork­ ma noktasına geldiler" . Ve En�els burada, modern kapitalizm koşullarında. orole-

lll


taryanın sokakta, devrimle her şeyi elde edebilece�i yanılsama­ sının ayrıntıli eleştirisine ba�lanıyor. Devrimin, getirebilece�i her şeyle bir sokak devriminin ortasında oldu�muz ölçüde, son da­ kikaya kadar Alman sosyal demokrasisinde resmen benimse­ nen ve 4 A�ustos 1 9 1 4 deneyimimizin kısmen sorumlusu olan anlayışın tartışma konusu yapılmasının bugün zamanı oldu�u­ nu sanıyorum . Bunları söylerken, bu açıklamalarla Engels'in Almanya'da ortaya çıkan evrimin suçlulu�unu kişisel olarak palaştı�ını söy­ lemek istemiyorum; yalnızca şunu söylüyorum: İşte Alman sos­ yal demokrasisini besleyen ya da daha çok, öldüren anlayışı özet­ leyen klasik bir belge. Yoldaşlar, askeri bilim alanında sahip oldulu tUm uzman bilgileriyle Engels , burada size, militariz­ min, sanayinin ve bUyük kentlerin şimdiki gelişme düzeyinde, emekçi halkın sokak devrimleri yapabilece#ini ve bundan ba­ şarıyla çıkabilece�ini sanmanın biltUnUyle boş oldu�unu kanıt­ lıyor. Ve bu kanıtlamanın iki sonucu oldu: tık olarak, parla­ menter mücadele, proletaryanın dolrudan devrimci mücadele­ sinin antitezi ve sınıf mücadelesinin hemen hemen tek aracı ola­ rak de�erlendirildi. İkinci olarak, sınıf devletinin en gUçlU ör­ gütü militarizmin, üniformalı proleterler kitlesinin, bu niteli­ �iyle her tUrlU sosyalist etkiye a priori kapalı ve ba�ışık oldu�u sanıldı. Ve Önsöz'de şu söylendi: Dev orduların bugünkü ge­ lişme düzeyinde proletaryanın mitralyöz ve en yeni teknik sa­ vaş araçlarıyla donanmış askerlerin direnişini kırabilece�ini dü­ şünmek sa�duyuya aykırı olacaktır; demek ki, Önsöz, kuşku­ suz her askerin a priori ve her zaman yönetici sınıfların destek­ çisi kalmak zorunda olacalını hesabetmektedir; şimdiki dene­ yimin ışı�ında ve hareketimizin başında bulunan bir kişinin ya­ nında, bu yanlış, anılan tarihsel belgenin hazırlanmasını yön­ lendiren gerçek durum bilinmeseydi, garip olurdu. İki bUyük ustamız ve özellikle Marx'ın şerefini ve dUşüncelerini savunan - çok daha geç ölmüş olan - Engels'in lehine olarak, Engels'in bu Önsöz'U açıkça o dönemin parlamenter fraksiyonunun dol­ rudan baskısı ahında yazdıtım belirtmek gerekir . Bu dönem, Almanya'da - sosyalistlere karşı ol�anüstU yasalann yürürlük-


ten kalkmasından sonra - Alman işçi hareketi içinde güçlü bir aşırı sol akımın ortaya çıktı�ı dönerndi: Bu akım yoldaşları sırf parlamenter mücadelede kaybolmaktan korumayı amaçlıyor­ du·. Aşırı ö�eleri kuramda yenmek ve pratikte egemenli�i altı­ na almak için, büyük ustalarımızın otoritesiyle büyük kitlele­ rin dikkatini onlardan ayırması için, BebeP11 ve yandaşları (içinde bulundu�umuz durumun ta o zamanki örne�i: Reich­ stag 'daki parlamenter fraksiyon partimizin gelece�i ve görev­ leri konusunda ideolojik ve taktik karar alma iktidarına sahip­ ti), Bebel ve yandaşları, o zaman ülke dışında yaşayan ve bu yüzden onların söylediklerine güvenmek durumunda olan En­ gels'i bu Önsöz'ü yazmaya zorladılar: Onlara göre, Alman işçi hareketini anarşist sapmalardan ne pahasına olursa olsun kur­ tarmak gerekiyordu. O zamandan beri, bu anlayış Alman sos­ yal demokrasisinin olgularını ve davranışlarını güzel 4 A�ustos 1 9 1 4 deneyimimize kadar gerçekten belirledi. Bu aynı zaman­ da parlamentarizmin, sadece parlamentarizmin ilaruydı. Engels, Önsöz'ünün, kuramının kullanılma biçiminin pratik sonuçla­ rını görebilmek için yeteri kadar uzun yaşamadı. Ama bir şey­ den çok eminim: Marx ve Engels'in eserleri bilinince, tüm yaz­ dıklanndan, tüm ö�ettiklerinden ortaya çıkan canlı, bozulma­ mış devrimci ruh bilinince, Engels'in kayıtsız şartsız parlamen­ tarizmden kaynaklanan aşırılıkları protesto edecek ilk kişi ol­ duAuna emin olunur; Almanya'da işçi hareketi bozulmaya, yoz­ laşmaya 4 AAustos'tan yıllarca önce başladı, çünkü 4 A�ustos gökten düşmedi, beklenmeyen bir dönemeç de�il tersine gün be gün, yıl be yıl geçirdiAimiz deneyierin mantıklı uzantısıydı; En­ gels ve hatta - yaşasaydı - Marx buna karşı başkaldıracak , ça­ mura sapianmasını önlemek için otomobili tutacak, aniden frene basacak ilk kişiler olurlardı. Ancak, Engels Önsöz'ünü yazdı�ı yıl öldü. Onu 1 895'de yitirdik; o günden sonra kuramsal yöne­ tim Engels'in eUerinden bir Kautsky'nin eDerine geçti ve şu olaya tanık oldu k : Kayıtsız şartsız parlamentarizme karşı tüm pro(1)

BEBEL, August ( 1 840-191 3). SPD'nin kurucusu ve başkanı, l l . Enter­ nasyonalin en Onemli kişilerinden birisi.

1 13


testo, parti kongerelerinin her birinde soldan gelen ve u�ursuz sonuçlarını herkesin görebilece�i batışa karşı zorlu bir savaş ve­ ren az ya da çok büyük yoldaş grubunun destekledi�i protesto, tüm bu protestolar anarşizmle, anarkososyalizmle ya da en azın­ dan antimarksizmle suçlandı. Resmi Marksizm, tüm tereddüt­ lere, gerçek devrimci sınıf mücadelesine göre sapmalara, Alman sosyal demokrasisini , sendikal hareket de dahil genel olarak iş­ çi hareketini suçlayan tüm yan-önlemlere, toplumu sarsmak, parçalamak konusunda en küçük ciddi bir özlem olmaksızın ka­ pitalist toplum çerçevesinde ve alanında yaşamaya kılıf oluyordu. ·

Ve şimdi yoldaşlar, bugün öyle bir noktaya geldik ki şunu söyleyebiliriz: Marx'a geri döndük, Marx'ın bayralının altına geri döndük. Bugün prograınıınwla şöyle söylüyoruz: Prole­ taryanın - kısa bir ifadeyle - sosyalizmi bir olgu ve gerçek hali­ ne getirmekten ve kapitalizmi baştan aşalı yıkmaktan başka acil görevi yoktur; böylece Marx ve Engels'in 1 848'de bulundukla­ rı ve temelde asla terketmedikleri noktaya geri dönüyoruz. Ger­ çek Marksizm'in ne oldu�u ve Alman sosyal demokrasisinde res:.. mi Marksizm ünvanıyla uzun süre fiyaka satan Marksizm yeri­ ne geçen bu şeyin ne oldu�u şimdi görülüyor. bugün bu Mark­ sizm'in nerede oldu�unu temsilcilerine bakarak görüyorsunuz: Ebertler, Davidler(2) ve hempalarınca denetim altına alınmış ve evcilleştirilmiş. On yıllar boyunca gerçek, saf Marksizm yerine konulan doktrinin resmi temsilcilerini orada görüyoruz. Hayır, Marksizm oraya, Scheidemann'la birlikte karşı devrimci siya­ set yapmaya götünnüyordu. Gerçek Marksizm, Marksizm'i çar­ pıtmaya u�raşanlarla da mücadele eder, bir köstebek gibi, ka(2)

1 14

EB�ın, t'rıeanch U K70-192S). SPD militanı, saraç. 1912'de Reıcnsrag 'a seçildi. 1 9 1 3'de yönetim kurulu başkanı oldu ve savaş sırasında Parti'nin saR kanadında yer aldı. 1918'de Halk Komiserleri Kurulu üyesi olan Eben, 1919- 1 925 arasında Alman Cumhurbaşkanı oldu. DAVID, Eduard (1 863-1930). Reiclıstag'da SPD milletvekili olan David revizyonizmin avukatı oldu. Savaş sırasında çotunluk sosyalistlerinden olan David 1919-20'de sandalyesiz bakan oldu; Millet Meclisi'nin ilk baş­ kaniılını yaptı.


pitalist toplumun temellerini oyar ve onun sayesinde Alman pro­ letaryasının en iyi bölümü bugün bizim bayra�ınuz altında, dev­ rimci fırtınanın bayra�ı altında yürüyor; öbür tarafta bile, karşı devrimin hala sınırsız güçlü göründü�ü yerde bile, partizanla­ rımız, gelecekteki kavga kardeşlerimiz var. İşte yoldaşlar, tarihsel diyalekti�n seyrinin yönlendirdi�i ve son yetmiş yılın kapitalist gelişme deneyiminin zenginleştirdi�i biz, daha önce belirtti�im gibi , Marx ve Engels'in 1 848'de, ulus­ lararası sosyalizm bayra�ını ilk kez çektiklerinde bulundukları noktada buluyoruz kendimizi . O dönemde, 1 848'in yanlışları ve yanılsamaları gözden geçirilmeye girişilirken , sosyalizm ger­ çe�e dönüşünceye dek proletaryanın katedece�i sonsuz bir yol oldu�una inanılıyordu. Kuşkusuz, ciddi kurarncılar kapitaliz­ min çöküşü için asla belirli ve buyurucu bir tarih saptamaya kap­ tırrnadılar kendilerini; ancak yolun hala çok uzun olaca�ını belli belirsiz varsayıyorlardı; Engels'in 1 895'de yazdı�ı Önsöz'ün de her satınndan çıkan bu . Ama şimdi bilançoyu çıkarabiliriz. Ge­ çen zaman, eskinin sınıf mücadelesinin gelişimiyle karşılaştırıl­ dı�ında, çok kısa de�il miydi? Büyük kapitalizmin gelişiminin yetmiş yılı, kapitalizmi yeryüzünden yok etmeyi ciddi olarak dü­ şünebilmemize yetti . Dahası var: Bugün bu görevi yerine geti­ recek durumdayız, bu proletaryaya karşı görevimiz, ama iş bu­ nunla kalmıyor, bugün bu sorunu çözmek , insan toplumunun varlı�ını sürdürmesi için aynı zamanda tek çıkış yolu. Çünkü, yoldaşlar, bu savaş, burjuva toplumundan geriye en­ kazdan başka bir şey bıraktı mı? Üretim araçlarının tümü ve hatta çok sayıda iktidar aracı, etkili iktidar araçlarının hemen hepsi açıkça hala egemen sınıfların ellerinde: Bu konuda ken­ dimizi yanıltmayalım. Ancak, işletmeyi rayına oturtmak için çal­ kantılı denemeler dışında yapabilecekleri sadece anarşidir. Öy­ le bir noktadalar ki, insanlı�ın bu noktada bugün karşı karşıya kaldı�ı ikilem şöyle ortaya çıkıyor: Anarşi içinde yok olma ya da sosyalizm tarafından kurtarılma. Dünya Savaşı'nın sonuç­ ları burjuva sınıfları, sınıf egemenlikleri ve kapitalizm çerçeve­ sinde bir çıkış yolu bulma olanaksızlı�ıyla karşı karşıya bırakı- . yor. Ve böylece, Marx ve Engels'in büyük bir belgede, Komü-

1 15


nist Manifesto 'da sosyalizmin bilimsel temeli olarak açıkladık­ ları şeyi olayların içinde sınayabiliyoruz: Sosyalizm tarihsel bir gereklilik haline gelecek. Bu gerçe�i bugün terimierin en tam anlamında yaşıyoruz. Sosyalizm bir gereklilik haline geldi, sa­ dece kapitalist sınıfların ona ayırdı� maddi koşullarda artık ya­ şamak istemedi�i için de�il. proletarya sosyalizmi gerçekleşti­ rerek sınıf görevini yerine getirmezse hepimiz yok olmakla teh­ dit edildi�imiz için de sosyalizm bir gereklilik oldu. Yoldaşlar, bugün resmen ka bul edece�imiz ve tasarı olarak Spartaküs Ligi Ne Istiyor? adlı broşürde görme olana�ı buldu­ �unui programın temeli işte bu. Bu program , Erfurt Progra­ mı'nda belirlenen durumlarla bilinçli bir zıtlık içinde, siyasal ve ekonomik mücadelenin acil "en az talepleri" ile sosyalizmin son amacı , en çok progam arasındaki ayrıma karşı bilinçli bir zıtlik içinde. Bu bakış biçimine bilinçli muhalif olarak , geliş­ menin son yetmiş yılının sonuçlarını ve özellikle Dünya Sava­ şı'nın ilk sonuçlarını, şöyle söyleyerek tasfiye ediyoruz: Şimdi, bizim için, ne en ai program, ne de en çok program var; sosya­ lizm tek ve aynı şeydir; bu, bugün gerçekleştirmemiz gereken en az şeydir. Burada program tasla�ımızda önerdi�miz önlem­ lerin ayrıntısına girmeyece�im, çünkü herbiri üzerinde tavır al­ ma olana�ına sahipsiniz ve bunları ince ince ele almak bizi uzak­ lara sürükler. Burada, görevimin yalnızca programmuzdaki tav­ rımızı şimdiye kadar geçerli olan "resmi sosyal demokrasi" programından ayıran büyük genel çizgileri belirtmek ve ifade etmek oldu�unu düşünüyorum. Buna karşılık, somut durum­ ları yorumlama biçimimiz; siyasal durumdan, devrimin şimdi­ ye dek geçirdi�i gelişmeden ve gelecekteki gelişiminin öngörü­ lebilir güç çizgilerinden çıkan taktik görevleri ve pratik çözüm­ leri tasariama biçimimiz üzerinde anlaşmanın daha önemli ve daha acil oldu�unu düşünüyorum. Demek ki, siyasal durumu, nitelerneyi denedi�im ve alaca�ım tüm tavırlara, tüm önlemle­ re yol gösterecek ışık olan sosyalizmin gerçekleştirilmesinin acil görev oldu�u bakış açısından inceleyece�iz. Yoldaşlar, şunu gururla söyleyebilece�imi sanıyorum ki , Kongremiz tek devrimci Alman sosyalist partisinin kurucu kong1 16


residir; bu kongre, tesadüfen, hayır, şaşmazlıkla konuşmak ge­ rekirse, tesadüfen de�il. bizzat Alman Devrimi'nin gelişimin­ deki bir dönüm noktasıyla çakışıyor. Son günlerin olaylarıyla Alman Devrimi'nin ilk aşamasının tamamlandı�ı ve şimdi ge­ lişmenin daha ileri ikinci bir aşamasına girdi�imiz söylenebilir; ve özeleştirimizi yapmak, tamamladı�ımız, yarattı�ımız ya da ihmal etti�imiz şeylerin derinlemesine eleştirel incelemesine gi­ rişmek hepimizin görevi oldulu gibi gelecek için daha derin ve en iyi bilginin de kayna�ıdır; bu eylemimizin devamı için daya­ nak noktaları kazanmamıza olanak sa�layacak . Devrimin he­ nüz tamamlanan birinci aşamasına araştırıcı bir göz atalım. BaşlangıÇ noktası 9 Kasım oldu. 9 Kasım yetersizlikler ve za­ yıflıklarla dolu bir devrim oldu . Bu şaşırtıcı de�il. Bu devrim dört savaş yılından sonra, sosyal demokrasinin ve özgür sendi­ kaların gerçekleştirdili e�itim yüzünden Alman proletaryasının sosyalist görevleri konusunda başka hiçbir ülkede görülmeyen ölçüde alçaklı k ve inklrcılık yaptı�ı 4 yıl sonra oldu . Tarihsel gelişme alanında yer alınırsa - Marksistler ve sosyalistler ola­ rak yaptı�ımız budur - 9 Kasım 1 9 1 8 günü, korkunç 4 A�ustos ve onu izleyen dört yıl imajını veren' bir Almanya'da ulaşılacak amaçlar ve sınıf bilinciyle harekete geçmiş görkemli bir devri­ min aniden ortaya çıkışı beklenemez; 9 Kasım'ın bize yaşattı�ı . dörtte üçümUz için, yeni bir ilkenin zaferinden çek varolan emperyalizmin çöküşüydü . Açıkça, içi boş dev, içerden çürü­ müş emperyalizm için zaman gelmişti, yıkılmak zorundaydı; bu­ nu izleyen , az çok kaotik, savaş planı olmayan , çok az bilinçli bir hareket oldu; tek uyumlu ba�. tek yürekli ve kurtarıcı ilke şu paralada özetlenmişti: İşçi ve asker kurullan kurulması. Ilk aniann yetersizliklerine ve zayıflıklanna karşın , proleter sosyalist devrim özel görüntüsUnU hemen veren, bu devrimin anahtar söz­ cü�ü buydu; ve biı.e Rus Bolşevikler'le ilgili yalanlar söylendi­ �inde şöyle cevap vermeyi asla unutmamak zorundayız: Şimdi­ ki devriminizin abc'sini nerede ö�rendiniz? Bunu işçi ve asker kurullarında aramaya Ruslar 'a gittiniz; ve sözde sosyalist Al­ man Hükümeti'nin başındaki boş adamlar, Ingiliz emperyalist · leriyle el ele Rus Bolşevikler'i pusuya düşÜrmenin görevlerinin 1 17


bir parçası oldu�unu düşünüyorlar; onlar da biçimsel olarak işçi ve a�ker kurullarına dayanıyorlar ve dünya devrimi parolasını ilk ortaya atanın Rus Devrimi oldu�unu da kabul etmek zorun­ dalar . Tüm güncel durumdan ortaya çıkan şeyin şu oldu�unu kesinlikle söyleyebiliriz: Proletarya devriminin patlak verece�i Almanya'dan sonra, hangi ülke olursa olsun, ilk işi işçi ve as­ ker kurulları kurmak olacak. Eylemimizin uluslararası birli�inin ba�ı işte tam burada ya­ tıyor; devrimimizi kendisinden önceki tüm burjuva devrimle­ rinden temelde ayıran anahtar sözcük işte bu; bir olgu, aslında tüm öbür devrimler gibi bu devrimin içinde harekete geçti�i di­ yalektik çelişkileri iyi niteliyor: 9 Kasım, bir tür do�um çı�lı�ı olan ilk çı�lı�ını attı�ında bizi sosyalizme dek götürecek sözcü­ �ü buldu: İşçi ve asker kurulları; herkesi bir araya toplayan bir sözcük; 9 Kasım'da iyice beride yer alan devrim yine de içgü­ dUsel olarak bp formülü buldu; yetersizlikler, zayıflıklar yüzün­ den, tamamlanması gereken şeyler konusunda açıklık ve kişi­ sel girişim eksikli�i nedeniyle, devrimden hemen iki gün sonra, 9 Kasım'da eline geçirdi� güç araçlarının yarısını kaçırdı. Gün­ cel devrimin güçlü tarihsel gereklilik yasasına tabi oldu�u işte burada ortaya çıkıyor; bu bize, tüm güçlüklere, engellere ve ki­ şisel hatalara karşın amacımıza ulaşmamızı güvence altına alı­ yor; öte yandan, bu açık parola uygulamanın yetersizlikleriyle karşılaştırılırsa, bunların devrimin sadece ilk emeklerneleri ol­ du�unu söylemek gerekir; ilk parolalarını tam olarak gerçek­ leştirmek üzere yeterince olgunlaşmadan önce uzun bir yol ka­ tetmesi ve büyük bir çaba gösterilmesi gerekecek. Yoldaşlar, 9 Kasım'dan şu son günlere kadar süren bu ilk aşa­ ma her açıdan yanılsamalarla niteleniyor. Devrimi yapan pro­ letaryanın ve askerlerin ilk yanılsaması "sosyalizm" bayra�ı al­ tında birlik yanılsaması oldu . 9 Kasım Devrimi' nin iç zayıflı�ı­ nın belirleyici niteliklerini ilk sonuçlarından başka ne göstere­ bilir? : Devrimin patlamasından iki saat önce görevlerinin Dev­ rim'i hırpalamak ve olanaksız kılmak oldutunu sananlar, Ebert1 18


Scheidemann ve Haaseler131 hareketin başına geçtiler ! Çeşitli sosyalist akımların, genel birlik sevinci içinde birli�i düşüncesi, işte 9 Kasım Devrimi'nin sloganı - öcünü kanlı bir biçimde ala­ cak olan bir yanılsama; bunu artık sadece şu son günlerde ya­ şamıyoruz ve hayal etmiyoruz; Ebert-Scheidemann ve hatta bur­ juvalar tarafından aynı de�erlendinne yaniışı - her taraftan . Son­ ra, bu aşamanın sonunda burjuvazinin bir yanılsaması : Gerçek­ ten, burjuvazi halk kitlelerinin gözünü boyayabilece�ini ve Ebert-Haase işbirliAiyle, "sosyalist hükümet" sayesinde sosyalist devrimi bastırabilece�ini umuyordu; ve işçi kitlelerin sosyalist sınıf mücadelesini cephedeki asker kitlelerin yardımıyla durdu­ rabilmeyi uman Ebert-Scheidemann hükümetinin bir yanılsa­ ması. İşte son günlerin olaylarını da açıklayan çeşitli yanılsa­ malar. Bütün yanılsamalar hiçlikte yok oldular. Haase'nin Ebert-Scheidemann ile sosyalizm amblemi altındaki işbirli�inin karşı devrimci bir siyasetin çıplaklıAını gizleyen bir asma yap­ ra�ından başka bir şey olmadı�ı iyice görüldü; ve tüm devrim­ lerde oldu�u gibi, bizi bu yanılsamadan kurtardı . Halkı yanıl­ samalanndan kurtarmak için özel bir devrimci yöntem vardır; ancak ilaç, ne yazık ki halkın k anı pahasına satın alınıyor. Ön­ ceki devrimierin tümünde oldu�u gibi bu devrimde de. 6 Ara­ lıkta Chausseestrasse kurbanlarının kanı, 24 Aralıkta katledi­ len denizcilerin kanıı4ı bu bilginin, bu gerçe�in ayırdedici işa­ reti oldu: Sözde sosyalist bir hükümet görüntüsü altında onar-

(3)

(4)

HAASE, Huao (1 863-1919). Singer'in OlllmUnden sonra SPD Başkaru ve BSI deleJesi. 1897-1918 arasında milletvekili . 1 9 1 6'da "Arbeistgemeins­ cbaft"ı yOnetti, sonra USPD'nin y� birisi oldu. 1918'de Halk Komiııerleri Kurulu Uyesiyken OldU. 6 Aralıkta, mubafız erleri, Cbausskstrasse'ye girmekte olan Spartakist ve yandaşı gOstericilerin Uzerine atq açar. 16 kişi OlUr. 24 Aralık'ta, General Groener Ebert'ten, denizci halk tUmeni kışlasını, binayı boşaltmak Uzere, kuşaıma izni alır. Bu sürpriz saldın canlı bir direnmeyle kuşılaşır. ·

1 19


dıtınuz burjuva karşı devrim hükümetinden başka bir şey de­ tildir; bu durumu hoşgörmeyi sürdürenler proletaryaya ve sos­ yalizme karşı çalışıyorlar. Ama yoldaşlar, cephedeki askerlerin yardımıyla proletarya­ yı kalıcı olarak denetim altına alacak durumda oldutunu uman Ebert- Scheidemann beyterin yanılsamas� da dalıldı. Gerçek­ ten, 6 ve 24 Aralılın sonuçlan ne oldu? Hepimiz asker kitlele­ rin bayatı uyandıtını, kendilerini sosyalist proletaryaya karşı ölüm mangası olarak kullanmak isteyen bu baylara karşı eleş­ tirel bir tavır almaya başladıklannı saptayabildik. Çünkü, sos­ yalist devrimin nesnel ve gerekli gelişme yasası, işçi hareketinin çeşitli birliklerinin, acı deneylerle, yavaş yavaş dotru devrim yo­ lunun ne oldutunu bulmasını gerektirir. Sosyalist proletarya­ nın her hareketini ezdirmek üzere Berlin'den taze asker kitlele­ ri getirildi ve biz şu olaya tanık olduk: Bugün bir çok kışla Spar­ taküs Ligi' nin bildirilerini istiyor. Yoldaşlar, bu birinci aşama­ nın sonu. Ebert-Scheidemannlar gerici askerlerin yardımıyla proletaryaya egemen olmayı düşünüyor idilerse, umutları da­ ha şimdiden büyük ölçüde sarsıldı. Yakın gelecekte onları bek­ leyen, hep daha açık devrimci bir anlayışın kışlalara bile yayıl­ dı�nı. mücadeledeki proletarya ordusunun btıyüdülünü ve karşı devrimci cephenin zayıfladılım görmek olac,ak . Ama bütün bun­ lardan, başka birisinin daha yanılsamalarını yitireceAi ortaya çıkıyor: Burjuvazi , yÖnetici sınıf. Son günlerin gazetelerini okur­ sanız, 24 Aralık olaylarından sonra, açıkça ve kuşkusuz hayal kırıkiılına uAramış ve gücenmiş bir ses tonunu saptayacaksı­ nız: Yukarıda, uşaklar işe yaramaz olacaklarını kanıtladılar. Ebert ve Scheidemann'ın, vahşi hayvanı evcilleştirecek güç­ lü insanlar olduklarını göstermeleri beklenirdi. Ve .ne yaptılar? Yetersiz birkaç darbe yaptılar ve devrimin ejderhası bundan da­ ha kararlı ve başı dik olarak çıktı . Yani her yandan karşılıklı düş kırıklıAı. Proletarya, "sosyalist" bir hükümette Ebert­ Scheidemann-Haase birleşmesiyle ilgili yanılsamalarını yitirdi. Ebert-Scheidemann mavi iş elbiseli proleterleri asker üniformalı proletaryanın yardımıyla zamanla yola gelirebilme yanılsama­ sını yitirdi; ve burjuvazi, Ebert-Scheidemann-Haase sayesinde, ! ?O


Almanya'daki tüm sosyalist devrimi amaçlan dolrultusunda ya­ nıltabilme yanılmasını yitirdi. Ancak. devrimin ilk asaması ar­ kasında sadece bu zavallı parçalan bıraktıysa, bu proletarya­ nın en çok yarar sallayacalı şey oldu; çünkü devrim için en yı­ kıcı olan şey yanılsamalardır, en yararlı olan şey içten ve açık gerçektir. Burada. bir proletarya devrimeisi olmayan, ama bur­ juvazinin aydın devrimeisi olan bir Alman klasilinin düşünce­ lerine başvurabilirim. Lessing'den, Lessing'in son yazılarından birisinden söz etmek istiyorum. Wolfenbüttel'de kütüphaneciy­ ken yazdılı ve bana çok ilginç ve sevimli gelen cümleleri şun­

lar:

"Mutlulu�u ve yaşamı gerçe�e kurban etmenin bir görev olup olmadı�ını bilmiyorum . . . Ancak, gerçe�i ö�retmen isteniyor­ sa, tam olarak ö�retmenin ya da hiç ö�retmemenin, açıkça ve

dobra dobra, gizsiz, engelsiz, kuşku bırakmadan ve tüm gücüyle ö�retmenin bir görev oldutunu biliyorum . . . Çünkü hata ne ka­ dar kaba olursa gerçe�e götüren yol o denli kısa ve dolaysızdır, oysa ince hata bizi gerçek'ten sonsuza kadar uzak tutabilir, in­ ce hatanın hata oldu�unu bilmemiz olanaksızlaşır . . . Yalnızca her türlü kılıf ve boya altında gerçe�i satınayı düşünen , gerçe­ �in pezevengi olabilir, asla aşı�ı olmadı" . Yoldaşlar, bu Haase, Dittmannı'ı , vb. beyler, devrimi , sos­ yalist malı her türlü kılıf ve boya altında satınayı denediler; karşı devrimin pezevengi olduklan ortaya çıktı; şimdi, bu belirsizlik­ lerden kurtulduk, Alman halk kitlesi, malı , Ebert ve Scheide­ mann beylerin kaba ve açık biçiminde görebilir. Bugün, en ap­ tal insanı bile yanılmaz, bu tüm �örkemlili�iyle karşı devrimdir Birinci aşamayı geçti� şu anda, gelişmenin gelecekteki per­ spektifleri nelerdir? Kehanette bulunmak elbette,söz konusu de­ �il, ancak şimdiye kadar yaşadıklarımızdan mantıksal sonuç-

(S)

DITTMANN Wilhelm (1 874-1 9S4). l 9 1 7'de USPD'nin yönetim kurulu üyesi, 1 9 1 8 'de halk komiseri. Baıımsızların saı kanadında yer alarak 1922'de SPD'ye döndü.

121


lar çıkarmak ve mücadele takti�imizi ve yöntemimizi uyumlan­ dırmak üzere gelecekteki gelişmenin öngörülebilir yollarını çı­ karmak gerekir. Yoldaşlar, yol nerede devam ediyor? Yeni Ebert-Scheidemann hükümetinin son açıklamalarından bir ipu­ cu, saf ve bozulmamış bir renk bulabilirsiniz. lşaret etti�im gi­ bi, tüm yanılsamalar ortadan kalkmışken "sosyalist hükümet"in gidişi hangi yönde olabilir? Geçen her gün, bu hükümete, bü­ yük proletarya kitlelerindeki deste�ini biraz daha kaybettiriyor; küçük burjuvazi dışında arkasında artık yalnızca proleter ar­ tıkları, zavallı artıklar kalıyor, ama daha ne kadar zaman Ebert­ Scheidemann'ın arkasında kalaca kları belli de�il. Asker kitle­ lerin deste�ini giderek daha çok yitirecekler, çünkü askerler eleş­ tiri yoluna girdiler, kendilerinin bilincine varmaya başladılar; kuşkusuz bu süreç yavaş harekete geçiyor, ama tam SOiyaliJt bilince kavuşmadan duramaz. Yeterince güçlü görünmedikleri için Ebert-Scheidemannlar burjuvazi nezdinde itibarlarını yitir­ diler. Şimdi yolları nerede sürebilir? Sosyalist siyaset kendisini çabucak emanete verecek; ve bu beyterin yeni programını okur­ sanız, ikinci aşamaya, açık karşı devrim aşamasına, hatta diye­ bilirim ki devrimden önceki durumun geri getirilmesine do�ru tam gazla gittiklerini göreceksiniz. Yeni hükümetin programı nedir? İngiltere kralıyla Amerikan başkanı arasında bir yer ala­ cak bir başkanın, bir tür kral Ebert'in seçilmesi; ve ikinci ola­ rak Federal Konsey' in yeniden kurulması. Bugün, Alman İmpa­ ratorlu�u 'nun federatif niteli�ine dikkati çeken Güney Alman­ ya hükümetlerinin özel taleplerini okudunuz. Bu eski Federal Konsey'in ve kuşkusuz eklentisi Alman Reichstagı'nın yeniden kurulması artık yalnızca hafta meselesi. Yoldaşlar, Ebert - Set. idemannlar böylece 9 Kasım lJncesi koşulların kayıtsız şartsız geri getirilmesi çizgisine girdiler. Ancak, böylece e�ik düzeye girdiler ve kendilerini , elleri kollan kırılmış uçurumun dibinde bulacaklar. Çünkü, 9 Kasım öncesi koşullarının geri getirilme· si daha 9 Kasım'da aşılmaştı ve bugün Almanya bu olasılıktan çok uzaktadır. Gerçek çıkarlarını savundu�u tek sınıfın, bur­ juvazinin deste�ini - son olayların ciddi .olarak zayıflattı� des­ tek korumak için hükümet giderek daha şiddetli bir karşı dev­ rimci siyaset izlemek zorunda kaldı� görecek. Güney Almanya 1 22


devletlerinin Berlin gazetelerinin bugün yayınladı�ı istekleri, ya­ zıldı�ı kadarıyla, Alman lmparatorlu�u'nun güçlendirilmiş gü­ venlik önlemlerinin yerleşmesini görme isteklerini açıkça ifade ediyor. Yani, açık bir anlatımla, "anarşist" , "darbeci" , "Bolşevist" ö�elere, demek ki sosyalist ö�elere karşı sıkıyöne­ tim elde etme isteklerini yansıtıyor . Koşullar Ebert­ Scheidemann'ı sıkıyönetimli ya da sıkıyönetimsiz diktatörlü�e başvurmak zorunda bırakacak. Ancak, sonuçta, şimdiye kadar olan gelişmeler , b izzat olayların m antı�ı ve Ebert­ Scheidemann'ın üzerinde baskı yapan şiddet, devrimin i kinci aşamasında daha sivri bir çatışma, daha önce oldu�undan çok daha zorlu sınıf kavgaları görmemize yol açacak; devrimle karşı devrim arasında gö�ils gö�ilse, diş dişe, yanılsamasız bir mil­ cadelenin yeniden başlamasına yalnızca şimdiye kadar saydı�ım siyasal aşamalar yol açmayacak, bu milcadele derinlerden ge­ len yeni bir alev, yeni bir yangın - ekonomik mücadeleler - bil­ tüne giderek daha çok yayıldı�ı için de başlayacak. Yoldaşlar, devrimin 24 Aralı�a kadar uzanan ve biraz önce anlattı�ım ilk aşamasının haUi sırf siyasal olması çok ayırdedi­ cidir - bunun tam olarak bilincine vannalıyız; bu devrimin emek­ lemelerini, yetersizliklerini, yarı önlemlerini ve bilinç eksikli�i­ ni açıklayan da budur. Bu, başlıca görevlerin ekonomik alan­ da yer aldı�ı bir altüst oluşun birinci aş�asıydı: Ekonomik iliş­ kilerin altüst olması. Nereye gitti�ini bilmeksizin el yordamıyla yilrtlyen bir çocuk gibi bilinçsiz, saftı; söyledi�irn gibi, hala si­ yasal bir niteli�e sahipti. Ancak son haftalarda, tilmilyle ken­ dili�nden , grevler kendilerini duyurmaya başladı. Şimdiden şu­ nu açıklayayım: Bizzat bu devrimin niteli�i. grevierin zorunlu olarak giderek daha fazla önem kazanmasını, giderek daha fazla devrimin mer­ kezi, temeli haline gelmesini gerektirir. Bu, o zaman ekonomik bir devrim ve böylece sosyalist bir devrime dönUşür. Ancak, sos­ yalizm için savaş, kapitalizme karşı gö�ils gö�ilse bir mücade­ leyle, her işletmede, her proleteri işverenine karşı çıkarak sade­ ce kitlelerce yürütillebilir. Ancak o zaman sosyalist bir devrim söz konusu olacaktır. ı :n


Kuşkusuz, düşünce eksikli�inden, olayların gelişimi hakkın­ da başka fikir vardı. Eski hükümeti devirTQenin, yerine sosya­ list bir hükümet kurmanın yeterli olaca�ı. o zaman da sosyaliz­ mi kurmak için kararnameler yayınlanaca�ı düşünülüyordu. Bir kez daha, bu bir yanılsamaydı . Sosyalizm, sosyalist bir hükü­ met de yayınlasa, ne kadar tam da olsa, kararnamelerie kurul­ maz, kurulamaz. Sosyalizm kitlelerce, her proleterce kurulmak zorundadır. Zincirin kopması gerekirken işte bu noktada kapi­ talizmin zincirini perçiniediler. Sosyalizm budur ve başka bir şey de�ildir, bu sosyalizmio kurmanın tek biçimidir. Sosyalizm için mücadelenin dış biçimi nedir? Grevdir ve bu nedenle, devrimin ikinci aşamasının başladı�ı şimdi, gelişme­ nin ekonomik aşamasının birinci plana ilerledi�ini gördük . Bu­ rada , gururla söyleyebilece�imiz ve hiç kimsenin reddedemeye­ ce�i bir şeyin altını çizmek isterdim: Biz, Spartaküs Ligi, Al­ man Komünist Partisi , tüm Almanya'da grevdeki ve mücade­ ledeki işçileri destekleyen yalnız biziz. Ba�ımsız Parti 'nin grev­ ler karşısındaki trlvrının ne oldugunu her fırsatta gördünüz ve okudunuz. Vorwarts ile Freiheit 'in<6l tavırları arasında hiçbir far k yoktur. Denildi ki : Görevde sıkı durun, sosyalizm çok ça­ lışmaktır. Ve sermaye dizginleri hala elinde tutarken söylenen bu! Sosyalizm böyle kurulmaz , tüm enerjisiyle kapitalizmle sa­ vaşarak kurulur; en kötü gericiden Ba�ımsız Parti'ye, Freihe­ it 'a kadar herkes kapitalizmin gerekliliklerini savunuyor, bizim Komünist Parti'miz ve tek başına Parti'miz hariç. Bu açıkla­ mayla söylenen şu ki , devrimci komünist alanımııda yer alma.. yan ayrımsız herkes aşırı bir şiddetle greviere karşı koyuyor. Bundan şu sonuç çıkıyor: Devrim'in gelecek aşamasında grev­ ler yayılmakla kalmayacak , sırf siyasal sorunları geri iterek dev­ rimin merkezinde, hassas noktasında yer alacak . Böylece, eko­ nomik mücadelede, durumun ciddi biçimde a�ırlaşaca�ını an­ layacaksınız. Çünkü devrim, böylece, burjuvazinin şakayı antb)

1 24

Die Freiheit: USDP'nin organı. Berlin'de kasım 1 9 18'den ekim 1922'ye

kadar yayınlandı.


lamadı�ı noktaya gelir. Burjuvazi, siyasal alanda, iki yOzlUIO­ �On hala olanaklı oldu�u yerde, Ebert-Scheidemann gibi adam­ ların kendilerini hala sosyalist etiketle sunabildikleri yerde alay etme hakkını kendisinde görebiliyor, ama karın söz konusu ol­ du�u yerde de�il . O zaman burjuvazi, Ebert-Sch�idemann hü­ kümetini şu seçeneAin önüne yerleştirecek: Greviere son vermek, grev hareketlerinin burjuvazi üzerinde yarattı�ı bo�ma tehlike­ sini ortadan kaldırmak, ya da Ebert-Scheidemann beyler oyun dışı ilan edilecekler. Aldıkları siyasal önlemlerin onları yakın­ da oyun dışı bırakmaya yetece�ini de düşünüyorum. Ebert­ Scheidemannlar burjuvazinin yeterli güvenine sahip olarnamak­ tan yakımyorlar . Burjuvazi, kaba Ebert sonradan görmesinin siluetini hermin kOrkle sUslerneden önce düşünecek . İ şler bu noktaya gelirse, sonunda denilecek ki ellerio kanlı olması yet­ mez, ayrıca damarlarında da mavi kamn olmalı; işler bu nok­ taya gelirse, denilecek ki, bir kral istiyorsak, kral gibi davran­ masını bile bilmeyen bir ikbal avcısına ihtiyacımız yok. Böylece, yoldaşlar, bu Ebert-Scheidemann beyler karşı dev­ rimci bir hareketin yayılmasını kolaylaştırıyorlar. Ekonomik sı­ nıf savaşının yükselen ve yayılan alevlerini söndüremeyecekleri gibi çabaları burjuvaziyi tatmin etmeyecek . Ya - umutsuz bir savaş amacıyla ya da Hindenburg başkanlı�ında açık bir askeri diktatörlük kurmak üzere GroenerO' beyin etrafında toplanan karşı devrimci bir girişime yerini bırakmak üzere - yok olacak- · lar, ya da başka karşı devrimci güçler önünde baş e�mek zo­ runda kalacaklar. Olacaklar Uzerine kesin bir şey 50ylenemez, olumlu açıkla­ ma yapılamaz. Ancak, dış görünüşler, şu ya da bu ö�enin dev­ reye girece�i an bizim için önemli de�il; gelecekteki gelişmenin kaba çizgilerini bilmek bizim için yeterli ve bizi yönelttili yer şu: Devrim'in ilk aşamasını, özellikle siyasal mücadele aşama­ sım güçlenmiş, yükselmiş, temelde ekonomik bir aşama izleye( 7)

UKUtNER. L>evrimi ezmeye girişmesi koşuluyla Ordu'yu Ebert'in em­ rine veren monarşist general.

125


cek ve az ya da çok uzun bir süre sonra Ebert-Scheidemann Hü­ kümeti Erebe'de yok olmaya mahkum. Gelişmenin ikinci aşamasında Millet Meclisi'nin başına gele­ bilecek olan da kolay öngörülemez. Meclis oluşursa, işçi sınıfı­ nı e�itmeye olanak sa�layan yeni bir okul haline gelebilir, an­ cak Millet Meclisi'nin hiç oluşmaması olasılı�ı da yok de�il, ön­ ceden hiçbir şey söylenemez. Dün tavrımızı hangi bakış açısın­ dan savundu�umuzu anlamainız için, parantez içinde yalnızca şunu ekleyece�im: Takti�imizi bu olasılıklardan birisine ba�ımlı kılınayı reddediyoruz. Tartışmalara yeniden başlamak istemi­ yorum, ancak, içinizden tek kulakla dinieyebilecek birisinin ak­ lına "Oh, işte yeni bir şarkı ! " gelmesin diye şunu söylemek is­ tiyorum : Hepimiz birlikte dün neredeysek tam oradayız. Tak­ ti�imizi Millet Meclisi 'ne karşı olası ama gerekli olmayan, Mec­ lis'in yok olup gitmesini görme olasıh�ına ba�ımlı kılmak iste­ miyoruz; biz takti�imizi, oluşması halinde Millet Meclisi' nin devrimci kullanımı da dahil tüm olasılıklar Uzerine oturtmak istiyoruz. Böyle of\ıp olmayaca�ının bilinmesi farketmez, her durumda devrim ancak kazanabilir. Süresi dolmuş Ebert-Scheidemann Hükümeti'ne ya da sos­ yal demokrat denilen tüm öbür hükümetlere ne kalacak? De­ dim ki, kitle olarak proletarya daha şimdiden ellerinden kaydı , askerler de ölüm mangası olarak kullamlabilir olmaktan çıktı­ lar . Sonuç olarak bu zavallı insanlara durumu kurtarmak için ne kalıyor? Bir tek şansları kaldı; ve, yoldaşlar, basını okursa­ nız, Alman karşı devriminin bize karşı savaşmaya, sert vurmak gerekirse, yollamak istedi�i son yedeklecin nerede oldu�unu gö­ receksiniz. Riga'da Alman birliklerinin Rus Bolşevikler'e karşı Ingilizler'le el ele yürüdüklerini hepiniz okudunuz. Yoldaşlar, şimdi Riga'da olanlar konusunda bütünü görebilmeyi sa�layan belgeler var elimde. Bütün iş, Alman sosyal demokrat ve sen­ dika yöneticisi bay August Winning<•l ile el birli�iyle VUI. Or(8)

1 26

WINNING, August (1 878-1956). Nitelikli duvarcı işçisi. 1 9 1 3 'te I nşaat Işçileri Biriili Başkanı oldu. I 918 Kasımı'nda Baltık Ülkeleri için tam yetkili Reich temsilcisi ve Dolu ve Batı Prusya Reich bakanı oldu. 1920'de dev-


du Genel Komutanlı�ı'ndan kaynaklanıyor. Olaylar hep zaval­ lı Ebert-Scheidemannlar'ın İtilaf'ın kurbanları olduklarına inan­ dıracak biçimde sunuldu. Ancak, haftalardan beri, Devrim'in başlangıcından beri, Vorwarts'ın takti�i İtilaf'ın Rusya'da dev­ rimi içtenlikle önlemek istedi�ine ve İliların ancak böylece onun hakkında fikir sahibi oldu�una inandırmaya dayanıyordu. Biz burada, belgelere dayalı olarak, bunun nasıl Rus proletaryası­ nın ve Alman Devrimi'nin zararına gerçekleşti�ini ortaya çıkar­ dık. 26 Aralık tarihli bir telgrafta, VIII. Ordu Genel Kurmay Başkanı Albay Buerkner Riga Antiaşması'yla sonuçlanan gö­ rüşmeler hakkında bilgi veriyordu. Söz konusu telgraf şöyle ya­ zılmıştı: "23 . 1 2'de, İngiliz gemisi 'Princess Margaret'de Reich'in tam yetkili delegesi Winnig ile İngiliz Hükümeti'nin temsilcisi eski Riga Başkonsolosu Monsanquet arasında, Alman komutanı ya da temsilcisinin de ça�rıldı�ı bir görüşme oldu. Toplantıya ka­ tılmak için ben seçildim. Görüşmenin amacı: Mütareke koşul­ larının uygulanması. Görüşmenin akışı: İngiliz: Burada bulu­ nan gemiler koşulların uygulanmasını izlemelidir. Mütareke ko­ şulları gereAince şunlar istenecektir: " 1 . Almanlar, Bolşevikler'i başarısız kılmak ve şimdiki mev­ zilerinin ötesine ilerlemelerine fırsat vermemek için bu bölgede yeterli savaş gücü tutarlar" . Daha sonra: "3. Bolşevikler'e karşı savaşan hem Alman hem de Letton ordularının mevcut düzenleri hakkında rapor, kıdemli deniz su­ bayının bilgi sahibi olması için Ingiliz genel kurmay subayına gönderilmek zorundadır. Bolşevikler'le savaşmak zorunda olan bütün ordularta ilgili gelecekteki düzenlemeler aynı subay ta­ rafından iletilecektir. "4. Aşa�ıdaki noktalarda, bu noktaların Bolşevikler'ce işga­ lini ya da Bolşevikler'in aşa�daki yerleri birleştiren bir hat üzerildi, Kapp darbesine katıldılından Parti'den çıkarıldı.

1 27


rinde ilerlemelerini engellemek amacıyla yeterli bir askeri bir­ lik silah altında bulundurulmak zorundadır: Walk, Wolmar, Wenden , Friedrichstadt, Pensk , Mittau . " S . Riga ile Libau arasındaki demiryolu Bolşevikler'e karşı güvence altına alınmalıdır; bu hattı kullanan hiçbir İngiliz er­ zak ve postası kayırma rejiminden yararlanmamalıdır" .

Bir dizi istek bunları izliyor. Ve işte, Alman yetkili temsilcisi bay Winnig'in cevabı: . "Bir hükümeti yabancı bir devleti işgale zorlamayı isternek kuşkusuz alışılmamış bir şeydir, bu en de�erli iste�imizdir" di­ yor sendika yöneticisi bay Winnig, "çünkü Alman kanını ko­ rumak söz konusudur" - Baltık baronları - "ve daha önce par­ çası oldu�u devlet koşullanndan kurtardı�ınuz bir ülkeye yar­ dım etmeye kendimizi ahlaken zorunlu hissediyoruz. Ancak, ça­ balarımız önce mütareke koşullarnun etkisine maruz kalan or­ dulann durumuyla engellendi: Ordular artık savaşmak de�il ev­ lerine dönmek istiyor ve ayrıca yaşlı savaş malullerinden olu­ şuyor; çabalarımız, ikinci olarak, buranın hükümetlerinin tu­ tumlarıyla engellendi" - Letton hükümetleri söz konusu - "bun­ lar Almanlar'ı kendilerini ezenler olarak tanıyorlar. Gönüllü ve savaşçı birlikler oluşturmaya çaba harcıyoruz, bu da kısmen ger­ çekleşti". Burada yapılan karşı devrimdir. Bir süre önce, özel olarak Baltık ülkelerinde Bolşevikler'le savaşmak üzere güçlü bir tü­ men kuruldu�unu ö�rendiniz. Ebert-Scheidemann Hükümeti'­ nin bu konudaki tavn açık de�ildi. Şimdi öneriyi yapanın biz­ zat bu Hükümet oldu�unu biliyorsunuz. Yoldaşlar, Winnig hakKında küçük bir not daha: Alman sen­ dika yöneticilerinin - bir sendika yöneticisinin bu tür siyasal hiz­ metlerde bulunması bir rastlantı de�ildir - ve sosyal demokrat­ ların dünyanın hiç tanımadı�ı en büyük ve en rezil zevk düşkü­ _ nü olduklarını söyleyebiliriz. Winnig, Ebert, Scheidemann'ın nerede olmalan gerekti�ni biliyor musunuz? Bizzat kendilerinin geçerli oldu�nu açıkladıklan ve hükümlerine dayanarak


adaleti saliattıkları Alman Ceza Kanunu'na göre, bu adamla­ rın yeri kürek cezasıdır. Çünkü, Alman Ceza Kanunu'na göre, Alman askerlerini yabancı ülkelerin hizmetine vermeye kalkı­ şan herkesin kürek cezası çekmesi gerekir. Ve bugün "sosyalist" hükümetin başında sadece sosyalist hareketin, proletergil dev­ rimin hainleri olan adamların delil , uygun bir toplumda asla yeri olmayan zindan mahkumlarının da bulundulunu söyleye­ biliriz. Bu noktayla ilgili olarak, açıklamamın sonunda, size bir ka­ rar tasansı okuyacaAım . Bugün Almanya'nın kaderini yöneten bu adamlara karşı müdahale edebilmek için yeterli alırlıla sa­ hip olabilmemiz amacıyla bu karar tasansını oybirliliyle kabul ettilinizi görmeyi umuyorum. Yoldaşlar, tüm bu dolaplar, muharebe tümenlerinin kurul­ ması ve özellikle İngiliz emperyalizmiyle yukanda anılan anlaş­ ma Alman sosyalist hareketini bolmaya yönelik son yedekler­ den başka bir şey delil; ama temel sorun, barış perspektifleri­ ne ilişkin sorun buna sıkı sıkıya ballıdır. Bütün bunlar savaşı yeniden ateşleme girişimi deliise nedir? Almanya'da bu rezil­ ler komedi oynarken, barışı tesis etmek için çok uAraşıyor gibi görünUrlerken, bizim oyun bozanlar, ttilartan memnuniyetsizJHc yayan ve barışı geciktiren kişiler oldulumuzu iddia ederlerken, savaşı, Dolu'da savaşı, ardından hemen gelecek olan Alman­ ya'da savaşı kendi elleriyle ateşlerneye hazırlanıyorlar. Burada da, bizi şiddetli bir mücadele dönemine girmeye zorlayan du­ rum bu, sosyalizm ve devrimin yararlanyla birlikte dünya ba­ rışının yararlarını da savunmamız gerekecek. Bu, dört savaş yılı boyunca her fırsatta ve ara vermeksizin savundulumuz, Spar­ takistler'in savundulu taktilin doArululunu gösteriyor. Barış, proletaryanın dünya devrimidir. Barışı gerçekten tesis etmenin ve güvence altına almanın sosyalist proletaryanın zaferinden baş­ ka yolu yoktur. Yoldaşlar, yakın gelcekte kendimizi içinde bulacalımız du­ rumda genel taktik çizgimiz için çıkan sonuç nedir? Çıkaraca­ lımız ilk sonuç kuşkusuz Ebert-Scheidemann Hükümeti'nin dü1 29


şuşünü görme umuduuw. u zaman, onun yerıne kesinlikle dev­ rimci, sosyalist ve proletergit bir hükümet gelecektir. Bununla birlikte, dikkatinizi piramidin tepesine de�il tabanına çekmek isterdim . Yarulsamaları beslerneye devam edemeyiz, devrimin birinci aşamasının, 9 Kasım'ın yanlışianna yeniden düşemeyiz, sosyalist bir devrim yapmak için kapitalist hükümeti devirme­ nin ve yerine başka bir hükümet kurmarun yeterli olaca�ına ina­ namayız. Sosyalist devrim, ters biçimde hareket edilirse; Ebert­ Scheidemann Hükümeti'nin topliımsal ve devrimci bir kitle mü­ cadelesiyle gitgide altı oyulursa zafere ulaştırılabilir; size bura­ da, Alman Devrimi'nin, birinci aşamada giderilemeyen ve he­ nüz ne yazık ki hükümeti devirerek sosyalizmin zaferini saAta­ yacak noktada olmadıAını gösteren bazı zayıflıklarını hatırlat­ mak isterdim. 9 Kasım Devrimi'nin her şeyden önce siyasal bir devrim olduAunu ve temelde ekonomik bir devrim haline gel­ mesi gerektilini size göstermeye çalıştım. Devrim aynı zaman­ da kentsel bir devrimdi de, kır şimdiye kadar kazanılmadı. Sos­ yalizmi tarım olmaksızın gerçeldeştirmeyi isternek deliliktir. Sos­ yalist ekonomi açısından, sosyalist ilkelere göre yeniden örgüt­ tendirilmiş bir tanmla bütünleştirmeden endüstri yeni bir yapı­ ya mutlak surette kavuşturulamaz. Sosyalist ekonomik düze­ nin en önemli düşüncesi kentle kır arasındaki aynının ve zıtlı­ Am ortadan kaldırılması gerekliliAidir. Bu ayrım, bu karşıtlık, bu zıtlık sosyalist bakış açısından bakılırsa hemen ortadan kal­ dırılması gereken sırf kapitalist bir olgudur. Sosyalist yeniden yapılanınayı ciddi olarak istiyorsak, endüstri merkezleri kadar kıra da dikkatlerimizi yöneltmeliyiz ve bu noktada henüz ne ya­ zık ki başlangıcın başlangıcında bile deAiliz. Tarımsız toplum­ sallaşmayacaAımız için ve aşaAıdaki nedenle şimdi ciddi olarak bu noktaya elilmeliyiz: Karşı devrimin bize ve çabalarunıza karşı son yedeklerini şimdi hesaba kattıysak, hesaba katmadıAımız önemli bir yedek daha var: Köylülük. Şimdiye kadar ulaşıla­ maması ölçüsünde, köylülük burjuvazi için hAli bir yedek ola­ bilir. Ve sosyalist grevierin alevi ayaklarını yalayınca burjuva­ zinin yapacaAı ilk şey, özel mülkiyerin fanatik yanlıları olan köy­ lülüAü harekete geçirmek olacak. Bu karşı devrimci gücün teh­ didine karşı koymak için, sınıf savaşını kıra taşımaktan, top1 30


raksız proletaryayı ve küçük köylillülü büyük toprak sahibi köy­ lülüle karşı harekete geçirmekten başka yol yoktur. Devrimin başansının ön koşullarını hazırlamak için neler yap­ mamız gerektili yukarıdaki açıklamalardan çıkarılabilir ve bu yüzden acil görevlerimizi şöyle özetleyecelim: Gelecekte, işçi ve asker kurulları sistemini, ama özellikle işçi kurulları sistemini her yönde yaymamız gerekecek. 9 Kasım'da yaptılımız sadece çekingen bir başlangıçtı, sadece bu da delildL Devrim'in ilk aşa­ masında büyük güç araçlan da yitirdik. Karşı devrimin, işçi ve asker kurullan sistemini devamlı parçalamaya giriştilini biliyor­ sunuz. Hesse 'de işçi ve asker kurullan karşı devrimci hükürnetce tamamiyle ortadan kaldırıldı; başka yerlerde, ellerinden iktidar araçları ;zorla alınıyor . Bu yüzden, işçi ve asker kurullarını yay­ makla yetinemeyiz, bu kuruHar sistemine tarım işçilerini ve kü­ çük köylüleri de katmak zorundayız. Iktidan almak zorunda­ yız, iktidarı alma sorununu şöyle koymak zorundayız: Tüm Al­ manya'da her işçi ve asker kurulu ne yapıyor, ne yapabilir, ne yapmalıdır? İktidar işte burada yatıyor, burjuva devleti teme­ linden yıkmak zorundayız; her yerde kuvvetler aynlılına, ya­ sama ile yürütmenin ayniılına son vereceAiz, kuvvetleri birleş­ tireceliz, işçi ve asker kurullarına vereceAiz. Yoldaşlar, işte işlenecek geniş bir tarla. Hazırlıkları .temel­ den yapmak zorundayız; işçi ve asker kurullarına, sadece Ebert­ Scheidemann Hükümeti'nin ya da benzeri herhangi bir hükü­ metin devrilmesinin son perdeyi oluşturmayacaAı şekilde ikti­ dar vennek zorundayız. Böylece, iktidarın kazanılması bir de­ fada gerçekleştirilip bitmemeli, gelişnıelidir. Burjuva devlete tüm mevzileri işgal edinceye ve bu mevzileri tüm pençelerimiz dışarda savununcaya kadar gireceAiz. Ve ekonomik mücadele: Kanım­ ca ve Parti'de en yakın dostlanının kanısına göre, ekonomik mücadele de işçi kurullarınca yürütülmelidir. Ekonomik çatış­ mayı yönetmek ve ekonomik mücadeleye giderek daha geniş yol­ lar izletmek de işçi kurullarına düşecek. Işçi kurulları devlet için­ de tüm iktidara sahip olmalıdır. Gelecek günlerde bu yönde ha­ reket etmemiz gerekir; bu görevi üstleniyorsak, bundan gele1 .1 1


cek günlerde mücadelede dev bir güçlenmeye güvenmemiZ ge­ rektili sonucu çıkacak. Çünkü, burjuvaziden parça parça ko­ parılıp alınması gerekecek iktidar araçlarının tümünü işçi ku­ rullarına vermek için, her devlette, her kentte, her köyde, her kasabada, gölüs gölflse, adım adım mücadele etmek söz ko­ nusu. Bu amaç dolrultusunda önce yoldaşlarımızı elitmek ge­ rekecek, önce proleterleri elitmek gerekecek . İşçi ve asker ku­ rullarının var oldukları yerlerde bile işlevlerinin ne oldulu bi­ linmiyor. İşçi ve asker lrurullannın her yönde devlet makinesi­ nin kaldıracı olması gerektilini, aynı yöne - sosyalist dönüşü­ me-yöneltmek için tüm iktidarları ele geçirmesi gerektilini kit­ lelere öncelikle ölretmek zorundayız. Görevlerinin aydınlık bi­ lincine sahip birkaç küçük proleter azıniılı dışında, işçi ve as­ ker kurullarında daha timdiden örgütlenmiş çalışan kitleler bi­ le bundan hill çok uzaklar. Bu bir eksiklik delil, tamamiyle olatan. Iktidarı kullanarak kitle iktidarı kullanmayı ölrenmek zorunda. Bunun bilimiDi tekrarlayil tekrarlaya kafasına sokma­ sının başka )!Olu yok. Sosyalizmi proJetaryaya ölretmenin söz konusu oldulU dönemi ne mutlu ki aştık. Bu dönem, görünüşe bakılırsa, Kautsky okulu Marksistleri için hili tamamlanma­ dı. Proleter kitleleri elitmek şu demektir: Onlara nutuk atmak, bildiri ve broşür datıtmak. Hayır, proleterlerin sosyalist oku­ lunun tüm bunlara ihtiyacı yok. Elitimleri eyleme geçtikleri za­ man yapılıyor. Başlangıçtaki eylem, burada slogandır; ve ey­ lem, işçi ve asker kurullarının Imparatorluk'ta tek kamu gücü haline gelmesi gerektilini hissetmesi ve öyle olmayı ölrenmesi­ dir. Ulraşımı.zı başarıyla sonuçlandıracak olan dönüşüm için olgunlaşması amacıyla araziyi mayınlamanın tek yolu budur. İşte bu nedenle, yoldaşlar, açık bir hesapla, aydınlık bir bilinç­ ledir ki dün size şunu açıkladık, özellikle b-en size şunu söyle­ dim: Mücadeleyi hafife almayı bırakınız! Bazı yoldaşlar, ken­ dilerini Millet Meclisi'ni boykot ederek elleri ballı kalmak iste­ mekle suçladıAımı sanarak, yanlış yorumladılar. Bunu bir tek an bile düşünmedim. Yalnız, artık bu konu üzerinde duramaz­ dım; bugünün ortamında buna imkanım var. Tarihin, görevi, bizim için, merkezdeki resmi iktidarı devirmenin ve iktidara bir­ kaç düzine yeni adamın yerleştirilmesinin yeterli oldulu burjuJJ2


va devrimlerinde oldulundan daha sıkıntılı hale getirdilini söy­ '" lemek istiyorum. Temele etki etmek zorundayız, bu, amaçları toplumsal oluşumun t�melleri, kökleri olan devrimimizin kitle karakteriyle çakışıyor, bu, şimdiki proletergil devrimin karak­ teriyle çakışıyor. Siyasal iktidan tepeden delil tabandan kazan­ mak zorundayız. 9 Kasım'da kamu iktidarlannın, sınıf hege­ monyasının sarsılması denendi, zayıf, eksik, bilinçsiz, kanna­ karışık bir deneme. Şimdi yapılması gereken, proletaryanın tüm güçlerini bilinçle kapitalist toplumun temellerine karşı yönelt­ mektir. Temelde, her işverenin ücretli kölelerine karşı koydu­ lu yerde, temelde, siyasal sınıf egemeniilinin yürütme organ­ larının bu egemeniilin konularına karşı koydulu yerde, elimi­ ze almak için, güçlerinin araçlarını hükümetlerden parça parça temelde koparmak zorundayız. Size anlattılım gibi, işlemin hı­ zı başlangıçta sanılabilecelinden daha yavaş görünüyor. Bu dev­ rimin bütün zorluklarını ve karmaşıkiılını bütün açıklıtıyla dik­ kate almamızın iyi olacalını sanıyorum. Çünkü, benim gibi içi­ nizden hiçbirisinin, biriken görevlerin, büyük güçlüklerio orta­ ya çıkarılmasının, canlıiıiını ya da enerjisini felç etmesine izin vermeyeeelini umuyorum; tersine, görev ne kadar büyükse tüm gücümüzü o kadar çok toplayacalız; ve unutmuyoruz ki dev­ rim işini olalanüstü bir hız/ılıkla tamamlar. Bu süreç için ge­ rekli süreyi öngörmeye kalkışmayacatım. İçinizden birisi hesap yapar, birisi, işin sonuna gelmek için tek bir yaşamın yetece­ linden kaygılarurl Yapacak şeyimiz oldulun u kesinlikle ve açık­ lıkla bilmek önemlidir yalnızca; ve yapmak zorunda oldulumuz şeyi zayıf gücümle, yaklaşık genel çizgileriyle size açıkladıAımı umuyorum. 30 Aralık 191 8'den 1 Ocak 1919'a kadar süren Alman Komunist Partisi (Spar­ taküs Ligi) Kuruluş Kongresi Uzerine rapor. Rosa Luxemburg, Polltlscbe Sdırlften, Europaishe Verlqsanst.alt ; Europa Ver­ lag, Vienne, 1966 T.ll, ss .ı 7 1-201 . (Politische Texte.)

1 33


1 1 . Berlin · de Düzen Hakim

ıı ı

ı 83 ı 'de, Praga varoşlarında korkunç saldırısını başlattıktan sonra, başıbozuk Suvorov121 Polanya başkentine girdi�inde ve cellatlık görevine başladı�ında, bakan Sebastiani, Fransız Mec­ lisi'�de "Varşova'da düzen hakim" dedi.

Ebertler ve No91çeleruı gibi, küçük burjuva ayak takımının Berlin sokaklarında mendil saliayarak ve "Hurra! " diye ba�ı­ rarak karşıladıkları " muzaffer birlikler" in subayları gibi, bur­ juva basını zafer çı�lıklarıyla " Berlin'de düzen hakim" dedi. Dünya tarihi önünde Alman ordularının şan ve şerefi kurtul­ du. Flandres ve Argoone'un yürekler acısı ma�lupları 300 Vor­ warts "Spartakist"ine karşı parlak bir zafer elde ederek ünle-

(1)

(2) (3)

1 34

Bu çeviri, L es Spartakist es'in ( 1 9 1 8), y azar v e yayıncının nazik izinleri Uzerine yapılmış bir özetidir: L •Allemagne en rtvolution presentı!e par O il­ ben Badia, Paris, Juillard, 1 966 (Collection Archives). Rosa Luxemburg'un hatası: Suvorov IBOO'de öldü . Rus birliklerinin ko­ mutanı Paskeviç'di (G.B.'nin notu). NOSKE, Gustav ( 1 868- 1946): Oduncu. 1 897'de sosyal demokrasiye ka­ tıldı ve 1906'da milletvekili seçildi. 191 8'de, denizcilerin ayaklanmasını bastırmak üzere Kıel Valisi olarak atandı. Halk Komiserleri Kurulu'nun üyesi olan Noske'nin emirleri Uzerine, gOnOIIU müfrezeler Spanakist is­ yanı bastırdılar. 1919 Şubatı'ndan 1 920 Manı'na kadar Savunma Baka­ nı olan Noske'yi panisi Kapp Darbesi'nden sonra istifaya zorladı .


rini yeniden kazandılar. Belçika'nın Alman birliklerince görkem­ li istilasının başarıları, Li�ge galibi General ve Emmich'in ba­ şarıları Reinhardt<•ı ve ortaklarının Berlin sokaklarındaki ba­ şarılarının yanında sönük kalıyor. Vorwart teslim antlaşmasını görüşmeye gelen parlamenterlerin katledilmesi ve başıbozuk hü­ kümet askerleri , cesetleri tanıma olanalı bırakmayacak şekil­ de, kafatasları patlatılan ve beyinleri dalltılan mahkOmlan du­ varlara yapıştıracak şekilde vurdular: Bu kadar şanlı olaylar kar­ şısında, Fransızlar'a, ingilizler'e ve Amerikalılar'a karşı ulra­ nılan yenilgiden hali kim söz edebilir? Düşman "Spartaküs "· tür ve subaylanmızın zafer kazanmada usta oldukları yer Ber­ lin'dir. Ve, Ludendorf'un başarısız oldulu yerde bu zaferleri kazanmayı örgütlernede üstüne olmayan general Noske'dir, . "işçi" Noske. KornOn savaşçılarının cesetleri üzerinde danseden " düzen" yanlısı sürünün, Paris burjuvazisi curcunasının sarhoşlulunu, Prusyalılar önünde alçakça pes eden ve tüyüp başkenti dış düş­ mana teslim eden bu burjuvaziyi kim anımsamaz? Ama aç ve kötü silahlanmış Parisli proleterlere, bunların savunmasız eşie­ rine ve çocuklarına meydan okumak söz konusu oldulunda, ah! burjuva olullannın, bu "altın gençlik"in erkekçe cesaretleri, subayların cesaretleri nasıl da ortaya çıktı! Dış düşman karşı­ sında geri çark etmiş olan Mars'ın bu oluilarının yilitlili, sa­ vunınasız insanlar, yaralılar ve mahkOmlar üzerinde işlenen hay­ vani canavarlık söz konusu oldulunda nasıl da canlandı! "Varşova'da düzen hakim" , "Paris'te düzen hakim " , " Ber­ lin'de düzen hakim" . Her yarım yüzyılda bir, "düzen" in mu­ hafızları, dünya çapında mücadelenin odaklanndan birisinde, zafer bOltenlerini böylece yayıyorlar. Ve etekleri zil çalan bu "galipler", düzenli aralıklarla kanlı kıyımlada korunması ge(4)

REINHARI) ı , W alter t ı 872-1 930). Hırinci Dünya Savqı sırasında ge­ nel kurrnay,subayı, son Prusya Savaş Bakanı, 1919 Ekimi'nde ordu yö­ netiminin bqına getirildi. Kapp Darbesi'nden sonra Noske ile ayru za. manda istifa etti.

1 35


reken bir "düzen"in kaçınılmaz olarak kendi yıkımına gitti�­ ni farketmiyorlar. · Bu Berlin "Spartakist Haftası" bize ne getirdi , bize ne öAre­ tiyor? Kavganın ortasında, karşı devrimin zafer çıAJıklannın or­ tasında, devrimci proleterler şimdiden olayların bilançosunu yapmak, olayları ve sonuçlannı tarihin büyük ölçüsüne vurmak zorundalar. Devrimin yitirecek zamanı yok . Devrim, ulu amaç­ larına doAru - hali açık mezariann üzerinden, "zaferler"in ve "yenilgiler" in ötesine - yürüyüşünü ileriye doAru sürdürüyor. Ve uluslararası sosyalizm için mücadele edenlerin ilk görevi, dev­ rimin gidişini ve güç çizgilerini akıllıca incelemektir. Şimdiki çatışmada devrimci proletaryanın kesin bir zaferi bek­ lenebilir mi, Ebert-Scheidemannlar'ın düşüşü ve sosyalist dik-. tatörlüAün kuruluşu umulabilir mi? Cevabı belirleyecek tüm öAe­ ler hesaba katılırsa, elbette hayır. Şimdiki devrim yarasına par· mak basmak yeterli: Subaylannın kendilerini kandumasına vt karşı devrimci amaçlar doırultusunda kullanmasına fırsat ve­ ren asker kitlesinin siyasal olgunluktan yoksunluAu, bu çatış­ mada kalıcı bir devrim zaferinin olanaksıziılının tek başına ka­ nıtıdır. Öte yandan, bu olgunluk yoksunluAu da Alman Devri­ mi'nin genel olgunluk yoksunluAunun belirtisidir. Asker kitlenin büyük bir bölümünün geldiAi kırsal alana dev­ rim neredeyse bala ulaşamadı. Şimdiye dek Berlin Reich 'in ge­ ri kalan bölümünden neredeyse kopuk durumda. Kuşkusuz, taş­ rada - Rhenanie'de, Kuzey Denizi kıyısında, Brunswick'de, Sa­ xe'da, Wurtemberg'de - devrimci odalçlar canla başla Berlin pro­ letaryasının yanındalar. Ancak , ileriye gidişin eşgüdümü, Ber­ lin işçi sınıfının terslemelerine, karşı saidıniarına bambaşka bir etkililik kazandıiacak olan ortak eylem eksik . Sonra, bu siya­ sal yetersizlikler daha derin şu nedenden kaynaklanıyor: Eko­ nomik mücadeleler, devrimci sınıfın mücadelesini durmaksızın besleyen bu volkan, bu ekonomik mücadeleler daha ancak baş­ iangıç aşamasında. Bütün bunlardan çıkan sonuca göre, şimdiki aşamada, kesin zafer, kalıcı zafer henüz umulamazdı. Geçen hafanın mücade1 36


lesi yine de bir "hata" mıydı? Darbe denilen şey, kararlı bir "tersleme" söz konusu olsaydı, evet. Ama, çatışmaların hare­ ket noktası neydi? TUm önceki durumlarda, 6 Aralık'ta, 24 Ara­ lık'ta oldulu gibi: Hükümetin kaba provokasyonu. Geçenler­ de silahsız Chauss�estrasse göstericilerine saldın, denizcilerin katledilmesi, bu kez polis müdürlüjUDe karşı darbe girişimi son­ raki olayların nedeni oldu. Bu, devrim keyfine göre davranma­ dıjından, tannnıtı kınnda gerçekleşmedijinden, usta "strateji" uzmanlannca hazırlanmış bir plana göre gerçekleştilinden böy­ ledir. Hasımlan da girişken, hatta genel kural olarak, Devrim'­ deri daha fazla. Ebert�Scheidemann'ın şiddetli provokasyonu karşısında ka­ lan devrimci işçiler silahları ele almak zorunda kaldılar. Karşı devrimin ileriye dojru yeni bir adım atma yürekliiiiini kazan­ dılını sanması istenmiyorsa, devrimci proletaryanın saflarının ve Alman Devrimi'nin Enternasyonal'de1'> sahip oldulu yerin sarsılması istenmiyorsa, saldırnun hemen tüm enerjiyle geri püs­ kürtülmesi Devrim için bir onur sorunuydu. Kısacası, Berlin'li kitleler kendili�nden, son derece dojal bir enerjiyle, direnme arzusuyla ortaya çıktılar ve, moral zafer ilk günden itibaren "sokajın" oldu. Oysa, devrimin mutlak bir kuralı vardır: Ilk adımı attıktan sonra asla durmamak , eylemsizlite edilgenlite asla düşmernek. En iyi savunma, basma enerjik bir darbe indirmektir. Her tür­ lü kavgaya uygulanan bu temel kural devrimin ilk adımları için özellikle geçerlidir. Pek dojaldır ki - ve benzeri bir tavır prole­ taryanın tepkisinin dirililinin dojrulujuna işaret ediyor. Eic­ hom'u makamına yeniden yerleştirmekle yetinemezdi. Kendi­ lilinden karşı devrimin başka makamlarını da işgal etti: Burju­ va basınının merkezleri, resmi haber ajansı bürosu, Vorwarts. Sezgisel olarak kavradıklan kitleye bu girişimleri esinlendiriyor(S)

O dönemde henUz tümüyle kı.ramsal bır Enternıasyonal söz konusudur, çUnkQ III. Enternasyonal'in birinci kongresi henUz toplanmamı�tı . G.B.'nin notu.

1 37


du: Karşı devrim kendi açısından yenilgisiyle yetinmeyecek, ama genel bir güç gösterisi hazırlayacaktı. Burada da devrimin bUyük tarihsel yasalanndan biriyle kar­ şı karşıya bulunuyoruz: USP'nin bu küçük devrimcilerinin tUm ustalıkları, tüm "bilim"i bu yasalara çarpıp parçalanıyor. USP'­ nin bu küçük devrimcileri, her kavgada bir tek şeyin arayışı için­ deler: Geriye çekilmenin bahanelerini bulmak . Bir devrimin te­ mel sorunu açıkça ortaya konulduktan sonra - ve bu devrimde temel sorun, sosyalizmin zaferinin ilk engeli olan Ebert­ Scheidemann HükUmeti'nin devrilmesidir - artık bu sorun tUm gUncelliAiyle sUrekli olarak yeniden ortaya çıkar, ve, doAal bir yasanın kaçınılmazlıAıyla, mücadelenin her bölümü bu temel so­ runu, devrim onu çözmeye ne denli az hazır olursa olsun, du­ rum ne denli az elverişli olursa olsun tUm yoAunluAuyla ortaya çıkaracaktır. "Kahrolsun Ebert-Scheidemannl " Bu slogan her yeni dev­ rimci bunalımda kaçınılmaz olarak ortaya çikıyor; bu, tUm kısmi çatışmaları ortadan kaldıran, iç mantıAıyla istense de istenme­ se de mücadelenin herhangi bir dönemini uç sonuçlara kadar iten bir formUldUr. Dayatan görevle devrimin şimdiki aşamasında çözüm olana­ Aı saAlayan ön koşulların yokluAu arasındaki bu çelişkiden mU­ cadelelerin kesin bir başarısızlıkla tamamlanması sonucu çıkı­ yor. Ama, devrim,son zaferin ancak bir dizi "yenilgi"yle elde edilebileceAi - bu da devrimin gelişme yasalarından birisidir "savaş"ın tek biçimidir. Modern devrimierin ve sosyalizm devrimlerinin tUm tarihi­ nin bize öArettiAi nedir? Avrupa'da ilk sınıf mücadelesi patla. ması yenilgiyle sonuçlandı . 1 83 1 'de Lyon ipek işçilerinin ayak­ lanması aAır bir başarısızlıkla sonuçlandı. İngiltere'de Çartist Hareket de başarısız oldu. 1 848 Haziran günleri boyunca Paris proletaryasının ayaiClanmasının ezici yenilgisi. Son olarak, Pa­ ris Komünü korkunç bir yenilgiyle karşılaştı . Sosyalizm yolu - devrimci' mücadeleler anlamında - başarısızhklarla döşendi.

ns


Bununla birlikte, bu tarih, önlenemez biçimde adım adım son zafere götürüyor! Bütün bu " yenilgiler" olmasaydı şimdi yo­ lun neresinde olurduk , deneyimimizi , bilgilerimizi, bizi harekete geçiren gücü ve ülkücülüAü nereden alırdık? Pröletarya müca­ delesinin son kavgasının tam arifesinde olduAumuz bugün bu yenilgilerin üzerine yerleştİk ve içlerinden hiçbirinden vazgeçe­ meyiz, çünkü her birinden gücümüzün bir bölümünü, aydınlı­ Aımızın bir parçasını alıyoruz. Devrimci kavgalar parlamenter mücadelelerin tersinedir. Al­ manya'da dört onyıldır parlamenter düzeyde sadece "zaferler" kazandık; tam anlamıyla zaferden zafere uçuyorduk. Ve büyük tarihsel 4 AAustos 1 9 1 4 sınamasında sonuç ne oldu: Ezici bir moral ve siyasal yenilgi, görülmemiş bir çöküntü, örneAi olma­ yan bir iflas . Buna karşılık, devrimler bize şimdiye dek yalnız­ ca yenilgi getirdi, ancak bu kaçınılmaz başarısızlıklar kesinlik­ le son zaferin yinelenen güvenceleridir. Bir koşuUa, doAru! Çünkü, başansızlıAın her defasında han­ gi koşuUarda ortaya çıktıAtm incelemek gerekir. Başansızlık, kit­ lelerin enerjisinin yeterli olgunluAa ulaşmamış tarihsel koşulla­ rın engeli karşısında parçalanm asından mı soouçlanıyor, ya da devrimci eylemi felç eden yarı önlemlere, başaruızlıAa, iç za­ yıflıAa mı baAlanabilir? Bu olasılıklann herbiri için klasik örneklerimiz var: Fransız Şubat Devrimi ve Alman Mart Devrimi. 1 848'de Paris prole­ taryasının kahramanca eylemi tüm uluslararası proletaryanın enerjisini aldıAı güçlü kaynaktır. Buna karşı , Alman Mart Dev­ rimi'nin acı küçüklükleri modem Almanya'nın tüm evrimini ya­ vaşlatan bir pranga gibidir. Bu küçüklükler - Alman sosyal de­ mokrasisinin özel tarihi boyunca - Alman Devrimi'nin en son olayiarına kadar, henüz yaşadıAınuz bunalıma kadar yansıdı. Bu tarihsel sorunun ışıAında, "Spartakist Hafta" olarak ad­ landınlan yenilgiyi nasıl deAerlendirmeli? Devrimci enerjinin taş­ kııılıAtndan ve durumun olgunluAunun yetersizliAinden mi yoksa yürütülen eylemin zayıfhAmdan mı kaynaklaruyor? Hem birinden hem öbüründen! Bu bunalımın ikili niteliAi, 1 39


Berlin'li kitlelerin. güçlü, kararlı, saldırıcı gösterisiyle yönetimin kararsızlıkları, duraksamaları, oyalamaları arasındaki çelişki, işte bu son bölümün özellikleri. Yönetim zayıftı. Ancak, yeni bir yönetim, kitlelerden kay­ naklanan ve kitlelerin seçtili bir yönetim oluşturulabilir ve oluş­ turulmalıdır. Kitleler, katar verici öledir, devrimin son zaferi­ nin üzerine inşa edileeeli kayadır. Kitleler görevlerinin düzeyindedirler. Bu "yenilgi"yi, ulus­ lararası sosyalizmin kıvancını ve gücünü oluşturan tarihsel ye­ nilgiler dizisinde bir halka haline getirdiler. Ve işte bu nedenle zafer bu yenilginin topralında yeşerecek. "Berlin'de düzen h!kim" aptal muhbirler! "Düzen"iniz ku­ ma inşa edildi. Yarından itibaren devrim, gür sesiyle sizi deh­ şete düşürecek şekilde haykırarak "gürültüyle yeniden dikile­ cek ": Yardım, vanm, var olacalım!ı6J. Die Rote Fabae, No: 14 14 Ocak 19 19.

(6)

140

Ozan F. Freiligraht'ın "Devrim" �iirinden bir dize. G.B.'nin notu.



Rosa luxemburg siyasal yazılar verso yayınları