Issuu on Google+

PLATON DEVLET ADAMI Dr.Behice Boran ile Mehmet Karasan tarafýndan, B.Jowett'in Ýngilizce ve A.Diès'in Fransýzca çevirileri temel alýnarak çevrilmiþtir.

DEVLET ADAMI Eski Yunanca özel adlarýn yazýlýþý hakkýnda not

Yunan eserlerinin çevirisinde tanrý, insan ve ülke adlarýný, asýllarýndaki gibi yazmayý uygun bulduk; bunun için de bugün Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde kullanýlan çevriyazý yöntemini aldýk. Yunancanýn her harfi, aþaðýdaki cetvelde gösterildiði gibi, tek veya çift harfle karþýlanmýþtýr. "Th" ve "kh" gibi çift harfleri kullanmaya gerek vardý; çünkü Yunancanýn Q'sýný da, T 'ýný da "t" ile gösteremezdik, ikisini ayýrmak zorunluydu. "X" için de yalnýzca "h" harfini alsaydýk Yunancada bazan sesli harflerin önüne gelen ( ' ) iþareti ile karýþabilecekti. "Ph" çift harfine gelince, Yunanca'nýn F harfini Avrupalýlar öteden beri böyle gösterirler; eski Romalýlar da öyle göstermiþler; demek ki o harfin söyleniþi Romalýlarýn "ƒ" harfinin söyleniþine tümüyle uymuyormuþ. Romalýlar ve bugünkü Avrupa ülkeleri, Yunanca'nýn X harfini de "x" ile gösterirler; ancak "x" harfi bizim alfabemizde yok; bu yüzden "x" yerine "ks" çift harfini kullanmayý daha uygun bulduk. Yunancada "y" harfi sessiz deðil, sesli harftir ve "ü" okunmasý gerekir. Ancak bu söyleyiþ kesin de deðil. Bugünkü Yunanlýlar onu "i" diye okuyorlar. Çift sesli harfleri de gene çift olarak gösterdik. Ancak (ou) yerine tek bir "u" koyduk; bu þimdiki uluslararasý çevriyazýda da böyledir.

Yunan Alfabesi: A

A

H

E

N

N

T

B

B

Q

Th

X

Ks

Y

G

G

I

Ý

D

D

K

E

E

?

Z

Z

M

M

Y

O

O

F Ph

P

P

X

K L

T

P

R

Kh

Y Ps

S SW

O

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


Kiþiler: Sokrates, Theodoros, Yabancý, Genç Sokrates SOKRATES - Bana Theaitetos ile Yabancý'yý tanýttýðýn için sana çok teþekkür borçluyum, Theodoros. THEODOROS - Hele onlar devlet adamýnýn, sonra da filozofun ne olduðunu bir iyice belirtsinler, o zaman teþekkür borcun daha üç katý artacak. SOKRATES - Devlet adamý ile filozof. Neler diyorsun, Theodoros? Bir matematik- geometri üstadýnýn aðzýndan mý bu sözü iþitiyorum? THEODOROS - Hangi sözü, Sokrates? SOKRATES - Devlet adamý ile filozofu sanki birbirine eþit deðerlermiþ gibi ele alýyorsun; oysa bu deðerlerin arasýndaki ayrým hiçbir geometri oranýyla gösterilemiyecek kadar büyüktür. THEODOROS - Ammon hakký için, Sokrates, doðrusu beni güzel yakaladýn. Haklýsýn; yanlýþýmý iyi ortaya çýkardýn. Meðer senin ne güçlü belleðin varmýþ! Alacaðýn olsun, elbette bunun acýsýný bir gün senden çýkarýrým. Yabancý, sen de bizi hoþ görür, umarým baþladýðýn iþten vazgeçmezsin. Devlet adamýný ya da filozofu, hangisini istersen onu, ele al da sözümüzü sürdürelim. YABANCI - Zaten bu artýk benim boynuma borç oldu. Bir kere baþladýktan sonra sonunu getirmek gerektir. Bir iþi yarým býrakmamalý. Ama Theaitetos'a ne iþ gördürelim dersin? THEODOROS - Ne iþ gördürmesi? Anlamadým. YABANCI - Onu salýverelim de yerine arkadaþý Genç Sokrates'i alalým mý? THEODOROS - Nasýl istersen. Dediðin doðru, ötekine de sýra vermeli. Arada bir dinlenebilirlerse, gençler daha iyi iþ baþarýrlar. SOKRATES - Hem bu gençlerin ikisi de bir bakýma sana akraba sayýlýrlar, sanýrým. Sizlerin dediklerinize göre birinin yüzü bana benziyormuþ; öteki ile de adaþýz. Bunun için üçümüz ayný soydan sayýlýrýz. Akrabalarýmýzla tanýþmamýza yarayan konuþmalarý memnunlukla karþýlamalýyýz; bu adeta bir akrabalýk borcudur. Dün Theaitetos ile ben kendim konuþtum; þimdi de sana verdiði yanýtlarý iþittim. Adaþýmla daha konuþmadým ama, benim için bir baþka zaman da olur. Bugünlük senin sorularýný yanýtlasýn. YABANCI - Peki, öyle olsun. Genç Sokrates, büyük Sokrates'in dediklerini duydun mu?

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Razý mýsýn? GENÇ SOKRATES - Seve seve. YABANCI - Senin bir diyeceðin olmadýktan sonra bana bir þey demek düþmez. Bilgiciden ( sofist ) sonra, araþtýrmamýzda sýra bence devlet adamýna (politikos) gelir. Þimdi bana söyle bakalým, devlet adamýný da bilgili kimselerden sayacak mýyýz, saymayacak mýyýz? GENÇ SOKRATES - Sayacaðýz elbet. YABANCI - Öyleyse, bilgicinin ne olduðunu araþtýrýrken ayýrdýðýmýz gibi, gene bilgileri bölümlere ayýrmak gerekecek, deðil mi. GENÇ SOKRATES - Sanýrým. YABANCI - Ama bana öyle geliyor ki, Sokrates, bu bilgiyi o bölümlerde bulamayacaðýz. GENÇ SOKRATES - Ne yapacaðýz? YABANCI - Baþka bir bölümde arayacaðýz. GENÇ SOKRATES - Pekâlâ. YABANCI - Devlet adamýna götürecek yolu nasýl bulmalý? Bu yolu bulup öbürlerinden ayýrmak, kendine özgü bir damgayla damgalamak gerekiyor. Bundan ayrýlan öbür yollarýn hepsine birden de ayrýca belli bir damga vurmalýyýz. Böylece usumuz, bütün bilgileri iki bölüme ayrýlmýþ olarak kavrayacaktýr. GENÇ SOKRATES - Bu yolu bulmak senin iþindir, benim deðil. YABANCI - Orasý öyle, ama bir kere bulduktan sonra bu yol, benim kadar senin de yolun olmalýdýr. GENÇ SOKRATES - Güzel. YABANCI - Matematik ve matematikle ayný soydan olan baþka sanatlar, ''iþ''le hiçbir iliþiði olmayan soyut bilgiler deðil midir? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Oysa dülgerlik sanatýnda, el sanatlarýnýn hepsinde, iþleyenin bilgisi iþine katýþýr. Sanatla uðraþan yalnýzca bilmekle kalmaz, bilgisini iþinde gerçekleþtirerek önceden var olmayan þeyleri yapar, oluþturur. Doðru mu? GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - O halde bilgilerin hepsini bu ölçüye göre bölebiliriz: Bir kýsmýna kýlgýsal bilgiler, ötekine kuramsal bilgiler deriz. GENÇ SOKRATES - Olur; aslýnda bir bütün olan bilgiyi böylece ikiye bölünmüþ sayarýz. YABANCI - Devlet adamýný kralla, kölelerin efendisiyle, aile reisiyle bir mi tutacaðýz, yoksa, her biri için bir ayrý sanat vardýr mý diyeceðiz? Ama dur, vazgeçtim. Bir baþka yoldan gidelim. GENÇ SOKRATES - Hangi yoldan? YABANCI - Þöyle: Hekim diye tanýnmamýþ bir kimse, hekim olan birine öðüt verebilecek kadar bilgili olsa, ona

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


da hekim demek gerekmez mi? GENÇ SOKRATES - Gerekir. YABANCI - Bunun gibi, resmi sýfatý olmayan biri, ülkeyi yönetene akýl öðretecek erkte olsa, o kimsede hükümdarda bulunmasý gereken bilgi vardýr, diyemez miyiz? GENÇ SOKRATES - Deriz, elbet. YABANCI - Gerçekten kral olan kimsenin bilgisi krallýk bilgisi deðil midir? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Böyle bilgili bir kimse, ister kral olsun, isterse yalnýzca bir yurttaþ, bu bilgisi bakýmýndan kral sýnýfýndan sayýlmaz mý? GENÇ SOKRATES - Böyle saymak doðru olur. YABANCI - Kölelerin efendisi, aile reisi için de ayný þeyi söyleyebiliriz, deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Büyük bir aileyi küçük bir devlete benzetebiliriz. Yönetim bakýmýndan aralarýnda bir ayrýlýk var mýdýr? GENÇ SOKRATES - Hiç yoktur. YABANCI - Öyleyse, deminki sorumuza yanýt olarak, bunlarýn hepsinin tek bir bilgisi olduðunu, bu bilgiye krallýk, siyaset ya da ev yönetimi bilgisi denebileceðini söyleyebiliriz. Verilecek ad üzerinde çekiþecek deðiliz ya... GENÇ SOKRATES - Buna ne gerek var? YABANCI - Ama þu da belli ki, yerinde tutunabilmek için kral, yumruk ya da beden gücünden çok zekasýný,us gücünü kullanýr, öyle deðil mi? GENÇ SOKRATES - Þüphesiz. YABANCI - O halde, kralýn bilgisi, el sanatlarýndan, kýlgýsal iþlerden daha çok kuramsal bilgiye yakýndýr, diyelim mi? GENÇ SOKRATES - Hay, hay. YABANCI - Devlet bilgisiyle devlet adamýný, krallýk bilgisiyle kralý, hep birleþtirip tek bir bilgi saymalýyýz. GENÇ SOKRATES - Þüphesiz. YABANCI - Þimdi, kuramsal bilgiyi bölümlerine ayýrmak sýrasý geldi. Buna baþlamamýz doðru olmaz mý? GENÇ SOKRATES - Pek doðru olur. YABANCI - Bir düþün bakalým: Bilginin aslýnda, doðal olan bir ikilik bulabilir miyiz? GENÇ SOKRATES - Örneðin? YABANCI - Þöyle: konuþmalarýmýzda matematik diye bir sanatýn adý geçmiþti... GENÇ SOKRATES - Evet.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Bence matematik kesin olarak kuramsal sanatlar bölümüne girer. GENÇ SOKRATES - Hiç þüphe yok. YABANCI - Matematik, sayýlar arasýndaki ayrýmlarý bilir. Bildiði bu þeyler üzerinde bir yargýya varmaktan baþka matematiðin bir iþi var mýdýr? GENÇ SOKRATES - Baþka ne iþi olabilir? YABANCI - Ama öbür yandan, hiçbir mimar iþçi gibi çalýþmaz; o yalnýzca iþçilerin baþýdýr, öyle deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - O, bilgisinden verir, el emeðinden deðil. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Bundan ötürü, mimarýn kuramsal bilgiden bir pay edindiðini söylemek doðru olmaz mý? GENÇ SOKRATES - Tümüyle doðrudur. YABANCI - Ama bir karara vardýktan sonra mimar, matematikçi gibi, iþini bitirmiþ sayýlmaz. Giriþilen iþ tamamlanýncaya kadar her iþçiye yapmasý gereken þeyleri buyurmalýdýr. GENÇ SOKRATES - Elbet. YABANCI - Matematik ve matematikle ilgili bilgiler kadar bütün bu bilgiler de kuramsaldýr ama ikisi de bir noktada ayrýlýrlar: O da, biri yalnýzca yargýya varýr, ötekiyse ayný zamanda yönetir. Ne dersin? GENÇ SOKRATES - Öyle gibi. YABANCI - Kuramsal bilginin bütününü, bir yargýya varan, bir de yöneten bilgiler diye ikiye ayýrmamýz, sence doðru mudur? GENÇ SOKRATES - Bence doðrudur. YABANCI - Ýþbirliði yapmak gerektiði zaman, insanlarýn birbirleriyle anlaþmasý iyi bir þey deðil midir? GENÇ SOKRATES - Ona ne þüphe. YABANCI - Böyle anlaþmak mutluluðuna eriþince de, baþkalarýnýn ne düþündüðüne aldýrýlýr mý? GENÇ SOKRATES - Hiçbir zaman. YABANCI - Eh, kralý bu iki bölümden hangisine koyacaðýz? Bir seyirci olarak, onu yalnýzca yargýya varanlar sýnýfýndan mý sayacaðýz, yoksa, insanlara gerçekten buyurduðu için, onda yönetme sanatý vardýr mý diyeceðiz? GENÇ SOKRATES - Elbette ikinci bölüme koyacaðýz. YABANCI - O halde, bu yönetme sanatýnda da bir bölüm noktasý var mý, ona bakalým. Bana öyle geliyor ki, ilk elden satanla, ikinci elden sataný, kral ile haberciyi (Heraut) ayýran ayrým gibi burada da bir ayrým var. GENÇ SOKRATES - Nasýl? Pek anlamadým. YABANCI - Ýkinci elden satanlar, baþkalarýnýn yaptýklarý þeyleri alarak yeniden satmazlar mý? GENÇ SOKRATES - Evet.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Bunun gibi haberci de kralýn buyruðu altýnda deðil midir? Kendisinin olmayan emirleri baþkalarýna bildirmez mi? GENÇ SOKRATES - Tam üstüne bastýn. YABANCI - Krallýk sanatýný, çevirmenin, kaptanýn, bilicinin, habercinin sanatýyla, kýsacasý insanlara buyuran bütün öbür sanatlarla karýþtýracak mýyýz? Yoksa, ilk elden satanla ikinci elden satan arasýnda demin yaptýðýmýz karþýlaþtýrmaya uygun olarak, buyurma erki kendilerinde olan bu yöneticiler için benzetme yoluyla ayrý bir ad mý bulalým? Bilirsin ki yöneticilerin bu türü için dilimizde ayrý bir sözcük yoktur. Bu kendiliðinden emir vermek sýfatý, yönetim bilgilerini ayýrmaya yarayacak. Kralý, kendiliðinden emir veren yöneticiler sýnýfýna koyacaðýz. Öbürlerini bir yana býrakýr, onlara da bir ad bulmaya uðraþmayýz. Gerçekten yöneten kimse bizi ilgilendirir; etmeyen araþtýrmamýzýn dýþýnda kalýr. GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Böylece emirlerini vereni, baþkalarýnýn emirlerini bildirenden iyice ayýrt etmiþ olduk. Þimdi, uygun gelen bir bölüm noktasý bulabilirsek, emir vermek erkini de tekrar bölümlere ayýrýrýz. GENÇ SOKRATES - Kabul. YABANCI - Böyle bir bölüm noktasý bulabiliriz sanýyorum ama, sen de bana yardým etmelisin. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Bütün yöneticilerin, hep bir þey ortaya çýkarabilmek için emir verdikleri düþünülemez mi? GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Ortaya çýkarýlan þeyleri de ikiye bölmek gerçekten zor bir þey deðildir. GENÇ SOKRATES - Nasýl böleceksin? YABANCI - Bence, bütün bunlardan bazýlarý cansýzdýr, bazýlarý da canlýdýr. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Öyleyse, istersen, iþte bu ayrýlýða dayanarak kuramsal bilginin emir veren bilgiler bölümünü bir daha bölelim. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Bir bölümü cansýz þeylerin ortaya çýkmasýna, öbürünü de canlý þeylerin ortaya çýkmasýna ayýrabiliriz. Böylece bu bütünü bölmüþ oluruz. GENÇ SOKRATES - Pek güzel. YABANCI - Öyleyse bu bölümlerden birini bir yana býrakalým; öbürünü yeniden ikiye bölmek üzere ele alalým. GENÇ SOKRATES - Bu iki bölümden hangisini alalým diyorsun? YABANCI - Canlý varlýklara emreden bölümü, elbet. Belli ki krallýk bilgisi mimarlýk bilgisi gibi cansýz þeylerin yönetimi deðildir. O bilgi daha yüce bir iþ görür; canlýlara emreder; oldum olasý yönetimini hep canlýlar üzerinde kurmuþtur. GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Canlýlarýn ortaya çýkarýlmasý ve yetiþtirilmesi konusunda ise, tek tek yetiþtirilme ile sürü halinde file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


yetiþtirilmeyi birbirlerinden ayýrt etmek olanaklýdýr. GENÇ SOKRATES - Bu da doðru. YABANCI - Devlet adamýna gelince; öyle görülüyor ki o, öküzüne bakan bir rençper ya da atýna bakan bir seyis gibi, bir tek canlýnýn yetiþtirilmesiyle uðraþmýyor; daha çok, at ya da öküz sürüleri yetiþtirenlere benziyor. GENÇ SOKRATES - Sen böyle anlatýnca, sorun aydýnlanýyor. YABANCI - Bu birçok canlýlarý bir arada yetiþtirme sanatýna ne diyelim? Sürü yetiþtirme sanatý mý, yoksa, birlikte yetiþtirme sanatý mý? GENÇ SOKRATES - Sözün geliþine göre, hangisi olursa... YABANCI - Pek güzel, Sokrates. Verilecek ad üzerinde kýlý kýrk yarmamayý sürdürürsen, yaþýn ilerledikçe bilgin daha zenginleþir. Dediðin gibi ad sorununu bir yana býrakalým. Þimdi bak bakalým, sürü halinde yetiþtirmenin iki türü olduðunu, araþtýrmamýzýn bu iki tür üzerine deðil de, yalnýzca biri üzerine olduðunu bana gösterebilir misin? GENÇ SOKRATES - Bir deneyeyim. Sanýrým bir insanlarýn, bir de hayvanlarýn yönetimi vardýr. YABANCI - Ne çabuk, ne de keskin bir buluþ, Sokrates. Ama bir yanlýþa düþtün. Bundan böyle elimizden geldiði kadar böyle yanlýþlardan sakýnalým. GENÇ SOKRATES - Ne yanlýþý? YABANCI - Bir parçanýn ayný zamanda bir tür olup olmadýðýný hesaba katmaksýzýn, bir tür oluþturmayan küçük bir parçayý ayýrarak tek baþýna daha büyük baþka parçalarýn karþýsýna koymayalým. Ayýrdýðýmýz her parça ayný zamanda bir tür olmalýdýr. Araþtýrmanýn konusunu öbürlerinden hemen ayýrmak þüphesiz çok güzel olur ; ama doðru ayýrmak koþuluyla... Demincek, sözün dönüp dolaþýp insana gelip dayanacaðýný anlayýnca, düþüncenin gidiþini bozdun, hýzlandýrdýn; ileri sürdüðün ayýrmanýn doðru olduðunu sandýn. Gerçekte ise küçük kesimler tehlikelidir. Yarý yarýya bölerek ilerlemek daha güvenlidir. Böyle gidilirse, türün niteliklerini bulmak umudu da daha artar; bizim araþtýrmamýz için her þeyden önemli olan da budur. GENÇ SOKRATES - Ne demek istediðini pek kavrayamadým, yabancý. YABANCI - Senin yaradýlýþýnda bir insanýn hatýrý için daha açýk konuþmaya çalýþýrým. Hiçbir þeyi karanlýkta býrakmadýðýmý þimdilik ileri süremem, ama sorunu daha iyi aydýnlatabilmek için biraz daha ilerlememiz gerekiyor. GENÇ SOKRATES - Deminki bölüþte, sence ne gibi bir yanlýþ yaptýk? YABANCI - Bu yanlýþ týpký, insan türünü bölümlere ayýrýrken, bu yöre halkýnýn ayrýldýðý gibi ayýrmak yanlýþlýðýdýr. Burada Hellenleri kendi baþlarýna bir tür olarak ayýrýyorlar, aralarýnda hiçbir baðlýlýk olmayan, tek dil konuþmayan bütün öbür insan türlerini bir araya koyuyorlar. Bunlarýn hepsine birden ''barbar'' dedikleri için de hepsinin tek bir türden olduðunu sanýyorlar. Ya da, sayýlarý ayýrýrken on bin sayýsýný öbürlerinden ayýrarak onu bir tür diye alýyorsun; geri kalanlarý da tek bir ad altýnda topladýðýn için bunlarýn tek bir tür olduðunu söylüyorsun. Oysa, sayýlarý tek ve çift olarak ya da insan türünü kadýn ve erkek olarak ayýrýrsan; Lidyalýlarý, Frigyalýlarý ve öbür kabileleri dünyanýn baþka kavimlerinden ancak, her biri bir tür olan parçalara bölmek artýk olanaklý olmadýðý zaman ayýrýrsan, daha iyi, daha mantýklý, bölümleri birbirine daha eþit bir bölme yapmýþ olursun. GENÇ SOKRATES - Çok doðru, yabancý, ama bölüm ile türün bir olmadýðýný, birbirlerinden ayrý þeyler olduðunu daha açýkça nasýl belirtmeli? YABANCI - Ömür adamsýn, Sokrates. Bu istediðini o kadar kolay bir þey mi sanýyorsun? Asýl konumuzdan zaten epeyce saptýk, sen daha da uzaklaþalým, istiyorsun. Þimdi geriye, asýl konumuza dönmek daha doðru olur. Sonra, bir boþ vaktimizde bu yeni yolu araþtýrýrýz. Sakýn sana tam bir açýklama verdiðimi de sanma ha!

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Neyin açýklamasýný? YABANCI -Tür ile bölüm arasýndaki ayrýlýðýn. GENÇ SOKRATES - Peki, dediklerin neydi öyleyse? YABANCI - Bir tür olan þey, zorunlu olarak bir bölümdür ; ama bir bölümün ayný zamanda bir tür olmasý zorunlu deðildir. Ýþte, Sokrates, benim görüþümdür diye ileri süreceðin görüþ her zaman bu olmalýdýr. GENÇ SOKRATES - Peki, dilediðin gibi olsun. YABANCI - Bilmek istediðim bir þey daha var. GENÇ SOKRATES - Nedir? YABANCI - Konumuzdan sapýp da buralara kadar uzaklaþmazdan önce neredeydik? Yanýlmýyorsam "sürülerin yetiþtirilmesini hangi noktadan bölmeli" sorusundaydýk. Sen hemen buna hazýr bir yanýt olarak, iki tür canlý varlýk olduðunu söyledin: bir insan türü, bir de bütün öbür hayvanlar. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - O zaman farkýna vardýn ki böylece bir bölümü ayýrýp bir yana býraktýðýn, öbür kalanlarýna da hep birden hayvan adýný verdiðin zaman, onlar hep bir türdendir sandýn. GENÇ SOKRATES - Bunu da iyi fark etmiþsin. YABANCI - Ey gözüpek tartýþmacý! Akýllý olduðunu sandýðýmýz baþka bir hayvan da, söz geliþi bir turna da canlý varlýklarý bölümlere ayýracak olsaydý, senin gibi bölerdi. Ýlkin, turna türünü ayýrarak bütün öbür hayvanlarýn karþýsýna koyardý; böylece kendi türünü yükseltirdi. Kalan varlýklarý, içinde insanlar da olduðu halde, bir araya yýðar, onlar için de hep birden belki hayvan adýndan baþka bir ad bulamazdý. Biz buna benzer yanlýþlardan sakýnmalýyýz. GENÇ SOKRATES - Nasýl sakýnabiliriz? YABANCI - Hayvan türünün bütününü bölmeye kalkýþmazsak, böyle yanlýþlara daha az düþeriz. GENÇ SOKRATES - Gerçekten, bundan sakýnmalýyýz. YABANCI - Ýþte deminki yanlýþa düþmemize neden buydu. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Kuramsal bilginin yönetici bölümünü ''sürü halinde hayvanlarýn yetiþtirilmesi'' adý altýnda toplamýþtýk, deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Bu bölmenin kendisi, hayvan türünün ayný zamanda yabanýl ve evcil olarak bölünmesi demektir. Evcilleþtirilebilecek yaratýlýþta olan hayvanlara uysal, evcilleþtirilemeyenlere de yabanýl denir. GENÇ SOKRATES - Sonra? YABANCI - Bizim araþtýrdýðýmýz bilgi de oldu olasý uysal hayvanlarla ilgilidir, hem de sürü halinde yaþayan hayvanlarla... GENÇ SOKRATES - Evet.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - O halde, demin yaptýðýmýz gibi hayvanlarýn, hepsini birden ele alarak bölümlere ayýrmaya kalkmayalým. Devlet bilgisine çabucak varmakta acele etmeyelim. Bu bize, atalar sözünün iþaret ettiði zorluða mal oldu. GENÇ SOKRATES - Hangi zorluða? YABANCI - Acele ettiðimiz için iþimiz çabuk yürümedi. GENÇ SOKRATES - Bu bize iyi bir ders olsun, yabancý. YABANCI - Olsun. Þimdi, birlikte yetiþtirmeyi bölümlere ayýrmak iþine yeniden baþlayalým. Belki böylece sözün geliþmesi, o kadar istekle aradýðýn þeyi sana daha kolayca bulduracak. Haydi, söyle bakalým. GENÇ SOKRATES - Ne söyleyeyim? YABANCI - Kanýmca konuþulduðunu çok iþittiðin bir þeyi. Nil kýyýlarýnda yüce kralýn gölcüklerinde yetiþtirilen balýklarý kendi gözlerinle gördüðünü sanmýyorum, ama kendi ülkende havuzlarda yetiþtirilen balýklarý belki görmüþsündür. GENÇ SOKRATES - Elbette gördüm. Öbürlerini de baþkalarýndan çok duydum. YABANCI - Thesalia ovalarýnda gezmedinse bile, oralarda kaz ve turna sürüleri yetiþtirildiðini herhalde iþitmiþ, iþittiklerine de inanmýþsýndýr. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Sana bunlarý sormam, böyle sürüler halinde yetiþtirilen hayvanlarýn hem kara, hem su hayvanlarý olduðunu belirtmek içindir. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Benim gibi sen de "birlikte yetiþtirme bilgisi su hayvanlarý sürülerinin yetiþtirilmesi ve kara hayvanlarý sürülerinin yetiþtirilmesi olarak ikiye bölünmelidir" der misin? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Krallýk bilgisinin bu iki bölümünden hangisinde olduðunu sormaya da hacet yok, bu besbelli deðil mi? GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Karada yetiþen sürülerin nasýl bölüneceðini de kim olsa bilir, öyle deðil mi? GENÇ SOKRATES - Nasýl bölünür? YABANCI - Uçanlarý yürüyenlerden ayýrt ederiz. GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Siyasal hayvaný nerede arayacaðýz? Bir budala bile onun yürüyen bir varlýk olduðunu bilmez mi? GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Bir çift sayýnýn yarý yarýya bölünmesi gibi, yürüyen hayvanlarýn yetiþtirilmesi de bölünebilir. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Þuna iþaret edeyim ki burada, sözümüzün eriþmek istediði bölüme ya da sýnýfa giden iki yol

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


gözüküyor. Biri, küçük bir parçayý kesip büyüðünü bir yana býrakmak yolu, daha kestirme bir yol ; öteki ise, olabildiðince ortadan bölelim diye koyduðumuz ilkeye daha uygun, fakat daha uzun bir yoldur. Hangisini istersen onu seçebiliriz. GENÇ SOKRATES - Ýkisini de kullanamaz mýyýz? YABANCI - Bir arada mý? Sorduðun þeye bak! Sýrayla, birbiri ardýnca kullanýrsak elbette olur. GENÇ SOKRATES - Öyleyse sýrayla, ikisini de kullanalým. YABANCI - Sonuna yaklaþtýðýmýz için bu pek zor olmaz. Baþlangýçta ya da ortalarda olsaydýk bu isteðini yerine getirmekte duraksardým. Ama þimdi dilediðin gibi olsun. Henüz dinçken uzun yoldan baþlayalým, daha iyi ilerleriz. GENÇ SOKRATES - Dinliyorum. YABANCI - Evcil, yürüyen hayvanlarý doða iki sýnýfa ayýrmýþtýr. GENÇ SOKRATES - Hangi ilkeye göre? YABANCI - Birinciler boynuzludur, ötekiler boynuzsuzdur. GENÇ SOKRATES - Öyle. YABANCI - Yürüyen hayvanlarýn yetiþtirilmesi bilgisi de buna uygun olarak ikiye ayrýlýr ; þimdi ikisini de tanýmla bakalým. Bu bölümlere ad bulmaya kalkarsan fazla dolambaçlý bir iþe giriþmiþ olduðunu anlayacaksýn. GENÇ SOKRATES - Ne diyeyim, öyleyse? YABANCI - Þöyle: Yürüyen hayvanlarýn yetiþtirilmesi bilgisi ikiye bölünsün; biri boynuzlu sürüyle, öbürü de boynuzsuz sürüyle ilgili olsun. GENÇ SOKRATES - Bütün bu dediklerin büyük ölçüde kanýtlanmýþtýr; bunun için doðru olarak kabul edip geçebiliriz. YABANCI - Besbelli ki kral boynuzsuz bir sürünün çobanýdýr. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Bu boynuzsuz bölümü kollara ayýrmaya, kralýn olaný krala vermeye çalýþalým mý? GENÇ SOKRATES - Her ne biçimde olursa yapalým. YABANCI - Çataltýrnaklý olup olmadýklarýna göre mi, yoksa birbirleriyle çiftleþip çiftleþmediklerine göre mi ayýralým? Bilmem anlatabildim mi? GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Demek istiyorum ki atlarla eþekler doðal olarak çiftleþip çoðalýrlar. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Ama boynuzsuz sürünün geri kalaný bu þekilde çoðalmaz. GENÇ SOKRATES - O da doðru. YABANCI - Devlet adamý hangi türe bakar? Karýþýk türe mi, saf türe mi?

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Saf türe, elbette. YABANCI - Bunu da deminki gibi bölmeliyiz, sanýrým. GENÇ SOKRATES - Evet, bölmeliyiz. YABANCI - Evcil ama sürü halinde yaþayan hemen her hayvan türü artýk parçalarýna bölünmüþ oldu, yalnýzca iki tür kaldý. Çünkü köpeklerin sürü hayvanlarý arasýnda sayýlacaklarýný pek sanmýyorum. GENÇ SOKRATES - Elbette sayýlmaz. Ama bu kalan iki türü nasýl ayýracaðýz? YABANCI - Theaitetos ile senin gibi iki geometri öðrencisinin kullanmasý uygun olan bir ayýrt etme ölçüsü vardýr. GENÇ SOKRATES - Nedir o? YABANCI - Çap ve yine çapýn çapý. GENÇ SOKRATES - Anlayamadým. YABANCI - Ýnsan nasýl yürür? Gücü iki ayak olan bir çap olarak deðil mi? GENÇ SOKRATES - Öyle. YABANCI - Öbürlerinin gücü de iki kere iki olduðuna göre, çapýn çapý denemez mi? GENÇ SOKRATES - Elbette. Ne demek istediðini þimdi anladým gibi... YABANCI - Bu bölmelerle, Sokrates, büyük bir þaka daha yapmýþ oldum. GENÇ SOKRATES - O da ne? YABANCI - Ýnsanoðullarý yaratýklarýn en baþý boþ, en hafif olaný ile ayný sýnýfa düþtü, onunla yarýþmacý durumunda. GENÇ SOKRATES - Farkýndayým. Ne acayip bir raslantý! YABANCI - En yavaþ olanýn sona kalacaðýný da tahmin edersin ya? GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Bir sonuç daha çýkýyor ki o bundan gülünç. Sürüsüyle dolaþýp duran kral, havada yaþayanlar konusunda insanlarýn en ustasý olan kuþ avcýsýyla rakip oluyor. GENÇ SOKRATES - Sahi. YABANCI - Ýþte sana Sokrates, bilgici ( sofist ) üzerine yaptýðýmýz araþtýrmada söylediklerimizin doðruluðunu gösteren daha belirli kanýtlar. GENÇ SOKRATES - Neyin doðruluðunu gösteriyor? YABANCI - Dialektik yöntemin, kiþilere aldýrmadýðýný, büyüðü küçüðün üstüne koyamadýðýný, her zaman kendi yolundan en doðru sonuçlara vardýðýný gösteriyor. GENÇ SOKRATES - Anladým. YABANCI - Þimdi, senin sormaný beklemeden kendi dileðimle, seni kestirme yoldan kralýn tanýmýna götüreceðim.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Haydi bakalým. YABANCI - Ýlkin, kara hayvanlarýný iki ayaklý ve dört ayaklý olarak ayýrmalýydýk, diyorum. Mademki yalnýzca kanatlý sürü insanlarla ayný sýnýfa düþüyor, iki ayaklýlarý da tüylü olan ve olmayan diye ayýrýrdýk. Böyle bölünce, insanlarý yönetmek sanatý da aydýnlanmýþ olurdu; o zaman yönetici ya da devlet adamýný da ortaya çýkarýr, arabacý gibi yerine oturtur, devletin gemini de eline verirdik, zira bu da onun iþidir. GENÇ SOKRATES - Pekâlâ. Bana borcunu ödedin, yani sözü sonuna eriþtirdin, demek istiyorum. Bu ana yoldan ayrýlmak da, cabasý oldu. YABANCI - Þimdi en baþa dönelim. Devlet adamýnýn sanatýný tanýmlayan halkalarý birbirine baðlayalým. GENÇ SOKRATES - Hay hay, yapalým. YABANCI - Baþlangýçta dediðimiz gibi, saf bilginin bir yöneten ya da emreden kýsmý var. Kendi adýna satýþta bulunan kimseye benzeterek bu kýsýmdan da bir kendiliðinden emreden kýsým çýkardýk. Bunun önemli kollarýndan biri yaþayan hayvanlarýn yönetimidir; sonra daha da daraltarak, sürü halinde hayvanlarýn yönetimi ve yürüyen hayvan sürülerinin yönetimi kýsýmlarýný elde ettik. Bu sonuncunun baþlýca bölümü boynuzsuz, yürüyen hayvanlarýn yönetimidir. Bu bölümde de bir parça var ki üç sözcüðün birleþmesiyle oluþan bir terim altýna konabilir: Saf tür hayvanlarý gütmek. En son bölüm, insanlarýn güdülmesi sanatýdýr. Ýki ayaklýlarla uðraþan ve bizim aradýðýmýz, sonunda þimdi bulduðumuz sanat, krallýk ve devlet sanatý iþte budur. GENÇ SOKRATES - Hiç þüphe yok. YABANCI - Sahiden senin bu dediðini baþardýk mý dersin, Sokrates? GENÇ SOKRATES - Neyi? YABANCI - "Gerçekten dileðimizi yerine getirdik mi?" demek istiyorum. Ýþte þöyle bir tartýþma yaptýk ama bana öyle geliyor ki araþtýrmamýzý iyice geliþtiremedik ; bu noktada baþarýsýzlýða uðradýk. GENÇ SOKRATES - Anlayamýyorum. YABANCI - Þu anda aklýmdan geçen düþünceleri her ikimiz için aydýnlatmaya çalýþacaðým. GENÇ SOKRATES - Dinliyorum. YABANCI - Çobanlýk sanatýnýn çok çeþitleri vardýr. Bunlardan biri belli bir sürüyü konu edinen siyaset sanatý deðil midir? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Konuþmamýzda bunu, atlarla öbür hayvanlarýn deðil, insanlarýn bir arada yetiþtirilmesi sanatý olarak tanýmladýk, deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Ama kralý bütün öbür çobanlardan ayýrt eden þu farka bak. GENÇ SOKRATES - Neyi demek istiyorsun? YABANCI - Öbür çobanlardan herhangi birinin, sürünün yönetimini kendisiyle paylaþmak isteyen, paylaþtýðýný ileri süren bir rakibi var mýdýr? GENÇ SOKRATES - Ne demek istediðini anlayamýyorum. YABANCI - Demek istiyorum ki tüccarlar, çiftçiler, ekmekçiler, bedeneðitimciler, hekimler, hepsi insanlarýn

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


çobanlarý dediðimiz devlet adamlarýyla boy ölçüþmeye kalkýþacaklar; insanlarý yetiþtirmek ya da yönetmek iþini de kendilerinin gördüðünü, hem de sadece sürüsünü deðil, yöneticileri de yetiþtirdiklerini söyleyecekler. GENÇ SOKRATES - Böyle söylemekte haklý deðiller midir? YABANCI - Pekâlâ haklý olabilirler, iddialarýna saygý gösterelim. Yalnýzca þundan emin olalým ki her bakýmdan sürüsünün biricik besleyicisi ve hekimi olabilen bir çobana karþý kimse böyle benzer bir hak ileri süremez. Hayvanlarýný çoban kendisi çiftleþtirir, doðurtur, baþka hiç kimse bilginin bu dalýnda onun kadar uzman deðildir. Doðalarýnýn olanaðý ölçüsünde hayvanlarý eðlendiren müziði çalan da yine çobandýr. Sesiyle ya da çalgýlarla, hiç kimse ondan daha iyi sürüsünü avutamaz ve sakinleþtiremez. Genel olarak tüm hayvan yetiþtirenler için ayný þeyi söyleyebiliriz. GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Ama bu dediðin doðruysa, kralýn tam ve su götürmez bir tanýmýný verdik sayýlabilir mi? Ayný iddiada olan binlerce kimse arasýndan insan sürüsünün çobaný ve yetiþtiricisi olarak onu seçmekte haklý mýyýz? GENÇ SOKRATES - Hiç deðiliz. YABANCI - Devlet adamýný, çevresini dolduran, onunla ayný payeyi paylaþmak isteyen öbür insanlardan koparýp ayýrmadýkça ve onu, bütün farklýlýðýyla ortaya koymadýkça, demin kralýn ne olduðunu þöyle böyle belirtmiþ olsak bile, devlet adamýnýn tam bir betimlemesini yapamamýþ olduðumuzdan þüphelenmekte, bundan dolayý endiþe duymakta haklý deðil miyiz? GENÇ SOKRATES - Haklýyýz. YABANCI - Sözlerimizin bizi küçük düþürecek bir sonuca varmasýný istemiyorsak, Sokrates, iþte bu iþi baþarmalýyýz. GENÇ SOKRATES - Her ne pahasýna olursa olsun böyle bir sonuçtan sakýnmalýyýz. YABANCI - Öyleyse sorumuzu bir baþka noktadan ele alalým, baþka bir yoldan ilerleyelim. GENÇ SOKRATES - Hangi yoldan? YABANCI - Gel istersen, sözlerimize biraz oyun çeþnisi verelim. Çok tanýnmýþ bir masalýn büyük bir bölümünü burada kullanabiliriz. Sonra bölümlere ayýrma zincirlemesini yeniden ele alýrýz.Amaçlanan doruða eriþinceye kadar eski yoldan gideriz, böyle gerekmiyor mu? GENÇ SOKRATES - Kesinlikle. YABANCI - Öyleyse, çocuklarýn yaptýðý gibi sen de anlatacaðým masalý bütün dikkatinle dinle. Zaten çocuk eðlencelerini býrakalý çok yýl olmadý herhalde... GENÇ SOKRATES - Dinliyorum. YABANCI - Þu geçmiþ zamanlarýn birçok öyküsü arasýnda, Atreos ile Thyestes arasýndaki kavgada beliren þey anlatýlýr durur. Bunlarý sen de iþitmiþsindir, hâlâ da aklýndadýr, elbet. GENÇ SOKRATES - Altýn koyun harikasýný mý söylemek istiyorsunuz? YABANCI - Hayýr onu deðil, öykünün bir baþka kýsmýný. Hani güneþle yýldýzlar bir zamanlar batýdan doðarlar, doðudan batarlarmýþ. Sonra tanrý, Arteos'un yanýný tuttuðu için, onlarýn bu hareketini tersine çevirmiþ, bugünkü durumuna getirmiþ. GENÇ SOKRATES - Evet, bunu da anlatýrlar.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Kronos'la ilgili bir sürü öykü vardýr. GENÇ SOKRATES - Gerçekten, pek çok vardýr. YABANCI - Eskiden insanlar insandan deðil, topraktan doðarlarmýþ. Bunu da iþittin mi? GENÇ SOKRATES - Bu da eski bir öyküdür. YABANCI - Bütün bu söylenceler, hem de þaþýlacak daha binlercesi, hep bir kaynaktan gelir. Bu öykülerin birçoðu, bu kadar uzun zaman geçince unutulmuþtur; bazýlarý da ayrý ayrý parçalara daðýlmýþtýr. Ama bütün bunlarýn kaynaðýnýn ne olduðunu kimse söylememiþtir. Þimdi, biz söyleyelim. Çünkü bu öykü kralýn ne olduðu sorununu aydýnlatacak. GENÇ SOKRATES - Pek güzel. Umarým, hiçbir þeyi eksik býrakmadan öyküyü tam anlatýrsýn. YABANCI - Dinle öyleyse. Bir zaman Tanrý kendisi evrenin gidiþine yön verir, bu gidiþi yönetir; sonra bir zaman da, belli çaðlar geçip bittikten sonra, evreni kendi gidiþine býrakýr. Yaratýcý, daha baþlangýçta evrene akýl ve can vermiþ olduðu için, evren kendiliðinden geri döner, ters yönde dönmeye baþlar. Geriye dönme eðilimi, evrende doðuþtan, zorunlu olarak vardýr; bunun da nedeni þudur. GENÇ SOKRATES - Nedir? YABANCI - Ancak en tanrýsal þeyler deðiþmeden, olduklarý gibi kalýrlar da ondan. Cisim, bu þeylerden deðildir. Gökyüzü ve evren dediðimiz þeyler, Yaratýcýdan mutlu armaðanlar almýþ olmakla birlikte, gene cisim yaradýlýþýndadýrlar. Bunun için deðiþmenin büsbütün dýþýnda kalamazlar. Ama onlarýn hareketi, olanak derecesinde tektir, bir yerdedir, bir çeþittendir. Bundan ötürü onlar yalnýzca ters yönde dönmek zorundadýrlar, bu da deðiþmenin en az derecesidir. Ancak bütün hareket eden þeylerin yaratýcýsý kendiliðinden hareket edebilir. Bu yaratýcýnýn evreni bir kez bir yönde, bir kez de bir baþka yönde hareket ettirdiðini düþünmek de yersiz olur. Öyleyse, ne evren her zaman kendiliðinden hareket eder demeliyiz, ne tanrý tarafýndan sýrayla iki karþýt yönde hareket ettiriliyor demeliyiz, ne de istekleri biribiriyle çatýþan iki tanrý evreni döndürüyor, demeliyiz. Yalnýzca bir olanak kalýyor ; o da, demin dediðim gibi, bir zaman evreni tanrýsal olan dýþtan bir erk yönetir ; yaratýcý ona taze hayat ve ölmezlik verir; sonra bir zaman da baþý boþ býrakýlýr ki sayýsýz çaðlar boyunca ters yönde hareket eder. Bu ikinci hareketin nedeni, evrenin tam bir denlik halinde ve çok büyük olmasý, hem de en küçük eksen üzerinde dönmesidir. GENÇ SOKRATES - Senin bu evren anlayýþýn akla çok uygun geliyor. YABANCI - Þimdi bir düþünelim; bütün bu insaný þaþýrtan þeylerin nedeni olduðunu söylediðimiz olayýn ne olduðunu bu anlattýklarýmdan çýkarmaya çalýþalým. Bu olay bence þudur. GENÇ SOKRATES - Nedir? YABANCI - Zaman zaman evrenin hareketinin tersine dönmesidir. GENÇ SOKRATES - Bu nasýl bir nedenle olur? YABANCI - Bu yön deðiþtirmeyi, evrenin uðradýðý deðiþmeler içinde en büyüðü, hem de en tamý sayabiliriz. GENÇ SOKRATES - Öyle görünüyor. YABANCI - Herhalde bu deðiþme o sýrada dünyada olan insanlarýn hayatýnda pek büyük deðiþiklikler doðurur. GENÇ SOKRATES - Bu çeþit deðiþmeler olabilir elbette. YABANCI - Biliyorsun ki çok çeþitli, hem de büyük, önemli deðiþmeler birdenbire olursa, hayvanlar çok zor hayatta kalabilir.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Bundan ötürü hayvanlarýn birçoðu yok olur ; bu, insanlarýn yaþamýný da etkiler. Ýnsan ýrkýndan ancak az bir sayý kalýr, bu kalanlar da birçok yeni, önemli olaylarla karþýlaþýrlar; en çok, bir olayla ki bu, þimdi bulunduðumuz devrin tersine dönüldüðü zaman ortaya çýkar. GENÇ SOKRATES - Nedir o? YABANCI - Ýlkin, bütün hayvanlarýn yaþý durakladý, doða yaþlanmaz oldu. Sonra tersine döndü; gençleþmeye, tazeleþmeye baþladý. Yaþlýlarýn ak saçlarý yeniden koyulaþtý; sakallý adamlarýn yüzleri düzgünleþti, eski parlaklýðýný aldý. Tam gençlik çaðýnda olanlarýn bedenleri daha da yumuþadý, küçüldü; gece gündüz durmadan tersine doðru geliþerek hem akýlca, hem bedence yeni doðmuþ çocuklar haline geldiler. Daha sonra eridiler, büsbütün kayboldular. O sýrada deðiþmelerin sarsýntýsýyla ölenlerin bedenleri de çabucak ayný deðiþiklikleri geçirdi. Gözden kayboldu gitti. GENÇ SOKRATES - Ýyi ama yabancý o zamanlar hayvanlar nasýl yaratýlýyordu? Biri ötekinden nasýl doðuyordu? YABANCI - Þüphe yok ki, Sokrates, o zamanlar hayvanlarýn biri ötekinden doðarak çoðalmasý diye bir þey yoktu. Topraktan doðduðu öykülerde anlatýlan ýrk iþte o zamanlar yaþýyordu. Onlar topraktan çýkýyorlardý. Bugün, haksýz yere, deðerden düþüp artýk doðru olduðuna inanýlmayan bu olayý, geçen çaðýn sonuna zamanca en yakýn olan atalarýmýz haber verdiler. Bak öyküde anlatýlanlar birbirini nasýl tutuyor. Yaþlýlýðýn gençliðe dönmesinden sonra toprakta yatan ölülerin yeniden canlanmasý geliyor. Evrenin tersine dönmesiyle birlikte ölenlerin hayatý da geri dönüyor. Daðýlan bedenleri yeniden bir araya geliyor. Mezarlarýndan kalkýyorlar, hayatlarýnýn tersi sýra yaþýyorlar, meðer ki ölülerin bazýlarýný tanrý bir baþka tarafa çekmiþ olsun... Bu geleneðe göre onlar zorunlu olarak topraktan çýkmýþtýr ve ''topraktan doðma insan'' adýný taþýyorlar. Ýþte yukarýdaki masal bunlarý anlatýyor. GENÇ SOKRATES - Bu anlattýklarýn daha öncekilerle birbirini tutuyor. Ama Kronos'un zamanýndaki hayat, evrenin o döneminde mi yoksa þimdiki döneminde miydi ? Güneþle yýldýzlarýn gidiþlerinde ortaya çýkan deðiþiklik her ikisinde de olmuþ olmalý. YABANCI - Sözleri iyi anlamýþsýn. Hayýr, o dediðin çað, insanlarýn kullanmasý için her þeyin kendiliðinden meydana geldiði çað, evrenin bu içinde olduðumuz dönemine deðil, daha önceki dönemine raslar. O zamanlar bütün evrenin gidiþini tanrý düzenlerdi. Evrenin kýsýmlarý, þimdi de bazý yerlerde olduðu gibi, daha küçük tanrýlarýn emrine verilmiþti. Çeþitli türden, çeþitli hayvan sürülerinin çobanlýðýný eden yarý tanrýlar vardý. Bunlar güttükleri varlýklarýn her ihtiyacýný karþýlayabiliyorlardý. Aralarýnda zorbalýk, birbirinin baþýný yemek, savaþ, kavga gibi durumlar olmazdý. Böyle bir durumun doðurduðu iyilikleri söyleyecek olsak, binlerce þey saymak gerekir. Geleneðin dediðine göre, insan, kendiliðinden hayata gelirdi. Bunun da nedeni þuydu : O zamanlar tanrý kendisi insanlarýn çobanýydý, onlarý yönetirdi ; týpký þimdi öbür varlýklara oranla insanýn tanrýsal bir varlýk olduðu, daha aþaðý türden hayvanlarý yönettiði gibi... Tanrýnýn yönetimi altýnda baþka yönetim biçimleri, kadýnlara çocuklara sahip çýkmak diye bir þey yoktu, çünkü bütün insanlar topraktan doðuyor, geçmiþi hiç hatýrlamýyorlardý. Bununla birlikte toprak onlara bol bol ürün veriyordu. Ýnsanlar yetiþtirmeden, aðaçlarda meyveler ve bütün öbür bitkiler kendiliklerinden yetiþiyordu. Ýnsanlar çoðu zaman açýk havada, çýplak yaþýyorlardý; mevsimler gayet yumuþaktý, insanlarýn yataklarý da yoktu; bol yetiþen otlardan oluþan yumuþak yýðýnlar üstünde yatarlardý. Kronos'un zamanýnda insan hayatý iþte böyleydi, Sokrates. Zeus'un yönetiminde olduðu söylenen bugünkü hayatýmýzýn ne olduðunu kendi görgünle biliyorsun. Bu ikisinden hangisinin daha mutlu bir hayat olduðunu söyler misin, söyleyebilir misin? GENÇ SOKRATES - Olanaksýz. YABANCI - Ýster misin, öyleyse, senin yerine ben bir seçim yapayým? GENÇ SOKRATES - Hay hay. YABANCI - Kronos'un yetiþtirmeleri, o sonsuz boþ zamanlarýný ve kendilerinde olan, yalnýzca insanlarla deðil, hayvanlarla da konuþmak yetisini, bütün o fýrsatlarý, felsefeyi gözönünde tutarak kullansalardý ; hem birbirleriyle, hem hayvanlarla konuþarak, özel bir gücü olan her doða parçasýndan bir þeyler öðrenselerdi, o insanlarýn bugünkü

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


insanlardan bin kere daha mutlu olduklarý yargýsýna varmak zor olmazdý. Ya da, onlar sadece týkabasa yiyip içselerdi, þimdi onlarýn anlatmýþ olduðunu sandýðýmýz masallarý birbirlerine ve hayvanlara anlatarak vakit geçirselerdi, bence gene sorumuza yanýt vermek kolay olurdu. Ama o çaðýn bilgi ve tartýþma sevgisini bize iyice anlatacak birini buluncaya kadar, bu konuyu býrakalým, daha iyi olur. Yalnýzca bu mythosu neden eþip ortaya çýkardýðýmýzý söyleyelim ki asýl konuþma konumuzu sürdürelim. Evrenin günü dolunca, yani deðiþme zamaný gelince, bütün o topraktan doðan ýrk öldükten, her bir ruh kendi doðum zincirini tamamlayýp belirli kez topraða ekildikten sonra, evrenin yöneticisi dümeni býraktý, olup bitenleri seyrettiði köþesine çekildi. Evrene gelince, kader ve oluþtan beri var olan eðilim evrenin hareketini tersine çevirdi. En büyük erkin yönetiminde pay alan daha küçük tanrýlar da, olup bitenlerden haberleri olduðu için, kendi yönetimlerindeki bölümleri salýverdiler. Evren birdenbire büyük bir sarsýntýyla geri dönüp, baþtanbaþa ters yönde gitmeye zorlandýðý için her çeþit hayvaný yok eden büyük bir yer sarsýntýsý oldu. Yeterli bir zaman geçtikten sonra kargaþa, karýþýklýk, yer sarsýntýsý sona erdi. Dinginliðe kavuþan evren yeniden duruldu; her zamanki, düzenli gidiþine gene girdi. Hem kendisinin, hem de üstünde yaþayan bütün varlýklarýn yönetimi gene evrenin kendisinde idi ; yaratýcýsý ve babasý olan erkin uyarýlarýna, anýmsadýðý oranda, uygun olarak yönetiyordu. Ýlkin oldukça tam anýmsýyordu, fakat zaman geçtikçe belleði zayýfladý. Bu zayýflamanýn nedeni, evrenin yapýsýnda maddenin bulunmasýydý. Bu, bugünkü düzene eriþmeden önce, karmakarýþýk olan ilk doðada vardý. Evrende iyi olan her þey yaratýcý tanrýdan gelmiþtir, ama daha önceki bir durumdan kötülükler, kusurlar kalmýþtýr ; bunlar ilkin evrene, ondan da hayvanlara geçti. Hayvanlarýn yetiþtirilmesinde evren tanrýdan yardým gördüðü sürece, kötülük az, iyilikse çoktu. Tanrýdan ayrýlýp evren kendi baþýna kalýnca, ilkin her þey oldukça iyi gitti, ama zamanla unutkanlýðý arttý, eski düzensizlik gene patlak verdi, bütün o ilk görkemiyle ortaya çýktý. Böylece iyilikler azaldý, evrene karýþan kötülüklerse çoðaldý. Evrenin ve onda olan her þeyin baþtan baþa yok olmasý tehlikesi belirdi. Bunun üzerine, her þeye düzen veren tanrý, evrenin zor durumunu görerek, evreni altüst eden fýrtýnayla her þeyin çýðrýndan çýkacaðýndan, sonsuz karýþýklýklarla yok olacaðýndan korkarak yeniden dümenin baþýna geçti. Bu geçirilen dönemden ötürü zedelenen, yerinden çýkan parçalarý bir araya topladý, onardý ; evreni ölmez, yok olmaz bir duruma getirdi. Ýþte öykünün hepsi bu; kralýn ne olduðu konusunda bir örnek vermek için ilk kýsmý yeter. Evren bugünkü kuþaklar zincirine döndüðü zaman insanlarýn yaþý gene durdu, sonunda da daha öncekinin tersi bir deðiþme oldu. Hemen hemen ortadan kaybolmuþ olan küçük yaratýklar büyüdü, yeryüzünde yeni doðan çocuklarýn saçlarý aðardý; ölüp yeniden topraða gömüldüler. Evrenin durumuna uygun olarak, ona öykünerek her þey deðiþti. Her þeyin belirmesi, çoðalmasý ve beslenmesi evrenin durumuna uymak zorundaydý, çünkü toprakta hiçbir hayvanýn baþka bir yaratýcý varlýktan doðmasýna izin verilmiyordu. Evrenin geliþmesi nasýl gene kendi buyruðuna býrakýldýysa, benzer bir hareketin basýncýyla, parçalar da kendiliklerinden çoðalmak, büyümek, beslenmek zorunda kalmýþlardý. Konuþmamýzýn gerçekten sonuna geldik. Daha aþaðý sýnýftan hayvanlar konusunda onlarýn deðiþmeden önceki durumlarý ve deðiþmenin nedenleri konusunda söylenecek birçok þey olabilirse de insanlar konusunda söylenecek fazla bir þey yoktur; arta kalan o az kýsým da bizim için daha ilgi çekicidir. Ýnsanlar, onlara bakan tanrýnýn bakýmýndan yoksun olunca, aciz ve savunmasýz kaldýlar. Doðuþtan sert doðalý olan, gittikçe de yabanýllaþan hayvanlar onlarý parçaladý. Ýnsanlar bu ilkçaðlarda beceriden, araç ve gereçten yoksundular. Bir zamanlar kendiliðinden yetiþen yiyecek þeyler artýk yetiþmiyordu; insanlar da o zamana kadar zorda kalmadýklarý için nasýl yetiþtireceklerini bilmiyorlardý. Bütün bu nedenlerden dolayý büyük bir darlýk içindeydiler. Derken tanrýlar eski söylencede anlatýlan armaðanlarý, gerekli olan öðretim ve eðitimle birlikte, insanlara verdiler. Prometheus, ateþi; Hephaistos ile birlikte çalýþtýðý Athene, sanatlarý; öbürleri de tohumlarý ve bitkileri verdiler. Ýnsan hayatýnýn geliþmesine yarayan her þey bunlardan çýktý. Dediðim gibi, tanrýlarýn ilgisi ve yardýmý insanlardan esirgenince, hayatlarýnýn gidiþini kendileri düzenlemek zorunda kaldýlar ; týpký uyduklarý ve öykündükleri evrensel varlýk gibi insanlar da kendi kendilerinin yöneticisi oldular ; o deðiþtiði gibi onlar da durmadan deðiþtiler ; bazen bir biçimde, bazen bir baþka biçimde durmadan yaþadýlar, büyüdüler. Öykünün bu kadarý yeter artýk; deminki konuþmamýzda kralý ve devlet adamýný tanýmlarken ne kadar yanýldýðýmýzý göstermeye yeter. GENÇ SOKRATES - Dediðin bu büyük yanlýþ da nedir? YABANCI - Ýki yanlýþ vardý ; biri daha küçük, öbürüyse çok daha büyük bir yanlýþ. GENÇ SOKRATES - Ne demek istedin? YABANCI - Demek istiyorum ki bugünkü hayat zinciri ve bugünkü kuþaktan olan bir kralla devlet adamý nedir diye sorulurken, biz daha önceki hayat zinciri içinde bulunan bir insan sürüsünün çobanýndan söz ettik. Bir de onun bütün devletin yöneticisi olduðunu hiç açýklamadan ileri sürdük. Oysa gerçeðin hepsi bu kadar deðildi, söylediklerimiz pek anlaþýlýr gibi de deðildi; bununla birlikte söylediðimiz kadarý doðruydu ; bunun için ikinci yanlýþ birincisi kadar yanlýþ olmadý.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Yalnýzca araþtýrmamýzýn hedefi olan gerçek çobana bütün ötekilerin rakip olduðunu göstermek için deðil, fakat bu saný almaya deðer o kimseyi daha açýkça görebilmek için mythos'u iþe karýþtýrdýk. Çünkü, kullandýðýmýz örneðe göre, insanlara bakmak görevi bütün çobanlar içinde yalnýzca ondadýr. GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Tanrý-çobanýn niteliði kralýnkinden de yüksektir, diye düþünmekten kendime alamýyorum, Sokrates. Bugün yeryüzündeki devlet adamlarýnýn kiþiliði uyruklarýnýnkine pek benziyor, krallar da onlar gibi büyütülüp eðitiliyorlar. GENÇ SOKRATES - Gerçekten öyle. YABANCI - Ama gene de onlarý incelemek gerek. Görelim bakalým, tanrý-çoban gibi onlar da uyruklarýnýn üstündeler mi, yoksa onlarla ayný düzeydeler mi? GENÇ SOKRATES - Evet, bir bakalým. YABANCI - Neyse, anýmsar mýsýn?... Tek tek deðil de, sürü halinde hayvanlara kendiliðinden-emretme sanatýndan sözetmiþ ve ona sürü yetiþtirme sanatý demiþtik. GENÇ SOKRATES - Evet, anýmsýyorum. YABANCI - Ýþte onlarda bir yanlýþ yaptýk. Sýnýflandýrmamýzýn içine devlet adamýný hiç koymadýk, onun adýný bile anmadýk. Bizim sýnýflarýmýzda onun bir yeri olmadýðýný fark bile etmedik. GENÇ SOKRATES - Bu nasýl oldu? YABANCI - Bütün öteki çobanlar sürülerini ''yetiþtirirler''; oysa bu, devlet adamý için kullanýlacak uygun terim deðildir; hepsine uygun gelen bir ad bulmalýyýz. GENÇ SOKRATES - Eðer böyle bir kelime varsa... dediðin doðrudur. YABANCI - Niye? Sürülere ''bakmak'' terimi hepsi için kullanýlamaz mý? Çünkü bu terim beslemek ya da herhangi türden bir baþka iþ görmek anlamýna gelmez. Sürülere bakmak, onlarý yönetmek ya da onlarý evirip çevirmek dersek, bir sözcükle hepsini kapsamýþ oluruz. O zaman devlet adamýný, bu konunun gerektirdiði üzere, bütün ötekilerle bir arada sayabiliriz. GENÇ SOKRATES - Çok haklýsýn, ama bölme iþinde bundan sonraki adým hangisidir? YABANCI - Önce sürüleri ''yetiþtirmek'' sanatýný, kara ya da su hayvanlarý sürüleri, kanatlý ya da kanatsýz, karýþýk ya da saftürden, boynuzlu ya da boynuzsuz olmasýna göre ayýrdýðýmýz gibi, sürülere bakmak sanatýný da ayný ayrýmlara göre sýnýflandýrýrýz, böylece tanýmýmýzýn içine bugünün krallýklarý da Kronos'un yönetimi de girmiþ olur. GENÇ SOKRATES - Bunu anlýyorum, ama sonra ne olacak? Onu bilmek isterim. YABANCI - Sözcük, sürülerin beslenmesi ya da yetiþtirilmesi yerine, ''yönetimi'' olsaydý, hiç kimse devlet adamýnda insanlara bakmak iþinin bulunmadýðýný ileri süremezdi. Bununla birlikte, insanlarý beslemek sanatý sözü edilmeye deðer bir sanat olmadýðý, olsa bile, birçok kiþinin, herhangi bir kraldan önce ve daha büyük ölçekte bu sanata sahip çýkacaðý iddiasý, yerinde bir iddiadýr. GENÇ SOKRATES - Çok doðru. YABANCI - Ama insan toplumuna bakmak ve genel olarak insanlarýn üzerinde egemenlik kurmak konusunda krallýk bilgisinin önüne hiçbir bilgi geçemez, daha büyük bir hak iddia edemez.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Gerçekten öyle. YABANCI - Ýkincisi, incelememizin sonunda büyük bir yanlýþ yaptýðýmýzý da kabul etmeliyiz, Sokrates. GENÇ SOKRATES - O da nedir? YABANCI - Ýki ayaklýlarý beslemek ya da yetiþtirmek diye bir sanatýn varlýðýndan pek emin olsak bile, sanki artýk bu hususta söylenecek daha fazla bir þey yokmuþ gibi, buna krallýk ya da siyaset sanatý demek için bir neden görmüyorum. GENÇ SOKRATES - Böyle bir þey yok. YABANCI - Demin de dediðimiz gibi, ilk görevimiz, ''beslemek''ten çok ''bakmak'' anlamýný verecek bir biçimde adýný deðiþtirmektir. Sonra da bölmeye baþlamaktýr; çünkü hâlâ yapýlacak oldukça çok sayýda bölme bulunabilir. GENÇ SOKRATES - Bunu nasýl yapacaðýz? YABANCI - Ýlkin tanrý-çobaný, insan yönetici ya da bakýcýdan ayýrýrýz. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Ýnsana verilen yönetme sanatý da yeniden kýsýmlara bölünmelidir. GENÇ SOKRATES - Hangi ilkeye göre? YABANCI - Gönüllü ve zorla olmak ilkesine göre. GENÇ SOKRATES - Neden? YABANCI - Çünkü, yanýlmýyorsam burada bir yanlýþ yaptýk. Saflýkta, kral ile tyrannos'u bir araya koyduk, oysa hükümet biçimleri gibi kendileri de birbirlerinden bütün bütüne ayrýdýrlar. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Öyleyse, dediðim gibi, bu yanlýþý düzeltelim ve insanlara bakmayý gönüllü ve zorla olmak ilkesine göre ikiye bölelim. GENÇ SOKRATES - Olur. YABANCI - Sert hükümdarlarýn yönetimine "tyrannos"luk, yönetmeye istekli iki ayaklýlarýn gönüllü yönetimine de siyaset dersek, kendisinde bu ikinci türden yönetim sanatý olan bir kimsenin gerçek kral ve devlet adamý olduðunu ileri süremez miyiz ? GENÇ SOKRATES - Öyle sanýyorum ki Yabancý, artýk devlet adamý konusunu tamamlamýþ olduk. YABANCI - Keþke olsaydýk Sokrates; ama bu iþte senin kadar kendimi de tatmin etmeliyim. Bence kralýn betimlenmesi henüz tamamlanmýþ deðildir. Eserlerinin bazý bölümlerini aceleyle abartýlý bir biçimde iþleyen, sonra da o bölümleri düzeltmek için zaman yitiren heykeltýraþlar gibi biz de biraz acelemiz yüzünden, biraz da önceki yanlýþýmýzý açýða vurmakta gösterdiðimiz yüce istekten dolayý, hem de kralla ilgili parlak örnekler kullanýlmasý gerektiðini sandýðýmýz için, harika denecek büyük bir masal parçasýný ele aldýk, gerektiðinden daha fazlasýný da kullanmak zorunda kaldýk. Bu konuþmamýzýn açýlmasýna neden oldu ama gene de hikâyeyi bir türlü sonuna getiremedik. Tartýþmamýz yaþayan bir varlýðýn bir resmine benzetilebilir, öyle bir resim ki kenar çizgileri oldukça iyi çizilmiþ, ama renklerin uyumlu karýþmasýyla oluþan canlýlýða henüz kavuþmamýþ. Akýllý kimseler canlý bir varlýðýn dil ve sözle çizilerek anlatýlmasýný, boya ya da herhangi bir sanat eseriyle gösterilmesine yeð tutarlar; akýlla izleyemeyen kimselere ise sanat eseri daha uygun gelir. file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Çok doðru ama bir türlü ortadan kaldýramadýðýmýz þu kusur ya da eksiklik nerededir? Bana da bildirmeni isterim. YABANCI - Aziz dostum, yüksek düþünceler örnek (1) kullanýlmadan hoþnut edici bir biçimde anlatýlamazlar. Herkes her þeyi düþte gibi biliyor, uyanýnca aklýnda hiçbir bilgi kalmýyor. GENÇ SOKRATES - Ne demek istediðini anlayamadým? YABANCI - Korkarým ki bilgi deneyimimiz konusunda ortaya bir soru atmakla yanlýþ yaptým. GENÇ SOKRATES - Neden? YABANCI - Çünkü kullandýðým örnek bir baþka örneðin yardýmýný gerektiriyor. GENÇ SOKRATES - Peki söyle, benden çekinme. YABANCI - Mademki dinlemeye hazýrsýn, söyleyeceðim. Biliyoruz ki, çocuklar, yazýya ilk baþladýklarý zaman... GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - En kýsa ve en kolay hecelerde her harfi oldukça iyi tanýr ve onlarý doðru olarak gösterebilirler. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Ama, baþka hecelerde, onlarý tanýmaz, yanýlýr ve yanlýþ söylerler. GENÇ SOKRATES - Kesinlikle. YABANCI - O halde onlara, henüz bilmediklerini öðretmek için en kolay, en þaþmaz yol, benim göstereceðim yol deðil midir? GENÇ SOKRATES - Hangi yol!? YABANCI - Ýlkin onlara her harfi doðru olarak tanýdýklarý kümeleri göstermek; bunu yaptýktan sonra henüz bilmedikleri kümeleri göstermek; daha sonra da her iki kümeyi birbiriyle karþýlaþtýrarak, harflerin her iki kümede de ayný biçim ve yapýlýþta olduðunu göstermek; onlarý yanýltan kümelerin yanýnda, harfleri tanýdýklarý kümeleri göstere göstere, koþut olarak gösterilenler gözlerinde birer örnek oluncaya kadar bunu sürdürmek. Böylece onlar, bu örnekler yardýmýyla hangi harf için olursa olsun, hangi hecede bulunursa bulunsun, baþka olaný baþkalarýndan baþka olarak, ayný olaný da hep ayný ve deðiþmez bir biçimde heceleyeceklerdir. GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - O halde þimdi daha iyi anladýk; bir örneði oluþturan þey, yeni ve ayrý bir kümede, ayný olarak bulunan bir öðenin her iki kümede doðru olarak tanýnmasý ve her iki kümede bulunmasýnýn, onlarýn bir tek doðru kavramda toplanmasýný olanaklý kýlmasýdýr. GENÇ SOKRATES - Öyle görünüyor. YABANCI - O halde, bazen bileþiklerin öðeleri konusunda gerçeði bulan, bazen de baþka bileþiklerin bütün öðeleri üzerine yargýlarýnda sapýtan ve kümelerin þu ya da bu öðeleri üzerine, arada bir doðru kanýya varabilen; fakat ayný öðeler gerçeðin çapraþýk ve güç heceleri içine konulduðu zaman onlarý tanýyamayan ruhumuzun, bütün þeylerin öðelerinde ayný þaþkýnlýk ve yanýlmalara sapmasýna hayret edecek miyiz? GENÇ SOKRATES - Niye hayret edelim? YABANCI - Öyleyse, dostum, bir kez yanlýþ kanýdan hareket edince, en ufak da olsa, bir gerçek parçasýna ulaþmak, böylece de bilgi edinmek olanaðý var mýdýr? file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Artýk yoktur. YABANCI - O halde seninle ben, özel ve küçük bir örnekten genel olarak örneklerin ne olduðunu görmeyi denedikten sonra, þimdi küçük konular üzerinde denenen, ayný yöntemi daha önemli olan krallýk konusuna uygularsak ; böylece de yeniden, örneðin yardýmýyla devlet iþlerine doðru dürüst bakmanýn ne olduðunu tanýmaya, dolayýsýyla düþten uyanýklýða geçmeye çabalarsak, kuþkusuz fena etmeyiz, deðil mi? GENÇ SOKRATES - Tamamýyla doðru. YABANCI - O halde gene biraz önce söylediðimize dönelim: Krallýk türünün elinden devlet yönetimini almak için binbir rakip çarpýþýyor demiþtik, þimdi onu ötekilerden ayýrmak için hepsini uzaklaþtýrmak gerek; asýl bu iþi baþarmak için bir örneðe gereksinmemiz olduðunu söylemiþtik. GENÇ SOKRATES - Ayýrmak gerek, kuþkusuz. YABANCI - Devlet sanatýnýn gördüðü iþ türünden bir iþ gören ve onunla karþýlaþtýrýnca küçüklüðüne karþýn bize aradýðýmýzý buldurabilecek olan hangi sanatý örnek olarak alabiliriz? Ýster misin Sokrates, elimizde bir þey bulunmadýðýna göre daha iyisini buluncaya kadar Zeus'un izniyle, dokumacýlýðý ele alalým? Sonra beni dinlersen bütün dokumacýlýðý da almayalým; çünkü belki yün dokumasý yetecektir; seçtiðimiz bölüm, belki tek baþýna bize aradýðýmýzý gösterecektir. GENÇ SOKRATES - Neden göstermesin? YABANCI - Evet, mademki bundan önce her konuyu bölümlere, sonra bölümleri de gene bölümlere ayýrdýk, o halde niçin þimdi ayný þeyi dokumacýlýkta da yapmayalým? Þimdiki araþtýrmamýzda iþimize yarayana bir an önce gelmek için neden bu sanatý da en kýsa yoldan incelemeyelim? GENÇ SOKRATES - Doðrusu anlamadým. YABANCI - Ben anlattýkça, yanýtýný alacaksýn. GENÇ SOKRATES - Pekâlâ. YABANCI - O halde, yaptýðýmýz ya da kazandýðýmýz her þey ya bir iþe yarar, ya da bizi bir dertten korur. Koruyucular ya tanrýlýk ya da insanlýk, panzehirler ya da savunma araçlarýdýr. Savunma araçlarýndan bazýlarý savaþ zýrhlarý, bazýlarý ise sýðýnaklardýr. Sýðýnaklar da ya güneþe karþý bezler, yahut da soðuk ya da sýcaða karþý korumalardýr. Korumalar da ya tavanlardýr, yahut da kumaþlar. Kumaþlar da ya alta konan halýlar, yahut da örtülerdir. Örtüler de ya bir tek parçadan, yahut da birçok parçadan yapýlmýþtýr. Birçok parçadan yapýlanlardan bazýlarý dikiþli, bazýlarý dikiþsiz olarak birleþmiþtir. Dikiþsizler ya bitkilerin verdiði iplerden ya da kýldan yapýlmýþtýr. Kýldan yapýlmýþ olanlardan bazýlarý su ve toprakla yapýþtýrýlýr. Bazýlarý da yabancý maddesiz baðlanýr. Birbirine baðlý parçalardan bireþik olan bu örtü ve kumaþlara biz giysi adýný veririz. Özel olarak giysilerle uðraþan sanata gelince, biraz önce devlete bakan sanata siyaset dediðimiz gibi bu yeni sanata, konusuna göre terzilik sanatý diyeceðiz. Bundan baþka dokumacýlýðýn en önemli bölümü giysi dikmeye yaradýðýna göre biraz önce söylediðimize göre krallýk sanatý siyaset sanatýndan ancak adýyla ayrýldýðý gibi dokumacýlýk da terzilik sanatýndan ancak adýyla ayrýlýr. GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - Þimdi elbise dokuma sanatýndan bu þekilde söz ederken, onu yeter derecede tanýmlayýp tanýmlamadýðýmýzý görelim, fakat akrabasý olan birçok sanattan ayrýlmýþ olmasýna karþýn, henüz yardýmcýlarý olan komþu sanatlardan ayýrt edilmediðini görmemek için de kör olmalý. GENÇ SOKRATES - Kimdir bu akrabalar, söyler misin? YABANCI - Görüyorum ki söylediðimi dinlemedin. Demek gerisin geriye dönmek ve baþýndan baþlamak gerekiyor. Çünkü akrabalýðýn ne olduðunu iyi kavramýyorsun; biraz önce duvara konanla tabana konaný ayýrarak,

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


halý yapmayý bir yana býraktýðýmýz zaman, dokuma sanatýndan akrabasý bir sanatý ayýrdýk. GENÇ SOKRATES - Anladým. YABANCI - Ayný þekilde ketenden, kendirden ve benzetmeyle bitki ipi dediðimiz bütün þeylerden yapýlan elbiselerin yapýlmasýný da bir yana býraktýk. Sonra keçe yapma sanatýyla en tanýnmýþ bölümü kunduracýlýk olan, delerek ve dikerek birleþtirmek sanatýný da ayýrdýk. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Sonra bir tek parçadan yapýlmýþ kumaþlarý hazýrlayan kürkçülüðü ; ister evlerin yapýsý ya da herhangi bir yapý için olsun, ister akan sularý örtmek için baþka sanatlarda olsun tavanlar yapmayý; bütün bunlarý bir yana býraktýk. Bunlarla birlikte, bizi hýrsýzlýklarla saldýrýlara karþý korumak için örtme araçlarý saðlayan bütün sanatlarý; kapak yapan, kapý takan ve marangozluk sanatýnýn özel bölümleri olan sanatlarý da býraktýk. Savunma araçlarýný hazýrlayan büyük ve çapraþýk bir sanatýn bölümü olan silah yapýmýný da ayýrdýk. Ayný þekilde, konusu panzehirler olan bütün büyü sanatýný da dýþarda býrakýp ancak sanýrým, aradýðýmýz sanatý alýkoyduk; yünden, koruma araçlarý yaparak bizi soðuða sýcaða karþý koruyan ve dokuma sanatý adýný alan sanatý. GENÇ SOKRATES - Öyle sanýyorum. YABANCI - Bununla birlikte evladým, daha sonuna varmadýk; çünkü giysi hazýrlama iþinin en baþýnda yer alan, kumaþ dokumaktan baþka bir þey yapýyor gibidir. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Dokumak, aslýnda örmektir. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Fakat burada ilk iþ toplu ve bir arada sýkýþmýþ olaný ayýrmaktýr. GENÇ SOKRATES - Ne demek istedin? YABANCI - Tarama sanatýnýn yaptýðý iþi. Ya da taramaya dokuma demeye mi kalkacaðýz? GENÇ SOKRATES - Asla. YABANCI - Arýþ ile algacý hazýrlamak da ayný deðil midir? Buna dokuma demek geleneklere ve gerçeðe karþý gelmek olmaz mý? GENÇ SOKRATES - Þüphesiz YABANCI - Genel olarak basma sanatýyla dikme sanatýnýn da giysiyle hiçbir ilgisi olmadýðýný söyleyecek miyiz, yoksa bunlarýn da ötekiler kadar dokuma sanatý olduðunu kabul edecek miyiz? GENÇ SOKRATES - Asla. YABANCI - Bununla birlikte, bütün bu sanatlar giysiye bakmak, giysi yapmak iþinde dokuma sanatýyla yarýþacaklardýr, büyük payý ona vermekle birlikte kendileri de bir pay isteyeceklerdir. GENÇ SOKRATES - Kesinlikle. YABANCI - Onlardan sonra, dokumacýlýðýn kullandýðý araçlarý yapan sanatlar da hiç deðilse, her dokunan kumaþýn yardýmcý nedenleri olduklarýný söyleyeceklerdir sanýrým. GENÇ SOKRATES - Pek doðru.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Dokumacýlýðýn, seçtiðimiz dokumacýlýk bölümünün tanýmý, yün giysilerle uðraþan bütün sanatlar arasýnda en güzel, en önemli yeri hemen ona verince, yeter derecede belirtilmiþ olacak mýdýr? Ya da söylediðimiz doðru olmakla birlikte bütün rakiplerini bir yana atmadýkça karanlýk ve eksik kalmayacak mýdýr? GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Tartýþmamýzýn sonuna götüren bir yoldan gitmek istiyorsak þimdi bunu yapmamýz gerekmez mi? GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Öyleyse ilkin, oluþturulan her þeyin iki sanatýn iþi olduðunu göz önüne alalým. GENÇ SOKRATES - Hangi sanatlar? YABANCI - Biri oluþturmanýn yalnýzca yardýmcý nedeni, öteki asýl nedeni. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Yapýlan þeyi kendileri yapmadýðý halde, onlarsýz kendi iþini görmesine olanak olmayan araçlarýn vericisi bütün sanatlar ancak yardýmcý nedenlerdir, asýl þeyi yapanlar ise asýl nedenlerdir. GENÇ SOKRATES - Bu bölme doðru. YABANCI - Sonra iðler, mekikler gibi giysi yapmada yardýmcý baþka bütün araçlarý veren sanatlarýn hepsine yardýmcý adýný vereceðiz, doðrudan doðruya giysi yapmakla uðraþanlara da nedenler diyeceðiz. GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - Bu sonuncular arasýndan yýkama, dikme iþleriyle giysiyle ilgili bütün iþlere geniþ ölçüde hazýrlýk sanatýnýn bir bölümü gözüyle bakmak, hepsini basma sanatý adý altýnda toplamak çok doðaldýr. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Öte yandan da tarama sanatý dokuma sanatý ve asýl giysinin yapýlmasýyla ilgili bütün iþler, herkesçe belli bir tek sanatý oluþtururlar, o da yün iþleme sanatýdýr. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Tarama iþi, mekiðin yaptýðý iþin yarýsýdýr. Amacý karýþaný ayýrmak olan bütün iþler, bütün bunlarýn topu, yün iþlemeye aitti. Sonra biz daima her þeyde iki büyük sanat ayýrt ettik: toplama sanatý ile ayýrma sanatý. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Ayýrma sanatýna, taramada sözünü ettiðimiz bütün iþler girer, çünkü yün ya da ipleri ayýran, þurada mekikle, orada elle yapýlan iþ, söylediðimiz bütün adlarý alýr. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Þimdi, toplama sanatýnda, gene yün sanatýna ait bir bölüm alalým; orada bulduðumuz ayýrma sanatýnýn bölümlerine gelince, hepsini bir yana býrakalým. Böylece, yünü iþlemeyi de iki bölüme ayýralým; ayýran bölüm, toplayan bölüm. GENÇ SOKRATES - Peki bölelim. YABANCI - Yün iþlemeye giren bu toplama bölümünü de, dokumacýlýk sanatýný kavramak istiyorsak, bölmek gerekir Sokrates.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Evet bölmek gerekir. YABANCI - Þüphesiz, bölmeliyiz. Ýþinin de ya burmak yahut çaprazlamak olduðunu söylemeliyiz. GENÇ SOKRATES - Ýyi anlamadým. Sandýðýma göre burmadan söz ederken eriþin ipliðinin iþlenmesini düþünüyorsun. YABANCI - Yalnýz eriþin ipliðinden deðil, argaçýn ipliðinden de söz ediyorum. Yoksa sonuncuyu, burmadan elde etmek için bir araç var mýdýr? GENÇ SOKRATES - Hayýr. YABANCI - Öyleyse bu iþlerin her birini inceden inceye çöz. Belki böyle bir çözümleme aradýðýn yardýmý saðlayacaktýr. GENÇ SOKRATES - Nasýl yapmalý ? YABANCI - Þöyle: Tarama ile elde edilen þeyler arasýnda uzunluk ve enliliði olan biri vardýr ki ona kaba iplik diyoruz. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Ýþte, iðle büküldüðü ve saðlam bir iplik yapýldýðý zaman onun eriþin ipliði olduðunu söyleyeceksin. Bu iþi gören sanata da eriþi yapan sanat diyeceksin. GENÇ SOKRATES - Peki. YABANCI - Ama, ancak gevþek birer iplik oluþturan ve birbiri içine girmek için hazýrlamada da gerilmelere dayanabilmek için gereken yumuþaklýða sahip bütün parçalar, diyelim ki argaçýn iplikleridir, bunlarýn düzenlenmesini saðlayan sanat da argaç sanatýdýr. GENÇ SOKRATES - Peki. YABANCI - Ýþte böylece dokumacýlýðýn bizi ilgilendiren bölümü tamamýyla aydýnlandý. Gerçekten yünü iþlemeye bölüm olarak giren toplama iþi bir kumaþ oluþturacak þekilde arýþla argaçý birleþtirdiði zaman kumaþýn topuna yün giysi adýný veriyor, onu oluþturan sanata da dokumacýlýk sanatý diyoruz. GENÇ SOKRATES - Pekâlâ. YABANCI - Peki öyleyse, neden dokumacýlýk arýþla argaçý çaprazlamak sanatýdýr diye derhal yanýtlamadýk ? Niye böyle bir daire içinde döndük ve bir sürü gereksiz ayýrmalar yaptýk? GENÇ SOKRATES - Bana kalýrsa yabancý, sen gereksiz bir þey söylemedin. YABANCI - Buna þaþmýyorum; ama dostum, baþkalarý gereksiz bulabilirdi. Onlarýnkine benzer bir hastalýk daha sonra seni de yakalasa hiç de garip olmazdý. Dinle, bütün bu tür sorunlarda yerinde olan düþünceler þunlardýr. GENÇ SOKRATES - Anlat. YABANCI - Ýlkin genel olarak aþýrýyla eksiði inceleyelim; böylece bizimkiler gibi konuþmalarda çok uzun ya da çok kýsa söylenen þeyleri zamanýnda övmek ya da yermek için bir kural elde edeceðiz. GENÇ SOKRATES - Öyleyse inceleyelim. YABANCI - Ýleri sürdüðüm düþünceleri asýl bu þeylere uygulamak doðru olur sanýrým. GENÇ SOKRATES - Hangi þeylere? file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Uzunluða, kýsalýða, fazla ya da eksik olan her þeye; çünkü ölçü sanatý bütün bunlara uygulanýr sanýyorum. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Öyleyse bu sanatý da iki bölüme ayýralým; böyle bir bölme, güttüðümüz amaç içinde zorunludur. GENÇ SOKRATES - Bu bölme neye dayanýyor, söyler misin? YABANCI - Þuna: Bir yandan büyüklükle küçüklüðün biribiriyle iliþkisi, öte yandan da, oluþun (ya da varlýðýn) esaslý zorunluluklarý. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Baþka bir iliþkiye göre deðil de, ancak küçükle kýyaslayýnca büyüðe büyük, büyükle kýyaslayýnca da küçüðe küçük dememiz doðal deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet, þüphesiz. YABANCI - Ama insanlar arasýnda sözde olsun, iþte olsun iyilerle kötülerin ayrýlýðýný gerçekten en iyi gösteren þey, doðru ölçüyü aþan þey, yahut da ondan aþaðýya düþen þey deðil midir? GENÇ SOKRATES - Öyle. YABANCI - Öyleyse, büyükle küçüðün iki türlü varlýðý, iki türlü ölçüsü vardýr: Öyle ya, biraz önce yaptýðýmýz gibi, yalnýz karþýlýklý iliþkileri söylemekle kalmayýp, daha çok þimdi yaptýðýmýz gibi, bir yandan birbirleriyle, öte yandan da doðru ölçüyle olan iliþkilerini ayýrmalýyýz. GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Büyüðün özü ancak küçüðün özüyle iliþkili olur da hiçbir þeyle iliþkili olmazsa o zaman onun doðru ölçüyle hiçbir iliþkisi olmaz, deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Böyle bir görüþ bizi sanatlarla, yarattýklarý eserleri yok etmeye götürmez mi? Üstelik de araþtýrmamýzýn konusu olan devlet bilgisiyle gözden geçirdiðimiz dokumacýlýðý ortadan kaldýrmaz mý? Çünkü bütün bu sanatlar için doðru ölçünün altýnda ya da üstünde kalan þey, var olmayan bir þey deðildir, ama can sýkýcý bir þeydir. Sanatlar onu yarattýklarý eserlerden uzaklaþtýrmak isterler. Böylece ölçüyü koruyarak eserlerini iyi ve güzel kýlarlar. GENÇ SOKRATES - Bu belli. YABANCI - Ama devlet sanatýný ortadan kaldýrýrsak, krallýk bilimi üzerine araþtýrmamýz çýkmaz bir yola girmez mi? GENÇ SOKRATES - Ona kuþku yok. YABANCI - O halde, nasýl bundan önce, Bilgicide (Sofist) yokluðu zorla var kýldýksa, -çünkü yokluðun varlýðý, düþünüþümüzün biricik sýðýnaðýydý- þimdi de, çok azý yalnýzca kendi aralarýnda deðil, oluþturulmasý gereken doðru ölçüyle de ölçülür kýlmak zorundayýz. Çünkü bu noktada anlaþmadýkça, devlet adamýnýn varlýðýný itiraz dýþý býrakmak olanaksýzdýr. GENÇ SOKRATES - Öyleyse önce yaptýðýmýzý burada da elimizden geldiði kadar yapmaya çalýþalým. YABANCI - Ama bu, Sokrates, ötekinden daha büyük bir iþ. Ötekinin ne kadar vaktimizi aldýðýný henüz unutmadýk. Ama bu sorun üzerinde þimdiden þunu doðru olarak söyleyebiliriz. file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Neyi? YABANCI - Yukarýda söylediðimiz doðru ölçü ilkesine bir gün salt doðruluðun ne olduðunu kanýtlamak için muhtaç olacaðýz. Bana öyle geliyor ki þimdi uðraþtýðýmýz sorunda, bir yandan sanatlarýn gerçek þeyler olduðunu, öte yandan da büyükle küçüðün yalnýzca birbirlerine oranla deðil, doðru ölçünün oluþmasýna oranla da var olduðunu ileri süren düþünce ve ona dayanan kanýtlama hem doðrudur, hem de bu kanýtlama yeter. Çünkü doðru ölçü varsa sanatlar da vardýr; ama ikisinden biri yoksa, hiçbiri yoktur. GENÇ SOKRATES - Doðru, ama sonra? YABANCI - Ölçü sanatýný, dediðimiz gibi bölmek için, þüphesiz onu aþaðýdaki bölümlere ayýrmamýz gerekirdi: Bir yana sayýnýn, uzunluðun, enliliðin, derinliðin, kalýnlýklarýn kendi karþýtlarýyla ölçüldüðü sanatlarý, öte yana doðru ölçüye, uyguna, yerindeye, gerekliye, en ileriye, en gerinin tam ortasýnda bulunan doðru ölçüye göre olan sanatlarý korduk. GENÇ SOKRATES - Ýþte þüphesiz iki geniþ bölüm; hem de biribirinden çok farklý. YABANCI - Gerçekten Sokrates, aklý baþýnda birçok kimsenin, derin bir gerçek gibi yinelemekten hoþlandýklarý þu "ölçü sanatý var olan her þeye uygulanýr" sözü yok mu, iþte þimdi biz de onu söylemek üzereyiz. Doðrusu, bütün sanat eserlerinin, herhangi bir biçimde, ölçüde payý vardýr. Ama insanlar nesneleri incelemek için türlere ayýrmaya alýþkýn deðildir; bunun için, bu türlü ölçüler ne kadar farklý olurlarsa olsunlar onlarýn benzediklerine hükmederek ayný olduklarýný söylerler; bölümlerine ayýrmadýklarý baþka þeylerde de tam tersini yaparlar. Oysa doðrusu, birtakým þeyler arasýnda bir ortaklýk görünce bu ortaklýk içinde türleri oluþturan bütün ayrýmlarý ayýrt etmedikçe bu þeyleri elden býrakmamak gerektiði gibi ; bir çoklukta bir sürü benzemezlikler görünce de, saklý bulunan bütün akrabalýk çizgilerini biricik bir benzerlik içine kapatýp bir türün özünde toplamadan önce, ondan yüz çevirmemek ve vazgeçmemek gereklidir. Fakat eksiklikler üzerine de, fazlalýklar üzerine de bu kadarý yeter. Yalnýzca burada iki türlü ölçü sanatý bulduðumuzu bilelim ve bunlarýn neden ibaret olduklarýný söylediðimizi anýmsayalým. GENÇ SOKRATES - Anýmsayalým. YABANCI - Sözümüzü bitirdikten sonra yalnýzca þimdiki sorunla deðil, genel olarak bu türlü tartýþmalarla ilgili baþka bir konuþmaya geçelim. GENÇ SOKRATES - Hangi konuþmaya? YABANCI - Diyelim ki bize þu soruluyor: Okuma öðrenen birine filan ya da falan sözcüðün hangi harflerden oluþtuðu sorulduðu zaman, bu araþtýrma ona, sýrf bu ayrý sorunu çözsün diye mi, yoksa karþýlaþacaðý dilbilgisi sorunlarýný çözme gücünü kazanmasý için mi yaptýrýlýr, ne dersin? GENÇ SOKRATES - Karþýlaþacaðý bütün sorunlarý çözebilmesi için yaptýrýlýr kuþkusuz. YABANCI - O halde, devlet adamý üzerine araþtýrmamýz için ne diyeceðiz? Araþtýrmayý, sýrf ona olan ilgimizden ötürü mü, yoksa karþýlaþacaðý her türlü konu üzerinde en iyi dialektikçi olmasý için mi yapýyoruz dersin? GENÇ SOKRATES - Bunun için olduðu apaçýk. YABANCI - Doðrusu, aklý baþýnda bir kimse, sýrf dokumacýlýk aþkýyla dokumacýlýðýn tanýmýný aramaya kalkmaz. Ama öyle sanýrým ki herkesin bilmediði bir þey vardýr, o da þudur: Bazý varlýklarýn duyulara çarpan ve kolayca görülen doðal benzerlikleri vardýr, bu varlýklardan birinin açýklanmasýný isteyenlere, -uzun uzun nedenlere kadar gitmeden, iþi kolayca halletmek istersek- bu benzerlikleri göstermek hiç de güç olmayacaktýr. Ama en büyük, en deðerli varlýklara gelince; onlar üzerinde insanlara açýk bir düþünce ya da açýk bir sezgi vermek için sizi sorguya çeken ruhu doyurabilecek, ruhun merakýný doyurmak için þu ya da bu duyuya baðlanabilecek hayaller yoktur. Bunun için, her þeyin nedenini göstermeyi de, anlamayý da öðrenmeye çalýþmalý. Çünkü varlýklarýn en büyüðü, en güzeli olan cisimsiz varlýklarý bize ancak akýl açýkça gösterebilir. Baþka hiçbir þey gösteremez. Þu anda söylediklerimizin hepsi bu varlýklar üzerinedir. Fakat konu ne olursa olsun, küçük örnekler üzerine

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


çalýþmaktan daha kolaydýr. GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - Öyleyse bu konu üzerine ne için bu kadar uzun konuþtuðumuzu aklýmýzdan çýkarmayalým. GENÇ SOKRATES - Niçin? YABANCI - Dokumacýlýk, evrenin gerisin geriye hareketi, bilgici, dolayýsýyla da yokluðun varlýðý üzerine uzun tartýþma canýmýzý sýktýðý için. Öyle ya, uzun olduklarýný hissediyorduk, hepsi konusunda da yalnýzca fazla deðil, gereksiz olacaklarý korkusuyla, kendi kendimize çýkýþýyorduk. Bundan böyle bu türlü sýkýntýlardan kurtulmak için ikimiz de bu noktalara iþaret ettik, bunu bil. GENÇ SOKRATES - Anlaþýldý. Sen yalnýzca devam et. YABANCI - O halde, sen de ben de, þimdi söyleneni anýmsayarak hangi konu üzerinde olursa olsun konuþmalarýmýzýn kýsalýk ya da uzunluðunu, asla geniþliklerine göre deðil, ölçü sanatýnýn, daha yukarýda gözden kaçýrmamak gerektiðini söylediðimiz bölümüne uygunluðuna göre yermeli ya da övmeliyiz. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Ama her þeyi bu kurala uydurmak da gerekmez. Çünkü gereksiz ve anlamsýz uzunluk bir yana býrakýlýrsa, sözlerimizin uzunluðunu, beðenilmek isteðine uydurmaya hiç de gereksinimimiz yoktur; verilen bir sorunun çözümünü en kolay, en çabuk bulmak yoluna gelince; akýl onu birinci sýraya deðil, ikinci sýraya koymayý ve türlere ayýrmayý öðreten yönteme daha fazla, hepsinden üst deðer vermeyi buyuruyor; sonra çok uzun bir söz dinleyenin kafasýný daha çok çalýþtýrýyorsa, uzunluðu nedeniyle sabýrsýzlanmadan sonuna kadar devam etmeyi emrediyor; bizimkiler gibi konuþmalarda sözün uzayýp gitmesini beðenmeyen ve konunun çevresinde dolaþmamýzý doðru bulmayan bir adam karþýsýnda da sabýrsýzlanmamalý; tartýþmanýn uzunluðunu eleþtirdikten sonra çabucak ve hemen gitmesine izin vermemeli; bu eleþtiriyi yapanýn, kýsa sözün dinleyenleri dialektiðe daha yetili kýlacaðýný, gerçeði düþünceyle kanýtlamada daha usta bir hale sokacaðýný göstermesi gerekir. Baþka nokta üzerine yapýlabilecek eleþtiri ya da övgülere gelince, bunlara hiç aldýrmamalý; dahasý onlarý dinliyor bile görünmemeli. Zaten sen de benim gibi düþünüyorsan bunun üzerine konuþmanýn bu kadarý yeter. Þimdi dokumacýlýk örneðimizi uygulamak için devlet adamýna dönelim. GENÇ SOKRATES - Hakkýn var, dediðin gibi yapalým. YABANCI - Kralý, benzeri bütün sanatlardan, ayrýca da sürülerle uðraþanlardan ayýrmýþtýk. Þimdi, devletin kendi içinde yardýmcý sanatlarla yetiþtirici sanatlar kalýyor; ilkin onlarý birbirlerinden ayýrmamýz gerekiyor. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Onlarý ikiye bölmenin güç olduðunu biliyor musun? Niçin güçtür; Ýlerledikçe daha iyi göreceðiz. GENÇ SOKRATES - Peki, ilerleyelim. YABANCI - Mademki ikiþer ikiþer bölemiyoruz, kurbanlarý böler gibi yanyana bölelim, çünkü elden geldiði kadar ikiye yakýn bir sayýda bölmek gerekiyor. GENÇ SOKRATES - Peki, burada nasýl davranacaðýz? YABANCI - Biraz önceki gibi. Biliyorsun, dokumacýlýða araç saðlayan bütün sanatlarý yardýmcý sanatlar sýrasýna koymuþtuk. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Þimdi de ayný þeyi yapacaðýz, ama daha geniþ olarak; kentte ufak ya da büyük bir araç yapan bütün sanatlar yardýmcý sanatlar sýrasýna konmalýdýr; çünkü, onlarsýz ne devlet, ne de devlet adamý olur, fakat krallýk

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


sanatýnýn iþlerinde hiçbir paylarý olmadýðýný da söyleyebiliriz. GENÇ SOKRATES - Evet, yoktur. YABANCI - Doðrusu, bu türü ötekilerden ayýrmaya kalkmak güç bir iþtir; çünkü þunun ya da bunun aracý olduðu söylenmeyecek hiçbir þey yoktur, denilebilir. Bu hiç de yabana atýlýr bir düþünce deðildir. Bununla birlikte, devlette bulunan þeyler arasýnda, ayrý özden bazýlarý vardýr ki üzerine söyleyecek sözüm var. GENÇ SOKRATES - Ne dedin? YABANCI - Ötekinden baþka özellikleri vardýr; çünkü bunlar, araç gibi, yetiþtirmek için deðil, yetiþtirileni korumak için yapýlmýþtýr. GENÇ SOKRATES - Nelerdir onlar? YABANCI - Ateþte ya da ateþsiz hazýrlanan kuru ya da yaþ maddeleri koymak için yapýlan, yalnýzca ''vazo'' adýný verdiðimiz þeyler türüdür bu; kuþkusuz pek zengin bir tür. Bildiðime göre de aradýðýmýz bilimle hiçbir ilgisi yoktur. GENÇ SOKRATES - Ona kuþku yok. YABANCI - Þimdi de ötekilerden büsbütün ayrý üçüncü bir nesne türünü gözden geçirelim: Karada ya da denizde, gezgin ya da duraðan, deðerli ya da deðersiz olsun bir tek adý vardýr. Çünkü dayanak olmak için yapýlmýþtýr, hep de bir þeye oturak olur. GENÇ SOKRATES - Nedir o? YABANCI - Taþýt dediðimiz þey; devlet sanatýnýn deðil daha çok dülger, çömlekçi ya da demirci sanatýnýn iþidir GENÇ SOKRATES - Sezdim. YABANCI - Bu üç türden sonra, bunlardan ayrý, daha önce söylediðimiz þeylerin çoðunu, giyecekleri, silahlarýn büyük kýsm��ný, duvarlarý, toprak ya da taþ bütün sýðýnaklarý, baþka böyle bir sürü þeyleri içine alan dördüncü bir türü ayýrt etmek gerekmez mi? Madem ki bütün bunlar sýðýnmak için yapýlmýþtýr, onlara, haklý olarak hepsini kapsayan "sýðýnak" adýný verebiliriz. Daha doðrusu, birçoklarý, devlet adamý sanatýndan çok mimarlýk ya da dokumacýlýk sanatýna girer. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Beþinci tür olarak da süs, resim ve resimle müzik yardýmýyla yapýlan bütün taklitleri kabul etmek gerekmez mi? Bu eserlerin zevkimize hizmetten baþka bir amacý yoktur; onlarý bir tek ad altýnda toplamak yerinde olur. GENÇ SOKRATES - Hangi ad? YABANCI - Eðlence adý, sanýrým. GENÇ SOKRATES - Ona kuþku yok. YABANCI - Tek baþýna hepsine uygun olan ad budur, çünkü hiçbirinin ciddi bir amacý yoktur, hepsininki eðlencedir. GENÇ SOKRATES - Bunu da oldukça iyi anladým. YABANCI - Fakat söylediðimiz bütün sanatlarýn yardýmýyla eserleri oluþturan gereci saðlayan, kendisi de baþka birçok sanatlardan çýkan, çeþitli türü de altýncý olarak almayacak mýyýz?

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Neden söz etmek istiyorsun? YABANCI - Altýndan, gümüþten, madenlerden çýkarýlan bütün þeylerden; baltanýn, budamanýn saðladýðý, dülgerliðin, sepetçiliðin verdiði bütün þeylerden... Sonra buna bitkilerin kabuklarýný soyma ile hayvan derisini yüzen saraçlýk sanatý, mantar, papirüs ve urganlarý hazýrlayan benzer sanatlarý yani karýþýk türleri oluþturacak basit türleri saðlayan sanatlar topluluðunu katalým. Bundan bir bütün kurar, ona da insanýn ilk kazancý deriz; henüz her türlü bileþimden uzak, hiç de krallýk biliminin ürünü olmayan bir kazanç... GENÇ SOKRATES - Peki. YABANCI - Yiyeceðe, bedenimize karýþarak bölümlerinin etkisiyle bedenin bölümlerini beslemek gücünde olan bütün þeylere gelince... Bunlarla yedinci bir tür oluþturarak adýna beslenme sanatlarý demek gerekmez mi? Daha güzel bir ad bulursak, o baþka. Bunlarýn hepsini devlet sanatýna yüklemekten çok çiftçilik, avcýlýk, beden eðitimi, hekimlik, ahçýlýk sýrasýna koymakla daha doðru bir iþ görmüþ oluruz. GENÇ SOKRATES - Ona þüphe yok. YABANCI - Böylece evcil hayvanlar bir yana, sahip olabildiðimiz bütün mallarý bu yedi türde gösterdik. Nitekim bak: Ýlkin, baþa konmasý gereken ilk maddeleri, sonra araç, vazo, taþýt, sýðýnak, eðlence ve beslenmeyi söyledik. Bu türlerden birine sokmak olanaklý olmasýna karþýn, unuttuðumuz, önemi az þeyleri burada ele almýyoruz. Sözgeliþi para, mühür, damga sýnýfýndan olanlar gibi. Çünkü bu þeylerin deðerleriyle boy ölçüþebilecek bir türleri yoktur; buna karþýlýk bazýlarý süs, bazýlarý da araç sýrasýna girebilir; þüphesiz güçlükle ama iyice çekince birleþeceklerdir. Köleler bir yana, evcil hayvanlara gelince,onlar, daha önce çözümlediðimiz bir sanata girecektir ki o da sürü yetiþtirme sanatýdýr. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Geriye kölelerle hizmet edenler kümesi kalýyor; bunlar arasýnda, iplik yapan, pamuk atan yahut da söylediðimiz baþka iþleri gören kimselerin kumaþ dokumakta dokumacý ile yarýþa girdikleri gibi, kralla da ayný þeyde yarýþa girdiklerini görür gibi oluyorum. Yardýmcý dediðimiz bütün ötekilere gelince; söylediðimiz sanatlarla birlikte krallýk ve devlet adamlýðýndan ayrýlmýþ, uzaklaþtýrýlmýþlardýr. GENÇ SOKRATES - Öyle görünüyor. YABANCI - Haydi þimdi geriye kalanlarý ele alalým. Onlar üzerine de daha saðlam bir bilgi edinmek için yakýndan gözden geçirelim. GENÇ SOKRATES - Peki, haydi. YABANCI - Ýlkin, buradan yargýya vardýðýmýza göre, hizmetçilerin en çok hizmeti olanlarý, gördükleri iþ ve bulunduklarý durumlar bakýmýndan, düþündüðümüzün tamamýyla tersidirler. GENÇ SOKRATES - Kimlerdir onlar? YABANCI - Bunlar, satýn alýnan ya da buna benzer bir yolla sahip olunan kimselerdir. Bunlara tartýþmasýz, köle diyeceðiz. Bunlarýn krallýk sanatýnda en ufak bir paylarý yoktur. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Peki ama, söylediðimiz kimselerin hizmetine isteyerek giren, bazen pazar yerlerinde, bazen de kara ya da deniz yoluyla bir kentten baþka bir kente giderek çiftçilikle, öteki sanatlar arasýnda taþýyýcý ve daðýtýcý görevi yapan; mala karþýlýk para, paraya karþýlýk da mal veren sarraf, tüccar, gemici, perakendeci denilen serbest vatandaþlarýn da devlet sanatýnda yerleri var mýdýr, dersin? GENÇ SOKRATES - Belki, hiç olmazsa ticaret siyasetinde. YABANCI - Herhalde, önlerine gelenin hizmetine girdiklerini gördüðümüz gündelikçilerle aylýkçýlarýn, krallýk

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


iþinde pay aldýklarýný görmek tehlikesi yoktur. GENÇ SOKRATES - Bunu nasýl düþünürüz ki? YABANCI - Ama her zaman bazý resmi ve dinsel iþlerimizi gören kimseler için ne diyeceðiz? GENÇ SOKRATES - Hangi kimseler? Hangi iþler? YABANCI - Bütün elçiler ve gördükleri iþ nedeniyle yazma bilgisi edinmiþ bütün kimseler; sonra, kamu hizmetleriyle ilgili baþka bir sürü iþi pek iyi yerine getiren baþka kimseler. Ya bunlar için ne diyeceðiz? GENÇ SOKRATES - Onlara da kent devletlerinin baþlarý deðil, biraz önce dediðimiz gibi, görevlileri diyeceðiz. YABANCI - Devlet sanatýnýn en belli baþlý adaylarýnýn bu yandan baþlarýný kaldýracaðýný söylediðim zaman düþ görmüyordum sanýrým. Oysa onlarý herhangi bir hizmet kolunda aramak kuþkusuz bize pek tuhaf göründü. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Öyleyse, henüz mihenk taþýna vurmadýklarýmýza daha da yaklaþalým. Ýlkin kehanetle uðraþan, ayný hizmet biliminin bir parçasýna sahip olanlarý ele alalým; çünkü onlarýn, insanlar yanýnda tanrýlarýn sözcüsü olduklarý söyleniyor. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Öte yandan rahipler de, halkýn inandýðýna göre, bizim adýmýza tanrýlara istedikleri kurbanlarý sunmayý, bize yardýmlarýný yollamalarýný saðlamak için gereken dualarý etmeyi bilirler. Her iki iþ de bir hizmet sanatýna girer, sanýrým. GENÇ SOKRATES - Öyle görünüyor. YABANCI - Öyleyse amacýmýza götüren yolun üzerindeyiz. Çünkü, þüphe yok, rahiplerle kâhinler heybetli kimselerdir, gördükleri iþin büyüklüðü oranýnda bir saygýnlýklarý vardýr. Nitekim Mýsýr'da, rahiplik soyundan olmayan bir kral saltanat süremez. Aþaðý tabakadan biri zorla krallýða yükselmiþse, saltanatta tutunabilmek için, rahipler sýnýfýna girmek zorundadýr. Hellenlerde de, bu yüksek din hizmetlerinin en önemlilerini görmek iþi, en yüksek devlet adamlarýna emanet edilmiþtir. Söylediklerim, ülkemizde daha açýkça görülüyor. Çünkü burada en haþmetli, en eski ulusal gelenek derecesine çýkan kurbanlarý sunmak iþi, yazgýnýn krallýða yükselttiði devlet adamlarýna düþer. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - O halde þimdi, yazgýnýn seçtiði þu krallarla rahipleri, hizmetçileriyle birlikte inceleyelim; sonra, öteki adaylar bir yana býrakýlýnca ortaya çýkan pek kalabalýk yeni sürüyü de ele alalým. GENÇ SOKRATES - Kimi demek istiyorsun? YABANCI - Pek garip kimseleri kuþkusuz. GENÇ SOKRATES - Bu da ne? YABANCI - Ýlk bakýþta, birçok boylu bir ýrk. Bu adamlarýn birçoðu arslanlara, kentauroslara ve bu türden baþka canavarlara, birçoklarý da satyrlere ya da gücü az ama çok kurnaz hayvanlara benzer; gözünü kýrpmaya vakit kalmadan dýþ görünüþlerini, özelliklerini deðiþtirirler. Þimdi, tam üstüne bastým sanýrým, Sokrates: Bu adamlarýn ne olduðunu þimdi biliyorum. GENÇ SOKRATES - Anlat.. Acayip bir þey bulmuþa benziyorsun. YABANCI - Evet, çünkü nesneleri hep acayip gösteren bilgisizliktir. Biraz önce baþýmdan geçen de buydu. Devlet

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


iþleri çevresindeki gürültülü kalabalýðý görünce þaþaladým. GENÇ SOKRATES - Hangi kalabalýk? YABANCI - Bütün bilgicilerin en büyüðü, bu sanatýn en ustasý olanlarý. Aradýðýmýzý da açýkça görmek istiyorsak onu, gerçek devlet adamlarýyla gerçek krallardan, güç de olsa, ayýrmak gerekir. GENÇ SOKRATES - Gerçekten, yakasýný býrakmamalýyýz. YABANCI - Ben de öyle düþünüyorum. Haydi, söyle. GENÇ SOKRATES - Neyi ? YABANCI - Monarklýk bildiðimiz yönetim biçimlerinden biri deðil midir? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Monarklýktan sonra ufak bir topluluðun hükümeti, yani oligarklýk gelir sanýrým. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Üçüncü devlet þekli de demokratlýk denilen, büyük kalabalýðýn beyliði deðil midir? GENÇ SOKRATES - Besbelli. YABANCI - Bu üç biçim de kendilerinden doðan iki yeni adla beþ olmaz mý? GENÇ SOKRATES - Hangi adlar? YABANCI - Bu hükümetlerde neyin egemen olduðunu gözden geçirerek; yani, zor mu yoksa özgürlük mü, yoksulluk mu yoksa zenginlik mi, yasa mý yoksa yasadýþýlýk mý, hangisinin egemen olduðunu gözden geçirerek; ilk iki hükümetten her birinin ikiye bölündüðü görülür. Monarklýðýn iki türü olduðundan ona da iki ad verilir: tyrannosluk ile krallýk. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Bir kent-devlette güç ufak bir zümrenin elinde bulunursa, buna aristokratlýk ya da oligarklýk diyoruz. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Demokratlýða gelince, sorun deðiþiyor: Kitle ister zenginlere zor kullanmadan ya da zorla emretsin, ister yasalarý saysýn ya da saymasýn, kimse ona hiçbir zaman baþka bir ad takmak istemiyor. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Ama, gerçek hükümetin, þu ''bir; birkaç; birçok; zenginlik ile yoksulluk; baðýmlýlýk ile özgürlük yazýlý yasa ya da yasadýþýlýk'' sözleriyle tanýttýðýmýz hükümetlerden biri olduðunu sanýyor muyuz? GENÇ SOKRATES - Doðrusu, neden sanmayalým? YABANCI - Sorunu aþaðýdaki bakýmdan, daha açýk biçimde gözden geçir. GENÇ SOKRATES - Hangi bakýmdan? YABANCI - Baþlangýçta söylediðimiz üzerinde anlaþtýk mý, yoksa anlaþmadýk mý? GENÇ SOKRATES - Ne dedin?

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Krallýk yönetimi bir bilimdir demiþtik sanýrým. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Öyle herhangi bir bilim deðil, ama baþka bilimler arasýnda ortaya çýkardýðýmýz hem eleþtirici, hem yönetici bir bilim. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Bu yol gösterici bilimde de cansýz varlýklarýn yönetimiyle canlý varlýklarýn yönetimini birbirinden ayýrdýk; hep bu þekilde böle böle þimdiki noktaya vardýk; gerçi bilimi gözden kaçýrmadýk ama yeter açýklýkla da henüz tanýtamadýk. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Öyleyse, ilkelerimize uygun gitmek istiyorsak, bu hükümet biçimlerini ayýrmaya yarayacak niteliðin ne "birkaç" ya da "birçok", ne özgürlük ya da baðýmlýlýk, ne de yoksulluk ya da zenginlik olmayýp bir bilimin varlýðý olduðunu göstermeliyiz. GENÇ SOKRATES - Bunu görmezlikten gelemeyiz. YABANCI - Öyleyse, bundan böyle ortaya çýkan sorun þudur: Ýnsanlarý yönetmek bilimi -ki bilimlerin en gücüdür ve elde edilebilen en büyük bilimdir- bu hükümet biçimlerinden hangisinde bulunur? Çünkü hangi rakipleri bilgili kraldan uzaklaþtýrmak gerektiðini görmek istiyorsak, bu bilimi incelemeliyiz; bunlar, gerçekten hiç de devlet adamý olmadýklarý halde devlet adamý olduklarýný söyleyerek birçoklarýný da buna inandýran rakipleridir. GENÇ SOKRATES - Evet, tartýþmanýn daha önce gösterdiðine göre, doðrusu bu ayýrma gereklidir. YABANCI - Peki sen, bir devlette kalabalýðýn böyle bir bilimi edinebileceðine inanýyor musun? GENÇ SOKRATES - Nasýl inanabilirim? YABANCI - On bin kiþilik bir devlette, yüz ya da elli kiþinin bu bilimi edinebileceðini sanýyor musun? GENÇ SOKRATES - Öyle olsaydý, devlet sanatý sanatlarýn en kolayý olurdu. Pek iyi biliyoruz ki bütün Hellenler arasýnda on bin kiþi içinde bu ölçüde bir kral bulmak þöyle dursun, satranç ustasý bile bulmak güçtür. Çünkü söylediðimize göre, krallýk bilgisine sahip olan kimse, krallýk etsin etmesin, kral adýný alacaktýr. YABANCI - Ýyi ettin de anýmsattýn. Yanýlmýyorsam, bundan þu çýkýyor: Gerçekten, gerçek bir hükümet varsa, böyle bir hükümetin yönetimini bir tek, ya da iki, ya da az sayýda adamda aramalýdýr. GENÇ SOKRATES - Buna diyeceðim yok. YABANCI - Ama ister uyruklarýna zor kullanmadan ya da zorla emretsinler, ister yazýlý yasalara göre ya da yasasýz yönetsinler, isterse zengin ya da yoksul olsunlar, þimdi düþündüðümüze göre hükümetlerini bir sanata göre yönettikçe, bunlarý baþ olarak tanýmak gerektir. Hekimler için de böyledir! Ýster bizi kendi rýzamýzla, isterse bir yerimizi yontarak, yakarak ya da acýtarak zorla iyi etsinler, ister yazýlý kurallara uysunlar, isterse uymasýnlar, ister yoksul, ister zengin olsunlar, içimizi temizlesin ya da baþka bir þekilde bizi zayýflatsýn, ya da þiþmanlatsýnlar, bütün bunlarý, bedenin iyiliði ve onu kötü iken daha iyi kýlmak ve daima baktýklarý hastalarý kurtarmak için olmak koþuluyla, bizi bir sanata göre tedavi ettikçe onlara hekim demekte en ufak bir sakýnca bile görmüyoruz. Ýþte, baþka herhangi bir emir verme sanatý gibi, hekimlik sanatýnýn da doðru tanýmýný nerede aramak gerektiðini görüyoruz, sanýrým. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Öyleyse hükümetler arasýnda biricik doðru hükümet, yalancý deðil, gerçek bir bilime sahip baþlarýn bulunduðu hükümet olmasý gerekiyor. Bu baþlarýn yasalara göre, ya da yasalara bakmadan, uyruklarýnýn gönül

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


rýzasýyla ya da zorla yönetmeleri, yoksul ya da zengin olmalarý, bütün bunlar doðru kuralýn deðerlendirilmesinde hesaba katýlmaz. GENÇ SOKRATES - Peki. YABANCI - Bu baþlarýn, ister devleti temizlemek ve saðlýðýný korumak için þunu ya da bunu öldürtmesi ya da sürmesi gereksin, ister devleti küçültmek için kovandan oðul salar gibi, dýþarýya kollar çýkarmasý, ya da devleti büyütmek için yabancýlarý içeri sokmasý ve yeni yurttaþlar edinmesi gereksin, onlar devleti bilim ve doðrulukla korudukça, kendileri de elden geldiði kadar iyi kaldýkça böyle bir hükümet, gözümüzde biricik doðru hükümet olacaktýr. Adlarýný söylediðimiz öteki hükümetlere gelince, bunlar ne doðru ne de gerçek hükümetlerdir. Sadece taklittirler. Yasalarý iyi olanlar, iyi taklit edenler, kötü olanlar da kötü taklit edenlerdir. O kadar. GENÇ SOKRATES - Doðrusu Yabancý söylediklerin bana pek doðru görünüyor ama, bir noktada güçlüðüm var: Yasasýz hükümet, bak bunu anlamadým. YABANCI - Tam benim sana soracaðým zaman sen bana sordun, Sokrates. Çünkü düþüncelerimi kabul ediyor musun, yoksa bunlar arasýnda beðenmediðin bir tanesi var mý diye sormak üzere idim. Sen benden önce atýldýn: Yasasýz bir hükümet doðru mudur, yoksa deðil midir? Þimdi bunu bilmek ve tartýþmak istiyoruz. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Her ne kadar yasalarýn bir noktaya kadar kral iþi olduðu apaçýksa da, bununla birlikte en iyisi gücü yasalara deðil, bilgili bir krala vermektir. Biliyor musun, niçin? GENÇ SOKRATES - Niçin? Söyler misin? YABANCI - Çünkü yasa en yararlý emirler verecek biçimde, herkes için en iyi, en doðru olaný ayný zamanda asla kapsayamaz. Çünkü insanlarla onlarýn iþleri arasýndaki ayrýlýk, sonra insana ait hiçbir þeyin hiçbir zaman olduðu yerde durmamasý, hiçbir sanata, hiçbir konu üzerinde, her zaman ve her durum için doðru, mutlak bir kural koymak olanaðýný vermiyor. Bu nokta üzerinde anlaþtýk, sanýrým. GENÇ SOKRATES - Anlaþmaz olur muyuz? YABANCI - Oysa yasanýn, týpký kendinden emin kara cahil, buyurduðuna karþý kimseye aðýz açt��rmayan, þu ya da bu durum için daha iyi ve kendi buyruklarýnýn önceden görmediði yeni bir durum karþýsýnda bile bir soruya katlanamayan bir adam gibi, bu mutlak kuralý kurtarmaya uðraþtýðýný görüyoruz. GENÇ SOKRATES - Doðru söylüyorsun: yasa her birimize karþý gerçekten senin söylediðin gibi davranýyor. YABANCI - Öyleyse her zaman mutlak kalanýn hiçbir zaman mutlak olmayana uymasý olanaksýz deðil midir? GENÇ SOKRATES - Korkarým öyledir. YABANCI - Yasa en doðru kural deðilse niçin yasa çýkarmak zorunda bulunuyoruz? Nedenini bulmamýz gerek. GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Baþka devletlerde olduðu gibi, sizde de sýrf yarýþ düþüncesiyle koþu ya da baþka oyunlarýn düzenlendiði ortak spor gösterileri yok mudur? GENÇ SOKRATES - Olmaz olur mu, hem de binbir türlüsü var. YABANCI - Öyleyse, bu türlü gösterileri bilim kurallarýna göre yöneten beden eðitimi öðretmenlerinin verdiði emirleri hatýrlayalým. GENÇ SOKRATES - Hangi emirleri?

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - O, tek durumlarýn inceliklerine girerek, herkes için ayrý ayrý emirler vermez; yalnýzca kaba taslak bir gözle bakarak genel olarak bedene yararlý emirler verir, durumlarýn çokluðuyla kiþilerin çokluðunu göz önüne alýr. GENÇ SOKRATES - Evet, öyle. YABANCI - Böylece gerçekte, spor yapanlarýn hepsinden ayný çabayý ister; koþuda, güreþte, baþka bütün sporlarda hareketleri ayný zamanda baþlatýr, ayný zamanda durdurur. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - O halde, yasa koyan için de ayný yargýya varabiliriz: O da, bütün sürü için verdiði emirlerde, uyruklarýna doðruluk ve karþýlýklý anlaþmaya dayalý ödevlerini buyururken, hiçbir zaman her kiþiye ayrý ayrý uyan bir kural kullanamaz. GENÇ SOKRATES - Herhalde öyle. YABANCI - O daha çok durumlarýn çokluðu ile kiþilerin çokluðuna göre kurallar koyacaktýr sanýrým. Böylece, ister yazýlý yasalar çýkarsýn, ister yazýsýz yasalarý kabul ederek ulusal geleneklere yasa gücü versin, gene hep, her biri için toptan bir yasa yapacaktýr. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Evet, doðru. Çünkü Sokrates, yasayý koyan, her kiþiye yapmasý gerekeni noktasýna noktasýna göstermek için, hayatýnýn her anýnda her bir kiþinin yanýnda nasýl bulunabilir? Bence krallýk bilgisine gerçekten sahip bir kimse, bunu yapabildiði gün, artýk bu sözde yasalarý yazarak kendi eliyle kendine engel olmak zahmetinden kurtulacaðý apaçýk bir þeydir. GENÇ SOKRATES - Hiç deðilse söylediðimize göre kuþkusuz, yabancý. YABANCI - Söyleyeceðimize göre daha da kuþkusuz, dostum. GENÇ SOKRATES - Ne söyleyeceksin? YABANCI - Þunu: Baktýðý ya da yetiþtirdiði kimselerden uzun zaman uzak kalacaðýný sandýðý bir yolculuða çýkmaya hazýrlanan bir hekim ya da beden eðitimi öðretmeni, hastalarýnýn ya da öðrencilerinin verdiði öðütleri akýllarýnda tutamayacaðýna inanarak, yazýlý bir reçete ya da izlence býrakmak istemez mi? GENÇ SOKRATES - Evet, ister. YABANCI - Ama hekim umduðundan daha kýsa süren bir yolculuktan sonra hastasýnýn yanýna döner de hastasýný rüzgârlarýn, mevsimlerin gidiþinde beklenmedik baþka bir deðiþme yüzünden daha iyi bir durumda bulursa, yazýlý emirlerinin yerine baþkalarýný vermekten çekinir mi? Yoksa, kendisi baþka bir reçete vermeyerek, hastalar da reçeteye karþý gelerek, -sanki yalnýzca bu reçeteler hekimliðe ve saðlýða uygun, baþka her davranýþ saðlýða ve hekimliðe aykýrý imiþ gibi- eski reçeteleri bozmaya hakký olmadýðýnda inat mý edecektir? Bilim ve sanatta böyle davranmak, yasa oluþturma tarzýný büsbütün gülünç bir duruma sokmaz mý? GENÇ SOKRATES - Sokmaz olur mu? YABANCI - Ama, ayrý ayrý devletlerde, kendi yasa yapýcýlarýnýn yasalarý altýnda yaþayan insan sürüleri için buyurulmuþ, yazýlý ya da yazýsýz bu türlü yasalar, doðru ve eðri üzerine olur da, sonra doðru ve eðriyi bilen yasa yapýcýnýn kendisi, ya da onun yetkisine sahip biri yurduna dönerse, o zaman, ilk duyurduklarýný deðiþtirmek ona yasak mý olacaktýr? Böyle bir yasak, öteki durumdakinden daha gülünç olmaz mý? GENÇ SOKRATES - Olmaz olur mu? YABANCI - Birçoklarýnýn bu konuda ne dediðini biliyor musun?

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Hemen aklýma gelmiyor. YABANCI - Oysa güzel ve düzgün bir söz etmiþler. Diyorlar ki: Atalarýn yasalarýndan daha iyi yasalar biliyorsak, onlarý kendi yurdumuzda yurttaþlardan her birini ayrý ayrý inandýrdýktan sonra koymaya hakkýmýz vardýr, baþka türlü olmaz. GENÇ SOKRATES - Peki, haklarý yok mu? YABANCI - Belki. Ama, bir adam çýkar da, daha iyi yasalarý, oylarýný almadan zorla yurttaþlara kabul ettirmeye kalkarsa, böyle güç kullanmaya ne ad vereceðiz, söyler misin? Yok, dur! Daha önceki örneklerimize dönelim. GENÇ SOKRATES - Ne demek istedin? YABANCI - Ýþinin uzmaný bir hekim, çocuk olsun, yaþlý baþlý bir erkek ya da kadýn olsun, yazýlý reçeteye bakmadan ve hastasýný inandýrmak için de uðraþmadan, daha iyi bir tedaviye zorlarsa, o zaman bu zorlamaya ne ad vereceðiz? Sanata karþý iþlenmiþ bir hata, zararlý bir yanýlma adlarýndan baþka bir ad verebilir miyiz? Zorlamanýn kurbaný olanýn da, hekim tarafýndan saðlýðýna zararlý ve sanata aykýrý bir tedaviye zorlandýðýný söylemekten baþka her þeyi söylemeye hakkýmýz olmayacak mý? GENÇ SOKRATES - Söylediðin katýþýksýz gerçek. YABANCI - Devlet sanatýnda da hata iþleyene ne ad veriyoruz? Ona namussuz, kötü, yoldan sapmýþ demiyor muyuz? GENÇ SOKRATES - Öyle diyoruz. YABANCI - O halde, daha doðru, daha yararlý, daha güzel bir biçimde hareket etmek için yazýlý ya da gelenekten gelen yasayý bozmaya zorlanan kimseler, bu zordan yakýndýklarý zaman, yakýnmalarýnýn gülünç olmasýný istemiyorlarsa, duruma göre, zor kullananlarýn, kurbanlarýna karþý namussuzca, haksýzca, kötü davrandýðýný söylemekten baþka her þey söylemeye haklarý olmayacak mý? GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - Ama zoru kullanan zenginse, zor doðrudur, yoksulsa yanlýþtýr mý demek gerekir? Yoksa, bir baþ, ister yurttaþlarý sözle inandýrmaya çalýþsýn ya da çalýþmasýn, ister zengin ya da yoksul olsun, isterse yazýlý yasalara uysun ya da uymasýn yararlý iþler gördüðü zaman, bunda iyi ve bilge bir adamýn uyruklarýnýn iþlerini görürken her zaman göz önünde tuttuðu, doðru bir yönetimin þaþmaz ölçüsünü mü görmek gerekir? Týpký bir kaptanýn dikkatini hep gemi ve gemidekilere vererek, bir yasaya uymak þöyle dursun, tam tersine kendi bilgisini yasa bilerek kendisiyle birlikte yolcularý da kurtarmasý gibi; devletin dümenini bu ilkeye göre çevirebilen baþlar da, sanatlarýna yasadan üstün bir güç vererek, doðru hükümeti böylece gerçekleþtirmeyecekler midir? Akýllý baþlarýn da, her fýrsatta yurttaþlar arasýnda esinini akýl ve bilimden alan tam bir doðrulukla davranmak, yalnýzca onlarý korumayý deðil, olduklarýndan daha iyi kýlmak için de çalýþmayý gerektiren bu biricik ve büyük kuralý uyguladýkça yanýlma tehlikesine düþmeden her þeyi yapabilecekleri doðru deðil midir? GENÇ SOKRATES - Son söylediðine bir diyecek yok. YABANCI - Ama þuna da bir diyecek yok. GENÇ SOKRATES - Neye? YABANCI - Kim olursa olsun, büyük bir insan kitlesi, devleti akýlla yönetebilmek için hiçbir zaman böyle bir bilime tamamýyla sahip olamayacaktýr. Tam tersine, bu biricik doðru hükümeti ufak bir zümreden, birkaç kiþiden, dahasý tek bir kiþiden beklemek gerekir; öteki hükümetlere de doðru hükümetin bazen iyi, bazen kötü taklitleri demeli. GENÇ SOKRATES - Bununla ne demek istiyorsun? Doðrusu biraz önce de bu taklitten bir þey anlamadým.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Böyle bir sorunu ortaya attýktan sonra bu nokta üzerinde yapýlan yanlýþý gösterecek yerde, adamakýllý incelemeden bir yana býrakmak tehlikeli olurdu. GENÇ SOKRATES - Hangi yanlýþý? YABANCI - Arayacaðýmýz þudur: Öyle kolayca bilinir ve bulunur bir þey olmasa da yine yakalamaya çalýþalým. Bizce tanýmladýðýmýz hükümetten baþka doðru hükümet bulunmadýðýna göre; ötekilerin, yaþamak için yazýlý yasalarýný ondan almak, böylece en doðru olmasa da, bugün doðru bulunaný yapmak zorunda kaldýklarýný görmüyor musun? GENÇ SOKRATES - Neyi? YABANCI - Devlette herhangi bir kimsenin yasalara karþý bir þey yapmaya kalkýþmasýný yasak etmek, kalkýþacak olaný da ölüm cezasýna çarptýrmak ve en aðýr iþkencelere uðratmak zorunda kaldýklarýný görmüyor musun? Biraz önce anlattýðýmýz birinci ilke bir yana býrakýlýnca, bu ikinci olarak gelen en doðru, en güzel ilkedir. Þimdi anlatmamýz gereken, ikinci sýraya koyduðumuz bu ilkenin nasýl yerleþtiðidir, deðil mi? GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Öyleyse yine kral olmak için yaratýlmýþ baþlarýn betimlemesini yapmayý her istediðimizde gözümüzde canlanan hayallere dönelim. GENÇ SOKRATES - Hangi hayaller onlar? YABANCI - Gerçek kaptanla birçok adama bedel olan hekimlere dönelim. Bunlarý bir sahnedeymiþ gibi tasarlayalým. GENÇ SOKRATES - Nasýl bir sahne? YABANCI - Þöyle: Hepimizin onlardan ne müthiþ eziyetler çektiðimizi söylediðimizi varsayalým. Hekimlerden biri ya da öteki, içimizden birini kurtarmak istediði zaman, birincisi gibi ikincisi de onu kurtarýyor! ama ona þerefsizce davranmak istedikleri zaman da, onu dolandýrarak ilaçlarýn ancak ufak bir kýsmýný hastanýn yararýna kullandýklarý ya da hiç de kullanmadýklarý, geri kalanýn hepsini kendi yakýnlarý için kullandýklarý gibi, gerçekten bir haraç olan paralar isteyerek ona kötü bakýyorlar; üstelik de son olarak hastanýn akrabalarýndan ya da düþmanlarýndan para alarak zavallýyý öldürüyorlar. Kaptanlara gelince: Onlar da ayný türden binbir kötülük yapýyorlar; denize açýldýklarýnda sizi ýssýz bir yerde býrakmak için bir numara çeviriyor, koca denizin ortasýnda yanlýþ hareketler yaparak sizi denize atýyor ve daha bir sürü hainlikler yapýyorlar. Þimdi bütün bunlarý söyledikten sonra aramýzda konuþarak þöyle bir karar aldýðýmýzý düþün: Bu iki sanatýn, köleye ya da efendiye, kime olursa olsun, efendi olarak emretmesine artýk izin vermeyeceðiz; ya bütün ulus, ya da yalnýzca zenginler toplanarak, iþten anlamayanlara, her sýnýftan halka, gemicilik ve hekimlik üzerine düþünce söyletecek, hekimlik ilaçlarýyla araçlarýný hastalarda nasýl kullanmamýz gerektiðini, ister denizde gitmek, ister yolculuðun tehlikelerinden, rüzgâr ve deniz ya da korsan tehlikelerinden sakýnmak, son olarak da uzun gemilerle uzun gemilere karþý deniz savaþýna tutuþmak için gemilerle gemicilik araçlarýný kullanmak gerektiði üzerine söz söyleteceðiz. Kalabalýðýn ister hekimler ya da kaptanlarýn düþünceleriyle, ister iþten anlamayan zavallýlarýn düþüncesiyle olsun, bu konu üzerine verdiði kararlarý da taþtan sütunlar ya da mermer levhalar üzerine yazacaðýz, ya da yazmadan onlara ulusal geleneklerin gücünü vereceðiz. Böylece bundan böyle bütün gelecek boyunca, denizcilikte olduðu kadar hekimlikte de onlara ayak uyduracaðýz. GENÇ SOKRATES - Tuhaf þeyler söylüyorsun, doðrusu. YABANCI - Sonra her yýl, ulusun baþýna ister zenginler, isterse halk arasýndan kurayla seçilen baþlarý getireceðiz; böylece, baþa geçenler de gemileri kullanmakta olduðu kadar hastalarý iyi etmekte de, yazýlý yasaya göre emir vereceklerdir. GENÇ SOKRATES - Bu söylediklerin ötekilerden daha garip doðrusu. YABANCI - Þimdi þunu düþün bakalým: Devlet adamlarýndan her birini, süresini bitirince; ister önceden

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


hazýrlanmýþ bir listeye göre zenginler arasýndan, isterse doðrudan doðruya halk arasýndan kurayla seçilen yargýçlardan kurulmuþ bir mahkeme önünde, yaptýklarýnýn hesabýný vermeye çaðýrmak gerekir. Burada isteyen kimse baþlarý, kendi süreleri içinde gemileri yazýlý yasalara ya da atalarýn eski göreneklerine göre kullanmamaktan suçlu bulacaktýr. Hastalarý iyi edenlere karþý da ayný suçlamada bulunmaya izin verilecektir. Ayný yargýçlar mahkûmlarýn çekecekleri cezayla ödeyecekleri parayý da saptayacaklar. GENÇ SOKRATES - Doðrusu bu adamlara emretmeyi kendi gönlüyle kabul eden bir kimse bu cezayý da, bu parayý ödemeyi de hak etmiþtir. YABANCI - Dahasý var. Bütün bu söylediklerimizden baþka, þu yasayý da kabul etmek gerekecektir: Kim kaptanlýk sanatýyla denizcilik bilimini ya da saðlýk kurallarýný, yellerle sýcak ve soðuk üzerinde hekimliðin elde ettiði gerçeði yazýlmýþ yazýdan baþka bir yerde arar da bu konular üzerinde bilginlik taslarsa; ona ne hekim, ne de kaptan denecek, sadece havada konuþan geveze bir bilgici olduðu söylenecektir. Sonra, onu gençleri baþtan çýkarýyor diye suçlayarak, gençleri yasalara uymaksýzýn denizcilik bilimi ve hekimlikle uðraþma, böylece gemilere ya da hastalara iþi bilerek emretme konusunda kandýrdýðýný söyleyeceklerdir. Yurttaþlarý mahkemeye vermek yetkisinde olanlardan rasgele biri de onu mahkemeye verecektir; mahkeme de, gençlere ya da yaþlýlara yasalarda yazýlaný aþaðý görerek öðreticilik yaptýðý kanýsýna varýnca onu en aðýr iþkencelerle cezalandýracaktýr. Çünkü kimsenin yasalardan daha bilgili olmaya asla hakký yoktur. Çünkü kimse hekimliði, saðlýk bilgisini, dümenciliði, gemiciliði bilmez deðildir. Çünkü ülkede yerleþen yazýlý yasalarla görenekleri herkes öðrenebilir Sokrates. Bu bilimlerle askerlik bilimi ya da avcýlýðýn baþka herhangi bir türü, resmi ya da taklidin baþka herhangi bir bölümü, marangozluk ya da baþka herhangi bir ev eþyasý yapma sanatý, çiftçilik ve her türlü aðaççýlýk için de böyle olsaydý; beygir ya da herhangi bir sürü yetiþtirmeyi, tanrýlar bilimi ya da onlara hizmet biliminin herhangi baþka bir bölümünü, tavla oyununu, ister kuramsal, ister düzeye, katýya, harekete uygulanan pratik sayýlar biliminin bütününü, kýsaca bütün bunlarýn yazýlmýþ yasalarla yönetildiðini görseydik, sanatla yönetilecek yerde yazýlý yasayla bu biçimde yönetilen bütün bu iþlerin durumu ne olurdu? GENÇ SOKRATES - Her türlü araþtýrmayý yasak eden bu yasayla kovulan bütün sanatlarýn bir daha dirilmek umudu olmaksýzýn ortadan kaybolduðunu göreceðimiz ve þimdi bile pek zor olan hayatýn artýk büsbütün çekilmez olacaðý apaçýktýr. YABANCI - Þöyle bir düþünceye de ne dersin? Bu sanatlardan her biriyle uðraþmayý yazýlý yasanýn boyunduruðu altýna koyduðumuzu ve bu buyurucu yasayý, seçimle ya da ad çekmeyle saptanan baþa kabul ettirdiðimiz zaman da bu hiçbir þey bilmeyen baþýn yazýlý yasaya hiç aldýrmadýðýný ve para aþký ya da hevesle, yasanýn buyruðuna karþý davrandýðýný düþünelim. Bu, öncekinden daha büyük bir kötülük olmaz mý? GENÇ SOKRATES - Pek doðru söylüyorsun. YABANCI - Çünkü birçok denemeden doðan ve her maddesi iyi niyetli akýl öðreticilerin öðüdü ve yüreklendirmesiyle halk tarafýndan kabul olunan yasalara karþý gelmeye kalkýþan bir kimse, bence birinciden yüz kere daha kötü bir suç iþlemiþ olacak, yazýlmýþ yasanýn yaptýðýndan daha þaþmaz bir biçimde, her türlü çabayý ortadan kaldýracaktýr. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Böylece hangi alanda olursa olsun, nerede yasalar, yazýlý yasalar oluþturulursa; orada alýnacak ikinci bir karar ne bir kiþinin, ne de bir kitlenin bunlarý bozmasýna izin vermeyecektir. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - O halde bu yasalar her bir alanda, olabildiði kadar tam bilgili kimselerin esiniyle kaleme alýnan gerçeðin taklitleri olacaktýr. GENÇ SOKRATES - Hiç þüphesiz. YABANCI - Bununla birlikte, anýmsarsýn ki bilen kimse, gerçek devlet adamý, birçok durumda, yalnýzca kendi sanatýndan esinlenir ve kendi iþinde yeni bir davranýþý, kendinin kaleme aldýðý ve kendisi bulunmadýðý zaman için buyurduðu emirlerden daha iyi bulduðu zaman, yazýlý yasaya hiç aldýrmaz demiþtik.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Evet, öyle demiþtik. YABANCI - Oluþturulmuþ yasalarý bulunan bir kiþi ya da topluluk, daha iyi davrandýðýný sanarak, bu yasalarýn buyruðuna aykýrý harekete kalkýþýrsa, o zaman bunlar da ellerinden geldiði kadar, gerçek devlet adamýyla ayný þeyi yapmazlar mý? GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Böyle davranan kimseler bilgisiz kimselerse, þüphesiz gerçeði taklide çalýþacaklardýr, ama pek kötü taklit edeceklerdir; ama tersine, sanatlarýný iyi bilen kimselerse, o zaman da yaptýklarý taklit olmayacak, bütün gerçekliðiyle gerçeðin kendisi olacaktýr. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Halbuki daha önce hiçbir kalabalýðýn herhangi bir sanata sahip olamayacaðý konusunda uyuþmuþtuk. GENÇ SOKRATES - Evet, uyuþtuk. YABANCI - Öyleyse gerçekten bir krallýk sanatý varsa, zenginler topluluðuyla halk kalabalýðý hiçbir zaman bu devlet sanatýna sahip olamayacaklardýr. GENÇ SOKRATES - Buna olanak var mý? YABANCI - Bu sözde devletler de, biricik bilenin devleti olan bu gerçek devleti olabildiði kadar tam taklit etmek isterlerse, oluþturulmuþ yasalara sahip olduktan sonra, yazýlý yasayla atalarýn göreneklerine karþý bir þey yapmaktan sakýnmalýdýrlar. GENÇ SOKRATES - Pek iyi dedin. YABANCI - Bu taklidi yapanlar zenginlerse, devlete aristokratlýk diyoruz; ama yasaya hiç aldýrmazlarsa, o zaman oligarklýk olur. GENÇ SOKRATES - Öyle görünüyor. YABANCI - Bununla birlikte, tek bir baþ iþbilen baþý taklit ederek yasaya göre hükümeti yönettiði zaman kendisine kral adýný veriyoruz. Yasalarý sayan bu hükümdarýn önderi bilim ya da kaný olmasýna göre de ayrý adlar kullanmýyoruz. GENÇ SOKRATES - Öyle. YABANCI - Böylece tek baþ gerçekten bilime sahip olduðu zaman ona sakýnmadan ayný kral adýný vereceðiz, baþka bir ad vermeyeceðiz; iþte bunun içindir ki bugünkü hükümetler beþ ayrý adla adlandýrýlýrlar, fazla deðil. GENÇ SOKRATES - Evet, öyle. YABANCI - Ama dikkat et. Tek baþ yasalarý da, görenekleri de hesaba katmayýp iþbilen devlet adamýný taklit eder, gerçekte taklidi de hýrs ve bilgisizlikten esinlendiði halde, "gerektiði zaman yazýlý yasaya aykýrý hareket edilebilir" derse, böyle bir baþ, her zaman, her yerde thyrannos adýný hak etmez mi? GENÇ SOKRATES - Etmez olur mu? YABANCI - Thyrannos, kral, oligarkhlýk, aristokratlýk, demokratlýk, bak iþte böyle doðuyor: Hepsinin kaynaðý insanlarýn, söylediðimiz tek hükümdarlara karþý duyduðu sevgisizliktir. Böyle bir erke lâyýk bir adamýn bulunabileceðine ve hakkýyla doðruluðu bütün uyruðuna eþit olarak daðýtarak, erdem ve bilimle devleti yönetmek isteyeceðine ve yönetebileceðine inanmýyorlar. Tersine, aramýzdan canýnýn istediðine saldýracaðýna, kötü davranacaðýna, öldüreceðine inanýyorlar. Çünkü, söylediðimiz gibi bir hükümdar bulunsaydý, sevilir, biricik salt iyi devleti yöneterek mutlu yaþardý.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Ona kuþku mu var? YABANCI - Ama madem ki gerçekte, denildiði gibi, kent-devletlerde, arý kovanýndan çýkar gibi doðuþtan üstün bir ruh ve bedende bir kral yetiþmiyor, öyleyse en doðru devletin izlerinden giderek yasalar yazmak için bir araya gelmek zorundayýz. GENÇ SOKRATES - Öyle görünüyor. YABANCI - Öyleyse Sokrates, iþlerini bilim üzerine deðil de, yazýlmýþ yasayla görenek ve töre üzerine kuran bu türlü devletlerde olan ve olacak bütün kötülüklere þaþacak mýyýz? Oysa, ayný ilke bu þekilde, herhangi baþka bir sanatta yaratýlan bütün eserleri yok ederdi. Ya da, asýl yaþýlacak þey, bir devlette yaradýlýþta bulunan dayanma gücü deðil midir? Çünkü ta ilk zamanlardan beri devletleri içten kemiren bu kötülüðe karþýn içlerinden bazýlarý hâlâ devrilmeden ayakta durabiliyor; birçoklarý da zaman zaman, suyun dibini boylayan gemiler gibi, en aðýr iþlerde en büyük bilgisizlikle suçlu, sefil kaptan ve tayfalarýnýn yanlýþý yüzünden yok olmuþlar, oluyorlar, olacaklardýr da; çünkü devlet sanatýndan bir þey anlamadýklarý halde onu bütün baþka bilimlerden daha iyi bildiklerini sanýyorlar. GENÇ SOKRATES - Tam gerçeði söyledin. YABANCI - Öyleyse, bu eksik devletlerden hangisinde hayat daha zordur, ki hepsinde zordur, hangisinde daha katlanýlmaz bir haldedir? Bu sorun, þimdiki konumuz için bir ek-sorun da olsa, yanýtlamamýz gereken bir sorundur; sonra aslýna bakarsak, belki de bütün iþlerimizin baþýnda bu gelmektedir. GENÇ SOKRATES - Sorunu hemen inceleyelim. Bir yana býrakmak olmaz. YABANCI - Öyleyse, bu üçlünün her biri ayný zamanda hem zor, hem de kolaydýr denebilir. GENÇ SOKRATES - Ne demek istedin? YABANCI - Hiç, yalnýzca bir tekin, birkaçýn ve kalabalýðýn hükümeti, uzun konuþmamýzýn baþýnda söylediðimiz üç hükümetti, demek istedim. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Öyleyse sayýlarýný altýya çýkarmak için her birini ikiye bölelim; doðru devleti de yedinci olarak ayrý bir yere koyalým. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Bir tekin hükümeti krallýk ile thyrannosluk, birkaçýn hükümeti ise mutlu aristokratlýk ile oligarklýktýr demiþtik; çokluðun hükümetine gelince; ondan da kendisine bir tek ad verdiðimiz demokratlýðý çýkarmýþtýk, ama þimdi onu da ikiye ayýrmalýyýz GENÇ SOKRATES - Nasýl iki oluyor, neresinden bölüyoruz, söyler misin? YABANCI - Ýkinci adý olmasa da, gene ötekilerden baþka türlü bölmüyoruz. Herhalde, yasalara uygun ya da yasalara aykýrý hükümet sürmek onda da ötekiler kadar olabilir. GENÇ SOKRATES - Öyle. YABANCI - Peki, doðru devleti ararken, o zaman gösterdiðimiz gibi, bu bölme gerekli deðildi. Ama þimdi bu olgun ve eksiksiz devleti bir yana býrakýp ötekilerin gerçekliðini kabul ettikten sonra, yasalarý sayýp saymadýðýna göre her birini ikiye bölmek zorundayýz. GENÇ SOKRATES - Anlattýðýna bakýlýrsa öyle. YABANCI - Öyleyse yasa adýný verdiðimiz yazýlý iyi kurala baðlý kalan monarklýk altý devletin en iyisidir; ama file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


yasa olmayan yerde de hayatý en zor, en çekilmez kýlan odur. GENÇ SOKRATES - Doðrusu korkulacak þey. YABANCI - Az sayýda kimsenin hükümetine gelince, ''az'', birle büyük sayý arasýnda orta sayý olduðuna göre, ona öteki ikisi arasýnda orta gözüyle bakmak gerekiyor. Sonra, kalabalýðýn hükümeti de ayrý ayrý her birinden zayýftýr; ötekilerle ölçülünce görülür ki ne iyilik, ne de kötülükte büyük bir gücü vardýr, çünkü güç çok fazla kiþi arasýnda paylaþýlmýþtýr. Bunun için, bu devletler yasalara baðlý olduklarý zaman, en kötüsü bu sonuncusudur; ama yasalarý çiðnerlerse o zaman da en iyisi olur; böylece ötekilerin hepsi yasadýþý, düzensiz olduðu zaman, demokratlýkta yaþamak iyidir; ama hepsi iyi düzenli ise yaþamak için en son seçilecek yer demokratlýktýr. Ýþte bu bakýmdan, ilkin söylediðimiz devlet, yedincisi bir yana býrakýlýrsa devletler arasýnda ilk sýrada gelir ve hepsinden daha iyidir; çünkü yedinci devlet, tanrýnýn insanlardan ayrý olmasý gibi bütün devletlerden ayrý bir yere konmaya deðer. GENÇ SOKRATES - Öyle olsa gerek, hem öyledir de; öyleyse dediðin gibi yapalým. YABANCI - Bundan sonra, bilime dayanan devleti býrakýrsak, bu devletlerde bir iþi olanlarýn hepsini devlet adamý deðildir diye devletten dýþarý atmalý. Bunlar particiler, en kötü hayal kýþkýrtýcýlarý olduðu gibi, kendileri de hayalden baþka bir þey deðildir. En büyük taklitçi ve geveze olduklarý gibi en ünlü bilgicilerdir de. GENÇ SOKRATES - Doðrusu devlet adamý geçinenler hakkýnda bundan daha yerinde bir söz olmaz. YABANCI - Evet, bir dramýn sonundayýz... Biraz önce devlet sanatýndan uzaklaþtýrmak gereken bir sürü kentauros ile satyrden söz etmedik mi? Ýþte þimdi büyük emekle de olsa onlarý devletten uzaklaþtýrdýk. GENÇ SOKRATES - Öyle gibi. YABANCI - Ama baþka bir sürü daha kalýyor ki uzaklaþtýrmak pek güç. Çünkü, ilkin kral soyuna pek yakýn, sonra da onu tanýmak zor: Bunun için burada durumumuz biraz altýn ayýklayanlarýn durumuna benziyor. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Bu iþin erbabý kimseler; topraðý, taþlarý ve baþka birçok cürufu atarak bir ayýklamayla iþe baþlarlar; sonra, geriye ayný türden ve ancak ateþle ayrýlan deðerli madenler kalýr. Bakýr, gümüþ, bazen de elmas bir alev altýnda böyle güçlükle ayrýldýktan sonra saf, serbest olarak ortaya çýkar. GENÇ SOKRATES - Gerçekten bu, senin anlattýðýn gibidir. YABANCI - Bana öyle geliyor ki, biz de devlet biliminden ayrý, yabancý, düþman olanlarýn hepsini ayýrýp, ancak yakýnlarý olan deðerli bilimleri alýkoymakla, ayný yöntemi uygulamýþ olduk. Askerlik bilimi, hukuk bilimi, krallýk biliminin yandaþý olan ve inandýrýcý gücünü doðruluðun emrine vererek, kent-devletlerin içinde bulunan iþleri çeviren güzel söz, edebiyat bilimi bunlardandýr. Öyleyse onlarý ayýrmak, böylece, aradýðýmýz konuyu bütün çýplaklýðýyla ve her türlü fazlalýktan temizlenmiþ olarak, saf bir halde göstermek için en kolay yol hangisidir? GENÇ SOKRATES - Hangi yolla olursa olsun, bunu da denememiz gerekiyor kuþkusuz. YABANCI - Sorun yalnýzca denemekle kalsa onu kesinlikle buluruz. Ama onu iyice göstermek için müziðe baþvurmamýz gerekiyor. Söyle bakalým. GENÇ SOKRATES - Ne söyliyeyim? YABANCI - Ýþlek eller isteyen bütün sanatlar gibi müzik de bir çýraklýk dönemi ister deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Peki ama, bu bilimlerden birini ya da ötekini öðrenmeye karar vermek gene bu bilimlerle ilgili bir bilimin iþidir, deðil mi, ne dersin?

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Evet, bir bilimin iþidir. YABANCI - Bu bilimin, birincilerden ayrý olduðunu kabul etmeyecek miyiz? GENÇ SOKRATES - Evet, edeceðiz. YABANCI - Hiçbirinin ötekilere emretmeyeceðini ya da birincilerin sonuncuyu emirleri altýna alacaðýný ya da genel denetimle emretme hakkýnýn sonuncuda olduðunu mu söyleyeceðiz? GENÇ SOKRATES - Sonuncusu hepsine emretmelidir. YABANCI - Öðrenmek gerektiðine ya da gerekmediðine karar veren bilimle, öðrenen ve öðreten bilim arasýnda, demek emir hakkýný birinciye vermelidir, diyorsun. GENÇ SOKRATES - Kesinlikle öyle. YABANCI - Bunun gibi, inandýrmak gerekli mi, yoksa deðil mi? Karar veren bilimle inandýrmasýný bilen arasýnda da gene emir hakkýný birinciye veriyorsun. GENÇ SOKRATES - Hiç düþünmeden. YABANCI - Peki öyleyse, halk topluluklarýný okutacak yerde masal anlatarak kandýrma gücünü hangi bilime vereceðiz. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz, gene bu da söz biliminin olacaktýr sanýrým. YABANCI - Ama, filan ya da falan kiþiye karþý þu ya da bu durumda güç mü, yoksa inandýrma mý yoksa yalnýzca hiçbir þey yapmamak mý gerekip gerekmediðini bilmek konusunda kararý hangi bilime býrakacaðýz? GENÇ SOKRATES - Ýnandýrma sanatýyla söyleme sanatýna emredene vereceðiz? YABANCI - Bu da devlet adamýnýn bilimidir, sanýrým. GENÇ SOKRATES - Pek iyi söyledin. YABANCI - Görüyorsunuz ki þu ünlü sözbilim ( retorik ) çabucak devlet biliminden ayrýlýyor: O baþka bir bilim türündedir, baþka bir bilime baðlýdýr. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Ama þu güç konusunda ne düþüneceðiz? GENÇ SOKRATES - Hangi güç? YABANCI - Kendilerine karþý savaþmayý kararlaþtýrdýðýmýz kimselerle nasýl savaþmak gerektiðini bilmek gücünün de bir sanatý olduðunu söyleyecek miyiz? Yoksa o sanata yabancý mýdýr diyeceðiz? GENÇ SOKRATES - Nasýl diyebiliriz? Askerlik bilimiyle her türlü savaþ hareketinin belkemiði olduðu belliyken. YABANCI - Ama savaþmak mý yoksa barýþla çözümlemek mi gerektiðini bilen ve kararlaþtýran gücü de, ötekinden ayýracak mýyýz, yoksa onunla ayný olduðunu mu söyleyeceðiz? GENÇ SOKRATES - Kendi kendimizle çeliþmeye düþmemek için ondan ayýrmamýz zorunludur. YABANCI - Öyleyse, bundan önce söylediðimize baðlý kalmak istersek, ötekine emrettiðini söyleyeceðiz. GENÇ SOKRATES - Bence de öyle.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Savaþ sanatý gibi bilgin ve kapsamlý bir sanata, gerçek krallýk sanatýndan baþka hangi sanatý efendi olarak gösterebiliriz? GENÇ SOKRATES - Hiçbirini. YABANCI - Öyleyse devlet sanatýnýn ancak kölesi olan bir bilimi, komutanlarýn bilimini hiçbir zaman devlet bilimiyle ayný safa koyamayýz. GENÇ SOKRATES - Koymamýz için bir neden yok. YABANCI - Peki, yargýçlarýn doðru hüküm verdikleri zaman kullandýklarý erki de inceleyelim, bakalým. YABANCI - Yargýçlarýn yasayý koyan kraldan aldýðý erki; bütün yasalara göre yargýya varmaktan, bu yasalara uyarak, doðru ya da eðriyi söylemekten, ne armaðan, ne korku, ne acýnma, ne de kin ve dostluðun kendisini elde edemeyeceðini, taraflar arasýndaki kavgalarý yasa koyucu tarafýndan kurulan düzene uygun olarak çözümlemesini önleyemeyeceðini göstermekten daha ileriye gidebilir mi? GENÇ SOKRATES - Hayýr, söylediðinden daha ileri gidemez. YABANCI - Böylece, yargýçlarýn asla krallýk erkine kadar yükselemeyeceðini görüyoruz. Onlarýn erki ancak yasalarýn bekçisi ve krallýðýn kölesidir. GENÇ SOKRATES - Öyle olmasý gerekiyor. YABANCI - Öyleyse, bütün bu bilimleri inceledikten sonra, hiçbirinin devlet bilimi olmadýðýný gördüðümüzü bilelim; zira gerçek krallýk biliminin kendisi iþ görmez, o kuramsal bir bilim deðildir, ama iþ görme gücünde olan bilimlere emreder; çünkü kent-devletlerde büyük iþlere baþlamak, onlarý yürütmek için elveriþli ya da elveriþsiz fýrsatlarý o bilir; buyurduklarýný yerine getirmek de ötekilere düþer. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Böylece biraz önce gözden geçirdiðimiz bilimler ne birbirlerine, ne de kendi kendilerine emrederler, ama her birinin kendine özgü bir iþi vardýr, her biri iþine uygun bir ad almýþtýr. GENÇ SOKRATES - Öyle görünüyor. YABANCI - Ama hepsine emreden, yasalara ve bütün devlet iþlerine bakan, her þeyi çok güzel dokuyan bilime, iþinin yani görevinin tümelliði için oldukça geniþ bir ad seçerek, devlet bilimi adýný vermekle pek doðru bir ad vermiþ oluyoruz sanýrým. GENÇ SOKRATES - Tamamýyla doðru. YABANCI - Þimdi kent-devlette bütün türler konusunda açýk bir görüþ edindiðimize göre, kendi sýrasýnda devlet bilimini de açýklamak için dokuma benzetmemizi kullanmak istemeyecek miyiz? GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz isteyeceðiz. YABANCI - Öyleyse þimdi krallýðýn atký görevini, özünü, atký tarzýný ve bize dokuduðu kumaþýn türünü açýklamamýz gerekiyor sanýrým. GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - Görüyorum, pek güç bir ispata giriþtik. GENÇ SOKRATES - Bununla birlikte, her ne pahasýna olursa olsun sonunu getirmek gerek. YABANCI - Erdemin bir bölümünün her hangi bir bakýmdan erdemin baþka bir türünden farklý olmasý, halkýn file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


kanýlarýna dayanan tartýþmacýlara güzel bir çekiþme konusu verir. GENÇ SOKRATES - Anlamadým. YABANCI - Baþka türlü anlatayým... Cesareti erdemin bir bölümü olarak görürsün sanýrým. GENÇ SOKRATES - Elbette. YABANCI - Oysa bilgelik erdemin bir bölümü olmakla birlikte cesaretten baþka bir þeydir. GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Öyleyse, bu iki erdem üzerine baþkalarýný þaþýrtacak bir þey söyleme cesaretini gösterelim. GENÇ SOKRATES - Hangi þey? YABANCI - Çünkü bir bakýmdan birbirlerinin düþmanýdýr ve bulunduklarý varlýklarýn birçoðunda düþman yan olarak karþý karþýya yer alýrlar. GENÇ SOKRATES - Ne demek istiyorsun? YABANCI - Her zaman herkesce söylenenin tam tersi bir þeyi söylemek istiyorum: Çünkü, erdemin bütün bölümlerinin doðal olarak birbirlerinin dostu olduðu söylenir, deðil mi? GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Öyleyse, dostluklarýn söylendiði kadar mutlak olup olmadýðýný ya da, daha çok kardeþleriyle kavgada olan biri bulunup bulunmadýðýný çok dikkatle inceleyelim. GENÇ SOKRATES - Peki, bu incelemeyi nasýl yapacaðýz, söyler misin? YABANCI - Bütün alanlarda, güzel dediðimiz halde biribirine karþýt iki tür olarak sýraladýðýmýz þeyleri aramakla. GENÇ SOKRATES - Daha açýkça anlatýr mýsýn? YABANCI - Cisimlerde, ruhlarda ya da sesin hareketlerinde görülen, gerçek þeylere ya da müzikçiyle ressamýn taklitle oluþturduðu hayallere ait olan çeviklik ve çabukluðu hiç övdün mü? Ya da baþkalarýnýn övdüðünü iþittin mi? GENÇ SOKRATES - Peki, sonra? YABANCI - Bu þeylerin nasýl övüldüðünü anýmsýyor musun? GENÇ SOKRATES - Hayýr. YABANCI - Anladýðýmýz sözlerle anlatabilecek miyim acaba? GENÇ SOKRATES - Niçin anlatamayacaksýn? YABANCI - Kolay bir þey olduðunu sanýr görünüyorsun. Gel de birbirine karþýt türler üzerinde inceleyelim. Öyle ya, birçok iþte, birçok durumda düþüncenin, bedenin ya da sesin çabukluðu, gücü ve canlýlýðýyla coþtuðumuz zaman, hayranlýðýmýzý bildirmek için ancak: enerji (energeia) sözünü bulabiliyoruz. GENÇ SOKRATES - Nasýl dedin, bir daha anlatýr mýsýn? YABANCI - Söz geliþi canlý ve enerjik, çabuk ve enerjik ya da güçlü dediðimiz zaman, bütün bu özelliklere söylediðim ortak adý vererek onlarý övüyoruz.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Evet. YABANCI - Peki ama bir þeyin yavaþça yapýlmasý da yeni bir tür deðil midir? Onu da çoðu zaman birçok þeylerde övmüyor muyuz? GENÇ SOKRATES - Elbette övüyoruz. YABANCI - Bundan söz ederken de bundan öncekilerin karþýtý sözler kullanmýyor muyuz? GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Yavaþlýðýný ya da tatlýlýðýný beðendiðimiz düþünceyi ya da iþleri, ya da düz ve aðýr sesleri, ya da her uyumlu hareketi ve yerinde bir yavaþlýkla oluþan her sanat eserini sakin ve uslu akýllý diye nitelediðimizde güçten deðil, alçakgönüllülükten ve azla yetinirlikten söz ederiz. GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - Tersine, bu birbirinin karþýtý niteliklerin biri ya da öteki yersizce ortaya çýkarsa dilimizi deðiþtirir, onlara karþýt adlar vererek, eleþtiririz. GENÇ SOKRATES - Nasýl dedin? YABANCI - Sözünü ettiðimiz þeyler bize yerinde olandan daha þiddetli, daha çabuk, daha sert görünürlerse onlara þiddetli, taþkýn deriz; gerektiðinden daha aðýr, daha yavaþ, daha yumuþak görünürlerse, o zaman da onlara gevþek deriz. Bu niteliklerde karþýtlar olan ölçü ve enerji nitelikleri hemen her zaman bize talihin iki düþman yan olarak yarattýðý, gördükleri iþlerde birbirlerine karýþmayacak karakterler olarak görünürler; onlara sahip ruhlar arasýnda da, biraz dikkat edince ayný çarpýþmayý görürüz. GENÇ SOKRATES - Nerede? YABANCI - Þimdi söylediðimiz bütün durumlarda ve doðal olarak baþka birçoklarýnda. Çünkü birinci ya da ikinci eðilimle olan ilgilerine göre, kendi doðalarýný bulduklarý eðilimi över, ötekini yererler, yabancý bulurlar; böylece de sayýsýz neden yüzünden sonsuz kinlere düþerler. GENÇ SOKRATES - Bana da öyle geliyor. YABANCI - Karakterlerin bu basit çarpýþmasý henüz bir oyundan baþka bir þey deðil. Ama ciddi þeylerde, kentdevletlerin baþýna gelen en korkunç hastalýktýr. GENÇ SOKRATES - Hangi ciddi þeylerde demek istiyorsun? YABANCI - Doðal olarak, hayatýn yönetimiyle ilgili þeylerde. Öyle ya, son derece ölçülü yaradýlýþta birtakým kimseler vardýr ki tükenmez huzur ve dinginlik içinde yaþamak istediklerinden kendi iþleriyle uðraþmak için ötekilerden ayrýlýr, yalnýzlýða çekilir, kendi devletleri içinde olduðu gibi yabancý devletlere karþý da böyle davranýrlar; onlarla da barýþa hazýrdýrlar. Böylece isteklerine uygun yaþamaya alýþtýklarý zaman, gerçekten yersiz bir barýþ aþkýyla, farkýna varmadan, bütün savaþ güçlerini yitirir, çocuklarýný da bu güçsüzlük içinde yetiþtirir ve kendilerini ilk saldýranýn eline býrakýrlar. Kendileriyle çocuklarýnýn ve yurtlarýnýn, farkýna varmadan özgürlükten tutsaklýða kaydýðýný görmek için uzun zaman beklemelerine de gerek kalmaz. GENÇ SOKRATES - Ne acý, ne korkunç yazgý! YABANCI - Ya daha çok enerjiden yana kayanlar için ne diyeceðiz? Hep ülkelerini yeni bir savaþa sokmak için koþturmayacaklar mýdýr? Bu türlü hayata karþý besledikleri çok fazla hýrs yüzünden yurtlarýný çok güçlü kinlerle karþý karþýya býrakarak tamamýyla yok olmaya sürükleyip düþman boyunduruðu altýna götürmeyecekler midir? GENÇ SOKRATES - Bu da doðru.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


YABANCI - Öyleyse- bu iki tür ruh arasýnda sürekli ve derin düþmanlýk ve kavga bulunduðunu kabul etmemek olur mu? GENÇ SOKRATES - Olmaz! YABANCI - Böylece araþtýrmamýzýn birinci noktasýný kanýtlamadýk mý? Baþka türlü söylersek, erdemin bazý bölümlerinin, -ki azý da deðildir- yaradýlýþtan birbirine karþýt olduklarýný, bulunduklarý ruhlarda da ayný karþýtlýklarý doðurduklarýný göstermedik mi? GENÇ SOKRATES - Gösterdik sanýyorum. YABANCI - Þimdi þu noktayý inceleyelim. GENÇ SOKRATES - Hangi noktayý? YABANCI - Þimdi, birleþtirici bilimler arasýnda, en önemsizi de olsa eserlerinden her hangi birini yaratmak için, iyi öðeleri de, kötü öðeleri de kullanmayý kabul eden biri var mýdýr; ya da her bilimin iþi, her alanda, olabildiðince kötü öðeleri alýkoymak ve birbirine benzeyen ya da benzemeyen bu öðelerin hepsini bir araya toplayarak, onlarla kendine özgü bir özelliði ve yapýsý olan bir eser oluþturmak mýdýr ? diye soralým. GENÇ SOKRATES - Kuþkuya olanak var mý? YABANCI - Siyasette de böyledir: bizim siyasetimiz gerçekten doðaya uygun siyaset... Bir devlet kurmak için kötülerle iyileri rasgele bir yýðýn halinde toplamayý asla istemeyecektir, ama kuþkusuz ilkin uyruðunu siyasette denemekle iþe baþlayacak, deneme bitince de onlarý bu iþi bilen, usta eðitimcilerin eline verecektir. Bununla birlikte emir ve yönetimi elinden býrakmayacaktýr. Dokumacýlýk bilimi de atkýcýlarla kendisine dokuyacaðý gereçleri hazýrlayan baþka bütün yardýmcýlarla böyle yaptýðý gibi bütün hareketlerine emir ve yön vermek için hep yanlarýnda bulunur, her birine kendi dokumacýlýk iþi için yararlý sandýðý þeyleri gösterir. GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - Krallýk bilimi de, yasalarýn korumasý altýnda öðretim ve eðitimi yönetenler karþýsýnda böyle hareket edecektir, sanýrým. Yönetim erkini kendi eline alacak, kendi bileþimine uygun karakterleri yetiþtirmeye yaramayan hiçbir çalýþma ve alýþtýrmaya izin vermeyecektir. Kendilerine enerji, ölçü ve baþka erdemli eðilimleri vermek olanaðý olmayan, tersine, kötü bir doðanýn taþkýnlýðýyla tanrýsýzlýk, ölçüsüzlük ve haksýzlýða sürüklenen karakterler varsa, onlarý da ölüm ya da sürgün gibi cezalarla sistemin dýþýna atacaktýr. GENÇ SOKRATES - Þimdi yapýlan da aþaðý yukarý budur. YABANCI - Bilgisizlik ve alçaklýk çamurunda yan gelip yatanlarý da kölelik boyunduruðuna koþacaktýr. GENÇ SOKRATES - Pek iyi. YABANCI - Ýyi bir eðitimin erdemli kýlabildiði, özel bir yöntemin de birbirine karýþtýrýp hamur edebileceði kadar iyi olan ötekilere gelince, karakterinin sertliði eriþince kendini gösterdiðine hükmeder; ölçüye doðru eðilirse, o zaman da onlarda, mekik ipliðinin yumuþak ve gevþek kumaþýný bulur, eðilimleri de birbirine karþýt olduðundan, onlarý bir arada baðlamaya ve aþaðýdaki gibi atkýlamaya uðraþýr. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Ýlkin, akrabalýklara göre, ruhlarýnýn ölümsüz bölümünü tanrýsal bir iple toplar, bu tanrýsal parçadan sonra da, hayvansal kýsmýný insanlýk ipleriyle toplar. GENÇ SOKRATES - Bununla da ne demek istiyorsun? YABANCI - Ruhlarda güzel, iyi, doðru ile karþýtlarý konusunda gerçekten doðru ve saðlam bir kaný belirirse, bunun daimonluk bir ýrkta ortaya çýkan tanrýsal bir þey olduðunu söylüyorum.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


GENÇ SOKRATES - Gerçekten böyle demek gerek. YABANCI - Oysa, yalnýzca krallýk biliminin Musasýndan (müz) yardým gören devlet adamýyla bile yasa koruyucunun, biraz önce sözünü ettiðimiz iyi eðitimin yetiþtirdiði ruhlara böyle bir kanýyý iþleyebilmek ayrýcalýðýna sahip olduðunu bilmiyor muyuz? GENÇ SOKRATES - Herhalde böyle olsa gerek. YABANCI - Ama, Sokrates, buna gücü yetmeyene söylediðimiz adlarý vermekten sakýnalým. GENÇ SOKRATES - Pek doðru. YABANCI - Öyleyse, enerjik bir ruh gerçeði bu biçimde kavradýðý zaman dinginleþmez mi? Kendisini doðruluk düþüncesine daha isteyerek açmaz mý? Gerçeði bu biçimde sezmediði zaman da, daha çok hayvansal bir vahþiliðe sürüklenmez mi? GENÇ SOKRATES - Ona hiç kuþku yok. YABANCI - Ama ölçülü doða konusunda ne diyeceðiz? Böyle konular gerçekten onu, hiç olmazsa kent-devletteki hayatýn gerektirdiði kadar ölçülü, uslu kýlmaz mý? Oysa, söylediðimiz ýþýklardan yoksun kalýnca da, pek yerinde olarak, utanç verici bir miskinlik ünü kazanmaz mý? GENÇ SOKRATES - Kuþkusuz. YABANCI - O zaman da bu baðýn sürekli olarak ne kötüleri kötülerle, ne de kötüleri iyilerle atkýlamayacaðýný söylemek gerekmez mi? Hiçbir bilim bu türlü kimseler için bu baðý ciddi olarak kullanmayý düþünmez. GENÇ SOKRATES - Nasýl düþünsün? YABANCI - Yalnýz soylu bir karakterle doðan, doðaya uygun bir eðitim alan kimselerdedir ki yasalar bu baðý doldurabilirler; sanat bu çareyi ya da ilacý onlar için yaratmýþtýr; o, dediðimiz gibi, doða bakýmýndan ne kadar birbirine benzemeseler de, eðilimleri ne kadar karþýt olsa da, erdemin bölümlerini birbirine baðlayan, gerçekten tanrýsal bir baðdýr. GENÇ SOKRATES - Olduðu gibi gerçek. YABANCI - Tümüyle insanlýk olan öteki baðlara gelince bu bað bir kez yaratýldýktan sonra onlarý düþünmek de, düþündükten sonra gerçekleþtirmek de artýk güç deðildir. GENÇ SOKRATES - Bu nasýl oluyor, hangi baðlardan söz ediyorsun? YABANCI - Devletten devlete evlenmelerin, gençlik deðiþ tokuþuyla, kiþiden kiþiye kýz verip kýz almalarýn yarattýðý baðlardan söz ediyorum. Oysa birçoklarý çocuk dünyaya getirmeye elveriþli olmayan þartlarda birleþiyorlar. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Bu iþte, para ve mevki peþinde koþanlar olduðunu söylemeye gerek var mý? GENÇ SOKRATES - Hayýr. YABANCI - Irk düþüncesiyle davrananlardan söz etmek, bunlarýn davranýþlarýnýn neresinde kusur ettiklerini göstermek daha iyi olur sanýrým. GENÇ SOKRATES - Doðru. YABANCI - Bunlar her türlü doðru aklýn dýþýnda davranýrlar, derhal elde edecekleri rahatlýk ve kolaylýkla

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


peþinde koþarlar, baþkalarýna nefret besleyip, benzerlerine baðlanýrlar; çünkü her þeyden önce nefretleriyle davranýrlar. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Ölçülüler kendi mizaçlarýnda kimseler arar, eþlerini olabildiði kadar bu çevreden seçerler, kýzlarýný da bu çevreden evlendirirler; sonra, enerjik kuþaktan olanlar da, kendi doðalarýna kavuþmak için birinciler gibi davranýrlar. Oysa her iki kuþaðýn da tam tersini yapmasý gerekirdi. GENÇ SOKRATES - Niçin, nasýl? YABANCI - Çünkü, kuþaklar boyu ölçülü karakterle karýþmamýþ olarak kalan enerji, baþlangýçta gücünün bütün parlaklýðýný verdikten sonra, sonunda gerçekten çýlgýn delilikler halinde, elbette soysuzlaþacaktýr. GENÇ SOKRATES - Olabilir. YABANCI - Öte yandan, fazla ölçülü ve çekingen bir ruh, enerjik atýlganlýkla birleþecek yerde, kuþaklar boyunca olduðu gibi ürerse, ancak aþýrý yumuþak olabilir. Sonu da tam bir sakatlýk ve güçsüzlüktür. GENÇ SOKRATES - Bu da olabilir. YABANCI - Görüyorsun ki bunlar, bu iki kuþak iyiyle kötü üzerine ayný düþünceyi taþýdýklarý zaman, oluþturulmasý hiç de güç olmayan baðlardýr. Çünkü dokuyucu kralýn bütün iþi, ölçülü karakterle enerjik karakter arasýnda bir ayrýlýk ortaya çýkmasýna asla izin vermemek, tersine, onlarý düþünce, þeref, þan ortaklýðýyla bir arada dokumak, böylece yumuþak ve söylenildiði gibi iyice sýký bir kumaþ oluþturmak, sonra kent-devletlerindeki devlet iþlerini eþit olarak ellerine vermektir. GENÇ SOKRATES - Nasýl? YABANCI - Bir tek baþ gereken yerde, her iki karakterde olan birini seçmek; birçok baþ gerektiði zaman da her iki yaradýlýþa eþit pay vermek. Ölçülü mizaçta kimseler gerçekten pek düþünceli, doðru, hiçbir þeyde atýlgan olmayan insanlardýr; ama iþ için gereken hýrçýnlýk ve keskinlik, çeviklik ve kararlýlýk onlarda yoktur. GENÇ SOKRATES - Buna da diyeceðim yok. YABANCI - Enerjiklerde de doðruluk ve düþüncelilik ötekilerden daha az bulunur, ama harekete geçmek gerekince herkesten daha atýlgandýrlar. Bundan ötürü, kent-devletlerde bu iki yaradýlýþ birleþmeyince, devlet için olduðu kadar, kiþiler için de iþlerin yolunda gitmesine olanak yoktur. GENÇ SOKRATES - Bu besbelli bir þey. YABANCI - Öyleyse þimdi, krallýk bilimi, her ikisi de insanca olan enerji ve ölçü karakterlerini ele alarak, her iki hayatý anlaþma ve dostlukla bir arada topladýðý ve birleþtirdiði, böylece kumaþlarýn en güzelini, kusursuzunu oluþturduðu, her kentte köle ve efendi bütün halký bu kumaþýn içinde dürdüðü, ikisini birden mekiðinde dokuduðu ve kente, hak ettiði bütün mutluluðu durup dinlenmeden saðlayarak, emir ve yönetimi altýnda bulundurduðu zaman, devlet sanatýnýn dokuduðu kumaþýn, hiç aksamadan tamamlandýðýný söyleyebiliriz. GENÇ SOKRATES - Bize gene eksiksiz bir betimleme yaptýn yabancý; kralla devlet adamýnýn betimlemesini.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


PLATON'UN YAÞAMI VE YAPITLARI

Eski Yunan düþüncesinin en önemli temsilcisi sayýlan Platon Ý.Ö. 428/427'de Atina'da doðdu, Ý.Ö. 348/347'de ayný yerde öldü. Gerçek adý Aristokles olan düþünüre, Platon adýný, geniþ omuzlu, yapýlý bir genç olduðu için bir öðretmeni takmýþtý. Gençliðinde þiir yazan Platon, Sokrates'le tanýþtýktan sonra kendini tümüyle felsefeye verdi. Sokrates'in ölümünden (Ý.Ö. 399) sonra, bir süre için, Euklides ve baþka arkadaþlarýyla birlikte Megara kentinde yaþamak zounda kaldý. Atina'ya döndükten sonra çýktýðý Güney Ýtalya gezisinde tanýdýðý Pythagorasçýlarýn Platon'un düþünceleri üzerinde önemli etkisi olmuþtur. Daha sonra gittiði Siracusa'da bir süre Kral Dionysios'un sarayýnda kalmýþ, ancak kralýn yakýnlarýndan Dion ile birlikte Siracusa kentinin politik yaþamýyla ilgili reform tasarýlarý geliþtirmesi üzerine tutuklanýp köle olarak satýlmýþtýr. Dostlarýndan birinin bedelini ödemesiyle gözgürlüðüne kavuþan Platon Atina'ya dönerek Ý.Ö. 387'de, ünlü Akademisini kurdu. Yaþlý Dionysios'un ölüp yerine oðlu Dionysios II'nin geçmesi üzerine yine Siracusa'ya gitti, ancak dostu Dion kentten sürülünce yine Atina'ya dönmek zorunda kaldý. Bu tarihten sonra, bir daha Atina'dan ayrýlmadý ve ölünceye kadar Akademi'de felsefe çalýþmalarýný sürdürdü. Platon, eski Yunan düþüncesinde Herakleitos'tan Pythagoras'a uzanan geleneði izledi. Öðretmeni ve yaþlý dostu Sokrates'le birlikte, hem saðlam ve tutarlý çýkarýmlar üretilmesine, hem de zengin ve ince bir dil kullanýlmasýna önem veren düþünce çizgisinde yer aldý. Düþüncesini konuþarak yaymayý yeðleyen Sokrates'in ''diyalog'' yönteminden bir yazý biçimi geliþtirdi. Özellikle gençlik ve geçiþ dönemlerinde öðretmenini baþ kiþi olarak kullandýðý diyaloglarý, Yeni Çað'a kadar kullanýlan bu yazý türünün en yetkin örnekleridir. Platon'un diyaloglarý, Sokrates'in etkisinde olanlar ve kendine özgü olanlar diye ikiye ayrýlmaktadýr. Bu iki öbek arasýndaki en belirgin biçimsel ayrým, birinci öbek diyaloglarda düþüncelerini Sokrates'e söyletirken, ikinci öbektekilerde (biri dýþýnda) Sokrates'i kullanmamasý, hatta ''Yabancý'', ''bir Atinalý'' gibi düþsel kiþilere yer vermesidir. Bu iki öbek diyalog arasýnda, düþünce olaraksa, bir ayrým yoktur; yalnýzca Platon'un düþüncesinde bir geliþme, olgunlaþma olduðu gözlenir. Düþünce tarihinin etkisi en güçlü ve yaygýn filozofu olan Platon'un yapýtlarý, Rönesans ve Aydýnlanma Çaðý'nýn temelini oluþturan etkenlerin baþýnda yer alýr. Ayrýca, Hýristiyanlýk ve Müslümanlýk gibi dünyanýn en önemli ve yaygýn iki tek tanrýlý dinini de ikinci ya da üçüncü elden de olsa, önemli ölçüde etkilemiþtir. Platon'dan günümüze otuz altý yapýt kalmýþtýr. Araþtýrmacýlarýn ve eleþtirmenlerin, gerçeklikleri ve tarihleri üzerinde anlaþamadýklarý bu yapýtlar, genellikle, dört bölümde toplanmaktadýr. Birinci bölümde gençlik dönemi yapýtlarý yer almaktadýr: Lakhes, Kharmides, Euthypron, Apologia Sokratous (Sokrates'in Savunmasý), Hippias Elatton (Küçük Hippias), Kriton, Ion, Lysis, Protagoras. Ýkinci bölümde geçiþ dönemi yapýtlarý toplanýr: Gorgias, Menon, Eutidemos, Kratylos, Theaitetos, Meneksenos, Hippias Meizon (Büyük Hippias). Üçüncü bölümde olgunluk dönemi yapýtlarý yer alýr: Symposion (Þölen), Phaidon, Phaidros, Politeia (Devlet). Yaþlýlýk dönemi yapýtlarý ise dördüncü ve son bölümü oluþturur: Parmedines, Sofist, Politicos (Devlet Adamý). Philebos, Timaios ve Nomoi (Yasalar). Platon'un bu bölümlemenin dýþýnda tutulan yapýtý Epistolai'nin (Mektuplar) gerçekliði konusundaysa ciddi kuþkular vardýr. Bununla birlikte, on üç mektup arasýndan birinin, yedincisinin gerçek olduðu, genellikle kabul edilmektedir.

file:///C|/Users/Zülfü/Downloads/Yandex.Disk.2.Beta.Files/Platon-DevletAdami.txt[9.01.2017 19:34:41]


Platon devletadami