Page 1

Karl Marx Lois Bonaparte'nin 18 BRUMAİRE'i •


KARLMARX

LOUiS BONAP ARTE'İN 18 BRlJMAİRE'İ


B irinci Baskısı İzlem Yayınlan tarafından Mart 1967 yılında basılmışnr. ·

:Mart1967 :1993 :Çagdaş Matbaası :Çagdaş Dizgi :Zehra Şenoguz

Birinci Baskı İkinci Baskı ·Baskı Dizgi Kapak Düzeni

Genel Dagıtım :Çag-daş Pazarlama Cagaloglu Yokuşu, Bakış Ofset İşhanı No: 6-8 Zemin kat Çagdaş Kitabevi /

Cagaloglu 1 İST. 1

Tel: 512 33 69-511 9615.-528 51 29 Fax: 512 33 69 ·


KARLMARX

·

LOUiS

BONAPARTE'İN 18 BRUMAİRE'İ

Çeviren Ahmet Acar

YORUM YA YlNLARI


İÇİNDEKİLER Önsöz

7

............. ...................................................................

Büyük Fransız Devrimi.. . .

Napoleon Bonaparte

.........

1 830 Devrimi.

lO

..............................................

.

.

15

........... ..................................

....... ............

.

.

.......... ......................... .......

. I?

1 848 Devrimi. . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 1 8 Louis Bonaparte

........

.

............ . . . . . .

.

........... ............

. . ..

21

. ......

Kitabın Almanya'da Yapılan İkinci Baskısına Yazann Onsözü

...........

.

.....

. .. .

.

................ . . ................

........

.

...........

22

Kitabın Almanya'da Yapılan Üçüncü Baskısına Fıicdıich Engels'in Önsözü . ..

I . BÖLÜM

........................

I I . BÖLÜM

........

III. BÖLÜM

. . .

.

VI. BÖLÜM

.

... . .

...............

V. BÖLÜM . . .

....

....

VII. BÖLÜM

.

.

...

. . . . . . . . . . . . ................

...... . . . . . . . . . . . ....

..........

IV. BÖLÜM

.

.

............... ..........................

.

. .. ..

.....

.

.

. . ...... . . . . .

..

..

.

........

.

...

.

.

........... ........... ...

...................................

.

....

.

...

.

.

.. ...

.

..

37 50

.................

67

78

..................

98

. . ........... .....

. . ..... . . ......

.

27

.......

. .

Kitapta geçen isimler üzerine açıklama . . . . ..

.

. �

... ..........

. . . . . . ..........................

.....................

. ...... ....

.........

. ... .

........................................

..

.

25

...

.

.

.........

...

.

...

ı ı9 ı 37


ÖN SÖZ . . B rumaire, Büyük !fransız Devrimi takv iminde 22 ya da 23 Ekim den 20 ya da 21 Kasım'a kadar süren ikinci ay1n adıdır . Bu ayın en önemli günü de Napoleon Bonapanc·ın cuıhhuriycıi deviriptek-başına iktidara gectig i .tarih olan 18-19 Brumaire'dir. O zamanın kan şıklıkla n ndan yararlanmasını bilen bu genç general, . çeşitli güçleri kullanarı:lk., bu güçlere çıkar saglayacagına söz vererek başa geçmiştir. Ama gene de bu, gerek f'ransa gerekse bütiin dünya için önemli sonuçtat doguran, �arx'a göre trajedi deyimiyle nitelenecek de�crde bir olaydır.· Aradan daha eni yıl bi le geçmeden. aynı oyunu oynamaya kalkaniann çılönası ise. durumu komedi ye dönüştünnektedir. Nopoleon Bonapane'ın yegcni ol:m Charlç� Louis Napoleon Bonaparte (1808-1873) da bu güldürünün ba� oyuncusudur.-Amcasına özenmiş, ·onunu yeteneklerini kendinde var sanmış, büyük bir ihtirasla ·ortaya ·atılmış ve ·üstelik �urumu iyi degerlendirdigi için istegini gerçekleştirerek başa geçmiştir. Ama gene de bütünüyle L Napol�on'un pa rodisi lak.lidi olmaktan kurtulamamışur. Marx, 'ki�ına koydugu adla bile. l.Napoleon ile· yegeni arasındak i özentiyi belirterek, alay etmektedir. Louis Bonaparte'ın 18. Brumaire'ini, yani ·Louis '

.

.

,

-7-


Bonapa ne'in da arricası gibi cumhuriyeti yıkıp başa geçmesini anla unaktadır .. Ama bu dümdüz bir anlatım degildir elbette. Marx, kendinden beklendigi gibi , o zamanın Fransa'sının geniş ve genel bir çözümlemesini yaptıktan sonra, Louis Bonaparte'ı diktatörlüge götüren güçleri, sınıf çatışmalannın 9 zamanki konumunu büyük bir ustalı kla i rdelemektedir. Usteli k bu incelemesini Louis Bonaparte'ın darbesinden iki ay sonra yazdıgtnı da eklememiz gerek. Kendi bu kitabı için <<Sınıf kavgasının Pransa'da nasıl olup da basit ve kaba bir adamı kahraman yapugını gösteriyorum.>> diyor. Louis Bonaparte, 2 Aral ı k 1 85 1 'de darbe yaptıgı zaman, Marx Londra'da bulu �uyordu. Fransa onun teorileri için bulunmaz bir ö rnekti. Ozel likle 1 848 Devrimi ve sonuçlannı büyük bi r dikkatle izlemişti. Bu olayiann ı şıgında, burjuva devletinin pro leterya devletine dönüşmesi üstüne yeni ve somut açı k lamalannı ö rnek leriyle bu luyoruz bu kitapta. Öte yandan Fransa, Marx'ın da yorumlannda bclirttigi gibi ,

buıj uva devleti o lmaktan kurtulamamış, dengesizlikler ve kararsızlıklar içinde bocalamıştı r günümüze degin. Ve üsteli k i şin garibi, tarih b u kez bir m e lodram olarak gene tekrarlanmış, Fransa'nın başına bi r faşist daha gelmiştir. Louis Bonapane'ın yerini a lan bu yeni diktatör için Georges Cogniot şöyle diyor: <<Bonaparte i lc de Gaulle arasında çok açık bir benzerlik vardır. Her ikisi de orduya, öze ll i kle Afrika'daki general lerine day an mıştır. Saint A rnaud'un yerini Salan almıştır bugün. 1 852 yı lında da ordu, şi mdi o ldugu gibi, <<top lumun en bilge sını fı, top lumun yöneticisi>> idi. Subaylara göre, cumhuriyet yönetiminden tiksin mek, yüce kişilerden olmanın bclgesidir. Yüksek rütbeli subay lar, iktidann bütün yetkilerine sahip olmak ya da iktidan denetimleri a ltında bulundu mıak ve ülkede askeri bir hükü met ku mıak isterler.>> <!). Marx'ın benze unclerini daha iyi anlamak için, B üyük Fransız Devrimi 'n in ve bu devrimi izleyen olayiann bili n mesi gerekli . Bu yüzden, buraya bir özet eklerneyi yara rl ı gördük. ·

- 8 -


BÜYÜK FRANSIZ DEVRİMİ Büyük Fransız Devrimi, birdenbire beliren bir patlama degildir. XVII. Yüzyıldan beri gelişen nedenlerin bir sonucudur. XV. Yüzyıld� sonra kraliann mullak egemen oldugıt bir ülkeydi Fransa. Oyle ki, Xl V. Louis, ünlü <<Devlet benim.>> sözüne degin götürrnüştü işi. Bu mutlak yönetim Fransa'da yaygın ve korkunç bir yoksulluk dogıtrmuştu. Kralın çevresinde kümelene�. soylularla din adamlanndan b�şkası insan sayılrnıyordu. Ustclik spylularta din adamlan halkın sımndan geçiniyordu. Soylular�a din adamla: n �rgi vc.rmczdi çünkü Fransa'da; vergi yalnız halktan alınırdı, X IV. Louis'nin yapugı sürekli savaşlann, XV� Louis'nin �.srafınm ve yenilgilerinin acısı da halktan çıkacaktı elbette. Oyle de oldu gerçekten; halka yeni vergiler yüklendi. O zaman mümkündür.

Fransa'da

1 - Soylular 2- Din adamlan

3- Burjuvalar 4- 1.<-öylüler

yaşıyanlan

döİt

bölüme ·

ayırmak


Köylüleriyle bi rlikte bütün köyler, soylulann m alıydı . Soylular, sahibi olduklan topraklarda çalıştırdıklan köylülerden de rebeylik vergisi alırlar; bu vergiyi de boyuna antı rınaya çalışırlardı. Köylüler içinde çok küçük bir azınlık ise üstünde çalıştı i!;ı küçük topragın mülkiyetini eline geçirebilmişti. Bunla r d a · öşür ve eski derebeyl ik vergilerinin agırlı i!;ı altında ezilird i . Vergileri, soyl ularla d i n adaml anndan kurulan krallık meclisleri bel irlerdi ! Askere gitmek, sava ş mak da köylülerin ödevleri arasındaydı . Soylular sözde bu işleri yönetir, saray çev resinde ya da zengin şatolannda rahatlanna bakarlardı. 178 1 'den sonra ordunun büyük aylık .alan yüksek rütbeleri yalnız soylu lara verilir olmuştu. Din adamlan, çok geniş ve zengin kilise top raklannın geliriy le hiç bir iş yapmadan bo lluk içinde yaşarlardı. Bütün devlet hizmetlerinden affedilm i şlerd i . Papazlann çogu yüksek soylular sınıfının ailelerinden seçiliyor ve yüksek aylıklannı a lmaktan başka bir şey düşünmeyen papazlar çıkıyordu onaya. Burjuva sınıfı ise köylülerden i y) durumda olmakla bi rl ikte ge Re de ülkenin gü ç işleri alun da bunalırdı . Bu yüzden köylülerlc burjuvalar, saray çevresinde toplanan soylulara düşman kesilmişti. Fransız Dev rimi'ni hazırlayan sebeplerin önemlilerinden bir i de özellikle Fransız düşünür ve yazarlannın XVIII. Yüzyılda insaniann özgürlügü ve eşitligi üstüne degerli eserler yayı n lamış olmalandır. İ nsaniann köleligine karşı çıkıyordu b u yazarlar. Voltaire, J. J. Rousseau, Montesquieu, Diderot adaletin sözcüsü olarak beli riyorlard ı . İngiliz ve Amerika 'dak i yönetim biçimlerini gönnüş olanlar da benzer bir devle t düzenini Fransa'da kurmak istiyorlard ı . Bütün bu h azırlıklar krala karşı ay aklanmalara yol açtı . XVI . Louis gitgide anan saray giderleriyle çevresini saran· soylu ailelerin para isteklerini karŞılayamaz duruma düşmüştü . Kızını evlendiren, bir zarara ugrayan her soylu aile kraldan büyük paralar istiyor ve kopanyordu. En sonunda kral, gene l meclisi toplantıya çagınp yeni vergiler koyacagını bildi rdi . (5 Mayıs 1 789) Toplanan mecliste burjuva temsilcileri de bulunuyordu. Kralın Maliye N azın'nın yeni vergiler konacagını


açıklaması üzerine Fransa tarihinde ilk olarak meclis, kralın istegine boyun egmedi. Mec lis üye leri Anayasa hazırlanm adan böy le bir verginin konmasını kabu l etmiyeccklerini ve Anayasa yapı lana kadar da mec lisi dagı tmı yacaklannı bi ldirdi ler. Kralın i radesine karşı çıkacak devrimi baş latmış oluyorlardı böy lece (20 Haziran ı 789). Bunun üzerine sınıflar mec lisi demek o lan Etajenero, bir Kurucu Mcclis'e yerini bıraktı. Kurucu Mec lis Anayasa hazırlıyacaktı . Kral bunu kabul etmek i sterneyince ı4 Temmuz ı 790'da Paris halkı ayaklanarak kralın siyasi tutuk lu lan bu lundurdugu . Bastil'i ele geçirdi; tutuklu lan serbest bıraktı . B u arada Kurucu Meclis Anayasa'yı hazırlamış, <<İnsan Haklan B ildirgcsi>>ni de bu Anayasa'nın başına ck lcmişti. B u bildirgenin ün lü başlangıcı şöy leydi : <<İnsanlar özgür dogar, özgür ve eşit haklara sahip ol arak yaşar; özgürlük, m ü lkiyet, güven ve baskıya karşı koyma dogal ve kaldınlmaz haklandır; her türlü cgc mcnligin esas kaynagı mi llctdir; özgürlük, başkalanna zarar ve rıniyecek herşeyi yapabil mek de mektir.>> Böylece o zaman için çok yeni ve devrimci düşünce ler kamu oyunda yansı lanm ış oluyordu. H alkın gücüy le tck başına başa çıkamıyacagını anlayan kral, kra llık düzeninin sürdürü lmcsini isteyen başka devletlerden yardım almayı tasarladı . Avusturya imparatoru , Fransa Kralı'nın kayınbiraderiyd i . Kansı ve çocuk lanyla 1 79 ı yılında gizlice Avusturya'ya kaç mak isterken yakaland ı. Bunun üzerine Avustury a ilc Prusya, Fransa'ya b irer nota vererek, kral lık düzenine dönülmesini istedi ler. içerde de bazı soylu lar, kralı tekrar tahta çıka nnak için asker topluyordu. B u durumda, Kurucu Mec lis kendini feshederek yeni bir seçim yapılmasını sa �lad ı . Egcr b u kanşıklık lar çık ınayıp ı 790 Anayasası güçlüklerlc karşılaşmadan uygu lanabi lscydi, Fransa banşçı bir yöntemle liberal düzene geçmiş o lacaktı. Ama gerek yukarda an latıldıgı gibi soylu larla kralın eski durumianna dönmek için gösterdikleri çaba, gerekse taşradan Paris'c akan işsizler yıgınının dogurdugu dengesizlik ve yoksulluk olaylan birden a lev ı endi rdi. - ı2 -


O sırada iki ana fikir çarpışıyordu. Bunlardan biri krallıgın

tamamen kaldınhp cumhuriyetin kurulmasını istiyor, digcri ise

mcşruti

bir

krallıgı

Anayasa Meclisi'nde

savunuyordu.

Seçim sonunda

kurulan

(Asscmble Lcgislative) her iki

fikri

savunanlar da yer almıştı. Yeni Anayasa, krallıgı kaldırmıyor

ama, kralı denetleyen ve kanun yapan bir meclis kurulmasını

öngörüyordu.

Kral, bu meclisin seçecegi nazırlarla ülkeyi

yönetccckti. XVI . Louis, bu durumu kabule yanaşmıyordu. Bu

sırada Prnsya ve Avusturya ordulan Fransa'ya saldırmışlardı.

Kral, Fransa'nın yenilmesi sonunda kendi mutlak egemen]il�ini ' umdugu için, Fransız savaş planlannı

kurabileccgini

A vusturyahlara bildirdi. Bunun üzerine 20 Haziran

ı 792'dc

Danton'un kışkınugı Paris halkı ayaklandı. Kral, Anayasa'yı

tanıyacagına söz verince başkaldıranlar dagıldı. 10 Agustos ı 792'de Parisliler bu kez de Robcspicrre ilc Marat'nın

yönetiminde başkaldırdı; kralın sarayına saldırdı. Kral meclise

sıgındı. Meclis de kralı, yabancı ülkelere Fransa'nın savaş

sırlannı vermekle suçlayarak tutukladı. Bundan sonra Anayasa Meclisi de kendini feshederek yeni seçime gitti.

ı 792 yılında yapılan seçim sonunda kurulan Ulusal Meclis'te (Convention) buıjuvalar büyük bir çogunluk saglamışlardı. Seçim öncesinde görülen kanlı zorbalıklar seçime katılma

oranını çok düşürmüştü. Devrimden yararlarunasını iyi bilen

burjuvalar, işçilerle zcnaatkarlan yana iterek öne çıkmayı başarmışlardı. Konvansiyon Meclisi'nde iki işçi ve devrime

ayak uydurmuş bir kaç soylu milletvekilinden geri kalan çogunluk burjuva temsilcisiydi. 20 Eylül ı 792'de Ulusal Meclis toplandı.

Aynı

durduruld'u.

21

gün

Fransa'ya

Eylül'de

Ulusal

saldıran

Meclis,

Prnsya

krallıgı

ordulan kaldınp

cumhuriyeti ilan etti. Meclis üç partiden kurulmuştu. Danton, Robespierre

ve

Marat'ın

yönetimindeki

Mantaryarlar

(Montagnards) aşın cumhuriyetçlydiler; 10 Agustos saldınsını gerçekleştiren Paris Devrim Komünü'ne dayanarak devrimi

zorla kabul ettirip tamamlamak istiyorlardı. Jirond eyaletinden

- 13 -


seçildikleri için Jimndenler adını alan topluluk, daha ılımlıydı; kişi özgürlü�ne ve mülkiyete saygı duyuyordu; Paris kömününün dikdatörce yönetimine karşı çıkıyordu. Üçüncü hölüm ise, cumhuriyet meclisinde, meşruti de olsa, krallıgı geri getirmeye çalışmak gibi çelişik bir durum gösteriyordu. Paris Komünü'nün baskısı sonunda XVI. Louis yargılanıp 16 Ocak 1793'de idam edildi. Kralın idam hükmü Meclis'ten 360'a karşı 36 1 oyla çıkmıştı. Bundan sonra yönetimi iyice ellerine geçiren Montanyarlar kanlı bir diktatörlüge, şiddet ve baskı düzenine girdiler. Binlerce kişi kurşuna dizildi, binlerce kişi giyotine gönderildi. Sonunda Montanyarlar arasında da anlaşmazlık çıktı. Robcspierre diktatörlük hırsıyla, gitgide <<müsamahakar>> egitim gösteren Danton'u ve arkadaşlannı da Jakobcn'lerin en solcu ucu olan Hebcrtist'leri de giyotine gönderdikten sonra, Fransa'yı bir kral gibi yönetti En sonunda kendi de giyotinde can verdi. Fransa'nın bu kanlı dönemine şiddet dönemi (terrör dönemi) denir. Robcspierre'in diktatörlügünü sona erdiren, Fransa'nın yabancı devletler tarafından ele geçirilmesini önleyen Ulusal Meclis, Robcspierre'i tutanlan içinden attı; Paris Komünü'nü onadan kaldırdı; Jakobcn Partisi'ni kapatıp sorumlulannı giyotine gönderdi. Jakobcnler bu davranışlan devrimden geri dönüş sayarak karşı çıktılar. Bu sırada kralcılar da şiddet hareketlerine başlamışlardı. Ulusal Meclis, Jakobcn kulüpleri de kapatarak Jakobcn hareketine son verdi. Arkasından kendi düşüncelerini yaymaya çalışan Babcuf ilc arkadaşianna cephe aldı; Babcuf tutuklandı, sonra da giyotinc gönderildi. Ulusal Meclis yeni bir Anayasa hazırladı. Buna göre Fransa'yı <<Direktör>> adı verilen beş kişi yönctecckti. Bu beş kişiyi, Beşyüzler Meclisi ve Eskiler Meclisi adını taşıyan iki meclis scçecekti.


NAPOLEON BONAPARTE

·

Zamanla diktatör yönetimi de halk gözündeki itibannı yitirdi. Fransa'yı kötü yöneten direktörler, halkın sıkıntılannı, yoksullugunu arttınnışlardı. Bu · yüzden bir kurtancı beklenıneye başlanmıştı. O zamana kadar cumhuriyetci görünen genç bir general, Bonaparte, Mısır'da pek başanlı olmayan bir savaşı sürdürüyordu. Ama bir gün Fransa'da bir haber bomba gibi paı..ladı. Napoleon Bonaparte ordusunu Mısır'da ·bırakıp Fransa'ya dönmüştü. Halk İtalya'daki zaferlerinden dolayı bu generali çok seviyordu. Dönüşü Fransa'da bir bayram sevinci yarattı. Komutasına verilen orduyu neden bıraktıgını kimse sonnadı. Bonaparte, Paris'c yerleŞip ortamı incelemeye başladı. Dışarı karşı cumhuriyetçi görünüyordu. Bir yandan da Direktuar yönetiminin beş Direktörüyle darbe planı hazırlamak için gizli gizli görüşüyordu. Bunlardan bir ikisinde başansızlıga ugradıktan sonra Sieyes'i kandırabilmişti. Agırbaşlı, mütevazi ve cumhuriyetçi görünüşü halk ve ordu gözünde daha çok sevgi kazanmasını saglıyordu. Bu yüzden kardeşi. Lucien Bonaparte Beşyüzler Meclisi'ne Başkan seçildi. Bonaparte büyük bir oyun oynuyordu. Halk, milletvekilleri Bonapartc'i <<yaşasın cumhuriyet>> diye alkışlıyordu. Aşın sol milletvekillerinden - 15 -


biri mecliste <<Fransa tam ve saf bir cumhuriyet aşıgı olan, İtalya ve Dogu Fatihi General Bonaparte'in dönüşüyle kurtulmuştur.>> diye bagınyordu. Böylece Devrim'in Brumairc ayına girilmişti. Bonaparte artık darbe karannı kesinlcştirmiş, kendini tutanlan çevresine toplamıştı. Darbenin 18 Brumairc günü yapılması kararlaştınldı. 17 - 18 Brumaire gecesi Eskiler Meclisi üyeleri, <<çok önemli bir konunun görüşülmesi için>> ertesi sabah Tuilcrics Sarayı'na çagn1dı. Meclis Başkanı, Cumhuriyetin çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya oldugunu, bu tehlikeyi gögüslemek için Bonaparte'ın başkumandanlıga getirildigini bildirdi. Meclisi, ertesi gün bu konuda görüşmek üzere Paris dışında Saint-Cloud'a çagırdı. 19 Brumaire sabahı her iki meclis de Saint-Cloud'da toplandı. Bonapartc, hazırladıgı tasanyı bu meclislerden geçirerek kanunlaştırmak istiyordu. Bir gün önce, beş konsülden, biri olan Barras'yı tehditle istifa ettirmiş, çekilmeyi kabul etmeyen ikisini de şatolannda tutuklamıştı. Bonaparte ilc aniaşmış olan Sieyes ile Duclos da dircktörlükten istifa etmişlerdi. Beşyüzler Meclisi, Lucien Bonaparte'ın başkanlıgına ragmcn <<Cumhuriyetin yeniden gözden geçirilmesini>> öngören tasanya <<Kahrolsun dikratörler>> diye bagırarak karşı çıktı. Napoleon Bonaparte meclise gitti, ama hakaretic karşılandı. Meclisten çıkugı zaman yüzünden kan akıyordu. Bu durumda son kozunu oynayarak kapıya kadar getirdigi askerlere seslendi: <<Asker! sana güvenebilir miyim?>> Cevap olumluydu. Lucicn Bonaparte'ın da kışkırtmasıyla askerler meclise girdi. Milletvekilleri çil yavrusu gibi dagıldılar. O gunun akşamı, sakJandıklan yerlerden toplanan milletv'ckilleri, Napoleon'un istedigi meclis karannı imzaladılar. Fransa'yı artık üç konsül yönctccckti. Sieyes ilc Duclos konsüt scçilmişlcrdi! Bu darbeden biraz sonra Napolcon Bonaparte Birinci Konsüt olacaktır. (1799 ) Beş yıl sonra (18 04'dc) ise gülünç bir neden ileri sürerek <<cumhuriyetin selameti ' ugruna>> imparatorlugunu ilan edecektir.

- 16-


Bundan sonra Napoleon saldırgan bir politika izliyecek, Avrupa'nın dört bir yanında savaştıktan sonra, karşısında birleşmiş olan devletlere Vaterlo'da kesin olarak yenilerek ( 1814 ), sürüldügü Saint-Helene adasında ölecektir ( 182 1).

'

1830 DEVRİMİ:

Napoleon'dan sonra Fransa'da gene krallık düzeni kuruldu. Cumhuriyetin, din ve din adamlan üstündeki baskısı tam tersine döndü. Artois Kontu'nun kardeşi, XVIII. Louis olarak tahta çıkmıştı. Kral bir meclis ve bu meclise karşı sorumlu bir hükümet kabul etmiş, böylece meşruti bir krallık gerçekleştirmişti. XVIII. Louis'den sonra Bourbon sütalesinden X. Charles kral oldu. X. Charles sagcı bir kraldı. Eski üstünlüklerini isteyen soylutarla birleşti Burjuvalar ise kazandıklan haklan ellerinden kaçırmak istemiyordu. Bu iki sınıf arasındaki çatışma X. Charles zamanında iyice şiddetlendi. Kral, seçim sonunda sagcılann yenilmesine ragmen, sagcı politikasını sürdürmeye çalışıyordu. Devrim. hiç olmamış gibi davranmaya kalktı. Dış politikası da devrim öncesi gibi emperyalist ilkelere dayanacaktı.

1789 Devrimi'nde rol oynayan La Fayette'in öncülügündeki muhalefet kraldan hükümeti degiştirmesini isteyince, hükümet iki meclisi de dagmı. Basın üstüne korkunç bir baskı başladı. 18 30 Temmuz'unda yapılan seçimlerde hükümet partisi azınlıkta kaldıgı halde, kralın başbakanı hükümeti bırakmadı; seçimleri yenileme karan aldı. Basın özgürlügünü tamamen kaldırdı. Bunun üzerine Paris halkı ve askerler ayaklandı. Cumhuriyetin üç renkli bayragı Belediye sarayına çekildi. Başkaldıranlar gene cumhuriyet ilan etmek istiyorlardı. Ama Thiers bunu önledi. X. Charles tahttan çekildi; İngiltere'ye sıll;ındı. Yerine daha liberal anlayışta olan, Orleans sülalesinden Louis - Philippe kral oldu. (7 A�stos 1830). 1830 Devrimi adını alan bu olay, aslında Fransa'da ve bütün Avrupa'da liberalizmin kazanışı olarak nitelenmiştir. - 17 -


1848 DEVRİMİ XIX. Yüzyılda bilim alanında gerçekleşen atılımlar ve her yeni buluşun teknik yoluyla endüstri alanına uygulanması, yüzyıla belirli özelligini kazandınnışur. Makineleşmenin bir çıg gibi büyüdügü bir çagdır, bu yüzyıl. Endüstrinin gelişmesi, kapitalizmin, o güne degin görülmedik ölçüde büyüyüp güçlenmesine yol açmıştır. Büyük devletlerin, bu arada Fransa'nın, emperyalist istekleri daha belirli olarak ortaya çıkmış; kapital birikimi daha da hızlanmışur. Gelir dagılımındaki büyük dengesizlik işçi sınıfının gitgide yoksunaşması sonucunu doguruyordu. Bu bakımdan işçi sınıfı hoşnut degildi. Durumunu düzeltmek için çıkar yol anyordu. Bu konuda kuramsal çalışmalar da yapılıyor, çeşitli sosyalizm tanışmalan sürüp gidiyordu. Stuart Mill, August Combte Hegelcilige yeni bir yorum getiren Feurbach, Robert Owen, Proudhon degişik görüş ve çözüm yollanyla sosyalist düşünceleri n gelişmesinde yer alıyor, Marx kuramını ortaya atıyordu. Bütün bu çalışmalar 1848 Devrimi'ni etkiliyecektir. Öte yandan burjuvalar da krallıktan hoşnut degillerdi. Liberalizm ve cumhuriyet yönetimi bu sınıfın isteklerine daha uygun geliyordu. Onun için 1848 Devrimi'ni başlatıp yürüten işçileri desteklemiş, sosyalistlere katılmışlardır. İşçi sınıfının haklannı elde etmek amacıyla kurulan sosyalist partileri, cumhuriyet düzenini kunnak isteyen burjuvalada yanyana görürüz. Ama devrim gerçekleştikten sonra bu yapma birlik bozulacak, burjuvalar gene kendi isteklerini öne geçinneyi başaracaklardır.

- 18 -


1830 Devrimi 'nde, işçiler de liberalleri desteklemişti. Ama devrimden sonra işçilerin durumunda bir düzetme görülmeyince, grevler başgösterdi. Lyon'da işçiler için kabul edilen en düşük ücret çizelgesini hükümet geri çevirince Lyon'lu işçiler şehri ellerine geçirdiler. Bu ayaklanma 20.000 kişilik bir orduyla hastınldı ( 183 1 ) Bundan sonra bir çok gizli demek kuruldu. Bazılan cumhuriyetçi sosyalist, bazılan da devrimci sosyalistti. Bir çok gösteriler, işçi hareketleri düzenleyen bu derneklerin yöneticilerinden en önemlisi Auguste Blanqui'dir. Paris Hukuk ve Tıp Fakültelerini bitirmiş bir devrimciydi Blanqui. Fransız maliyesinin durumu gitgide kötüleşiyordu. Fiyatlar yükseliyor, genel huzursuzluk tehlikeli bir gelişme gösteriyordu. Durumu gören Kral Louis - Philippe, liberalizmle bagdaşmayan bir müdahale politikası izlemeye başlamışu. Oysa bu yol, ona karşı çıkaniann sayısını arttırmaktan başka sonuç saglamıyacaktı. Öyle ki sonunda liberallcrle radikaller de sosyalistlerle işbirligi yapmaya başladılar. Böylece krala karşı ortak bir <<halk cephesi>> kurulmuş oluyordu (1847). Halk cephesi Fransa'nın her yerinde ziyafetler vererek kamu oyunu harekete geçirmeye başladı. Hükümet, 21 Şubat 1848'de Paris'te verilccek büyük bir ziyafeti yasaklayınca büyük bir ayaklanma başladı; işçilerin katılmasıyla hareket büsbütün genişledi. Kralın tahu sallanmaya başlamıştı. Thiers, ortaya atıldı; monarşiyi kurtarmaya çalıştı. Oysa işçiler cumhuriyet istiyorlardı. Liberal buıjuvalarla sosyalist işçilerin zoraki işbirligi burda sona ermişti artık. Durumunun umutsuzlugunu anlayan Louis-Philippe, tahtından feragat edip İngiltere'ye gitti. Yerine 6 yaşındaki torunu Paris Kontu'nu bırakmıştı. Bu çocuga annesi Orleans Düşesi naiplik yapacaktı. Bu çözüm de para etmedi. İşçiler, meclisi basıp dagtttılar. Içerde kalan bir kaç milletvekiline de (Lamartine de bunlann arasındaydı) silah zoruyla, emegin hakkını kabul anlamına gelen· bir belge imzalatular. 24 Şubat 1848'de Fransa'da ikinci çumhuriyet ilan edildi. .

- 19 -


(_

Bundan sonra Paris bütünüyle işçilerin yönetimine girdi. Geçici Hükümet ise libcrallerle sosyalistlerin birleşmesinden kurulmuştu. Sosyalistlerden olan Louis Blanc ile Albcrt çeşitli dalavercler çevrilerek hükümet dışında bırakıldı. Dışişleri Bakanı olan Lamartine, burjuvazinin üstün çıkması için agırlıgını koydu; sosyalistlerin karşısına çıktı. 23 Nisan'da yapılan seçimlerde burjuvalarla sosyal demokratlar birleşerek sosyalistleri komünistlikle suçladılar. Böylece sosyalistler seçimden yenik çıktı. Bundan sonra sosyalistler devrim yapmaya çalıştılarsa da başanya ulaşamadılar. Sosyalist hareket kanlı bir şekilde bastınldı. Büyük Devrim'den beri sürüp giden kanşıklıklar köylüde ve burjuva sınıfında bir tedirginlik, cumhuriyete karşı isteksizlik yaratmıştı. Bu egilimleri degeriendiren Louis Bonaparte, İkinci cumhuriyetc kolayca son verecekti.


LOUIS BONAPARTE (III. NAPOLEON) Louis Napoleon, 1848 Devrimi ve onun ardından gelen genel seçim sırasında Fransa dışındaydı. Bir ara seçimde adaylıgını koydu. A�ı sayesinde milletvekili seçildi. Mecliste cumhuriyetçilerle, cumhuriyet yasalanndan krallıgı geri getirmek için yararlanan kralcılar çekişiyordu. Meclis, cumhurbaşkanının dogrudan dogruya halk tarafından seçilmesini öngören bir Anayasa hazırladı. Louis Bonaparte, hemen cumhurbaşkanlıgına adaylıgını koydu. Lamartine'le Cavaignac karşısında kazanabilecegine kimse inanmıyordu, ama kazandı; hem de oldukça büyük bir farkla... ( 10 Aralık . 1848) Louis Napoleon, bir kez cumhurbaşkanı seçildikten sonra bir daha inmcmenin yollannı aramaya başladı. Çünkü Anayasa'ya göre ikinci kez cumhurbaşkanı seçilemezdi. Ortalıkta dolaşan <<kızıl hayalet>> korkusunu sömürmekle işe başladı. Soldan gelen en küçük bir harekete <<kızıl>> damgası vuruluyordu o sırada Fransa'da. Ara seçimlerinde Montagne adını taşıyan bir partiden bir iki milletvekilinin seçilmesi, herkeste panik yarattı. 1789 Devrimi tekrarlanacak diye korkanlar, genel seçim düzenini degiştircrek tehlikeyi önlemeye kalkıştılar. Bu durumda Louis Bonaparte büyük bir kahraman kasımısıyla meclisin karşısına çıktı. Çeşitli düzenler kurdu; 2 Aralık 1851 de herkesin bekler duruma geldigi darbesini yaparak, diktatörlügünü, bir yıl sonra da imparatorlugunu ilan etti. 1870 yılına degin süren imparatorlugu, Fransa'nın Avusturya'ya yenilmesiyle son buldu. S. GÜNAY AKARSU .

( 1) Gcorgcs Cogniot: Proudhon et La Demagogie Bonapartiste.

- 21 -


KİTABIN ALMANYA'DA YAPILAN İKİNCİ BASKlSINA Y AZARIN ÖNSÖZÜ Pek erken ölen dostum Joseph Weydemeyer, 1 Ocak 185 2 den itibaren Newyork'ta haftalık siyasi bir dergi yayınlamayı düşünüyordu. Bu dergi için benden hükümet darbesinin tarihini yazınarnı istedi. 'Ş ubat ayı ortalanna kadar ona. <<Louis Bonaparte'ın Hükümet Darbesi (Le 18 Brumaier de Louis Bonaparte) adı altında makaleler gönderdim. Weydemeyer'in ilk tasansı gerçekleşmedi. Fakat 185 2 yılı ilkbahannda, <<Devrim>> adlı aylık bir dergi çıkardı; bunun da ikinci sayısını <<Le 18 Brumaire>> teşkil etti. Derginin birkaç yüz nüshası Almanya'ya gönderildiyse de, satışa konamadı. İleri görüşlülük tasiayan bir Alman kitapçıya dergiyi satmasını söyledim; verdigi cevapta, böylesine <<yersiz>> bir tekliften duydugu üzüntüyü gizlemedi. Yukanda söyledigimizden de anlaşılıyor ki, bu kitap dogrudan dogruya olayiann baskısı altında ortaya çıkmıştır ve işledigi tarih de I852 Şubat ayının ötesine geçmemektedir. Bugünkü ikinci baskıya, kısmen kitapçılardan gelen istekler, kısmen de Alman dostlanının israrlan sebep olmuştur. Hemen hemen aynı devirde, aynı konuyu işleyen kitaplar arasında yalnız ikisi üzerinde durmaya deger: Victor Hugo'nun <<Küçük Napoleon>> u ve Proudhon'un <<Hükümet

Darbesi>>.

- 2 2-


Victor Hugo, hükümet darbesini yapan Louis Bonapane'a

acı ve ince sitemlerde bulunmakla yetiniyor. Olay ona, durgun bir gökyüzünde çakan şimşek gibi görünüyor. Tek kişinin

zorbalıgını buluyor bunda. Bu adamda, tarihte eşi görülmemiş bir kişisel teşebbüs gücü varoldugunu kabul etmekle, onu

küçültmek degil tersine daha da büyütmekte oldu�nun farkına

varamıyor.

Proudhon

ise,

hükümet

darbesini,

tarihsel

bir

gelişimin sonucu olarak gösterme çabası içinde bulunuyor.

Fakat kaleminin altında, hükümet darbesinin tarihsel akışı,

devrim kahramanın övgüsü oluveriyor. Böylece, bizim sözde

objektif tarihçilerimizin işledikleri hataya düşmüş oluyor. Bana sınıf kavgasının Fransa'da, nasıl olup

gelince, onlann tersine,

da basit ve kaba bir adamı kahraman yapugını gösteriyorum.

Kitabın yeni bir düzene konması, kendine özgü rengini

ortadan kaldırabilirdi; bu yüzden, baskı yanlışlannı düzeltmekle

ve bugün anlaşılmaz olmuş imalan çıkannakla yetindim. Eserimin son cümlesinde

şöyle diyordum:

<<... Fakat,

saltanat hırkası Louis Sonapart'ın omuzlanna kondugu gün, Napoleon'un

tunç

heykeli

yuvarlanacaktır.>> Dedigim de oldu.

Vendome

sütunundan

Napolyonculuga karşı ilk saldınya geçen, << 1815 Seferi>>

üzerine yazdıgı bir kitapla Albay Charras oldu. O günden bu

yana ve özellikle son yıllarda, Fransız edebiyatı da, tarihsel araştırma, eleştiri, taşlama ve alay yolu ile Napoleon efsanesine

öldürücü

yumrugu

indirdi.

Geleneksel

halk

inanışlan

ile

baglann böylesine birden kopuşu, bu aydınlar devrimi, Fransa dışında pek az ilı,ri çekti ve pek az anlaşıldı.

Kısacası, bu kitabın, bugün özellikle Almanya'da sık sık

kullanılan

Halk yönetimi

(Cesarisme)

sözünü

çürütmeye

yardım edecegini umuyorum. Bu yüzeysel tarih analojisinde, ana sorun unutuluyor; şöyle ki, Roma'da sınıf kavgası, sadece

- 23 -


imtiyazlı bir azınlıgın içindeki özgür zengin vatandaşlarla, özgür yoksul vatandaşlar arasında geçiyQrdu; buna karşılık, halkın büyük üretici kütlesi olan csirler, her iki tarafa da basamaklık ediyorlardı. Sismondi'nin şu ünlü sözü unutulur hep: <<Romalı proletarya, toplumun sırtından geçiniyordu; oysa modem toplum proletaryanın sırtından geçiniyor.>> Eski ve yeni çaglarda görülen sınıf çau�malanrun maddi ve iktisadi koşullan arasında tam bir aynlık oldugundan, bunlardan dogan politik davranışiann benzerligi, Canterbury Başpiskoposu ile büyük Rahip Samuel'in bcnzerliginden fazla degildir.

Karl Marx Londra 23 Haziran 1869

- 24 -


KİTABIN ALMANYA'DA YAPILAN ÜÇÜNCÜ BASKlSINA FRIEDRICH ENGELS'İN ÖNSÖZÜ Le 18 Brumaire'in ilk yayımından otuz yıl sonra yeni bir baskısının gerekli görülmesi, bu kitabın bugün de, degerinden birşey yitinnedigini ortaya koyuyor. Bu, gerçekten dahiyane bir çalışma idi. Durgun gökyüzünde çakan bir şimşek gibi, bütün politika dünyasını şaşkına çeviren, bazılannca erdemli öfke sesleriyle yerilen, bazılannca, kurtuluşu devrim sınırlan dışına çıkaran bir hareket ve devrimin dogurdugu bunalıma verilmiş bir ceza olarak görülen, fakat herkes için şaşkınlık ve anlaşmazlık konusu teşkil eden olaydan sonra, Marx, kısa ve igncleyici bir açıklama yaptı. Yazar bu açıklamasında, Fransa'da <<Şubat Günleri>>nden sonra beliren olayiann akışını, iç ilişkileri içinde ortaya seriyor, 2 Aralık mücizesiı1in neden yalnız bu ilişkilerin dogaı ve zorunlu sonucu oldugunu gösteriyordu; hem de, hükümet darbesi kahramanını pek yerinde bir kınama konusu yaparak... Tabioyu öyle ustalıkla çizmiştir ki, o zamandan bu yana yapılan bütün açıklamalar, onun olaylara ne kadar bagh kaldıgını ispat etmiştir. Yaşayan günlük tarihin böylesine ilginç anlaşılması ve olayiann oluş sıralannda böylesine açık kavranışı görülmüş degildir gerçekten. - 25 -


Ama bunun için Fransa tarihini derinligine bilmek gerekiyordu; Marx'da bu vardı. Fransa öyle bir ülke ki, orada sınıf kavgalan, -diger ülkelerden daha çok olmak üzere- her defasında kesin bir karara vanlana kadar sürdürülmüştür; bu yüzden, degişen politik davranışlar en belirli şekilleriyle orada ortaya çıkmaktadır, sınıf çauşmalan, bu davraruşlar içinde devinmektc ve sonuçlara baglanmaktadır. Ortaçagda bir derebeylik merkezi, Rönesans'tan bu yana monarşi ülkesi olan Fransa, Büyük Devrim'de dcrcbeyligi yıkmış ve burjuva cgcmenliginc, Avrupa'da başka hiçbir ülkenin erişemedigi klasik bir saflık karakteri vermiştir. Dahası var, devrimci proletaryanın, iktidardaki burjuvaziye karşı savaşı, Fransa'da, başka ülkelerde bilinmeyen keskin şekillerc bürünür. İşte, Marx'ın Fransa tarihini özel bir ilgi ilc incelemekle kalmayıp, ayni zamanda oluş içindeki tarihi bütün aynntılan ilc izlcmcsinin, daha sonra yararlanmak üzere belge toplamasının ve olaylar içinde serin kanlı kalmasının nedeni budur. Fakat buna bir başka koşul da eklenmiştir. Bütün tarihsel çatışmalann -ister politika, din ve felsefe alanında, ister başka bir ideolojik alanda yapılmış olsun- gerçekle, yalnız sınıf çatışmalannın az çok kesin bir anlatımı oldugu kuralını ilk bulan Marx'tır. Bu yasaya göre, bu sınıflann varlıgı ve dolayısıyla aralanndaki mücadele, sınınann ekonomik durumlannın gelişme derecesine, üretim şekillerine ve bundan dogan mal dcgişimine ilişkin olarak koşullanır. Dogal bilimler için enerji dönüşümü kanununun önemi ne ise, bu yasanın da tarih için önemi odur; II. Fransız Cumhuriyeti tarihi bu yasa sayesinde anlaşılmaktadır. Marx'a yasasını deneme olanagını veren bu tarih olmuştur; otuz yıl sonra da, bu denemeden başan ile çıkugını bir kez daha kabul eunemiz gerekiyor.

Friedrich Engels 1885

- 26 -


I Hegel, bütün büyük tarihsel olay ve kişilerin iki kez onaya , çıkugını söyler bir yerde. Fakat şunu eklerneyi unutmuştur: İlk kez trajedi, ikinci kez komedi olarak... Caussidiere, Danton kılıgında, Louis Blanc, Robcspierre kılıgında, 1848 - 185 1 devri Yayiacı gurubu, 1793 - 1795 arası Yayiacı gurubu kılıgında sahneye çıkmıştırO). Aynı karikatürü, bu kitabın ikinci baskısının yapıldıgı sıralarda da görmekteyiz. Kişiler, kendi tarihlerini kendileri yaparlar; fakat keyiflerine göre kendileri tarafından seçilmiş koşullarda degil de geçmişin dogrudan dogruya verdigi ve miras olarak bırakugı koşullarda olur bu. Tüm ölü kuşaklann gelenegi, yaşayaniann beyinlerine bütün agırlıgı ilc çökcr. Hatta, kişiler, yenileşmeklc ve tüm yeni bir şey yaratmakla ugraşır göründüklerinde, yani devrim bunalımı sırasında, korkulu kafalanndan geçen hep eski devirlerin ruhudur; istedikleri, adlannı, sözlerini, kıyafetlerini aldıklan eski insaniann kılık ve diliyle yeni tarih sahnesinde görünmek tir. Luthcr, havari Paul'ün maskesini bu amaçla takmıştır; Devrim 178 9'dan 1814'e kadar, önceleri Roma Cumhuriyeti, sonralan Roma tmparatorlugu kisvesine böyle bürünmüştür. 1848 Devrimi de, kah 178 9'u, kah 1793 - 1795 devri devrim gelenegini taklit etmekten ileri gidememiştir. Yeni bir dil ögrcnmcyc başlayan kimse de öyledir; hemen ana diline çevirmeyc bakar. Fakat, bu dilin ruhunu hazmetmesi, ondan 1) Çcvircnin notu: Metinde, Montagne>> kullanılmışur.

da�

- 27 -

anlamına

gelen .

<<La


yararlanması ancak ana dilini düşünmeden bu dili kullanmayı başardıktan ve hatta ana dilini tamamen unuttuktan sonra mümkün olur. Tarihteki ölülerin işe karışmalarının nedeni incelenincc, önümüze açık bir aynm çıkıyor. Camille Dcsmoulins, Danton, Robcspierre, Saint - Just, Napoleon, Birinci Fransız Devrimi'nin parti ve halk kitleleri, romalı kılıgında, tumturaklı roma agzı ilc devirlerine düşen görevi, yani m_odern burjuva toplumunun kurulması işini tamamladılar. Ilk gelenlerin, derebeylik kurumlarını parçalarnalanna ve bu kurumlar üzerinde yetişmiş başlan kesmelerine karşılık, Napolcon, Fransa içinde serbest rekabeti gcliştinne, topragı parça parça işlcunc ve ulusun özgürlük kazanmış endüstriyel üretim gücünden yararlanma koşullarını yarattı; dışarda ise, Fransız burjuva toplumunun Avrupa kıtasında ihtiyacı olan çevreyi saglamak için her yanda derebeylik kurumlanndan gcrcktigi kadarını silip süpürdü. Yeni toplum oturur otumıaz, modası geçmiş devler de ortadan kalktı; diriitilen Roma da onlarla birlikte: Brutus'lcr, Gracchus'lcr, Publicola'lar, hukukçular, scnatörlcr, hatta Sezar bile... Burjuva toplumu, özcntisiz gcrçcgi içinde, Say'lcrin, Counsin'lerin, Roycr - Collard'lann, Bcnjamin Constant'lann, Guizot'lann kişiliginde gerçek sözcü ve yorumculannı yaratmıştır. Toplumun gerçek yöneticileri perde gerisinde oturuyorlardı ve 18. Louis'nin <<ct kafası>> bu toplumun politik başı idi. Zengin üretim ve barışçı rckaoctlc tüm kendinden geçen toplum, Roma devri hayaletlcrinin, bcşiginin başucunda bcklcdigini unutmuştu. Burjuva toplumu ne kadar az cesur olsa da, kahramanlık, cesaret, terör, iç ve dış savaşlar onun doguşu için gerekli idi. Gladyatörlcri de savaşlannın pek burjuva olan kapsamını gizlcmck ve heyecanlarını büyük tarihsel trajedi seviyesinde tutmak için ihtiyaçlan olan kurnazlıklan Roma Cumhuriyeti'nin oldukça klasik gelenekleri arasında, sanatla ilgili ideal ve davranışlarda bulmuşlardır: Yüz yıl önceleri, bir başka devrim sırasında, Cromwell ve Ingiliz halkı, burjuva devrimleri için gerekli dili, tutkulan ve kurnazlıklan <<Ahdi ;ıtik>> den örnek almışlardı. Gerçek amaca vanldıgında, yani Ingiliz toplumunun burjuvataşması gcrçckleştigindc, Locke, Hababuc'ü (2) bir kalemde siliverdi. - 28-


Dolayısıyla, bu devrimlerde ölülerin diriligi, eskilerin taklidinc dcgil de, yeni savaşiann yüceltilmesine; gerçekiere dönerek çözüm yolu aramaya degil de yapılacak işi hayallerde büyütmeye; devrim korkusunu hatırlatmaya dcgil de onun ruhunu yeniden bulmaya yaramıştır. 1848'den 1851'e degin olan devre -ihtiyar Bailly'nin kılıgına bürünmüş san cldivenli Marrast'tan, Napoleon'un ölü maskesi altında gerçek hatlannı igrenç bir bayagılıkla gizleyen macerapereste kadar- Büyük Fransız Devrimi'nin hayaletini hatırlatmaktan başka bir şey yapmamıştır. Bu devrimle kendine artan bir hareket gücü verildigini sanan bütün bir halk, göçüp gitmiş bir devre bir çırpıda döndürülmüş bulunuyor; bu dönüşle ilgili hiçbir kuşku kalmasın diye de eski tarihler, eski takvim, eski isimler, uzun zamandır bilgin ve antikacılann eline düşmüş eski fcrmanlar, uzun süredir kokuştugu sanılan eski zapliyeler yeniden meydana çıkanlıyor. Bütün millet Bedlam'daki (3) deli ingilizin davranışı içinde; buncagız, Firavunlar devrinde yaşadıgını sanır ve Habeşistan altın madenierinde yapmak zorunda oldugu zahmetli işlerden yakınır dururmuş; başında kör ışıklı bir lamba, arkasında uzun kırhaçlı bir nöbetçi ilc bu yeraltı hapishanesinin duvarlan arasına sıkışıp kalmıştır; başındaki barbar kiralık uşaklar, ne maden işçilerini anlıyabiliyorlar ve ne de aralannda anlaşabiliyorlarmış; ayni dili de konuşmazlarmış. Deli şöyle yakınırmış hep: <<Büyük Britanya'nın özgür bir vatandaşı olan ben, Firavunlar hesabına altın çıkarmak için yükleniyorum bu işleri!>> Fransız milleti de <<Bonaparte ailesinin borçlannı ödemek için>> diye yakınıyor. Deli ingiliz, düşüncesini kafasında tuttukça, altın çıkarma sabit (2) Oniki küçük yahudi peygamberinden biri. Devrinde hüküm süren zorbalıga parmak basm ış, İsrail halkının Kaldelilere boyun egecegini v�. sonradan . özgürlüge kavuşacagını önceden haber vermişLir. M.O. VII. Yüzyılda yaşad.ıgı sanılıyor. (3) Londra umarhanesi

- 29 -


fikrinden kendini kurta ramazdı elbette. F ransızl a r da, dev ri m yap tıkça , 10 A ralık seçimlerinin göste rdigi gibi, kendile rini Napoleon'un ha tı ral anndan kurta ramıyo rla rdı. Mısı r'daki toplannın başına dönerek, dev rim te hlikelerinden kaçmak is tiyo rla rdı. 2 A ralık ı 85 ı de de agızlannın payını aldıla r. İ htiya r Napoleon'un ka rlkatürünü d a ha da ka rikatü rleştirmekle kalmadıla r, kendini de karikatü rleş ti rdile r, ı 9. Yüzyıl ortasında da ona böylesi yaraşı rdı ancak.

ı 9. Yüzyılda toplumsal bi r devri m , heyecanını geçmişten degil, yalnız gelecekten alabili r. Geçmişle ilgili he r tü rlü boş inancı tamamen onadan kaldırmadıkça, bu dev rim başlıyamaz. Ge rçek anlamlannı kend ile rinden bile gizlcmck için, bundan önceki dev rimierin tari hsel anıla ra i hti yacı va rdı. ı 9. Yüzyıl devrimi , amacını ge rçekleş ti rmek içi n ölüleri gömülü tu tmak zorundadı r. Eskiden söz, m u htevayı aşıyo rdu, şimdi ise mu hteva sözü aşma ktadı r. Şuba t Dev rimi, eski topluma karşı şaşırtıcı ni telik tc ve başan k azanmış bi r baskın oldu ; halk da, bu m u tlu baskını yeni bi r çıgı r açan tari hsel bi r olay gibi karşıladı. Şubat Devrimi, 2 A ralı k'ta bi r düzcnbazın oyunu ilc yokedilivc rdi; yıkılmış gibi gö rünen mona rşi degildi anık; yüzyıllık savaşla r pahasına monarşidcn k opanlan tavizie rdi aslında. Toplum, kendine yeni bi r kapsam vcreccgi ye rde, sonunda Devlet, ilkel şekline, kılıç ve kilisenin bayagı egemenl i gine dönmüş gö rünüyo r. 1 85 1 d a rbesinin 1 848 baskınına bcnze rligi bu radadı r. Kazanılı r kazanılmaz yi tirilmiş ti r. Herşeye ragmen a radaki devre boş ye re geçmcmişti r. 1 848'dcn ı 85 1 'e kad a r olan yıllarda, F ransız toplumu -devrimci bi r nitclige sahi p oldugundan - da ha hızlı bi r metodla incelem e ve denemelerini tamamlıyabilmişti r; olayla r, düzenli, bi r başka deyişle akademik bi r şekilde gelişmiş olsaydı, devrimin yüzeysel , basit bi r sarsıntıdan öte bi r şey olması için, bu inceleme ve denemelerin devrimi izlemesi degil de, önceden yapılması ge reki rdi. Şimdi toplum , ha reket noktasına gelmiş görünmektedi r. G e rçekten, toplum , kendi devriminin hareket noktasını, yani, ciddi bi r toplumsal dev rime imkan v e recek durumu, ilişkile ri , koşullan şimdi y a rat malıdı r.

- 30 -


Burjuva devrimleri, 1 8. Yüzyıldakiler gibi, başandan başanya koşuyor, heyecan verici elkileri çevreye yayılıyor; insanlar ve eşyalar aldatıcı parlaklık içinde, olduklanndan yüce görünüyor. Kişiyi kendinden geçiren bir heyecan, toplumu sanp duruyor. Ama bu türlü devrimler kısa sürelidir; hemen en yüksek noktaya vanrlar. Fınınalı devrenin sonuçlanna, durgun ve serin kanlı bir şekilde intibak etmeden, toplumu uzun bir sancı kaplar. Buna karşılık, proletarya devrimleri, 1 9 . Yüzyıldakiler gibi, kendi kendilerini durmadan eleştirirler; gidişlerini sık sık durdurarak tamamlanmış görünen bir konuya yeniden el atarlar; tereddütleri, güçsüzlükleri ve ilk teşebbüslerinin basitligini amansızca alaya alırlar; ta ki, geriye dönüşu olanaksız kılacak bir durum yaratılmış olsun. O zaman bütün koşuhar haykınr. Haydi, Halep orada ise, arşın burada (4) Zaten, ona halli bir gözlemci, Fransız Devrimi'nin gelişimini adım adım izlemeden bile, devrimin görülmemiş bir bozulmaya ul!;radıgını anlıyabilirdi. Bu demokrat efendilerin, 2 Mayıs 1 85 2 (S'j gününün mucizevi sonuçlanndan dolayı biribirlerini Lebrik edişlerindeki her türlü alçak gönüllülükten uzak zafer ürümelerini dinlemek yeterdi. 2 Mayıs 1 852 onlar için bir sabit fikir olmuştu; İsa'nın dirilip yeryüzünde bin yıllık imparatorlugu ihya edecegi gün bazı hristiyanlar için ne ise, 2 Mayıs 1 852 de, onlar için o idi. Güçsüzler, her .zaman oldugu gibi, selameti mucizelere inanmakta buldular; düşmanı altettiklerini hayal ediyorlardı; çünkü, onu kötü ruhlardan kunardıklannı sanıyorlardı; Kendilerini bckliyen gelecegi ve günün birinde bitirmeyi tasarladıklan, fakat tamamlanma zamanının henüz gelmedigini sandıklan işleri yüce göstermekle yetinip, içinde bulunduklan durumu kavrama niteliklerini kaybettiler. Biribirierine sıkıca sokularak, herkesçe bilinen yetersizliklerini yalanlama çabası içinde olan bu kahramanlar, (4) Metindeki, «Hic Rhodus, hic salta>>: Işte Rodos, burada atlamak gerek - sözü, Eusope'un bir masalından alınmıştır. (5) Cumhurbaşkanı seçimi yapılması gereken tarih.

- 31 -


ülkeyi bırakıp gitmişler, aldıklan aslan payını cepleriı:ıe indirmişlcrdi. Şüphesiz, şimdi de yabancı topraklar borsasında cumhuriyet tahvillerini kırdırma pcşindedirlcr. 2 Aralık onlan, durgun gökyüzünde çakan şimşek gibi şaşkına çevirdi, çöküntü devrelerinde, içlerindeki korkunun en şartatan . zırlaklarca hastınlmasına gönülden razı olan halklar, belki de, bir kaz sürüsü yaygarasının Kapitol'ü kurtardıgı zamaniann artık gerilerde kaldıgına inanacaklardır. Anayasa, Millet Meclisi, hanedan partileri, mavi ve kızıl cumhuriyctçiler, Afrika kahramanlan, kürsü nutuklan, basın şimşcklcri, tüm edebiyat, politika, tanınmış aydınlar, medeni kanun, ceza kanunu, <<Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik>> ve 2 Mayıs I 852, bütün bunlar, düşmanlannın bile sihirbaz saymadıgı bir adamın okuyup üOcmcsiylc yokoluvcrdi. Seçim sistemi, dünyaya karşı sadeec vasiyetnamesini yazmak, halk adına, <<Varolan herşey yıkılacaktır>> diye ilan etmek için bir an ayakta kalmış görünüyor. Fransız�.ann yapııgı gibi, milletlerinin aldatıldıgını söylemek yetmez. Onünc ilk gelen serserinin kendilerine tasallut edcbildigi zayıOık anı, bir millettc de, bir kadında da mazur görülmez. Olayiann bu sunuluş biçimiyle sorun çözümlencmez; ancak başka türlü yapılırsa olur. Nasıl olur da, 3 6milyonluk bir millet, üç dotandıncı tarafından baskına ugratılır ve hiç direnme göstermeden esarcte götürülür? Bunun açıklanması gerekir. Fransız Devriminin 24 Şubat I 848'dcn 185 I yılı Aralık ayına kadar geçirdigi devreleri geniş hatlan ilc özctliyelim. Belli başlı üç devre vardır: ı 0 Şubat devre!;i ; 2°. 4 M ayı � •

l848'den 29 Mayıs 1849'a kadar, Cumhuriyet Anayasası veya Kurucu Meclis devri; 3°. 29 Mayıs l849'dan 2 Aralık 1851 'e kadar Yasama Meclisi devri.

Louis Philippe'in düşüş tarihi olan 24 Şubattan, Kurucu Meclisin toplanma tarihi olan 4 Mayıs I 848'c kadar uzanan ve Şubat G ünleri adını alan birinci devre, devrimin hazırlayıcı dönemi olarak nitelencbilir. Bu devrenin resmi karaktcrini - 3 2-


belirten yön ise, hemen kuruluveren hükümetin kendini geçici ilan etmesi ve bu devrede yapılan herşeyin ancak geçici kalması olmuştur. Hiçbir şey ve hiçbir kimse, kendi yaşama ve gerçek eylem hakkını istemeye cesaret edememiştir. Hanedandan gelen muhalefet, cumhuriyetçi buıjuvazi, cumhuriyetçi - demokrat küçük burjuvazi, sosyal - demokrat işçi sınıfı gibi devrimi hazırlayan veya yapan bütün elemanlar, Şubat Hükümetinde kendilerine bir yer buldular.

ı

Başka türlü olamazdı zaten. Şubat Gü n leri 'nin amacı, mülk sahibi sınıf içindeki politik imtiyazlılar toplulugtınu genişletrnek ve para sahibi aristokrasinin tek yönlü egemenligini yıkmak için yalnız bir seçim reformu yapmaktı. , Fakat gerçek anlaşmazlık gelip çatınca, halk birakatlara çıkınca, milli muhafızlar pasif kalınca, ordu hiçbir ciddi direnme gösterıneyince ve kral ailesi de kaçıp gidince, cumhuriyet kendinden çckinir göründü. Her parti bunu kendine göre yorumladı. Cumhuriyet, eli silahlı proletaryanın eline gcçtiginden, bu sınıfın damgasını yemiş ve sosyal cumhuriyet olarak ilan edilmiştir. Modem devrimin genel kapsamı işte böyle belirlenmiştir; bu kapsam, verilen durum ve koşullar içinde, mevcut malzeme ve kütlccc erişiimiş gelişme derecesi ilc ve hemen işler duruma getirilen herşey ile pek garip bir çelişme göstermektedir. Diger yandan Şubat devrimine katılmış bütün öteki elemarnann aslan payı istemeleri yerinde görülmüştür; hükümete girince de istediklerini almışlardır. Bu yüzden, hiçbir devrede böylesine bir keşmekeş bulamayız: bir yanda parlak sözler, bir yanda güvensizlik; bir yanda eski geleneklerin baskısı, bir yanda toplumun gözle görünür ahengi; bir yanda çeşitli unsurlar arasında derin bir muhalefet. Paris proletaryası, önüne serilen büyük ümitlerle sarhoş olup sosyal sorunlar üzerinde ciddi tartışmalarla oyalanırken, eski sosyal güçler, toplanıp örgütlenmişler ve millet kütlesi içinde beklenmedik bir destck bulmuşlardı: bu destck de, Temmuz Monarşisi onadan kalkar kalkmaz politika sahnesine fırlayıveren köylülerle küçük buıjuvalardı. ·

-

i

-


4 Mayıs 1 848'den 1 849 yılı Mayıs ayı sonlanna kadar varan ikinci devre Anayasa veya burjuva cumhuriyetinin kuruluş devridir. Şubat Günlerinden hemen sonra sadece hanedan muhalefeti, cumhuriyetçilerin baskınına, cumhuriyetçiler de sosyalistlerin baskınına ugramakla kalmam ış; ayni zamanda tüm Fransa Paris'in baskınına ugramıştı. Milletin oylanndan 1 3*ediyordu. Bu meclis, <<Şubat Günleri>> nden gelen i steklere karşı sert bir protesto idi; görevi devrim sonuçlamu tekrar burjuva kıstasına sokmaktı. Millet Meclisinin bu niteliginin hemen farkına varan proletarya, Meclis toplanusından birkaç gün sonra, onu bütün gücü ile gayri meşru ilan etmeye, dagıtmaya, organizmayı yeniden elemanianna ayırmaya ugraştı, ama gayreti boşa çıktı . Bilindigi gibi, 1 5 Mayıs, inceledigimiz devre süresince, Blanqui ve taraftarlannı , devrimci komünistleri, yani proletarya partisinin şeflerini sahneden uzaklaştı rmaktan başka bir sonuç vermemiştir. Louis-Philippe'in burjuva monarşısı yerine burjuva cumhuriyelinden başkası gelemez. Bunun anlamı şudur: monarşi sırasında, burjuvazinin sınırlı bir gurubu kral adına hüküm yürütüyordu, halbuki bundan böyle, millet adına hüküm yürütecek bir burj uvazi olacaktır. Paris proletaryasının istekleri olacak şeyler degildir; bunun da kesin bir çaresine bakmak gerekiyor. Kurucu Meclis'in bu bildirisine, Paris proletaryası, Haziran ayaklanması ile karşılık verdi ; bu, Avrupa'daki i ç savaşlar tarihini en önemli olayıdır. Zaferi, burjuva cumhuriyeti kazandı . Burjuva cumhuriyetini, paralı aristokrasi , endüstri burjuvası, ona sını flar, küçük burjuvazi , ordu, gezici muhafız birligi olarak örgütlenmiş küçük proletarya, aydınlar, papazlar ve bütün köylüler destekliyordu. Proletarya ise yapayalnızdı. Zaferden sonra 3000 asi öldürüldü, 1 5000' i de yargısız sürgüne gönderildi. Bu boZgun, proJetaryayı devrim sahnesinin arka planına itivcrdi. Hareketin her hamle kazanır gibi oluşunda, öndeki yerini yeniden almaya ugraştı, fakat her defasında biraz 9.aha zayıfladı ve her defasında elde ettigi sonuç daha cılız oldu. Ustündeki sosyal tabakalardan biri devrim mayalaşması gösterir göstcrmez, proletarya onunla aniaşmış ve böylece çeşitli partilerin arka arkaya ugradıklan yenilgileri paylaşmıştır. Fakat � 34 -


biribiri ardından gelen bu darbeler, toplumun tüm tabakaianna dagıldıkça şiddetini daha da yitirmektedir. Millet Meclisindeki ve basındaki belli başlı şefleri birbiri ardından mahkemelere veriliyor ve yerlerine benzeri kişiler otunuluyor. Kısmen de, proletarya, bankacılık ve işçi kurumlan gibi doktrine denemelere girişiyor; yani öyle bir harekete atılıyor ki, köhne dünyanın çehresini degiştirmeyi bir yana bırakıp, adeta toplumun gerisinde, yaşama koşullan anyor; ve elbette zorunlu olarak başansızlıga ugruyor. Ne kendi benliginde ve ne de, sagladıgı dostluklarda, Haziran ayında çarpışugı bütün sınıflan yere serecek yeni bir güç buluyor. Haziran ayındaki sarsınb yalnız Fransa'yı degil, tüm Avrupa'yı yerinden oynabnışur; oysa, üstün sınıflara karşı kazanılan zaferler öylesine kolay elde edilmiştir ki, bunlann önemli birer olay gibi gösterilmesi için başan sahiplerince yüz kızanıcı bir mübalaga yapılması gerekmektedir ve yenilen taraf, proletaryadan uzaklaşınca bu zaferler daha da utanç verici olmaktadır. Haziran ayında baş kaldıraniann yeni,gisi , gerçekte, burjuva cumhuriyetinin oturdugu zemini hazırlamış ve temizlemişti. Fakat bu yenilgi ayni zamanda, Avrupa'da cumhuriyet ve monarşi sorunundan başka soruruann da bulundugunu, burjuva cumhuriyetinin, bir sınıfın öteki sınıflara mutlak tahakkümü anlamı taşıdıgını göstermişti . Yine bu yenilgi göstermiştir ki, eski bir uygarlıgı olan, pek gelişmiş bir sınıf yapısına, modem üretim koşuHanna sahip bulunan, yüzyıllık bir çalışma sonunda tüm geleneksel fikirlelin silinip gittigi bir ahlak bilincine varmış olan ülkelerde, cumhuriyet, genellikle, burjuva toplumunun politik yönden şekil degiştirmesidir; yoksa, Amerika Birleşik Devletleri'nde oldugu gibi durumunu muhafaza davranışı degildir; Amerika'da, vaktiyle kurulmuş fakat yerine henüz oturmamış sınıflar, ana elemanlannı degiştirip yerlerine başkalamu koymakta, modem üretim araçlan, durgun bir nüfus anışma uygun düşecek şekilde olmayıp, ekseriya nisbi olan kafa ve kol noksanını kapatmaktadır; nihayet, önünde fethedilecek yepyeni bir dünya olan, genç ve ateşli maddi üretim hareketinin eline, eski kafalı evreni yıkmak için ne zaman ve ne de fırsat geçmiştir. 1

- 3Ş -


Haziran Günlerinde bütün sını flar ve bütün paniler, proletaryanın, <<anarşi partisi>> nin, sosyalizmin, komünizmin karşısındaki <<Düzen Partisi>> nde birleşmişlerdi. Böylece toplumu, <<toplum düşmanlarının>> sarkınulıgından kunannış oluyorlardı. Eski toplumun eski parolalarını alıp adamianna aktannışlardı: <<Mülkiyet, aile, din, düzen>>. Devrimin karşısında olan bu Haçlı Ordusuna şöyle haykınnışlardı: <<Bu bayrak altında zafer senindir!>> Bu andan itibaren, Haziran ayı asilerine karşı bu bayrak altında toplanmış olan pek çok paniden biri, kendi sınıf yararlan için devrim meydanını savunmaya kalkar kalkmaz, şöyle haykınp can veriyor: <<Mülkiyet, aile, din, düzen!>> Toplumun efendileri ne kadar biribirierine yaklaşır ve dar bir kesimin yararı, daha geniş bir kesimin yaranna karşı ne kadar savunulursa, toplum da o kadar çabuk kunulur. En basit mali burjuva re fonnu, en basit liberalizm, en fonnci cumhuriyetçilik, en düz demokrasi yönünde yapılan her türlü istek, hem <<topluma karşı suikast>> olarak cezalandınlmış ve hem de <<sosyalist>> olarak damgalanmıştır. Sonunda da, <<din ve düzen>> ululan <<mimbcrlerinden>> tekme tokat kogulmuşlar, gece yarısı yataklanndan çekilip alınmışlar, hapishane arabalanna tıkılmışlar, zindanlara atı lmışlar, ya da sürgüne gönderilmişlerdir. Tapınakları yerle bir edilmiş agızlan mühürlenmiş, kalemleri kınlmış, kanunları, <<din, mülkiyet ve düzen>> adına parçalanmıştır. Gerici düzen burjuvalan, serseri, sarhoş askerler tarafından balkoniarında kurşunlanmışlar, aile ocaklannın kutsallıgı çignenmiş, evleri eglence olsun diye topa tutulmuştur; hem de, mülkiyet adına, aile adına, din adına, düzen adına yapılmıştır bunların hepsi. Burjuva toplumunun ayak takımı, sonunda, k utsal düzenlik ordusunu meydana ve kahraman Crapulinsky <6>, . <<toplumun kurtarıcısı>> olarak Tuileries sarayına ayak basıyor.

getiriyor

(6) H cine'in «Iki Şövalye>> adlı şiirinin kişilerinden Şair, onun şahsında, cömertlikleri sonucu yoksul düşmüş Polonyalılarla alay eder.

- 36 -


II Olaylar zincirini yeniden ele alalım.

Kurucu Meclis'in tarihi, Haziran Günlerinden bu yana, artık, cumhuriyetçi burj uva takımının hem egemenliginin ve hem de dagılışının tarihidir; bu takım, üç renkli

cumhuriyetçiler, öz cwnhuriyetçiler, politik cwnhuriyetçiler, şekilci cumhuriyetçiler v.b. gibi adlarla tanınmaktadır. Louis - Pihilippc'in burjuva monarşisi zamanında, bu takım,

resmi cumhuriyetçi muhalefeti teşkil etmiş ve dolayısıyla bu

devrin politika dünyasını tamamlayan bir parça olmuştu. Meclislcrde temsilcileri vardı ve basında hatın sayılır çevrelere sahip bulunuyorlardı. Paris'teki organı olan Le National, Meclis Tutanak Dergisi kadar saygı deger buluııurdu. Meşruti krallık devrinde kapladıgı bu yer, kendi karakterine tıpatıp uygun düşüyordu. Büyük ortak yararlarla bir araya gelmiş ve digerlerinden özel üretim koşullanyla aynlmış bir burjuva takımı degildi bu. Cumhuriyetçi anlayışta burjuva, yazar, avukat, subay ve memurlardan kurulu bir arkadaş toplulugu idi sadece; çevresine olan etkisi ise, ülkenin Louis - Philippe'e karşı duydugu antipatiyc, eski cumhuriyet anılanna ve özellikle Fransız milliyetçiligine dayanıyordu. Bu topluluk, Viyana sözleşmelerine ve ingiltere ilc dostluga karşı olan Fransız milliyetçiliginin kinini özenle işliyordu. Le National'in Louis-Philippe zamanında sahip oldugu nüfuzun büyük bir kısmı, bu maskeli emperyalizminden ileri geliyordu; fakat daha sonr.alan bu alanda, kendine Louis Bonaparte'ın kişiliginde korkunç bir rakip bulacaktı. Le National, o zamanki bu'ıjuva muhalefetinin tüm geri kalan kısmı gibi , zengin aristokrasiyc -

37

-


çatıyordu. Fransa'da zengin aristokrasiye karşı mücadeleye sıkı sıkıya baglı olan bütçe tanışmalan , gazeteye pek ucuz bir şöhret ve ilkeci başyazılara zengin bir malzeme saglıyordu. Sanayici burjuva, Fransa'nın ithalatı sınırlayan sistemini bayagıca savunuşuna minnet duyuyordu; gazetenin bu övgüsü, ekonomik olmaktan çok ulusal nedenlerden ileri geliyordu. Tüm burjuvazi, gazetenin komünizm ve sosyalizm üzerine yapugı kin dolu ihbariara önem veriyordu. B ununla birlikte, Le National'in partisi özbeöz cumhuriyetçi idi; yani burj uva egemenliginin, monarşik bir biçim yerine, cumhuriyetçi bir biçime bürünmesini ve bu egemenlikte özellikle aslan payını kapmak isiyordu. Bu degişimin koşullan üzerinde de hiç ama hiç fikri yoktu. Kendine gün gibi açık görünen ve Louis-Philippe'in son zamanlannda, Reform ziyafetlerinde ulu orta söylenen şey, küçük demokrat burj uvalar ve özellikle devrimci proletarya arasında sempatizam kalmamış olması idi. En tanınmış milletvekilierine Geçici Hükümetçc yer veren Şubat Devrimi patlak verdigi sırada bu öz cumhuriyetçiler, önceleri , Orleans Düşesinin naipligi ile yetinmek üzere idiler. Burjuvazinin ve Kurucu Meclisin, Geçici Hükümetteki temsilcilere güveni vardı. Geçici Hükümetteki sosyalist elemanlar, M illet Meclisinin atadıgı Yürütme Komisyonundan dernal uzaklaşunldılar; Le National gurubu da, Yürütme Komisyonunu dagttmak ve böylece en yakın rakiplerden kurtulmak için Haziran Ayaklanmasını fırsat bildi. Bu rakipler Ledru-Rollin v.b. gibi küçük burjuva cumhuriyetçileri veya demokrat Cumhuriyetçilerdi. Haziran savaşını yönetmiş olan burjuva gurubunun generali Cavaignac, tck başına iktidan elde eU'nişcesine, Yürütme organının yerini aldı Le National'in eski başyazan Marrast, Kurucu Meclise Başkan olarak atandı; bakanlıklar ve tüm öteki önemli görevler öz cumhuriyetçilcre kaldı. Uzun süredir, kendini Temmuz Monarşisinin meşru mirasçısı gören burjuva cumhuriyetçileri gurubu, böylece idealinin de ötesine geçmiş bulunuyordu; iktidara geliyordu. Ama, Louis-Philippe zamanında tasarladıgı gibi, krallık tahtına karşı yapılmış bir liberal burjuva devrimi sonunda degil de,

- 38 -


proletaryanın kapitalizme karşı giriştigi ve silahla hastınlan ' ayaklanması sonunda. . . En devrimci olay diye tasarladıgı şey, . gerçekte devrime en karşıt olay olarak geçip gitti. Meyva 1 ellerine düşüyordu ama, bilim agacından düşüyordu, hayat agacından degil... Burjuva cumhuriyetçilerinin dar sınırl ı egemenligi, 1 848 yılının 24 Haziranından 1 0 Aralıgına kadar sürdü; yaptıkHınnı da, Cumhuriyetçi Anayasa üzerindeki çalışmah.r ve Paris'te sıkı yönetim ilanı olarak özetleyebiliriz. Yeni Anayasa, aslında 1 830 Anayasasının cumhuriyetçi baskısından başka birşey degildi. Burjuvazinin büyük kısmını politik iktidardan uzaklaştıran Temmuz Monarşisinin paral ı seçim sistemi , burjuva cumhuriyetinin varlıgı ile bagdaşmaz durumda idi. Şubat Devrimi, bu paralı seçim sistemi yerine herkesin oy kullanmasına imkan veren sistemi hemen ilan etti. Cumhuriyetçi burj uvalar buna engel olamazlardı. Seçim çevresinde en az allı ay oturmuş olma zorunlulugunu getiren b i r maddeyi eklemekle yelinmek zorunda kaldılar. Devlet yönetimi, belediye, adliye, ordu örgütleri oldugu gibi bırakıldı; Anayasanın yaptıgı degişiklik esasta degil, yüzeyde idi. ·

·

1 848'in getirdigi özgürlüklerin (kişisel özgürlük, basın özgürlügü, söz özgürlügü, demek kurma özgürlügü, toplanma özgürlügü, ögrenim özgüqügü, din özgürlügü v.b . ) vazgeçilmez kurmayı, kendini her türlü saldından koruyan bir Anayasa üniforması geçirdi sırtına. Bu özgürlüklerin herbiri Fransız vatandaşlannın mutlak hakkı olarak ilan edildi; fakat hepsinde kısı tlayıcı bir yan vardı: Bu özgürlükler, başkalarının haklarına. genel güvenlige ve bl;l; uyumu saglıyacak kanunlara tecavüz ctmedikçc sonsuzdu. Omcgin: <<Demek kurmak, silahsız toplantılar yapmak, dilekçe ile işini izlemek, fikirlerini basın veya bir başka yolla açı klamak vatandaşın hakkıdır. Bir

başkasının hakkına ve genel güvenlige tecavüz edilmedikçe bu haklardan y�rarlanılır>>. (Fransız .Anayasası, Bölüm I I , madde 8 ) <<Ogretim serbesttir. Ogretim özgürlügü, kanunla saptanmış koşullarda ve devletin denetimi altında uygulanır.>> <<Kanunlarda belirtilen haller dışında, her vatandaşı n m.:: sken dokunulmazlıgı vardır.>> (Bölüm 1 Madde 3) v.b. Anayasa, bu sakıncalan belirtecek, bu özgürlüklerd e n

- 39 -


çatışmaksızın ve genel güvenligi tehlikeye sokmaksızın yararlanmayı düzenliyecek Anayasaya uygun kanunlara burakıyor bütün işi. Sonradan Anayasaya uygun kanunlar, düzcnligi scvenlcrcc haz ırlandı; bütün özgürlükler, buıjuvazinin, toplumdaki diger sını nann eşit hakianna dokunmadan yararlanabilccegi şekilde düzene kondu. Bu Anayasaya uygun kanunlann, öteki sınınann özgürlügünü tamamen önledigi veya ancak bazı koşullarda özgürlükten yararlanmaianna imkan verdigi bütün durumlarda, hep genel güvenlik, daha dogrusu burjuvazinin güvenligi kaygusu ile Anayasaya uyulmuştur. Bu yüzden, daha sonralan her iki taraf da, yani, bütün bu özgürlükleri kaldıran düzen taraftarlan ilc bu özgürlüklerin tamam ını isteyen demok ratlar, Anayasadan haklı olarak kendilerine öv ünme payı çıkardılar./ Anayasanın her paragrafı gerçekten bir çcli şmc içi ndedir; metninde özgürlük var, dip notunda öt.gürlü�ün kaldınldıgı görülüyor. Sonuç olarak, özgürlük kelimesine saygı göstcrildigi ve gerçek anlamda gcn,:ck lqt i ri lmcsi kanun yoluyla yasaklandıgı sürece, özgürlütiün gerçek varlı gı tamamen yok olmakla beraber, Anayasa yönünden varlıgı Him olarak bozulmadan kalmıştır. Pek ustaca bemılmaz şekle konmuş olan bu Anayasa, Adlille g i b i , bir noktadan yara alabilirdi; ama topugundan deltil de başından, daha dogrusu, Anayasanın içinde yok oldugu i k i başından: bir yanda Yasama Meclisi, öte yanda Cuın lıurba�kanı. Anayasayı açıp bakınız, göreceksi niz ki yalnız Ba�kanı n yasama meclisi ilc ili ş kilerinin sapıandıgı paragraflar k es i n hü kümlüdür, olumludur, çclişmesizdir, dönüşsüzdür. B urjuva cumhuriyetçileri i çin ana sorun, kendi güvenli kleri idi gerçekte. Anayasanın 45'tcn 70'c kadar olan paragraflan öyle kaleme alınmıştır ki, Millet Meclisi, Cumhurbaşkanını görev inden atarsa, Başkan, Meclisten kendini ancak Anayasaya aykı n b i r yolla Anayasayı onadan kaldırmak suretiyle kunarabilcccktir. Dolayısıyla, Anayasa zor yolu ilc kaldınlmasına kendi yol açmış oluyor. Anayasa aynen 1 830 Anayasası gibi, crklcrin biribirinden aynimasını tabulaşLırrnakla kalmıyor, bunu en hoş �örülmez bir çelişıneye kadar genişletiyor. Anayasa erkleri arasındaki kumar, -yasama gücü

- 40 -


ilc yürütme gücü arasındaki parlemento kavgalanna G uizot bu

adı veriyor- 1 848 Anayasasında hep <<banko>> (7) gidiyor. Bir yanda, tüm halkın oylan ile seçilmiş ve yeniden seçilebilme hakkı olan 750 milletvekili, sorumsuz, dokunulmaz, bölünmez bir Millet Meclisi meydana getiriyor, öyle bir Millet Meclisi ki elinde tam bir yasama yetkisi bulunuyor, savaşa, banşa ve ticaret anlaşmalanna kesin karar verebiliyor, yalnız başına genel af ilan edebiliyor ve sürekliligi ile de sahnenin hep önünde yer alıyor. Diger yanda, kral otoritesinin bütün niteliklerini, Millet Meclisine baglı kalmaksızın bakanlan atama ve görevlerine son verme hakkı nı üzerinde taşıyan bir cumhurbaşkanı var; ba�kan, yürüune gücünün tüm faaliyetini avucuna alıyor, bütün resmi görevleri emrinde bulunduruyor ve böylece Fransa'da yanm milyon kişinin - çünkü, 50.000 memur ve çeşitli rütbcden subayı�. emrindekilerin sayısı bu kadardı­ kadcrini elinde tutuyor. Ulkenin tüm silahlı kuvvetlerinin kumandası da başkanda bulunuyor. Bazı suçlulan affetme, muhafız alayı mensuplannı görevlerinden auna, Danıştay ile anlaşmak suretiyle, vatanda�larca seçilen, il, ilçe ve belediye meclisi üyelerini azietme yetkisini taşıyor. Yabancılarla yapılacak her türlü anlaşmalara teşebbüs ve bunlan yönetme yetkisi de ondadır. Meclis, hep sahnede durup, kamuoyunun . yergisine maruz kalırken, başkan, Champs - Elysccs'de gözlerden uzak bir yaşantı sürüyor; gözünün önünde ve yüreginde hep Anayasanın kendine şöyle seslenen 45. maddesi duruyor: <<Kardeş, eccl kapıya geldi! Seçilişinin dördüncü yı !ında, güzel Mayıs ayının ikisine rastlayan Pazartesi günü iktidann sona eriyor! Parlak devrinden hiçbir şey kalınıyacak o zaman! İkinci bir kez seçilemiyeceksin; borcun varsa, Anayasanın sana verdigi 600.000 franklık ödcnekle bunu ödemek zorunda oldugunu, henüz vakit varken düşün; tabii, güzel Mayıs ayının o Pazanesi günü (8) Clichy'ye gitmek

(7) K.Marx, fransızca <<va banque>> sözcügünü kullanmıştır. (8) Paris'in eski borçlular cevaevi. - 41 -


istemiyorsan!>> Anayasa, başkana tam bi r yetki verirken, Millet Meclisine de hiç olmazsa manevi bi r güç sag ıama gay retini güdüyo r. Fakat kanun maddele ri yle manevı güç ya ratmanın imkansızlıgı bi r yana, Anayasa, başkanı tüm F ransızlann tek de receli oylan ile scçtirmekle kendi kendini bi r kez daha çü rütüyo r. F ransız oylan, Mi llet Meclisinin 750 üyesi üzerine dal!;ılırkcn, başkan seçiminde tck bi r kişi üzerinde toplanıyo r. lt e r milletvekili, sadeec şu veya bu panıyi, şu veya bu şe hri , şu veya bu köprü başını temsil ede rken, ba�kan ulusun oyu ile iş başına gelmişti r; kendi için yapılan seçım i se , söz sa hibi ulusun he r dört yılda bi r oynadıgı kozdur. Seçilen Millet Meclisi, ulusa metafizik bi r bag ile baglıdı r, oysa başkanın ulusla olan bagı kişiscldi r. Millet Meclisi, çeşitli üyeleriyle, ulusal esplinin çeşitli yönle rini iyi yansıtmaktadır; fakat ulusal csp ri asıl anlatımını başkanın kişiliginde buluyo r. Başkan, Meclis karşısında bi r çeşit tannsal hakka sahipti r; va rlıgtnı ulusun lütfuna bo rçludu r. Deniz tannçası T hetis, Ac hille'e gençliginin bahannda ölccegini habe r vermişti; Ac hille gibi ya ralaru r bi r noktası olan Anayasa da, vakitsiz bi r ölümle gidecegini hissediyo rdu. K ralcılann, Bonapançılann, demok ratlann, komünistle rin küstahlıgını anl ıyabilmek için, Kurucu Meclisteki öz cum hu riyctçile rin, ideal cum huriyellerinin bulanık gögünden güna hka r dünyaya bi r göz atmalan yete rdi; büyük yasama şahese rlerinin anna� an günü yaklaştıkça, itiba rlan daha da azalıyo rdu. T hetis"ın denizden çıkıp başianna gelccegi söylemesine lüzum yoktu artık. Bi r Anayasa oyunu ilc, yani Anayasanın l l ı. pa rag rafı - bu pa rag rafa göre, Anayasanın degiştirilmesini isliyen bi r öne rge, ancak bi re r ay a ralı üç oturum sonunda, en azından üçte iki çol!;unlugun oyu ile ve Millet Meclisinin en az 500 üyesinin oylamaya katılması ile kabul edilebili r - ya rdımı ile olayiann akışını degiştirmc gay retine düştüle r. Kendilerini pa riementoda azınlıga düşmüş sandıklan halde peygam be rle re özgü bi r sezişle, yine de hüküm yürütmek için umutsuz bi r çı rpınışa kapılmışl a rdı. Pa riementoda çogunlukta bulunduklan ve tüm hükümet güçlerine sahip olduklan sı rala rda bile, iktidann, kendi bece ri ksiz elle rinden he rgün bi raz d a ha uzaklaştıgtnı göri.iyo rla rdı .

- 42 -


Nihayet, Anayasa, melodraına çalan bir paragrafta, tek tek her Fransızın oldugu kadar, tüm fransız halkının uyanıkltltgına ve yurt sevgisine bel baglıyordu; bir başka paragrafta da, <<uyanıklan>> ve <<yurtseverleri>>, kendi buluşu olan Yüce Divanın amansız ve aşın titizligine karşı dikkatli olmaya çagınyordu. 2 Aralık 1 85 1 'de bir başla degil de, bir şapkanın hafif bir dokunuşu ile feshedilen 1 848 Anayasası işte böyleydi. Gerçekten de bu şapka, Napoleon'un üç köşeli şapkası idi. Cumhuriyetçi Burjuvalar Mecliste, bu Anayasayı düzeltir, tartışır ve onaylarken, Cavaignac, Meclis dışında, Paris'te sıkıyönetimi devam ettiri yordu. Paris'te sıkıyönetimin ilanı, Kurucu Meclise, cumhuriyetçi çocugunu dogurması için ebclik etmişti. Anayasanın süngü ile kanına girilmişse, unutmamalı ki, onu anasının karnında iken halka karşı yine süngülerle korumak gerekmiş ve yine süngü yardımı ile dünyaya gelebilmiştir. <<Dürüst cumhuriyetçilerin dedeleri>>, sembolleri olan üç renkli bayragı Avrupa'da dolaşurm ışlardı. Cumhuriyetçiler de, taşra illerinin yansında yurtdaşltk hakkı kazanıncaya dek, tüm Avrupa kıtasına el atmışlar ve Fransa'ya belli bir istekle dönmüşlerdir. Bu buluş, sıkıyönetim idi. Fransız Devrimi sırasında patlak veren her bunaltında kusursuz uygulanan pek degerli bir buluştu bu. Fransız toplumunun uslu durması için zaman zaman zorla kabul ettirilen kışla ve ordugah; kendilerinden zaman zaman adaleti yerine getirmeleri, devleti yönetmcleri , vasi, denetçi, polis ve gece bekçisi görevi yapmalan istenen kılıç ve tüfek; toplumun yüce aklı ve yöneticisi olarak zaman zaman alkışianan bıyık ve üniforma; bütün bunlar, bir gün gelip, kendi rejimlerini e!'l üstün rejim olarak ilan etmek suretiyle, toplumu kesinlikle özgür kılmanın ve burjuva toplumunu, kendi kendini yönetme kuşkusundan kurtarmanın daha iyi olacagına inanmıyacak.Jar mıydı? Kışla ve ordugah, kılıç ve tüfck, bıyık ve üniforma bu fıkre daha kolayca varabilirdi; çünkü, daha çok göze çarpan bu iş karşıltgtnda, daha iyi para almayı umabilirlerdi. Oysa,. zaman zaman ilan edilen sıkıyönetimlcrde, çok kısa süren toplumu kurtarma hareketlerinde, burjuvazinin şu veya bu kısmından gelen


çagnlarda, birkaç ölü ve yaralı ile burjuvaziden gelen bir iki dost gülüşü dışında sonuç, onlar için yavan kalıyordu. Sonuç olarak, ordu, sıkıyönelimi kendi yaranna uydurmak ve ayni zamanda burjuvalann kasalannı da kordon altına almak istemez miydi? Bu arada, şunu da söyliyel im; unutmamak gerekir ki, 1 5 .CX>O asiyi sorgusuz sualsiz sürgüne gönderen askeri komisyonun başkanı olan Albay Bernard, bu sırada yine Cavaignac'ın emrinde ve Paris'te çalışan askeri komisyonun Dürüst bulunuyordu. cumhuriyetçilerle başında özcumhtıriyetçiler Paris'te sıkıyönetimi i lan ederek, 2 Aralık 1 85 1 muhafız alayı askerlerinin rahatça yayılabilecegi alanı hazırlamış olsalar da, yine de övülmeye l ayıktırlar; çünkü, Louis-Phil ippe zamanındaki gibi, hazır iktidar ellerindeyken, ulusal duyguları oldugundan fa�:la göstermek yerine, dışanya karşı yumuşak davranıyorlardı; l l alya'yı kurtarmak yerine de, Avusturyalılarla Napolililcrin ülkeyi zaptetmelerine göz yumuyorlardı. Louis Bonaparte'ın 1 0 Aralık 1 848'de başkanhga seçilmesiyle, Cavaignac'ın ve Kurucu Meclisin diktataryası sona eriyord u . Anayasanın 4 4 . paragrafında şöyle deniyor: <<Fransız Cumhurbaşkanı, Fransız vatandaşlıgı niteligini asla yitirmemelidir.>> Oysa, Fransız Cumhuriyetinin bi ri nci başkanı Loui s-Napolcon Bonaparte, yalnız Fransız vatandaşlıgı nitcligini yitirmçklc ve İngiltere'de <<Özel hafiye>> olmakla kalmamış, hatta ısviçre uyruguna bile geçmişti. 10 Aralık seçiminin önemini bir başka yerde göstermiştim. Geriye dönüş yapmıyacagım bu yüzden. Bu seçimin, Şubat Devrimi nin masraflannı ödemek zorunda kalan köylülerin, ulusun öteki sınınarına karşı bir tepkisi, köyün şehire karşı bir tepkisi olduguna deginmek yetecektir. Seçim, büyük burjuvazi devrinde, Le National cumhuriyetçilerince kendine ne şeref ve ne de yarar saglanmamış olan ordu tarafından çok iyi karşılandı; büyük burjuvazi, Bonaparte'ı, kendini monarşiye götürecek bir köprü olarak selamlıyordu. Bonaparte'ın kişili ginde, Cavaignac'ı cezalandıracak birini gören proleterya ve küçük burjuva da seçimden memnun oldu. Daha ileride, Fransız Devrimi karşısında köylülerin takındıgı tavn daha yakından inceleme fırsatını bulacagım. - 44 -


20 Aralık I 848'den, Kurucu Meclisin 1 849 Mayıs'ındaki dagılışına kadar uzanan dönem, cumhuriyetçi burjuvanın düşüş tarihini kapsamaktadır. Cumhuriyetçi burjuvada, burjuvazi için bir cumhuriyet kurduktan, devrimci Proletaryayı yere serdikten ve bir an için küçük demokrat burjuvaziyi susturduktan sonra, haklı olarak bu cumhuriyctc kendi malı i mişçesine ambargo koyan, büyük burjuvazi kütlesi tarafından bir kenara itilivcrdi. B unlann büyük mülk sahibi olan bir kısmı, Restorasyon - 1 . Napolcon'dan sonra gelen krallık çagı - döneminde hüküm yürütınüştü ve dolayısıyla da lejitimist - hükümdarlık için yine hükümdar soyundan birini arama taraftan - idi. Paralı aristokrasinin ve büyük sanayicilerin teşkil cttiiı;i öteki kısım, Temmuz Monarşisinde söz sahibi olmuştu, dolayısıyla da Orleanist - Orlcans sülalcsinden birinin kral olmasına taraftar ­ idi. Ordunun, ünivcrsitenin, kiliscnin, baronun, akademinin ve basının büyük kişileri, - eşit oranda olmamakla beraber - bu iki akımdan birine katılmışlardı. Bu kişiler artık ne Bourbon ve ne de Orleans adını taşımayan, fakat kapital adını alan burjuva cumhuriyctindc, ortaklaşa hüküm yü rüttükleri bir Devlet düzeni bulmuşlardı. Haziran Ayaklanması, onlan <<Düzen Partisi>> olarak bir araya getirmektc gecikmcdi. Şimdi yapılacak şey, hala Millet Meclisinde yer alan cumhuriyetçi burjuva olan yakınlannı uzaklaştırmaktı. Bu cumhuriyetçilcr, proletaryaya karşı zor kullanırken ne kadar kabalık göstcrmişlcrsc, yürütme gücüne ve kraletiara karşı kendi <<cumhuriyetçiliklerini ve yasama güçlerini savunmalan gerektigi şu anlarda geri çekilirierken de, o kadar alçak, korkak, ürkek, düşük ve güçsüz olmuşlardır. B urada, dagılışlannın yürekler acısı hikayesini anlatmıyacagım. Gözden hemen kayboluvermediler de, toza dumana kanşıp gittiler. Tarihleri ebediyen kapanınıştı artık; . bundan sonraki devrede de, ne meclis içinde ve ne de meclis dışında onlan gören olmadı; ancak, basit cumhuriyet kelimesi söz konusu olur olmaz ve devrim kokan çatışmalar, en düşük seviyeye inme tehlikesi gösterdigi zamanlarda, yeniden cantanır görünen anıtara benziyorlardı. Bu arada, şunu da belirteyim ki, bu partiye adını vermiş olan Le National gazetesi, sonradan sosyalizme dönmüştür. - 45 -


Bu devri tamamlamadan önce, gözlerim izi yine iki büyük güce çcvirclim : bunlardan biri ötekini 2 Aralık 1 85 1 'de yere sermiştir; oysa 20 Aralık 1 848'den, Kurucu Meclisin dagılışına kadar uzanan devrede, aralanndan su sızmıyordu. Bir yanda, Louis Bonapane'ıan. öte yanda. büyük burjuvazinin panisi olan, güçbi rlil!;i kurmuş kralcılann panisinden söz etmek istiyoruz. Bonapane başkan olur olmaz, düzen panisinden bir hükümet kurdu ve başına, parlemanter burjuvazinin en liberal kesiminin eski şefi dikkat buyurun Odilon Barrol'yu koydu. Sayın Barrot, 1 830'dan bu yana hep kendi için kovuşturma yapan hükümeti , sonunda eline geçirmi�ti; dahası var, bu kabinenin başkanl ıgı, Louis Philippe zamanında tasarladıgı gibi , parlemento muhalefetinin en güçlü ildcrligine benzemiyordu. Bir parlementoyu onadan kaldırınakla görevli idi ve amansız düşmanlan olan cizvitler ve lcjitimistlcrle onak bulunuyordu. Ni�anlı kızı evine geti riyordu am a, kız kötü yola girdikten sonra. .. Bonapanc'a gelince, görünürde onadan tamamen silinm işti. Düzen panisi onun adına iş görüyordu. Bakanlar Kurulunun hemen ilk toplantısında, Roma seferi kararlaştınldı; Mi llet Meclisinin haberi olmadan bu i�e girişrnek ve uydurma bi r nedenle Mecl isten gerekli ödencgi koparmak için anlaşmaya vanldı. Böylece, Mi llet Meclisine karşı dolandıncılık, Roma Devrim Cumhuriyeti'ne karşı da, büyük devletlerle birleşip dolap çevirme ile işe başlandı. Bonapane da, benzeri şekilde ve benzeri oyun1arla, kralct Yasama Meclisine ve onun Anayasa cumhuriyetine karşı 2 Aralık darbesini hazırlamıştır. Unutmıyalım ki, 20 Aralık 1 848'de Bonapane'a hükümeti saglayan ayni pan i, 2 Aralık ı 85 I Yasama Meclisinde çogunıugu tc�kil ctmi�ti r. Kurucu Meclis, A g u sıos :ı y ı nd a, Anayasaya hütünlük s:ıg l am ak amacı i lc Anayasaya uy�un bi r seri kanun hazırlayıp yürürlüge koym adan dagı l numa k:ıran aldı. Düzen panisi, 6 Oc a k 1 ııt49'd a, temsilcisi Ratcau aracı l ı gı i l c, K u rucu Mec l i se , A n ayasaya bag l ı kanunl arı bı rak ı p. kendi kt'ndini da�ı t ma k a r a n almasını tck l i f c ı ı i. Sadece başta Od i lon BarrOL olmak üzere Bakanlar Kurulu degil, Millet Meclisinin tüm kralcı -

-

.

- 46 -


üyeleri, Kurucu Meclise, sürmekte olan geçici duruma bir son vermek ve kesin bir ortam yaratmak üzere, itibann yeniden saglanması ve düzenligin saglamlaştınlrnası için, dagılmasının zorunlu oldugunu, Meclisin, yeni hükümetin çalışmalannı aksauıgını, varlıgını basit bi r hınç alma duygusu ile uzatmaya çalışııgını, ülkenin kendinden bczdigini bir akıl hocası edası ilc bildirdiler. Bonapanc, yasama gücüne karşı yapılan bu hakaretleri dikkatle tesbit eni, ezbcrledi ve 2 Aralık 1 85 1 de, Parlementonun k rdlcılanna kendi okullannda yetişıigini gösterd i . Kendi kanıtlannı yüzlerine çarptı. Barrol hükümeti ve düzen panisi daha da ileri gittiler. Fransa'nın her yanından Millet Meclisine mektup göndertip, dosça, dagılmasını rica ettirdiler. Böylece, halkın meşru temsilcisi olan Millet Meclisi karşısına, örgütlenmemiş halk k İ liclerini koymuş oldular. Meclisleri halka havale etmeyi Bonapanc'a onlar ögrcnilcr. Nihayet, Kurucu Meclisin kendi kendini feshetme karan alacagı 29 Ocak 1 849 günü geldi çımı . Meclis bi r de gördü k i , toptandıklan yer askcr1crce işgal edilmiş. Elinde muhafız alayının ve sınır birliklerinin başkumandanlıgJ bulunan ve düzen panisinden olan General Changamicr, sanki bir savaş cşiginde bulunuluyonnuş gibi, bir yıgın birlige Paris'te geçit resmi yaptırdı. Aralannda birleşmiş olan kralcılar da, tehdit dolu bir eda ile, Kurucu Mec l i se , anlayışlı davranmadıgı takdirde zor kullanacaklannı bildirdiler. Meclis uysal davrandı ve çok kısa bir süre dana görevinin uzatılması için pazarlıga girişti. Ne olmuştu 29 Ocakta? Bonapane'ın yardı mı ilc, bu kez krdlcılar tarafı nd an . cumhuri yeıçi Millet Meclisine karşı gerçekleşıirilm iş b i r çeşit 2 A ra l ı k 1 85 1 h ük ü m et darbesi nden ba�ka n e olabi l i rd i '? Au baylar, Ronaparıe ' ı n , Tu i l crics sarayında aske ri bi rl ı k k rc rl·sıni gcı,· i ı y apt ı mlak i ç i n 29 Ocak 1 )(.t'J'dan yararl a nd ı � ı nı ' c Cal igu la' yı hat ı ri ara gcıi nnck. için, parlementoya yönel e n bu i l k ayaklanma fı rsatına dört elle sanldıgını, y a gönncdiler, y a d a gömıck i sıcmcd i l c r gönnüyordu.

(YJ. Gözl e ri , Chan gamicr'lcri nllcn baş k a s ı nı

- 47 -


Egitim ve din konusundaki kanunlar gibi, Anayasaya bütünlük verme amacam güden kanunlar, düzen panisini, K urucu Meclisi sen bir şekilde öncelikLe kayıt altına almaya iten nedenler arasında idi. Bu kanunl an, ürkek cumhuri yeıçi lcrc bı,rakmayıp, kendilerince çı kamı ak , güçhi rligi k ralcı lan için büyük önem ıaşıyordu. Bu Anayasaya uygun kanunlar arasında bir de, cumhurbaşkanının yetkileri ilc ilgili olanı vardı. 1 85 1 yılında, Bonapanc, böyle bir darbeyi sezip, 2 Aral ık darbesi ni yaparken, Yasama Medisi hu kanun tasansı ilc ugra�ıyordu. Parlementonun 1 85 1 yılı kış ç alışma döneminde, cumhurbaşkanının sorumlutugu ilc ilgili bu kanunu hazırlanmış ve hele ürkek cumhuriyetçi Meclis tarafından tamamen kotanlmış bulmak için, güçbirligi k ral cı lan neler vcrmczlcrdi? Kurucu Meclis, 1 H49'da, son silahını da kendi eliyle kın nca, B arroL hükümeti ve düzen panisini sevenler, bu kurumu bir çıkınaza itiverdilcr, onurunu k ı rabilecek ne varsa kullandılar ve umutsuz zayınıgından yararlanıp halkın kendine bcslcdigi saygının son kalıntı lannı yokeden kanunlar çıkardı lar. N apolcon'u bir türlü kafasından çıkaramayan Bonapanc, Parlementonun bu çöküşünü açıkça sömürmc cüretini de gösterdi . Gerçekten, Mil let M eclisi, 8 Mayıs I 849'da, Civita- Yccchia'nın Oudinot tarafı ndan işgal i dolayısıyla, hükümete bir ihtar cezası verip, Roma seferini tasarlanan hedefine çevirmesini cm rcuigi sırada, Bonapanc, ayni akşam Le Moniteur Gazetesinde Oudinot'ya bir mektup yazarak, parlak ha�arı lan için ıchri k l cri rı i bild irdi ve Parlcmerıtodaki kalem ekndilcrinin k a rş ı s ı n a orllunun yüce k o nı y u cusu ol arak ç ık ıvcrdi. Oııu, cllcrindl.! sadl.!ce bi r o y u n c a k o l a ra k t u t a n ,

(!)) Roma I m paratoru < < 3 7 -ı 1 > > A lıı ı any a da, kı�lalarda askakrin ara.; ı nda hiiyiiın ii�ı ür. Adı, R oma l ı ask�rkrin a y ak k ahısı anlamına g ck n <<ca l i ga>> kcl i ıncs i ııd�n a l ınııı ı �ıır. Zal i ııı l i � i serseril ikleri ve önü a l ı n maz y alı;maı.:ı l ı g ı ilc tan ınır; bir saray koın plosunda askerler tarafından öldürülm ü�Lür. -

'

.

,

- 48 -


kralcılar buna gülüp geçtiler. Sonunda, Kurucu Meclis Başkanı Marrast, Mi llet Meclisi güve nlig ini n tehdit altında bulundugu kanısına vararak ve Anay asaya dayanarak bir albayı alayı ilc bi rlikte göreve çagı nnca, albay bu cmre uymadı; disiplin sorununu ileri sürdü ve Marra-;t'ı, Changamier'yc yolladı, Changamier de, <<kafası i�lcycn süngtikri>> sev nıcd i g i yolunda alaylı bir i fade ilc onu başından savdı. 1 85 I Kasım ayında, güçbirligi yapmış olan kralcılar, Bonapane'a karşı kesin bi r savaşa gi rişmeyi akı ll anna koyunca, ünlü l dare amirleri önergesi vasnas t ilc, Millet Meclisi başkanına dogrudan dogruya askeri birlik çagı rm a yetkisinin verilmesi prensibini kabul euinne yollannı aradılar. Generallerinden biri olan Leno, kanun tasansını imzalamışu. Changa m i er, boşuboşuna önergeye oy verdi; Thiers de, eski Kurucu Meclisin hasiretini övdü. Savunma Bakanı Saint- Anraud, Thiers'e, Changamier'nin Ma rrast'a verdigi cevabın benzerini verdi, hem de, Yayiacı gurubun alkışlan ilc ! ·

Düzen partisi, henüz Millet Meclisinde çogunluga sahip olmadı�ı ve yalnız hükümeti elinde bulundurdugu bir sırada, parlemento rejimini kökünden sarsmı ştı. 2 Aralık darbesi, Fransa'dan, bu rejimi süıüp çıkan rken de, yaygarayı basmıştı . Parlamenter rej ime güle gülc d iyeli m

- 49 -

.


III Yasama Meclisi, 29 Mayıs 1 849'da tophpıdı, 2 Aralık 1 85 1 de dagıuldı. Bu dev re, Anayasa cumhuriyeti veya parl�menter cumhuriyet devridir. Belli başlı üç bölüme aynhr bu dönem : 29 Mayıs 1 849'dan ayni yılın 1 3 Haziranına kadar, bu rjuvazi ile demokrasi arasında mücadele, küçük burjuva partisinin veya demokrat partisinin yenilgisi; 1 3 Haziran 1 849'dan, 3 1 Mayıs ı 850'ye kadar, buıjuvazinin parlemento diktatoryası, yani koalisyon yapmış orteanisı ve lejitimistlcrin veya düzen panisinin d i k tato ry ası genel seçim sisteminin kaldıriiması ile dört başı marnur duruma gelen diktatorya; 3 1 Mayıs 1 850'den, 2 Aralık 1 H5 1 'c kadar, burjuvazi ile Bonapane'ın mücadelesi, burjuva egemenliginin yıkılması, pariementer cumhuriyetin çöküşü. Birinci Fransız Dcvrimi'nde, anayasaetiann egemenligi, yerini, .Jirondenlerin e gemenligi ne bırakır; sonra d a , Jakobenlerin egemenligi gel i r. Bu partilerden herbi ri , arkasını en ileri olan partiye dayamaktadır. İ çlerinden herhangi biri , dev rimi, yeteri kadar i leri g öt ürüp , arkasından gidern iyecek duruma gel i r gelmet., kend i n i izleyen en yürekli müttefik tarafından ala�agı ed i l m i � ve g i yoıine gönderi lnı i �t i r. I H4� Dev rimi ters bir g e l i �me gösdemı i�tir. Proletarya partisi, demokrat küçük burjuva part i s i n i n ba s i t hir ek lent isi olarak görünüyor. 1 6 N i sanda, 1 5 Mayısıa ve Hazi ran Günlerinde, proletarya partisi, ya n ı nda ki pan i n i n i hanet i ne ugram ı ş ve yalnız bm tkılmıştır. Demokrat parti de, cumhuriyetçi burjuva panisinin omuzlanna yaslanmaktadır. ,

·-

50 -


Cumhuriyetçi buıjuva partisi, saglam bir temel bulduguna inanır inanmaz, yoldaşından aynlıyor ve arkasını düzen panisine dayıyor. Düzen panisi de, aradan sıynlıp cumhuriyetçi buıjuvalara çelrne takıyor ve silahlı kuvvetlerin omuzuna ya'ilaru yor. Bu pani güzel bir sabah vakti, bu omuzlann süngü olup çıkugını gördügü zaman, yine durumundan emin görünmektedir. Her pani, kendini i leri iten paniyi tekrneliyor, geriye iten paniye de gögsü ile karşı koyuyor. B u gülünç duruma gelip dengesini kaybcunesinde ve tepetaklak yuvarlanmasında şaşılacak hiçbir şey yokwr. Devrim böylece alçalan bir grafik izlem iş oluyor. Hatta, Şubat ayında k urulan barikatiann sonuncusu kaldınlmadan ve ilk devrim otoritesi kurulmadan önce, devrim bu geriye dönüş hareketlerine ginniş oluyor. Gözlerimizin önündeki devre, çelişmelerle dolu bir harmandır: Anayasaya açıktan açıga ihanet eden anayasacılar; anayasacı olduklannı söy l i yen devrimciler, tek güç olmak isteyen ve fakat hep parlementocu kal an bi r Millet Meclisi; sabn bir meslek edinen ve geleec kt c zaferler k azanac ag ı nı söyleyip şimdiki yen i lgile ri yle avunan bir Yayiacı gurup; cumhuriyetin senatörleri olan ve duruma göre, taraflan bulunduklan yabancı ülkelerdeki hanedan ailelerini korumak ve ,

Fransa'da nefret ettikleri cumhuriyeti muhafaza eunek zorunda kalan kralcılar, gücünü, zayıflıgından ve saygısını, uyand ı rd ı gı küçümseme duygusundan alan bi r yürüune gücü; iki monarşinin onak namussuzlugundan başka bi r şey olmayan bir

cum huriyet; e m pe ryal ist damgalı R e s to r asyon ve Tem m u z Monarşisi; il k k o � u lu tl a)1ı l rn ak o l an a n ı l a�m alar; i l k kuralı kararsı t.l ı k olan sava�lar; d üt.en ad ı na ç ı k a r ı l an k aba ve am açsız karı şı k l ı k l ar; gerçeksi z t u ı.k u l ar, t uı k us uz ge rçek ler; kahramanlıt!ı olmayan kahramanlar; o l a � s ı z tari hler; tck yürütüı.:ü gücü takv i m i m i ş g i bi görü nen. ayııı gerg i n l i k ve a ynı gcvşenıel c ri n h i ı m c y l l1 t c k ra n ilc usand ı rıcı o l m uş h i r g d i �n11.�; bi r sonuı.:a hai!.lanrnadan, sa dece k ö rl c� i r ortadan si l i ne tı i l rn c k için tarn an t a rn a n k L sli. i n lqir görünen ;ı n Lı � ın a t l ı l d a r; tlüııy:ının sonunu habe r ve re n te h l i k e çanl a n li.arşısımla, onaya dökülen u k al ac a ç a ba l ar ve burj uva ü rküntülcri ; aynı zamanda dü nya k una n c ı l a rı n ı n çcv i rd i g i en ba y a�ı cnırika ve o yu nl a r '

'

-

- 5ı -


bunlardaki başıboşluk, daha çok Frondc ( t O) Zamanlanın hali rial i yor - ; Fransa'nın tck bir kişinin kurnazca av anak.Iıgı yüzünden yokolmaya m ahkum edi lmiş tüm resmi dehası; herkesin oylamaya t.:atıldı�ı seçimlerde kendini her gösteıi�inde i fadcsıni sonunda bi r haydudun inaıçı i radesi nde bulmu� ı u r Tek rcngc bo yanm ı ş bir dev i r varsa, o da, bud u r işte. K i ş i l e r ve o l a ylar, ters dönmüş Schlemihl'ler ( l l ) gibi. bedenlerini yitirmiş gölgelere benziyorlar. Devri m bile, kendi savunuculannın kolunu kanadını kınyo r ve yalnız tutkulu düşmanlannı kayınyor. Devrime k a� ı olanl arca dunnadan hatı rlatan ve aranan <<kızıl ha y al e t> > , onaya çı k ııg.ında, başında an a �i s tle ri n fri kya he re si i l c gö rü nmüyo r da, düzencilerin ünifonnası ol an kırmızı pantalonla görünüyor. Gördük ki, Bonapane'ın 20 Aral ı k 1 848'de kurdugu hü k ümet, düzen panisinin bi r hükümeti, lejit i mistlerle orlcanist lerdcn kuru lu bir koalisyon hükümeti idi. Bu B a rrot- F a l l o u x hük ü meti, az çok zor k u l l anarak ömrünü k ısalı ll gı cumhuriyetçi Kurucu Meclisten sonra yaşamaya devam e tmişti ve halen de iktidard a bul unuyordu. K o al isyondaki kralcılann genera l i Cpang a m i er, birinci tümenin ve Paris milli mu hafız b i rl i ginin kumand an l ı g ını yine üzerinde bu l undu ruyordu Genel seçimler, n i h a yet düzen pa n i sinc M i l le t Mec l i s i nd e çogunluk sag l am ı şll . M i l l etvek i lle ri ve Louis-Philippe'in atadıgı m eclis üyeleri, Mecliste lcjitimistlerden kurulu kutsal bir toplu l uk buldular; ulusun pek -

.

( 1 0) X I V .

Louis'nin kü�·ükl ügündc ve ana k ra l i çe nin pek scvdigi Matarin taman ında k i ınuhakkt han:k,· ı i Fromk hare ke ti , Paris hıırjuvati sinin ve parll'm.:nıo n u n K ral i�·c Anne d'A ııırichc i l c Ma;ari n'in nıa l i projdl·riııc kar�ı ııı ııha k k ı i i l.: ha)la nı ı �. kav�alara ve harikaı lııra kadar v a rııı ı�ıır. H u pa r k ı ıı.:ıııo hııııd.: · u ı ıa b i r tk, tkrc hc y i s ı n ı fı nı n nıu ı bı... ıııı ıııar�iyc kar� ı b i r har,·k,·ı i ul..ııı <<Pr.:ıhlcr Fronde'u dd.: n ın i �t i r FaJ... a t Froııtk i�· iml c lk'k � a bu k ı...,· ı�tl i ı ı i gihtc r.: n menfaal a ı ı l ;ı�ııı <��. l ı l.. ları . � r;ı l l ı�ın hu har,· ı... l· ı i p;ır,·abıııa,ıııı ,.c soruında da, kökünden ıeın itkıııesiııi sag.ladı. ( 1 1 ) Chamisso'nun bir hikayesi nin kahr.ımanı; hikaycdc gölgesin i Kanl i ııal

.

.

-

satar.

- 52 -


çok oy pusulası, lejitimistler için politika sahnesine giriş karu şeklinde geçivennişti . Bonapartçı m illetvekilleri çok dagın ı k bulunduklanndan, bag ı ms ı z bir parlemento gurubu k u ram ı yorl a rd ı : düzen pa n isi n in i�c yar.un at hi r kuyrugu o l a rak göruııı.i yorl ard ı .

DUil' ll

panısİ

tıoy k(l' ,

hı.ild.ırrı c ı i ,

ord u y u ,

yasama org an l a nn ı ,

kısacası tüm devlet gücünü e l i ne geç i nn i ş ve genel seç imlerle de, moral yönünden takviye edi lmişti; seç i mler, onun eg:cmenl igini, halk irddcsinin bi r i fadesi olarak gösteri yordu; k a r�ı dev ri mi n Av rupa kıtası nın tümüne karşı kazandı gı baş an da c ık i l i ol m u şt u. Şi m d i ye kad a r hiçbi r pa rt i , bö yle s i n e güçlü araçlarla ve böyles i ne uygun yardımlarla savaşa g i nn em i ştir. K azazede öz cumhuriyetçiler, M i l let Mec lisinde aşagı yukan elli kiş i lik bir klik durumuna gel d i l e r. Başlannda A frika'dan gelme gene ralleri C av a i g nac, Lamoriciere ve Bcdeau bulunuyordu. Fakat ana muhalefet partisini Y a yi ac ı gurup ıqk i l eni. Parti kendine pariementer bi r isim buldu: Sos�·al demokrat. Mi llet M ecl isinin 750 üyesinden 200'den fazlasını elinde bulunduran pa rt i , teker teker d i k kate alındıgında, en azından düt.en pa rti si ni n üç gurubundan herhangi bi ri kadar güçlü idi. Kralcı koali syonun tümü ka rş ı sı nd aki nisbi azınl ı g ı , özel ko�ul ve durumlarla dengelenmiş görünüyordu. Mahalli seçimlerin, köylüler arasında da hatın sayı l ı r bir itibar kazandıgını gösıc nn i ş ol m asından başk a, hemen hemen Paris'in tüm m i l letvek i l ie rine sahip bu lunu yordu . Ordu, üç a ss u ha yı m i l k t v c k i l i s e ç m e k suret i y l e , demok rat i k i nancını göst e m ı i �ı i ; Y a yi ac ı la n n haş ı o l a n Letl ru - Ro l l in, düzen part i s i n i n tüm tl'n ı � i l c i kriıı i n ters i ne , hi r ll'k i s i m ü teriııtk hi rlqen hq se�.; i ın höl ge s i ll(l.! seç i l m i ş ve Parkmentotla seç k i n b i r nıeü i e yli k s d nı i �ı i . Höylccc, çeşi t l i g uru p l a r a ra s ı nd a k i ve tlüten p;ı rt i ..; i n i n t ü m ü i l c H<ırı;ıparıc a rası ııtLı k i a n l a�nı ;ı; l ı k l :ı r � iitü ı ıden, Y a y i acı I a r, 2 �la) ıs 1 s-ı(lJa hıı t ü n ha�a n u ı ı :-; u ıü ıı nı

e lde etm i ş görünüyorlard ı ;

şeyi

y i t i recc k l e rd i

onbeş gün sonra, şeref de dahil, her

oysa. - 53 -


Bu devrin Parlemento tarihini izlemeden önce, inceledigimiz devrin nitelieinden çelen bir takım olagan kuruntulardan kurtulmak içın, bir ıki noktaya işaret etmemiz gerekiyor. Sorunlara demokratlann açısından bakılırsa, Kurucu Meclis zamanında oldugu gibi Yasama Meclisi zamanında da, konu, kralcılarla cumhuriyetçiler arasında basit bir kavgadan ibarettir. Demokratlar bu hareketi, gericilik kelimesi ilc özetliyorlar; bu öyle bir gece karanlıgı ki, bütün kediler kara görünüyor ve kralcılarla cumhuriyetçiler, gece bekçilerine yaraşır beylik düşünceleri agızlannda gcvcleyip duruyorlar. Gerçekte ise, düzen gurubu, ilk bakışta, çeşitli kralcı guruplann kanşımı gibi görünüyor, kralcı guruplar, kendi adaylannı tahta. oturtmak ve k a fl ı gurubun adayını ortadan kaldırmak için, amlannda dolap çcvırmekle kalmıyorlar, aynı zamanda, << Cumhuriyete>> karşı aynı kin ve sal d ında birleşiyorlar . Yayiacılar da, kralcılar ortaklıgina karşı, cumhuriyeti temsil eder görünüyorlar. Düzen partisi, Prusya'dakinden ayn olmamak üzere, basma ve derneklere karşı, bir gericilik anlayışı izliyor sanki; bu anlayış, Prusya'da oldugu gibi, bürokraı;iden, jandarmadan ve savcılardan gelen kaba bir polis müdahalesi olarak ortaya çıkıyor. Yayi acılar da, kendi yönlerindcn, hep bu saldınlan püskürtrnek ve böylece, <<e1.elı insan haklannı>> savunmakta ugraşıyorlardı; bir buçuk yüzyıldan beri, halkçı geçinen her parti az çok böyle yapmıştır. Fakat, durum ve partiler daha yakından incelenirse, sınıf mücadelesi ve bu devrin özel yapısını gizleyen yüzeysel görünüş ortadan kalkar. Söyledigirniz gibi, lcjitimistler ve orlcanistler, düzen panisinin iki büyük gurubunu teşkil ediyordu. Bu guruplan, taht davalanna baglayan ve biribirierine karşıt duruma getiren şey, kraliyel arınasından ve üç renkli bayrakıan, Bou rbon sülalesindcn ve Orlcans sülalesindcn, -bunlar hep kralcılıibn çqitli nüanslandır - başka bi r şey olabilir miydi? Rourbonlar devrinde, papazlan ilc, uşaklan ilc hüküm sürmüş olanlar, büyük toprak sahipleri idi. Orlcanslar zamanında ise, peşlerinden gelen avukatlan ilc, pro fesörleri ilc ve agzı i yi laf yapan adamlan ilc, büyük para sahi pleri , büyük sanayiciler, büyük tüccarlar, yani kapital idi hüküm yürüten. Meşru .krallık, toprak agalannın kalıtsal egemenliginin politik ifadesinden başka bir şey dcgildi. Temmuz Monarşisi de ayni şekilde, - 4-


sonradan görme burjuval ann zorbalıkla ele geçirdikleri cgcmenligin politik i fadesi idi. Bunun içindir ki, guruplan aralannda bölen şey, prensipleri olmayı J?. maddi yaşama koşullan, biribirinden ayn iki m ülkiyet. şehı rle köy arasındaki eski anl aş m a zl ı k , kapi t a l ilc toprak mülki yeti arasındaki rc k ahet olarak bcli nilebilir. Aynca, esk i anılar, kişisel düşmanl ıklar, korku ve ümitlcr, peşin hükümler, kuruntular, sempati ve antipatilcr, dinsel inançlar, görüşler, prensipler, onlan şu veya bu k ral sülalesinc baglamış olabilir, bunu kim inkar edebilir? l zlenimlerden, kuruntulardan, düşünce yollanndan, özel fel se fi 1 k avram l a rdan meydana gelen bü tün bi r üst yapı, degişik mü lkiyet şekilleri ve toplumsal yaşayış koşullan üzerinde ' yükse l mektedir. Tüm sını f, bu m add i koşullar ve uygun . toplumsal il işki temeli üzerinde, bu şekil ve koşullan yaratır, bir 1 biçime sokar. Gelenekler veya egitim yolu ile bunlan alan kişi, kendi faaliyetinin gerçek nedenlerini ve hareket noktasını onlann meydana gctirdigine inanabilir. Orlcanistler ve lcjitim istlcr, aralanndaki ayn lıgın, kendi kr.tl sülalelerine baglılık1anndan ileri gel d igine biribirlerini i nandırmaya ugraştılarsa da, daha sonraki olaylar, iki sülalcnin bi rleşmesini Q.nleyen şeyin, daha çok menfaal aynmı oldugunu göstermiştir. üzel hayatta, nasıl ki , bi r adam hakkında karar veri rk en söyledigi ve düşündügü şeyle, gerçek durumu ve işi arasında bi r ay n m yapılı yorsa, tarihsel mücadelede, panileTin söz ve i ddialan ilc, gerçek yapı ve men faalleri arasında daha çok aynm yapmak gerekir. Orleanistler ve lejitimistlcr, cumhuri yet içinde eşit iddialarla bulunuyorlardı. Her gurup, di gcri karşısında kendi sülalesini tahta çıkarmaya n i wll en i y o rsa bu nun an l a mı şudur sadece: burj uvaziyi bölen iki büyük menfaal lk toprak mülkiycti ve kapital - kendi egemenligini ku rup, ötekini em rine almay a u � raşm a k t adı r Sözünü eui �imiz şey, iki burjuvaz.i n ı e n ı aaı id ı r: çünkü, büyük topr..ık sahi pleri , dadx:yi 1 üp pc l ik l c rine ve soy g u ru rl a n na ra�mcn, mod:ern topl u m u n gel i şmes i sonucu. tamamen burjuvalaşm ı ş l ard ı . l rıgil ıl!rc'dc tic höylc olm uştu; Tori 'lcr, u t un t anıan li. ral l ı ga, k i l is e y c . eski I ng i l i z Anayasasının gütel l i lo. k ri nc l1 ü şk ü n olduk l a n n ı sanm ışlar, am a sonunda, t e hli k e y i �örünce, a)21 1 1 J n nlLtn hal. layı çı k anp, sadece, toprak gehrine düşkün old uk l a n nı söylemi şlerdi r. ,

.

-

.

.

-

55

-


İ ş birligi yapmış kralcılar, Parlemento dışında, basında, Ems'te, Clarcmont'da biribi rierine oyun oynuyorlardı. Perde gerisinde, eski orleanist ve lejitimist k ı lıkianna bürünüp, eski ci rit oyunlanna başlıyorlardı. Fakat sahnede, kamusal faa l iyetlerinde, büyük parlemento pa n i si o l arak biribi rleri n i n sulalesine sadeec basit bir rcvcraııs � a pıyorlar ve nıona�iııin kurulması nı belirsiz bir tarihe cnc l i yorlardı. I şlerini, düzen panisi olarak, yani, sosyal bi r eti ket alunda - politika etiketi al ıında de�i l -, buıjuva düzeninin tem si lcileri olarak - prenses aviayan şövalycler olarak deg i l -, öteki sını nara karşı çıkmış burjuva sını fı olarak - cumhuriyetçi krc k arşı çıkmış kral cılar olarak degil - yürütüyorlardı. Düzen panisi olarak, toplumun öteki sını nan üzerindeki haki m i yetlcri, Restorasyon devri ndekinden ve Temmuz Monarşisi zamanındakinden çok daha kesin ve çok daha sert olmuştur; bu egemenlik de sadece, parlemento cumhuri yeti düzeninde mümkün olabiliyordu. Çünkü, Fransız burj uvazisinin iki büyük gurubu, ancak bu düzen altında birieşebi liyor ve dolayısıyla bu sınıfın imtiyazlı bir gurubunun cgemcnligi yerine, kendi sını nannın egemenl igini · gctirebi li yordu. B ununla birl ikte, düzen partisi olarak, cumhuriyete sataşıyorlar ve ondan nefret ettiklerini söylüyorlardı. l çgüdüleri onlara diyordu ki, cumhuriyet, politik egemenli klerini daha saglam duruma getiri rse, bu ayni zamanda egemenliklerinin sosyal temellerini de yık ar; çünkü, toplumun ezilmiş sını flannı karşıl annda bul urlar ve onlarla dogrudan dogruya, arada taht perdesi olmadan, - biri bi rierine ve krallıga ka�ı g i ri ştikleri mücadelelerle, ulusun ilg i s ini başka yere çevirerneden - çarpışmak zorunda k a l ı rl a r. Dü zen cil c ri , sını f egemenl i k lerinin katkısız koşullan k arşısıııda t i treşen ve c�enıenl i k leıinin daha az tamam, d a h a az gc l i �miş, do la y ı s ı y l a d a h a az tehl ikeli şe kil lerine do�ru i t en şey, güçsüz l ü l dcri n i n n : nt i g i h i r duygu idi. H u n a k a rş ı l ı k , bi rleşm i ş · k ra k : ı l a n , k a � ı l an n a ç ı k a n h ü k ü m d ar a d a y ı i k , ) ani Honapa n c i lc anl aşmazlıga düşer düşmez, parlemento güçlerinin yürütme gücü tarafından tehdit edi ldigi inancına van r varnıaz ve dolayısıyla egemenliklerinin politik kimligini ortaya koymak -

56

-


zorunda kalır k almaz, kralcı gibi dcgil , cumhuriyetçi gibi davranmı�lardır, Mi llet Mecli sini en az parçalayan rej imin cumhuriyet oldugunu söyleyen orlcanist Thicrs'den, 2 Aral ı k 1 H5 1 'dc, hcl inde ü ç renkli ku�agı ilc, Paris'in X. kesi minin hckd i y c bi nası önünde topl anm ı � olan halk a cum hu ri ye t ad ı na h i t a p eden l cj i ı ı m i st B e n") c r'C k.atl.ır hep-;i ooylc ) apın ı �ı ı r. Gerçek �u k i . alaycı yankılar Bcrrycr'c: << V. Henri !>> ( 1 2) diye kar�ılık vcmıi�tir. Koal isyon yapmış olan buıjuvazinin ka�ısında. küçük : burjuvalar ve i�çilcr içinden bi r güçbirligi, yani söldc sos)·al �· demokrat pan i tc�ckkül ctrn i�ti. Küçük burjuvalar, ı R48 H aziran günlerinin cnesinde, iyi mükafatlandı nlmadıklannı anlamı�lardı. Maddi yararlannın tehdi t edi ldigini bu yarariann tatminini saglıyacak demokratik garanti lcrin, karşı devrimle tehl ikeye girdi�ini görüyorlard ı . i �tc bu yüzden, i�çilcre Öte yana�ıılar. yandan, burjuva cumhuriyetçilerinin diktatörlügü sı rasında bir kenara itilmi� olan ve Mecliste küçük burjuvalan temsil eden Yaylacılar, Kurucu Meclis devrinin ikinci yansında, Bonapanc'a k ar�• yaptıklan mücadclc ilc, kaybolan itibarlannı yeniden kazandılar. Yayiacı gurup, sosyalist 1 iderieric bi r anlaşma yaptı. 1 849 Şubaunda, uzla�mayı kutlayan ziyafetler düzenlendi. Onak bir program taslagı hazırlandı, onak seçim komi teleri kuruldu ve onak adaylar gösterildi. Proletaryanın sosyal isteklerinden devrimci sivri uçl a r çıkanlıp bu isıekiere demokrat i k bir �ekil verildi. Küçük hurjuvazinin demokrat i k isteklerinden de salt pol itik �ck i l k a !tl ı n l ıp sosyal ist yönü onaya çıkartlllL Sosyal demok rasi i�ıc hô y l c k u ru l d u . Hu konıhi ncwn somı..:u ılıı�:ın yeni Yay i ac ı l ar g u ru b u , i �ı,· i s ı n ı lı ıııl.ııı a l ı ı ı.ın tıi rk ;ı._: ı i pı r;ıı ı l :ı hirl\ :ıç sosy a l i s t hariç ı u ı u l u rsa, es" i Ya) l ac ı l a r g u ru bu n u n a) m idi; ( 1 2 ı 1 . :-.<apokurı'dan sonra tekrar kurtılan kra l l ık diincm inin son kralı, Hıııırt,aıı � ı ı l a k s i ı ıdı:ıı X. Ctı.ırks 1 S.lO D.:' ri ın i) 1.! kı l ı ı ı ııdan indirilincc, yerine kendi sülalesimlcn olan Bordeaux Düküııü V . H enr y ad ı y l a li.thıa ç ıkarmak istem i şti. Fakat Orleans sütalesinden Louis-Ph i l l i ppe kral oldu (7 Agusıos I H30) (Ç.N.).

- 57 -


fakat sayıca daha güçlü bulunuyordu. Gerçcgi söylemek gerekirse, bu gurup, gelişme sırasında, temsil cuigi sını f gibi şeki l dc�iştinnişti. Sosyal demokrasi nin nitel igini şu noktada öteıli ycbiliri z : çözüm yolu olarak, d em o k ra t ik c u m h u ri yctçi kuruml ard an, i ki uç olan sc m1 ayc ve ücreti k.ald ı nn ı yor, sünı.i�m c l c ri n i ha li ll et me k ve ikisini ahcnk li bir şek l e sokmak isti yordu. Bu amaca ulaşmak için tck l if edilen tedbirler ne ölçüde çeşitli olursa olsun, bürüncbi lccegi anl ayış şekillerinin az çok devri mci olan nitcligi ne olursa olsun, kapsam hep ayni kalır. Toplumun demokratik yol l'a dönüşümüdür bu; ama küçük burjuva çe rçevesi nde bir dönüşüm. K üçük burjuvazinin prensip olarak bencil bir sınıf yarannı yüceltmek istememesi gibi dar bir görüşü paylaşmak dogru olmaz. Tersine, küçük burjuvazi inanmaktadır ki , kunuluşundaki özel koşullar, genel koşullardır; bunlar dışında modem toplum kunulamaz ve sınıf m ücadelesi de gcçiştirilcmez. Demok rat temsilcilerin hepsinin bakkal olduklanna veya bakkallardan yana olduklanna i nanmam ak gerekir. Kü hürlcriylc, kişisel durumlan i lc onlardan bir uçurumla aynlmış olmalan da m ümkündür. Onlan , küçük burjuvazinin temsilcisi yapan şe y, kafalannın, küçük burjuvanın öm ründe aşamadıgı sını rlan aşamam ı ş olması ve dolayısıyla ayni sorunlara ve ayni çözüm yollanna itilm iş olmasıdır, maddi yararlan ve toplumsal durumlan, küçük burjuvalan da aynı çözüm yollanna i uncktcdi r. Bir sınıfı n politik ve edebi tcm silcileriylc, temsil ettikleri sınıf arasındaki ilişki genel ol arak böyledir. Bundan önce söylenenlere göre Yayiacı gurup, dunn adan dü1.en panisine karşı cumhuriyeti ve insan haklannı savunmak için m ü c ad e le edi yorsa da pek tabi id i r lo.. i , onun asıl amacı , ne cumhuri yet ve ne de insan haklan idi; silahtan tecrit edi lmek istenen ve buna karşı koyan bir ordunun, si lahlannı elinde tutabi irnek için savaşa gi m1csindcn ayn dcgildi tutumu. :\1 i l lct Medisi aı,; ılır açı l m az . düzen pa n i s i, Yayiacı gurubun damarına bastı . B u rj u v az i , k üçük demok rat burj uvalar işine bir son vcnnc zorunl ulugunu duyuyordu; bir yıl önceleti de, devrimci proletaryanın işi ni bitinnck gerekLigini anlamıştı.


Yalnız, · r;ıkibin durumu farklı idi. Proletarya partısının gucu sokakta idi, oysa küçük burjuvazininki Mil let Mecl isinin içinde idi. Bundan dolayı da. rakibi Meclis dı�ına. yani sokaga çekmek ve höylct:c , parlemento gürünün. pcl dc�mcsınc zaman ve fı rsat wrmcdcn k. ı rm ak g�rckiyordu. Yaylal:ı l ar, ök.scye basıp mahçup duruma dü�tükr. Fransız bi rlikleri tarafından Roma'nın bombalanması, onlara atı l an bir yem oldu. Bu davnmış, Anayasanın V. m addesinin ihlali dcmckti; bu madde, Fransız Cumhuri ycti'nin, bir başka ul usun özgürlügüne karşı askere kuvvet kul l anmasını yasakhyordu. Bundan başka, I V . madde de Mil let Meclisinin onayı olmadan, yürütme gücünün her türlü savaş i lanını yasaklıyordu; Kurucu Meclis de, 8 Mayıs karan ile, Roma seferini uygun bu lmam ı�t ı . Bu nedenlerle, Lcdru-Rollin, 1 1 Hazi ran I �49'da, Bonapanc ve bakanl an hakkında soruşturma açı lması için ön�rgc verdi. Thicrs'in igncleyici sözlerine içerlcyince, silah gücü dahil, her türlü çareye başvurarak Anayasayı savunmak isteginde oldugunu söyli yecek kadar ikri gitti. Yaylac ılar, tck bir vücut gibi ayaga kalkıp, silahiara yapı l an bu çagnyı tek rarladılar. 1 2 Hazi rdnda, Millet Mec l isi, soruşturma istegini reddetti ve Yayiacılar parlementodan ayrıldılar. 1 3 H az i ran olaylannı biliyorsunuz: bir kısım Yaylacılann, Bonaparte'ı ve bakanl annı <<Anayasa dı şı>> ilan eden bildirisi, demokrat muhafız birliginin yürüyüşü - silahsız olduklanndan, Changamicr'in birlik leriyle k arşı l aşınca. hemen dagılıvermişlcrdir - v.b. Yayiacı iann bir kısmı, yabancı ü l k e le re sı�ınd ı ; hir k ı s m ı , Bou rg�s'daki Y üce Div a rıa SI.'\ kl'd i ld i cai lı.. alanı da, Med is t ıi t u g üncc, \kcl i..; 1-i .ı�ı.. a ııı ı ı ı n � ıi.:c h i m ayelerine wri lll i . Pari < ıc ycniıkn s ı k ı � ör ll't i ın i l .ır ı L·d i l ip nı uhafı z birliginin demokrat kanadı da� ı ı ı l d ı . Bli� lcce, Ya yiac ı l a nn Parlementodaki nüfuzlan ve küçük burjuvaların .

.

Pari <ıc k i gii c ü hal ı a l anıı ı ı � old u .

1 3 H azi randa kanlı bir işçi ayaklanmasının olacagı haber verilen Lion'da ve çevresindeki beş ilde de sıkıyönetim ilan edildi; halen bu durum devam etmektedir.

- 59 -


Yayiacılann büyük kısm ı , öncülerini yalnız bırakmış ve bildirilcri n i imzalamamıştı Basın, görevini yapmam ıştı; şöyle ki yalnız iki gazele bildiriyi yayınlamaya cesaret cdcbilm işıi. Küçük burjuvalar, kendi milletvekil ierine ihaneıtc bulundular, çünkü, temsi lci ler görünür gr'ın.i rınıez, mi lli nıuhaf11 lar onalıktan k aybol uyorlar ya da, bari katiann k u rulmasına karşı koyuyorlard ı . Mil lclvekillcri, küçük burjuvaları kandırdılar, çünkü orduda bulundugu söylenen dostlara hiçbi r yanda rasılanm ıyordu. Ni hayet, demokrat pani, proletaryadan ek bir güç a l acagı yerde, ona da kendi cı l ız l ıgını aşı lamıştı; demok rati k oyunlar sırasında, çogu zam an böyle şeyler oldugundan, l iderlcr, <<hal kları nı>> görev kaçkınlıgı ilc, halk da liderlerini dolandı ncılıkla suçlayabilmc zevkini tatmış oldular. Yayiacılann mücadeleye giri şlerinden daha tantanalı bir hareket ender görünür; demokrasi zaferi kadar güven beslenen ve çok önceden boru sesleri ilc müjdelenen bir olay scyrek görülmüştür. Şüphesiz, demokr�par, sesleri Jcricho duvarlannı deviren borulara inanmaktadır. ünlerine zorbal ı k surlannın her çıkı şında, mucizeyi yeniden yaratma gayretine düşüyorlar. Yayl acılar, Pariementoda başan saglamak isliyorlarsa, sil ahiara başvu rm amalı idi ler. Silahiara başvurunca da, sokakta, Meclis'teki gibi davranmamalı idiler. Ciddi olarak barışçı bir gösteriye niyetlcniyorlarsa, bunun kavgaya yol açacagını kcstiremcmcleri san ı k idi. Gerçek bir m ücadele ummak gerekiyorsa, bu mücadeleyi yürütecek silahlan bi r kenara koymalan pek ıuhaflı . Fakat, küçük burjuva ve demokrat temsilci lerin devrim tehditleri , hasın ın gözünü kork u ırn a k için yap ılan k üçük ıeşebbüslerden başka tıi r şey degiht i r. Başlan dara gcldiginde ve tehd i t le rini u ygul a m a k için yet eri kallar aıı l a�t ık lannda, hemen i k i l i bi r oy u n a sapı ynrlar: hem anıaçianna uygun araç lar konusunda hi<;bir şeyden kaçınnı ı yorlar hl'm de doym azcas ı n a yrn i l � i h:ı hancleri a rı � or l a r Sava�ı i l an etkn taııı:ııı:ı l ı -.(ıJ iı:r, k :ıv� :ı ı ı ı n ha �la m ası kcsinlcşir kesinleşmcz, cılız bi r m ı n l u hal inde yokoluveri yor. Oyuncular biribirierine aldırmıyorlar; oyun da igne baunlmış Lulum gibi sönüp gidiyor. .

- 60 -


Hiçbir parti, elindeki araçlan , demokrat paniden daha fazla mübalaga etm iyor. Hiçbiri de durumu onun kadar hafi fe a l m ıyo r. Ordunun bir kısmı kendi lerine oy verdiginden, Y ay l ac ı l a r. ordunun kendi lch lcrinde bir ayak l an m a ya p aı:a�ı na i nanı yorlard ı . A m a fır-.;at nl�rcde b u n u n i ı,: i n ? Böyle h i r J'ırsaı ı n biri i i dcr yön ün d e n anlam ı ancak �u o l ab i l i rd i : dev rimci ler, Fransız askı;,rleri ka�ısı nd a Romalı askerlerin tarafını tutuyorlardı. Ote yand a n , proletaryanın, muhafız birligine karşı derin bi r ne fret d u y m am ası ve g i t. l i demek l i de rl e ri n i n , demok rat parti ba ş i a n n a karşı derin bir g ü v ensi t. l i k bcslememesi için, 1 848 Haziran ayı anılan henüz pek canlı d u ru yo rd u . Bu an l a şm az l ı k l an gide rm e k için, büyük onak yararl ar ge rek i yord u . A n ayas an ı n soyut bir pa rag ra fı n ı n ihlali, bu yaran sag l anıı yord u . A na y a sa . binat llcmok raı l a n n i t i raf eı ı i gi g i bi , çok kez ihlal edi lmemiş n ı ı yd i '! En tan ı n m ı ş gazeteler, bunu dev rime k arşı bir dalaverc olarak damgalamam ışlar m ı ydı'! Fakat demokrat parti , küı;ük bu ıj u v azi yi , d o l ayı s ı y l a içi nd e karşıt iki sını f ya rarl a n n ı n bi ri birini körclıtigi bir ara sınıfı tems i l ettiginden, kendinin sını f an l aş m az l ı k l a n n ı n ü ze rinde o l d ugu n u sanı yor. Demok ra tl a r, önlerinde imtiyazlı bir sı nı fı n v a rl ı gı ru kabul edi yorlar; fakat ulusun geri kalan kısmı ile halkı m e yd ana getiri yorlar. Temsil euikleri şey, halkın hukukudur; i lg i l end i ideri şey, halkın yararıdır. O h alde, bir m ücadeleye gi rm ede n önce, çeşitli sınınann rtıenfaat ve d u ru m l annı i nceleme zoru n l u l u k l an yo k tur. Kendi ara�· l a n nı d a rx·k i nceden i neey e ö lçme ye i htiyaçlan yo k tur. H a l k ın , wrho.tl ar (ucri ııc bitmez ti.ıkcnmez kaynald an i lc çu l l ;.ınm a sı i ç i n , bir i �<t rcl verme leri ye ter. Fakat uygulamada, ya ra r l a n i l g i ı ıç görünmczse ve gü�· k ri � ü �·süt l ü k ol arak kend i n i gösıcri rsc, bunu n l;. a bahaı i ,

ya, hühi n mt'z halkı bi rbı; d ü�nı;.ın bın pa hökn cani­ s a fsaıacı l ard ad ı r, y a demokrasi amaçları n ı n , (.;.endi i y i l i f! i n e ol du�unu gilrcm i yccek bdar ap ıal l a � m ış ve l;. ö rk�nı i ş olan onludad ı r, ya, u y g u l anıada bas i t hi r a) n nı ı her şeyi honıı u�ı ur, y a h u t tla önced e n he sa ba katı lm a yan bir tesad ü f, bu kez pan iyi k aybc ı ı i mı i ş t i r. Her n e o l u rsa olsun, d em o k rat parti , en utanç verici yeni lg i d en , m ü cade l e ye girdigi andak i m a sunı i ye ı i ilc ve

- 6ı -


gelecek başansına olan yeni bir inançla çıkar; bu inanç, partinin eski görüşünden aynlacagı fikrinden degil de tersine, koşullann olgunlaşacagı düşüncesinden gelmektedir. Bu yüzden, yeni parlemento tüzügü ile budanmış, yıkılmış ve gu ruru kınlmış olan Yayiacı gurubu mutsuz sanmam alıdır. 1 3 Haziran olaylan, liderlerini başlanndan uzak laştırmışsa da, bu, daha aşagı yetene k t i le re yer açmıştır. Parle mentodaki güçsüzlükleri . şüphe edilerniyecek duruma geldiginden, çalışmal annı öfke nöbetle ri ve parlak nutukJara sıgdırmak kalıyordu onlara. Gerçi, düzen partisi, onlann kişiliginde, devrimin son resmi temsilcilerini, anarşinin bütün dehşetini görüyordu, fakat, gerçekte, demokratlar, çok daha silik ve alçak gönüllü kalabiliyorlardı. 1 3 Haziran yenilgisine, şu dönüşte bir avu nma yolu buldu lar : <<Yal nız genel seçim sistemine dokunsunlar! Ne oldugu muzu gösterecegiz o zaman! Görecegiz bak alım ! >> Yabancı ülkelere sıgtnmış olan Yayiacılara gelince, bu noktada şunu belirtmek yerinde olacakur: Ledru-Rollin, başında bulundugu güçlü partiyi , onbeş aydan az bir zamanda, yeniden toparlanma ümidini de ortadan kaldırarak, yıluna başansı gösterdiginden - bir gölge kabine kurmak üzere atandıgını sandı; devrimin seviyesi düştükçe ve resmi Fransa'nın resmi yücelikJeri ufaldıkça, Ledru-Rollin'in hareket alanından uzak kalmış siması , bu gölge hükümeti büyük gösteriyordu. 1 842 yılı için cu mhuriyet taraftan olarak gösterebildi kendini; U l ah l ara ve öteki ülkelere seri halinde genelge ler gönderdi; bu genclgclcrle, k ıtanın despotlanna, kendinin ve müttefiklerinin müdahclede bul unacagı tchdidini savuruyordu . Bu efendilcre, <<Si zler, palavracısınız sadece ! >> diye haykırdıgı zaman, Proudhon tamamen mı haksızdı r"! 13 Haziranda, düzen partisi, yal nız Yayiacı gurubu ye re çal mak ta kal madı, ayni zamanda Anayasayı da, Millet Medisi ço�untueunun kararlarına uydura hildi. Cumhuriyeti �öyle anlıyordu parti; bu rjuvazi şi mdi parie menter hi ç i m al ıında hüküm sürüyordu ; bu egemenl i k , monarşilcrdc oldugu gibi, yürütme gücünün vetosu veya Parlementoyu dagnma hak kı ilc

- 62 -


sınırlandınlmamıştı. Thiers'in dedigi gibi, pariementer bir cumhuriyet idi bu. Burjuvazi, 1 3 Hazir.mda, parlemento içinde mutlak bir egemenlik sagladı ama acaba, paninin en popüler kısmını çıkanp atmakla bizzat parlementoyu, yürütme gücü ve halk karşısında, deva bulmaz bir güçsüzlüge ugratrn ıyor m uydu? Sorgusuz sualsiz, pek çok milletvekilini savcılann eline teslim etmekle, kendi dokunulmazlıgını da yokediyordu. Yayiacılara uygulanan gurur kıncı yönetmelik, cumhurbaşkanını yüccluigi ölçüde, ulusun temsilcilerini gözden düşürüyordu. Anayasayı savunmak için girişilen ayaklanmayı anarşist toplumun yıkılmasını hedef tutan bi r davranış olarak damgalamakla, Anayasa, yürütme gücünün Anayasayı ihlali hal inde, ayaklanmaya başvunnayı da yasaklamış oluyordu. Tarihin cilvesine bakın ki, Bonapane'ın emriyle Roma'yı bombalayan ve böylece 13 Hazirandaki Anayasa ayaklanmasının dogrudan nedeni olan general Oudinot, 2 Aralık 1 85 1 'de, israrla ve boş yere düzen panisi tarafından halka, Bonapane karşısında Anayasanın generali olarak takdim edildi. 1 3 Haziran kahramanlanndan biri de Vieyra idi ; büyük sennaye sahiplerine ait bi r muhafız güruhunun başına geçerek, demokr.lt gazetelerin binalannda yapugı kabahklardan dolayı, Meclis kürsüsünden tebrik edildi; aynı Vieyra, Bonapane'ın gurubuna ginniş ve Millet Meclisinin ölüm çanlan çaldıgında, milli muhafız birliginden gelecek her türlü yardımı önlemede büyük ölçüde rol oynamıştır.

1 3 Haziranın bi r başka anlamı daha vardır. Y aylacı l a r Bonapane'ın sorguya çekilmesini istemişlcrdir; dolayısıyla gurubun yeni lgiye ugran1ası Bonapane'ın zaferi olmuştur; hu, Bonnapane'ın, demokrat rak i p i e ri ne ka�ı kazandı�ı k i ş ise l haşan id i . Düzen panisi , zaferi elde cımck için mücadeleye g i ri ş ı i ; Bonapane'a ancak bunu si ne ye çekmek kaldı ve zaıc n öyle yapı ı . 1 4 Haziranda, Paris duvarlannda bi r bi l d i ri yer a l ı yon..l u ; tıu bi l d i ride, c u m l ı u rha�� :uı ı , adcıa h a be ri olmadan, yal nız olayia n n zorlaması ilc, nıanastır yal nızl ı �ı ndan ç ı k ı p düşmanlannın iftiralanndan yakınıyordu; kendini düzeri ,

,

- 63 -


partisinin davasına yaklaştın yor görünerek, düzen partısının davasını kendisine yaklaştınyordu B undan başka, Millet Meclisi, ( 1 3) Roma seferini - iş olup binikten sonra da olsa tasvip etmişse, bunun öncülü�nü yapan Bonapartc'ın kendi idi. Büyük rahip Samucl'i Yatican'a getirdikten sonra, Bonapartc Hazreti Davut olarak Tuilerics sarayına yerleşme ümidi bcsliycbilirdi 04>. Papat.lar, kendinden yana idi. Önce de gördügümüz gibi , 1 3 Haziran ayaklanması, sokaklarda yapılan sessiz bir yürüyüşten ileri gidemedi. Bu yüzden, bu ayaklanmaya karşı kazanıl mış askeri bi ı zafer de olmam ıştır. Şurası da gerçek dışı sayılmaz ki, kahramanlar yönünden oldugu kadar, olaylar yönünden de yoksul olan bu devrede, düzen partisi , bu kansız kavgaya ikinci bir ( 1 5) Austerii li havası verm iştir. Mecl is ve basın, anarşinin güçsüzlügünü temsil eden halk kütleleri karşısında, ordunun disiplin gücünü övdüler ve Changamier'yc <<toplumun kalesi>> ünvanını verdiler. B u yutturm acaya sonunda o da inandı. Fakat şüpheli görülen birlikler Paris'ten gizlice uzaklaştı nldı; demokratlara oy veren alaylar, Fr.ınsa'dan Cezayi r'c sürüldü. B i rl iklerin ateşli kumandanlan, Afrika'daki alaylara gönderildi. Nihayet, basın ilc kışianın kışla ilc buıjuva toplumunun i l işkisi sistemli bir şekilde kesildi. Fransız Milli M uhafız B irligi, tarihinin dönüm noktasına gelmiş bulunuyor. 1 830'da, Restorasyon yönetim inin devri lmesine bu birlik karar vcnnişıi. Louis-Phil ippe zamanında, Muhafız Gücünün, diger bi rlikler yanında yer aldıgı her ayaklanma başansızlıga ugram ıştı r. 1 H4H Şubat Günlerinde, ( 1 3) I M4K'dek i halk harckctimkn bunalan Papa I X . Pie, ba�ını alıp g ider. Bir Fransız ordusu, 2 Haz i ran I M49'da Roma'yı zo r la ele gi!Ç irincc, onu tekrar yerine getirir.

( 1 4 ) Saıııııc l , y u ha(l i lcrin peygamberi ve y üce yargıcı id i ; Sa u l ' ü sonra da Davut'u ıakdis ctnı i �ti.

( 1 5) N apo l eon u n 2 aralık l 805'dc, Avusturyalılam ve Ruslara kar�ı kazandıgı büyük zafer. '

- 64 -


bu birlik, ayaklanm a karşısında pasif kalıp Louis-Philippe'c karşı şüpheli bir tavır takınınca kr.ıl kendinin m ahvoldugunu anlamışur. Devrimin Milli Muhafız Birligi olmadan başan kazanamıyacagı ve ordunun tck başına bu birligi altcdcmi yeccgi kanısı böylece yerleşm iş oldu. Burjuvazi satlannda, ordu için böylesine bir kör inanış vardı. Tüm M uha fız Birliginin, öteki muharip birliklerin yardımı ilc ayak lanmayı bastırdıgı I X48 H aziran Günlerinde bu inanç daha da güçlcnm işti . Bonapanc'ın iktidara ge lişinden sonra, Muhafız Birli�i kumandanlıgının birinci tümen kumandanlıgı ilc birl ikte, - Anayasaya ayk ı rı olarak - Changam ie r de toplanması sonucu, birligin i Lihan zayı n adı . Muhafız B i rligi kumandanlıgı şimdi yüksek askeri kumandanlıgın basit bir uydusu gibi göründügünden, öteki muharip birliklerin bir parçao;ı olmaktan ileri gidemiyor. 1 3 Hat.iranda da iyice parçalanmışur. 1 3 Hazir.ın gösterisi, her şeyden önce, demokrat milli m uhafıziann bir gösterisi olm uştur. Orduya silahla degil, üni formalan ilc karşı koymuşlardı. Demek ki sihir bu üniformada idi. Ordu, bu üni formanın herhangi bir bez parçasından farklı olmadıgına inandı. Sihir bozulmuştu anık. 1 X48 Haziran Günlerinde, burjuvazi ve küçük burjuvazi , milli muhafız örgütü olarak proletaryanın karşısında ordu ile birleşmişti. 1 Hazi ran 1 84'J'da da, burjuvazi, ordu aracılıgı ile, küçük burjuvazinin m i l l i muhafız gücünü dagıuı. 2 Aralık 1 85 1 günü d e burjuva m i l l i muhafız birtigi yokoluyordu; Bonapane, dat! ı l m a sı i lc i l !! i l i k�ıramamcyi imza larken, her şeyin o l u p b i u i g. i n i a n b � ıve n ı ı i � t i . Böy l ece burjuvazi, küçük burjuvazinin ba�kaldı mıasım1:m sonra, orduya karşı son si l ahını da kendi eliyle k ı rm ı ş oluyordu. Aynı �eki lde, burjuvazi , mutlak hak i m olur olma/., m u t lak yöne t i m e k a rşı t ü m savunma araç l a n nı da parçalantak durumunda kalacakll. Bununla birlikte, düzen panisi 1 R48'de kaybeder görümtügü i k t idarı, 1 X41llla hti t ü n g.c n i } l i�i ilc ycn ııkn ele �l·�.;i rilll:e bayram yapu; cumhuri yete ve Anayasaya k ü fürler yagdırarak, kendi şeflerinin yapliklan da dahil, gelmiş geçmiş devrimleri '

- 65 -


ycrcrek, basını susturan, demek kunna hakkını kaldıran ve sıkıyönctimi, düzenli bir Anayas a kurumu yapan kanunlar koyarak geliyordu iktidara. M i l l e t Mecl isi, kendisi hulunmad ı gı sı ralarda görev yapacak hir daimi komisyon kurarak, toplantılannı, Agustos onao;ından Ekim onasına eneledi. Bu ıaı il döneminde, lej itimist ler Ems'dc orlc anistlcr Claremont'da ( t tı) dolaplar çevirdi ler. Ayni i�i. B o n apane gezilcrlc, mahalli genel meclis üyeleri de Anayasa revizyonu tanı�malan ilc yaptı. B unlar, Mil let Meclisinin tati lde bul undugu sıral arda olanlardır; l'lcn de onlardan sadeec önem kazandıklan sıralarda söz edecegim . B urada y a lnız �unu be l i neyim ki, Millet Meclisi, uzun zaman sahnede görünmemek ve cumhuri yetin başında bir gölge - Louis Bon a pane ınki kadar zav allı bir gölge bırakmak l a, politik olmay an bir tutum izliyordu; oysa düzen panisi, kamu oyunun kanına dokunacak şekilde, kralcı unsurlanna bölünüyor ve monarşinin ihyasına yol açacak iç çaıı �m alara sürüklcniyordu. Tatil olup da, parlementonun k an �ık gürültüsü dincr dinmez ve Parlemento, <<sine-i millete>> dagılmak üzere görevinden aynlır aynlmaz, düzen pa nisi bu cumhuriyetin gerçek çehresini su götünnez bir şekilde tamamlamak içi�, hep �u hususu arar görünmüştür: tatili süresiz kılmak ve <<Ozgürlük, eş i tlik, kardeşlik>> dövizi yerine, ayni anlama gelmeyen <<Piyade, süvari, topçu>> sözünü getinnek. '

-

,

( 1 6) Ems, Bourban sülalesindcn olup Fransa tahtına adaylıgını koyan Kont Chambonl'un - tara ftarları ona V. l lcnri adını vcnn i�krdi -bulundugu yerdir. Şubat Devrimi'nden sonr.ı, Ingi ltere'ye kaçan rakibi Orleans sülalesinden Louis-Philippe, Londra yakınındaki Claremont'da yaşıyordu. Ems ve Clarcmonl, m onarşi entrikaları ı ı ı n dön<.lügü merkczlerdi. - 66 -


IV Millet Meclisi, 1 849 Ekim ortasında yeniden toplandı. 1 Kasımda, Bonaparte, Barrot-Falloux kabinesinin görevine son verc.Jigini ve yeni bir hükümetin kurulacagını bildiren bir mesajla mecl isi şaşk ı na çevirdi Bonaparte'ın yapu�ı gibi, böyle sine kısır bir nczaketle, c.Jegil bakaniann u şaklann bile kovuldugu görülmcmi�tir. Tekme, Millet Meclisi için hazırlarıdıgı halde, bunu yiyen <<Banot ve onaklan>> oldu. Barrot kabinesi, gördügümü z gibi, lejitimistlerle orleanistlerden kurumuştu; yani düzen panisinin hükümeti idi. Cumhuriyeıçi Kurucu Meclisi daguabi lmek, Roma seferine girişebilmek ve demokrat paniyi parçalayabilmek için, Bonapane'ın böyle bir hükümete ihtiyacı vardı. Görünürde, bu kabinenin arkasına gizlenmiş, hükümet yönetimini düzen panisinin eline bırakmış ve Louis-Phi l i ppe zamanında, gazete sorumlu müdürlerinin ıa�ıc.Jı k la n gösıeri �siz m askeyi başkalannın sorum luluguııu kabullenen k. i �i maskesini takınıştı yüzüne. Şimdi bu kılıgınc.Jan sı ynlıyorc.Ju; altında gerç e k kimligini saklıyabildigi, ince bir peçe yoktu anık, tersine, ge rçek kişiliginin görünmesini önleyen demir maske ıakmı�tı . Barrot'yu, düzen panisi adına, cumhuriyetçi Mil let Mecl isini parçalamak amacı ik, hük ü met i n ba�ına otunmuştu; şimdi de Meclise de düzen partisine baglı olmac.Jıgını göstennek için onu düş ü rüyo rc.Ju . Zaten, bu uzaklaştınş için ak l a yakın nedenlc ı:i de yok degi ldi. Barrot kabi nesi, cumhurbaşkanını Millet Meclisinin yanında bi r güç olarak gösterebilecek davranışlan bile ihmal �tl i ynnlu. M i l kl \-1cl:li si ıaı i ldc i k �n. Hnna pa n c . blgar :\cy'c hiıaocn bir mektup yayınladı ve Papa'nın l i beral c.Javranışlannı .

,

- 67 -


bcgenmedigi ni bcli nti ; ayni şekilde yayınladıgı bir başka mektupta da, Roma Cumhuriyeti'ne karşı gi riştigi taarruzdan dolayı , Oudinot'yu tcbrik edi yordu. Millet Meclisi, Roma sc fcri masrallannı onayladı gı sırada, V ictor Hugo, mektubu tanı�ma konusu yaptı . Düzene i te r gurubu, sanki Bonaparte'ın del ice heveslerinin pol itik bir önemi olabil i mliş gibi, konuşmacı ların sözünü hakarctlerle keserek olayı basu rdı. H içbi r bakan dücl loyu kabul etmed i . B i r ba�ka münascbctle, Barrot, etkileyici konuşması ilc, kürsüdcn, başkanın çev resinde döndürülen <<igrcnç dolaplar>> konusunda agı r sözler söyledi. Nihayet, Barrot, Millet Mecl i sindcn, Orleans düşesi için bi r dul ayl ıgı kopan rken, hükümet, cumhurbaşkanı ödeneginin anunlması yolunda her türlü tek l i fi geri çcvi rmişti. Oysa Bonapanc'ın kişiliginde iki ayn insan vardı; biri , imparatorluk tahtına adaylıgını koyuyor, öteki ise, gözden düşm üş uydurma bi r şövalye olarak kalıyordu; bunlann ikisi de, biribirine öylesine sıkıca kaynaşıyordu ki kaderinde, imparatorl ugu ihya etmenin yaz ı lı oldugu inancına, Fransız halkının al ı n yazısında kendi borçlannı ödemek de bulundugu inancı katılıyordu. Barrot-Fal loux hükümeti, Bonapanc'ın ilk ve son partementer kabinesi oldu. Dolayısıyla, bu hükümetin görevden uzaklaştınlması bi r dönüm noktası teşk il etmektedir. Düzen partisi, kabine ilc birl i kte, bir daha bulamamak üzere, pariementer rejimin savunulması ve yürütme gücünün elde edi lmesi için zorunlu olan onaını yiti rmiş oldu. Şurası hemen anlaşılır ki yürütme gücünün yanın milyondan fa t l a ki�idcn kurulu bir memur ordusuna sahip oldu�u ve dolayısıyla, büyük ölçüde menfaal ve hayatı sürekli olarak cl alıında bul undurdugu, devletin, en geniş hayat belinilerinden en k üç ü k davranışiarına kadar sivil t o p l u m u kapsad ı g ı , tk nc tkd ig i, d ü t.cııe sokıugu, gö ze t l cd i�i ve vesaycı i <tl ı ı ııda ı uııu�u: bu asalak yapının, en görü l m e d i k bir m erkeziyetç i l i k le, d ah a çabuk bir hareket yetenegi ve bir cıki nlik katanJıgı Fransa g i bi bir ülkede, M i llet Mecl isi, devlet ) Öı ll: t i n ı i n i basi ı lc � ı i rn ı c d i i!. i , memur ordusunu mümkün oldugu kadar azaltmadıgı ve n i hayet sivil topluma ve kamuoyuna, hükümet gücüne baglı olm aksızın, kendi örgüı lerini kurma olanai!.ını vcrmeJigi için - bakanlıklan .

-

- 6M -


elinde bulundurma hakkını yitirdigi gibi , tüm gerçek itibannı da yitiri yordu. Fakat Fransız burjuvazisinin maddi yaran, bu geniş ve kanşık hükümet düzeninin ayakta durmasına sıkıca baglı idi. Burjuvazi, işe yaramaz adamlannı bu hükümete yerleştiriyor ve böylece, menfaat, gel i r, onursal ücret ��ı altında veremediklerini, aylık adı alunda tamamlıyor. Otc yandan, politik çıkan onu, günden güne baskıyı anırmaya ve dolayısıyla, hükümetin araç ve personelini anırmaya zorluyordu; oysa, ayni zamanda, k amuoyuna karşı aralıksız bir savaş vermesi , topl umun baı_!ımsıt. olan i�leı ici organlannı tamamen kesemedigi yerde - ldce ugratması gerekiyordu. l şte böylece,""" Fransız burjuvazisi, sını f durumu bakımından, bir yandan, parlemento erkinin, dolayısıyla da kendinin yaşama koşullannı onadan kaldırmak, öte yandan da kendine düşman olan yürütme erkine sonsuz bir güç vermek zorunda kalıyordu. Yeni kabine Hautpoul adını taşıyordu. General H autpoul'un başbakan oldugu sanılmasın. Tersine, Bonapane, Barrol'ya yol vererek bu makamı onadan kaldı rm ıştı; bu makam, gerçekten, cumhurbaşkanını. meşruti kralın meşru yoklugtına indiri yordu; öyle bir meşruti kral ki ne tahu var ne de tacı, ne a'lası var ne de kı lıcı , üstelik sorumlulugu da yok. Yüce devlet makamı üzerinde hakkı yok ve en acısı ödenegi yok. H autpoul hükümetinde bi r tck adam var; o da Pariementoda tanınmış, büyük para babası üyelerden bi ri ol arak ün yapmış olan Yahudi Fould. Kendisine mal iye bak a nl ı g ı va i l ll i . 1 K a s ı m 1 X-tY"t!Jn h u yana, Frans1 1. parası dcgcri n i n , Honapançı L.ın n ıahv i l kri ndl'ki iniş ve çıkışa göre, inip çıkugını anlamak için, Paris Borsasının evrakını bir kanştımıak yeter. Boııapanc, böylece, kendine Borsada dostlar edinirken, Carl ier' y i , Paris emniyet müdürlügüne tayin ed e re k po l i si de elde cınıiş ol uyordu. B u n u n l a bi ri i k t c , h ü k ü nı cı dc�i � i k 1 i g i ııi n gcti rc.�i lccegi sonuçl ar, ancak zamanla kendini gösıercbil i rd i . ünc e l e ri B o na pa n e salkce geri ye çeki l me k üzere bi r ileri adım atmıştı. Se n mesaj ı nı , M i l let M cc l i o,; i ııc hag l ı l ı gı n ı i i"adc cdcn hir ni ld i ri izled i . Bakanlar, ne tan ı..ın J... i � i -;d �ı rt u Lm ııı k a n u n ı as .ı n sı h a l i nde mecl ise sunmak i '; i n , ç d . i ı ı g c n çck ingen bir ıcşehbüstc ,

- 69 -


bulunsalar, sadece, durumlannın verdigi bir zorunlulukla, istemiyerek bir takım komi k emirlerin geregini yapar göıünüyorlardı; bu emirlerin başansızlıga ugnyacagına peşinen inanıyorlardı. Bonaparte ne zaman, bakanlannın gerisinden niyetlerini açıga vurmaya ve napolyoncu fikirlerini söylemeye kalksa, kendi bakanlan M illet Meclisi kürsüsünden bunun tersini söylüyorlardı. Kapkaççılık arzulannın açıga vurulması da, sanki rakiplerinin muzip gülüşterini sürdürmek içindi. İ yi tanınmamış bir dahi gibi davraruyordu; oysa, bütün dünyanın gözünde o, basit bir zekadır. Hiçbir zaman, tüm sınıflann gözünden bu dönemdeki kadar düşmemiştir. Burjuva egemenligi, hiç böylesine mutlak olmam ıştır, iktidar alametleri böylesine açıktan açıga ortaya serilmemiştir hiçbir zaman. Yasama çalışmalannın tarihçesini burada yapmıyacagım: bu çalışmalar, bu devrede, iki temel kanunla özetlenebilir: birincisi, içkileri vergilendiren kanun, ikincisi de, imansızlıga son veren eeitim Kanunu. Fransızlar için, şarabın zevkine varmak biraz güçleşiyordu ama, gerçek hayat iksiri daha da bol akıyordu onlara. Burjuvazi, içki vergisini yeniden koymakla, eski devrin sevilmeyen vergi sisteminin dokunulmazlıgını ilan ediyordu ama, egitim için çıkardıgı kanunla, kitlelerin eski ruh haletini aynen muhafazaya çaba gösteriyordu; bu da vergi sistemini , halk için katlanılır duruma getiriyordu. Şaşılacak şey; orleanistler, liberal burjuvalar, - yani, volterianizmin ve eklektik felsefenin bu kös dinlemiş havarileri - Fransız kafasının yönetimini ezeli düşmanlan olan cizvitlere emanet ediyorlardı. Fakat orleanistlerle lejitimistler, kral adayı konusunda biribirlerinden aynlabiliyorlardı , ortak egemenliklerinin, her iki devrin baskı araçlannın birleştirilmesini zorunlu kıldıgını, Temmuz Monarşisinin kölelik araçlannı, Restorasyonunkilerle tamamlayıp güçlendirmek gerekLigini anlıyorlardı. Tüm ümitleri kınlan, bir yandan düşük tahıl fiatlan ile, öte yandan vergi ve ipotekli borç yüklerinin artması ile, her zamankinden daha fazla ezilen köylüler, taşrada için için kaynamaya baladılar. Bu davranışianna verilen karşılık, ögretmenlerin peşine düşüp, onlan papazlara baglamak, - 70 -


belediye başkaniamu izleyip, valiler emrine vermek ve herkesi kapsayan bir casusluk şebekesi kurmak oldu. Paris'te ve büyük şehirlerde, gericilik, devrio kisvesine bürünüyor ve yatıştırmaktan çok tahrik ediyor. Köylerde ise gericilik, scvimsiz, kaba, bayagı, bezdirici, can sıkıcı, tek kelime ile, jandarma olmuştur. Papazlann fetvasını verdigi böyle bir jandarma rejimi ile geçen üç yılın, egitim görmemiş kütlelerin moralini nasıl bozacagı göz önüne getirilebilir. Düzen partisinin, Millet Meclisi kürsüsünden azınlıga aktarabildigi tutku ve laflann toplamı ne olursa olsun, - sözleri <<evet, evet, hayır, hayır>> dan ibaret olan bir Hıristiyan gibi nutuklan hep tek heceli olarak kalıyordu. Bu nutuklar, Meclis kürsüsünde de tek heceli basında da tek heceli; çözümü önceden bilinen bir bilmece kadar tatsız. İ ster müracaat hakkı, ister içki vergisi, basın özgürlügü, ister serbest mübadele, klüpler, ister belediye örgütü, kişisel özgürlügün korunması, ister bütçenin düzenlenmesi söz konusu olsun, dönüp dolaşıp · gelen hep ayni parola idi; tema hep öyle, slogan hep hazır ve ayni : Sosyalizm! Hatta, burjuva liberallerine de, burjuva kültürüne de, burjuva tipi mali reforma da, sosyalist deniyor. Kanal bulunan bir yere demiryolu yapmak, sosyalizmdi; biri size kılıçla saldırdıgında kendinizi sopa ile savunsanız, bu da sosyalizm di. Bu, bir söz gelişi, bir moda, bir parti taktigi dcgildi. Burjuvazi, dcrebeylige karşı hazırladıgt silahiann kendine çevrildigini, getirdigi bütün ögretim yollannın kendi kültürüne karşı çıktıgını, yaratugı bütün tannlann kendini bırakıp gitligini çok iyi anlıyordu. Yine gayet iyi anlıyordu ki bütün sözde burjuvazi özgürlükleri ve ilerici kurumlar, sınıf üstünlügünü, hem sosyal tabanında, hem de politik dorugunda - kemiriyor ve tehdit ediyordu; dolayısıyla da <<sosyalist>> oluyorlardı bu kurumlar. Bu tehdit ve saldında haklı , olarak sosyalizmin nedenini görüyorlardı;· sosyalizmin anlam ve egilimini, bu uydurma sosyalizm içinde daha iyi anlamaktadırlar; bu sosyalizm, burjuvazinin niçin kendine israrla kapalı kaldıgını, niçin insanlıgın acılan üzerine titredigini, niçin bin yıllık - 71 -


imparatorlugun ve evrensel kardeşli k devrimin geleccgini Hıristiyanlarca m üjdcledigini , niçin akıl, kültür üzerine saçma sapan konuştugunu veya toplumun bütün sını flannın barışmasını ve zenginleşmesi ni saglıyacak bir sistem onaya çıkardıgıru kavnyamamaktadır. Fakat burjuvazinin ak ı l edemcdigi şey, genellikle kendi parlemento rejiminin ve politik egemenliginin, günün birinde mutlaka sosyalist olarak mahkum edilecegi idi. B urjuva sırufı egemenligi tamamen örgütlenmedikçe, öz politika anlam ını bulmadıkça, öteki sınınann çatışması da kesinlikle kendini gösteremiyordu; kendini göstcrdigi yerde de devlet erkine karşı girişilen mücadeleyi, sermayeye karşı bir m ücadele durum una getirecek derecede tehlikeli bir biçim alamıyordu. Toplumun her hareketinde, burjuvazi , <<düzeni>> tehlikeye düşmüş görüyorsa, o halde nasıl oluyor da, sözcülerinden birinin ifadcsiyle, ancak mücadele içinde ve mücadele ilc yaşıyabilen pariementer rejimi savunmak istiyebiliyordu? Parlemento rejimi, tartışma ilc yaşar; bunu nasıl yasaklıyabi lir? Her yarar, her toplum kurum u, orada genel fikirler haline getirilir ve fikir olarak ta nış ı l ı r N asıl olur da, bir yarar bir kurum, düşüncenin üzerine ç ı kabi l i r ve tartı şm asız kabul edilebilir? Meclis kürsüsündeki söz dücl loları, basında bol mürekkep akıtır. Parlementodaki tanışma klübü, salonların ve kabarcieri n tanışma klüpleriyle zorunlu ve t�amlayıcı bir unsur daha kazanmış oluyor. Kamuoyuna sürekli olarak başvuran millctvcki llcri, bu tartı şmalara katılma hakkını halka veriyorlar. .

Parlemento rej i m i , her şeyi çogunluflun k aranna bırak ı r; parlemento dışındaki çogunluk l ar da karar ve rmek istemezler m i ? Dev l e ti n başında keman çalınsın da, aşagıdakiler oynam asın, olur m u ? Böylece, ön ce l e ri liberal olarak öv dügü şeyi , sos�·alist sapı klıgı d i ye suçl ayan burjuvazi yarannın, t ehl i kel e ri nde n self-determinas�·onun uzaklaşmak ta bul unduflunu, ülkede barışı sag l am ak için, önce burj uva rxııknıcntosuna ha n�ı sok m a k gc rc kı i p,i ı ıi sosyal gücünü bot.ulnıadan korumak için, pol i t i k gü c ün ü parçal aması gc rc kı ig i n i, burj u v a la rı n, sını flannın ancak öteki sını llar gibi ,

- 72 -


politik yönden hiçlige indiri lmesi şartı ilc, öteki sınınan söm ünncyc devam cdebi lecegini, kesesini kunannak için, tacını yitinnck zorunda oldugunu, kendini koruyacak olan kı l ıcın, ayni zamanda başı nın ucunda sallanan Dcmoklcs kılıcı oldugunu kabul etmektedir. Buıjuvazinin genel yararlan konusunda, M i l let Mec l isi öylesine verimsiz bir tav ı r takındı ki, ömegin, 1 85 1 kışı nda başlam ı ş olan Paris-Av ignon demiryolu inşaatı tartışmalan 2 Aral ı k 1 85 1 'de, hala yeteri kadar ileri gitmcmişti. Meclis, bask ıcı ve gerici davranmadıgı zaman, deva bulmaz bir kısırl ıga tutuluyordu. Bonapane H ükümeti, düzen partisinin ruhunda o l an kanunlan çıkanna teşebbüsünde bulunurken veya bu kanuniann uygul anmasında scrtJ i gi i leri götürürken, cumhurbaşkanı da, kendi yönünden, çocukça tckl i flerle halkın sevgisini kazanmaya, M i l let Meclisine muhal i f oldugunu göstc'nneye ve gizli bi r aıt d üşünce i lc, giz l i kalmış haz ineleri Fransız hal kına açmasına yalnız koşullann engel oldugunu duyunnaya ugraşıyordu. Assubaylann gündeliklerine dört mete l iklik bir zam yapı lmasını ve i�çi ler için bir kredi bankası kurulmasını tck l i f edişi bundandı. Ister bagış. ister hed i ye adı altında olsun para al mak, kitleleri kendine çeker sanıyordu. Alt proletaryanın mali bi lgisi , vennck ve borç a lm aktan i barcıı i . B onapa n e ı n aklının c rd i � i o l u m l u i�lcr de bu kadardı zaten. H i ı;bi r taht avcısı, k itl e l e ri n anlay ı ş yavan l ıgını böy ksine istismar '

etmemiştir.

M i l let Mec l i s i , bu m aceraperesli n gi riştigi darbenin anan

tehlikeleri k a rş ı sı nda , bi r çok kere, hal kın sev g i s in i kazanmak için y apı l an bu açık tqcbbüslerden duydugu üt.üntüyü bc l i n ti ; b u nı acer apc rc st txm,: l u l a n k ış k ı n ı yo rdu anık, hiçbi r şey önünü alam ı yordu. Düzen panisi ilc başkan arasında k i anlaşmazl ık, beklenmed i k bir olayın başkanı b u pan inin kucagına auıgı sı rada, t e hd i t edici bir nitelik ald ı . 10 Mart I KSO ara se�·i mlerinden sö/. etmek isti yoruz. Ru seç im k ri n amac ı , 1 3 l l at.i rand an sonra hapis ve sürgü nkrlc ho�al an ml·c l i s kol tuldannı doldunn ak t ı . Paris, yalnız sosyal demok rat ad ayiara

- 73 -


oy verdi. Hatta, oylann çogunlugu, 1 94 8 Haziran asilerinden biri olan Dcnotte üzerinde topland ı . Proletarya ile bi rleşen Paris'in küçük buıjuvazisi, böylece I 3 H aziran I H49'da ugradıgı yen i l tdnin inti kamını al ı yordu. B i r başka durum da bu seç i m z a fe ri n i n teh l ikesini anı n r g i bi oldu. Ordu, Paris'ıe, Bonapane'ın bakanlarından h i ri o l an Lah i ı ıe karşı sı nda, yukarda ismi geçen asiye oy verd i ; t aşrada i se, - Paris'teki kadar kesin olm asa da - yine rakiplerini yenen Yayiacı lan lkstekledi. Bonapane, Dev ri m i n kendine karşı d i k i ldigini hemen sezd i . 2 9 Ocak I H4!fde I 3 Haz i ran 1 X-llJ'da oldu�u g i hi, yine düzen pani sinin gerisine sakland ı . Boynunu büktü, özü r d i ledi ve parlemento çogunlugunun i s ıed i g i hükümeti kurmaya razi oldu. Devletin dizginlerini elleri ne almalan için, Thiers'lere, Berryer'lere, B mglie'lerc, Mole'lcre, k ı sacas ı , <<geri kafalı>> olarak ıanınanl ara yalvard ı . Düzen panisi fı rsanan yararl anm asını bi lemedi ; kend i ne verilen ikt i dara cesurca san l acagı yerde, 1 K asımda görevine son verilen hükümeti i şhaşına geti rmesi için, Bonapane'ı zorlayamadı bile. Suçunu bag ı şiayıp onu küçük düşürmekle v e Hautpoul kabinesine Bamche'u sokmak l a yetind i . B u B aroche, bi ri nde 1 5 Mayıs devri m ci lerine karşı, birinde de 1 3 Haziran demokratianna karşı olmak üzere iki kez, M i l let Meclisi ne karşı teni plenen suikastler dolayısi yle, Bourges Yüksek Adalet Divanında, savcı olarak dehşet salmıştı . B undan sonraki devrede, Bonapane'ı n bakanlanndan hiçbi risinin, Mec l i s i ti bannın zedelenmesinde onun kadar payı olmamıştır. 2 Aral ı k I 85 1 'den sonra Baroche'u, bol m aaş ile Senato i kinci başkan l ı g ı na yerleşm i ş görü yoruz. Bonapanc yutabilsin diye, dev ri m c i l e ri n çorbasına tükürm üştü. Sosyal Demokrat Pani i se, kendi zaferinden sr.t. edilsin d i ye bahaneler bul m a çabasında görü nüyordu. Pari s'in yeni m i l letvekili Yidal , ayni zam anda StrastxlUrg'da da seçi l m i ş t i . Kend i sine Paris m i l letveki l l i� i n i bı rak t ı n p, StrastxlUrg temsi lciligini kabul etti rd i ler. Dol ayısı yla, seç i m zafe ri ne bi r kesi n l i k verip, düzen panisi n i , Pariementoda hemen bunun tanışmasına zorlayacak yerde, halkın coşkunlukla dopdol u oldugu v e ordudaki ruh hale t i nin uygun bu l undugu b i r sırada, - 74 -


rak i bi mücadeleye zorlayacak yerde Demokrat Parti, Man ve

N i san aylannd a Paris'i , yeni bi r seçim ç al kantısı ile yordu durdu. Böylece de, ta�kın halk t utk u l annın bu müddet içinde tükcn mc s i nc, bu Anayasa b�ansını yeter bul m asına ve küçük cn ı ri k al a rla bo� nu t u klarla oyalayıcı bi r co�k u nl u kl a harcanı p g i t m l.!s i ne y o l açm ı�ı ı r. Bu �eki lde, burjuvazinin yeniden toparlanmasına ve tedbirlerini al ması na imkan venn i �tir. Ni hayet, Mart ayında yapılan seç imler üzerinde, duygusal bi r yoru m un açı lmasına zem i n hazı rl amı�ıır; bu yorum, N i san ara seç i m l erinde , Eugenc Suc'nün kazanması i l c p a rt i yi gücünden dü�ürüyordu. B i r kel ime i l c Demokrat Parti , 1 0 Marıtı, nisan bal ıgı yapmı�tı. ,

,

Parlemento çogunlugu, ntkibindcki güçsüzlügün farkına vardı. Saldınnın yönetim ve so ru m l u l u gu Bonaparıc'ça kendileri ne bırak ılan on yedi geri c i , yeni bi r seçim kanunu tasarladılar ve Fauchcr bunun meınini yazmayı üzerine aldı; 8 Mayı sta, herkesin oylamaya kauldı gı genel seçi m si stem ini kaldı ran, seçmeniere seç im bölgesinde üç yıll ı k otunna zorunlu lugu koyan ve işçiler için, · bu oıunna belgelerini i�vcrenin onayına baglayan kanunu meclise verd i . K anunun tarıı�ılması sırasında, dcmokratla n n tutumlan ne dcreec devrimci olmu�sa, nutuk l an da o dereec Anayasa çevresinde k a l ı yo rd u ; �i mdi anık, düzen, huzur, meşru dav ra n ı � bir başka dcyi�lc, kendini bi r kanun g i bi kabul elliren k arşıt devri m in i radesine körü körüne b i r bagl ı l ı k ögüdü verip si lah elde, seçi m za ferinin büt ün c i dd i y eti n i göste ml l.! k gereki yordu. Tarıı�malar olurken, Yay iacı gurup, düzen pani sinin devrimci t u tk u s un a ka rş ı dogruluktan ayrı l m ayan men adam ın agır başlı tutumu i l c d i k i lerek ve onu devrimci bi r davranış i zlem e k le s uçlay a rak , rak i hini al lak bu l la k elli. H aııa, yeni se� i l c n m i l letvek i l l e ri hi le, yerind e dav ra nı şl arı i l c , kendilerini anarşist olarak su ç la m a n ı n ve ik inci de fa seçi lişlerini devri m i n bir zaferi kabul cunen i n ne bü y ü k bir hata oldugunu i spata ç a l ı şt ıla r 3 1 Mayısta, )'l.!ni seçi m kanunu ona yl andı Yay i acı gurup \1cc l i s başkanının ccbinc bir protesto yazısı k o y m ak l a yctind i . Seçim k anununun arkası ndan, yeni bi r basın kanunu ge ld i ; bunun la, .

.

·

.

.

- 75 -


tüm devrimci basın ortadan kaldınlmış oluyordu. Buna layıktı zaten. Bu tufandan sonra, iki buıjuva organı olan Le National ve La Presse, devriminin ileri karakollan olarak kaldılar. Mart ve Nisan aylannda, demokrat liderlerin, Paris halkını geçici bir mücadeleye sokmak için, nasıl her şeyi yapmış olduklannı ve 8 Mayıstan sonra, onu gerçek mücadeleden caydırmak için, nasıl ellerinden geleni yaptıklannı gördük. Yine unutmamak gerekir ki, ı 850 yılı, endüstriyel ve ticari gelişme yönünden en parlak yıllardan biri olmuştur ve dolayısıyla Paris proJetaryası iş güç sahibi durumuna gelmiştir. 1 3 Haziranda, <<Seçim sistemine bir dokunsunlar bakalım! >> diye haykıran küçük burjuva demokratianna gelince, onlar da kendilerini çarpan, karşı devrim darbesinin bir darbe olmadıgını ve 3 1 M ayıs kanununun bir kanun olmadıgı düşünerek avunuyorlardı. 2 Mayıs 1 852'de, her Fransız, sandık başına, bir elinde oy pusulası , diger elinde kılıç tutarak gidecektir. Bu kehanet onlan sevindirmeye yetiyor. Ordu, sonunda, 1 850 yılı Mart ve Nisan ayında yapılan seçimlerden dolayı, yüksek kumandanlarca cezalandınldı; 29 M ayıs 1 849 seçimleri için de, böyle bir cezaya ugramıştı . 3 1 Mayıs kanunu, burjuvaziden gekn bir darbe oldu. Devrime karşı kazandıgı bundan önceki başaniann hepsinde geçici bir nitelik vardı. Millet Meclisinin görevi sona erer ermez, bu başanlar yeniden söz konusu oluyordu. Yeni gelen seçimlerin tesadüflerine baglı idi bunlann hepsi ; 1 848'den bu yana yapılan seçimlerin tarihçesi kesinlikle ortaya koyuyordu ki egemenligi geliştikçe, burjuvazi, halk kitleleri üzerindeki manevi etkisini yitiriyordu. Herkesin seçimlere katılmasını saglayan sistem, 10 Martta açıkça burjuva egemenligine karşı ortaya atılmıştı. Burjuvazinin karşılıgı, bu sistemi kaldırmak oldu. 3 1 Mayıs kanunu, bu yüz,çlen, sını f mücadelesi zorunluluklanndan biri oluyordu. Ote yandan, Anayasa, cumhurbaşkanı seçiminin geçerli sayılabilmesi için, en azından iki miiyon oy kullanılmasını öngörüyordu. Başkan adaylanndan hiçbiri bu as gari sayıyı elde edemezse, Millet Mecl isi, en çok oy almış üç aday arasından başkanı seçecekti. Kurucu Meclis - 76 -


bu kanunu yapugı sı rada, on milyon seçmen seçim l istelerine kaylllı bulunuyordu. Dolayısıyla, Anayasa uyannca, başkanlık seçiminin geçerli olması için, seçmenlerin beşte biri yetiyordu. 3 ı Mayıs kanunu, en azından üç milyon seçmeni, seçmen kütüklerinden çıkardı ve seçmen sayısını yedi milyona indirdi; bununla birlikte, kanun, başkanlık seçimi için gerekli olan asgari oy sayısını iki milyon olarak muhafaza ediyordu. B u şekilde, asgari sayıyı, beşte birden, aşagı yukan üçte bire yükseltmiş oluyordu, yani, başkanlık seçimini halkın elinden alıp, Millet Meclisinin eline vermek için ne gerekse yapıyordu. Böylece, düzen partisi, 3 1 Mayıs tarihli seçim kanunu ilc, Meclis üyelerinin ve cumhurbaşkanının seçimini, toplumun hep ayni yerde oturan kısmına bırakarak, egemenligini bir kat daha sartlamlaştınr gibi oldu.


V Devrim bunalımın üstesinden gelinip, genel seçim sistemi kaldınlır kaldınlmaz, Millet Meclisi ile Bonaparte arasında çauşma hemen yeniden başladı. Anayasa, Bonaparte'ın m aaşını , 600.000 frank olarak tesbit etmişti. Göreve başlamasından hemen altı ay sonra, bu miktan iki misline çıkarmayı başardı. Gerçekten, Odilon Barrot Kurucu Meclisten, temsil masraflan karşılıgı 600.000 franklık ek bir ödenek koparmıştı. 13 Hazirandan sonra, Bonaparte, ayni istekleri tekrarladı, fakat bu kez B arrot'dan yüz bulam adı. 3 1 Mayıstan sonra, hemen uygun zamanı degerlendirip bakanlan aracılıgı ile, Millet Meclisine üç milyon franklık bir maaş teklifi yaptı. Macera dolu, uzun serseri yaşantısı, onu son derece hassas duyargalarla bezemişti; bu duyargalarla, buıjuvalanndan para sızdırabilmek için, eh uygun zamanlan yakalıyordu. Bu, usule uygun bir şantajdı. M illet Meclisi, Bonaparte'ın yardımı ve suç ortaklıgı ile, ulusun egemenligine ihanet etmişti. Millet Meclisi, kesesini açmadıgı ve sus payı olarak ona yılda üç m ilyon frank vermedigi takdirde, halka ihbar edileceginden korkuyordu. Meclis, üç milyon fransızın oy hakkı nı elinden almıştı. Seçime sokulmayan her Fransız için bir frank, yani toplam olarak üç m ilyon frank istiyordu Bonaparte. Alu m ilyonun oyu ile seçilen Bonaparte, iş olup bittikten sonra, kendinden, çalınan oylar için tazminat istiyordu. Meclis komisyonu, bu can sıkıcı adam ı başından savdı. Bonapartçı basın da tehdidi bastırdı. Millet Meclisi, ulusun büyük kütlesiyle prensip üzerinde kesinlikle bozuştugu bir sırada, cumhurbaşkanı ile de bozuşabilir m i ydi? Yapılan ödenek

- 78 -


teklifini, meclis reddetti, fakat 2. 1 68.000 franklık ek bir ödenek verdi. Böylece, bir yandan parayı verirken, öte yandan, kızgınlık gösterip bunu istiyerek yapmadıgını belirtmek sureti-yle iki misli suçlu duruma düşüyordu. Bonaparte'ın bu paraya hangi amaçlar için ihtiyacı oldugunu daha ileride görecegiz. Genel seçim sisteminin kaldınlrnasından hemen sonra gelen bu tatsız oldu bittinin arkasından, Millet Meclisi, toplanulanna, l l Agustostan, l l Kasıma kadar üç ay ara verdi; Bonaparte, artık, Mart ve Nisan krizleri sırasında aldıgı düşkünce durumu bırakıp, kapkaççı parlemento karşısında, sinirlendirici ve hayasız bir tav ı r takınıyordu. Millet Meclisi , kendi yerine, 1 8 üyeden kurulu, içinde bir tek Bonapartçı üye olmayan ve fakat bir miktar ılımit cumhuriyetçi bulunan bir sürekli komisyonu görevlendirdi. 1 849'daki sürekli komisyonda, sadece düzen partisinden olanlarla, Bonapartçılar bulunuyordu. Fakat bu devrede, d üzen partisi, her devrime karşı bulundugunu bildiriyordu. Bu defa, başkana karşı oldugunu söyleyen, pariementer cumhuriyet idi. 3 1 Mayıs kanunundan sonra, düzen panisinin karşısında, rakip olarak yalnız bu cumhuriyet vardı. Millet Meclisi, 1 850 yılı Kasım ayında yeniden toplandıgında, o zamana kadar başkana yapılan u fak tefek sataşmalar yerine, bu iki erk arasında, amansız savaşın, bir ölüm kalım savaşının artık kaçınılmaz oldugu anlaşıld ı . 1 849'da oldugu gibi, düzen partisi, b u yılın parlemento tatilinde de çeşitli guruplara bölünmüştü; bunlardan herbiri , kendi emrikalan i l e ugraşıyordu v e bütün guruplar, Louis-Philippe'in . ölümü ile yeni bir beslenme kaynagı bulmuşlardı. H atta, lej itımistlerin kralı olan V. Henri, Paris'te oturan ve içinde sürekli komisyon üyelerinin bulundugu gerçek bir kabine kurm uştu. Bonaparte da kendi yönünden, Fransız şehirlerini dolaşmak ve huzuru ile şereflendirdigi şehi r halkının ruh haletine göre, açık veya kapalı bir şekilde, krallıgı ihya tasanlannı bildirip taraftar toplamakla haklı idi. B u gezilerde, kendine hep << 1 0 Aralık Demegi>> üyeleri eşlik ediyordu; Bonaparte'ın resmi ve özel gazeteleri, bu gezileri zafer turneleri olarak alkışlıyorlardı. << 1 0 Aralık Demegi>>, 1 849'da ·

-

79

-


kurulmuştu. Bir hayır demegi meydana getinnek bahanesiyle, Paris'in alt proJetaryası gizli topluluklar halinde örgütlendi rildi ve her kısmın başına bonapartçı ajanlar kondu; kurumun yönetimi , zaten bonapartçı bir general in clindeydi . Demekte, geçimini nereden sagladıgı belli olmayan, kökü bile karanlık zügün kibarlann, maccraperestlerin, kokrnuş burjuva dökümülerinin yanı sıra, serscrilcr, başı boş askerler, sürgünden dönmüş forsalar, kaçak kürek mahkumlan , dolandıncılar, şarlatanlar, dyak takımı yankcsicilcr, kapkaççılar, kumarcılar, muhabbet tcll allan, gcnelev patronlan, hamallar, kötü yazarlar, orgçular, cskiciler, bilcyicilcr, kalaycıl ar, dilcnciler, kı sacası, Fransızlann <<bohem>> adını verdikleri , bütün bu kanşık, bozuk, avare kütle bulunuyordu. Bonaparte, 10 Aralık Demegi'nin yapısını, işte bu kendine en yakın elemanlardan meydana getird i . Tıpkı Bonapartc gibi, bütün üyelerinin, çalışan ulus zaranna, yardımlaşma ihtiyacını duyduklan bir <<;yardımscvenler demegi>>. Kendini alt proletaryanın lideri yapan, peşinden koştugu yararlan yal nız bu durumda bulan, toplumun bütün sınıflannın bu tortusunu, bu döküntüsünü, bu bayagı tabakasını, kayıtsız şartsız yaslanabilecegi tck sınıf olarak kabul eden bu Bonaparte, gerçek Bonaparte'dır; <<boş laf etmeyen>> Bonapartc'tır. Koca kurnaz tilki, halkiann ve devletin hayat ve faaliyetlerini, bir m askaralık, kelimenin en basit anlamı ile komedi sayıyor; öyle bir komedi ki onca, göz alıcı clbiscler, parlak sözler ve kibir taslamalar, sadeec en bayagı reziliikieri maskelerneye yanyor. Strasbourg'a yaptıgı gezide, evcilleştirilmiş bi r İ sviçre akbabasının, Napolon kartalım temsil cdişi bundandır. Boulogne'a girerken, birkaç Londralı uşaga Fransız üni fonnası giydirip, orduyu temsil görevi veriyor kendilerine. 1 0 Aralak Demegi'nde, Bonaparte, 1 0.000 baldın çıplagı biraraya topluyor ve halkı temsil ettiriyor; tıpkı Klaus Zettel'in ( 1 7) asianı temsil euigi gibi. Burjuvazi, en kusu rsuz komed i y i , en b ü y ü k c i ddeyetle, Fransı z d ram ( 17) Shakespeare'iin «Bir Yaz Gecesi Rüyası>> dokumacı.

- 80 -

oyunundaki


kurallannın en ukalaca titizligine harfi harfine uyarak oynadıgı bir sırada, devlet içinde gördüg-ü işlerin büyüklügüne hemen hemen inandıgı bir sırada, komediyi, yine komedi olarak kabul eden macerapereslin oyunu ile altedilecekti. Bonaparte, yalnız gösterişli rakibinden kurtuldugunda ve imparator rolünü bizzat kendi ciddiye alıp gerçek Napoleon'u - çünkü yüzünde Napolcon maskesi var - temsil etmeyi tasarladıgında, kendi dünya görüşünün kurbanı olur; artık agırbaşlı soytan, tarihi bir komedi saymaz, fakat kendi komedisini tarih kabul eder. Sosyalist işçiler için, milliyetçi işçiler ne idiyse, cumhuriyetçiler için, seyyar muhafız birlikleri ne idiyse, Bonaparte için de, özel partisini meydana getiren 10 Aralık Demegi o oldu. Bonaparte'ın gezilcrinde, vagonlara doldurulan demek müfrezelerinin görevi, başkanın dinleyicileri olmak, kendine halkın sevgisi oldugunu göstermek, <<Yaşasın İmparator>> diye bagırmak, cumhuriyetçilcre - tabii, polis himayesinde - küfretmek ve dayak atmaktı. Paris'e dönüşte ise, öncülük edip karşı gösteri yapanlan dagıtmaktı görevleri. 1 O Aralık Demegi , Bonaparte'ındı, kendi eseri ve en temiz düşüncesiydi. Elinde ne varsa, koşullann gücünden gelmektedir hepsi; ne yapıyorsa, hepsi de, koşunann ona yaptıklandır; bir başka deyişle, başkalannın yaptıklannı kopya etmekle yetinmektedir. Vatandaşiann önünde ve resmi bir agizla, düzenden, dinden, aileden, mülkiyetten söz eden, arkasını, dolandıncı ve hırsızlar şebckesine, düzensizlik ve ahlaksızlık şebekesine dayayan, Bonaparte'ın ta kendisidir; bu alanda az rastlanır biridi r o; 10 Aralık Demegi'nin tarihi, kendi tarihidir. Bu arada umulmadık birşey oldu: düzen partisi milletvekilleri, bu demek üyelerinin coplannın tadını tattılar. Dahası var, Millet Meclisine baglı ve onun güvenligini saglamakla görevli polis kumiseri Yon, Alais isimli biriniı;ı ifadesine dayanarak, 1 0 Aralık Demegi'nden bir gurubun, General Changamier'yi ve Meclis Başkanı Dupin'i öldürmeyi kararlaştırdıgını ve bu işi yapacak kişilerin bile seçildigini sürekli komisyona bildirdi. Dupin'in içine düştügü dehşeti anlamak kolay elbette. 1 0 Aralık Demegi hakkında bir Meclis araştırması kaçınılmaz görünüyordu; bu da, Bonaparte'ın gizli evrenine karşı bir .

- 8ı -


saygısızlık demekti. Meclis toplanmadan önce, Bonaparte, dcmegini sessizce dagıuverdi; tabii , kagıt üzerinde; çünkü, ilerde 1 85 1 yılı sonlannda, Emni yet Müdürü Carlier detaylı bi r muhtıra ile, Bonaparte'ı, bu demegi gerçekten kapamaya wrlayacak ama, sonuç alamayacaktı. 10 Aralık Demegi , - ordu, geniş bir 10 Aralık Demegi oluncayadek - Bonaparte'ın özel ordusu olarak kalacaktı. Millet Meclisinin, toplantısını ertelemesinden biraz sonra, bu yönde ilk adımı attı; bu iş için de Meclisten kopardıgı parayı kullandı. Kadere i nanan bir kimse olarak, kişinin ve özellikle askerin karşı koyamıyacagı bazı üstün güçlerin varoldugu kanısına vardı B u güçler arasında, başta puroyu, şampanyayı, sögüş tavuk etini ve sanmsaklı sucugu sayı yordu. Bu yüzden, subay ve assubaylara Elysees sarayı salonlannda, sögüş tavuk eti ve sanmsaklı sucuk ziyafeti çekmekle işe başladı. 3 Ekimde, ayni numarayı , Saint-Maur geçit töreninde tekrarladı; 10 Ekimdeki Satory töreninde de daha geniş ölçüde . bir yemek verdi. Amcası, Napoleon Bonapanc, Büyük ıskender'in Asya seferlerini hatırlamıştı, yegen ise, Bucchus'ün Asya serüvenlerini hatırlıyordu. Dogrusunu isterseniz, Büyük İ skender bir yan tann idi, halbuki, Bacchus, tann idi (1 8), hem de, 10 Aralık Demeginin koruyucu tannsı . 3 Ekim töreninden sonra, Sürekli Komisyon, Savuruna B akanı Hautpoul'u huzuruna çagırdı. Hautpoul, bu türlü disiplinsizliklerin bir daha meydana gclmiyecegine söz verdi. Hautpoul tarafından verilen bir sözü Bonaparte'ın 1 0 Ekimde nasıl tuuugu bilini yor. General Changarnier, her iki töreni de, Paris ordulan başkumandanı sıfatı ile yönelmişti. Sürekli Komisyon üyesi Milli Muhafız Birligi Kumandanı, 29 Ocak ve ( 1 8) B üyük İskender (356-323) Makedonya Kralı. Devrinin hemen hemen tüm uygar dünyasını fethcden ünlü kumandanın Asya seferleri <?.zel bir ün taşır. Bacchus veya Dyonisos: Eski Yunan Mitoloji tanrısı . Onceleri, insanın yaratıcı güçlerini uyaran bir tanrı iken, sonraları şarap tanrısı olmuştur. Büyük İskender'in Asya seferlerinden sonra, Dyonisos'un Hindistan'a ve öteki Asya ülkelerine yapugı seferlerin efsanesi ortaya çıkmıştır.


13 Haziran günlerinin <<kurtancısı>>, <<toplumun kalesi>>, düzen partisinin başkan adayı, iki monarşinin de çok iyi not almış Monk'u (l9) olan Changamier, o zamana degin Savunma Bakanına ba�ı oldugunu kabul etmemişti. Cumhuriyetçi Anayasa ile hep açıktan açıga alay etmiş ve Bonapaıte'ın peşine takılıp, onu özel bir ilgi ile korumuştu. Bakın şimdi de Savunma Bakanının karşısında disiplinin, Bonapaıte karşısında da Anayasanın koruyucusu oluyordu. 1 0 Ekimde, süvarilerden bir kısmı <<Yaşasın Napolyon! Yaşasın sucuklar!>> diye bagınrken, Changamier, hiç olmazsa dostu Neumeyer'in kumandasında geçen piyadeterin ses çıkarmaması için gerekli teıtibatını aldı. Savunm a Bakanı , Bonapaıte'ın da teşvikiyle, Neumeyer'e bir ceza olsun diye, 14. ve 1 5. tümenierin kumandanlıgıru kendisine vermek bahanesiyle, Paris'teki görevinden aldı. Neumeyer, bu atamayı kabul etmedi ve sonradan istifa etmek zorunda kaldı. Changamier de 2 Kasımda çıkardıgı bir günlük emirle, silah altındaki birliklerin her türlü politik gösteri yapmasını ve bagirmasını yasaklıyordu. Elysee'ye ba{tlı gazeteler Changamier'ye, düzen partisine baglı olanlar Bonapaıte'a hücum ettiler. Sürekli Komisyon, gizli toplanulannı sıklaşurdı; bu toplantılarda, sık sık vatanın tehlikede bulundu{tunun ilan edilmesi teklifi yapılıyordu. Ordu, iki düşman kampa aynlmış görünüyordu; herbirinin kendi genel kurmayı vardı; bunlardan birisi, Bonapaıte'ın bulundugu Elysee sarayında, öteki , Changamier'nin bulunduP;u Tuileries sarayında karargah kurmuştu. Bir an, savaş işareti için, Millet Meclisi toplanusının beklendigi sanıldı. Fransız halkı, Bonapaıte ilc Changamier arasındaki bu süıtüşmeleri, <<Fransa'nın politika uşaklan , devrimin yakıcı lavlannı, eski süpürgelerle tcm izliyorlar, bunu yaparken de, biribirleri ile dalaşıyorlar>> şeklinde degeriendiren Ingiliz gazetecisi ile ayni kanıda idi. Bu arada Bonapaıte, Savunma Bakanı Hautpoul'u hemen görevinden alıp, palas pandıras Cezayir'e gönderdi ve yerine ( 1 9) M on k: ( 1 608- 1 669) Büyük İngiliz Devrimi sırasında yaşayan bir general; eski Stuart hanedanını tahta g�irip devrimi başlatmıştır.

- 83 -


General Schramm'ı Savunma B akanı olarak atadı. 1 2 Aralıkta, Millet Meclisine, aynntıl ı , düzen kokan, uzlaşma havası taşıyan, Anayasaya bagl ı , günün keskin sorunlan dışında, herşeye ve herkese dokunan bir mesaj gönderd i . Pek önemsemezmiş gi bi ; Anayasanın kesin hükmü uyannca, ordunun yalnız cumhurbaşkanı emrinde oldugunu söyleyip geçiyordu. Mesaj şu cakalı inançla son buluyordu:

<<Fransa, herşeyden önce huzur istiyor. Yalnız içtigim anda baglı kalarak, andırnın bana çizdigi dar sınırlardan ayrılmıyacagım. Halkın seçti� ve yetkisini yalnızca halka

borçlu bir kimse olarak, onun meşru şekilde ifade edilen i radesine daima boyun cgecegim . B u oturumda, Anayasanın degiştirilmesinc karar veri rseniz, bir Kurucu Meclis, yürütme erkini düzcnliycccktir.. Aksi halde, halk, 1 852'de karannı bildirecektir. Fakat, gelecegin çözüm yollan ne olursa olsun, bir tutkunun, bi r beklenmed i k olayın veya zorbalıgın, büyük bi r milletin kaderi ilc oynam am ası gerekti� konusunda anlaşmaya varalım . . . Herşeyden önce üzerinde durdugum şey, 1 852'de, Fransa'yı kimin yönctecci!;i degil , geçirilecek dcvrin çalkantısız ve bulantısız sürmesi için, elimdeki zamanı iyi kullanm aktır. Kalbimi size samirn iyetle açtım : bu açık kalpliligime güvcninizlc, iyi niyetime yardımınızla cevap vereceksiniz; ondan sonrasını Tann 'ya bırakalım.>> Namuslu, kumazca yumuşatılmış, burjuvazinin erdem li beylik düşünceleriyle dolu konuşma tam, bu mesajda, 1 0 Aralık Demcgi liderinin v e Saint-Maus, Satory kır alemleri kahramanının agzı ile en derin anl amını kazanıyor. Düzen panisi gericilcri , bu açık kalpliligin layık oldugu güven üzerinde bir an olsun kuşkuya düşmediler. Uzun zamandır yeminiere doymuş olan partiler, aralannda yalan andın gcdikli ustalannın bulundugunu biliyorlardı . Mesajın ordu hakkındaki kısmı dikkatlerinden kaçmamıştı. Part!lcr üzülerek gördüler ki, mesaj , kısa zam an önce çıkanlan kanunlan sı ralarkcn, en önemli kanun olan seçim kanununu bilerek üstü kapalı geçiyor ve tersine, Anayasanın degişti rilmemesi halinde 1 852 yılı için cumhurbaşkanı seçimini halka bırakıyordu. s:çim kf!unu , düzen panisinin gidişini ve - 84 -


özellikle hücumlannı engelleyen bir köstek idi . Dahası var, Bonaparte 10 Aralık Demegi'ni dagıtmakla ve Hautpoul'u Savunina Bakanlıgından uzaklaştırmakla, şamaroglanlanru kendi eliyle, vatan sunagında kurban etmiş oluyordu. Ufukta görünen çatışmanın tehlikesini hafıtletmişti böylece. Düzen partisi de korku içinde, yürütme erki ile her türlü sürtüşmeyi uzaklaştırmak, etkisini azaltmak ve örtbas etmek çabasındaydı . Devrimden kopardıgı kazançlan yitirmek korkusu ile, bunlann meyvalannı rakiplerine toplauyordu. <<Fransa, herşeyden önce huzur istiyor.>> Şubat ayından bu yana, düzen partisi, devrime karşı bu çagnda bulunuyordu; Bonaparte'ın, mesaj ında düzen partisine yöneluigi çagn bu idi. <<Fransa, herşeyden önce huzur istiyor.>> Bonaparte, kapkaççılık egilimi gösteren davranışlarda bulunuyordu; fakat düzen partisi, bu davranışlara karşı gürültülü patırtılı bir protestoya girişirken ve bunlan aşın bir titizlikle yorumlarken, kargaşalıgın suçlusu durumuna düşüyordu. Hiç kimse agzını açmasaydı , Satory sucuklanndan ses çıkmı yacaktı. <<Fransa, herşeyden önce huzur istiyor.>> Dolayısıyla Bonaparte, kendisinin rahat bıraktimasını istiyordu; parlemento partisi ise, iki endişenin altında kıpı rdıyamaz olmuştu : birisi, yeniden devrime kadar gidecek kanşıklıklara yol açma korkusu, öteki, kendi sını fı olan burjuvazinin gözünde, bu düzensizligin körükleyicisi olarak görünme korkusu idi. Fransa, herşeyden önce huzur istediginden, düzen partisi, Bonaparte, mesajında <<banş>> kelimesini kullandıktan sonra - ona, <<savaş>> kelimesi ile karşılık verme cesaretini gösteremedi. Millet Meclisinin açılışında büyük skandal sahneleri olacagını uman kamuoyu, hayal kanklıgına ugradı . Sürekli Komisyon tutanaklannın kendilerine verilmesini isteyen muhalefet milletvekillerini, çogunluk susturdu. Tahrik edici tartışmalardan prensip olarak kaçınıldı. Millet Meclisinin 1 850 yılı Kasım ve Aralık ayı çalışmalan ilgi çekici olmadı. Nihayet, Aralık ayı sonlanna dogru, Millet Meclisinin yetkileri çevresinde kavgalar başladı. Burjuvazinin, herkesin oylamaya katıldıgı genel seçim sistemini kaldırınasından bu yana, davranışlar, iki erkin yetkileri üzerinde yapılan bayagı cinsten oyunlar seviyesine düşüyordu. - 85 -


M illetvekillerinden Mauguin, borcu yüzünden hüküm giymişti. Mahkeme başkanının i stegi üzerine, Adalet Bakanı Rouher'in de yardımıyla borçlular cezaevine atıldı. Meclis, tevki f haberini duyunca küplere bindi. Mauguin'in derhal serbest bırakılınasını emretmekle kalmayıp, ayni akşam katiplerinden biri vasıtasiyle borçluyu Oicny cezaevinden çıkartu. Bununla birlikte, özel mülkiyetin kutsallıgına olan inancını belirtmek için ve gerektiginde, can sıkıcı hale gelen Yayiacılara bi r bannak yeri açmak gibi bir art düşünceyle, Meclis, - önceden onayı alınmak şartı ile - milletvekillerinin, borçlanndan dolayı tutuklanabileceklerini kabul etti. Cumhurbaşkanının da, borçlan yüzünden cezaevını boylayabi iecegini karara baglamayı unuttu. Böylece Meclis, üyelerini koruyan son dokunulmazlık perdesini de kaldırmış oldu. ·

Polis komiseri Yon'un, Alais isimli birinin tanıklıgtna dayanarak, l O Aralık Demegi üyelerinden bir kısmını, Du pin ve Changamier'yi öldürmek planı ile suçladıgını hatırlıyacaksınız. Meclis idare amirleri, bu m ünasebctle, Millet Meclisinin hemen ilk oturumunda, m aaşını Meclis özel bütçesinden alacak ve Emniyet Müdürlügünden l3!11 amen ayn özel bir polis teşkilatı kurulmasını tekli f ettiler. Içişleri Bakanı B aroche, görevine yapılan bu müdahaleyi protesto etti. O zaman, ne şiş yansın, ne kebap cinsinden bir uzlaşma yolu bulundu; buna göre, Meclis polis komiseri , Meclisin özel bütçesinden maaş alacak, Mecl is idare amirleri tarafından - fakat, İçişleri Bakanının onayı alındıktan sonra - atanacak ve görevinden alınacaktır. Bu arada, Alais, · hükümetçe mahkemeye verildi; orada da, Alais, ihban kendisinin uydurdugunu söyledi ve savcının agzından, Dupin'i, Changamier'yi, Yon'u ve bütün Mecl isi kolayca gülünç duruma sokuverd i . 29 Aralıkta, Bakan B aroche, Dupin'e bir mektup yazıp, Yon'un görevine son verilmesini istedi. Millet Meclisi Başkanlık Divanı, Yon'u görevinde bırakmaya karar verdi; fakat Yon'un, Mauguin olayındaki şiddet hareketinden ürkmüş ve yürütme organına bir şamar atıp, karşılıgında ·iki şamar yemege alışmış olan Millet Meclisi, bu karan hiç onaylamadı. Gayretkeşliginden ötürü, Yon'un görevine son verdi ve gece

- 86 -


karar verip gündüz uygulamayan, tersine gündüz karar verip gece uygulayan bir adama karşı zorunlu olan parlemento yetkisinden kendini yoksun bıraktı. Millet Meclisinin, Kasım ve Aralık aylannda, yürütme gücü ilc çaLışmaya gitmekten nasıl kaçındıgını gördük. Şimdi bu çatışmaya en olmayacak bahanelerle ginnek zorunda kaldıgını görüyoruz. Mauguin olayında, Meclis, bo rçlanndan ötürü m illetvekillerinin tutuklanmasını resmen kabul ediyor, fakat bunu, yalnız hoşuna gitmeyen m illetvekilierine uygulamak için uygun zaman kolluyor ve bu alçakça yetki yüzünden Adalet Bakanı ile çauşı yor. 10 Aralık Demegi için bir soruşturma açılmasını emredıp, gözünün yaşına bakmadan, Fransa'nın ve bütün Avrupa'nın gözü önünde Bonaparte'ı, Paris alt proletaryasırun gerçek başı olarak teşhir etmek üzere, Dupin'e karşı girişilen suikast planından yararlanmak v arken, Meclis, bu çatışm ayı, polis kom iscrinin atanması ve görevinden alınmasına, kendisinin m i , yoksa İçişleri B akanının mı yetkili oldugu yolunda tek bir sorun haline getiriveriyor. Bütün bu devre süresince, düzen partisini, ikili tutumu yüzünden, yürütme erkine karşı gi riştigi mücadeleyi, bayagı yetki tartışmalan, hırgürler, iktidar anlaşmazlıklan halinde eritip bitirivermek ve ne aptalca şekil sorunlannı, çalışmalannın temeli yapmak zorunda kalmış görüyoruz. Prensipierin söz konusu oldugu, yürütme gücünün gerçekten maskesini indirdigi ve Meclis yarannın, millet yaran oldugu anda, mücadeleye atılmaya cesaret edem iyor. Bununla, ulusa yürüyüş emri vermiş olurdu; Meclisi de ulusun harekete geçmesi kadar, hiçbir şey korkutmuyor. Bu yüzden, böyle elverişli zamanlarda, Yayiacı guruptan gelen tckli fleri geri çcviriyor ve gündeme geçiyor. Uzcrindc anlaşmaya vanlmamış sorun, en dolgun durumda iken, bir kez kenara itilmcye görsün, yürütme gücü, en bayagı ve en saçma nedenlerle sorunu yeniden ele alabilecegi , konunun yalnız parlementoyu ilgilcndirccegi zamanı sessizce bekliyor. O zaman, düzen partisinin içindeki öfke bi rden kabanyor. Kulisleri örten perdeyi yırtıyor, Cumhurbaşkanını suçluyor, cumhuriyetin tehlikede oldugunu bildiriyor; fakat cakalı sözleri artık tatsızlaşıyor; mücadele için başvurdugu neden de iki yüzlü

- 87 -


veya degersiz bir bahaneden öteye gidemiyor. Parlementodaki fırtına bir bardak suda kopanlan fınına, mücadele, bir dalavere, gövde gösterileri ise bir skandal oluveriyor. Devrimciler, Meclisin düşkünlügünü sinsi sevinçlerine yem yaparken, çünkü bunlar, Meclisin vatandaş özgürlüklerine karşı duydugu sevgiyi, parlemento yetkilerine karşı duymaktadır - Parlemento dışındaki burjuvazi, Parlemento içindeki buıjuvazinin, nasıl olup da zamanını bu kadar bayagı kavgatarla çarçur edebildigini ve Cumhurbaşkanı ile böylesine zavallı bir rekabete girerek halkın huzurunu bozabildigini anlıyamıyor. Herkesin savaş bekledigi bi r sırada banş yapmak ve herkesin banşa ulaşıldıgını sandıgı bi r sırada, mücadeleye girişrnekten ibaret olan bir strateji, buıjuvazinin keyfini kaçı nyor.

20 Aralıkta, Pascal Duprat, Içişleri Bakanından külçe altın piyangosu üzerinde bi r açıklama yapmasını istedi. Bu piyango, Elysees'nin işi ydi . Bonaparte'a ve yardakçılanna borçlu idi doguşunu; Emniyet Müdürü Carlier de, - Fransız kanwılannın, hayır amacı güdenler dışında bütün piyangolan yasaklamasına ragmen - bu piyangoyu resmi himayesine almıştı. Kan, sözde, Pari s serserilerinin Kalifomiya'ya göçetme masraflannı karşılamaya aynl acak birer franklı k yedi m ilyon bilet basıldı . Herşeyden önce, Paris proletaryasının sosyalist hayalleri yerine, yaldızlı düşler, çalışma hakkı yerine, büyük ikramiye ümidi getirilmek isteniyordu. Paris işçileri, Kalifomiya altınlannın pınltısı ile, ceplerinden sızdınlan soluk franklan tabiatiyle göremez oldular. Kısacası, düpedüz dolandıncılıktı yapılan. Paris'ten kıpı rdamadan, Kalifomiya altın madenierini işletmek, serseriler ise, gırtlagına kadar borca batmış Bonapane ve onun Yuvarlak Masa şövalyeleri idi. Millet Meclisinin verdigi üç m i lyon frank, güle oynaya harcanın ıştı ve şimdi de, bir yolunu bulup, kasayı yeniden doldurmak gerekiyordu. Büyük bir parça alacagını umdugu, uydurma işçi siteleri inşaatı için millet çapındaki kampanya da fayda vermed i . Katı yürekli burjuvalar, Bonapane'ın bu kampanyaya yatı racagı parayı merakla bekledileL Bonapane'tan ses scda çıkmayınca, Ispanya'daki sosyalist şato spekülasyonu yüzüstü kalakaldı. Külçe altınlar daha çok ragbet gördü. Bonapane ve onaklan, yedi milyon - 88 -


frank ile, külçe altınlann degeri arasındaki farkı ceplerine indinnekle kalmadılar, sahte bilet basıp, piyasaya ayni numaralı onbeş yinni bilet sürdüler; tam lO Aralık Dcmegi anlayışında mali bi r oyundu bu ! Meclisin karşısında, artık uydunna bir Cumhurbaşkanı degil, etiyle kemigiyle gerçek Bonapartc vard ı . Meclis onu, bırakın Anayasayı, ceza kanununa dayanarak suçüstü yakalayabilirdi. Meclis, Dupral'nın gensoru önergesinin müzakeresine geçtiyse, bunun nedeni yalnız, Girardin'in verdigi yeterlik önergesinin, düzen partisine kendi bozuklugunu hatırlatması dcgi ldi. Burjuva ve herşeyden önce, devlet adamlıgı ilc koltuklan kabartılmış buıjuva, gerçek bayalıgını , kuramsal bir safsata ilc bütünlüyor. Devlet adamı niteligi ile, devlet gibi, ancak kendinden daha üstün, daha kutsal araçlara altedilebilen üstün bi r varlık oluyor. <<Dcrbcder>> biri olarak, <<şahanc baldınçıplak>> olarak, <<ipsiz sapsız>> bu ıjuvaziden üstünlügü, mücadeleyi alçakça yürütmek olan Bonapartc, - Millet Meclisinin zoru ile, askeri ziyafetlerin, resmi gcçitlerin, l O Aralık Dcmegi 'nin bulundugu kaygan zemine sürüklendikten sonra - savunmayı bırakıp artık saldınya geçme zamanının geldigini anladı. Bu arada, Adalet, Savunma, Donanma, Maliye B akanlannın ugradıgı u fak tefek bozgunlardan biraz olsun canı sıkılıyordu; Millet Meclisi, bu yenilgilerden yararlanıp, hornunulu hoşnutsuzlugunu ortaya döküyordu. Bonaparte, bakanlannın isti falannı engelliyerek, parlementonun, yürütme gücünden üstün oldugu kanısının yaratılmasını önlemekle kalmadı, ayni zamanda, Millet Meclisinin tatilde bulundugu sırada başladıgı işi - yani, silahlı kuvvetlerin Parlemento emrinden ayniması ve Changamier'nin görevden atılması işini - tam amladı. Elysees'ye baglı bir gazete, Mayıs ayında, sözde birinci tümenc hitabcn Changamicr'nin elinden çıkmış bir günlük emir yayınladı; bu emirde, ayaklanma halinde hainlerc aman verilmemesi, hemen kurşuna dizilmesi ve Millet Meclisi, birliklerin kendi emrine verilmesini istedigindc, buna itaat edilmemesi subaylara tavsiye ediliyordu. 3 Ocak 1 85 1 'de, bu günlük emir üzerine, hükümet hakkında gensoru açıldı; - 89 -


hükümet, sorunu incelemek üzere önce üç aylık, sonra bir haftal ı k en sonunda da yirmi dört saatlik bir mühlct istedi. Meclis, vakit geçirmeden bi r açıklama yapılmasında dircndi. Changamicr, ayaga kalku ve böyle bi r günlük emrin bulunmadıgını bildird i . Arkasından da, Mecl isin emirlerini hemen yerine gctireccgini ve anlaşm azlı k halinde, Meclisin kendine güvencbilcccgini sözlerine ekledi. Meclis, bu açıklamayı coşkun alkışlarla karşıladı ve Changamier'ye güven oyu verd i . Bir generalin kanatlan altına girmekle, Meclis, hakkından feragat etmiş ve kendi güçsüzlügünü, ordunun tam egemenligini ilan etmiş oluyordu. Oysa bu general, Bonaparte'tan aldıgt gücü, yine Bonapartc'a karşı, Meclisin emrine vermekle hata işliyord u ; kendi himayesinde olan Parlemcntonun, kendini koruyacagını umuyordu. Fakat, Changamıcr'nin, 29 Ocak ı 849'dan bu yana, buıjuvazinin kendine vcrdigi esrarlı kuvvctc inancı vardı. Devletin öteki iki erki yanında, kendini bir üçüncü erk olarak görüyordu. Bu devir kahram anlarının, daha dogrusu azizlerinin kaderini paylaşıyordu; bu kahramaniann büyüklükleri, partilerinin kendilerine sagladıgı itibardan öteye geçemiyordu ve hepsi de, koşullar kendilerini mucize yaratmaya çagırdıgında - basit bi rer oyuncak oluvcriyorlardı. İnançsızlık, genel olarak, bu uydurma kahramaniann ve gerçek azizierin amansız düşmanıdır. Sogukkanlı nüktedanlara ve alaycılara karşı duyduklan erdemli, agırbaşlı küskünlük bundan ileri geli yor. Ayni akşam, bakanlar Eylsccs sarayına çagnldı; Bonapartc, Changamier'nin görevinden uzaklaştınlm asını istedigini bildirdi. Karan beş bakan imzalamadı. Le Moniteur gazetesi, bir kabine buhranının bulundugunu haber verd i ; düzen partisi de basında, Changamier'nin kumandasında bir parlemento ordusunun kurulacagı tchdidini savurdu. Anayasa bu hakkı veri yordu. Yapacagı şey, sadeec Changamicr'yi Mecl is başkanı atam ak ve güvenligi için askeri birlikler istemekti. Changamier, henüz fiilen ordunun ve Paris M illi Muhafız B i rligi'nin başında bulundugundan ve ordu ilc birlikte Meclis hizmetine çagnlma saatini sabırsızlıkla beklcdigindcn, parti bu işi daha da güvenle yapabilirdi. Bonapanc'çı basın, Meclisin dogrudan dogruya - 90 -


askeri birlik isteme hakkı olmadıgını söylemeye bile cesaret edemedi. Böyle bir hukuki titizlik, bu durumda hiçbir başan ümidi vermiyordu. Changamier'nin görevden uzaklaştı nlma karanna imza koymaya hazır olduklannı bildiren iki generali Baraguay d'Hilliers ve Saint - Jean d'Angely - bulmak için, bütün Paris'te araştırma yapmak zorunda kalışına bakılırsa, ordunun, Millet Meclisi em irlerine boyun egmiş olması mümkündür. Buna karşılık, düzen partisinin, böylesine bir karar alması için kendi saflannda gerekli sayıda oy toplayabilmiş olması, - sekiz gün sonra, 286 oyun bünyesinden aynldıgı ve Yayiacı gurubun 1 85 1 Aralık ayında, yani , son karar anında benzeri bi r önergeyi reddettigi düşünülecek olursa - pek şüphelidir. Bununla birlikte, <<geri kafalılar>>, belki de yine, partilerinin büyük kütlesini, bir süngü ormanının gerisinde kendini emniyette hissetmekten ve sananna geçmiş bir ordunun yardımını kabul etmekten ibaret bi r kahramanlıga özendirebilirlerd i . Bunu yapacakJ an yerde, gerici efendiler, 6 Ocak akşam ı , Bonapane'ı , ellerindeki diplomatik kanıtlarla Changamier için verilen karardan vazgeçirmek için, Elysee'nin yolunu tuttular. B i rini inandı rmaya çalışmak, onun, duruma hakim oldugunu kabul etmek demektir. Bu teşebbüsle kuruntusu dagılan Bonapane, 1 2 Ocak'ta, içinde eski hükümet başkanlan Fould ve Bamche bulunan yeni bir kabineyi iş başına çagırdı. Saint - Jean d'Angely, Savunma Bakanlıgına atandı. Le Moniteur gazetesi , Changamier'nin görevine son veren karamarneyi yayınlad ı . Kumanda kademesini, B i rinci Tümen Kumandanlıgına getirilen Baraguay d'Hilliers ilc Milil Muhafız Birligi Komutanlıgına geçen Perrot paylaştılar. <<Toplumun kalesine>>, yol verildi; kalenin burcundan hiç taş düşmedi ama, buna karşılık Borsa kurlan yükseldi . Changamier'nin kişil iginde kendi emrine girmiş olan orduyu böylesine kendinden uzaklaştınp, kayıtsız şartsız Cumhurbaşkanının eline vermekle, düzen partisi, her türlü hüküm yürütme niteligini artık yitirdigini açıkça bildiriyordu. Parlemento hükümeti diye bir şey yoktu anık. Ordu ve Milli Muhafız B i rligi üzerinde her türlü otoritesini yilirdikten sonra, hem halka karşı parlemento otoritesini ve hem de - 91 -


Cumhurbaşkanına karşı Anayasa otoritesini savunmak için, elinde ne gibi bir etki aracı kalıyordu? Hiç. Bir takım güçsüz prensipiere başvurmaktan başka yapacak bir şeyi yoktu artık; bu prensipleri, kendi bile, elde daha fazla hareket scrbcstligi bulundurabilmek için başkal anna saglık verilen genel kurallar olarak kabul ediyordu her zaman. Ü zerinde durdugumuz devrio ilk kısmı olan, düzen partisi ilc yürütme gücü arasındaki mücadele devri, Changamicr'nin görevinden uzaklaştınlması ve Bonaparte'ın, askeri otoriteyi ele geçirmesiyle son bulur. Bu iki erk arasındaki savaş, şimdi açıkça ilan edilmiştir ve artık açıktan açıga sürdürülmektedir; ama düzen partisi, silah ve asker kaybına ugradıktan sonra. . . Hükümetsiz , halksız, kamuoysuz, gözsüz, kulaksız, dişsiz, bomboş kalmış ve 3 1 Mayıs seçim kanununun yürürlügc girişinden bu yana, artık halk tcmsilciligi nitcligini de yiti rm iş olan Millet Meclisi , yav�ş yavaş her türlü hükümet eylemini bı rakm ak ve atı alan Usküdan geçtikten sonra, yapacagı uyarmalarla yeLinmek zorunda kalan eski rejimin parierneotosu durumuna gelm işti.

Düzen partisi, yeni hükümete, olanca hakarcti yagdırdı. General Bedeau, Parlemento tatili süresince Sürekli Komisyonun göstcrdigi yakınlıgı ve kendini tutanaklan yayınlamaktan alıkoyan kuşkulan hatırlattı. O zaman, İçişleri Bakanı, şimdi durgun su kadar yavanlaşmış ve hiçbir orijinal yönü kalmamış olan bu belgelerin yayınlanmasında ayak dircdi; tutanaklar, kamuoyuna açıklandı ve en küçük bi r tepki meydana getirmedi. Remusat'nın önergesi üzerine, Meclis, komisyonlara çekilip, bir <<Oiaganüstü Tedbirler Komitesi>> kurdu. Bu sıralarda, ticaretin gelişme göstermesi, fabrikalann tam verimle çalışması ve biriktirme sandıkianna hergün yeni mcblaglar yatı n lm ası yüzünden, Paris'in dikkati öte . yaniara pek çcvrilmedi. Parlementonun büyük bi r yaygara ilc ilan ettigi <<Olaganüstü tedbirler>> 1 8 Ocakta, hükümete karşı bir güvensizlik oyu ile son buldu; bu ayiarnada Changamicr'den söz bile edilmedi. Düzen partisi , cumhuriyctçilcrin oylannı saglamak için, önergesini böyle kaleme almak zorunda kaldı , - 92 -


çünkü, cumhuriyetçiler, hükümetin aldıgı tedbirlerden yalnız Changamicr'nin uzaklaştınlması ile ilgili olanını uygun buluyorlardı; oysa, düzen partisi, gerçekte, kendinin zorladıgı öteki hükümetin tasamıflannı kınayamazdı . 1 8 Ocaktaki güvensizlik önergesi., 2 8 6 y a karşı 4 1 5 oyla kabul edilmişti. Demek ki, güvensizlik oyu, lejitimistlcrin ve orleanistlcrin öz cumhuriyetçiler ve Yayiacılar ile yapugı bir koalisyon sonucu elde edilmiştir. Bu, daha sonralan gösterdi ki, düzen partisi, yalnız hükümeti ve orduyu yitirmekle kalm amış, ayni zamanda, Bonapartc ilc yapugı çatışmalar sonucu parlemento çogunlugunu da yiti rmişti ; yine bu oylama ortaya koymuştur ki, mil letvekilleri nden bir gurup, taassuba kadar vardınlan bir uzlaşma anlayışı , mücadele korkusu, çöküntü kuşkusu, devlet bütçesinden beslenen akrabalara gösterilen yakınlık yüzünden, parti sallanndan uzaklaşmıştı; aynca, sınıfın genel yarannı, şu veya bu kişisel yarara feda etmeye daima hazır bu yavan buıj uva bencilliginin ileri sürdügü sahipsiz bakanlıklar üzerinde döndürülen oyunun da bu kaçışta etkisi olmuştur. Bonapartçı milletvekilleri, düzen partisi ile, ancak devrime karşı mücadelede bi rleşiyorlardı. Katolik Partisinin şefi olan Montalembert, daha bu devrede, Bonapartc'tan yana kayıyordu; çünkü, parlemento partisinin diriligine güveni yoktu. Nihayet, parti liderleri olan Thiers (orleanist) ve Bcrrycr (lej i timist), açıktan açıga cumhuriyetçi olduklannı ilan etmek, kalpleri kralcı olsa da - kafalannın cumhuriyetçi oldugunu ve parlemento cumhuri yetinin, buıj uva egemenligini saglıyacak tek yol oldugunu itiraf etmek zorunda kalı yorlardı. Ayni zamanda, Parlementonun arkasında, durup dinlenmeden izledikleri krallıgı ihya tasavvurlan, burjuvazi sını fının gözünden ister istemez düşürüyordu onlan. 1 8 Ocaktaki güvensizli k oyu, Cumhurbaşkanına degil , bakanlara dokunuyordu. Oysa, Changamier'yi azieden hükümet dcgil, Cumhurbaşkanıydı . Düzen partisi, Bonapane'ı suçlayacak m ıydı? Krallıgın ihyasında gösterdigi i rade güçsüzlügünden ötürü mü itharn edecekti onu? Ama, Bonaparte'ın gösterdigi irade zayıflıgı, partininkini tamam lıyordu. Geçit törenlerinde ve


1 0 Aralık Demegi'nde çevi rdigi fesat dolaptanndan dolayı m ı suçlanacaktı Bonapane? Düzen panisinden olanlar, b u sorunlan çoktan gündem mezarlıgına yatırmışlardı. Yoksa, 1 850 yılı Mayıs ayında, bir ayaklanma oldugu takdi rde Paris'in dön bir yanını ateşe verme tehdidini savuran adamın, 29 Ocak ve 1 3 Haziran günleri kahramanının azlinden dolayı m i itharn edilecekti Cumhurbaşkanı? Yayiacı guruptan olan müttefikleri' ve Cavaignac, düzencilere, yerle bir edilen <<toplumun kalesini>>, resmi bir sevgi gösterisi i le ayaga kaldırma olanagını bile vermediler. Bir generali görevinden alma gibi , Anayasanın cumhurbaşkanına verdigi bir hakkı tanımazlıktan gelemezlerdi. Yalnız, bu Anayasa hakkını Parlementoyu karşı kullandıgı için kopanyorlardı kıyameti. Kendileri de özellikle, genel seçim si stemini kaldırmakla, Parlemento yetkilerini hep Anayasaya aykın olarak kullanmamışlar m ı ydı? Demek ki , parlemento sını rlan içinde kalmak zorunda idiler. 1 848'den bu yana, kıtanın tümü üzerinde hüküm süren bir hastalıga, yani <<parlementer zeka durgunlugu>> hastalıgına yakalanmış olsalar gerekti; bu hastal ık, tutulanlan hayali bir aleme sürükler ve tüm zekalannı, tüm anılannı, kaba dış cvrene ilişkin tüm anlama nitelikl erini siler götürür; parlementodaki başanlannı , yine de gerçek başan kabul edebilmeleri ve bakanlannı da Cumhurbaşkanını haşladıklannı hırpalamakla düşünebilmeleri için bu <<parlcmenter zeka durgunluguna>> yakalanmış olmalan gerekti; oysa - öteki sınınara karşı giriştikleri m ücadelede yapmak zorunda kaldıklan gibi - bütün pariementer nüfuz koşullannı kendi elleriyle silip süpürmüşlerdi. Düzen panililcr, Cumhurbaşkanına, Millet Meclisini ulusun gözünde küçük düşürme fırsatı veriyorlardı sadece. 20 Ocakta, Le Moniteur gazetesi , B akanlar Kurulunun isti fasının kabul cdildigini bildirdi. Yaytacı gurup ilc kralcılann yaptıgı koalisyonun sonucu olan 1 8 Ocak oylamasının gösterdigi gibi , hiçbir paninin Pariementoda çoguniugu kalmadıgı gerekçesiyle ve yeni bir çogunıugun kurulmasını beklemek amacıyla, Bonapanc, sözde bir geçiş dönemi hükümeti kurdu; bu kabinede, tek bir Parlemento üyesi - 94 -


bulunmuyordu, hepsi de tanınmamış ve silik kişilerdi; basit katipler kabinesi idi bu. Düzen panisi anık bu kuklalarla, akıntıya kürek çekebilirdi; yürütme gücü, Mecliste ciddi olarak temsil edilme sıkıntısına bile sokmuyordu kendini. Bakanlar öylesine basit figuranlardı ki Bonaparte açıktan açıga tüm yürütme gücünü kendi kişiliginde toplayabiliyor ve bu gücü kendi amaçlan yönünde sömürme olanagını buluyordu. Yayiacı gurup ile güçbirligi yapmış olan düzen partisi, reddetmek suretiyle öcünü almış oldu; 1 0 Aralık Dernegi, Başkanı, bu teklifi yapmalan için hükümetteki <<katiplerini>> zorlamıştı. Bu kez, oylamada ancak 1 02 oyluk bir çogunluk, yani, 1 8 Ocaktakinden 2 7 oy eksik bir çogunluk saglanabildi. Düzen partisindeki çözülme daha da hızlanıyordu. Yayıacı grup ile yaptıgı koalisyonun yönü üzerinde yanlış bir fikre sapianılmasın diye de düzen partisi, Yayiacı guruptan 1 89 üyenin imzaladıgı siyasi af önergesini di kkate almaya bile tenezzül etmedi . Vaisse adında bi r İ çişleri Bakanı, huzurun görünürde oldugunu, içten içe büyük bir kargaşalıgtn hüküm sürdügünü, derneklerin her yanda gizliden gizliye örgütlendigini, demokrat gazetelerin yeniden çıkmak için hazırlık yaptıklannı, taşra illerinden gelen raporlann olumsuz oldugunu, Cenevreli mültecilerin, Lyon'dan başlıyarak bütün güney Fransa'ya yayılan bir darbe hazırlıgı içinde bulundugunu, ülkenin bir ticaret ve sanayi bunalımı eşiginde oldugunu, Roubaixli fabrikatörlerin iş günlerini yanya indirdiklerini, Belle- İ slc'deki m ahkumlann ayaklandıklannı v .b. açıklayıverdi; bi r basit Vaisse çıkıp, kızıl hortlagın kapıya geldtgini söylüyordu da düzen partisi, Millet Meclisine büyük bir halk itiban saglayacak ve Bonaparte'i yeniden kucagına atacak bir önergeyi tartışm asız reddediyordu. Millet Meclisinin, - yeni kanşıklıklardan çekinip, yakasım yürütme gücüne kapuracak yerde- bu gücü kendi emrine alması için, sınıfiara biraz daha fazla hareket alanı veniıesi gerekirdi. Fakat kendini ateşle oynayacak güçte hissetmiyordu.

1 .800.000 franklık başkanlık ödenegi tekli fi ni

- 95 -


Bununla birlikte, bu sözde geçiş hükümeti , Nisan ortalanna kadar sürüne sürünc yürüdü. B onaparte, durmadan yenilenen hükümet düzenleri yle, Meclisi yıldırdı ve avucunda oynattı durdu. Kah, Lamartine ve B i llault ile cumhuriyetçi bir hükümet, kah vazgeçilmez Odilon Barrot ile (kolay aldanır birine ihtiyacı olur olmaz, hemen bu ad aklına gelirdi) parlementoya dayalı bir hükümet, kah Vatimesnil ve Benait d'Azy ile lej i tmist bi r hükümet, kah Malleville ilc orleanist bir hükümet kurmak ister görünüyordu. Böylece, düzen partisinin çeşitli guruplan arasındaki gergin ilişkileri oldugu gibi muhafaza edip, hepsinin gözünü cumhuriyetçi bi r hükümet kurmak ve genel seçim sistemini yeniden getirmekle korkuturken, bi r yandan da buıjuvazi içinde1 pariementer bir hükümet kurma yolundaki içten çabalannın kralcı guruplann anlayışsızlıgı ilc karşılaştıgı kanısını uyandın yordu. Oysa, genel bir ticaret bunal ımı öylesine yakın görünüyordu ki, buıj uvazi, <<güçlü bir hükümeti>> avazı çıktıgı kadar bagı rarak istiyor ve Fransa'yı <<idarcsiz>> bırakınayı affedilmez buluyordu; ticari buhran, büyük şehi rlerde sosyalizmin taraftar kazanmasını · kolaylaştınyordu; yine bu bunalım, köylerde tahıl fi yatlannı hızla ve yıkıcı bir şekilde düşürüyordu. Ticaret günden güne eriyip gidiyor, işsizierin sayısı gözic görülür derecede artınyordu. Paris'te, en azından 1 0.000 işçi ekmeksiz kalmıştı. Rouen, Mulhouse, Lyon, Roubaix, Tourcoing, Saint-Etienne, Elbeuf v.b. gibi şehirlerde, pekçok fabrika çalışmıyordu. Bu koşullarda Bonaparte, 1 1 Nisan'da, Leon Fauchcr ile takviyel i , Rouher, Fould, Baroche ve ötekilerden kurulu 1 9 Ocak hükümetini yeniden işbaşma getirmeye cüret edebilmişti. Kurucu Meclis, aynı hükümeti kısa süre önce, sahte telgraflann yayınlanmas.ı dolayısıyla, beş bakanın oyu dışında, oybirligi ile devirmişti . Böylece, Millet Meclisi, 1 8 Ocak'ta hükümete karşı bir başan kazanmıştı; Bonaparte'a karşı üç ay mücadele etmişti; sonunda da Fould ve B aroche, kabineye üçüncü ortak olarak, ilkelere baglılıgı ile tanınmış Faucher'yi kabul ettiler. - 96 -


Bonaparte, 1 849 Kasımında, pariementer olmayan bir hükümet, ı 85 ı Ocagında parlemento dışı bir hükümet kurmakla yetinmişti . ı ı - Nisanda, parlementoya karşı bir hükümet kuracak kadar güçlü, hissetti kendini, bu kabine cumhuri yetçi olan Kurucu Meclis ile kralcı olan Yasama Meclisinin güvensizlik oylannı biraraya getiriyordu. Hükümetlerin bu dizilişi, Parlementonun kendi vücut sıcaklıgının düşmektc oldugunu gösteren bir termometre idi sank i . Bu sıcaklık, Nisan sonlannda öylesine düşmüştü ki Persingy, Changamicr ilc yapugı özel bir görüşmede, Generali, Cumhurbaşkanını safına geçmeye çagırabiliyordu. B onaparte, ona, Millet Meclisini tamamen ortadan silinmiş kabul etigi ve hükümet darbesinden sonra yayınlanması gereken, fakat basit bir rastlanunın daha sonraya erteledigi bildirinin hazı r oldugu yolunda teminat verdi. Changamier, bu ölüm ilamını düzen partisi liderlerine iletti; fakat tahtakurusu ısırması i lc ölünebilecegini kim inanır, Ne kadar ezilmiş, ne kadar çözülmüş ve ne kadar bozulmuş da olsa, Parlemento 1 0 Aralık Demcgi'nin kaba saba şefi ile yapacagı düelloyu, bir tahtakumsu ilc yapacagı düellodan öte bir şey olarak görmeyi kendisine yediremczdi . Fakat Bonaparte, düzen partisine, vaktiyle, Agesilas'ın Kral Agis'e (20) verdigi karşılıgın benzerini verdi: <<Şimdi bir karınca görünüyorum ama, bir gün aslan

olacagım.>>

(20) Il. Agesilas (401 -358): Kral Agis'in küçük kardeşi Isparta Kralı ünlü kumandan.

- 97 -


VI Yayiacı gurubun ö z cumhuri yetçilerle yapugı güçbirligi inkar edilmez bir şekilde ortaya koyuyordu ki düzen partisi artık, Parlemento çogunlugunu yiti rm işti; bu parti, askeri otoriteyi elinde bulundurmak ve yürütme gücü yönetim ini yeniden ele almak için girişıigi çabalarda, bu koalisyona mahkum oldugunu anladı. 29 Mayısta, takvim ve saatler artık sonunun geldigini haber veriyordu. 29 Mayısla birlikte, Millet Meclisinin son yılı başl amış oldu. Bundan böyle, ya degişiklik yapm adan durumun muhafazası lehinde, ya da, Anayasanın degiştirilmesi lehinde bi r karara varması gerekiyordu. Fakat Anayasanın yeniden gözden geç i rilmes i , sadece, burjuvazi veya küçük demokrat burjuvazinin, demokrasi veya proletarya anarşisinin, parlemento cumhuriyetinin veya Bonaparte'ın egemenligi anlamını taşımıyordu; bu ayni zamanda, O rleans veya Bourb<m egemenligi de demekti ! Işte böylece, çevresinde, düzen partisini biribirine karşıt guruplara bölen menfaat alevlendirdigi anlaşmazlık çatışmalannın tohumu, Parlementonun ortasına düşmüş oldu. Düzen partisi, biribirine benzemez sosyal elemaniann bir kanşımı idi. Anayasanın yeniden gözden geçirilmesi sorunu , bu kanşımı ilkel elem anianna ayı ran politik bir ortam yarattı . Bonaparte taraflarlannın bu degişikli kten umduklan yarar gayet basitti. Herşeyden önce, Bonaparte'ın tekrar seçilmesini önleyen 45. m addeyi kaldırmak ve başkanlık süresini uzatmak gerekiyordu. Cumhuriyetçilerin tutumu daha az basit görünmüyordu. Bu degişiklikte, cumhuriyete karşı bir suikastten başka bir şey göremediklerinden, revizyonu kesinlikle reddediyorlardı. Millet Meclisinde oyların dörtte üçünü ellerinde bulundurduklanndan ve Anayasaya göre de revizyona karar verebilecek meclisin toplantıya çagnlabilmesi için oylann dörtte üçü gerekli oldugundan, oylannı -

98

-


sayıvennclcri, başandan emin olmalanna yetiyordu. Bu başanyı da, torbada kcklik biliyorlardı. Bu açık davranışlar karşısında, düzen partisi, kendini içinden çıkılm az çclişmclcrc kaptınn ış bulunuyordu. Anayasanın dcgiştirilmcsini rcddctse, Bonapartc'a, şiddete başvunnak gibi tck bir çıkış yolu bı rakarak, kara günü olan 2 Mayıs 1 852'de, bütün otoritesini yitinniş bir Cumhurbaşkanı ile, uzun süredir otoritesi kalmamış bir Meclisle ve bu otoriteyi yeniden eline geçinneyi kafasına koymuş bir halkla, Fransa'yı devrim anarşisi içine atarak, statükoyu tehlikeye sakmuş olacaktı. Anayasanın dcgiştirilmesine evet dese, çok iyi biliyordu ki, bu kabulü hiçbir şeye yararnıyacak ve Anayasa aykın olarak, basit bir çogunlugun yctecegini söylcsc, o da olmazdı; çünkü, devrimi önlcyebilmck için, tüm umudunu, yürütme gücüne kayıtsız şartsız boyun egmegc baglamışu; fakat böylece de Bonaparte'ı , Anayasa degişikliginin ve hatta Anayasanın tek hakimi durumuna getiriyordu. Cumhuriyetin öm rünü kısaltan genel bir degişiklik, zorunlu olarak, saltanata göz dikenler arasında bir anlaşmazl ık meydana getiriyordu; çünkü, Bourbon sülalcsinin hükümdarlık koşullan ilc Orleans sülalesinin hükümdarlık koşullan biribirlerinden yalnız ayn olmakla kalmıyordu, ' biribirleri ilc uyuşur gibi de degildi.

Pariementer cumhuriyet, Fransız Buıjuvazisinin iki büyük parçası olan büyük, arazi sahibi lejimistlerle, sanayici orlcanistlerin yan yana, eşit haklarla yaşayabilecegi bulunmaz bir nötr alandı . Bu cumhuriyet, ortak egemenlikleri için vazgeçilmez bir koşuldu; yalnız bu devlet düzeni içinde, kendi genel sını f yararlan, bu çeşitli guruplann taht üzerindeki iddialannın ve toplumun öteki sınıflannın önüne geçebiliyordu. Kralcı olduklanndan, aralanndaki eski anlaşmazlıga, yani , arazi sahipliginin m i , yoksa para sahipliginin mi üstün oldugu yolundaki mücadelelerine yeniden dalmışlardır; bu çatışma, yüce i fadesini, bizzat kraliann kişiliginde, sülalelerinde buluyordu. Düzen partisinin, Bourbonlar'ın dönüşüne karşı direnmesi işte bundandı . - 99 -

·


Orleanist milletvekili Creton, ı 849'da, ı 850'de ve ı 85 ı 'de, kral ailelerinin sürgüne gönderilmesi ile ilgili kanırnamenin yürürlükten kaldmiması için, zaman zaman önerge vermişti. Parlemento da, zaman zaman, sürgüne gönderilen kralianna dönüş kapılannı inatla kapayan kralcılar meclisi m anzarası gösteriyordu. l l l. Richard, bu dünyaya göre fazla iyi oldugunu, gerçek yerinin cennet oldugunu söyliyerek VI. Henri'yi öldürtmüştü. Kralcılar da, Fransa'nın yeniden kral edinemiyecek kadar kötüleştigini söylüyorlardı. Duruma uyarak cumhuri yetçi olmuşlardı ve krallannı Fransa'dan sürüp çıkaran halkın karanna çogu zaman katılıyorlardı. Anayasanın yeniden gözden geçirilmesi, -koşullar da, bunu düşünmeye zorluyordu­ cumhuriyetten başka, burjuvazinin iki gurubunun ortak egemenligini de tehlikeye sokuyor ve -monarşinin dirilmesi imkanının bcli rmesiyleburjuvazi içindeki menfaat düşmanlıgını ve burjuvazi guruplannın üstünlük mücadelesini yeniden uyandınyordu. Düzen partisi diplomatlan, iki hanedanın, kralcı partilerin ve kral ailelerinin birleşmesi ile, bu m ücadeleyi tasfiye edebileceklerini sanıyorlardı. Restorasyonla Temmuz Mona�isinin gerçek birleşmesinden pariementer cumhuriyet . meydana gelmişti; bu cumhuriyet potasında, orlcanist ve lcjitimist renkler eriyor ve çeşitli burjuva şekilleri tck burjuvazi durumuna gel ip ortadan siliniyorlardı . Fakat şimdi i se, lejitimistler, orleanist, orleanistler de lej i ti mist olacaktı . Aralanndaki anlaşm azlıgı somutlaştı ran krallık rejimi, birliklerini temsil edecek ve guruplann yarannı, ortak yarar durumuna getirecekti . Monarşi, cumhuriyetin gerçekleştirmiş oldugu ve fiilen gerçekleşti rm i ş oldugu şeyi gerçekleştirmek zorunda kalacaktı. Işte partinin bütün uzmanlannın yapmak için kafa patlattıklan, bu <<filozof taşı>> idi (21). Sanki meşru monarşi, sanayi burjuvazinin monarşisi olabil irmiş, yahut da, burjuva kral lıgı, arazi sahibi aristokrasinin krall ıgı olabilirmiş gibi ! Krallık tacı, yalnız bi r başa konup dururken s anki , arazi

(2 1 ) Simyacılara göre, madenieri altına çeviren taş.


sanar. iciler, aynı taç altında kardeşçe sahipleriyle gcçinebi lirlenniş gıbi, Sanki, sanayiciler, toprak agalan ile -sanayici olmaya yönelmcdikçe - uzlaşabi lirlcnniş gibi ! Bu yüzden,V. Henri, yann ölse, Paris kontu, -orleanistlerin kralı olmaktan vazgeçmedikçe-lejitimislerin kralı olamaz. Bununla birlikte, birleşmenin öncülügünü yapan fılozollar, sorunun tüm zorlu�nu, iki hanedanın ayak dirernesine ve biribirierine karşı olan düşmaniıkiara baglıyorlardı; Anayasa degişikligi sorunu ön plana geçtikçe, kendilerine daha çok deger veri yorlardı bu düşünüşler; Mecliste de kendilerine günlük resını bir yayın organı saglamışlardı ve şu sıralarda (Şubat 1 852) kolları sıvamış bulunuyorlar. Genellikle saltanat entrikalan gibi perde gerisinde, Meclisin tatilde bulundugu bir sırada, sorunu ciddiye almaktan çok, modası geçmiş bir boş inanla, duygusal bir havada yürütülen, Orleans ailesi ile V. Henri'yi uzlaştırma teşebbüsleri ,-Louis-Phippe'in ölümünden hemen sonra- artık bi r devlet işi olmuş ve kamuoyunun gözü önüne serilmiştir. Postallar, Paris'ten Vcned ik'e Venedikten Claremont'a, Claremont'dan Paris'e uçuştu. Chambord Kontu, bildiri yayınlayıp, -tahna gözü oldugunu dcgil de- ailesinin tüm üyelerinin destegi ile, <<ulusal egemenligi>> ihya edcccgini ilan etti . Orleanist Salvand y, V. Henri'nin ayaklanna kapandı . Lcjitimist liderlerden Berryer, Benoit d'Azy, Saint-Pricst, Orleans'lan ikna etmek üzere Claremont'a gittiler, fakat nafile. burjuva B i rleşme taraOan, iki gurubu menfaatinin bencilliklerinden bir şey yitinnedigini, iki kral ailesi menfaati şeklinde kutuplaşmakla, uzlaşma esprisi yönünden bir gelişme göstcnncdigini pek geç görebildiler. V. Henri, tahtın varisi olarak Paris Kont'unu taruyorsa da, -birleşmenin saglıyabildigi tek başan bu olmuştur- Orleans ailesi, V. Henıi'nin kısırlıgırun verdigi bu teminanan hiçbir yarar elde edemezdi ; fakat, Temmuz Devrimi ilc kazandıgı bütün taht iddialanru bi r kenara bırakırdı. Bir de, yüzyıllık bir mücadele boyunca, Bourbon'lann en yaşlı kolundan kopardı gı ünvaniardan vazgcçiyor, bu şüpheli avantaj karşı lıgında da, tarihsel üstünlügünü, şeccrc agacının üstünlü�ünü veri yordu. Dolayısıyla, bu birleşme, Orlcans ailesinin �önüllü olarak tahttan fera� at cdişindcn, lcjitimi stlcrc boyun egışinden, protestan kilisesim bmıkıp katolik kilisesine dönüşünden başka bir şey degildir. Bu dönüş, onu, yitirdigi

- 101 -


tahta bir daha otunnayacak, sadece, üzerinde dogdugu taht basarnaklanna bırakacaktır. B i rleşme davasını savunmak için Claremont'a koşan, eski orlcanist bakanlardan Guizot, Duchatcl ve ötekiler gerçek�r. yalnız Tem muz Devrimi'nden dogan tiksintiyi, burjuva krall ıgına karşı duyulan güvensizl igi lejitimistligc karşı olan boş inanışı (anarşiye karşı son muska idi bu onlarca) temsil ediyorlardı. O rleans ve Bourbon'lann arabulucusu olarak görüyorlardı fakat gerçekte, dönme orleanistten başka bir şey degillerdi; Prens Joinville de onları böyle karşıladı. Orleanistlerin canlı , kavgacı kolundan olan Thiers, B aze ve öteki lere gelince , onlar, şu konularda, Louis Philippe'in ailesini pek kolay i kna ettiler: monarşinin yeniden ihyası, iki sülalenin birleşmesini hatıra gctiriyorsa da, bu cinsten her türlü birleşme, Orleans ailesinin tahttan feragati demek olacaktır; buna k arşı l ı k , geçici olarak cumhuri yeti tanımak ve olayların, cumhurbaşkanlıgı koltugunun bir krallık tahtına çevrilmesine olanak hazırlanmasını beklemek, atalannın gelenegine tamamen uygun düşecektir. Prens Joinville'in, adaylıgını koya cagı yolunda dedikodular ortalıga yayıldı; kamuoyu merak içi nde idi; aradan bir ay geçip, Anayasa rev izyonu ertelenince, bu adayl ık resmen kondu. Böylece, orlcanistlerle lejitimistlcrin birleştirilmesi teşebbüsü, sadeec başansızlıga ugramakla kalmamış, aynı zamanda, Parlemento içindeki birleşmelerini , ortak cumhuriyetçi tutumlarını baltalamış ve düzen partisini yeniden ilkel elemanianna ayı rm ıştı . Fakat Claremont'la Vcnedi k arasındaki ilişkiler gcrginleştikçe, anlaşmalan bozuldukça, Joincillc'in çevresindeki hareket gcliştikçe, Bonapartc'ı n temsilcisi Fauchcr i l c leji timistler arasında başlayan müzakereler, daha da k ızışıyar ve ciddilcşi yordu. Düzen partisinin çözülmesi, i l ke l el c m a n l:ı rı n a ayniması ilc de kalmadı. İ k i guruptan he rbi ri de, çöt ülme yc ugradı . Sank i, vaktiyle Icjitim ist veya orl eanist soylardan b i ri içinde birbiriyle çaı ı � m ış olan eski pol i ti k ayrı l ı k la r, -suyu bul unca canlanan h a � la m l ılar ömcgi - yeniden ortaya ç ı k ı yorlard ı ; hem de, yeni guruplar meydana geıimıeye yeterli yaşama gücü kazanmı şl ardı. Lejitimistlcr, Tui lcries sarayı ilc Marsan dairesi .

- 1 02 �


ar.ısındaki (22) Vi iiele ile Poli gnac arasındaki- anlaşm azlıklan hatırladılar. Orleanistler, Guizot, Mole, Broglie, Thiers ve Odilon Barrot arasındaki çekişmelerin alun çaginı yeniden yaşadıl ar. Anayasa degişikli!l;inden yana olan, fakat bu sorunun dışında bölünen ve bir yandan, Berryer ve Fallox, öte yandan Rochc Jacquelin yönetimindeki lejitimistlerle, Morle'nin, B roglic'nin, Montalembert'in ve Odilon Barrol'un yönetimindeki orleanistelerden meydana gelen düzen partisi aşagıdaki, belirsiz ve anlaşılmaz önerge için Bonapartçı milletvekillerine katıldı : <<Aşagıda imzalan bulunan milletvekilleri, ulusun, egemenlik hakkını tam olarak kullanması amacı ile, Anayasanın yeniden gözden geçirilmesini teklif ederler.>> Fakat aynı zamanda da, sözcüleri Tocqueville'in agzından, Millet Meclisinin, cumhuriyeti feshetme teklifi yapmaya hakkı olmadıgını, buna sadece, rcvizyon kurul unun yetkili bulundugunu bildirdiler. Zaten Anayasa, ancak kanuni yoldan, yani, sadece, -Anayasada saptandıgı gibi- oylann dörtte üçüne dayanan bi r çogunlugun kar.ın ilc degi ştirilcbi lirdi. Altı gün süren gürültülü müzakerelerden sonra, degişiklik önergesi , tahmin cdildigi gibi, ı H Temmuzda reddedildi. 446 oy lehte, 278 oy alcyhtc çıktı. Thiers, Changamier gibi orleanistlcr, cumhuriyetçiler ve Yaytacı gurup ilc birlikte oy kullandı. Parlemento çogunlugu, böylece Anayasaya karşı oldugunu ortaya koyuyordu; fakat bu Anayasa da, azınlıgın tarafında idi ve Anayasa karan bir zorunluluk taşıyordu. Oysa, düzen partisi, 3 1 Mayıs 1 850'de, 1 3 Haziran 1 849'da, Anayasayı parlemento çogunluguna göre düzenlememiş miydi? Geçmişteki tüm pol itikası, Anayasa hükümlerinin, Parlemento çogunlugu kararianna baglı lıgı temeline oturmuyor muydu? Kanuna harfi (22) Tuilcrics samyındaki Marsan dairesi, X V I I I. Louis zamanında, Artois Konıu, m üsıaktıcl X. Charles'in oturdugu yerdir. Son dcreec gacci olan Artois Konıu X V I I I . Louis"nin ılımlı politikasının kar�ısında idi; her Lürlü enLrikanın da kaynagı bu olmu�Lur. - 1 03 -


harfine uymayı demokratlam bırakmamışlar ve onlan, bu yasa ile cezalandırmamışlar mıydı? N asıl ki Anayasanın oldugu gibi m uhafazası, Bonaparte'in işbaşından uzaklaşu nlmasından başka bi r anlam taşımıyorsa, Anayasa'nın degiştirilmesi de, cumhurbaşkanlıgı erkinin sürdürülmesi nden başka bir şey ifade etmiyordu. Parlemento, Bonapane'tan yana oldugunu bi ldirmişti; fakat anayasa, Parlementonun karşısına dikiliyordu. Bu yüzden, düzen partisi, hem Parlemeııtoya uyup, Anayasayı rafa kaldıran, hem 4e. Anayasaya u yup, Parlementoyu dagttan bir tutum izliyordu. Parlemento, Anayasayı, <<r"gunıugun tutmadıgt>> bir yasa olarak i l an etmişti ; Anayasa ile birlikte, kendi egemenliginin de çogunluk dışı oldugunu göstermiş oluyordu. Parlemento, bu karan ile, Anayasayı ortadan kaldırmış, Cumhurbakanının görev süresini uzatmı� ve aynı zamanda, bu iki erkin birarada Parlementoyu gömecek yaşıyam ı yacagı rıı bi ldirmişti. mezarcılar kapıda bekliyordu. Anayasa degişikligi tartışılırken, Bonapane, kararsızlık gösteren General Baraguay d'Hill iers'yi Bi rinci Tümen Kumandanl ı�ından alıyor ve yerine, General Maghan'ı tayi n ediyordu; Magnan, Lyon'da kendini göstermiş, Aralık ayı günlerinin kahramanı olmuş ve Louis-Philippe zamanında, Bulonya scfcri m ünasebetiylc, Bonapartc için kendisini az çok tehlikeye atanlardan olmuştu. Anayasa degişikligi ile ilgil i karan ile, düzen partisi şunu göstermiş oldu ki ne işleri düzene koymasını, ne hizmet etmesini, ne yaşamasını, ne ölmesini , ne cumhuriyetc tahammül etmesini, ne cumhuriyeti devirmcsini, ne Anayasayı muhafaza etmesini, ne Anayasayı başından almasını, ne Cumhurbaşkanı ilc işbirligi yapm asını, ne de bozuşm asını bilemiyordu. Bütün bu çcl işmelerin çözüm yolunu kimden bekli yordu o halde? Takv imdcn, olayiann akışından belki de. . . Olaylara hakim oldugu inancını da bı rakıyordu anık; çünkü, olaylan, kendine baskı yapacak derecede zorluyor, bununla da, halka karşı yapııgı mücadelede, elinde yetki olarak ne varsa kendine birer birer teslim euigi <<gücü>> kışkı rtmış oluyordu; sonunda da, bu güç karşısında tamamen dermansız kaldı. Yürütme gücünün

- 1 04 -


başı, sefer planlannı rahatça hazırlayabilsin, saldın araçlannı takviye etsin, durumunu saglamlaştırsın diye, düzen partisi, en kritik bir anda, meydanı terketme ve Meclis toplanusını 1 0 Agustostan, 4 Kasıma kadar ü ç a y erteleme karan aldı. Parlemento partisi, yalnız iki büyük grubuna aynlmakla, bu guruplardan herbiri de aralannda bölünmekle kalmamış, aynı zamanda, Parlemento içindeki düzen partisi ile, Parlemento dışındaki düzen partisi anlaşmazlıga düşmüştü. Burjuvazinin konuşmacı ve yazarlan, yani, Meclis kürsüsü ve basını, kısacası burjuvazinin ideologlan ve burjuvazinin kendi milletvekilleri ve seçmenler, hepsi birbirine yabancı olmuşlar, bir türlü anlaşamıyorlardı. Lejitimistler, taşra illerinde, dar görüşleri ve sınırsız coşkunluklan ile, pariementer şefleri olan Berryer ve Falloux'yu, bonapartçılann safına geçmekle ve V. Henri davasından aynlmakla suçluyorlardı. Zambak çiçegi kadar saf olan zekalan, günaha inanıyordu da, diplomasiye inanmıyordu. Tüccar burjuvazi ile onu temsil eden politikacılann txızuşması, kıyaslanmaz derecede öldürücü ve kesin olmuştur. Burjuvazi , - lejitimistlerin kendi temsilcilerine karşı yapugı gibi politikacılannı, prensiplerden aynlmış olmakla suçlamıyor, fakat tersine, bir yaran kalmamış olan prensipiere baglı kalmış olmakla suçluyordu. Önce de belirtmiştim , Louis - Philippe zamanında, iktidann en büyük kısmını elinde bulunduran tüccar burjuvazinin bir parçası, zengin aristokrasi Fould'un kabineye girişinden bu yana, booapartçı olmuştu. Fould, sadece, Bonaparte'ın Borsadaki çıka.rlannı temsil etmekle kalmıyor, ayni zamanda, Borsanın, Bonapane indindeki çıkarlannı da temsil ediyordu. Zengin aristokrasinin tutumu, Avrupa yayın organı olan ve Londra'da çıkan I ' F..conomist dergisinde apaçık belirtilmiştir. 1 Şubat 1 85 1 sayısında, dergi, Paris'ten şu haberi veriyor: <<Şimdi her bakımdan görüşümüz odur ki Fransa, her şeyden önce huzur istiyor. Cumhurbaşkanı, Yasama Meclisine gönderdigi mesajda bunu bildiriyor ve bu dilek Meclis kürsüsünden yankılanıyor, basın da, bunu olumlu karşılıyor. -

-

- 1 05 -


Devlet tahvillerinin en hafif karışıklık ihtimali karşısındaki hassasiyeti ve yürütme gücünün her kazanışında, bu tahviiierin ulaştıgı saglamlık bunun kanıtıdır.>> 29 K as ı m 1 H5 1 sayısı nda, !' Economist kendi adına şunu bildiri yor: <<A vrupanın bütün Borsalarında, Cumhurbaşkanı, halen istikrarın bekçisi kabul edilmektedir.>> Dolayısıyl a, zengin aristokrasi, düzen partisinin, yürütme gücüne karşı giriştigi mücadeleyi, düzen bozucu olarak lanctl i yor ve Cumh u rbaşkanının, m illetveki l ierine karşı kazandıgı her başanyı, kararlılıgın zaferi olarak k uüuyordu. Burada <<zengin aristokrasi>> sözünden, sadece, çıkarl annın, i ktidar çı karlan ilc tıpatıp uyuştugu kolayca anlaşılan büyük m ü teahhitleri ve devlet tah v i l i spck ü lasyonu yapanlan anl am amalıdı r. Tüm bankac ı l ı k d ünyas ı , halka verilen kredi ile yakından i lgilidir. Sankalann ti cari scnnayclcrinin bi r kısm ı , kolayca paraya çe v ri lc h i l c n dev let tahv i l lerine yatı nlm ışt ı r. E m i rlerinde bul u nan ve tüccarlarla sanay i c i lere dagııılan sermaye, k ı smen. devlet tahv il lcrimlcn alınan fai z lerden meydana gel i yor. Nas ı l k i , i ktidarın s a gl a ın l ı g ı , para borsası ve bu borsan ı n <<rahipleri>> için, <<H azrcti M usa>> ve <<öteki peygamberler>> anlam ına gelm işse, şimdi de, durum öyle degil m i ? Böyle bi r durumda, her tufan , eski devletlerle birlikte, eski devlet borçlannı da, si l i p götünne tehlikesi göstcrmez m i ? B u yüzden, sanayi burj uvazisi, isti krara karşı aşı n tutkusu içinde, düzen partisi i l c yürütme gücü arasında sürüp giden kavgalardan hoşlanmı yordu. Thiers, Anglas, Sainte-Beuve ve ötek i ler, Changamicr için yapılan ı H Ocak oylamasından sonra, sana y i tx� Igcleri seçmenleri nden u l uorta zı tgıt yed iler, Yayiacı guru p ilc yaptı k l an güçbi rl igi, nizam a karşı i şle n m i ş büyük bi r i hanet olarak damgalandı. Gördügümüz gi bi , nas ı l ki düzen panisinin C u m hu rbaş k an ına k arşı yapııgı m ücade lenin ortaya ç ık ış ın a yardımcı olan palav racı tahri kler, bayagı dalavercler, hoş ka rş ı l anm aya layık g ö rül m e m i şl e rse, ö te ya n d a n da, askeri · gücün, Parlamentonun elinden al ını p, bir m accrapcrestin eline

- 1 06 -


veril mesin i m i l l etvekillerinden i steyen bu burjuva parti si, kendi çıkan için hazı rlanan emrikalara bile lay ı k alamıyordu. Bu parti , şunu ortaya koyuyordu ki, kendi sınıf çıkarlannın ve pol it i k iktidannın savunması için açugı m ücadele, ona huzursuzluk vermekten öteye gidemi yordu. Taşra i l lerinin hatın sayıl ı r burjuvalan , belediye yöneticileri, t icaret mahkemesi yargıçlan v .b. son gezileri sırasında, hemen hemen ıstisnasız her yanda, Bonaparte'ı, uşakçasına bagırlanna bastılar, hatta, Dijon'da oldugu gibi, Millet Meclisine ve di.lzen partisine ölçü tanımaksızın dil uzatugı zaman bile. i şler yolunda giderken, � 1 85 1 yıl ı başlannda durum henüz lic.�i şmemişti - t üccar buıjuvaz i , ticaretine zarar verebilecek her türl ü Parlamento çekişmesinin karşısına dikiliyordu. 1 85 1 Şubatından başl ıyarak, işler sarpa sannca, işlerine ket vurdu� için, Parlamento çekişmeleri nden yakınıyar ve ticaretin yeniden hızlanması için, bunl ara bir son verilmesin i i stiyordu bagıra ça�ıra. Anayasa üze ri ndeki tanışmalar da tam bu kötü devre rastlad ı . Devletin yaşaması söz konusu oldugundan, buıjuvazi, kendini yiyip bi t i ren bu geçici hükümete bi r son vermelerini ve ayni zamanda statükoyu muhafaza etmelerini milletveki l le ri nden istemenin yeri geldigini h i sseni. Bunda hiçbir çapraşı k l ı k yoktu. Geçici hükümete son vermek demek, buıj uvazi için, onu aynen sürdürmek, bir karara varması gereken zamanı , beli rsiz bir gelecege ertelernek demekti. Statüko da ancak iki yoldan elde tutulabil i rd i : ya Bonaparte'ın i ktidannı uzatarak ya da Anayasa uyannca, tüm yetkilerini elinden a lıp, Cavaignac'ı seçerek. Buıjuvazinin bir kısmı bu son çözüm yolunu arzul u yor, m illetvekilierine susmaktan ve bu yakıcı soruna dokunmamaktan başka bi r ögüt V\;remiyordu. Şöyle düşünüyo ntu: milletvekilleri konuşmazsa, Bonapane, herhangi bir davranışıa bulunmaz. Burjuvazi , görünmcmck için kafasını kuma sokan bi r devekuşu parlemento istiyordu. B u rjuvazinin öteki kısmı, işler hozulmasın diye, cumhurbaşkanlı�ı koltu�unu , - mademk i , onu işgal etmektcd i r ­ Bonapanc'a bı rakriıayı istiyordu. Parlemento, açıkça Anayasayı ihlal ctmcdigindcn ve başka türl ü de görevi sona ermediginden, bu burjuvazi gurubu pe k ölkclcniyordu.

- 107 -


Büyük burjuvazinin taşra temsilcileri olan i l genel kurul üyeleri, M i l let Meclisi tatile girince, 25 A�stosı..a toplanıp hemen hemen oybirligi i lc, Anayasa degişikligi ne taraflar olduklannı, yani Parlementoya karşı ve Bonapane'tan yana olduklannı ilan etti ler. Fakat buıjuvazinin ö fkesi, milletvekillerinden çok, kendi edebi temsilcilerine ve basınına karşı olmuştur. Bonapane'ın kapkaççı isteklerine karşı burjuva gazeteci lerinden gelen her türlü saldın ya, yürütme gücüne karşı burjuvazinin politik haklannı korumak amacı ilc basının yaptıgı her türlü teşebbüse, burjuvalardan kurulu jürinin vcrdigi ezici para ve hapis cczalan, yalnız Fransa'da dcgil, tüm Avrupa'da, genel bir şaşkınlık yarattı . Daha yukanlarda da bclirttigim gibi, parlementodaki düzen partisinin, huzur için yaygard koparınakla kendini el i kolu baglı kalmaya mahkum cunesinc, - topl umun diger sını nanna karşı yapugı mücadelede, pariementer rej i m i n tüm koşullanru kendi eliyle yokederek - buıjuv azinin politik egemenl iginin, burjuvazi güvenligi ve varlıgı i lc bagdaşam ıyacagını ilan etm iş olma.o;ına karş ı l ı k , burjuvazinin parlamento dışındaki kütlesi, Cumhurbaşkanına kölece baglıl ıgı i lc, Parlarnemoya sataşması ilc, kendi basınına yapugı kabalık tarla - Bonaparte'ı şımanıp, hatiplcrinin, yazarlannın, pol itikacı lannın, cdcbiyatçı lannın, basınının kökünü kazıttı; güçlü ve mutlak bi r hükümetin kanatlan altında, Bonapanc'a, kendi özel işleri ilc ugraşmak olanagını vermekti amac ı . Bu Parle mento dışı topl u l uk, iktidar kuşku ve tehlikelerinden kurtulmak istcgiylc yanıp tutuştugunu kesinlikle bildirmiştir. Kendi sınıfının cgcmcnligi için yapılan salt parlamenter ve edebi m ücadeleden hoşlanmam ı ş olan , bu mücadelenin öncülerini gammazlamış olan ve şi m d i de, proletaryayı, -iş işten geçtikten sonra- kendi için bi r ölüm kalım m ücadelesine atı i m am ak l a suçlama yüzsüzl ügünü gösteren işte bu burjuvazidir. Kendi genel sını f çıkannı, daha dar, daha bayagı kişisel yararlan ugruna feda eden, m i lletvekillerinden benzeri bir fedakarlık i,.o;teyen bu burj uvazi , şimdi tutuyor da,

- 1 08 -


proletaryayı, genel politik yararlannı , maddi yararianna feda etmiş olmak l a suçlama cüretini gösteriyor. Kendini , proletarya tarafından en kıitik bir anda bı rak ı lmış bi r nazlı olarak göıiiyor. Haıta, burjuva dünyasında kendini haklı bul anlar çıkı yor. Tabii burada, yerli pol iıi kac ı l ardan. . ve Almanya'nın üç kaguçı aydınlanndan söz etmiyorum. Ome�i n, yine aynı I ' Economist dergi sine oaşvu rayım; derg i , 29 K asım 1 X5 1 'de. yani hükümet damesi nden sadeec dön gün önce, Bonapanc'ı <<isıikrann ockı,:isi>> i l an edi yor, Thicrs ve Berryer'i anarşist olarak nitel iyordu; Bonapane, bu anarşi stleri kı taga ç e k ı i gi sı ralarda, 27 Aral ı k 1 H5 1 tarihinde dergi, cah i l , kaba ve alık proletarya küllesinin, toplumun ona ve yüksek tabakal annın bcceri ksizligine, bilgi sine. d i sipli nine , zeka yetenekietine ve ahlaki meziye ılcrine karşı işledi gi i haneucn yak ı nı yordu.

O y sa bu al ı k, cah i l ve k aba kütle, burjuva küllesinden başka bir şey dcgi ldi. .

Gerçek şu ki, Fransa, 1 H5 1 'de, ticali bi r bunalım geçimıişti. Şubat sonl annda, bi r öncek i yıla oranla ihracana azal m a oldugu görüldü. Man ayında, t icaret hacmi yan yan ya düştü ve fabri kalar işlemez oldu. N i san ayında, taşra sanayi bölgeletinin durumu, Şubat Günletinin enesinde görülenden daha um utsuz gibi i d i . Mayısta da, işler henüz açı lmam ı şıı . 2H H azi randa yine, Fransa B ankas ı , üreti m i n anık durd ugunu gösteri yord u ; tahvi i i etin korkunç derecede bi ri kmesine karşıl ı k , sürümünde büyük ölçüde azal ma vardt. i şler ancak E k i m ayı o rt a l a n nda düzel i r gibi oldu. Fran-.ı t. ou rj u v ;u i .; i , l"ıu tl ur� u n l u�u. salt pol itik nedenlere, Parlamento ilc y ü rü tme gücü a rasındaki mücadeleye, geçici bi r hükümet düzeninin ve nl i � i güvensi z l i ge, 2 Mayıs 1 K 5 2 ' ni n ürkünıü veren sonucuna ba� l ı yo rd u . Bütün bu ı.. o �ul l a n n . Paris ve ıaşradal.. i baz ı sana y i l.. o l l a n ml a . bi r ı,:öl.. üııı ü meytl ana gcıi n..l i�ini ink ar etmek istem i yo ru m . Fakat her halde, rx ı l i t ı k d u ru m un , i şlerin gidişine etk i si nı a..lı a l l i idi ve pek öne m l i say ı l m azdı. Başka kanıta ne lüzum var? Ticaret alanı ndak i düzelme, ıam politik durumun agı rl aşııgı , pol i t i ka u lkunun karardıgı ve El ysecs sarayından her dakika bir şimşcgin bcklend igi bir anda, yani Ekim ayı onasında olmuyor

- 1 09 -


muydu? <<Becerikliligi, basireti ve kafa yetenekleri>>, bumunun ilerisine geçemeyen Fransız burjuvazisi, zaten ticari düşkünlügünün gerçek nedenini, Londra Sanayi Sergisi sırasında kavnyabilmiştir. Fransa'da fabrikalar, kapalı dururken, İngil tcrc'dc, hileli i naslar her yanda patlak veriyordu. Fransa'da sanayideki panik, Nisan ve Mayıs aylannda en son haddine varmışkcn, İngiltere'de aynı pan i k ticarelle oluyordu. İngiliz yünlü sanayii, Fransız yünlü sanayii gibi, İngil iz ipek sanayii de, Fransız ipek sanayii gibi , bunalımdan etkileniyordu. İngiliz pamuklu fabri kaları, çalışmaya devam ettilerse de, bu 1 849 ve 1 850 yıllarının kan nı gctirm i yordu artık. İki ü lkenin bunalımlan arasındaki tck aynm şu idi : Fransa'da, bunalım endüstri yel , ingiltere'de ise, ticari idi. Fransa'da fabrikalar çalışm alarını keserken, ingiltcrc'dc , -önceki yıllara göre daha uygunsuz koşullarda- gelişmeye devam ediyordu; Fransa'da, en çok zarar gören ihracat, lngiJterc'dc ise ithalat olmuştur. Fransız pol itika ufk unun sınırlarını aşan bu iki bunaltında ortak neden, hemen göze batı yordu. 1 H49 ve 1 H50 _ yıli an, çok büyük maddi ' zenginlik ve. . fazla üretim yıllan olmuştu; I H5 1 'di.! böyle olmamı�tır. Uretinıdclı.. i bu fazlal ık, yılın başlarında, Sanayi Sergisinin sonuçlan da hesaba katılarak daha da tehl ikeli bir duruma getiri lmişti. Aşagıdaki özel koşullan da eklemek gerekir buna: önceleri, 1 850 ve 1 85 1 yıll annda kötü bir pamuk rekoltesi, arkasından umuldugundan da fazla bir rekolte; önceleri fiat yükselişi , arkasından ani fiat düşmesi; kısacası pamuk fiatlanndaki dalgalanma. H am i pek üretimi, en azından Fransa'da ortalamanın altına düşmüştü. Yünlü imalatı , 1 848'den bu yana öylesine yaygın bir duru m a geldi ki, yün üretimi buna yetmez oldu ve yapagı fiatları , yünlü mamullerin fiatlan i lc oranlı olm ayan bir yüksel iş gösterdi. Dolayısıyle, burada ilgi lend i ren üç endüstrinin kar�ı m 1 1a dünya borsası nı hanınıaddeleri ü retiminde üçl ü bir ticari durgunluk çıkıyor. Bu özel koşullar bir kenara bırakılırsa, 1 H5 1 yılının görünen bunal ımı, cndüstıi çarkı iı;irıdc fazla üretim ve aşı n spckülasyonun meydana getirditti durgunluktan başka bir şey degildi; bu üretim fazlal ıgı ve spekülasyon sonradan dairesel hareketlerin son fazını hızla geçmek ve yeniden, hareket - 1 10 -


noktalan olan genel ticari bunalıma dönmek üzere bütün topl amışlardır. Ticaret tari hinin buna benzer güçlerini safhalannda, İ ngiltere'de i fl aslar baş gösterir, oysa Fransa'da endüstri faal iyetl e ri durur; bunun nedeni kısmen, bütün pazarlarda İngiliz rekabetine karşı koyamaz oluşu ve gerilcrnek zorunda kalışı, kısmen de, -lüks endüstri olarak- işlerin durgunlugtından özellikle sarsıntı geçirişidir. Böylece, Fransa, genel bunalımlar dışında, kendi ulusal bunalım ını geçirir; bununla birlikte, bu bunalımlar, Fransa'nın bölgesel etkilerinden çok, dünya borsasının genel durumu ilc belirlenir ve koşul lanır. Fransız burjuvazisinin ön yargısı ile İngiliz burjuvazisinin dcger yargısını karşılaştı rm ak ilginç olacaktır. Liverpool'ün en büyük fi rm asından biri, 1 85 1 yılı bilançosundan şunlan yazıyor: <<Başlangıçta yapılan tahm inleri, geçtigirniz yıl kadar yanıltan pek az yıl olmuştur. Herkesin bekledigi büyük bir re fah yılı olacak yerde, çeyrek yüzyı ldan be ri görülen en cesaret kı ncı yıl olmuştur. Tabi aliyle bu, sanayi ile ugraşan sınıflar için de�i l , ticareıle u�raşan sını flar için do�rudur. Bununla birlikte, yılın başında bunun tersi tahminler yapı labilirdi şüphesiz. Mal st o k la n azal mışıı: sermaye bo l , gıda maddeleri ucuzdu; ze ngin bi r n: k o l ıe saglanm ı şt ı . Kıta üzerinde devam lı bir ba nş hüküm sürüyordu; ülkenin içi nde ne politik ve ne de mali bi r bunalı m yoktu. Gerçekten, ticaret kanatlan, uçmak için böylesine serbest k al m amıştı hiç. B u kötü sonucu neye yormalı? Bize kalırsa, -hem ihracat, hem de ithalat alanında- ticaretin aşırıilkiarında aramalı bunu. Tüccarlanmız, iş hacimlerine bir sınır koymazlarsa, her üç yılda bir ortaya çıkacak panikten başka hiçbir şey bizi islah cdemiyccektir.>> Şimdi de, Fransız burj uvazisini ele alalım : bu ticari panik o rt ası nd a , ticareti k adar hasta o l an kafası, hükümet darbesi ve genel seçim si stem ının yeniden yürürlüge k on ması dedi kodulanyla, Parlemento yürütme gücü m ücadelesiyle, o rl c a nis t ve lcjitim istlcrin başkaldınnasıyla, güney Fransa komünistle ri nin fesatç ı l ı k lany la, ;'l! ievre ve Chı.:r i ll e ri n d ek i sözde kanlı ayak lan mal arla bi rçok başkan adayının şarlatan parolalanyla, reklaml arıyla, gazetelerin ,

- 111 -


cumhuri yetçilerin savurdugu, Anayasayı ve genel seçim sistemini silahla savunma tchdilleri yle, 2 Mayıs 1 852 de, dünyanın sonunun gclecegini söyleyen yurt dı şına kaçmış kahram aniann kitaplanyla, kurcalanm ış. şaşkına çevrilmiş olamaz m ı ydı? Birleşmeden, revizyondan, toplantı ertelenrnesinden, Anayasa suikastinden, koalisyondan, göçten, kapkaççılıktan ve devrimden meydana gelen bu akı l almaz ve gürültülü kargaşalı k içinde, burjuvanın öfkeye kapılıp <<Sonu

gelmeyen bir korku çekip durmaktansa, korkunç bir ölümle gitmek iyidir >> diye haykırmasının nedeni kolayca ..

anlaşı l ı yor.

Bonapartc, bu çagnnın anlam ını kav ramıştır. Anlayış yetenekleri, alacaklılann gittikçe artan isran karşısında i yice keskinlcşmişti; alacak l ı l ar, vade sonu olan 2 Mayıs 1 852 gününü yaktaşuran her güneş batışında, yıldıziann hareketlerine bakıp, kaderlerinin pek parlak olmadıgını görüyorlardı. Gerçek birer m üncccim olmuşlardı. Mill et Meclisi, Bonapartc'ın görevinin uzaması umudunu kaldı rmıştı; Prens Joinvillc'in adaylıgını koyması da daha uzun süre tereddüde imkan vermi yordu. Olacagı çok önceden bel l i olan bi r olay varsa, o da Bonaparte'in hükümet darbcsid i r. 29 Ocaktan itibaren, yani seçilişinden hemen hemen bir ay sonra, Changarnier'ye böyle bir tekiifte bulunmuştu. B aşbakanı olan Odilor Barrot, Bonaparte'ın hükümet darbesi politik asını 1 849 yazında üstü örtülü olarak, Thiers de, 1 850 k ı şında açıkça bildi rmişti. 1 85 1 Mayısında, Persigny, hükümet darbesine Changarnier'yi katmayı bir kez daha denemişti . Meclis Postası da, bu görüşmeyi yayınlamıştı. Pariementoda her fırtına kopuşunda, bonapançı gazeteler, hükümet darbesi tehd idini savuruyorlardı; bunal ı m uzaklaştıkça, sesleri de yüksek perdeden çıkı yordu. Bonapartc'ın, her gece kadınlı erke k t i , yüksek seviyeli hırsız takımı ilc yapugı içki alemlcrindc, gece yansına dogru bol şarapl a d i l ler çözül üp kafalar kı1.ı şınca, ertesi sabah hükümet darbesi yapılması kararl aştı n l ı yordu. K ı l ıçlar çekil i yor, kadchlcr tokuşturuluyordu; m i l l etvek i l l eri pence relerden atlayıp kaçışı yor, Bonapane'ın om uzlanna imparatorl uk hırkası konuyordu. Ortalık ancak şafakla bi rl ikte durul uyordu; şaşkına

- 1 12 -


dönen Paris halkı, geveze kıziann ve boşbogaz silahşörlerin agzından, bir kez daha tehlikeyi savuşturdugunu ögreniyordu. Eylül ve Ekim aylannda, hükümet darbesi söylentileri çogaldı. Avrupa'daki günlük gazetelerin Eylül ve Ekim sayılannı kanştınnız, aynen şöyle haberlerle karşılaşacaksınız: <<Paris her yanı hükümet darbesi söylentileri ile dolup taşıyor. Söylendigine göre, başkent geceleyin biriikieric dolacakrnış ve sabahleyin de Millet Meclisini fesheden, Seine ilinde sıkı yönetim ilan edildigini bildiren, genel seçim sistemini yeniden getiren ve ulusun oyuna başvurmayı öngören bir kararname yayınlanacakmış. Bonapane, bu kanunsuz kararnameleri uygulayacak bakanlar anyormuş.>> Bu haberleri bildiren yazılar, hep şu ugursuz kelime ile son darbesi, Hükümet <<Ertelenmiştir.>> buluyordu: Bonapartc.'ta, hep sabit fikir olagelmiştir. Zaten Fransa'ya da bu fikirle girmişti. Bu fikir ona öyle_şine hakimdi ki onu durmadan açıga vuruyor ve yayıyordu. Oylesine de güçsüzdü ki bu fikirden durmadan vazgeçiyordu. Hükümet darbesinin gölgesi, Parisl iler için öylesine scnli benli bir hayalet olmuştu ki hükümet darbesi gerçekten gelip çatınca, inanmak istememişlerdi. Hükümet darbesinin başanh olması, o halde, ne 10 Aralık Dernegi liderinin agzının sıkılıgından ve ne de Millet Meclisinin ansızın basılmasından ileri gelmiyor. Darbe başan saglamışsa, bu - daha önceki olaylar gelişiminin zorunlu ve kaçınılmaz sonucu olarak - Bonapartc'ın boşbogazlıgına ve Meclisin durumdan haberdar bulunmasına ragmen olmuştur. 1 0 Ekimde, Bonaparte, bakanianna genel seçim sistemini yeniden yürürlüge koymak istedigini bildirdi. 1 6 Ekimde kabine isli ra elli. A y ı n 26'sında, Pari s, Thorigny hükümetinin kuruldugunu ögrcniyordu. Ayni zamanda, Emniyet Müdürü Carlier'nin yerine Maupas getirildi; Birinci Tümen Kumandanı Magnan da, en g:üvendigi alaylan başkente topladı. 4 Kasımda M i l let Meclisi çalışmal anna başladı. Vaktiyle izledigi yolu tekrar tuunaktan ve ancak öldükten sonra gömülebilecegini göstermekten başka bir şey yapamazdı artık. - ı13-


Yürütme gucune karşı yaptı gı m ücadelede ilk yitirdigi makam hükümetti . Thorigny kabinesini ciddiye alarak, bu kaybı resmen kabullenmesi gerekiyordu. Sürek li Komisyon, yeni hükümet adına karşısına çı kan Giraud'yu, kahkahalarla karşı lam ıştı . Genel seçim si steminin yeniden yürürlüge konması gibi ciddi tedbirler için ne güçsüz bir kabine! Fakat aranan şey, Parlemento içinde hiçbir şey yapmamak, buna karşıl ı k Parlemento aleyhinde her şeyi yapmaku. Daha açılışının i lk gününde, M i llet Meclisi, Bonaparte'tan bir mesaj aldı; bunda, Bonaparte, genel seçim sisteminin yeniden yürürlüge konmasın ı , 2 1 M ayıs 1 850 seçim kanununun kaldınlmasını isti yordu. Bakanlar ayni gün, bu yönde bir karar taslagı sundular. Meclis, hükümetin vcrdigi ivedilik önergesini kabul etmedi ve 1 3 Kasımda da, 355'c karşı 348 oyla kanun tcklifini reddetti . Böylece bi r kez daha ulusun vckalctnamcsini yırtmış oluyordu; halkın özgür oylan il c iş başına gelmiş bir meclis olmaktan çıkıp, bir sını fın kapkaççı Parlcmcntosu durumuna gcldigini bir kez daha dogruluyordu; Parlemento kafasını ulusun boynuna ba�layan kaslan kendi e l i yle kestigini bir k e z daha kabullcnmi� oluyordu . Y ü rü t m e gücü, genel seç im s i ste m i n i n yeniden yürürlügc konması ilc i lg i l i önergesiyle, nasıl ul usla Mi llet Meclisini karşı karşıya bı rakı yorsa, yasama gücü de - Meclis idare ami rleri önergesiyle - halkla orduyu karşı karşıya bırakı yordu. Meclis idare amirlerinin bu önergesinin amacı, askeri birlikler isteme hakkının dogrudan dogruya Meclise verilmesi ve bir Parlemento ordusunun kurulması idi. Yasama gücü, böylece, orduyu, kendiyle halk arasında ve yine kendiyle Bonaparte arasında bir hakem durum una geti rip. po l itik bi r güç olarak kahulkni rkl'll, öte y an dan orduya em ir verme iddiasından çoı... tan vatgeçtigini söylemekten geri durmuyordu. Yasama gücü, dcrhal askeri birlik çagıracak yerde, bu hakkın tan ışmasını yapmakla, kendi gücüne g ü ven i kal madı�ını ortaya koyuyonlu. Yayiacı grup tera�:i n i n k e fesini ag.dırdıgından, bu önerge IOX oyluk hi r çogunlukla reddedi ldi. Yayiacı g rup, iki cami arasındaki beynamaz ö rne gi, neye karar verecegini bilemiyordu. Bir yandan, Changamicr"den, öte yandan, - ı 14 -


Bonapane'tan çekiniyordu. İliraf etmcli ki durumd.a, kahramanlık diye bir şey yoktu. Düzen panisinin getirdigi belediye seçimleri ile ilgili kanunda bir degişiklik yapılması için, 18 Kasımda bi r önerge verildi; önerge, belediye seçim lerinde oy kullanacak seçmenierin ikamet sürelerinin üç yıldan bir yıla indiri lmesini öngörüyordu. Degişiklik teklifi bir tek oy çogunıugu ile reddedildi; hemen sonra anlaşıldı ki, bu tck oy, bir yanlış anlamadan ileri gel m işti. İçindeki birbirine düşman gruplann çözülmesi ilc, düzen panisi, elindeki meclis çogunlugunu çoktan yitinnişti. Pariementoda çogunluk diye bir şeyin kalmadıgını gösteriyo rdu şimdi de. Mecli s, karar alamaz duruma gelmişti; üyeleri biribirine baglıyacak güç yokolmuştu. Meclis son nefesini de harcamış, göçüp gitmişti anık. Burjuvazinin Parlemento dışındaki kütlesi , felaketten bir kaç gün önce, bi r kez daha, buıjuvazinin Parlemento temsilci leri i le ilişkisi kalmadıgını dogrulamak zorunda kal acaktı. Thiers, iyi leşmez pariementer aptal lık illetine yakal anmış, pariementer kahraman sıfatı ilc - Parlementonun ölümünden sonra, Danıştay ilc yeni bir Parlemento dolabı çcvi nn işti : Cumhurbaşkanını, Anayasa sınırlan içine kapatacak bir sorum luluk kanunu hazırladı. Yeni Masanicllo (23) Bonapanc,nasıl ki, 1 5 Eylülde, Paris'in yeni hal binalannın açılışı m ünasebetiyle, <<Halin hanımefendi lcri>> olan balıkçı kadınlann kalbini fcthetmişse, zaten bir balıkçı kadın, gerçek güç yönünden, 1 7 gericiyc bedeldi - Meclis idare ami rleri önergesinden sonra, Elysees sarayında agırladıgı ıegmenleri coştunnuşsa, 25 Kasımda da, ayni şekilde, Londra Sanayi sergisinde ödüllerini almak üzere Sirk binasında toplanmış olan sanayi buıjuvazisini kendine bagladı. <<Tutunak Dcrgisi>>nden çıkardıgım nutkunun en ilginç kısmını al ıyorum buraya: (23) Napolili balıkçı Toma-;a Anici lo'nun isminin kısa şekli.

<< 1 623- 1 647>>. Önderlik cuigi ayaklanma, onun meyva saLugı

pazarda başlarn ışur. Napolili halk küLiclcri, kendilerini vergi alunda ezen İspanyol istilacılara karşı ayaklanmışur.

- 1 15 -


<< Ümitlerimizi de aşan başanlar karşısında, şunu bir kez daha belirtmeyi uygun bulurum: Fransız Cumhuriyeti, bir yandan safsatacılann, bir yandan monarşi hayalini besleyenterin etkisiyle huzurunu bozacak yerde, gerçek yararlannın peşinde koşmuş olsaydı, kim bilir ne kadar yü.kselecekti. (Salonun her yanından, coşkun ve sürekli alkışlar.) Monarşi hayalleri, her türlü ilerlemeye ve her türlü ciddi sanayi gelişmesine engel llerlerneyi bırakmışız, yalnız biribirimizle olmaktadır. ugraşıyoruz. Bazılannı görüyoruz, vaktiyle . kral otorite ve iktidannı içten destekleyenler, milli i radeden çıkmış devlet gücünü zayıftatmak amacı ile, Konvansiyon'dan,yana oluyorlar şimdi. (Coşkun ve sürekli alkışlar.) Bazılannı görüyoruz, devrimden en çok onlar acı çekmişler ve yakınmışlardır; şimdi de, tutuyorlar, sadece ulus iradesini zincire vurmak için, devrimi tahrik ediyorl ar. Gelecek için sizlere huzur vaadcdiyorum. v.b. v.b. (Bravo! Bravo! A l k ı ş tufanı ) . S anayici burjuva, 2 A ral ı k darbesine, Parlementonun y ı k ı l ı�ına, kendi egemenl iginin gö�ü�üne, Bonapane'ın di ktatörl ügünc, i �ıe böyle alkış ıutm LJ�Iur. 25 Kasımdaki al k ı ş gürü lıüsünc, 1 0 Aral ıkta top scskri i l c kar�ı l ı k verildi; Bonapanc'ı en çok a l k ı �l ayanlardan bi ri olan Sall androuze'un evi, top ateşinden en. �ok zarar gö ren cv oldu.

Cromwell, Parlementoyu dagıtmayı göze aldıgı zaman

.•

oraya y al nız gitti, - tesbit eııigi mühlet bir dakika bile geçmesin diye saat i ni çık ard ı ve üyelerin hepsi ni alay cde ede m ecli ste n kovdu. Cromwell kadar l;iamayan N apo leon , 1 8 Brumaire'de (9 Kasım 1 799) Y asam a Kuruluna gitti ve t ıkan ık bir sesle meclisin i dam fennanı nı okudu. Cromwe l l veya N apol eon dan daha ba�ka bir i k iidara sahip o l an i k i nci Bonapane i se, kendine örnek bu l m ak için tarihi deg i l de, 1 0 A ral ık Dcmegi'nin y ı l l ı kları nı kan �ıı rd ı . Fransa Bankasından 25 m i l yon frank a�ırdı, bi r m i lyona M agnan'ı, tanesi 15 franktan da - içkiler caba - askerleri satın aldı ; anak lan i l c geceleyin gizl ice ıopland ı , bir h ı rsız gibi: en tehl ikeli Parlemento liderlerinin evlerini kuşattı; Cava ignac'i , Lamoricicre'i, Lc ll o yu, Changamicr'yi, Charras'ı , Thicrs'i , B aze'ı ve ötek i leri, yataklanndan �ekip aldı nu; Paris in -

'

'

'

- 1 16


büyük meydanlannı ve Parlemento sarayını işgal ettirdi ve enesi gün, şafakta, duvarlara şarlatanca afişler astınp, Millet Meclisinin ve Danıştayın feshedildigini, genel seçim sisteminin yeniden yürürlüge konacagını, Seine ilinde sıkıyönetim ilan edildigini bildirdi. Yine bir süre sonra, Le moniteur gazetesinde sahte bir belge yayınlanı; sözde, milletvekillerinden bir kısmı onun çevresinde Danıştay olarak birleşmişler. Paris'in X. bölgesinin belediye binasında toplanmış olan, özellikle lejitimist ve orleanistlerden kurulu kuyruk Parlemento, <<Yaşasın Cumhuriyet!>> avazeleriyle, Bonapane'ın aziedilmesine karar verdi; bina önünde biriken kuru kalabalıga boş nutuklar çekti ve sonunda, Afirka'dan gelmiş avcı askerlerin refakatinde Orsay kışlasına, oradan da cezaevi arabalan içinde, Mazas, Ham ve Vinccnnes cezaevlerine gönderildi. Düzen panisinin, Yasama Meclisinin ve Şubat Devrimi'nin sonu böyle oldu işte. Çabucak sonuca geçmeden önce, tarihçelerini . şema olarak çiziverelim: Birinci devre: 24 Şubat - 4 Mayıs 1 848 devresi. Hazırlık safhası. Genel kardeşlik güldürüsü. İ kinci devre: Cumhuriyet Anayasası ve Kurucu Millet Meclisi devri. 1 ) 4 Mayıs - 25 Haziran 1 848. - Bütün sınıfiann proletaryaya karşı mücadelesi. Haziran olaylannda, proletaryanın yenilgisi; 2) 25 Haziran - 10 Aralı k 1 848. Burjuva cumhuriyetçileri egemenligi. Anayasanın hazırlanması. Paris'te.sıkıyönetim ilanı. 10 Aralıkta Bonapane'ın cumhurbaşkanlıgına seçilmesiyle, bı,.ırjuva diktatoryası onadan kalkmıştır, 3) 20 Aralık ı 848 - 29 Mayıs ı 849. - Kurucu Meclisin, Bonapane'a ve onunla birlik olan düzen panisine karşı mücadelesi. Kurucu Mecl isin sonu. Cumhuriyetçi burjuvanın çöküşü. Üçüncü devre: Anayasa cumhuriyeti ve Milli Yasama Medisi devri. -

- 1 17 -


1 ) 29 Mayıs - 1 3 Hazi ran 1 849. Küçük burjuvazinin, büyük burj uvaziye ve Bonaparte'a karşı m ücadelesi. Küçük burjuva demokrasi sinin yenilgisi ; 2) 1 3 Haziran 1 849 - 3 1 Mayıs 1 850. Düzen partisinin pariementer di ktatoryası . Parti, genel seçim sistem inin kaldmiması ile egemenligini tamarnlıyor, fakat pariementer hükümeti elinden kaçı nyor; 3) 3 1 Mayıs 1 850 - 2 Aralık 1 85 1 . - Parlemento burjuvazisi i le Bonaparte arasındaki m ücadele: a- 3 1 Mayıs 1 850 - 1 2 Ocak 1 85 1 . Parlemento, ordunun yüce kumandasını yitiriyor. b - 1 2 Ocak - 1 1 N isan 1 85 1 . - Parlemento, yönetimi yeniden ele geçirmek için yapugı teşebbüslerde başansızlıga ugruyor. Düzen partisi, parlemento çogunlugunu kaybediyor. Cumhuriyctçilerlc ve Yayiacı grupla bi rlqiyor. c- l l Nisan - 9 Ekim 1 85 1 . - Revizyon, birleşme, yönetimi sürdürme teşebbüsleri . Düzen partisi, çeşitli gruplara bölünüyor. Bir yandan, burj uva parlcmcntosu ilc burjuva basını bozuşuyor, öte yandan, burj uvazi kütlesi saglamlaşı yor; d- 9 Ekim - 2 Aralık 1 H5 I . - Parlemento ilc yürütme gücünün arası iyice aç ı lı yor. Parl�menıo, kendi sını fı , ordu ve tüm öteki sını nar tarafından terkediliyor, ölüm fermanını kendi yerine getiri yor. Parlemento rejiminin ve burjuva egemenliginin sonu. Bonaparte'ın kesin zaferi. Imparatorluk oyunu. -

-

-

- 118 -


VII Şubat Devrim i'nin olacagı sıralarda, Sosyal Cumhuriyet yalnız söz olarak, kehanct olarak kalmıştır. 1 848 Haziran olaylannda, bu cumhuriyet, Paris proletaryasının kanında bogulrnuş, fakat dramın öteki pcrdclcrindc, hayalet gibi dolaşıp dunnuştur. Demokratik Cumhuriyet ilan edildi. Küçük burjuvalann ortadan silinmeleri üzerine, 1 3 Haziran I 849'da, bu cumhuriyet de sona cnniş oldu. Pariementer cum huri yet, bu rjuvazi ile birlikte, bütün sahncyi kapladı ve enine boyuna yayı ldı, fakat, 2 Aralık dartx:si , onu, güçbirligi kralcılarının <<Yaşasın Cumhuriyet!>> avazeleri ilc topraga gömdü. Fransız burjuvazi si, işçi proletaryanın karşısına dikilmişti; oysa, başında 10 Aral ık Dcmegi'nin l ideri oldugu hal de, alt proJetaryayı iktidara getiren yine odur. Burjuvazi, Fransa'yı , i leride gelecek kızıl anarşinin dchşeti içinde tutmuştu; oysa, 4 Aralıkta, Monmartre ve İ talyanlar bulvannın seçkin burjuvalannı pencerelerinde sarhoş zaptiyelere kurşuniatmak suretiyle, bu geleccgi yaklaştıran Bonapartc olmuştur. B u rjuvazi , kılıcı cl üstünde tutuyordu; oysa, kendini cgemenligi altına alan kılıçtı r şimdi. Burjuvazi , devrimci basını ortadan kaldımı ıştı; oysa, şimdi onadan kal k an kendi basınıdı r. Meydan toplantı ları, polis nezareıinde yapıl ıyordu; oysa şimdi , rx)Jis nezaretine konan kendi salonlandır. B uıjuvazi , demokrat milli muhafız birligini dagıım ışıı; oysa şimdi, kendi milli muhafız birl igi dagııılıyor. Sıkı yönetim i l an etmişti; oysa şimdi, sık ıyönetim ona karşı ilan ediliyor. Jüri lerin yerine, askeri komisyonlar koymuştu; oysa, kendi Jürilerinin yerinde askeri komisyonlar v ar şimdi. - 1 19 -


Buıjuvazi, milli egitimi papazlann eline vennıştı; oysa şimdi, kendi egitimi papazlann eline veriliyor. Mahkeme etmeden sürgüne göndennişti; oysa �imdi, kendi mahkeme edilmeden sürgüne gönderiliyor. Zabıta yardımı ile, he r türlü toplum hareketini basu nnıştı; oysa şimdi, devlet erki, onun toplumdaki her hareketini bastın yor. Buıjuvazi, cüzdanına olan sevgisinden ötürü, kendi politikacı ve edebiyatçı lanna karşı isyan etm işti; oysa şimdi, yalnız politikacı ve edebiyatçılan bi r kenara itmekle kalmı yor, ayni zam anda, agzı tıkandıktan ve kalemi kınldıktan sonra, cüzdanı soyuluyor. Burjuvazi , - Aziz Arsene'in H ristiyanl ara bagtrdıgı gibi - devrime, <<Kaç, sus, rahat dur!>> diye bagtnnışu; oysa şimdi, Bonaparte bagınyor burjuvaziye: <<Kaç, sus, rahat dur! >> Fransız buıjuvazisi, Napoleon'un i leri sürdügü şu ikileme bir çözüm yol u bulmuştu: <<El li yıl sonra, Avrupa, ya cumhuriyetçi olacak, ya da kazaklaşacak.>> Buıjuvazi, <<Kazak Cumhuriyeti>> yönünde çözmüştü ikilemi. Hiçbir Circe (24) büyü yaparak burjuva cum huriyeti şaheserini, korkunç bir mahluk şekline sokamam ı ştı . Bu cumhuriyet, saygınlıgını yalnız görünürde yiı innişti. O günkü Fransa, bütünü ilc , pariemenLer cumhuriyet içinde bulunuyordu. Sevimsiz yaraugı gözler önüne sennck i çin, dışındaki kılıfı bir süngü darbesi ile yannak yetmişti. Şubat Devrimi'nin ilk hedefi, Orleans sülalesinin ve onun buyrugu altında hüküm yürüten buıjuvazi grubunun devrilmesi olmuştur. Bu hedefe ancak, 2 A ral ı k 1 85 1 'de ulaşılmıştı r. O zaman, Orleans sülalesi nüfuzunun gerçek temelleri olan uçsuz bucaksız m ülkler müsaderc edildi; Şubat Devrimi'nden umulan şeyler de, ancak 2 Aralık darbesinin arkasından gerçekleşti: I ıBO'dan bu yana, Fransa'yı �öhrctlcri ilc yorup dunnuş olanlar, hapse atılmış, azlcdilmiş, kaçm ış, sürgüne gönderilmiş, silahsız bırakılmış, itilip kakılmışlardır. Fakat Louis - Phi lippe devrinde, tüccar buıjuvazinin yalnız bi r parçası söz sahibi idi. Bu ·

(24) Yunan miıolojisinin insanlan hayvan şekline sokan kadın büyücüsü.

- 1 20 -


burjuvazinin öteki gruplan, bir haneden m uhalefeti ve bir cumhuriyetçi muhalefet meydana getiriyorlar ve tamamen yasalı lı k denen şeyin dışında bulunuyorl ardı. Tüccar burjuvazinin bütün gruplannı iktidara ilk getiren, pariementer cumhuriyet oldu. Louis-Philippe devrinde, tüccar buıjuvazi, arazi sahibi buıjuvaziyi saf dışı bırakmışu. İkisini de, bir eşitlik düzeyine ilk otunan, Temmuz Monarşisini, meşru monarşi ile birleştiren, mülkiyet egemenliginin iki devrini de tek kalıba döken yine pariementer cumhuri yet olmuştur. Louis - Philippe devrinde, burjuvazinin imtiyazlı grubu, egemenligini tahtın alun a gizliyordu. Pariementer cumhuriyette, buıjuvazinin egemenligi, - bütün elemanlannı birleştirdikten ve kendi yunlugunu, sını fının yurtlugu yaptıktan sonra - bütün çıplak lıgı ile onaya çıkmıştır. Demek oluyor ki devrimin, belirli bir düzeni - buıjuva sını fının egemenligi, bu düzende, en geniş, en genel ve en bütün anlamını kazanır - önceden yaraanası ve böylece de geriye dönüş umudu olmaksızın yıkılıp gianesi gerekmiştir. Orleanist buıjuvaziye, yani Fransız burjuvazisinin en diri kesi mine verilen muhkumi yet karan, ancak 2 Ardlıkta uygulanabildi . P.arlcmcntosunda. barosunda, ticaret mahkemelerinde, taşra temsilciliklerinde, noterliklerinde, üniversitesinde, adli yesinde, basınında, edebiyaunda, yönetim gelirlerinde, ek tüzel gelirlerinde, subay aylıklannda, devlet gelirlerinde, kafa ve vücutlannda yenilgiye ugraması, ancak 2 Aralı kta olmuştur. Blanqui , devrimde i l k istek olarak, buıjuva muhafızl annın dagıulmasını öne sürmüştü; Şubatta, yürüyüşünü kösteklemek için devrime el uzaunı ş olan buıjuva muhafızlan, Aral ı k ayında sahneden silindiler. Pantheon bile yeniden kilise oldu. Burjuva rejiminin son düzeni ile birlikte, XVIII. Yüzyıl öncülerini kutsallaşuran tılsım bozuldu. 4 Aralıkta, burjuvalar ve bakkallar, proletaryayı mücadeleye kışkınıılar. Aynı günün akşam ı , bi r kaç milli muhafız lcjyonu, savaş alanına silah ve üni fom1a ilc �;ıkacaklarına söz verdiler. Burj uvalar ve bakkallar, gerçekten, 2 Aral ı k fermanlanndan birinde, Bonapane'ın gizli oyu kaldırdıgtnı ve seçmenlere,

- 121 -


resm i seçmen kütüklerinde isimlerinin karşısına evet veya hayır yazmalarını cmrcuigini görmüşlerd i . 4 Aralık mukavemeti, Bonapanc'ın içine kurt düşürdü. Geceleyin, bütün sokak başlarında, gizl i oy sistem inin yeniden kondugunu bildiren afişler astırdı. Buıjuvalar ve bakkallar, daha o zamandan arnaçianna ulaştıklannı sandılar ve ertesi gün de, ortalıkta görünmediler. Bonapane'ın, 1 Aralıgı, 2 Aralıga baglayan gece auıgı sillc i lc, Paris proletaryası, barikat kumandanlarından yoksun kalmıştı. Silahsız bir ordu olmuştu anık; 1 H48 ve 1 849 Haziran, 1 850 Mayı s olaylarının hatı ralan da bu ordunun, Yayiacılann bayragı altında savaşa girme arlUsunu yokediyordu; buıjuvazi ise, başkemi başı boş askerlere öylesine teslim eui ki Bonapane, sonradan, M i l l i Muhafız Birl igini tamamen silahsızl andırmayı göze aldı, anarşisılcrin, birl ige karşı kendi silahlarını kullanmalanndan korkıugu yolunda alaylı bir bahane de buldu. <<Ru, sosyalizmin tam ve kesin za feridir!>> 2 Aral ıgı böyle niteledi Guizoı. Pariementer cumhuriyetin yıkıl ışında, proletarya çekirdek olarak bulunuyorsa da bu devri lişin ilk elle tutulur sonucu, daha çok Bonaparte'ın, Parlementoya, yürütme gücünün, yasama gücüne karşı kazandıgı bir zafer olmuştur. Parlcmcntoda, u l us, genel i radesini bir kanun yüceligine çıkarıyordu; bir başka deyişle, egemen sınıfın kanunu, onun genel iradesi oluyordu. Şimdi, yürütme gücü karşısında, bütün i radesinden vazgeçiyor ve yabancı bir iradenin em irleri ne boyun egiyordu. Yürütme gücü, yasama gücünün tersine, ulusun özerkli�i yerine. ul usun başka elden yönetimini i fade etmiş oluyor. Demek ki Fransa, bir sını rın baskısından kurtulur görünmüş, fakat hir ki şinin baskısı alıına ve hem de, otori ıe�·d olmayan hir ki şinin otoritesi al ıma gimı işıir. Bütün sınıllar, tüiCk dipçik lcri karşısında, eli kol u bagl ı , dili tutuk, dize geldigindcn, mücadele yatışmış görünüyordu. - 1 22 -


Bu yürütme gücü, pek geniş bümkrasi ve ordu örgütü ilc, kan�ık ve yapmacık devlet mekanizması ilc, korkunç parazit yanın milyonl uk memur ordusu ilc, beş yüz bin askerlik öıcki ordusu ilc, mona�i devrinde, dcrcbcyligin sarsılm ası üt.eri ne kurulmu�tur. Büyük arazi sahiplerinin ve �ehirlerin feodal imtiyazlan , devlet gücünün bi rer unsuru olmuş, derebcyligin ulu ki�ileri de, aylıklı devlet memuru durum una gclmi�lerdir; Onaçagın çeli�ik egemenlik haklannın alacalı haritası da, devlet otoritesinin pek düzgün bir planı olmu�tur; devlet otoritesinin i�lcmesi bir fabrikayı andınr: bir iş bölümü vardır ve bir merkezden yöneti lir. Ulusa bir burjuva bütünlügü vermek için, bölgelere, ülkeye, belediyelere ve eyaletlere ili�kin, bagımsız ne kadar güç varsa hepsini parçalamayı kendisine amaç edinen B i rinci Fransız Devrimi, zorunlu ol arak, mutlak mona�i nin yapıtını geli�tirecekti : hükümet cihazının merkezileştirilmesi ve etk i alanının geni�lctilmesi gibi. N apolcon, bu devlet mekanizmasını olgunla�tırdı. Me�ru monar�i ve Tem muz moııa�isi, - i� bölümü sisıemi, burjuva ıoplumu içinde yeni menfaal gruplan ve dolayısıyla, devlet için yeni bir materyal onaya çıkardıkça - bu rnekanizmaya daha geniş bir i� bölümü düzeni eklemekten öteye gidcmemiştir. Her onak yarar, hemen toplumdan aynlmış, daha yüksek, genel bir yarar olarak toplumun kar�ısına dikilmiş, toplum üyelerinin ini syatifinden kopup çözülmüş, bir hükümet eylemi konusu olm uştur; köprüden, okuldan ve en küçük köyün onak mülki yctindcn tutunuz da demiryollanna, kam usal mülkiere ve ünivcrsi ıelerc kadar bu hep böyledi r. Pariementer cumhuriyet, dev rime ka�ı yapııgı mücadelede, faaliyet araçlannı ve hükümet merkcziyeıçi li gi ni, önleyici tedbirlerle takviye eımck zorunlulugunu duymu�ıu. Bütün politik devri mler, bu düzeni parçalıyacak yerde, daha da gcli�tirm i�lcrdir. i ktidar iç in mücadele eden panilcr, bu uçsuz bucaksız devlet yapısını, üstün gelenin ba�lıca ganimeti saymı şlardır. - 1 23 -


Fakat m utlak monarşi devrinde, Birinci Dcvrimde ve Napoleon zamanında, bürokrasi , burjuvazi egemenligini hazırlama aracından başka bi rşey degildi . Restorasyon devrinde, Louis-Philippe ve pariementer cumhuri yet zamanında, bürokrasi, - bagımsız olma yolundaki çabalan ne olursa olsun - egemen sını fı n maşası idi. Devletin tamamen bagımsızlaşması, ancak İ kinci Bonapartc devrinde olmuştur. Devlet çarkı, burjuva toplumunun karşısında öylesine güçlendi ki başında 1 O Aralık Dcmegi liderinin bulunması bile yctiyor; yabancı ülkelerden gelen bu uydurma şövalye, içki ve sucuk karşılıgında kendisini satan ve durmadan da içki ve sucuk isteyen serseri askerlerin elleri üzerinde yükselmiştir. Fransa'nın göil;sünc basıp, solugunu kesen, donuk umutsuzlugun, korkunç cesaret ı n kl ıgının ve aşagılık duygusunun nedenlerini ortaya koyan iştc· budur. Bununla birlikte, devlet gücü havalarda dolaşmıyor. Bonapane, pek belirli bir sınıfı ve hatta Fransız toplumunun en kalabalı k sını fını, yani küçük toprak sahibi köylüleri temsil edi yor. Nasıl ki, Bourbon'lar büyük arazi sahibi bi r hanedan ve Orleans'lar da büyük para sahibi bi r hanedan olmuşlarsa, Bonaparte'lar da, köylülerin hancdanı, yani Fransız halkının büyük kütlesinin hancdanı olmuşlardır. Köylülerin seçtigi adam , burjuva Parlementosuna boyun egen Bol}aparte degil, tersine, bu Parlementoyu dagıtan Bonapartc'tır. Uç yıl içinde, kentler, 10 Aralı k seçimlerini ters yorumlam ayı ve köylülerin elinden İ m paratorlugu aşırmayı bccermişlcrdi. Bundan dol ayı , 2 Aralık 1 85 1 hükümet darbesi , 1 0 Aralı k 1 848 seçimine bir bütünlük geti rmiştir sadece. Küçük toprak sahibi köylüler üyelerinin hepsi ayni durumda, fakat biribi rierine degişik il işkileric b�iH ı olmaksızın yaşayan büyük bi r kütle teşkil ediyorlar. U rctim şekilleri, onlan karşı lıklı ilişkiler kurmaya götürecek yerde, biri bi rlerinden ayınyor. Bu aynlma, Fransa'daki ulaşım araçlannın kötü durumu ve köylülerin yoksul lugu yüzünden daha da tehlikeli bir durum alıyor. Küçük topragın işletilmesi, hiçbir iş bö lümüne, hiçbir bil imsel metodun uygulanmasına ve dolayısı yla, hiçbir - 1 24 -


gelişmeye, hiçbir yetenek degişikligine, toplumsal ilişkilerde hiçbir anışa i mkan vermiyor. Bu köylü ailelerinden herbi ri , kendi kendine tamamen yetiyor; tükcuigi şeylerin büyük kısmını, do�rudan do�nıya kendisi üretiyor ve böylece ge çimini, toplumdan çok, doga ilc yapugı dcgiş tok uştan s ag l ıyor. Tarla, köylü ve ailesi ; hemen onun dibinde, bir başka toprak parçası, bi r başka köylü, ir başka aile. Bu ailelerden bi r miktan, bi r köy, bir m i ktar köy, bir idari bölüm teşkil ediyor. Demek oluyor k i Fransız ulusunun büyük kütlesi ayni adı taşıyan çocuklann ba'\it bi r toplamı i lc - hemen hemen, patates dolu bir çuvaJın, bir patates çuvalı olması gibi - meydana gel i yor. Mil yonlarca köylü ailesi, kendi lerini bi ribirlerinden ayı r.ın ekonomi k k oş u l l arda yaşadıklan ölçüde ve yaşayış şekillerini , yararl annı ve kültürlerini, öteki sını flannkilere karşı tuttuklan ölçüde, aynk bir sını f teşki l ederler. Fakat küçük toprak sahibi köylüler arasmda yalnız komşuluk bagı bulundukça ve yararlanndaki benzerlik, aralannda bir birleşme, bir ulusal bag ve bi r po l i t ik örgüt yaraun adıkça, bu aileler bir sın ı f teşkil edemezler. B u yüzden de, sını f ya nı rl a n nı , kendi adi an na i ş görecek ya bi r Parlemento, ya da bir Meclis aracı l ı gı

i lc savunamazlar. Kendi kendilerini temsil edemezler; temsil edil mek zorundadı rlar. B u tem silciler, kö yl ü lcrc efend i leri olarak, ü s t ün b i r otorite olarak v e onlan öteki sını nara k a rş ı ,

koruyan ve yukandan yagmur ve güneş gönderen bir hükümet gücü olarak görünmek durumundadırlar. Dolayısıyla, küçük toprak sahibi köylüleri n politik anlayı şı, toplumun, yürütme gücüne bag l ı l ı g ı ilc anl atılabil i r.

Tarihsel gelenek, Fransız kö yl ü l e rinin kafasında, Napol eon adını taşıyan bir ad am ın, kendilerine parlak devi rlerini geri gc tirecegi inancını yaratmışt ı r. Napolcon geç i ne n biri çıktı ge ld i - çünkü, adı bö y le y d i gerçekten -; N apo leo n kanununun şu maddesine de uygundu durumu: <<Babalı k arJ.ştı rm ası y asa k l anmı şt ı r >> Y i rm i yı llı k avareliktcn ve bir yıgın biçi msi z serüvenden sonr.ı, e fsane gc rçe k le şiyo r ve bu adam Fransı zlann kral ı oluyor. Yegenin sapiantısı gerçekleşmi ş oldu böylece; ç ün k ü bu saplantı, Fr.ınsız halkının en kalabalık sınıfının saplantısına u yuyordu. .

- 1 25 -


Fakat acaba, hem Fransa'nı n yansında çıkan köylü ayaklanmaianna hem de köylüler üzerine askeri birlikler göndcrilmcsinc, köylülerin kütle halinde hapse atı lıp sürülmclerinc karşı konacak m ıdır? XIV. Louis'den bu yana, Fransa, böylesine köylü katliamı görmemiştir. Anlaşmaya varalım bir kez. Bonapanc sülalcsi, dev rimci köylüyü dcgil , tersine, muhafazakar köylüyü; küçük toprak mülkiyeti düzeninin ortaya koydugu toplumsal yaşayış koşullanndan kurtulmak isteyen köyl üyü dcgil, tersine, bu koşullan pc klcştirmck isteyen köylüyü; kendi cncıjisinc dayanıp, kentieric sıkı işbi rligi yaparak eski toplumu devirmek isteyen köy halkını deg_i l, tersine , bu köhne rejimin içine adamakıllı kapanm ış, Imparatorluk hortlagının kendisini kurtarmasını, kayı mıasım bekleyen köy hal kını temsil edi yor. Bonapartc sülalcsi, ilerlemeyi degi l , tersine, köylünün boş i nanını, hükmünü degil, peşin hükm ünü, gclcccgini dcgil, geçmişini tem sil ediyor. PariemenLer cumhuriyetin üç yıllık scıt yönetimi, Fransız köylülerinin bir kısm ını, Napolcon hayal lerinden kurtarmış ve devrimci yapm ışu; fakat harekete geçtikleri her kez, burjuvazi tara fından bastı nlmıştır bu köylüler. Pariementer cumhuriyet zamanında, Fransız köylülerinin m ode m bilinci , geleneksel bilinçleri ilc çaLışır olmuştur. Süreç, ilkokul ögretmcnlcri ilc papazlar arasında bitip tükenmeyen bir mücadele halinde uzadı gitti . Burjuvazi dayak allı ögretmcnlerc. İ lk olarak köylüler, hükümet eylemi karşısında bagımsız bir tutum almaya çaba göstcrdilcr. B u muhalefet, belediye başkanlan ilc valiler arasında sürekli anlaşmazl ıkl arla ortaya döküldü. N ihayet, pariementer cumhuriyet zamanında, çeşitli bölgelerdeki köylüler, kendi çocuklanndan kuru l u orduya karşı ayaklandıl ar. Burjuvazi , onlann agzının payı nı sıkıyöncıirrı lc ve ölüm eczaları ilc verdi. Şimdi de ayn i hurjuvazi, kütlelerin ve Bonaparte'ın hatın için kendisine ihanet eden <<aşagılık halk yıgını nın>> alıkhgmdan sızlanıp duruyor. Köylü sını fında imparator sevgisini güçlendiren burj uvazinin kcndidir; bu köylü


tutkusunu doguran koşullan m uhafaza eden, yine buıjuvazidir. El bette buıjuvazi, kütleler muhafazakar kaldı kça, alışkanlıgından, devrimci oldukça zekasından - çckinccektir. Hükümet darbesinin ertesinde meydana gelen ayak lanmalarda, Fransız köyl ülerinin bir kısmı , 10 Aralıkta verdikleri kendi oylanna karşı, elde si lah protestoda bulundu. 1 848'dcn bu yana, edindikleri tecrübe, akıllannı başianna geti rmişti . Zaten bu köylülerin çogu henüz, kendi ham hayallerinin öylesine esiri ydiler ki en kızıl illerde halk, açıktan açıga Bonapartc'a oy verdi . Onlara göre, Millet Meclisi, Bonapartc'ın yapacagı şeyleri önlcmişti ve Bonapartc da, sadece, şehirlerin zincire vurduklan köy iradesini özgürlügc kavuşturmuşıu. H atta yer yer Napolcon'un yanına bir de Konvansiyon koymak gibi gülünç bi r fikir bcsliyorlardı. B i ri nci Devri m, yan köle köylüleri alıp, serbest toprak sahibi durumuna getirdikten sonra, Napoleon, köylülcrc, payianna düşen topragı rahatça işleme ve toprak sahibi olmanın heyecanını tatmi n etme imkanını veren koşul lan saglam a bagladı, bi r düzene soktu. Fakat şimdi, Fransız köylüsünü i ll asa sürükleyen şey, Napolcon'un saglam laşıırdıgı mülkiyet düzeni , yan i , toprak dagı ıım düzeni olm aktadır. Feodal Fransız köylüsiinü. toprak sahibi ve Napoleon'u da imparator yapan hep m addi koşullardı r. I k i kuşak yetmiştir şu kaçınılmaz sonucu meydana getirmeye: ıanm alanında durum gittikçe ciddi leşmiş ve köylü gittikçe borca baırnıştır. X I X . Yüzyıl başlannda, Fransız köylü halkının özgürlük ve zenginliginin zorunlu koşulu <<napolyonvari>> mülkiyet düzeni, bu yüzyıl içinde, kölel igin ve görülmedik bi r yoksul lugun nedeni olmuştur. Ikinci Bonaparte'ın savundugu <<napolyonvari fi kirlcrin>> bi rincisi budur. Küçük toprak mülkiyetinin yıkılma nedenini , bu m ülkiyelin kendi yapısında dcgi l de bu yapı dışında, ikinci dcreecden koşullann cıkisinde aramak gcrckıigi fikrin i, Bonapartc, hala köyl ülc rlc payiaşı yorsa girişeccgi bütün denemeler, üretim il işkilerine dokununca, sabun köpügü gibi söneccktir. Küçük toprak mülk iycıi düzeninin gelişmesi , köylü sını fının topl umun öteki sını ilan i lc i l işkilerini tepeden ıımaga yı kmışıır. Nepolcon zamanında, ıopragın parscllenmcsi, köylerde serbest rekabete ve şehi rlerde, - başlangıçta - büyük - 1 27 -


' sanayi dü7.enine bütünlük vermekten öteye gidemedi. Köylü sınıfının yar.trlandıgı özel ücret bile, yeni burjuva toplumunun yaranna idi. Yeni ortaya çıkan bu sınıf, burjuva rejiminin kent kapılan ötesine dogru bir uzantısı idi; rej im ulus çapında gerçekleşiyordu anık. Bu sınıf, kısa bir süre önce her yanda yıkılan büyük arazi sahibi aristokrasiye karşı tepki teşkil ediyordu. Köylüler özel bir ücret alıyorlarsa, bunun nedeni, feodaliLcnin yeniden dirilmesine karşı bir hücum üssü saglamış olmalan idi. Küçük arnzi mülkiycti düzeninin Fransız topraklanna saldıgt köklcr, dcrebcyl igin her türlü besinini çekip al ıyordu. Bu düzenin koydugu engeller, eski efendilerinin saldırgan dönüşlerine karşı burjuvazinin dogal kalesi ol muştur. Fakat X I X . Yüzyılda, derebeylerin yerini şehir tcfccileri ; toprak üzerindeki derebey intifa hakkının yerini i potek sistemi , aristokratik arazi mülkiyetinin yerini burjuva sermayesi alm ıştır. Köylünün elindek i toprak parçası, artık kapitalistin, topraktan yarar ve gelir saglam asına olanak veren bir vasıtadır; yine bununla kapital i st, köylüyc, ücretini nasıl kazanabileccgini görme imk�nını oagışlıyor. Topraga gelip dayanan ipotckli borç, bütün Ingiltere devlet borçlannın yıllı k faizi kadar yüksek oir borç taksiti yük lüyar Fransız köyl üsünün sı nına. Küçük toprak mülkiyet düzeni, - ki bu mülkiyelin yaygınlaşması, köylüyü kaçınılmaz şekilde kölet igc dogru i tiyor - Fransız u lusunun büyük kütlesini , m aganı adam ı yaptı sonunda. Onaltı m i l yon köylü, - kadınlar ve çocuklar dahil - magaralarda oturuyor; bu magaralann büyük kısmının bir tck, bir kısmının iki, en elverişli olanlannın üç hava dcligi vardır. Oysa, kafa için beş duyu organı ne ise, bir cv için de pencereler odur. Yüzyılın başlannda, parlak başanlarla geliştirdigi bu yeni toprak düzeninin başına devleti nöbetçi koyan burjuva takımı, şimdi, dev letin kanını ve il igini emen bir · vampir olmuştur ve bu cevherleri sermayenin sihirli kazanına almaktadır. Napolcon kanunu, artık bir haciz ve icra yol uyla satış kanunundan başka bir şey deg i ldir. Dört m ilyon - çocuklar v.b. dahil - <<resmi>> yoksul, serseri, katil ve fahişenin yanı sıra, uçurumun kenanna ası lmış ve köylerde oturan, yahut da yırtık pı rtık elbiseleri içinde, çoluk çocuk köyden şehire, şehirden köye göçeden beş milyon adam var. Dolayısıyla, köylüleri n yaran anık, Napoleon zamanında oldugu gibi , burjuvazinin yararlan ilc ve sermaye ile - 128 -


uyuşma degil, çatışma durumunda bulunuyor. B u yüzden köylüler, dost ve kılavuzlannı, amacı burjuva düzenini degişti rmek olan şehir proletaryası içinde buluyorlar. Fakat güc;lü ve mutlak hükümet>>, - bu da. Ikinci Napoleon'un uygulayacagı ikinci <<napolyonvari fikirdir>> - bu <<maddi düzeni>> silahla korumaya davet edi liyor. Bu nedenden ötürü, bu <<maddi düzen>>, ayaklanan köylülere karşı Bonaparte'ın yayınladıgı bi ldiri lerde diline doladıgı <<parola>> oluyor. <<Güçlü hükümet>>, ve vergi, eş anlamlı iki terimdir. Küçük toprak m ülkiyeti düzeni, yapısı gercgince, tüm yetkili ve geniş çaplı bi r bürokrasiye dayanıklık eder. Bu türlü mülkiyet düzeni, ülkenin tüm yüzeyinde, i lişkiler ve kişiler ar.tsındaki seviye eşitligini, dolayısıyla da, merkeziyetçi bir iktidar için, bu kütlenin her noktasında ayni eylemi yapma olanagını saglar; halk kütlesi ile iktidar arasına yerleşmiş aristokratik ara tabakalan ortadan kaldınr. Dolayısıyla, bu iktidann her yandan dogrudan müdahalesini saglar. Nihayet, ne şehirde ve ne de köyde iş bulamadıgından, - kibarca verilen sadaka ömegi memurluk aramaya çıkan işsiz bir kalabalık meydana getirir ve bu memurluklann yaratılmasını teşvik eder. Napoleon devrinde, hükümet kapısına bakan bu kalabalık personel , dogrudan üretici dq1i ldi; �yle ki, devletin saldıgı vergilerle, yeni gözünü açmış köylü sını fına bayındırlık işleri adı altında, şimdiyedek burjuvazinin özel endüstrisi yardımı i le gerçekleştiremedigi şeyleri gerçeklcştiriyordu. Demek oluyor ki, devlet vergisi, şchirle köy arasındaki m übadeleyi sürdürmek için gerekli bir �askı ardcı idi. Yoksa, küçük toprak sahibi köylü, - Norvcç'te ve ısviçre'nin bir kısmında oldugu gibi - kendi kendine yeter bir köylü olarak şehirli ilc her türlü ilişkiyi kescbil irdi. Napolcon, süngüsü sayesinde ve kıtayı yagma etmek suretiyle yeni pazarlar açmakla, ana pard ve faizleri de dahil, salınan vergilerini hepsini ödedi. Bu vergiler, o zaman köylü zanaati için bir uyarıcı oluyordu; oysa şimdi, bu zanaatin son dayanagını d:ı onadan kaldınyor ve onu büyük bir yoksullugun karşısında bırakıyordu. Omuzlan rütbc şeritleriyle alacalı, iyi beslenmiş bir bürokrasi, işte, ikinci Bonapane'a en çok çekici görünen napolyonvari fikir>> budur. Kendini, toplumun gerçek sınıflan yanı sıra uydurma bir <<kast>> yaratma zorunda gören - 1 29 -


bir adama, bu fikir nasıl hoş görünmezdi? Bonaparte rejiminin devamını saglamak, bu kast için bir geçim davası olmu�tur. Napoleon'un en son yapuklanndan biri de memur m aa�lannı eski ölçülere yükseltmek ve yeni çöplcnme yerleri açmak oldu. Bir başka <<napolyonvari>> fikir de hükümete yardımcı olarak, papazların egemenligini saglamakur. Yeni dogan küçük toprak rejimi , toplumla u yum içindeyken, dogaı güçlere baglılıgı varken, kendini yukardan koruyan yctkeye boyun egerken, elbeue dindardı; am a toprak parçası borca girince, kendi sıkıntısının da ötesine iti lince, elbcue dinsi zleşmektedir. Gökyüzü, yeni kazanılan bu topraga hoş şeyler katı yordu; ne de olsa, yagmur ve güneş oradan geliyordu. Fakat topragının yerine gökyüzünü geçirmeye zorlanır zorl anmaz, bunu bir küfür kabul ediyor köylü. Papaz, artık sadeec polisin kutsal köpcgi olarak görünüyor ortada; görevi de Napoleon devrinde oldugu gibi, şehirlerdeki köylü rejimi düşm anlannı degil tersine, köylerdeki Bonapartc düşm anlannı göz hapsinde bulundunnaktır. Roma sefcri bir kez daha yapılacaktır Fransa'da; ama Montal cmbert'in istediginden tamamen başka bir yönde. <<Napolyonvari>> ana fikir, ordunun crkçe üstün oldugu fıkridir. Ordu, küçük toprak sahibi köylülerin <<şeref nişancsi>> idi; kahntmanlaşmış köylüler demekti ordu; bu kahramanlar yurt dışında yeni mülkiyet düzenini savunuyorlar, yeni kazandıklan m illiyeli y):icelliyorlar, ortalıgı yagma edip, devri m iere yol açıyorlardı. Uniforma, onlann resmi elbisesi; savaş, şi irleri; küçük toprak parçasının kafada büyütülmüş şekl i, vatan; mülkiyet duygusunun en ideal şekli ise vatanseverlik oluyordu. Fakat Fransız köylüsünün, mülkiyet hakkını savunmak zorunda kaldıgı düşmanlar, şimdi artık Kazaklar degil, ipotek kayıt defterinde bulunuyor. Ordu artı k, köy gençliginin degil, alt proletaryanın gözbcbc�idi r. Nasıl ki Bonapane'ın kendi Napolcon'un yerini almı�sa, ordu da, bede llerden meydana gelmektedir. Yaptıgı �eyler de köylü avından, jandarma hizmetinden öte degildir şimdi; düzenindeki iç çclişmeler, 10 Aralık Demegi liderini, Fransız sınırlan dışına itecek olursa, ordu, bir iki e�kiyalık marifetinden sonra, zafer defneleri toplamak şöyle dursun, tckme yiyecektir her yandan. - 1 30 -


Gördügümüz gibi, bütün <<napolyonvari fikirler>>, henüz gelişmemiştir ve gençlik tazeliei taşıyan bu küçük toprak düzeni yarariarına uygun düşmektedir. Ama bu düzen kocayınca, <<napolyonvari>> fikirlerle çatışmaya girer. Ölüm döşeginde gördügü hayallerdir sadece bu fikirler. Fakat Fransız ulusunun büyük kütlelerini geleneklerin agtrlıgından kunannak için, emperyalizmin gülünç yarısılaması (parodi) zorunlu idi. Küçük toprak düzeninin hızla çöküşü ile birlikte, onun üzerine otunulmuş ol an devlet yapısı da yıkılıp gidi yor. Modem toplumun ihtiyacı olan politi k merkezleştinne, ancak, eskiden derebeylige ka�ı savaşmak için örgütlendirilmiş hükümet, ordu ve bürokrasi mekanizmasının kınnulan üzerinde yüksclebilir. Devlet çarkının parçalanması, merkezleştinneyi tehlikeye sokmayacaktır. Bürokrasi, merkezciligin - bu merkezcilik, henüz karşıu olan derebeylik düzeninin etkisindedir - düşük ve kaba şeklinden başka bir şey degildir. Napoleon'a hayat vennektcn umudunu kesen Fransız köylüsü, elindeki toprak parçasına inancını yitiri yor. Fransız köylüsünün bugünkü durumu, Bonaparte'ı, Sina dagına, düstur alm ak için degi l , düstur vennek üzere götüren 20 ve 2 1 Aralık seçimlerinin esrar perdesini kaldınyor bize. Ge rçegi söylemek gerekirse, Fnmsız ulusu, bu ugursuz günle rde demok rasiye k a� ı agır bi r günah işlemiştir; o demokrasi ki Tanrının her günü diz çöküp yalvanyor: <<Kutsal Seçim, ne olur, bizim için dua et!>> Genel seçim sistemine gönülden baglı olanlar, kendi leri için pek çok iyi şeyler yapm ış olan Bonapane'ı alıp, bir Napoleon, bir Saul, bir Saint Paul, bir Simon, bir Saint-Pierre (25) haline getiren mucizeli güçten elbette vazgeçmek i stemezler. Halkın ruhu, sesini oy sandıkJan

(25) Sau l : tsrait'in ilk kralı; ikincisi Davuı'tur. Saul, çoban Davut'u alıp, sevgi l i kulu ve damadı yapmı�ur. Fakat Davut'un b�ılarını

k ıskanmış onu daglara sürmüştür. Sonunda da Davut kendisini yenmiş ve yerine kral olmuştur. Simon: Katalik dinbilimine göre, lsa'nın oniki havarisinden bi ri .

- 131 -


aracılıgı ile iletir, tıpkı Zekeriya Peygamber'in (26) Tannsının kuru kemiklere seslendigi gibi : <<Tann , kemiklcre şöyle seslendi : Işte, si1..e ruh veriyorum, canlanacaksınız!>> Burjuvazinin o zamanlar, Bonapane'ı seçmekten başka çıkar yolu yoktu.

Ya despotizm ya da anarşi ,

ikisinden birini

seçecekti. Köstence din bilginleri toplantısında, ilkeciler, papalann sefih yaşantısından yakınıp, törclerde bi r reform yapılması gerektigi konusunda sızlanınca, Kardinal Picrre d'Ailly, gök gürlemesini andınr bir sesle onlara şöyle bagı rmışu : <<Katol i k kil isesini yalnız şeytan kunarabil i r, sizlerse melek anyorsunuz ! >> Ayni şekilde, Fransız buıjuvazisi de hükümet darbesinin encsindc şöyle haykırdı : <<Buıjuv a toplumunu yalnız, 1 0 Aralık demcginin başı kurtarabilir! Burjuva toplumunu yalnız hırsızlık kunarabi lir!>> Bonapanc, toplumdan ayn bir yürütme gücü olarak, <<buıjuva düzenini>> güven altına almaya çagnlm ış hissediyor kendini . Fakat bu buıjuva dü1.eninin güç kaynagı ona sını fu r. Bu yüzden, Bonapane, bu sınıfın temsilcisi pozunu takınıyor ve kararnamelerini bu cspri ilc yayınlıyor. Y alnız bu ona sını fın politik etkisini parçaladıgı ve her gün de parçalamakla oldugu içindir k i bir önem taşıyor Bonapanc. Bu sını fın politik ve edebi gücüne düşmanlık taslıyor bu yüzden. Fakat ona sını fın maddi gücünü korumak sureti yle, ona yeniden politik güç kazandınyor. B u yüzden, göründügü yerde sonucu onadan kaldınp, nedeni muhafaza etmesi gereki yor. Fakat bütün bunlar, küçük neden ve sonuç kanşıklıgı olmadan meydana gelemez. Çünkü, her ikisi de, kendi eylemlerinde ve karşılıklı tepkilerinde ayıncı nitelikleri ni yitirirlcr. Sınır çizgisini silen karamameler i ş te bundan doguyor. Ayni zamanda, Bonapane, - burjuva toplum unun sınırlan içinde, daha aşagı sınınan da mutlu kılmak isteyen köylü ve halk temsilcisi oldugundan - burjuvaziye karşı çıkmış oluyor. <<Gerçek

yeni

- 1 32 -


sosyalistleri>>, hükümet olgunlugundan yoksun bırakan yeni karamameler doguyor bundan da. Fakat Bonapane, herşeyden

(26) Dön büyük ibr.mi peygamberinden biri. önce,

1 O Aralık Demegi liderligi, alt proletarya temsilciligi

pozunu alıyor; kendi, çevresindekiler, hükümeti, ordusu hep bu demegin malıdır. Bu demek için herşeyden önce gelen konu, çıkarlannı

kollamak,

hazineden çekmektir. karamamelerle,

Kal i fomi ya

piyangosu

paralannı

10 Aralık Demegi'nin başı oldugunu,

karamamesiz,

ve

karamarnelere

ragmen

dogruluyordu Bonapane. Adamın üzerine aldıgı bu çelişmeli görev, hükümetinde çelişmeler oldugunu, bir oraya bir buraya başvurdugunu açıkça ortaya koyuyor; şu veya bu sınıfı kah kendine çekmeye, kah kötülemeye çabalıyor, en sonunda, hepsini de isyan ettiriyor. Bu pratik kararsızlık, hükümet eylemlerinin buyurucu ve keskin üslubu ile - amcadan kalmadır bu üslup - son derece gülünç bir karşıtlık teşkil ediyor. Sanayi ve ticaret, dolayısıyla, ona sınıfın işleri, güçlü bir hükümet devrinde, sıcak limonluktaki bitkiler gibi, gelişmclidir. Ö yleyse, bir yıgın demiryolu imtiyazı ihsan edilmeli. Ama bir de zenginleşmesi gereken bonapançı ai t proletarya var; dolayısıyla, Borsada, eski kurtlar hemen demiryolu imtiyazlan üzerinde dalavere çeviriyorlar. Ama hiçbir kapital, demiryolu imti yazına para yatırmak istemi yormuş; ne çıkar, bankalar, dem iryolu şirketlerinin hisse senetleri karşılıgı avans vermege zorlanır olur biter. Ama bir yandan da, bankayı kişisel çıkariara alet etmek isteniyor; bu yüzden de, bankanın sını okşanıyor. Bankanın haftalık bilanço yayınlama zorunlulugu kaldınl ıyor. Hükümetle yapılan bu mukaveleden banka aslan payını alıyor. Ama öte yandan, halka da iş bulmak gerek; gelsin, bayındırlık


çalışmalan. Kamusal inşaat, halkın vergi yükünü agtrlaştınyor ama, gelir sahipleri sagolsun; hemen yıllık faizler % 5 ten, % 4,5 a indiriliveriyor; vergiler de yan yan ya azaltılıyor. Fakat bir de, agzına bir parmak bal çalınacak ona sınıf var. O zaman, akla gelen şey, <<pcr.ıkende>> şarap vergisini iki misli artırmak, şarabı <<toptan>> içen ona sınıf için bu vergiyi yan yanya indirmek oluyor. Mevcut işçi kuruluşlan dagıulıyor, ama dcmekçiligin ilerde getirecegi mucizeler övülüyor. Yardımına koşulacak köylüler de var; öyleyse gelsin, köylünün borçlanmasını ve mülkiyelin merkczleşmcsini hızlandımcak emlak kredi bankalan . Ama bu bankalar, Orleans sütalesinin müsadere edilen mallanndan par.ı kazanmalıdır. Hiçbir kapitalist, karamarnede olmayan bu koşulu kabul etmediginden, emlak kredi bankası basit bir kararname olarak kalıyor. Bonapane, toplumun bütün sını nanna babalık etmek isterdi. Fakat birinden almadan öbürüne bir şey vercmiyor. Nasıl ki, Fronde sıralannda, Guisc Dükünün Fransa'nın en iyiliksever adamı oldugu söylcnirdi, çünkü bütün malını mülkünü tahvile çevirmişt.i ; Napoleon da öyle yapıp, Fransa'nın bütün tapusunu, bütün iş düzenini bir tck tahvile çevirmek istiyordu; karşılıgı, tabii kendinde bulunacaktı. Önce Fransa'yı soyup sogana çevirmek, sonra da, çaldıklannı Fransa'ya geri vermek, daha dogrusu, Fransa'yı Fransız parası ilc yeniden satın almak istiyordu; çünkü, 1 0 Aralık' Dc megi'nin başı sıfatiyle, kendine geçecek her şeyi satın alması gerekmektedir. Neler satın alınacak gibi degildi, devlet kurumlan, Senato, Danıştay, Yasama organı , Lcgion fld'Honneur nişanı, kahr.ımanhk madalya.o;ı, lavuarlar, bayındırlık çalışmalan, demiryollan, askersiz muhafız birligi kurmayı, Orleans sütalesinin müsadcre edilen mallan, kısacası herşey. Ordudaki ve devlet mekanizmasındaki her görev bir alış veriş aracı oluyor. Fakat Fransa'nın elinden alınaniann sonradan Fr.ınsa'ya geri verilmesi

- 1 34 -


işinde, en öneml i şey, bu alış veriş yapılırken, 1 0 Aralık Demcgi liderinin ve üyelerinin ceplerine giren komisyonlardır. Momy'nin metı-esi Kontes L . şu lati fesiyle, Orleans sülalesi mallannın müsaderesine anlam kazandırmıştır: <<Kartalın bu ilk uçuşudur.>> Bu latife, kartahn bütün uçuşlanna .

uymaktadır; zaten bu kanalın

.

kargadan ayn yanı kalmamıştır,

Bonapane ve hempalan, her gün biribirterine, şu İtalyan rahibinin, yıll arca yese bitiremi yecegi kadar malı oldugunu söyleyen cimriye dediklerini tekrarlayıp duruyorlar: <<Elindeki mallan sayacagına, önünde yaşayacak kaç yılın var, onlan say.>> Yıliann sayısında belki hataya düşerler diye, dakika dakika sayıyorlar onlar da ömürlerini. Ne idigi belirsiz bir maskara sürüsü, rütbelerle süslü elbiseleri içinde, yaygaracı , ipi pazara çıkmış, soyguncu bi r derbeder takımı Upkı Soulouque'un (27> yüksek memurlan gibi gülünç bir cakayla sarayda, bakanlıklarda, idare ve ordunun yüksek kademelerinde habire koşuyor. 10 Aralık Dem�gi ahlakçısının Veron Crevel, akıl hocasının da (iranier de Cassagnac oldugu düşünülürse, bu demegin üst tabakasının ne oldugu kolayca anlaşılabilir. Guizot, Başbakanlıgı sırasında, bu Granier'yi, küçük bir gazetede haneden m uhalefetine karşı kullanırken, onu hep şöyle •

överdi: <<Maskaralar kralıdır bu.>> Saray ve Bonapane'ın güruhu konusunda, XV. Louis'yi haurtatmak haksızlı k olur' Çünkü, <<. . . Fransa, oldukça çok sayıda metres hükümeti görmüştür, fakat kendisini tesli m eden erkeklerden kurulu bir hükümet asla.>> (27) Souloque: ( 1 782- 1 86 7) Haiti Cumhurbaşkanı. Napoleon'u taklif ederek, 1 849'da kendini Haiti Imparatoru ilan euniş, çevresine zenci mareşal ve generallerden kurulu bir genel kunnay toplamış, sarayını, Fransız sarayı gibi örgütlemiştir. Fransız halkı, Lous Bonapaıte'e, Soulouque !akma adını vennek suretiyle bu benzeriiRi usıaca yakalamıştır.

- 1 35 -


Bonaparte, bir yandan, durumundaki biribirini tutmaz zorunluklann baskısında kalırken, öte yandan, bir hokkabaz gibi, birkaç numara ile seyircilerin dikkatini hep üzerinde tutmak ve dolayısıyla, her gün minyatür hükümet darbesi yapmak zorunda kalıyor; böylece de buıjuva ekonom isini altüst ediyor, I 848 Devrimine dokunulm az görünen her şeye dokunuyor, bazılannı devrime şükrcttiriyor, bazılaona da devrim istegi veriyor, hükümet çarkının itibannı kırmak ve onu hem rezil ve hem de gülünç duruma sokm ak suretiyle de düzen adına anarşi yaratmış oluyor. Paris'tc, Napolcon'un giydigi imparatorluk hırkasına saygı adı altında, Trcves Kutsal Gömlegi (28) saygısını tazeliyor. Fakat imparatorluk hırkası, Louis Bonaparte'ın omuzlanna kondugu gün, Napoleon'un tunç heykeli, Vendome sütunundan yuvarlanacakur.

(28) Treves katedralinde muhafaza edilen kutsal kalınu. Efsaneye göre, bu gönlek, Büyük konstantin'in annes i lmparatorice Helene ı.:ırafından Treves Piskoposu'na hed i ye edilmiştir. 1 844'ıe, Piskopos Amoldi bu emaneti halka gösterdi; bu da pek çok kaloligi sinirkodirdi ve Rongc'un yönetim indeki Alman katolik hareketinin ıeşckkülünüjkolaylaşurdı. Ronge, Amoldi'ye gönderdigi bir m ek tu pla ,

böyle bir ıaassuba ve boş inana şiddeıJe karşı çıktı.


KİTAPTA GEÇEN İSİMLER ÜZERİNE AÇIKLAMALAR

Baraguay d'Hilliers, Kont ( 1 795- 1 878) Ordudan yetişmedir, 1 848 ve 1 849 yıllannda Doubs Ili Milletvekili ve düzen partisinin yöneticilerinden biri. Louis Bonapane'la birlik olmuş, 2 Aralık hükümet darbesine katılmıştır. Mükafat olarak, mareşallige terfi ettirilrniş ve senatör olmuştur. Baroche ( 1 802 - 1 870) Avukat. Bourges Yüksek Adalet Divanı Baş Savcısı. Louis Bonapane'la birlik olmuş, 2 Aralık hükümet darbesinden sonra Danıştay başkanlıgına getirilmiştir. Barrot, Odilon ( 1 79 1 - 1 873) Temmuz Monarşisi zamanında, ılımlı solculann lideri. Orlenistlcrin arasında bulunmuştur. Louis Bonaparte'ın ilk kabinesinde (20 Aralık 1 848 - 1 Kasım 1 849) Başbakanlı k ve Adalet Bakanlıgı yapmış, basın ve toplanma özgürlügünü kısıtlayarak, kulüpleri kapatarak, Roma seferini zorla kabul ettirerek gerici bir politika izlemiştir. Monarşist inançlanna dönünce, Bonapartc'tan aynlmış ve hükümet darbesinden sonra, t mparatorlugun çöküşüne kadar politik hayanan çekilm iştir.

- 1 37 -


Blanc, Louis ( 1 81 1 - 1 882) Politika yazan, politika adamı, sosyalist kuramcı. 1 840 da, işçi dünyasında büyük bir yankı uyandıran << I ş Organizasyonu>> adlı bir broşür yayınlamışur. 1 84 1 'de, <<On yılın tarihçesi>>, 1 847 de, <<Devrim Tarihi>> adlı kitaplan yayınlandı. Sınıf mücadelesi prensibini kabul etmiyor, devletin desteklcdigi ulusal iş yerlerinin organizasyonu sayesinde, kapitalist toplumun banş içinde sosyalist toplum durumuna geçebilecegini düşünüyordu. Blanqui, A uguste ( 1 805 - 1 88 1 ) XIX. Yüzyıl Fransız devrimcilerinden bi ri . Devrimci fikirleri, babuvizmin büyük ölçüde etkisinde kalmışur. Karbonarizmi benimsemiş, 1 830'dan sonra, Temmuz Monarşisine karşı bıkmadan mücadele etmiştir. 1 839'daki ayaklanmadan sonra, ölüme mahkum edilmiş, arkasından cezası müebbet hapse çevrilmiştir. Şubat Devrimiyle serbest bırakıldı. Hemen bir kulüp kurdu, işçi sını fını örgütlerneye çalıştı. 1 5 Mayıs 1 848 hareketine katılışından dolayı, yeniden on yıl hapse mahkum oldu. 14 Agustos 1 870'de, III. Napoleon hükümetini, 30 Ekimde de Milli Savunma hükümetini devirmeye teşebbüs etmiştir. Bu son teşebbüsünden dolayı müebbet hapse mahkum olmuş, bu yüzden 1 87 1 ayaklanmasına kaulamamışur. Cassagnac, Adolphe - Garnire ( 1 806 - 1 880). Yazar, tarihçi, romancı. Orleans hanedam taraflısı. Şubat Devrimi'nden sonra, koyu bonapartçı olmuş, Bonapane'ı, önceleri Cumhurbaşkanı iken, sonralan lmparatoıt.en, edebi çalışmalan ile desteklemiştir. Yasama Kurulu üyesi. Kuruntudan uzak polemigi ile tanınır. - 1 38 -


Caus.4iidiere, Ma re (1 808 - I 86 1 ) Saint - Etienne'de, memurken, I 834 Lyon ayaklanmasına katılmış, yirmi yıl . agır hapse mahkum olmuş, sonra I 837'de affa ugramıştır. Bütün cumhuriyetçi komplolarda pannagı vardır. I 848 Şubatında, barikatlar üzerinde çarpıştıktan sonra, emniyet müdürlügünü eline geçirmiş ve orctda kalrnışur. 1 5 Mayıstan sonra, suçlandı nlmış, I 848 Haziran ayı olaylannda takibata ugr.ınuş ve yurdu terketmek zorunda kalmıştır. Cavaignac, Eugene - Louis ( 1 802 - 1 857) General, politikacı, ünlü cumhuriyetçi, Godefroy Cavaignac'ın küçük kardeşi Kurucu Meclis ve Yasama Meclisi üyesi, buıjuva cumhuriyetçi panisinin <<öz>> cumhuriyetçiler partisinin liderlerinden biridir. Savunma Bakanı olmuş ve I 848 Hazir.m olaylannda ayaklanmayı bastırmak için olaganüstü yetkiler almış, fakat bu yetkileri pek kabaca kullanmıştır. Sonra, Başbakan olmuştur. Cumhurbaşkanlıgı seçimlerinde ancak 1 44 8 1 07 oy alabilmiş, oysa Bonapane, üç misli oy almıştır. 2 Aralık gecesi, tevkif edilmiş, fakat hemen serbest bırakılmıştır. Cavaignac, iki kez Paris milletvekili seçilmiş, ikisinde de yeni rejime baglılık andı içmeyi reddetmiştir. Chambord, Henri - Charles d' Artois, Bordeaux d ükü, Kont (1 820 I 883) Berry Kontunun oglu, X. Charles'in torunu. 1 830 yılı Temmuz olaylan sırasında, X. Charles, onun lehine tahttan fe ragat etmiş, bunun üı..erine de Chambord Komu, V . Henri olarak Fr.ınsa tahuna oturmak istemiştir. İkinci Cumhuriyet devrinde, Emst'te. oturmuştur. Ölümü ile, Bourbon sülalesi sönmüştür. -

- 1 39 -


Changarnier ( 1 793 - 1 877) General 1 848'de, Cezayir Genel Valisi. Bu tarihten biraz sonra Kurucu Meclis'e seçilmiş; Paris aske ri birli k lerinin kumandanlıgına atanmış, monarşistlerle birleşmiştir. Louis-Napoleon Bonaparte'ın r.tkibi oldugundan, 2 Aralık 1 85 1 'de, görevinden atılmış, tevkif edilmiş, sürülmüştür. 1 875'de, cumhuriyet aleyhine oy kullanmış, fakat yine de, tabi senatör olmuştur. Duprat, Pierre - Pascal ( 1 85 1 - 1 885) Politikacı. Kurucu Meclis ve Yasam a Meclis ü yesi, Onun verdigi önerge üzerine, Paris'te sıkıyönetim ilan edih'niş ve Cavaignac, diktatörlüge getirilm iştir. Louis Bonaparte'ın kararlı düşmanıdır. 2 Aralık hükümet darbesinde. tevkif edi lip sürülmüştür. Falloux, Kont ( 1 8 1 1 - 1 886) Lejitimist ve papaz egemenligi taranısı. 1 846'da milletvekilligi, sonralan, 1 848 Kurucu Meclis üyesi. İ şçi haraketine son verilmesinden yana olmuştur. Odilon Barrot kabinesinde, Milli Egitim ve Diyanet İ şleri Bakanı olmuş, egitimi, papazlara bırakan <<Falloux kanununu>> kabul ettirmiştir. Flotte, Paul - Lois de ( 1 8 1 7 - 1 860) Denizci. Birçok bilimsel seferlere girişmiştir. Fourier taranısıdır. Şubat Devrimi'nden sonra, B l anqu i kulübünün en nüfuzlu hatiplerinden biri olmuş, 15 M ayıs hareketine ve 1 848 Haziran ayaklanmasına katı lmı ştır. 1 850 Martında, sosyalistler tarafından Yasama Meclisi'ne adaylıgı konmuş ve iki grubun birleşmesini göste rmek üzere, demokratlarca desteklenmişti r. 2 Aral ık darbesinden, sonra Fransa'dan ; sürülmüştür. Gari baldi'ni n yönetim indeki İ talyan kurtuluş hareketine de kaulmıştı r. - 1 40 -


Girardin, Emile de ( 1 806 - 1 88 1 ) Gazete yazan ve politikacı; 1 836'da, ilan ve reklamlar sayesinde ucuza çıkan ilk politik gazeteyi - La P,rcsse - kurmak suretiyle gazetecili kte . devrim yaptı. Onceleri , Louis Bonapane'ı destekledi, sonralan, Millet Medisi'nde ona karşı cephe aldı, hükümet darbesinden sonra, Fransa'dan sürüldü. Fakat hemen sonnl, İ kinci İ mparatorluk'la bi rle�m i ş ve Paris'e dönmü�tür. Hiçbir politik fikri olmayan Girardin, her şeyden önce, kurnaz bi r iş adamı olmu�tur. Guizet, François ( 1 784 - 1 874) Tarihçi, devlet adamı, imparatorluk devrinde Sorbonne'da profesör. Restamsyan zamanında, 1 8 1 4 Anayasasının tam uygulanmasını isteyen doktriner paniye kauldı . 1 830'da milletvekili seçilip, I 830 Temmuz Buyruklannı protesto elli. Monarşi sı rasında, daha da dar bir muhafazakarlıga yöneldi. Sıra ile l şç işleri , Milli Egitim Bakanı, Londra Büyük Elçisi oldu, 1 840'da, Soult kabinesine girdi : 1 840'tan, 1 848'e kadar, Fransa'nın iç ve dış politikasını yönetti. Her türlü reformu geri çevirdi. Muhafazakar yüksek burjuvazinin politikasını temsil etti ve ona �u parolayı verdi: <<zenginlc�iniz.>> Hugo, Victor ( 1 802 - 1 8 85) K urucu Meclis ve Yasama Meclisi üyesi . Hugo bir Bonaparte dü�manı idi. 2 Aralıktan sonraki barikatlarda yer almış, 1 8 7 0'e degin sürgünde kalmı�tır. Lamart ine, Marie - Louis - Alphonse de ( 1 790 - I 869) Temmuz Monarşisinde mi lletvekili. Kendini, kah bagımsız muhafazakar, kah il erici olarak niıclcmcktedir. 1 84� Şubat olaylannda, Orlcans düşesinin nai pligine karşı oldugunu bildirdi geçici, bir hükümetin kuru lmasını istedi ve onda da görev aldı. Bu kabinede, uzlaştıncı bir rol oynam ak istiyordu, daha sonralan da bütün sevgisini kaybetti. 2 Aral ıktan sonra, pol itikayı bıraktı. - 141 -


Ledru - Rollin, Alexandre ( 1 807 - 1 874) 1 84 1 'de milletvekili ol up, cum huriyetçi Demokrat Parti'nin başında öneml i bir rol oynam ı ştır; 1 843'dc, sosyal e�i limli <<La Presse>> gazetesinin kuruculanndan birisi olmuştur. Kurucu Meclis üyesi , Yürütme Komisyonu üyesi olmuş ve Lamartin'le birlikte, 1 5 Mayıs gösteri sine kaLılanlan dagıtma hareketi nin başına geçm işti r. H aziran olaylan ilc kendini m uhalefete atm ışur. Yasam a Meclisi'ne üye olunca, Yayiacı grubun liderligine geçm iştir. B aşanya ulaşamayan 1 3 H aziran 1 849 ayak l anm asından sonra, İ ngi ltere'ye kaçmış ve ancak 1 870'dc dönmüştür. Louis - Philippe ( 1 773 - 1 850) 1 830'dan, 1 848'e kadar Fransa Kral ı . Dük Louis - Philippe Joscph d'Orlcans'nın oglu. Babası ilc birlikte devri m i lehinde oldugunu bildirdi, M illi M uhafız Birli gine girdi ve Jakohcnler kulübünc üye oldu. Emrinde bulundugu Dumouriez'nin ihanetinden sonra, cumhuriyetc karşı yapılan suikasta katı lmamış olmamasına ragmcn - Louis - Phili ppe, Fransa'dan aynimak ve Bourhon'l arla u1.Iaşmak zorunda kaldı. X. Charles'ın tahuan feragatinden sonra, Fransa Kralı ilan edildi. Louis Philippe, burjuva kral tipindeydi. Kişisel yararl annı ve özellikle m addi yararl annı ustaca savunmasını bildi . M allannı, devletin m alı olarak degil de, ailesinin malı olarak kaydetti rdi. Şubat Devrimi'nden sonra, Ingiltereye kaçtı ve 1 850'de, Charemont şatosunda öldü. Magnan, Bernard - Pierre ( 1 79 1 - 1 855) General I . Napoleon ordulannda hizmet görmüş, daha sonralan, Cezayir'de, yararl ı k göstermiştir. Lyon'daki işçi ayaklanması ( 1 83 1 ) sırasında, işçilere karşı yeteri kadar enerjik davrannıad ı g ından görevinden atıldı; o anda Belçika hizmetine girdi. 1 839'da Fransa'ya döndü, Lille ve Roubaix'deki işçi hareketinin hastınlmasına yardım etti. - 1 42 -


Louis - Napolcon'un B ulonya seferine katılışından dolayı m ahkemeye verildi, fakat bc r.ıat etti. 1 848 Haziran ayı olaylan sırasında, tümeninin başına geçip, Paris'c, Cvaignac'ın i mdadına koştu. Paris'teki 23 Haziran 1 �48 ayaklanm asını izleyen Lyon ayaklanma.o,;ının hastınlma hareketine katıldı . B u yüzden, M arx, ona, <<Lyon kahramanı>> adını venniştir. Bonapane taranısı oldugundan, 1 85 1 'de, Paris gamizon kumandanlıgına atanmıştır. 2 Aralı k darbesi sırasında Paris'te meydana gelen hareketi, ordusu ilc bastı nn ıştır. Marx, yine bu yüzden ona, <<Aralı k olaylan kahraman>> adını veriyor. Kısa bir zaman sonra, marcşal ünvanını alıyor ve scnatoda bir koltuk kapıyor.

Mote, Louis - Mathieu, Kont ( 1 78 1 - 1 855) Im paratorlu k devrinde, Danıştay üyesi , Restorasyon ve Temm uz Monarşisinde bakan olmuş, merkez - sag politikasını temsil etmiştir. Kurucu Meclis ve Yasama Meclisi üyesi seçilmiş, 2 Aralık darbesini protesto etmi ştir. Montalembert, Kont ( 1 8 l O - 1 870) Gazeteci ve politikacı. Liberal katolikligi organı <<L'Avcnir>> adlı gazeteyi Lamannais ilc birlikte çıkardı. B u hareketin Papa tarafından mahkum edilişi üzerine, m utaassıp k atol iklige dogru kaydı . Temmuz Monarşisindc, meclis üyesi olunca, Roma Kilisesi doktrinleri ni şiddetle savundu. Kurucu Meclis ve Yasama Meclisi üyesi oldu, Louis - Napoleon'a baglandı ve 2 Aral ı k darbesini tasvip etti. Ney, Edgar ( 1 8 1 2 - 1 882) Albay, ünlü Marcşal NcY..'in ogıu, Cumhurbaşkanı Louis Napolcon'un yavcri. Ozcl bi r görevle Rom a'ya gönderildi; orada, M i l let Mecli si'nde tanışmaya yol açan ünl ü mektubu aldı; bu mektupta Bonapanc, Papa X. Pie'nin yeniden papalıga geçme koşulu olarak, idarenin laiklcştirilmcsini i leri sürüyordu. - 1 43 -


Orleans, Düşes Louis - Philippe'in büyük ogıu olan ve 1 842'de ölen Orlcans Dükü'nün kansı. Louis - Philippe, tarunu ve Orlcans düşesinin oglu ol an Paris Kontu lehine tahttan feragat edince, ogl unun k üçüklügünde naibligin düşesc kalması ge reki yordu; fakat cumhuri yetin ilanı, onu iki oglu i lc birlikte yuman ayni maya wrladı. Oudinot, General ( 1 79 1 - 1 863) Napolcon'un bir marcşalinin oglu. Roma Cumhuriyeti üzerine gönderilen kıtalann kumandanı. Yasama Meclisi 'ne scçilincc, Louis Bonapanc'a m uhal i f olmuş ve hükümet darbesine m ukavemet hareketi kurmaya tcşcbbüs etm iştir. Paris Kontu ( 1 838 - 1 894) Dük Fcrdinand d'Orlcans'ın büyük oglu, kendi lehine tahttan fe ragat eden Kr.tl Louis Philippe'in torunu. Cumhuri yetin ilanı üzerine, annesi Orlcans Düşesi ilc Birlikte Fransa'dan ayn ldı . Amerika iç savaşianna ve Fransız - A l m a n savaşına katıldı. 1 873'de, Chambord Kontu lehine taht üzerindeki iddi al anndan vat.geçti . Chambord Kontu'nun 1 88 3'tc ölümü üzerine, kralcılar tarafından, V I I . Phil ippe ünvanı ile Fransa kralı ilan edildi. Persigny, Kont ( 1 808 - 1 872) Politikacı. Meslek hayatına askcrliktc başlamış, Temmuz Devrimi'nden sonra ordudan aynlmıştır. Saint - Simon hareketinde bulunmuş, daha sonralan, bonapanist olmuştur. Yasama Mecl is i 'ne üye olmuş, 2 Aralı k darbesine filen katılmıştır. Proudhon, Pierre - .Jeseph (1 809 - 1 865) Gazeteci . Küçük burjuva . sosyalizminin temsilcisi . Bcsançon'lu bir birahanc garsonunun oglu olan, Proudhon, 1 9 yaşında tahsilini yanda bırakıp, matbaacı olarak Fransa'yı dolaşmışur. 1 838'dc, liscyi bitirm i ş, Paris'c gelmiştir. 1 840'da, - 1 44 -


<<Mülkiyet Nedi r?>> adlı kitabı yayınlanıyor. 1 842'de, <<Mülk Sahiplerini Uyarma>> adlı yapıtı için agır ceza m ahkemesine veriliyor ve heraat ediyor. <<Ekonomik Çelişmcler Sistemi veya sefaletin Felsefesi>> ni yayınlıyor; Karl Marx buna <<Felsefenin sefaleti>> ile karşılık venniştir. Kurucu Mecli se üye olmuş, pek çok gazeteye yazı yazmış, bütün panilere çaunıştır. 1 849 Martında, prens - cumhurbaşkanının sorumlulugu üzerine yazdı gr bir m akaleden ötürü mahkum olmuştur.

Rouher, Eugene ( 1 8 14 - 1 884) Avukat ve politikacı. Adalet B akanlıgı yapmıştır. III. Napoleon üzerinde öylesine güçlü bir etkisi olmuştur ki, kendine <<İmparator Yardımcısı>> lakabı bile verilmiştir. III. Napoleon'un düşmesinden sonra, Londra'ya göç etmiş, bununla birlikte, hemen Fransa'ya dönmüş ve Mcclis'te, bonapançı grubun lideri olmuştur.

Sue, Eugene (1804 - 1857) Romancı ve sosyalist. Sosyal romanlan çok tanınmıştır: <<Paris'in Esran>>, <<Göçebe Yahudi>>, <<Halkın Esran>>. 1 850'de Yasama Meclisi'ne seçildi ve orada tamamen ikinci planda kaldı.

Thiers, Adolph e (1 797 - 1877) Tarihçi. Restorasyon devrinde,

kendini <<Fransız Devrim Tarihi>> ilc tanıttı; bu kitap, devrin liberal burjuvazisinin devrim üzerindeki görüşünü yansıtı yordu. 1 830 Devrimi'nin hazırlıgına ve Orleans Dükü'nün tahta çıkanlması hareketine fiilen katıldı. Sıra ilc, İçişleri, Dışişleri Bakarılıgı, 1 836 ve 1 840'da B aşbakanlık yaptı , 1 840'dan, 1 848'e kadar, merkez - sol muhalefetinin öncüsü oldu. Işçi hareketine düşmanlıgı yüzünden, Louis - Napoleon Bonapane'ın adayhgını uygun karşılaşmış, sonradan onun politikasına da karşı çıkmıştır. Hükümet darbesinde, tevkif edilip sürülmüştür. 1 852'de, geriye dönmüş, 1 863'tc, Paris'ten milletvekili seçilmiş olan


Tiıiers, III. Napoleon politikasının karşısına dikilmiştir. I 87 I 'de, Millet Meclisi tarafından yürütme gücünün başına ayaklanmasını şiddetle getirilmiştir. 1 87 1 Paris basurmışur.

Tocqueville ( 1 805 - 1 859) Tarihçi ve devlet adamı. 1 839'dan bu yana milletvekili, solcu Anayasa taraflısı. Guizot hükümeti aleyhine oy kullandı. Kurucu Meclis ve Yasama Meclisi üyesi. Odilon Barrot kabinesinde, Dışişleri Bakanı. Louis - Napoleon'a karşı. Anayasa revizyonu konusunda sözcü. 2 Aralık darbesine karşı yapılan mukavemete katıldı. Tevki f edildi, fakat hemen sonra serbest bırakıldı. Ünlü <<Eski Rejim ve Devrim>> adlı kitabın yazan.

Vieyra - Albay Milli Muhafız B i rliginin Kurmay Başkanı. 1 3 Haziran ı 849 hareketinden sonra, demokrat gazetelerin yayınianmasını yasaklayan karamarneyi gazete binalannı yıktırmıştır.

- 1 46 -

uygulaınış

ve


Lois Banaparte'nin 18 BRUMAİRE'i Brumaire, Büyük Fransız Devrimi takviminde

22 ya da 23 ekim'den 20 ya da 21 Kasım'a kadar süren ikinci ayın adıdır... Bu ayın en önemli günü de Napoleon Bona parte'ın cumhuriyeti devirip

18-19 O zamanın karışıklıklarından

tck başına iktidara geçtiği tarih olan Brumaire'dir.

yararianınasını bilı;n bu genç general, çe�itli güçleri kullanarak ,bu güçlere çıkar sağlayacağına söz vererek başa geçmiştir. Ama gene de bu, gerek fransa gerekse bütün dünya için önemli sonuçlar doğuran, Marv'a göre trajedi deyimiyle nitelenecek değerde bir olaydır. Aradan daha elli yıl bile geçmeden, aynı oyunu oynamaya kalkanların çıkması dunımu komediye dönüştürmektedir. Napoleon Bonaparte'ın yeğeni olan Charles Louis Napoleon Bonaparte (1808-1873) d<ı bu güldürünün baş oyuncusudur.

Amcasına özenmiş onun

yeteneklerini kendinde var sanmış, büyük bir ihtirasla ortaya atılmış ve üstelik durumu iyi değerlendirdiği için isteğini gerçekleştirerek başa

geçmiştir. Ama gene de bütünüyle 1. Napoleon'tın parodisi, taklicii olmaktan kurtulama mıştır. Marx,

kitabına koyduğu adla bile, 1. Napoleon ile yeğeni arasındaki özentiyi belirterek, alay etmektedir.

..,: YORUM YAYlNLARI

Marks louis bonaparte nin 18 brumaire i yorum yayınları  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you