Issuu on Google+


kapsayan meyv e kavraınınm ge�işmesinin çeşitli dışavurum­ larından, ardarda gelen dere celerinden başka bir şey değildir­ ler.so

Böylece kurgus al

felsefe, çeş1tli nesneleri soyut bir tözü,

bir kavrama indirged i kten sonra, bu kavramın· dışlaşmal?rı

durumuna getir erek , .. onları y eniden ymatır. Bumin s-onucu, nesneler kendi öz niteliklerini, yitirirler, artık gerçek

_

somut

varoluşları yoktur ·ve düşsel varlıklar, kavramlarm yalın be­

lirtileri durumuna gelirler,_ Özsel nitelikleri düğal nitelikleri

değildir ve tek doğrulanmaları da. kayramların gerçekleşme­ leri, kavramlarm gelişme d erec eleri olmaktır .31

bir

insan, elma lar ve

a. r mutlar vardrr derken şa. ' şırtıcı bir şey söylediğini sanmaz; 'kurgusal filozof ise, bu aynı olguyu dile ge tir er ek , bir mucize yapar. Gerçekten o, gi. zemsel bir yaratma eelimi aracıyla, kendi dışİnda varolan mut­ lak bir özne biçimi altında _tasarladığı kendi öz tininden (ka­ fasından) , somut n esn eler çıkarır; s-oyut kendiliklerden, kav­ ramlardan, burada- meyve kavramından gerçek meyveler, el­ malar, armutlar çıkarır ve _böylece dile getirdiği tüm v-aroluş.;. ta bir m uc ize gerçekle§tirir.32 Bu mucizeli yara t ı §ı, kurgu­ sal filozof, doğrusunu söylemek gere kirse , ancak yarattığı nesnelere mılarm gerçekten sahip bulundukları nitelikleri ve­ rerek , soyutlamalarmı nesnelerin gerçek- . d ogasına göre belir'. leyerek g-erçekleştirebilir. -Kurgusal felsefeyi karakterize eden şey, mutlak ö z,ne olarak görülen tinin özerk etkinliği aracıy­ la, işte bu yar atma yöntemidir.33 Kurgusal felsefe , eleştir'el Eleştiri ile doruk noktasına erişmiştir. Eleştirel Eleştiri, gerçekte!J., Hegel ' in mutlak Ti­ · nini, mutlak Tine karşıt olarak, dünya ne çözülmez birliği içinde değil, ama dünyaya karşıtlığı içinde gelişen kendinin bilincine indirgeyerek, ve insanal bağlantılar bütününü, kenBayağı

ibid., s. 2291-39• ibid.,. s. 22!1n·23(lı<!. 31 Bkz: ibid., s. 23Ql7..37• 3� Bkz: ibid., s. 23()3B.2Jl6• 30 Bkz:

n Bkz:

330


--

elinin bilincinin tikel ve dolayısıyla kendi varlığına upuygun­ S4:Z belirlenimler olar ak yokettiği s oyut kategoriler durumu­ na _dönüştürerek, hegelci felsefenin kurgusal karakterini da­ ha .q�r kes kinleştirmiştir. Eleştirel Eleştiri, Fikiİ''in özne-nesne olarak geli şme sinin , dünyanın gelişmesine çÖzülmez bir biçimde bağlı bulunduğu .

,

-

·

hegelci felşefenin çok büyük bir yoksullaşmasun

oluşturur .

. Töz ile ilişkileri içinde gözönünde.tbtulan evrensel bilincin ti­

bulunan Ta­ hareket durumuna

kel belirlenimlerip.in bütünü olarak tasarlanmış

rih, Hegel' dekinden d e· çok salt tins el bir gelir.34

·

Bundan ötürü, kurg us al niteliğini keskinleştirmekten- baş.;.

ka bir şey yapmadığı hegelci felsefeyi aşmış olan, böyle yap.; makla böbürlendiği g ibi , eleştirel Eleştiri değ il, ama mutlak Fikir yerine, doğa ve öteki insanlar ile ilişkileri içinde gözö­ nünde tutulmu§ somut insanı geçirerek, kurgusal f elsef eye özgü kavramlar diyalektiğini yıkınış bulunan Feuerbach'tır. 85 B. Bauer, eleştirel felsefenin özsel özelliklerini D. F. Strauss eleştirisi ile geliştirmişt-L Strauss ile B. B auer ara­

sındak i savaşım, Spinoza'nın tözü, Fichte'nin

ve

kendinin

Bilin­

Tit.ı gibi üç öğeyi kapsa­ · yan hegelci felsefe- içinde yeralıi-. Birinci öğe, töz, insan dı� şında gözönünde tutulmuş doğanın metafizik kılık de�iştirme- si; ikinci öğe, kendinin Bilinci, doğa dışmda gözönünde tutulci,

bunla:Tın bireşimini oluşturan

14 Bkz: ibid., s. 371. ''E-ğer. Hegel Phenomenologie'si, kökensel kusuruna karşcn, bhçok l'ioktalar üzerinde, insanal ·koşulların gerçek bir ayırıcı özellik

öğelerini t'erirse, Bay Bruno ve hempalarımn, bir fikrin, ya da gerçek koşul ve hareketlerin fHanca ti.kel niteliğini, bu fikrin, bu koşulların, bu hareketlerin ayırıcı özellik öğesi olarak gösterdikleri ve sonra da büyük bir üstünlük ha­ vası ile, soyut ve genel bir bakış açısından, evrensel bilinç bakış açısından, bu bi­ lincin tikel bir be'.ixleniminden başka-,bir şey 6lmamakla yargıladıkları bir belir-­ lenim durumuna, bir kategori durumuna dönüştürmek üzere soyutlayarak, bize onun [Hegel'in Görüngübilimi'nin -ç.] bir katikatüründen başka bir şey ver­ medikleri kendiliğinden anlaşılır." 35 Bkz: ibid., s. 316. ''Mutlak, metafizik tin yerine dÔğa üzerine temellen­ diTilmiş gerçek insanı geçirerek, .F:euerbach, Hegel'in eleştirisi ile birlikte .... din eleştirisini de tamamlamış ve hegelci kurgunun ve dolayısıyla tüm metafiziğin eleştirisine. temel hizmeti gören ilkeleri koymuştur.''

331


muş� insanın metafizik kıhk değiştirmesi üçüncü öğe, Tin ise, bunla.im gerçek birliklerinin, gerçek insanın metafizik_ kllık değiştirmesidir. Strauss, tözü. mutlak dururı;ıuna getirerek, Hegel sisteminin, birinci' öğesini, B. Bauer ise� bunun [ mut­ lak'ın -ç.] evrensel Bilinç- tarafından oluşturulm11ş bulun­

sistemin· ikinci öğesini ,gelişıtirmişti. He­ .ilkelerinden -birini tutarlı bir biçimde geliştire•· rek, Strauss tözü, B�· Bauer de kendinin Bilincini metafizik, mutlak bir özne dur:umuna getirerek, her ikisi de kur.gru ala­ nında kalmışlardır. 86 duğunu düşünerek, gelci felsefe

Tarihin gelişmesini. filozofun ancak gerçekleşmesinden ' 'Tinin geli ş me s in e indirgeye�

-sonra bilincine_ vardığı nesnel

-

Hegel'i37 aşan B_. Bauer, "eleştirel" filozoflarm ta kendileri­ olan seçkin tinlerde ete· kemiğe bürünen evrensel Bilinci tari­

hin yaratıcı ve düzenleyici öğesi durumuna getirir. 38

Tarihin, evrensel Bilincin gelişmesine indirgenmiş geliş­

mesi, dünya ile sıkı hir birlik içindeki nesnel Tinin diyalektik hareketi olduğu Hegel deki gibi değil, ama dünya ile, Bilincin '

evrenselliğine k.arşıt çlkan ve Bilincin istediği gibi kaldırdığı,

kategoriler durumuna, tikel

belirlenimler

durumuna dönüş­

t-ürülmüş töz ile kar�1ıtlık içinde olur. 89

•6 Bkz: ibid., s.· 31518-31614• i1 Bkz.: ibid.,-- s. 257. ''Hegel'in tarih görüşü, insanlığın ona az ya da çok bile bile bir. dayanak hizmeti gören bir yığından başka bir olmadığı biçim­ de gelişen soyut ya da mutlak bir tine dayarur. Deneysel, dışrak tarih çerçe­ vesinde, demek ki, o kurgusal, dışrak bir tarih oluşturur. İnsanlık tarihi, ger­ · çek insana yabancı _insanlığın soyut tininin ta:rihi durumtma gelir.'' · 38 Bkz: ibid.; s. 314-315. "B. Bauer'de kendinin bilinci aynı zamanda kendinin bilinci durumuna dönüşmüş töz ya. da töz durumuna dönüşmüş leen­ dinin bilincidir de; insanın bir özniteliği olacak yeyde, kendinin bilinci böylece bağımsız bir özne _durumuna gelir. Doğadan aynlmış insamn metafizik-tanrıbi­ limseı bir karikatürüdfu bu. Bu kendinin bilincinin özü, demek ki insan degil, ama odun gerçek varoluşunu oluşturan Fikir'dir. Ete kemiğe bürünmüş, ve do ­ layısıyla da sonsuz fikirdir o." 39 Bkz: ibid., s. 257-258. "Daha Hegcl'de Tarihin. mutlak Tini gereçlerini yığından alır, ama gerçek dışavurumuDU ancak felsefede bulur. Bununla bir­ likte filozof, onda, Tarihin yaratıcısı olan mutlak Tinin, Tarihin tamamlanma­ sından sonra kendi . kendinin bilincine vannasına hizmet. eden aletten başka bir şey değildir. Filozofun, mutlak Bilincin billinçsiz bir biçimde gerçekleştirdiği Tarih gelişmesindeki payı sadece buna indirgenir; o·, ancak bu gelişmenin ger-

·

r

332

·şey


Her

t"Urlü

tözün

�ana _dışsal hiçimi

eleştirel Eleştid, do�ayı, olduğu kadar, insan-varlığının

yadsınnıası ile, altında

·yapıcı öğesi olarak· da kaldırır ve böylece kendisinden

ayrı

her türlü nesne ve her türlü varlığın yadsınmasına varİr.40

Daha önce hegelci felsefe-yi karakterize eden ve B. Bauer

. tarafından tümlenmiŞ . bulunan dünyanın bu Bauer tarafından teori ile -pratik

tinselleşmesi,

arasında kurulan özdeşliğ{

ve .. onun evrensel Bilinç t�af�dan tikel kategorilerin kaldı.. rılmasından başka bir şeye niyetlerren her türiiiteori ve her

- ·türlü pratiği--yadsımasını açıklar.41

çekleşmesinden sonra işe kanşır. "Bauer Hegel'e ikili bir kınarnada bulunur. Felsefenin mutlak Tinin var� oluşunu . oluşturduğunu' bildirmekle birlikte, Hegel birey olarak filozofu mutlak Tinin bürünümü olarak görmeyi kabul etmez. Öte yandan, Tarih ancak görü­ nüşte mutlak Ti..rı. tarafından gerçekleştirilmiştir. Mutlak Tin, Dunyanın yara­ tıcı tini olduğunun bilincine, a ncak iş olup bittikten sonra, filozof ·aracıyla vardı­ ğından, onun tarihi yaratması gerçekte ancak bilinçte, ancak filozofun kafasında, yani kurgusal imgelernede olur. B. Bauer bu iki yetersizliği, &ir yandan eleştirinin mut�ak Tin olduğunu .ve kendisinin de eleştiriyi ete kemiğe büründüı-düğünü bildirerek:, düzeltir. "Yığın" eleştiriden ve eleştiri de "yığın"dan dıştaianmış bulunduklaıma göl"e, eleştiri "yığın" içinde değil, ama salt Bay Bauer ve çö­ mezlerinden bileşmiş küçük bir· seçkinler içinde ete kemiğe bilründüğünü bilir. Hegel'in -öteki yetersizliğini de, -kendi kendinin bilincine ancak taribi yarattık- tan sof!Xa · varan Hegel' in Tininden farklı olarak- Dünya Tini rolünü bilinçli . biçimde ve insanlik yığıruna karşıtlık içinde oynayarak, kendisi ile yığın arasınw da kurduğu karş�tl·k aracıyla Tarihin akışını bilinçli ve düşünülmüş bir biçimde belirleyerek, düzeltir."

_4° Bkz: ibid.. , s. 318-319, "Töze karşıt olarak, kendi kendinin Bilinci ya da Tin felsefesini bütün alanlarda geliştiren Bay Bauer, bütün alanlarda kendi ip.siz sapsız sözlerinden başka - bir şey bulamaz. Eleştiri, evrensel bilinç i:h� şında tikel bir maddi varoluşa sahip bulunduğunu ileri süren her şeyi, onun yalın görünüş biçimine, arı fikir biçimine dönüştürmesine yarar. Onun tözde savaştiğı şey, metafizik yanılsama değil, aii).a insan dışında, varolduğu biçimi ile de, onun varlığım oluşturduğu biçimi ile de doğanın maddi gerçekliğidir, Tözü bütün alanlarda yadsırnak, demek ki onun için fikirden ayn hiç bir var­ lık, tinselden ayrı hiç bir doğal erke, us etkinliğinden ayrı hiç bir insanal etkin­ lik, özneden ayrı hiÇ bir nesne, teoriden ayrı hiç bir pratik etkinlik, soyutzama­ sen lar genelliğinden ayrı hiç bir in sanal topluluk, benden ayrı hiç bir tammarrgı.k anlamına gelir. Demek ki, B. Bauer, kendini evren.seı bilinç ile, _ Tin ile özdeş�emeye ve o nl arin yeririe yaratıcılarını geçirmeye dek gittiği za­ man, kendi kendisi ile tutarlidn-. Aynı biçimde, kendini onun kafasının yaratık· ıarından · ayn bir ı;ıey olarak görmekte direnen dünyayı, sınn·ıı yığın ve aşağı-­ lık madde olarak yadsıması da , onun bakımından nıantıksaldıi":" 41 Bkz: ibid., s. 371. "Olduğu gibi din.sel ·dünya ancak kendinin - Bilinci dünyası o-larak 'lraro-lduğuna> göre, özü gereği bir tanrrbilimci olan eleştireJ

333


Böylece pratik ile ·kaynaşan teorinin tek amacı, ·evrensel

Bilinçten bağımsız

b:ir varolma hakkı isteme saygısızlığında

bulunan, ve· evrensel Bilincin; onun

tikelliğini kendi öz evren� hakkından geldiği -her

selliği ile karşıla§tırma yoluyla kolayca

tözün, kırılıp geçirilmesidir.42

Tarihin, ev rensel bilinç

ile töz arasındaki karşıtlığa . in­ dirgenmiş bulunan gelişmesi, gerçekte evr en s el bilinç ile, Tine us yetiremez maddi öğeyi simgeleyen "yığın" arasındaki kar­

şıtlığa ·indirgenir. Tüm insanal iliŞkiler, tüm iktisadi; siyasal

Bilinç bürünümü olan eleştirel Eleştirinin mutlak bilgeliği ile, "yı­ ğın''ın mut.Iak, sonsuz, onulmaz alıklığı arasİndaki, B. Bauer'in tüm. insanal tarihi kendisine indirgediği ili şki ye indirgen­ ve tôplumsal bağlantılar bir tek tem·el ilişkiye, evrensel

mişlerdir :43

Bu biç·imde tasarlanmış bulunan ''yığın'', der Marx, in' eleştirici, varlık'ın bilinç'ten -ayrı olduğu bir dünyanın, tinsel varlığını, düşün­ ce kategor - isi olarak varlığını kaldırdığım zaman da . . . yani nesnel gerçekliği somut . biçimdz değiştirmeden, yani kendi Öz nesnel gerçekliğimi, kendimin ve öteki'- in s anları n nesnel gerçekliğini değiştirmeden kendi öznel bilineimi de­ ğiştirdiğim

zaman

da varolmaya

devam

eden bir dü,nyanın varolabilmesini ta­

sarlayamaz . . Varlık ile düşüncenin gizemsel kurgusal özdeşliği; pratik ile teori­ nin gene gizemsel özdeşliği görüşünde yeniden ortaya çıkar; teoriden başka

bir şey o�duğunu ileri süren pratiğe, ve belirli bir kategorinin kendinin Bilin­ c·inin sonsuz evreııseUiğine indirgenmesinden başka bir şey' olduğunu ileri süren teoriye karşı eleştirinin öfkesinin nedeni budur. Onun kendi ·.teorisi, belirlenmiş

her şeyin, örp.eğin devlet ve özel m,illkiyet gibi, kendinin Bilincinin sonsuz ev-renselliğ:i ile· çelişki içinde bu:unduğunu ve bu nedenle de varolmayan, gerçek dışı olduğunu bildirmekle yetinir.'' .

41 Bkz: ibid, s. 25514.ıo. Bkz: ibid., s. 258. "Bii yanda yığJ.n", edilgin, alık ve hareketsiz maddi öğe, ve öte yanda da tüm tarihsel eylemin kaynağı olan Tin, Eleştiri, Bay Bruno ve hempaları vardır. Toplumsal etkinlik böylece ·eleştirel Eleştirinin beyinsel etkinliğine indirgenlı'. "Bay Bruno ve hempalarında ete kemiğe bürünmüş bulunan_ Eleştiri ile yığın arasındaki ilişki, gerçekte, .şimdiki zamaniann tek tarihsel ilişkisidir. Tüm güncel tarih, . bu ilişkinin iki . teriminin gelişmesine indirgenir. ,Tüm karşıt" lıklar, Ele.-,tiri ile yığın arasındaki bu tek karşıtlığa indirgenmişlerdir. Ken­ dini ancak alık -yığına karşıtlığı aracıyla gerçekleştiren eleştirel Eleştiri, bu karşıtlığı kendinde durmadan yaratma zorundadır." Bkz: ibid. . s. 250. ''Eleş­ tirinin tüm ilişkileri, kendi mutlak bi�geliği ile yığırun mutlak alıklığı arasında­ ki ilişkiye indirgenir. Eleştirel E.leştiı·i· tarafından bugüne değin girişilmiş bulu­ 4.1

nan eylemlerin: anlam, eğilim ve bilgilerini de, işte bu te mel ilişki b elirler."

334


büsbütün evr·en s el Bilincin yadsınması olarak,

sanlar topluluğunun temsil ettiği gerçek yığından

başkadır; soyut, :ve rolü, --�

tarihin edilgin öğesini oluşturmak· o lan bu yığın, bu biçim al. tında sadece eleştirel Eleşti�i için vardır. 44

Evrensel Bilinç ile

t

"y1ğuı" atas ın daki bu karş ı lık , Ta:nrı

ya da mutlak tin ile dünya· ara�ındaki, hegelci ve hıristiyan . düşün �enin ·temelini oluşturan karşıtlığın bir yeni biçiminden _/ başka bir şey değildir.45 Mutlak, üstün, tarihin-etkin öğesi bir

Tin pe, tarihin. e dil gin öğesini oluşturan yığın. arasındaki, bu· büti.i'n gerici teorilere ö z gü köktenci bir karşıtlık görüşü, eleş­ tireı Eleştir-inin aynı zamanda hem düşüncesini, hem de eyle�

mini

belirler .46

Evrensel

Bilincin içlerinde ete

bireylerin yapıtı

0yığın"a

bu

olan

-\

_

kemiğe büründüğü seçkin

eylem, eleştirel

Eleştiri tarafın,dan

karşı yöneltilnıiş kampanyalar aracıyla oluşturur�

muştur. Bu kampanyalar

gerçekte

"yığın"ın

bütün görüş

ve

giriŞimlerinin aldatıcı ve düşsel niteliğini göstermeye, ve bu

doğruluğun açık­ lanmasına indirgenirler; öyle kıi, Tarih, Hegel'de olduğu gibi B. Bauer'de de, mutlak doğruluğun bilincine vanlmasına in­ yanılgıların .ortadaıı kaldırılması aracıyla

drrgensin.-47

Eleştirel Eleştiri

bu

kampanyaları,

kendilerini onu yığJ.na kar-

kıs·men,

''yığin" ile çatiştıran şeyleri ona sergileyerek,

Bkz: ibid.• s. 3338�1s, 25537.40. ibid., s. 257. "Bay Bruno tarafından bulgulanan (tin ile yığın ara­ sındaki) ilişki, tin ile madde arasındaki, Tanrı ile dünya arasındaki karşıtlık -'�4 4S

Bkz:

cermen-hıristiyan dogmasmın kurgusal dışavurumundan başka bir şey değildir. ve insanhkta -kendini Şöyle dışavurur: İnsanlığın etkin öğe­ sini oluşturan birkaç seçkin birey, insanların ·alık bir yığın a.larak, arı madde olarak ,g:özönüne alınmış geri kalan karşısında dikilirler." Bu karşıt!ık tarihte

46

Bkz: ibid.• Bkz: ibi-d.,

s.

25725..3�

.

250. ''Insan ancak tarih içiıi ve tarih de doğrulukların tamUanması için vardırlar. Eleştiri, kurgusal felsefenin, insan ve tarihin ancak - doğruluğun kendi bililicine varabilmesi - içiıi varoldukları yolundaki ilkesini, bu kaba biçim altmda yinelemekten başka bir şey yapmaz. 47

s.

"Bay Bauer için doğruluk, Hegel için de o-!duğı.i gibi, kendini otomatik olarak tarutlayan bir şeydir. İnsanınorolü onu izlemektir. B unda n ötürü, tarihsel gelişmenin sonucu doğruluğun tamtlanmasınaan, insanlann bmncine vardınl� d1klar-ı ,dogruluktan baŞka bir şey değildir."


a

şı savaşa girişıneye özendiren mektupçuların y rdımr ile yü-

rütür.iB

1

Eleştire-l Eleştiri, tanrıbilimsel yönü altında gözönünde tutulmuş hegelci felsefenin tümlenişini oluşturur. Onun gibi o da, dünyanın ve tarihin yaratıcısı olan insanüstü bir tinin açınlamasıdır.49 Mutl ak Fikir gibi, evrensel Bilinç de, gerçek.:. te, eleştirel Eleştirinin eylemi ile, __onu kendi kafE'ü�ına göre ye­ niden yapmak üzere, �züne upuygunsuz bir _§ey olarak dünya­ yı ortadan kaldrr:ır. so

Tinin mucizeli erkliği

diğini

aracıyla

istediği .gibi _dönüştü:rebil­

sandığı dünyadan soyutlanan

sel Bilincin bu

eleştirel Eleştiri, evr en ­

bürünümü, tanrısaltine dönüşür_.

onun temsilcileri de, Son Yargı

(Kıyamet

T:anrılar gibi,

Günü) sırasinda

saygısız yığına karşı Tanrı gibi aforozlarım yağdırdıkları Tin

krallığının yalnızlığı içinde üstünlük taslarlar .51

Eleştirel Eleştirinin

''yığın''a karşı,

nin düşmam olarak görülen halka karşı,

insanlık

ve ilerleme­

onun , _düzmec_e

dev�

rimci görünüşler altında, bunların gerçek düşmanlarını kolla­

onun gerici niteliğini gösterir. İnsanlık ve ilerlemenin gerçek düşmanı, der Marx, ''yı· ğin" değil, ama kapitalist rejim tarafından yaratılmış bulunan masını sağlayan bu şaldırısı,

�&Bkz: ibid., s�- 32130-'5, 32:55U6, 4• Bkz: ibid:, s.- 338. "İnsanlık dışında yex - alan 49 Bkz: ibid., s. 25711-2 eleştirel Eleştiri, onun sevinç ve acılarına katılarak varolan toplwnda yaşayan ve acı çeken gerçek insamn ôzsel etkinliğini dile getirmez. Gerçek birey arda

ancak ikincil b:ir rol oynar, eleştirel Eleştirinin, kendini onda ölümsüz töz ola­ rak ac'n'::ı.mak üzere ald• ğı maddi biçimden başka bir şey değildir o." M Bkz: ibid. s. 31324..31. 51 l\li<ı.TX burada, eleştirel Eleştirinin kötülük üzerindeki kesin zaferi ve gö­ ğe yükselişinden sonraki yüzdeğiştirmesini (transfiguration) betimleyerek Al· man Ideolojisi'nin konusunun bir ilk taslağım yapar. Bkz: ibid:, s. 339. "Bayağı yığından ve tüm dünyadan ayrılmak için bir Herkül gibi sa vaştı:ktan sonra, eleŞtirel Eleştiri, yalmz, tanrısal, mutlak, kendi kendine yeten bir varoluş için­ de kendini savunacak duruma gelmiştir. Her ne kadar ilk. belirtileri içinde bu yeni evre es ki bayağı dünyamn onun üzerinde bir erklik koruduğunu gösteri· yora benzerse de, -biz şimdi onun; kötülük canavarı üzerindeki kesin zaferinden sonra, yeni bir muzaffer İsa gibi, Eleştirinin· Kıyamet Gününü ilan edebilmek, ve göğe rahat rahat yükselebUrnek için, her şeyden ayrılarak, kendini ü�küleş­ tirdiğin( yüzünü değiştirdiğini . ve tövbe istiğfaT ettiğini göreceğiz.''-

336


toplumsal ilişkilerin insanlık dışılığıdiT·.·M Bu

_mü ,- eleşiirel -Eleştirin�rt giri-ştiği savaşlar gibi

.--

.

)arıp. değil,

ama

ancak

yapıtı ölabÜir. /savaŞımın '

'

'

'

'

-rejimin dönüşü­ ide-olojik savaş�

yığın tarafından yürütülen devrimci -· .. :· · 53 . ---

'

Tarihin, o_nu n aŞITf dereeede ileriye götürdüğü

ülküleşele§tirel Eleştirinin yanaştığı her konu üzerinde ver­ diği yar-gıların yanlışlığını açıklar. Marx' ın," eleştirel Eleştiri

titıiıesi,

tarafından yanaşılmış bulunan· felsefi, siycısal ve. t�pluınSal '

_

'

sorunların tahlilini, ancak__ iktisadi ve toplumsal ilişkilerin,

' \ ' ' , -:.eleştirel Eleştirinin Çok büyük bir horgörm-e ile baktığı derinleŞtirilmiş bir tahlilinin sağl�abileceğini vurgulayarak, acı\ masız bir- eleŞtiriden geçirdiğLyargılar· da, işte bunlardll' .�4 ; '

_.

__

_

'

2.

Frans_ız Devrimi

'

'

Bruno Bau�r'i Fransız Devrimi konusundaki eleştirisinde, �Bkz: ibid., s.. 254. ''İlerlemenin düşmanları, yığın dışında, onun -.karşı­ kendilerini kendilerine özgü- bir yaşam ve bir özlükle bezenmiş öğel er . olarak doğru�ayan, onun· alçalma, onun yabancılaşma urünleridir. Yığın, ken­ di al çalmas mm kaynak ve belirtisi' olan kendi yabancılaşma - ürünlerine karşı, tıpkı insanın, Tanrmın v<.ıroluşunu yadsıyarak, kendi din. duygusuna karşı dikil­ mesi gibi; dikilir. Yabancılaşmasının ürünleri dünya da somut biçimde varol­ duklarından, yığın onlarla gene somut piçimde __ savaşm;;ı. zoi�undadır. O onları kendi imgeleminin ürünleri, kendi bilincinin . yalın yabancılaşmalari olarak alıp, · onları salt, tinsel bir eylemle kaldıramaz." ' sında

53

Bkz: ibid .• s. 254. "Mutlak eleştiri. . . Hegel gö-Tü'ngübiliminden gerçek, nes­ zincirleri salt düşünce!, · özneı, içsel zincirl er durwnuna, ve böylece

nel, dışsal

dışsal, gerçek savaşınıları da yalın ideo-lojik savaşırnlar durumuna _dönüştürme Bkz: ib-i d., s. 253. "Tarihsel eylernin d erinleşniesi ile birlikte, o-nu gerçek-leştiren yığımn da büyüdüğü görülür. Kendisine göre ta­ rihsel eylemlerde ne hareketli yığm:ar, ne gerçek eylerriıer, ne de bu eylemle�

sanatını öğrenmiştir."

ri güdüiendiren somut · 'çıkarlar değil, ama sadece fikifler _sözkonusu o-lan eleş­ �el tarihte ise, işJer e:bette değişik biçimde olup biter." 54 Bkz: ibid.�- s. 327. "Eleştirel Eleşfiti, insanın doğa ile teorik ve pxatik

-ilişkilerini, yani doğal bilimler ile sanayii tarihsel ge�işmeden dıştalayarak, ta­ rihsel ger ç eklik bilgisinin başlangıçlarına bile olsa E;!rişebileceğine mi inanır? -Bu dönemin sanayiini, yani yaşamın �dolaysız üretim biçimini irdelemiş ,olmak­ sizın, tarihsel bir dönemi bildiğine . mi inarur? Tinselci . ve tanrıbilimci eİeştireı

EleŞtiri,

tarihin

tamıbilimser olg_ularını �hiç olmazsa imge:eme yetisi aracıyla__:._. bilir. O· tıpkı düşünceyi duyguiardan, rUhu bedenden, 've kendini dünyadan ayırdığı gibi, tarihi de doğal bilimler ve sana­ yiden ayırır; bundan ötürü· onun için tarihin içinde geliştiği alan, toprak üze; ancak_ büyük siyasal, yazmsal ve.

337

,


Marx, b�u devrimin

B.

Bauer'in düşündüğü gibi. özgürlük ve

eşitlUrten yana ideolo�ik bir savaşım ,değil, ama burjuvazi ·ne

eski

' rejim yandaşları

arasında uçsuz .bucaksı.Z bir sınıf sava­

şımı olduğu -gerçeğinden yola çık.ar.55.

Bu devrimin çek_te- �aldırmak

başarısızlığını, ondan Çıkan --fikirlerin '---ger. istedikl�Ti durumu_ aŞmamalarına yükleyerı-.

·Bauer'e karşı,�-Marx, fjkirler in__kendi başlarına herhangi bir

şey yaratmaya yeteneksiz

oldutkiarım ileri _sür er . "Fikirler,

der, · bel irli bir tarihsel durumu aşamazlar, onlar sadece bu duruma uygun düşe:o fikirleri aşab:ilirler. Gerçe-kte fik lı- er-

l

/hi._ç bir şey gerçekleş-tiremezler. Fikirleri gerÇekleştirmek için, · eliefinde gerçek _güçler bulunan insanlar gerekir :"ıl7 Fi-kirler' ancak ,gerçek çıkarları

· , sınıf çıkarlarım temsil

ettikleri zaman yenebilirler; yoksa Jfer siyasal ve toplumsal-savaşınuar

_

zaman

yenilirler.

biÇimine bürünürlerse,--ki 'Fransız DeVı-iminde

savaşımın sözkonusu

olduğiınu

Eğer

çoğu kez fikir savaşımıar ı

ideolojik- .bir

sandırabilmiş olan şey de işte

- hudur, bunun nedeni, bu savaşıınları belirleyen sınıf çıkarla� -

rinın, belirli bir .sınıfın dar 'sınırlarını- aşarak, soyut filtirler, genel fikırler biçiınine hüründükleri-zaman,-- genel çııkarlar görünüşünil kazanmalarıdır. ııs.··

Fransız ıl;mrjuyazisinin' ortaya feodalizm ve niutlakiyetçi-

l

lik tarafindan ezilen h a k�n �enel çıkarlarnun savunucusu

- rak

çıktıği, V�

ola-

bundan ötü;rü burjuva sınıf çıkarlarının kendi­

lerini genet.özgürlük, eşitlik ve kaı:deşlik-fikir-leri biçin_li al­ _ tında dile getirdikleri deyrim sırasında, bu böyle oldu. Sava-

rinde yapılan maddi ve kaba üretim alanı değil, ama gökte dalgalanan bulanık

buJ utlar --alamdır .'' ;s Bkz: -ıbid., s. 294-300. Eleştirel Eleştirinin Fransız- Devrimine Karşı Savaşı. Bkz:'Molitor, La Sainte Famil_le, c. II, s. 212-222 ve s. 143-145. •• · so Bkz: -ibid., s. 29427..29• Bkz:- MolitoT; s. · 213. 57 Bkz� ibid., s. 2943U4• Bkz: Molitor, s; 213. 59 Bkz: ibid., s. 253. "Fikir, gerçek çıkarlardan ayrılın-ca, her zaman gü­ � lünçleşrniştir. Öte yandan, tarih içinde >gerç şenJ her toplumsal çıkann, kendini dünya sahnesinde göstermeye başladığı zaman,_ fikir,- soyut kavram biçimini alarak, ve böylece geı_ıel insanal çıkar ile karışarak, kendi gerçek " smırlarmı çok aştığını anlamak _ da kolaydır. Fourier'nin ber _tarihsel dönemin tonu dediği şeyi veren· de, işte bu yanılgıdır."

e1de

338

·


�iJ?ii}�irler

adına yürütüldü,

ama

bu- -bir

ya�samadari

�§l.Oi.-�bir. -şey değildi. Gerçekte savaşımın gerçek a m acı

buf ..

�a:_siruj _ - çıkar:ları idi ve · _ bu çıkarlar, Terreur ve Napoleon !!�D1le�de şözkonusu bW'juvazitıin klll'tuluş koşul� �ı ile bağdaşmaz_ bir . duruma geldiıkleri zaman, fikirler üze .. -

fikirler

1· �- c.-

rind�

gerçekt-en zafer kazandılar.

�:��-�!L, Bauer'in ileri sürdüğü gibi, hr�rjuvazi içiıvbir. ba§arı.. şöyl e dursun, 1789 Devrimi _ opun için parlak bir �şarL_ _o1ıp.uştur.59 O , ancak, . g erçek çikarları devrim ta,rafın� ­ dan,; izlenen gerç·ek �rekler ne bağdaşmayan y1ğın iç-in , .halk ' için �bir b-aşarısızlık oluşturur. Onun halk için sadece bir fik.. ri temsil etmiş olm a s ını, onun ha1k ,jçin ancak geçici bir sar.. . '

Sizlık olmak

bÜ:şluk 'olmuş olmas�nı

da, işte

bu: açıklar60•

B . Bauer , devrimin ayırıcı özelliklerinden- birinin de, -fe .. od?iJ. · rejimin _ kaldırılmasından s onr a , arı benci.lliğin, mi]Jiyef _ -

ilkesinin birinci plana konması ile kendini gösterdiği devlet..

te_ olduğu ka dar , ayrılmaları, atomlaşni.alan, töreler de _ erk.. liğin - Tanrı inancının yeniden canlandırılması ar acıy la ' engel� lerneye çalıştığı -bir bozulmaya yolaçan bireyler arasında da zcıfer . kazanması �lgusunda .yattığını düşün ür . 61 F_:'ransız Dev� rim�iı1n baş_al'ısızlığa uğramasının özsel nedenl�rini, B. Bau .. ibid.,

çıkarları,

s. ·. 253. " ı789 D evriminde, burjuvazinin baş_ansız­ şöyle dursun, hatta tumturak uçup gittikten ve beşiklerini .sü5lemiŞ . buluna,n esrim_e çiçelderi saratJ.p� soiduktan sonxa bile, tam bir zafer ._ve en sürekli başarılan kazanmışlardır. Bu çılcarlar öylesine güçlü oldular ki, bir - - ıMarat'nın kal-eminin, Terörcü�erin- - ,giyotininin, Napoleon· un · --:kılıcıriın ve s9

Bkz:

lığa uğramış olmak

a _ s es n en

-

Bourbon'ların haç ve kral kanının d ü t i d geldiler:" . 60 Bkz : ibid., s. 253. ' ' Devrim, · - sadece gerçek çıkarları ve dirimsel ilkele­ ri · ne Devrimin siyasal fikri ile · ne de onun temel ilkesi i]� kaynaşan, ve kur­ tuluş ko-şullari burjuvazi ve . burjuva toplumun kurtuluş koşullarından büsbütün başka olan · yığın için bir başarısizlık olmuştur. E.ğer çağın bütün büyük · tarih­ sel eylemlerini ete k emiğe

bürÜndüren

Devrim başarısızlığa uğradı ise,

_

btı

an­

ca� varoluş koşullanDI savunduğu S\nıf, toplumun tümünü kapsamayan tikel, sınırlı bir yığın oluşturduğu için - böyle oldu. Eğer o b ş s lığ uğradı ise, yığın onunla ilgilendiği ve onun için esrime duyduğu - için değil, aina burjuvazi: den- ayrı büyük yığın bakımından, devrim ilkesi kendi gerçek ile ör­

-

_ a arı ız a_ ç-ıkarları

tüşmedi.ğ!, ken di öz d�vrimci ilkesini oluşttırmadığı, ve bundan ötürü, - onun için bir fikirden, geçici ve. yüzeyseı ·-bir esrime konusundan başka _ 1:iir şey olamadıL � için · uğradı." 61

Skz: ibid.,

s.

2955 �11. ,

339


er'in. gözünde,

işte milliyet ilıkesiriin ' bu gelişmesi ile

rin _bu hozulmas·ı

törele�

oluştururlar.'

Milliy-et ilkesi, diye yanıtlar · onu · Marx, tüm devlet ben·

'cilliğinin · , dışavurumudur, ve

milliyet ilkesi Fransız

nin ba şaı:ısızliğa uğrama nedeni

o�du demekle

D�vrimi­

özgün

hiÇ.

bir

şey - söxlenmiş olmaz, çünkü Yunanistan ve- R·dma'nın çÔküşü:­

ne

de bu ilke yo�a-çmıştır .62

; Fran�ız Devr im i tarafınd an, B. Bauer'in atorrilara ben�

zettiği bireylerde yaratılmış bulunan hencHliğe

gelince, Marx,

ilkin , bireylerin ·insanl�rla ne aynı karaktere, ne d.e a,ralarin, - da aynı bağlanti1ara sahip bulunan atqmlarla bir tutulama­ ,

.

yac �ğın

ı belirtir :63 Bencil, burjuva birey, gerçi kendisi �ze�"

bir atom, yani öteki bireyler ile bağlantısız ve kendi kendine yeten mutlak bir varlıık oldugunu- düşünebilir . Ama rine,

gereksinmeleri.�in karşılanrriasını, içgüdülerinin belirtisini ve

etkinliğinin uygulanmasını içeren yaşam, oriu, çevresinin, ya�­

varlığına inanmak zor-unda bırakır.64 Gereksin­ karşılıklı karşılanması, blırjuva toplum ��üyelerini birleştir ir , · ve bundan ötüriİ: onı'arın gerçek bağı toplumsal ni toplumun

melerinin

yaşamdır, yoksa B. Bauer'in düşündüğ·ij. gibi - siyasal yaşam,

yani kendisi de toplumsal örgütlen-me- taraf�nôan belirlenmi� bulunan devlet değil.S�

Bkz : ibid., -s.' 295ıu ı . _ ibid., s . 296L9. o.+ Bkz: ibidı. , s. 296. "Burjuva toplumun bencil bireyi, kendi üzer:ine sahip bulunduğu.. soyut anlayış içinde, kendini pekai§. bir atom o-larak, öbür varlık­ larla ilişkisiz, gereksinmesiz, . mutlu ve yetkin bir varlık olarak görebilir'. Ne yazık ki, gerçeklik -bu düşsel anlayışa pek kulait··asmaz ve birey de, duyulannın herbiri aracıyla, kendini Qış düı;ıya ve öbür bireylere inanma . zoruı;ıda göİ'lir . . . . . Etkinlikle:dnin, - niteliklerinin, özlemlerinin h erbiri , onu kendi dışında . başka şeyler ve başka insanlar aramaya götüren bir· gereksinme, bir zorunluluk. duru� . ' ' murı_ a gelir." �s Bkz! ibid., s; 296. "Demek ki burjuva toplutnun, gerçek bağı böylece siyasal yaşam- tarafından _ d eğil ama taplumsal yaşam tarafından <:oluşturulmuş , bulunan üyelerini birleştiren şey dogal ·zorunıuluktıir, insanın özsel nitelikleri· . dir . . . çıkard ır. }3:urjuva topluinu.p . . . ancak kendi imgelemle1'inde atomlardan başka bir şey olmayan . . . ve gerçekte sadece toplumsal ilişkilerin birbirlerine bağladıkları bencil . bireyl er olan . -.. üyelerini ke)ldi al"alarında bixleştixen şey devlet değildir. Günümüzde anc ak siyasal kör inanç hAli devletin toplumun 62

6-l Bkz :

340 '


�B. �Ba:uer'in-,

özsel olarak, birbirlerinden ayrı ve · birbir­

terin.e,;:k arşıt olarak . düşündüğü

�tısundaki · -göL'üşünün ' . . ..· �

.

_)

ı

:�� fikrinde

a

yanlışlı ı, Robespierre

· t&:rB.fmdan yönetilmi� bulunan '

s iy sal :,ve toplumsal ilişkiler � .

ve

'

Saint;.Just .

.

.

Tj3rreur hükümeti üzerindeortaya . çikar. O, onlarıri · devrilme nedeninin, ada-

1:etcve- er4emin

egemen olacağı bir devlet içinde özgür

bir

_liaJk nluş1urmak i�erken, . bir eylerin bencilliği ile çatışmış, ve---bunun da - onları, devrilmelerine · yolaça� ürkü (terreur)

öllleml·erine , başvurma · zorunda bırakmı§_ olması olduğunu -dü-·

· 1}üntir.u

- : Bl! devriliş , diye yanıtla:ıı - Marx, onların yurttaşlığa değ­ gi:n erde-m _ülkille ri ile burjuvaların bencilliği _ arasındaki kar­ ş'itlik. -ne · d.eğil ama devlet ve toplum ve ·bunlarin ilişkileri

..

,

·

'

üzerindeki · yanlış _ g-örüşleri ile açıklanır. Onlar,

.

kölelik

üzerine

kw;ulu

ilkçağ

devleti

ile,·,

_köJeliğin burjuva toplum tarafından yaratdnuş m-odern biçi­

mi

üzerine dayanan_ mqdern siyasal devleti karıştır·mışlardır ;

bu- topluma , 11Jkçağ devletinin niteliği saydıkları bir . · _niteliği '

-zorla -kabul ettirmek istemeleri en büYük . yanılgıları <_ol mu §' _. \., , . · tur; Adalet v:e erdemi, özgür halklatın · örnekleri -olan 'Yu-

nanhlar ve Romruııara ö zgü - tem el de'vlet nitelikl;er,i, o-larak gö� Fen Roıbe-sbierre ve Saint-Jus.t�, modern toplumu bu ülküJeşti­ r1Imiş ilkçağ devl�ti örne·ğin.e göre qr gütlem.ek · i stiy örlar dı . 6 7 B.-, BaiUer, \Roıbespierr-e ve Saint-Just'ün ·\ 'yıkılışının en \ - . 'önemli sonuc-tin·Wl, nevrımin temeli ve ereği olan · siyasaJ libe_ralizmin ez_ ilmesi olduğunu _ düşünür.68 Bu· yikılısın özsel '

düzenleyici öğesi olduğunu tasarlayabilir, oysa __tersine, - dan belil'lenmiş_tir _ "

devlet _toplu

tarafı?'.

Bkz : ibid., s. 29642-297 6• ibid. , s . 293. "Robespierı:e, Saint-Just v·e- ' yandaşları yeniJt · düş­ tüler, çü:öku_ onlar köıelik ilierine -kurulu gerçek demokratik · ilkçağ devletini, burjuva topluma· özgü kölelik biçimi üzerine kurulu modern tinselci ve demokra: tik anayasal devlet ile ' karı ş tırıyorlardı.- Bir yandan lTısan Hakları içinde, mo­ ;

66

67

Bkz :

dern burjuva toplumu, sanayi toplumunu, ereklerini izlernede hiç bir Şeyin engellemediği özel çıkarların genelleşmiş yarışımını, anarşiyi tanıyıp onamak ' zorunda kalmak . , . ve · aym zamanda da bu toplumun bireylerdeki belirtilerini

kaldırmak ve · onun siyasal örgütlenmesini, devleti - · ilkçağsal biçimde düzenlemclt istemek, ne devsel bir yanılgı - "

341


sonucu, diye yarutlar _-onu, Marx, tersine �eodalitenin engelle­ ri ile Terreur'ün baskısından kurtulduktan -ronra, Directoire · ile, k endisi ne , ikti sadi - ve topluinsal _ gerek.siiım.eıerine en- uy� _ gun devlet hiçimini vermi§ , ve bu devletin desteği- · altında, sonuna kadar - ge liş ehilmi§ bulunan burjuva - toplumun zaferi .olmuştur. "Rohespierre'in yıkılı�ından sonra, kendi kendiİli aşmak- ·i ster,k.en, aşırı sarhoşluk -ya nh.ş lığına dü§müş bulunan siyasai liberalizm, gerçekten gerçe�teşl? eye - �ancak başlar� - Directoire hUkümett döneminde, Terreur'ün onu siy�sal ya­ şamın ilkçağsal bir biçimine kur b an etmek istemiş olmasma karşın, Devrimiri . feodal engellerden ·kurtarmış ve resmen tanmuş bulunduğu burjuva - toplum, . tünı diriliğini gösterir : -tiCari - girişirolere girişme, zenginleşme isteği, ilk belirtisi henüz gözüpek, ilk aklına geleni yapan, havai, çekici bir ·�1i­ telik taşıyan yeni burjuva y a ş am sarhoŞluğu, -��dal örgütlen­ mesi � Devrim- çekici ile parÇalap.mış buluiıan ve,. elde etme­ nin .ilk coşk.unluğu içinde, yeni - mülk ?ahipleriniri her yerd e · yoğun bir ekime ayırdıkları· topr·a!c mülkiyetinin özgürleşmesi, özgürYeşmi§ iktisadi etkinliğin .genişlemesi, _-"-- yeni burjuv-a topl�mun helirtilerinden bazıları işte bunlardır. Bu _ toplumu yöne-ten burjuvazi kendi · rc:jimini başlatmıştır ve bunun sonu­ cu olar ak da�ins-a.n Hakları artık sadece teoride varolmaktan çıkarlar . " 69 -B. - B a�er , onun içiJ!_.siyasal liheralizmin kesin b a şar ısız­ lığını gösteren Napoleon I'in hükümet · darbesi :üzerine ver­ diği yargıda da benzer bir yanılgıya düşer. Napoleon'u karak­ ter�ze eden şey, der Marx, Dnun h�·juvaziyi devrimci bir te�örizme sonuricu bağlama girişimini -temsil ' etme·s!dir. Ro.bespierre'den far�lı olar&k, Napoleon bu savaŞı ona -[burju­ vaziye --ç .] kar§ı ilk ç ağ ' dev ı etinden esinleiıen bir ülkü adı­ na değil , ama kendi başına� brr erek rlurumiill a getirdiği ege- ­ men de·vlet erkliği adıİla yürütmüştür. O, Robespierre gib �, _

6S

Bkz : ibid.•

' 69 B�:

ibid.,

s.

S:

-

29817>l,

�98� 2998� -

342


�-

�ir--'m-�crup' değildi; le� sine, devrimci tehlikeiere karşı koru:

: fri.ak istediği burj uva '�:-:V�Qı; Sü!ekli _ devrim .

topİuriı üzerine

çok doğru bir

bilgisi

yerine sürekli şavaşı_. ilan ederek, _ dev­ · gerçekle§tirdi .. Böylece Fransız milliyetçiliği­ ���ı- terorizmirii. :"<m -bııŞnuf brrakti, nedir ki, s-onunda, uzun · ve masr-aflı savaş­ �- lıfrryüijindeı{_ -burjuvaziniıi: s a dec e siyasal değil, --ama iktisa: - ·aı ·çıkarlatina da zarar verdi ;. -burjuvazinin _ çık.arla,ri ile ça­ - tiş�n --önlemlerin uygulanmas1,_ Ter,r f?ur'� yıkılı.§ın� �yolaçmı§ ­ _ ��-- buhiiıduğu gibi, onun y:ukılışına da · yolaçtı.70 -. _ Devrimci terörizmin Napoleöil _ ile blU'juvaziye yeniden karşıt _ çıkması gibi, _ burjuvazi -aynı biçimde Eski _ Rejimin _de, � Bourbonların Restorasyonu ile, kendisine k:arşı yeniden dikil­ "'�diğini--gördü. Bourbonhir bur-juvazi karşısında Napoleon'dan

da· az· tutunabildiler

-

_ çalış�!ak ve

� çünkü, mutl�iyetçiliği yeniden. kurmaya

soyluluğu kayırarak,

onun

sınıf

_ poleon' dan da çok ç__atışıyorlardı:71- - .:. Burjuvazi en sonunda:, anayasal - devlet "'

çıkarları ile

Na­

aracıyla, sayesin-

ibid., 299-300. "Napoleon, . burjuva topluma ve onun - Devrim tarakur-ulmuş bulunan siyasetine Jtarşı devrimci terörizmin ·san savaşı oldu. Gerçi Napoleon modern devletin doğasını kavrıybr; . onun burjuva toplumun ' öz· gür gelü_ımesi üz erine , özel çıkarların özgür yarışması üzerine kurulinuş bulun- duğunu anlıyordu. Meczup bir terö-r cü değildi. Ama Napoleon d-evleti kendi- ba� şına bir erek olarak_ düşünüyor ve b�rj uva toplurnda da, kendine - özgü iradesi __:plmayacak ve özsel rolü devlete gereksinmesi olan paraları sağlamak olan ba­ ğımlı bir öğe görüyordu:-u terörizmi, süreleri devrim y erine sürekli savaşı ilan ederek gerçekleştirdi, Bencil Fransız _milliyetçiliğini adamakıllı hoşnut bıraktİ, ama buna ka şılık siyasal fetih erekleri ileri sürdüğü her kez, işlerin, zevkin, zenginliğin kurban edilmesini istedi. Gerçek bir zorba olarak, -her ne kadar burjuva -toplumun liberalizmini, -onı,ı,_n siyasal ülkücülüğünü ' eziy r duysa da, onlarla kendi öz · siyasal çıkarları a ası da bir çatışma olduğu' her kezinde� - bu toplumun en özsel maddf çıkarlarını, ticaret 've sanayi çıkarlarını da daha çok -7o Bkz :

_

fından

r

-

o

r n

gözetmiyordu . İşadamıarına karşı g�sterdiği . horgörüyü, ideologlar için duyduğu horg.örü tümlüyordU. Mutlak biçimi altında düşünülen devlete karşı göründüğü _ zaman, - bur.fuva. toplum lle savaşıyordu. tiıvlet Konseyine, bP,yük toprak sahip� lerinin, topraklarını canlarının: istediklerine göre ekip_ _ekmemelerini hoşgörü ile karşılamayacağinı böyle bildirdi. �careti ' devlete bağımlı kılmak için, ulaş-_ tırma tekeli kurmayı gene böyle tasarladı. _ Buna karşılık, · Napoleon'un erkliğine ilk yumruğu indiren olay, Fransız tüccarlan tarafindan haZırlandı. Yapay ola­ rak bir açlığa yolaçar ak, Paris · borsa oyuncuları, imparatoru Rusya seferinin

nÇılmasını Hd. ay eFteleme

ve böylece

başlama zorunda bıraktılax. " ,-

1L

Bk�>ibid., 3ıJOU, Bkz :

Mo-litoı-,

·bu -sefere

s.

343

222 .

çok ilerlemiş bir mevsimde


de ereklerini, artık 1789 Devriminde olduğu gibi, insanlığın

g en el çı� arlarını dışavurduklarliU düşünerek değil, ama ken­

di sınıf Çıkarlarına karşılık düştüklerinİJ:l; .açık bi-linci ile ger­ çekleştirdiği, kendi,_ egemenlik aletini ya�atarak, 1830 Devri-

mi ile ken di sınıf çıkarlarını _ IJ1uzaffer kıldı�72

183"0 Devrimi, devrimci hareketi sonuna kadar götürme1 di. O sad e ce , 1789 Devriminin. iki ereğinden birini gerçekle§-.. 'tirdi : özgürlük. Oteki , eşitlik, yeni dünyanın temel ilkes ini oluştur an komüriist f�ri doğurdu : 73 "l789 'da toplumsal Derneği oluşturmuş , evrimi arasında Leclere ve Roux gipi başlıca temsilcileti olmuş - ve Babeuf kompldsu ile geçici ola­ rak e�ilmiş bulunan devrimçi hareket, Babeuf'ün dos.tu Bud na­ rotti'nin 1830 Devriminden s onr a Frans� 'ya yeniden soktuğu komünist fikri ortaya çıkarmıştı. Tüm _ sonuçları içincie geliş,. , tiril�iş bulunan bu fikir, modern dünyanın ilkesini olu�tu­ rur."74 r

-

,

',

3. ·

Materyalizm75

Materyalizm eleştirisinci e,

B. Bauer,

materyalistlerin ,

dünyanın m a d d enin hareketi' tarafından oiuşturuJmuş bulun­ duğunu d üş ünme değimlerini kaıbt1l eder , ama onları , bu ha-_ , reketin an cak evrensel Bilin cin gelişmesLbiçimini aldığı za­ man gerçekten dünya har eke_ti · durumuna geldiğini görmemiş olmakla kmar .76 Ohu karŞitma , idealizme dönü§türmek, der Marx materyalizmi tuhaf bir anlama biçimidir . Gerçekteri .bu anlayış içinde evre n s e l Bilinç, kendi dışıtıda hiç bir şeyin olmadığı özser gerçeklik durumuna gelir ; onun dışlaşmasın;. dan başka hiç bir şey olmadığından, kendine özgü tüm ger­ çekliği yitiren dünyanın yaratıcı öğesi;ni oluşturur . . '

'

'

'

ibiq�. 30QU7• Bkz: Moli_tor, s. 222 . ibid., s. 30015..21 • Bkz: Mdlitor, s . 222. ' ' 74 Bkz : ibid.; s. - 2M-295. 1s Bkz : . ibid., s. 300-307. Eleştirinin Fransız· Materyalizmine Karşı Savaşı. · ' , 76 Bkz : ibid., s. 31635-31710• n Bkz : · 11 Bkz:

344


B. . Bauer materyalizmi, . tanrıcılrk; jle aYnı ,

tığını söyledi ği Spinoza

teryalizm

tamıcılık

ile

öğretisinden

zamanda çık­

kaYrıaklandırır ;

Fr ans ız dü Ş üncesini egemenliği, _ altın a

almış bulunan usçu­

luğun iki yönünü oluştw:ur;"J7 - Bu, çok kisa

yoldan · bi�

formüle etmekten başka bir şey değildiı'. Gerçekte,

spinozacılık '· ile 'tinselcilik

·

-�argı llkin

_içinde içerilniiş bulunan materya­

lizm kendini git.gide on d a_n kurtarmış ve iki akfin ,

ma­

birlikte, Devrimin ezilmesine değin

tur : Kökenini -Descartes 'tan teliğe sahiptir VQ kendini her

alan

oluşturmuş­

birincisi. me�anist bir

ni­

§eydeq Öne!? doğa bilimleri ala., nııida göstermiştir ; Locke'dan · çıkmış bulunan ikincisi ise, ' toplumsal bir ,nitelik taşır ·ve· sosyalizme varır ; bu iki akım, gelişmeleri boyunc a birbirleri ile kesişmi§lerdir. 78 J,VIateryaUzm Fransa'da, fiziği metafizikten : ayrr a rak, fi­ ziğinde maddeye yaraticı bir _ g.üç veren .v e ona özgü hareketi

mekanik bir biçini

·-

altmda tasarlay_an

Descartes ile kendi-

ni !inselcilikte.n kurtarmaya başlar. · pesc artes

fiziği

ç.erçe-

vesinde, mad�e, biricik tözü, , Varhk ve bilginin te-melini oluşturur.79 , Ondan sonra, matery ali-zm ile tinseletlik arasındaki ayrıl­ m(!., tinselciliğ;in gitgide daha beijrgin bif yadsınması biçimin­ de olur . Bu savaşım, Epiktıros'un mat�ryalizmini dekartçı (cartesien.) tinseiciliğe _ karşıt _ çıkaran Ga s s e�d i ile-, daha · Descartes'm sağlığında başlar .80 · - ondan sonra Fransa'da tinselciliğe kar§ı kesin savaşımı . başlatan adam, dinsel · v e m etafizik tezleri. ku§kulu gören Pierre . Bay1e'dir.81 . 17._ yüzylld a, _ metaftzik henüz . bilimlerden ayrılmaİnıştı ve Descartes ve Leibniz � gibi b-üyük metafizikçiler, matematik ve fizik alanıqda ö n emli eulgular yapıfuş -bilim adain.Iaı:ı idi11

Bkz: ibid., s. aooız•.ıo. 7B Bkz: ibid., s. 30ln..4fl _,_ 79 Bkz : ibid. , s. 3 02L6• ' 80 Bkz : ·- ibi d., s . . 30227_33 . 81 Bkz: ib-�. • s. _ 30323--3046•

845

-


ler. Ama, 18. -yüzyıl başlarından

sonra, bilimler, tüm zengin­ göksel işlere indirgenen, bu da ona tüm say.. gınlığını yitirten metafizikten gitgide.-daha çoık ayrılırlar.82 18. yüzyılda metafi�iğe karşı girişilen savaşımm, salt fel­ set'l nedenlerden ç ok toplumsal nederıler ülmak üzere, der-in nedenler-i vardır ; bu sayaşım , g erç ekte, - Fransa'f!a gitgide yayıla� ve erekleri_ zevk - ve çık ar olan materyalist yaşam·· liği arı fikirlere, ,

.�

/

biçimi · ne aç-ıklanır .

Bu

yaşam b:�Çimine, tanrıbilime . ve-_ me�

tafiiiğe. düşman, materyalis-t bir teori zorunlu olarak -karşılık · · d_üŞecekti.8� :Qescartes'ın 18. yüzyıldaki başlıca.- sürdürücülel'i , Leroy, - - La Me-ttrie, Cabanis, onun metafiziğini yadsıyarak, insanı kar­ maşık bır makine olarak gördüler. ve fikirler:Cde-· mekanik ha.. reketlere indi:i-gediler. 84 , En · büyük b aş arılarını doğa bilimleri alanında kazanan bu materyalizm yan�nda, din ve mutlakiyetçiliğ� karşı burjuvazi tarafından yöneltilen s�·va§ Içinde, İngiliz duytimculuğundan '�

esinlenen, toplums a l nitelikte bir �aşka . materyalist akım da..

ha

gelişir. İngiliz .

-

materyalizrhini�

bahai:n ·Bacon'dan sonra� İngilte-­

re'de de tinselcilikten materyalizme -· doğru, Fransa'da olana benzer · 'hir · evrim olur. : , ·Doğa bil-imini, özeılikle .fiziği, gerçek bilim olarak · gören

Bacon'a göre, duyular, bilginin ve dolayısıyla da: deneyden başka hiç . bir -temeli· olamayacak olan biliinin tek kayn ağını pluştururlet! . Desca:r.: tes'ta� farklı olarak, Bacon, ayrıca ma d� denin temel niteliği _olarak da gördüğü hareketi, mekani� bir . · yön altında değil, ama- maddenin itici .öğesi olarak dinamik bir yön altında tasarlar. Teorisinin henüz onun kendini tanrıbi· · !imden ·

yıda

büsbütün

_

kurtar.amamıŞ olması ile açıklanan çok sa­

idealist öğe barındırınasma

Bkz:

ibid., ş, 3039'�2z, ibid;; 30239-3034• 84 Bkz: _ibid., s. 3027..26, 306�5-3074• u

s> BkZ':

.)

346

karşın, . qğretisi,

evrensel bir


.j�eli§men:i.ı:ı johumlarını içer ir . s_s '"�, _ Bu gelişme ilkin dar bir -düz�y üzerinde - olur. Bacon'da y�Iıklarm ve şeyleriri topunu kaps ayan .duyulur gerçeklik, :.g�metrinin - s9fut g�çekliğin� ve. fizik hareket de, mekanik ·

�ye matematik gelişmeye indir·genmiştir. Bö ylece her §eydeİl

:·ö nce- g erç eğin

,''

tutan İngiliz mater-­ -Yaİizmi,· bilimin ve bilginin gelişmesine büyük bir katkıda bu� ,;-luririıakla birlikte, Ükin insana azçok yaban_c� kalır .86 -İngil iz -duyumculuğu, bilginin tahlili aracıyla gelişir. Ba­ soyut öğelerini güzönünde

- � --

_

·

co�'ın - d insel idealizm kalıntılarından arındırdığı pğretisin- ­

-den

esinlenen Hobbes, cisinısiz töz olmadiğı ve

duyarlıW.n ·

-bijgilerin temelini oluşturduğu i lk e s ind en yola çıkarak,

dü-

,şüiıc�nin _ duyarlıktan ayrıla ll!_ayacağıriı ve fikirleriri de mad­ : d} ,_ duyulur dünyamn yansimasından- başka bir şey olmadık-, ��arını gösterir. Bundan ötürü, algılanabilir ve bilinebilV' tek _ ·§"'"ey ol an duyulur dünyadan bağıİnsız, ken di başına v:arolan Jikirierin olduğu ileri sürülem�z � böylece de Taqrı yadsın­ · mış olur.

İnsan duyulur dünyaya. bağlı ve doğa

yasalarniın

eg emenli ği altında olduğundan, - bundan, iyiliğin doğal eğinim­ -l$_rin konus.undan b aşka bir §ey ol am a y a cağı sonucu da çı-

�kar.87

Anlığın klHceni

_

_

üzerindeki incelemesinde, Locke, Robbes'­

-ın · görüşlerinden, duyuların verileri ve

-bu · verilerin temelini

--ölli§turdukları us üzerine temellendirilmiş bir or t akduyu

commun )_felsefesi

çıkar ır . 88

·

(sen-s

- - Locke'un duyumc-tiluğundan esinlenen, ama' onun _ felsefe ­

sindekf idealist öğeyi , onun

tanrıcılığını bir yana bırakan Con­

dillac, , Helv€tius ve Holbach, _ondan 18. yüzyıl Fransız mater­ yaİizmine kendi . öz karakterini veren toplumsal bir öğreti Çı- -· karrrlar. ·

İ�sh.n__ Bil.gilerirıifJ-- . Kökenj. üzerine - Deneme'sinde,

-

as Bkz : ibid., s. 31)426-305!. _ 86 Bkz : ibi&, s: 3056-17• 87 Bkz : ibid. , s. · 3056-40.sa .Bkz : ibid., s. 3054'-30612•

341

Candil-


lac, · duyumlar üzerill e temellenmiş bulünan fjJdrlerin den _ geldiklerini ve insanın da onlar

-. gibi,

deney­

deney, yani. ko§ul-

ürünü olduğunu gösterir. 89 Locke'un öğretisini toplu m s al yaşamın irdelenmesine uygulayan Helvetius, - De l'homme [�'İnsan Üzerine"]- adlı kitabmda, sanayiin-llerle­ meleri ile usun. ilerlemeleri ar asınd aki ilişkileri beJVtir. -in­ sanların doğal iyilik--,.ve doğal eşiHiğini ilke ·ol ar ak � koyan Hel- _ vetius, b en c illiğ i n yani insanal etkinliğin özsel güdüsünü oluşturan ki şisel çıkarın, eğitim ve hele ussal biçimde örgüt­ lenmesi gereken ç evr�nin belirleyici etkisi sayesinde,· -genel çıkar ile · kaşnaşacağını düşünür .w Son olarak Holbach - da kendi Systeme de la Na.ture'ünde ( "Doğa Sistemi") adama­ kıllı benzer bir _öğr'eti geliştirir. İnsanın temel içgüdti'sü: onu iyice anla § ılmı ş çıkar aracıyla, kendi gö nenci için zorunlu -oıl� dUklarım blldiği öteki . İns a nlar ı sevmeye götüren ben cill ik �lduğundah, bundaı:ı� özel -çıkar iıx_genel çıkar arasında kar� _ - şıtlık olamayacağı ve toplum gellşmesinin zorunlu aLirak in­ san mut�uluğunu :yaratacağı sonucu çıkar .'dı

. lar ve eğitim

.

,

.

4. \

,

Sosyalizm,

-

_

Sosyalizm92 -

.

18.

yüzyli Fransız materyaJi.zminin sonucudur.

:ı'Jpkı :Feuerhach'ın, gerici- ve metafizik eğilimler e ka� şı sava­ şımı içinde, insancılııa mate!yalizın y'olundan ulaşnnş . bulun­ ması gibi, modern sp§yalist ve komüni st öğretiler de, 18. yüz� yıl Fransız materyalistlerinin din, 'feodalizm ve ·mutlakiyetI "

,

.

çiliğe ka:rşı savaşımların� an

mışlardır .98

doğmuş bulunan

öğretiden_ _ çık-

Bkz : ':ibid., s . J06 1l.il7, ibi d., s. aofi3s-#, aosı4-43._ 91 B kz : ibict, ·s. 3Qı7U, 31)94�-31012. n Bkz : ibid., 310-312. Bkz: M.olitor, c. ll, 2.40-245. . 9:ı. Bkz: ibiçl., s. 301. "Beriki (metafizik) , kurgu.nıın çalışması 89

96 Bkz :

aracıyla

' hazırlanmış bulunan ve insancılık ile kaynaşan materyalizmin yumrukları altın­ da kesin olarak yenik · düşecektir. Fransız ve İngiliz sosyalizm ve · komüniımi,

Feuerbach'ın teori alanında temsil , ettiği şeyi, insancılık ğini, pratik alanda temsil eder." 1 /

348 '

ve

birli� ( rııateryalizm -


Bauer, sosyalizmin köken ve

B.

niteliğini

açıklamaya

çalışacak yerde, ona karş ı dogmatik :yargılarda bulunmakla

·retinir� Sosyalizme karşı

!!gisi,

sosyalist yazılar Almanya'da.,.

insanal - etkinliğin - özsel olarak toplumsal bir nitelik - taşıdığı

- fikrini yaymaya

baŞladikları

siTada - uyanmıştır . 94 -Halk - içlıı,

"yığın" için duyduğu_ tiksinti _ sonucu, o, ilkin, halk

özlemleri­

nin tipik dışavurumu olarak yargıl�dığı sos yal izme kar�ı 'cttiş­

-

j

manca bir tutum , takınmıştır . Sosyalizmde bir yığın!'/ örgüt-

leme denemesi - görür, başarısızlığını yfğm ile bağlaşmasına yükler. ve S<fSyalizmin, li-beral köktenciliğin eleştirisi ile bir­

·leştirdiği eleştirisinde, insanın kurtuluşuna götüren tek yolun,

eleştirel Eleştiri olduğu ·-

B.

kinliği

s-onucunu çıkar IT .D s

Ba u'er 'in :lnsanhğın gelişmesinin -eleştiri, yani tln_ et­ , tarafından belirlenmiş bu1undu.ğu yölundaki bıu tezine

· karşı, Mcl'rx, s-Osyalist. ve komünistlerin belirtmiş bulunduk­ ları gibi, _-tindeki ilerlemelerin, şimdiy� değin toplurtıWl in­ sandışılı,ışinası ar a cıyl a dile geliniş - bulunduklar:ını · ile�i

rer.

Bu

insandışılaşma, yalın eleştiri aracıyla, yani

kaldırılamaz;

sü­

tınsel

kaldırılması · · ancak. . ( sömürülen ' ' yığın' 'ın yüri.j.tebilE�c eği sert siyasal ve t-oplumsal savaşınılar

aracıyla

--

savaşıroları g er e ktir ir . 9 6

, Sosyalizm ve komünizm, kurtuluşu için yığın t ar�ın dan

yürütülen, -sosyalist ve komünist öğreticilerin burjuva toplum eleştirileri ile des-teklemiş b�lundukları bu

mm teorik · dışavurumundan

Bkz:

savaş ı'- , ·

31Qrl6-43• 310 . " Yığının nasıl örgütlenmesi gerektiğini göstermek için, · · Fransızlar tüm bir dizi sisteml13r kurmw;ilardır .. ) ' 96 Bkz : ibid., s. 454. ' 'İnsanlar yığınının ôzyabancılaşma sonuçlan · gerçek dün.Yada duyulur biçlmde varoldukUı.rından, "y1ğın" da onlara karşı · gene . edimsel ' bir biçimde sa�ma zorundadır. o kendi özyabancılaşma ürünlerini yalın görüntüler- · olarak, bilincinin yalın yabanCılaşmaları' olarak. göremez, ve onları salt tinsel bir eylem aracıyla kaldırabileceğini ileri süremez. . . . Aİna mutlak Eleştiri Hegel Phenomenologie's1nden, · benim . dtşımda varo�n gerçek. nesnel zincirleri · salt tinsel, öznel, içse,ı zincirler durumuna ve böylece dışsal. somut , sava şımları · da arı fikirler savaşımiarı durumutıa dönuştUrme· sanatını · · 94

�s

Bkz :

öğrenmiştir. ' '

ibid., ibid.,

devrimci

ba§kl! bir ' şey değildirleT.97

S'.

s.

?!_ Bkz : ib-id., s. 2569.ı7.

·

349


Bu ö�eticilere

(.doctrinaires)

k:arşıt olarak,

eleştirel �leş­

tir'i, Tarihin gelişmesinin� Tin için, "yığın"m usuh zaferi için

lJ:

el irliği etmedeki yeteneksizliği sonucu sürekli- bir başarısız­

Iık oluşturduğunu düşünerek,' yığına dayamin her � argılar (m_ahktim eder) ._ --

hareketi

Sosyalizmi Almari-köktencili�ine ba�layan B. Bauer, onun do-ğuşunu bu köktenciliğih 1842'de{{i bozgunu ile, · köktencileri

- sosyalizm ve komünizme yönelmeye; ve -böylece, - '"yığın" a

p

daha sıkı bir biçimde _ _ağlayarak, Tin e karşı bir günah ·işle' · meye götüren bozgun ile açıklar . o s

.

Alman sosyalizminin, İngili:tve Fran s ız sosyalizminin ürü-

olduğunt,ı

görecek . yerde , B. Bauer' burrlar araS111d ald iliş­

kilerin gerçek- - bir sıra değiştirmesi ile, İngiliz ve ,Fransız sosyalizmini Alman __s-ösyalizmine göre yargilar, ·onları da · Ah-,

gibi " yığın" a b�ğlı _ ol�akla suçlar .ve sosya,­ öğreti ve tüm eylemini bit! tek olguya indirger :·

man sosyalizmi lizmin tüm

"Yığın"ın

örgütlenmesi. : Eleştirel Eleştiri dışında , der Marx,

hi ç

bir _ y erde

sözkonusu

değildir, bun�

-

'

,� -

yığının örgütlenmesi

karşılık,' çoğu kez, ­

Fransa' da . kendi eylemini sosyalizmin '"" eylemin e _ bağJaına:ya , çalışmış köktenci (radikal) parti tarafından _ _ileriye sürülmüş

· bi:r slogan olan emeğin örgütlenme:si sık., sık s ö z ko nu su edilir .110

Sosyalistler ve komünistler, B . _ Baııer!den farklı olarak, .

yığının .. örgütlenmeye hiç de gereksinmesi .

olmaaığını,

onun

örgütünÜn burjuva toplum ile birlikte doğup · onunla . kar�ştığı­ nı adamakıllı allıariar ; . sosyalizm ve- komünizmin ereği, ·onun kurtuluş kavgasmda, yıııuı aynı zamanda hem teorik, ve hem

_de pratik düzeyde yöİıetmektir ;100

Sosyalizm · v-e komünizm , _ moqern tarihsel g eli ş m e- aracıy­ -ak, · sosyalizm ve k C?münizm, ilke ba­

ffi:

la açıklanırlar. Teoti . oı

kınlından ı'.1nsahların �doğal eşitliğini . . ' 9!':Bkz: ibid.,

s.

310M-0

ibid., s." 31130-41• 100Bkz : ibid., s. 31()27...:ID. 99 Bkz :

350

li:. oyarak' ve -

insanların


-�-:-biçirn1enmesinde çevre- tarafından oynanan kesin

rolii vurgu-

-layarak,- yo:lu sos·yali�me ·açmış bulunan 18. yüzyıl ·:m ateryaliz-

"- pıinin toplums al eğilimiı:ıden

kaynaklanırlar. Eğer

insan ger­

- çekten çevresi tarafından biÇimlendirilmişse, bu çevreyi in-

- sanların - insanaliaşmasını ' kolaylaştır ac ak biçimde örgütle' 've eğer bencillik msanal etkinliğin temel güdüsü ise,

- niek,

özel - ç �k�ın genel ç*ar ile örtüşece�i biçimde davranmak gerekir.1�1 · --

. Sosyalizm ve komünizmin -gelişmesi; kendin i _ Babeuf , ve � Fo- i er'nin · teodlerinden, Gabet ve, rna.teryalizm ve komü..

- nizmin temeli _ olan prat_ik insancılığın dışavurumunu oluştu.;; ran �n ez am y' nin teorile�iiıe doğru, ' teorilerin bir ardarda geli-_ Şi aractyla gösterir. "Fourier do�rudan d oğruya Fransız materyalistlerinin p"ğretisinden esinle'i1ir. Baböjçü l.er kaba, yon­ tli-lmamiş materyalistler idiler, ama en gelişmiş ko münizm de .doğrudan -doğruyu Fr-ansız materyalizminden kaynaklanır. Helvetius�ün _ ona vermiş bulunduğu biçim altında, bu mater­ yalizm, gerçekte kendi anayurdu o�an İngiltere 'ye yenidem :.dö-- n_er . B�nthani kendi iyi ka vNmmış çıkar - sistemini Helvetius'ün­ sağ töresi üzerine kurar ve, Bentham--sisteminden yola çıkan Q_�en-; - İngiliz kô fuüniZminin: temellerini atar. İngiltere'y_e sü­ · - _ sonra, kendini komüniSt-dikiriere kaptırhnş - . bulu-

rü!�ükten

- nan Fransız Cabet-, _orada komünizmin- en 4ınmımş , aİna en de . yüzeysel temsilcisi olmak üzer e, yeniden Fransa'ya döner. Deza�y , -Gay,

vb . . · bilimseı -Fransız . komünistleri,

Owen gibi;,

ıoı Bkz : ibid., s. 307-308. "Dekartçı materyalizmin kendi sonucuiıu doğal bilimler içinde bulması gibi, -Fransız · materyalizminin öteki · eğilimi de doğru­ dan · doğruya sosyal-izm ve komünizme vartt. Materyalizmin, insanların köken-_

sel - iyilik ve eşit anlayışlılığı üzerindeki, deneyin, alışkanlığ'ın, eğitimin · son­ gücü üzerindeki, · koşulların etkisi üzerindeki, sanayiin ' önemi üzerindeki . . . vb. teorilerini zorunlu olarak komünizme v e sosyalizme bağlayan şeyi görmek için, olağ�nüstü bir bilgeliğe gerek yoktur. Eğer insan bütün bilgisini . duyulur _dünya ve bu dünya üzerindeki deneyinden alıyorsa, bu dünyayı insanın orada ­ gerçekten insanal--_olan şeyler{ bulup özümleyeceği, orada insan-- olarak gıilişe" -, _ . ceği ·biçimd_e örgütlernek gerekir. Eğer · iyi anlaşılmış çılqır tüm saitörenin ilke­ si -ise, dnsanın özel çıkarının genel insanal çıkar ile birleŞmesi gerekir . . . . Eğer insan kGŞullar ta,rafından biçimlendirilmiş ise, bu - koşuilara- insanal ·bil nitelik ·suz

verilmesi gerekir. ' '

_ . _J

351-�


'n!-antıksal teme li olma-k o!arak ·geliştirir ler . " 102

materyalizm ö�etisini, komüni Z min -

üzere, _ gerçek insancıl ık

öğretisi

5�

Proudlıonıos

E. Bauer' �n Proudhon konusunda yapmış bulunduğu ele��­ tirP04, Marx'a, sosyalizm konusunda - ele ştir d Eleştir:� üz erin� d�ki . eleştll'isi -ile aynı zamanda, Proudhon üzerinde Ekonomi Politik

ve Felsefe

Elyazmalan'nda · girişiimiş bulunan eleşti-

·

verir/ Marx, Ruge'ye karşı · polemiğinde, Fransız proletaryasınıR en büyük teorisyeni ilan ettiği Proudhon'a henü z çok büyük bir değer veriyordu.106 Marx'ın gözünde Proudhon'un başlıca değ imi , özeL mül­ . kiyet ve hru!juva toplumun temel, ama ön�l mülkiyeii · kökten­ ci biçünde .kaldirma-k istememesi sonuc. ı sonuna d eğ in götü­ risini105 de genişletme _ olanağını

rem ediği bir eleştirisine yolu açmış buluıunası idi. Burjuva , toplumun ins.ı;ındışı nit�liğinin, ona te m el hizmeti gören özel

mülkiyetin doğasının ta kendisfpden_ _ _ geldiğini göremeyen Proudhon, kenqi özel mülkiyet eleştirisinden , onun mutlak kaldırılına z6run1ulu,ğu sonucunu · . Çikarmıyordu ; sistemibin sınır ve eksiklikleri işte -burada yp.tar . Edgar Bader'in Proudhon'i::ıa kınadığı şey, onun d-evrimci eyleme daha derin bir biçimde katılmış olmaması değil, a m a .

eleştirel Eleştiri gibi kendini kurguya (speculationJ vermek üzere, devrimci eylemden uzaklaşmamış olmasıdır . 10 7 FeJ.Sefeyi kurgusal kalmak ve· eylemden uzaldaşrriak ile kı­ namış bulunan Proudhon'a, E. B au er felsefenin,' eyleme --ka­ tılmak _ şöyle dursun, tersirie, kendini oneJan _ büsbütün kurtar­ ması gerektiği yanıtını verir. Bu: görü§ , - der Marx, E. · Ba-

tersine,

,

ı.n

Bkz: ibid., s.- 308.

· ıo3 Bkz: 1� Bkz:

yorumlanmış

��5Bkz :

1o6 Bkz : 107' Bkz:

ibid., s. 193-225. E. Bauer, Proudhon (Qu'est-ce que la propriete'den çevrilmiş ve · parçalar) . G .-E . G. , fasikül 5, Nisan 1844, s. 37-52. -- : . MEGA I, c. III, s� 42, 98, 138. ibid. , s. 18. . ,_.... ib"id., s. 209311l�21oı·: , ı

i,

352


��.

�- ·

� uer'in,.

ins an al yaşam ve insanal etkinliğin kend is i için ger � i; çekten an c ak soyutlamal �r biç imi altmda varoldukları. ve · tüm sorlll11arın çözümlerini kendisi için tinsel düzeyde

kurgu s al bir

filozof -olm asın dan ileri gelir , 108

bulduk­

· E. Bauer, ütopyacılar ve tanrıbilimciler gibi , mutlak fi­ . ·'-c� :kirlere inanmak ve burjıuva toplumu adalet ve eşitlik fikirleri 7 adm a yargılamış ve mahkum etmiş olma·kla lanadığı Proud­ . ·h ori'u, işte s iyasa l ve toplums-al savaşırnlara ka tıl a c ak yerde · bunlara tepeden bakan kurgusal felsefe açısından suçlar .109 Tüılı sorunları kurgusal sorunlar durumuna dönüştüren

.

.:. e_leştire-l Eleştiriye karşıt · olarak, Proudhon, . der Marx,

i�çi

sınıfı Çıkarlarının savunucusu olarak; eleştirisini somut ikti­

sadi ve toplu msal olgular üzerine temellendirir· ; yapıtı but?- dan ötürü, eleştirel Eleştirinin yapıtından daıha büyük bi_r arilam ' < _ve- önem .taşır, çünkü, onun gibi boş sözlerin ta kendi�i olacak yerde, toplumsal devrime yol J:ıamlar.110 .

- Bir ütopyacı olmak şöyle dl.ırsun, Proudhon, burj-uva top­

lıunun

temeli ve işçilerin sefaletinin derin nedeni olan özel

mülkiyet rej_iminin , eleştirisine girişmiş , ve keiıd!ni eleştirel

.

.- Eleştiri gibi · soyut kurgulara vermek için değil, ama işçi sı­ mfı yararına belgin istemler formüle etmek için bu eleşti�iye dayanunştır.

. .� · Proudhon, kendi burjuva toplum . eleştirisinde, bu toplum­ . aa insanların çoğunun nasibini oluşturan sefaletin, doğal ve

·

1().8

Bkz: ibid.,

s.

210. "Feuerbach

.. .

felsefenin kurgu göğünden ·

insanal

sefaletin derinliklerine inmesi gerektiği sonucuna. varırken, Bay 'Edgar bize 'ter­

sine, felsefenin pratiğe çok bağlı bulunduğunu öğretir. Daha çok öyle görünür:

ki; felsefe, gerçek durumun aşkın, soyut dışavurumu olduğu. için, tam da aşkın ve soyıit · niteliği ve �kendisi ile dünya arasında kuxduğu .ayrım nedeniyle, ger­ çek dünya ve somut insanları kendinin çok altmda bırakınayı tasarlamalıycb , öte yandan, gerçekten karşıt çıkamad,ğı ve üzerinde gerçek bir .etkide buluna­ madı� gerçek dünyadan gerçekten ayrımlaşmadığr için, tinsel, soyut bir ey­ lem ile yetinme zorunda kalmıştır. O ancak pratiğe tepeden bakmrş olma an­

lamında

süper-pratik o1muştur . . .

insanı değil, ama sadece,

tar. "

10�

Bkz : ibid., ııa Bkz : ibid.,

s.

s.

kurgu

fikir, tin biçimi

.. .

insandan sözettiği

zaman,

20324...37, 2<!45.9. Bkz : G.E.G. ibid. , ·s. 40 ve 48. 21P&.212l.

353

somut

altında, soyut insam gözönünde tu-

·


kaçınılmaz zorunluluk olup olmadı�ı bilme sorunundan yola çıkar. Sefaletin nedenlerini irdeleyen Proudhon, sefaleti ya�

·

r atan kapitalist rejiniin, burjuva filozof ve iktisatçıların te­ mel toplumsal ilke· olar ak tammakta birleştikleri eşitlik ilke­ si

ile

bağdaşmaz olduğunu gösterir .nı

Eğer o bu eleştiride,

E. Bauer'in onun başına kak.tığı eşit­

lik fikrine yaslamrs � , bunoo nedeni bu fikrin, Fr ansa ' da , in­

sanlar

o

n ilişkilerin ide­ öğretinin temelini

ar asın da var lması gerektiği düş ünüle

olojik dışavurumu olması ve devrimci bir

oluşturmasıdır . 112 Ö zel mülkiyetin, insanlar arasındaki eşitsizlik ile, bazı­

ları için zenginlik ve başka bazıları sı olgusu, · onu özel mülkiyet

·

ile

için de

sefalet yaratma­

:sefalet arasındaki ilişkileri

irdelemeye, ve s ef aletin ortadan kaldırılmasının, özel mülki­

yetİn ortadan kaldırılmasını gerektirdiği sonucunu çıkarmaya

-

götürür.

Proudhon'u:ri. toplumsal sort.ın:u tasariama ve ele alma ' bi- _

çimi, devrimci bir öğretiyi, siyasal ve toplumsal savaşımıarı

ıı ı Bkz : ibid., s. 211. " Proudhon şu so-ruyu sorar : Özel mülkiyet biçimi al­ tmda, kendi yadsınması var-olurken. mülkiyelin yaratıcı ve doğrulayıcı ilkesi . yaptıkları eşitlik, . nasıl . olur da varolmaz. O , "gerçekte mülkiyetin ne teorik ne de pratik baktmdan kendini doğruladığını" (s. 34) ,\ onun kendi kendisi ile çeliştiğini ve kendi kendisini yokettiğiıii, açıkça söylemek gerekirse, onun; yabancılaşmış ve çelişik biçimi altindaki eşitliğin dışavurumu olduğunu gösterir. Fransa'da varolan durum ve bu durumun yolaçtığı yabanc!laşmamn saptanma­ sı , Proudhon 'u haklı olarak, öz el mülkiyetin gerçekten kaldırılması gerektiğini . düşünmeye götürür . ' ' . 1 1 2 Bkz : ibidL; s. 209. "Bay Edgar bir an Fransız eşitlik'i ile Alman ken­ dinin bilincini karşllaştırm ak isterse, Alman kendinin bilincinin, eşitligin Fran­ sız ağzı i1e, yani siyasal dilde ve somut düşünce çerçevesinde dile ge; tirdiği şeyi, Alman ağzı ile, yani soyut- düşünce çerçevesinde · dile getirdiğini aniayacak br. Kendinin bilinci , an düşünce düzeyinde kendi kendine eşit insan­ dir. Eşitlik, insanın pra tikte kendisi üzerine · edindiği bilinçtir, sonuç olarak her başka insanın onun eşiti olduğu ve ona karşı davranışının bir eşit karşısındaki davranış olması gerektiği biiincidir de. Eşitlik, insanal özün birliğinin Fransız dışavurumu, insanal türün bilinç ve davranışmın, insanlar arasında ve onların ilişkilerinde varo-l ması gereken pratik özdeşliiD,n dı şavurumudur. Yıkıcı eleştiri Almanya'da, Feuerbach ile gerçek insan anlayışına erişm e den önce, kendinin bilinci ilkesine dayanarak tüm belirli gerçekliği kaldırmaya girişmiş bulunma­ sı gibi, Fransa'da da, eşitlik ilkesine dayanarak, ayın sonuca . ula.şmaya giriş­ miştir . ' ' 854


--. iqeolojik

sava§ımlara, kategoriler arasındaki, fi kirler ar a­ smdaki çatışmalara indirgeyen eleştirel Eleştiriden ayıran . tem�l ayrımı gösterir. Bu durtun; kendini , özellikle E; Bau er :· ile Proudhon 'un, · özel mülkiyet ile �efalet arasındaki ilişkile�.

- ri gözönüne alma biçiminde gösterir. E. Bau er yet ile sefaleti, malik ülma ve malik-olmama

indirger.

E. Bauer

_

,

kurgusal

,

özel

mülki­

kategorilerine

usavurmanın büyülü erdemi sayesin

­

. de, h er türlü toplumsal nitelik ve her türlü toplum s a l önemden

yoksunlaştırılımş bu k ategoril er ile istediği gibi hakkabazlık edeb ilir ; bu da onu toplumsal sorunun her türlü somut irdele­ mesinden ve her türlü siyas al tutum almadan bağış ık tutar . 1 1 3 9zel mü!�iyet ile s efalet arasındak� Üi şkiler sorununu, bütün

_ sorunlar için yaptığı gibi , soyut fikirler arasıridaki, katego­ r

riler arasındaki ilişkilere indirmi Ş bulunmaktan kurum

�u­

:ro.urn kurumlanan E. Bauer, Proudh on'u, onları kurgusal filo­ zofun egemen ilgisizliği ile ele ala_ca� yerde, sefalete

karşı

özel- mülkiyetten yana tutum almış olmakla kınar . ü -1 Ma lik olm a

ve malik-olmarria,

diye belirtir ona Marx, el­

de bulundurma ve elde�bulundurmama biçimi altında, hiç de · - . soyut fikirler değildirler . _ Elde�bulundurmama , gerçekte, kendi · e-m ek ürününden ayrı tutulpı.uş ve ondan yoksunlaştırıl� . mış işçinin, kurgu

yolu ile

değil, a m a ancak eleştiri ile

: leta:ryanın devrimci eyleminin kaldırılabilecek göre

birleştirilmiş

insandışılığınıri.

·

somut

pro­

etkisi aracıyla

dışavurumudur .115

ibid. , s . 205us , s . 2Q7"U2• Bkz : ibid., s. 212 ve 207 . "Bay Edgar'a bulundurma ve elde-bulundurmama, Proudhon için mutlak kategoriler­

UJ Bkz :

elde

dirler. Elefltirel E'eştiri her yanda kategorilerden başka bir şey görmez. Böylece -elde bulundurma ve elde-bulundurmama,

ücret, emeğin

ödüllendirilmesi, sefalet

ve · gereksinme, gereksinmeleri karşılamaya yönelik emek , kategorilerden başka · _ bir şey değildirler. . .

_

-

"Elde bulundurma ve elde-bulundurmama, kurgusal çatışkıların metafizik Kutsal şeylere karşı saygısızlık yapmaksızın onla­ sadecı:ı eleŞtirel · Eleştirinin eli dakunabilir. Kapitalistler ve işçiler kendi

onaylama5ına erişmiş: erdir. ı:a

ilişkileri :ile uğraşnıa zorunda değildirler ." 114

.

Bkz : ibid. , s. 20412- 26• Bkz : - ibid., s. · 212. "Eğer t::ıplum sadece elde bulundurma ve elde-bu- , lundurrnama kategorilerinden kurtulacak olsaydı, onun bu kategorileri ka:dırm

355


"Manchester ve Lyon atelyelerinde çalı§an Fransız ve İngiliz işçileri,- patronları ve -aşağılanmalarindan, kendilerini sadece "a�ı düşünce " ve usavurma erdemi aracıyla kurtarabilecek­ . lerini hiç · bir zaman düşünmezler. Onl ar varlık ile düşünce, , bilinç ile yaşam arasında bulunan ayrımı acı · acı duyarlar.

Mülkiyetin, sermayenin, paranın ; ücretli emeğin vb. imgele­ me -ürünleri değil,

ama, tersine, kendi yabancılaşmalarının

�ünleri , insanın s a dece düşüncede, sadece bilinçte .değil, ama somut varoluşta, -gerçek yaş a mda - da ger ­ çek-ten insan durumuna gelmesi için, gene -pratik biçimde kal­ diTümaları gereken ürünler olduklarını bilirler onlar . Eleştirel Eleştiri ise· onlar a , tersine, eğer düşünce aracıyla ücretli gerçek ve somut

emek fikrini kaldırırlarsa, eğer düşünce aracıyla ]<.endilerini

ücretliler olarak görmekten , ve dilerine ücretliler

olarak

bu yanılsama gereğince,

ücret

ken- ­

ödetmekten vazgeçerlerse;

gerçeklikte de -ücretliler . olmaktan çıkacaklarını öğretir . Böy­

lece arı idealistler , göksel varlık lar durumuna geldikten son­

·ra, elbette arı düşünc-e göğünde d-e yaşayabilirler .

Eleştiri; onlar a ,

·

diişüncede

sermaye

·

Eleştirel

kavramını · kaldırarak

gerç ek sermayeyi kaldıracaklarım, bilinçlerinde kendi

.

souut

benlerini dönüştürerek , kendi gerçek var1ıklarmın her somut · . dönüşümünü, var-ııklarmın, yani kendi gerçek ben1erin in ger­ _ çek koşullarının her edimsel dönüşümünü , eleştiriye yaraşmaz masını kolaylaştırmf).k, hatta Bay Edgar'dan daha güçsüz bir diyalektikçi için

bile ne kolay olurdu ! Böyle olmakla birlikte, Bay Edgar tüm bunları

o kadar

bayağı görür ki, Proudhon' a yanıt olarak, elde bulundurma ve elde-bulundur ­ mama kategorilerinin bir açıklamasını vermeyi, zahınete bile değmez bulur. Gene de, elde-bulundurmama sadec e bir kategori değil, ama acıldı bir gerçek­ lik olduğu için, günümüzde hiç bir şeyi olmayan . adam bir hiç olduğu, tüm varoluştan koparılmış bu adamın ins anal yaşam ile hiç bir ilişkisi bulunmadığı, elde-bulundurmama durumu insanın kendi nesnel gerçekliğinden büsbütün ay­ rılmiş bulunduğu durum olduğu için, - en yüksek düşünce konusu olarak görü­ nür; ve ondap. ve Fransız sosyalistlerinden önce, bu konu üzerinde ne kadar az düşünülmü şse, bu o kadar çok böyledir. Elde-bulundurmama umutsuz biçimi altındaki tinselcilik, insanın mutlak gerçekdışdığı ve buna karşılık. insandı�ı olan şeyi:1 dopdnlu gerçekliğidir ; çok olumlu bir elde b ulundurma biçimi, açlı­ ğın,

soğuğun, hastalıkların,

suçların,

alçalmanın, alıklığm, insana ve doğaya biçimidir o . "

aykırı oları her şeyin elde bulundurma


�� �

- -

)

-i§le� �larak horgö�erek, kendilerini �)�.!.' [,;; ıteceklerını

_

gerçekten-

.d�n��tü.,

ve gerçek ınsanlar durumuna geleceklerını ogre�

rit-ir. _Gerçeklikte . kategorilerden

başka bir şey görm-::!yen "t-irı" ,

tiiıs a.ıııii- tüm pratik etkinliğini doğal olarak eleştirel Eleştiri­ }\':Qm. diyruektik düşüncesine indirger� Eleştirel Eleştiri sos ya­ f./llizmi , bayağı sosyalizm ve bayağı omün izmden işte bu nak-

r

L tada ay ılır. _:_

k

" 116

·

- · özel müJkiyetin eşitsizlik ve sefaletin ka yn ağı olduğunu :. · . göstererek, Proudhon, üz erine kW'ulduğıu özel mülkiyet reji·mini ussal ve zorunlu sayarak, insandışılığına karşın, kapita­

list- sistemi doğrulamaya çalışan- ekonomi politiğin temel ku­ _ , - . sl.ırünu ortaya ko:ymJiştur . ıı7 o, ayiu z a m an da , ekonomi politiğin içinde - y ata n . leri, özellikle- onun ücret teorisi ve değer teorisirie ilişkin ç e - · :· ·lişkilerini de göstermiştir. Eko�omi politik - ilke -,olarak, ücre­

çelişki-

_ -;- �in, emek ürününün meşru olarak ücrete düşen payını temsil

ücret her zaman en düşük oran­ " da- saptanmıştır. Değerle ilgili olarak da, e onomi politik onun tutarının üretim giderleri ve nesnenin yararlılığına göre sapettiğini koya r , ama gerçekte

k

- "tandığını ileri sürer, oysa o keyfe bağlı biçimde saptanır .1 18 Marx

yolu

açm ş

eleştirisi ekonomi

bulunan

politiğin bilimsel bir tahliline

Proudhon'un değimlerini · belirtinekle bir­

likte, sisteminin Slllll' ve yanlışlıklarını da gösterir .119

Marx bu yanlışhkları, birkaç yıl sonr a Felsefenin Sefaleti'nde (1847) y apacağı gibi, Proudlıon'un, onu orta sımflar ın, küçük köy1 16 Bkz : ibid., s. 223-224 . ibid. , s. 2043'-�1, 205 u< ­ ııs Bkz: ibid., s. 202ç-203 21• 11 9 Bkz : ibid., s. 201. "Ekonomi politik

.ıı7 Bkz:

bütün açındıqnalarında,

bir belit

biçiminde, kendi dogrulamasmı kendinde taşıyan - bir o-lgu olarak gördüğü ve hiç bir eleştirel incelemeden . geçirmediği özel mülkiyet o!gusundan yola çıkar . .. : Oysa, Protidhon, ekonomi politiğin temelini, özel mülkiyeti eleştirel bir i�ce· l erned en ve dogrusunu söylemek gerekirse, ilk bütünsel ve bilimsel eleştirel

incelemeden geçirmiştir, onun gerçekleştirmiş bulunduğ-u büyük bilimsel ilerle· Jll.e , ekonom{ politiği altüst eden ve onun gerçek bir bilim durumuna dönüşme­ sini olanaklı kılan ilerleme işte budur. Sieyes'in Qu'est-ce que le tiers etat? yapttınin modern siyaset için önemi neyse, Proudhon'un Qu' est-ce que la prop-

. . __ riete?

:ı.rapıtıııın rla modern ekom;.mi politik

357

için önemi

odur . "


lüler ile küçük zanaatçıların savunucusu ol ar ak, bu sınıflara

g

öz ü mülkiyet biçimini, küçük mülkiyeti d oğr ul amaya götü�

ren sınıf tutumu ile d�eğil, ama bınjuv� · ekonomi karşı ilk temel saldrrıyı oluşturan ken d i burjuva

politiğine

�1\onomi

po�

· litik eleştirisinde , onun kenO.iıii bu e kon omi politiğin ilkeler in:. · den büsbütün kurtaramayacağı · ve dolayi�ıyla onu aşamayacağı olgusu ile açıklar . 120

O , ekonomi

politik

büsbütün

düzeyinde, y ani özel mülkiyet d üzeyin·

de yer ala!'ak y apılabi l ecek her şeyi yapmıştır ; 'özel mülkiye·

ti köktenci, mutl ak biçimde yadsımamış olduğundan, ·

özel

mülk:iyetin _ ve dolayısıyla da ekonomi politiğin eleştirisini so­

nuna kadar götürernemiştir. 121

O, işçiyi kendi · emek gü cünü · ve bunun ürününü başkası�

na bır akm aya

zorlayan ve içinde hi ç bir şeyi olmayanın

bir

hiç olduğu bir rejimi ortadan kaldırmak ister, ama bu r e ji min

temelini, özel mülkiyeti, sınırsız, mutlak biçimi alt:mda - malı�

kum

ettiğin den,

görünüşte

daha

adil

bir mülkiyet biçi­

_mi olarak, elde bulundurmanın her türlü özel mülkiyet biçi­

minin içinde y at an tem-el kusur ile lekelenmiş olduğunu gör�

meksizin, _ sınır lı bir mülki y et hakkını, elde bulundurma hakkı­

-

ona karşıt çıkarır! "Prou�hon'un özel mülkiyeti, mü�iye-

tin eski biçimini ortadan kaldırmak ist e diğini s öyle mek, _·ıonun

insanın

kendi

kendine

nesnel olarak yabancı duruma gelmiş

bulunduğu durumu, yahancılaşm � nın iktisadi biçimini orta� ' , dan kaldırmak istediğini söyleme k anlamına gelir. Ama ken· di

ekonomi politik

eleştirisinde, kendini ek-onnmi politik ilk e ­

lerinden kurtaramamış olduğu içih ,

·nesnel

dünyarim

temel·

Bkz : i o id. , . s. 201 . "Her bilimin ilk eleştirisi, zorunlu olarak savaştığı Pkelerinden yola ç;Itar ; Qu' e st-ce que la propriı§te? yapıtında, Freud­ han'un ekonami politiği cl:onorrti po1 itik aç�sından eleştirmesini de bu açıklar. . . . Proudhon'un yapltı, Proudhon'un tasarladığı - biçimdeki ekonomi · politik d e dahil. ekonomi poli,tiğin temel eleştirisi aracıyla aşılmıştır. ;Bununla bjrlikte, bu eleştiı"i ancak Proudhon'un kendisi sayesinde olanaklı olmuştur, tıpkı onun . eleştirisinin de merkantiUstlerin fizyokratlar, fizyokratlarm Adam Smith, Adam · Smith'in Ricardo tarafından eleştirisi ile , Fourier ve Saint-Simon'un çalışmaları sayesinde olanakh olmuş bulunması gibi . " • m Bk:r: : .;J.;..ı • s , 203 ı..ı_n . ııo

bilimin


fS'� r;t -

�1H�Ji -bnun tarafından hala ekonnmi p.olitiğ� özgü hir biçim hf;·ıtlan - mülkiyet biçimi altında tasarlanmıştır. Proudhon, eleş­ f.f.#rel _E l eş_t_irini n ileri sürdüğü gibi, elde bulundurmayı

�:}:mıdurnıamaya kar şıt

elde-bu­

çıkarmaz ; o eski mülkiyet biçimine,

f.:�iilkiyete, elde bulundurmanın _ toplumsal b ir işlev

oldu�

t �nu .-bildirerek, elde bulundurmayı karşıt çıkarır. Oysa, bir :. } 'toplumsal işlev · içinde ilginç olan şey, b aşkasın ı bu işlevden

ama insanın bu _işlev araciyla ken d i öz güç­ ( :lerini olumlama ve ·gerçekleştirmesini _sağlamaktır. ' ' �-..- ---':' Poudhon · bu fikri uygun hir bi ç im de geliştirme başarısı­ "' :th gösterernemiştir. "Herkes için eşit elde bulundurma" görüşü, 4'nesnenin, insanın nesnel gerçekleşmesi olarak , - aynı ziı.planda insamn öteki için . v aroluş biçimi, · onun öteki insan­ : .. dııştalamak d eğil

' :iar· ile insanal ilişkisi, insanlar arasındaki- toplunu;·aı ilişkiler - _biçimi

de olduğu

fikrinin , ama · henüz ekonomi poU.tikte

sa­

hip bulundu� yabancilaşmış biç.i·m. altındaki dışavururrtu·_ · _ dur."122

el de bulundurma biçimi altm da genelleş- _ Pr oudhon , toplumsal ilişkile�in, özel mülki �

- Üzel mülkiyeti

titmek

isteyerek,

yetin kö kte nc i kaldırılması atacıyla, her türlü yabancılaşma

"' biçiminhı kaldırılmış olacağı yeni _ ins anal bir görüşüne erişemez.

bir görüşüne� gerçekten

Proudhori, bu noktada, kendi kapitalist rejim· eleşti'risin­

�e, ' burjuva iktisatçılar -görülen de ğişi m , değer ,

tarafından doğal ve zorunlu

olarak

fiyat gibi iktisa}it kategorilerin, ger­

çeklikte bu r ej im tarafından belirlenmiş . bulunduklarını,

ve

· özel mülkiyet sisteminin, bu s i stemin ·yarattığı - devrimci sinıf

tarafından, proletarya tarafından -ortadan kaldırılmaya aday göstermiş bulunan Engels'ten adamakıllı a ı1ır ,ı2a

Yr-

olduğunu

GenelleştiTmek istediği eld e buLundurmayı d-oğrulaması

sonu cu .Proudhon, Engels'ten farklı olarak, toplumsal eşitsiz­ ,

lik ve s efaletin hangi yoldan- g.erçekten kaldırılabileceklerini ııı Bkz: ibid., s. 212-213. 123. Bkz : ibid . , s. 202U.

359


ve hangi yoldan kal drrılm a ları gerektiğini gösterıneyi başa· ramamıştır.

_ger ç,ekte ar asınd aki , Proudhon sisteminin

Toplumsal eşitsizlik ve sefa letin

varlıklılar ile

varlıksızlar

kaldırılması,

kendisine doğru yöneldiği sınıf karşıtlığının hafiflemesinçlen

d eğil, ama tersine bırkarşıtlığın daha da belirginleşırr.iesinden, burj uvazi . il-e proletarya ara sın d aki · sınıflar savaşımımn, top· lumsal devrime yolaçan kızışmasından kaynaklanabilir. Gerçi Proudhon topiumsal sorunun her . ş eyden önce pratik bir sorun olduğunu- anlar, ama kapitalişi rejim tarafından ya· r a tılmış bulunan zenginlik ve sefai-etin ancak kapitalist reji"" ­ min diyalektik gelişmesi - aracıyla kaldırılabileceğini görme­ diğinden, s efalette , onun kurtarıcı değ-erini anlamaksızın, se�

faletin genelleşmesinin, d evr imci savaş ımın da�a da belirgin·

leşme s i aracıyla, ken d i kaldırılışına yolaçtığını görmeksizin,

bu r ej imin sonuçlarının _ bir hafifletilmesi - a r acıy la ortadan kaldırmak is tediği sefaletten başka bir şeyi gözönünde tutmaz . "Pr-o letarya ve zenginlik iki çatışkıdır ve iki çatışkı olarak _ bir bütün oluştururlar . Sözkonusu ol�n bunlardan herb irinin bu d ü nyad a · tuttukları yeri belirlemektir, çürikü bunların bir bütün ün iki yanı olduklarırıı söylemek yetmez. ' "Özel mulkiyet, özel mülkiyet olarak, yani z enginlik ola· rak, kendi v arlığını sürdürürken, karşıtının, pr olet ar ya nın da

varlığını sür'dürmek

zorundadır. O, ç atış-kının

olumlu-

yanını,

kendi Jıoşnu tl�ğunu kendinde - bulan özel mülkiyeti oluşturur. , Prolet�rya, tersine kendini proletarya · olar ak kaldırma k için, kendi �ar şıtını, durumunu ·belirleyen

özel müikiyeti de kaldır·

riıa zorrundadır. O, çatışkının olumsu·z yanını, kendinden hoş·

nutsuz, ve kendi k endini kaldırmayı özleyen özel riıülkiyeti oluşturur .

"Varlıklı sınıf ve prDleter sınıf , her ikisi de insanal ya· bancılaşmanın dışavurumudur . .A;ma birincisi, varlıklı sınıf olar ak doğrulanmış bulunduğu, erkliğinin kaynağı olduğunu ve ona i ns an al bir V8;roluş görünüşü verdiğini bildiği yabancı-:- 360


ia�ma içinde dlirrumundan hoşnutken, ikincisi, tersine, içinde ;!rendi -erksizlik ve i n san dışı varolU§unun kaynağını gör düğü bu -yabancılaşma . t ar afından kendini hiçe indirilmi§ duyar. : . . Bu : çatı§lu çerçevesinde1 varlıklılar tutucu partiyi, p role terler de · -yıkıcı partiyi oluştururlar ; birinciler bu 'ıtarşıtlığın korunup · . sürdürülmesi, öt eki ler de yıkılınası i ç in çalışırlar.

"Kendi ·gelişmesi ile, özel mülkiyet kendi kaldırılına ko­ şullarını kendisi yaratır ; o bu işi, proJetaryayı proletarya ola­ : . rak yaratarak, onunla birlikte kendi tinsel ve fizik düşüşünün .bilincine varmış sefaleti, kendi -kendinin bilincine varmış ve

· bj:iylece

zorunlu olar ak

kendini kaldırmaya · yönele� insandı­

iradesiz bir

şılığı yaratarak, bilinçsiz ve

biçimde yapar .- Pro­

- letarya, öze-l mülkiyetin onu yaratarak kendisine kar şı ver­

:. _ diği yargı kararını uyg ulamaktan başka bir şe y yapmaz, tıp­

ki ücreıtli em eğ in , başkasının z enginliği ile aynı z amanda , ken­ di öz ser al etin i de ' yaratarak, kendisine karşı v erdiği yargı kararıni da uygulamaktan başka bir şey yapmadığı gibi. " 124

-

· - Proletaryanın t ar ih s e l rolü, özel mülkiyetın onu yaratarak

kendine� _karşı verdiğ'i yargı - kararını uygulamak olduğundan,

-özel mülkiyet prol eta r ya yi ya�atarak, istemeksizin, kendi yı-

:J.illn - aletini kendi yaratır. Eğer komünistler proletaryaya bu rolü verirlers e , bunun ne deni eleştirel Eleştirinin düşün dü ğü gibi komünistleTin proletaryayı tanrılaşbrmaları değil, ama proletaryanın, kendini kurtarmak _ "Zaferi

için,

ve

kendisi ile birlikte

kazanar ak,

proletarya

bu

tl.ini in s anlığı

zorunda olmasıdır .

burjuva toplumu yıkma

yüzden toplumun temsil

edici öğesi durumuna gelmez ; gerçekte

o

1

ancak, proletarya

olarak kendisi ile kendisini belirleyen karşıt öğeyi, özel mül­ ki yeti , Iier ikisi de · yokola c ak zaffer olabilir.

biçimde

ortadan ka l clı:İ' ar ak mu­

' 'Eğer- sosy alist yazarlar ona bu dünyasal rolü verirlerse, bunun nedeni eleş,tireı - Eleştir inin inanır göründüğü gibi ; hiç ----- '

- de onu - tanrılaştırmaları değ ildir . Daha _ çok bunun tersi doğ124 Bkz : . ibid.,

s.

205-2c-6 . . ·

361


rudur. Bu, tam g.elişmesine erişmi§ proletaryanın, varlık koşullarının burjuva toplumd aki en yüksek insandışılığı temsil etmeleri sonucu, · sadece tüm insanlığın değil, ama hatta tüm insanlık .görünü§üiıün bile yadsmmasını et e 'kemiğe büründür­

­

düğü, .çün Rü insan, -kendini onda büsbütün yitirerek' insanlık-

·

tan uzaklaşmasının bilincine :varmakla aynı zamanda, prole-

taryanın kendini

kurtarahileceği ve kurtarması da gereken

bu, · toplumR karşı başkaldırma zorunda bulunduğu

için

böyle­

dir. Proletarya bu işi ·kendi yaşam koşullarını kaldırmadan

yapamaz, ve güncel toplumu karakterize - eden ve onda özet­ lenen tüm insandışı koşulla�ı k a ldırm adan da kendi yaşam ko­ şullarını kaldıramaz. O, s ert, ama uy arıcı emek okulundan boşuna geçmez. Şu ya da bu :proieterin, ya da hatta tüm pro­ letaryanın kendine geçici olarak hangi ereği önerdiğini bil­ mek pek önemli değildir . Önemli olan, ·prôletaryanın ne oldu­ ğunu, ve bund an ötürü de, tarihsel olarak ne yapması� gerek­ tiğ ini bilmektir. Ereği ve tarihsel eylemi,. · kendi yaşam koşul­ ları ve burjuva toplumun güncel örgütlenmesi taraf!ndan açık ve değişmez bir biçimde çizilmişlerdir. İngiliz ve Fransız pro­ letaryasının büyük bir bölümünün kendi tarihsel · görevinin bi- · lincine daha şimdiden varmış bulunduğunu ve bu :bilinçlenme­ yi büsbütün durulaştırmak için ,durmadan ç aba gösterdiğini bur"a da belirtmek gereksiz. ' ' 125 �6. Yahudi Sorunu 1B42 ve 1B43'te yayımlanan iki makalede, B. Bauer, o za� nitelik taşıyan Yalındilerin kurtuluşu so­ rununu ele almıştı.126 Yahudilerin. seçkin, ayrıcalıklı bir halk olduklarını ileri sürmelerine dayanarak, siyasal kurtulUşun · her türlü ayrıcalığın yadsmmasını içermesi nedeniyle, onlaman çok güncel bir

123 B kz :

1842.

mibir

m Bkz :

ibid .•

s.

200--2 07.

Bruno · Bauer, Yahudi Sorunu. Alman Yıllıkları, 17 ve ı9 KasımBruno Bauer, Bugünkü Yahudi ve Hıristiyanların Kurtuluş Yeteneği. Yir­ 1sviçre Yaprağı, Zurich ve Winterthur

362

ı843 ,

s.

56-71.


rın siyasal kurtuluş hakkım tarunnyordu.127 Makalelerinin yolaçtığı çok sayıdaki ele-ştiriye yanıt olarak, Br·uno Bauer , ­ Genel Edebi'Jjat Gazetesi'nde, içlerinde tezini doğruladığı ' iki makale [daha -ç.] yayımlamıştı,.128 ' ; Eleştirisinde, Marx, -, daha önce Yahudi sorllhu üzerine Fransız-Alman Yıllıkları'ndakf ·makalesinin lwnu sunu oluş'­ t�muş bulunan ôu tez in çürütülmesini genişletir .ı:w _

Yahudilerin siyasal kurtuluş sorununu, gerçekten ortaya

çıktığı - bi ç imd e irdeleyecek y erde , der , Br.uno Bauer Yahudi dini ve hırist iyan devlet üzerine uzun düşüncelere dalar.ıao O, yahudi dinini, bu dinin toplumsal nedenlerini gö zön ünde tut­ madan çözümler, Yahudi dinini ' Yahudilerin yaşam biçimi aracıyla açıklayacak yer de , Yahudiyi kend(dini arac ıyla açık­ lar, ve gerçekte n, Yahudi ile, ancak tanrıbilim :konusu olduğu ölçüde ilgilenir . ısı 1 . Onun için tek gerçek savaş ,' evrensel Bilincin dine karşı · yürüttüğÜ ·savaş olduğundan ve din eleştirisini de kurtuluşa götür en tek yol olar ak gördüğünden, Yahudiler ve hrristiyan­ ' laı·ın kqrtuluş yeteneğini, -onların, hıristiyanda, dininin . ev­ renselliği nedeniyle, Yahudidekinden daha

dini eleştirme . yeteneklerine indirger

Bu

kurtuluş anlayışı, der Marx,

siyasal-dinsel evrimi aracıyla

. 132

büyük

bulduğu,

onun '[B . Bauer'in -ç.]

açıklanır. 1840'ta görünmeye

başlayan siyasal hareket., onu d in konusunda ortodoks ve si­ xaset konusunda da tutucu görüşlerinden kurtardı. Dinin ve · Auguste Cornu, Karl Marx et Friedrich Engels, leur vie et leur ' n, s. 253�255. 125 Bkz : Bruno Baıı:er, Yrıhudi S ır unu Uzerine Yeni Yap�tlar, G.E.G., fasikül ı, Aral!k 1843, s. 1-17 ; fasikili 4, Mart 1843, s. 10-19. :Bruno Bauer, E leştirinin ' Konusunu Şiındi Ne Oluşturur? G .E.G . , fasikül 8, Temmuz 1844. 12 9 Bkz : MEGA I, c. III, s. 259-262. K. Marx, Yahudi Sorunu, n°. 1. Sorun­ ların konuluşu, s. 267-271. Yahudi Sorunu n°. 2. Sosyalizm. hukukbilim ve siya­ set (milliyet) konusunda Eleştiri tarafindan yapılmıŞ keşifler, s. 280-294�- Yahu­ di Sorunu, n° 3. 130 Bkz : i b id, s. 26210.23. 131 Bkz : ibid., 's. 283 ı u4 . ll2 Bkz : ibid . , s. 2842-1-2855• . 117

oeuvre,

Bkz : · c.

363 -


Kilisenin yetkesi (otoritesi) , yerini, onun gen€

de din ile

iliş­

kileri içinde ve dinin karşıtı ' olarak tasarladığı devletin .yetke­ si!le bıraktı.ı33 Özsel olarak din ile -ilişkileri içinde gözönünde

tutulan bu devlet anlayışı-, onrun s adec e siyasal kur_tuluş biçimi .

aLtında tasarladığı ve onun için

ancak

her türlü dinsel etkiden

kurtulmuş bir devlet tarafından gerçekleştirilebilecek kurtu­

·

luş anlaYışını belirl�r. Bu da onu, Pımsya

devletinip,

hıristi­

yan devlet olarak, uyruklarını kudaramayacağını , ve Prusya devleti tarafından kurtarılabilec .eklerini düşünmenin� Yahudi-

, ler bakımından bir düş olduğunu düşünmeye götürür.134

. B. Bauer'in. kurtuluş anlayışı, diye belirtir ilkin Marx, onun soyut özgürlük anlayışından gelir Özgürlüğü özs el ola­ rak tinsel n itelikte bir kurtıulU§ ediini olarak gören B. Bauer, bundan, Yahudilerin kend� kendilerini teorik olarak kurtar­ .

drldarı ölçüde kurtula bilecekleri (özgürleşehilecekleri) sonll­

eunu çıkaru-.

STerçekte kurtuluş ,

tins el hir e dim dış1nda, ger­

çekleşmesi için . çok somut, çok .maddi koşullar · gerektirir. El e ştirel Eleştiriye karşıt . olarak, kw"tulmak için devrimci edirolere başvurmayı zorunlu gören yığın, işçi sınıfı, bunu ç ok açık bir bi çi m de s ezer. "Yığına bağlı olan Yahudilere, mad- deye bağlanmış Yahudilere, tinsel öz.gürıük, teorik özgürlük hıristiyan öğretisi, zincirler altında hile özg � olunabileceğine inana,n, sonsuz mutluluğu fikirler ülkesinde bulan ve onun edimsel gerçekleşmesinden sadeee slkınıtı duyabilen o · t�n sel· ci özgürlük vaazedilir . " 'Yahudiler ıbugün

teo�Tik olarak

kurtulmuş oldıuıkları öl­

çüde kurtulmuş, özgür · olmak istedileleri ölçüde özgür durum­ dadırlar. ' Bu tüm ce, kaba ve bayağı komüniz-m ve sosyaliz,mi mutlak sosyalizmden ayıran uçurwnU:n hemen ölçülmesini sağlar. Bayağı sosyalizmin .ilk ilkeşi, özgürlüğün edimsel ger­ çekleşniesinin , kurtulma istencinden başka, çok maddi. ko-şul­ lar gereMirdiğini dü§ündüğünden, salt teorik kurtuluşu bir m Bkz : ibid., Bkz : ibid.,

m

5'.

s.

28637.:28727

28SD..b>

364


yanılsama olarak yadsır. Böyle ce teori ile uğra şmak için ge rekli za�an ve araçları fethetmek için d� ols a derin maddi, ·

..

,

pratik dönüşümleri z or-unlu

olarak göreıv yığının, kutsal

- tiriden ne kadar aşağıda olduğu görülür . " 1 3 5 ·

KW'tuluş , öte yandan, d i ns�l ve ·siyasal

�il, ama toplunisal _yönü -altında- .gözönünde s.orunlar, hatta -siyasal ya da din s el bir

Eleş-

yönü altında de�

tutulmalıdır . _ Tüm

gör ünüş e bürünmüş bHe, .gerçekte toplumsal bir ntteliğe sahiptirler. Din­ s e l sorunlarla ilgili olarak, bu sorunlarda dinden başka hir şe­ yin sözkonusu .Olmadığına, hrua _ ancak bir tanrıbilimci inana­ bilir.136 Bu nedenle, der Marx, kendisi Fransız-Alman Yıl­ lıkları'ndaki makalesinde, Yahudiyi dinsel y(jnü altında, inanç sahibi olarak değil, ama toplumsal yönü altında, bursorunlar

- juva . toplum üyesi olarak gözönünde tutmuş, ve bu topLum i ç in deki konumunu belirlemiştir.- O, Yahudi sorunumın ger ..

çek bir çözümüne , ancak Yahudiyi dinsel kılığın da n çıkar

..

gerçekliğinin ne olduğunu gös.terdi�t en sonra varahilmiştir. Bu sorun, _ en g en el yönü altında düşu nülmüş toplumsal sorun ile_ birleşir. M ode rn dünya·nı�, kap i­ talist dünyanın iliklerine, kazanç düşkünlüğü ile b elirl enen dıktan, ve toplumsal

..

Yah:udi ruhu işlemiş bulunduğundan, Yahudilerin kurtuluşu,

1

gerçe:kıte, modern toplumun burjuva toplumun Yahudilikten, yani para� egemenliği ile belirlenen insandışı �ir yaşa.m bi­ çiminden �urtulması ile bir leş ir .ı s1 Yaıhudiyi bu · toplumsal yön altında değil, - onun dins el . yö- ­ nü altında gözönünde tutan B. ]3auer, onun da, hır istiyan gi- · bi, özsel çizgileri bakırn indan durmadan burjuva toplum t,a rafından _ _yaratılmış olduğunu görememi§ , b und an ötürü de ne Yahudi sorunun�, ne d e d aha genel bir nitelik taşıyan in­ sanal kurtuluŞ sorununa doğru bir çözüm getirebilıniştir .ısa Yahudilerin kurtuluşunu kendi · gerçek · biçimi _altında, ..

·

m iBkz

1� Bkz 137 Bkz m Bkz

-

ibidl., s; 267; ibid., s. 28244- 283'. ibid., s. 2836..13• ibid., s. 2832Sı-.34. - ,

365


biçimi altında, Yahudilerin gerçek Yahudi dinin· (judaiisme) , y ani kapitalizmden kurtuluşu olarak kav· r ay amaya n B. B auer, Yahudileİ-in kurtuluşunu, gerçe k kur· toplumsal

--

den

tuluştan, insanal

kurtuluştan ayırdetmediği s iyasal kurtuluş Sadece dinsel vesay etten kurtulmuş bir dev· !etin siyasal olarak · kurtarmaya (özgürleştirmeye} ye4m_e kli olduğunu düşündüğünden, o bu yeteneği, hrri s tiyan . devlet olarak, modern -an aya s a! devletin karşisına koyduğu Prusya devletine tanımaz, ve bunu ya p a rk en , . modern anayasal dev· letin ayiıcalıkları sa d ece kaldırrriamakla kalmadığını, ama _ onları · daha _da pekiştirdigini ve, kendisi ile toplum arasmda kurulan k ar ş ıtlık yüzünden, g erç ek hıristiy?-n d evle tin ta kendis ini oluşturduğunu görmeksizin, dinsel ayrıcalık dahil, tüm ayrıcalıkları kaldırdığından, s iyas al kurtuluşu ancak bu

'ile sınırlandrrır.

devletin sağlayapileceğ.ini sö yler .139

Modern devlet, tü m loncasal engellerden kurtulmuş sa­ nayi ve ticaretin geliş mes i He kurulmuş , özel çıkarlar kü� resi olan burj uv a toplum ile, gen e l çıkarlar küresi olan dev- · let ar asın d aki karşıtlığın keskinleşmesinden doğmuşttir; Mo d ern devleti gerçekten hıristiyan d evlet durumuna ge· tiren şey, işte toplum ile devlet. arasındaki bu tam ayrılık­ tır ; gö ğün dinde yeryüzü karşısında oynadığı rolü, modern devlet , genel çıkarların aldatıcı bürünümü olarak, toplum kar şısın d a , _ gerçekte ancak bu ayrılık aracıyla oyn ayabilir ; ğyle ki, dine gerçek temel .hizmeti gören ve gerçekten di � nin yansıması olan gerçek �istiyan devlet, B . Bauer'in dü:.._ şündüğü gibi gerici Prus ya devleti değil , ama din vesayeıl9 Bkz : ibid . , s. 291. "Tıpkı sınai etkinliğin , mesleklerin, gedik1eriiı ve lancaların ayrıcalıklarının kaldırılması ile kaldırılmaması ve sanayün ancak bu ayrıca1ıkların kaldirılmasından sonr a - gerçekten gelişmeye başlaması gibi; tıpkı topi-ak mülkiyetinin, ayrıcalıklı toprak mülkiyetinin kaldırılması ile ka1dırılmaması ve tersine, ancak ayrıcalıkların� kaldırılması ve parçalara ayırma ve> satmc=ı özgiirltiğü ile- büsbütün gelişmeye başlaması gibi ; tıpkı ticaretiıi, ti· cari ayı:ıcalıkların kaldırılması ile kaldırılmaması, ama tersine, ticar�t · özgür­

lüğü ile açılıp serpilmesi gibi, din de kendi tüm bütunlüğü içinde . ancak artık a:n-ıcalı klı . dinin · varolmadığı_ . yerde gelişir (Amerika Birleşil{-Devletleri düşii­ nü!sün) . " Ayrıca Bkz: ibid. , s. 29225.18,


tinden büsbütün kur�}muş Gerçeklikte�

bulunan

modern

gerçek olmaktan çok,

devlettir . .

.görünüş olan kar­

şıtlıklarına karşın, siyasal .devlet ile burjuva toplum arasın­

da

·

s:ıkı ilişkiler v ard ır.

Rekabetin

zincirlerinden boşanınası

bağlar dan kurtuluş, bur ­ juva toplumun temel özelliğini oluşturan genel bir anarşiye yolaç,mıştır .140 Bu - anarşi, her türlü e ngelde n klll'tulınu§ bi­ reylerin bu bütün s e l özgürlük ve bütün s el bağımsızlık görü111Ü §Ü altında, gerçekiilde burjuva toplumda, özel mülkiyetİn egemenliği sonucu en büyük bağımlılık ve en tam insandı§ı, sonucu tüm iktisadi ve . toplu.m sal

lık hüküm sürer .1-41

·

Görünüşte - burjuva

toplum�

büsbütün

karşıt olmasma .

karşın, siyasal devletin başta gelen gör evi · burjuv:a toplum ·

-_

sal düzeni güvence altına almaktır. Onun - özünü oluştur an özgürlük, burjuva topLumu k ar akterize eden, insandİşılık üretici anarşinin id eolojik yansımasından başka bir şey de­ ğildir ; öyle ki, siyasal devlet ile bur juva toplum , görünür­ deki karşıtlıklarına karşın, birbirlerini karşılıklı olarak be­ lirler ve tümlerler_.142 ·

''Özgür

ı•o Bkz : i b id. , s. 291. sanayi ve - özgür ticaret, ayrıcalıklılar ile on­ ların kendi a alarındaki savaşımlarının varlıklannı içinde . sürdürdükleri yalı­

r

tıkltğı ka1dtrarak, ayrıcalıklı insanın yerine, artı.k öteki insanlara kolektif bir. bağın görünüşü ile bile bağlanmayan . . . büsbütün özgürleşmiş insanı geçirmiş, \•e böylece bütün insanlar arasında genel bir sava şima yolaçmışlardı-r ; burjuva 'tOplum, artık birbirlerinden sadece bireyselliTeleri ile ayrılan bireyler arasında­ ki bu savaşimm dışavurumundan başka, ayrıcalıklar engellerinden kurtulmuş öğesel güçlerin zincirlerinden boşanmasından başka bir şey değildir. "� .

141

ibid., s. 291-292. "Burjuva toplumun gerçek kö!eliği en büyük öz­ bürünür, çünkü görünüşte büsbütün bağ!msız olan birey, her türlü engelden kurtulmuş ve kendi yabancılaşmasmin dışavqrumundan ba�­ ka bir .)ey olmayan dirimsel öğelerinin zincirden !xışanmasını, onun eksiksiz kölelik ve mut!ak insandı.)1lığınm dışavurumundan başka bir şey · olmamasına karşın, kendi öz özgürlüğünün belirtisi olarak görür ." 142 Bkz: ibid., s. 291, 292, 288. "Modern devletin . . . temelini cıluşturan- şey, . Eleştirinin düşündüğü gibi ayrıcalıklar toplumu değil , ama kaldırılnuş ayrıca­ hklar toplumu, gelişmiş burjuva to-plumudur. Anarşi, ayrıcalıklardan kurtulmuş burjuva top1umun ya:sası d!r, kendi paYına onu _ güvence altına alan modern dev­ letin temeliClir bu 'anal' şi. Böylece, karşıtııkiarına karşın, devlet ve - burjuva top� lum, birbirl eri ni karşılıklı · olarak -b elirlerler. . . . M odern· devlet tar afınd;Üı İnsan Haklar'nın tamnmasının, ilkç ağ devleti tarafından köleliğin tann1masıiıdan başka bir anlamı o!madığı gösterilmiştir. İlç a ğ devletiniri temeli kÖlelik idi, Bkz :

gü;lülc görünüşilne

367


Burjuva -"toplumda bir eyl er i n

ğımsız duruma · gelmiş ve onların

ka rış tırdıkları :

yabar;ıcılaşmış

mülkiyet;: t ic ar et

,

özgürlüğü,

onlardan ba

..

kendi öz özgürlükleri ile sanayf gibi, yaşamlarımn

. öğ_elerinin zincirden __ boşanmasından başka

bir şey değildir ; siyasal devletin temelini

işte bu özgürlük

oluşturur ve siyasal devlet de işte bu özgürlüğü onaylar.

İnsan Haklarının gösterdl.ği gibi, bencil biteyin ha kl arı.. mn tamnmasından. başka bir şey olınc;ı.yan siyasal kurtuluş , ·

işte b)J.rjuva toplum ve modern' devletin bu temel karşılık düşer. Modern devlet

niteliğine

. Yahudileri sadece

burjuva

toplum üyeleri olarak kurtarabilmekle kalmaz, ama onları edimsel olarak da · kurtar.mış bul-unmaktadır.ı-43

B. Bau er e çelişiık görürien '

şeyler olarak, bir yandan

dinini ko:rwnak ister.�en, bir yandan da siyasal kur tuluş u ­

s

nıu isteyerek� Yahudi · s i ya al _ kurtuluşu _ile bağdaşır koşullar

koymaz.. İnsanın dinsel vesayetten kurtulmuş ' bir yurttaş ve özel bir dindar kişi olarak bölünmesi,

gerçekte siya � al kur­

tuluşa hiç mi hiç ters düşmez . Devletin, bir yandan dini din

olarak bıraJkırken, bir yan dan da artık devlet dini tanıma, yar ak - dinden kurtulması gibi, birey .de _dini art:d� bir kamu işi olarak değil, ama özel bir iş olarak · gözönünde tutarak,

kendini siy asal bakımdan kurtarır. İnsanı, onu insa n lıktan uzaklaştıran

·

yabancılaşmalar�

dan kurtarmaık şöyle dursun, . onları daha da peki ştiren si­

yasal kurtuluş , gerçek ktll'tuluşun, özel mülkiyetin bütünsel kaldırılışını gerektir en ve ancak :komünizm araciyla gerçek­ .

leştirilebilecek olan insanal ıkurtuluşun karşıtıdır.

,

'

modern devletin temeli burjuva _ toplum , i burjuva toplumun insanı, · sadece özel çıkar v:e doğal zorunlulukların-öteki insanlara bağladık1arı, Ç!karcı çalışmanın, kendi bencil gereksinmeleri ile öteki insaniann bencil gereksinmelerinin kö' esi . olan bağımsız insandır. Bu doğal temeli , modern devlet İnsan Haklarının ilanı aracıyla tanımıştır."

1 43 Bkz : ibid.,

s.

�..32•

368


7. "Paris'in Gizemleri"

Kutsal Aile'nin en önemli değilse bile en bü yük bölümü,

Eug€me Sue 'nün Les Mysteres -de Paris ( "Paris'in Gizem­

leri") romanına ayrılmıştır .ı44

E. Sue, o sır alar d a toplum sal sorunun

uyandırdığı bü­

-

yüyen ilgiden yararlanarak, _ bu sorunu, onları

d evr imci

sa­

va Şıriıiarı anırusatarak t e d ir g in etmeksizin, zavallı ins anl a

rm sefal"eti gusal

­

üzerine duygulu ruhları �cındırmaya özgü, duy­

bir biçim üzerinde ele alıyordu.

Onda yeni ola n şey

şuydu ki, gene toplumsal sorunu ele alan Balzac

ve Georges

Sand gibi ö te ki yazarlardan farklı olarak, o, ülki,4leşt.iril.m.iş

bir biçiın altında da olsa, halkın yaşam koşullarını betiinli­ yordü; Paris'in Gizemleri,1·45 ilkin o z am an l arın · en büyük ga� zetesi olan Journal· des Debats'da C 'Tartı.şdıalar Gazetesi") tefrika olarak

yayımhındı.

ltoma n , s adec e Fransa'_çl a

ama yabancı ülkelerde de, özellikle

Taşkın

ve

brr

imgeleme gücü ile

başarı ka­

yetenekli, ve

halkın gi"­

büyük

korkunç ş e yl er için d u yd uğu eğilim üzerinde oyn a

yan E. Sue, tükenm�z öyküler biçiminde

man1nda,

okuru , ·

s o nunda · erdemin

küreye eriştir·mek üz er e '4�

değil,

çeviri ve öykün.;

bir

melerinin yayınlandığı Almanya'da, zandL146 zemli

�irçok

Bkz : ibid.,

,

egemen

kötülük ve suçun

s. 225-249, Beşinci Bölüm,

­

uzay1� g i � en ro­

olduğu

bir

hüküm sür�üğü

Kendi Gizemler Tüccarı Rolünde Altında EleştiJ·el Eleştiri, s.

Eleştiti:�l Eleştiri ya da Hay Szeli{!a'nın Çizgileri

339-387, Sekizinci Bölüm , Eleştirel Eleştirinin Dünyasal Yaşamı ve· Çehre De­ ğiştirmesi ya da Gerolstein Prensi Rodolphe,.un Çizgileri Altında Eleştirel .Eleş­ tiri.

145 Bkz: Eugeme Sue : .Les Mysteres de Paris (4 . · cilt) . Bruxelles 1843.L eipzig ' de, O. Wigand tarafından yayımlanan Almanca çeviri, ll baskı yaptı. Bkz : -Berlin'in Gizemleri, Auguste Brass (5 cilt) 1844-1945 ; Berlin' in. · Gi­ zemleri,:' L. Schubart (12 cilt) 1844-1847 : Berlin'in Gizemleri. Bir Berlin güven­ . lik görevlisinin belgelerine göre (1 cilt, B er1 in 1844) . Sue'nün toplumsal , reform tasarıları öylesine bir ilgi uyandırıyo.rlardı ki, zeng·in bir Berlinli bu tasarıları gerçekleştir_mek için büyük . bir �ara verdıi . . 146

369

·


aşa.�lık -yerlerine götürüyordu. bakımından bu rom an şöyle özetlenebilir . Genç bir entrikacı olan Miss Saralı Sey­ ton ile · gizlice ev lendikten sonra, Gerolstein . prensi . Rödolphe, kadın ona bağlı kalmadığı için . ondan ayrılır, · ve bundan böyle yaşamını, ·kötüleri cezalandırmaya, iyi insanları ·ödül­ lendirmeye, sefillerin yar dımına koşmaya ve insanlığın acı çektiği kötülüklere çare aramaya adamark üzere, dünyayı bir baştan öbürüne dolaşır . Florida ' y a bir y olc�luk sri-asm­ da melez bir kız olan C ec ily ' yi, kıyıcı bir p l antörün · elinden

toplumun en

Marx'ın eleştirisinin anlaşılması

alır, ve onu kendi

sürdüğü için,

h ekimi ile evlendirir. Cecily sefih bir ya­

bir düzeltme-evi'ne (ıslahhaneye) ka­ gider ; orada Saralı Seyton, rezil bir noter olan Jules Ferran d 'ın yardımı ile, Rodolphe ' dan e di n ­ diği ço.:_cuktan kurtulmuştur .. Dile düşmüş bir -m ahall edeki bir gezinti sırasında, Rodolphe , koruyucusu Chourineur (Bıçakçı) tarafından kendisine kötü davranılan gen ç bir

şam

onu

pattırır. Sonra Paris' e

orospuyu, Fleur de Marie'yi (Meryem Çiçeği) · savunur . Onun kendi kızı olduğunu öğrenen Ro d olp h e , onu düzeltmeyi . · kararlaştırır ve eğitimini bir papaza verir. Aynı z a m a nd a , L�i ip kaçkınına , Saralı Seyton'un ücretli u şakl arı olan Maıt­ re d'ec'ole (Öğretmen) ve:- la Chouette'e (Gecekuşu) karşı koruduğu

Chourinerur'ü de

la

Chouette,

alır. Maıtre ettirir, ay·nı s ona

hizmetine

eline düşüren R.odolphe ; onu kör

d'ecole'ü

(akıb Bte )

de uğrar. Daha sonra, · servetini yardımseverlik

işlerine adama zorunda bıraıkarak, Fle ur de Marie'nin düş­

mesjnden sorumlu

olan noter

p az tarafından pişmanlık

Fleur

de M ar i e ,

Ferrand'ı

ve kefarete·

da

c ezalandırır . Pa­

götürülmüş bulun a n

bir manastıra g-irer ve orada ölür. Bu roman, d aha ya yımlanır yayımlanmaz, Almanya'da oldukça ç_ok sayıda eleştirinin .konusu olmuştur. ' Aylık Berlin Dergisi'nde147 y ayimianan bir makalede, , 147 Bkz : Aylık Berlin Dergisi (Berliner Mona.tsschrift) , s. 302-332. Mysteres de Paris (M. Schmidt) . Bkz: A. Cornıu, a. g.y. , c. m, bölüm I.

Les


Stirner

Sue tarafından toplum sal

kötülliklere ç ar e _ -Olarlrk

öğütlen eo hıristiyanlığın, g erç eklikt e

onları dahş. __ ·da kötü-.::

leştirmekten başka bir ş ey · yapma d ığını belirtiyorau. O, bu .. · ·

- nu, e ğitimi ile görevli papazın etkisi a ltınd a , pişmanlığın kurbanı duru muna gelen ve · rnanastıra girerek kendini ya.. . şamdan ayıran Fleur de Marie örn eği aracıyla gösteriyor .. du. Ayrı ca Sue'nün toplumsal reform plamnı da, ama -. ken.:. . disi

de

nasıl çözümlenmesi gerektitim

toplumsal sorunun

belirtmeden, eleştiriyordu.14s

.

Çok daha silik bir başka genç-hegelci, Szelig�, Gen�l_' Edebiyat Gazetesi'nde, içinde toplumsal sorunun çozıım:u ile b ir likte toplum g iz emlerinin açıolanma sını da· gö�düğü Paris'in Gizeml�ti üzerine uzun W� tanıtma yazıst-:: y-8sıın�- - 1_ __

_/

ladı.149

-' 80 sayfa kadar tutan ve ne Sue'nün romallirun, �ne . de _ ­ ' Szeliga nın eleştirisinin geni ş liğini doğrulayabHeceği ·kadar �

u zun görünen titiz bir tahlille, Marx, Szeliga'nın - en kaba .ba­ yağılık.ları gizemler ' dur�ıiıuna dönüştür-l!l e mer_akı eder ve düzmece - insancıl

burjuva sağtöresinden

ile - alay"

.görünüşler

altında en·- �_§ağıhk ' � es in lenen bu romanın hiçliğini . de

orta ya koyar .150 · Szeliga, · romanın baş kahramanı

._ Rodolphe'u; ele§tiıe1 · Eleştirinin ,görgülü bir temsilcisi durumuna getirir. · Göı'eVi� _ �leştirel Eleştirinin de görevi gibi, gizemleriii özünÜ açmla.. � ­ -maktır. Karşılaştığı ilk -gizem, kendini zenginl �r ile' yoksıılı.­ "·

·

lar arasında kuruhnuş bulunan, ve Szeliga'nın, zenginlerin sefalet karşısında hiç bir arilayış

gösterm��elerine ·-bağlı

olduğunu sö y l edi ği karşıtlık aracıyla gösteren'- toplumun al-' '

-

çalınasinın gizemidir. ı5ı 14 8

.Bkz:

ibid.,

s.

329-332.

G.E. G. ; fasikül 7, H2.ziian 1844, s . 8-48. Szeliga, Eugene Les Mysteres de Paris: Szeliga üzerine bkz-: A. Corrtu., a.g.y., c . . m, 149 Bkz :

I,

s.

18. 150 Bkz : lVIEGA . I, c . III, s. 22412-2257, 34ouı 15ı Bkz: ibid., s. ·226;6_2278• ·

371

·

Sue: ·

bölüm: - ·­


Bu anlayış, diye yanıtlar onu Marx ,

onlarda eksik ol�

maktan uzaktır . Onların bilimsel düzeydeki yetkili temsilci�

ler i iktisatçılar s efaletin nedenl_erini adamakıllı tahlil et-:­ , miş , ama sefalet zenginliğin zorunlu karşılığı ( contrepar­ tie) olduğu�dan, buna hiç hir çare önermemişlerdir .152 ,

Suç ve suç lul ar konusunda da

durum

Rodolph� toplumun en aşağılık yerlerini-

böyledir. Eğer

ar ayıp tar-iyorsa,

diye düşünür Szeliga , bu, kötülük ve suçun _ nedenlerini - bul�

mak içindir. Bu çok kolaya k açan bir görüş , diye karşı çı­

kar ona Marx. Yuva, kuş yaşamının bir p arç asını oluştur­ duğu gibi, aşağılık yerler de suçlunun doğal top lu msal

çev­

r e s i n i oluştururlar/53 - suçların ve suçluların gizemsel neden ­

leri yoktur, onlar toplumsal düzen t arafın d an

bu düzeni her türıü

ve

sa_l dırıya karşı

yaratılmışlar

korumaya yönelik

bir sınıf adaleti tarafından da cezalandırılmışlardır .

Adaletin ilke olarak herkes için eşit olm asına karşın, yoksullar ve zenginler' gerçekte çok eşitsiz bir davranışla karşılaşırlar ; çünkü adalet kendini yoksullar . için ne kadar sert gö s t erir se, zenginler için de o kadar bağışlayıcı göste­ rir .l54 Burjuva toplumun belirtisi olan toplumsal eşitsizlik, ken­ dini - özellikle kadınlara her şeyden önce de bu toplumdaki '

· yoksul kadinlara yazılmış yazgı araCJ;yla gösterir . 1�5 . Fourier'den esinlenen _Marx, bir dönemin

,

deki durumu- t arafınd an karakterize

kadının toplum 'için.:.-­

edildiğini ve

kadının

kurtuluş derecesinin, toplumdaki insanal kıntuluş derecesi ­

ni b elirI ediğini sö yler , Kadı'nın 1 � Bkz : ıs.J Bkz : '154 Bkz: ıss Bkz : 156 B kz :

-

.

156

burjuva toplumdaki

ibid., s. ibid . , s. ibid. , s. ibüt s. ibid., s.

alçalışına, bu

2ZtPLl5. 22 71 U4•

22625..J0• 37421--G75l. . 374. "Tarihsel bir

dönemde

oluşan değişiklikler,

ların özgürlük karşısındaki iliŞkileri -aracıyla belirlenebilir ;

ğamn kabalık üzerindeki daki

toplumun,

kadın­

çünkü insanal do­

zaferi en iyi kadının erkek, güçs(izün güçlü karşısm­

ilişkileri aracıyla ölçülür . "

372


tüm üyelerini, özellikle kadınları, kendi gerçek - doğalarml" gizlerneye götüren bir ikiyüzlülük eşlik e d er Roriıaiı.1n l):ü� ' tün kadın kişilerinde, özellikle Rigolette ile Fleur de IVIarie - · - de bu dlU'um görünür. S evimli bir yosma · işçi kız olan Ri"' .

davranışını

ikiyüzlü davranıŞına uyar­ �Üzleme yolunu ­ tutmuştur .157 Fleur de Marie'de de benzer bir değişiklik olur. Yaşadığı düşük çevrelerde gözüpek ve rieşeli_ bir özlük korumuş bulunmasına . karşın,. Rodolphe'un - onu düzelt� :: rnek için verdiğ i papaz, onu pişmanlık - · çeken bir · günah:kfu. durumuna getirerek bu özlüğü yokeder. . - OnUn. · bilincit.ıde golette,

burjuvaların

·

lamak için, aklına eseni yapan - karakterini

_

-

'

olmadığı kusurunu, Tanrıya karşı bir suç · durınp.wıa dönüş-� . · türerek, papaz onun düşmüşlük duwgusunu qayam4naz; -ve-·

onarılmaz kılar.

Rodölphe ile ilk gezintisinde,

esiniediği tüm sevinci dışavurarak .

dolu

görünürken , kısa

z aman d a

'

doğariın -ona_

henüz neşe -ve yaşam -

-

-

-

_

.

yaşamın- tüm se·vinçlerini bayağı ve · dolayısıyla suçlu şeyler olarak : görecek, ve. tan­

rısal lütfa de� er · oımak iÇin

kendine acı- Çektirecek kadar yerleşmez, · pit

ileri gider. Günah utancı ruhuna yerleşir

.

ödeme . gereksinmesinin -:ı..:urbam duru,� muna gelir. Papaza yaşamın'ın böylece büyük bir · acıya_ dö· ­ nü§müş bulunmasından yakınınca , papaz_ Tanrının · · ona kur· tuluş yolunu açınakla gösterdiği lütuftah ötürü kendini mut­ lu sayması gerektiği yanıtını verir. O ken di suçluluk duy;gu­ ınanlık ve günahım

....

sundan,·· ancak · dünyad an �esin �larak

vazgeçerek, anc ak

içinde ö l düğü bir manastıı·a Çekilerek kurtulmuştur.158 "Ya-_ -

mlmalarmın Tanrıya karşı sonsuz suçlar olduklarını' bir

ins an

kez

_

ve kurtuluşu, ancak kendini büsbütün Tanriya vererek; dünyadan ve dünya uğraşların-· , dan- büsbütün elini · eteğini · çekerek. sağlayabilir . Kendi in­ sandışı durumundan ancak tanrısal bir mucize ile ç_ekilip çı- · _ �arıl dığını bir kez ania dilrta n sonra, Fleur de Marie, · böyle_

anladıktan sonra,

m Bkz : ibid., ı>s Bkz : ibid.,

s.

lütuf

247�L2488• Fleur de Maire.

s. 346-354,


_

bir mucizeye değer olmak için, . kendi ni bir azize d urumuna dönüştürme zorwıda kalmıştır . İnsanal sevgisi yerini dinsel sevgiye, dünyasal mutluluk isteği yerini sonsuz mutluluk özlemlerine, bayağı ho§nutluk yer:inl kutsal umu d a · insanlar­ la birlik yerini Tanrı ile birliğe bırakmalıdır. Tanrı onu büs­ bütün · eline a lma lıdır Tanrının bunu yap.masını eng elley e n n edeni o [Fleur de Marie -ç .] bize kendi açınlar . · o henüz kendisini ona büsbütün vermem.iştir, yüreği hrua dün yas al şeylere tutkundur. Ama bu, onun özlüğünün son irkilmesi­ ' dir . Dün ya d a n elini eteğini çekerek ve mana stıra girerek, ,

.

kendini . büsbütün Tanrıya verir . " 159

eğ itim

Rodolphe böylece, kendi

duyan

yöntemi aracıyla, ya­

günahkarı, dünyadan elini eteğini çekmekten baş k a kurtuluş yolu bulamayan bir pişŞamdan s evinç

suçsuz

bir

' man durumuna getirme sonuc-una ulaşır . Bununla birlikte, bu onda [Rodolphe'da -ç.] gerçek bir kurtarma sistemi oluşturur . Böyl e ce Ghourineur'ü bir köpek gibi eğitir ve eskiden k abas aha bir kas ap olan bu · adamı, ef.endisi karşısında bir köpek kadar bükülgen, boynu eğik ve

ürkek bir

uşak durumuna getirir . 160

güçlü bir adanı olan Maıtre d'ecole karşısında, daha köktenci bir düzeltme aracı kullanır ; onu kör etti r ir ve kapattırmış bulunduğu zindanda, ' günahından pişmanlık du yurm ak için ona uzun söylevler Bir cinayet işlemiş , Herkül gibi

çeker.ıaı

Adalet tarafından verilen cez�ya sağtörel işkenceyi ek­

leyen bu düzeltme y� ntemi, 1 62 sır-ası gelinc e Maitre d'ecole

Bkz : ibid., ·s. · 352�353. Bkz : ibid., s. 341-343. 161 Bkz : ibid., s . 3541-3588• 1�'2 Bkz : ibid. , s. 355, 356 , 357. "Bayağı cezalandırmada Rodo�phe'un hoŞuna gitmeyen şey, yargıyerinden · darağaCJna çabuk geçiştir. O, tersine, toplumun -suçluyu vuran öcüne, suçluııun töv b e ve pişmanlıklaı-ınm da eşlik etmesini is­ m ıoo

ter ;

bedensel

cezayı tinsel ceza,

fizik İşkenceyi tinsel

pişmanlık

işkencesi .

ile

bir1eştirmek ister. Bayağı cezanın aynı zamanda hıristiyan ve sağtörel bir eği­

gerekir. < . . İnsanı dış dünyadan- ayırmak, onu soyut vicdanı içine kapamak, düzeltmek için kör etmek, bu, iyiliğ in, bu ayrılığın eksiksiz ger-

tim ara.cı da olması

374


_ -tarafindan -' da uygulanunştır ; kendisine ihanet etmiş olduğu

iÇin�

la Chouette'in gözlerini oyduktan sonra, bundan böyle karanlıklar içinde onu b ekİey en yaşam;ı. betinılemek üzere, o da ona

uzun

söylevler çeker.163 ·

Vicdan a cıs ı ve pişmanlık i

aracıyla,

yönlemi ,ile

kendinde hiristiyan düzeltme

suçlularm bayağı cezalandrrılma - dışı olan bu - yöntem, en

yetkin

bedensel cezayı birleştirdiği için,

yönteminden daha insan­

uygulaınşını

melez Cecily'­

nin cezalandırılma briçiminde bulur. O, yargılıya yilidediği · mutlak yalnızlık yüz ünd en , kendisini deliliğe adayan bir hüc- . reye kapatılmıştır . 164 Burjuva toplumını tüm

insahdışılığmı dile getiren bu

çekleşmesi içinde, insamn bu kendi tinsel ci ben'ine- mutlak indirg erunesi içinde yattığı yolundaki hıristiyan öğretinili zoruhlu bir s on ucudur . Eğer Rodolphe,

(le maitre 'd'lko­ le) geı·çek bir rnanastıra kapamaya kadar gitmezse de, onu hiç olmazsa düşün­ cel bir rnanastıra, dış dünya ışığının içine hiç bir zaman girmediği kapkar a bir gecenin manast!rına, hareketsiz bilinç ve işlenmiş kusurlar duygusunun, - içinde ancak düşsel amınsamalar yaşayan manastırına kapar. . . . O (Rodo-lphe) Bizans'ta ve Frank imparatorluğunda yapıldığı gibi, öğretmeni

ona dua etmeyi öğretmek ister. Bu Herkül gibi güçlü haydutu, dua etmekten başka bir işi olmayan bir keşiş durumWla dönüştürmek ister. Yoketmek ' istedi­ ği ad amın kafasını kesmekle yetinen bayağı ceza teorisi, bu hıristiyan . yırlıcı­

lık ile karşılaştırılınca, ne kadar daha insanal ! Son olarak , bayağı- yasamamn,

suçluları düzeltmeyi

cidd i

olarak is tediği her kez, bizim Alman Harun-ül-Reşid' ­

imizden çok daha anlayışlı v e

çok

daha insanal göründüğü de

·

kendiliğinden

kişiliğini, onu papazın ve pişmanlık­ ların eline vererek, öldürdüğü gibi, , Chourineur'ün kişiliğini, ondan tüm ins an al · kişiliği alarak ve onu bir bu!dok düzeyine dü şürer ek öldürdüğü gibi, Maitre a · ıkole'ün kişiliğini de, dua etmeyi öğr enmes i için, gözlerini oyarak öldürür . " · w Bkz : ibid. , s. 36ı-362. "Maitre a ecole, dış dünyadan yalıtılmıı;ı adamın ' içine atılm1ş bulunduğu durumu olduğu gibi betim1er . Duyulur dünyamn kendisi için bir arı fikir durumuna dönüştüğü insan, buna karşılık fikirlerin. kendisi için duyulur varUdar · durl.!muna dönüştüklerini görür. Beyninin sannları (hallu­ cina.tioııs) maddi biÇimler alırlar. O kendi kafas ın da kavranabilir, elle tutula­ bilir bir düşler dünyası yaratır ; bütün dind ar ca görmelerin (visions) gizem i ve deliliğin genel biçimi de · işte budur. Radolphe'uri, kandökücü işkenceler ile birleşmiş pişmanNc ve kefaretin erkliği üzerindeki türncelerini yineleyen Maitre · d'ecole, bu işi bir yarı-delilik durumu içinde yapar ve do-layı:!l�yla hıristiyan günah bilinci ile delilik arasında varo-lan stkı ilişkileri doğrular. Aynı biömde. pişmanl•_k ve kefaretin, yaşamı sanrılarla d�lu uzun bir geceye dönüştürd üğünü olumladığı- zaman da , eleştirel E1.eştirinin ve, insanı bir hayal et durumuna ge­ tir meye ve yaşamını bir düş yaşamına aktarmaya dayanan hıristiyan düzeltıİıe

anlaşılır . . . . Rodolph� .

Fleur de

Marie n in

yönteminin gizemini açıklar." 164 Bkz: ibid. , s . 3631'..».4, 363 39-H.

-


yönteınin165 karşısına, Marx suçlunun hcıkettiği cezayı ken­ di kendine ver e c eği daha insanal bir yöntem. çık ar ır , 166 Da­ ha önce Hegel tarafından öhe sürülmüş bulunan ,bu yön­ tem, a nc ak suçlunun öteki insanlarda onu cezalandırmakla görevli var lıklar d eğil , ama t er sine , onun düzelme-sine yar­ dıma hazır varlıklar göreceği sosyalist bir toplumda ger__

çekl �şebilir . 167

. . Rodolphe'un toplumsal etkinliği,- kendini reform tasarı­ yoksul - çoçuklatm devlet eliyle ları - aracıyla da gösterir :

eğitimi

emeğin örgütlenmesi. , Ruge'ye karşı kullarunış bulunduğu

k anıtlamayı y eni ­ yoksul ço ouJüarın devlet eliyl e eğitimi­

den ele alan M arx , nin, pratikte proletaryanın ve dolayısıyla burjuva toplwnun kaldırılması ile e ş değerli oJduğunu gösterir. Emeğin, ancak komünizm aracıyla gerÇekleştirilebilecek örgütlenmesi ko­ nus un d a da bu böyledir. 16 8

Verdiği öğü d e uygun da vr anan Rodolphe , bir yoksullar

bankası ve bir

letıneye

ve

de

örnek çiftlik olmak üz er e , s efaleti hafif­

böylece yoksulları

zenginler ile bağdaştırmaya Yoksullar · bank�sının

yönelik iki girişimin başlaticısı ı;ı--lur .

ereği, işsizierin yard ımına -koşmaktır. Yıllık 12.000 franklık bir gelir e sahip bulunan- �anka, i ş s izl er e , bor(�1u, iş bulduğu andan sonra ödenmek üzere,

borç verir.

ancak 400

Marx

20

frankt an

40 f r ank a kadar

ilkin, gelirlerinin azlığının . -bankaya yılda , işçinin, yani Paris'in saçlece bir ilçesindeki i�siz

işçilerin onda-birinin yardımına koşma olanağı sağla dığını

saptar .

Öte y and an , kendisine verilen borç ile, işçinin elirte

Bkz : ib id. , - s . . 365U2 Bkz : ibid., s. 35631�4 1• 167 Bkz : ibid. , s . 356R357 15. 168 Bkz : ibid. , s, 375. " Son olarak devlet o engin emeğin örgütlenmesi so­ runu ile uğraşmalıdır. Devlet, sermaye ile emeğin birleşmesinin, zenginin sın-vetine zarar · vermeden işçinin gönenciı.ıi sağlayan, bu iki sinıf arasında sev� gi ve iyilik · bi1 me bağları kuran . ve böylece her zaman için devletin dinginliğitıi güvence alt• na alan . dürüs;t, anlayışlı, adil bir birleşmenin kurtarıcı ör­ los

165

neğini vermelidir."

376


günde kendisi ve ailesi için s adece 2,7

santim, · yani devletin bir tutuklunun bakı.mına ayırdığı tutarın sad e ce yarısı ge­ çer. Son olarak , i§çiyi ödünç verilen parayı . ödemeye zorla­ yarak , devl et -onu iş bulduğu zaman sefaletierin en kötüsü­ ne y argılar .169 Eğer yoksullar bankası yardımlarında 'cimri görünürse, Bouqueval örnek çiftliği, tersine, aşll'l elüıçıklık yanlışlığı-­ na düşer ; çünkü tarıni işçileri orada normal ücretin dört ka­ tı bir ücret alırlar. Buna karşılik ortalama Fransız köylüsü­ nün yaptığının iki katı bir iş yapacaklardır . Ortalama Fr.an- sız köylüsü aşırı der e ce d e çalışkan olduğuna gör�, Bouque-,

val tarım işçilerinin, i ş lerini n üstesinden gelebilmeleri için, gerçek atletler olmaları g er ekir , bu da onlara verilen tepe­ leme dolu et tabaklarını açıklar . 170 Szeliga ' nın düşündüğü gibi, insanlığın bir kurtuluş des .. tanı olmak şöyle dursun, Les Mysteres de Paris, ö.z s el ama­ -�ı, aşağılık nitelikte bir duygusallık yardımı ile okuru ya - _ iultarak, burjuvazi sınıfınıİl ç��larına hizmet etmek olan yavan bir romandan başka bir ş ey değildir. ·

Sefalet ve suçun gerçek

_dırarak

n·ecıenlerini

kurulu düzene sal­

gerçekten kaldır-mak - isternek

dolphe bu düzeni pekiştirmekten

insanlığın

adalet- koruyucusu

şöyle

dursun,

başka bir şey

ve iyilikçisi

-

Ro­

düşunmez. ;

havaları altında,

ger çekte o düzmece er dem görünüşleri altında gizlediği bir sınü bencilliğinden başka hiç bir .şey araciyla

olarak,

tir .1 7 1 Küçü k bir zorba taslağı

ticisi ve tanrısal ·._ kurtarıcı rolünü · Rodolphe, kendi küç·ük ülkesini bir

yöneltilmemiş.­

haksızlıkl�.rın düzel­

oynamaktan

hoşlanan

vampir · g ibi

emen, ve

suçlular-la sade-c e ona kendi doğasının

yetkinliği

bilincini ve

k endini eğlendirme fırsatını verdikleri için ilgilenen bencil

tipinin · t a kendisidir .1 72 1 69 Bkz : 1 1o Bkz : ___ 171 Bkz : m Bkz :

Bütün

davranışı ve bütün

edimleri

ibid., s. 3765-3787, ibid . , s . 3788--3792�. , ibid., s. 379-387 : Rodolphe : Tüm Gizemler Gizeminin Açınlanması. . ibid., s. '38PL38423.

377


ile, savunduğu toplumun doğası olan· kendi gerçek doğasını

açınlar. · Sistemi, cezalan�ırması ile oıduğu · kadar iyileşt�r� ·, mesi ile de, · gerçekte onun insandışılığı ile belirlenir ; Fleur de Ma_rie'yi Chourineur'ün

pençelerinden, onu

m a nlık ve k efa r et aracıyla zavallıyı

ölüme

sadece piş�

adayan papıazın ·

eline vermek için söküp alır ve, Maıtr·e d'ecole ile Cecily'ye

verdiği c ezalard a , . bedensel cezayı tinsel işkence ile ağırlaş�

tırır.

Öte.

yandan,

toptums·aı reform

planların da, toplumun

gerçek bir dönüşümünü gözetmez ; çünkü kutsal olarak gör ...

düğü

özel

mülkiyete hiç bir zarar vermek isteımez ; ve öner �

diği reformlar da, kurbanlarun ona bağlayarak,

t�

gerçeklik�

kurulu düzeni pekiştirmekten ·başka bir am a ç taşımazlar . ' 'KUTSAL AİLE''NİN

Öl'fEMİ VE YAYIMLANMASI

·

Ekonomi Politik _ve Felsefe Elyaz.maları'nda diyalektik

materyalizmin temel çizgilerini belirledikten sonra, Marx, Kutsal Aile'de, f e l sefi , toplumsal ve siyasal · sorunlarm tahlili aracıyla, · t{lrihsel materyalizmin ilkelerini ' ve tarihsel

belginıleş.tiriyordu. Kurgusal

felsefenin özsel

olarak Ekonomi

Felsefe Elyazmaları'nda yapılmış

PoLitik

ve

bul411an eleştirisini bir eleştirisinde� tins el .gelişme ile

kez . daha ele alan yeni bir tarihsel g eli ş me ara�ınd a eleştirel. Eleştiri tarafından yapıl� mış bulunan köktenci a yrım sonucu, bu felsefen in e leştirel Eleştiri tarafından a_şırı sonuçlarına götürülmüş bulundu� ğunu gösteriyordu. Eleştirel · Eleştirinin ele aldığı sor u nların gerçek doğasını anlama ve onlara dnğru bir çözüm verme� deki ·yeteneksizliği de bundan kaynaklanıyordu. Eleştirel Eleştiri'ye karşıt olarak,

Fransız Devrimini,

özg·ürlük, e ş itlik ve kardeşlik il keler i adına, hal·kın genel çı�

karlarını değil, ama kendi sınıf çıkarlarını savunan vazinin . kurtuluş çabası

ile

açıklayan Marx

378

,

burju­

Terreur ve Na�


_

palean'un

baş ar ısızlığının ,

burjuvazinin çıkarları ile ve

siyasetlerinin eninde

ters

d üş m e s in d en

sonunda

ileri geldiğini,

1830_ De vr iıni ile .kesin olarak erkliğ e (iktidara) geçerek,

burjuvazinin kend i sınıf çıkarlarına uygun bir devlet biçi­

mi yaratmış bulWldu�unu ve şimdi de erklikten bu çıkarları için bile .bile yararlandığını gösteriyordu. Aynı ilkelere g ö r e , İngiliz ve Fr a ns ız materyalizminin oluşmasını, İngiltere ve Fransa'run ikti s adi ve top lumsal gelişmesi aracıyla açıklayan Marx, bu materyalizmin bilim­ sel ve top lums a l iki eğiliminin, sınai gelişme ile, aynı za- , manda anti-feodalist ve mutlakiyetçilik dü ş manı , din düş­ manı ve m_etafizik düşmanı bir duruma gelen burjuvazinin yükselmesinden - g eld iğin i , bu devr imci eğilimin, mantıksal · sonucu sosyalizm olan . doğa l hukuk teorisini yarattığını, v e b u materyalizmin sınırlarının, burjuva ideolojisinin sınırla­ savunmak

rıhıiı

n

ta ke d is ine bağlı ·bulnnduklarını belirtiyordu.

Proudhon - öğretisini tahlilind e , onun ekonomi politik eleş­ tirisinin devrimci niteliğin i belirtili duruma getiren M'a rx, onun bu eleştjri ile kapitalist rejimin e le ştiri s ini sonuna ka­ dar g öt ür mekteki yeteneksizliğinin, eld e bulundurma (pas;. session) biçimi altında doğruladığı özel mülkiyeti büsbütün yıkmak iste,memesinden geldiğini , bunun . da · top lum s al so� r una geçerli bir çözüm getirmedeki güçsüzlüğünü açıkladı_

ğlnı

gösteriyordu. . Yahudi sorununun yeni irdelemesi, burjuva devletin sı;.

nıf nit el i ğ i ile birlikte siyas al devlet ve burjuva . toplumun d·aha da derinleştirilıni§ bir tahlili -· ar a C: ıyla', kapitalist re­ _ j im tar afından yolaçılan insandıŞılaşmayı kaldırmak şöyle dursun, onu daha da pekiştiren siyasal kurtuluşun derin ku­ surunu göstermesini sağlıyordu. Son olarak; Mysteres de Paris tahlili, onu elegtirel Eleş� tirinin t o-plums al gö�üşlerinin boşluğu ile birlikte, Sue ta­ rafından önerilen r eformların yararsızlığını da belirtmeye götürüyor du. 379


.Marx ve

Kutsal Aile' de

Engels 'in

eriştiideri ve

tarihsel

materyalizm_ anlayışlarına daha - sağlam bir dayanak - kazan­ dıran yen i görüşler, düşüncelerinin gelişmesi içinde bu ya­

pıtın önemini gösterir,

ve daha snnr a , öğretilerini büsbütün hazırlamış' buluiıdukla ı - _ sırada, . Kutsa.ı Aile'den ha.Ia utan­

maları gerekmeyen bir yapit . olarak -sözedebilmiş olmaları da kolay anlaşılır.173

Kutsal Aile, hızla yazıldı. K_a sım 1844 sonwıd a , kitap ·bit­ mişti. İlk _başlığı, Eleştirel Eteştirinin E-leştirisi? yayıncı Löwentharin öğüdü üzerine, alt-başlık . bi çimi n e dönüştürül­ dü ve daha çarpıcı bir başlık oİan - Kutsal Aile ile değiştiril� di. Marx ve Engels, bu başlık altında, evrensel Bilinci , tan­ rılaştırdL�tan so:nra, kendi kendilerini bu bilincin bürünümü ( ete kemiğe bürünmesi) olarak kutlulaşhrmış ve ·böylece bir Kutsal Aile durumuna dönüşmüş bulunan B. Bau er ve dost­ larını_ belirtiyorlardı.174

Marx ilkin kitabı

Fröhel'de . y�yımlatmak

istiyordu.1'l5

Ama bir yandan Fröbel yayınevi, Alman devletleri tarafın­ dan kitaplarının Almanya'da

dağıtılınasına karşı --çıkarılan

engeller, yüzünd en · o sır al ar da maJi güçlükler çekiyor, öte yandan , Ruge, kom andit ortağı olarak, M�x'ın herhan g i bir kitabını yayımlamayı Fröbel'e kesinlikle yasaklamış bulu­ nuyordu.176 Bu tasarının başarısızlığa uğramasından sonra , bu kitabı gazetenin 173 Bkz :

yayımlanıak

II, s. 383. Marx'tan Engels' e · mektup, Hannover, bi-r etki yapmasına [Kutsal Aile -A. C . ] yüzümüzü kızartacak bir şey - o:maması-

MEGA III;

24 Nisan 1867 :

yayıncısının yayınevinde

c.

"Feuerbach tapmmasırun şimdi çok gülünç

karşın, bu yapıtta

görmekten hoş bir Şaşkınlığa uğradtm . " . . Lenin· Kutsal Aile üzerine, bu yapüm, . Marx'ta Q.egelcilikten sosyalizme ge-; çişi gös terdiğini söylüyordu. 174 Bkz : Löwenthal'den Karl Marx ' a mektup, Frankfurt am Main, 27 Ara­ Lk 1844 (Alman so-syal-demokrat partic;inin şimdi Amsterdam'da bulunan eski arşivleri) : " Kitabımza daha k1sa ve daha çarpıcı Kutsal Aile ya da Bruno Bauer ızın ve HempalarıM !{arşı Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi başlığını vermeme vermenizi rica ederim. B u · başlık ilgi uyandırmaya daha yatkın ve kitabın çoğu kez çok nükteli olan iÇeriğinin de bunu doğ.rulayacağıru uromak gerek." 17� Bkz : Fritz Briigel, Kutsal Aile'nin Yayımianma Öyküsü. D er Kampf {Kavga). Aylık sosyal-demokrat dergi, Viyana, Ekim 1928, c. XXI, s. 506-510. nı


,üzere; Vorwarts'ın - müdürü Börnstein'a başVındu.177ı Bu gi.. rişim de b a ş arısız lı ğ a uğrayınca , Marx., J. Rütten ile q__ir­ likte� 'Frankfurt-.am-Main

İnüdü�li.i;ğünü

yapan Dr.

"Y��ınsal Yayın1ar Yayınevi"nin

Löwenthal'e

; tabı yayımlamayı kabul etti , kitap da _ -

'

y.ayıl)llandı.

Löwenthal ki1845 Şubat sonlarında

yazdı,

Kitabı aldıktan sonra, Engels , Marx 'a · bir mektupta, ki­ tabın başlığı yüzünden� çok sofu olan :ailesi tarafından başina s arılabilecek üzüntüden d uydu� korkuyu anlatıyordu ; 178

- -- -

.

-

-

_

bir�aç

ona

gün sonra kita'br okurken duymuş

vinci bildiriyor, ama k�tap tarafından

bulunduğu

se­

alınmış · bulunan ge­

nişİik konusundaki ş aşkınhğı ile birUkte, onu orıtalama o�urlar için kolay anlaşılmaz duruma. getiren çok soyut ni­ t'eliği konUSUnda da ·)J.irkaç sakıncalLldan sözediyordu.179•

-

1

176

Bkz : A. Ruge. Mektuplar, a.g.y., s. 379. Rnge'den F:röbel'e mektup, _ Paris, Kasım 11144 : "Ben Yayın'evi ile i!gilendiğ:im sürece, Marx'm kitabını ya­ yımlanıams.hsınız . . . " Bkz : ibid., s. 380. Ruge' d en Fröbel'e . mektup,· PariS', .-6 Aralık 1844 : "Marx her zaman herhangi bir nefrete tutkundur , ben onun bfasmda bulunduğulll ·sürece, bana sövmeden yazamayacaktır . . . ." Bununla bir­ likte, eğer benden habersiz; . \-'e bsnim isteğ:ime karşı_ıi bi zim yayıne-.rinde bir ki­ tap- yayımlatabilseydi beni enayi yerine koyar, ve benim onayımı istemektense · ·kendini öldürm 7yi yeğ_ tutardı . Bana karşı hakkınızı kullanman•zı yasaklam ıyorum, ama bu durumda onunla. benim, onun dostluğu ile benimkinin aras:nda ·

_ bir seçim yapma zorunda . kalırsınız. ' ' 177 Bkz : F.· Brügel, a . g.y. , s. 508. Marx'tan H. Börnstein'a mektup: " Ba. yım. Eger F:rank'm Bauer 'e karşı broşürü yayınlama işini üzerine almak iste­ · yip istemediğini salıdan önce bildirirseniz bana büyük bir iyilikte bulunmuş olursunuz. Kararı ile pek o kadar ilgili değilim, çünkü benim için yurt dışında bir y ayı ncı bulmak çok kolay. Gene-de her şeyin çoğu kez bir tek sözcÜğ:e bağ­ h bulunduğu . bu broşürün gözümün önünde basılQ_ığını görmek v e onu kendi elimle düzelteboilmek benim için çok hoş o-lurdu. Dr·. Marx. " P .S. Bruno Bauer ' e karşı yöneltilmiş bulunan broşür, · bütünü içinde sansür edilebilecek çok az şey içerdiğinden, Almanya'daki dağıtırnın _ Çüyük güçlükler le karşılaşacağıru sanmıyorum.'' 1 78 ıME GA III, Marx-Engels, Mektuplar, c. I , s . 1 6 . Engels.'ten Marx'a mek· · tup, 7 ]\/[art 1845. 179 Bkz : ibid., s. 19. Engels'ten Marx' a mektup, l7 Mart 1845 : · "Eleşti­ rel Eleşti!i . . . benzersiz bir kitap. Senin yahudi sorunu, m ateryalizm ve gizem­ ler konusundaki eleştirin cok gllzel ve çok etki yapacak . Bununla birlikte kitabı çok büyük buluyorum. · Genel Edebiyat Gazetesi . karşısında gösterdiğimiz ege· men küçümseme, onun eleştirisine ayırdığımız s ayfalann büyük sayısı ile çok karşıt düşüyor. Üstelik, kurgu ve soyut varlık üzerine söylediklerimiz · geniş okur yığım için az anlaşılır ve o nu pek ilgilendirmez nitelikte .' - Bu sakınca-

· ·381


-

Engels'in korkuları, kitabın tatlı alaymı . çok beğenmek� -­ ie birlikte, kendi k en dine biraz özel niteliği nedeniyle çok okur bulup bulamayacağını sor an yp_yıncı tarafından da paylaşılmış bulunuyorlardı . �so

Aile,

_

__

konu büyük okur yığınını il� gilendirmeyecek kadar özel o·lduğu ve . ele alınan kon ular ın Kutsa,l

incelenen

büyük çeşitliliği kitabın -derin birliğini gizlediği ve anlaşıl�

masını güçleştirdiği için, ancak sınırlı bir başarı kazandı. Westphalie �uhan · d�rgisinde kitabın övücü- bir eleşti­ risi yayımlandı ; 18 1 bu eleştiriyi, Marx ve Engels,182 sıradan

ve k_arışık buldular . Öte yandan, Leipzig Genel Gazetesi eski ' başyazarı G. Julius da , liberal olarak, aynı zamanda - hem

B. Bauer'in anarşizan

tezlerini ve hem de Marx ve

gels'in komünist tezlerini yadsıdığı bir Kutsal

Aile'nin

yayımlanması,

En�

tanıtma yazısı yaz dı .1 8 3

Ruge'ye,

Marx'a karşı

yeniden sövüp sayma olanağı verdi. Kitapta bazı iyi parçalıklar bir._yana, kitap parlak bir biçimde yazılmış ve insan gülrn ekten katılıyor. Bauer'ler- hiç bir yanıt veremeyecekler. Püttmann'ın dergisi için ya:iacagı ta­ - mtma yazısında, Bürger�. Paris'teki kısa eğleşmem ve d erin bir çöıüriıleme gerektirmeyen sorunları ele alınam nedeniyle, neden az bir şey yazahilmiş ol­ duğumu belirtebilecek. ' '

180 Bkz : Löwenthal'den Mafx'a mektup, Frankfurt am Rhein, 15 Ocak partisiru.'n\ şimdi Amsterdam'da bulunan arşivle­ "Kitabınızın, Genel Edebiyat Gazetesi'ne çokça bağlanması ve durmadan ona amştırmada bulurunası nedeniyle, büyük okur ;srığınına yeterince özgüo görünriıeyeceğini ve onun için çok çekici olmayacağını kendimizden · gizlemeye­ lim . . .'' Bkz : F. BrQge' , a . g .y., s. 509 . Löw enthal 'den Dr. H. Ebn er ' e (Augsburg Genel Gazetesi muhabiri) mektup� 24 Şubat 1845: ' 'Size Marx ve Engels'in, 1845 ri) :

(Alman sosyal-demokrat

B. Bauer'e karşı baskıdan yeni çıkan kitaplarıİ:u gönderiyorum . . :. Kitap, Bauer'lerin felsefi ve toplumsal eğilimini alaycı biçimde eleştiriyor. Marx ve

Engels, komünizmin

bir bö':ünti.isüiıü

oluşturuyor ve böylece aşırıcıların

(ultras)

bir parçası oluyorlar. Bauer'lerin yüksekten atan lafazanlığına karşı kampanya­

ı bu

lar ,

biraz

Das westphtilische Dampfboot, s. _206�215, Kutsal Aile ya da Hempalarına Karşı Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi, yazarilar Karl

m Bkz :

Bauer

ıMa:rx

lafazan,h:ğa belini doğrultamayacağı darbeler indiriyor. Genel Gazete ' de

ayrıntılı bir tanıtma yazısı yazarsanız, beni çok sevindirirsiniz."

ve

ve Friedrich En gels. ıaz B kz : MEGA I, c.

183 Bkz :

V,

s..

541.

Wigand's Vierteljahresschrift ("Wigand Üçaylık Dergisi") Leipzig . 1845,- c. II, s. 326-333. - G. Julius , "Görünür insanal ldlise ile görünmez insanal kilise arasındaki savq,şım ya da eleştjrel Eleştirinin ele ştirisinin eleştirisi."


lar buluyor , ama kitabın

eğilimini kötülüyor ve onda özel·

likle Marx ve Engels'in eski dostları karşısındaki bayağı ve

aşağılık nefretinin dışavurumunu görü-yordu . 184 Kutsal Ai�

le'nin karşısına,

bireyciliği savunması

nedeniyle, -coşkulu

bir üvgüsünü. yaptığı Stirner ' in Biricik ve Özgülüğü kitabı· nı Çıkarıyordu. 1 8 5 Bruno Bauer , sadece Marx ve Engels'in onu anlamadık­ r ı nı söylemekle y etind iği güçsüz bir yanıt verdi. 1 86 la KARL MARX'IN SINIRDIŞI EDİLMESİ Kutsal Aile'nin

yazılm a sınd an az sonra,

Marx'ın Pa­

ri s t eki eğleşmesi sınırdışı edilmesiyle sona erdi. Bu sınır­ '

dışı

nedeni, Bern ays

edilişin

'

ın -

yönetimi altında köktenci

eğilimini gitgide belirginleştir e:rek, Do·ğru-Orta siyaseti ne­ deniyle liberaliz-me,

siyasal yansızlığı

nedeniyle ele§tirel

saldıran187 ve açıkça

komünist bir doğru yönelen ı sa Vorwiirts'e yazı y a z·m ası oldu. Eleştiriye

'-..

.

insancılığa

-

ıM·Bkz : A. Ruge. Ruge'den Prutz'a mektup, 6 Mayıs ı845 Cilluslararası toplumsal -tarih Enstitüsü, Amsterdam) : "Bauer'lere karşı kitapta bazı iyi par, çalar var. .. . Göze en çok çarpan şey , yazariann eski dostlarına karşı aşın kötü davranışlari. Berlin'de-- -Bauer'Iere tapan Engels, şimdi onların en kötü düş­ ınaniarına tapıyor ve onlardan öğrenmiş bulunduğ u her şeyden yararlanıyor. Bu iki kliğin ikisi de birbirinden bayağı, ikisi de birbirinden kötü." ıs5 Bkz: R;ıge, Mektuplar, a . g.y. , c . I , s , 395. Ruge'den Fleischer' e mekr tup, 27 Mayrs 1845. Bkz : ibid.; s. 389-390. Ruge'den \Nauwerck'e mektup, Paris, 21 Aralık 1844 : "Stirner'in kitabı, karşı çıkılabilir çok şey içermesine karşın,

ancak iyi etkiler uyancbrabilecek . • . . Bu kitabı tutmak ve yaymak gerekirdi. Bütün alıklıkların en alığından, zanaatçıların toplumsal dogmatizrninden, bizi aşağılık hayvan gibi ya ş atacak, kafasızlar tarafından vaazedilen o yeni hıris­ tiyanlıktan bir kurtuluş bu . . . . Değerinin bilincine sahip ve onu olunılayan in­ san, bir · numaradan bencil,

başka bir şey olmanıayı ve tüylerini kı'rktırmayı yadsıyan

çağrmızm sefaletine biraz _ gözpekliği ve biraz da şiil' getiriyor. Eğer

[dünyada -ç.] sefillerden başka bir şey olmazsa, sefalet yok edilemez. '-' 186 Bkz : Wigand's--- " Vierteljahresschrift" ("Wigand Üçaylık Dergisi") , Leip­ zig 1845, c. III, s. 138 vd . . . Bruno Bauer, Ludwig Feuei'bach'ın Ayıncı Öz.elliği.

Marx · bu

makaleye

Ges�llschaftsspiegel'de

("Toplum

Aynası")

yanıt

verdi,

Elb erfeld, Ocak 1846. Bkz : MEGA. I, C; V, s. 541-544. ıa1 Bko;ı: : Vorwarts, n° 55; lO Haziran 1844, Liberallerin budalalığı; n° 66 , 17 Agustos 1844, Almanya için perspektifler; no 76, 21 Eylül - 1844 , Bruno Bauer-'in eleştirisi.

·

,

·


Kendini 1844 Temmuzundan sonra göstermiş - bulunan bu e ği lim , 18 9 g azetenin kapatılmasına ve yönetici ve yazar­ larının sınırdışı edilmesine yolaçtı. Daha 1844 Şubatında on­ ların sırordışı edilmelerini istemiş bulunan Pr·Usya hüküme­ ti, Fransız hükümetini Bernays'e karşı kovuşturma açmaya ve _ Vorwiirts'i kap atm aya çağırması için, belediye baŞkanı T.schesch'in- Frederic . Guillaume IV'e karşı suikasti konu­ sunda, Bernays 'ıri kralı halkın haklı istemlerini yerine g e ­ t irmeye çağırdığı bir ·makalesinF9 0 bahane etti . Guizot, muhalefet basını korkusu ile, böylesine kök­ tenci _ önlemler almaktan çekindiğinden, gazete için isten­

·rn iş bulunan teminat akç.asll11 -ödememiş bulunmaktan ötü­ rü, sorumlu' yönetici olarak Ber n ays ' ı kovuşturmakla yetin­ di. Bernays, 13 Aralık 1844 günü iki ay hapis ve 300 fr ank da

para cezasına rhahkı1m edildi.191 Vorwiirts yöneticileri yıl� madılar\ ve gazeteyi, hiç bir teminat akçasının istenınediği bir aylık dergi biçimine dönüştürmeyi kararlaştırdılar .192 Prusya elç i s inin çok sıkıştırıcı isteği üz er ine , Öıiiz·ot sert ' önleml er almaya karar verdi . 25 Ocak 1845 günü, İçişleri ısa

Bkz : Vorwarts, 4 Aralık 1844. "Bu yazınsal har eketin ereği,

din, devlet,

insamn

burjuva toplum içindeki yabancılaşmasının kaldırılacağı ve yerini kendl. insan niteliklerinin bilincine iyiden iyiye sahip insanlar . tarafından yö­ netilen bir tcıplumsal örgüt1enıneye bırakacağı , özgür ve eşitçi bir toplumun kurulmasıdır� . . . Gazetemizin amacı, bir yandan doğruluk ve özgürlüğe ters dü- _ şen her şeyi eleştirmek, öte yandan da insanın kendi varltğını gerçekleştireceği bir geleceği hazırlamaktır. Bu, · düşünce ve eylemde · gitgide yoksu�laşan libe­ ralizme karşı kullandığı kökterici tonu ve özellikle saldırılarının sertliğini · · · doğrular."

.

1�9 Bkz : Vorwarts, 24 Temmuz 1844, Bohemya'da işçi hareketi; ibid., 3ı Temmuz 1844 , Prusya'da yoksullaşma, ibid., 3 Ağustos ı844: Dresden'de işçi

hareketi; ibid., 21 Ağustos 1844. Almanya'da işçi hareketi; ibid. , 24 Ağustos ı844, Pfalz'da tefecili'R; ibid., .31 Ağustos 1844. Bielefeld'de sosyalist birlikler; ibid., 30 Ekim 1844, Alman işçileri ; ibid., 30 Ekim 1844, Kara köleler ve ak köleler; ibid. , 30 Ekim 1844, Para. 190 Bkz': Vorwarts, - h0 62, 3 Ağustos 1843 (Bernays) , Prusya kralına karşı suikast. Gene bkz : Vorwarts. n ° 66 , ı7 Ağustos ı844. MEGA I, s. 24-27. K. Marx, Frederic Guiııaume IV'ün yeni üslup alıştırmi:ılar:ının yorumu. m Bkz : H. Börnstein, Eski ve yeni dünyada y_et·mişbeş yıl, Leipzig 1881, s. 352. 192 Bkz: ibid. , ş. 352.

384


Ducıhatei, -vorwiirts'jn, Fransız toprağından Börnstein, Bernays, ayrılmaları istenen H . Reine,

bakanı :

·_ _ -

_

-

hemen

Marx, -Bakunin, Bürgers ve Ruge gibi yönetici ve yazar-larının sı� nli<h§ı edilmelerini bruyuruyordu.11ls Bu öniem, hükümeti Prusya hükümetine -baskı aleti hiz­

p:leti

,

m-ek

görecek

kadar alçalmak

�e

tek suçları Fransa'yı sev­

ve savunmak olan adamları sınırdışı

muhalefet

basınında bir

· - Bu protesto hiç

etmekle kınayan

fırtınası uyandırdı.194 olmazsa ""sınırdışf etme bıuyruğunun uy­ protesto

- gulanmasinı sınırlama sonucunu verdL H. Heine, dünya ça­

:,pındaki ünü nedeniyle, gizli gizli

·ı anm:asındai1

tedirgin edilmedi. Vorwarts'in yasak­

sevinmiş bulurian Ruge 1 9 5 ona karşıt ,

olarak, siyasal davranışında kendini aşağılık kişisel düşünce­

_ iere kaptn�mayan Marx

t ar afın dan

,

kovulmasından bilgi

-·- sahibi edilmişti ; 19 6 annesine yazdığı bir mektupta , kendisi­ ne dokunma-yacağını sandığı bu önlemi - ona.ma - - a-lçak lığını .

- _gösterdikten sonra,107 Saksonya uyruğu olmas��ndan yarar-

m Bkz : H. Börnstein, a. g.y. , s. 353. Bkz: Gizli Devlet Arşivleri, İçişleri Bakanlıgı, R. 77 , Lit. D. no 10 , s. 81. Zanaatçılar arasındaki d evri i birlikla"e iliŞkin belgeler. "Marx, A. Weil (gerçekte hiç bir inancı yoktur ve kim para verirse onun için yazar) , Her wegh, Bernays (şimdi hapiste) , H. Börnstein (inanç­ sız ve sadece bir yazınsal işletici) ve öbür komünistler' hükümetten, onları Paris'ten s1mrdışı etmemesini sağlamaya çalışıyorlar." 194 Bkz : Börnstein, a . g.y , , s. 353. Bkz : La Reforme, ı4 Şubat ı845. "Ama . Eylül yasalarım Berlin sansürünün hizmetine koymak yetmezdi; · ·yazıları yo­ kettikten sonra, insanlar da cezalandırılmak istenmişti ve o zaman Fransız h_ü­ künreti kendini Prusya hükümetinin terör ve suçlannın aleti durumuna getir­

mc

mekten utanmadı. Yeteneklerinin yüksekliği ile beliren, Fransız fikirlerine duy- '

dukları s evgi ile, biZim için yakınlıkları ile tanınan .insanlar, suçlari onu sev'. rnek -·;re savunmak olan bu Fransa'yı b-ırakıp gitme buyruğunu almış. bulunw­ yor�ar . . . " Gene bkz: La Reforme, 3ı Ocak ve 4 Şubat 1845; Fraternite, Mart 1845 ; Le Couı-rier français, 30 Ocak ve ll Şubat 1845. La Nation, La Gazete de Fı-ance, .La S'iecle, 17 Şubat ıM5. - - - 195 A. Ruge. Mektuplar, a. g.y. , c. I, s. 379. Ruge'den Fröbel'e, Paris, KaS!m 1844. 196 " Bay Doktor. Arnold Ruge'ye, Paris, rue Notre-Dame-des-Lorettes, 30 his : . B ay Doktor, Ruge, Polis Müdürlüğiİnde;-size, bana ve başka bazılarına karşı alınnn ş ve ·en kısa zamanda Fransa'dan ayrılınmasını 'isteyen buyrultular - olduğunu güvenilir bir kaynaktan Mrendim. Bu haberin size henüz ulaşmadığını .

düşünerek sizi bundan bilgi sahibi. etmeyi uygun buldwn. K. Marx." Bana bu mektubu iletmek ve onu yaYınlamama izin vermek lütfunda -bu­ lunan �1ilano'daki Bibliotheca Feltrinelli'ye teşekkür ederim (A. C. ) . ,

385


lanaraık, Ruge: Paris 'te geçici olarak kalma iznini elde et­ mesini başardı. Börhstein, VOTWiirts'i artık yayımlamaya­ cağı · sözüne karŞilık sınırdışı edilmedi.198 Cezasını çekmek­ te ol d uğu Sainte-Peiagie hapisanesinden tüm -demokratik gazetelere bir mektup gönderen B.ernays d a Paris�te kala­

bildL199

En sonunda Marx, Bakunin, . Bürg�rs ve ·bir de, bir yan­ lış anlama sonucu, ve Prusya . .elçisinin protestolarına kar­

şın, :Prusya ve Avusturya'nın

gizli ajanı,

:Vorwarts'in

·

eski

Bornstedt, sı- ­

ba-şyazarı, Belçika'ya sığman Adalbert von

nırdışı eqildiler. 200 14 Nisan 1844 günü, Prusya hükümeti, eğer smır<la gö­ _ rünürlerse, Marx, Ruge ve Heine'nin , Fransız-Alman Yıllık­ ları yönetici ve yazarları olarak tutuklanmala-rı buyrüğ.unu vermişti ; ona. bu kez Börnstein ve Bernays'ı da kataraık, hükümet bu -buyruğa 13 Şubat 1845 günü yend.liyor duı. 201 Bu

buyrukla

ne Bal�unin, ne

· · de Bür.g ers amaçıanctıklarından, bi-

e

m Bkz : A. Ruge, Mektuplaı·, a.g.y., c. I, s. 391. Ru g ' d eiı annesine mek­ tup, 26 Ocak 1845 : · �Düşün ki, Prusya , elçilik tarafından verilmiş bir listeye göre belidenmiş 12 Almanı · Guizot tarafından sınırdlşı ettirme başarısını gös­ terdi. Ben , elbette kendi elçiliğime başvurdum ve sanırım bu iş düzelecek. Bütün vorvertçiler: Hcine; Maı·x vb . , doğal olarak listede . . . Böylece . o kötü yazılarına bir so:n verilmiş oluyor. Eğer Prusya elçisi, Bay Von Arnim ' bana damşsaydı, bu işi özgürlük y�arına ona beıi öğütlerdim:- Kendini gülünçleştire­ relt, muhalefet kendi bozgununa gider, ve · Vorw'c'itts onu gülünçleştiriyordu, "

ı�rı Bkz: H. Börnstein; a.g.y., s. 354.. '� 19� Bkz : La Reforme, 14 Şubat 1845. 2M Bkz : · Luc SQmrrneriıausen, L'humanisTJ?.a agissant de Karl Matx, Paris 1946, s. 74, not 3. Belçika kamu _güvenli.ği arşivleri, Bornstedt dosyası, belge 8. �� Bkz: Berlin Polis Müdürlüğünün Henri Börnstein, Karl Marx, H. Heine, L . . Bernays'a ilişkin belgeleri. Prov. Br. R. 30, Polizei Priis . , 'Iit: 94, Lit. B. n ° 426. Bu belgelerde Marx'ın şu eşkali bulunur (s. 79. ) . - Trier'de doğmuş. 22 yaşında. Boyu 5 ayak 2 parmak. Saçlar ve kaşlar kara. Alın dar. Gözler koyu kestane. Yüz o val . Rengi açık. Burun kısa ve yassı. - Ağız orta büyüklükte. Çe· ne yuvarlak. Reine'nin de şu eşkali bulunur bu belgelerde : Yazar. 50 yaşında. ·Orta boylu. Sivri burunlu. Sivri çeneli. Adamakıllı , Yahudi tipinde. Beden çökmesi tükendiğini gösteren bir eğlence düşkünü. Bkz : . ibid., "31 Ocak günü P rusy_a Genel Gazetesi'nin n o ·J1 'inde yayımlanan 25 Ocak · günlü bir Paris haberine göı·e, A. Ruge, Marx, Börnstein ve Bernays adlı - yazarlar Paris'ten çıkarılmış ve bir polis komiserinin eşliğinde Calais'ye götüriilmüşlerdir . " Berlin, 31 Ocak · 1845. İçişleri Bakanı. Kont · von Arnim.

386


· ,r fncisi Dresden'e v e öbürü de Kolony a' ya · gidebildi. Marx Paris 'ten 1 Şubat 1845 günü ayrıldı ; Liege'de kısa bir eğleş­ m ed en sonra, 9 Şubat günü, 1848 Devrimine kadar kalacağı

Brüksel'e

var dı.'202

hükümet( ereğine değ il se bir z a,man için,

VD1"wiirts_'in yasaklanması ile, Prusya

_- - erişmiş ve _ Alman.

köktenciliğini;

hiç

susturmuştu. Gene de Alman 'köktenciliği, ulus l ar ar ası prole­ · t ar·ya nın sözcüleri durumuna - gelmiş bulunan Marx ve Enge�s ile, -·ıns·a zamanda sesini yeniden ve çok korkutucu bir biçim-

-de duyuracaktı.

·

S O N U

Marx'ın,

ç.ıos

Paris 'te , 1843 s onlarüıd an 1845 başlarına değin

süren eğleşmesi, dü şün ce ve eyleminin g elişmesin de kesin bir dönüm - noktası oluşturur . Genel dünya görüşünün, o zaman

o

onda gerçekleşen dönüşümü, şimdi .ona temel s run olarak

_görünen toplumsal sorunun, teorik

olduğu kadar

pratik çözü­

münün de-, ancak ortak temelleri özel mülkiyet olan burjuva toplum ve devletinin kaldırılması'n dan sonuçlanabileceğini on� - göster-miş bulunan ' 'Hegel'in Hukuk Feisefe.si' 'nin eleşti­ risi (1843) tarafından hazırla·nmıştı. Komünizme g e çi şi sonu­ cü , proletaryanın çıkarlarını savunmaya başlayan Marx, Fransız-Alm.an Yıllıklcltı'ndaki "Yahudi Sorunu" ve "He-gel'in · Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Giriş" adlı makalelerinde,

ıoz Jenny Marx'tan Karl Marx'a mektup, Paris 9-10 Şubat 1645, Orijinal: Marksizm-Leninizm Enstitüsü, , Moskova, "Heine İçişleri Bakanlığına gitti, ora­ da ona hic bir şey bilinmedigi söylendi. Herkes kurtulur kurtulmaz, Ledru­ . · Rollin Me�Tiste bu işten sözedecek. Rıjforır{e•u, okudun mu ? Ne kadar budala ve sefiL Onun dedikleri başkalarının en güçlü saldırılarından daha güce gidici. Gene de ruhunun derinliklerini açmak için-- bana pir güzel söz söyleme dersi veripeye gelmiş bulunan Bay Bakunin'in, . o büyük_ adamm, işte olması - gerektiğ-i gibi olan yapıtı. Herwegh · Çocuk ile oynuyor. Ewerbeck durmadan Bay Bür­ gers'in sür_ekli dalgınlıklarından sözerliya-r ve halkm çocuğu, benim özel _koru-

yucum Bay Weil, bana yardımcı olmaya geldi . "

, sadece - Kutsal A.ile açıklama�ının değil, ama bu aÇıkla· ınari:ı.n da içinde bulunduğu Auguste Cornu'nün anıtsal yapıtnun "Marx Paris' . t e ' ' alt-başlığını taşıyan tiım 3 . cildinin toplu özetidir. �ç� 203 Bu· "Sonuç",


irisanal kurtuluşun -özel mülkiyet rejiminin köktenCi kaldırıl­ masını

gerektirdiğini v e

bu �aldırmanın da ancak

devrimci

proletaryanın yapıtı olabüeceğini açık.lıyordu.

-prolete.r

·

devrimin, ancak kapitalist sistemin gelişmesinin

ta kendisi t�afından yolaçılan - burJuvazi ve proletaryş. ara­ · s�ndaki sınıflar savaşının kızışmasından kayn:aklanabileceği­ ni _ henüz anlamadığından, Marx bu savaşımı . henüz biraz şe­ matik ıbir biçimde tasarlıyor ,

ve

proletaryada da, insandışı­

laşmasının en aşağı derecesine düşmüş; - dolayısıyla kendi ye­ niden insanallaşmasmın - aleti olmaya çağrılmış bulunan in­

sanlığın bürünümüiıü

Engels ' in ,

(ete

kemiğe bürünmesini)

ona komünist

devrimin,

_ görü�ordu.

proletarya ile birlikte,

kendi öz yadsınmasını - da yaratan kapitalist_ sistemin gelişme­ sinden nasıl zôrunlu olarak ' kaynaklandığını göster e n "Bir Ekonomi Politik Eleştirisi· Denemesi'' başlıklı makalesi; onu bu sistemin kaldırılış nedenlerini burjuva toplum içinde �ama,ya götürür. _ · -Onqn iÇin, İngiltere 'deki eğleşmesinin Engels _ için- olduğu kadar verimli olacak olan Paris eğleşmesi sırasırida kendİ�i -

verdiği

-

i ş , işte budur .

-..-

/

İktisadi ve toplumsal bakımdan Almanya'dan çok daha gelişmiş- bir ülkenin başkenti ol�n Paris'te uzun bir d evri m ci · .gelenek bulan Marx, · kendini ilkin Fransız D�vriminin, özel­ Iikle onun en önemli döneminin , proletaryaİıın savaşımı için

yararlı dersler çıkardığı Convention'un irdelenmesine · verir.

Onun, bir burjuva sını sağlayan

ve

bu

d evr i·mi n in · nitelik

ve. sırurlarını kavrama­

irdeleme, gerçekte sınıfların biçimlenmesi

sınıflar savaşıımının toplumun

gelişmesi ve tarihin oluş�a­ görüşlerini :belginleştirmeye büyük öl­ çüde · katkıda builı11ur. Bu irdeleme, ona ayrıca yönetici bir · sinıfın iktidar ve ayrıcalık.Iarnidan hiç bir zaman isteye Is� teye vazgeçmeyeceğini ve toplums'!l bir devrimin en sert ça· sındaki rolü üzerindeki

tışmaları._ gerektirdiğini

de gösterir.

O, sınıf savaşımları�nn belirleyici rolü kavramı üzerinde

388


- temellendirilmiş buluna-n bu tarihsel .gelişme anlayış ını , bur-

_ juvaziniri oluşma ve gelişme t ahlillerinde bu rolü vurgulamış bulunan b üyük Fransız tarihçileri üzerindeki irdeleme araciy­ la genişletir . . , Komünizmi kapitalist rejimin diyalektik

runlu sonucu olaraK: gör·e·n

Marx, aynı

·g�lişmesir:ıin · zo­

zamanda bu rejimin

temeli olan kapitalist ekonomiyi de ird elem eye _ başlar ; bu da onun, bu rejimin yarattığı insandışılaşma ' sürecinin nedenle� rini ve işleyişini, ve ayrıca zorunlu kalkı§ ve komünist bir re� - jim tarafından değiştiriliş ned enlerini de anlamasını sağlar.

Fransız Devriminin, ekonomi politiğin irdelemesine bağlı

, irdel�mesi, ona proletaryanın devriımci eylemine temel hiz­ . - n;ıeti -görmeye yatkın, materyalist ve diyalektik yer:ıi bir dün­ ya görüşünün haziTlanması öğelerini kazandırır . - Yüks-elen burjuvazinin

ideolojisi

oJ.�rak hem büyüklüğünü

hem de sınırlarını gör düğü 18. yüzyıl mater.yalizmini aşan __ : Marx,__ burjuva e-konomi politiği ve kapitalist sist eniin , " pr�is' ' k avramını çıkardığı eleştirel bir tahlili, ve Hegel'in idealist felsef e si ve idealist diyalektiğinin, bu kavram a daya­ narak yaptığı bir eleştirisi aracıyla-, kendi materyalist, diya� -

-- ıektik ve tarihsel dünya görüşünü hazırlar.- Ekonomi politik ve kapitalist sistem tahlilinde, Hege l v e

Feueı:bach'ın temel ilkelerinden yola çıkar . Hegei''den, tarihin , ;ıesn el yasalar

aracıyla --- belirlenmiş, .

diyalektik gelişmesi görüşü ile , onun özsel içeriğinin, doğa ile ilişkileri içinde gözönünde tutulan insanın kendi

ratma s-ür e ci

tarafindan

kendini

ya��

oluşturulmuş _ bulunduğu _ _görüşünü

alır. Tinin Gö-rüngübilimi'nde, Hegel, ins anın, doğanın özjine girerek, kendi ussallığını aniayarak _,ki bu onun kendini dün,· yaya eşi-tlemesini sağlar- · kendi . varlığını sürekli bir aşma ara cıy la , kendi kendini yarattığını göstermiş bulunuypr�u. İhsanın kendi etkinliği aracıyla bu ke·ndi kendini yar atm ası , anca k insan bu etkinlik içinde yabancıla şmı ş bulunmazsa ger' çekleş�bilir.

389

1


TÜm yabancılaşmayı

l

insanin . ve

cioğ;anın -

tinseİle§·mesi

ar acıy a kaldıran Hegel'e karşıt olarak, Marx, Feuerbach ile

birlikte, · yabanc ılaşmanın burjuva toplumgaki insanın ayırıcı

özelliğini o1U§-turduğunu ve kaldırılrriasınm da lu§�- z orunlu ko-şulu olduğunu düşünür ; ama,

insanal kurt u­

Feuerbach'tan

altmda değil, eİı ağır b içim d e

farklı .olarak, yabancılaşmayı dinsel b içimi ama ins anların , özellikle kendileri üzerine

çöktüğü proleterlerin temel yabancılaşma_ biçimi olan, özel

mülkiyet rejimi tarafından yaratılmış bulunan yabancılaşmış emek iktisadi-toplumsal biçimi altmda gözönünde tutar. Kapitalist si s tem eleştirisinde, yabaneliaşmış emek ürü­ nünün emtia biçimini aldığı bu sistemde, emtia değişimleri biçimine d ö nü şmü ş bulunan toplumsal ilişkilerde bir şeyleşme olduğunu gösterir.

Yabancılaşniış · emek sonucu, hem . kiş il iğinin dışavurumu

olacak yerde onun yadsınması dur u muna gelen emeğinden,

hem de ona ilişkin olmay an kendi emek ürü nünd en ayrılmış

bulunan işçi, ürettiği ölçüde güçsüzleşir ve alçalır. · Kapitalist

rejimde s ad ece emekçiler . üzerine -değil, ama tüm

ins�ar

üzerine ç ö ken bu yabancılaşma, onları, doğanın insanallaştı­

�ılması aracıyla, kendi kendilerini insanal biçimde yaratmak­ tan alıkoyar . . O onları, böyle'c� kendi varlıklarına yabancılaş�

tırırken, aynı zama_nda rekabet ar ac

İyla ,kendi

aralannda da

karşı karşıya getirir ; bu da toplwnun, . burjuvazi ve proletar ­

ya olmak ü z ere , iki bağdaşmaz sınıf biçiminde bölünmesine yolaçar.

Üretim ve tüketimin insanal örgütlenmesi ar acı yla,

nizm özel mülkiyet rejimi tarafından yaratılmış

koniü• bulunan tüm

iktisadi, toplumsal ve ideolojik yabancılaşmaları kaldıracak ve insamn evren-sel doğasının açılıp serpilmesini koJ,a ylaştıra/

caktır.

;tVIarx'a. ins a n al t'opluluğlın ve tarihin gelişmesinde eme­

ğin, insanın s omut pratik etkinliğinin,

''praxis''in

özsel rolü­

nü gösteren yabancılaşmış emek tahlili, onu kerteli bir biçim·-

390


de, merkez kavram

rilm{ş

olarak, kapitalist ek<?n<>minin derinleşti­ bir ele ştir i siiii yapmasım sağlarruş ,buLunan yabancı­

laşma kavramı yerin�,. devrimci proletaryanın ideolojisi ola­ rak .- diyalektik ve kavramdan daha

ye

götürür.

tarihsel materyalizmin hazırlanmasma. bu elverişli olan "prarcis" kavramııu geçirme­

O bu hazırlama iş ind e

,

Hegel'in idealist

fe-lsefe ve

diya­

lektiğinin, " -p�ao:is" açısından yap ılmış bir eleştirisinden yo-

la çikar. _ İnsanın, doğanın ve insanal etkinliğin tinselleştirilmesi / . aracıyla, . Hegel'in, doğa ile bağlantıları içmde düşünülmüş bulunan in sanın kendi kendini yaratmasını, tinsel bir süreç durumuna getirdiğini gösterir. İnsanın kendinin · Bilincine, do­ ğanın da kendinin Bilincinin nesnesine indirgenmesi, gerçek­

te, tarihi, Tinin,

düş � c� ve varlık özdeşliğinin içinde gerçek­ durumuna gelen .mutlak Fik.ir' in

leştiği, ve dünyanın yaratıcısı gelişmesine ipdirger.

İnsanın, doğ a nın ve onların örgensel gelişmelerinin ger­

çek bir anlayışına erişmek için,

der Marx, onları kend[ somut

gerçeklikleri içinde gözönünde tutınak ger ekir İnsan al etkin­

liğin öznesd. artik insan so jrutlaması,

linci de ğil

,

ama

[ y an i

.

-ç.] kendinin Bi­

insanın somut güÇlerinin öznelliğidir; bu ' et.;..

- kinLiğin ürünü artık soyutlamalar,- ' 'şeylikler' ' tarafından de­ ğil, ama insanın doğayı insanal

biçimde yeniden

dönüştürmes,ini sağlayan bu güçlerin somutlaşması,

üreterek :nesnel­

leşmesi tarafından ol�şturulmuştur�

- Kendini doğadan aYll'amadığından, doğa üzerinde derin bir biçimde etkili o-ıamayan hayvandan farklı olarak, insan onu kendi gereksinmelerine ,uyarlamak üzere, özgür , bilinçli ve evrensel etkinliği ar ac ıyla doğayı dönüştürebilir. Bunun sonucu, doğa ile ilişkileri, gitgide kendi öz üretimi ile _ iliş;. kileri O.urumuna gelir, bu da

doğa

örge'nsel biriik sonucunu verir .

ile gitgide daha sıkı bl.r

Doğanın dönüşümü ara�ıy_l:a :insanın bu kendi kendini üret-


mesi, ancak insan toplumsal bir . varlık olduğu için olanaklı� dır İn s an , gerçekte, kendi varlığını ancak öteki insanların o

·

yapıtları aracıyla gerçekle§tirebiliro O, on la rın kendi kişilik� ler i ile dolu yapıtları ile

zenıgin-Ieş.tiği

gibi, onları da kendi

yapıtları ile zenginleŞtiriro · :insanlar · böylece birbirlerini kar� _ şılıklı olarak tümlerler ; bunda-n ötürü birey .ne toplumdan ay�

ona

Gerçekte insan, k en� dini ancak toplum içinde gerçekten yara-tabilir ; çünkü doğa, ancak toplum içinde insanallaşarak, insanlar arasındaki bağ ve onların varoluş temeli durumuna gelir. Doğanın insanallaşması aracıy la insamn k en di_ Içendini yaratması, g elişmesi , üretimin, s a nayiin gelişmesi ile birleşeri rılabilir, ne de

karş-ıt çıkarılabilir

o

insanal tarihin . özünü oluşturur .

İnsanal . tarih şimdiye değin y�bancılaşmayı doğuran ö��� mülkiyet çerçevesinde gelişmiştir. Eu insandı§ıla§ma döne� mi, insamn tarih�önc.esi

dönemini · oıu§tunur ; .bu dönem y eri�

ne, tanrıtanımazlık ve komünizm tarafından olu�·turulacak ve

tarihe kendi gerçek a�lamını verecek olan, insanın yeniden - _ insan1aşması dönemi geçecektir . , · Bu diyalektik ve tarihsel materyalist görüş , sadece ikti­ sadi, toplumsal ve ideolojik gelişmenin açıklamasını vermek� le kalmaz, ama ancak toplumsal. gelişme ile bağlantıları için­ de gözönünde tutuldukları zaman çözill ebilecek öz ve varoluş, özgürlük ve ' zorunluluk, düşünce ve varlık . gibi teorik

sorun­

ların açıkl am a ve çözümünü de · verir . · İnsanın kendr kendini yaratma süre c ini , insan ve doğanın

b ağlıl aşık { correlative)

dön-üşümünü

belirleyen

üretimdeki

gelişme sonucu biçiminde tasarlayarak, Marx'ın, gitg i de gö.;

rüşlerinin m erk ezine ·

koyduğıu. "r>raxis' '

kavramından, diya�

lektik ve tarihsel ma.teryalizmin ·t emel ilke lerini nasıl çıkardığı görülüyor.

,

Ekooormi Politik ve Felsefe . Elyazmaları'nm yetersizlikle­

ri, ' kendini henüz ·foyerbaıhçı fikirlerden büsbütün kurtar ama.. yan Marx'ın temel düşüncesinin hazrr larımasında bir ilk- aşa- . 392


c-'

madan b aş ka bir ş ey olmamasından ileri geiiriet.

gelişmesi, Feıuerbach'ın insanbiliın-

"__,Marx'ın dü.şü�cesinin

(anthropologique) görü-şünün köktenüi elenınesi ve artık . . sadece kapjtalist sistemin bazı b içimlerini karakterize etmek

- sel

"' için kullaridığı yabancılaşma- kavramının ikinci sı_ il e belirlenm-iştir. Bu, marksist düşüncenin de;vrimci

onu sağtörelle�tirici

bir ütopyaya,

ereği

p lan a konm ­

öğesini yacisımak

ve

toplumsal bakımdan

· ayrımlaşmanuş1 "gerçek" ins anın gerçekleşmesi olan bir "insancılık''a indirgem�k i çin, - marksizmin �merkez ve temel kavramı olarak -"praxis" kavramını -değil, aıma- abancılaşma kavramını koyan burjuv_a düşünürlerin dur.madan yinelenen

y

girişimlednin ne kadar teme lsiz olduklarını gösterir-.

i

Marx, komüniz-min temeli durumuna :get rd iği materya­

list dünya görüşü ile burjuva .düşüncesi ve ütopyac� s osy a -:­ , limıin bütün akımlarmdan gitgide ayrılıyordu.

Anarşizan bir·eycilıikleri ve liber aliz m ve komüniz·me kar­

şı _saldU'ıları ile

iİe

karşı-devrime . yar dım

eden ' 'Kurtulmuşlar ' �

daha önce bozuşmuştu. Ruge · tür ünd e , daha devrimci pro­

letarya ile

ilk

karşılaşma-da on a karşı tutum alan burjuva

demokratlarından da uza�laşıyocdu . Yeni görüşlerinin hazırlanmasına daha yeni girişmiş bu­ lunduğundan, Marx henüz F eu erhach ln insancılığma, Ba­ kunin'in anar.şizan komünizmine, Proudhon'un küçük-bdrjuva sosyalizmine, Hess'in "gerç�k" s-osyalizmine ve Weitling'in . '

ütopyacı - komünizmine ka�şı açıkça tutum alınıyordu. Gene ·

de, düşüncesini helginleştirdiği ölçüde,- ardı ard ına sert bir eleştiriden geçireceği bu - çeşiti� <lğretiler ile kendisi arasında gitgide ıbir uçurum aç ıyordu tık hesaplaşma, Ru g e nin Silezya domumacılar ay aklanm a sı kar ş ıs ınd a Prusya kralının tutumu konusunda y azmış bulun­ duğu bir makale dolayısıyla, Ruge ile oldu. Bu ayaklanmanın önemini küçümseyen · Ruge , bunu yer el çapta, öneırisenmeye.: bilir bir olay olarak görüyor , ve · bu vesile ile, siyasal tin ek.

'

__.-

­

393


sikliği sonucu,

proletaryanın tüm gerçek bir devrim gerçekleş�

tirme olanağını yadsıyordru. 1\t!atx bWla karşı, dokumacılar ayaklaıınlas�mn, ikincil bir orny olıi§b.wmak şöyle dursun, Alman proletaryasıpın ilk büyük devrimci eylemi olduğu ya­ nıtını veriyordu. O, -Ruge'yi, bu olayı sade·ce· burjuvazinin sınıf çık arl arı açısından görmekle kınıyor , ve · bunun onu proletaryanın kendi öz eylemi aracıyla kentfuıi kur­ t arma hakkını yadsımaya ve, bir sınıfın egemenliği .yerine bir ılıaşka sınıfın eg em e nli ğini geçirmekle yetindiği için, sı­ mrlı bir önem ta-şıyan siyasal kurtuluşu, ereği tüm insanlığı kurtarmak olan insanal kurtuluş ile karıştırmaya götürdüğü· nü söylüyordu. Marx, devrimci düşünce ve eyleminin gelişmesinde,

o

ile kurduğu derin dostluk bağlarındçn çok yararlaiımı§tı. Bu dostluğun temel-i sadece görüş ve ereklerin­ deki ortaklık değil, ama niteliklerinin .birbirlerlııi hayranlık verici bir b�çimd� tümlerneleri idi ·de. _ Engels 'ten daha derin ve daıha . k avr ayış lı bir kafa olan Marx, öğr,etilerine temel hizmeti gören ��mel kavramların çö­ zümlemesini ·aaha ileriye götürüyor ; buna karşılık iittisadi, toplwnsal ve siy as al gerçeklik ile daha dolaysız ve daha sıkı bağlantılar içinde bulunan Epgels de, ilkelerinin iktisadi ve toplum s al ilişkilerin bir çözümlemesine uyg.ulanmasında üs· tünlük gösteriyordu. Böylece, İngiltere'deki durum üzerindeki makales{aracıy­ la, karşılaşmaları sırasında, Ma.ı:x'a tarih�el materyalizm açı­ sından yapılmış toplumsal bir tahlil örneği sunuyordu-. Gerçekten, İngiltere'nin iktisadi, toplumsal ve siyasal du­ rumunu, bu ülkede 18. yüzyil sonlarından sonra ortaya� çıkmış bulun an sanayi deıvrinıinden!l:üreten Engels, s an a yiin hızlan­ dırılmış gelişmesinin buı ülkedeki toplumsal ilişkileri altüst et­ sri-alarda F. Engels

miş, ·

burjuvazinin

güçlÜ

aYnı zamanda · kalabalık ve hir proletaryanın · oluşmasına da yolaçmış bulunduğunu

üzerindeki

temsilcileri

zaferini '·belirleiniş , ve

394

olan

"Whig'lerin

-Tori'ler


aynı .biç_imde burjuvazi iie

gÖsteriyor ;

proletarya ara sınd aki

---savaşımın kızışmaslhln, gerçek deınokrasfnin, yani sosyalizR min - kurulına�wa götürecek bir yarattığUıı da belirtiyordu.

toplumsal devrimin koşUllarını

Savaşırnlarında birleşen Marx ve Engels, ilkin �ski dostR

l ar ı ile, kendi

g azete l_eri olan G ene l

Edebiyat

Gazetesi'nde

hegelci i dealizmin bir karikatürü olan eleştirel Eleştiri ilkeR

lerini, felsefi , toplumsal ve siyasal

_

sorunların tahliline uyR

gulay an Berlin'deki "KurtJu-lmuşlar" ile hesapiaşmayı kar ar 1

laştırdılar .

-

. . "�urtulmuşhir" a karşı, Kutsal Aile1nin

konusunu oluştu R

ran polemiklerinde, Engels ve_ özellikle Marx, eleştirel EleştiR

- rinin - tezlerinin bir tahliliyle, tarihsel materyalizmin temel ilkelerini belginleştiriyorlar dı.

Ekonomi

Politik ve Felsefe Ely'azmalar�'nda hegelci - ide­

alizm üzerine y apmış

bulunduğu

eleştiriye dayanilll Marx, bu

idealiz,min, dünyanın tinselleştirilmesi ar a cıyla , onu bir kavR

ratnlar söylencebitimine (mythologie} götüren mekanizmay1 g ö z l er önüne seriyordu. Sonra da, eleştiT'el Eleştirinin Hegel'de sıkı sıkıya bağlı kalan bilinç ve töz arasında, düşünce ve _ varlık arası':lda kurduğu karşıtlık aracıyla, bu kavr a mlar söylencebilimini nasıl aşırı sonuçlarına kadar götürdüğünü, ve bu' mutlak i dealizmin , gerçek ne· her türlü buluşukluğu yi- \ tir erek � Tarihi nasıl düşsel bir görüntü oyunu biçimine dönüş. .

türdüğünü

gösteriyordu.

Eleştirel

-

Eleştiri tarafından . Fransız

Devrilni,

materya­

liz m, . sosyalizm, Proudhon, Yahudi sorurıu ve Mysteres : de

Paris üzer in-e- ·verilri:ıiş bulunan ya r gıl ar ' Marx'a bu · sorllhları tarihsel m ater y alizm . açı-smdan tahlili olanağını veriyor lar ..

dı. -

·

Fr an s ız

Devrimi üzerindeki

irdelemesi aracıyla, sınıflar

belir­ devrimin sadece, öz..

savaşımlarının bu devrim iç in de oynamış bulundukları

leyici

rolü anladıktan sonra, şinidi bu

gürlUk, · eşitlik ve kardeşlik ilkeleri a d ına kendi sııuf· çıkar395


larını üste çrkaran burjuv:aıi yararına yapılmış, burjuvazinin terörcüler ile Napoleon'u,' kendi çıkarlarına aykır ı bir siya­ - set izlemiş oLdukları için devirmiş , ve 1830 Devrimi ile Bour­ bonları devirerek - gelen burjuvazinin ' ken di' sınıf çı, iktidara karlarına uygun düşen bir · devlet biçiminf yaratmış bul·unduğunu belir.tiyor.qu. Marx aY.Ilı zamanda, burjuvazinin iktidarı aldığı sırada, ereği eşitliğin gerçekleşmesi olan, proletarya� nın sınıf çıkarlarına uy-gun yeni J?ir .devrimci ç ağın açılmış bulunduğunu da gösteriyordu. Sonra 18. yüzyıl materyal-izmini tahlil eden Marx, k�pita­ list sistemin gelişmesi ile, bu -materyalizmden, biri bilims el ve öbürü de toplumsal olmak üzere, iki akıinın doğmuş bulun­ duklarını açıklıyordu. Sana-yiin gelişmesi bilimlerin gelişme­ sini kolaylaştırmış , .bilimsel gelişme de, kendi payına meta­

fizik-dü�manı- eğilimi pekiştirmiş, bundan da, materyalist bir dünya _görüşü doğurmuş bulunan duyumculuk çıkmıştı. Bu bilimsel, metafizik·düşmanı tle duyum.cu ak:ıma koşut olarak, burjuvazin!n din düşmanı, anti-feodai ve mutlakiyetçilik düş­ manı eğiliminden doğmuş toplumsal bir akım da gelişmi§­ ti. İnsan kendi çevresi tarafından biçlıriılendirildiğine �ö;e, bu çevreyi ins anın orada ins anal olarak yaşayabileceği bi­

çimde örgütleme gerektiği aniayışma dayanan bu akımdan

da, sonucu komünizm olan sosyalist fikir doğmuştu. Proudhon'un .reformcu sosyalizmini eleştirert Marx, onun özel mülkiyetin köktenci h ir eleştirisine yolaçmış olma- deği­ mi ile birlikte, öğretisinin smrr ve kusurlarını da belirtiyor­

du. Bu sınır ve kusurların Proudhon'iUll küçük-burjuva tutu­

muna bağ;lı bulunduklarıru. henüz ·

Proudhon'un ,_

�özel

göremeyen Marx,

bünları

mül!kiyetin· insanın bütün biçimleri altın­

:i,nsandışılaşmasını doğurduğunu kaldırılmasını de­ ğil, ama elde bulundurma biç·imi altındaki eşit 'dağılımnıı, ya­ ni küçük mUlkiyeti öğütleme yolunu tutmuş bulunması olgusu ile açıklıyordu.

daki yabancılapasını, ;yani

göremediği için, özel mülki.yetin butünsel

396


Fra,nsız-Alman Yıllıkları'ndaki makalesinde daha önce incelemiş bulunduğu Yahudi sorununu yeniden ele alan --Marx, B. Bauer 'in, burjuva, olarak, kurtulU§u, Ruge gibi, sadece - siyasal kurtuluş biçimi altında, bir sınıfın, iktidarın alınma­ . sı aracıyla siyas al kölelikten kurtuluşu ile sınırıanan tikel kurtuluş olarak tasarıayabildiğini gösteriyordu. Siyasal kur- -, - tuluşi.ın .karşısına, Marx insanal ' kurtuluşu, in san lar ı sadece siyasal kölelikten değil , ama asıl toplumsal kölelikten de kur­ taracak ve ancak bir proleter devrimi aracıyla yapılabilecek

bütünsel ve evr�nsel kur.tulu� koyuyordu. Son olarak

mülkiy ete

burjuva toplum-un temelinin

ta

kendisine, özel

saidırmadığı için sonuçsuz kalan reformcu so sya­

lizmin etkisizliği üzerine gelen Marx, Mysteres de Paris'de

�ugeme .Sue tarafından öğütlenmiş bulunan toplumsal reform­

ların - tüm yoksulluğuriü gösteriym·du! Marx'ın Kutsal Aile'deki i de ol oj ik ilerlemeleri, . kendile­ rini foyer b ahçı · _görüşlerin bu _ yapıtta ayn a dıkl arı çok daha· küçük önem, ve yapancılaşma kavramının, Marx'ın ·-toplum­ sal, s iyas al ve ideoladik sorunları açıklamasında üzerine - da­ y andığı "pr'axis" ka-vramı yararına, hemen h em e n büsbütün bir · yana bırakılması ile gösterirler. - Marx, yeni . bir komünizm anla.yışına temel hizmeti gören diyalektil;r ve tarihsel materyalizmin genel ilkelerini, işte bu kavramdan [ "praxis" kavramından ...c:.ç �] yola çıkararak ku­ rar.

Burjuva

düşüncesinin sa �t kavramsal evrenselliğini aŞan

Marx, insanın kendi kendini yaratması konusundaki kendi görüşüne dayanarak, insan ve doğamn ör ge ns el ve tarihsel gelişmesiniı::ı evrenselliği anla yı şına varır. Toplumsal varlık olarak gözönünde tutlılan _ insan ile do­ ğa arasında tarih içind e kurulan ilişkileri araştıran Marx, ­ diyalektik materyalizmin ilk tem eller ini at ar O, bu amaçla, Tinden bağımsız maddi -bir dünya olduğu, ma dd eden bağımsız mutlak Tin olmadığı, ve insan ile doğa·

397

.


nın kendi somut gerçeklikleri içinde gör-ü lmeleri ger5!'ktiği - yolundaki fo-yerbahçı fikirden - yola çıkar ; · ama Fetferbach'­ tan farklı olarak, in s an_ ile doğa arasındaki ilişkilerin, ken­

dilerini seyredalma ( c.OrıtemplationD düzeyinde değil, . ama eylem düzeyinde ·koyduklarını, ve insan ile doğanın, insanın varoluşunu old-�ğu k adar bilincini de belirleyen tarihsel geliş­ me çerçevesinde tas-arianmaları .gerektiğini düşünfu: İnsanın kendi keD:dirii� yaratması anlayışında, özne ile nesnenin insan ile doğarıın tarih içinde gerçekleşen· örge:t.tsel , · birliği olarak tasarlanmış· birliği hegelci fUuine . başvuran Marx; ins ari ile doğa ar�sındaki temel ilişkinin, insamn in­ sanallaştırdığı ve gitgide 'ilkin doğa tarafından insan üzerin­ de yapılan etkiden daha önemli bir duruma gelen, doğanın insan tarafından_- yeni,den-ü�etimi aracıyla oluşturulmuş bu­ lundugunu düşünür .

Doğamn ins-an taraf�dan _ onun gerçek yaş amının üreti­

mi olan dönüştürülmesi� bilincin gelişmesi toplumsal ya ş amın

bir şey olmadığı, için, öğesini oluşturur .

yansımasından başka

ş un başta gelen

insanal varolu;.

Diyalektik materyalizmin genel Çiz,gilerini

bÖylece

sapw

tarken, Marx aynı zamanda tarihsel materyalizmin genel çizgilerini de çizer ; insan ile do�a arasındaki ilişkileri top�· lumsal ılıağlantılar o�arak görerek, Marx ilkin tarihsel mater­ yaliz-Ini diyalektik materyalizm içine sokar . ·

Gerçekten Mar�, insanın kendini yaratina süreci içinde,·

üretimi"n gelişmesinin topLumun gelişmesini- belirlediğini, ve özel

mülkiyet rejimi

altında, toplumun burjuvazi ve proletar­

ya olarak iki karşıt sınıf- biçi m in de bölünüşüne yolaçtiğını g_ö sR

terir. Bu sınıflar savaşı:ını modern tarihin �tici (moteur) --, oluşturur ve keskinleşmesi de kapitalist rejim yerine öğesiril.

komünist bir rejimi getirecek olan toı;ılums_al bir devrimin koş;ullarını yanitir.

·üretiıınin gelişmesi , toplumun gelişmesi ile birlikte,

lumun

ideolojisini de belirler ; öyle

398

ki,

top­

sinıflara bölünmüş bir -


toplumda, ideoloji zorunlu olarak bir sınıf ni-teli�i. taşır ve ancak bu . niteliık arac!yla_ açıklanabilir.

Bu diyalektik ve tarihsel materyalizm g�örüşü

aracıyla,

_ _tet;Jri ile pratik arasındaki, · bilim ile iktisadi ve toplumsal et­

kinlik arasındaki ?yrımı kaldıran Marx, ekonomi politik, ta­

. rih ve felsefeyi tek bir öğreti içinde birleştiriyordu.

Böylece öğretisini gerçeğin bütünsel bilimi durumuna ge­

tiren Marx , tarihs-el . gelişmeyi şeylere içkin nedenlerden de­ ğil, ama onlara dışkın (dışsal) ilkelerden davrandıran

türlü

mutlak, metafizik · ,doğruluğu ve dolayısıyla her

her

türlü

dogmatizm ve her türlü ütopyacılı�ı yadsıma yoi,W1u tutmuş ' bulunuyordu.

Diyalektik ve tarihsel ·materyalizm aracıyla, Marx, pro­

letarya sinıfının daha yüksek bir bHinçleninesh1e

karşılık

düşen yeni bir komünizm anlayışına varıyor ve aynı zaman­

da bütün öbür felsefi ve toplumsal öğretileri de aşiyordu.

İlkiii

düşünürünün felsefe .. verimli öğelerinden ya­

zamanının iki . büyük burjuva

lerini, onlara yeni bir anlam vererek�

' radandığı tinselci diyalektikçi Hegel ' in felsefesi ile, diyalek­ tikçi olmayan · materyalist Feuerbach'ın -

du.

felsefesini

a şıyor-

.

Gerçekliği tinselleştirerek, Hegel'in onu yalanlaştırdığını

belirten Marx, · varoluşu kavramlar biçimi altında yüceleşti­

:;oilmiş bir varoluşa ve insanal etkinli�i de bilgiye indirgeye­ rek, Hegel'in, a·ncak eylem

tarafından

dönüştürülebilecek

gerçekliğin kurgusal yoldan dönüştürülebile_ce�ine irianma yo­ lunu tuttuğunu gösteriyordu.

Heıgel'in idealist felsefesini yadsımaıkla birlikte ,

Marx,

o'nun, her tÜrlü gerçeğin . içinde bulunan karşıtlık ve çelişki­ lerden doğan diyalektiık hareket anlayışım koruyor, ama dün­ ya nın gelişmesini

kavramların

g-elişmesine indirgeyen ve

te�

melini , düşünce ile varlığın birliğini onda gerçekleştirdiği Fi­ kir'de bulan hegelci idealist diyalektfğin karşısına da, hareke­

tini dile. getirdiği .g-erçeğin gelişmesine dayanan materyalist

399


d iyal ektitk çıkarıyordu. Böylece, in sanın düşünce ara_cıyla hegelci özgürleşmesi yerine, onun eylem ::ıracıyla özgürleşmesiili geçiriyor, öyle ki, kurgu, onda , bu eyl em koşullarının bir bilimi · durumu-.-­ na -dönüşüyordu . Marx, Hegel ile ayn_ı zam anda Feuerbach'ı, ve onunla birlikte doğanın dönüştürülmesi aracıyla insanın kendi ken­ . dini yaratmasi görüşüne erişemem.iş bulur�an ı'S . yüzyıl materyalistlerini de- aşıyordu . , bir

.

Feuerbach'ın sadece :maddi g erçe� iğin

-

ön celiğini ( p ri­

mat) koymakla yetinmeyerek, ama bu gerçekliği insanın do­ ğa il e _ ve ötı�ki insanlar ile. ilişkileri biçimi altında da tasar­ layaraık , materyalizmin gerçek temellerini kurmuş ol m a -qe­ ğimini tanımakla birlikte, Marx, onu hu gerçekliği bir ey­ · lem konusu ölaııak değil bir � eyre d alına k onusu olarak gör­

ve

mek, ve böylece iktisadi

toplumsal -gelişmeyi, ve · dolayı­

_şıyla diyalektik ve tarihi, düşüncelerinin dışında bırakmak�

la eleştirir. Doğayı insan al etkinliğiii dışında, ve__ insanın do­ insanlar ile ilişkilerini toplumsal ilişkiler olara� değil, doğal ilişkiler olarak tasarlayan Feuerbach, insana ·ay rımlaşmamış ve soyut bir niteliık veren insanbilimsel �bir in­ san görüşüne vanr, bu da · onu toplumsal sorunlara idealist bir çözüm vermeye götürür. Marx, son ol ar ak ütopyacı s-osya1ist · ve komünistleri , özel- . liıkle Proudıhon, aess . ve Weitling 'i de aŞıyordu. ğa ve öbür

­

,

Proudhon diye düşünüyordu o · sıralard-a ·· Marx, devrimci

bir yaradılışa sahipti ama, bütün biçimleri altınd a insanın yabancılaşma ve insandışılaşmasını doğurduğunu göremedi.

'

,

/

.

ği özel millkiyet sistemini genelleştirmek ist e diği için, ger­

ç ekt e n devrimci bir teoriye eri§ememişti .

Hess, . Feuerbach'tan farklı olarak, yabanc:ılaşmayı top­

lumsal düzeyde düşünüyordu, aına toplumsal gelişmeyi tarih­ sel ve diyalektik bir gelişme ol arak - t as arl ay a m a dığın da·n , toplumsal sor,una, Feuer:bach gibi ı idealist bir çözüm verme

400


yolunu t�tmuştu.

Komünizmin kapitaHst toplumun diyalektik gelişmesinin zorunlu ürünü olduğunu . göremediği için, Hess gibi üto-p ya cı- . _ lık yulunu tutan Weitling konusunda da durum buydu. Kutsal · Ail e ' d en sonra, Marx ve Engels, bu yapıtta yap­ mış bulundukları gibi, her şeyden öuce proletaryanın sınıf savaşımına ' daha dolaysız bir. biçimde yararlı olan tarihsel mate.ryş.�izm teorisini g el i şt irm e işine sarılacaklardı. İlkin bu işi, Marx Feuerbach Üzerine Tezler'de, Eng e l s ise İngiltere'de Emekç{ Sınıfın Durumu'nda ayrı ' ayrı, sonra Alman İdeolojisi'n?e ortaklaşa yapacaklardı.

401


MARX

VE

ENGELS'İN

KUTSAL AİLE'SİNİN Ö ZETİ12 0 V.

i. LENİN


KUTSAL AİLE YA DA

ELEŞTİREL ELEŞTİRtNİN ELEŞTİRİSİ BRUNO BAUER VE HEJ.v.IPALARlliA KARŞI YAZ�AR : FRİEDRİCH ENGELS VE KARL MARX FRANKFURT�AM-MAIN

LITERARISCHE ANSTALT

(J. RÜTTEN)

1845ıil

SEKİZ yapraklı formalardan oLuşmuş (in-8°) bu kü­ çük kitap, bir önsöz (s . III-IV) * [19-20]** (Paıris, Eylül 1844 bilgisi ile) , içindekiler çizelgesi (s. V-VIII) ye dokuz _

bölüme

(Kapitel)

ayrılıiiış metni · (s. 1-335) [21-246] içe­

rir. I. , II. , ill . bölümler Engels'in; V. , VIII . ve IX. bölümler Marx'ın ; IV. , VI. ve VII. bölümler ikisinin,

·

ama herbiri,

yazdığı kesim ya da arabaşlığİ imzalamış

ve bir başlıkla- donatiillŞ . Bütün bu başlıklar alaylı; hat­

ta aralarında "bir kasabın

k�pek biçimine

eleştirel

"' F. Engels wıd K. Marx, Die heilige Familie, oder Kritik der kri­ tisthen Kritik, Frankfurt a. M., 1845. -Ed. •• Köşeli parantez içerisinde verilen rakain:lar, elinizdeki yapıtın sayfa numaralandır. -Ed .

405.


dönüşümü" bile var (Vlll . [21-37] (I., II., ID. bölümler

bölümün

1.

kesimi) .

1-.17

ile IV. b0lümün 1 . ve 2. ke­

simi) , 138�142 ' [143-146] ' (VI. - bölümün 2a araba-şlığı) , 240-245 [228-232] (VII . bölümün 2b arabaşlığı) arasında-

ki sayfalar Engels'in.

f yani

335 sayfanın 26'sı.

·

/

İlk bölümler, "Edebiyat Gazetesl."nin

Literatur-Zeitu:ng

ll Allgemeine

von Bruno Bauer122 - önsözde

Marx ve Engels'in eleştirisinin bu derginin

fasikülüne karşı yöneltilmiş

bize

ilk sekiz

bulundl!<ğu s öyl enir 1 1 üslu­

bunun eleştirisinden (tüm( n birinci bölüm, s. l-;j [21-24] ) tarih tahrifatlarının eleştirisinden (bölüm IT, s. 5-12 [25-31] , özellikle . İngiliz _ tarihi) , konularının eleştirisin­ den (bölüm ın, s ·. 13-14 [32-34] , . B . Nauwerck ile Berlin Felsefe Fakültesi arasındaki bilmem hangi tartışm-anın Gründ'lichkeit* sunuluşu ile alay) ; sevgi üzerindeki dü­ şüncelerinin eleştirisinden (bölüm IV, ·3 ...;.__ lVIarx) ; "Ede­ biyat Gaz-etesi"hin Proudhon'u açıklama biçiminin eleş­ tirisinden (IV, 4 --Proudhon, s. 22 [42] u. ff. bis** 74 [87] . Başlangıçta bil" yığın çeviri düzeltmesi : formule, signification ile kanştırılmış , justice, Rechtpraxis yerine Ge1"echtigkeit*** ile çenilmiş �b.) başka bir şey değil­ dir . (Marx1ın Charakterisierende Ubersetzuiıg no I, II, u.s.w. **** olarak adlandırdığı) bu çeviri eleştirisinden sonra, kurgunun karşısına kendi açıktan açığa sosyalist

fikirlerini çıkararak, Marx'ın eleştirilerine

Randgloss·e

o n·

karşı

"Ed eb iyat

Gazetesi' 1nin

Proudhon'u savunduğu,

Kritische

I u. s.w .***** gelir. Marx'ın Proudhon karşıs�daki tonu (örneğin

En-

* Ciddi ciddi. -ç. . . . ya kadar ' devamı. -ç . ' ' adalet' ' , ' 'hukuk yönetimi", ' 'hakkaniyet' ' . -ç. * ''* · ' Formül" , · ' ' anlam" , . ' -•• •oı< )zellik. B elirten Çeviri n° 1 vb . . -----ç . .• •••• E!eştirel Yan Not n° 1 vb.. --ç . ** ve

406


gels 'in "Deui�clı-Franzüsische

Jahrbücher"de yayımla­

nan "Umrisse zu einer Kritik der Nationalökonomie"­ sine123 iletmed e bulın1arak, bazı ·sakıncalıklar . yapma­

sına karşın) çok <J,vücüdür. Hegelci felsefeden gelen Marx, burada s�syalizme varır : _geçiş kendini açıkça gösterir. Marx ·m neleri ka­ zarunı�rbulunduğu ve yeni bir fikirler alanına nasıl geç.;. '

tiği görülür� · · "Özel ınglk iyet ilişkilerini insanal ve us sal ili ş kil er olarak gören ekon!?'mi politik, kendi temel varsayımı olan öz el mülkiy et i le s ürekli ç elişki durumunda buln­ -

nur

-

dinsel fikirlere insanal · bir yorum getiren

ve

_ böylece kendi t emel varsayımı olan dinin insanüstü ni­ teliğine karşı dur ma d an y anlışlık işleyen tanrıbilimcinin çelişkisine benzer çelişki . Böylece ekonomi

ücret ba ş langı çta ürün içinde

emeğe düşen

politikte ,

or antılı pay

orEı.rak görünür. Ücret ile kar , en dostça, ve görünüş� te -.herbiri öbüründen yararlandığından- en in s ana� ilişkiler için d e bulunurlar. Ama zarnat?l a, onların birbir- ,.i · leri · ile tersine orantılı -oldukları,.. en düş.man ca _iliş-kiler

için de bulundukları . anlaş ılır

.

Başlangıçta, değer, bir

ş eyin ür etim giderleri ve 1toplumsal yar arlılığı aracıy­ la ussaı- bir biçimde belirlenmiş gibi görünür ; · Ama za­

manla, değerin üretim giderleri ve toplumsal yararlılık­ la zorunlu olarak or antılı olmayan, salt ilineksel bir be­ lirlenim o�duğu anlaşılır . Başl�gıçta, ücret tutarı, öz­ gür · işçi v� ö z g ür kapitalist arasındaki özgür anlaşma

Ama zamanla, işçinin, ücretinin be- . lirlenme.sini oluruna bırakma zorunda olduğu anlaşılır ; · tıplu kapitalistin, onu e ld en · geldiğince düşük b elirl em e

ile belirlenmiştir.

zorıuıda olması gibi. Parthei'lerin* özgürlüğü , yerını zorla.ma.ya bırakmıştır. Tic ar ett e ve ekonomi p olitiğin tüm öbür . ilişkilerinde de duru m böyledir. Bu . çelişkile•

Sözleşme yapanların. -ç.

407 '


elverdi kç e , ikti s at çılar da sezerler, ve karşı­ polemiklerinin başlıca kaynağını oluşturan da, iş ­ te bü çelişk.ileri n gelişmesidir . Ama, · :bunun bilincine vardıkları zaman, parçalı biçimlerinden herhangi bi­ risinde, özel mü-lkiyete kendileri saldırırlar : o [özel mül­ kiyet -ç.] tasarımlarında us sal [bir nitelik taşıyan -ç .] ücreti, ya d a kendinde ussal d eğeri , kendinde us­ sal ticareti, bozar. İşte böylece Adam Smith, durum el­ ri; durum

lıklı

verdikçe kapitalistlere karşı, Destutt de Tracy kambi-

. yoculara karşı,· Simonde de Sismondi sa nayi sistemine k ar şı,

Ric ardo topr ak mülkiy etine kar ş ı , ye h eme n tüm mü lkiyetin kendilerinde sadece

m-o dern iktisatçılar da,

tüketici olarak göründüğü sanayici-olmayan kapitalisı­

lere karşı polemik yaparlar ; İşte böylece biz iktisatçıların, b?J. z an iktisadi iliş­ kil er de buldiUkları insanlık görünüşünü değerlendirdik­ ler i ni -bu ayrıldamadır ve özellikle çok tik el bir yolsuz­ luğa ç attıkları zaman olur-, - bazan da -ve genel du­

rum budur- bu ili şkiler i , onları insanaldan açıkça ve kökten ayıran ,şey i'çin d e , yani sıkı sıkıya

iktisadi

an­

lamları için de gözönünde tuttuklarını görürüz�

-bilinç s i z

olarak çabalayıp

İçinde dur d ukl arı çelişki, işte bu­

dur.

Proudhon., bu bilinçsizliğe k es inlikle son vermiştir .

İktisadi

ilişkilerin insanal görünüşünü ciddiye almış , ve

bunu

onlarıli insandışı gerçek.liğine açıktan açığa

kirde

ne

kar­

şıt koymuştur . O bu ilişkileri, onlar üzerine edinilen fi­

iseler gerçeklikte

ya da daha doğrusu bu fikirden vazgeçmeye ve insandışılıklarını iti­ raf etm eye zorlamıştır. Bu- n edenle, kendi kendisi ile tu.. tarh kalar ak, o özel mülkiyetin şu ya da bu biçimini,

--öbür iktisatçıların d e ğil , ama düpedüz

de o olmaya,

yaptıkları

özel

içinde, iktisadi ilişkileri

gibi-· ·parçalı

mülkiy eti , . ·kendi

bozan - şey olarak

408

olarak

evrenselliği

betimlemiş�


tir. O, kendini ekonomi politiğin bakış açisına yerleştire­ rek, ek onom i politik eleştirisinin yapabileceği her ş_eyi yapmıştır' ' (36-39) [55-5�] . - Edgar'm ( "EdebiyaCGazetesi"nin Edg ar ' ı ) , Proud­ hon'un "adale.t "i bir "tanrı" durumuna getirdiği yolun­ daki �maması Marx tarafından yadsırunıştır : Proudhon' .. ını 1840 yapıtı, 124 d er Marx, "onun 1844 Alınan açındır­ ması ile aynı Standpukt'ta* yer almaz " (39) [58] ; - Fraıi1 sızıarın ortak günalııdır bu ; Proudhon'uıi kendisi tarafın· dan adaleti gerçekleştiren yadsımaya yapılmış bulunan iletmeyi, tarihteki o mutlaktan kurtulmayı da sağİayan iletmeyi anımsamak gerek

(um auch dieses Absoluten in - s. 39'un [57] so­

. der . G eschichte überhoben zu sein)

nunda;--- "Eğer Proudhon usavurmasını bu sonuca değin götürmezse, - bun u Alman olarak - �eğil, · Fransız olarak

doğmuş

bulunnia

m-utsuzluğuna borçludur' ' . (39-40) -[58] .

- Sonra, Marx'ın, onda daha şimdiden hemen · hemen

an­

biçimlenmiş bulunan, proletaryanın devrim-ci rolü layış ını büyük bir özgelikle · neri sürdüğü eleştirel

(40-46) [59-64] . . < '-' . . . Şimdiye . değin , ekonomi poHtik,

Not no II gelir

özel

yan

mülkiyet

hareketinin ulustar için yarattığı kabul edilen zenginliği çıkış noktası olarak alıyor ve bundan bir özel mülkiyet savunumu

çıkarıyord(ll . Proudhon

litiğin yanıltmacalar

(sophisme.s)

[ise

-ç . ] ekonn'l?İ po­

altınaa gizlediği

kar�

şıt noktadan yola -çıkar ; . kendi . özel . mülkiyeti yadsıyan düşüncelerine varmak üzere·,

özel

mülkiyet hareketi

rafından yaratılmış bulunan yoksulluktan

Özel

mülkiyetİn ilk ele şt ir isi ,

doğal olarak,

ta­

yola . çıkar. bu mülkiye­

tin çelişik özünün, kendini en elle tutulur, en aç:ık, insa­ nal duygu hakımından

gösterdiği sefalettir" •

en

ayaklandırıcı biçimi altında

bir olgudan yola çıkar :

(41} [59] .

Bakış açısında . ----ç.

4o9

Bu olgu , yoksulluktur.


' 'Proletarya ve zenginlik, karşıt ş eylerdir

şeyler

olarak

.

Karşıt

bir bü�ünlük oluştururlar. Her :ikisi de özel

mülkiyet dünyasının oluşunılarıdırlar. Sorun, onlardan

herbiriniri bu çeli�ki içinde . hangi belirli yeri tuttuğtınu bilmektir. Bunlar

bir bütünün iki

mez. ye� ,

"Özel: mülkiyet o�l.arak,

yüzüqür demek , yet­

z en g inlik olarak .

·

özel mülki­

kendi öz varoluşunu sürdürmek zorundadır ; ve, bundan ötürü, kend i karşıtının, proletaryanın varoluşu­ nu da sürdürmek zorundadır. Kendi do-yumunu kendinde

bulmuş bulunan

özel mülkiyet,

çelişkinin plumlu yanıdır .

"Tersine, proletarya, pr oletar ya olarak, kendi ken­

dini kaldll'mak ve böylece .bağımlı bulunduğu., onu pro­

l et arya durumuna getiren karşıtını, y a ni özel m.ülkiyeti

de kaldırmak zorundadll'. Proletarya çelişkinin olumsuz

yönü, çeİiŞk_inin

kendini

yokeden

yü r eğ i nd eki

tasa, yokolmuş_ ve

kendi

özel ,ffiülkiyettir.

"Varlıklı sımf

ile

proleter sıriıf, a ym insanal yaban­

cılaşmayı t em s i l ederler.

Ama

birincisi, �endini bu

ya-

b aneılaş m a içinde kendi yerinde du yar : bu yabancıla§­

bir doğr ulama bulur bl! kendinin ya�ancılaşma­ s ın d a kendi öz erkıiğini görür ve onda insanal bir �aro­ luş görünüşune kavuş ur ; _ikineisi [ise -ç . ] , kend in i bu yabancılaşma içinde yıkım a uğr.a mış duyar, bu yabancı­ laşmada kendi er k s izllğini ve in sandı şı bir varoLuş gerçekliğini görür . O, Hegel'in bir· deyimini kullanmak gerekirse, a lç a lm a içinde, bu alçalmaya karşı ba§kal­ dırmadır- - onun insanal doğasını yaşamdaki durumuna karşıt kılan, bu do�a nın açık, kesin, bütünsel yadsını}la­ sını oluşturan çelişkinin, onu zorunlu olarak götürdüğü mada

,

baŞkaldırn1a.

"Bu çelişkinin bağrında, demek ki, özel mülkiyet sahibi tutucu · partid ir proletarya [ise ----'Ç .] yıkıcı parti. ,

Çelişkiyi koruyup

sürdüren

410

etkinlik

birinciden, yıkıp

.


etki [ise -ç.] ikinciden kaynaklanır. hareket içinde, özel mülkiyet .kendi . öz y okolu ş un a doğru yol alır; ama o bu işi, sadec e ve sa­ deere kendi iradesine karşı gerçekleşen ve işlerin doğası­ nın koşullandırdığı, kendinden b�rğımsız, bilinçsiz bir ev­ rim aracıyia yapar : sadece .ve sadece pr oletar ya olarak, _ yani bu tinsel ve fizik seif�letin bilinçli sefa)eti, bu in­ sandışılığın, bu bilinç sonucu, · kendini aşarak kaldıran bilinçli insandışılığı olarak proJetaryayı �aratarak [yapar -ç. ] . Prol etarya , özel mülkiyetİn proletar-yay.ı yaratarak kendirıı? karşı verdiği yargı katarinı uygular ; tıpkı ücretli emeğin, başkasının zenginliği ve kendi öz sefa-letini yaratarak, kendine karşı verdiği · yargı kara­ rını da uyguladığı gibi. Eğ er proletarya z af eri kaz anır­ sa, bu - hiç de toplumun mutlak yanı dırr umuna geldiği an lan:ünı taşımaz ; çünkü o bu zaferi ancak hem kendi kendini hem de kendi .karşıtını kaldırarak kazanabilir.­ Öyleyse, onu içeren kar§ıtı olan özel mülkiy et kadar, proletarya da ortadan kalkmıştır . Eğer sosyalist y � arlar pr al etary ay a bu tarihsel ro­ lü veriyorlar sa, bu hiç de eleştirel Eleştirirün inanır .gö­ ründüğü gibi, - -onların proleterleri · tanrılar olar a k gör­ . lükleri için değildir. Daha çok bunun tersi dçı-ğrudur. Sonuna d ek gelişmiş proleta_ryada , tüm insanlığın, hatta insanlık görünüşünün �oyutlaması, pratik olarak tümlenmiş bulunur ;, güncel toplumun tüm yaşam k oşul. ları, en insandışı yanlarıyla , proletaryamn ya ş am koşul­ larında yoğunlaşmış bulumlTlar . Proletaryada ,_ insan gerçekte k e n di kendini yitirmiş , ama a ynı zamanda "9u yitirmenin teorik bilincini de kazanmıştır ; . ü stelik, ar­ tık ·ne sakınahileceği ne de alla yıp pullayabileceği se­ falet, k e ndini ona önüne geçilmez bir biç imde zorla ka· bul ettiren sefalet ---'-Zorunluluğun pratik dışa.vurumt1-, · onu böylesine· bir insandışılığa karşı doğrudan doğruya

-- yokeden

- "Gerçi, iktisadi

4i1


başkaldırmaya - zorlar ; bu

n edenl e ,

proletarya,

kendi

ke�dini kur tar abilir ve /zorunlu ol ar a k kurtaracaktır da.

Nedir ki, o kendi

öz

yaşam koşullarını kaldırmad_an,

kendi kendini kurtaramaz. Güncel toplumun, kendi öz­ . dur-umunun öz etiediği tüm -- insandışı yaşam koşullarını kaldırmadan da , kendi öz yaşam koşul1arını kaldıramaz.

o sert, ama güçleıidirici emek okulundan _ bu proleterin, ya (la hatta tüm proletaryanın bir an için �angi . ereği tasarladığını bilmek değild ir . Sözkonusu olan, proletaryanın ne olduğunu , ve bu varlık uyarınca Proletaryanın

geçmesi boşuna değildir� Sözkonusu ol an , şu ya da

tarihsel olarak neyi yap.ma · zorunda kalacağını bilmek­ Onun ereği ve tarihseLetkinliği, güncel burjuva top­

tir . -

lumun tüm örgütlenmesinde ölduğu gibi kendi öz duru. mund a da, elle tutulur ve bozulmaz bir biçimde çizilmiş bulunmaktadır. İngiliz ve Fransız proletaryasının büyük

bir bölümünün

kendi t arih�· el

görevinin

·bilincine - daha

şimdiden erişmiş �bulunduğunu ve bu bilinci en yüksek

uyamklık derecesine yükseltmek için durup dinlenmeden çalıştığıni burada açıklamak

gereksiz

olacaktır." (42-45)

[60-63] .

Eleştirel ·Yan Not

n° 3

"Bay Edgar, tüm açındırmalarının temeline, · Bay

Bruno Bauer'in ".kendinin � sonsU'z b ilinci ' ' ni - koyinuş , ve bu ilkeyi, sonsuz bilinçsizlikleri yüzünden , kendinin

sonsuz bilinci ile· çelişki durumundaymış gibi görünen in cillerin ta ke nd iler i ni n yaratıcı ilkesi - olarak tasarla.. mış bulunduğunu bilme zden gelemez. Proodhon da eşit­

I

lik ilkesini, ·kendi dolaysız çeliş ld si ol:an özel . mülkiyetİn y ar atıc ı ilkesi olarak, işte ayni - biçimde tasarla,r. Bay

I Edgar

-bir an Fra n sız eşitlik'ini Almalı kendinin bilinci ile karşılaştırma güçlü güne katlanırsa, birinci ilkenin 412


Fransız ağzı ile, yani siyaset ve s e�gisel düşünce dilin.de1 · � � sö�lediği ş e yi , ikincinin Alman ağzı il e , yani soyut dü- şünce· dilinde . söylediğini görecektir. Ken dinin bilinci, _ in·s anın arı dü ş ünced e kendi kendisi ile eşitliğidir. Eşit­ lik, i:n s anın pratik alanda kendi kendisi üzerine edin d iği bilinçtir; yani, buna göre, bir insanın bir ba ş k a insan üzerine kendi eşiti olar ak edindiği - bilinç ve insanın bir başka insan karşısında kendi e ş iti karşısındaki d avranı­

varlığın özsel birliğini, insalun tür­ sel (generi,que) J?ilinç v e türsel davranışını, insanın in­ san ile prati k özdeşliğini, yani, buna göre, insanın insan ile toplu m sal ya· da insanal b�ğlantısını dile getir:mek şı. E,şitlik, insanal

_

--- için [kullanılan -ç;] Fr ans ız deyimidir.

Almanya'da yı-

_

kıcı eleştiri , Feuer'bach'ta gerçek insa,nın sezgisine g eç­ meden önce, belirli

her şeyi ve her varolanı nasıl kenCJi­

nin bilinci ilkesi · ile çöz9J.eyi deniyor idiy s e , Fra·nsa'da da tıpkı öyle, aynı s_onuca eŞitlik ilkesi ile vat·maya gi­ rişmiştir . ' ' ( 48-49): [65-66] . "Felsefenin, varolan durumun soyut dışavurumu - olduğu fikri, başlangıçta Bay Edgar'ın değil, ama felse_ feyi kurgusal ve gizemsel deney olarak ilk tanımlaml§ . ve bunu ilk -t an ıtl amı ş bulunan Feuerbach'ındır. " (48-49) ' --[66] . "Hep aynı yere geliriz . . . Proudhon proleterler ' çı­

ij ]

j

k�ma yazar .*' ' O k end ini beğenmiş Eleştiri çıkarına, · soyut ve türetilmiş bir çık�r için değil, ama gerçek ta- · rih s el bir - çıkar� . Yığın çıkarı, Eleşti:r_:inin ötesine : bu'Jia.. 1 lıma yolaçan bir çıkar için yazar. Proudhon sadece proleterler çıkarına yaz:m az.; o kendisi de . proleterdir,- ouv­

rierdir. ** Yap ıtı Fransız proletaryasınıri. bilimsel

t,,lı- bil-

1

ı

ve bu nedenle herhangi bir ele§iirel Eleştiri­ . c inin ipe s apa . gelmez yazınsal başyapıtından bambaşk� dirg·esidir,

"' Marx, burada, Edgar'ı aktarır .

"' *

İşçidir. -ç.

413


bir tarihsel anlama bü;rünür (52-53) [69] .

"Proud.hon'un malik�olınamayı ve

biçiıni� kaldırmak

esk!

malik oi.ma

istediğini söylemek, tastamam onun,

insanal kendi. kendine yabancılaşn;ı.anın iktisadi dışavu­

_

rumu olan, kendi nesnel özüne oranla insanın pratik ya­ bancıla§ma durumunu

ekonomi

kaldırmak

istediğini söylemek

onun ekonomi politik eleştir'isi henüz ·, politik önvarsayımlarının tutsağı olduğu · için,

demektir� Ama

_/

kendisinin yeniden temellükü, e l.de bu­ _ ekonomi politikte büründüğü bi çimi altında

nesnel dünyanın

lundurmanın

tasarlanmış olarak kalır. Gerçekte, Proudhon, eleştirel Eleştirinin ileri sür­ düğü .gibi, malik olmayı malik-olmamaya

değil, ama �;l­ -ç.]

de buıundurmayı eski malik olma biçimine, [yani

özel miilkiyete k ar ş ıt

bir "tc)plumsal işlev" ' 'ilginç ' '

olan

çrkarır. --ö, elde btilundurmanın, olduğÜnu söyler Oysa, bir işievde .

şey, ötekini "dıştalamak''

nim kendi öz özsel güçlerimi

kullanmak

değil, ama

be�

ve · gerçekleştir­

mektir.

1

Proudhon bu fikre upuygun bir açmdırma vermeyi

baş atamamış . "Eşit elde bulundurma' '

!',-nesnenin, . I

·'

fikri , ekonomi

politik dilinde, dolayısıyla hep. yabancılaşma dilinde, _ insa11:: için varlık olarak, insanın nesnel varlığı olarak

aynı zamanda insanın öteki insan için varolu"'

1 şu, onun öteki ile insanal bağlan:ısı, insanın i�sana oranla toplumsal davranfşı da oldugunu dışavurur. Proud­ hon ,

iktisadi yabancılaşmayı, iktisadi _ çerçevesinde kaldırır.'' (54-55) [70-71] .

ll

yabancılaşma _ ·

n

Bu 'parça son 'derece belirtici, çünkü Mar x ı

sisteminin, sit veria ver bo,* temel fikrine,

'

yani top­

lumsal üretim, ilişkileri fikrine· nasıl eriştiğini

rir :ll

"' Terim bağı.şlansın. '--Ç .

414

tüm

göste-


Bir ayrıntı : sayfa 64'te [78-79] Marx'ın, ,·'ele§tirel Eleştiri"nin marckha.l'i* Hujschm{ed** yerine Maric•

hall**f ile

çevirmesine beş satır ayırdığını belirtelim.

65-67 [79-83]

yaklaşıyor) ;

· sayfalar (Marx, emek-cleğer teorisine [83-- 85l s ayfalar (Marx'ın, işçinin

70-71

kendi üiününü satınalamaya cağını söylediği_için, Proud- . hon'u kafa karışildığı ile kınayan Edgar ' a yanıtı) ; 71 -72

ve 72-73 [85-87]

sayfalar

(idealist, göks el (öJherisch)

düş sosyalizmi ile "Yığının" sosyalizm ve komünizmi)

çok ilginÇ. s . 76 [89] ( 1 . kesimin ilk paragrafı : Feuer­

bach gerçek

gi z eml eri

açınlaınıştır,

Szeliga tersine) .

s. 77 [89-90] . (Son p'aragraf : · zenginler ile yoksullar ara­

sındaki bönce ilişkinin çağdışılığı : "si le rich e le savait!.,**** s. 79-85 [92,.. 97] . (Bu sayfalar ba§tan sona son de1ece il- ginç. 2. kesim. " Kurgusal kurgunun giz emi " , ünlü "meyv e " -der Frucht- örneği ile kurgusal felsefe­ , · nin bir ele ştiTisidir, doğrudan doğruya Hegel' e karşı da yöneltilmiş bulunan bir .eleştir i . Burada da, çok il­ ginç bir gözl em var : Hegel'in "çoğu kez'-', kurgusal açıklaması içinde, şeyin -kendisini -die S a c h e ·· ...._

selbst- kavrayan gerçek bir a ç ıkl ama verdiği

92, 93 [103, 104] .

s.

;

[lll] . "0"

olur.)

Degradierung . der Sinn!ichkei-r­

a ***** karşı p a r ç a ı ı gözlemler.

s . 101

-�

-

(Szeliga)

'4Sanayi

ve ticaretin,

hıristi- ı1

. yanlık v e s ağtöreden, aile mutluluğu v e burjuva gö. nencinden bambaşka evrensel krallıklar kurdukları· .

* Marechal, Fransızcada mareşal anlamına geldiği gibi, Marec• . hal-ferrant'ın kısaltı!mışı olarak ' 'nalbant'' anlamına da gelir. ''Eleştirel Eleştiri" bu sözcüğü, nalbant olarak çevirmesi gereken yerde, marl'!şal

olarak çevirmiş. -ç. **

*"'"'

Nalbant. -ç. , Mareşal. ---ç ,

# • "' "Eğer zengin biteydi."

***** Duyarlığın gerilemesi.

-ç . -ç.

415

!


ru . . . göremez . ."

J!

s . 102 [ll l ] . (Birinci [2.] paragrafın sonu - güncel top·

s.

lumda noterlerin rolü üzerine alayp gözlemler . . . "No· ter la yik günah çıkarıcıdır . O meslekten püritendir ; oysa . Shakespeare bize " doğruluk püriten değildir" der. O aym zamanda her işe yar ar bir aracı, entrika­ lar düzenleyen ve bw-juva zümrelerini yöneten adam­

dır .") . 110 [118.. 119] . Soyut

kurgu karşısında bir başka alay

örneği : İnsaİun kendini hayvanlar üzerinde egemen kılma biÇimi � '�urgu ' ' su; soyutlama olarak "hayvan" (das Tier) , a slan da n fino köp.eğine dönüşür , vb . . s : lll [119-120] . Eugeme Sueı.25 konüsunda anlamlı bir

parça : bourgeoisie* karşısındaki iki yüzlülük nedeniy­

le' o [E. Sue

1j \ j

! ).

-ç_J, etudiant** ya da ouvrier*** ile

"açık

:yürekli" ilişkisi, evlili ğe karşı tutumu üzerinde

· dur­

maksızın, yosma işçi kızı s ağtörel bakımdan ülküleş- _ tirir. "O" (yosma işçi kız) , "ikiyüzl-ü, yüreksiz, hen­ cil burjuva evli kadını ile, tüm burjuva dünyası , yani __ res,mi dünya ,ile, işte t am da bu iliş-ki aracıyla gerçek.. ten in,sanal bir karŞıtlık oluşturur. " � . s. 117 [125] . On altıncı yüzyılın "Yığın"ı lle ondokuzuncu · yüzyılın "Yığın ' 'ı "von vorn herein" * ** * farklı idiler. s . 118-121 [125-12!1 ] . . Bu parça (VI. bölümde : "Mutlak ' . . eleştirel Eleştiri, ya da Bay Bruno tarafından_ kişileştirilmiş eleştirel Eleştiri' ' 1) Mutlak eleştirinin birin� ci kampanyası. a) ''Tin" ve aYığın" ) s o n d e r e­ c e önemli : tarihin, Yığın onunla ilgilenmiş olduğu için, "yüzeysel" bir "fikir" anlayışı ile yetinen Yı­ ğına güvenÜdiği için başarısızlığa uğramış bulunduğu yolundaki kanının eleştirisi. ·

·

Burjuvazi. -ç. -ç. *** İsçi. -ç. "**"' Tümden. -ç. •

*"' Öğrenci.

416


"Öyleyse eğ er _ mutlak Eleştiri, bir şeyi yüzey n ite le y er ek mahkum ederse, bu doğrudan "

- .

sel"likle

doğruya, eylem ve fikirleri

o�uş

"

Yığın

"

eyl,em ve fikirleri

bulun an geçmiş tarihtir . O, Yığına göre tari­ hi yadsır ve onu eleştirel t ar ih ile değiştirmek ister

(İngiltere'de gündemdekr sorunlar üzerine, Bay· Ju­ ." les ·Faucher'e bakın ız12 6) (119) [127] . '�Çıkar''dan ayr ı .oJduğu ölçüde, "'fikir" her za� . man içler acısı bir biçimde başarısızlığa uğramıştrr.Öte

yandan,

: her

Yığın

"çıJcar"ının,

kendini ' ta.:.

I1N. B. 11 ·

rihte zorla kabul ettirirken , daha düny a sahnesin:.

de ilk

görünüş ünde, "fikirH ya da . "tasarım" da, kendi

gerçek sınırlarını iyice geçmekten ve kısaca insanal

kaynaşmaktan geri kal ma ya cağı da - kolayca

çıkar ile

anlaşılabilir. Bu yanılsama, Fourier'nin · her tarihse:! çağın tonu dediği şeyi oluşturur (119) [127] Fransız De vrim i (119-120)

-· örneğin

[127-128] ve şu ÜhlÜ türnce

(120'nin sonu) [128] ile aydınlatma :

birlikte, demek -ki,

' 1 Tarihs el - eylemin derinliği ile

bu eylemin

kendisinin eylemi

artacaktrr. "

de

olduğu ·

Bauer'de Geist* ile Ma,ss-e ** arasındaki

·

-

ayr ılığın ne­ değin gittiği\ Marx tarafından saldıriya uğra mış bulunan şu formül aracıyla . görülür : ' ' Tinin gerçek düş� manını başka yerlerde değil, ama Yığın içinde - aramak gerekir . " ( 12l} [128] . Marx i ler lem e düşmanlarının, Yığının · is'temli alça-· !ış ür ünler i kendine özgü bir yaşamla dönatılmış (ver­ selbstandigten) ürünler ama düşüncel de.�il, dişınlı bir· · biçimde varolan maddi ürünler oldukl arı -yamtını verir . 1789 Loustalot g-ünlüğü, 127 başlığı altında şu sloganı ta­ şıyordu : relere

,

,

"' Tin. -ç. Yığın. -ç.

**

417

1

Yığının önem ' N. B .

1


Les grands ne nous pai'aissent grands

Que parce que nous sommes Levons-nous ! *

d

genou.

Ama ayağa kalkmak için, d er Marx, (122) [129]

bu

işi dü�üncede, fikirde yapmak yetmez .

"Mutlak Eleştiriye gelince , o, He.g el'in Phenomeno­ _ logie'sinden,128 hiç değilse, ben dışında varolan nesnel \ gerçek zincirleri, salt b ende varolan, salt düşüncel, s alt öznel zincirler, ve bunun sonucu tüm dışsal ve somut sava şıroları da ya�ın fikir sava şunl arı durumuna dönüş­ türme sanatını öğrenmiştir . " (122) [129] . Böylece, diye alay eder Marx, eleştirel Eleştiri ile

sansür arasında önceden kurulmuş bir uyum bulunduğu tanıtlanabilir, ve sa nsür c ü bir aynastz polis olarak de­ ğil , ama benim kişileşmiş incelik ve ölçülülük duyum olarak gösterilebilir.

Kendi "Geist"ına tutkun olan mutlak Eleştiri,

bu

"Tin"in şarlatanca (w_indigen) atıp tutmalarında, lafa­ zanlık, gönüllü yanılsama , gevşeklik (Kernlosigkeit) bu­

lunup bulunmadığım incelemez� " 'İlerleme' konrusunda da durum bu. uİlerleme"nin yüksekten atıp tutmalarına karşın, durmadan gerileme­ ler olur ya da olduğu yerele dönüıür. "ilerleme ' ' kate­ gorisini büsbüt-ün boş ve soyut saymak şöyle

dursun,

mutlak eleştiri tersine , "ilerleme"nin mutlak olduğunu kabul etme.k ve gerilerneyi ilerlem.enin "kişisel bir düş­ man:''ına, Yığına d.ayanarak açıklamak için oldukça in­ ce dü§üncelidir." ( 123-124). [131] . "Bütün komünist ve sosyalist yazarlar, şu ikili sap­ tamadan yola çıkmışlardır : Bir y andan en elverişli par· ,

'�' Biz dizüstüyüz diye, büyükler Biıe böyle büyük görünürler. Ayağa kalkalım! -ç.

418


lak - eylemler bile , parlak s onuç lar vermemiş ve tarihin

baya�ılıkları iÇinde yitip gitmiş g ibi görünürler ;

öte

yan dan , Tinin qütün ilerlemeleri, günümüze değin,_ git­ gide daha az insanal bir durum içine konmuş bulunan ,

insanlık Yığınına karşı ilerlemeler olmuş lardır . Bunun üzerine bu yazarlar

"ilerleme"nin

soyut, yetersiz

bir

formül olduğunu söylemiş (Fourier'ye bakınız) , u ygar dünyanın t�mel bii- eksiklik ile belirlenmiş bu1unduğunu varsaymışlardır (ba§k alar ı arasında Owen'a bakınız) ; bu nedenle de güncel toplumun gerçek temellerini

kes·

kin bir el e ştiriden geçir·mişletdir. Pratikte , o zamana de­

ğin tarihsel

.gelişmenin

kendisine kar�ı olmuş bulundu­

ğu büyük yığının hareketi, hemen bu komünist - eleştiriye

karşılık düşüyordu. Bu hareketin insanal soyluluğu üze· rine bir fikir edinebilmek için, Fransız ve İngiliz iş çile­ rinin çalışkan özen , bilgi

yorulmaz g eli ş m e

susuzluğu, sağtörel

içg.üdüsünü tanımış

(124·125) [131-132] . ' ' Tin eksikliğini,

gevşekliği,

ho§nutluğu k a ynakl arına

dek

erke

ve

olmak gerekir . "

hafifliği ,

kendinden

kovalamamış, ama onları

sağtörel bakımdan yargılamış ve Tinin, ilerlemenin şıtı olduklarını bulgulamış· olmak, komünist

gör e ne b ü yük bir üstünlük! " (125) [132] .

yazariara

kendini açındır ma ­ gizli bir anlama daha

"Gene d e , "Tin-Yı�n' ' ilişkisi,

lar

boyunca iyice

aÇığa vuracak

yataklık eder . B ur ada buna sadece anıştırmada buluna· cağız.

Bay Bruno tarafından b ulgu Zanmış bulunan

bu

ilişki , aslında kendisi de Tin-niadde ya da Tanrı-dünya çeiişkisi cermen-hıristiyan d.ogmasının

kurgusal

bir dı­

şavurumundan başka bir şey olmayan hegelci tarih an­

layışının eleştirel ve karikatüreı tümleni ş ind en ba şk a bir şey değildir. Gerçekte bu çelişki, tarih çerçevesin­ de, iıtsanal dünyaruh kendi içinde, kendini şu biç im al­ tında dışavurur : Bazı seçkin bireyler, etk en Tin olarak,

419

[ 1

kar- 1

1


insanlığın geri kalanına, Tinsiz Yığına, maddeye karşıt çıkadar." (126) [ 132-133]

.

- .

·

Marx, Hegel'in tarih anlayışırun,

(Ge'Schichtsauf­

fassung)� yığının dayanağı olduğu soyut ve mutlak tini öngerektirdiğini belirtir. Hegel öğretisine ko§ut o1ar a k,

Fr.a ns:a 'da, doktrinerlerin, yığınları dı§talamak ve -

b aşlarına ( allein)

eg emen olmak

tek .

ereğiyle, halk. egemen­

liğine karşılık us egemenliğini açığa vuran öğretisi ge ..

IiŞiyordu

(126)

[133] .

: Hegel i 'ikili bir yetersizlikle ·ken d ini suçlu _ kılar ' '

( 133-134) [108] : 1 ) felsefenin , mutlak Tinin

varoluşu

duğunu söyler, ama felsefi bireyi bu Tin olarak

ol­

gös­

termekten sakınır ; 2) mutlak Tini anc a k görünüşte (nur zum Schein) , ancak post festum* , ancak bilinçte tarihiri y ar atıcıs ı durumuna getirir . Brurio bu yetersizliği ortadan kaldırır ; Eleştiriyi mutlak Tin ve . . . gerçekten tarihin yaratıcısı ilan eder . 1 1Bİr· yan da Yığın , tarihin maddi öğesi, tinsiz, tarih­ siz, edilgen öğe ve öte yanda da T:in, Eleştiri, Bay Bru­ no ve hempaları, tüm ta,rihsel eylemin kendisin den yola çıktığı etken öğe vardır. Toplumun dönüşmesi işi, eleş­ .

tirel Eleştirinin k afa etk.inliğine indirgenir. " (128) [13-4] .

Marx, ' 'mutlak Eleştirinin Yığına karşı kampanya­ ''Deutsch-französische Jahr­

ları"nın ilk örn e ği olarak,

bücher."de�i

Baıuer

çürütmesine

il etmede - · buluna­

rak, Bauer'in Jude njrage ** üzerindeki tutumunu göste.

rir.

: "Mutlak Eleştirinin başlıca görevlerinden biri de, bütün güncel sorunlan·kendi doğru korıumıa.rı içine koy­ maktır. Gerçekte, ger·çek sorunları yanıtlamaz o; onla � rın yerine büs-bütün başka

sorunları geçirir . . . 'Yahudi

sorıt.inu'nun biçimini, . asıl irdelenmesi .gereken siyasal *

**

Sonradan. -ç. Yahudi Sorunu. -ç.

420


, kurtuluşu ird el eme s i gerekmeyecek, ve tersine yahudi. dininin bir eleştirisi ve cermen--hıristiyan devletin bir betimlemesi ile yetinecek bir biçimde, o işte böylece tahrif etmiştir. "Mutlak eleştirinin tüm buluntus u gibi, bu yönte� de kurgusal bir kurnazlığın yinelenmesictir. · Kurgusal felsefe , öz elli kl e ilegel felsefesi, onları yanıtlayabilmek için, bütün sorunları s ağduyu biçiminden kurgusal us · biçimine çevirmek, ve gerçek sQrunu kurgusal sorun biçimine dönüştürmek zorunda idi. Sora c ağım soruyu ağzımda tahrif ettikten ve din dersinde yapıldığı gibi, ağzıma kend'i öz sorusunu koyduktan sonra,- bpkı din dersindeki gibi, sorularıının hepsine hazır yanıtı olmak, onun için elbette olanaklı idi . " (134-135} [140]_. .( . . .

Engels

tarafından

yazılmış bulunan 2a ke siminde

"EJeştiri' ' ve "Feuerbach" . Felsefenin kargışlan­

mas.ı". . . }, s. 138-142 [143-146] , ateşli Feuerbach övgüle­ ri buluruz . � � Eleştiri"nin felsefeye karşı, ona (felsefe­ ye) i ns anal ilişkilerin gerçek zenginliğini, ' 'tarihin en­ gin içeriği"ni, "insanın anlamı"nı vb. karşıt çıkaran , ve � �sistemin açığa ç ıkarılmış gizemi"nden sözedecek kadar ileriye giden saldırıları konusunda , Engels şöyle yazar : "Peki ama kim çıkarmıştır 1Sistem'in gizemini açı-.

ğa ? Feuerbach. KaVr aml ar diyalektiğini, sadece filo�

zofla.rın bildiği o tanrılar s avaşını kim yoketmiştir ? . Feuerbach. Ö yleyse, 'kendinin sonsuz bilinci' dahilı o eski abur cubur şeyler yığını yerine, eğer ıinsanın a.n­ lamı'nı değilse de, -s a nki insanın insan . olmaktan · baş� ka bir anlamı varmış gib i ! - hiç olm azsa tinsan'ı kim koymuştur? · Feuerbach, . ve s adece Feuerbach. O _ daha çoğunu da yapmıştır. ' ıEleştiri"nin şimdi kafamza kak­ tığı şu : 'insanal ilişkilerin, zenginliği, tarihin engin içe-

' 421


riği , tarih savaşımı, Yığının Tine karşı savaşımı' vb . kategorilerini, o çoktan yıkmıştır , "İnsan bir ke?: öz olarak, tüılı insanal etkinliğin ve tüm insanal dururiliarın temeli olarak tanındıktan son� ra, sadece "Eleştiri' ' gene de yeni kategoriler türetebi� lir ve, tanı da yapmakta oiduğu gibi, insanı tüm bir ka­ tegoriler dizisinin bir kategori ve ilkesi biçimine dönüş­ türerek, . kovalanmış ve kovuşturulmuş bulunan ta:nrı­ bilimsel insandışılığa kalan tek kaçarnağa Dncak o böy;. lee e başvurabilir. Ta.rih . hiç ·bir şey yapmaz, 'engin

zenginliğe sahip

cleğiıdir' o, 'çatışmalara girişmez' !

Ter­

sine, bütün bunları yapan, bütün b unl ar a sahip bulunan

ve bütün bu çatışmalara girişen, _ insandır, gerçek ve

yaşayan insan ; hiç kuşkunuz olmasın, insanı kendi erek­

lerini gerçekleştirmek için kullanan -sanki kendi ba� tarih kendi öz erekleri ardından koşa.·n insanın etkinliğinden başka - bir şey değildir . Eğer mutlak Eleştiri, Feuerbach'ın- dalıice tanıtlamalarından _s onr a , gene de bütün bu köhn e dü­ §Ünceleri bize y eni bir biçim altında sunmak . . . gözü­ pekliğine sahip bulunuyorsa ' ' , vıh. , --- eleştirel bönlüğe­ değer biçmeye sadece bu olgu yeter, vb . . (139-140) şma bir kişiymiş gibi--- tarih d�ğildir ;

[ 144-145] .

a d de " ye (eleştiri Yığını "1nadde" adlandırmıştır) karşıtlığı . konusun-da, Engeils

Sonra, 'İ'inin

olarak

j

ş öyl e

"m

yazar : -

mutlak Eleştiri gerçekten değildir? Eski tinselcilik·materyalizm çelişkisinin yolaçtığı tüm çatışmalara tükenineeye de­ ğin ·girişildikten sonra, Feuerbach bu çelişkinin üstesin� den kesinlikle geldikten sonra, "Eleştiri"� en tiksindi� rici biçim altında, onu yeniden kendi temel d ogm a sı du� rumuna getirir ve zaferi · de "cermen-hıristiyan Tine" kazandırır. ' ' (141) [146] . "Artık kim diyebilir ki, .

ll cermen�hıristiyan

422


J_: __ �: ,

_

B auer1in : "Yahudile bugün teoride ilerlemiş olduk­

··

l�rı ölçüde kurtulmuş durumdadır lar ; özgür olmak iste­

dikleri ölçüde pz.gürdürler' ' 129 : . . Marx şöyle yazar :

�·

' ,

� -

-

' iBu tümce ,

türncesi

konusunda,

Yığına ilişkin, bayağı komünizm ve

sos .. yalizmi, mutlak sosyalizmden ayıran e leştir el uçurumu hemen ölç ebilmemizi olanaklı kılar. Bayağı sos yaliz­

. min ilk tezi, sadece teorideki kurtuluşu düşs el

_olarak

yadsır ve gerçek özgürlüğün gerçekleşmesi için, idea-. list "irade" dışında, çok elle tutulur, çok m a d de sel ko­ şullar ister. Sadece "teori" ile - uğraşma bakımından ge­ rekli zamap. ve araçların el de edilmesi için de olsa,­ maddi , pratik altüst oluşlarm zorunlu olduklarına in a­ nan "Yığın", kutsal Eleştiriden · ne kadar da aşağı ! (142) [ 147] . Arkası (143-167. sayfalar) [147-167] , "Edebiyat Gazete­ si"nin çok usandırıcı, son d ere c e hırçın bir eleştirisi, "sert ele§tiri" türünde satırı satırina bir yorumu. İlginç hiç bir şey yok. Kesimin sonu ( (b) Yahudi Sorunu no II (142-185) [146-217] ) . i67-185. [167-217.] sayfalar, Bauer'in (Marx'­

ın sürekli olarak iletmede bulunduğu) aDeutsch-franzö­ sische Jahrbücher"de eleştiriimiş bulunan "Yahudi So­ r1:1nu" adlı yapıtıiu savunmasında, Marx'ın iLginç bir ya­ nıtını içer ir . Marx bu yamtta tüm dünya görüşünün te­ mel ilkelerini adamakilit vurgular ve belirtili duruma getirir. "Güncel dinsel s orunl ar , çağıllll2da toplumsal bir a nl am taşırlar'' - "Deutsch-französische Jahrbücher " ­ de bu daha önce söylenrnişti. "Yahudi dinihill bugünkü burjuva toplumundaki gerçek durumu'' da belirtilmişti orada. "Bay Bauer, yahudi dininin gizemini gerçek Ya­ hudiler ile açıklayacak yerde, gerçek Yahudileri yahu­ di dini ile açıklar ;" (167 ·:168) [168] .

_

423


. · .Bay

B au er "ıgerçek,

la:yik yahudi dininin

(judais­

me) , ve dolayısıyla dinsel yahudi dininin ken di s inin d e ,. güneel _burjuva yaşam tarafından sürekli - olarak yara­ tıldığuu ve en yüksek tümlenmesini de parasal sistem;.. de bulduğunu usundan bile geçirmez. "Deutsch-französische Jahrbücher"de, yahudi di­ ninin gelişmesinin ' 'ticaret ve sanayi pratiğinde'' aran.­ mak -gerektiği ; pratik yahudi dininin ' 'hıristiyan dün­ yamn kendisinin tümlenmiş pratiği"nden başka bir şey olmadığı gösterilmişti (169) [168-169] . "Yahudi özü kaldrrmaya dayanan görevin, gerçek­ te, doruk noktasına pa.rasal sistem içinde -erişen burju­ va toplumun yahudi dinini, güncel pratiğin insandışılı­ ğını kaldrrmaya dayanan görev olduğu tanıtlanmıştı. " - ( 169) [169]. Özgürlüğü isterken, Yahudi, siyasal· özgürlük ile hiç de çelişmeyen bir şeyi ister (172) [171-172] ; sözko­ nuS/ll olan siyasal özgürlüktür:. '.'İnsanın dinsel-olmayan yurttaş ve dinsel özel kişi olarak ayrışmasının siyasal kurtuluş ile hiç - de çelişki durumunda bulunmadığı, Bay Bauer'e gösterilmişti . ' ' V e hemen bundan sonra : "Eğer dervlet dind en dini uygar toplum çerçevesin� de kendi kendiİle bırakarak; kendini devlet dininden kurtararak ,�urtuluyor.sa, bireyin de · dinden, ona karşı artık bir kamu işi karşısındaymış gibi davranarak de� ğil, ama onu kendi özel işi sayarak, siyasa:t olarak kur� tulduğu, ona gösterilmişti. Son olarak, Fransız Devri­ minin - din kar şı sınd aki yıldırıcı (terroriste) tutu munun bu görüşü çürütmek şöyle dursun, tersine, onu doğru � ladıg-ı da gösteriliyordu. " (172) [171�172] . Yahudiler allgem e ine Menschenrechte'yi* ist er l er "Oysa" , Deutsch�fra,nzösische Jahr'büche·r 'de , bu ,

,

,

.

* Evrensel insan hakları. -ç .

424


'özgür insan niteliği · ile bunun 'tanıhm.ası'mn,

bencil

,

ve onlın toplumsal durumunun içeriğini, burjuva yaşarinn · içeriğini olu§ıturan _ tinsel ve

burjuva bireyin bug-ünkü

maddi 'öğelerin gemsiz hareketinin tanınmasından baş� ka bir

şey

olmad ıkları ; öyleyse insan hakıarının insanı

dinden kurtarmadıkları, ama ona din özgürıüğü ladıkları ; onu mülkiyetten kurtarmadıkları,

·

ama

sağ­

ona

mülkiyet özgürlüğü sağladıkları ; onu yaşamını az ya

da çok temiz biç im de kazanma zorunlıuluğundan kurtar­

madıkları, ama ter s ine ona girişim özgür·lüğü sağladık­

ları Bay Bauer'e açıklanmıştı ,

.

"Modern devlet tarafından insan haklarının

tanın­

köleliğin tanınmasın­ nasıl :gelmediği tamtlan"'"

masının ; ilkçağ d evleti tarafından

dan b aşka bir şey anlarmna -

mıştrr. İlkçağ devletinin doğal temeli, kölelik idi ; mo-

. dern devletin doğal teımeli

[ise :-Ç.] burjuva toplum,

burjuva toplum in.sanı, yani ötekine

-ç.]

[öbür insanlara

bilincinde olmarlcığı doğal zorunluluk­ tan başka· hiç bir bağla bağlanmış - bulunmayan bağımsız özel çıkar ve

insan, çıkara dönü k · emeğin, kendi öz bencil gereksin­

mesi ile ötekinin bencil gereksinmesine köleliğidir . Do­ ğal temeli ·işte bu olan modern devlet, evrensel

hakları bildirisinde , onu iŞte bö yle tanırmştı.130

insan (175)

[174] ;

"Özgür burj-Uva toplum" mutlak

cari özde

olduğu ve

olarak

Yahudi ti­

ö da onun hemen zorunlu bir · üye­

si durumunda· bulunduğu için, Yahudi ' bu · ' 'özgür insan

niteliği"nin tanınm a sını istemekte yerden göğe

kadar

haklıdır.

' 'İnsan hakları"nın doğuştan gelmediklerini, ama tarihsel -bir kökeni olduğunu Hegel daha önce b iliy�rdu

(176) [175] . Anaya.sacılığın çelişkilerini belir�ekle

birl kte,

_


(fasst nicht den allge· Constitutionalismus?* (177..:178)

"Eleştiri' ' bunları · genelleştirmez

meinen Widerşpruch des

[176] . E.ğer

bunu yapmı§ bu1unsaydı, anayasal kraliık­

demokraUk temsili devlete, tümlenmiş modern dev­ lete geçmiş ollirdu (178) [1401.

tan

Sınai etkinlik, gediklerin, lancaların vb. ayrıcalık­

ların kaldırılması ile kaldırılınamışbr, ama tersine da­ ha da güçlü. bir biçimde gelişir. Toprak mülkiyeti, top­

rak ayrıcalıklarının kaldırılması

ile kaldırılınamıştır ,

"tersine · evrensel hareketi ancak bu ayrıcailkların kal­

dırılması . ile, .küçük parçalara özgürce bölünüp bu par·

çaların öııgürce satılması ile başlar" (180) [178] . ·

Ti c aret, ticari ayrıcalıklarm kaldırılması ile

kal•

dırılmamı§tır , ama ancak o andan. sonra gerçekten öz­

gür ticaret durumuna gelir ; aynı biçimde, din de " ancak

ayrıcalıklı dinin varolmadığı yerde kendi pratik evren­

selliği içinde açılıp ri düşünülsün) ' ' .

yayılır (Amerika

Birleşik-Devletle­

. . . '<Burjuva toplumun köleliği, görünüşte, en (181) [179] .

özgürlüğü olu§turur . . . . " .

Dinin siyasal - varoluşunun kaldırılmasına

büyük

(Auflö- ·

sung) (182) [180] (devlet Kilisesinin kaldırılması) , mül­

kiyetin siyasal var oluş unun kaldırılmasına (seçim ver­

gisinin kaldırılması) vh. - Hyaşamlarınm patlak verme­ sf' karşılık düşer . "Bundan böyle , dinginlikle kendi öz

yasalarına uyar ve varoluşlarımn zenginliğini açıp ya­ yarlar . ' '

Anarşi, ayrıcalıklardan kurtulmuş burjuva mun kuralıdır (182-183) [180] . . . . c) Fransız

Devrimine Karşı Eleştirel Savaş

Marx; Bauer'den aktarır : *

top1u­

"Fransız Devriminin fi-

Anayasacılığın genel çelişkisini kavramaz.

426

-ç.


lizlend ir diğ i fikir ler, onun · zor la ortadan kaldırmak is­

_

te d iği _ durumun

ötesine götürmemişlerdir. ' '

"Fikirler hiç_ bir zaman dünyanın bir eski - d ur um u-

l

nun ötesine götüremezler, onlar hiç bir zaman eski du- ı rum fikirlerinin ötesine götürmekten başka · bir şey ya­

pamazlar. Genel olarak, söylemek -gerekirse,

fikirler

hiç bir şeyi iyi bir sonuca va,rdıramazıar. Fikirleri iyi

bir sonuca va r d ır ma k için, pratik bir gücü kullan an

sanlar ge r e kir " ( 186) [1821. Fransız Devrimi, tutarlı

biçimde

ı

işlendikleri zaman,

yeni Weltzustands'ı* içeren komünizm - fikirlerini

(Babeuf) . Devletin ç e ş itli

in- I

doğur­

muştur

bencil at'on11arın birliğini sağlaması

gerektiğini yazan Bauer'e, Marx, aslında

burj uv a top­

lum üyelerinin �ç de atomlar oLmadıkları, ama sade­

ce kendilerini öyle gördükleri yanıtını verir (188-189)

[ 184] , çünkü onlar at om lar ,gibi kendi kendilerine yet­

mezler ; b a ş ka insanlara bağımlıdırlar, gereksinmeleri onl arı her an bu bağımlılık. içinde tutar .

"Demek ki, gerçek bağı siyasal yaşam tar afınd an ·ct eğil, ama uygar - yaşam tarafından oluşturulmuş bulu­ nan burjuva toplum üyelerini birl_eşik tutan ş ey, doğa-l

zorunluluktwr3 ne kadar yabancılaşm�ş insanın öz sel özellikleridir,

rünsünler �

görünürlerse

.gö­

çıkardır. . . . Gü:..

nümüzde uygar yaşamın birliğinin devletin işi olduğunu sanan , sadece siyasal kör inançtiır; oys a

tersine, korunmuş bulunan devlet mın

işidir."

gerçeklikte,

birliği , uygar yaşa;.

(189) [185] .

Robespierre, Saint-Just ve yandaşları, ilkçağın kö­

gerçekçi demokrasili toplumunu, burjuva toplum üz er ine kurulu tinselci demokrasili mo­ lelik ü zer ine kurulu

dern temsili devlet ile karıştırdıkları için yenik düştü­ ler .

İdam edilmesinden ııı

Dünya · durumunu. -ç.

önce,

parmağı ile !nsan Hakları

427

l


tablosunu (Taıbelle : afiş ? asılmış) gösteren Saint-Just, şö yle haykırır : •• C' est pourtant mori qui ai ja.it

ce la: '*

ve sanayi

"Bu tablo, tastamam, içinde yaşadığı iktisat

ko-şulları ilkçağ �oşulları olmaktan �e kadar

uzaksa,

kendisi de ilkçağ �toplumu · insanı olmaktan o kadar uzak bir insanın hakkını ilan ediyordu. " (192) [187] .

18-Brumaire günü1 3 1 Napol€.on'un avı devrimci

reket değil, ama lib er al

burjuvazi oldu.

devrilın.es�den sonra, Directoire

ha­

Robespierre'in

dönemind e,

burjuva

toplumun bayağı gerçekleş.mesi başlar : ticari girişim­ lerin Sturm und Drang'ı, yeni burjuva yaşamın ba.ş dön­ dürücülügü, ' 'feodal yapısı

Devrim çekici tarafından

parçalanmış bulunan, ve ilk e l de bulundurma coşkunlu­ ğu içinde, b1rçok yeni toprak sahibinin tüm biçimleri altındaki uygarlık ile geniş ölçüde

içli dışlı oldukları

Fransız toprak mülkiyetinin gerçek ilerlemesi ; özgür­ leşmiş sanayiin ilk hareketleri - işte, yeni doğmuş bu­

lunan · bu burjuva toplumun gösterdiği canlılık işaretle­

rinin birkaçı" (192.:19·3) [188] . ALTINCI

BÖLÜM. - MUTLAK ELEŞTİREL ELEŞTİRİ

YA DA BAY BRUNO

3)

MUTLAK

d)

[! Bu

TARAFINDAN KİŞİLEŞTİRİLMİŞ ELEŞTiREL ELEŞTİRİ ELEŞTİRİNİN ÜÇÜNCÜ KAMPANYASI

Fransız Materyalizmine Karşı Eleştirel

(195-211) [190-203]

parça (VI. böİümün 3. kesiminin d

...

Savaş

arabaşlığı)

kitabın en değer li parçalanndan biri. Burada satırı saba§.tan sona · olumlu bir açıklama var . Bir Fransız materya:lizm,i tarihi kısa öze-

trrına bir eleştiri değil, aıtna *

"Bunu yapan ge:ue de benim. " -ç.

428

-


ti bu. Parçayı baştan başa aktarmalıyd:im, bu nedenle·

. hizlı bdr özetini yap·makla y etiniy orum .

ll

18. yüzyıl Fransız Aydınlıklar felsefesi ile · Fransız materyalizmi s adec e varolan siyasal _ kurumlara karşı bir s av a şı.m olmakla kalma ml§ lar , ama bir. o kadar da 17. yüzyıl metafiziğine karşı, özellikle Descartes, Male b­ ranche� Spinoza ve Leibniz met afi z iğin e karşı açık bir sava ş ım olmuşlardır . " Felsefe , m et afiziğe karşıt çıka­ rıldı ; tıpkı Feuerbach'ın, ilk kez olarak, Hegel'e karşı

kesinlikle konum aldığı gü,n, felsefenin soğuk

açıkgö­

rürlüğünün, kurgunun sarhoşluğuna karşıt çıkarılması gibi. ' ' ( 196) [191] . 18. yüzyıl materyalizmi tarafından yenilmiş bulu­ nan 17. yüzyıl metafiziği, Alman felsefesinde ve ö z e l­ likle 19. yüzyıl kurgusal Alman felsefesinde, muzaffer ve özlü (gehaıtvolle) bir yeniden kurulma olanağı bul­ du . Hegel, dahice, bu m etaf iziği tüm metaf iz ik ve Alman idealizrni ile birleştirdi ve ein metaphY'sisches Univer­

saıreich* kurdu. Sonra yenid en

urgusal meta:fiziğe kar­ -ç.J . Met a ­ kendi ç a lışması aracıyla

"k

şı ve tüm met af iziğe karşı saldırı [başladı

fizik, bundan böyle kurgu'nun

tümlenmiş bulunan ve in sanc ılık ile

örtüşen materyalizm -karşısında her, zaman yenik düşecektir. Oys_a, eğer Feuerba ch , teori alanında , in s ancılık ile ör tüş en mater­ yalizmi temsil ediyorduysa , Fr an sız ve İngiliz -sosya­ . lizm ve .komünizmi de, onu pr atik alanında temsil etmiş­ tir . ' '" (196-197) [191] . Fransız .materyalizminin iki e ği limi _var : 1 kökeni­ ni Des car te s 't a n alan eğilim ; 2" kökenini Loıeke'dan alan eğilim . Bu sonuncusu mü ndet direkt in den Socialismus** ' (197) [191] . Birincisi, mek anist materyalizm, Fransız doğa bi-o

.:: Evrensel bir metafizik imparatorluğu. -ç. * * Doğrudan doğruya sosyalizme varır. --ç.

429


olacaktır.

liıni

olduğunu

Fiziğinde, Descartes� maddemin tek töz

söyler. Fransız mekanist m at ery al izmi Descartes fizi­

alıp, metafiziğini atar .

ğini

' 'Bu okul hekim Leroy_ ile başlar, doruğuna

Cabanis ile etişir,- ve bu okulun merkezi · de La dir . "

Ruhun bir

beden kipliğinden ve

hekim

Mettrie'-

fikirlerin de meka­

nik hareketlerden başka bir· şey olmadıklarını söyleyen Leroy, hayvanın m ekanik yapısını insana aktardığı za­

man, Descartes henüz yaşıy.oTdu ( 198) [192] . Leroy hat­ ta Des cartes'ın kendi

gerçek kanısını gizlediğine inanı­

yordu. Deseart es - protestoda bulundu .

18. yüzyıl sonunda, Cabanis, {<Rapport -du physique

- et du moral de - l'hom.me"* adlı yapıtmda, dekartçı ma­

terya;Lizme182 son biçimini verdi. 17. yüzyıl metafiziği, daha başlangıçlarından beri uzlaşmaz karşıt (antaıgoniste) olarak materyalizmi bul­

muştur

karşısında, Descartes

-

Gassendi,

epikurosçu Hob�

materyalizmin yeniden kuruc usu ; İngilter e'de

bes.

-

Voltaire (199) [193] , 18. yüzyıl Fransızlarının Ciz�

vitler ve öbürleri arasındaki tartışmalar karşısında il­ gisiz

kalmalarına ,

felsefeden çok Law'ın mali spekülas�

yonları tarafından yolaçılmış bulunduğunu belirtiyordu.

- �ateryalizme

z amanki

Fransız

(İ>escartes , Leibniz) ,

henüz

doğru teorik hareket, o

pratik Gesta.ıtung'udur .** Materyalist bir tiğe, materyalist teoriler k ar ş ılık _düşüyorlardı.

yaşamınrtı

17. yüzyıl metafiziği

pra ­

iliklerine kadar pozitif bir içerikle doluydu . Mat€matil:: ­ te, fizikte vb. , bulgulamalar yapı�ordu . 17. y üzyıl d a po­ ,

zitif bilimler ondan ayrılmışlar ve · metafiz ik '' " İns :ının Fi_zik B!çimidir. --,-ç.

**

ve

Tini Arasındaki İlişki " .

430

-ç.

de ivar fad


F-- geworden. * He lvet ius ve

Condiliac, tam da Malebranche 'ın öl­ düğü yıl doğdular . ( 199-200) [153] . 17. yüzyıl metafiziğini kendi kuşkuculuk silahı il e kemiren Pierre Bayle · oldu � Bayle, özellikle Spinoza ve Leibniz'i çürüttü. Tanrıtahlmaz toplumu ilan etti. Bir Fransız y a za rının deyimine göre, " 17. yüzyıl anlamın­ d aki metafizikçilerin sonun cuSIU , 18. yüzyıl anlamındaki

filozofların ilki" oldu (200-201) [1941 . Ama bu olwns uz çürütmenin yanında, olumlu bir m.etafizik düşmanı sistem gerekiyordu. Bunu da Locke sağladı.

Materyalizm,

Büyük�Britanya 'mn çocuğudur .

yük-Britanya skolastiği

Duns Seot, - daha o

Bü­ zamandan

kendi kendine f 'maddenin düşünüp düşünemeyec eği',ni

soruyordu. Seat adcı (nom.inaıiste) idi. Adcılık , genel · olarak, materyalizmin ilk dışavurumunu oluşturur. 1 3 3 İngiliz

.gerçek atası

matery.alizminin

Bacon'dır.

hareket, sa­ dece rr;ıekanik ve matematik hareket olarak değil , ama daha çok m add enin içgüdüsü , dirin1sel tirü, genleşic i gücü, acısı (Qua:l) olarak d a , ilk v � en üstün özelEktir. " ) · (202) [195] . ' 'Kıu·ucusu Bacon'da, materyalizm, henüz , doğal bir biçi m d e , içinde çok yanlı bir gelişmenin -toh1:1mlarını saklar. Madde , ozanca duygus allığının p ar laklığ ı için­ ( ' 1Ma:ddenin doğuştan özellikleri aı· asında,

de, bütünsel insana gülümser. " Hobbes·' da ;

tekyarnlı, menschenfeind­ ' Hobbes, Bacon'ı

m ateryalizm

lich, mechanisch** bir duruma gelir.

sistemleştirmiştir, ama onun : bilgilerin kökenieri du yulur dünya dadır

(SinnenıveU)

ve fikirlerio ilkes ini da­

ha kesin bir biç im d e temellendirmeksizin - s. 203 [196 ] . * Yavanlaşmıştı. ** İnsandan nefret eden, mekanik. -ç .

431


Hobbes� Bacon materyalizminin tarrırıcı önyar:gıla· · rını nasıl yıktı ise·, Collins, Dodwell, Coward, - Hartley, Priestley

vh.

de, Locke duyumculuğumuı134 s on

limsel engellerini öyle yıktılar.

Condillac� Locke duyumculuğunu,

17.

tanrıbi·

yüzyll metafi�

ziğine kar§ı yöneLtti. Descartes , Spinoza, Leibniz ve Ma·

lebranche sistemlerinin bir

çürütmesini

yayımladı.135

Fransızlar İngil�zlerin m ater yali zmini

' 'uygar' 'la§·

tınlılar (205) [197 ] .

(Gene Locke'dan yola çıkan) Helvetius ile, . m ater· yalizm - kendi öz.gül Fransız hiteliğine bürünür . La Me.ttrie - dekartçı matery ali zm ile İngiliz · mater­

yalizminin birliği.

ne

-.Robinet, metafiz.ikle hala en çok bağı olan kişidir. HT�pkı dekartçı materyalizmin gerçek doğa bil.imi­

ulaşması gibi, Fransız materyaliz.minin öbür eğilimi

de doğrudan doğruya_ sosyalizm ve komünizme a çılır.'_'

.

(206) [198] .

Materyalizmin öncüllerinden sosyalizmi çıkarmak� _ bir şey yoktur (duyulur dünyanllı yeni�

tan daha kolay

den örgütlenmesi - özel çıkar ile genel çıkarı birleştir­ rnek - suçun toplumdışı Geburtsstiittenı'Ierini* yoket­ mek, vb. ) .

Fourier doğrudan doğruya Fr�nsız materyalistleri­

nin öğretisinden yola çıkar . Baböfçüler130 yontulmamış ,

az gelişmiş materyalistler idiler . B entham kendi siste­ mini Helvetius'ün sağtöresi üzerine kurar , ve Owen da,

İngiliz

komünizmini kurmak . üzere, Bentham sistemin�

den yola

çıkar. Cabet,

koımünist fikirleri

İngiltere'den

Fransa 'ya getirir (Komünizm temsilcilerinin, popuZariste

wenn auch flachste•sidir** Cabet) (208) [200 ] . M ater ya ­ lizm

öğretisini gerçek insamcılık

* Yuvalarmı. -ç. n Eo yüzeysel, ama

en

tanınmışJ.

432

-ç.

olarak .geliştirmiş hu-


1unan Deza.my, Gay, vb. " daha bilimsel"dirler.

209-211. [201-203.] sayfalarda, Mar x , 18. yü z yıl maile 19. yüzyıl İngiliz ve Fransız. komünizmini birleştiren ba�ları tanıtlamak için , (küçük boy harflerle diziimiş 2 sayfalık) gö zl emler biçimi altında, Helve­

- teryalizmi

tius, Holbach, Bentham'dan alıntılar verir.

Sonraki kesim başlıklarından, şu

yerinde o-lur : '

p ar ç ayı not

etm ek

l'Stra.uss ile Bauer arasında töz ve kendinin bilinci

konusundaki savaşım, hegelci kurgular ç e-rçevesinde bir s ava şımdır . Hegel'de üç öğe var : Spinozacı töz, fih­ teci kendinin bilinci, [bir de -ç . l her ikisinin, zorunlu biçimde çelişik hegelci birliği olan mutlak tin. :Birinci öğe, metafizik kılık altında, _ ins an d an ayrılığı içinde, . . doğa; ikincisi, metafizik k1lık altında doğ a d an ayrılığı içinde, tinı; üçüncüsü de, metc;ı.fizik kılık altında, öbür ikisinin, [yani -ç . ] gerçek insan ile gerçek insan türü­ nün birliğidir" (220) [211] , ve Feuerbach'ın yargısı ile

birlikte bir s-onraki paragraf :

"Str-auss ve Bauer , her ikisi . de , tanrıbilim alanın ­ dan ç ıkmak sızın , birincisi ·spinozacı açıdan, ikincisi

fihteci açıdan, Hegel'i mantıksal olarak geliştirmişler­

ikisi de Hegel'i, onda iki öğeden herbiri öteki tarafından işe yaramaz duruma getirildiği ölçüde eleş­ d�r. Her

tirmiş, oysa kendileri bu öğelerden herbirini kendi tek yanlı, dolayısıyla tutarlı tümlenişine

-

götürmüşlerdir.

Eleştirilerinde , sonuç olarak her ikisi de Hegel'i aşar,

ama gene her ikisi de onun kurgusu içinde kalır ve onun 1 sisteminin sadece bir yanından başkasını temsil etmez­ ler. Feuerbach, ilk olarak , m etafizik m.utlak tinf " d o ğa temeli -üzerindeki gerçek insan" durumuna �önüştüre-_ 1 re k, Hegel'i , heg el c i açıdan tümleyip eleştirmiş ; ilk o� lara k, hegelci kurguntuı , dolayısıyla her türıü metafizi-

[

433


ğin

eleştfri ilkelerini

tümlemiştir (220-221) . 1 l,1 yara-k, din. eıeştirisini büyük

aynı zamanda ustalıkla

ko­

[211] .

Marx, Bauer'in "kendinin bilinci teorisi" ile, bu te ..

orinin idealizmi yüzünden gırgır geçer (mutlak idealiz­ min yanıltmacaları (222) [212-213] ) , · bunun Hegel'in kötü bir yorumu olduğunu gösterir , Phenomenologie'den ve Feuerbach'ın eleştirel gözlemlerinden aktarmalat ya. par ( "Philosophie der Zukunft"/87 ·s 35 : tıpkı tanrıbi;. lirnin "ilk günah tarafından kirletilmiş doğa"yı yadsı­ ması gibi, felsefe de "d-uyıulur madde"yi yadsrr negi­ -

.

-

ert) .

Sonraki bölüm . (VII) gene usandırıcı, hırçın eleştiri ile 'başlar j 1) 2.28-253. [218-224.] sayfalar.

bir

f Ke­

sim 2a'da ilginç bir parça. · Marx, ger·ç ekliğin, doğa hiliminin, sanayiin ir delen mesini isteyen, ve bundan

saldırıya

uğramış bir "Yığın temsilcisi"nin,

' 'Edebiyat

Gazetesi" tarafından yayırolanmış bulunan bir mektu

bunu

­

ötürü "Eleştiri" tarafından

anar.

"Ya ( ! ) " , diye haylarır

"eleştiriciler"

bu

­

Yığın

temsilcisine karşı, "tarihsel g·erçekliğin bilgisinin şim­

diden tüm.lenmiş bulunduğunu sanıyor musunuz? Ya da ( ! ) g er ç ekt e henüz bilinmi ş bulunan bir . tek tarih döne­

mi biliyor musunuz?" "Ya

eleştirel Eleştiri" , diye yanıtlar Marx, . "insa­ teo:rik ve pratik davranışını, yani

nın doğa karşısındaki

doğa bilimi ile sanayii, tarihsel

hareketten dıştaladığı

sürece, tarihsel gerçekliğin bilgisinde bir ilk adım

olsa atmış

olduğunu

bile

mu samr? Ya da, gerçekte herhan­

gi -bir dönemi, örneğin bu dönemin sanayiini, yaşamın kendisinin dolaysız üretim hiçimini irdelemed en bildiğini mi sanır?

önce

Eleştirel Eleştiri, tinselci . ve tanrı­

bilimsel Eleştiri, g erçi tarihin · büyük siyasal , yazınsal

ı ve tanrıbilimsel olgularından 434

başka bir şey bilmez -


hiç

d eğil s e onları bildiğini sarur. Tıpkı düşünceyi duyu­

lardan, ruhu bedenden, kendi kendini dünyadan ayırdığı gibi, tarihi de doğabilim ve sanayiden ayırır , ve

onun için tarihin doğduğu yer, yeryüzünde yapılan kab aca maddi üretim değil, gökyüzünde dalgalanan sisli bulut� lardrr. " (239) [2-26-227] . - Bu Yığın temsilcisi , Eleştiri tarafından massenhat­ ter Materialist* olarak nitelendirilmiştir . ' 'Fransızlar ve İngilizler'de,

eleş tiri bizimki

gibi

öbür dünyada, insanlık dışında bulun an bir - önem­ li kişi d e ği l dir ; top1umun emekçi . üyeleri olan, insan o­ larak acı çeken , duyan d ü ş ün en ve eyleyen bireylerin gerçek insanal etkinliğidir. Bu nedenle eleştirileri aynı zamanda pratiktir ve komünizmleri de, i ç in d e pratik, somut önlemler ö nerdikl er i , düşünmekle yetinm e yip daha çok eylediideri bir s osyalizmdir ; eleştirileri, varo­ lan toplumun c anlı , gerçek eleştirisi, 'gerileme' nedensoyut,

, lerinin bilgisidir. " (244) [184] .

fl T�m VII . bölüm (228-257)

[218·243] ,

çalar dışında , en şaşırtıcı hırgür önems iz çelişkileri

yakalamaktan,

aktarılan par­

ve parodilerden, en

' 'Edebiyat Gazetesi''­

·

nin her türlü budalalıklarını gülünçleştirmeli:ten . . . baş-

ll

ka bir şey içermez.

VIII. bölümde (258-333) [244-311J,

durumuna eleştirel

ha

biçim

il erd e de Eugene

Sue'nün Fleur de Marie'si üzerine

(herhalde romanın ya da r om an

rinin adı bu) ,

'4bir kasabın köpek

değiştirmesi" üzerine ve d a ­

Marx'ın

kahramanlarından

_bi­

birkaç "kökten ci" , ama yararsız

kısa notu ile birlikte , birer § ' ımız var. Gene

de, sayfa 285 x [267-268] Hegel'in ceza te or i s i üzerine bazı gözlem� ler, Eugene Sue tar af ınd a n hücre sisteminin ( Cellular­ system) s a vunul mas ın a karşı sayfa 296 üzerinde duru* Yığın materyalist. -ç.

435

Nota

Bene


labilir.

( (Görünüşe· göre, Marx burada Eugehe Sue tara­ fından yazılmış ve görünüşe göre "Edebiyat Gazetesi"n­ de savunulmuş bulunan o yüzeysel sosyalizme karşı çı' kar.)) Marx, örneğin , tıpkı kötülüğ��n ·cezalandırı1ması gi­ bi, erdemin hükümet tarafından ödüllendirilmesini düş­ leyen Sue ile alay eder. (Hatta s. 300-30l'de [282] , jus.. tice eriminelle ile justi�e ver-tueuse'ün karşılaştırmalı bir tablosu bile

var ! )

305-306. [286-287 .] sayfalar : Hegel'in PhenomenolO­

gie'si üzerine eleştirel gözlemler .

307 [288 ] : Hege_l bazan Phenomenologie'sinde -öğ­

retisine ters düşmesine karşın- insanal ilişkilerin · ger­

çek bir özellik belirtici niteliğini verir. 309 [289-·290] : Zenginlerin Spiel* olarak

verlikleri (309-310) [289-290] .

yardımse­

312-313 [292] : -Fourier 'den, kadın cinsin

üzerine çok tamtlayıcı alıntılar

alçalması

]:�Eleştiri' ' ile Eugene

Sue'nün kahramanı Rodolphe'un ılımlı isteklerine kontıı �

ra ?.

\'

_

-----··=====

><

"Hegel'e göre, uğranılan cezada , kendi

karşı karar veren kişi, suçludur . Gans geniş bir- biçimde geliştirmiştir.

bu

kendine

teoriyi daha

Bu teori, Hegel'de,

Kant 'tarafından tek hukuksal ceza teorisi olarak açık­

lanmış bulunan ilkçağsal jus talionis'in** kurgusal süs­ lenrrıesidir. Hegel'de, kendi kendini yargılayan

arı }?ir "fikir" ,

yürilrlükteki deneysel cezaların

suçlu, s alt

kurgusal bir yorumudrur. _ Bu nedenle o [Hegel -ç . ] , öz_el biçimler için, devletin ·

"'

"'*

Oyun . .....:.. ç .

Kısas

hukukunun.

uygarlık derecesine

-ç.

436

güvenir ;


başka

bir deyişle, cezayı olduğu gibi sürdürür . O, işte

tam da bu . n oktada , kendi eleştirel .papağanından daha eleştirici görünür. Suçlu da insanı da tanıyan bir

teorisi, ceza ve zorlama� · insanal davranış . ile

ceza

çelişki

durumunda bulundukları için, bu işi ancak soyutlamada

yapabilir. Pratikte bu iş, a yrıc a olanaksız olurdu. - Soyut

yasa yerine salt öznel keyfilik g eç erd i; çünkü her" du�

- rum da, suçlunun bireyselliğine ceza düzenleme, "say­

gın ve onurlu'' resmi kişilerin işi olurdu. Platon, yasa­

nın bir

tek b akış açısında yeralması ve bireyselliği bir

ya,na bırakması gerektiğini daha önce anlamıştı. insa­

nal kO§ullar i ç inde , tersine, ceza -suçu işieyenin gerçek­ kendi-kendisi üzerindeki yargısı olacaktır. Ona baş­ kası tarafından uygulanan dışsal bir zorun, onun kendi ten

kendisine uygula dığı bir zor olduğuna inanınası için ça­

lışılmayacaktır. ö teki insanlar onun için, daha çok -o:nun

kendi-kendine vermiş · ola cağı cezanın doğ'al kurtarıcı­

ları olacaklardır . Ba ş k a bir deyişle,

ilişki tastamam ter­

sine çevrilmiş· olacaktır . ' ' (285-286) [268-269] .

1

"Bauer'in bu cesaretinin giz em i " (305) [286]

karda Anekdota'lardan188 bir alıntı vardı) ,

(yu ..

"Hegel'in

Phenomenologie'sidir. Hegel insa.n yerine kendinin bi­

lincini geçirdiği anda, varolan _en çeşitli msanal - ger­

ç eklik ancak kendinin bilincinin belirli bir biçimi ola­

rak,

olarak görünür . Oysa kendinin arı kategori",- bir arı "fikir" dir ; öyleyse ben o'oo "arı' ' düşüncede �aldı­ rabilir ve arı düşünce ile üstesinden de gelebilirim . He­ gel'in Phenomenologie'sinde iınsanal kendinin bilincinin çeşitl i yabancıla§mı§ biçimlerinin maıddi, l/[uyulur, nes­ nel temelleri ayakta bırakılmışlardır, ve tüm bu yıkıcı yapıt, nesnel dünyayı, duyulur g erç ekl ik - dünyasını, bir "düşünce n e sn e s i " yalın bir kendinin bilinci belirlenimi · onun bir be!ir·l enimi

bilincinin yalın bir belir l enimi , bir

437

u


i- durumuna_ ı

Junduğunu,

getirir getirmez, bu dünyadan kurtulmuş bu­

ve dolayısıyla gökselleşmiş

düşmanın da

"arı düşünce göğü"nde üstes_inden gelebileceğini s an­

dığı için varolan en tutucu felsefe [Sic ! ] olmuştur.

Bu

nedenle Phenomenologie� mantıksal olarak tüm insanal

gerçe�lik yer in e "mutlak bilgi"yi - koymaya varır : ''bil­ gi"� çünkü kendinin bilincinin tek varoluş biçimi işte

budur, ve çünkü kendinin bilinci de insanın tek v arolu ş

biçimi olarak görülmü§tür

bir

-

bu bilgi mutı�tır, çüpkü

kendinin bilinci kendi leendinden başka hiç bir şey bil­

mez ve artık herhangi

n e s n el dünya tarafından

te­

dirgin edilmez. Hegel ken dinin bilincini insanın. gerçek

tarafından

olan ve bunun s.onucu gerçek bir dünya içi;n de yaşayan ,

ve onun

koşullaridırılmış insanın kendinin bi­

linci yapacak yerde, insanı kendinin bilincinin

insanı

yapar. Dünyayı kafası üstüne koyar ve dolayısıyla

bü­

tün sniırları da kendi kafası içinde kaldırabilir : bu sı­

nırların, duyulur kötü doğa için, gerç e k in s an için var­ lıklarını doğ al olarak sürdürmeye brrakan i şl em ca, Hegel, evre nsel kendinin

.

Ayrı­

bilincinin sınırıarını

ele

veren her şeyi, yani tüm duyu1ur doğayı, insanların ve

dünyalarının gerçekliğini, bireyselliğini, zorunluluhla sı­ nır olarak görür. Tüm Görüngübilim, kendinin bil inci· nin tek gerçeklik. ve tüm gerçeklik olduğunu tamtlamak ister. . . " (306) [286-287] . "Sonunda kendiliğinden anlaşılır ki, Hegel'in Phe­ nomenologie ' sinin, kökensel kurgusal kusuruna karşın? birçok nokta üzerinde, in s anal ilişkilerin gerçek bir özel­ lik b elirtme öğelerini vermesine karşılıJr, Bay Bruno ve hempaları boş bir karikatürden . başka bir şey vermez­ ler . " (307) [288] . "Ne yaptığını bilmeden, Rodolphe böylece uzun za­ mandan beri örtüsü açılmış bu1Un.an bir gizemi dile ge­ ·

.

_

. .

tirmi§tir : İnsanal s efaletin kendisi, o sonsuz

438

sağtörel


bozulma , eğer sadakayı kabul etmeye zorlannıış ise, pa� ra ve kültür soyluluğwıa Qyun ve eğlenc e hizmeti gör- _ · meye de zorlamıştır, onun özsaygısını ho§nut etmeye , . onun kendini - beğenme heve s ini ya�ıştiTmaya yaraması gerekir. "Almanya'daki birçok yardımsever derneğin , Fraiı� sa'daki birçok iyiliksever kur uluşun , İngiltere'deki bir� çok _.. iyilikçi ·donkişotluğun; yoksull ar yararına verile11 konser ler, balolar , gösteriler, şölenlerin, h atta yıkıma uğramış kimseler için kamusal yardımların ba ş ka bir an� !arnı yoktur. ' ' (309-310) [290] . Ve Marx, EugEme Sue'den aktarır : "Ah ! bayan ! bu zav allı Polonyalılar yararına dan­ setmiş olmak yetmez . . . . Sonuna dek insansever ol alım .. . . . Şimdi de

yoksullar yaranna gece yemeğine (souper)

gidelim ! " (310) [290] .

[2 92 . ] sayfalarda Fourier'den

312-313.

alıntılar (e§�

aldatma, kibarlık, baştan çıkarılmış kadınların çocuk­

l arını öldürmesi, - kısır döngü. . . cesi , genel

" Kadının

klU'tuluş derecesinin

(312) [292] .

doğal

kurtuluş dere­ ölçüs.üdür" . . .

Uygarlık her yalın kusuru, ikiyüzlü, iki an­

l amlı , bileşik krLl'sur durumuna dönüştürür) ve_ Marx şöy­

le ekler : .

"Rodolphe'un fikir leri k ar şısınd a , Fourier'nin bize

evlilik k onu sun da vermiş bulunduğu

ustaca belirleme­

ye, ve Fransız komünizminin m ateryalist bölüntüsünün yazılarına iletmede bulunmak gereksiz ." ( 313) [293] .

313 [294] u. ff.* sayfalar Eugene Sue ve RodaZp­ he'un (herhalde . Sue'nün romanının �ahraman1? ) eko­ nomi politik tasarılarına, zenginler ve yoksulların bir.. leşmesi ve emeğin örgütlenmesi (devletin yapması ge­ reken şey) vb. tasarılarına karşı - örneğin, gene Armenbank * Ve

]

7)

-

b)

"YoksrUUar

devamı. -ç.

439

Bankası, s . 314-318

ı ı


[294�297]

1

=

işsiziere faizsiz

ö�ünç. Marx tasarının

raka,mlarını alır ve sefalet ile karş-ılaştırınca gülünç tanıtlar. Ve fikir olarak, Armenbank hiç bir bakımdan Sparkassen'den* daha iyi olamaz · . . . yani Bankanın Einrichtung'u** "i şç inin bütün yıl yiyecek bir şeyler bulabilmesi için bir b a şk a ücret dağılımının ye­ teceği yanılsamasına" beruht*** (3108317) [296] . Kesim c) 318-320 [297 -299] "Bouqueval örnek işlet­ mesi", "Eleştiri" tar afınd an göklere çıkarılmış bulu­ . nan, Rodolphe'un betimlediği bir örnek çiftlik tasarısım yerle bir eder : Marx, ütopya cı olduğunu söyler bu ta­ sarının, çünkü günde Fransız başına sadece 125 gram et, yıllık 93 frank kazanç düşer _ vb. t as arıcia olağandan iki kat çok çalışılır, vb. , vb. ( (İşe yaramaz) ) . 320 [299] : "Rodolph e'un, tüm mucizeli kurtarış ve iyileştirmelerini s a y e s in de gerçekleştirdiği büyüleyici olduklarını

j 1

araç onun güzel sö zleri değil, çın çın öten sikkeleru:i'ir. , İşte sağtoreciler böyledir, der Fourier. Onların Kahra­

. m anlarına öykünın ek için milyoner olmak gerekir. ll "Sağtöre, 'l'impuissance mise en action'dur.**** Bir kusura saldırdığı her kezinde , ona alt olın· . Ve Rodolphe, hiç olmazsa insanal değim bilincine dayanan özerkli sağ­ t.öre bakış açısına bile yükselmez. Onun s a ğtöre s i, ter­ sine, insanal güçsüzlük b ili n cine dayanır . Tanrıbilimsel · sağtöre temsilcisidir Rodölphe. ' ' (320-321) [299] . . . .. uEğer, gerçeklikte, tüm ayrımlar yoksul ve zen­

gin arasındaki ayrım içinde gitgide birbirlerine karışır­

lai�sa,

fikirde

de, tüm aristok_ratik ayrımlar iyi ve kötü

karşıtlığı içinde yoko-lurlar . Bu ayrım, soylunun

kendi

önyargılarına verdiği son biçimdir ' ' . . . (323-324) [302] . Biriktirme sandıkları. -ç. Örgiitlenmesi. -ç. *** Dayanır. -ç. **** "Eyleme konulmuş güçsüzlük." -ç. *

**


. . . "Ruhunun her kımıldamşı, Rcidolphe için, sonsn..ız

bir önem taşır. Bu nedenle, onları durmadan

ve gözlemlemekten geri kalmaz

. . .

tartmak

" (Örnekler.) "Bu bü

..

yük beyefendi, biraz da, Genç İngiltere'nin, kendileri de dünyayı reformdan geçirmek isteyen , soylu eylemle­

re girişen .ve ayın türden isteri nöbetlerine tutulan üye­ lerine benzer " . . . (326) [239-240] .

j

I i

Marx burada 10 saat bill'ini

geçir­

ten insansever İngiliz teorilerini göz ö nünde tutmuyor mu? ı39.

___-----.-.;

441


AÇIKLAYICI NOTLAR

1 İki Bauer kardeşten -"Kutsal Aile"-:- Bruno, en ünlü ola­ nıdır. Filozof, dinler tarihçisi, gazeteci Bruno Bauer, daha iler­

de sözkonusu olacak olan birçok makale ve yapıtın yazarıdır. 1809 yılında doğ:muş, ulusal-liberal olduktan sonra,

1882

tür. Kardeşi Edgar (1820-1886) , özellikle broşürler

ynnlamıştır. Her ikisi de,

yılında ölmüş�

ve

öyküler ya­

Edebiyat Gazetesi ya da Genel Edebiyat

Gazetesi olarak çevireceğimiz Allgemeine Literatur-Zeitung adlı der­

gilerinde birçok

makale

yayınlamışlardır.

Charlottenburg'da çıkarı­

lan bu aylık dergi, 1843 Aralığından 1844 Ekirrıine kadar

mıştır. 2

-

20

Jules Faucher

(1820-1878) .

-

yayınlan­

Özgür değ;işimden yana Alman ik­

tisatçısı ve yazar. Literatur-Zeitung 'un VII. ve VIII. fasiküHer:inde,

"İngiltere'de Gündemdeki Sorunlar" üzerine, ilerde sözkonusu ola�

cak olan bir makale yayımladı. Szeliga, genç-hegelci Franz Zyschlir.. von

Zychlinski'nin

(1816-1900)

edebi

442

takma

adıdır.

Bruno


Bauer'in Allgemeine Literatur-Zeitung ve Norddeutsche Blatter'lerin­ de ("Kuzey Almanya Yaprakları' ' ) yazan Szeliga, Marx tarafın­

değil, _ ama

-dan sadece Kutsaı� Aile ' de

- 20

dırıya uğrayacaktır.

Alman İdeolojisi'nde de

sal­

Cari Rdchardt. -. . - Berlinli ciltçi ustası, Bruno Bauer yan­

s

claşı ve Allgemeine Literatur-Zeitung yazarlarından. - 21 4 "Schriften über den Pauperismus" (Yoksulluk Üzerine Yazı­

lar) .

-

Cari Reichardt'ın, Allgemeine Literatur�Zeitung'un I. ve II.

fasikililerinde

(Aralık

mek

Tüm bu alıntıların amacı,

1843-0cak 1844) yayımıanmış makaleleri . - 21

5 Reiclıardt kuşkusuz dilencilere istiyor.

sözet­

kuruluşlardan

yönelik

yazarlarının alımaklığını

göstermek olduğundan, asıllarında oldugu gibi çevirilerinde de ço­ gu

kez

saçma-sapanlığa

kadar

giden bir

beceriksizlikte

olmala­

rında şaşılacak bir şey yok. Yapıtın devamında, Marx ya da En­

geis, parodik bir etki uyandıracak bir biçimde,

aktarılan deyim.: -

lerin birçoğunu yeniden ele alıp kullanacaklardır; - 22 6

Karl Stein (1 7'57-1831) .

-

Prus­

Tilsit antıaşmasından sonra,

ya'da önemli liberal reformlar yapmaya girişen siyas et adamı: - 22 7 Karl Heinrich

Bruggemann

g

ve gazeteci, Kölnische Zeitun ' 'Uncu' ' :

8

İngilizce

( 1810-1887) .

(Kolonya

millowner'ın

-

Gazetesi)

(değirmen

Liberal iktisatçı başyazarı. - 23

harfi

sahibi)

harfine bir çevirisi olan Mühleigner'in çevirisi. Engels, bu sözcük oyunu ile, makalelerinde

İn giliz ce

sözcüklere göre uydurdugu söz­

cükler kullanan Allgemeine Literatur-Zeitung · Faucher ile alay eder. - 25 - 9

İn giliz

yazarlarından

Jules

tekstil makinelerinin bu ardardına gelen yetkinleşme�

leri üzerine, Engels'in İngiltere' de Emekçi Sınıfın Durumu adlı ya­ pıtının "Önsöz ' ' üne bakınız .- 1738 ve 1835 arasında , eğ;irme makinesine

götüren

birçok İngiliz türetimi birbirini izler : 1764 yılında James

Hargreave s' ın

1769-1771

yıllarında

Rich ard

yetkinleştirilmiş bulunan

''Jenny' 'si

ya da

Ri chard

1779 ' da · Samuel Crompton'un "mule" elçıkrığı) ;

1825 'te

eğirme makinesi) ;

ya da "hand-mule"ü

Robert'ın

"sel{acting mule" ya da "self-actorH. 10

Arkwriglıt tarafından

(pamuk

-

otomatik

(çıkrık

makinesi,

26

Engels, birkaç ay daha sonra, İngiltere' de Emekçi . Sınıfın

Durum·u 'nda bütün bu nokta.ları açındırır. - 27

11 Anti-Corn Law League (Tahıl Yas aların a Karşı _ Birlik) , 1838 yılında, Manchester'de, sanayici Cobden ve Bright taraflarından

kurulan birlik. İngiltere'ye tahıl ithalatını önce kısrnak, sonra da

yasaklamak amacını güden tahıl yasaları, lordlar, yani büyük top­

rak sahipleri tarafından kabul ettirilnıişlerdi. Birlik, tam bir . tica-

443


ret

özgürlüğü

ve

tahıl

yasalaxıru;:1 kaldırılmasını istiyordu. Amacı

toprak soyluluğ;unun konumlarını güçten düşürmek,

manda işçilerin

ücretlerini de

azaltmaktı.

ama

aynı

za�

İngiliz emek�

Aynı sırada ,

çileri çartist hareket içinde toplanıyorlardı. Sanayi burjuvazisi ile

1846

toprak soyluiuğu arasındaki savaşım sonucu, yasaları kaldırıldı. - 27 12 Thoıp.a s Cariyle (1795-1881) .

- 1848'e

kadar feodal

.(Sir Archibald) .

-

ter'li hekim, liberal ıa

-

yılında tahıl

İngiliz yazar

ve

-

filozofu ,

bir sosyalizme yakın görüşleri savundu. Alisc.n

Tory, tarihçi ve iktisatçı;

[whig -ç.] .

-

28

Gaskell -

Manches�

İşgününün on saat ile yasal bir' sınırlandırılması için

şun İngiltere' de 18. yüzyıl sonlarında başladı

ve

sava­

183[}' dan sonra:

büyük işçi yığınlarının işi oldu. Toprak soyluluğu temsilcileri, sa­ nayici burj uvaziye karşı duydukları düşmanlık nedeniyle,

mentoda -10 saat

parla­

yasasından yana çıktılar. Bu yasanın parlamen­

todaki başlıca savunucusu, 1833'ten sonra , insancıl tory lord Askley

oldu. 14

28

James Graham (1792-1861) . - İngiliz devlet adamı; 1841 'den

1846'ya kadar tory hükümetinin içişleri bakanı.

-

28

Makinelerin bu dayanma sorunu, Marx, Kapital' de bu soru­ na yanaştıgı sn·alarda Engels'ten rakama dayanan bilgiler istedi� ğinden, daha sonra bu ikisi arasında bir mektuplaşma konusu ola­ ı5

caktır. Bkz: Lettres

su.r

"Le Capital", Editions Sociales, 1964,

s.

87, v d . ile s. 12 8 . - 29 16 J ohn Russell (1792-1878) . - İngiliz siyaset adamı, Whig par­ tisi önderi. 1846'dan 1852'ye kEı_ dar ve 1865-1866'da başbakan. - 29 17'

"Uncular" ya da

"değirmen sahipleri" konusunda,

açıklayıcı nota bakınız. - 30 1S K arl Ludwig Theodor Nauwerck (1810-1890) .

-

8 nolu

Gazeteci ve

siyasetçi, Bauer kardeşlerin dostu, Hallische Jalırbileher, Deu.tsche Jalırbücher, Anekdota dergilerinde, Rheinische Zeitung 'da yazdı : 31 1848'de Frankfurt illusal lVIeelisi üyesi oldu. 19 Ekim 1841'de, Prusya hü.ItÜmeti, Bruno Bauer'in Bonn üni� versitesinde ders verme izniı'1i geri aldı. Görevden bu geçici ola­ rak almamn nedeni, din üzerine, din ilkelerine uygun görülmeyen birçok .Yapıtın yayımlanması idi. Mart 1842'de, Bauer üniversite öğ, retim . üyeliğinden kesin olarak çıkarıldı. � 32 2o Bu paragrafta aktarılan alıntuıın Allgemeine Literatur-Zei­ -

tung, Heft V, Nisa n 1944 'de yı:::.yınlanan irnzasız "Prouc1han ' 1 maka­ lesi ile bir ilişkisi yoktu. Bunun yazarı Edgar Bauer idi. Marx, bu makalenin ayrıntılı bir eleştirel tahlilini Dördüncü Bölüttıün

444


Dördüncü Ke siminde vermektedir. E. Bauer'in

"bilginin dinginlü�i"

tümceciği Matx ve Engels tarafından yazılan - bu bölümün öteki kesimieriTide de alayla ele alınmıştır.

34

-

21 Edgar Bauer, Bruno Bauer'in kardeşi.

22

Engels, burada . Flora Tristan'ın İşçi

-

Birliği

35

(Paris 1843)

üze­

rine Allgemeine Literatur�Zeitung'un V. fasikiliünde Edgar Bauer ta­ rafından yazılmış bulunan tanitma yazısını tahlil . eder. Flora Tristan,

bir Fransız ütopyacı sosyalizm temsilcisielir. 23

24

-

35

Fuhuş üzerine bir yapıt yazarı, Paris polis komiseri. -

Henriette von Paalzov (1788-1847) .

25 Charles Cemte

(1782-1837) .

-

Alınan romancısı.

37

-

incelemesi (Traite de la propriete, Paris 1834) yazan . - 44 26 O rganlarının adı La - Reforme - olan sosyalistler. - 44

27 Sözcük, burada da, Almanca - ve Fransızca olarak metiı.J.de

kez yer alır. 28 Digest

48

-

ya da Pandect,

37

- Fransız ikti satçısı, Mülkiyet

iki

Doğu Roma imparatoru, İmparator

Jüstinian I tarafından 528-34'te'--buray·a getirilen Roma medeni hu­

kukunun (Corpus iııris)

bölümü

özetinin

idi. Bunlar medeni kanun

konusundaki ünlü Romalı hukukçuların çalışınalarından alıntıları

içeriyordu. 29

-

52

·

-..;. 17. · iktisadi öğreti.

Merkantilist sistem

tere'de yayılm1

yüzyılda özellikle Fransa ve

Merkantilistlere göre,

İngil­

artı-değerin

kaynağı ticarettir ve bir ülke ancak etkin bir dış ticaret aracıyla zenginieşebilir.

-

55

3° Fizyokratlar merkantilistlerin ögretisine karşıt bir öğreti yan­

daşlan (18; yüzyıl : Quesnay, Mercier de la Riviere, Le Trosne, Turgot, vb. ) , toprak rantım tek artı-deger biçimi ve bunun sonu­ cu, tarım emeğini de tek üretken emek sayıyorlardı. 31 Adam Smith ve Ricardo.

uzun uzun

-

-

55

Marx'ın görüşlerini Kapital' de

irdeleyip tartıştığı klasik ekonomi politik ustaları.

er ve_ Saint-Simon -

Fransız sosyalistleri,

yacı sosyalizm akımımn iki temsilcisi. 32 Jean-Baptiste

Say (1767-1832) .

-

-

19.

55

Fouri­

yüzyıl ba şınd aki ütop­

Traite d'economie politique

; ( "Ekonomi Politik - incelemesi") adlı bir yapıtın yazarı, özgür-de­ .

ğişimci Fransız iktisatçısı.

3 3 Deutsch-Französische

rı' ' ) .

-

-

55

Jahrbücher ("Fransız-Alman Yıllıkla­

Paris'te, Karl Marx · ile Arnold Ruge 'nin yönetimi altında,

Alman dilinde yayımlanan dergi.

Şubat 1844 'te

tek bir ikili sayı da vardı :

yayımlandı . Bu sayının içindekiler çizelgesLrıde şunlar

Karl

Marx "Yahudi · Sorunu" ve

Eleştirisine Katkı

-

Giriş" (bkz : �

44

"Hegel'in

Hukuk Felsefesi'nin

K; Marx, F. Engels,

·Din Üzeri-


ne, Sol Yayınları, 1976, s. 37-55) ; Friedrich Engels, "Bir E.�onon:ll Politik Eleştirisi Denemesi" ve "İngiltere'nin Durumu : Pad and Pre­ sent, by Thomas Carlyle" . ..:..... 55 34 Destutt de Tr acy

(1753-1836) .

-

Fransız iktisatçısı

ve

duyum­

cu (sensualiste) filozofu. Anayasal krallık yandaşı. Sismondi (17731842)

-

İsviçreli iktisatçı ve tarihçi, kapitalizmi küçük-burjuva . bir

açıdan eleştirir.

-

56

35 Hugo Grotius (Huigh de Groot) (1583-1645) .

kukçu.

79

-

- · Hallandalı

hu­

36 Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Nedenleri Üzerine İrdeıe-' me, Londra'da, 1776 yılında yayımıanmış bulunan yapıt, 1828 ' de J.

R. McCulloch tarafından geruşletilmiş bir baskı içinde yeniden ya­ yımlandı. 37

-

80

Eugene Sue'nün Les Mysteres de Paris ( "Paris'in Gizeınleri' ')

romanının Szeliga tarafından

yapılmış, ve Allgemeine Literatur­

Zeitung'un VII. fasikiliünde yayımlanmış bulunan eleştirisine anış­ tırma. ss

-

87

Açıklayıcı not 2'ye bakınız.

39 Sue,

Eu ge ne

(1804-1857) .

-

-

88

Fransız

yazarı,

öz ellikl e

1848 .

Devrimine öngelen yıllarda buyük bir . başarı kazanmış bulunan top­

lumsal konulu tefrika r omanlar

yaratıcısı : La Salamandre, 1832 ;

Les Sept Peches capitaux, 1848�1850 ;

Les IVJ.yste-res du peuple, on

Histoire d'une famille de prol€taires a travers les ages, 1849-1856 . Eugene Sue'nün romanlan tarafından uyandırılan büyük ilgi, ilkin

türün yeniligi ile açıklanır : Temmuz Monarşisi döneminde hızla ge­ lişen basın, tefrika yemi ile, okurlarını artırır. Ama bu ilgi, ele alınan konular ile de açıklaınr. EugEme Sue'nün romanlarının konuları, 1830'dan sonra ve özellikle 1840-1850 arasında yazma ege­ men olan büyük toplumsal ve İı'1sanal fikirler · akımı içinde yeralır­ lar. Bu konulardan bazıları, Victor Hugo'nun. Sefiller'inde, Georges Sand'ın, Alexandre Dumas'nın ve . hatta Balzac'ın romanlarında yeniden ele alınırlar, Eugene Sue, halk çevrelerini, özellikle Paris lumpen-proletaryasını, bütün biçimleri altındaki sefaleti - belli bir g · erçekçilik ile betimler - ama tefrika-romanın, mesleğine karşın temiz kalmış ve sonradan kızı oldu�u ortaya çıkacak bulunan za­ vallı bir orospimun yardımına koşan yakışıklı zengin genç vb . gibi geleneksel romansı kahramanları bu betimlemelere karışmış - ola� rak. Bu romanlarda bulunan, insan sevgisi ve kendilerini "Tanrı"­

nın aletleri

durumuna getirmiş bazı zenginlerin iyiniyeti ile ger�

çekleşmiş olan bir toplumsal sınıflar uyumu

zamanının ütopyacı sosyalistlerine

446

bağlar.

-

düşü, Eugene Sue'yü 88


40 Morel, Paris'in Gizemleri'nin başlıca kişile rinden biridir. Bir işçi. Eug ene Sue, onu, bize, karısı ve beş çocuğu ile birlikte ya· şadığ;ı pis tavanarasında, güçlerini tüket ene dek çalışan biri ola­ rak b etimler (İkinci Kısım, Onsekizinci Bölüm) . Derin bir acıma-

nın doldurduğu bu betiınleme sonucu olarak, Sue,

toplumu hatırabilecek bu korkunç halk

okyarru sunu

"taşması tüm

aktörel sağdu­

gemenlik altında tuttuğunu' ' düşünerek kendini "avutur" . Şöyle ekler : "İnsan o zaman o kadar mutsuzluk, o kadar yiğitlik, o kadar olacağa boyuneğme için güneşte bir parça yer isteyen bu yücegönüllü zektilara ka rşı tinirıin ve kafasının tüm güçleriyle bir

yunun

e

yakınlık duymaz mı ? ' ' 41

-

90

Temmuz Monarşisinin Anayasal Ferman'ına (Charte consti·

"Charte Veriüf' deyimi, 31 Temmuz 1830 gü­ dükü (Louis·Philippe) tarafından okunan · . bildirgenin son sözcüklerine alaylı bir amştırınadır : "Ferman (Charte) btmdan

tuonnelle) anıştırma. nü,

Orleans

böyle bir doğruluk (verite) olacak. " Bu bildirge aracıyla, Orleans dükü, özellikle Thiers ve bankacı Lafitte tarafından düzenlenmiş

bulunan, ve 1830 Temmuz günlerinden sonra, Paris halkının zafe­ rinin çalınması sonucunu ver en siyasal bir girişimin ba şarısını sağ­

- 90 42 Aynı n e denlerle , bu kentçilik çalışmalarının, ikinci

layacaktır.

impara­

- 92 43 -Eugene Sue'nün r omanlarının kişileri. - 92 44 Les Mysteres de Paris' de, Alman büyük dükası Rodolphe

torluk döneminde , Haussınann tarafından sürdürüldüğü bilinir.

Von Gerolstein, işçi kılığına girer, ve eski · bir günahın kefareti ola­

rak , Paris'in, sefillerinin yardımına ko ştuğu , ruhları kurt a rdığı ve

canilerin öcünü aldığı en düşük yerlerinde ya şar. Bu düzen, Eugene Sue'ye, soyluların dünyası ile ayaktakımının dünyasını ardı ardına anlatma olanağını kazandırır. - 98 45 Bayan Pipelet, Les IYiysteres de P.aris'de, kapıcı kadın tipi· dir. Bu ad o zamandan beri bir dns isim durumuna gelmiştir ki,

bu da Eugene Sue'nün romanının halkça ne kadar tutolduğunu gös·

terir. 4G

100

Paris'in dişi aslanları (lionnes de Paris)

-

1830-Ü�40 yıll arın­

da, zengin, zarif, davranışlarında özgür, belli bir özgünlüğe düşkün,

ve öı;ellikle büyük paralar h a rcay an genç erkek ve k adınl a ra as­

lan (lion, lionne) deniyordu.

(Littre ' ye

göre . ) - 100

Mysteres de Paris'in kişileri. Bu sahne, ikinCi kısım, bölüm. XVIII'de bulunur. Kontes Saralı Mac Gregor, Rodolphe ile gizlice evlenıniştir; bkz : Le s Mysteres de Paris, ikinci kısım, bölüm XII­ 47

XIV. - 101

447-

_


48

Christian Wolf (1679-1754) . - "Aydınlıklar çağı"nın

Alman

filozofu. Matematik ve fizik, sonra da felsefe, sagtöre ve mantık

Kant'tan önce. Almanya'da derin bir etkide bu· lundu. Mantığl, varlİkbilimi, evrenbilirni, ruhbilimi, tanrıbilimi, hu­ kuku, sagtöreyi, iktisadı kapsayan felsefe sistemi, Leibniz 'i halka yayan, yavan ve dogmatik bir fizikötesidir. Arı Usun · Eleştirisi (17701781) , bu düşüncenin doku sertleşmesine tutulmuş yönünü göster­ miştir. Bununla birlikte, Wolf ussallıgın bir yayıcısı r olünü de oy­ namıştır. Ansiklopedi'deki Varlıkbilim (Ontologie) makalesi, 18. yüz­ yılın ilk yarısındaki etkisine tanıklık eder. 107 profesörü olarak

-

iki

de Paris'in kişilerinden. Bu Cecily ve David, - Mysteres zenci köleyi kıyıcı bir efendinin , Willis'in kötü davranışlarından 49

kurtararak, Rodolphe, ''biraz Tanrı rolü oynamak" ile övünür. Son­

ra

onları ke_ndi

"

ad alet " inin aletleri olarak

kullanacak,- David'i

Öğretmenin (Maitre d'ecole) , Cecily'yi de Jacques Ferrand'ıri cel­

laclı durumuna getirecektir. .

50 Vicomte

51

- 109

de Parny (1753-1814) . ._.,... Fransız ozanı.

-

109

Jacques Ferrand, Mysteres de Paris'nin, cimrilik ve ikiyüz­

lülügü hovardalık

ile birleştiren

kişisi; aynı zamanda hem Tartlife

hem de Harpagon. - 110 52 Bayan - Rolland, Mysteres de Paris'nin kişilerinden biri, Bn.

d'Harville'in, onu tutku ve açgözlülük -yüzünden Polidori'nin yardı­ mı ile, annesini öldürmüş olmakla suçlayan ikiyüzlü kaynanası . - 112 53

Polidori, Mysteres de Paris'nin kişilerltıden biri, İtalyan şar­

latan, noterin gizli ajanı. Bazan bir papaz, bazan da bir hekim gö­ rünüşü altında ort aya çıkar. Korkunç ve kaygı verici bir adam,

boyuna kılık degiştirmesi, Balzac'ın Splendeurs et Miseres des co­ urtisanes•ınctaki Vautrin'i düşündürür.

-

112 Vidocq (1775-1857) sonradan emniyet şefi olmuş can i ve po­ lis yardakçısı. Burada sözkonusu olan Vidocq'un Anıları ona maledilir. 116 54

,

-

55

_

Bras rouge (Kızıl Kol) , Mysteres de Paris'nin, La Chouette

(Gece Kuşu) olan kişisi. 56

-

ve

Maitre d'ecole'ün

116 Foy (1775-1825) .

-

(Ögretmen) ugu - rsu z suçortağı

imparatorluk döneminin Fransız gener a­

li, Restorasyon döneminde liberal milletvekili seçildi ; göınülme tö­

reni büyük bir gösteri fırsatı oldu.

-

ll7

57 Bayan Pipelet'nin kapıcı oldugu evde, zanaatçı Morel ve Ri­ golette gibi halktan kişiler, Komutan · gibi, orada gizli sevgi buluş­

malarini yapmaya gelmiş, kılık değiştirmiş bir · soyludan başka bir şey olmayan yüksek tabaka insanları, ve orada takına bir ad altın-

448


da bir oda kiralamış Rodolphe, tuhaf bir biçimde birlikte otururlar. Bu yöntemle, Eugene Sue,_ çok çeşitli toplumsal sınıfıara ilişkinlik- _ lerinin birbirinden ayrı tutmaları gereken kişilerin yazgısını ya­ pay · olarak birbirine karıştırır. O bu erekle, soylu bayanların zin­

danlarındaki araspulara yaptıkları yardımseverlik ziyaretleri gibi ­ başka yöntemlerden de yararlanacaktır. - ll 7

58 Henry Monnier (1797-1878) . - Fransız karikatürist ve dram

yazarı, 59

ünlü

"Joseph Prudhomme"un yaratıcısı. - 117

Rigolette, Les Mysteres de P..a ris de açık yüreklili gi '

,

neşesi

ve altın kalbi ile herkesi baştan çıkaran genç ve sevimli yo sma işçi

kızım

6o

canlandırır. - 118

Murph, - Mysteres de Paris'nin kişilerinden biri, Rodolphe'a

bütün yer değ;iştirmelerinde eşlik eden ve baglı bir köpek gibi onun üzerine titreyen İngiliz - soylusu.

-

119

61 D ie gute Sache der Freiheit und meine - eigene Angelegenheit _ ("İyi Özgürlük Dava sı ve Benim Öz İşim") ile Die Judenjrage

( "Yahudi Sorunu") , Bruno Bauer'in 1842 ve 1843 yıllarında yayım­ lanmış yapıtlarıdır. Bu sonuncusu,

aynı yazarın 1842 Kasımında

Deutsche Jahrbüch er'de ( "Alman Yıllıkları") yayırolanmış bulu­

nan makalesini tümlüyordu. - 124 62 D oktrinerler (Les Doctrinaires) .

Restorasyon döneminde anayasal krallık - yandaşı Fransız düşünüderi topluluğu. Bu toplu­

luk, burjuvazi ile bir bölüm toprak soyluluğ:unun çıkarlarını yansı­ tıyordu . Bu doktrinerler adı , · onlara , verdikleri yargıların

tik

niteliği nedeniyle

dogma­

verilmişti. Bu doktrinerlerden en ünlüleri Fran­

çois Guizot ile filozof Jean�Paul Royer-Collard'dır. '--- 133 63

David Friedrich Strauss (1808-1874) . - Alman Filozof ve ya­

zarı, ateşli tartışmalara yolaçan Das Leben Jesus'ü şamı") yayımladı (4. b askı. Tubingen 1840) . - 136

("İsa'nın

Ya­

64 Gustav Philippson (1814-1880) . - Alman eğ:itiİnci ve gazete -

yazarı. Samuel Hirsch (1809-1889) . - Dessau hahamı. Yapıtlarında Yahudi dinine felsefi bir temel vermeye çalıştı. - 136

65 "Eski-hegelci" Hinrichs tarafından 1843'te Halle'de iki cilt

olarak yayırolanmış bulunan Siyaset Dersleri. Birinci cildin Bruno

Bauer tarafından yazılmış tanıtma yazısı,

Allyemeine Literatu.r� Zeitung'un I. fasikiliünde (Aralık 1843) yayımlaiıdı. "Hinrichs no 2" başlıklı paragrafta , ikinci cildin, Bruno B auer in Nisan 1844'te Li­ teratur-Zeitung'un V. sayısında yayırolattığı tanıtma yazısı · sözko­ '

nusudur. - 140 66 B urada ve daha başka yerlerde Engels , Bauer'in, Hinrichs'in derslerinin ikinci cildinin iınzasız eleştirisinden alıntılar yapmakta

449


ve

bu eleştiriyi tahlil etmektedir. Eleştiri AZlgemeine Literatür�Zei­

tung'da , Heft V, Nisan 1844, yayınlandı.

61 Pythiques :

Pamasse dağında

-

143

(python) yılanını öldü­

piton

ren Apolion anısına, Eski Yunanistan'da her dört yılda bir düzen­ lenen oyunlar-ı nitelendiren sıfat : Jeux Pythiques.

-

143

68

G abriel Riesser (1806�1863) .

69

Friedrich Schelling (1775-1854) . - Alman filozof u; 19 . yüzyıl

10

Deutsche

-

Yahudilerin

na s ava şım vermiş Alman g azete yazarı. -

başları Alman idealizrni temsilcisi.

-

147

148

kurtuluŞundan ya­

Genç-hegelcilerin

Jahrbücher.

felsefi bir derginin adının kısalt:ılmışı :

edebi .

Deutsche Jahrbüdıer

ve

für

Wissenschaft und Kunst. Bu dergi Temmuz 184l'den başlamak üze­

re Leipzig' de yayırnlandı. Arnold Ruge tarafından yönetiliyordu. Daha önce de (1838-1841 arasında) : Hallische Jahrbücher

für

deut­

sche Wissenschaft und Kunst adı altında yayımlanmıştı. Prusya

topraklannda üzerine çöken kapanma tehlikesi nedeniyle, yazıku­ rulu

Saxe'da

yerleşmek üzere Halle kentinden ayrılnuştı.

Dergi,

yeni adı altında da uzun süre ayakta kalamadı. Ocak 1843'te Deut­ sche - Jahrbücher,

S.axon

hükümeti tarafından kapatıldı ve Buı1des­

tag da (Alman Parlamentosu)

geçerli' olmasını kararlaştırdı.

bu yasaklamanın tüm Almanya için -

154

Rheinische Zeitung für Politik, Handel und Geıverbe ("Ren, Siyaset, Ticaret ve Sanayi Gazetesi" ) . - Kolonya' da , 1 Ocak 1842'� 71

den 31 Mart 1843'e kadar yayımıanmış bulunan günlük gazete. Bu gazete,

Ren

burjuvazisinin, Prusya mutlakiyetçiliğine karşı olan

temsilcileri tarafından kurulmuştu. Bu gazetede bazı genç-hegelci­ ler de çalıştı. Nisan 1842'de, Marx bu gazetenin yazıkuruluna

ka-

tıldı; Ekimde gazetenin başyazarı oldu. Rheinische Zeitung Engels' ­

in makalelerini de yayımladı. Marx'ın yönetimi altında, gazete git­

gide daha devriınci bir nitelik kazandı ; bu durum ona artan bir

sevgi kazandırdı, ama hükümet çevrelerini kaygılandırdı ; gerici basın ona karşi saldırıya geçti. Prusya hükümeti, 19 Ocak 1843'de, Rheinische Zeitung'u, 1 Nisan 1843'de yürürlüğe girmek üzere ka­ payan ve o güne değin de sıkı bir sansür altına koyan bir kara r aldı. - 154 -

12

Karl Christian Planck (1819-1880) .

160 ta H ebertçiler (hebertistes) �

turuyerlar dı.

Protestan tanrıbilimci.

Jakobenlerin

sol kanadını

oluş­

Termidor gericiliğinin kurbanları oldular. Önderleri ,

1794'te giyetine gönderildi. 14

-

-

-

175

Cercle social (Toplumsal Dernek) .

450

-

1789 Fransız Devrimi-

-


nin ili;;: yılları sırasında kurulmuş bir örgüt. Toplumsal Derneğin başlıca ideologlarından biri de, toprağın · eşit parçalar biçiminde

dağıtılmasını, büyük toprakların sımrlandırılmasını ve bütün bur�

juvaların çalıştırılmasını isteyen Claude Fouchet oldu . "Kudurmuş�

olan Jacques

lar" hareketinin önderlerinden biri ileri gitti. 75

-

183

(1796�1865) .

-

biri, 1848'de geçici hükümet başkanı.

-

Philippe

Fransız

Buchez

ve

Saint�Simon 'un

daha da

öğrencisi,

siyasetçi ve tarihçisi, katalik sosyalizmin ideologlarından 183 -

713

Directoire ' ı deviren ve iktidan kendine verdiren Bonaparte'ın

77

Lz Ray ya da Henry de Roy (1598�1679) .

78

Pierre-Jean-Georges Cabanis

(9 Kasım 1 799) .

hükümet darbesi

·

Roux,

filozof.

-

192

sique et du moral de . l'homme

Uişkiler") yazan;

İlk

-

187

Hallandalı hekim

-

(1757-18"08) ("İnsanın Fiziğ;i

Rapports du phy­

-

ile Tini Arasındaki

baskı Paris'te 1802'de yayımlandı. Bu yapı­

tın büyük bir bölümü, daha önce Bilimler Akademisi yayınlan için­

1798-1799'da

de,

70

me-machine kim

ve fizikçisi. 81

-

192 -

Özellikle

L'hom­

("Makine İnsan ") adlı yapıtı ile tanınmış Fransız he­

filozofu. - 192 Pierre Gassendi (1592-1655)

ve

so

yay:ımlanmış bulunuyordu:

Julien Offray d e La Mettrie (1709-1751)

-

193

Jansenistler

-

Hallandalı

-

Fransız filozof , matematikçi

tanrıbilimeisi Connelius Jansen ' in

adından gelmektedir. - 17. yüzyılda ve 18. yüzyılın başlarında Fran· sız

katalikleri

arasındaki

bir

muhalefet e!'Wimi idi. Bunların

görüş�

lerine resmi kateliklik tarafından şiddetle karşı çıkıldı. - 19-3 82 Antcine Arnauld (1612-1694) - Fransız filozofu, Descartes'ın öğrencisi. Marx bir tarih karışıklıgı yapmışa benzer. Her ne_ ka­

dar Malebranche, Condillac ile Helvetius'un doğum yılı olan 1715'te

öldüyse de, Arnauld

21 yil önce ölmüş buliınuyordu.

83 John Duns Seat

(1265 dolayları-1308) .

-

-

Genel

194

fikirlerin

Varoluşunu, şeylerin varoluşundan bağımsız olarak kabul eden ger­

çekçiliğe (realisme) karşıt olarak, bu genel

fikirlerlu

gerçeklik

sahibi bulunmadıklarını ve şeylerin adlarından başka bir şey ol­

riladıklannı ileri süren ortaçağ; felsefe akımi temsilcisi Fransisken skolastiği.

-

195

adçılık (nomindlisme)

84 18. yüzyıl materyalist İngiliz filoz.ofları.

_ hekim ya da bilgin idi . �

ve

-

(1735-1820) . Nature ("Doğa Üzerine")-

83 Jean-Baptiste Rene Robinet

doğabilimci. De

la

Aralarından çoğu,

197

451

-

Fransız

filozof

adlı yapıtı, Ams-


terdam'da yayımlandı (1763-1766) . - 198 86 A ugsbourg 'da yayımlanan günlük gazete. - 204 . 87

İsa'dan önce 390 yıllarında , Galyalılar Roma üzerine

müşlerdi. Kenti almışlar,

Junon'un [ Jüpiter'in

yürü­

ama koruyuculan -söylence bu ya !­

karısı -ç. J kazlarının - ötmeleri ile uyanmış

_ ve böylece bir gece saldırısını püskürtmüş bulunan Kapitol'ü ala-

·mamışlardı. - 206 88 Z eitschrift für sp;ekulative Theologie ( "Kurgusal Tanrıbilim Dergisi") . - Bruno Bauer tarafından yayınlanmış bulunan dergi

(Berlin 1836-1838) . Bauer -bu dönemde- eski-hegeleller arasmda

sayılıyordu. - 217 si

89 Bu

�runo

son

ikisi, Literatilr-Zeitung yazarlarındandırlar :

birinci­

Bauer'in bir takma adından başka bir şey degilmişe ben­

zer� - 220

90 "Berlin yaranı" ("Berliner Couleur") , Allgemeine Literatur­

Zeitung

mektupçusu tarafından,

Bruno

Bauer

çevresinden olma.:.

yan ve kişisel ve bayağı s o runlar üzerinde Allgemeine Literatur­ Zeitung'a saldında bulunan Genç-hegeleilere verilmiş bulunan ad­

dır :

Bu Genç-hegelcilerden biri de Max Stimer idi. - 225

91

Wilhelm Traugott Krug (1770-1842) . - Felsefi iddialı yapıt­

lar yazarı. - 226

92 La Democratie pacifique, furiyecilerin, Paris'te, 1843-1851 ara­

sında, Victor Considerant yönetiminde yayımlanmış bulunan gün­

lük gazetesi . - 230 �3

Wclfgang Menzel (1798-1873) . -: Yazar ve edebiyat eleştir­

�4

Fuhuş üzerine bir kitap yazmış Fransız polis

meni. - - 232 os

Otto Friedrich Gruppe

(1804-1876) .

komiseri.

- 236

- Hegelciliğe karşı, ide­

alist gz.zete yazan ve filozof ; 1842 'de Bruno Bauer'e karşı bir yer­

gi yayımladı. - 237 96

İskenderiyeli

97

Karl

Origeme

0:85-254

dolaylarında) .

tanrıbilimci, "Kilise Babaları"ndan biri. - 239

Well

(1806-1878)

- Gazeteci.

·-

Hıristiyan

1842'den 1846'ya degin,

Egidius takma adı altında, Konstitutionelle Jahrbücher'lerini yayım· ladı; - 245 ııs Le Chourineur (Bıç'akla adam öldüren) . - Myste1'es

ris' nin, hapisanede,

argoda

adamı bıçaklayan anlamına

de · Pa­ gelen

' ' chouriner·' sözcügünden, ' 'Chourineur'' olarak . adlandırılmış -ve

bizim "Bıçakçı" olarak çevirdigirniz -ç .- bultın an sabıkalı kişisi-.

Bu adam Rodolphe'a öyküsünü anlatır.

Onun

"ilk mesleği, Mentfau­

con'da mezb ah a kasaplarının atları bogazlamasına yardım etmek ol-

452


muştu' ' ,

Bir çavuşun öldürülmesi onu hapse düşürınüştü (Les

res de Paris, bölüm I) . - 246 99 Fleur-de-Nlarie (Meryem

MySte­

Çiçeği) , Mysteres de Paris'nin kah- · ramanlarından, Rodolphe'un, sefaletin onu içine atmış bulundugu sağ;töre bozukluğ;undan çekip çıkardığı genç kız. Bu ' 'Fleur-de�Ma­ rie" takma adı, "kuşkusuz davranışlarının _saflığ;ı sonucu" idi (Let: Mysteres de Paris, bölüm I) . - 246 1o o François Eugene Vidocq (1775-1857). - Ünlü Fransız kıya­ cısı (cani) , Paris polisinin gizli ajanı, sonra da Emniyet amiri. - 246 ıoı Le _Maitre d'ecole (Öğretmen) . - Mysteres de Paris ' nin, hain, hırsız, canakıyıcı, "Bıçakçıyı bile titreten" kişisi. Rodolphe ona , suç ortağı, tek gözü kör, çocuk Fleur-de-Marie'nin ya.ş&mını zindana çevirmiş olan yaşlı kadın la "Chouette" ( ge ce kuşu) ile birlikte, Feves sokağ;ındaki meyhane d e raslar (bölüm I) . Bu tak­ ma ad hapisanede ona, burjuva kökeninden gelen eğitici konuşma� sı nedeniyle verilmiş bulunmaktadır. - 246 102 Casuistique - - Vicdan durumlarını inceleyen tanrıbilim ko­ lu. -

103

246

Germain, Myteres de Paris'nin kişilerinden, Ro dolphe'un öteki korunuğu, yoksul, ama dürüst adam tipi. - 249 . 104 Le Squeıette, Mysteres de Paris'nin, Rodolphe'un yardım­ sever etkisine duygusuz, canakıyıcı kişisi. - 249 10 5 Bayan Georges ·. - Mysteres de Paris'nin kişilerinden ; onu - ' 'gözü görmeyen .büyük:lerin evlendirmiş bulundukları ikiyüzlü kıya­ cı"nın (bu adam Öğretmen'den başkası degildir) içine düşürdüg-ü se­ faletten kurtarmış Rodolphe'un korudugu öteki kadın. - 256 10 6 M ysteres de Paris'nin kişilerinden biri. - 256 10 7 Jeremy Bentham (1748-1832) . - İngiliz filozof - ve toplumbi­ limcisi. yara rcılık (utilitarisme) teorisyeni. - 267 , 108 Eduard Gans (1797-1839). - Berlin Üniversitesi hukuk pro­ fesörü. Hegel'in derslerini yayımladı. - 268 109 .Alexis de Tocqueville (1805-1859) . - Fransız tarihçi ve si­ yasetçisi, De la Democratie en Amerique ("Amerika'da Demokrasi üzerine") adlı incelemenin yazarı. Gustave Beaumont de la Bonniı�re (1802-1866) . - Gazeteci ve siyasetçi. Amerika'da kölelik ve ceza kurumları üzerine yapıtlar ya­ yımlamıştır. u:o

279

Journal des Debats, Paris'te 1789'da kurulmuş, Temmuz mo.. narşisi dönemind e bir hükümet gazetesi durumuna gelmiş günlük Fransız gazetesi. Journal des debats politiques et litteraires'in (''Si­ yasal ve Yazınsal Tartışmalar Gazetesi") adının kısaltılmışı.

453


Le Siecle ( " Yüzyıl") günlük gazete; 1840 'lara

1836'dan 1939' a kadar Paris'te yayın'lianan doğru, anayasal reformlardan yana ılımil

küçük-burjuvazi bölüntüsünün organı.

Les Petites Affiches de Paris ( "Küçük Paris Afişleri") , 1612'de

kurulmuştur; başarısı sütunlarını - dolduran ilAnlar ve çeşitli olgulardan geliyordu. - 283 ın

Johann Heinrich

Voss (1736-1819)

- Alman

logu; Homeros , Virgilius, vb. çevirileri ile ünlü.

-

yazar

283

ve filo­

1 1 2 Satan ("Şe�ian") - 1840-1844 yıllan arasında Paris ' te ya­ yımlanan güldürü gazetesi. - 285 1 13 Louise Moreı, Myste1·es de Paris'nin- kişilerinden biri. Za­ _

naatçı Morel'in, yoksulluk yüzünden note r Jacques Ferrand'ın ya­

nına girme zorunda kalan kızı; noter uyurken onun ırzina geçer. Çocuğunu öldürme suçu ile hapsedilecektir. (4. kısım, bölüm -

291

IX.)

1 1-4

Sir William Blackstone (1723-1780) - İngiliz hukukçu ve par­

115

Sainte - Vehme,

lamenteri. Anaya s al düzen . savunucusu. ortaçağda

-:-

291

suçlu bulduğu kimseleri ölüme yar­ gılayan ve idam eden gizli yargı yeri. - 301 n e Karl Heinrich Sack (1789-1875) . - Protestan tanrıbilimci.

Bonn'da profesör. - 302 1 17 D evletlerin, Napoleon savaşlarından sonra y� da 1814-1815'­

t e Viyana Kongresi tarafından kararlaştırılmış toprak değişiklikle­ ri sonucu, daha büyük devletlere katmış

prensleri. - 303

bulundukları

küçük Alman

ııs "Genç İngiltere" (Young England) . - 1840 yıllarına doğru · kurulmuş bulunan, Tory partisi üye si . İngiliz siyaset ve edebiyat adamlan toplulu&tu . . Marx ve Engels bunların fikirlerini Komünist Manifesto 'da "feodal sosyalizm" - terimleri ile nitelenclirirler. Ve Lenin, kendi Felsefe Defterleri'nde, bu parçayı · aktardık.tan s-onra, şöyle yazar

:

"Marx on saat yasasım kabul ettirmiş bulunan in­ gözönünde tutmuyor mu ? " (a.g.y. , s. 38)

sansever İngiliz torilerini -'---

305

1 19

Philippe Buchez (1796-1865) .

-

Not 178 ' e bakınız. Reux-La�

vergne (1802-1874) . - idealist eğilimli Fransız tarihçisi. Rohmer

kardeşler ise , iki İsviçreli gazete yazarıdır. - 314 12 o M arx ve Engels'in Kutsal Aile ya da Eleştirel Eleştirinin

E-leştirisi kitabının özeti, Lenin tarafından 1895 yılında, "Emegin Kurtuluşu'' topluluğu ile bağlantı kurmak için gitmiş bulunduğ;u

yurt

ğle şmesi sırasında yazılmıştır. Lenin'in eliyle yazıl­ mış, 23 sayfalık bir defterdir bu ; alıntılar Almancadır. Tarih be-

- dışındaki ilk

e

454


l irtilmemiştir; ely az ması büyük bir olasılıkla , Lenin'in Beriiri

kral

lık kitaplığında çalıştığı ve orada Marx ve Engels 'in yapıtıarının ender baskılarını okuduğu dönem olan 1895 Ağustos ayında yazıl­

mıştır. Bu özette , Lenin , marksizmin kurucularının dünya görüşü­

nün oluşmasını izler , burjuva toplum tanımlarını, genç-hegeleileri

eleştirilerini vb. kopya eder. (Lenin'in bu özeti, V. - Lenine , Cahiers

philosophiques (Oeuvres, Tome 38, E:ditions Sociales, Paris 1971, s . 15-49) 'den alınmıştır.) - 403 12 1 K utsal Aile ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi, Marx ve Engels'in, 1844 Eylülünden Kasıınına kadar yazdıkları, 1845 Şuba­

tmda Frankfurt-am-Main'da yayımıanmış bulunan ilk ortak yapıtla­

rı. -

405

Kutsal Aile, Allgemeine Literatur-Zeitung (" Genel Edebiyat Ga­ zetesi") çevresinde toplanmış bulunan Bauer kardeşler ve · çömez­ lerinin gülmelik tak:ma adıdır. Bauer ve öbür genç-hegeleilere kar­ şı konum alan Marx ve Engels aynı zamanda llegel 'in kendisinin idealist felsefesini de eleştirirler. derin fikir ayrılıkları , · kendilerini

Marx'ın genç-hegeleller ile

·

daha 1842 yazında, " Özgürler " [ "Kurtulmuşlar' ' -ç . ] derneği Ber­ lin'de kuruldugu zaman göstermiştir. 1842 Ekiminde, Berlin' deki ba­ · zı genç-hegeldierin de yazarları arasmda bulunduğu Rheinische Zeitung ' un ( "Ren Gazetesi") başına geçtikten sonra, Marx, gerçek

yaşamdan kopuk ve soyut felsefi tartışmalar içine gömillmüş "Öz­ gürler' ' derneğinden gelen boş ve- yüksekten atan makalelerin bu

gazetede yayımıanmasına karşı çıktı . Marx'ın " Özgürler " ile bo­

zuşmasını izleyen iki yıl boyunca, bir yanda Marx ve Engels ile,

öte yanda genç-hegeleller arasındaki teorik ve derin ve

uzlaşmaz

siyasal ayrılıklar

bir niteliğe büründüler. Bunun nedenini sadece

Marx ve Engels'in idealizinden materyalizme ve devriınci demok­ rasiden komünizme

geçişlerinde

değil,

ama

Bauer kardeşler ile

onların fikir arkadaşlarının evriminde de aramak ge rekir . Allge­ meine Literatur-Zeitung sütunlannda , Bauer ve arkadaşları, "1842

köktenciliği" ile

bu köktenciliğ;in en belirli temsilcisi Rheinische

Zeitung ' u yadsıyorlar ; en bayağı, en kaba öznel ü;lealizme, sade­ ce seçkin bireyleıin .....:. " tin" ,

' ' arı eleştiri" taşıyıcılarının- tarih

yapıcı oldukları, oysa yığının, halkın, tarihsel süreç

iÇinde edilgin

bir gereçten, ölü bir ağırlıktan başka bir şey olmadığı yolundaki ' 'teori' 'nin propagandasına kayıyorlardı .

Marx ve Engels, ilk ortak yapıtlarını, bu zararlı gerici fikir­

lerio çürütülınesine ve kendi yeni, materyalist ve komünist - görüş1 erinin s a vunulma s ın a ayırınayı kararlaştırdılar.

455


Engels'in

on günlük -bir

Paris'te yaptığı

eğleşme- sırasında,

Marx ve Engels, ilkin Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi

-

Bruno Bauer

ve Hempalarına Karşı olarak adlandırılmış bulıınan yapıtın planını hazırladılar;

yapıtın çeşitli bölümlerini paylaştılar ve önsözü

de

yazdılar. Engels Paris'ten ayrılmadan önce kendine düşen parça­

ları yazdı. Yapıtın büyük bölümü kendisine düşen Marx, 1844 Kasım

sonuna değin yapıt üzerinde çalışmaya devam etti; bir yandan 1844

ilkyaz ve yaz ayları içinde çalışmış bulunduğu iktisadi-felsefi el­

yazmalarından yararlanan Marx, öngörülen boyutları duyulur de­

recede büyülttü ; öte yandan Fransa 'da 1789 burjuva devrimi tari­

hi üzerindeki araştırmaları ile bazı" not . ve özetlerinden de yararlan­ dı. Yapıtın hasılınası

Marx yapıtın

sırasında,

adını Kutsal Aile

sözcükleri ile tümledi. .Yapıtın- boyutları, boyunun küçüklüğü saye­ sinde, yirmi formayı aştığından,

yüriirlük.te 1 22

o

çağda çoğu Alman devletlerinde

bulunan kurallara göre, sansürden kurtuluyordu.

A llgemeine Literatur-Zeitung (Genel Edebiyat Gazetesi) . - .

Charlottenburg'da, genç-hegelci Bruno Bauer tar afından, 1843 Ara­

dergi. lığından 1844 Ekimine kadar yayımıanmış bulunan aylık ' - 406 12 3 " Umrisse zu einer Kritik der Nationalökonomie" ("Bir Eko­ nomi Politik Eleştirisi Denemesi' ' ) Engels'in, ilk kez olarak 1844 baş­ larında Deutsch-jranzösische Jahrbücher ("Fransız-Alman ları") dergisinde yayımıanmış bulunan yapıtı. ı24

-

407

Yıllık­

Sözkonusu olan Proudhon 'un 1840 yılında yayımıanmış bulu­

nan bir yapıtıdır :

Qu

'

est-ce que la propieü�? ou Recherches sur le

principe du droit et du gouverment ( "Mülkiyet nedir.? ya da Ht+kuk ve Hükümet İlkesi Üzerine Araştırmalar") Marx, Schweitzer'e 24 Ocak 1865 günlü mektub un da bu yapıtı eleştirir. - 409 12 5 S özkonusu olan, Eug€me Sue'nün, küçük-burjuva duygusallıgı

ve insan severlik tonu üzerinde yazıl mış bulunan Mysteres de Paris adlı romanıdır. - 416 12 s M arx, J. Faucher'in, Allgemeine Literatur-Zeitung'un

ve

VTif

lische Tagesfragen

("İngilte re'de Gündemdeki Sorunlar") başlıklı

makalelerine anıştırmada bulunuyor. 1 27

VII.

fasiküllerinde (Haziran ve Temmuz 1844) yayımlanan Eng� -

417

1 789 Loustalot Günlüğü, Paris'te, Temmuz

1789'dan

Şubat

1794'e değin yayımlanan, Paris Devrimleri başlıklı haftalık. Eylül ; 1790 a değin, günlük devriınci demokrat Elisee Loustalot tarafından kaleme alındı. - 417 12 s " G.W .F. Hegel, Phenomenologie des Geistes" (Tinin Görün­

gübilimi) . Bu yapıtın ilk baskısı 1807' de yayımlan dı. Kutsal Aile 'nin

456

·


yazılınası sırasında, Marx, - Hegel'in yapıtlarının ikinci (Berlin,

1841)

baskısının

II. cildinden yararlamyordu. Hegel'in, kendi felsefe

sistemini açıkladığı bu ilk büyük yapıt, Marx tarafından "Hegel fel�

sefesinin gerçek ve gizli kaynagı" olar ak nitelendirilmiştir

(bkz : · Ma rx, 1844 Elyazmaları, Sol Yayınları, Ankara 1976, s. 241) . __,.. 418 129 Alıntı, B. Bauer'in, Allgemeine Literatur�Zeitung ' un IV. fa­ sikülünde (Mart 1844) yayınlanmı ş bulunan "Yahudi Sorunu Üzeri­ ne Son Yapıtlar"- başlıklı ikinci makalesinden yapılınıştır. - 423 1 ao E vrensel insan hakları, Fransa'da burjuva devrim çağında İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinde açıklanmış bulunan ler. - 425 131 18 Brumaire günii

(9 Kasım

ilke-- ­

1799) , Directoire'ı devirip k endi ,

diktatörlüğ;ünü kuran Nap oleon Bonaparte'ın hükümet darbesi tarihi. -

ne

428

13 2 D cartesien) . - Re· ekartçı materyalizm (materialisme Descartes'ın materyalist fizik - yandaşlarının öğretisi. C abanis ' nin

İnsanın Fizik - ve Tini Arasındaki ilişki adlı kitabı 1802' de Paris'te

yayımlandı. :__ 430 133

Adcılık (nominalisme, L atincede ad anlamına gelen

nomen­

Genel fikirlerio somut şeylerden önce geldikleri ve bu şey­ lerden bağımsız olarak, "gerçekten" varoldukları yolundaki orta­ den) .

-

çağ "gerçekçi"ligin t e rsin e , genel fikirlerde ("tüıneller' ') tekil nes­

nelerin adlarından b aşka bir şey görmeyen ortaçağ felsefe akımı . Adcılik. ile gerçekçilik ara sındaki savaşım, ortaçağ felsefesindeki materyalizm ve idealizm savaşımını kendi biçiminde dile getiriyor­ du. - 431

134 Duyumculuk (sensualisme, Latincede duyulara ilişkin anla­ . mına gelen sensualis'ten) . - Bilginin temel ve kaynağını sadece duyumların, algıların, tutkuların vb. oluşturdukları yolundaki felse­ fi ögreti. Duyumcu bilgi teorisinin çıkış noktası· şu ilkedir: "Anlıkta hiç bir şey yoktur ki. daha önce duyumda olmuş olmasın . " Bu teori,

- An Essay concerning Human Understanding ("İnsana! AnJık Üzeri­ ne Felsefe Denemesi") , 1690, adlı yapıtında, John Locke tarafından hazırlanmıŞtır.

Duyumcular

arasında,

materyalizm

yandaşları

(Locke� Condillac, Helvetius) olduğu gibi, idealizm yandaşları (Ber­

keley) da _vardı.

-

432

135 Sözkonusu olan Condillac'ın Traite des systemes ( ' ' Sistemler

Üzerine İnceleme") adlı yapıtıdır. - 432

136 Bab9fçiller (babouvistes) , - Fransa'da üt opya cı komünist "Eşitler" hareketi (1795�1 796) önderi Babe uf 'ün ·yandb_şları. - 432

Jı37 Lenin, Feuerbach'ın Grundslitze der Philosophie der Zukunjt

457


( " Gelecegin Felsefesinin İLls:eleri") , 1843 adlı yapıtma anıştırmada

bulunuyor. Bu yapıt, Feuerbach'ın, Vorlliufige Thesen zur Reform

der Philosophie ( "Felsefe Reformu İçin Geçici Tezler' ') , 1842, yapı­

Tezler'de,

tında yer alan özlü sözlerin (aphorismes) uzantısıdır. Bu

düşünür kendi materyalist felsefesinin temellerini açıldar ve Hegel idealizmini eleştirir; - 434 1 38

Anekdota

zur

. neuesten deutschen Philosophi.e und PubEcisti4:

v on Btimo. Bauer, Ludwig Feuerbach,

Friedrich

Köppzn,

Karl

Nauwerck, Arnold Ruge und einigen Ungenannten (" Çagdaş Alman Filozofları Bruno Bauer, Ludwig Feuerbach, Friedrich Köppen, Karl Nauwerck, Arnold Ruge ve Bazı Metinleri' ') .

-

Adsız

Yazarlarm Yayınıla.nmamış

Alınan dergilerinde yayıınlanmaları sansür tarafın­

dan yasaklanmış bulunan makaleler derlemesi.

Ruge

tarafından

1843 'te Zürich 'de yayımıanmış bulunan bu derlemenin

yazıkurulu

arasında, Marxda sayılıyordu. 139

İnsanseı;er teoriler

-

437

__

.

(Philanthropes theories) .

-

1840'tan az

sonra kurulmuş bulunan ve Tory p a rtisine baglı "Genç İngiltere"

siyaset adamları ve yazarlar topluluğu . Burjuvazinin iktisadi

siyasal erkliğinin pekişınesi sonucu toprak soyluluğunda

ve

uyanan

hoşnutsuzluğun sözcüsü olan bu topluluk, işçi sırufinı kendi etkisi

altına almak ve burjuvaziye karşı savaşımında ondan yararlanmak

için, demagojik · yöntemlere . başvuruyor, sefil sadakalar dagıtıyor­

J.u. Komünist Parti Manifestosu'nda,

Marx

ve Engels, bu

görüşlerini "feodal sosyalizm" olarak nitelerler .

458

-

441

toplulugun


ADLAR DiZİNİ

165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172,

A

173,

AUson, Arclıibald. - 28. Anaksagoı-os. - 1 95. Antuan. - 187. Aristid. - 186. Arkwriglıt, Richard. - 26 . Arnould, Antoine. - 194. Ashley, Lord. - 28.

200,

159,

160,

161,

204,

212,

178,

206,

179, 181 , 182, 207, 208, 209,

211, 221 ,

222, 223,

225,

228,

217, 232

233,

234,

235,

238,

250,

287,

288, 314. Baııer, Edgar.

214, 215, 216,

237,

35, 37, 38, <W, 41 , 42, 44, 57, 58 , 63, 64, 65, 66, 67, 70, 79, 80, 81, 84, 85, 87, 123, 135, 222, 236, 237, 281, 314.

Babeuf, Gracclıus. - 77, 183. - Bacon, Francis. - 195, 196, 197. Baue-r, Bruno. - 19, 20, 65, 68, 112, 123 , 124, 127, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 141, 142, 146, 147, 154, 155, 157 '

177,

201,

210,

218,

B

1 56,

174,

162,

164,

·

194. Beaumont, Gustave. - 279. Benda, Daniel. - ·23. Beııtham, Jeremy . - 200, 201,

Bayle, Pierre.

267: 289.

Beraud, F .

...o..

37, 236.

Blackstone, Wiılia1n. - 291.

459

203. ·


Bodz (Charles Dickens'in takma adı) . - 22. Boehme, Jacob. - 195.

Froment; M.

Gans, Eduard. - 268. Gaskell, Peter. - 28.

Buchez, Philippe, - 183 , 314. -

Gassendi, Pierre. - 193. Gay, Jules. - 200. Graham, James. - 28, 29, 31. Grotius, Hugo, - 79.

183.

c Cabanis, Pierre. - 192. Cabet, Etienne. - 200.

Gruppe, Otto. - 237.

Carlyle, Thomas. - 28. Chaptal, Jean. - 298.

Colins, Antoine. - 197. Comte, Charles. - 44, 73, 74, 75. Condillac, Etienne Bonr.ot de. . 19�

117.

G

Brüggemann, Karl. - 23, 24. Brütüs. - 187.

Buonarroti, Ph.

-

H Hargreaves, James. - 26. Hartley, David. - 197.

194,

Hebert, Jacques. - 175. Hegel, Georg. - 26, 34, 39, 41, 61, 6� •. 96, 97, 123, 124, 129, 133, 134, 136, 140, 160, 175, 191, 198, 20(), 201,

Coward, William. - 197.

Cremieux, Adolphe. - 177. Crompton, Samuel . - 26.

209,

214,

251,

268,

193,

198,

200,

Hinrichs, Hermann. - 140, 141, 143, 145, 151, 160, 209, 210, 213, 215.

142, 212,

286,

D Ddnton, Georges. - 185, 186. Demokritos; - 193, 195. Demosten. - 186. Descartes, Rene. - 191, 192, 193, 197, 198, 201 . Destutt de Tracy, Antoine. - 56. Dezamy, Theodore. - 200. Diderot, Denis. - .198.

210,

287'

211, 213, 288, 300,.

Helvetius, Claude. 201; 202.

Hirsch, Samuel. - 136, 137, 138. Hirzel, Konrad. - 220, 221, 222, 223, 312.

Hobbes, Thomas. - 193, 195, 196, 197. Holbach (D'). - 198, 201, 2(}2.

Dodwell, Henry. - 197. Duns Scot, John. - 195 .

Homeros. - 77,' 283.

Dupuis, Charles. - 198.

J

E Egidius.

-

bkz :

Epikuros. - 193.

Jungnitz, Ernst.- - 32.

Well, Karl.

K Kant, Emmanuel. - 268.

F Faucher, Jules. - 20, 25, 64, 67, 123, 127, 135. Feuer'bach, Ludwig . ..:... 66, 130, 143, 144, 145, 146, 191, 194, 211, 214. Fichte, Johann. - 184, 211. Fleischhammer, Emil. - 220, 221.

Fourier, Charles. 289, 292, 293.

-

-

55, 127, 131, 199,

. Foy (general). - 117.

Kasyüs. - 187. Katilina. - 187. Katan. - 187. Klodyüz. - 186.

Krug, Wilhelm. · - 226. Kodrus. - 186.

L Lamettrie, 198 .

460

Julien

Of/ray de.

192,


Law, John. - 193. Leclerc, Thiophile. - 183 . Leibniz, Gottjried. - 191, 197, 198.

193,

194,

Le Roy, Henri. - 192. Likurgos. - 186, 187. Locke, John. - 191, 195, 197, 199, 201. Louis XIV. - 90.

- Loustalot, Elisee. - 129.

Malebranche, Nicolas. - 191, 194, 197, 193.

· Mandeı•ille, Bernard de. .....: 199. Marat, Jean-Paul. - 127.

Martin Du Nord, Nicolas. - 177, 176,

179.

Menzel, Wolfgang. - 232. Milsiyades. - 186. Monnier, Henry. - 117. Montyon, J. B. A·uget de. - 283 .

Robespierre, Maximilien. - 183, 185, 186, 187, 188.

Robinet, J. -B. - 198.

R oux-lavergne, Pierre. Ruge, Arnold. - 234. Russel, John. - 29.

-

314.

s Sack, Karl. - 302. Saint-Just. - 185, 186, 187.

Sieyes, Emmanuel. - 55.

N

Sismondi, Simonde de. - 56. Smith, Adam. - 55, 56.

Napoleon I. - 127, 187, 188, 189. Nauwerck, Karl. - 31, 32, - 33, 34.

Spinoza, Baruch. - 191}, 191, 194, 197, 193, ·200.

192.

Stein, Karl von.

-

22.

Stein, Larenz von. - 204. Strauss, David. - 208, 209, 211. Sue, Eugene. - 88, 89, 90, 91, 92, 98,

o Orioene. - 239, 267. 200, 280.

99, 105,

Owen, Robert.

Szeliga, (Franz Zychlin von Zychlins­ ki'nin takma adı.) - 20, 87, 88,

Paalzow, Henriette von. - 37. Parny, Evariste. - 109.

89, oo. 91, 92, 96, 97, 98, 99, ıoı . 102, 104, 105, 106, 107, 109, 110, lll, 113, 114, 115, 116, 117, 118

Philippson, Gustav. - 136, 137. Pizon. - 186. Planck, Karl. - 160.

Platon. - 268.

Joseph. - 197. .Pr1'l11rll�rın P. -J. - 41, 42, 43, 44, 45, 51, 52, 53, 54, 55, 66,

67.

106, 107. 108, 109, 112, 116,

117, 119, 247, 250, 256, 257, 258, 270, 271. 273, 276, 277. 278, 279, 281, 283, 284, 285, 294, 301, 303. '

p

: .�9o·i19:; / in.i •· z2,ii '7a, 74. --_-•

150,

Schelling, Friedrich. - 148, 232. Schiller, Friedrich. - 302. Sezar. - 186, 187. Shakespeare. - 112.

Monteil, Amans. - 112.

-

148,

Saint-Simon. - 55. Sa-y, J. -B. - 55 , 71, 72.

Moliere. - 88.

Wewton, Isaac.

Ricardo, David. - 55, 56. Riesser, Gabriell. - 147, 151 , 152, 175.

Rohmer, Friedrich ve Theodor. - 314. Rotteck, Karl von. ..,.- 188. Roux, Jacques. - 183.

M

·

Reichardt, Carl. - 21, 23, 24, 64, 123.

68,

119, -249,

120,

121,

135,

244, - 245,

246,

250, 270,

251, 277,

252, 283,

253, 285,

266, 291,

268, 300, 310, 311.

T

264, 289,


Tristaıı., F/.ora.

-

36.

w \Vatt, James. - 226 . I Ve il, Karl. - 245. 'Welcke"t, Karl. - 188 . �'(aif, Christian. - 107.

V tTidocq, François. - 116, 246. Voıney, Constantin de. - 198. Vo1taire. -· 193. Voss, J.ohann. - 283.

z - Zetrl-eder.

462

-

220, 221 .


KONU

A Adalet.

-

265, 273, 274, 275; Proudhon'a göre adalet fikri -

52 ;

- Hıristiyan

ceza

- P1aton'da

adalet

- Hegel'de adalet - Hücre sistemi

- Sınıf

adaleti

teorisi 268;

-

-

-

Biriııç:

- Eleştir-el -

49�

267-268 ;

268-269;

278 ;

göre, hukuk görüşü de­ ile

Eleştiri

gerçek

insamn

yerine kendinin bilincini geçirir � 65-68,

124,

166,

207,

209-21 0 ,

212,

286, 287.

- Ayrıca bkz :

Eleştirel Eleştiri, He-

ge l .

Bi1·eycilik:

280 ;

ve adalet, tarihsel

DiZİNİ

pozitif bu­

durmadan

- Burjuva toplumun ürünü - 178-179 ;

- E'eştirel Eleştiri için. nesnel temelden

ayrı

olarak

reysel güçler

-

hareket

250.

eden bi­

Burjuvazi : -- Eleştirel Eleştiri burju\ıaziyi gözetir - 82 ; - Burjuva toplum : - modern devletle­ rin doğal temeli - 174 ;


- Burjuva toplum insam: "başkasına sadece özel çıkar bağı ile bağlan­ mıştır" - . 174-179; - Gelişmiş burjuva toplum·: anarşi : kaldırılmış ve yokedilmiş ayrıcalık­

- Devlet ve din - 171J.:.l72; - Prusya devleti: Mutlak devlet

-

172;

- Modern devlet:

burjuva toplum - 174, 188 ; - kökeni : ayrıcalıkların kaldırılma­

- temeli:

lar top!umu - 178-180; - Fransız burjuvazisinin napolyoncu devlet ile ilişkileri - 189 ;

sı - 178,

toplum

ç

devleti burju-

klasik: topluluk-kölelik çelişkisinin tüm1enmesidir - 179;

Ayrıca bkz :

çelişki

Diyalektik,

Din:

Eleştiri için, tanrıtanı­ - Eleştirel mazlık yurttaş Eşitliğinin _ koşulu�

Yığın.

dur - 138 ; - Ayrıcalıkh din, dinin pratik evren­ selliğine karşıt çıkar - 178.

Çıkar. - 303; - Fikir, eğer çıkardan ayrı ise ba­ şarısızhğa uğrar - 127-128;

Ayrıca bkz:

- Çıkar; burjuva toplumun bağı 185 ; - Çıkar : her türlü sağtörenin ilkesi 198, 200-203.

yaratarak

- 82; - Değerin salt ilineksel belirlenimi - 56 ; - Çalışma zamam ve değer - 76-80, ' 81;

Değer.

güncel

değer,

değeri - 77. Devlet:

- Yasa karşısında - 90 ;

98-121; - Hegelci diyalektik

Ayrıca bkz ; kiyet.

gücül

75; - Proudhon'da gerçek değer, değişim

verdiği

-

-

doğamn

- Fizik doğa - 271;

- içgüdüler - 288-289.

464

· 160.

Çelişki, Eşitıik, Mülw

Doğa: - Doğa ve burjuvazi - Hıristiyanlık, 259, 267;

eşitsizlik yaratır

karşı

kendine

yargı kararını uygular - 62 ; - Pi'oudhon eşitliği, onu."l çelişkisinin yaratıcı ilkesi olan özel mülkiyet olarak tasarlar - 68 ; - Eleştirel Eleştirinin diyalektiği

D

değer -

Tanrıbilim.

Diyalektik: - Proletarya, mülkiyelin proJetaryayı

Ayrıca Bkz: Toplumsal Sınıflar.

- Proudhon'da

-

Devrim: - Devrim ve gerçek çıkar arasındaki ilişki - 128 ; ....:.. Eleştirel Eleştiri devrimi ancak dü-­ şüncede yapar - 134; - Fransız Devrinii - 182.

va topluma karşıt çıkaran çelişki,

- Düşsel çelişki, gerçek 219, 238 ; - Teori-pratik - 176-177.

ilişkiler

Ayrıca bkz: Burjuvazi, Kölelik.

Çelişki: - Pro!etarya-zenginlik - 60, 90 ; - Eleştiri-Yığın - bkz : Yığın; temsili

arasındaki

189 ; - Eleştirel Eleştirinin devlet üzerin· deki yargısı - 137, 1 82, 184.

Ayrıca bkz: Çıkar. Devlet.

- Demokratik

180 ;

- bağlantısı : burjuva toplum üye­ lerinin çıkarı - 185 ; - Napo1yoncu devlet ile burjuva

- Burjuva toplum: Yığmın örgütlen­ mesi - 205-206; - Burjuva kafası doğaya karşı - 255256.

255;

düşmanı


Doğruluk (Verite) .

- =- - Bauer

için,

125, -229 ;

-

doğruluk,

Hegel

için

de olduğu gibi, kendi kendine ta­

n:tlanan bir otoni.atbr - - 124.

E

E konoıni Polit-ik. - - - 54, 55, 71 ; .- Ekonomi politiğin temel varsayımı:

mülkiyet ilişkileri insanal ilişkiler­

dir

-

55-56, 57 ;

- Maltusçuluk ---,-

- Eleştirel - tiği_ -

Sl ;-

Eleştirinin

2.93-295. Değer, Mülkiyet,

Ayrıca bkz :

gürlük. Eleşti1·el Eleştiri : -- Ayırıcı özel'ikleri --

-ekonomi

poli�

Oz­

en eksik­ 19, 87, 146 ;

"'"'- Cermen-Hıristiyan ilkemin

--siz dışavunımu - Mutlak eleştirel konu, mutlak tin -

122, 123, 125, 133, 146, 2Hl, 240. ' :---- İlişkileri : - sevgi ile __: 37-41 ;

Eşitlik: - Kendi dolaysız çelişkisi olan özel mülkiyetin yaratıcı ilkesi - 65 : -· Eşit! ik ilkesinin tam mı : onu kendi· nin bilincine karşıt çikaran şey 66 ; - Devlet eşitsizlik yaratır - SO : __;. Layiklik, yurttaş Eşitliğinin koşu- · lu - 267 : . r � Teoride ve pratikte- eşitlik - 177. Ayrıca bkz : ,. Yahudi Dini.

Etkinlik (Activit�) : -'- Gercek sınai tecimsel etkinlik,

h

rıca kların

dan geçer ·

--

-

-

--

-

ile :

Hegel'in

36, · ı33-134, 143, 208; · 25, 126; yığm ile: bkz: Yığın. felsefe ile - 142-143 ; siyaset ile -:- 173 ; sosyalizm ile - 203 ; tanrıbilim ile. - 60, 207, 212 ;

doldurur

-

- Elçştirel Eleştiri kendi karşıtım ken�

di yaratır - 28, 153, 218-219; - EleŞtirel Eleştiri, gerçekliğin, fel­ sefenin kendini verdiği o tersine çevrilişini tamamlar - 20, 60-,- 89, 89, 139, 144 : ' � Eleştirel Eleştiri ve edebi eleŞtiri � (bkz: E. Sue.) - E1.eştirel Eleştiri ye dil - 22-24, 31 . 63-64; . .c... Eleştiı·el Eleştiri ve çeviri - 22-23, 41, 64, 71 . 82. Ayrıca . bki : idealizm, Yığıit.

Eınek� - 36, 56; - Ücret ve Sermaye kazancı - 56; - Ücret ve emek - 81, 84-85 ; -.:. İşsizlik ve Yoksullar Bankası 294-296, 297,

fikirleri

-

144, 231.

runlu - 182-183; - Gerçek insanal etkinlik ·

Ayrıca bkz : Fik ir, Felsefe, Ku1·gu, Mate·ı�yalizm. F

boşluklarını

: tarih ile -

178-179 : için _ zo­

238,

- Hegel

-

ay­

kaldırılmasın­

- İnsanların pratik etkinliği: i;}ii bir sonuca götürinek

35, 95, 221,

ortadan

Felsefe:

felsefe: işlerin varolan durumunun soyut dışavuru­ mu - 67 ; - Kurgusal felsefe. . . gerçek sorunu kurgusal sorun biçimine getirir 14{) ; - Hegel felsefesi - 133-134; - Aydınlıklar felsefesi - 230 ; - Schelling felsefesi - 232. - Genç-hegeleilerde

Ayrıca

bkz: K'urgu.

Filcir (Idee) : Fransız devrimi ve fikirlerin · ba.re-. keti - 182, 186, 187 ; . - Fikirler . . .. işlerin eski durumunun Jikiderinden başka, _hiç bir zanian. hiç bir şeyili ötesine götür-emezler - 182. __,

Ayrıca bkz: Etkinlik.

Fransa :

- E�eşth·el

sefesi 231 :

4fi5

·ve

Eleştiri, Ardmlıklar fel­ .Fransrz toplumu / - 229-


Paris - işçileri

-

30 ; - "Genç İngiltere" Ayrıca bkz : Tarih.

294-296.

- Çartizm .....;

H

Hegel:

- Hegelci yontem : tözü

92-97;

tasadamak -

tarih; görüşü : insan tari­

- Hegelci hin

özne olar alı'

dayanağirrdan

-değildir -

124,

başka

JJ3-134,-

bir

252-259;

şey

__::__. Hegel'in hukuk felsefesi -� 67 ;

- Eleştirel Eleştiri ve Hegel : tlegel'­ in tarih görüşünün karikatürsel tümlenişi

- · 160 . 210-211. Tarih. -

_..,. Hıristiyanlık

302;

insanı

-

temeli '210;

olarak

tarunmış

- Burjuva toplum insanı - 174-175, 178-179 ; _____,_ İnsan hakları - 136: 174; - İnsan hakları : burjuva toplum ürü­ nü - 174-175 ; - İnsan dış koşullar tarafından oluş­

yabancılaştırır

193, 203 ; - İnsan koşu�lar tarafından oluşturul­ muştur, --koşulların

çi:nde oluşturulması

arasındaki bağlantı - 276.

Ayrıca

, - Hu·istiyan günah bilinci ile delilik

Ayrıca bkz : Din.

--'- 72, 90.; - Hukukun özü -·

150 ;

_

-

İ

19, 97-116, 130;

- Eleştirel' Eleştirinin

İdealizmi (ve Yığının Materyaliznıi) · 86-87, 238, 252 ;

- İdealizm :

kurgusal - kurgu

212 ; ..:.:..:. Hegelci - idealizm

İlerleme (Progres) . 131.

- 92"97,

208-213 .

lngilteı:e: - Samiyi kentleri - 26; - l\IIaşinizm - 27-29 ; - Ücretler - 27; - Partiler · - 27 ; - Tahll Yasasına Karşı Birlik 29-31; 28-30; - 10 saat yasası

cilik ya daha tehlikeli düşmaıu yoktur 19.

İşçi: - Fransız

sosyalistlerine

göre:

-

her

her şeyi üretir, gene de ne hakkı vardır ne de · mülkiye­ ti - 35 ;

şeyi _ yap ar ,

- Eleştirel Eleştiriye göre, bir . şey üretmez - 35-36;

84-85 ; - İşçi dernekleri

işçi

- 86 ;

132.

soyluluğu

K

Ayrıca bkz : Sevgi. .

Ka-r.

-

83-85.

hiç

gücü ' bölüntüsü

- Ortaklaşa emek

Kadın :

27,

- 191-199;

gerçek insanın tinsel­ da kurgusal idealizmden

- Kadının kurtuluşu

-

bi- .

bkz: Hı1'istiyanlılc, İnsancıl :k, Mülkiyet.

- İşçilerin insanal

46, 47, 51, 54,

insanal

g er ekir - 199.

İnsancıltk (Humanisme) .

50 ; - Hukuk hiç bir şey vermez, ama \'aro!an şeyi onaylamakla yetinir 284. Ayi·rca bkz: Adalet. İdealizm.

da

- Almanya'da

- Yasa hukuku oluşturmaz -

_

-

insan-gerçek insan .....; 66-67,

- Soyut

- 259-261, 264;

Hukulc.

insan

turtilmuştur (bkz : ıMateryalizm) . -

Ayrıca _ bkz :

Hıristiyanlık.

.

- Tüm insanal etkinliğin özü olaı·ak,

241;

- Hegel dünyayı tepesi üstü koyar -

286-288;

İiisan :

305.

Romiinizm: Bkz : Sosyalizm . .

291-293.

131-


KöLeW�

(Esclauage) : - Roma hukuku ve Proudhon'a

- Nesne olarak Yı'ğın'ın, gerçek yıgın lar ile benzer hiç bir yanı yoktur

göre

- 234;

kölelik - 51-53 ; - Kölelik veburjuva toplum - 178 -17_� : - Evlilikte _ kadının kö:cliği - 291-292.

- Eleştirel Eleştiri nesneyi özne· biçimine getirir - 38, 39-41, 93, 97,

AJ.'Tıca bkz: Kadın.

...c

;eculation) :

Kw·gu -- (S

- Almanlar kurgu kurarlar, Fransızlar pratik olarak davranırlar. - 20, 44, - 65--67' 86; ....:.. Kurgusal sözlük S(}ınuta soyut ve soyuta da somut adını verir - 40 , .;___

60, 1 14 ;

Ünlü ın€yve örneği ile birlikte, He­ gel'in kurgusal felsefesinin eleştiri­ si - 93-94.

123;

Tarih . . . insanal bireylerin kendisine yalın dayanaklar hizmeti gördükle·

ri metafizik bir özne durumuna · ge­

lir - 124 ;

- Kurgusal Nesne-Özne birliği - 250-

252 ; '

- Eleştirel Eleştiri. .. Hegel felsefesin­ ·

den, nesnel gerçek zincirleri. . . salt öznel düşünsel zindr�er biçimine getirme

229.

sanatım

M

ö

Ii1ate1'ı{alizm. - 146-147 ;

Materyalizm ile idealizm arasındaki

savaşım - lQl ; _ __ Fransız materyalizminin kökenieri :

- Descartes - 191, 192; - Locke - 191 , 197, 198 , 199 ; - - Materyalizm tarihi - 190 ;

_

- İngiliz materyalizminden çıkmış bulunan Fransız materyalizminin man­ tıksal scmucu : sosyalizm ve komü­ - 198, 199; 20ü-;

ÖzeL Mülkiyet :

- Toprak mülkiyetinin kökeni: - Pro­ udhon'a göre, 64-66, 67-76;

- 18. yüzyılda materyalizmin utku temeli : insanların gerçek etkinliği -

'

193.

kaldırılması. - 177-178 ;

eleştirisi:

- Proudhon'a değin: ekonomi poli­

tiğin temeli - 54-57;

Proud.hon çözüm- lernesinin çıkış noktası - 59 ; - çelişki : mülkiyet�proleta:rya 59-61, 71-73, 75-77;

- SefaJet doğurur-:

Ayrıca bkz : Özgürlülc.

- mülkiyet kendi

- 17. yüzyıl metafiziği - 192, 193; - 17. yüzyılda metafiıiğin çöküşü

doğru

61-68;

"193, 194.

- 231 .

N

Nesne-Özne ( Objet-Sujet) :

- Eleştirel Eleştiri kendi öz nesnesini (k-onusunu) yaratır - 99, 114, 153-

öz

kendiliğinden

yokoluşuna yolalır -

- özel mülki�·etin iktisadi

MHliyetçilik. - 231 : - Eleştirel -Eleştiriye göre Fransız .Mil­

n':illiyetçiliği·

Eşitlik

- Özel mülkiyetin Proudho n tarafından

Metafizik. - 191;

- · Alman

kaynağı:

- Özel mülkiyet biçimleri: 55·; - feodal mülkiyet � 74 ; - toprak ınülkiyeti ve ayrıcahkların

nizm

liyetçiliği - 182-183 ;

öğrenmiştir -

__.

sızlığı

-c

olanak­

83-84

yabancılaşmayı

kaldırmak

mülkiyeti kaldırmak - 86.

için,

Özgürliilc '--- Teorik özgürlük-gerçek özgürlük 147:

'--- Siyasal özgürlük-- 171-172;

- Burjuva sözde-özgürlük. '--- 178-179. Ayrtca bkz: Materyalizm, Yabancı­ laşma.

154. 2'ıS..219 ;

467-


p Pa�a :

�--

_

- Marx,

karşı.

;

·

- Insanın yaşamda - · insan

Siyaset. - 140-142

gelmesi için zorunlu kaldırılması. -

Sosyalizm CI)omünizm) : - Fransa'da komünist'

86.

.fikirlerin do· ğuşı.i. - 183; 198-200, 201 ; - Sulandırılmış furiyecilik. - 230-231.

Proietmya. - _69, 82; ._ Proletarya ile zenginlik karş1t şey­ lerdir. - - 60 ; - Özel Mülkiyet ürünü . ...;.. 60 ; ;c;.. Proletaryanin tarihsel rolü. - 6263.

Soyutlama : - Eleştirel Eleştiri:

·

s Sağtô'i·e (morale) .

-

46 : _göre

- Eleştirel Eleştiriye

İyilik

,

ile

Kötülük ar.asındaki ilişkiler, - 246-248, 254-255, 302; - Zengin-yoksul = iyi-kötü. - 302;

liğin ::.oy_�tlanmasmı ler. -

T Ta-ıınbili1n (Theplogie) : - Eleştirel Eleştiri ve - klasik tannbilim. - 161-162; - - _Eleştirel Eleştirinin tümleme alan' . - 206-207. :aı ı . Tm·ım: - E. Sue'ye göre,

-

-

sadece sermayenin kaldırılması sağ­

86 ; - S-ermaye-emek birliği layacaktır. -

Ayrıca bkz : Değer.

-

Sevgi (Amour) : '"'"'. Eleştirel Eleştiri Sevgiye 37-39-40-41, 242 ;

-

293-294. karşı.

-

102 ;

lıı.rihini ·25-31;

ranışı, - 226-227.

- Eleştirel Eleştiriye göre sevgi-evlilik

çözümlemesi.

va­

karşısındaki teorik ve pra:tik

-

iş­

tarihin varolması için, ve tarih de, _doğru1ukların kanıtram rolması - için vardır. - 124: Gerçek tarih, eleştirel tarıhtea adac rnaklllı ayrılır. - 25-27, 1.26-127, 139, 141; Eleştirel �-leştiri İngiliz değşirir (tahrif eder) . Materyalist tarih görüşü: kendi öz ereklerini izleyen insım etkinliği. .....,.. 144 ; Tarihsel gerçeklik: ·insamn doğa

- İnsan,

kurulmuş uyumu 129�130, 236. olmasını

-

Ayrıca bkz : Topra!r. mülkiyeti.

önceden

-

tarımsal

Ta-dh:

Ayrıca bkz : Ç-ı.kar.

insan

örnek

letme el(!:ştirisi. · - 296-298.

-- 259, 260, 261; tüm sağtörenin ilkesi. - 196, 201-203; - Sağtörel kazüistik - 272-274, 307308, 311�

Sermaye. - 237-238; - İnsanın gerçekten

gerçekleştirir­

- 241 , 268 , 286-287, 288.

Ayrıca bkz : Felsefe, Kurgu, Nesne­ özne.

� Çıkar, -

-

mutlak soyutlıı. ma.

- 238-239, 243; - .Hegel ve eleştirel Ele;ıtiı'i, gerçek-

- Burjuva sağtöre, hıristiyan- sağtöre.

Sansür : - Eleştirinin ve sansür.

103-ıe-7.

Ayrıca_ bkz : Kadın.

dui·urnuna

Ptvudhon: - Proudhon'uıı temel _katkısı : özel mülkiyet eleştirisi ile, bir ekonomi politik bilimini olanaklı kılar. 55-56: - ' Sağtörede yanılgının göreceliği. 46. '

aşağılanmasına

cinselliğin

-

dav­

Ayrıca bkz : Flegel.

Tin (esp�it) . - 130-133, 134. Ayrıca bkz : Felsefe;

Toplum: 468

- Bkz: ;r

Hegel, · Yıbııı.

Burjuvazi.

·


Toplumsal Sınıflar. -:- 85, 127. - Varlıklı s1mf ve proleter sınıf aynı insanal ·yabancılaşmayı orunlarlar. - 61 ; - Aşağı sınıfların yükselişi. - 205; ' - Hizme!�ilik ilişkisi. - 29L Ayrıca

bkz: Çıkar, Ekonomi p"Olitik,

- Eleştirel Eleştiriye göre, Yahudi - dini, durum ve toplum. - 148-149:

- Yahudi

sorunu. -

'- nesnel . nedenler.

- Yahudi

dini

169;

sıması. - Yahudi 17{}-171 ;

-

169;

sorununun siyasal yönü.

- Yahudilerin üretim :

tarih

118.

süreci:

mat.eryalist

göri.'işü_nün temeli. Ayrıca bkz : Materyalizm.

mış eşitliğin varoluşu .

-

68 ;

Yığın {rnasse) :

67 ;

"'""' .. Tarihiri büyük eylemlerinin · başa­ rısızhğından. sorumlu yığın.

-

126. -- Yığm-Eleştiri ilişkileri.- Eleştiri-Yığın

123,

--

128-129, 147, 165;

kaldırmak için, mülkiyeti, sermayeyi, parayı vb. · kaldırma zorunluluğu. - 86.

-

- Yabancılaşma : onu

Ayrıca--bkz : Emek, Proleterler, Ser­ maye; Toplumsal sınıflar.

,•"

122 '

218,

' t22-

232-234;

- 218, 220 , . 224;

- Eleştiri Yığım kendi yığın liğinden kurtarmak ister,

nite-

25,

- Yığın: Hegel için olduğu gibi, eleş­ tirel Eleştiri için de tarihin madde-

. sel öğesi. _:. 133; - Tarihi Yığın yapar.

251;

-

karşıtlığı.

20&-207,

1 54 ;

y

146 :

l58,

- Eleştiri Yığına gereksinme duyar. '

- Yabancılaşmanın gerçek temeli ve kaldırılması için pratik sava:;ıım . ......:

Yahudi Dini (Judaisme) : - -'- Yahudi dini ve tarih.

·

- insanlık · Tinden yoksuniaşmış bir Yığın biçimine dönüşür : - 46, '

gerçek-

kaldırmayı 70-71; .....: Satınalma_ kavramı : nesnenin yaban­ ellaşmasım öngerektirir. - 84 ; -

·

171-173,

nitelendirilmeleri. - 123, 129-133;- 146:

- İktisadi yabancılaşmayı

Proudhon nasıl anlar.

-

- Yığırun eleştirel Eleştiri tal'afındı;ın

-- Proudhon için Mülkiyet: yaba'ncılaş�-

- Malik-olmama : insandışının liği. - 69-71 ;

kurtuluşu.

-

- Tin karş2tı.

_Yal?ancılaşm,a: -

167 ; hıristiyanlık.

-

......: Yahudi dini: burjuva toplumun yan­

Mülkiyet, Yabancılaşma.

- Gerçek - üretim

ve

·

-

182-183, 250-

- Y1ğının burjuva toplum tarafın­ dan örgütlenmesi: - 204, 205, 206.

138,

469


Karl Marx-Friedrich Enge1s'in La Sainte Famiıle, ou Critique de la Critique Critique - Contre Bruno Ba..uer et consorts adlı yapıtını Fransızcasından Ke­ nan Somer dilimize çevlimiş, ve kitap, Kutsal Aile - ya da Eleştirel Eleştirin Eleştirisi - Bruno Bauer ve Hempalarına Karşı adı ile Sol Yayınları tarafından, Ekim 1976 tarihinde, Ankara'da Çağ Matbaası'nda dizdirilip bastırılmıştır.


SOL YAYINLARI. Sarumlu Yönetmen: JV.Iuzaffer Erdost. Çarşısr, 26,_ Yenişehir, Ankara.

Yönetim Yeri: Zafer



Marks engels kutsal aile ya da eleştirel eleştirinin eleştirisi sol yayınları