Issuu on Google+

J

I<. Marx F. Engels

Gotha ve Erturt Programlarının Efestirisi •

YAYlNLARI


GOTHA. VB · ERFURT . PROGRAMLARININ

·ELE:ŞTİRİSİ

KARL MARX, FRİEDRİCH. ·· ENGELS


ÜÇÜNCÜ

BASK!


GOTHA VE :E:RFURT PROGRAMLARININ

ELEŞTİRİS_İ KARL MARX, FRİEDRİCH ENGELS ÇEViREN

M. KABAGİL


Karl Marx (Editi.ons

ve -rriedrich

Social es,

çevirmiş ve

E:ngels'in

Paris,

kitap, Gotha

tarafından, Ekim

1989

1950) ve

(Birinci

rihinde, Ankara'da,

C:ritiques adlı

Erfurt

des

yapıtı nı,

Programmes de

Programlarının

Baskı: Kasım

Ootha

Fransızcasından, M.

1969;

Şahin Matbaası'nda

Eleştirisi ikinci

adı ile,

Baskı:

et d'Eduıi

Kabagi!

So!

Mayıs

dizdirilip bastırılmıştır.

dilimize

Yayınları 1976)

ta·


İÇİ NDEKİLER

7

Sunuş, Emlle Bottigelli BiRiNCi

BÖLÜM

GOTHA PROGRAMININ ELEŞTİRİSİ KARl MARX

15

Frledrich

17

19

· 22

W, .

Engels'in Önsözü

Bracke'ye Metnin Sunuluşunda

Alman işçi

22

1

38

lll

Partisi

Marx Tarafından

Programın ın Kenar Notları

Yazılan Mektup

ll

36

40

IV iKiNCi BÖLÜM

GOTHA PROGRAMI ÜZERİNE FRiEDRiCH ENGELS 49

51

August Bebel'e

Mektup

W.

66

Kautsky'ye Mektuplar

63

66

68

6870

Bracke'ye

Mektup

60

Bebel�e Mektup ı

ll

lll

IV

Albert

73

Friedrich

79

_Friedrich Albert

75

80

Sorge'ye Bir Mektuptan Parçalar

Kautsky'ye Mektup

Sorge'ye Bir Mektuptan

August Bebel'e Bir Mektuptan

Parççı

Parça

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

ERFURT PROGRAMININ ELEŞTİRİSİ FRiEDRiCH

87

89

91 91

99

105

Kautsky'ye Mektup · 1891 Sosyal-Demokrat 1.

ll.

111.

Program

ENGELS

Tasarısının

Eleştirisi

On paragrafta güdülerin açıklanması

Siyasal istemler

'Ekonomik istemler


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

PROLETARYA PARTİSİ İÇİN SAVAŞIM K. MARX ve F. ENGELS

107

Marx'ın Ludwig Kugelmann'a Bir Mektubundan Parça Marx'ın Bolte'ye Bir Mektubundan Parça _ Engels'in Friedrich Cuno'ya Bir Mektubundan Parça Engels'in Friedrich Albert Sorge'ye Bir, Mektubuı:ıdan Parça

109 116 120 123

Marx'ın

126

Friedrich Albert Sorge'ye

BEŞiNCi

Bir

Mektubundan

Parça

BÖLÜM

GOTHA PROGRAMININ ELEŞTİRİSİ ÜZERİNE V. i. LENiN 129

131 136

144

-

Engels'in Bebel'e- Mektubu Marx. Gotha Programının Eleştirisi

Engels'in Mektubu, 1875 EKLE.R

149 151

151 152 155

155 -

1 55

157

159

163 174

Birinci Entemasyona!in Önsözü ve Tüzüğü

Önsöz Tüzük ·Ar man Sosyal-Demokrasisinin Birbirini izleyen Programları 1. Lasa!cı ların Programı { Leipzig; Mayıs 1863) -

2.

Marksistlerin

4.

Gotha Frogramı (Mayıs, 1875) · Erfurt Programı (1891).

3.

·

Açıklayıcı Notlar Adlar Dizini

Programı

(Eisenach,

Ağustos 1869)


SUNU

Ş

GOTHA Prograırimm Eleştirisi, Komünist Partisi

nifestosu'yla birlikte,

Ma�

Marx'ın, İşçi Partisi programının

hazırlanınasına en Önemli ·katkılarından biridir. 1875'te yazılan bu yapıt, "Alman mmın

Kenar Notlan

yordu. Sözkonusu

İşÇi Partisi Progra�

gibi engingönüllü bir başlık taşı­

progran1, Alın�n işçi

sınıfının iki ör­

·gütünün, aralaqnda anlaşarak, Gotha'da, 1875 yılının 22 Mayısından 27 Mayısına kadar toplanan birleşme kong­

resine sunmak iste·dikleri prograındı. O

sırada,

Aln1an prolet2.ryası davasını, iki parti sa­

vunma durumundaydılar.

"Alman Emekçileri Genel Der­

neği'' 1863'te Lassane tarafından kurulmuştu. ''Emekçile-·

7


rin

Programı"

Manifesto'nun

birleşmiş

çevresinde

oLan

bu

örgüt,

ilkelerinin kabaca tahrifi olan zayıf teorik

, temellere dayanmaktaydı. Daha o zaman, belki de politi� kasının sonuçları konusund a hayale kapılan ve kişisel tut� kularının dürtüsüyle .hareket eden Lassalle, Alman işçi sı� ·nıfını, Bismarck'ın koliarına itmeye kalkışınıştı. Lassalle'� m

·ardılları, özellikle Schweitzer, harekete bir dikta görü-­

nüşü vermişti ki, bu, yandaşlarının hoşnutsuzluğuna ne.. ·den oldu.

1875'e

doğru

Hasenclever,

Hasselmanri ve

Tölcke'nin yönetimindeki Alman Emekçileri Genel Der­

neği tam bir bunalımın içindeydi ve lasalcıların oportü­ nizminden ve şovenizminden ötürü, hayalkırıklığına uğra· yan işçi sınıfının her gün artan sayıda bu örgütten uzak­ laştığına tanık olmaktaydı. Öte yandan, 1869 Ağustosunda, Eisenach'ta, uAlman Sosyal-Demokrat İşçi Partisi" kuruluş kongresi toplandı.

Bu partiyi, Bebel ve W. Liebknecht gibi her ikisi de-mark­ . sizmi benimsemiş adarnlar yönetmekteydi. Kongrede ka-

- bul edilen tüzük, Marx ve Engels tarafından 1864'te ku­ rulmuş olan Uluslararası Emekçiler Derneğinin �üzüğün­ den esinlenmekteydi. Yayın organları Volksstaat, lasalcı­ lara karşı, ·yazıkurulunun

teorik sağlamlığına tanıklık

eden bir sarsılmazlıkla savaşı

sürdürüyordu. Davasının

daha iyi savunulduğunu sezen işçi sınıfı, gittikçe ayzenah- ·

çıların çevresinde toplanmaktaydı. Bu dönemde, Bismarck'ın gerici politikası, 1871-72 grevlerinin bastırılması, proletaryanın saflarında birleş­ me hareketinin açılıp gelişmesine elverişli bir ortam mey­

dana getirmişti. Las.alcılar bu ortamdan yararlanarak, ör­

gütlerinin çözülup dağılmasını önlemek amacıy1a, Liebk� necht'e yanaştılar. ll Ekim 1874'te Liebknecht, o sırada Zwickau hapisanesinde yatmakta olan Bebel'e şöyle yazı­-

yordu: u

Tölcke dün

buradaydı; bizimle birleşrnek istiyor.

8


Dün de Fritsche'den aynı anlamda bir

mektup aldım.

Fritsche'ye göre, Reimer ve Hasselmanıi da, en azından

sürekli-bir ilişki istemektedirler: birleşme şimdilik

ola­

naklı değil. Yüzyüze görüştüğümüzde sana ayrıntılı ola­ rak anlatırım; Reichstag'ın açılışından sekiz gün önce se­

ni görmeye' geleceğim. Şu kadarı kesin_: Alman Emekçi­ leri Genel Derneği bozgun

halinde.-"*

Birleşme, her şeye karşın gerçekleşecekti ve_ oldukça

uzun süren konuşmalardan sonra bir komisyon kuruldu ve-bu komisyon, 1875 yılının 14 ve 15 Şubatında, Gotha'­ da toplarlarak birleşme

program tasansını

kaleme aldı .

- Öyle .anlaşılıyor ki, W. Liebknecht, bu komisyondaki ha-·

reketinden dostlarına uzunboylu bilgi vermiş değildi. Ne olsun , tasarıyı _Bebel'e· ulaştırır ulaştırmaz, Bebel

olursa

karşı çıktı ve uzun bir karşı-tasarı kaleme aldı. Bracke'­ i:ıin tepkisi de olumsuz oldu ve tasa rının metnini Marx'a · gönderdi. Bu Kenar Notlar'ın öricesi işt� böyle. ·

Marx'ın kaleme aldığı Kenar Notliır, 5 Mayıs 1875'te,

Eisenach grubuiıun liderlerinden olan Bracke'ye iletildi�

Öte yandan, Engels, bundan b i r ayı aşkın bir süre önce

Bebel'e uzun bir mektup yazmı ş tı ve bıi mektupta, ortak program tasarısının özünü oluşturan _lasalcılık ile küçük­ burjuva ideolojisi karışımını en sert biçimde eleştiriyor­ du. Bu bakımdan marksist yöneticiler, lasalcı partinin önderleriyle - birlikte kaleme almış oldukları metin hak­ kında, Marx ve Engels'in bellibaşlı eleştirilerini biliyor­

lardı. Enternasyonalin iki kurucusu, derin bir değişikHk

yapılmaksızın kabul edildiği takdirde, Alınan SosyalMDe..

maknit İşçi Partisinin programına karşı olduklannı,· açık

bir bildiri ile ilan etme niyetinde olduklarını gizlememiş�

lerdi..

Buna karş ın Marx'ın

Kenar Notlar'ı gözönünde tutul-·

•August Bebel, Aus meinen Le-ben,

c. ll,

9

Berlin 1946,

s.

258.


madı. Kuşkusuz,

temenni

ula� bulunan birliği

edilen, ama lasalcılar için

şılınası ölüm-kalım sorunu haiine gelmiş

m utlaka sağlamak iÇin olsun, ya da açıkça söylenınesi da­

ha zor olan nedenlerden ötürü olsun, Marx'ın ve Engels'in eleştirileri, komisyonun tasarısı ile aynı düşüncede olma­ yanlar tarafından bile gizl i tutuldu ve Gotha Program1_ denen tasarı, esastahiçbir değişiklik yapılmadan kabul edildi. Ma rx ve ; E rig els, . bu ideolojik . geril em e karşısında, hayalkır:ıklıklarıriı gizleınediler. An1a bu progra.mda olma­ yan şeyleri gören ve bu onu komünis t - diye_-nitelendiren . burjuva bas1nın tutumu, Marx- ve Engels'in. Alman sos­ yal-demokrat pa rtisi ile bağlarını açıkça koparmalarına engel oldu . KONGREDEN üç yıl sonra, 1878'de, Sosyalistlere� Karşı Yasa kabul edildi ve bu yasıa,-1890'a kadar yürür­ lükte kaldı. Bu durumda ,· programın gözden ge çirilmesi sözkonusu olamazdı. Ama, işçi partisinin durmadan artan

. nüfuzu, burjuvazinin kendis ine de _bu _gib i önl_emlerin et­ kisiz kaldığını

gösterdi. -Böylece

yasanın kaldırılmasina

gi dildi . Özgürlük -ortam.ının geri gelmesiyle,-yeni bir prog­

ram hazırlamq. gereği o kadar açık listledn karşısına dikildi ki,

daha

seçik biçimde sosya.

1890 yılının Ekiminde,­

Halle .p ar ti kongresinde bu sorun gündeme alındı. Engels, bu fırsattan yararlanarak, büyük güçlüklerle

kaniyabilmiş olduğu Marx'ın ünlü Kenar Notlar'ını Gotha . Programının Eleştirisi başlığı �ltında yayınladı. Bu iş pek b kadar kolay olmadı; Engels'in yıkmak zorunda kaldığ1 direnmelereve---vermeye zorland�ğı ödünlere bakarak, bu. rada, Alman sosyal�demokrat partisinin yöneticilerinin geçmişteki hatalarda sorumluluklarını açığa vuran ve on­ ların

oportünizmini sert biçimde ele,ştiren bir metne kar­ bir abluk adan sözetmek olanaklıdır. Bu diren·

şı gerçek

İneyi yıkabilmek için, Engels, bir yandan Marx'ın me'tnini

lO


yumuşatmak

,

*

öte yandan da metn i

Arbeiter Zeitung'da yayınlama runda kaldı.

Viyana'dan çıkan

tehdidinde

bulunmak zo­

Ensonu, Eleştiri, 31 Ocak 1891 günlü Neue Z eit ın 18. '

sayısında çıktı ve p artinin merkezi organı olan Vorwarts'· de de 1-3 Şubatta yayınlandı. Bu yayın, bir ç ok tepkiye _ neden oldu. Partinin parlamento grubu, parti yönetimine karşı bir kararı .oyladı ve bu metnin yayınıanmasını kına­ . dı. Ama her şe:yie karşın, sonuç elde edilmişti. Sosyal­ demokrat yöneticilerin opo�tünizmi artık cezasız kalina ­

yacaktı ve Erfurt Ko�gresinde (14-20 Ekim 1891) kabul edilen yeni program} 1?-salcı deınagoji ile bağları koparı­ yor ve partinin teorik temellerini sağlamlaştırıyordu. Ama

_bununla birlikte, bu, ne .Bernstein oportünizmine, 1914'te

enternasyonalizme

ihanete

ve

ens onu

ne

ne

de

Kautsky'nin ve ardıllarının yönetimi altında, Alınan- sos­ yal-demokrasisini 1933'te Hitler karşısında tesliıniyet po­ litikasına götürecek olan proletarya iktidarına karşı çık­ ınalara ve. Sovyet devriminin reddine engel olamadı. Ger­ çe�te·n bu dönemde, Rus işçi hareketinde olduğu gibi II. Enternasyonal ölçüsünde de yalnızca revizyonizme karşı

değil, .ama aynı zamanda merkezciliğe-karşı da tutarlı bir' savaşımı yürüt enilen tek örgüt Bolşevik Partisi,

Lenin'in

partisi oldu. GOTHA Programının_ Eleştirisi'nin yayını anmasını iz­

leyen polemiklerin oyluınu, Marx'ın bu yapıtının önemini

bu yapıt, ınarksizınin bilimM sel anlayışının sadık yarumcul an ·olanlar ile .her çeşitten

belirtmeye yeter. Gerçekten .

reformistlerin ve oportünistlerin an:ısında, gerçek devrim­ ciler ile işçi sınıfı davasına ihanet edenlerin arasında mey­ · dana gelmiş olan çatışma konusu üz erinde proletarya ik,

Sunduğumuz metin, özgün metnin tsmam!dlr.

11

.


ticlan konusu üzerinde özellikle durmaktadır. Kautsky'nin, Bernstein'ın ve kafadarlarının bütün ça­ baları, her zaman burjuva devlet ile komünist toplum· ara­ sındaki o geçiş aşaması" nı- ya susarak geçmek ya da önemini küçüm semek y olun da oldu. Bir .toplum biçiminden bit ötekine ''barış içinde geçi ş marksist düşüncenin var­ dığı sonuçları sonuna- götürmemekte dikkatli davranan H

-

-

",

reformistlerin her zaman ki savaş aracı olmuştur. Bununla birlikte, daha l852'de, Weydemeyer'e yazdı­ ğı bir ınektupta Marx, daha o zaman, devrimci p rop agan · -

danın bu kaçınılmaz tamamlayıcı p arçası üzerinde ısrarla durmuştu: "Bana gelince } ne modern toplumdaki sınıfların var­ lığını, n� de bunların kendi aralarındaki savaşımı bulgu­

-

lamış olmak onuru bana ait değildir. Benden çok uzun zaman önce, burjuva tarihçileri, bu sınıf savaşımının tarihsel gelişmesini çizmişler ve burjuva iktisatçıları da bu gelişmenin ekonomik anatamisini dile getirmişlerdi. Be­

ılim yeni olar,�k yaptığım şudur: 1. sınıflarm varlığının,

. yalnızca üretimin belirli tarihsel gelişme �şamalanna bağ lı olduğu nu tanıtlamak; 2. sınıf savaşımJnın, zorunlu ola­

­

rak, proletarya diktatörlüğüne götürdüğünü- tan ı tlamak ;

3. bu dik tatö rlüğün kendisinin de, ancak, bütün sınıfların

ortadan kaldırılmasına ve sınıfsız topluma geçişten baş­

ka bir şey olmadığını ortaya koymak.'!*

Komün deneyimi, Marx'ın görüşlerini, olaylarla doğ­ nılamıştır. Onun için Lenin, Marx ın Eleştiri'sinde, prole­ tarya diktatörlüğünden, kapitalist toplum ile komüni s t '

toplum arasındaki siyasal geçiş dönemi olarak sözedildiği pasaja değinerek ş u nu söyleyebilmiştir: "Tüm devrimci

öğretisini özetleyen Marx'ın bu ünlü açıklaması

· Halk demokrasisi rejimleri1 sosyalizme başka yollar-

111

."

Bkz: K. Marx, F. Engels, Felsefe incele-meleri, Sol Yayınlerı 1976,

12

s.

169.


dan

gi dilebileceği ni gösterir gibi olduklan şu anda, pro�

letarya diktatörlüğü sorunu artık güncelliğini yitirmiş sa� yılabilir mi?

Kesin olarak

hayır.

Kuşkusuz, Maurice

Thorez'in söylediği gibi: l/Sosyalizme gitmek için Rus ko� ,

münistlerinin izlediğinden başka yollar düşünülebilir."

Ama Hsosyalizme doğru gidişi daha az zahmetli kılan özgül yolların" (Dimitrov) araştırılması, her ne olursa ol­ sun., sınıf çelişkilerini ortadan kaldırmadan sosyalizme ge­ çilebileceği anlamına gelmez. Ve bu ·da proletarya dikta­ törlüğü olmaksızın olanaksızdır. Halk demokrasisinin gö-

. revlerinin ustaca tahlilinde Dim itrov şöyle diyor:

uHalk demökrasis i devleti, geçiş döneminin bir dev­ .

leti olarak görünmektedir; görevi, ülkenin so syaliz m yo­

lunda gelişmesini sağlamaktır."

Bu, halk demokrasisi,·proletarya diktatörli.İğünün gö­

revlerini yerine. getiriyor demek değildir de nedir ? Sov­ yet devrimi, bize, proletarya diktatörlüğünün sovyetik bi­ çimi ni sundu. Halk demokrasileri, bize, bunun başka bir bi çimi ni sunınaktadırlar. Ama devletin niteliği, bu geçiş döneminde, Lenin t arafından Devlet _ve D evrim de bir sos­ yalist devlet öğretisinde genişletilmiş tanımlar Gotha Programının Eleştirisi'ndeki tanırnlara tıpatıp uygundur ye Lenin'in bu yapıtı, Marx'ın metninin en iyi yorumu sa'

,

·yılmalıdı,ş.

Bu metnin güncelliğini koruması yalnız ca bu neden, - den dolayı değildir. Bu metin, eylemde birleşmelerden ya­ na

olan, ama ilkelere bağlılıkta bağnazlık gösteren mark,

sist düşün cenin _gereklerine -örnekler verdiği gibi, Marx ile Lassaile arasındaki ilişkileri aydınlatmakta ve özellik­ le yanlış olarak Marx' a yükletllen ücretierin tunç yasa­ sı" gibi lasalcı bir icat üzerinde durmaktadır uKısır dön­ gü" iddiası· ile Fransız sosyal-demokrasisinin bundan ne ��

.

gibi sonuçlar çıkardığını bildiğimiz için, Eleştiri'nin bu

bakımdan da önemi üzerinde uzun boylu durmanın gereği 13


yoktur. Bu yapıt, üzerinde uzun uzun

düşünülmesi

gere�

ken ve "marksizmin klasikleri" serisinde yerini layıkıyla­ dolduran bir yapıttır.

BURAPA sunulan Gotha ve

Erfurt Prôgramlarının

_Eleştinisfnin yanında Marx ve Engels'in mektuplarında.İı 'alınma bazı metinler eklenmiştir. Kitabı, , muş bulunuyoruz:

şu

sırayla sun�

L Başta, Bracke'ye - sunulduğu zaman yazılan rnek� tupla birlikte Marxıın Gotha Programının Eleştirisi. 2. Engels'in Gotha Programı ·ile ilgili mektuplanı

özellikle metnin 1891 'de yayınlanması -'sırasırtda yazılmış olan mektuplar.

·

3. Engels'in Gotha Programının Eleştirisi'ni tamam�

!ayan ve bu yapıtı bir sonuca bağlayan Erfurt Programıw

Eleştirisi. 4. Marx'ın ve Engels'in, Marx_;_Lassalle ilişkileri so� : nınuna ve l. Enternasyonalin eylem ve savaşnnlarına

nın

-

savaşım" baş­ lığı altında topladığımız mektuplanndan parçalar. 5. Lenin'in Devlet ve Devrim adlı yapıtıİıın hazırlık

·açıklık getiren, /(proletarya partisi uğruna

. çalışmalarının bir parçasını oluşturan ve bu kitapta ya­

yınlanan çeşitli metinler üzerinde notlarını içeren bir bö­

lüm.

Ve ensonu kitabın ekler kısmında, Alman 'sosyal-de­

mokrasisinin programlarını ve I. Enternasyonalin

ğünü sunuyoruz. Haziran 1949

EMILE BOTTIGELLI

tüzli­


BİRİNCİ BÖLÜM GOTHA PROGRAMININ ELEŞTİRİSİ KARL

MARX


. FRİEDRİCI-I ENGELS'İN ÖNSÖZÜ

BURADA yayınlanan elyazması -metnin Bracke 'ye gönderilm esi -dolayısıyla yazılan mektup ve program tas­ lağıtım eleştirisi-, Geib , Auer, Bebel ve Liebknecht'e ile-· tilrnek ve sonra da Marx'a geri gönderilmek üzere, Gotha . Birleşme Kongresinden az önce, 1875'te Eracke'ye g önde­ rildi. Halle Kongresi,1 Gotha prograrnının tartışılmasıni parti gündemine aldığına göre, bu önemli belgeyi, belki

de bu tartışma ile ilgilibelgelerin �n önemlisi olan bu met­ ni, kamuoyuna açıklamayı daha f.azla gecikti rirsem dürüstlükle bağdaşmayan bir davranış ta bulunmuş oluruın.2 . Ama bu metnin çok daha önemli bir yanı da var. Bu­ rada, Lassaile'ın harekete k atılmasıyla birlikte baş latmış 17

_


olduğu iktisadi ilkeler ve taktikle il gili eğilimler karşısın·

da, Marx'ın benimsemiş olduğu tutumu, açıklıkla ve sağ­

lam· olarak bulmak olanaklıdır. Program tasarısının aınansızca tahlili, alınan sonuç­ ların incelenmesinde ve tasarının zayıf noktalarının açığa vurulmasında gösterilen sertlik, bütün bunlar, 15 yıl geç­ tikten sonra, artık kimseyi gocundurmamalıdır. Özgül oLa­ rak lasalcılık, artık, ancak yurt dışında, terkedilmiş ha­ rabelerde yaşamaktadır1 ve Halle'de, Gotha Programı, onu kaleme almış olanlar tarafından bile, tamamen ye-. tersiz sayılarak terkedilıniştir. Bununla birlikte, [anlaını] pek fark ettirmediği yer­ lerde, bazı deyimleri ya da kırıcı kişisel değerlendirmele­ ri sildim ve yerlerine noktalar koydum.* Marx da elyaz­ masını bugün yayıulasaydı aynı şeyi y�apardı. Metinde _ kullanılan dilin yer yer aşırı sertlikte-oluşunun iki nede­ ni vardı. Birincisi, Marx ve ben, Alman hareketine daha sıkı bağlarla bağlİ bulunuyorduk, program tasarısın ın ifa­ de ettiği gözle görülür gerileme bizi özellikle üzmüştü. İkincisi, o sırada, Enternasyonalin La Haye Kongres i n · den? iki yıl sonra, bizi, Almanya'da olup biten her şeyden sorumlu tutan Bakunin ve .onun anarşistleri ile tam sa� vaş halin de olmamızdı, onun için programın açıkÇa itiraf edilıneyen babahğının bize yüklenmesini bekleıneliydik. ·Bugün artık bütün bunlar geçerliğini yitirdi, aynı biçim� · de, sözkonusu pasajların da gereği kalma dı Bundan başka, basın yasası bakımından gerektiği için çıkarılıp yerine noktalar konan birkaç türnce daha var. Daha yumu ş ak bir deyim kullanın am gerektiği yerde, ben · bu - deyimi ayraç arasında koydum. Bunların dışında, ya� yım, metnin aynısıdır. ·

-

.

Londra, 6 Ocak 1891 "'Önsözde belirtildiği

metni yayınlanmaktadır.

gibi,

F. ENGELS bu

kitapta,

-Ed.

18

mektubun

ve

program

eleştirisinin

tam


W.

BRACKE'YE METNiN SUNULUŞUNDA

MARX TARAFINDAN YAZILAN MEKTUP LONDRA, 5 MAYIS 1875

Azizim Bracke;

Aşağıdaki kenar notları,

güçbirliği (co.alition)

progra�

ınının eleştirisidir, okuduktan sonra lütfen Geib ve Auer'i,

Bebel ve Liebknecht'i bunlardan haberdar edin. İşirn ba­ şımdan aşkın ve doktorların izin verdiğinden çok daha fazla çalışmaktayım. Onun için bu koca kağıdı "keyfim" için boş yere doldurmuş değilim. Bunlar, bundan sonra geliştirmek zorunda kalabileceğim hareketlerin, bu ya� zıların

muhatap

olarak aldığı

partinin

dostları

tara­

fından olumsuz biçimde yorumlanamaması için de 'ge-". rekliydi.

19


Birleşme kongresinden �onra, Engels ve ben, kısa bir bildiri yayınlayarak ,

sözkonusu

ilke programı ile ortak

, hiç bir yanımız olmadığına değineceğiz. Dışarda, partinin düşmal)ları

tarafından yayılan

ve

kesin olar.ak yanlı ş olan, partinin Eisenach'taki eylemini buradan· gizliden - gizliye

yönettiğimiz lafı

dolaştınldığı

için de, bu gereklidir. Örneğin Bakunin, yakında yayın� lanmış olan bir Rusça yazısında,4 beni, yalnızca bu parti� _ nin bütün programlarından vb. so rumlu tuttuğu gibi, Liebknecht'in ilk günden beri Halkçı Parti ile (Volkspar­ tei) yaptığı işbirliğinin tümünden de sorumlu tutuyor. Bunlar olmasa da, mahkum edilmesi gereken ve par� tinin moralini bozan bir programı, diploınatik bir sus� kunluk yoluyla olsa bile, tanımamak benim için bir gö� rev dir. İleriye doğru atılan her adım, her gerçek ilerleme, bir düzine programdan daha önemlidir. Eğer Eisenach Prog� ramını aşmak olanaklı

olmazsa

�ve koşullar buna elve­

rişli olmazsa- muhataplarımızla, ortak düşmana karşı

bir hareket anlaşması yapmakla yetirimeliyiz. Bunun tam · tersine , (bunu uzun bir ortak çalışmayla böyle program� ların hazırlanabileceği bir zaman bırakmak dururken) il­ keler den programlar imal etmeye kalkışırsak; o zaman, herkesin gÖzü öniL11.de, bütün dünyaya�, partinin hareket düzeyini

gösteren

şahıslar (jalon) yerleştirmiş

oluruz.· La�

salcı önderler, k o ş ullar onları zorladığı için bize gelmek­ teydiler. O nlara ,, ilkeler üzerinde pazarlığa girişilmeyeceği dahabaşından sÖylenmiş olsaydı, bir hareket·programı ya da ortak hareket için bir örgütlenme planı ile yetinmek

zorunda · kalırlardı. Bunun yerine, onların, tarafımızP-an

kabulünü zorunlu saydığımız yetkiler1e karşımıza çıkma­ larına izin veriliyor, ve böylece sana gereksinim duyan

kimselere sığınmış oluyor. Ve bütün bunların üzerine tüy� dikmek için de, onlar, birleşrrıe kongresinden önce yeni


bir kongreye çağırıyorlar, bizim partimizin kongresi ise . Post Festum* toplanıyor. Kendi partimizin her eleştirisi· nin ve her düşüncesinin önlenmek istendiği açıktır. Birleş· me olgusunun yalnız işçilere mutlul�k verdiği bilinmek· tedir, ama pek kısa zaman içinde elde edilen bu sonucun bedelinin çok pahalı olmadığı sanısı bir yanılgıdır. Üstelik lasalcı iman maddelerinin kutsanması hes,a· ba katılmazsa, program hiç bir değe r ta.şımamaktadır. Pek yakında size Kapitarin Fransızca y.ayınının son fasiküllerini göndereceğim. Fransız hükümeti yasakladığı için, yayını uzun ·zaman geciktirildi. Bu hafta ya da gele· cek haftanın başında kitabın yayınl anması tamamlanmış olacaktır.5 İlk altı fasikül elinize geçÜ mi? Bana Becker'in . adresini bildirin ki, ona da bu son fasikilileri gönderebi­ leyim. Vo!ksstaat kitabevinin kendine özgü tuhaf davranış· .ları var. Örne,ğin hana Köln. Komünistleri Davası'nın6 ba­ sılmış nüshalarından henüz tek bir tane bile gönderme·· .

diler.

Selamlar. KARL MARX


ALMAN İŞÇİ PARTİSİ PROGRAMININ*

.

KENAR NOTLARI KARL MARX

I 1. Emek bütün zenginliğin ve ·bütün

kültürün

kaynağıdır, ve üretken emek, ancak toplum içinde ve toplum tarafından olanaklı olduğu

için,

emeğin ürünü,

tümüyle, eşit hakla, toplumun bütün üyelerine aittir,

BiriO:ci Kısmı: uEmek bütün zenginliğin bütün kUltürlin kaynağıdır." Emek, bütün zenginliğin kaynağı değildir? Doğa da, Paragrafın

.

ve

emek kadar, (gerçek zenginlik olduğunda kuşku bulunmaR yan) kullanım-değerlerinin kaynağıdır, ki, emeğin kendjsi de, doğal gücün, insanın emek-gücünün ifadesinden başka bir şey değildir Çok yinelenmiş olan bu tümce, bütün abecelerde vardır, ve ancak emek, ona eşlik eden bütün nesneler ve davranışlarla birlikte, önceden geldiğini söy­ l�medeu anlmnak koşulu ile, doğru bir türncedir. Ama bir sosyalist p r o gram, böyle bir burjuva lafazanhğının, ona .

*Kitabın "Ekler" bölümünde, Gotha Programı.nın

22

tam metnini bulacaksınız. -Ed.

.


anlam verecek olan koşulların sus arak geçilmesine izin veremez. Ve ancak i nsan daha başından, bütüıi iş araç . ve gereçlerinin ilk kaynağı olan doğaya karşı onun sahibi -gibi h areke t ettiği, ken di malı olan bir nesne gibi davran­ dığı ölçüde_dir ki, insanın emeği, kullanım-değerlerinin ve dolayısıyla servetin kaynağrolabilmektedir. Burjuvaların, emeğe� bu doğa-üstü yaratma gücünil yüklemeleri için önemli nedenler v ardır : çünkü, emek, doğanın eklentisi olduğuna göre, bundan çıkan anlam kendi emek-gücün­ den başka hiç bir şeye sahip bulunm ayan insanın, her top­ lumda ve uygarhkta, zorunlu olarak, emeğ in nesnel ko­ şullarını ellerine geçirmiş olan başka insanların kölesi ola, caktır. Bu insan, bu yüzden, ancak bu ikincilerin izni ile çalışabilir ve yaşayabilir. Ama önermeyi, olduğu gib i ya da daha doğrusu bu topal haliyle bırakalım. Bundan ne gibi bir sonuç çıkara­ biliriz? Besbelli ki şunu: "Emek bütün z enginliği n kaynağı olduğuna göre ; top� lurnda hiç kimse bir emek ürünü olmayan servet edine­ mez. Demek ki, eğer bir kimse çalışınıyorsa, başkasının emeğiyle yaşıyordur; o, kültürünÜ bile başkasının emeğin den elde etmektedir." B u�1un yerine birinci· önermeye, kütüğe sokulan ka ,

,

,

,

­

ma gibi

"

... duğu için"

çekim eki ile bir ikinci önerme ek­

leniyor ve birincisinden değil

/

_nuç çıkarılıyor.

ikinci

önermeden ke sin so�

Önermenin İkinci Kısmı: "Üretken emek, ancak top� lum 'içinde ve to.plum tarafından .o1anaklıdır."" Birinci önermeye göre, emek, her zenginliğin ve her

-kültürlin kaynağı idi, demek ki, emek olmadan toplun1 .

da olamaz. Oysa şimdi, tam tersine/ //üretken" emeğin, top1um. olmadan olanaksız olduğunu öğreniyoruz. Aynı biçimde, gereksiz, hatta toplumsal bakımdan za­ rarlı emeğin de, ancak toplum içinde, sanayiin bir kolu 23


haline gelebileceği,

ancak toplum

içinde aylaklığın

ola­

naklı ol-duğu vb., vb. söylenebilirdi-kısaca bütün Rous­ seau baştan aşağı kopya edilebilirdi. /(Üretken" bir emek ne olabilir? Bununla� ancak, ya­ rarlı bir şey üreten emek - kastedilebilir._ Bi r yabanıl _,7e­ maymunluktan çı ktıktari sonra insanoğlu bir yabanıldır-, taşla bir hayvanı öldürdüğü, meyve derlediği zaman vb�, /(üretken" bir_ eme k gerçekleştirmektedir. Üçüncü Olarak, Sonuç: "Ve Üretken emek ancak top­

Irim içinde ve toplum tarafından olanaklı olduğu için, emeğin ürünü, tümüyle, eşit hakla, toplumun bütün üye-_ lerine aittir." Ne güzel sonuçl Eğer, üretken �rnek, ancak toplum içinde ve toplum tarafından olanaklıy s a o halde bu eme­ ğin ürünü toplumun malı olmalıdır ve,' birey olarak emekçiye ise, en1eğin Hkoşulu" olan toplumun varlığını· -sürdürmesi için ·gerekli olanı n dışında hiç bir şey yok. Gerçekte, bu önenne., her çağda, varol?D. toplumsal düzenin savunucuları tarafından korunmuştur. Birinci olarak , onu izleyen bütün ıvır-zıvırla birlik te hükümetin iddial arı gelir., çünkü hükümet toplumsal düzenin korun­ masıyla görevlendirilmiş toplumun organıdır; sonra bu. nun arkasından, hepsi de· top lumun temeli vb. olan çeşit­ li özel mülkiyet biçimlerinin iddiaları gelir Görüldüğü gi* bi, bu içi kof tümeelere istenen anlam verilmek i çin evirip ,

,

,

.

çevirmek mümkündür .. Ancak şöyle kaleme alındığı zaman paragrafın birin­ ci kısmı

ile ik inci · kısmı

arasında, bir mantık b ağı kuru­

labilir: "Emek, anGak top lumsal em_ek olduğu zaman, zengin liğin ve kültürün kaynağı olabilir", ya da aynı anlama ge­ len: ancak toplum içinde ve onun tarafından yerine ge* tirildiğinde" denebilir. Bu önerme tartışma götürmez biçimde doğrudur�

u

,

24


çürtkü, · yalı tılmı ş emek (bunun ma ddi koşuUarının ger­

çekleşmiş olduğunu varsayarsak) , kullanım-değerleri ya- · ratabilirse de, ne zenginlik , ne de kültür yaratamaz.

Şu - önerme de aynı biçimde tartışma götürmez doğru- · luktadır: ·

''Emek, evrime uğrayarak toplumsal emek haline g�l­

:

diği ve b öylel ikle zenginliğin ve kültürün kaynağı olduğu . ölçüde, einekçide yoks ulluk ve teslimiyet, çalışmayanda da servet ve kül tür gelişir.''

Bugüne dek b ütün tarihin yasası böyledir. Demek ki, " emek" ve "toplum" üzerine genel lafazanlıkla,ra girişile­ . ceğine, burada, bugünkü kapitalist toplumda, emekçiyi bu topiumsal belayı yenriıeye zorlayan ve onu, bunu _ başa­ racak ehliyete ulaştıran maddi ve öbür k o ş ulların kesin olarak nasıl yaratıldığı taıİı ve doğru biçimde gösterilme. -

liydi .

Ama, gerçekte, biçim hakımından olsun, içerik bakı­ mından olsun, bütün bu p aragrafın , buradaki .. varlık ne-· den i , Partinin bayrağı . üzerine, en yukarıya, la salcı ,ueme­ ğin tüm ürünü" formülünUn sl�ga!l olarak yazılabilmesi

içindir. ''Emek ürünü", ''eşit hak" vb . konularına iler de döneceğim, _çühkü ilerde de aynı şey biraz değişik biçim­ de karşımıza çıkmaktadır . 2. Bugünün toplumunda, emek araçları, kapita­

list sınıfın tekelindedir. İşçi - sınıfı için bundan doğan bağım.lılık durumu, bütün

biçimleriyle,

yoksulluğun

köleliğin nedenidir.

Enternasyonalin tüzüğünden alınmış olan bu tümce,

'f'c1iizeltilmiş" bu

biçimiyle yanlıştır .

.

· Bugünün toplumunda, emek. araçları, toprak sahiple­

',-: ;; :�ffiin -- - (toprak mülkiyeti tekeli, kapitalist tekelin temeli­

- · ':, ,-c;li:r.; de)

ve

kap italistlerin tekelindedir. , Enternasyonalin 25


tüzüğü, sözkonusu pasaj da,* tekel c i sınıfların ne birinin,

14Emek araçlarının; yani kaynaklarının tekeli''nden sözeder. "Yaşam kay� naİdan" sözcüklerinin eklenmesi, bura da . topr,ağın ernek ne de ötekinin adını � söylemez .

yaşam

,

araçları arasına katıldığını yeteri kadar a çı klı k l a göste

rir.

­

Bu düzeltmeye gidildi, çünkü, Lassalle, bugün bilinen

nedenlerle, yalnızca kapitalist sınıfa hücuın ediyordu ve ­ toprak sahiplerini hedef alınıyordu. * * · İngiltere' de, kapita­ -list, çoğunlukla, fabrikasının kurulu sahibi bile değildir

bülunduğu

toprağın

.

3. Emeğin kurtuluşu, emek araçlarının toplumun ortak mülkiyeti durumuna yükseltilmesini ve kolektif . emeğin ürüni.inün adil bir şekilde paylaşılması ile top­ luluk tarafından düzenlenmesini

g�rektirir.

ll Ernek araçlarının· ortak mülkiyet durumuna yüksel­ tilmesi", bu, herhalde Hortak mülkiyet haline gelmesi" an­ lamına gelmektedir. Ama bunun üzerinde fazla durmuyo­ rum.

1 1Emeğin ürünü" nedir ? Emek tarafından yaratılan nesne ya -da onun değeri mi ? Ve, bu sonuncu durumda da, ürünün tüm değeri mi ya da, yalnızca, em eğin - tükeii� len üretim araçlarının değerine ekiemiş olduğu değer kısmı mı ? 11 Emek ürünü.,, Lassalle'da, olumlu iktisadi kavram

w

ların yerini tutan belirsiz bir kavramdı. * Sözkonusu tüz üğ ünü n

ün 1 ü

pasaj

"Emek ç i l e r i n , lara

iktisadi Marx:

emek

bağ ı m i ı l ı ğ rn ı n,

a l ç a ! man rn ve siyasal . ( Karl

( M arx tarafından

1 864'te

Adress.e

ara çlar ı n ı , yan i

** Bu· -Ed.

bağı ml ı l ı ği n inaugurale de

Bureau d'edit ioiıs,

kita b ı n

o!an)

!.

E:ıternasyarıa l in

Dördüncü

yaşam

kayn a k l an n ı

m ü ' k iyetinds

tu•an­

fikri tutarak} . . . , lravllleurs, başt<ı

büt ün biç i m l er i y l e kö lel iğin, top! umsa l - yoksu l ! uğun, birinci

neden i

I'Association

gelen M a rx ' ı n Engels'e bir mektubu ve sona l i kte, s. 22,

yazı l m ı ş

ön söz ün de bu 1 unmaktad ı r :

Paris,

o l duğunu

Marx' ı n

· -.26

des .

internationah

eklenen

1 933 . ) -Ed.

Bö l ü m ünde,

r gözönü:-ıd::ı

Derneğin t üzüğüne g irişle bir-

·

Kugelmann'a

mektubuna

bakı n ı z.

_


"Adil paylaşma"8 ne demektir? Burjuvalar bugünkü paylaşmanın

/Jadil" olduğunu id�

dia etmiyorlar mı ? Ve gerçe�ten de bugünkü üretim · biçr

mi esasına göre bu paylaş·ma, b i rici k "adil" paylaşma de�

ğil midir ? Ekonomik ilişkiler, hukuki fikirler tarafından mı düzenlenmiştir, yoksa, tersine, hukuki ' ilişkiler � kono ­

l.n ik ilişkilerden mi doğ.ar? Mezhep sosyalistlerinin9 de bu 0adil" paylaşma hakkında çeş i tl i görüşleri yok mudur ? Burada bu içi kof "adil paylaşma" -deyimi ile ne kas­ tedildiğini bilmek için birinci par2.grafı bu paragraf)a kar­ şılaştırmalıyız. Bu son p.aragraf 11emek araçlarının ortak mülkiyet olduğu ve kolektif emeğin toplulu� �arafından düzenlendiği" bir toplum gözönünde bulunduruyor, birin­ ci paragraf ise 1 1Ürünün. tümünün, eŞit hakla, toplurnun bütün · üyelerine ait olduğunu' ' bize gösteriyor. ��Toplumun bütün üyelerine" mi ? Çalışmayanlara da mı ? O zaman emeğin ürününün tümü'' ne oluyor ? - Top­ lumun yalnız çalışan üyelerine mi gidiyor ? O zaman top­ lumun bütün üyelerinin /(eşit hakkı" ne olacak? Ama be.sbelli ki 11 toplumun bütün üyeleri" ve l leşit hak", gelişigüzel söylenmiş şeyler. Bunun özü şudur ki, bu komünist toplumda, her emekçi, Lassalle'vari, llerneğin tüm ürününü " alabilecektir. Eğer biz "emeğin ürünü"nü (Arbeitsertrag) , emek ta� rafından yaratılan nesne anlamında (Produkt der Arbeit) al ı rsak , o halde, topluluğun emeğinin ürünü, 11toplumsa] _ · ürününün tamamıdır (das geseı!lschafdkhe Gesamptpro­ u

dukt}.

Bundan şunlar çıkarılmalıdır : Birincisi: yıpranan üretim araçlannın yenilenmesine ayrılan bir fon; İkincisi: üretimi artırmak için bir ek b ölüm ; Üçüncüsü: kazalara karşı, doğal olaylardan vb . ileri is�len aksamalam karşı . güvence yıa da yedek bir fon.

27


Önemi, kı smen sözkonusu araçların ve güçlerin du­ rumundan, olasılıklar he s ab ı yardımıyla belirlenecek olan payın, llerneğin tüm ürünü" üzerinden çıkarılması, eko­ nomik bir zorunluluktur; her ne olursa olsun, bunlar, hiç bir biçimde eşitlik ve .adalet temeli üzerinde hesaplana­ maz. Geriye toplam ürünün tüketime sunulacak olan öteı . ki kısmı kalıyor. Ama bireyler arasında p aylaşmaya gidilmeden önce, başka çıkarmalar da yapılmalıdır: ,

'

Birincisi: üretimden bağ:ft!msız _ olan yönetimin genel

giderleri� Bugünün toplumunda

.

olanlara ora�la, bu kısım, bir

hamlede azamiye - çıkmaktadır ve yeni toplum geliştigi öl­ çüde azalır.

İkincisi: topluluğun gereksinimlerini karşılamaya ay­ nlanlar: okul, sa ğlık kurumları vb . . Bugünkü toplumda olanlara oranla, bu kısım d a bir­ denbire büyük ön em kazanacaktır, ve yeni toplum geli ş ­

tiği ölçüde, bu önem artar.

Üçüncüsü: çalışamayaıllann vb. geçimi için gerekli fonlar, yani bugün r esmi kamu yardımı olarak adlandırı­ - lanların kap samına girenler. Ancak, o zaman, Lassaile'ın etkisindeki programın sı­ n�rlı bir tarzda gözönünde tUttUğU 0paylaşnıa a" varmış oluruz, yaıii tüketim nesnelerinin ortaklığın üreticileri ara sında bireysel olarak üleşilecek · olan kısmına varmıŞ

y

oluruz. Her ne

kadar üreticiden birey o l ara k ahnan, toplu­

mun üyesi olar ak doğ ru dan ya da dalaylı bir biçimde ken­ disine geri veriliyorsa da, ��emeğin tüm ürünü" daha şım­ - diden gizlice ��ürünün b ir kısmına" dönüşmüş bulunmak�

tadır.

Tıpkı uemeğin tüm ürünü" terimi dağılıp yok olduğu

. 28


gibi, aynı biçimde, genel olarak 11emeğin ürünüh

dağılıp yok olacaktıL

terimi de­

Üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu or�

.taklaşa bir toplumsal düzen içinde, üreticiler ürünlerini

deği ş mez l er ; .aynı biÇimde, üriinlerin içerdiği emek, bu­

rada, bu ürünlerin

değeri olarak,

onların t aş ı dığı gerçek

top­ dolarn­

bir nitelik olarak görünmez, çünkü artık, kapitalist

lumda, kullanı�, tan1 · tersine, bireyin emekleri,

haçlı bir yol izleyerek değil, doğrudan, topluluğun emeği

nin bir parçası · hali ne gelmektedir. Tuhaflığından Ôtürü

bugün bile yersiz bulunabilen

u

emeğin . üriinü"

boylelikle bütün anlamını yitirmiş olmaktadır.

deyimi,

Burada karşılaştığımız şey, kendine özgü olan temel­

ler üzerinde

gelişmiş ol an

bir komünist toplum değildir,

tersine, · kapitalist toplumdan

çıkıp geldiği biç im iyle

bir

komünist top:i.umdur; dolayısıyla, iktisadi, manevi, ente­

lektüel,

bütün bakımlardan, bağrından çıktığı10 eski top·

lurnun damgasını hala taşıyan bir toplumdur. Bu bakım­ dan üretici

birey 'olarak

-'-gereldi i n di rimler yapıldıktan

sonra-1 topluına vermi ş olduğunun karşılığını ahr. Onun

topluma verdiği ş ey birey oh!rak, kendi emek miktandır. ,

Örneğin toplumsal emekgünü, bireysel emek saatleri top­ laınını temsil eder; her üreticinin birey olar::tk emek za­ manı, toplumsal emekgünü olarak sunmuş olduğu kısım� dır, onun bu- bakımdan katkısıdır. O, toplumdan, şu k a dar emek verdiğini sap tayan bir bono alır · (bunda kolektif fo nl ar için sarfetmiş olduğu' e�eğin indi�imi yapıl­ mıştır) ·ve, bu bono ile, toplumun üretim maddeleri stok­ lanndan emeğinin eşit bir miktarının maliyeti kadar bir ­ miktar alır. - Topluma, bir biçimde sunmuş olduğu emek :i iriıiktarını, ondan başka bir biçimde geri alır.1 1 Besbelli ki, burada uy gulanan ilke, -eşit değerler de­ -ğiŞimi olduğu ölçüde, meta değişimine hükmeden ilkenin . aynıdır. Esas ve biçim- değişiktir, çünkü koŞullar değişik ­

29


olduğun d an , kimse emeğinden gibi, bireyin mülkiyetine ·

ba şka hiç

üreticiler

bir şey

b aş ka

bireysel

bir· şey sunamadığı

tüketim m a d del erin d en

geçemez. Amiı birey olarak ele alınan

arasında bu maddelerin paylaşılması ko nu s un­ da eg em en ilke, eşdeğer metaların değişimine hükmeden ilkeden farksızdır : bir biçimdeki ay ni miktar emek, baş­ ka bir biçimdeki aynı m ik t ar ernekle değişilmektedir. Demek ki, burada da, eşit hak, ilke o1arak, - ilk e ile

çelişmeıuekle birlikte, burjuva hukukundan başka şey d eğil di r , oysa bugün eşdeğerler a r a s ındaki deği­ şim metalarda ancak ortalama o lar ak mevcuttur ve b i­

pratik 'bir

reysel durumlarda sözkonusu değildir. · Ama bu ilerlemeye

kar ş ı n , eşit hak, hala burjuva sı­

nırlar içinde kalmaktadır. Üreticinin hakkı, sunmuş ol­

duğu ernekle orag.ıtıhdrr; _ buradaki e şi tli k , emeğin ortak ölçü b i rim i olarak kullanılmasından ibarettir. Ama bir birey, fizik ya da moral bakımından b i r baş­ kasından üstün olabilir, o zaınan aynı zaman da içinde da­ ha fazla emek sarfetmiş olabilir ya da daha uzun süre çalış2bilir; ve emeğin bir ö l çü hizmetini yerine getirebil­ inesi için, sür es i ve yoğunluğu saptanılmalıdır, yoksa bir biriın olmaktan çıkar. Bu eşit hak, eşit olm ay an bir emek için eşit olm ayan bir haktır. Hiç bir sınıf farkı tanımaz, çünkü her insan bir diğeri gibi bir eınekçidir; ama birey­ lerin yeteneklerinin eşitsizliğini açıkça tanır ve verim ka- � pasİtesini doğal bir ayrı calık olarak kabul e der . Demek ·

ki, bu, özünde, her hak gibi eşitsizliğe dayanan bir haktır.

Niteliği gereği, hak, ancak � aynı ölçü birini.i kullanıldığın� da sözkonusu ol ab il i r ; ama eşit olmayan bireyler (ve bun­

l r eşit olsalardı ayrı ayrı bireyler olamazlardı) ancak ay�

nı açıdan değerleridirildiklerinde, belirli bir yönden ele alındıklarında; örn eğin , bu durumda o lduğu gibi, geri ka­ lan her şeyden yalıtarak yalnızca emekçi olarak hesaba ·katıldıklarında, ortak bir birin1le ölçülebilirle.r. Öte yan30


dan : bir işçi evlidir, öteki değildir; birinin ötekinden da, ha çok çocuğu vardır, vb., vb .. Bu duruında eşit emek. sar­ fettikleri halde ve dolayısıyla . toplumsal tüketim fonun- · dan eşit ölçüde yararlanma olanağına sahip bulundukları halde, biri gerçekten ötekinden çok almaktadır, biri öte. kinden daha zengindir vb . . Bütün bu sakıncalardan uzak durabilmek için, hak eşit olmamalıydı. Ama bu gibi kusurlar uzun ve sancılı bir doğumdan sorira kapitalist toplumdan çıkıp geldiği b i çimiyle komü­ nist toplumun birinci aşamasında kaçınılmaz şeylerdir. Hukuk, hiç bir zaman, toplumun iktisadi durumundan ve . ona tekabül eden uygarlık- derecesinden daha yüksek ola­ maz . Komünist toplumun daha yüksek bir aş.amasından, bireylerin işbölümüne ve onunla birlikte kafa emeği ile kol emeği arasındaki çelişkiye kölece boyun eğişleri sona erdiği · zaman; emek, y alnız c a bir geçim . aracı değil, ama kendisi birincil yaşamsal gereksinim haline geldiği za­ man; bireylerin çeşitli' biçimde gelişmeleriyle, üretici güç­ ler de arttığı ve bütün kolektif zenginlik k aynakl arı gü: rül gürül fışkırd!ği zaman, ancak o zan1an, burjuva hu­ kukunun dar ufukları ke s in olarak aşılmış olacak ve top­ ; Tum, bayraklarının üstüne şunu yazabilecektir: /(Herkes­ ten. yeteneğine göre, herkese gereksinimine gpre ! " uEmeğin tüm ürünü" deyimi üzerinde olduğu gibi /(eşit hak1 1, 11adil bir şekilde paylaşma" deyimleri üzerin­ . c1e · özellikle durd:um, amacım, partimize, bir yan d an geç­ işte belli bir dönemde bir anJ ,am_ taşımış olan; ama bu­ : .' �ün artık battaliaşmış olan lafazanlıktan başka bir şey ol� . . Inayan kavramları, bir yandan dogmalar gibi kabul ettir· isteyenlerin ve öte yand an partiye büyük emeklerle t�lkin edilıniş olan ve onda kök salmış bulunan gerçekçi t :i: avramları baltalayanların ve bunu Fransız demokrat ve , ' 'Ş()syalistlerinin tekerlernesi olan hukuki bir ideolojinin

l11

fııe�

{ffi

�-::: ;"-".·::··;

31


s aç malıkları ile ya da başka araçlarla _ yapmaya kalkan ların bu girişimlerinin ne kadar canice ol duğunu göster· mektir Bütün yukarda söyle diklerim bir . yana, gene de şu paylaşma diye a dlandırılan · şey üzerinde bu kadar soz .

edilmesi ve'

bunun

vurgulanması bir hatadır.

Bütün çağlarda, tüketim maddelerinin dağıtımı biz­ ,

zat üretim koşuUarının dağıtılı ş tarzının bir sonucundan

başka bir şey değildir. Ama bu dağı tılış, üretim tarzının

-

kendisinin bir n iteliğ i dir : Örneğirt, kapitalist üretim tar-­

zı, ' yığınlar; ancak üre timi� kişisel koşullanna : işgücüne sahip bulunurken, üreti min madd5 koşullannın,* çal ışma

­

yalılaiia

kapitalist mülkiyet ya da toprak mülkiyeti biçi

..

minde sunulmasını buyurur. Eğer

üretimin

unsurları bu

b içimde dağıtılırsa, tüke tim maddelerinin bugünkü dağı

-

tımı, bundan kendiliğinden çıkar Üretimin maddi ko_şul.

_ ları, emekçilerin kendilerinin kolektif mülkiyeti olunca, tüketim ma ddel erinin bugünkünden d eği şik bir dağılımı aynı biçimde - bu yeni durumun s onucu olacaktır. Vülger

sosyalizm (ve onun aracılığıyla demokrasinin bir fraksi·_ yonu) burjuva iktisatçılarından, dağıtımı üretim tarzın ­

dan bağımsız bir şey ·sayma ve bu yüzden de sosyalizmin özünde dağitım çevresinde dönüp · dolaştığını hayal

etine

adetini miras almıştır. Gerçek i lişkiler uzun zamandan

beri açıklığa kavtişturulmuş olduğuna göre, b unl ara bir

kez daha geri dönmek 4.

neye yarar ?

Emeğin

kurtuluşu, işçi sınıfının eseri olmalı­

dır, işçi sınıfının karşısında,

bütün- öteki sınıflar an- . · · ·

cak gerici bir kitle oluştururlar.

Birinci tümcecik, Enternasyonal tüzüğü önsözünden

gelmedir, * Ya n i

ama

buraya 0ıslah edilerek" alınmıştır.12 Bu

üretim ara ç l a r ı

(toprak, bina lar, avadan l ı k vb. ) .

32

-Ed.

·


önsözde

şöyle yazar:

11Emekçiler

sınıfının

kurtuhışu,

emekçilerin kendi eseri olacaktır"; * oysa burada kurtar·

, makla

görevli

bulunan

"ernekçiler sınıfı''dır - neyi?

"Emeği". Anlayabilen anlasın.

- Bu yetmiyormuş gibi arka'dan gelen . tümcecik, su ka­ tilinamış lasalci -b ir aktarmadır: - u İşçi sınıfının karşısın­

da, bütün öteki sımflar

lar.''

ane� · gerici bir kitle oluşturur· -

·

Komünist Manifesto' da şöyle yazılıdır: uBugün, bur­ juvaziye . karşı olan bütün - sınıflardan, yalnız ·p roletarya, ·

- gerçekten devrimci bir ·smıftır Öteki , sınıflar büyük sana­ yi ile yıkıma doğru gitmekte ve mahvolmaktadırlar; pro­ .

_

letarya, tersine, onun en- öz ürünüdür."13

Büyük sanayiin · etkeni olduğu sürece, burjuvazi, bu-

. .. rada, eskimiş olan üretim tarzının ürÜf�:Ü olan toplumsal durumlarını korumaya azimli Jeodallerin ve orta sınıfla­

rın karşısında, devrimci bir sınıf olarak değerlendirilınek­

tedir. Demek ki, feodaller ve orta sınıflar, burjuvazi ile

' birlikte tek bir gerici kitle oluşturmuyorlar.

Öte yandan, proletarya, kendisi de büyük sanayiden

doğmuş· bir sınıf olarak, üre'timi, burjuvazinin sürdürme­

ye· uğraştığı kapitalist nitelikten arındırma eğilimi gös­ �erdiği için, burjuvazi karşısında, devrimci bir sınıftır.

Ama Manifesto, " orta sınıfların . . . proletarya saflar-ına

geçmelerinin kaçıİıılmaz olması bakımından . . . devrimci o1duklannı"14 da buna ekler.

Bu bakımdan, orta sınıfları, -burjuvaziyle birlikte ve

hele feodalleri de bunlara katarak, işçi sınıfının karşısına ''tek bir gerici kitle" olarak çıkarmak da, bir saçmE-lıktır. Son seçimler sırasında, zanaatçılara, küçük sanayici­ lere vb . ve_ köyiiliere de usiz, bizim karşımızda, burjuva* Fransızca metinde: "Gotha Program 1 n ı n El eşt iris i" nde, "la class� des travatlleurs" ("emekçiler. s ı n ı fı " ) {s. 34 ) ; "Birinci Enternasyona l in Önsözü ve Tü­ züğü"nde "la classe ouvriere" ( " işçi sinı.fı") (s. 1 42) . -ç.

33

·


lar

ve feodaiıerie

sunuz'' diye

b irlikte tek bir gerici kitle oluşhtruyor�

haykınl dı mı ?

Lassalle, kendi kaleme aldığı

kutsal yazılarını, mürit­

leri nasıl ebzere biliyorsa, Komünist Manifesto'sunu öyle

kabaca tahrif etmesi, bur-· anc.ak, mutlakiyetçi ve feodal hasımlarıy­ la ittifakını sü slemek içindi. Yukarda·aktarılan pa.ragrafta, Las s ai l e 'ın vecizesi, öy­ lesine mantık silsilesi dışında kaleme alınmıştır ki, En­ tern asyonalin tüzüğündeki tahrif edilmiş tümcecikle hiç bir ilişiği kalmamıştir. Demek ki, burada, sözkonusu olan, b ' ir saygısızlıktır, ve doğnısunu söylemek gerekirse, Bay Bi s mar ck 'ın indinde hiç de tatsız sayılİnayacak bir saygı· sızlık, :J?erlinli Marat'ın bol bol imal ettiği kabalıklardan biridir.15 ezbere bilirdi. Onu bu ölçüde

juvaziye karşı,

5. · İ şçi sıriıfı, bütün uygar

ülkelerin

işçilerinin or­

tak çabasının zorunlu sonucunun, halkların uluslar· arası kardeşliği olacağını bilerek, kurtuluşu için, ilk· önce,

bugünkü ulusal

devlet çerçevesi iÇinde

çalışır.

Komünist Manifesto'niın ve daha önceki sosyalizmin tümünün te rs ine , Lassalle, işçi hareketini, en dar ulu s al açıdan- kavramıştır. Program tasarısında, Lass al le 'ın bu yolu izlenmektedir

ve bu, Enternasyonalin

eyleminden

s on ra · yapılmaktadır!

Besbelli ki,

işçi

sınıfı,

savaşnil verebilmek için

· sınıf

olarak kendi ülke s in de örgütlenınelidir ve her ülke, ayrı

ayn bu sınıf savaşımının sahriesl.dir.· İşte işçi sınıfının savaşımı, bu anlamda ulusal ni telik taşır, içeriği b akımın­ dan değil, ama Komünist Manifesto'pun da dediği gibi , ''biçimi bakımından" ulusal. Ama ��bugünkü ulusal devlet çerçevesinin", örneğ,in Alman İmparatorluğunun kendisi de, iktisadi bakımdan, dünya pazarının lt çerçe:vesi içine" ve siyasal b akımdan da devletler sistemi çerçevesi içine" u

34


girer. Her tüccar bilir ki, Alman ticareti, aynı zamanda,

dış ticarettir ve

Bay Bismarck'ın büyüklüğü de uluslarR

arası politikasının niteliğinden ötürüdür.

Peki Alman İşçi Parti s i enternasyonalizmini neye inR dirgemektedir ? Çabasının sonucunun "halkların uluslar arası kardeşliği olacağı" bilincine - burj uva bir kuruluş olan Özgürlük ve Barış Ligasından16 aktarılmış, işçi s ını f larının egemeri sınıfıara ve onların hükümetlerine karş� · ortak savaşıınında, uluslararası kardeşliğin bir eşdeğeri gibi yutturulmak istenen parlak bir ifade. Onun için · Al� man işçi s nı fının uluslararası görevleri hakkında tek söz­ cük yok ! Ve işte, daha şimdiden bütün öteki ülkelerin burjuvazisiyle ken disine karşı birlik kuran kendi burju­ vazi s in e karşı olsun, Bay Bismarck'ın uluslararası komp­ lolar düzenleme politikasına karş ı olsun, bu sınıf, işte böyle meydan okuyacaktır ! · Gerçekte, programın enternasyonalizmi, . serbest deği­ şiınci partininkinden çok daha gerilerdedir. ·Bu parti de, hareketinin sanal sonucunun /{halkların uluslararası kar­ c1eşliği" olduğunu i ddi a ediyor. Ama hiç değilse bu parti, ,

..

­

·

her halkın kendi ülkesinde ticaret yapmasıyla yetinmeye.

rek ,

değişime; uluslararası bir nitelik kazandırmak için

bir şeyler yapıyor.

İşçi sınıflarının uluslararası hareketi, hiç de Uluslar�

arası Emekçiler Derneği'nin17 var olup olmamasına bağlı

değildir Enternasyonal, bu harekete bir ID?rkezi organ · kazandıracak bir ilk girişim di; harekete kattığı hızdan ötürü uzun va deli sonuçlar vermiş olan, ama P.a ris Koroü­ nünün düşmesinden sonra birinci tarihsel biçimiyle uzun süre varlığını sürdürmesi mümkün olmayan bir girişim. Bismarck'ın Nourddeutsche'si,18 efendisini memnun etmek için, Alman İşçi Partisinin yeni programında en ter� nasyonalizmi hilletlediğini ilan ederken tamamen hak� lıydı . .

35


II Bu ilkelerden hareket eden Alman İşçi Partisi bü­ tün yasal yollardan yararlanarak, Özgür Devleti -ve. sosyalist toplumu kurma; bütün biçimleriyle olduğu

gibi . . . ücretierin tunç ,Yasası ile birlikte ücret . siste­

mini ortadan kaldırma; her türlü toplumsal ve siya­ sal eşitsizliğe son verme yolunda çaba harcar.

Özgür'' devlet konusuna ilerde döneceğim. Demek ki, gel�cekte, Alman İşçi Partisinin, La s saile '­ ı'

ın 11tunç · yasası''na inanması gerekecektir ! Bu · yasanın tüm yıkıma uğrarnaması için, " ü cre tlerin tunç yasasıyla

bir'liktc ücretli sistemin ortadan kaldırılması"ndan sözet­ me deliliği edilmektedir (biırada _ücret sistemi denmeliyd i) . Eğer ben, ücret sistemini ortadan kaldırıyorsam, pek d oğaldır ki, aynı zamanda, onun ya�alarını . da ortadan kalilinyorum - demektir, bu · yasalar ister "tunç"tan olsun, · ister süngerden. Ama Lassalle'ın ücret si st emine karşı sa­ v;aşımı, hemen hemen özellikle bu sözde yasa çevresinde döner dolaşır. Onun için Lassaile mezhebinin. b u işten mu­ zaffer çıktığını iyice göstermek için, "ücret sistemi"nin, . 11Ücretlerin tunç yasası ile b irlikte" ortadan kal dırılmas ı , ve onsuz kaldırılmainası gerekmektedir. . Bilindiği gib i "ücretlerin tunç yasası"nda Goethe'nin '' so nsuz , büyük tunç yasalan''ndan aktarılm:ış '' tunç '' · söz­ cüğü dışında hiç bir şey Lass alle 'a ait değildir. Tunç söz­ cüğü ortodoks müminlerin birbirini tanımalarına yara­ ·

yan işarettir. Ama ben, bu yasayı , Lassalle'ın damgası ile

kabul e diyo r sam ve bunun sonucu olarak da bu yasaya

· onun atfettiği anlamı veriyorsam, bunun kökenini de ka­ bullennl.em gerekir-. Hem ne kö kendir bu; Lassaile'ın ölü­ mü nden az sonr.a Lange'nin işaret ettiği gibi, b u , (Lange'­

nin kendisinin de savunduğu) Malthus'un nüfus teorisin­

den başka bir şey değild i r . 19 Ama bu teori doğruysa, üc­ ret sistemini yüz kez ortadan kaldırsam da, yasayı orta- -


- dan kaldıramam, çünkü. yasa, yalnızca Ücret sistemini yö· ·netmez,- bütün toplumsal sistemi yönetir. Burjuva ekono mistleri, işte buna dayanarak; elli yıl dan hatta daha uzun

·

bir süreden beri, sosyalizmiri eşyanın doğasında temelini bulan yoksulluğu ortadan kaldıramayacağını, · ancak yok· sulluğu genelleştirebileceğini, toplumun bütün yüzeyine

·yayabileceğinf tanıdamaya kalkışmış1ardıri ' . Ama işin �sası bu değil. Lassalle'ın sun duğu bu ya· sanın

yanlış anlatım biçimini hesaba

Çekten isyan ettirici gerileme şudur :

katmasak bile, ger·

Lassaile'ın ölümünden b eri partimiz, emeğin ücreti· ,

göründüğü gibi, · emeğin değeri (ya da fiyatı) değil _ de, yalnızca emek-gücünün değerlnin (ya da fiyatının) kılık de- _ nin

ğiştirmiş bir biçimi olduğu yolundaki bilimsel görüşü be·

nimsemiştir. Böylece eski burjuva - ücret kavramı ya aynı

zamanda ş im diye kadar ona karşı yöneitHmiş olan bütün

eleş tiril er itilmiş oluyordu, ve ücretli işçinin ken di geçi·

mini sağlamasına, başka bir deyişle var · olmasına; ancak kapitalisiler için (ve onlarla birlikte attı-değerle yaşayan . başkaları için) belli bir _ süre bedava çalıştığı ölçüde izin verildiği; bütün kapitalist- üretim sisteminin . emek·günü� nün uzatılmasıyla ya da verimliliğin geliştirilmesiyle, yani emek-gücünün daha büyük bir gerilimi ile vt?. bu bedava çalışma süresini uzatmayı he def tuttuğu; . bunun sonucu olarak da ücretli emek sisteminin bir köl el ik sistemi ol· duğu ve, işçinin aldığı ücret az ya da çok ne olursa olsun, toplumsal üretken emek-gücü geliştiğinden, daha da ağır bir kölelik · s istemi olduğu açıkça saptanmıştı. Ve şimdi bu doğru görüşün partimizce her g�çen gün daha · geniş ölçüde b enim s endiğ i bir sı:rada. Lassaile'ın Ücret ko nu· sunda tam

bilisiZ

olduğunun ve tıpkı burjuva iktisatçılan

gib i görünüşü özle · karıştırdığının bilinmesi

onun dogınalarına dönülmektedir.

gerekirken

Bu, sanki, köleliğin gizine ensonu nüfus etmiş olan

37

-


bir köleler isy.anından, eskimiş kavramlardan bir türlü­ ayrılamayan bir kölenin isyan programına, "kölelik orta­ d an kaldırılmalıdır, çünkü kölelik sisteminde köl e bakı­ mı pek yüksek olmayan. belli bir

azamiyi aşamaz! " diye

yazması gibi bir şey. Partimiz temsilcilerinin,

partinin kitlesi

saflannda

böyle korkunç bir suikaste girişebilmiş olmaları olgusu, tek başına, bu : temsilcilerin uzlaşma programının . kaleme alınmasından nasıl bir ca­ ' nice hafiflikle ve kötü niyetle çalıştıklarını gösterir!

yayılmış olan. -kavrama k arşı ·

Paragrafı sona erdiren o tantanalı _ama - muğlak for­ mül yerine , lther

türlü

toplumsal ve siyasal eşitsizliğe son şöyle denmeliydi : sınıf farklarının orta­ dan kaldırılmasıyla, bu . farklardan doğan her türlü top­

verilmesi" yerine,

lumsal ve siyasal eşitsizlik ·kendiliğinden, ortad an kalkar. III

Toplumsal sorunların çözüm yollannın hazırlan­

ması için, Alman

emekçi

halkın

İşçi

Partisi,

liklerinin kurulmasını talep

nayide

ve

devletin yardımı ile,

demoirrat:U� denetimi altmda üretim birr eder. Üretim birlikleri

sa·

tarımda öyle geniş ölçüde kurulmalıdır ki,

tüm olara!-.: emeğin sosyalist örgütlenmesi bundan do­

ğabilsin.

.

Lassalle'ın 11Ücretlerin tunç yasası"ndan sonra, pey­

gamb erin bu her derde dev a s ından sonra, buna layık tarz� da uyolların hazırlanmasına" girişiliyar. Mevcut sınıf sa� vaşıınının yerine, kof bir gazeteci foİnıülü olan "toplum ..

sal sorun"

konuyor ve bunun f(çözüm"ü için "yollar hazır�

!anıyor." Toplumun devrin1 yoluyla biçim

değiştirmesi sü­

recinden hareket edileceğine; lltüm olarak emeğin sosya� list örgütlenmesi",

u

devlet yardımına" bağlanıyor, o. yar­

dım ki, devlet tarafından (emekçilerin değil) kendisinin .


"kurduğu" üretim kooperatiflerine verilecektir. Yeni bir toplumun, devletin mali desteğiyle, bir demiryolunun ya­ pılması kadar - kolaylıkla kurulabileceğini sanmak, işte Lassalle'a layık bir kuıuntu!

Biraz

olsun

utanıl dığı

i çi n

,

u

devlet

y a rdımı " . . .

11emekçi halkın " demokratik denetimi · altına konmakta� -

dır.

Her şeyden

önce ,

,

Almanya' da _ 11 emekçi halk", çoğun­

lukla proleterlerden değil, köylülerden oluşur. Üstelik, demokratisch, Almanca volksherrschaftlich'­ in yerini tutmaktadır. O h al de "emekçi halkın halkçı ve egemen denetimi (volksherschaftllclıe Kontrolle) " ne de­ ınektir? Ve hele bu, bu biçimde devlet yardımı isteğinde bulunarak, iktidarda olmadığının, hatta iktidarı alacak olgunluğa gelmediğinin tam bilincinde bulunduğunu açı­

ğa

vuran ·b ir emekçi halk adına söyleniyorsa! Buchez'niıi

·L ouis-Philippe zariıanında, Fransız sosyalistlerine karşı

öğütlediği ve sonradan Atelier'nin20 gerici işçilerinin be. nl.msedikleri bu reçetei)in eleştirisine girişmeyi gereksiz sayıyorum. Ama gene de asıl skandaL · bu harika- denecek ölçüde özgül devanın programda yer alışı değildir. Asıl skan dal, sonuçta, sınıf hareketi görüşünün terkedilerek,

. . mezhep hareketi _ görüşüne. dönülmüş olmasıdır.

Emekçilerin kolektif üretim- koşullarım toplum ölçü­ sünde kurmak · istediklerini, ve bu yolda başlangıç olarak

bunu ulusal ölçüde yapmak istediklerini s öylem ek , ancak bu emekçilerin qugünkü üretim koşullarını altüst etmek istedikleri anlamına gelebiÜr; ve bunun, devlet tarafın­ dan paraca des t eklenen kooperatİf birliklerinin meyd ana getirilmesiyle hiç bir il iş iği yoktur. Ve bugünkü koopera­ tif birlikler de21 ancak emekçilerin elinde b a ğım s iz kuru­ luşlar ol dukl an ve ne hükümetler, ne de burj uv alar tara­ fından korunmadıkları öl çü de bir değer taşırlar.

39


IV

Şimdi demokratik bölüme geliyorum. A.

"Devletin

özgür kuruluşu"

İlkönce, II. B ölüm de görüldüğü gibi, Alman

İşçi Par­

- tisi "özgür devleti" gerçekleştirmeyi amaç edi nmiş tir Özgür devlet ne olabilir? Özgür devleti kurmak, hiç · .

de- boynu eğik tabiierin dargörüşlü z ihniyeti nd en kend,i­ lerini kurtarmış olan eme kçilerin amacı değildir. Alman İ mp arato rlu ğun da " devlet", heınen - hemen Rusya'daki

kadar ftözglir"dür. Özgürlük, toplumun üstüne yerleştiril­ miş bir organizma olan devle.ti, topluma tamamen bağım­

_l ı bir organizm a biçimine sokabilmektir, ve bugün bile devlet biçimleri devletin özgürlüğü"İlün sınıdandırılına­ u

sı ölçüsünde

az

ya da çok özgürdür, ya da. değildir.

Alman İşçi Partisi -hiç değilse bu programı k abul

_ederse_:. s osyalist fikirleri pek yüzeyde benimsemiş oldu­

ğunu gösterir; bugünkü toplumu (ve gele ce kteki he.rhan. . gi bir toplum için de aynı şey doğrudur) , bugünk:ü devle­ tin temeli olarak kabul e deceğin e (gelecekteki devletin te­ meli, geleceğin toplumu olacaktır), tam tersine, devlet,

kendi entelektüel, manevi ve

özgür temellerine

ğıms ız bir gerçeklik olarak ele

sahip ba­

alınınaktadır.

Ve bu yetmiyormuş gibi, . program, "bugünkü dev­ gibi deyimleri ' n as ıl korkunç şe­

let", "bugünkü toplum"

kilde kötüye kullanıyor, talepl erin yöneltildiği devlet ko­

nusunda ne korkunç anlaşmazhklara yolaçıyor!

llEugünkü toplum",

ortaçağ unsurl arın d an

azçok

arınıiıı ş , her ülkey� özgü tarihsel evrim tarafından azçok

değişikliğe uğratılmış, azÇok gelişmiş · bütün uyg ar ülke­ lerde varolan kapitalist toplumdur. uBugünkü devlet" ise, tersine, sınırlar ·aşıldıkça değişir. Devlet, _Prusya-Alrrianya , 40

_


şimdiden gerçekleşmiş t�leplerden başka bir

Aıı cak bunu gerçekleştirmiş olan devlet,

şey değildir.

Alman İmpara,

torlı.tğu smır�arı için deki devlet değildir, İsviçre'deki Ame­ :rika Birleşik Devletleri'ndeki vb . devlettir-. Bu cins "gele-- ­ ceğin devle ti ", Alman İmparatorluğunun �ıçerçevesi" dı� şında olsa bile, bugün var olan bir devlettir.

Ama bir şey unutulmuştur. Alm an İşçi Partisi, Hbu� günkü ulusal devlet" içersinde, yani kendi devleti, Prusya­ . Alm anya İmparatorluğu i ç ersinde hareket ettiğini açıkça söylediğine göre, -yoksa bu p artinin istemlerinin bü� _yük bir kısmı saçma olurdu, çünkü elde edilmesi olanak­ sız bir şey istenmez-, partinin şu en önemli noktayı unut­

maması gerekir di : bütün bu güzel küçük şeyler, -halk ege­ menliği denen şeyin tanınmasının kapsari:ıına girer, ve bu bakımdan ancak demokratik bir cumhuriyette bunlar ye­

rinde sayılabilir. Fransız işçilerinin Louis-Philippe ve Louis�Napoleon zanianında programlarına. yazdıkları demokratik cumhu­ riyet isteminin ileri sürülmesine · cesaret edilemiyorsa -ve böyle

davranılmakla doğru hareket edilmektedir,

çünkü durum ihtiyatı gerektirmektedir....;;_, ancak d emok­ ratik bir cumhuriyette bir anlam taşıyan şeyleri, parLa­ menter biçimler şeklin deki süsler taşıyan feodal unsur. larla burjuva etkiler karışıruh bürokratik yapısı polis zırhı ile pekiş tirilmiş bir askeri despot yönetimden başka bir şey olm ayan bir devletten, ancak demokratik cumhu­ riyet koşullannda anl am taşıyabilecek şeyler isternek gi­ bi dürü s t" olmadığı ka dar saygıdeğer de olm ayan hile­ lere de başvurulmamahydı ve· bu devlete , bu gibi istem­ lerin ayasal yoldan'' kabul ettirilebileceği yüksek sesle ilan edilmemeliydi. Demokratik cumhuriyette bin yıllık bir ' çağın gelişi-· u

ni gören ve burjuva toplumun bu sonuncu devlet biçimi

altınd sınıflararası büyük �

savaŞın verileceğinden. kuşku-

42


su olmayan kaba demokrasinin ken di s i de, polisin izin verdiği ve mantığın yas akla dı ğı sınırlar içine hapsedilmiş bu cinsten demokrasicilikten yüz arşın . daha yüksektir. 0Devlet" sözünden, gerçekte, hükümet m ekanizmas ı ya da işbölümü sonucu toplumdan ayrı özel bir organiz4 ma olarak anlaşıldığı şu sözcüklerden bellidir: 11Alman İ şçi P arti s i devletin ekonomik temeli oLarak - tek bir arta­ iloranlı gelir vergisinin kabul edilmesini ister, vb .". Ver­ giler, hükümet mekanizmasının iktisadi temelidir, başka bir şey değil. Geleceğin devletinde, İ sviçre' de olduğu gibi, bu istern azçok karşılanmıştır. Gelir vergisi ayrı ayrı top­ lumsal sınıfların değişik gelir kaynaklarını, dolayısıyla kapitalist toplumu varsayar. Onun için, başlarında Glads­ tone'nin kardeşinin bulunduğu burj uvalar olan Liverpool'­ lu finai:ıcial reformers* progran1daki istemin· aynısını for­ müle etmiyorlarsa, buna şaşmamak gerekir. ,

B. Alman İşçi Partisi, devletin zihinsel ve sal temeli olarak şu tcleplerde _ bulunur:

ahlak­

1 . Devlet tarafı ndal"' sağ lanan herkes için ayn ı , genel eğitimi. Herkes için eğitim zorunlu l uğu, paras ı z eğ_itim .

. Herkes için

ayn:İ,

halk

halk

eğitimi? Bu sözcükler ne an�

lama gelir? Bugünkü toplumda (ve bizim sorunumuz - bu�

günün topluriı.udur) , eğitimin, bütün sınıflar için aynı ola­ bilec eğine mi inanılıyor? Yoksa; yalnızca ücretli işçilerin değil, köylülerin de iktisadi durumlarıyla · bağdaşahilen o biricik eğitimden, ilkokul eğitiminden ötesi, yukan . sınıf­ ıara zorla yasak mı edllecek ? uHerkes. için eğitim zorunluluğu. Parasız eğitim." Bi­ rinci si Almanya' da b ile şimdiden var, ikincisi İsviçre' de ve Amerika Birleşik Devletleri'nde ilkokullar için uygu4 !anmaktadır. Eğer ABD'nin bazı eyaletlerinde yüksek öğ'

*

Mal1 reformcular.

-ç.

43


renim kuruniları da

"

par as ı z

"

ise, hu, yalnızca bu eyalet­

lerin genel bütçelerine yukarı sınıf ların okul ma srafların ı da kattıkl arını gösterir. Sırası gelmişken belirtelim ki, bu,

5. maddede

talep ed ilen tt adli işlemleri� paras ız olması"

için - de böyledir. · Hemen her yerde ceza hukuku parasız­ dır, medeni hukuk ile hemen hemen tamamen mülkiyet - üzerinde çıkan çatışmalarla -ilgÜenir, bu bakım dan he­

hemen

men

her yerde mülk sahibi sınıfları ilgilendirir.

Bunların açtıkl�rı davaların gi derl eri , hazineden mi kar­

şılanacaktır?

Okullada ilgili paragrafta, hiç değilse� ilkokullara tek­ nik okulların (teorik ve pratik) ekleiımesi talebi konma

­

lıydı. "Devlet tarafından halk eğitimi",

kes in

olarak kınan­

ması gereken bir şeydir. Genel bir yasayla, ilkokulların gelir kaynaklarının, öğretim öğretim dal� arının vb. Devletleri'nde· olduğu

ka drosunun niteliklerinin, s apt anması -ve, Amerika Birle şik gib i , bu yasanın uyg11:lanmasının

devlet müfettişleri tarafından gözetimi, devleti halkın eği

­

ticisi yap maktan

bambaşka bir şeydir! '

Üst eli k , burada ya­

pılacak şey, okuldan, hükün1etin- ve kilisenin her türlü et­ kisini uzak tutmaktır. Hem aslında, Prusya-Almanya im­ paratorluğunda, halk tarafından çok sıkı bir eğitime tabi

tutulması

g ereken , devlettir (ve bura da �'rgeleceğin dev­

leti" gibi, aldatıcı bir kaçarnağa başvurulmasm: bunun · ne demeye -

geldiğini

Zaten, _ bütün

gördük).

·

p rogram , bütün

demokratik lafazanlığı­

. na k�rşın, bir uçtan bir uca laşalcı mezP.ebiİı . devlete olan kölece inancına, ya da daha kötüsü, demokrasi mucizesi inancına bulanmıştır; ya da daha doğrusu, ikisi . de sos­ ·

yalizmden eşit derecede uzak bulunan ınucizelere olan bu

iki tür inanç arasında bir uzlaş:fnadır. 11B1l:iri:ı

özgürlüğü"

diye yazıyor Prusya Anayasasının

bir paragrafı. O halde bunun burada

44

yeri

ne?


' 41Vicdan Özgü!iİüğü! H Eğer Kulturkampf'ın�" şu anın­ da liberalizme kendi eski sloganları .anımsatılmak isteni­ yorsa, bu, ancak şöyle yapılabilirdi: uHerkes, polis bur­ . nunu sokmadan, dirisel ve bedensel gereksinmelerini ye­ rine getirebilmelidir .". Al1la işçi partisi, burada, burjuva ' u inanç 'özgürlüğü"nün, akla gelebilecek her türden diiısel inanç özgürlüğünün hoşgörüyle_ karşıLanmasından başka - bir şey olmadığının farkında bulunduğunu ve partinin, · kendi pay)na, inancı, dini gözbağcılıktan kurtarma çaba­ sında olduğunu ifade edebilirdi. Ama ne çare ki, "bur­ juva" düzeyi, bu konuda da aşılmamaktadır. Böylece sona varmış bulunuyorum: çünkü progra­ mın ardından gelen ek, onun karakteristik bir bölümünü oluşturmamaktadır. Onun için fizerinde çok kısa dura­ cağım. 2. Normal işgünü.

·

Hiç bir başka ülkede, işçi partisi, bu kadar bellisiz

bir talep le kendini - sınır1andırmamış ve her zaman varo­ lan koşullar altında no�al saydığı işgününün süresini saptamıştır. mas ı .

3. Kad ı n emeğinin sını rlanması ve çocuk emeğinin yasak!an·

İşgününün bir düzene bağlanıriası, işgünü süreleri, - dinlenme sUreleri vb. bakımından kad-ın emeğinin sınır­ lanmasım kapsainalıdır; yoksa, bu, özellikle kadınların sağlığına zararlı ya da cinsiyet bakımından ahlaka aykırı olan sanayi kollarından kadın. emeğinin dışlanmasırrdan başka bir anlama gelemez. Eğer kastedilen bu idiyse, açıkça söylenmeliydi. ııçocuk emeğinin yasaklanması! '': burada, .yaş had­ di, mutlaka belirtilmesi gerekirdi. -

45

·


genel otarak yasaklanması, büyük

Cocuk emeğinin

sanayiin varl ığıyla bağdaşmamaktadır; ve dolayısıyla, boş ve satça bir istektir. Gerçekleşmesi -olanaklı ol s aydı

­

gerici bir şey olurdu, çünkü çalışma süres inin farklı yaş gruplarına göre sıkı bir biçimde düzenlenmesi ve çocuk­

lann korunması için öteki güvenlik önlemleri; daha genç yaşta · üre tken emeğin eğitimle birleştirilmesi, bugünkü toplumun dönüşümünü sağlayacak en - güçlü araçlardan

' biridir. 4. Fabrika ları n, altı nda tutulmas ı .

Pnısya-Almanya

atelyeleri� · ve ev sanayiinin

devlet gözetimi

devleti s özkonusu olduğuna göre,

müfettişierin ancak mahkeme kararıyla görevlerinden alı­ nabilmel e ri ,

herhangi bir işç,inin,

görevlerini

ihmalden

ötürü bunl ar hakkında dava açabihneleri ve bunların he­ kim mesleğinden kimseler arasından seçilmeleri de mut­ ..

laka talep edilmeliydi. 5. Hapisanelerde emeğin düzenlenmesi.

Genel bir işçi programında bayağı bir talep. Her ne _ olursa olsun, rekabet · korkusuyla sırada·n mahkumların hayvan muamelesi görmelerine izin verilmeyeceği ve hele onların ıslah olmalannın biricik aracı olan üretken ça­ lışmadan kendilerinin yoksun edilmesinin sözkonusu ol. madığı - açıkça belirtilmeliydi. Sosyalistlerden beklenen ·

en azından budur. · 6. Etkin bir yüküml ülük yasası .

. uEtkin" bir yükümlülük . yasasıyla · ne kastedildiği söy­ lenmeliydi. Geçerken belirtelim ki, normal işgününden sözederM 46


fabri�ka yönetmeliklerinin, sağlık kurallarına ve gü. venlik tedbirlerine vb. ilişkin kısmı gözden kaçırılmıştır. ken,

Yükümlülük yasası, ancak bu kurallar çiğnendiğinde uy� gulanabilir. Kısaca, bu ek'in de kaleme alınışı ahmakçadır. Dixi et

,saivavi ani.mam meam*

Mayıs 1 875 .

* Söyledim

ve

ruhumu kurtardım.

-ç.

47


İKİNCİ BÖLOM GOTHA PROGRAMI

ÜZERİNE

FRİEDRİCH ENGELS


AUGUST BEBEL'E MEKTUP LONDRA, 1 8-28 MART 1 875

Azizim Bebel,

23 Şubat tarihli mektubunuzu aldım, sağlığınızın · ye­ rinde olmasına sevindim. Bu [tek bir örgüt içinde] kaynaşma öyküsünün tümü hakkında ne düşündllğürnüzü bana soruyorsunuz. Ne ya­ zık ki, biz de, aynen sizin durumundayız. Ne Liebknecht, ne de herhangi biri, bize, bu konuda en küçük bir bilgi iletmedi,_ onun "için biz de gazetelerde okuduklarımızdan öte bir şey bilmemekteyiz. Bu gazeteler ise, geçert hafta program tasarısını yayımlarnalarına · . kadar, bu konuya değgin hiç bir şey yazınadılar. Bu tasanyı okuyunca · şa­ şırdığunızı tahmin .edebilirsin. sı


Partimiz, lasalcılara, barışmak ya da hiç değilse bir kartel kurmak amacıyla o kadar çok el uza tmış tır ki, .H a­ senclever'ler, Hasselmann ve Tölcke'ler tarafın dan o ka­ dar ·çok, hem de en kırıcı biçimde yüzgeri çevrilmiştir ki, . bugün bu bayların · kendilerinin gelerek bize -uzlaşma tek­ · lif etinelerinin, içinden çıkılmaz bir çıkmazda oldukların­ dan ileri geldiğini bir çocuk bile aniayabilir. Bu adaın­

lanıi p ek iyi bilinen tıynetlerini gözönünde tutarak, için-

.

de bulundukları çıkınazdan yararlanıp mümkÜn olan bü� tün güvenceleri isternek görevimizdir, öyle

ki,

bunl ar , iş-

. çi yığınlan . arasında s arsılmış olan durumlarını, partimiz hesabına güçlendiremesinler. Bunları en soğuk bir biçim­

de karşılamak, kendilerine güvenınemek ve tek · örgüt için- · de . kaynaşmayı, sekter sloganlarını terketnıe niyetlerine ve devletten istemiş oldukları yardımdan vazgeçmelerine ve bellibaşlı 1869 Eisenach Programını ya da bu progra­ mın ıslah edilmiş ve bugünkü koşullara ' daha uygun bi­

çimini kabul etmeleri ko şuluna bağlamak gerekir. Teorik

k

b a ımdan, yani program için en önemli öğe bakımından, :

öğreneceği hiç bir şey yoktur, oys a bu bakımdan durum lasalcılar için tam tersinedir. partimizin, lasalcılardan

Kaynaşma için birinci koşul, s ekte rl i kten , yani lasalcılık­ tan

vazgeçmeleridir;

başka , bir deyişle, her derde deva­

saydıkları devlet yardımı, eğer -onlar tarafriıdan tamamen

terkedilmeyecekse, hiç değilse geçici ve ikinci bir önlem,

· birçok şey arasında bir olanak sayılmalıdır. Program ta­ sarısı - gösteriyor ki, bizim adamlarımız, lasalcı lideriere teorik bakımdan çok üstün oldukları halde, politikacı · · kurnazlığında onlar dan çok daha gerilerdedirler. ''Namus-: lular" (Ehrlichen)25 bir kere daha 0namussuzlar"26 tara­ fından feci şekilde oyuna getirilmişlerdir.

Bu _program, görkemli olmakla birlikte, tarihsel ba­

kımdan yanlış olan Lassalle'ın şu türncesinin kabul edil­ mesiyle işe başlamaktadır: 0İşçi sınıfının karşısında_. bü-

52


. tün öteki sınıflar, tek bir gerici kitle oluştururlar." Bu tümce ancak bazı ayrıksın durumlarda doğru sayılabilir, ,

örneğin Komün gibi proletarya devrirp.inde, ya da devleti ve topluınu ' _kendi ' çıkarına , uygun olarak biçimlendiren sınıfın tek başına burj uvazi olmadığı, ve . demokratik kü·

çük.burjuvazinin bu dönuşümü, s onuncu sonuçlanna· ka­ dar gerçekleştirdiği

bir ülkede.27

Eğer örneğin Almanya'..

da demokratik küçük-burjuvazi, bu gerici yığının h ir par­

İşçi Partisi sınıfla, Halkçı Parti ile {Volkspartei) elele

çası olsaydı, nas ı l olurdu da Sosyal-Demokrat yıllar boyu bu

prog· ramının bütün malzemesini demokratik küçük-burjuvazi­ nin o rganın dan Fıraıikfurter Zeitung' dan28 sağlayabilirdi? - Ve nasıl oluyor da bu prograının içer diği istemlerden en azından yedisi, küçük burj uva demokrasisinin ve Halkçı Partinin programlarında bulunmaktadır? Sözünü ettiğim yedi siyasal istem bir ila beş ve bir ila iki sayılı olanları­ dır, ki bunların için de burjuva demokratik olmayan tek yürüyebilirdi ? Nasıl olurdu da Volksstaat s iyas al ,

-

bir

istem yoktur.

·

ikincisi, işçi hareketinin

enterna syonalizm ilkesi, bu­

gün için pratikte tamamen terkedilmiştir, ve bunu yapan ·

kimseler, beŞ yıl boyunca ve en çetin koşullarda, en tak� dire

değer · tarzda bu ilkeyi savunmuş olanlar dır. Alman

işçilerinin bugün Avrupa işçi hareketinin · başında oluş� l arı her şeyden önce s avaş ,

sırasında29 benimsemiş olduk�

ları gerçekten enternasyonalist tutumdan ötürüdür; bu

b akımdan Alman proJetaryası kadar iyi davranmı ş olan başka bir proletarya yoktur. Bu ilke, yurt dışında her yer� de işçilerin aynı çabayla bu ilkeyi s avundukları ve hükü­ ,

metlerin bu il k�ni n bir örgüt içinde ifadesini bulmasını

ellerinden gelemi yaptıkları bugün mü terke­ enternasyonalizminden tasarı� da kala kala ne kalm ı ş tır? Avrupa işçilerinin kurtuluşları� rll sağlamak için gelecekteki işbirliği değil, ama Hhalklann önlemek için

dilecektir? İşçi hareketinin

53


·

uluslararası _kardeşleşmesi'' ,. Barış Ligasının burj uvalan.. nın uAvrupa Birleşik Devletleri" gibi ürkek temennileri ! Besbelli ki, Enternasyonalden doğrudan sözedilmesi gereksiz olabilir. Ama, hiç değilse, 1 869 programından da­ ha gerilere düşmernek gerekirdi� örneğin şöyle denebilir­ di :- her ne kadar Alman İşçi Partis i -şimdilik devletin mev cut sınırları içinde ·eylemde bulunmak _ zorundaysa da (Al­ man İşçi Partisinin Avrupa proletaryası adına konuşma­ ya, ya da doğru olmayan şeyleri ileri sürmeye hakkı yok­ tur kuşkusuz), bu parti kendisini bütün ülkelerin işçile� rine bağlayan dayanışmanın bilincini. korumaktadır, ve . geçmişte olduğu gibi bu dayanışmanın kendisine yükle- . diği görevleri yerine getirmeye her zaman hazırdır. Bu gi­ bi görevler, parti, kendisini ·Enternasyonalin bir parçası - saymasa da ve bunu ilıln etmese de vardır: örneğin ge­ rektiğin d e yardımlaşma gibi, grev durumlarında yabancı - işgüçü gönderilmesine -muhalefet gibi, parti organlarının · aldıkları önlemlerle Alınan işçilerini yurt dışındaki işçi hareketinden haberdar etmeleri gibi, hükümetlerin _tah- rik ettikleri savaşlara ya da savaş tehlikelerine kar şı pro­ paganda, bu savaşlar patlak verdiği takdirde Alman işçi­ lerinin 1870-7l 'de örnek davranışıarına uygun bi.çimde be.; nihısenecek :tutum gibi vb .. Üçüncüsü, bizim adariılarıınız, Lassaile'ın ekonomi po� litiğin taınamel'l: yanlış bir -anlayışına dayanan f(ücretlerin tunç yasası"nı, yani ortalama olarak işçinin ancak bir asgari ücret aldığı ve bunun da, Malthus'un nüfus teori· sine göre her zaman gerektiğinden çok işçi bulunduğu için olduğu görüşünü (Lassalle'ın ileri �ürdüğü iddia)_ar · bundan başka bir şey değildir) olduğu gibi kabul etmek gafletini göstermişlerdir. Oysa · Marx, Kapital' de, ücretiere hükmeden yasaların çok çapraşık olduklarını · ve, koşul­ lara göre, b azan bir etkenin bazan· da bir başkasİnın ege­ men durumuna geldiğini, bu bakımdan bir tunç yasasm­

.

,

.

54


dan sözedilemeyeceğini, tersine, son . derece esnek bir ya­ sanın s ö zkonusu olduğunu ve bu yüzden Lassaile'ni san­ dığı gibi sorunu birk aç sözcükle çözüme bağlamanın ola­ naksız olduğunu aynntılı olarak ve gerektiğ i gibi tanıt­ lamıştır. Lassaile'ın Malthus'tan ve (tahrif ederek) Ricar­ do'dan kopya etmiş olduğu yasanın maltuşçu temeli (ki Lassalle, Emekçinin Elkitabı adlı broşürünün 5. s ayfa­ · sında da aynı görüşü bir kez daha savunmaktadır) , Marx tarafından llSermaye B irikimi " başlıklı bölümündem ye­ terli açıklıkla çürütülmüştür. Bu bakımdan Lassaile'ın 11tunç yasası"nı_ kabul etmekle yanlış bir görüş ve kusurlu bir muhakeme benimsenmiş olmaktadır . · Dördüncüsü, programda yer al an biricik toplumsal talep, Lassaile'ın Buchez'den çaldiğı biçimde bütüiı. çıp­ hiklığı)rla sunulan lasalcı devlet yardımıdır. Ve - bu, böyle bir talebin ne kadar boş olduğunun Bracke tarafından ta­ nıtlanmasından31 sonra, ve partimizin, bütün değilse bile hemen hemen bütün sözcülerinin lasalcılara kar şı sava­ şırnlarında devlet yardımı talebini çürütmelerinden sonra yapılmaktadır ! Partimiz bundan daha utanç verici bir du� ruma düş emezdi . Enternasyonalizmin Arınand Goegg'in düzeyin e düşürülmesi, ve so syalizmin de, devlet yardımı talebini sosyalistleri mat �tmek için onlara karşı ileri sü­ ren burjuva cumhuriyetçi Buchez'iri düzeyine düşürül� me s i ! -. Hiç değilse, Lassaile'ın anla dığı anlamda udevl et yar­ clımı'', şu topal sözlerle ifade edilen: 0 toplum s al sorunun çözüme bağlanınası yolun:un hazırlanması'' amacına ulaş­ m ak için birçok önlem arasında bir tanesi olarak göste-· rilseydi. Sanki bizim için teori alanında henüz çözüme bağlanma11.1ış bir toplumsal sorun varmış- gibi ! Onun için,

nAlman İşçi Partisi, san ayide ve tarımda , üretimi ülke öl çü sünde

ücretli

kooperatİf tem eller üzerinde örgütlendirerek dolayıs ıyla sınıf farklarını ortadan kal-

emeği ve


dırma çabasındadır; bu parti, . bu amaca vanlmasına yar drm edecek her önlemi des tekleyecektir ! " dendiği zaman, buna itiraz edebilecek bir lasalcı yoktur. Beşincisi, -tasarıda, iş çi sınıfının, sınıf olarak s endika.. lar aracı ile örgütlenmesinin sözü _ ' bile edilmemektedir. Oysa bu, temel noktalardan biridir, çünkü · sözkonusu ..

'

savaşımı soktuğu proletarYa sını..

olan, proletaryamn sermayeye karşı · her günkü yürüttüğü· ve kendisini ·disipline

fınıiı örgütlenmesidir; o örgütlenme ki, bugün (şu anda

Paris'te olduğu gibi) en korkunç gericiliğin ortasında bile artık . yıkılamamaktadır. Bu örgütlen:qı.enin Almanya'da da kazandığı önem karşısında, bizce . bu konuyu program

..

da

ele

almak ve buna, olanaklıysa parti

yer vermek kesin olarak gereklidir.32

örgütü

için de bir .

İşte bizim a damlanmızın lasalcılara incelik göstere·

.rek verdikleri bütün ödünlerin bilançosu. ·Peki bunlara karşılık, kenclilerine., karşı taraf hangi' · ödünler verdi? Programa oldukça karışık bir seri

salt demokratik

istem�

kısmı, İsviÇ;re de varolan ve · orada bir işe yarıyorsa yarardan çok zararı dokunan "doğ· ler konması, ki buıiların . bir

-

'

rudan yasama" gibi moda şeylerdir. Bari halkın yönetimi sözkonusu olsaydı ! Aynı biÇimde, ' her

özgürlüğün birinci

ko şulu olan şey de burada yer ahnamıştır: her memurun görevini yerine ge tirirken hareketlerinden her yurttaş kar

..

şısında, s ıra dan mahkemeler önünde yasa gereği�ce so.. . rumluluk taşıması. Bilim . özgürlüğü ve . . . vicdan özgürlüğü gibi taleplerin herhangi bir liberal programda yer aldık· ları ve burada yerlerinde olmadıklan konusu renmeyeceğim.· ,

üzerinde di·

Özgür halkçı devlet, özgür devlet biçimini almıştır.

Bu terimierin gramer anlamına göre, özgür

bir

devlet

kendi yurttaşhınna karşı özgür olan devlettir, yani · despo·

tik bir hükümeti olan devlettir. · Devlet üzerine bu gibi ge­ son· vermek gerek, . özellikle sözcüğün tam an..

vezeliklere

.


lamıyla bir devl et ,olmamış olan Paris Komünü deneyi.. minden sonra� Daha Marx'ın Proudhon'a33 karş ı kitabın·

dan b eri ve sonra da Komünist Partisi Manifestosu'nda

s osyali s t toplumsal düzenin kurulmasıyla devletin kendi·

liğinderi dağıldığı ve yOk olduğu34 : sına

açıkç� söylenmiş olma·

karşın, anarşistler yeteri kadar halkçı devleti kafa·

Devlet, savaşımda, devrimde devrim düşmanlarını baştırmak için yararlanmak zorun· da olduğumuz geçici bir kurumdan başka bir şey olmadı· _ğına göre, ozgür halkçı bir devletten sözetmek saçmadır: proletaryanın devlete gereksinimi olduğu sürece, o, buTlu, özgürlük için de�il, hasımlarını altetmek için kullanacak­ tır. Ve özgürlükten sözedilmesi olanaklı o l duğu gün, dev· let, · devlet ola rak ortadan kalkmış · olac4ktır. · Onun için,· biz, devlet sözcüğünün yerine, her yerde, �opluluk (Gemeinwesen) gibi Fransızca koınünün karşılığı - ol� ,mükemmel eski bir Alman sözcüğünün kullanılmasıiıı

· mıza çalm.ış durmuşlardır.

önermekteyiz. "Bütün sınıf farklannın 'ortadan kaldırılması" yeri· ne, "her türlü toplumsal ve siyasal eşitsizliğin yıkılm ası

"

deyimi de yersizdir. Bir il-ile bir başka il arasında, bir böl·

ge ile bir başka bölge . arasında, yaşam koşullannda her

miktar eşitsizlik olacaktır; bu eşitsizliği enaza indirmek olanaklı dır ; ama tam olarak yok etmek olanak· sızdır. Yüksek dağlarda oturani ann yaşam ko şull an ova­ larda _ oturanlarınkinden her zaman farklı Sos·

zaman bir

a'Iacaktır.

yalist toplumu eşitliğin 'imparatorluğu olarak düşünmek -çok dar bir Fransız anlayışıdır, ki eski Özgürlük, Eşitlik, . .

evrimin bir aşamasına tekabül ettiği için, zamanında ve yerinde bir varlık nedeni vardı; ama b izden önce gelen s osyalis t ekal­

Kardeşlik sloganına dayanır� Bu anlayışın

lerin aşırı ölçüde dar olan bütün kavramları gibi aşılma­ ,

ya yargılıydı, çünkü bu

neden olma ktadırlar ve

kavramlar zihi nlerde karışıklığa gerçekiere daha . uygun · olan daha 57

-


tam ve

do ğ ru kavrarnlara yerlerini bırakmışlardır.

Özsüz ve güçsüz bu programda hemen hemen her söz� . cUk eleştiriye layık olmakla birlikte, sözleriıni sona erdi� riyorum. Program öyle kaleme alınmıştır ki, kabul edil­

diği takdirde, ne Marxr ne de ben, hiç bir zaman böyle bir temel üzerine kurulacak olan yeni partiye gireıneyeceği. miz gibi · bu partiye karşı kamuoyu _ önünde takınacağimız tutınn hakkında ciddi olarak düşünmemi z gerekecektir. Düş ününüz ki, yurt dışında Alman Sosyal-Demokrat İşçi Parti sinin her davranışından, her beyanından biz sorumlu tutulmaktayız. Ö rneğin Bakunin, Poiitika ve Anarşi ad lı kitabında bunu yaptı ve Liebknecht'in Demokratisehes Wochenbl,att'ın35 kuruluşundan bu yana söylediği ya da yazdığı gereksiz her sözcükten bizi s oruınlu tuttu. Her::: kes b ütün olup ·bitenlerde ipierin bizim elimizde olduğu­ nu sanmaktadır, oysa, sizin de pek iyi bildiğiniz gibi, biz, · partinin iç sorunlarına hemen hemen hiç karı şm adık - ve eğer rasiantı obırak karıştıksa, bu, yalnızca teorik alanda bizce işlenmiş olan hatalan olabildiği kadar düzeltme yo­ lunda bir müdahale olmuştur. Sizin de görebileceğiniz gi­ bi, bu program, onu kabul eden parti ile bizim her türlü d ayanış ma durumuna son verınemizi gerektirı�cek bir dö� . nüm noktası olabilir. Genel olarak bir partinin . resmi programının, o par­ tinin hareketlerinden çok daha az' önemli olduğu d oğru dur. Ama yeni bir program, herkes in gözü önünde yük� - sekiere çekilen bir. b ayrak gibidir ve herkes parti hakkın­ da kararını buİla göre verir. Onun için bu yeni program, Ei senach programına oranla bir gerilem e olmamalıdır, oysa olan budur. Ayrıca b a şka ülkelerin işçilerinin bu programa ne diyecekleri ve yurt dı ş ın da bütün sosyal� demokrat proletaryanın, lasalcıların önünde dize gelme leri izieniınİ üzerinde de düşünülmelidir. Üstelik ben eminim ki, böyle bir temel üzerinde, bir ,

,

'

' 5 8


i

kaynaşma, bir yıl b le sürmez . Partimizin en akİllı adam� lannın, tunç yasası ve devlet yardımı üzerine Lassaile te­ ke rlemelerini ezberley-ip yinelediklerini göı;ünüzün önüne getiriyor mu s unuz ? Örneğin sizi _bu durumda _ görm ek is� terdim ! Bunu yaptıkları takdirde, · dinleyidleİi, onları yu�

· halayacaktır. Oysa eminim ki, 1 asalcılar özellikle progra­ mın bu kısımlarma bağlıdırlar, tıpkı Yahudi Shyl o ck 'un

insan eti libresine ba�lı kalıp onu elde etm ekte direndiği

g ibi . Bölünme ergeç gelecektir, am a biz, bu işte Ha ss ela n amus lu " sı-fatını kazandınnış , olacağız; bÖlünmedeiı, . biz daha za­

. mann'la Hasenclever, Tölcke ve kafadarlarına

yıf

çıkacağız ve lasalcılar daha güçlü çıkacak; partimiz

siyasal bekaretini yitirmiş olacak ve bir süre için bunlan

bayrağı üzerine yazmış olduğuna göre, Lassaile'ın içi kof tekerlem·eıerine karşı açık yüreklilikle çıkamayacaktır;

ve

eğer I as alcılar o zaman da bir kez daha _ doğru ve tek işçi

partisi olduklannı ve bizim burjuva olduğumuzu iddia et­ verecektir. Bu

meye kalkarlarsa, p rog ram onlara hak

programın bütün sosyalist önlemleri onlara aittir; bizim

partimize gelince, biz, yalnızca küçük-burjuva demokra s i­

sinin kendisi tarafından da ifade edilmiş olan taleplerini, sanki biz u gerici kitleyi " temsil . ediyormuşuz gibi progra­

ma sokınuş bt;ılunmaktayız.

Bu mektubu size iletmekte geciktim, çünkü', sizin, 1 Nisanda, Bismarck'ın doğum yıldönümü dolayısıyla, tah­ liye edilmeniz gerektiğini biliyordum ve size mek tubu giz� .

Ii olarak ulaştırırken ele

geçmesi rizik osunu

önlemek is-

tiyorduın. Şimdi Bracke'den bir mektup almış bulunmak­ tayıın; bunda programa. karşı sert itirazlarda bulunmak�

tadır

ve bizim ne düşündüğümüzü öğrenmek istemekte­

dir. İşleri hızlandırmak için, bu mektubu , kendisinin de

okuyabilmesi için ve benim bütün öyküyü yeniden yaz­ mama gerek kalmaması için onun aracılığıyla size gönde� riyoruın. Ekleyeyim ki, Ramm'a da bu gerçekleri söylem iş 59


bulunuyorum.- Liebknecht'e çok kısa bir mektup yazdım.

Bir bakıma iş - işten - geçmiş olana kadar, bu ko nu hakkın� da bize tek · bir söicük yazmamış oluşunu affedemiyorum (oysa Ramm ve başkaları da bizi baştan sona kadar du� rumdan haberdar ettiğini sanıyorlarmış) . Lieb knech.t ilk kez olarak bu biçimde hareket etmiyor. Marx'ın ve_ benim onunla sık ve tatsiz mektuplaşmalarımız bunun kanıtıdır. Ama bu kez sınırları aşmış bulunuyor, ve kendisi ile artık kesin olarak yol arkadaşlığı edemey�ceğiz. İşierinizi öyle düzenleyiniz ki, bu yaz buraya gel eb i� lesimz. Söylemeye gerek yok ki benim konuğum olacak� sınız ve havalar_izin ve ri rs e gider deniz· kıyısında birkaç ' gün geçiririz, bütün çektiklerinizden sonra böyle bir şey

siz-in

için gereklidir. Dostlukla, F.

Marx ev taşıdı; şimdt Londra, adresinde oturuyor.

4 1 . Maitland Park Crescent

E. N. W.

W. BRACKE'YE MEKTUP LONDRA,

1 1 EKiM 1 875

Azi�in - Bracke, Sonuncusu 28 Haziran tarihli olan mektuplarınizi ya�

nıtlamayı bugüne dek geciktirdimı bunun

ilk nedeni,

Marx'ın ve benim altı hafta birbirimizden ayrı kalmaınız� dır, --o Karlsbad'daydı, ben de deniz kıyısında, ve· orada

Volksstaat'ı alamıyordum-, üstelik Genel Yönetim Ko­ mitesini i şb a$ın da görmek :ve yeni birliğ in sonuçlan hak� _ kında bir fikir edinmek istiyordum.36 · Liebknecht'in birleş meyi bir an önce gerçekleştirme _

60


ve bunu

her ne pahasına olursa olsun b aş arma

çabasıyla

her şeyi · berbat ettiği yolundaki görüşünüze tam amen ka�

tılmaktayım. Bu birle şme gerekli i diyse, bunu, gene de

k?.rşı t arafa söylemen1ek, belli etmemek · gerekirdi. Ayrı�

ca: -bir hata her zaman bir başka hatayı haklı göster­ meye. yaradığından-, birleşme kongresi, çürümüş temel­ ler üzerinde ve büyük bir gürültüyle bir kere başlatılınca ne pahasına olursa olsun başarısızlığa uğramamalıydı ve bu durumda· temel no kt al arda ödünler verme durumuna

g�lindi. Haklısınız; bu birleşİne kendi içinde bölünme fi� lizini taşımakta,dır, ve eğer bölünme bizden başkaca ye­

tenekli olan ve iyi bir eğitimle yetiştirilmesi olanaklı bu­ lunan koca bir kitleyi değil de, . yalnızca ıslah olmaz bağ-

. n.azlan uzaklaştıursa kendimi mutlu sayarım .- Her şey, kaçınılmaz olayın, ne zaman ve hangi koşullarda meycia� · · na geleceğine bağlıdır. Program, kaleme alındığı .son biçimiyle üç böliline ayrılmaktadır:

1 . Hiç bir durumda kabul e dilmemesi gereken Lassal­ le'ın tilinceleri ve sloganları. İki fraksiyon .birbiriyle kay­ naştığı zaman, anlaşmaya varılan noküılar programa ya­ . zılır, tartışılan nok talar değil. Ama bizim adamlarımız, boyle bir şeyi kabul edince yenilgiye uğrayanlarm tabi tu­ tul dukları - utanç veriçi duruma boyun uz atmış oldular. 2. Yavan şekilde demokratik olan ve Halkçı Parti· , nin zihniyeti ve s tili ile kaleme alınmış .bulunan bir sıra talepl e r . .· 3. Komünist Manifestosu'ndan çoğunluğu aktarılmış olan, ama yakından in celenince istisnasız hepsi de tüyler ürpertici ahmaklıklar içerdikleri , görülen sözde _komünist bazı öneriler; . bu sorunlan · e�er anlamıyorsan ya onlara hiç dokunma; ya da onları bu işleri daha iyi bilenlerin · y az dığı biçimde tam metin olarak kopya et. Ne m�tlu ki, program layık ol duğundan daha · iyi bi· _

6i -

.


çimde karşılandı. İşçiler, burjuvalar ve küçük·hurjuvalar

programda fiilen yazılı olanları değil, yazılı olması ge re­

kenleri okuyorlar; ve programın şu hari ka tümeelerinden birinin gerçek içeriğini kamuoyu önünde tililil etmek kim-senin aklına gelmedi bile. Bu, bize, bu konuda sus­

ma olanağını sağladı. Üstelik, ya alımakça ve kannakarı­ şık şeyler yazma dan, ya

da

bunların yerine komünist an­

lamlar taşıyan bir karşılık koymak zorunda kalmadan, bu

tümeeleri bir başka dile çevirlrıek olanaksızdır; ikinci yo­

la başvuranlar, dostlarımız �?lduğu gibi düşma:qlarımızdır

da. İspanyol dostlarımız için yaptığım bir çeviride, ben de,

aynı yolu tutmak zorunda kaldım.

-

·

Görebildiğim kadarıyia, yönetici komitenin çalışma­ sı,- doyurucu olmaktan uzaktır.

İlkönce ,

sizin yazılarını­

za karşı ve B . Becker'in37 yazılarına karşı karar ; kararın alınm amış olması, Komitenin

-kusurü

değildir. Bundan

başka, Marx'ın yolculuğu sırasında ras lamı ş olduğu. Son­

nernann , Frankfurter Zeitung ·g azetesi muhabirliğini Vah­

lteich 'a önerdiğini anlatmış., ama Yönetim Komite si , Vah­

lteich'ın bu öneriyi kabul etmesini yasaldanuş ! Bu kada�

fazla , böyle bir yasaklamaya Vahlteich'ın nasıl boyun

eğdiğini

anlayamıyorum . Üs telik bu ne

Frankfurter

Zeitung�un,

beceriksizlik!

Almanya'da her :yerde haberleri­

ni bizimkilerden alması için çaba göstenneliydiler!

Ve

- son olarak, las alcı üyelerin Berlin Basımevi Kooperatifi­ nin kuruluşu sırasındaki davranışları bana yeteri kadar

açık

gelmiyo r . Bizim- adamlarımız büyük bir güvenle yö­

netici komiteyi Leipzig Basımevinin yönetim konseyi ola- · -

rak tayin etmelerinden sonra, Berlin'dekileri, bu tayini

, kabul etmeleri için sıkıştınnak gerekti. Ama ben, bu so­ runun bütün ayrıntılarını yeteri kadar bihniyo rum.

·

Şimdilik Yönetim Komitesinin fazla bir eylemde bu­

.. lunmaması ve K. Hirsch'in de dediği gibi _(geçenlerde bu­

radaydı) , mektuplaş ma ve enformasyon · bürosu olarak sı-

62


nırlı 'bir eylemde · bulunması daha İyi olur. Yönetim Ko­ ınitesinin m üdahaleleri ancak bunalımı hızlandıracaktır, ve herk es bunu anlar g öz ükmektedir Ya, Yönetim Komi te sine üç lasalcının ve bizimkiler­ . den de iki kişinin girmesini kabul etmek ne büyük zaafi38 _ Her ş eyi hesaba katarsC!-k, , öyle anlaşılıyor ki, .biraz hirpalandıksa da b u _i ş ten ucuz kur tul duk Umalım ki, bu kadarı ile . kalsın ve bu a rad a lasalcılar arasında propa­ gandamız etkili olsun. Ye-ni Reichstag seçimlerine kadar . böyle gidilebilirse, gene de iyidir. O zam ana kadar Stieber :ve Tessendorf ellerinden geleni yaparlar, Hasselmann ve .

,

.

Hasenclever ile birlikte nasıl bir mirasa konduğuinuzu

. ancak . zamanla göreceğiz. Marx, Karlsbad'dan tamamen değişmiş olarak döndü: . güçlü

kuvvetli, çevik, canlı ve sağlığı ye ri n de . :Pek - yakın­

da - çalışmaya başlayabilecek. O ve ben, sizi, yürekten se;.

lamlarız. Gerektiğinde işlerin nasıl gittiğini bize bildir­

mek için mektup yazınız Leipzig'dekilef9 bize b Ütün ger­ .

çeği söyleyemeyecek ka dar işlerle içiçedirler ve partinin

iç tarihinin şu anda kamu oyunun gözü - önüne serilmemiş oluşu yerindedir. içtenlikle.

Dostunuz P. E.

BEBEL'E MEKTUP LONDRA, 12 EKiM 1 87 5

Azizim B eb el . ,

Mektubunuz bizim görüşürnüzü

mak tadır; g erçekten

tamamen

doğrula-·

tek örgüt içinde kayn aşma bizim açı� 63


nıızdan zamans ızdı

ve

bu kaynaşma yakın bir bölünme­

nin filizini bağrında taşımaktadır. Eğer bölünmeyi · önü·

müzqeki Reichstag seçimlerine kadar önleyebilirsek, ken�

- dimizi mutlu sayalıni . . . ' Şu andaki .biçimiyle program üç kısımdan ibarettir: 1 . Lassalle'ın önerileri ve programları, ki burilann kabulü partimiz için bir utanç olarak kalacaktır. iki frak� siyon ortak bir program üzerinde b irle ştikleri zaman, ge­ nellikle program üzerinde anla şmaya varmış olduklan · şeyleri koymaya çalışırl�.r ve üzerinde anlaşma olmayan noktalara değinmezler. Lassaile'ın devlet yardımı Eise­ nach programında vardı,40 ama geçici önlemlerden bir fa.. - JJ,esi olarak, ve b ana dediklerine göre, eğer tek örgüt için­ de sözkonusu olmasaydı, bu önlem de bu yılın kongresin­

de B racke 'nin önerisiyle ke sin olarak re dde dilmi ş olurdu. Oysa şimdi bu önlem, programda, bütün toplumsal acı� ların biricik ve evrensel devası ol arak yer ' almaktadır.

"Ücretlerin tunç yasası"nı ve Lassalle'ın b aşka tümeele­ etmekle, partimiz, ağır bir manevi yenilgiye uğ­ ramıştır. Partimiz lasalcı inancı benimsemiştir. Bu, artık

rini kabul

yadsınamaz. Programın bu bölümü savaşta yenilgiye uğ· rayanlara - reva görülen en ağır niuameleye b oyun e�e aıilamım taşır ve partimiz kutsal Lassaile'ın büyük şan ve onuru

için bu duruma düşürülmüştür.

2. Taıpamen Halkçı Parti zihniyet ve stili

alınmış olan demokratik talepler.

ile kaleme

3. �:Bugünkü devlet"ten son derece kanşık

ve man..

- tığa aykın olan talepler (öteki "taleplerin" kime hitap

et�

tikleri: de belli değil ya) . . 4. ·Koınünist Manifestosu'ndari ve Enternasyonalin tüzüğünden al ınmış olan, ama fazla ellendikleri için ya tamamen yanlış ya da tamamen anlamsız bir bale gelmiş bulunan (bildiğiniz yazıda, Marx, bunlan, ayrıntılı olarak ·

tanıtlamıştır)41 genel öneriler. -

64

,


Tamamı

Son derece dağınık, karışık, tutarsız, man­

tığa aykırıdır ve ayıplanmalıdır:ı2 Eğer

burjuva basında

tek bir eleştirici kafa ol saydı bu p rogramı ele alır, tüm­ ce türnce tahlil eder ve her tümceyi gerçek i çe d ğine in­ dirger, bütün mantıksızlıldarı, iktisadL alanda bütün çe­ li ş ki ve hataları gözler önüne s ererdi (örneğin çalışma araçlarının bugün ukapitalist sınıfın tekelinde" olduğu söylenen pasaj gibi, sanki toprak sahipleri yokmuş gibi; ve sonra da, o emeğin kurtuluşu" üzerine bir sürü geve­ zelik, oys a ancak işçi s ınıfının kurtuluşu sözkonusu ola­ bilir, · ŞU an da emeğin kendisi gereğinden fazla özgürdür) . , Böyle bir tahli�i yapan kimse, partimizi gülünç duruma ,

,

u

düşürmekte zorluk çekmezdi. Bunu yapacaklarına, bur­

juva

gazetecileri denen şu eşekler, bu programı ciddiye buldular ve

aldılar. İ çinde yazılı olmayan şeyleri, on da

komünist olarak nitelendirdiler. İşçiler de aynı şeyi yap­ maktadırlar. · Ancak bu durumcl:ur - ki, Marx'ın ve benim,

böyle bir programa açıkça kamuoyu önÜ�de karşı çık­ mamıza

engel olmuştur. Düşmanlarımız

ve

i ş çiler bile, bu

programı, her şeye karşın bizim niyetlerimizle değerlen ,

­

dirmeye devam ettikleri 'sürece susmamıza izin veriniz . Kişiler konusunda sonuçlardan m emnunsanız bu, bu .

,

konu da taleplerimizin

kayda değer ölçüde

gerilediğini

gösterir. Bizden iki kişi, lasalcılardan üç! B öylece bu ko­ bizimkiler eşit haklardan yararlanarak müttefikler

nuda

olara k muamele · görmüyorlar, tersine, kendilerini, azın­

durumuna düşürüyorlar. Şimdiye ·kadar öğrendiklerimize göre, komitenin faaliyeti de pek doyurucu değildir: 1. ·Parti yazıları listes i ne Bracke'nin . ve B .- Becker'in La ssaile hakkındaki iki yazısının konması kararı; eğer bu karar geri alındıysa, suç, ne komitenin ne de Liebknecht'indir. 2. Vahlteich'a, Sonnemann tarafın- dan önerilen Frankfurter Zeitung gazetesi muhabirliği gö­ · revini kabul etme s inin yasaklanması. Olayı, Sonnemann'lıkta bulunan yenikler

65


ın kendisi Almanya;dan geçerken Marx;a anlatmıştı. Beni,

komitenin küstahlığından ve bu yasaklamaya boyun eğe� ceğine onu tanımaması gereken Vahlteich'ın aşırı · uysal�

lığından çok şaşırtan şey, kararın saçmalığıdır. Komite,

.

Frank.furter Zeitung gibi bir gazetenin

hab erlerinin her

yerde ya1nızca b iz im adamlarırnız tarafından yazılmasın� dan yana olması gerekirdi.

. . . Her şeye karşın, bütün bu · olayın, bize yararlana� cağımız dersler vereceğinden, olumlu bir den eyim s ayıl� ması gere k tiği ve bugünkü koşullarda bu işin iyi bir so� nuç da verebileceğini söylemekte haklısınız. Kaynaşma, kendinde, gerçekten ileriye d oğru bir adımdır, yeter ki iki yıl dayansın. Ama hiç ku ş ku yok ki, bunu, çok daha ucuza

elde

edebilirdik.

F. E.

KAUTSKY'YE MEKTUPLAR

I Londra, 7 Ocak 1 891

Aziziın Kautsky, Dün sana taahhüdü

mektup

olarak Marx'ın elyazısı­

nı* gönderdim. Herhalde okumaktan büyük zevk duya­

caksın. Kutsal Alman İmparatorluğu'nda, olduğu glbi ya� yınlanabileceğini pek sanmıyorum. Metni bu bakım dan ineele ve olanaklı olan yerlerde çıkanlacak olan pasaj la· rın yerine noktalar koy. Fikir sıralanışınm borulduğu yerlerde, provalarda bu pasajları işaretle ve bana iki sa*

Gotlıa Programmın Ele�tirisi. -Ed.

66


tırla çıkarma nedenini açıkla; ben de elim den geleni ya· yazacağıın önsözde, paran· tez içine alır ve bu pasajların değiştirildiğini söylerim. Ya.ni bunların provada o l duğunu belirtirim i Zaten pek olanaklıdır ki; yüksek polis makamları dı· · şında, b aş ka kimseler de bu yayından gocunsunlar. Bu b ak ım dan tedbirli davranın ayı gerekli s ayıyors an elyaz· mas ını taahhüdü olarak Adler' e göndermeni rica e dece ğim. Pek olası ki, orada, Viyana' da, tam metin olarak ha· sılahilsin (ne yazık ki, din s el gereksinmeler konusundaki mükemmel pasaj , orada da herhalde basılamayacaktır) ; parım. Değiştirilen kıs ıml arı

,

,

·

ve zaten bu metin nasıl olsa basılacaktır. Kesin olarak ka rarlaştınlınış olan metni basma niyeti bana aittir ve bu. nu sana bu m ektubuml a iletiyorum, sanırım ki, böyleJik ..

..

. le, s en her türlü yakınmalara karşı korunmuş olmakta­ sın, çünkü müsveddelerin hasılınasına nasıl olsa engel ola ,

..

mayacağımıza göre, Almanya'da hasılınası ve hatta bu yayına yer verme k _için özel ola rak kurulmuş olan partinin organı Neue Zeit'ta çıkn1ası daha iyi olur. Brentano43 üzerindeki çalı şm amı bu no kt aya dikka.. tini çekmek için durdurdum; metindeki ücretierin tunç yasasına ilişkin pasajlardan yararlanınam gerekti, ve met­ ni ele alm ış ken onu hemen hasılınaya uygun bir biçime s okma yolunu tuttum. Bu hafta Brentano üzerine çalışınarnı sona erdirece� ğimi sanıyordum, ama beni işten alıkoyan o kadar çok şey oldu · ki ve mektup lar o k a dar ç oktu ki, buna olanak ol­ mayacak. Onun için, .engeller ortaya çıkarsa, bana haber ver. cinsten

,

Dostlukla

F. ENGELS

67


II lonra, 15 Ocak 1 891

Azizim Baron,

İlişikte sunduğum provalardan da anlayacağınız gibi, ben bir canavar değilim ve yazdığım girişe teskin edici madde olarak hafif bir morlin ve p o ta syum brorrıür do· zu kattım , bunun da herha�de do s tum uz Dietz'in . ağıtla· ra eğiliml i mizacı üzerinde yeteri kadar uyuşturucu bir etkisi ol acak tı r. Bugün Bebel'e de yazacağım. Kendisine bu ·konuyu daha önce açmadım, çünkü; onu Liebknecht · ·karşısında güç duruma sokrn,ak istemiyorum. Bebel, bun· dan ona sözetmek zorunda kalacaktı ve elyazmasından

bazı pa saj ları ödünç almış olan Liebknecht de,

-

patti

programı üzerindeki Halle �onuşması44 bunun kanıtıdır-, kıyameti koparacaktı. Eğer adinsel ve bedensel gereksinimlerini tatmin için" pasajının yerinde bırakılması kusurlu ise, altı çizi. . len iki sö�cüğü, sil ve yerlerini noktala. İma, gene yeteri kadar anlaşılır bir biçimde yerinde k almış olacaktır. Uma� rım ki, bu yapıldıktan sonra baş ka bir güçlükle karşıla-

metnin basılmasını önlemek için

şılmaz.

Başka yerlerde Di e tz 'e ve · size

ş i rin gözükmek

için

bend?n istediği�iz her şeyi yaptım : hatta ·gördüğün gibi, istenenden fazlasını bile. ·

. .

Dostluk!�

F. E.

III londra, 5 Şubat 1 891 .

Azizim Kautsky, Burada, Marx'ın yazıs�ndan ötiliü • mektup bombar· *

August Bebel. -E&

98

:


dımanına tutulduğumuzu sanıyorsun.

Tam tersine; hiç

bir şey işittiğimiz yok, gördüğümüz yok. Cumartesi günü*

Neue Zeit

gelmeyince, hemen bir E de* "' geldi ve bana mektubunu iletti. O zaman baskıyı önleme darb e· sinin her şeye karşın başarılı olduğunu düşündüm. En· sonu, dergi pazartesi günü geldi ve bir süre sonra da şeyler olduğunu düşündünı. Pazar günü

Vorwarts'de yeniden basılmış yazıyı buldum.'15

Sosyalistlere-karşı yasanın ezici önlemleri ·

başarısız­

lığa uğrarlığına göre, bu yürekli çıkış, en doğru davranış· "

tır. Bir iyi yanı da, Augusfun* * * ilk korku anında sözünü önemli b ir kısmını dol­

ettiği o aşıl;ı:nası çetin u çurumun

durmasıdır. Her ne olursa olsun, bu korku, özünde, düş­

manlarımızın bundan· nasıl yararlanacakları kaygısına da­ yanmaktaydı. Metni, resmi organda yayınlamakla, bu işin hasımlarımız tarafından kötüye kullanılmasına son veri­ liyor. Bundan sonra göğsümüzü gere gere şöyle diyebi­ liriz : bakın, biz, kendi özeleştirimizi nasıl yapıyoruz; bu.

. nu yapabilen biricik parti bizim partimizdir; siz de .yap· mayı bir deneyin bakalım! Herkes · soruna daha başından

bu

açıdan bakmalıydı.

Bu bakımdan sana karşı tedbi r almaya girİşıneleri

·de zor olacaktır. Başka çare kalmayınca

elyazmalannı

Adler 'e göndermeni senden istemekle,· Dietz üzerinde bas­ kıda bulunmak istedim, ama ö'te yandan seni bir çeşit zo­ runluluk altına so kınakla s o rumluluğu üzerime . almak is­ tedim. Zaten ·August'a yazdığım mektupta bütün sorum­

luluğu omuzladığımı belirttim .

Eğer başka bir sorumlu aranacaksa, o da Dietz'dir.

Bu gibi işlerde kendisine karşı

son derece uysal davran· dığıını bilir, sadece onun metni yurriuşatma isteklerini ye- · .;- 31 Ocak 1 8 91 . -Ed. Edouard Bernstein. -Ed . "'** August Bebel . -Ed. '**

' 69


rine getirmekle kalmadım, hu konu da onun · isteklerini bile aştım. Eğer başka pasaj ları da işaretiemiş olsaydı, bunlar üzerinde de durulurdu. Ama Dietz'i şoke etmeyen şeylerin geçmesine engel olmak bana düşm ez

.

Öte yandan, Liebknecht dışında, çoğu kimse ilk kor­ ku ' anı geçtikten sonra, bu ınetni yayınladığırndan ötürü yaptığım iyiliği unutmayacaktır. Metnin yayınlanması, ·ge­ lecek programda, yetersizlikleri ve gevezelikleri önlemiş olacaktır, ayrıca bu metin, birçoklarının · kendi inisiyatif­ leri ile sunma yürekliliğini gösteremeyecekleri karşı çı­ kılması olanaksız kanıtlar içermektedir. Bu kötü progra­ mı, sosyalistlere-karşı yasanın yürürlükte olduğu bir za­ manda değiştirmemelerinden ve bunu yapacak durumda olmamalarından ötürü kendilerini kınamamak gerek. Şim­ di kendiliklerinden bu programa karşı dönmüş bulunu­ yorlar. Ve bundan 15 yıl önce sünepece hareket etmiş ve Hasselmann'ların vb. oyununa gelmiş olmalannı, şimdi artık s ıkılm adan itiraf e d ebili rle r . Her ne olursa olsun,

prö�ramın üç öğesi; 1 o özgül lasalcılık; 2° Halkçı Parti ·

(Volkspartei)

tarzı vülger demokrasi; 3° saçmalıklar, par·

tinin resıni programı olarak, 1 5 yıl boyunca sirke iÇinde korunmuş olmaları, onları lehte b ir değişikliğe uğratmış değildir, ve eğer bu, bugün aÇıkça söylenemezse ne zaman söylenecektir ? Yeni bir şey öğr en i r sen lütfen bize

Selamlar.

bildir. Dostun . F. E.

IV Londr�, 1 1 Şubat 1 891

Azizim Kautsky, İki mektubunu aldım, sağol

70

.

İlişikte sana Bebel'in .


p

ve Sch.'nın * me ktu larını iade ediyorum. Berlinliler bana kar$ı boykotlarını hala durdurınadı­

lar; o nlar dan mektup almıyorum; aÇık ki henüz bu konu­

da

bir

tutum benim s em iş değiller. Haroburger Echo ga­

zetesinde ise, buna karşılık, bu adamların derin lasalcı

izler taş ı dıkl arı ve hatta Edinilmiş Haklar Sistemi'ni46 kut­ sal saydıkları gözönünde tutulur sa son derece efenciice sayılması gereken bir başyazı çıktı. Bu gazete olsun, frankfurter Zeitung olsun, düşınan basının saldırısının olanca hızıyla devam ettiğin i ve henüz dinmediğini bana göstermişlerdi. Bu yaylım ateşi geçince -ve benim ölçe­ bildiğim kadarıyla şimdiye dek oldukça ılımlı bir ateşti ,

bu- bizim adamlarımız ilk korkularını savacaklar, topar­ lanacaklardı. Buna karşılık, Adler'in Berlin · muhabiri (A. Braun ?) , bu yayını sağladığım için bana özel olarak teşekkür edi­ yor. Buna benzer bir iki ses daha yükselsin, direnme so­ na erecektir. Bu yazının Bebel'den ka sıtlı olarak Mayıs-Haziran

1875 günlerinde gizlenmiş olmasına, hapisaneden çıkış ta­

rihi 1 Nisan olduğunci bana bildirdiği zaman aklım yattı; onun için kendisine ��anormal bir şeyler dönmediyse11 metni * * · görmüş olması gerektiğini yazdım Gerekirse, uy� gun bir zamanda, bana bu konuda yazmasını kendisin­ den isteyecegim. B el ge uzun süre Liebknecht'in elinde idi; .

B racke büyük zorluklarla onu geri alabildi: L�ebknecht,

programın kesin biçimiyle kaleme alınmasından yarar- lanmak için metnin kendisinde kalmasını istiyordu Na­ ..

· sıl yararlandığını görüyoruz! Bana taahhütlü olarak L afargue ın yazısını gönder ; ben işi düzenlerim· Zaten onun Padlewsky* * * hakkındaki '

.

* Besbelli ki, sözk·onusu olan

**

Max Schippel'dir. -Ed.

Gotha Programının Eleştirisi. -Ed. *** Engels, Neue Zeit' ı n 1 9. say ı s ı nda başl ı k l ı yazı y ı kastediyor. -;-Ed.

çıkan

71

( 1 891 )

"Der Sdıusz,

Pad!ewskys"


yazısı, Vorwarts'de Fransız politikasının deforme edilme. si karşısında çok iyi ve çok yararlıydı. Sonuç ·olarak Wilhelm* burada çelişki içindedir. O, her yer de , Fran­

sız Cumhuriyetini savunuyor ve b i zzat kendisinin tuttuğu

muhabir, Guesde, bu cumhuriyeti her yerde " yeriri dibine' ' , b atırıyor . . Sch. tarafından ilan edilen parlamento grubunun� b ildi risi karşısında tamam en ilgisiziın. isterlerse, kendi­

lerin d en izin almak gibi bir adetim o lm a dı ğını açıklama­

ya hazırım. Bu yayın onların iŞine gelmiş ya da · gelmemiş , farketmez. Şu ya da bu konuda olumsuz · görüşlerini ifade etme hakkını kendilerine seve s eve tanırım. Bu hi­ kaye, benim ınutlaka müdalıalemi gerektirecek bir geliş­ meye varma cİıkça, ken d il erini yanıtlamak aklımın kıyısın­ dan bile geçn1iyor. Onun için bekleyelim. Bu konuda B eb el ' e de bir şey yazmayacağım: her şey· - den önce bu k o nu daki kesin görüşünü bana bildirmelidir; ikincisi parlam ento grubunun aldı ğı bütün kararlar, bu­ nu oylaınış olsunlar olmasınlar, bütün grup üyeleri tara­ fından imzalanır. Zaten Bebel, b ir sürü üzüntüler doğu­ racak olan b ir poleıniğe sürükleneceğimi sanıyorsa . yaml­ makta dır . Polemiğe girişmeın için, onun , hoşgörü ile ge­ çiştirmenin olanaklı olmadığı, gerçeğe aykırı şeylerden yararlanması gerek ir . Tam tersine, ben uzlaşma havasın­ d ayım , öfkelenmem için bir neden yok ve Bebel'in uzak gelecekte meyd ana geleceğini sezdiği uçurumun üzerin� den her türlü kö prüleri aşırmak özlemi ile yanıp tutuş­ riıaktayıın, yaya köprüsü ol s un , ağaç, ta ş , deriıir köprü olsun, hatta altından köprü olsun. Tuhaf değil mi ! Sch., mektubunda, 0lasalcılıkları" ile iftihar e den birçok e s ki lasalcı"lardan sözediyor, u

�ysa buradayken herkes artık Almanya'da ulasalcı" kal­ ma dığını söylüyordu! Bu, bende .birçok duraksamaya son * Wil he 1 m Liebknecht. -Ed .

72


veren başlıca nedenlerden biridir:. Ve işte, şimdi, Bebel bile, birçok yoldaşın, hem de en iyileri nin .fena halde alın·

dıkları görüşündedir. Alınabilirler, ama o zaman bana gerekirdi Zaten Lassale'ın saÇma teorilerinden ve kahinlikle­ rinden artık şimdi, aradan 15 yıl geçtikten sonra sözedi­

her şeyi ol duğu gibi anlatmak

.

lemeyeceks e ne zaman edilecektir? Partinin kendis i yönetim, parlamento grubu ve tutti quanti, sosyalistlere-karşı yasadan ötürü, böyle bir prog­ r.aını kabul etmiş olma dışında suçlanamazlar (ama bu ,

,

suçlamadan

da kaçınamazlar) .

Sosy�listlere-karşı

yasa yürürlükte olduğu sürece programın gözden geçirilmesi olanaksızdı. Bu yasa kal­ kınca artık programın gözden geçirilmesi gündemdedir.

· Daha ne istiyorlar?

nin

Partililer, kendi hizmetlerinde olan parti görevlileri­ karşısında eğilrnekten kesin olarak vazgeçmelidirleri

Sanki yanılmaz .bürokratlarmış gibi bu görevler karş ısın da tak ındık l an boynu bükük tutumu terketmelidirlerı On­ lan eleştirsinler! Bu da gereklidir. ­

F. E.

FRİEDRİCH ALBERT SORGE'YE BİR MEKTUPTAN PARÇALAR LONDRA, 1 1 ŞUBAT 1 8 91

Azizim Sorge,

16 Ocak tarihli mektubunu aldım Neue Zeit'ta Marx'ın yazı sını okudum. • Başlangıçta . . .

*

Ailenin, Özel Mülkiyefiın ve Devletin 'Kökeni. -Ed,

73


bu

ya?ı Almanya'daki s o sy alist başpapazlar ar asında

yük

ö fkeye

bü­

neden oldu. Ama bu öfke yavaş yavaş yatış­

maktadır. Buna karşılık,

parti içinde -eski l a s alcıl ar ha­ ki posta ile sana ileteceğim. Viyana' da çıkan Arbeiter Zeitung' da, gazetenin Berlin muhabiri, p a rtiye bulunduğum hizm et­ ten ötürü bana te ş ekkür etmektedir (öyle sanıyorum ki, bu şahıs, Victor Adler'in kayınbiraderi ve . Vorwarts'de Liebknecht'in yazıişleri müdür yar dımcı s ı Adolf Braun'­ dur48) . Elbette Liebknecht küplere binmektedir, çünkü eleştirinin başlıca . hedefi kendisidir ve bu kötü programı dünyaya getiren peder, s apık Hasselmann ile birlikte ken­ riç� yazı büyük sevinç do ğurd u . Bundan s onra

disidir. Bugüne dek 11yoldaşları" huzurlarına büyük bir

küçümseme ile kabul eden kimselerin, -birdenbire itibar görmemeleri ve kaleme aldıkları programın, bir saçma­ lık olarak maskesinin düşürülmesi _ kar şısında tela şa ka­ pılmalannı anlarım. Bu k o nuda cesurca davranmış olan K. Kautsky, me ktubun d a bana parlamento grubunun bu yayının kendi bilgisi olmadan yayınlandığı · ve onamadığı yolunda bir bildiri oylama niyetinde olduğunu haber ve­ riyor. Böyle bir çıkışla avunabilirler, ama parti safların­ dan gelen olumlu s es l er yükselir de, bu düşmanlarımızın ·eline teslim edilmiş olan kendimize karşı çevrilmiş silah" etrafında koparılan yaygaranın pek bir değer taşımadığı· nı kendileri de anlarlarsa, bu çıkışlarından da bir sonuç tl

alamayacaklardır.

Bu arada , bu baylar, beni boykot etmektedirler, bu

çünkü bu yüzden bir sÜrü za· man kaybın ı ön1emiş oluyonım. Ama bu -boykot da pek uzun sürmeyecektir. da hoşuma gitmiyor değil,

F. E.

74


KAUTSKY'YE M.E KTUP LONDRA, 23 ŞUBAT 1 89 1

Azizim Kautı:;ky, Herhalde şu ana kadar, önceki günkü tebriklerim s a

­

na

ul aşm ı ş tır .

On1:1n için · hem en konuya, yani Marx'ın

mektubuna* gelelim Bu yazının, düşh1anlarımızın eline bir silah vermi ş olacağı korku�u temelsizdi. Her nedenle birçok kötü ni­ yetli imalarda bulunuldu ; ama bir bütün olarak böyle am·ansız bir özeleştiri kar şı s ın da düşmanlarımızın tepkisi ·. tam bir bozgun oldu, onlar bunu yapabilen bir partinin nasıl bir iç kuvvet taş ıdığın ı duyurnsadılar! Bana g önder miş olduğun (ki bun d an ötürü sana teşekkür borçluyum) muhalefet g azetele ri n d e yazılanlardan ve okuyabildiğim başka yayından bu anlam çıkmaktadır. Ve doğruyu is­ tersen, bu b elgeyi bu amaçla yayınladım . Bu hareketimin başlangıçta şurda bur d a son denice tatsız bir izienim ya ratacağını biliyordum, ama bu kaçınılmazdı ve bu belge­ nin içerdiği önemli materyal bence bu mahzuru kat kat gideriyordu. Öte yandan, 1 5 yıl önce yapılmış b ir dobra dobra konuşmayı bugün sindirebileceğini sandığım pa r tinin', böyle bir b elgeni n yayınıanmasına göğüs '·\gerecek kadar güçlü olduğunu da biliyordum. B öyl e bir ·. kuvvet . sınavının haklı bir övünme ile değedendirileceğini ve 11hangi parti böyle bir yüreklilik gö sterebilir" d€meceğini de düşünüyordum Ama bunu söylemek, Sak s ony a ve ' Viyana da yayınl anan Arbeiter Zeitung ' a ve Züricher .

­

,

­

­

. . .

Zeitung ' a düştü.

Neue Zeit'ın 2 1 . -sayısında, yazının yayınlanması so­ üzerine almakl a incelik gösteriyorsun, ama

rumluluğunu

* Yan i Gotha Programının E leştirisi. -Ed.

75 -


unutma ki, bu girişimin başında ben vanrn ve,. üstelik,

ben, sana başka türlü hareket etme · olanağını da tanın1ış değilim. · Onun için baş sorurp.lulu ğuiı bende kalması ko� nusunda direnm�kteyim. Kuşkusuz, ayrıntılarda görüş farkları olabilir. ;Dietz'in ve · senin uygun bulmadığımız her şeyi çıkardım ve deği ştirdİm ve eğer Dietz başka pa� saj lara da iş aret etmiş olsaydı, bunlarda da olabildiğin· ce uysal davranırdım: size karşı iyi niyetimi her zaman tanıtlamışımdır. Ama sorunun özü, program· üzeri nde tar� tışma ba şla dığ ına göre, bu yazının hemen yayınlann1asın. da taşıdığım

�anevi sorumluluktu.

Kongresindeki

Liebknecht'in Halle konuşmasından sonra, yazınin yayınlan�

ması büsbütün acil hal aldı . . Liebknecht, bu konuşmasın­ da, belgeden çıkarmış olduğu bazı parçalara sahip çıkı­

yor ve kendi . görüşü gibi ileri sürüyor ve geri kalanını, belgenin sözünü etmeksizin eleştiriyer. Kuşkusuz, !ı.1arx, buna karşı metnin orijinalini ileri sürerdi ve aynı şeyi yapmak b enim için görev oldu. Ne yazık ki, o sıra, bu belge eliinde değildi, ancak çok sonra, uzun bir süre ara­ dıktan sonra bulabildim. Bebel'in mektubunda Marx'ın Lassalle'a karşı davra­ nışının , eski lasalcıları öfkelendirdiğini söylediğini yazı· yorsun. Olabilir . Şimdiye kadar gerçek tarih hakkında he­ men hemen kimsenin bir fikre sahip olmadığı ve insan­ ları aydınlatmak için hiç bir şey yapılmadığı bir gerçek­ tir.49 Eğer bu adamlar, Lassaile'ın tüm ününün, yıl lar bo ­

yu, Marx'ın da izniyle, onun araştırmalarının sonuçlarını kendi malıyrnış gibi, üs telik Lassaile iktisat alanında ye­ tersiz olduğuna göre, onları yanlış biçimlere s okma pa�

hasına maledinmesinden ile�i geldiğini ' bilmiyorlarsa, bu, benim kusururo değil . Ama ben , Marx'ın yazınsal kalıtını yönetniekle yükümlÜ bir kimseyirn ve, bu sıfatıınla, so­ rumluluklarım var.

La:ssalle, yirmialtı yıldan beri tarih�n malıdır . Eğer

76 .


bir süre için, sosyalistlere-karşı yas anın yürürlükte olma­

s ından · ötürü, tarihsel eleştiri, Ol).un hakkın da susma yo­ lunu tutmuşsa, eleştirinin bir an önce yapılması ve Marx açı sın dan Lassaile'ın durumunun aydınlığa en so nu ka­ vuşturulması z aman ı gelmiş çatmıştır. Hayır, Lassaile'ın gerçek kişiliğini kılık değişimine uğratıp onu göklere yük­ selten hurafe, partinin bir yasası haline getirilemez. Las­ saile ' ta rafın dan harekete yap ı lan hizmetler ne ka dar bü­ yük sayılırsa sayılsın, onun . tarihsel rolü iki yönlü olarak kalmaktadır. Sosyalist Lassalle'ı, demagog Lassalle adım . adım izler. ÖrgütlendirİCİ ve bilinçlendirici Lassaile'ın ş ahsın d a , ara çlarının seç�minde kokuşnıuş kimseleri çev­ resine kabul e tme kte sakınca gö rm eyen, onlardan basit birer araç gibi y ararlanmaktan , sonra da onları sıpıtıp atmaktan zevk alan· Haltzfeld d ava sının5:) yöneticisi belir­ mektedir. 1 862'ye kadar, o çok a çık biçimde basit bir c;le­

mokrattı. Prusyalı kökeni, ona, pratikte kuvvetli bona­

partçı eğilimler kaz an dırm akt ay dı (l\1arx'la o lan yazışma1arını yakında göz den geçirdim) ; ondan sonra, tamamen kişisel nedenlerle birdenbire değişti ve propagandaya baş­

ladı; ve daha iki yıl geçmem iş ti ki, işçilerin burjuvaziye

karşı Kralcı Parti ile birleş m ele ri "ge rek tiğini söylüyor ve

k3;rakteri ken dis ine pek b enzeyen Bismarck'la entrikalar kuruyordu. Bu davranışı, kendisi için mutlu bir olay olan

öldürülmesi engel olmasaydı, onu, p artiye karşı gerçek

bir ihanete kadar . sürükleyebilirdi. Lassaile'ın yazılı pro­ pagandasında, �arx'tan aldığı gerçekler, kendi yanlış var­

gıl arıyla o ' kadar i çiç e birbirine karışmıştır ki, gerçeği y anlı ş t an ayırdetmek çok zordur. Marx 'ın sert hükümle­

rinden alınan işçiler, Lassalle'm yaşamının ancak iki yıl­ lık · prop ag and a dönemini · biliyor!ar ve zaten onlar bu dö­

neme de pembe gözlüklerle bakmaktadırlar. Ama tarih-

. sel eleş tiri, böyle önyargılar k arşı sın da , ebediyen saygı

ile

duraınaz. Marx ile La s s aile arasındaki alanı süpürme

77


işi b ana düştü. Ben-, bunu yaptım. Şimdilik bununla ye­

tinebilirim.

Zaten şimdi

yapacak

başka

ş eylerim var.

Marx'ın Lassaile hakkındaki sert yargısının o t omati k ola­ rak etkileri olacaktır ve başkalanna açıkça ko nuşm a

ce-

saretini verecektir. Ama aynı şeyi b enim yapm am gerek.:.

_

seydi, yapmakta duraksamazdım. Lassaile hurafesini, ke..

sin olarak dağıtınarn g erek irdi . Parlamento grubu t ar afınd an Neue Zeit'ın sansürden geçirilmesi gerektiği yolundaki yüksek sesle ilan edilen görüş pek hoş. Bunu, sosyalistlere-karşı yasa zamanının (her şeye karşın gerekli olan ve mükemmel b i çim de uy­ gulanan51) Reichs tag'daki sosyalist fraksiyonun · a t akrasİ sinin anı sın a mı borçluyuz, yoksa es ki den Schweitzer ta­ rafından aşırı ölçüde merkezileştirihniş olan örgütün anı­ ,

-

­

s ına mı? Bismarck'ın

sosyalistlere-karşı yasasından henüz

- kurtulmuş olan Alman sosyalist b ilim i ni Sosyal-Demokrat Partinin görevlilerinin ken d il eri tarafından

uygulanan,

düşünülmüş olan ve uygulanan bir yeni sosyalist yasaya bağımlı tutmak fikri, parlak bir fikir doğrusu ! Ama çok şükür ki, bu gibi istekler gerçekleşmeyecek.

Vorwarts'in yazısı beni pek rahatsız etmedi.52 Lieb*

knecht�in

bu

konunun tarihini yazmasını bekleyeceğim,53

ve 9 zaman her iki sine de olabildiğince dostça bir biçim de yanıt vereceğim. Vorwarts'in yazısında doğrultulmas1

..

gereken birkaç yanlış var {örneğin, bizim, birliği isteme­

diğimiz gibi; olayların Marx'ın yanıldığını gösterdiği gibi ' vb.) , bu yazıda doğrulanması gereken bazı noktalar da var: Yanıtımda tartışmaları kendi a çımdan sona erdire­

ceğimi umuyonım, yeter ki yeni saldırılara Y?- da y anl ış

beyanlara karşı b ir kez daha. kendimi savunmak zorunda kalmayayım.

Köken'in * yayınlanması üzerine çalı ş m akta olduğu

*' Ailenin, Özel Mü lkiyetin ve Devietin Kökeni. -Ed.

78


Dietz' e s öyle . Ama şimdi de Fischer' den bugün aldı­ ğım mektupta, benden, üç yeni önsöz isteD..t"Uektedir .54

mu

F. E.

FRİEDRİCH _ ALBERT SORGE'YE BİR MEKTUPTAN PARÇA LONDRA, 4 MART 1 891

.

Azizim Sorge, 19 Ş ubat taril-ıli mektubunu aldım. O zaınandan beri

herhalde sosyal-demo-krat parlamento grubunun, Marx'ın program hak kın daki mektubunun

ma s ın dan

Neue

Zeit'ta yayınlan­

ötürü kapılmış olduğu büyük öfkenin başka

yankılarına da muhqtap olınuşsundur. Sorun devam et­

mektedir. Bu arada, ben, bu adamların kendi saygınlık­ larını zedelemelerine seyirci kalmayı yeğliyorum, ve Lieb­ knecht de Vorwarts'deki yazısında bu işi iyi başardı. Kuş­ kusuz ; zamanı gelince yanıt vereceğim, gereksiz kavga­ lara neden olmamaya çalışarak, ama yanıtırnın hafif bir acı

alay içermeyeceğini de söyleyemeın. Teorik bakımdan

a�çok ağırlığı olan kimseler, d oğal olarak b enim tarafımı

tutmaktadırlar, an cak Bebel'i bir istisna s ayıyo rum o, ha- · ,

na alınmakta tamamen haksız değil, ama bu kaçınılmaz

bir şeydi. İşim b a şım dan aştığı için dört haftadan beri

Volkszeitung'u55

okuyamadım; Amerika da sert tepkilerin '

olup olmadığını bilmiyorum; Avrupa' da "lasalcı" kalıntr­ lar köpürmektedirler, ve böyleleri sizde hiç eksik değil . . . .

F. E .

79


AUGÜST BEBEL'E B İR MEKTUPtAN PARÇA

LONDRA, 1

MAY!S

1 891 *

Aziziılı Bebel, Bugün, 30 l\1art ve · 25 Nisan tarihli iki ·

mektubunu

yanıtlıyorum. Evlenmenizin gümüş yıldönümünün iyi geç­

tiğini ve gelecekteki altın yıl d ö nüınünüzü kutlamaya ni­

yetlendiğinizi öğrendiğime sevin dim . · Bunu yapabilmenizi bütün kalbinıle dilerim.

İhtiyar Dessauer' de

dendiği gibi,

şey tan beni alıp götürdükten sonra, sana daha uzun za­ man gereksinimiz olacak. Marx'ın program eleştirisini, umarım ki, sonuncu kez olmak üzere yeniden ele alınam g erekiyor . liKimsenin biz­ zat yayım ı protesto etmediği" iddiasını doğru bulmadığı·

mı söylemek zorundayım. Liebknecht bu işe hiç bir

za­

ınan razı olmaz dı ve yayınianmasını ön leme k için elin­ den geleni yapardı. 1 875 'ten beri, -O, bu eleştiriyi bir tür­

sindirememiştir ve /(program" denince ·hemen aklın a

bu gelmektedir. Halle konuşmasının tümü, bunun çevre­ sinde dönüp dolaşmaktadır. Vorwarts'deki gürültülü ya­ zısı, ancak, bu eleştiriden ötürü çektiği v icdan

azabını

ifade etmektedir. Gerçekten Marx'ın bu yazısı, herkesten önce onu hedef almaktadır. Biz, onu, birleşme progra­ mında çürümüş olarak ne varsa onun b ab ası saydık ve

şimdi de ben kendisini bu durumda görmekteyim. Tek yanlı hareket etmeye karar vermemin nedeni bu olmuş· tur. Sorunu yalnızca seninle ayrıntılı olarak tartışabilmiş

ve ondan sonra Kautsky'ye yazıyı basılmak üzere gönde.. •

Moskova'da

yaz ı l m ı ş suretinde, tubun

son

k ı sm ı n ı n

duyu!amayacağı n a b i l ir. -Ed.

Marx-Engels-lenin başta veri l en içeriğine

göre, '

tarih

göre

Enstitüsünde

bulunan bu mektubun

"Mayıs", sona

doğru

da

2 May ı s tarihinde yaz ı l m ı ş

birinci kısm ı n

1

May ı sta

"2

i'naklnede

Mayıs"tır. Mek·

olduğundan

yaz ı l m ı ş. ol duğu �

kuşku

sonucuna varıla-


rebilmiş olsaydım, iki saat içinde görüş birliğine varmış olurduk. Ama düşündüm ki, -kişisel bakımdan olsun�

p'arti bakımından olsun-: bu konuyu, Liebknecht'e de

açmak zorundaydım. Ve o _zaman . neler olacağını biliyor·

dum. Ya yayınlanill a işi boğulacaktı, ya da, hiç değilse

� için açıkça kavgaya tutuşacaktık.

b ir sür

Söylediklerlnizi

dinle:ıpediğim takdirde seninle bile çatışmamız 'olasıydı.

Yanılmadığıının tanıtı işte: hapisaneden 1 Nisanda çıktı­ ğına ve belge 5 Mayıs tarihini taşıdığına göre açık ki, bu iş senden kasıtlı olarak gizli tutuldu ve bunun da Liehk·

necht'ten başkası yapamaz. Ama, barış aşkına, onun ya­ Ian söylemesine ve hapiste olduğun

için

belgeyi göreme­

diğini iddia etmesine göz yun1 uyorsun. Bu koşullarda, ya­

yınlanmadan önce bile, yönetici koroitede bir skandalı

Bü­ benim, büyük bir

önlemek için ona karşı dikkatli dayranman gerekiyor. tün bunları anlıyorum, ama senin de,

olasılıkla bu biçimde davranılacağını hesaba kattığırnı an­

lıyacağını umarım.

Eleştiri'yi yeniden okuduın. Bütüne zarar getirn1eden

bazı pasajlar çıkarılabilirciL Böyle pasaj lar

ço� değil.

Du­

rum nedir? Sizin kadar� .ve arayıp bulabildiğim örneğin

.9

Mart 1875 -günkü Frankfurter Zeitung. kadar, biz de tam

yetkiye sahip olanların program tasarısını kabul ettikleri anda işin sona

erdirildiğini

çok iyi biliyorduk. Onun için

Marx, Eleştiri'yi yazdı ve sonuna şunu ekledi : uDixi et sal­

vavi animaın meam" . .

Bu ek, onun, . bu eleştiriyi yalnızca ruhunu kurtarmak için yazdığının ve yazarken hiç bir ba*

şan umudu taşımadığının kanıtıdır. Ve Liebknecht'in ke­

, sin ırhayır"ıyla56 ettiği şarlatanlık, temelsiz bir övünme­ - den başka bir şey değildir ve o da bunun böyle olduğunu iyi bilir. Siz de temsilcilerinizi seçerken bir hata işlediniz­

se ve birleşmeyi baltalamamak için programı olduğu gibi , kabul etmek zorunda kaldınızsa, şu anda, aradan 15 yıl ııı

Söy led i m ve ruhumu kurtard i m .

-ç.

81


geçtikten sonra, kes in karardan önce

size hitaben yazılmış

olan bir ihtarın yayınlanmasında bir sakınca görmemeniz gerekir . Bu yüzden sizi kimse alunak ya - da düzenbaz ye­ rine koyamaz, yeter ki bütün resmi davranışlarınızin ya­ . nılınaz olduğunu iddia etmeyes i niz . Her ne hal i se, sen bu ihtarı okumadın. O kuma rlığın da yayın da açıkl andı . Bu bakımdan, bu tasarıyı okuduk­ ıan· halde onaylamış olanlara o ranla çok daha elverişli bir durum dasın.

O kanıdayım ki.. gön deri mektubu"" pek önemlidir,

çünkü bu mektupta biricik doğru p olitika açıklanmakta­

dır. Bir den eme döneminde koşut bir harekete gl.rişmek,

işte bizi ilkeler

üzerinde

pazarlıktan kurtaracak biricik

yol buydu . Ama Liebknecht her ne pahasına olursa olsun, bu koşull ard a birliği gerçekleştirmiş olma onunından

yoksun kalmak istemiyordu, · ve as ıl şaşılacak şey, ödün­ lerinde

daha

da ileri gitmemiş ol:ınasıdır. O, burjuva de­

mokratlığından bir biJ;leşme iptilasını birlikte - getirmiştir ve bu iptih1dan bir türlü yakayı kurtaramadı.

Lasalcılar g elmek zorunda oldukları için geldiler, çün­ kü p artileri parçalanıyordu, çünkü yöneticileri ya hergele takımıy dı ya da e ş ekti ve yığınlar böylelerinin arkasından

yürümek istemiyordu. İşte bugün seçilmiş ılımlı terim� lerle söylenmek istenen b udur. Onlann '/güçlü örgqtleri" doğal o1arak tam bir çözülüp dağılmaya uğramaktaydı. Liebknecht, lasalcı m ad delerin en bloc"' "' · kabul ed ilmes ini mazut göstermek için, lasalcıların ugüçlü örgütleri"ni fe­

da ettiklerini i dd ia ederken gülünç duruma düşmektedir. Onların feda edecek bir şeyleri yoktur ! Programın karanlık ve karışık tümeelerinin nereden . geldiğini m erak ediyorsun ? Bütün bu tümceler , , Liebk­ necht 'in kendi kişiliğini temsil etmektedir; işte bizim •

•,•

Eleştiri'nin gönderilişinde W. Blok halinde. -ç.

Bracke'ye yazılan mektup sözkonusudur.

-Ed.

-


onunla yıllardan beri kavga etmemizin n e deni b unlar dır . · Ve onun kendinden geçerek sarıl dığı şeyler bunlardır. Te orik bakımdan o, her zaman karışık fikirler taşımıştır ve bizim sorunları açık ve güçlü biçimde ifade ediş tar­ zımızı her zaman günah saymıştır. Halkçı Partinin eski

üyesi olarak o, bugün de istediğin şeyi düşünmene izin veren, hatta hiç düşünmemene izin veren şatafatlı tüm­ eelere tutkundur. Eğer · o dönemde· kafaları henüz karı­ şık ol an Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar, bilgisizlikle­ rinden ötürü, işçi sınıfının kurtuluşu yerine emeğin kur­ tuluşu" ndan sözettilerse, ve Enternasyonalin belgelerin� de bile bu a damların dilini şurada burada kullanmak zo­ runlu idiyse, Liebknecht, ·bunda Alman Partisinin dili:iıi, bu aşılmış olan görüş dü zeyine geri getirmek için yeteri ka dar neden bulmaktaydı. Ve o, bunu, uyanlış olduğunu bile bile" yap tığını da hiç bir biçimde öne süremez, çün­ kü, gerçekte, o da bu işleri ötekilerden daha iyi bilm iyor­ du ve aynı soruyu şu . anda da kendi kendime sormakta­ yım. Her ne olursa olsun, bugün de bu eski ifade tarzına derinl iğine dalmaktadır; kabul etmek gerekir ki, bu tarz� dan yararlanarak daha etkili hitabet ö rn ekl eri elde etmek . olan aklı dır . Ve hiç değilse kafasında açıklığa kavuşma­ mış olan iktisadi ilkeler kadar anladığını sandığı temel ıı

. demokratik taleplere bağlı olduğu için, demokratik cep­

haneliğin kalemlerini lasalcı dogmalarla trampa ederken , parlak b i r · iş yaptığım içtenlikle s andı. Lassalle'a karşı saldınlara gelince, size söylediğim

gi­

. bi benim için önemli o lan bunlardı. Özünde lasalcı olan . iktisadi gevezelikleri ve tal ep leri kabul etmekle, Eisenach Kongresine katılanlar, hiç değilse, program bakımından

fiüen lasalcı olmuşlardı.

Lasa:lcılar hiç bir özveride bulunmadılar, konıyabile­

cekleri her şeyi korudular. Zaferlerini tamamlamak için

de, siz parti niarşı olarak Audorfun57 Lassalle'ı yücelttiği

83


o kafiyeli ahlak dersi veren bo ş tümeelerini kabul e t tini ı:

ve

sosyalistlere�karşı yasanın yürürlükte olduğu 15 yıl bo·

yunca, pa ti kadrosu içinde, La ssaile'ın putla ştırılmasına

ka rşı hareket etme olanağı' yoktu. -Buna bi r son vermek

g e rekiyor du ve işte ben de bunu yaptım . Lassaile'ın salı· te ün ve onurunun, Marx'ın gerçek değe ri'ni gölgelemesi� ne ve bunun yenidert savunulmasına artık izin veremem. Lassalle 'ı kişi ola'rak tanımış olan ve ona bağlı bulunan

kim sele r pek

az

kalmıştır, ötekilerin hep sinde Lassalle'a

tapma , sahteliğini bildiğimiz ha lde zımni hoşgörümilile sürüp giden tamamen yapma bir şeydir. Lassalle'ı putlaş­

tırma , kişisel bağlılıkla - bile haklı · gösterilemeyen bir şey­ dir. · Yazının Neue Zeit ta yayınlanma sıyla sorunun iç zü­

'

nü bilmeyenlere ve partiye yeni katılanlara karşi yeteri

-kadar dikkatli davranıldL Ama yumuşaklıktan -sonra , bu bazı

kimselerin

ben, 15 yıl süren sabır ve gibi - konularda tarihsel gerçeğin

işine geldiği için ya da partinin bazı kim­

seleri şoke e tmemek için ödün

vermesini ke sinlikle doğ, Bu gibi işlerde birçok dürüst insanın da yaralanması kaçınılmaz bir şeydir. Böylelerinin homurda� narak yakınmaları da kaçınılmaz bir şeydir. Ve böyleleri, Marx'ın, Lassalle'ı kıska ndı ğını s'öylerlerse ve bunlara ka ­ tılan Alınan gazeteleri ve hatta (! !) (bütün Alm any a dan daha çok sayıda bulundukları Chicago'daki salt lasalci­

ru

bulmuyorum.

'

lara hitaben yayında b ulunan) sa, ben, bu

gibi

yakınma lara

daha az has s asım.

_ Bize

Chicagoer Vorbote katılır· karşı bir pire ısırma sından

karşı nice saldırılara ge çilmiştir

ve biz gündemdeki konuyu

ele

aldık . Örne k ortadadır:

Marx, Perdinand La ssalle'ı terslemişti r. Şimdilik bu ka· darı yeter. Bir sözcük daha : yazının yayınıanmasını zora ba şvu· rarak önlemeye çalışınanızdan be ri ve Neue Zeit'ta, iste­ ğinize uymadığı takdirde · .parti tarafında n malia rına el­ -

konmasının ve sansüre

tabi

tutulma sının sözkonusu ola-

84


bileceğini tehdidi ile bir ihtar gönderdiğinizden beri, par� tinin bütün sosyalist basına elkoyması durumunun bana pek tuhaf gelmekte olduğunu takdir edersiniz. Eğer siz de kendi saflarınızda sosyalist! ere karşı bir · yasa uygula� maya kalkarsanız Puttkamer'den * farklı · bir durumunuz kalır mı ? Şahsen böyle bir hareket beni ilgisiz bırakır; hiç bir ülkede hiç bir parti, b e n konuşmaya karar verdik­ ten sonra beni susmaya mahkum edemez. Ama gene d� ben � sizi düşünmeye ve kendi kendinize daha az alıngan olmakla daha doğru hareket etmiş olup olmadığınızı s_orR maya ve hareketlerinizde daha az . . . Prusyalıca davrah� maya davet ediyorum. Sizin, partinin sosyalist bilime gereksinmeniz vardır ve hareketin özgürlüğü olmadan bu bilim yaşayainaz . Onun için en iyisi, nu özgürlüğün sakın- . calarına göğüs g ermektir ve bunu gerektiği gibi gözünüzü kırpmadan yapmaya çalışınız. Alman P artisiyle Alman sosyalist bilimi ·arasında, ha­ fif de olsa, bir gerginlik, hele bir yarık, buna koşut olma­ yan bir felakete ve saygınlığın yitirilmesine neden olu r. Açı ktır ki. komitenin, yani kişi olarak senin, Neue Zeit üzerinde ve bütün ötekf yayın organları üzerinde önemli bir manevi nüfuza sahip olmanız gerekir. Ama bu kadar­ la yetinmelisiniz. Vorwarts'de du rm adan tartışma özgür­ lüğü övülür durur. Ama bu özgürlüğe pek raslanmaz. Böy­ · le zora dayanarak yönetme eğiliminin, burada, eski parti liderlerinin gerektiği gibi partileri içinde hesap vermeye çağrıldıkları bu ülkede (örneğin lord Randqlph Churchill'. in Tory hükümetinin yaptığı gibi) bize ne tuhaf duygular telkin ettiğini · bilemezsiniz. Ve sonra, , unutmamak gere­ kir ki, küçük bir dinsel mezhebe oranla büyük bir parti­ de disiplin o kadar sert olamaz ve lasalcıların ayzenahçı­ larla birlikte tek bir blok içinde kaynaşmalarına- ve dir· sek dirseğe durmalarına neden olan sosyalistlere-karşı - ya.

Bismarck. -Ed.

ss


sa

(Liebknecht'e

· bakılırsa bu kaynaşmayı sağlamış olan

onun görkemli programıdır!) artık yürürlükte değildir.

Uf!

İşte

içimi boşalttım, bütün bu eski hikayelerden

kurtulduın; şimdi başka şeyden sözedelim . . . Katıı;ıa

saygılarımı bildir,

Paul'u"' Fischer'i, Lieb­

knecht'i ve bütün ötekileri tarafıından selamla.

F. E.

*

Paul Singer. -Ed. -


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ERFURT PROGRAMININ

ELEŞTİRİSİ

FRİEDRİCH ENGELS


KAUTSKY'YE MEKTUP 29 HAZiRAN .1 891

Azizim Kautsky, , Birkaç gün için P . . . 'ye sığındım; d ortbir yandan üze� rime çullanan bütün bu işler dayanılır gibi değiL Grup halinde evlenmelerin ortasında* ben mutlu ve hoşnutken, birdenbire parti programı sırtıma blniverdi, onu incele­ meden edemezdim. - Giriş gerekçesini biraz özet ()larak ka� leme . almayı istiyo r dum , ama . zamanım olmadığından bu� nu yapamadım. Üstelik, sakin opQrtünizme ve e_s ki kar­ gaşalıktan (das frisch ......;_ fromm - fröhHchfreie "Hinein.. · wachsen") uyeni topluma gelişigüzel "geçişe" bir-iki d ar-

·

$ Bu dönemde, Engels, Ailenin taydt. · -Ed.

Kökeni'nin

89

dördüncü

baskıst üzerinde çal ı şmak�


be indirme fırsatını 'bulduğum

için,

siyasal programın kıs·

men kaçınılması mümkün olan, ama kısmen de olmayan

kusurlarını gözler önüne serrnek bana daha önemli geldi. O zamandan beri, kendilerine yeni bir giriş önerdiğimi

öğrenmiş bulunuyorum; böylesi daha iyi ! 58

90


189 1 SOSYAL-DEMOKRAT PROGRAM TASARlSlNlN ELEŞTİRİSİ _

çok

BU tasarı, eski programla karşı1aşt1.rıldığı zaman,

daha iyi bir tasarıdır: Özgül olarak lasalcı nitelikte olsun, kabaca sosyalist nitelikte olsun, eskimiş bir gele­ ne n birçok kalıntılari yeni programda geniş ölçüde .dış. lanmıştır; teorik bakımdan taslak, bütünüyle, çağdaş bi­

&i

lim alanın d a yer almaktadır ve bu alanda durarak onu

tartışmak ahinaklıdır. Taslak üç kı sma ayrılmaktadır: 1 . güdülerin açıklan­ ması; 2. siyasal istemler; 3 . işçilerin korunmasıyla ilgili

istemler. . I. ON PARAGRAFTA . GÜDÜLERİN AÇIKLANMASI

Genel olarak bu başlangıç düşünceleri, bii-biriyle bağ91


daşm_az. iki şeyi birleştirmeye çalışıldığ ı için zarara mışlardır :

bu

uğra­

bölüm hem bir program, hem de bir prog­ ,

ram yorumu haline getirilmek istenmiştir. _ Kısa ve çar­

pİ cı fo rmUll erin seçilmesi ile yeteri kadar açık olm amak­ tan korkulmaktadır; bu yiliden de uzun uzadıya yorum­ lar eklenmiştir. Bence program olabildiğince kısa ve, sı

­

nırları belli, açık seçik olmalıdır. Program da rasiantı ola�

rak bir yabancı sözcliğün ya da. ilk bakışta kapsamının

kavranması güç olan bir_ türncenin pek önemli

bulunup bulunmaması

değildir. Böyle bir durumda · toplantılarda

programın okurrup anlatılması ve bası n d a

yaz:lı açıklan1a­

lar, ger ekli olanı sağlar; ve o zaman, o kısa ve çarpıcı

türnce bir kere anlaşılınca,

kafalarda yerleşir ve - bir slo

­

gan halini alır, uzun açıklamalar için ise "I:?u böyle değil dir. Halk dilinde ko nu şm a eğilimine fazla ödün verme­ ­

mek gerekir;

işçilerimizin entelektüel

yeteneklerini ve

kültür derecesini küçümsemeyelim._ En özet ve en kısa_ bir programın kendilerine · sunahileceği · şeyl erden Çok daha

zor şeyleri işçiler imiz anlamışlardır; her ne kadar s o sya

­

listlere-karşı yasa,

safianınıza yeni katılan yığınl arın bi­

lincinin tam olarak gelişmesini zorlaştırdı, hatta yer yer - önlediyse de, p rop ag anda yazılarımızın yeniden sağlanıp okunabil e ceği şu anda, eskilerin de yönetimi altın d a bu

olacaktır. tarzda kaleme · al­

alanda kaybedilenle-rin giderilmesi kolay

· Bu pasajın

tamamını daha kısa bir

maya çalışacağım, ve eğer

yapabilirsem, bunu mektubum­ sana ulaştıra­ cağım. Şirrldi 1 ' den lO'uncuya kadar num a r a la nmı ş mad­ la bi rl i kte �öndereceğim ya da daha ilerde

deleri ele alıyorum. Ek yaprakta (1), önerilerimin tas arı

­

sını bulacaksınız. "'

Paragraf 1 .

-.

"Ayırım'1 vb

..

Aynı şeyi ifade etmek

için, "Bergwerke, Gruben, Minen" gibi üç sözcük kullanıl­ mış, bunl�rdan ikisini atmak gerek. Bana - kalırsa Berg� � Ne yazık ki, bu öneri ler bul unamam ı şt ı r. (Neue Zeit

92

yazı kurulunun notu.)


werke'yi b ırakırım , çünkü .bu terim bizde en düz ovalar� da bile kullanılır, ben hepsini alışılagelen deyinile ifa de ederdim. Buna karşılık demiryolları ve öteki ulaştırma araçları" ibaresini eklerdim . , . Paragraf 2. - Buraya llmuhtekirlerin elinde (ya da sahiplerinin elinde) , toplumun emek araçları . . . şeklini aldılar" ibaresini koyardıın; daha ötede de aynı Şekilde, emek araçl arının sahiplerine (ya da gasıplarına) . . . ba­ ğımlılık" vb . . B u bayların bunları kendi mülkiyetleri .haline getir. . dikleri ifadesi zaten birinci maddede var ve ' bu, burada bir yinelemeden başka bir şey değil, ınutlaka gerekli ise "tekelci" sözcüğü buraya konabilir. Bu iki sözcükten ne biri, ne öteki, a nlama en küçük b ir katkıda b ul unm am ak· tadır. Oysa bir programda fazla şeylerin bulunması o programı zayıflatır. 11Toplumun varlığını sürdürebilmesi için gerekli emek araçları" : bunlar, her dönemde, o belli anda var olan araçlardır. Buhar makinesinin keşfinden önce onsuz · yapılabilirdi; şim di artık yapılamaz . Bugün bütün emek araçları -teknik nitelikleriyle olsun, ya· da . top1umsal iş. bölümü sonucu olsun_:_ doğrudan doğruya ya da da layb olarak toplumsal emek araçları olduklarına göre, bu son iki sözcük yeteri kadar ve hiç bir kuşkuya meydan bırak· - mayacak tarzda her anda var olanı ifade etmektedir. Son kısım, Enternasyonalin tuzüğünün güdüleri­ nin açıklamasına bağlanacaksa, bunun tam .olarak yap ıl� oı

tl

* *.

Part i

Yönetim Komites i n in Engels'in eleştirisinin

yay ı n lanan pr-ogram tasar r s ı nda sözkonusu burada Engels'in

önerilerinin ne ölçüde

şöyled ir: "Toprakta,- madenl erde, taş

aletlerinin, nın

öze l

u l aştırma

* * l.

s ı nıf

ve

gözönünde

oca kları nda

birkaç gün sonra kaleme a l ı n m ı şt ı ;

tutulduğu görülecektir.

em ek

araçl ar ı n ın,

'

Parag;af

makineleri n ve iş

top�umun üyelerinin bir kısmı· gel mes i 0lgusu, top l umun iki s ı n ı fa böl ün mesi sonucunu mülk sah ibi olan s ı n ı f. " ( Neu e Zeit'ın notu.}

ara ç l a rı n ı n iŞçiden

a l in e

mül kiyet i h

vermiştir: çal ı şan

gelmesinden g i bi

paragraf aşa ğ ı daki

ayrı lm a s ı ve

Enternasyonal i n tüzüğü.

93


masını yeğlerim: utopluınsal yoksulluk

(bu,

no l 'dir) , en­

telektüel · çürüme ve siy asal bağımlılık". Fiziki çürüyüp · yok olma toplumsal yoksulluğun kapsamına girer ve si­

yasal

bağımlılık ise bir olgudur, ama siyasal haklardan yoksunluk, bir programda yer almaması gereken, göreli değeri olan bir söylev ibaresidir. *

Paragraf 3. - Bence birinci türnce değiştirilmelidir. "Özel mülk sahiplerinin egemenliği altında." ilkin, bir ik­ tisadi olguyu iktisadi açıdan açıklamak gerekir. Oysa öze] mUik sahiplerinin egemenliği deyimi, bunun, bu haydu1 çetesinin siyasal egemenliğinin bir sonucu olduğu izleni·

mini, yanlış ·olarak , uyandırabilir. İkincisi, özel mülk sa­

hipleri, yalnızca , ltkapitalistler ile büyük toprak sahip­

leri" değildir (burada, burjuvaların yeri var mıdır? bun­

lar . da· · bir . üçüncü özel mülk sahipleri kategorisi teşki1

ederler mi ? büyük toprak s ahip leri de "burjuva" mıdır­

lar ? onun için büyük toprak sahipleri raslansal olarak sözkonusu olduğu zaman, Almanya'da, o bütün siyasa] kargaşalığımıza özel bir gerici nitelik kazandıran feoda­ litenin o koskoca kalıntılarını susatak mı geçiştireceğiz ?) . Hiç değilse henüz bugün

köylü1ler v e küçük·hurjuvalar

da

"özel mülk �ahipleridirler"; ama bunlardan programda

hiç sözedilmemektedir; onun için meram öyle anlatılr11 a­

lıdır ki, bunlar, sözü edilen özel ·mülk sahipleri kategori! sine s okulmuş olmasınlar.

11 Sömürülerrlerin ürettikleri emek ·araçları ve zengin­ liğin birikimi." 11Zenginlik" şunlardan meydana gelir: 1 . üretim araçları; 2 . tüketim araçlar!. Onun için ilkin zen­

ginliğin bir kısmından sözetmek ve sonra da öteki kıs· �

Paragraf 2 şöyle "ihtikar yoluyla

araçları rine bu

kaleme alındı : ele

geçirenlerin

elinde,

o l muş lard i r. işçilerin, emek araçları n ı n, biçimde belirlenen

1 umsal yoksu 1 1 uğun, Zeit'ı n notu.)

iktisadt

entelektüel

köleleşmesi,

çöküşün,

s iyasal

94

toplumsal

yani

yaşa m ı n

bütün

emek

araçl arı,

sömürü

kaynakl arı n ı n sahiple­

biçi m leriyle

bağı m l ı 1 ı ğı n

kölel iğin,

temel idir."

top·

( Neue


ınından değil de zenginliğin tümünden sözetmek ve bu ikisini bir ve ile birleştirmek gramere ve ınantığa aykırı­ dır. · "Durmadan artan bir hızla kapitalistlerin ellerinde . . . çqğalmaktadır." Ya ubüyük toprak sahipleri", ya demin sözünü ettiğimiz uburjuvalar", onlar. ne olacak? Eğer ka­ pitalistler terimi burada yeterli ise, yukarda da yeterli sa­ yıimalıydı. Ama meram tam ve ayrıntılı olarak ifade edil­ mek isteniyorsa, bu terim yeterli değildir. P!ioleterlerin sayısı ve onların yoksul�uğu giderek artmcıktadır. Bunu mutlak olarak ifade etmek gerçeğe aykırı düşer. Emekçilerin örgütlenmesinin, onların . giderek güçlenen direnişinin yoksulluğun a �tmasına set çek­ mesi olanakhdır. Ama durmadan arttığında kuşku olma­ yan şey, yarıınndan emin olmamadır. İşte ben b1:1nu ek­ lerdim.* Paragraf 4 . "Temeli özel kapitalist üretimin nite­ liğinin kendisinde olan plansızlık" ibaresi kesin olarak düzeltilmelidir. Ben toplum biçimi olarak, iktisadi aşa­ ma olarak, bir kapitalist üretiriı tanırım, bir de bu aşa­ ma süresinde şu ya da bu biçimde bir olgu ortaya çıkan bir özel kapitaJist üretim bilirim. Burada özel kapitalist üretim hangi anlama gelmektedir? Yalıtılmış özel işlet­ ineci tarafından üretim mi? Böyle bir üretim her geçen gün bir istisna haline gelmiyor mu ? Anonim şirketlerin kapitalist üretimi, artık özel üretimden çıkan ve çok sayı­ daki ortaklar hesabına yapılan bir üretimdir. Ve eğer ano­ nim şirketlerden koca sanayi kollarını boyundurukları al-

Işte,

"Bu

Yönetici söm ürü

Komitenin

kabul etti ğ i

imparatorluğu

. a l t ı nda,

son biçimiyle

Paragraf

sömürü l en ler tarafı ndan

' lerin -kapitalistler ve bUyük tıcprak sahiplerinin- el indeki bir

' hızı a

büyür.

Sömürenler

ile

sömürülenler

arası nda k i

giderek daha eşıtsiz bir hal a l ı r . ProJeterierin say ı s ı g ittikçe kötüleşir, fazla top l u mu iki has ı m savaşı n ı

kampa

işçiler ordusu gittikçe .daha bölen ve bütün sanayi

g iderek sertleşir."

(Neue Zeit' ın notu.}

· 95

zenginl ik

emek

g i derek korkunç

3: üret i l en sömüren­ giderek artan

ürün lerinin

ü!eşimi

artar, o n l ar ı n koşu l ları sayı l ara erişir,

modern

il i kelerinin ortak özelliği olan sınıf

·


tına alan - ve

tekeller kuran tröstlere geç�rsek, o zaman

b u yalnızca özel üretiniin sonu demek değildir, ,

manda plansızlığın da

sona ermesi

aynı za­

demektir.59

uözel"

[ sözcüğü] silinsin, o zaman tün1ce iyi kötü işe yarar.

''Nüfusun geniş katmanlarının iflasa sürüklenme­ si . . . " Sanki burjuvaların- ve

küçük-burjuvalarm

iflasa

sürüklenmelerinden ötürü üzülüyormuşuz izlenimini ve­ ren bu tumturaklı türncenin ·yerine, ben, olayı daha basit tarzda· anlatırdım : i'kent v·e kır orta sınıflarının, küçük­

burjuvaların ve küçük köylülerin iflasa sürüklenmeleri, mülk sahipleriyle mülksüzler ara sındaki varolan uçuru·

mu genişletiyor ve derinleştiriyor"

.

.

Son iki türnce aynı şeyi iki kez söylemektedir. Ekte

bir tadil tasansı veriyorum. * Paragraf 5. - ''Nedenlerin' ' yerine ' 'nedenlerinin'' de- , _rnek gerekir; bu belki de dikkatten kaçmış tır. * * Paragraf 6.

-

'

"Bergwerke, Minen, Gnıben" yukarı

­

da nO l 'e bakınız. � "Özel üretim" yukarda 'nO 4'e

bakı­

nız . - Ben şöyle ifade ederdim : ''bugünkü özel şahıslar hesabına ya da anonim şirketler

hesabına

kapitalist üre­

timin, ö nce den kararlaştırılmış bir plan gereğince, bütün topluın hesabına · s o syalis t üretime dönüşümü. . . ancak

üretimin bu dönüşümüyl� işçi sınıfının kurtuluşu ve do­ layısıyla toplumun istisnasız bütün üyelerinin kurtuluşu * Yönet i ci Komitenin "Tem e 1 i, kap i ta 1 i st

tasa n s ı nda üret i m i n

Paragraf

n it e 1 i ğinde

4

şöyledir:

bu ı u nan

plans ızı i k, anca k .çal ı şan ları n

yaşam koşu l l a r ı n ı daha da kötüleştiren, ken i l e k ı r orta s ı n ı fl a r ı n ı n -küçük*burjuva· lar ve küçük köylüler- imısa sürüklenmesi i l e mülk sahipl eri ile mül ksüzler l!ra s ı n·

·

daki varo lan

.

rumu

h a l ine

a l m ı ş •o l d u ğ u

o ol ur. "

tan rtl ayan neden

uÇurumu

·

daha da derin leştiren, genel güvensizliği topl umun moral

getiren ve topt umsa l görevle

birl ikte

emek

iktisadi

araçl a r ı n ı

gaspetmiş olan

ve s i yasa l üst ü n l üğünü

sınıfın

de yitirmiş

du·

üzerine

o l duğunu

giderek daha uzun süreli buna l ı m tara, ça l i şman ı n kes i ntlye uğramasına { Neue Zeit' ı n

** Paragraf

5:

notu. )

"Her geçen g ü n daha dayan ı l maz hal e gelen b u duruma, nedenlerinin orta· dan katd ı r i l ma s ı y l a

bir . son vermek ve

s ı n ı f ı n ı n amacı ve görevi."

işçi

s ı n ı f ı n ı n kurtu l uşunu sağ l amak,

(Neue Zeı.t'ın notu . )

96

işte işçi

.


gerçekleşecektir. * Paragraf 7. Paragraf 8.

!'deki kısmı buraya koyardım. * *: anlaşılması kolay

Ek

-

Bizim çevremiz de

bir kısaltına olan usınıf bilinçli" (klassen bewusst) yeri­ · ·ne� deyimin herkes tarafından anlaşılabilmesi ve yabancı dillere kolayca çevrilebilmesi için şöyle derdim: u sınıf du­

rumlarının bilincine vannış işçilerle", ya :da buna benzer ·

bir şey.* * *

Paragraf 9. - Son tümce: u . . . ve böylelikle iktisadi sömürme ve siyasal b askı kuvvetini tek bir elde toplayan." * * * 11t Par�graf lO.

"Sınıf egemenl iği " söz_ünden . sonra Hve sınıflarm kendileri" eklenmelidir. Sınıfların ortadan kaldırılması bizim temel talebimizdir, bu gerçekleşmeden -

Paragraf 6: "Almanya Sosyal-Demokrat Partisi, sonuç olara k, em e k ara ç lar ı n ı n -top­ rağ ın, m a den le ri n , makinelerin ve iş a l etlerinin, u l a şt ı rma araçları n ı n- toplumun ortak mül ki_yeti h a l ine get i r i l m es i için ve · kapita[ist üretimi n sosyalist üretim biçimin i a l m a s ı için ç a l ı ş ma k ta d ı r . Kap ital ist t'opl umun kendisi bu b i ç i m değiştirme i ç i n ge­ rekli maddt ve manevt koş u l l ar ı yarat m ı şt ı r ve d urmadan yaratmakta d ı r ve işçi s ı n ı ­ fının kurtul uşu ve onunla birl ikte t-o p l umun ist isnasız bütün üyelerin i n kurtuluşu ancak bu yo l dan gerçekleşecektir." ( Neue Zeit' ı n notu . ) ** Paragraf 7'nin yeri değiştirilmiştir. Yönetici Komitenin yay ı n lanm ı ş .o lan tasa­ rısrndi:ı eski Paragraf 9, Paragraf 7 o 1 muştur. Kuşkusuz, .S. o la ra k yayın \anan parag­ raf, En gels'in o k u m u ş o lduğu i l k tasarı n ı n 7. paragrafıyd ı . i şte son b i ç i m i : · " i şi;i s ı n ı fı n ı n kurtuluşu, ancak işçi s ı n ı f ı n ı n eseri o l a b i l i r,. Çünkü .bütün öteki sı n ıflar ve bütün öteki part i l er kapitalizm a lan ı üzerinde ayakta durma ktad ı r l a r ve çünkü ara ları ndaki çı kar rekabetine karş ı n , ortak bir amaç ları vard ır: bug ünkü top� lurnun temel lerinin korunması ve güçrend iti lmesi." ( Neue Zeit' ı n notu.) *** i şte yay ı n lanan tasarı daki Paragraf 9'un metni: " Kapital ist üretime sahip olan b üt ü n ülkelerde işçi s ı n ı f ı n ı n çıkarları ayn ıdır; dünya ticaretin i n ve dünya .pazarı için üretimin genişlemesiyle her ü l kedeki emek­ _çi l erin koşu l la r ı giderek daha · çok öteki ü l k el erd e k i emekçilerin koşu l l arına bağ i m l ı ol maktad ı r; b u bak ı mdan işçi sı n ı f ı n ı n kurtuluşu u lusa l bir görev değildir, bütün uygar ü I kel eri n emekçi !erin in eşit o 1 ara k kat ı 1 d ı ki ar ı tıopl u ms al b ir görevdir. i şte bu '· an l ay ı şla Alman Sosyal-Demokrat Partisi ke n di s i n i büt ün öteki ü l kelerin bil inçl i emek­ çi leri ile bi r l ik hal inde hisseder ve bunu i l !ln eder." (Neue Zeit'rn notu. ) **** Bu paragraf Yönetici Ko m iten in tasarı s ı nda yedinci maddede bu 1 unmaktad ı r •

v e şöyledir:

"Sosyal-Demokrat Partinin devlet sosyalizmi denen 'şeyle, mali amaçlarla dev­ let tarafından devlet sömürüsü sistemi ile, öze! girişimcinin ye�ine -devleti koyan ve böylel i k l e iktisadi sömürü i kt i d ar ı ile siyasal baskı i ktidarını birleştiren sistemle hiç · bir ortak yan ı yoktur." ( Neue Zeit'ın notu . )

97


sınıf egemenliğinin ortadan kaldırılması iktisadi bakım­ dan anlamsızdır. ItHerkesin eşit hakkı için" yerine 11her�

kesin eşit hakları ve eşit görevleri için"i Öneriyorum vb

..

Bizim için eşit görevler, burjuva demo kratik eşit hakiann zorunlu bir tamamlayıcısıdır ve bu, onların özgür olarak

burjuvaca anlamlaqnı . ortadan kaldırır. Sonuncu tümceye gelince:

u

Savaşlarında . . . ", ben bu ·

ifadeyi seve s·eve kaldırırdım. lVIuğlak içeriğiyle: 1'genel

olarak

halkın

koşul l arını iyileştirmeye yarayan" ibaresi,

(kastedilen nedir ?) , her şeyi kapsayabilir, koruyucu güm�

rük vergilerini ve serbest değişimi, !onca örgütİenrİıesini ve meslek özgürlüğünü, tarım kredisini, karribiyo banka­

larını, zorunlu aşılaİımayı, alkolikliği ve alkolizme karşı ,savaşımı vb

..

Bu ibarede söylenmek istenen zaten bir ön�

ceki tümcede var; hepsini al dığımızı söyledikten sonra,

ayrı ayrı parçalan da aldığımızt ifade etmenin gereği var mı ; benim anlayışıma gö_re, bu, etkiyi z ayıflatı r. _

Şim di bu

tümce, özel istemiere geçişi sağlıyorsa, aşağı yukarı · şu

söylenebilir:

a

Sosyal-demokrasi, onu,

bu

amaca

yaklaştı­

rabilecek olan bütÜn , istemleri s avunur". Cönlemler ve kurumlar" yinelendiği için çıkarılmalıdır .) Ya da daha iyisi, neyin s özk onu su olduğunu aç ık ça söylemektir, yani

burjuvazi tarafından kayb edilmiş olan zamanın kazanıl­ ması gerektiği. Ek I' de, bu anlamda bir kesin türnce ek­ ledim, bundan sonraki bölümde anlattığım nedenlerle, bu­ nu çok önemli saymaktayım. *

Paragraf 1 0 : "Sosyal-Demokrat Parti, yeni s ı n ı f ayrı ca l ı kları ve yeni üstün l ü kler için sa� vaşmamaktad ı r; bu parti s ı n ı f egemen l i ğinin ve s ı n ırların kend isinin ortadan ka t k� ması için, cinsiyet. ve köken fark ı gözetmeksizin herkesin eşit hakları ve eşit gö­ revleri uğruna savaşmaktadır. Bu kurtuluş savaş ı m ında, sosyal-demokrasi, ya lnızca Gereti ileri değ i l , genel olarak bütün söm ürü l en l eri ve ezilen l eri savunurken genel olarak halkın ve özel o l arak işçi sınıfının koşu llarını daha iyi hale getirmeye ya­ rayan bütün istemleri, ön leml eri ve kuru m l ar ı destekler." (Neue Zeit' ı n notu . ) *

98


II.

SİYASAL iSTEMLER

Tasarının siyasal istemlerinin büyük bir kusunı var. _ Asıl söylenınesi gereken

konmamış.

Eğer _bu 1 0 istemin

hepsi kabul edilse, kuşkusuz, baş siyasal istemi sonuca vardırmak

-

için

birçok araçlara sahip olurduk. Ama bu baş siyasai istemin kendisine varmış olmazdık Reich ana:

· yasası, halka ve onun temsilcilerine tanınan hakların sı­ nırlandıtılması bakımından .1850

Prusya

Anayasasının

kopyasından başka bir şey değildir; bunda hÜkümet fii- ·

len bütün iktidara sahiptir ve meclisierin vergileri red­ detme hakkı bile yoktur. Bu anayasanın çatışma dönem­

lerinde hükümet tarafından. istendiği gibi yorumlanıp uy­ gulanabileceği tanıtlanmıştır. Reichstag\n hakları, Prusya

meclisininkilerden farklı değildir, Liebknecht'in Reichs­ tag'ı mutlakiyetİn asma yaprağı diye adlandırması bu · Prusya ile Reuss-Greiz-Schleiz-Lobenstein

yüz dendir .60

arasında bir ittifak temeli üzerinde, biri ne kadar küçük alan kaplıyorsa ötekisi o kadar büyük alan kaplayan bu

. dev Jetler arasındaki i ttifak temeli üzerinde larının -ortak mülkiyet haline gelmesini

"

u

emek araç­

gerçekleştirmeyi

istemek, besbelli ki saçmadır. Buna dokunmak tehlikelidir.- Ama her şeye karşın işleri ileri götürmek gerek. Tam bu sıra sosyal-demokrat basının büyük bir kısmında yayılmaya başlayan oportü­

nizm, bunun ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. Sosyalistlere-karşı yasanın yenilenmesi korkusu ile ya da bu yasanın yürürlükte . olduğu günlerde ileri sürülmüş ba­ zı görüşleri anımsayarak şimdi, partinin Almanya' daki ,

bugünkü hukuk düzeyinin,

b ü tün istemierin barış _ yoluy- ·

la gerçekleşmesine elverişli olduğunun kabul edilmesi is­ teninektedir. "Bugünkü toplumun gelişerek · yavaş yavaş -sosyalizme geçeceğine", hem kendilerini, hem de partiyi inandırmak istiyorlar, ve kendilerine, toplumun s osyaJiz

.


me geçerken · eski toplumsal yapiyl yarı yolda bırakmak . zorunda kalıp kalmayacağı; bu e s ki kabuğu, istakoz yav­ -ru sunun :kendi kabuğunu parçalarken g österdiği kadar bir şiddete başvurarak atıp ·atm ayacağı sorusu sorulma­ dan yapılmaktadır;. sanki Almanya � da to plum , - bundan

·başka henüz yarı-mutlakiyet niteliği taşıyan ve üstelik

de son derece, karmakarışık · ol�n siyasal düze nin engel­ lerini _de kırıp aşmak zorunda değilmiş gibi. Halk temsil­ cilerinin bütün iktidarı ellerinde topladıkları ülkelerde, anayasa gereğince, ulusun çoğunluğu seni destekledik çe , · h�r şeyi yap ab ilec eğ in ülkelerde, Fransa ve Am erika gibi . -� demokratik cumhuriyetlerde, harredanın geri alınması sorununun her gün basında tartışıldığı, ve bu hane cianın .. halkın iradesi karşısında güçsüz bulunduğu İ ngiltere gibi kralhklarda , eski toplumun yeni to pluma doğru barış yo­ luyla evrime uğrayabileceği düşünülebilir. Ama h�küme­ tin bütün iktidarı elinde bulundur duğu , Reichstag'ın ve öteki temsili o r ganların fiilen hiç bir güce - s ahip bulun­ madıkları Almanya'da, böyle bir ş eyi, hem de gereği yok­ ken, iddia etmek, mutlakiyetİn as ma yaprağını· kaldırıp onun çıplaklığını kendi vücuduula örtmeye benzer. Böyle bir p o li tika, sonuçta, ancak partiyi yanlı ş bir yola yönelteb il i r . Gen�l, soyut s iyas al sorunlar ön plana getirilınekte ve ·böylelikle ive dili ği olan ve ilk önemli olay­ ' lar da , ilk siyasal bunalımcia kendiliğinden gelip gündeme -yazılan somut sorunlar gizlenmektedir. Bundan, par tinin birdenbire, karar anı ile k arşılaşınca şaş kınlığa uğraması ve en önemli noktalarda örgüt içinde bu sorunlar hiç bir zaman tartışılmadığı için, fikir k a rışıklığının ve ayrılığın hüküm sürme s i nden başka bir sonuç verebilir mi? Aı:ı­ cak burjuvaziyi ilgilend ir diği ve emekç il eri hiç bir biçim­ de ırg al aına dığı ve bu yüzd en de herkesin istediği gibi oylay a�ileceğinin ilan edildiği, bugün ise tam karşıt kut­ ba birçoklarının · gidip k o ruyucu bir politikayı benillıse100


miş olan burjuvaziye muhalefet etmek için, Cobden'in ve

Bright'ın iktisadi saçmalıktarını tazeleyerek en saf man­ çistercili'ğin61 sosyalizmin en safı gibi savunulduğu güm­

rük vergileri sorun�d 62 olanlara bir 'kez daha tanık mı olacağız ? Günün geçici sorunları karşısında biiyük temel dü�

ştirreelerin bu unutuluşu, . geçici başarılar · uğ run a . giriş ilen bu yarış ve sanal sonuçları gözönünde tutmadan çevrede .

verilmekte olan savaşım, bugünün sariuçlarına fed?t edi- len hareketin geleceği, b ütün bunların belki de \ namuslu . nedenleri vardır. An1a bunlar oportünizmdir ve - oportü­ nizm olarak kalacaktır. . Ve u namus lu " oportünizm, -belki

de oportünizmlerin en tehlikelisidir. Şimdi, ince, ama te­ mel nitelik te olan bu noktalar nelerdir ? Birincisi. ._ Kesinliği açık olan bir şey varsa, b · da, partimizin ve işçi sınıfının egemen duruma, ancak De­ . mokratik Cumhu riyet biçimi altında _ gelebilecekleridir. · _Hatta, Demokratik . Cumhuriyet, Büyük Fransız Devrimi örneğinin gösterdiği gibi, proletarya iktidarının özgül bi­ çimidir de.63 Örneğin Miquel'in yaptığı gibi, en iyi adam· larımızın bir imparatorun_ altında bakan olmasının akla ' ' ' sığar bir şey olmadığı besbelli değ il mi ? ' Cumhuriyet talebini programa doğrudan koymak, hu­ kuki bakımdan olanaksız gibi görülmektedir, - oysa bu, Fransa' da, Louis-Philippe zamanmda yapılabildi, ve .bugün de İtalya'da yapılmaktadır. Ama bugün Almanya'da açık­ ça cumhuriyetçi bir -p �rti programının kaleme alınması­ nın olanaksız oluşu, bu ülkede barış yoluyla bir cumhu­ riyet kunilabileceği, ve yalnızca cumhuriyet' değil, bir ko­ müni s t toplum yaratılabileceği hayalinin ne büyük bir gaflet olduğunu tan.ıtlar. Bununla birlikte, zorunluluk karşısında gene de euro­ - huriyet sorunu, susarak geçilebilir. Ama benc_e program­ da · yer alması gereken ve yer - alması o lanaklı olan şey, ·

101


bütün iktidarın halk temsilcilerinin elinde

toplanması

is­

" temidir. Daha ileri gidilmek istenmiyorsa, şimdilik, bu kadarı yeterli olabilir. İkincisi.

-

Almanya'nın ulusal birliğinin gerçekleş­

tirilmesi. Bir yandan küçük devletlere bölünmeye son ve- rilmelidir; ---- Bavyera'nın ve Würtemberg'in özel hakları devam _ ettiği sürece, örneğin Thüringen'in haritası bugün­ kü yürekler acısı durumunu koruduğu sürece, varın Al­

man toplumunu devrim yoluyla değiştidul Öte yandan

özgül olarak Prusyalı zihniyetin Almanya'yı ezmesine son es i için, Prusya ortadan kalkmalıdır ve ·özerk eya�

veril

letlere bölünmelidir. Küçük devletlere bölünme, ve _Prus- , ya zihniyeti, işte Alınanya'nın içine hapsedilmiş bulun­ duğu çelişkinin iki yönü; bunlardan biri, ötekini - haklı göstermenin her zaman mazereti olacaktır. Bunun yerine ne konmali ? Benim görüşüme göre, proletarya bölünrnez

tek bir cumhuriyetten başka bir biçimden yararlanamaz. Nitekim, Amerika Birleşik Devletleri'nin o muazzam top­ rakları üzerinde federatif cumhuriyet, Doğuda · şimdiden bi r engel oluşturmaya başlamakla birlikte, b�gün de bir' .

·

zorunluluktur.

Böyle bir şey, iki adada dört ulusun yaşa­

dığı ve tek bir parlamentoya karşın, bugün bile hala üç ayrı yasanın yanyana uygulanmakta bulunduğu İngilte · -

re' de bir ilerleme olurdu. Küçük İsviçre' de federatif sis­ . tem, ancak bu ülke, Avrupa devletler topluluğu içinde ta­

mamen pasif bir üye olmakla yetindiği için hoşgörüyle

karşılanabilir bir engel oluşturmaktadır: Almanya için, İsviçre'ninkine . benzer bir federalisı örgütlenme, önemli bir gerileme oluştururdu. Federal bir devleti, bütün ha· lindeki devletten, iki nokta ayırdeder; birincisi, federas­ yonun üyesi olan her devletin, per kantonun kendi me­ deni hukukuna ve ceza yasasına sahip bulunması, kendi adli örgütlenmesine sahip bulunmasıdır; ikincisi, halkın meclisi yanında, her

�antonun, büyük olsun, küçük olsun1 102


oyunu kullanabildiği bir devletler temsilcileri meclisinin bulunmasıdır. Ne mutlu ki biz, birinci noktayı aşmış bu� lunuyoruz ve onu yeniden kabuJ ,e ttirmek için harekete geçecek kadar safdil değiliz.

İl�inci

noktaya gelince, buna

da federal konsey biçiminde sahip bulunmaktayız ve bu olmadan da yapabiliriz, - üstelik bizim °Federal Devle­ timiz", daha şimdiden, merkezi tek devlete doğru geçişi ifade etmektedir. Ve l 866'da ve 1 870'te yukardan yapıl- mış olan devrimi geriletmek bize düşmez; tam tersine, biz, buna aşağıdan bir hareketle gerekli tamamlamayı ve . ıslahı sağlamalıyız.

Demek ki, t�k bir- cumh�riyet. Ama, 1798'qe · kurul­

muş - olan imparatorluğun imparatorsuz biçimi olan bu­ günün Fransız

Cumhuriyeti

anlamında değil. 1 792'den

1 798'e kadar her Fransız ili, her belediye, Amerikan mo­ deline uygun olarak kendi tam özerk yönetimine sahip

bulundu, bize de bÖyle bir şey gerek. Böyle bir özerklik nasıl örgütlendirilebilir ve bürokrasisiz nasıl edilebilir, Amerika ve Birinci Fransız Cumhuriyeti, bunun rtasıl ola� cağını bize gösterdi; Avustralya, Kanada ve öteki

İngiliz

kolonileri de bugün bize bunu göstermektedirler. Böyle

bir eyalet ve belediye özerkliği, örneğin kantonun konfe­ derasyona göre pek bağımsız bulunduğu; ama bu bağım­ sızlığın, ilçeye (Bezirk) ve belediyeye karşı · da olabildiği İsviçre federalizminden çok daha özgürdür. Kanton hü­ kümetleri, ilçe mülki amirlerini (Bezirkess-tatthalter) ve valileri tayin ederler;_ oysa İngilizce konuşulan ülkelerde böyle bir . şey yoktur, ve biz - de, · gelecekte, bu:rılardan, Pnısyalı il ve hükümet müşavirlerinden oldu u gib i

(Londrat ve Regierungsrat) kendimizi kurtarmalıyız.

Bütün bunlardan, programa fazla bir şey aktarmak olanaklı değildir. Bunun sözünü ediyorsak, bu, böyle şey­

lerin söylenmesine izin olmayan Almanya'da durumun özelliğini belirtmek içindir ve aynı zamanda böyle bir du�

103


rumu,

komünist toplum biçimine yasal yoldan sokmak is·

teyenierin ne ölçüde hayale kapıldıklarını göstermek için. Bu, üstelik, partinin yönetim komitesine, doğrudan halk tarafından yasama - ve para_s ız

adaletin

dışında,

başka

önemli siyasal sorunların olduğunu anırusatmak içindir

de; sonuç olarak bu ikisi olmasa da biz ilerleriz. Genel güvensizlik sonucu, bu sorunlar bir günden ötekine bir· denbire günün en acil sorunları haline gelebilir, biz, bun­ ları aramızda tartışmadıksa, bu konularda görüş birliği· ne varmadıksa, o zaman ne hallere _ düşeriz ? Ama programa, her şeye karşın sokulması 'olanaklı ' olan ve hiç değilse dolayh olarak söyleme olanağına sa­ hip' bulunmadiğımız şeyin ifade - edilmesine yarayabilen .

şu istemdir: · ' uİlin, _ ilçenin ve belediyenin, halkın genel ile se­ çilmiş gö"revliler tarafından tam özerk olarak yönetimi.

OYu

Devlet tarafından tayin olunan bütün yerel yüksek me­ murların ve il yüksek memurlarının ması.'�

(autorites)

kaldırıl­

Bunun dışında, progr�mda yukarda incelediğim nok­ talarla ilgili ba-şka isteinierin - de. formüle edilip edileme­ yeceğini benim buradan kestirmem, sizin oradan belir­ lemenizden. daha zordı;ı.r. Ama bu �orunların, parti içinde çok geeikilmiş olmadan tartışılması iyi olur. '

1 . i'Seçim

hakkı ile oy hakkı, sırasıyla seçimler ile

aylar" arasındaki ayrımın ne anlamda· yapıldığını kavra­ yamadım. Eğer böyl.e bir ayriın zorunlu ise, bunu, herhal­ de açıkça. ifade etmek ya da - tasarıya eklenecek bir yo­ rumda açıklamak gerekir.

2. uRalkın öneri ve veto hakkı" niçin? Şunu ekle­

mek_ gerekir: ulusal temsilin bütün yasa ve kararları için.

S. Kilisenin ve devletin tamamen birbirinden ayrıl- · ması. Bütün dinsel toplulukl�r, istisnasız, devlet tarafın� dan özel topluluklar olarak nitelendirilecektir. Bunlar ha� 104


zineden gelme mali desteklerden yoksun kalacaklar ve merkezi eğitim bakanlığına bağlı · okullar üzerindeki etki­ lerini yitirecekler di r . (Ama buna karşın, ken9.i olanakla. nyla, bunların kendi Özel o kullarını açmalarını ve orada saçmalıklarını öğretmelerini yas aklayamayız!) 6. Bu dunımda ltokulun laikliği" çıkarılmalıdır, bu­ nun

y eri bir önceki paragraftadır.

8 . ve 9. · Burada dikkati şu nokta üzerine çekmek is­ terim: bu noktalar şunların �'cİevletleştirilmesini" gerek­

tirmektedir : 1 . avukatlann, 2.

ebe, hastabakıcılarm

hekimlerin,

3 . eczacı,

dişçi,

vb.. Üstelik daha sonrası için işçi

sigortalarının tam olarak devletleştiriln:ıes� is tenmekte di r .

Peki bu iş Bay De Caprivi'ye teslim edilebilir mi, ve bü­ tün bunlar daha önce, her türlü devlet sosyalizmine kar­ .şı çıkan bildiri ile tam uygunluk halinde midir? 10. Burada. bıyn şöyle derdim : tiDevlette, ilçe ve be, lerliyelerde masrafları karşılamak için vergilerin, gerekli olduğu,· ölçüde artanoranlı . . . vergiler. Merkezi devletin olsun, yerel yönetimin olsun, koymuş oldukları bütün dolaylı vergilerin, · resimlerin vb . ortadan kaldırılması." Geri kalanı gereksizdir ve güdü lerin yorumu · ya da açıklama­ sından başka bir şey değildir; bunlar ancak metni zayıf­ latabilir. III.

Paragraf 2.

-

EKONOMİK İSTEMLER Koalisyon hakkı, Almanya' daki kadar

hiç bir yerde, devlet karş ıs ında , bir güvenceye gereksinim duymaz. ltDüzenlemek için . . . " ib ar e s iyle başlayan son türnce 4. madde olarak · eldenıneli v� bu bakımdan kaleme ahnpıalı dır . Burada belirtilmelidir ki, yarısı i şçil erden , yarısı , da patronlardan olu ş acak çalışma odalarıyla biz okkanın altın·a gideriz. · Bu sistemle, ,uzun yıllar boyunca, çoğunluk, p atra niardan yana olacaktır:. işçiİer arasında

105

-


bir "kara koyunun" bulunması neye yarar. Bir çatışma halinde, bu iki y�n, fikirlerini ayn olarak ileri sürecek· lerdir diye bir kayıt konmayacaksa, bir patranlar odası ve onun yanmda da bir bağımsız işçiler odası!ıın olması yeğlenir. Son karara varmadan önce, tasarının, bir kez daha, Fransız programı64 ile karşılaştırılmasını isterdim; bana öyle geliyor ki, özellikle n° 3 için bu programdan alınacak çok şey var. İspanyol programına gelince, ne yazık ki, zamanım olmadığı· için onu arayamayacağım. Bu program da birçok bakımdan çok iyi bir program. ·

·

106


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

PROLETARYA PARTİSİ İÇİN SAVAŞIM ( MEKTU PLARDAN PARÇALAR)

K.

MARX ve F. ENGELS


BİR

MARX'IN LUDWİG KUGELMANN'A - BİR MEKTUBUNDAN PARÇA 23 ŞUBAT 1 865

Sevgili dostum/'5 Beni çok ilgilendirmiş olan .mektubunuzu dün aldım, mektupta ileri s Ürülmüş olan değişik noktalara yanıt ver­ ' mek isterim. İzin verirseniz ilkin Lassaile ile ilişkilerimin ne ol- · : duğunu açıklayayım. Ajitasyoncia bulunduğu tüm süre ilişkilerimiz kesikti: 1. farfaralıklarından . ötürü ve yapıt­ Iarımdan en utanç verici aşırınalada birlikte övünmele­ rinden ötürü; 2 . siyasal taktiğine karşı çiktığnn için; ve · 3. ülkede siyasal ajitasyonuna daha başlamadan önce bile, 11·Prusya devletinin" doğrudan bir sosyalist uygulama­ da bulunabileceğine inanıİıamn saçma olduğunu açıkla109


dığım ve 11tanıtladığım" için.66 1848'den 1 863'e kadar ba:q!l yazmış olduğu mektuplarda olsun, yüzyüze görüşmeleri­ mizde olsun, o, her zaman benim temsil ettiğim partiden yana olduğunu söylemiştir; ama Londra' da (1862 sonun­ da) benimle o küçük oyununu oynayamayacağı kanısına varınca, bana karşı ve eski partiye karşı "işçi diktatörü".. rolünde çıkmaya karar verdi. Ama her şeye karşın, ben, her ne kadar kısa karİyerinin sonunda, onun siyasal aji­ tasyonu bana kuşkulu görünmeye başladİysa da, onun aji­ tatör olarak değerini teslim etmişimdir. Onun ani ölümü, Çok eskilere giden dostluğuı:puz, Hatzfeld Kontesinin ma­ tem mektupları, burjuva gazetelerinin, sağlığında o kadar korktukları bir kimseye karşı korkudan gelen saygısızlık� lan karşısında duyınüş olduğum 'tiksinti, bütün bunlar, o alçak Blind'e karşı kısa bir bildiri yayınlama kararını bana aidırttı; ama bu bildiri, Lassaile'ın eyleminin ken­ disine değinmiyordu (Hatzfeld Kontesi bildiriyi Nords� tern e gönderdi) . Aynı nedenlerden ötürü, . ve böylelikle bana tehlikeli gibi görünen unsurları- uzaklaştırahilrnek için, Engels'le birlikt� Sozial-Demokrat'ta yazı yazmaya sözverdim (bu· organ Açış Konuşması'nın * _ bir çevirisini yayınlamıştı) . . Buna gelince, onun isteği üzerine, Proud­ hon'un ölümü dolayısıyla, onun hakkındaki bir yazıyı gön­ derdim, ve Schweitzer bize tatmin edici bir program gön� derdikten ·sonra, dergi yazıkuruluna, bizi, bu organın ya­ zarlarından saymasına izin verdim. Ve son olarak W. Lieb� knecht in yazıkurulunun yarı-resmi Uyesi oluşu da bizim -için bir güvenceydi. Bununla birlikte kısa bir zaman içinde Lassaile'ın partiye fiilen ihanet ettiği anlaşıldı ---:- bu� nun kanıtı kısa zamanda elimize geçti. O, Bismarck'la ger­ çekten bir anlaşma yapmıştı (ve elbette taraf olarak ken� disi için hiç bir güvence sağlaınadan) . 1864 Eylülü sonun� '

'

,

"' Birinci Enternasyona l i n ' Açı � Kon u�mas ı .

1 10

-Ed.


- da Haınburg'a gidecekti ve orada Schramm;'t delisiyle ve Prusya polisi casusu Marr ile birlikte, Bismarck'ı, Schles­ wig�Holtein'ın ilhakına "zorlayacaktı", yani bu toprak il� hakını ��işçiler"

adına isteyecekti.

Buna

karşılık, Bis­

marck, kendisine genel seçimi ve bazı sosyalist şarlatan­ lıkları sözvermiştL Ne yazık . ki,. Lassalle, bu komediyi so­ nuna kadar oynayamadı! Oynasaydı, adamakıllı gülünç duruma düşecekti ve nasıl şişirilmiş bir kimse olduğu

or­

taya çıka,caktı. Ve bundan sonra bu cinsten herhangi bir girişim olanaksız hale gelmiş bulunacaktı!67 Lassaile bu yanlış yolu tuttu, çünkü, -O da, M. -Miquel cinsinden bir Realpolitiker*

*

idi; ama onun çapı daha bü- .

yüktü ve daha yüksek dürtülerle hareket ediyordu. (Sıra­ sı gelmişken söyleyeyim : Miquel üzerinde o kadar uzun süre durmuşurodur ki, o'nun tutumunu, National Verein'.. ın68� bu Hanoverli küçük avukatın sesini evinin dört du­ varı dışında bütün Almanya'ya dinletıiıek için mükemmel bir fırsat olmasıyla açıklamışımdır. O da, makabiine şa­ mil

olmak

üzere,

Hanover'de

Pnısya'nın himayesi · altında

kendini

göstermek

ve

"Hanover'in Mirabeau'su"

rolünü oynamak istiyordu.) Tıpkı Miquel'in ve bugünkii

dQstlarının Prnsya'nın naip prensi tarafından başlatılar� "yeni çağ", nationalzuvereinlern olarak kabul ederek ona sarılmaları gibi ve uPrusya dori.ığuna"69 tırınanmaya kal­ kışmaları gibi, tıpkı onların uburjuva gururlarını" Pntsya . himayesi altına sermEderi gibi, aynı biçimde, Lassalle da, Uckermack'lı70 Philippe II ile proletaryanın Posa * * * mar­ kizi rolünü oynamak istiyordu; ve Bismarck Prusya hane­ danı ile kendisi arasında aracı rolü oynayacaktı. Zaten o, bu davranışı ile National Vereiıl'ın bu baylanna öykün­ rnekten öte bir şey yapmıyordu. Ama bu ikincilerin orta *

RudoJf Schramm. -Ed.

** Sadece "gerçeğe", yani k ı sa vade_li sonuçlara önem veren siyaset adamı, ---ç .

***

Prusya kra l ı .

·

-ç.

·

ııı


sınıfın

'j çıkarı için Pr:usya 1 1 irt1.caına ç ağrı da bu1unrna1arı­

·na karşılık, La:ssalle, proletaryanın çıkar! için Bismarck'ın elini sıktı. Bir anlamda, bu adaınların tutumu Lassaile'ın­ kinden daha haklıydı, çünkü burjuva, l! gerçekçi" olarak en yakın çıkarının, burnunun ucuna en yakın olan şey ol­ �uğunu saymaya ahşıktır. Üstelik, bu sınıf, gerçekte, her zaman, feodalite ile bile, uzlaşma yapmış tır , işçi sınıfı ise, eşyanın doğası gereği, içtenlikle devrimci olmak - zorundadır . .

.

·

.

Makaırll arın , belediye

.

başkanlığı unvanları vb . gibi

önemsiz şeylerin satın alamayacağı, La � salle gibi kibirli mizaçta bir kimse iç,in, s on derece çekici b ir fikirdi: Per­ dinand Lassalle · tarafından gerçekleştirilmiş

proletarya

yararına doğrudan bir hareket! Gerçekte o, kendi kendi­ ni eleştire'meyecek kadar öyle bir hareketin gerçek eko­ nomik koşullarının cahiliydi. Alman işçilere gelince, Al­ man- burjuvazisinin 1849�1859 geri ciliğine göğüs - germek

için başvurmuş ' olduğu ve halkın aptallaşacak ölçüde bu� naltılmasına hoşgörü gösterdiği o alç a kça gerçekler poli­ ·

tikası s onucun da , kendilerine, bir sıçrayışta kutsal top­

raklara kendilerini ge çi nneyi vaadeden bu şar:latan

kur­

taneıyı alkışlamayacak durumda -değildi, çok aşağılara düşmüştü.

,

Yukarda yarıda ke stiğimiz fikir silsilesini yeniden ele alalım : Sozial-Demokrat kurulur kurulmaz, ihtiyar H�tz­ feld'in, geç de olsa Lassalle'ın 11Vasiyetn;ımesini" uygu·

lamak istediği anlaşıldı. Kendisinin, Kreuzzeitung Wage· n er' inin aracılığıyla, Bismarck'la

verein

ilişkileri vardı. Arbeiter­

(Allegemeinen Deutschen*)

gazetesini,_ Sozial-De­

nıokrat'ı vb. Bismarck'ın emrine bağımlı kıldı. Schleswig­

Holstein'ın ilhakı, Sozial-Demokrat'ta talep edilecek ve

Bi smarck'ın bu işteki * Al man 'Genel işçi Birl iği.

elebaşdığı kabu-ı edilecekti. Bütün -ç.


Sozial�Demokraeın · _ yazıkurulunda bulunması ·yüzünden -başarısızlığa · uğradı. bu plan, Liebknecht'in, Berlin' de ve

Gazete yazıkurulu, Engels'in ve benim hiç hoş umuz a git�­

memesine karşın, Lassaile'ın dalkavukça _ putlaştırılması�

n a , Bismarck vb. ile zaman zaman cilveleşmelere vb . kar�

şın, ihtiyar Hatzfeld'in entrikasını başarısızlığa - uğratmak ve partinin b öyle bir işe tam am en dalaşmasını önlemek 'için, gazete ile �çıkça pağları koparmamak, o anda doğal� dır ki çok daha önemliydi. Onun için özel olarak Sozial� Demokrat'a, Bismarck'a karşı olduğu gibi ilericilere karşı da durmaları gerektiğini yazarken, zevahiri kurtarmak için aramızda bir sürtüşme yokmuş gibi davrandık. Ber� n ard Becker'in (Lassalle'ın kendisine vasiyetnameyle bı� rakınış olduğu önemi ciddiye alan, kendi kendisiyle dolu,· . kendini beğenmiş bu kimsenin) International Working� men's Association'a* karşı dolapılarını bile görmezlikten · · gel di k . . Bu arada, Bay Schweitzer'in · Sozial�Demokrat'taki ya­ zıları gün geçtikçe daha . fazla bisınarkçı bir nitelik kaza� 'nıyordu. Kend isine , daha önce, ılımlı cumhuriyetçilerin (progressistes) ukoalisyon sorununda" yıldırılabileceğini, ama Prusya HÜkümetinin ·hiç bir zaman koalisyon yasası� nın tamamen kalkmasını kabul etmeyeceğini, · çünkü bu­

nun bürokrasi saflarında bir yarığın meydana gelmesi de­

mek ol duğunu , işçileri vesayet dışında bırakacağını, hiz­

karşı yönetmeliğin kaldırılması, köylerde dayak cez asının kaldırılması vb . s o nucunu vereceğini ve buna Bismarck 'ın asla izin vermeyeceğini ve ko al isyon yasası­ mn kaldırılmasının Prusya memurlar devletinin varlığıy_ i la bağdaşmadığını yazmıştı. Hatta meclis, koalisyon ya� : sasını reddettiği takdirde, hükümetin onu yürürlükte tUt­ mak için, büyük türnceler arkasında mevzileneceğini (ör� metçilere

ıı:

U l usl ararası . Emekçiler Derneği.

--ç.

1 13


·

;

önlemleri -gerek� tirdiğini vb. söyleyeceğini) eklemiştim. Dediğim gibi oldu. Bay Schweitzer ne yaptı? Bismarck'ı öven bir yazı yazdı ve bütün kahramanlığını Schulze gibi, Faucher vb. gibi çok daha küçük kimselere yöneltti. B en, Schw�itzer ve avane sinin iyi niyetle hareket et­ tiklerine inanıyorum, ama onlar Realpolitiker'lerdir. Var� olan koşullardan yararlanmak ve Mi quel _ ve yandaşlanna negin toplumsal · sonınun ndaha derin,

u

gerç e kler politikasının" ayrıcalıklarını bırakmamak is�

tiyorlar. (Bu sonuncular da, öyle görünüyor ki, Prusya hü�

kümeti ile içli�dişh

olmak hakkını ellerinde tutma çaba� sındadırlar.) İşçi gazetelerinin ve Prusya da işçi hareketi� nin (ve d o layı sıyla da Almanya'nın geri kalan kısmındaki hareketin) ancak polisin lütfuna ve in ayetin e bağlı oldu� ğunu biliyorlar. Tıpkı cımıhurlyetçi Realpolitiker'lerimi· zin ((üstelik'' bir Hohenzollern'i imparator o la rak kabul etmeye hazİr ol duk}fırı gibi, onlar da g erçeğ i olduğu gibi kabullenmek, hükümeti tahrik etmemek istiyorlar. Ama ben, bir Realpolitiker olm a dı ğım · için, bir bildiri yayın� layarak Engels ile birlikte Sozial-Demokrat'tan istifa et� meyi gerekli buldum. (Bu bildiriyi basında yakında oku� '

yacaksınız.) . Bu söylediklet�mden, şu anda, Prusya'da niçin bir ş,ey yapmak istemediğimi de anlayacaksınız. Prusya hükü� ' m eti yurttaşlık hakkımı bana iade etmeyi kesin . olarak reddetti. _ Ancak Bay Bismarck' a hoş gö rün en kisvelere büründüğüm takdirde, P rus ya da siyasal ajitasyonda bu� lunmama izin verilecekmiş. Ben, · buradaki uinternational" aracılığıyla aj i tasyo� '

,

numu yüz kez yeğlerim. İngiliz proletaryası üzerindeki etki doğrudan bir etkidir ve son

derece önemlidir. Şu

an­

da genel oy hakkı s o rur:ı,unu deşmekteyiz; �lb ette bunun buradaki önemi Prusya'nınkinden çok daha büyüktür. Bir tüm o larak bu derneğin buradaki, Paris'te, Bel� ,

1 14


çika'da, İsviçre' de, .· İtalya'daki ilerlemeleri bütün larımızı aşmıştır.

Yalnızca,

�ut­

Almanya'da Lassaile'ın varis­

leri bana karşı çıkmaktadırlar, bu doğaldır.

Bir yandan, önemlerini yitirmekten ş a ş k ınc a korku­

. yorlar; öte yandan, Almanların Realpolitik diye adlandır­

dıkları şeye karşı benim ne büyük bir nefret duydriğuınu

biliyorlar.

(Sözkonusu olan o cins bir ugerçek"tir ki, bu, Alman�

·

ya'yı, bütün uygar ülkelerin çok gerilerine iter.)

Bir. şiiinlik bir frak satın alan herh angi bir kimse

derneğin üyesi olabileceğine göre, �� dernek" olarak katıl­ malarına yasa engel olduğu için

Fransızların (Belçikalıla­

rın da) bu biçimde bireysel katılma yolunu seçtiiderine

göre, . ve durum Almanya' da da böyle olduğuna gö re bu­ radaki ve Almanya'daki dostlarımı, her semtte, üye sayı­ ,

sı ne kadar olursa . olsun, küçük derne;kler kurmaya davet

etmeye · karar verdim; dostlarımdan · herbiri burada bir üyelik kartı edinebileceklerdir. İngiliz derneği resmen ku­

q

rulmuş olduğuna göre, Fransa'da b e, bu şekilde hareket

etmeye engel bir durum yoktur. Sizin de yakın çevreniz­ le . bu tarzda Lo n dra ile bağ karınanızı isterdim.

115


İKİ

MARX'IN BOL'rE'YE BİR MEKTUBUNDAN PARÇA 29

KASIM

1 87 1

sosyalist ya . da yarı s os yali st mezheplerin yerine, işçi sınıfının etkili bir savaş örgütü­ nü koymak amacıyla kurulmuştur. i lk tüzüğünde- ve _açılış konuşmasında bu� ilk bakışta görülür, Öte yandan, tari­ hin · seyri mezhepler düzenini paramparça etmi ş olma s ay� . dı, Enternasyonal, . ken dini kabul ettireme,z di. Sosyalist ENTERNASYONAL,

-

-

· mezheplerin gelişmesi ile gerçek işçi hareketinin gelişme� si daima ters orantılıdır. Bu mezhepler (tarihsel olarak) varlıklarını gerekli· ve haklı sayduabildikleri sürece, işçi sınl.fı, - henüz özerk bir tarihsel hareket i çin olgunlaşmış değildir. Bu olgunluğa ulaştığı anda, bütün _mezhepler, ·özleri bakımından gerici bir nitelik kaz anırl ar Bununla .

1 16


birlikte, Enternasyonalin tarihinde, tarihin her yerde gös� ·terdiği şeyin yinelendiği görüldü. Eskimiş olan şey, yeni­ den dirilmeye ve yeni benimse.nen biçi� içinde tutunma­

ya çalışır.

Ve Enternasyonalin tarihi

,

Genel Konseyin, . Enter-

. nasyonalin Çerçeves� -içinde işçi sınıfının gerçek hareketi- · ne kş.rşı durmaya çalışan mezhepler ve amatör girişimle;r -

karşısında

sürekli bir savaşmn

'

idi. Bu savaşım, kpngreler-

de,. ve daha çok Ge�el Konseyde çeşitli kesimler arasın­

daki özel konuşmalarda verilmekteydi. Paris'te prudoncular (mutualistes*), Derneğin kuru­ cularından oldukları için, bunların ilk yıllarda Paris'te dümeni tutmaları doğaldı. Daha sonraları, orada, doğal olarak, birbirlerine karşı çıkan kolektivist, pozitivist vb. gruplar meydana geldi. ·

Alma.İıya' da Lassalle kliği vardı. Ben kendim de iki

· yıl süre ile şu ünlü Schweitzer ile mektuplaştım ve ken-· disine, Lassaile'ın örgütünün yalnızca basit bir mezhep örgütü olduğunu ve bu ·niteliğiyle, Enternasyonalin kur­ maya çalıştığı, işçi sınıfının gerçek örgütüne düşman ol

­

duğunu tartışma götürmez bir biçimde tanıtl�dım. Sch­ .weitzer'in söylediklerimi anlamaması için kendi "neden­ leri" vardı.

1868 yılı

sonlarına doğru, bir Rus olan Bakunin, En­

ternasyonale katıldı; amacı, bu örgütün !çinde, kendisi-

, nin önderi olacağı "sosyalist demokrasi ittifakı" adı altın- . da bir ikinci enternasyonal kurmaktı. Teorik bilgiden yok­ olan Bakunin, bu özel ku_nıluşta Enternasyonalin bi­

sun

limsel ·propagandasını temsil etme ve bu propaganda ile .Enternasyonalin iÇ�ndeki bu ikinci enternasyonalin özgül rolüriü saptama içldiasırida idi. Programı, sağdan soldan toplanmış yüzeysel ve kar­ ·

maka:ri.ş ık ·

*

bir şeydi; bunda sınıflar arasmga eşitlik {!) ,

Mutualistes: prudonculara bu ad takılmrştr. ;._Ed.

1 17


(Saint-Simon'a özgü bir ahmaklık olan) miras hakkının kaldtrılması, üyelere dogma olarak kabul ettirilen dinsiz­ lik ve temel dogma (prudoncu) olarak da siyasal hareke­ tin dışmda kalma, hareketin mnacma vanş noktası o larak kabul ediliyordu.

Bu ilkel görüşler, işçi sınıfının somut koşullarının az

. gelişmiş bulunduğu İ talya' da ve İspanya' da olduğu gibi, İsviçre'nin Romande bölgesinde ve Belçika'da birkaç ken­

dini beğenmiş, kibirli ve kof doktriner arasmda yan kı

.buldu (ve şimdi de belli bir öl çüde bu görüşler tutunmak.

tadı rlar).

_ _

Bay Bakunin için doktrin (Proudhon' dan ve Saint-

- Simon'dan vb . aktardığı o karmakarışık şey) ikincil bir

şeydi; doktrin ona kişi olarak saygınlık kazanelıran bir

araçtı. Teorici olarak, o, bir hiçtir; ama entrikacıhkta us­ tadır. Genel Konsey, . yıllar boyu, (özellikle

neyinde

Fransa'nın · gü­

Fransız prudoncuları tarafından bir dereceye ka­

dar desteklenen) bu koınploya karşı s ava şım vermek zo­

runda kaldı. Sonunda, k ongreniri 1, 2, ve 3, IX, - XVI ve XVII sayılı kararlarıyla, Genel Konsey, uzun zamandan

beri hazırladığı darbeyi indirdi.7i

Besbelli ki, Genel Konsey, Avrupa'da savaşım ·verdiği

,bir şeyi, Amerika'da desteklemez . 1 , 2, 3 ve IX sayılı ka­

rarlar, Ne"v York Komitesine, mezheplerin ve her türlü

amatör grupl arın işlerini bitirmek ve gerekirse bunları ihraç etmek üzere yasal silahlar sunmaktadır. Kuşkusuz, işçi sını fının political movement'ının [siya. sal hareketinin] sonal amacı

political power'ın [ siyasal

iktidarın] ele geçirilmesidir; bu amaçla, · doğal dı r ki, bel­ li b ir noktaya kadar vermi ş olduğu ekonomik . -savaşım­ lardan gelme bir working class'ın

previous organisation'­

ına [ daha ön ce den kunılmuş işçi sınıfı örgütüne] gerek­

sinme vardır .

· ııs


Öte ya n dan işçi sınıfını, smıf olarak, iktidardaki sı­ ,

nıfa karşı yöneiten ve onu bir pressure without [ dıştan

baskı] ile yenıneye çalışan her hareket, bir politica1 mo� vement [ siyasal hareket] 'tir. Ö rneğin özel bir fabrikada ya da ayrı olarak ele alınan bir meslek kolunda kapita

­

listleri, greviere vb. başvurarak çalışma süresini azaltma­ ya zorlamak, salt iktisadi bir harekettir; buna karşılık,

8

saatlik işgününü vb. zorunlu kılan bir yasayı koparmaya çalışan hareket siyasal bir harekettir . Böylece her yerde işçilerin yalıtılmış ekonomik hareketlerinden siyasal bir

hareket, yan i sınıfm çıkarianİn genel bir biçimde toplum- · sal bakımdan etkili g enel bir güce- sahip olan bir b içim de

üstün kılmaJc için bir sınıf hareketi doğmaktadır. Bu ha­ reketler daha önceden belli bir örgütlenmeyi varsayıyor­ sa, bunlar, kendileri de, aynı ölçüde bu örgütlenmenin gelişmesini sağlayan araçlardır. İşçi sınıfının, kolektif iktidara karşı, yani egemen sınıfların . siyasal iktidarına karşı kes in bir savaşım vere­

cek kadar örgütlü bulunmadıklan yerlerde, gene de- işçi sınıfını, egemen sınıf tarafından polÜ ika alanında benim- · senmiş olan tutuma karşı, bize düşmanca olan tutuma karşı, sürekli p rop ag anda ile · harekete geçirmek gerekir. Eğer bu yapılmazsa, işçi s ınıfı onların elinde bir oyuncak ­ durumuna düşer. Fransa'da Eylül D evrimi bize bunu ta­ nıtlamıştır; 'İngiltere'de, Bay Gladstone ve yandaşlarının şimdiye kadar başarıyla aynadıkları oyunun bunu tantt­

ladığı gibi.n

1 19


ÜÇ

ENGELS'İN FRİEDRİCH CUNO'YA BİR MEKTUBUNDAN PARÇA LONDRA, 24 OCAK 1 872

. . . 1 868'e kadar : Enternasyqnale karşı entrikalar yü· rütmüş olan Bakunin, Bern Banş Kongresinde73 başarı­ sızlığa uğ.radıktan sonra · bu örgüte girdi ve hemen Genel

Konseye karşı içerden komplolar düzenlemeye başladı. .

.

Bakunin'in pek özel bir teorisi var, prudonculukla komü­

nizm karışımı bir çorba; ·btına göre ortadan kaldırılması gereken . başlıca kötülük, sermaye değildir, ·ve dolayısıyla kapitalistler ile ücretliler arasında toplumsal evrimden

doğan sınıf çatışması değildir, başlıca kötülük devlettir. Sosyal-demokrat işçilerin büyük kitlesinin, bizimle birl ik

­

te, devlet iktidarının, egemen sınıfların -toprak sahip:

leri ve kapitalistlerin- toplumsal ayncalıklannı koruma'k:


için kurmuş ol dukları bir . örgütten başka bir şey . olama­ yacağını kabul ederken, Bakunin, devletin se rm a yeyi ya­ rattığını, kapitalistin ancak devl etin inayetiyle sermaye­ sine sahip olabildiğini iddia ediyor; Bu bakım dan ken­ di s i için asıl önemli olan devlet olduğuna . göre, her şey­ den önce devleti · ortadan · kaldırm�ıdır, bu yapılırsa ser� mayenin . kendiliğinden canı cehenneme gi der; biz ise, bu­ na karşı şöyle diyoruz: s erm ayeyi ortadan kaldırınız, üre­ ,

tim araçlannın tümünün . birkaç kişinin elinde bulunması durumuna son veriniz, o zaman devlet kendiliğinden yıkı - lacaktır. Bu fark, temel farktır: daha önce toplumsaf bir \ devrim yapmadan devletin ortadan kaldırılması bir saç­ malıktır, · sermayenin ortadan kal dırılm a sı ise, toplumsal devrimi tam olarak meydana getirir ve üretim araçlarının tümünün dönüşümünü kendinde bulundurur. Ba-kU:nin · için temel kötülük devlet olduğuna gö�e, devleti, yani cumhuriyet olsun, krallık olsun ya da başka çeş i t devlet olsun her türlü devleti ayakta tutmak ·i çin hiç bir şey ya­ pılm aınalı d ır Bunun sonucu olarak, her türlü siyasetin tamamen dışında kalınmalıdır. Herhangi bir siyasal ey­ lemde bulunma ' ve özellikle bir seçime katılma, ilkelere ihanet olur. Propaganda yap m al ı, devlete karşı atıp.:tut­ malı, örgütlenıneli dir, ve, · bütün _emekçileri tarafına · ka­ zan dıktan . sonra, yani hal kın çoğuuluğunu kazandıktan sonra, - bütün makamları i alaşağı edersin, devleti orta� dan · kal dırırsın ve o n un ·yerine Enternasyonalin örgü­ tünü koyarsın. Bin yıllık krallığı başlatacak olan bu yüksek b aşarı toplumsal tasfiye ol arak adlandırı­ -

.

.

,

lır.

Bütün bunlar, onun pek aşırı bir radikal olduğunu göstermektedir, ve o kadar basit ki, beş dakika içinde ez­ , berlenebilir; işte bunun için bu bakuninci teori, İtalya'da ve İspanya'da, genç a vuk atlar doktorlar ve başka doktri­ nerler arasında hızla yayıldı. Ama em€kçiler yığını, hiç ,

· ııı


bir zaman kendi · ülkelerinin kamu işlerinin kendi sorun­ ları · olmadığı görüşüne kanmayacaklardır; emek çiler , do­ ğaları gereği siyasidirler, ve kendilerine siya s eti bir yan a bırakmalarını öğütleyen kimseleri eninde sonun d a bir ya­ na bırakırlar. işçilere, koşull ar ne olursa ol sun � s iy as et­ ten uzak durmayı va'zetmek, onları papazların ya da bur­ juva cumhuriyetçilerinin kucağına itmektir. Bakun:ln'e göre, Enternasyonal, siyasal savaşım için

değil. toplumsal tasfiyeden hemen sonra eski devlet ör- , gütünün yerini al ab ilmek için kurulması gerektiğine göre ,

onun · görevi, geleceğin toplumunun, bakuninci ülküsüne ol abildiğince yaklaşmak olmalıdır. Bu toplumda her şey­ den önce hiç bir otorite yoktur, çünkü otorite demek dev­ let demektir . . . ve hiç b{r şeye yaramaz (sanal kararı ve­ reri bir irade olmadan i n s anla rın nasıl bir fabrikayı işletecekleri , treni yürütecekleri, bir gemiyi yola çıkara­ cakları hakkında hiç bir şey söylenmemektedir) . Burada çoğunluğun azınlık üzerindeki otoritesi de sona ermek­ tedir. ·Her birey, her komün özerktir; ama · iki kişiden m eydan a gelse bile, herbiri özerkliğinin bir .parçasından· vazgeçmedikçe, bir toplumun nasıl ol anald ı olacağı ko­ nusunda da Bakunin susmaktadır. D eme k ki, Enternas­ yonal da bu mo dele göre Ôrgütlenmelidir. H;er kesim özerk olduğu gibi, her kesimdeki her üye de özerktir. Genel Konseye z ara rl ı bir yetk i tanıyan ve kendi maneviyatını bozan Bale kararlan74 cehennemin dib ine ! Bu yetki , gönüllü olarak verilmiş olsa bile, sona . ermelidir, çünkü yetki, otori te demektir ! Bu şarlatanlığın bellibaşlı n ok taları kısaca bunlar­ .

dır._ . . .

122

.


DÖRT

ENGELS,�N FR,İEDRİCH ALEERT SORGE,YE

BİR MEKTUBUNDAN PARÇA LONDRA, 1 2 EYLÜL 1 87 4

ÜSTELİK, senin istifan ile, eski Eıi.ternasyonalin öm­ rü kesin olarak sona ermiş oluyor. Gerçekten bu böyle. Enternasyonal, Avrupa'da hüküm süren baskının tam uyanma halinde olan işçi hareketine her türlü iç poleırtik� ten kaçınınayı emrettiği İkinci imparatorluk dönemine aittir. Bu dönemde proletaryanın uluslararası ortak çı­ karları ön plana geçebilmekteydi. Almanya, İspanya, İtal­ ya, Danimarka eyleme henüz girmişti ya da girmek üze­ reydi. Bütün Avrupa'da, yani yığınlar içinde� ·hareketin teorik niteliği, gerçekte henüz "1 864'te anlaşılmış olmak., tan çok uzaktı; Alman komünizmi henüz işçi partisi sı­ fatıyla mevcut değildi; prudonculuk o özel saplantılarını

.


yayamayacak kadar zayıftı, Bakunin'in · yeniden cila.layıp sunduğu o elden düşmeleri henUz onun kafasında bile yer

·

almamıştı, İngiliz sendikalannın önderleri bile Enternas­

yonalin tüzüğünde ifade edilen program * temeli üzerinde harekete katılabileceklerini sanıyorlardı. Büyük ölçüde,

. ilk başarı;. hiziplerin bu safdilce işbirliğini yıkacaktı. Bu ilk b aş arı ruh bakımından kesinlikle Enternasyonalin . ço­ ,

cuğu

olan Paris Komünü oldu. Her ne

kadar

Enten1as­

yon·aı, Paris Komününü tezgahlamak için serçe parmağını

bile oynatmadıysa da ve gene de haklı olarak ondan so­

ru.mlu tutulduysa da, bu

böyledir. Komün ile

güç

birlikte

ternasyonal, Avrupa' da . bir manevi . durumuna gelmez kavga başladı. Her eğilim, başarıdan, kendi

En­

gelir açı�

sırrdan yararlanmaya kalkıştı. Kaçınılmaz çöküş geldi çat­

tı. Eski geniş program temeli üzerinde çalışn:ıalannı fiilen

sürdürmeye gerçekten hazır olan kimselerin -Alman ko­

münistlerinin-, artan gücünü kıskanan Belçikalı prudon­

cular, bakuninci serüvencilerin koliarına atıldılar. Nite­

kim

La Haye Kongresi ile son gelmiş oldu, ve gerçekte

bu, her iki yan

iÇin

sondu. Enternasyonal adın� 'bir şey-

. leri� yapılabileceği biricik ülke Amerika idi ve yerinde

bir kararla �n üst yönetim organı oraya nakledildL Şim­

di, saygınlığı, orada da tüketilmiştir, ve bundan sonra En­

. ternasyonale yeniden hayat verebilmek için herhangi . bir çaba delilik ve kuvvet israfı olur. Enternasyonal, den -geleceğin bulunduğu yönden- on

yıl

bir yön- ·

süre ile Av­

rupa tarihi üzerinde egemen olmuştur ve geçmiş · çalış. masına gururla bakabilir. Ama, eski biçimiyle, ömrünü

-

gerektiğinden fazla sürdürmüştür. Eski tarzda yeni bir

· enternasyonali, bütün ülkelerin proleter partilerinin itti­

-fakını canlandırmak için, tıpkı 1 849'dan 1 864'e kadar olduğu gibi, işçi hareketinin genel otarak yıkıma uğraması *

Birinci Enternasyonalin tüzüğü. -Ed.

124


ry

a alemi pek büyümüştür, pek ge. nişlerrı:iştir. Öyle sanıyoniın ki, bundan sonraki Enter· nasyonal -Marx'ın yapıtlarılun birkaç yıl etkisini gös.ter·

gerekir. Oysa proleta ·

mesinden sonra-, doğrudan kom.ünist nitelik taşıyacak ve bizim ilkelerimize dayanacak . . .

25


BEŞ

MARX'IN FRİEDRİCH ALEERT SORGE'YE BİR MEKTUBUNDAN PARÇA 1 9 EKiM

1 877

ALMANYA'DA, partimizde, ·t lçürümüş" bir zihniyet

egemen olmuştur, yığınlar arasında olmaktan çok lider­

ler (üst görevlerdekiler ve "işçiler") arasında.

Lasalcılarla uzlaşma, � başka değersiz kimselerle uz­

laşmalara yolaçtı : Berlin'de

(Most'un aracılığıyla) Düh- ·

ring'le ve onun "hayranlarıyla", ama bu yetmiyormuş gi­

bi, sosyalizme "daha yüksek ideal" bir biçim vermek is­ teyen, yani' materyalist temelin yerine (ki bu _ele alındığın­ da ciddi ve nesn�l bir · ıncelemeyi gerektirir) adalet,

gürlük,· *

eşitlik ve

Gotha'da

kardeşlik

lassalle'c ı larla

öz­

tanrıçalarıyla modern mitolo-

"E isenach' l ı l arın"

126

birleşmesi · kasted i l iyor.

-Ed.


j iyi koymak isteyen olgunluğa erişmemiş bir sütü öğren­ ciyle ve pek bilgiç doktorlarla. Zukunft'u yayıulayan Dok­ tor Höchberg bu eğilimin tem�ilcilerinden biridir ve öyle sanıyorum ki en soylu" niyetlerle ��partideki yerini satın almış bulunmaktadır", ama - bence ''niyetler" hiç önemli değildir. Zukunft'taki p rogramı kadar zavallı ve "alçak­ gönüllü kendini beğenmişlikle" dolu bir şeyin gün ışığına çıkması pek enderdir. İş Çilerin kendileri de, Bay Most ve kafadarları gibi işlerini b ıra karak profesyonel yazar olmaya kalkıştıkla­ rında, her zaman, "teorik bakımdan" felaketiere neden ol­ maktadırlar ve bunlar, sözde "okumuşlar" kastının karı­ şık kafalarıyla ortaklık kurn1aya her zaman hazırdırlar. Asıl üzücü olan, Alman işçilerinin - kafalarından, onlara, Fransızlara ve İngilizlere oranla, teorik (ve dolayısıyla pratik) üstünlük sağlayan ütopik sosyalizmin, geleceğin toplumunun yapısı üzerinde sonu gelmeyen hayal oyun­ larınin süpürulüp atılması için bu kadar emek _ve çaba harcandıktan sonra, şimdi, bunların yalnızca Fransız ve · İngiliz ütopyacılarına or�nla değÜ, hatta Weitl ing e bile oranla çok daha içi kof bir b i ç im d e moda olmasıdır. B u nu, eleştirici materyalist _ so sy al izm zamanında önce filiz . olarak - içinde taşıyan ütopyacılığın, şimdi, eleştiri ci ma­ teryalist sosyalizmden sonra gelin ce ancak ahklık, ya­ van ve özünde . gerici bir şey olarak belinnesi doğaldır . . . u

'

-

,


BEŞİNCİ BÖLÜM

GOTHA PROGRAMININ ELEŞTİRİSİ ÜZERİNE "DEVLET KONUSUNDA MARKSiZM" DEFTERi NDEN

{OCAK

V.

-

ŞUBAT 1 91 7 )

İ. LENiN

PARÇA


BİR ENGELS 'İN

BEBEL'E

MEKTUBU

Engels'in Bebel'e yazdığı 18/28. · ıır. 1875 soru�u bakımından son

tarihli mektubu, devlet

derece

önemlidir.

(BEBEL, Aus meineın Leben, IV. kısım, s . 3 1 8 ve devamı, Stuttgart 191 1 . � 2.IX.191 1 ta- ­ rihli Önsöz) � İşte en önemli pasajın tam metni : u Halkçı devlet özgür bir devlet şeklini almıştır. Bu terirolerin gramer · anlamına göre, ö.ıgür bir devlet kendi yurttaşlarına karşı öz­ -gür olan devlettir, yani despotik bir hükümeti • • •

131


olan devlettir.

gibi

r· e k,

g e

D e vle t

özellikle

_

anlamıyl a Paris

ü z

g e v e z e l 'i k l e r e s

b ir

ö

z

e r

son

c ü-ğ

devlet

deneyiminden

Komünii

i

ıı

e

bu

v e r m e- k

ü n

ol

t a m

N. B

may an

sonra.

Daha

Marx'ın Proudhon'a· karşı kitabından beri ve sonra da Komünist Partisi Manifestosu'unda sosyalist

_

_

toplums al

düzenin

l{urulmasıy1a

d e v I e t i n k e n ·,d i .ı i ğ i n d e n d a� -ğ ı 1 d - ı ğ ı ve yokolduğu �çıkça söylenmiş ol­ masına karşın, anarşistler, "yeteri

çı devleti" kafaıriıza _

_ kadar · Hhalk�

çalmış durmuşlardır. _ Dev­

let, savaşımda, devrimde devrim düşmanlann1 zorunda o10-uğumuz geçici bir kurumdan başka bir şey olmadığına göre, özgür - halkçı bir devletten sözetmek saç- . ma dır : proletaryanın devlete gereksitVmi [altı Engels · t arafın dan çizilmiştir] olduğu sürece, o, bunu, özgürlük için değil, hasımlannı altet­ bastırmak için yararlanmak

ınek için kullanacaktır. Ve özgürlükten sözedil­

N. B.

mesi olanaklı olduğu gün, _ devlet, devlet olarak Onun iÇin biz, devlet

ortadan kalkmış olacaktır.

tarafından çizilmiştir] sözcüğünün · yerine her yerde "topluluk" (Gemeinwesen) gi­ [altı Engels

bi Fransızca "komün"ün karşılığı olan mükem­ mel bir eski Alman sözcüğünün kullanılınasını

önermekteyiz."

Hiç kuşku

·

yok ki bu pasaj , · Marx ve En­

gels'te, devle te karşı diyebileceğimiz en mükem­ ve en al aylı pasaj dır. ı . ltD evlet · hakkında bütün bu gevezelikle- ·· ' ri bırakmak gerekir . " m el

* N. B.

(Nota .BeneJ , 'önemli

Not. -ç .

132

N� B.


2.

Paris Komünü, sözcüğj.in tam anlamıy­

· ıa artık bir devlet değildir. (Ya neydi ? ·Besbelli ,

ki, devletten devletsizliğe geçiş şekliydi!)

3. _ Anarşistler yeteri kadar ��halkçı devle­

ti" "kafainıza çalmış

durn::�uşlardır". (Demek

ki, Marx ve Engels , Alman "dostlarının bu açı�

hatasından utanç d1,1ym�ktaydılar; bununla bir· likte, onlar, bunu,

·

o. g ü

nün

koşullannda

haklı · olarak anarşistlerinkinden çok daha az önerrili bir hata saymaktaydılar. Bu N.

·

B.!)

4. Devlet "sosyalist düzenin kurulmasıy-

. ıa" . . .

u

ken d"l" ı ıgın d en . d agıJır (u . erır ' v •

'-'

) N otab· ene

"

,

ve . yok ahir'' _(bakınız : daha sonraları 0Çürür gider"). -

-5. Devlet ltsavaşımda, Devrimde" yararla�

nılan ugeçici bir kurumdur" (besbelli ki yarar­ 'Ianacak olan

6.

proletaryadır) . . .

Devletten . özgürlük - için değil, proletar­

yanın düşmanlanpı bastırmak için yararlanılır

(? bastırmak tam anlaınıyla ezmek demek de­

ğildir, eski düzeni kurm al arın a engel _ olmak,

onları tabi durum da tutmak demektir) .

7. Ve özgürlUk o l. duğu zaman devlet olma-

yacaktır.

r

.

Çoğunlukla "özgürlük" ve " demokrasi",

kavramlarının aynı anlama geldikleri ka­ . -bul edilir ve sık sık birinin yerine öteki kul­

lamlır. · (Başlarında Kautsky, · Plehanov ve -' av anes i olmak üzere) vülger marksistler de · bu konuda aynen böy�e düşünmekt�dir­ ler. Gerçekte ise demokrasi özgürlükle bağ· daşmaz. Gelişmenin diyalektiği (ileriye doğ-

133


.l

ru seyri) şöyledir: mtıtlakiyetten burjuva demokrasisine; burjuva demo k:ı;as isin d en proleter dem o kra si s ine ; proleter demokra­

sisinden demokrasisizliğe.

8. "Biz" (yani Engels ve

Marx) (program­

da) udevlet" sözcüğünün yerine her yerde "top­ luluk", "kqmün" sözcüğünün konmasını . öne­ rirdik I ! !

Bu, açıkça gö s teriyo r ki, yalnızca oportü­

nistler tarafından değil, Kautsky tarafından da,

Marx ve EngeJs'e aptalca anlamlar atfedilıniş, onlara

çamur atılmıştır. Olağanüstü değer taşıyan bu s ekiz düŞ ün­ ceden oport:ünistler bir tiın.esini - · · bile . anlama- mışlardır! ! Onlar yalnızca içinde bulunduklan · anın pratik gereğini kabtıllenrrıişlerdir: siyasal sava­ şırndan yararlanma, proletaryayı yetiştirmek, eğitmek için, uödünler koparmak" için bugün.. kü devl etten yararlanmak. (Anarşistlere karşı) bu tutum doğrudur, ama matematik tarzda ifa- ­ de etmek olanaklıysa, bu, ınarksizmin ancak . yüzde-biridir� Genel olarak propagandacı ve yazar olarak eyleminde Kautsky, (Pannekoek'e karşı 1912'de ya da 13'teki polemikte [bkz: aşağıda s . 45A7. ] Kautsky, da;ha o zaman bu sorun d a tamamen oportünizmin kucağına düşmüştü) t 2, 5, 6, 7, 8 . noktaları olsun, Marx'ın u d evletin yıkılınası kavramını" olsun, tamamen susarak -geçmiştir (ya da unutmuş ? ya da anlariıamış ?) . · Anarşistlerden bizi ayıran şey, (o;) devıet�n, ·

i34

N. B.I!l


şimdiki _ve (�) proletarya devrimi (Hproletarya diktatörlüğü")

sırasındaki

kullanılışıdır;

bu,

şimdiden pratikte pek büyük önem taşıyan bir sorundur (işte Buharin'in unuttuklan da bun� !ardır!) . -

Oportünistlerden bizi ayıran daha derin

"daha ömürlü" gerçeklerdir:

(acı)

devletin "ge­

çici" niteliği, (��) şu anda deylet üzerine "geve­ zeliğin" zararlılığı, (yy) p r olet arya diktatörlü· ğünün tamamen devletçi · olm ayan niteliği,

4

(�o) evlet ile özglirlük arasındaki çeliŞki, (ee) devlet yerine utopluluk" fikrinin '(programda kavram terimi kullanılmaktadır) daha tam ve doğru ol du� (S�) .b ürokratik-militer makine ,

­

nin 11yıkılması"dır. Şunu da unutmamak gere­

kir ki, proletarya diktatörlüğünün Almanya'­ nın (Bernstein, Kolb gibi) müseccel oportünist­ leri t arafından doğrudan doğruya reddedilme­ sine karşılık, aynı şey, her günkü ajitasyonda susarak geçiştirildiğinden ve--- Kolb'un

ve

yan­

daşlannın döneklikleri desteklendiğinden, res­

mi program ve Kauts ky tarafından dolayilı rak reddedilmektedir.

ola�

1916 Ağustosunda Buharin'e şöyle yazıldı:

��Bırak, qevlet hakkındaki fikiderin olgun­

laşsm." Ama o, fikirlerini olgunlaşmaya bırak­ madı, "Notabene" şeklinde basına sizdi ve bu­ nu o b içimde yaptı ki, Kautsky yaniılannın maskelerini düşüreceğine, onlara hatalarında

. yardımcı oldu·. Bununla birlikte, özünde, Buha­ rin, gerçeğe Kautsky'den d:ilia yakındır. ·

135


İKİ

MARX. GOTHA PROGRAMININ ELEŞTİRİSİ

-

,

'

Engels'in Behel'e mektubu, 1 8/2 8 . - III. 1875 ·

tarihli . Marx'ın Gotha · Programının Eleştirisfyle birlikte B racke'ye gönderdiği, bir ayı aşan bir süre · sonra kaleme alınmış mektup : 5 ;V. 1 875 tarihli (Neue Zeit, · IX. l . l 891)- (1890- 1 891 18) . · . İlk bakışta Marx, bu mektupta, Engels'ten

çok daha Hdevletçi" görünmektedir. Ö, hasım"' larımızın bu kaba deyimini pile kullanmaya ka­ dar gitmiştir. _ Engels şunları öneriyordu: (1) genel olarak devletten sözetmemek;

(2)

bu sözcük yerineJ

136


11komün" sözcüğünü kullanmak ; (3) Engels 'in koroünden (yani , llproletarya diktatörlüğü"n­ den) sözederken, bunun, llsözcüğün asıl anla­ �ıyla artık bir devlet olmadığını" söylemesi�

ne karşılık, Marx; bunlar hakkın da tek · sözcük­ sarfetmemekte, tersine,

u

komünist · toplumda

geleceğin devletf'nden ! ! bile sözetmektedir. (Neue Zeit, IX. 1 . s. 573.)

İlk bakışta insan, alelade bir çelişki bulun­ · duğu, bir karışıklık ya da görüş ayrılığı sözko­ nusu ol d.uğu izlenimine kapılabilir! Ama, yal­ nızca ilk . bakışta! İşte Marx'ın mektubund a (bu sorunla - ilgi­ li) çok önemli olan pasajın tam

ınetrti:

u 'Bugünkü toplum', ortaçağ unsurlarından

azçok arı:qmı ş , · her· ülkeye özgü tarihsel evrim t arafın d an azçok değişikliğe uğratılmış, azçok gelişmiş bütün uygar ülkelerde var ol an kapi­ talist toplum,dur. 'Bugünkü devlet' ise, tersine, sımdar aşıldıkça ğeğişir. Devlet Prnsya-Alman­ ya İmparatorluğunda b aşka türlüdür, İsviçre'­ de başka; İngiltere ' de - -başka türlüdür, Ameri­ ka Birleşik Devletleri'nde başka. Demek kt ' bugünkü devlet'; bir uydurınadan b aş ka bir ·şey değildlr� "Bununla birlikte, ayrı ayrı uygar ülkele­ rin ayrı . ayrı devletlerinin, hepsinin, bıçirrile�i� nin çeşitliliğine karşın, şu ortak yanları vardır: ki bu da, kapitalis t anlamda azçok gelişmiŞ çağdaş bu�juva toplumıinun alanı üzerin d e ku­

rulu olmal arı dır . ·Bu yüzden, bunların bazı or­ tak temel nitelikleri vardır. Bu anlamda, devM lete, şu - anda kökenlik edeiı burjuva to plumu­ nun artık' var olmayacağı gelecekle karşıtlığını 1 37


belirtmek için, türü bakımından bir anlatım olarak · 'bugünkü devlet'ten sözedilebilir. tiBu durumda şu soruyla karşı ·karşıya ge­ liyoruz : komünist bir toplumda devlet hangi değişikliğe uğrayacaktır? Başka bir deyişle : böyle bir toplumda devletin bugünkü görevle­ rine benzer hangi toplumsal görevler buluna� caktır ? _ Bu soruyu ancak b ilim yanıtlayabilir; ve Halk sözcüğünü Devlet sözcüğüyle b inb i r bi­ çimde çiftleştirerek bu sorun bir arpa boyu ilerietiimiş olmaz. "Kapitalist top luın ile komünist toplum arasında, birinden ötekine devrim yoluyla ge­ çiş dönemi yeralır. Buna bir - siyasal geçiş döne­ mi tekabül eder ki, burada, devlet proletarya� nın devrimci diktatörlüğünden· başka bir şey olamaz. "Prograının, şimdilik, ne bu ikti darl a ne 9-e komünist toplumdaki geleceğin devletiyle il­ gilenmesinin gereği yoktur."* ,

�. � 1

elli ki bu, bir azarlamadır; bu aşa-

ğıda ki-�tllmceden de anlaşılıyor: p ro gram

,

_ eski demokratik _ nakaratla '1meşgul · olabi­ _ lir", ama proletaryanın devrimci diktatörlüğü ve komüni � t todumda devlet sonınuy·

nmemelidir . . .

ı1

ı1

uProgramın siyasal taleplerinde herkesin bildiği eski demokratik_ nakanittan fazla bir şey yok : genel oy hakkı, doğrudan yasama, halk hukuku ; halk milisi vb .. Bunlar, yalnızca * Bu kitab ı n 41 .

sayfasına bakınız, -Ed. 138

N. B.


burjuva Halkçı Partinin, Barış ve Özgürlük Li­ ga s ının yankıları dırlar (s . 573 . *) (Marx'a göre, bu talepler, Alman devleti­ nin sınırları içinde değil, başka devletl erin sı­ nırları içinde, İsviçre'de, Amerika B irleşi k Dev. . letleri'nde şimdiden ''gerçekleşmiştir' '. Bu is­ temlerin, ancak demokratik bir cumhuriyette yeri olabilirdi. Program, Louis-Philippe ve Louis-Napoleon zamanında Frans!z işçilerinin programlarında yaptıkları gibi, cumhuriyet is­ tememektedir, · bu, Almanya' da _ olanaksızdır. Bundan ötürü askeri despotik yönetimden, ancak demokratik bir cumhuriyette yerinde ola­ bilece)r şeyler istemenin bir anlamİ yok . kaba biçimiyle demokrasi bile "polisin · izin verdiği ve mantığın yasakladığı sınırlar içine hapsedil­ _ miş bu cinsten · demokrasicilikten yüz arş ın da- . ha yüksektir". • *) · Mari, bu sözleriyle, denebilir ki, kautski­ ciliğin bütün bayağılığını . önceden görebilmiş­ tir : demokratik barış ile emperyalizmin, de­ 'mokrasi- ile krallığın vb . - bağdaşrrıazlığı boğun­ tuya getirildiği ya da gölgede bırakıldığı için ancak gerçeği süsleyip güzelleştirmeye yarayan bir sürü güzel şeyler hakkında tatlı ınaval. Demek ki, proletarya diktatörlüğü bir � �si· yasal 'geçiş dönemi'' dir; besbelli ki bu dönemin devleti de devlet ile devletsizlik arasında bir ge­ çiştir; yani "sözcüğün öz anlamıyla b ir devlet değildir". Bu bakımdan, Marx ile Engels- ara­ sında bu s o runda hiç _ bir görüş ayrılığı kesin­ likle Y<?ktur. ."

,

.

. .

* Bu kitabın 41 . sayfasına bak ı n ız. -Ed . k ita b ı n 43. sayfasına ba k ı n ız. -Ed.

** Bu

139

Çok iy! {ve çok

önemli)


Mantıki sonuç ve · mutlak açıklık! ! Başka, bir deyişle: I. - Yalnızca I. - Demokrasi genel ,

bir zaman tam

zengin­

ler için ve proletaryanın küçük bir katınam için

kural niteliği taşımaz, hiç

değildir.

[Yoksullar

demokrasi. onun

kapsamına

gir­

Yoksullar

için,

mez! ] II.

_;_

tam

burjuvazinin

direnmesi­

bastınlmasıyla lanmış. III.

-

kanlık

sınır­

bu,

halini a�ıyor

dolayısıyla

yüztutuyor.

-

mokrasi,

9/l O'u

için de­

zenginlerin eli­

i-emnesinin

zorla

bastı-

rılması.

Gerçekten tam ki'

-

nüfusun

ancak

nin

demokrasi,

II.

hemen

Hemen

demokrasi,

aiış­ ve

yokolmaya -

Tam demokrasi hiç bir

demokrasiyle, demokra­ sinin hiç bir çeşidiyle

ni

III.

.....:..

alan

Alışkanlık , hali­ ve

dolayısıyla

yokolmaya

"yüztutan

"herkesten

yeteneğine

göre,

herkese

gereksin­

mesine göre" ilkesjhi uy­

gulayan tam demokrasi.

özdeş değildir.

1 33 . sayfanın kenarına bak

- -140


Devlet sorunu, risi'nde geleceğin

Gotha Programının Eleşti-­ topl�unun bir ekonomik

tahlilinin yapıldığı başlıca pasajlarından birin­ de ele alınmaktadır. Marx, burada (s.

565-567),

Lassalle'ın u_eme­

ğin eksiksiz ürünü" fikrini eleştiriyor, yıpran­ mış- olan üretim - araçlarının · yenilenmesi için ·

·

fonl �.rın

,

ihtiyat

fonunun,

yönetim,

okullar,

. sağlık tesisleri vb.' için ayrılması gereken fon� ların gereğine işaret ediyor, ve şöyle devam edi�

yor: "B�rada karşılaştığımiz ş�y, kendine olan teıneller üzerinde

-gelişmiş

özgü

olan bir komü-

nist toplum değildir, tersine, kapitalist toplumdan

çıkıp geldiği

N. s.

biçimiyle bir komünist top­

lumdur; dolayısıyla, iktisadi, manevi, entelektüel, bütün bakımlardan bağrından çıktığı eski

. toplumun damgasıni hala taşİyan bi r toplum·

dur. Bu bakımdan üretici birey olarak -gerek-

li indirimler yapıldıktan s onra-, topluma v�rmiş olduğunun karşılığını al ır ; Onun topluma verdiği şey, birey olarak, kendi emek miktarı, dır.

Örneğin

toplumsal

emek-günü, - bireysel

emek saatleri toplamını temsil eder; her üreticinin birey

olarak ' emek-zamanı,

toplumsal

olduğu . kısımdır, onun bu bakımdan katkısıdır. O, toplumdan şu

emek-günü olarak _ sunmuş

kadar emek verdiğini saptayan bir bono alır - (bunda kolektif fonlar için sarfetmiş olduğu emeğin indirimi yapılmıştır) ve, bu bono ile,

toplumun üretim. maddeleri stoklarından eme­ ğinin . eşit bir miktarının maliyeti kadar bir. miktar alır. Topluma, bir biçimde sunmuş ol­ duğu emek miktarını, ondan başka bir biçim·

141

N. s.


de geri alır." (s . 566. *) H . . bireyin mülkiyetine, bireysel tüketim .

maddelerinden başka hiç bir şey geçemez. Am�, birey olarak ele alınan üreticiler arasında bu maddelerin paylaşılması konusunda egemen il­ ke, eşdeğer metaların değişimine hükmeden il­ keden farksızdır : bir biçimdeki aynı

miktar

emek, başka bir biçimdeki aynı miktar emek­ le değişilmektedi!." (s. 567. * *) Bu eşit hak eşitsizliği, fiiliyatta eşitsizliği,

insanlar arasındaki eşitsizliği varsayar, çünkü biri kuvvetlidir, öteki zayıftır, vb . . . . (bireyler "eşit olsalardı, ayrı ayrı bireyler olmazlardı") (s . 567), biri. ötekinden daha çok alacaktır.

HAma bu gibi kusurlar uzun ve sancılı bir --===ı doğumdan sonra kapitalist toplumdan çıkıp Demek ki: ll geldiği biçimiyle komünist toplumun birinci aşamasında kaçımlmaz şeylerdir. Hukuk, hiç Uzun ve ıst ırap! ı dobir zaman, toplumun iktisadi durumundan ve ğ um. ona tekabül eden uygarlık derecesinden daha 11 yüksek olamaz." Komünist uKomünist toplumun daha yüksek bir aşa- topl umun birinci aşamasında, bireylerin işbölümüne ve onunl a birmas ı . likte kafa emeği ile kol emeği arasındaki çeliş111 kiye kölece boyun eğişleri sona erdiği zaman; Komünist emek, yalnızca bir geçim aracı değil, ama ken- topt�.mun disi birincil yaşamsal gereksinim haline geldiğ : : zaman; bireylerin çeşitli biçimde gelişmeleriy. le, üretici güçler de arttığı ve bütü� kolektif . zenginlik kaynakları gürülgürül fışkırdığı za­ man, ancak o zaman, burjuva hukukunun dar ufuklan kesin olarak aşılmış olacak ve toplum, ,

ı

* Bu kitabın 29. sayfasına b a k ı n ı z. -Ed.

· "'* Bu kitabın 30 . . sayfas ına bakınız.

-Ed.

142


bayraklannın üstüne şunu yazabilecek tir: u Her­ keste]} yeteneğine göre} herkese gereksinimine .

.

go re ,. ,

(s. . -5 67. * )

-----

Demek ki burada, · komünist toplumun aşama�ı, açık, ne( · belirli bir tarzda ayırdedilmektedir.

iki

Alt aşama Cbirincisi") , tüketim maddele­

rinin, herkesin topluma sunduğu emek mikta­ nna "orantılı olarak" üleştirilmesi. Bölüşümde eşitsizlik, henüz çok büyüktür. uBurjuva huku­ kunun dar ufku" henüz tam olarak aşılmış de­ ğildir. Bu, N. B.! ! (Yarı-burjuva) huktikuyla (yan-burjuva) devlet de henüz tamamen orta­ dan kalkmış değildir. Bu, notabene! ! uYukarı" aşama: Hherkesten yeteneğine göre, herkese ge­ reksinimine gÖre" ... Bu ne zaman olanaklıdır ? ıo Kafa emeğiyle kol emeği arasındaki çelişki ' ortadan kalktığı zaman; 2° çalışma, birincil . ya­ şamsal gereksinim haline geldiği zaman (N. B.: çalışma alışkanlığı herhangi: bir zorlanma ge­ rektirmeden _ kural halini alıyor!); . 3 ° üretici güçler büyük bir büyüme gösteriniş olacaklar­ dır vb. . Besbelli ki, devletin tam olarak yokol.. maya -yüztutuşu ancak bu yüksek aşamada ola­ .

naklıdır. Bu, N. B

*

Bu kitabın 31 .

.•

sayfasına bak ı n ız.

-Ed.

143

i ( Bu da zorlama n ı n

bir biçimi-

ii

d i r: '�çal ı ş ­

mayan ye­ mez."

N. B.

Çal ı ma ş

// b!r gerek}\ ol- _ (l }j s ınme

ş �� tt�:� �e

zorlama d ı ­ ş ı nda d ı r.


ÜÇ ENGELS'İN MEKTUBU, 1875

Engels'in Bebel'e '18/28. III. · 1 S75 ·' tarihli mektUbu·,. marksizmin bazı yönlerini başka yer"' lerdekinden daha iyi aydınlatan özellikle eğiti­ ci pa saj l ar içermektedir: (1) "Bu program, görkemli ·olmakla bir­ likte tarihi bakımdan yanlış olan Lassalle'ın şu türncesinin ! kabul edilmesiyle işe başlamakta. dır:. 'İşçi sınıfınin karşısında, bütün öteki sınıf­ lar tek bir gerici kitle oluştururlar.' Bu tünıce ancak bazı ayrıksın durumlarda doğru sayıla­ bilir, örneğin Komün gibi bir proletarya dev­ riminde, ya da devleti ve topluıllu kendi çıkarı. . .

144

N. B.


na uygun olarak biçimlendiren sınıfın tek ba­ şına burjuvazi olmadığı, ve demokratik küçük­ burju�azinin bu dönüşümü sonuncu sonuçları­ na kadar gerçekleştirdiği bir ülkede ." (s. 319.*) (Almanya'da, siz, yıll ar boyu" Halkçı Par� tiyle elele yürüdünüz ve ��bunların içinde . bur� · juva [rutı Engels tarafından çizilmiştir] demok­ ;ratik olmayan tek bir istemin" bulunmadığı ye­ ·di siyasal istemi kabul ediyorsunuz.* * ) (2) . . . u Beşincisi, tasarı da, işçi sınıfının, sı� nıf -olarak sendikalar araCı ile örgütlenmesinin sözü bile eçlilmemektedir. Oysa bu,_ temel nok� · talardan biridir, çünkü sözkonusu olan pro le­ taryanin sermayeye karşı her günkü savaşımı yürüttüğ{i ve kendisini disipline soktuğu prole­ tarya sınıfının örgütlenmesidir; o · Örgütlenme ki, bugün {şu an da Paris'te -olduğu gibi) en kor­ kunç gericiliğin ortasın�a bile artık yıkılama- · maktadır. Bu örgütlenJ.'!lenin Almanya' da da kazandığı önem karşısında, bizce, bu konuyu programda ele almak ve buna, olanaklıysa parti örgütü içinde bir . yer vermek kesin olarak gereklidir." (s. 321 . * * *) (3) . . . ��Aynı biçimde, her özgürlüğün bi­ rinci koşulu olan şey. de burada yer almamış­ tır: her memurun görevini yerine getirirken ha­ reketlerinden her yurttaş kar şı sın da sıradan mahkemeler önünde yasa gereğince sorumlu­ luk taşıması." (s . 321 . * * * *) {4) . . . ıı 'Bütün sınıf farklarının or t adan

(isviçre'­

deki gib i )

u

1 l

* Bu kita b ı n

52-5 3 . sayf a l a r ı na

bak ı n ı z .

Bu kitabın 53. sayfasına b a k ı n ız. *** Bu kitab ı n 56. sayfasına bak ı n ı z . **** Bu kitab ı n 56. sayfasına b a k ı n ız. **

-Ed.

-Ed.

-Ed.

145

-Ed.

N. B .

Bak hel e !

N. B .

N . B.


kaldırılması' . yerine (her türlü toplumsal ve si� yasal eşitsizliğin yıkılması' deyimi de yersizdir. Bir il ile bir başka il arasında, bir bölge ile bir

başka b ö lge arasında, yaşarn koşullarında her zaman bir miktar eşitsizlik olacaktır; bu eşit­ sizliği enaza indirmek olanaklıdır, ama tam olarak yoketmek olanaksızdır. Yüksek dağlar­ da oturanların yaşam koşulları ovalarda otu­ ranlarınkinden her zaman farklı olacaktır. Sos­

yalist top lumu eşitliğin imparatorluğu olarak düşünmek . çok dar bir Fransız anlayıŞı dır, ki

eski Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik sloganına da­ evrimin bir aşamasına te­ kabül ettiği için, zamanında . ve yerinde bir var­ lık ne deni vardı; ama bizden önce gelen sosya­ list ekallerin a,şırı ölçüde dar olan bütün kav­ yanır bu anl ayışın ,

,

N. B.

ramları gibi aşılmaya yargılıydı, çünkü bu kav­

ramla r zihinlerde karışıklığa neden olmaktadır­

lar ve gerçekiere daha uygun olan daha tam ve doğru kavrarnlara yerlerini bırakmışlardır . (s . 322.*) (5) B akunin , Politika ve Anarşi adlı kita­ r ı · Liebknech1 t'in düşünbında Liebknecht'in düşüncesizce söylenen her cesizce sar­ fettiği söz­ s özünden bizi sorumlu tutmaktadır (s. 3 22! er. 2 3 * *). . (6) 11Genei olarak bir partinin resmi progw "

i

11

"

rammın, o partinin hareketlerinden �ok daha az önemli olduğu doğrudur. · Ama yeni bir prog­

ram, herkesin gözü önünde yükseklere çekilen bir bayrak gibidir ve herkes parti hakkında ka� rarını buna göre verir." (s. 323 . * * "' ) * Bu kita b ı n 57�58 . sayfa l arı na bakı n ı z . -Ed . ** Bu kitab ı n 5 8 . sayfas ı na bak ı n ız. -Ed. -*"' Bu - kitabı n 58.' sayfasına ba k ı nız . -Ed.

146


Behel, Engels 'in mektubuna verdiği yanıt­ ta, başka

şey'ler arasında,

da değineli

şuna

(2 1 . IX. 1 875) : uBracke'ye yazmış olduğum mektuplarm

da gösterdiği gibi, program taslağı hakkındaki katilıyorum Ben de yu-

hükınünüze tamamen

.

muşaklığından ötürü Liebknecht'i sert biçimde eleştirdim : . . , ama -bel a bir kere gelip çattığı� na göre . . . bunun hepsi bir eğitim sorunu."

ı--

kendisi

Bebel'in

de kısa bir süre Ön·

Ce Hhalkçı devlet" konusunda .· bütün bu fikirleri paylaşıyordu. He� defterimiz adlı broşürü bunu tamtlar (9. baskı, 1 886, Sozial�demokratische Bibliotek, karmakarışık

1872'deki

3.

baskİnın değiştirilmeksizin ye·

niden basımı), s . 1 4 : · uDemek ki, devl e t sı­ ,

nıf ege.menliğine dayan an devlet olmaktan

çıkıp halk devleti

biçimini almalıdır

. . .

ve

özel kooperatif üretim bu devlette üretimin yerini almalıdır". . . . Ve Bebel, . . .

. . .

s.

.

44'te, Marx'ın

da okunmasını nin yanında! ! sında

olduğu kadar Lassalle'ın salık veriyor ! ! ! Biri öteki­

O dönemde Bebel, ikisi ara­

devlet konusundaki farkı

yordu.

147

göremi·

l

lll �i,18Atıı


E K L E R


BİR

BİRİNCİ ENTERNASYONALİN ÖN SÖZÜ VE TÜZÜGÜ

Ö N S Ö Z İşçi sınıfının . kurtuluşunun emekçilerin kendilerinin· ·eseri ol·

ması gerektiğini;

İşçi sımfının kurtuluşu · ugruna savaşımın, sınıf . ayrıcalıklan

ve tekelleri için bir savaşım olmayıp, eşit hakların ve görevlerin ·

·kurulması için ve her türlü sınıf düzeninin- ortadan kaldırılması için bir savaşım olduğunu; Çalışan insanın, emek araçlarının yani yaşamın kaynaklarının sahibine iktisadi bağımlılığının, bütün biçimleriyle köleliğin, top­ lumsal yoksulluğun, fikri alçalmanın ve siyasal bağımlılığın bi­ rinci nedeni olduğunu; Dolayısıyla, işçi sınıfının iktisadi kurtuluşunun her türlü si­ yasal hareketin araç olarak tabi bulunması gerektiği asıl · büyük amaç olduğunu, bu amaca doğru yönelen şimdiye kadarki bütün

çabaların aynı ülkenin ayrı ayrı mesleklerdeki emekçileri arasın-

151


daki dayanışmanın olmamasından ve ayrı ayrı ülkelerin işçi sınıf· ları

arasında

kardeşçe birliğinin kurulmamasından ileri geldiğini;

Yerel ya da ulusal bir sorun değil de, toplumsal bir sorun olan emeğin kurtuluşunu, modern toplumun mevcut bulunduğu bütürı kucakladığını· ve çözüme b ağlanabilmesi için 'en ileri ülkelerin teorik ve pratik desteğini gerektirdiğini; · _

ülkeleri

Avrupa'nın s anayileşme yolunda en ileri gitmiş olan ülkele­

rin işçileri arasında, yeni umutların uy!3-nmasına neden olarak ye-. niden doğmuş olan hareketin, bize, eski hatalara yeniden düşme­ meyi önemle ihtar ettiğini ve henüz yalıtılmış olan çabaların ola­

bildiğince

kı sa bir zamanda birleştirilmesipin gereğini bize önemle ·

anımsattığını gözönünde tutarak. Bu nedenlerden ötürü,

-

Emekçilerin Uluslararası . Derneği kurulrr:ı.uştur.

O der ki :

Dernek, kendisine katılacak olan bütün örgüt ve bireylerin,

renk, inanç · ya da milliyet ' farkı gözetme sizin, bütün insanlara. karşı davranışlarının temeli olarak Gerçeği, Adaleti ve Ahlakı ka-

·

·

bul edeceklerini bildiri .

- Görev olmadan hak olmayacaktır, hak olmadan görev de ol- · mayacaktır.

Aşağıdaki tüzük, işte bu anlayışla kaleme alınmıştır:

T Ü Z Ü K

Madde

1.

___,.

Dernek, aynı amaç,

bilg�, karşılıklı

yardım, iler­

leme ve işçi sınıhnın tam kurtuluşu özlemi içinde olan ayrı ayrı ülkelerin işçi örgütleri arasında bir merkezi iletişim ve işbirliği noktası meydana g�tirmek Madde 2.

-

neği olacaktir.

Madde 3.

şan bir

-

için

kurulmuştur:

Bu -derneğin adı, Emekçilerin Uluslararası Der� Her yıl, Derneğin şubelerinin delegelerinden olu­

genel işçi kongresi toplanacaktır. Bu kongre, işçi sınıhnın

ortak özlemlerini açıklayacak, Uluslararası

Derneğin eyleminin

başansı için gerekli önlemler konusunda inisiyatifi ele Genel Konseyi seçecektir. Madde 4.

·-

alacak

ve ·

Her kongre, bir sonraki kongrenin toplantı tari,

hini ve yerini saptayacaktır. Delegeler, özel bir komisyon gerek­ meden, belirlenen yerde ve tarihte, tain yetkiyle toplanacaklardı;r. Acil

durumlarda

Genel

Konsey,

152

tarihi

ertelememek

koşuluyla


kongrenin toplantı yerini değiştirebilecektir. Her yıl , toplanan kongre, Genel Konseyin bulunaca ğı yeri sap� tayacak ve üyelerini belirleyecektir. Bu şekilde seçilen Genel Kori· sey, s afl arına yetıi üyeler kabul etm e yetk�sine sahiptir. Her yıllık kong re de Genel Konsey,· çalışınaları hakkında bir açık rapor sunacaktır. Gerekirse, Genel Konsey, kong reyi, sapta· nılan sü re den önce toplantıya çağırabilecektir. Madde 5. Genel Konsey, Ulusla:ı;ar_ası Dernekte temsil olu· .,nan değişik ulusların emekçilerinden oluş acak tı r . Genel Konsey sayman, : genel sekreter, ayrı ayrı ülkelerde özel sekreterler vb. gibi işlerin yürütülmesi için gerekli büro üyelerini kendi araların· dan seçecektir. ,

-

,

·

Madde 6.

-

Genel Konsey, ulusal

ve

yerel gruplar arasında,

uluslararası ajans görevini yerine getirecektir, öyle

ki, her ülke·

nin işçileri, sınıflarının başka ülkelerde�i hareketinden haberdar

l durumu' hakkında bir anket, aynı ve aynı anlayışla yapılabUsin; bir Örgüt tarafından öne­ rilen genel ilgiye değ e r sorunlar, bütün. öteki örgütler ta rafından incelenebilsin ve uluslararası i.cavgalar durumunda olduğu gibi he· men eyl eme geçilmesi istendiğinde, Derneği n bütün grup ları ay­ nı z am anda ve birbirine benzer biçimde harekete geçebilsinler . . Genel Ko ns ey uygun gördüğü takdirde, yerel ve ulusal örgüt­ lere sunul aca k .olan önerilerio inisiyatifini üzerine alabilir. Genel Konsey, iletişimi kolaylaştırmak için, belli süreler için· . de düzenli olarak çıkan bir bülten yayınlayacaktır. Madde 7. He·r ülkedeki işçi hareketinin başarısı, ancak bir· olsunlar; emekçilerin toplum s a

zamanda

,

,

-

lik

ve

örgütle?meden doğan kuvvet · sayesinde · sağlanabileceğine göre, 'öte yandan yerel, birbirinden yalıtılmış bir dizi küçük ör­

gütle haberleşeceğine, işçi örgütlerinin birkaç ulusal merkezi · ile bağıntı kurabildiği takdirde, Genel Konseyin eylem'i daha etkili olabileceğine göre: işte bu n edenler den ötüıii, Uluslararası Der· neğin üyeleri, kendi ülkelerinde henüz yalıt1lmış ctuı=umcta bulu· nan işçi örgütlerini, merkezi organlar tarafmdan temsil olunan ulusal dernekler içinde birleştirebiirnek için olanca güçleriyle ça. lışmahdırlar.

.

Sö:y:lemeye gerek yok ki, bu m addenin uygulanması, her ülke· deki özel yasalara bağlıdır ve hukuki engeller dışında her bağım­

sız yerel örgüt, Genel Konsey ile do'ğrudc.n iletişim yetkisine sa­ hip bulunacaktır. Madde 8. -:-- Her şube Genel Konseydeki kendi sekreterlerini mulıabirle birlikte tayin etmek yetkisine sahiptir.

153


Madde 9.

-

Emekçilerin Uluslararası Derneğinin

ilkelerini ka�

bul eden ve savunan herkes, üyeliğe kabul edilebilir. Her şube, üyelerinin dürüstlüğünden sorumludur. Madde 10.

-

Uluslararası Derneğin her üyesi, bir ülkeden bir

ülkeye gittiğinde, Derneğinin üyelerinin kardeşçe desteğini göre.

cektir.

·

Madde 1 1 .

bağıyla

, -

Birbirleriyle kardeşçe

bir

_

dayanışma ve işbirliği

bağlanmış bulunmakla birlikte, Uluslararası Derneğe katı­

lan bütün işçi örgütleri, özel örgütlerimelerini olduğu gibi korur­ lar. Madde 12.

-

Tüzükte değişiklik, her

kongrede hazır bulunan

delegelerin üçte-ikisinin istemi üzerine yapılabilir. Madde 13.

.

-

Tüzükte yer almayan hükümler, her kongrenin

gözden geçirebileceği

özel yönetmeliklerde saptanacaktır.

154

·


İKİ

ALMAN SOSYAL�DEMOKRASİSİNİN BİRBİRİNİ iZLEYEN PROGRAMLARI

1.

LASALCILARIN PROGRAMI (LEiPZiG, MAYIS 1 863)

Aşağıda · imzası · qulunanlar, Alman Federatif Devletlerlııde, Al· man İşçileri Genel B irliği (Allgemeiner - dentseher Arbeiterverein) adı altında, ancak evrensel, eşit ve tek dereceli seçim hakkının Alman işçi sınıfının toplumsal çıkarlarının gerektiği gibi tem silini olduğu gibi, sımf çatışmalarınin ortadan kaldırılmasını sağlayabi­ leceği jpancından hareket eden ve genel, eşit ve tek dereceli se­ çim hakkımn elde edilmesi için barışçı ve yasal yoldan ve özellik­ le kamuoyunuıi desteğini kazanarak eylemde bulunmayı amaç edinen bir örgüt kurmuşlardır .

.

2.

. nin

I.

-

MARKSİSTLERİN PROGRAMI ( EiSENACH, . AGUSTOS 1 8 69)

Alman Sosyal-Demokrat İşçi Partisi özgür halk devleti-

kurulması amacını

güder.

·

155

.


II.- Alman Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin üyesi olan, aşa­

ğıdaki ilkeleri bütün gücüyle savunmayı üstlenir: 1._

Şu

anda hüküm süren siy<'j.sal ve toplumsal koşullar aşırı

ölçüde adaletsizdir; bu bakımdan, bu koşullara karşı en büyük · ·

enerji ile savaşım _ vermek gerekir.

2.

Emekçi sınıfların kur tulu şu uğruna savaşım, ayrıcalıklar

ve tekelleri hedef tutan bir s ava şım değildir, tersine, bu, haklar­ . da ve görevlerde eşitlik 'uğruna ve her türlü sınıf egemenliğinin

ortadan kaldırılması uğruna bir - s avaşımdır. 3.

Kapitaliste iktisadi bağımlılık durumu , emekçi 'Için, bütün.

biçimleriyle köleliğin temelini · oluşturur,

ve

sosyal-demokrasi, bu­

günkü üretim · tarzının (ücret sisteminin) ortadan k a l dırılma s ı

ve

çalışmanın kooperatİf temeller üzerinde örgütlendirilmesi yoluyla

·

her emekçiye emeğinin ürününün bütününü vermek amacındadır.

4.

Emekçi sınıfların iktisadi kurtuluşunun en vazgeçilmez ko­

şulu; siyasal özgürlüktür. Bu bakımdan toplumsal

sorun,

siyasal

sorundan ayrı tutulamaz, birincinirı çözüme bağlanması ikincinin

çözümlenmesine bağlıdır, bu da ancak b ir demokratik devlette gerçekleşebilir. S. · İ şçi sınıfının s iya sal ve iktisadi . kurtuluşunun anc�k bu sı· nıf dayanışma ve birlik halinde savaşıma girişti'ği takdirde ola­ naklı olabileceğini gözönünde tutan Sosyal-Demokrat İ ş çi Partisi, tek-biçim (unifonne) bir örgütleurneyi b en im s er ama üyelerinin ,

hepsine ve herbirine toplumun yararına nüfuzunu kullanma ola." ·

nağını tanır.

6.

Emeğin kurtuluşunun ne yerel ne de ulusal bir sorun ol­

mayıp, bütün uygar ülkeleri kucakl ayan toplumsal bir sorun ol­ '

duğunu gözönUnd e tutari Sosyal-Demokrat Parti, örgütlerle ilgili

yasaların izin verdiği ölçüde Emekçilerin Uluslararası Derneğinin

bir şubesini kuracağını ve bu dernekle aynı amaçları benimsedi-

ğini ilim eder. .

IIL

. Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin uğrunda yoğun

tasyona gireceği en §.cil talepler arasında aşağıdakiler lidir:

bir aji­

belirtilme·-

1. Parlamento, ct'iyet-meclisleri, il ve belediye meclisleri ve bütüiı öteki temsill kuruluşlar için yirmi yaşına varmış bütün er­ keklere, genel, ·eşit, tek dereceli ve gizli seçim hakkı. Temsilcile-

rin alacakları

maaşlar yeteri miktard a olaqı.ktır.

·

2.

Doğrudan yasama (yani halka, yas a öner:me ve reddetme '

3.

Bütün sınıf, n;ıülkiyet, doğum ve din ayrıcalıklarının kal­

hakkının tanınması).

dırılması.

· ıs6

·


4. · 5.

Sürekli ordunun yerine bir halk milisinin kabu1 edilmesi. Kilise ile devletin ve okul ile_ kilisenin birbirlerinden ay­

rılması. 6. H alk okullarmda zorunlu : eğitim ve bütün devlet eğitim kurumlarında parasız eğitim.

7.

Malıkernelerin bağımsızlığı, j üri kurumunun ve her sana­

8.

Basın, toplantı ve örgütlenme haklarını sınırlayan bütün

yi kolu için mesleki kaza hakkının tanı:q,:ması;

parasız yargı.

yasaların kaldırılması; no rm al işgününün k"!-bulü; kadın emeğinin sınırlandırılması, çocuk emeğinin yasaklanması .

9.

ne

.

D el aylı vergiler:in kaldırılması; gelirler ve miraslar üzeri· · tek artanoranlı dolaysız vergi. 10.

K�operatif

hareketinin devlet tarafmdan desteklenmesi,

bazı demokratik güvenceler

altmda serbest üretim şirketlerine

devlet tarafından sağlanan özel kre qiler. 3.

GOTHA PROGRAMI MAYIS, 1 875

ve

I. - Emek bütün zenginli ğin , ve bütün kü l türün kaynağıdır, genel olarak üretken emek, anc·ak: toplum içinde ve toplum

tarafından olanaklı olduğu için, emeğin üriinü, tümüyle topluma ,

yani hepsi de çalışmaya katılması gereken

ve

bunu eşit bir hakka

dayanarak yapan ve herkesin makul gereksinmelerine . aldığı top lumun bütün üyelerine aittir.

göre

pay

Bugünün toplumunda emek araçları, kapitalist s ınıfın tekelin­

dedir;

işçi sınıfı için bundan

doğ an

bağımlılık

çimleriyle, yoksulluğun ve köleliğin nedenidir.

durumJ?.,

bütün bi­

Emeğin kurtuluşu, emek araçlarının, toplumun ortak mülki­ yeti durumuna yükseltilmesini ve kolektif eme:ğin ürününün bir · kısmı genel gereksinmelere ayrıldıktan sonra, geri kalanının . adil

bir biçimde paylaşilmasıyla topluluk tarafından düzenlenınesini gerektirir.

Enieğin kurtuluşu, işçi sınıfının . eseri olmalıdır, işçi sınıfının

karşısında, bütün öteki sınıflar ancak gerici bir kitle oluş tururlar. II.

-

Bu ilkelerden hareket eden

Almanya

So syalist lşçi Par­

tisi, bütün ya s al yollardan yararlanarak,_ özgür devleti ve sosyalist

toplumu kurma yolunda, ücretli emek sistemini yıkarak, ücretie­

rin tunç yasasını or�adan kaldırm a yolundadır, bütün biçimleriy� le sömürüye; her türlü toplumsal ve siya s al eşitsizliğe son . verme

1 57

'


yolunda çaba hartat.

Almanya Sosyalist İş çi Partisi, iikin ulusal sınırlar ·içinde ey­ lemde bulunmakla birlikte, işçi hareketinin uluslararası niteliği nin bilincindedir, ve bu yüzden bütün insanların kardeşliğini ger· çekleş tirrnek üzere kendisine _ düşen bütün görevleri yerine getir· meye kararlıdır. . Toplumsal sorunun çözüm yollarının hazırlanması için, Alman· ya Sosyalist İşçi P artisi devlet yardımı ile, emekçi halkın demok· ­ ratik denetimi altında, işçi üretim şirketlerinin kurulmasını talep eder. Üretim şir�etleri, sanayide ve tarımda, öyle geniŞ ölçüde ku· rolmalıdır ki, tüm olarak emeğin sosyalist örgütlenmesi bundan doğabilir. Almanya Sosyalist İşçi Partisi, devletin temeli olarak aşağı: daki istemlerde bulunur : 1. Bütün genel ve yerel seçimlerde, en az yirmi yaşına var­ mış olan bütün yurttaşlar için gen.el, eşit, tek dereceli, gizli ve zorunlu oy hakkı. Seçim günü, ya pazar, ya da bir tatil günü ola­ caktır. 2. Halk tarafından dolaysız yasama. Savaş ve barış, halkın oyuy_la olacaktır. 3. Herkes için askerlik hizmeti. Sürekli ordu yerine, halk mi· lisinin kabul edilmesi. 4. Özellikle, basın, toplantı · ve örgütlenmeyle ilgili baskı ya­ salarının ve genel olarak görüşlerin serbestçe beyanını, fikir ve eğitim özgürlüğünü sınırlayan bütün y�saların kaldırılması. S. Halk tarafından dağıtılan adalet. Parasız adalet. 6. Devlet tarafından sağlanan, halkın genel ve eşit eğitimi. Eğitim zorunluluğu. Bütün eğitim kurumlarında parasız e ğitim Dinin özel şey olduğunun ilanı. Almanya Sosyalist İşçi Partisi, bugünkü toplumsal düzen için­ de aşağıdaki istemlerde bulunur: 1. Yukarda sözü edil en istemierin gerçekleşmesi doğrultusun­ da, siyasal hak ve özgürlüklerin olabildiğince genişletilmesi. 2. Bütün dalaylı vergiler ve özellikle halkı ezen vergiler ye­ . rine, devlet ve belediyeler için tek bir artanoranlı gelir _vergisi. 3. Sınırsız örgütlenme hakkı. 4. Toplumun gereksinmeleriyle bağdaşan normal işgünü. Pa� .zar günü çalışmanın yasaklanması. 5. Çocuk emeğinin olduğu gibi, sağlığa ve ahlaka aykın kadın emeğinin yasaklanması. 6. Emekçilerin yaşamının ve sağlığının koru.mD.ası için yasa. ·

,

.

158


İşçi meskenlerinin sağlık yönünden denetimi. Fabrika, işletme

ve

atelyelerde çalışmaya olduğu gibi, ev zanaatlarına da, işçilerin seçtiği memurlar tarafından nezaret edilmesi. Yasaya aykırı dav­ -ranışların cezalandırılmasını hüküm altına alan yasa. 7. Mahkumların çalıştırılmasının düzen _ altına alınması. 8. Bütün işçi yardım sandıklarının ve karşılıklı yardımlaşma - kurumlarının tam özerk yönetimi. 4.

ERFURT PROGRAMI ( 1 891 )

·

Burjuva toplumun iktisadi evrimi, doğa yasalannın kesinliği ile, emekçinin kendi üretim araçlarının özel mülk olarak sahip bulimması temeline dayanan küçük işletmeyi iflasa götürür. Bu evrim� emekçiyi, üretim araçlarından ayırır ve onu - mülksüz pro­ leter haline getirir; üretim araçları nispeten az sayıda kapitalist­ lerin ve büyük mülk sahiplerinin _ tekeli haline gelir. Üretim araçlarının bu tekelleşmesi, parçalanmış küçük işlet­ melerin dev işletmeler tarafından safdışı edilmesiyle, aletin ma­ kine şeklini almasıyla ve ensonu insan emeğinin [-liretkenliğinin -ç.] olağanüstü püyümesiyle sıkı sıkıya bağlıdır. Ama bu dönü. şüınün bütün avantajları, kapitalistlerin ve büyük toprak sahip­ lerinin tekelinde kalır. Proletarya ve -küçükMburjuvalar ve köy­ lüler gibi- ara tabakalar için, bu, hayat güvensizliklerinin, yok­ sulluğun, zulmün, kölele.Şmenin, alçalmanın, sömürünün gittikçe artması demektir. Proleterlerin sayısı ne kadar artarsa, gereğinden çok fazla iş­ çiler ordusu o ölçüde büyür, sömüren ile sömürülenler arasındaki çatışma o _ölçüde derinleşir, burjuvazi ile proletarya arasındaki 'sı­ nıf savaşımı, rn(,)dern toplumu iki hasım kampa bölen ve .bütün sanayileşmiş ülkelerin ortak karakteristiği olan bu savaşım, o öl­ çüde daha amansız bir durum alır. Mülk sahipleri ile mülksüZler arasındaki uçurum, kaynağı ka­ pitalist üretim tarzının özünde bulunan bunalımlar tarafından da­ ha da derinleştiriiir; o -bunalımlar ki1 her geçen gün daha geniş ve daha yıkıcı olmaktadırlar, genel güvensizliği toplumun normaJ durumu haline getirmektedirler ve bugünkü toplumun üretken güçlerinin bu toplum için gereğinden fazla büyüdüğünün, üretim araçlarımn özel mülkiyetinin, bu üretim araçlarının akla-uygun biçimde kullamlmasıyla ve tam gelişmesiyle bağdaşmaz hale gel-


diğinin kanıtı olmaktadır.

. Eskiden üreticiye ürünün mülkiyetini sağlayan üretim araçla­ rının özel mülkiyeti, bugün, .köylülerin, zanaatçıların ve küçük es­ nafın mülksfrzleşürilmelerine ve çalışanların emeğinin ürününe,

çalışmayanlarm

-kapitali stlerin; büyük mülk

çıkmal arın a yaramaktadır. Ancak madenlerin,

sahiplerinin- sahip

top rağın üretim araçlarının hammaddelerin, aletlerin, makinel erin taşıtl.arın­

,

-

,

�apitalist özel mülkiyetinin, top lums al mülkiyete dönüştürülmesi,

toplum için ve top lum tarafından ye rine getirilen üretim biçimine sokulması· ve meta üretiminin sosyalist üretime dönüştürülmesi,

dır ki, büyük işletmenin ve toplumsal emeğin durmadan ar tan ve­

rimliliğinin şimdiye dek s ömürülmüş olan sınıfla):" için, bugünkü gibi yoksulluk ve zuli..iin ka:xnakları olmaktan çıkmasının, mut­ luluğun ve uyumlu ve evren s el bir yetkinleşmeye . doğru gidişin ,

kaynakları haline gelmesini sağlayabilir.

Bu toplumsal değişme, yalnızca prole taryanın değil, bugünkü

durumdan acı çeken insanlığın tümünün kurtuluşu demektir. Ama bu, ancak işçi sınıfının eseri olabilir, çünkü bütün öteki sınıflar, kendilerini bölen çıkar kavgalarına karşın, üretim araçlarının özeı

mülkiyeti alanında bulunmaktadırlar ve bugünkü lerinin korunmasını ortak amaç sayarlar.

İşçi

sını fının

toplumun temel·

kapitalist sömürüye karşı savaşımı, zorunlu ola·

rak siyasal bir savaşımdır. İ şçi s ını fı , siyasal hakları olmadan tisadi savaşırnlarını veremez, ikt is a di

ik­

örgütlenmesini geliştiremez.

Bu sınıf, siyasal iktidarı almadan, üretim araçlarımn, topluluğun mülkiyetine geçişini gerçekleştiremez.

İ şçi sınıfının bu s av aş ımın a bilinç ve birlik kaz andırm ak .ve

onu

zorunlu

revi b udur.

hedefe yöneltmek, işte Sosyal-Demokrat Partinin ·

·

gö-

"işçi sınıfının ç ık arl arı , kapitalist üretim tarzının bulunduğu

bütün ülkelerde aynıdır. Uluslararası tica,ret genişledikçe, ve

dün­

ya pazarı için üretim g eli ş tikçe , bir ülkenin . işçilerinin durumu, . giderek daha çok, öteki ülkelerin işçileripin duru muna bağlanmak�

tadır. Onun için işçi sınıfının kurtuluşu, bütün uygar ülkelerin işçilerinin eşit olarak ilgili ·

bulundukları bir

amaçtır. Aİmanya Sos­

yal-Demokrat Partisi, bu gerçeğin bilin c iyl e, sınıf bilincine

varmış

olan bütün öteki ülkeler.' işçileri ile tam birlik, halinde olduğunu

bildirir.

Demek ki, Almanya Sosyal-Demokrat Partisi yeni sınıf ayrı­ calıkları için savaşım vermeme kt e , tersine, sınıf egemenliğinin ve sm:ıfların kendis inin ortadan kaldırılması için ve cinsiyet ya da

1 60


ırk farkı gözetmeksizin, herkese eşit haklar ve eşit görevler uğ� riına savaşım vermektedir. Bu fikirle rden hareket ederek, parti, yalnızca ücretli emekçilerin sömürüsüne ve ezilmesine karşı değil, bir sınıfa k arşı , bir p artiye, bir cinsiyete ya da bir ırka karşı yö­ nelmiş olsun, her türlü ·sômürüye ve zulme karşı savaşını ver� ' · m ektedir . Bu ilkelerden hareketle Alınanya Sosyal�Demokrat Partisi, her şeyden önce, aşağıdaki istemleri ileri sürer:

,

İmp aratorluğun 20 yaşını aşmış olan bütün üyeleri için, genel, eşit, tek dereceli ve gizli oy hakkı . Temsili seçim sis temi ve bu gerçekleştirilerek, her sayımdan sonra seçim bölgelerinin yasayla yeniden saptanmas ı. İki yıllık bir yasama süresi. Seçim . günleri­ nin yasal t atil günleri olması . Seçilen tem silciler için Ç)denek. Medeni haklardan yoksu.n, tutulanlar dışında her türlü s iya sal hak sınırlamalarının kaldırılması . 2) Yasa önerisi ve veto hakkı yoluyla halk tarafından yasa­ ma. İmp aratorlukta. eyalette , il ve belediyede halk_ yönetiminin özerkliği. Memurların halk tarafından seçilmesi; bunlar için cezayı gerektiren sorumluluk. . 3). Herkes için askerlik ,hizmeti eğitimi. Sürekli _ ordti yerine, milis. Savaş ve barış kararının ·ancak halk temsilcilerine ait ol- · ması. Bütün uluslararası �anlaşmazlıkların hakemlik yoluyla çözü­ me bağlanması. 4) Fikir özgürlü�ü, öriütlenme ve toplantı haklarını sımr� layan ya da ortadan kaldıran bütün yasaların kaldırılması. S) Kamu hukuku ve <;>zel hukuk bakımından kadını erkekten daha aşağı bir duruma koyan bütün yasaların kaldırılması. 6) Dinin özel bir şey olduğunun ilanı. Devlet hazine s inden kilise için ve dini amaçlarla yapılan bütün masraflara son veril­

- 1)

·

cinsiyet farkı gözetmeksizin bütün seçim ve oylamalarda,

mesi. Kilise toplulukları ve dinsel topluluklar kendi işlerini tam

.

bağımsızlık içinde düzenleyen özel örgütler sayılmalıdırlar. 7) Laik okul. Devlet halk okullarına devam zorunluluğu. Dev­ let halk okullannda parasız eğitim, okul araç ve gereçleri ve ba� kımı. yetenekleri yüzünden daba yüksek bir eğitim görmeye liya­ kat kazanmış olan erkek ve . kız öğrencilere

larında aynı koşullann sağlanması.

.

8)

yüksek eğitim kurum�

�arasız · yargı ve hukuksal yardım. Adaletin halk tarafın�

dan seçilmiş

yargıçlar tarafından

dağıtılmas ı. Ceza davalarında r ve malı�

istinaf hakkı. Suçsuzluklan sabit olan sanıklar, tutuklula kumlar için tazminat. Ölüm

·

cezasının

161

·

a:'s ı

kaldırılm

.


9. İ>ogum ve iiaçlar sız gömülmesi.

10.

dahil

parasız tıbbi bakım. Ölülerin para­

Vergilerle karşılanmaları gerektiği ölçüde bütün kamu

masraflarını karşılamak için gelir ve servet üzerine artanoranlı vergi. Servet beyanı 'zorunluluğu. · Mirasın önemine göre ve akra­ balık derecesine göre artanoranlı veraset vergisi. Toplumun çıkar� larını ayrıcalıklı azınlığın çıkarlarına feda eden her türlü dalaylı önlemlerin - kal­

vergilerin, gümriik resimlerinin ve - öteki iktisadi dırılması.

İ şçi sınıfının koruoruası için Almanya Sosyal-Demokra·t Par­ tisi şu - ilk istemleri ileri sürer: 1)

Verimli, ulusal ve uluslararası nitelikte

emeğin ·korunması

için aşağıdaki temeller üzerinde yasaların kabulü:

a)

b)

En çok 8 s�atlik normal bir işgününün saptanması.

14 yaş ından küçük çocuklar için sanayide çalışmanın ya­

saklanması.

c) . Nitelikleri gereği teknik nedenlerle olsun, toplumun gerek­ - siniDeleri yüzünden olsun, gece çalışmasını gerektiren sanc:ı,yi kol· lan dışında gece çalışmasının yasaklanması.

d) _Her işçi için haftada bir kez en az 36 saatlik kesintisiz

dinlenme süresi.

e)

Truck-systeme'in (işçi ücretlerinin meta olarak ödenmesi

- sistemi) yasaklanması. 2) Bütün sanayi işletmelerinin gözetimi, kentte ve köylerde çalışma koşulları üzerine anketler düzenlenmesi ve çalışma koşul­ lannın imparatorluk çalışma bürosu tarafından, bölge çalışma

roları

yide sağlık kurallarına uyulması.

3)

Tarım işçileri ve hizmetçiler . için ve sanayi işçileri

ayhı durum;

4)

S)

bü­

ve çalışma odaları tarafından düzen altına alınması; sana­

hizmetçiler

için yönetmeliğin kaldırılması.

için

Örgütlenme hakkının sağlanması.

Yönetime işçilerin etkili bir biçimde katılmasıyla ışçı sİ· gortalarının, tümünün jmparatorluğun yükümlülüğü haline gel­ mesi.

162


AÇIKLAYICI NOTLAR

ı "Sosyalistlere�karŞı yasa"mn ka.ldırılınasım izleyen ilk kong� re olan Halle SosyalwDemokrat Kongresi (1890), Wilhelm ,Liebknecht'in bir .raporundan sonra yeni bir parti programı haw zırtarnayı kabu1 etmişti. Bundan sonraki kongrede (Erfurt, 1891), eski programın (Gotha Programı) yerine Erfurt Proiramı kabu1 edildi. s. 17 2 17 Ocak 1891'de, Engels, New York'taki Sorge'ye gönderdiği bir mektupta şöyle yazıyordu; "Neue Zeit'ın 17. sayısı bir bomba fırlatacak: 1875 programının Mar;x tarafından eleştirisini. Sen buw na sevineceksin, ama Almanya'da bazıları buna isyan edecekler, öfkelenecekler;'. l l Şubat 1891 'de, Engels, gene şöyle yazıyordu: uManôn Neue Zeit'taki yazısını .herhalde okumuşsnndur. Başlan� gıçta bu yazı, Almanya'daki sosyalist yöneticiler arasında,. şimdi yatışmakta olan bir öfkeye neden oldu; buna karşılık parti içinde,

163


-eski

tasalcılar dışında-, s evinç büyüktür';. (Sorge�Briefwechsel,

l906,

s. 352 ve 355.) s. 17 3 1872 Eylülünde toplanan La Haye kongres inden ••ancak iki yıl sonra" · değil , ikibuçuk yılı aşan bir · süreden sonra. Bu kong­ rede Bakunin'in Uluslararası Emekçiler Derneğinden iliracı ka­ Stuttgart

s.

rarlaştırıldı . 4

unin'in Staat und

B ak

Anarchie ("Devlet

1873, sözkonusudur. · s

Kapital'in

s.

·

B i rinc i Cildinin

18

ve Anarşi") , Zürich 20

Fransızcaya ilk çevirisi, bizzat

Marx'ın gözetimi altında, fasikilller halinde, Paris'te 1872-1875 yıl­ ları arasında yayınlandı.

.

.

s. 21

6 Marx'ın Köln Komünistleri Davası Uzerine olan (1872'de ha­

kılan dava) kitapçığı, 1875 baş ında yayınlandı: bu kitap ünlü Ko­

münistler Ligası hakkında bilinecek önemli ne vars a içeren En�

gels'in tarihi önsözüyle birlikt� Fransızcaya çevrilmiştir. (K. Marx�

L'Allemagne en 1848,

Paris

190 1 , s. 255-400.) Engels 'in bu önsözü

Komünist Partisi Manifestosu'nun

Editions Sociales tarafından ya­ -yınına eklenmiştir. s. 21 7 Karl Marx, Kapital, Birinci ' Cilt, : Sol Yayınları, Ankara 1975, s . 65 : " Ö yleys e görüyoruz ki, emek, maddi servetin, ürettiği kul­

lanım-değerlerinin tek kaynağı değildir. William Petty'nin dediği · gibi, maddi servetin babası emek, aİıası da topraktır." s. 22 s Bkz : F. Engels, "Adil Bir İşgünü Karşılığında Adil Bir

Üc­

Sermaye - 'Ücret, Fiyat ve KAr, Sol Yayınları, Ankara 1976, s . 1 6 1-164. s� 27 9 Yani sen-simoncular, furiyeciler, İkaryenler (icaıiens), ovın­ cılar vb .. Marx, Enternasyonaldeki SÖzde · Bölünme adlı broşürün­ ret ", Karl Marx,

Ücretli Emek

ve

de (Londra, 1872) şöyle yazıyor: "Proletaryanin burj uvaziye karşı

s avaşımının birinci aşaması mezhep hareketinin

d amga sını ta­

ket onları - aşınca engel teşkil ederler. . . . Enso'nu,

tıpkı münec­ etmeleri gibi,

şır . . . . Mezhepler, kökenierinde hareketin manevraları iken, hare­

cirriliğin · ve simyanın, bilimin çocukluğunu temsil bunlar da, proleter hareketin çocukluğudur ." ıo

Devlet ve İhtilill'deki

(Bilim

ve Sosyalizm

s. 27

Yayınları, 1968,

ve devamı)_ kapitalist toplumiın iki aşamasına dair Lenin'in · önemli yorumuna bakınız. s� 29 . 1 1 M arx, biz e, daha önce _de 11emek zamanının çifte rol oyna· _ dığı" bir komünist toplum tablosu . çizmiş bulunmaktadır: · .. Öte

s. 104

yandan bu, aynı zamanda, her birey tarafından ortaya konan or� tak emeğin payının vb. ve bireysel tüketim için' ayrılaiı . toplam üründeki payının ölçüsü olarak iş görür. Tek tek

1 64

üreticilerin, hem


kendi

emekleri ve hem de emek ürünleri yönünden, toplumsal bu ömekte, yalnız üretim - bakımından değil . bölüşüm bakımından da gayet basit ve kolay anıaşılıF durumda dır ." (Ka­

· ilişkileri,

pital, Birinci Cilt, s . ıoo�> ·ı2 Bkz: Karl · Marx,- (AÇış - Konuş ma sı) 13

Manifeste du Parti

Communiste,

s.

29

Adresse inaugurale, s. 22

s. 32

Editions Sociales, s. 22. s. 33

14 Aynı yapıt, s. 48. _ s. 33 ıs_Marx · bu alaycı adlandırmayla, lasalcıların merkezi organı

olan Neuer Sozial-Demokrat'ın başyazarı Hasselmann'ı kast_e tmek� s. 34 tedir. i

1 6 1 867'de - Cenevre' de kurulan Uluslararası Özgürlük ve Barış . Ligas�. serbest değişime taraftar olan burjuva demokratların ve pasifistl_erin bir - uluslararası örgütüydü. Marx ve B irinci Enternas­

yonal, buna karşı çetin bir müca dele yürütmüşlerdir.

s . 35

17 1864'te kurulan Uİuslararası Emekçiler Derneği, 1 876'da res-

men lağvedildi. 1872'de bakunincilerin · ayrılması:q.dan sonra, Ge­ nel Konseyin merkezi olarak New

York . seçilmişti.

s. 35

18 Norddeutsche Allgemeine Zeitung (" Kuzey Almany a Genel Gazetesi"), bismarkçı politikanın başlıca organlarından biri, 186 1 '­

de kuİulmuştur.

tşçi

·

·

s. 35

maltusçu teoriyi 7n sert biçimde eleştirmektedir (bkz; Ücretli Emyk ve Sermaye 'Ücret, Fiyat ve Kar, s. 75�85.) Kapital'de (Birinci Cilt, s. 654) Marx, - 19

ücreti üzerine notlarında (1847) Marx,

-:-=­

şöyle yazıyor : _·"Eğer okur, bana, 1798'de yayınlanmış olaiı "Essay of Poptilatioiı" adlı yazının yazarı Maltp.u s·•u anımsatırsa, ben de,

ona, bu yapıtın ilk şeklinin De Foe'dan, Sir James Steuart'tan,

Townsend'dan, Franklin'den, Wallace'dan vb. yapılmış çocukça ve

üstünköru bit aşırmadan başka . bir şey olmadığını ve kendisine ait tek bir tüm ceyi bile - içermediğini anımsatırım." ve 674. · say­ fada da şöyle diyor: " . . . genel ücret hareketİeri, tamamıyla, yedek

sanayi ordusunun genişleme ve daralma sıyla düzenlemr · ve bu da� sınai ·çevrimin devresel değişmelerine uygun olarak meydana gelir.

Ücret

hareketleri, bu nedenle, işçi nüfusun mutlak sayısın­

daki· değişmeler ile belirlenıneyip, işçi sınıfının faal ve yedek . i ş çi ordusu . şeklinde bölünüşünü gösteren değişen oranlarla nispi artı­

nüfus miktarındaki artış ve . aialmayla, bazan emilen bazan ser­ b est bırakılan iş çi miktarıyla belirlenir�" s. 36 20 İlk Fransız işçi gazetesi� Gerici. 1840 ila 1 848 yılları fl.rasıns. 39 �da yayınlandı . ·

21

B kz : Adresse lıiaugurale de I'AIT - ("Birinci Enternasyonalin

165


s . 39 Açış Konuşması"), Bureau d'edition s , 1938, s. 16. 22 Karl Kautsky, marksizme ihanet ettikten sonra, Marx'ın bu türncesini şu biçimde " düzeltiyor": "Salt burjuva hükümeti de­

mokratik devlet dönemiyle salt' proleter hükümetli demokratik devlet dönemi arasında, birinden ötekine geçiş dönemi bulunmak­ tadır. Buna, hükümetin genel kural olarak, · bir koalisyon hükü· şeklinde olacağ·ı bir siyasal geçiş dönemi tekabül eder."

m eti

Kautsky, Die ptoletarische Revolution und ihr Programm, 1922,

s.

106. Tarilılıı

Materyalist Anlayışı adlı1 kitabında ise, Kautsky, de­

mokrasiye karşı çıkan sosyalistleri" suçlamaktadır: "Bu sosyalist- . ler, genel olarak, iktisadi bakımdan geri kalmış ülkelerden, pro­

Jetaryası geri olan ülkelerden çıkmaktadırlar . . . . Onlar, Marx ta­ rafından bir kez ve o da geçerken, raslantı. olarak (gelegentlich)

zikredilmiş proletarya diktatörlüğü deyimine atıfta bulunmakta­

dırlar." (K. Kautsky, Materialistische Geschichtsauffasswıg, 1927,

dlt II, s. 469) .

Bu satırları yazarken, Kautsky, . Marx'ın proletarya diktatör­

lüğünden Hraslantı olarak�' sözetmediğini pek iyi 1 852'de

Marx,

biliyordu.

Daha

Weydemeyer'e ya.Zdığı bir mektupta , '� sıruf savaşı­

·mının zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne götürdüğünü" [bkz: Felsefe İncelemeleri, Sol Yay:ın],arı, Ankara 1976, s. 169] açık· ça yazıyordu. Lenin'in, bu mektup hakkında Devlet ve İhtilal'de önemli yorumu vardır.

23 1 865'te kurulan Alman Halkçı Pa

rtisi ya

s. 41

da Demokrat Parti,

küçük ve orta büyüklükteki Alman Federatif Devletlerinin küçük­

burj uvalarını saflarında toplaınıştı. Bu parti, demokratik bir cum­

- huriyetin kurulinasını talep ederek bi smarkçı politikaya .karşı çıkıyordu. 24

� ın

(Ünlü 11kültür uğruna savaş",

s. 41

Kulturkampf, yani Bismarck'·

1870'ten - sonra "merkez" partisi olan Alman Katalik Partisine

karşı katol ikliğe yöneltilen polis terörüne başvurarak giriştiği s·a­

vaş.) "Bu savaşıyla Bismarck, yalnızca, · katalilderin savaşımcı · pa­ pazlar zümresini güçlendirmiştir; siyasal bölünmeler yerine din­ sel bölünmeleri ön plana koyarak gerçek kültür davasına ancak kötülük

tmiştir ;

e

o, işçi sınıfının ve burjuva demokrasisinin bazl

katmanlannın dikkatini devrimci sınıf savaşımının gerektirdiği temel görevlerden en yüzeysel ve en burjuvaca yal�ncı· papaz düş­ manlığına kaydırmıştır ." (Lenin, fiDe l'attitude du · Parti ouvier a l'egard de · ıa religion" ("İşçi Partisinin Din Karşısındaki Tutu­

mu"),

1909; bkz: Lenine et

la

religion,

166

(' (Lenin

ve Diu")ı Editions


S ociales 1949, s. 14.)

s . - 45

,

. 25

Lasalcılar, Liebknecht ve - B ebel tarafından yayınlanan bir

bildiriye atıfta (23. Haziran 1 869), Sosyal�Demokrat

·

İ şçi Partisi

üyelerine bu lakabı takınışlardı. Bildiride şöyle deniyordu : muslular ile namussuzlar arasındaki savaşta receğiz."

kimin

"Na­

yeneceğini gö� s. 52

26 1 875 Nisanmda Bracke, Sorge'ye yazdığı bir mektupta, Al� man Partisinin durumunu şöyle anlatıyordu : · "Burada;- · bizde, birlik var, ama şeytan alsın götürsün böylesini! Lasalcilar, bizim� kileri iyice oyuna getirdiler, ve Entemasyonalin tutumuna

katıl�

mak zor olacak. Liebknetht'in Geip, Motteler ve ötekilerin böyle saçmasapan bir programı

(Wischi�Waschi-Programm) kabul etme-

- !erine, Lo�dra'dakiler de [yani Marx ve Engels] aynı şekilde üzülmüşlerdir." (Sorge-Briefwerhsel'den alınmıştır, s. 143.) s. 52

27 Engels'in bu eleştirisine 28 Ekim 1882 tarihli bir mektubun� ' da · da raslanmaktadır. "Tek bir gerici kitle" ibaresinin gerçek� . leşeceği hayali terkedilmemektedir: bütün resmi partiler, bir blok halinde burada toplanacaklar; öte · yandan sosyalistler orada sıra�

_lanacaklar. Kesin bir savaş olacak ve bir hamlede bütün cephede

zafere ulaşılacak. Gerçekte, işler o .kadar basit değildir. Gerçekte, tam tersine, devrim o - şekilde -başlar ki, ulusun büyük çoğunluğu

resmi

partiler dahil, tecrit edilmiş durumda kalan . hükümete kar­

şı birleşir ve onu devirir, ve işte ancak o zamandır ki, bizim ken� _ di iktidanmızı sağlamamız mümkün olur. Eğer biz , · devrime sondan başlamaya - kalkarsak, bu davranışımızın hayrım görm�

yeceğiz." (Bebel e '

s.

ve

Liebknecht'e

275�6.)

Mektuplar,

Moskova,

1934,

s. 53

28 1 875'e doğru yayına başlayan, işçi sorununda reformİst bir

tutum

benimseyen Güney Almanya küçük�burjuva demokrasisi�

nin organı.

s. 53

71

1870-1871 Fransız�Alman Savaşı.

:ıo

Karl

Paris

1950,

Marx, Kapital,

s. 58 vd..

:ıı Lasalcı Öneriler 32

adlı

s. 53

III. Kitap [Cilt] , I, Editions Sociales, s. 55

bir broşürde.

Bu konuda Marx ve Engels'in sendika teorisiyle ilgili

şürline

bakınız:

Ücretli Emek ve

Sermaye

- Ücret,

11Ekler", Sol Yayınlan, Ankara 1976, s. 16 1�177. 33

34

son

Karl Marx,

bro­

Fiyat ve Kar, s . 56

Felsefenin Sefaleti, Ankara 1975. s. 57 Lenin, Devlet ve ·İhtilaJ'de (s . 62) Engels ' in bu mektubunun

derece önemli bir yorumunu sunmaktadır. 35

s. 55

Demokratisehes

Wochenblatt

167

s. 57

adlı haftalık dergi. 1867'de

Sa·


(Saksonya H alk · Partisi) tarafından Leip.. zig'de kurulmuştu. Wilhelm Liebknecht, 1 Ocak 1868'de bu dergi· nin başına geçti. Daha sonraları bu gazetenin yerini Volksstaat

echsische Volkspartei

aldı�

36 Yeni tüzüğe göre Gotha Kongresinde üç

çildi :

s. 56

yönetici organ se- ·

Yönetici Büro, Denetim Komisyonu ve Komite. Komitenin görevi, · Yönetici Büro ile Denetim Komisyonu arasında . anlaşmaz. · s.58 lık halinde müdahale etmekti. 37 Burada ima edilen, Komitenin Parti literatürü listesihden B. _Becker'in Lassalle'ı eleştiren şu yapıtlarının çıkarılmasİdır:

Ferdinand Lassaile'ın Feci Ölümü 'Üzerine Açıklamalar

( 1 868),

Lassaile'ın İşçi Kitlesi İçinde Propagandasının Tarihi ( 1874),

ve

B racke'nin de şu yapıtı : Lasalcı Görüşler (1 873). s . 62 38 Koroitede üç lasalcı vardı: Hasenclever, Hasselmann, Derossi; iki de Eisenach eğiliminde üye: Geib ve Auer. s. 63 39 Yani, Liebknecht, Bebel ve Volksstaat yazıkurulunun öteki

W.

s. 63

üyeleri.

Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin (Eisenach Partisi) progra· ınında "kısa vadeli talepler · bölüıİıünde sonuncu İıokta şöyle · ifa­ de edilmişti:. "kooperatİf hareketinin devlet tarafından desteklen­ J nesi, bazı demokratik güvenceler altın da ·serbest üretim girişim• lerine devlet tarafından özel krediler sağlanması.'' s. 64 41 Engels , burada, Marx'ın · Gotha - Programuuıi Eleştirisi'ne atıfta bulunmaktadır. Ama B eb d in bu Eleştiri'den haberdar ol­ duğunu · sanmakla yanılmaktadır. Eleştiri, 1891'de, Engels tarafın� dan yayınlandığı zaman Liebknecht'in, Marx'in açıkça ifade edi­ len isteğine karşın (Bracke'ye · mektubuna bakınız); bu belgeyi, Bebel'e iletınediği anlaşıldı. "1875 MaYıs ve Haziranında -diye ya­ zıyor Engels- bu belge, kasıtlı olarak gizlendi ve ilgililere iletil· medi." ( l l Şubat 1891 tarihli Kautsky'ye mektup.) Bebel, ancak, Eleştiri'nin Neue Zeit'ta yayınlanması sıra sında bund�n haberdar _ oldu. Şunu da ekleyelim ki, basında çıkmadan · önce Eleştiri'yi oku� - yan Bebel, bunun yayınlanmasını önlemeye çalışmış ve hatta bu amaçla bir telgraf göndermiştir; ama artık iş işten geçmişti (bkz: Vorwarts, 26 Şubat 1891) . · s . 64 42 J. Ph. Becker e l l Ocak 1878 · tarihli bir mektubunda Engels, · Gotha Programını, Almanya'da b irlik kurma amacı vesilesiyle ha· zırlanmış bir saçmalıklar örtüsü olarak nitelendiriyor (Engels, Vergessene Briefe [ unutulmuş mektuplar] ). s. 65 43 !}urada sözkonusu olan Engels'in Erentano'nun Marx'a Kar· şı Çılo.şı Sonmunda Aktaimalann Sözde Tahrifi Konusunda Taı:ih 40

"

'

'

168


ve· Belgeler başlıklı çalı şm as ıdır. 189 1'de Hamburg'da broşür ha� · s. 67 linde yayınlanmıştır. 44 H alle 'de, 15 E kim 1890'da, toplanan Almanya Sosyal-Demok­ rat P artisi Kongre sine W. Liebknecht'in sunmuş olduğu parti progs. 68 . ramı· üzerine rapor. · 45 Marx'ın Eleştiri'sini içeren Neue Zeit'ın 18. sayısı 3 1 Ocak 1891 tarihlidir. Eleştiri, Vorwarts'de 1 · ve 3 Şubat 1891 tarihlerin� de yayınlandı.

·

s.

69

Engels, burada, Lassaile'ın 1891'de yayınlanan Edinilmiş Haklar . Sistemi adlı kitabından sözetmektedir. s . 71 47 Reichstag'taki sosyal-demokrat grup sözkonusudUr. s. 72 46

- 4a

Daha sonra, 1906'da, Stuttgart'ta · yeniden yayınlanan ve Sor-

diye adlandırılan kitapta bu pasajın yerine "August Bebel olduğunu sanıyorum" türncesi konmuştur. Engels'­ in metnini tahrif eden bu de ğiştirme . . besbelli ki, Bebel'e yardım­ cı olmak ve .ona, gerçekte &leyhte bir tutum b enimseme sine kar­ Şın, Gotha Programının Eleştirisi'nin Engels tarafından yayınlan­ masında olumlu bir tutum atfetmek amacıyla y apılmıştır. s. 74 49 Bu azarlama herkesten önce Kautsky'yi hedef · tutuyordu. Alman sosyal-demokrasisinin yönetici çevrelerinde Marx'ın lasal­ cılık üzerine eleştirilerinin yayınlanması üzerine meydana gelen tepkileri yumuşatmaya çalışan_ Kautsky, Neue Zeit'ın 21. sayı s ın­ da 41Programlarımız" başlıklı bir yazı _yazdı ve bunda Marx'ın eleş. tirHe rine katılmayai"ak . ve Lassaile'ın büyük "hizmetleiini" öve­ rek · bu eleştirileTin pratik önemini azaltmak için de elinden gele­ ni yap ıyordu . Kautsky, bu yazı sında · şöyle diyordu : "Marx'ın Las­ salle'a k arşı tutumu Alman sos yal-demokrasisine karşı tu�mun­

- ge-Briefwechsel

_

dan farklıdır. . . . Alman sosyal-demokrasisinin Lassalle'ı değerlen·

dinnesi, Marx'ınkinin aynı değildir. . . . Yapıtları , �biz e ski parti

üyeleri için olduğu gibi, genç . üyelerin büyük çoğunluğu için de­ sosyalizmi öğrenmemizde . ve

ilk

adımlarımıza kılavuzluk

etmiş olan .

sosyalizm doğrultusunda ilk coşkularımızı esinlendirmiş olan

bir adamı hiç unutabilir miyiz? Marx 'ın öğrencisi Las saile hak­

kında yazdıklarını dikkatle okur-uz ve bunlar üzerinde düŞünürüz, ·

ama unutm am alıyız ki, Lassaile da öğretmenlerimizden biriydi

(Neue Zeit, Şubat 1891, s. 680). Las salle 'ı ajitatör ve lider olarak sert bir değerlen­ dirmeye iten, bu oportünistçe yan4 ş değedendirme olmuştur. s. 76 50 Lass alle , kocasına karşı boşanına davası açmış olan Halve en iyi savaşçılanmızdan biriyqi."

İşte Engels'i,

tzfeld Kontesinin avukatı idi. st S osyalistlere·karşı yasa döneminde (1879-1891) işçi

169

s. 77

sınıfının


bütün yasal örgüderi yasaklandığı sırada,, Reich�tag'daki sosyal­

demokrat_ grup, partinin yönetici organıydı. Bu grupta önemli sa­

yıda oportünistlerin bulunmasına karşın, gri.ıbu:n denetimi, parti tabanının desteği

ve

p artinin ilkönce Zürich'te ve sonra da Lond­

ra'da yayınlanan ve devamlı olarak Engels'in gözetimi altında

bu­

lunan illegal merkezi organı Sozial-Demokrat sayesinde - Bebel'in elinde idi.

52 Alman sosyal-demokrasisinin

merkezi organı ·

s. 78

Vorwarts'in

·

bir başyazısı, - Eleştiri'nin yayıniimması üzerine Parti Yönetim Bü­

rosunun resmi tutumunu saptıyordu. Başyazı Marx'ın Lassaile hakkındaki görüşüne sert bir dille karşı çıkıvor ve . M � rv'• rı O"(). rüşlerine karşın, partinin, Gotha Programını kabul ti lehine bir durum olduğUna değiniyordu.

etmesinin par­

Daha ılen.ı.e, ba9y ...._z ı,

sonraki 'gelişmelerin Marx.'ın· yamldığını gösterdiğini ve Reichstag'·

daki so syal-demokrat grubun ve Parti Yönetim B üroslinun - Eleş­ tiri'nin yayınianmasına hiç bir · zaman rıza göstermiş olmamayı

istediklerini belirtiyordu. Bu başyazıda "Alman sosyal-demokrat�

lannın ne marksist, ne de lasalcı olmadıkları , sosyal-demokrat ol­ dukları" açıklaması da vardı. 53 Liebknecht,

Neue Zeit için,

s. 78

Gotha Programının öyküsünü

anlatan bir yazı yazmak niyetindeydi . Bu ya.Zı, Kautsky'nin belirt­ · tiğine göre, "Partimizin programının genel t arihini sunacak ye özel olarak da, 1875'te Gotha Programına, Parti çoğunlu�ınun te­

ifade etme olanağını sağlayan koşullan ·açıklayacak' "Programlarımız' başlıklı yazısına - "ek" olarak Marx'ın eleştirisinin gerekli ol duğunu ve "Engels'in bunu sunacak orik bilincini

tı".

Kautsky

yetenekte olmadığını" yazıyordu .

s. 78

54 1 89l'de Engel s , aşağıdaki yapıtların yeni baskıları için ön­

sözler yazmıştır : Fransa'da İçsavaş; Ücretli. Emek ve Sermaye;

Utopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm

(bu üç yapıt da So syal�

tır). Ailenin Kökeni'nin dördüncü . baskısı dan gene bu yıl içinde yayınlandı.·

Dietz Yayınevi tarafm­

Demokrat Partinin Berlin'deki yayınevi tarafından yayınlanmış­ s. 79

55 1 878'de Sorge tarafından kurulan New Yorker Volkszeitung gazetesi. s. 79

· 56 13 Şubat 1891 tarihli Vorwarts 'in başyazısında da Marx'ın mektubuna muhatap . olan Eisenach grubunun liderlerinin Marx'a

- 41kesin dır. 57

bir hayır" · ile karşı çıktıkları , övünüreesine yazılmakta�

, Perdinand Lassane'ın

4

s. 8 1

Eylül 1878 'de cenaze töreni dolayı·

sıyla Audorf tarafından ya.Zılan ağıt sözkonusudur.

170

s.

83

.


Kongresi (1891) Engels 'in 'eleştirmiş olduğu yönetici Kautsky'nin program tasarısını kabtıl et� ti. Engels, Sorge'ye, 24 Ekim 1891 tarihli mektubunda, şöyle ya� zıyor: "Kautsky, Bebel ve b enim tarafıından desteklenen program tasarısı, programın siyasal bölümünün temeli olmuş tur . Progra.� mm marks ist eleştirisinin kesin bir zafer kazanmasından ötürü . memnun uz." (Sorge-Briefwechsel, s. 370.) s. 90 · 59 Bu tümceyi Devlet ve İhtilal'e aktaran Lenin şunları ekli.: yor: "Burada, modem kapitalizmin, yani - emperyalizmin, teorik bir değerlendirmesinde varolan en önemli şeyi, yani kapitalizmin , tekelci kapitalizm haline . - dönüştüğü gözlemini buluyoruz." (s. 88.) s. 96 60 Wilhelm Liebknecht'in 1867'de Reichstag' taki ilk konuşma� s. 99 sında. ôl Mançistercllik (Manchesterianisme), 19. yüzyılın ilk yansın· daki serbest değişim lehine hareket. Bu hareketin yandaşları, bu�· day üzerine gümrük resmine karşı savaşıni vermek için bir Liga kurdtılar, bunun merkezi Manchester'di (mançistercilik buradan gelmektedir) . Hareketin en ünlü temsilcileri Cob den ve , Bright -sa

Erfurt

komitenin tasarısı yerine-

_

idi.

s; 101 62 Gümrük resimleri sorunu Reichstag'daki sosyal·demokrat grubun içinde bir görüş ayrılığına nedep. olmuştu (1878'de dokuz _

so syal·demokrat milletvekili seçilıpişti) . Kayser

vekili, -

mişti.

demir

63 Lenin'in

adındaki millet­ üzerine gümrük resminin . artırılması için - oy ver­ bu pasaj

üzerine yorumuna · bakınız,

s. · 101

İlıs. 101 s. 67 vd.. 64 16 ila 22 Kasım 1880'de Havre'da toplanan kongrede kabul edilen Fransız İşçi Partisinin p rogramı . Bu programın gerekçeleri Marx tarafından kaleme alınmıştır. s. 106 65 Karl Marx, Lassane üzerine görüşlerini açıkça ve ayrıntılı

tUM,

olarak ifade

·

Devlet ve

ettiği bu mektubu Lassallc.�'ın ölümünden

6 ay kadar

önce yazmıştır. Neue Zeit'ın yazıkurulu, Marx'ın mektuplarını�

l902'de yayınlanması sırasında, mektuplar koleks iyonunun tam ol­

madı�ını · açıklama

geregini

duym,adan, bu mektubu atlamıştır. Bu

sonra, Marx, dolandırınadan, onun hakkında ' s. 109 [Lassalle hakkında] gerçeği söyledim.". 66 Lassalle, Bisniarck'ın, Alman İmparatorluğunun Prnsya'nın

mektubun Kugelmann'a gönderilmesinden iki gün Engels'e şöyle yazıyordu : "Lafı

_yönetimi altında birleştirilmesi_ uğrunda küçük-burjuvazinin böl· geciliğine karşı savaşımında

yığınlarm desteğine gereksinimi ol-

171


duğuna inanıyordu. O, . Bismarck'ı bu yönde etlÔ.lemek istiyordu

Prnsya

ve

devletinin, buna karşılık olarak, sosyalist önlemler

mak zÖrunda kalacağını sanıyordu.

s.

al� 1 10

67 1870'ten sonra Reichstag'daki bazı müzakerelerden Bismarck

ile Lassane'ın birkaç kez mektuplaştıklan · ve görüştükleri anlaşıl·

maktadır. Son .zamanlara kadar bu mektUplann içeriği üzerine

herhangi bir belge bulunmuş değildi, ·ama bundan birkaç yıl önce

- Prusya

İçişleri

Bakanlığının gizli bir dolabında Lassaile ile Bis�

marck · arasındaki mektuplar bulundu. Bu belgeler, Lassaile'ın " Sosyal Krallık" olanağını · pek ciddiye aldığını ve kendi yardımı ·

olmadan Almanya İmparatorluğunun birliğini gerçekleştiremey� ceğine Bismarck'ı inandıracağını sandığını göstermektedir. Schles­

wig-Holstein'ın "işçiler tarafından" ilhakı, onun Bismarck ile si­ yasal ittifak planın bir parçasını oluşturuyordu. 8l Ulusal Birlik; 1860'a · doğru kurulan, büyük

s. 1 1 1

burjuvazinin

ör�

gütü. Bunun kurucularİ arasında 1848 Devrimine katılmış olan' çok sayıda kimse vardı. National Verein üyeleri daha · sonralan

Bismarck ile

tiyi kurdular. .

69

(ve

Pıusya ile) uzlaşmaya varan Liberal . Ulusal Par­ s. · l l l

B ismarck . ile uzlaşmaya varmak anla� National Verein kurmak. Prnsya naip prensinin hükü· yıl süren kara irtjcadan sonra, · bitaz daha liberal bir dü­

Nationalzuvereinlern,

mında bir

meti on

� �

zen kurunca, eski muhal?f t burjuvazisi · bu

"yeni

çağı" · hararetle

üınü ile, Prusya militarizmi _ sela�ladi ve Prnsya tah rasisi ile geçinme yolunu· tuttu.

ve bürok

-

s. -ııı ?O Posa markizi, Schilleı;'in oyunlarmdan birinin kahramanıdır;

zalim kral Philippe Il'yi davasının doğruluğuna 41inandınr". Posa markizi, özel yetenekleri, · ·zekası vb. sayesiiıd� tarihin akışını de· ğiştirebileceğini sanan önder simge olmuştur. 7 1 Marx'ın burada

sözünü

s .- l l l

ettiği, özellikle işçi sınıfının siyasal

örgütlenmesi sorunu ile ilgilenmiş olan Birinci Enternasyonalin

Londra kongresidir (Eylü1 1 S71). Marx'ın belirttiği kararlar, ·şu so­ runlarla ilgilidir : 1,

2,

Proletaryanın özerk

bir

Konseyin

3 : · Entemasyonalin güçlendirilmesi. Genel

yönetici rolünün ve · merkezileşmenin · artınlması. IX:

siyasal partisinin gereği ve siyasal sava·

şımıyla iktisadi -savaşımı arasında en sıkı bağlarm ·

XVI ve XVII: Bakunin'in . hizipçi grubunlin tasfiyesi. 72

Fransa'da 4 Eylül 1870 devrimi konusunda

kurulması. · ·

s . 118

Fransa'da İçsa·

vaş'a . -bakımz. "Gladstone oyunu" sözü,yle MarX:, bir küçük-bur· juva partisi olan (!iderleri Gladstone idi) liberallerin sendika ön­ s. 11� derleri üzerindeki etkisini kastetmektedir.

172


;rj Bir burjuva pasifİst · örgüt olan "Barış Ligası"nın kongresi

1868

Eylülünde Bem'de toplandı. Bakunin bu kongreye katılimŞ· s.

tır;

120

Engels'in aklında -olan, genel · konseyin yetkilerini genişleten Birinci Enternasyonalin Basel Kongresinin (Eylül 1868) kararla� rıdır. Bakuninciler bu kararları iptal etmek için şiddetli bir kam� · s. 122 panya yürüttüler. 74


ADLAR DİZİNİ

L'ATELIER.

- s . 39.

;...._

AUER, Ignace

İlk Fransız işçi gazetesi. Gerici idi (1S40-184Ş). (1 846-1907)_

-

Eis�nach Partisinin sekreteri ,

1877'den ölümüne kadar hemen hemen kesiksiz olarak Reichstag'·

da milletvekiliydL Saraçtı, hayatının sonlarında Partinin başlıca ' görevlilerinden biri oldu.

-

s. 17, 19.

_

1

BAKUNİN, M. A. (1814-1876). - Rus anarşisti.

1846'da Rus­

ya'dan göç etti, 1 848 Alman Devrimine katıldı, Dresden ve Prag

ayaklanmalarının yöneticilerindendi. Yakalanarak Avusturya tara­ fından Rusya'ya teslim edildi. Saint-Petersburg'da hapsedildi,

ve

sonra Sibirya'ya sürüldü, oradan kaçarak Batı Avrupa'ya gidip orada devrimci eylemine devam etti. - s. 18, 20, 58, 1 17, 1 18, 120,

121, 122, 124, 146. BEBEL, August (1840-1913) . - Alman sosyal-demokr�sisinin

1 74


ve İl. :Enternasyonalin siyasal lideri ve

t akti syemi. Tornacıydı. 186S'e doğru W'. Liebknecht'in etkisi altında I. Enternasyonale ka. tıldı . 1869'da gene Liebknecht ile Eisenach'ta Sosyal-Demokrat İşçi Partisini kurdu. Ölümüne kadar Partinin rakipsiz lideri oldu. Lenin, 1908'de, onu hararetle övmüştür. Son yıllarında P artinin birliğini her ne pahasına olursa olsun korumak istemes inden ötü­ rü merkezci oldu. Başlıca yapıtları: Hıristiyanlık ve Sosyalizm (1874), Sosyalizm ve Kadın ( 1879) , Charles Fourier, Yaşamı ve Teorisi (1888), Hayatım (3 cilt, 1910-1914). --:- s. 8, 9, 17, 19, 51, 63J 68, 69, 10, 11, 12, 76, 79, · so, 131, 136, 144, 147.

BECKER, Bernard · (1826-- 1 882). - Lassaile'ın yakın dostu. Onun ölümünden sonra, vasiyetnamesine uygun olarak, Alman İş­ çileri Genel Birliğinin başkanı oldu. 1865'te, polis olmasından kuş· kulanılarak, görevinden uzaklaştırıldı. Lassaile'ın ölümüyle· ilgili bir yapıt ile ağır saldırılarda bulunduğu Paris Komünü üzerine · bir başka yapıtın yazarıdır. - s. 62, 65, 1 13. · BECKER, J. Ph. (1800-1886). - Birinci Enternasyonalin mili· tanı, Marx'ın dostu, mesleği _ bahçıvanlıktır. 1830 ila 1840 yılları Almanya'sının aktif devrimcilerindendir. Devrim döneminde (1848-1849) Baden ayaklanmasına aktif olarak katıldı. Birinci En­ ternasyonalin organı Der Vorbote'nin ( Müj deci ) yazanydı. "

s.

"

21.

'

BİSMARCK, Otto (1815-1898) . - Kurulmasında büyük yar­ -dımları geçtiği Alman İmparatorluğunun "demir şansölyesi". 21 Ekim 1879'da sosyal-demokratlara karşı, umduğunun tam tersine Almanya'da ,sosyalizmin hızla gelişmesi ' sonucunu veren ünlü "baskı tedbirleri kanunlarını" kabul etti. Bu kanunlar ancak 1890'· da Bismarck'ın iktidardan düşmesiyle kaldırıldı. - s. 8, 34, 35, 56, 59, 77, 110, 1 1 1 , 1 12, 1 13, 1 14.

.

B ONAPARTE, Louis-Napoleon (1808-1873). - 1852'de Fransa İmparatoru ilin edilmiştir. - s. 42, 139. BRACKE, Wilhelm {1842�1880). - Lasalcı örgüt .olan Alman İşçileri Genel Birliğinin veznedan. Daha sonra, l869'da, Eisenach Partisinin kuruculan arasında yer aldı. 1871'de Fransız-Alman sa­ vaşının devam etmesine ve Alsace-Lorraine'in ilhakına karşı çık­ tığı ve işçileri eyleme çağır'dığı için 16 ay ve sonra· da 3 ay hapse mahkUm oldu 1877'de Reichstag'a milletvekili olarak girdi. Ünlü bir propaganda broşürünün yazarıdır: Kahrolsun Sosyalistler! .

.

s. 9, 14, 17, 19, 55; 59, 6�, 64, 65, 71, 86, 147.

BRIGHT, J. (181 1�1889) . İngiliz siyaset adamı, mançisterci değişiınci p artinin yöneticisi. s. 101. -

ya da serbest

-

175

-


BUCHEZ (1796-1865) . - Fransız tarihçi si ve · siyası yazar. 1840-1850 :yıllarında Fransız Katalik "sosyalizminin" lideri oldu. bu

m,

bu dönemde büyümekte olan devrimci işçi hareketine karşı , devlet yardımıyla üretim kooperatiflerinin kurulması · tasarısıyla akı

çıkmaktaydı. - s. 39, 55. CAPRIVI (1831-1899).

-

Prusyalı general _ ve devlet adamı.

1890'da Alman İmparatorluğu şansölyesi sıfatıyla Prens Bismarck'�

ın

yerine geçti.

-

s. 105 .

·

COBDEN, Richard (1804-1865) .

- _

İngiliz devlet adamı. İkti�

satçı, büyük toprak sahiplerini yenilgiye uğratarak serbest tica�

retçi f.Ö.drlerin başansını sağladı.

-

s.

101 .

DEMOKRATİSCHES WOCHENBLATT . . (":Qemokratik Haftalık Gazete").

__:_

Partisinde

Başlangıçta radikal küçük-burjuva Saksonya Halkçı

ayz enahçılann organıydı .

1868-69 yıllarında W. Lieb­

knecht tarafından yönetiidi ve Lefpzig'de yayınlandı . - s. 58.

ENGELS, Friedrich (1820-1895) ; - Karl Marx'ın savaş arkada­

şı, Marx'la birlikte' diyalektik materyalizmin ve bilinisel sosyaliz­ min kurucusu. Komünist Manifesto'nun hazırlanmasında Marx'la

birlikte çalıştı. Komünistler Ligasının ve Birinci Enternasyonalin

kurucularından. Engels'in başlıca üstünlüğü diyalektik materyaliz� rni açıklamasında ve onu geliştirmesindedir.

Başlıca

yapıtları:

İngiltere'de Emekçi Smıfm Durumu (1844), Komünizmin· 'ilke­ · leri (1847), ·Anti-Dühring ( 187 8), Ailenin, Özel Mülkiyetİn ve Devıe.. tin Kökeni ( 1884), l.udwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu (1888), Doğanın Diyalektiği ( 1892 ?) . - s. 8, 9, _ 10, 14, 17, 20, ' 49, 60, 86, 89, 93, 97, 1 10, 131, 132, 133, 134, 136, 137, 139, 144, 145, 147. FISCHER, Richard (1855-1926) .

-

Alman sosyal�demokrasisi·

nin yönetim komisyonunun üyesi ve parti yayınevinin yöneticisi.

- s. 79, 86.

FRANKFURTER ZEİTUNG ("Frankfurt Gazetesi") . - Güney · Almanya demokrat küçük-burjuvalarının, işçi sorunlannda ref r­ misı bir görüşü

benimseyen,

o

1875 dol ayların da çıkan muhalefet

gazetesi. Alman büyük burjuvazisinin liberal kolunun organi. s. 53, 62, 65, 71.

GEiB, Auguste ( 1842·1879). - Lasalcı partinin veznedarı, ki·

_

tapçı. 1 871 'de Fransız·Almari savaşının sürdürülmesille Lorraine'in

ilhakına

karşı

çıkbğı

için

ve Alsace­

hapsedilmiştir.

1874'ten

1877'ye kadar Reichstag'da milletvekiliydi. - s. 17, 19� GLADSTONE (1809-1898) . - İngiliz devlet adamı, liberal juvazinin lideri. - s . 47, 1 19.

GOEG G, Arınand (1820-1 897). - 1848-49

1i6

Devdm�de

bur·

büyük bir


rol

�ynayan Badenli burj ı:tva demokrat lider; 1860-187ö arasmda propagandaya kendini hasretti . :ve Banş ve Özgürlük Li­

pasifist

gasının liderlerinden biri oldu. - s. 55. · HASENCLEVER, W. Lasalcı partinin şefle-rinden biri, 187 l'den 1875'e kadar Partinin başkanı oldu Ayzenahçılarla tek örgüt içinde birleşmeden sonra - Partide birçok önemli mevkileri işgal etti, ama artık rolü önemli değildi. - ıs99'da ölmüştür. -

.

-

s.

8, -52, 59, 63.

HASSELMANN, W. (Doğum yılı 1844) . · - Alman sosyal-demok­ ı Neue Sozial· . Demokrat'ı çıkard ı Alman. İşçileri Genel Birliğinin - temsilcisi sıfa­ tıyla Sosyal-Demokrat İşçi Partisi ile birleşme görüşmelerini yö­ netti, sonraları Vorwarts'i ("İleri") Liebknecht'le birlikte yayın­ lama önerisini reddetti ve - kendi gazetesini, Die Rothe Fahne'yi ­ ("Kızıl Bayrak") kurarak bunda anarko-sendi:kalizme yakın göıiiş­ leii savundu ve Partinin politikasına karşi çıktı. 1880'de Baden ­ Kongresinde bölücü faaliyetinden ötürü Partiden çıkarıldı ve bun­ dan sonra Arnerikaya göç etti. - s . 8, 52, 59, 63, 70, 74. HIRSCH, Karl (1841-1900) . - - Alman yazarı. Lasalcı Alman İş · çileri Genel Birliğinin üyesi. 1867'de örgütün başkanlığına geçen Schweitzeı: ile arasındaki görüş ayrılıklarından ötürü Birlik'ten çıktı. 1868'de Demokratisehes Wochenblatt gazetesini çıkardı. 1 8 70 te ;Bebel ve Liebknecht'in tutuklanmalarından sonra Eisenach hlzbinin organı Volksstaat'ın başyazarı oldu ve bu yüzden o da tu­ tuklandı. Sonraları b irçok demokratik gazeteye yazdı. s. 62. KAUTSKY, Karl (1854-1938) . - Alman sosyal-demokratı. İkin­ ci ; Enternasyonal döneminin seçkin . teoricisi, iktisatçı ve tarihçi. Kautsky bilimsel eylemine F. Engels''in yönetimi altmda başladı. · 1883 ten ·başlayarak 'Alman sosyal-demokrasisinin teorik organı Neue Zeit'ın ("Yeni Zaman") yazarı ol arak revizyonizme karşı mü­ cadele etti. 1910'a doğru, Luxemburg, Mehring, Zetkin gibilerin temsil ettikleri sol kanat ile tartışmaların başl adığı bu dönemde Kautsky "merkezci" bir tutum benimsedi; Emperyalist savaşın başında, ilkönce · duraksamalar gösterdi, ama sonraları tam bir reformist oldti. Rusya' dalö. devrimci ayaklanmaya karşı ve Sovyet iktidarına karşı bakaretiere ve iftiralara- başvurarak şiddetle kar­ şı çıktı. Başlıca yapıtları: (Kautsky henüz devrimci iken yazıl­ mış olanlar) : Sosyalist Program (1892) [Erfurt Programı] , Toprak Soninu (1899), Marltsizm ve Onun Eleştinneıii Bemstein (1900), ratı, Lassaile'ın etkisi altmda işçi hareketine kat ldı . .

-

'

-

'

·

Sosyal Devrim (1902)

Parlamentarizin ve Sosyalizm, İktidar- Yolu

(1909) . - s. ·u, 66, 68, 10, 74, 75, 80, 89, 133, 135.

177


KAYSER,

Max

mokrat. Volksboten tag üyesi

(1853-1888). - Eisenach

("Halk Habercisi")

bizbinden sosyal-de­

gazetesinin yazan, Reichs·

.

Louis ( 1830-1902)� - Hanoverli hekim, Marx'ın dostu. 1848 demokratik hareketine katıldı . ...__ s. 109. LANGE, F.-A. · ( 1 828-- 1875) . - Alman bilim adamı , idealist filo­

KUGELMANN,

Bugün ve Yann İçin Anlamı (1865) _ adlı radikal demokrasinin görüşlerini dile getiren reformist kitabın yazan, Materyalizmin Tarihi ve Çağmuzdaki Öneminin Eleştirisi (1866) adlı yapıtı ile ünlüdür. s. 36. LASSALLE, Ferclinand ( 1825-1864). - Parlak hatip, tutkulu ajitatör, marksizmin ilkelerine biçim değiştirten ve onlara ihanet eden ideali s t sonruida ulusal s o syalizm ve sosyal reformizmde ka· rar kıldı. Lassalle, 20 Mart 1867'de Alman İşçileri Genel B irliğini kurdu. Marx'ın d edi ği gibi ( 1868), Lassaile'ın hiç uniıtulmayacak 0lan hizmeti , - Alman işçilerini 15 yıl süren bir uykudan sonra uyaıidırmasıdır. Baş�ıca yapıtları: Karanlık Heraklitos'un Felse­ zof. İşçi Sorunu,

-

,

fesi, Sermaye ve ·

Emek.

-

s. 131 14, 17, 26, 28, 34, 36, 37, · 39, 52,

54, 55, 59, 61, 64, 65, 72, 76, 77, 84,

109, 110, 111, 112, 113, 117�

141, 144, 147.

LENİ N V. İ. (1870-1924). - Marx'ın öğretilisi. Devrimci karİ­ üniversitede başladı. Dev· rimci marksizmin yonılmaz yayıcısı olarak her eğilimdeki oportü­ nistlere karşı amans.ız savaş açtı. Bolşevik P artisini kurdu. Si· birya'ya sürüldü. Sürgün gittiği İngiltere, Fransa ve İsviçre'den ,

yerine, ajitatör olarak, ihraç e dil diği

Bolşevik Partisini yönetti. 1 9 14'te İkinci Enternasyonalin iflasım

ve onun · sosyal-şoven şeflerinin ihanetini ilan etti. 1 9 17 Ekim Dev­ rimini hazırladı. iktidarın Rus proletary(l'sı tarafından alınınasm· ·dan az önce Rusya'ya döndü. Komiserleri Sovyetinin başka·

nı oldu. 133.

Halk

1 9 1 9 ' da Üçüncü Enternasyonali -

kurdu. - s. 11, 12, · 13,

14,

LİEBKNECHT, Wilhelm ( 1826�1900) . - Karl Liebknecht'in ba­ bası. Bebel ile birlikte Alman sosyal-demokrasisinin en önemli li· deri. 1843 Alman Devrin1ine katıldı. Ondan sonra İsviçre ve Lond­ ra ya göç etti ve orada Marx'ın ve Engels in etkisi ile bilimsel sosyalist oldu. 1 869'da Bebel ile birlikte, Eisenach'ta, Almanya Sosyal-Demokrat İ şçi Partisini kurdu. Reformizine karşı savaştı; '

partinin merkezi organı

'

Vorwarts'in

başyazarlığını

yaptı. Lenin

kendisini . gerçek bir devrimci sayardı . Liebknecht ödün - vermez

bir materyalist ve tanrıtanımaz idi. Birçok

broşür yazmıştır.

s. 19, 20, 51, 58, 60, 65 , 68, 71, 74, 76, 78, 79, 81, 82, 86,

178

110, 146,

·­

147.


LOUIS�PHILIPPE (1 773�1850) .

,:_

1830'dan 1848'e kadar Fransa

Kralı. Burjuva kral tipi olmuştur. Onun zamanı büyük burjuva· zinin ve özellikle büyük maliye burjuvazisinin egemenlik dönemi

$ubat

Devriminden sonra İngiltere'ye sığındı ve orada · 39, 42, 101, 139. . MALTHUS (1776-1 834) . - İngiliz iktisatçısı, ünlü Nüfus İlke­

oldu. 1848

· . 1850'de öldü.

- s.

leri Üzerine Deneme adlı yapıtın yazarı. Malthus� nüfusun geomet­ ri;k dizi halinde (1, 2, 4, 8, 16, 32) arttığını buna karşılık, yiyecek maddelerinin ancak aritmetik dizi halinde (1, 2, 3, 4, 5) artabile· ceğini savunur. Bu bakımdan nüfus smırlanmalıdır. Bu nedenJ_e

ve

- Malthus, ahlaki kaçınmayı , yani sağlıklı çocuk yapamayanların çocuklarına nispi: - bir gönenç sağlayamayanların evlen�eden ka� çınmalarını

öğütler. Marx� "her tarihsel üretim tarzının, kendi

�ınırları içinde tarihsel olarak geçerli olan kendi öz nüfus yasa­

lari olduğunu" tanıtlayarak Malthus'un bu "yasa"sının yanlışlığını göstermiştir. _- s. 36. MARX, Karl (1818�1883) . -- Bilimsel sosyalizmin kurucusu, çağdaş uluslararası proletaryanın devrimci sınıf savaşımının teori ve

pratiğinin ,yaratıcısı. Marx'ın sistemi hem araştırma yöntemi ,

hem ·de eylem için kılavuz olan diyalektik . materyalizme dayanır.

Marx,

'

18 18 de, Treves'te doğdu, Bonn'da ve Berlin'de hukuk öğ­

renimi yaptı, ama çok geçmeden kendini tarih ve felsefeye ver­ di.

l842'de Rlıeinische Zeitung

gazetesinin başına _ geçti, gazete

1843'te iktidara karşı hücumlarından ötüİü kap atıldı. Marx, Pa­ ris'e yerleşti ve orada Ruge ile birlikte Fransız�Alman

yayınladı . 1844'te (Bruno . B auer

Aile ya da Eleştirici

hükümetine

ve . yandaşlarına

Yıllıklan'nı Kutsal

karşı)

Eleştirinin Eleştirisi'ni yazdı. Marx Prnsya

karşı - saidıniarına

devam ettiğinden, · bu

hükümet

184S'te onun Fransa'dan sınırdışı edilmesini sağladı. Marx, Brük� sel 'e _yerleşti ve orda, Fransızca olarak, 1 846'da, Serbest Ticaret Üzerine Konuşma'sını ve 1847'de Proudhon'un Sefaletin Felsefesi'� ne yanıt olarak Felsefenin Sefaleti'ni yayınladı. Gene 1 847'de , Ko� münistler Ligasma girdi ve Engels ile birlikte ünlü Komünist Manifesto'yu yazdı. 1848'de Marx Belçika'dan sınırdışı edildi ve

İkinci Fransız Cumhuriyetinin geçici hükümetinin isteğiyle Paris'e gitti. Almanya'da · .( 1 848) Mart Devrimi sırasında, Marx, Köln'e git� ti ve orada Neue Rheinische Zeitung'u kurdu. Bu gazete, 1 Hazi­

ran

'

1 848 den 19 Haziran 1849'a kadar çıkmıştır. Şiddete şiddetle

karşı koymayı halka öğütlediği için gazete 1849 baharında iki kez mahkeme jürisi önüne çikarıldı, her iki seferinde de beraat etti.

Marx,

yeniden Paris'e döndü, ama 1849 Haziranında Fransız hükü-

179

·


meti tarafından tehdit edildiğinden İngiltere'de oturmak zorun­ da kaldı, bu tarihten sonra bir daha ayrılmamak üzere Londra'ya

·

yerleşti.

·

Fransa'da 185 1 Aralığı hükümet darb e sinden sonra, Marx,

Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i adlı kitabını yayınladı. 1853'te

· KÖln Komünistleri Davası ile -İlgili Açıklahıalar adlı yapıtını yaz­ dı.

- Bundan soma Marx, bütün - zamanını bilim�el çalışmalarına

ayırdı. 1859'da Ekonomi Politiğ:in Eleştirisine Katkı'yı yayınladı,

bu yapıt değer teorisinin ilk açıklamasıdır. Louis Napoleon'un ücretle · tuttuğu bir Alman yazarı olan Vogt'un iftiras� uğrayın­ ca, Marx, onu yerle bir eden, Bay Vogt adlı bir broşürle yanıtladı. 1867'de ensonu onun en büyük yapıtı Kapital'in birinci - cildi ya­ yınlandı (öteki ciltler ölümünden sonra yayınlanmıştır). 28 Eylül 1 864'te, Birinci Enternasyonal, .rvıarx'ın önayak olma­

sıyla Londra'da

kuruldu; Bu. örgütün yayınlamış olduğu belgele­

rin büyük bir kısmını

o

kaleme

almıştır. 1 864'te AÇış Konuşma­

sı'ndan 187l'de Fransa'da İçsavaş'a kadar. Marksistlerle bakunin­ ciler arasındaki tartışmalardan ve Paris Komününün yenilgiye

zarar

çok

ramasından

. gören

Birinci

· 1876'da sona erdi. Hastalığı

Enternasyonalin

uğ­

varlığı,

yüzünden zayıf düşen Marx, Kapital'in ikinci ve üçüncü ciltleri üzerinde çalışmalarını sürdürdü, bu cilt­ ler ölümünden sonra Engels tarafından yayınlanmıştır. Marx, 14 Mart 1883 'te öldü.

-

s. 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 17, 18, 19, 21, 22,

54, 55, 57, ·58, 60, 62, 63 , 64, �6, 68, 73, 75 , 76; 77, ıs, 79, ,so, sı, 84, 109, 1 16, 125 , 126, 132, 133, 134, .136, 137, 139, 140. 141, 147.

MIQUEL (1829-1901 ) .

dikaldi . 1848

Devrimine

-

Alman devlet adamı, başlangıçta

ra�

katıldı. 1850'ye doğru komünist oldu. 1 860'­

tan sonra liberal ulusçulara katıldı. Prnsya .maliye bakanlıw yap­ tı.

s. 101 , 111, 1 14.

NEUE ZEIT ("Yeni .Zaman").

teorik dergisi. 1 883'ten başlayarak yönetilmiştir.

-

Alman Sosyal-demokrasisinin ­

uzun

PETTY, William (1623-1685). · - Ünlü

tikçisi. '

İngiliz iktisatçı ve istatis,

. PROUDHON, P.-J. (1809-1865) . Fransız iktisatçısı, anarşinin teorisyeni, küçük-burjuvazinin ideoloğu. Başlıca yapıtlan: Sefa· -

. Ietin Felsefesi,

sadi

Çelişkiler

Emekçi·

Sınıfiann Siyasal Yeteneği

Sistemi, Mülkiyet Nedir?

RİCARDO, David (1772-1823).

.

yıllar Kautsky taratından

s. 67, 69, 73, 75, 78, 96, 97, 136.

-

-

s.

Üzerine, İktİ·

57, -llO, 1 18, 132.

İngiliz iktisatçısı. Onu ekono­

mi politiğe doğru yöneiten Adam Smith ile birlikte klasik bur�

180


juva okulunun . en

büyük

temsilcisi - olmuştur. - Ricardo, metalann

iş zamanı miktarı ile - belirlenen değerin biricik kaynağının insan emeği olduğunu savunan teoriyi geliştirmiştir (1817) . O, sınıfların iktisac:U çelişkisini keşfetıniş

ve

'bunu açıkça ifade etmiştir. Özel

mülkiyete dayanan sosyal düzeni, R icardo, değiştirilemez bir dü·

zen sayar. Zengin - bir Londrhlı burj uva olan Ricardo, banka ser· mayesinin · ve büyük sanayi burjuvazisilıin çıkarlarının tutarlı bir

·

temsilcisi olmuştur. - s, 55.

ROUSSEAU, J.-J. (17 12-1778) . - "Aydınlanma Çağı"nın Fransız .

. filozofu. Burjuvazinin sol kanadının, yükselen burjuva demokrasi� sinin temsilcisi olarak feodal - -sömürüye - ve mutlakiyete karşı sa· vaşımın veciz sözcüsü olmuştur. Jakobenlerin - devrimci savaşımı

ile gerçekleşen "halk egemenliği" teorisini savunmuştur. Rousseau, ' feodal düzen eleştirisini ,soyut ve tarihsel olmayan doğal eşitlik, ilkel komünizmdeki insanın mutluluğu ve doğanın ve doğal ilişki·

lerin sosyal ilişkil�re üstünlüğü anlayışına dayandınr. Onun çağ�

daşlan kendis ine "doğanın havarisi" · adım takmışlardır-. - Marx, Gotha Programının, toplumsal düZenin ve bu düzenin

gelişmesine hükmeden yasaların bilimsel sımf tahlili . olacağına.

Rousseau'nunkilere yakın soyut öğretilere dayandığını göste:rmiş-

tir.

....;_ s. 24. ' . ·, . ' ' ' _SÇHWEİTZER., J.-B . .(1833-187_5}. _ - Alman , _işçi hareketinde 1860'a doğru lasalcıların Iide�L- Lassalie'ın 1864't� ölümünden _- son- ·

ra _S_ozial-Demokrat'ı

yön�tti. Almanya'nın

Prusy�ı: Junkeyslerin

hegemonyası altında birleşmesini hedef tutan Bismarck'ın politi· kas

ını destekledi. ş

Bu · tutumu yüZünden, Marx ve Engels kendisi

ile __ ili kilerini kesmişlerdir. 1867'de, Lassaile _ tar fından kurulan,

Alman

İşçileri Genel Birliğinin denetimini ele aldı. Sendikalara

bile yaymaya çalıştığı Birlikteki dikta yetkilerinden yararlanarak, Bebel ve Liebknecht'in yönettiği

. bir

Eisenach Partisine karşı amansız

savaş _ yürüttü. Alman sosyal-demokrasisindeki iki eğilim ara·

sında birleşme, ancak Schweitzer yönetimden uzaklaştınldıktan

sonra :Qlümküıi olmuştur." 1871'de Schweitzer işçi hareketinden ta­

mamen uzaklaştı. - s. 8, .78, 110, 1 13, 114, 117. SONNEMANN; Lepold (183 1-1 909) .

yazarı. Ulus al Partinin görevlisi.

-

Alman politikacısı ve

Frankturter Zeitung'un

y

azıişl� ri riıüdürii. Onun, Bismarck'm politikasına- karşı muhalefeti, bir­ çok soiunlarda kendisini ayzenahçılara yaklaştırır. - s . 62, 65. SORGE, Friedrich-Antoine ( 1 828-19Q6). - Alman komünisti, Amerika Birleşik Devletleri'nde Birinci Enternasyonalin erel sek­ siyonlannın yöneticilerindendi, ve _ :Enternasyonalin Genel Komite-

y

ısı


sinin New Yotk'a nakledilmesinden sonra Enternasyonalin genel

sekreteri oİdu. Marx ve Engels ile sürekli bir yazışmayı sürdür·

müştür. -'- s. 73, 79, 126. STİ E B ER, W.

(Doğum yılı 1818) ; - Alman polis ajanı,

e

adli

cihazdaki ve poli steki eyl mine 1848 Devriminden önce ba şlamış.·

tır. Siyasal kovuşturmalarda uzmanlaştı. Köln komünistleri dava­ sını ( 1851) tezgahlayan kiınsedir, _ 1860'tan sonra s,Psyalistlere kar� şı kovuşturmalara aktif · olarak katılmıştır. - s. 63. TESSENDORF. - Prnsya başsavcısı. 1860-1880 yıllarında sos­ yalistlere karşı açılan davalarda çok adı edilirdi. s. 63. TÖLCKE (1817-1883). - Lasalcı partinin şeflerindendir. Bü­ _-

tün ömrünce Alman · sosyal-Demokrat

Partisinin saflarında/kaldı,

ama Birleşmiş Partinin yönetiminde hiç bir önemli rolü olmadı.

-

s. 8, 52, 59.

VAHLTEICH, Julius (1S39�1915). - - Alman sosyalisti. 'Alınan İşçileri Genel Birliğinin ktiru.cularmdandır. Las saile'ın diktatörlü­ . ğüne karşı geldiği için bu örgütten çıkanldı. 1878'de Reichstag'da

milletvekili. Sosyalistlere karşı baskı önlemleri rejimi sırasında Amerika'ya göç etti ve Chicago'ya yerleşti. - s 62, 66. .

WEYDEMEYER · (1818-1866) : - 1848 olaylarına katılan· Alman·

devrimcisi, Marx ile birlikte Komünistler Ligası'na girdi.' 185 1 'de

Amerika Birleşik Devletleri'ne iltica etti. Amerikan işÇi hareketi· ne katıldı ve Revolution adlı dergisinde Marx'ın ba.Zı yapıtlannı, bu arada Louis Bonaparte'm .18 Bnımafre'ini yayınladı. Amerikan içsavaşına katılmıştır. - - s. , l2. VOLKSSTAAT. - 1870'ten 1876'ya kadar ayzenahçılann mer· kezi organı. Leipzig'de haftalık olarak çıkardı. Başyazarı Wilhelm .

Liebknecht'ti.

-

s. 21, 53, 60.

182


SOL YAYlNLARI Sahibi ve ·Yönetmeni: Muzaffer İlhan Bayındır Sk. 23/6 Yenişehir - Ankara

Erdost



Marks engels gotha ve erfurt programlarının eleştirisi sol yayınları