Issuu on Google+

MARX ENGELS LENiN STALiN KOMiNTERN & CLARA ZETKi�


KADlN SORUNU

ÜZERİNE MARX,

ENGELS, LENiN, STALiN, KOMiNTERN . ve

C LARA ZETKiN

Çeviren: İSMAİL YARKIN


Kapak: Hasan TONBA Dizgi-Baskı: Teknografik Matbaacılık A.Ş./Kapak Hazırlık: Unigraf Grafik/Kapak Baskı: Anka Ofset/İnter Yayıncılık Tic. Ltd. Şti: Alem­ dar Malı. Hamam Sok. Yavuz Han 2/15, Cağaloğlu-İst.


İÇİNDEKİLER

Sayfa 1

-

«Komünist Partisi Manifestosu»ndan parça, Marx-Engels, 1848

2 3 4

Ailenin, Özel Mülkiyetin, Devletin Kökeni'nden parça, Engels, 1844 «İnessa F. Armand'a Mektuplar», Lenin, 1915 ... «Proleter Devrimin Askeri Programı»ndan parça, Lenin, 1916

5 6 7 8 9 10

ll 12 13 14 15 16

17 18

«Kadın İşçilerin I. Bütün Rusya Kongresi'ndeki konuşma», Lenin, 19 Kasım 1918 ... «Büyük Başlangıç»tan parça, V. i. Lenin . . . «Sovyet Cumhuriyeti'nde Proleter Kadın Hareketinin Görevleri Üzerine», V. İ. Lenin, 1919 «Sovyet iktidan ve Kadının D'urumU>>, V. İ. Lenin, 1919 «Kadın İşçilere>>, V. İ. Lenin, 1920 ... «Uluslararası Kadın Günü Üzerine>>, V. İ. Lenin, 1920 ... «Uluslararası Kadın GünÜ>>, V. İ. Lenin, 1921 ... «Kadın Ve Milis Üzerine>>den parçalar, V. İ. Lenin, 1917 «Demokratik Bir Sorun Olarak Kadın Sorunu Üzerine», V. İ. Lenin «İşçi ve Köylü Kadınları I. Kongresinin 5. Yıldönümü Üzerine>>, Stalin, 1923 «Uluslaraıasr Kadınlar Günü>>, Stalin, 1925 «Kadın İşçilerin Sosyalizm Mücadelesine Çekilmesinin Gerekliliği Üzerine Karar>>, Kom. Ent. I. Kongresi tutanaklarından: Mart, 1919 ... «Kadınlar Hareketine İlişkin Rapor>>, Kom. Ent. III. Kongresi tutanaklanndan: Haziran/ Ağustos, 1920 ... «Kadınlar Arasında Komünist Çalışmanın Biçim ve Yöntemleri», Kom. Ent. III. Kongresi tutanaklarından:

9 13 30 36 40 43 46 54 59 61 63 66 69 76 79

81 83

3


Sayfa

Temmuz, 1921 . . . <<Uluslararası lıişkileri Güçlendirme Üzerine ve Komintern Uluslararası Sekreterliğinin Kadınlar Arasındaki Çalışmadaki Görevleri Üzerine Karar», Kom. Ent. III. Kongresi tutanaklarından: 8 Temmuz, 1921 .. . «Komünist Partilerinin Kadınlar Arasındaki Çalışma Yöntem ve Biçimleri Üzerine Tezler:>, Kom. Ent. III. Kongresi tutanaklarından: 8 Temmuz, 1921 ... «Kadınlar Arasında Komünist Çalışma», Kom. Ent. 4. Kongresi tutanaklarından: Kasım/Aralık, 1922 ... «Komünist Enternasyonal V. Kongresi'nin Tezleri»nden parça, Kom. Ent. V. Kongre tutanaklanndan: Haziran/ Temmuz, 1924 «Bolşevikleşme ve Kadınlar Arasında Çalışma» KEYK'in V. Genişletilmiş Plenumu'nun Komintei·n Partilerinin Bolşevikleştirilmesi Üzerine Tezleri'nden: 1925 Komünist Enternasyonal VI. Kongresi tutanaklanndan parçalar: Temmuz 1928 «Birlik Cephesi ve Kadınlar» Kom. Ent. VII. Kongresi tutanaklarından «Barış Mücadelesinde Kadınlar>>, K.om. Ent. VII. Kongresi tutanaklarından: Temmuz 1935 . . . «Uluslararası Kadın Sekretaryası'ndan Yoldaş Kirsanova'nın Konuşması>>, Kom. Ent. VII. Kongresi tutanaklarından: Temmuz 1935 «Faşizme ve Savaşa Karşı. Müc2.delede Kadınlar­ Uluslararası Kadın Hareketinde Bugünkü Durum>>, «Komünist Enternasyonal» dergisinden: 1937 ... EK: Güçlü Bir Sovyet Ailesi>>, N.K. Krupskaya'nın önsözü Sovyetler Biriiği'nde Kürtaj'a İlişkin 1920-1936 kararnameleri «Komünist Kadın Hareketi İçin Yönergeler>>, Clara Zetkin «Komünist Partisi ve Kadın Sorunu>>, Clara Zetkin «Lenin'den Anılar», Clara Zetkin 8

19

20

22

23

-

25

26 27-

28

29 30 31 32 33

4

115

-

21

24

112

-

-

117 141

194

200 202 209 211

214

224 230 236 253 282 302


YAYINEVİNİN AÇIKLAMASI:

Elinizdeki k.itap Marks, Engels, mintern beıgelerinin yanı sıra,

Lenin,

Stalin . ve

Ko­

Clara Zetkin'in Kadın So�

rununa ilişk.in mahalelerinden derlenmiştir. Kitap iki bölüm halindedir. Birinci leleri

bölüm; Mar . ks,

Engels, Lenin, Stalin'in

ve Komintenn toplantılarında

maka­

değişik konuşmacıla­

rın konuya ilişkin görüşlerin'i içermektedir. Bunların bir kısmı daha önce dilimize çevrilmesine karşın, önemli bir kısmı ilk olarak çevrilm.iş bulunmaktadır. İkinci

bölümde

ise;

Clara

Zetkin'in

Kadın

Sorunu

Üzerine üç ayrı makalesi yer almaktadır. Her iki bö!ümün bu

şekilde,

bir

arada yayınlanma­

sındahi amaç, konuya bütünlük kazandırurak ol?-uyucuya kolaylık

sağlama.k

Yayınevimiz,

i;;indir.

son yıllarda

giderek daha bir

tartışılır

hale gelen Kadınlar ve onların sorunlarına değgin tartış­ mala.ra

ışık

tutması

ve

ilerici-devrimci

kamuoyunu

ay­

dınla.tması açısından bu kitab� derleyerek bütünlüklü bir yapıt surınıayı yararlı ve gerelüi bulmuştur.

5


KADlN SORUNU ÜZERiNE MARX - ENGELS - LENIN - STALiN KOMiNTERN


KOM Ü N i ST PARTiSi MAN iFESTOSU MARX-ENGELS

-

1848

PARÇA

Burjuvazi, yani sermaye geliştik:çe, ancak iş bulduk­ ları sürece yaşayabilen ve ancak emekleri sermayeyi ar­ tırdığı sürece iş bulabilen proletarya, yani modern işçi sınıfı da gelişir. Kendilerini parça parça satmak zonın­ da olan bu emekçiler alınıp satılan bütün öteki mallar gibi bir metadırlar ve bu yüzden de rekabetin yol açtı· ğı bütün karışıklıkların, piyasada meydana <gelen bütün düzensiz değişikliklerin etkisine açıktırlar. Proleterlerin yaptığı iş, makinaların yaygın bir bi­ çimde kullamlması ve işbölümü nedeniyle, bütün birey­ sel niteliğini ve bunun sonucunda da işçi için bütün çe­ kiciliğini yitirmiştir. Makinanın

bir uzantısı olup çık­

mıştır işçi; artık işçiden istenilen, en basit, en tekdüze ve en kolay edinilir bir beceridir yalnızca. Bu nedenle, bir işçinin üretim maliyeti, nerdeyse bütünüyle, hayatta ka­ labilmesi ve soyunu sürdürebilmesi için gerekli geçim araçlarıyla sınırlıdır. Ama bir metanın, dolayısı ile eme­ ğin de fiyatı, onun üretim maliyetine eşittir. Dolayısıyla� yapılan işin çekilmezliği arttıkça, ücret

azalır. üstelik�

makinaların kullamlması ve işbölümü arttıkça, bir yan-


dan çalışma saatlerinin uzaması, bir yandan belli bir sü­ re i.çinde yapılan işin artması ve bir yandan da makina­ ların hızlandırılması, vb. ,sonucunda işin yükü de ağır­ laşır. Modern sanayi, ataerkil ustanın sanayici kapitalistin büyük

küçük atölyesiru

fabrikasına dönüştürmüş­

tür. Fabrikaya doluşan emE1�çi kitleler, askerler gibi ör­ gütlenmiştir. Onlar, sanayi ordusunun sıradan erieri ola­ rak, tam bir subaylar ve çavuşlar hiyerarşisinin komuta­ sı altına sokulmuşlardır. Onlar yalnızca um ve burjuva devletinin köleleri

her

gün,

burjuva sınıfı­

olmakla kalmazlar;

her saat, makinalar tarafından,

denetçi tara­

fından ve en çok da burjuva fabrikatörüriün kendisi ta­ rafından köleleştirilirler. Bu zorbalık

biricik amacının

kazanç olduğunu ne kadar açık bir biçimde ortaya ko­ yarsa, o kadar aşağılık, o kadar tiksindirici ve o kadar dayanılmaz olur. Kol emeğiyle yapılan işlerde becerinin ve gücün ge­ rekliliği ne kadar azalırsa, başka bir deyişle modern sanayi ne kadar gelişirse, erkek emeğinin yerini o ölçü­ de kadın emeği alır. Yaş ve cinsiyet farklılıklarının iş­ çi sınıfı için hiçbir ayırdedici toplumsal geçerliği kalma­ mıştır artık. Bütün işçiler, yaş ve

cinsiyetlerine göre

farklı masrafa yolaçan iş araçlarından başka birşey de­ ğildirler artık... Ailenin ortadan kaldırılması! En

radikalierin bile,

komünistlerin bu yüz kızartıcı önerisi beynine sıçrıyor.

karşısında kanı

Peki, bugünkü aile, yani burjuva ailesi hangi terne­ le dayanıyor? Sermayeye, özel kazanca aile, tam olarak gelismis biçimiyle, '

dayanıyor. Bu

yalnızca burjuvazi

,

içinde vardır. Ama bu durum, proleterler arasmda ailenin nerdeyse hiç mamlanıyor.

10

bulunmamasıyla ve açık fuhuşla ta­


Kendisini tamamlayan şey kaybolup gittiği zaman doğal olarak burjuva ailesi de kaybolup gidecek ve ser­ mayenin ortadan kalkmasıyla birlikte her ikisi de orta­ dan kalkacaktır. Siz, çocukların anababaları tarafından sömürülme­ Bine son vermek istemekle mi suçluyorsunuz bizi? Bu .suç kabulümüzdür. Ama diyeceksiniz ki, aile eğitiminin yerine toplum­ sal eğitimi geçirmekle ilişkilerin en kutsalını yıkıyorsu­ nuz. Peki, ya sizin eğitiminiz! O da toplumsal değil mil Onu da, eğitim yaptığınız toplumsal koşullar, toplumun okullar, vb. aracılığıyla yaptığı dalaylı ya da dolaysız müdahale belirlemiyor mu? Toplumun eğitime müdaha­ lesini Komünistler icadetmedi ki; Komünistlerin istedi­ ği, bu müdahalenin niteliğini değiştirmekten ve eğitimi .hakim sınıfın etkisinden kurtarmaktan başka birşey de­ ğildir. Proleterler arasındaki bütün aile bağları modern sanayinin etkisiyle kopup parçalandımça, proleterlerin çocukları alınıp satılan basit birer mal ve iş aracına dö" nüştükçe, burjuvazinin yapmacık bir edayla aile ve eği­ timden, anababa ile çocuk arasındaki kutsal ilişkiden dem vurması bir kat daha iğrençleşiyor. Ama siz Komünistler kadınların ortaklaşa kullanıl­ masım getireceksiniz diye bir ağızdan yaygarayı basıyo;r tüm burjuvazi. Burjuva, karısını basit bir üretim aracı olarak gö­ rür. üretim araçlarının ortaklaşa kullanılacağını duyun­ -ca da, pek doğal olarak, her şeyin ortak olmasının ka­ dınların da ortak olmasma yol açacağ1ndan başka bir sonuca varamaz. Gerçek amacın, kadınların basit birer üretim aracı Dlmaktan çıkarılması olduğu, aklının ucundan bile geç­ mez burjuvanın. ı


Doğrusu, burjuvalarımızın, Komünistler tarafından açıkça ve resmen kurumlaştırılacağını ileri sürdükleri, kadınların ortaklaşa kullanılması karşısında duydukları erdemli öfkeden daha gülünç birşey olamaz. Komünist­ lerin kadınların ortaklaşa kullanılmasını getirmelerine gerek yoktur ki; çok eski zamanlardan beri varolan bir­ şeydir bu. Burjuvalarımız, bırakalım genelev fahişelerini, yan­ larında çalışan proleterlerin kaniarına ve kızıarına ke­ yiflerince el atmakla da yetinmez, birbirlerinin karıları­ nı ayartınaktan sonsuz bir zevk alırlar. Burjuva evliliği, gerçekte, evli kadınla:rda ortaklık­ tır. Bu yüzden de Komünistler, olsa olsa, kadınların or­ taklaşa kullanılmasını ikiyüzlülükle gizlenen birşey ol­ maktan çıkarıp açıkça meşrulaştırilmış birşey haline ge­ tirmek istemekle suçlanabilirler. Nerede kaldı ki, bu­ günkü üretim ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıyla bir­ likte, kadınların bu sistemden kaynaklanan ortaklaşa kullanılmasının, yani açık ve gizli fuhşun da ortadan kalkacağı açıktır. MARX-ENGELS, Aralık 1847 -Ocak 1848, Eserler, cilt 4, s. 468/469 ve 478f479, Almanca

12


Ai LEN i N, ÖZEL MÜLKiYEli N VE D EVLETi N KÖKEN i ENGELS

-

1844

PARÇA

Günümüzde, burjuva evliliği iki türde yapılır. Ka­ tolik ülkelerde, eskiden olduğu gibi şimdi de, burjuva delikanlısına mütenasip kadın bulanlar, onun anababa­ sıdır, ve bunun doğal sonucu, tek eşli evliliğin kapsadı­ ğı çelişkilerin en tam gelişmesidir: erkeğin. tarafında, dört başı marnur metreslik, kadının tarafında, dört başı marnur. eş aldatma. Eğer katalik kilisesi boşanmayı ya­ saklamışsa, bunun tek nedeni hiç kuşkusuz, ölüme oldu­ ğu kadar, eş aldatmaya da bir çarenin bulunmadığını kabul etmiş olmasındandır. Blina karşılık protestan ül­ kelerde, burjuva oğlunun, kendi sınıfının kadınları ara­ sından, azçok özgürlükle seçme hakkına sahip olması kuraldandır; öyle ki, evliliğin temelinde bir dereceye ka­ dar aşk bulunabilir, ve protestan ikiyüzlülüğüne uygun düştüğünden, evliliğin temelinde her zaman aşkın bu­ lunduğu varsayılır. Burada erkeğin metresi olması da­ ha gevşek, kadının eş aldatması daha seyrek bir hal alır. Ne var ki, her türlü evlilik içinde, insanlar evlilik pnce­ sinde ne iseler gene o kaldıklarından, ve protestan ülke­ lerdeki· burjuvalar da çoğunlukla darkafalı oldukların13


dan, bu protestan tek eşli evlilik, en iyi hallerin ortala­ masında bile, evlilik birliğine, adına aile mutluluğu deni­ len ağır bir can sıkıntısından başka birşey getirmez. Bu iki evlilik yönteminin en iyi aynası romandır: Katalik biçimi için Fransız romanı; protestan biçimi için Alman romanı. Her ikisinde de «erkek kendine uygun düşeni bulur»: Alman romanında delikanlı, genç kızı; Fransız romanmda koca, boynuzları. Bu ikisinden hangisinin en kötü payı aldığını söylemek de her zaman kolay değil­ dir. Bu yiizden, Alman romanındaki can sıkıntısı, Fran­ sız burjuvasmda, Fransız romanındaki '«ahlaksızlığın»­ darkafalı ·Alman'da uyandırdığına eşit bir tiksinti uyan­ dırır. Ama şu son zamanlarda, «Berlin bir dünya kenti haline geldiğinden» bu yana, Alman romanı da, orada. çoktan beri iyice tanınmakta olan illetreslik ve eş aldat­ ma bakımından, utangaçlığı bırakarak, takviye almaya. başlamış bulunuyor. Ama her iki durumda da evlilik, eşierin sınıf konu­ mu üzerine kuruludur ve bu ölçüde de daima tenasüp (uygunluk) evliliğidir. Gene her iki durumda da bu te­ nasüp evliliği, çoğunlukla en kaba fuhuş haline dönüşür -bazen her iki tarafın, ama daha çok kadının fuhuşu haline; eğer kadın sıradan fahişelerden ayrılıyorsa, bu­ nun tek nedeni, vücudunu bir ücretli gibi parça başına. kiralamayıp, bir köle gibi bir sefer-de tamamen satma­ sıdır. Ve F'ourier'nin sözü, bütün tenasüp evliliklerine­ uygun düşer: «Nasıl dilbilgisinde iki olumsuzlamadan bir olumla­ ma çıkarsa, tıpkı onun gibi; evlilik ahlakında -da, iki fu­ huştan bir iffet çıkar.» Cinsel aşk, ancak ezilen sınıflar içinde, yani günü­ müzde proleta.rya içinde, kadınla kurulan ilişkilerin ger­ çek kuralı olabilir ve ancak proletarya içinde durum böyledir; bu ilişkiler toplum tarafından ister onaylansın,. 14


ister onaylanmasın. Ama burada, klasik tek eşli evliliğin bütün temelleri yıkılmıştır. Proletaryada, tek eşli evli­ lik ve erkek üstünlüğünün, kendisinin korunması ve mi­ rasçılara geçmesi için kurulmuş olduğu hiçbir mülkiyet bulunmaz; öyleyse, bu sımfta, erkek üstünlüğünü geçer­ li hale getirmek için hiçbir dürtü yoktur. üstelik, hatta bunu sağlamak için gerekli araçlar bile eksiktir; bu üs­ tünlüğü koruyan burjuva hukuku, yalnızca mülk sahip­ leri ve onların proleterlerle olan ilişkileri i,çin mevcut­ tur; tuzluya patlar ve dolayısıyla yoksulluktan ötürü iş­ çinin, karısı karşısındaki durumunda hiçbir geçerliliğe sahip değildir. Burada bambaşka

kişisel ve toplumsal

ilişkiler tayin edici olur. Ve üstelik, büyük sanayi kadı­ nı evden kopararak iş pazarına ve fabrikaya gönderdiği ve onu çoğunlukla ailenin besleyicisi durumuna getirdi­ ğinden beri, proJeterin evinde erkek üstünlüğünün son kalıntısı da temelini yitirmiş oldu

belki, tek eşli evli­

likle birlikte töreye girmiş bulunan kadınlara karşı zor­ balık hariç. Böylece, hatta eşler arasında en tutkulu aşk ve en kesin bağlılık da olsa ve tüm, dünyevi ve dini kut­ samaya karşın, proleter ailesi artık terimin gerçek anla­ mında monogam (tek eşli

-

ÇN) aile değildir.

dolayı, tek eşli evliliğin ayrılmaz yol

Bundan

arkadaşları olan

metrescilik ve eş aldatma, proleter aile içinde ancak git­ tikçe kaybolan bir rol oynar; kadın, boşanma

hakkını

gerçekte yeniden elde etmiştir ve eğer birbirine dayana­ maz. duruma .gelinirse, ayrılmak yeğ tutulur. ıSözün kısa­ sı, proletarya evliliği, sözcüğün etimolojik (köke-kayna­ ğa ilişkin

-ÇN) anlamında monogamiktir, ama tarih­

sel anlamında asla değil. Huku�çularımıza göre, yasamadaki ilerleme, kadın­ ların tüm yakınma nedenlerini gitgide artan bir ölçüde ortadan kaldırıyor. Modern uygar yasama sistemleri, ev­ liliğin geçerli olabilmesi için birincisi,

eşierin özgürce

15


girdikleri bir sözleşme olması. gerektiğini; ve ikincisi, :evlilik süresince, eşierin birbirine karşı aynı hak ve gö­ revlere sahip olmaları gerektiğini gitgide kabul etmek­ tedir. Eğer bu iki talep tutarlı bir biçimde uygulanırsa, o zaman kadınlar tüm istediklerine kavuşmuş olurlardı. Bu katıksız hukuksal gerekçelendirme, radikal cum­ huriyetçi burjuvanın, proleterleri baştan savmak ve ya­ tıştırmak için kullandığı gerekçelendirmenin aynısıdır. İş sözleşmesi de taraflar arasında öz:gürce yapılmış sayı­ lır. Ama bu öz.gürlük, taraflar arasındaki eşitliğin yasa tarafından kağıt üzel'inde kurulmasına dayanır. Farklı sınıfsal konumların taraflardan birine verdiği güç, bu güçlü tarafın öbürü üzerindeki baskısı -iki tarafın ger­ çek ekonomik konumu- bütün bunlar yasayı hiç ilgi­ lendirmez.. Ve iş sözleşmesi süresince, biri ya da öbürü açıkça vazg : eçmedikçe; iki tarafın eşit haklara sahip ol­ duğundan yola çıkılır. Ama ekonomik koşullar işçiyi hak eşitliğinin hatta son kırıntılarından bile vazgeçmeye zorlarmış, bu yasanin umrunda değildir. E:Vliliğe gelince, yasa, hatta en ilericisi bile, eşierin gönüllülüklerini formel olarak tutanağa geçirmeleriyle, tamamen yerine getirilmiş olur. Hukuk kulislerinin ar­ dında cereyan eden gerçek yaşamda olup bitenler ve bu gönüllülüğün nasıl oluştuğu, yasayı da, hukUkçuları da ilgilendirmez. Buna rağmen en basit hak karşılaştırma­ sı, bu gönüllülüğün ne değer taşıdığını hukukçuya gös­ terebilirdi. Ana-baba servetinden zorunlu bir parçanın çocuklara yasa tarafından sağlandığı, yani çocukların ·ınirastan yoksun bırakılamadığı ülkelerde -Almanya' da, Fransız hukukunun yürürlükte bulunduğu ülkelerde, vb.-, çocuklar evlenebilmek için ana-babalarının onayı­ nı almak zorundadırlar. Evlenebilrnek için ana-baba ,onayının yasal bir koşul olmadığı ingiliz hUkukuna bağ­ lı ülkelerde ise, ana-babalarm servetleri üzerinde tam 16


bir vasiyet özgürlüğü vardır ve

çocuklarını diledikleri

gibi mirastan yoksun bırakabilirler. Buna rağmen ve bu yüzden, miras kalacak birşeyleri bulunan sınıflar içinde, evlenme özgürlüğünün İngiltere ve Amerika'da, Fransa ve Almanya'da olduğundan kıl kadar fazla olmadığı açık­ tır. Evlilikte erkekle kadının hukuksal eşitliğinde de du­ rum bundan daha iyi değildir. Kadın-erkek

arasındaki,

daha önceki toplumsal durumlardan bize miras kalmış olan yasal eşitsizlik, kadının ekonomik baskı altında olu­ .şunun nedeni değil, sonucudur. Çocuklarıyla birlikte bir­ çok evli çiftleri kapsayan eski komünist ev ekonomisin­ de, kadınlara bırakılan ev yönetimi, tıpkı erkekler tara­ fından yiyecek sağlanm ası gibi, toplumsal zorunluluk taşıyan bir kamu işiydi. Ataerkil aile ile ve ondan da çok monogam bireysel aileyle birlikte, bu değişti. Ev yöneti­

mi kamusal niteliğini yitirdi. Bu iş artık toplumu ilgilen­ dirmiyor. O bir Ö'Zel hizmet haline geldi; toplumsal üre­ time katılmaktan uzaklaştırılan kadın, bir başhizmetçi oldu. Toplumsal üretim yolunu kadına -ama yalnız pro­ leter kadına-,- yeniden açan, günümüzün büyük sanayü olmuştur; ama bu yol, öylesine koşullar içinde açılmıştır ki, kadın eğer ailenin özel hizmetiyle ilgili görevlerini yerine getirmek isterse, toplumsal üretimin dışında ka­ lır ve birşey kazanamaz; ve eğer toplumsal üretime ka­ tılmak ve kendi hesabına kazanmak isterse, ailevi görev­ lerini yerine getirmekten uzak kalır. Fabrikadan, dok­ torluk ve avukatlığa kadar, kadın için tüm iş kollarında durum budur. Modern tek eşli aile, kadının açık ya da gizli ev köleliği üzerine kurulmuştur; ve modern toplum, salt tek eşli ailelerden -moleküller gibi- meydana ge­ len bir kütledir. Günümüzde erkek çoğunlukla, hiç de­ ğilse varlıklı sınıflarda, ailenin dayanağı olmak ve onu beslemek zorundadır; bu durum ona, hiçbir hukuki özel

17


ayrıcalık gerekmeden, egemen bir konum

sağlar. Aile

içinde, erkek burjuvadır, kadın proletaryayı temsil eder. Ama sanayi dünyasında, proletaryayı ezen iktisadi bas­ kının özgül niteliği, kendini bütün sertliğiyle, ancak ka­ pitalist sınıfın bütün yasal ayrıcalıkları kaldırıldıktan ve iki sınıf arasında tam bir hukuksal eşitlik kurulduk­ tan sonra gösterir; demokratik cumhuriyet, iki sınıf ara­ sındaki uzlaşmaz karşıtlığı yoketmez; tersine, bunlar arasındaki savaşımın, üzerinde yapılacağı alanı ilk hazır­ layan odur. Aynı biçimde, erkeğin kadın üzerindeki ege­ menliğinin özel niteliği, bu iki cins arasında gerçek bir toplumsal eşitlik kurma zorunluluğu ve bunun yolu, bü­ tün bunlar, kendilerini ancak, erkekle kadın tamamen eşit hukuksal haklara sahip oldukları zaman apaçık gös­ tereceklerdir. O zaman görülecektir ki, kadının kurtulu­ şunun ilk koşulu, bütün kadın cinsinin yeniden toplum­ sal üretime dönmesidir ve bu koşul, tekil ailenin toplu­ mun iktisadi birimi olarak ortadan kaldırılmasını gerek­ tirir.

Demek ki, kaba çizgilerle, insanlığın gelişmesindeki bellibaşlı üç aşamaya uygun düşen, bellibaşlı üç evlilik biçimi var. Yabanıllıkta grup halinde evlilik, barbarlık· ta iki başlı evlilik, uygarlıkta, zina ve fuhuşla tamamla­ nan monogami. İki başlı evlilikle monogami arasında, barbarlığın üst aşamasında, erkeklerin köle kadınlar üzerindeki kumandası ve çok karılılık sıkışıvermekte­ dir. Bütün açıklamamızın tanıtladığı gibi, bu kronolo­ jik sıra1amada kendini gösteren ilerleme, kadınların gi­ derek grup halinde evlilikteki cinsel özgürlükten yok­ sunlaştırılması, erkeklerin ama bu özgürlüğü yitirme­ nıesi özelliğine bağlanmaktadır. Ve gerçekten de grup

18


halinde evlilik erkekler için varlığım günümüze kadar pratikte sürdürmüştür. Kadın için bir suç olan ve ağır yasal ve toplumsal sonuçlar getiren şey, erkek için şeref­ li birşey, ya da en kötü du rumda, seve seve ta.şınan bir ahlaki leke olarak kabul edilir. Ama geleneksel heta­ erizm zamammızda kapitalist üretim tarafından değiş­ tirilip, ona uygun hale getirildikçe, gitgide daha açık fu­ huş haline dönüştükçe, bir o kadar maneviyat sarsıcı et­ kide bulunur. Ve erkeklerin maneviyatmı kadınlarınkin­ den çok daha fazla sarsar. Fuhuş, kadınlar arasında, yal­ nızca kendini buna kaptıran mutsuzları alçaltır; ve bun­ lar arasında da genellikle samldığından daha az derece­ de. Buna karşılık o, bütün erkek dünyasının karakterini aşağılar. Böylece, özellikle uzun süren ön nişanlılık du­ rumundan dokuzu, evlilikte sadakatsizlik için gerçek bir hazırlık okuludur. Şimdi, tamamlayıcısının, yani fuhuşun olduğu k�­ dar, monogaminin de bugüne kadarki iktisadi temelleri­ nin yok olacağı bir toplumsal devrime doğru gidiyoruz. Monogami, önemli zenginiikierin bir elde -erkeğin elin­ de- yoğunlaşmasından, ve bu zenginlikleri başka hiç kimseye değil, bu adamın çocuklarına miras bırakma is­ teğinden doğdu. Bı.ınun jçin, erkeğin değil, kadının mo­ nogariıisi gerekliydi, öyle ki, kadının bu monogamisi, erkeğin açık ya da saklı poligamisine kesin,likle engel de­ ğildi. Ama önümüzde duran topllLmsal devrim, miras bı­ rakılabilecek sürekli zenginiikierin hiç olmazsa sonsuz büyük bölümünü -üretim araçlarını- toplumsal mül­ kiyete dönüştürerek, bütün bu miras kaygılarını en aza indirecektir. İktisadi nedenlerden doğmuş bulunan mo­ nogarni, bu nedenler ortadan kalkınca yokolacak mı? Buna, hiç de haksız olmayarak, şu yanıt verilebilir: Yokolmak bir yana, monogami asıl bundan sonra tam anlamıyla gerçekleşecektir. Çünkü üretim araçlarının 19


toplumsal mülkiyete dönüşümüyle birlikte ücretli emek, proletarya da, yani belirli -istatistiki olarak hesaplana­ bilir- bir sayıda kadın için, para karşılığı kendini sat­ ma zorunluluğu da ortadan kalkacaktır. Fuhuş ortadan kalkınca, monogami yokolmak bir yana, nihayet bir ger­ çek haline ıgelecektir - erkekler için de. Demek ki, erkeklerin durumu her ihalükarda ada..m· akıllı değişecektir. Ama kadınların, bütün kadınların du­ rumu da, büyük bir değişikliğe uğrayacaktır. üretim araçlarının ortak mülkiyete geçmesiyle birlikte, tekil a.iie, toplumun iktisadi birimi olmaktan çıkar. özel ev ekonomisi, toplumsal bir sanayi halinıo: dönüşür. Çocuk­ larm bakımı ve eğitimi kamu işi haline gelir: toplum, ister evlilik-içi, isterse evlilik-dışı olsun, bütün çocukla­ rın eşit bir şekilde bakımını üstlenir. Böylece, bugün bir genç kızı, kendini sevdiği erkeğe kayıtsız-şartsız vermek­ ten alıkoyan en özlü toplumsal -ahlaki olduğu kadar da iktisadi- neden, ((Sonra ne olacak?» kaygısı da; aynı şekilde ortadan kalkar. Bu, daha özgürce bir cinsel iliş­ kinin, ve böylece bakirenin iffeti ve kadımn iffetsizliği konusunda kamuoyunda daha gevşek bir görüşün gide­ rek ortaya çıkması için yeterli sebep değil midir? Son olarak, modern dünyada monogami ile fuhuşun karş.ıt­ lıklar, ama birbirinden ayrılmaz karşıtlıklar, aynı top­ lumsal durumun kutupları olduğunu görmedik mi? F'u­ huş, kendisiyle birlikte monogamiyi de uçuruma sürük­ lemeksizin, ortadan kalkabilir mi? Burada yeni bir öge işe karışır, monoga.minin oluş­ tuğu sırada, olsa olsa tohum halinde varolan bir öge: bi­ reysel cinsel aşk. Ortaçağ öncesinde, bireysel cinsel aşk sözkonusu edilemezdi. Kişisel güzellik, içtenlik, benzer beğeniler vb.'nin farklı cinsiyetlerden kişiler arasında cinsel ilişki isteği uyandırdığı ve erkeklerin ve kadınların, bu en iç20


ten ilişkiye kiminle giriştiği konusunda kayıtsız kalma­ dığı, kendiliğinden anlaşılırdır. Ama bununla, uızım bil­ diğimiz biçimiyle cinsel aşk arasında, dağlar var. Bütün antik çağda, evlilikler ebeveynler tarafından kararlaştı­ rılır ve ilgili kişiler de buna sessiz-sedasız uyarlar. Antik çağın tanımış olduğu bir parçacık kan-koca aşkıysa, öz­ nel bir eğilim değil, bilakis nesnel bir -yiikümlülüktür, evliliğin temeli değil, tamamlayıcısıdır. Modern anlam­ da aşk ilişkilerine, antik çağda, ancak resmi topluın dı­ şında rastlanır. Teokrit ve Moşos'un aşk sevinçlerini ve aşk acılarım şarkılaştırdıkları çobanlar, Longos'un Dap­ !mis ve Cloe'si, hep, özgür yurttaşın yaşam alanı olan devlette hiçbir yeri buluillnayan kölelerdir. Kölelerin dı­ şında ama aşk maceralarına, yalnızca batış halindeki an­ tik çağın bozuluş ürünü olarak rastlarız ve bu aşk ma­ ceraları da resmi toplumun dışında duran kadınlarla, heiaerelerle, yani yabancı ya da kölelikten azat edilmiş kadınlarla yaşanır; Atina'da, Atina'nın batışının arife­ sinden itibaren, R10ma'da ise imparatorlar döneminde. özgür erkek ve kadın yurttaşlar arasında gerçekten bir aşk macerasına rastlanırsa, bu salt eş aldatmış olmak içindi. Ve antik çağın klasik aşk şairi ihtiyar Anakreon için, bizim bugün anladığımız anlamdaki cinsel aşk öy­ lesine umursanmazdı ki, sevilen varlığın cinsiyeti bile önemsizdi. Bizim anladığımız anlamda cinsel aşk, eskinin basit cinsel isteğinden, Eros'tan adamakıllı ayrılır. İlk önce, cinsel aşk, sevilen kimsenin de karşı sevgisini öngörür; kadın bu sürece ve ölçüde erkekle eşittir, antik Eros'ta ise kadına düşüncesi her zaman sorulmazdı. İkincisi, cinsel aşk öyle bir yeğinlik ve kalıcılık derecesine sal).ip­ tir ki, her iki taraf için de birbirine sahip olarnama ve ayrılık, büyük bir felaket, ya da en büyük felaket olarak görülür; karşılıklı olarak birbirlerine sahip olabilmek


için, hayatını ortaya koymaya kadar varan, yüksek bir kumar oynarlar ki, bu antik çağda ancak eş aldatma du­ rumunda görülürdü. Ve son olarak, cinsel ilişkinin de­ ğerlendirilmesinde yeni bir ahlak ölçütü ortaya çıkar; salt, evlilik içi mi dışı mı olduğu sorulmakla kalmaz; sevgi ve karşı-sevgiye dayamp dayanmadığı da sorulur. Feodal ya da burjuva pratiğinde, bütün diğer ahlak öl­ çütlerine ne kadar kulak asılıyorsa, bu yeni ölçüte de o kadar kulak asılacağı ortadadır - ona aldırış edilmez. Ama bu yeni ahlak ölçütü, öbürlerinden daha kötü bir davra.."�"ış ı da görmez. O da, tıpkı öbürleri gibi, teoride, kağıt üstünde kabul edilir. Ve şimdilik bundan fazlasını talep edemez. Antik çağın cinsel aşka doğru yaptığı

atılımlarda

durmuş olduğu nokta, ortaçağın hareket noktasını oluş­ turur: eş aldatma. Tagelieder'leri icat eden şövalye aşkı­ nı daha önce anlatmıştık. Evliliği bozmak isteyen bu aşkla, evliliği kuracak aşk arasında, şövalyeliğin asla ta­ mamıyla katetmediği uzun bir yol var. Hatta uçan La­ tinlerden e�dem.li Almanlara da geçsek, «Nibelmıgen Şarkısı»nda göriirüz ki, Siegfried'in kendisine aşık ol­ duğu kadar içinden Siegfried'e aşık olan Kriemhild bi­ le, Gunther, onu, adını söylemediği bir şövalyeye vaadet­ tiğini haber verince, yalnızca şöyle der: «Bana sormanıza hiç gerek yok; siz ne emreder­ seniz, Çl.aima öyle olmak isterim; bana koca ola.rak verdiğiniz kim ise, efendim, benim de nişanlanmak istediğim odur.» Burada aşkının hesaba katılabileceği Kriemhild'in aklına bile gelmez. Onlan hiç görmüş olmaksızın, Guntc her Brunhild'le, Etzel Kriemhild'le evlenmek ister; «Gutrwı» da da böyle: iriandalı Siegebant, Norveçli Ute

22


ile; Hetel von Hegelingen, İrlandalı Hilde ile evlenmek ister; nihayet Siegfried von Morland, Hartmut von Or­ manien ve Herwig von Seeland, Gutrun ile evlenmek is­ terler. Ve yalnızca bu son durumda kadın, tamamen ken­ di isteğiyle, üçüncü talip için karar verir. Genel olarak, genç prensin nişanlısı, eğer hayattaysalar,

prensin ebe­

veyni tarafından, eğer hayatta değillerse, bu konuda her halükarda büyük bir söz sahibi olan büyük feodal mülk sahiplerinin onayıyla, prens tarafından seçilir. Zaten başka türlü de olamazdı. Şövalye ya da baran için oldu­ ğu gibi, bizzat hükümdar için de, evlenme

siyasal bir

iştir, yeni ittifaklarla gücünü artırmak için bir fırsattır; bireyin yeğlemeleri değil, hanedanın çıkarları tayin edi­ cidir. Bu koşullar içinde, evlenme kararlaştırılırken, son sözü nasıl olur da aşk söyleyebilir? Ortaçağ kentlerindeki lonca mensuplan için de du­ rum başka türlü değildi. Onu koruyan ayrıcalıklar, lon­ caların sınırlayıcı tüzükleri, onu bazan öbür loncalar­ dan, bazan kendi meslektaşlarından, bazan da kalfa ve çıralarından yasayla ayıran yapay sınırlar, kendine uy­ ·gun bir eş arayabileceği çevreyi adamakıllı daraltıyor­ du. Ve bu karmakarışık sistem içinde, ona hangi kadı­ mn en uygun düştüğünü asla bireysel yeğlemeler değil, aile çıkarı tayin ediyordu. Demek ki, olayların

ezici çoğunluğunda,

evlenme

orta,çağın sonuna kadar, başlangıçtan beri ne idiyse öyle kaldı: asla ilgililer tarafından kararlaştırılmayan bir me­ sele. Başlangıçta, dünyaya evli gelinirdi - diğer cinsten bütün

bir grupla

evli. Grup halinde

evliliğin daha

sonraki biçilerinde de muhtemelen berizer koşullar var­ dı, yalnızca grup gitgide daralıyordu.

İki başlı ailede,

:annelerin çocukların evliliklerini kendi aralarında konu­ şup ka.rarlaştırmaları kuraldır;

burada da, genç çiftin

,gens ve kabile içindeki konumunu sağlamlaştıracak yeni

.23


akrabalık ilişkileri üzerindeki düşünceler

tayin edici­

dir. Ve özel mülkiyetİn ortak mülkiyete ağır basması ve miras çıkarları dolayısıyla babalık hukuku ve monoga­ minin egemenliği başladığında, evlilik de haydi haydi iktisadi düsüncelere bağlı hale geldi. Satın alına yoluyla evliliğin

biÇimi ortadan

ka:ıkar, ama

kendisi durmadan

artan bir ölçüde uygulanır; öyle ki, yalnızca kadın değil, erkeğe de bir fiyat biçilir - kişisel özelliklerine göre de­ ğil, servetine göre. Evlenmenin herşeyin üstündeki nede-· ninin, ilgililerin birbirine karşı duyduklan sevgi olması gerektiği, bu, egemen sınıfların pratiğinde ta baştan be­ ri hiç dvyulmamış birşey olarak kalmıştı; böyle birşey en iyi halde romantizmde görüldü ya da - hiç hesaba katılmayan ezilen sınıflar arasında. Coğrafi keşiflerden beri, dünya

ticareti ve manü­

faktürle dünya egemenliğine hazırlandığında, kapitalist üretimin bulduğu durum buydu. Bu evlilik tarzının, ona çok uygun düştüğü sanılabilirdi,

gerçekten de öyleydL

Ama buna rağmen -dünya tarihinin cilvesine akıl er­ miyor-, bu evlenme tarzmda tayin edici bir gedik aç­ mak zorunda kalan da o oldu. Her şeyi metaya dönüş­ türmekle, kapitalist üretim, geçmişe ait bütün gelenek­ sel ilişkileri çözdü, miras kalan törelerin, tarihsel huku­ kun yerine, alım-satımı, «özgür» sözleşmeyi koydu; İngi­ liz hukukçusu H.S. Maine'in, önceki çağlara göre bizim bütün ilerlememizin, from sta.tus to contrad a yani mi-· '

,

ras yoluyla kalan koşullardan, özgürce sözleşme yapılan koşullara geçmekten ibaret olduğunu

söyleyerek, sanki

müthiş bir keşifte bulunduğuna inandığı gibi; oysa bu, aslında, doğru olduğu ölçüde, daha «Komünist Manifes­

to» da dile getirilmişti. Bir

sözleşme

yapmak için

ama, . şahısları, ey­

lemleri ve malları üzerinde özgürce tasarrufta bulunabi­ len ve birbirleri karşısında eşit hakka sahip kişiler gere-

24


kir. İşte, bu «özgün> ve «eşit» bireyleri yaratmak, tam da kapitalist üretimin bellibaşlı eserlerinden biri idi. Bu iş başlangıçta ancak yarı-bilinçli bir şekilde, üstelik bir de dinsel renklere bürünmüş tarzda olduysa da, Luter'ci ve Kalvin'ci Reformasyon'dan itibaren, insanın ancak tam bir özgürlük , içinde yaptığı işlerden tamamen so­ rumlu olduğu ve insanı ahlak dışı bir eyleme zorlayan bütün zorlamalara karşı koymanın, ahlaki bir görev ol­ duğu ilkesi yerleşmiştir. Ama bu ilke, bugüne kadarki evlenme pratiğiyle nasıl uzlaşmıştır? Burjuva anlayışına göre, evlilik bir sözleşmeydi, hukuksal bir işti, ve hatta, iki insanın bedeni ve ruhu üzerinde ya-;;am boyunca ka­ rar verdiğine göre, bütün hukuksal işlerin en önemlisiy­ di. E:Vet, artık bu hukuksal iş, biçim bakımından özgür­ ce sonuçlandırılıyordu: İlgililer «evet» demezse, olmaz­ dı. Ama bu '«evet>ıin nasıl sağlandığı ve evliliği •asıl ko­ taranların kimler olduğu da çok iyi biliniyordu. E,ğer ama tüm diğer sözleşmeler için gerçek karar özgülüğü talep ediliyorduysa, neden bu sözleşme için de edilme­ sindi? Bir çift meydana getirecek olan iki genç kişi, ken­ dileri kendi beden ve organların üzerinde özgürce tasar­ rufta bulunma hakkına da sahip değiller miydi? Cinsel aşk, şövalyelik tarafından moda haline .getirilmemiş miy­ di, ve eş aldatıcı şövalye aşkı karşısında eşierin aşkı, cin­ sel aşkın gerçek burjuva biçimi değil miydi? Ama eşie­ rin birbirini sevmesi yükümlülükse, aynı biçimde aşıkla­ rm da birbiriyle evlenmesi ve �aşka hiç kimseyle evlen­ memesi yükümlülük değil miydi? Aşıklarm hakkı, ana­ babanın, akrabaların ve tüm diğer ,geleneksel evlilik ara� cısı ya da simsarının hakkından üstün değil miydi? öz­ gür kişisel inceleme hakkı kiliseye ve dine elini kolunu saliaya saliaya girdikten sonra, eski kuşağın genç kuşa­ ğın bedeni, ruhu, serveti, mutluluğu ve mutsuzluğu üze-


rinde egemen olmak isternek şeklindeki iddiası önünde nasıl durabilirdi?

çekilmez hak

Bu sorular, toplumun bütün eski bağlarını gevşeten bir çağda, zo­ runlu olarak ortaya çıkmak durumundaydılar. Birdenbi­ re, dünya eskisinden hemen hemen on kat büyük bir du­ ruma gelmişti; bir yarı-kürenin dörtte biri yerine, şimdi Batı Avrupalıların gözleri önünde, öbür yedi çeyreğinet de sahip olmak istedikleri tüm yerküre uzanıyordu. Es­ ki dar yurt engelleriyle birlikte, ortaçağın farz olan dü­ şünce tarzının bin yıllık engelleri de yıkılıyordu. İnsanın gerek dış ve gerek iç gözü önünde, sonsuz derecede -ge­ niş bir ufuk açılıyordu. Hindistan'ın zenginlikleri, Mek­ sika ve Potasi'nin altın ve gümüş madenierinin cazibe­ sine kapılan genç adam için, namusluluk ününün, ku­ şaktan kuşağa geçen onurlu lonca ayrıcalığının ne önemi 'Olabilirdi? Bu çağ, burjuvazinin gezgin şövalye çağı ol­ du; romantizmi ve aşk coşkunlukları da oldu, ama bur­ juva temelde ve son çözümlemede burjuva ereklerle.

ve bütün geleneksel düşünceleri sarsan

Ve işte böylece, yükselmekte olan burjuvazi, özellik­ le de kurulu düzenin en çok sarsıldığı protestan ülkele­ rin burjuvaz.isi, evlilik ko11usunda da sözleşme özgürlü­ ğünü giderek kabul etti ve yukarıda anlatılan biçimde uyguladı. Evlilik yine sımf evliliği olarak kaldı, ama sı­ nıf içinde ilgililere belirli bir seçme özgürlüğü derecesi tanındı. Ve kağıt üzerinde, ahlak teorisinde olduğu gibi �iirsel tasvirlerde de, karşılıklı cinsel aşka ve eşierin gerçekten özgürce anlaşmasına dayanmayan bütün evli­ Uklerin ahlak dışı birşey olduğu, sarsılmaz bir kural ha­ line geldi. Uzun sözn ü kısası, aşk evliliği insan hakkı ola­ rak ilan edildi, ve yalnızca dııoit de İ'homme1 olarak de(1) Erkek hakkı.

2


ğil, aynı zamanda istisnai bir biçimde, droit de la fem­ olarak.

r�e2

insan hakkı ama bir noktada, bütün öbür insan hakları denen şeylerden ayrılıyordu. Bu insan hakları pratikte egemen sinıfa, burjuvaz.iye özgü bir hak ola­ rak kalır ve ezilen sınıf, proletarya için doğrudan ya da dalaylı olarak dumura uğratılırken, tarihin cilvesi bura­ da kendini bir kez daha gösteriyor. E:;emen sınıf, bili­ nen iktisadi etkilerin egemenliği altındadır ve bundan dolayı gerçekten özgürce yapılmış evlilikler istisnai du­ rumu oluşturur, egemenlik altındaki sınıf içinde ise, görmüş olduğumuz gibi, ..turaldır. Demek ki, tam evlilik özgürlüğü, ancak kapitalist üretimin ve onun tarafından yaratılan mülkiyet ilişkile­ rinin ortadan kaldırılması, bugün bile eş seçimi üzerin­ de bu denli güçlü etkisi olan tüm ekonomik yan düşün­ celeri ortadan kaldırdığı zaman genel bir biQimde ger­ çekleştirilebilecektir. O zaman, karşılıklı sevgiden baş­ ka hiçbir dürtü kalmayacaktır. Bu

Ama cinsel aşk doğası gereği münhasır (başkaları­ m dıştalayıcı ÇN) olduğundan, -bu başkalarını dışta­ lama durumu günümüzde yalnızca kadında tamamen gerçekleşmesine karşın- cinsel aşk üzerine kurulu evli­ lik, doğası gereği, tekil evlili.ktir. Bachofen'in, grup ha­ ı;nde evlilikten tekil evliliğe doğru ilerlemeyi, ağırlıklı olarak kadınların eseri olarak görmekte ne kadar haklı olduğunu görmüştük; ancak, iki başlı evlilikten monoga­ miye geçiş, erkeklıerin hesabına kaydedilmelidir, ve ta­ rihsel olarak bakıldığında, öz olarak kadınların konu­ munun kötüleştirUrnesi ve erkeklerin sadakatsizliğinin kolaylaştırılmasından ibarettir. Erkeklerin bu mutat sa­ dakatsizliğine kadınların -kendi varlıkları ve daha da -

(2) Kadın hakkı.

27


çok çocukların geleceği kaygısıyla- katlaruna nedeni olan iktisadi koşullar ortadan kalktığında, böylece &lde edilmiş olan kadının eşit konumu, bugüne kadarki tüm deneyimlere göre, sonsuz derecede güçlü bir ölçüde, ka­ dınların poliyandr (çok erkekli - ÇN) olmalarından zi­ yade, erkeklerin gerçekten monogam olmalan yönünde etkide bulunacaktır. Ama monogaminin kesinlikle yitirecek olduğu şey,_ doğuşunu borçlu bulunduğu mülkiyet ilişkileri tarafın­ dan ona yüklenen tüm niteliklerdir, ve bunlar, birincisi_. erkeğin egemenliği ve ikincisi, evliliğin bozulmazlığıdır. Evllik içinde erkeğin egemenliği, onun iktisad - i egemen­ liğinin yalın sonucudur ve onunla birlikte kendiliğinden yok olacaktır. E:Vliliğin bozulmazlığı ise, kısmen mono­ gaminin ortaya çıkmış olduğu iktisadi durumun bir so­ nucu, kısmen de bu iktisadi durumla monogami arasın­ daki bağlantının henüz açıkça anlaşılınadığı ve (evlili­ ğin bozulmazhğının ÇN) din tarafından abartıldığı bir çağdan, kalma bir gelenektir. Evliliğin bozulınazlığı, daha bugünden, bin kez yarılmıştır. Eğer ancak aşk üze­ rine kurulu evlilik ahlaki ise, aynı şekilde, ancak aşkın süregittiği evlilikler ahlakidir. Ama b�reysel cinsel aşk nöbetinin süresi, kişiden kişiye çok değişiktir, özellikle erkeklerde, ve sevginin tamamen tükenınesi ya da yeni bir aşk tutkusuyla yitirilmesi, toplum için olduğu gibi, her iki taraf için de boşanmayı bir iyilik kıla.r. Ancak, in­ sanların bir boşanma davasının yararsız çamurları için­ de çabalamasından sakınılacaktır. -

Yani, süpürülmesi yakın görünen kapitalist üretim­ den sonra, cinsel ilişkiler düzeni üzerine bugünden dü­ şünebileceğimiz şey, ağırlıklı olarak olumsuz türdendir,. kendini çoğunlukla ortadan kalkacak olan şeylerle sınır­ lar. Ama hangi yeni şeyler katılacak? Bu, yeni bir kuşak yetişince belli olacak: yaşamla-

28


rında, bir kadını asla parayla ya da başka bir toplumsal güç vasıtasıyla satın almamış olan yeni bir erkekler ku­ şağı; ve kendini, gerçek aşktan başka hiçbir nedenle bir erkeğe vermeyecek, ya da bunun iktisadi sonuçlarından korkarak kendini sevdiği kimseye vermekten vazgeç­ meyecek olan yeni bir kadınlar kuşağı. İşte bu insanlar dünyaya geldiği zaman, bugün onların nasıl davranma­ ları gerektiği üzerine düşünülen şeylere hiç kulak asma­ yacakla.r; kendi pratiklerini ve herkesin pratiğini ona göre yargılayacakları kamuoyunu kendileri yaratacak­ lardır - nokta Engels, Mart/Mayıs 1884, Marx-Engels Eserler, Cilt 21, s. 72-83. Almanca'dan çevrilmiştir.

29


i.F. A R M A N D'A M EKT U PLAR LE:NİıN

__:_

1915

Sev:gili dost! !Size broşürün planını olabildiğince ay­ rıntılı yazınanızı üsteleyerek salık veririm. Yoksa aşırı belirsiz kalır. Bir konuda düşüncemi şitndiden söylemeliyim: 3 «(Kadının) aşk özgürlüğü istemi}) nin kesinlik­ le çıkartılmasını salık veririm. Gerçekte burda proleterce değil, tersine burjuvaca bir istem sözkonusudur. Gerçekten bundan ne anlıyorsunuz? Bl.ından ne an­ -

laşdabilir'? l. Aşkta maddi (mali) hesaplardan

özgür olmak

mı? 2. Maddi kaygılardan mı? 3.

Dinsel önyargılardan mı?

4. Babanın vb. yasağından mı? 5. «Toplum»un önyargılarından mı? 6. Çevrenin (köylü ya da küçük-burjuva ya da ay-

dın çevrenin) dar ilişkilerinden mi? 7. Yasanın, yargının ve polisin zincirlerinden mi? 8. Aşkta ciddilikten mi? 9. Çocuk yapmaktan mı? 10. Zina örgürlüğü mü? vlJ.

30


Birçok farklı nüans (elbette hepsini değil) saydım. Elbette siz, 8-lO'u düşünmüyorsunuz; ya 1-7'yi ya da 1-7' ye benzer bir şeyi düşünüyorsunuz. Ama 1-7 için başka bir tanımlama seçilmelidir; çün­ kü «aşk özgürlüğü» bu düşünceleri tam dile getirmiyor. Ama kamu, broşürün okurları, tartışmasız, «aşk özgür­ lüğü>mden, niyetinizin tersine, genellikle 8-10 gibi bir şey anıaşılacaktır. Bugünkü toplumda en geveze, en çok gürültü kopa­ ran ve «yukarda görülen» sınıflar «aşk öz,gürlüğü>mden . 8-lO'u anladıkları için, tam bunun içindir ki, bu prole­ terce değil, tersine burjuvaca bir isterrıdir. Proleterya için herşeyden önce ı ve 2, ve sonra da 1-7 önemlidir; ama aslında bu aşk özgürlüğü değildir. Bizin objektif olaı-ak bundan ne «anlatmak istediği­ niz» sözkonusu değildir. Aşk konularında sınıf ilişkileri­ nin objektif mantığı sözkonusudur. Dostça ellerinizden sıkarım! V .İ.

LENIN, 1 7. 1 . 1915, Eserler, C. 4, s. 49-50.

Sevgili arkadaş! Cevabın gecikmesini ba.ğışlayınız; dün yazmak istiyordum, ama engellendim ve mektup için zamanım olmadı. Broşür için planınızla ilgili olarak, bence, «aşk öz­ gürlüğü istemi» belirsizdir ve - sizin niyetinizden ve is­ teğinizden bağımsız olarak (bunun altını çizmiştim ve diyordum ki, objektif, sınıf ilişkileri sözkonusudur, si­ zin sübjektif istekleriniz değil) - bugünkü toplumsal koşullarda proleter değil, burjuva istemdir. Bunu kabul etmiyorsunuz.

31


!yi. Konuyu bir daha inceleyelim. Belirsizi belirli kılmak için size aşağı-yukarı on ola­ sı ( ve varolan sınıf ayrılıklarında kaçınılmaz ) , farklı yo­ rum saydım, ve 1-7 yorumlarının, görüşüme göre, prole­ ter kadınlar, 8-10'uncliların burjuva. kadınlar için tipik :ya da karakteristik olduğunu belirttim. Bu çürütülmek istenirse, birincisi, bu yorumların doğru olmadığı kanıtlanmalı ( o zaman yerlerine başka­ ları konmalı, ya da doğru olmayanlar belirtilmelidir ) veya ikincisi, tam olmadıkları kanıtlanmalı ( o zaman ·eksikler tamamlanmalıdır ) veya üçüncüsü, onların böy­ le proleter ve burjuva diye bölünmemesi gerektiği kanıt­ lanmalıdır. ıSiz, bunların ne birini, ne öbürünü, ne de üçüncüsü­ nü yapıyorsunuz. 1-7 noktaları üzerinde hiç durmuyorsunuz.

öyleyse

onların ( genellikle ) doğru olduğunu mu kabul ediyor­ sunuz ? ( Proleter kadınların orospuhik etmesi ve bağım· lılığı konusunda yazdığınız şey: «Hayır deme olanaksız­ lığı», 1-7 noktalarına girer. Burada aramızda herhangi bir görüş ayrılığı görünmüyor . ) Bunun proleter bir yorum olduğunu da reddetmi­ yorsunuz. Geriye 8-10 noktaları kalıyor. Bunları «tam anlamıyorsunuz» ve « İtiraz ediyorsu­ nuz » : «Aşk özgürlüğü ile» 10. nokta «nasıl bir tutulabi­

lir ( ! ! ? ? ) anlamıyorum» ( beyaz üzerine siyah, böyle ya­ zılı ! ) . . . Böylece, sanki benim «bir tuttuğum» ve sizin benim işimi bitirmeye ve yok edici darbe vurmaya çalıştığınız :sonucu çıkıyor? Başka türlü nasıl olabilir? Bu ne demektir?

Burjuva kadınlar aşk özgurlüğünden 8-10. noktaları anlar - bu benim tezimdir .

.32


�u

tezi çürütüyor

musunuz? Burjuva hanımların

:aşk özgürlüğünden ne anladığını söylüyor musunuz? Bunu

söylemiyorsunuz. Burjuva

kadınlarının tam

bunu anladığını, yazın ve yaşam kamtlamıyıor mu? Hiç €ksiksiz kanıtlıyor! Ve siz bunu susarak kabul ediyorsu­ nuz. Ama hal böyle olduğu içindir ki, burada onların sı­ nıf konumu sözkonusudur ve bunu «çürütmek» olanak­ sızlaşır ve saflık olur. Proleter bakış noktası açıkça proleter bakış açısı

onlardan ayrılmalı,

onların kaı1şısma konmalıdır. Ob­

jektif olgular gözönünde tutulmalıdır; yoksa onlar bro­ :şürünüzden uygun yerleri çıkarır, kendi

yollarında yo­

rumlar, bFoşürünüzü kendi değirmenlerini döndüren su olarak kullanır,

işıçilere karşı düşüncelerinizi

çarpıtır.

İşçileri «şaşırtırlar» ( işçiler arasında, onların benlikleri­ ne yabancı düşünceler sunabilirmişsiniz, korkusunu ya­ yarak) . Ve ellerinde sayısız gazete vb. vardır. Oysa siz, objektif, sınıfsal bakış noktasını tümüyle unutuyorsu:nuz ve sanki aşk özgürlüğünü 8-10. noktalar­ la «bir tutuyormuşum» gibi b ana karşı bir geçiyorsunuz . . . Gülünç bu, gerçekten

«Saldırıya»

gülünç. « Geçici

bir tutku ve birleşme bile» ( darkafalı ve darkafalılaştı­ rılmış ) karı-kocalar arasındaki «aşksız öpücükler» den « daha şiirsel ve temiz» imiş. Böyle yazıyorsunuz. Ve Bro­ şür'de de böyle yazmak istiyorsunuz. Pekala. Bu karşı-karşıya koyma mantıklı mı? Darkafalı ka­ rıkocalar arasındaki aşksız

öpücükler iğrençtir. Anlaş-

tik. Onlara karşı şu: . . . . . . ne? . . . konmalıdır ? Şunu mu :

Aşklı öpücükler? Oysa siz, onlara karşı « geçici» ( neden geçici? ) bir «tutku» ( neden aşk değil ) yu koyuyorsu­ nuz - böylece mantıksal sonuç olarak şu sonuç çıkıyor : Asksız ( geçici ) öpücükler, aşksız evlilik

öpücükleri ile

33


karşılaştırılıyor. . . Garip. Küçük burjuva-aydınsal-köylü (ben de 6. ya da 5. nokta olacak) darkafalı, iğrenç aşk­ sız evliliği, aşklı proleter medeni evliliğin karşısına koy­ ma ( ille de istiyorsamz, tutkulu geçici bir birleşmenin çirkin de güzel de olabileceğini de ekliyerek) halka ses­ lenen bir broşür için daha iyi olmaz mıydı? Sizde karşı­ laştırma sınıfsal tiplerden çıkmıyor, tersine, doğallıkla olanaklı bir «hal» gibi bir şey. Ama haller mi sözkonu­ su? Ana konu böyle seçilirse, evlilikte çirkin öpücükle­ rin ve geçici bir birleşmede güzel öpücüklerin bulundu­ ğu tekil bir hal, bireysel bir hal - bu konu bir roman­ da işlenmeliydi ( çünkü böylelikle bireysel. haller ekseni, ka.raktede:rlin taJhlilini ve ilgili tipierin ruhsal durumunu biçimlendirir.) Ama bir broşürde ? «Aşk profesörü» rolüne çıkmak «anlamsız» dır der­ ken, Key'den yanlış seçilmiş alıntıyla ilgili düşüncemi çok iyi anladınız. Evet, tam böyle. Peki, ya «geçici» pro­ fesör vb. rolüne çıkmak? Polemiğe girmek istemiyorum kesinlikle, gerçek­ ten. Bu mektubumu bir kenara atabilir ve bu sorunu bir görüşmeye kadar erteleyebilirdim. Ama istiyorum ki, Broşür iyi olsun, hiç kimse ondan sizin için hoş olma­ yan cümleler çıka,ramasm (bazen herşeyi bozmak için bir cümle yeter ) , hiç kimse sizi yanlıs yorumlayamasın. ' inanıyorum ki, siz de, «istemeksizin » yazdınız, ve bu mektubu yalnızca şunun için gönderiyorum: Planmız üzerine, mektuplar temelinde, belki de görüşmeler te­ melinde olduğundan daha temelli bir şekilde açıklığa kavuşursunuz, ve plan elbette çok önemli bir şeydir. Tanıdıklarmız arasında bir Fransız kadın sosyalist yok mu? Ona 1-10. noktalarımı (sözde İngilizce'den çevi­ riyormuş gibi) çeviriniz ve «geçici» vb. üzerine sızın notlarımzı bildiriniz: Küçük bir deneme, konuyla ilgilen-

34


memrn.ş kişiler ne diyor,

hangi izlenimleri ediniyor ve broşürden ne bekliyorlar, dikkatle dinleyip gorunuz. Elinizi sıkar ve daha az başağrısı çekmenizi ve ya­ kında sağlığınıza ka.vuşmamzı dilerim.

1 7. 1 . 1 9 1 5

ve

24. 1 . 1 91 5

LEJillN, tarihli mektuplar, Lenin MektupLar, C. IV, s. 49f50

35


PRO LETER D EVRiMi N ASKERi PROGRAMI LEiNİiN

-

1916

PARÇA

. . . Ve bugünkü savaş, gerici sosyal-papazlarda, ağla­ maklı küçük

burjuvazide silah

kullanımı, ölüm, kan,

· vs . karşısında yalnızca korku, yalnızca dehşet, yalnızca tiksinti yaratıyorsa, bu durumda buna karşın şunu söy­ leriz:

Kapitalist toplum

her zaman sonu oJ.ı:rueyan bir

korku idi ve korkudıir. Ve şimdi bu topluma savaşıann en gericisı tarafından korkulıu bir son hazırlanıyorsa, bu durumda umutsuzluğa düşmemiz için bir neden yoktur. Emperyalist burjuvaz;iye karşı tek

meşru ve devrimci

savaşın, içsavaşın bütün gözler önünde emperyalist bur­ juvazi tarafından bizzat hazırlandığı şimdiki anda, « Si­ lahsızlanma» vaazı, «talebi», daha doğrusu rüyası, nes­ nel olarak umutsuzluğun sonucundan başka birşey de­ ğildir. Bunu « renksiz bir teori», «yavan teori» olarak gö­ renlere, dünya çapında tarihsel öneme sahip iki olguyu hatırlatıyoruz: Bir yandan tröstlerin ve fabrikalarda ka­ dınların çalışmasının rolü, diğer yandan 1871 Komünü ve 1905'de Rusya'da Aralık günleri. Tröstıeri teşvik etmek, çocuklan ve kadınları fabri36


kalara sürmek, onlara orada eziyet

etmek, ahiaklarım

bozmak, haddi hesabı olmayan yoksulluğu mahkum et­ mek, burjuvazinin işidir. Biz bu gelişmeyi « desteklemi­ yoruz», böyle birşey «talep etmiyoruz», biz buna karşı mücadele ediyoruz. Ama nasıl mücadele

ediyoruz. Biz,

tröstıerin ve kadınların fabrikada çalıştırılmasının ileri­

ci olduğunu açıklıyoruz. Zanaatkarlığa, tekel-öncesi ka­ pitalizme, kadınların ev işine geri dönmek

istemiyoruz.

Tröstler v:s. üzerinden ileri ve onlar aracılığıyla sosya­ lizme.

Aym şey, mutatis mutandis ( gerekli değişikliklerle -

ÇN ), halkın bugünkü rnilitaristıeştirilmesi için geçer­

lidir. Emperyalist -ve diğer- burjuvazi bugün yalnız­ ca tüm halkı değil, gençliği

de militaristleştirmektedir.

Yarın da kadınlar militaristleştirilecektir. Buna şu yanı­ tı veriyoruz: o kadar daha iyi! Yalnızca, daha hızlı ileri­ ye - ne kadar hızlı

olursa, kapitalizme karşı

silahlı

ayaklanma o denli yakın olur. Komün örneğini unutmaz­ larsa, sosyal-demokratlar ( komünistler

-

QN )

nasıl

olur da gençliğin vb. militaristleştirilmesiyle korkuya ya da cesaretsizliğe kapılabilirler. Bu bir « teori»,

bir düş

değil, tam tersine olgudur. Sosyal-demokratlar tüm eko­ nomik ve politik olgulara rağmen, emperyalist aşama­ nın ve emperyalist savaşların doğalan

gereği, kaçınıl­

maz olarak bu olgulara yolaçmak zorunda kalacağından .

kuşkulanmaya

başlarlarsa, bu gerçekten

umutsuzluğa

kapılmak için bir neden olabilir. Komün'ün bir burjuva gözlemcisi, 1871 Mayıs'ında bir İngiliz gazetesinde şunları yazıyordu: «E:ğer Fransız ulusu yalnızca

kadınlardan oluşsaydı, ne

korkunç bir

ulus olurdu.» Kadınlar ve 13 yasından baslayarak genç,

.

'

lik, Komün sırasında erkeklerin yanında mücadele etti ve bu, burjuvazinin altedilmesi için gelecek mücadele-

37


lerde başka türlü olmayacaktır. İyi silahlanmış burju­ vazi, kötü silahlanrrnş ya da silahsız proletaryaya ateş ettiğinde, proleter kadınlar pasif biçimde seyretmeye­ cekler, 1871 gibi yine silahıara sarılacaklardır, ve bugün­ kü «korkutulmuş» ve cesaretsizleştirilmiş ulustan -da­ ha doğrusunu söylemek gerekirse, hükümetten çok oportünistler tarafından dezorganize edilmiş işçi hare­ ketinden- mutlaka, er ya da geç, ama mutlaka devrim­ ci proletaryanın «korkunç uluslarmım> uluslararası bir­ liği doğacaktır. Şimdi, militaristleştirme tüm kamu yaşamına sızı­ yor. Militaristleştirme herşey olacaktır, Emperyalizm, büyük güçlerin dünyanın paylaşımı ve yeniden paylaşı­ mı için amansız mücadeledir - bundan dolayı da, kü­ çük ve tarafsız ülkelerde de olmak üzere bütün ülkeler­ de militaristleşmeye yolaçmak :wrnndadı:r. Proleter ka­ dınlar bu duruma karşı ne yapmalıdır? Yalnızca savaşı ve askeri olan herşeyi lanetlemek, yalnızca silahsızlan­ ma talep etmek? E:zilen devrimci bir sınıfın kadınları böylesi bir rezilce role katlanamazlar. Onlar oğullarına şunu söyleyeceklerdir: «Yakında hityüyeceksin, sana silah verecekler. Onu al ve askeri olan herşeyi iyi öğren bu haydutlar sava­ şmda olduğu gibi, sosyalizm hainlerinin sana öğütlediği gibi kendi kardeşlerine ateş etmek için değil, «kendi» ülkenin burjuvazisine karşı mücadele etmek için, sömü­ r'ı.iye, yoksulluğa ve savaşlara sofuca isteklerle değil, burjuvazinin altedilmesi ve onun silahsızlandırılması yo­ luyla bir son hazırlamak için bu proletaryaya gerekli­ dir.» -

E.ğer böyle bir propaganda yürütülmezse ve ş imdiki savaşla bağıntılı böyle bir propaganda yürütülmezse, o 38


durumda en iyisi, uluslararası devrimci sosyal-demokra­ si, sosyal devrim, savaşa karşı savaş gibi büyük sözlerin ağza alınmasına son verilsin . . . LENİN, Eylül 1 9 1 6, Eserler, cilt 23, s. 76-78, Alm.

39


KADl N i Ş Ç I LER i N 1 . B Ü T Ü N R USYA KON G R ES i ' N D E K i KON UŞ M A LIDNİ!N

-

1 9 Kasım 19,18

( Delegeler Lenin yoldaşı bitmek bilmeyen alkışlar ve tezahüratla selamlarlar ) Kadın

yoldaşları Belli bir

anlamda proletarya ordusunun kadın kısmının bu kong­ resinin özel bir önemi var; çünkü her ülkede en zor şey­ lerden biri kadınları harekete geçirmek

olmuştur. An­

cak emekçi kadınların büyük bir bölümü, buna önemli ölçüde katılmadıkça, sosyalist devrim olamaz. Bütün uygar ülkelerde, hatta en ileri olanlarda bile,. kadınlar öyle bir konumdalar ki, onlara boşuna ev kö­ lesi denmiyor. ffi,�bir kapitalist devlet, en özgür cum­ huriyetler bile, kadınlara tam eşitliği tanımıyor. Sovyet Cumhuriyeti'nin

görevi, ilk planda kadın

haklarındaki bütün sınırlamaların kaldırılmasıdır. Sov­ yet hükümeti, burjuva rezilliğinin,

burjuva baskısının

ve aşağılamanın bir kaynağını -boşanma işlemlerini­ tamamen ortadan kaldırmıştır. Tam boşanma özgürlüğünün yasallaşması, yakında bir yılını dolduracak.

Meşru ve gayrimeşru

çocuklar

arasındaki bütün farkı kaldıran ve bir dizi politik sınır­ lamayı kaldıran bir kararname çıkardık. Dünyanın · baş-

40


ka hiçbir yerinde işçi kadınlara eşitlik ve özgürlük böy­ le tam olarak tanınmamıştır. Eski yasaların en ağır yükünü işçi kadınların taşıma. zorunda kaldıklarını biliyoruz. Tarihte ilk kez bizim yasamız, kadınların haklarını ellerinden alan herşeyi ortadan kaldırmıştır. Ama sorun yalnızca yasa sorunu değildir. Kentlerde ve sanayi böl­ gelerinde tam evlilik özgürlüğünün iyi yerleştiğini görü­ yoruz; ama kırlarda bu özgürlük sık, çok sık olarak yal­ nızca kağıt üzerinde kalmaktadır. Oralarda

dini evlilik

hala hakimdir. Bu,

kaynaklan­

papazların etkisinden

maktadır. Bu kötülüğe karşı savaşmak,

eski yasalarla.

savaşmaktan daha zordur. Dini önyargılarla savaşırken ;son derece dikkatli ol-· malıyız ; bu mücadelede dini duyguları incitenler çok za­ rarlı olurlar. Mücadele,

propaganda ve eğitim yoluyla.

yürütülmelidir. Mücadeleyi keskin yöntemlerle yürütür­ sek, kitleleri karşımıza alabiliriz. Bu gibi mücadele yön­ temleri, kitlelerin . din temelinde bölünmüşlüğünü derin·· leştirir, oysa bizim gücümüz birlik de yatar. Dini önyar­ gıların en derin kaynağı,

yoksulluk ve cahilliktir; işte

savaşmak zorunda olduğumuz bela budur. Kadının bugüne kadar olan durumu, ancak bir kÖ­ lenin durumuna benzetilebilir;

kadın ev işleri altında

ezilmektedir ve ancak sosyalizm onu bu durumdan kur­ tarabilir. Yalnızca, küçük işletmelerden melere ve toprağı kollektif işlemeye

kollektif işlet­

geçtiğimizde, işte '

ancak o zaman kadının tam kurtuluşu ve köleliğinin so­ nu gerçek olur. Bu zor bir görevdir. Ama bugün Yoksul

Köylü Kom?.teleri'nin kuruluyor olması, sosyalist dev­ rimin sağlamlaştırılacağı zamanın geldiğini gösteriyor. Kırsal nüfusun en yokisul kısmı, ancak şimdi örgüt­

lenmeye başlıyor, ve sosyalizm yoksul köylülerin bu ör­ gütlerinde sağlam bir temel kazanıyor.

41


Eskiden sık sık şöyle olurdu: Kent devrimcileşir ve köy ancak ondan sonra eyleme geçerdi. .şimdiki devrim köye dayanıyor, ve önemi ve kuvve­ ti de bundan doğuyor. Bütün kurtuluş hareketlerinin deneyiminden biliyoruz ki, bir devrimin başarısı, kadın­ ların ona hangi ölçüde katıldığına bağlıdır. Sovyet ikti­ darı, kadının proleter sosyalist görevini özgürce yerine getirebilmesi için herşeyi yapıyor. ·

tSovyet iktidarı, bir dizi ülkede devrim yangınını .alevlendirdiği ve sosyalizme doğru kesin adımlar attığı için, bütün emperyalist ülkeler ona hınç duydukça ve ·Onu savaşla bastırmak istedikçe, zor bir durumda bulu­ nuyor. Şimdi, devrimci Rusya'yı yıkmak istedikleri yerde, kendi ayaklarının altındaki toprak kızgınlaşmaya başlı­ yor. Almanya'da devrimci hareketin nasıl geliştiğini bi­ liyorlar. Danimarka'da işçiler hükümete karşı savaşı­ yorlar. İsviçre'de ve Hollanda'da devrimci hareket kuv­ vetleniyor. Bu küçük ülkelerde devrimci hareketin ken­ di başına hemen hiç önemi yoktur; ama şundan ötürü özellikle dikkate değerdir; çünkü o ülkelerde savaş ol mamıştır ve çünkü oralarda en demokratik «hukuk» dü­ ·zeni vardır. Böyle ülkeler harekete geçerse, bu, devrim· ci hareketin bütün dünyayı saracağı gerçeğini gösterir. Bugüne kadar hiçbir cumhuriyet kadını özgürleş­ tirmeyi başaramadı. S ovyet iktidarı kadına yardım edi­ yor. Davamız yenilemez, çünkü bütün ülkelerde yenil­ mez işçi sınıfı ayaklanıyor. Bu hareket yenilmez sosya­ list devrimin büyümesi demektir. (Sürekli alkı�lar. «Enternasyonal>>in söylenmesi.) LENİN, 1 9. 1 1 . 1 918, Eserler, Ci lt 28, s. 17 5-1 7 7

42


B ÜYÜ K BAŞ lAN G l Ç LENİN - 1919 PARÇA

. . . Hepimiz şunu itiraf etmeliyiz ki, devrim s orunla­ rına burjuva-entellektüel, tumturaklı bir yaklaşımın iz­ leri her yerde, kendi safla.rımızda

bile, adım başmda

açıkça görülüyor. örneğin basınımı:z, kokuşmuş, burju­ va-demokratik geçmişin bu çürük

kalıntılarıyla pek az

savaşıyor, gerçek komünizmin yalın, alçakgönüllü,

gün­

delik, ama canlı tohumlarına pek az destek oluyor. Ka­ dının durumunu ele alalım. Dünyanın hiçbir demokra­ tik partisi, en ileri burjuva cumhuriyetierin birinde ol­ sun, egemenEğimizin hemen ilk

yılmda bu bakımdan

yaptıklarımızın yüzde birini bile

onyıllarda yapmamış­

tır. Kadının hak eşitsizliği ile, boşanmanın sınırlanması ile, boşanmanın bağlandığı çirkin formaliteler ile, evli­ lik-dışı

çocuklarm tanınmaması,

babalarının araştırıl­

ması ile vb . ilgili alçakça yasalardan, bütün uygar ülke­ lerde burjuvazinin ve kapitalizmin yüzkarası olan sayı­ sız kalıntıları bulunan yasalardan,

sözcüğün en gerçek

anlamında taş üstünde taş bırakı.'TI.adık.

Bu

alanda yap­

tıklarımizdan övünç duymak bin kez hakkımızdır. Ama toprağı eski burjuva rmdan

ne

yasaların ve kurumların moluzla­

kadar çok temizlediysek, bunun yalnızca top·

43


rağın işlenrnek üzere düzleurnesi olduğunu, ama henüz toprağı işlemenin kendisi olmadığını o kadar iyi anla­ dık. Kadın, bütün özgürleşme

yasalarına karşın, eskisi

gibi ev kölesi olarak kalıyor; çünkü onu mutfağa ve ço­ cuk odasına bağlayan ve onun yaratma gücünü düpedüz barbarca üretken olmayan, bayağı, sinir törpüleyici, kö­ reltici, yıpratıcı bir çalışmayla boşa harcatan ev eıkonıo­ misinin aynntılanyla eziliy.or , bunalıyor, köreliyor, aşa­ ğılanıyor. Kadımn gerçek öz,gürleşmesi, gerçek komü­ nizm, ev ekonomisinin

ayrıntılarına karşı, ya da daha

doğrusu, sosyalist büyük ekonomi için onun kökten de·

ğiştirilmesi uğruna ( devlet çarkının başındaki proletar­ yanın yönetiminde ) yığın savaşımı nerede ve ne zaman başlarsa, ancak orada ve o zaman başlayacaktır. Her komünist için

teorik bakımdan

tartışmasız

olan bu sorunla pratikte yeterince

ilgileniyor muyuz?

Elbette hayır. Komünizmin şimdi

bu alanda varolan

tohumla.nna yeterince bakım gösteriyor muyuz? Hayır, gene hayır. Kamusal aşevleri, çocuk bakımevleri, yuva­ lar - bunlar bu tür tohumların en güçel örnekleridir, bunlar bütün böbürlenmelerden,�

tumturaklardan, res­

miliklerden uzak, kadım özgürleştirmeye gel"çekten uy­ gun olan, onun toplumsal üretimdeki ve kamu yaşamın­ daki rolü itibariyle erkek karşısındaki eşitsizliğini azalt­ maya ve yeryüzünden kaldırmaya gerçekten uygun olan yalın, günlük araçlardır. Bu araçlar yeni değildir, ( sos­ yalizmin bütün maddi önkoşulları gibi) geniş ölçekli ka­ pitalizm tarafından yaratılmışlardır; ama kapitalizmde birincisi, ancak

enderlik olarak

-ki özellikle önemli olan

kalmışlardır, ikincisi

. budur- . ya spekülasyonun,

zenginleşmenin, aldatmanın, sahtekarlığın yanlarıyla bezirganca girişirtıler,

bütün kötü

ya da en iyi işçilerin


haklı olarak nefret ettiği ve tiksindiği, «burjuva iyilik­ severliğinin gözboyayıcı örneklerin olmuşlardır. Kuşkusuz, bu kuruluşların sayısı bizlde çok arttı ve karakterleri değişmeye başladı. Kuşkusuz, işçi ve köy­ lü kadınlar arasında, bildiğimizden

çok daha fazla ör­

giitçrü yetenekler vardır - çok sayıda iş arkadaşının ve çok daha büyük sayıda tüketicinin katıldığı ve planlar, s istemler vb. üzerine boş laf, gayretkeşlik, ağız dalaşı ve gevezelik bolluğu olmayan -ve bundan kendini daima pek beğenmiş «aydınların» ya da çiçeği burnunda « ko­ münistlerinn «alınmayı» sevdiği-, pratik bir işi yoluna koymayı bilen insanlar.

Ama yeninin bu tohumlarını

gerektiği ölçüde koruyor ve kolluyor değiliz.

LENİN, 28.6.1919, Eserler, cilt 29, s. 4 18-420, Alm.

4


SOVYET C U M H U R iYETi ' N D E P R O lETE R KAD l N HAREKETi N i N G Ö R EV LE R i Ü ZE R i N E LENİN - 1919

Kadın yoldaşları

Kadın işçiler

konferansımzı ·se­

lamlayabildiğim için çok sevinçliyim. Bugün emekçiler yığınından her kadın işçiyi ve her bilinçli insanı en çok ilgilendiren konulara ve sorunlara me izin veriniz. Bu yakıcı sorunlar,

b:ırada değinmeme­ ekmek sorunu ve

askeri durumdur. Ama toplantınızla ilgili gazete haber­ lerinden öğrendiğim kadarıyla, bu sorunlar burada eni­ ne boyuna ele alınmıştır - askeri durum yoldaş Trots­ ki tarafından ve ekmek sorunu kadın yoldaş Yakovle­ va ve yoldaş Zviderski tarafınO.an. runlara de ğinmememe izin veriniz.

Dolayısıyla bu so­

Sovyet Cu...rnhuriyeti'nde proleter kadın hareketinin genel görevleri üzerine, gerek bir bütün olarak sosyaliz­ me geçişle bağlantılı

sorunlar üzerine,

gerekse şimdi

özellikle ivedilikle önplana çıl<_mış s orunlar üzerine bir çift söz söylemek istiyorum. Kadın yoldaşları Kadının durumu sorunuyla Sovyet iktidarı başlangıçtan beri uğ­ raştı. i nanıyorum ki, sosyalizme geçen her işçi devleti­ nin ikili bir görevi olacaktır. Bu görevin birinci bölümü oldukça yalın ve

kolaydır. Kadını erkeğin

haksızlığa uğratan eski yasalarla ilgilidir. 46

karşısında


Batı Avrupa'daki bütün özgürlük hareketlerinin sa­ vunucuları, uzun zamandır, onyıllardır değil, yüzyıllar­ dır, bu eskimiş yasaların kaldırılmasını ve kadının ka­ nun önünde erkekle eşit kılınmasını talep ediyorlar. Ama bunu gerçekleştirmeyi Avrupa'nın demokratik dev­ letlerinden hiçbiri, en ileri cumhuriyetlerden hiçbiri başaramadı; çünkü, kapitalizmin varolduğu yerde, top> :rakta özel mülkiyetin, fabrika ve işletmede özel mülki­ yetin olduğu yerde, sermayenin gücünün henüz hüküm sürdüğü yerde, erkeğin ayrıcalıkları saklı kalıyor. Rus­ ya'da kadının hak eşitliği yalnızca 25 Ekim 1917'de işçi­ ler iktidara geldikleri için gerçekleştirildi. Sovyet iktida­ rı başlangıçtan itibaren, her sömürüye düşmanca karşı çıkan, çalışanların bir iktidarı olma görevini önüne koy­ du. Çalışanların mülk sahiplerince ve kapitalistlerce sö­ mürülmesini olanaksızlaştırma, sermayenin egemenliği­ ni yoketme görevini önüne koydu. Sovyet iktidarı, top­ rakta özül mülkiyet olmadan, fabrika ve işletmede özel mülkiyet olmadan, her yerde, bütün dünyada, en de­ mokratik cumhuriyetlerde bile, çalışanları gerçekten yoksulluğa ev ücret köleliğine ve kadını çifte köleliğe atan şu özel mülkiyet olmadan, çalışanlarm yaşamları­ m düzenlemelerini amaç edindi. Sovyet iktidarı, emekçilerin iktidarı, kurulmasının hemen ilk aylarında, kadını ilgilendiren yasarnayı kök­ ten değiştirdi. Sovyet Cumhuriyeti'nde, kadına ast bir konum tanıyan bütün ya,salardan taş üstünde taş kal­ madı. özellikle kadının zayıf konumunu sömüren ve onu yasal olarak eşitsiz kılan ve hatta çoğu zaman aşa­ ğılayıcı bir duruma indiren yasaları, yani boşanmayla il­ gili, evlilikdışı çocuklarla ve kadının çocuğun babasın. dan nafaka alma hakkıyla ilgili yasaları kastediyorum� Burjuva yasamanın tam bu alanda, en ileri ülkeler­ de bile, kadını haklarından yoksun bırakmak ve alçalt-


mak için kadının zayıf konumunu sömürdüğülle işaret ,etmek istiyorum. Ve tam bu alanda, Sovyet iktidarı es­ ki, adaletsiz, emekçi yığınların savunucuları için katla­ nılmaz olan yasalardan taş üstünde taş bırakmadı. Ve şimdi tam övünçle ve hiç abartrpadan , söyleyebiliriz ki, .Sovyet Rusya dışında, kadınların· tam hak eşitliğinden yararlandığı, kadının günlük yaşarnda ve aile yaşarnın­ da · özellikle hissedilir olan aşağılayıcı bir dururnda bu­ lunmadığı bir başka ülke, dünyanın hiçbir yerinde yok­ tur. Bu bizim ilk ve en önemli görevlerimizden biriydi. Bolşeviklere düşmanca karşı çıkan

partilerle ras­

ıantı sonucu ilişkiniz olursa; ya da Kolçak'ın veya

De­

nikin'in elindeki bölgelerde ,Rusça yayımlanan gazeteler elinize geçerse, ya da bu gazetelerin

görüş noktasında

bulunan kişilerle konuşursanız; onların Sovyet iktidarı­ m demokrasiyi yaralamakla suçladıklarını sık sık işitir­

siniz. Biz Sovyet iktidarının savunucuları, Bolşevikler ve komünistler, Sovyet iktidarının yandaşları, sürekli ola­ rak demokrasiyi yaralamakla suçlanıyoruz,, ve bu suçla­ mayı kanıtlamak için Sovyet iktidarının

Kurucu Mec­

lis'i dağıtrnış olması gerçeği ileri sürülüyor. Bu suçlarna­ ları bilinegeldiği gibi şöyle yanıtlıyoruz:

·

toprakta özel

mülkiyetin varolduğu, insanların birbirleriyle eşit olma­ dığı, sermayesi olanın efendi, onun yanmda çalışan baş­ kalarının ise onun ücretli kölesi olduğu bir demokrasi­ -ye ve Meclis'e, böyle bir demokrasiye hiç değer verrni­ yoruz. Böyle bir demokrasi en ileri devletlerde bile yal­ mzca köleliği giz,ledi. Biz sosyalistler,

ancak demokrasi

'Çalışanların ve ezilenlerin durumunu hafiflettiği sürece ve ölçüde onun yandaşlarıyız. Sosyalizm bütün dünyada insanın insanı her türlü sörnürüsüne karşı savaşımı gö- . rev edinrniştir.

Sömürülenlere, haksızlığa

uğrayanlara

"hizmet eden demokrasi bizim için gerçekten anlamlıdır.

48


Çalışmayanlardan seçme hakkı alınırsa, tam da bu, in­ sanlar arasında gerçek eşitlik olur.

Çalışmayan, yeme­

melidir de.

Bu suçlamalara yanıt olarak, şu ya da

bu devlette

demokrasinin nasıl gerçekleştiğinin sorulması gerektiği­ ni söylüyoruz. Bütün demokratik cumhuriyetlerde,

eşit­

lik ilan edilir; ama yurttaşlıkla ilgili yasarnada ve ka­ dın haklarıyla, örneğin kadının ailedeki

durumuyla ve

boşanmadaki haklarıyla ilgili yasalarda, kadının hiçbir eşitlikten yararlanmadığını ve aşağılandığını

adım ba­

şında görüyoruz, ve bunun demokrasinin yaralanması ol­ duğuna inanıyoruz. Sovyet iktidarı, yasalarında kadının bir hak yoksunluğunun en küçük bir

izini bile bırak­

maJ:"arak, demokrasiyi bütün diğer ülkelerden, en ileri olanlardan bile daha çok gerçekleştirdi. Yineliyorum: Hiçbir devlet ve hiçbir demokratik yas ama, tidarının kurulmasının hemen ilk

Sovyet ik­

aylarında kadın için

yaptıklarının yarısını bile yapmamıştır. Elbette, yasalar yalnız başlarına yetmez, ve yalnız

kararnamelerle asla

yetinıniyoruz. Ama, yasama alanında,

kadını erkekle

eşit kılmak için yapabileceğimiz herşeyi yaptık, ve bun­ dan haklı olarak övünç

duyabiliriz;. Sovyet

Rusya'da

şimdi kadının durumu öyledir ki, en ileri devletlerin ba­ kış açısından bile idealdir. Ama bunun

tabii ki ancak

başlangıç olduğunu biliyoruz. Kadının tüm

zamanını ev işleri aldıkça,

durumu

her zaman sıkıntılı kalır. Kadının tam kurtuluşu için ve erkek ile gerçek eşitliği için toplumsal kurumlar gere­ kir, kadının genel üretken çalışmaya katılması gerekir. Kadın o zaman erkekle eşit konuma gelecektir. Burada kadını emek

üretkenliği, emek

kapsamı,

emek süresi ve çalışma koşulları vb. bakımından eşit kılmak elbette sözkonusu değildir; tersine, kadının eko­ nomik dt}rumu yüzünden erkeğe kıyasla ezilmemek ge-

4


rektiği sözkonusudur. Hepiniz biliyorsunuz ki, kadının bu fiili ezilmesi tam hak eşitliği halinde de varolagider;. çünkü bütün ev ekonomisi onun

omuzlarına yüklenir.

Ev ekonomisi, pekçok halde, kadının yaptığı en üretken olmayan, en barbarca ve en ağır iştir. En dar çerçevede hareket eden, kadının gelişmesini

herhangi bir tarzda

ilerietecek hiçbir şey içermeyen bir iştir. Sosyalist

ülkü için uğraşıyoruz,,

sosyalizmin tam

gerçekleşmesi için savaşmaktayız, ve burada kadın için büyük bir etkinlik alanı açılıyor. Şimdi zemini sosya­ list kuruluş için düzenlemeye ciddi olarak hazırlanıyo­ ruz; ama sosyalist toplumun gerçek kuruluşu, ancak ka­ dının tam hak eşitliğini sağladığımız - ve bu köreltici, üretken olmayan küçük işten kurtulan kadınla birlikte yeni işe geçtiğimizde başlayacaktır. Bu bizi pekçok yıl· lar boyunca uğraştımcak bir iştir. Bu, çabuk sonuç vermeyen ve görkemli etki vaadet· meyen bir iştir. Kadını ev ekonomisinden kurtaracak örnek kuru­ luşlar, aşevleri, çocuk yuvaları kmuyoruz. Ve bütün bu kuruluşlarm yaratılması, özellikle kadınların başarması gereken bir iştir. Söylemek gerekir ki, kadının ev köle· liği durumundan kurtulmasına yardım

edebilecek bu

türlü düzenlemeler, şu anda Rusya'da çok azdır. Yok de­ necek kadar azdır, ve Sovyet

Cumhuriyeti'nin bugün

içinde bulunduğu durum -yoldaşların burada size ay­ rıntılı olarak anlattıkları askeri durum ve yiyecek sağ­ lama durumu- bu işte bizi engelliyor. Bununla birlik­ te, kadını ev köleliğinden kurtaran bu

kuruluşlar, bu­

nun için en az olanağın bile bulunduğu her yerde orta­ ya çıkıyor . İ şçinin kurtuluşu, işçinin kendi eseri olmalıdır di­ yoruz ; bunun gibi, kadın işçilerin

kurtuluşu da, kadın

işçilerin kendi eseri olmalıdır. Böyle kuruluşların yara-

50


tılmasıyla kadın işçilerin kendileri ilgilenmelidir, ve bu etkinlik kadının kapitalist toplumdakinden tü:rnüyle baş­ ka bir konum almasına yolaçacaktır. Eski kapitalist toplumda politikayla uğraşmak is­ tenince, bunun için özel bir ön eğitim gerekiyordu, ve bu yüzden kadının politikaya katılması, en ileri, en öz- · gür kapitalist ülkelerde bile son derece seyrekti. Bizim görevimiz, çalışan her kadına politikanın yolunu aç­ maktır. Toprakta ve fabrikada özel mülkiyet kaldırılır kaldırılmaz ve mülk sahiplerinin ve kapitalistlerin ikti­ darı devrilir devrilmez, çalışan yığınlar için, çalışan kadınlar için politikanın görevleri basit, açık ve herkes­ ce kesinlikle anlaşılır olur. Kapitalist toplumda kadın öyle haktan yoksun bir durumda bulunur ki, erkeğe oranla politikaya katılması hiç denecek kadar seyrek­ tir. Bunu değiştirmek için, emekçiler iktidara sahip ol­ malıdır, o zaman politikanın başlıca· görevleri, çalışan­ larm yazg�sını doğrudan doğruya ilgilendiren şeyleri içe­ recektir. Ve burada işçi kadının, yalnızca partili kadın yolda­ şın ve sınıf bilinçli işçi kadının değil, bilakis partisiz ve en az sınıf bilinçli işçi kadının da işbirliği gerekli olu­ yor. Sovyet iktidarı burada işçi kadına geniş bir etkinlik alanı yaratıyor. Sovyet Rusya'ya düşmanlık duyan, ülkemize karşı savaşrnakta olan kuvvetiere karşı savaşımda çok güçlük çektik. Hem askeri bakımdan çalışanların devletine sa­ vaşla karşı çıkan kuvvetlerle, hem de yiyecek sağlama alanında vurguncularla zorlu savaşmamız gerekti ; çün­ kü emeklerini tümüyle emrimize veren insanların sayı­ sı, çalışanların sayısı, yeterince çok değildir. Ve burada, Sovyet iktidarı için partisiz kadın işçilerin geniş yığın­ larının yardımından daha değerli hiçbir şey olamaz. On­ lara diyoruz ki: Eski burjuva toplumda politik etkinlik 51


için, kadına açık olmayan karmaşık bir eğitim yolu zo­ runlu olmuş olabilir. Oysa Sovyet Cumhuriyeti'nde poli­ tik etkinliğin ana görevi, mülk sahiplerine karşı, kapita­ listlere karşı, sömürünün ortadan

kaldırılması uğruna

savaşımdır, ve bundan ötürü, Sovyet Cumhuriyeti'ndeki işçi kadınlara kadının erkeğe ötgütleyici becerisiyle yar­ dım etmesinde yatan bir politik etkinlik sunar. örgütleyici çalışmayı salt milyonlar ölçüsünde ge­ reksinmiyoruz. örgütleyici çalışmayı,

kadınlara da et­

kinlik gösterme olanağını veren küçük çapta da gereksi­

niyoruz. Kadınlar, savaş koşullarında da, orduya yar­ dım, orduda ajitasyon sözkonusu olduğunda, etkin ola­ bilirler. Kadınlar tüm bunlara etkin

olarak katılmalı­

dır ki, Kızıl Ordu, düşünüldüğünü, kendisi için kaygıla­ nıldığını görsün. Kadınlar bundan başka yiyecek sağlan­ masında, yiyecek

maddelerinin dağıtımında,

beslenmenin iyileştirilmesinde,

yığınsal

kamuya ait aşevlerinin

şimdi Petrograd'da çok sayıda yapıldığı gibi yetkinleş­ tirilmesinde etkin olabilirler. Bunlar, kadın işçilerin etkinliğinin gerçekten örgüt­ leyici önem kazandığı alanlardır. Ayrıca, kadınların bü· yük deneme işletmeleriniı:'ı örgütlenmesi ve denetimi işi­ ne katılmaları gerekir ki, bu iş tek tek kişilerin mesele­ si olarak kalmasın. Çok sayıda emekçi kadının işbirliği olmadan bu iş başarılamaz. Ve kadın işçi, bu işi tümüy­ le üstlenecek, yalnız yiyecek maddelerinin dağıtımında­ ki denetime değil, ilgilendiği için onların

daha kolay

sağlanmasına da katılacak durumdadır. Bu, partisiz ka­ dın işçinin tümüyle başarabiieceği bir görevdir, ve bu görevin yerine getirilmesi, aynı zamanda, sosyalist top­ lumun sağlamlaştırılmasına özellikle yardım edecektir. Sovyet iktidarı toprakta özel mülkiyeti tümüyle ve fabrika ve işletmelerde özel mülkiyeti hemen hemen tü­ müyle kaldırdıktan

52

sonra, amacı bütün

emekçilerin,


yalnız parti üyelerinin değil, ama partisizlerin de, yalnız erkeklerin değil, ama kadınların da ekonomik kuruluşa katılmasıdır. Sovyet iktidannın

başlattığı bu çalışma,

ancak bütün Rusya'da yüzlerce değil,

ama milyonlarca

ve onmilyonlarca kadın katıldığı zaman

ilerietilebilir.

O zaman, inanıyoruz ki, sosyalist kuruluşun sağlam bir temeli olacaktır. O zaman, emekçiler, mülk ısahipleri ve kapitalistler olmadan da yapabileceklerini ve ekonomi­ lerini

yönetebileceklerini göstereceklerdir.

O zaman

Rusya'da sosyalist kuruluş öyle sağlam temellere daya­ nacaktır ki, öbür ülkelerdeki ve Rusya'daki hiçbir düş­ man Sovyet Cumhuriyeti'ne tehlikeli olmayacaktır.

LENİN, Moskova şehri partisiz kadın işçilerinin IV. Konferansında konuşma, 22.3.1919, Eserıer, cilt 30, s. 23-29, Almanca.


SOVYET i KT i DA R I V E KAD I N I N D U R U M U

Sovyet iktidarının ikinci yıldönümü, b Ü sürede ula­ şılanlara bir gözatmamıza ve gerçekleştirilmiş olan dev­ rimin anlamını ve amaçlarını gözönüne getirmemize ve­ sile oluyor. Burjuvazi ve yandaşları, bizi

demokrasiyi yarala­

makla suçluyorlar. Oysa biz diyoruz ki, sovyet devrimi demokrasinin hem derinlemesine hem de genişlemesine gelişmesi için, ve üstelik emekçi ve kapitalizm tarafın­ dan ezilen yığınlar için olan, dolayısıyla

halkın büyük

çoğunluğu için olan, ( sömürenler, kapitalistler, zengin­ ler için olan ) burjuva demokrasisinden farklı, ( emekçi­ ler için olan) sosyalist bir demokrasi için şimdiye kadar örneği görülmedik bir itilim yarattı. Kim haklı? Bu soruyu titizlikle incelemek ve onun derinine in­ mek, bu iki yılın deneyimlerinden ders almak ve demok­ rasiyi daha da genişletmeye iyiden iyiye hazırlanmak de­ mektir. Kadının durumu burjuva ve sosyalist demokrasi­ ler arasındaki farkı özellikle apaçık

gösterir ve ortaya

atılan soruyu özellikle anlaşılır şekilde yanıtlar. Burjuva cumhuriyette ( yani toprakta, fabrika ve iş54


Jetmelerde, hisse senetlerinde vb. özel mülkiyetin oldu­ ğu yerde ) , en demokratik

cumhuriyet de olsa, dünya­

mn hiçbir yerinde, hiçbir ileri ülkede, ( burjuva-demokratik )

büyük

Fransız

Devriminden beri beş

çeyrek

yüzyıl geçmiş olmasına karşın, kadın için tam hak eşit­ liği yoktur. Burjuva demokrasisi sözde eşitlik ve özgürlük vaa­ deder. Gerçeklikte bir tek, en ileri cumhuriyet bile in­ san soyunun kadın yarısını, erkekle tam ve

erkeğin

vasiliğinden ve baskısından

yasal eşitliğe özgürleşmeyi

getirmedi.

Burjuva

demokrasisi

özgürlük ve eşitlik üzerine

kulağa hoş gelen sözler, tumturaklı sözcükler, abartma­ lı vaatler ve gürültülü sloganlar demokrasisidir ; gerçek­ te ise bütün bunlarla kadının özgürlüksüzlüğü ve eşit­ .sizliği, çalışanların . ve sömürülenlerin

özgürlüksüzlüğü

ve eşi tsizUği gizlenir. <Sosyalist demokrasi ya da Sovyet demokrasisi, ku­ lağa hoş gelen, ama yalan olan sözleri bir yana atar ve <<demokrat»ların, mülk sahiplerinin,

kapita.listlerin ya

da tahıl fazlalarını aç işçilere fahiş

fiyatlarla satarak

zengin olan tok köylülerin ikiyüz,Iülüğüne amansızca . sa­ vaş açar. Kahrolsun bu çirkin yalan! Ezilenler ile ezenlerin, sömürülenler ile sömürenlerin «eşitliği» olamaz, yoktur ve olmayacaktır. Kadın için erkeğin yasal karşısında hiçbir özgürlük olmadıkça,

ayrıcalıkları

sermayenin bo-

. yunduruğundan işçinin; kapitalistlerin, mülk sahipleri­ nin ve tüccarların boy-unduruğundan

çalışan köylünün

hiçbir özgürlüğü olmadıkça, gerçek «özgürlük» olamaz, yoktur ve asla olmayacaktır. Bırakın yalancılar ve ikiyüzlüler, beyinsizler ve kör­ ler, burjuvazi ve yandaşları, genelde

özgürlük, genelde

55


eşitlik ve demokrasi konusundaki boş sözleriyle halkı aldatmaya çalışsınlar. işçilere ve köylülere şunuı söylüyoruz: Yalancıların maskelerini indirin, körlerin göz;lerini açın. Onlara so­ run:

- Hangi cinsin hangi cinsle eşitliği? - Hangi ulusun hangi ulusla eşitliği ?

- Hangi sınıfın hangi sınıfla eşitliği? - Hangi boyunduruktan ya da hangi

sınıfın bo-

yunduruğundan kurtuluş? Hangi sınıf için özgürlük? Bu soruları ortaya atmaksızın, bunları karmaksızın, bunların sessizce

önplana çı­

geçişhrilmesine, gizlen­

mesine, örtbas edilmesine karşı savaşmaksızın politika­ dan ve demokrasiden, özgürlükten,

eşitlikten ve sosya­

lizmden sözeden kimse, emekçilı:ırin en acımasız düşma­ nıdır, kuzu postuna bürünmüş kurttur, işçilerin ve köy­ lülerin en kötü düşmanıdır, mülk sahiplerinin, çarların ve kapitalistlerin bir uşağıdır. Smryet iktidarı, Avrupa'nın en geri ülkelerinden bi­ rinde, iki yıl içinde, kadının kurtuluşu için, «güçlü» cins ile eşit kılınması için, bütün dünyadaki ileri, aydın, « de­ mokratik» cumhuriyetierin topunun 130 yılda yaptıkla­ rından daha çok şey yaptı. Aydınlanma, kültür, uygarlık,

özgürlük - kulağa

hoş gelen bu sözcüklere, dünyanın bütün kapitalist, bur­ juva cumhuriyetlerinde, evlilik ve boşanma, evlilik-dışı çocukların «evlilik-içi»

çocuklar karşısında

haksızlığa

uğratılması ile ilgili inanılmaz bayağılıkta, tiksinç alçak­ lıkta, hayvanca kabalıkta yasalar, erkek için ayrıcalık­ lar, kadın için aşağılamalar ve onur kırmalar içeren ya­ salar eşlik eder. Sermayenin boyunduruğu, «kutsal özel mülkiyetnin boyunduruğu,

56

burjuvanın

darkafalılığından,

küçük


mülk sahibinin bencilliğinden kaynaklanan despotluk - bunlar, burj!lvazinin en demokratik cumhuriyetleri­ ni bile bu pis ve alçakça yasalara dokunmaktan alıkoy­ du. <Sovyet Cumhuriyeti, işçilerin ve köylülerin cumhu­ riyeti, bu yasaları bir darbede süpürüp attı, burjuv·a ya­ landan ve burjuva ikiyüzlülükten taş üstünde taş bırak­ madı. Kahrolsun bu yalan! Ezilen bir cinsiyet varoldukça, ezilen bir sınıf varoldukça, sermayede, hisse senetlerin­ de özel mülkiyet varoldukça, tahıl fazlalarıyla açları uşaklaştıran toklar varoldukça, herkes için ö�gürlükten ve eşitlikten sözeden yalancılar kahrolsun. Herkes için özgürlük değil, herkes için eşitlik değil, tersine, ezenle­ re ve sömürenlere karşı,

ezme ve sömürme olanağının ortadan kaıldırılması içm savaşım. Sloganımız budur! Ezilen cins için öz,gürlük ve eşitlik! İşçiler için, emekçi köylüler için özgürlük ve e.şitlik! Ez:enlere karşı savaşnn, kapitalistlere karşı sava­ şım, vurgunculara, kulaklara karşı savaşımı

!Bizim savaşım sloganımız budur, bizim proleter gerçeğimiz budur, bu sermayeye karşı savaşımın ger­ çekliğidir, g.enel özgürlük ve eşitlikle, herkes için öz:gür­ lük ve eşitlikle ilgili yaltakçı, ikiyüzlü, kulağı okşayan boş sözleri sermaye dünyasının yüzüne vurduğumuz ger­ çekliktir bu. Ve tam da bu ikiyüzlülüğü teşhir ettiğimizden ötü­ rü, devrimci enerjiyle ezenlere karşı, kapitaUstlere kar� şı ve kulaklara karşı, ezilenler için ve emekçiler için öız­ gürlüğü ve eşitliği gerçekleştirdiğimizden ötürü - tam da bundan ötürü Sovyet iktidarı bütün dünyada işçile­ rin gönlünü kazandı. İşte bundan ötürüdür ki, Sovyet iktidarının ikinci 57


yıldönümünde, dünyanın bütün ülkelerinde işçi yığınla­ rının gönlü, ezilenlerin ve sömürülenlerin gönlü bizden yanadır. İşte bundan ötürüdür ki, Sovyet iktidarının ikinci yıldönümünde, açlığa ve soğuğa karşın, bize emperya­ listlerin Sovyet Culnhuriyeti'ne karşı savaşını zorla ka­ bul ettiren bütün yoksunluklara karşın, davamızın hak­ lılığına inancımız tamdır, bütün dünyada Sovyet iktida­ rının kaçınılmaz zaferine inancımız tamdır. LENİN, 6 . 1 1 . 19 19, Eserler, cilt 30, s: UJ4-107, A lmanca

58


" KA D l N iSÇ i LE R E » LlEINİN

-

1920

Kadın yoldaşlar! Moskova Sovyeti'ne seçimler gös­ teriyor ki, komünistlerin partisi işçi sınıfı içinde kuvvet­ lenmiştir . Kadın işçilerin seçimlere daha güçlü katılmaları ge­ reklidir. Sovyet iktidarı, yeryüzünde, kadının erkek kar­ :�ıısında haklarını çiğneyen ve erkeklere, örneğin evlilik yasası alanında, ya da çocuklarla ilişkili olarak ayrıca­ lıklar tanıyan, bütün eski, burjuva, aşağılık yasaları tü­ müyle ortadan kaldıran ilk ve biricik iktidar oldu. Sov· yet iktidarı, emekçilerin devlet iktidarı ülkelerin, en

demokrat burjuva

olarak, bütün

cumhuriyetierin bile

aile hukukunda yer alan ve mülkiyet ilişkilerine bağlı olan, erkeğin bütün üstünceliklerini

ortadan kaldıran

ilk ve biricik iktidar oldu. Nerede

mülk sahipleri,

kapitalistler ve tüccarlar

varsa, orada, yasa önünde bile, kadın erkek eşitliği ola­ maz. Nerede mülk

sahipleri, kapitalistler

ve tüccarlar

yoksa, nerede emekçilerin devlet iktidarı, bu sömürücü­ ler olmaksızın yeni bir yaşam kuruyorsa,

orada erkek

ile kadın arasında yasal eşitlik vardır. Ama bu yetmez.

59


Yasa önünde eşitlik, henüz yaşarnda eşitlik değil­ dir. Emekçi kadın yalnız yasa önünde değil, bilakis ya­ şamda da erkekle hak eşitliğini kazanmalıdır. Bu amaç­ la, emekçi kadınların kamu kurumlarının yönetimine ve devletin yönetimine gittikçe daha güçlü katılmaları zo­ runludur. Kadınlar, bu birlikte çalışma içinde, bilgilerini ça­ bucak genişletecekler ve erkeklere yetişeceklerdir. öyleyse, sovyete daha fazla emekçi kadın, komü­ nist ve partisiz kadın seçin. Parti,siz bir kadın işçi de ol­ sa, namusluysa ve anlayışla ve dürüstlij.kle. çalışmayı bi­ liyorsa - Moskova Sovyeti'ne onu seçin! Moskova Sovyeti'ne daha çok emekçi kadın! Mos­ kova proletaryası, zafere kadar savaşım için, eski yasal eşitsizliğe, kadının eski burjuvaca aşağılanmasına karşı savaşım için herşeyi yapmaya hazır olduğunu ve bunun için herşeyi yaptığını gösterebilsin! Proletarya, kadınların tam kurtuluşu için savaşına­ dan, kendisini kesin kurtaramaz. LENİN, 21.2.1920, Eserler, C. 30, s. 362/363

60


U LU S LARARASI KAD l N G Ü N Ü Ü Z ER i N E LENİN - 1920

Kapitalizm, elmnomik ve dolayısıyla toplumsal eşit­ sizlik ile biçimsel eşitsizliği birleştirir. Bu, kapitalizmin, burjuvazinin yandaşlarınca, liberallerce, yalanlarla giz" lenmeye çalışılan v:e küçük-burjuva demokratıarca anla­ şılınayan temel özelliklerinden biridir. Kapitalizmin bu özelliğinden, başka şeylerin yanısıra şu sonuç çıkar: Ekonomik eşitlik iıçin kesin savaşırola birlikte, kapita­ list eşitsizliğin açıkça itiraf edilmesi ve belirli koşullar­ da bu eşit eşitsizlik itirafının proleter devlet düzenin­ ·de bile temel alınması (!Sovyet anayasası) zorunluluk­ tur. Oysa biçimsel eşitlikle ilgili olarak bile, ( yasa önün­ de eşitlik, tok ile açın, mülklü ile mülksüzün «eşitiği») kapitalizm için tutarlılık olanaksızdır. Ve bu tutarsızlı­ ğın en kötü görünüşlerinden biri, kadın ile erkek ara­ 'Sındaki ya,sal eşitsidiktir. Hiçbir burjuva devlet, en ileri cumhuriyetçi, demokrat devlet bile, kadına tam hak eşitliği vermedi. Ama Rusya Sovyet Cumhuriyeti, kadının haklarını sınırlayan yasal engellerin hepısini bir vuruşta hiç istis­ nasız ortadan kaldırdı ve kadına yasa önünde tam hak <eşitliği sağladı.

61


Denir ki, kültür düzeyi en iyi, kadının yasal duru­ muyla nitelendirilir. Bu iddiada derin bir gerçeklik bu­ lunmaktadır. Bu görüş açısından da, ancak proletarya­ nın diktatörlüğü, yalnızca sosyalist devlet, daha yüksek bir kültür düzeyine ulaşabilirdi ve ulaştı da. Bundan ötürü, proleter kadın hareketinin, yeni, eş­ siz ve giiçlü atılımı, ilk Sovyet Cumhuriyeti'nin kurul­ ması ( ve pekiştirilmesi) ile ve -aynı zamanda ve onun­ la birlikte__:_ Komünist Enternasyonal ile ayrılmaz bi­ çimde bağlıdır. Kapitalizm tarafından, doğrudan ya da dolaylı, tam ya da kısmen ezilenler sözkonusu olunca; güvenceleyenin özellikle sovyet

demokrasiyi

düzeni ve yalnız sovyet

düzeni olduğu söylenmelidir. Bu işçi sınıfının ve yoksul köylülerin durumundan açıkça anlaşılır. Bu, kadının ko­ numunda açıkça görülebilir. Ama sovyet iktidarı sımflann ortadan kaldırılma­ sı için, ekonomik ve toplumsal eşitlik uğruna en son ke­

sin savaı;nm demektir . Demokrasi, sadece kapitalizmin ezdikleri, bu arada ezilmiş cins için olan bir demokra­ si bile,

bize yetmez.

Proleter kadın hareketi, biçimsel bir eşitlik için sa­ vaşımı ·değil, bilakis

kadının ekonomik

ve toplumsal

eşitliği için savaşımı temel görevi bilir. Kadını toplum­ sal üretim çalışmasına katmak, onu ebeoiyen ve sadece mutfak ve çocuk odasına kapatan, köreitici ve aşağılayı­ cı « ev köleliği>mden kurtarmak - işte temel görev bu­ dur. Bu, hem tophunsal pratiğin, hem de görüşlerin te­ melli bir dönüşümünü gerektiren uzun süreli bir sava­ şımdır. Buna rağmen, bu savaşım, komünizmin tam za­ feriyle bitecektir.

(LENİN,. 4.3.1 920�

Eserler, C. 62

30,

s.

400/401'


U LU S LA RARASI KAD l N LA R G Ü N Ü LENİN - 1921

Bolşevizmde ve Rus Ekim Devriminde b aşta gelen,. temel olan şey, tam da kapitalizm koşuliannda en çok ezilmiş olanlarm politikaya katılmalarıdır. Onlar, mo­ narşi koşullannda da, burjuvacdemokratik C1L'ııl1uriyet­ lerde de, kapitalistlerce aşağılandılar, aldatıldılar ve so" yuldular. Toprakta, fabrikada ve işletmede özel mülki­ yet ayakta kaldığı sürece, halk emeğinin kapitalistlerce bu ezilmesi, bu aldatılması, bu soyulması kaçınılmazdı. Bolşevizmin özü, sovyet iktidarının özü, burjuva de­ mokrasisinin yalanlarını ve ikiyüzlülüğünü ortaya koy­ mak, toprakta, fabrika ve işletmede özel mülkiyeti orta­ dan kaldırmak ve bütün devlet iktidarını emekçi ve sö­ mürülen yığınların ellerinde toplamaktır. Onlar, bu yı­ ğınlar, politikayı, yani yeni toplumun kurulması işini kendi ellerine alıyorlar. Bu güç bir iştir, yığınlar kapi­ talizm tarafından sindirilmişler ve aşağılanmışlardır; ama ücretli kölelikten, kapitalist uşaklıktan kurtulma­ nın başka bir yolu yoktur ve olamaz. Ama kadınlar p olitikaya çekilmeksizin, yığınlar po­ litikaya katılamaz. Çünkü insan soyunun kadın yarısı, kapitalizm koşullarmda iki kat ezilmiştir. İşçi ve köylü kadınlar sermaye tarafından ezilirler ve bunun dışında 63


en demokratik burjuva cumhuriyetlerde bile, birincisi, hak eşitlikleri olmadan kalırlar; ikincisi -ve esas önem­ li olan budur- en kaba, en ağır, insanı en çok köreiten işte, mutfaktaki ayrıntılarla ve bir bütün olarak aile yö­ netiminin

ayrıntılarıyla ezildikleri

için, «ev köleliği»

içinde kalırlar, « ev �öleleri» olarak kı:ilırlar. Bolşevik, sovyetik devrim, kadının

ezilmesinin ve

eşitsizliğinin köklerine baltayı, şimdiye kadar yeryüzün­ de hiçbir partinin ve hiçibir devrimin göze almadığı bir şekilde derinlemesine vurdu. Bizde,

Sovyet Rusya'da,

kadın ile erkek arasındaki yasal eşitsizlikten bir iz bile kalmadı. Evlilik ve aile hukukundaki özellikle laçka, ba­ yağı, ikiyüzlü eşitsizUk, çocuğa ilişkin eşitsizlik, sovyet

Bu,

iktidarı tarafından tamamiyle ortadan

kaldırıldı.

kadının özgürleşmesi

adımdır. Ama

için yalnızca ilk

burjuva, ve en demokratik bir tek cumhuriyet bile, bu ilk adımı olsun atmayı göze almamıştır. Bunu «kutsal özel mülkiyet» karşısındaki korku yüzünden göze alma­ mışlardır. İkinci ve en önemli adım, toprakta, fabrikada ve iş­ _

letmede özel mülkiyetin kaldırılmasıdır. Kadının tam ve gerçekten kurtulması için, «ev köleliği>mden kurtulma-. sı için yol, kadının ev ekonomisinin küçük ayrıntıların­ dan toplumsallaştırılmış büyük ev ekonomisine geçme­ si".yle ve yalnızca böylelikle açılır.

Bu geçiş güçtür; çünkü burada sözkonusu olan, pek derinlere kök salmış, ahşılmış, katılaşmış, kemikleşmiş bir «düzen»in (gerçekte bir « düzen»in değil, korkunç ve barbarca bir durumun} değiştirilmesidir. Ama bu geçiş başladı, iş ele alındı, yeni yola girdik. Ve uluslararası kadınlar gününde dünyanın bütün ülkelerindeki sayısız kadın işçi

toplantılarından, işitil­

medik ölçüde ağır ve güç, ama büyük, dünya tarihi ça­ pında büyük ve gerçek kurtuluş

64

hareketini başlatrnl:Ş


olan Sovyet Rusya'ya selamlar uçurulacak. Kudurmuş ve çoğu zaman canavarca burjuva

gericilik karşısında

cesareti yitirmemek için cesur sesienişler yankılanacak Bir burjuva ülke ne kadar «özıgür» ya da « demokratik» ise, kapitalistler çetesi işçilerin devrimine karşı o kadar çok azıtır 've kudurur;

bunun bir örneği

demokratik

Kuzey Amerika Birleşik Devletleri cumhuriyetidir. An­ cak işçi artık kitlesel olarak uyanmıştır.

Emp�ryalist

savaş, Amerika ve Avrupa'da olduğu gibi geri kalmış Asya'da da, uyuklayan, dalgın, uyuşuk yığınları kesinlik­ le sarsıp uyandırdı. Buz, dünyanın ibütün

köşelerinde ve bucaklarında

kırıldı. Halkların emperyalizmin boyunduruğundan kurtu­ luşu, kadın ve erkek işçilerin

sermayenin boyunduru­

ğundan kurtuluşu durdurolamaz biçimde ilerliyor. Bu eseri milyonlarca ve onmilyonlarca kadın ve erkek işçi, kadın ve erkek köylü ileriye taşıyacaktır. Ve

bundan

ötürüdür ki, emeğin sermayenin boyunduruğundan kur­ tulması eseri bütün dünyada zafere ulaşacaktır.

LENİN, 4 . 3. 1 921,

Eserler, ciıt

32

s.

1 59 - 1 6 1 ,

Almanca

65


KAD l N VE M i Li S ÜZER i N E LEiNİıN

-

1917

. . . Bizim, proletaryanın, bütün emekçilerin, nasıL bir milise gereksinimi var ? Gerçek bir halli milisi, ya­ ni birincisi, gerçekten bütün haktan, her iki cinsiyetin bütün yetişkin yurttaşlarından oluşan, ve ikincisi, bir halk ordusunun göreviyle polislik görevini, devlet dü­ zeninin en önemli ve ana organlarının ve devlet yöneti­ minin görevleriyle birleştiren bir mili:s . Bu düşünceleri olabildiğince açıklamak için tümüy­ le şematik bir örnek vermek istiyorum. Proleter milisi herhangi bir <<plan»a göre kurmak dü:ş.üncesi elbette saçmadır : İşçiler ve "bütün halk kitlesel olarak pratikte bu işi ele aldıklarında, herşeyi herhangi bir teorisyen­ · den yüz kat daha iyi yapıp düzenleyecektir. Hiçbir «plan» önermiyorum, yalnızca düşüncelerimi örnekler­ le açıklamak istiyorum. Petrograd'm yaklaşık 2 milyon nüfusu var ve bunun yarıdan çoğu 15-6ö yaş araJındadır. Diyelim ki yarısı, bir milyonu. Bunun hadi dörtte birini de çıkarall:rn: geçerli gerekçelerden ötürü bugiin kamu hizmeti göremeyecek durumdaki hastaları ve diğerlerini. Geriye 750 000 kişi kalır ki, bunlar, örneğin her onbeş giinde bir miliste ça­ lışırlarsa ( ve bu süre için girişimciden ücretlerini alır66


larsa ) , 50 000 kişilik bir ordu kurulur. Bizim gereksin­ diğimiz böyle tipte bir «devlet>ıtir! Böyle bir milis, yal� mz adıyla değil, gerçekten bir « halk milisi» olur. Bu yolu tutmalıyız ki, hiçbir özel polis ve halktan ayrı ı hiçbir özel ordu yeniden lirurulamasm. Böyle bir milis, yüzde g5 işçilerden ve köylülerden oluşur ve halkın eziC'i çoğunluğunun sağduyusunu ve iradesini, gücünü ve kuvvetini dile getirir. Böyle bir mi­ lis, gerçekten bütün halkı istisnasız silahlandırır ve as­ keri sorunlarda eğitir ve halkı, gericiliği tüm restore etme çabalarına karşı, çar ajanlarının bütün tertipleri­ ne karşı, Guçkov'vari ve Milyukov'vari olmayan bir tarzda güvence altına alır. Böyle bir milis, « İşçi ve As­ ker Temsilcileri .Sovyeti » nin yürütme organı olur, hal­ kın :mutlak saygısını ve mutlak güvenini kazanır; çünkü kendisi istisnasız bütün halkın bir örgütü olur. Böyle biıo milis, demokrasinin halkın kapitalistlerce köleleşti­ rilmesini ve alaya alınmasını gizleyen yaldızlı bir tabela olarak kalmasını önler, yığnılann bütün devlet işlerine katılması için gerçekten eğitilinesi olur. Böyle bir milis, gençliği poiitik yaşama sokar ve yalnız s öz,le değil, ey­ lemle, iş ile de eğitir. Böyle bir milis -bilimsel konuş­ mak gerekirse- «toplumsal yardım polisi» nin, sağlık kontrolünün vb. alanına giren hizmetleri geliştirir ve bütün yetişkin kadınlara böyle görevlerde yer verir. Çünkü kamusal hizm ette, miliste, politik yaşamda ka­ dınlara yer vermeksizin, kadınları o köreitici ev ve mut­ fak atmosferinden çıkarmaksızm, hiçbir gerçek özgür­ lük güvenceye bağlanama:z, sosyalizm şöyle dursun, de­ mokrasi bile kurulama:z . . .

« Uzaktan Mektuplar

LE NİN,

-

III. Mektup, Proleter Milis Üzerine,

Eserler, cilt

23, s. 342-343,

1 1. 3. 1 9 1 7, Almanca

67


. . . 12- Polisin yerini bir halk milisinin alması - bu, tüm devrim sürecinin akışından ortaya çıkan ve şimdi Rusya'nın çoğu kısımlarında

uygulanan bir dönüşüm­

dür. Halka, alışılan tipteki burjuva devrimierin çoğun­ da bu dönüşümün her zaman son derece kısa ömürlü olduğunu ve burjuvazinin -en demokratik, en cumhu­ riyetçilerin bile- eski, çarist tip polisi, yani halktan ko­ puk, burjuvaziden emir alan ve her yoldan halkı eze­ bilecek olan polisi yeı.ıı.iden düzenlediklerini açıklama­ lıyız.

oruernenin bir tek

Polisin yeniden ö:r;gütlenmesini

yolu vardır: Genel bir halk milisi yaratmak ve p olisi bu ordu içinde eritmek ( düzenli ordunun yerine bütün hal­ kın silahlandırılmasmm geçirilmesi ) .

Yaklaşık olarak

ileri sürülen 15-6ö yaş limitleri, gençlerle yaşlı insanla­ rm da miliste yer almalarını belirtmek için alınabiirse, bu yaş grubundaki istisnasız bütün kadın ve erkek va. tandaşlar bu milisin faaliyetlerine katılmalıdır. Kapita­ listler, miliste kamu görevi için geçirilen günler için ir çilerine, hizmetçilerine vp. bu günlerin ücretini ödeme­ lidir. Kadınlar , sadece salt politik hayata değil, sürekli ve herkes tarafından yerine getirilmesi hizmetine de bağımsız bir şekilde dikleri sürece, sosyalizmden,

gereken kamu

katılmaya çekilme­

ve hatta tam sürekli bir

demokrasiden bile sözedilemez . . .

LENİN, Devrimimizde Proletaryanın Görevleri, 1 0. 4 . 1 9 1 7 , Eserler, cilt 24, s. 55, Almanca)

68


D E M OKRAT i K B i R SOR U N O LARAK KAD l N SO R U N U ÜZER i N E LENİN . . . Ama devrimimizin burjuva - demokratik içeriği üzerine

düşüncelerimizi

sonuna

kadar

sürdürelim.

Marksistler için bunun ne anlama geldiği açık olmalıdır. Açıklama için canlı örnekler alalım. Devrimin burjuva-demokratik içeriği, yani ülkenin toplumsal

ilişkilerinin ( durumların, kurumlarm )

orta­

çağa ait şeylerden, serflikten, feodalizmden temizlenme­ si. 1917 yılında Rusya'da serfliğin esas tezahür biçimle­ ri, artıkları, kalıntıları hangileriydi? Monarşi, kast siste­ mi, toprak sahipliği ve toprak kullanımı, kadının duru­ mu, din, milliyetlerin baskı altmda tutulması. Bu «Au­ gias ahırlarDmdan herhangi birini alalım

-geçerken

söyleyelim, bunlar bütün ileri devletlerde

onların bur­

juva demokratik devrimlerinin 125, 250 ve daha fazla yıl önce ( İngiltere'de

1649'da ) gerçekleştirilmesi sırasında

önemli ölçüde temizlertıneden bırakılmıştı- Bu Augias ahırlarından herhangi birini alalım, bizim bunları bütü­ nüyle temizlediğİrniz görülür. 25 Ekim ( 7 Kasım ) 1 9 17' ğıtılmasına . ( 5 Ocak 1 918 ) kadarki yalnızca on hafta içinde biz bu alanda, burjuva-demokratların ve liberal­ içinde biz bu alanda, burjuva-demokratların ve liberal­ lerin

( Kadetle r )

ve

küçük-burjuva

demokratlarının


(Menşevikler ve Sosyal-Devrimciler ) sekiz a�lık iktida­ rında yaptıklarından bin kat daha fazla yaptık. Bu korkaklar, gevezeler, kendini beğenmiş narsist­ ler ve Hamietler kağıttan kılıçlarla el-kol salladılar ve monarşiyi bile yoketmedilerı Biz tüm monarşist pis­ liği, daha bir eşi görülmemiş şekilde süpürüp attık. Yüzyıllardan kalma kast yapısını taş üstünde taş, tuğla üstünde tuğla kalınamacasına yıktık ( İngiltere, F'ransa ve Almanya gibi en ileri ülkeler hala bugüne kadar bu kast sisteminin izlerinden özgür değillerdir! ) . Kast sis­ teminin en derin köklerini, yani toprak sahipliğinde feodalizmin ve ser:fliğin kalıntılarını kökünden söktük. Büyük Ekim Devriminin tarımdaki dönüşümlerinden «en sonunda» ne olacağı «üzerine münakaşa edilebilir>> ( böylesi münakaşalarla meşgul olacak yurtdışmda ye­ teri kadar yazar-çizer, Kadet, Menşevik ve Sosyal-D�v­ rimci vardır ) . Şimdi bu münakaşalarla zaman kaybet­ meye hiç isteğimiz yok, çünkü biz .,bu münakaşayı ve buna bağımlı bir koca yığın münakaşa sorununu mü­ cadeleyle karara bağlıyoruz. Ama münakaşa götürmez olgu, küçük-burjuva demokratlarının sekiz ay boyunca mülk sahipleriyle, serflik geleneklerinin koruyucularıy­ la «anlaştıkları», bizim ise birka:; hafta içinde hem bu mülk sahiplerini ve hem de on,ların tüm geleneklerini Rus toprağının üstünden taınamiyle sürüp attığımızdır. Dini, ya da kadınların haktan yoksunluğunu, ya da Rus-olmayan milliyetlerin baskı altında tutulmasmı ve hak eşitsizliğini alalım. Tüm bunlar burjuva ,demokra­ tik devrimin sorunlarıdır. Küçük-burjuva demokrasisi­ nin filistenleri sekiz ay boyunca bunun üzerine geveze­ lik ettiler; dünyanın en ileri ülkeleri arasında bu sorun­ larm bu.:rjuva-demokJC1atik yönde tama:miyle çözüldüğü tek ülke yoktur. Bizde bunlar Ekim Devriminin yasa­ masıyla tamamiyle çözülmüştür. Dine karşı garçekten 70


mücadele ettik ve ediyoruz. Tüm Rus-olmayan milliyet­ , kendi öz cumhuriyetlerini ya da özerk ibölgeleı-ini

lere

verdik. Rusya'da kadının haklardan yoksun olması ya da tam hak eşitliğinin olmaması gibi serfliğin ve orta­ çağın; bencil burjuvaz,i ve aptal,

korkutulmuş küçük­

burjuvazi tarafından istisnasız dünyanın bütün ülkele" rinde yeniden temcit pilavı gibi öne sürülen bu şok edi­ ci kalıntısı gibi böyle bir rezalet, kepazellk ve aşağılık şey yoktur. T'üm bunlar burjuva-demokratik dir. Bir buçuk

ve iki buçuk yüzyıl

devrimin içeriği­ önce bu devrimin

( eğer bu genel tipin her ulusal türünden bahsedecek­ sek, bu devrimlerin ) ileri önderleri halklara, ortaçağın ayrıcalıklarından, kadının hak eşitsizliğinden, şu ya da bu dinin ( ya da « din fikrinin», bir bütün olarak «dinsel­ lik»in) ayrıcalığından,

milliyetlerin eşit haklara sahip

olmamasından im;anlığı kurtaracaklarına söz vermişler­ di. Bu sözü verdiler, ama bu sözü tutmadılar. Tutamaz­ lardı da, çünkü - «kutsal özel mülkJ.yet>ıe «saygı» bu­ na engel oluyordu. Bizim proleter devriinimizde bu üç defa lanet olası ortaçağa ve bu «kutsal özel mülkiyet>ıe bu lanet olası «saygı» yoktu. . .

·

.

LENiN, «Ekim Devriminin DöTdüncü Yıldönümü ÜzeTine», 14.10.1921, EserleT, cilt 33, s. 32-34, Almanca

. . . P. Kievski, bir siyasal kötülük ile bir ekonomik kötülüğü «yadsıyamı

veya darngalayan

sloganlar ara­

sındaki farkı anlamıyor. Fark şuradadır : Bazı ekono­ mik kötülükler, kapitalizmin öylesine ayrılmaz bir par­ çasıdır ki, siyasal üstyapı ne olursa olsun, kapitalizmi ortadan kaldırrnadıkça bu kötülükleri

ekonomik olarak


yoketmek

olanaksızdır. öte yandan, siyasal

kötülükler�

«kurulu düzen zemini üzerinde», yani kapitalizmde ik­ tisadi açıdan tamamen olanak çerçevesinde bulunan ve kapitalizmde istisnai olarak gerçekle�tirilen

-kısmen

bir devlette, kısmen . de bir başka devlette- demokra­ siden uzakla�mayı ifade

eder. Yazarın

demokrasinin

gerçekleştirilebilirliğinin genel koşullarını anlamadığım bir kez daha görüyoruz. Aynı şey boşanma sorununda da sözkonusudur. Bu sorunun,

ulusal sorun üzerine yapılan tartışmalarda, ilk

kez Rosa Luxemburg tarafından ortaya atıldığını okur­ lar anımsayacaktır. Rosa Luxemburg, gayet doğru olan şu görüşü dile getirmiştir: demiştir ki, eğer bir devlet içinde (belli bir bölge, bir yer, vb. için) özerkliği destek­ leyeceksek, merkeziyetçi s osyal-demokratlar olarak; bel­ libaşlı bütün ulusal sorunların

-boşanmaya ilişkin ya­

sa da onlardan biridir_:_ merkezi hükümetle merkezi parlamentonun yetki alanı içinde olduğunda ısrar etme­ miz gerekir. Boşanma örneği açıkça gösteriyor ki, tam boşanma özgürlüğünü istemeksizin,

kişi demokrat ve

sosyalist olamaz; çünkü böyle bir özgürlüğün yokluğu. ezilen cinsiyet için ek bir- z,incirden başka birşey değU­ dir. Kaldı ki, kadının k ocasından ayrılma özgürlüğüne sahip olmasını

tanımanın, bütün

kadınları aynı ş eyi

yapmaya davet etmek demek olmadığını kavramak da güç olmasa gerektir !

P. Kievski «itiraz ediyor»: «Böyle durumlarda» ( yani kadının mek istediği durumlarda)

kocayı terket­

«kadın hakkını

kullanama,z­ sa, ya da bu hakkın kullanılması üçüncü kişilerin iste­

ğine, hatta daha da kötüsü, kadınla evlenmek isteyenle­ rin isteğine bağlıysa, bu hak neye

yarayacaktır ? Böyle

bir hakkın ilan edilmesini savunacak mıyız? Kuşkusuz hayır! » Bu itiraz, genel olarak demokrasiyle kapitalizm

72


arasındaki ilişkinin hiçbir şekilde ğunu ortaya koyuyor.

anlaşılmamış oldu­

Kapitalizmde, ezilen

sınıfların.

kendi demokratik haklarını «kullanmalarınm olanaksız; hale getiren

koşullar istisna değildir,

sistemin tipik

özelliğidir. Kapitalist düzende, birçok durumda, boşan­ ma hakkı gerçekleştirilememiş olarak kalacaktır; çünkü ezilen cinsiyet ekonomik olarak köleleştirilmiştir. Kapi" talist sistemde ne kadar demokrasi olursa olsun, kadın « evcil bir köle» olarak yatak odasına, çocuk odasına, mutfağa kapatılmış bir köle olarak kalmaya devam et­ mektedir. Kapitalizmde halkın «kendi �> yargıçlarını, res­ mi görevlilerini, okul öğretmenlerini, jüri üyelerini, vb. seçınesi de aynı şekilde, işçilerin ve köylülerin ekono-­ mik olarak köleleştirilmiş olmaları nedeniyle, birçok du­ rumda gerçekleştirilemez. Ayın şey demokratik cumhu­

riyet için de sözkonusudur. Bizim programımız demok­ ratik cumhuriyeti, «halkın öz yönetimi» diye «tanımlar .>> Ama bütün sosyal-demokratlar pek iyi bilirler ki, ka­ pitalizmde en demokratik cumhuriyet bile, sadece bur­ juvazinin memurları rüşvetle ayartmasına, borsa ile hü­ kümetin ittifarkına götürür. Aiıcak

düşünmekten yoksun

kişiler ya da Mark­

sizm'e tamamiyle yabancı kişiler bundan şu sonucu çı. karırlar: öyleyse cumJıuriyetin hiçbir değeri yok, boşan-­ ma özgürlüğünün hiçbir değeri yok, ulusların kendi ka­ derlerini tayin etme hakkının hiçıbir değeri yok! Mark­ sistlerse demokrasinin sımfsal

baskıyı ortadan kaldır­

madığım, bilakis sımf mücadelesini daha arı, daha ge­

niş, daha açık, daha keskin hale getirdiğini bilirler ve· bizim de gereksindiğimiz budur. Boşanma

özgürlüğü

daha tam hale geldikçe, kadın « ev köleliği» nin kayna­ ğının hak eksikliği değil, . kapitalizm olduğunu daha iyi görecektir. Yönetim sistemi daha demokratik hale gel­ dikçe, işçi kötülüğün kaynağının hak

eksikliği değil,


-kapitalizm olduğunu daha iyi anlayacaktır. Ulusal eşit­ lik daha tam hale geldikçe ( ayrılma özgürlüğü olmaksı­ zın bu eşitlik tam

olamaz ) , ezilen ulusların işçileri, te­

mel kötülüğün hak eksikliği değil, kapitalizm olduğunu daha açıkça göreceklerdir, vb.

Bir

kez daha belirtelim:

Marksizmin abecesinden söz etmek

zorunda kalmak

insana utanç veriyor. Ama Kiev:ski bunları bilmediğine göre, elden ne gelir? Kievski boşanma sorununu, ö rgütleme

Komitesi'

nin yurtdışı sekreterlerinden Semkovski'nin, eğer doğru anımsıyorsam, Paris'te yayınlanan «Golos»da ele aldığı

biçimde tartışıyor. Sernkovski'nin mar_ıtı�

çizgisi şuy­

du: Doğrusu, b oşanma öz,gürlüğü bütün kadınlara ko­ calarından ayrılmaları çağrısı değildir, ama eğer bir ka­ dına, bütün öteki kocaların kendi kocasından iyi olduğu ispatlanmaya çalışılırsa, o zş,man iş aynı kapıya varır! Bu sava sarılan Semkovski'nin unuttuğu şudur: Ka­ çıklık, sosyalist ya da demokrat bir kişinin görevlerini yaralayan birşey değildir. Sıemkovski bir kadına, bütün öteki kocaların onun kocasından daha iyi olduğunu söy­ leseydi, hiç kimse

bunu demokratik

görevlerin ihlali

saymazdı. Olsa olsa, büyük bir partide büyük kaçıklar olmadan ohnaz, derlerdi! Ama Semkovski, boşanma öz­ gürlüğüne karşı duran ve karısım kendisinden ayrılma­ sını önlemek üzere mahkemeyi, polisi ya da kiliseyi ha­ rekete geçiren kişiyi bir demokrat olarak savunmayı ka­ fasına koyarsa, kesinlikle inanıyoruz ki, Semkosvki'nin Yurtdışı

Sekretaryasındaki

arkadaşlarının

bile çoğu

-her ne kadar pek iyi sosyalistler değillerse de- onu desteklemeyi reddederdi. Gerek Semkovski, gerek Kievski, boşanma üzerine « konuştular», konuyu anlayamadıklarını

gösterdiler ve

konunun özünden kaçındılar. Bu öz şudur : Kapitalizm­ de, istisnasız bütün öteki demokratik

haklar gibi. bo-


.şanma hakkı da bazı koşullara bağlanmıştır, sınırlı, çok biçimsel bir karaktere sahiptir ve gerçekleştirilmesi aşı­ n ölçüde güç bir haktır. Ama gene de hiçbir dürüst sos­ yal-demokrat, boşanma hakkına karşı çıkan bir kişiyi, sosyalist olmak şöyle dursun, demokrat bile saymaya­ caktır. Konunun özü budur. Biitiin « demokrasi», kapi­ talizmde ancak çok sınırlı ölçüde ve koşullara bağlı ola­ rak elde edilebilen «haklar»>n ilanını ve gerçekleştiril­ mesini içerir. Ama bu hakları ilan etmeksizin, bu haklar için dolaysız ve derhal savaşım vermeksizin, yığınları bu savaşım ruhuyla eğitmeksizin, sosyalizm olanaksız­ [IJr . . .

LENİN, «Marksizmin bir Kaı-ikatüı·ü ve 'Emperyalist Ekonomizm», AğustosfEkim 1 9 1 6 , Eserler, cilt 2 3 , s. 66-69, Almanca

75


iSCi VE KÖYLÜ KAD l N LAR l N

1 . KON G RESiN iN 5 . Yl LDÖN Ü M Ü

Ü Z E R iN E

SiTALİN

-

1923

Beş yıl önce, Partimizin Merkez Komitesi Mosko­ va'da, birinci Ttim-Rusya İşçi ve Köylü Kadınlar Kong­ resini topladı. Bu kongreye, en azından bir milyon emekçi kadını temsilen binden fazla delege katıldı. Bu kongre, partimizin emekçi kadınlar arasındaki çalışma­ sında bir dönüm noktası oluşturdu. Bu kongrenin paha biçilmez değeri, Cumhuriyetimiz işçi ve köylü kadınları­ nın politik aydınlatılmasının örgütlenınesimn temelini' atmasında yatmaktadır. Bazı kişiler, bunda olağanüstü hiçbir şey olmadığ·ı­ nı, Parti'nin, kadınlar da dahil, kitlelerin politik eğitimi ile her zaman uğTaştığını, kadınların politik eğitiminin, işçilerin ve köylülerin saflarından sağlam kadrolara sa­ hip olur olmaz, ciddi bir anlam taşımayacağını düşüne­ bilirler. Bu düşünce tarzı tamamen yanlıştır . Şimdi, ik­ tidar işçilerin ve köylülerin eline geçtiği için, emekçi ka­ dınların politik eğitimi birincı öneme sahiptir. Ve şu nedenle:

140 milyonluk ülkemiz nüfusunun en azından yarı­ sını, çoğunluğu işçi ve köylü kadınlardan oluşan cahil, az bilinçli, sindirilmiş kadınlar oluşturur. ülkemiz cid76


diyetle yeni bir sovyet yaşamı kurmaya koyulduğuna gö� re, nüfusun yansını temsil eden bu ülke kadınlarının, sindirilmiş, az bilinçli, cahil kalmaya devam ederlerse, ileriye doğru her harekete engel teşkil edecekleri açık değil midir? Kadın işçi, erkek işçiyle omuz omuzadır, sanayimi­ zin kurulması ortak eserinde, kadın işçi, erkek işçiyle beraber çalışmaktadır. Bilinçliyse, politik bakımdan eğitilmişse, kadın işçinin ortak eserde payı bulunabilir; eğer sindirilmiş ve cahilse, kadın işçi, elbette kötü niye­ tinden değil, ama eğitimden yoksun olması sebebiyle, ortak eseri yıkabilir. Köylü kadın, köylü erkekle omuz omuzadır, köylü kadın erkekle beraber kırsal ekonomimizin gelişmesi, ilerlemesi ve çiçeğe vurması ortak eserinde çalışmakta­ dır. 'Bilisizlikten ve bilgisizlikten kurtulursa, köylü ka­ dm bu esere muazzam fayda sağlayabilir. Ve tersine: bilgisizliğin esiri kalırsa, köylü kadın eserin bütününü köstekleyebilir. i şçi ve köylü kadınlar, işçi ve köylü erkekler gibi öz­ gür vatandaşlardır.

Kooperatiflerimizi,

sovyetlerimizi

seçerler, kooperatiflerimize, sovyetlerimize seçilebilir­ ler. işçi ve köylü kadınlar politik olarak eğitilmişler ise, kooperatiflerimizi ve sovyetlerimizi düzeltebilir, sağlam­ laştırabilir ve geliştirebilirler. Eğer işçi ve köylü kadın­ lar aydmlatılmamış ve bilisiz iseler, sovyetleri ve koo" peratifleri zayıflatabilir ve mahvedebilirler. Nihayet, işçi ve köylü kadınlar,

ülkemizin geleceği

olan gençliğiınİzin anaları ve eğiticileridirler. Annenin Sovyet rejimine sempat:t duymasına, ya da burjuvazinin, papazların, kulakların peşine takılınasına göre, kadınlar ,çocukları ya ruhen sakatlayabilir ya da bbe ülkemizi _ileri götürecek ruhen sağlam bir gençlik eğitebilirler. İşte bu nedenle, işçi ve köylülerin yeni bir yaşam

77


kurmaya başladıkları şu sıralarda, işçi ve �öylü kadınla­ rın politik eğitimleri, başlıca görevdir, burjuvazi üzerin­ de .gerçek zafer için son derece önemli bir önkoşuldur. İşte bu nedenle, emekçi kadınların politik eğitimi eserinin başlangıcını temsil eden, işçi ve köylü kadınla­ rın birinci kongresinin anlamı gerçekten paha biçilmez­ dir. Beş yıl önce, işçi ve köylü kadınların ilk kongresin­ de, Partinin önünde duran görev, yüzbinlerce işçi kadmı yeni bir yaşamın, sovyet yaşamının kurulması ortak ça­ lışmasına çekmekti. o zamanlar ilk sıraları, emekçi ka­ dınların en uyanık ve en bilinçli unsu:rlar_ı olmaları sıfa­ tıyle, sanayi bölgelerindeki işçi kadınlar duruyordu. Da­ ha yapılacak çok şey olmasma rağmen, geçmiş beş yıl içinde bu açıdan bir hayli şeyin yapıldığını kabul etmek gerekir. Şimdi Partinin önündeki görev, milyonlarca köylll kadım, sovyet yaşamımızın örgütlenmesi ortak çabasına:. çekmektir. Beş yıllık çalışma, köylü kadınlar arasından bir dizi yönetici kadın çıkmasını sağlamıştır. Yönetici köylü kadınların saflarınm, yeni, politik bakımdan bi­ linçli köylü kadınlarca doldurula.cağım umuyoruz. Partinin bu görevin de üstesinden geleceğini umuyoruz. '

STALiN, 1 0. 1 1 .1923,

Eserıer, ciıt 5, s. 305-307, Almanca(


U L U S LA R A RAS I KAD l N lA R G Ü N Ü J.V. SıTALİN

-

1925

İnsanlık tarihinde, ezilenlerin hiçbir büyük hareke­ ti, emekçi kadınların katılımı olmadan yürümemiştir. Ezilenlerin arasında en ezilenler olan emekçi kadınlar, özıgürlük eyleminin büyük yolunun kenarında kalmadı­ lar ve kalarnazlardı. Kölelerin kurtuluş hareketi, bilin­ diği gibi, yüzierce ve binlerce büyük kadın şehit ve kah­ ramanı yaratmıştır. Serflerin özgürlüğü için savaşanla­ rın oluşturduğu sıralarda, onbinlerce emekçi kadın var­ dı. Ezilen kitlelerin kurtuluş hareketinin en güçlüsü olan, işçi sınıfının devrimci hareketinin, bayrağı altın­ da, milyonlarca emekçi kadını toplaması şaşılacak bir­ şey değildir. Uluslararası kadınlar günü, işçi sınıfının kurtuluş hareketinin büyük geleceğinin habercisi ve yenilmezliği­ nin delilidir. Enıekçi kadınlar, işçi ve köylü kadınlar, işçi sınıfı­ mn büyük yedek kuvvetlerini teşkil ederler. Bu önemli yedek kuvvet nüfusun yarısından çoğunu oluşturur. Ka­ dın yedek kuvveti, işçi sınıfının yanında mı, karşısında mı olacaktır ? Proleter hareketinin kaderi, proleter dev­ riminin ve proleter iktidarının zaferi ya da yenilgisi bu­ na bağlıdır. İşte bu yüzden proletaryanın ve onun en 79"


ileri müfrezesi olan Ko:rnünist Partisi'nin görevi, kadın­ ları, işçi ve köylü kadınlari, burjuvazinin etkisinden kur­ tarmak ve bunları proletaryanın bayrağı altında, politik olarak eğitmek ve örgütlernek için kesin mücadele ver­ mektir. Uluslararası

kadınlar günü, emekçi

kadınlardan

oluşan yedek gücü, proletaryanın yanına

çekmek için

bir yöntemdir. Fakat emekıçi kadınlar sadece

bir yedek güç oluş­

turmaz,l ar. Onlar, işçi sınıfının doğru politikası sonucu, işçi sınıfının, burjuvaziyle savaşacak

olan gerçek bir

ordusu olabilirler ve olacaklardır . . Emekçi kadınların bu yedek gücünü, proletaryanın büyük ordusunun ya­ nında çarpışan bir işçi ve köylü kadınlar ordusu haline getirmek: işte işçi sınıfının kesin ikinci görevi. Uluslararası kadınlar günü, işçi ve köylü kadınları, işçi sınıfının bir yedeğinden, proletaryanın kurtuluş ha­ reketinin aktif bir ordusuna dönüştürmek için bir araç ,olmalıdır.

STALİN, «Uluslararası kadınlar günü için» Pravda, 8 Mart 1 925, Eserler, cilt 7, s. 41/42 Almanca


Komünist E:nterna�yonal I. Kongresi

KAD l N i SC i LE R i N SOSYALiZM M Ü CADELES i N E CEKi L M ES i N I N G ER EKLi Li G i ÜZER i NE KARAR Komünist Enternasyonal Kongresi, tarafından konulan görevlerin

gerek kendisi

başarısı, ve gerekse de

dünya proletaryasının nihai başarısı ve kapitalist düze­ nin tümden ortadan kaldırılmasının, işçi sınıfından ka­ dın ve erkeklerin birbirine sıkı sıkıya bağlı, ortaklaşa mücadeleleri ile güvence edilebileceğini tespit eder. Kadın gücünün iktisactın bütün alanlarında muaz­ zam büyüyen kullanımı; dünyadaki bütün değerlerin ya­ rıdan az olmayan kesiminin kadın eliyle üretilmesi ger­ çeği, diğer yandan · proleter kadınların yeni

komünist

toplum düzeninin inşasında, özellikle komünist ev eko­ nomisine geçişte, aile biçiminin reformunda ve, görevi çalışkan, dayanışma ruhuyla dolu sovyet cumhuriyetle­ ri vatandaşları yetiştirmek

olan; çocukların

sosyalist

toplumsal eğitiminin yürütülmesinde aynadıkları önem­ li rolün tanınması - bütün bunlar, bütün

güçleri ve

enerjileriyle proleter kadınları parti için kazanmaya ç a­ lışmayı

ve aile hayatında

k:omünist ahiakla

amacıyla bütün araçları kullanmayı,

eğitmek

Komünist Enter­

nasyonale bağlı bütün partilerin acil görevi durumuna getirmektedir.

81


Proletarya diktatörlüğü,

ancak işçi sınıfından ka­

dınların canlı ve etkin katılımı ile gerçekleşebilir ve ko­ runabilir.

:Komünist Enternasyonal II. Kongııiesi

Zinovyev: Şimdi, bir de kadın ve gençlik örgütü so­ runu kaldı.

Bu

sorunlara önem vermediğimizden dolayı

değil - bu sorunlar önemlidir - aksine bu

sorunları

yarım saat içinde geçiştirrnek istemediğimizden; sorunun yeni

Yürütme'ye devredilmesini

bu iki

öneriyoruz.

Bundan dolayı, oldukça genişletilecek olan yeni Yürüt­ me'ye, kadın ve gençlik örgütü temsilcileri ile birlikte

bu sorunu bırakmak istiyoruz. (Kadın sorunu ve gençlik sorununun bırakılması, azınlığa karşı kararlaştırılır. )

82

Yürütme'ye


Komunist Enternasy:onal III. :Kongresi

KAD l N LAR HAR EKETi N E i li Ş Ki N RAPO R Söz, yoldaş Clara Zetkin'in. Cilara ZETKİN: Kadın ve erkek yoldaşları Yürütme Kurulu ('«Exekutive» : Komünist Enternasyonal Yürüt­ me Kurulu; KEYiK

-

ÇN ) Uluslararası Sekreterliğinin

verdiği, kadınlar arasında komünist çalışma yürütme görevi uyarınca, komünist kadınlar hareketi ve Komü­ nist Kadınlar Konferansı hakkında kısa bir özet suna­ cağım. Hiç kuşku yok ki, gerek tek tek ülkelerdeki komü­ nist kadınlar hareketinin gelişmesi konusunda, buralar­ da giderek daha büyük kadın yoldaş kitlelerinin bilinç­ lice komünist partisi etrafında toparlanmalarıyla, ge­ rekse en geniş politize olmuş kadın kitlelerinin proleter devrim hizmetine sokulmasına ilişkin çabaların uluslar­ arası alanda birleştirilmesi konusu_'1.da, geçen yıl İçinde çok sevindirici bir gelişme kaydettik. Bu, hem siyasi ik­ tidarı ele geçirme ve proletarya diktatörlüğünü kurma mücadelelerinde, hem de -Rusya'da olduğu gibi­ proletaryanın iktidarı ele geçirmiş olduğu ülkelerde bu kazanımlarm savunulması ve komünist inşa konusunda geçerlidir. Fakat kaydedilen ileriemelerin yarattığı se­ vince, acı bir damla da karışıyor. Çoğu ülkelerde komü­ nist kadınlar hareketinin kaydettiği ilerlemeler komü-

83


nist partisinin desteği olmaksızın, ve evet, hatta şurda burda komünist partisinin açık ya da gizli

direnişine

rağmen elde edilmiştir. Henüz şu gerçek yeterince kav­ ranmarmştır: Kadınlar devrimci mücadelelere bilinçle, hedef şaşmaz biçimde, emin adımlarla, fedakarca katıl­ madıkları sürece ne p roletarya içsavaşla egemenliği ka­ zanabilir, ne de kendi diktatörlüğünü kurduktan sonra komünist toplumun inşasına başlayabilir. Daha savaştan önce

bile komünist işçi

hareketi

içinde, proletaryanın ekonomik ve siyasi mücadelelerini kadın kitlelerinin katılımı olmaksızın

yürüterxieyeceği,

herkesin nasılsa bildiği bir gerçek olarak ( «lBinsenwahr­ heit» - ÇN ) kabul ediliyordu. Şura.sı muhakkak

ki, es­

ki sosyal - demokrat partilerin pratiği, sendikaların pra­ tiği, dudak ucuyla teslim edilen bu olgunun çok çok ge­ risinde kalmıştır. Kadının faaliyeti şöyle ya da böyle bir siyasal ve sendikal hizmetçilik görevi olarak görülmüş ve gerçek anlamıyla, yani proleter kurtuluş mücadelesi­ nin önemli bir unsuru olarak değerlendirilmemiştir. Pakat kadın ve erkek yoldaşlar, şimdi proletarya için i.şler çok daha başkadır. Şu anda proletaryanın ik­ tisadi mücadeleleri

kapitalizmin artan

soysuzlaşması

sartlarında cereyan ediyor. Bu ne anlama gelir? Bu mü,

'

cadelelerin öncekilerden daha acılı, daha çok fedakarlıl{ gerektiren, daha zor olduğu anlamına . Bir başka şey daha: Bunların sonuç olarak daha

yüksek bir hedefi

amaçladıkları anlamına da. Yalnızca yoksulluğun iş sa­ atlerinin kısaltılması, bir kaç kuruş daha

fazla ücret,

daha uygun çalışma koşullarıyla hafifletilmesi hedefini değil! Hayır, bugün sonuç olarak tüm iktisadi mücade­ ieler tek bir hedefe yönelmektedir: üretimde kontrolün ele geçirilmesi, ve ardından devrimci proletaryanın üre­ tim araçlarına sahip

olması. Proletaryanın siyasi mü­

cadeleleri artık küçük reformlar ve tavizler, dilenilmiş

84


çorbalar ve biçimsel siyasal haklar uğruna verilrniyor. Tek kelimeyle : Bunlar burjuva toplumunun reformdan geçirilmesini değil, paramparça edilmesini

amaçlıyor­

lar. Bunlar kapitalizm için olmak ya da olmam-ak, ko­ uğruna veriliyor.

münizm için olmak ya da olmamak Bunlar kapitalist ekonominin kızgın atımosferinde

çöküşünün ve içsavaşın

cereyan ediyorlar.

Proletaryanın

mücadelesinin bu anlamı gözönünde tutulursa, bu mü­ c adelenin

kadınların katılımından

vaz;geçebileceği ke­

sinlikle düşünülemez. Buna eklenen bir

gerçek daha

var. Şimeli sözkonusu olan, önce olduğundan çok daha büyük kadın kitlelerini kapitalizmin, yıkılınası için verilen

burjuva devletin

devrimci mücadelenin

mak, onları yönlendirmek ve eğitmek,

içine at­

komünist inşa

için hazır ve yetenekli duruma getirmektir. ( Canlı alkış­ lar ) Daha savaştan önce

Avrupa'da

5-6

kadın nüfus fazlalığı va.rdı. Şimdi bu hesaplamalara göre aşağı-yukarı

15

milyonluk bir

fazlalık yapılan

milyon

dolayların­

dadır. önceden kadın nüfus fszlahğı salt büyük sanayi devletlerinde varken, Balkan ülkelerinde

erkek nüfus

fazlalığı varken, bugün büyük sanayi devletlerinde ka­ dın nüfus fazlalığı önemli ölçüde

artmıştır ve Balkan

ülkelerinde de artık bir erkek nüfus fazlalığı bulunma­ makta, hatta tam tersi durum bizzat buralarda da gide­ rek daha belirginleşmektedir. Bu koşullarda insan siya­ si iktidarı ele geçirme mücadelesi konusu...ıı.da ne düşü­ nür, insan kadının bilinçli ve mutlu, anlayış dolu katı­ lımı olmaksızın, komünist düzenin nasıl inşa edileceği konusunda ne düşünür? Yukarda sözünü ettiğim rakam­ lar, bize şunu gösteriyorlar: Giderek daha fazla prole­ ter kadın kitlesi doğrudan doğruya nün tahakkümü

kapitalist sömürü­

altına girmekte ve bu

yüzden onlar

doğrudan doğruya çektikleri yaşam sıkıntısı

nedeniyle

85


burjuva düzenine karşı mücadeleye itilmektedirler. Fa­ kat başka birşey daha var. Yani, görünen o ki, kendi ev­ cağızlarmda, ailelerinin arasmda bir cennet

bahçesine

sahiplermiş gibi görünen, huzur ve mutluluk dolu bur­ j uva kadınlarının sayısı azalmaktadır. Hayır, günümüz­ de burjuva kadınları

bile artık, kamu yaşamı,

müzdeki mücadele karşısında

gunu­

edilgen ve vurdumduy­

mazlık içinde katılıp kalamamaktadırlar. Bunların mil· yonlarcası çalışan

kadın durumuna

gelmiştir, kapita­

lizm egemen olduğu siirece, iki cinsiyet arasındaki reka­ bet mücadelesi bu..ııların hayatlarını

kazanmalarını ve rni yaşamlarının içeriğini kavgayla doldu aktadır. İçsava­ şın sonuçları burjuva aile yaşantısımn içine de öylesine sert işlemiştir ki, bunun eski vurdumduymazlık ve siya­ si aldırmazhk duvarları artık yıkılınaya başlamıştır. Kadın ve erkek yoldaşlar, ben bu nin burjuva kadının

gelişme süreci­

dünyasında ne anlama

ge�diğini

abartacak en son kişiyim. Fakat bunu küçümsememeli­ yiz de. Muhakkak ki, yıkılan kapitalizm ve sınıf müca­ delesinin keskinleşmesi

çağında burjuva

köklerinden

koparılan kadın kitleleri, ancak zorlukla devrimci öncü biriikiere dönüşeceklerdir. Böyle bir

gelişme olacağını

hesaplayamayız, hesaplaı.ınaya kalksak ahmak olurduk. Burjuva kadın

kitleleri, diktatörlüğün

kurulması için

tayin edici öneme sahip olan meydan savaşlarını vere­ cek olan proletaryanın geniş mücadele alaylarının güç­ -lenmesine de yardım etmeyeceklerdir.

Fakat bunların

içsavaş döneminde küçük muharebelerde görev alabile­ ceklerini de gözden

ka,çırmamalıyız. Ayrıca,

burjuva kampa, can düşmammızın

bunların

kampına huzursuz..

luk, bozulma, çözülme ve böylece zayıflık da taşıyabile­ ceklerini gözden kaçırmamalıyız. İ şte bu yüzden, -söylediklerimi toparlayacak olur­ sam- görüşüınce eğer her ülkenin komünist partisi er-

86


kekleri devrime yönlendirmeele olduğu gibi, aynı ener­ jiyle proletaryanın vereceği meydan savaşları için ka­ dınları da kendine çekmez, devrimci eğitimden geçir­ mezse, bu devrime ve devrim için kitlelerin harekete geçirilmesine muazzam zarar verecektir. Kadınları da bilinçli üyeler olarak devrtme katmak ve eğitmek için çaba göstermeyen tüm yoldaşları, devrimin bilinçli bal­ talayıcıları olarak adlandırıyorum. Yoldaşlar, Yürütme Kurulu ( «Exekutive>> ÇN), en geniş kadın kitlelerini III. Enternasyonal bayrağı et­ rafında kümeleme çabalarını manen ve maddeten des­ tekleme çabası gösterdiğinden, bu k9nuda tüm ülkele­ -

rin komünist partilerinin işlediği günah, o kadar da his­ sedilen bir olgu olmamıştır. Yürütme Kurulu Başkanı yoldaş Zinovyev, kadınlar arasında komünist çalışma­ nın tüm komünist çalışmanın ya.rısı anlamına geldiği konusunda tam bir anlayış göstermiştir. Ve böylece Yü­ rütme Kurulu, II. Dünya Kongresinden sonra, tek tek ülkelerde komünist kadınları partilerde toplama ve on­ ları ardından uluslararası planda birleşik bir halde mü­ cadeleye sokma çabalarını manevi, siyasi ve parasal araçlarla desteklemiştir. Böylelikle Yürütme Kurulu çe­ şitli ülkelerdeki inançlı ve eğitilmiş kadın komünistle­ rin oluşturduğu küçük öncü gruplarının verdiği can-ı gönülden mücadeleyi kolaylaştırmış, teşvik etmiş ve da­ ha başarılı olmasını sağlamıştır. Bizim elde etmiş oldu­ ğumuz şey, tek tek ülkelerde, genellikle hiçbir destek görmeksizin, hatta sert bir dirençle karşılaşma.larına rağmen, üçüncü Enternasyonal sancağı etrafında topla­ nan komünist kadınların küçük bayrakçığının şeref ve mutluluğudur. Böylece geçen yıldan bu yana bir dizi ülkede komü­ nist kadınların en geniş proleter kadın kitlelerini dev­ rimci biçimde

harekete geçirme ve

eğitmeye ilişkin

87


planlı çalışmaları uygulamaya konmuştur. Bu konuda Rus Komünist PartimizJ.n çalışması yeni bir çığır aç­ makta, örnek oluşturmaktadır. Almanya'daki komünist- ler de eski Spartaküs Birliği'nde ve daha sonraları Bir­ leşik Komün�st Partisi'nde kuruluşunun ilk gününden itibaren planlı ve hırslı bir biçimde kadınları örgütler içinde mücadelenin yükünü eşit olarak payl aşan üyeler haline getirmek üzere çaba göstermişlerdir. Aynı şekil­ de Bulgaristan'da da güç dolu, amacını çok iyi bilen bir komünist kadınlar hareketi mevcuttur, bu öyle bir ka­ dınlar hareketidir ki, gerçekten de tümüyle komünist anlamda, kadınlar ve erkeklerin ortak çab� ortak ey­ � lemleriyle proleter ve köylü kadınların en geniş kitlele­ rini devrimci mücadeleye kazanmaları hedefine yönel­ miştir. Fakat diğer ülkelerde gerçekte henüz başlangıç, hatta bazılarında daha hala bu tür planlı bir çalışmaya başlangıç bile yo ktur.

·

Umuyoruz ki, Uluslararası Kadınlar Konferansı­ mız ve bu Kongre , tüm komünist partilerine bugüne

kadar ihmal ettikleri ya da zevahiri ku;rtarmak için an­ cak ekşi bir suratla, istemeye istemeye yerine getirdik­ leri ödevlerini hatırlatır. İkinci Uluslararası Kadınlar Konferansımız, çeşitli ülkelerdeki komünist kadınların ve Yürütme Kurulunun nasıl bir az�m ve başarıyla bir­ likte çalıştıklarınm kanıtı o lmuştur

Geçen yıl Mosko-' va'da yapılan Birinci Uluslaraarası Kadınlar Konferan­ sına yalnız 16 ülkeden delege gönderilmiş ve yalnız ca 20 .

karar oyuna sahip delege katılmıştı, buna ek olarak bir­ kaç da danışman konuk vardı. Buna karşılık bugünse, yoldaş1ar, uluslararası oturtL.'TI.a 28 ülkeden kadın ve er­ kek temsilci gelmişti. 82 delege katılmıştı, bunlardan 61'i karar oyuna, ve 21 tanesi salt danışma oyuna sahip­ ti. İkinci Enternasyonal'in çalışmalarında kadınların uluslararası devrimci atılımını sağlama çabaları, hiç bir .


zaman bir oturumda bu kadHr başarıyla görülmedi. Evet, hatta katılan delege kadınların sayısını bir kena­ ra bıraksak, salt üçüncü Enternasyonal sancağı etrafın­ da gruplaşan ülkelerin büyük sayısına yöneltsek bile ba­ kışlarırnızı, hatta hiçbir uluslararas� burjuva kadın kon­ feransının bile bu Moskova Konferansı kadar gerek ka­ tılım, gerekse önem ve anlam bakımından bunca geniş kapsamlı ve zengin olmadığını söyleyebiliriz. Ve özellik­ le öne çıkan, tarihsel bakımdan çok anlamlı bir hamle: iBu Konferansa Doğu ülkelerinden kadınlar da katılı­ yorlar. Yoldaşlar, belki de, Yakın ve Uzak Doğu'dan dele­ gasyonla.rın görüntüsü, yalnızca estetik ışığında değer­ lendiren herhangi birine yakın ve cazip görünecektir. Fakat delege kadınların varlığında biçimlenerek Konfe­ ransa taşınan şey, uzak ülkelerin değişik, alışılmadık havası, hatta Doğu'nun masaısı havası olmanın çok öte­ sindeydi. Konferansta yaşanan şey, unutulmayacak, ölümsüz öneme sahip muazzam bir tarihsel andı. Doğu' dan gelen kadın delegasyonlarının görüntüsü neler gös­ termekteydi bizlere? Doğu halklarının uyanmaya ve mücadeleye atılmaya başladıklarını, hatta ezilenlerin de ezilenleri olan kadınların yüzyıllarca, binyıllarca çok çok eski dinsel ve toplumsal inançlar, kurallar, alışkan­ lıklar, gelenekler altında yaşadıktan sonra, devrimci mücadeleye başlamakta olduklarını göstermekteydi. Ya­ km ve Uzak Doğu'dan kadınlarm Konferansta görülme­ leri Doğu'nun devrimcileştirilmesinin ne büyük ve ne derin bir ilerleme gösterdiğinin bir işaretiydi. Ve bu Batı'daki bizler, tüm kapitalist ülkelerdeki proleterler için son derece büyük bir öneme sahiptir. Çünkü İngi­ liz, Fransız proletaryasının verdiği kurtuluş savaşlan yalnızca kendi ülkelerinde değil, aynı zamanda Hindis­ tan ve İran'ın kız,gın diyarlarında, Çin'in çok çeşitli bi-


çimiere sahip topraklarında ve Uzak ve Yakın Doğu' nun tümünde de verilmektedir. Yoldaşları Doğulu ka­ dınların bize gelmeleri, III. Enternasyonal'in devrimci mücadelesinin muazzam, çok geniş kapsamlı anlamını kanıtlamaktadır. O, bugüne kadar Doğu halklarının ger­ .çek umuduna, güvenine sahip olan ve tüm insanlığı kap­ .sayan ilk Enternasyonal olan tek ve biricik örgüttür. «Enternasyonal insanlık olacaktır», tüm insanlık ola­ -caktır. Bu, Doğulu kadın temsilcilerinin ortaya lwyduk­ ları tablonun Konferansa bağlı olan anlamıydı. Şimdi de Komünist Kadınlar Uluslararası Konfe­ ransı'na bir göz atalım. Komünist �adınlar Hareketi adı verilen şeyin hedefleri ve görevleri, mensubu olmak­ tan gurur duyduğumuz III. E:nternasyonal'in hedefleri, görevleri, temel ilkeleri ve taktikleri tarafından veril­ miştir. Konferans için sözkon�su olan, bu temel ilkeleri savunmak için, bu taktiği kapitalist dünyaya karşı mü­ cadelede, ona ait olan her şeye karşı mücadelede gerek­ li silahlarla silahlanmak için malzerneyi yaratmaktı. Bu yüzden Konferans yaptığı çalışmaların büyük bir bölü­ münü, kadınlar arasında komünist çalışma yapılırken komünist partiler hangi biçim ve yöntemleri uygulamalı ve tek tek ülkelerin komünist kadınları ve partileri ara­ smda olduğu kadar, Moskov,a'daki Komünist Kadınlar Enternasyonali'yle ve onun kanalıyla III. Enternasyonal Yürütme Kurulu'yla, ortak yegane yönetim ve önderlik olarak en yakın ve sağlam ilişkiler nasıl kurulmalıdır konularına ilişkin olan iki soruya ayırmıştır. Kadın ve erkek yoldaşlar ı Konferans bu soruların ortaya konması ve · kararlar alınması sırasında en üst bir temel ilke tarafından yönlendirilmiştir. özel bir ko­ münist kadınlar örgütü yoktur. Yalnızca tek bir hare­ ket, komünist kadınların komünist partiler içinde ko­ münist erkeklerle birlikte tek bir örgütü vardır. Komü-

:90


·

nist erkeklerin hedef ve görevleri bizim de hedef ve gö­ revlerimizdir. DevrimCi güçleri herhangi bir biçimde bölebilecek ve proletaryanın siyasi iktidarı ele geçirme­ si ve komünist toplumu inşaya ilişkin bugünkü büyük hedeflerinden saptıraeak özel bağlılıklar, kendi kendine içten kaynayışlar yok. Komünist kadınlar hareketi hem kadınların hem de erkeklerin, en geniş kadın kitlelerini proletaryanın devrimci sınıf savaşımı için, kapitalizme boyun eğdirme savaşımı için ve komünist inşa için ko­ münist partisi içinde güçlerinin planlı bir organizasyo­ nundan başka bir anlama gelmez. Fakat yoldaşlar, organizasyon ve çalışmanın birlik­ teliği konusundaki bu temel ilke, eski sosyal - demokrat partiler tarafından da benimsenmiştir. Fakat bu temel ilkeyi onlar öyle bir dargörüşlülükle, öyle bir küçük he­ sapçılıkla, eşitlik ilkesini öyle mekanik bir biçimde uyarıayarak uyguladılar ki, bu temel ilke hiç de kadın­ ların ' güçlerinin devrimin hizmetinde zincirlerinden kurtulması ve en güçlü biçimde etkin olması anlamına gelmedi. Biz komünistler fiiliyatta., pratikte devrimcile­ riz. Kadın ve erkek proJeterierin çıkarları ve mücadele­ lerinin ortak olduğuna ilişkin en üst temel ilkeyi her­ hangi bir şekilde gözden kaybetmeksizin, biz kadınlar arasında komünist çalışma yaparken hesaba katılması gereken varolan somut koşullar konusunda gözlerimi­ zi açık tutuyoruz. Kadının faaliyeti, siyasal uyanışı, po­ litik mücadelesi önünde engel oluşturan ve daha da kat­ merli biçimde toplumsal kurumlarda, aile yaşamında ve de toplumsal önyargılarda varolan toplumsal koşul­ ları unutmuyoruz. Bin yıllardır süregelen uşaklığın, ka­ dının ruhunda, psikolojik yapısında miras bıraktığı yı­ kımı açıklıkla görüyoruz. Bu yüzden örgütlerin birlikte­ liğine karşın, kadın kitlelerine yaklaşmak ve onları ko91


münistler olarak toparlamak ve eğitmek için özel organ­ lara, özel tedbirlere gereksinim var. Bu tip organlar olarak, yönetici ve yönlendirici par­ ti kurullarında kad.ıı: ajitasyon kurulları ya da komis­ yonları, veyahut p artiler artık ne ad vermek istiyorlar­ sa buna, kurulmasını öneriyoruz.. Ve de bu kurullar, en küçük yerel grubun yönetiminden tutun da, ta en üst merkezi yönetime kadar oluşmalıdırlar. BUl organıara kadın kurulları adını veriyoruz,, çünkü bunlar kadınlar arasındaki çalışmayı yürütmelidirler, yoksa bunların yalnızca kadınlardan o luşmasını istediğimizden değil. Tam tersine. Eğer kadın kuruHanna daha büyük siyasi deneyimleri ve yetenekleriyle erkekler de katılırlarsa,. · bunu selamlarız. Bizim için önemli olan, bu kurulların planlı ve sürekli olarak kadın kitleleri arasında faaliyet­ te bulunmalarıdır; kadının yaşantısım etkileyen tüm yoksunluklar, tüm çıkarlar konusunda tavır almaları­ dır; toplumsal yaşamın tüm alanlarında milyonlarca ve on mil�onlarca proleter ve yarı-proleter kadının yara­ rına bilgiyle donatılmış ve enerjik bir biçimde harekete geçmeleridir. Bu kadın kurulları, elbette ki ancak tüm partinin organlarıyla en yakın örgütsel ve ideolojik or­ taklık içinde etkin olabilirler ve olmalıdırlar. Fakat şu da doğaldır ki, eğer görevlerini başarıyla yerine getire­ ceklerse, insiyatif kullanma hakkına ve belirli bir hare­ ket özgürlüğüne de gereksinimleri vardır. Bilebildiğim kadarıyla, Rusya, Almanya, Bulgaristan'daki komünist partiler bu ta.Iepleri yerine getirmektedirler, ya da yeri­ ne getirebilmek için cidden çaba göstermektedirler. Kadınlar arasında çalışacak olan parti organla.rı planlı olarak ajitasyon, örgütleme ve eğitim çalışmalan yapmalıdırlar. Sözle, yazıyla, el altında bulunan tüm araçlarla. Çalışmaları sırasında şurasını unutmamalıdır­ lar ki, yalnızca söylenen ya da yazılan sözler değil, her-

92


:şeyden önce çalışma ve mücadelede en geniş kitleleri topaTlamak ve eğitmek için en önemli ve en vazgeçilmez araçlardır. Bu yüzden kadın kurulları çabalarım komü­ nist partisinin tüm eylemlerine, proleter kitlelerin tüm mücadelelerine kadını bağımsız ve aktü unsur olarak çekmeye yöneltmelidirler. Şimdi daha çok devrimci mü­ cadelenin önünde engel oluşturan kadınlar, mücadele­ nin itici güçleri durumuna gelmelidirler. Çünkü, yoldaş­ lar, kendimizi kandırmayalım: Kadın kitleleri ya dev­ rime ait olacaklardır, ya da karşı-devrime ! Şuna güven­ ıneyin ki, içsavaş giderek daha keskin biçimlere bürün­ düğü için, kadının da nerede durduğu ve ne için savaştı­ ğı konusunda kendi kendine karar verecektir . Eğer siz komünistler en geniş kadın kitlelerinin devrimci kam· pa katılmasına çalışmazsanız, o zaman burjuva partile­ ri, kadınlarm karşı-devrim kampında toplanmalarını sağlayacaklar ve Scheidemann'Iar ve Dittmann'lar tüm çeyrek, tüm yarım enternasyonaller kadınları devrim ve karşı-devrim arasındaki öyle bir sınır bölgesinde tutma­ ya çabalayacaklardır ki, bu günümüzde karşı-devrimin ve bunuva toplumun en sağlam korunma duvarıdır. Bu gerçek nedeniyle, yoldaşlar, bu kadın kurulları kanalıyla proleter kadınları, komünist kadınları yalnız­ ca legal çalışmaya değil, illegal çalışmaya da çekmek için çaba göstermelidirler. Bu çok doğal bir şeydir. Kur­ yelikten başlayarak, kadınların sadakat ve beceriyle yü­ rütebileceği illegal çalışmalar vardır. Aynı şekilde şu da çok doğal bir şeydir ki, komünist partiler proletaryanın tüm savaşımıarına en geniş kadın kitlelerini aktif unsur olarak katmaya çabalarnalıdırlar. Çalışma saatlerinin uzatılınasma karşı yapılan grevden tutun da, sokak gös­ terilerine ayaklanmaya, silahla yürütülecek mücadelele­ re kadar. Devrimci savaşımın, içsavaşın hiçbir evresi, hiçbir biçimi yoktur ki, özgürlüğünü komünizmde ara-

93


yan kadınların da sorunu olmasın. Size sunduğumuz karar, burada sizin önünüzde geliştirmiş bulunduğum temel ilkeleri içermektedir. Tek tek ülkelerdeki komünist kadınların kendi ara­ larındaki ve Moskova'daki Sekreterlik'le olan ilfşkileri­ ne ilişkin olarak, komünist partilerden şunları talep ediyoruz: ilkönce tek tek her ülkede birbirleriyle ve Moskova'daki Sekreterlik'le bağ içinde bulunacak mu­ ilıabir kadınlar seçilmesi; daha sonra Moskova'daki En· temasyanal Kadın Sekreteı:-liği'nin hizmetine Batı Avru­ pa'da bir yardımcı örgütün verilmesi. Bu Konferansın çalışmalarını değerlendirirken, özellikle önemli bir karara dikkat çekmeyi unuttum. Sendikalar içindeki komünist hücrelerin dikkatini ; ça­ lışmalarıyla kadın işçileri de kapsamlarına almaya iliş­ kin çok acil göreve çekmeliyiz. Kadın işçiler, sendikal mücadele gündemde olduğu ölçüde sömürücülüğe kar­ şı; fakat olanaklı olduğunca da sendika bürokrasisine karşı mücadele etmelidirler. Tam da çalışan kadınların çıkarlarını temsil etme konusunda, sendikalardaki ko­ münist yoldaşlar sendika bürokrasisine saldımbilmek için geniş bir hedefe sahiptir. Bu sendika bürokrasisi çalışan kadınların çıkarlarına tam üç kez ihanet etmiş­ tir. O, kapitalizm uğruna şu slogandan vazgeçerek onla­ ra :ihanet etmiştir : Kadın-erkek farkı gözetilmeksizin eşit ise eşit ücret. O, onlara, savaş sonunda ilkönce ka­ dınlar fabrikalardan, memuriyetlerden atılırken hiç di­ renmemekle, hatta onaylamakla ikinci bir kez ihanet etmiştir. Neden? Çünkü, siyasi geriliği yüzünden, aç ka­ dından erkekten daha az korkarlar da ondan. Ayrıca, riyakarca, kadına sokak orospuluğunun ya da bir lok­ ma ekmek uğruna evliliğin yolu açıktır ya, işte ihtiyaç­ larının karşılanması garanti altındadır diye yutturmaya. çalışırlar. Sendika bürokrasisi çalışan kadınların çıkar·

94


larına üçüncü bir kez daha ihanet etmiştir: işsiz kalan kadının önüne tazminat olarak işsiz kalan erkekten çok daha küçük bir kemik atılır ya da hiç atılmaz. İşte bu bağır b ağır bağıran haksızlığa karşı çıkmamakla. İ şte bunlar, görüşüınce fabrikalardaki kadınları devrimci sa­ vaşçılar olarak eğitebilmek için, sendikalar içindeki ko­ münist hücreler tarafından gözönüne alınması ve yarar­ lanılması gereken olgulardır. Ayrıca, proletaryanın siya­ si iktidarı ele geçirmesinden s onra kadınların mesleki ve sendikal alanlarda komünist inşa için eğitilmeleri­ nin büyük önemi de takdir edilmelidir. Fakat biz gene Konferansm kararlaştırdığı, ya da daha doğrusu Kongre'ye sunmayı kararlaştırdığ·ı, tek tek ülkelerdeki komünist kadınların daha iyi enternas­ yonal ilişkileri olması amacına yönelik kararlara döne­ lim. Daha önce, komünist partilerin birbirleriyle ve Moskova'daki Komünist Kadınlar Sekreterliği ile dü­ zenli, sürekli ilişki içinde olmak üzere enternasyonal ka­ dın muhabirler seçmeleri gerektiğine değindim. Fakat bu Sekreterlik de daha faal duruma getirilmelidir. Biz onun komünist kadınlar için s alt çalışmalarının, müca­ delenin bilgilenme ( Enformasyon ÇN ) organı olma­ sını değil, fakat proleter kadınların proletaryanın sava­ şımıanna devrimci eylemini, katılımını birleştiren, kes­ kinleştiren ve arttıran yönetici ve yönlendirici bir organ olmasını istiyoruz. Bu amaçla yurtdışında yardımcı bir örgüt yaratılmalıdır. Sekreterliğin kendisi Moskova'da kalmalıdır ve bunun tek nedeni Yürütme Kurulu'yla da­ ha yakın örgütsel ilişki içinde bulunmak değildir. Ha­ yır, yalnızca, bizzat Yürütme Kurulu'nun da merkezi­ nin Moskova'da kalmasını gerektiren aynı somut, tarih­ sel nedenden dolayı. Çünkü Moskova devrimin yüreği, çünkü Moskova devrimci Rusya'nın başkentidir, çünkü devrimci savaşımın deneyimleri sel gibi buraya akmak-

95


ta ve teorik vargılar ve pratik yolgöstericiler olarak kul­ lanılabilmektedir. Yoldaşları Batı Avrupa'daki alçakgö­ nüllü bir yardımcı örgütün Moskova'daki Yürütme Ku­ rulu Kadın Sekreterliğine değerli

hizmetlerde buluna­

cağından eminiz, ve bu yüzden oybirliğiyle aldığımız ka­ . rarı onaylamanızı diliyoruz. Konferans,' proletarya diktatörlüğünün, Sovyet dü­ zeninin kazanılınası ve savunulması açısından kadınla­ rın hangi faaliyet olanaklarına, hangi ödevlere sahip ol­ duklarını da denetlemiştir. Biz bu soruyu önce onun ge­ nel temel anlamına uygun olarak, proletaryanın devrim­ ci savaşımı ve böylece kadın cinsiyetinin eksiksiz kurtu­ luşu bağıntısında inceledik. Ardından onu dünyanın eko­ nomik ve politik durumu -ki bu durum, proJetaryayı tek bir seçenekle karşı karşıya bırakmaktadır: Ya dev­ rimci bir biıçimde iktidar ele geçirilir, ya da daha kes­ kin sömürü ve uşaklığa boyun eğilir- bağıntısında in­ celedik. özgürlük, ya da barbarlığa geri dönüş - işte bu, tarihin proJetaryayı ve en geniş kitlelerin kadınları­ nı vermek zorunda bıraktığı karardır. Ayrıca bu soru­

yu, kadınlarm diktatörlüğü ( proletarya diktatörlüğünü - QN ) savunma çalışması ve mücadelesine katılmaları -ki bu onların diktatörlük ele geçirildikten sonra ekonomik ve toplumsal yaşarnı yeniden inşaya katılmaları­ nı da kapsar- bağmtısında inceledik.

En son olarak

da, siyasi iktidarın ele geçirilmesi ve kanıtlanması · için -proletaryanın sınıfsal savaşımına ilişkin

soruyu, kadın

cinsiyetinin yasa önünde ve p ratikte siyasal

bakımdan

·eşit haklara sahip olma savaşımı bağıntısında inceledik. Konferans oybirliğiyle şuna kanaat. getirdi ki, her yol Roma'ya çıkar. Başka bir deyişle: Kadınlarm çalı­ şan kadınlar, analar, insanlar olarak ileri sürmesi gere­ ·ken tüm talepler,

toplumsal çalışma temeli

üzerinde

tüm haklara sahip ve tüm ödevlere sahip toplum birey-


leri olmaları için ileri sürmesi gereken tüm talepler, ya­ şamlarının tüm tüm özlemleri,

çabalarının

acıları ve yoksunlukları, bunların tümü şu uyarıda

birleşiyor:

Proletarya diktatörlüğünün ele .geçirilmesi,

Sovyet dü­

zeninin kurulması

için verilen devrimci

mücadelelere

. aktif, soğukkanlı ve fedakarca katılmak. Ve bu hedefe ulaşıldıktan sonra: Sovyet düzenini

savunmak uğruna

en fedakar, son damla kuvvetine değin harcayarak ça­

lışma, yalnızca silah elde değil,

kepçeyle, malayla da

yeni toplumsal yasamın insası

;

proletarya diktatÖ lüğünün

uğruna çalısma - bu, , Sovyet egemenli ğinin .kanıt

laiLınası, haklı çıkarılmasının en sağlam temelidir. Yoldaşlar, bu soruları incelerken,

komünist kadın

hareketinin politik bir tarafsızlık bulutu için de yaşayıp dalgalanmadığına ilişkin hiçbir kuşkuya yer bırakma­ dık. Bizim yaptığım1z oturum, şu anda

üçüncü Enter­

nasyonal önünde durmuş ve durmakta olan

temel ve

taktik soruları ele almadıysa da, şu nokta çok açıktır :

Her komünist kadın kendi genel temel ve taktik inancı doğrultusunda bağımsız olarak kafa yormuş ve dönerek kadınlar hareketini ilgilendiren sorunlar konusunda ta­ vır almıştır. Başka bir konu daha var ki, o da çok açık­ tır. Her komünist partisi içinde sizin temel ilke ve tak­ tik uğruna mücadeleniz bizim de mücadelemiz olacak­ tır ve olmalıdır. Erkek ve kadın yoldaşlar! Biz Komünist Kadınlar Konferansı'nın delegeleri, aralardaki

kadınlara Rusya'

nın büyük bir tarihsel örnek olduğunu göstermek için tüm ülkelere gideceğiz. Bu ( Rusya örneği öğretmektedir: Siyasi iktidar ele

-

ÇN ) şunu

geç:irilmeden Sovyet

düzeni kurulmadan komünist inşa, kurtuluş, · kadınların eşit haklara sahip olması olanaksızdır. Fakat tüm ülke­ lerdeki komünist partilerine de şunu söylemektedir: Ka­ dınlar çalışmaya, mücadeleye katılmadan siyasi iktidar

97


ele geçirilemez, komünist inşa yapılamaz. Proletarya ka:.. pitalizrni altetrnek, kornünizmi gerçekleştirmek için ver­ diği savaşlarda kadınların ç alışmaya katılmasını, daha önce sözünü ettiğim sayıların gösterdiği gibi, yalnızca sayısal olarak gereksinmekle kalmaz. Hayır, ey kurtu­ luşa hasret, ey kurtanımış proleterler, sizin bizlerin ça­ lışmalara katılmamıza ortaya koyduğumuz yetenekleri­ mizin niteliği bakırnından da gereksiniminiz var. Biz­ •

ler, T'anrıya şükürler olsun, sizin maymunlarınız, kötü, berbat kopyeleriniz değiliz. Biz hem devrimci savaşıma hem de devrimci inşaya kendi manevi ve moral değerle­ Timizi katıyoruz. Ve bu hiç de devrimci mücadeleyi teh­ dit eden, onu zayıflatan bir şey değildir, Iiayır, bu, onun ( gücünün Ç'N ) arttırılması ve keskinleştirilmesi an­ lamına değil. Ve bu yeni toplumsal yaşamın yoksullaş­ tınlması ve berbat edilmesi, yüzeyselleştirilmesi değil, tam tersine zenginleştirilmesi, çeşitlendirilmesi, derin­ leştirilmesi ve inceltilmesi demektir. -

İşte bu yüzden, Sovyet devletlerinin kadınları, türrı karar alıcı, yönetici, denetleyici, inşa edici, ekonomik, politik, kültürel organ ve örgütlere girelim! İşte bu yüz­ den, henüz kapitalist egemenlik altında inleyen ülkele­ rin bağımlı, ezilmiş kadınları proleter kadınları, prole­ taryanın tüm mücadelelerine, tüm meydan savaşıarına katılalım ı Rusya'daki eski devrimci hareketi iyi tanıyan­ lardan birinin yazdıklarım unutmayalım. Stepniak, «Yeraltı Rusya'sı adlı ünlü kitaibında, bu ülkedeki dev­ rimci hareket, yüksek ideal atılımını, neredeyse dinsel etkinliğini ye gücünü, kadınların ibirlikte çalışmaya, mü­ cadeleye, yaşama ve ölüme katılmalarına borçluydu di­ yordu. Bn, Rusya'da canlı kalmış olan büyük gelenekti bu, tüm kapitalist ülkelerde, tüm Doğu ülkelerinde pro­ letaryanın mücadelesine yön verecek olan büyük gele­ nek olmalıdır.

98


Yoldaşlar, burada, bu Kongre'de şunları duyduk: Proleter devrimin tayin edici meydan savaşlarını veren geniş proleter yığınlarla teması kaybetmeyelim, dikkat, dikkat, dikkat! Ve biz, bunun ne kadar gerçek, ne kadar doğru olduğunu iyi biliyoruz. Devrimin tarihinden öğ­ rendiğimiz bir şey daha var : Devrimci kitlelerin ileri atılmasını sağlamak için atılganlık, atllganlık, tekrar atılganlık. Ve size güvence veririm ki : Komünizm ülke­ sini ateşli bir ruhla arayan bizler, kapita}izmden en güçlü, en uz,laşmaz biçimde nefret etmesi gereken biz­ ler, biz kadınlar, somut koşullarm soğukkanlı değerlen­ dirmesini yüksek amaca, zafere ulaşan atak bir araçla birleştirmek için uğraşmak istiyoruz. Nasıl tehlikeli bir durumda bulunduğumuzu biliyoruz. Yalnızca iktidarı ele geçirmek için mücadele ettiğimiz yerde değil, iktida­ rm ele geçirilmiş olduğu ve içte ve dışta karşı-devrim tarafından ve düşünülebilecek en zor koşullarda inşanm doğurduğu zorluklar tarafından tehdit edildiği yerde de. Fakat ne arkada kalanlar, ne de önümüzde oluşan­ lar bizi ne cesaretsiz bırakıyor ne de korkutuyor. Biz gözlerimizi hiç kırpmadan �şıl ışıl yanan hedefe, insan­ lığı kurtaracak olan komünizme diktik. Hedefe giden yolu açıklıkla görüyoruz,: içsavaş, tüm korkunçlukları ve tehlikeleri ile dev:dmci mücadele. Ve herşeye karşın yalnızca tek sloganımız var: İleri! ('Bütün zorlukları aşalım, anlamında - ÇN ) ( Uzun süren, canlı alkışlar. ) Lu;iıse COLIARD: Yoldaşlar, ben burada rapor ver­ mek üzere komünist kadınlar tarafından seçildim: fa­ kat önce şunu kabul ediyorum ki, ben, hiçbir , zaman ka­ dını parti çalışmasına çekmek üzere herhangi birşey yapmamış olan bir komünist partisinin delegesiyim. Bu­ na rağmen Fransa'da birkaç kadın üyemiz var: Fakat tüm ülkeye dağılmış durumdayız ve birbirimizi hemen hiç tanımJ.yoruz. Son zamanda, kadınlar için özel bir

99


propaganda gerektiğini farkettik. Fakat bu konuda Par­ tinin desteğini almak istediğimizde, bize şu cevap veril­ di ki, bu iş için bir kadın tayin etmek yeterlidir, ve fa­ kat onun görevi salt kadınlar arasında ajitasyon

değil,

genel propagandayı da yöne_tmektir. Fakat Merkez Ko­ hıi:tesine, kadınların örgütlerımesi için

özel bir bölüm

kurulmasını, tıpkı köylü leri örgütlernek için özel bir bö­ lüm bulunduğu gibi, sonunda kabul ettirdik. Kadınların

da erkeklerle çıkarları aynıdır ve eğer partiye katılmak istiyorlarsa, aynı görevleri yerine getirmek

zorundadır­

lar. Fakat, onların yeteneklerini önce geliştirmek, örne­ ğin tek tek tüm fabrikalarda kurulacak kreşlerde, da­ ha da iyi olur. Bana, burıun sendikaların özgün görevi

olduğu

söylenecektir, fakat sendikaların bu sorunlarla

bir başlarına uğraşmak zorunda olmadıkları kanısında­ yım. Komünist Partisi ve aynı şekilde devrimci sendika­ lar, kadın ve çocuğun çıkarlarını ilgilendiren ne varsa,

tümünün organizasyonunu üstlenmelidirler.

Bu konu

bizde henüz ele alınıp kararlaştırılmamıştır. Bizi kena­ ra ittiler, kadının erkekle omuz omuza mücadele yürü­ tebileceğine inanmamaktaydılar. Belli ki, savaş sırasın­ da kadının devrimci görevlerinden kaçtığını duymuşlar. Erkeklerin bize bu suçlamayı yapmalarına yorum.

Türnümüzün görevleTimizi alçakça

katlanamı­ ihmal etmiş

olduğumuzu itiraf etmek zorundayız. Fakat, bu devrim öncesi dönemde, bu savaşımıza hazırlık döneminde, bir­ birimizi suçlamayalım.

Kitlelerin iyice bir

eğitilmesi

için uğraşmalıyız. Kadınları, onları eğitebileceğimiz ya da erkeklerin yanısıra gelişebilecekleri bölüm ya da alt­ bölümlerde örgütlernek yetmez. Biz onlara, işçi sınıfına ·

karşı olan görevlerinin bilincini vermeli, onları inandır­ malıyız ki, savaştan önce olduğu gibi,

devrim anında

da tekrar hayalkırıklığına uğratmasınlar.

·

Fakat şimdi erkekler de şunu teslim etsinler ki, ka-

100


kıı1

dınları parti çalışmasına çe e görevlerini yerine getir­ ' mediler. işte şimdi biliyorlar ki : Eğer kadın da örgüte üye yapılmazsa, o zaman en azından onu tarafsızlaştır­ mak gerekir ki, hiç olmazsa erkeklerin çalışmalarını ra­ hatsız etmesin. Geçen yılki Mayıs hareketimiz sırasın­ da, sendikalar kadın işçilerin greve katıldığı, hatta yal· nızca ev kadınlarımn komünist ve sendikacıları destek­ ledikleri bölgelerde grevin çok daha enerjik, devamlı ve güçlü yürütüldüğünü kabul etme k zorunda kaldılar. Şimdi parti, kadını komünist partiye ve devrimci sendi­ kalara çekme işinin kadının ve de genel kadınlar hare­ ketinin çıkarına değil, bizzat kendi çıkarına

olduğtınu

kavrıyor. Kadınları, Rusya, Almanya ve Bulgaristan'da gördüğiimüz gibi örgütleme talebinde bulunduk. önce kendi aralarmda tartışmaya onları alıştırmak istiyoruz

ki, daha sonra erkeklerin bulunduğu yerde tartışma ya­ pılırken gerekli güvene sahip olsunlar. Bu eğitimi yöne­ tebilecek bir gazete kurmak zorundayız. Bugüne değüı özel bir yayın oııganm1ız olmadı, oysa partinin sırf Pa­ ris'te iki gündelik gazetesi var, hatta gençlik

bile özel

bir gazeteye sahip. Varolan yayın organı «Kadının Se­ si» ( La voi:x des femmes ) yalnızca birkaç kadın yoldaş içindir, partiye ait . değildir. III.

Enternasyonal bizim

Merkez Komitesine bizim yardımımızia kadınları örgüt­ leme, çalışmaya çekme, onları eğitme görevlerini kabul ettirmelidir, biz de ona ClVIerkez

Komitesine

-

ÇN)

baskı yapacağız. Nicedir hasretini çektiğimi.z, uzun sü­ redir gelmesini dilediğimiz devrimin yolunu açmak için, bu yapılmak zorundadır; l şte bu yüzden, devrimin başa­ rısiz kalmaması için, -tıpkı sa:vaş sırasındaki devrimci propagandarnızm başarısız kaldığı gibi-

kadınları ve

erkekleri örgütlernek zorundayız.

KOLLONTAI: Kadın ve erkek yoldaslar : .

.

,

Yoldas ı

Zetkin'in anlattıkları o kadar zengindi ki, buna sırf bir101

.


kaç söz eklememiz yetecek. Esas sorun, bu geniş kitle­ leri komünizme kazanmak için, komünist partilerin ge­ niş kitleleri nasıl etkileyebilecekleri sorunudur. İşte bu, komünist parti çalışmasının tüm yöntemi i,çin esas so­ runlardan biridir. Komünizme kaz�mabilmek için, ko­ münist partilerinin geniş partisiz yığınlar üzerinde na­ sıl etkin olabilecekleri aynı zamanda da taktik bir so­ rundur. F'akat gerek burjuva, kapitalist, gerekse Sovyet ülkelerinde, partisiz nüfusun en geniş tabakaları kim­ lerden oluşmakta? Elbette ki çalışan kadınlardan, çün­ kü erkekler, erkek işçiler, ya belirli bir örgüte, belirli 'bir burjuva sosyal - yurtsever örgüte, 21/4, 21/2. Enter­ nasyonale, herhangi bir politik örgüte ya da partiye üyedirler. Onlar burjuva ülkelerde, burjuva görüşleri tarafından ahlakları bozulmuş durumdadır. ö rgütlen­ memiş olan çok faz:la kadın vardır, ve tam da bu neden­ le, Komünist Partilerin bu geniş tabakaları kazanma işi kolaylaştırılmıştır. Onlar şimdiye değin hala pasiftirler, mücadelenin şu anında bizler için muazzam ölçüde ge­ rekli olan taze inücadeleei güçlcri oluşturacaklardır. Fa­ kat biz bu geniş kadın kitlelerine nasıl yaklaşacağız ? Daha önceleri sosyal-demokrat partinin söylemiş olduğu · gibi, Komünist Partisi de bize, Komünist Partinin kapı· larının kadınlara ardına değin açık olduğunu söylüyor . O halde kadınlar bize � partiye gelmelidirler. Fakat ne yazık ki, henüz kadınları amaçlarımız uğruna kazana­ mamış olduğumuzu görmekteyiz. O halde şu soru orta­ ya çıkıyor, bu geniş kadın katmanlarını kazanabilmek için acaba başka yöntemler kullanmamız gerekmiyor mu? Fakat eğer yeni yöntemler gereksiniyorsak, ki bu yöntemler burjuva toplumda olduğu kadar, belli bir öl­ çüde Sovyet Cumhuriyeti'nde de kadının toplumdaki kendine özgü konumunu hesaba katmalıdırlar, kadın hatta Sovyet Cumhuriyeti!nde bile hala, hatta aile için-


de bile, öyle bir özel toplumsal durumda bulurunakta­ dır ki, bu erkeklerin içinde bulunduğundan

çok daha

farklıdır, eğer bunu dikkate alırsak, o zaman yeni bir a raca da sahip olmamız gerekmektedir. Bundan dolayı .şunu da gördük ki, bu araca, bu organa her partinin sa­ hip olması gerekmektedir. Yoldaşlar, bu karar yeni bir karar değildir. Bu karar daha geçen yıl ilk Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansında alınmıştır. Fakat Zetkin yoldaşın da s öylediği gibi, bu kararı uygulayanlar, salt bazı ülkelerin partileridir, çünkü bu karar yalnızca biz;irn Konferansımızda alınmış ve Ulus­ lararası Kongre tarafından kabul edilmemiştir. İnanıyo­ ruz ki, eğer burada bu kararı geçirtrneyi .başarırsak, o zaman belki de kadın yoldaşlara, olanaklı olan yerlerde, kendi ülkelerinde de bu yıl içinde bu aracı kurma konu­ sunda ilham vermiş, onları teşvik etmiş oluruz. İnanı­ yorum ki, partinin çok özel araçları olması gereken bu araçları yaratacak durumdayız şimdi.

Bunlar olanaklı

olduğunca, sanki sırf kadınların çıkarlarını temsil eder ve sırf kadınlar için çalışmak ister gibi bir görünüm ya­ ratmamalı ve çalışmaları da bu karakteri tanımamalı· dır. Bunlar, özel güçlere sahip olan özel .Partinin belli bir görevini yerine sırf kadınlar

araçlardır ki,

getirirler. Bu araçlar

arasında çalışmamalıdırlar,

aksine şunu

dernek istiyorum ki, örneğin bizde, Rusya'da, çok açık­ tır ki, kucaklamış bulunduğumuz kadınlar, işçi ve köylü kadınların büyük kitleleri, bize karşı sempati duymak- · tadırlar. F'akat ne yazık ki partideki kadın yoldaşlarımı­ zın bizzat kendileri, kadını aktif bir çalışmaya, bu iş için büyük kitle tarafından seçilmiş oldukları ve büyük bir iş başarmak zorunda oldukları bir göreve çekmeye kar­ •şı direnmektedirler. Yoldaşlar, inanıyorum ki, bu araç hedefiniz olmalıdır. Burada sözkonusu olan şey yalnız­ ca kadınlar arasında çalışma değildir,

tam tersine, bu

103


aynı zamanda yoldaşlarımız; arasında da çalışacak bir araç olmalıdır. Bu araca aynı zamanda salt Kadınlar Komisyonu adını da vermiyoruz, tersine yoldaşlarımız arasında propaganda komisyonu diyoruz, çünkü şimdi­ ye dek hala · varlığını korumuş olan şeyi aşmalıyız. Ka­ dm partidedir; Sovyet Rusya'da o, büyük inşa çalışma­ sının bütün yükünü taşımaktadır. Fakat eğer bir kadın sorumlu bir göreve getirilecekse, sürekli şu düşünülür : E,vet, bir erkek buraya daha uygun düşecektir. Kapita­ list ülkelerde kadınları bizzat örgütün saflarına çekmek, henüz bir sorundur. Fakat Rusya'da da şu görev henüz önümüzde durmaktadır: Kadınları etkin, yaratıcı çalış­ · ma, için eğitmek ve onları sorumlu görevlere · getirmek. iBu arada, yoldaşlar, şunu da vurgulamak ıstiyorum, ka­ dınlar arasmda yaptığımız ç alışma sırasında, pratikten yola çıkarak komünist düşüncenin benimsenmesi, so­ mut olandan çıkarak geniş ve büyük olana gelme yön­ temini izledik. Kadınlar arasındaki çalışma bu esas ilke­ ye göre düzenlenmelidir. Bu arada şunu ,da vurguluyo­ ruz ki, komünist partiler şimdi salt kadınlar, savaşçilar olarak eğitilmelidirler diye kadınları parti saflarına çekmekle ilgilenmemelidirler ; onların dışında şu an da Rusya'da yaşamakta olduğumuz dönemi, devrimden sonraki günleri gözönünde bulundurmalıdırlar. Büyük sorun, yeni güçleri, üretimi nasıl geliştireceğimiz s oru­ nudur. Herkes emekçi halka dahil olmalıdır, hem erkek hem de kadınlar. Ve genel çalışma yükümlülüğünün bulunduğu Sovyet Rusya'da, artık şu büyük ve yeni so­ runla karşı karşıyayız,: Yalnızca kadının örgüte çekil­ mesi değil, ancak proleter kadının, köylülükten olan ka­ dının da yeni bir toplumsal düzenin yaratılmasına, güç­ lerinden yararlanılmasına sevkedilmesi. Şimdi her güç­ ten yararlanılmakta, her güç kaydedilmekte ve buniın sonucunda kadının toplumdaki yeri de değişmektedir.

1 04


Sorvyet Cumhuriyeti'nin rve Ekim Devriminin beraberin­ de getirdiği bir devrimdir bu, belki de kadının eşit hak­ lara sahip olmasından daha büyük birşeydir . Meselenin bir yanı budur. F'akat diğer yandan partinin önünde du­ ran sorun, kadının aktif olmaya ve eme�çi bir güç olma­ ya eğitilmesidir. Tüm kapitalist ülkelerdeki komünist p�rtilerinin önünde duran yeni bir görev _vardır : Kadınları yalnızca safiara çekmekle ve onları erkeklerle birlikte savaşlara sürmek üzere mücadeleye teşvik etmekle kalmamak, ter­ sine aynı zamanda da tam da tüm çalışmaların, tüm .gö­ rervlerin mücadele, eylem yoluyla içine çekerek, onların tüm etkinliklerini uyandırmak - bu çalışma ve görervler kadındaki eski edilgenliği yokedecektir ve yeni yaratıcı gücü, etkinligi, kendisinin de bir şeyler yapabildiği duy­ gusunu eğitecek ve sağlamlaştıracaktır. Ve yoldaş Zet­ kin haklıdır. O, işçi kadın:ların insiyatifine, yaratıcı gü­ cüne, bunlar yoluyla gelişme hızlanacağı ve parti yaşa­ mı zenginleşeceği için gereksinimimiz olduğunu vurgu­ larken . çok haklıydı. örneğin, yoldaşlar, Rusya'da : Bi­ zim kadınlar arasında çalışma yapmak üzere özel bir aracımız var. Unutmayın, bu özel bir organizasyon de­ ğildir, kadın rve erkek yoldaşlarımızm binırada çalıştık­ ları, ne yazık ki erkek yoldaşların az çalıştıkları bir araçtır. Biz onları eğitmeye, _parti içinde bu özel görevi de ödervleri olarak görmelerine uğraşıyoruz. Bu organi­ zasyonlar, partirün söylediklerinin aynısını tekrarlayan organizasyonlar değ-ildirler. Hayır. Her zaman olmasa - bile, çok sık bir şekilde kendi insiyatifimizi de ortaya koyuyoruz. Bir yığın sorun, örneğin genel çalışma yü­ kümlülüğü sorunu, buralarda çözüme ka,vuşturulrnuş­ tur. Biz R:usya'nın toplumsal ve ekonomik yaşamındaki bu çok muazzam adımları selarnlıyoruz, fakat aynı za-


manda bizim araçlarırruz, kurullarımız, şunları da söy­ lüyorlardı : Eivet, fakat partinin, onun aynı zamanda işçi kadınların ana olarak özel çıkarlarını da dikkate alma­ sı gerekir ve bu bağıntıda bir dizi sınırlamalar getiriyo­ ruz, çünkü kadının komünist devlette iki ödeve sahip giderek olacağını hatırdan çıkarmıyoruz.. Bir yandan ·daha fazla insan, savaşçı ve yaratıcı güç haline gelirken, diğer yandan da yeni nesli, sağlıklı bir nesli yaratan ol­ maya devarn edecektir. o anadır. O ana olarak tüm dev­ let, toplum tarafından kollektif olarak korunmalıdır. Ve bir dizi sorun konusunda da, örneğin çocuk aldırınaya ( kürtaj ÇıN) ilişkin eski yasanın kaldı�ılması konusunda, fahişelikle mücadele, analık korunması sorunla­ rı konularında ve genel halk milisieri gibi başka sorun­ lar konusunda da, belirli bir insiyatif koyan ve yaşam veren bizim kurullanmızd.ı. Biz böyle yapmakla inşa konusundaki Sovyet çalışmamızı zayıflatmış mı olduk? Hayır. Biz onu zenginleştirdik, ve bu, yoldaş Zetkin'in sözünü ettiği insiyatiftir ve bu yüzden inanıyoruz ki, bu araçlar, geniş kitlelerin çekilmesi için özel yöntemler, özgün bir taktik ve örgütlenme biçimleri üzerinde çalı­ şan özel araçlardır. Kadınlar belli bir hareket serbesti-· sini korumakta ve bu arada tüm mücadeleye de üye ola­ rak katılmaktadırlar. Bunlar aynı zamanda, burjuva ül­ kelerde mücadele anında soruna öyle bir biçim verecek olan araçlardır ki, en zor anlarda en geri kadınları ko­ münist kadınlara dönüştürebilmemize ve onlara, ancak proletarya diktatörlüğü yoluyla kadının gerçek kurtulu­ şu sa.ğlanacaktır diye kavratabilmemize yardım edecek­ lerdir. Araçlarımızm yeni bir toplu.-rnsal düzen ve yeni ibir sosyalist düzen kurma konusundaki büyük ve zor, fakat gerekli ve muazzam ç:;ılışmada bize yardım ettiği Sovyet ülkelerinde, erkek ve kadın işçileri dünya ölçü sünde büyük komünizm uğruna verilen büyük savaşımı -

106


Komünist 'l{adını;arm Ulrusıla�arası Bağlartı �e Uluslarıara,sı Komrü.nist (Kadın .S.ekrıeterliği 1Konusunda Kcı.raı' 'T'asarısı «<L Enternasyonal Komünist Kadınlar Konferan­ sı, Batıda ve DoğudaKi tüm ülkelerin komünist partile­ rini, III. Enternasyonal «Temel İlkeler»ine

uygun ola­

rak, merkezi kadın kurulları tarafından uluslararası ka­ dın mUi.i.1-ıabirler seçmeye çağırır. «T'emel ilkeler» de öngörülmüş olduğu gibi, her ko­ münist partisinin tek tek her muhabirinin görevi, diğer ülkelerin enternasyonal muhabirleriyle, aynı

zamanda

da III. Enternasyonal Yürütme Kurulu'nun bir çalışma organı olan Moskova'daki Enternasyonal Komünist Ka­ dınlar Sekreterliği'yle

düzenli ilişkiler

sürdürmektir.

Komünist partiler, kendi enternasyonal muhabirierinin bibirleri arasındaki uluslararası trafiği ve Moskova'da­ ki Sekreterlik'le olan

uluslararası trafiği

araç ve olanakların yaratılmasına yardım

için teknik etmekle yü­

kümlüdürler. Uluslararası muhabirler ( «Korresponden­ tinnemı : Kadın muhabirler

-

ÇN ) , Enternasyonal Ka­

dınlar Sekreterliği'yle danışmak ve görüş alışverişinde bulunmak üzere, her altı ayda bir biraraya gelirler, fa­ kat önemli durumlarda her an Sekreterlik Temsilciliği­ ni toplantıya çağırabilirler. Moskova'daki Enternasyonal

Kadınlar Sekreterli­

ği, Yürütme Kurulu'yla örgütlü ilişki içinde ve tek tek

1 07


ülkelerin muhabirieriyle en yakın temas içinde, «Temel İlkeler» de tespit edilmiş olan görevleri

yerine getirir.

özellikle henüz kadın hareketinin zayıf olduğu tek tek

ülkelerde, gerek öğütler vermek gerekse eylem yoluyla gelişmeyi yönlendirmek, özellikle yapılması gerekli olan şeydir. Ayrıca Batıdaki ve Doğudaki

tüm ülkelerdeki

komünist kadınlar hareketine çalışma ve mücadelelerin­ de ortak bir yön vermek, kadınların, l:wmünistlerin yö­ netim ve en aktif desteğ'i altındaki ulusal ve uluslarara­ sı kadın eylemlerini, proletaryanın devrimci sınıf sava­ şımını kadınların öne atılınııyla genişletecek ve keskin­ leştirecek ulusal ve uluslararası kadın eylemlerini teş­ vik etmek ve yönlendirmek. Moskova'daki Enternasyo­ nal Kadınlar Sekreterliği'ne tabi olarak, tüm ülkelerde­ ki komünist kadın hareketleriyle daha sıkı ve daha dü­ zenli ilişki s ağlamak amacıyla Batı Avrupa'da yardımcı bir örgüt kurulacaktır. Bu organ Enternasyonal Kadın­ lar Sekreterliği için ön çalışmaları

ve son çalışmaları

yönetecek, bir karar organı değil salt uygulayıcı bir or­ gan olacak, yürüteceği faaliyet bakımından

Moskova'

daki Başsekreterlik ve III. Enternasyonal Yürütme Ku­ rulu'nun karar ve direktiflerine bağlı olacaktır. Batı Av­ rupa'daki yardımcı örgütte sürekli olarak Başsekreter­ lik'ten en az bir temsilci çalışmalara katılmak üzere ha­ zır bulunacaktır. Başsekreterliğin bileşimi ve görevleri­

nin alanı «T'emel ilkeler» tarafından belirlenınediği öl­ çüde, III. Enternasyonal Yürütme Kurulu, Enternasyo­ nal Kadınlar Sekreterliği ile bağıntı örgütün inşası,

içinde, yardımcı

biçimiendirilmesi ve faaliyetine ilişkin

· sorunları düzenleyecektir.»


Kadı�ar ıAriasında :Yürütülecek ıKomümst Çalışmanın Biçimlieıri V:e Yöntemleri.ııe İlişkin

Kara:r "I'asarısı

«Moskova IL Enternasyonal Komünist Konferansı, şunları açıklar:

Kadınlar

Kapitalist ekonominin ve ona dayalı burjuva düze ninin çöküşü, bu düzenin henüz egemen olduğu yerler­ de tüm ülkelerin proJetaryası için dünya devrim iktida­ rının ilerlemesi, politik iktidarı ele geçirme ve diktatör­ lüğü kurma devrimci fnücadelesini giderek daha emre­ dici biçimde yaşamsal bir gereklilik ve ödev haline ge­ tirmektedir, bu, ancak, emekçi kadınların en geniş kit­ leleri bilinçli, kararlı ve fedakarca bu mücadeleye katıl­ dıklan taktirde yerine getirilebilir. Sovyet Rusya ve Ukrayna'da olduğu gibi, proletar­ yanın devlet aygıtını ele geçirmiş ve Sovyet düzeninde kendi diktatörlüğünü kurmuş olduğu ülkelerde eğer en geniş emekçi kadın kitleleri savunma ve insanın aynı zamanda kendi eserleri de olması gerektiğine açık ve sarsılmaz bir inai1ç duymuyorlarsa, proletarya ulusal ve uluslararası karşı-devrime karşı iktidarını savuna­ maz ve insanlığın kurtarıcısı komünist düzenin inşası­ na başlayamaz. İşte bu yüzden Moskova IL Enternasyonal Kadın­ lar Konferansı tüm ülkelerdeki partileri, III. Enternas­ yonal'in temel ilkelerine ve kararlarına sadık bir biçim­ de en yüksek enerjiyle, en geniş emekçi kadın kitlelerin komünizmin bayrağı altında devrimci mücadele ve dev­ rimci inşa çalışması için uyandırılması, toparlanması, eğitilmesi ve Komünist Partilere üye yapılması konu­ sunda ağırlığını koymalı, ve onların eylem ve mücade-


le azmi ve yeteneği sürekli ve hedef şaşmaz biçimde güçlendirilmeli ve arttırılmalıdır. Bu amaca ulaşmak için, III. Enternasyonal'e dahil olan tüm partilerin ıgörevi, en alttakinden en üsttekine kadar tüm organ ve kurumlarında kadın kurulları kur­ maktır, bunların başında parti yönetiminden bir üye bulunacak, görevleri en geniş emekçi kadın kitleleri ara­ sında ajitasyon-, örgütleme- ve eğitim çalışması yürüt­ mek olacak, ve bu kurulların temsilcisi olan kadınlar,. partinin tüm yolgösterici ve yönetici organlannda yer­ alacaklardır. Bu kadın kurulları özel örgütler değildir­ ler, ancak partinin emekçi kadınlarm en geniş kitleleri­ ni siyasi iktidarı ele geçirme mücadeiesr; aynı şekilde komünist inşa çalışması için harekete geçirmek ve eğit­ mek bağıntısmdaki önde duran özel göreve sahip olan,. partinin çalışma organlarıdırlar. Bu yüzden tüm alan­ larda ve her zaman partinin yönetimi altında hareket ederler, fakat kadının özel yapısı ve toplum ve aile için­ de henüz aşılamamış bulunan özel konumu yüzünden,. çalışmalarında başarılı olabilmek için gerekli özel ça­ lısma yöntem ve biçimlerini uy�lama ve özel kurumlar k{ırma konusunda da belli bir hareket özgürlüğüne sa­ hiptirler. Bu kadın kurullarının çalışmasına ilişkin ola­ rak Konferans tek tek noktalarda, şu benimsemiş bu­ lunduğu teziere dikkat çeker. Komünist Partisinin çalışmakta olan kadın organ­ ları, etkinlikleri sırasında ikili �örevlerinin hedefinin bilincinde olmalıdırlar: Giderek artan ölçüde, açık bir anlayışa sahip ı ve sağlam iradeli kadın kitlelerini ezilen ve sömürülen­ lerin kapitalizme karşı ve komünizm uğruna verdikleri devrimci sınıf mücadelesine çekmek, ve -

Proleter devrimin zaferinden sonra· onları ko­ münist inşanın kavrayışlı, fedakar işçileri haline getir-

2

110

-


rnek. Komünist Partilerin kadın organları, kadın kitle­ leri için salt söylenen ve yazılan söz,lerin ajitasyon- ve eğitim araçları olmadığının, ancak şunların en önemli araçlar olarak tam anlamıyla değerlendirilmesi ve uygu­ lanması gerektiğinin bilincinde hareket etmelidirler : örgütlü komünist kadınların, ın-ücadele ve in��anın tüm etkinlik alanlarında çalışmaya katılmaları, devrimci proletaryanın tüm eylem ve mücadelelerine, grevlere, genel ayaklanmalara, sokak gösterilerine ve silahlı ayaklanmaya aktif olarak katılmaları.» Başkan KOLAROW: Bu karar tasarıları tezlerle bir­ likte ortak bir bijtün oluşturmaktadırlar. Bir karar ta­ saısı diğeriyle çelişmemektedir. Bu yüzelen hepsini bir­ den oylamaya koyabiliriz . .Bu karar tasaniarına kş,rşı olan var mı? Hiç kim­ s e yok. Oylamaya katılmayan var mı ? Hayır. Karar ta­ sarısı ve tezler böylece oybirliğiyle kabul edilmiştir. ( Canlı alkışlar. )

lll


�Komünist Enternasyonal :nı. Kongr:esi

KAD l N LAR ARAS I N DA KOM Ü N i ST CAL I S M AN IN B i C i M VE YÖNTEM LE R i �

8 Temmuz·

1921

Moskova'daki

İkinci Uluslararası

Komünist Ka­

dınlar Konferansı açıklar: Kapitalist iktisactın ve burjuva sisteminin çökme­ si, tüm dünyada toplumsal devrimin gelişmesi ile birlik­

te, hala bu sistemin yükünü çeken ülkelerdeki proletar­

yanın

�iyasi

iktidarı kazanma:k ve kendi diktatörlüğünü

kurmak için devrimci mücadeleye girişınesini ivedilikle gerekli kılmaktadır. Bu ancak, en geniş

emekçi kadın

kitleleri bu mücadeleye bilinçli ve kararlı bir şekilde ka­ tıldıklarında ve özveride bulunmaya hazır olduklarında başarılabilir. Proletaryanın halihazırda devlet . rnış ve Sovyet sisterrJni getirerek

iktidarını kazan-

diktatörlüğünü kur­

muş olduğu Sovyet Rusya gibi ülkelerde, geniş eme�çi ·kadın kitleleri yeni bir toplum için inşasının kendilerini

de ilgilendirdiğine

sarsılmaz bir şekilde kanaat

. 11 2

mücadele ve onun kesinlikle ve

getirmeksizin, ulusal ve


dünya karşı-devrimine karşı mücadele ve Komünist bir sisternin örgütlenmesi yerine getirilernez.

Bu

nedenle, Moskova'da gerçekleşmekte olan İkin­

ci Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı, tüm ül­ kelerdeki Komünist rezolüsyonunu

Partilerini, III.

ve kararını

Enternasyonal'in

hayata geıçirmeye,

geniş

emekçi kadın kitlelerinin devrimci mücadele ve devrim­ ci inşa için örgütlenmesini ciddi bir biçimde ele almaya, kadın proletarya arasında

Komünst fikirleri

yaymak

için propaganda ve ajitasyon yapmaya ve bu kadınları Komünist Partisine çekmeye, böylece

onların aktifleş­

me ve mücadele etme arzu ve yeteneğini derinleştirme­ ye ve geliştirmeye çağırır.

III. Enternasyona.ı içindeki her Parti, Parti Komi­ telerine bağlı seksiyonlar,

kadınlar arasında

çalışma

.için seksiyonlar örgütlemelidir, bu seksiyonların başın­ da bir Komite üyesi bulunmalıdır. çalışma seksiyonları, ( ayrı

-

Kadınlar arasmda

Komünist Partileri

içinde özel

ÇiN) örgütler değiİdir, onların rolü özeldir -

en geniş emekçi kadın kitlelerini p roletarya diktatörlü­ ğü ve Komünist bir toplum için mücadele etmek üzere seferber etmek ve eğitmek. Kadınlar

arasında çalışma

seksiyonları, tüm çalışmalarım Partinin önderliği aıtın­ da yaparlar, fakat onların çalışma biçim ve yöntemleri, kadının aile ve toplum içindeki konumunun özgüllükle­ rine kendini uydurabilmeleri için yeterince esnek olma­ lıdır. Bu seksiyonların çalışmaları,

konferans tarafın­

dan kabul edilen tezlerde ayrıntılı bir biçimde anlatıl­ maktadır. Kadınlar arasında çalışma seksiyonları,

daima şu

ikili görevinin bilincinde olmalıdır :

1 . Kadın proleter kitleler arasında yüksek bir sınıf bilinci ve devrimci sınıf mücadelesinde, tüm aşağılanan

113


ve ezilenlerin burjuvaziye karşı mücadelesine, ve komü­ nizm için mücadeleye katılmak için

sağlam bir inanç

uyandırmak;

2.

Prol�tarya devriminin zaferinden

sonra onları

Komünist bir toplumu inşa etmek için gerekli olan or­ tak çalışmaya bilinçli ve kararlı bir şekilde katmak. Kadınlar arasında

çalışma seksiyonları,

işlerinin

salt sözlü ve yazılı ajitasyon ve propagandadan ibaret olmadığını

akıllarından çıkarmamalıdır.

kaygusu, eylem yoluyla ajitasyondur

Onların esas

�ki bu onların

elindeki en etkili yöntemdir- ve tüm kapitalist ülkeler­ de devrimci proletaryanın tüm eylem ve mücadeleleri­ ne, grevlere, sokak gösterilerine ve sÜahlı ayaklanmaya aktif bir şekilde katılmak için onları

yüreklendirmek,

Sovyet ülkelerinde ise Komünist inşanın tüm alanların­ da emekçi kadınlara aktif bir rol vermektir.

1 14


Komünist jEntern.asyo:ı::ıal HI. J{ongresi

U LU SLAR ARAS I i Li SKi LE R i G Ü ÇLEN D i R M E Ü ZE R i N E V E KO M i NT E R N U LU S LA RARASI S E K R ETE R Li G i N i N KAD l N LA R ARAS I N DAKi ÇAL I Ş M ADAKi G Ö R EV L E R i ÜZE R I N E KARAR 8 Temmıı:z

19·21

1. Komünist Kadınlar İkinci

Uluslararası Konfe­ ransı, Batıdaki ve Doğudaki tüm Kom\inist Partilerinin, III. Komünist E:Uternasyonal'ih pozisyonlarma uygun olarak, kadın seksiyonları .tarafından, sorumlu komü­ nist kadınlara uluslararası rnuhahirler olarak yetki ver­ mesini önerir.

2. III. Komünist Enternasyonal'in Yürütme Komi­ tesine bağlı olan ve kadınlar arasındaki çalışmadan so­ rumlu olan Moskova'daki Sekreterlik ile olanaklar el­ verdiği ölçüde sürekli bir bilgi alışverişinde bulunmak, tek tek her ulusla Komünist Partisinin muhabirierinin görevidir. 3. Atanan muhabirler görevlerini ancak her ülkenin

Komünist Partisinin tüm teknik ve diğer kaynakların­ dan yararlanabilirlerse yerine getirebilirler, ki Komü-


nist Partileri bu kaynaklarını onların kullanımına sun­ makla yükümlüdür. 4. Uluslararası Kadın Sekreterliği, muhabirler için düzenli olarak yılda iki kez, gerektiğinde daha sık top­ lantılar düzenler. 5 . Moskova'daki Uluslararası Kadın Sekreterliği, örgütsel �larak üçüncü Komünist Enternasyonal'in Yü­ rütme Komitesi ile sı:kı ilişki içindedir, onun doğrudan önderliği altında ve Batıdaki ve Doğudaki ülkelerin mu­ habirleriyle sıkı bir ilişki içinde çalışır. Uluslararası Ka­ dm :Sekreterliği, ı ) Yetersiz çalışma yapılan ve III. En· ternasyonal'in temel ilkelerinin ve pozisyonlarının göz­ ardı edildiği yerlerde Komünist Par-tileri içindeki pro­ leter kadınlar arasında çalışma seksiyonlarının faaliye� tine, b ) Bütün ülkelerin komünist kadın hareketine bir tek yön vermeye; ve c ) Tüm proletaryanın devrimci ha­ reketini onun diktatörlüğü için mücadeleye çekebilecek uluslararası çapta kadın i�çi kampanyaları örgütlerneye özel dikkat gösterir. ·

6. Çeşitli ülkelerin işçi kadınları arasmda en sıkı ilişkiyi sağlamak ve .onların ç?lışmalarını koordine et­ mek için Uluslararası Kadın Sekreterliği, görevi hazır­ lık çalışması yapmak ve Sekreterliğin direktineri dağ· rultusunda Uluslararası Kadın Sekreterliğinin kararla­ rını ve keza III. Komünist Enternasyonal Yürütme Ko­ mitesi'nin kararlarını hayata geçirmek olan bir Batı Avrupa yardımcı teknik kurulu oluşturmaktadır. ·

Batı Avrupa yardımcı kuruluna Uluslararası Ka­ dm Sekreterliği'nin bir temsilcisi de mensup olacaktır. 7.

8. Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi, Uluslararası Kadın Sekrsterliği ile birlikte, Batı Avrupa yardımcı kurulunun bileşimini, temel görevlerini ve faa­ liyetinin çerçevesini belirler. 116


Komünist

Enterna!syonal (![H. )Konguesi

KO M Ü N i ST PARTi l E R i N i N KAD l N LAR ARAS I N DAKI ÇAL I Ş M A YÖNTEM V E B i Ç i M LE R i ÜZE R i N E TEZ LE R 1 92 1 -

1 . Komünist Enternasyonal'in III. Kongresi, Komü­

nist Kadınların Enternasyonal Konferansı ile birlikte, Batının ve Doğunun Komünist Partilerinin kadın prole­ tarya arasındaki çalışmalannın güçlendirilmesinin, ge­ niş kadın işçi kitlelerinin komünizm ruhuyla eğitilmesi­ nin ve Sovyet iktidarı uğTuna mücadeleye ya da Sovyet Cumhuriyetinin inşasına kazanılmasının gerekliliğini dile getiren I. ve II. Kongrenin kararlarını bir kez daha doğrular. Bütün dünyada işçi sınıfımn, dolayısıyla kadın işçi­ lerin de önüne proletarya diktatörlüğü özsel sorunu di­ kiliyor. Kapitalist iktisat sistemi bir çıknıaza girmiştir, ka­ pitalizm çerçevesi içinde üretici güçlerin gelşmesi için artık yer yok. Emekçilerin yoksullaşması, burjuvazinin üretimi yenHemekteki güçsüzlüğü, spekülasyonun yük­ sek düzeyi, üretimin çökmesi, işsizlik, fiyat ça1kalanma­ ları, ücretierin fiyatlara göre orantısızlığı - bütün bun1 17


lar kaçınılmaz olarak bütün ülkelerde sınıf mücadelesi­ nin keskinleşmesine yolaçmaktadır. Bu mücadele için­ de üretimin yönetimi, önderliği, örgütlenmesi ve sistemi sorunu ve bu önderliğin ka,pitalizm ve özel mülkiyet te­ melleri üzerinde bir a;vuç burjuva ve sömürücü tarafın­ dan mı, yoksa komünist temeller üzerinde üretici sınıf tarafından mı ele geçirileceği açıklığa kavuşacaktır. Ye­ ni, gelişen sınıf, üreticiler sınıfı, ekonomik gelişme yasa­ larma göre, yeni ekonomi biçimleri yaratmak için üre­ tim aygıtını kendi eline almalıdır. Ancak bu şekilde, ka­ pitalist üretim biçiminin anarşisinden dolayı şimdiye kadar engelleneri üretici güçlerin en üst düzeye gelişti­ rilmesi olanaklıdır. İktidar burjuva sımfının elinde olduğu sürece, pro­ letarya üretim sürecini geliştirecek durumda değildir. İktidar sermayenin elinde olduğu sürece, bir burjuva ülkesinde, herhangi bir demokratik ya da sözümona sosyalist hükümetin hiçbir reformu, hiıçbir önlemi, du­ rumu kurtaracak ve kapitalist iktisat sisteminin çökü­ şünden kaynaklanan, kadın ve erkek işçilerin ağır, da­ yanılmaz acılarını hafifletecek durumda değildir. Yal­ nızca, iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesi, üretici sınıfa üretim aletlerine el koyma ve ekonomik gelişmeyi emekçilerin çıkarları doğrultusunda geliştir­ me olanağını verir. Proletaryanın çürümüş kapitalist dünyaya karşı kaçınılmaz belirleyici savaşının s aatini hızlandırmak için, işçi sınıfı sıkı ve acımasız bir şekilde III. Enternasyonal tarafından saptanan taktiğe sarıl­ malıdır. Her iki cinsiyetten proletaryanın çalışma yön­ temleri ve mücadele çizgisinde belirleyici olan ilk he­ def, proletaryanın işçi diktatörlüğüdür. Komünist Enternasyonal'in III. Kongresi, bütün kapitalist ülkelerde proletaryanın önünde proletarya


diktatörlüğü için mücadelenin durduğu ve diktatörlüğün halihazırda işçilerin elinde olduğu ülkelerde ise Komü­ nizmin inşasının ilk görev olduğu ilkesinden yola çık­ maktadır. Komünist Enternasyonal III. Kongresi, pro­ leter ve yarı-proleter geniş kadın kitlelerinin aktif katı­ lımı olmadan, ne iktidarın ele geçirilmesinin ne de ko­ münizmin gerçekleştirilmesinin mümkün tespit eder.

olmadığını

Diğer taraftan Kongre tüm kadınların dikkatini, kadınların kölelikten kurtulmasını ve eşitliğini hedefle­ yen tüm çabaların, onların desteği olmaksızın mümkün olmadığı gerçeğine çeker.

2. Tam da günümüzde işçi sınıfının

çıkarları, ko­

münizm için mücadele eden proletaryanın saflarına özellikle ivedilikle kadınların çekilmesini gerektirmek­ tedir. Bu, ekonomik yıkımın şehir ve kır yoksulları açı­ sından gittikçe daha tayin edici ve dayanılmaz hale gel­ diği ve kapitalist ülkelerde işçi sınıfı için toplumsal dev­ rimin gerçekleştirilmesini gittikçe kaçınılmaz kıldığı, Sovyet Rusya'da ise işçilerin halk ekonomisini yeni ko­ münist temeller üzerinde inşa etme görevinin olduğu şartlarda daha da gereklidir. Her iki görevin çozumü de, kadınlar ne kadar aktif, bilinçli ve istekli katılırlar­ sa, bir o kadar kolaylaşacaktır. 3. Komünist Partileri, iktidarın ele

geçirilmesi so­

rununun ortaya çıktığı her yerde, hareketin içine çekil­ memiş olan, kapitalist dünya görüşünün, kilisenin ve burjuva önyargılarının etkisinden koparılmamış olan ve şu ya da bu şekilde lwmünizmin yüce özgürlük hareke­ tiyle birleştirilmeyen işçi kadınların, ev kadınlarının, memur ve köylü kadın kitlelerinin devrim için büyük tehlikesini doğru bir şekilde değerlendirmek zorunda­ dırlar. Batının ve Doğunun hareketin içine çekilmemiş kadın kitleleri kayıtsız-koşulsuz sermayenin bir dayana-


ğmı, karşı-devrimci propagandanın

bir nesnesini oluş­

tururlar. Sınıf bilinci olmayan kadın

kitlelerinin çok

üzücü bir rol aynadıkları Macar devriminin deneyimi, toplumsal devrim yolunda

ilerleyen bütün

ülkelerin

proleterlerine bir uyarı olmalıdır. öte yandan

Sovyet Cumhuriyeti'nin

pratiği, hem

cumhuriyetin savunulması ve hem de Sovyet

inşasının

tüm alanlarında kadın işçi ve köylülerin katılımının ne denli önemli olduğunu göstermiştir. İşçi ve köylü kadın­ ların cephe gerisinin savumi.lmasmın

örgütlenmesinde,

asker kaçkınlığına karşı mücadelede ve karşı-devrimin her biçimine, sabotaj a vb. karşı mücadelede aynadıkla­ rı rolün önemi, olgularla ispatlanmıştır. Proleter cum­ huriyetin deneyiminden tüm diğer ülkelerin proleterle­ ri yararlanmalıdır. Bunlardan Komünist

şu

Partileri için

görevler çıkmaktadır : Parti içinde etkin ve özel yön­

temlerle partinin ve komünizmin ülkedeki kadın yığın­ ların üzerindeki etkisini genişletmek - öyle yöntemler

ki, kadınları kapitalist dünya

görüşünün ve uzlaşmacı

partilerin etkisinden kurtarmayı, onları savaşçılar olarak

gerçek kadın

eğitmeyi ve böylece onların

gerçek

kurtulusuna kavusmasmı olanaklı kılsın. >

,

4. Komünist Enternasyonal III. Kongresi, Batının

ve Doğunun Komünist arasındaki

Partilerine, kadın

çalışmayı güç:lendirmeyi

proletarya

hararetle tavsiye

eder ve aynı zamanda bütün dünyanın kadın işçilerine,. kölelikten ve baskıdan kurtuluşlarının ancak komüniz­ min z,aferi. ile olanaklı olacağına dikkatlerini çeker. Ko­ münizmiı:ı kadına verebileceığini, kapitatlst kadın lıaır'.e­ keti asl;a. o;n;a, veremez. Kapitalist ülkelerde sermayenin ve özel mülk!yetin iktidarı sürdüğü sürece, kadının er­ keğe bağımlılıktan

kurtuluşu ancak kendi

mülkiyeti,

kendi kazancı üzerinde tasarrufta bulunma ve erkekle

120


eşit olarak çocukların kaderini tayin hakkına sahip ol­ ma hakkının ötesine geçemez.

Parlamentarizmin haki­

miyeti altında feministlerin, oy hakkını kadınları kap­ sıyacak şekilde genişletme

çabası, kadınların

gerçek

eşitliğe kavuşması sorununu, özellikle de müiksüz sınıf­ ların kadınlarının gerçek eşitliğe kavuşması

sorununu

çözrnez. Bunun böyle olduğunu, son yıllarda burjuvazi­

nin cinsiyetierin siyasi

soktuğu

kapitalist

eşitliğini resmen

ülkelerdeki işçilerin

uygulamaya

deneyimleriyle

sabittir. Oy hakkı, kadının aileye ve topluma prangalan­ masının asıl nedenlerini yıkamaz. Çözülmez evlilik ye­ rine resmi evliliğin geçirilmesi, kapitalist ülkelerde ka­ dm proleterlerin kapitalistlere ve erkek besleyiciye eko­ nomik olarak bağımlı oldukları

koşullarda, ananın ve

çocuğun korunmasının ve toplumsal

eğitimin yokluğu

koşullarında, kadının evlilik açısından

durumunu dü­

zeltmez ve cinsiyetleri arasındaki karşılıklı ilişkiler so­ rununu çözemez.

·

Kadının yalnızca formel değil, gerçek eşitliği ancak komünizmde mümkündür,

yani ancak kadın

emekçi

kitleler, üretim araçlarının mülkiyetine, dağıtım ve

yö­

netime katıldıkları ve emekçi toplumun tüm diğer üye­ leri gibi aynı şekiide çalışma yükümlülüğünü yerine ge­ tirecek duruma geldikh3rinde ; başka bir deyişle, ancak kapitalist üretim sistemi yıkılıp yerine sat tarzı geçirildiğinde nizm, kadının doğal

komünist ikti­

mümkıündür. Yalnızca

fonksiyonu olan

komü­

anneliğin, onun

toplumsal yükümlülükleriyle çatışmadığı ve genelin ya­ rarına yaratıcı çalışmasını engellemediği, tersine emek­ çi kollektifin yaşam ve görevleriyle sıkı ve kopmaz bir bağ i,çinde olan, kişiliğin çokyönlü armonik gelişmesini teşvik ettiği koşulları- yaratır. Komünizm ama. aynı zamanda tüm

proletaryanın

121


hedefidir, dolayısıyla kadın ve erkek işçilerin savaşı, her iki tarafın çıkarı için ortaklaşa ve be:vaberll.!i.k iç�n­ de yürütülmelidir. 5. Komünist Enternasyonal III. Kongresi, «özel ka­ dın sorunu» olmadığı ve kadın işçilerin kapitalist femi­ nistlerle her türlü birlikte yürümesinin proleta.ryanın gücünün zayıflamasına yolaçacağı yolundaki devrimci Marksizmin ilkesel önerrnesini vurgular, diğer taraftan ama, işçi kadınların s osyal uzla.şmacıların ve oportü­ nistlerin haince taktiklerine vereceği her desteğin aynı şekilde proletaryanın gücünü zayıflatacağını, toplumsal devrimi erteleyeceğini ve komünizmin zaferini, dolayı­ sıyla kadınlarm kurtuluş saatini geciktireceğini de vurgular. ·

Komünizm, değişik sınıflardan kadınların birleşik çabalarıyla değil, yalnızca tüm sömürülerrlerin birleşik mücadelesiyle mümkündür. Proleter kadın kitleleri kendi çıkarları gereği, Ko­ münist Partilerin devrimci taktiklerini desteklemek, kitle hareketlerine ve ulusal ve uluslararası ölçekte al· dığı biçimleriyle içsa.\ aşa aktif ve dolaysız katılmakla yükümlüdürler. 6. Kadının çifte baskıya ( kapitalizm ve aile yaşa­ mına bağlılık) karşı mücadelesi, gelişmesinin önümüz­ deki aşamasında enternasyonal bir karakter almalı ve III. Enternasyonal'in bayrağı altında her iki cinsiyetten proletaryanın diktatörlük ve Sovyet inşası için mücade­ lesine dönüşmelidir. 7. Komünist Enternasyonal III. Kongresi, kadın iş­ çileri kapitalist feministlerle herhangi bir işbirliğine ve uzlaşmaya karşı uyarır ; aynı zamanda proleter kadınla­ rın . di.kkatini, II. E:nternasyonal'i veya ona yakın opor­ tünist eğilimli unsurları kendine zarar vermeden des-

122


tekleyebileceği yolundaki her türlü hayalin

harekete

muazzam bir zarar vereceğine çeker. Kadınlar şunu sü­ rekli gözönünde bulundurmalıdırlar:

Kadının köleliği­

nin kökü kapitalist yapıdadır, köleliği sona

erdirmek

için yeni bir toplum biçimine geçilmek zorunludur.

II. ve II -�. Enternasyonal'in ve benzeri grupların

desteklenmesi, toplumsal devrimin gelişmesini ve dola­ yısıyla yeni toplum biçimlerinin

getirilmesini engelle­

mektedir. Geniş kadın kitleleri II. ve II -?ı Enternasyo­

nal'e ne kadar kararlı sırt çevirirlerse, toplumsal devri­

min zaferi bir o kadar sağlamlaşır. Komünist Enternas­ yonal'in devrimci mahkum etmek ve

taktiklerinden

ürkenierin

böylelerinin amansızea

tümünü saflardan

atılmasını talep etmek kadın komünistlerin görevidir. Kadınlar hatırlamalıdırlar

ki, II. Enternasyonal,

görevi kadınların tüm yönüyle kurtuluşu için mücadele etmek olan bir organ yaratmak çabasında bile bulun­ madı. Sosyalist Kadınların Uluslararası Birliği, gerçek· leştirilebildiği ölçüde, II. Enternasyonalin çerçevesi dı­ şında işçi kadınların kendi teşvikleriyle oluştu.

III. Enternasyonal, daha 1919'daki I. Kongresinde,

kadınların diktatörlük uğrunda mücadeleye

çekilmesi

sorunundaki tavrını somut olarak formüle etti. I. Kong·

re vesilesiyle ilk komünist kadınlar konferansı toplan· dı ve 1920 yılında

Komünist Enternasyonal

Yürütme

Komitesinde daimi temsilciliği olan kadınlar arasında çalışma için Enternasyonal Sekreterlik kuruldu. Bütün ülkelerin sınıf bilinçli kadın işçilerin görevi, n.

ve

n

Enternas;yonal'den mutlaka kopmak ve Komünist En­ ternasyonal'in devrimci tutumunu güçlü bir şekilde des­ teklemektir. 8. Komünist Enternasyonal'in desteklenmesi,

işçi,

köylü ve memur kadınlarm kendi ülkelerinin Komünist Partilerine girmeleriyle kanıtlanmalıdır. II. ve III. En123


ternasyonal arasındaki mücadelenin henüz sona erme­

miş olduğu ülkelerde ve Partilerde işçi kadınların göre­

vi, Komünist Enternasyonal'den yana tavır alan sözko­ nusu parti veya grubu desteklemek ve bütün sallananla­

ra veya apaçık hain unsurlara karşı, herhangi bir otori­ teye bakmaksızın amansız bir mücadele

yürütmektir.

Gerçek kurtuluşları için mücarlele eden

sınıf bilinçli

proleter kadınlar, Komünist Enternasyonal dışında du­ ran partilerde kalmamalıdırlar. Her kim ki III . Enter­ nasyonal'e karşıdır, o kadınlarm kurtuluşunun düşma­ nıdır. Batının ve Doğunu..rı azimkar emekçi kadınlarının tek yeri vardır : Komünist Enternasyonal'in bayrağının altı, yani ülkelerinin Komünist Partisinin safları . Emek­ çi kadınlarm her sallanması, kendilerine sosyalist diyen uzlaşmacı partilere ve onların önderlerine karşı müca­ deleden her kaçınma, proletaryanın mücadelesine kötü etki yapar, başarısım tehlikeye sokar. Çünkü ibu müca­ dele açık ve amansız bir ulusal ve uluslararası içsavaş karakterine bürünmüştür.

Kad.nı.lar Aı�smda Çabşmamn Yöntem ve Biçimleri Yukarıda

açıklanan tüm ilkelerden

yola çıkarak.

Komünist Enternasyonal III. Kongresi, bütün ülkelerin Komünist Partilerinin kadın proletarya arasındaki ça­ lışmasını şu temel üzerinde yürütmeleri gerektiğini tes­ pit eder: I. Kadınlar, Partinin ve tüm sınıf örgütlerinin ( sen­

dikalar, kooperatifler, fabrika ihtiyar

heyeti vs. ) eşit

üyeleri olarak görülmelidir. II. Kadınları aktif bir şekilde proletaryanın müca­

delesinin tüm alanlarına ( proletaryanın askeri özsa.vun1 24


ması dıştalanmaksızın ) , yeni toplumsal temelierin inşa­ sına ve üretimin ve yaşamın komünist temel üzerinde örgütlenmesine çekilmesinin gerekliliği kabul edilme­ lidir. III. Annelik fonksiyonunu toplumsal fonksiyon ola­ rak tanımak ve kadını anne olarak koruyan önlemlerin alınması ve uygulanması tçin çalışmak. Komünist Enternasyonal III. Kongresi, parti için­ de, sendikalarda özel, ayrı kadın birliklerinin oluşturul­ masına ya da daha başka özel kadın örgütlerine kesin­ likle karşı olduğunu belirtir, buna rağmen ama Komü­ nist Partileri tarafından kadınlar arasında özel çalışma yöntemlerinin kullanılmasının gerekliliğini kabul eder ve bu nedenle bütün Komünist Partiler içinde bu çalış­ manın yürütülmesi için özel organlar yaratıılmasmm amaca uygun olduğunu tespit eder. Burada Kongreye aşağıdaki şu fikirler yol göstermektedir: a) Bir yandan kadının kapitalist ülkelerde boyun­ duruk altmda olına,sı, diğer yandan kapitalizmden ko­ münizme geçişi yaşayan Sovyet ülkelerinde kadının zor durumu kendini hissettitınektedir. b) Kadının eskiden beri toplumsal yaşamdan uzak tutulmasıyla ve aileye · zincirlenmiş olmasıyla açıklanan, kadın kitlelerinin edilgenliğinin ve siyasi geriliğinin tes­ pit edilmesi gerektiği. c) Doğanın kadına yüklediği özel fonksiyonların ( annelik) ve ilmndan kaynaklanan özgüllüklerin, genelin çıkarı için kadının sıhhatinin ve gücünün daha çok ko­ runmasını gerektirdiği. Bu düşüncelerden yola çıkarak Kongre, kadınlar arasına çalışmanın yürütülmesi için özel organlar yaratılmasının amaca uygun olduğunu tes­ pit eder. Böylesi organlar, Partinin Merkez Komitesin­ den şehir semt komitesine veya yöre parti komitesine kadar bütün parti komitelerinde örgütlenmesi gereken

125


seksiyonlar ve komisyonlardır. Bu karar, Komünist En­ ternasyonal mensubu tüm Partiler için bağlayıcıdır. Komünist Enternasyonal III. Kongresi, bu seksi­ y:onların ve komisyonların görevlerinin şunlardan oluş­ tuğuna dikkat çeker : 1 ) Geniş kadın kitlelerini komünizm ruhuyla eğit­ mek ve Komünist Partisi saflarına sokmak. 2 ) Kadının toplumsal konumuyla bağıntılı olan ön­ yargılara karşı mücadele etmek ve erkek ve kadın işçi- . lerde her iki cinsiyetten proletaryanın çıkarlarının or­ tak olduğu bilincini güçlendirmek . . 3 ) İ şçi kadınların iradesini kuvvetlendirmek, onla­ rı kapitalist üLkelerde içsavaşın bütiiı."i biÇim ve çeşitieri içine çekmek, kadınları kitle eylemlerine ve kapitalist sömürüye ( evsizlik, pahalılık, işsizhk, çocukların sefale­ ti ) karşı mücadeleye çekerek uyandırmak, Sovyet Cum­ huriyetlerinde ise aynı hedefe kadınları komünist ikti­ sat ve yaşam tarzının kuruluşuna çekerek varmak. 4 ) Hak eşitliğiyle ve bir anne olarak kadının korun­ ması ile doğrudan ilgili sorunları ortaya atmak, Parti­ nin ve (Sovyet ülkelerinde ) yasal organların dikkatini bu sorunlara yöneltmek. 5) Geleneğin, burjuva alışkanlıkların ve dinin gücü­ ne karşı planlı bir mücadele vermek ve bu yolla cinsi­ yetler arasında, emekçi insanlığın fiziki ve ahlaki sağ­ larnlaşmasını güvenceleyecek durumda olan daha sağ­ lıklı ve daha armonik ilişkiler yaratmak. Parti komiteleri komisyonların çalışmalarını dolay­ sız yönetmek zorundadır ve onlardan sorumludur. Her komisyonun tepe noktasında bir komite üyesi bulunma­ lıdır. Olanaklar ölçüsünde birden fazla komünist bu ko­ misy.onların üyesi olmalıdır. Komisyonlar, bağımsız bir şekilde, önlerine çıkan . ihtiyaçlara göre tüm önlemleri almalıdırlar ; bunları 126


Sovyet ülkelerinde ilgili iktisadi ya da siyasi organlar ( Sovyetler, Komiserlikler, Komisyonlar, sendikalar vb ) aracılığıyla, kapitalist ülkelerde ise proletaryanın ilgili organlarının ( sendikalar, konseyler vs. ) yardımıyla ger· çekleştirmeye çalışmalıdırlar. Komünist Partilerinin il­ legal ya da yarı-legal oldukları ülkelerde, kadınlar ara­ sındaki çalışma için illegal bir aygıt kurmalıdırlar. Bu aygıt, Partinin illegal aygıtına t abi olmalı ve ona uyar­ lanmalıdır. Legal örgütte olduğu gibi illegal örgütte de her yerel, bölge ya da Merkez Komitesinde, kadınlar arasındaki illegal propaganda çalışmasının yönetilme­ sinden sorumlu bir kadın yoldaş temsil edilmelidir. Bugünkü dönemde sendika ve üretim birlikleri, bunların yanında kooperatifler, Komünist Partilerinin kadınlar arasındaki ,çalışmasının başlıca temelini oluş­ tururlar. Bu hem sermayenin devrilmesi mücadelesinin henüz verilmekte olduğu ülkeler, hem de emekçi Sovyet O'um.huriyetleri için geçerlidir. Partinin tamı tarnma gerçekleştirmesi gereken kadının tam kurtuluşu ve eşit­ liğiyle ilgili tüm girişimlerde, kadınlar arasındaki çalış­ ma, parti hareketi ile örgütün birlikteliği ruhu içinde, Komisyonların bağımsız inisiyatifinin tanınması ruhu içinde yürütülmelidir vs. Çalışmada paralellik değil, bi­ lakis Partinin çalışmasının kadınların yaratıcı öz çalış­ ması ve inisiyatifiyle tamamlanması.

Sovyet ülkelerinde Pariinin Kadmlia,r Araısında Çalatşması

Bir emekçi Sovyet Cumhuriyetinde kadın seksiyon­ larının görevi, geniş kadın kitlelerini komünizm ruhu ile eğitrnek ve onları Komünist Partisine kazanmaktır. Kadınları komünizmin inşasına çekere:k, onları Kornü1 27"


nist Enternasyonal'in sağlam muhafızları mek için ( kadınların

-

çalışmasını uyandırmak

olarak eğit­

ÇN ) etkinliğini ve kendi başına ve yükseltmek

zorundadırlar.

Kadın seksiyonları tüm araçlarla kadınları Sovyet inşa­ sının -savunmadan başlayarak Cumhuriyetin çokyönlü ekonomik planıarına çekilmeye kadar- tüm alanlarına çekmeye çabalarnalıdırlar. Kadın seksiyonları Sovyet Cumhuriyetinde, işçi ve köylü kadınların halk iktisadının inşası ve örgütlenme­ sine çekilmesinden sözeden ve üretimin

örgütlenmesi,

denetimi ve yönetimi ile ilgili tüm organıara kadınlarm katılımının sağlanmasını bekleyen VIII. Sovyet Kong­

resinin kararlarının uygulanmasına dikkat etmelidirler. Kadın seksiyonları, temsilcileri ve Parti vasıtasıyla yeni yasa taleplerinin

organları

hazırlanmasına katıl­

malı ve kadınların ekonomik kurtuluşu için değişikliğe uğraması gerekenierin değiştirilmesi uğrunda çalışmalı­ dır. Seksiyonlar özellikle kadın ve çocuk emeğini koru­ :yan yasaların hazırlanmasında inisiyatif göstermelidir. Kadın seksiyonları, mümkün olduğunca ç ok sayıda

işçi ve köylü kadının Sovyet seçimleri kampanyasına çe­ kilmesi için ve işçi ve köylü kadınların da Sovyet ve

yü­

rütme komitelerinin üyesi olmaları için uğraşmalda yü­ kümlüdürler. Kadın seksiyonları, Partinin başlattığı tüm politik ve ekonomik kampanyaların hızla

yürütülmesini sağla-

malıdırlar. Kadın emeğinin kalitesini sendikal eğitimi arttıra­ rak yükseltmek ve işçi ve köylü kadınların ilgili eğitim kurumlarına girebilmelerini sağlamak kadın seksiyonla­ rının görevidir. Kadın seksiyonları, kadınların tek tek işletmelerde­ ki iş güvenliği komisyonuna girmesini sağlamalı ve ka128

·


dın ve çocuk koruma yardımcı

komisyonlarının çalış­

masının teşvik edilmesine özen göstermelidir. Kadın seksiyonları, yaşam tarzını yeni komünist te­ meller üzerine yerleştiren, kadınlar için geçiş dönemi­ nin zorluğunu hafifleten, onların maddi

bağımsızlığını

destekleyen, evin ve ailenin kölesini yeni yaşam tarzının .özgür yaratıcısı yapan tüm toplumsal kuruluşlar ağının ( kamuya ait yetim evleri, çamaşırhaneler, onarım atöl­ yeleri, komün evleri, toplumsal eğitim

kurumları vs.)

genişletilmesi içİn çalışmalıdır. Kadın seksiyonları, sen­ dika konfederasyonlarının kadın

üyelerinin komünizm

ruhuyla eğitilmesini sağlamalıdır, bunun larda komünist fraksiyonun kadınlar

için sendika-

arasmda çalışma '

örgütünün yardımını . almalıdır. Kadın s eksiyonları, lmdın fabrika işçilerinin fabri­ ka delege toplantılarına katıLmalarını sağlamalıdır. Ka­ dın delegelerin ---'pratisyenlerin- çeşitli işler için ( kon­ seylerde, halk iktisadı alanında, sendika federasyonla­ rında) planlı bir

şekilde dağılımını

gerçekleştirmekle

yükümlüdür.

Kapita1iist ülkele�die Kadınlar arasında çalışma deki görevler nesnel

durumla

komisyonlarının önün­ belirlenir.

Bir yandan

dünya ekonomisinin çökmesi, işsizliğin korkunç derece­ de artması ( bu kendini özellikle kadın emeğine talebin azalmasında

göstermektedi r ) , fuhuşun ve

artması, tehdit eden yeni emperyalist

pahalılığın

savaşlar; diğer .

yanda işçilerin sonu gelmeyen ekonomik grevleri, pro­ letaryanın tekrar tekrar silahlı ayaklanma denemeleri ve gittikçe yoğunlaşan dünya çapında içsavaş atmosferi,

129


tüm bunlar kaçınılmaz toplumsal dünya devriminin başlangıcıdır. Kadın işçi komisyonları proletaryanın mücadele gö­ revlerini vurgulamalı, Komü.rıist Partisinin tüm şiarla­ rını savü.nmalı ve kadınlan komünistıerin burjuvaziye ve sosyal-hainiere karşı devrimci eylemlerine katılmaya çekmelidir. Kmnisyonlar yalnızca kadınların eşit hak ve yüküm­ lülüklere sahip üyeler olarak Partiye, sendikalara, koo­ peratifiere ve diğer sınıf örgütlerine alınmasını -kadın işçilerin dıştalanınasına veya ayrımına karşı çıkarak­ sağlamakla kalmamalı, aynı zamanda kadın işçilerin eşit haklara sahip birlikte çalışanlar olarak partilerin, sendikalarm ve kooperatifierin yönetici organlarına alınmaları için de çalışmalıdır. ·

Komisyonlar, kadın proletaryanın ve köylülüğün geniş katmanlarını parlamento ve tüm toplumsal kuru­ luşlara seçimler sırasında haklarını Komünist Partisi­ nin çıkarları doğrultusunda kullanmaları için çalışma­ · lıdır. Bunu yaparken aynı zamanda bu hakların gerek kapitalist sömürüyü ortadan kaldırma veya hafifletme bakımından, gerekse kadınların kurtuluşu bakımından sınırlı olduğunu göstermeli ye parlamentarizmin karşı­ sına Sovyet sistemini koymalıdır. Komisyonlar ayrıca kadın işçilerin, memurların ve köylülerin işçi temsilciliklerinin devrimci, ekonomik ve politik konseylerinin seçimlerine en enerjik ve bilinçli şekilde katılmalarını sağlamalıdır. Bunu yaparken, ev kadınlarının politik etkinliğini uyandırmaya ve özellikle köylü kadınlar arasında k,onsey düşüncesini propaganda etmeye çaba göstermelidirler. E:şit işe eşit ücret ilkesi­ nin gerçekleştirilmesi, komisyonların özel bir görevidir. Kadın ve erkek işçileri parasız ve herkese açık kurslar­ la bu kampanyaya kazanmak, kısacası kadının daha 130


yilksek bir şekilde

değerlendirilmesini

kendine görev

edinmek komisyonların görevidir. Komisyonlar, komünist kadınların,

içlerinde seçim

hukuku..'1a göre kadınların yeri ve oy hakkı olan yasa­ ma, komünal ve tüm diğer toplu..'Tisal organıara girerek buralarda partilerinin devrinı.ci politikasım

sürdürme­

lerini sağlamaya çalışmalıdır. Komünist kadınlar, burjuva devletinin yasama, ko­ münal ve diğer kurumlarındaki çalışmalarında Partile­ rinin temel ilkelerine ve taktiklerine sıkı kalmalıdır. Onların esas görevi, burjuva

sıkıya bağlı düzeni içinde

reformlar elde etmek değ·ildir ve olamaz, tersine kadın­ ların durumundan ve taleplerinden yararlanarak kadın­ lara taleplerinin gerçekleşmesi ve çıkarlannın

korun­

ması için devrimci mücadele yolunu, proletarya cUkta­ törlüğünün kurulması uğrunda ·mücadele yolunu göster­ mektir. Komisyonlar,

parlamentodaki ve

belediyelerdeki

fra}:siyonla sıkı ilişki içinde olmalı ve kadınları ilgilen­ diren tüm önergeleri vs. birlikte görüşmelidir. Komisyonlar kadınlara ayrı ev ekonomilerinin ge­ riliğini ve gereksizliğini, kapitalist eğitim sisteminin ek­ sikliğini kavratmalı ve işçi kadınlarm dikkatini Parti ta­ rafından önerilen ve desteklenen işçi bütçelerinin iyileş­ tirilmesinin pratik sorunlarına çekmelidir . Komisyonlar sendikaların kadın

üyelerini Komünist

Partisine çek­

mek için herşeyi yapmalıdır; bu amaçla sendika fraksi­ yonu, Partinin ve yerel seksiyonların önderliğinde ka­ dınlar arasında çalışma yapacak olan

örgütçüle:r tespit

etmelidir. Kadın

ajitasyon

kooperatifler içindeki

komisyonları

propagandalarını

proleter kadınlarm

komünizm

düşüncesini yaymaya ve yönetime girerek kooperatifie­ rin yönetiniinde etki kazanmaya yönlendirmelidir, çl1.'1-

131


kü bu örgütler dağıtım ö rgütleri olarak devrim sırasın­ da ve sonrasında çok büyük öneme sahiptir. Komisyonların tüm çalışmaları, toplumsal devrimi hızlandıran, kitlelerin

devrimci eylemini

geliştirmeyi

hedeflemelidir.

Ekonomik !Bakım�an Geri Kalmış Ülkelerde ( Dloğuda ) rSanayinin az

gelişmiş olduğu ülkelerde

Komünist

Partileri, kadın seksiyonları ile birlikte, kadının hak ve yükümlülüklerde eşitliğinin Parti, sendikalar ve emek­ çi sınıfın diğer örgütleri tarafından tanınması için çalış­ malıdır. Komisyonun seksiyonları, kadınlar üzerinde etkisi olan tüm önyargılara,

adet ve dini

gelenekiere karşı

· enerjik bir mücadele yürütmeli, bunu yaparken ajitas­ yonları erkekleri de kapsamalıdır. Komünist Partisi ve onun

komisyonlarının seksi­

yonları, kadınların çocuk eğitiminde, aile ·

ilişkilerinde

ve toplumsal yaşamda eşit haklara sahip olduğu ilkesi­ ni ileri sürmelidir. ıS€ksiyonlar, sermaye tarafından sömürülen küçük işyerlerindeki, pirinç, pamuk ve diğer plantasyonlardaki kadın işçiler arasında

kendilerine

mümkün olan her yerde ( öncelikle

destek

aramalı ve

Sovyet Rusya'nın

toprakları üzerinde yaşayan Doğu halkları arasında) iş­ çi atölyelerinin, kooperatif sanayiin kurulmasını teşvik etmeli ve kadın

plantasyon işçilerinin de

sendikalara

çekilmesi için çalışmalıdır. Nüfusun genel kültür seviye­ sini yükseltmek, ülkenin geriliğine ve dini

önyargılara

karşı mücadelede en iyi araçtır. Komisyonlar, yetişkin-

132


ler ve çocuklar için okulların gelişmesini arttırmak için çalışmalıdırlar; bu okullara kadınlar girmeyi başarma­ lıdır. Kapitalist ülkelerde komisyonlar, burjuvazinin okul üzerindeki etkisine karşı doğrudan ajitasyon yap­ malıdır. Kadın seksiyonları veya komisyonları, olanaklar el­ verdiği ölçüde evde ajitasyondan yararlanmalıdırlar; özellikle kadınlar arasındaki en geri unsurları etkilemek jçin kadın işçi kulüpleri kurulmalıdır. Kulüpler birer kültürel aydınlanma merkezi olmalı ve kadınlara pratik bir şekilde kendi uğraşları ile kurtuluşları için neye .eri­ şebilecekleri ( çocuk yurtları, çocuk yuvaları, okul vs. yapılması) gösteriLrnelidir. Göçmen halklar için taşınır kulüpler kurulmalıdır. Sovyet ülkelerinde .seksiyonlar, partiyle birlikte, ka­ pitalizm-üncesi iktisat biçiminden o rtaklaşa üretim biçi­ rrı...ine geçişe katkıda bulunmalı ve kadın. işçileri pratik deneyimle ev ekononıJsinin . ve eski aile ilişkilerinin on­ ları köleleştirdiğine, ortak çalışmanın ise onları kurtar­ dığına ikna etmelidir. Sov-yet Rusya'da, Doğu halkları arasında çalışan ka­ dın seksiyonları, hukuken kadını erkekle eşit seviyeye getiren ve kadının çı:(rarlarını koruyan Sovyet yasaması­ na gerçekten uyulmasını sağlamalıdır. Bu nedenle seksi­ yonlar, kadınların halk mahkemelerine. hakim ve jüri üyesi olarak girmelerini desteklemelictir. Seksiyonlar kadınları Sovyet seçimlerine çeknıeli, kadınlarm konsey ve yürütme komitelerine üye olarak girmeleri için çabalamalıdır. Doğunun kadın proleterle­ ri arasındaki çalışma sınıf ilkesi temelinde yü.rütülme­ lidir. Feministlerin kadın sorununun çöz'ıi..'TIÜ konusunda­ ki ç abalar..ımn boş olduğu yönünde kadınları aychnlat­ mak, seksiyonlarm görevidir. 133


Doğudaki Sovyet ülkelerinde aydın kadın güçler ( örneğin kadın öğretmenler ) aydınlatma çalışmalarına çekilmelidir. Seksiyonlar ya da komisyonlar, dini inançlara veya ulusal gelenekiere karşı yönelen taktik olarak doğru ol­ mayan ve kaba her türlü hakaretten en enerjik bir şe­ kilde kaçınmalı, fakat milliyetçiliğin ve dinin etkisine karşı en kararlı şekilde mücadele etmeliclirler. Batıda ol­ duğ·u gibi Doğuda da kadın işçilerin örgütleri ulusal çı­ karların korunması etrafında değil, tersine her iki cin­ siyetten uluslararası proletaryanın birlik ogamnın ve ortak sınıf görevlerinin etrafında . toplanmalıdır. Doğu­ daki kadınlar arasındaki çalışma özel bir öneme sahip olduğundan, Komünist Partilerinin Doğudaki kadınlar arasındaki çalışmada Doğu halklarının yaşamındaki kendine özgü ilişkileri gözönlli'1de bulunduran yönerge­ leri saptayan, tezlere ait özel bir direktif gönderilecektir.

·

Seksiyonlarm esas görevını, geniş proleter kadın kitıeıerin komünist eğitimj.ni yerine getirmek ve böyle­ ce komünist savaşçıların saflarını güçlendirmek için, Batının ve Doğunun tüm Komünist Partilerinin kadın- . lar arasındaki çalışmada <<eylem vasıtasıyla ajitasy,8n­ propaganda» temel ilkesini benimserneleri gereklidir. Eylem vasıtasıyla ajitasyon'dan öncelikle işçi kadın­ ları kendi başına faaliyete uyandırmak, kendi gücline güveni kuvvetlendirrnek ve onları inşa ya da mücadele alanındaki pratik mücadeleye çekerek onları Komünist Partisinin kapitalist sömürüye karşı yönelen her başarı­ sının, her eyleminin, kadınlarm durumunu hafifletme 1 34


yönünde bir adım olduğuna ikna etme ye-teneği demek­ tir. Pratikten ve eylemden - Komünizm idealinin ve onun teorik ilkelerinin kavranmasına varmak. Komü­ nist Partilerinin ve seksiyonlarının geniş kadın işçi kit­ lelerine yaklaşmakta kullanacağı yöntem budur. Seksiyonlar yalnızca söz;de propaganda organı de­ ğil, pratikte böyle olacaklarsa, o zaman işletme ve atöl­ yelerdeki komünist hücrelere dayanmalı ve her komü­ nist hücrenin işletmelerdeki kadınlar arasında çalışma için bir örgütleyici ayırmasına çalışmalıdırlar. Seksiyonlar, temsilcileri. veya sendika fraksiyonu tarafından tespit edilen ve çalışmalarını seksiyonlarm yönetimi altında yürüten örgütçüler aracılığıyla sendi­ kalarla ilişkiye geçmelidirler. Komünizm düşüncesinin eylem yoluyla propagan­ dası Sovyet Rusya'da, işçi kadınları, köylü kadınları, ev kadınlarını ve memur kadınları, ordudan ve milisten başlayarak kadınlarm kurtuluşu alanlarına ( toplumsal beslenme, toplumsal eğitim kuruluşları, anneliğin ko­ runması vs. örgüterine ) dek Sovyet inşasının bütün .alanlarına çekmek anlamına gelir. İçinde bulunulan an­ da kadın işçileri halk iktisadının yeniden kurulması ala­ nındaki tüm çalışmalara çekmek özellikle önemlidir. Kapitalist ülkel�rde eylem yoluyla propaganda, ka­ dın işçileri devrimci azmi ve devrimci bili.nci pekiştiren ve güçlendiren grevlere, gösterilere ve ayaklanmalara katılmaya çe!rJnek anlamına gelir; ama aynı zamanda, kadın işçileri Parti çalışmasının, illegal çalışmanın ( özel­ likle bağ kurma alanında ) tüm biçimlerine, Subotnik ve Wosskresnik'lerin ( Komünist CUmartesi ve Pazar çalış­ ması ) örgütlenmesine çekmek demektir; bu sayede sem­ patizan işçi ve memur kadınla:r, gönüllü ç alışmayla Par­ tiye yararlı olmayı öğrenirler. Komünist Pattisi tara­ fından başlatılan tüm politik, ekonomik kampanyalara 135


ve kültürel aydınlatma kampanyalarına kadınlarm çe­ kilmesi ilkesi de eylem yoluyl propaganda amacına hiz­ met eder. Komünist Partilerinin işleyen kadın organları çalışmalarını kapitalist ülkelerde sömürülen ve toplum­ sal bakımdan köleleştirilen kadınlara, Sovyet devletle­ rinde ise özgür olmayan veya eski düzenin kalıntıları ta­ rafından prangalanan kadınlara doğru . sürekli genişlet­ mek zorundadır. Çalışmalarında kadınlara, kendilerinin ölümcül düşmanı olan kapitalizmin yıkılması, onların kurtarıcısı olan komünizrne ise kapının ardına kadar açılması gerektiğini gösteren tüm yokluklarla ve · kötü­ lüklerle, tüm çıkarlar ve taleplerle bağ kurmak zorun, dadırlar. KaoJ.n komisyonları planlı sözlü ajitasyon-propa­ ganda çalışmasım yürütmek için, işletme ve halk toplan­ tıları, gerek tek tek meslekler ya da semtler için olsunr gerek genel, kadın işçiler, kadın hizmetliler ve devlet memureleri iÇin kamuya a çık toplantılar, kamuya açık kadın ve ev kadını toplantıları vb. düzenlerler. Ajitatör ve örgütçü kadın temsilcileri sendikaların, kooperatifle· rin, işletme temsilciliklerinin komünist fraksiyonlarına,. Sovyet düzeninin tüm çalışma, idari, denetleyici ve yö· netici organlarına; kısacası, kapitalist ülkelerde sömü· rülen ve ezilen kitlelerin devrimcileştirilmesinde· ve si­ yasi iktidarı ele geçirme mücadelesinde yararlanılması gereken, Sovyet devletlerinde ise proletarya diktatörlü­ ğünün savunulmasına, komünizmin gerçekleştirilmesine hizmet eden bütün örgü.tlere seçtirirler. Deneyimli ko­ münist l�.admları, çok sayıda kadının çalıştığı işletmele­ re ve fabrikalara işçi veya memur olarak gönderirler; Sovyet Rusya'daki b aşarılı pratikte olduğu gibi, böylesi kadın yoldaşları büyük proleter semtlere ve merkeziere yerleştirirler. Sovyet Rusya Komünist Partisinin işleyen kadın eganlarının düzenledikleri son derece değerli par136


tisiz delege toplantıları ve delege konferansları gibi, · ım-­ pitalist ülkelerdeki komünist kadın komisyonları da işçi kadınlar, her türlü meslekten kadınlar, köylü kadınlar, ev kadınları için kamuya açık toplantılar düzenlemeli, bu toplantılar toplantıya katılanların belirli ihtiyaçları­ na ve taeplerine tavır takınmalı ve özel amaçla kurul­ muş, kendilerini seçenlerle ve komünist kadın organla­ rıyla sürekli bağlantı içinde, ortaya atılmış olan sorlı...ıı.u . ele alan komisyonlar seçmelidir. Kadın komisyonları, hasımlarının toplantılarına kadın tartışmacılar, konuş­ macılar gönderirler. Konferans ve benzeri toplantılar aracılığıyla yürütülen propaganda ve ajitasyon, sürekli ve düzgün aralıklarla yapılan ev aj itasyonlarıyla ta­ mamlanmalıdır. Bu işle görevlendirilen her kadın ko­ münist, en faz,la 10 kadını evinde ziyaret etmeli, ama bu­ nu haftada en az bir kez düzenli olarak, ve Komünist Partilerinin, proletarya kitlelerinin her önemli faaliye­ tinde yapmalıdır. Komünist Partilerinin isleyen kadın organları, aji­ ' tasyon, örgütleme ve e ğitme çalışmalarını yazılı olarak da yerine getirmek için her ülkede merkezi komünist bir kadın gazetesinin çıkması için . çalışmakla, komünist basında kadın sayfalarının veya kadın köşelerinin, siya­ si ve sendikal gazetelerde makalelerin ve yazıların çık­ masırıı sağlamakla, bu ya.yınların kadın redaktörleTini bulmakla, çalışan ve mücadele eden kadınlar arasından redaktörlere ya.rdımcı kazanmak ve onları eğitmekle yü­ kümlüdürler.

Komisyonlar, Komünist Partilerinin tüm eğitim ku­ rumları ve eğitim araçlarmdan kadın üyelerin en gay­ retli bir şekilde yararlanmasına uğraşmalıdırlar. Halen geri ve çekingen örgütlü komünist kadınları ve uyanan emekçi kadınları aydınlatmak, bilgilerini derinleştirmek ve azimlerini güçlendirmek için genel parti kurslarına 1 37


ve tartışmalara çekmeli ve ancak amaca uygun olan yer­ ierde okuma ve tartışma akşamları, kurslar, konferans­ lar dizisi şeklinde ayrı eğitim kurumları oluşturma yo­ luna gitmelidirler. Kadın ve erkek işçiler arasında

dayanışma ruhu­

nu..rı güçlendirilmesi için ayrı kurs ve

okulların değil,

her parti okulunda kadınlar arasında

çalışmanın yön­

temleri üzerine zorunlu bir kurs konulması temenni edi­ lir. Komisyon, belli sayıda üyesini parti okuluna gön­ derme hakkına sahip olmalıdir.

Seksiyonlarm YaPftSı Kadın ajitasyon komisyonları her yöre parti lmmi­ tesinde, her semt

( b ölge) parti

komitesinde ve , Parti

Merkez Komitesinde kurulur. Komisyonların üye sayısı her ülkenin gereksinimlerine göre belirlenir. ücretle ça­ lışanların sayısı da Parti tarafından

saptanır. impara­

torluk, bölge ve yöre gruplarındaki kadın ajitasyon ko­ misyonu yöneticisinin Parti merkezinde, bölge ve yöre yönetimlerinde yeri ve oyu var(l.ır. Kadın

ajitasyon ko­

misyonu yöneticisi aynı zamanda yöre parti yönetimi­ nin üyesidir. Bunun geçerli olmadığı durumlarda, kadın ajitasyon komisyonu yöneticisi, kadın seksiyonunu ilgi­ lendiren tüm sorunlarda karar alma yetkisine sahip oy­ la, bütün diğer sorunlarda ise damşma niteliğinde oyla, komitenin bütün oturumiarına katılır. İlçe komisyonlarının ve il komisyonlannın yüküm­ lülüklerine, yukarıda sayılan genel

görevlerin dışında

şu fonksiyonlar da dahildir: Sözkonusu

ilçenin kadın

ajitasyon komisyonları ile ilçe yönetimi arasındaki bağ•1antının ayakta tutulması, sözkonusu ilçedeki (mıntıka­ daki) seksiyenun veya komisyonların faaliyeti hakkın-

138


da matery,al toplanması; yöre komisyonlarının kendi aralarında materyal alışrverişinin sağlanması; ilçeye ( ile ) yayınların gelmesinin sağlanması; ajitasyon güçle­ rinin ilçelere ( mıntıkalara ) dağılımı; Partili güçlerin ka­ dınlar arasında çalışma için harekete geçirilmesi ; yılda en az iki kez, her seksiyonun bir veya iki komünist ka­ dınla temsil edildiği il/ilçe konferansları toplamak; söz­ konusu iliilçedeki partisiz işçi ve köylü kadınların ve ev kadınlarının konferansını toplamak. İl/ilçe kadın ajitasyon komisyonu 5-7 üyeden olu­ şur. Komisyonların üyeleri, komisyon yöneticisinin . öne­ risi üzerine il veya ilçe yönetimi başkanı tarafından onaylanır. İlçe ve il komisyonunun yöneticisi ve tüm di­ ğer üyeleri, ilçe veya il parti konferansında seçilir. İl/ ilçe ve yöre komisyonlarının üyeleri il/ilçe, şehir ve bu­ �ak konferanslarında seçilir veya ilgili komisyon tara­ fından Parti komitesiyle anlaşarak atanır. Kadınlar ara­ smdaki çalışma için merkezi komisyon 2-5 üyeden olu­ şur, bunlardan en az bir tanesi Parti işçisi olarak çalı­ şır. Yukarıda il/ilçe komisyonları için sayılan fonksi­ yonlardan başka, merkezi lwmisyon ( imparatorluk ka­ dınlar komitesi) aşağıdakileri yerine getirir: Komis­ yonların çalışmasının denetimi, kadınlar arasında çalı­ şan güçlerin yönetimi ve dağılımı; kadın çalışmasının koşullarının ve gelişmesinin denetimi, kadınların huku­ ki ve ekonomik durumları ile ilgili taleplerin göz önün­ de bulundurulması; işçi sınıfının yaşam tarzının, iş em­ niyetinin, çocuğun korunmasının iyileştirilmesi veya de­ ğiştirilmesi vb . ile ilgiJi sorunlar üzerine çalışan özel ko­ misyonlara merkezi komisyonun temsilcilerinin veya yetkili kişilerin katılması; merkezi ve kadın gazetesini . çıkarmak, işçi kadınlarm dergilerinin ve kadın sayfala­ nnın yazı işleri müdürlüğünü yapmak; yılda en az bir 139


kez tüm ilçe temsilcilerini ( il seksiyonlarını) toplamak; tüm ülke çapında kadınlar arasında çalışma eğitmenleri için ajitasyon çevreleri örgütlemek; Partinin çeşitli po, ,litik ve ekonomik kampanya ve eylemlerine işçi kadın7 larm çekilmesini ve bunlara tüm

komisyonların katılı­

mını denetlemek; Komünist Kadınlar Uluslararası Sek­ retaryası ile sürekli ıbağlantıyı ayakta

tutmak ; her yıl

uluslararası kadınlar gününü örgütlemek. Merkez Komitesi kadın seksiyonu

yöneticisi Mer­

kez Komitesinin üyesi değilse, o zaman seksiyonla ilgili

tüm sorunlarda karar alma yetkisi olan oyla, diğer so­ runlarda ise danışma oyu ile, Merkez Ko:tnitesinin tüm oturumiarına katılma hakkı vardır. Komisyon başkanı Parti Merkez Komitesi tarafından parti kongresi tarafından

atanır ya da genel

seçilir. Tüm

k omisyonların

kararları ve tasarrufları ilgili parti komitesi tarafından onaylanmalıdır.

Uluslararası ıÖlçekte ıÇahşm;a üzerinje Bütün ülkelerin Komünist Partilerinin çalışmaları­ m yönetmek,

kadın işçileri

birleştirmek ve Komünist

Enternasyonal tarafından konulan görevleri çözmek ve bütün ülkelerin ve hakların işçi kadınlarını Sovyet ikti­ darı ve dünya çapında işçi sınıfının diktatörlüğü uğrun­ da devrimci mücadeleye katmak - işte Komünist En­ ternasyonal Uluslararası Kadınlar

Sekreterliğinin

gö­

revleri bunlardır. Merkezi komisyonun üye sayısı ve ka­ ar alma yetkisine sahip üye sayısı Parti Merkez Komi­ tesi tarafından tespit edilir.

140


.:5 ) :Komünist Enternasyonal IV. K!OngreSi. Yiı'midördüncü

Oturum

KAD l N LAR ARAS I N DA KOM Ü N iST ÇALI Ş M A

:27 K.asım 1922, /Pazartesi Konuşmacıtar: Clara Zetkin, Hertha Sturm, Smido-

viç, Kasparova, Murphy Açılış: öğle, 12.40

Başkan:

Neurath

CLARA ZETKİN ( canlı bir alkışla selamlanır ) : Ka­ dın ve erkek yoldaşları Yürütme'nin

Uluslararası Ka·

,dınlar Sekreteryasının faaliyeti ve kadınlar arasındaki komünist çalışmanın

gelişmesi üzerine

rapora ilişkin

olarak, bazı noktalara önceden kısaca değinmek zorun· dayım. Bunlar gereksiz görülebilir. Çünkü bunlar var­ ·Olanın, karar altına alınanın tekrarıdır; ama buna rağ­ men gereklidir; çünkü sadece düşmanın saflarında de­ ğil, kendi yoldaşlarımızm, kadınların olduğu gibi erkek­ lerin saflarında da çalışmamıza ilişkin yanlış anlamala­ rın, kadınlar arasında komünist çalışmanın ne olduğu­ na ve ulusal seksiyaniann ve Enternasyonal'in organla­ rına hangi görevlerin düştüğüne dair

yanlış ai1lamala­

rın, kimilerinde eski, önceki bir anlayışın kalıntıla-rı ola­ rak · ortaya çıkan, diğer b azılarında da,

bunlar davaya


sempati duymadıkları ve evet kısmen oldukça olumsuz yaklaştıkları için, gönüllü olarak öne çıkartılan yanlış; anlamaların çalışmamız üzerinde egemen olduğu gerçe­ ği ile karşı karşıyayız. Kadınlar arasındaki komünist çalışma için Enter­ nasyonal Kadın S.ekreteryası, bazılarının sandığı gibi, kadınların bağımsız örgütünün ve hareketinin toplamı değildir; Komintern Yürütmesi'nin yardımcı bir orga­ nından başka birşey değildir. o sadece Yürütme ile sü­ rekli sıkı bir şekilde ortak çalışmamakta, aynı zaı'llanda onun yönetimi ve önderliği altmda çalışmaktadır. Bizim Komünist Kadın Hareketi olarak nitelediğimiz şey, ke­ sinlikle kadınlarm bağımsız bir hareketi değildir ve bu· nun herhangi bir feminist ( fraucnrechtlerisch ) eğilimle o rtak - bir yanı yoktur. Bu, kadı-nlar arasında ikili bir amaç doğrultusunda planlı, komüJ:ıist çalışmadır : Birine cisi, komünist duşüncelerle dolu olan kadınları Komü­ nist Enternasyonal'in tek tek ulusal örgütlerine ideolo­ j ik ve örgütsel bakımdan sıkı bir şekilde çekmek ve ora­ da faaliyete geçirmek, bu seksiyonların tüm yaşantısı­ nın ve dokusunun bilinçli birlikte çalışanları ve taşıyıcı­ ları yapmak; ikincisi, henüz komünist düşüncelerle do­ . lu olmayan kadınları bu seksiyaniara kazanmak, onla.rı proletaryanın eylemlerine ve mücadelelerine çekmek. Çalışan kadın yığınları böylesi mücadeleler için sefer­ ber edilmeli ve yetkin hale getirilmelidir. Tek tek ülke­ lerin komünist partilerinin, birlikte yürütülmesini ve desteklenmesini biz kadınların ilk ve en soylu yükiim­ lülüğü olarak hissetınediğimiz hiç bir faaliyeti ve mü­ cadelesi yoktur. Ve dahası, komünist partilerin faaliye­ tinde ve mücadelelerinde ve onları topariayan Enter­ nasyonal'de ilk sırada ve en yoğun kurşun yağmuru al­ tında durma hırsına ve ama aynı zamanda en , sade gün­ lük çalışmada da gayretle önde olma hırsına sahibiz. 142


Bir şey ortaya çıktı: Kadınlar arasındaki komünist çalışınanın tek tek partilerin

yaşantısıyla ideolojik ve

o:rganik olarak bütün sağlamlığıyla bağlı;ı,n..ınasında, bu işi yürütebilmek için özel organlara ihtiyacımız var. El­ bette! Kadınlar arasındaki komünist çalışına kadınların sorunu olmamalı, aksine .herkesin sorunu, her ülkenin komünist

partisinin, Komünist

Enternasyonal'in soru­

nu olmalıdır. Eğer bu anınca ulaşmak istiyorsak, bu du­ rumda kadınlar arasındaki komünist

çalışmayı bütün­

lüklü ve planlı olarak yürütecek, yönlendirecek, ve bu amaca yönelik tutacak organlar -bu

organlar Kadın

Sekreterliği, Kadın Şubesi ya da herhangi birşey olarak adlandırılsa da- gereklidir. Elbette ki, belli uygun ko­ şullar altında tek tek güçlü kişiliklerin, bu bir kadın ya da erkek yoldaş olabilir, belli bir yerin, hatta bir ilin ka­ dınları arasında aynı komünist çalışmayı yürütebUeceği olanağını inkar etmiyoruz. Parti içindeki bu kişisel ça­ bayı büyük hayranlıkla izlesek de, bir tek kişinin planlı çalışmasının yerini birçok insanın planlı ortak çalışma­ sı alırsa, komünizm için etkinin, verinlin daha büyük olduğunu söylemekten kendimizi alamayaeağız. Bundan dolayı, bir amaç doğrultusunda, Parti ve Enternasyonal içinde birçok insanın . ortak çaba

göstermesi, kadınlar

arasındaki komünist faaliyet için de sloganımız olmak zorundadır. Komünist kadın çalışması için özel organ­ larda öncelikle

ve en iyisi, kadınların

faal olmasının,.

amaca uygunluğu.11 ve pratik işbölümünün bir talebi ol­ duğu burada ortaya çıkmıştır. Bunun nedenleri açıktır. Geniş kadın kitlelerinin bugün de özel toplumsal koşul­ larda yaşadıkları ve çalıştıkları şeklindeki tarihsel ger­ çeği geçiştiremeyiz. Kadın cinsiyetinin toplumdaki özel konumunun özel bir kadın psikolojisi gerçeğini de geçiştiremeyiz.

yarattığı tarihi

Doğa tarafından

cinsiyet

olarak verilenle, toplumsal kurumlar ve koşullar tara-

143:


:fından yaratılan, birıbirine bağlanmaktadır. Nasıl ki, so­ mut yaşam koşullarından dolayı küçük-köylü kitleleri­ nin özel psikolojisini hesaba katmak zorundaysak, ay­ nı şekilde en geniş kadın kitleler!nin psikolojisini de hesaba ,katmak zorund,ayız. Buradan genel olarak -«ge­ nel olarak» sözünün altım çiziyorum- bizzat kadınla­ rın, çalışan kadınların yaşammda komünist çalışmaya .nereden başlayacaklarını en iyi, en keskin ve en hızlı bir . şekilde teşhis edebilecekleri ortaya çıkar. Devamla, ka­ dınlar genel olarak, sömürülen ve öfkeyle dolu olan ka­ dınların en alt tabakalarında komünist faaliyetin en ba­ şarılı yöntemlerini ve biçimlerini daıı'1.a_ iyi bir şekilde " bulacaklardır. Açıktır ki, bu yalnızca genel olarak ge­ çerlidir. Nasıl ki, bildiri taşımak gibi en önemsiz işten, karar için zorlu mücadeleye kadar partinin her türlü faaliyetine katılmayı yükümlülüğümüz ve hakkımız ola­ rak görüyorsak, ve nasıl ki, aşağılanarak, Partimizin ve Komünist Enternasyonal'in tüm büyük tarihsel yaşantı­ .sına katılmamız engellendiğinde, bunu bir hakaret ola­ rak görüyorsak, aYrıı şekilde özel olarak kad�nlar ara­ sındaki çalışmada her erkeğe hoş geldin deriz,. Bu hem bizim organlarımız, hem de çeşitli görünümleri ve alan­ ları içinde tüm faaliyetimiz için geçerlidir. Kadın ve erkek yoldaşları Geçen yıl içinde kadınlar arasında komünist çalışma için kadın organlarının de­ ğeri, kendisini hem olumlu hem de olumsuz olarak gös­ terdi. Enternasyonal'in komünist seksiyonlarının böyle­ si özel organlar yarattığı ülkelerde olumlu olarak gös­ terdi. Kadın sekreterliklerinin, varolan görevleri yerine getirme, komünist kadınları örgütlernek ve eğitmek, ça­ lışan kadınları seferber etmek ve toplumsal mücadele­ lere çekmek için çalıştıkları Bmgaristan ve Almanya'da böyle oldu. Buralarda, Komünist Kadın �areketi genel 144


komünist parti yaşantısının bir güçlülüğü, bir gücü ol­ muştur. Kuşkusuz ki bu ülkelerde, parti üyesi ve ortak çalı­

Ş&'l olarak sayısız kadına, ve parti dışında da ortak sa­ vaşçılar olarak giderek büyüyen kadın kitlelerine sahi­ biz. Adını en son olarak verdiğim, ama önemi açısın­ dan ön sırada duran ülke için de, Sovyet Rusya için de aynı şey geçerlidir. Komünist Partinin kadın şubeleri, Sovyet Rusya'da bu partiyle sürekli ortak çalışma ve onun önderliği altında, tam da şimdi, ekonominin ve toplumun !Sovyet iktidarı altında Komünizme doğru çalkalandığı zor dönemde, kadınların ortak faaliyetinin ne denli önemli ve gerekli olduğunu kanıtladılar. İşçi ve köylü kadın kitlelerini ekonominin her alanında, toplumsal hayatın her alanında yeni ilişkilerin inşası için ortak çalışmaya çekmek, örneğin, işsizlik, besin maddeleri sıkıntısı gibi ortaya çıkan problemlerin, var­ olan tarihsel koşullardaki zorlu dönüşümlere bağlı problemierin . üstesinden gelmek için ortak çalışmaya çekmek ve toplumu komünizm doğrultusunda yeniden şekillendirmek için ortak çalışmaya çekmek için Rus kadın yoldaşlarımızın kadın şubeleri aracılığıyla Parti' nin yardığı, onunla anlaşma ve onun önderliği altında neleri başarmış oldukları ve hala başarmakta oldukları büyük öneme sahiptir. Sovyet Rusya Komünist Partisi' nin özel organlarım!l kadınlar arasında çalışmak için bu alanda başardıklarının ve başarmakta olduklarının örnek ve yolgösterici önemde olduğunu söylüyorum. Çünkü birşeyi biliyoruz: Sovyet Rusya, kapitalizmden sosyalizme geçiş döneminde toplumun bu zorlu dönüşü­ münün taŞıyıcısı olarak önümüzde duran ilk örnektir. Orada Komünist Partisi ve proletaryanın önünde duran aynı sorunlar, aynı görevler, başka şartlar altında da olsa, -umarım en kısa zamanda- bugün hala kapita-

145


list sınıf egemenliği altında inleyen devletlerdeki komü­ nist partilerin ve proletaryanın da sorunları ve görevle­ ri olacaktır bir gün. Bundan dolayı, daha sonra Smido­ viç yoldaşın bize RiKP'nin kadın şubesinin bu çalışma­ sı üzerine anlatacakları son derece önemlidir. Şimdi, kadın ve erkek yoldaşlar, komünist partile­ rinin kadınlar arasında faaliyet için özel organıara sa­ hip olmalarının ne kadar gerekli olduğuna ilişkin olum­ suz örnekler. Bu örnekler, kadın sekreterliklerinin . ol­ madığı ya da dağıtıldığı ülkelerde, kadınların komünist partisinin yaşamına ve kadın proleterlerin kendi sınıf­ larının mücadelesine sınırlı katılımları ile ortaya

çık­

maktadır. Polanya'da parti, şimdiye kadar kadınlar ara­ sında çalışma için özel organlar yaratmayı reddetti. Ka­ dınların en yüksek başarıyla saflar

halinde mücadele

etmeleri, grevierde ve kitle eylemlerinde kadın katılımı­ mn eksik olmaması Komünist Partisine yetti. Komü­ nist hareketle kadın proleterlerin derinliklerine işiemek i ç in bunun yetmediğine ikna olunmaya b aşlamıştır. Po­ lonya'da en kısa zamanda, en geniş çalışan kadın kat­ manları kazanmanın çıkış noktası olarak, Partinin bir kadınlar

sekreterliğinin

oluşturulacağını

Tam da bundan sonra, şanlı bir mücadele

umuyoruz. geçmışıne

sahip Polonya'da, şehir ve kırdaki çalışan kadınlar, bu­ gün olduğundan daha başka, ilerletici lardır. Son Seym ( Meclis)

rol oynayacak­

seçimlerinde, gericiliğin ve

kitlelerin aldatılmasının, komünist düşüncelerin kapsa­ madığı, aydınlanmamış kadın kitleleri içinde en sağlam temellerden birine

sahip olduğu görülmüştür. Bu bir

kez daha tekerrür etmemelidir. İngiltere'de, kadın proleterler arasında gerekli sis­ tematik faaliyeti yürütmek için parti organları nerdey­ se hiç yoktur.

İngiltere

Komü..rıist Partisi, maddi güçle­

rinin zayıflığını gerekçe göstererek, proleter . kadınların

146


planlı bir şekilde kazanılması iç.in gerekli kurumların oluşturulmasını sürekli olarak bir yana itti ya da erte­ ledi. Enternasyonal Kadın ıSekreterliği'nin bu yöndeki uyarıları sonuçsuz kaldı. Bir kadın yoldaşın genel par­ ti ajitatörü olarak görevlendirnmesine rağmen, özel bir kadın sekreteryası kurulmamıştır. İngiltere'de kadın yoldaşlar, kendi sınırlı olanaklanyla komünist kadınla­ rm politik eğitimi ve onların Partiyle bağlarının pekis­ tirilmesi için toplantılar düzenlediler. Bu toplantılar öy­ lesi iyi sonuçlar elde etti ki; aslında bunların, Komü­ nist Partisinin böylesi eğitim lmrumlarını oluşturması açısından örnek olması gerekir. İngiltere Komünist Partisi'nin Yürütme'sinin davranışı, bana göre yalnızca mali zayıflığından değil, aynı zamanda kısmen gençli­ ğinden ve ondan kaynaklanan örgütleme yetersizliğin­ den gelmektedir. Burada Partinin eleştirisine girmek istemiyorum; son kongresinin de gösterdiği gibi, İngil­ tere Komünist Partisi, Komünist Enternasyonal'le sıkı bir birlik içinde hem politik hem de örgütsel olarak ilerlemek, çalışarak, mücadele ederek devrimci bir kit­ le partisine dönüşrnek için kararlı bir şekilde yohı..'1.a de­ vam etmektedir. Ciddi isteğinin .ve onun pratik başarısının bir kanı­ tı olarak, İngiltere'deki son seçimlerde Komünist Par­ tisinin seçim zaferi önümüzde durmaktadır. Ama karar altına alınmış politik çalışma ve yeniden örgütlenme gi­ bi, bu seçim zaferi de, daha çok propaganda yönü ağır basan küçük bir partinin dar odalarından çıkıp işçi sı: nıfı yığınlarına yöneldiği bu anda, proleter kadınlarm ruhuna yönelmek için de mücadeleye sarılmayı zorunlu kılmaktadır. Enternasyonal'in İngiliz seksiyonu, birkaç milyon proleter kadının kadın hakları derneklerinde, eski tipteki kadın sendikalarında, tüketici kooperatif­ lerinde vs., İ şçi Partisi'nde ve Bağımsız İ şçi Partisi'nde 147


örgütlü olduklan gerçeğini geçiştiremez. Komünist Par­ tisi, bütün bu örgütlerle kadınların beyni, yüreği, irade­ si ve eylemi için çekişmelidir. Bundan dolayı, bunların aracılığıyla komünist kadınları Partide örgütleyeceği ve eğ·iteceği, ve Parti dışındaki proleter kadınları sınıfla­ rının her türlü fedakarlığa hazır savaşçıları haline geti­ receği özel çalışma organlarının oluşturulmasının zo­ runluluğu.nu, ne kadar .zaman geçerse o kadar çok his­ sedecektir. Enternasyonal Kadın Sekreterliği, Yürüt­ me'nin yardımcı organı, elbette ki bunun için Partiye yardım edecektir. Fransa'daki ilginç durum d·a takdire şayandır. Fransa'da, Marsilya kongresi, devrimci, proleter bir ka­ dın hareketinin yaratılması doğrultusunda önemli adım­ lar attı. F'ransa'da ilk defa, kadınlar dünyasında hare­ kete geçen devrimci güçler örgütsel olarak birleştiril­ di ve hem de Komünist Partisinin iıçinde. Fransa Ko­ münist Kadınlarmm Marsilya'daki ilk Kadınlar Konfe­ ransı gibi, Kongre de, komünist ya da komünizme yö­ nelen kadınların Partiye çekilmesini, Parti önderliği içinde bir kadın sekreteryası şeklinde komünist kadın !hareketinin çalışma organlarının oluşturulmasını ve bir kadın gazetesinin çıkarılmasını karara bağladı. Kadın ve erkek yoldaşlar, ne yazık ki Paris Kong­ resi varolan bu ilk adımı yoketti. Parti krizinin gölge­ sinde, onun etkisinin sonucu olarak, Parti yönetimi, ka­ dm sekreterliğinin dağrtılmasını ve «Ouvriere)} ( Kadın İşçD 'nin yayımnın durdurulmasmı kararlaştırdı. Fran­ sız Partisi içindeki krizin aşılması ge:rektiği gibi, birle­ şik, enerjik, amacının bilincinde olan bir komünst par­ tisinin, geniş proleter kadın katmanlarını Enternasyo­ nal'imizin çalışmasının ve mücadelesinin ortak taşıyıcı� ları haline getirmek için ihtiyaç duyduğu organların 1 4R


oluşturulması sorununu da aynen tatmin edici bir şekil­ de çözeceğine inanıyoruz. İtalya'da geçen yıl, büyük zorluklarla karşılaşmak­ sızın, komünist kadınların Partiye çekilmeleri ve mülk­ süzlerin, sömürülenlerin kadın dünyasının geniş kat­ manlarını komünist düşüncenin ve proletaryanın mü­ cadelesinin alanına götürecek olan gerekli özel organ­ ların oluşturulması gerçekleşti. Hertha Sturm yoldaş, benim siz,lere genel olarak anlattığım, komü.•-ıist kadın­ ları,. proleter kadınları sınıf mücadelesinin, sömürülen ve ezilen yığınların devrimci yükselişinin itici güçleri haline getirmek için ulusal ve uluslararası alanda sahip olmamız gereken gerekli çalışma organlarıyla ilgili du­ rumun ne oduğu konusunda, size somut veriler suna­ caktır. Hollanda'da, Enternasyonal Kadın Sekreteryasının yardımıyla, orada varolan kadın sekreteryasının dağıtıl­ ması örgütsel olarak başarıldı. Orada, komünist kadın­ ların yanısıra, anarşist ve anarşist eğilimli unsurlar da vardı. Komünist üyeler, Hollanda Komünist Partisi saf­ larına alındı ; ve orada erkek yoldaşlarla birlikte faali­ yet yürütüyorlar. Deneyim, genel olarak, komünist ka­ dınların Partiye çekilmelerinin, onların onun · içindeki planlı çalışmalarının ve oradan kitle içinde faaliyet yü­ rütmelerinin başarılı ve verimli olduğunun kanıtlanma­ sı yönünde gelişiyor. No:rveç'te, komünist kadınların Komünist Partisi içinde yeralmaları, Komünist Enternasyonal'in ilkeleri­ ne ve direktiflerine uygun şekilde henüz tümüyle ger­ çekleşmemiştir. Bu kendisini, Norveç'teki parti yaşantı­ sının genel özelliklerinin yansımasıyla açıklamaktadır. Orada kadınların özel organı, bugiJn hala kendisini sos­ yal-demokrat olarak adlandıran Norveç Komünist İ şçi Partisi'ne bağlıdır. örgütsel temeli, tek tek üyelik değil, 1 1

149


s endikal örgütlere üyeliktir. Partinin yeniden ö:ı-gütlen­ rnesiyle her türlü özel kadın örgütünün de son bulacağı ve şimdi komünist düşüncenin hizmetinde faaliyet gös­ teren tüm kadınları aynı şekilde en yüksek

derecede

faaliyete ve en yüksek derecede ortak çalışmaya teşvik etmeye izin veren çalışma biçimlerinin bulunacağı bek­ lenmektedir. Aynı şey, parti krizi olmasa da, buna uygun genel parti örgütleri olmasa da, Komünist

Enternasyonal'in

İsveç seksiyonu i,çin de geçerlidir. Burada da halen ko­ münist

kadınların özel

örgütü durmaktadır.

Ayrıca,

Norveç'te olduğu gibi, İsveç'te de özel örgütler, kısmen sosyal-demokrat hareket içinde faalfyet göstermeye de­ vam eden eski, kadın ihakla.rı savunucusu geçmişin ka­ lıntılarıdır. Bunlar, sosyal-demokrat geçmişin kalıntıla­ rının aşılması ve katı komünist tutumun zaferiyle kay­ bolacaklardır. Komünist çalışmamızın çalışan, sömürülen kadınla­ rın derin, geniş katmanları üzerindeki etkisiyle ilgili du­ rum şimdi nasıldır peki ? Bu,

b öylelerini dikkate alın­

maya değer ölçüde kapsadı mı ? Bununla ilgili raporu­ rnun başına, son derece geniş kapsamlı tarthsel önelllr de bir gerçeği koymak istiyorum.

Yakın ve Uzak-D10ğu'

da ağır yük altında ezilenlerin ve kızgınlıkla dolu olan­ ların kadınlarının uyanmaya ve komünizm sancağı etra­ fında toplanmaya başladıkları gerçeğidir bu. Kadın ve erkek yoldaşlar, bu öylesi öneme sahip bir gerçektir ki, ne kadar uğraşırsak uğraşalım ona layık olduğu değeri veremeyiz. Durum nedir ? Orada yapılması gereken, es­ kiyi parçalamaksızm ve yoketmeksizin

yeni birşey ya­

ratrnayan, uzun, derinlemesine kapitalist gelişmenin on­ lardaki yüzyılların ve hatta binyılların önyargılarını kıs­ men �oketmediği kadın yığınlarını aydınlatmak ve ka­ zanmaktır. Kapitalizm oraya da pekala girmiş ve önce-

150


1ikle kadın kitlelerini sömürüsü ve boyunduruğu altına almıştır. Japonya, Hindistan, Transkafkasya, ve evet Çin'de vs. böyledir. Elbette ki o, kadının eski toplumsal köleleştirilmesini ortadan kaldırmamış, onu kendi amaçlarına yararlı hale getirmiştir. Doğu ülkelerinde kadınlar hala, büyük çoğunlukla, eski yerleşik önyargıların altında boynu. bükük,_ sosyal kurumlar, din, gelenek ve görenekler tarafından ezilmiş bir şekilde, toplumsal yaşamın ataerkil ve kapitalizm­ öncesi ibiçimleri altında yaşıyorlar ve çalışıyorlar. Bütün bunlara rağmen, kadınlar uyanmaya başlıyorlar, komü­ nist düşünce tarzını kabul etmeye ve ona dayanmaya, kurtuluştan sözetmeye başlıyorlar. Bu ne anlama gelir? Kapitalizm dünya üzerindeki son yedeklerini ; kapita­ lizm,öncesi kültürünün ya tamamlanmamış genç kapita­ list gelişmenin ülkelerini, kapitalist devletlerin muaz­ zam egemenliğine bağlı, ya da geleceğin sömürge bölgele­ Ti olarak kapitali'st sömürü hırsı tarafından kuşatılacak ülkeleri kaybetmesi demektir. Zengin ve kısmen kolay sömürü olanaklarıyla bu ülkeler, buralardaki halk kit­ lelerinin en alçakça ve en insanlık dışı şekilde yağma­ lanması pahasına, burjuvaziye, eski kapitalist ülkeler­ de ayaklanan işçilere, isyancı ücret lçölelerine küçük ta­ vizlerin ve reform kırıntılarının atılmasım sağlayan araçlar verdi. Eğer bu ülkelerde özgürlük isteği, kapi­ talizme ve onun egemenliğine karşı kin canlı olursa, ve eğer orada ezilenlerin en çok ezilenleri, kadınlar aya­ ğa kalkıyorsa ve komünizm doğrultusunda çalışmak ve mücadele etmek istiyorlarsa, bu kapitalizmin dev adım­ larla sonunun yaklaştığının garantisidir. Bundan dola­ yı, Kasparova yoldaşın Yürütme'nin Doğu'daki Enter­ nasyonal Kadın Sekreteryasının faaliyeti ile ilgili bize anlatacakları özel bir önem kazanmaktadır. Bu ülke­ lerdeki kadınların, giderek artan sayıda ve fedakar bir 151


kararlılıkla, sömürüden ve uşaklıktan tek kurtarıcı ola­ rak komünizm bayrağı etrafında toplanmaya başlama­ ları, bir yangın sinyalidir. Bazı ülkelerde, özellikle Latin ülkelerinde, kadınlar arasında kayda değer btr devrimci galışma yapamayaca­ ğımiz bize garanti edilmektedir: Kilisenin etkisi, ailede­ ki ve toplumdaki eski, yerleşik gelenekler çok güçlüdür, altedilemez,. Kadın yığınlarını evdlliğin sınırlarından çı­ karmak ve onları kadın savaşçilar olarak emek ile ser­ maye arasındaki tarihsel savaş alanına çekmek için gös­ terilen bütün çabalar boşunadır. Kadın ve erkek yoldaşları Doğu'da mümkün olan, biz Batı'dakiler için, tarihsel ortaina -dikkat etmeksizin geçiştiremeyeceğimiz, aksine onu gözönünde bulundur­ rnamız gerektiğine dair bir işarettir. Bu aynı zamanda, insan iradesinin neler yapabileceğine mşıdn güçlü bir hatırlatmadır da. Zayıflıkları ve eksiklikleri haklı kıla­ biirnek için materyalist tarih anlayışına dayanmak her zaman yerinde değildir. Tarihsel ortam elbette ki güçlü­ dür; ama herşeye kadir değildir. Bilgimi.z ve irademiz onu zorlayabilir ve değiştirebilir. Eğer bu inanca sahip olmasaydık, o zaman Mark­ sistler, devrimci savaşçılar olmazdık. Mar�, Feuerbach ile tartışmasında, kendi tarih anlayışının çıkış nokta­ sında ne yazmıştı? «Filozoflar dünyayı çeşitli biçimler­ de yorurnladılar; ama önemli olan onu değiştirmektir.» Eğer Kafkasya Sovyet Cumhuriyetlerinde, ve onun etki­ si altında İran ve Türkiye'de kadınlar, komünistler ola­ rak kurtuluşlarını elde etme isteklerini dile getiriyor­ larsa, bu durumda, Latin ülkelerinde kadınlar arasında komünist çalışmanın zorluklannın hemen hemen aşıl­ maz olduğunu açıklamanın yerinde olmadığını düşünü­ yorum. Hayır, nerede bir istek varsa, orada bir yol da vardır. Diinya devrimi isteğimiz var; o halde sömürü152


len, köleleştirilmiş kadınların en geniş yığınlarına açılan yolu da, bunu zorlaştıran t�rihi koşullar ne olursa ol­ sun, bulmak zorundayız. . Kapitalist egemenliğin ülkelerinde, proleter devlet Sovyet Rusya ve diğer tSovyet Cumhuriyetlerinde oldu­ ğu gibi, daha büyük kadın yığınlarının ajitasyon ve pro­ paganda ve aynı zamanda eylem -çalışma ve mücade­ le- tarafından da kapsanması, rapor döneminde büyük ilerlemeler göstermiştir. Her yerde, proletaryanın işve­ renlerin genel saldırısına karşı mücadeleye girişrnek için adım attığı yerde, kitlelerin p ahahlığa, vergi baskı­ sına, iş zamanının uzatılınasına karşı, tek kelimeyle pro­ letaryanın varlık koşullarının l�ötüleştirilmesine karşı mücadeleye giriştiği yerde; proletaryanın, savaşın ve ekonomik inşanın bedelini sömürülenlerin geniş kesim­ lerinin sırtına yıkmak için kapitalistlerin saldırısına karşı kendisini savunduğu her yerde, kadınlar da se­ vindirici bir ölçüde tüm enerjileri ile mücadelelere ka­ tılmışlardır. Her yerde, Komünist E:nternasyonal'in ve onun tek tek seksiyonlarının eylemlerini birlikte taşı­ yan kadın kitlelerinde bir kabarış tespit etmek müm­ kündür. Her yerde, Komünist Enternasyonal adına çağ­ rıldıklarında geldiler. Bu kendisini özellikle iki uluslar� arası eylemde gösterdi . Bunlardan bir tanesi, UlusJar­ ar.ası Kadınlar Günüdül". Uluslararası Kadınlar Günü, bu yıl, oldu�ça daha büyük ölçüde, bütünlüklü ve önce­ ki iki yıldan daha büyük proleter kadın kitlelerini kap­ sayarak yapıldı. Tam da bu, bunun kadınların özel bir toplantısı olmadığını, kadınların davası olmadığını, ak­ sine parti davası, komünizmin kapitalizme bir savaş ila­ nı, sömürülenlerin ve ezilenlerin milyonlarca ordusu­ nun uğrunda toplanması, silahlaı'lması ve hazır hale ge­ tirilmesi gereken bu mücadelenin kabul edilmesi demek olduğunu gün ışığına çıkarmıştır . Hemen hemen her

153


-yerde, belki bir yerde biraz daha çok, bir yerde biraz daha az, tüm komünist partinin bir eylemi olarak y:ü­ rütülmüştür. Aynı şey, bizim de katıldığımız diğer uluslararası ,eylem, Sovyeıt Rusıra'ya Ullusla.rlana,sı işçi Yardımı için de geçerlidir. Bu eylem, bütün ülkelerde kadınların muazzam girişimi ve ortak faaliyeti ile birlikte sürdü­ rülmüştür. Norveç ve Finlandiya'dan İsviçre ve İtalya' ya kadar, Batı'dan Doğu'ya kadar, komünist partisinin rızası ve kendi partilerinde Uluslararası İşçi Yardımı' mn en çalışkan propagandacıları, bağış toplayıcıları, ör­ gütleyicileri kadınlar -olmuştur. Ve onlar bununla, al­ çakgönüllü, usta ve güçlü bir şekilde -proleter dayanış­ ma bilincini dile getirdiler. Gerek Uluslararası Kadınlar Günü ve gerekse de Sovyet Rusya'ya Uluslararası İşçi Yardımı'na ilişkin olarak birşeyin vurgulanması gerekir. Her iki eylemde de, faaliyetlerin çıkış noktası özel amaçlar, politik he­ deflerdi : Uluslararası Kadınlar Günü'nü, ev kadınları, analar olarak, çalışan halkın kadınlarının en acılı sıkm­ tılarma karşı mücadele etmek için topluma yöneltme­ leri gereken özel talepleri ile birleştirdik. Sovyet Rusya' ya yardımı, proleter dayanışma ile birleştirdik. Ama nem birinde, hem de diğerinde, bunun dışında, geniş ka­ dm yığınlarını politik düşünceye, politik eyleme teşvik etme amacı izledik. Hem kadınların ana ve çocuk ko­ runması ile ilgili talepleri vs., hem de Sovyet Rusya ile dayanışmanın pratiği politik eylemde, politik mücadele­ de yoğunlaştırıldı. Bu, kadınlar arasındaki komünist ça­ lışmada mutlak amaçtır. Kadınlarm iktisadi ve t oplum­ sal sıkıntıları, uygarlığa yaraşır bir yaşam doğrultusun­ daki talepleri, burjuva toplumuna karşı en olası yüksek politik faaliyeti, en keskin mücadeleyi sürdürmek için -çıkış noktası olarak kullanılmıştır. :1 54


Elbette ki çeşitli ülkelerdeki komünist kadınlar, partilerinin rızası ve onun önderliği altında, proleter kadın kitlelerini uyandırmak, onları kazanmak ve ka­ pitalist düzene karşı mücadeleye çekebilmek için her fır­ satı, her olanağı kullanmışlardır. · örneğin A1manya'da, sözde kürtaj yasalarına karşı mücadele, burjuva sınıf egemenliğine, sınıf adaletine ve burjuva devletine karşı oldukça geniş, başarılı bir kampanyanın çıkış noktası yapılmıştır. Bu kampanya bize daha fazla kadın çevre­ lerinin sempatisini ve biz,i izlemelerini getirdi. Bu da yalnızca kadınların davası olarak değil, politik bir so­ run, proletaryanın sorunu olarak görüldü. Bütün bu kampanyalar ve eylemler, bizim tarafı­ mızdan proleter birleşik cephenin ışığında, Komünist Enternasyonal'in 3. Kongresinin bize verdiği « Kitlele­ re ! >> sloganının ışığı altında sürdürüldü. Proleter birle­ şik cephenin haklılığından ve zorunluluğundan emin ol­ duğumuz için, sendika · ve kooperatif hareketinin özel alanlarında artan ve derin bir ç alışmanın geliştirilmesi­ nin tam önemini kabul ediyoruz. Bu iki alanda daha güçlü, planlı çalışmamız için, bunlarla daha geniş kadın kitlelerini kapsamak ve onları mücadele etmeye yete· nekli nale getirebilecek durumda olmamız belirleyici­ dir. İşçi kadınları, ç alışan kadınları - sendikal hareket yoluyla; çalışmayan kadınları, ev kadınlarını, proleter ve küçük-burjuva kadınları - kooperatif hareketi yo­ luyla. Proleter olmayan -hem çalışan kadınları, hem de kadınlarını- kadınları da kapitalizme karşı müca­ dele için komünizmin bayrağı altında daha büyük sayı­ da toplamak için koşullar oldukça uygundur. Kapitaliz.­ min çöküşü, yalnızca Almanya'da değil, aynı zamanda İngiltere ve diğer kapitalist ülkelerde de çok sayıda ye­ ni zengin, ve korkunç sayıda yeni yoksul yarattı. Orta ev

155


sınıf ya proleterleştirilmiştir ya da az ya da . çok hızlı bir şekilde proleterleştirilmektedir. Bınnın sonucu ola­ rak, hayatın sıkıntıları bugün zalim yumruğu ile, şim­ diye kadar kapitalizmin egemenliği altında nispeten gü­ venceli, rahat bir varlık koşuluna sahip olan birçok ka­ dının kasasını ve yüreğini sarmaktadır. Şimdi kadın ça­ lışanlar, özellikle öğretmen ve her türlü memur vs . .gibi aydın kadınlar, şimdi bu « dünyaların en iyisi» karşı­ sında isyancılaşmaktadırlar. Pahalılığın baskısı altında� gelirleriyle geçim masrafları arasındaki haykıran denge­ sizlik altında, daha faz,l a ev kadını, burjuva ev kadınla­ rı da, bugünkü durumla, yani kapitali.zmin sünnesiyle, en gerekli yaşamsal çıkarları arasındaki uyuşrnazlığı gö­ rerek uyanmaktadırlar. Kadın ve erkek yoldaşları Bu kadın çevrelerinde başlayan kaynaşmayı, hareketi; yor­ gun umutsuzluğu, nihayetinde devrimci anlayışı, dev­ rimci isteği ve davranışı tutuşturacak olan kızgınlığın aydınlık kıvılcımına dönüştürmek için kullanmak zo­ rundayız. Çalışmamız, sendikalar ve kooperatifler için­ deki kadınlar arasında ve bu proleter örgütler için ko­ münist çalışma, bu amaca son derece büyük bir katkı­ da bulunabilir. Her iki alanda da kadınlar yalnızca bir­ leşik cephenin önemli ortak taşıyıcıları olmakla kala­ niazlar, hayır, onlar baz;ı hareketlerde birleşik cephenin yolaçıcıları olarak daha yüksek birşeyi başarabilir, da­ ha fazla şey verebilirler. Hayatın acılarının milyonlarca kadının varlığım, onları uyanmaya başıatacak derecede nasıl acımasızca sardığma dikkati çektim. Kadın yığınlarının şimdiye ka­ dar bizim tarafımızdan nahoş görülen politik geriliği ve duyarsızlığı, muaz,zam acıların baskısı altında bizim davamız için yararlı ol,abilir ve daha sonra da uyanan kadınları komünist kampa çekmeyi kolaylaştırabilir. Kadınların ruhu, erkeklerinkine oranla, politik ve so&156


yal olarak henüz o kadar çok yazılmamış bir kağıttır. O, s osyal-demokrat reformistlerin, burjuva

reformcuları­

nın ve· diğer · unsurların sahte, aldatıcı sloganları ile da­ ha az kaplıdır. Çoğu zaman, henüz yazılmamış bir kağıt gibidir. Bunun sonucu olarak da, şimdiye kadar kayıt­ .sız kalan kadın yığınlarım, kadın hakları savunucusu, pasifist ve diğer reformist birlikler içinden geçiş olmak­ sızın, doğrudan mücadelemize çekmek,

bunun sonucu

,olarak nispeten kolay olacaktır. İl�önce son hedef uğ­ runa, proleter devrim uğruna rnücadelemize katılmasa­ lar da -bu hayale karşı sizleri uyarmak istiyorum-, iburjuvazinin genel saldırısını püskürtme

doğrultusun­

daki savmırna mücadelemize katılaeaklardır. Buna kuş­ kusuz ki büyük sayıda ve en yüksek

enerji ile katıla­

caklardır. Komünist Enternasyonal içinde kendilerinden . bazcı. ilhamları aldığımız, kendilerine enerjik çalışmaları için b orçlu olduğumuz Bulgaliistan'daki kadın yoldaşlarımı­ zın, savunma mücadelemiz sırasında, daha yüksek içe­ rikli ve daha geniş amaçlar doğrultusunda d&ha sonra­ ki mücadelemiz için böylesi kadın yığınları arasında da­ yanak noktaları oluşturmak, kısacası, tayin edici müca­ deleleri hazırlamak için bizim de katedebileceğimiz bir yol gösterdiklerine inanıyorum. Bulgar kadın yoldaşla­ rımız, sempatizan kadınlardan dernekler kurdular. Bu birlikler, sadece Komünist Partiye girmek için anaoku­ lu değil; aynı zamanda kadın kitlelerini

Partinin tüm

çalışmalarına, tüm eylemlerine çekmek için sıkı, örgüt­ sel dayanak noktalarıdır. İtalya'daki kadın

yoldaşları­

mız bu örneği izlemeye başladılar. Onlar, bir siyasi par­ tiye girme, siyasi bir toplantıya gitme vs. konularmda hala kaygısı olan kadınları kucaklayan, «sempatizan ka­ dınlar» için gruplar kurdular. Bu yöntemlerinin ürünle­ rinin sevinç verici 'olacağına eminim. Verilen bu örnek,

1 57


bütün ülkelerde kadınlar arasında komünist çalışma ile uğraşanlar tarafından s adece gözönünde bulundurul­ makla kalmamalı, aynı zamanda izlenmelidir de. Bu bi­ ze yalnızca Enternasyonal'imizin komünist seksiyonları­ mn güçlendirilmesini getirmekle kalmayacak, aynı za­ manda iki iyi sonucu da getirecektir : Komünist etkinin büyük proleter ve proleter olmayan halk katmanları arasındaki genişlemesi ve burjuvazinin saflarında kay­ naşma, parçalanma, d ağılma ; yani can düşmammızın zayıflaması. Buruvazinin her zayıflaması ama., kapitaliz­ min altedilmesi ve burjuva sınıf egemenliğinin yıkılına­ sı için mücadelede proleter güçlerin _ güçlenmesi anlamı­ na gelir. Kadın ve erkek yoldaşlar ı Sendika ve kooperatif hareketi ile kadmlar�n kazanılması için komünist çalış­ ma hakkında nasıl düşündüğümüz konusunda, burada ayrıntılara inmek istemiyorum. Bunu, Hertha Sturm yoldaş, benden sonra yapacaktır. Yalnızca, çalışmaları­ mızda yanlış hayaller yaymamaya, aksine sanki kapi­ talist düzen zemininde sendikal hareket ve kooperatif hareketi proletaryanın çıkarlarına ve yararına kapita­ lizmin yasalarını, varlık koşullarını yoketmeyi becere­ bilirmiş gibisinden tüm hayalleri parçalamaya dikkat etmemiz gerektiğine dikkatleri çekmek istiyorum. Ha­ yır, sendikaların ve kooperatifierin yaptıkları ne denli değerli ve vazgeçilemez de olsa; onlar kapitalizmi te­ melden sarsamaz, onu yokedemezler. Onların tam etkin­ liği, ancak iktidarın proletarya tarafından ele geçirilme­ sinden sonra, onun diktatörlüğünü kurmasından sonra ortaya çıkar. Bundan sonra sendikalar ve kooperatifler yalnızca kapitalizmin kalıntılarını ortadan kaldırmanın araçları değil, aynı zamanda komünist toplumlLn. yeni, daha yüksek yaşantısını inşa etmenin de araçları ola­ caklardır.

1 58


Proletarya diktatörlüğünün sendikaların ve koope­ ratifierin karakteri, faaliyeti için büyük, tayin edici öne­ mi dolayısıyla, kendi durumumuzda da, Sovyet Cumhu­ riyetlerinde ve hala kapitalizmin egemenliği altında olan devletlerde kadınlar arasında komünist çalışma ba­ kımından hangi farklılıkların bulunduğunu ortaya koy­ malıyız. Kapitalist sınıf egemenliğinin olduğu devletler­ de, bu iki örgütün rolü, bunların geniş kitleler için sa­ vunma ve mücadele organları olarak keskin bir şekilde ön plana çıkmasıdır: Sendikal hareket, kitleler için üre­ ticiler olarak; kooperatif hareket, ticaret, tefeci, kara­ borsa sermayesine karşı mücadelede. Buna karşın Sov­ yet cievletlerinde proletaryanın bu örgüt türlerinin eğiti­ ci, inşa edici görevleri ağır basmaktadır. Kadın ve erkek yoldaşlar, geçen yılki çalışmarnızm bizim dikkatimiz,i, kadınları , Komünist Enternasyonal' . in etki alanına çekmek, onları kadın taraftarlar olarak kazanmak doğrultusundaki çalışmanın öz;el önemine çektiğine dikkatleri ,çekmek zorundayım. Bu, megalite­ nin faaliyetin ve mücadelenin tek biçimi olduğu, açık­ taki legal derneklerin yanısıra yeraltı örgütlerinin de faaliyet yürütmek zorunda oldukları yerlerdeki komü­ nist kadınların ve bize sempati duyan kadınların oyna­ dığı roldür. Her yerde, Fmiandiya'da, Polon;ya'da ve da­ ha başka diğer devletlerde, kararlı, fedakar, komünist kadınların ortak çalışmasının büyük önemi, hatta vazge­ çilmezliği demek istiyorum, kendisini göstermiştir. Ve şimdi en karanlık gericiliğin, faşizmin saldırıları bizi birçok ülkede, illegal olarak savaşmak, şiddete karşı Şiddetle cevap vermek, burjuvaz,inin yasal düzeninden kopuşa bizim tarafımızdan da burjuva yasallığını tak­ ınama ve onu hor görme ile cevap vermek zorunluluğu ile karşı karşıya getiriyorsa; bu durumda, kadınlar yan­ larmda olmaksızın erkek yoldaşlar ilerleyemezler. Tu.� 159


rin'in proleter kadınları, faşizmin yayıldığı yerlerde ka­ dınların fedaka:ı:·ca desteğini alabileceğimizi gösterdi. Türin'de, faşizme karşı yapılan son büyük yürüyüşte, silahlı proleter kadınlar, «Rosa Luxemburg» yazılı bir kızıl bayrak altında yürüdüler. Bu gerçek, burjuvaziyi düşündürmeliydi : Bu, her halükarda işçilerin safların­ daki cesareti ve mücadele azınini yükseltti. Kadın ve erkek yoldaşları Eğer kadınlar arasın­ daki komünist çalışmamız, benim burada kısaca, genel hatları içinde değinebildiğim görevleri çözmesi gereki­ yorsa, o zaman şu zorunludur: Bizim kendimize ve si­ zin de bizle birlikte, hepimizin kendimize şu soruyu yöneltmemiz gerekir : Enternasyonal'in seksiyonlarında­ ki komünist kadınlar, yükümlülüklerini ideal ölçüde ye­ rine getirebilmek için, ibilgi, istek ve enerj i açısından olgun mudurlar ? Erkek komünistlerde olduğu gibi, ka­ dın komünistlerde de -biz genel olarak sizden daha kötü ve aptal değiliz- daha halen oldukça sık zorunlu, temel teorik ve pratik eğitimin eksik olduğunu gözler­ den kaçırmamalıyız. Politik hareket içindeki kadınların toyluğu ve zayıflığı, genel olarak komünist saflardaki toyluğun ve zayıflığın bir yansımasıdır. ıBu kendisini, esas olarak, seksiyonlarımızın gençliği ile açıklamakta­ dır. Ciddi çalışma, hareketimizin gençliğinin birçok me­ ziyeti ile göze almak zorunda olduğumuz zayıflıkları aşacaktır. Bundan dolayı, kadın ve erkek yoldaşlar, ka­ dın proleterler arasında komünist çalışmayı yürütmele­ ri gerekenler içindeki toyluğu ve zayıflığı hızla aşmamız büyük bir öneme sahiptir. Bundan dolayı hepinize şu .acil uyarıyı yöneltiyorrnn : Saflarınızdaki komünist ka­ dınların sizin tarafınızdan partinin pratik görevlerine, tek tek demek isterim, bizzat çekilmelerini, bizzat yü­ kümlülüğünü almalarını sağlayn:nz.. üyelerin teorik ve pratik eğitimi için var olan bütün eğitim birimlerinin,

160


kurumlarüıın onlara açık tutulmasını sağlayınız. Ortak eğitimin mümkün olmadığı yerlerde lmrslar ve seminer­ ler biçiminde, kadınlar için uygun yayın ve yazın biçi­ minde eğitim

organlarının oluşturulmasını

sağlayınız.

Kadınların eğitimini, ilkesel ve pratik olarak, tam anla­ mıyla yerine getirmek; komünist kadın savaşçılar ve er­ kek yoldaşlar, bu sizin kendinizin eğitim çalışınanızın bir bölümüdür; başarınızm önemli, vazgeçilmez bir ön koşuludur. Buna emin olun. Tam da bu dönemde

ka ınların en açık; en . derin

ve ilkesel eğitimine d!kkat edilmesini özellikle zorunlu görüyorum. Bu geçiş döneminde komünizm gemisi, bü­ yük yığınların siyasi iktidarı ele geçirmek, proletarya diktatörlüğünü kurmak doğrultusunda tayin edici dev­ rimci mücadelelerinin engin okyanuslarına açılmalıdır. Burada iki tehlike tehdit etmektedir: Soldan, geminin maceracı darbe romantizminin sarp ve sığlık kayalık­ larmda parçalanması; sağdan, geminin reformist kum­ sala çıkması, oportünizmin çürümüş, kokuşmuş suların­ da çakılıp kalması tehdidi vardır. Sağdan ve soldan ge­ len tehditleri önlemenin sadece bir yolu vardır: Bu da iradenin, eyleme

dönüşen,

tarihsel duruma,

dünya krizinin özüne ve onun devrimci mücadelenin

şimdiki

aşılmasının koşullarına,

koşullarına en açık bakış tara­

fından yönlendirilen iradenin en yüksek,

geliştirilmiş

faaliyetidir. Danton, Fransız Devrimi'nin devrimci öncü savaşçılarına şöyle sesleniyordu: «Atılganlık, atılganlık, ve bir kez daha atılganlı:K! n Evet, kadın ve erkek yoldaş­ lar, komünizm için savaşmak isteyen kadınlara her za­ man bunu söylemek istiyoruz. Onlar, şimdiye dek kıs­ men özellikle edilgen bir unsur idiler, ve şimdi herşey, onların özellikle etkin olmaları gerektiği doğrultusunda zorlamaktadır . Bundan dolayı: Atılganlık, atılganlık, bir kez daha atılganlık! Ama bu sözcüğe, dünya proletar-

161


yasının önderi Lenin yoldaşın tekrar tekrar bize yönelt­ tiği bir sözü eklemeliyiz: Berraklık, berraklık ve bir kez daha berraklık! Zeka, zeka ve bir kez daha zeka! Kor­ kunun bir ifadesi olarak değil, salianmanın ve yalpala­ manın sonucu olarak değil. Hayır, kapitalizme öldürü­ cü darbeyi vurmanın önkoşulu olarak. Kadın ve erkek yoldaşlar, buna dikkat etmek zo­ rundayız. Şimdiye kadar bu Kongre'de duyduğumuz her şey, Komünist Enternasyonal'in bir önceki kongresinde dünyadaki durrunu ne kadar doğru

değerlendirdiğini

göstermiştir. Dönemin bütün olguları bize şunu ilan et­ mektedir: Toplum, objektif olarak

kapitalizmin yıkıl­

ması için olgunlaşmıştır, hatta fazla olgunlaşmıştır. Bu, şimdiye kadar proletaryanın iradesinin, kapitalist düze­ nin mezar kazıcısı olan sınıfın iradesinin tarihsel anla­ mında olgunluğunu kanıtlamadı. Ama kadın ve erkek yoldaşlar, bu, bu tarihsel durumda,

yüksek tepelerde

yüzyıllar boyunca her iklime dayanmış ve hala da yüz ­ yıllarca güneşe, yağrnura, fırtınaya dayanacakmış gibi görünen kar yığınlarının biriktiği bir Alp dağları rnan­ zarası gibidir. Ama bunlar, bütün bu görüntüye rağmen aşınmış ve yıpranmıştır; bunlar yuvarlanmak için «Ol­ gun»dur. Belki de, bir kuşun

kanatlarını çırpma sı v e

kanatlarının ucuyla b u kütlelere

dokunması, çığların

kopmasına ve vadileri kaplamasına yetecektir. Şu anki durumda, dünya

devriminin ne zaman biz erkeklerin

ve kadınlarm önünde dolayı,

duraca.ğını bilmiyoruz.

Bundan

dünya devrimine hazır olmak ve onu hazırla­

mak için her saa ti ve her dakika.yi kullanmamız gerek­ mektedir. Dünya devrimi - bu sadece dünyanın yok­ edilmesi, kapitalizmin yokedilmesi anlamına gelmez ; bu aynı zamanda dünyanın yeniden yaratılması, komüniz­ min yaratılmasıdır. Bu sözeüğün

önemi ile dolalırn!

Hazır olalım ve komünist dünyanın yarat1cıları olmala­ rı için proleter kitleleri ha,zırlayalım. ( Canlı alkışlar. )

162


HERTHA STURM ( Almanya ): Yoldaşlar, kadın ha­ reketi açısından Komünist Partisinin görevi, en geniş emekçi kadın yığınlarını proletaryanın sınıf mücadele­ sine çekmek, bunları örgütlernek ve eğitmektir. Bu amaç doğrultusundaki yolda, yolun büyük bölümü daha önümüzde duruyor. Eğer Komünist Partisi tarafından proletaryanın çoğunluğu genel olarak henüz kazanılma­ mışsa, bu oran proletaryanın kadın yığınları arasında daha yüksektir ; çünkü burada, işçilerin komünizme yö­ nelmelerini zorlaştıran genel nedenlerin yanısıra, özel nedenler de sözkonusudur : Kadının toplumsal geriliği, diğer politik partilerde de kadınların katılımmda dile gelen kadınlarm daha az politize olması. Eğer bugün proleter kadınlar üzerindeki etkimizi ölçmek istiyorsak, o zaman komünist partilerin kadın üyelerinin sayısında ifadesini bulan belirli bir ölçeğimiz var. Bugün kadın proleterlerin, proletaryanın yarısın­ dan fazlasını oluşturmasına rağmen, özellikle savaştan sonra politik çalışma açısından önemli olan 20-45 yaş­ ları arasındaki kadınların sayı üstünlüğünün erkeklere göre oldukça yüksek olmasına rağmen, kaö.ınlar komü· nist partileri içinde, sırf sayısal alındığında kendilerine düşmesi gereken % 50 ve daha fazlasını oluşturmamak­ ta, aksine daha az bir yüzdeyi, belki de en büyük orta­ lama olarak % lü'unu oluşturmaktadırlar. Ama daha yakından bakıldığında, tek tek partiler arasında çok bü­ yük farklılıklar olduğunu görürüz. Bir parti sayısal ola­ rak ne kadar büyü_kse ve ne kadar iyi örgütlenmişse, salt kadın üyelerinin mutlak sayısı değil, aynı zamanda tüm sayı içindeki yüzde oranı da o denli büyüktür. Bunu bazı örneklerle açıklayacağım: örneğin Çe­ koslovakya'da 36 000 kadın üyeyle tüm üyelerin % 20'si­ ne, Almanya'da yaklaşık 35 000 kadın üyeyle % 11-12'si­ ne, Norveç'te 1 5 000-16 000 kadın üyeyle tüm üyelerin 163


% 15'ine sahibiz. Bunun tersine, aralarında Fransa, İtal­ ya, İngiltere ve Belçika'nın örnek olarak hizmet ettiği diğer bir grup parti var: Fransa'da 1800 kadın üye - bu tümün yaklaşık % 2'si; İtalya'da 350-400 - bu yaklaşık % 1 ,5. İngiltere'de kadın üye sayısı hemen hemen tes­ pit edilmemiş! Ama her halükarda, kadınların oranı, yüzdesi gibi, mutlak sayı da oldukça_ düşüktür. Belçika' da toplam 30 kadın üye, toplum üyelerin % 6'sını oluş­ turmaktadır. Partinin belli bölgelerinin belli görevlerinde başın­ dan sonuna kadar örgütlenmelerinin, somutlaşmaları­ :nın, etkinleştirilmelerin derecesine · göre ele alındığında, tek tek partilerin içinde de büyük farklılıklar bulundu­ ğuna dikkati çekerek, bu örneği biraz daha açmak isti­ yorum. örneğin Almanya'da Berlin'de en büyük yerel örgütte kadınların oranı, toplam ülke ortalaması olıin % 12'ye karşın, % 20'yi bulmaktadır. Bunun aksine, ör­ gütsel olarak zayıf, politik olarak az aydınlanmış ve ıpekişmiş bölgelerde, bu sayı % 6'nın altında kalmakta­ dır. Aynı durum, Almanların yaşadığı ve eskiden beri iyi örgütlenmiş bir kadın hareketinin bulunduğu Aus­ sig ilçesinde % 50 -yani bizim kadın üye s ayımızın maksimumu- üyeye sahipken, ülke ortalamasının % 20, ve Çek ve Slovak bölgelerinde hatta daha az olduğu Çekoslovakya için de sözkonusudur.

Bu örneklerden çıkan sonuç, Komünist Partisi için­ de çalışma ne kadar yoğunsa, Parti ya da Partinin par­ çaları bütünlük içinde ne kadar pekişmiş ve aydınlan­ mış olursa, Partinin kadın yığınları arasında sağlayaca­ ğı etkinin de o kadar geniş olduğudur. Bu, kadınların Komünist Partiye üye olmalarının oranında yansıma­ sında bulur. Ama güzlemlenen bir başka eğilim daha vardır ve 164


bu da şudur: Komünist Partisinin en güçlü işçi partisi olduğu, örgütsel olarak en büyük kitlelerini eski sos­ yal-demokrat partilerden üstlendiği ülkelerde, kadın üye orammn sayıca daha iyi olduğudur. Bu özellikle Çe­ koslovakya ve N orveç örneklerinde ortaya çıkıyor. Sos­ yal-demokrat hareketin politik olarak toparladığı ka­ dınlar, buralarda örgütsel yoldan komünist harekete kanalize edildi. Zayıf komünist işçi partilerinde ise, re­ formist partilerden kopulduğunda veya şimdiye kadar siyasi olarak hiçbir şekilde örgütlü olmayan kadın yı­ ğınlarından sözedildiğinde, her üyenin, deyim yerindey­ se, bizzat kazanılması gerekiyor. Eğer, sosyal-demokrasi karşısında elverişli bir du­ nımda olan Fransa'da sayı buna rağmen oldu�ça dü­ şükse -% 2-, o zaman burada, İtalya'da olduğu gibi, komünist kadın hareketi için olmnsuz bir rol oynayan bir durum daha sözkonusudur. Bu, işçilerin geniş ke­ simleri arasındaki, bizzat komünistlerin saflarına bile derin şekilde sızmış ideoloj i ; 1. Enternasyonal'in kurul­ masından bir yıl sonra, 1 865'deki Londra Enternasyonal Kongresinde, ,<dşçiı> dendiğinde «kadın işçi» de kastedi­ lip kastedilmediği tartışmasının alevlenmesinde ifadesi­ ni bulan bir ideolojidir. o zamanki Fransız delegasyo­ nunun temsilcisi şu düsturu savunmuştu: Erkek işçiye iş ve ·toplumsal .sorunların incelenmesi, kadına çocuk bakımı ve işçi yuvasının güzelleştirilmesi. Fransa ve İtalya'da hala güçlü bir şekilde yaygın olan ve bütün gücümüzle kendisine karşı mücadele yürütmemiz gere­ ken bu ideoloji, örgütsel olarak toparianmış kadın üye sayısının düşük olmasından ortak sorumlu tutulmalı­ dır. Elbette ki, bu ideolojinin, Fransa, İtalya ve İspan­ ya'da büyük sanayinin geniş kadın yığınlarını köylülük­ ten, evin dar sınırlarından koparıp toplumsal hayata hala çekmediği, büyük .sanayi devletlerinde olduğu gibi 165


kadınları dev işletmelerde hala toplamadığı gerçeğin­ den oluşan ekonomik nedenleri olduğunu ve bu duru­ mun elbette ki kadının politik il:ıayattaki rolü üzerine görüşleri güçlü bir şekilde etkilediğini inkar etmiyoruz. Partinin illegal olduğu ülkelerde�i kadınların sayı­ sal oranı üzerine belirli veriler, anlaşılır nedenlerden ötürü olanaksızdır. Ama illegal partilerde, kural ola­ rak kadınların genel parti çalışmasına, diğer partilerde olduğundan daha güçlü bir şekilde çekildikleri görül­ mektedir. Anlatılan bu gerçeklerden hangi sonuç çıkar, kendi çalışmamız için buradan hangi sonuçları çıkarabiliriz.? Sayısal örneklerden, kadınları komlliıizm için kazanma­ nın, onları Partide örgütlemenin ne denli zor olduğunu görüyoruz. Proleter kadınların örgütlenmesinin Komünist Par­ tiler tarafından ilk planda ele alınan bir görev olmadı­ ğı, aksine tanınması, yerine getirilmesi için Parti içinde çetin bir mücadele yürütülmesi gerekli olmuş bir görev olduğu, çıkan diğer bir sonuçtur. Kadın üyelerin nasıl kazanılması gerektiği tarzm­ dan ikinci bir sonuç çıkmaktadır. Bunlar kısmen az eği­ tilmiş politik kadın savaşçılardır. Bunların çoğunluğu işçi kadınlar değil, ev kadınları, kendilerinin derin inan­ cmdan çok, 'ikna edilerek Partiye gelmiş yoldaşlarımızın karılarıdır. Bu unsurlar, doğaları gereği edilgendir, bunlarda çalışma için gerekli olan deneyim ve eğitim eksiktir, ve herşeyden önce işletmelerdeki ve sendika­ lardaki kadın işçi yığmlarıyla -bizim için öncelikle önemli olanlar da bunlardır- geniş örgütsel bağları yoktur. En kısıtlı araçlarla en büyük çapta çalışmayı bize olanaklı kılan organların yaratılması yoluyla, bu zayıf güçlerimizi planlı yerleştirme, onları rasyonel bir şekil166


de kulanma zorunluluğu kendisini ister istemez ortaya koymaktadır. Bu nedenle, Komünist Partilerde kadın komiteleri kurulmuştur. Ağırlık noktasını Berlin'e kaydırdığı bu yılın baş­ langıcından beri, Enternasyonal Kadın Sekreteryasının ilk göre.vi, çalışmanın zorunluluğundan doğan lbu örgüt­ sel dayanak noktalarının Enternasyonal içinde önem kazanmalarını sağlamaktı. Dışardaki geniş kitlelerin to· parlanması için gereken bu önkoşulun belli bir ölçüde oluşturulduğunu söyleyebiliriz. En azından şuna, yani özel kadın organlarının zorunluluğu düşüncesinin ide­ olojik olarak yerleşmesine ulaştık. Elbette ki, bu korni­ telerin pratikte yürümelerine kadar atmamız gereken büyük bir adım var; ve burada Zetkin yoldaşın önceden değindiği bazı noktaları hatırlatmak istiyorum. İngiltere'de, proletaryanın enternasyonal mücade­ lesi aÇısından son derece önemli olan bir ülkede, çalış­ mayı planlı bir şekilde bütün ülkede yönetebilmek için, parti önderliği düzeyinde bugüne dek merkezi pir ka­ dın komitesinin oluşturulmadığı gerçeğine dikkati çeke­ rim. Partinin yüzlerce yerel organı olmasma rağmen, Fransa'da bugüne kadar yalnızca 15 kadın komitesinin oluşturulduğuna, ve hatta Fransa'daki kadın sekreter­ yasının parti krizi dolayısıyla tehlikede olduğuna, evet dağıtıldığma dikkati çekerim. Devamla, genelde güçlü ve iyi örgütlü bir parti ol­ duğu ve buna rağmen Prag kadın sekreteryası tarafın­ dan yapılan bir anket sonucunda aşağıdaki sonucun çık­ tığı Çekoslovakya'ya di).{kati çekiyorum: Yerel grupla­ rın yalnızca 1/7'si ankete cevap vermeyi gerekli gördü; yerel grupların yalnızca 1/10'u kadın üyeye sahip, ve 167


yalnızca % 2'sinin, topu topu 47'sinin kadınlar komite­ si var. Eğer bu büyük ve nispeten iyi Partide kadınlar ara­ sındaki çalışma örgütsel olarak bu denli zayıf kök sal­ mışsa, Avusturya, Hollanda ve Danimarka gibi küçük ülkenin ana merkeziyle, partilerde aslında yalnızca Parti merkezinin buli.ınduğu yerle sınırlı olması bizi şa­ şırtmamalıdır. Gelecek dönemde, proletaryanın müca­ delelerinin büyük ölçüde tüm ülke çapında yürütülmesi gereken dönemde, kadın komitelerini Partinin son ye­ rel grubuna kadar kurmaya devam etmek vazgeçilmez bir zorunluluk olacaktır. Bu komitelerin görevleri ne olacaktır? En temel ve doğrudan görev, az sayıda aktifleşmiş kadın yoldaşın, geciktiremeyeceğimiz işleri bizzat yap­ malarıdır. Bunlar, «her işe koşan hizmetçi kızlar» ol­ mak zorundadırlar. İlk başta bütün ülkede örgütlenme­ yi yapmak, konuşmak, yazmak, politik hayatın bütün alanlarında belirli faaliyet alanları için talimatlar ver­ mek zorundalar. Eğer bütün çalışmaları bununla sınır­ lı olsaydı, yanlış olurdu. Bugün az sayıdaki kadın yol­ daşla önümüzde duran muazzam görev yığınının üste­ sinden gelmemiz olanaksızdır. Bu kadın yoldaşların dikkatinin merkezi, halihazırda Partide örgütlü olan, ama henüz tecrübe sahibi olmayan kadın yoldaşları, bu çalışma için eğitmeye ve belirli görevler için aktif ha­ le getirmeye yönelik olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında, çalışmayı genel olarak ciddiye alan tüm komünist par­ tilerde de ayrıca geçerli olan, kadın yoldaşların, bunla­ rı parti dışındaki kitle çalışması için hazırlamak üzere, kadınlara yönelik tartışma toplantıları, kurslar yapma­ ları ve çevreler kurmalarıdır. Oradaki kadın yoldaşları­ mız doğru bir önsezi ile, kadın yoldaşlar için, Zetkin yoldaşın sözünü ettiği küçük okulu oluşturarak çalışma168


yı canlandırmak için ilk adımı attıklarında ; bu, İngiliz. Partisinde çalışmanın güçlü yanının bir belirtisi, en azından olumlu bir başlangıcıdır. özeilikle Çekoslovak­ ya'daki gibi sayıca büyük kadın üyeye sahip olan, ama kadın üyelerinin hissen devrimci oldukları, fakat he­ nüz planlı bir şekilde eğitilmedikleri Partilerde de,. yalnızca tek tek bölgelerde değil, aksine tüm ülkede ve planlı bir şekilde Kadın Sekreteryasının önderliği altın­ da ve Parti merkezinin desteği ile, çok sayıda kadın yoldaşı aktifleştirmek ve onlara komünist bir kadın ol­ manın ne demek olduğunu, komünist kadınlar olarak görevlerinin ve yükümlülüklerinin ne olduğunu öğret­ rnek amacıyla böylesi eğitim fırsatlarının verilmesi zo-­ runlu olacaktır. üçüncü görev, en önemli görevdir. Bu görev, kadın komitelerinin tüm parti içinde, kadın proletaryanın ge­ niş · kesimleri arasındaki çalışmanın genel Parti çalış­ ması içinde demir atmasım, kadınlar arasındaki çalış­ manın sadece ufak bir g:rup komünist kadının sorunu olarak kalmamasını sağlamaları gerekir ; kadınlar ara­ sındaki çalışmanın, genel hareketin bir halkası haline getirilmesine ve bu çalışmanın bütün örgütsel ve politik yardımcı araçlarla ve tüm Partinin tam bir otoritesi ve onun bütün organları tarafından yürütülmesine ve des­ teklenmesine her fırsatta ve Partinin tüm eylemlerinde çaba göstermelidirler.

Bu alanda henüz ilk adımları atmak zorundayız ve b u ilkeyi kabul ettirme 1çabaları her zaman mutlu bir şekilde olmadı. Kadın yoldaşların, erkek yoldaşlarının küçük-burjuva tavırlarına karşı da mücadele etmek zo­ runda oldukları Latin ülkelerinde, feminizme doğru bir eğilim gözlemlemek mümkün. Kadın ve erkek yoldaş­ larm karşılıklı olarak birbirine karşı mücadele- yürüt­ meleri tavrını, hepimiz kadın hareketinin başlangıcın16!}


dan beri tanıyoruz. Kadın yoidaşlar, erkek yoldaşlarm çalışmalarını takdir etmediği ve kendilerini destekleme­ diğinden ; erkek yoldaşlar da onların kendi sorunları ol­ ması gerektiğini söyleyerek, kadınların çalışma için biz­ zat az şey yaptıklarından .şikayetçi. Yoldaşlar, bunlar çocukluk hastalıkları, hepimiz.in bir kere geçtiği başlan­ gıç aşamalarıdır. Basında, örneğin Fransızların kadın organı «L'ouvriere»de -bunun aslında. ılımlı olmasına rağmen ve ara sıra İtalyanların kadın organı « Campag­ na»da, kadın yoldaşların erkek yoldaşlara karşı, kadı­ nın da, deyim yerindeyse, insani, erkeklerle eşit hakla­ ra sahip bir yaratık olduğunu, bunun politik faaliyet ve kendi haklarını savunma hakkına sahip olduğunu savu­ nan makaleler bulabiliyoruz. Bizzat Uluslararası Kadınlar Gününde İrrgiltere'de, « Communist»in ilk kadınlar sayfasında, geniş kitlelerin devrimcileştirilmesiyle . bir ilgisi olmayan, İngiliz işçi kadınların sıkıntıları ve endişeleri ile bağlı olmayan, ak­ sine Komünist Partisinin kendi anlaşma süreci müca­ delesini sütunlarına taşıyan makaleler yayınlandı. Bu­ nun bir zayıflık olduğunu söylüyorum, ama «Commun· ist>>teki bu makaleyi, parti içindeki kadın ve erkek yol­ daşların bu ortaklaşa parti çalışmasını birlikte yürüt­ melerine yolaçacak olan aydınlanma sürecinin b aşlan­ gıcı olarak gördüğümüzden, selamladık. Komünist Partisi dışındaki kadın yığınlarını ne de­ recede kazandığımız ve proletaryanın mücadelelerine çektiğimiz sorusunu kendimize sorduğumuzda, şunu itiraf etmek zorundayız.: şimdilik çok küçük ölçüde. Zet­ kin yoldaş, nispeten iyi sürdürülen iki eyleme değindi : Uluslararası Kadınlar Günü ve Sovyet Rusya'ya yardım eylemi. E.ğer bunlarda, kadın yığınlarını seferber etme, onları komünizm düşüncesi için kazanma ya da ilgileri170


ni çekme belli ölçüde gerçekleştiyse, bunun belli neden­ leri vardır. Uluslararası Kadınlar Gününde neden, bu günün 2. Enternasyonal'den bu yana belirli bir devrimci gelene­ ğinin olması ve bundan dolayı sosyal-demokratlara çağ­ rışım yapan ve ayrıca birçok açıdan pasifist konumda bulunan bu partilerin bu alanda erkekleri işe koşturma­ larıdır. Sovyet Rusya için yardım eyleminde, başarı için iki neden vardı. Birincisi, bütünlüklü anlamda sıkı ör­ gütlenmiş ulusal yardım komitelerinde kadınların ör­ gütsel olarak güçlü dayanak noktaları vardı. İkincisi, bu eylemin güçlü bir şekilde, kadınların en iyi içgüdüle­ riyle, analık içgüdüleriyle içten bağlı olması ve onlarla birleşmesi şeklindeki maddi nedendir. Kadınların bu iç­ güdüleri burada, tüm proletarya ile, dünya proletaryasının öncü savaşçısı Sovyet Rusya ile dayanışma biçi­ minde, kendi evlerinin dar sınırları dışında faaUyet gösterme fırsatı bulclu. Ama Komünist Gençlik Enternasyonali ile birlikte yürütmek istediğimiz İşçi Çocukları Haftasında, yalnız­ ca gençlik örgütünün iyi işlediği yerlerde belli başarı­ lar elde ettiğimiz ; buna karşın, Çekoslovakya gibi bu­ nun olmadığı ülkelerde, bu eylemlerin tam bir başarı­ sızlık ifade ettiği ortaya çıktı. Bu deneyimlerden belli s onuçlara va.rıyoruz. Ber­ lin'deki Uluslararası Kadın Muhabirler Konferansında, Enternasyonal Kadın Sekreteryasının faaliyeti eleştiril­ dL Çeşitli durumlarda uluslararası kadın eylemlerini başlatınayı yeteri derecede kavramadığımiz söylendi. Eğer durum buydu ise, bu ne bizim anlayış eksikliği­ m.izden, ne de bizim belirli bir edilgenliğimizden kay­ naklanmaktadır. Uluslararası planda gündemde hangi sorunların durduğunu görmediğimizden değil; ülkeler171


de bu sorunların ortaklaşa eylem biçiminde planlı ola­ rak nasıl birleştirileceğini bilmediğimizden dolayı de­ ·ğil. Bizim davranışımız esas olarak, büyük çapta ulus­ lararası kadın hareketi yürütebilmek için, eğer tüm Ko­ münist Partisi bütün güçleriyle bu eylemin arkasında olmaz,s a, kadın hareketi organlarımızın henüz çok zayıf olduğu basit gerçeğiyle haklılık kazanmaktadır. örne­ ğin Fransa, Bulgaristan ve diğer ülkelerde siyasi kadın hakları doğrultusunda kampanyalar düşünülebilirdi ve bunlar son derece gerekliydi. Kadın işçilerin korunma­ sının savunulması ve genişletilmesi, bütün ülkelerde ar­ tan pahalılığa karşı mücadele, mmızza.m artan çocuk se­ faleti sorunu, tehdit edici savaş tehlikesine karşı müca­ dele, kocaları zindanlarda yatan proleter kadınlarm ge­ niş çevrelerinin altmda inledikleri beyaz teröre karşı mücadele vs. için eylemler başlatabilir ve sürdürebilir­ dik; başlatmalı ve sürdürmeliydik. Ama bugün varolan koşullar altmda kadınları, Komünist Partilerin her ül­ kede özellikle gündemde duran genel . mücadelelerine çekmenin çok daha gerekli ve çok daha rverimli olduğu­ nu biliyoruz. örneğin İngiltere'de, ağırlık merkez,ini, iş­ siz kadınları işsizler kitlesi içinde ve onlarla birlikte se­ ferber etmeye vermeli ve kendi düşüncemize kazanma­ lıyız. Bütün ülkelerde kadınları, sermayenin saldırısına karşı birleşik cephe için mücadelenin içine çekmeliyiz. Almanya'da özel olarak isyeri temsilciliği hareketi içindeki kadınları ayağa kaldırmalıyız.. Kısaca her yerde işçi sınıfı kadınlarını proletaryanın genel mücadelesine çekmek için çaba göstermek zorundayız. Bu mücadele­ lerde Partilerin, proleter kadın kitlelerinin katılımının zorunluluğunu görmelerini başarabilirsek, o durumda gelecekte yalnızca tümüyle kadınlar için yürütülecek kampanyalarda tüm Partinin desteğini almamız daha kolay olacaktır. Böylesi bir eylem, Zetkin yoldaşın de,

.


ğindiği gibi, örneğin şimdilik sadece Almanya'da büyük boyutlar kazanan, ama rn1Lhternelen yakın zamanda Çe" koslovakya, Avusturya, Fransa ve İngiltere'de de gün­ deme gelecek olan kürtaj yasalarına karşı mücadeledir. İngiltere'deki işsizlik sorunuyla ilgili olarak, İngi· liz Partisinin işsiz kadınları bu eyleme ,çekme sorunu üzerine kesinlikle açıklığa kavuşmadığını belirtrnek is­ tiyorum. Yaklaşık yarım y1ldan bu yana İngiliz Parti­ sini bu konuda sıkıştırıyoruz ve Komintern Yürütme' sinin de, Partinin özel araçlar, örneğin şimdi kitlelere dağıtılabilecek bir bildiri yoluyla, kadın yığınlarını can· landırması gerektiği doğrultusunda etkileyeceğini umu­ yoruz. Son derece güçlü bir kadın sanayi kenti olan Dundee'de, -sözkonusu olan 7 kadına bir erkeğin düş­ tüğü jüt sanayiidir ; kadın sanayii orada bu denli gtiçlü yoğunlaşrnıştır- yoğun bir işsizliğin hakim olduğuna dair raporlar var elimizde İngiltere'den. Burada işçi l·mdmlara gidip, onların işsizliği ile kapitalist ekonomi ve İngiliz emperyalizmi arasındaki ilişkiyi göstermek gerekirdi ; çünkü, biz.z at Hindistan'daki jüt sanayiinin gelişmesi, Hindistan'da sömürge işçilerinin düşük ücre­ ti s onucu İngiltere'de kadın işçilerin sokağa atılmasını sağladı. Kadın işçileri genel parti seksiyonla;rında mücadele ,

saflarına katmak için yerine getirmemiz gereken en ünemli görev, işletme ve sendikalardaki çalışmadır. Ka­ dın komitelerinin örgütlenmesi belli ölçüde tamamla­ nır tamamlanrnaz, Enternasyonal'de bu organların işlet­ me ve sendikalarda Parti tarafından kitlelerin kazanıl­ ması ve eğitilmesi için kurulmuş sendikal organlarda birlikte ortak çalışmasını örgütleme görevine geçme­ miz, tesadüf değil, Enternasyonal Kadın Sekreteryası­ nın açık planının bir sonucuydu. Bu açıdan bakıldığın­ da, kardeş İtalyan Partimizin şimdiye kadar Roma'da 173


olan kadın sekreterliğini son haftalarda Türin'e taşıma­ sı isabetli bir girişimdir; çünkü Roma'da tek bir kadın parti üyesi yoktur, Roma'da kadın sanayii hemen he­ men kayda değer bir rol oynarnamaktadır. Buna karşın Türin'de, Piemont'ta, İtalya'nın kuzeyinde, tekstil sa­ nayiinin en yaygın olduğu yer olan sanayi bölgesi Lom­ bardiya'nın yakınında, işletmelerde ve sendikalarda ça­ lışan kadınlara gitme olanağı vardı. Ve devamla, Nor­ veç sorununa bir kez daha dönelim: Yoldaşlar, Nor­ veç'te yalnızca Kadınlar Birliği'nin değil, aynı zaman­ da kadın derneklerinin de dağıtılmasındaki ısrarımız,. . örgütsel fetişizmden ötürü her yerde yekpare bir çizgi­ miz olması gerektiğinden, yani kadınların genel örgüte katılmasından dolayı değildir. Daha çok, kadın dernek­ lerinin örgütsel bağımsızlıkları ve içe kapanıklığından dolayı genel parti yaşantısından soyutıandıklarından, bu kadın derneklerinin varolmasının şimdiye kadar iş­ letmelerdeki ve sendikalardaki kadın işçi yığınlarının bu çevreler dışında toparlanmasında hir engel teşkil ettiğinden dolayı. Enternasyonal'in en örnek -elbette ki göreceli, Zi­ novyev'in diliyle konuşursak- Partisi ile Bulgaristan' ın, işletme ve sendikalardaki kadın işçilerin örgütlen­ mesini en iyi yürüten ülke olması bir tesadüf değildir. Burada, Parti içinde ve Bulgaristan'da tümüyle Parti­ nin egemenliği altında olan sendikalarda özel organlar oluşturulmuştur. Burada parti ile. Sendika Komiteleri arasındaki ortak çalışma, tüzük ve talimatlarla tamı tarnma düzenlenmiştir; son derece büyük bir özen ve işçi kadınların gereksinimleri ve özel durumları göz­ önünde bulundurularak, Komünist Partisinin işletme­ lerdeki ve sendikalardaki kadınları seferber etmek için yerine getirmesi gereken bütün büyük görevler belir­ lenmiştir. Sendika çalışması, illegal ülkelerde hala özel bir 174


rol oynamaktadır. Partinin açıkça ve özel kadın organ� ları ile işçi kadınlara gidemediği örneğin Finlandiya,. R:omanya, İspanya gibi yerlerde, sendikaların işçi ka­ dınlara gitmek ve onları komünist anlamda etkilemek için, deyim yerindeyse, tek alan olduğuna dikkati çeke­ :rim. Kadınlar arasındaki sendikal çalışmanın zorlukları, genel olarak Partilerde varolan sendikal çalışma zor­ luklanyla sıkı sıkıya bağlıdır. Pekala da, kadınlar arac sındaki sendikal çalışmanın, genel sendika çalıŞmasının iyi yürütüldüğü oranda ilerleyeceğini biliyoruz. Komü­ nist Partisinin örgütsel zayıflığından dolayı, diğer işçi örgütlerine göre sendikalarda daha az etkisinin bulun­ duğu İngiltere'de, doğal olarak işçi kadınların kazanıl­ masına da nerdeyse henüz hi,ç girişnemediğini anlıyo­ ruz. Partinin hala · kendi saflarında, Komünist Partisi­ nin sendikalarda siyasi olarak çalışması gerekip gerek­ mediğinin ve hangi anlamda çalışması gerektiğinin tar­ tışıldığı Fransa'da, bu zaafın kadın işçi hareketi içinde­ ki yansımasını görüyoruz. Bir yandan parti önderliği içinde kadın sekreteryasının ve onun kadın dergisinin elde tutulması için mucadele yürütüp, diğer yandan da sendikalar sorununda, Komünist Partisinin sendikalar­ da kitleler üzerindeki komünist etkiyi hakim kılmaya. yükümlü olduğu temel ilkesini yerleştirmek için ortak mücadele ederlerken, Fransa'daki az sayıdaki mücadele eden yoldaşımız, sendikalarda bir parça olumlu çalışma yürütmede muazzam zorluğa sahiptir. Büyük işçi yığınlarını her ne kadar örgütsel olarak Kızıl Sendikalar Enternasyonali'nin etkisi altına getir­ diğimiz Çekoslovakya'da, salt zaman ve güç yetersizli­ ğinden ve aynı zamanda faaliyet yetersizliğinden de, bu kitlelerin komünist eğitimi henüz tümüyle başarılama­ mıştır. Bundan dolayı, Çekoslovak kadın yoldaşlar hak175


:ıı bir şekilde, Yürütme'ye, Enternasyonal Kadın Sekre­ teryasma ve Kızıl Sendikalar Enternasyonali'ne, Çekos1ovakya'daki şubelerindeki taraftarlarının -örnegın bunlardan Tarım İşçileri Birliği tek başına 30 000 sen­ dikal örgütlü kadın üyeye sahiptir- şimdiye kadar ol­ duğundan daha yoğun bir biçimde, kadın işçilerin bü­ tün talepleri için mücadeleye sarılmalarını sağlamaları talebini yöneltmiştir. Yoldaşlar, kadın işçileri seferber etmeyi gerçekleş­ tirme zorunluluğu biz.i , sendikal çalışmayı her yerde planlı olarak insa etmeye, yani komünistlerin burada mutlaka genel P�rti çalışmasının bu en önemli bölümü­ ne olumlu olarak katılmalarına zorlam;:ıktadır. rSendi­ kalarda ve işletmelerde her çalışmada komünist hücre­ lerin kurulması yoluyla temel oluşturulmadıkça, ko­ münist kadınların sendikalardaki ve işletmelerdeki iş­ çi kadınların devrimcileştirilmesi için öne sürdükleri planlar ve örgütlenme önerilerini havada inşa etmeleri kaçınılmazdır. Tam da az başarılı olduğumuz bu örnek· te, komünist kadın hareketinin kayıtsız-koşulsuz genel komünist hareketle nasıl güçlü bağlı olduğunu en açık şekilde görmekteyiz.. T'am da, eğer kadınlar arasmda yer edinmek istiyorsak, bütün Komünist Partilerdeki bi.z; komünist kadınlar en büyük bir enerji ile ve en bü· yük özenle, aşağıdan yukarıya planlı ve sağlam bir şe­ kilde komünist hücrelerin inşa edilmesini kendimize ge­ nel görev edinmeliyiz. Bu görev ne kadar hızlı ve esaslı çözülürse, kendilerine kadınlar için özel görevler verdi­ ğimiz organlar da o derecede bu taleplere layık olacak­ lardır. Hücrelerin inşası ile birlikte, sendikal örgütlü komünist kadınları da koordine etmeli ve onlara işçi kadınların taleplerinin temsilciliğini görev olarak ver­ meliyiz. Karşılıklı deney alışverişinde bulunabilmek ve kadın işçi kitlelerin daha nasıl aydınlatılabileceği ve 176


proletaryanın mücadelelerine nasıl daha derin çekilebi­ leceği üzerinde görüş alışverişinde bulunmak üzere, ko­ münist kadın . sendikacılar, Partinin

kadın komiteleri

ile sıkı bir dirsek temasında bulunmalıdır. Tüketici kooperatifleri üzerine de bir çift söz: Tü­ ketici kooperatifleri, burada sadece işçi kadınların de­ ğil, aynı zamanda bunların dışında büyük

proleter ev

kadınları kitlesinin de örgütlü olmasıyla, sendikalardan fark göstermektedir. Burada bize, işletmelerde ve sen­ dikalarda ulaşamayacağımız yeni, geniş kitleleri kaza­ nabileceğimiz bir alan sunulmaktadır. İkinci bir etken, bizim dikkatimizi içinde bulundu­ ğumuz anda kooperatiflerdeki çalışmaya yöneltiyor : Bu da, hemen hemen bütün· ülkelerde hüküm süren büyük pahalılık ve kitlesel yoksulluk şartlarında, tüketici koo­ peratiflerinin, · sendikalar ve siyasi işçi partileriyle bir­ likte, proletaryanın

yoksullaştırılması

sürecine karşı

koymak için ağırlıklarını koyan yetkili organlar olma­ sı gerçeğidir. Bundan

dolayı,

tüketici

kooperatifleri

içinde kadınlar arasında yürüttüğümüz aydınlatma ça­ lışması, güçlü bir şekilde, proletaryanın birleşik cephe­ sini taşrada da, üretim süreci içinde

bulunmayan işçi

kadınlar arasında da güçlendirecek devrimci bir etken olacaktır. Yoldaşlar, basınla ilgili son bir söz:

Basın, örgüt­

lenmemiş geniş, kitleleri toparlamak ve onları komünist R.nlamda etkilemek için en önemli araçlardan biridir. Enternasyonal'de oldukça geniş bir kadın basınına sahibiz ve bunun dışında genel basın yoluyla sorunları­ mızı kitleye götürme olanağına sahibiz.. Kadın basını­ nın örgütsel olarak mümkün olduğun�a geniş çevrelere girme görevini çözmediği tespit edilmeHdir. Kadın der­ gilerinin tirajının Partinin ka�ın üyelerinin sayısına bi1 77


le ulaşmadığı bir dizi ülke var. Buna karşıt örnek ola­ rak yine Bulgaristan ve bu kez ayrıca İtalya'yı vermek istiyorum. Buralarda kadın basını yoluyla, Partiye ör· gütsel olarak bağlı olan çevreden önemli derecede daha geniş bir çevrenin kucaklanması başarılmıştır. Bu el­ bette ki her yerde hedefimiz olmalıdır. Basının içeriğine gelince; elbette ki komünist kadın hareketinin bütün zaafları da, genel komünist hareke­ tin zaafları gibi, onda yansımaktadır. Belli ölçüde aşı­ nyı oluşturan iki ana hataya değinmek istiyorum. Aşırı uçlardan biri, özellikle başlangıçta, belki de Hollanda kadın dergisi «De Voorbodeı>- de en güçlü bir şekilde dile geldi. Bu dergi teorik ve ilkesel olarak son derece açık ve pürüzsüz tutuldu ; ama proleter kadınla­ rın somut günlÜk endişeleri ve sıkıntıları ile bunların bağını çok az kurdu; tam da Hollanda'daki somut duru­ ma az dayandı ve böylece, eğitilmemiş kitlelerin kavra­ yışıarına uymadı ve kadınlarla içten bağlar kuramadı. Şimdilerde bu dergi, kendisini kitlelerin ihtiyacına da­ ha iyi uydurdu. Ddğer aşırı uç kendisini en açık şekilde Brunn bölge gazetesi « Zena» da ( Çekoslnvakya ) göster­ di. Bu dergi de tam tersine, büyük popüllarite kazan­ mak için komünizmin açık, ilkesel çizgisinden taviz ver­ di, proleter kadınların küçük-burjuva tutumlarına ol­ dukça eleştirisiz yer verdi ve komünizmle ilgisi olma­ yan şeyler üzerine yazarak, kitlelerin sansasyon ihtiya­ cını fazla ileri giderek oldukça çok hesaba kattı. Bu bağıntıda Fransız basınına değinmekte de belki yarar var. « Ouvriere>min sorumlu yaz,ı kurulu görüşleri­ ni iyi bir şekilde savunmasına rağmen, burada kendi­ sine destek veilmesi açısından, Marsilya Parti Kongre­ sinde derginin kurulmasından bugüne dek dergiyi bir moda dergisi ya da yemek reçetesi gazetesi haline getir178


rnek isteyen Komünist Partisi içindeki eğilimlerle mü­ cadele etmek ::;orunda kaldığı burada tespit edilmelidir. Bundan dolayı burada, Enternasyomil'in önünde, böylesi bir lüksü taşıyabilecek durumda olmadığımızı; . tersine organlarımızm kadın işçiler arasında komünist propaganda yürütmek için varolduğunu altını çizerek belirtiyoruz! Son zamanlarda, basın sorununda Komünist Parti­ lerimizin mali zayıflıklarından doğan bir zorlukla karşı karşıyayız. Kadın gazetelerini b.elli ölçüde kısıtlamak zoru.ııda kalmaniızın belirtileri var. « Ouvriere» ölecek. Onun yerine başka birşey geçmek zorunda. Bütün par­ tilerde, geçen yılki kadınlar konferansı ve dünya kong­ resi kararlarının uygulanmasında bütün Parti organla­ rına kadınlar ekinin sokulması için mutlaka ısrar etme­ miz gereklidir; ve bunlar yalnızca sözkonusu redaktö­ rün ve sekreterin cam istediği zaman, arada sırada bir yayınlanmamalı, düzenli bir şekilde yayınlanmalıdır. Kadınlar arasındaki çalışmamızı, Parti grubunun genel sütununa, Partinin di,ğer organlarına, özel organlarına, sendika gazetelerine, bilimsel dergilere, kır işçileri için yayınlanan gazetelere ve sözkonusu olabilecek hepsine girebilecek şekilde, kadınlar arasındaki çalışmamızı t üm Parti çalışmasının odak noktasına kaydırmak için çaba göstermeye devam etmeliyiz. Bütün bu sorunların genel basında bütünlüklü bir şekilde iyice incelenmesi yoluyla kadınlar arasmda çalışma zorunluğunun kavra­ nışı kendisini kabul ettirdikten sonra, işte ondan son­ ra kadın hareketimiz tüm Partide kök salacak, ancak ondan sonra Partinin tam desteğine sahip olacaktır. Sona geliyorum. Kadın hareketi için perspektifler müsaittir; o, Komünist Enternasyonal'in bütünlüğü içinde gelişmesiyle büyüyecektir. Komünist Partileri, hareketin ilerlemesiyle açıklığa kavuşacaklar, pekişe179


cekler ve sınıf mücadelesinin görevlerıne göre kendile­ rini daha etkin biçimde ayarlayacaklardır. T'am da şim­ . di Komünist Enternasyonal'in önünde duran muazzam göre:vler, sermayenin saldırısına karşı mücadeleler; bir­ leşik cephe için mücadeleler tarafından, kitleler arasın­ da, üzerinde bütün güçleri Partide toparlamayı, prole­ tarya dışındaki güçleri de kendi saflarmda toparlama­ yı, mücadele için örgütlemeyi, en geniş yığınları müca­ deleye sürmeyi başaracağımız sağlıklı bir zemin yaratıl­ mıştır. Biliyoruz ki: Geçen kongrede, komünist kadın ha­ reketine ilişkin daha yapılacak çok şeyin . olduğunu tes­ pit etmek zorunda kaldıysak; bugün de başlangıcın ya­ pılchğını, kadın çalışması için temel taşların atıldığını tespit edebiliyorsak, gelecek dünya kongresinde kadın çalışmasım genel parti ç alışmasıyla, ib�r başarı kaydede­ ceğimiz şekilde içten birleştirmeyi başaracağımızı tes­ pit edeceğiz ve etmeliyiz. Bizim önderliğimiz sayesinde devrimci hareketin seline çekilen proletarya yığınlarıy­ la birlikte, birleşik cephe saflarında rproletaryanın bü­ tün düşmanları üzerinde zaferi uğruna mücadele eden geniş kadın yığınları da kazanılmış ve seferber edilmiş­ tir.

SMİDOVİÇ ( Rusya ) : . Rusya'da işçi kadınlar arasın­ daki ajitasyon, eğer bunlar geri kitleleri oluşturmuyor­ sa ve bundan dol,ayı özel yöntemler kullanmayı gerek­ tirmiyorsa, Komünist Partisi komitelerinin özel seksi­ yonları tarafından yürütülmektedir. Bu seksiyonlar, Ko­ münist Partisi komitelerinin diğer seksiyonları gibi, ay­ nı haklarla çalışmaktad.ırl<ar. Kadın seksiyonların yöntemleri, işçi kadınların faa­ liyetini yönetmek, işçi sınıfının arzularını ve taleplerini cisimlendiren pratik ve somut görevlerin yerine geti-

180


rilmesini sağlamaktan oluşmaktadır. İşçi kadınları pra­ tik faliyete yöneltme şeklindeki bu yöntem, Komünist Partisinin işçi ve köylü kadınlar arasındaki etkisini mu­ azz<am derecede arttırdı. Her komünist işletme hücresinde bir yoldaş, kadın­ lar arasındaki siyasi çalışıru;ı ile görevlidir; bunun adı �<kadın işçi örgütleyicisi»dir. Her işletmenin kadın işçi­ leri düzenli olarak her yıl iki ya da üç kez genel kadın toplıantılarında delege seçimlerini yapar ve bu delegeler kadin seksiyonları tarafından delege konferansıarına çağrılır. Tüm Rusya'da böyle delegelerin sayısı 70 000 ci­ varındadır. Bu delege toplantıları bir tür pratik-epolitik okul durumuna geldiler: Burada politik ve ekonomik yaşamın bütün sorunları üzerine raporlar sunulur. Bu şekilde delegelerin toplumsal faaliyet alanında ilk dene­ yimlerini yapmaları sağlanır. Delegeler, Sovyet aygıtı­ nın çeşiti komisyonlarına ve organlarına pratik çalışma için gönderilir. Bütün delegeler, kadın seçmenleri önün· de hesap vermekle yükümlüdürler; ve bu şekilde bir ta­ raftan Komünist Partisi ve diğer taraftan geniş parti­ siz kadın işçiler kitlesi arasında örgütlü bir bağ oluştururlar. !Sovyet seçimleri sırasında, delegelerin çok faal ol­ dukları, seçimlere katıldıkları, komünistlere oy verdik­ leri ve bunlardan önemli bir bölümünün bizzat komü­ nist ve RIKP üyesi oldukları bu arada ortaya çıkmıştır. Komünist Partisinin saflarmda 29 773 işçi kadın var. Bu onca önemli bir sayı değildir, ama Rusya Ko­ münist Partisinin üyelerinden düzenli bir ortak çalışma talep ettiği gözönünde bulundurulmalıd.ır. Sendikalardaki işçi kadınların sayısı her yıl artmak­ tadır. Sendika üyesi kadın işçilerin sayısı, yaklaşık 1,5 milyon civarındadır. önemli sayıda kadın işçi, işletme komiteleri ve sen181

·


dikaların yönetim konseylerinin üyesidir. Sendika mer­ kez komitelerinin üyesi olan kadın işçiler de vardır. Yeni iktisadi politika, bizim önümüze, işletme sı­ nırlaması sonucu işsiz kalan kadın işçilerin dört bir ya­ na dağılmasını önleme görevini koydu. Kadın seksiyon­ ları bu vesileyle büyük bir enerji ortaya koydular. Bun­ ların girişimi sonucu, işsiz kadınlar' işsiz kadınlar koo­ peratifleri kurdular. Bu şekilde binlerce kadın Partinin etkisi altında kaldı: Kadın seksiyonları, bu işçi kadın kooperatiflerinin üyeleri arasında komünist ajitasyon ve propaganda yürüttüler. Bu kooperatifierin delegele­ ri, kadın seksiyonlarının yönettiği delege konferansları­ na katıldılar. Bütün şehirlerde ve köylerde, kadın seksi­ yonlarımızm girişimi sonucu kurulmuş örgü, dokuma, dikiş, dantelacılık v b . kooperatiflerine sahibiz. Kadınla­ rı kooperatİf hareketi için örgütlemek, seksiyonlarırnı­ zın şu andaki ekonomik durum açısından yürüttükleri çalışmanın önemli bir b(jlümünü oluşturmaktadır. Bu şekilde ülkenin her tarafına yayılmış olan ev işçisi ka­ dınları kooperatifierde birleştirip, Partinin etkisi altına sokuyoruz. Bu aynı zamanda, şehir ve köydeki işçi ka­ dınların çıkarlarını birleştirmek için de bir araçtır. Kooperatif aynı zamanda, işçi ailesinin varlık koşulla­ rını düzeltmek için de bir araçtır. Kapitalist devletler­ de, kooperatifler yardımıyla yeni bir toplum düzeni in­ şa etme çabaları sadece başarısızlığa mahkum değil ; ay­ nı zamanda reformist hayallerin kök s almasına da hiz­ met eder. Buna karşın, işçi kadına ev yükümlülükleri­ ni kolayıaştırma açısından, proletarya diktatörlüğü dev­ letinde kooperatifler rasyonel bir şekilde kullanılabilir. Analara yardıma koşmak için Sovyet devletinin elinde geçici olarak araçların bulunmadığı yeni ekono­ mik politika şartlarında, işçi kadınların faaliyetini bu alanda geliştirmek gereklidir. Petrograd'da 24 000 anne, 182


Petrograd'daki tüketiciler birliği ağının bir parçası olan « Ana-Çocuk» kooperatifinde birleştirilmiştir. Bu koope­ ratif, gerekli besin maddelerini elverişli fiatlarla anne­ lere teslim etmektedir. Bu kooperatif, gelecekte çocuk kurumlarının kurulmasına geçmeyi düşünmektedir. Aynı türden kooperatifler, Pskov vilayetinin belli kasabalarında ve bucaklarında da bulunmaktadır. 1922 deki Uluslararası Kadınlar Gününden bu yana kadın şubeleri, kooperatif seksiyanlarına kadın işçileri çırak olarak gönderme hakkına sahipler. Bu kadın işçilerin belli bir bölümü, daha şimdiden kooperatif kuruluşla­ rında çalışmaktadır. İşçi ve köylü kadınlar, sık sık köy­ lerdeki işletme kooperatiflerinin yönetim konseylerinin üyeleridir. Bunların yanısıra, önemli sayıda işçi kadın, koope­ ratif kurslarını izlemektedir. Kooperatifler alanındaki görevimizi, şehirlerdeki ve kırlardaki işçi kadınların çı­ karlarını birleştirmek ve onları Partinin etki alan�na çekmek için bir araç olarak görüyoruz. Köylü . kadınlar arasındaki siyasi ajitasyon ve pro­ pagandamız, bunların kooperatif ve tarım alanındaki çıkarları üzerine kuruludur. Bu amaçla, her bucak ve kasahada köylü kadınlar konferansı topluyoruz; kişisel propaganda ile de uğraşıyoruz ve en ilerileri tarımsal kurslara ve okullara gönderiyoruz. Bir örnek vermeden geçemeyeceğim: Rıyazan eyale­ tinde tarım okulunu bitiren 50 köylü kadından 20'si Partiye girdi ve mükemmel savaşçılar oldular. Sama­ ra eyaletinde tarım okullarını bitirenlerin % 50'si köy­ lü kadınlar. Bunlara, ana-bebek korunmasının çeşitli sorunları öğretiliyor. Ve hatta en uzak kasabaların mer­ kezlerinde bile, köylü kadınlar çocuk yuvası kuruluşu­ na katılıyorlar. önemli sayıda köylü kadın, ana-bebek korunması kurslarına gönderildi. 183


Son seçimlerde sovyetlere seçilen kadınların sayı­ sı, halen gelmekte olan ve tamamlanmamış raporlara göre 2000'dir. Bunların arasında mahalli s ovyet b aşkan­ lıgına seçilenler de vardır. Merkezi Yürütme Komitesinin kadın var.

üyeleri arasında 9

·

Açlığa karşı mücadele, · şehir ve kırdaki en geniş iş­ çi kadın katmanları arasında sempatiyle karşılandı, ve kadın seksiyonu, emekçi kadın dünyasının yeni taba­ kalarını Parti ve Sovyet çalışmasına çekerek, bundan yararlanmak için elini çabuk tuttu. Bunlar, düşünüle­ mez derecede büyük bir enerj i ile talihsizlerin yardımı­ na koştular ve ancak bu, bu korkunç sefaleti ortadan kaldırabildi. Bunlar açlık çekenlerin çocuklarım kendi aile çev· relerine aldılar; açlığın kapladığı eyaletlerde çocuk yu­ valarının kurulmasına yardım ettiler ve yine talihsiz küçüklerin annelerinin yerine geçen bunlar oldu. İşçi kadınlar, «'Subbotniki» ( Komünist Cumartesiler ) sıra­ sında bu çocuklar için elbise ve çamaşır dikmek için bü­ tün emeklerini sundular ve hatta ara vermeksizin kısıt­ lı ölan iş ücretlerini talihsizlerle paylaştılar. Kadın seksiyonları, işçi ve köylü kadınları yetiş­ kinler için olan okullara çekmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Onlar için hazırlık kursları örgütleniyor. İş­ çi fakültelerinde ( Rabfak ) 3683 kadın öğrenim görüyor ve ayrıca önemli bir sayıyı da bunların öğrenim gördük­ leri Komünist üniversitesi çekti. Komünist Partisi Mer­ kez Komitesi, işçi kadınlar için iki dergi yayınlıyor. Taş­ rada da bazı gazeteler ve 60 kadın işçi dergisi yayınlanı­ yor. Bu gazetelerin, kendileri işçi ve köylü kadın olan birkaç yüz muhabire sahip olduğunu vurgulamak isti­ yorum. 184


Kadın işçi kitleleri arasındaki bu muazzam çalışma ancak proletarya diktatörlüğü altında mümkündür;. ama Komünist Partisi, kitleleri proleter savaşçıların saflarına çekmeye katkıda bulunan, kadın işçiler ara­ sında ajitasyon ve propagandanın özel yöntemlerinin önemini takdir etmeyi biliyor. Kadınlar arasındaki ça­ lışmayla ilgili ilk adımlar 1905-1906 yıllarında atıldı. Burjuva kadın hakları savunucuları, etki alanlarını Rus kadın işçilere kadar genişletmek üzere girişimlerde bu­ lundular. Ama kadın işçilerin Parti tarafından yönlendi­ rilen sınıf içgüdüsü, onlara feminist propagandanın burjuva içeriği hakkında doğru bir görüş edinmelerine yardım etti ve onlar yazgılarını Komünist Partisinin el­ lerine teslim etmekte tereddüt etmediler. Aynı dönemde Petrograd'da, kurulduğundan kısa bir zaman sonra po­ lis tarafından kapatılan ilk işçi kadınlar kulübü kurul­ du. Gericilik, işçileri mücadelelerini illegal olarak sür­ dürmeye zorladı. 19'14 yılında Partimiz, yarı-illegal tarz­ da işçi kadınlar arasında ajitasyon ve propaganda yü­ rütmek için yen� bir girişimde bulundu. Aynı zaman­ da, savaşkan işçi kadınların etrafında toplandığı bir merkez olarak hizmet eden « Kadın İşçi» dergisi yayın­ landı. Bu dönemde . yurtdışına çıkan Samoylova, Ku­ della, Yelizarova, Menşinskaya, Rozmiroviç;. Armand, Krupskaya ve Staal yoldaşlar, dışarda bu yazı kurulu­ nun üyeleriydi. Ama takibatlar bu girişimi de başarısız­ lığa uğrattı ; kadın savaşçılar tutuklandı ve gazetenin yayınlanması yasaklandı. Komünist Partisinin yarı-illegal çalışmaya zorlandı­ ğı Kerenski döneminde, parti kadınlar arasındaki çalış­ mayı yeniden ele aldı ; Parti, proletarya diktatörlüğü uğruna mücadeleye katılan kadın işçilerin katılımını takdir etmesini bildi. 1917'de Petrograd'da «Kadın İşçi» yeniden yayınlandı. Moskova'da « İşçi Kadının Hayatı» 185


dergisi yayınlandı.

Aynı zamanda, Komünist

Partisi

Moskova Komitesi, işçi ve köylü kadınlar arasmda siya­ si propaganda yürütmek üzere bir komisyon oluşturdu. Bu komisyon etrafında toplanan işçi kadınlar, savaşçı­ lar haline geldiler ve bunların önemli bir bölümü, Ekim günlerinde önemli bir rol oynadılar. Ekim Devrimi, işçi kadınlarm

durumunu kökten

bir biçimde değiştirdi ve onlara ve en sonunda köylü kadınlara da geniş peıspektifler açtı. Şimdi artık, Rus işçi kadınının oldukça önemli yeteneklerini göstereme­ diği bir alan

kalmamıştır Sovyet

devletinde. İşçi ve

köylü kadınlarm kendilerini mükemm el yoldaşlar ola­ rak ispatlamadıkları

bir tek cephe bile

İsimlerini tarihe bırakmaksızın

kalmamıştır.

mücadelemizde düşen ·

kadın işçiler binlerle sayılmaktadır. Uyanan işçi kadın kesinlikle

komünist bir karak­

ter göstermektedir: O, işçi sınıfının

arzularının ve ta­

leplerinin yerine getirilmesi için yürütülen mücadeleye kendisini sadakatla adamıs ve komünist

insada sınır '

'

tanımayan bir enerj i koymuştur ortaya. Komünist Partisi, işçi kadının bu özelliklerinin kıy­ metini bildi ve hünerli yöntemlerle işçi sınıfının derin­ liklerinde, yeni toplum sisteminin pekişınesine pek de .az katkıda bulunmayan sağlam bir üs oluşturmayı ba­ ·şardı. Tam

bir inançla,

diğer Komünist

Partilerinden

yoldaşlardan, işçi kadınlar arasında propaganda ve aji­ tasyonu büyük bir gayretle yürütmelerini talep ediyo­ rum. Onların proletaryanın birleşik cephesine katılma­ ları, onun etkinliği,

başarısı ve muzaffer

mücadelesi

için vazgeçilmez bir koşuldur.

.KASPAROVA ( Rusya ) : Kadın ve erkek yoldaşları

Proleter devrimi için büyük mücadelede Komünist En­

ternasyonal, son dönemde işçi ve köylü kadınlar da da-

1 86


.hil olmak üzere Doğu'nun bütün sömürge ve yarı-sö­ mürge ülkelerindeki emekçi kitleleri saran ulusal-dev­ rimci harekete sürekli olarak özel bir dikkat gösterdi. Komünist Enternasyonal, Doğu'nun geniş işçi kitleleri­ nin çıkarlarını koruduğu ölçüde bu hareketi d.estekler­ ken, kadın kitlelerinin bu devrimci harekete katılımı­ nı görmezlikten gelemezdi ; çünkü Karl Marx'ın vurgu­ ladığı gibi, hiçbir toplumsal devrim onlar olmadan mümkün değildir. Fakat, Komünist Enternasyonal'in 2. Dünya Kong­ resinde, emperyali.zm ile proletarya diktatörlüğü ara­ sındaki mücadele çağında sömürgesel-ulusal sorunda ilkesel yönergeleri ortaya koymasından bu yana, Doğu' da aşağıdaki olaylar oldu: 1. Kore, Britanya Hindistanı, Hollanda Hindistanı, Mısır ve Suriye, Çin ve İran gibi bütün sömürge ve yarı­ s ömürge ülkelerde emperyalizme karşı mücadelenin ge­ lişmesi, bu hareketin kadın kitlelerini de içine alması, bundan başka, Türkiye'nin bağımsızlığını yeniden ka­ zanması. 2. Kapitalist Japonya'dan başlayarak, Doğu'nun nerdeyse bütün ülkelerinde proleter sınıf hareketinin b aşlaması, bu ülkelerin hemen hepsinde aynı zaman- . da Komünist Partilerin kurulması. Aynı zamanda, Doğu'nun öncelikle büyük sana.yiin gelişmeye başladığı ülkelerinde, ezici boyunduruk altın­ da inilıeyen kadınların bu hareketlere sürekli güçlenen etkin katılımını görüyoruz.. Bu konuda aşağıdaki sayı­ lar Japonya'yı örneklemektedir: 28 042 395 erkek ve 27 918 ı45 kadından oluşan nü­ fusta 3 047 902 erkek işçi ve 3 225 363 kadın işçi. 1911 yılında Britanya Hindistanı'nda toplam 320 milyon nüfus içinde emekçi halkın sayısı : 101 825 424 erkek ve 47 359 582 kadın. Bunlar arasında toplam 1 1 ,5 ·

1 87


mi-lyon erkek ve 6 milyon kadın sanayid\3 çalışmaktay­ dı. Yalmzca d]okruna fabrikaları 1 764 193 kadın, iplik fabrikaları 1 215 714, besin maddeleri dalı 2 20'0 000, gi­ yim sanayii 1 071 310 kadın _ istihdam etmekteydi, buna ek olarak ise 13 milyon erkeğe karşın 12 milyonu aşan dükkan işçisi kadın. Mısır ve Suriye'de pamuk fabrikaları, ipek doku­ macılığı ve tütün sanayiinde çalışan işçi kadınların sa­ yısı artmaktadır. Sanayiin daha az gelişmiş olduğu Çin' de bile fabrikalarda 200 OOO'den fazla kadın sayıyoruz.. Kadın kitlelerinin sanayi üre�imine sürekli artan katılı­ mı, bunların genel işçi eylemlerine de -.giderek daha et­ kinleşen katılımını beraberinde getirmektedir. Büyük kadın kitlelerinin de katıldığı 1918 ve 1920 yıllarındaki Japonya'daki grevler ve 1921 yılında Çin'deki büyük do­ kumacılar grevi bize bunu k:amtlamıaktadır. Hindistan'da 1916'daki Bombay ve Ahmedabad'da­ ki dokumacılar grevlerinden sonra 192.0'de Madras'daki Madura fabrikası grevi ( 700 kadın işçi ) ve daha sonra 1922'de Bombay'daki porselen fabrikası grevi geldi. Bombay'de 1922�de Bütün Hindistan İşçi Kadınlar Sen­ dikaları Birliği ö:rg"J.tü vb. oluştu. ·

_

Diğer taraftan, daha hala büyük sanayiin olmadığı Doğu'nun hem sömürge hem de yarı-sömürge ülkelerin­ de, örneğin İran ve Türkiye'de, savaş sonrası ekonomik koşulların dayatması;y la,. kadınlar bir üretim faktörü olarak giderek vazgeçilmez olmaktadırlar. Doğu'nun,. güç,lü bir ulusal-devrimci hareketin varolduğu Kore, Hindistan, Mısır ve hatta Türkiye gibi ülkelerinde, ka­ dınlar buna canla · başla katılmaktadırlar. Bu ülkelerin hemen hepsinde, çoğu zaman işçi ve köylü kadınlarının büyük kitlelerini kucaklayan ve fa­ kat ulusal burj uvazinin etkisi altmda olan illegal ve legal devrimci kadın örgütleri bulunmaktadır. Doğq.' 188


nun bütün ülkelerinde işçi ve köylü kadınların ekono­ mik durumu oldukça kötüdür. <Savunmasız sömürü nes­ neleri olarak bunlar, Avrupa ve Japon kapitalizmine , ucuz araçlar olarak hizmet etmektedirler.

Doğu ülkelerindeki kadın hareketlerinin gelişmesi böylelikle komünist propaganda ve ajitasyon için verim li bir alan oluşturdu. Sovyet Kafkasya ve Türkistan'da­ ki 'komünist propaganda faaliyetinin deneyimleri, bir­ çok durumda, özellikle müslüman kadınlar sözkonusu olduğunda, Doğu'nun diğer bölgelerine de taşınabilir. Doğu ülkelerinin bütün Komünist Partilerinin ve gruplarının ve aynı zamanda İngiltere, Fransa ve sö­ mürge sahibi diğer ülkelerin Komünist Partilerinin de dikkatini, bu devrimci dönemler sırasında kadınlar ara­ sındaki çalışmanın son derece büyük önemine çekeriz; 'bu çalışmada her ülkedeki obj ektif koşullar gözönünde bulundurulmalıdır. örneğin Japonya ve kısmen Çin ve !Hindistan gibi !Komünist Partileri örgütlediğimiz ve bir işçi hareketinin varolduğu yerlerde, Komünist Partileri kadın yığınları arasında çalışma için özel organlar ku­ rabilirler. Esas olarak, çalışan kadınların geniş yığınla­ rını kapsayan ulusal-devrimci bir harekete sahip oldu­ ğumuz yerlerde, Parti kitlelerle daha yakın ilişkiler kurmak, onları burjuvaz.inin etkisinden kurtarmak ve onlara devrimci-demokratik parolalar altında proleter devrim doğrultusunda yabancı emperyalizme karşı mü­ cadelede önderlik edebilmek için bu hareketleri kullan­ mak z.orundadır. Komünist Partilerin görevlerinin ulusal kurtuluş hareketiyle ilişki kurarak ulusal-devrimci mücadeleyi geliştirme olduğu Doğu'da, komünist kadın grupları, kadın örgütlerini ( hem kültür ve eğitim derneklerini, hem de kadın hakları savunucularını ) bu mücadeleye 189


çekerek, faaliyet alanlarını genişletmeli ve bir devrim­ ci kadın aydınlar kadrosunu ortaya çıkarmalıdırlar. Hem anti-emperyalist birleşik cephe, hem . de birle­ şik işçi kadınlar cephesi, ancak en geniş kadın kitleleri­ nin çekilınıesi ile gerrçekleştiril\ebilir. ( Canlı alkışiar )

BAŞKAN: Yoldaşlar, önce, Başkanlık Divanının bu noktanın ele alınmasına tam bir gün ayırarak, kadın­ lara bu noktada oldukça çok kolaylık gösterdiğine dik­ kati çekerim. Başkanlık D�vanı bundan fazlasım yapa­ maz. Ancak, bitirmemiz,in zor olduğunu düşünmeniz. ge­ rekiyor. Bu yılın sonuna kadar Moskova'da kalmaya ni­ yetinizin olmadığım sanıyorum. Ama 1m _ tempoda de­ vam edersek, daha önce bitirebilmemizin olanağını gör­ müyorum. Bu nedenle, Başkanlık Divanı kadınlara dört ra.p ortörün konuşması için izin verdi. Ama bundan son­ raki pir tartışmadan vazgeçilmelidir. Şimdi bir İngiliz kadın yoldaş söz hakkı aldı. Söz hakkından vazgeçmesi için kendisine ricada bulundum. Ama vazgeçmiyor. Bundan dolayı İngiliz delegasyonuna ya da Birch yolda­ şa; bir kez daha, söz hakkından vazgeçip geçmediğini soruyorum. Aksi taktirde Kongreye danışmak zorunda­ yım. MURPHY ( Büyük Br:iıtan�a) : İngiliz delegasyonu, iste­ ğini geri almaya hazırdır. Ama Başkanlık Divanı'nın, eğer gelecekte tartışma yürütme niyeti olmazsa, rapor­ törlerin tartışmalı sorunlara değinmemeleri yönünde ta- · limat vermesi gerektiğine dikkatini çekmek istiyorum.

BAŞKAN: Burada bir kez daha, bu kadın yoldaşa elbette ki severek s&z hakkı vermek istediğimize dikkat çekmek isterim. Ama bundan sonra buna cevap veril­ mesi gerektiği ve ondan sonra da diğer kadın yoldaşla­ ra da söz hakkı verilmemezlik edilerneyeceği anlaşılır birşeydir. 190


Şimdi sizlerin bilgisine suna.cağım ka.rann oylama­ sına geliyoruz: Komünist Enternasyonal 4. Dünya Kongresi, Yü­ rütme'nin yardımcı organı olarak Berlin'deki Uluslar­ arası Komünist Kadın Sekreteryasının rapor dönemin­ de geliştirdiği faaliyeti onaylar. Uluslararası Komünist Kadın Sekreteryası, devrimci hareketin olduğu bütün ülkelerde, komünist kadınların Komünist Enternasyo­ nal'in seksiyanlarına üye o larak katılmaları ve eğitilme­ leri ve Partinin çalışmasına ve mücadelelerine çekil­ meleri yönünde çalıştı. Bundan başka, komünist ajitas­ yon, propaganda ve örgütlenme faaliyetinin en geniş ka­ dın kitlelerini kapsaması, emekçi kitlelerin ve komüniz­ min çıkarlan için harel:;.et ve mücadeleye sokulm ası doğnıltusunda çaliştı. Uluslararası Komünist Kadın Sekreteryası, çeşitli ülkelerde örgütlü komünist kadınlarm kadınlar arasm­ daki çalışmasını ve mücadelesini Komünist Enternasyo­ nal'in�i ile birleştirmeyi kend�sine bi:::- görev saydı. Tek tek ülkelerdeki Komünist Pg.rtileriyle anlaşma içinde, bu Partilerde örgütlü olan komünist kadınlar arasında­ ki enternasyonal ilişkiyi geliştirmeyi ve pekiştirmeyi ba­ şardı. Tüm faaliyeti, . Komünist Enternasyonal'in Dün­ ya Kongrelerinin ve Moskova'daki 2 . Uluslararası Ko­ münist Kadınlar Konferansının ilkesel ve taktik yö­ nergelerine ve kararlarına uygun olarak, Yürütme ile sürekli ve sağlam anlaşma ve onun önderliği altında yü­ rütüldü. Bu yönergeler ve kararlar temelinde oluşturulan özel organlar ( Kadın Sekreterlikleri, kadın şubeleri vb . ) ve kadınlar arasındaki Komünist Parti ..çalışması­ mn özel yöntemleri, komünist düşünce ve sloganları ça­ lış an kadınların derin tabakalarına t3şımak açısından, 191


salt yararlı olduklannı kanıtlamakla

kalmadılar, aynı

zamanda vazgeçilmez olduklarını da kanıtladılar. Burjuva sınıf egemenliğinin olduğu ülkelerde, pro­ leter kadınlar ve emekçi kadınlar arasındaki planlı, ko­ münist çarışmanın ön planmda, sömürücü kapitalistle­ re karşı acil hayati

zorunlulukların

savunulması için

mücadele, burjuvazinin altedilmesi ve

proletarya dik­

tatörlüğünün kurulması için mücadele dm·du. Buna kar­ �ın, ,Sovyet devletlerinde ·ça.banın esas

içeriği, işçi ve

köylü kadınları, proleter devletin inşası için ekonomi· nin ve toplumsal hayatın bütün. alanlarına çekmek ve ' bunlardan doğan görevleri yerine getirebilmeleri için eğitmektir. Dünya devriminin yarattığı ilk işçi devleti olarak Bovyet Rusya'nın toplumun komünist

uluslararası önemi,

dönüşümünün ilk

burada,

koşulu olarak

proletaryanın iktidarı ele geçirmek zorunda <>lduğu ül­ kelerdeki Komünist Enternasyonal'in seksiyonları için, çalışan kadınlar arasında komünist faaliyete, örnek alı­ nacak bir önem kazandırmaktadır. Kadınlar arasında­ ki komünist çalışma için özel organların değeri ve vaz­ geçilemezliği, yeni ve kendine has bir

zeminde değerli

ve başarılı bir çalışma yürüten Doğu Kadın 8ekreterya­ sının faaliyeti tarafından da kanıtlanmıştır. Komünist Enternasyonal 4. Dünya Kongresi, ne ya­ zık ki, bazı seksiyonlarının, kadınlar arasında komünist çalışmayı planlı bir şekilde ilerietmek yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ya da eksik yerine getirdikleri­ ni tespit etmek zorundadır. Onlar ibugüne kadar, ya ko­ münist kadınların Partide örgütlemnesi

t

için kuralları

uygulamadılar, ya da kadın ki leleri arasındaki çalışma ve onlarla bağ için vazgeçilmez olan Parti organlarını yaratınadılar. Dördüncü Kongre, sözkonusu seksiyonlardan, şim­ diye kadar ihmal ettiklerini en kısa zamanda yerine ge-

1 92


tirmelerini ehernmiyetle talep eder. Aynı zamanda Ko­ münist Enternasyonal'in bütün seksiyonlarını, kadınlar .arasındaki komünist çalışmayı önemine uygun olarak enerjik bir şekilde ilerietmek yönünde uyarır. Proleter Birleşik Cephe ancak kadınların anlayışlı, enerjik ortak faaliyeti ve kadınların ona çekilmesi ile gerçekleştirile­ bilir. Komünist Partileri ile, çalışan kadınlar arasında doğru ve sağlam bağlar olduğunda, bunlar belli koşul­ lar altında proleter birleşik cephenin ve devrimci kitle eylemlerinin öncüsü olabilirler. Komünist Enternasyonal proletaryanın ve çalışan kitlelerin bütün güçlerini fark gözetmeksizin, devrimci kavrayışla komünizmi kuracak çalışma ve burjuva sınıf egemenliğini par,çalayacak mücadele için biraraya top­ lamalıdır. Karar metni hakkında söz isteyen var mı? Bu sözkonusu değil. Oylamaya geçiyoruz. Karar oybirliğiy­ le kabul edilmiştir. ( Alkış) -

Oturumun bitişi: Saat 4.20.

193


Komünjst Enteii."Jl,aSyonal V. Kongr:esi:

« KOM Ü N i ST ENTERNASYONAL V . KON G R ES i ' N i N TEZLE R İ » N D E N PAR ÇA 1 924

..

·-

. . . KO M Ü N i ST PART i LE R i N i N E M EKÇi KAD l N LA R ARAS I N DAKi ÇAL I Ş M AS I 1. Giriş Dünyadaki ekonomik ve siyasi durum, uluslararası proletaryanın önüne, sınıf savaşımlarının dev boyutlar kazanma; olağanüstü uzun sürme ve alışılmamış bir şe­ kilde keskinleşme perspektifini seriyor. Bu savaşırnla­ rın amacı, proletarya tarafından devlet iktidarının ele geçirilmesi

ve onun

diktatörlüğünün

kurulmasıdır.

Uluslararası proletarya bu sınıf mücadelesi için azan:ıi enerji, kuvvet, fedakarlık ve birlik göstermelidir. Ulus­ lararası proletaryanın

zaferinin

güvencesi,

tabandan

birlik cephesinin oluşturulması, şehirde ve kırdaki yok­ sullaştırılmış ve proleterleştirilmiş emekçi

unsurların

geniş kitleleriyle ittifaktır. Proleter birlik c�phesi ve devrimci mücadelelerin daha da yaygınlaşması, ancak geniş emekçi kadın kitle­ leri, işçi ve köylü kadınlar aktif, özverili ve birlik içinde

194


proletaryanın tüm mücadelelerine katıldıklarında müm­ kündür. Karşı-devrimciler, kendi savaşları için kadınların büyük önemini kavradılar. S osyal-demokratlar ve diğer reformistler, faşistler ve diğer burjuva partileri, kadın­ huı kendi taraflarına çekmek ve onları kendi siyasi amaçları uğrunda kullanmak için hiçbir zahmetten ka­ çınmıyorlar. Bu olgu karşısında Komünist Partilerinin acil görevi, geniş kadın kitlelerini karşı-devrimin etki­ sinden koparmak ve Komünizm uğrunda mücadeleye kazanmaktır. Bugünkü koşullarda, Yakın ve Uzak Doğu'nu..."l ka­ dınlarını uluslararası sınıf mücadelesine çekmek özel bir önem kazanmaktadır. Doğu'nun ezilen ve sömürülen halkları kendilerini ezenlere karşı ayaklanmaya ve her türlü köleleştirmeye ve sömürüye karşı ulusal bağım­ sızlıklan için mücadele etmeye başlıyorlar. Aynı zaman­ da, Doğu'nun kadınları da binlerce yıllık kölelikten uya­ nıyor ve eşitlik, . insanlık onurlarının korunmasını talep ediyorlar. Doğu'nun kadınlarının emperyalizme karşı mücadele içine çekilmesi, dünya devrimini, uzun süre sosyal yaşam koşulları, gelenekler, töre ve dini önyargı­ larla zincirlenmiş olan milyonlarca insanın güçlü taze enerji ırınağıyla beslemektedir. iktidarı ele geçirmesi ve sağlamlaştırmasından, Sovyet sistemini kurmasından sonra, proletaryanın önünde çok büyük bir görevin çözümü duruyor. Tüm toplumsal yapıyı, ekonomik altyapıyı olduğu . gibi ideolo­ j ik üstyapıyı da, komünizmin ilkelerine göre tamamen yeniden şekillendirmek zorundadır. T oplumsal yaşamın hiçbir alanında, bu devrim geniş kadın kitlelerinin an� layışlı ve özverili destekleri olmaksızın gerçekleşemez. Sovyet Cumhuriyetleri'nde milyonlarca emekçi kadın kitlesini proletaryanın inşa eserine çekmek, böylelikle 195


onların yeteneklerini · geliştirrnek ve emek üretkenliğini yükseltmek ve artırmak gereklidir. Dünyada durum , Komünist Enternasyonal'e, zorun­ lu olarak ernekeçi kadınlar arasında, işçi, kcöylü ve küçük -burjuva kadınlar arasında çalışmaya itina göstermenin gerekliliğini dikte etmektedir. Komünist Partileri ka­ dınları burjuvazinin etkisinden koparınakla kalıiıamalı, devrimci proletaryanın katılımcısı haline

her mücadele

eyleminin aktif

de getirmelidir. Deneyim,

devrimci

fikrin muaz;zam gücüyle temasa geldiklerinde, geri ka­ dınların da mücadelede kahramanlık ve özveri yetene­ ğini geliştirdiklerini

ispatlıyor. Rusya, Bulgaristan ve Almanya'daki mücadeleler bunu do ğiüluyor.

V. Dünya Kongresi, bu nedenle, Komünist Enter­ nasyonal'in bütün ülkelerdeki

seksiyonlarına, kadınlar

arasında politik çalışmayla ilgili önceki kongrelerin ka­ rarlarını ammsatır. Geniş kadın kitlelerin uyandırarak, örgütleyerek ve eğiterek proleter dünya devimini hızlan­ dırma yolundaki bu kararların içeriğini kesinlikle doğ­ rular.

V. Kongre, kadınlar arasında komünist çalışma­

nın hiçbir şekilde Komünist Partilerinin yan görevi olc madığını, tersine

devrimci proletaryanın

mücadelesini

ve zaferini örgütlernek için önemli, hatta esas görevinin tayin edici bir parçası olduğunun altını kuvvetle çizer.

V. Kongre, Komünist

Partilerine

Lenin'in

anımsatır: « Proletarya devrimi, ancak

sözlerini

milyonlarca ve

onmilyonlarca emekçi kadının mücadeleye katılmasıyla zafere ulaşacaktır.»

II. Görervlier Bütün ülkelerin Komünist Partilerinin emekçi ka­ dınları kucaklama görevi üç bölüme ayrılır:

196


ı

-

Kı:ı.pitalist ülkelerde kadınlar

arasında çalış-

ma,

2 3 L

-

-

ıSömürge ve yarı-sömürge ülkelerde, Sovyet Cumhuriyetlerinde.

Komünist Partilerinin bütün örgütlenmesini iş­ gerekliliğini

letme hücreleri esası üzerinde yükseltme

gözönünde bulunduran V. Kongre, sanayi merkezlerin­ deki kadın kitleleri arasında komünist çalışmanın ağır­ lık merkezinin, işletmelerdeki kadın

işçileri kucakla­

maya verilmek zorunda olduğunu önemle vurgular. çalışma sayesinde kadın işçi kitleleri

Bu

içinde, burjuva

sistemi temeli üzerinde, demokrasinin yardımıyla için­ de bulundukları kötü durumdan kurtuluş yolu buluna­ cağı hayallerinin her izi tamamiyle yok edilmelidir. Si­ yasi eğitim ve sınıf bilincinin yükseltilmesiyle, kadın !ş­ çi kitlelerinin proletaryanın ekonomik ve siyasi müca­ delesinin bütününe aktif katılımı uğrunda pratik eğiti­ mi ve örgütlenmesi elele yürümelidir. Bunun için, işsiz kadın kitlelerini de çekmek ve daha önce çalıştıkları iş­ letmelerle ilişki halinde tutmak gereklidir. Politik seviyeyi yükseltme ve kadın mik ve politik mücadeleye çeknie

işçileri ekono­

çalışmasının aynısı

sendikalarda da, sanayideki ve tarımdaki kadın işçiler arasında da yapılmalıdır. Hizmetçi ve ev işçilerinin sen­ dikal örgütlenmesi de

ihmal edilmemelidir.

Emekçi

köylü kadınlar arasında çalışma, öncelikle tarım ülkele­ rinde, derhal

ve enerjik

bir şekilde ele

Emekçi köylü kadınlar arasında

alınmalıdır.

ajitasyon ve onların

örgütlenmesi için çıkış ve dayanak noktası olarak, şun­ lar dikkate alınmalıdır: kırdaki kadın işçiler, topraksız kadın köylüler, şehit dulları, , hizmetçiler, işçileri vs.

Bu

kadın: tarım

çalışma, kooperatİf hareketi ile sıkı ilişki

içinde, ve komünist hedeflere tamamiyle yararlı ibir şe­ kilde yürütülmelidir.

1 97


Komünist Partileri, işletme, büro ve kamu yönetim yerlerindeki

kadın

hizmetiiierin ve aynı şekilde kadın

öğretmenlerin, PTT memurelerinin burjuva zihniyetini yıkmayı ve bu katmanlarda komünist etkiyi sağlamlaştırmayı hedeflemelidirler.

·

İşçilerin karılarını, proletaryanın devrimci mücade­ lesine katılmaları için kazanmak ve harekete geçirmek, savaş sonrası gelişen mücadelenin uzun süreli ve a1ışıl­ mamış şekilde amansız bir karaktere sahip olduğu ger­ çeği karşısında, muazzam önemdedir. işçilerin karıları arasındaki çahşma, onları erkeklerinin 'çalıştığı işyeri­ ne bağlama şeklinde yürütülmelidir. -

Aynı zamanda, proleter ve küçük-burjuva kadın kit­ - lelerini kucaklayan kiracı dernekleri ve benzeri örgüt­ lerde, partili kadın yoldaşların çalışması da güçlendiril­ melidir. Emekçi kadınların

aktif katılımlanyla,

devrimci

amaçlar için parlamentarizmden yararlanılması, büyük sonuçlar verebilir. Bunlar, parlamentoya talepler götür­ meli, parlamentonun üzerinde denetim kurmalı, protes­ to yürüyüşleri

düzenlemeli,

komünist

fraksiyonların

parlamentoda ortaya çıkışlarını desteklemeli, ve 1Jütün parlamentoların ve bütün burjuva ve reformist partile­ rin karsı-devrimci niteliklerini teshir etmelidirler. '

'

Bu bağıntıda, oportünist sapma tehlikesinin önem­ li ölçüde daha güçlü olduğu ve kadın kitlelerinin çıkar­ larını doğrudan ilgilendiren sorunlarm ele alındığı be­ lediye yönetimlerine özel dikkat gösterilmelidir. İçinde bulunulan durum, Komünist Partilerine, ka­ dın yoldaşlan illegal parti çalışmasına,

örneğin ordu­

nun dağıtılmasına, faşistlere karşı mücadeleye ve müca­

delelere dolaysız katılmaya hazırlamayı dikte etmekte­ dir.

2. Yakın ve Uzak Doğu'da çalışmanın yürütüldüğü

198


özel tarihi koşullar, diğer ülkelerdekinden

farklılıklar

gösteren bir dizi özel görev ler dikte etmektedir. Orada gelenek, töre ve dini önyargılara karşı mü­ cadele önplana çıkarılmalıdır ; orada, onlar olmaksızın Doğu'nun emekçi kadınları arasında verimli bir komü­ nist çalışmanın olanaksız olduğu, onlar olmaksızın Do­ ğu'nun emekçi kadınlarının devrim

davası için kadın

savaşçılar haline getirilemeyeceği özel yöntemler gerek­ lidir.

3. !Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin önün­ de fevkalade önemde bir görev durmaktadır: milyonlar­ ca emekçi kadın kitlesini !Sovyet iktidarını sağlaınıaş­ tırma çalışmasına, ekonominin yeniden inşasına, ekono­ mi ve devlet yaşamının tüm alanlarındaki çalışmaya. ve aynı zamanda genç kuşağın eğitimine çekmek.

«Komintern ve Emekçi Kadın�. 1935, SSCB'nde Yabancı İşçiler Yayın Kooperatifi, Moskova-Leningrad, s. 50--55

199


«KomJünist Enternasyıonal Yüııütme Komitesi v. Genişletilmiş P�nıumumın Komintem Parıtileriniin BolşevikleştirUınesi üzenine Tezle11i»nden 1925

BOLŞEVi KLEŞM E VE KAD l N LAR ARAS I NDA CALI SMA ..:O

;

•w

Bir halk hareketi ne , kadar derin olursa, emekçi ka­ dınların katılımı ruı. o kadar büyük olur. İşçi sınıfının yüzbinlerce ve milyonlarca kadınının mücadeleye katılması uğruna yapılan çalışma da, bolşe­ vikleşmenin en önemli koşullarından

biridir. Komin­

tern Yürütme Komitesi, bu alandaki çalışmamızın son derece yetersiz olduğunu

tespit etmektedir.

Proleter

kadınların aktif çalışmaya ve mücadeleye çekilmesi, iş­ çi sınıfı ç oğuuluğunu kazanmanın

koşullarından biri­

dir. Proleter kadınlar, emekçi kadınlar da saflarımızda erkeklerle omuz omuza mücadele etmezlerse, içsavaşta zafer kazanmamız olanaksızdır, aynı şekilde emekçi l}a­ dınların aktif, özverili çalışması

olmaksızın, komünist

toplumu kurmak da olanaksızdır . . İşte bu yüzden Komünist Enternasyonal Genişletil­ miş Yürütme

Komitesi, tüm

seksiyonlara,

V. Dünya

Kongresi'nin bu bağıntıdaki kararlarını pratiğe geçirme görevini kesin olarak verir. Komünist önderlik altında en geniş kadın kitlelerini kapsayan, onları partinin et­ kisi altına sokan ve onlarla parti arasında sürekli ilişki

200


sağlayan yardımcı organlar ve yardımcı örgütler (eylem ve denetleme komisyonları, delege toplantıları) de ku­ rulmak zorundadır.

«Komintern ve Emekçi Kadın�, 1 935,. SSCB'nde Yabancı İşçiler Yayın Kooperatifi'" Moıskova-Leningrad, s. 56/57 Almanca'dan çevrilmiştir_

201


"7 ) �K:omünist Ente:r�yonıal VI. Kongresi

E M PERYAL i ST SAVASA KARSI . M Ü CADELE VE KO M Ü N i STLER I N G Ö R EVLER I ' N D E N e ) Kadınların, özellikle savaş durumunda, · sanayi­ de aynadıkları büyük rol ve onların

erkek işçi nüfus

üzerindeki etkileri gözönünde bulundurulduğunda, ka­ dın sanayi işçileri ve işçilerin kadınları arasındaki, kü­ çük-burjuva örgütlerce kadınların emperyalist etki al· tında bırakılınasına karşı mücadele, kadınların emper­ yalist savaşa karşı mücadele için sendikalarda ye diğer proleter kitle örgütlerinde örgütlenmesi özel önem ka­ zanmaktadır.

Bu

yapılırken, özellikle kadınların askeri­

leştirilmesi planları ve gittikcçe enerjik bir biçimde yü­ rütülen, kadını pasifist, kiliseye ait ve milliyetçi burju­ va örgütlerinde topariama çalışması dikkate

alınmalı­

dır. Kadınlar arasındaki çalışmanın ihmali, ve bu çalış· manın sadece kadın

komünistlerin işi olduğu görüşü­

nün kökü kazınmalıdır.

202


S ) Komiiınist Enternasyıonal VI. Kıongı:'\esi

EMPERYAL i ST SAVAŞA KARŞI M Ü CADELE VE KO M ü N iSTLE R i N G Ö R EVLE R i ' N D EN 74:

VIII. Plenum'un

tezlerinde

derece önemli önlemler

şunlardır:

önemli bir kısmı

,ortaya konan son

Cepheye giden birliklerin geçtikleri yerlerde ve liman­ larda kadınların ve çocukların yürüyüşleri ; kadınların

,

çocukların ve sakatların parlamento önünde yürüyüşle­ ri, proleter ve küçük.,burjuva kadın örgütlerinde savaşa karşı ajitasyon, emperyalist savaşa karşı mücadele için ka dın delege konferanslarının çağrılması ; fabrika önle­ rinde ve işçi semtlerinde kadın t oplantıları yapılması ve delegelerin seçilmesi, emperyalist savaşa karşı mü­ cadele kampanyasının yürütülmesinde sürekli organlar olarak, halihazırda varolan kadın delege konferansla­ rından yara rlanılmas ı ve yenilerinin oluşturulması .

203


9 ) <Komünist Enternasyonal VI. Kong'il'esi

SÖM Ü R G ELER D E VE YAR J:. SÖM Ü R GELE R DE D EVR i M C i H A R E KET ÜZER i N E TEZLER 'DEN 32. !Sömürge ülkelerde kadın ve çocuk emeğinin sö­ mürülmesi özellikle

büyük boyutlar

kazanmakta ve

barbarca biçimler almaktadır. Ancak aç kalmaya yete­ cek bir ücret, dayanılmaz uzun bir iş günü, bazı bölge­ lerde büyük çiftliklerde kadınların ve çocukların köle emekçisi olarak satın alınması vs., işçi evlerindeki zin­ dan yaşamı, barbarca ve kötü muamele, işte bu katman­ ların çalışma koşulları böyledir. Aynı zamanda, büyük miktarda parasal kaynaklara sahip burjuvazi, misyoner­ ler, vs. proleter kadınlar arasında büyük çaplı gerici ıbir çalışma yürütüyorlar. Ne var ki, sömürgelerin urnutsu�­ luğa itilmiş kadın işçileri yavaş yavaş sınıf bilinci ile uyanmakta, devrimci s.ro lda

yürümekte, ve kararlı ve , atılgan bir şekilde, savaşan proletaryanın saflarına ka­ tılmaktadır. Bunun kanıtı, herşeyden önce, Çinli emek. çi kadınların devrimci olaylara özverili katılımıdır ( ka­ dınların kitlesel grevleri, tek tek kadın işçilerin kahra­ manlıkları, köylü kadınların partizan birliklerine katıl­ ması) . Sömürgelerin ve yarı-sömürgelerin Komünist Parti-

204


leri emekçilerin bu katmanları arasında, öz;ellikle de ka­ dın emeğinin ağırlıkta olduğu işletmelere

dikkatlerini

yöneltmek, kadınları

sendikalara

sistemli bir şekilde

ı;ekmek ve bunların içerisinden en iyilerini

Komünist

Partisine kazanmak zorundadırlar. Düşman örgütlerin etkisine karşı mücadele eden Parti, elinde bulunan tüm sözlü ve yaz.ılı, legal ve illegal ajitasyon ve propaganda araçlarıyla emekçi kadınları kazanmaya çabalamalıdır.

«Komünist Entern�yon;aı Progranu»nllan Parça 1 928. -

Artan makine kullanımı, tekniğin ilerleyen mükem­ melleşmesi ve bu temel üzerinde

sermayenin organik

bileşiminin sürekli olarak yükselişine, işin giderek daha fazla bölünmesi, emeğin

üretkenliğinin ve yoğunluğu­

nun artışı eşlik etmiştir. Bu, kadın ve çocuk

emeğinin

gittikçe daha çok kullamlması sonucunu vermiş ve pro­ leterleşen ve

köylerden göçe zorlanan

köylüler gibi,

kentlerin yoksullaşan küçük ve orta burjuvazisince de sayıca çoğaltılan, dev bir sınai yedekler ordusu yarat­ mıştır. Toplumun iki kampa bölünmesi: bir kutupta kü­ çük bir ibüyük sermayedarlar kümesinin, öteki kutupta dev proleter yığınların yer alması; işçi sınıfının sömürü oranının kesintisiz biçimde yükselmesi ; kapitalizmin te­ mel çelişkilerinin ve bunların sonuçlarıtım ( krizler, sa­ vaşlar vb. ) bir üst düzeyde yeniden üretilmesi ; gitgide büyüyen toplumsal mekanizmasının

eşitsizlik, bizzat

kapitalist üretim

birJ eştirdiği ve eğittiği

proletaryanın

büyüyen isyam - bütün bunlar kapitalizmin temel di­ reklerini kaçınılmaz olarak

kemirmiş ve onun yıkılış

anını yaklaştırmıştır.

205


Aynı zamanda k apitali st toplumun sosyal ve kültü-­ rel hayatında da derin bir dönüşüm burjuva rantiye

gerçekleşmiştir;:

tabakaların asalaklar haline

gelerek

yozlaşmaları; kadının kitlesel biçimde toplumsal üreti­ min içine çekilmesi ile büyük ölçüde daha eski ekono­ mik evrelerden bugüne gelen ev ve aile hayatı biçimleri arasındaki büyüyen çelişkinin ailelerin bozulması;

sonucu olarak

işin en uç noktalarına

genelde kadar uz­

manlaştırılması temelinde, kentsel gelişmenin ilerleyen bir şekilde son derece dumura uğratılması ve kırsal ha­ yatın darlığı; manevi ve kültürel hayatm ibasitleşmesi ve yozlaşması; burjuvazinin, doğal -bilimlerdeki muaz­ zam ileriemelere rağmen bilimsel bir dünya görüşü sen­ tezine ulaşmadaki yeteneksizliği; idealist, mistik ve dini batıl inançların yaygınlaşması - tüm bu

görüngüler

kapitalist sistemin yaklaşan tarihi sonunu bildirmişler­ dir.

( II ) . . . Komünist Partisi, tarihsel görevini -prole­ tarya diktatörlüğünü savaşarak kurmayı- yerine getire­ bilmek için, aşağıdaki strat,ejik ana hedefleri önüne koy· mak ve bunlara ulaşmak zorundadır: Kadın proleterler ve işçi gençlik dahil,

kendi sım·

fımn çoğun1uğımu kazanı."'lak. Buna erişmek için, pro­ letaryanın büyük kitle örgütlerinde C konseyler, sendika­ lar, spor ve kültür örgütleri, vb. ) Komüni5t Partisinin belirleyici etkisinin sağlanması gereklidir . . . . Aynı biçimde, iş;;i ve köy1tii gençlik arasmda ( her­ şeyden önce Komünist Gençlik Enternasyonali ve seksi­ yonları aracılığıyla ) ve kadınlar, işçi kadınlar ve köylü kadınlar arasında, onların özel hayat ve mücadele ko­ şullarından hareket ederek ve onların taleplerini prole­ taryanın genel

talepleriyle ve mücadele

Ş

sloganlarıyla

birleştirerek, sistemli bir çalı ma yapmak gereklidir.

( III ) Muzaffer proletarya, fethettiği iktidarı

ekono-


:nı&k devrimin kaldıracı olarak, yani kapitalist mülkiyet ilişkilerinin sosyalist üretim tarzı ilişkilerine devrimci tarzda dönüştürülmesi amacıyla kullanır.

Bu

dev eko­

nomik devrimin çıkış noktasını, büyük toprak sahipleri ile kapitalistlerin mülksüzleştirilmesi, y�ni burjuvazinin

tekellci müllkiy�tinin tpır!Olieta:rıya devletJ:nin

mülkiyetine

dönüştürülmesi oluşturur. Komünist Enternasyonal bu alanda, proletarya dik­ tatörlüğüne şu temel görevleri verir: . . . c ) Kadın ve erkeğin yasa önünde ve pratik ya­ şamda toplumsal eşitliği, evlilik ve aile hukukunun ra­ dikal biçimde değiştirilmesi, analığın siıyon olarak kabulü, ana ve bebeğin

toplumsal fonk­ korunması, çocuk

ve gençlerin toplum tarafından bakılması ve eğitilmesi­ nin gerçekleştirilmesine başlanması ( kreşler, çocuk b ah­

Ş

çeleri, çocuk yuvaları, vb. ) ; ev ekonomisini yava vaş rabatıatacak olan kuruluşların ( kamu

ya·

mutfak ve

çama.şırhaneleri) oluşturulması; kadını köleleştiren ide· oloji ve gelenekiere karşı planlı kültürel mücadele. . . . :Sovyetler Birliği'nin ekonomik lenmesine, ekonominin sosyalist

bakımdan güç­

sektörünün kesintisiz

biçimde artan ağırlığı:qa dayanarak, işçi sınıfı, devrimci mücadeleler içinde çelikleşmiş Komünist Partisinin ön­ derliği altında, milyonlarca ve

onmilyonlarca emekçi­

lerin geniş kitlesini sosyalist inşa çalışmasına katmak­ tadır. İşçi sınıfı bunu yaparken, kırsal alanda kır yok­ sunarına dayanmakta ve kulaklara ( zengin köylülere ­

Ç'N ) karşı mücadeleyi bir an bile bırakmaksızın, köylü­ lüğün asıl büyük yığımyla, orta köylülerle sıkı bir itti­ fak kurmakt adır. Bunun iıçin temel araçlar

şunlardır:,

Geniş kitle örgütlerinin geliştirilmesi ( yönetici güç ola­ rak parti, bütün proletarya diktatörlüğü sisteminin bel­ kemiği olarak sendikalar, Komünist Gençlik Birliği, her türden kooperatifler, kadın işçi ve köylülerin örgütlen-

20T


:mesi, çeşitli türden «gönüllü dernekleri», İşçi ve köylü muhabirler, spor örgütleri, bilimsel topluluklar, kültür ve eğitim örgütleri ) ve yığınların inisiyatüinin en geniş biçimde teşvik edilmesi, iktisadın ve yönetimin bütün alanlarındaki yönetici fonksiyenlara sürekli yeni işçi .katmanlarının ilerletilrnesi. . . «Komintern v e Emekçi Kad.ın», 1935, SSCB'nde Yabancı İşçiler Yayın Kooperatifi, Moskova-Leningrad, s. 26-29, Almanca 'dan çevrilmiştir.

·


10 ) Komünist Enternasyronal VII. Kongresi Faşizmin Saldıı•,ısı v)9 Faşizme Ka.1rşcı. İşçi Sınıfının

Birliği Müoadelesmd\e Komünist Entm·nasyıonW'in Görıevleiiİ'nden ( Dimitroff'un konuşma�mdian parça )

B i R L i K CEPHESi VE KADl N LAR Yoldaşları Gençlik arasındaki çalışma bağıntısında . görülen küçümsemeden daha az olmayan bir küçümse­ me, emekçi kadınlar, kadın işçiler, işsiz kadınlar ve ev kadınları arasındaki çahşma bağınt1sında da ortaya çık­ mıştır. Ancak faşizm, gençliği tüm diğerlerinden daha fazla ele alırken, kadını da, yarının kendisine ne getire­ ceğinden emin o lmayan, ana, ev kadını, yalnız yaşayan

kadın işçinin en . derinlere kök salmıŞ duyguları üzerine spekülasyon yaparak, özellikle amansız ve alaycı bir bi­ çimde köleleştirmektedir. Velinimet rolünde sahneye çı­ kan faşizm, açlık çeken ailenin önüne zavallı ıbir sadaka atmakta ve böylelikle, faşizmin

getirdiği eşi duyulma­

mış köleleştirme yüzünden, özellikle emekçi kadınlarda ortaya çıkan acı duyguları boğmaya çalışmaktadır. Fa­ şizm, işçi kadınları

fabrikadan sürüp

çıkarmaktadır.

Yokluk çeken genç kızları zorla köye yollamakta ve on­ ları zengin köylülerin ve büyiik toprak sahiplerinin üc­ retsiz hizmetçileri olmaya mahkum etmektedir. O, kadı-

209


na mutlu bir yuva vaat ederken, kadını hiçbir kapitalist rejimin yapmadığı

ölçüde fahişelik yoluna

itmektedir.

Geniş kadın kitleleri bu mücadelenin içine çekilme­ dikleri taktirde, faşizme ve savaşa karşı başarılı bir mü· cadele verilemeyeceği; komünist kadınların ve öncelikle de Partili kadın y oldaşlarımızın sürekli

kulağına küpe

olmalıdır. Fakat salt ajitasyon, bunu sağlamaya yetmez. Her somut durumu dikkate alarak, emekçi kadın kitle­ lerini yaşamsal çıkar ve talepleri doğrultusunda hareke­ te geçirme olanağını bulmak zorundayız. Hayat pahalı­ lığına karşı, eşit işe eşit ücret temelinde ücret artışı için, kitlesel işten çıkarmalara karşı, hak

eşitsizliğinin her

biçimine ve kadının faşistçe köleleştirilme.sine karşı ol� ma talepleri uğruna mücadele edelim! Emekçi kadınları devrimci harekete

çekme çaba­

mızda, gerekli olduğu yerde özel kadın örgütleri oluştur­ maktan da korkmamalıyız. Kapitalist ülkelerde Komünist Partisi önderliğinde bulunan kadın örgütlerinin, işçi hareketi dın ayrılıkçılığı>ma karşı mücadelenin

içindeki «ka­

,çıkarı açısından

lağvedilmesi gerektiğine ilişkin bir önyargı mevcuttur; bu önyargı, çoğunlukla büyük zarar getirmektedir. _

Devrimci, sosyal-demokrat ve ilerici

anti-faşist ve

savaşa karşı örgütlerle ilişki ve ortak mücadele kurul­ ması için, en basit ve en esnek biçimler bulunmak zo­ rundad��r. Ne pahasına olursa olsun, işçi ve emekçi ka­ dınların, işçi sınıfının birlik cephesi ve anti-faşist halk cephesi saflarında, s1nıf kardeşleriyle omuz · omuza mü­ cadele etmelerini sağlamak zorundayız.

210


11 ) K:omünjst Ente:rnasyonal VII. &o�esi Empel"yjaJ.iStlerin Yem Bir ·Dünya SaV'aş;ı Hazırb.kiMI Karşısında Komünist Ente;rnasyona.'in Görevleri'nden ( Ercoli'll1in konruşnmsındjan pat,ça )

BAR I Ş M Ü CADELES i N DE KAD l N LAR Diğer ciddi bir eksiklik, kadınlar arasındaki çalış­ mamızın yeterince geliştirUmemiş olmasıdır . Açıkça iti­ raf etmeliyiz ki, az sayıda ülkenin Komünist Partisi dı­ şında, bugün kadınlar arasındaki çalışmaya eskisinden daha az önem vermekteyiz. Bu, savaşa karşı verdiğimiz mücadele açısından bakıldığında, en ciddi

eksiklikler­

den biridir . Nasyonal sosyalizm, kadınları yüzyıllar ön­ ce bulundukları yere geri döndüren bir duru.ına düşür­ müştür . Kadınlar gerek Almanya 'da, gerekse tüm diğer ülkelerde, en

hummalı savaş

hazırlıklarından doğru­

dan doğruya etkilenrnektedirler. Hayat pahalılığ·ı, vergi­ lerin arttırılması, askerileştirme önlemleri, kadınları ya­ şamlarının tfun alanlarında vurmaktadır : Bunlar kadını işçi olarak , ana olarak, eş olarak etkilemektedirler. Bir dizi ülkede, özellikle de Almanya ve Japonya'da, kadın­ lar doğr,udan savaş

hazırlığı içine

çekilmişlerdir bile.

Salt fabrikalarda değil, bizzat savaş hizmetinde de, ka­ d!nların savaşa aktif olarak katılması, kural olarak her yerde öngörülmektedir. Bugün halihazırda, olduğu ve daha fazla sömürüldüğü

daha ucuz

için, kadın emeği,

211


silahianma sanayiinde büyük ölçüde kullanılmaktadır. Almanya'da, örneğin 1933'te, faşist hükümetin emirleri uyarınca 150 000 işçi fabrikalardan atılırken, bir tek ka­ dın işçi bile silah fabrikalarından çıkarılmamış, tersine, artık savaş için çalışmakta olan fabrikalara binlerce yeni kadın işçi alınmıştır. halde, burjuvazinin ve ilk planda burjuvazinin gerici partilerinin, kadınlar1n en çeşitli biçimlerde ör­ gütlenmesine verdikleri olağanüstü önem karşısında gözlerimizi kapatmamalıyız. Bütün bu çalışmadan, bur­ juvazinin hiçbir sonuç elde etmediğine inanmak, alı­ maklık olurdu. Kadın kitleleri arasında _pasifist ruh ha­ li, elbette ki olağanüstü güçlüdür. Kadınlarm savaşa karşı gösterilerde, çeşitli ülkelerde savaşa karşı, örne­ ğin gazdan korunma alıştırmalarına karşı tekrarlanan protesto eylemlerinde, mükemmel bir rol oynadıklarını biliyoruz. Fakat bununla yetinmemeüyiz. Çünkü henüz burjuvazi, özellikle de faşistlerin, kadın kitlelerini ör­ gütlemede uyguladıkları biçim ve yöntemlerin karşısına yeterince etkin bir çalışmayla çıkamıyoruz. Yerimizde s ayıyoruz, bu alandaki çalışmamız, salt kadının tümden kurtuluşunu hedef alan ve tutarlı bir biçimde barış için mücadele eden Partilerimizin görevleriyle aynı düzeyde değildir. Fransa'da, savaşa ve faşizme karşı kitlesel bir ka­ dın hareketinin gelişmesi konusunda çok ilginç bir ör­ nek var. Bu harekete, en çeşitli siyasi akımlara mensup ve partisiz -yiizbinlerce kadını kapsayan büyük pasifist örgütler katılmaktadır. Komünistler, bu harekete mü­ kerrl--n . el bir başarıyla katılmışlardır ve biz yalnızca, Fransa örneğinin diğer ülkelerde tekrarlanmamış olma­ smdan üzü.rıtü duyuyoruz. Yoldaşlarımızın bu harekete aktif olarak katılmaları sayesinde, onlar şimdiye değin her türlü siyasi faaliyetten kendilerini uzak tutmuş olan O

_

212


kadın kitlelerine ulaşmanın bir yolunu bulmuşlardır. Fakat bizzat Fransa'da bile yoldaşların tümü, bir komü­ nistin böyle bir harekete nasıl yaklaşması gerektiğini doğTu olarak kavramış değillerdir. Yoldaşlanmız., he· nüz' bizim etkimiz altına girmemiş olan kadın kitleleri­ ne yaklaşabilmek, aynı şekilde, pasifist anlayışa sahip kitlelerin içine girebilmek için, onların mensup oldukla­ n örgütün niteliğini hesaba katmak zorunda olduğmnu­ zu her zaman kavra.yamıyorlar. önümüz:e koyduğumuz görev, kesinlikle bu örgütü yıkmak olmamalıdır, t i'l-m tersine, daha ziyade bu örg-"Lit ile işbirliğinin en çeşitli biçimlerini, onun içine gitme­ nin yollarını bulmak zorundayız.. Bazı dununlarda yol­ daşları..'llız, bu doğru örgütsel ve siyasi çizgiyi kavramak ve izlemek yerine, dar ve sekter bir komünist kadın ör­ gütü yaratarak, bunu varolan örgütlerde genis kitle çalışmasınm yerine geçirdiler, bu, barış için ve savaşa karşı gerçek bir kitlesel kadın hareketinin oluşmasını zor­ laştırmaktadır. .

.

'

213


12 ) Komünist Enternas�onal VII. &ongı<esi

YOLDAS Kİ RSANOVA: :;,

.

( Ulu�Iaııal'ia&

Kaid/ın

Sekrıeterıyıası )

(Yoğun bir alkışla karşılanır.)

Diiny!a savaşının dlenıeıyıimi, erkeklerin büyük çoğun­

luğunun

savaş sahnesinde bulunduğu >?ırada, kadın iş­

gücünün savaş

fabrikalarında ne kadar geniş

kullanılabileceğini göste:r:n:ıjştil'. Almanya'da,

ölçüde

üretimde

istihdam edilen kadınların sayısı savaş sırasında % 67 idi. Burjuvazi, tüm ülkelerde bu deneyimden çok iyi ya­ rarlanmayı bilmiştir, aynı zamanda savaş ve savaş ihti­ yaçları sanayiini

yeterince kadın işgücü

kadrolarıyla

beslemektedir. İşte bu yüzden, yeni bir savaşın haızırlanmıasma. h:iiz­

met eden sanayi dallan ve mesleklerin sürekli aırtan

miktanm.n, bugün ya «kadın san�:iıi» lıalinıe 1ge1mekte olduklarını, ya dia oualarda kadın emeğinin nıaısıl daiha fazla ö�m kazandığını görüyoruz. Bu tümüyle anlaşılır

b irşeydir. Kadınların iş ücreti, erkeklerin ücretinden %

30

-

% 50 daha düşüktür.

Yaikl,iaşık 65 milyon , tüm kiapH.a11.ist d\fuıyadoo pro­ lelter karunlar ordıusunun sayıısı işte bu l'lakama ıulaş­ maktarur.

Savaş hazırlığının en önemli görevlerinden biri, ibu

2 14


savaş ıçın cephe gerisinin örgütlenmesidir, savaş soru­ nunun başarıyla çözülmesini sağlamak

için, öncelikle

de sanayiin örgütlenmesidir.

Bu amaçla burjuvazi, savaş sırasında

tüm üretim

:aygıtının kesintisiz işleyişini güvence altına almak için, sistemli olarak ve planlı bir biçimde emekçi kadın kit­ lelerini hazırlamaktadır. AlJmanya'yı alalım. 0Tada Hitler, evli kadınları so­ kağa atıy.or, fakat askeri malzeme fabrikalama terci­ hen genç kadın işçiler işe alınıyor. kimya sanayiinde % 50, elektrik

Kadınların sayısı

sanayiinde

% · 50, pik

.demir sanayiinde % 35 artmıştır. Belirleyici önem taşı­ yan bir olgu: 1933 yılında yaklaşık 150 000 kadın işçi fab­ rikalardan çıkartılmıştır, fakat askeri malzeme fabrika­ larından bir tek

kadın işçi bile

çıkarılmamıştır. Tam

tersine, buralarda gözlemlenen, yeni kadın işçilerin işe .alınmaiSıydı. Bundan, yüce aile mutluluğu şiarı ile ucuz kadın işgücünden yararlanmak için doymak bilmez ça­ ba arasındaki çelişkinin ne denli kaçınılmaz

olduğunu

görüyoruz. İn giltere de kimya sanayiinde çalıştırılan '

kadınla"

rın sayısı, son yıllarda % 35 artmıştır.

Polonya'da kimya sanayiinde çalıştırılan kadınların sayısı % 50, Japonya'da % 40, Çekoslovakya'da % 60 art­ mıştır. Kapitalist ülkelerde her tarafta askeri malzeme fabrikaları kadın emekçilerle donatılmaktadır. Egemen sınıflar çok sayıda siyasi, dini, ekonomik ve kültürel kadın örgütlerinin yardımıyla, kadınları ide­ olojik ve örgütsel bakımdan savaşa hazırlamaktadırlar.

Bugün kad!ınlıann asker:iilieştirilmesi

düğümüz şey,

alaronda

gör­

tam da Lenin'in daha 1916'da yazdığı «ya­

rımıdır, yani «emperyalist burjuvazi bugün herşeyi, biz­ .zat gençliği bile askerileştirmekteı>dir,

«açıktır ki onmr 215


yann, kadmlann wskerileştirilmesine bile

.girişecekler­

dir». Aşağı-yukarı tüm devletlerin ( Fransa, İtalya, Po­ lanya, Çekoslovakya, Yugoslavya, ABD), kadınları sa­

vaş sırasında harekete geçirmek konusunda. yasa tasa­ rıları hazırladıklarını, ya da çıkarmış olduklarını bili­ yoruz . .Japon ordu yönetimi, kadın kolları örgütlüyor. Ja­ pon Yurtsever Genç Kadınlar Birliği'nin ı 600 000 üyesi var. «Kadınların» milli ruhla « eğitilmesi>mi, onların « sa­ vaş zamanlarında güvenilir bir destek» haline dönüştü­ rülmesini amaç edinmiş olan Yurtsever Japon Kadınlar Derneği'nin 1 ,5 milyon üyesi var. Japonya'nın Yiönetici sınıfları, burjuva kadın der­ nekleri aracılığıyla salt propaganda faaliyeti yürütmek­ le kalmıyorlar, aynı z amanda kadın kitlelerini pratik as­ keri işlere de katlyorlar, bu arada askerileştirme, ço­ cukları bile kapsayacak derecede genişletiliyor. 1933'te Tbkyo'da yapılan askeri birliklerin manevra­ larma Mazudao, Çiba vb. kız okulları da katılmışlardır. Zorunlu askeri eğitim yasası temelinde, fabrikalardaki kadın işçiler de askeri eğitim kursuna katılmaya zo­ runlu tutulmaktadırlar. ·

Almanya'da milliyetçilik ve ş övenizm, her yerde fa­ şizmin, fakat özellikle Alman ( faşizminin -:- ÇN ) , kadın kitleleri arasmda kullandığı silahlardır. Alman faşizmi­ nin kadın kitlelerini kazanma manevraları en büyük bir dikkate layıktır, çünkü son zamana değin faşizmin ka­ dınlar arasında kazandığı b aşarılar gün gibi açıktır. Hitler Hükümeti kadınlar;ı a.skeri eğitimden geçii.'i.�ic yor. A]man

Kızm Birliği

ve A�ı:ımnyla. Milli

K.ailinl.ar

Derneği birlikte sekiz milyon kadını kapsıyorlar. Faşist

ruhla eğitmek ve savaş hazırlığı

-

bu örgütlerin esas.


görevleri bunlardır. Bunun da ötesinde, kadınlar çahş­ m.a kamp�:rında ve «<.::ırsaJi alanda hjjz.met yılı» sırasında askeri eğitimden geçiriliyorlar. Köln Radyo İstasyonun­ da, tüm çalışan kadınlar için her gün atış taliroleri ya­ pılmakta. imparatorluk Bankas(nda ( Reichsbank ) her . hafta akşamları, küçük kalibreli silahlarla at:ı:ş talim­ ler� ya.ptırılmakta. Bu atış talimlerine katılmak, Reicb. Bankasında çalışan tüm kadınlar için zorunludur. Al­ man Merkez Posta Dairesinde kadın memurlar ve yar· dırncı kadın i şçiler, yoğun bir askeri spor yapılan Pos­ tane Çalışanları 1Spor Birliği'ne katılmaya zorlanmakta­ dır.

· Alnta,u

faşizrnli, bdmlar;ın �sk!erileştinlmesri.ni zo­ gerçekleşti:rmek­

run!ju çallışma ;Yi'i.kiim]ii�üğü .üzıeıl1nden

tedJir.

1933 yılında 13 ilçede, kamp sayısı toplam 270'i bu­ lan ve onbinlerce kadın işçiyi kapsayan bedensel çalış­ ma yükümlülüğü organize edildi. Kaımpların ö:r:güt1enmesıi, savaş rstr:a;tejisi bakış açı­ sıylla gerçeldeştirilmektiedir. Kadın çalışma kamplarının

çoğunluğu doğti. smırındadır: Doğu Prus:ya'da, Meklen­ burg'da, Pommern'de, vs. Fakat batıdaki sanayi bölge· sinde de pekçok kamp kurulmuştur ( «Halk ve İş» tab­ losunun verilerine göre ) . Bu kamp lar işletmelerin he­ men yanıbaşında kurulmuştur ki, savaş durumunda as­ kere alınan erkeklerin yerini derhal kadınlar alabil­ sin .. K,aıd!m çalışma kamplan için kadrio}Jann haız.ırl,an­ ması hızlı bir tempoyla -üç hafta içinde- gerçekleşti ­ rilmektedir, faşist basının doğruladığı .gibi «tam askeri biçimde» . «Völkische Beoibachter»in sevinçle belirttiği­ ne göre, kurstan geçen bazı kadın :yöneticiler herhangi bir başçavuşla boy ölçüşecek durumdadır. 2 1 7•


Faşist

İtalya, kadınların askeri eğitimine çok önem­

li miktarda parasal kaynak

harcamaktadır. Faşist er­

kek örgütlerinin olduğu her yerde, kadın seksiyonları da kurulmaktadır. İtalya'da,

1 933 yılında 186 694 kadını,

Haziran 1934'te ise 273 229 kadını kapsayan

6000 faşist

.kadın seksiyonu vardır. Faşist milis, onbinlerle kadını kapsamına almakta­ dır. İtalya'daki faşist

kadın örgütleri daha

şimdiden,

herhangi bir savaş durumunda cephe gerisindeki çalış­ ma için hazırdırlar ( Kızıl Haç, işletmelerde kontrol, de­ polara dağılım, kadın nüfus arasinda askeri bir disipli­ nin kurulması için mücadele V$.) ve genç_ kızlar arasın­ da askerileştirmeyi yürütmekte, büluğa ermemiş ve ye­ tişkin kızların tümünü faşist gençliği ve çocuk örgütle­ rine çekmeye çalışmaktadırlar. Polonya'da, askeriyenin ve devlet memurlarının ka­ rılarınm özel örgütleri

vardır. örneğin

subayların ve

.astsubaylarm karıları «Rodzina Wojskowa» örgütünde, · devlet memurlarının karıları «Rodzina Urzednicza» ör­ gütünde, rezervistlerin ( ihtiyatların)

karıları «Rezer­

wista Familia» örgütünde birleştirilmiştir. Polanya'da bu kadın örgütlerinin

dışında, «Siper­

ciler Kadınları Birliği», «Toplumsal Çalışma Yapmak .için Kadınlar Birliği», ve «Anavatanı Savunmak için Ka­ uınlar Birliği» de vardır. Tüm bu örgütlerin çok sayıda üyesi vardır. Askeri kadroların yetiştirilmesi için, çeşitli örgütle­ rin seksiyon yöneticileri ve Siperciler Kadınları Birliği ·için özel kurslar yapılmaktadır. Polanya

Hava Koroma Ligası'nın bir milyon üyesi

vardır, ki bunun % 23'ü kadınlardan oluşmaktadır. Gö­ revi hava savunmasının ve zehirli gaza karşı savunma-

218


nın örgütlenmesi, yeni uçakların alınması ve yeni pilot okullarının yaratılması için· para toplamaktır. Finlandliya'da güçlü bir askeri kadın örgütü vardır. Şehirlerde 600 seksiyana ve kırlarda 1300 seksiyana sahiptir. Estonya ve Litva.nya'da da askeri kadın örgütleri son derece çoktur. Kadınlar atıcılık, yürüyüş ve sıhhi ­ yeye yardımcı güç olma konularında yetiştirilmektedir. Yugos1ıavya ve Çekosl,ov.akya'da kadınların askeri eğitimi daha okulda başlamaktadır. ·

Fr:ansa'da, P'au:t-Boncour yasasına göre, «tüm Fran­ sız�r :ve Fransıı:z vatandaşlığındaıki lci.şil'er, yaş ve cmsi­ yet farkı gö·zetmle:ksizıin, gerek bir .sıaıvaş duımmıunda, ge­

rekse sıaldırgau bir k:araı;trter taşıya)n munda seferlber ed\Uir .»

b;azıırlı.klar du:rp.­

Gelecekteki mücadelelerde kent ve kır kadın kitle­ lerinin güçlerinin kimin tarafında duracağı sorunu, çok ÖD;emli ölçüde, Komünist Partisinin ve Komünist Genç­ lik Birliği'nin kadınlar arasındaki çalışmasım ona layık olan düzeye getirmeyi, bu çalışmayı sosyalizm uğruna, Komünizmin zaferi uğruna tüm mücadelemizin ayrıl­ maz bir parçası yapmayı becerip becerrneyeceğirnize bağlıdır. Bütün ülkelerde proletaryanın sımf mücadelesinde kadın işçiler daha bugünden öne çıkan bir rol oynu­ yorlar. Onlar pek çok durumda devrimci mücadelenin kalp atışını düzenleyen araçtırlar. Polanya'daki tramvaycılar grevi sırasında, kadın işçiler rayların üzerine yatarak tramvay trafiğini engel­ Iediler. Lancashire'lı kadın işçiler sınıf mücadelelerinde sağlam savaşçılar olarak öne çıktılar. Almanya'da kanlı teröre rağmen, kadın işçiler kah219


ramanca faşizme karşı mücadeleyi

yürütüyorlar. Eski.

bir Gizli Polis şefi, «kadınların bugün

yeminli devlet

düşmanları haline geldiğini» itiraf etmek zorunda kal­ dı. Tüm diğer ülkelerde

de, her yerde kadınların artan

bir şekilde proletaryanın ve köylülüğün

devrimci mü­

cadelesine katılımını göz,lemleyebiliyoruz,. Ama bizim özel coşkurnuzu,

Çin1i · kadınlarm

cesur,

özveTili mücadelesi uyandırıyor: Şanghay'yı kadın işçi­ lerin Japon emperyalizmine karşı mücadeledeki gerçek kahramanlıklanm

'hayranlıkla

karşılıyoruz,. T'otsiang'·

daki çarpışmalarda Nanking ordusunun- tüm bir alayını silahsızıandıran kadın

Çang Çu Sin

alayının kahraman

yoldaş önünde saygıyla

komutanı

b aşımızı eğiyo­

ruz.

Kızıl Ordunun şanlı kahramanının geride kalan ka��

rısı

Fan Ci

Min'in, bu savaş komı1tanınm cesaretini ve·

kabiliyetini hayranlıkla karşılıyoruz. Burjuva ıbasını, Fan Ci Min'in, mücadele arkadaşı­ mn ölümüne kolordunun komutasını üstlenerek yamtla­ dığmı haber veriyor. Bu kadın kahramanın askeri ma­ haretinden emin olan Sovyet Kızıl Ordusu'nun devrim­ ci Savaş Konseyi, ona bu kolordunun komutasını . ema­ net etti. Kadın kol ve kafa işçileri, Partisizler, kadın sosya.­ listler, kadın komünistler, Radikal Parti üyeleri, hıristi­ yan kadın sosyalistler, kadın ateistler ve inananlar, ör­ gütlüler ve

örgütsüzler - bunların

hepsi, 4 Ağustos

1934'te yapılan Dünya Kadınlar Kongresi'nin

etrafında

birleştiler. Bu kongre, birlik cephesmin gelişmesinde yem hill' ;;tşa;:maıdır. Bu Kongre'nin kararları, kapitalist ülkelerdeki ka--

220


·dm kitlelerini, güçlerini proletaryanın devrimci sınıf mücadelesinin birlik �ephesinde birleştirmeye çağırı­ yor. «Bütün Üll>:elerin Ka.�nlanna» çağrısında Kongre, Sovyetler Birliği'ne tavrını şöyle dile getirdi :

«Bütün kadınlar, savaşa ve faşizme karşı mü­ cadele etme arzusuyla doludur, ve istisnasız hepsi, Sovyetler Birliği'nin kadınların kurtuluşunun eşsiz bir örneğini verdiğini kabul etmektedirler. Sovyet­ ler Birliği'nde tarihte eşsiz bir kültürel ve toplum­ sal kabanş gözlenmektedir. Orada kadınlara tüm meslekler, tüm resmi daireler açıktır, ve onlarla birlikte yeni bir düzenin, mutlu bir toplumun in­ şasında çalışan erkeklerle eşit haklara sahiptirler.» Kongrenin bütün kadın delegeleri, Sovyetler Birli­ ği'nin kadına tam özgürlüğünü veren ve onu bütün alan­ larda eşit kılan dünyadaki tek ülke olduğunu kabul et­ tiler. Bu yüzden Kongre, çağrısında, Sovyetler Birliği'nin savunulması.na ilişkin aşağıdaki nokta,yı da coşkuyla kabul etti: «Tüm dünyanın kadınları, yoldaşlarıyla, Sov­ yetler Birliği'nin erkekleri ve kadmlarıyla daya­ nışmall, ve Japon, Alman ve diğer emperyalizmie­ rin Sovyetler Birliği'ne karşı saldırı politikasma karşı enerjik bir şekilde mücadele etmelidirler.» Kongre, 142 üyeden oluşan bir :Savaşa ve Faşizme Karşı Mücadele Uluslararası Kadınlar Komitesi seçe­ rek, çalışmalarım örgütsel olarak sağlama bağladı. Proleter kadın kitleleri aktif siyasi mücadeleye çe­ kilmeksizin, savaşa karşı mücadelenin başanya ulaşma221


sı, devrimci mücadelenin b�arıya ulaşması mez. Lenin, bu gücü takdir etmeyi bize

düşünüle­

öğretti ; Stal,in

yoldaş da bize bunu öğretiyor. Şöyle diyor: «İşçi kadın, erkek işçiyle omuz

omuzadır. O

onunla ortak işte birlikte çalışır. Sınıf bilinçli ise, siyasi olarak aydınlanmış ise, ortak davaya yardım

edebilir. Ne var ki, yılmış ise, cahilse, ortak davayı mahvedebilir - elbette ki kötü

niyetinden değil.

cehaletinden. » Partinin onların önüne, proletaryanın önüne koy­ duğu görevleri çözmek için, kitlelerin tüiı:ı güçlerini he­ saba katma, onları seferber etme yeteneğini edinmeli­ yiz. Kadınlar arasındaki çalışmayı, onların üretim süre­ cindeki yerine uygun, onların savaşta önlerinde duran rolüne uygun hale get:irmenin .gerekliliği üzerine Kon­ gre kararlarının uygulanmasını güvence kadrolarm yaratılması çalışmanın Partinin sözlerimi bağlıyorum.

222

için, kadınlar

altına alacak

arasındaki tüm

bütünlüğüne çekilmesi

talebi ile


13 ) Komünist EnternaS!Y'OnaJ. VII. Kongr;esiı Dimitroff y;ol�ın Konıuş�IJ.�ası üzeriıne KM�a.r''d-a,n

5 Parti görüşleri ve dinsel inançları ne olursa olsun, milyonlarca emekçi kadın kitlesini, öncelikle ka­ dın işçileri ve emekçi köylü kadınları, yekpare halk cephesine katma acil zorunluluğu, komünistlerden, emekçi kadınların acil talepleri ve çıkarları u ğrundaki mücadelesinde kitlesel hareketini geliştirmek için, özel­ likle de hayat pahalılığma, kadının haklarının elinden alınmasına, kadının faşistçe köleleştirilmesine kitlesel işten çıkarmalara karşı, «eşit işe eşit ücret» ilkesi teme­ linde daha fazla ücret için, savaş tehlikesine karş ı mü­ cadelede daha güçlü çabalar harcamalarını talep etmek­ tedir. Tek tek ülkelerde olduğu gibi, uluslararası dü­ zeyde de, gerekli olduğu yerde özel kadın örgütleri de kurmaktan çekinmeksizin, düşünce özgürlüğü ve eleşti­ ri güvencesi ile, devrimci, sosyal-demokrat ve ilerici ka­ dın örgütleri amsında ilişki ve işbirliği sağlamak için,. en çeşitli örgüt biçimlerini esnek bir şekilde uygula­ mak gerekmektedir. -

,

223


-<cKomiimst ,Enternasyona;i» DeJ'lgisin�n:

« FASi Z M E VE SAVASA KAR S I M Ü CADELEDE KAD l N LA R U LU S LARARAS I KADl N HAREKETi N D E BU G Ü N KÜ D U RU M » -- 1 937 ·

«Komünistler, v e herşeyden önce d e komünist kadınlarımız, şunu hatırda tutmak zorundadırlar; geniş kadın kitleleri faşizme ve savaşa karşı müca­ deleye kazanılmadıkları taktirde, başarıLı bir müca­ dele verilemez » «Ne pahasına plursa o lsun, işçi ve emekçi ka­ dınların, işçi sınıfının birlik cephesi ve anti-faşist halk cephesi saflarında sınıf kardeşleriyle omuz omuza savaşmalarını sağlamak zorundayız.» . . .

DİMİTROFF Komintern VII. Dünya Kongresi

Son ikibuçuk yıl .

içinde

bir diz,i ülkede

·

oldukça

önemli bir kadın hareketi ortaya çıkmıştır; bu hareket,

1934 ağustosunda

Paris'te Savaşa ve Faşizme

Karşı

Uluslararası Kadınlar Kongresi'ni toplayan bir grup ile­ ri kadının inisiyatifiyle

oluştu. Bu inisiyatif

grubunun

çağrısına hemen hemen tüm büyük ülkeler ve çok çeşit­ li kadın örgütleri yanıt verdi. Kongre, önüne, her ülke­ de ve tüm dünyada barışın ve kadın haklarının savunul­ ması için, faşizme karşı geniş bir kadın · hareketi örgüt-

224


leme görevini koydu. Kongre, çeşitli ülkelerin ve çeşitli örgütlerin temsilcilerinin katıldığı bir Uluslararası Ka­ dın Komitesi seçti. Savasa ve Fasizme Karsı , , , Uluslararası Kadın Hare-

keti, bugün doğrudan ya da dolaylı,

milyonlarca kadını

etkilemektedir. Çeşitli ülkelerde ve 20 değişik dilde ya­ yınlanan kitlesel kadın dergisi <{Kadınlar»,

bu hareket

tarafından yaratıldı. Bu hareketin büyük

önem taşıyan

deneyimlerini

dikkate alan «Komünist Enternasyonal» dergi·Si redaksi­ yonu, dergi için, bu sorulu-cevaplı

komitelerin çalışmaları

materyal

sağlanması ve

hakkında

deneyimlerini

bildirmesi ricasıyla, Uluslararası Kadın Komitesi ve çe­ şiti� ülkelerin Kadın Komiteleri'nden önde gelen işçilere başvurdu. Yanıt olarak, redaksiyana aşağıdaki bilgiler gönderildi. Redaksiyon, derginin sütunlarında, bu sorun konusundaki başka belgelere de seve seve yer verecek­ tir. Ancak, gelişen

kadın hareketinin

topladığı dene­

yimlerden bütünüyle yararlanmak için, kadın bağıntısında bizim kendi

sorunu

saflarımızda ve genel olarak

işçi hareketi saflarında varolan zaaflara ve önyargılara s avaş açmak gerekmektedir. Halk kitlelerinin fa.şizme karşı başarılı bir mücade­ le vermesi için, işçi sınıfının kapitalizme karşı zafer ka­ zanması için, sosyalizmin

gerçekleştirilmesi için, mil­

yonlarca kadın kitlesini ; işçi, köylü, ev kadını , aydın ka­ dınları vb . genel mücadele içine çekmek kesinlikle zo­ runludur. Bu, komünist saflarda herkesin kabul ettiği bir ger­ çektir. Ve ama hala kadınlar arasındaki pratik çalışma­ nın bugüne kadar da, hareketin

gereksinimleri ve ola­

naklarının çok gerisinde kalma durumu sürüp gitmek-

225


tedir. Bu geri kal�anın nedenleri nelerdir? kitlelerinin bugün

faşizme ve savaşa karşı

mücadelenin yarattığı

ortamın bütünü

Ve, halk verdikleri

tarafından zo­

runluluğu kesinlikle emredilen radikal ilerlemeleri sağ­ lamak üzere ne yapmak gerek? Komünist

Partilerinin

saflarında bile,

kadınlara

karşı dar kafalı, küçük"burjuvaca, küçümseyici bir tutu­ mun kalıntıları daha hala güçlü bir etkiye sahiptir. Er­ kekler gelişebilirler, örgütlenebilirler, yönetebilirler, sa­ vaşabilirler, herşeyi · yapabilirler. Kadınlar ama - an­ cak istisnai durumlarda, ancak eğer özellikle atılgan, ye­ tenekli, yetkinlerse. Eğer partilerde ve işçi örgütlerinde zaman zaman kadınlar da seferber ediliyorlarsa, bu bi­ çimsel, mekanik bir şekilde oluyor ve

asla kadınların

ortak sınıf düşmanına karşı mücadeleye gerçek kitlesel katılırnlarının zorunluluğu ve mürnkünlüğüne dair derin inanç sayesinde olmuyor. Kadın komünistler arasında, kızkardeşleri kitlelere bu inançsızhğı paylaşanlar hiç de az değil. Bu komünist kadınlar için, kadın ile erkeğin eşit haklara sahip olma­ sı demek, bunların kadınlar arasındaki

özel çalışmayı

unutmamaları ve kadınlara, erkeklerle

birlikte yürü­

mek, politik, sendikal, t oplumsal harekete katılmak ola­ nağı şeklen resmen

verilmiştir maskesi

ardında, her

önemli kadın hareketini ihmal etmeleri anlamına gelir. Ama, kızkardeşlerinin ilerlemesi için çaba harcamayan bir komünist kadın, kötü bir komünist kadındır. Sendi­ kada yer alan her komünistin ilk görevi, nasıl sendikal harekete aktif katılmaksa, işçileri sendika-ya çekmekse, her komünist kadının da ilk görevi, kadın kitlelerini ko­ münizmden yana çekmek ve faşizmin onları işçi sınıfına karşı kullanmasına izin vermemek için, gücünün yetti­ ği herşeyi yapmaktır.

226


Bugün Sovyetler Birliği'nde varolan biçimleriyle ' kadın hareketini mekanik olarak kapitalist ülkelere ak­ tarmak da, bugün kapitalist ül]{.elerde kadınlar arasın­ daki çalışmanın geri kalmasının nedenlerinden biridir. Büyük Sosyalist Ekim Devrimi, kadına gerçek öz.gürlük vermi.ştir. Komünist Partisi ve SOV'Jet Devleti, kadın kitlelerinin gelişmesi, onların sosyalizmi inşaya ve dev­ let yönetimine aktif katılması için muazzam olanaklar yaratmaktadır. Sovyetler Birliği'nde Komünist Partisin­ de veya sendikalarda özel kadın örgütleri veya özel ka­ dm hareketi organları yaratılması - bu aşılmış bir aşa­ madır. Kapfta.list ülkelerdeki komünist partileİ:'i, Sov­ yetler Birliği'nin çalışma deneyimlerini mekanik bir bi­ çimde aktarmışlardır ; Sovyetler Birliği'nde özel kadın örgütleri kaldırıldığı için, onlara göre, bunlar kapitalist ülkelerde de gereksizdir. Ve gene de Sovyetler Birliği'n­ de de, sendikalarda örgütlü olmayan, üretimde çalışma­ yan kadınların genel sosyalist inşa cephesine katılmala­ rı için çeşitli biçimler ortaya çıkmaktadır; örneğin, ağır sanayi ku_ınandanlarının, Kızıl Ordu kumandanlarının karıları için danışma toplantıları, vb. Komünist partilerinin kadın çalışmasında şiddetli geri kalmışlıklarınm nedenlerinden en önemlisi, bizzat kadınların kendilerini e�siksiz kişilik sahibi olarak gör­ memeleri, ikinci ya da üçüncü dereceden insanlar ola­ rak değerlendirmeleri, kendi güçlerine inanmamaları, komünist partilerinin bu alanda gereken herşeyi yap­ malarını sağlamak için kadınların yeterli inisiyatif ge­ liştirmemelerinin hiç de az rastlanır birşey olmaması­ dır. Kadınlar bağıntısında komünist partilerinin ve işçi sınıfının görevlerini yerine getirmesi uğrunda, bizzat ka­ dınların kendileri mücadele vermek z,orundadırlar. Geç­ mişin mirasına, feodalizmiri artıkiarına karşı mücadele etmek gerekmektedir. 22'(


Emekçi kamuoyunu, ortaçağ artıkiarına ve kadınlar konusundaki darkafalılığa karşı harekete geçirmek ge­ rekmektedir. Kadınlara karşı, bir mücadele yoldaşma davrandığı gibi davranmayan, geçmişin mirasının kökü­ nü acımasızca kurutmayan komünistler, damgalanmak zorundadır. Geniş işçi kadınlar, köylü kadınlar, ev ka­ dınları ve aydın kadınlar kitlesi, çalışmaya, anti-faşist harekete, sendikalara, kooperatiflere, barış hareketi ko­ mitelerine ve diğer kamu ve kültürel örgütlere çekilmek zorundadır. Kadın ayrılıkçılığından korkmadan, bağım­ sız bir kadın hareketinin gelişmesi için yollar ve ibiçim­ ler bulunmak zorundadır. Kadınlarm özel durumu, özel psikolojisi, yaşama ve tek tek s orunlara ilişk;in özel tu­ tumları dikkate alınmak zorundadır, kızların ve anala­ rın durumları, sakat kadınların, yaşlı kadınların durum­ ları dikkate alınmak zorundadır, ve hepsinin bir derece­ ye kadar ev kadını oldukları da unutulmamalıdır. Kadınları, örneğin :yiyecek fiyatları erkeklerden da­ ha çok ilgilendirir, çünkü aile bütçesini tam da kadın gerçekleştirir. Çocukların eğitimi kadına b akar, mutfak, ev , çocuk kreşi, okullar, hastaiıeler; sosyal sigorta, vb. sorunları kadınları ilgilendirir. Muazzam sayıda kadın, kilise ve dinin etkisi altındadır, her türden önyargıya kapılmaya çok eğilimlidirler. Ve burada kadınlara özel bir biçimde yaklaşmak gereklidir. Kadınlar için çeşitli biçimlerde ve değişik oranda ikili bir köleliğin varolduğıı kapitalist ülkelerde, kadın­ larm bugün içinde bulunduğu durum sonucu, en çeşitli biçimlerde bağımsız bir kitlesel kadın hareketinin, emekçi kadınların kendi çıkarları ve iıstemleri için, hak­ sızlığa karşı, eşitsizliğe karşı, kadınların ezilmesine kar­ şı bir hareketinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu hareketin geliştirilmesi, salt kadınların sorunu 228


değildir, fakat tüm işçi sınıfının ve öncelikle de işçi sını­

fının öncüsü olarak komünist partisinin s orunudur . . . - «Komünist Enternasyonal», Sayı 6, 1 937, s. 591-593, Almanca'dan çevrilmiştir.

229


EK

G Ü Ç L Ü B i R SOVYET Ai LES i ( «Ana ve Çocuğa İlişkin Yeni Yasa»ya Önsöz, 1 936. Önsözün Yazarı N.K. Krupskaya)

<<Kürtajın yasaklanması, genç annelere yardımın ar­ tırılması, büyük ailelere devlet yardımı verilmesi, ana­ lık evleri, kreş ve çocuk yuvaları ağının genişletilmesi, nafakanm ödenmemesi halinde cezanın

artırılması ve

boşanma yasalarındaki bazı değişiklikler üzerine» yasa tasarısının toplantılarda

ve basında geniş

tartışılmasından sonra, bazı

bir .şekilde

ekieri ve değişiklikleriyle

bu kararname, SSC:B Merkez Yürütme Kurulu ve Halk Komiserleri Konseyince kabul edilmiştir. Bu kararnamenin hayata geçirilmesi, Sovyet devle­

ti tarafından

büyük harcamaları

gerektirecektir. Ama

Sı.8.C .B.'miz o kadar güçlenmiştir ki, bunları omuzlaya­ caktır. Hükümet bu büyük Çünkü kararnamenin

harcamalara

niye

içerdiği önlemlerin,

girişiyor ? halkın özel

yaşamının yeniden biçimlendirilmesinde, çalışan kadın­ ları gerçekten özgürleştirmede,

doğru aile

ilişkilerini

kurmada çok büyük öneme sahip olduğunu düşünüyor. Tam da, şimdi benimsenen yasa böyle bir öneme sahip olduğu içindir ki önce halkın tartışmasına sunuldu.

230


Böyle ibir tartışma son derece büyük bir öneme sa­ hiptir. Birinci oarak, tasannın evrensel bir şelmdıe tar­

tıŞılması ona herkesin dikkatini ç ek:mişm., tasarı en ge­ niş kitlelere iyice anlatılmıştır. Herkes mıştır. Tabii ki bu

önerilerini yaz-­

önerilerin ancak küçük

bir kısmı

�en önemlileri, en gerekli olanları- kararnameye da­ hil edilebilmiştir. Ama bu ö ne�er,

ka.rı�rnıa.menin hay)a­ ta geçirilınesltn�e yardımcı. oıa.cak bir dlizi C:iddıi meseJeı.

:yji O�J-\a atmışt:U. Adalet, Sağlık

ve Eğitim Halk

Komiserliklerinde

çalışan kimseler, bu kararnarneyi doğru Sovyet tarzın­ da, Lenin'in istemiş olacağı, Stalin'in

talep etti

ği

tarZc­

da uygulamak için, halkın çeşitli katmanlarından gelen bu önerileri tekrar tekrar okuyacaklardır. Kararnamenin evrensel bir şekilde ması, onun doğru bir

tartışılmış ol­

şekilde uygulanmasına

yardım

edecektir. K,amrnamıenin ev�ensel bir şekillde tarlışılma­

sı, kaimJuoyunun d\ikkatii.ni uy)andıracak lvle bu çalışma üzerinde kamuoy'ınlun deıı;etiminin kuJ.1ullmaslma yardım

edecektir .

Lenin bir çok kez, her aşçıyı

devletin yönetimi ça­

lışmasına çekmek gerekliliğinden sözetmiştir. Kararna­

ıı.r.,.eniin evııensel me)�i öğreti:r.

bii'

şlekildie tartışilması,

Yönetmek

kitlele:rle yönet·

için, eldeki meSiele hakkılnda

bil,'gi gereldid\i.r. Ve kararnamer:ıin tartışılması bu bilgiyi ilerletir, kararnarneyi canlı, pratik Kararnamenin

maddeyle doldurur.

tartışılması, çalışan

koşulları ve özel

halkımızın yaşam

yaşantıları hakkında

malzeme toplamayı mümkün kılmıştır. komiteleri, ibu çalışmayı

pekçok pratik Sovyetlerin alt

bürolarına emanet

etmeden,

bi�zat kendileri günlük yaşamı yeni bir temel üzerinde örgütlemeyle uğraşabileceklerdir.

Günlük yaşamı yeni­

den biçimlendimnede Sovyetlerin alt

komitelerinin ça­

lışma,sı çok daha kapsamJıı ve tam hale geıleoek_tir'.

231


Kararnamede ele alınan sorunlar, her aileyi ilgilen­ dirmektedir ve kadınları özellikle ajite etmektedir. Kadmliar karamaımenin tartışmasına .aktif bir bi­ çimde katılmı:şlardır ve bu tabii ki son derece önemli� dir. Kadınların kurtuluşuna, onların daha da aydınlatıl­ masma ve onları toplumsal çalışmaya Çekmeye ::ı:_.enin'in muazzam önem verdiği herkesee bilinmektedir. Bütün zaman boyunca bu hedefe yönelik pek çok çalışma yapılıyordu, ne var ki Lenin'in ilkeleri, ancak onların gerçekleşmesi için gerekli önkoşulların yaratıl­ masından sonra iyi bir şekilde uygulanabilirdi. On yıl önce devlet, analık evleri; kreşler ve çocuk yuvaları için böylesi fonlar ayırabilir miydi? On yıl ön­ ce, kararnamenin böylesine yaygın bir şekilde tartışıl­ masını sağlamak, köyleri bu tartışmaya katmak müm­ kün olabilir miydi ? Köylü kadınların sesleri o sırada bu kadar yLiksek çıkar mıydı? 1920'de yasallaşmış olan kürtajın yasaklanması üze­ rine madde, özellikle hararetli tartışmalara yol açtı. Es· ki makalelerimi gözden geçirirken, kürtaj sorununu ay­ rıntılı bir şekilde ele alan bir makaleme rastladım. Bu makale 1920 yılına ait Kommunistka ( Kadın Komünist) sayı l-2'de basılmıştı. Başlığı «Savaş ve Çocuk Doğumu» idi. Bu makalede şöyle yazıyordum: «Savaş, ülkeyi yoksulluğun ve yıkımın son sı­ nırına getirmiştir. Ve genel bir kural olarak �ok­ sulluk, tüm insani mşkilerin mezıarıd ır. Yoksulluk kadınları vücutlarını satmaya zorlar, bu işi ticaret i·çin yapan orospuları değil, ailesi olan kadınları çocukları uğruna, yaşlı anaları uğruna bu işi yap­ maya zorlar.» 232


Sovyet yasaları evliliklerin niteliğini değiştirmiştir; onu, Sosyalist Ekim Devriminden önce olduğu gibi salt ticari bir pazarlıktan çıkarıp, karşılıklı sempati teme­ linde bir birliğe dönüştürmüştür. Ama iç savaş, sürek­ li tahliyeler ve asırlar süresince oluşmuş eski alışkan­ lıkların parçalanması, evlilik bağlarını çok istikrarsız kılmıştır. Evliliğin istikrarsızlığı ve maddi güçlükler -iç sa­ vaş, ülkenin yıkılmışlığı, yiyecek kıtlığı- çocuğa bak­ ma ve yetiştirme yükünün çoğu durwnda yalnızca an­ nenin omuzlarında kalmasına yolaçmıştır. Makalemde devamla şöyle yazıyordum: «Çocuk doğumunun ve çocukların bakımı ve yetiştirilmesinin yükü altında inleyen anaya nasıl yardım edilecektir? Cevap berraktır -devlet, yal­ nızca ananın ve çocuğun korunmasını üstlenmek­ le, hamilelik sırasında, doğum sırasında ve sonra­ sında bakınakla kalmamalı, aynı zamanda en müş­ fik annenin, yardım olmadan kendi başına çabala­ rıyla yapabileceğinden oh kat daha iyi bir şekilde çocukların bakıldığı ve beslendiği, ,çocukların ya­ şayıp gelişeceği ve tahsil yapabileceği onbinlerce ana okulu, çocuk yuvası, çocuk kolonileri ve ya� takhaneleri kurmalıdır. » ;Sovyet hükümeti, çocukları ilelebet analarının elle­ rinden alan eski çocuk evlerini ortadan kaldırmıştır; es­ ki rejim altında var olan ve gerçekte gizli çocuk öldür­ me kuruluşla rı olan «Melekler yaratma kuruluşlarnmı kapatmıştır. Çocuk evleri, çocuk yuvaları ve ana okulla­ rı kurmuştur. Fakat o sıralar bu denizde bir damla gi­ biydi.

233:


Kulak'ların ana okullarına karşı

aktif bir şekilde

ajitasyon yaptıkları kırda, durum özellikle vahimdi. Es­ kiden, 1919'da bile hala, çocukların ana okullarına kon­ maması, ana-babalarından ilelebet alınmaması için yal­ varan okur-yazar olmayanlar tarafından altında haçlar­ la imzalanmış dilekçeler alıyorduk. Çoğu zaman çocuk evleri, pedagoji ile, çocukların

bakımı ve yetiştirilme­

siyle uzaktan yakından hlçbir alakası olmayan « öğret­ memılerce maddi bakımdan sömürülüyordu. Dolayısıyla 1920'de bu kürtaj meselesi akut safhaya geldi.

O zamana kadar kürtaj kanunen cezalandırılıyor­

du. Fakat ceza, kadınları kürtaj

yaptır!:_llaya zorlayan­ lara, ya da son derece sağlıksız koşullarda ve sözkonu­ su kadınların sağlığını uzun ibir süre bozan yöntemlerle

kürtaj yapan kişilere verilmiyordu - sorumlu tutulanlar kadınlardı. O sıralar şöyle yazıyordum: « Kürtaj a karşı mücadele,

çoğu

zaman kendi

canlarını büyük tehlikeye atarak kürtaja başvuran kadınları cezai takibata uğratarak değil, bilakis ka­ dınların kürtaj a başvurmasını zorunlu lumsal

nedenlerin ortadan

yöneltilerek verilmelidir.

kılan top­

kaldırılmasına doğru -

. . . E,lbette ki, kürtajm cezalandırılmaması, ka­ dını kürtaj ın

yolaçtığı cieıpresyondan

küntüden - ÇN) kurtı:ı,rmaz. Kadının

( ruhsal çö­ tüm orga­

nizması, çocuk doğurma yoluna girmiştir, organiz­ ma kendini kendi

içindeki embriyonu

b eslerneye

adapte etmeye başlamıştır, ve bir anne bu sürecin kesilmesini genellikle kendine ve yavrusuna karşı cinayet olarak hisseder. Kürtaj a

başvurmuş bir

kadının gözlerinde görülebilen sinirsel kargaşa ve özlem, ananın özgürlüğünü ne pahasına satın aldı­ ğım göstermeye yeterlidir.

234


Çalışan kadınları analığı red yalnızca şiddetli yoksulluktu. Genel yaşam koşullarının özellikle de ananın ve çocuğun cukların kamu tararından eğitim kendi (doğal içıgüdill,le:ı:jini ytar'alan bu sevinçleııin en yücesıini inka,r:

esas nedeni ortadan kaldıracaktı Çocuk ölümü, kürtaj , harnil bi tüm bu korkunç sorunları g ten kaldırmak isteyenler, durmal lığın kendisine layık olan yeri al inşa etmek için çalışmalıdırlar.» Bu

makale yazıldıktan beri on yı;

·taj m�elesi

yeni biir ış:ık alıtında gö

zenginleşmiş, güçlenmiş ve müreffeh 1:: miştir. İnsanlarımız daha iyi eğitilmiş lanmıştır. Kadınlar kollektif çiftlikler gelmişlerdir. Toplumsal çalışmada · Kadınların pek çoğu Stahanovcudur. pıyorlar. Parti ve hükümet, çocukları kucaklıyor. Onların çocukluğunu mu yapıyor. Milyonlarca çalışan kadının f bağlı olmalarınin iyi bir nedeni vardı kendilerine gösterdiği özeni görüyorla: Bu yeni koşullar -altında, aile ve yeni bir ışık altmda görülüyor. Yeni k: rm yaşam tarzlarını yeniden biçimlenc -ce önemli bir rol oyna.yacaktır. Bu kararnarneyi mümkün olan en yata geçirmek, iyi analık evleri, kreşl� ları için mücadele etmek gerekiyor. ( cak çok iş var.


1 8 EKi M 1 9 20 TARiH Li KARA R N A M E ıSon onyılda hamileliğine zamanından önce son ve­ ren kadınların sayısı hem bizde, hem diğer ülkelerde ar­ tıyor. Bütün ülkelerde yasama, bu kötülüğe karşı, hem kürtaj yapma suçlusu kadını, hem de operasyonu yapan doktoru cezalandırarak mücadele ediyor. Bu müca9-e1e yöntemi etkisizdir. Kürtaj zorunlu olarak gizlice yapılmakta ve kadın pekçok durumda bu gizli operasyonu · yapan cani cahil kişilerin kurbam ol­ maktaydı. Sonuç olarak kadınl&rm % 50'si kürtaj dan sonraki enfeksiyonlar neticesinde hastalanıyar ve % 4'ü ölüyor­ du. Böyle bir durumun tehlikelerini kavrayan İşçi-Köy­ lü Hükümeti, çalışan kadınlar arasında böyle gizli kür­ taja karşı bir kampanyaya girişmiştir. İşçi-Köylü Hükümeti, bu olayın s osyalizmin inşasıy­ la giderek ortadaiı kalkacağını öngörmektedir. Fakat bugüne kadar, geçmişin geleneklerinin yaşa­ ması ve bugünkü ağır ekonomik koşullar, birçok kadı­ nı bu operasyona başvurmaya zorla.ınaktadır. Sağlık ve Adalet Halk Komiserlikleri, bu olayda b askı yöntemle­ rinin tamamiyle işe yaramaz olduğu kanısındadırlar. Bu iki Komiserlik, kadınların sağlığını ve insan so·

236


yunı:ın çıkarlarını cahil ve açgözlü şarlatanlardan koru­ mak amacıyla şu kararı alırlar : 1

Kürtaj diye bilinen operasyon, kanunen,

-

- koşulların maksimum esenliği garantilediği Sovyet hastanelerinde p arasız olarak yapılabilir.

2

Lisanslı doktor olmayan tüm şahısların

-

kürtaj operasyonunu yapmaları

kesinlikle yasak­

lanmıştır.

3

-

Bu operasyonu yapmaktan suçlu olan ebe­

ler, meslek hakkından yoksun bırakılır ve Adalet Halk Mahkemelerince cezalandırılır. 4

-

özel muayenehanesinde

canice bir mak­

satla kürtaj y apan doMorlar, Adalet Halk Mahke­ melerince cezalandırılır. Kürtaj a ilişkin

yasama, bir hastane

çerçevesinde

hamileliğin yapay bir şekilde sona erdirilmesi operasyo· nuna izin verir: Yukarıda sözü geçen kararnamenin asıl

amacı, yasadışı, elaltından ve gizli kürtaja ve sonuçları­ na -her yil onbinlerce kadının kadın hastalıklarına ya· kalanması ve sayısız kadının sakatlanması.:__ karşı mü­ cadele idi. Kürtaj üzerine

Kararname, Ceza

Yasaları Kodu'

nun 140. maddesindeki şu ekle tamamlanmıştı : «Annenin rızasıyla fakat tıbbi eğitimi olmayan ki­ şilerce ya da bu eğitimi olan kişilerce ve fakat sağlık­ sız koşullarda yapılan kürtaj

operasyonu, ı yıl hapis

cezasıyla veya ı yıl mecburi çalışmayla veya 600 rubleye kadar para cezasıyla cezalandırılır. Bu operasyonun yu­ karıda sayılan koşullarda ve fakat ticaret amacıyla ya da annenin rızası

olmadan

yapılması

halinde, ya da

onun ölümüne neden olması halinde, en fazla 5 yıl süre-


li hapis cezasıyla cezalandırılır.» ( Ceza Yasaları Kodu,, 140. madde ) Ceza yasası, her kadının kürtaj a başvurmasına izin vermektedir, fakat önce kadınlar için bir konsültasyon­ dan geçmesi gerekir, bu konsültasyon

sırasında kendi­

sinde kürtaj yaptırmaya karşı bir endikasyon olup ol­ madığı belirtilir. Konsüıtasyonu yapan doktor, başvuru­ cunun toplumsal ve ev şartıarım hesaba

katarak, onu.

kürta.j dan vazgeçmeye ikna etmeye çalışır ve bunda sık sık b aşarılı olur. Kürtaj a ancak hamileliğin ilk üç ayı sırasında i'zin verilir. Yapay kürtaj yasaması, onu elaltı niteliğinden yok­ sun bırakarak, böylece

onunla

bağlantılı

tehlikeleri

Kürtajı denetleyen yasama, bu önemli

olayı hem

önemli ölçüde azaltmıştır. tıbbi hem de toplumsal bakış açısından bir şekilde incelerneyi

olanaklı kılmıştır.

alan ( 1924'te uygulamaya

açıkça ve tam Gerekli izni

soku1muştu ) kürtaj

yaptıra­

cak kadınların mecburi olarak özel karnelere islenmesi,. .

,

bu bakımdan yararlı olmuştur. Düşük ( hastane dışmda kürtaj ) semptomları ile hastaneye yatan kadınlar da iş­ lenmişti. Sağlık Halk Komiserliğince, bu yasama ile bağlantı içinde, SISCIB'nde kürtaja ilişkin materyalierin istatistik b akımdan kapsamlı bir incelemesi yapılmıştı. Bu çalış-· mada.n şu sonuçlar çıktı :

·

«Kürta.jın yasallaşması, gizli kürtajın durması. ile sonuçlandı. Buna a.şağıdaki tablodan görebili­ riz. Moskova'da kürtaja başvuran her 1 0 0 kadın­ dan şu kadarında, operasyon hastane dışında ya­ pılmıştı:238


Yıl

%

1923

56,9

1924

43,2

1925

15,5

1 926

12,2

1932

10,0

özel jinekolojik hastanelerde tecrübeli doktorlarca yapılan seribest ve yasal kürtaj , kürta.j sonrası komplikasyonları önemli ölçüde azaltınayı ve kür­ taj sonrası ölümü hemen tamamiyle ortadan kal­ dırmayı olanaklı kıldı. SiSıC!E 'nde 2 0 000 kürtajda bir öülm olayı olmaktadır. Kürtaj istatistiklerinin çok tam olduğu Moskova'da bu oran 23 000 kürtaj­ da ı ölüm olayıdır. Kürtajın yasalla�tırılması SIS OB'nda doğum oranını etkilememiştir. Kürtaja. ilişkin olarak ceza sisteminin uygulanctığı öteki ül­ kelerde, bu sistem doğum oranındaki hızlı düşmeyi durduramamıştır. SSCB'nde yıllık nüfus artışı 3 milyondur.» Aynı zamanda, kürtajm yaptığı zararı açıklamak amacıyla kürtaj sorunu üzerine kapsamlı bir aydınlat­ ma çalışması yapılmaktadır. Bu konuda broşürler ya­ yımlanmakta, konferanslar düzenlenınektedir. Bazı iyi filmler yapılmış ve SISOB'nde geniş bir şekilde gösteril­ miştir. Kürtajın önlenmesi ve doğum kontrolü, SSCB'n­ de esas olarak cinsel hijyen konsültasyon merkezlerin­ de yapılmaktadır.

Bu şekilde kontraseptif ( hamileliği önleyici ) araçla­ rın verilmesi, eldeki her vakaya uyarlanarak bireysel­ leştirilmiştir. Düzenli tıbbi inceleme ve kontrol altında yapılarak kadınların sağlığında ve kürtajın önlenmesin­ de önemli bir etken haline gelmiştir. 239


Kadınları kürtaj a başvurmaya zorlayan birçok ne­ den, Sovyetler Birliği'nde yoktur. İşçi sınıfının yükselen yaşam standartları, işçilere ev inşa edilmesi, kreş ağının genişletilmesi ve bunlara ek olarak doğum kontrolü, gi­ ,derek kürtaj ı ortadan kaldıracaktır. ( «Sovyetler Birliği'nde Ananın ve Çocuğun Korunması�ndan aktarılmıştır, Devlet Tıp Editörlüğü, Moskova - Leningrad 1 9)'3)

J

240


Aynmsız Kürtajı Yasaldayan

1 936 KARARNAMESi

Yenıi Yasalar Komitesi ve

27 Haziran 1936'da Meı kez Yürütme Halk Komiserleri Konseyi'nin bu son mıştır.

Bu

kararı yayınlan­

canalıcı karar, yakın gelecekte ana - babala­

rın ve çocukların eğitilmesi çalışmasında çok büyük bir etkiye sahip olacağından, bu kitaba dahil edilmek için zamanmda elimize geçtiği için çok şanslıyız. Olağanüstü öneme sahip bu belgeyi

tam metniyle

aktarmadan, yalnızca giriş kısmını ve IL ve IV. bölüm­ lerini aktarıyoruz. ( :Buraya I. bölüm de dahil edilmiş­ tir. - ÇN )

SSCB Merkez Yürütme Komitesi veı' Halk Komiserlerl Konseyiilin Karam - Kürtajın Yasaklanması üzerine - Çocuk Doğumunda Kadına Verilen Maddi Yardımın Arttırılması

- Büyük

Ailelere · Devlet Yardımı Verilmesi

- Doğumevleri, Kreşirler ve Çocuk Yuvaları Ağının Genişletilmesi

241


- Nafakanın

ö denmemesi Halinde

Cezanın

Arttırılması ve Basanmaya iliskin Yasamadaki Ba,

'

zı Değişiklikler üzerine Tüm sınıfsal sömürünün ortadan kaldırılması, biz­ kaldırılması ıçın temeli atan

zat sınıfların o rtadan

Eikim Sosyalist Devrimi, aynı zamanda kadınların tam ve nihai özgü rleşmesinin temelini de atmıştır. Dünyanın hiçbir ülkesinde kadın, SISCB'nde olduğu gibi siyasi, toplumsal ve aile yaşammda tam eşitliğe sa­ hip değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde kadın, yurttaş doğurma ve yetiştirme gibi büyük ve sorumlu bir görevi taşıyan bir ana ve yurttaş olarak, kanunun aynı saygısına ve ko­ rumasına SıSOB'nde olduğu gibi sahip değildir. Ne var ki, içsavaştan ve silahlı müdahaleden sonra­ ki ilk yıllarda meydana gelen ülkenin ekonomik bakım­ dan yıkımı, ve devrim-öncesi dönemden devralınan ka­ dınların yetersiz kültürel seviyesi, kanunun onlara ver­ diği haklardan derhal tam bir şekilde yararlanmalarını ve gelecek korkusu olmadan, birer yurttaş ve ana olarak çocuk doğurma ve onların ilk eğitimini verme görevi so­ rumluluğunu yerine getirmelerini olanaksız

kıldı.

Bu

bağmtıda Sovyet iktidarı 18 Kasım 192ü'de kürtaj ( ha­ mileliğin yapay olarak kesilmesi ) pratiğine, Sağlık Halk Komiserliği ve Adalet Halk Komiserliği'nin yazdığı gi­ bi, «geçmişin ahlak mirası ve bugünün zorlu ekonomik koşulları hala kadınların bir

bölümünü bu operasyona

boyun eğdirdiği» ( Yasalar Kodu, No 90, s. 471 )

sürece

izin verdi. Ta 1913'te Lenin, sınıf bilinçli işçilerin «yeni - Mal­ tusculuğun, kuşbeyinli ve bencil filisten

çiftierin kor­

kuyla sayıkladıkları: Allaih bizı; vücutıarımızı ve ruhla242


rımızı birarada tutmaımza yardım etsin, ç ocuklara ge­ lince, en iyisi onlarsız olmaktır, şeklindeki bu eğilimin kesin düşmanı»( * ) olduklarını yazıyordu. Fakat toplumsal bir kötülük olarak kürtaja karşı isyan ederken, Lenin kürtajın salt yasama ile yasaklan­ masının kürtaja karşı mücadelede apaçık yetersiz oldu­ ğu görüşündeydi. Dahası, kapitalizm koşulları altmda bu yasaların yalnızca « egemen sınıfların ikiyüzlülüğü­ nü» yansıttığına, çünkü bu yasaların «kapitalizmin ağrı­ larını dindirmediğine, bilakis bunları ezilen kitleler açı­ sından özellikle kötü huylu, özellikle sancılı kıldığına» işaret etti. Ancak insanın insan tarafından sömürülmesinin ol­ madığı ve kadının toplumun eşit bir üyesi olduğu, emek­ çilerin maddi refahının sürekli iyileşmesinin toplumsal gelişmenin bir yasasını oluşturduğu Sosyalizm koşulları altında, kürtaja karşı mücadeleyi gerek yasaklayıcı ya­ salar ve gerekse diğer araçlarla ciddi bir şekilde örgüt­ lemek mümkündür. SISOB'nde kapitalist sömarünün ortadan kaldırıl­ ması� emekiçilerin maddi refahının artması ve siyasi ve kültürel seviyesindeki muazzam artış, Sağlık ve Adalet Halk Komiserliklerinin 18 Kasım 19QO tarihli kararının gözden geçirilmesi sorununu ortaya atmayı mümkün kılmaktadır. Bir yandan, kadınlara ve çocuklara gerekli maddi­ ' yatın sağlanması, büyük ailelere devlet yardımı, doğum­ evlerinin, kreşlerin, çocuk yuvalarının son sınırına ka­ dar geliştirilmesi, karı-kocanın ayrı yaşaması halinde çocuğun babasının çocuğun bakımı için ödemesi gere­ ken minimum bir miktarın yasarnayla getirilmesi, bu(*) Bkz. Lenin, <İşçi sınıfı ve Yeni-Maltusculuk», s.12 243


nunla bağlantılı olarak getirilen, çocukların bakımı için mahkemece s aptanmış gerekli miktarın · keyfiyen öden­ memesi halinde öngörülen cezadaki. artış, aileye ve aile yükümlülüklerine karşı sorumsuzca tavırlarla mücadele etmek amacıyla boşanmaya ilişkin yasamadaki belirli değişiklikler - işte tüm niüusu etkileyen bu önemli problemi çözmek için izlenmesi gereken yollar bunlar­ dır. Bu bakımdan, Sovyet Hükümeti emekçi kadınlar ta­ rafından yap ılan p ekç ok aç ıklamaya c evap ve rmektedir Yukarıdakiyle b ağıntı içinde ve taslak üzerine t ar tışmada yurttaşlar tarafından yapılan belirli açıklama­ ları dikkate alan SSCB Merkez Yü rütme Komitesi ve Halk Komiserleri Konseyi karar verfr : ·

.

­

ı

-

Sağlığa yaptığı inkar edilemez zarar nedeniyle,

kürtaj , hastanelerde ya da özel bakımevlerinde doktorların veya kadınların şahsi saklanmıştır. Kürtaj ancak,

olsun,

evlerinde olsun, ya­ .

h amileliğin

sürmesi hamile

kadının hayatını _tehlikeye atıyor sa ya d:::ı. sağlığına ciddi za ra r

verme tehlikesi taşıyorsa, ya da ana-babanın ağır kahtımsal hastalıkları · olması halinde, ve ancak hasta­ nelerde ve doğumevlerinde yapılabilir. 2 Kürtajm h2,stane dı şmda yapılması halin de, ya -

da bir hastanede fakat yukarıdakilerin

ihlaliyle yapıl­

ması halinde, operasyonu yapan doktor bir yıl dan iki

yıla kadar hapisle cezalandırılır. Kürtajm sağlığa uygun oL.'Tiayan koşullarda yapılması halinde, ya da tıbbi ba­ kımdan kalifiye alınayan bir kişi

tarafından yapılması

halinde, ceza üç yıldan az hapis olmaz. 3

-

Kadının bir başka kişi tarafından kürtaj yap­

tırmaya t e şvik olunduğu durumda, bu kişi iki yıl tutuk­

lanır. 244


4 - Yukarıdakileri ihlal ederek kürtaj yaptıran kadın, kamu önünde kınanır, ve suçun yineleurnesi ha­ linde, 300 rubleye kadar para cezasıyla cezalandırılır. H

Doğum Yapan Kadınlara Devlet.çe :Yapılan ,Maddi Yardımın Arttı�.ılnmsı üzı.erin;e vıe Büyük ıAilel!e�e Devlet Yardımı Ver:i:lılıresi üzertiine -

5 - Toplumsal sigorta organlarında sigortalı ana­ ların -hem işçi kadinıarın, hem de memur kadınla­ rın- maddi konumlarını iyileştirmek amacıyla, devlet t opluinsal sigorta fonlannca ödenen yardımı, bebek ba­ kımı için gerekli kalemleri temin etmek amacıyla 32 rubleden 45 rubleye yükseltilir.

6 - Bebeğin babını için anaya verilen yardım, ay­ da 5 rubleden 1 0 rubleye yükseltilir. 7 - S�.gortasız emekçi kadınlarda -kooperatif ar­ tel ve işletme üyeleri- ilgili olarak, adı geçen yardım­ ların kooperatıf karşılıklı yardımlaşma fonları tarafın­ dan aynı temelde verilmesi sağlanır. 8 - Kadın hizmetliler için Çalışma Yasaları Kodu ( madde 132 ) ile saptanan sınırlama kaldırılır, çocuk do­ ğumundan önce ve sonra verilen izin süresi bakımından onlar işçi kadınlarla eşit hale getirilir ( çocuk doğumun­ dan önce 56, doğumdan sonra 56 gün) . 9 -:-- Hamilelik gerekçesiyle kadınları işe almayı reddetme, aynı gerekçeyle onların ücı etlerini düşürme halinde cezai müeyyide getirilir, yasada hamile kadının daha hafif bir işe transferini sağlarken, son altı aylık çalışması sırasındaki kazancı temelinde önceki ücretini koruma yükümlülüğü getirilir. 10 - Büyük ailelerin analanna devlet yardımı sağ­ lanır --. Altı çocuğu olanlarıçı bundan s onraki her çocu­ ğu için, doğum tarihinden itibaren . 5 yll süreyle her yıl 245


için 2000 ruble yardım, On çocuğu olan anaların bundan sonraki her çocuğu için doğumunda 5000 ruble devlet yardımı ve çocuğun ilk doğum yıldönümünden sonraki her yıl için 4 yıl süreyle 3000 ruble yıllık yardım. Yasa­ nın bu maddesi, yasanın yayını tarihinde gerekli çocuk sayısına sahip olan ailelere de genişletilir.

IV - AnainkJulu Ağının Gemslet:Uımesl ü21erin:e '

ı4 ---' ı Ocak ı939'a değin, şehirlerdeki, devlet çift­ liklerindeki, işçi iskan malıailelerindeki ve demiryolla­ rındaki çocuklar için toplam anaokulu- yatak sayısını ı 936'da, ı936 yılı planının öngördüğü 34 000 yatağa ek olarak 1937'de 1938'de Toplam hizmete sokarak mak.

800 OOO'e yükseltip iki

ı 00 000 yatak ı5o 000 yatak 150 000 yatak 400 000 yatak katına çıkar­

ı5 - i Ocak ı939'a değin, kırlık yerlerdeki hem de­ vamlı hem de mevsimlik kollektif çiftlik anaokullarm­ daki varolan yatak ağını, devaJI?.lı anaokullarındaki ya­ tak sayısını 500 000 ve mevsimlik anaokullarındaki ya­ tak sayısını 4 000 000 arttırarak iki katına · çıkarmak. Bu­ na şunlar da dahildir: ·

ı936'da, ı936 yılı planında öngörülen devamlı kollektif çiftlik anaokullarındaki 7 0 000 yatağa ek olarak ıoo 000 yatak 246


ı936 yılı planında öngörülen mevsimlik kollektif çiftlik anaokullarındaki ı 000 000 ya500 000 yatak tağa ek olarak 1937'de devamlı kollektif çiftlik anaokullarında mevsimlik kollektif çiftlik anaokullarında ı938'de devamlı kollektif ç.iftlik . anaokullarında mevsimlik kollektif çiftlik anaokullarında

200 000 yatak ı 500 000 yatak 200 000 yatak 2 000 000 yatak

Birlik Cumhuriyetleri Sağlık Halk Komiserlikleri -ve eyalet, il ve bölge yürütme komiteleri, anaokulları ağında�i yukarıdaki gelişmeyi denetleyeceklerdir. ı6 - Şehirlerde ve sanayi merkezlerinde, ı Ocak ı937'den başlayarak, tatil günleri de dahil olmak üzere, anaokullarında çalışma çift mesai olacak, ı6 saat süre­ cektir. ı 7 - Birlik Cumhuriyetleri Sağlık Halk Komiser1iklerine, ara tıbbi personelin eğitilmesi için ayrılan tah­ sisata ek olarak ı5 milyon ruble ayırarak, yeni açılan kuruluşlara gerekli personel temin etmek için talimat verilir. ıa - ı Ocak 1939'a değin üç yıllık sürede tamam­ lanmak üzere, üç yaş altındaki 1 ,5 milyon çocuğun bes­ lenmesi için şehirlerde, sanayi merkezlerinde ve bölge merkezlerinde ek olarak 800 adet yeni süt ürünleri mut­ fağı inşa etmek ve ı936'da birinci kategoriden 30 mutfak beher maliyeti 83 000 ruble )

( öngö.rülen

247


İkinci kategoriden 100 mutfak ( öngörülen beher maliyeti 65 000 ruble) 1937'de birinci kategoriden 70 mutfak ikinci kategoriden 100 mutfak 1938'de birinci kategoriden 100 mutfak ikinci kategoriden 100 mutfak açmak üzere Birlik Cumhuriyetleri Sağlık Halk Komi­ serliklerine talimat verilir. <Nursey School and Parent Education in Soviet Russia,. by Vera Fediaevsky, Keagen Paul Trench, Trubner and Co. Ltd. London, 193&

248


,KADlN SORUNU ÜZERiNE ClARA ZETKi N


KOM Ü N iST KAD l N H A RE KETi i Ç i N YÖN E A G E LE R 1 . III.

Enternasyonal'in İkinci

daha, Birinci Kongrenin, proleter

Kongresi, bir kez kadınların en geniş

kitlelerinde sınıf bilinci uyandırmak, onları komünist fi­ kirlerle doldurmak ve azimkar, kararlı ve özverili kadın savaşçılar ve çalışma arkadaşları olarak komünizm için toparlamak gerektiği ile ilgili kararını yineler. Proleter kadınların kapitalizmi altetmek ve

komünizmi gerçek­

leştirmek için verilen devrimci mücadeleye en güçlü bi­ çimde katılması vazgeçilemez birşeydir. Tüm kadınla­ rın tam toplumsal

hakka kavuşabilmesi

faaliyette olduğu gibi

için, mesleki

anneliklerinde eğiterek,

tüm toplumla sıkı bir dayanışma içinde tam sanlar olarak geliştirmek gereklidir.

onları

özgür in·

Proletaryanın ge­

rekli kararlılığı ve iktidarı kazanması için, burjuva dü­ zenine kaşı devrimci mücadele içinde olduğu kadar, ye­ ni düzenin devrimci inşasıyla da, bu h edef için gerel·di toplumsal koşulları yaratması gereklidir.

2. Geçmişin ve

günümüzün tarihi,

erkeğin kadın

karşısındaki hak önceliğinin ve ayrıcalıklı

konumunun

en son ve en derin kökünün özel mülkiyet olduğunu öğ­ retir. Ancak özel mülkiyetin ortaya çıkması ve sağlam­ laşmasıyla, aynı kJöle gibi, kadın ve çocuk

da erkeğin

özel mülkü haline gelebilmiştir; insanın insan üzerinde e gemenliği temeli

üzerinde, zenginlerle

yoksullar, sö-

253


mürenlerle sömürülenler arasındaki sınıfsal çelişkide olduğu gibi, kadının dişi ve ana olarak erkeğe bağımlı­ lık ilişkisi, ona tabi olması, ailede ve toplumsal yaşam­ da hak yoksuniuğu oluşabilmiştir. Bu ilişki, bugün kül­ türlü uluslar ( uygar uluslar - ÇN) dediğimiz uluslar­ da bile hala törelerde ve önyarıgılarda, kadın cinsiyeti­ nin yasa önündeki hak yoksunluğunda ya da en azından daha az haklara sahip olmasında, aile, devlet ve toplum­ daki mağdur konumunda, manevi bakımdan vesayet al­ tında olmasında ve geriliğinde, ana olarak ortaya koy­ duğu emeğin toplum açısından öneminin yeterince tak­ dir edilmemesinde yaşayıp gitmektedir. Kadınların bu durumu, Avrupai kültüre sahip ulusliirda, lonca tipi za­ naatın gelişmesiyle kadının toplumsal sanayi malları üretimi alanından sürülUp çıkanlması ve faaliyetinin ev işlerine ve kendi ailesine indirgenmesiyle sağlamlaştırıl­ mış ve teşvik edilmiştir. E;ğer kadın erkekle birlikte tam toplumsal hak eşit­ liğine sahip alacaksa -ama yalnızca sabırlı kağıt üze· rindeki ölü yasa metinlerinde değil, gerçek yaşamda ve pratikte sahip alacaksa,-, o da tıpkı erkek gibi tam bir insan olarak özgürce gelişme ve etkinlikte bulunma ola· nağına kavuşacaksa, şu iki temel koşulun yerine gelme­ si gerekir: üretim araç�arı üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılması ve yerine toplumsal mülkiyetin geçirilmesi; kadının faaliyetinin, sömürünün ve köleliğin olmadığı bir düzende toplumsal ürün üretimine sokulması. İşte yalnızca bu iki koşulun gerçekleşmesi, kadının ya aile içinde es ve ana olarak erkeğe ekonomik bağımlılığı, ya da sömürücülerle sömürülenler arasındaki sınıfsal çelişki sonucunda b�r kadın proleter ve ç alışan bir birey ola­ rak işyerinde kapitalistin ekonomik köleliğhıe ve sömü­ rüsüne maniz kalmasını; gerek ev işleri ve analık, ge­ tekse mesleki faaliyet nedeniyle tekyanlı, gereğinden ,

2 54

'


çok fazla emek gerektiren çabalarla en değerli güçler-i­ nin ve yeteneklerinin körelmesini ve her iki görev ala­ nının uyumlu bir şekilde birleştirilmesinin olanaksız ha­ le gelmesini tamamıyla önleyebilir. Yalnızca bu iki ko­ şulun gerçekleşmesi, kadının her bakımdan gelişmiş ye­ tenekler ve güçlerle, eşit yükümlülük ve eşit haklara sa­ hip çalışanlardan, yaratanlardan oluşan bir toplulukta eşit yükümlülük ve eşit haklara sahip bir çalışan ve ya­ ratan olarak etkinlik göstermesini, ve mesleki faaliyetle· analığın yaşamın tadına varmanın hiilesi olarak birleş­ mesini güvence altına alır. 3. Burjuva kadın hareketinin

talepleri, bütün ·ka-­ dınları tüm yasal haklarına ve tam insanlığa kavuştur­ maktan . acizdir. Şurası muhakkak ki, bu taleplerin ka­ bul ettirilmesi, hiç de küçümsenmeyecek şu temel öne­ me sahiptir: Burjuva toplumu ve onun devleti, kadın. cinsiyetinin daha değersiz olduğuna ilişkin eski önyar­ gıyı resmen ortadan kaldıracak ve kadına eşit hak tanı­ makla onun toplumsal bakımdan aynı . değere sahip ol­ duğunu kabul edecektir. Ne var ki, pratikte kadın hak­ ları savunucularının taleplerinin gerçekleştirilmesi,. esasta, kapitalist düzenin, mülk sahibi sınıfların kadın­ ları ve kızİarı yararına reformdan geçirilmesi, yaratıcı halkın kadınları olan proleter kadınların muazzam ço­ ğunluğunun, tıpkı önceden olduğu gibi özgür olmayan­ lar ve sömürülenler olarak insanlıklarının, hak ve çıkar­ larının dumura uğratılmaya ve · hiçe sayılmaya terkedil-· mesi dernektir. Kapitalizm varolduğu sürece, kadının serveti ve ki­ şi1iği · üzerindeki öz.gür tasarruf hakkı, ::>zgür mülk sahi­ bi olmanın en son basamağı ve proleter kadınların ka­ pitalistlerce daha fazla sömürülmesine olanak sağlan­ ması anlamına gelir. Kadının erkekle aynı eğitimi gör-· 255·


:me ve aynı mesleğe girme hakkı, mülk sahtplerinin ka­ dınlarına üstün meslekler denilen alanları açmak, böy­ lelikle kapitalist rekabetin temel ilkesini burada da sı­ nırsız bir şekilde işletmek ve cinsiyetler arasındaki ikti­ sadi ve toplumsal karşıtlığı keskinleştirmek demektir. Hatta kadın hakları savunucularının

en önemli ve en

kapsamlı olanı bile '-Cinsiyetlerin tam politik hak eşit­ liği, özellikle de aktif ve pasif seçim ( seçme ve seçilme - ÇN ) hakkının tanınması-, mülksüzlerle az mülk sa­ hibi olanların kadınıarına ·gerçekte tam hak ve tam öz" gürlük sağlamaktan çok uzaktır. Çünkü kapitalizm varoldukça seçim hakkı, yalnız-­ ca biçimsel, siyasi, burjuva demokrasisini gerçekleştir­ .mek için vardır, hiçbir şekilde gerçek, iktisadi,

proleter

demokrasi aniartıma gelmez. Tüm yetişkinler için genel, eşit, gizli, doğrudan, aktif ve pasif seçim hakkı, yalnızca burjuva demokrasisinin en son gelişme aşaması demek­ tir ve mülk sahipleri ve sömürücülerin sınıf . egemenli· ğinin en tam politik biçiminin temeli ve örtüsüdür. Fa­ kat bu sınıf egemenliği, emperyalizmin içinde bulundu­ ğu bugünkü dönemde, devrimci toplumsal gelişme dö­ neminde, demokratik seçim hakkının inadına, mülksüz· ler ve sömürülenlere

karşı en muazzam,

şiddetli sınıf

diktatörlüğüne doğru keskinleşmekted.ir; Bu seçim hak­

kı, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti ve b öylece burjuyazi ile proletarya arasındaki sınıf karşıtlığını or­ tadan kaldırmaz, demek ki muazzam kadın ve erkek ço­ ğunluğun mülk sahibi kadın ve erkek azınlık tarafından sömürülmesinin ve bunlara ekonomik bağımlıliğının ne denini de ortadan kaldırmamaktadır.

Bu bağımlılık ve

sömürüyü, siyasi hak eşitliği örtüsüyle sahtekarca örte­ rek, sadece gözlerden gizlemektedir. Dolayısıyla, tam si­ yasi hak eşitliği de proleter kadın hareketinin, mücade1esinin sanal hedefi asla olamaz. Onlar için seçme ve se-

256


çilme hakkına sahip olmak ancak, özel mülkiyetin in­ sanlar üzerindeki egemenliğinden kurtulmuş olan ve bu yüzden sömürenlerle sömürülenler arasındaki smıf kar­ şıtlığı ortadan kaldırıldıktan sonra öz:gür, eşit hak ve yitkümlülüklere sahip çalışanların toplumsal düzeni olabilecek olan bir toplumsal düzen kurmak amacıyla çaışmak ve mücadele etmei-ç üzere bir araya . gelmek ve kendilerini eğitmek için diğer a.ra:ç larm yanında bir araç olarak görülebilir. 4. Komünizm, bu koşulları yerine getiren ve böyle· ce tüm kadın cinsiyetine tam özgt.i.rlük ve tam hak sağ­ layan biricik toplum düzenidir. Komünizmin temeli, ürün üretiminin ve dağıtımının, ürün trafi.ğinin toplum­ sal ekonomiyi egemenliği altmda tutan büyük araçları üzerinde toplumsal mülkiyettir. Komüniz-m bu araçlaı· üzerindeki özel mülkiyeti ortadan kaldırarak, insanın insan tarafından köleleştirilmesinin ve sömürülmesinin nedenini, zenginlerle yoksullar, sömürücülerle sömürü­ l enler, egemenlerle ezHenler arasındaki toplumsal kar­ şıtlığı, ve böylece erkek ile kadın arasındaki iktisadi ve t oplumsal k arşıtlığı da ortadan kaldırır. üretim ve da­ ğıtım araçlarının ortak toplumsal sahibi, yöneticisi ve kullanıcısı, bunların kullanılmasının ve bunlardan ya­ rarlanmanın maddi ve kültürel sonuçlarından toplum­ sal olarak birlikte yararlanan kişi olarak kadın, gelişme­ Si ve eyleminde ancak ve yalnızca dayanışma bağlarıyla toplumun tümüne bağımlıdır - ve cinsiyeti dolayısıyla bir tek erkeğin şahsına b ağımlı değildir, ailenin küçük ahlaksal birimine de değil, kar tazyikçisi bir kapitaliste ve sömürücü bir egemen sınıfa da değil. Komünist iktisactın en üst yasası, o anda varolan en yüksek, en ileri üretim ve kültür olanaklarıyla, toplu­ rnun tüm üyelerinin maddi ve kültürel gereksinimleri­ nin karşılanmasıdır. Bu hedefe ancak, tüm sa.ğlıklı, nor-

257


mal yetişkinlerin cinsiyet farkına bakılmaksızın genel çalışma ylikümlülüğünün uygulanmasıyla erişilebilir. Eu hedefe ancak, toplumsal olarak gerekli ve yararlı olan tüm işlerin eşit değerde olduğunu tanıyan, analık faaliyeti ve çabasını da toplumsal çaba olarak değerlen­ diren ve üyelerinin gelişme koşullarını doğumlarından itibaren özgür toplumsaT emek ve en yüksek bilinçli ça· ba esası üzerine kuran bir toplumsal örgütlenmede ula­ şılabilir. 5. Kadın cinsiyetinin büyük kurtarıcısı olan komü­ nizm asla, burj uva düzi:minin kadın hakları savunucusu ta1epler doğrultusunda reformdan geçirilmesi uğrunda, yani erkek cinsiyetinin hak önceJikli toplumsal konumu­ na karşı tüm sınıflardan kadınların ortak mücadelesi­ nin bir sonucu olamaz. O ancak ve yainız, sömürülen proletaryanın kadın ve erkeklerinin, mülk sahibi ve sö­ rnürücü sınıflardan erkek ve kadınların öncelikli hakla­ rına, iktidarına karşı, verecekleri ortak mücadeleyle ger­ çekleştirilebilir. Bu sınıf mücadelesinin hedefi, burjuva toplumunun, kapitalizmin altedilmesidir. Bu mücadele­ de proletarya ancak, devrimci kitle eylemleriyle sömü­ rücü burjuvazinin şiddetini, ekonomi ve devletteki sınıf­ sal egemenliğini siyasi iktidarı fethederek ve kendi sınıf diktatörlüğünü ıSovyet düzeni biçiminde kurarak yıktığı taktirde zafer kazanabilir. Burjuva demokrasisi değil, bilakis bu demokrasinin altedilmesinden sonra ancak proletaryanın sınıf egemenliği, proletarya devleti, eşit hak ve yükümlülüklere sahip öz,gür i şçilerin komünist toplumunun vazgeçilmez önaşamasıdır. Devlet iktidarı­ nı ele geçirme mücadelesinde . sömürücü ve egemen sı­ nıflar, öne atılan proletaryanın önüne sınıfsal diktatör­ lüklerinin en acımasız şiddet araçlarını dikerler. Sömü­ rülen ve ezilenlerin devrimci kitle eylemleri nihayet iç­ savaşta en yüksek biçimine ulaşır.


Proletaryanın devrimci kitle eylemlerinde ve içsa­ vaşta zafer kazanması, emekçi halkın amacından ve yo­ lundan emin, fedakar ve mücadeleye kararlı kadınları­ nın katılımı olmaksızın olanaksızdır. Çünkü bunlar emekçi halkın yarısını, ve hatta uygar ulusların çağtın­ da yansından fazlasını oluşturmaktadır, ve onların ge­ rek toplumsal ekonomide gerekse aile içinde aynadıkla­ rı rol, sömürücülerle s ömüTülenler arasındaki sınıf mü­ cadelesinin gidişatı ve tek tek proleterlerin bu mücade­ leler içindeki tavırları üzerinde çoğu durumda belirleyi­ ci önemdedir. Proletaryanın siyasi iktidarı ele geçirme­ si, aynı zamanda inançlı komünistıerin, komünist prole­ ter kadınların da eseri olmalıdır. Aynı şey, proletarya­ nın sınıf diktatörlüğünün kurulmasından sonra Sovyet düzeninin inşası, komünizmin uygulanması konusunda da geçerlidir. Toplumun, onun iktisadi temelinin, tüm kurumlarının, tüm kültürel, ahlaki yaşamının bu köklü, dev altüst oluşu, komünist zihniyetli en geniş kadın kit­ lelerinin faal ve anlayışlı katılımı olmaksızın olanaksız birşeydir. Böylesi kadın kitlelerinin katılımı, komüniz· min gerçekleştirilmesi için yalnızca kapsam bakımından daha fazla emek değil, aynı zamanda nitelik bakımın­ dan da daha farklı, yani daha zengin ve çok yönlü çaba­ lar demektir. Kadın kitlelerinin katılımı, toplumun mad­ di zenginliklerinin gerekli artırımının olduğu kadar, kül­ tür düzeyinin yükseltilmesi, inceltümesi ve derinleştiril­ mesinin de önkoşuludur. ·

Tek tek ülkelerdeki proletaryanın devrimci sınıf mücadelesi nasıl enternasyonal alanda birleşerek bir yu­ mak. haline geliyor ve dünya devriminde en yüksek nok­ tasına erişiyorsa, aynı şekilde kadınların kapitalizme, onun en üst gelişme düzeyi o]an eınpel'lyaUzme !..:arşı ve proletarya diktatörlüğü, proletaryanın sınıf diktatörlü259


ğünün kuruLması ve Sovyet düzeni uğrundaki devrimci mücadelesi de enternasyonal alanda birleştirilmelidir.

6. Büyük kapitalist · devletlerin

s avaşını çıkarınakla

emperyalist dünya

i şledikleri cehe:rı.nemi suç ve bu sa­

vaşın yarattığı durumlar,

. kadınların ezici

.çoğunluğu

için, kapitaliznı_in kaçınılmaz sonuçları

olan ve ancak

omm yokedilmesiyle o rtadan kalkacak

olan toplumsal

karsıt lıkl an ve

artırmıstır. Bu

'

kcö tülükleri son derece

'

yalmzca savaşan değil,

ay-m zamanda tarafsız adı veri-

len devletlerde de böyledir, çünkü bir bütün olarak bu devletler de

şu ya da bu ölçüde dünya savaşının ve et· kilerinin kanlı fırtınasın a yakalamnışlardır Yaşamak .

için gerekli ihtiyaç maddelerinin fahiş fiyatlarıyla mil­

yonlarca kadının gelir düzeyi, geçim kaynaklan ar a s m­ daki korkunç ve sürekli artan gerilim, onların ç alı ş an­

lar, ev kadın l ar ı ve analar olarak

kaygılarım, yoksun­

hık l arım, acılarını ve yüklerini dayanılmayacak derecede artırmaktadır. Konut kıtlığı bir felaket

halini almıştır.

Kronik gizli açlık ve i şyerindeki ve ev· işlerindeki ezici

ça.lışma temposu nedeniyle, özellikle

kadınların sağlık

durumu sürekli ve hızla artan ölçüde b ozulm akt a kötü­ leşmektedir. Normal doğum yapan v e güçlü, sağlıklı ço­ cuklar dünyaya getiren annelerin s ayıs ı azalmaktadır. Süt bebeklerinde ölüm oranı hızla yükselmekte, yetersiz ,

beslenme ve acması yaşam koşullarının kaçınılmaz so­ nucu olan hastalık ve salgmlar, yü zb inl erce , hatta mil­ yonlarca proleter çocuğunun kaderi ; analarının çaresiz­ li gi olmaktadır . Kapital izmin hala iktidarda olduğu tüm ülkelerde, özel bir olay, kadınlarm çektiği eziyetleri daha da artır­ maktadır. Savaş sırasında, kadının meslek sahibi olma­

sı olağanüstü boyutlar kazandı. özellikle savaşı sürdü­ ren ülkelerde parola şuydu: Kadınlar ekonomi, yönetim ve kültür s ip er ler ine . « Z ayıf, az yetenekli ve geri cinsi-

260


yeb> önyargıiarı, emperyalist dünya egemenli:ği ve sömü­ rü hırsınm, ulusla::arası kapitalizmin bu en güçlü sonuç­ larının çaldığı savaş davullarıhın duyulmaz oldu. Para

gürültüsü arasında

kazanma zorunluluğ·u,

anavatan

savunması yalanı ve kapita1ist kar hırsı elele vererek, kadın kitlelerini meslek sahipleri

olarak sa::1ayi ve

tan­

ma, ticaret ve ula�nma soktu. Belediye ve devlet yönetim o rganlarmda, kamu hizmetleri diye

b ilinen

alanda ve

saygın meslekle:rde kadın emeği sel gibi, durdurulamaz biçimde öne atıldı. Ama şimdi, dünya s avaşı ile birlikte kapitalist ikti­

sactın zavanasmdan çıktığı, yıkıldığı şu anda; henüz; ikti­ darda olan kapitalizniin, ekonomiyi en geniş emekçi kit­ lelerin yaşamsal ve kültürel gereksinimlerine uygu:'!. rak inşa etmekten aciz olduğu

ola­ şu anda; ekonominin çö­

küşünün ve kapita.listlerce bilinçli olarak saoote edilme­ sinin şimdiye dek görU.lmedik bir üretim tıkanıklığı ve işsizlik yarattığı

şu anda, kadınlar bu

krizin ilk ve en

çok sayıda kurbam olmaktadırlar. Bireysel kapitalistler :gibi, l:apitalist belediye ve devlet yönetimleri vb. de, po­ litik bilinci olmEyan ve örgütsüz; işsiz bir erkekten korktuğu kadar

kadından, işsiz

korkmmn.aktadır. Onlar,

kadın ekmeksiz kaldı mı, son malı

olarak kadınlığını

pazara çıkarır ve satar diye de hesaoplıyorlar. Proletar­ yanın devrimci bir şekilde mücadele ederek iktidan ele geçimıediği tüm tilkelerde, bugün yeniden güçlü bir şe­ kilde şu parola duyuluyor: Kadın, çalışma çık, evine

yaşa:nından

dön! Bu parola, sendikalar içine kadar yankı

buluyor, her iki cinsiyetin eşit işe eşit ücret mücaddesi ­ ni zorlaştırıyor ve köstekliyor, ve bu p arolanın eşliğinde kadının «tek gerçek doğal mesleği» ve değersizhği yo­ lundaki eski küçük-burjuva-gerici ideoloji .yeniden hayat buluyor. Sayısız kadının artan işsizliğine ve acı sefaleti­ ne paralel olarak en değişik biçimleriyle fahişelik artı-

261


yor - boğaz tokluğuna evlilikten,

cinsel «akort çalış­

ma» da kadın vücudunun çıplak satışa sunulmasına de­ ğin.

Kadının toplumsal çalışma alanmdan yeniden sürü­ lüp çıkanlması yönündeki artan eğilim, en geniş kadın

kitlelerinin bağımsız para kazanma ve tatminkar iş ge· reksinimieriyle çığlık

çığlığa çelişiyor.

milyonlarca erkeği katletti,

Dünya savaşı

milyonlarcasını da geçime

ve bakıma muhtaç tam veya kısmen sakatlar haline ge­ tirdi; kapitalist ekonominin çözülüşü, milyonlarca erke­

ği eskiden olduğu gibi me sl ekle ri ni icra ederek aileleri­

nin geçimini sa.ğlayacak durumda olmaktan

çıkarıyor.

Vurguladığımız bu eğilim, aynı zamaı1da toplum üyele­ rinin büyük çoğunluğunun çıkarları ile de en kaba bi­

çimde çelişınektedir. Kadınlarm tüm güç ve yetenekle­ rinden ancak en değişik faa.liyet alanlarında toplum ya­

rarına yararlamlırsa, savaşın yok ettiği dev maddi ve kültürel değerleri telafi etmek, gerekli maddiyat ve kül­ tür artışını sağlamak mümkündür.

Toplumsal ürü.n üretiminde ve kültür alanında or­ tak yaratan olarak kadını s ürüp uzaklaştırmak şeklinde­

J.rJ. dal-budak salan eğilimin en son gerekçesi, kapitalist kılr tazyikçilerinin

sömürü

iktidarını

sonsuzlaştırma

hırsıdır. Bu, kapitalist iktisatla, burjuva düzeniyle, ka­ dınların, bir bütün o l arak toplumun ezi.ci ç oğunluğunun en önemli yaşamsal çıkarlarının uyuşmaz olduğunu gös­ termektedir.

Oysa kadınlarm bugüıokli tüm ezici

sıkıntıları için

bir tek şey belirleyiCidir. Tüm bunlar, sömüren ve köle­

leştiren kap i tal izmi n karakter özelliklerinin kaçınılmaz

sonucudur. Savaş bunu son derece

keskinleştirmiş ve

artırmış ve çok büyük kadın kitlelerinin

acınası talihi

yapmıştır. Ama bunlar, barışla birlikte yok olacak olan

262


geçici o1gula.r değildir. Kapitalizmin surup gitmesinin, daha bugünden yeterince açık bir şekilde geleceklerini duyuran yeni emperyalist yağma s avaşlarıyla insanlığı tehdit ettiğinin burada · sözünü bile etmiyoruz. Milyon­ larca proleter kadın, eme�çi halk kadını, bugün varolan toplumsal k::ötülükleri en ez,ici biçimde hissediyor, çün­ kü sömürülen olarak sınıfsal durumu ve daha az hakka sahip olan olarak cinsel durumu ile birlikte, proleter ka­ dını kapitalist düzenin en yüksek . derecede kurbanı ya­ pıyor. Ne v.ar ki, çektiği sefalet ve acılar, sömürülen ve ezilen proletarya sınıfının genel talihinin sadece kısmi görüntüleridir, ve bu henüz kapitalist egemenlik altm­ da olan tüm ülkelerde böyle. Bu nedef!le bu sefalet ve acılar, burjuva düzeninin sözümona « geride kalan savaş s efaletine karşı mücadele etmek» üzere reforme edilme­ siyle asla tersyüz edilemezler. Bunlar tümüyle ve bir da­ ha geri gelmernek üzere ancak, tüm ülkelerde sömürü­ len ve mirastan yoksun bırakılan kadın ve erkeklerin devrimci mücadelesiyle, dünya prole.taryasının eylemiy­ le bizzat düzenin kendisinin yokolmasıyla birlikte yok­ olacaklardır. Ancak ve yalnız dünya devrimi, tarihse1 ev­ rensel mahkeme olarak, dünya savaşının geride bırak­ tığı yoksulluğu, ruhsal ve ahlaki çöküntüyü, kanlı kitle acılarını, ve kapitalizmin tam iflasını tasfiye edebilecek­ tir.

7. Yukarıda sayılan toplumsal olgular ve bağlantı­ lar karşısında, Komünist Enternasyonal'in Moskova'da­ ki II. Kongresi, özgürlüğe ve tam anlamıyla insan olma­ ya susayan emekçi halkın tüm kadınlarını, kendi ülkele­ rinin Komünist Partilerinin saflarına ve böylece, bu partilerin enerjik, kararlı eylemler için içinde birleştiği bizzat Komünist gnternasyonal'in saflarına çağırır. Ko­ münist Enternasyonal, hedefinden şaşmaz, yolundan emin ve eyleme hazır bir biçimde dünya devrimi yoluy-

263


la kapitalizmin altedilmesi için ve

komünizmin kurul­

ması için mücadele etmekle, kadın haklarının

anlayışlı

ve en sadık temsilcisi olduğunu da ispatlamaktadır. III. Enternasyonal, II.

Enternasyonal'in başlatmış

olduğu,

ama işçi hareketi içindeki oportü._rıist reformizmin artan etkisi altında, kendisini bir inanmışlar t opluluğu olmak­ tan çıkarıp bir eylem

topluluğu haline

yükseltmekten

vazgeçtiğ·i için tutarlı bir şekilde uygulayamadığı eseri­ ni, nihayet 1914 Ağustos'unda alçakça ihanet ettiği o ese­ ri, daha üst bir tarihsel basamakta, kadın

�insiyetinin

çıkarları doğrultusunda sürdürmektedir. Çünkü II. En­ ternasyonal,

bütün ülkelerin

proleterlerini

kapitalist

emperyalizme, kapitalist düzene karşı o_rtak uluslarara­ sı, devrimci mücadeleye çağırmak yerine, kapitalist ka­ rm, kapitalist dünya egemenliği hırsının yararı ve sofu

çıkarları uğruna emperyalizmin işçi sınıfını

birbirin�

karşı kardeş katline ve intiliara sürdüğü uı:usal ordular­

da sömürücülerle sömürülenlerin

kardeşleşmesini kut­

s amakla, kadın haklarını ve çıkarlarını

savunmaya da

terketmiştir. II. Enternasyonal kurulduğunda, kadın cin­ siyetinin tah hak eşitliği ve toplumsal kurtuluşu uğrm1a mücadeleyi · de b ayrağına yazmıştı. O, hiç taleplerin gerçekleşmesinin yokedilmesi ve

önkoşulunun

kuşkusuz,, bu kapitalizmin

sosyalizmiiı gerçekleştirilmesi

olduğu

inancı ile birlikte; sömürücü azınlığın kadınları ile sö­ mürülen çoğunluğun kadınları arasmda uzlaşmaz sınıf karşıtlığı olduğu, cinsiyet farkı

gözetilmeksizin kapita­

lizmin ücretli kölelerinin ulusal ve

uluslararası planda

dayanışması düşüncesiyle birlikte, bu talepleri en geniş kesimlere propaganda ederek, değerli ve uzun zaman et­ kili olacak hizmetlerde bulunmuştur. Sendikal örgütleri ve sosyalist partileri, kadınları e şit hakka sahip üyeler ve proletaryanın ekonomik ve politik sınıf mücadeleleri­ nin ortak taşıyıcısı olarak saflarına çağırmakla yüküm-

264


Ien dirmiştir. Ev kadınını ve ana.yı yüklerinden kurtaran

sosyal yardım kurumları ve kadınlara tam politik hak eşitliğinin tanınması yoluyla kapitalist sömürü iktidarı­ mn yasayla sınırlanarak, proleter kadınların, proletar­ yanın kavgasında savaşma ve mücadele yeteneklerinin artırılınasına talep etti. Sosyalist kadın hareketinin, burjuva kadın hareketinden net bir şekilde ayrılmasını talep etti. Ne var ki, bu görevlerden ne kadarının yeri­ ne getirildiğini, kararlaştırılan taleplerden ne kadarının mücadele, eylem konusu olduğunu II. Enternasyonal tek tek ülkelerin sendikal · örgütlerine ve sosyal-demokrat partilerine bırakıyordu. Genelde, kadınlarm çıkarları ve hakları konusunda onun aldığı kararlar, ancak tek tek ülkelerde örgütlü s osyalist kadınlar, proleterlerin örgüt­ lerinden koparabildikleri kadarıyla uygulanabHdL Teori ile pratik, karar ile eylem arasındaki uçurum, özellikle kadın hakları ta.leb1yle ilgili tavırda son derece keskin bir şekilde ortaya çıktı. II. Enternasyonal, kendi­ sine üye örgütlerin İngiltere'de uygulanması mülk sa­ hiplerinin politik iktidarını ve böylece tüm yetişkinlerin genel seçme hakkına karşı direnişi güçlendirecek olan, kısıtlı bir hanımıara seçme hakkından yana çıkmalarına ses çıkarmamıştır. Belçika'da ve daha sonra Avusturya' da, büyük seçim hakkı mücadelesi sırasında Sosyal-De­ mokrat Partinin kadınlar için de evrensel s eçim hakkı talep etmemesine gözyummuştur. Gerçi II. Enternasyo­ nal'in Stuttgart Kongresi, tüm ülkelerin sosyal-demok­ rat partilerine, kadınların evrensel seçim hakkı müca­ delesini, gerek kadın hakları savunucularının ve burju­ va demokrasisinin çabalarından: kesinlikle ayırarak, .ge­ rekse reformist fırsatçılık politikasının hatırına bak­ maksızın, genel proleter seçim hakkı ve iktidar mücade­ lesinin önemli, vazgeçilmez bir parçası olarak kabul et­ meleri ve .uygulamaları görevini vermiştir. Ne var ki, bu 265.


karar bile çoğu ülkeler için kağıt üzerinde kalmış ve özellikle, Fransa birleşik Sosyalist Partisi'nin kadınların seçim hakkının uygulamaya sokulması için platonik par­ lamenter teklifler sunmakla yetinmesini, Belçika Sosyal­ lDemokrat İşçi Partisi'nin kadınlara evrensel seçim hak­ kı tanınması için önerilerinde bugüne değin ruhhanla­ Tın taleplerinin bile gerisinde kalmasını engellememiş­ ıtir. Tüm dünya işçi hareketi içinde, savaş yürüten ve tarafsız ülkelerde ilk olarak sosyalist kadınlar, sömürü­ lenlerin uluslararası dayanışması emrini, hain sosyal­ yurtseverlerin ulusal savaş komutlarının üstüne çıkar­ mak, uluslararası devrimci kitle eylemleriyle emperya­ list hükümetleri barışa zorlamak ve işçilerin siyasi ikti­ darı ele geçirme ve emperyalizmi, kapitalizmi dize getir­ meyi hedefleyen uluslararası devrimci mücadelesi için tariılısel savaŞ alanını açmak uğrunda el yordamıyla bir atılıma giriştiklerinde, II. Enternasyonal'in tutumu salt cılız, alçakça ve şerefsiz olmakla kalmadı. II. Enternas­ yonal, bu atılımı desteklerneyi bir yana bırakalım, ken­ disine üye olan partilerin tek tek ülkelerde -herşeyden önce de, önceleti örgütlenme ve taktikte, sonralan ise çürüme ve iflasta «örnek partisi» nin: Alman sosyal-de­ mokrasisinin- ona küfretmelerini, onu gammazlamala­ rını ve her biçimde engellemeye çalışmalarını zmınen kutsadı. O bugün de hala, proleter kitleleri demokrasi, ;parlamentarizm, sosyal-yurtseverlik ve sosyal-pasifizm s cytarılİklarıyla aldatarak, kapitalist sömürü iktidarının güçlendirilmesi ve bu yolla kadın cinsiyetinin tam öz­ gürlüğüne kavuşmasının engellenmesi yolnnda çaba harcıyor. Ayrıca IL Enternasyonal hiçbir zaman, kadınlar ya­ rarına ortaya konan ilkelerin ve taleplerin uluslararası ·

266


:planda gerçekleştirilmesi görevini üstlerrecek olan bir organ oluşturmamıştır. ıSosyalist ve proleter kadınların tek kadınınışeasma ortaklaşa eylemleri için uluslarara­ sı planda biraraya gelmeye b aşlamaları, II. Enternasyo­ nal'in örgüt çerçevesi dışında ve bağımsız olmuştur. Gerçi bunların temsilcilerinin II. Enternasyonal'in kongrelerini izlemelerine izin verilmiştir, ama ne var ki onlara katılma konusunda formel olarak bir hak tamn­ mamıştır, ve Uluslararası Büro'da sosyalist Kadın En-. rternasyonali'nin sandalyesi ve oyu olmamıştır. Bu yüzden kömünist ve tutarlı sosyalist ve proleter kadınlar, II. Enternasyonal ile b ağlarını koparmalı ve, kadınların hakları ve kadınlarm özgürlüğü mücadelesin­ de de karar fabrikası olmak yerine, bilakis eylem toplu­ luğu olacak olan Komünist Enternasyona1'e katılmalı­ dırlar. Bu katılımın en mükemmel, en mantıklı biçimi, :açıklanmış olduğu gibi, Komünist Enternasyonal'e men· sup olan kendi ülkelerinin partisine girmektir. III. E:n­ ternasyonal'e mensup olma mücadelesinin henüz kara­ ra bağlanmamış olduğu parti ve örgütlerdeki kadın üye­ ler, elbette ki tüm enerjilerini, bu örgüt ve partilerin Komünist E"aternasyonal'in ilkesel, taktik ve örgü.tlen­ me yönergelerini kg,bul etmesi, Komünist Enternasyo­ nal'e tam anlamıyla katılması ve onun gerek özi'ıne, ge­ rekse taleplerine uygun davranması yolunda harcamak yükümlülüğüne sahiptir. Komünist ve tutarlı devrimci sosyalist, proleter kadınlar, Komünist E:nternasyonal'e karşı ilkesel olarak düşmanlık ve mücadelede direten ve proletaryanın sınıf mücadelesini oportünist-reformist ::lcganlarla zehirleyen ve felce uğratan örgütlere ve par­ tilere sırt çevirmelidirler. Devrimci eylemin üçüncü En­ tenasyonal'inel - sınıf köleliği ve cinsiyet köleliğinden kurtulmak isteyen emekçi halkın tüm kadınlarının ge­ nel, açık-seçik t oplanma çağrısı bu olmalıdır.

267


8. Komünist Enternasyonal II. Kongresi, kendisine

bağlı tüm partileri, en geniş kadın kitlelerini

kucakla­

mak, uyandırmak, topaflamak ve eğitmek için; komünizm uğruna çalışma ve mücadele

onların

ye teneklerini

mümkün olan en üst düzeye çıkarmak için; onlara sözle ve eylemle, yalnızca proletaryanın devrimci sınıf müca­ delesi ve hedeflerinin gerçekleşmesi ile kadın cinsiyeti­ nin tümüne de tam hak, tam özgürlük, tam uyumlu in­ sanlık sağlayacağını kanıtlamak için,

işbu yönergelere

sadakat içinde faaliyet göstermekle yükümlü

kılar. Bu

yönergelere uygun olarak, komünist p artileri şunlardan yana tavır koymalıdır :

P:ıriü�etarylamn balihazrr',dı:ı (!\erıJ�et mtid::ıJrım :�le geçirrnJ1ş rve Socvy1et d.'i.iızieniındb klendJi le,g.emenUğini kı.!:rlmıuş ol(f"la.:ı.ğu R.usyaı rPhi illik:eiJerc#-e:

ii .

1 . Sovyet dtizeninin

savunulması ve

.

pekiştirilmesi

için cephede ve ülke içinde yerli ve yabancı

karşı-dev­

riineilere karşı mücadelede :gerekli olan kadın milis hiz­ meti. , kmıl hemşireler, Kızıl Ordu'da eğitim. çalışması vs. gibi tüm mücadelelere ve önlemlere kadınlarm geniş öl­ çekli olarak çekilebilmesi için. Keza

kadınlq,rm, geniş

kapsamlı ve anlayış dolu bir biçimde çalışmaya katılma­ sı, yalnızca kapitalizmin iktisadi ve toplumsal kalıntıla­ rının altedilmesi için değil, aynı zamanda

onun bencil

ahlakının altedilmesi için de mutlaka gereklidir.

2. Proleter, küçük köylü, tüm meslek sahibi , çalışan kadınları, çürümekte olan ve yıkılınası gereken .kapita­ list toplumdan komünizmin üst toplum biçimine geçişin zor dönemini -kadınları ve çocukları en etkileyen kötülüklerin, acılarm maz olduğ·u

268

acılı şekilde

ve kurbanların kaçınıl­

ci zor geçiş dönemini-

kısaltınanın kendi


ellerinde olduğu, onların s arsılmaz iradesine, fedakarca çalışmasına bağlı olduğuna ilişkin enerjik ve derinleme­ sine bir şekilde aydınlatmak için. 3. Proleter, küçük köylü, tüm meslek sahibi ve çalı. şan kadınların, batmakta olan eski burjuva toplumunun güçleri ile mücadele ve yeni problemlerle b oğuşma için­ de olgunlaşan tam komünizmin yeni, kurtarıcı toplum düzeninin, büyük ölçüde kendi eserleri, hedef berraklık­ lanmn, sars�lmaz isteklerinin ve her zaman öz-veriye ha­ zır davranışlarının ürünü olması gerektiğine dair ene:r­ j.ik ve derinlemesine bir şekilde aydınlatmak için. 4. Meslek sahibi kadınlarm Sovyet organları, sendi­ kalar, kooperatifler ve onların çeşitli kurumlarıyla ikti­ sadi inşa çalışınasma geniş kapsamlı katılmaları için.

5. Kadınların, Sovyetlerde, onların çeşitli denetim, yönetim ve inşa organlarmda ve . bilim de dahil olmak üzere diğer bütün alanlarda geniş kapsamlı ortak çalış­ maya çekilmesi için.

6. Meslek sahibi kadınlarm iş koşullarının kadın or­ ganizmasma ve anneliğin bedensel ve ruhi-ahlaki talep­ lerine uygun ve meslek yaşantıları ile uyumlu bir birlik -kadınların bütün gtiçlerini ve değerlerini onların ka­ dm cılarak tam bir insanlık içinde en yüksek randıman­ la geliştiren ve etkinleştiren bir birlik- sağlayacak bi­ çimde şekillendirilmesi için .. 7 . Ailenin. geleneksel ev ekonomisini -lonca esnaf­ lığının bu en geri, en çarpık ve en cücemsi biçimini­ genel toplum ekonomisinin içine çekmek ve ev kadınını küçük tekil ekonominin kölesi olmaktan çıkarıp büyük toplumsal ekonominin özgür çalışanına dönüştürmek için. 8. Şimdiye kadarki aile içindeki kadının bu zamana kadarki ekonomik görevlerini üstlenen, analık hizmetini 269


kolaylaştıran, tamamlayan ve mükemmelleştiren örnek toplumsal kurumların oluşturulma sı için. 9. Analığın, çocuklarm ve gençliğin korunması ama­ cıyla örnek toplumsal yardım kurumlarının oluşturulması için. 10. Hastaların, za.yıfların, yaşlıların ve iş göreınezle­ rin desteklenmesi amacıyla böyle kurumların oluşturul­ ması için; fahişelerin, burjuva top1umunu..'1 bu mirası­ _

nın lumpen proletarya olmaktan çıkarılıp tekrardan ça­ lışanlar topluluğuna kazandırılması amacıyla gerekli olan iktisadi ve eğitsel önlemler için. _

..

1 1 . Eğitim ve ö ğretim işlerinin, eğitsel iş dersi ve ortak öğretim temelinde hem kişilik gelişmesi hakkını sağ-­ layacak, hem de eğitimin d.ayanışmayı geliştirme yü­ kümlülüğüne uygun olacak, ve böylelikle de kadın cinsi­ ne kendisini çok yönlü insanlık halinde geliştirmesi için koşulları yarata.cak şekilde biçimiendirilmesi için. 12. Kadınların, önlemlerin alınmasında ve yürütül­ mesinde, ev kadınının ve ananın yükünü hafifletmeye yarayan, sosyal yardıma, yani kadınlar, çocuklar ve gençler için sosyal yardıma hizmet eden kurumların ku· rulmasında, şekillendirilmesinde ve yönetiminde geniş kapsamlı ortak çalışması için.

B. Proltehul)�amn h3Jen siyasi ikti�arın ıele geçirilmesi. ·uğrunda mücadde ettiği t.üın ülkelerde: ı. Kadınların, eşit hak ve yükümlülüklere sahip üye­ ler olarak Komünist Partisi'ne ve proletaryanın ekono­ mik sınıf mücadelesi örgütlerine katılması için; Parti, sendika ve kooperatifierin tüm organlarında ve mevki­ lerinde eşit hak ve yükümlülüğe sahip birlikte çalışması için.

270


2. Proletaryanın ve küçük köylülüğün en geniş ka­ dın kitlelerinin komünizm hakkında, proletaryanın dev­ rimci eylemleri ve mücadelelerinin özü, hedefi, yöntem ve araçları hakkında aydmlatılması için; son . derece et­ kili, pratik ders ve eğitim aracı olarak en geniş kadın kitlelerinin tüm bu eylemlerde yer alması için; proleter kadınların sınıf bilincini güçlendirmek ve berraklaştır­ mak, onların devrimci enerjisini ve mücadele yeteneğini artırmak i,çin uygun olan tüm araç, önlem ve kuruluşlar için. 3. Kanun önünde ve p ratikte, özel yaşamın ve kamu yaşamının tüm alanlarında her iki cinsiyetin tam hu­ kuksal eşitliği için. 4. Proletarya için, seçim hakkının, parlamentariz- . min, burjuva demokrasisinin kısıtlı değerini, ve prole­ taryanın Sovyet düzeniyle ve işçi sınıfı diktatörlüğüyle parlamentarizmi ve burjuva demokrasisini altetmesi için tarihi bakımdan verili gerekliliği gerektiği gibi güç­ lü bir şekilde vurgulayarak, kadınların belediye ve dev­ let p arlamentolarına seçme ve seçilme hakkının sınıf bilinçli devrimci bir şekilde kullanılması için.

5. İşçi kadınların, kadın hizmetiiierin ve memurla· rm, şehir ve kırdaki tüm kadın meslek sahiplerinin dev­ rimci iktisadi ve siyasi işçi soyvetleri seçimlerinde seç­ menler olarak hedef konusunda açık ve en enerjik katı­ lımı için; işçi kadınların, kadın hizmetiiierin ve meslek sahiplerinin, bu işçi sovyetlerine ve onların organlarına. seçilmiş kişiler olarak en enerjik bir şekilde çalışması için; proletaryanın ve yoksul halk katmanlarının kadın­ larının devrimci işçi sovyetlerinin seçmenleri �larak kapsanması için ve bunlara seçilmiş kişiler olarak çalış­ ması için ; küçük-köylü ve toplumsal olarak onlara yakın kır halk katmanlarının kadınları arasında Sovyet dii­ şüncesinin yayılması ve uygulanması için; 271


6. Kadının eşit, özgür, parasız genel ve mesleki e ğ i­ tim hakkı için ve eşit hak ve yükümlülüklere sahip mes­ lek sahibi olarak toplumsal iş ekonomisine ve tüm alan­ lara çekilmesi için; analık görevlerinin toplumsal hizmet olarak tanınması ve değerlendirilmesi için.

7 . Erkeğe ve kadına eşit iş için eşit ücret ödenmesi için.

8. Etkin yasal koru.ı.11ayla işçi kadınların, kadın hiz­ metli ve memurların -«hizmetçi>> denilenler de dahil­ hamileler,

ekonominin tüm alanlannda ve genç kızlar, loğusalar ve emzikli anneler için gerekli önünde bulundurularak, kapita.list

önlemler göz­

sömürü iktidarının

etkin bir şekilde kısıtlanması için.

9. Bağımsız memurlardan, Doktorlardan, teknisyen­ lerden, tam hakka sahip işçilerden oluşan, ve içinde ka­ dınların kadın emeğinin kapsamına uygun olarak temsil edilmek zorunda olan yeterince çok sayıda bir erkan ta­ rafından kapsamlı bir iş denetimi için.

10. Meslek sahibi kadının ev kadını ve anne olarak . yükünü hafifleten, geleneksel ev iktisadı işlerini aileden toplumsal ekonomiye nakleden ve çocukların evdeki eği­ timini toplumsal eğitimle genişleten, tamamlayan ve on­ lara dayanışma eğitiminin gerekli karakter özelliklerini veren toplumsal önlemler ve kuruluşlar için.

l l . Gerekli

kuruluşların salt

şehirlerde ve sanayi

merkez,Ierinde değil, aynı zamanda kırdaki kadın tarım işçileri, köylü kadınlar vb. yararına da kurulması için.

12. Kadınları, ev ekonomisinin gerici karakteri, ona bağlı olarak zamanın, gücün ve araçların boş yere har­ canması

üzerine; ev işlerinin

kapitalizm

ödenmeyen ev kadını emeği hesaba rin ücretlerinin düşük

tarafından,

katıldığında, işçile­

tutulması için bir araç

olarak

kullanılması ve kadının toplumsal yaşamdan d1ştalana-

.272


rak ruhsal ve politik olarak geri ibıraktırılması üzerine aydınlatmak için. 13. Burjuva lüks ve gereksiz konut mülkiyeti edin­ me hakkı önünde saygıyla durmayan ve yürütülmesine kadınların da katıldığı köklü reformların konut alanm­ da yapılması için. 14. Diğer şeylerin yanısıra, kadın doktorlarm da gö­ rev yaptığı ve mesleki olarak eğitilmiş bebek, çocuk ve ev b akıcılarının da görevlendirildiği parasız sağlık da­ nışma yerlerini kırlarda ve şehirlerde oluşturan kamu sağlık hizmetlerinin genisletilmis ve organik düzenlen1nesi için. 15 . Fuhuşa karşı mücadele amacıyla iktisadi ve top­ lumsal önlemler için; cinsel hastalıkların yayılmasına karşı sağlık önlemleri için; fahişelerin belli yerlere yer1eştirilmesinin, ahlak polisi tarafından denetlenmesinin ve toplumsal olarak borlanmasının kaldırılması için ; kadın ve erkek için ikili cinsel ahiakın altedilmesi için, ,

'

'

.

16. Tayin edici şekilde kadının eğitim, mesleki faali­ yet, kapitalist sömürüye karşı korunma vs. haklarını il­ gilendiren bütün önlemlerde ve kurumlarda kadının or­ tak çalışması için. ·

ıc.

Ka;pita�izm öncesli Geiiişm'eiYI,e ıSahip ülkelerlı:i�:

ı. Kadını erkeğin ev, iş ve şehvet kölesine indirge­ yen önyargıların, gelenek ve gıöreneklerin, dinsel ve hu­ kuksal kuralların altedilmesi -sadece kadınların değil, erkeklerin de aydınlanmasım şart kılan bir altetme­ için. 2. Kadının eğitimde, ailede ve kamu yaşamında er­ kekle tam bir sekilde hukuksal olarak esit kılınması için. '

.

'

273


3. En çarpıcı zararlarının

g

di er şeylerin

yanısıra

kooperatiflerle de azaltılabileceği ev endüstrisinde orta­ ya çıkan, mülk sahibi egemen sınıfların sömürüsüne ve boyunduruğuna karşı yoksul ve sömürülen kadınların esaslı korunması için.

4. Ekonominin ve toplumsal yaşamın kapitalizm ön­ cesi biçimlerini komünizme kanalize eden ve olgulardan çıkarak görsel yöntemle kadınların bireysel ev ekonomi­ sinin onları köleleştirdiğini, toptımsal çalışmanın onla­ rı özgürleştirdiğini gösteren önlemler ve kurumlar için. Kapitalizm öncesi gelişmeye sahip ülkelerin kadın­ ları arasındaki ajitasyon ve örgütleme çalışmasında, Rus .

kadın ve erkek yoldaşların Rus devriminden bu yana Doğu halkları kadınları arasındaki çalışmada topladık­ ları deneyimlerden özellikle yararlanılmalıdır.

9. Komünist Enternasyona'e bağlı partilerin bu yö­ nergeler doğrultusunda mümkün olduğunca başarılı bir şekilde faaliyet gösterebilmesi için, Komünist E'nternas­ ıyonal İkinci Kongresi, asağıdaki örgütsel kuralları ka,

rara bağlar:

A.

üEke örgütü.

1 . Bir ülkenin Komünist Partisi içindeki

kadınlar

özel birimlerde birleştirilmemeli, tersine eşit hak ve yü­ kümlülüklere sahip üyeler olarak yerel parti ö rgütleri­ ne sokulmalı ve bütün part� organlarındaki ve parti ku­ rumlarındaki ortak çalışmaya çekilmelidir. Komünist Partisi ama, kadınları ajitatif olarak ku­ caklamak, örgütlü olarak kendi saflarında

tutmak v e

e ğitmek için özel önlemler alır ve özel kurumlar oluştu­ rur. Bütün bunlar, kadının ruhsal-töresel özellikleri, ta-


rihsel olarak belirlenmiş geriliği ve da:ha hala evdeki çalışması dolayısıyla sık sık aldığı özel konumu hesapla­ narak ( ele alınmalıdır - ÇN ) . 2 . Her yerel parti örgütünde, erkek yoldaşların da yer alabileceği bir kadın ajitasyon komitesi vardır. Bu­ nun görevi şudur : a) Partiye hala uzak duran kadınlar arasında açık toplantılar, işletme tartışmalan ve işletme toplantıları, ev kadınları toplantıları, partisiz delege konferansları, ev ajitasyonu, bu amaca uygun bildirilerin gazetelerin, broşürlerin ve her türden yazının yaratılması ve dağıtıl­ ması amacıyla ajitasyonu planlı ve sürekli olarak sür­ dürmek. b ) Ajitasyonla kazanılmış kadınları p artiye, sendi­ kalara, kooperatifiere ve proletaryanın diğer mücadele ve inşa örgütlerine üye ola.rak almak. c) Partinin, sendikaların, kooperatiflerin, işçi s ov­ yetlerinin ve savaşan devrimci proletaryanın bütün or­ ganlarının kadın üyelerinin ölü, edilgen yükler olarak sürüklenmernesi, aksine komünist ülkülerle yanıp tutu­ şarak örgütlerin ve organların yaşantısına ve faaliyetine anlayı:ş dolu ve enerjik bir şekilde katılmaları için çaba göstermek. d) Gerek partinin genel eğitim kurumları aracılı­ ğıyla olsun, gerekse de özel kadın okuma ve tartışma akşamları vs. yoluyla olsun, kadın parti üyelerinin ge­ rekli teorik ve pratik eğitimi almasını sağlamak. e) Ajitatif ve örgütsel olarak yetenekli kadınların esaslı bir eğitim ve tam faaliyet gösterebilrr:ı.e fırsatını elde etmeleri için çaba göstermek. f ) Her parti gazetesinde açılacak kadınlar sayfası için bir kadın redaktör atamak ve proleter kadınlar ara­ sından başka çalışanlar bulmak.

275


Yerel kadın ajitasyon komitesi,

örgütlü kadın yol­

daşlar tarafından önerilen ve yerel parti yönetimi tara­ fından onaylanan

5-7 üyeden oluşur. Bu

komite, parti

yönetimi ile sıkı bir birlik içinde çalışır ve önlemleri ve kararları için onun onayını alır. Komite,

parti yöneti­

minde, genel parti sorunlarında tavsiye oyu ve kadın ha­ reketinin bütün sorunlarında karar oyuyla , bütün otu­ rurnlara ve çalışmalara katılan sürekli bir kadın tem­ silci bulundurur. 3. Partinin her bölge yönetiminde, bir

bölge kadın

ajitasyon komitesi bulunur. Bunun görevi, bütün bölge­ nin yerel kadın ajitasyon komitelerini görevlerinin yeri­ ne getirilmesinde teşvik etmek ve enerjik olarak destek­ lemektir. Bundan dolayı bu komite:

a ) Hem bölgenin tüm yerel kadın komiteleri, hem de ülke kadın ajitasyon komitesi ya da ülke kadın sek­ retaryası ile sürekli ve düzenli ilişki içinde

olmak zo­

rundadır. b ) Tek tek yerel kadm ajitasyon komitelerinin ça­ lışması sonucu ortaya çıkmış önemli verileri toplamalı ve bu verileri tek tek komitelerin hizmetine sunmalıdır. c ) Tüm bölge için ajitasyon ve eğitim

malzemesi

sağlamalıdır. d) Tüm bölge için her türden, daha ibüyük ajitas­ yon toplantıları teşvik etmeli, hazırlamalı, yürütmeli ve bunun için gerekli olan aj itatif ve örgütsel güçleri sağ­ lamalıdır. e ) Emekçi halkın daha büyük faa1iyetleri

kadınlarını p artinin ve eylemleri için

bölgedeki seferber et­

mek, onları edilgen seyircilerden etkin katılımcılara dö­ nüştürmek için gerekli olan tüm önlemleri alnıalı ve uy·

gulamalıdır.

f) Yerel kadın ajitasyon komitelerinin bir ya da iki 276


temsilcisinin katılmak zorunda olduğu ve ayrıca tek tek yerlerin kadın parti üyelerinin seçilmiş delegelerinin gönderildiği bölge kadın konferansları düzenlemelidir. Her 50 kadın üyeye bir delege düşer. Bölge kadın konfe­ ransları ihtiyaca göre, komite tarafından en az ama a.ltı ayda bir toplantıya çağrılır. Bölge kadın komitesi, ayrı­ ca bölge için partisiz delege konferanslarını toplantıya çağırmalı ve gerçekleştirmelidir. Bölge kadın komitesi, bölgede örgütlü kadın yoldaş­ lar tarafından kendi konferanslarında önerilen ve bölge parti yönetimi tarafından onaylanan 5-7 üyeden oluşur. !Bölge yönetimi ile en sıkı ilişki içinde çalışır ve önlem­ leri ve kararları için onun ona�ını alır. Komite, bölge yönetimi içinde bir ya da daha fazla kadın yolda.şla tem­ sil edilir. Komite temsilciliği, genel parti sorunlarında tavsiye oy�, kadın hareketinin tüm sorunlarında karar oyuyla parti yönetiminin bütün oturumlarına katılır. 4. ülke parti yönetiminde bir ülke kadın ajitasyon komitesi ya da ülke kadınlar sekretaryası bulunur. Bu­ nun görevi şudur : a ) Bölge ve yerel kadın ajitasyon komiteleri ile sü� rekli ve düzenli ilişkiler sürdürmek, bunlarla ülke parti yönetimi arasındaki en sıkı bağı sağlamak. b) Tek tek bölge kadın komitelerinin çalışması so­ nucu ortaya çıkan verileri toplamak ve bu verileri ken­ di · deneyimleri ve önerileri ile karşılıklı olarak onlara dağıtmak. c ) Bütün ülkenin bölge kadın komiteleri için aji· tasyon ve eğitim malzemesi sağlamak. d) Kadınların mesleki çalışma, eğitim ve hukuksal konumundaki, işçi kadının korunmasındaki ve kadının . iktisadi, politik ve toplumsal çıkarlarını ilgilendiren tüm olguların ve tartışma sorunlarının gelişmesine özen277


li bir dikkat göstermek ve bölge ve yerel kadın ajitas­ yon komitelerinin tartışmalı sorunlarla uğraşmasını teş­ vik etmek. e ) Kadın yoldaşlarm teorik eğitimine hizmet eden, onları komünizmin derin anlayışı ile eğiten ve partinin manevi değerleri ve andaki devrimci görevleri ile en sı­ kı ve içten temasa getiren periyodik bir dergi yayınla­

malıdır. ülke kadın komitesi, bu derginin ka ın redak­

törünü belirler, ona yazı ve işçi kadınların saflarından yardımcılar bulmak için çaba s arfeder. f ) Bütün ülke için ajitasyon toplantıları

önermek,

örgütlernek ve bunun için gerekli olan aj-itatif ve örgüt­ sel güçleri hizmete sunmak. g) Partinin büyük genel görevleri ve mücadeleleri­ ne tüm ülkenin en geniş emekçi kadın kitlelerini çağır­ mak ve onların en etkin ve özveriye hazır katılımlarını sağlamak için tüm önlemleri almak ve yürütmek. h ) Her bölge kadın komitesinden bir ya da iki ka­ dın temsilcinin katıldığı ve her yerin kadın parti üye­ lerinin seçilmiş

delegelerinin gönderildiği

ülke kadın

konferansları toplamak. Her 100 kadın parti üyesine bir delege düşer ; 100'ün altmda üye sayısı olan yerler de yi­ ne bir delege gönderir. ülke kadınlar konferansı ihti­ yaca göre, ama yılda en az bir kere düzenlenir. ülke ka­ dın ajitasyon

komitesi, tüm ülke için

partisiz delege

konferansları da düzenler. i ) Uluslararası Kadın Sekretaryası ile sürekli iliş­

kide bulunan uluslararası

bir kadın muhabir

belirle­

mek. ülke kadın ajitasyon komitesi, ülke kadınlar konfe­ ransı tarafından önerilen ve üike komünist partisi kong­ resi tarafından onaylanan 7 ile 10 üyeden oluşur. Komi­ te, ülke I? arti yönetimi ile en sıkı ilişki içinde çalışır ve

278


kararlarında onun onayını alır. Komite temsilcisi, bütün kadın sorunlarında karar oyuyla, genel parti sorunların­ da tavsiye oyu ile parti yönetiminin tüm oturumiarına ve çalışmalarına katılır.

B. ULuslart:ıx)aısı Jörgüt Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi'nde bir Uluslararası Kadın Sekretaryası kurulur. Bu Sekre­ tarya, komünist kadınların uluslararası konfeansı tara­ fından önerilen ve Komünist Enternasyonal kongresi tarafından onaylanan üç ile beş kadın yoldaştan oluşur. Kadın Sekretaryası, Enternasyonal'in Yürütme Komite­ si ile en sıkı ili şki içinde çalışır ve kararları ve önlemle­ ri için onun onayını alır. Sekretarya'nın bir temsilcisi, genel sorunlarda tavsiye oyu ile, kadın hareketinin özel sorunlarında karar oyuyla Yürütme Komitesi'nin bütün oturumiarına ve çalışmalarına katılır. Görevi şudur : a ) T'ek tek komünist partilerin ülke kadınlar ko­ miteleri ile, ve bu ülke kadınlar komiteleri arasında canlı bir ilişki kurmak ve sürdürmek. b ) Tek tek ülke kadın komitelerinin çalışmaların­ da ortaya çıkan verileri ve ajitasyon malzemelerini top­ lamak ve bunları diğerlerine ulaştırmak. c ) Çeşitli ülkelerin komünist kadın ve parti yazını­ nın ürünlerini -«Kadınlar sayfası», dergiler, bildiriler, vs.- toplamak ve bunların ülkeden ülkeye değişimini sağlamak. d ) Kadınların mesleki çalışmalarındaki ve medeni hukuk ve kamu hukuku konumlarındaki, mesleki ve ge­ nel eğitimlerindeki, işçi kadınların korunması sorunla­ rındaki, ana ve çocuk yardım kurumlarındaki, konut

279


alanındaki gelişmeleri, kısaca ıçeşitli

ülkelerdeki kadın

yaşantısının ve kadın faaliyetinin tüm

sorunlarını izle­

mek, bununla ilgili malzemeleri toplamak,

ülke kadın

komitelerinin uluslararası önemdeki özel

sorunlar v e

görevler konusunda dikkatini çekmek v e ortaya konan eğitim malzemesine dikkat çekmek. e ) Tek tek ülke örgütlerinin uluslararası kadın mu­ habirinden, önemli olay ve olguları hemen,

en az ama

üç ayda bir kez bildirmeyi talep etmek. f ) Genel özet halindeki raporun dışında, özellikle tek tek önemli rap o rları da yayıniayan v� gündemde du­ ran sorunlara, görevlere ve eylemiere dikkat çeken bir uluslararası enformasyon organının yayınlanması. g ) Bütün ülkelerde en geniş emekçi rini mücadelenin anlayış dolu, özveriye

kadın kitlele­ hazır ve cesur

taşıyıcıları olarak devrimci ordunun saflarına

çekebii­

rnek için, proletaryanın Komünist Enternasyonal'in ön­ derliği altındaki bütün uluslararası eylemlerinde zaman geçirmeksizin tüm adımları atmak.

h) Kazanılmış deneyim ve çalışma alış-verişini kolaylaştıran, ilişkiyi pekiştiren ve uluslararası alanda

için yeni öneri

kadın yolda şlar

büyük emekçi kadın devrimci

çalışmada ve

arasındaki kitlelerini devrimci

mücadelede birleştirmeye hizmet eden uluslararası ko­ münist kadın konferansları toplamak ve yönetmek. Uluslararası kadın konferansları, tüm dünyanın ka­ dın sömürülenlerine ve kölelerine şöyle seslenmelidir: Bütün ülkelerin proleter kadınları!

Komünist En­

ternasyonal'in bayrağı altında bütün ülkelerin proleter­ leri ile kapitalizme ve onun sahte demokrasisine karşı, politik iktidarın ele geçirilmesi, proletarya

diktatörlü­

ğünün ve Sovyet dü;zeninin kurulması uğruna mücadele

280


için birleşin! Proleter kadınlar, bu mücadelede zincire lerinizden başka kaybedecek birşeyinizin olmadığı, ama bir dünya kazanacağınız, sizin için, erkek proleterler için olduğundan daha fazla geçerlidir! Clara Zetkin,

3 ciltte seçme yazılar ve konuşmalar,

Berlin 1 960, cilt 2, s. 260-289, Almanca'dan çevrilmiştir. ·

281


KOM Ü N iST PART i S i VE KAD l N SOR U N U Komünist Partisi, kadın sorunundaki ilkesel goru­ :şünü herhangi bir şekilde gözden geçirmeyi düşünme­ mektedir. O, kadın sorununun, « esas itibariyle» kapita­ list ekonominin zemini üzerinde ve burjuva düzeni içe­ risinde kadın cinsiyeti lehine reformlarla çözümlenebi­ lecek bir sorun olmadığı görüşünü sıkı bir şekilde mu­ hafaza ediyor. Görüşümüzce, kadın sorunu büyük top­ lumsal sorunun yalnızca bir parçasıdır, ve ancak prole­ tarya, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin bütün sömürülerrle­ rin ve ezilenlerin ortak mücadelesi içinde -parçala.dığmda ve komünizmi inşa

kapitalizmi

ettiğinde, bu büyük

. sorunla birlikte çözülebilir. İ.çinde bulunduğumuz an, tarihin bize ö ğrettiklerini onaylamaktadır. Bu da, özel mülkiyetin, kadın cin,siyeti­ nin az haklara sahip olmasının son ve en sağlam kökü olduğu ve ancak özel mülkiyetİn ortadan kaldırılmasıy­ la kadının tam toplumsal ve tam insani özgürlükleri el­ de edebileceğidir. özel mülkiyet varlığını

sürdürdüğü

sürece, bütün burjuva kadın hakları savunuculuğu, en geniş kadın yığınlarının, emekçi halkın kadınlarının, ya -mesleki çalışma sayesinde erkekten ve mik bağımsızlığını elde edebileceği, ama rından ötürü sömürülen olarak bir

:282

aileden ekono­ sınıf zıtlıkla­

kapitalistin sömü-


rüsü ve boyunduruğu altına, tüm kapitalist toplumun boyunduruğu altına gireceği, ya da ama karı olarak aile­ ye ekonomik bağımlılık içinde kalacağı gerçeğini asla değiştirmez. Ancak ve yalnız komünist toplum, özel mül­ . kiyeti ve böylelikle bir insanın diğer bir insan tarafından egemenlik altında tutulmasının, haklardan yoksun bırakılmasının ve sömürülmesinin temellerini ortadan kaldırır. Yalnızca komünist toplum, eşit hak ve eşit yü­ kümlülüklere sahip bir kişi olarak, kadına da toplumsal ekonomiye katılmanın y olunu, toplumsal kültürün bü­ tün alanlarında faaliyet gösterme yolunu açar. Çünkü hem yetişkin bir kadının hem de yeti.şkin bir erkeğin ki­ . şiHğinde bulunan tüm güçler, tüm yetenekler, tüm değerler toplun1.a yararlı hale getirilmeden, komünizm gerçekleştirilemez. Kadın, tam ve tüm insanlığını elde 2tmek için, yalnızca komünizmi canıgönülden istemekle k�lmamalı, aynı zamanda onun gerçekleşmesi için tüm gücüyle mücadele etmelidir. Ama biz birşeyi biliyoruz : Kadını kurtarabilecek tek düzen olan komünist düzen, şimdi ve hiçbir zaman, sınıf farkı gözetmeksizin tüm kadınlarm erkeğin hak önceliği ve ayrıcalıklı konumu­ nu yok etmek için mücadelede işbirliğinin ürünü olma­ yacaktır. Komünizm, cinsiyet farkı gözetmeksizin, ve sınırları aşarak milliyet ve ırk ayrımı gözetmeksizin, tüm ezHenlerin ve sömürülenlerin ortak mücadelesinin ürünü olacaktır. Nasıl ki, tam insanlığa susamış kadın, komünist kadın olarak kendi kurtuluşu için mücadele etmek zorundaysa, diğer yandan proletarya da kendi hayati çıkarlarından ötürü, kadını aydınlanmış, öz,ve­ rili ve eyleme hazır komünist s avaşçı olarak kendi saf­ larına çağırmak zorundadır. ·

Kadın ve erkek yoldaşlar, eğer bu görüşte isek, o zaman şu soru ortaya atılabilir: O halde komünist ka­ dın hareketini Çoğunlukçular'ın ve Sağ-Bağımsızlar'ın

283


sosyalist kadın hareketinden ayıran nedir? ilkelere, her iki akımın kadınları da imza

Çünkü bu. atmaktadır­

lar. Buna şu cevabı veriyorum: Komünist. kadın hareke­ ti, diğer sosyalist akımların ve partilerin kadın hareke­ tinden, içinde

bulunduğumuz tarihi anda

tayin edici

olan herşeyle, içinde bulunduğtL.vnuz durumun bize em­ rettiği herşeyle ayrılmaktadır. Biz komünistler için he­ def, yolumuzu aydınlattığı türküsü çokça s öylenen «ku­ tup yıldızı», sık sık oportünist, reformist bulutlar tara­ fından karartılan ve nihayetinde bakış alanı dışına çıka­ rılan o kutup yıldızı değildir. Hayır, komünizm, çürü­ yen, çözülmekte olan kapitalizmin, en · geniş kadın kitle­ lerinin başına sardığı an'ın bütün sıkıntılarıyla beslenen parlayan bir alev olarak önümüzde durmaktadır. Ve bu alevin ışığında şunu kavrıyoruz : Şu anda söz­ konusu olan, sömürülen kadınlar için küçük reformlar uğruna bez,irganlık yapmak ve pazarlık etmek, korkmak ve titrernek değildir ; andaki durumun emre.ttiği şey, bi­ z,im için de, mücadeleye atılmak,

proletaryanın siyasi

iktidarı ele geçirmesi için mücadele vermektir. Komü­ nist Partisi'nin kadın hareketinin hedefi şudur : Emekçi halkın en geniş kadın kitlelerini, min

-kurtarıcı komüniz­

gerçekleşmesinin vazgeçilmez

politik

önkoşulları olan­

iktidarın ele geçirilmesi ve Bovyet

proletarya diktatörlüğünü

kurma uğrundaki

düzeninde devrimci

mücadelenin şaşmaz, özverili ve atak taşıyıcıları olmaya çağırmak, toparlamak ve eğitmek. Bu, bizim geniş kadın yığınlarının halkın hukuki

konumlarındaki ve

ve tüm emekçi

durumlarındaki iyi­

leştirmeleri reddettiğimiz anlamına mı gelir? Asla. Biz böylesi talepleri, kitleleri güçlendirmek ve onları daha savaşkan yapmak amacıyla talep ediyor, onlar uğruna mücadele veriyoruz. Ama biz aynı zamanda, kapitalist

284


.sömürü düzeni içinde reformların çok

sınırlı değerini

de çalışan kadınların bilincine ,çıkarıyotuz.

Biz onlara,

reformların da onların kendi eseri, savaşan proletarya­ nın eseri olması gerektiğini gösteriyoruz. Teori ve pra­ tikle, söz ve eylemle, bugün burjuvazi ile proletarya ara­ smda keskin sınıf rnücadalesi döneminde, çekilmez olan toplumsal kötülüğün en küçük bir şekilde

azaltılması­

nın ibile, kapitalist iktidarın aıtedilmesi doğrultusunda verilen büyük proleter mücadelenin bir parçası olduğu­ nu, yani iktidara karşı iktidarı koymanın sözkonusu ol­ duğunu onlara kanıtlıyoruz. Reformlar

uğruna müca­

dele içinde de, emekçi kadınlarm mülk

sahibi ve ege··

men sınıflarm ve onların demokratik devletinin reform yapmaya gönüllü olduğu şeklindeki hayallerini parçalı­ yoruz ve bunun yerine kendi gücüne güveni ve burjuva toplumunun ( ortadan kaldırılması uğruna) devrim için mücadelenin zorunluluğu inancını yerleştiriyonız. Dola­ -yısıyla siyasi iktidarın ele geçirilmesi mücadelesi, etkin­ liğimizin en önemli kesimi olmaya devam ediyor . . . Bir soru kendini dayatıyor : Kadın kitlelerinin siya­ si . ve toplumsal kayıtsızlığı ve geriliği ile birlikte kapi­ talizmin sağlam bir dayanağını yerinden oynatmak için, Komünist Partisi'nin kadır�lar arasında işe başlayacağı o Arşimed noktası nerededir? Kadın ve erkek yoldaşlar, bana öyle geliyor ki, bu sorunuri cevabı kendi içindedir . Çökmekte olan, mezarın önünde duran kapita.lizmin tam da emekçi kadın kitleleri için yaratmış olduğu durumla­ ra bir bakınız - ve bu sorunun cevabını bulacaksınız. İşe başlamak için bir değil, pek çok, sayılamayacak ka­ dar çok nokta var. önplanda, kadınlar için de, evet tam da emekçi kitlelerin kadınları için, işsizHk sorunu duru­ çehresi ve özel bi r öne­

yor. Bunun onlar için özel bir

mi var. Az önce, savaş sırasında kadınların tüm muka­ vemet borazanciları ve tüm kapitalist kar

tazyikçileri

285


tarafından ekonomideki, serbest mesleklerdeki ve yöne­ timdeki «siperlere» çağrılmış olduğunu söylemiştim. Şimdi ise garip bir olaya şahit oluyoruz. Sadece ekono­ mide değil, kültürel çalısma denilen alanlarda, serbest meslek alanlarında ve idari alanlarda da işsizliğin ilk kurbanları kadınlar ve kızlar oluyor. Kadın ve erkek yeldaşlar, bu, kapitalizmin alışılagelmiş krizlerinde göz­ lemlediğimiz gidişatla çelişki içinde bulunmaktadır. Bi­ lindiği gibi, girişimciler pahalıya gelen erkeği ilk elden işletmeden çıkarma ve onun yerine daha ucuz ve daha uysal olan kadınları işe alma pratiğini tam da krizler sırasında uyguluyorlar. Bunun ,çarpıcı örnekleri, daha çok önceden, İngiliz fabrika müfettişleri -tarafınp.an tes­ pit edilmişti. Bu ınüfettişler, kadınların, fabrikalarda fazla çalışma yüzünden kendilerini kelimenin tam anla­ mıyla ölesiye yorduklarını, erkeğ·in ise işsiz evde oturdu­ ğunu, patates soyduğunu ve çocuklara baktığını tes­ pit etmişlerdi. Aynı tablo' salt İngiltere'de değil, ka­ pitalizmin pençesini sömürücü ibir şekilde p roletarya­ nın ensesine dayadığı her yerde �örüldü. Şimdiki kriz sırasında ise tam zıt bir olaya şahit oluyoruz. Kadın emeğinin ucuzluğuna, uysallığına, ucuzlatıcı, çirkefçe rekabet etkisine rağmen, girişiınciler -gerek özel ka­ pita.listler, gerekse devlet ve belediyeler- ilk elden kadın kazanç sahiplerini ücret ve ekmeklerinden edi­ yorlar. Bu nasıl açıklanabilir? önceleri, gençlik ve ol­ gunluk yıllarında kapitalizm, kadını evden ve ocaktan koparıp, aç kalma cezası ile korkutarak işletmelere, mesleki çalışmaya sürdü. Şimdi ise kadını ekonomiden ve yönetimden koparıp, ona tekrar evi gösteriyor, duvarlarını bizzat kendisinin yıkmış, ocağını kendisi­ nin söndürmüş olduğu evi. Kapita1izm ihtiyarlık yaşına gelmiştir, çökmektedir. Kadınların kapitalist ekonomi­ den, kapitalist yönetimden sürülmesi, bugünkü düzenin ,

286

'


ikiyüzlü bir hilesidir. Bu, kapitalizmin, üzerinden kan. ve pislik akan bu herifin ömrünün sonuna yaklaştığını ilan ediyor. Kadınlar toplumsal faaliyet yerlerinde ken­ dilerini ispatlanabilir bir şekilde göstermiş olmalarına ve «Ucuz» olmalarma rağmen, kapitalizm onları bu yer­ lerden sürüyor. Bunda esas -olan tek neden şudur: Siya­ si gerilikleri, örgütlenme eksiklikleri, toplumsal bakım.: dan zayıf olmaları yüzünden, bir kapitalist, işsiz kadın­ dan, işsiz erkekten olduğundan daha az korkar. Kapita­ list, kadına şu yüzden evi gösteriyor : o tıpkı k:k tazyik­ çiliğinin çiçeğe vurduğu ve sömürü iktidarının tehlikede olmadığı günlerde olduğu gibi, işsiz kadının, artık işgü­ cünü satarak yaşayamadığı zaman, pazara sürebileceği son ibir metası: kadınlığı olduğunun hesabı içinde. Kadı­ nın, nikah dairesinin ve ruhhanların onayı olan veya ol­ mayan bir iaşe evliliğine, ya da ama fahişelikte cinsel « akord çalışmasııma kendini satabileceğinin sömürüsü­ nü yapıyor. Pahalılık zamanlarının, büyük sıkıntı za­ manlarının, en çeşitli biçimlerde fahişeliğin muazzam bir şekilde artrnasıyla karakterize olduğu herkesee bili­ niyor. Açlığı çeken bilir, kazancı ve ekmeği olmayan ka­ dın da yaşamak ister. Ve bugün bir kez da;ha şu darkafalı şiar ortalıkta çınlıyor: Kadın evine dön! Ve ne kadar karakteristik bir görüntü! Bu şiara karşı mücadele edilmiyor, bilakis en zeka yoksunu gericilerle birlikte, sendika bürokratla.rı ve onlarla kardeş siyasi partiler tarafından yükseltili­ yar ve savunuluyor. Bunlar da . ilk elden erkeğin çalış­ ma, kazanç ve ekmek hakkı olduğunu, çalışma fırsatının olmarnası halinde kadının işyerini ona terketmesi ve eve geri dönmesi gerektiği görüşünü savunuyorlar. Bun­ lar da, işsiz kadının daha az işsizlik yardımı ile yetinme­ si gerektiği görüşünü vb. savunuyorlar. Kadın cinsiyeti­ nin hak eşitliği üzerine o eski and içme!er unutulmuş-

287


tur. İşsiz erkek ve kadınlar bir arada ortak düşmana : gözünü kar bürümüş kapitalist sömürücülere karşı mü­ cadele yerine, birbirlerine karşı rakip olarak sürülüyor. Bu rezilce tavır, oportünist yönelimli sendika bürokrat­ larının, kendileriyle aynı s oydan gelm� politikacılarla birlikte -bu sözümona sosyalistlerle birlikte- sosya­ Jist, devrimci anlayışın zeminini terkettiklerine ve sadece kapita.Iistlerle uzlaşmaya, onlarla bezirganca pazarlık yapınaya baktıklarma dair bir başka kamttır. Burada kısaca gösterdiğimiz hal ve şartlar, sendikalardaki ve işletmelerdeki komünist fraksiyonlarımız ve hücreleri­ mize, son derece verimli bir çalışma için pratik saldırı noktalraı sunuyorlar. Eğer komünist ·-fraksiyonlarımız ve hücrelerimiz, meslek sahibi kadın kitlelerini kapita­ lizmin ekonomideki ve burjuva devletindeki iktidarına karşı mücadeleye sürmek istiyorlarsa, kadınlarm top­ lumda çalışma hakkının sadık, zeki temsilcisi olmalıdır­ lar. Aydınlanmamış ve örgütsüz kadınların erkeğe kar­ şı çifkefçe rekabeti, iki cinsiyet arasındaki iktisadi çe­ lişkiyi ücret ve ekmek uğruna amansız bir mücadeleye doğru keskinleştirmek yoluyla değil, tersine, ancak er­ kekleri ve kadınları kapitalist sömürüye karşı ortak mü­ cadelede birleştirmek yoluyla bertaraf edilebilir. İlk el­ den her iki cinsiyet için eşit işe eşit ücret talebi için, ama bu talebin de ötesinde, işletmelerde, ekonomide ka­ pitalistlerin iktisadi gücünü dize ,getiren mücadelede, ve atölyeler dışındaki, kapitalist sınıf devletinin kitidarı­ m proletarya diktatörlüğünün kurulmasıyla parçalayan büyük mücadelede birleştirmek yoluyla. Kadın ve erkek yoldaşlar, kısaca tasvir etmiş oldu­ ğumuz bu görüntü, sembolik bir şekilde, kapitalizmin ve onun toplum düzeninin çöküşü.ıı.ü, aczini apaçık orta­ ya koyuyor. Şu karşıtlıkları gözleriniz,in önünde bulun­ durun: Daha savaştan önce Almanya'da, bir evlilik için-


de, bir aile içinde kendilerine geçim yolu bulma umudu olmayan oldukça fazla sayıda kadın vardı.

1

Kasım 1910

tarihli nüfus sayımı, kadın nüfus fazlasımn 845 661 oldu­ ğunu ortaya çıkardı. Daha sonraki anketıere göre, sava­ şın başlamasından önce bu sayı bir milyonu aşmıştı. Sa­ vaş, evlenmeden kalmış kadınların sayısım yüzbinlerle, milyonlarla artırdı. Alayla genç, güçlü erkek, savaş alan­ larında çürüyor ; yüzbinlerce ve milyonlarcası sakat ola­ rak geri dönüyor. Sağlıklı, normal işçiler ve hizmetiiie­ rin bugij.n kazancı o kadar az ki, bir yetmeyecek seviyede.

ailenin geçimine

O göklere çıkarılan, nomina1 -ola­

rak yüksek ücret ve maaşlara rağmen; çünkü satınalma gücüyle, geçim maddelerinin fiyatlarıyla

ölçüldüğünde,

bunlar kesinlikle yetersizdir, sıkıntı ve açlık demektir. !Buna ek olarak bir de güçlü bir şekilde ortaya çıkan «ücret düşürme» eğilimi ! Yani kadının geçimini ve yaşamım aile içinde bul­ ma olanağının önemli derecede azalması! Ve tam da bu durumda kadına evin yolunun gösterilmesi! önümüzde duran bu karşıtlık, ancak kapitalistlerin gizlice o denli büyük ölçüde yaptıkları şeyi, aleni bir şekilde yapmala· rı ile çözülebilirdi. Yani efendilerin çok-karılılığı uygu­ lamaya soktukları ve çok sayıdaki aileleri için, -bugün olduğu gibi- sağda-solda evlilik-dışı ç ocukları ekmek­ siz ve eğitimsiz bırakmak yerine, onlara geçimlerini «sı­ nıfına layık» bir şekilde sağladıkları zaman çözülebilir­ di. Ve bu yenilik bile yetmezdi. Kadın ve erkek yoldaşlar! Kadını

toplumsal faali­

yetten uzaklaştırma eğilimi konusunda

ama onumüze

çok önemli bir başka sorun daha çıkıyor. dev boyutlarda, eşi görülmemiş

Savaş bize,

boyutlarda, maddi ve

kültürel zenginiikierin yokedilmesini

getirdi. Bu kayıp

telafi edilecekse, daha büyük maddi zenginiikierin oldu-

289

·


ğu, kültürel yaşamın daiha oyluınlu olduğu bir düzen kurulacaksa, o zaman toplumun kadınların güçlerine de ihtiyacı vardır, onlarsız yapamaz,. Bu salt nicel ibakım­ dai:ı böyle değildir ; salt bu bakımdan terazinin kefesin­ de oldukça ağır basmasına rağmen; kadınların topluın­ da ve toplum için faaliyet göstermesi, kuruculukta etkin olan güçlerin iki katına çıkması demektir. Hayır, bun­ dan başka: Kadının toplumsal yaşamın bütün alanların­ da en özgür şekilde birlikte çalışması, hizmetlerde daha zengin, daha çok yönlü bir kalite demektir. Tam da biz kadınlar kendimize özgü bir maneviyata, ahlaka sahip olduğumuzdan, sözümona «yaratıkların efendilerbmm kötü bir kopyesi olmadığımızdan, bilakis kadın olduğu­ muzdan, tam da bu yüzden, toplumsal yaşamın tüm alanlarına kendi, yeni, değişik değerlerimizi getirebili­ riz. Eğer kadın özgürce gelişmiş tam bir insan olarak tüm alanlarda birlikte çalışabilirse, toplumsal yaşam sa­ dece oylum değil, aynı zamanda çeşitlilik, derinlik ve incelik de kazanacaktır. Ve kapitalizm, bugünkü koşul­ larda kadını tekrar eve kapatırken dünya savaşının had­ di hesabı olmayan vahşetini ve cinayetlerini telafi et­ mekteki aczini apaçık ortaya koyuyor, maddi refahın ve daha yüksek, parlak bir kültürün gelişip ilerlemesi önünde en büyük engel olarak tarihi bakımdan mah­ kum edilmek, devrilmek ve ortadan kaldırılmak için ol­ . gunlaşmış olduğunu ispatlıyor. Kadın ve erkek yoldaşlar, tüm bunları bir yana bı­ raksak bile, erkeğin işsiz olması tüm korkunç sonuçla­ rıyla birlikte kadının da bağrım delmiyar mu? İşsiz,lerin ailelerine bir baktığınızda, kadınların çektiği ıstırabı gö­ receksiniz! Ve bu durumda, ürkek bir şekilde, kadın kitleleri arasında etkinliğimiz için, onların ruhlarının devrimcileştirilmesi için zeminin olup olmadığı sorula­ cak, öyle mi? İşsizHğin yanında bir de emekçi kadınları

290


inleten çok sayıda diğer toplumsal kötülükler ve dertler var! Salt yiyecek maddelerindeki değil, tüm geçim araç­ larındaki zamlar, ve fahiş fiyatlara rağmen her türden geçim aracındaki kıtlık, yakacak kıtlığı, elektrik -kıtlığı, giyecek kıtlığı, vs. ! Kadın için tam bir dert,

yoksunluk

ve kaygı cehennemidir bu, çünkü yoksulluk darbelerin­ den bağrı delinen salt kadın değildir, bu darbeler tüm yıkıcı hiddetiyle çocukların nazik bedenlerine, genç ruh­ larına ardı ardına iniyor. Bugün proleter

kadın için,

proleter anne için her yer acılarla doludur.

Ve onun

bağına bir yanda birden fazla kılıç sa,planırken, öte yan­ da onun sıkıntısının, sefaletinin yanıbaşında vurguncu­ ların ve tefecilerin,

sömürücü kapitalist

milyoner ve

milyarderierin en şatafatlı lüksü, en akıl almaz israfı en arsız sekilde saçıldıkça saçılıyor. Büyük sehirlerde dağ '

gibi yararlı ve güzel nesneleri içine zor kanıarın göz kamaştırıcılığı önünde,

'

sığdıran dük-

acınacak elbisele­

rinde rüzgarın düdük öttürdüğü ve imrenerek camekan­ lara bakan, eriyip gitmiş, kederli kadınların, ihtiyaçları olan ve çocuklarının sahip olması gereken şeyleri almak için içeri giremedikleri, satın alamadıkları ve alacak pa- raları olmadığı için çekingence çekilip

gittiklerini gör­

mek, duygularını yitirmemiş birisi için en sarsıcı man­ zaralardan biridir. Ezici iş ve yükümlülüklerin ağırlığı ile birlikte sefa­ let, kadınların artan

hastalıkları ve ölümleri,

sağlıklı,

güçlü çocuklar doğurma ve normal doğum yapma yete­ neklerinin giderek azalması, giderek artan sayıda albas­

kurbanları şeklinde belirmektedir. Bu

sefalet, genel

olarak bebek ve çocuk ölümleri, raşitizm ve verem mik­ robuyla doğan ya da bu sinsi hastalıklardan ölen binler­ ce, milyonlarca işçi çocuğunun telef olması, bedenen ha­ rap olması biçiminde ortaya çıkmaktadır. Neden? Yal­ nızca, bunlar yoksul kişilerin çocukları

olduklarından,

291


sağlıklı, güzel, onurlu insanlar olarak yetişebilmek için ihtiyaçarı olan ne besine ve konuta, ne de bakıma sahip olduklarından dolayı. Kadın ve erkek yoldaşlar, « tam in­ san hayatına», çalışan kadının hayatına derhal ve basi� retle el atalım! Onun neresine el atarsak atalım, kapita­ list sömürü tarafından belirlendiği, onun yazılı ve yazılı olmayan yasalarına tabi olduğundan yü� ve

yoksulluk

dolayı, her yeri

doludur. Dolayısıyla, kadınlar arasın­

daki ajitasyonumuzu, aydınlatma çabamızı ve eylemleri­ mizi başlatacağımız adeta bitmez-tükenmez bir dizi da­ yanak noktası vardır. Komünist Partisi'nin kadın hare­ keti, kadın kitlelerini aydınlatmak ve onları mücadeleye . çağırmak için, proleter

kadının, küçük-köylü

kadının,

memur kadının yüzlerce kanlı yaşamsal sıkıntısına el at­ malıdır. Bu sıkıntılara çare bulmak için derhal ne yapıl­ ması gerektiğini ve ne yapılabileceğini ortaya koymalı­ dır. Bu gerekli ve mümkün olamn, bugünkü toplumda, mülk sahiplerinin anlayışlılığı ve iyi kalpliliği sayesinde, Noske'nin kitlesel işçi katliamlarında, Reichswehr'de ( im aratorluk ordusu - ÇN ) , Orgesch'de( * ) , kısaca si­

p

lahlı karşı-devrimde ifadesini bulan en zorlu sınıf dikta­ törlüğü olarak proleter kadının karşısına çıkan burjuva demokrasisi sayesinde asla gerçekleşmeyeceğini kadın­ larm beynine kazımalıdır. Çalışmamız kadınlara, yalnız­ ca emekçi·, sömürülen kitlelerin devrimci sınıf mücade­ lesinin bu acıları azaltacağını ve nihayetinde

durdura­

cağını göstermelidir. Kapitalizmin kadın kurbanları, ka­ pitalist egemenliğin barış döneminin de bir olgusu ol­ mayan, altında inledikleri hiçbir acının, onları ezen hiç­ bir yükün, kanayan hiçbir yaranın olmadığını anlamayı öğrenmelidirler. Bugün

proletaryayı sıkan

bütün ezi­

yetıer, savaşın özel sonuçları, ve böylece de « geçici ol­ gular»

değildir. Bunlar

bizzat kapitalizmin

özelliklerinin doğal, kaçımlmaz

292

karakter

sonuçlarıdır. Savaş bu


bakımdan yeni olan hiçbir şey yaratmamıştır. Savaş yal­ nızca, barış zamanındaki kapitalizmin karakter ve dav­ ranış özelliklerini son derece genelleştirmiş, muazzam ölçüde genişletmiş ve keskinleştirmiştir. Emekçi kadın kitlelerine, kapitalizmin yalnızca savaşta değil, aynı za­ manda barış dönemlerinde de erkekleri ve kadınları, yaşlıları ve çocukları katleden ve yiyen bir kitle katli­ amcısı olduğunu a.çıklamalıyız. Burada size bunu gerek­ çelendirmeme gerek bile yok. Sadece yıl be yıl «emek savaşı alanlarında» ölen ve yaralananlan, meslek hasta­ lıkları ku,rbanlarım, verem ve alkolizm kurbanlarını, cezaevlerindeki ve zindanlardaki bedba;htları bir düşü­ nünüz! Kadın kitlelerini bir başka özsel noktada da aydın­ l atmak zorundayız : Altında inledikleri tüm acılar, altın­ da yıkıldıkları tüm yükler, her ne kadar en acılı bir şe ­ kilde kadınlar ve çocuklar tarafından hissedilse de, bu yalnızca kadınlara özgü bir talih değildir. Hayır, bunlar, tüm proletaryanın ve savaş tarafından proletarya içine itilen küçük zanaatçılar, memurlar, öğretmenler, ser­ best meslek sahipleri, vb. tabakaların talihinin sadeca bir parçasıdır. Bu sınıfsal talih ve kitlesel talih, kı;ı,pita­ lizm o lanet olası iktidarını ayakta tuttuğu sürece süre­ cektir. Kadın ve erkek yoldaşlar, bu durumda, komünist kadın hareketimizin, saflarımız dışmda olan kadınların gönüllerini fethetme uğrundaki mücadelesini, -güzel ve temiz bir şekilde ı, 2, 3, 4, vs. diye noktalara ayrıl­ mış- şematik bir şekilde ele alınacak ve allem-kallem edilecek bir reform programına indirgememeliyiz. Ha­ yır, tüm sıkıntı ve acıları gözönünde bulundurmalı ve onları propaganda ve eylemimizin çıkış noktası yapma­ lıyız. Emekçi kadınlar her nerede zahmet ve acı çeki-

293


yorlarsa, biz komünist kadınlar orada onlara bu zahme­ tin ve acının nedenlerini gösteren ve anın karanlık sefa­ letinden ışıklı geleceğe götüren biricik yolu gösteren ay­ dınlatıcı sözle onların yanında olmalıyız: sömürülen ve ezilenlerin kapitalizme karşı ve komünizm için devrimci sınıf mücadelesi. En geniş emekçi kadın sında, şimdi onların _kadınlığmı ve

kitleleri ara­

insanlığını ezen ve

aşağılayıcı bir şekilde zincire vuran, onların en güzel ye­ teneklerini ve en ateşli isteklerini körelten toplumsal sı­ kıntıların, tüm bu sıkıntıların, kapitalizmin halen sür­ rnekte olan iktisattaki, devletteki, toplumdaki iktidarı­ na, bu köleleştirici, mahvedici iktidarına çözülmez bir şekilde sımsıkı bağlı olduğu, o türküs ü söylenen demok­ rasiyle ortadan kaldırılmadığı, evet hatta ciddi bir şe­ kilde zaafa bile uğratılmadığı, EJ_,çık bir

şekilde bilince

çıkarılmalıdır. Kadınlar, onların acılarını hafifletmek, durumlarını iyileştirmek için ileri sürdüğümüz tüm ta­ leplerin, proletaryanın Komü.ııist Partisi

önderliğinde

bu iktidara karşı mücadelesiyle sıkı sıkıya bağlı olduğu konusunda berraklığa kavuşmalıdırlar. Kısacası, biz ko­ münist kadınlar, nerede kadınlar acı

çekiyor, nerede

kadınlar hakları ve özgürlükleri uğrunda

mücadele et­

mek zorunda kalıyorsa, elimizde bilgi meşalesi ve irade ve eylem kılıcıyla orada olmalıyız. Bu

nedenle, haydi

proletaryanın kapitalist iktidara karşı mücadele edebi­ leceği tüm örgüt ve organlarda, sendikalarda, koopera­ tiflerde, işletme ve işçi konseylerinde çalışma ve müca­ deleye ! Burada her -yerde komünist kadın

hareketinin

ruhu, iradesi ve eylemi, kadın üyelerinin devrimci dü­ şünce ve davranışının artan gücünde kendini hissettir­ melidir. Erkekler cesaretsizce tereddüde dü?tüklerinde, kadınlar onları utandırsınlar. Bunun için, kapitalist sö­ mürü iktidannın sipere yattığı ve barikat kurduğu tüm kurw""lllarda: burjuva düzenine, kapitalist

294

devlete hiz-


rnet eden Reichstag ( imparatorluk meclisi - ÇN) , eya­ let parlamentoları, belediye meclisleri, tüm kamu ku­ rumları ve t oplumsal kurumlarda da haydi çalışmaya ve mücadeleye ! Nefret ettiğimiz düşmanı nerede bulur­ sak, yakasına sarılıp yere serelim. Kapitalizm ne denli ikiyüzlü kılıflar veya ne denli korkunç donanımlar ta­ şırsa taşısın, nereye saklanırsa saklansın, şiirdeki «Mar­ schall Vorwarts » ( Mareşaı ileri' - ÇN ) ile soralım: «Düşman nerede? Düşman burada. Gösterin onu, yere serelim biz ! » Kadın v e erkek yoldaşlar, kadın hareketimiz, Komü­ nist Partisi'nin iktidarı ele geçirme mücadelesinin yo­ ğun faaliyetinin bir parçasından, esaslı bir parçasından başka birşey olamaz. Bundan dolayı, sözün yanına, kav­ ramak ve eyleme geçmek için vazgeçilmez bir ders ara­ cı olarak eylem katılmalıdır. Burada çokça eylem çağrı­ sı yapıldı. 8özkonusu eylemin ne olduğunu biliyoruz,: ik­ tidarı ele geçirmek, proletarya diktatörlüğünü, işçi dev­ letini kurmak. Bu dünya çapında büyük tarihsel eyle­ min önkoşulları, her yerde, her gün, her saat, aynı he­ def açıklığı ve yolumuzdan emin olma ile, aynı coşku, özveri ve irade gücüyle yerine getirmeye hazır olmamız gereken eylemlerdir -sessiz ve derinden çalışma ve teh­ likelerle dolu mücadele eylemleridir. Komünist Partisi' nin yoğun faaliyetinin bile, proleter, emekçi kitlelerin faaliyet ve eyleminin yerini tutamayacağı, elbette her­ kesçe bilinen bir gerçektir. Ama aynı şekilde şu da ken­ diliğinden anlaşılırdır: Komünist Partisi, kitlelerin faa­ liyetini uyandırabilir ve uyandırmalıdır, kitlelerin eyle­ mini hazırlamalı, onlara slogan ve önderlik vermeli, onlara zafer için bükülmez, özverili, cesur malıdır.

irade aşıla­

295


Kadın ve erkek yoldaşlar, komünist kadın hareke­ timiz bu doğrultuda birlikte çalışmalı ve birlikte müca­ dele etmelidir. Komünist kadın hareketimiz, kol ve be­ yin gücüyle çalışan kadın kitlelerini ikna etmelidir sabırlı kağıt üzerindeki kararlarla değil, , çalışmainızla, mücadelemizle/ kitlelere, Komünist Partisi'nin onların yanında olduğunu, durumları için anlayış ve duygudaş­ lıkla, ciddi bir istekle dolu olarak, onları kapitalizmin köleleştiren şiddetinden kurtuluşlarına götüreceğini ka­ nıtlamalıyız. öyleyse, komünist kadın hareketimiz, Ko­ münist Partisi'nin siyasi iktidar uğrunda yaklaşan bü­ yük mücadelel?rde proletaryanın öncü. partisi olabil­ mesi için kendi payına düşeni yapmalıdır, çünkü komü­ nist Partisi, bizzat proletaryanın, hedefini en açık gö­ ren, yolunu en iyi bilen, en enerjik, en aziınkar ve aynı zamanda en mücadeleci ve en fedakar parçasıdır. O cin­ siyet ayrımı gözetmeksizin kitlelere önderlik ederek hü­ cuma kalkıyor ; ama kendini onlardan ayırmaksızm. on­ larla teması asla kaybetmeksizin. Çünkü devrimci öncü, kitlelerden «parlak bir şekilde yalnızlaşarakı> kapitaliz­ min tarihsel idam fermanını infaz edemez. Ancak en ge­ niş kitleler verecektir kapitalizme karşı ve komünizm için tayin edici meydan savaşını. Çanlar, mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi için çalıyor. Almanya'da da, parçalanan kapitalizmin proletaryanın sınıf devletine yol vermek zorunda oldu­ ğu zaman yaklaşmışt1r. Bu görüşü kanıtlamak için, Levi yoldasın mükemmel bir sekilde ortaya koyduğu seyleri( * ) , ve bu görüşü takiben, Partinin gerekli faaliyeti, >

,

,

(*) Clara Zetkin burada, Paul Levi'nin Almanya Bağımsız Sos­ yal-Demokrat Partisi (Sol) ve Almanya Komünist Partisi' nin Birlik Kongresinde partinin eylem programı üzerine konuşmasına atıfta bulunuyor. Paul Levi daha sonra 1921'

296


kitle eylemlerinin gerekliliği ve önemı uzerine tüm tar-­ tışma konularımızda kırmızı bir şerit gibi geçen şeyleri tekrarlamak istemiyorum. Tüm bunlardan bizim için sa­ dece bir tek büyük siyasi, devrimci s onuç

çıkıyor. Salt

konuşmakla kalmamak, bilakis eyleme de geçmek, ken­ di eserlerini gerçekleştirmeleı·i için kitleleri

aktifleştir­

mek. Biz komünistler, olayların bu gelişmesinde yerimizi almak istiyoruz. Komünist Partisi'ni, devrimi

ilerleten

bir eylem partisi yapmak için tüm gücümüzü sarfedece­ ğiz. Bu, III. Enternasyonal'e mensup olmanın bize yük­ lediği kutsal görevdir. Dünya devrimi, Alman proletar­ yasının kesin ileri atılmasını talep ediyor. Almanya'nın emekçi kadın kitleleri de bu ileri atılıma

katılmaiıdır.

Cesur Rus proletaryasının şanlı örneğinin gösterdiği gi­ bi, onları dünya devriminin hizmetine çağırmalıyız. Ka­ dın kitlelerine, sanki tarihsel bir mucize gibi dünya dev­ rimini, ilkönce Fransa'da, İtalya'da, İngiltere'de durmn olgunlaştığında», oralarda da emekçi kitleler kapitaliz­ me son darbeyi vurmak üzere gerilip devrimci bir şekil­ de ayaklandığında, Alman proletaryasının da «katılaca­ ğı», otomatikman kendiliğinden gelişen bir dünya dev­ rimini ümit etmelerini ve beklemelerini

öğretmemeli­

yiz. Hayır, biz kadın ve erkekler, kendi ulusal toprakla­ rımız üzerinde, Ebert( * ) Cumhuriyeti'ni ve onunlıt bir­ likte mülk sahibi sınıfların diktatörlüğünü yıkarak ve de Almanya Birleşik Komünist Partisi Merkez Komitesi'n­ den atıldı. Bunun için diğer şeylerin yanında bkz. Lenin, «Alman Komünistlerine Mektup», 14.8. 1921, Lenin, Eserler, cilt 32, s. 53 ve devamı; ve «Komintern III. Dünya Kongre­ si Tutanakları», 1921. ( * ) Friedrich Ebert: Weimar Cumhuriyeti'nin kurulduğu sıra­ daki ilk Meclis başkanı; Alman Sosyal-Demokrat Partisi'n­ den (SPD) . - ÇN.

2 97


proletaryanın egemenliğini

kurarak dünya

devrimine

hizmet etmek zorunda . olduğumuzun bilincinde

çalış­

mak ve savaşmak zorundayız.

Tartışmalarımız sırasında, sendika yöneticisi Diss­ mann'ın, proletaryanın egemenliği için gerçi nesnel ko­ şulların bulunduğunu, fakat henüz öznel koşulların bu­ lunmadığını açıkladığı söylendi. Proletarya bunun için gerekli olgunluğa henüz erişmemişmiş. Hiç de değil, ka­ dın ve erkek yoldaşlar, eğer proletarya istiyorsa, olgun­ luk hazırdı r Proletaryanın yüce tarihsel görevi için, ka­ .

püalizmi yoketmek ve komünizmi inşa

etmek için ol­

gunluğunu ispatlaması, belli bir ölçüde burjuva e ğitimi

üzerine başarılı bir mürebbiye imtihanı

vermesiyle ol­

m aya caktır. Hayır, proletaryanın olgunluğu için bir tek kanıt vardır. O da, iktidar için fiili iradedir. Şu anda si­ yasi bakımdan en olgun

proletarya, Alman

mokrasisinin ve bağımsız,larının darkafalı

sosyal-de­

eğitimcileri­

nin kibirle burun kıvırdığı, çok sayıdaki okuma-yazma

bilmeyenine ve « düşü k kültürü>me rağmen, hiç şüphesiz

Rus proletaryasıdır.

Rus proletaryası iktidarı alma iradesine sahipti, ik­ tidarı ele geçirdi ve dile gelmez fedakarlıklar pahasına elinde tuttu. Proletaryanın geniş kitleleri b� iktidarı al­

ma iradesine sahip oldukları andan itibaren, olgunluk. ları ve zaferi kazanma güçleri de vardır. Çünkü, görüşü­ me göre, kadın ve erkek yoldaşlar, sermayenin iktidarı ve devletinin varlığı artık bizzat burjuva iktisat ve top­

lum düzeninin gücü sayesinde ayakta Hayır, bu tarihsel anda

durmamaktadır,

kapitalizm yalnızca,

proleter

kitlelerin iradesinin zayıflığı sayesinde, kendine güvenin eksikliği sayesinde ayakta durmaktadır. Bu kitlelere şu

­

nu söyleyelim : S iyas i iktidarın ele geçirilmesi ve kulla­ nı lmas ı için olgun o lup o lm adı ğınız şeklindeki Hamlet-

298


vari soruyla, sadece üretimdeki, toplumdaki tayin edici rolünüzü unutınakla kalmıyorsunuz. Sayınızın ağırlığını da unutuyorsunuz. Burjuva-kapitalist devletin tüm hile, sinsilik ve şiddeti, tüm iktidar araçları,

Orgesch'in ve

diğer örgütlerin tüm silahları -bunlar ister bu d.evletin yasallık maskesiyle

süslensinler, isterse

açıkça karşı­

devrimi göstersinler-, tüm bu gerici yığın, yaşamlarını tehlikeye attıklarını bilseler bile, geniş proleter kitlele­ rin istedikleri ve eyleme ge�tikleri andan itibaren, gra­ nite çarpan cam gibi tuzla buz olacaklardır. Ancak ya­ şamlarını ortaya koyduklarmda, yeni, yüksek toplumsal yaşamı kazanacaklardır. Kadın ve erkek yoldaşlar, proletarya artık, devrim­ ci mücadelede akıtılmasına izin verilerneyecek işçi kanı­ mn değeri gibi son derece küçük hesaplarla yönlendiril­ meyi bir bırakmalıdır� Nerededir i şçi

kanının yüksek

değeri; eğer proleterlere kendisini ve ailesini doyurma­ yan ve memnun etmeyen çok az bir ücret uygun görülü­ yor, günbegün sağlıklarını ve yaşamlarını kapitalist sö­ mürünün hizmetinde tehlikeye atıyariarsa? Emek sava­ şı alanlarında ölen ve yaralananları bir düşünelim. Mülk sahiplerinin gözünde, işçilerin kanı, ancak onlar bu ken­ di ücret kölelerinin önünde titrediklerinde, bunların ka­ pitalist efendilerin hırsızlığa ve yangına

karşı güvenli

kasalarma altın akıtrnak için değil, hayır, bu kaynağı tı­ kamak, kendi egemenliklerini kurmak, kendi özgürlük­ lerini kazanmak için gönüllü olarak ölüme koşmaların­ dan korktuklarında değer kazanıyor ! Kadın v e erkek yoldaşlar, Rus devriminden öğrene­ lim! Rus devrimi bize, proletaryanın maddenin ataleti­

nin, günün tekdüzeliğinin üzerine iradeyi

çıkardığında,

neye kadir olduğunu gösterdi. Zafer, bilen, eyleme geçen proletarya

ile beraberdir. Biz

isteyen ve kadınlar

299


özellikle Rus kızkardeşlerimizden

öğrenmeliyiz. Sovyet

Cumhuriyeti, eğer kadınlar özve:riyle tüm acıları, sıkın­ tıl&rı ve mücadeleleri paylaşmasalardı, cephede ve cep­ he gerisinde· karşı-devrime karşı kendini

muzaffer bir

şekilde savunamazdı. Eğer kadınlar anlayışla ve şiddet­ li bir tutkuyla güçlerini sonuna kadar, yeni, daha yük­ sek bir toplumsal dünya yaratmaya vermeseydiler, Rus­ ya'da komünist düzenin inşasına başlamak mümkün ql­

mazdı. Kapitalizm, en küçük çocuğuna dek ailenin tüm üyelerini haraca kesİnek için, aileyi atomize etmiştir. Bu

tarihsel sürecin diyalektik s onucunu

biliyoruz. Bu

süreç, ailenin tüm üyelerinin, toplumun eşJt hak ve yii­ kümlülüklere sahip bireylerine dönüşmesine, hiç kimse­ nin bir diğerine bağımlı olmadığı, hepsi, yüzleri güneşe dönük, tam insanlığa doğru gelişen ve tam bir insan ola­ rak etkinlikte bulunan, kendi ayakları üzerinde duran bir özgür ç alışanlar toplumunun oluşmasına götürür. Bu durumdan, ilk prat�k, siyasi sonucu çıkartalım! Kadını eşit hak,

�yükümlülük ve değere

sahip savaşçı

olarak saflarımıza katalım! Tüm kadın güçlerini, -komü­ nist bilinç ve komünist ira;deyle, sendikalarda, koopera­ tiflerde, konseylerde, savaşan proletaryanın tüm organ­ larında kaynaştıralım! İşte o zaman, savaşan proletar­ yanın halkası kapanacaktır, bu halka _çe1ikleşecek, par­ ç alanamaz olacaktır ! Bu, p roletaryanın · eylem iradesi­ nin kurtarıcı sihirli halkasıdır. Kadın ve erkek yoldaşlar, bu hedef doğrultusunda sadece sözle değil, eylemle de faaliyet gösterelim! O za­ man, çözülmekte olan kapitalizm, mezar kapıcılarını ka­ pıya dayanmış bulacaktır ! O zaman, proletaryanın ikti­ dara sarılan can düşmanına karşı kayın ağacı yanındaki son büyük meydan savaşında, o yüce Britanyalı'nın şu bilge ve güçlü sözleri, sdebi bir hatıra olmaktan çıkıp,


milyonlarca devrimci erkek ve kadın

savaşçının irade­ sinde yaşam bulacaktır : Hazır olmak herşeydir!

Ciara Zetkin, Almanya Bağımsız Sosyai-Demokrat Partisi (Sol) ve Almanya Komünist Partisi'nin Birlik Kongresi'nde Konuşma, Berlin, 7. 12.1920, Kaynak: «Dokumente der revolutionaren deutschen Arbeiterbewegung zur Frauenfrage 1848-1974», Leipzig 1975, s. 76-87, Almanca'dan çevrilmiştir. -

·

301


L E N i N'DEN A N I LAR P.ARiÇA

. . . Lenin yoldaş benimle kadın sorunu üzerine defa­

larca konuştu. Yığın hareketinin önemli bir bileşeni, be� lirli koşullarda tayin edici bir bileşeni olarak, kadın ha­ reketine açıkça çok büyük bir önem veriyordu. Kadının tam toplumsal hak eşitliği, onun için, elbette, komünist­ ler için her türlü tartışmanın dışında kalan bir ilkeydL Bu konudaki ilk uzun konuşmamızı

Lenin'in Kremlin'

deki büyük çalışma odasında, 19'20 güzünde yaptık. Le­ nin, kağıtlarla ve kitaplarla kaplı, inceleme ve çalışma bakımından « dahice düzensizlik» göstermeyen yazı ma­ sasında oturuyordu. « Ne olursa olsun, açık teorik temele s ahip güçlü bir uluslararası kadın hareketi yaratmalıyız», maya b aşladı Lenin

selamıaşmadan sonra.

teori olmadan, iyi pratik olmaz, bu açık.

Bu

diye konuş­ «Marksist sorunda da.

biz komünistlere en büyük ilkesel arılık gerekli. Kendi­ mizi tüm diğer partilerden kesin sınırlarla Ne yazık ki II. Uluslararası Kongremiz

ayırmalıyız ..

kadın sorunu­

nun ele alınması sırasında b aşarısız kaldı. Sorunu orta­ ya attı, ama bir tavır takınmadı. Sorun hala bir komis­ yonda bulunuyor. Komisyonun bi r karar, tezler, yöner­ geler ortaya çıkarması gerekiyor. Ne var ki, şimdiye ka­ da pek birşey yapmadı. Siz bu işe yardım etmelisiniZ.>>

302


,,

Lenin'in bana söylediği şeyi daha önce öbür taraf­ tan i şitmiştim ve bu konudaki

şaşkınlığımı dile getir-

dim. Rus kadınlarının devrimde yaptıkları ve şimdi dev­ rimin savunulması ve geliştirilmesi için

yapmakta ol­

dukları şeyden ötürü coşku içindeydim. Kadın yoldaşla­ rın Bolşevik Parti'deki konumuna ve etkinliğine gelince,. bu parti bana örnek bir parti, kesinkes örnek parti gibi görünüyordu. Yalnızea o, uluslararası bir komünist ka­ dın hareketine değerli, eğitilmiş ve deneyimli güçler ve büyük bir tarihsel örnek getirmişti. «Bu doğru, pek iyi ve güzel», dedi Lenin sessiz, in­ ce bir gülümsemeyle. « Petrograd'da, burada Moskova' da, taşradaki kentlerde ve sanayi merkezlerinde, prole­ ter kadınlar devrirnde

olağanüstü davrandılar.

Onlar

olmadan zafere ulaşarnazdık, ya da büyük olasılıkla ula­ şamazdık. Benim görüşüm budur.

Ne kadar yürekliy­

diler, ve şimdi de hala ne kadar yürekliler! Katlandık­ ları bütün acıları ve yoksunlukları düşününüz. Ve on­ lar, sovyetleri savunmak istedikleri kornünizmi istedikleri

için, özgürlüğü v e

için dayandılar. Evet,

proleter

kadınlarırnız mükemmel sınıf savaşçılarıdır. Hayran ka­ lmrnaya ve sevilmeye hak kazanmışlardır. öte yandan, Petrograd'daki << anayasal demokrasi » ci hanımların da, karşımızda jünkerciklerden daha çok cesaret gösterdik­ leri kabul edilmelidir. Bu bir gerçektir. Partide güveni­ lir, zeki ve yorulmak bilrneksizin çalışan kadın yoldaşla­ rırnız var. Sovyetlerdeki

ve yürütme

kurullarındaki"

halk komiserliklerindeki ve her türlü

kamu hizmetle­

rindeki önemli n oktalara onları tayin edebildik. Kimile­ ri gece gündüz partide ve proleter, köylü

yığınlar ara­

sında, Kızıl Orduda çalışıyorlar. Bu, bizim için pek de­ ğerlidir. Dünyanın her yerindeki kadınlar için de önem­ lidir. Kadınların yeteneklerini, emeklerinin t oplum için ne kadar büyük önemi olduğunu kanıtlıyor. Proletarya-

303:

_


:nın ilk diktatörlüğü, kadınin tam toplurnsa;l hak eşitliği için gerçek kılavuzdur. O, kadın haklan savunucusu ciltler . dolu yazının yıktığından çok önyargı yıkmıştır. Ama herşeye karşın, henüz uluslararası bir komünist ka dİn hareketimiz yok, ama kesinlikle olmalı. Derhal onu yaratmaya koyulmalıyız. O olmadan, Enternasyona­ limizin ve partilerinin çalışınası tam değildir, asla tam olmayacaktır. Oysa devrim için tam çalışmalıyız,. Ania­ tınız bana, dışardaki komünist çalışmanın durumu na­ sıl?» Komünist Enternasyonal'e

katılan partiler arasın­

da o zamanki çok gevşek ve düzensiz olan iİişkiler yü­ zünden bilgim olabildiği kadar, bildiklerimi anlattım.

Lenin büyük bir dikkatle, gövdesi biraz öne doğru eğil­ miş vaziyette, herhangi bir sıkıntı, sabırsızlık ya da bık­ kınlık belirtisi göstermeksizin, ikinci derecede önemli ayrıntıları bile istekle izleyerek dinledi. Onun kadar iyi · bir dinleyici ve duydukiarım hızla düzenleyen ve genel bağlantılar kuran başka birini asla görmedim. Konuş­ mam sırasında zaman zaman sorduğu kısa ve daima çok kati sorular ve daha sonra konuşmamın şu ya da bu ayrıntısına geri dönmesi, bunun göstergesiydi. Lenin birkaç kısa not aldı. Sorunun Almanya'daki durumu üzerine özellikle ay­ rıntılı konuşmam doğaldı. Geniş kadın yığınlarını dev­ rimci sava.şıma kazanmaya R.osa Lu:xemburg'un ne ka­ dar büyük önem ver�iğini anlattım Lenin'e. Komünist Partisinin kurulmasından sonra Rosa Lu:xemburg bir kadın gazetesi çıkması için çok uğraştı. Leo Jogiches, son kez benimle birlikte iken -alçakça katledilmesin­ den birbuçuk gün önce� partinin önündeki işleri benimle görüşüp bana çeşitli görevler verdiğinde, bunlar­ . dan biri de emekçi kadınlar arasındaki çalışmanın ör304


gütlenmesi için bir plan hazırlamaktı. Parti, ilk yasadı­ şı konferanslarında bu sorunla uğraştı. Savaş öncesi dö­ nemde ve savaş sırasında ortaya çıkmış, eğitilmiş ve de­ neyimli kadın ajitatörler ve önderler, hemen hiç istisna­ SIZ

sosyal-demokrasinin iki akımı etrafında kalmışlardı

ve uyanan, hareketli proleter kadınları elleri altında tu­ tuyorlardı. Bununla birlikte, p artinin bütün çalışmaları­ na

ve savaşımıarına katılan çok enerjik, özverili kadın

yoldaşlardan oluşan bir çekirdek halihazırda oluşmuş­ tu. Parti ise daha şimdiden proleter kadınlar

arasında

planlı bir faa.liyeti örgütlemişti. Tabii ki bunların hepsi henüz başlangıçtı, ama her halükarda iyi bir başlangıç. «Fena değil, hiç de fena değil ! » dedi Lenin. «Kadın yoldaşların enerjisi, özverisi ve coşkusu, cesareti ve ze­ kası, illegalite ve yan-Iegalite döneminde çalışmanın ge­ lişmesi bakımından

iyi bir perspektif açıyor.

Bunlar

partinin serpilmesi ve kitleleri kucaklayıp eylemler dü­ zenleme gücünün artması için değerli etkenlerdir. Peki ama, kadın ve

erkek yoldaşlarm bu

sorundaki temel

açıklığı ve eğitimi ne durumda? Bu, yığınlar arasındaki çalışmada çok önemlldir. Bu, kitlelere ne verildiği, on­ ların ne 'için kazanıldlğı, ne için eaşturulduğu açısından büyük etkiye sa:hiptir. Şu anda kimin söylediğini anım­ sayamadığırn bir söz vardır: «Büyük işler başarmak için coşku ş arttır». Biz ve tüm dünyanın emekçileri, gerçek­ ten hala büyük işler başarmak zorundayız. O halde sizin kadın yoldaşlarınız, Almanya'nın proleter kadınları ne­ ye coşku duyuyorlar? Proleter sınıf bilinçleri nasıl, ilgi­ lerini, etki:ı:ıliklerini günün politik istemleri üzerinde yo­ ğunlaştınyorlar mı, düşüncelerinin merkezinde ne var? Bu konuda Rus ve Alman yoldaşlardan

çok garip

şeyler işittim. Bunu belirtmek zorundayım.

Yetenekli

bir komünist kadının Hamburg'da fahişeler için bir ga-

305


zete çıkardığı ve onları devrimci savaşım için örgütle­ rnek istediği anıatıldı bana. Rosa bir makalesinde, sefil mesleğini icra ederken ilgili polis

buyruklarına karşı

herhangi bir kusurdan ötürü hapse giren fahişeyi kolla­ dığında, komünist bir kadın olarak insanca hissetti v e davrandı. Onlar burjuva toplumunun acınası ikili kur­ banlarıdır : birincisi, burjuva toplumunun iğrenç mülki­ yet düzeninin, ve ikincisi, onun iğrenç ahlaki ikiyüz,lülü­ ğünün. Bu açıktır. Ancak yontulmamış

ve kısa görüşlü

bir insan bunu unutabilir. Ama bunll kavramak, fahişe­ leri -açıkça söylemem gerekiyor ki- özel devrimci savaşım birliği

bir esnaf

gibi örgütlem!3kten

ve onlar

için bir meslek gazetesi çıkarmaktan bambaşka birşey­ dir. Almanya'da örgütlenmesi gereken, kendileri için bir gazete çıkarılmak gereken, savaşımlarınıza çekilmek ge­ reken hiçbir sanayi işçisi kadın artık gerçekten yok niu ? Burada hastalıklı bir büyüme sözkonusudur. Bana, her fahişeyi tatlı bir Madonna gibi işleyen yazınsal

modayı

kuvvetle anımsatıyor . Orada da köken sağlıklıydı : top­ lumsal duygudaşlık, sa.ygıdeğer burjuvamn ahlaki iki­ yüzlülüğüne karşı baş kaldırma. Ama sağlıklı olan, bur­ juva tarzda kemirilyor ve yozlaşıyordu.

Şu

da var:

Fa­

hişelik sorunu bize burada da güç bazı problemler çıka­ racak. Fahişelerin üretici çalışmaya yeniden döndürül­ mesi, toplumsal ekonomiye katılması - çözüm budur. Ama ekonomimiz,in şimdiki durumunda

ve bir bütün

olarak bugünkü koşullarda bunu yapmak güç ve karma­ şıktır. İşte size, proletaryanın devlet iktidarını ele geçir­ mesinden sonra, boylu boyuna önümüze çıkan ve pratik çözüm gerekt�ren kadın sorununun bir parçası. Bu bizi burada, Sovyet Rusya'da daha çok uğraştıracak bir so­ rundur. Ama sizin Almanya'daki özel olayımza dönelim. Parti, üyelerinin bu gibi uygunsuz hareketlerine kesin­ likle kayıtsız kalmamalıdır. Bu, karışıklığa neden olur

306


ve güç!eri böler. Ve siz, bizzat siz buna karşı ne yaptı­ nız? » Ben daha yanıt veremeden, Lenin devam etti: «Si­ zin günah defteriniz daha da kabarık, Clara. İ şçi kadın� özellikle cinsel

larla okuma ve tartışma akşamlarında,

sorunun, evlilik sorununun ele alındığı anıatıldı bana. Başlıca ilgi konusu, politik öğretim ve eğitim konusu buymuş. Bunu

işittiğimde, kulaklarıma

inanamadım.

Proletarya diktatörlüğünün ilk devleti, dünyanın bütün karşı-devrimcileriyle

boğuşuyor. Bizzat

Almanya'daki

durum; durmadan ilerleyen karşı-devrimi geri püskürt­ mek için bütün proleter, devrimci güçlerin sonuxıa ka­ dar ycğunlaştırılmasım gerektiriyor. Aktif kadın komü­ nistler ise, cinsel sorunu ve « geçmişteki, şimdiki ve ge­ lecektekiı> evlilik ibiçimleri sorununu tartışıyorlar. Pro­ leter kadınları bu konuda aydınlatmayı en önemli gö­ revleri sayıyorlar. En çok okunan yazının, Viyanalı genç bir kadın yoldaşın cinsel sorun üzerine kaleme aldığı broşür olduğu söyleniyor. Ne saçma bir broşür! Onda doğru olan şeyi, işçiler Bebel'de ·

çoktan okumuşlardır.

üstelik o brosürdeki soğuk semada olduğu gibi cansıkıcı bir şekilde değil, tersine, okuyanı burjuva toplumuna ,

.

,

karşı ajitatif şekilde sürükleyici, saldırgan

bir şekilde.

Freud'cu hipotezlerle genişletme, «bilgiççe», bilimsel gi­ bi görünüyor, ama tam bir acemi

çaylaklık. Freud'cu

teori de şimdi böyle bir moda budalalığıdır. Makaleler­ de, bilimsel incelemelerde, broşürlerdeki vs. cinsel teo­ rilere, kısacası, buruva toplumunun pislik yığını üzerin­ de bol bol yetişen bu özgül yazının teorilerine güvenim yok. Hintli ermişin

gözlerinin kendi

göbeğine takılıp

kalması gibi, gözlerini yalnızca cinsel soruna dikip on­ dan hiç ayırmayanlara güvenim yok. Bana öyle geliyor ki, büyük çoğunluğu hipotez, çoğu zaman da gerçekten

keyfi

hipotezler olan bu cinsel teorilerin ortalığı kapla-

307


ması, kişisel bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor, yani kendi anormal ya da ifrat derecesindeki cinsel yaşamını bur­ juva ahlakı önünde haklı çıkarmak ve ondan hoşgörü dilenmekten. Burjuva ahlakı önündeki bu gizli saygı, bana herşeyin kökenini cinsellikte ar amak kadar ters geliyor. Bu her ne kadar çılgınca ve devrimci kılıkiara bürünse de, son tahlilde tamarniyle burjuvacadır. özel­ lilde aydınların ve onlara yatkın olan katmanların bir düşklinlüğüdür. Partide, sınıf bilinçli, savaşan proletar­ yacia bunun yeri yoktur.» Burada, özel mülkiyetin ve burjuva düzenin ege­ menliği altmda cinsel s orunun ve evlilik ·sorununun, bü­ tün toplumsal sınıf ve katmanların kadınları için çok yönlü problemler, çatışmalar ve acılar yarattığını söy­ ledim. Savaş ve sonuçları, tam da cinsel ilişkiler alanın­ da varolan çelişkileri ve acıları kadınlar açısından son derece keskinleştirmiş, daha önceleri onlar için örtülü olan problemleri apaçık ortaya koymuştu. Buna, akma­ ya başlamış olan devrimin havası da eklenmişti. Eski duygu ve düşünce dünyası sarsılmaya başlamıştı. Bugü­ ne kadarki toplumsal bağlar gevşiyor ve kopuyor, in­ sanlar arasında yeni ilişki1erin ve zihniyeilerin başlan­ gıcı görülüyordu. Sözü edilen sorunlara ilgi, aydınlanma ve yeniden yön tayin etme i:htiyacının ifadesiydi. Bura­ da burjuva toplumunun yapmacıklığına ve ikiyüzlülüğü­ ne karşı bir tepki de görülüyordu. Tarihin akışı içinde, ekonomiye bağlı olarak evlilik ve aile biçimleri, prole­ ter kadınlarm kafalarında burjuva toplumunun sonsuz­ luğu boş inanını yıkmak için uygu.ı.""ldu. Buna ilişkin e1eş� tirel-tarihsel tavır, burjuva düzeninin acımasızca parça­ lanması, cinsel ahlakının yalancılığının damgalanması da dahil olmak üzere onun özünün ve etkiierinin teşhir edilmesine varmalıydı. Bütün yollar Roma'ya çıkardı. Toplumun ideolojik üstyapısının önemli bir parçasının,


ortaya

çıkan toplumsal

bir görüngünün her

gerçek

Marksist tahlili, burjuva toplumunun ve onun mülkiyet temellerinin tahliline varmalıydı, Carthaıginem esse de­

lendl,am

( !Kartaca yıkılmalı) diye çmlamalıydı.

Lenin gülümseyerek

çıktı. Kadın yoldaşlarımzın ve Partinizin vunmasını yapıyorsunuz.

dediğim

başını salladı. « İşte Söylediğiniz

Ama bu, Almanya'da yapılan hata

avukatça sa­

elbette

doğru.

i.çin en iyi halde bir

özür olabilir, hatayı haklı çıkarmaz. Bu bir hatadır ve hata olarak kalır. Okuma ve tartışma akşamlarında cin­ ·

sel sorunun ve evlilik sorununun olgun, canlı materyalizmin görüş

tarihsel

noktasından ele

alındığına bana ciddi olarak güvence verebilir misiniz? Bu, muazzam bir malzemenin son derece berrak bir

şekilde Mark­

sistçe özümlenmesini, çok yönlü, derin bir bilgiyi öngö­ rür. Sizin bunun için gerekli güçleriniz nerde? Bu güç­ leriniz olsaydı, sözü

edilen broşür gibi

bir broşürün

okuma ve tartışma akşamlarında eğitim malzemesi ola­ rak kullanılması gibi bir durum ortaya çıkmazdı. Eleş­ tiril�cek yerde, salık verilip dağıtılıyor. Sorunun yeter­ siz, Marksistçe olmayan bir tarzda ele alınışı nereye va­ rıyor ? Cinsel sorunun ve evlilik sorununun, büyük top· lumsal sorunun bir . parçası olarak

kavranmamasına.

Tam tersine, büyük toplumsal sorunun, cinsel sorunla­ rm bir parçası, bir uzantısı olarak görünmesine. Esas yön, tali yön olarak geriye çekiliyor. Bu salt bu sorun­ daki berraklığa zarar vermekle kalmıyor, proleter ka­ dınların bir bütün olarak kafasını, sınıf bilincini bulan­ dırıyor. Bundan ( Hazreti -

başka ve hepsinden

önemlisi :

Ta bilge

ÇN ) Süleyman bile diyordu ki, herşeyin bir

zamanı vardır. Sizden rica ediyorum, proleter kadınlar­ la aylar boyunca nasıl sevip sevişecekleri, nasıl baştan

309


çıkarıp - çıkartılacakları konusunda yarenlik etmenin ştındi zamanı mıdır ? Tabii ki « geçmişte, bugün ve gele­ cekte», çeşitli halklarda; ve buna övünçle tarihsel ma­ teryalizm denecek! Şimdi kadın yoldaşlarm, çalışan hal­ kın kadınlarının bütün düşünceleri proleter devrime yönelmiş olmalıdır. Proleter devrim. evlilik ilişkilerin­ de ve cinsel ilişkilerde gerekli yenilenmenin de . temelini yaratacaktır. Bugün, Avustralya yerlilerinde evlilik bi­ çimleri ve eski çağda kardeş evliliğinden gerçekten çok . daha farklı sorunlar önplana çıkıyor. Alman proleterle­ ri için Sovyetler sorunu hala gündemdedir; Versay ant­ Iaşması ve bunun kadın yığınlarının y�amındaki etkile­ ri, işsizlik, düşen ücretler, vergiler ve daha pekçok me­ sele. Kısacası, proleter kadınların siyasi ve

toplumsal

bakımdan bu tarzda eğitilmelerinin yanlış, hem de ke­ sinlikle yanlış olduğu görüşümü sürdürüyorum. Bu ko­ nuda nasıl susabildiniz? Otoritenizi buna karşı kullan­ malıydımz .» Hiddetli dostuma, tek tek yörelerdeki

önde gelen

kadın yoldaşlara eleştiri ve uyarıda bulunmazlık yapma­ dığ'ımı açıkladım. Ne var ki, onun da

bildiği gibi, bir

peygamberin ne kendi yurdunda, ne de hısım-akrabası­ nın yanmda hükmü geçmez. E'leştirimle, « sosyal-demok­ ratik zihniyetin ve medası geçmiş burjuva darkafalılı­ ğın güçlü kalıntılarını» korumak şeklinde bir kuşku yaratmıştım. Bununla birlikte, sonuçta

eleştirim boşuna gitmemişti. Cinsel sorun ve evlilik sorunu artık kursla­ rın ve tartışma akşamlarının ağırlık noktası değildi. Le­ nin ama kafasında kurduğu düşünceleri daha da ileri götürdü. « Biliyorum, biliyorum» dedi, «bazı kimsecikler ben­ de de bu konuda biraz darkafalılık olduğundan şüphe ediyorlar, ki böyle bir tutum b ana çok terstir. öyle iki-

310

·


yüzlü ve darkafalılar ki. Ne yapalım, sessizce katlanıyo­

rum! Burjuva fikirlerin yumurtasından daha yeni çık­ mı ş bu sarı gagalı civcivl�r daima korkunç derecede akıllılar. Kendimizi düzeltmeksizin, buna katlanmak zo­ rundayız. Gençlik hareketi de cinsel soruna yaklaşımda­ ki 'modernlik'ten ve onunla aşırı uğraşmaktan musta­ rip.» Lenin modernlik sözcüğünü alaycı bir şekilde vur­ guladı ve yüzünü buruşturdu. « Bana birçoklarının bil­ dirdiğine göre» , diye sürdürdü konuşmasını, <<cinsel so­ run gençlik örgütlerinizde de en çok sevilen konuymuş.

Bu konuda nerdeyse yeterince çok sayıda lektör buluna­ mıyormuş. Gençlik hareketi içinde bu saçmalık özellik­ le zararlıdır, özellikle tehlikelidir. Bu çok kolayca, tek tek kişilerde cinsel yaşamın abartılmasına ve aşırı kızış­ masına, gençliğin sağlığının ve gücünün tahrip olmasma yolaçabilir. Kadın ve gençlik hareketinin hiç de az te­ mas noktası yoktur. gençlerle planlı

Kadın yoldaşlarımız

bir şekilde birlikte

analığın bireyselden toplumsala uz.anması, ve yücelmesidir. Ve

her yerde

çalışmalıdır. Bu,

kadınların herşeyi

genişlemesi

uyandıran top­

lumsal yaşamı ve etkinliği teşvik edilmelidir ki, böyle­ likle darkafalı bireysel ev ve aile psikolojisinden sıyrıl­ sınlar. Ama bu antiparantez. Bizde de gençliğin büyük bir kesimi, cinsel sorun­ da 'burjuva kavrayışı ve ahlakı' 'gözden geçirmeye' pek düşkün. Ve, gençliğiınİzin en iyi, gerçekten çok şey vaat eden büyük bir kesimi, diye eklemeliyim. Aynen demin söylediğiniz gibi. Savaşın etkilerinin ve başlamış olan devrimin atm osferi içinde, toplumun altüst olan ekono­ mik temeli üzerinde, eski ideolojik değerler çözülüyor ve bağlayıcı güçlerini yitiriyor. Yeni değerler, mücade­ leler içinden çıkarak kristalle$iyor. İnsanlar arasındaki, erkek ile kadın arasındaki ilişkilerde düşünceler devrim geçiriyar. Bireyin

de, duygular ve hakkı ile genelin

31 1


hakkı, yani bireyin görevleri arasına yeni sınırlar çeki­ liyor. İ şler tümüyle en kaotik mayalanma halinde. Bir­ birine karşıt çeşitli eğilimlerin yönü, gelişme gücü, he­ nüz tam bir açıklıkla ortaya çıkmıyor. Geçip

gitmenin

ve oluşmanın yavaş ve çoğu zaman büyük acı veren bir süreci bu. Cinsel ilişkiler, evlilik ve aile alanında da bu böyle. O zorlu ç özülebilirliği ile burjuva

evliliğinin çö­

küşü, çürümesi ve pisliği, erkeğe tanıdığı _kadına getirdiği kölelik, cinsel ahiakın

özgürlük ve

ve ilişkilerin o

iğrenç yalancılığı, manen en canlı ve en iyi olanları sorr derece tiksindiriyor. Burjuva evliliğin ve burjuva devletleFin aile yasala­ rının kıskacı, kötülüğü ve çatışmaları Bu, «kutsal» özel mülkiyetin kıskacıdır.

keskinleştiriyor. Satınalınırlığı,

adiliği ve pisliği kudsuyor. Saygıdeğer burjuva toplumu­ nun geleneksel ikiyüzlülüğü de işin gerisini İnsanlar, hakim olan iğrençliğe ve

getiriyor.

yapmacıklığa karşı

haklarını arıyorlar. Ve bireylerin duyguları çabucak de­ • ğişiyor; güçlü devletlerin un-ufak olup gittiği, eski ege­ menlik ilişkilerinin parçalandığı, bütün

bir toplumsal

dünyanın batmaya başladığı yerde, zevklerdeki değişme isteği ve baskısı kolayca ifrada kaçıyor. Burjuva anlam­ da cinsel reform ve evlilik reformu yetmiyor. Proleter devrime uygun olarak, cinsel devrim ve evlilikte dev­ rim yaklaşıyor. Böylece ortaya atılmış , olan çok çapra­ şık soru...vılar kompleksinin kadınları olduğu gibi gençli­ ği de özellikle meşgul etmesi anlaşılır birşeydir. Kadın­ lar gibi, gençlik de bugünkü cinsel alandaki rumlar karşısında özellikle çok çekiyorlar.

kötü du­ Yaşlarının

bütün azgınlığıyla gençlik başkaldırıyor. Bu anlaşılırdır da. Hiçbir şey, gençliğe papazvari bir asketizmi ( nefs-i feragat ) ve iğrenç burjuva ahlakının kutsallığını öğütle­ rnekten daha yanlış olamaz. Ne var ki,

fiziksel bakım­

dan zaten güçlü bir şekilde ortaya çıkmış olan cinselli-


ğin, bu yaşlarda manen de ağırlık merkezini oluşturma­ sı düşündürücüdür. Sonuçları ne kadar da kötü oluyor .. Gençliğin cinsel yaşama ilişkin

sorunlardaki deği­

şen zihniyeti tabii ki «ilkesel»dir ve bir teoriye dayanı­ yor. Bazıları bu zihniyetierini 'devrimci' ve 'komünistçe' diye niteliyorlar. öyle olduğuna içtenlikle

inamyorlar.

Benim gibi bir ihtiyara bunlar sökmüyor. Her ne ka d ar katı bir asket değilsem de, gençliğin -bazen de erginle­ rin- sözümona 'yeni cinsel yaşamı'

bana çoğu zaman

katışıksız burjuvaca birşey, burjuva

genelevlerinin ge­

nişletilmesi olarak görünüyor. Biz komünistlerin aşk öz­ gürlüğünden anladığımız ş ey ile bunun arasında hiçbir Komünist toplumda cinsel yaşamın

ortak yan yoktur.

dürtülerini, aşk gereksinimini tatmin etmenin, 'bir bar­ dak su içmek' kadar basit ve önemsiz olduğu şeklindeki meşhur teoriyi elbette biliyorsunuzdur. Bu bir bardak su teorisi, gençliğimizin bir kesimini

çıldırttı, deli ettL

!Birçok delikanlı ve genç kız için bir felaket oldu. Bu teo­ rinin yandaşları, onun Marksist bir teori olduğunu iddia ediyorlar. Toplumun ideolojik üstyapısındaki bütün gö­ rüngüleri ve değişiklikleri dolaysız olarak ve kestirme­ den, toplumun ekonomik temelinden

türeten böyle bir

Marksizmi ben reddediyorum. Mesele bu değil. Friedrich Engels diye bir zat,

kadar basit

tarihsel materya­

lizmle ilgili olarak, bunu çoktan tespit etti. Meşhur bir bardak su teorisini tamamiyle Marksist -olmayan ve üstelik sosyal olmayan bir teori olarak gö­ rüyorum. Cinsel yaşamda yalnızca doğa vergisi olan de­ ğil, ister yukarı, ister aşağı düzeyde olsun, kültür hali­ ne gelmiş olan şey de rol oynar. Engels, «P...ilenin Köke­ ni» adlı eserinde, genel cinsel dürtürrün bireysel cinsel aşka doğru gelişmesinin ve incelmesinin ne kadar önem­

li olduğuna işaret etmişti. Cinsiyetierin birbirleriyle iliş313


kisi, basit bir şekilde toplumun ekonomisi ile, fizyolojik bakış açısıyla düşünsel olarak yalıtılan bir fiz,iksel ihti­ yaç arasındaki karşılıklı etkileşimin ifadesi değildir. Bu iliskileri kendi basma ve tüm ideoloji ile bağı içinefen , kopararak dolaysı� bir şekilde toplumun el�onomik te­ mellerine indirgemek isternek, Marksizm değil, rasyon?-­ lizm (usçuluk ) olurdu. Bunun lamı-cimi yok! Susuzluğu gidermek gerek. Ama normal bir insan, normal koşul­ Tar altında sokaktaki pisliğin içine yatıp oradaki pis su oirikintisinden içer mi ? Ya da kenan birçok dudağa değrnekten yağlanmış bir bardaktan? Hepsinden önem­ lisi, işin toplumsal yanıdır. Su içmek gerçekten bireysel bir meseledir. Aşk yapmak iki kişinin işidir, ve üçüncü, yeni bir yaşam da d oğa:bilir. Bu olayda geneli ilgilendi­ ren bir yan, topluma karşı bir görev vardır. Bir komünist olarak, bir bardak su teoisine, (( aşk özgürlüğü» şatafatlı etiketini taşısa da, en küçük bir sempatim yok. üstelik bu aşk özgürlüğü ne yenidir, ne <de komünistçedir. Anımsarsınız ki, özellikle geçen yüz� yılın ortalarma doğru bu, edebiyatta «gönlün özgürleş­ mesi» diye lanse edilmişti. Burjuvazinin pratiğinde ise bedenin özgürleşmesi olarak kozadan çıktı. O zamankj vaazlar bugünkülerden daha yetenekliydi, pratikte na­ sıl olduğunu ama yargılayacak durumda değilim. Sakın ele�tirimle asketizmi öğütlediğim sanılmasın. Aklımdan bile geçmiyor! Komünizm asketizmi değil, bilakis tat­ min edici bir cinsel yaşamla da yaşama zevkini ve gücü­ nü getirmelidir. Fakat görüşüme göre bugün oldukça sık görülen cinselliğin abartılması, gönül şenliği ve ya­ şam gücü vermiyor, bilakis onu azaltıyor. Devrim za­ manında bu kötüdür, çok kötüdür. özellikle gençliğin gönül şenliğine ve yaşam gücüne ihtiyacı var. Sağlıklı bir spor, jimnastik, yüzme, uzun :314


yürüyüş, her türden kültürfizik, zihinsel ilgi alanlarında çeşitlilik. Mümkün olduğunca kollektif olarak birlikte öğrenme, inceleme,

araştırma! Tüm bunlar, gençliğe, cinsel problemler üzerine sonu gelmez konfed:nslar ve

tartışmalardan ve sözüm ona hayatın tadını çıkarmak­ tan daha fazla şey verecektir. Sağlam vücut, sağlam zi­ hin! Ne papaz, ne Don Juan,

ama ne de bunların ikisi

arasında birşey olarak Alman filisteni. Genç yoldaş X'i tanıyorsunuz. Mükemmel bir delikanlı, son derece yete­ nekli. Tüm bunlara rağmen, korkarım ki ondan asla iyi bir adam çıkmayacaktır. Son sürat, bir kadının peşin­ den öbürüne yalpalıyor.

Bu, siyasi mücadele için, dev­

rim için işe yaramaz. Gönül işleriyle politikayı birbiri­ ne karıştıran kadınların güvenilir ve mücadelede daya­ nıklı oldukları konusunda bahse girmem. Aynı şekilde, her kadının peşinden koşan ve kendini her genç kadına kaptıran erkeklerin güvenilir ve mücadelede dayanıklı oldukları konusunda da girmem. Hayır, hayır, devrim­ le bu, ikisi birarada

yürümez! » Lenin ayağa

fırlayıp,

. eliyle masaya vurdu ve odanın içinde birkaç adım attı. «Devrim, güçlerin yoğunlaştırılmasını, artırılınasını talep ediyor. Kitlelerden, bireylerden. D'Anunzio'nun( ı ) düşkün erkek ve kadın kahramanları için normal olan sefih durumlara o katlanamaz. Cinsel yaşamın dizgin­ sizliği burjuvacadır, çöküş görüntüsüdür. Proletarya ise yükselen bir sınıftır. Uyuşmak için ya da uyartıcı olarak sarhoşluğa -ne kadar az da olsa, alkol sarhoşluğu gibi cinsel taşkınlık sarhoşluğuna da- ihtiyacı yoktur. Pro­ letarya kendini, kapitalizmin iğrençliğini, pisliğini, bar­ barlığını unutamaz ve unutmamalıdır. O, savaşım için en kuvvetli itkiyi sınıfsal durumundan, komünist ülkü­ den alır. Proletaryanın berraklığa, berraklığa ve bir kez ( 1 ) D'Anunzio: Faşist bir İtalyan yazarı

-

Red.

315


daha berraklığa ihtiyacı vardır. Bundan ötürü, yineliyo­ rum, güçlerin zayıflatılması, boşa harcanması ve tahrip edilmesinin yeri yoktur. Kendi iradesine

hakim olma,

öz disiplin kölelik değildir, aşkta da kölelik değildir. Ba­

ğışlayımz, Olara! Konuşmamızın çıkış noktasından çok uzaklaştım. Neden beni uyarmadınız,? Kaygılara kapılıp konuştum. Gençliğ·imizin geleceği beni hararetle ilgilen­ diriyor. O devrimin bir parçasıdır. Ve mundan devrimin

burjuva toplu­

dünyasına -bazı asalak bitkilerin

köklerinin uzaklara yayılması gibi-

uzanarak sokulan

zararlı görüngüler ortaya çıktığında,

bunlara karşı he­

men tavır almak daha iyidir. Kaldı ki, d?ğinilen sorun­ lar, aynı zamanda kadın sorununun da parçalarıdır.» Lenin büyük

bir canlılık ve etkileyicilikle

konuş­

muştu. Her sözcüğl1.'1, ta yüreğinin derinliklerinden gel­ diğini hissettim; yüz ifadesi bunu pekiştiriyordu. Bazen enerjik bir el hareketi ile bir düşüncenin altını çiziyor­ du. Çok önemli , büyük politik sorunların yanında, Le­ nin'in tek tek görüngülere de bu kadar dikkatle eğilme­ si ve esaslı bir şekilde incelemesine hayran kalmıştım. üstelik bu durum, salt Sovyet Rusya'dakiler için değil, aynı zamanda hala kapitalist olan

devletlerdekiler için

de g:eçerliydi. Mükemmel bir Marksist

olarak, nerede

ve hangi biçim altında görünürse görünsün, ayrmtıyı, bütünle, genelle bağlantısı içinde ve genel içindeki öne­ miyle kavr:yordu. Tum yaşam zevki ve ama.cı, karşıko­ y--ulmaz bir doğa gücünün

sarsılmazlığı ve yekpareliğ'i

gibi, yığınların eseri olarak devrimin hızlandınlmasına: yönelmişti. Böylece herşeyi, devrimin bilinçli itici güç­ leri üzerindeki

etkisinin hesabıyla

değerlendiriyordu.

Gerek ulusal ve gerek uluslararası; çünkü tek tek ülke­ lerin tarihi b akımdan verili olan özelliklerini ve farklı gelişme aşamalarını tam bir şekilde takdir ederken, göz-

316


lerinin önünde daima tek, bölünmez proleter dünya dev­ rimi duruyordu.

«Yoldaş Lenin», diye haykırdım, « sözlerinizi yüzler­ ce, binlerce kişi duymadığı için ne kadar üzgünüm! Bili­ yorsunuz, beni do ğru yola getirmenize gerek yok. Ama do st ve düşmanın görüşünüzü işitmesi ne kadar iyi olur­ ,

du.» Lenin tatlı tatlı gülümsedi. « üzerinde

durduğumuz sorunlar

belki k onuşur ya da yazarım.

üzerinde, ilerde İlerde - şimdi olmaz !

Şimdi tüm güç ve zamanımızı diğer şeyler üzerinde yo­

ğu.nlaştırmalıyız . Daha büyük, daha zorlu kaygılar var. Sovyet devletini sürdürme ve güçlendirme

mücadelesi

henüz bitmiş olmaktan çok uzaktır. Polanya ile savaşın

sonucunu bir sindirmeli ve bundan mümkün olanın en iyisini çıkartmaya çalışmahyız. Güneyde hala Wrangel duruyor. Yalnız, bu işi bitireceğL."TTi ze kesin güvenim var. Bu, İn giliz Fransız emperyalistlerine ve onların u ş aklarına da ders olacak. Ama görevimizin en zorlu kısmı hala önümüzde duruyor : inşa. İnşa ile birlikte cin­ sel ilişkiler , evlilik ve aile sorunları da güncel sorunlar olarak önplana çıkacak. Bu arada, gerekli olduğu yerde ve zamanda, bu sorunlarla meşg-ü.l olacaksınız. Bu so· runların Marksist olmayan bir tarzda ele alınmasını ve yıkıcı sapmalar ve entrikalara beslenme zemini hazırlac masını engellemelisiniz. Ve b öylece nihayet sizin çalış­ mamza geldik.}'! -

Lenin saate baktı. «Size ayırmış

olduğum zamanın

yar.ı sı geçmiş bulunuyQr» , dedi. «Lakırdıya dalmışım. Kadınlar Arasında Komünist Çalışma İçin Yönergeler hazı rlamanız gerekiyor ( * ) . Sizin ilkesel yakl aşımmızı ve pratik deneyiminizi biliyorum . Dolayısıyla bu konu -

( '"· ) Bkz. elinizdeki kitap, s. 253-282 arası. Red.

317


daki konuşmamız kısa olabilir. O halde, başlayın baka­ lım. Yönergelcrin nasıl olması gerektiğini düşünüyorsu­ nuz ? » Bu konuda kısa bir özet yaptım. Lenin, sözümü kesmeden, birkaç kez onaylayıcı biçimde başını salladı. Sözlerimi bitirince,

soran gözlerle ona

doğru baktım.

«Anlaştık! » dedi. « İşi Zinovyev ile de konuşunuz. önde gelen kadın yoldaşlarla bir toplantıda bu konuda rapor vermeniz ve üzerinde tartışmanız da iyi

olur. Yazık,

çok yazık ki, İnessa Arınand yoldas burada değil. Hasta olduğundan, Kafkaslar'a gitti.

Tartışmadan sonra Yö­

nergeleri yazarsınız. Bir komisyon bunlar üzerinde gö­ rüşür ve Yürütme Komitesi de son kararı verir. Sade­ ce birkaç ana noktada düşüncelerimi

söylemek istiyo­

rum, ki bu noktalarda yaklaşımınızı tamamiyle paylaşı­ yonım. E;ğer bu çalışma eylem, mücadele hazırlayacak ve onları b aşarılı kılacaksa, bunlar bana süregiden aji­ tasyon ve propaganda çalışmamız açısından da önemli görünüyor. Yönergeler, kadının gerçek kurtuluşunun ancak Ko· münizmle mümkün olabileceğini kesin bir şekilde ifade etmelidir. Kadının toplumsal ve insani konumu ile, üre� tim araçları üzerindeki özel mülkiyet arasındaki kop­ maz bağ güçlü bir şekilde işlenmelidir. Böylece, kadın hakları savunuculuğuna karşı araya

kalın ve silinmez

ayrım çizgisi çekilmiş olur. Ama bununla, aynı zaman­ da, kadın sonmunu toplu.ınsal sorunun, işçi sorununun parçası olaral{ kavrama ve böyle bir sorun olarak onu proletaryanın sınıf mücadelesi ve devrimle sıkı bir şe­ kilde bağlamanın da temeli verilmiş olur. Komünist ka­ dın hareketinin kendisi bir kitle hareketi, salt proleter­ !erin değil, bilakis her türden

sömürülen ve ezilenin,

kapitalizmin ya da herhangi bir

egemenlik ilişkisinin

tüm kurbanlarının genel kitle hareketinin bir parçası olmalıdır. Komünist

318

kadın hareketinin

proletaryanın


sınıf savaşımıarı ve onun tarihsel yaratısı olan komü­ nist toplum için önemi de burada yatar. Partide Komü­ nist Enternasyonal'de seçkin bir devrimci kadınlar top­ luluğumuz olduğu konusunda haklı bir gurur duyabili­ riz. Ama tayin edici olan bu değildir. Kent ve köydeki milyonlarca emekçi kadını kendi tarafımıza, mücadele'

!erimize ve özellikle de toplumun komünistçe dönüştürülmesine kazanmalıyız. Kadınlar olmaksızın hiçbir ger­ çek kitle hareketi olamaz. örgütlenme ile ilgili olan şeyler, ideolojik anlayışı­ mızdan çıkar : Komünist kadınların ayrı birlikleri yok­ tur. Komünist kadının yeri, tıpkı komünist erkeğin ol­ duğu gibi, Partide üyeliktir. Eşit yükümlülükler ve hak­ larla. Bu konuda hiçbir görüş ayrılığı

olarn.az. Ancak,

gerçekiere göz,l erimizi kapay::ımayız. Parti, özel görevi en geniş kadın

kitlelerini uyandırmak,

onları partiyle

bağlamak ve sürekli olarak onun etkisinde tutmak olan çalışma gruplarına, komisyonlara,

komitelere, kollara,

ya da başka nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, organıara sahip olmalıdır. Bunun için tabii ki, bu kadın kitleleri arasmda tamamiyle sistematik bir çalışma

yapmamız

gerekiyor. Uyanan

Komünist

kadınları eğitmemiz ve

Partisinin önderliği altında proleter

sınıf mücadeleleri

için kazanmamız ve silahlandırmamız

gerekiyor. Bura­

da yalnızca fabrikada ya da ev ocağının başında bulu­ nan proleter kadınları düşünmüyorum. Burada aynı za­ manda küçük-köylü kadınları, çeşitli çük-burjuva kadınları da aklımda.

katmanlarıp. kü­

Onlar da hepsi ka­

pita1izmin kurbanıdırlar ve savaştan beri de daha çok öyledirler. Bu kadın yığınlarının apolitik,

asosyal, geri

kalmış ruhu, faaliyetlerinin dar alanı, tüm yaşam tarz­ ları birer olgudur. Bunları gözönünde bulundurmamak aptallık, hem de büyük aptallık olur. Onlar arasında ça­ lışma yapmak için özel organlar, özel ajitasyon yöntem-

3 1 91


1eri ve örgüt biçimlerine ihtiyacımız var. Bu feminizm değildir, bu pratik, devrimci amaca uygunluktur . » Lenin'e, açımlamalarının benim için değerli b i r teş­ vik olduğunu söyledim. Birçok yoldaş, hem de çok iyi birçok yoldaş, Parti'nin kadınlar arasında planlı çalış­ ma için özel organlar oluşturmasına en sert biçimde karşı çıkıyorlardı. Bunu, kadın hakları s avunuculuğu ve sosyal-demokrat gelenekiere geri dönüş olarak kımyor­ lardı. Bu yoldaşlar, Komünist Partileri kadınlara ilkesel olarak eşit haklar tanıdığından, dolayısıyla genelde bir bütün olarak emekçiler arasında da fark gözetmeksizin çahsmak zorunda olduğunu iddia ediyorlardı. Kadınlara, erkeklerle birlikte ve onlarla aynı şartlar altında ulaşılmalıydı. Lenin tarafından öne çıkarılan şartların aji­ tasyon ve örgütlenme bakımından herhangi bir şekilde hesaba katılması, karşı görüşün savunucuları tarafın­ dan oportünizm olarak, ilkeden vaz.geçme ve ilkeye iha­ net olarak nitelenecekti. ,

.

«Bu ne yeni birşey, ne de bir kanıttır » dedi Lenin. <<Bu yüzden bildiğinizden şaşmayınız. Neden hiçbir yer­ de �hatta bizde, Sovyet Rusya'da bile- Partide erkek kadar k�dm yok? Sendikal olarak örgütlü kadın işçi�e­ rin sayısı ' neden bu kadar az? Bu olgular insanı · düşün­ dürüyor. Geniş kadın kitleleri arasındaki çalışmamız için vazgeçilmez olan özel organlarm reddedilmesi, Ko­ münist İşçi Partisi'ndeki sevgili arkadaşlarımızm çok ilkeli, çok radikal görüşlerinin de bir uzantısıdır. Bu gö­ rüşe göre, yalnızca bir tek örgüt biçimi olmalıdır : bir iş­ çi birliği. Ben bunları biliyorum. İlkenin şahit gösteril­ mesi, bazı devrimci zihniyetli, fakat açık olmayan kafa­ lar için, <(kavrayış eksikliği olduğunda', yani akıl, hesa­ ba katılmak zorunda olan apaçık olguları kavramayı reddettiğinde, daima zuhur ediyor. Bu « arı ilke» bekçi­ leri, devrim p olitikamızın tarihsel olarak bize dayatıl320


mış gerekliliklerine nasıl razı oluyorlar? Tüm bu laflar, amansız gerekliliklerin karşısında çöküyor. Milyonlarca kadın bizimle birlikte olmaksızın, proletarya diktatör­ lüğünü yürütemeyiz, komünist inşaya girişemeyiz. Onla­ ra ulaşmanın yolunu aramalıyız, bu yolu bulmak için in­ celemeli ve denemeliyiz. Bundan dolayı, kadınlarm yararına talepler ileri sürmemiz de doğrudur. Bu, sosyal-demokrasinin, II. En­ ternasyonal'in anladığı anlamda bir asgari program ya da reform programı değildir. Burjuva saltanatının ve onun devletinin sonsuzluğuna ya da en azından uzun bir süre süreceğine inandığımızın bir ikrarı değildir. . Kadın kitlelerini reformlarla yatıştırmak ve devrimci mücade­ le yolundan çelrnek değildir. Tüm bu ve diğer reformist sahtekarlıklarla ilgisi yoktur! T'aleplerimiz, burjuva dü­ zeni içinde zayıflar ve hakları ellerinden alınmışlar ola­ rak kadınların yakıcı ihtiyaçlarmdan ve rezilce alçaltıl­ malarından çıkardığımız pratik sonuçlardır. Bu sonuçla­ rı çıkarmakla, bu ihtiyaçları bildiğimizi, kadının aşağı­ lanmasını ve erkeğin ayrıcalıklı olduğunu hissettiğimizi ispatlıyoruz. İşçi kadını, işçinin karısını, köylü kadını, küçük adamın karısını ve evet mülk sahibi sınıfların ka­ dınlarını bile bazı açılardan ezen ve ıstırap çektiren her­ şeyden nefret ettiğimizi, evet nefret ettiğimizi ve orta­ dan kaldırmak istediğimizi ispatlıyoruz. Burjuva top­ lumundan, kadınlar için talep ettiğimiz haklar ve ton� lumsal önlemler, kadınların durumunu ve çıkarlarını anladığımızın ve bunları proletarya diktatörlüğü altında hesaba katacağımızın kanıtıdır. Elbette ki onları uyutan ve başlarına kahya kesilen reformistler olarak değil -hayır, asla değil-, fakat kadınları eşit haklara sahip kişiler olarak bizatihi ekonominin ve ideolojik üstyapı­ nın dönüştürülmesinde birlikte çalışmaya çağıran dev­ rimciler olarak ! » 321


Lenin'e, kendisiyle aynı görüşü paylaştığıını temin ettim, ama bu görüşlere şüphesiz karşı çıkılacaktı. Açık olmayan ve korkak kafalar, bunu tehlikeli

bir oportü­

nizm diye reddedeceklerdi. Kadınlar için güncel taleple­ rimizin de yanlış anlaşılacağı ve

yorumlanacağı inkar

edilemezdi. Lenin hırçın bir şekilde, « Bakındı hele ! » di­ ye haykırdı. « Bu tehlike, söylediğimiz ve yaptığımız, her bir şey için vardır. Bu tehlike korkusuyla, amaca uygun ve gerekli olanı

yapmaktan kendimizi

derhal Hintli sütun evliyalan haline

alıkoyacaksak,

gelelim. Kımılda­

mayalım, sakın kımıldamayalım, yoksa

ilkelerimizin o

yüce sütunundan aşağı yuvarlanıveririz! mızda mesele, salt ne istediğimiz değil,

Bizim olayı­ aynı zamanda

nasıl da istediğimizdir. Bunu yeterince açıklıkla anlattı­ ğıını sanıyorum. Kadınlar için taleplerimizi, propa.gan­ dacı bir edayla bir fetiş haline getirnıediğimiz, kendili­ ğinden anlaşılır birşeydir. Hayır, varolan koşullara göre, kah şu, kah bu talepler için mücadele etmeliyiz. Elbette ki daima genel proleter çıkarlarla bağlantı içinde. . Bu türden her mücadele, bizi

saygıdeğer burjuva

kliğiyle ve en az onun kadar saygıdeğer olan reformist uşaklarıyla karşı karşıya getirir. Bu ise reformistleri, ya bizim önderliğimizde birÜkte savaşmaya -ki bunuı · istemezler- ya da ama kendi kendilerini teşhir etmeye zorlar. Yani, mücadele bizi onlardan ayırır ve komünist yüzümüzü gösterir. Bu mücadele bize, kendilerini erke­ . ğin egemenliği, müteşebbisin gücü, tüm burjuva toplu­ mu tarafından sömürülmüş, köleleştirilmiş hisseden kadınların güvenini kazandırır.

ve ezilmiş

Herkesin iha­

. net ettiği, terkettiği emekçi kadınlar, bizimle birlikte sava şmaları gerektiğini mücadelenin de,

kavrarlar. Kadın

talepleri için

iktidarın ele geçirilmesi,

proletarya

diktatörlüğünün kurulması hedefiyle birleştirilmesi ge­ rektiğine özel olarak yemin etmem ya da size yemin et-

322


tirmem mi gerekli ? Bu bizim için bugün işin alfabesi­ dir. Bu açıktır, çok açıktır ! Ama bu bir tek talep üzerin­ de ısrar edersek, hatta bu talebi Eriha'nın borazanları gibi öttürsek bile, emekçi halkın geniş

kadın kitleleri,

kendilerini devlet iktidarı uğrunda mücadelemize katıl­ maya karşıkoyulmaz bir biçimde çekilmi ş

hissetmeye­

ceklerdir. Hayır, hayır! Talebimizi, emekçi

kadınların

acıları, ihtiyaçları ve arzularıyla birlikte kadın yığmla­ r!n bilinçlerinde siyasi olarak birleştirmeliyiz. Proletar­

ya diktatörlüğünün kendileri için ne

anlama geldiğini de pratikte,

bilmelidirler: hem kanun önünde ve hem

aile içinde, devlette, toplumda erkekle tam hak eşitliği ; buruvazinin iktidarının zorla engellenmesi.» «Sovyet Rusya bunun ispatıdır» , diye araya girerek bağırdım. «Bu en büyük örneğimiz olacaktır.» Lenin ko­ nuşmasını sürdürdü: « Sovyet Rusya, kadınlar için talep­ ' lerimizi yeni bir ışık altında gösteriyor. Proletarya dik­ tatörlüğü altında kadın talepleri, artık

proletarya ile

burjuvazi arasında bir mücadele nesnesi değildir; ger­ çekleştirildiğinde, komünist düzenin

yapı taşları olur­

lar. Bu, dışardaki kadınlara, proletaryanın geçirmesinin tayin

iktidarı ele

edici önemini gösteriyor.

Aradaki

fark keskin bir şekilde gösterilmelidir ki, kadın kitlele­ rini proletaryanın devrimci mücadelesine kazanabilesi­ niz. Kadın kitlelerinin açık, ilkesel bir kavrayı ş ve sıkı örgütsel temelde gerçekleştirilmiş mobilizasyonu, Ko­ münist Partilerin ve onların zaferlerinin canalıcı bir so­ runudur. Ama kendimizi kandırmayal!m.

Ulusal seksi­

yonlanmız hala bu konuda dağrtı bir anlayışa sa..hip de­ ğiller. Komünist önderlik altmda emekçi kadınlarm bir kitle hareketini yaratma görevi karşısında bekle-gör tav­ rı içinde, uyuşuk bir tavır içindedirler.

Böyle bir kitle

hareketini geliştirip yönetmenin, tü.ın . parti faaliyetinin önemli bir parçası, evet genel parti

çalışmasının yarısı


olduğunu kavramıyorlar. oni'a/ın güçlü, aziınkar bir ko­ münist kadın hareketinin gerekliliği ve değerini arada bir kabul etmeleri, Partinin sürekli kaygısı ve çalışma yükümlülüğü olmaktan çok, lafta kalan platonik bir ta­ vırdır. Kadın kitleleri arasındaki ajitasyon ve propaganda çalışması, onların uyandırılması ve devrimcileştirilmesi, ikinci birşey, yalnızca kadın yoldaşların işi sayılıyor. Yalnızca onlara, bu iş neden daha çabuk ve sağ·lıldı iler­ Iemiyor diye suçlama getiriliyor. Bu yanlıştır, temelli yanlıştır! Gerçek ayrılıkçılık ve Fransızların söylediği gibi, kadın hakları savunuculuğu a rebours( * ) ; tersten kadın hakları savunuculuğudur! Ulusal seksiyonlarımı­ Zin yanlış düşüncesinin altında temelde ne yatıyor ? Sov­ yet Rusya'dan sözetmiyorum. Son tahlilde, kadının ve yaptıklarının küçümsenmesinden başka hiçbir şey değil! Evet! Ne yazık ki, yo1daşlarımızın pek çoğu için de şu geçerli: 'Komünisti birazcık kazı, altından bir filisten çıkar'. Elbette onu duyarlı yerinde kazımak gerekir, ka­ dın meselesiyle ilgili anlayışında. Kadınların tek ev eko­ nomisindeki o titiz, tekdüze, güç ve zaman tüketen ve yıpratan çalışmayla nasıl solduğun:u, ruhlarının nasıl daraldığım ve bunaldığını, yüreklerinin uyuştuğunu, ira­ delerinin zayıfladığını erkeklerin sessizce seyretmelerin­ den daha çarpıcı bir kanıtı var mı bunun? Burada el­ bette, çocuk bakımı da dahil olmak üzere bütün ev işle­ rini boğaz tokluğuna çalışan hizmetçilere yükleyen bur­ juva hanımlardan sözetmiyorum. Sözüm, kadınların pek büyiU<;: çoğunluğu, ve özellikle bütün gün frubrikalarda çalışıp geçimini çıkartan işçi karıları için de geçerlidir. <<Karı işi» nin ucundan tuttuklarında, (*) 324

a rebours: tersine, ters. Red.

kadının bir-


çok güçlüklerini ve yorgunluklarını nasıl azaltabilecek­ lerini, hatta tümüyle giderebileceklerini, erkeklerden -proleterlerden de- pek azı düşünehiliyor. Ama hayır, bu, erkeğin dinleronesini ve rahatını talep eden ((erkek hak ve onurmma aykırıdır. Kadının ev yaşamı, binlerce değersiz ayrıntı içinde her gün kurban olmaktır. E:rke­ ğin eski efendilik hakkı gizlice yaşayagidiyor. Kadm kölesi ise bunun öcünü -gene gizli.ce- nesnel olarak alıyor. Kadının geri kalmışlığı, erkeğin devrimci ülküle­ ri için anlayışsızlığı, erkeğin savaşım isteğini ve sava­ şım azınini kırıyor. Göze batmadan, yavaş ama l�esin bi:r şekilde kemiren ve aşındıran küçük başerelere ben­ ziyorlar. işçi yaşamını bilirim, üstelik salt kitaplardan da değil. Kadın kitleleri arasındaki komünist çalışma­ mız, onlar arasındaki siyasi çalışmamız, erkekler ara­ sındaki eğitim çalışmasının büyük bir bölümünü içeri­ yor. Eski efendi bakışaçısını en son, en ince köküne ka­ dar kurutmalıyız - partide ve kitleler içinde. Emekçi kadınlar arasında Parti faaliyeti yürüten, teoril.ı;: ve pratik olarak temelli bir eğitimden geçmiş ka­ dın ve erkek yoldaşlardan oluşan bir kurmayın ivedilik­ le o1uşturulma.sı gibi, bu da politik görevimizdir.» Sovyet Rusya'da bununla ilgili durumu sormam üzerine Lenin şu yanıtı verdi : « Proletarya diktatörlüğü­ nün hükümeti, elbette Komünist Partisi ve işçi sendika­ lan ile birlikte, erkeklerin ve kadınların geri kalmış kavrayışını altetmek için, eski komünistçe olmayan psi­ kolojiyi yere serrnek için herşeyi yapıyor. Yasarnada ka­ dm ve erkeğin tam hak eşitliği kendiliğinden anlaşılır birşeydir. Tüm alanlarda, samimi bir şekilde, hak eşitli­ ğini sağlama çabası görülüyor. Kadınları toplumsal ikti­ sada, yönetime, yasamaya ve hükümete katıyoruz. Mes­ leki ve toplumsal yeteneklerini geliştirmek için onların hepsine kurs ve enstitüler açıyoruz. Ortak mutfakla.r,

325


kamu aşevleri, yıkama ve onarma ·

kuruluşları, kreşler,

çocuk yuvaları ve çocuk yurtları, çeşitli eğitim kurunJ.ıa­ rı kuruyoruz.. Kısacası,

tekil ev ekonomisinin

iktisadi

ve eğitsel görevlerini topluma devretmek şeklindeki programatik talebimizi ciddi bir şekilde ele alıyoruz. !Böylece kadın, eski ev köleliğinden ve erkeğe her türlü bağımlılıktan kurtuluyor. Kadınlara, yetenek ve eğilim­ lerine göre, toplumda tam etkinlik

olanağı sağlanıyor.

Çocuklar, evdekinden daha elverişli eğitim koşullarına kavuşuyor. Kadın işçileri koruma konusunda dünyada­ ki en ileri yasalara sahibiz, ve bunları örgütlü işçilerin vekilieri uyguluyor. Doğum.evleri, ana ve _bebek yurtları açıyoruz, anneler için danışmanlık merkezleri, bebek ve

küçük çocuklarm

bakımı için kurslar,

bağlığı ile ilgili sergiler

ana ve bebek

vb. düzenliyoruz.

Bakıcısı ol­

mayan ve işsiz kadınların sıkıntılarını gidermek için en ciddi çabaları gösteriyoruz. Bunun, çalışan kadın kitlelerinin

ihtiyaçlarıyla öl­

çüldüğünde, henüz pek fazla birşey olmadığım, onların gerçek kurtuluşu için henüz herşeyi

yapmış olmaktan

çok uzak olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, çarcı-ka­ pitalist Rusya'da olanla

karşılaştırıldığında,

muazzam

bir ilerlemedir. Kapitalizmin henüz sınırsız egemen ol­ duğu yerlerde olanla karşılaştırılınca bile çoktur. DoğTu yönde, iyi bir başlangıçtır, ve bunu şaşmadan, bütün gü­ cümüzle daha da geliştireceğiz ; siz

dışardakiler, buna

inanabilirsiniz ! Çünkü Sovyet devletinin

varlığının her

günüyle açıkça görülüyor ki, milyonlarca kadın olmak­ sızın ilerleyemeyiz. Nüfusun yüzde sekseninin köylü ol­ duğu bir ülkede bunun ne demek olduğunu bir düşünü­ nüz. Küçük köylü ekonomisi, tekil ev ekonomisj demek­ tir, kadının ona zincirlenınesi demektir. Bu bakımdan sizin Işiniz çok daha iyi ve kolay olacaktır . ki, sizin proleterleriniz

326

de iktidarı ele

Şu koşulla

geçirmek için,


devrim için şeylerin tarihsel olgunluğunu nihayet bir kavrasınlar. Bununla birlikte, büyük güçlüklere rağmen, umutsuzluğa kapılmıyoruz. Güçlerimiz güçlüklerle bir­ likte artıyor. Pratiğin gerekliliği bizi, l{ad.ın yığınlarının köleliğine son vermek için de yeni yollara itecek. Sovyet devletiyle işbirliği içinde, ko�peratifçilik büyük işler bar­ şaracak. Elbette o eski devrimci coşkunlukları uçup git­ miş reformistlerin öğütledikleri

gibi burjuva anlamda

değil, komünist anlamda kooperatifçilik. Ortak faaliyet haline gelen ve onunla kaynaşan kişisel bir inisiyatif de kooperati.fçilikle elele gitmelidir. Proletarya

diktatörlü­

�ü altında kendisini gerçekleştiren komünizmle, kadının kurtuluşu köyde de olacaktır. Sanayimizin ve tarımırm· zın elektrifikasyonunun bunun için en iyi şey alacağın..: umuyo rum . Muhteşem bir eser bu! Uygulanmasındaki güçlükler de büyük,

korkunç

büyük .

Muazzam yığın

güçleri, onun başarılması için özgürleştirilip

eğitilmeli­

dir. Milyonlarca kadının gücü buna katılmalıdır.» Son on dakikada kapıya iki kez

vurulmuştu. Ama

Lenin konuşmaya devanı etmişti. Şimdi

kapıyı açtı ve

dışarıya seslendi: « Hemen geliyorum! »

Bana döm�rek,

gtilerek ekledi: « Biliyor musunuz Olara, bir kadınla bir­ likte olduğumu kullanıyorum. Geç kalmarm, elbette ka­ dınların bilinen konuşkanlığı ile

a.çıklayacağım. Gerçi

bu kez çok konuşan, kadın değil,

erkekti. Bir de, ger­

çekten iyi bir dinleyici olduğunuza dair size bröve veri­ yorum. Belki de beni bu kadar çok konuşmaya iten tam da buydU.)> Lenin bu şakacı sözleri sarfederken, bir ta­ raftan da mantomu giymeme yardımcı

oluyordu. İhti­

mamla, «Daha sıkı giyinmelisiniz» diye ekledi. «Mosko­ va, Stuttgart'a benzemez. Size bakacak birine ihtiyacı­ nız va-r. üşütmeyin. Hoşça kalın ! » Elimi kuvvetle sıktı. Lenin'le kadın

hareketi üzerine bir

meyi aşağı-yukarı iki hafta sonra yaptım.

başka görüş­ Lenin bana 327


geldi. Hemen her zaman olduğu gibi, ziyareti beKlenme­ dik bir ziyaretti, muzaffer devrimin önderinin, dev ça­ lışma yükünün arasına sıkıştırmayı başardığı bir ziya­ ret. Lenin, alı al, moru mor bir haldeydi ve endişeli gö­ rünüyordu. Henüz Wrangel kesin yenilgiye uğratılma­ mıştı ve büyük şehirlere yiyecek sağlama sorunu, acı­ masız bir canavar gibi, Sovyet Hükümeti'nin karşısına dikilmişti. Lenin, Yönergelerin ya da tezlerin ne durumda ol­ duğunu sordu. Ona, Moskova'da bulunan bütün önde gelen kadın yoldaşların katıldığı ve görüşünü açıkladığı büyük bir komisyonun toplandığını bildirdim. Yönerge­ ler hazırdı ve yakında küçük bir komisyonda tartışıla­ caktı. Lenin, III. Dünya Kongresinin sorunu yeterince temelli bir şekilde ele alması hedefini gütmemiz gerek­ tiğini düşünüyordu. Salt bu olgu bile yoldaşların bazı önyargılarını silecekti. Bundan başka, herşeyden önce de kadın yoldaşlar işe sıkı sarılmalıydı, hem de sımsıkı. «Sakin teyzeler gibi ınırıldanmak yok, savaşçı kadınlar olarak yüksek sesle, açık konuşmalı! » diye haykırdı Le­ nin coşkuyla. «Bir kongre, romanlarda olduğu' gibi, ka­ dınların zarafetle göz kamaştırmaları gereken bir salon değildir. Orası bir mücadele yeridir, orası devrimci ey­ lemin bilgisi uğrunda savaştığımız yerdir. Savaşabildiği­ nizi gösterin! İlk planda elbette ki düşmanla, ama ge­ rekliyse, parti içinde de. Sözkonusu olan büyük kadın yığınlarıdır. Rus partimiz, onların kazanılmasına yar­ dım eden bütün öneri ve önlemleri destekleyecektir. Bu kitleler bizimle birlikte olmazsa, o zaman karşı-devrim­ ciler onları bize karşı sürmeyi başarabilirler. Bunu hep aklımızda tutmalıyız.» «Kadın kitlelerini, von Stralsund'un dediği gibi, gökyüzüne zincirlenmiş bile olsalar, kazanmalıyız,» diye yakaladım Lenin'in düşüncelerini. «Gür kaynayan yaşa32R


mı, hızlı ve kuvvetli atan nabzı ile buradaki devrim or­ tamı benim aklıma emekçi kadın kitleleri arasında bü­ yük bir uluslararası eylem planını getirdi. Buna ilişkin. özel ilhamı bana, büyük partisiz kadın konferanslarımz. ve kadın kongreleriniz verdi. Bunları

ulusal düzeyden

uluslararası düzeye aktarmayı deneme çabasını göze al­ malıyız. Dünya savaşının ve etkilerinin, çeşitli toplum­ sal sınıf ve katmanlardan en geniş kadın

kitlelerini ta

derinden sarstığı, bir olgudur. Bu kitleler mayalanmaya ba�lamış, harekete geçmiştir. Kadınların eskiden hiç sezinlemediği, pek azmın

pek çoğunun

açık bir şe).ülde·

kavradığı sorunlar, şimdi geçim kaygısı yüzünden, onla­ rm önünde en acılı sıkıntılar halinde duruyor. Burjuva

toplumu, bu sorunlara doyurucu bir çözüm bulacak hal­

de değildir . Bunu ancak komünizm

başarabilir. Bunu

kapitalist ülkelerin en geniş kadın kitlelerinin bilincine çıkarmalı ve bu amaçla bir partisiz uluslararası kadın kongresi düzenlemeliyiz.» Lenin hemen yanıt vermedi. Bakışı sanki içe dönük, ağzı kenetlenmiş, alt dudağı biraz öne çıkık, düşündü. «Evet», dedi sonra, «bunu yapmalıyız. Plan iyidir. Ama iyi uygulanmazsa, iyi, hatta en mükemmel işe yaramaz. Uygulama üzerinde de

plan hiçbir

düşündünüz mü?

Bu konuda nasıl düşünüyorsunuz?» Lenin'e bu konuda­ ki düşüncelerimi ayrıntılarıyla anlattım. önce, kongre­ nin hazırlanması, gerçekleştirilmesi ve değerlendirilme­ si için, ulusal seksiyonlarımızla sürekli ve sıkı bir anlaş­ ma içinde, çeşitli ülkelerden kadın yoldaşlarımız bir ko­ mite kurmalıydı. Bu komitenin hemen resmen ve kamu­ oyu önünde

çalışmaya başlayıp

başlamayacağı, henüz

üzerinde düşünülmesi gereken bir amaca uygunluk so­ runuydu. Her halükarda,

tek tek ülkelerdeki

komite

üyelerinin ilk görevi, sendikalarda örgütlenmiş kadın iş­ çilerin, siyasi proleter kadın hareketinin, her türden ve

329


.her yöndeki burjuva kadın örgütlerinin önderleriyle, <saygın hekim, öğretmen, yazar vb . kadınlarla ilişki ku­ rulması ve ulusal bir hazırlık ve çalışma komisyonunun oluşturulması idi. Bu ulusal komitelerin üyeleri arasın­ dan, uluslararası kongreyi hazırlayacak, toplantıya çağı­ racak, gündemini, y apılacağı yeri ve zamanı saptayacak bir uluslararası komite oluşturulurdu. Görüşüme göre kongre herşeyden önce şunu ele al­ malıydı : Kadının mesleki çalışma hakkı. Bunun yanında işsizlik, eşit işe eşit ücret ve aylık, yasal sekiz saatlik işgünü ve kadın işçilerin korunması, sendikal ve mesle­ ki örgütlenme, ana ve çocuğa toplumsal. bakım, kadının ve ananın yükünü hafifletmek için toplumsal kuruluş­ lar vs. sorunlar ortaya atılmalıydı. Ayrıca şu da günde­ me alınmalıydı: Kadının aile ve evlilik hukukundaki, kamu hukukundaki ve siyasal hukuktaki konumu. Bu önerileri gerekçelendirdim ve sonra tek tek ülkelerdeki ulusal kornitelerin toplantılarda ve basında yürütecek­ leri planlı bir kampanya ile kongreyi iyi bir şekilde ha­ zırlamaları ve btınun nasıl yapmaları gerektiğini ayrın­ tılarıyla anlattım. Bu kampanya, büyük kadın yığınları­ na seslenmek için, onları tartışmaya "sunulan problem­ lerle ciddi biçimde uğraşmaya sevketmek ve dikkatleri­ ni kongreye ve böylelikle komünizme, Komünist , Enter­ nasyonal partilerine çekmek için olağanüstü önemdeydi. Kampanya, bütün toplumsal katmanların meslek sa:hi­ bi, çalışan kadınıarına hitap etmeliydi; nazarı itibara alınmaya değer örgütlerin temsilcilerinin yanısıra, ka­ muya açık kadın toplantılarında seçilen delegelerin ka­ tılımını ve işbirliğini sağlamalıydı. Kongre, burjuva par­ lamentosundan bambaşka bir anlamda bir «halk temsil­ ciliği» olmalıydı. Elbette ki komünistler, hazırlık çalışmalarının salt itici gücü değil, aynı zamanda özellikle yönetici gücü de

330


olmak zorundaydılar . .Seksiyonlarımızm en enerjik bir şekilde desteğine sahip olmalıydılar. Tüm bunlar elbet­ te ki uluslararası komitenin faaliyeti, kongrenin kendi çalışması ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi için de geçerliydi. Gündemde bulunan bütün sorunlarla ilgi­ li olarak kongreye, ilkeli, pürüzsüz,, ve aynı zamanda nesnel bir şekilde, toplumsal gerçekiere bilimsel bir şe· kilde vakıf olarak gerekçelendirilmiş komünist tezler ya da kararlar sunulmalıydı. Bu tezler daha önceden Ko­ münist Enternasyonal Yürütme Komitesi tarafından tartışılmış ve onaylanmış olmalıydı. Komünist çözilmler ve sloganlar, konge çalışmalarının, kamuoyunun dikka� tinin merkezinde olmalıydı. Kongreden sonra bu çözüm­ ler ve sloganlar, ajitasyon ve propaganda yoluyla en ge­ niş kadın kitleleri arasında yayılınalı ve kadınlarm ulus­ lararası kitle eylemleri için tayin edici olmalıydılar. Söy­ lemeye gerek yok ki, bunun vazgeçilmez önkoşuıu; ko­ münist kadınların bütün komitelerde ve bizzat kongre­ de de daima sıkı, sağlam bir birlik halinde tavır koyma­ ları, ilkesel olarak açık ve sarsılmaz bir plan dahilinde birlikte faliyet göstermeleri idi. Hiç kimsenin safları bozmasına izin verilmemeliydi. Açıklamalarım. sırasında Lenin birçok kez onayla­ yıcı bir şekilde başını salladı ya da kısa, onaylayıcı ara sözler sarfetti. « Bana öyle geliyor ki, sevgili yoldaş », de­ di, «meseleyi siyasi bakımdan iyice düşünmüşsünüz ve örgütsel bakımdan da esas olarak iyice düşünmüşsünüz. Verili durumda böyle bir kongrenin önemli şeyler başa­ racağına kesinlikle inanıyorum. Böyle bir kongre en ge­ niş kadın yığınlarının, özellikle her meslekten kadın yı­ ğınlarının, kadın sanayi işçilerinin, ev işçisi kadınların, öğretmen kadınların ve diğer memurelerin bizimle b ağ­ lantı kurma olanağım içinde taşıyor. Böyle birşey iyi olurdu, çok iyi! Büyük iktisad�. mücadelelerdeki ya da 33 1


siyasi grevlerdeki durumu düşünelim. Bilinçli . bir şekil­ de şahlarran kadın kitleleri sayesinde devrimci proleter­ lerin gücünde ne büyük bir artış olurdu! Elbette ki, böy­ lesi kadmlarımız olması ve onları elde tutmayı becerme­ miz önkoşuluyla. Kazanımmuz büyük, gerçekten muaz­ zam olurdu. Ama bazı sorunlar üzerinde ne düşünüyor­ sunuz? Devlet güçlerinin kongre girişimini çok uygun­ suz saymaları, kongreyi engellerneyi denemeleri olası­ dır. Bununla birlikte kongreyi �orla bastırmayı asla gö­ ze alamayacaklardır. Onların yapacakları, sizi korkut­ mayacaktır. Ne var ki, komünist kadınların, komiteler­ de ve biz,zat kongrede, burjuva ve refor:nist delegslerin sayıca üstünlüğü ve şüphe götür,meyece:� derecedeki da­ ha büyük deneyimlerine mağlup olacaklarmdan kork­ muyar musunuz? Bundan başka ve en öne:nlisi, komü­ ni:'t kadın yoldaşların Marksist eğitimine gerçekten gü­ veniyor ve bunlar arasından kavgadan şerefle çıkacak bir hücum müfrezesi oluşturabileceğinizden emin misi­ niz? » Bunun üzerine, Lenin'e, resmi makamların kongre­ ye karşı demir yumrukla çıkacaklarını zannetmediğim yanıtım verdim. Kongreye karşı yalandolanlar ve zorba­ lıklar, yalnızca kongrenin lehine, bizim lehimize işleye­ cekti. Komünist olmayan unsurların sayısına ve dene­ yimliliğine kaTŞI ise biz komünist kadınların karşı kaya­ cağı, toplumsal problemierin kavranışında ve açıklan­ masında tarihsel materyalizmin bilimsel üstünlüğü, on­ ların çözümü için gerekli taleplerimizin tutarlılığı ve son olarak, ama en az diğerleri kadar önemli, Rusya'da­ ki proletarya devriminin zaferi ve kadınların kurtuluşu yolundaki temel eseri vardı. Tek tek kadın yoldaşları­ mızdaki eğitim ve olgunluk zaafları ve eksiklikleri, plan­ lı bir hazırlık ve işbirliğiyle telafi edilebilirdi. Bu açı­ dan, Rus kadın yodaşlardan çok şey bekliyorum. Bu yol332


daşlar, saflarımızın çelik çekirdeğini

oluşturacaklardı.

Bu yoldaşlarla beraber, kongre savaşlarından bambaşka çarpışmalarda da kendimi ei:nin

hissedebilirdim. Ayrı­

ca: Azmlıkta bile kalmış olsak, mücadele etmiş olduğu­ muz olg'Usu komünizmi önplana getirecek ve olağanüstü bir propaganda etkisi olacaktı, sonraki çalışmalarımız için bize hareket noktaları verecekti. Lenin içtenlikle güldü. « Rus kadın devrimciler hak­ kında her zamanki gibi ateşlisiniz. Evet, doğru, ilk göz­ ağrısı unutulmaz. Sanırım

haklısınız. Hatta

mücadeleden sonraki bir yenilgi bile bir caktır, emekçi

çetin bir

kazanım ola­

kadınlar arasında gelecek

kazanımlar

için zemin hazırlayacaktır. Herşeyi hesaba katarsak, bu girdiğimiz rizikaya değer bir girişimdir. Herşeyi kaybe­ debilecek bir durum yok. Ama tabii ki zafer kazanaca­ ğımız,ı umuyorum, tüm kalbirole zafer arzuluyorum, Böy­ le bir zafer, iktidarımızı önemli ölçüde

güçlendirecek,

mücadele cephemizi büyük ölçüde genişletecek ve pe­ kiştirecek, saflarımıza canlanma, hareket ve eylemlilik getirecektir. Bu

her zaman yararlıdır.

Bundan da öte

k ongre, burjuvazinin ve reformist dostlarının kampında huzursuzluk, güvensizlik, çelişki ve çekişme yaratacak ve artıracaktır. 'Devrim sırtlanlarıyla' kimlerin

birlikte

ve, eğer herşey yolunda giderse, onların önderliği altın­ da toplanacağını bir

düşününüz :

Scheidemann,

Ditt­

mann ve Legien'in sevk ve idaresi altındaki uysal, evcil­ leştirilmiş

sosyal-demokrat kadınlar ; Papa

tarafından

takdis edilmiş ya da Luther'e adanmış dindar Hıristiyan kadınlar ; özel müşavirlerin besili kızları ve çiçeği bur­ nunda bayan hükümet müşavirleri ; larl:�1ike ( hanım ha­ nımcık ÇN ) İngiliz pasifistleri ve ateşli Fransız ka­ -

dın hakları savunucuları. Kongre, burjuva kaosunun ve çürümüşlüğünün

dünyasının

ne de güzel bir aynası

,olacaktır. Çözümsüzlük ve umutsuz;luğunun ne güzel bir

333


tablosu! Kongrenin etkileri ayrışmayı artıracak ve böy­ lece karşı-devrimin güçlerini z ayıflata.caktır. gücünün her zayıflayışı,

Düşmanın

bizim iktidarımızın

gucunun

artması demektir. Ben kongreden yanayım, bu konuda Zinovyev'le konuşunuz. O, konunu.TJ. önemini tamamiyle kavrayacaktır. Sizi

enerj ik bir şekilde

destekleyeceğiz.

O halde işe başlayın, ve mücadelede başarılar! » Daha sonra Almanya'daki durum üzerine, de eski «ıSpartakist»lerin, Bağımsızların

özellikle

sol kanadı ile

birlikte yapacağı « Birlik Kongresi» üzerine

konuştuk.

Sonra Lenin, içinden geçmek zorunda olduğu odada ça­ lışmakta olan birkaç yoldaşla dostça selamıaşarak hız� la uzaklaştı. - Zinovyev

yoldaş da planımı

onayladı.

Hazırlık çalışmalarına büyük bir umutla b aşladım. N e yazık ki kongre, o sıralar Sovyet Rusya dışındaki en iyi komünist kadın hareketini yürütmekte olan Alman ve Eulgar kadın yoldaşların

tavrı yüzünden suya

düştü.

Kongreyi reddettiler. Lenin'e bunu bildirdiğimde, şöyle karşılık verdi : «Yazık, çok yazık! Kadın geniş kadın kitlelerine bir umut

yoldaşlar, en

perspektifi açma ve

böylelikle kadınları proleterlerin devrimci mücadelele­ rine katma parlak fırsatını kullanamadılar. Böyle uygun bir fırsat kim bilir ne zaman ele geçer. Demiri tavmda dövmeli. Ama görev duruyor . Kapitalizmin korkunç acı­ lara attığı kadın kitlelerine ulaşmanın yolunu aramalı­ sımz. Mutlaka bu yolu aramalısınız! Bu zorunluluk kar­ şısında geri çekilmek olmaz ! Komünistlerin önderliğin­ de örgütlü yığın etkinliği olmaksızın, kapitalizm üzerin­ de zafer kazanılamaz, Komünizm inşa edilemez. Ve bun­ dan ötürü nihayet kadın y:.ğınlarımn Acheron'u( * ) hare­ kete geçmelidir. »

(*) 334

Acheron: Yunan mitolojisinde yeraltı ırmağı - Red.


geçirdiği ilk yıL

Devrimci proletaryanın Lenin'siz

Bu

bir yıl, onun eserinin sağlamlığını,

önderin büyük

dehasını ispatlamıştır. Uğranan kaybın ne denli büyük ve yeri doldurulamaz olduğunu hissettirmiştir. ları, Lenin'in uzakgörüşlü ve keskin

Top atış­

gözlerinin bir yıl

önce ebediyen kapandığı bu acı saati bildiriyor. Lenin'in mezarı başına giden kederli emekçi halktan

erkek ve

kadınların sonu gelmeyen kafilelerini görüyorum. Onla­ rm yası benim ya sımdır, milyonların yasıdır. T'azelenen acım, içimde şimdi acı am silen gerçeğin

karşı koyul­

maz anılarını uyandırıyor. Lenin'in konuşurken söyledi­ ği her sözü yeniden duyuyorum. Yüzündeki her değişimi görüyorum, ve yazmak zorundayım, zorunluytım! - Le­ nin'in mezarı başındaki bayraklar yanda, rengini dev­ rim savaşçılarının kanından almış bayraklar. Defne dal­ larından yapılmış çelenkler yere konuyor. Bunların hiç­ biri faz,l a değil. Ve ben de bunlara, bu mütevazi yaprak­ ları ekliyorum.

Moskova, 1925 Ocak sonu. Clara Zetkin, Seçme Konuşmalar ve Yazılar, cilt 3, Berlin 1960, s. 129-1 60y Almanca'dan çevrilmiştir.

33�