Page 1

GİRİŞ 1.1. Çalışmanın Problemi ve Temel Soruları Kadına yönelik şiddeti engellemeye yönelik Zeytinburnu Belediyesi tarafından hazırlanan afişlerde, şiddet, kadına dövülmüş izlenimi veren makyajla ifade edilmeye, görselleştirlmeye çalışılmıştır. Bu fotoğraflarda kadın özgüvensiz, korkmuş, canı yanmış ve silik bir karakter olarak resmedilmektedir. BM tarafından ödüle layık görülmüş, bu konuya dikkat çeken başka bir afişte ise bu görsel öğelere yer verilmemiştir. Bu iki farklı görsel aynı konuya dikkat çekmek isterken göstergeleri birbirinden oldukça farklıdır. Bu gösterenlerin gösterilenleri aynı mıdır, gösterdikleri kadın kimliği birbirine benzer midir yoksa farklı mıdır? 1.2. Çalışmanın Amacı Yazılı ve görsel basın, kadına yönelik şiddeti sık sık gündeme getirmektedir. 8 Mart İşçi Kadınlar Günü’nde bu konu basında daha çok yer almakta, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler kampanyalar oluşturmakta, farkındalık oluşturmak için reklamlar hazırlanmaktadır. Bu kampanyalar aynı zamanda Türkiye’de kadının kimliğini yansıtmaktadır veya en azından şiddete uğrayan kadın kimliğini göstermektedir. Çalışmada; ele alınan iki farklı afişte kadın kimliğinin nasıl yansıtıldığı ve bu yansıtılan kimliklerin gerçekle örtüşüp örtüşmediği ortaya konması amaçlanmaktadır. 1.3. Çalışmanın Varsayımı Zeytinburnu Belediyesinin hazırladığı ve BM tarafından ödül alan iki farklı afişte farklı kadın kimlikleri gösterildiği çalışmanın öngörüsüdür. Verilerin analizi ve değerlendirmeler sonucunda bu sonuca ulaşılması beklenmektedir fakat çalışma doğrultusunda farklı sonuçlar da elde edilebilir. 1.4. Çalışmanın Sınırlılıkları Çalışma kadın kimliğini ortaya koyarken sadece Zeytinburnu Belediyesi’nin hazırlattığı afişte yer alan sekiz fotoğrafı ve BM tarafından ödül alan bir fotoğrafı baz almıştır. . Çalışma, kişilerarası şiddet ve medya şiddeti kapsamında kadına yönelik şiddeti ve belirtilen afişlerde sunumunu ele almaktadır.Daha geniş ve net sonuçlar elde etmek için kadına şiddeti konu alan diğer afişleri, fotoğrafları, kamu spotlarını ve konu hakkındaki basında yer alan haberleri incelemek gerekmektedir. 1.5. Çalışmanın Yöntemi Fotoğraflar; yapısalcı semiolojist Algirden Julien Greimas’ın ortaya koyduğu göstergebilim bakış açısıyla incelenecektir. İncelemenin sonucunda ortaya çıkan veriler yoluyla oluşturulan kadın kimlikleri karşılaştırılacaktır.

1


KURAMSAL ÇERÇEVE 2.1. Giriş Kadına yönelik şiddet olgusu, ne yazık ki, her toplumda ve her dönem bilinen ve engellenemeyen bir olgu olmuştur. Her ne kadar yasalar yoluyla bir takım sınırlar getirilse de ev içinde yaşanan zulme devletin pek de etkili olamamıştır. Günümüzde bir takım sivil toplum örgütleri, uluslararası kuruluşlar, dernekler bu konu hakkkında afişler ve kamu spotları hazırlamaktadır. Bu afiş ve kamu spotları sayesinde halkın bu konu hakkında duyarlı davranması, kadına yönelik şiddetin; hem kadının kendini koruyup engellemesi, hem eşin, babanın, vs. kendini suçlu hissetmesi, hem de üçüncü şahısları olayı engellemeye teşebbüste bulunması yoluyla engellenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada da bu sebeple hazırlanmış bir afiş ve bir fotoğraf bütünü incelenecektir. Afiş, BM tarafından ödül almış bir afiştir, kaynağı, kim tarafından hazırlandığı bilgisine ulaşılamamıştır. Fotoğraf bütünü ise; Zeytinburnu Belediyesi'nin KÜLT Derneği'nden destek alarak hazırlattığı proje kapsamında, Hülya Avşar, Bergüzar Korel, Burcu Esmersoy, Dolunay Soysert, Meltem Cumbul, Songül Öden, Nur Fettahoğlu, Ezgi Mola tarafından özel makyaj ve kostümlerle öldürülen Ayşe Paşalı, Melek Karaaslan, Şefika Etik, Meral Tahta, Ceylan Soysal, Mehtap Civelek, Gülşah Sarcan ve Selma Civek isimli şahısların, fotoğrafçı Mehmet Turgut ve yönetmen Emrah Gültekin'in prodüksiyonu ile, onların hayatlarının son anlarındaki medyaya yansıyan fotoğraf karelerindeki halleri canlandırılmaya çalışıldı. Her sanatçı, yerine geçtiği kadın sanki hayattaymış gibi onun duygularını anlatan bir mektup da yazdı. Yazılan mektuplar, video çekimi sırasında kayda alınarak, kamu spotu oluşturuldu. 'Uyanmak İçin Ölümü Bekleme. Sevginin yerini şiddet almasın' sloganıyla oluşturulan kamu spotları 8 Mart tarihinden itibaren bir hafta televizyon kanallarında gösterildi. Kamu spotu afişleştirilip tabelalara asılmasa da sosyal medya bu projeden bahsederken incelenen fotoğraf bütününü kullandı. Dolayısıyla bu fotoğraf bütünü projenin görseli haline geldi. Sosyal medyada kadın kimliğinin bu şekilde sergilenmesi bazı kesimler tarafından eleştiri topladı. Bu kimliğe karşı diğer afişinde aynı konuyu farklı bir kimlikle gösterildiği, şiddetin pornografikleştirildiği söylendi. Bu iddiaların doğruluğu ya da yanlışlığı ancak görsellerin incelenmesiyle ortaya çıkacaktır. Bu sebeple çalışmada Greimas’ın ortaya koyduğu göstergebilimsel yöntem kullanılarak iki görsel incelenecek ve karşılaştırma yapılarak sonuç ortaya konulacaktır. 2.2. Kadın Kimliği Kadın, tarih öncesi çağlardan beri toplumda her daim ikincil konumda yer almıştır. Bunu temellendiren birinci sebep kadının fizyolojik olarak erkekten daha güçsüz olmasıdır. Kaslarının daha zayıf olması, adet görmesi ve doğum yapması onun güçsüzlüğünün kanıtlarıdır. (Güden, 2006) İlkçağlardaki av gereksinimiyle kadının güçsüzlüğü ortaya çıkmış, avlanmakta yetersiz kalan kadının yeri yuva olarak görülmüş görevinin ise yaşamı sürdürmek için temel ihtiyaçları (yemek yapmak, temizlik yapmak gibi) ayrıca neslin devamını sağlamak amacıyla hamile kalmak, çocuk doğurmak, çocuğu sağlıklı bir şekilde yetiştirmek ve hayata hazır hale getirmek olarak görülmüştür. Kadına kimliğini veren ve devamnı sağlayan bir diğer etken de ‘kültür’dür. Sonuçta kadın ve erkek yani her şeyden önce insan kendi kültüründen bağımsız düşünülemeyeceğinden “kültür” toplumsal cinsiyeti ortaya çıkaran en temel ve kapsamlı etkinliklerdendir.(Güden, 2006:8). İçine doğduğumuz toplum bizi kendi normlarına göre yetiştirir ve şekillendirir. 2


Toplumların ataerkilliği üzerinden kız çocuklarına; anne olmak, iyi ve namuslu bir eş olmak gibi toplumsal roller öğretilir. Oyunlar ve oyuncaklar bile bunları öğretir niteliktedir.Aradan geçen onca süre zarfında hayatımızda gerçekleşen tüm yenilikler, siyasi ve ideolojik devrimler, fikir akımları, teknolojik gelişmeler kadının bu konumunu pek de değiştirememiştir. Tabiki aynı kaldığı da söylenemez fakat yaşanan bunca gelişmenin arasında bir arpa boyu yol katetmiş gibidir. Herşeyin karşıtından beslendiği yargısı bizi kadının güçsüzlüğü karşısında erkeğin güçlülüğüne götürür. Kadın hayata ve doğaya karşı güçsüz ise o halde onu koruyacak, kollayacak ve kurtaracak bir erkek gereklidir. Yaşamını devam ettirmek için bir erkeğe bağımlı olan kadın ise onun himayesi altına girmek zorundadır ve dışarıdan gelecek tehdit ve kötülükleri bir erkek sayesinde savuracak sadece kendi erkeğinin kötülüklerine maruz kalacaktır. Nitekim erkek kadının sahibidir ve onu koruyordur ve yine onu korumak için, daha büyük tehlikeler ile karşılaşmaması için kendisi kadınına karşı bir miktar şiddet göstermelidir. Kadını koruyacak olan erkek onun hayata gelmesi ile babasıdır. Babası yok ise abisidir, o da yok ise amcasıdır, dayısıdır, dedesidir. Aile bağlarının köklü olduğu toplumlarda bu zincir daha da uzayabilir. Evlendikten sonra ise kocasıdır. Koca dayağı, tarih boyunca geçerli olan toplumsal kurallar, medeni olduğu iddia edilen yasalarda bile desteklenmekte hatta yasal olarak kabul edilen yerler bile bulunmaktadır.(Erbek ve diğerleri, 2004:197) Toplumun bu yöndeki kadın ve erkek rollerini olumlaması bu rollerin şimdiye kadar süregelmesine ve bundan sonra da devam etmesine sebep olmaktadır. 2.2.1. Kadına Yönelik Şiddetin Tanımlaması, Sınıfları Şiddetin genel bir tanımı yapılacak olursa; sahip olunan fiziksel güç veya kudretin, yaralanma, ölüm, psikolojük zarar, sonuçlanan veya sonlanma olasılığı yüksek bir biçimde bir başka insana, kendine, bir gruba veya bir topluma karşı tehdit yoluyla ya da bizzat, bilinçli bir şekilde uygulanmasıdır. (WHO, 2013) Toplumsal yaşamda rastlanan şiddet şekillerini Subaşı ve Akın şu şekilde sınıflandırmıştır: Kendine dönük şiddet Kişilerarası şiddet Organize şiddet Medya şiddeti Diğer şiddet şekilleri Kadına yönelik şiddet bu sınıflarından kişilerarası şiddetin içinde yer alıyor gibi görünse de diğer şiddet sınıfları içinde de bulunmaktadır.Diğer bir şiddet sınıflandırmasını Page ve İnce(2008:82) çalışmalarında Şiddet ve Sağlık Konulu Dünya Raporu’na ithafen 3 tipe ayırmıştır; kişinin kendisine yönelik şiddet kişiler arası şiddet kolektif şiddet 3


Bu sınıflandırmaya göre ise kadına yönelik şiddet kişiler arası şiddet ve kollektif şiddet sınıflarının içine girmektedir aynı zamanda kimi durumlarda kadının maruz kaldığı şiddet onu intihara veya kendine zarar vermeye sürüklemekte ve dolaylı yoldan da olsa kişinin kendisine yönelik şiddete de sebep olmaktadır. Kadına yönelik şiddeti tanımlamak için ise genel şiddet sınıflandırmalarından kadına yönelik şiddeti kendi içinde sınıflandırmaya gitmeliyiz. Kadınların aile içinde yaşadığı şiddetin çeşitleri özetle şu başlıklar altında toplanabilir: 1. Yetersiz fiziksel ve duygusal ilgi demek olan ihmal, 2. Anlayış, sevgi ve sempati görememe demek olan duygusal-psikolojik şiddet, 3. Tehdit, aşağılama, küçümseme, sindirme, bezdirme vb.den oluşan sözel şiddet, 4. İtip kakma, tokatlama, yaralama, dövme, yakma vb.den meydana gelen fiziksel şiddet, 5. Fiziksel şiddetin bir üst boyutu olan ensest, tecavüz ve fahişeliğe zorlanma gibi çeşitleri bulunan cinsel şiddet (Yıldırım, 1998’den aktaran Page ve İnce, 2008:82), Bu başlıklara şu madde de eklenebilir; 6. Eve para bırakmamak, kadının çalışmasını engellemek gibi meydana gelen ekonomik şiddet. Yukarıda belirtilen şiddet şekillerinden bir ve ikincisi çoğu zaman şiddete uğrayanlar tarafından şiddet olarak dahi görülmez. Beşinci ve altıncı maddede yer alan cinsel ve ekonomik şiddet ise; bu gibi konuların aile içinde kalması gereken mahrem konular olduğunu bize öğreten kültürümüz içerisinde dile getirilmesi çok zor konulardır. Ev içindeki konuların ev içinde kalması gerektiğini anneler kızlarına “ağzından kan gelse kızılcık şerbeti içtim diyeceksin“ öğütüyle öğretirler. Bu da toplumun yapısının bu denli kişilik haklarını zedeleyen konuyu bile örtbas etmeyi olumladığını gösterir. İstanbul, Ankara ve İzmir’de alt, orta ve üst sosyoekonomik düzeyden evli 1070 kadın üzerinde yapılan bir araştırma şiddete maruz kalan kadınların %83’ünün şiddetin ardından evde yaşamaya devam ettiklerini, %78.1’inin ise durumu kabullendiğini bulmuştur. (İçli, 1994’den aktaran Page ve İnce, 2008:89). Benzer bir çalışmada; Ankara ilinde 1178 kadın üzerine yapılan Aile içi şiddet araştırmasında katılımcıların %77,9’u hayatlarında herhangi bir şiddet türüne maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. Şiddete maruz kaldığını belirten katılımcılarda en yaygın olarak görülen şiddet türü % 60,4 ile ekonomik şiddettir. Bu rakamı sırasıyla %39,7 ile psikolojik şiddet, %31,3 ile cinsel şiddet ve son olarak %29,9 ile fiziksel şiddet takip etmektedir (Akar vd 2010:449’den aktaran Gökulu, 2013:1837). Bu çalışma, bize şiddete maruz kalma oranının ne kadar yüksek olduğunu göstermekle birlikte ekonomik şiddetin birinci sırada yer alması oldukça şaşırtıcı bir sonuç vermektedir. Katılımcıların ekonomik şiddeti kendileri mi dile getirdiği yoksa soruların kavramları açıkladığı bir anket üzerinden mi cevap verdiği sorusunun cevabı burada önem kazanmaktadır. Çünkü ülkemizde şiddet kavramı kesin bir yaralama eylemi içeriyor olmalı şeklinde tanımlanmaktadır ve cinsel şiddet konusu bile yeni tartışılır hale gelmiştir. Bu kavramların hayatımıza yeni girmesine ve bu gibi konuların aile dışından kimselerle paylaşılmasının uygun görülmediği kültürel normuna rağmen bu şiddet türlerine maruz kaldığını söyleyen katılımcıların oranı azımsanamayacak kadar yüksektir.

4


Türkiye’de kadına yönelik şiddetin sebeplerini Gökulu (2013:1836) ataerkil aile yapısı, cinsiyete dayalı iş bölümü, kız ve erkek çocuklarının bu değerler doğrultusunda yetiştirilmesi olarak sıralamıştır. Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması yaptığı bir çalışmada, çalışmaya katılan kadınların %39’u şiddet sebebi olarak; kadının yemeği yakması, kocasına karşılık vermesi, parayı lüzumsuz yere harcaması, çocuklarının bakımını ihmal etmesi, cinsel ilişkiye girmeyi reddetmesi gibi durumlardan en az birinin gerçekleşmesinin, yeterli olduğunu söylemişlerdir.(Gökulu, 2013:1837). Bu sebeplerin tümü kadının kendini bu işlerden sorumlu ve bu işleri yapmakla yükümlü olduğunu kabul ettiğinin göstergesidir. Aynı zamanda kendilerini ev işlerini tam ve eksiksiz yapmayı ve kocasının beklenti ve isteklerini yerine getirmeyi bir görev olarak gördüklerini de gösterir. Bu sonuçlar bizi yine kadına yönelik şiddet olgusunun toplumda, kültürün etkisiyle yumuşatıldığını ve haklı nedenlere dayandırıldığını ispatlar. Kültürün bir alt parçası olan eğitim de şiddete bakış açısını oluşturan etkenlerden biridir. Dünya geneline baktığımızda şiddet oranlarının eğitim oranıyla ters orantılı olduğunu söyleyebiliriz. Modernitenin beraberinde getirdiği kadın erkek eşitliği gibi kavramlar kadına şiddeti uygulayan ve haklı görenleri de modern toplum dışına itmektedir. Birleşmiş Milletlerin 2010 yılında yaptığı bir çalışmada İsviçre, Kanada, İtalya, Norveç gibi ekonomisi ve eğitim seviyesi yüksek ülkelerde kadına yönelik şiddet oranının %7 ile %27 arasındayken Etiyopya, Tanzanya, Peru gibi geri kalmış ülkelerde bu oran %53 ile %71’e çıkmaktadır. (Gökulu, 2013:1836) 2.2.2. Kitle İletişim Araçlarında Kadına Yönelik Şiddetin Gösterimi Kitle iletişim araçları kapitalist sistemin temel taşlarından birini oluşturmaktadır ve pazarda ürün reklamı yapmak ana amaçlarından biridir. Sürekli tüketimi sağlamak amacıyla yayınlanan reklamların izlenirlik oranını yükseltmek için ise kitlelerinin ilgisini çekmek gerekmektedir. Aynı zamanda kültürün de endüstrileştirilip pazarlandığını düşündüğümüzde yeni bir kültürün oluşturulduğu ve kitlelere benimsetilmeye çalışıldığı gerçeği karşımıza çıkar ve bu kültürü oluşturan tüketim mallarının bu kültür ile birlikte pazarlandığı yani gerçeküstü bir dünya oluşturulduğunu söylemek hiç de zor değildir. Kitlelere bu ‘yeni kültürü’ olumlatma ve benimsetme çalışmalarını ise Gerbner’in Ekme Teorisi gayet iyi açıklamaktadır. Gerbner gerçeğin görsel kodların görsel hafızayı şekillendirdiğini, insanların görüntü ve gerçek arasında kurduğu bağı kullanarak görüntüler ve fotoğraflar ile yapay bir gerçekliğin insanlara sunulduğunu ve insanların bilinçlerinin bu yönde şekillendirildiğini söylemiştir. (Bayraktaroğlu ve Bayraktaroğlu, 2009:2-3). Bayraktaroğlu (2009) aynı çalışmasında Gerbner’in “basitlik, kanlılık, çıplaklık lehine sürekli olarak gelişen küresel bir pazar yapısı açığa çıkmıştır” tanısını koyduğunu belirtmiştir. Bu yönde başka bir görüş de Lippmann’ın insanların beyninde görsel olgular sayesinde beyninde bir takım sterotipler oluştuğunu ve bu kalıplar sayesinde başka olgular hakkında da önbilgi sahibi olduğu varsayımı (Lippmann, 1927:81’den aktaran Bayraktaroğlu ve Bayraktaroğlu, 2009:9) da bizi görsel kodların hayatımıza ne denli etkili olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir.

5


Kitlelerin iletişim araçlarının izlenirliğini arttırmak için Gerbner’in de vurgu yaptığı gibi şiddet ve cinselliğe oldukça fazla yer verilmektedir. Kitle iletişim araçlarında şiddetin gösterimi hakkındaki çalışmalar, iletişim alanındaki çalışmalar kadar eski bir tarihe sahip olmakla birlikte kadına yönelik şiddet gösterimi hakkında çalışmalar feminizm akımının da etkisiyle ancak 70’lerde başlayabilmiştir. (Dursun, 2010) Kitlelerin şiddet haberlerine ilgi göstermesinin sebebi ise kendilerini koruma altına alma istekleriyle ilgilidir. (Gökulu, 2013) Şiddet konulu herşey bu kadar ilgi görürken kadına yönelik şiddet erkek egemen toplumda daha ilgi çekmektedir. Bu tarz haber, dizi, vs. kadının pasif, güçsüz ve çaresiz oluşunun (olarak gösterilmesi) şiddete maruz kalmasına haklı sebep olarak göstermekte ve şiddet uygulanmasının normalleştirmektedir. Özellikle fiziksel şiddete uğramış kadının görsel olarak gösterimi görsel hafızaya işlenmekte ve zamanla bilinçte normal görüntüler haline getirilmektedir. Gökulu (2013) kadına yönelik şiddet haberlerinin çok ayrıntılı ve dehşet verici şekilde anlatımının hem haberde adı geçen kadına ve çevresine ikinci bir mağduriyet yaşattığını hem de şiddete maruz kalan ve haberi gören diğer kadınların da empati kurarak daha çok sinmelerine sebep olduğunu söylemiştir. Bir diğer çalışma da ise; 2010 yılında haber içeriklerinin incelenmesi sonucu kadın hakkında yapılan haberlerin %70’inde cinayet, ölüm, tecavüz ve şiddet olaylarına yer verildiği ortaya konmuştur. (Köse, 2010:406) 2.3. Greimas’ın Göstergebilimi Yapısalcı semiolojist, Litvanya doğumlu Algirdas Julien Greimas 1936 yılında hukuk okumak için Fransa’ya gelmiştir. 1940’da dolayı geri dönen Greimas 1944’te Alman askeri baskısından dolayı Fransa’ya gidip sözlükbilim üzerine doktora yapan Greimas 1949’da Mısır’da Fransız Kültür Merkezi’ne çalışmak üzere gönderilmiştir ve burada kendisi gibi görev yapan Roland Barthes ile tanışmıştır. (oxfordreference). Ankara ve İstanbul Üniversiteleri’ninde aralarında bulunduğu bir çok üniversitede ders vermiştir. 1966 yılında Yapısal Anlambilim (Sémantique Structurale) isimli başyapıtını yayınlamıştır. Barthes, Hjemslev, Jakobson gibi isimlerle oluşturduğu çalışma grubu sonraları Paris Göstergebilim Okulu adını almıştır. Göstergebilimin, varsayımsal-tümdengelimli bir yaklaşımla (Rıfat, 2009) tüm alanlara (masal, hikaye, fotoğraf, mimari vs.) uygulanabilir bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bir göstergeyi incelemek için ortaya üç aşamalı ve birbirinin süzgeci niteliğinde bir inceleme modeli koymuştur. Aynı zamanda ‘eyleyenler modeli’ isimli şematik bir yapı oluşturmuş ve göstergenin mantıksal bir çerçevede analizini mümkün kılmıştır. Bu aşamaları Günay (2008) betisel düzey, anlatısal düzey ve izleksel düzey olarak adlandırken Rıfat (2009) betimsel düzey, yöntembilimsel düzey ve bilimkuramsal düzey olarak adlandırmaktadır. Betisel düzey adından da anlaşılacağı üzere görselin, metnin, olayın vs. betimlendiği bölümdür. Zaman ve uzam unsurları hakkında bilgi verilir. Gerçek dünyada varolan şekiller anlamlandırılmadan anlatılır. Renkler, şekiller, duruşlar, görünen her ne varsa çok ayrıntılı bir biçimde bu bölümde tasvir edilmelidir ki diğer aşamalar bu aşamanın üzerinden şekillenecektir. Anlatısal düzeyde incelenen metinde ya da görselde varolan herşeyin işlevi toplumdaki yerine gönderme yapılarak yeniden isimlendirilir. Eyleyenler modeli bu aşamada şekillenir.

6


GÖNDEREN

NESNE

YARDIMCI

ÖZNE

GÖNDERİLEN

ENGELLEYİCİ-KARŞIT

Şekil 1: Eyleyenler Modeli

İzleksel düzey, çözümlemenin soyut kısmını oluşturmaktadır. Çözümlemenin son ve en zor aşaması bu düzeyde gerçekleşir. İncelenen tüm göstergelerin toplumsal kimliklere, kavramlara yaptığı işaretler ortaya konur. Diğer bir deyişle bütüncenin yan anlamı bu bölümde gözler önüne serilir. Gösterge ve gösterilen arasında kurulan ve bu ikisini ilişkili hale getiren bağ bu aşamada çözümlenir.

7


GÖRSELLERİN GÖSTERGEBİLİMSEL AÇIDAN İNCELENMESİ VE GÖSTERDİKLERİ KİMLİKLERİN KARŞILAŞTIRILMASI 3.1. Göstergebilimsel İnceleme Bu bölümde her iki fotoğraf betisel, anlatısal ve izleksel düzeyde ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. 3.1.1. Fotoğraf 1’in İncelenmesi

Fotoğraf 1: BM tarafından ödül alan kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için hazırlanmış afiş Betisel Düzey: Yukarıda yer alan fotoğrafta 35-40 yaşlarında, renkli gözlü, koyu ve kısa saçlı bir kadın göğüs hizasına kadar çıplak olarak gösterilmiştir. Kadının vücudu kendi sağına dönük, fakat kafası tam karşıya, izleyiciye dönüktür ve gözler tam karşıya bakmaktadır. Beyaz tenlidir, yanakları doğal görünümde kırmızıdır, hiçbir makyaj izi ve vücudunda hiçbir yara,yanık, leke, ben vs. görülmemektedir. Kadının görüntüsü beyaz bir zemin üzerinde yer almaktadır. Kadının sağında siyah büyük puntolarla “TO VIOLENCE AGAINST WOMEN” başında kırmızı ve el yazısına benzeyen “No”(hayır) kelimesi ve dünyada herkesçe kabul görmüş kadının simgesel işareti yer almaktadır. Çenesinin hizasında kırmızı ve büyük puntolarla “VIOLENCE IS NOT ALWAYS VISIBLE” yazmaktadır ve not (değil) kelimesi italik yazılmıştır. Bu cümlede; “ŞİDDET HER ZAMAN GÖRÜNÜR DEĞİLDİR” denmektedir. Gerdanının hizasında gri zeminli, ingilizce,beyaz puntolarla “ She has 3 broken ribs, 2loose teeth, 5 cigarettes burns on her leg…”, siyah ve büyük puntolarla “YOU CAN’T ALWAYS TELL…” yazmaktadır. Metin Türkçe’ye; “3 kaburga kemiği kırık, 2 dişi düştü, bacağında 5 sigara yanığı var… HER ZAMAN SÖYLEYEMEZSİN…” olarak çevrilebilir. Mekan ve uzam hakkında bilgi sahibi olabilmek için yeterli gösterge yoktur. 8


Anlatısal Düzey:

GÖNDEREN: TOPLUM

YARDIMCI ÖZNE: SİYAH PUNTOLU VE BANTTAKİ METİN

NESNE:

GÖNDERİLEN:

ŞİDDETE

DİK DURMAK

UĞRAMAK

SAVAŞMAK

ÖZNE: KADIN

ENGELLEYİCİ: KIRMIZI PUNTOLU METİN

İzleksel Düzey: Fotoğrafta gösterilen kadın, gördüğü şiddete karşı dik duran, pes etmeyen, ve kendine acımayan bir kadını simgeler. Görünürde vücudunda şiddete maruz kaldığını gösteren hiç bir emare olmasa da banttaki metin ‘görünmeyen izlerin’ olduğunu söylemektedir. Kadının yan duruşu kendini koruduğunu, yüzününse öne dönük ve başının dik duruşu maruz kaldığı şiddeti yansıtmak istemediğini, yaşadığı şiddete karşın özgüveninin yerinde olduğunu anlatmaktadır. ‘No’ kelimesinin ve kadın simgesini duvar yazıları görünümünde yazılması, duvar yazılarının bir baş kaldırıyı temsil ettiği düşünüldüğünde oldukça manidardır. ‘Şiddete karşıyız ve kabul etmeyeceğiz’ mesajı bu şekilde verilmektedir. Kırmızı ve büyük puntolu yazılar afişin ilgi noktası haline gelmektedir ve burada verilen mesaj oldukça nettir. ‘şiddet her zaman görünür değildir’ denmektedir ve normal hayatlarında bunu çevresine yanıtmasa da bir çok kadının şiddete maruz kaldığını çok kısa bir cümleyle anlatmaktadır. Bu da şiddetin yaygınlığını göstermekte ve kadınların şiddeti ispatlaması için bunu görsel hale getirip göstermesi zorunluluğu olmadığını ifade etmektedir. Afişin kadına yönelik şiddet konusunda birden fazla mesaja yer vermesi, kısa cümleler ile anlaşılır ve net mesajları ifade edebilmesi açısından başarılı ve amacına ulaşmış bir afiştir denilebilir. Ayrıca kadını acınacak halde göstermek yerine sadece metin yoluyla şiddete uğradığını göstermesi, kadının stereotip olarak hafızalarda kötü bir şekilde yer etmesinin önüne geçmektedir aksine güçlü, özgüveni yerinde ve pes etmemiş bir kadın imajı gösterilmektedir. Bu sayede şiddete uğrayan kadınlara hem moral ve güç verilmekte hem de kendileri gibi başka kadınlarında olduğunu, bunu görüp bilmeseler de yalnız olmadıkları hakkında bilgi verilmektedir. 9


3.1.2. Fotoğraf 2’ini İncelenmesi

Fotoğraf 2: Zeytinburnu Belediyesi tarafından kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için hazırlatılan kamu spotu fotoğrafı Betisel Düzey: Fotoğrafta 8 kadının fotoğrafı, aynı ölçülerde birleştirilmiş olarak görülmektedir. Kadınlar orta yaşlardadır,üzerlerinde siyah atlet vardır ve boyunlarının bitimine kadar görüntülenmişlerdir ve hepsi tam karşıya bakmaktadır. Fotoğraflar alt taraftan yukarı doğru koyulaşan gri bir zemine sahiptir. Sol ilk fotoğraftan sağa doğru sıralayarak anlatacak olursak ilk kadının saçı karamel tonlarında ve dağınık görülmektedir. Göz çevresi şişlik ve morluklarla doludur. Yüzünde asık bir ifade vardır. İkinci kadının saçı koyu renk ve arkadan dağınık bir şekilde topludur. Göz çevresinde, yorgunluk yada uykusuzluktan kaynaklanmış gibi görünen koyu halkalar ve yüzünde korkmuş bir ifade vardır. Üçüncü kadın siyah ve kısa saçlıdır. Sağ gözünün altında morluk vardır ve genel olarak yüzü karanlıktır. Yüzünde korkuyla karışık vazgeçmiş-kabullenmiş bir ifade görülmektedir. Dördüncü kadının saçları koyu renk ve boynuyla aynı hizadadır ve saçları açıktır. Alnının oratasında bir mermi deliği ve bu delikten yüzünün solundan ve çenesine kadar uzanan bir kan izi görülmektedir. Yüzündeki korku ve şaşkınlık ifadesi oldukça nettir. Beşinci kadının saçları siyah ve arkadan sıkıca topludur. Alnının sağında, sol yanağında gözünün altında ve boynunun sol tarafından kesikler göze çarpmaktadır. Yüzündeki vazgeçmiş-direnmemiş olduğunu gösteren ifade açıktır. Altıncı kadının saçları siyah, kulak hizasında küt ve dalgalıdır. Boynunun sağ tarafında kurşun izi ve bu izden aşağıya akmış bir kan izi görülmektedir. Yüzünde ürkmüş bir ifade vardır. Yedinci kadının saçları aşık renk ıslak görünümde ve geriye dogru taranmıştır. Yüzünde ufak morluklar, boynunda ise kaz izleri görülmektedir. Yüzünde şok ve korku ifadesi bir aradadır. Son kadının koyu ve tepeden toplanmış saçları vardır. sağ gözünün etrafı mordur ve boynunun sol tarafında derin bir kesik vardır. Beşinci kadında olduğu gibi vazgeçmişlik ve direnmemişlik ifadesi görülür.

10


Anlatısal Düzey:

GÖNDEREN:

NESNE:

GÖNDERİLEN:

TOPLUM

ŞİDDETE

KABULLENMEK

UĞRAMA

VAZGEÇMEK

YARDIMCI:

ÖZNE:

ENGELLEYİCİ:

YARA, KAN

KADIN

YOK

İZLERİ

İzleksel Düzey: Gösterilen kadınlar, şiddetin son noktasıni yaşamış ve artık şuan yaşamayan kadınların temsilleridir. Sadece bu açıdan bakıldığında bile ‘şiddetin sonu ölümdür’ mesajı alınabilir. Kadınların şiddetin en görünür haliyle; (yüzlerindeki yara bere, kan izleri, mermi izleri, morluklar ile) temsil edilmesi şiddete uğrayan kadınlar hakkında zihinlerde bu şekilde bir stereotip oluşturmaktadır. Şiddete maruz kalan bir kadının bu izlere sahip olması gerektiği beklentisi oluşturulmaktadır. Hepsinin siyah atlet giymiş olması da onları tek tipleştirmekte ve bu kadınların farklı hayatları, farklı kaderleri, tüm farklılıkları gözardı edilerek aynı sonu yaşadıkları mesajı verilmektedir. Arka planın gri olması yine karamsar bir hava vermektedir. Yüzlerindeki ifadelere gelecek olursak; hiç birinde olumlu bir yüz ifadesi olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Yüzlerinde ‘korku, pes etmişlik, vazgeçmişlik, umursamazlık, sinmişlik duyguları okunabilmektedir. Bu da; maruz kaldıkları şiddeti kabullendikleri, bundan kurtulmak için çabalamadıkları, kaderlerine boyun eğdikleri ve sonuç olarak da kaçınılmaz son olarak öldükleri imajı verilmektedir. Bu görüntüler, şiddete maruz kalan kadınları, empati yoluyla, kendilerini de aynı sonu beklediği düşüncesine götürür ve kokularının daha da artmasına yol açmaktadır. Hiçbir engelleyici gösterge olmaması da bunun önüne geçemeyeceklerini, yüz ifadelerindeki gibi vazgeçmiş olmaları gerektiğini vurgular. Kadına yönelik şiddetin hayatında yer almayan insanlarda ise bir acıma duygusu uyandırmakta, aynı zamanda ‘direnmiyorlarsa haketmişlerdir’ gibi bir önyargı da oluşturmaktadır. ‘Ölüme kadar neden beklemişler, neden karşı gelmemişler?’ Sorularını sordurmaktave bu kadınlara karşı bir iticilik oluşturmaktadır.

11


3.2. Kimliklerin Karşılaştırması Her iki fotoğrafta da kadına yönelik şiddetin her yerde ve çağlar boyu meydana geldiği mesajı, fotoğrafların zamansız ve mekansız olması ile vurgulanmıştır. Bunun dışında kadına yönelik şiddete bakış açısı ve kadına atfedilen kimlik birbirinden oldukça farklıdır. Birinci görsel de güçlü, özgüveni yerinde, kendine acımayan ve başkasının da acımasını istemeyen, sorunlarıyla başa çıkabilen bir kadın ortaya konulmuştur. Onunla aynı sorunu yaşayan tüm kadınlara güç ve moral veren bir duruş göstermektedir. Ayrıca yalnız olmadıkları onlarla aynı kaderi paylaşan ama bunu göstermeyen kadınların olduğu ve bu duruma karşı koyan insanların olduğu izlenimi de verilmektedir. Kadının vücudunda görülür bir iz olmaması onun toplumsal konumunda varolmaya devam ettiğini, çalışıyor ise işine, okuyor ise okuluna devam ettiğini ve yaşamsal ve toplumsal faaliyetlerini yerine getirdiğini göstermektedir. Diğer görselde ise kadınlar güçsüz, acınası, kendilerinden vazgeçmiş, olanları kabullenmiş bir imajda sergilenmektedir. Gösterilen kadınların, gerçek hayatta vefat eden insanlar olması ‘artık herşey için çok geç olduğu’ mesajını içermektedir. Vahşi ölüm şekilleri ile öldürüldüklerini gösteren izler ise bu sorunu yaşayan kadınları daha da korkutmakta ve sindirmektedir. Bu kadınların hayattayken de zaten şiddet izleri yüzünden sosyal hayatlarına devam edemediği açıktır. Dolayısıyla kadınların çalışmadığı ve okumadığı hatta belki komşuluk- akrabalık ilişkilerini bile sürdürmedikleri sonucuna varılabilir.

SONUÇ 4.1. Sonuç Zeytinburnu Belediyesi’nin hazırladığı afişte kadınlar; zavallı ve acınası şekilde resmedilmiştir ve toplumda alt sınıfta yer aldıkları izlenimi nettir. Şiddet kadının hayatının bir parçası gibi gösterilmekte ve her kadının bu muameleye maruz kaldığı imajı verilmektedir. Kadın kimliğinin bir unsuru gibi gösterilen şiddet, şiddete maruz kalmayan kadınları da etkisi altına almakta ve şiddet görsel hale getirilerek normalleştirilmektedir ve kadın kimliğinin hafızalarda bu şekilde yer etmesine neden olmaktadır. Diğer afişte ise kadının şiddete maruz kaldığı, hiç bir görsel göstergeyle gösterilmemiştir ve şiddete uğramış bir kadının dahi hafızalara işlenen şeklinin ‘güçlü ve özgüvenli kadın’ imajı olduğu ortadadır. Böylece şiddete uğrayan kadının toplumun altsınıfına ait olmadığı, üst sınıfa ait kadınlarında şiddete uğrayabileceği, bunun bir sınıfa indirgememek gerektiği mesajı verilmektedir. Ayrıca hangi sınıfta yer alırsa alsın gösterilen kadın, kadını ikinci ve zavallı bir konuma itmemekte aksine izleyici de kadına saygı uyandıran bir kadın kimlik sergilemektedir. Bu iki farklı gösterim afiş ve spotun hazırlandığı toplumda kadın kimliğine bakış açısındaki farklılıkları da oldukça net ortaya koymaktadır.

12


KAYNAKÇA Bayraktaroğlu, M. A. ve Bayraktaroğlu, B. (2009). Gazetelerde Yer Alan Haber Fotoğraflarında Kötünün Sunumu Üzerine Bir İnceleme. Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Hakemli Dergisi. ART-E-04-1 Çam, Ş. (2009). Televizyon Dizilerinin Kadına Yönelik Şiddet Temsillerinde Ataerkil Rejimin İdeolojisi. Kültür ve İletişim. 12. 2, 79-132. Çelenk, S. (2009) Kadınların Medyada Temsili ve Etik Sorunlar. Televizyon Haberciliğinde Etik. 229-236. http://ilef.ankara.edu.tr/etik/kadinlarin-medyada-temsili-ve-etik-sorunlar/ (03 Mayıs 2013) Çil, S. (2007). Televizyon Haberlerinde Etik: Karşılaştırmalı Haber İçerik Analizleri, Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi, SBE. Deely, J. (1987). Semiotics: 1986. The United States of America, Jonathan Evans: University Press of America. Dursun, Ç. (2010). Kadına Yönelik Şiddet Karşısında Haber Etiği. Fe Dergi 2. 1, 19-32. URL: http://cins.ankara.edu.tr/cdursun.html Erbek, E., Eradamlar, N., Beştepe, E., Akar, H., Alpkan, L. (2004). Kadına Yönelik Fiziksel ve Cinsel Şiddet: Üç Grup Evli Çiftte Karşılaştırmalı Bir Çalışma. Düşünen Adam. 17(4), 196-204 Gorlee, L. (2000). Göstergebilim ve Çeviri Sorunu. M. Mutlu (çev.). İstanbul: Günce Yayınevi. Gökulu, G. (2013). Basında Kadına Yönelik Şiddet Haberlerinin Analizi: Hürriyet, Sabah ve Posta Gazeteleri Örneği (2005-2008). The Journal of Academic Social Science Studies. 6. 2, 1829-1850. Güden, M.P. (2006). Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler Bakımından İncelenmesi. Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi SBE. Günay, D. (2008). Görsel Okuryazarlık ve İmgenin Adlandırılması. Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Hakemli Dergisi ART-E .01. http://edergi.sdu.edu.tr/index.php/gsfsd/article/view/3211/2762 (04 Haziran 2013) Johansen, J. D. & Larsen, S. E. (2002). Signs in Use: An Introduction to Semiotics. London, Routledge. Kandiyoti, D. ve Saktanber, A. (hzl.). (2005). Kültür Fragmanları. Z. Yelçe (çev.), İstanbul: Metis Yayınları. (orjinal baskı tarihi 2002) Köse, A. (2010). Türk Basınında Kadın: 2010 Türkiyesi’nde Sosyal Haklar Açısından Kadınların Temsili. Sosyal Haklar Sempozyumu. İstanbul: Can Matbaacılık. 401-418. Page, A. Z. ve İnce, M. (2008). Aile İçi Şiddet Konusunda Bir Derleme. Türk Psikoloji Yazıları. 11 (22), 81-94 Rifat, M. (2009). Göstergebilimin ABC’si. İstanbul: Say Yayınları. 13


Sless, D. (1986). In Search of Semiotics. Croom Helm. Smith, P. (2007). Kültürel Kuramlar. S. Güzelsarı ve İ. Gündoğdu (çev.), İstanbul: Babil Yayınları. (orjinal baskı tarihi 2001) Subaşı, N., Akın, A., Kadına Yönelik Şiddet; Nedenleri ve Sonuçları. Tobin, Y. (1990). Semiotics and Linguistics. The United States of America, Longman. Uçar, T. F. (2004). Görsel İletişim ve Grafik Tasarım. İstanbul: İnkılap Kitabevi. http://www.oxfordreference.com/view/10.1093/oi/authority.20110803095907335 (04 Haziran 2013) www.cubanxgiants.com/berry/300/outlines/outline4.pdf (04 Haziran 2013) www.eng.fju.edu.tw/iacd_2002S/asynchronous.../Semiotics_barthes.ppt (04 Haziran 2013) www.ege-edebiyat.org/docs/493.pdf (04 Haziran 2013) http://haber.stargazete.com/sondakika/8-mart-8-kadin-projesi/haber-732514 (28 Mayıs 2013) http://www.haberturk.com/yasam/haber/604679-devletin-koruyamayip-olumun-kucagina-attigikadinlarin-hikayeleri http://www.who.int/entity/violenceprevention/approach/definition/en - 18k (30 Mayıs 2013) Fotoğrafların alındığı adres: http://bianet.org/bianet/kadin/144846-erkek-siddeti-kampanyalari

14

Cemile erden göstergebilimsel bir çalışma kadına şiddetin iki farklı gösterimi  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you