Page 1

BiZANS

İuPARAToRLuĞu TARIHI -'o

ı

$0]'ı DEıJıR (r20r - r40r) ta AAa

0smanlı Türk

Prof.

-

a l^a

t

Bizans Miinasebetleri

Dr. Şerif BAŞTAV

ANKARA 1989


ISBN

975-456-024_2

ortı"t Kiiltiiriinü

Yayınlayan

Araştırma Enstitüsü

: Türk Kültürünü 'Araştırma Enstitüsü l-7. Sokak 38, 06 490 Bahçelievler - An}ara Tel : 2l3 3ı 00 - 2ı3 4t 35 Dizilip basıldığ yerı Ankara üniversitesi Basımevi Ankara _ 1989

1989


İçİxonxİr,rn

öNsöz I - XvI. İSıANSUı,uN crni ALINMASI VE VIII. ı,ıirılrı,İN İupanaroRruĞu oinİı.rıvır DENEMF'Lınİ 1ıioı _ ı282).

'

iııya Edilen imparatörluğun içine Düştüğü Kriz l-l0' _ II. And_ ronikos'un Hdkimiyeti Devri l0-l6. - osmanlı Devletinin Kuruluşu 17_24. - iç Savaşlar Devri (132l_1325) 2445. _ III. Andronikos,un HAkimiyeti Devri (1328-1341) 2B-4s. - vI. Ioannes Kantakuzenos Devri (1347-1355) 48-61.

oSMANLILARIN AVRUPA'YA GEÇMELERi VE RAToRLUĞuN CAN ÇEKiŞMESi 1ııs+_ıısg) 6l_67.

İMPA_

V. Ioannes'in Batı Seyahati ve Mezhep Değiştirmesi (1369_1370) 67_70. _ osmanlı'ların Balkanlar'daki Fetihleri ve Bunun Bizans,taki Akisleri 70-78. - Kosova Meydan Muharebesi (13g9) 7g_g0.

yrLDrRrM BAYEZiD DEVRI

(1389_1403) 80_101.

II. Manuel'in HAkimiyeti Devri (l3}l-1425). Timur Vak,asr ve Ankara Muharebesi (1402) 91-101. _ osmanlr imparatorluğunun Siyasi Buhranı ve Bizans'ın Canlanması (1402-142l) t0l_105.

OSMANLI iı,ıp,q,ReroRLUĞUNUN YENIDEN CANLAN_ MASr VE BIZANS'rN SON MUKAVEMETi (1421_1448) 105_108 Paleolaog'ların Mukavemet Denemesi 108-109. _ II. Sultan Murad, - İstanbul'un Muvakkat Durumu 1l0_l1l. _ Floransa ittihadı (1437_1439) 1l1_113. _ istanbul İttihadı 1|3_114. _ Bizans İmparatorluğunda Anarşi ve iç Harp I14-i16. varna Meydan Muharebesi (1444) 116-120. - II. Kosova Muharebesi (1448) |20-122' _ Fatih Sultan Mehmed ve Bizans'rn Çöküşü (1448_ 1453) 122-128. - Son Taaruuz tZB-132.

ın Başarılı Taarruzları t09_1l0.

III


öNsöz* Bu gün, ilim öleminde Bizans İmparatorluğu adı altında tanınan ve bin yldan fazla süren uzun ömürlü devlet, aslınd.a bir Doğu Roma

imparatorluğudur. Nitekim, Bizanslılar kendi devletlerinin adı ola_ rak bunu hiç kullanmamış Ve İmparatorluğun adına ,,Roma Devleti" ve kendilerine de "Romalılar" demişlerdir. Doğu Roma cİ.evletinin başlaığıcı 330 yılıdır ve Bizans adr, modern devirde bu devle_ tin tarihi araştırılmağa başladığı Zaman' Batı ilim Aleminde kullanılmağa başlamıştır. Zira,bu yeni devletin merkezi olarak seçilen yerde, MilAddan önceki yüzyıllarda B2zantium adına bir şehrin bulunmasrndan kaynaklanir. l. ve 2. yüzyıllarda, Doğudaki fetihlerden sonra çok büyüyen ve hudutları aşrrı derecede genişleyen Roma İmparatorluğunun doğu arazisi, çok uzak|ara kada"r erişiyordu, Ayru ?amanda Mrsrr, Suriye ve Anadolu gibi eski medeniyeiıerin bejigi olan bu. sahalar, imparatorlukta her bakımdan ağır basmağa başlamıştı. Üstelik bu ülkeler, merkez Roma'dan çok uzakta biılunduklarrndan idare edilmeleri güçlükle karşılaşıyordu. Bu yüzden 2. ve 3. yüzyıllarda İmparatorlar artık, Roma'da oturmuyoriardı ve İmparatorluk için yeni bir merkez aranıyordu. İmparator Btıytık Kon_ sa'ntin, İstanbul'un bulunduğu sahayı İmparatorluk merkezi olmak bakımından çok uyğun bulduğundan burada inşa ettirdiği yeni başşehrinin 330 yılında açılışını yapıyor ve eski merkez Roma terke_ dildiğinden gittikçe ihmale uğruyordu. Merkezi doğuya nakledilen devletin ordusu ve idare tarzı Roma'

lı, dili ve kültürü LAtindi. Bu yeni muhitte ise, çoktan beri burada yerleşmiş bulunan Yunan di]i ve kıılttırıı ile doğunun saray, deı,let göreneği ve teşrifatı bunlara eklenecekti. Ayrıca, 4' yizyılda devletin dinleri arasında serbest bıraLıılan Hristiyanlık ta kuwetlenince, gelecekteki Bizans toplumunu oJuşturan unsurlar tamamlanmış olğor_

* Burada yayıııladığırrıız araştıfma, hazırlanmakta olan aynı isimdeki kitabın

bir kısınıdır.


du. Bu suretle Eski Roma İmparatorluğundan çok farklı ve yeni coğrafİ şartların belirlediği temeller üzerinde gelişen İmparatorlukta, daha 6. yüzyılın sonunda Lötince tamamiyle unutuluyor Ve onun yerini Yunan dili ve kültürü alıyordu.

Bundan sonraki yüzyıllarda bu yeni devletin en mühim problemleri arasrnda, devletin resmi dini haline gelen Hristiyanlık içincle başgösteren itikat münakaşaları ile devleti dış düşmanlara karşr savunmak en büyük yeri alıyordu. İmparatorlu]< bu tarihten Şonra, hayatının sonuna kadar hudutlarını savunabilmek için bütün kuvvetlerini harcamağa mecbur olmuştur. 4' yiÜızyıtda doğu hudutları Sasanilerin tehdidi altındadır ve bu höl İslAmiyetin gelişmesi ile Sasani devletinin sona ermesine kadar sürer. 4. ve 5. yüzyıIlarda Kuzeyde ve Batr'da Cerman ve Türk kavimleri, bunların arkasından da İslavlar ortaya cıkarlar. Türk kavimleri ile İslavlar, bundan sonraki yüzyıllarda İmparatorluğu en fazla meşgul eden ve varlığını tehdit eden düşmanların başında gelirler.

Hristiyanlığın kuwetlenerek yayılmağa başladığı 4. yüzyılclan

sonra, içine düştüğü büyük mezhep kavgalarr ve bunun sonunda LAtin Kilisesi ile ortaya çıi<an ihtilAflar, İmparatorluğu içericlen kemiren

başlıca meselelerdendir. 6. ve 7 ' yizyıllarda Balkanlarda ve İhlya, da büyük arazi kaybına uğrayan ve Anadolu'da İslAmiyetin hücunıları neticesinde hudutları çok daralan imparatorluk, sadece Anadolu ile Yunanistan'daki arazisini koruyabiliyor ve bu suretle gerçek Bi_ zans devleti hiline geliyordu. Bundan böyle ortodoks mezhebi ile Yunan dili ve kültürü, İmparatorluğun iki temel unsuru hAline gelir ve bu vasfııır İmparatorluk hayatının sonuna kadar sürdürür. Mısrr, Suğe ve Filistin'i İslömlara kaptıran, Italya'da Cermenlerin ve Balkan'larda İslavların yerleştiği arazisini kaybeden devlet, başşehri_ nin önüne kadar gelen Arapları güçlükle geri püskürtür. 7..ve B. yüzyıIlarda Arap istilAsı, İslav akrnlan ve içeride patlak veren İkonoklazm nrücadeleleri yüzünden çok buhranlı bir dönem yaşayan İmparatorluk, 9. yüzyılrn sonundan başlamak üzere toparlanmaya başlar ve 10. yüzyılda İslöm Aleminin zaafa uğramasr ve iç ihtilAflara düşmesini de fırsat bileı'ek karşr taarruza geçen Bizans, lJzurı Zamandan beri ilk defa arazisini genişletir, 11. yüzyılda parlak deıjrlerinden birini yaşar. Fakat, bu yüzyılın ikinci yarısırıda doğuda Türk kavimleri, batıda Normanlar İmparatorluğu tehdide başlar. l l. yüzyılın ikinci yarısında idaredeki beceriksizlik ve buna paralel

VI


olarak mali ve askeri durumuırun sarsrlmasl üzerine, 12. yüzyılın so_ nuna doğru sür'atle çökme alimetleri gösterir ve |204 de IV. Haçlı seferi düzenleyen IIristiyan ordularrnrn hücumlarr sorrunda parça|a' nır. İmparatorluk arazisiniır büyük bir kısml Lxtinler arasında bölüşülür ve Grek halklnın bir kısmı Batı Anadolu'ya sığınır ve merkezi İznik olmak üzere geçirdiği 57 yıllık sürgün hayatından sonra, başe_ hir İstanbul'da kurulan LAtin İmparatorluğunun zaiflemesi ve İznik imparatorlarının dirayctli idareleri sayesinde, 1261 de eski başşehrini alarak orada yerleşir. LAkin, bundan sonra yeni bir hayata başlayıın İmparatorluk, eski parlak devirlerin bir gölgesinden ibarettir. Maliyesi, ordusu bozulmuş, yeni ve kuvvetli dış düşmanlarla çevrilmiş bulunduğundan, bu yeni şartların mücadele dolu hayatına dayana' mayarak sonunda Türkler tarafindaıı ortadan kaldırılır.

Burada yazdıklarrmız, lızun zamandan beri hazırlamakta ol_ duğumuz Bizans İmparatorluğu Tarihi'nin bir bölümünün son krs_ mıdır. Tafsilöta girıneden, ana hatlarrnda Bizans Tarihi ve ona Pa_ ralel olarak osnranlı Tarihi olayları krsaca anlatrlmaktadır. Bu araştırmamız dahi, Türk _ Bizans münasebetlerinin ne kadar srkr ve önem]i olduğunu göstermeğe yeterlidir SanrIrZ.

Ancak, rsrarla belirtelim ki Türk _ Bizans münasebetleri bundaı-ı ibaret değildir. Hiç şüphesiz, Türk Aleminin en parlak ve cihanşii_ mul deı,lcti' Osmanlı İmparatorluğudur; bu scbeple de Türkiye'de enfaz|a bilinmek isteneır ve alöka duyulan devri budur. Aslında Anadolu, Türklüğü sinesincle toplayan bir beşik olmuş Ve onu dağılmaktan korumuştur. Çünkü, İç Asya'dan Batr'ya doğru ilerleyen Türk göç dalgaları, Aral gölünü ve Maveraünnehri geçtikten sollla, Hazar de' nizi yüzünden iki büyük kola ayrrlmak zorunda kalmrştır. Hazat denizi, Eski Anayurtlarından koparak Batı'ya doğru ilerleyen Türk milIetini ikiye ayrran en büyük engeldir. Daha MilAd'ın ilk yüz yllarından başlamak üzere, Hazar denizinin kuzeyine yönelen Türk göçleri, Güney Rusya bozkırlarını ve Balkan yaylalarını aşarak Karpat dağlarına ve Macar ovasrna kadar erişmiş ve bu çok geniş coğrafİ sahalar içinde dağılarak kaybolmuştur. Güneye yönelen Türk dalgalarr ise, bir taraftan iran'a ve Irak yarrmadasına, diğer taraftan da Anadoluya girmiştir. Anadolu'ya giren Türk kavimleri, soılsuzluk içinde dağılmak tchlikesine rığramazlar.

VII


Awupaida görülen ilk Türk kavmi Hunlardır. önce, uzun zamandan beri Batı Asya'da yaşayan İrani kavimı..i' ı.aı.i-iyetine son y'|'I'! 4' y',zyılın sonunda Avrupa'ya giren ve orada ilk Türk dev_ letini kuran Hunların- hAkimiyeti ur.rt yiz yıl ,ıır*.rir. rağmen, BüYüK KAVİMLER GöÇ'ü;. r.n.p olmuş, Antik dünyanın o zamanki etnik statüstıntı alttist etmiş, Cermen kavimlerini bi,r daha birleşememek üzere dağıtmış, her iki h.om. I;;r;;r;;ı;ğ'.,nu alııml. çlalt etmiş ve Avrupa'yr biyük bir tehlikeden ancak Attila,nın 453 deki ölümü kurtarmıştır Hunlarrn hemen arkasrndan ,erleyen ve Hunrardan _yutı.rr, sadece d'ile ayrılan, yerıeşik hayata Juıru oıu, ' ogur _ Türk kavimleri, Iiun devietine son veriyor (463-465), onun artrklarr üzerinde yerleşiyor Ve onun büyük j,ıı.r"tıra.., de faydalanarak_yeni siyasi bir birlik meydana g.;.iyo. rr. ,,nriğur,, adı bu karrşımın bir neticesi oluyor. Bu yeni devlet Rizans ile sıkı münasebetlere girişiyor, bu bölgedeki btıtıın Türk boyla.rr, .t.ufiru topıryo., daha sonra kururacak oran Tuna ve vorga devretrerinin temeri bu suretle atılıyor. Fakat, onlarr takiben 6. yüzyılın başında Kuzey Kafkasya'ya giren SABİRLBR, daha kuwetli ve deha iyi organize edilmiş bir devlet kuruyorlar. O devrin en buyük i;;;;ji,'.;s gibi iki devleti arasrnda d:ıs"_ oluşturuyor, her iki tarafln ittifalana ihtiyaç duydukları ve l00 bin kişilik bir'ordu çrkarabilen, ..rrrr"..i. makinegelişmiş harp tekniğine sahip bir devlet 11 T'lı"ın, iken, 55B de Gök-Türk hökimiyetinden kaçan ivenran,r" tois"y" gir.r"ı. uiitün bu sahayr istila- €tmesi ile yeni ve daha büyük topluluk meydana geliyor. LAkin, kendilerini takibeden 'ü;i *r öııünden Grık_Ttirklerin kaçmak zorunda kalan Avar]ar, çok sayıda Türk boyun,, u".rn..ı..ı.,_ de sürükleyerek bu günki Maca, orrurrrm yerleşiyorlar. l^erinin lehçe farkı

Avarların uzaklaşmasından sonra, Kafkas dağlarıyla Tuna ır_ ırmağ arasında :uzanan çok geniş sahada dağınık oürrı. yaşayan büyeniden toparlanıyor, ,,BüYüı< ;ULö;R DEVlr*_Irt boyları 'L,,Il'--nı kuruyor ve bu dev]etin merkezi Kırım yarrmadasında bu_ lunuyordu' Fakat, 7.-yrtzyılın başında, Hazar denizi ıı. ar"ı. denizi, Volga ve Don ırmaklan a.usrrda, Btıytik Göktürk devletinin Batı,_ daki devamr sayılan HAZAR rıı,vi,rİ,"i"_k;;;].J''ıır.rir., yanm yüzyıllık ömrünün ardrndan Büyük Bulg", D.'i;;i;;;a eriyor; Bulgar devletini oluşturan Ttırk kavimlerinden bir krsmı Hazar devletine tibi oluyor, Hazar devletini tarrmak ırt"-"y* JtıyiıiJsayıdaki krsmı ülkeyi terkederek Aşağı rrru ,uırusında TUNA BULGAR

vIIr


DEVLETİ'ni kuruyor, diğer bir kitle de kuzeye giderek, Moğol istilAsına kadar hökimiyetini sürdüren VOLGA BULGAR DEVLETİ'ni kuruyor. 400 yıldan fazla ömrüy|e Hazaı devleti, Hazar denizi ile VolgaDon üçgeni esas olmak üzere Kuzey Kafkasya'da hüküm sürüyor, devrin Bizans İmparatorluğu ve İslöm ölemi ile çok srkr askeı İ, siyasi ve iktisadl münasebctler sürdürüyor. En kuwetli olduğu 9._10. yüzyıllarda, Avrupa'nın bu bölgesinde güçlü ordularl, sağlam maliyesi ve her şeyden önce çok yoğun transit ticareti ile, zamanrnrn en kuwetli ve sayğın bir devleti hAline geliyor. 55B de Kafkasya'yr terkederek Batı'ya doğru ilerleyen AVARLAR, bu günki Macar ovasrnda yerleşiyor, Bizans İmparatorluğu, Cermen

kavimleri ve islavlarla sürdürdüğü mücadelelerden Sonra, bölgede huzur ve refah sağlayan ve 250 yıl ömürlü zengin bir devlet hAline geliyor ve bu devlete, bir taraftan Tuna Bulgar devletinin çok kuwetlenmesi, diğer taraftan Btıyıık Charles'ın B. yüzyıl sonunda giriştiği

sistemli seferler son veriyor. Güney İslavlarınr köle olarak kullanan ve hudut savunmalarrna yerleştiren, düırya tarihinde ilk defa bütün Güney Islavlarrnı bir devlet idaresinde hirleştiren Avar devleti, bölgcde

arkasrnda büyük siyasi bir boşluk bıraiıyordu.

7. yizyılın sonunda Aşağı Tuna sahasrnda kurulan TUNA BULGAR DEVLETI, Bizans, Franklar ve Avarlar'la giriştiği sıkı

siyasi, askeri ve iktisadi münasebetlerden sonfa, Doğu Avrupa'nın en hareketli ticaret merkezi hAline geliyor ve rakip bir devlet olarak zaman zaman Bizans'r tehdit ediyor. Büyük sayıdaki İslav kitleleri üzerinde hüküm süren Türk _ Bulgar zümresi, l50 yıl sonra Türklüğünü kaybediyor, önce Hristiyan oluyor ve arkasrndan Islavlaşıyor. Fakat Bulgar devletine kuvrretli bir ordu nizamı, iyi işleyen bir devlet teşkilAtı ile adlnı bırakarak tarihe karrşıyor.

Hazat imparatorluğunun 9. yüzyılda geçirdiği siyasi buhran Strasındaki sarsrntıdan faydalanarak o zamana kadar Hazat hAkimiyeti altında yaşayan Macarlar istiklAllerini kazanıyorlar ; Finnugor kavim_ leri arasında dünya tarihinde ilk defa siyasl bir varlık göstererek, Türk kavimleri ile beraber yaşamanrn neticesi olarak muharip ve teşkilAtçı bir toplum hAline geliyor. Devrin hem Bizans ve hem de İslöm kaynakları tarafindan bir Türk kavmi sayılıyor ve 9. yüzyılrn sonunda doğudan ilerleyen kuwetli Peçenek kavminin tazyılı altında Don ve Dinyeper sahasındaki yerlerini terk ile bu günkü Macar ovasına gi-

IX


derek yerleşiyor ve. bu yeni çevrede, trpkr_ mıharip Türk kavimleri gibi, lrökim tabaka vc siyasi ni'am ı.r.-uyu kabiliyeili uı" .,.rrr. olduğunu r ispat ediyor.

Tlzun zaman..Ural

ve Volga ırmaklarr arasrnda oturarı ve daha sonra Volga ırmağınr geçerek öorr"t, boyunda y..i;ş;, ; zak d'enizi ile Karadeniz sahillerinın bı.ıcıı< ııaı.imı durumuna yükselen Peçenekler' 9' yizyılrn sonuna.doğru Doğu Avrupa'nrn en mtıhim siyasi fak_

torıi hAline gelmişlerdir. P.ç.r.iı.rin iura, d;;-d";u ticaretini tehdit etmeleri üzerine, aralarında çatışmalar Bu yüzden 860 da Hazarlarla, r.i"r.ı.ı.t" kaçınılmaz bir hAl alır. oıu., Uzlar (oğuzlar) ";r;;;;t!-ur, onluru ı.rrş anlaşma meydana gelir. 1lu:,"qu 91. Uzun süren mücadelele.'d.l'9"l, Peçenekler, BB9 da Volga ırmağrnın batuına geçmek zorunda kalırlar. Iiu mtıcadeleler Hazar devletini zaifletir ve Peçenekl.-."'Po" ve Dinyeper_arasındak i aruziyiele geçirmeleri de, Hazar kağanlığının ır, y,ı..a.ı.; rraı.;-ıy.iı..ij, ,orru .rmesi neticesini doğurur. Bu tarihten

A.vrupa,nın başta gelen siyasi iktidarını brılg'ede ikiyüz yıldan fazla Bizans İmparatorlrığu, Bulgarlar ve Rus]arlJ Mu.urıurr,, çrk;;k;dikleri ve itibar ettikleri bir kudret vasfınr korurlar. Bizans "" İ"r;;;J;;ğunu çok ukıştıran ve başşehrini ölümle tehdit eden Peçenekler sonunda, Bizans rmparatorluğunun hazırladığı bir komploya'kurban t09l de Meriç ırmağı kıyısında Bizans'ın'müttefiki grJ.r."zg Nisan ;;ğ; büytik ve rakip Türk kavmi Kurnandanlarla giriştikleri muharebe sonunda siyaset sahnesind.en tamamiyle silinen Peienekler, r, oı-Jyiur, ,orru Bizans' Macaristan ve Bu ginkii Romanya ve Bulgaristan gibi diğer Balkan ülkelerine dağılm4, büyük bir bölümü Bizans ordusuna alın_ mış,. Hristiyanlığı kabul etmeleri icabetmiş arkasından kavmi '- *_rıgu"ı*or ' ve varlıklarını oluşturan

'"İ3 P*"ğybu PBÇENEKLER,

kaybetmişlerdir.

Büyük oğuz kavmi ailesinin kalabalık bir kolu olan GUZ(U'()lar, dah19. yüzyılın sonunda çok Volga ırmağınrn doğusunda hare_ kete geçer ve Hazarlarla anlaşarak keniilerinin batrsrnda oturan Pe_ çeneklere karşr mücadeleye başlar (860). Bu mücadeleler sonunda Peçenekler Volga ırmağıni geç...k ıu,r'ya ilerlemek zorunda kalırlar. Fakat, Ş1z'ları doğudan izleyen Kumanların baskısı urt*.u, orlu. defa ll' yüzyrlın.ortasıncla Aşağı Tuna havalisine 9:^P: erişirler. l064 de btlttın Balkanları istilA eden bu'Ciğuzlar, bir taraftan Macaristan'a grer diğer taraftan da büyük sayıda bir kolları Selönik,e kadar ilerler' Devrin en tanrnmış Bizans tarihçilerine s*., öğJi"rın l064

x


bin kişi deki göçleri, gerçek bir I(avimler lrareketi hölini alryor ve 600 ırmağlnı Tuna kadai tutan, ioı"ı. çocuk mal ve mülkleri ile birarada Doğu Avrupa ülkeleri korkunç |eçtiklerind.,-Birur' halkı ve bütün Bizans yöneticileribulunuyordu. gelmiş ğir teh1ike ile burun buruna ayırarak değişik 'kısrm krsrm nin büyük gayretleri sonunda Oğuzları zaman, Avbölgelere ye-rleştirdikleri ve orduya ayrrarak dağıttıkları ,rr?,rrrr, il,, baıg.rirde inanılm az hit mucizenin gerçekleştirildiği düştıntılüyordu. Türk Avrupa'nrn doğusunda görülen en son ve belki de en büyük kaynak_ Batı ve Bizans Rus, dalgasını kuueNİ,AR oluşturmuşlardır' kabile ıarirrda değişik isimler altında kaydedi1en Kumanların büyük bir Poloı'ets, ler birliği o'iuşturduklarr anlaşllryor. Rus kaynaklarr Kumanlara ıe A|' Kurı Macarlar Cunıanııs, Yunan"ve LAtin kaynakları'Ko,manos Kumanların asrl zamanda aynl manlar Falbenadrnı verirler. Bu isinrler antropolojik yaprlarına da uymaktadır. Zira, bu husustaki tasvirlerde Kumanların Sarlşın, maıi gözlü, solgı-ın benizli ve yakışıklı insanlar oldukları kaydedilir. boyBu günki bilgilerimize göre, 5' _ 7 ' yüzyıllarda Arnur rrmağı bulunan ve Moğolistan'ın larında, Uyg,r, medeniyeti 'Kun çevresine clahil vardı. Sonralari bağımkabile bir adınd'a bu bölgesinJ" yuşuyur, Mançury'a'da yagünkü ırı. g"ı., il., kabile 1017 tarihiırd.e, bu zoruırda ", ilerlemek batıya doğru şuyu, Kiuy kavminin baskısr altında Krımani.uıar. r, sıralarda kuvvetli bir kabileler birliği h1line gelen 1050 ların bir kısmr Hazar deııızinin güneyine giriyor, diğer bir kolu karışımr kavimler büyük bölgede sıralarında Avrupa',da görülerek bu

hareketinesebepoıt,yo",d,.30yılgibikısabirzamandaböyleçok

yaşayan büyük mesafelei alan bu kavim, önce Karadenizin kuzeyinde da}ıa da a;;iu, ve Peçeıreklerin doğu kabilelerini bünyesine alarak a1an KuhAlini kuwetlenmeı<te ıai. Bu surJtle önemli siyasİ bir güç Hazar' ve buradan yerleşmiş manlar, bu tarihten sonra İtil boyunda ve bu lara karşr hücuma geçerek onlarin Harezm ile olan ticaretini soırraki Bundan btıtgenin güney ile o"lan rnünasebetlerini kesmişlerdir' aklşrncla en ön tarilıiniır Rus Kumanlar, ikiy"tı, yrĞ uukr, .zamaıda kavgalarrna prensliklerinin Rrıs. ,uf'ru y., alırlar. iç ihtilaflara düşen

karş-ışveböyleceDoğuAvrupatarihininbuyöresindeyenibirde,vi, açıI*rştır' bundan Jor.u, balgenin istep mıntıkasl hAkimiyeti uğve rur,da, Ruslarla Türkler arasrnda büyük bir mücadele başlamış ba_ bu mücad.ele Moğol istilösına kadar belirli aralıklarla iki tarafln gitmiştir' Sonuncl.a,.kalabalık Y''-Tji" şarrlarr ve kayıpla"rı ile sürüp gelirler. Halbuki, bu deviıde Ku_ üsti.in Ruslar oluşturan ı.iı" ili,

XI


manlarln dostluğunu ve ittifakını kazanabilmek maksadiyle Rus Knazlarr, Kumai Hanlarının irrı"rrl" evlenmeği büyük bir mazha_ riyet saymrşlardır. Bizans İmparatorluğu ile ilk temasları l07B de olmuş ve bu telrei"'il zaman

mas]ar bütün l l ' ve 12' yızyıl|arau gat mıittefik da düşman olarak sürmüştür. Arad"an

birhaiat'u.a*."'"".ku,iaybede-ail"ff

'l,s"

i,;1TTİlr,',*}ş:xljİ

gelen yeni katılmalarla çok iuvvetler-iş, ır, y""l i.iı'rr-rırçeı<_ LAR'ın çok kuıvetli.olmalu.rru .ug-.r, gatıda ;;;yaşamakta devam etmiş ve uar, uriJGüney_Rusya isteplerinde .Kıpçak

Kr-";

coğrafi bir isim olarak v.rı.ş-ıştır. üu.urirtar.,dur'u*i i"!ı"rına Ve İç Asya'da Talas ve ç, ,r,,uı.ıur'., k;;;;";;"rbir alan_ da yayı|an Kuman. Kıpçaklar, üog'oı istilAsına L;;;;;;fu.nin '*;"T: hAkim unsuru olmakta il;';;#;;i] -v" ı.o* 9.ljuı"r-ışı.r"ai.' muşIar, Romanya'd a_ dçvlet teşı<ıınae ıı.i""ı ıi"i*., o.o.rr"in ku_ }j'ş":dl büyük Rayl_arı oı-uş, gır"* imparatorluğunda en üst mevkilere kadar yükselmişle ı+.'y"ryrıJu nrıgu, hükümdar hanedanları bunlardan oluşmuştur. 'gii Moğoi ırtııarrrau, kaçan çok sayıda Kuman Maca,ristan'a sığınmrş ve orda daha sonra orduda ve dev_let idaresinde önemli yerlere geImişlerdir.

'

Buraya kadar saydığımız bütün bu Ttırk kavimleri, sayıca belki . ' Anadolu'da de yerleşenıJrde., a"ı,, ı"ri; ijil;;iiir,'i'urro *"çot safeler arasrnda dağlmış, devamlı mJcad.].l.r- sonunda yenik düş_ müş' bu son durakları olan'ülkelerde yerleşmiş, ,ı.r.. urirtıyanlığr kabule.zorlanmışIar, ardrndan da arkalarıırda hemen hiç bir iz bır}-'"d.r." eriyip gitmişlerdir. Tüı.k ji.-i"i"-u;;;'o;;'..l _ti}'unurrmtıhim kolu hakkında en büyük hub., ı.uy"ug,;r, na,, rir"*r dı.r' Zira,.gelişmiş ve Antik çağdan n"rTirrti-u-la işlenen ve sürdürürülen tarih yazıcılığı ve bu klvimlerle olan stirekli temasları bunun başlıca sebepleridir. Brru ."g*.. iu.iÇ.'a. en az tan|nan ilim dalı Bizantinoloji yani Bi'ns r:rj! ,, medenüeünin araştırılmasıdır. Elbette bu araştırmalar bu günki ' Yunan ilgilidir ve ikisi bir çok Avrupa ürir"'J.ı"rinde ".rşirr-rı"rı ile de çok yakından beraber yürütüliir.

XII


BİZANS MEDENİYETİ A"RAŞTIRMALARI Batı'da Bizans'r araştırma gayretleri oldukça eskiye dayanrr. 15' ve 16. yüzyıllarda, Avrupa içlerinde durdurulmaz bir haıde iler_ leyen Ttırklerin tarihi ve nereden gelip nasıl bu kadar kudrete eriştikleri hususunda uyanan alAka, Batı ilim Alemini Bizans kaynakiarınr araştrrmaya sevketmiştir. Rönesans ile başlayan Eski Yunan ve Ro_ ma tarih ve kültürünü araştırma çalışnıaları, Bizans,ın da öğrenilme_ sine sevkeder. Likin, Aııtrk kültüre karşl duyulan alAka'e hayranlığın yanında Bizans araştırmaları çok geri kalır ve ihmal eclilir. Yine de Fransa'da ve daha sonra Almanya'd,a canlanaıl Bizans filolojisi araş_ trrmalarr, l9. yiizyılın sonunda önce Fransa'da ,e ardından-Alniaıı_ ya'da çok kuvvetlenir ı'e nıoclern rnanada sistemli araştrmalar başlamış olur. lB92 -yılında Alman2a'nın Münih şelırinde bir Bizans Araştırma Enstitüsü kurı|ur Ve By<antinische (eüschrt't adında bir de dergi çıkarıl_

maya başlar; aynı zamanda Rusya'da özellikle Bizans tarihi ve ktıItürü araştırmalarr sistemli olarak yapı|mava başlar.

I. Cihan Savaşrndan sonra tekrar başlayan ve bu defa btıtün Avrupa ülkelerine yaylan Bizans araştırmalarr, milletlerarası bir hAl alır, ortaçağ Yunan dili, tarihi, edebiyatı, sanat tarihi yeni baştan ele alınır. Disiplinin adı B-y4antinologie (Almancad,a Byzantinistik) olarak tanınrr.

IJ Dıınya

Savaşından

vaktiyle Bizans ile azveyaçokilişki_ ktırstıleri kurar, eski metinleri neşreder, Bizans'rn Sanat Ve arkeoloji eserlerini meydana çıkarmak ve işlemek hususunda, birbirleriylc yauş içerisinde büyük gayretler sarfederler. Sanat ve arkeoloji sahasınjaki ,*şur*rlarrn çoğu, Türkiye veya eski osman]ı İmparatorluğu hudutları içiııde yapılmaktadr. Cumhuriyet Ttırkiyesi, Antik irrru' r,e Biz.ans maddi eserlcrinin en çok bulunduğu ülkedir ve brı sebeple de Bizaırs Sanat ve arkeoloji mütehassısları Türkiye'de çalışmayu iun atarlar. so_nra,

si bulunan bütün ülkeler, üıriversitelerinde Bizantinoıoji


Balkan ülkeleri ve Rusya dahil, bütün Avrupa'da Bizans tarihi ve edebiyatı, dili, sanatr her yönü ile ele alınmıştır. Bizans araştrr_ ma]arı Iİ. Dünya savaşından sonra, Avrupa hudut]arrnı çoktan aş_ mlş, önce Amerika'da rıe daha sonra Kinada'd'a, Avusturalya,da, Güney Amerika'da, Japonya'da kürsüler kurulmuş ve araştrrmalar derinliğine'başlanmıştır. Biitün bu rnanzara karşısında Türkiye,nin höli hazindir vc maa]esef bu hususta eır geri kalmış ülkeyiz. Memle_ ketimizde henüz bir Bizans Araştırma merkcri mevcut a.gıaı.. ürriversitelerde bir Bizans tarihi kürsüsü yoktur; elli yıldan b"u yana Bizans tarihi, ortaçağ tarihi kürsüleri içinde ek bir'ders olmaktan ileri gidemenliştir. Hazırlık devresiııin çok uzun sürmesi, eski ve yeni en az altı yedi dil bilmeyi gerektiren bu disipline karşr gencler ilgi duy_ mamaktadırlar. Tesadüfen bu sahaya hei'es 'eden bi;ka; ilim adamı

da, bedbin ve böiümün acıklı durumu dolayısıyla istikbalinden ümitsizdir. Boyle milrneti çok ve nimeti az bİ ilim sal-ıasına lıeves etmek bir cesaret r.e fedakArlık, büyük bir rizk demektir.

Büyük Atatürk I935 yılıncla hususi bir kanrın çıkararak Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakiiltesini kurarken, Türklerle uzaktan ı'eya yakından ilgili bütün filoloji kürsülerini: Sinoloji, Hindoloji, Sümeroloji V.S. açmtş, nasrlsa bu kürsü rınutulmuştur. Haibuki kanaati_ mizce bir Bizantinoloji kürsüsi, en az yukarıda sayılanlar kaclar ve hatta onlardan daha ınühimdir. Zira, tarihİ hAdiseierin değeri, son_ raki.zamanlar üzerindeki tesirleri ve neticeleri ile ölçüldüğünrien Bizans Patrikliği, Yunaılistan'r, Ege Denizi, Kıbrrs,r ve oniı.ı Adaları ile tesirleri ve neticeleri yaşayan bir devlettir. Türkler Bizans,in bütününe sahip olmuş, fakat onun ne olduğunu ve kendisi ile olan mü_ nasebe-tlerini lAyikiyle öğrenememişlerclir. Bizans,r ve tarihini iyi cığ_ renmek demek, bir bakıma Türk dünyası tarihini iyi <ığrenmek de_ . mektir. Zita Bizans, daha 4. yüzyıldan lıaşlayarak Ttirklerin fasıiasız olarak temas ve mücadelelerde bulunduğu en büyük, en uzun ömür]ü bir devlet olduktan başka, daha başlaırgrçtan son anlara kadar, Türk_ lerle yalan temas]arı sebcbiyle onlar hakkında en fazla ve belki de eır doğru ma]umat ı_crcn zengin kaynaklara sahiptir. Türk yazılı k";J larınrn hiç bulunmadığı veya çok az olduğu bir devirde'Bizans, geliş_ miş tarih yazıcılık ananesi dolayısıyla Türklere dair çok ,ergi, kuynaklar bırakmıştrr. Cumhuriyet Türkiyesi'nde özellikle İslami-Ttırk ve Selçuklu, Osrnanlı tarih araştırmalarr bir lıayli gelişmekte ve ilerlemekte bulunmasına rağmen, Bizans ve tsalkanlariu olu, temaslarr_ m,Zrn aTaştrrılmasr çok gerilerde bulunmaktadır. Kaanatimizce, bunıın

xrv


teldJisi için ülkemizde en kısa Zamanda bir Bi<ans Araştırma Merke<inirı ku' rulması çok bii2ük bir ihtğaçnr.

Amerikalilar, 1930'ların sonlarrnda, Vaşington'da bir Bizans Araştırma Merkezi kurmuşlardrr. Burası bir müze, resim ve arşiv kolleksiyonu ile zengin bir kütüphaneden oluşmaktadır. Çok zengin bir

ailenin vakfı olan bu müessese, 1940',da Harvard Üniversitesine bağlanmıştır. Mükeıım'el kütüphanesi vc bol imkönları ile bu kurum, hugün dünyada en iyi işleyen bir enstitüdür. Bizans ile uzaktan veya Va_ kından ilgili devamh l05 periodik satrnalan, en son araştırmaları sinesinde toplayan ve her yıl ilk baharda Bizans tarihi ve kültürü ile ilgili symposiumlar düzenleyen Enstitii, II. Dünya sav'aşrndan sonra Bizans araştrrmalarının dünya ölçüsünde artmasrna ve gelişmesine katkıda brılunmuştur. Bugün, Amerika'nın başlıca üniversitesinde bir Bizans kürsüsü mevcut olduktan başka, bütün dünya Bizans miitehassısları bu müesseseye gelerek çalışmakta Ve bulasınrn zengin imkAnlarından faydalanmayı ihmaI etmemektedirlel. osmanlr Türkiyesi, bir islim devleti olarak daha başlangıçtaıl itibaren islAmi eserler.i toplamaya büyük önem vermiştir. Bu itibarla İstanbul ve Anadolu'nun başIrca büyük şehirlerindeki kütüplraneler islim eserleri ile doludur. Yalnız istanbul'daki Süleymaniye Kütüphasinde, B0 bin ciltten fazla Türk ve islAm elyazması mevcuttur. Fakat buna karşılık Türkiye'de Yunanca eser yok denecek kadar azdrr. Topkapı Sarayr Müzesinde sayıları sekiz_onu geçmeyen ve hemeir hepsi Fatih der,rinden kalma el yazmasr vardrr. Bizans, tarih ve teolojiye dair pekçok eser brraktıktan başka, en büyük meziyeti, Antik Yunan eserlerini koruma ve sonraki zanranlara intikal ettirme hususunda görülür. Fakat, maalesef bu eserler İstanbul'un fethinden öırce ve sonra Batl'ya kaçırılmış ve bu suretle Vatikan dahil, Batı'nın büyük kütüphaneleriude toplanmıştır. Bugün Bizans araştırmalarr yapacak olanlarrn hemen hepsi ya Vatikan'a veya Paris'e, Yiyana'ya, Münih'e, oxford'a gitmeye mecburdur; zira bütün Bizans ve hatla Antik Yunaır e| yazmalarr buralarda toplanmıştrr. Yukarıda da işarct ettiğimiz üzere Türkiye, Ayasofya ve Kaariye camii dalril, Bizans'rn pek çok sanat eseri ile arkeoloji malzemesine sahip bulunmakla bu hususta olsun başta gelnıektedir. Halbuki, Rönesanstan beri doğuda seyahat eden Avrupalı hümanistler, burada sistemli olarak Yunan el yazmalarını. toplamış Veya bunlarr kopya etmişlerdir. Ttirkiye Yunan e| yazmalarından mahrum olduğu gibi

XV


m.dern devirde, l9. yüzyılın sonılndan itibaren Bizans ve hatta kendisi ile ilgili araştırm{a, trı.ip dc ihmal etmiştir. Bugün Av_ rupa Ve Amerika'da,.B,_ru.r' araştıı'maları "t-.yi ile ilgili tutunmuş en az 15 kadar deıgi ile pekçok kaynrı. sayısı binlere Varan araştrrma Ve yay]m mevcuttur. Türkiye'nin ".ir_il. hiçbir ı.iit.ıpıru.r.ri"al hatta bü_ tün Türkiye'de bunları bulmak *ti.irı.,l,", aegiıair. F;k;, ". ;;rt,";#: madıklarımızı Amerika yapm$ u" Jrgii, dünyada en zengin Bizans araştırmaları merkezin.'uhip oluştur.

Bu süne kadar, içı,I ii.' Bizans Tarihi yazrlamamıştrr. -. Burada' ^I:.y:. ,j.rş-"t istemiyoruz. bunun sebepleıini ü.".r, toplu Bizans İmparatorlugu Tarihlerı,Tıı.ı.ı..l., gıru* iı.-;i;,, ve sürekli ilişkilerini o-rt1Ya çok sıkı uzaktrr. önce, gayeleri Bi_ çıkarmaktan zans-Türk münasebetlerini ayclınlatmak a.cii;i.. 7ırr, ir,un mi,. letler her şeyden önce kendi tarihlerini araştırrrlar. L[eselA, Bizans rmparatorluğıı tarihleri u.urrrriu-., iyiı.rirden biri bulunan Vasiliev'in eseri, Rus-Türk .r|9s"*t_iuman) devri hAdiseterini çok etraflı olarak

ortaya foyduğu haldf osmanlı_Bizans münasebetleri ıç, de durum aynıdır. *o-Jt.oso.Ç Sonra, bu bir ihtisas meselesidir.'Biüindi* ,J'..,_ır.. u.uşurr.roui_uit,i., p.on_ lemleri aydrnlatması beklenemL. Zıra,. İormasyonu buna müsait değildir' Bin yıldan fazla süren Bir;;; Imparatorluğu tarihinin her devresi üzerinde aynı derecede ihtisaslaş.rriktu mtııikıın Jeğitdiı'. Diğer taraftaıı, bir Bizans tarihi yazmanrn da çok kolay yolları uu'*:: Bizde, çoğu zaman yapıldığ'gibi, mevcur';;;;r;;;"lardan gerekli alıntılarla veni bir."y. h" Ğyiuru getirilebilir. LAkin, hem Türk-Bizans münisebetlerini ç.ı. ivi'"yaınlatmak, hem de modern olmak' yani en yeni araştır-ıural, faydalanmak istendiği zaman' burada her şeydan c;nce.iirtisasu ,r" u|r, zamand,ageniş bir tarih kültürüne ihtiyaç vardrr. Biz, bu ,orr.,.r.,, vg ıı1e de kolay olmayan yolu seçtiğimizden işi ciddiye ,id,k,r. VolJre,in a.aıgı srbı i;h yapmry, fakat tarihini yazmayı.ihmal .t-iş oıu, uri' iiııiti-irirruoş bıraktığı bu çok mühim uı.u, yu.Jrmcr olmayı düşündük. Bunu yaparken en iyi rehberimiz, 'Yhidi hocam ü.;';_ii} Gyula Moravcsik'i'"B y Z anti n o t -".hru r c i ca" adındakiikicildlikeseridir. . Fakat, araştırmalarımızd-a karşiaştığmız en büyük güçlük, bu saha (Bizantinoloii araştırınaları naı.ımıiar, ü]k.;;;j. 1ilrr"tıur, dergiler, yeni yair.r,lar) gerekli ;;i;"rin son d.erece yetersiz olmasrdır. Bu yüzden, viyrr,u, ıvı;#;'ü;,#'lrurrr.,ou ludapeşte, dolaşmak zorunda kaldık. hak]<ında çok yetersizgi'.

xvr


ISTANBUL'UN GERi ALINMASI VB VIII. MTHAEL'IN BIZANS İınpeı,lronıuĞrıuu DİRİLTME DENEıııEı,BRI Bizans çevrelerinin iki nesilden beri hazırladıkları büyük tarihl VIII. Miahel, 15 Ağustos 126l de Bühödise nihayet gerçekleşir. _ yük Konstantin]in şehrine parlak bir . merasimle ayakbasmaktadır' i7 yıl stıren Lötin höiimiyeti deı,rinde İstanbul, servetinden ve şöhre_ eski tinjen çok şey kaybetmişii: |204 yılında gaddarca yağm?e.dilen başşehrin_ ve debdebeli haşmetli g;yuk'girr", İmparatorluğunun sefalet cten pek çok hazine Batıya1aşınmışü' Bütün hayatı boyunca pek çok ,,. ruı.ırııı. içinde çrrprru, Latin Imparatorluğu da, Bizansın soguird, Ki1iselerin.lıazineleri satılığa kiymetli .şyrrr* çıkarmıştı. sefa1et yuvasına dön_ |rı*rrş, "*i.ı İ*puratorluk ,uiuy, (Vlakerna) büyük bir sevinç arasrnda kurtarrlması halk -ı;,ş,t'.'Fakat, şerr.io jmünasebetle merasimler hazrrlanmış ve Imparatorun yurut-rş ve bu İmpa_ buşş"t r" clahil olması clolayısiyle dini bir Ayin tertibedilm\ti. ,uio, yoyu olarak öyine kaiılmrş, önce Studit manastrrrna ve oradan Bi_ au eyuroıy a'ya kad.ar yürümüşiür. Patrik Eylül ayında' vaktiyle karısı ile Mihael ,rr.r'I*puruio.lurrrrr,.'taç giydiklbri Ayasotya'da 'Bıı suretle Teodorahın başına İ-parito,ı'k tacını koymaktadır' kurulmuş olur' Bizans,rn.son Ve en uzun'ömürlü Paleolog'lar hanedanr Bizans, daha İznik İmparatoru Vatatzes zamanrnda Balkanlarda sonra üstün bii d.uruııa erişmişti. Lxkin, İstanbul'un geri alınmasrndan kavuşması, büyük bir devlet meitebesine yükse1di ve eski Başşehrine artık, Bizans,a Baalılar arasrnda büyük bir itibar kazandırdı. Bizans El_ başladı' olmağa sahibi söz yeniden Akdeniz kıyısı meselelerinde getir_ beraberinde de büyük tehlikeleri bette bu durum, uyn"u^unda kalabilmesi için, o Zamai1sahip bulunayakta devletin Yeni idi. mekte yeni vazifeler duğundan çok claha fazla güce ve şartlara ihtiyaç vardr, için karşılayabilmek Bunları idi. yükümlülükler ortala çrkmakta alınan ""}"ri Geri vardr' ihtiyaç bir ordrrya ve kuwetli bir donanmaya

iyi


Başehir haraptı, tamire muhtaçtı ve bu hAliyle taşra için büyük bir kaplsı açmakta idi. Daha 12. y..zyı|ın'ro.rrrrdu, İi'.'uf birurr,r, .rki hAkim durumunu sürdürmesine imkln.olmadığı meydana çıkmıştı. Anadolu'da kurulan iznik Grek clevleti, içte daha sağlam ve toplu idi. LAkin bu taşra devlcti hiç bir Zaman Bizanslıları tut-i, etııemiş ve oraslnr daima, eski.ve büyük devletin yeniden canlandırılması için bir köprü olarak görmüşlerdir. Fakat LAtin devleti, eski ,r. ttı|,it Bizans rmparatorluğ'u bünyesinde_ öyle büyük rahneler açm,ştr ki, geri alınan Başşehir, bunların tedavisine asla muvaffaı. oıamıyac aktı. 7'ira İstanbul artık, her taraftan hücumlara^m aruz zaifbir bünyeyc salıip P:]Y""r:.au. Italy.an deniz devletleri, Bizans,ın bütün deniz sularına hikimdiler. I(olonileri, İmparatorluğun bııtıın arazisi üzerinde yayılmıştı, Akdenizin doğu kesimindek] adaların onıurn tAbileri çog, idiler' Yunanistan, daha önce olduğu gibi de Frankların hAkişimdi miyeti altında bulunuyordr. G.eı.i..in idaresi altında bu]unan ve bütün Tesalya'yı da içine alan Epir, Bizans ile birleşmekten şiddetle kaçın^ıyor ve karşı koT,ry:r9". !u]kr; yarımadasının Luzeyinde bu]u_ nan Sırp ve Bulgar gibi islav devletleri, imparatorlu k ,arurrna olarak gittikçe büyümekte ve kuv'etlenmekte idi]er. c",;; ;" devlet_ lerden hiç biri, tek başına Bi2ans ile boy öIçüşebilecek kucrette değil idiyse de, Batıdan imparatorluga karşl girişiiecek dtışmanca bir ha_ rekete yardrma hazırdılar. Batrida ise'BĞans'a ı.urş, aq-unlık duy_ gularr besliyenlerin Jayısl az değildi. Hususiyle ratin aevıeti.,in ayakta kalmasında menfaati olanlaibunların b,şında gelmekte idiler. Bu sebeple Bizans, Batıdan her zaman bir taarruz bekliyebilirdi. Balkan devletleri ile Batıdaki Bizans düşmaıılarının birleşmelcri, Rizans,ln sonu demek olurdu' Buna engel oiabilmek için siyasi mavevra kabi_ sahip bir adama ihtiyaç vardı ve bu tabiliyet, VIII. Miha:l, |]1etine oe mevcuttu.

Imparatorluk, Batınrn taarruz planlarını bertaraf e tmek ve im_ paratorluğun arazisi üzerinde kurulan Epir devleti ile Latin devleti artıklarını ortadan kaldırmak gibi ikili mücadele vcrmek ,";";;'i;: Bunlardan ikincisi, birincisinii g..ç;kı.l-.sine lıağlıydı. Batıda Bitaarruz planırun ^n"? Anjou bu hareketinmerkezi b,rlr.,un SicilyJ,ja Manfred ve Char]es reisleri idiler. Fakat, Sicilya,nın başarıya erişebilmesi için, Papalığın bu işi desteklemesi'gereki'";;. Bu seSicilya ile Papalığin u.,laş-a'na engel olmak P"ql:, lAzımdı. Mihael, in bütün gayretleri işte bu ,rokta üzerinde toplanmaktadır. Papalık, Greklerin Başşehre yerleşmeleri ile İstanbul,un LAtin Kilisesinden o


uzaklaşmasını hazmedemiyordu. Bu yüzden, meselx Papa IV. Urban (|26],_126+), Yunanistan'daki Franklarr Bizans'a karşı destekliyor ve Bizans ile işbirliği paktı imzalayan Cenovalr'larr da aforoz etmekle tehdit ediyordu. Sicilya'da hüküm süren Almanların Staufen hane_ danı ile Papalığın arasr öteden beri iyi değildi. Bu sebeple Sicilya Krallığının Fransrz Kralının kardeşi Charles Anjou'ya geçmesine yardımcı oldu. VIII. Mihael, Stau[en'larla Papa arasındaki gergin_ likten faydalanmayı ihmal etmediği gibi, Kiliselerin birleştirilmesi tikrini ileri sürerek Papalıkla olan rnünasebetleri düzeltmeği başardı.

imparator, Yunanista'n'a karşı bir harekete geçmeden önce, 1259 Pelagonia muharebesinden beri elinde esir olarak bulunan II. Willehardouin,i, kendisine vassal olmayı kabul eden bir yemin verdikten sonra Ve ondan N{onemvasia,Maina ve Mistra'y devralarak serbest bıraktı. Fakat bu işbirliği fazla sürnıedi, zira Papa Villehardouin'i yemininden afvetti (126l sonu). Bunun üzerine Villehardouin Venedik ile işbirliği yaPmağa başladı. Peloponez'de patlak veren muharebede 5000 Selçuktu atlısının da desteklediği Bizans ordusu

başarı kazandı ve bu esnada Cenova donanmasl da Bizans'a yardıma koştu. Aynı uralarda Epir Despotluğuna ve Bulgarlara karşı harp açıldı. Bulgaristan'daki iç kargaşalıklardan faydalanılarak sahil kaleleri olan Anchialos ve Mesembria'yı elegeçirdi, kara cihetinde de imparatorluk lehine bir kısım hudut düzeltmeleri yapıldı. Epir'e karş gir\ilen seferler başlangıçta faz|a başarılı olmadı, Epir Despotu ancak 1264 d,e sulh aktine zorlandı ve imparatorun hökimiyetini ta_ nıdı.

Güney i1v|,1a'ya karşı girişilen muharebeler daha başlangıçtan itibaren başarılı değildi; ücretleri iyi ödenmiyeı Selçuklu kuuuetltri düşman tarafina geçmekte tereddüt etmediler. Dahasr, 1264 de Bizans kuvvetleri ağlr bir yenilgiye uğrıyarak çekilmek zorunda kaldılar. 1263 bahannda, Bizans'rn müttefiki bulunan Cenovalıların donanmasl Venediklilere yenildi. Arada Venediklilerle uzlaşma denemcsi bir netice vcrmemiş ve 1267 de Cenovalılarla ittifak yenilen_ miş ve Cenovalılar, kendilerine şehir içinde tahsis edilen yerlerden çıkarılarak İstanbul'un Türkler tarafından zaptlna kadar oturduklarl Galata'ya nakledilmişlerdir. Galata, bu tarihten sonra çok çabuk gelişmiş ve bir ticaret merkezi hölini almıştır. Cenova'nrn Bizans ile yeniden ittifaka varması Venedik'in te_ reddüdlerine nihayet vermiş ve 4 Nisan 1266 da beş yıllık Bizans -


Venedik andlaşması imzalanmış , fakat bu kere Cenova,ya karşı olan hükümler andlaşmadan. ;;;I;;;"B;;;:, i?mana kaç,ku,l-,;;;' dar lta.yan şehir devletı*ı ;ı. ,"i ,ururı, olurrk takibettiği politikayı terkederek bir muı,azene siyaseti gtıtmegi denemektedir. Papanın daveti,üzerine.İtalya,ya

giren Chaı'Ics Anjou, 26 1266 da Manfied ite giriştiği ;;;r."b.y; ;;;;;;;'Jİ;ıyu Şubat ı<.uı, olur ve Manfred bu muhirebl'de

Bu yeni sıcıl" r.c Napoli KraIı, Bizans için daha t.ı,ıiı.Jı ü.^ ı,aı J*ji*;;;:');" -An;or, Papanın }ıimayesinde bulunmaktadtr. Ch. kısa bir zaman sonra İstanbul'dan kovulmuş butunan L;;;, İmparatoru Il.Baldouiıı ile istanbul'u geri almak-,,. urulu.rrral_'noıuş,.rek ö]dürülür.

üzere bir muahede imzaladı (27 IVIavıs 1,267).. u;;-;;şka bu -tJı.,ıy" anlaşma, Charles,ın kızı Baldouin'jn oglu ile de evlendirıı"r"t .aiı"..ı.ii. ar*ror.u npi. üzerine bir se[er yaparak \Vilhetm (\zillehardouin) ile buluştu ve onun ittifakını sa.ğladi. Bu esnada A.h)i,a Prensi etti' Acahi'a Prensinin vArisi buluırun^iruır.ııa, a. cı,l.ı"],u yardım nişanlandı. Bunlardaır başka Birar,sin_bıtıın Charles,ın Lir ogluıa düşmanları Charles ile birleşiyorlardı. Sırbista" rrig;.i'iu, au ss Charles,a vrr4rrcr 4 ittifai< rrtrlafi teklifin". de bUlUndUlar

Bizans'ın durumu çok kritikti, Papalıkla anlaşma girişimlerini sürdüren Nlihael,'on_rrriu başaır iuruiar'rupo.rrrr'guy.İi rııir",..ı birleştirmek ve Arzr Mukaddesi ı.r.tarrnaı.tı, Ch.Anjou,nun Bizans,r elegeçirme planları onun hedefı aeğiıJ;. 1204 den beri devam edcn hidiselerdeır sadece Bizans'ı a.s"ç*;.kı. Kiliseler Birliğinin sağlaoamıyacağ anlaşıIrçıştı. Uzak gdrüjlıı bir Kilise a.s" ;"iiiiur,, ailesinin fetihlere dayanan.piurlu, ile gerçekleştirilemezdi. Papanın ^rr;o,, Anjou'lar politikasıni destekier g,ı.t.r-.ri, Miııaeı,ı ı<iıir.ı.l Birliğine yaklaştırmak için Vaslta olarak luilaııılan bir baskı unsuru idi. Fakat 1268 yılında Papa IV. Klemarr'ro,;ııiıı, hem Papalık politikasının değişmesine ı,e hem. Mi|ae-l,i" yo""'a.giştirmesine sebep bir İtalyan olan veni * ıup, x. cril; ja, Kiliseler Birliğinin oldu ve ve Arzr ^ıoyı""., Mukaddesi kurtarma poiitikusrrrr., ir.ur",ıı bir taraftarı-?ai. Papalığn doğu politiiasrnda Kıi'J., girligi. yeniden ön plana yordu' Arada, Yunanistan'daki çıkı_ Franklann Bizans,a karşr tutumunda bir değişiklik göze çarptığı gibi, Charles Anjou,nun Balkanlardaki nüfuzuna karşı da i]. nu, başarılar sağlandı. 'ui.n-j.Jyoi" Ia bir anlaşma mümkün oır-uyrr.o;;;.u. k*ı, v.İri''İn;uSırplaryuuıuşan Mihael, oğlu Andronikos'"'ı'ru.ur_k.ulrrrr, .evlendirdi' kızı ile Bulgarlarla olan münasebetler de bir a.a eski gerginliğini kaybetti. 4


Bu devirde Doğu Avrupa'da Rusya'da Altınordu devleti, ÖnAsya'da Hülagü'nun Moğol İmparatorluğu ve Mrsrr'da Memlük

devleti üç mühim siyasi merkezdi. Aysa Moğol devleti ile Altınordu devleti, 1259dan beri biribirinden kopnıuştu. Bağdad'r da işgalederek Hindistan'dan Akdeniz'e kadar \Zanan geniş sahadaki HülAgü'nun Moğol-devleti, l260 da Memlükler karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Kıpçak _ Türk halkının büyük çoğunluğunu teşkil ettiği Memlük devleti, 1250 den başlayarak Mrsır'a hikim olmuş ve orada Eyyübilerin yerini alan bir Türk - Memlük devletini kurmuştu. Mem_ lüklular, l6. yüzyılda osmanhlar tarafindan bu devlete son verilinceye kadar Mrsrr'da lıüküm sürerler. Devletin kuruluşundan başlayarak Güney Rusya'da yaşıyan Türklerden pek çoğu Mrsrr'a göçeder ve bu hareketin bir neticesi olarak Mlsrr, Altınordu ile temasa gelmektedir. Her iki devletin, HülAgü'nun Moğol deı,letine karşı düşman olınasr, bu iki devletin ancak deniz yolu ile ilişki kurmalarr neticesini doğurdu. Bu yol üzerinde bulunan Bizans, böyle bir temasrn anahtarı hizmetini görmekte idi. Bu sebeple Memlüklularla Güney Rusya'da hüküm sü_ ren Altınordu devleti arasında siyasl bir yakınlaşma kaçınılmaz bir hAl aldı. Bunun dışında, geri alınan İstanbul, o zamanın Doğu Avrupa'Sı hAdiselerinde söz sahibi olmağa başlamıştı. Fakat VIII. Mihael'in, Konya Selçuk devleti üzerinde bir baskı unsuru olarak Hülögü devleti ile iyi münasebetler sürdürmesi, böyle bir yakınlaşmaya engeldi. Bu suretle 1254 de Bulgarlarla anlaşan Altınordu Tatarları, Bizans arazisine taartuz ederler. Bu esnada İmparatorluk ordusu ağır bir yenilgiye uğrryor vebizzat İmparator VIII. Milıael bu badireden Canlnl zor kurtarryor. Bu münasebetle Tatarlar, İmparatorluğun Trakya arazisinde büyük tahribat yaparlar. 'Iatarlar, buna benzer bir akınla İmparatorluk arazisini yeniden harabeye çevirirler. Bu hAdiselerden sonra Bizans, Altınordu ile olan münasebetlerini düzeltmeğe zorlandıve 7272 de Nogay Han ile imzalanan andlaşma, Bizans'a Bulgarlardan gelecek taarruzlara karşı emniyeti sağladı. VIII. Mihael, kızr Euphrosyne'yi Nogay Haira verdi ve bununla birlikte pek çok kıymetli hediye de gönderdi. Bu zamandan sonra, Altınordu ve Mrsrr ile Bizans arasındaki münasebetler uzunca bir zamafl iyi olmakta devam etti. Böylece Bizans, Bulgarlara karşı Altınordu'yu, Sırplara karşı Macar ittifakını, en tehlikeli düşmanı olan Ch. Anjou'ya karşı da Papalıkla- münasebeti sürdürmek suretiyle düşmanlarınr engellemek yolunu meharetle kullandı.

Bundan sonraki siyasl hödiselerde Papalığın Kiliseler Birliğinde ısrar.ettiği, hatta bu gaye uğruna Venedik'i de ölet etmek istedis ve


tam bu sıralarda Ch.Anjou'nun hem Venedik ile ve hem de Balkan deı,letleri ile Bizans aleyhine ittifaklar aradığı bitinir. önce, Tesalya Beyliği ile bir dostluk kurar ve arkaslndan da 1273 de More yar|madasına kuvrretli bir ordu çıkarrr, Arnavutluğun bir krsınrnı hxkimiyeti altlna alır. Aynı yıl içinde Bulgaristan ve Sırbistan ile münasebetlerini sıklaştırır. Bizans'rn bütün düşmanları: LAtinler, Grekler, İslavlar, Arnavutlar Ch.Anjou'nun riyaseti altında birleşirler. Charles, İstanbul'un eski Kralı ile de sıhrıyet kurduğundan artik Bizans tah_ tı üzerindeki iddiaiarı gerçekleşme safhasrna çok yaklaşmış görünmektedir.

Bu ağlr şartlar altında Papa X.Grdgoire da, Kiliselerin birleştirilmesine ağlrlığını koyarak ısrar ettiğinden İmparator için artık Paparun iradesine boyun eğmekten başka seçenek kalmamıştır. VIII. Mihael, Bizans rahiplerinin büyük çoğunluğunun karşı kovmaşrna rağmen 1273 de İstanbul'a gelmiş bülunan Papa muharahhaslarıyle Kiliseler Birliğinde anlaşır ve rahiplerden bir krrrrrrr, da rıza göstermeğe zorlar. Kiliseler Birliğinin imzası merasimi 6 Temmu7 ız74 de L2on'da tamamlanır. İmparatorun yanında birlik andlaşmasrnrn altına imzasrnr koyanlar arasrnda Georgios Akropolites, eski patriklerden Germanos, İzmir Metropoliti Tlreophanes gibi Bizans ruhanilerinin başta gelenleri bulunur ve böylece ikiyüz yıldan beri Papalığın başlıca hedefini teşkil eden, çok kere müzakere konusu olduğu hAlde her defasında neticesiz kalan Kiliseler Birliği, köğıt üzeriıde olsun gerçekleşmiş olur. İmpratorun, Roma Kilisesinin üstünlüğüıü tanımak suretiyle takibettiği siyaset boşa çıkmamaktadır. Papanın baskısr altında Ch. Anjou, Bizans'r istila planlarından Vazgeçmeğe ve l Mayıs 1276 yılına kadar süren bir mütareke aktetmeğe razi olur. Veneclik de 1275 Martında anlaşmasını iki yıl müddetle uzatmağa mecbur kalır. Az önce bir savunma durumuna düşmüş bulunan Bizans, şimdi ye_ niden taarruz hareketlerine girişir. Daha Lyon Konsili devam eder_ ken Anjou'larrn Arnavutluktaki kıtaları Bizans'ın laarrüzuna uğradı, Bizanslılar Berat ve Butrini gibi iki önemli kaleyi elegeçirdikten sonra Draç'r ve Avlonya'yr muhasaraya başladılar' |275 yılında İmparatt-ı_ run kardeşi, kuwetli bir ordunun başında Tesalya'ya yürüdü. Fakat Atina Dukalığının yardrma koşması sonucunda bu hareket başarrsızlıkla neticelendi, 1277 de girişilen ikinci Tesalya seferi rle başarılı olmadı. LAkin Bizans, 1276 da girişilen Eğriboz (Negroponte) ve Ege adalarlndaki deniz seferlerinde başarı kazaıdı ve Ege clenizinde yeni. den Bizans donanmasr hAkimdi. 6


Peloponez'de bu sıralarda beklenmiyen bir değişiklik oldu ve l27B de II. Wilhelm Villehardouin ölünce, More Despotluğu Ch. Anjou'nun hikimiyeti altına girdi. İlk bakışta Bizans'ln zararına gibi görünen bu durum, Frank hökimiyetinin zaifleınesi sonucu Bizans'ın lehine oldu. Daha önce II. \\'il1relm'in mücadcltı etmek zorunda kaldığı güçlükler, bu defa Ch.Anjou'nun eyalet reisinirı üzerine yığılıyordrı, sürekli muharebeler sonunda memleket harabeye dön-müş ve LAtin hökimiyetinden memnun olmayan Grek halkı da ayaklanm4tı. Bu şartlar altında İmparatorluk, Arkadiya'ya kadar uzaflarl sahada kolayca hökimiyetini kurabildi.

Dış politikadaki brı başarılar, içeride vukubulan hAdiseler dolayısiyle bir anda tehlikeye girdi. Bizans halkı, rahiplerin mühim bir kısmı ile bütün keşişler, Kiliselerin birleştirilmesine karşı idiler. Kilise ile VIII. Mihael'in ilişkileri daha önce de bozulmuştu. Bizans tah_ tının vArisi çocuk yaştaki Ioannes Laskaris'in Mihael taraflndan göz_ lerinin oydurulmasrndan sonra Patrik, Paleologlan aforoz etmekle tehdit etmişti. VIII. Mihael Patriği ve bir kıslm rahipleri mevkilerin_ dcn uzaklaştırınak suretiyle bu badireyi atlatmışsa da, halkln ve ki_ lise mensuplarrnın bir klsmı uzaklaştırılan Patrik Arsenios taraftarı idi ve bunlann mukavemeti kırılamaınıştı. Bu defa VIII. Mihael Papa ile anlaşarak Roma Kilisesinin üstünlüğünü kabul edince, büttın halk bu davranışa karşı çıktı. Patriğin Papa ile varılan anlaşmaya karşı gelmesi, işi büsbütün güçleştirdi ve bu sebeple yeni bir Patrik seçil_ mesi zarureti ortaya çıktı. Yeni seçilen Patrik Ioannes Bekkos Kiliseler Birliğini kabul etmişse de, Bizans Kilisesi içinde bir şizma başgösterdi ve birliğe karşı ola.nlar, İmparatorun atalar dinine hlyanet ettiğini, Lötinlerin ebedi bir Bizans düşmanı olduğuıru ilAn ettiler. Fakat İmparator, devletin varlrğının sözkonusu olduğunu ileri sürerek UNioN kararında direndi. Bunun neticesinde muhaliflere karşı görülme miş bir şiddet hareketine girişildi, hapishaneler her 'srnıftan Ve yaştan kimselerle doldu bu şizma (ayrılık) İmparator ailesinin içine kadar girdi.

Şiımanın doğurrİuğu güçlükler, nremleket içinde kargaşalıklara sebep olmakla kalmıyarak komşu ülkelere de sirayet etti. Önce Bulgaristan karşı çıktı ise de, ülkenin iç karışıklıkları'ndan faydalana.n \4ihael, Bugaristan'ıhizaya getirmeği başardı. Epir Despotu onu takibetti ve az önce Arnavutluktan aldığl liman şehri Butrino'yu işgaletti. Miheel'in uz|aşmaz düşmanı Tesalya Beyi Ioaırnes, yıllarca Batı devletleri ile işbirliği Vaparak Bizans İmparatorluğunun eski toprakla-


nn: birleştirme çabalarına karşı mücadele etmiş iken şimdi bütün Ortodoksların hamisi kesilmekte ve ntıtiın lJnion aleyhtarlarını etrafina de topladığı bir konsilde (zındık) fi*',i*#,7,

İ;;;.;';H#-

Bizans - Roma Biriiğini ayakta trıtabilmek için Papanın cla nıücadele etmesi icabetmiştir. Papa X.Grdgoire,ın ı2ıa au ölümünden sonra' Roma'da Sicilya Kralının niifuzu artmış ve Roma - Bizans işbirliği duraklaüıştı. Papa ııı. ıvitoi. (1277_1280), bu işe ağırlığnı koymuşsa da, onun az sonra ölümü üzerine seçilen yeni Papa I\z. Martin Napoli Kralıııın nüfuzu uıt*u girmiştir. Bir Fransız olan Martin, Anjou ailesinin is.tilö siyasetinin Aleti hAtine gelmiştir. Papa_ run himayesi altında Ch.Anjou, eski Kral IL Baldou'irr,ır'ogı, nııp ve Venedik Cunıhuriyeti ,.Jrr,du .,Grekler ratin İmparatorluğunu kurtarmak,, maksadıyla '.;;;;;;*p.aıı", 3 Temmr, ı2gı d" bir andlaşm aya varılt...Hat|a- rrpu, daha ileri giderek VIII. Mi|oı. hael'i aforoz eder ve urı'tıyu" H.ıkı*durır.*,r_"rrnla işbir_ .bütün üği yapmaslnı yasaklar. Bcıylece VIII. Mihael'in Kiliseler politikası iflas etmiş ve bizzat Roma, bunun feshedildiğini'ilAn .,-işir. Batı devletl";i İ';;.;; karşr savaşmak üzere birieşirler: o Papa kendilerine moral verir, Venejıı.'aorrurr-asını "uİunAvignon,a *ril-ribulunan Sici]ya,nın em_ rine veriı', Balkan devletleri de Bizans ,ı"yırı#ij; ;.ö:;e katıIır. Ch'Anjou ile işbirliği hAlinde b"l;; Sırp Kralı Mii;;i, Q2B2l32l) ile Tesalva Beyi Ioann.' ııluı."ao.rya;ya taarr.r, Srrp KraIı üskübü'elegeçirir. "d..l.r,

Bulgaristan'da, İmparatorun adamr olan III. Asen İvan,r yerin_ den uzaklaşhran Ve *i*.1i ,oyrrdrr__gelen r.Georg Terter (t2B0* i292) de, Boyarların temsilcisi ,unrı elegeçiriic" ıi-ru ,ı"y'rarı|i. r.ruıyu hinde}i iepheye katıIır, Anjou'larlJ-r,. ile birlikte lıareket -i.r.." etmeğe başlar. o zamana kadar Ch.Aniou, hedefine nr, yut_ laşmamış ve VIII.MihaeI de u" a.....'tehlikeli uı. ar.u*, düşmemişti' Bizans İmparatorluğunun'or.r-g.ı-ış gibi gor*ur.la". Böyle kritik bir durumda vukubulan mühim bir hidise, ların istili planlarını altüst edeceı. g'ur* s.alay başarısının Anjou, bayramrnı kutlayacaktı. İmparator VIII. "" Mihael ile Arag""/"_]i."ı, ııı. Peter, l266 da Manfred'i d"rri..."t Si.iıy. Kralhğını elegeçiren Ch. Anjou'ya karşı bir komplo hazırlad,ı1ar.-iıI. p",., Manfred,in damadı idi ve Bizans, planlarınr gerçekleştirebilmek için ona madclİ yardımda 8


bulundu ve Peter bununla bir donanma meydana getirdi. Aynı za' manda Sicilya'da yabancı lrökimiyete karşı halk ayaklanmaya tahrik edildi. Anjou'larrn devamlı harp politikaları ile sir,il idarenin yolsuzluklarr, halk arasında büyük bir huzursuzluk yaratmrştı. Bizans'rn para yardımı bu hoşnutsuzluğu büyük ölçüde destekledi. 31 Mart l2B2 de, Paskalyanın ikinci gününde, akşam kilise çanları halkı ibacete davet ederkeır Palermo'da patlak Veretl Ve l-'ıütün Fransızlarrn kıhçtan geçirilmesiıri işaret eden ayaklanma hareketi, çok çabuk bütün ad,aya yayrldı Vt, son derece kanlı bir tarzda geliştirildi. Böylece Sicilya'da Anjou lıikimiyeti sona ermekte idi. Ağustosta Peter donanmasr ile Sicilya'ya yanaşü, Palermo'da Sicilya Kralı ilin edildi. Bundan sonra Ch.Anjou, ancak italyan yarrmadasrndaki rnüIklerini muhafaza edebildi. Papa da bu hAdise sonunda ağır bir darbe yemiş oluyordu. Litin İmparatoru ünvanınr taşıyan Filip, lrayallerinin sona erdiğini gördü, Venedik ise, Bizans'a ve Aragonya Kralııra yanaşmak için firsat kollamaya başladı. Yirmi yıldan beri İmparatorluğa karşı hazırlanan flrtına, VIII. Mihael'in dA.hiyane tertipleri sonunda suya düşmcktc idi. Batı'nrn Bizans'ı istilö tasawurları karşısında İmparatorluk başarılı olmuştu. LAkin, Imparatorluğun eski araızisini geıi almak üzere girişilen muharebelerin neticeleri cılızdı. Balkan yarımadasrnln ya_ rısında İslav devletleri hA.kim bulunuyorlardı. Bir aralık İmparatorluk, Bulgaristan'dan bir kısım arazi geri alııağa muvafiak oldu ise d-c, Sırbistan tehditkör olmakta devam ediyordu. Denizlerde de hila İtalyan şehir devletleri hüküm sürmekte idiler. Peloponez'in bir kısmı büyük bir gayret sonunda İmparaiorluğa katılmış ise de, mühim bir kısmı höla Frankların elinde bulunuyordu. Attik yarımadası ile Böotia ve civar ada|ar da Frankların mülkleri idiler. Tesalya, Epir, Etolia ve Arkadia Anjou'larrn hAkimiyetini tanryor ve İmparatorluğa karşr sert bir tutum takınıyorlardı. Bizans'rn bu eski arazisini geri almak hususundaki çabaları, burada olduğu kadar hiç bir yerde mukavemetle karşılaşmamıştı. 1204 de vukubulan facia, Bizans'rn iç çek\melerinin bir neticesi olduğu gibi, bu defa ayrılık istekleri lıirleştirme çabalarrna şiddetle karşı koymakta idi. İmparatorluğun birleştirme arzusuna karşı koyanların başı, Balkanlarda Tesalya magnatları idiler.

Balkanlardaki sürekli lrarpler ve Anjou'lara karşı yapılan Savunma muharebeleri, Bizans İmparatorluğunu bitkin bir hAle getirmişti. VIII. Mihael'in Batr politikası, bu girişimlere sürükliyen fikirler bakı-


mlndan anahatlarlnda, Manuel Komnen,in Batı siyasetini anclırmakta idi. Bu politika, Mısrrdarı İspanya'ya kadar u'Zanan sahalardaki dünya hödiseleri üzerinde tc'sirini gösteren bir Cihan siyaseti idi. Fakat, devletin srrtına o zamanki Bizans'ın kaldıramı1a.ug, kudu, ağır yükler yükleııckte idi. Zira, Milıael,in büyük bir devlet olmak uğrundaki gayretleri, devletin lrayat kaynaklarını tüketmekte icli. Vaktiyle Manuel devrinde olduğu gibi şimdi de, Anadolu,da Bizans, ın kaışı koyma gücii kalınamlştr Ve Jıu husus İmparatorluk için ağır neticeler doğuracaktı- Bizans İmparatorluğu, Mihael'in bütün gayretlere ı'ağmen, sür'atie ve tedavisi imkAnsız bir çöküntüye doğru iler_ liyordu. VIII. Mihael'in büyüklük tutkusuraulı İ-puratoriuğu ile lraleflerinin süfli Bizaırs devleti arasıncla btiyük bir fark vardr. Zira, VIII. Mihael'in halefleri zamanında Bizans, önce küçük bir devlet hölini alıyor ve daha sonra da komşulaı'ının siyaset arenasl oluyordu. Bu }ııyıık değişikliğin sebebi çok açıktı: VII[. N{ihael dAhiyane bir dev]et adamı o]masrna karşllık, halefi II. Andronikos zaif ve yetersiz bir adamdı. Sona ermek üzere bulunan l3. yİizyılda görülen Bizans,ın süratli çöküşünün kökleri ise, derinlere kadar'inmeite idi, Devletin biinyesindeki dertler tedavisi imkAnsız bir hal almıştı, dışarıdan uğ_ radığı baskı]ar ise, Bizans'ı kaçınılmaz akibete doğıu sıırıı.ıııyordu. Devletin organlarr çürümüştü vc VIII. Mihael za"manında uğradığı haddinden fazla yüklenme, çöküntüyü hızlandrrdı. Tam bu sıralarda genişlemekte olan Osmanlı ve Sırp deı,letleri ise, yeni bir devrin baş_ ladığlna alAmetti. Doğudan ve Batrdan uyn, ,u^unda uğradığı taairuzlar karşısında Bizans İmparatorluğu, askeri ve maİ bakımdan Aciz bir duruma .düştü. Bizans'ın çöküşü, işte Iıu iç ve dış faktc;rleriır neticesi idi.

II. Androııikos (l2B2-132B), yüksek ka]itede bir devlet adamr olmamasrna rağmen, genellikle sanıldığı gibi zaif ve yeteneksiz bir insan da değildi. Devlet idaresi hatasız olmamakla beraber, dev_ letin karşıkarşıya lıulunduğu problemleri çözmek maksadiyle aldığı tedbirler, onun devlet idaresinde anlayışlı bir hükümdu, oldrgrr, göstermektedir. Yine de eger başarllı olamamışsa bu, hödiselerin arut 9l"r] kudretini çoktan aşmlş bulunduğunu goste.i.. Çok iyi yetiş. ıniş bir Prens o]an II. Andronikos, ilme r,." a.bıyutu karşı çok ıgiııyai. Devrin Theodor Metochites ve Nikeforos Gregoras giu .., ,#,rr-rş fikir adamlarl, onun yakın çevresini teşkil ede"rlerdi. Şayet siyasi sahadaki çöküşüne rağmen, Paleologlar devri kültür sahasinda gel\miş ve Istanbul da o zamanın kültür merkezi olabilmişse, bu işde Andro_ nikos'un }ıüyük payı vardı. 10


olarak

İmparator Daha babası hayatta iken Androııikos' Ortak Bizans, -b.aşlangıçtan devlet idaresine kutri,,rş ve tecrübe edinmişti. beriolduğugibişimdia.,ı,,,ı.,,ı.ryöndenolsunder,letinbirliğ.ivebölünmezliğiprensibinetugı,ıai.Fuk.t,.devletmekanizmaslgittikçe araslırd.aki ilişkiler gittikçe laşka bir hal almış ,,," -Jrı.., ile eyaletler bir eyalet reisi taraflndan gevşemişti. Bundan btıyle artık 'yuı"tı"' de vzıliler çoğunluk, Immerkezi idare namrrru ytır.tiıı, bu sebeple seçilirlerdi. LAkin, oaratorrın akrabası rÇJ rr.ai-leri gibi kimselerden güvenin uzun sürmı:;;;;;; Jilrk a.giş,iriımesi, kendilerine olan bu çok ince o,an bağlaıın a;gi ur.ıu-,nr, ifuJe etmektedir. Bu suretle altına gireyaletlerin y"ıi top'ak- ağ-alarının lıikimiyetleri

kopmasl, mesinesebepoluyo..,.bt,yle.edeı.'*let.idaresiniııtemeliniteşkiledenkalhiyerarşisi ortadan sıkr merkeziyetçi sistem ve bunun iyi işliyen kıyordu. Bi_ Başşehirde Paleologlar hanerlanrnrn yerleşınesi'

Geri alınan ,u,,*uuy,ı.,oyl,,l,,,,',,.zaferiicli.Feodalleşmebuslradayeniden erişiyor' Sivil ve hız kazanıyor v. 14. yüzplda en yüksek seviyesine toprağa

üzerinde oturan ruhani toprak sahipleri, mıııkıerirri ve bun.rn geniş ölçüde' irotiyaz|ar artrrryor' bağlı serfleriq ( p aro iki) sayrsrnl halkın gittikçe ,"*jo", ve bir ioı. -"uriyet elegeçiriy.ordu. Bunlar, ve devgeçiriyorlar hayat artan sefaIeti ortasında, uy""ı' 'i,,iı"'ı'i' letinyükümltılüklerindenherandahauzaklaşıyorlardı.Bunakarşılık kalmıyor' bunun yanında ;;|;'; royı, mtııı.ıeri ortadan kalkmakla lrem de işçi giicünü büyük küçük soylular da hem arazisini kaybediyor sıklaşan düşman akınmülk sahiplerine kaptırıyordu' Bu -s"uıa'du bu akınlar karşlsında ancak

ı,u"uı"y' çevirmekte- ve bu- harekct gittikçe büyük mtılk sahipl-eJ uy"u'" kalabildiğinden clevleti sadece siyasi yönden hızrnr artırmuı.tuao Bı t''arzdaki gelişme ve askeri bakımdan da mecalsiz bir hale getirmekle kalJıyor' mali vergi muafiyeti zaata ığratıyordu. Büyük mülkler, artan bir tempoda ödiyen köylü ve küçük kazandığındrrr rr. n,',"' yaıırnda devlete vergi devletin asilzade sınrflarrnr btıytii mülkler ortadan kaldırdığından bo_ görülen toplanmasında vergi gelirleri gittikçe azalıyor ve vergi diğer Bütün zukluklar da, büyüt olçüje buna yardım ediyordu' a*"u sahipleri gıilı tı-u' (pronoia) mens'plT'-da imtiyazlarını bir hizrnet artrrmakta devam ediyorlardı' Başlangıçta PRoNoiA'laı mülko|mayan caiz . karşıIığı faydalanmak ıir.r. ve miias tırakllması geçtasarrufuna ı", oıjrrg* hAlde, zama;,a bu topraklar şahıs1arın daha Mihaeli'in' VIII' meğe ve babadan oğula verilmeğe iaşlanmıştır' ettiğini devrin tarihhibe iroroiu'ıur tahta çrktığr anda y?nJuşırr,"u larr ise, memleketi

1l


çisi Paüymeİes yazar. Zama'n ilerledikçede İmparatorluk, Pronoia, ları müIk edinmek istiyenlerin arzusunll yeriıre getirir nunla beraber genellikle Pronoia mülkleri, biındanolmuştur. Bu_ önce olduğu gibi bundan sonra da, lrususİ bir statüye bağlı olmakta devam etmiş ve meselA satılması- yasak edilmiştir. LAkin ğittikçe ı.uru.tı.r.r, ı.odaLizm karşıslnda Pronoia sisteminin d., urıi ;;fi;;;; sapırıargı bir gerçektir. Bu sistç min böylece bozulmasından sonra, Biru* ordusunun büyük bir kısmı ııcrıtli askerden toplanır ve bu hAl, d_evlet nıaliyesine ağır yükler getirmiştir. "i;; Mihael Bi]hassa VIII. dev_ rinde büyük iddialarla girişilJn urk"ri seferler, devlet maliyesini kenıirııiştir. Bu esnada, hudut boylarında *"ıri.]ir-g"r"irondakiler -ç*rrubitdiği dışrnda, İmparatorluğun sefere ancuk 1 5000 kadar urı.i, tahmin edilmektedir. Elbette, devletiıı parlak devirlerinde sahip olduğu orduya nisbetle ve hatta I(ornnenier devri ile ı.orşrırştrrrıar_ ğıııda llu ordu az olmasrna rağmen, fakirleşmiş bi, İ;p;;;ior]uk için ve bilhassa çoğu ücretli o].an ü,;yl.-bi, ordr.r.* uyuktututulabilmesi yine'de ağ:r bir yük olmuştrr. iü, şartlar uıtr.rdu'ordrn-un esaslı bir taruda azaltılmaş icabetmiş ve II. Andronikos b, işi yap-uk ,orr.,du kalmıştır. Fakat, bu hususta da aldığı tedbirler yur,ırş oeticele, v.rir. MeselA, donanma büyük maddi fed"akArlık ıcauetttjiglrra., aorrurmayı tamamen kaldırmayr Ve Cenova'nrn ittifakındaıı"faydalanmayı düşünmesi, ekonomik bakımdan da devleti Cenova,ya bagrmı, nır h^le getirmeğe sebep olmuştur. İmparator, kara ordusunu da son derece azaltmış ve böylece ord,r, yok denecek ıraı" g.i*ışiir. Yaklaşan osınanlı akınları }arşısııda, böyte bir dr.r-uo ;;ş;" Bizans İmparatorluğunun *ukur,.m.t g,rrt.r;.rı elbette beklenemezdi. Bizans altınının değersiz madenlerle kıymetinden düşürülmesi neticesinde, iktisadi bir bıhran meydana gelmişti. ll. ytizyıidan _|_İ._' beri si,|ikgİ değer ka;ıbeden Bizans altın, ( H-ip.rp. r ynzyı?da ),' nisbi bir değer kazanmış ve l3. yİizyılaarıru j.g".ii bii para olarak gir_ mişti. Bunun da sebebi, altın'oru.rr-, !d 90 miktarrn.da art;rrlmasr idi. Bu tarihten sonra, değer kaybetmeğe başlıyan Hi|erper,in dış itibarı da sarsı]maktadır. 13. yıızyilrn ortasından i,ibaren daha üstün değerdeki.-İtalyan şehir devletlerinin paralarr karşısrırda devamlı olarak gerilemiş ve bir zaman\ar dünya c;içiisünde paranın, artık hiç itibarı kalmamıştır. Meselö, 14. yİizyıIınortasında 'uyr';;; artık asli değerinin ancak yalrsınr tutturabilmektedir. Bunun neticesi olarak |iz,1ruta fiyatlar ölçüsüz derecede aftar, öze|likle gıda maddoleri halk için bir dert olmağa başlar. Bundan sonra Bizans,ın mall durumu da gittikçe bozuluı, iktisadt hayatın gelişmesi acıklı bir hal alır ve Bi_ T2


zans lıalkı bu yüzden iktisadi durumun btitüıı yükünü sine1e çeker. Sürekli olaıak azalandevlet gelirlerini artırabilmek için II. Andronikos vergileri yükseltmiş, fakat bu terlbir ancak geçici bir f:1ahla1a. yaratabiliiştir.'Bu sıralarda gelirleıin 1 milyon Hipeıper olduğu bilinmek_ tedir. Fakat verginin a=rtrrllması nisbetinde lralkın yükünün ağırlaş_ tığı da bir gerç&tir, yine bu sıralarda ayni vergi toplanmasrna da başlanmıştır. g, .rrrrda dcvlet gelirlcrinin artması sadece, gelirlerin yıii.seltilmesi neticesi olarak kalmayıp II. Andronikos'uo büyük mülk sahiplerinin imtiyazlarını daraltmasrnrn da bir neticesi oluyordu. Bununlaberaber jişıi mülk sahipleri ile nufuzlu manastır nrülklerinden fazla gelir sağlanamadığl anlaşıhyor. II. Andronikos'un bu esnacla toplamayi başardığı vergi gelirlerinin gibi görüımesi, bu devirde Bizans'rn çağdaşlarınrn gözünde çok fazla ,."d.."., fakiilem\ oliuğunu gösteren delilleıden lıiridir. Bizans'rn parlak devrini yrşujrğ' ilkbrta Qağ'da, yıllık gelirle,in o zamanın sağiu* ult, purur, ı1e z-g milyonu bulmasına karşılık şimdi gelir ancak t milyona erişebilmekte idi ve bu zanıanrn altınr, değer bakınırndan

eski devir altrnrnrn ancak yarısr kadardı. Elbette II' Andornikos'un vergi reformundan önce, gelir çok daha azdı' Ştıphesiz vergiler dilimini dev'ietin biricik gelir kaynagr olmamakla beraber, en büyük yiııe de bunlar iırştu..iyorırrdı. .Zıra, gümrük resminin büyük bir Lısmı şimdi artık Bizans;a cleğil, İtalyan deniz devletlerine aitti.

o"uı"t idaresinin cari harcaınaları, gelirlerin biiyük ]ıir kısmınr

ü1_ yutmakta, bundan başka Bizans'ın hudutlarınr sıkışbran konışu donantutan i."I"r" büyük meblağlai öclenmekte, nihayet 20 kadırga idi. mayl Ve dooo ı.ışıiıJdaimi suvari orc]usırnu beslemek gerekmekte Bu ordunun 2000 kişisi Avrupa yakasrrrda, 1000 kadarı da Anadolu'da kısııırnı üslennıiş bulunmakia icli. imparator, gelirlerden büyük bir sebebiyle olmasr ağır istiyen b, ordu masraflarını, maddİ durumun ar_ clalra tahta çıktığı esnada azaltmışve bir daha ordu harcamalarlnl tırma imkhrrı b,rlamumlştır. Buna karşılık, hudutlar üzerine yüklenen yabancrkavimlerdensulhsaünalmakmaksadıylaödenenmeblağlar, hız_ iltiytıı. bir yekün tutmağa başlamış ve bu usul devletin çöküşünü alan hölini devlet lu.'dırun fatttırlerden uiiı naııni almıştır. Kıiçtık bir Bizans, eski parlak devirlerin hayali ile övünüyor, lakat ona löyık ol_ mak için ycrine getirilmesi gerekenleri üstlenemiyor, coğrafi duru*rrrr, gerektirdiği ihtiyaçları karşılanrak kudrctinden mahrum }ıulunuyordu.

13


II' Andronikos'un clevlct idaresi, balıasrnın siyasetinden bazı bakımlardan farketm'ekle kalmadl, or"iııtı. }ıarpler bakımından büsbütün ayrıIdı. Zira, yeııijartlar ir" ,roL,rau clevteti tu,,,u-iyl. değişik bir politika takibetmeğe zorlamakta idi.IV' Martin'in Papa seçilmesind", ,r. h.ı"Kiliseleri }ıirleştirme siyase ti, Sicilya l",ıi"Lrra"n sonla, ma,taslılı kay}ıetmişti. II. Anclronikos, daha ."n,, irJrşr"jaır hemen sonra Ortodoksiye kalacağını i]An etti. Bunun üzcrine VIII. .sadık. x{ihael'in Unioı, siyasetini L"ıriı .a.r, roannes Bekkos sörevinden ayrıldı ı'e Lyon Sinodundan ,orr.u tekrar Patrik oldu ve onun az sonra -.r,kiinden ,r"ı.iririrı"n rozef ölürrıü üzerine de Kıbrıslı Geor_ gios Patrik seçildi. Böylece .rllu;;_;;ran sona ermiş r,e L',ıon konsi_ linden beri devleti sika,, kAbus I(ilisesinin bozulaır.de1sevi y.Ja*"t"rabilmesi ";;;l"" kalkmıştı. LAkin, Bizans için daha uzün Zaman ge'çmesi gerekti.

aalıit ,(eott partisi

+adi(.aı "politikacılar" lakabl i.ril.n yenideır

yanlısı

iı.lir-ı,

hükiimet

"" ,urru-u pur,ı ururrrrauki a]evlendi. Çok önce vefat eden Arsenios,u tuıtan Zt.ot,lar, kiliseye ve devlet idaresine ı.a.ş, laii., . Zamanilerlcdikçe çığrından çıkan bu tartışmalar, müfrit taraftarlar dışında Arsenit,ierin büyük bir bölümünün 14' yiz yıl başında Kilise saflarına katılmasl ile sona erdi. Kilisenin mevkii bütıin manevi hayatı üzeY:'I-ryrrtorluğun rindcki nüfuzu, kuvvetli bir brtoclok';l"" IL Andronikos,ulı hökimi_ yeti zamanından en yüksek seviyeye Jşti. Letin hAkimiyeti devrine rastlayan Ve uzun süren buhruidZn, rjii'.ı*"_il;ir#ffi;cleri sırasındaki çalkantılardan sonra Blzais manastrr]arı artrk, mac]di yc manevi bakımdan bir devreye erişti. Manastrrlar ve bunlar Piil"| arasında eıı kıdem]isi bulunan Athoi altın devrini yaşadı, manevi güçleri afttı,. arazileri genişledi. ^unurt, Aleksi Kornnen zamanından be ri imparatorun şahsrnu ırugıi uri, u]un ,,qrıro , manastırları, ] 3 l2 . deki bir Imparatorluk fermanı iıJistanbuü Patrikliğine bağlandı. Bundan böyle. bütün Athos ınanastlrlarının reisi ı,e ruhaniler-nieclisinin başı (P r o to s ), Patrik tarafindan tayin eclilecekti. Kilise ırir-r.rşirira" de bu sıralarda değişiklikler yapıldı. BrrJu., sonraki gelişmelerde devlet hudutlarr gittikçe daraldı ve küçüldü, buna karşlrio.iodoı., il#; hem elden çıkan arazi üzerinde, ı..- j. Balkanlar'da, Kafkasya,da, Rusya'da ' ' ' olmak üzere ortodoks dünyasınrn nrerkezi olmakta devam etti, Bizaııs dev]etiniıı tenrel bir unsuru olarak kaldı. Devletin içinde bulunduğu askerl ve mall durumdan dolayı Il'Andronikos, dış potitika -."'.ı"ı.rirje çok ölçülü hareket etti. Bu

l4


yaparak devleti yüzclen lrer yöndc dostane ve sulh yoluvla anlaşmalar Batıdan ciddi iri'u,,. Sicilia katliamrnd an beri

H;;;;;;"r;ğ"

ile ilişkisi bulunaır devlet_ bir tehlike gortınmeireJır"'rug*.r, Bizans Macar Prensesi Anna' karısı ilk lerle iyi münasebetl* r"'-"g] çal'it'' Markgrafinrn klzr nrn erken ölümünden 'o"'J ı'2g+ de Monferrat SclAnik üzerindeki taht Irene ile evlencli, böyı".; Moırferrat ailesinin oğlu ve tahtın vörisi IX' Mihael'i iddiaları da sona ""i'iş-oı"yordu' Batr',da Bizans'a karşı düşmanise, bir Brmeni P.",r*"ri ile evlendirdi. kallrmamıştl' Buırun başlıca Ca tasawurlar henüz tamamen ortadan Kralı,- Anjou'larııl iki mihrakı Fransa iı" xupoıı Krallığı idi' Napoli bir kıslm araziyi Epir'deki Bizans aleyhtarr politikasına vAris olmuştu' Beyi ile aralarrnrn açıl_ Tesalya elegeçirmeği başardı ı'e bu hidise' Epir;e taaruz edince' Epirli'ler maslna sebep oldu ve Tesalya Beyi bir ZarrraıL sonra Yunanis_ Bizans'tan yardlm istediler' i]oyı"" uzun Epir başladı' Faka.t' az. sonra tan'da hAdiseler Bizans lehine gel\meğe Beyleri vel'at etti' Bu Despotu iı" niru,"j'' "'ki dğ*u"''Tesalya

hödisedentaydalana,Slrplar,-Epirarazisinetaarruzetmektegecikmediler.

daha önce Sırplarrn güneye doğru Bizans .arazisi üzerine edecekti. Milu_ devam fasılasrz tiklerı taarruz|ar,;;;J; sonra artık tin(1282_132l),Bizans,rnelind,enÜsküb,üalmıştıve11297deBizans, kaldı' Il'Andronikos' rn Sırplara t-ş y'p"gr seferler de neticcsiz giriş_

SırpKralınuı.,,ı.-a.şiEudokia,yıverereksulhusağlamabağlarıakimparatoıundan dul kalan tan başka çare bulamud'' Fuku" Trabzon onun ycrine 5 yaşınuraoı.ir'yr'Milutin reddetti ve ll'Andronikos' Bu evlenme lVlilutin'e üldaki kızı Simionisii vermek zorunda kaldı.

karş. onu güçlendiriyordu' kesine itibar kazandrrryo, u, mulıaliflerine Th'Metochites idaresinolan bi}gin IJzun müzaı.""ı"a"o v' tanrnmrş 1299 yılında iki ülke So[Ta' ua'd'ğ' u'luş"'u'lu"

deki elçi ı-'.y.ti''i" Bizans Prensesi' claha önce araslnda sulh imzalandı' Kliçtik yaştaki Miiutin'e gelin gidiyordu. Milutin tarafıniki c]efa evlenmiş bulunan-oı"ıa _Priiep İştıp hattınrn ötesindeki dan evvelc. .ı.gŞiı"' "e Bizans arazisi Milutin'e cehiz verildi'

Bizansilevarrlaıdostlukanlaşmasl,SırpdevletiüzerindekiBi-

devlet idaresinde Grekleşmc zans tesiriıri urtr.Jr. Sırp sarayırrdu ve kuwetlendiveSte[ahDuşanzamanırıd,abutesirevcineçlktı.Bundan gelişmeler_ çok dalgalı lıir seyir sonraki yıllarda, iı.i a.'ı., arasrrrdu1i kültür.tesirleri gün geçsürdürmüşse de, Bizans'rn Srrplar üzerindeki

tikçe arttı. 15


Bizairs'ın Balkanlarda bu derece zaif bir cluruma düşmesi, İmparatoriuğun ma,li ve askeri yönden bitkin bir hale ;;il* drş'p";tikada ise özel]ikle Anadolu]c,a karşılaştığl ölüm derecesine hAdiseler, Cenova rre Venedik ile sürdürülen 'aran muharebelerin bir neticesi idi' VIII.Mihaei'in_Venedik'in veya Cenova,nrn tek taraflı nufuzu ullPu. düşmtmek için çaba sarfetmesine karşılık Il'Andronikos, bü_ yük siyasi iratalarclan birini işliyerek Cenova,yu ;ry;;o yol.r.r., tütmuştu' Bu sıralarda Venedik, Ege denizinin'gtıney turunr,o rru._ mederken Cenova da Oniki aclalardla, Mur*urri"rrıraa. v. Kuru_ denizde kuvvetii koloniler kurmtış u. coır,r;al buradan ;;;i;il Karadenize vc Akdenize açılan deniz yollarınl kontroltr altıncla bulun_ duruyordu. Bu suretle Cenova'nın çok kuwetlenmesi neticesinde, Cenova ile Venecli]< arasındaki eski rekabet arth ve 1294 de bu iki deniz hAkimi deı.'lct arasrnda bir harp patlak verdi, kısa b,ır zaman sonra Bizans İmparatorluğu da ıru ıra.ne sürüklendi. İki italyan dev_ leti Başşehir öıründe biribirine girdiğinden c;;;r;;]r# dan lıimaye gördiiklerinden, muharele Venedik "" ile Bizans,, irturnrl, da karşıkarşıya gctirdi. Muharebenin en kızıştığı bir anda Cenova, Bizans,ı kendi başına terkederek Venedik ;ıe ıigg de ebedi bir sın yaptı. Sonunda Bizans ile Venedik arasında da l302 de Bizans,ın Venedik,,e ağır bir tazmin.at ödemeğe mecbur olduğu bir sulh imzalandı. Bizans Venedik'e eski ticari imtiyazlarında, üi, u; Adalar çoğunu deııizinde bazı kolonileri de ona terketti. g, ".r;i dolayı ı.aoıselerclen Ce_ nova, Galata'daki yerlcrini kuvı,etli surlar]a tahkim ,orur'Ja kaldr. da yetinmiyerek Ceırova kumanda, u. roçu];;;i;"p P"1"..l1 ,rrdtnleriyle çok zenginleyen Bened otLo Zaccatia, 1304 de Bizanslıların e]inden Sakız adasını alch. Muharebeden her ıiı İt ıyan a"uı.tı ı.rrvetlencrek çıkmış, fakat hiç._beklemediği bir muhareil"y" r,ı..rı.ı..r"r, "-' Bizans, zarar görmüş, üstelik alçalmış"bir hal. il;;;il

l6


OSMANLI DEVLETİNİ}{ KURULUŞU Tam bu slralarda Anadolu'da dünya çapında önemli hödiseler 13' vukubuluyor ve bu hödiseler Bizans'r canevinden vuruyordu' istilaiı Moğol eden altüst yüzyılın o.turrrdu, büttın Yakındoğuyu saönünden kaçan sayıSrz Türli boyu Anadolu'ya sığınmrştı' Büyük yıda insan Selçuklu-Bizans hududrarı üz<rine yığıldı ve bu insanlar

ioprak ve ganimet aramak suretivle Anadolu'nun batısında akınlara Bizans'rn buşıudrıur.- Zaman|a Türk akılnarr dozunu artrrdı, lAkin sakurulan zamanrnda mukavemeti zalfti. Bizans'rn İznik devleti açılmıştı' vunma sistemi yıkılmış ve meııleket düşman hucumlarrna 126l de eski Başşehr. tuşrr,rnu hidisesi, İr4paratorluğun Anadolu' daki savunma sisteminin zaiflemesine sebebolmuştu. Devlet merkezibu hödiseden sonra doğu hududundaır uzaklaşmakla kalmamrş' İmparatorluk siyasetinin agırlık noktası da batıya kaymıştı' Resto-Balkanlardaki uğraşrları artmış ve Batıdan .uryondrn sonra devletin imparatorluğu tehdit eclen tehlikeler de, devletin bütün kuvvetlerinin Savun_ Arrrrpu yakasında toplanmasını gerektirmiş ve Anadolu'nun Mihael VIII' *rrr, askeri ve mali bakrmcian ihmale uğramıştı' Daha veya zamanında hudu t mıhafız|ar ıır ı n ücre tlerin i alamadıkları oluyor muharebelere Anadolu hudul muhafizlarının Avrupa yakasındaki götürüldükleri görülüyordu. Bunun yanıncla gittikçe kuwetlenen yol ieodu1 sistem, nuart savunmastna ayrrlan' araziıin de ulalmasıı:a açniakta idi. Anadolu'daki savunma sisteminin bozulmasr, bu suretle muhteliI faktörlerin birleşmesi neticesinde hızlanmıştı'

Türk fetihleri gittikçe hudut bölgeleri üzerine yükleniyor ve Bi_ zans şehirleri ancak şurada burada karşı koyabiliyor ve düşmanı geri durdurmak çekilmeğe zorlıyabiliyorlarsa d,a, açık sahalarda düşmanı mümkün olamryordu. 1300 lerde hemen bütün Anadolu Türklerin eline-düşmüştü. İznik, Izmit, Bursa, Sard, Alaşehir, Manisa ve bun_ T7


iar dışında Karadeniz'de Eregli

Akdeniz'de izmir

r_e

Foça gibi bir

kısrm kaleler Ttırk istilAslna dalıa 'e bir müddet karşıkovabildi. iethedilen arazi Türk beyleri arasrnda bölüşülctüğünden, Batr _\nadolu'da birçok

Tıırk Beyliğinin kurulduğu görüldü. Eski Bitinşa Kocaali eı_aleti, Osmanlr hanedanının kurucusu bulunan osman'ın hikimiçeti alnnda idi. Kısa bir zaman sonra }ıem Bizans ve hem de Güneç i=laılan bu

dinastinin idaresi altında birleşecekti' Askeri iktidardan r_okun bulu_ nan Bizans, çaresiz bir facia ile ka.rşıkarşıya idi. Bir zaman]a: Bizans' ın beşiği olan' Anadolu, ebediyyen kaybolmak üzere idi. II. _\ndron_ kos, imparatorluk arazisi üzerinde ye.leş-.k istiı_en ı-e buna mukabil Türklere karşı yardım vaadeden Alanlara da boş r-ere bağlanmıştı. Gerçekten anlaşma gereğince'bunlardan çoluk çocuk l0.ı:ı00 k\i ka_ darı İmparatorluğa kabul edildi, lAkin netice olumsuzdu. onak imparator IX. Mihael tarafindan Türklere karşı Anadolu'şa ser-kedilen Alan kıtaları, daha ilk karşılaşmada Tıırkler tarafindan rlagtılmış ve bunun üzerine Alanlar süratle geri çekilmişlerdir. İmparatorun çok sıkışık bir durıımda buluıduğu bövle bir za_ manda, Katalan kumpanyasının reisi Roger de Flor'un adamlan ile birlikte Türklere karşı yardımda bulunmayı teklif Ltmesi. İmparatorda yeni bir ümit uyandırdl. Cenkçi bir kumpanr-a olan Katalan_ ları Sicilya Kralı Frederik, Anjou'lara karşr yardımcı olarak dar-et etmişti. Anjou _ Aragonya lrarbine nihayet vererek Sicilr-a'ı'a _\agonya idaresinde bağımslzlık kazandrran Caltabellota sullı anlaşmasından sonra, Katalan ücretlileri geçim sıkıntrsrna düşmüş r.e bunlar iş aramaya başlamışlardı. imparator, Katalanların teklifini memnun_ lukla karşıladr ve Katalanlardan 6500 kişi, l303 yılı sonunda istan_ bul'a geldi. Katalanla.a btıyıık bir iimit bağlıyan Andronikos, ı.arılaıı anlaşmaya uygun olarak kendilerine clört aylık ücreti peşin ödedi r'e reisleri Roger de Flor'a yeğeni Mafia Aseı'i ,evce olaiak vcrcliği gibi ona bir de N{egas Dux ünrranııı taktı ve bı'ı ünıanınr sonraclan se7ar rİitbesine çıkardı. Katalanlar, l304 yllı başında Erdek yarımadasına çıkarak bura_ dan Türklerin muhasara altında tuttuklaı.ı Alaşehiı üzerinc yürüdüler. Türkleri yenen Katalanlar buradan muzaffer olarak şehre girerler. Kışı orada geçiren Katalanlar ertesi yıl, Anadolu'da Türklere karşı çok kanlı muharebelere girişir ve onlarr Toroslara kadar çekilmeğe zorlarlar. Fakat bu başarılarından soırra çok şımaran İmpara_ torun bu disiplinsiz müttefikleri, Müslüman veya Hristiyan gözetme_ IB


den halka karşı saldrrıIara Ve şiddet hareketlerine girişmeleri sonunda halkın şiddetli bir tepkisi ile karşılaşır. Buna karşıhk vermek üzere Katalanlar bir Rizans şehri olan Manisa'yr muhasara altına alırlar. İmparatorluk, bu azgın müitefiklerinden kurtulabilmek için, Bulgarluru kurş, göndermek bahaıesiyle onları İstanbul'a çağırır. Fakat, Türklere karşı tekrar Anadolu'ya gönderileceklerini anlayaı Kata_ lanlar, buna karşı gelirler ve ücrctlerinin iyi ödenııediğini ileri sürerek gelmezler. Bu slrada hödiselerin çok vahim bir hal almasr üzerine, reisi irnp-aratorun çaresiz Katalanlar ile anlaştığı bir sırada, Katalan yüzünöldürülmesi Roge, de Flor,un veliaht IX.Miael'in sarayında Bizans hılkı d'ei' ga"aba gelen Katalanlar, rastlad'ıklarr her yerde Biza'ns_ üzerine atılarak her tara[r yağma' ve talan etmeğe başlamış ve Alanlarla lıIarla aralarrnda şictdetli bir muharebe patlak vermiştir. KataTürk yardımcr kuvvetl*rinin de katıldığı bir Bizans ordusu ile bir ağır ord'usu Bizans çok ]anlar arasrnda çıkan bir muharebed'e, Cantnı yenilgiye uğramış ve bu muharebede yaralanan IX'Mihael ,o, ı.rrtur*rştır. Bu hödiseden Sonra, surlarla çevrili bazı müstahkem yağ_ mevkiler dışındaki bütün Trakya'nın Bizans arazisi, Katalanlarrn tehlike ma Ve kıtallerine sahne olur. imparatorluk namrna büyük bir Balkanmeydana getiren ve iki yıl süren bu hxdise sebebiyle devletin tarafr her sırada larjaki btlttın organları çatırdamağa başlamış ve bu yağma eden Katailanlaia Anadolu'dan gelen Türk ücretlileri de |uirı-rşıurarr. Bu suretlc Katalanlar, az sonra Bizans ara,zisi üzerin_ fetiiı1ere gireşecek olan osmanlılara zemini 6azırlamış olurlar.

de

özellikle Gelibolu ve civarrnda yerleşen Katalanlara karşr, Ce_ vc novalıların giriştiği bir sefer d.e netice Vermez. Katalanlar süratli yıldırım vari yaptıklarr baskınlarla önlerine çıkan bütün düşmanlaetrafinda ,r.r, y"r"r".-ekte idiler. İkibuçuk yıl süren ve kendilerini artık bir Sonra, ,o|ı,iu' reisleri arasrnda başgösteren bir ihtilaftan

höline gelen Gelibolu'yu terkederek SelAnik'e doğru uzaklaş_ tıkları ZamaT| Imparatorluk, büyük bir kAbustan kurtulmuştu. Kuvvetli bir kale olan SelAnik'i elegeçirerniyen Bocafort Katalanları, Kassandreia civarında yerleşirler' Geçtikleri yerlerde arkalarında medeni eser bırakmayan Katalanlarrn bu hareketlerini, 5.yüzyılda is_ bütün Balkanları tahribederek italya'ya kadar ilerliyen Gotların tilAlanna benzetmekte bir hata olmasa gerektir'

ır-ril"

Tesalya,yadoğruuzaklaşanKatalanlar,TrakyavelVladekonya, da beraber çalıştıkları Türkleri İmparatorluğa miras bırakıyorlar-


dı' Sayısı lB00 kadar olmasına

rağmen, Halil,in mahirane idaresi altında bulunan bu Tıırkler, ıvırı..'aor;; ;;; içinr'):ri" de bırakmış ve SelAnik ile'-.rk.r-urasındaki ^'^rui ulaşıml kesmişIerdi. l3ll de Anadolu'dan yeni müfrezeler getirterek kuwetlenen Halil, kendisine karşı gönderiien İmparurolırt ordusunu dağıtıyor ve tahtın vArisi Mihael de bu muharebeden Canını zor kurtarryordu. Bu ağır' durum karşısında çaresiz kalan Mihael, Cenova,IıIardan ve Sırplardan yardım istemel zorunda Luı-ru ve l3l4 de Hali],in TıirkIeri' Gelibo]u'i"T'1o3 kılıçtaır ge-çiriımişlerair. İmparatorluğun yardımcı olarak çğrdığı Srrpir. ıri oog, \4akedonya ve Ege de_ nizi sahillerinden hoşIanmış u'. nrruau yerleşmek urrrlurr.r, uçrgu vurmuşIardır' Bu sureİle Sırplar da, İmparator]uk için yeni bir tehlike teşkil edecek hAle gelmeı.t.aırl.r. Katalanların çekilmesinden sonra Anadolu'daki eski yerlerine dönüyor ve yerleşerek 'Türkler, arazi elde etmek çabalarına girişiyorlar. Bizans,ta vukubulan büttin 'eni bu h,diseler' tam osmanhlJr n ortayaçıktıkları bir zamancla vukubulduğu için ayrı bir or,.tuşo. Moğol istilasından sonra Selçuk]u devletinin dağılması Ve onun arazisi üzerinde Türk Beyliklerinin kurulması, Anadolu cihetinde Bi_ zans'a geçici bir terahlık sağIamıştı. r"ıri'nJr"r; il'sıralarda içinde bulunduğu a.ğışlııı.ten faydalanmaslna engeldi' 9u Imparatorluğun bu 1'.:',-: bolgeje krilr;;iı;ceği kuwetıı nı, orirsu yok_ -ı+.yüzyılın tu' Katalanlann AnaJolu'dan çekiimelerinden ro.* başnda Anadolu, Türk akınc,ıur*u'iu*amiyle açıktı. Bu sıralarda Bizans'a karşı taaruza geçen Türk emirleri, Kütahya,daki Germ'iyan Beytiği ile Aydın ,r. .ir,.r,r' elinde brlrnd.,ran Menteşe Bevliği idi. osmanlrlar da l30B den sonra Bizans'a karşı giriştikleri akınları artrrırlar' osman idaresinde önce İzmit .iuu.rni *.ç.., o*manlıIar, az Sonıa Bursa'yr muhasara. "lı;;;; altına alırlar. Bu Türk akınlarrna karşr koyamıyan Bizans, onlara kaışı İlhanlrlardan Lyaalan_ mayr tasarlamrş, Gazan Han'a İmparatorluk ailesinden bir kız veril_ mek suretiyle ittifak düşünülmüş ir" d., hu esnada GazanHanın ölü_ b: ittifak projesinin geıçekleşmerirr. 1" olmuştur. Yiııe cle Moğollarla devam "rrg.ı *orrnda -tlrul.r"ı., bu Türk emirliklerine "d"., karşı Moğollalır taarruzlara giriştikleri olmuşsa da, bu akınların . durumu değiştirebilec:k niteliite'olmad,ğ uniuşrı.,oktudr..' Mogoı_ Iarı islim veya Hristiyan dinine ı.ur"rar.a"t 'ı,rrrrrrdu girişılen mücadele, sonunda Moğolların I'ıa*ı|.tı kabul etmeleri .

lenmektedir 20

ile

netice-


14. yüzyılın başında Anadolu'daki Ttırk Beylikleri' Bizans'ın altrnda sahil şehirleri Murriru, Alaşehir, Sard gibi höla Bizans nufuzu Marmara korsanlar Türk bulunan yerleri şiddeıle srkıştırıyorlardı. denizine de girmiş ve Başşehrin önündeki adaları elegeçirmişlerdi. Rum halkı, ,ut iı ş.ırirı.rine doğru çekilmekten başka çare bulamamış_ u. Türklerin bu' sırada Akdeniz sahillerindeki bütün adalara taaffuz ettikleri ve buradan Trakya'ya da geçerek baştanbaşa akınlar yap_ ta_ tıkları, bu devrin tanınmrş iki tarihçisi Pachymereş ile Gregoras Türk bu rafindan anlablır. Ancak surlarla çevrili kuwetli şehirler, ve akınlarından korunabildiler. Türk akıncıları Efes'i elegeçirmiş akınla_ yağma etmişlerdi. Rodos adasrnr elegeçirmek üzere girişilen bağlı rın* neticesiz kaldığı anlaşıhyor. Sadece ismen İmparatorluğa on yıl bulünan Rodos hökimiyeti uğruna Rumlarla Türkler arasrnda kadar mücadele edildği de anlatılır. Nihayet, Kudüs'ün Mısırlılar tarafindan elegeçirilmesinden sonra oraclan kaçan.Saint _Jean şöval_ ile yeleri, .ınce Kibrrr'a yerleşmiş lAkin orada da II' Hcnri Lusignan ile in,ıuru düşerek kendilerine bir yer aramakta iken Güzel Filip BaşlanPapa'nın teşviki neticesinde Rodos'a taaıtvza geçmişlerdir' tekgrçiu i*pu*,orrr, vassali olarak adayı ellerinde bulundurmayı bir sürcn uzun üzerine iiı şovalyeler, bu teklifin reddedilmesi "a"r, elegeçirirler' muhasaradan Sonra, l5 Ağustos 1310 da Rodos kalesini ikiyüz Batı Hristiyan ileminin iĞri bir karakolu olarak şövalyelerin hem de ve Rumlar hem yıldan faz|'a bu ada üzerinde yerle şmeleri, Menteşe tiırkı., için aynı derecede felnketli olmuştur. Daha sonra BeyliğiRodos,ugerialabilmekiçingirişimlerdebulunduisedebaşarı sağlıyamamışür.

ŞayetbusıralardaTürkBeylikleriarasrndabirbirlikkurulaİstanbul dahi Tı.ırklerin eline düşerdi. Fakat, Türk rakiplerine Beylerinin her biri kendi başına hareket ediyor ve Türk

biı'J;i beki

k;;ş, J; Bizans imparatoruna olduğu kadar hasmane davranıyorlarona hüdı. Bütün |4.ynzyıi boyunca Bizans İmparatorluğu safında, sukuBizans'ın cum edenle, i.uda, Türk vardı' Bu zamandan sonra kavgaları, artuna kadar geçen devrede imparatorluk içinde Kilise eyalet kuman.kası kesilmek bilmiyen taht mücadeleleri, valilerin ve İtalyan cum_ danlarınrn isyanları, sırf ticarl menfaatlerini clüşünen ve Batı huriyetlerinin açıktan veya el altrndan çevirdikleri fesadlar Avrupa,nın ilgisiz Ve iıodg6m davranrşları neticesinde Bizans, bütün hayatl güçlerini kaybetmiş bulunuyordu'


Moğolların Güney Rusya'yr işgaletmelerinden beri Bizans, Karadenizde emniyeti sağlıyabilmek için, Bizans prenseslerini Altınordu Hanınrn haremine yollamaktan başka çare bulaınıyordu. Sulhun dgvamını temin etmek maksadıyla Moğol Hanına gönderilen Bizaırs elçileri, İmparatorun itaat ve sadakatini bildirmekte ve bu elçilere orada tAbi bir hükümdarın elçilerine reva görülen muamele yapılmakta idi. Parçalara bölünen ve 13. yüzyılın sonrında Tatarların tazyikı altında yok olmak tehlikesi ile karşıkarşıya bulunan Bulgaristaı, Nogay Hanın 1299 da iktidarını kaybetmesi üzerine toparlandı ve Bizans'rn içine düştüği zaaftan fayd'alanarak evvelce kaybettiği araziyi geri almağa ve Bizans zaraTn7a kuwetlenmeğe başladı. Tlıeodor Svetoslav (l300_1322), önce Balkan dağlarının güneyinde birçok mühim kaleyi elegeçirdi r'e ardından da Karadeniz sahilindeki Anchialos Ve Mesembria'yı zaptetti' Aciz durumdaki İmparatorluk, Bulgar Çarıırın bu'ilerlemesini kabulden başka çare brılamadı. Bu şartlar altında 1307 de Bulgar Çarı ile bir anlaşma yaptı. Fakat, Bizans'r tehdit eden tehlike bu sırada yiıre Batıdaır gelmekte idi. Orada, İstanbul LAtin İmparatorluğunu canlandırma tasawurları hAla vaşryordu. 1305 de Fransa Kralı Güzel Filip ile Charles de Valois, İstanbul'un geri alınmasından bahsediyor ve Papa V.Kleman da onları destekliyordu. LAtin İmparatorluğunun vArisi sayılan Catherin de Courtenay ile 1301 de evlenen Ch. Valois, Ch.d'Anjou'nun İstanbul'u geri alma planlarına sahip çıkıyor ve 1306 da Venedik ile de bir andlaşma yaparak Bizans'r çok zaif düştüğü böyle bir zamaırda İstanbul tacını elde etmeğe çalışıyordu. Bizans ileri gelenleri arasında da Ch.Valois'yr destekliyenlere rast. lul3ur], Bizans İmparatorluğunun sadece maddi bakımdan değil, lAkin ahlak1 yönden de ne kadar Sarslntr geçirdiğini göstermesi sebe_

biyle dikkate

değer.

Ch.Valois Katalanları elde etmeği tasarlamıştı. Fakat daha müzakereler' devam ederken Katalanlar,-Kassandreia,yı terkederek Te-

salya'ya doğru ilerlediler. Tesalya, o zaman ismen olsun Bizans,a bağlı olmakla beraber, eski kudretini kaybetmiş ve zaif düşmüştü. Katalanlar burada bir mukavemete rastlaırmadan bir yl kadar yaşadılar ve oradan orta Yunanistan'a inerek Atina Dükünün lıizmetine girdiler. Altı ay Atina Dükünün lıizmetinde çalıştıktan ve 30 ka_ dar kaleyi Atina Dükü namrna komşularından geri aldıktan Şonra, Atina Dükü Gautier de Brienne ile ücret meselesinde ihtilafa düşerek 22


(l5 üzerlerine gönderilen Ve Sayrca üstün olan bir orduyu imha ile ve Dükü Atina şövalMart 131ı; reıı ve Atina civarlnda yerleştiler. kadar Yüzyıl öldürülmüştür' muharebede bu pek yelerinden çoğu sııren Atina_ Frank ha'kimiyeti sona eriyor Ve onun yerine yetmiş yıldan faz|a siirccek olan I(atalan hAkinriyeti geçiyordu (t3l1_ 1

3BB).

Katalanların çok kanlı ve büyiik zaferlerle dolu maceralaıı bu surctle sona eriyor , fakat Bizans imparatorluğu sahasında biı iktidar boşluğu bırakıyordu. Bizans çoktan beri bir kudret olmaktan çıknııştı, osmanh Türk hakimiyeti ise henüz oluş halinde idi. Bundan başka Ch.Valoislnın imparatorluk üzerindeki iddiaşı da sönmüşti' Zira karrsı 'ne LAtin impaıatorluğunun hukuki varisi Catherine de Cour_

tenay l30B dc vefai edince, Charles bu hakkını kaybediyor ve bu hak kızı Catherine de Valois'ya geçiyordu' 1313 de henüz çocuk yaştaki Catherine cle Valois ile evlenen Philippe de Tarente bu hakkından faydalanarak İstanbul üzerinde emeller beslemekte isc de neticc elde edemez. Bı suretle Batrnrn istanbul Lötin İmparatorluğunu diriltme emelleri d.c suya düşmektedir. Bunun iizerine Venedik, 1310 da Bizans ile 12 yıllık bir mütareke aktettiği gibi, Sırp Kralı da Bizans ile olan münasebetlerini artırarak Bizans Imparatoruna 2000 kişilik yardrmcı kuwet göndermektedir'

Bu sıralarda, More yarımaclasrnda da Bizans lehine bazı qelişmeler göriilecektir. Il.Andronikos'un 130B de idare sisteminde yaptrğ, reior-1ar neticesini vermeğe başlar. Mihael Kantakuzenos ve Aiıdronikos Asen (13l6-1323)in umuml valiliği sırasrnda More'de Bizans idaresi kuwetlenir. More yarrmadasıntn en mühim limanr olan Monemvasia'ya bir kısım imtiyazlar balışedilerek burasrnın Koron ve Modon gibi Venedik'lerin elinde bulunan ticaret limanlarına rakibolması sağlanrr. Bu atada imparatorluk idaresi ile uzlaşmap bir tutum içeiisird" bulunan Epir ve Tesalya'daki Angelos hanedanrnın l3l8 cle sona ermesi ve Epir'de Anjou'lara 1ru"rn L'ıir Despotun iktidara gelmeşi, Tesalya',da Il.Ioanııes'in ölümü, krtanrn. krr.y klsmında Bizans hxkimiyetinin yerleşmesine yaramaktadır. Lökin tam bu sıralarda Tesalya ı'e Yunaıristan'ın güney kısımları' büyük sayıda Arnavut göçmenlerin istilasına uğrar' Atina Dukalığınrn arazisinin mühim bir kısmlnı Katala.nlar elegeçirirler. Bir kısım sahil şehirlerine Venedikliler yerleşir ı,e Bizans, bu hA.diseler karşısında seyirci kalmaktan başka bir iş yapamaz'


İmparatorluk içeride, dini münakaşalar yüzünden bir türlü huzura kavuşamamrştı. Bunların başında eski Patrik Arsenios taraftarlarrnın sebep oldukları karışıklık gelmekte idi ve halkın ısrarr iizerine Anasthas yeniden Patriklik makamlna getirildi, fakat bu da fayda etmedi ve Anasthas uzaklaşmak zorunda kaldı (l3l2). Kilise büyük bir anarşiye sahne oldu ve bunu takibeden 1l yılda beş Patrik değ\ti ve bir ara bu makamrn boş kaldığı görüldü.

İç Savaşlar Devri

(1328-134t)

İmparatorluk içindeki nifak daha da büyüktü. Ix'Mihael ile Ermeni Kralı Il.Hetum'un kızkardeşindcn 1290 de dün1'aya gelen genç Andronikos, uzun Zamafl ailenin gözdesi idi' t'Akin yirmi yaşını idrak ettikten sonra, sürdürdüğü sefih ve savurgan hayat yüzünden gözden düş!ü. Şiddetli münakaşalardan sonra Il.Andronikos ile to_ iunu 1308/de bir uz|aşmaya vardılarsa da, bu durum çok uzun sürmedi. iki yıl sonra genç Andronikos'un adı, kardeşi Manuel'in ölümü entrikasına karıştı. Bu acr haberi alan ve Selinik'te hasta yatağında bulunan babası \,{ihael öldü (Ekim l320). Torununun ölçiisüz hareketrinden usanan II. Andronikos, onu tahta veraset hakkından mahrum etmeğe ve diğer bir torununu aynr mevkie çıkarmağa karar verdi' G.rrç Andronikos bunu öğrenir öğrenmez, ara|arında hassa ordusu kumandanı Ioannes Kantakuzeııos'un da bulunduğu dostlarıyla ken_ di haklarını korumak için bir parti meydana getirdi ve Sırp Kralr Milutinde onları desteklemeği kabul etti (l320). Yaşlı İmparator, bu hödiseden korktu Ve torununu müebbet hapse mahküm etmeğe ka_ rar verdi Ve onu yüksek bir mahkeme önüne sevketti. Fakat, taraf' tarlarrnın tezahürlerinden çekinerek onu şiddetle azarladıktan sonra afvetti' Bunun üzerine genç Andronikos, taraftarlarrna masuniyet istedi ise de bu istemi kabul edilmedi. Kendini emniyette hissetmiyen Andronikos, Edirne'ye kaçtı ve taraftarları da onun yanrnda toplandılar. Bu hAdise bir iç savaşın başlanğıcr oldu' .

savaş, herşeyden önce VIII.Mihael'in takibettiği debdebeli u" *uurrgun bir politika ile ll.Andronikos'un zaa[r sonunda mey24


dana gelen anarşi ve huzursuzluğun bir neticesi idi. Bu 34 yıl süren karışrklık zamaııırıda, 2| yı| iç savaşla geçer Ve başlıca ikiye ayrılır: 1) iki Andronikos'un iç savaşlarr der'ri (1321-132B). 2) Ioannes Kantakuzenos'un ayaklanması (l34l-l355). Bu sürekli karışıklıklar imparatorluğun dağılmasrna Ve savunmasının yok olmasına sebep oldu, bunun neticesinde yabancılar bu iç Savaşa katıldılar. Gerçekte bu hAdiseler imparatorluğun parçalanmasrna sebep oldu ve İmparatorluk bu ağır krizden bir daha kendini kurtar'amadı. Bizans İmparatorluğunun içeriden dağılması, işte bu uzun süren iç savaşlar sonunda vrkrbrıu.uktı. Yaşlı Ve genç Andronikos arasrndaki nifak ise, bunun sadece bir başlangıcını teşkil etti. Hanedanln bu aiie kavgası ile ağır iç savaşlar devri başlıyordu Ve bu savaşlar İmparatorluğun son kuvvetlerini de eritecek \.e böylece Sırplarla Türklerin ilerlemelerine uygun bir ortam hazırlanmış olacartı. Büyük baba ile torun arasındaki ihtilaf, herşeyden önce şahsİ sebeplere dayanı_ yordu. II. Andronikos'un bir zaııanlar gözdesi olan III. Andronikos IX.Mihael'in büyük oğlu idi, yakışıklı ve kabiliyetli bir gençti. Erken_ deıı ortak İmparator ilönedilen genç Andronikos, babasrndan sonra veliaht olarak kabul ediliyordu. Fakat, zamanla iki tara[ arasrna bir soğuk|u-k girdi. Genç Andronikos'un lrafif meşrep tavır|an, ölya$ı impaQrısfız davranrşları ve hayat tarzı, ahlakİ normlara bağlı ratorun sabrını taşırdı. Genç İmparator ise, babasının ve biiyük babasının vesayeti altında yaşamaktan usanmıştl.

Genç Andronikos,u, Bizans soylularının genç nesilleri tutmakta idi ve bu sebeple de sevimsiz olan yaşlı imparatora ka,rşı bir muhalefet oluşmuştu. Bunların başında Ill.Andronikos'un en iyi dostu genç Ve zengin bir magnat olan loannes Kantaküıenos i|e, baba tarafından Kuman menşeli, aıınesi yönünden ise İmparatorluk ailesi_ ne akraba bulunan kurnaz Ve maceraperest S1lrgianııes bulunuyorIardı. Komplonun meydana gelmesinde Theodoros Synadenos ile ikbale düşkün ve türedi bir adam olan Alexios Apokaukos'un da önemli katkıları oldu ve bunlar Trakya'da ve Makedonya'da mühim kumanda mevkilerinin başında bulunuyorlardı. Büyük paralar karşılığında Kantakuzenos ve Syrgiannes te Trakya'da birer valilik elege_ çirmekte ic]-iler. Btl iki kafadar, elegeçirdikleri. bu eyaletleri iç savaşr hazlrlamak için kullanacaklardı. Ağır vergilerden rztrlap çeken eya_ let halkını, İmparatora karşı ayaklandırmak zor olmadı. Genellikle


halkın genç Aırdronikos'a karşı daha fazla sempati beslediği Ve II. Androııikos'un uzuıı süren hikimiyeti devrinde derletin uğradığı musibetler ve mali sıkıntllar dolaylsiyle baş vurduğu sıkı mali tedbirler yüzünden kendisinin sevimsiz |ıir duruma düştüğü anlaşılıyor. Buıra karşıhk, henüz bir mesuliyet yüklenmemiş brıIuıan III. Andronikos' rııı, bütün muhaliflerin yaptıkları gibi, bol vaadlerde bulunarak demagojiye başvurmasr güç olmamıştır. Halkın sempatisini kazanabilnrek için büyük bir cömertlikle arazi ve imtiyaz dağıtmağa başladığı görülür, bütün Trakya'nın vergiden muaf tutulmasınl sa\-unur. IIL Andronikos'a iç sarıaşlarln başında btitün bu lrususlar bir üstünlük sağlamaktadır. Bu şartlar altında III.Aııdron.ikos'un ordusu Başşehir üzerine yürüdüğü Zamely Trakya halkının büyük saylda katıldığı görülür. Yaşlı İmparator, böyle bir ordunun yaklaşması hAlinde, Başşehir halkının ayaklanmasından korkarak sulha yanaşır.

Varılaı anlaşmada imparatorltık iki Prens arasrnda bölünür ve Ill.Andronikos, Trakya ile Makedonya'nrn bir kısmını elegeçirir, buralarrnı henren taraftarlarına dağıtır (Haziran 1320) . İmparatorluğun geri kalan kısmı, Başşehir ile birlikte Il.Andronikos'ta kalır. Görünüşte yaşlı hükümdar, impaı'atorluğun birliğini korumak maksadiyle dış dünya ile olan temaslarr üzerine alarak nazik bir durumu kurtarmaktadır. Fakat, her iki taraf ta akitlere uymamış ve hei iki taraf rakibinin zararrna olarak bir dış politika gütmekten çekin_ memiştir. B4ından başka, Ill.Andronikos'un adamları arasında da aniaşmazlık çıkmış ı'e rekabet başgöstermiştir. Kantakuzenos ile Syrgi annes arasrndaki ihtilafta, III.Andronikos Kantakuzenos'u tutunca, Syrgiannes ihtiyar İmparator tarafına geçmekte tereddüt etmemiş ve haıp yeniden patlak vermiştir. Zaman ilerledikçe halk ta III. And_ ronikos tarafina kaymava başlamıştır. Kantakuzenos'un maddi ve manevi destegiyle kuwetlenen III.Andronikos, istanbul civarındaki köy ve kasabalan da elegeçirir ve bunu görünce yaşh imparator yeniden sulh isteğinde bulunur (Temmuz 1322). Aslında, bu kere sulh daha d.evamlı olacağa benziyordu ve III. Andronikos son d,-fa elegeçirdiği yerlerin birçoğunu dedesine geri verdi. Ill.Andronikos 2 Şubat l325de dedesinin yanında Ortak imparatoI tacını giydi ı,e Dimetoka'ya çekilerek İmparatorluğun sa_ vunmasıyla ciddi olarak ilgilenmeğe başladı. Her ne kadar bu iç savaşta fazla kan dökülmedi ise de, hAdise yine de içeride ve dışar:da 26


sebep olduğu olaylar bakımından mühinidi. Muharebeler dolayısivle ordrıurın sürekli olarak hareket hA.linde bulrınması, özellikie Trak_ yerya'da tarlaların sürülmesiııe engel olduğu gibi, memleketin başka Yaştı imparatorun lıökimiyeti aliktisadi hay211

ierind: çökertmişti' tında kalan yerlerde nrerkezi iktidarın otoritesi sarsıldl. II.Androolnikos,un yeğeni olan SelAnik valisi Ioannes Paleologos, bağımsız ta_ mak iddiası ile ortaya atıldı, devrin en tanr1lmlş Metochites ailesi yardım Kralrııdan' Sırp rafindan da destck gördü. Üstelik Ioannes'in bu istemesi durumu btlsbıittın ağırlaştırdı ise de onun öliimü üzerine tehlikc orıadan kalkmış oldu. Bizans imparatorluğunda bu iç savaşın sebep cılduğu karışıklıketlard,an faydalanan Bulgar Çarı II' Georg Terter, Trakya'yr istilö gelmişti. miğ ve Fiiibe,yi elegeçirerek Edirne'nin surlarr önüne kadar 1323 de arada Bu Ilf.Antlronikos Bulgar çarrnr çekilmeğe zorladı' Terter vefat ettiğinden virisleri arasrnda taht kavgası başgösterdi, hndibunun üzerine Bizanslılar Filibe'yi geri almayr başardılar' Bu oları Prensi Bulgar selerden sonra Bulgar tahtına, Kurnan meı\şeli bir Mihael Şişman ruhiboıd.,. Şişman'rn az Sonra Bizans ile bir sulh im_ zalaması neticesinde İmparatorluk için claha r,'ahim sonuçlar verecek hAdiseler önlenmiş oldu.

Birinci karısı 1324 de vefat eden III. Anc{ronikos, |326 da Sovoie Prensinin kız kardeşi Anna ile evlenmiş ve imparatorluk ailesi bu .1,ıl içinde, uzun olayı büyük nıerasim ve şenliklerle kutlamıştır. Aynı zamandan beri Ttırklerin kuşatması altında bulunan Bursa Türklerin fine dtışüyor ve osman, bu hödiseden ölüm döşeğinde haberdar ediliyord,r, Brrsa, osmanlrların eline düşen ilk büyük Bizans ilk Başşehri oJ-acaktı, osman şehri idi Ve aynr zamaııda osmanlrların Imparator1uğun Padişahıdır. du br, şehirde defnedilen ilk osmanlı Avrupa yakasr artık, bundan Sonra sıksık Türk akıncrlarrnrn ziıaretine şahii olur. Bu sıralarda istanbul'dan Dimetoka'ya gitmekte olan III. Andronikos'un gelin alayı, tesadüfcn lıöyle bir akrncl krtasının hücumuna uğramış, Andronikos ve dostu Kantakuzenos, bu esnada vukubulan çarpışmalard.an yaralar alarak kurtulabilmişlerdir. L2ı. kin, iç savaşrn sona ermiş bulunmasına rağmen, imparatorluğun durumunc{a hAla bir düzelme görülmemektediı. Zıra, |ki Bizans Prensi arasındaki münasebetlerin çok iyi olduğunrın saruldrğr bir sırada, müşavirlerinin tahriki ile yaşlı İınparator torur"].una karşı yeni bir mücadeleye hazıtlanmaktadı r. 27


Ill.Andronikos anlaşma çarelerine başvurdu ise de, arzusu kabul edilmediğinden iç savaş yeniden patlak vermiş ve bu defa bu savaşa yabancrlar da katılmışlardır. III. Andronikos Bulgar Çarı Mi_ hael Şişman ile anlaşır, Il.Andronikos ise Srrp Kralı Stefan Deçanski ile bir sulh akteder ve bu suretle iki Imparator arasrndaki üçüncü muharebe 1327 baharında başlar. Bulgarlarla Sırplaı arasındaki re_ kabet te bu münasebetle patlak vermiş olur. LAkin bu kere de talih, III. Andronikos tarafinda idi. imparatorluğun ümitsiz durumu Baş_ şehirde siyasİ havayı ağırlaştırrrken III. Andronikos'a katılmalar artmakta idi. Ill.Andronikos, Sırp kıtalarıyle birleşmelerine imkön vermeden Makedonya'da bulunan dedesinin kuvvetlerine karşı başarılı taarruzlat yaptı ve Bizans'ın Makedonya,daki büttın halkı Ill.Andronikos taraflna geçti. Halkın daveti üzerine SelAnik teslim alındr (ocak l32B). Başşehirde de memnuniyetsizlik son haddini bul_ muştu. Bulgar Çarının öniden yön değiştirerek yaşlı_ İmparatora yardım etmesi de durumu değiştiremedi. III.Andronikos 28 \4ayıs l32B de Başşehre girdiği zamarl, bir karşıkoymaya rastlamadan iktidarı elegeçirdi. Dedesini istifaya zorladı,lökin kendisine karşı hürmet_ kAr davrandr ve ona imparatorluk sarayrnda bir ikametgAh tahsis edildi. Ancak iki yıl sonra, III. Andronikos taraftarlarınrn tavsiyesi üzerine yaşlı İmparator rahip oldu ve 13 Şubat 1332 de ke\iş An_ tonius namiyle ve[at etti.

III. Andronikos'un hökirniyet devri (l328-t341) Ill.Andronikos'un hAkimiyeti, Bizans'ta yeni bir neslin iktidara gelmesi demek oluyordu. Bu yeni gurubun en bafiz siması ise Ioannes Kantakrızenos _ldi. Bizans'ta son yıllarrn ayaklanma hare_ ketinin reisi bulunan Kantakuzenos, şimdi devletin yöneticisi idi. Siyasl yetenekleri ile bütün akranlarından üstün olduğu anlatılan Kantakuzenos, aynr zamanda bir şövalye kadar cesur, fakat kararsrz bir mizaca sahipti. İmparatorun en yakın iş arkadaşı olan Kantaku_ zenos, onlrn en mahrem dostu ve akıl hocası idi. Andronikos kendisini ortak İmparator yapmak istemiş; lökin Kantakuzenos bunu ,reddetmiştir. Paleologlara dost, soylu bir aileye mensup bulunan Kantakuzenos, askeri sahadaki tecrübelerini, siyast ve diplomatik kabiliyetini, Ill.Andronikos'un hizmetine vakfetmişti. Aynı zamaflda Başbakan, ordu kumandanı ve maliye nazüı hizmetini görüyordu, 28


Başlangıçta içişlerini de üstlenen Kantakuzenos' sonraları bu hizmeti, iür;i bir- adam, çok haris ve menşei karanlık bir kimse ola_ rak bilinen Apokaukos'a bırakmış, lökin daha sonraki hAdiseler sırasında bu şahıs, devletin başına bir belA kesilmiştir. İyi bir maliyeci olarak kabul edilcliğinden Kantakuzenos'un hirnayesine mazhar olmuş, fakat sonralarr ona hıyanette bulunmuştur. Son derece haris bir adam olan Apokaukos, örice c]onanma kumandanr, arkasından da İstanbul valisi olmayı başarmıştır. savaş aıasrnda bir duraklama devrine rastlayan bu zamanda III.Andronikos, dedesinin hatalarını isabetli bir tarzda teşhis ede-

iki iç

rek büyü.k bir gayretle devlet irlaresine sarılnıış ve bir dereceye kadar çoktiştı durdurabilmiş, lökin daha fazlasına gücü yetmediği gibi, hökimiyeii de kısa sürmüştür. Andronikos daha çok askeri.sahada başarllı oluyor, Kantakuzenos ise devlet idaresini elinde bulunduru_ yord,r. Demagojit vaadler devı'i iç Savaşln bitmesiyle sona eriyor' iktid*.,r, ytıktı ve sorum1uluğu altına giren Andronikos ve Kanta_ kuzenos, çok kere claha önceki hükümetin aldığı tedbirleri uygula_ mağa meibur oluyordu. Bununla beraber, iç savaşın doğurduğu za.urı-ur, çok defa tamir imkinı olmamış, mali dtirum ağırlığıru hisset_ tirmekte sürüp gitmiş ı,e Bizans altını son yıllarda değerinden bir

hayli

.

kaybetmiştir.

Bütün bu ktıttı şartlara rağmen yeni idareniır adliyede reform_ lar yapmayı kıaşardığı görülür. Biza.ns'rn bir alay konusu hölinc gelen rtılvet-ve irtikAp-alışkınlığına son vermek ijzete) daha II.Andro_ nikos zamanında Adliyede reform gerektiği inancrna varılmışfi. İmparator, 1296 da Senato seviyesinde en yüksek adli bir merci olmak iki üzere sivil ve ruhanİ üyelerdeiı oluşan ve adaleti koruyacak on kişilik bir hökimler heyeti kurdu ise de, sonuç çok hayal kırıcı oldu v" çok çabuk itibarınl kaybeden bu mahkeme çalışmalarını durdur_ *uk ,orrrnda kaldı. Bunun üzerine Ill.Andronikos, 1329 da iki sivil ve iki din adamından oluşan yeni bir hAkimler heyeti kurdu. Çok geniş selAhiyetlere sahip bulunan bu heyet, bütün ülkede adaleti forryu.uk ve kararları değişmez olacakü. LAkin Ill.Adronikos da bu yııksek mahker-neye bağladığı ümitlerde ağır bir tarzda aldandı. Daha l337 de bu hökimlerden üçünün suçu sabit görüldüğünden sürülmeleri kararlaştrrıldı. Buna rağmen bu yüksek hökimler kurulu, günlük ihtiyaçların gerektirdiği aeşşiı.ıiı.ıe, yapılmak suretiyle Im_ paratorluğun Sonuna kadaı yaşamakta devam etti' Bu yüksek hökim-


ler kurrıluıruı r'ckilleri olarak eyalet1erde başhAkimler çalışırlardı.

Bu devirde göze çarpan htısusiyetlerden biri de, adalet işlerinde ra_ lriplerden büyük ölçüdc faydalan,lmasrdır. 4 kişilik yiiksek hAkimler kurulunda iki ruhani bulunduktan başka, Patrikliğe bağlı olarak ta ayrı bir ruhani mahkeme mevcuttu. Bu malrkeme, genellikle İmpa_ ratorluk mahkemesi ile paralcl olarak çalışır, ona yardım eder, zaman zamarl ona karşı tavrr takındığı da olurdu.

Dış politikanın belirgin hatları, Anadolu'da osmanlı Türkleıi nin, Balkanlar'da ise Sırpların sürekli olarak ilerlemeleri idi. Bunuır yanrnda, LAtinler ile Grekl:r arasındaki anlaşmazlık ta gittikçe

artıyordu. osmanlılar ve Sırplar karşısında 2ıciz bir durumda bıılunduğu bir sırada imparatorluk, Batı Anadolu'nun Türk emirlikleri sayesinde Kuzey Yunanistan'da \.e Ege sahillerinde bazı başarılar elde edebildi. Yeni imparatorluk hükümetinin açı.k bir hAl alan politikası, Kantakuzenos'un kuwetlenmekte olan osmanlı Türklerine karşı, osmanlıların ilerlemesinden korkan komşu Türk Beylikleri ile işbirliği yapmaktı. Cenovalılara karşl ise, üstünli-iğünü onlara kaptırdığı denizciliği ile ticaretini kurtarmak gayesini güdüyordu. Bunun ilk şaru isc, Bizans donanmaslru kuvvetlendirmek olduğundan İmparator Andronikos ve devlet adamr Kantakuzenos, gemi iırşaatına büyük bir ağırlık verdiler. LAkin bu sıralarda devletin mali sücü kuvvetli bir donanma inşasına yetmediğinden Kantakuzenos ve diğer magnatlar, bu hususta yardımlarda 'bulunmuşlar ve bunun ıreticesinde devlet r_c ordusu, devletiır zengin tabakasının maddi nüfuzu altına girmiş oldu.

iyi bir asker olan ve her türlü bedent hareketlerde maharet sahibi bulunduğu anlaşılan Ill.Andronikos, hAkimiyetinin mühim bir

kısmrnı şahsan idare ettiği ordusunun başında geçirmiş ve imparatorluğun Balkanlardaki durumunu kuvvetlendirmeğe muvaffak olmy$_ tur. Bu yıllarda Sırbistan'ın kuwetlenmesi, Bizans'ı yeniden Bulgarlarla birleşmeğe zorlamakta idi r'e Bizans iç savaşının sonuna doğ'ru, Ill.Andronikos ilc Bulgar Çarı arasrnda baş göstcrcn ihtilaf, her iki taraf hudutlarrnın tazyiki Ve yağma e dilmesi neticesini doğur_. muştu. Lökin kısa zamanda sulhfeniden sağlanmış, hatta Sırplara karşı bir pakt meydana gelmişti. Buna rağmen, ortak bir Bizans Bulgar hareketi görülmemektedir. III.Andronikos'un Sırp arazisine doğru sokulduğu bir sırada, daha bir çatrşma hasıl olmadan Srrp Kralı ile Bulgar Çarı arasında 1330 yılında Velbuzd (Küaendit) d,i, Bulgarların ağır bir yenilgiye uğradıkları bir muharebe patlak ver_ 30


or_ bu haberi alaıı iınparator, kuvı,et1eriyle geıi çekildi..Bulgar 'e yenilgiye uğra_ dusu imha edilmiş v. Brlgur Çarı Şişman da ağır bir önce Şiş_ müddet bir üzerine Bunun dığından aZ SoT\Ta cılmtişttır. hapisten Anna kızkardeşi r,nan'ın tahttan uzaklaştirarak hapsettiği Trrnova olarak Stefan'a naip çrı.rr,ı-rş ı'e küçük yuştuı.i oğlu Ivan krziuhtrrru çıkarılmıştır.' Şişman'ın ikinci karısr ve Andronikos'un kardeşi 'ih.doru,y, ise, memleketten tardederek III. Andronikos'un yrrrrru gondermijlerdlr. ıaıçin, Bulgar Boyarları bı küçük yerlne onu kovmuş Ve onun '"ı:1ll çocrğa ituut .t-.gi kabul etmiyerek inlirrr'.ı Şişman,ın bir yeğeni olan Iovan Alexander'i kendilerine Çar seçmişlerdir (1331 baharı).

di

bir dönüm Velbuzd' muharebesi, Balkan ülkelerinin tarihinde bir hhl noktası teşkil etmiş vc l\4akedonya etraflnd.aki mücadelelerde

mtihim neticesi ise' Balkanlarda çaresi hizmetini görmüştür. En öırp hAkimiyetinin iistiınlıiğıinü ispat etmesi olmuştur. Bu hödise, GııneyDoğuAvrupa,srnda"u,ndu,sonrakigelişmelerdebirnirengi bir klsnoktası olıiaktadır. Sırp Kralı Niş ile Doğu Makedonya'nrn gelişmelerden mrnr elegeçirir. IıI.Andronikos, Bulgaristan'daki bu ıuydrluĞuyı ve klzkardeşinin hukukunu aramayl düşünerek Bulg-irtur,r., hudut boyundaii bir kışm.kalesine saldrrır ve Karadeniz elegeçirir' sahilindeki liman şeiirlerinden Mesembria ile Anchialos'u Deçanski'yi Stefan ve Fakat bu arada Sırbistan'da soylular ayaklanır aJ...t oğlı Stefun Duşan'ı (l331_1355) tahta çrkarrrlar.veBundan Stefan sonra iki ko.,işo hükümjar bir sulh andlaşmasr imzalamış daha Duşan' Stefan evlenmiştir' Duşan, Çarrn kızkardeşi Helena ile eme'llerinin fütuhat brşiurrgritun itibaren ttiytiı. Sırp soylularlnın Sırp_ ui. *ti--es*ilidir. Gittikçe zaifleyen ve çökmekte olan Bizans ta, ların bu emellerine yurdr-., olmuştur; zira Bizaııs'ın iç karışklık_ de, ları düşmanlarlnın ürslurrr, tahrik etmekte idi. Nitekim 1334 mühinı de cephede iki her Bizans'ın iç savaşlarlnda yön değiştirerek Ve orahizmetler ğor"r, Birurrs soylusu Syrgiannes, Sırplara sığıhıyor Krahna yararlr da iyi karşilanıyordu. Bu Bizans'h, Vatanına karşı Sırp Prilep' hizmet gor-.kt"n çekinmemiştir' Daha o Zaman Ohrid' Kastorya"veStrumicagibiBizans,ınMakedonya,dakibirçokkalesi Srrp,ların eline geçmeı.tiaır. Ancak SelAnik, kuwetli surları sayesindc Sripiur,,. hü2mlarına karşı koyabilmiştir' ,rir

"u^u,

Bulgar Çarı da, hemen Bizans hududuna saldırmış ve az önce Ancak, Andronikos,un elegeçirdiği Bulgar şehirlerini geri almıştrr. anlaş_ daha önceki huduiun ı.anrrı .Jıı'.resi ile aralarlnda bir sulh 31


mastna Varılır (ı332). Bulgar Çarı, bu sulhun imzalanabilmesi için İmparatorun kızınr kendi cıgluna vermesini şart koşuyor ve III.And_ ronikos, bu su]hü kabul etmek zorunda kalıyordu. Ill.Anc]ronikos bunlardan başka Balkanlarrn batısında bir kisım araziyi kazanmayı da başarmıştır. 1336 da dağ muharebelerine al$kın Türk kıtalarıııın başnda Arnavut çeteleri üzerine bir tenkil seferi yaparak Arnavut_ ların sürülerinden çoğunu yağma'eder, aynı ,u^inju Epir,e bağlı Akarnania. eyaletini kopur*uğu -r.uuff k oır..

Özellikle Balkanlardaki eyaletlerin savunmaslna dikkat ed"en III. Andronikos, Anadolu'daki Türk ilerlemesine karşr koyamamış

ve bu sebeple Andronikos devrinde İmparatorluk, Anadolu,daki son kalelerini de elden çıkarmıştır. Andronikos'un' tahta çıktığı sırada, Anadolu Beyleri arasında. en kuwetlisi, merkezi Kııtahya Jıu., G.rmiyan Beyliği idi. Moğoliar dahi sahillere kadar akınlar yaptıkları halde, onun arazisine taarruza cesaret edemezlerdi. III.Andronikos, Kapudağ yar:ınadasına kadar giderek Germiyan Beyi ile buluşmuş '"'e Anadolu'daki Bizans arazisini savunabilmek için onunla bir andlaşma imzalam'ştır.

l326 cta Bursa'yr elegeçirmiş bu]unmasına rağmen osman d.evleti, Anadolu'daki Beyliklerin en küçüğü idi. IllAndronikos,un dedesine karşı bir zater kazandığ sırada orhan Bey İznik,i muhasa_ ra etmişti. İmparator, acele topladığı bir ordr.ru., başında lznik, in yard1mına koştu ise de Pelekanon'd'a yenildi ve iznik, l33l Martı başında osmanlıların eline düştü. İznik'in za'ptındaıı sonra İzmit üzerinde toplanan Türk taarruzları, imparator taraflndan çok kere püskürtülmüşse de 1337 de kalenin Türklerin eline geçmesine engel olunamadı. Böylece l340 sıralarında Orhan'ın araziJi, Anadolu,nun kuzey batısrnda bir ucu üsküdar'a kadar uzanan yüze yakin kaleyi içine alıyordu. Artık, Osmanlı devleti diğer komşu Türk emirliklerini tehdit edecek hAle gelmişti. Nitekim, 1337 de Karasi Beyliğinin içine düştüğü krizden faydalanank Bergama'y, ,r. diğer birçok kaleyi ele geçiriyor. ve osmanlıların bu ilerlemeleri sırasında Bizans1n herhangi b_ir müdahalesi görülmüyordu. Anadolu'da artık Bizans, Alaşehir ve Karadeniz Ereglisi gibi birbirinden uzak birkaç kaleye sahipti ve hidiselerin gelişmesinde bu yerlerin hiç bir önemi yoitr. Biihynia (Kocaeli) sahillerindeki fetihlerinden sonra Osmanlılar, komşu Türk Beyliklerinin Zararlna kuwetli bazı kaleleri elegeçirerek Avrupa yakasrna da geçmek suretiyle korsan akınları ve- iücumları yaPmağa başlamışlardır. Heı ne kaöar Andronikos bunlarr geri püskürtt.l


meği başardı ise dc, bu hticumlar ilerisi için büyük tehlike yaratacaktı.

İmparatorluk için hayati bir önemi olduğundan Andronikos, dikkatini özel]ikli. sahil bolgelerinde Cereyan eden hödiseler üzerin_ de toplamıştıı. imparatorluk bu sııalarda en ziyade Saruhan, Aydın sahillerdeki Türk emiıliklerinin tertibettikleri korsan akrnların' gibi -dun ,uru, görüyordu. 1330 dan başlıyarak artan bu akrnlar, Ege kıyrlarında hem Bizans ve hem de Litin kolonilerini aynr derecede iehdidetmekte idi, zira brınların Girit'e ve Eğriboz'a kadar eristiği olrıyord^u. Mcnteşe Beyliği ile Tavas ve Alaiye Beyliklerini, Rodos kadar dizginşövalyeleri ile Salaz ve Krbrıs donanması bir dereceye oluşan bir gemiden parça 75 1333 cle iiyebilmeı<te idi. Saruhan Beyi adaSemendrek donanmanrn başında Trakya sahillerine yanaşlyor, sını yağma ettikten son.ra sahile çıkıyor, fakat orada ordusunun başıncla III.Andronikos'a rastlıyorsa da, İmparator onlara taarruz etmeğe cesaret edemiyor ve onlar da rahatsrz edilmeden tekrar gemilerine biniyorlardı . Az zaman sonra Türk korsanlar Tekirdağr muhasara altı;a alıyorlar ve İmparatorun şahsen idare ettiği bir sefer Sonunda oradan uzaklaştırrlabiiyordu. Ertesi yıl bir Türk donanması Selönik körfezine bir çıkarma yapıyor Ve o Slrada SelAnik'te bulunan III. Andronikos ile Kantakuzenos, bunlara karşı yürüyerek kendilerini geri çekilmeğe zorluyordu. Nihayet |337 de, osmanlı devleti arazi' *i.rd.r, hareket eden bir kısım Türk korsaırlarr, İstanbrı]'a çok yakın bir yere kadar sokuluyor ve Kantakuzenos şiddetli bir muharebeden sonra onları geri püskürtüyor ve çoğunu denize döküyordu' Türk korsanlarrnrn bu aman Vermeyen akınlarrna karşı koyabilmel için, kuvvetli bir harp filosuna ihtiyaç vardr, halbuki II.Andro' nikos'un maddi sıkrntı sebebiyle donanmavr zaifletmesi yüzünden Imparatorluk kuvvetli bir donanmaya sahip bulunınuyor ve torunu III.Andronikos ta bu boşluğu rlolduramıyordu. Bu Türk korsanlarınr, Sakrz adasında verleşen ve sadece şeklen İmparatorluğa bağlı bulunan CenoVa'Iı Zaccaria kardeşlerin harp donanmasr bir dereceye kadar frenliyebiliyor ve Türklerin gözünü korkutuyordu. Midilli adasr da az sonra imparatorluktan tamamen koparak bağımsızlığını ilA.n edecekti. Bu sahillere yapılan korsan akınlarr artık, Bizans'tan ziya' de bu bölgede yerleşmiş bulunan LAtin kolonilerini tehlikeli bir duruma sokmuştu. Bu hAdiseler, İmparatorluk harp filosunun ne kadar zaiflediğini ve Adalar denizi sahillerinde arazisi bulunan LAtin devletlefin de 33


korsan akınlarına karşı koyam ayacak derecede birlikten mahrum bulunduklarını göstermeğe yeterlidir. Bu sebeple doğudaki kolonileri arasrnda güçlükle ulaşımr sağlıyabilen Venedik, Pa|ahğa baş vura_ rak Akdeniz'in korsan akınlarrndan kurtarılmu'i ıçır, ııii aeniz ıştirliği kurulmasrnı istedi. Zira, ancak bu sayede bir Haçlı seferi terti_ bedilebilirdi ve böyle bir harekete Bizalıs'ın da katılması şarttı' Hem bu suretle Bizans ile Papalık arasrnda dini birliğin kurulabileceği tahmin edilmekte idi. Karısı Anna, bir Savoie Prensesi olduğundan dolayr III. Androniko.s, bu tarzda bir yaklaşm aya taraftardı. Mihael Paleologos, vaktiyle İstanb_ul'a karşı bir Haçlı'se[eri meydana gel_ mesine engel olmak için Kiliseler Birliğine başvurmuştu. Şimdi ise, Türkfere karşı imparatorluğa yardım ,,rknudiyı"'bir Haç_ lı seferine rrza gösterilmekte idi ve bu'ğıu-uı. iutum lmparatorluğun Batı siyasetinde bir yenilik teşkil ediyordu. Il.Andronikos, hikimiyetiniir son yrllarında Fransa Kralına bir anlaşma yapma arzüsunu açıklamış (1327) ı,e IllAndronikos dalıa ileri giderek 1332 de Rodos'ta toplanan bir konferansa delegeler gön_ dermiş ve Türklere karşr Venedik ve Rodos şövalyeleri iie birlikte bir ittifak imzalamıştr ; lız+ de bu ittifaka Fransız Kralı ile Krbrıs ta katılmakta idi. İmparator Andronikos, aynr zamand,a Papa XXII. Jean'a haber göndererek Kiliseler Birliğine taıaftar olduğunu bildiri yor, fakat celeyan eden müzakereler bir netice r,,crmiyo.:dr. Bu sıra_ larda vukubulan müzakereler, Venedik ile Cenova,nın arasının açrlmasr ve Fransrz Kralı VI. Filip ile İngiltere Kralı III. Edvard arasrnda siyasi temasların kesilmesi sonucu başarısızlığa uğramıştır.

Bu hidiselefe 1ıg Bizans halkının muhalefetine rağmen, III. Andronikos, Papa XII.Benoit (133+-1342) ile Kilisel., Blrıigi *ese_ lesini gizlice konuşmakta devam ediyor ve bu maksadla iurr.r-,ş keşiş Barlaam'r gönderiyor, fakat bu teşebbüs red cevabıyle karşılanıyordu. Bizans, Ege sahilindeki arazisini koruyabilmek için, bu sa_ hillerde hüküm süren Türk Beyleıi ile Osmanlılara karşı işüıriıgl yap' mayı düşündü ve yeni inşa edilen Bizans donanmasrnın da yurdr_ miyle Bizans'ın denizlerdeki durumunu -kuwetlendirmeyi denedi. l329 da İmparatorluk donanmasrnın, Sakrz adasrnr ellerinde bulun_ duran ve bir zamandan beri Imparatorluğa itaati reddeden Cenova, lı Zaccaria ailesine karşı yaptığr sefcr başarılı oldu ve ada tekrar İmparatorluğa.bağlanarak l3_4dyıhna kadar Bizans,ın elinde kaldı. Yine Cenova'lılarrn elinde bulunan Foça da, komşu Türk Beylikle_ rinin yardımiyle tekrar İmparatorluğun hAkimiyetini tanımağa zor- . 34


landı. Nihayet Midilli, Batrlıların eline düşmekten kurtarıldı. Burada, 1204 de IV. Haçlı seferi esnasrnda Cereyan eden hidiselere benzer bir durum görüldü ve Anadolu sahil Beyliklerine karşı kurulan ve Bizans İmparatorunun da dahil bulunduğu Hristiyan birliği, Bizaru' ın Midilli adasrna karşı hücuma geçmiş ı'e Bizans İmparatoru, bu dindaşlarını Ttirk Beylerinin yardımiyle güçlükle uzaklaştırabilmiştir.

LAkin İmparatorluk, en büyük başarısını Tesalya'da ve Epir' de gösterecekti. Son büyük Tesalya Beyi Melissenos'un 1333 de ölü_ mü üzeıine Bizans, Tesalya'nın kuzeyini elegeçirdi. Devamlr olarak parti kavgalarınrn hüküm sürdüğü Epir'de, Bizans partisinin başı Despot Ioannes'in karısı tarafından zehirlenerek öldürülmesi, Bizans'a firsat verdi. Çekirdeğini Türk kuwetlerinin oluşturduğu bir ordunun başında Kaııtakuzenos Ve Ill.Andronikos, Epir üzerine yürüdü ve asi Arnavut kuvvetlerini dağıttıktan sonra büttın Epir ve Akarnania Imparatorluğa iIhak edildi. Epir Despotunun karısı Anna ile çocuk yaştaki oğlu Nikeforos, Selönik'e sürgüne gönderildi. Anjou'larrn Epir tahtının vArisi Nikeforos lelrine giriştikleri ayaklanmaya teşvik hareketi de bir netice vermedi ve Nikeforos, Kantakuze_ nos'un bir kızı ile nişanlanarak SelAnik'teki sürgün yerine çekilmeğe zorlandı ve Ioannes Angelos Epir'e vali tayinedildi. Böylece IV. Haçlı seferinin ortaya çıkardığ Grek devletlerinden biri daha tarihe karışmrş oluyordu ve Balkan yarımadasında başka bağmsız bir Grek devleti kalmamıştı.

Likin Bizans, bu sihalarda kazandığr başarılarla fazla övünemiyecek ve buradaki arazisini kısa bir Zaman sonra Sırplara kaptrracaktı. Sırp Kralı Stefan Dtrşan, bu hAdiseden bir yıl sonra Arnavutların hikim bulundukları yerleri zaptetti. Henüz bir iç savaştan çıkmış bulunan Bizans, kuvvetli bir dış saldırıya karşı koyacak kudrette değildi ve III.Andronikos devri, iç savaşların losa süren bir fasılasından ibaretti. onun ölümü üzerine patlak verecek olan ikinci iç saıaş, neticeleri bakımıdan öncekinden çok daha ağır olduğundan Imparatorluk bundan sonra artrk bir daha kendini toparlryamryacaktı.

I5 Haziran 134l de Ill.Andronikos, henüz 45 yaşında iken geride 9 yaşında bir erkek çocuğu Ve ona niyabet etmek üzere, Lötin olduğu ve Katolik mezhebine mensup bulunduğu için halk tarafından sevilmiyen karısr Anna (Savoie)yı bırakarak vefat ediyordu. Ill.Andronikos hayatta iken devleti fiilen idare eden Kantakuzenos, 35


v1si1ctine uyularak niyabet hcyeti başkanlığına gcti_ Anna'nın da buna bfu itirazı olmadı. Andronikos, devlet bünyesinde ..:P.Tlu-, yapmak ve içine iuiiusü çıkmazdan kurtarmak üzere girişimlercle bulunduğu bi, sr.ada ,7.at .t*işti' Karıtakuzenos, onun yarıd,a bıraktıği işleri tamamlıyabjlecek kudrette bir adamdı. LAkin, bu işlerde başar:lı olabilmesi için Im_ paratorluk makamrnda gerekti-gi halde Kantakuzenos, IIL Andronikos'un- ortak.bulunması İmparato. iı*urrr,, isteyen teklifini reddetmişti. iktiaarı elinde.bulundurduğu böyle bir anaa orary, yeniden kurmay1 maliyeyi islAh etmeği ve yabancıların isteklerini bertaraf ederek İmparatorltığrı kuwetiendii.meği tasarlıyordu. ıjı.i, Kurtakuzenos, etraflna topladığı ve vaktiyle yardrettiği insanların kendisini kıskandıklarını farkedememişti.'Bunların u'uşr,au, dini mücadeleler srrasında Sinodun muhaleietine rağmen k.ndisini d.s_tekliyerek Patriklik makamına getirdiği Kalekas ile servete ve ikbale kavuşmasrna yardım ettiği Meğaduk ipokaukos gsliyordu. Apokaukos, iki Andronikos arasındaki iç harpler srrasında Ill.Andronikos safında çarpışarak yararlık göstermiş ve bu hizmetlerinden dolayı Kantakuzenos tarafindan ihsanlara boğulmuştu. kabiliyetli bir adam olan Apokaukos, Kantakuzenos,a- karşı-gu1r.iÇok ouıı.uurı.ca davranıyor, fakat ondan nefret ediyordu. Kurriuirr.ros,a karşr oluşan muhalefet unsurlarr arasında en telrlikelisi Apokaukos,tu. Bıı iki şahıs İmpaıatoriçe Anna nezdinde Kantakuzenos,a karşr, onun İmparatorluk ailesi hakhnda fena niyetler beslediğini ileri'stırerek iti_ matsızlık havası yaratmağa muvafiaı. oldu. Bizais Başşehrind;;";i. kalar ve parti mücadeleleri hüküm sürüyordu, dr.r-rr,r. sarsrldığnı hisseden Kantaklızenos, istiflasını verdiyse de imparatoriçe bunu geri çevirdi.

.İ,Tıl:r:::l Illdr Ve Imparatoriçe

Fakat, bu esnada dış tehlikelerin de ardı kesilmiş değitdi. Ttirk_

lerin Trakya sahillerini yağma ettikleri bir sırada yeniden SelAnik'e kadar ilerlemişlerdir. Bulgarlar da İmpar";".i;'; 'r*r;r; harp ile te}ıdit etmekte idiler. Kantakuzeno;, İmparatorlugr., İuttı., atış_ manlarına kendi imkAn]arı ile toplıyabildiği ı.rvv.tĞrle kaış koydu ve tekrar sulhu sağladı, lratta Yuninistarı,dJİ.nparatorluğ;; irrr-,r_ nu. kur'vetlendirmeği başardı. Acha'ia Prensli$, u, ,rrri, g"up nrrada yerleşen Floransa']ı Bankeı ailesi Acciaiuoli idaresine "karşı Bi_ ZanS'.. tercih etmektc idi. Böylece IV. Haçlı seferinden bu yana Attik yarımadasına Bizanslılar ayak basıyorlardr ve Kantakuzenos bu hususu gururla belirtmekte idi. Fakat, Bizans,rn g."iş];;;_"melleri kursağında kalacak ve korkunç bir iç savaşın patlak vermesi bunun36


la da kalmryarak

o

de yok edecekzamaY|sahip bulunduğu kudreti

ti.

lzakta bulunduğu Muhalifleri, Kantaku'"'o*j"' başşehirden onun bütün görevlerinbir andan ruyauıur.l.ui"jö-",.rısi,Jen dahi tıatta- istanbul'a gelmesini den uzaklaştırılmasılı'ugı'dıu'' Kantaku_ i;i" jarlak..planlar hayaleden'

engellediler. İ*pu"io'Jü: hanea'ıai ve tarafiarları istanbul'da Zenos, bir anda d."i;;'du;r";;, malları gaspedildi' Yeni niyabet he_ takibe uğradı, ""i.;;l;fr;Jiı""ı' bulunmaı'tu'ı'ii ve ondan sonra hevetinin başında ı*p""'"'içe ve idi Kalekas ile Apokaukos kuvvetli -;t#"Pl.",ili";;;t' ,,",i,. darbe ",, yakınları ffir;";ir.-.;'g"çır."şı.rdi. Bu |y:vetıı de trrlrrr,. ı<.uı-ua' ve 26 Ekim 1341 karşısında ru"'ukJlrıoJ hu"k't'i'' kendiniDimetoka,daimparatorilinetti.Fakattahtınmeşruvö,risi deetti ve imparatorluk ailesine V.Ioannes'in hukukunu *ühuf"' ihma_ ı'*i' *"'dele edeceğini açıklamayı ğil, gaasıp Ap"k";;;:; letmedi. karşılaştığı en ağrr krizler_ Bizans şimdi, uzun süren hayatında uuiit bir iktidar mü_ lç^Savaş y"'i s' gi;;i$ı' içi'," birinin "i'ı' den derin dini "' 'o'yul kö]<Iere 'dayanrvordu' cadelesi olmaktan çıkaiak karışryoı__ kavgasrna büyük ölçüde Yabancılar, girurrr]r;-i, ı.ura.ş Kantakrııir veche kazanryor, lar, siyasi partiterin mli"rJ.ı"*i',aini soylularla arhontlann mümessahibi vt' zenos bu sefer de;ş;;;ak l4.yüziılda esnaftan, tüccardan b,rrriu?,i;;;;;" u" oluyor sili ceıie tulunuyord"' P: gurupların krsmen a" ı.oyltııeri'; dü;;;'5 v" hasedi ' ziyadesiyle büvük asilzadeye karşı duyd*ğ' oi'" 'İpokaukos' Bizans'ta 14' tahrikeden u" çoı'_ı'u'i* bi' 'a'* iç savaşın sosyal bir renk kazan.ma'' yüzyılda patlak ';';; bu ikinci İmparatorluk' içeride son savaş iç Bu oluyordu' sına sebep yabancı'o""ı.du biribiri ile çarpış1; iki-pu-l:'-ise' tes_ kudretini de kaybediyor ve Suretiyle onlara İmparatorluğu

ffi;bir

ları bu ıç tuug'ıu"'ku"şt"*uk lim etmiş oluyordu' sebep o lduğu dint Tam bu srralarda Bizans' Hes1ıchast'|arın Bizans Lxik veya ruhani olsun bütün buhranrn içine düşmektedir' İ-pu"u,orlukta on yrl süresince şidhalkını ilgilendire; bu hareket, mücadele dini ihtilaf olmaktan çıdetli çalkanuı-' "l'p oiu:.lk: beri' uıu"rtt,- Bizans'ta çok eskiden karak ağır bir ,*vriı."i, halini yaşıyanlara hayatı mukaddes ıri,

,r'i{l'ıçi";J H;rr*u;,

,,k, bir keşiş

HESYCHASTE,;;.,,erıiirai.H.,y#u,*,ı+.ytızyılaabelirlibirmisKtıkenleri, 11' yüzyılda yaşadk_z;hidlik

.kr;;;

aa, oı*uı.tadrr.

ot

)a


yan büyük mistiklere kadar çıkan Hesychasm hareketi, |A.ynzyıld.a asrın başrnda Bizans arazisinde dolaşan Georgios Sinaites'in mistikzahidlik öğretilerinin Bizans manastırlarında büyük bir etki yap_ masıyla kuwetlenir. özellikle Bizans Ortodoks mezhebinin sığnağı ve koruyucusu bulunan Ayaroz dağında büyük bir ilgi gö.üır. Hesychastes'larrn biricik gayesi, Tanrı ile gizli ve toptan bir birleşmedir ve bu gayeye erişmenin iek yolu, btıtİn au"y"r1 işlerden mutlak surette uzaklaşarak ilAhi bir sükün içine (Hesy"irir; gı.*"ı.tir' Bu dinl akımın tam bu srralarda Bizans topı,rmrnda bi, ,"-i, bulabilmesi, anlaşılması güç bir rastlantı de5iiair. önce, dış düş_ manların saldırrları ile huzuru kaçan cemiyetĞ iç hurple.in sebebol_ duğu kargaşalık ve nihayet Arsenit boyle bir ak,il ;; ;şizmasr, tam hazırlamrştl. İtalya,daki Kalabriya Greklerinden olup 9üryy Selönik'e yerleşen BARLAAM',n burada karşılaştığı Hes|cııast aışünce ve davranışlarr şidde tle tenkide tmesi, hatta istihra ııe tairrıretmesi, mücadelenin alevlenmesine sebeboldu. Tarihçiler, bu mücadeleyi l4. yüzyılın en mühim fikir hAdisesi kabul ederler,-hatta bir krsmı bu hareketin devrin en belirli kültür olayı olduğunu ileri sürer. Lökin bu ihtilafin gerçek yüzü henüz gereği gibi a"ydınlur-u-rş olmakla beraber, bunu Zelot'lar. hareketınin bır-deuuo, *uyurıu, iu vardır. Dahası, burada dünyevl rahiplerle keşişlerin mıı.adeı.si gortıı-.ı.t" ve..mücade]enin keşişlerin mutlak bir başarısı ile sona edilmektedir. "iıgi kabul Tanrnmrş Rus Bizantinisti F.I.Uspenski, Hesychast mücadelesiunsurlarrnın , Doğu Kilisesinin bir do'ktrin olarak kabul ettiği Aristo felsefesi ile bu kilisenin reddeuiği Eflatun doktrini arasındaki bir mücadele olduğunu ileri sürer. Başlangıçta felsefi alanda meydana çıkan tartrşma, sonunda dini sahaya kayıJırılmıştır. Bu dokt_ rinin sözcüleri, milli Grek düşüncelerini Batıya kurş;-;;;rrmakla kalmayarak, Aynaroz manastırlarının şiddetl e taruf tuttukları fikirleri ve bütün Balkan yarrmadasrnı temsil eden bir tavır takınrrlar. Netice olarak burada, Grek düşünce Aleminden nemalanan Hesychast'larrn savundukları ve bayraktarlığnı GEORGİOS PAiAnıaS,ın yapt1ü.ı doğu mistisizmi ile AqUİNo'lu THoMAS,tan ilhamıru alan ve Akindynos ile Barlaam'ın savundukları Lötin ruhu n. ,uryorrulır,.,l karşılaşmakta idi. Hareketin temelinde, siyasl ve malt üakımdan gittikçe zaif düşen ve gün geçtikçe sinsi bir tarzda Batı fikir hayatınrn etkisi altına giren ortodoks <ilisesinin, kendısini artık kolay bir şikör saymaya başlıyan Batı kilisesine Karşı bir reaksiyon, yut-aktadr..

nin temel

3B


En büyük Hesychast ve Hesychia doktrininin kurucusu,

geniş adam olan ve mümtaz bir yazat hüviyetiyle tanınan Se-

kültürlü bir lönik Arşeveki GoRGİos peıe\fAs idi. Bunun dışında eserlerinde Hesychast fikirleri yayanen tanınmış şahıs, Bizans mistiğiNIKOLAOS KABAZlLAS'trr. Hesychast'ların nihai hedefi ilaht ışığın temaşasr_ dır ve bunun da yolu, zahidce bir riyazettir. Hazreti İsa'ya ııiyazı ifade eden duarun söylenmesinden sonra, dua eden vecde gelir ve bu esnada semavi şualarla çevrildiği bir anda ilöhl ışığı seyreder. Tamamiyle Tanrıyı tanımak Ve temaşa etmek, onunla birleşmek için bütün güçlerini bu maksada yöneltmek, bütün dünyadan ve bu dünyayı hatulatan her şeyden uzaklaşmak gerekir, zira bütün ruhunu ve. kendini bu nokta üzerinde toplamak zorunludur. Bunu yapabilmek için Hesychast kendini, bütün tasawurlardan, bütün düşüncelerden ve emellerden uzaklaştırmalr, ruhunu bütün bildiklerinden kurtarmalı ve gerçek bilgisizlik karanlığına varabilmek için mutlak bir bağımsızlığa kavuşmalıdt. Zira, bir Hesychast'ın en ulvi, en tesirli ve *.rtük duası, Tanrıya direkt olarak ulaştırılan mesajdrr. İşte za_ "', hidde vecd hali bu suretle hasıl olacak ve bu hil onun Tanrr ile birleşmesini sağlıyacaktır. Bu vecd höline gelebilmek için ruh, muhitin bütün duygulaıından minezzeh olacak, bütün bildiklerini unutarak körküttık dilsiz ve sağr bir hal alacaktır. Şahsiyetini terkedecek, Şuu] runu kaybederek ruhİ ve cismanl hayat duracak, fikir hareketsiz ve temaşa hedefine yönelik kalacaktır. Bu suretle Hesychasm'ın asli cevherini ruh ile, kalbile ve düşünce ile ilahi bir aşk oluşturur Ve onun temaşas'na gayret eder. Aynaroz dağ'n61, ve bilhassa Palamas tarafindan işIenen Hesychasm düşünceleri, sonradan sistemli bir hal alır, bölümlere ayrılrr. Bunların arasrnda dördüncü ve en yüksek mertebeye ise pek az kimse erişebilir. Keşişlerin çoğu, ancak birinci dereceye kadar erişebilirler. Bu husustaki en btıyıık faaliyet, Georgios Palamas'ın adına bağlıdır. Barlaam bunun karşısına çıkmrş, geniş bilgisi ve kuwetli ifade kabiliyeti ile şöhret yapmrş, lxkin Bizans'ın tanıdığı en büyük Alimlerden o|an Nikeforos Gregoras karşısrnda yenilmiştir. Barlaam Pa_ lamas'rn fikirlerini Hristiyan dininin temel akidelerine aylurı ve dolayısiyle onu heretik sayıyordu, aralarındaki tarüşmalar yedi yıla yal<rn sürdü (1333_1339). Sonunda 15 Haziran 134l de Ayasofya'da toplanan konsil, Palamas'ı da davet.ederek bir höl çaresi aradı ve kon_ sil Palamas'r haklı buldu. Bunun üzerine Barlaam tekrar Batıya döndü. LAkin bu hal tarzr ruhlarr teskin edememişti, bu yüzden de Bizans yeni bir ihtilaf unsuru kazanmış oluyordu. Bundan başka, Bi_ 39


zans tarafindan benimsenen bu doktrin, Roma'nrn şiddetli red cevabiyle karşıIaşmakta idi.

İmparator III.Andronikos'un ölümünden sonra tartrşmalar yeni bir safhaya girdi. o Zamana kudu, iki taraf arasrnda bir uzlaştırıcılık arayan_ Georgios- Akindynos, puıo-u, doktrini aleyhine döndü ' ve bu yüzden Kantakuzenos;rn ig.rstos 1341 a. t.pı"ari, bi, ko.rsııde mahküm oldu. LAkin u, ,or*-İÇratorluk siyasetinde meydana gelen değişiklik, bu dini çatışınad. aJiı. dönüm noktası o.du. Zaif bir teolog olan ve Palumas'ın ı.,ruu"iii düşmanı Patrik Kui.ı.ur, giı tikçe Hesychasm'a karşı bir tavır takındı ve Palamas gözden düştü, hatta aforoz edildi' Bu- kere u.ry.t uri'ıarın çoğu, Kantakuzenos,u tutmağa başladı. Hesychast *ıı.ua.ı.ri siyasi bir veche kazarıdr ve Imparatorluk iki karşıt cepheye ayrılmış oldu.

Bu olayların sosyal yöndeki tepkileri iç savaşın bütün sebepleı"i hemen ir;;." daha da şiddetli oldu

ve

sosyaldi. İmparatorluğun çöküşü hrzlandıkca aı.i.ıiı. d. urtryo. ve iktisadi durum, sosyal sınıf]ar arasrndaki mesafeyi uçryo..ır. ve şehirlerde büyük halk tabakaları çoğalırk.r, *"*"t ,r. l1şrada ince bir aristokrat taba-.rlkl., kanın eline geçiyor ve fakirleşen zümrelerin bu ,r",a ı.".ir'hrrr., urİmparatorluk iktidannın kuwetli olduğu srralarda Bizans '1yo'.d": absolutizmi, bürokratik hAkimiyetini eski rine kurarak şehir hayatını merkezi iktidaraşehirlerin harabeleri üzetı' Merkezi iktidarın zaiflediği bir zamandu boyun eğmeğe zorlamrş_ ir., -uır?iii"guiı* Lr"vetlenmeğe ve şehir hayatı Ja yeniden can'anmağa başladı. Lökin, Bizans'ta bu defa merkezi idaıenin y.rirr. iktidara gelen feodal kuvvetler, lmparatorlukta sanayiin ve ticaretin serbest olarak gelişmesine de engel oluyordu' Batı'da ayru devrede başlıyan şehirlileşme başarrya ulaşırkerı, Bizans.şehir hayatı geri kaiıyor ve bunun rreticesi olarak ta Bizans, iktisadi yönden İtaÇan şehir devletleri tara{indan sömürülüyordu Kantakuzenos ile niyabet heyeti arasındaki mücadele, imparatorluğun o zamana kadar açığa ,o*yul düşmanlığn alev_ çıkmr|u, lenmesine sebebolmuştu. İç daü başıanğrçtan beri, Apoka'u"uş, ukos ile Kantakuzenos boğuşmarr'ıraıırrı uıar. Apokaukos,Kautakrızenos Ve onun yandaşIarr olan aristokratla.u karş, uryuı. ıruıı. ı.lı.lerini başarı ile kışkırt1ı. Iki tarafin Ju uaurrıu., onları, her türlü an_ Iaşma zeminini zorlıyarak*mtıcadele|e rrrrı.ı.aı.lerinien savaş bü_ tün kızğınlığı ile başladı. Diplomatik tertipler ve entrikalar, izclivaçlar, valileri ve kumandanları rüşvet ve-menfaat karşılığ ifsat ]ıareket40


halkı karışk unsurlar_ leri biribirini izledi. Bilhassa, İmparatorluğun sefaletin k^arıştığı büyiik dan oluşan, erı btıytü l."gi"ıit iı9 ;". tazL ve bunun ıi*rr. ş.r,ri s.ıa.rik't", *,,,'T miicadelesi en yüksek sey1veve olan ve yeri bir öze] imparatoılukta vr"r"a', azğıır bir hile geldi' kuvvetli bir tcşi,;;ri'", bi'bında ıJJi"ıi bir şehir olan Selönik'te sahip- /elot'lar partisi kilita ve bir a.r"..y.-kudar beiirıi bir ideolojiyc hareket halkın basit vardr. Bu yüzden u,,uau, aristokrat düşmanı iktidarı ele_ Zelot'Iarııı bir ayaklan.rrril oüurJ-J"gı, fakat_ 1-342 de

g.çi,-a.,iı"sistemliui.-ı-,aıaldı.Katakuzenostaraftarlarının teşkil ettiler Ve soylulara artmasr üzerine Z"|;;|"' burada, bir alay karşr harekete geçtiler'

idi'

içerisinde Biribiri ile çarpışan her .iki tara[ maddi srkrntr güç dayanılmasl Para sağlamak maksacliyle imparatoriçe Ann1, \zabe' eşyayı mali tedbirı"r* n,şu"J'j; ı'"'ı*clen kıi-metli birçok el kondu' f)imetoka'da yerle_ haneye yolladı, soylu-ların mallarına ve \{akeise ord'usunu nizama koydıı' Trakya

şen Kantakuzenos cıoııya,dakikuleı.,ma,dan1arrnakendisinekatılmalarıemriniverdi. scfcrlerçle başarılı olamadi, 1341 kışındr" 13' ;;;;;a kadar giriştiği Edir.re'cl-e-dırrduruldu' Bu istanbul üzerine v"pi'g, s.fe, englllerrd-i, oğlu V.Ioannes'e parlak srralarda irturbrl,i'a' İr"puru*rğe Arr.ra, Kantakuzenos' SelAbir merasimı. i-|u'uioli't'u"'giydiriyordu' Zelot'ların soylulara karş nik üzerine ytlrıırriJ irtedi ise cle,-şehirde da 'iaz geçti' Sclönik valisi harekete geçtikleriJ oJ"""'ı' b"'d"' soylulardan ilerigelenicr acele ile şehri teJ etiek zorund'a kalmış' Fakat z''amanila Ze|otiar da de kaçmışla, .r. *uııu'ı haczedilm\tir' bir krsmı Hesychast'lara kendi aralarrrrd, ffi- uy.rlrrlur. Bunlardan takırıırlar' Sadece sosyakın görültır, aig';ii"i ı'9 t$..k"tı bir tutum Kantakuzenosla ve arisyal reformlil b";;;;; birleiebilmektedirler. ıçi" Paleologlar haned.anınr ve V.Ioannes'i tokratlara krrş, "ıd;;, yeni vali ile Zelot'larrn reisi tutarlar. Fakat ı',r"i"ı,a"r, gor'd.rii.rr iiıı"r' Ze,o.,ar ıriiı.ti* sürerlcr. Böylece SelAde anlaşamu, ffirJ. "" müddetle kimseden emir almanik,te reform y"rii*r-rı.r-, 1,edi yıl dan hükmeder. soylular her . SelAnik'ten istanbul'a kada r uzanafl sA'halarda' yakınları bilc' can tatafta yenilgiye "g'u-'ç*dr, Kantakuzeııos'un düşünerek onu ve mal kurtarmaırin uıiiciı< yolunun bu olduğunu hudud"na kadar çeki_ terkediyoılara'. g;_"ı"ıık durury{1 Sırbistan Kralı S.t9fan Duşan'a gitti len Kantakuzenos, (Temmuz 1342) Sırp Sırbistan'da kaldıktan ve orada iyı ı."rŞır"ar.-_ür,rr.u ni. *ııda"t 41


sonra, Sırp Kralına Priştina'ya kadar olan bütün Makedonya,yı vermeği vaadederek^bir andlaşm a yaPtl ; ;;;;;;j,r]Ş Sırp yardrmcı kuwetleriyle SelAnik tir.ri.r"'hil.rım etti ise de, Apokaukos,un bir donanma ve bir o1{unyn buşnJu kurtarmağa gelmesiyle şehri başarısızlığa uğradı ve Verria krı;*irr" sığındı' Ertesi yıl İzmir Beyi IJmur'un sağlaclığı donanma n" ı.rrr,r"tı"rle yeniden SelAnik üzerine yapılan sefer de netice vermedi ve buradan t.kru. D;-"tJu,ya dönKantakuzenos,un yanında çok az ad,amı vardı; Umur Bey 24 Ekim 1344 de HaçIıIa.,1 bir taarruzunauğradığ için ondan bir yardım bekliyemezdi- İmparatoriçenin iah.iı.ı J..ı.," S;;;", Duşan ve Bulgar Çu" ' Trakya'yı işgalediyorlardı' Apokaukos +l:.-"nder, Kantakuzenos'u öldürtmek üzere ,riirraıu, tertibetmiş fakat başa_ ramamıştr. LAkin bu yılın Sonuİ}a doğıu durum dur"ıiı,^}rrp Kralının kuvvetleri yardıma gelen ur""r'n.yin Türkleri ,urrrrrraur, ç.kilmeğe zorland'ı. Kantakiızerror, Brlgurları geri pı;.rı.o,r.,"*t Meıiç nehrinin ötesine sürdü.ve az once B'uıgarlar" tarafindan-zaptedilen yerlerr geıi aldı. Hatta İmparatoriçe Maiia au, eprı.rrtos_muhal:fet etmese idi, Kantakuzenos iıe ,nıuşmuğa hazırdı. Bu andan itibaren, ?Srr-pii tempoda olmakla beraber, Kantaku_ zenos'urı durumu kuwetlendi. Lakf her iki taraf bitkin bir hate gel_ mişti' 1345 başında Kantakuzenos Edirne'yi elegeçirdi. L-Imur Bev_ den ümidini kesen Kantakuzenor, o*-urlı emiii'Orhan ö-?; vurdu ve ona kızı. Theodora'y, vereceğini vaadederek karşıIığnda osyarnlı.rık:! sağIadı ı,e bunlan e,r*pu yakasrna geçirdi. Bu kuvvetlerle işboli (Sozopolis) hariç, Karadeniz sahilırr?.ı.i bu,tır, ş._ hirleri elegeçirdi, İstaıbul'u sıLıştr.dı. Fakat, raşJJ .ıJgeçirebilmesi için daha iki yıI geçmesi gerekecekti. Ka,taii r.ror;ir, noyı" srkıntı içerisinde bulunduğu- bir sırada,. _Tesalya,dan gelen bir elçi kendisini İmpara torları ol Jıak ı.auuı e itiı.ıerini iliıdiriy"h;_;" bun un manasl, büyük müIk]ere sahip zengin bir eyelati" ii";;kuzenos,u

desteklemesi deınekti.

Kantakuzenos'un

kuvvetlenmeğe başlamasr tan'da taraftarlar kazanması, Sırp KraIı Duşan'ıve hele Yunanis_ ürkütmeğe yetti. Onun gayesi, Bizans'ta taraitardan h";r;g;'l;"'Tr#ra eriş_ mesi değil, bu iç kargaşalardan faydalanröı. ı*prrr,"lı"ı.

arazisinden mümkün olduğu kadar rurıi |i^rç"Iar koparmaktı. İmperatoriçe Sırp Kralına- çoktan ueri ı.enaisine'yrrJrm etmesi ve 'Anna, Kantakuzenos'u terketmesi teklifinde bulunuyordu. Steran Duşan 42


vardı ve bu uygun teklifi kabulederek niyabet heyeti ile anlaşmaya yazı)' g.rq-'i*prratorun kızkarcleşini oğlu lJroş'a nişanladı .(|343kuwetli karşı şimdi Böylece Kantakuzenos'un bir silih"arkadaşr' ona bir düşman hAline gelmişti'

Türk BeyBundan sonra Kantakuzenos'urr talii' Anad'olu'daki.

lerinebağlanıyord,.Ö,,..EgesahilindekiTürkBeyliklerivenihayet onun Osmanlıların sahneye çık-ası, Bizans iç savaşrnın-.a$rlığını elegeçire_ SelAırik'i tarafina çevirmektedir.'Umur'Beyin yardımiyle mukaveınetle karşılaşmemiş ve Ka,ltak*r.r'o' burada şiddetli bir zorunda kalmış ve N{akemıştr. Bu sebeple Selinik'ten vazgeçmek Duşan'a kaptırmrştı' Kandonya'nrn mühiın bir kısmrnı da ğteafan 'İrakya'ya hökim olatakuzenos, LImur Beyin yardımları sayesinde Zira Türkler' bilmiş, likin bu yu.a'* çok pahalıya malolmuştu' Imparatorluk karşılrk' geçtikleri heryeri ;fi, 'aıyo'ıu'a'' gerek Sırp_ düşünmüştü' {aı<1t ailesi Güney ı*ıurıl,,",u duyu"-uy' faydalanarak aralar, gerekse BulgaJr, Bizans'ın bu zaif anrnd'an bu Islav zilerini genişletmekten başka bir gaye gütmed'iklerinden' hudu_ Bizans g'1i'aı' Buigar.ittifakı d'a Bizans'a iuydudu" çok zaiar sürekli _olarak taraf dunda ortaya çrı.urr'ı'iu" sergerdesi ilIonçilo' değişciriyorvegünlükçıkarlannagörehareketediyordu.Başlangıçidi ve sonunda Rodop' ta Umur Bey ile Kantakuzenos'un müttefiki iir Beylik kurmayr başardı' Sırp Kralı' ların güneyird" b;;; sonra Arnavutluğun 1343 de Makedonya'nın güneyınr zaptettikten bulunan fethini de tamamlJmışr.

irr"rt, burada Anjou'ların

elinde

verilmiş Draç'a"ırruto*uJ,. ıi'ıg- Çarına büyük tavi1\er :lT::i:,' Imparatorı\{omçilo' ,ug**r, yard.ımı he-e"- hemen görülmedi' ul"'ğ, fakat artık hem Kantakuzenos'a çe Anna'dan ı.*pot tı',uarunı huzursuz ;; ;.; d. İ*paratoriçeye zarar|ai vermeğe ve by lojsevi taraBey sergerde U1ur bir höle getir-ege buşi'*'şt'' Sonund'a bu kaldırıldı (1345)' frndan ye-ıfldi u. ıau* edilerek ortadan bütün Trakya'yı hA'kimiyeti 1345 yazına kadar Kantakuzenos' vukubulan bir olay' altına almap başardı' Tam biı srrad'a başşehirde I-puratorluk ailesinin kuvKantakuzeıror' rrr1şid ko1uylaşt'r'yo'du' 11 Ha_ vetli adam, u" do,ru',rna k'mandanı Megadtı'k .A.ıg|aukos' orada sırada, bir ;i;;""|;i; de, İmparatorluk Sarayınr ziyo:ret ettiği öl_ sonunda \ezatet aitında ui'i'oa""ıan mahkümların hücumukarşı bir ayak_ Ze|ot'lata dürüldü. s.ıarit,l" J", uş,r, ,.ror* yanlrsı Apo_ İstanbul'dakı .diktatör lanma oldu. Bu ırrr.ı.",i" başnda ise, kaukos,unoğlubulunuyordu.IoannesApokaukos,Selönik,tekiaris. 43


tokrat düşmanı partiyi desteklemek üzere gönderilmişti. L1kin, kısa bir zaman sonra Zelot'Iarın reisi ile bozuştu, onu öldürterek tek ba_ şrna şehrin hAkimi oldu. Babası tam bu sırada İr,rr,ır,.iau katledil_ diğinden açıkça Kantakuzenos tarafina geçti. Bu hAdise. Kantakuzeııos'uıı yandaşları arasında büyük bi. J.ür,ç de, Zelol, lar karşıllk vermekte gecikmedi,er. ı,, nı. Iourrnes Apo_ kaukos ve yaze yakrn adamr, acrklr bir 'u^uiro.r.u tatzia;rdHj;e ';.;;;;];; şehirde brından sonra görtilmemiş bir tarzd'a zenginlerin takibi başladı. Ze_ Iotlann_hAkimiyeti yeniden kuruldu u. yriiur"u tam nl, ır"lımsızlıkla sürdü, Se]Anik ile imparatorluğuır diğer kısımları arasınduı.ı nugır, çok a.zaldı. Biitün bu hAdiselere rağmen, özellikle Apokaukos,un ölüdrülmesinden sonra Kantakuzenos'un başarısr su götürmez bir h^l almış_ il' Kantakuzenos) siyasi ve ekonomil yönlerden kuwetli taraftarla_ ra kavuşarak hedefine doğru emin adimlarla yaklaş,.k"n, Başşehir_ deki.niyabet heyetinin çözülmekte idi.'G..çi Ku_rrtukrr.rror, eski kuwetli müttefiki -iktidarı lJınur BŞa.r, artrk yardım ı.-r|"ro, zira, ; Umur Bey, izmirde Haçlılara karş giriştigi tımitsiz bir savaşta l34B de şehit düştü. Fakat bu arada Ku.rükrr"r.os, l346 da UmurBeyden daha kudretli bir müttefike kavuşmakta idi ve yeni -r,,.iLi osmanlı hükümdarı orhan Bey idi. Arr.ai, Katakuzenos'un orhan Beye karşı beslediği duygular onu ileride ald'atacaktı' Zira, or h a n ts. y Iı e Uınur Beydi ve ne de osmanIıla, ayarr;;u suru-

l-ıan Türkieri idiler. öncekilerin yug-u rr. esir peşinde olmalarına karşılık, tıcret, osmun'lıl'aı gittikleri yerleri zaptetmek ve or ada yerleşmek maksadrnı güd üyorla rdı. 1347 de, Sırp Kralr tarafından canevin-

den tehdit - edilen Kantakuzenos, mütiefiki o.hun,da;';;;,istemiş ve orhan Bey ona, oğltı Süleymanidaresinde ıo.uinı.iş'ııitii, kuwet göndermiştir. Süleyman Bey kuvvetleri Bizans - Sırp iirtııur, ı" arıu ilgilenmeden gittikleri3erleri yağma ettiler, ıruttu iı.rıgu; hudutları_ na kadar sokuldular. Tam bu sıra|ard,a, Sırplar da Bizans,ın \ini bi_ tirmek üzere onu sıkıştırıyorlardı ve bu maksadla Stefan Duşan, orIıan Bey ile de ittifak aramış, fakat rivay.'" gor", ;"", ı<J","ı.rr.olabilmişti. orhan Beyin durumu artık x:', -'"g."ı çok kuıvetlenmişti. oldürrılmesinden az önce Apokaukos ta, büyük -.uıugiu, ı.u.şı,ğnda orhan'a ittifak teklifinde brılunmuş lakin onu klzanamamıştı. Apokaukos'un ölümünden sonra ise İmparatoriçe Anna, Anad.olu, da yardım aramakta devam etmiş ve 134i Hazira", ır"şr"J. blrrhur, dan 6000 kişilik bir yardım sağlamışsa da, bu girişim acıklı bir tarzd,a 4t


karşı başarısızlığa uğramıştı' Zira bu kuı'ı'etler, Kantakuzenos'a zengin taarruz etmiş ve oradan çurpşu.uo" y.rj" nrig ar atazisine ganimetler elde etmişlerdir. Er\tiği başanlara gtivenerek Kantaktızenos' 2| Nlayıs |346 gi1di' cia Edirne,de Kudüs PJtriğinin elinden İmparatorluk_tacını muhasara ii+o y,ı, boyuncl Kantakuzenos ve ücretlileri istanbu1'u Kantaku_ alt,nda tuttular. Şehirrleı<i aristokrat zümre, artık aç*ça_ 13'i7 2 Anna, imparatoıiçe Şubat zenos,u desteklenıeğe karar \erdi. tarat onun ve de Patrik Kalekas'ı azletti, Plamas'r hapisteıı çıkardı tarr izidor,u Patrik tayin ctti (|3+7-|g,+g). Kantakuzenos,'.3 Şiıbat taraftarları ken|347 d,e mukavemet g,;n-'d"ı. İstanbul'a girdi' zira muhafizları disine ALTIN KAPI;yı açık bırakmışlardl. Şehrin Kan_ oldu' -paıa mecbur olmağa ile satın alındığından imparatoriçe telsim varisi meşru irı.*.""r_ö.rı. İ*puruto, kabul ediliyor Ve tahtın Ayrıca \I.Ioannes ile birlikte hüküm sürmeleri kararlaştrrrlryordu' Helena'yr Kantakuzenos, l5 yaşındaki imparatora kızı 13 Yaş'ndaki nişanlıyordu.

Vl.Ionnes Katakuzenos'ıın Hökirniyeti Devri

(1347_1355)

İç savaştan galip çıkan ve istanbul'u elegeçiren Kantakuzenos' tarafina hnkim değildi; başarısı iç savaşa henüz İ-parrto.l-rgrr. t ", hala hüancak geçici oıurui son verebilm\ti. Zelot,lar SelAnik'te etmeği kabul şid_ küm sürüyor, Kantakuzenos'un İmparatorluğunu geri emri çeviriyor_ detle reddediyor ve Başşehirden "e'i]'n her türlü du.onlarınitaataltınaalınmasrdahabir.Zarrlanmeselesiidi.Kanta-kal-

ve' iktidarda krr"rror, güç problemlerle karşıkarşıva bulunuyordu edebilrnek gaye_ iade nizamı dığı sekiz*yrı ,ilr"*ir.., İmparator1ukta işlerin ağırlığı sonu.nda ,ifı. irr.rri*ryu.uk bir eneıji ile çalıştı, -Muy,, fakat |347 de,Istanbul Patriğinin altrnda çöktü. Kantakuzeno"*, ı3 Zira' ;ii"d""'imparatorluk tacıırı giymeile meşruluk kazarııyor' kabul edilirdi. aırcak Istanbul pririgl"i" gıyal.aigi taç, tartişmasız onun için, gaasıptı. bir Birçoklarınrr. ,ururrrri.a Kantakuz"rro, haıu zihinolduğıınu V.Ioannes'in meşruluğunu tanıdığlnl, onun ortağr içiıde ]ıu.şartlar lerde yerleştir-esi |"i.l,ı. impaılto'içe Anna ile_ j"uu*duo Bu suretle vazgeçiıebilmişti' anlaşmrş Ve onu m,ikavemet" hazırzemin bir Sayal} meşru ruı"oıojıu, ailesi ile Kantakuzenos'u kendi ile çocuk_ landı. III.Andronikos'un manevi kardcşi, V.Ioannes genel İmparatorlukta aldı, ünvaniar gibi " abası Iarrnın,, ortak b

45


bir af ilAnedildi. Böylece Kantakuzenos, silmeği düşünüyordu.

savaşrn bütün izlerini

En güç mesele, İmparatorlukta nizamı ve ref;ahı sağlamaktı. Devletin hazinesi boştu: Kantakuzenos''un, soylularr hazinenin yardımına teşvik eden girişimleri bir netice vermedi. İmparatorun bıitüıl gayretlerine rağ'men, iki cephenin adamları biribirine dişbiliyor ve Kantakuzenos'un adamları karşı tarafa verilen tavızleri kıskanıyordu. Başıbozukluk imparatorluk ailesine kadar sirayet etmiş ve AsAyiş sağlanamamıştı. Türk akrncılar, ara]ıksız Trakya'ya akrnlar yaplyorlardı. l34B de Karadeniz'de bir scferden dönen iki İmpara_ tor, bir Türk akıncı gurubuna karşı mulrarebe vermek zorunda kal_ ınıştr. Kantakuzenos'un Istanbul'u elegeçirmek maksadiyle bütı-ın kuvvetlerini burada topladığı bir srrada, Sırp Kralı Makedonya' da büyük ilerlemeler kaydetmişti. Kayındepederini, hikimiyeti elegeçirmeğe muvaffak olduğundan dolayı Üsküdar'a gelerek tebrik eden orhan'dan Kantukuzenos, Sırplarr Makedonya'dan çıkarmak için osmaıılı askeri yardımı istiyor ve orhan bu yardımr mJmnunlukla yapıyordu. Orhan, 20 bin kişilik bir kuwet gönderdi. Kanta_ kuzenos, yanrnda genç İmparator roannes olduğu hölde, Sırplarrn çok sıkrştırdıkları ve düşmek iizere bulunan SelAnik üzerine yürüdü. Lökin, imparatorların bir kadırga üze':inde SelAnik'e doğru yol aIdıkları bir sırada Orhan, anlaşıirnryan bir sebepten ğ9|2y1, Kantakuzenos'un oğlu Matheos idaresindeki Türk kuwetlerini geri çağırdı. Bu sıralarda akınlar yapmak üzere Üstrumca munsabında Amfipo_ ]is'te sahile çıkan bir Türk korsan filosu ile anlaşan Kantakuzenos, onların yardımıyla Sırp Kralı Duşan'rn eliıre düşmekten SelAnik'i kurtarabildi. SelAnik'te Ze|ot'ların hAkimiyeti 1349 sonunda dağılmış Ve reisleri Andreas Paleologos Sırp Kralına kaçmıştı. Zelot'lar, şehri Kantakuzenos'a teslim etmektense memnunlukla Sırp Kralrna vermeğe hazırdıIar. Bu hödiseler yüzünden halkın daveti üzerine Kantakuzenos, yanında Ioannes Paleologos olduğu hilde Ekim 1349 da ilk defa şehre girci. Fakat damadı orhan'ın azizliği yüzünden SelAnik'te tutunamadı. Zira, yanında faz|a bir kuı'vet yoktu. Ze|ot' lar arasındaki ihtilaf sonunda şehrin başuz kaldığ: bir anda vali Alexios Metochites, Kantakuzenos'a haber göndererek oıru şehre davet etti. Kantakuzenos, yanrnda genç imparator Ioannes Paleologos olduğu halde 1350 ocak ayında merasimle şehre girdi. Palamas, şehir Metropolidi tayinedildi. 46


Kantakuzenos'un İmparatorluk tahtlna çıkması _Hesychast'larrn devam etti; da zaferi olmuştu. grrrr,rriu beraber., dini ihtilaflar yine -Hesychast]ların ı.u'ş'"'auı'i partinin_Jıaşrnr]a Nikeforos Greşimdi Kantakuzenos'un en dişli goras bulunuyordu. Apokaukos'tan-s'on_ra' Hesychast'lar_ İuş-u, olan Patrik Kalekas azledilmiş ve tanrnmış Pitriklik makamrna getirilmiş_ clan, Monemvu*ıu ıvı"iropolidi İzidor. Kantakuzenos' 27 Mati. Dini polemiklere son ver-ek maksadiyle Bu arada Patrik yıs 1351 de Vlakern, "'uy"'d' bir konsii topladı' en azğın muhaİzidor ile Akindynos vefat'etti' Ewelce Barlaam'rn alt etmiş olan ile Iifi bulunan ve onu derin bilgisi, kuwetli talakati gelen muhalifi idi' Nikeforos Gregoras şimdi, Piamas'rn en başta ve bazılarına.göre kuv_ Son Bizans d"vririrr'.r, nuyuı. ilim adamı

vetliedebidehasıvesağlamkarakteriilebütünBizansImparatorNikeforos Gregoras, ;ğ;; en büyük fikir adamlarrndan sayılanve-Union taraftarr o1geçmiş zamania anti Hesychast'larrrr tarafına kazanmak için muştu. ı<u.r,uı.,r,.,,o*, onu Hesychu'iıu' iarafuna N|!.v_eı 15 gün bütün nüfuzunu ^-.rııu.r-rş fakaj başaramamlştr. sürenkonsiı,o,,,,aupalamas,rnmuhalifleritel,inedildi,bunlararata bulunuyordu' Gregoras' sıncla Barlaam, Akidynos Ve Gregoras bile enı.Jpu'rıar, gozdJn düştü, ya^ y.azmaşna

Chora *urrur,rrrrru sürmesine rağmen, Hesyçi "i*rar. Duhu bi, irtıaa",iu'tışmalarrn resml tamoı*"ş ve bu.iiki, akımı, Bizans kilisesinin chast,larrn aziz Palamas "aferi sonra az doktrini mevkiine"yi'l-"ı*ış,ir. ölıımtınden Bizans fikirleri Hesychasm ilönedilir (ı357/5B)1 Bu zamanclan sonra kilisesinintemelunsuruolarakd.evamed'ecektir.Nitekimdahason-

ralarrenmeşhur*i,tikı",d",.NikolasKabazilas,ölimkanonistSelive özellikle Roma lÇli_ nik,li Symeor, ıs._fııryrlda Union hareketine Eugenikos gilıi.Bizaıxln büyük sesine karş *tı"ujJ'.den Markos _*uJ."" ruhanileribunlar,,,*,,du,,yetişmiştir.BudevriııBizansImparatordinİ bir prob1em değil' ayru kabulü, u.**'ın rr.*v"t için luğu yuz1ı||aida.scırıılen kuwetli zamandaktıltıırel bir inanctı' ı'2' ve 13' Latinleşmehareketinekarş,14.yüzyılınilkyarısındaBizans,takonve bu akrm sadece Roma zervaİıfbir YunJ'i'k uı'i-' ııaiim olur de sert bir şekilde Kilisesini d"ğiı, ;;;; ,u^und'u Batı kültürünü reddeder.

Bu taze Bizans iç savaşından en çok Sırplar faydalanmışlardır' koyma_ karşı ilticlara, İmparatorluğun güce ve iyi bir 'rırip "J,iy, lVIakedonya, Stefan Duşa_ ya takatı yoktu. i.ia"ıı. drşrd, büttln Serez ve Kvala'yı da nın hökinıiy.ti uıtırıa girmişii. 1345 den sonra 41


elegeçircn Duşan, \zfcsta ve ijstrumca muırsahrna kadar sokularak Ege denizine çrkmrş ı'e artık istanbul'u clegeçirme planlarını kur_ maya başlamıştı. SelAnik'in elegeçirilmesi hölindc, İmparatorluğun geri kalan kısrmlarr da, telılikeye düşecekti ' l3+5 yılı sonundan başLıyaruk Sı.rplarin ve Greklerin İmparatoru ünvarırnı taşıyan Dlışan, 1346 Nisanında bir Paskalya günü, Sırp Patriği ilAnedilen İpek Metropolidinin elinden imparatorluk tacı giyiyor, Trnova Patriği, bağrmsız ohrid \,{etropolidi ve Aynaroz manastlrının delegeleri de bu merasimde hazır brılunuyorlard,. Stefan Duşan, hedefine çok yakın görünüyorclu. Duşan, bundan sonra kendini sikkelerinde İmparator giyisileri içinde gösterivor ve Bizans örneği üzerine bir saray hazır|atıyor' Ve emirnamelerinde Sırplarrn Ve Greklerin İmparatoru ünvanını kullanıyordu. A'ynaroz dağında uzun bir seyahata çrkryor, cra_ daki manastrrlarr ziyaret ederek onlarr ihsanlara boğuyordu. Ayna_ roz'daki manastırlara birçok arazi vakfetmiş ve bundan başka onlara pek çok muafiyet tanrmıştır. Bizans iç savaşının sona ermesi, Duşan' ın ilerlemesini durduramamrştr. Daha Kantakuzenos'un hikimiyetiniır ilk yılında Epir'in istilisını tamamlıyor ve Tesalya'ya sahip oluyordu (l34B). Kantakuzenos hiç olmazsa Verria'yı ve 1350 de de Vodena'vr geri almayı başardı. Fakat kısa bir zaman sonra bu kaleler de yeniden Duşa.n'rn eline düştü. Büyük bir karşı koynıaya rastlama_ dan ve hiç bir önbmli meydan muharebesi vermedeıı. Duşan, o zanllanki Bizans arazisinin 1/artslnl elegeçirmiş ve devletini iki misline yarın genişletmişti. Ancak bir krsım kalelerde bir dereceye kadar mukavemet görülmüş, fakat bunlar da fazla dayanamamışlardır. Duşan'rn hAkimiyeti şimdi, Tuna kıyılarından Korint berzahrna, Adriyatiı< sahillerinden Ege denizi kıyılarrna kad-ar uzanryordu. HAkimiyeti altındaki tilkeler halkının yarısr Grekçc konuşan insaniardı. Hatta, Greklerin yaşadıkları sahalar, devletin ağır basan tarafinr teşkil etmekte idi.'Duşan, İmparatorluğun Greklerin sayıca üstün oldukları güney krsrmlarını şahsen yönetmekte Ve ana Sırp ülkelerinin idaresini oğlu Uroş'a brrakmaktadır. Bilhassa güney bölgelerinde saray teşkilAtında, mülki idarede ve adliyede, büyük ölçüde Bizans'ı örılek alan bir idare sistemi kuruluyor, lratta Bizans arhorıtlarından Sırbistan'ın hökimiyetini tanryanlar da görülüyordu. Duşan'rn silAh arkadaşları, yakınları ve soylular, Bizans'rn şcref ünvanlarrru kazanarak devletin yüksek mertebelerine yerleştiler. Btı sınıflar eski hukuk kurallarına göre yaşamakla beraber, idareci tabaka artık değişmiştir.

Bizans aristokrasisi, uzun süren iç savaşlardan sonra da İmparatorluğun geri kalaır kısmrnda durumunu kurtarabilmiş, fakat 1a4B


bancı]arın eline geçen uzak eyaletlerde, müiklerini ve mevkileıini kaybetmişti. Bundan böyle ana topraklar da Sırpların tehdidi altrna girmiş bulunuyorclu, şimdi artık hedef İstanbul'du. Fakat vaktiyle bu büyük faaliyetler gösteren Symeon gibi şimdi Duşan da bu "g".j, hid.fi'r. erişemiyece kti. Zira donanmaya sahip olmadan istanbul'un zaptınl gerçekleştirmek mümkün değildi. Venedik'in yardımınr sağlamak hususunda yaptığı girişinıler hiç bir Sonuç Velmedi. Venedik, za]f bir Bizans devleii verin-e güçlü bir Sırp iktidarını geçirecek kadar siyasi idrAkten yoksun değildi. Stefan Duşan ile Venedik araslnda, |345 ile 1350 yılları arasında aralrksrz müzakereler sürmüş ve_ Venedik başarılar:ndhn dolayı kendisini tebrik etmiş fakat muhtelif oyalamak suretiyle istediği yardımı göndermekten ka_ _ bahanelerle ile bir andlaşma ak_ çınmrştır. Diğer taraftan ayru Venedik, Bizans j.aiyor r.. Drşa.'u silöh yollamayr da ihmal etmiyordu. Lakin bu bi_ uru'd,n Venedik'in Stefan Duşan'a bir kaç kadırga hediye ettiği de Yuve elegeçirmesi Tesalya'yı Duşaıl',rn linmektedil . Fakat, Stefan nanisian'daki başarıları Venedik'i ürkütmüş, l350 de tekrarlanan yardım isteği bu sebepten reddedilmiştir. Bu srralarda Vınedik ile Cenova arasında biı harp patlak vermiş r,e artık Venedik'ten yardı'm almaktan ünridini kesen Sıeflan Duüzcre şar, İstanbı.ıl'a karşr ortaklaşa bir se[er yaprlmasrnr sağlamak brhrn Beye bir elçi göndermiş ı,e teklif ettiği ittifak'ın sağlama bağ_ lanabilmesi için, Lızinı orhaı'ın oğluna vermeği kabul etmiştir. Bu tekliti ,ryğ.,, bularak şartların müzakeresi _için orhan'rn Stefan Duşan'a bir heyet gönderdiği, lökin bu temaslarr öğrenen ve böy_ ıe bir ittifakın g"rçJkı.ş-.rirrir, Birurrs'ın Sonu demek olacağını çok Kurtukuzenos, rivayete göre yolda orhan'ın elçileriııi iyi taktir "d"r, düşürmüş, bir kısmınr öldürmüş, bir krsmrru da ellerindeki pr*rry, ^hediyeler|ebirlikte Dimetoka'da hapsetmiştir. Bu hadiseden soıra orhan ile Stefan Duşan arasrnda herhangi bir temasrn sürdüğüne dair bir kayda rastlaimaz. Herhalde. kısa bir ZamaTI Sonra, her iki tarafın maksatlarmrn aynr cılduğu anlaşılmış ve bu müzakerelerin devamından bir fayda sağlanamıyacağrnr görmüş olmalarr ihtimali vardır. Esasen Stefan Duşan, İstanbul'u kolayca elegeçireceğini dtı beri şünürken Türkleri hesaba katmamış olacaktrr. Zira, çoktan her tarafi de sebeple bu ve düşünen konmayr İstanbul'un mirasrna kollayan orhan Beyin, Stefan Duşana meydanı boş brrakacağı ta_ ,urrurü edilemezdi' ğayet iki ordu karşrlaşsa idi dahi, fena-_techiz edi_ len Srrp ordusunun Türklerle başedebilecekleri de şüpheli idi. Nite_ ı<im, ıgs2 de Kantakuzenos ile V.Ioannes arasrndaki ihtilafta, Kan_


takuzenos Orhan Beydcn külliı etli para karşılığında 20 bin kişilik bir kuwet sağlıyor Ve aynl zamanda C)rhan'a Trakya'da bir kale vermeği de vaadediyordtı. Brı anlaşma sayesinde orhaır'ın oğlu Sü_ leyman idaresindeki Türk birlikleri, V.Ioannes'in yardrmına gelen Sırp kuwctleıini Dimetoka'da dağıtıyorlar ve bu sayede 1352 Eyliı_ lünde bütün Trakya Kantakuzenos'a dönüyordu. Buna karşılık boş yere Türklçri Kantakuzenos'taıı ayrrmayr deneyen V.Ioanıres, bunu başaramayınca Bozca adaya kaçmaktaydı. Denizlerde de İmparatorluk kayıplar veriyor, Cenova'lılar 1346 da Sakız adasınr tekrar işgalediyorlar ve burası az sonra bir tüccar kumpanyasr olan Giustiniani'lerin üssü haline gelir ve 16. yüzvılın ortalarında Türklerin eline geçmesine kadar onlarrn hökimiyeti altında kalır. III.Andronikos'un kuwetlendirmek maksadıyla büyük çabalar harcadığı Bizans donanması, son iç savaş esnasında mahıolmuştu. Karada Sırplarla osmanlılar arasında çaresiz bir höle düşen imparatorluk, denizlerde de Venedik ile Cenova önünde dciz bir durumda bulunuyordu. Bizans hökimiyeti, Trakya ile Ege deııizinin kuzeyindeki adalardan, 'Stefan Duşan tarafindan çepeçevre her tarafı zaptedilerek ortada kalan SelAnik'ten ve nihayet uzaklara düşen Peloponez'deki bir kısım aıazideı oluşuyordu.

imparatorluğun mali-vc iktisadi durumu ise, kaybettiği anziden çok daha acıklı idi. Devletin başlıca dayanağl olan Trakya'da halk, son iç savaşlar yüzünden ziraatin yapılamaması, ticaretin felce uğramasr sebebiyle vergi <ıdiyecek durumda değildi. Sosyal mücadelenin ve yabancı akınlarrnın sahne olduğu ülke çöle dönmüş, ticaret çok gerilemişti. Bu sıralarda Galata'nın gümrük gelirleri yılda 200 bin altına ulaşmasına karşılık, Bizans başşehrinin gümriik hxsılatı 30 bin altrna düşmüştü. Bizans altını (Hiperper), satın alma gücünden gittikçe kaybetmekte idi. Büttın bu sebeplerden dolayı 14. ynzyılrn başında gelirler azalmış ve devlet bütcesi çok mütevazi bir höle gelmişti. Bu şartlar altında denk bir bütceden bahşetmek imkAnsızdı. Zira, karşılaştığı olaganüstü ihtiyaçlar srrasında devlet, mülk sahiplerinin yardımlarına başvurmak, veya yabancılardan ödünç ve yardım dilenmek gibi çareler aramak zorunda kalıyordu. imparatoıiçe Aıına, daha iç savaşrn başında, Venediklilerden borç para sağlıyabilmek maksadiyle hazineye ait mücevherleri ıehin olarak vermiş, Venedik ile yapılan her yeni. anlaşmada söz konusu olmasına rağmen, bedeli ödenemediği için bu mücevherler Venedik'in elinde kalmıştır. 1350 de Moskova Prensinin Ayasofya'yı tamir ettirmek 50


maksadiyle gönderdiği yardımln, yerinde harcanmadıktan başka, Türk ücretlileri sağlamak üzere kullanıldlğınr Gregoras, acı bir istihza ile nakleder. Eskiden sefahat Ve Savurganlık içinde yaşıyan imparatorluk Sarayl şimdi, altın ve gümüş evani yerine teneke ve çanak çömlek kullanmağa mecbur oluyor, dolalısiyle taç giyme merasim_ leri de çok sönük yapılabiliyordu. imparatorluk sofiasr artık, çok dalıa mütevazi bir şekilde kurlılabilmekte idi.

Bütıin bunlar yetmiyormuş gibi 1348 de Kaıadeniz üzerinden Asya'dan gelen veba imparatorluk'ta büyük tahripler yaptı, riva_ yetlere göre nüfusun yüzde onbeşinden fazlası telef oldu. Daha_çok adalarda ve liman şehirlerinde görülen ve bu yoldan italya'ya ve oradan da diğer Avrupa ülkelerine sirayet eden "K ara ölüm", üç yıl sürdü ve pek çok insanr alıp götürdükten başka, iktisadi ve manevi tesiri de çok yıkıcı oldu. Halk arasrnda dehşet uyandıran salgın, asabi bir korkunun yayilmasına sebep oluyordu. Devrin Kantakuzenos ve Gregoras glbi tanınmış tarihçilerinin- anlattıklarına göre hekimler, bu hastalığa karşı ?ıciz bir duruma düşmüşlerdi. osmanlılarrn Avrupa' ya geçmeleri ve Avrupa'da yerleşmek üzere sürekli taarruzlarda bu_ lunduk]arı bir srrada vukubulan bu hxdise de, osmanlıların şansrnr artrrmrştr. Can derdine düşen Avrupah'nrn, orhan'ı veya osmanlılarr düşünecek bir höli kalmamıştı. Devrin hemen bütün Bizans Ve Batılı kronikleri taraflırdan etraflr bir surette nakledilen bu korkunç hastalığın en başarılr tasvirini İtalyan edibi Boccacio, "DekamerOn" adındaki eserinde yapmaktadır. Gittikçe parçalanan, iç ihtilaflara düşen ve hxkimiyet için iki ayrı hükümdar ailesinin çarpıştığı imparatorlugun dış düşmanları, bu hödiseleri çok yakından izlemekte idiler. Bizans'a en yakın t:hlikeyi artık Cenova teşkil ediyordu. İmparatorluğun başşehrini geri almak üzere giriştiği tertibler sırasrnda VIII.Mihael (13 Mart 1261

Nymph6), donanmasrndaıı faydalanmak üzere Cenova'ya İmparator_ luk üzeıinde bir çok imtiyaz vermiş ve Venedik'e karşr bir muvazene unsuru olarak Cenova'dan yararlanmayı düşünmüştü. VIII.Mihael, günün icablarına göre bu ittifakta Venedik ile Cenova arasındaki iekabetten faydalanmayı bilmiş, II. Andronikosta babasınrn bu siyasetinde bir değişiklik yapmamış ve hatta Cenova'lrları tercih ede_ rek Venedikliler ile aralarrndaki ıreflretten istifade etmiştir. 13.yy. sonunda Müsltımanlar,

Haçlı seferlerinden sonra Doğuda

yerleşen Suriye'deki büttın Hristiyanlarr tardederek oradaki koloni_

51


lerine elkoymuşlardı. Venedik, lfzun lıir zaman bu sAhadaki büyük ticari menfaatleri elinde bulundurmuş Ve siyasi nüfuz kazanmışlı. Bu üstiin durumdan mahrum kalmasr Venedik'e çok ağır bir darbe olmuştu. IV. Haçlı seferinden sonra Adalardan ve Bizans topraklarından kovulan Cenova ise, Karade nizboğazı üzerinde esaslı bir tarz_ da yerleşıniş ve Karadeniz'e kadar ticari hAkimiyetini genişletmişti. VIII. Mihael saycsinde elde ettikleri imtiyazlarla da Cenovahlar, çok çabuk kuwetlenmiş ve zenginlemişlerdir. LAkin VIII. Mihael, sadık bir müttefik olmadıklarına kanaat getirince CenovalıIarı, 1267 de şehrin surları içinde kend-ilerine talısis edilen yerden çıkararak Halic'in karşı tarafındaki Galata'da yerleştirdi. Fakat bu'hAdise, ilerisi için ağır neticeler doğuracaktı' Zira Cenovalılar burada, başşehiin karşısında yabancr bir kale meydana getirmişlerdir. dI.And_ ronikos'un rızasiyle Galata'nın etrafinı surlarla ve hendeklerle çevirir ve tahkim ederler. Kısa bir Zaman sonra bir çok resmi 'n'e lıususi .binalarla donatrlan Galata, Podesta tinvanr verilen tıir genel vali taraflndan idarĞ edilmeğe başlandi. ortodoks istanbul'un karşlsrnrJa Katolik mabetleri, manastırları Ve demokratik idaresi ile devlet içinde bir devlet doğdu ve III. Andronikos'un hAkimivetinin sonunda Galata, hemen hemen bağımsrz. siyasi ve ckonomik bakımdan kuvvetli bir koloni lıxline geldi. Bu durum Venedik'i de tabiatiyle çok rahatsız etmekte idi. Cenova'lrların bu lıöli, şonraları Bizans için çok büyük bir gaile olmağa başladı. Bizans'ın donanmadan yoksun olmasrndan haddinden faz|a faydalanan Galata Ceneviz]ileri, Ege deniziniır, Boğazlarrn've Karadenizin bütün ticaretini tekelleri altına almışlar-

dı. Kantakuzenos'un dış politikasıırda Cenovalılar, daima imparatorluğun düşmanı olarak yer almakta idiler. Cenovalılarln son zamaulardaki kibirli tutumları ve Bizans iktisadi hayatına verdikleri zarar yüzünden, bir çare aı'arnak gerektiğine inanan Kantakuzenos, imparatorluğun içinde bulunduğu karışık duruma ve maliyesinin çok ağır şartlarrna ıağmen, acele bir deniz filosu inşasına ve Galatalılara tanlnan gümrük muafiyetinin azaItı|masrna karar verdi. LAkin, devletin hazinesi boş olduğundan, servet sahiblerini yardıma çağırdı. Fakat, iç savaşlar esnasrnda büyük mülkler de çok zara.r gördüklerinden, güçlükle 50 bin altın toplamayr başardı. Karadeniz ticaretinden alınan gümrük resminiıı ytızde B7'si Galatalıların elinc geçtiğinden, istanbul'un gümrük İarifesinde bir indirme yaparak bu gelirlerin Bizans'rn hazinesine girmesi için çalıştı. Fakat, mcnfaatlerinin tehli52


kede olduğunu gören Ga,latalılar, imparatorlı,ıği k-.şi düşmanca uzak_ hareketlerd1n çekinmediler ve Kantakuzenos''" buşş"hirden Anna'ya İmparatoriçe de ta bulunduğu bir anda, 15 Ağustos 1348 üzerikabulü imkAnsrz bir tıliimatori ,ı"r..ek Bizans donanmasrnrn neyüklendiler,.şehrinbanliyöleriniateşevererekBizansdonanmabusının srğrndığı Fialiç bölgesini abluka altııra aldılar' Galatanın tersaneleriBizans ile tahkim lunduğıI teplyi surlarla..ie ,u-pularla n.,,e"kad,,gulu,,nutaaruzageçtiler.BuesnadaDimetoka,dabuluyardrm-rna koş_ narr Kantakuzenos acele ile Bkim buş"'cla başşehrin Kantakutu. Galatalıların ilk taarrıızları başarısızlıkla sona ermişti. Cenovalılarla d'onanma' getird!ği zenos'un acele olarak meydana boy ölçüşmek üzere Halic,e sığındi ve Ceırovalrlar bundan çekindikacelerlnden sullra yanaştılar. Fakat, Bizans filosu kumandanlarrnın faydala_ milik yapmalarr ve bir firtrnaırrn kopmasından melıaretle 1349)' imnarı Cenovalılar, Bizans donanmasrnl batırd'rlar (5 Mart sırada Ce_ bir verdiği karar pururo.rn y.rri ii, d'onanma teşkiline bir anlaş_ suretiyle norru S.rrriosu, impar atofa tazminat ödenmesi ile Cenova gönderdi' Zira, tam bu sıralarda maya varrlmur,

"-riri

Venedikarasrndabirh"arppatlakvermeküzereidi.Bizans,ınCeboşa çık_ nova'nln vesayeti altında; kurttılmak için giriştiği çabalar tepelerinde Galata Bizans, mrştr ve varllan yeni anlaşma gereğince önce_ ni, ı.rrr- araziyii.rrovrlrlora tertediyor ve gümrük tarifelerinde

ı.ıgini ,,en im tiyazlı devlet" oldukları hususundaki

maddeler

bir hal yerinde kahyor ve Galata şehri istanbul için daha tehlikeli alıyordu. uzun ömürlü ol_ Birr.rı.* ile Cenova arasında imza|arıan bu sulh' Venedik'i mryacaktı. Çünkü Cenova'nrn bu derece kuwetlenmesi rakibi ,uhurrrr.t*"g" yeterdi; Venedik Cenova'yı doğudaki_ başlıca Kaözellikle menfaat1eri e"'lri :nary;n deniz devletinin ;r;il. Azak denizi sahasrnda çarpışmakta idi' Cenova'lılar ve rad.enizde Kefe'yi ve l)on nehri munsabındaki Tanayis'i tahkim -etmişierdi' bütün Karadenizin giriş kısmı ile Ga|ata ellerinde bulunduğundan'

Karadenizticaretinikontrollerialtrndabulundurmakhevesiııekabir yerde pıldılar. Bu sebeple Cenovalılar boğazın en çok daraldığ: dışında tir gtımrıık muhafızlığı meydana getirerek kendi gemileriVenedik en çok herkesten gümrük ,"*# uıınuğa bağdılar' Bu işlem dalıa da iltri Cenovalılar Hatta ile Bizaırslıları ilgilendirmekte idi.

Venedik giderek Karaden]i, boğazındaki bu kontrolden kaçabilen men_ devletin iicaret gemi1erine Kefe]de haciz koydular (1350). İki idi' faatleri-brr.,r, chşında Adalarla Bge sahillerinde çarpışmakta 53


Bizans'ta Kantakuzenos ile tahtın meşru varisi V. Ioannes arasında yeni bir iç savaş patlamak üzere idi ve tam bu sıralarda iı<i İtalyan devleti arasrnda çıkmak üzere olan harp, İmparatorluğu is_ ter istemez yeni bir maceraya sürüklemek istidadı göstcriyordrı. Ve_ banın sebep olduğu tahriblerden henüz kurtulabilen Venedik, hummalı bir harp hazırlığına girişti. Cenova'nrn tutumundan şikAyet eden Aragonya Kralr IV,Peter ile bir ittifak imzaladı ve Kantakuzenos'u da ittifaka girmeğe davet etti. Kantakuzenos başlanğıçta, neticesi önceden kestirilemiyecek bir harbe eirmekten çekindi ise de, sonradan o da katıldı. Aragonya'nın harbe katılması, Venedik'in doğuda işini kolaylaştırmakta idi. Kantakuzenos, tarafsızlrk politi kasını sürdüremedi. Venedik donanmasr Ga|ataya taarruza geçince, Galatalılar istanbul'u top ateşine tuttular ve bu suretle Bizans, kendisini hiç istemediği bir harbin içinde buldu. İmparator, Venedik donanmasını yardıma çağırdı ve Venediklilerle İmparatorluk için şerefli olmıyan andlaşma imza|adı (Ağustos 1351). Bu harbin en şid_ detli çahşması, 13 Şııbat l352 de İstanbul önlerinde oldu ve iki tarafln toplam l50 harp gemisiniır katıldı$ muharebeye Bizans'ln L4' kadrrgasr girmişti ve bunlar da Venedik'in yardımiyle teçhiz edilebilmişti. Bizans donanması bu muharebede batırıldı' LAkin, bütün gün süren muharebede iki tarafın da kesin bir sonuç alamadığı anlaşıldı. Muharebe, bundan sonra da her iki tarafin bitkin bir hale gelmesine kadar Batr sularrnda devam edecekti. Bu harp dolayısiyle Cenova, orhan Bey ile de bir dostluk andlaşmasr imzalamıştır (1352i 1353). Bu hAdise ve Venedik-Aragonya donanmasrnııı lıatıya doğru çekilmesi, Bizans'r Cenova karşısında temamen ya|nız Ve savunmasız lırraktı. Bu güç durumda yeniden Cenova'ile anlaşmak zorunda kalan Kantakuzenos, bir daha Venedik'e yardım etmiyeceğini vaat ederek Silivri, Marmara Lreglisi ve Galata civarında bir kısrm araziyi Cenova'ya terketmek zorunda kaldı. Bu anlaşnıa gereğince Bizaııs donanmasrnın Karadeniz'e çıkması da yasaklanryordu. Bizans'ro bu cephe değiştirmesi, Venediklilerin V.Ioannes ile anlaşmalarrna se_ beboldu. Kantakuzenos'a karşı mücadele edebilmek üzere V. Ioannes, Venedik'ten 20 bin altın borç aldı ve bunun karşılığında onlara Bozcadadayı vaadediyordu. Srrp Kralı da V. Ioannes'i Kantakuzenos ile mücadeleye teşvik ediyiırdu. İstanbul'da Cenova ile başlayan harp devam ederken V.Ioannes, Kantakuzenos ile vardığı anlaşmayı bozarak SelAnik'te hasmane hareketlere girişti. Kantakuzenos, V. Ioannes'i Selönik'te bırakmlş ve bütün iktidarı kendi eline bulundu-' rarak bu genç imparatoru bir kenara itmişti. SelAırik'te, zengin ta34


baka arasrnda Kantakuzenos'u sevmiyenler çoğunlukta idi ve V. Ioannes'i sürekli olarak Kantakuzenos'a karşr tahriklerden çekinmi yorlardı. Rüşte erişen V.Ioannes, yaşı ilerledikçe artık bir kenara itilmiş olmaya karşı direnmeğe başlamıştı. Daha başlangıçtan itibaren Kantakuzenos'un bütün hasımlarr da, meşru Prensin etrafinda top_ lanmakta idiler. SelAnik'te bulunan V.Ioannes, Sırp Krah Stefan 'müzakerelere başladı ve Stefan Duşan, V.Ioannes'i tek Duşan ile İmparator kabul ettiğini açıkladı (Haziran l35l). SelAnik'in zengiııleri de şehri Sırp Krahna teslime varacak kadar ileri gidiyordu. Kantakuzenos, arada siyasi bir manev]:a ile ihtilafı çözümlemeği denedi: oğlu Matheos'un hökim bulunduğu Rodop bölgesini Paleologlara terked.ecek ve oğlu Matheos'a da, merkezi Edirne'de bulunan bölgeyi timar olarak verecekti. Fakat bu aniaşma uzun sürmedi ve Kantakuzenos ta vaadlerini yerine getirmekte acele etmediğinden iç savaş patlak verdi. V.Ioannes, Cenova donanmasının İstanbul'u tcdhit ittiği bir sırada Edirne'yi işgaletti (Eylül 135l). Venedik loan,ıes'i maddeten desteklemekte idi, Bulgarlar da Ioannesi tuttuk|arını açıkladılar. Bu sıkışık durumda Türk yardımcı kuvvetleriyle yetişen Kantakuzenos, Edirne'de içkalede mahsur bulunan oğlu Matheos'u kurtardı (Haziran 1352). V.Ioannes, elinde yeterince asker bulunmadığı için Dimetoka'ya çekildi. Öteden beri Kantakuzenos'lara karşı hasmane tavır takrnan Edirne ve civarı, Kantakuzenos'un yardımcı kuwetlerinin serbest yağma alanı hiline geldi. Bu kritik durumda V.Ioannes, Bulgarları ve Sırplarr yardıma çağırdı ve Venedik ile de bir anlaşma akdetti. Sırp I(ralından 4000 kişilik bir atlı kıtası yardıma geldi. Fakat, Kantakuzenos ta Orhan Beyden yeniden yardrm istedi. Kantakuzenos, Türklere ödiyeceği ücreti sağlıyabilmek için, İstanbul'daki kiliselerin kıymetli eşyasınl satılığa çıkardı ve orhan Beye Gelibolu'da bir kale vermeği vaadetti. 10 bin kişiden faz|a a|duğu sanılan biı Türk kıtasr, orhan Beyin oğlu Süleyman Paşa idaresinde Trakya'ya girdi. Bizans lrökimiyet kavgasının kaderi bu suretle, Türkleıle Sırplıların bahadırlık ve şecaatine terkedilmiş oluyordu. Türklerin üstünlüğü, davayı Kantakuzenos lehine çevirdi ve Kantakuzenos, Türkler sayesinde otoritesine yeniden kavuştu. Türk kıtalarının yaklaşması üzerine Bulgarlar harp meydanını terkederek memleketlerine döndüler. V.Ioannes',in Türkleri kendi tarafina kazanmak için başvurduğu girişimler bir netice vermedi. I)imetoka civarında ı,ukubulan muharebede, Sırp kıtalarr ile V.Ioannes'in Grek kuvr'etleri tamamiyle yok edildi (l352 sonbaharı). Bu srıretle bütün Trakya vc Makedonya yeniden Kantakuzenosu tanıdr. Ioan.

b)


nes Paleologos Bozcaada'ya kaçarak kurtulmaktan başka çare bulamadr. Bu muharebeler esnasında her iki taraf, karşı tarafi. tuttuğunu ileri sürerek kendi memleketini insafsızca yağma ettirmekten çekinmedi. V.Ioannes, 1353 de Venedik ile anlaşarak Ani bir baskın ile Istanbul'u elegeçirmeği denedi ise de başaramadı ve bunun üzerine tekrar SelAnik'e döndü, zira orada halkın çoğunluğu hila kendisini tutuyordu. 1353 de Kantakuzenos, kaybettiği sAhaları yeniden elegeçirmiş

ve hAkimiyetinin evcine brişmiş görüntiyordu. Ioannes Paleologos, başarrsrzlığrndan dolayı taraftarlarınca terkedilmiş ve sürgünde yaşamağzı başlamıştı. Şimdi fiilen tek hükümdar bulunan Kantakuze-

nos, hxkimiyeti kendi ailesine geçirebilmek için uygun zamanrn geldiğine kanaat getirdi. on yldan beri Paleologlar hanedanı ile harp hölinde bulunmasına rağmen, yine de bu hanedanıri meşruluğunu prensip olarak savunmuş, fakat artrk meşIu hükümdarr uzaklaştlrmayı aklına koymuştu. Kendisini tutan soylularrn da israrlarr üzerine, 1353 Maysında büyük oğlu Matheos'u Ortak İmparator ve halef ilAnederek V. Ioannes'e karşr şiddetli bir ittihamda bulundu. Bu hAdise, iki hanedan arasındaki ilişkilerin nihai olarak kopması deme_kti. Patrik Kalliktstus, Matheous'un başına taç giydirmeği reddedince Kantakuzenos, bir sinod marifetiyle Patriği azlettirdi ve onun yerine Patrik seçilen Filotheos, Matheos'un başına taç giydirmeği kabul ettiğinden 1354 yılında Matheos, Vlakerna sarayrnda babasr İmparator Kantakuzenos'un ve Patriğin elinden taç giydi; Bizans' ta yeni bir hanedan doğmakta idi ve Kantakuzenos şimdi artık iktidarrnrn çok kuvvetlendiğini zannediyordu. Ldkin bu ikbal dnında kendisini bu meukie 'getiren Tiirkleri unutmııştu. Osmanlılarr hasımlarrna karşr yardıma çağrrarak onlara Makedonya ve Trakya'nrn münbit vadilerini göstermiş, osmanlılar bu sayede ülkenin bütün askerİ yollaırnı öğrenmişler, SelAnik, Edirne, Dimetoka ve hatta İstanbul civarrnr artık yol etmişlerdi. İstanbul'un surlarr dibinde Osmanlı askeri Kant'akuzenos'un önündc geçit iesmi yapmıştı. Kantakuzenos, bütün başarılarını orhan'a borçlu idi ve Kantakuzenos' un drş siyasetinde Türkler, eSaS unsuT hAline gelmişlerdi. Bütün bunlara rağmen Kantakuzenos'un başarrları uzun ömürlü değildi; zira Kantakuzenos'un muhalitleri gittikçe kuvvetleniyorlardr. Öirceki Patrik Kallikstus, V. Ioannes'in yanına kaçmıştı ve zaman ilerledikçe Bizans halkının Kantakuzenos'a karşr duyduğu kin artmakta idi. Ioannes Kantakuzenos ile V. Ioannes arasrndaki iç savaş esnasında, İmparatorluk halkı arasrnda büyük bir fikir değişikliği olmuştu. Fa56


durumu lehine çevi' kat Kantakuzenos hAla' Tiirklerin ,yardımivle had bir safK,a1t-akuzen.,''ul"vhturlığı Kanrebildi. 1354 sonun" JJ**, açrkladı' V' Ioanıres'i ttıttuğunu hava erişti u" i*tu'u"ı iuıt" yaşamağa geçen l'ayatrnrn en zor giinlerini takuzenos, çok çalkant'lı güırlerini geçiri,ro, bir muhafaza atlın"cla İstanbul,j" n"i ve başladı yordu.

Kantakubeklenmedik bir hndise' Tam bu sıralarda vukubulan Balkanların Bizans'rn ve hatta bütün zenos'un kaderini.'"]i"'a"'u' olacaktı' başlanğıcı öneml.i olayların geleceği bukr-,ndurr' ;;;;;;. vaadctmişti' kale ceıiııoıulaa bir 1352 de Kantaı.rrffi ö;;;*'" üzerine' Gelibolu'dan 40-50 Kantakuzenos'un vaadini tutmamasr bir kal<:

rzvıılpo

kilometre *"uı'a'_iL]L'* üu't 1354 gecesi' Gelibolu' z -te'*ç1,"u:11,o' işgı'aıai' tu'unl'?u'r'şu ve Süleyman dahil birçok kalenin surları a"pi.*;tJ*.b.ıiırolu ti, da şiddetli az bir höte gelen Gelibolu'nun evleri haraır"y" aorltı ve oturulam zarar görmiyen komşu kasabalara korkuya diişen halkı' deprcınclen. anlaşıbir soğuğ:un ı',tiı.ti- sürdüğü göçetti. ey,rr. r*rira""iija.iıi özcllikle çocuklar r'e kairrurlurdi. *.,rrr*o.,-;;;;;;." Ian bu de, b"ri Gelibolu yarrmadasrnda dınlar büyük ,uyiuL".l.Jl]"igs' işgaletGeübolu-kalesine girerek burasrnr Anabulunan Türkler, ;ş ;;; ve s,rrlui, tamir ettirdi tiler. Süleymr" P;uj;H;;"^"il;;;y"ri.|ti.ai. osmanlıların Rumeli' burada özcl_ dolu,d.an Türkleri ğetirerek buşlu*rı olryordu. Anadolu"nun deki iskön çuırş*uirr_'bol'l.."geçerek Rumeline du, kerrdi' urrir|u, ile likie yarı göçebe ii.ı. ı-,iıı., Rumelini v'atan tutmağa r*'ı<.ı" burada y.'ı'ş*"gl*;şiua'' 'u't'k' Türklerc Çanakkale lıoğazlnı zamand.a kararlr idiler. c.ilu"ı-', geçmeği 'nı imkanını*u'J|'' ve Runreli'nc artık so' kontroi altında u'ı"'a"-a plansı7 1ogma :u::^'':" ^,dr':ri ko1aylaştırıyo'a''-ö'ııı" nlıların Süleyoizuüo" orla1a çıkmıştı' ııa ermiş ue girdikLeii- 1erde 1u'|'ş*' olan kadar 'iİiyiy,"i9i"yı, ve Tekirdagr'na man Paşanr, bir kag ııil yakrnlna ka"ruT:l t"ıı""_İstanbul'un t"iir lre zaptetmiş havası verleri başşelrrinde bir 'panik dar sokulm'gu'a'' s' ı-'aaı'" Bizans

yarattı,herkeso.uu.*ı"Turktehdidialtınagirdiğinigörüyorclıı. hicreietmek ve canlnı kuı-

u'i-'o'

But"yu Kantakrızenos - ta' korkuya tarmak içi,, çulşJı"."";;;;;ğ;'-#j"ar.' orhan ile uzlaşışıJi*i hatanın nihayet_larkırra vararak aclnacak maddİ kapılarak "" İH;J;fi',ü;;-Ii",ra" urı.,r,duğu mak istedi ". ile Jnu ı"'uyu g:'i"::ğj:l düşündüğünden' sıkrntrya

Pek çok ı.i"*" ı'uşl}"#j""

"ğ-';,__;;ra Io'ı,i.D,k;k;}ş,İffir#d*-,"r".ri;fu ucrrrouı"'" VermcSlllt ;x'*"'İ.İ#;}fi emlr boşaltmaları için adamlarına

'^'

S7


ile bildirdi. Bu istek karşrsında Orhan'ın verdiği Cevap ve tutumu son derece soğukkanlı idi. Türk hükümdarı, Çimbe gibi önemsi z bir kaleyi ne Zaman o]sa tekrar e]egeçirebileceğini düşünerek bu kale için gönderilen fidyeyi kabul etti; Gelibolu'nun iadesini ise ,,Allahrn ken_ disine bahşettiği bir kaleyi kimseye veremiyeceğini,, bildirerek reddetti. Kantakuzenos höla, alün ödemek suretiylJ Türklerle anlaşabileceğini düşündüğiinden İzmit körfezinde buluşmak üzere orhan Beyden bir mülAkat istedi. Fakat Kantakuzenos, trlrş-u yerine geldiği lıAlde, orhan Bey hastalığını bahane ederek gelmemiş ve boylece bütün müzakere yolları kapanmıştı. Kantakuzeiros'r., yiüdrrr artık sönmekte idi ve kimse onun devrilmesini drırduram azdı. Zfua' Kantakuzcnos?u o Zamana kadar başarrya götüren ittifak sona ermişti ve nitekim hödiseleıin neticcleri çok çabuk görülecekti. Süleyman Paşa, Haziran ayından sonra Trakya'da akınlarrnr artırdr ve Trakya,da halk hasat işlerini dahi yapam az o\du' Başşehir ile lmparatorluğun diğer ve özellikle batı eyaletleri arasındaki ulaşlma Tıirkler engel oluyorlardı. Yalnız ve desteksiz kalan Kantakuzenos, İstanbul,a dön_ düğüırde Sırplara ve Bulgarlara başvurarak Balkan Hristiyanları arasında bir savunma paktı teklifinde bulundu ise dc başaramadı, aldıgı .cevaplar menfi oldu. Halk tarafindan bütün felAketierin başi ve Türk ittifakiyle memleketi düşmanlara teslim etmiş olma.kla ittilıam edildiğinden, son bir çare olarak V. Ioannes ile anlaşmayl dc_ nedi, fakat buradan da arzusu ret cevabr ile karşılandı.

Gerçi Kantakuzenos, daha başlangıçtan beri Türkleri yardıma çağrmakla tehlikeli bir oyuna girdiğinin farkında idi. LAkin asıl şimdi, bütün ekdiklerinin mahsulünü toplamakta idi. ona muarrz olanların başında, Patriklikten uzaklaştırdığı I(aliikstus geliyor ve Kallikstus, Kantakuzenos'u Hristiyanları kAfirlere teslim etmiş olmakla, Ayasofya'nın tamiri için Büyük Rus Prensinin gc;ndeiaigi parayL Orhan'a vernrekle ittiham ediyordu. Rum haIkı ise, Kantakuzenos'u taşkın ihtirasları uğruna, kendilerini tehlikeye ve mahva sü_ rükliyen bir adam gibi görmekte idi. 14. yiizıılıı ikinci yansında Türkler, Avrupa salıillerinde görünmek için kararlı harekei ediyor]ardı. Kıbrıs Kralr ile Rodos şövalyelerinin, Türklerc kaışr Batıdan imdat istiyen başvurularl faz|a bfu netice vernremişti. Bizans,ın iç Savaşr ve özellikle Kantakuzenos'uır hasrmlarını altetme hrrsr, Türk_ ]eıe bekledikleri firsatı ziyadesiyle vermişti ve Türkler başşehirdöki şenliklere de katılır olmuşlardı. Türklerin, claha Kantakurenos,un ilk yıllarıırdan başlayarak küçük guruplar lıilinde Avrupa yakasm5B


"

da, Trakya da ve Gelibolu yarımadasrnda yerleştikleri biliniyorsa tehJu, nrrrıu, devletin nizamrna uyarak dikkati 9gkmediklerinden

likelisayılmamrşlardı.Ancak,Geliboludaüslerkazanarakyerleştikhalkında ten sonra, tehlileli olduklarr meydana çıknakta "-' }"t Ttırkderin ve öni bir uyanlş göze çarpmaktadır' Bununla beraber' hiç bir yerde lere karşı girişilen şıaa"tii bir mukavemet hareketine karşı da rastlanmamaktadır. Bizans halkında, genç hükümdarlarına_ nesevgivenedekuwetlibirkarşıkoymagörülebilir.Rumlar,Kaniçine düştüğü çıktakuzenos,tan genellikle korkuyoilar 'e devletin da' Ioannes mazı, onun Tıırk ittifakı neticesi olarak görüyorlarsa söylemek imkAnsızdır' Paleologos,a da faz|a bir iimit bağladıklarını (}enellikle tarilrçiler, Osmanlılarrıı Balkan yarlmadaslnda yer_ görürler' Fakat' leşmelerinin t.k ,orr-l,'u olarak Kantakuzenos'u Bizans1nveAvrupa,nınbuklsmlnrnTürkhAkimiyetialtınagirmesigerekir' nin birçok başka esaslı sebebinin bulunduğunu unutmamak kavimHer şeyden önce asrl sebebi, Bizans'rn ve Balkan yarımadası lerininTürkilerlemesinekarşıhiçbirmukavemetgöstermemeleridir. "Kan takızenoS onları yardlma Modern bir araştırmacıya göre "duhi, bunun bir

kendileri

Türkler çugrrrnamrş o1sayjı j aralrksız akınları ile Trakya'yı Türkler, ı,,. .Zira yoirnu b., lurlur

istilöimkinrnıhazırlrmışlardı.Balkandevletlerininiçindebulundukkal;;r;;i;;+" or.ıııuı" ,oryuı yapıları, Türk fetihlerinin karşı'hksız süren' h1küm masına yardım etmiştir. i}"''r* başka, bu bölgelerd9 kavimvemilletleriida,eedend.evletadamlarındanhiçbiride,Türk hatta aksine fetihlerinin ileride doğurabileceği tehlikeyi kestirememiş,. tercih birleşmeyi Türklerle olarak sırf kendi terrci menfaatieri uğruna Ce_ etmemekte, teşkil etmişlerdir. Bu itibarla Kantakrızenos bir istisna baş ittifakııra novalıların, Venedik,in, hatta Slrp Kralı Duşan'rn Türk imkAn verea vurduklarr bilinmektedir. Kısacası, Osnranlr fetihlerine ırki ve milli dini' esnada o halkının şartlar herşeyden önce, bu bölge 6irıik ş,r,rrundan yoksun olmalarıdır' Bizans'rn osmanlr fetihleri önünde güçsüz olduğu ve kendini

böylebirtehlikedentekbaşınakurtaramıyacağrartıkortayaçıkmışve Batı aı.ib.t kaçınılmaz bir h1l aimıştı. Bizaıls1 kurtarmanrn tek yolu, Hristiyan ileminin yardımı olabilirdi. Fakat, Hristiyan ilemi de probbirlikten mahrumdu. Fransız sarayında Türk tehlikesi lıenüz bir menfatlerri eı çok lem olarak ortaya çıkmamıştı. Bu sırada doğuda mübiribirleriyle Cenova, ile Venedik devlellerinden italyan olan işbirliği cadele hAlinde idi; hatta kendi menfaatleri uğruna Türklerle 59


yapmaktan da çekinmeyorlardı. Macaristan, iç kavgalardair lıenüz çıkmış ı.c bir toparlanma, kendi varlığını kuwetlendirme devresin; girmiş bulunuyordu. Bizans halkı arasında imparatorluğuır Vcnedik' c, I\{acaristan'a veya Srrbistan'a tcsliminden başka çare olmadığııı görenlerin sayısı az değildi. Venedik'in İstanbul'daki tenrsilcileri, l355 de, Bizans'ın içindc bulundufu tehlikeyi bütün çıplaklığı ile Venedik Seıratosuna bildirmişlerdi. Şayet Venedik bir çaresine bakrnazsa, Bizans'rn Türklerin eline düşmesiiriıı mümkün olduğu anlatılmakta idi. osmanlıların bir macera lıeşirıde koşınadıkları, Aurupa'da

iıerleşmek istedikleri. hddiseleri 7akından ialiyenleriıı göfinden kaçmı2ordu. Rivayete söıe Kantakuzenos'un kendisi de, Venedik lehine tahtrııdan feragat etmeği teklif etmiş, fakat doğuda vukubulan hAdiseleri çok iyi bilen Venedik, bu daveti CeVapStZ brrakmıştı. Vene-

dik, daha ileri giderek Bizaırs'ın müstakbel efendisi gibi

gördüğü

Tür]<lcrle anlaşma yoklamasında dahi bulunmuştu.

'Orhan ile olan münasebetlerinin kesilmesinden sonra,

Cesareti

kırr]an ve yakınlarr tarafindan terkedildiğindeır yalnrz kalan Kantakuzenos, başşehirde korku içindö yaşamağa başladı.' Halk tarafindan başşehri C)rha.n'a teslim etmcği istemekle suçlanmakta idi. Bu sıralarda Bozcaada'da bulunan Ioannes, Doğu Akdenizde ve Adalarderıizindeki korsaırlık hareketleriyle korku salan Cenova'lı Francesco Gattilusio ile anlaştı. Macera arayan bu adamın elinde, iyi donatılmış iki kadırga vardı. V.Ioannes ona' yapacağı yardlm karşılığında kızkardeşi Maıia ilc, İmparatorluğun hAla sahip bulunduğu en büyük ada olan Midilli'yi cehiz olarak vermeği vaadetti. V.Ioannes'i[ komşu adalardan kiralamayr başardığı az sayrdaki gemilerle takviye edilen Gattilusio'nun adamları, |354 Kasrm ayrnrn firtınalı bir gecesinde, başşehir limanlarından birine yanaştı. Ertesi sabah halkın V.Ioannes lehine ayaklanması ile, Kantakuzenos tahtından uzaklaştırıldı ve bir manastlra çekilen Kantakuzenos, daha otız yıla yakın yaşadı. Son yıllarını Peloponez'deki oğlu Matheos'uıı yanrnda geçirerek 15 Haziran l3B3 de Mistra'da ı,efat etti. Kantakuzenos, bu uzun süren nikbeti esnasında, daha çok kendini sa.vunan ve'bir nevi lratrralar mecmuası olan tarihi dışında dinİ ve felsefi eserle.ı de yazmlştll. Dört kitaba ayırdığı tarihi, başhca l320-1356 yılları hAdiselerini içine alır. Hödiseler karşısrnda taraf tutar olmasrna ve kendi aleyhindeki olaylarr ya hiç yazmamış veya biı' lıayli yunluşatnrış olInasrna rağmen cser'i, yirre de bu devir tarihi bakımından son derece mühimdir ı,e kayı'ılarının doğruluğu ile dikkati çeker. Kantakuzenos'un tarilri aynı zamanda, Türk kavimlerinin |4.yizyıl tarihiıre 60


dair gayet kıymetli bir kayııaktır. Bulgarlara, Macarlara, Selçuklulara, Memlüklerc dair de değerli haberler Verirse de, osmanlılara daiı' olan kayıtları hem çok ühu rul,u, hem de çok daha etraflıdır. Hidiselerin içinde yaŞayan ve çok tecrübeli bir devlet adamr sıfatiyle verdiği malumat, bu devir lrakkında en mülrim haberleri içine alır ve Gregoras'ın eserini- tamamlamasr veya hidiselerin kontrolü ba_ krmla'rrndan cla büyük bir ehemmiyeti haizdir. Dini eserlerindc Hesychasmr Savllnmuş, hayatrırrn manastlrlarda geçen ylllar'lnda da, Bizans'ta ve More varrmadasında vukubırlan hödiselere karışmaktan geri kaImamıştır.

osınanlıların Avrupa'da Yerleşıneleri ve Bizaııs İrnpara' torluğunırn Can Çekişınesi (1355-1389) -

bir daha defa, bu karşısrna Bizans'ın toparlanmağa muktedir bulunmıyan Balsonra Buırdan idi. genç Ve dinamik osmanlr devleti çıkmakta kanlarda ı,e Bizans'ta vukubulacak hAdiselerin başlıca faktörü artık osmanlılardı. Anadol.ı yarrmadasrirın kuzey batısrnda yerleşen vc kuvvetli Türk emirlikleri i}e çevrili bulunan osmanlı Beyliğinin temelini, Ar,rupa'daki arazisi oluşturacaktı. osınanlıların emsalsiz başarıları, Bizans ı,e diğer Balkan devletlerinin giiçsüzlüğü ve Batı Flristiyan Aleminin bd esnada birlikten yoksun olmasr ile mümkün olabiliyordu. Bizans'rn -iç savaşlarına kar1şalak Kantakuzenos'ı-ın 'yollarr }/a_ ye zenginliği, bütün taraftan nında çarpışmaları onlara, bir T)erBalkan da imkAnları ile Bizans'r görmeleriıre, diğer yandan letieriniır zaafını öğrenmeierine yarzımışlı. Bu dcrrrede Osına'rlılar, tasavvur cttikleri fetihleri gerçekleştirebilmek için kendileriıre ge rekli bilgileri kolayca ve beklecliklerinden çok daha fazla lıir ölçüdt

savaş1ar sonunda güçsüz düşen ve kendi kuvvetiyle

cdinmişlerdir.

V.Ioannes'in hikimiyetiıri etegeçirdiği Bizans, harap, sosyal huztırdarr mahlum, dini biıliği bozulmuş, btifıın teşkilAtı dağılmakta olan bir devletti. V.Ioannes, birçok siyasi odaktan birinin başı olarak iktidarda bulunuyordu ve dış düşmanlarının istedikleri her türlü ta'yizi vermekten lıaşka çaresi yoktu. Tahta çıktığıırdan beri İtalyarı devletlerinin tabii idi. Tahta çıkmasına yardım ettiğinden dolayı Francesco Gattilusio'ya Midilli adasıru vermişti. oğlu Halil'in Foça korsaiılarr tarafindan esir edilmesine sebep gösterilerek Kayın bi raderi orhan Bey kendisini sıkıştırmakta idi. Bu yüzden orhan 6L


Bey ile imzalamağa mecbur olduğu bir anlaşma ile Türklerin daha önce clegecirdikleri birçok Trakya şehrini onlara terketmeği kabul etmek zorunda kalmışür. Ayrrca, hiia imparator ünvanlnı taşıyan N{atheos Kantakuzenos ile mücadele etmesi icabetmiştir. Edirne ve civarlnda bulunh,n topraklar üzerindeki h1kimiyetindeır vaz geçmek istemiyen Matheos, Rodoplarda daha bir müddet karşı koymakta devam eder ve buradan hareketle komşu Sırbistan arazisine taarcuza geçtiğinden orada yakalanarak V. Ioannes'e telsim edilir; nihıyet babasının da işe karlşmasr ile İmparatorluk haklarrndan 1357 de vazgeçirilir. Kantakuzenos'un diğer oğlır Manuel'i, More raflmadasındaki hikimiyetinden vazgeçirmek için, Paleologlar tarafindan girişilcn çabalar bir netice Vermez ve Paleologlaı. sonunda onun Despotluğunu kabul etm€k zorunda kalrrlar. Ewelce babası tarafin_ dan, Türk korsanlarınrn saldrrrsrna ni}ıayet vermek ve yerliler ara_ srnda nizamr korumak maksadiyle buraya gönderilen Manuel, yarımadanrn emniyetini sağlamış ve meydana getirdiği küçiik bir filo ile de, Türk korsanlarr uzaklaştrrmayr başarmışb. 1380 yılında Vukubulan ölümüne kadar Paleponoz'i dirayetle idare eden ManueJ' den soırra, imparatorluk haklarından mahrtrm edilmesi üzerine bu_ raya sığnan Matheos, onun yerini almış ve Matheos ta l3B2 de, babasrndan az önce vefaı edince, yerine geçen oğlu, I\{ore hökimiyetini elegeçirmişse de, bir yrl sonra vukubulan ölümünü müteakip Peloponez yarımadasr Paleologlar hanedanının hikimiyeti altına girmiş ve Osmanlılar tarafindan zaptedilinceyc kadar onlarda kalmrştır. Bizans imparatorluğunun durdurulmasr imkAnsız bir hAl alan bu çöküntü devrinde, İmparatorluğun bu uzak ve sakin bölgesinde, kısmen olsun bir gelişmeğc ve medeni ilerlemeğe rastlarur. Önce, Kantakuzenler idaresinde mrıhtar bir hayaı geçirdikten sonra, Paleologlar hanedarundan bir 2ızdnın yönetiminde merkezi idareden oldukça bağrmsrz, kendi başına bir idareye sahiptir. Despotlarııı idaresinde More, Hellenizmin bir sığınağı hiline gelmiş ve merkezi Mistra, bütün Bizans İmparatorluğu sihasından gelen ediblerin Ve sanatkarlann toplandığı bir şehir olmuştur. V.Ioannes in tahta çıkmasr üzerine, dini ihtilaf yeniden başgöstermiş, Patrikliğe tckrar Kallikstus getirilmiş, Gregoras hapisten çıkarılmış,.Palamas ile Gregoras arasrndaki çatışma yeniden canlanmışsa da, alevlenmesine engel olunmuştur. Fakat, 1360 da Gre_ goras vefat ettiği zaman Palamistler, onun na'şlnr İstanbul sokaklarıırda sürüklemekten çekinmemişlerdir. imparatorun aczi şimdi, Kantakuzenos'un iktidarı elegeçirdiği zamankinden daha fazla, im62


paratorluğun parçalanması daha kuwetli, malİ durrımu ise dalra acıklı idi. Bir insan ömrü süresince üç kere iç Savaşa sahne olan İm_ paratorluk için artık kurtuluş ümidi yoktu. Bir zamanlar, İmparator_ luğun dayanağı olan sağlam parasından ve kuwetli mülki idaresinden eser kalmamıştı: hazine boşalmış, idare sistemi çöziilmüştü. Eski kuwetli temel kurumların sadece adı kalmıştı. En önemli devlet me'muriyetleri boş birer ünvan höline gelmiş, vergi kaynakları kuru_ muş, mali gücün yitirilmesi ve idari mekanizmanın çözüiüşü Bizans' r yere sermişti. Buna rağmen Bizans'rn çöküşü daha bir müddet sür_ mtiş, hayrete değer dayanıklılığl onu ayakta tutabilmiştir. LAkin artık Bizans İmparatorluğunun sorı yüz yılı, durdurulmasr mümkün olmayan bir çöküş tarihinden ibarettir. imparatorluğun cök_ mekte olduğu kimsenin meçhulü olmamakla beraber, Bizans mirasrnrn bir Hristiyan devlete mi, yoksa Türklere mi nasip oldacağı so_ rusu henüz ortada idi.

İlk

zamanl arc|a Bizaıs'rn mirasına konmrya eıl şanslr namzet görünen Sırp Kralı Stefan Duşan, en olgun çağında ve henüz 47 yaşında iken 20 Arahk 1355 de vefat edince, yerine seçen genç yaştaki oğlu Uroş (1355-137l), babasrnrn otoritesine ve enerjisine sahip bu_

lunmadığından, çok değ\ik unsurlardan meydana gelen Sırp devletini ayakta tutamadı ve Stefan Duşan'ın hökimiyetine güçlükle dayanabilen derebeyleri, bağrmsız lrareket etmeğe başladılar \ıe gevşek bağlarla bir arada tutulabilen devlet parçalandl. Her tarafta bağımsız Veya yarr bağımsız hanedanlar ortaya çıktı ve Stefan Duşan' ın btıytık hayallerle Grek _ Sırp İmparatorluğu kurmağa çalıştığı arazide şimdi, birçok küçük devlet kuruldu. Lökin Sırp devletinin parçalanmasrndan Bizans hiç faydalanamadr, sadece kuwetli bir hasmından kurtulmuş oluyordu. Hatta Bizans, Srrplarrn ewelce kendi bünyesinden kopardığı araziyi geri almayı deneyemiyecek derecede zaif]emiş durumda idi. Duşan'ın vefatı sadece Türklere yaramıştı ve Balkan yarımadasında artık, Türk ilerlemesini durdurabilecek başka siyasi bir kuwet yoktu ı,e Türk akıncılarr daha tehditkAr bir hxl almışlardı. Bulgaristan, Bogomillerin sebebolduğu diıri karışık_ lıklar ve Bulgar Çarı Alexandr'ın Rumen olan ilk karrsı Theodora' dan ayrılarak Yahudi kızı Rebeka ile evlenmesinden sonra, hxkimi_ yeti çevresini oğullarr araslnda bölmesi neticesindc zaiflemişti. oğulları Alexandrln oltimünden sonra (1365) biribirleriyle mücadeleye girmişler ve bu iç savaştan faydalanan Macarlar Vidin'i elegeçirmişlerdi. Vidin'in Macarlar tarafınclan zaptedilmesi, Türklerin hödise_


lcrc karışmaslna sebep olacaktır. Artık Ttirkler, İmparatorluğuı elin_ de kalan Ve son eyaleti olan Trakya'va ayak basmışlardı. Siıleyman Paşanın Gelibo]u'da yerleşmesind'en az Sonra, sistemli olarak Balkan fetihlerine başladılar ı,c Süleyman'ın |357 deki ölümüne kadar, Saros körfezi ve Marmara denizi arkasıncla bir seri sefer yapılarak iilkeler fethedilmiş olmakla beraber, brinlarrn kronolojisini doğru olarak belirtemiyoruz. Süleyman Faşanın Çorlu'yu ve Dimetoka'yı zaptederek Edirne ile İstaııbul arasındaki yolları kestiği bilinmektedir. Hatta l359 da, osmanlı birliklerinin istanbul surları altında göründükleri kaydedilir. Çorlu ve Dimetoka, Süleyman'ın erken ölümünden sonra tekrar Bizans'rn eline geçmişse de, Murad' ın ilk saltanat ylllarında bu sahalarrn yeniden işgaledildiği anlatılr. Sultan \4uracl zamanrnda bu havaliırin kazanrlması işi, Süleyman Paşa ile birlikte Rumelinde ilk fetihleri gerçekleştir ri LuIu Şahin Paşaya havale edilmişti' Türklerin ilk hedefi Edirne idi ve oraya erişebilnrek için de yol üzerindeki Çorlu'nun zaptedilmesi ve bövlece ordunun gerisini emniyet altına almak için gerekli idi. Şiddetl" kurş, koyan Çorlu'nun hücum ile alınması lAzımgeldi vc arkasından da 136l de nihai olarak Dimetoka zaptedildi. iç savaşlar sonunda bir harabeye dönen Trakya'ıın birçok şelrri' muka\iemet göstermeden biribiri ardından teslim oluyordu. Liileburgaz ve Kırkkilise bunlar arasrnda idi. Bir kaç ay içinde Trakya fethedilmiş ve başşehrin Bal_ ]<anlarla olan ulaşlmı kcsilmişti

T. Sultan ],!uraı]:ııı Iıökimğeti (1362_I3Bg)' esnasında, Bizans aralisinden başka diğer Balkan ülkelerinin zaptedilmesinde yeni bir devre başlıyordu. Güney islavları da, genç ve dinamik osmanlr d,evleti karşısında, tıpkı Bizans gibi iktidardan mahrunrdular. Dimeto_ ka'dan soırra Ttirklerin ertesi yıl Edirnc'yi zaptettikleri kaydedilirse de, bu tarih üzerinde bu güne kadar tartışmasrz bir fikir birliğine varılalıamıştrr. orhan Beyin vefatı tarihi de, osmanlı kaynakları ile Batı vesikalarında biribirinden farklrdır. Fakat sAhanın yetkili ilim adamlarr, orhan]ln ölümüniin 1362 oldugu üzerinde birleşir_ ler.

orhaır Bey devrinde Türkler, Rumeli yakasrnda sadece bir köprü başı kuımuş ve bunun ciı'arındaki araziyi emniyet altına almışIaidı. Btınunia beraber, o zarnana kadar tanınmamış bir kabile reisi iken bir Uc Beyliğinden bir devlet kurmayr haşarmış olma meziyeti, orlran Beye aittir. Kendisi hakkındaki tasvirlerden son derece alçak gönüllü, yorulmak bilmiyeir bir insan ve hedefini çok iyi çizmiş ka_ 64


rarlı bir devlet adamı ve tarihin tanıdığ, kısa sürede çok işler görmüş ve başarılr, fakat daima gösterişsiz kalabilmiş bir politikacı olduğu

anlaşıhyor. Uzun süren siyasi hayatr sona erdiği zaman Bizans İmparatorunun kaynbiraderi, Cenova'nın dostu ve müttefiki, Trakya' nın sahibi ve herşeyden önce Bizans Imparatorluğunun metbuu idi. 1359 yılında vassali V.roannes ite üsktldar'da bir mülAkat yapan Orhan Beyin hiddetini gidermek için İmparator, onun istekle_ rini yerine getiriyor ve krzınr onun oğlu Halil'e nişanlıyordu. Ioannes Kantakuzenos osmanlıları Avrupa'ya sokmuş, Ioannes Paleologos ise, mukavemet etmeden. Trakya'yr onlara terketmişti.

Çorlu, Dimetoka ve Gümülcine'nin zaptı ile Türkler Meriç vadisini elegeçirmişlerdi. Kırkkilise, Edirne üzerine yapılacak sefer için stratejik rnühim bir yerdi. Babaeski civarrnda, Bizans-Bulgar ordularının yenildiği kat'i bir muharebe vukubuldu. Babaeski yenil_ gisinden Sonra moralleri bozulan Edirne halkı, osmanlılara şehrin kapılarınr açmakta gecikmedi. Edirne'nin zaptrndan sonra Lala Şa_ hin Paşayı oTaya yerleştiren Sultan Murad, kendisi Dimetoka'da karargAh kurdu; fakat daha ileriye kadar yürüyen Lala Şahin Paşa; 1363 de Filibe'yi zaptetti ve Rumelinin ilk Beylerbeyisi olarak orada

yerleşti, Filibe, münbit bir vadinin ortasrnda zengin bir şehirdi, ziraati

ve özellikle pirinç mahsulü ile mühim bir yer tutuyordu. osmanlrlar, onbeş ay içinde Trakya'nın başlıca stratejik mevkilerini elegeçirmişlerdi. Elinde yeteri kadar ordusu bulunmayan İmparator V.Ioannes, Trakya'nın elden çrkmasrna gözyummaktan başka çare bulamadr. Üstelik varılan anlaşma gereğince Murad'ın Anadolu'daki' seferlerinde ona yardımcı kuwetler vermeği vaadediyordu (1362_1363). Sultan Murad, l365 de Edirne'yi kendisine başşehir yaplyor ve boylece Trakya'nın fethini tamamladığrnl Ve Avrupa'daki fetihleri için Edirne'nin iyi bir hareket noktası olduğunu göstermiş oluyordu. Osmanlı devleti artık, Balkan yarımadaslntn bellibaşlı iktidarı hxline gelmişti. Trakya'da henüz elegeçirilemiyen kaleler mevcuttu. Fakat Türkler, başlıca önemli yerleri artrk zaptetmişlerdi. osmanlılar, Rumelindeki fetihlerine paralel olarak gittikleri yerlere sistemli bir İarzda Anadolu'dan naklettikleri Tiirk halkını yerleştiriyor ve fethedilen ülkenin yerli halkını büyük sayrda Anadolu'ya naklediyorlardı. Zaptedilen topraklar Türk büyüklerine ve özellikle kumandanlara timar ve ziamet olarak dağıtılmakta idi.

Duşan'ın ölümünden sonra feodal Beyliklere ayrrlan Sırbistan, Bizans için artık Türklere karşı güvenilir bir müttefik olmaktan da çık65


mlştı. Buna ragmen V.Ioanncs, Sırpların ittifakından faydalanmayı geç te olsa denedi (l362_1363). Patrik Kallikstus elçi olarak Serez'c ğıttı ," orada Duşan'ın dul karrsı ilc müzakerclerde brlurr6'r)-(e dc, az Soıra bu hatun ve arkasrndan da Kallikstus vefat ettiğindeir, temaslar bir netice vermedi. Bulgaristan'ın durtrmu ise daha kötü idi. Zira Bulgaristan siyasi yönden parçalanmrş, dini ihtilaf lara düşmüş, iktisadi yönden de bitkin bir hAle gelmişti. Bizans, brı eski müttefik ve komşularından artık bir yardım bekleyemezdi. Dahası, başka hiç bir devlete karşı çıkmağa takati olmıyan Bizans'rn, Bulgaristan'ırı bu zaif durumundan fayda|anarak bir ara, Bulgarların bir müddet önce elegeçirdikleri Karadenizdeki liman şehri Anchialos'ıı onlardan geri almayı başardığı da görülecekti (1364). V.Ioannes'in'italyan deniz devletleri ile yaptığı müzakereler neticesiz kalmıştrr. Bu sıkışık durumda Türklere karşı yardım sağlamak izere, Bizans'rn bundan önce de bir kaç defa başvurduğu Kiiiscleri lıirleştirme deııemesinde bulunmaktan başka çare kalmamıştı. Kiliselerin birleştirilmesi Papalık yönünden ezeli bir amaç olduğu için, Bizans İmparatorları içeridc veya dışarıda güçlüklerle karşılaştıklarr her defasrnda, bunu bir koz olarak kullanmayı Adet edinmişlerdi ve bundaır sonra da bu yola çok kere başvurululacaktı. Son defa III.Andronikos, daha sonra imperatoriçe Anna ve nihayet Ioanıles Kantakuzenos bunu denemişlerse de, bir netice alrnamamı'ştı. Fakat V. Ioannes, son kurtuluş çaresi olarak gördüğü UNioN problemine büvük bir ciddiyetle sarılmakta, 15 Aralık 1355 de Avignon'daki Papaya gönderdiği bir name il:, Papahğın yapacağı askeri yardım karşılığı.nda önce kendisiniır ve altı ay içinde de Bizans halkırun I(atolik mezhebinc gireceklerini vaat ile güvence olarak 4_5 yaşındaki küçük oglu Manuel'i Papalık saıa}ına rehine olarak göndermeği ve vaadlerini yerine getiremediği takdirde tahtrnden ferağat edeceğini ileri sürmekte idi. Bu zamana kadar hiç bir İmparatorun yapmadığı ve imparatorluk itibarını çok zedeliyen bu teklifin, Papalık taraflndan ciddiye alınmadığl anlaşılınaktadır. Önce, Papanrn istenilen yardımr yapacak durumda olmaması, diğer taıaftan da V.Ioaınes'in din adamlarrırr böyle bir tutuma ikna ed"-memesi yüzündeıı bu girişim de başarısızlığa uğramakta ve bir kaç yıl ertelenmektedir. Bundanbaşka, Bizans'ta Kiliseleı: Birliğinc karşı olaıılarrn çok kuvvetli oldukları anlaşılmaktadıı. Aslında Bizaırs'ta, başlarında Iıatip ve ölim Demetrios Kydones'in bulunduğu hatırı sayrlır bir Union taraftar mevcut idise de, ruhanilerin çoğunluğu ile halkın büyük bir krsmı Ortodoksiye bağlı bulunduktan başka, Patrik Kal66


likstrıs'un da I(ilise hukukuırun en sadık koruyucusu olarak ortaya çıktığı görüIüyor.

Sultan Murad ile alçaltlcı bir muahede imza|amak zorunda kalan V. Ioannes, bir kaç yıl sonra yenideır Papalığa başvurmakta ve bu defa Papalığın Türklere karşı bir Haçlı seferi hazır|amağa karar verdiği görülmektedir. Kıbrıs Kralı Pierre ile Savoie Prensi Amddde' nin denizden, Macar Kralı Büyük Lajos'un da karadan osmanll arazisine taarrğz etmeleri planlanan-bu sefer, Krbrrs Kralrnın gelmemesi yüzünden yapı|amaz. Bunun üzerine şahsen Macar Kralı Büyük Lajos'a giderek yardrm dilenmek üzere yola çıkan V.Ioannes, burada da bir netice elde edemez. 7,ita Macar Kralr da, her şeyden önce mezhep değişikliğinde israr ediyor, hatta daha ileri giderek İmparatorun Katolik mezhebi akidelerine göre yeniden vaftiz edil_ meii gerektiğini ileri sürüyordu. Bir Bizans imparatorunun Batının yardımınr istemek üzere yaptrğı bu ilk seyahat, yalnız başarısrzlıkla sorra .rm.kle kalmıyor, memleketine dönen imparator, Bulgar Kralı için yoluŞişman tarafından arzisinden geçiş müsaadesi verilmediği rra de'Vam edemiyerek, Macarların işgali altrnda bulunan Vidin'de beklemek zorunda kalıyordu. Bu hödisede, babasr ile arasr bozuk olan ve bir Bulgar Prensesi ile evli bulunan büyük oğlu Andronikos'un parmağı olduğu sanılmaktadır. Nitekim, Andronikos babasrnr kur' tur-uk için bir teşebbüste bulunmamrş, or'].un yerine (V.Ioannes'in annesi Maria bir Savoie Prensesi olduğundan), kuzeni Savoies Prensi VI.Amddde, kıiçtik bir filoiıun başında doğuya gelerek İmparatoru bu güç durtımundan kurtarmrştır. Amddde bu münasebetle, 1366 yaz|n' du'Birurr, sularrna giriyor ve ilk iş olarak ta Türklerin elinden Gelibolu'yu geri alıyor, oradan Bulgaristan üzerine giderek 1366 soırun_ da Bulgai Çarı Şişman'dan, V. Ioannes'i serbest brrakmasınr sağlıyordu. Amddde buırunla da yetinmiyerek Bulgarlarr Karadeniz kryısındaki Mesembria ve Sozopolis (İşbol) gibi kaleleri Bizans'a terketmeğe zorluyordu. Am6d€e, bu hareketleri cümlesinden olarak Marma_ ra denizi kıylsında bulunan bir kaç Türk kalesine de saldırmış ve buralarda hasarlara sebebolmuştur.

Bu hAdise Papalık ile Bizans imparatorunu biribirine yaklaştırmayı hedef edinmiş bulunuyor ve Am6d6e Savoie da, Türklere karşı Bizans'a yardım etmek için Kiliselerin birleştirilmesinin şart olduğunu düşünüyordu. onun arzusu üzerine İstanbul'da Papa elçisi Paulus ile Bizans'ın devlet ve kilise ileri gelenlerinin katıldığ toplantıda Union problemi müzakere edilir. Toplantıyı idare eden eski İmpa67


rator Ioannes Kantakuzenos, büttın müzpkereler boyunca kuvvetli toplanmasına iknaa çalıştı şahsiyeti ile herkesi İstanbul'da bir konsil Papa, çoktan beri edilnıedi. kabul ir" d", bu teklif Papa tarafindan ile şahsen İmparatoı mezhep değiştirmeğe hazır olduğunu bildiren buluşmayı iei.ih eiti. Papanln askeri ve diplomatik sahada sarfcttiği btiytık faaliyetin sonrndi, sad.ece iki Kilisenin birleştirilmesi ümidi kalıyordu. LAkin, İstanbui'da Türklere karşı koymak hususunda iki uy.i fiı.i. çarpışmakta idi. İmparator Ve çevresi, bir Haçlı seferinden başka bir selömet ümidi görmemekte, Patrik Filotoes ile rahibler ise, Ttirkıere karşı bütün ortodokslarıır birlcştirileceği bir cephc olrıştur_ mayr tavsiye etmek idiler'

V. Ioannes,in Batı Seyahati ve

_'Mezhep

Değiştirrnesi

(136e-13.71)

V.Ioaruıeş Papanın da arzusu üzerine, Kiliseler Birliğini gerçek}eşfıimek maksadiyle Papanın ayağrna gitmeğe karar verdi. 1369 Nisanında Istanbui'dan ayrılarak 7 AğuStoS'ta İta1ya'ya çrktı ve Napoli üzerinden Roma',ya vardl. İmparator ile devlet ileri gelenlerinden bir lçısmr ve bunlar arasrnda mahrem müşaviri, devrin en taye imparatorun eniştesi Ce_ n1nmrş ilim adamı Demetrios Kydones nova,li korsan Francesco Gattilusio ve başkaları bulunmaslna karşı_ lık, ruhanilerden kimse gelmemişti. Kantekuzeıüos'un israrla üzerin_ de durduğu istanbul'da bir konsil toplanmasr fikrinin reddedilmesin' tavır_ den sonru Bizans Kilisesi, Papanın arzu|aflna karşı çekingeıı bir takındı. imparatorun Roma'da baba mezhebine lıiyanet ettiği bir srrada İstantuı'da Kantakuzenos'un Patrik dostu Filoteos, ortodoks birliğini pekiştirme çabaları içinde bulunuyor, Rus, Güney İslav, Srri}. 'n" ı'liff kiliselerine gönderdiği namelerle sadakat ve birlik ediyor ve onlarr Uıriona karşı teşvik ediyordu. V. Ioannes, tavsiye -dkimde' Roma'da dört Kardinal'in huzurunda mezhep değ\tirıg diğini resmen kabul ediyor ve 2l Ekimde-de Papa tarafindan Saint Piirre ki1isesinde büyük bir merasim ile karşılanıyordu. Imparator, tamamiyle Lötin Kiiisesine teslim olmuştu. Lxkin bütün bu işlem imparatorun şahsına ait olmaktan daha ileriye gidemiyecekti. zira İki Kilise arasındaki anlaşmazlıklara en ufak bir çözüm getirilememiş_ ti. Seyahatin siyasİ neticesi de olumsuzdu' Zira,- bu birleşme so_ nu.rda Papanın Türklere karşr vaadettiği Haçlı seferi tertibi de ger_ gayretleri boşa çıkaımakta idi. çekleşemedi. Bizans Kilisesi bütün bu irrrr_ rağmen Papa, Hristiyanları Türklere karşr mücadeleye davet 68


kalmadı. Macar Kralı Bizans'rn davasına karşı ilgisizliğini sürdürüyordu. Sadece Venedik, Türklerin ilerlemesinin boğudaki menfaatlerini tehdit ettiğini düşünerek, LAtin Imparator-

etmekten geri

luğunrı canlandlrma iddiasında[ Vazgeçerek Türklere karşı ortak harekette bulunmayr kabul ediyordu.

V.Ioannes, Roma'da gerektiğinden fazla kalmış ve Venedik ile olan ilişkilerini de yüzüstü brrakmıştı. İmpar_ator, Roma'da iken Venediklilere olaıı borcunu ödiyeceğini ve yeni bir anlaşma yapacağını açıklıyan bir ahitnam e imzalamış, fakat daha sonra vaadlerini rınutmuştu. Annesi. otuz yıl önce Venediklilerden borç para almış ve buna karşılık olmak üzere saraya ait mücevherleri rehin bırakmıştı. Şimdi bu borçlar 35 bin f)ukayı bul'uyor ve bundan başka 1352 den beri Bozcaadavı Venediklilere devredebileceğine söz vermiş bulu_ nuyordu. Üstelik, birçok ümit ile bağlandığı hölde Türklere karşr Papalıktan elde edemediği yardımı, Venediklilerden alabileceğini düşünmekte idi. Fakat Venedikliler, önce alacaklarını sağlama bağ_ lamayı istiyorlardı. l369 sonunda Venedik'e giden Ioannes, burada l37i baharrna kadar kalacaktı. V.Ioannes, Venedik'te ilk iş olarak Türklere karşı bir yardım aramayl değil, likin İtalya'da uzun süren ikameti ve Roma'daki savurganlığı yüzündeır para srkıntısına düştüğünden borç para istemeği denedi. Venediklileri müzakereye zorlıyabilmek için onlara Bozcaad'ayı terkedeceğini bildirmiş, Venedik' te uzun süre kalması. ise yeni harcamalara yol açmıştı. Sonunda, Bozcaadayı Venediklilere terketmesi karşılığında, rehinde bulunan mücevherierin geri verilmesi, imparatoru memleketine götürecek küçük bir filonun sağlanması ve 25 bin Duka peşin para ödenmesi suretiyle anlaşmaya varrldı. Ioannes'e 4000 Duka da avans veri|ecekti (Nisa" iszi;. Bu anlaşmadan sonra Bozcaad?nrn Vencdiklilere teslimi gerekiyordu. Fakat, babasrnın yerine İstanbul'da ona vekfllet eden V.Ioannes'in büyük oğlu Andronikos, Bozcaadayr Venediklilere teslim etmeği reddetti, bu suretle İnlparator için oldukça yiz kızartıcı. lrAdiseler başlamakta idi. Parası olmadığı için memleiretine dönenıiyor ve Venedik'e olan borçlarınr ödeyemiyordu. İs_ tanbul da bıraktığr oğlu Andronikos, babasrnr bu güç durumdan kur_ tarmak için hiç bir gayret göstermedi. LAkin, İmparatorun İtalya seyahatinde n az önce SelAnik valisi tayin ettiği ikinci oğlu Manuel, btıytık annesi Maria nrı da yardımı ile gereken parayı tedarik ederek babasını bu güç durumdan kurtardr. İmparator, iki yıldan fazla süren bir ayrılıktan sonra başşehrine dönüVor Ve herhalde, Türxlere 69


karşı Kiliseleri birleştirerek Batınrn yardımını aramantn hayal olduğunu, acl tecrübelerden sonra öğrenmiş bulrınuyordu.

Trakya'nın başlıca kalelerini ve Edirne'yi elegeçiren Sultan Murad, yeniden fethedilen arazide devletin teşkilAtını kurmak, devlete iktisadi, askerİ ve idari yönlerden nizar'.rl vermek gayesiyle bu sırada fetihlere ara vermiş görünüyor ve bu durgunluk devri, Bizans halkına nefes alma firsatrnr bahşediyor. Fakat, gerek Doğudan gerekse Batıdan beklediği yardımı göremediğinden Bizans, osmanlrlar karşrsrnda temamiyle yalnız ve yardımsız bir hAle düşmüştür. Üstelik İmparator, Bizans halkr nazarrnda eskisinden daha sevimsiz biı höle gelmiştir: Batrya ortodoks olarak gitmiş, Katolik olarak dönmüştür. Bu yüzden halkın büyük bir kısmı ile Kilise kendisini soğuk karşılamıştır. Sultan Murad, az önce elinden alrnan Gelibolu'ya istediği anda sahibobalilirdi, fakat bunun için acele etmedi. İ*pa.ator, Batrdan döndükten sonra eskisinden daha fakirlemiş, üstelik yerine- getiremi1-.eceği bir meselede yemin ederek kendini bağlamıştı. fu sebeblerden dolayı da gittikçe kuwetlenen Sultan Murad ile olan dostlı'ıkları bozuldu. İmparaıor için artı-k, Sultan Murad'a tibi olarak haraç ödemek ve ömrünü sükünetle geçirmekten başka ç,kar yol kalmamrştı. Buna rağmen, 1373 de Batıya gönderdiği Ioannes Laskaris adlı elçi aracılığ ile, Batr hükümdarlarından yardım aradr, fakat başaramayrnca Murad'ı metbuu olarak tanrdl, onun ordusunda yardımcr kur,ııetlerle hizmet etmeği ve oğlu Manuel'i Sultan Murad' ln Saray]na rehine olarak göndermeği kabul etti. V.Ioannes, Sultan Murad ile vardığr son anlaşmadan önce, Papa Grdgoire'dan da yardım istemiş ve devletinin tehlike içinde olduğunu anlatmış, likin aldığı cevap, milletini Katolik Kilisesine bağlamayı kabul ettiği takdirde, Bizans'r kurtaracağınl söylemek olmuşttı. ı37B de esaretteki Aaignon'dan Roma'2a dönen Papanın uefat. etmesi, Papaya bir halef seçme hususunda şizmanın meydana gelmesine sebebolmuştrı. Bu durum, Balkanlarda Türk fetihlerini kolaylaştıracak A.millerden bir yenisini eklemekte idi. Sultan Murad, Trakya'daki osmanlı arazisini emniyet altrnda bulundurabilmek için, bilhassa Fitibe ile Edirn-'ııin güvenliği yö_ nünden Balkan sıra dağlarına kadar Bulgaristan'ın elegeqirilmesi gerektiğine inanryordu. 1362 ve 1363 yıllarında Nlurad, Bulgarlarin mukavemeti ile karşılaştı. LAkin. 1365 de Bulgar Çarı Alaexandr' rn, arkasında üç viris blrakarak ölüııü, Türklerin Bulgaristan'daki emellerine yardlm edecekti. Tuna ile Rodop dağlau arasrnda ızarran 70


Orta ve Güne,* Bulgaristan lovan Şişman'a kalmıştr, merkezi Tırnova idi. Batı Bulgaristan ile Vardar vadisi Stratzimir'e düşüyordu, bunun merkezi Vidin idi. Doğu Makedonya'nın Bulgarların elinde

kalaır ve merkezi Ktistendil olan krsmr, Konstantin adında bağımsız bir Bulgar Prensinin elinde bulunuyor, Doburca ile Yukarı I(aradeniz sahilleri, Dobrotiç'iır mülklerini oluşturuyor ve burada Bulgarlar Kumanlar ve Alanlar karışık olarak yaşıyorlardı. Alexandr'ın oğul_ lannrn birleşememesi, Bulgaristan'ın taliini tehlikeye sürüklemekıe idi. Babasınln mirasından en büyük payın Şişman'rn eline geçmiş bulunması, Sıratzimiri Şişman aleyhine Murad ile birleşmeğe ka_ dar götürdü. Fakat tam bu sırada, Doğu Avrupa'da Katolik Kilisesinin şampiyonu rolünü üstlenen Macar Kralı Büyük Lajos'un Vidin' i zaptederek Stratzimir'i hapse atması, hAdiselerin akrşını değiştirdi. Macar Kralı, zaptedilen arazi izerinde I(atolik misyoneler göndererek halkı Roma Kilisesine bağlanmaya zorluyor, hatta çok kete işkencelere kadar Varan kötü davranışlarda bulunuyordu. Bulgarlarla Macar]ar arasındaki münasebetler, her iki tarafin şiddete başvurmaları ile alevlenmekte gecikmedi. Zulme uğrıyan Batı Bulgaristan halkı, Macar hAkimiyetinden kurtulmak için herşeye ran o|^cak mertebeye ulaştı. Frank ve N4acar taarrızLarı yüzünden, kendilerine zulüm ve şiddetle muamele eden bu dindanşlarına Türkleri tercih eder oldular. Az önce Amcdde Sovoie tarafindan zaptedilerek Greklere terkedilen ve Burgaz limanrna hAkim bir yerdeki Sozopolis (İşbol), 1369 civarında l\4urad'rn eline geçti ve Bulgarlar, daha son' ra Trakyanın birçok yeriııden kovuldular.

osııanlı'ların Balkan Fetihleri ve Bunun Bizans'taki

Akisleri

Bizans'rn ve Güney islavlarının gittikçe kuwetlenen osmanlı devletinden korkmakta ne kadar haklı olduklarrnı, aZ Sonra vı-ıku_ bulan hidiseler dogrulayacaktı. Daha İmparator V.Ioannes, Batıda Türklere karşı yardrm aramak için çabaladığı bir sırada, Doğuda Patrik Filoteos, onun girişimlerini neticesiz bırakmak, Ortodoks Kiliselerini birleştirerek hem Türklere Ve hem de Papalığa karşı bir cephe meydana getirmek üzere gayretler sarfetmişse de, bir netice elde ede_ memişti. Bunun sebebi, bu bölgede hüküm süren iç karışıklıklar ve ortak düşmana karşr birleşme şuurunun yokluğıı idi. Bulgaristan' az önce açıklandığr üzere, Alexandr]ın oğullarr arasındaki ihtilaflar yü_ zünden birliğini kaybetmişti. Türk fetihlerinin ağrlığını bu sıralar_ 7L


da artık en ziyade hisseden Sırbistan ise, birçok feodal sürdüğü, yrkrcı ve kanlı iç savaşlara sahne olmuş bir

Beyin hükıım devletti. Şişman, l37l baharında durumun ağırlığnı ve Türk teırıiı.esinın gittıLç" urttığını bildirerek Makedonya'da hüküm süren Sırp Beyleiinden yar' dım istedi. Zira artık-Türkler, Tuna kıyılarrna Ve üıaı"'ı.rpı arına dar sokulmuşlardı. Makedonya'daki 3ırp arazisi de Türklerin kateh_ didi altına girmişti. Stefan Duşan zamanında, Serez,den Tuna nehrine kadar ıranu, sahanrn idaresini yürüten Dalmaçya,lı iki kardeş Uglyeşa ile Vukaşin, Stefan D,rşan'ın ölümünden sonra bu sahaları gaspederek bağımsız hareket etmeğe başlamış u" ügıy.şu kendini Kral ilönetmişti. Türkler önünde ienııteıl uır. arr,riru dtıştıığtıntı göıen Uglyeşa, Bizans,a başvurarak müşterek düşmana karşı beraber hareket edilmesi zaman,nln geldiğini hatırlattı. Bunu sağlamak için de, Stefan Duşan zamanında ilAnejilen muhtar Sırp Kilisesi davazgeçileceğini ve kendi hökimiyeti brılgesi'ndc_İstanbul :u"Ti?" Patrikliğini tanıyacağInı bilclirdi. Fakat, kardeşi v,ituşıria.n başka Hristiyan Prenslerden ona katılan olmadı. oiarsunda Sırplardan başka Macarlar ve O]ahlar da bulunuyordu. İki u;ao*, Jarıa' iı" üzerine yürüdü. LAkin ordularinııı Edirne il" .Edı1ne_ şi*dikiB"ig;; hudut kasabası Svilengrad arasındaki ÇİRMEN,d" M"Jl ;hrini geç_ tiği bir sırada, daha az sayıdaki Tıırkierin Ani bir g".. bur;nına uğ26 Eylıl l37l de vukubulan bu 1ad!1r, çarpışma esnasrnda Uglyeşa ile Vukaşin öldürüldü ve orduları Türkler tarafindan imha edildi. Böylece Balkanlarda o sırada Türklere karşı koyabıı"."gi iki hükümdar yok olmuştu. ';"rlanSııp yenilgiden s9l-ıra Makedonya,daki _Bu arazisi-bağmsızlrğınr kaybediyor ve mahallin srrp ı.yüi-* ırrrıu, a_rasrnda Uglyeşa'nın oğlu ve Slrp halk şarkılarının ı.rır.r-r, Marko Kralyeviç, Türk Padişahına tabiiyeti kabul ederek oru uÇ Vjrmeğe ve seferlerinde kuwetleriyle beraber katılmağa ,or. iluyordr. Grekler, bu sefer esnasında Sirplara yardımcı oım"adıktan başka onların yenilgilerinden fayd'alanarat Serez ve civarrnr ele geçiriyor ve |yraya İmparatorun'oğlu Manuel Despot tayin ediliyordu (Kasım 137l). Bu muharebeden az sollf?: Sofya'ya dog., iı.rı;y;; Türklere karşr Sırplarla ittifak ederek_ karş koymay, derly"n Şişman da, İsker vadisinde Samakov'da ağır bir yeniığiye uğradı ve memleketini terkederek l"9:p dağlarrrun yıiksek tifı"rı.r" kaçmağa -..n* oıar. açrlmıştı; lökin'Mrrud, büyük bir stratejik seİ,:firrr:T-Y:rad'a zışte UstrumÇa Ve Vardar vadilerini emniyete almadan ileriemeği denemedi' 137l_1372-d'e, Kavala, Sere, v. Drama uuy..iai, ıı" Ewenoz Paşalar tarafından işgaıejiıir, Drama ve Serez,ih Tüık ko_ lonileri tarafından iskAnına bişlarrrr. ' n.,


1453 den önce Balkanlarda kazan' dıhları en bt!ıuk ue neticeleri bakımındaıı eıı mühim başarılardan hiri idi. Bıı muharebeye katılmamış olmasrna ragmcn Bizans, bu hAdisenin sebe-

1371

Çirmen zaferi, osmanlıların

bolduğu neticeler dolayısiyle iliklerine kadar sarsılmıştır. Bu olay_ dur, ,irrru Bulgaristan bağımszlığlnı kaybediyor ve Sult1n Murad |372 de Sırbistin'ın mühim bir kısmınr elegeçiriyordu. Murad, Stefan Duşan'rn Makedonya imparatorluğunu- kendini faz|a zoillama' dan yıkmıştı. Türkler bundan sonra Vardar vadisinde ilerliyor, eski Sırbistan'ı ve Arnaıırtluğun bir kısmını zaptederek Adriyatik'e ka_ dar çıkıyorlardı. Çirmeır muharebesinden az sonra Bizans, osmanlı Padiiahinın töbii tir devlet hAline geliyor, ona yıllık vergi vermeği ve seferlerinde kendi kuvvetleriy|e katılmayı kabu| ediyordtı. Bıı suretle osmanlıların Avrupa yakasında yerleşmelerinden henüz 20 yıl geçmeden Bizans ve Bulgaristan Türklerin vassalleri hAline geliyeiorü.. 1373 !ıaharında İmparator V.Ioannes, vassallik lrizmetini ,ine getir*ek üzere Padişihın Anadolu'daki seferlerine katrlmakta idi. Babasının bu Anadolu seferine katıldığı bir sırada ona vekölet eden büyük oğlu Andronikos, Sultan Murad'rn Rumeli kuvvetlerinin başında bırakiığı oğlu Savcı ile anlaşıp babalarını devirmek ve ik_ tidarı elegeçirrnek üzerc bir komplo düzenlemişlerdir. 1373 Mayısında vukrrbulduğu anlaşılan isyan, Sultan Murad'tarafindan Istanbul,dan 40 kilometre mesafedeki Terkos civarrnda çok çabuk ve şid_ detle bastırılır. Orduları. tarafindan terkedilen iki Prens, Dimetoka' ya sığınmış ve sonunda teslim olmak zorunda kalmışlardır. oğlu Surr.irr'., önce gözierini oyduran Ve Sonra bir rivayete göre onu idameden Murad, Ioannes'in de oğluna aynl cezayl ı'ermesini emreder' Bu emre uymaktan başka çaresi olmayan Ioannes, \{urad'rn afzusunu yerine getirmiş, lAkin oğlu Andronikos ile'torunu Ioannes'e karşr girişilen kö"r etme_işlemi şiddetli olmadığı için Andronikos bu hA.di*""d., ,orr* ancak tir gr;zünü kaybetmiş, oğlunun gözleri ise iyileşmiştir. Hapse atılan ,,i tuhtu Veraset hakkından mahrum edilen AndronikoJun yerine loannes'in diğer oğlu . Manuel getirilmiş ve Manuel 25 Bylül ı9ıg ae merasimle Ortak İmparator ilAnedilmiştir. Andronikos ve ailesi 1376 yıIına kadar Limni adasrnda hapsite tutulur. Fakat, bu srralarda meydana gelen hxdiseler durumu altüst etmektedir. V.Ioannes, Venedik'e olan ve ödiyemediği borçlar karşı_ lığında onlara Bozcaadayı vermeği vaadetmişti. V. Ioannes'in sözü_ nü tutmamasr üzerine, Venedik bir filosunu Bozcaadaya gönderdi t.)


ve Ioaıınes'i vaadini yerine getirmeğe zofladı' Boğaz|at bakımrırdan son derece mülrim bir mevkide bulunan bu adanın Vencdik,e veril_ ınesine hiddetlenen Cenovalılar, Sultan Murad ile de işbirliği y"'parak IV.Andronikos'un hapisten kaçmasına vardım ettiler. ız egrstos I376 da, bir aydan fazla süren bir muhasaradan sonra istanbul,rı elegeçiren lV.Andronikos, Bozcaadayı Cenovalılara veriyor ve İstanbul'da bulunan bütün Venedik]ileri lıapse attrrıyor ve Gelibolu, yu da Türklere iade ediyordu. Fakat Bozcaad,anın Cenovalılara karşr koyması üzerine lV.Andronikos i]e Cenovalrların müşterek bir sefer yapmalarrna lüzum hasıl olmuştur. IV.Andronikos İstanbul,da üç yıla yakın (1376-1379) hııküm sürdü. Sonunda Venediklilerin yardımiyle hapisten kurtulmağa muvaffak ola.n V.Ioannes ile oğlu Manuel, 1379 Temmuzu başında tekrar İstanbul'a girdiler ve Sultan Murad'ın muvafakatini aldrktaır sonra imparatorluk tahtına çıktılar. Türk Padişahlna vergi vermeği ve seferlerinde ona kuwetleriyle yardım etmeği kabul ediyorlarclı. Andronikos'uır zalimanc idaresinden sol]Ta, şehir halkının Ioannes ile Manuel'i tercih ettikleri anlaşrlmakla beraber, bu sıralarda Bizans tahtrnı elde bulundurabilmek için ancak, dış güçlerin menlaatlerine uygun olarak hareket etmek esastı. Artık Doğuda menfaatleri bulunan Cenova ve Venedik gibi iki İtalyan devleti ile osmanlr devleti, Bizans tahtrnın talii üzerinde söz sahibi idiler. Bu hAdiseler esnasınd a Galata,ya sığınan IV.Andronikos, adamları taraflndan da terkedildiğinden yalnız kalmış Ve sonunda babasının ve Padişahın muvalakatiyle kendisine Si_ livri verilmiştir ki IV.Andronikos l3B5 dc vukubulan ölümüne kadar orada yaşamıştrr. Bizaırs sarayı, ve]iaht Manuel aracılığr ile her yıl 30 bin Duka osmanlı Padişahına gönderiyoı ve ihtiyaç hAlinde l2 bin ki'ergiyi kadar t,tan yaya ve atlıyı da yine Manuel idaresinde osmanlı_ şi ]arın seferlerine yolluyordu. Bozcaada için Venedik ile Cenova arasındaki muharebe, her iki tarafın bitap bir hAle gelmesine kadar şiddetle sürüp gitmiş ve bir netice elde edmeyince B Ağustos 1381 de Torino sulhü imzalamağa mecbur olmuşlardrr. Bu sulh hükümle_ rine göre ada ne Venedik'e ve ne de Cenova'Va ait olacak, surlarr yrkılacak, hallu başka bir yere nakledilecek ve bu suretle boşaltılan ada, Savoie Prensinin görevlendireceği bir kumandan idaresinde bu_ lunacaktr. Fakat, aslında Bizans'a ait bulunan bu mühim acla üzerindeki pazarlıklar esnasında, Bizans hiç söz sahibi olmuyor ve ona bir şey sorulmuyordu. 74

--


ff

V.Ioannes'in başşehre gelerek yerleşmcsinedn sonra Andronikos İmparatorluktan vazgeçmiş ve Sultan Muracl da kendisini desteklemediğinden İstanbul'u terketmişti. Az sonra Cenova'lıların israrlarr üzerinc babası ile barışan Andronikos'a Marmara sahilind. Silivri, Ereğli, Tekirdağı ve Panidos has olarak verilir. Bununla da kalmıyarak imparator, IV.Andronikos ile oğlu Vll.Ioannes'in taht üzrindeki haklarrnı tanıınağa mecbur olur. Bu yüzden, İmparatorluk ailesinde tahta veraset meselesi etrafinda yeniden bir huzursuzluk ortaya çıktı ise de, l3B2 Kasımında problem hukuki bir statüye bağlandı. Fakat artık imparatorluk, lranedan üyeleri arasında bölündü ve V.Ioannes İstanbul'da hüküm sürerken, büyük oğlu Andronikos babasından çok Sultan Murad'a bağlı olarak \4armara sahiliırde hAkim bulunuyordu. Veliaht Manuel, eski hAkimiyet dairesi olan SelAnik ve civarrnı idare ediyor, imparatorun üçüncü oğtu I. Theodoroş ise, l3B2 den beri More yarrmadasrnın hAkimi bulunuyordu. Bu devrede İmparatorluğun biricik başarrsr Peloponez'i Kaıı.takuzen' lerin elinden geri alabilmek olmuştu. I. Theodoros (l382-1406), l3B2 de More Despotu tayin edildikten sonra, orada karşılaştığı güçlükleri bertaraf edebilmek gayesiyle Türk Padişahınrn vassali oluyor ve oradaki iç ve dış düşmanlarrna karşı bu durtımundan faydalanryor, mahallin aristokrasisini sindirmeğe muvaffak oluyor ve komşu LAtin Prenslikleri ile yaptığı mücadelelerle Bizans'rn Peloponez'deki durumunu hatrrı sayılrr derecede kuwetlendiriyordu. Buna karşılrk, Bizans'ın merkezindeki durum son derece kararsrz olmakla kalmıyarak her gün daha kötüye gitmekte idi. Dış düşmanların tazyiki gittikçe artıyor ve İmparator ile büyük oğlu araslndaki sadece zöhiri kurtaran sulh da durumu ağırlaştırıyordu. Nitekim, Andronikos az son_ ra silAha sarrlıyor ve Silivri ile istanbul arasrndaki bir kaleyi ele geçirmeğe yelteniyor ve V.Ioannes, ancak şiddetli bir muharebeden sonra kendisine engel olabiliyordu ki bu hAdiseden kısa bir Zamarl sonra IV.Andronikos vefat etmektedir (1385). Bizans'rrr iç kavgalarrndan ustalıkla faydalanmasını bilen Sul_ tan Murad, biribiriyle mücadele eden taraflarr günün ica}ılarına göre bazen birini ve bazen cliğerini desteklemek suretiyle istediği gibi kullanmakta idi. Bu devrin başta gelen ilim adamlarrndan Demetrios Kydones, 1378 de yazdığı bir mektupta, şehrin surları dr-

şındaki herkesin Türklere boyun eğdiğini, şehrin içindekilerin ise sefaletiıı ve ayaklanmalarrn esiri bulunduğunu kaydetmek suretiyle Bizans'rn içinde bulunduğu durumu çok iyi ifade ediyordu. Artık Hristiyan Aleminde, Türklere karşı ko;ıabilecek güçte bir hüküm75


dara güçtü. İtalyan devletleri, Papanın tehditlerine rağ_ -rastlamak men hem kendi aralarrnda mücadele ediyor ,,, h.- de her biri ayi'ı ayı'ı, Türklerle ittifak kurmayı kendi menfaatlerine daha uygrın gö_ riiyorlardı. Nitekim Cenova 1385 cle, Venedikde 13BBde .Iürkierle ittifak imza|amakta idi. 1386 da Ceno'a ile jmzalad,ğ, V.Ioannes, Sultan Muracl ı,c Türkler dışında herkese kirşı-.,ahedeJe Cenova,yı savunacağını vaadediyordu.

Bu sıralarda, SelAnik valisi bulunaıı r.eliaht Manuel,in beklenmedik lıir hareketi, hem imparator babasrnı huzursuz edecek hem de Türkleri kızdıracaktı. imparatorluğun Makedonya,da SelAnik, ten sonla Grek halkının cn yoğun olarak yaşadığı Serez,in, bir müddet önce osmanlrlar tarafindan ele geçirildigi bilinmekt"dir. Daha Selönik valiliğinin ilk yıllar:nda Manuel, Seriz,de Osmanlılar a karşı lralkı kışkırtıyor ve .soylularla anlaşarak kalecieki Türk garnizonunu yokediyordu. Bu olayı habtr alan Sultan Murad, Hayieddin Pa_ şayı büyük bir ordu_ile Serez üzerine gönderdi

fesada karışun Rum'e Lar cezalandıırldı. Bununla da kalmıyarak Makeclonyu,nrn başşehri SelAnik, muhasara altrna alrndı. Maıuel'in, sebebi ve planr iyi anla_ şılamayan bu hareketi, vassali bulunduğu Türk eÇenjisine karşı iş_ lenmiş düşüncesizce bir davranıştr; zira her bakımdan acınacak bir hAlde bıılunan imparator babasrnın durumunu güçleştirmekte idi. Ş:lİ1, ıihAi olarak. Türklerin hökimiyeti altına-aiındı (l9 Eylül l3B3). \ıluhasara edilen SelAnik, deniz tarafindan çevrilemediği için üç yıla yakın karşı koydu ve nihayet l3B7 Nisanlnda Türklerin eline geçti. Bu olaylar sebebiyle Sultan Murad'rn gazabını üzerine çeken Manuel, SelAnik'ten kaçmağa mecbur oldu ve İstanbul,da babasına sığndı. Lökin İmparator, Sultan Murad'dan korktuğu için öz oğlunu yanrnda alıkoyamadı ve bunun üzerine Manuel Midil]i ad'asrna gitti, fakat adaryn hAkimi de korkusundan konuğunu ağırlıyamadı. Manuel çaresiz, sonunda Bursa'ya giderek Sultan Murad'ın ayaklarına kapandı ve afvini cliledi. Fakat, İmparatorluğun ikinci bü_ yük şehrinin kaybedilmesi, İmparatorluk ailesi içinde üir huzursuzluk konusu oldu. V.Ioannes, bu hAdisenin sorumlusrı saydığ oğlu Ma_ nuel'in üzerinden bütün srfatlarını geri almakla kalmıyarai< kendi_ sini Limni adasına sürgüne gönderdi. LAkin belki de Sultan Murad, ln aTaya girmesiyle, 13BB yılı sonunda Manuel ile babasr barıştırıldı.

Bu hAdiseler sırasında osmanlrlar boş durnıuyor ve Balkan yarrmadasrnın batısrnda fetihlerini sürdürüyorlardı. önce Vardar vadisinin emniyet altına alrnmasr geıekiyordu. l3B0 de iştip zaptedil_ 76


ile ele geçidi ve lıu havali iskAn edildikten sonra. ]Vlarrastır hücum hududu kuzey rildi ve ardrndan Prilep fetlredilerek imparatorluğun Arnavutlara bııraya kadar dryurr*i oldu. Bu son iki şehir, batıda hareket ,r" glr.ya" Epir;lilere karşı girişilecek seferler için iyi bir kısım bir Paşa, Hayreddin ,'okiu*, iai. ıg_Bs de de orrı'yi zaptedeıı. ilrtilaflarına Arnavut Beylerinin daveti üzerine onlarrn iç .karışryor save bu suretle osmanlı ordularr, tarihte ilk ciefa olarak Adriyatik hillerine kadar ilerlemiş oluyorlardı' BalkanlardaenmühimstratejikyerlerdenbiriolanSofya,nın

osmanlrlar 1385 de zaptedildiği anlaşılmaktadır' Sofya, daha önce 1386 da alrnamamlştlr. fakat tarafından bir kaç defa muirasara edilmiş

hücum ile Sırbistan'rn anahtarı olan Niş fethedilir ve bu kalenin ana Sırpların alrnmasr icabetmiştir. Bu }ıidiselerden sonra osmanlılar, parlak topraklarına girmiş bulunuyorlardı ve Türklerin bu derece mukavemetle zaferlerle Avrupa'da ilerledikleri bir srrada, ciali !1 karşrlaşmamşıa,d,,.FakatartıkBalkanlardakihAdiselerinakışrnda, halefleri bir iop*u ,roktuu pek yakındı' Duşan İmparator1ug"1:" Uroş'un l371 ,ru*rrrdu en kuwetlisi ,oy,lo., Lazar, Duşan'ln oğlu Çar Kuzey de ölümünden sonra Sirp ;Kralına halef olarak seçilmiş ve Prens zaif.bir Aslında Sırbistan,da hAkimiyetini ianıtmayı başarmlştı. de kısmen o|an Lazar, yine de mahalli Beyleri kismen mağlubetmiş' kendi üstünlüğünü tanrmaya zorlamıştl' Çirmen muharebesinden doğusunda Sonra, Stafan Duşan İ-parutorl"ğunun Vard'ar ırmağrnrn Serez Dram1ve Kavala' geçmişti' kalan bölümü osmanhların eline ile Drama işgaledilmiş' Hayreddin Paşa ve Evrenoz n'y tu'un'dan getirilmişti' Serez'e Türk nüfusu yerleştirırek kiıis.ı., cami höline 1372d'eVardar,ıg"ç.,,o,."anlrlar,Sırbistan,Arnavutluk,Bosnave alqırcılar Adri_ hatta Dalmuçyu aJgürına kadar ilerliyerek bir kisım Yukarı ederken Cereyan yatik denizirr. ı.uau_, erişmişlerdi. Bu hödise1er ile ölümü Uroş'un Sırbistan,cla Nemanya hrrr.dur'rrr'n drekt dalınrn, T'azar, Çar sona ermesi üzerine Sırp Krallarının lralefi olarak seçilen ünva_ KNAZ sadece edememiş Cesaret veya l(ral ünvanını almağa olcluğunu nınr kullanmıştrr. Hödiselerin ülkesi aleyhinde g'ı]ş*'\l:. veSultanMurad',rnçokkuwetlendiğinigörerek,Preıısliğininemnisuretiyle yetini sağlamak -ok*udiyı" Sultan Murad ile sulh yapmak . ona tebi olmayı kabul etmek zorunda kalmrşfir' Nitekim' Sultan yardımcr Murad,ın 1387 de Karaman üzerine yaptığl seferde Slrp Rum gönderdiği Ioanrres'in kuwetleri de hazrr bulunuyor ve imparator kıt,alarr ile Lazar'ın volladıgı Sırp askeri, bu muharebede Şehzade Bayezid,in idaresinde b'*rJ ord.usunun sol kanadrnı oluşturmuşlardı'

qn aa


Aıac|olu seferinden menlleketlerine dönen Srrplılar, osmanlr menfaatleri uğrunda uzak ülkelerde katlandrklarr mahrumiyeti ve gördtikleri kötü muamelcyi, bu neviden yeni bir .seferin kendilerini ölüme sevketmekten farkslz olacağınr belirterek acı bir şekilde şikAyette bulundular. Bu şikAyetlerden de fayda|anarak özellikle Niş'in işgalinden beri artan mcmnuniyetsizliği fırsat bilen Lazar, memleiJti"l osmanlı boyunduruğundan'kurtarmak üzere bir gayrctte hulunmağa karar verdi. Bir osmanlı istilAsıııın çok yakın olduğunu his_ seden yukarr Sırbistan ve Bosna halkl da, o z,amarra kadar asla milli bir reis saymadıkları Lazat etrafinda toplanmağa karar verdiler. FakatLazal,ın Bosna Kralı Tvartko ile olan münasebetleri', durumunıı güçleştirmekte idi. Nemanya hanedanının yan dalrndan bulunaı Tvartko, Çirmen muharebesinden sonra Lazar'ııı seçilmesine karşr olan Vukaşin,in oğulları ile diğer muhalifleri safında yeralmış, l377 de Bosna ve Sırbistan Kralr ünvanını alarak taç giymiş, hem Lazar' daır ve hem de Macar Krah Lajos'tan müstakil olarak hAkimiyetini genişletmek yolunrı tutmuştu. Macarlarrn Dalmaçya üzerindeki iddialarından clolayı Venedik, Tvartko'yu tutmakta idi. l3B2 de Macar Kralı Lajos'un ölümünden sonra Tvartko, Hırvatistan'da ve Dalmaçya'da lıAkimiyetini sür'atle genişletti. Bu suretle Tvartko' ,r., çok çabuk artan ve ilk bakışta Duşan imparatorluğunun yerini a|acak gibi görünen, fakat kısa süren iktidarı, keıtdisini o zamaıki

Balkan ülkeleri arasrnda en kuvvetlisi höline getirdi. Lazar, eski Sırbistan İmparatorluğuna dalril bulunaır birçok araziyi hökimiyeti altına almasrna gözyummak zorunda kaldı. Lazar, Bizans ile olan münasebetlerin idaresinde de uysallık gösterdi ve Sırp Kilisesinin bağımsızlık iddialarını, istanbul Patrikliğinin üstünlüğünü tanrmak suretiyle 1375 de tatlıya bağladı. Tvartko, Dalmaçya sahili üzerinde durumunu tahkim etmeğe aralıksrz devam etti. Likin, Niş'in osmanhlar tarafindan zaptedilmesi onu, müşterek düşman karşrsında Lazaı'a yaTd:1m etmeğe zorladı. Zira hAdiseler artık, Tvartko'nun da kapısrnı çalmağa başlamıştı. Bir osmanlı ordusu, Vardar'ı geçerek Bosna'yı istilö etmek üzere ilerlemekte idi. Tvartko ve Lazar idaresin_ deki Sırp ve Boşnak ordusu' 13BB de Toplica vadisinde bulunan PLoÇNIK,te osmanlı ordusu ile karşılaşmrş Ve brı muharebede 20 bin kişi olduğu tahmin edilen Türk ordusunun ancak beşte biri, ölümden veya' esaretten ZoT kurtulabilmiştir. Boşnaklar da Vlatko Vukoviç idaresinde BILEÇEA da ve RUDNİK',te Osmanlı ordularını dağıtmışlardır. ıo


ÖzelliklePLoÇNiKZAFERİ,Balkanlarınbütünİslavlralkl se-

bir sevinç yarattlve büyük ümidlerin doğmasııra eden Osmanlı zaferleri, beJıoldu. Z\ra, otuzy,ı;"; beri aralıksı, d.rru* FIeIe, baır, rrıı. urrr,rdu yilğınhk ve ümidsizlik meydana gttirmişti. osmanlı orclularrnda gördiıkleri.hizmetler kah_ ğ,r.rı, *iıl.tl., olarui soyluları'_ o Zamana i.Ji.i ve alçaltrcr idi. Büttin bu sebelılerle Sırptoplandı. Bosna Kralr i.;;;, gortilmemiş bir larzda Lazar'ııetrafında başka küçük Ar_ Tvartko, Arnavut tr.yi G.o'g Kastriota ve daha Bulgar Prensnavut u" Srrp Beyleri, o'ma]'ı'ıura karşı birleşiler' Türklere karşı müca_ leri de, ır4urad ile mevcut anlaşmalarr bozarak Beyi de' Rumenlerin dele için asker vereceklerini vaadettiler' Eflak buharekçtidestekliyeceklerinibildirdi.SultanMurad,beklenmedikdüşkarşı birleşen bir zaferden Sonra i.y..uru kapılarak kendisine gini _bI.h.ataya düşmanlarrna hemen bi,'d"' ve'meğ' kalkışmak

arasıncla büyük

mediveb\razzamaırkazanmayavemüttefikleribiribirindenapr. vergi verbozarak ;;;; ;;d;;;r;. iik dersi, kenjisiyle olan ittifakıBulgar Çarına meyi reddeden ve J'u' ile işbirliğine kalkışan

verdi'

13BBbaharındaVezirÇandarhAliPaşaidaresinde.hareketege. k\ilik Türk ordusu, Bulgaristan'ln fethiıri ikmal etmeğe Daha sonra karar nercli, Pravadi, Şumnu ve Trrnova'yı zaptet|ti' arasında Sişman ile yürüyen Sultaır Murad şahsen Bulgaristan ,r*i"" vaakalacağrnr sonra sadrk ödenmemiş haracrrr verilmesi ve bundan bir artık ve Şumnu detmesi üzerine bir anlaşmaya varldı' Niğbolu osmanhkalesiidi..ftırklerTunahattıüzerindeyerleşmişler<lir,e jiş.r'un artrk, Murad'a karşı kurulan tertibe yardım edemezdi'

çen 30 bin

Kosova MeYdan Muharebesi

(1389)

ve Ru1389 baharınd'a yanındaki Sultan \ı[urad, 'Bulgaris'an'dan hareket etti' |1ad9ıu Kütahya ve Hameli orduları ile Yakup mideli Beyi Şehzade üye'id iie, diğer oğlu 5.u'1*i .Beyi I(onstantin Beyi ta beraberinde idi. Bunlardan başka Kııstendil ilekendisinetimarolarakSerezverilmişbulunanSırpBeyiDragaş, Vukaşin'in oğulları. da' ordu' Çirnren muharebesinde öldürülen Bulgaristan'da bu' suna yardımcı kuwetleri ile katılmakta idiler' birleşir' Osmairile lunan Sadrrazam Ali Paşa da, yolda Padişalı I(osova lı ordusu ihtiman, Sofya, Küstendil ve Kratova üzerinden ve Mogüneyinde orrurrr'u doğru yol alır' Kosova ovasr, Priştina'nrn ravaırmağınrnyükarıkollarındanbiriolanSitnicavadisindebulu. 79


nuyoTdlı' I(osova ol/^asrnın güneyinde ise üsküp vardır. İşte bu ovada 15 Haziran t3B9 tarihinde Sırbistan,rn ve g".,;ilikrc Gtiney Doğu Avrupa'sınrn belirliyecek olan büyük tarihi bir muha_ .ta_liini rebe cereyan edecekti. Düşman ordusunda Sırplardan lardan başka \{acarlar, ola-hlar ve Arnavuilar varclı. iki "r"r"u""i_ taraf ordusayılarr iyi bilinmemekle beraber, Sırp ordusuırun daha kala_ :"1Y" balık olduğu tahmin edilmektedir. Muharcbeni; ;;şırrgıcında Sırplar, osmanlı ordusunun sol kanadını sarsmağa muvaffak oldular_ sa da, Şehzade Bayezid'in zanıaıırnda müdahalesi üzeıine ııuharc_ Türkl^erin galibiyeti ile neticelenmiş ve bu nıuharebe sonunda |: p11saü Sırp devleti sona ermiştir. Bu zafeı, osmanl,ların Balkanları fethindc Çirmen nruharebesinden sorra kazanclıkları cn biiyük mu_ harcbe olmuştur. Mulıarebenin ]renüz başlangıcınd, ;; |ek karar_ sız bir seyir takibettiği bir srrada Sultan Murad, N{iloş acllı bir Sırp soylusu tarafindan öldürülmüşse de devlet ricali tarafindan babası_ nın yerine osmanlı tahtına çıkarılan Yrldırın-ı Bayezi,d, t, ,o' a.rece kritik muharebeyi başarı ile bitirmiştir. Gerek Tü.k, g.rekse Sırp ve hatta biitün Balkan milletleri tarihinde bu muharebe son derece mühim bir yer işğaletmekle beraber, olay hakkında bildiklerimiz çok azdır. Muharebenin Türkler taraflndan iararrrlrrus r^u, Lurar,rn damadlarrndaıı biri olan Vuk Brankoviç'in, muharebeniıı daha başIangıcında 12 bin kişilik bir ordu ile harp mcydanınr terketmesi, biiyük ölçüde yardım ctmiştir. Bu hAdise Sırpların moralinin bozulmasına sebcbolmakru,-!u?u:e ileri gelen soyiulardan bin kişi de esir alınmaktadır. Bosna Kralı Tvartko Ja, yenilgiyi hisseder etmez sür, atle m üarebe meydanından uzaklaşmış Ve Canıru kurtarıırışbr. Bu suretlc Balkanlarda Türklere ı.rrş, ioyuırilen son L"u","t t" bertaraf edilmiş olur ve Türk orduları bu hAjiseclen sonla, batıda sür,atle ilerlemiş ve Macaristan hududuna kadar dayaıımışlardrr. Bizans,ın ömrü de bu tarihten sonra çok kısalmışa benzemektedir. I.Sultan Murad, osmanlı devletinin temellerini atan en mühim hükümdarlardan biri idi. Murad, ihtiyatlı, itidalli, son derece cev_ val, hareketlerinde daima ölçülü, karaılı, planlı hareketleri dışında, maiyetiyle en ufak bir ihtilafa yer vermed"r, ,uyg, n" oa.i,"y. dayanan idaresi, herkese karşı adaletle -.rr-"l.sil sözünde dur*u.r, aman dileyenlere reva gördüğü insani muamel: ilc düşmanlarının dahi teveccüh ve itibarını kazinmış bir Türk Padişahı ıji. otr, ,"_ ne kadar süren devlet idaresi esnasrnd'a, karşlaştığı bütün güçlük_ leri yenmiş, parlak başarılar kazanmrş, Rumlara'vi aıg.-, gr'stiyan tebaaya gösterdiği müsamaha ile hakiı bir şöhrete ;;;,l. Babası

.

80


orhan'daır dcvraldığ lıir devletten bir İmparatorluk yaratmış olmak

liyakatı kenrlisininıiir,

yılürıın Beyazrd Devri

(1389-1403)

Kosova muharebesinin galibi olarak çıkan Tıldırım Ba2e1id, Sırblılarla iyi münasebetler kurmaya dikkat etmekle, hem Sırbistan'ııı Balkanlardaki önemli yerini iyi anladığını, hem de muharip Sırp kavnrinin kendisinc iyi bir mütt:fik olacağını takdir ettiğini göstermiştir. Bu sebeble hem L,azar'ın oğlu Stefan'a hem de hayatta kalan diğer Sırp ileri gelenlcrine çok iyi muamele eder. Stefan, evvelce babasının elde ettiği biitüı imriyazllara kavuşuyor ı'e buna karşılık osmaırlrlaııır müttefiki olarak muharabelerinde onlara !ar' dımcı kuvvetleriyle kaüIma1 ı ve hir vassal olarak ta vergi ödemeyi kabul ediyordu. Yıldlrım Ba;,ezid, Sırblarla vardığı bu aıılaşmayı daha da pekleştirmek için, Ste[an?rn kız kardeşi ile evlenmekte idi. Sırblılar bu anlaşmadan sonra, Bayezid hayatta kaldığı müddetçe onun güvenilir miittefiki olmuşlar, gerek Niğbolu muharebesinde, gerek Ankara muharebesincle yararlı hizmetlerde bulunmrışlardrr. Bayezid, babasından teşekkül hilinde bulunan bir İmparatorluk di:vralmıştı ve hemeır tamamiyle Avrupa yakasrnda kurulan bu

İmparatorluk, zaptedilmiş ülkelcrdeır çok, vassal devletlerden oluş_ makta idi. Devletin temelini mükemmel teşkilöta sahip bir ordu teşkil ediyordu ve bu ordrınun seçkin bir bölümü ise, yayalardan mey_ dana gelen yeniçeri krt'aları idi. Bayezid, bu İmparatorluğu mevcut coğrafi hudutları içerisinde tamamlamak sevdasrna düştü. Bu sebeble Anadolu'da ve Balkanlarda tabii lrudutlara erişrnek gerekiyordu. Bunları yaparken, henüz bağımsızlığrnr koruyabilen Flristiyan Prenslikleri ile, Anadolu Türk Emirliklerini ve Istanbul'u zaptederek burasıru bir İslim İmparatorluğunun merkezi hAline getirrnesi l2.zım' dı. Timur'un sebebolduğu sarsrntr gelip çattığı zamaıl Bayezid, bu plaulannı gerçekleştirmek üzere idi.

Kosova zalerinden sonra Bayezid, Bizans üzerindeki tazyikini artrrdı. imparatorluk gün geçtikçe daha çok Bayezid'in iradesine bağlanıyor, Bayezid her işc karışarak her türlü müstakil davranışa engel olduğundan, Bizans acırıacak bir hxle gclmiş bulunuyor. Padişah yalruz şehir drşındaki arazi üzerinde tahakkümle ka|mayarak, şehiı içinde Cereyan eden hidiselerde de iradesini hissettiriyordu. Paleologlarrn aile kavgalarına karışryor, onlardarr vassallık görev-


lerini harfiyyen yerine getirmelerini istiyor, gtinün şartlarına u},gun bir taktik uygulayarak onlarrn zaafınd,an faydalanmay, hiç ihlal etmiyordu. Önce İmparatorluk vergiye bağlanıyo. ve İmparator Padişahın seferlcrine Vardımcı kur."vetler göndermeğe zorlanryor, arkasından, Andronikos'un oğlu Ioannes'i destekliyerek onu Bi_ zans tahtrna çıkarıyordu. 14 Nisan 1390 da imparatorluk tahtrnı ele geçiren Ioannes, Eylül başında N{anuel tarafindan uzaklaşbrılınca Bayezid'e sığınıyor ve o da kendisine Silivri Ve civarrnr ficf olarak veriyordu. Ioannes'in Bizans tahtrna çlkarılması, istanbul,u ele geçirmek için atılan ilk adımdı. Fakai Ioannes Manuel'in toplamağa mııvaffak olduğu kuvvetlerle l7 Eylül l390 da başşehirden kovulduğun_ dan hökimiyeti çok krsa sürmüştü ve böylece Manuel ile babasi ye_ niden Bizans tahtına çıkıyorlardı'. Rizans hükümdarlan artık Baye_ zid'i.n arzularını kayrtsız şartsız yerine getirmeden istanbuı,da hü_ küm sürmenin mümkün olamlyacağını öğrenmişlerdi. V.Ioannes, bu srralarda Bizans tahtını işgalederken veliaht Manuel Bursa,da Ba_ yezid'in sarayında Ve onun hizmetin.de bulunuyordu. Ayrıca bu sıralarda biribirini takibeden hAdiseler, Bizans namlna çok yüz kızartrcı olmakta idi. V.Ioannes Ve oğlu Manuel, 1373 den beri Bayezid' in ordularrnda, onun seferlerine yardımcr sıfatiyle katılarak hizmet etmekte idiler. LAkin, o zamana kadar bir Bizans kalesine karşı Padişah safta muharebe ettikleri görülmemişti, sonunda bunu da gör-

ile aynı

meleri mukadderdi. Bu gün Manisa'nın bir ilçesi bulunan A l a e hi r ş (Philadelphia), ttrafindaki bütün şehir ve kasaba]_ar coktan beri Türkleriır eline geçtiği hilde, yuz yıLa yakın bir müddet bağımsızlığnı 'koruyabilmiş ve imparatorluğa bağlılığı da sözden ibaret kalmıştı. Zengiı ve kalabalık bir nüfusa sahip bulunduğu anlaşılan Alaşehir kalesi, Türk arazisi ortasında aşılmaz bir,kale teşkil etmekte idi. Yıldırım Bayezid bu kaleyi ele geçirmeğe karai verdi ise de, muhkem bir kale olan Alaşehir cesaretle karşı koymakta direndi. Bunun üzerine V.roannes ile Manuel'in yardımrna baş Vuran Padişah, on_ ların halka yaptıkları çağrılar bir netice vermeyince hücum ile ve onların da yardımcr kuwetleri sayesinde kaleyi ele geçirmeği başardr. Bunun dışında diğer bir hödise de, bu devir Bizans imparatorluğu haklında bir fikir vermesi bakımından çok dikkate değer. imparator v.roannes, Bayezid'in Anadolu'da Karaman seferinde bulunduğu bir sıracia, artık devamlı olarak Türk tehdidi altında bulunan başşehrin emniyetini sağlamak maksadiyle. istanbul surlarınrn Yaldızlı kapı ile Marmara denizi arasrndaki krsmını ve bilhassa Yaldızlı kapının iki tarafindaki kuleleri tamirettirmişti. Yıldırrm Bayezid 82


bunu haber alınca İmparatora, bu kuleleri derhal yrktrrmasını, aksi hAlde maiyetinde bulunan \4anuel'in gözlerini'oyduracağlnı tenbih etti ve Ioannes, bu emri yerine getirnlekten başka çare bulamadı. Büttin bu hidiseleri yaşadıktan sonra V.Ioannes, çok çalkantrlı ve büyük maceralarla dolu geçen hayatrnr ikmal ederek 16 Şubat 1391 de 6l yaşrnda vefat etti.

İınparator II. Manuet

(1391-1425)

Bursa'da bulunan Manuel, babasmrn vefatrnı haber a|ır almaz, imparaio.luk tahtı üzerinde rrat ıaa1a eden yeğeni roannes'in harekete geçmesine firsat vermemek için, bir yolunu bularak g|Ar"''Bıf, --.sa'dan kaçtr ve istanbul'da hAkimiyeti ele geçiıdi--rT-Şubat l392 de Ayasofya kilisesinde başına İmparatorJuk tacr konan Il.Manucl (1391-1425), son devir Bizans Imparatorlarr arasrnda fizik yaprsr, zekAsı, kültürü ve hepsinin üstünde herkese kendini kabul ettiren şahsiyeti ile mümtaz bir sima idi. Edebiyata Ve Sanata karşı büyük bir ilgi duyan lvIanuel, şahsen de iyi bir yazardı. Bir vassal olarak Bayezid'in maiyetinde geçirdiği alçaltrcr muamelelere ve taliin kendisine hazırladığ ağr şartlara rağmen, hakkiyle yerini doldurabilen bir hükümdardı. Kendisine haber vermeden maiyetindeki Manuel, in yerini terketmiş olmasr Bayezid'i krzdırmrştı. istanbul'a bir elçi göndeıen Bayezid-, vassallık hizmetinin kabul edilmesini, 1ıllık ver_ ginin artırılmasrnr istiyor "Şayet bunlarr yerine getirmezsen şehrin surları içine kapan ve orada hüküm siflr, zira surlarrn dışındaki her yer benimdir" diyordu. Bayezid, elçi heyetinin arkasrndan ordularrru harekete geçirmiş, İstanbul'u abluka altına a|arak şehrin dışındaki araziyi yağma ettirmiş ve Güney Trakya halkından bir kısmr Ana_ dolu'ya nakledildiği gibi, Theodros Paleologos idaresindeki More yarrmadası da İaarruza uğramıştrr. Bu sıralarda başlayan istanbul ablukasrnı.n 7 ay sürdüğü anlaşrlmaktadır ve İstanbul osmanlılar tarafından ilk defa kuşatılmış olur. Bayezid, şehrin kara tarafindan dlş düıya ile olan bütün ilişkilerini kesmiş ve bu sebeble şehir hallı yalnız deniz yoluyla dış teması sağlıyabildiğinden ve bu da güçlükle yapılabildiği için, İstaırbul'da yiyecek sıkrntısı son derece artmış ve halk sefalete sürüklenmiştir" Yeteri kadar deniz gücüne sahip bulunmayrşı, Bayezid'in lstanbul'u her taraftan muhasara a|tına almasına engel olmuştur. Bu srralarda Anadolu'da Karaman Beyinin başkaldrrmasr ve Macar Kralı Sigismund'un Bulgaristaı'a taarrİzu, Bayezid'i Istanbul'da sürdürdüğü ablukayı kaldırmağa zorladı,


fakat İmparator ile dalıa ağ:r şartlarla bir milahede imzalamayr da ihmal etmedi. Manuel, müsliimaırların hukuki işlcrini görmek üzere İstanbul'da (Sirkeci'de) bir Türk kadısının bulundurulmaslna, Cenovalılarrn elinde bulıınan Galata kalesindeir I(Ağıthaneye kadar üzanan sahada altı bin kişilik bir Türk krt'asınrır yerleştirilmesine ve şe}ıir d4ındaki bağ ve balrçelerden osmanlı irazinesinc ondabir vergisi ödenmesine rrza göstermekte idi.

Karaman Beyiııe karşı yaptığ'ı iik seferden Sonra Bayezicl, Kosova muharebesine katr]arak Sırp I(ralını destekliyen Eflak Preusi Mir_ çc'yi kendisine itaata ve vergi ödemeğe, bir vassal olarak seferlerinde yardrmcı kuwetler göndernreğc razl etti. Arkasından da Bulgaris_ tan'a taarruz eden l\{acar I(ralı üzerine yi'irüdü, Tuna'nın sol sahilindeki Küçük Niğbolu'yu zaptederek oradaki Türk garnizonunu iınha eden Sigismrınd, Bayezid'in büyük bir oıdunun başında yaklaşmakta olduğunu öğreniirce sür'atle elindeki kaleyi terkederek geri çekildi. Bu hödiselerden sonra Bayezid, NIacarların ileride girişecekIeri taarruzlar esnasında Şişman'ın davranışlarlnın nC olacağını kcstiremediği için, onun Kosova muharcbesinden az önce babası Murad ile vardığ anlaşmayı. terkedereii bu menrleketi ilhaka karar verdi. Nitekim, 1399 baharında Şehzade Siileyman Çelebi idaresinde bulunan bir osmanlr ordustı, Bulgaristan'rn başşehri 'Iırnova'yr üç aylık bir muhasaradan sonra ele geçirdi. Halkıır bir krsmı Arradolu'ya nakledildi, bu insanlar arasrnda Bulgar Patriği Eutlıiymius la vardı. Bulgar istiklAli ile beraber Bulgar Kilisesi de sona eı'mekte idi. Ttiıkler bundan sonra Silistre, Niğ}ıolu, Vidin vc diğer Tuna boyundaki kaleleri tahkim ederek tıunların içine kı'ıvvetli garnizonlar yerleştirdiler. Artrk, Bulgaristan dışında kalan ülkclcr, Eflak Beyi Mirçe, Sırp Beyleri ve Bizans, osmanlrların vassalleri idiler. Hepsi Padişaha vergi ödeyor ve scferlcrinde yardımcr kuvvetlerle ona katrlıyorlardr. Ayrıca, büttın Hristiyaıı halk slnıf ve mevkii ne olursa olsun haraç ödemeği mecburdu. Trabzoıı hariç, bütün Anadolu Türk ve ııüslümandı. Fakat Bayezid'in Anadolu'daki hnkinıiyeti, daha sonıaki hAdişelerin göstereceği üzere, Rumeli'deki kadar sağlam değildi. Bayezid'in Anadolu'daki scferleri, Ruıııeli'di öngörülen fetihleri gerçekleştirmesine engel olmanııştır. Tvartko hayatta kaldığı müddetçe Bosna'nrn bağımsızlığına savgrlr davranan Bayezid, onun 1391 de ölümünden Sonra, az önce Balkanlarda ele geçirdiği bütün toprakları fethetti. osmanlılar karşısında tek başına kalan Bosna, daha sonraki yıllarda Türklere boyun eğınekten başka çare bulamadı. Bosna

M


ile 1398 de başlayan mücadele, fbsılalarla gelişmiş ve 1415 de Bosna da, diğer Balkan ülkeleriııin kaderini paylaşmıştır' Bu yıllarda afiık Bayezid, Bizans ve h,{orc üzerindeki tazy||ç|1i gittikçc arttrlr. İmparatorluk llrı sıralarda sadece başşehirden ibaret' Jayıatııir; zira bunun dışındaki arazi :iızerirıde osmanlılar isteclikleri gibi lrüküm sürmekte idiler. Kuwetli suı:larınrn gerisine srğrnarak var1ığrrrı sürdürmeğe çalışan başşelıirde, 1394 de yeniden başlayan abluka scbebiyle çok sıkrntılr günler yaşanryordu. Şehrin kara taraflndan dş dünya ile olan temaslarr kesilmiş ı,e deniz üzerinde ıııkubulan ulaştırma da, kontrol altlnda bulundurulduğundan, grda ve ihtiyaç mad<leleri sağlanması.'büyük güçlüklerle karşlaşıyordy-'--Mor.-ya.r-adasr ise, ösmanlı akrncılarrnın ziyaretine sabıe-a1rri6kta idi. Daha 1393 cle Tesalya'yr elegeçireıı Evrenoz-Tjey, bundan sonraki yıllarda Yrınanistan işlerine I1-üdafi.-ale için karşısıııa çrkan firsatlan.;ihmal ctmiyecekti. hıIore .Varımadasrnda hüküm süren karr_ karrşma fırşıklıklar, Osmaılılara burada Cereyaıl eden hAdiselere satını bol miktarda bahşediyorclu. Yrınanistan'daki Katalan hikimiyeti sona ernriş ve d.aha 1379 yılında 'feb, Naı'arin kumpanyasr tarafından ellerinden alınmıştı. Attik yarımadasında, l4.yüzyılın ortalarından başlıyarak Yunanistaıı'da hikimiyetini sürdüren Floransa,lı bir tüccar aileşinir mümessili Atina Dükü I. Nerio Acciaiiuoli (1388_1394) hüküm sürmekte idi. Nerio, uzunca bir zamandan beri Korinti cle elindc buluııduruyordrı. Nerio ile damadı Mistra Despotu Theodoros Paleologos'un arasl iyi olmayna karşlık her ikisiniı Venedik ile olan mtınasebetleri gergindi. Hele Theodoros ile Navaralr,larrır Acha'ia Prensi arasında sık slk mrrharebeler '"ııkubulmakta idi. Fakat, 1394. Eytülünde Nerio'nun vefat etmesi ile hemen bütün mülkleri I(e[alonya Dükü Carlo Tocco',ya intikal edince, Thdeodoros haksızlığa uğradığını ilcri sürerek bacanağın4 karşı şiddetli askerl tedbirlere baş vurdu, onun elindeı'ı. Korint'i aldı'

1394deBayezid,inhikimiyetiartıkevcineerişmişgörünüyor.

du. Balkan kavimlerini lıikimiyeti altına almrş, Ivfacar Kralınr Tuna', run karşı tarafına sürmüş, Anadolu'nun büyük bir,kısmına salıip olmuştu. irtık eski Bizans imparatorları tavrınl takınıyor ve Serez' de yaptığı bir toplantıda bu üstülı durumrınu açığa vuru1'ordu' Bu topfantııin yaprlmasına More' hxdiseleri sebebolmuştu. Aralarındaki ihiiıafıarı halledemeyen birbirine hasrm L4ore sakinleri Bayezid'e başvuruyorlardı. Acha'ia'da ve Momenırasia'da huzursuzluğun sebebi Theodoros'ttı. Bir tarafta Acha'ia'da Navaralı'lara karşr mü_ B5


cadele ediyor, Monemvasia hikimi Mamonas'ı da kendine töbi olmaya zorluyordu. Bu hödiseden sonra Bayezid, ı'asallerini Serez' de topladı. Buraya gelenler: İmparator Il.Manuel, Mistra Despotu Theodoros Paleologos, IV.Andronikos'un oğlu VII.Ioannes, lrayat_ ta kalan Srrp Prensleri Stefan Lazareviç ve Konstantin Dragaş ile Vukaşin'in oğullarr idiler. Bayezid, burada şikAyetleri dinledi. Mamonas, Theodoros'tan şikAyetçi idi ve Theodoros onun arazisine taarrıız ederek kendisini tAbi olmaya zorlamrştr. Bunun üzerine Ba_ yezid, toplantıda hazır bulunan İmparator Manuel'e hakaret etmiş ve bir rivayete göre bütün Paleologlarr, hatta diğer Hristiyanları öldürtmek istemiştir. Halbuki toplantıya katrlan VII.Ioannes'in Bayezid'i amcaslna karşı tahrik ettiği bilinmektedir. Bayezid, Theodoros'u bir kısrm kaleleri kendisine vermeğe zorladı. Fakat Bayezid'in maiyetinde bulunan Theodoros, gizlice buradan kaçmağa muvaffak oldu. Mistra'ya dönerek bu hödiseden sonra Venedik ile işbirliği yapmağa başladı. LAkin, ertesi yıl Theodoros bacanağı ile miras meselesinde ihtilafa düşünce, Carlo Tocco Türklerden yardrm istedi. Bunun üzerine Bvrenoz Bey idaresinde bir ordu More üzeri_ ne yürüdü ve Korint surlarr önünde Mistra Despotunun ordusuna ağır bir darbe indirdi. Leontari ve Diakova (Akova) yı işgalettikten sonra Tesaİya'ya geri döndü. Eflak Beyi Mirçe, ızuTI zamancLan beri osmanlılar namına bir huzursuzluk kaynağı olmakta devam ediyordu. Mirçe, Tuna'nın sağ sahiline geçerek az önce osmanlılar tara{ından zaptedilen Bulgaristan arazisine taarcuz ediyor, Macarlarla ittifak hAlinde Osr-nanIılara karşr düşmanca tavrr takrnryor Ve Kosova muharebesinde Sırp_ lara yardım etmiş bulunuyordu. Anadolu'da ve Balkanlar'da duru_ munu emniyet altına a|aı Bayezid, Eflak Prensi Mirçe'ye karşı harekete karar verdi. Vidin'den hareket eden Türk ordusu Kalafat'ı zaptetti. Türk ordusunda vasallerden Kral Marko, Doğu Makedonya Küstendil Beyi Konstantin Dragaş ve Stefan Lazareviç bulunuyordu. Ttırk kaynaklarrnrn Karinouasz dedikleri Rouine mevkiindt Türkler, büyük kayıplar karşıhğında Mirçe'ye galip geldiler. 17 Mayls 1395 de vukubulduğu sanılan bu muharebede Kral Marko ve Konstantin öldürüldükten başka, Türk büyüklerinden birçoğu şehit oldu. Bu muharebeden sonra Mirçe yeniden osmanlılara Vergi vermeği ve az önce almrş brılunduğu Dobruca ve Silsitreyi de Ttrklere geri vermeği kabul etti. Bu suretle Tuna'nın geçit noktaları tekrar osmanlılarrn eline geçti ve buralarda Türk garnizoılar yerleş_ tirildi. B6


osmanlrların Balkanlardaki başarıları ve Bulgaristan'ırı zaptı, Batıda büyük akisler yaptı. osmanlılarla artık komşu hAline gelen Macaristan, Türk tehdidini en çok hisseden devletler arasrnda bulrınuyordtı. Türklerin More yarrmadasrna yaptıkları akınlar da, öze|likle, burada yaşıyan LAtin Beylikleri telöşa düşürmüştü. Macaristan tahtı üzerinde henüz gereği gibi hnkim olamamış bulunan Macar Kralı Sigismund ise, Bayezid ile yaptığı ilk çarpışmayı kaybetmiş ve Batıdan yardım olmaksızrn osmanlılara karşı koyamıyacağını anlamıştr. Fakat, Batı Hristiyan dünyası bu sıralarda birlikten mahrumdu. Papalık, kendi bünyesinde meydana gelen BÜYÜK ŞİZMA hareketi yüzünden zaiflemiş bulunuyor, mezhep mücadelelerinden dolayı da, Doğu ve Batı Kilistlleri gerginliğini koruyordu. o zamana kadar devamlı olarak Türk tehdidi altında bulunan Bizans imparatorlrığunun yardım çağrılarl ve Papaların. ihtarları, Batıda fazla biı akis uyandıramamıştı. Haçlı seferi düşüncesi de bu devirde artık eskisi gibi Hristiyanlarr harek;te getiremiyordu. |4.y.y' Sonunda Kıbrıstan gelerek Paris'te yerleşen Philippe de Möziere'in tahrikleri ise, osmanlrlara karşı olmaktan ziyade Arzı Mukaddes'e karşr idi. Doğuda en fazla menfaatleri bulunan iki italyan devleti Venedik ve Cenova, aralarrnda brrleşerek osmanhlara karşı bir cephe teşkil edecek yerde, herbiri kendi hesabrna Ve cok kere son derece küçülerek. Murad veya Bayezid, ile iyi geçinme yolunu tutmakta idiler. Fakat, bu sırada gittikçe artan Türk tehlikesi karşısında Papalarrn teşviki ve Macar Kralının yardım çağrıları, başta Fransa olmak üzere birçok Batı şövaiyesi arasında bir karşılık gördii. Bununla beraber gerek Fransa'da, geıekse diğer Batı ülkelerinde Türklere daiı yanlrş ve noksan lraberler dolaşmakta idi. Uzun süren kararsızlrktan sonra Veıredik de Cenova ile bir anlaşmaya varmak suretiyle küçük bir harp filosu ile muharebeye katılmağa karar verdi. Venedik hem Bizans ile Macaristan'da toplanan Haçlılar arasrnda teması sağlayacak, hem de Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye geçmelerine engel olmak üzere boğazları tıtacaktı. Venedik'in bu muharebeye katılmastnl, can çekişmekte olan Bizans imparatoru da çok istemekte idi. Diplomatik faaliyetlerini artrran Macar Kralınrn Batılı Hükümdarların saraylarrna yolladığı elçiler genellikle iyi karşılanmıştı. Mulıarebeye katılanlar araslırda en faz|a Fransrz şövalyeleri başta gelmekte idiler: Burgundia tahtının vArisi Comte de Nevers ve Fransız Mareşali Boucicaut, Jean de Vienne, d'Engerrand de Coucy gibi Franslz ileri gelenleri idaresinde l000 Fransız şövalyesi dışında HolB7


landa'dan, Savoie'dan, Lombardia'dan ve Almanya,nın her tarafin_

dan gelen devrin en mümtaz şövalyeleri, kendi sancaklarr altında Macar Kralrnın idaresinde Türklere karşı ve orr.larr Avrupa,dao çıkarmak üzere yola koyuldu. Hem mrıharebeye katılan iimselerin seçkin kimseler bulunması ve hem de Feodai şövalyeliğin en son büyük teşebbüsü olmasr dolayısiylc Niğoblu Haçlı sefeğ sona efmekte olan ortaçağrn Avrrıpa tarihinde girişilen milletlerarası en büyük hareketti. Bizans imparatoru Manuel de gizlice Haçlılarla temas hilinde lıulunuyordu. Eflak Prensi Mirçe'nin Haçlılara katıl-

rnasr da sağlanmlştı.

\ıfacaristan'dan hareketinden ve özellikle Türklerin hAkiıniyeti altında brılunan araziye girdikten Sonra, disiplinsiz davranan Ve yer_ li halka karş çok gaddar muamele eden Haçlı ordusu, Hristiyan halk arasrnda bile korku ve endişe yaratmıştır. orşova'yı ve Vidin,i elegeçirdikten sonra Niğbolu kalesi önüne gelen Haçlilar kaleyi muhasara altrna almrşlar, fakat az sonra Bayezid'in orJusu ile yaklaşmak_ ta olduğunu öğrenerek mulrasarayı kaldırmağa mecbur oimuşlardrr. Türklere karşr hareket hususunda ortak bir plan üzerind'e üi.ı.ş"meyen ve dolayısiyle herbiri kendi başına hareket eden Haçlı oıduSunun, Fraıısızlar tarafindan girişilen ilk ı-e kanlı bir tarz|a yürütülen hücumu, Türk ana kuwetlerine çarparak erimiş, bu hAdiseden sonra Macar Kralr Sigismund'un yönettiği ikinci bıiyük taarruz da hiç bir netice vermemiştir. 25 Eytul 1396 da aukubilan bu muharebede . Haçlı ordusunun hezimeti tam olmuş, Batının iftihar vesilesi olan pa1lak şövalye ordularının Türk yayası önündeki yenilgisi de, Balkanlar'da ,e Doğu Avrupa'daki muharebelerde yeni bir devrirı başlanğıcını göstermiştir.'Zira, Batılılar tarafindan rııodası geçmiş bir ruhla ve yetersiz vasrtalarla girişilen Niğbolu muharebesinin, muntazam osmanlı yayasrnın ağır şövalyelere karşı kazandığı bir zafer olduğu kabul edilir. Batrnrrr mağrur ştıvalyeleri ya harp meydanında oldıırıılmtış veya aZ önce hakir gördükleıi düşmana teslim olmaktan başka çare bulamamışlardrr. Tarafsız modern araştrrıcrlarrn, ümsavi sayrda ordular arasrncla vukubulduğunu kabul ettikleri Niğbolu muharebesinde, iki tarafin da zayiatı pet ytıksek olmuştur. Fransrz tahtının vArisi Comte de Ne'ers, Maırcşal 'Boucicaut ve 24 kadar Fransız soylusu hariç, diğer bütün tutsaklar esir pazarlarına gönderilmiştir. Macar Kralı Sigismund, muharebeni., son anında Canıru zor kurtarmrş ve Rodos şövalyeleri Büyük üstadına ait bir kayığa binerek Karadeniz tarafına kaçmış ve oradan bir Venedik kadırgası ile İstanbul'a giderek uzun süren bir 1,olculuktan sonra BB


memleketine dönmtıştür. NIacar soylularından pek çoğu muhare_ bede öldürülmüş, bir kısmı da Bayezid'e esir düşmüştür.

Niğbolu Haçlı seferi, Batılı hükümdarlar için çok ağır bir ders olmuş ve bu hükümdarlar, kendilerine felöket gctiren Doğu meseleleğle bundan sonra ilgilenmek istememişlerdir. Niğbolu muhare_ besinin neticeleri, Bizans ve Balkanlar bakımıırdan cla çok ağırdı' Önce, Niğbolu zaferinden sonra Türkler, henüz bağımsızlığınr koru_ yabilen Vidin'deki Bulgar devletinc nihayet ı'crirler. Bundan Soııra, 1397 de More yarrmadasrna giren Osmanh akrncrlarr More Despotunun ordularınr dağıtmış, Venedik'in elinde bulunan Argos'a ve Modon'a kadar sokularak her tarafı yağma ile ve Atina önüne sokulmak suretiyle bütün yarımadayr kolaçan etmişlerdir. Bundan böyle aftık Bayezid'in bütıın dikkati Bizaırs üzerinde toplanmış, ilk sırada Silivri zaptedilmiş ve More yarrmadasrna yapılan büyük akrn, Bizans' a dışarıdin yardım edilmesine engel ölmak maksadiyle tertibedilmiş_ tir. Niğbolu zaferinden ve Venedik donanmasrnın uzaklaşmasından az. Sonra İstanbul yeniden abluka altına allnrr ve çok srkıntılı günler geçiren şehre elçiler gönderilerek Manuel'den' şehrin teslimi istenirse de, olumlu bir Cevap alınamaz. Bizans başşehrinin büyük bir srkrn_ tı içerisinde bulunmaSlflcf, Ve halkın çoğunun kaleyi teslim etmesi için Manuel üzerinde baskı yaptığı bilinmesine rağmen, Bayezid'in hücum ile şehri ele geçirmeğe kalkışmamasınl, uzun sürebilecek bir muhasaıa için kendini hazıt bulmaması ile izah etmek mümkündür. Bayezid henüz, böyle bir mrılıasara için gerekli toplara ve ,veteri kadar donanmaya sahip bulunmuyordu. Bu sebebie de mahmisi bulunan Vll.Ioannes'i Bizans tahtına çıkararak faz|a kan dökmeden istanbul'u elegeçirme yolunu tercih etti. Bundan dolayı Vll.Ioannes'i tahrik etmekten çekinmiyor ve Manuel'i de Bizans tahtıru Ioanııes'e terketmeğe zorluyordu.

Canrnı zor kurtararak haftalarca süren uzun bir seyahatten son_ ra güçlükle memleketine dönen Macar Krah Sigismund, Türklerr. karşr yeni bir Haçlı seferi tertibetme düşüncesini hila terketnı.emişti. Halbuki, Macaristan'da kendisini bekliyen güç probleiıler vardr. Herşeyden önce tahtr sallantıda bulunuyordu. lJzun zaman Kra|' larrndan haber alamayan Macar halkı ve özellikle idaıecileri, kendi lerine yeni bir Kral aramağa başlamışlardr. Macar tahtr üzerinde hak iddia eden Napoli Prensi I.6sz|6 ve taraftarları da faaliyetlerini artırmışlardı. Venedik ise, Bizans ile tsayezid arasında bir yakınlaşma meydana gelmesindeıı korkuyordu.

'


İçinde bulunduğu sıkışık durumdan çok bunalan Bizans İmpar'atoru Manuel, dayrsr Theodoros Kantakuzenos,u, yardım aramak üzere Batrya gönderdi- Bizans'ın elçileri Papalığa, Venedik Docesine, Fransız Kralrna, ingiltereye ve Aragonyi,ya-giderek yardım istediler. Yalııız Frarısız Kralrndan ya.drm gaji Ğ Mareşal Bouci_ caut idareside 1200 kişilik bir kıtanın Bizans,a gonderilmesine karar verildi. LAkin bu arada imparator Manuel'iıi yeğeni VII.Ioannes, Fransız Ktalına Bizans tahtrnı satmayı teklif ve 1ıllık "Jiyo, 25 bin Florin bir rahsisat ve Fransa'da kendisine bir jato verilmesi karşlığ'ında imparatorluk üzerindeki haklarrndan feragat edebileceğini bildiriyordu. Fakat Fransrz 'sarayrnln bu teklifi .;dd;y. almadığ anlaşılmaktadır. Nitekim, ManueI'in yardrm ricaları kabule şayan görülmüş ve 26 Haziran 1399 da Fransrz Mareşali Boucicaut, -cı|tiçtık bir filonun başnda Bizans'a yardım götürmek'izere yola karrlmıştır. Yolda Venedik ve Cenova donanmasrna mensup kadırgaların da katılması ile kuvveti artan Mareşal, Çanakkale boğazını geçerek 17 Türk kadırgasınr mağlubetmiş, ondan sonra Marma_ ra denizi sahillerinde ve Karadeniz kryrsında bir kısrm Türk kaleleri tahribetmiş ve Türkleri geri çekilmeğe zorlamıştrr. Türk donanmasının hcnüz zaif olmasrndan faydalanan Boucicau'nun, bu esnada daha büyük başarılar elde edemenıekle beraber, çok sıkıştrılan vc zor yaşayan Bizans Başşehrinin nefes almirrr, ,uğıudrg, n" .günler Türklerin bıttın hücumlarrnı geri püskürttüği.i bilinmektJir. İstanbul'u ancak kuwetli bir Haçlı ord'usunun kurtarabileceğini iyi bilen Boucicaut, Şehrin savunması hususunda gerekli tedbirleri aldr ve Manuel ile yeğeni Vll.Ioannes'i barıştıidı. IJzun zamandan beri yeğeni Ioannes il'e arasr açık bulunan Manuel,in onun_ la barışmağa İ,za göstermesinin sebebleii arasında, loarınes, i tutan kuwetli bir partinin bulunduğunu bilmesi Şehirde de ağır basıyordu. Boucicaut'nun aracılığrnı yaptığ bu barlşma hAdiseJi, Bayezid' in haberi olmadan vukubulmuştur. Manuel, Batıdan fazla bir ümidi bulunm-amasına rağmen, Boucicaut'nun ısrarları üzerine şahsen Batılı Hükümdarları. ziyarct etmek suretiyle Ve son care olarak gördüğü bu yola başvurmağa mecbur olmuştur. Mun .ı'in seyahati esnasında yeğeni Vll.Ioannes, Başşehirde ona vekAlet edecekti. l0 Aralık 1399 tarihinde Mareşal Boucicaut ile beraber bir Venedik kadırgasına binerek Başşehrini terkeden Manuel'in, karrsr ile küçük vaştaki iki oğlu Ioannes ile Theodroros'u beraberinde götürmesi 'e bütün.şahsi hazinelerini alması, onun bir daha Başşjre dr;n90


itimadı olrıame ümidini beslemediği dışınd'a, yeğeni loannes'e istanbul'u abluka ;;ğr"; göstermesi ruı.,irrr'du, da dikkate değer. VII'IoanBayezid'in' altında bulunduran ve çok sılaştıran _""h-*':: bir Kadl İstanbul''a ;_10 e'rirı.,, Bizanğ tahtına-çrktıktan Sonra, o karşılığında, terkedilmesi v.i"şiirı'"esi ve Silivri'nin kendisine Batı M'""el'in l" ıiı" iddialarınd aTL vaz geçtiği -an]aştmakti*T Ioanesnasında hödise bu seyahatine çrkmasrndar, ,orrğ v.ik,.buldn

nes,BayezidTimurvartasrnıbaşarrileatlattığıtaktirdeistanbul,u p.iış.n, tesiim edecek ve kendisi Peloponnez'9,' ol1 I:'"1',^_T:}:::Ve şehrln ,çrn."ı.ti. truy"rid,in bu son İstanbul muhasarasr hakkında eden kayrtları Dukas'a de bulunduğu şartları veciz bir Surette tasvir "Puiişrır,rr, 1399 istanbul muhasarasl Slraslnda Kasım ;;Jy;;"r. Ve rivayete göre o ruşrl ,rr*ı"rını elinde bulundurduğu anlaşılıvor

srralardaBayezidIstanbul,ukaradarrved.enizd.enikidefaçevirmiş. karadan 400-bin asker tir. Bir defasrnda muhasara a|tı ay sürmüş ve rağmen şeh_ ile ilerlemiş ve denizden 60 gemi limanr sarmıştır''Buna idi' Şehir koyması karşı rin alrnamu*rş oı-r*,"'' 'rb"bi, şicidetle bulmuş haddini son halkının katlandığı sefalet, açlık ve-mahrumiyet dayanamayacağinr ve İmparator Manuel bu teiılikeli duruma fazla S'"u:::" Timur de'.Venedik' istemişse' .ıryr..ı. Şehirden kaçmak İmparatoru bu tehlikesinin yuı,ıuş*,ı<.iu olduğunu hatırlatarak niyetinden vaz geçirmiştir' ve karısı ile iki imparator Manuel, Mod'on'da kataya çıkmış yoluna _

Sonra

ogırr.;,iurd.şi M;r; Despot,, Theodoros,a bıraktrktan devametmiştir.yun.,aukalabalıkbirmaiyetiyleseyahateden bir^merasimle i*puru,or, ör". V"'"dik'e uğradı ve orada' büyYl.< mola verdik_ bir krsa Milano'da karşrlandı. Ardrndan Padrıa i'e Ekim aylna kadar Pa'ris' ten sonra 3 iHaziran 1400 d'e Paris'e vardı' IV'Hanri

ve- Londra'da te kalan Manuel, Eı'ı-a" ingiltere'ye gitti tekrar Paris'e dönerek tarafından karşrlrJ, \,.e ı+öı Şubatıiıda geçirdi' Fraıısız Kralr 22 Kasım 1402 tarihine kadar orada vakit buradaki ikameti Vl'Charles ile çok dostane münasebetler kuıdu' esnasınd.adevamlımerasimlereveayinlerekatıIdı,avpartileritertiVaatte bulunuldu' bedildi, pek çok l;iy' aldı ve \'"ol'rrı.'r;'n"ı<. Roma Imparatorbr.iııtı"'i.rgiıtere,d. Ve Fransa,da, Eski Bııvtlk

larrnınbirhalefigibikarşıiananveonlarrnhatrrasrnahürmeten yaptığı il;;^ g5,.* i*puiuro, M'anuel'in, . Batılı Hükümdarlarla fikarşılıklı Ve temaslar, bu iki ly, ar"y"nın biriiirine yaklaşmasl heasrl da, kir mübadelesi bai<ımından son derece mühim olmuşsa 91


defi için elde ettikleri çok cılızdı. iki yıldan fazla kaldığı bu Batı ül_ kelerinden büyük itibar, tıol vaatleı' ı,e hediyelerle zengin hatıralar toplanra dışrncla elde ettiği SolluÇ, bir kaç kadırga ile Fraılsrz Kra_ lırun ı,ermeği kabul cttiği 1200 kişilik bir krııızetten ibaretti. Paris'te iken hemen büttın Hristiyan Hükümdarlariyle bir Haçlı seferi tertibi için yazışmalar siirdürdü. Bu uzun süren yarüm arama temaslarr sırasrnda, asla nlczhep değiştirme sözü etmeyen ve Paris'te dahi Ortodoks öyinleri düzenleyeıı imparator N{anuel, Papa Bonifacius tarafından soğuk karşılanmrş ve bu sebeble de kendisiyle karşılaşma arzusu gösterilmemiştir. Buna rağmcn Paparun, bir Haçlı seferine katılmalaııl için Hristiya'nlar arasrnda tahrikler yaptığı bilinmektedir. Manuel'in Batı seyahatine çıkmasından sonIa ooa ırekölet eden Vll.Ioannes, Bayezid'in emirlet'ine uygun olarak lıareket ediyordu. Başşehirde dtlrum son derece acıklı idi, halk açlıktan kırılıyordu ve hazine boşalmıştı. Bayezid'in bu sıralarda şehri devanrlı olarak abluka altına tutmak suretiyle tcslim olmağa mecbur etme yolunu seçtiği anlaşılmaktadır. Fakat Bayezid'in vefbtrndan sonra VII. Ioannes nufuzuntr temamen kaybetmiş; SelAnik üzerindeki iddiaları da Manuel tarfrndan reddedilmiş ve Türk Padişahı ile ittifak ederek vatana ihanetle suçlanmıştrr. R.ivayetlere göre sürgüne gönderilıniş, fakat daha şonra kayınpederiııiır ve Boucicaut'nun aracılığ ile ile SelAnik ve civarrnı almışlır.

Tiınur Vak'asi Bayezid'in bütüır kuwetiyle orta Avrupa yakasında meşgul lıulunduğu ve tekmil diplomasisini bu sahada yoğunlaştırdığı bir sııada, imparatorluk için doğuda büyük bir telılikenin gelişmekte

olduğunu farkedemediği anlaşllmaktadır. Belki dc, hödiselerin merkezinin osmanlı İmparatorluğlı arazisinden çok ızakta görünmesi' onu yanıltmış olmalıdrr' Zita, Bayezid'irr hökimiyetinin zirvesinde göründüğü bir srrada, Asya'nın batrsrnda diğer bir Türk Hükümdarı, 30 ;ııldan lıeri sürdürdüğü mücadeleden başarı ile çrkmış, taıtınma_ mış küçük bir Bey'likten bir imparatorluk meydana getirmişti. Cengiz evlAdının hAkim bulunduğu tsatı Türkistan bölgesinde si,vasi faaliyetlere girişen bu Türlı Hükümdarı Tinıur, B Nisan 1336 da Semerkand'ın güneyinde bulunan (vc bu gtin Şahri Sebz adını taşıyan) Keş şehrinde, Çağatay rrlusuna mensup Barulas aşireti reislerinden Turagay'ıru oğlu olal'ak dtinyaya gelmişti. Barulas aşireti Taşkent ve civarrnda hüküm sürmekte idi. Timur rüşte eriştiğ'i sıralarda Çağatay Hanlığı zaiflediğinden hAkimiyet, Çağatay sülilesi namlna onların lıizmetindeki ııufuzlu Emirlerin eliııde bulunuyordu.


Sirderya civarırrcla Celİyir, Türkistan'da Dulgat ve Barulas kabilclerinin Emirleri bunlarrrr meşhurlarrndandı. Bu Emirler, Çagatay sülilesinclen birini Haır ilAnediyor r.'e kendileri hikimiyeti ellerinde bulunduruyorlardı. Bunlar arasrnda dikkati çeken Tiınur, daha başlanğıçtan itibaren dirayetli bir siyaset adamr olduğunu gösiermiştir. Dostlarını iyi scçmiş r'e kudretinin üstünde düşmanlarla mücadeleye girişmemeğ.e dikkat etmiştir. Bır bölgedc, 1358 de gelişen hAdiseler Timur'uıı emellerine lrizınet cder. },4averaünnehri elegeçiren Doğu Tiirkistan lrakimi Tuğluk Timur ile anlaşan Timur, Keş ve civarınrn idaresini elegeçirir ve Tuğluk Timrrr Flanrn Maveraiinnehre Han tayin ettiğ'i oğlu İlyas Hoca Timur'u maiyetine alır. Timur'un siyasi başarrları, kaylnbiraderi ııe rakibi Emir Hüseyn'in düşmanlarr taraflndan öldüriilmesinden sonra biribirini takibeder. 1376 yrlııra kadar sürerı mücadelelerden sonra Harezm'in lıir kısrm şchirlerini elegeçirir. 1379 da Hareznı',i elegeçiren Timtır, l3B1 de Herat Emirliğine son vcrir. Sekseniılci yıllarda Irakı Acem' deki Celxyirler ülkesine kaı'şı giriştiği mücadelclerdeı sonra 1386 da Tebriz,e girer. Önce Kaıs'ı elegeçirir ve kısa bir rnuhasaradan sonra tcslim olaır Tif]is'e girerek kışı orada geçirir. Timur'un Azeı'baycan'daki ilerlemesi onu Kıpçak Hanı Toktamış ilc kaı:şıkarşıya getirir. Azerbaycan üzerinde emeller besliyen Toktamış'ı mağlubeden Timur oıı.u, t3B7 de Derbend'iıı kuzeyine geçmcğe zorlat'

Timur'un Batı Asya'daki ilerlemesi onu üç büyük devlct ilc karşrlaştrrmakta idi: Doğu Avrrıpa'da Altınordu, Anadolu'da osnıaırlr imparatorluğu ve Mrsır'da Memlük devleti. Tirnrır'un ilk

sırada ve arka arkaya giriştiği seferlcrlc Altrnordu devletini yıkılma_ ya mahrümettiği rıe Rı-rs'ların Altlnordu hikiniiyetinden kurtulnra_ iarrnda ya.dı*cı olduğu gözc çaı.paı.. Karşısında birleşik bir ccphc görmeyen Timur, çok müsait şartiar altında ilerlemekte idi. Bu üç büyük devlet dışında, Mıslr ilc Timur ve Türkiye arasırrda Türkleşmiş bir Celiyir Moğol devleti ile Anadolu'ı1uıl doğusunda Sivas Kayseri bölgesinde uzar1afl kuyvetli Lider Kadı Bürhaneddin'in Türk Beyliği varclı. Anadolu'nun doğusunda yerleşen ve osmaıllılara rakip bir tavır takrnan Kadı Bürhaneddin, daha çok Memlüklularla işbirliği yaplyor ve Memlük'luları.n lrem Timur'a vc hem de osmanlrlara karşr bir paravaııası r,azifesini görüyordu. Anadolu' da Memlük'lular karşısrnda büyümc Ve kuvvetlenme temayülü gösteren osmanlı devleti, Dobruca rıe Bflak'r elegeçirmekle de Altınordu ile temasa gelmiş ve hatta iki devlet araslnda hudut çatışmaları başlamıştı. 93


Bundan sonra Timur, Ermenistan'rn mühim bir kısmında hüküm süren Karakoyunlu Türkmen Beyi Kara Mehmed'in (l3B0l3B9] kendisine itaati rcdcletmesi üzerine, l3B7 baharında Bayezid'i fethetmiştiı. Avnik ve Erzurum,u elegecirrnesi Doğu üzerine Eretna Erzincan Taharten, Erzurum'a gıa.Jt Tı-ur,a itaatiP-rj' ni bildirdi. 139l de Toktamış'a karşı üçünctı seferini yapan ve Al-

tınordu'nun mühim merkezlerinden Saray ve Astırahan,ı tahribeden Timur, buradan Taşkent'e gitmiş ve l39i kışıru dinlenerek ve tasar_ Iadığ "Beş Yıl Se|eri,, hazırlıkların, yupurul geçirmiştir_

Timur, bundan sonıa giriştiği ve "Beş Yıl Seferleri,, adı verilen muharebeleri esnaşnda Bağdad'r, Mrrrrı,r, TJrfa'yı.ı"g.|;r,ıi. ı3o+ yılında Karakoyunlu hükümd an Kata Yusufia kriş, hr;.lete geçti. Kara Yusuf'un sür'atle geri çekilmesi üzerine Avnik,i tekrar aldı. Buradan kuzeye yönelen Timur, 14 Nisan 1395 de Terek ırmağı kıyısnda Toktamış ile lıir daha çarplştı \,e onu yenerek firara zorladı. Toktamış ile Kadı Bürhaneddir., ii-r.'rn jaha ilk Batı Asya seIbrinden sonra, Timur tehlikesine karşı bu saharun iki büyük Lideri olan Bayezid ile Berkuk,u uyarmak suretiyle Timur.,un meydana g.etirdiği tehlikeyi orİaya koymuş ve onları icılgede bir savunma ittifakı oluşturmağa davet etmişıeidi. Uzun süren diplomatik lardan Sonra, Timur'a karşr askeri bir ittifak ku.rıabiı-iş çalışma_ ve Irakr Acem istilösından sonra Türkiye ve Suriye içlerine ytırıi*. kararr alan Timur, Erzurum'a kadar gelrniş ve kendisine karşı oluşturulan bu savunma ittifakı karşısınd.a istili hareketini durdurmak zorunda kalmıştı ' Zira, ittifak üyelerinden olan Toktamış, Ti!u dörtlü mur'urı gerisinde askeri faaliyetlere başlayarak Timur,un uyrrı,,urndan krsa bir süre sonra tahtını elegeçiriyor Ve bu hödise üemlüklular ve osmanlılar bakımından ,or1"r... mühim bir olav teşkil edi_ yordu' Çünkü, Timur._istilösrnr on yıl geciktiriyor ve Timur,a karşı birleşmeleri için kendilerine zaman kazanma fırsatı veriyordu. Fa_ kat, böIgede kendisine karş kurulabilecek ittifak üyelerini birer birer saf dışı etmeği düşünen Timur, 1395 de tekrar Toktamış üzerine yürümek lüzumunu hissetmiştir. Terek muharebesinde Toktamış,ı güçlükle yenebilen Timur, onun firarrndan da huzursuz olmuştur. Zira, geniş topraklara Ve Sonsuz imkAnlara sahip bulunan Toktamış'ın yeniden canlanmasr mümkündü. Bununla beraber, Timur, l" Toktamış'a karşı .karunrlığı 1395 zaferi, orta eryu ul Güney Doğu Avrupa, Ttirkiye ve Yakın Doso ba]<rmrndan son derece mtı_ him neticeler verecekti. önce bu zifer, Altınordu devletinin geleceğini tayin etmiş ve bu devleti ikinci derece siyasl bir kuruluş höli-

,

94


ne getirmişti. Ayrıca Timur'a, Tıirkiye ve Suriye istililarını uygulamaya imkAn verecekti. seferlerinden sonra Timur, birçok sebebdeır dolayı 1396 yılıncta Semerkand'a dönmek zorunda kaldı. Kısa bir zarnan sonra c]a Hindistan'a bir sefer yaparak Türk-Afgan devletine ni}ıayet

Yakııı Doğrı

verdi. Timur'trn Yakın Dcığu'dan bu uzaklaşmasr \'e mutlaka bir Çin seferine çıkmak istediğinin bilinmesi, Bayezicl. başta olmak üzerc üirçoklarrnda Timur'un bir daha Yakın Doğu'ya dönm:yeceği intibaını uyandırdı ve bu yanlış hesap özelliklc Osmanlı İmparatorluğuı bakımrndan çok fena neticeler verecek hidiselerin başlanğıcı oldu. Hatbuki Timur, Ttirkiye ve Yakın Doğu üzerindeki iddialarından vazgeçmemişti. Bu bölgedeki clevletler ise, Timur'un Toktamış'a kar.ş kazandığı zaferden sonra Ve onun bu sahadan uzaklaşmaslnr firsit bilerek bu durumu kenc]i lehlerine çer'irmeğe kalkışmışlardır. Lökin, yine de Timur'a karşı meydana gelen dörtlii ittifak düşüncesi yokolmamış, Kadı Bürhaneddin ile Berkuk'un vefatlarrna kadar gösiermelik te olsa sürmüştür. Tecrübeli bir devlet adamr olan Memlük Sultanr Berkuk'un, Timur'uır sebebolabileceği büyük felöketi bütün açıklığl ile görmekle beraber yine de onu gelip geçici bir musibet *.ydrğr, halbuki Balkanlarda ve Hristiyan ilemine karşı kazandığı parlak başarılarla büttın islAm Aleminde büyük sevgi ve:rüfu-z kazaıan bsmanlılardan çekindiği, dcvrin büyük islAm ilimi İgN HeınUN' un kayıtlarrndan an|aşılmaktad.ır. Buna karşılık Yrldırrm Bayezid tarafından Timur telılikesinin gereği kadar ciddiye alınmadığı, kendi kuwetlerine ve başarrlarrna fazla güvenerek gur'ura kapıldığı bir gerçektir.

Timrrr,un Bayezid,i kendisine karşı bir ittifaktan ayırmaya çalışmasrna rağmen, Bayezid ile Berkuk arasrndaki münasebetler deva* ede. ve_Kahire'ye elçiler gönderilir, 1394 anlaşmaslnln yürürlükte olduğu belirtilir. Berkuk'un da dostluk münasebetlerinin de\'amrndan yana olduğu biliniyor. Buna karşılrk Bayezid ile Kadı Bürhaneddin arasrndaki münasebetlerin geliştiğine daiı kayıtlara rastlamryorrız. Buna rağmen, 1394 ile Kadı Bürhaneddiı'in l39B de vukubulan ölümüıre kadar iki taraf arasrndaki ilişkiler görünüştc iyi olarak sürer. Lökin, Kadr Bürhaneddin'in Bayezid'e güvenemedibir yaklaşmaği, ancak Timur tehlikesi dolayısiyle iki taraf arasrnda irın meydana geldiği anlaşılryor. Nitekim, Kadr Bürhaneddin'in ölümünden sonra vukubulan hödiseler, onun Bayezid'e itimat etmemek_ te haklı olduğunu ispat eder. Aslında bütün iyi niyet ve çabalara rağ-


men bu bölgedc sürekli bir işbirliğiniır kurulamamasınrır başlrca saiki Toktamışt'ı' 7'ira Tokta-rş, ,rhirr, tekrar kazanmak için giriştiği mücadelede, önce Memlükierle bozuşmuş ,; ;rh; sonra da, Tuna rrmağr kıyılarıncla Bayezid ile savaşa tutuşmaktan çekinmemiştir' Bunlardan Sonra, c;nce i(adı BtıJaneddin,in ölümü üzerine ona ait aruziyi elegeçiren Bayezid, g".trl]r, olr-r"a."l.i"'or, MemAnadolu'daı.i top.uı.ıo.,.,, işguı"t-"a ;.;;iy]; ittif;kı

||}l[ii]l:

ço_

Kendisinin hölgcden uzaklaşmasınclan sonra, Mrsır ve Su{iye, deki adamlarrna karşı girişilen si.rdi.-. hareketinden haberdar bulunan Timur, taraftalaını özellikle Kadı Bırhaneddin ile Karako_ yunlulara karşı harekete_ geçirmiştir. Zira, böIgede +i;r;," karşı en sert .tedbir]er alan Kadı Bürhaneddin olmrş] r^rJ.yrrlu,lar ise başlanğıçtan beri karşı amans ız bir mücadele vermekle ta_ li1ur'a nlnmrştır' Lökin l39B de Kaclı Bırhaneddin'in aı.tryrrri, Karayö_ lük osman Bey tarafından öldürül-.ri, bölgedeki ıraalr.i..i, akışrn_ bir başlarığç v-'"ı olmaktaclır. Zila, osrnanlılar idaresinde Ana{". dolu'nun birliğini kurmak ve bu ,,rr.,i. iil;;ü ;;i";; mirasına sahip çıkmak emeli koşan Bayezid, bu emeline engel saydığ fesi1ae Kadı Bürhanneddinin r;ltımtınden ,ori* aogrda onun urur'irir. ku.ş, lıarekete geçmekle kalmamış, az So,.Ta Berkuk,un r;lıımıi üzerine de Memlüklu'Iarın Güney Doğu Anadolu'daki arazisine taaff,,z etmekten çekinmemiştir. Bu suretle az önceleriııe kadar Timur,a karş sürdürülen işbirliğ'inin 1'erini düşmanlık almış ve bu durunr Timur, un Suı"iye'de ve Anad-olu'da tasarladığr taarruz hareketini kolaylaştlrmıştlr. Bayezid ise, önce Anac]olu B-eylerine krrşi A;;;;lu,yu bir_ lEtirmck üzere giriştiği seferler ve bu cle.fa da Kadı Bür]raneddin _irzanmlş ve Mcm]ük topraklarına elatmaş sebebiyle birçok aui*." ve müttefiklerini kaybederek Timur iarşısınrla başarı şansınr yitir_

miştir.

Mutlaka Çin'i.fethetmeği düşünen Timur. Memlük devleti ve osmanlr İmparatorluğu gibi- ıı.i ı.rvv.tıi siyasi k".;i;;; lrkasında bırakarak uzakla'smarrın tedbirli bir hareket olmadığını düşünüyor_ du' Daha Hindistan seferinde iken Yakın Doğu'cla kubulan hAdiseleri dikkatle izlemişti. """rr.uy.,devu_ Kadı tsürhaneddin ile Berkuk, un vefat etmiş olmalarr Timur'un işini ı.oıuyıuştr.-uı.tu iaı. g..t,rt, un ölüniü ile Mısırda bir'otorite boşluğu *.yhuru g.i*iş',r" orr.rr, y3rine_ geçen oğlrı Fereç henüz p.t g.iç bulunınakla duruma hAkim olamamrştı. Bu hidiselerde','ro,r.] -Ti-rr,r; ;;;;;,riJu, uo noı96


gede yalnız osmanlı Padişahı kalıyordu. Bayezid ise, az öncc Ana_

dolu'da giriştiği ilhak fetihleri ile devietin bünyesine düşman unsuılar almış ve bu suretle bir dış tehlike karşısında duıumunu zaifletmiş_ ti. Timur, bütün bu cihetleri iyi değerlendirerek Mrsrr, Suriye ve Türkiyc üzerine yürümeğe karar verdi. 1399 Eylülüııde Semerkand' dan hareketle kışı Karabağ'da geçi.di. İlk baharda topladığ büyük kurultayada Türkiye, NIısrr ve Suiiye üzerine yapılması düşünülen seferler konuşuldu ve istilx hareketinin planları en ince teferruatına kadar hazrrlandı. Gürcistan'da durumu kendi lehine düzelterek Av' nik'e gitti ve orada ordugAh kurdu. Timur, Mısır, Suı:iye ve Türkiye istilösına hazırdı. Mısır'da zaaf ve aııarşi emareleri başgöstermiş, Bayezid'in mütearrız hareketinden dolayı Memlüklu'larla arası açılmıştı. Timur, artık tıu iki devletin ayrı a}rr ezilmesi z ımanrnın geldiğine hükmediyordu. Pasinler ovaslna indiğinde birçok Hükümdar ve Emir, kendisine tabiiyet ve tazimlerini bildirmek üzere geldi. Bunlar arasrnda Bayezid'in ülkelerini ellerinden aldığı Menteşe, Germiyan, Aydın ve Saruhan Beyleri de vardı. Bu Beyler, Bayezid tarafından mülklerinin ellerinden alındığrnı şikAyet ile haklarırun geri verilmesini istemekte idiler. Diğer taraftan, Timur'un önünden kaçan Ahmet Celiyir ile Kara Yusuf Bayezid'e iltica etmiş ve iyi karşılanmrşlardrr. Bu iki Asi Prensin Bayezid nezdinde iyi kabul görmesi, Timur'un Anadolu istilxsını çabuklaştıran imillerdendir. Nitekim Timur, Bayezid'e gönderdiği bir mektupta Kara Yusuf ile Ahmet Celiyir'in kendisine teslim edilmesini veya öldürülmelerini veya hiç olmazsa osmanlr ülkesinden kovulmalarrnr istemiş, aksi hölde bir Savaşln kaçını.lmaz olduğunu bildirmiştir. Bayezid'in bu isteği reddetmesi ve muharebeye hazır olduğunu bildirmesi üzerine iki taraf araslnda harp zaruri bir höle gelmiştir. Bayezid'in Batıda istanbul'u çok sıkıştırdığı ve şehri teslime zorlamağa çalıştığı bir sırada 1400 de Anadolu'ya giren Tim1rr, şiddetli bir mulıasaradan sonra Sivas'ı elegeçirdi ve halka ieci zulümlerde bulundu. Bu hareket, Bayezid'e yapılmrş ilk ve çok ciddi bir ihtardı. Timur, bu suretle Bayezid'i kendisini metbuu tanlmaya zorlayabi|eceğini sanıyordu. Fakat kudret ve şevketine çok inanan Bayezid, btıyle bir zillete düşmeği akiından bile geçirmiyordu. Timur, Bayezid'i kendisine txbi kıldıktan sonra Yakın Doğu'daki hökimiyetini emnivet altına almış olacağrnr düşünerek Uzak Doğu'da, Çin'de yapacağı fetihlere dönmek niyetinde idi. Zira, Çin'de vukubulan hidiseleri yakından takibediyordu. Sivas'r elegeçirdikten sonla Elbistan ve Malatya izerine yürüdü ve her tarafl tahdbederek ilerledi. Timur, Bayezid'in mem_ 97


leketini tahrip ilc halk arasında korku ve endişe yaratmağa ve mu_ kavemet arzularını kırarak Bayezid'in kendisi üzerine yürümesini sağlamağa çalışıyordu. Halbuki Bayezid buna hazrr aegiıai vı Ti_ mur'un beklenmedik bir anda Suriye'de görünmesi orr, şuşr.t-rştı. Bayezid, Sivas'tan sonra Timur'un Tokat üzerine yüriyeceğini, Batı Anadolu'ya varıncaya kadar birçok kaleyi zaptetmek zorunda kalmak suretiyle oyalanacağrnr sanmıştı. Halbuki Timur, Sivas,ln gösterdiği mukavemetten Sonra Anadolu şehirlerinin uzuo Zamaı| mukavemet edeceklerini anladı. Bu yüzden Suriye üzerine döndü ve Memlük Sultanrnı cezalandırmayı düşündü. Bayezid'in bu sırada Kahire'ye gönderdiği elçi Hoca Firuz, lıir netice elde edemeden döndü. Zira Bayezid, Memlüklu'ların itimadıru kaybetmiş Ve oırlar nezdinde, ileride Timur VartasI at]atıldıktan sonra dalıa tehlikeli bir düşman olacağ intibaını uyandırmıştı.

Timur, bu srrada Ayintap, Halep ve Şam'ı zaptetmiş bulunuyordu. Timur'un Suriye'yi zaptettikten sonra kendi üzerine yürüyeceğini düşünen Bayezid Kayseri'ye kadar ilerlemişse de Timur, ordu_ sunun Bayezid ile çarpışmak için ycterli olmadığrnı düşünerek Bağ_ dad'ı zapt ile ahalisini kılıçtan geçirdi. Bunun iizerine Bayezid 1401 Temmuz sonunda Erzincan'ı, az sonra Kemah'ı elegeçirdi. Taharten'in bütün ailesini Bursaya gönderdi. Bayezid, Erzincan se{brin_ den önce Mısır'a elçiler göndererek az önce Mrsrrlı'lardan kopardı_ ğr ülkeleri onlara iade ediyor ve Berkuk zamanıında kurulaır dostluk ittifakını yeniliyordu.

Timur ise, rrah Acerrıin zaptından sonra osmanlılarla girişeceği bir harbe hazırlamak maksadiyle imparatorluğun bütün kuvvetleriyle kendine tAbi dev]etlerin lıükümdarlaıını, orduları ile birlikte maiyetine çağırryor ve Türkistan'dan getirttiği en seçkin kuvvetlerini torunu Mehmed Sultan'ın emrine veriyordu. Daha Suriye' de iken Bayezid'e bir tehdit mektubu gönderen Timur, Bayezid'in kendisine itaat etmesi l2ızım geldiğini bir daha hatırlatryor, fakat Bayezid cevabrnda düşmana karşı hazır olduğunu bildiriyordu. Bundan sonra sürdürülen mektuplaşmadan da bir sonuç alınamrştrr. Sureta sulh taraftarr görünen Timur'un karşılığında Bayezid;e yaptığ teklifler onu kendisine tAbi bir hükiimdar saymak istediğini ifade edi;ıordu. Bayezid'e üstünlük iddia eclen ve ondan itaat bek_ liyen Timur, Bayezid'den aldığı cevaplar karşrsında, Anadolu'ya girme kararını verdi. o sıralarda Çin İmparatorunun vefat ettiğini ve bu ülkede karışıklıklar çıktığını duyduğundan, Çin'i elegeçirıne9B


nin tam

zar.rraTl,

olduğunu düşünüyor, fakat arkasında osmanlı dev-

leti gibi kuwetli bir hasım bırakarak bölgeden uzaklaşmanın isabetsiz bir hareket olacağıru da iyi biliyordu. 1402 yılı başrnda emirlerini ve şehzadelerini toplayarak müşaverede bulunan Timur, onların Müslüman öleminin büyük mücahidi olarak bildikleri ve sevdikleri Bayezid'e karşı bir seferi tasvip etmemelerine rağmen, kararlarında israr ile harp mes'uliyetini ona yükliyebilmek maksadiyle yeniden elçi yollıyarak Bayezid'e kabulü mümkün olmayan teklifler yapıyordu. l3 Mart |402 cle Tebriz'den Bayezicl'e elçi gönderen Tiınur, onu dostluğa yanaşmamak ve adamlarrndan Taharten'in mülklerine taarııızda bulunmakla suçluyor ve mektubunun sonunu bir tehdit ile bitiriyordu. Görünüşte sulha davet eden bu mektup, aslrnda harbe tahrik ediyor, ancak kabahati Bayezid'e yüklemeğe çalrşıyor ve bu davranışiyle ordusunda Bayezid ile bir harbe karşı olanları kandırmak istiyordu. Diğer taraftan' Hristiyan devletleriyle ve bunlar arasrnda Fransrz Kralı ile temasa geçerek onlara Bayezid aleyhinde ittifak teklifinde bulunuyor, ayr\| zamanda kendisine başVuran Bizans İmparatoru ile Cenova'lılara da, yakında Bayezid'in üzerine yürüyeceğini söyliyerek onları ferahlatıyordu. Nihayet Pasinler ovasından Erzurum'a ve oradan da Erzincan'a giderek toTunu Mehmet Sultanı Kemah'ın zapt'na me'mur ediyor. İki taraf arastnda muharebe artrk başlamıştır. Timur, Sivas'ta buluştuğu osmanlı elçileri vasrtasiyle Bayezid'e son tekliflerini yapıyor, oğullarrndan birisinin rehine olarak gönderilmesini, Aıradolu'nun kendisine terkeoilmesi icabettiğini, zira kendisinin Cengiz Han'ın oğullarırun halefi ve virisi olduğunu ileri sürüyordu. Bayezid'in elçileri önünde Sivas'ta ordusuna bir geçit resmi yaptrran Timur, Bayczid'den bir Cevap alamadı. Fakat Bayezid'in Tokat'a kadar ilerlediğini öğıenin_

Ce, onurıla hemen bir meydan muharebesine girmiyerek Anadolu içlerinde ilerlemek Suretiyle yolu üzerindeki her yeri tahribetmeğe karar verdi. Ay'r, zamaıda Timur, osmanlı ordusunu Anadolu içinde yormayr, srcakta bitkin bir hxle getirmeği dtıştındtı. Timur Kayseri'ye ve oradan ve Kırşehir'e doğru ilerlediği bir srrada, iki ordu biribirine çok yaklaşmıştı. Fakat Timur, burada da muharebeyi kabul etmiyerek Ankara istikametiırde ilerledi. Su menzillerini tutmak ve kuyular kazmak maksadiyle öncülerini Ankara'ya gönderdi. TimuT'uIı öncü kuwetleri Ankara kalesi kumandanı Yakup Beyi kaleye çekilmeğe zorladılar; Timur krsa zamanda Ankara ovasına hikim oldu ve kaleyi muhasara altına aldı, fakat Bayezid'in yaklaştığrnı öğrenerek muhasalayr kaldırdı. Daha önce Çubuk ovasrrıa 99


inen Timur orduları, Çubuk çayln' arkalarına almak, Bayezid,in ordusunun gelebileceği yerlerde çeşmeleri ve kuyuları iahribetmek,

geniş hendekler kazmak suretiyle muharebeye lıazırlandılar.

Bu sırada kurulan Osmanlr harp divanında. başta birinci vezir Çandarlı Ali Paşa olmak üzere, Timur'a karşı açlk b'ir meydan mu_ " haıebesine girilmesine karşı olanlar çoktu. Brrla.o g,ı.e dağlara çekilnreli, her tarafta baskııılar yupurik düşmanr hırpJlamak, şehir

ve kalelerde yer yer müdafaalarda bulunmak ve nihayet uygun bir zamanda hücum ederek düşmanı yıpratmak suretiyle osmanlı or_ dusu fazla zayiat vermeden zinde kaimalı idi. Zira, düşman ordusu sayr Ve vasıf bakrmlndan üstündü. Ayrıca, enindc sonunda Timur Anadolu'yu terkederek lzak Doğu'ya gidecekti. Bundan başka Müslüman ve Türk olan Timurlu'laia karşr sefere çıkrlmasr, osmanlı saflarında fazla tasvip görmüyordu. Buna muhalif olan Hoca Firuz, a göre ise, Timur ordusunun Anadolu'da daha fazla zulüm ve tahriyıpqr.usrnın süratle önü alrnmalr idi. Emirlerden Pl ve öz-l_ çoğu "iiri;;id, likle Padişah taralindan bu teklit tun"ı .Jiil;;" derhal Ankara istikametinde ilerlemiş, kaleyi Tatar zulmıınden kurtarmak üzere cebrİ bir yürüyüşle yol alan ordu, şiddetli sıcaklar altında Ankara ovasrna eriştiğinde yorgun ve susuzluktan bitap bir hAle gelmiş, diişmanın bu durumdan fayd'alanacağı düşüncesi ve hususiyle Timur ordusu.iun sayı üstünltiğtı hakkııid aki rivayetLer, ordunun moralinin bozulmasına sebebolm-uştur. Gerçekten, Timur,un bu es_ nada idare ettiği ordu hem sayr ve hem de techizat bakımından, o zar^ana kadar çıkardığı ordularr ı hepsinden üsttindü. Muhtelif ırktan ve kavimden oluşan bu ordu, çoğu atlı olmak üzere 160 bini geçiyor<iu. Hele torunu Mehmed Snltan idaresindeki Maveraünnehr krtalarr kAmilen zrrhh suvarilerdi. Runa karşılık Timur ordusunda da, Osmanlı ordusunun üstün. vasrflarına. dair mübalağalı şayialar yayılmıştı. Hristiyanlara karşr büyük başirılar elde eden Osma,nlılarln ve kuırzetli bir devlet şuuruna ,u_hip b.rırrrrn Anadolu,nun ezilmesi mümkün olmıyacağnı, hatta bunun muvafik olmadrğını, nıağlubedilse dalri elde tutulmaslnln mümkün olamıyacağlnl SaVuıanlar vardı. islAm dünyasrnrn en iyi ordusu olun Arriolu mu_ haribinin sayrca üstünlükleri sebebiyle de yenilemez oldugu ileri sürülmekte idi.

Bayezid, ordusunun bir kısmını Eflak'ta. Macaristaıı hudutlarında, Rumelinin diğer kaleleri ile Anadolu'da birçok kalenin muhafazasında görevlendirmek zorunda kalmıştı. Bu seLeble Baye_ 100


zid'in muharebe meydanına getirebildiği ordu 70 bini geçmiyordu, bunun da hemen yarıSı yaya idi. l0 bin kadar tutan zrrhlı Sırp or_ dusu Sırp Kralının idaresinde Osmanlı ordusuna katılmakta idi. Rumeli ordularrnr Hoca Firuz, Sağ kanaddaki Anado1u ordusunu ise Kara Timurtaş idare ediyordu. Yanında Mustafa, Musa ve İsa Çelebilerin bulunduğu Padişah, Kapıkulunun kumandaru olarak Yeziriazam Ali Paşa ile merkezde bulunuyordu. Rumelinin akıncı ]iıtaları ile Timur'dan kaçarak osmanlılara sığrnan Kıpçaklar, Kara Tatarlar, Türkmenler, öncü olarak yerlerini almışlardı. Anadolu' dan ve Rumeli'den toplanan ücretli asker ihtiyatta idi.

Timur'un ordusunda ise, sağ ve sol kanatlarda Timur'un torunlarr, merkezde de kendisi yer almıştr' zB Temmuzda günün erken sa_ atlerinde başlayan muharebe akşam geç saatlere kadar sürdü. Bayezid, Timur ordusunun sayr üstünlüğünü görerek topladığı harp divanında, yayasından üstün saldırılar beklediğine dair bir nutuk çekti ise de, ordudaki menfi propagandalar askerin maneviyatınrn bozulmasına sebep olduğu gibi, müslümanlara karşı Sırp askerinin kullanılması da. orduda menfi tesir yapmıştı. Buna rağmen osmanlı ordusu düşmana şiddetle saldırmış ve Timur ordusu kısa süren bir Sarsmtı geçirmiştir. Bövle bir hücumu önceden hesaba katan Timur, tedbirli davranmış ve bu sebeble en öne zincirlerle biribirine bağlı bulunan Maveraünnehirden getirdiği zrrhlı alaylarl yerleştirmişti. Filler üzerine yerleştirilen muhariplerle bu zırhlı suvarilerin Osmanlr ordusu üzerine infilak eden humbara|ar atmaları, osmanlı hücumunun krrılmasrna sebep olmuştur. Muharebenin şiddetli bir inında Timur tarafına geçen Tatarlar, osmanlı ordusuna ok atmağa başlamrşlar, daha sonra da Germiyan, Aydın, Saruhan ve Menteşe sipahileri karşı tarafta bulunan Efendilerinin yanına gççmiş ve Timur'un öğleden sonra ihtiyat kuwetlerini harbe sokması üzerine susuzluk, srcak ve yogunluktan muztarip bulunan osmanlı ordusu, üstün sayıdaki Tatar ordusunun, iki kanadına ve arkasına sarkması neticesinde önce Osmanlı sipahisi bozguna uğramış Ve sonra yayalara sıra gelmiştir. Buna rağmen osmanlı piyadesi muharebenin bütün yükünü üzerine almış ve sonuna kadar muharebeyi sürdürmüştür. İkindiye doğru muharebenin kaybedildiğini anlayan Stıleyman Çelebi ile Veziriazam A|i Paşa ve ümeradan bir kısmı, döğüşerek ricate başladığı gibi, diğer kanadın kumandaru olan Mehmed Çelebi de maiyetindeki kumandanlarla muharebe meydanını terketmiştir. Sırp kuvvetleri, muharebe meydanllu en son terkeden kıtalardan olmuşlardır. Bu andan itibaren Timur ordusu' Osmanlı ort01


dusunu her taraftan kuşatmış Ve muharebenin en . şiddetli safhasr başlamıştır. Bayezid, sonuna kadar büyük bir şecaatle mücadele ederek askerine iyi bir örnek olmuştur. osmanlı ord.usunun her taraitan sarıldığ ı'e yenilginin kesinleştiği bir sırada dahi, yanrnd.a kalan üç biıı kişi ile düşmana karşı koymakta dcvam erlen Padişah, beraberinde iki Be1lerbeyi ve emirlerden bir kısmı ile esir alınmış, kumandanlardan bir çoğu askerinin başında ve muharebe meydanın-

da can

vermiştir.

Timurı }atsı namazl vakti huzuruna çıkarılan Bayezid,i iyi

karşılamış, lAkin harbin mes'uliyetini ona yüklemeği ihma]'etmemis, bununla beraber hayatının emniyette olduğunu niıaırmiştir. Bayezid'in arzusu üzerine Timur, oğullarından Mustafa ile üusa'yı da

buldurarak yaruna getirtmiştir. Timur'un Bayezid ile oğullarına davranmasrnın sebebi, Bayezid'in İslAm ileminde biyük bir cihat kahramanr olarak bilinmesi ve Timur ordusunda da büyiik bir itibara sahip bulunması idi.

iyi

Anadolu'da iki İslöm ordusu arasında vukubulaır savaşların en büyüğü olan Ankara muharebesi, can çekişmekte bulunan Bizans İmparatorluğu hayatınln varım asır uzamasına, osmanlıların Rumelideki arazisinin daralmasrna, Anadolu'da Türk birliği kurulmasrnın bir asra yakın geri kalmasına, Şehzadeler arasındu ,orrr.gelmiyen iç savaşlara, Anadolu Ttırk Beylikierinin yeniden kurularali eslçisinden daha kuwetli bir hale gelmelerine, özellikle Doğu Anadolu'da y-erleşen Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletlefnin çok kuwetlenerek Osmanlılara karşı rakip birer devlet kesilmelerine sebep olmuştu.r. Bu h'idiseden Sonra Sayrslz iç savaş sahnesi olan Anadolu halkı, bu muharebenin sebebolduğu acrlarr ve feciy Afetleri yizyıllarca unutmamıştrr. Timur'un Anadolu'da yaptığ tahriblerin en veciz

tasvirini, devrin Bizans tarihçisi Dukas şu bir kaç satırı ile ifade eder: "Timur'un ordularrnın geçtiği yerde insan, ne bir köpek havlaması, ne bir kuş crvıltısı, ne de bir çocuğun ağlamasını duyabiliyordu".

102


OSMANLI İılpanarORLUĞUNUN SİYAsİ guHRaNI VE BİzANS,ıı.{ CANLANLASI (|402_1421) Ankara Muharebesinde osmanlı devleti dağılmış, Bayezid'in oğulları arasrnda kavga çıkmış, Hristiyan Prensleri başkaldırmışlar, Anadolu Beylikleri canlanmış ve Bizans eski topraklarını geri istemeğ'e başlamışir. ğq1rnla berab;ı, Hristiyan devletleriniıı hirbirierine karşr duydırklari kıskançhk, hak iddia edenlere karşı takibettik_ leri beceriksiz politika, Osmanlr devletinin 20 yıldan daha az bir za' manda yeniden kurulmasına ve bir istilö siyaseti gütmeye başlamasrna yardrm etti. Hiçb,r Zamaf;' Hıçlı seferi için bundan daha uygun bir zaman bulııak müııkün değildi. Fakat tehlike geçnıiş bulunduğu için bunu kimse düşünemedi. Batı'daki anarşi, İngiliz harpleri, Büyük Şizma, Hussit harpleri, italyan devletleri arasındaki harpler her türlü Haçlı seferi teşebbüsünü imkAnsız kılıyordu. Doğu'da Bizans, bir isimden başka bir kudret değildi, yeniden ele geçirdiği topraklar da dağınık bir hölde idi. Bizans artık, ikinci derece bir devlet hxline düşmüştü. Doğu'da hökim bulunan Venedik ile Macaristan, uzak görüşlü bir politikadan mahrum, gAh Türklere düşman, gih onlarla müttefiktiler. Bundan başka her ikisi de, Batı' da giriştikleri seferler dolayısiyle ziyadesiyle meşguldü: Venedik civar devletlerle mücadelede ve bir istili siyaseti gütmekte, Macaristan ise Alman ve Çek politikası dolayısiyle fazlasiyle engellenmiş bulunmakta idi. Türkler, korkunç bir buhran geçirdik_ten Sonra, Hristiyan devletlerinin de yardımlarından faydalanarak ve duıumlarrnı düzelterek ilerlemeğe ve Bizans'ın artlklarını temizlemeğe başladılar. Balkan Hristiyan devletlerinden ve Macaristan'dan yardrm grıren Bizans ise, son demine kadar Türklerle mücadeleyi terketmiyecektir. Bizans'in carunı alabilmek için Türklerin daha yarım asır uğraşmaları icabetmiştir. Daha Batıdan döner dönmez Manuele'in ilk işi beşşahirdeki Kadı mahkemesine nilrayet vermek, camileri kapamak veya yıkmak ve müslümanlara bahşedilen ticari iıntiyazları geri almak olmuştur. Yeğeni ve Batı seyahatine giderken yerine vekil olarak bıraktığı VII. Ioannes te derhal azledilir. I\{aılrıel, Süleyman Çelebi ile aktettiği 103


andlaşma uyarrnca Tesalya'yı, üstrumca vödisini, More,yi, İstanbul civarında bir krsım yerleri, Karadeniz limanları ile Trakya sahilindeki bir krsım ada|arı geri almıştır. Hatta işler o kadar tersine dönmüştür ki Süleyman Çelebi Manuel'in vassali hAline gelmiştir. Bu yağmadan mahrum kalmak istemeyen Venedik cuınhuriyetine de Süleyman, Türklerin doğudaki bütün mahreçlerini, Atina şehri ile Eğriboz civarrnda bir kısım yerleri vermiştir. Bayezid'in oğulları aras'ındaki kavgalar, bütün hıziyle devam etmekte idi. Musa Çelebi ile Çelebi Mehmed başbaşa kalınca Bizans' rn takınacağr tavrr, kardeşler arasındaki mü_cadelede durumu değişti_ rebilecekti. Musa Çelebi, Bizans'a karşı düşmanca duygular besledi ve Gelibolu'yu geri almağa teşebbüs etti, hatta İstanbul,u almayı denedi ise de kuvvetleri buna yetmedi. Bu hadiselerden sonra Manuel,

Çelebi Mehmed'i Avrupaya geçmeğe teşvik etti. N4ehmed Çelebi Manuel'in sağladığ gemilerle İstanbul'a çrktı ve }ıardeşine karşı şehri saıırndu. İzmir Beyi Cüneyt isyanını bastırdıktan sonra Meh-

med Çelebi, Trakya'ya girdi ve Musa'nrn şiddet hareketlerinden şikAyetçi bulurıan Müslüman ve Hristiyan reislerinin de yardımiyle Çamurlu mevkiinde Musa ile karşılaştı, ordusu dağıtıldı ve kendisi boğduruldu (5 Temmuz 1413). Böylece Mehmed Çelebi tek başına osmanlı devletinin başrna geçmiş bulunuyordu. osrnanlı devleti, Bizans'rn ve Balkan devletlerinin yardımı sayesinde yeniden kurulmakta idi. Mehmet Çelebi, Bizans İrnparatoru Manuel'e karşı beslediği minnet ve dostluk duygusu yüzünden istanbul'u rahat bıraktı. Bütün dikkatini Anadolu tarafına çeviren Mehmed Çelebi, Rodos şövalyeleri, Cenova, Sakrz ve Limni adalarınrn yardımiyle Cüneyd'in elinden İzmfu'i ve Ege sahillerini aldı. Dört ayrı seferde de Karaman'r itaate zorladı. Bu suretle Anadolu'yu kendisine itaate sevketti ve burada d.urum Bayezid devrindekinden daha iyi idi. Hristiyan devletler, osmanh devletinin yeniden canlanmasına fırsat ,r..-"t ve yardrmda bulunmak yoluyla i$edikleri hatayı, ancak o zaman anlamağa başlamlşlardır.

Il.Manuel'in Modre'eki önlemleri (l4l4_l4l5) İmparator Manuel, Çelebi Mehmed ile aralarındaki dostluktan istifade ederek More'de devletiniır durumunu takviyeyi ihmal etmedi. Despot I.Theodoros'un ölümünden sonra More idaresi, Manuel'in oğlu Il.Theodoros Paleologos'a geçiyordu. İçeride durum karışıktr. Buna rağmen Manuel, hAkimiyetini bııttin Peloponez,e 104


yaymak istiyordu. 1414 yılında More'ye giderek }ış orada geçiren ivıurr.1, birkaç kale inşa ettirdi, bu esnada halktan büyük ölçüde Vekendisine yardim yup,ljr. Buna karşrlık bir kısım Arhontlarla dönen nedik bu işe muhalefet ettiler. 1416 \ı[artında istanbul'a Prens Ioannes'i I\'Iore'ye gönderdi' N'fanuel, €ı" Ioannes, kardeşi Theodoros ile memleketi idare edecekti. Ahai'a Litin Beyliğini ortadan kaldırmağa teşebbüs ettikleri bir sırada (Mayıs ıiığ, Paleolog'ların More'de kuvvetlenmesinden endişe duyun V"rr.aik işe karştı. Bunun iizerine loannes, More'yi terketmeğe *..br. oldu ve tarilıçi Sphrantzes ile loannes',in kardeşi Thornas burada yarımidareyi ele aldılar. Bizans idarecilerinin gösterdigi. ilgi ve bu ylllar_ bu neticesinde uauy, ilerisi için bir sığnak olarak.düşünmeleri görüldü. da iyore'de, edebiyat-ve sanatta İstanbul'un tesirli olduğu Hristi1an Dezıletlerinin,Sauunması; osmanlı devletinin yeniden canlan-ası sırasrnda basiretsiz ve kararsrz bir politika takibederi Hristiyan devletleri, daha Bayezid'in venilgisi sırasrnda Haçlı seferi ile düşüncesini terketmişlerdi. Bunun cla baş!ıca saikleri V^enedik Sigismund idi. Bayezid'in ölümünden sonraki yıllarda' Sırp 'Kralı Lİzareviç Macar İ(ralına tibi olmayı kabul ettiğinden, Sigismund kap'lSrrbistan ve Bosna üzerinde hökimiyetini tanıtmak sevdasına oldu. kaçrnıImaz mıştı' Bu yüzden Venedik ile bir ihtilafa düşmesi bizve Venedik, ğt"fun Lazareviç,in (1406), Il.Manuel'in (1a07) zat Sigismund'un (1409_1409) Haçlı seferi tertibi tekliflerine gecik_ tirici iıahiyette cevaplar veriyor ve Macar tahtı üzerinde hak iddia Duka karşı_ eden Anjou sülölesinden L6szl6',nun kendisine 100 bin

lığında**,g,DalmaçyasahillerinesahipolmayıdahafaydalıgörüyJrdr. Bu sJbeple, Venedik ile Macaristan arasında uzun sürecek ve fasıla ve neticesi belli olmayan bir harp çıktı ve bu harp bir !"*karşı Türklere ettiğinden' devam mütarekelerle 1437 yılııa ka-ilar durumun devirde Bu her türlü teşebbüsü imkxnsız bir hale getirdi. seferi tertibedilememesinin çok müsait oı-rrrrru rağmen bir Haçlı idi. başlrca sebebi bu Bununla beraber, Çelebi Mehmed'in başarılarrndan sonra Venedik, İllirya'da ve dğuda bulunan müstemlekelerinin tehlikede Ege oıarrg,rr* anlamakta geJikmedi. 1415 yılından sonra Verıedik, almak tedbirler karşı deniJinde yeniden .urr]ırru, Ttirk korsanlarrna zorunda kaldı ise de daha öteye gidemiyordu' İ.mparator Maııuel de İstanbul'u kurtarm;_k Çelebi \4ehmed ile olan dostluğuna rağmen, ıiır, n., tarafİa yardım arryor, Aragonya Kralr Ferdinand'a, Sigis_ *und ile barıştırmağa teşebbüS ettiği Venedik'e başvuruyordu' 105


Hristiyan devletleri, Çelebi Mehmed'i zaif düşürnrek maksa_ dıyle onun başına bir DüZıııece vak'ası sardılar ve Mustafa, Bayezid, iıı oğlıı olduğunu iddia ederek Anadolu'da bircok taraftar toplamağa muvaffak oldtı; Dü<ııec: lfıısta/a, önce Venedik'e başvurdu ve Vencdik kendisini Eflak yovodasr Mirçe'ye yolladı. I\4ustafa, \4anue!, I\{irçe ve Karaman Be,vinden oluŞan bir birlik tarafiıldan himaye edildi. Venedik te onlarr destekliyordu. LAkin Çelebi Mehmed, 1415 de l12 gemiden meydana gelen bir donanma teçhiz ederek Akdeniz, e çrkrnca durum derhal değişti, zira bu mühim bjr hAdise idi ve \/enedik daima olduğu gibi ikiyüzlü bir oyun oynuyordu. Bir taraftan Çelebi Mehmed aleyhindeki ittifaka girecekmiş gibi davranryor, diğer taraftan Musa ile aktettiği ittifah onunla da yenilemek istiyordu. Harp istememesine rağmen Çelebi NIehmed'in Akdenizde hikim olmasrndan da çok korkuyordu. İki donanmanın Gelibolu önünde karşrlaşmasr, aralarındanda bir harbin patlamaslna yetmişti. Nitekim şiddetli bir muharebe sonunda Türk donanması imha edildi. Bu hidise \Ienedık'in arzusunu yerine retirnreğe yaramIştl, zira osmanlı donanmasından artık korkmasrna mahal yoktu. Ertesi yıl, Çelebi Mehmed ile müzakerelere girişti ı,e l4l9 da imzalaılan bir anlaşma ile işin içinden sıyrıldı. Hristiyan devletlerini Türk Padi_ şahı ile başbaşa bırakıyordu. Düzmece Mustda'yı müdafaa ettiğinden dolayı Mehlııed Çelebi ile Manuel arasında da harp patlak verdi, İzmir Beyi Cüneyt te Mustafa'ya katılmıştı. Manuel ile Mirce'nin de arası açılmış bulunuyor_ du. Bundan faydalanan Çelebi Mehmed, Mirçe'yi vergi vermeğe zorIadı ve ondan Tuna nehri üzerinde bir müstahkem mevki inşa etme müsadesini kopardı. Bu geçici bozuşmanrn sonunda, Çelebi Mehmed ile N{anuel arasrnda yeniden dostane münasebetleı. kuruldu. İki hü_ kümdarın 1420 de Üsküdar'da çok samimi bir buluşma yaptıkları. anlat'lrr. Sultan Nfehmed. ertesi yıl bir av kazasında lıenüz 42 vaşında iken öldü. İrnparator Manuel'ir, Türklere karşı tı-ıtumunda büyük bir değişiklik o]madı. LAkin, Çelebi Mel-ımed'in yerino geçen enerjik Ve genç oğlu II.Muracl, Bizans namrna çok iyi ııiyetler beslemiyordu.

106


osrnanlı İrnparatorluğunun Yeniden Doğınası ve Bizanş' ın son Mulıaverrıeti (L42I-I+4B) Babasrndan çok iyi devlet adamları ile iyi kumandanlar.devralan Murad'rn başına-geçtiği osmanlı devleti, doğuda -hAkim_bir kuvvet olmaktan hentız ,Zoiti ve bu sebeble de Sultan Murad, hAkimiyetiırin ilk yıllarında komşulariyle iyi geçinmekte .fayda gö1ali' Fakat, Hristiyan devletlerini'' basiretten-yoLs,rr, siyaseti ona,_ devletin öııceki yıllarda kaybetmiş olduğu yerleri seri almasrna \:e kuVvetlenmesine firsat verdi. Bizans, dört yıl içinde (|42|*1425) osmanlı devletinin buhranlr yıllarında iıae etiigi üstünlüğü kaybettikten irrş\u_, tekrar Türk halimiyeti altrna gird1 ve varlı$ dahi bir mesele oldu. osmanlı devleti, içine yuvalrlandığı buhiandan dirayetli idarecileri. ;ayesln{e hil alçok çutuk kendine gel-miş ve eskisinden daha mütearrrz bir kavuşmuşlardır. -'şri. Osmanlrlar, iekrai eski hökim durtrmlarrna Bizans'a karşz girişik'n ilk hücıımtar (|42|-1425): imparator Manuel'in, Sultan MĞrd'rn daha tahta çıktığı ilk günlerden itibaren Mustafa ile N{urad arasında bir terciir yipması icabetmiştir. Manuel, Murad.'a karş Mustafa'dan {1vdalanmayr- tasarla;ıarak onu serbist brraktr ue ir-i, Beyi Cüneyt ile birleşen Mustafa Gelibolu'yu muhasara altına aldı. Kuvvetlerinin bir kısmınr ve bunlar arasında Rumlan Gelibolu önünde bırakan Mustafa, kendisi Edirne üzerine yürüdü ve Murad tarafindan üzerine gönderilen._bir -orduyu 142l yılı sonunda dağıttı. Bundan sonra Muitafa, Gelibolu'yu. da teslim eğerek Rum askeı'i4 Geliboaldı. Devlet ricarinin rsrarlarına boyun 'üzerine, ile lu,ya sokmadan geri gönderrnesi JryParuto, Manuel yaptığı Murad'a Sultan Manuel'in sonra Bu h5dised_=en arası açıldı. sulh tsklifi, Cenovalrlarla yeni Foça'da avantajlı bir muahede aktine muvaffak oları Murad taiafından reddedildi. Az sonra Cüneyd'in hiyaneti ve adamlarr tarafindan terkedilen l\{ustafa da yakalanarak

boğduruldu. Mustafa,mn bertaraf edilmesinden sonra sultan Murad'rn intikam hissi İmparator Manuel üzerinde toplandı. _Sultan. Murad, |422 Haziru''*du İstanbul'u ınuhasara altına aldı. \'aşlanan Ve yorgun düşen imparator Manuel, iktidarı oğlu VIII.Ioannes'e terd.rğı. bi, hrr.astiru çekildi. Murad ilc müzakerelere girişti ise de Ioannes onu teskin edimedi. \4urad'ın toplarr ve ateşli silahları şehir halkınrn moralini bozuyordu. Likin Murad, Ağustos sonunda muhasarayr kaldırmak zorunda kaldı. I'akat, yine de şehir etrafında bir kısrm kuvvet brrakmayl ihmal etmedi. Murad'ın btr başarrsızlı$ şüphesiz, kuvvetli surlarlb çevrili bu denli büyük bir şelrrirı ele geçirilmesi için kuwetlerinin ve hazırlığının yetersiz olmasrndan ileri geliyordu.-Avrrca şehir, deniz tarafından da muhasara edilememiş, btinun dışında şbhi, haıkın n bu derece mukavemet gösterecekleriııi de kes107


tirememiştir. Muhasarayı kaldıran Murad, kuwetlerinin mühim bir kısmınr More'nin istilAsına göndermiştir. Turahan Bey idaresinde yapılan bu büyük akrn, isyan eden i\{ore Arnavutlarının tenkili ile de ilgilidir ve 5 Haziran 1423 tarihinde vukubulmuştur. Bu şıralarda osmanlılara karşr birleşecek yerde I\ı[ore Despotu ile Aha'ia Prensi de birbirleriyle mücadele halinde idiler' Venedik'in arabuluculrığu ile taraflar arasrnda bir mütareke aktedilirse de, Turahan Bey uzaklaşır uzaklaşmaz aralarındaki mücadele yine başlar.

Bu srralarda, Türkler uzulızaman Selönik civarrnda akınlar yap_ m,ş Ve ardından da SelAnik'i ele geçirmeyi akıllarına koymuşlardı. Bu Tark tehdidi karşısında şehir, Venedik'in himayesine sığınmak_ tan başka çare bulamadı; zira Bizans devleti bu şehri elinde bulunduramı'yacağrru anlamıştı (1423). LAkin Sultan Murad, şehrin Venedik'e devredilmesine muvafakat etmemiş ve bu kalenin dedesinin zamanında fethedildiğini ve kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür. Ancak Anadolu'da Karaman işleriyle meşgul bulunması ve Eflak taht kavgaları ile olan ilgisi, Venedik'e karşı hemen bir harp ilin etmesine engel olmuştur. Hristiyan devletleri, Sultan Murad'ın bu meşgalelerinden de faydalanmayı düşünememişIerdir.

Eflak'ta Mirce'nin 14lB de ölümü üzerine oğulları arasında taht mücadelesi başlamıştı. Türkler, bu firsattan fayd'a|anarak ilk defa Transilvanya'ya girer ve Boğdan'a akınlar yaparlar. Mirçe'nin oğ1ıı Kel Radul, Macar Kralrndan yardım gören kardeşi Dan tarafından tahtından uzaklaştırrlrr. Radul, Tuna'yı geçerek Türklere iltica ile Murad ile ittifak eder. Bu hAdiseler, Türk nüfuz sihasınrn bu bölge_ de yerleşmesinin bir başlangrcrnı teşkil eder. Sultan Murad, İzmir Beyi Cüneyd'i himaye edeı Kastamonu kaldı ve sonunda onu bir sulha razı ederek kızrnı kendisine vermeğe mecbur etti (1424-|425). Lökin, Sultan Murad'ın düğün ile meşgul bulunduğu bir sırada Cüneyd Bey tekrar İzmir'de göründü. Fakat, orada tutunamryarak Karaman oğlunun yaırrna kaçtr ve Karaman Beyinin sağladığı yardımcr kuv_ vetlerin başına geçerek izmir üzerine yürüdü ve şehir civarrnr ele geçirdi. Bunun üzerine Sultan Murad, müttefikleri bulunan Cenova'lrlarrn donanmasınrn da yardrmı ile İzmir Beyine karşl sefere çıktr ve onu Hypsela limanı civarrnda bütün ailesiyle birlikte elegeçirdi ve boğdurdu. Cüne2d Be1ıi,n ortadan kaldırılmase, Sultan Murad'r en büyük endişe kaynaklarından birinden kurtarıyordu. Anadolu'da vaktiyle Timur'un ihya ettiği beyliklerin, Karaman dışındaki bü-

Be1ine karşı da sefere crkmak zorunda

t0B


tün diğerleri artık Murad'a itaat ediyorlardı. Aı,rupa yakasında ise, bu sıralarda Bohemya işleriyle çok meşgul bulunan ve Sultan Murad ile aktettiği bir muahede uyarrnca onun girişinr|crine taraf.srz ka_ lan Macai Kralı Sigismund, aZ ö,.ce Sultan' Murad'a yaptığı sulh ,teklifi onun tarafindan reddedilen Venedik ile başbaşa kalmakta idi. Bu, yeniderr kurulan osmaırh devleti karşrsrnda Bizans Imparatorluğu müttefikleri tarafindan terkedilmiş, Murad ile bozuşmuş Ve üstelik te Paleologos hanedanı dza|arı arasında nifak çıkmış bulu_ nuyord'u. İhtiyarlayan ve morali bozularr Manuel, Türklerle sulh yapgün geçtikçe idareyi -uk ,r" iyi geçinmek taraftarr idi. Buna karşılık,taraftardr. Bu sebeple ele almakta bulunan Ioannes ise mukayemete aramüttefikler de Ioannes, ewelce babasınlır yaptığı gibi, yardım ve Kasım mak maksadiyle Batı ülkelerine diplomatik bir seyahata çıktr. ayı sonunda (1423) istanbul'dar hareket ile önce Venedik'e Ve soııra üiıuro,yu gitti ve oradan cla Macaristan'a geçti. Bir yıl sonra geldiği Macarisian dan Boğdan'a geçmek üzere bulunduğu bir sırada, Manuel ile Sultan Murad'ın sulh aktettiklerini öğrendi (Ekim l+24). Tarihçi Sphrantrys'in de dahil bulunduğu bir Bizans_ murahhas heyeti, E-f.r'i" Hristiyan devletlerle sulh müzakereleri sürdüren Sritan Murad.'ın huzuruna çıkmış ve Sphrantzes'in kaleme aldığı mütareke metni iki taraf heyetlerince kabul edildiğinden Bizans, yeniden Türklerin vassali mevkiine düşınüştür. Bizans Imparatoru tıırı. rudişahına yılda 300 bin akçe vergi <ıdiyecek ve Mesembria hariç, Karadeniz'ieki ]iuıanları ona terkedecekti (22 Şubat |42+). Manuel, Bizans imparatorluğu namına ağır şartlar içeren bu muahe_ deden sonra çok yuşu.rru-,ş ve 52 1ıllık trajedi ve felöketlerle dolu bir hükümdarlıktan sonra, 2l Temmuz 1425 de 77 yaşında vefat etmiştir.

Paleolog'Iarın Mukaveıııet Deneıneleri isteristemez Türklerin müttefiki olan VIII. Ioannes'in beş kar_ deşi daha vardr ve imparatorluğun Türkler ve Venedik tarafindan t"hdid.di1.', eyaletleri bunlar arasrnda bölünmüş bulurruyordu. Bu son Paleolog,lır, çok gayri müsait şartlara ve tehlikenin ağır olmasına rağmen, kendi imkönları dahilinde bir hücüma karşı teşkilxtlanmayı ihmal etmediler. VIII.Ioannes, More'de Epir Despotu_ na karşr harp açtı (l427_2B) ve bu harp sonunda Epir Despotu kızrru İmparatorun kardeşi Konstantin Dragas'a vermeğe mecbur ol_ r09


du' Ioaılnes, lstaabul'a döırclükten sol}ra büyük surlarr taııir ettirkardeşi Theocloros ile More liespotu bulunan Kons-

di' Ertesi yll,

tantinos Dragas, Litin Arşeı,ekliğinin eliride buüunan Patras şehrini elegeçirdi. Bu hsusta Venedik'in protestoda bulunmasına ehemmiyet Zira, Sultan Murad'rn muvafakatini almıştı (5 Haziran 'ermedi. |42g). Aynı sıralarda Thornas Paleologos ta, Son LAtin Prensi Ahai,a Despotunun kızınr ve mülklerinin bir kısmını ele geçirmiş bulunu_ yordu. Venedik'in rızası hilAfina, Venedik'in hAkiıiiy.ti ,itrrrdu br]:3an_ıerler hariç, bütün More arazisi Bizans'ın .ıirr. g.|-.kte idi. VIII.Ioannes, Venedik'in düşmanları ile de temaslarda idi ve bunlar arasrnda, az önce Sultan -Murad ile bir mütareke akteden Macaristan Kralr da vardı.

Sultan Miırad,ın Başanlı Taarruzları Paleolog'lar More fetihlerini tamamlarkşır Sultan Murad, Manuel ile imzaladığı muahede şartlarına sadakat göstererek İstanbul'un_işlerine karşr ildkur' davrarryor, diğer taraftan da her cihette teşebbüslerde bulunarak Anado]u'da ve Rumeli,de başhca strate.jik mevkileri emniyct altına almağa çalışıyordl. Nitekim, Anadolu, da en kuwetli rakip olan Karama., n.yıigı, dört yıl süren (14261430) muharebe ve müzakerelerden sonra, İbrahim Beyin Sultan Mu_ rad'ın vassali olmayı kabul etmesinden sonra ortadan kalkmakta idi. Tinıur'un canlandırclığı siyasi teşekküller bu suretje sona eri_ yordıı. Fakat Sultan en büyük gayretini Avrupa yakasında gös_ termiştir. 1423 den{urd, beri Edirne'de yerleşerek btıttın balkan devletIerinin_kaprslnr çalıyor ve Sultan Bayezid gibi o devletleri kendi ara_ zisine ilhak etmeyerek mağlupları kendi Prensleri idaresiıde brrakryor ve onlardan ı'ergi toplamak ve askeri yardım sağlamakla yeti_ niyordu. Sultan Murad, asıl faaliyetini Venedik'e ku.şi yöneltti. SelAnik'i elegeçirerek bir Balkan devleti hAline gelen ve \,{urad,ın Cııneyd, Düzmece Mustafa vc Karaman gibi bü"ti.in düşmanlarr Aa yardım eden Venedik, öıce SelAnık civarını kaybetti (1425_1430). bultan Murad, Karaman Beyini boyun eğmeğe mecbur ettikten sonra idare ettiği bir ordu ile (29 ıııu.t i+ıo; Selönik eleşçirildi. rlP Kiliseler camie çevrildi ve şehre Msülüman haik yerleştirildil Bu hi_ dise, Avrupa'da büyük akisler uyanmasrna sebep oldu. 110


Bundan Sonra slra Sırbistan'a geliyordu' Stefan Lazeraviç'iır veğeni ı:e ha\efi Corc Brankoaiç, Macaristan'ln hikimiyetinden ay_ rılmağa ve Sultan Murad'rn rrassalliğini kabııl etmeğe zorlandr (l42B). Sultan Murad, Balkanlarda bilhassa hanedan değişmelerinden faydalanıyordu. MeselA, Epir Despotu Carlo Tocco kendisine Yanya' yr vermiş, ölümünden sonra Epir ve Akarnania üzerinde hAkimiyet hakkını da ona tevdi etmiştir (143l). Macar Kralı Sigismund taraflndan tahta çıkarrlmış olmasına rağmen Eflak Prensi Dan da, \4u_ rad'a tabiiyetini bildiriyordu. Fakat oırı.ın ölümü üzerine oğlu Bassarab (l43l), Sigismund ve Boğdan tarafından himaye edilen Mirçe' nin iki oğlu Vlad Drakul ve Aldea ile tııht mücadelesine girişmeğe mecbur oldu. Sultan Murad, brı yeni firsattan istifade etmeği ihmal etmedi. Sigismund ile Murad arasrndaki 1433 mütarekesinin bozulmasrna sebebolan beş yıllık (1432-37) muharebeden Ve Sigismuncl' un ölümünden (9 Aralık'|437) sonra, Vlad Drakul da Sultan Murad' a vassal olmaktan ve iki oğlunu öna rehine olarak göndermekten başka çare bulamadr. Bu stıretle Sultan Murad ve Türkler için l\(acaris_ tan'ın güney eyaletleri yolu da açılnırş bulunuyordu' Böylece Sııltan Murad, bütün teşebbüslerinde muvaffak olmuştu. 12 yıl gibi kısa bir Zamar. içinde (|+25-1437), Bayezid'in imparatorluğundan daha geniş ve sağlam bir imparatorluk meydana getirmeği başarıırş, kuvvetli bir deniz dcvleti olan Venedik'i tahkil etmişti. Vassalleri ona mutlak bir itaate mecburdular ve müsamaha tanımazdı. Padişahm haremine kızını göndermekte geciken Corc Brankoviç, bu ihmalini Kruşevatz (1432 den sonra Alacahisar) kalesini Sultan Murad''a terkederek ödemişti. Eflak'ın hnkimi sıfatiyle artrk Macaristan'ı tehdit ediyor, en mühim ve ciddi hasmı olan Sigismufıd'un elinden burasrnı koparmış bulunuyordu. Elbette Murad' ın bu büyük başarıları Hristiyaıılarr telAşa düşürmüş, fakat ona karşı hiçbir ciddi reaksiyoırda bulunamamrşlardır. 7.-ira, hir Haçlı seferi tertibi için girişilen yetersiz bir kısım teşebbüsler, en büyür aldkasız' lıkla karşılanmıştrr.

İstanbul'un Muvakkat Duruınu Geçici olarak Murad'rn vassalliğiyle yetindiği Bizans devletiniu

d.urumu, bu büyük başarrlar sonunda gittikçe askıda kalıyor ve Mu-

rad namrna Bizans artik önemli bir kuwet teşkil etmiyordu. Üstelik, Bizans'ın böyle tehlikeli bir durumda bulunduğu bir sırada Venedik-

llr


liler ile Cenovalılar arasında bir harbin patladığına şahit olunur. Biİ Venedik donanması 1433 Eylülünde Ga|ata'ya hücum eder ve ancak Vlll.Ioannesi'n işe miidahalesiyle Cenovalılar büyük bir felAketten kurtarrlır. Ertesi yrl Krrım'a gitmekte olan bir Cenova do-

nanmasl, İstanbul'un surları önünde görünür ve bunlarr imparator güçlükle püskürtebilir. Paleologos ailesi arasındaki anlaşmazlıkta, başka bir zaaf sebebi teşkil etmekte idi. Vlll.Ioannes'in çocuğu olmadığından tahta rramzet görünen Manuel'in ikinci oğlu Theodoros gittikçe kendini tahtın sahibi Sayryor, roannes ise diğer kardeşi Konstantinos Dra_ gas'r tercih ediyordu. Her iki kardeş Murad'rn yardrmrna başvurduğundan roannes'in Anında müdahalesi bir iç harbin patlamasrna engel oldu (1436). Bu şartlar altrnda istanbul'u elinde tutabileceğinden ümidini kesen Ioannes, Roma Kilisesi ile birleşme teşebbüsünü tazeledi, bcıylece yeni bir Haçlr seferini başlatabileceğini umdu.

Floransa İttihadı (1437_|439) 1402 den sonra devleti yeniden kurduğu sırada Manuel, Türkleri

ürkütecek bir girişim olan (Union) fikrini tamamen unutmuştu. I.Mehmed taraflndan osmanlr birliği yeniden kurulduktan Sonra ancak, bu mesele onu meşgul etmeğe başladı. Konstanz Sinoduna bir delege gönderdi (l4l7) ve bu delegenin teklifleri Papa V. Martin tarafindan iyi karşılandı. Bu husustaki müzakereler Batı ile Ioannes zamaıında da devam etti (1423). Fakat}Manuel ile Murad arasrn_ da bir sulh imzalanması bu müzakerelere son vermişti (|+24).

Türklerin Sel,inik'i zaptından sonra VIII. Ioannes, Papa V' Martin'e yeniden teklifte bulundu ve 1430 yılında istanbul'da bir okamenik Konsil toplanmasrnı istedi. LAkin Batı'nrn karışık durumu, Rumlarla Lxtinleri ayru konsilde toplama güçlüğü, Rumlara

Ruhülkudsü kabul ettirebilme ve Papa'nrn otoritesi meselesi, bir Haçlı seferini tertibetmek gibi problemler, tarafların önünde aşılamayacak birer engel gibi görünüyordu. Bir hil çaresine varabilmek için, uzun yrllara ihtiyaç olduğu hissediliyor ve bu Za1plar. zarfında da Türklerin durumlarrnr düzelteceklerinden şüphe edilmiyordu' Bundan başka loannes, Batr'da seleflerinin buldukları kadar güvenilir bir ortam da göremiyordu. Konstanz sinodunun daha da zaiflettiği Papalık otoritesi, 1431 den beri Bazel Sinodunda münakaşa konusu oluyor, Kiliselerin idaresini eline almış bulunan Sinod, hem Bohem-

1r2


ya'daki dini harplerc ve hem clc Yunan-Litin şizmaslna son Vcrmcğe kararlı görünüyordu. İmparator, aynr zamanda Papaya ve Konsile müracaate mecbur oldtı ve onlar da kendisine birbirine zıt teklifler yaptılar. Böylece, Zamar. kaybediliyor ve taraflar aıasrnda sürekli olarak elçiler gelip gidiyorlardı. Anarşi içinde bulunan Hristiyan ölemi, Türklerle kumar oynuyor ve bir I(liseler Birliği (Union) meydana geldiği zamanı artık, İstanbul'u kurtarmak husunda geç kalınmış oluyordu. Nitekim, Konsilin toplanacağı şehrin belirlenmesi için iki yıla yakın bit zaman müzakereler sürdürülmüştür. Bundanbaşka, bu uzun boylu müzakereler esnasrnda esas konu olan din unutulmuş ve bir kenara atrlmıştı. Din hususunda bir anlaşma zemini, eskisinden daha müsait görünmekte idi. Grekler Batı teolojisini şimdi daha iyi biliyoılardı. Bu sebeble, karşılıklr an|ama imkAnları da artmrştı. Ortodoks Kilisesinin bütün üyeleri Union müzakerelerin_ de hazrr bulunacaklardı: bunlar' Doğu Patrikleri, Rus Prensleri, Rumen Hospodarları, Sırp Despotu ve Trabzon Imparatoru idi. imparatorun maiyetindeki müşavere heyeti içerisinde, Türklerih muvafakati olmadan ittihat müzakerelerinin yapılamryacağrnr ileri sürenler vardı. Markos Eugenikos ve Georgios Scholario's bun]ardandı. Gerçekten Sultan Murad, İttihat fikrine muvafakat etmemiş ve imparatorun başşehrinden ayrılmasrndan Sonra, İstanbul' a taarruza hazrrlanmış ise de, Veziri Halil (Paşa) buna engel olmuştur.

Papa ile tamamen münasebetlerini kesen Bazel Sinodu dza|arı, B ocak l43B de Ferrara'da başlayan İıtihat Konsiline beklendikleri halde gelmemişler, bunun yanında Batrlr Prenslerin de murahhas göndermedikleri ortaya çıkmış ve bu olay, Vlll.Ioannes'in büyük bir hayal krıklığına uğramasrna sebep olmuştur. Zira Ioannes, gerçekleşeceğini umduğu bir Unioıı'darr Sonra bir H ıçlı seferi tertib edi_ leceğini ümit etmekte idi. Bu toplantıya, Doğu meselelerine karşr büyük bir ilgi duyan Burgundiya Prensi lyi Filip bir elçi göndermiştir. Liiinlerlc Grekler tarafindan, tJnioıı'un gerçekleşmesini temenni eden samimi raporlar sunulmuş olmasrna rağmen, müzakerelerdc l}z|J|^L zaman bir ilerleme olmamış ve bu yüzden toplantrnrn neticesiz kalmasından korkulmağa başlanmşı.tır. Bu srralarda Ferrara'da veba çıkması üzerine, Papanrn emri ile (ocak l439'da) Konsile Floransa' da devamına karar alrnmaktadır. Sonunda, teolojik münakaşalardan hiç bir sonuç a|ınamıyacağı anlaşrlınca, IV.Eugenius ile VIII.Ioannes tarafindan verilen yeterlik 113


önergesinde, Unioır taraftar1arrnrn teşkil edecckleri komisyonlarda verecekleri karar esas alınarak anlaşmanrn imzalanması uygun görüldü. Union kararr 30 Martta delegelerc tebliğ edildi. Rrılrülkııdsün iki şalıısta brılunduğu hakkinda Bessarion tarafindan lrazrrlanan vesika 4 Haziran d.a Rtımlar, B Hazirıiırda da Papa tarafindan imza]andı.

Purgatorium ile mayasız ckmek hususunda da aırlaşma kolay oldu. Papa otori.tesinin evrensel olduğu meselesi tehlikeli münakaşalara yol açtı ise'de, neticedc bir uzlaşmaya varıldr ve Doğu Kilisesi dışında Papa evrcnsel sayıldı. .Union tamamlaıımıştı. Fakat Union metninin nilıai olarak kalenıe alrnmasr yoIuCLt lıir çalrşma gerektirecekti. Bu metırin 28 Haziranda Papa tarafindan imzalanmasl kararlaşıınldığı hAlde ancak 5 Temmı'ızda iınparator taraflndan imza edildi. Union metni 6 Temmuzda mulrteşem bir merasimle ilAn edildi. Yunanca metin Bessarion ve Litincesi Julian Çeaarini tarafln.dan okundu ve iki rahip sonunda birbirlcıini krıcakla"dı.

İstanbul İttihadı 26 Ağustosta yaprlan son biı toplaırtınıı ardrndarı, imparator ve maiyctindekiler istanbul'a döncrler (l Şubat l4+0)' Bu Union

hükümleri gcreğince Doğu Kilisesine bağlı herkes: Ermeniler, Yakubiler, Keldaniler, \,faroniler ve I{abeşler Roma Kilisesi ile birlcşıniş oluyord.u. İmparator ve Rum tcoloğlar, yiizyıllardaır beri İti Kilise arasrnda mevcut ayrılık vc yanlış anlamalara son verdikleı'ine inanmrş bulunuyordu. LAkin, İstanbul'a clöndükleriırde halkın \'e aşağl tabaka rahiplerin meseleyi lıiç te böylc kabiıllenmedik]eriııi anlamakta gecikmediler. Saray muhitincle ve yüksek tabaka ı:uhaniler araslnda da çok muhalif ı'ardı; tarihçi Splrrantzeste bunlar arasrnda buluıruyordu. imparator, ğelrirde gördüğü mukavemettcn dola1.r U'ırioır karaı'rnı hemen ilöndan çckiııdi. Markos kardeşlcr (Eugenikos r'e Ephcsos) de muhalifler safinda lııılunuvorlardı. Başlangıçta Unioıı taraftarları arasrnda lıulrınan Geargios Scholarios ta sonradan bunlarrn safına geçnıiştir. İmparatoruır tasvibi ile Litinlere k^arşı I\'Iarkos Ephesos ile Scholaricıs arasında Cereyan eden münazara tıiçlıir so-

nuç

vermedi.

Halbuki Türk hAkiırıiycti altında yaşayalr rahipler, bu yeııi idareye ıstnmışlardı ve onlarr LAtinlere tercih ediyorlardı. l436 dan kalan bazr kayıtlara görc, bir kısım rahiplerin Türkçe konuştuğu ve LL4


Ttirk giyisileri taşıdıklar: anlaşılıyor. Türk lıAkimiyeti altındaki yerlere tayin edilen rahiplerin bu tayinlerinin geçerli olabilmesi için, Türk makamlarrnın tasvibinc ihtiyaç du1rrlmuştur.

Bizans İınparatorluğunda Anarşi ve İç Harp Union münakaşaları giderek Paleologlar arasındaki aile kavgasll}a dönüştü. Union anlaşmazhklarından sonra, VIII.Ioannes'in haledinin kim olacağı problemi ortaya atılmakta idi. Bizans tahtrna Ioanncs'in iki kardeşi Konstantinos ile Theodoros namzet bulunmakla bcraber, imparator Konstantinos'u tercih ediyordu. IJnioıı'a karşı olan Demetrios ise, muhaliflere güvenmökte idi. Demektrios, Ioannes' in arztısu hilAfına Bulgarlarrn eski Asen ailesinden More Arhontu Paul'un kızı ile evlenince, halef işinde partiyi kaybetti. Batılılar bir Haçlı seferi hazırlamağa çalışırken Bizanslılar, Union problemini herşeyin üstüne çıkarryor ve Paleolog'lar da bu skandalı bir iç harp hiline getirerck Sultan Nlurad'r.r yardrmına başvurmaktan çekinmiyorlardı. Demetrios, T'tirk yardlmcr kuwetleri ile başşehir üzerine yürüyor Ve her tarafi yakıp yıkıyordu (|442 yazı). \{ücadele, yine de Sı-ıltan Murad'rn tavsiyesi üzerine kapatılmış ve Demetrios çekilmek zorunda kalmrştır. Bundan az sonra, bu defa Tehodoros'un Imparator'a karşr bir suikast hazırladığı bilinmektedir. Hülösa Faleolog'lar, Istanbul'u tehdit edcn tehlikeyi unutarak taht kavgalanru sonuna kadar blrakmamakta ısrar etmişlerdir.

Union gerçekleştikten sonra, Türklere karşr umrımi bir Haçlı

seferi tertibi düşünülmekte idi. Fakat, Avrupa'nın son derece karrşık durumu buna engel olmuştur. 1439 ile 1442 arasında böyle bir lıareket bahis konusu olamazdı ve bu sebeble de Sultan Murad Hristiyan-

lara karşı taarruzlarına devam etti: l43B de Transilvanya'ya girdi, bir köprübaşı mevkiinde bulunan Tuna üzerindeki Semendre'yi aldı (Mart_Ağustos 1439). Blinde sadece Adriyatik sahilinde bir kaç kale kalan Despot Corc Brankoviç, Raguza'yave oradan da Venedik' e sığnmağa mecbur oldu (l439_I4+0). Sultan Murad bundan sonra, az önce Macar Krallığına getirilen Lelristan hükümdaıı L6sz|6'ya karşı cla taaffuza geçti. Bu aıada iki defa muhasara etmesine rağmen Belgrad'ı alanradr (1440). Transilvanya'yı çiğneyen ve Hermanstadt (Nugy Szeben) ı yağma eden Türkler, Maros vadisinde Macaristan' a girmeğe hazrrlanıyorlardı. Fakat tam bu esnada Hunyadi'nin r15


beklenmedik bir mukavcmetiyle karşıiaştılar. Hunyadi, 1442 vc 1443 de arka arkaya iki Türk ordusunrı dağıttı. Hunyadi'nin bu başarıları Batıda büyük bir heyccan uyandırdr ve o zamana kadar çok ağır ilerleyen Haçlı sefeıi hazırlığnr canlandırdı. Papa, Italya'da Haçlı seferi lehine vaizler verdirdi, Venedik te bu hareket ile ilgilenmeğe ba$adı. Bu.sıralarda Macarrstan'a iltica etmiş buluna.n Srrp Despotu Corc Brakoviç, Hunyadi ile dostane temaslar kurdu, onunla Eflak voyvodası Vlad Drakul'u da içine alaır bir ittifak aktedcrek Sırbistan ve Bulgaristan'daır Türkleri kovmaya karar verdi. Her zaman, iyi planlar kurmakta mahir olan Brarı.koviç'in hayalleri bu defa da gerçekleşemedi. Rahip Julian Çe4rini, İmparator III.Frederik'i bu harekeıin başna geçmeğe ikna edemedi. Venedik ise, Haçlı seferine katkıda bulunmak üzere vereceği gcmilerin, Mı,,ırdaki menfaatleriııin korunmasına kullanılmaları şartrnı ileri sürüyor ve Bizarıs imparatorunun bir kaç kadırga rica eden talebine Cevap dahi verme_ yordu. Batılı Prenslerden ya|ıız Burgundiya Dukası ivi Filip ile Na_ poli Kralı Alfons, bu Haçlı seferi i]e ciddi olarak ilgilenmekte idiler. .Fakat' Burgundiya Dukasının doğuya yolladığı kadırgalardan Bizans hiç faydalanamadr, Venedik ise Macaristaıı'ı bir Haçlı seferi tertibinde yardrmsız ve tek başına bıraktı.

Bu kez şartlar, Batılılar namına çok müsait olarak

gelişmekte

idi. Hunyadi'nin başalarrnı haber alan Kaı'aman Beyi, Murad'a

karşı isyan etmiş ve onu 1443 yazında Anadolu'da bir se fere mecbur etmişti. İlerlemiş bir mevsimde hazırlığınl tamamlıyan Hunyadi, lıedef i Edirne ve İstanbul'u alııak olan meşhut ,o[J1uıı Se/'er''ine çıktı. Anadolu'dan Rumeli'ye geçeır Sultan Murad, ağır hava şartlarr altında ordusunun birçok yerde hczimete uğradığına şahit oldu. Hunyadi ve müttefikleri, Morava vadisinden başlıyarak sürdürdükleri başarılarla Sofya'yı geçerek Tra2an geçidine kadar ilerledeler: fakat Türk ordusuırun bu (Izladi) geçidi kapaması ve çok şiddetli krşın bas_ kısı altrnda burada perişan bir hölde geri çekilııeğe mecbur oldular. 1444 başında Macaristan'a dönebilen Hunyadi, Sırbistan'ı Türklerden geri a|mayı başarmış ve Sultan Murad'rn prestijini ehemmıyetli ölçüdt zedelemişti. Hristiyanların arka arkaya Türklere karşı kazandığ bu zaferler, sonunda bir Haçlı seferi fikrini gerçekleştirmeye yaradı' Macaristan'da Ve Balkanlardaki müstemlekelerini tekrar kazanmayı ümideden Venedik, yeni bir sefer için birçok hazırlığa haşladı. Se]önik rre Gelibo]u .üzeriııde. emeller besleyeıı Venedik, yapılacak sefere bir donanma ile katılmayı üzerine aldı. Bu maksad_ la Buda'ya bir elçi gönderdi. Iyi Filipte göndereceği dört kadırganııı 116


kumandanı !\ravrin'i elçi olarak yolladı. Napoli Kralı küçük bir filo vaaclediyor, Corc Brankoviç ve Vlad Drakul ile ittifakı sağlama bağlayan Macar I(ralı ise, müteakip.vazda harbe devam edeceğine dair ycmin ediyordu.

Fakat, her zamanki gibi hazır]ık ve müzakerelerden bir Sonuç alııramadıktan başka, müttefikler arasında da hiçbir anlaşma gerçekleşemedi. Nitckiın, henüz Macar ordusu hazrrlanamadan Vene_ dik donanmasr Modon'da bulunuyo'' (|444), Kardinal Çezarini ise Papalık donanması ile ilgileniyordu. Diğer taraftan, sefer hazırlık_ ları sürerken Sırp Despotu Corc Brankoviç, Sultan Murad ile müzakerelere girişiyor Ve onun tarafindan tatmin edildiği için de Padişalı ile Macar Kralı arasında bir anlaşnla zemini yaratmaya gayret ediyordu. İşin dikkate değer tarafı da, Brankoviç bu işleri çevirirkeo müttefiki bulunan Macar Kralııra danrşmaya lüzum görmüyordu. Bu cümleden olarak Buda'ya bir osmanlı elçisi gönderdi. Bu temas_ lar sonunda Sultan Murad ile Ul6szlö arasında sulh akti için karşılıklı yeminlerle ahjtleıde bulunulmuştur. LAkin, başta Papa elçisi ol_ mak üzcre, Batılıların teşvikleri üzerinc I\{acar Kralı yeminini boz_ muş Ve Varna muhaıebesine karar vermiştir. Arada, osmanJıların srkış'1 bir drırrımda bulrınnıalarından faydalanan Karamaıı oğlu İbrahim Bey yeniden isyan etmiş ve Sultan Murad, Sırp Despotu Brankoviç i|e 1444 baharında bir muahede aktettikten sonı'a, Ana_ dolu'ya geçmeğe mecbrır olmuş ve sıkıştırılan İbrahim Bey, Sultan Murad'ın bir akıabasına sığınarak merhamet diIemiş ve Murad tarafından bir daha affedilerek aralarrnda bir sulh aktedilmiştir (Haz. |444). Bu hAdiselerden sonra Sultan Murad, oğlu Il.Mehmed lehine tahtından feragat tıderek Manisa'ya çekilmiştir (Ağustos I4++).

Varna Meydan Muharebesi (laa4) Sultan Muracl'ın tahtından çekilmesini ve yerine tecrübesiz, I3 yaşında bir çocuğu brrakmasını firsat bilen Macarlar, Türklerle var_ dıkları yeminli andlaşmayı bozarak osmanlı arazisine taaffuza ge' çerler. 2 Temmuz 1444 de ilerliyen Macar ordusu lB-22 Eylülde Tuna'yı geçer. Varna'ya yönelik olarak ilerliyen Haçlrlar, orada ken_ dilerini beklemesi gereken Venedik dqnanmasına binecekler Ve Son_ ra istanbul üzerine yürüyeccklerdi. t6 Ekimde Eflak Beyi Vlad Drukul'un kuwetleriyle sayıları artan Macarlar, Kasrm ayııida Varna' ya erişirlei. 9 Kasımda Varna ovasrnda bulunan Hristiyan ordusu, 1r7


aynı günün akşamı Türk ordusunun kendisini takibettiğini gördü ıe Türk ordusunun bu kadar yakın olmasrndan korkuya lapjdl. Ziıa, o zama.,a kadar Türk ordusunun nerecle olduğunu bilen yoktu. Bizans İmparatoru ve Papalık elçisi, Sultan Murad'ın Aıadoiu,da Karamanlrlarla harbetmekte ' olduğunu bilciirmişlır<ii. Bu hAdisc, Hristiyan ordusunda daha o zama,- biı moral toz.ıkluğu yarattı' Üstelik, Türk ordusunun Saylsı en insaflı talrminlere göre Macar ordusu mevcudunun iki misli kadardı. Batı kaynaklarının verdiği 100 biı sayısı çok mübalağalı sayılsa dahi, Türk orclusunuır saylsl 60-70 bin arasında idi. Sultan Mrırad'ın yalnız boğazlarda.n geçirdiği kuvvetlerin 40 bin kadar olduğu tahmin edilm&tedir. Macarlarla Varna'da buluşması icabecl.eır Hristiyan donanmasr gecikmişti, hatta bu donannıanın nercde olduğunu bilen de yoktu. Bundan başka, bu c]onanmanın Türk ordusunu geriden vurarak bir işe yarıyacağı da şüpheli idi. Macarların geri ile]irtibatı da Türkler tarafindan kesilmişti. Bu şartlar altında, Hristiyan ordusu için-Türklerle Varna ovasında bir muharebeye girmekten başka çare kalmamIşİı Ve onlar da bu,ıu yaptılar. Varna yakrnlarında Macarlarla Türkler arasıııda çok şiddetli bir muharebe cereyan etmiştir. Macarlar, Türk ordusunun sağ ve sol kanatlarlnı hırpalamlşlar ve bu yüzden uzun bir zaman zaferin hangi tarafta olacağııır kestirmek mümkiin olamamış ve bu safhada Türk ordusundan fiiarlar başlamış, oıdunun gerisinde ise panik baş göstermiştir. Ağır zırhlarla müce-hhez \,{a_ car suvarisinin Türk sipahilerine büyük kayıplar verclirdiği bir gei.çektir. LAkin, henüz muharebeye katılmamrş brır.ru., yeniçerilirin son anda durumu dğştirmeği başardıkları muhakkaktir. Muharebenin bu bölümünde zaferi elde ettiklerini sanan Macar ve Leh ileri gelenlerinin teşviki ile Türk ordusu saflarr üzerine sald,ran genç Macar Kralr, kısa bir zaınanda çevıilerek öldürülmüş ve bu a*ııdan itibaren muharebenin kaybcdilmesinden sonra Mac arlat intizamsızca harp meydanını terkederek kaçmışlardır. Karclinal Çezarini de ölüler arasındadrr. Hristiyanların Varna'da uğradıklarr ezici yenilği, düşüncesiz bir manevranın, disiplin noksanınrn ve kumanda mevkiinin kral ile Huanyadi arasında bölünmüş o]masının bir neticesi idi. As]ında ivi planlanmış olan Haçlı seferinin mağlubiyetinin en büyük mes,ulii, vaktinde gclmesi gerektiği yere gelmiyen Venedik clonanması kumandanr Loredano'dut. Zfua bu amiral, hem Muracl'ın ordusunun Rumeli'ne geçmesine engel olamamlş, lrem de vaktinde Varna'ya r18


giderek Haclıları İstanbul'a götürmeği başaramamıştır. KaçrrıIan fırsat bir daha ele gcçmiyecekti ve İstanbul'u kurtarmak için girişilen milletlerarasr son gayretler de bu suretle boşa gitıniş oltıyordu. Varna yenilgisi lıaberi Batıya olclukça gcç erişti. Eğriboz adasında bulunan Loredano, Vencdik'e lıaberi 2l N{art 1445 de verdiği Zaman ola' dan, Padişahı sulha zor|ama hususunda talimat alıyordu. Papa ise, Haçlı donanmaslna muharebeye devam etmesi emrini veriyor ve hayatta olduklaıını zannettiği Macar Kralı ile Çezarini' nin ıiranmasını istiyordu. İstanbul'da yenideıı düzenlcnen Papalık ve Burgundiya donanmaları, Karadeniz'e açıldr ve Tuna munsabrna kadar ilerliyerek bir kısrnı Türk mevzilerine taarruzlarda bulundu. Bu siralarda A4acaristan Kral naibi seçilen Hunyadi ile hir Papalık murahhası arasrnda başlıyan müzakereler, kışın vaklaşmasr üzerine kesilıniş, doıanma önce İstanbul'a Ve oradan da Venedik'e dönmüş ve Venedik Sultan Murad ile 25 Şııbat 1445 de bir muahede imzaLayarak Haçlı seferine son vermiştir.

Buntınla beraber., Türklere mukavemet taraftar|arı yine de vaz geçnıediler. İmparatorun elçileri bütüır Hristiyan ülkelerini dolaşarak Türklere karşr yardım arlyor, Hunyadi ise, Varna muharebesinde kendisine hiyanet eden Eflak Prensi Vlad Drakul'daır intikam almak için fırsat kolluyordu. More'yi ellerinde bulundrıran İmpaIatorun kaı'deşleri Konstantiııos Dragas ile Thomas Paleologos, N{ore yarımadaslnr Bizans'rn bir mukavemet yuvası hAline getirmeğe çalışıyorlar (|444_|446), More'dc kaleleri tahkim ediyor, Türklere tAbi bulunan Atina Dükü Nerio.Acciaiuoli'yi kendilerine vergi vermcğe zorlrıyor ve Pindus'a kadar bütün Yunanistan yarrmadasrnı ellerine geçirmeğe çalışıyorlardı. Bu çabalar, eSki Yunanistan hudutları içerisinde ycni, bir Bizans taslağını geliştirme emellerinin belir_ tileri idi. Fakat, Varna bozgunundan sollra bu ümitlcrin boşa çıktığı anlaşılmıştı. Rumlarrn More'de giriştikleri bu faaliyet, Venedik ile olan münasebetlerinin de gerginleşmesine sebep olmuştu.

ozelliklc, Varna mrıharebesinden sonra doğudaki donanmaını geri çekerek Sultan Murad ile bir andlaşma imzalıyaı Venedik, Moıe Despotunu Sultan Murad karşlsında ya|nız bırakıyordu. Ni_ tekim Sultan \4urad 1446 yılında More yarımadasına karşı sefere

çıktığı zaman Despot Konstantinos, müttefiklerden ve dış yardımdarı mahruın ve Türk Padişahının intikam hisleıinc maTüZ bulunuyordu. Bu muharcbe hakkında etraflr malumat i,"."n er. kıymetli kaynak Hal119


kondil'in eseri Historiae'dir. 1446 Kasımr sonunda Kerme surlarr önünde görünen Sultan Murad, kısa süren top ateşi sonunda l0 Aralıkta surları tahrip ederek aşmış Ve Türk ordusu bütün yarrmadaya yayı|arak heı tarafı yağma etmiştir. Bu sefer esnasrnda pek çok esir alrndı ve Atina Dükü de tekrar yerine getirildi. Despotlar, More' de tutunabilmek için Türklere oldukça ağır bir vergi ödemek zorun_ da kalmışlardrr. Sultan Murad, Hunyadi ve Arnavut Beyi İskender gibi iki telılikeli rakibine karşl mücadele etmek zoıunda kaldığı için, Rum Despotlarrnı bu şartlar altında yerlerinde bırakmayı yeğ görmüştür.

Varna'da uğradlğı yenilgiyi unutamayan Hunyadi, nıemleke_ tine döndükten ve hele Kral naibi seçildikten soıra, düşmanından

bu yenilginin intikamıru almak maksadıyla bütün gayretini bu hedefe yöneltmiş r,e devletin bütiin imkiıılarıırı bu arzusuna erişebilecek tarzda kullanmaya başlamıştı. LAkin, Varna yenilgisi Macaristan'ın başına aşılmasr çok güç iç ve dış problemler çıkarmlştr. Bu tehlikeli drrrumda, \{acar partileri arasrırdaki kavgaları lıir dereceye kadar dizginlemek, büyük iktidara kavuşmuş mtılk sahibi oligarhların ik_ tidarrnr kırmak, devlet giicünü iç ve dış baskılara karşı koyabilecek derecede kuwetlendirmek ve nihayet, devletin bütün gücünü toparlayarak Tüıklere karşr koymak gerekiyordu. 5 Haziran |446 da Kral naibi seçilen Hunyadi, Varna zaferirıden sonra Bizans ve Balkan kavimleri arasında, yenilmez bir kuwet olduğu kanaatini uyandıran Sultan Murad'a karşı çıkmak gibi çok ağır bir yükü üzerine aldığlnın farkında idi. Macaristan'ın o zamanki idarecileri arasrnda bu son derece güç ve yerine getirilmesi imkAnsız gibi görünen işi gerçekleştirebilecek tek adam, Hunyadi idi. Flunyadi'nin müttefikler bulmak için dış ülkelerle yaptığı diplomatik temaslar fazla bir netice r'ermedi. Eflak Beyinin sekiz bin kişilik yardrmcr kuwetleri ile beraber 40 bin kadar tahmin edilen bir ordu toplıyabilmişti. Bu ordu, Hussit tarzrn_ da mulrarebeye muktedir, çoğu Alman ve'Çek gibi yabancılardan oluşan ücretlilerden ibaretti. İyi teçhiz edilmiş olan bu ordu, ateşli silAhlar bakrmındaır Türk ordusuna üstün olduktan başka, ağır zırhlı kıtalarr da ordunun €saslnl teşkil ediyordu. Hunyadi, kendi kuvvetleri dışında Arnavut Beyi İskender'in ittifakına güveniyordu. Kur_ duğu hayallere göre onunla birleşerek, öııce SelAnik'i ele geçirecekler ve oradan da İstanbul üzerine yürüyeceklerdi. Bu iki müttefik, yalnız Aragonya Kralı Alfonsnun himayesinden faydalanıyordu. Hunyadi, Papalıktan bu hususta hiç bir yardım görmedi ve Papalıt20


için miisait ğın o sırada geçirdiği buhraıılr yıllar böyle bir yardrm kendi iktidarının takJlmadıktan başka, Papalığın Türk meselesini viyesi olarak kullanctığiau n., gün biraz daha açığa çıkryordu. italya' aa i'e iç ihtilaflar bu sırada hAd bir safhaya erişmişti. Üste]ik Venedik ile Arnavudluk münasebetleri de gerginliğini koruyordu. Avusturya Kralı lll.Frederik ise, her zamanki gibi Hundayi'yi kösteklemeye ve emellerine engel olmıya çalıştl. Hunyadi ve iskender ittifakı, Sultan Murad için çok ciddi neticeler cloğurabilircli. Bu sebeble, muhasara altında bulundurduğu İskender Beyin başşehri yanrnda az sayıda kuwet bırakarak bır habc_ ri alır a|maz Saofya'ya kadar geri çeki|di. Bu sıralarda Sırp Despotu Brankoviç ile Hunyadi'nin mtinasebetleri çok gergin bir hAl alırıştı. Bu yüzden Hunyadi'nin Sırp Despotunu kazanması mümkün olamadi. Aksine, bu esnada Sultan Mrırad ilE iyi geçinmek isteyen Brankoviç, Hunyadi'nin harp hazırlıklarını günügüniine takip etmiş vc bunları Pajişaha yetıştirmiştir. Eylül sonunda Macaristan'dan hareket eden Hunyadi, Eflak kuvvetleriyle Sırp topraklarrncla buhıştu. Maksadrnr ve yürüyüş istikametini mümkün olduğu kadar Ttirkler_ den saklamağa çalışan Hunyadi, Kosova istikametinde ilerledi. Gayesi İskender Bey ile birleşmekti. Kosova'dan Selönik'e kadar uzanal1 eski harp yolunu takip ederek bu mühim liman şchrini ellerine geçigerçekleşereceklerdi. Hunyadi'nin bütün başarılarr ve hayallerinin _bulunuyordu. bağlı buluşmasrna bilmesi, İskender Bey ile burada Halbuki, Corc Brankoviç, Hunyadi'nin planlarını Suitan Murad'a vaktinde haber verdiğinden bu projesi gerçekleşemiyecekti' Sultan Murad, yaz başında muhasara altrnda tuttuğu İskender Beyin baş şehri Kruya'yı, Hunyadi'nin harp hazırlıkları haberini alın_ ca Temmuz sonunda bırakmış, buradan sürat]e Sofua'va çekilerek orad.a ord'usunu yeniden büyük bir ihtimamla gözden geçirmiştir. Sultan Murad,ın bu sıralarda ordusunu tanzim ve teçhiz ederkeıı gösterdiği bııytık titizlik ve itina, onun Hun1'adi ile girişeceği bir mutrrhur"ü"ye çok değer verdiğini göstermesi bakımrndan dikkate deaçık bir meydan muhağer. o zamana kadar Osmanlılar taraflndan iebesinde top Ve tüfek kullanılmadığı hilde, bu defa bu mrıharebede bu si]öhları kullanmağa mecbur olmalarr da bıınun açık bir deliIidir.

T2T

-


II. KoSoVl\ MUHAREBESİ

(++B)

. Sultaıı Murad tarafından kencli l:aşşehri içincle mahsur tutulan İskeıder Rey, kaleyi beklemekte olan i'ıırk ç;'"u.rl"i ı.rriruyu -.,vaffak o^lduğu vaman2Hunyadı arirk rrıuharebeyi kaybetmiş buluıuyordu. Sultaır N{urad, Hunyadi'nin planlarrnı'sezdiği için-onun İs_ kender- Bey ile birleşırresiııe mahal vermeden N{Jcariarı I(osova ovasrnda sıkrştırdı. Üç giin (17*20 Ekinı) süı'en kanlı bir muharebcdc Huoyadi, iyi teçhiz cdilmiş vc takıik ka.biliyeti üsttin bir orcluya sahip olmasına_ rağ-men, Türk ordusunun üstün kuweti karşısınoa hezimcte uğradı. Macarlarrn idare ettiği bu son Haclı seİ'eri, istanbul'u kurtaramamrşsa da, hiç olııazsa Türklerin iierlemesine biı kaç yıl ara vermişti. Çünkü artrk,'Türk ilerleııesiııi cluıdurabilec:k kuwetler yavaş yavaş saf dışı edilmekte idi. Mıcarla.nn uzun bir Zaman Türklere karşı yeni bir srfcre çıkmalarr düşünülemezdi. L?ıkin' İskender Bey, ıılr sııre Ttırkl;r namlna bir çıban başı ol-aana makta devam edecekti. Asıl adı Georg Kastriota olaıı

İskender Be1, tanrnnrrş Arrıavut bcylerinden Yrrvan Kastriota'nın oğlu idi. Bu beyin adlna izafe :dilerek Tuuaıı ili denilen arazi Osmanlılar tarafından işgal ediliırce Ytıvan, oğluıru Edirne Sarayına göndermek zorunda kalnrış, buııa karşılık ülkesinin başında brrakılmıştı'. osman]r sarayrnda teıbiye gören, İslömiyeti kabu] edcn vc iskenclır adı alan G.org, babasınrn 1437 de ölümü üzcrinc Akçahisar (Kruya) Subaşılığına tayin edilnriş ı'e kendisine bir osmanlı tcbaası muamelcsi yapılmışür. LAkin, 1443 de osııanlı devletinde hasrl olan karışıklıklardan faydalanarak ülkesine çekilmiş, bir timarlı olarak yapmast gerek:nlcri }.apmamış ve bunun üzerine Padişah tarafındaı Asi ilAnıdilmişti. İskender Beyin Varna muharabesine katılmadığı da bilinmektedir. Arnavut kabileleri tarafrndan başkumandan ilAn edilerck kuwctli bir ordu meydana getiren İskcnder Bey, kendisi üzerine gönderilen bir os_ manlr ordusunu dağıtır vc bu başarılarrndan dolayı Papa IV. Eugenius ve ]ıir kısım Hristiyan lrükümdarlar tarafınclan tebrik eclilir. Bunlar arasrnda lVfacar Kralı ile Burgundiya Preırsi İyi Filip te vardır. Varna muharebesinden sonra İskender üzerinc gc;ndeiilen os_ manlı ]ruı,ı.etlcri de bir nelice elde edemiyor ve ağır kayıpları uğru)'orlar. İskcncler Beyin eski hAmisi veneait ile lrasrrrrn açıldğını 122


öğrenen Sultan l\4urad, şahsen idare ettiği bir ordunun baş_nda Arnavutlrık üzerine bir seler yapmak zorırnda kalmıştır.

Hastalıklı bir adam olan Bizalıs iınparaıortı VIII. Ioanılcs. Hristiyanların_ II. Kosoı,a mağ1ubiyeti haberiırdell sonra çok yaşamadı. İkinci dela Sultan Mı'ırad önüncle yenilgi.ve uğı'aııa-ına rağmen Hunyadi, Türkler karşrsında aşrlmaz biı'spier hizmetini görmekte devam etti. Buna karşılıÇ Macaristan'ın durumrı çok ağırdl ve Hunyadi'ııin ülkesindeki prestiji de çok ' sarsılmrştr. Bu hödisedeıı Sonra, Balkan milletlerinin Türklere karşı lıirleşmeleri imkAnı da lremen lremen kalmamıştı. I(osr-ıva ııruharebesincle ağır kayıplara uğranraslna rağmen Sultan Murad, krsa zalnanda kuırvetlerini toparladı ve bundan sonra dikkatini Arnavutluk üzerine çerrirdi. Fakat İskender Bey, Raguza'dan başka bir ınüttefiki brıltınmamasına ve Venedik ile münasebetlerinin iyi olmamasrna rağmeır, Sultaır Murad'rn 1450 yazında I(ruya üzerine yaptığı sefer de akamete uğradı. Beş ay süren (Temmuz-Kasım) I(ruya nruhasarasr, Sultan Murad'ın bııytık kayıplar vcrerck çekilmesi ile neticeleırdi. İskender Beyin bu zaferinin Batıdaki akisleri çok }ıüyük oldu Ve o zamana kadar Hristiyan Aılemine karşı clurdutu|amaz bir kuvvet olarak ilerlemekte olan Türklcr önünde iskender Bey, ideta Hristiyan dünyasının bir müdafii kesilmişti. Napoli Kra]ı Alions, kendisine hemen yardrm e|i uzattı ve Venedik'e karşr onunla ittifak aktetti. Daima istanbul'rr ele geçirmeği tasarlıyan Alfons, kendisini Arnavudluk Krilı ilAn ediyordu.

Fetih Srıltan Mehmed ve Bizans'ın Çöküşü (1448_1453) VIII' Ioannes'iıı ölümü ue halefinin seçilmesi: VIII. Ioannes, 23

yıl 3 ay hükümdarlıktan sonra 3l Ekim l44B de 65 yaşında öldü. Bu uzun hükümdarlığı esnasında Bizans'r kurtarmak için cesaretle

mücadele etmiş, fakat hAdiseler onı_ın iktidarını çoktan aşmış bulunduğundan bütün planları boşa çıkmıştrr. Bu yüzden devleti, halefine acıklı bir durumda terk etmeğe mecbur olmuştur. Daha hayatta iken kardeşleri arasrnda başlayan taht etraflndaki çekişmeler, onun olımtı üzerine yeniden canlarur. Ioannes, kendisine halef olarak |404 doğumlu kardeşi Konstantinos'u tayin etmişti. Fakat, I(iliseler Birliğine karşr olan halkın büyük bir kısmr Demetrios'u desteklenıekte idi. Konstantinos'un uzakta bulunmasrndan faydalanan Demetrios, devlet idaresini ele geçirdi ve şehirde Savunma tedbirleri aidı. Likin, (Manuel'in dulu olan) annesinin bir iç harpterr korkmasr r,e arhontlarrn muhalefeti üzerine vazgeçti. 123


Bizans İmparatorunun seçilebilmesi için Sultan Mrırad'ın mu] vafakatinin a]ınmasr gerekiyordu. Bu maksadla tarihçi Sphrantzes, mrırahhas olarak gönderildi. 6 ocak 1449 da Mistra'da taç giyen Konstantinos, 12 Martta istanbcıl'a geldi ve ilk iş olarak ta hecliyelerle Sultan Mrad'a elçi göıderdi ve Paleolos'laıla Stıltan Mu,ad arasrnda veni bir muahede aktedildi. Bu arada More'de bulunan Thomas ı,e Demetrios tekrar mücadeleye başladı. Thomas, Türklerin de yar_ d_ımıyla Demetrios'un elinde bulunan şeJıirleri işgaletti. Bunun üzeiine Konstantinos, hakemlik vazifesini üstlenerek iki kardeşi arasrndaki mücadeleyi yatıştırmayı ba'şardr. LAkin aZ sonra miicadele yeoiden aleılendi ve bu kavga, \,{urad'rn kumanclanı Turahan Bevin işe müdahalesi ve Demetrios'rrn tarafinr tutmasr ile gelişti. Biz'ans'ın talii ile alikadar görünmeyen bu iki Despot, Venedik'in arazisine karşr da taarruzlarda bulunarak onu kendilerine karşı tahrikten çekinmiyorlardı. Esasen Kosn.tantinos ile Venedik'in arast da iyi değildi. İstanbulun durumu.' Konstantinos tahta çıktığında Bizans,ın durumu acıklr idi' Haçlı seferi teşebbüsü akamete uğı'amış bulunuuyor, bu sıralarda İskender Beyin sürdürdüğü mücadele ise sadece faciarv geciktirmeğe yarryordu. Sultan Murad, Arnavutluk dışında büttın Balkanlara hxkimdi. More ve İstanbul da srkı bir itaat çenberi içine ahnmış bulıınuyordu. Paleolog'larrn taht kavgasr ve din mücadeleleri ona hizmet ediyordu. Padişah, meyveyi olgunlaştırmağa terk etmişti. Halbuki Bizans halkının büyük bir kısmı endişe içinde idi r'e bıı hıısus Georgios Scholarios'uır Demetrios'a yazdrğı mektupta açıkçaifadesini huluvordı-ı. Batı Kilisesi ile birleşmeğe karşı olanlar arasında Megadük Lrıkas Notaras ta brılunuyordu ve Bizans tarihçisi Dukas'ln naklettiğine göre Bizans'ın bu en ön saftaki devlet adamı bu husustaki fikirlerini,,Şehirde Kardinal'in Serpuşunu

görmektense Sultan'rn sarığrnı görmeği tercih e derim" sözleriyle ifade ediyordu.

(Jnion Kararınııı Merasimle

İtilnı.' İstanbuı'da hiç bir zaman eksik olrnayan dini ka1,naşma, İmparator iktidarının zaiflemesi sebeblerinden biri idi. Kardeşi Markos Ephesos'un ölümünden Sonra, onltn izinde ilerliyen Ioannes Eugenikos ve Georgios Scholaıios (Gennadi_ os) un mukavemeti ile karşılaşan İmparator Konstantions, muhaliflerinin doğtılu üç Patriğin de'katılması ile bir konsil topladlklarına şahit oldu. İmparator bu din adamlarrnrn sebep oldukları tahrikleri engellemeğe muktedir değildi. Buna rağmen Union kararrrun ilAnı ile bu ilrtilaflaıa bir son vermek gerekiyordu. Konstantinos, l45l de Nisan ayında IV. Eugienus'un yerine Papa seçilen V. Nikola'ya elçi gönderdi ı,e ondan IJnion'un ilAn edilmesi maksadıyla kuwetler ve 124


yardım ede_ bir elçi heyeti istedi. Papa, .İmparatora verdiği cncevapta ilim adaını meşhur devrii sırada ceği vaadinde bulundu. İ-ailı" bu bir piopaganda faali_ 3Z-niı"inii't;";;fi; ü;i;; uı.yı.'i"a. büyük içi| ]rı*l":i''*j'-u'o;i,,e'iılii-lş,i. u"io";u- "'g'ı bı*u'ı tavsiye ediyordu. Pabaşka çareler kurtarııial*u",İ"ı i'erdi ve şehri kendi imkin_ ortodokslaiın ihii;;ç a"yulmadan ;ffi,;"rr.;;;; ile lıalk vaizleri ateşIi \'e ,ıi.ıi'}'or larrvle sehri kurtar",riıJ*i.ı.Jii ii.ii tizeiinde de tesirli oluYordu' lrissi mukavemet' Sadecc Lötin aleyhtarhğından beslenen bu teslim olmaktan başka Batr'nrn yard.ımı oı-olrg, taiaırde-gizans'ın 22 Kasrmda Türkler' şehrin çevresini çaresi olmadığını *r.r,"1io'a"' hAd bir safhaya kuşattıkları bir sırada, içeride bu U.ni3n kavgalarr uT_'lT1 Konsili erişmiş buluıruyord".'n"yı' çalkantıIı bii ::'**' r'e imparatorun da haIıükümleri, Papa eıçiri,in'v" iut'iğin katıldığı yap-ı|aı bir topzır bulunduğıı 12 )ratık l4s2 taihinde A2asof1a'da lantıd.a,300kadarrahibinclualarıu,,,,,duilönedildi.BuhAdise muhaliflerinhiddetinibüsbütünartırdı.Dışarıdakişiddet.harcketboşaltıldı'.'Bilerinin yarattığl ı.orı.., sebebiyle Ayasofya çok. ç*Y} zans,lntaliiartıkbellioımuşt,.v,,,umuharebesiHaçlıseferifikri likrinin sona nin iflasına ,uru*rş,,, Ayasofya toplantısı da Union ..*.ri manjsı.,ı ifade ediyordu' FatihSultanMehnwd..Rrımlarböylebirbirleriylemücadeleeder. başlamıştı' lerken Istanbul üzerinde fırtına bulutları dolaşmağa SultanMurad,ınzş"uot1451deEdirnecivarındave|atetmesiize. oldu' Henüz 21 rine, onun yerine o'gı; s"ı'uo Mehmed Padişah iclaıesinde tecrübe sa_ yaşında brlunmasıııi rağmen devlet ve orda eden en mühim hibi olan bu genç hııktildarı gece gündüz meşgul bu emeline o'1ıl: mesele, istanbul'un zapü idi' r'aı'at günün şartlarr hernen erişmesirre

tır mtadet

engel olacaku' Vassalleri ile muahede-

leriyenilediktenveHunyadiıe.ıiç;ıllıkbirmütarekcaktettikten Bey üzerine yürüdü' sonra, Anadolu'da Ko'#o" oğlu İbrahim

kaldıran- ibrahim B-y, Suhaıı Muracl,ın olıimtınden faydialaoaraı baş kafa tutmığa kac.rr.riyurırıurrr, ıruiiaıeri ile de birıeşerek Padişaha üzerine ele rar vermişti. ruı.ri'g."ç ve enerjik Padişalr'ın yaklaşması aırian dilemeğe mecbur oldu' Bu lrödigeçirdiği şehirleri ioj" "a''"L taıraı.ı.uı. ettirmeğe koyul_ sedeır sonra Sultan N{ehmed, asıl gayesini tedip ederı:k du, Karaman dontışti' ıtuorrirı;ı.ı"li görülen yeniçeıileri kadrolarrnr genişletti.

.İstanbul,unAblukase..SultanMehmed,önceIstanb'ul,rıtercrit

imkanlarını kapamağa karar verdi. Bu maksatla siyasi bir taarruza girişti' Bizans'a yardım edebilecek

etmeğe ve ona

h;;;Şi; ;;J;;

125


i"ıütün devletlerle ittifak aktetti. 10 Eylül 14.5l de Veneclik ile bir muahccle imzaladı, ardıırdanJinos Hunyadi ile aktedilen dalra mühim

bir mualrede uyar,ıCa, Padişah Tuna nehri üzerinde ycni hiç bir talıkimatta bulunmamayı ve Eflak Prensi Valdislavln Macaristan ile olan miinasebetlerine cngel olmamağı kabul etti. Muhasaraya başlamadan kısa bir süre öncc, iıirisi More üzerine, diğeri de Arna'"'utiuk üzerine olm-ak i.izerc aynr zamanda iki büyiik şaşırtnra seferi

açtı; Arnavutlrık üzerine giı'işilen sefer başarısrzlıkla sonuçlandı ise de, Padişah bu bölge kuvvetlerinin İstanbul'a yardrm etmelerine engel olmuştur. Yine, muhasaraya başlaniadan önce Boğazın en dar yerinde, iki ya}<a arasının 550 ııretre olciuğu Anadolu hisarrnın karşı_ sına Rumeli hisarrnı inşa ettirdi, bu inşa işi 1452 h4art _ AğuStoS ay_ larr arasrnda tamam|andı. Hisarın içine, Boğazdan muvasalayl kapamaya yarayacak toplar yerleştirdi. 28 Ağustosta şehrin önünde görünerek suriarrn her tarafinr gözden geçirdi. inrparatora harp ilA_ netti ve bu hareketlerden sonra Venedik, Fatilr ite siyasi münasebetlerini kesti. Venedik, Istanbı"ıl'a ,bir yardımcr kuvvet göndermeği düşüııdü ise de, vakit artık geçti. İstanbul'un Mııhasarası; Bütün Batıh müttcfikleri tarafinclan kendi lrAliıe brrakrlan istanbul, bu suretle l5,y.y. Aı,rupa'srnın eıı kuv_ vetli askeri teşkilAtı ile karşı karşıya bululruyordu. Türkler, mahstır_ lara nisbetle asker mevcudu, ulaştrrma, disiplin, teçhizat ve taktik bakımından çok üstündüler. Askerlik metodları, çağdaş askeri metod_ lardan faı'ksızdl. \{ahsurlar, aralarrndaki dini ayrılıklara, maddi imkö.n, asker -nreırcudu ve teçhizattaki noksanlarrna rağmen, kuv_ vetli surlarrn arkasında savunabilmek gibi bir üstünlüğe sahiptiler. Vadelerinin gelmiş bulunduğunu sezmelerine karşrn, şerefli bir ölümii seçtiklcri anlaşılıyordu.

İmparator, son ina kadar Batrdan gelecek bir yardımdaır ünridini kesmemişti. Mtıhasara başladıktan soır;ı Batı ülkelerini dolaşan elçileri, Floransa l(ralından ve inıparator III. Frederik'ten güzcl vaadlerden başka bir şey sağlıyamadılar. Alman İmparatoru III. Frederilı, Fatih'in Boğazı kesmesine karşr protestoda bulunrnakla yetindi. Floransa Kralr, az ç].a olsa şehrin iaşesini destekleııeyi cle_ nedi. JAnos Hunyadi, muhasaranln devanrr hAlinde bir Haçlı seferi tertip edeceğini, şehri }:ıışatmakta bulunan Fatih'e tehdit yollu bil_ clirmeği ihmal etmedi. Karadenizden gelerek istanbul'a girmekte olan gemileri batırrlaır Veııedik, istanbul'un yarclımına bir donanma yollamayı düşündiiğ'ü hAlde, İstanbul'un zaptedilmesinden tıirkaç 726


gün öırcesine kadar müzakereler lıila deı,am ediyordu. Papa V. Nikola da böyle bir niyet sahibi olduğu lralde bunu bir ttirltı gerçekleştilememiştir. Krsacasr, Ratılı devletler lürklerin I}oğ'ızlar iizerinde yerleşmelerine engel olacak durıımda değildiler. Batıdan geleır pek az ,,ardımcı hariç }ılrakılırsa istanbul, tama'_ men kendi kuvr'et ve imki.nları iie kendini saı,iınmak zorunda kaldı. Galata sikinleri, Padişah ile sullı hAlinde bu]uıdrıklarrnr ı'e bunu bozmak isteınediklerini ileri sürerek ihtiyatkör bir tavıı takıııclılar. İmparator tarafindan ordunun murakabesiııe me'müır edilen Sphrantzes, keşişler ve göniillü yardrmcılar dahil biitün ordu mevctıdunun 4973 kişiden ibaret olduğunu görnıüştü. Şchircle bulunan 2000-3000 yabanclyı da bunlara ilAı,e etmek gerekir. Rumiarın çoğu ateşsiz silahlarla harbedecekti ve teçlrizatları çok yetersizdi. \zIüdafilerin elinde sayıları yetersiz ufak demir toplar Var'dr. 12 ]ı{isaırda Haliç'te çckilen zincirin arkasında 7_B lrarp gemisi ı,ardr ve cephane de çok gayri muntazanr dağıtrlnrrştı, mali durum ise son derece ağırdl. Bunun karşrsında brılunaıı Türk ordusunun lrazrrlığı mükemmeldi. Fatih, Hristiyan r;eya Müslüman bütün vasallerinin kuvvetlerilri toplamayı ihnıal etmeınişii. Corc Brankoviç'in gönderdiği Sırp ath_ laır da buolar arasııda kıuluıruyordu. Çağdaş kronikler, Fatih'iıı cr_

dusu hakkında 160 _ 200.000 gibi cok kabarık ve mübalağalr rakamlar verirlserse de Türk mulrarip sınıfi 60 binden az değildi. Diğer kalabalığı başıbozuk, tüccar v.s. oluşturuyordu. 10 bin kişilik yeniçeri,

oldunun nüvesini meydaııa getirııekte idi, bu kltalar Fatih tarafln_ dan az önce yeniden teşkil edilınişti. Ru sınrfln dindarlığı, disiplini, Cesareti, manevra kabiliyeti vc çabuk lrareket etnıek husrısiyetleri çok bArizdi. Bu seckin kıtaları gözleriyle gören ve bunlara hayraıı kalan yabaıcr gözlemciler, bunların sükünetini, intizamınr anlat_ mak ve övmekle bitiremiyor ve 10 bin Türk askeriırin 100 bin Hristiyandan d'aha az gürültü yaptığırıı kaydediyorlar. Bu orduda topçrı slnlfı da mühim bir yer tutuyordu. Türkler şehrin zaptedilmesinde en büyiik başarrlarını bu topçulara borçludur]ar. özcllikle bu top_ ların surları yıkmak gayesiyle attrklarr taş gülleler, görülmemiş derecede büyüktü ve yeni idi. Bunların maddi Ve marreı,i tahripleri ölçü_ süzdü, Sphrantzes, lrerbiri dört büyük toptan oluşan 14 batarya say_ n

ı1ştı.

fuIacar asıllı orban tarafindan yapılan en büyük topia.rdan lıirinin nrerni çapı 99 santimdi. Bunun çeı,resi 1.86 metre idi ıc EclirL27


ne'den 60 öküz koşularhk ancak iki aycla istaırbul'a getirilcbilmiştir. Bunun dışında Fatih, osmanlı devletinin o zamana kadar görmediği büyüklüükte bir doıranmaya sahipti. Bir Bulgar mühtedisi olan Baltaoğlu'nun idaresinde bulunan doııanma, Galata rrhtrmrnrn önünde demirledi ı'e orada bir tarassut karakolu meyd^ana getirdi. Bunlardan 15 kadırga iyi teçlıiz edilmişti, lstanbul'un bütün tarihi boyunca gördüğü 30. muhasara işte bu şartlar altında başladl, 3 büyük hücumdan önce girişilen topçu ateşinden sonra şehir Türklerin eline duştu.

Türkler, surlara önce 2 km. ve daha sonra 1200 in.kadar soku_ larak l l Nisanda ilk topçu ateşini açtılar, bu endaht sekiz gün sürdii. Haliçte 20 Nisanda başlıyan donanma muharebesi Megadük Lukas I{otaras'rn galibiycti ile sona erdi. Ertesi günü de, Marmaradan ge_ len üç Cenova gemisi, Türk donanlnaslnln gözleri önünde ve onlardaıı birçoğunu ezerek şehre girmeği başardı ve bunun üzerine Padi_ şah, donanma kumandanı Baltaoğlu'nu ayaklarr altrna alarak dövdü ve öldürtmek istedi ise de vezirlerin araya girmesiyle affedildi. Bu yeni zafer mahsurlar arasında ümit ve heyecan uyandrrd.r ise de, hede|inden şaşmayan ve hiçbir engel tanıhayan Fatih, Galatarun arka_ srndan sürükleyerek donanmanın bir krsmrnr Haliçe indirmeği başardı. Bu suretle Hristiyan donanmasrnrn arkasınr vurmuş oluyordu. Bu gerçekleştirilmesi çok güç hareket 22-23 Nisan gecesi tamamlandı; 17_20 metre uzunluğunda 70 \<adar gemi, bugün Tophane denilen bir yerden 1333 metre uzunluğunda bir yoldan 41 metre yükseklikteki bir sırttan aşrrılarak sürüklenmişti. Bu hxdise İstanbul halkınr,r moralini bozmakta çok btiytık bir tepki yapmışsa da Padişa_ ]ırn arzu ettiği netice elde edileınedi. Ziıa, ufak çaptaki bu gemiler daha büyük boyutlarda ve tecriibeli denizcilerin idare ettiği Hristiyan donaıımasrnrn taarruzdan korkuyor ve ödeta Haliçte mahsur kalmış bulunuyordu. Nitekim, bu Türk donanmasrnın yakılmasr içın hazır_ ]anan tertip vaktinde Padişaha haber verilrniş ve bu suretle hem Türk donanmasr nıutlak bir felAketten kurtulmuş ve hem de bu giri_ şim, sahiıdeki Ttrk bataryalarırıın Hristiyan donanmasında bir kaç gemiyi }ıatrrmalarr ile nihayete ermiştlr.

Hücumların yaptığı büyük tahıipler sonuııcia nlalrsuılaıın takati son derece azalmıştr. Ümitsiz günler geçiren İmparator, bir ver_ gi karşılığında Padişaha sulh teklifinde bulundu. Fakat Fatih'in 23 Nisanda verdiği karşıhk çok kesindi: O, ölü veya diri şehri ele geçirecekti. Neücenin çok yakın olduğunu hisseden Padişah, şehre yapr_ 128


laıı lıiicumları fasrlasız artrrdı, fakat, 7 ve]12 Mayısta yapılan iki büyük hücum da Rumlar tarafindan püskürtülmüştür. 14 Mayıstan başlayarak top ateşi şiddetini artrrdı; top ateşi ve hücumlar su,larrn en zaif göriinen Aya Romani (Topkapı) kapısı civarında yoğunlaştırıldı. 16 Mayısta donanma da Haliçteki zinciri zorluyordu. Zira, karadan surlara karşı lağrm|ar kazıIatak yapılan 14 hücum da tardedilmişti. Mrıhasaradan 40 gün sonra, Tekfur sarayr ile Edirnekapl Ve Kaligarya arasrnda üç büyük gedik açıldı, lökin ınahsurlar bütün gayretleriyle bu gedikleri kapamağa kovrıldrıIar. Son hücumdan önce Fatih, More hikimiyetinin kendisine verilmesi şart]y]a şehri teslim etmesi için Konstantinos'a son bir teklifte bulunmuş, fakat Imparator, şehri teslim etmektense carunı fedayaha7ır olduğu cevabrnr vermiştir. Liıkin artrk, şehir halkıııın maneviyatr bozulmuş, firarlar ve ayaklanmalar başgöstermişti. 2 Mayıstan beri açlık hüküm sürmeğe, Lötin ve Rumlarrn kumanda heyetleri arasındaki nifak son,haddini bulmaya başlamıştı. Bahdan ise hiçbir yardım gelmedi ve kumandanlar aıtık ölmekten başka çare kalmadığını anladılar.

Son Taarruz 26 Mayısta toplanan son harp meclisinin ardından Fatih, umuml taarTuz emrini verdi, 27 Mayısta orduyu teftiş etti. Askerin moralini

takviye etmek maksadıyla kendilerine şehrin bütün serveti vaad edildi. Şehirde, 28 Mayıs günü çok heyecanlı !e son derece ümitsiz bir atmosfer hissediliyordu. İmparatorun peşi sıra herkes Ayasofya' ya gitti ve birl-.irini kucaklayarak yekdiğerinin günanlarrru bağışladı. Taktis iyini yapıldr ve ardından da herkes tabyalardaki yerine döndü. Büyük hücum, 28_29 gecesi sabahırun saat birbuçuğunda başladı. Şehri oluşturan üçgenin her tarafında taatrız|ar ayTğ zamanda başlamakla beraber, ağırlığını Tekfur sarayr ile Aya Romani kapısl arasr teşkil etmekte idi. Üç defa arka ar|<aya tekrarlanan hücumlardan sonuncusu, gün doğarken gelişti ve Aya Romani etraflnda toplandı, Türk bayrağı şehirde göründüğü zamar" dahi, surlarda çarpışmalar devam ediyordu. Türlçler Edirnekapı yanındaki Kerkoporta'dan girdiler, Imparator ve maiyetindeki kıtalar Aya Romani de hila karşı koymakta devam ediyorlardı. Fakat artık çok kalabalık Türk kümeleri taraflndan çevrilmişlerdi. Tam sabahleyin güneş doğarken, surlarda açılan gedikler de zorlanmıştı. Bu arada yarundat29


ki birkaç sAdık adamıyla çarpışarak Türkler üzerirre atılan XI. Kons_ tantinos, bu kalabalrk arasında öldürüldü, kimin taraflndan Ve ncIe_ de <ıldıırııldüğü dahi anlaşılmadı.

TÜRKLER ŞEHRE GİRMLŞLERD1; Türk askeri, hiddet l,e savletle ilerlerken önüne gelen herkesi yok ediyordu. Kısa bir zarr.an sonra süküna dönüşen bu ilk hiddetten sonra) şehirde sistemli lıir

yağm1 hareketi başladı. Halkın büyük bir kısmı Ayasofya'ya srğındı ve öteden beri yaygın bir halde bulunan hürafeye'inandığindan bir harika bekledi. Fakat kısa bir zamaT sonra kapılarr kırarak içeri gi_ ren Türkler, halkl esir etti ve }ıer tarafl yağmaya başladı. Fatih Sul_ tan Mehmed, şehirde bütün mukavemet hareketi kırıldıktan sonra haşmetli bir maiyetin eşliğinde, İstanbul'a girdi ve doğru Ayasofya' ya gitti. orada kürsüye çıktı ve az bir zao.an sonra bir imamrn yöne1tiği ilk namazınr krldr.

HELLEJ\. İSTİKLALİNİN S}NLI: Galata'nın tcslim olması ilc. şehrin ele geçirilmesi tamamlanmış oldu. Fatih, eskiden beri Cenova' lılara verilmiş olan imtiyazları onlara veniden bahşetti, lAkin şehrin surlarını yıktırdı. IJzun ve şanlı bir tarihe sahip Bizans clevleti bu srıretle sona ermiş bulunmakla beraber, biri More yarrmadasrnda ve diğeri de Trabzon'da olmak üzere bağımsız iki Rum devleti hAla yaşamakta devam ediyordu. Bunların da uzun zamaY: ayakta kalma]arr mümkün değildi, ancak sıralarrnr beklemeleri gerekiyordu. Bütüır bu hödseler esnasrncla More'de bulunan despotlarclan Demetıios ile Thomas, başşehre vardrm etmek hususunda hiçbir gayret göstermemiş ve lstanbul'un zaptedilmesinden sonra İtalya, yı kaçmağa hazırlanmışlardı. Fakat, Fatih Sultan Mehmed,rn kendilerini teseJli ederek müzakerele re hazır olduğunu bildirmesi üzel.iıre vassalliğini kabule razı o|dular. LAkin, Turahan Bey iclaresiıııIe bir Türk ordusu More'ye girdi, varrmdanrn bir kısmının tethi bu suretle tamamlanmış oluyordu. Az sonra Korint ve Patras ta Türklerın eline geçti, Demetrios'un kı7ı Helena Padişahın haremine gönderilrlı. (Ey-

lül - Ekim

l45B).

Fakat, bir müddet sonra İskender Beyin bir kısım başarıları,rdan heyecana kapılan Papa II'Pius (145B-l464), bir Haçlı scferi teıtibine karar verince, Despot Thomas ta Padişalra karşı baş kaldırdı. Demetri os'tın mülkleriıe de tecavüz etti (l459 başı). Moıe'deki bu kargaşadaıı fa1'dalanan Fatih sultan Mehmed, Despot Demetrios'a yardrm bahanesiyle More'ye girdi. 30 Mayıs 1460 da More'nin başşehri Mistra 130


teslim oldu, Thomas ltalya'ya kaçtı. 1461 de bütün More yarrmadası fetheclilerek bir Türk eyaleti höline getirildi.

More devletinden bir yıl sonra, Trabzon Rum İmparatorluğu da tarihte karışryordu.' Hel]en dünyası, Kafkas ülkeleri ve Anadolu islAm Türk devletleri arasındaki ıisttın coğrafi d.urumundan faydalnarak 200 yıldan fazla süren hayatı boyunca çok iyi iktisadi brr seüyeye erişen Trabzon Rum devleti, Asya ile Karadeniz arasındaki ticari mübadelenin de merkezi olmuştur. Bu müstesna durumu Trabzon'a, mühim bir İmparatorluğun merkezi olma imkAırnr bahşet_ mekte idi. LAkin, Bizans'ta olduğu gibi taht kavgalarr, Arhontlarla merkezi iktidarın mücadelesi ve nihayet, yine Bizans'ıaki gibi İtalyan ticaret kolonilerinin tasallutu, bu devleti de zaif düşürdü. Nitekim Cenova'lılar, XIII. yy.dan beri bu sahada kurdukları ko]onilerle iktisadi bakımdan hAkim bir mevkie erişmeği başarmışlardı. Bunun yanında Trabzon çok kere, Venedik ile Cenova'run b, bölgede sür_ dürdüğü üstünlük mücadelesine salrne olmuştur. \'foğol istilasrndan masun kalabilen Trabzon devleti, uzun bir zamandan beri, muhtelif Türk devletlerinin hücumlarına uğramıştr. osmanlrlarla Trabzon'un ilk temaslarr II.Murad ,u onni rastlar ve Murad'rn kendileri üzerine gönderilen bir Türk ordusu Trabzon' Iular taraflndan hezimete uğratılrr (la30). İstanbul'un zaptedilme_ sinden sonra birçok Rumun Trabzon'a i]tica etmesi Fatih'in hoşuna gitmemiş ve bu olay Trabzon üzerine bir sefer yapmasrna sebep ol_ muştur. 1454 de Amasya Beyi Hızır, şehre kolayca girerek ganimetler aldıktan sonra geri dönmüştü. Bunun üzerine İmparator Kaloioannes, Padişahın vassali oima\rr kabullenmeğe ve yıllık 3 000 alnn vergi ödemeğe mecbur oldu.

Bu onur kırıcr muahededen sonra Türklerden intikam almayı düşünen Kaloioannes, Akkoyunlu-hükümdarı [jzun Hasan ile ittifak etti Ve ona kızı Theodora'yr verdi. Akkoyunlular arasrnda Theo_ dora'ya Dokuz Hatun, Despina Hatun ad]arr verilmiştir. Bu itti|aka Karaman Beyi de katıldı. Fakat müttefiklerden biçhiri hücuma geç'edemiyor meğe cesaret ve herbiri bu işi diğerinin yapmasını bekliyordu. Kaloioannes, intikam a|maya vakit bulamadan ve her şeye razı' olınaya katlanarak l45B de vefat etti. Halef olarak geride 4 yaşnda oğlu V.Aleksi'yi bırakıyordu. LAkin, iktidarı kardeşi David ele geçirdi ve David lJzun Hasan ile ittifakı yeniledikten başka Papa II. Pius'a ı'e İyi Filip'e (1419-ı+67) yardım etmeleri ricasi ile eıii r3r


ler yolladı, bir Haçlı seferi tertip edjlmcsini sitiyordu. Fakat büsten bir netice elde edilemedi.

teşeb-

David'in bu ihtiyatslzlığı kendisine acıklr bir sonuç hazırlayacak' tr. Theodora'nrn tahrik ettiği UZun Hasan, Fatih Mehnıed'e Trabzon'dan vergi almaktaı vaz geçmesi ve vaktiyle Bayezid'iıı Timur'a vermeği kabul ettiği verginin kendisine verilmesini isteyen bir ultimaton gönderdi. Bu sııalarda More'nin fethini tamamlamrş bulunan Fatih, derhal bir ordu ve bir donanma meydana getirdi (I+61). Daaid'in müttefiki İsmail'in elinden ,Sinob'u aldı, Toroslarr geçti ve 17 gün sonra lJzun Hasan'ın payitahtı Diyarbekir önünde görüııdü. Beklenmedik bir anda ı,e hazırlrksız yaka|anan Uzun llasan, Paclişahtan sulh ricasında bulundu.Trabzon'a hiç bir yardımda bulunmama1ı kabul ediyordu. Müttefikleri tarafindan terkedilerek tck başrna bırakıIan David, kuwetli surlarla tahkim edilmiş ve toplarla mücehhez bir şehirde, ancak 28 gün karşı koyabildi. David 15 Ağustos 146l de Padişaha şehrin anahtarlarını teslim etti ve kendisi İstanbul'a göırderildi. Lxkin, Trabzon'un kaderi henüz Sona ermemişti. Zira Uzun Hasan'ın Rum karısr Komnen'lerin kızr Theodora, intikam lıissinden vaz geçmemişti. Serez'de hapiste yaşayan f)avid'e 1467 de tahtının kurtarılacağı haberini iletti. Olayı haber alan Padişah, David ile oğullaıınr Istanbul'a getirterek İslAm veya ölüm arasrnda bir seçirri ,vapmalaıını emretti. İslAmiyeti kabul etmeği reddetmeleri üzerine başları vululdu.

132


İNnEKs Acciaiuoli 36, 38,85, 119. Achai'a 4,36, 85, l05, l0B, l10. Adalar 53. Adalar denizi 33,66. Adriatik 48,73,77,115. Aiımet Celiyir 97. Akdeniz 1,2,5, 16, i8, 21, 34, 106.

99, 100, 101, 102, 103, 104, 106, 108, ll0, 116, 1l7, ı1B, 125' |26.

Anadolu hisarı 126. Anchialos 3,22,31,66. Andreas (Paleologos) 46. Anjou 4, 6, B, l05.

Anjou-Aragonya

Akarnania 32, 35, 1ll. Akçahisar (Kruya) ll1' l22. Akindynos 38,40,47. Akkoyunlu 96, l02, 13l. Akropolites, Georgios 6. Akova (Diakova) 86. Alacalıisar (Kruşevatz) 111.

Alaiye

33.

Alanlar lB,

19,

71.

Alaşelıir (Philadelphia) 17, |B' 2|' 32' Aldea (Rumcn prensi) lll.

33,3+,36,67,69,73,75,82.

Andronikos

(Paleologos) l0,

29. 33. 34, 51, 52. Andronikos III (Paleologos)

ll,

12, ı3,

23' 24'

25'

26,27,28,29, 30, 31, 32,33,34,350

82.

V

Altınkapı 45o 49. Aitınordrı 5,22193,9+.

Amasya beyi Hızlr l31. Am€d€e (Savoie prensi) 67' 7l' Amerika XIV, XV, XVI. Amerikalılar XV. Amfipolis 46. Amur ırmağı XI. Anadolu V, VI, VII, Ix, xII, xV, 2,

II

14,15,16,18,23,24,,25,26,270280

(Trabzon veliahtı) l31, l32. Aleksander (Bulgar çarı) 3I, 42,63,70' 71. Alfons (Napoli kralı) 116, ı20, l23. Ali Paşa (Çandarlı-sadrıazam) 79, l0l. Alman(lar) l03, 120. Almanya XIII BB. Aleksis

18.

Anjou'lar B, 9, 15, 18,23,35,48. Andronikos (Paleologos) 4, 2l, 28, 30, 32'

l0, 13, 16, l8, 19' 20, 2l' 22, 30, 32, 34, 42, 43, ++, 57, 61, 65, 73, 78, 79, Bl, 82,83,84,85, 86,.87, 93, 96, 97, gB,

36,40,45,50, 51, 52, 66. Andronikos IV (Paleologos) 74'75'86. Angelos lranedanı 23.

Ankara xIV, Bı,99, l00, 102, 103. Anna (Macar prensesi) 15. Anna (Bulgar prensesi) 3l. Anna (Epir despotunun karısı) 35. Anna (Savoie prensesi- impelatoriçe)

27,

34,35,36,41042,43,44,45,50,53,66,

Antik VIII, xII, XIII, Antik Yunan XV.

xV.

Antonios 28. (II. Andronikos'un keşişlik adı). Apokaukos, Aleksios 25,29,36,37,40,42o +3, 4+, 47.

Apokaulos, Ioannes 43, 44. Aquino'lu Thomas 38. Aragonya (kralı) 9, 54, 90, l05, Aral gölü VII.

120.

Arap istilAsı VI. Argos Bg.

Aristo

38.

15r


Arkadia 7, 9. Arnavut 15, 23,

32, 35, 77, 79, 120,

l2l,

122.

Arnavutlar 6, 32, 35, 43, 77, 80, l0B, Arnavutluk 6,7, 43,73,77, l2l, l2B, 124, 126.

Arsenios (patrik) 7, 14, 24.

Arzı Mukaddes 4,84,87' Asen (İvan) B, (Maria) Asen aiiesi 115. Asen, Andronikos 23. Astırahan 94. Asya 51, 92, l3l, Asya Moğol'devleti 5. Athanas (patrik) 24. Athos (Aynaroz) 14.

18.

Balkan yarrmadası 2, 35, 38. Baltaoğlu l2B. Barlaam 34,38,39,47. Barulas 92, 93. Basarab ll1. Batı Anadolu VII, ıB, 30, 98. Batı Asya VIII, 93, 94, Batı Bulgaristan 7l. Batı Hristiyan Alemi 2l.

Batı Kilisesi l24. Batı Türkistan 92.

Bayezid 77, 79, 80, Bl, 82, 83, 84, 85, 86,

Atina 6,22,23,85, B9, t04, ı19, ı20. Attik yarımadası 9, 36, 85, 96. Attila VIII. Aşağı Tuna VIII, Ix, x. Avarlar VIII, IX. Avar devleti IX. Avignon 8,66,70. Avlona 6. Avnik 94, 98. Avrupa VIII, IX, XI, XII, XIII, XIV,

13, 17, 2|' 27, 32,42, 5ı, 58, 60, 6l, 65, 73, 77, Bl, BB, 109, 110, 115, 126. Avrupa'lı hümanistler XI. Avusturya 12l.

87, BB, Bg, 90, gl, 92, g+,95,96,97, 98, 99, ı00, l01, l02, 103, l04, 105, 106, ll0, lll, 132. Bazel sinodu l12, l13. Bekkos, Ioannes (patrik) 7, 14.

Belgrad 115. Benoit XII (papa) 34. Berat 6. Bergama 32.

Berkuk (Mısır sultanı) 94, 95, 96, 98. Bessarion ll4. Beş yıl seferi 94. Beyleıbeyi 65, l02.

Bileça 78. Bithynia (Kocaeli) 18, 32.

IX, X, XI, XII, XIII, XIV, XV, XVI, l,2, 3, 4, 5, 6, 7, B, 9, l0, l 1, ı2, 13, 14, 15, |6,

Bizans V, VI, VII, VIII,

Avustralya XIV. Aya Romani (Topkapı) l29. Ayasofya XV, l, 39, 50, 58, 83, 125, 129,

17, 18, 28, 29, 39, 40, 52, 53, 65, 66, 80, Bl,

130.

Aydın 20, 33, Ayıntap 98.

44,

94,97, 10ı.

Aynaroz (Athos dağı) 38, 39,4B.

Azak denizi VIII, X. Azerbaycan 93. Eabaeski 65.

'Bağdat 5,94,98. Baldouin II (Lntin imparatoru) 4, B. Balkan VII, X, XIII, XIV, 6, 8,9,22,31, 33, 35, 38, 58, 59, 61, 63,64,65,70,

7l,76,78, 123.

Balkanlar

B0, 85,

l,4,9'L4,

l03, l04, 1ı0, l20,

16,

ı7, 19,30,3|,32,

57, 61, 64, 70, 72, 73, 77, 79, 80, Bl, 84, 86, 87, BB, 89, 95, 1ll, ı16, 124.

r52

lg, 20,21,22,23,24,25,27,

30, 31, 33, 34, 35, 36, 37 , 38, 42, 43, 44, 47,48, 49, 50, 51, 54, 55, 56, 57,58, 60, 62, 64, 69, 70, 71, 72, 73, 7+,75, 79, 83, 84, 85, 86, 87, BB, Bg, 90, 9ı, 99, 102, l03, l04, ı05, l06, ı07, 10B, l10, 1ll, ı15, l16, l18, l19, l20, 123, 124, 125, 130, 131. Bizans - Bulgar 65. Bizans araştırma merkezi XV, Bizanslılar y 2' 6' 2+' l15. ' Bizans - Roma Birliği B. Bizans

_

Türk XVI.

Bizantinoloji Bocafort 19.

XII, XIV, XVI.

Boccacio 51.

Boğazlar 52, 54, 7 4, 126, 127.


Cenova'h 33, 34, 68.

Boğdan ı0B, 109, 1l1. Bogomilizm 63.

Cenovah'lar 3, 19, 20, 30, 34, 50, 51, 52,53,

Bohernya 109, 112.

Bolayır 57. Bonifacius (papa) 92.

Bosna 77, 78, 79,'80,8-t, 85, 105. Boşnak(lar) 78, B0. Boucicarıt (Fransız ınareşali) B7, BB, 89, 90, 92.

Böotia 9.

Bozcaada 50, 54, 56, 60, (J9,73,7+.

Buda 116, Budapeşte

117.

XVI.

Bulgar VIII, IX, 2, 3, 22,27, 30, 3l ' 32, +2' 43, +5,63, 67,71, 79,84, 89, 128. Buigar(tar) VIII, IX, X, XII, 2, 3, 4, 5,

19,27,28,30, 31, 36,

+2, +3, 55, 58'

61, 65, 66, 67, 70, 71, 72, 7-q, 84' 89' t 15, l28. Bulgaristan X, 3, 4' 6, 7, B, 9, 22, 31, 63, 66' 70, 71, 73, 78, 79, 83,84, 86, 87, 116.

Bwgaz 7I.

Burgundiya 87,

ll3,

116, 119,

122.

Butrini 6, 7. Büyük Atattirk XIV.

Büyük Bulgar devleti \_III. Büyük Charles IX. Büyük Kavimler Göçü VIII. Büyük Konstantin V, 1. Büyük Lajos (Macar kıalı) 67, 7l. Büyük Rus prensi 58. Büyük Şizma 87' 103. Byzantinistik XIII. Byzantinische Zeitschrift XIII. Byzantinologie XIII. Byzantinoturcica XVI.

Ryzantiıım V.

Caltabellota I B. Czrtherine de Corırtenay 22, 23. Catherine de Volois 23. Cermen(ler) VI, CelAyir 93, 97.

VIII, IX,

52.

Cenevizliler 52. Cengiz 92,99. Cenova 3,4,12,16, 34, '19. 50, 51, 52, 53,

54, 55, 59, 60, 65, 68, 74,75,76,87, 90,99, lO't, 112, 128, 131,

74, 75,84,99, 107, lo8, 112, i30, 131. Charles 4, 6. ChaıIes VI. (Fıaııslz kralı) 91. Chaıles d'Aııjou 2,3,1, |l' 6,7, 8,9' 22' 23' Charles de \ialois 22, 23.

Cihan Savaşı L XIII.

Conıte de Nevers 87. BB. Crımlruriyet Türkiyesi XIII, xl\i' Cüneyt (izmir bcyi) 104, i06, 107' i i0.

108,

Çağatay 92, 93.

Çamuılu

10{.

Çanakkale 57, 90.

Çandariı Ali Paşa (sadrıazaır-ı) 79,

100'

Çek 103, 120. Çin 95, 96; 97, 98. Çimbe 57, 58. Çirmen 7?., 73, 77, 78, 79, 80. Çorlu 64,

65.

Çu rırmağı) XlI.

Çubuk (ovası) 99, (çayı)

1t]0.

Dalmaçya 72, 77, 78, |05. Dan (Rumen Prensi) 108, 111' Davicl (Trabzon Runi imparatoru) 131, 132' Dekamerorr 51. Demetrios (Paleologos) 115, 123' 12+' 130'

Derbent 93. Despiııa Hatun l3l. Diakova (Akova) 86. Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültcsi XIV' Dimetoka 26, 27, 37, +1, 42, 49, 50, 53, 55, 5b. b+, bJ, /J. Dinyeper IX, X. Diyarbekir 132. Dobruca 71, 86, 93. Dobrotiç 71. Doğu Akdeniz 60. Doğu Anadolu 96' 102. . Doğu

Avrupa IX, x, xI, 5, 71, 86, BB, 93'

Doğu Bayezid. 94. Doğu Kilisesi 38, 114. Doğu Makedonya 20, 31,71. Doğu patrikliği 113. Doğu Roma impaıatorluğu V. Doğrı Türkistan 93 153


Dokuz Ilarun lgl.

Don (ırmağı) VIII, IX, X,

Donets X.

Draç ıi,

Falben XI.

Ilatilı

53.

43.

_Fcrdinand (Aragonya kralı) Fereç (I\Iısır sultanı; 36. I'errara I 13. Filip B, 9.

Dragaş'(\Iakedoııy;ı Sırp beyi; 79. Bd, ll2. I

I9.

l)ıakıı.l 1VIad, Rumcn 1i7,119.

1lıcnsi7

lll'

llU,

Filip VI. (Fransa kralı)

Drama 72, 77. Dukas (Bizans tarilrçisi) 91, 102' 12+. Dulgat 93. Duşan, Stefan (Sırp kralı) 15, 18, 79.

Filistin VI.

24,

27

, 41. 12. 43,

ll0,

65,70, 72, t07, 127.

Edirnekapı

Filoteos (patrik) 56, 63, 6g,

+tt. :-ı5, 56. 62,

'

Efes 21, 109.

3{.

Efiak 93,99, l00,.106,10B,1ll, ı16, l17,

lt9,

120, 121, 126.

Eflak Beyi 79, 84, 86,

EflAtun 38. Ege adaları Ege denizi

6.

XlV, 6,

16,20, +8,50,

52,

Ege sahilleri 30,53,8+,49, 53, 104.

105.

Eğriboz (Negroponte) 6, 33, ı04, ll9.

Elbistan 93. d'Engerrand de Coucy 87. Eplıcsos I 14. Epir 2, 3o 4, 7, g, 12, 15, ZB, g2,

l09,

I

ı

l.

BS, 4.g, 77,

(papa)

llg,

74,97, 104, 106, 107, lt6.

Genç Andronikos (Paleoiogos) 24, 25, 26. Gannadios (Georgios Scholarios) lZ4. Georg (Kastriota) 79, 122.

(Kıbrıslı patrik)

14.

33.

Giııstiniani (Ccnova'lı tüccar aile)

122. 124.

Erıphrosyne (Bizans prensesi) 5. Eutliyınius (Bulgar pJtrigı; o+. Evrenoz bcy 72, 77, BS,86,

t54

68.

Gauiier de .Brienne (Atina diikü) 22. Gazan }lan 20. Gelibolu 19, 20, 55, 57, 58, 59, 6+,67,70,

Girit

Etolia 9. Eudokia (Bizans prensesi) 15. Eugenikos, Mrkos, 47, lt3, ll4.

IV.

6l,

ltl,

Scholarios (Ganııadios) II3, l24' Palamas 38, 39. (bak. palamas). Sinaites 37 (bak. Sinaites). Geımanos (patrik) 6. Germiyan 20,32,97, 101, 125.

Ermeni(ler) lS, 9q, tt+. Ermenistan 114. Erzincan 94, 98, gg. Erzurum 94, 98, gg. Eski Yunan XIII.

Eugenius

71.

Galata 3. I6, .tl, 52, 59, S+, 74, 84,

Georgios Georgios Georgios Georgios

Epirliler 15. Erdek IB. Eregli lB, 75.

105.

Fıansa XIII, 3, 87, 90, ll5. Fransa kralı. 3, 3+, go,91, 92, 99. Fıansız(lar) 9, 59, B7, BB, 90. Frederik III (Avustuıya kralı) 1l6, ı21, l26. Frederik (Sicilya kralı) lB. 127, 128, 130. Galataiılar 52, 53, 54. Gattilusio, Pıancesco 60,

BB,

12g,

Floransa 85, 87, BB, 90, 112, il3, 125, 126. Floransa']ı 36. Foça 16, 18, 34, 61, l07. Frank(lar) IX, 2, 3, 4,7,9,23,71.

116, 122, 125,

129.

Edvard ı[ngiliz kralı)

l27, 12B,

34-.

Finıugor'IX.

Dün,va savaşı II. xIV, XV. Düzmece Mustafa 106, l10.

Edirnc 23.

XV, 123, 125, 126, I30, t3t,132.

coı]ar l9.

_ Türk VIII. Grigoire X (papa) 4, 6, B, 70. Gregoras, Nikeforos l 0, 2 ı, 39, 47 ,

50.

Gök

51, 61, 62.

Grek(ler) 2, 6, 7, B, 30, 35, BB, 48, SS" 71, 72, 76, lt3.

Grek - Sırp Güz(Üz)hr

63.

X, xI, XI\r.


Gümülcine 65. Güney Amerika XIV. Güney Avrupa 8, 3l, 94. Güney Doğu Anadolu 94. Güney Doğu Avrupa 80, 84. Güney Islavları IX, lB, 43,.6l, 64, 68, 7 l, Güney İtalya 3, 38. Güney Ruşya VII, xII, 5, 22. Güney Tıakya 83.. cürcistan 97.

Gjizel Filip 21,

Hunyadi (Jönos) 1l5' 1l6, 11B, 119, 121, 122, r23, 125, 126. Hülagü 5. Hussit 103, 120. Hypsela 108. 7+.

22.

Habeşler 114. Haçlı seferi V, 3s, 35, 36, +2,44,5|,52,67, 68, 87, BB, 89, 90, 92, 103, 105, 111, , l13, 115, l16, 1lB, ı19, ı22, l24' l25' 126,132.

Haliç 52, 53' 127, 12B' |29' Halil 20, 61, 65 Halil Paşa (Çandarlı - sadı'ıazam) Haikondil (Bizans tarihçisi) 1l9.

xI,

i 13.

93.

Hayreddin paşa 72, 76, 77,

Harvard üniversitesi XV. Hazar(Lar)

VIII, IX, X, XI.

Hazar denizi VII, VIII, IX, XI. Hellen 130, l3l.

Helena (Bulgar prensesi) 3l, (Bizans pıen_ sesi) 45, 130. Hellenizm 62. Herat 93. 'Hermanstadt (Nagy Szeben) ll5. Hesychasm 37, 38, 39, 40,47,61. Hesychast 37, 38, 39, 40,41,47. Hesychastes 37, 38. Hesychia 37, 38, 39, Hetum II (Ermeni kralı) 24. Iliııdistan 5' 95' 96.

Hindoloji XIV.

Hiperper (Bizans altını) 12, 13, 50. Hırvatistan 78. Historiae (Halkondil'in taıihi) l20.

I{ızır (Amasya beyi) t3l. lroca Firuz 98, l00, l0ı. Hollanda

BB.

Hun(lar) VIII.

ibn Haldrın 75. ibralıim (Karaman beyi) l12, I17,

iç Asya VII, xII. iç Savaşlar Devıi (l328-134l)

125.

ihtiman 79. İkinci tsulgar devleti XlI.

ikonoklazm mücadelesi VI.

iihaniılar 20. ilk ortaçağ 13.

iilirya

105.

İlyas Hoca Timur 93.

İngiliz l05.

ingiltere 90, 91.

Hamideli 79. Hanri IV. (lngiliz kralı) 9l. İIaıezr:n

120,

loanııes Angelos 35. Ioannes (Laskaris) (Tesalya lıeyi) 7' B' 23'

(Epir despotu) 35. Ioannes V (Paleologos) 37, 41, +5, +6, 49, 50, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71,73,74,750 76, 77,82,83, '82, 86, Ioannes VII (Paleologos) 73, 75, 89, 90, 91, 92, 103. Ioannes

VIII

(Paleologos) 75, 105, 107, 109,

ıl0,112, ll3,1l5,123.

Iovan (Şişman) 7l.

Ioannes, Apokaukos 43, 44.

Iozef (patrik) 14. İpek metropoliti 48. Irak VIL Irakr Acem 93, gat, 98.

İran VII, VIII. irene (Monferrat prensesi) 15. İsa (peygamber) 39. isa Çelebi l01. İskender (Arnavut beyi) l20, 12|, |22, l23, r24,130. isker (ırmağı) 72.

vI' Ix, 95, l02. islAmiyet VI, 20, 122, 132.

IslAm ölemi İslöm

_

Türk

xIV, l3l.

İslav VI, Ix, 2, 9, 79. Islavlar \rI, IX, 6, 9.

155


Islav ittilakı 43. ismail (Sinop beyi)

Ispanya I0.

istanb-rıl V,

Kaligarya I29.

I32.

VII, 1,2,3,

+,:-ı,

6, l0, 16, IB,

19, 21, 22, 23, 26, 27, 29, g3,

42, 43, 5.t, 55, 56, 69, 72, 73, B4, BB, 99, +_1,

34', 3;.,

4+, 45, 16, 48, +g, 52',, 53" s7, 58, 60, 62,6+,67.,68" 74, 75, 76, 78, 81, B2', B;"

(patrik) 56, 58, 62, 66. -Kallikstus Kaloioannes l3l . Kantakuzenos, Ioannes 22, 24, 25, 26, 27. 2B'' 29, 30, 33, 35, 36, 3i, 4ü;, ı1', +İ, 43,14, 45, +6,47, 48,49, 50, 51', 52" 53, 54, 55, 56, 57, 58, sg, oo, oı, oı,

65, 66, 68, 75. 9l, 97, ıo+, ıos,',ıoı" Kantakuzeıos, Mihael 23. l09,1ı0, ll1,1t2, l13,114, ııs, ııe, Kanada XIV. lr9, t20, 122,

. l28, Is1anlıul

90,

123, 124, ns;, 126:, 127"

130, 131, 132.

ittilıadı It4. istanbııl LAtin İırrpaıaıoılrığu

]sıvdıı \'ı.\Iarar krall)

Işbol (Sozopolis) 42.

Iştip i5,

22.

4.

I(apıdağı 32. Karabağ 97.

Karadc'niz X, XI, i6, IB,2Z,.Bl, +2, +8,46, 51,52, 53, 54,66,.67,88, 90, 104, i09;

ıl9, l26,

l2B, I31.

Ilaradeniz Ereğlisi 18, 32, 42, 51, 53, 51, 66, 67, 68.

76.

italya.VI, 4,19,51,68, tig, 1ı6, 12l,130, ou.uT1', 77, 82, 83, 84, 104, 106, ı0B, I3t. 110, il6, 117, 125, 131. italyaır 2, 4, g, 12,13, i6, 2l. 40, ill, 54, I(aramanirlar I lg. i , 59, 61. 61, 6b, 7+,87, I03, I3l.

tıalyan deniz devlcıIcri j3, J4,

Itil ırnıağı XI.

5C.

Kaıakoyı-ınlu 9't, 96,

Kara Melımcd Kara öIüm 5l.

94.

Kara Yrısuf 94,

96.

102.

itti}ıat Konsili ll3. Karasi 79. ivan Aiexander 31. Karasi beyliği 32. ivan Srelan 1Bulgaı. prcnsi; 3l. (Fıansa k,'ul,ı l t3. I l6, I,22,.l31. Karpat dağları \,-II. ]rr'ail', Kara Tatarlar l0l. Izabella (Achai,a preırsesi) 4. Kara Timurtaş l0I. Izidor (patrik) 45, 47. Karayölük (osman bey) JzIadi gcçidi li6.

İznir 6,

18, 42, 11, 1()4, 106, |07.

Izmit 17, 20, 32, 58. Iznik VII, l, 2, 17, 32. Iznik imparator.luğu VlI. Japonya XI\ı.

Jeaıı XXII (papa)

Jean de Vieııne

34.

87.

Kaaıiye XV.

Kabasilas, Nikolaos 59, 47. Kadı Burhaneddin 93, 94, 95, 96. Kafkas VIII, l3i. Kafkasya IX, 14. KAğıthane 84' Kahire 95, 98.

Kalabria

38.

Kalafat 86. Kalekas (patrik) 26, 37, 40, 45, 47.

r56

96.

Karinovası (Rovinc) 86.

Kasımpaşa 9l.

Kars

93.

Kassandrcia I9, 22. Kaslamoni ı0B. Kastoıya 3l. Kastı.iota, Geoıg (Arnavut beyi) 79, 122. Kastriota, yuvan 122.

Katalan lB, 23, 85. Katalanlar lB, 19, 20, 23, Katolik tilisesi 53, 71. Kavala 47, 72, 77. Kayseıi 93, 98, 99.

Kefalonya 85. Kefe 53.

Kel RadtıI l0B. Keldaniler l 14. Kemah gB, 99.

85.


Kerkopoıta

I(crme ll0.

[,ajos (tr'Iacar kralı) 7B. Lala Şalıin paşa 64, 65.

l1!1.

Keş 92. 93. Kiliseleı Birligi +..l.

111. ll3.123.

Laskaris, Ioannes 1) iznik prcnsi 7, 2) llizans (j. 7. l+. 3,l',tr6,, 66, 68,

KitaY XI.

Krbıs XI\-. 21. 33. 3+. 58, Klpçak \II. :ı. 93. l0l. Kırım l l2.

87.

Kırşehiı

Lirin

\- papa) Knaz XII. 77.

{.

I-elristaı-ı

22.

I(omaıros i Crınıantıs) XI.

Komnen

132.

Komnenler 12, 132. Komnen, ;\leksi 14. Konınen, -\lanııcl l0. Koııstans sinodu l12. Konstantin (Bulgar prensi) 71, 79. Konstaı-ıtin Dragaş 86, 109, 110, 112, l1iı, il9. 123, l2+, I2q, 130. Korıstantinos (Paleologos) l15, 123, l?.1, 129,130.

Konya Sclçuklu devleti Korint 48, 85, 86, 130. Koron 23.

5ı.

Kosova I. 79, 80, 81, 84, 86, 121,122. Kosova II. l2l, 122, 123.

Kratova

68.

79.

Kruşevatz (Alacalıisar) 11l. Kıuya (Akçahisar) 12l. I22, 123. Kudüs 21, 45' 48. Kuman XII, B, 24, 25,27. Kuman _ Kıpçak XII.

Kumanlar X, XI, XII,

129.

l,azar 77,78, 79, 80. 81. Leh (iieıi gelenleri) 11B.

99.

I(leman

imparatoı'Iuğıı 22. 23. 33, C9.

Litinlcr VII, 6, 7, 30. 112. 113, 114,

(]5.

Klemııı I\' pıpaı

70.

LAtin Kilisesi 2.

I(ııklareli 6{.

I(ırkkilise 6{.

elçisi

LAszlö 1) (An_iou prensi I-,adislas) 89' 105. 2) N{acar krah 115. LAtin V, \'I, VII, XI, 1, 2, +,7, B,33,35, 38, 78, 87, I05, 110, 125.

71.

15.

Lyon 6,

14.

N{acaı \,'II, VIII, Ix, xVI, 5, 15' 71,72' 83, BB, 89, 105, 117, 118, 119, 120. |22' ı27. \{acaristan X, XII, 60, 80, 87, BB, 89, 99, 100,103.10s.108. I09. ll0, lll. ili. 116, 119, 120, 121, r23, 126. \,Iacar kralı 4' 67 69' 78, 8+, 85, 87, 88, 89,

' 105, 108, 110, 111, 115, 117,

118,

1t9, 122.

Nlacarlar IX, X, XI, 61, 63, 67, 71. 78, 80, 84, 86, 117, 118, 122. N{aina 3.

Makedonya B, 19, 20, 24, 25, 26, 28' 31, 4t, +2, 43, 46, +7, 55, 56,72, 73, 76.

Malatya Malkara

97. 57.

\Iamonas 86. N{anastır 77.

Kun XI.

Kafkasya VIII, IX. Sırbistan 77. Yunanistan 30. Niğbolu 84. Küstendil 71' 79' 86. I(ütalıya 20' 32' 79. Kydonös, Demetrios 66, 68,

1

Leontari 86. l,imni 73, 76, l0+. Lombardia BB. Londra 91. Loredaıro 1lB, 119. Lukas Notaras (megadük) 124, l28. Lusignan II, llenıi 21. Lülebıırgaz 6,[.

Kuzey Kuzcy Kuzey Küçük

Mançurya XI. \,Ianfred 2, 4,

75.

B.

N(anisa 17, 19, 21, 82, 117. Manrıcl II (Paleologos) 10, 23, 24, 62' 66, 69,70,72,73,74,75,76, 82, 83, 81, 86, 88, 89, 90, 91, 92, lo3, 104, 105, i06, 107, 109, 110, 112,123.

T57


Sabirler VIII. Sakız adasl 16, 33, 34,50, I00, l04.

Saint Jean şövalyeleri 2l.

Saint Pierre 68. Saınakov 72. Saray 94.

Saıd

17, 21.

Saros körlezi 64.

Saıuhan 33, 44, 97, 10l.

Sasaniler VI. Savcı 73, 79. Savoie 67, 88. Savoic prensi 27, 7"1. Scholarios, Georgios (Gennadios) 1lg, ll4, 124, 12s. SelAnik X, 15, i9, 20, 23, 27, 28, 31, 3g, 35, 36, 39, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 50, 5+,

55, 56, 69, 75, 76,92,108, 110. lt2. 116, 120, t2t. Selçuk 96.

Sclçtıklu xI\'. 3, 20, 6l. Selçuklu - Bizans 17. Semendre 115. Semendrek 33. Semerkand 92, gS,97. Sercz 47, 66, 72, 76' 77, 79, 85' 86, ı32.

Sicilya 2, 3, 4, B, g, 14, Sicilya katliamı. 14, t5.

15.

Sigismund 83, 84, 87, BB, 105, 109. Sitistre 84, 86. Silivri 5t, 74. 75. 82. 89, 91. Simonis (Bizans prensesi) 15. Sinaites, Georgios 38.

4,6,9,30,

Svetoslav,'Iheodor 22.

Sümeroloji

XIV.

Sviiengrad 72. Symcon (SelAnik,li kanonist) 47. Symeon (Bulgar çarı) 49. Synadenos, Tlıeodoros 25. Syrgiannes 25, 26, 31. Şahri Sebz 92. Şam 98. Şişman, \.{ihael (Bulgaı prensi) 27. Şişman (Bulgar carı) 28, gl, 67, 71, 72, 79, o*-

Ill.

Sinoloji XI\ı. Sinop 132. Sirdeıya 93. Sirkcci 84. Sitnica (N'Iorava rrmağrnın yukarı kolu) Sitas 93, 97, gB, 99. Sırbistan

Splırantzes (Bizans taril-ıçisi) l05, 10g, 114, 124, 127. Staufcn (Alman hanedanı) 3. Stefan Deçanski (Sırp kralı) 28, 3l. Stelan Duşan (Sirp kralı; l5. g1, 95, 4l,42, 43, 14, 46, 47, 48, 49,50, 55, 59, 63, 65, 66, 72, 73, 77, 78. Stratimir (I}ıılgar prensi) 7I. Strumica (kale) 31. Suriye \2, VI, 51, 68, 94, 95, 96, 97, gB. SüIeymaniye kütüplranesi XV. Süleyman paşa (osmanlı şehzadesi) 44, 50, 55, 57, 58, 64. Süleynran Çelebi 84, l0l, 103, I04.

Şumnrı

79.

Taharten 94, 98, 99. Talas XII. Tanayis 53. Taşkent 92, 94.

Tatar(lar) 5, 22, 100, Tavas Beyliği 33. Teb 23, 85.

79.

31, 41, 48, 60, 62, 65,

72,73, 77,78, 80, 81, 105, Itl, 116. Sırp(lar) 2, 4, 5, 10, 15' 20,24, 28, 30, 3l'

Tebriz 93,

l0l

99.

Tekfur sarayı (Valakerna) 129. Tekirdağ 33, 57, 75. Terek Qrmağı) 94. Terkos 73. Terter, Georg (Bulgar çarı) B, 27. Tcsalya 2,.9,7,8, 9, 15, tg, 22,2g, gS,42, 48, 49, 85. 86, 104.

35, 36, 42, 43, 44, 46, 47, 48, 49, 50, 55, 58, 63, 66,72, 77, 78,79, BO,81, 84, 86, l01, 113, 1ı6, 117, 121, 127. T'heodor Svetoslav 22. Sırp kralı B, 15, 23, 27, 31, 35, 4l, 42, 43, Theodor.a (Trabzon prensesi) l3l, 132. 4+, 46, 54, 55, 57, 77,7g, 84, l0l, 105. Theodora (Bizans pıensesi) 3l, 42, 63. Sozopolis (işbol) 67, 7t. Theodoros Synadenos 25.

160


Thıqirr ; Pıaişc

75,83, B5,86, 90,

I@' lı0, ıl2, ıı5.

9]_ _ı"0{" :,Iğ

Tb,cqicı.ı. f,ffin:ffi Tııcoç.':.ItrE

Tbe.ı*

_}qııımo-m

Th@İİr Pııhtrİçd

Tifti

38_

:,ai3.

ıl5, lı6, ıl7, ıl8' ı19, l20, ı2l,

90.

oeıagrİıı

ı22' l23' l24' L25' 126' l27' |28' l29'

o.

ı08. l10, ll9, l30,

]-ı:

J-

Timı-: ğ- i:_ !']_ İJ. 9{, 95, 96, 97, 98, il:._ _ j:. ::İ- ıs' ıı0' l32.

Timı:ı:ı

i

99,

]İ].

Tırocn: J:- {iiE- ::- ;9. 84. Tocc.,. CJr}ı 1: &b. llı. ToLe: !€. i* Jg\ıa-.*

:ı:ıc

Toptag

Toplie -.i Torloo

Türkiye VII,

Tvartko (Bosna kralı) 78' 79' 80' 84. Tzympe (Çimbe) 57. l32.

*" ;j. ;0' 7ı'

t04.

gtÇjd: ııradi) ı16.

Tuğlu& Iı=.x 93Tıına \_III. I\ x' xI' 48, 70, 72,79, 84, 8r' &,- !t, ıs, l08, l15, lı7, lı9, 126. Tuna BuJgaı Dcıieti VIII, IX. Turagav 92. Turahan bC1' ı0s, l24, l30.

Türk \-I. \_Iı. \_III'

Ix, x, xI, xII,

, 18, 21, 30, 32, 33, 35, 55, 57, 58, 59, 60, 6ı, 62, 17

50. 3ı' 65, 6;. 70, 71,72,74,75,76,77, 79. 80, 81, 82, 84, 86, 87, 88, 90, 93. ı00, l02, l05, 106, 107' l0B,

ı09' lı+' lt5' l16, ılB, l19, 120, ı2l, 122' 126' l2ı-, |2B, 129, l30, 13ı.

Türkistan 93, 98.

Türkler VII, XI, XIII, XIV, XVI, 3, 17,

xII, XIII, xIV, xV, xvl,

Türkmen Beyi 94.

Tran_.ilı-a:.z i{-8- ı ı5.

{6, 63. 78. 92,

vII, xvl.

93, 94, 95, 96, 97.

Trabeoo l_,ç--ııorluğu 15, 84, l3l, l32. Trakı:ı 5- :'9- ]ü- 2l. 2+, 25, 26, 27, 33, 3.. +ı. {:_ {3. -ı6, 50, 55, 56, 58, 59,

xI\-. s\-.

ı02.

Türklük IX.

}iuıcsi X\''.

Torglı: i& :İTrabzcc ::- lı3- ı30' ı3l,

Tra1:an

Türk akıncıları 2l' 27. Türk beyleri 2l,34' 35' 43. Türk Beylikleri 20' 2|, 30, 32' 33' 34' 43,

Bl,

14.

o].

l30, ı3l.

Türkmen 94. Türkmenler 10l. Türk - Afgan 95.

Türk _ Bizarıs münasebetleri Türk _ Bulgar IX.

hanı1 ${, 95, 96.

Lgqı.

Topba: 133 Toplı?c l-'ı_

80, 82, 84, 86, 87, 88, 89; 90, 103, l04, l05, ı06, l0B, l09, ıll, ı12, l13,

5,

ı8' ı9, 20,2|,24,27,32,33,34,

36, 42, +3, 44, +9, 50,55, 56, 57, 58, 59, 60, 6t, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74,.75, 76, 77, 79,

Uc Beyliği

64.

Uglyeşa (Sırp kralı) 72. UlAszlö (Macar kralı) ll7. Umur (İzmir beyi) 42, 43, +4, 46, Union 7, B, |+, 47,66, 67, 68, ll2, |25. lı4, ıl5, '24' (dağlan) XII. Ural (ırmağı) X, Urban IV (papa) 3.

Urfa 94. Uroş (Sırp kıalı) 43, 48, 63'

ıl3,

77.

Uspenski (Rus bizantinisti) 38.

Uygur XI. Uzak Doğu 97, l00.

Uz'lar X.

IJzun }Iasan l31, ı32.

Uzun Sefer

116.

Üsküdar 32,46, 65, 106. Üsküp 8, t5, 80. Üstrumca (ırmağı) 4{,, 48, 72, |o4.

Vardar 71, 72,73,76,77' 78. Varna ll7, lı8, ll9, |20' |22, L25.

Vasiliev XVI. Vaşington xV, xVI' Vatatzes (İznik Rum imparatoru) l. Vatikan XV.

Velbuzd (Ki.istendil) 30,

31.

r61


Venedik 3, 4, S, 6,7, B, g, 16,22,29, 34,

.

49, 50, 5ı, 52, 53, 54, 55, 56, 59, 60, 69, 73,.74,76,78, 95, 86, 87, BB, Bg,

9ı, l03, l04, l05, l06, l0B, 109, ll0, lıl, t12, ı15, l16,1l7, tlB,119,

90'

121, 122, t23, 124, 126, 130, l3t.

Venedik- Aragonya 54. Venedikliler 3,29, SI, 54, 69, 74. Yerria 42, 48. Vidin 63, 67, 71, 72,8,t, 86, BB, 89.

Viyana XV, XVI. Vlad Drakul (Rumen prersi) l1l, 1ı6, ı t7, ı l9.

Vladislav (Eflak prensi) 126. Vlakerna (Tekfur sarayı) l, 47, 56. Vlatko Vukoviç 78. Vodena 48.

Volga VIII, lX, X. Volga Bulgar Devleti IX.

Voltaire XVI. Vukaşin (Sırp krah) 72,78,79, 86. Vuk Brankoviç (Sırp despotu) 80.

Wavrin I17.

Wilhelm (Willehardouin) B, 4,

162

7.

Yahudi 63. Yakın Doğu 17,94,95, 96, g7. Yakubiler I14. Yakup (osmanlı şehzadesi) 79. Yakup bey (kale kumandanı) 99. Yaldızlıkapı 32. Yanya ll l. Yaşlı imparator Zti, 27. Yıldırrm Bayezid B0; 8l, B2, 85, 95. Yukan Karadeniz 71. Yukarı Sırbistan 77. Yunan V, VI, XI, XII, XIII, XIV, XV,

XVI.

Yunanca XII, XV, XVI, ll4. Yunanistan VI, XIV, 2, g, 4, lS, 23, g6, 42. 49, 85, BB, I t9. Yunan _ LAtin şizması l 13.

Yunanlılık 47. Yuvan ili 122. Yuvan Kastriota

122.

Zaccaria, Benedetto 16. Zaccatia (Cenova'lı tüccar aile) 33, 34. Zelot(lar) 14,38,41, 43,44, 15, 46.


YANLIş - DoĞRU cETvELİ Sahife

Doğ.r-

Saur adrna

adrnda

\.ıIII

l0 l9

deha

daha

XVI

22

ihtisaslaşmakta

ihtisaslaşmak ta

l4 l5

t4

zeolt

zelot

26

Simionis

Simonis

t8

4

Kocaali

Kocaeli

+5

9

Plamas

Palamas

+i

l1

Plamas

Palamas

62

IB

Paleponoz

Peloponez

66

I

ı'agmen

rağmen

66

3B

idise de

idiyse de

67

23

Maria

Anna

6B

I

müzpkereler

müzakereler

etmek

etmekte

V

68

ll

69

3t

Maria

7l 7l

2r

iB

3B

79

23

dindanşlarına Sovoie Bileçea varrdı

79

26

r

BB

JJ

ümsavi

müsavi

90

21

sıkrştrı1an

100

27

saltan

sıkıştırılan sultan

22

359

Anna dindaşlarına Savoie

Bileça varrldı l

389

r63


103 10+

2 JJ

CANLANLASI

CANLANMASI

More'eki

More'deki

Ahai'a

Achai'a

aralarındanda

aralarında

105

6

106

I5

t0B

5

lt0

Ahai'a

Achai'a

+

hıusta

hususta

110

6

Ahai'a

Achai'a

110

35

Msülüman

112

Müslüman

J

Ioannesi'in

foannes'in

11+

,1

Sphrabtzeste

Sphrantzes te

t0

Demektrios

Demetrios

ll5 il6 il6

t3

40

lrB

Filipte

Filip

35

Huanyadi

Hunyadi

32

donanmaını

donanmasını

Mrad'a

Murad'a

ll9

ırdaki

Mısır'daki te

12+

5

12+

15

Kosntantinos

124

Konstantinos

35

Konstantions

r28

Konstantinos

J

btıytlkltıtıkte

büyüklükte

128

29

taarruzdan

taaruzundan

131

4

l3l

tarihte

tarihe

6

faydalnarak

faydalanarak

132

7

ultimaton

ultimatom

t64


ISBN 975-456-024-2 o

fiirk

Kiiütürünü Araştrrma Enstitiisü,

1989

Fiyatı: 7600 TL.


Bizans imparatorluğu tarihi son devir (1261 1461), şerif baştav  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you