Issuu on Google+

Sütun1

FİLOZOF

DOĞUM

ÖLÜM

KÖKEN

DÖNEM

FELSEFİ KATEGORİ

ANAHTAR KAVRAMLAR

ÖNEMLİ ESERLERİ

FELSEFİ ÖZELLİĞİ ve/veya İFADE ÖRNEKLERİ

1

HOMEROS

-800!

-700!

Smyrna (İzmir)

Antik Çağ Öncesi

Mitoloji

İnsancıl Tanrıcılık

İlyada Odysseia

Aristotales'e göre ilk düşünürdür.Antik dönem Anadolu ve Yunanistan'ında halk İlyada ve Odysseia'yı ezbere bilir, canlı bir ansiklopedi gibi içinde taşırdı. Askerlik, tıp, teknoloji, hukuk, din bilgilerinin tamamının kaynağı bu kitaplardı. İlahi erkler olarak Su ve Toprağı öne çıkarmıştır.

2

HESIODOS

-700!

-620!

Yunanistan

Antik Çağ Öncesi

Mitoloji

Düzen Tanrıcılık

İşler ve Günler Teogonia

İlk eserinde dönemin çiftçilik hayatı detaylarını didaktik şiir anlayışıyla veren ozan, ikinci eserinde Evren, insan ve tanrıların doğuşu üzerine yoğunlaşmıştır.

3

THALES

-624

-546

Milet (Aydın)

Antikçağ Felsefesi

Doğa Felsefesi

İon Felsefesi, Doğalcılık, Etik, Metafizik, Astronomi

Herodot aracılığyla kulaktan dolma

Bernard Russel'a göre Felsefe kendisiyle başlamıştır. Maddenin ilk öğesinin "su" olduğu kanısına varmıştır. Thales hem suyu ana madde olarak düşünmesi hem de doğayı olguları birleştirerek açıklamaya çalışması bakımından önemli olmuştur. Doğa olaylarının nedenlerini insan biçimli Tanrılardan çok doğanın içinde aramıştır. Mitolojik açıklamalar ile ussal açıklamalar arasında bir köprü kurmuştur.

4

ANAKSIMANDROS

-610

-546

Milet (Aydın)

Antikçağ Felsefesi

İdealizm

Doğalcılık, Geometri, Metafizik, Astronomi, Cografya

Diogenes Laertus aracılığıyla

Anaksimandros arkhe kavramıyla duygusal verili olanı aşarak hedefi belli olan bir yönde metafizik bir kavrama doğru ilk adımı atmaktadır. Arkhe olarak niçin ‘sonsuz’u (Apeiron) seçtiğini de bilmektedir. Anaksimandros'un Apeiron'nu ile Platon'unun idealarına giden yol açılmıştır. Astronominin kurucusu sayılır.

Doğa Felsefesi, Rasyonalizm.

Matematik, Metafizik, Etik, Müzik, Siyaset

Yazılı eseri bulunmamaktadır.

En iyi bilinen önermesi, kendi adıyla anılan Pisagor önermesidir. "Sayıların babası" olarak bilinir. Pisagor ve öğrencileri her şeyin matematikle ilgili olduğuna, sayıların nihai gerçek olduğuna, matematik aracılığıyla her şeyin tahmin edilebileceğine ve ölçülebileceğine inanmışlardır. "Evren bir sayı uyumudur" der ve ilk ilke olarak 'sayı' yı gösterir. 'Mathematalar' olarak isimlendirdiği bilimlerin çatı adı, Matematik kelimesinin çıkış noktasıdır.

5

PYTHAGORAS

-580

-504

Güney İtalya

Antikçağ Felsefesi

6

HERACLEITOS

-540

-480

Efes (İzmir)

Antikçağ Felsefesi

Rasyonalizm Ontoloji

Deneydışı

Doğa

7

PARMENIDES

-540

-450

İtalya

Antikçağ Felsefesi

İdealizm Rasyonalizm Determinizm Ontoloji

Metafizik, Tanrıcılık, Akılcılık

Yazılı eseri bulunmamaktadır.

Atina

Antikçağ Felsefesi

8

ANAXAGORAS

-500

-428

Doğa Felsefesi

Bilinçcilik

Deneydışı felsefenin ilk düşünürlerinden biridir. Logos öğretisiyle Hristiyanlığının mentörlerinden biri olmuştur. "Bütün şeylerden bir şey, bir şeyden bütün şeyler." nosyonunu ortaya koyar ve her şeyin karşıtların kavgasından ortaya çıktığını öne sürer. "Evrende değişen hiçbir şey yoktur. Gerçeklik, yani Varlık, mutlak anlamda Bir'dir, kalıcıdır, süreklidir, yaratılmamıştır, yok edilemez; o ezeli ve ebedidir; onda hareket ve değişme yoktur." diyerek Rasyonelizm ve İdealizm akımlarının oluşmasına katkıda bulunmuştur.

Doğa Üzerine

Akıl ve ruh ikiciliğini başlatır ve "An, evrenin düzenleyicidir." der. Evren her şeyin her şeyle tam bir karışım durumunda olduğu bir başlangıç noktasından hareketle meydana gelmiştir. Anaksagoras evrenin bu başlangıç durumuna İlk Karışım adını verir. Bu İlk Karışıma evreni meydana getirecek olan hareketi verdiren Noustur. Nous akıllı, düzenleyici, düzen verici bir ilkedir. Bundan dolayı o, her şeyin her şeyle bir arada bulunduğu bu karışıklık durumunu bir düzene sokmuştur: Havanın ayrı bir töz olduğunu deneysel olarak kanıtlamış, merkez kaç kuvvetini kısmî olarak izah etmiştir. Nefes almanın mekaniği ile güneş tutulmasının mekaniği hakkındaki savları, ay'ın yansıyan ışıkla parıldadığını, bitkilerde cinsiyetin olduğunu ve Dünya'nın küre biçiminde olduğunu ileri sürmesi ile ışığın bir yerden bir yere gitmesi için zaman geçmesi gerektiği konusundaki sözleri bilim adamı yönünü gösterir. Kanın, insan hayatının ana taşıyıcısı ve düşünmenin merkezi olduğunu söyler. Empedokles'e göre; temel öğeler kanda, en olgun biçimde bir araya gelmişlerdir. İnsanın tüm yetenekleri ise bu karışımın olgunluğuna bağlıdır. Dini açıdan Pisagor'cudur. "Orpheic" öğretiden de etkilenmiş ve Tanrı olduğunu iddia edip, bunu kanıtlamak amacıyla Etna yanardağı kraterine atlayarak ölmüştür.

9

EMPODECLES

-490

-430

Sicilya

Antikçağ Felsefesi

Doğa Felsefesi

Element, Varlık, Duyuculuk

Doğa Üzerine

10

PROTAGORAS

-485

-411

Yunanistan

Antikçağ Felsefesi

Doğa felsefesi, Sofizm

Bilgicilik, Agnostizm, Sanılar

Tabiat ve Yokluk Üzerine

"İyiyi kötüden kesinlikle ayıramayız." diyen düşünür Genel bir iyilik ya da kötülüğün olmadığını, iyinin ya da kötünün sayısının yaşayan insanlar kadar olduğunu söylerek her şeyin göreceli olduğu öngörmüştür ve ona göre "İnsan" her şeyin ölçüsüdür.

11

ARISTIPPOS

-485

-336

Libya

Antikçağ Felsefesi

Hedonizm

Hedonizm Bireseycilik

Günümüze ulaşamamıştır.

Acıdan kaçınan ve akla ya da ölçülülüğe dayalı doğrudan hazzı temele alan bir ahlak öğretisi geliştirmiştir. O’na göre haz veren şey “iyi”, haz vermeyen “kötü”dür. İnsan sadece kendi yaşadığı hazzı bilebilir. Başkalarının hazzını bilemez.Bu nedenle evrensel ahlak yasası yoktur.

12

GORGIAS

-483

-375

Yunanistan

Antikçağ Felsefesi

Sofizm

Nihilizm

Yokluk Üzerine, Helen'e Övgü

Nihilizm'in ilk işaretlerini veren düşünür, "Hiçbir şey yoktur, varsa bile insan için kavranılamaz, kavranılsa bile başkasına anlatılamaz." diyerek kinizmin yolunu açmıştır.

Sofizm

Tragedya Eleştirisi

Pelopones Savaşları Konuşması

Sokratikler Aspasia’yi bambaşka bir şekilde betimler. Onun çok iyi bir felsefe hocası olduğu yazılıdır. Xenephon, “Socrates’den Anılar” adlı yapıtında ondan saygı ile söz eder. Aspasia boylesine karşıt uçlar arasında, hem konuşma sanatı hem de çok iyi derecede felsefe bilgisi olan, özgür ruhlu bir kadın olarak her zaman tutarlı davranışlarına devam etmiştir. Perikles’in politikası üzerinde büyük etkisi olduğu ve onun bazı konuşmalarını yazdığı yazılıdır. Bazı bilimadamları Aspasia’nın iyi ailelerin genç kadınları için bir akademi açtığına ve hatta Sokratik yöntemi bulduğuna inanır.

13

ASPASIA

-470

-401

Aydın Milet

Antikçağ Felsefesi

14

SOCRATES

-468

-400

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

Rasyonalizm İdealizm

Diyalektik, Bilgicilik (Sofizm)

15

DEMOCRITOS

-460

-370

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

Ampirizm

Atomizm, Uzak Yıldız Teorisi

Günümüze ulaşamamıştır.

"Atomos" kavramını ortaya atarak Atomun isim bulucusu olmuştur. Bölünemeyen özdek -özlerin özü- fikrini savunur. Bu bakış açısıyla özdek su hava ateş toprak gibi kompleks kavramlardan çıkmıştır.

Sofizm

Doğacılık, Erdem, Eşitlilik

Günümüze ulaşamamıştır.

Doğa-Yasa zıtlığı üzerinde duran sofistlerden biridir. Ona göre insanlar arasındaki eşlitsizlik doğaldır ve doğası itibarıyla güçlü olan zayıf olanı yönetmelidir. Bu anlayıfl, Platon tarafından, adalet güçlünün işine gelendir (Devlet, 2011: 338c) biçiminde ifade edilmektedir. Düşünüre göre "Erdem, güçlünün işine gelendir." Toplumu güçlülerin yönetmesi doğa kurallarına uygundur. Hak ettiğimiz şey, zor kullanmaktan doğmuştur. Haklıyla haksızı kanunlar ayırır, kanunları yapanlarsa güçlülerdir.

Kanaatkarlık, Erdem, Doğalcılık

Günümüze ulaşamamıştır.

"Kyon" kökünden gelen kinizm'in kurucusudur. Kyon'un anlamlarından biri de köpektir. İnsanın gayesinin mutluluk olduğunu bunun içinde her türlü keyiften uzak durulurak doğadaki gibi yaşamanın erdemli olduğu kanısına varmıştır. Doğasal bir yaşayışı tercih ederek kiniklerin hristiyanlığı hazırladıkları öne sürülmektedir.

Devlet Sokrates'in Savunması

16

THRAYSMAKHOS

-459

-400

İstanbul

Antik Klasik Yunan Felsefesi

17

ANTISTHENES

-444

-368

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

Kinizm

18

PLATON

-427

-347

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

Rasyonalizm, İdealizm, Ontoloji

Objektif İdealizm

19

ARISTOTLE

-385

-322

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

Rasyonalizm Ontoloji

Mantık, Etik

Batı felsefesinin dönüm noktası olarak görülür ve Konfüçyüs ile birlikte büyük öğütçülerin en büyüğü olarak kabul edilir. "Kendini bil." dedikten Ardıllarının eserleriyle sonra "Kesin olarak hiçbir gerçeğe varılamaz." kanaatindedir der ve Bilginin "erdem" olduğunu işaret eder. Kişilerin bilmedikleri için kötü olduklarını öne sürer.

Platon'un felsefesini, beş önemli kuram içerisinde toplamak mümkündür. Bunlar, “bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum” (Cosmogonie, Cosmogony - Evren'in oluşumunu inceleyen bilim dalı) ve “devlet” ile ilgili kuramlarıdır. Platon, bütün yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği ilham ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, tüm bu kuramları, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek geliştirmiştir. "Gerçek olan nesneler değil kavramlar ve genellerdir." diyerek İdealizm'in köken düşünürlerinden biri olur. Maddelerin birer gölge olduğunu ileri sürer.

Organon, Kozmos Mantık'ın doğru düşünme kuralları olduğunu çerçevelendirip ansiklopedik bilginin önemini öne çıkarır. Bu durum kendisinin Mantık kavramının Üzerine, Fizik, Magna kurulmasını sağlar. "Görünenden görünmeyene bakıp araştırmalı (tümevarım), ama bulduğumuzda da görünmeyenden görünene bakıp Moralia doğrulamalıyız (tümden gelim)" diyerek; Düşünce-Doğa-Bilim diyalektiğini kurar.


20

ARETE

-370?

-300?

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

İdealizm

Etik, Özgürlük, Eşitlik

Doğa Felsefesi

Doğa Tarihi, Etik, Eğitim

Kadınların Mutsuzluğu Arete, Aristippos’ un bilgin kızıdır. Milattan önce IV. Yuzyılda yaşamıştır. Babası sayesinde felsefe, doga öğretisi ve doğa tarihi de görmüştür. Üzerine, Olimpos Dağı Bunun yanın da Aristippos ona en iyi temel ilkeleri de öğretmiştir. Her şeyden önce onu ölçüsüzlüğü aşağılamaya alıştırmıştır. Arete , Grekce Üzerine, Arılar Üzerine erdem demektir. Arete, aldığı eğitimin ardından, uzun yıllar Atina’da dersler vermiştir. Bir cok yazısı günümüze kadar gelmiştir. Dünyanın özgürlüğü savunan ve özgür yaşan ve aynı zamanda filozof olan ilk kadını olarak görülür. Hipparchia Yunanlı olan, olmayan bütün kadınlara haklarını savunmalarını, cesurca konuşmalarını ve düşüncelerini söylemelerini, kendi sevgililerini ve/veya eşlerini kendilerinin Diogenes'in yazdığı seçmelerini anlatmış ve yıllarca bunun icin uğraşmıştır. Toplumdan gelecek bütün erkek şiddeti ve tacizi, adaletsizliği için karşı koymaya biyografisi aracılığıyla çağırmıştır kadınları. Onun esas üstünde durduğu konular ve danışmanlık yaptığı alanlar evlilik, hastalıklar ve üzüntüler ve ölen kişilerin ardında kalanların mahrumiyetleriydi. Bu alanlarda pek cok çalışmalar yapmış ve sorunları çözmüştür.

21

HIPPARCHIA

-360

-280

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

22

PHYRRHON

-365

-275

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

Ontoloji

Şüphecilik

23

EPIKUROS

-341

-270

Yunanistan

Antik Klasik Yunan Felsefesi

Ampirizm

Atomculuk, Nihilizm, Materyalizm

Günümüze yazmış olduğu mektuplar ulaşabilmiştir.

Epikuros bir ahlak felsefesi geliştirmiştir ve felsefenin ana düşüncesi mutluluktur (eudaimonia). Temel amacın mutluluğa ulaşmak olduğunu belirtir. Felsefenin görevi de buna göre belirlenmiştir, insanın mutluluğa giden yolunu araştırmak. Klasik felsefenin soyut tartışmalarıyla Epikuros bu hedefin dışında ilgilenmemiştir. İnsanlara gerekli olan tek bilimin mutlu yaşama bilimi olduğunu düşünmüştür. "Ölümden neden korkuyorsunuz ki, siz varken o yok, o varken de siz olmayacaksınız." demiştir.

Rasyonalizm

Diyalektik, Usçuluk

İnsan, Cumhuriyet, Varlık, Bütüne Dair

Zenon mantık ve matematiğin gelişmesinde önemli rol oynayan paradoksları sonsuzluk ve süreklilik kavramlarının açıklık kazanmasına değin çözümsüz kalmıştır. Zenon'a göre gerçek olan her şey maddidir ve ateş evrendeki en yüksek varlık türüdür. "Doğaya uygun olarak yaşamalı" diyen Zeno Paradoksal yaklaşımlarla dönemin düşünce coğrafyasında yer bulmuş. İntihar ederek hayatına son vermiştir. "Sonlu, sonsuza bölünebilmekle sonsuz olmaz." der.

İdealizm

İdealist Akılcılık, Etik

De republica

Hemen hemen bütün Yunan felsefesini Romalılara tanıtmıştır. Bu bakımdan Roma Stocalığının öncüsü olarak kabul görür. "Tek gerçek kanun doğru akıldır, ve o da bütün varlıklarda bulunan değişmez ve yokolmaz bir güçtür." diyerek Yunan Stoacalığının üstüne yeni bir şeyler ekleyememiştir.

İdealizm

Doğacılık, Etik

Lucilius'a Mektuplar

Ruhun ölümsüzlüğüne inanarak teolojik bir yaklaşım göstermiş, öbür taraftan özellikle Doğa bilimi bakımından Yunan stoacılarının devamı olan Roma stoacılığına yeni katkılarda bulunmuştur.

İdealizm

Ahlakçılık, Etik

Düşünceler-Sohbetler

"Bilgelik elimizde olan ve olmayan şeyleri bilmek ve ona göre davranmaktır." demiş, efendisinin oynadığı sakat bacağı kırılınca "oynama kırarsın, demedim mi!" demiştir.

Ontoloji

Yeni Platonculuk Metafizik Mistizm Nous

Enneadlar

"Erdeme, tanrıya benzemeye çalışmakla ulaşılır, insanın amacı tanrıya benzemek olmalıdır." der. Düşüncelerini yazmaya 50 yaşında başlamıştır.

İtiraflar, Tanrı Devleti

Augustinus yaşamını İtiraflar adlı ünlü kitabında, Tanrıyla konuşma ve günah çıkarma formlarında anlatmıştır. En çok önem verdiği konu, insanın kendini araştırmasıdır. Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur. Devleti Tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak tanımlar.

Bilgi sorununu sistematik olarak inceleyen ilk şüphecilerdendir. Şüpheciliğin kurucusu olarak görülür. Yüzyıllar sonra Kant öğretisinde Öğrencisinin şiirleriyle biçimlenecek 'bilinemezcilik' antik dönemde Pyyrhon'un şüpheciliği olarak ortaya çıkar. Kant haricinde bu nosyon Descartes, Hume ve Comte gibi bir çok düşünürüde etkileyecektir.

24

ZENON

-336

-264

İtalya

Antik Klasik Yunan Felsefesi

25

MARCUS CICERO

-106

-43

Roma

Antik Klasik Yunan Felsefesi

26

ANNEUS SENECA

3

65

Roma

27

EPIKTETOS

50

130

Roma

28

PLOTINUS

203

270

Mısır Roma

29

AUGUSTINUS

354

430

Kuzeybatı Afrika

Ortaçağ Felsefesi

Siyaset Felsefesi

Devletçilik Hristiyancılık

30

SCOTUS ERIUGENA

833

880

İrlanda

Ortaçağ Felsefesi

Skolastik İdealizm

Dogmatizm

31

THOMAS AQUINAS

1224

1274

İtalya

Ortaçağ Felsefesi

Etik

Skolastik Hristiyanlık Dogmatizm

Varlık ve Öz Üzerine

Aquina'lı Thomas, öncelikle metafizikle teoloji, akılla inanç ya da arasında bir ayrım yapmıştır. Buna göre, yalnızca doğal aklın ışığına dayanan, inancın doğaüstü ışığı olmadan, salt insan aklı yoluyla bilinen ilkeleri kullanan metafizikte, filozof duyusal varlıklardan, deneyin dünyasından hareket edip, akıl yoluyla Tanrı'ya yükselir. Aristo kökenli Hristiyan skolastik akımı temsil etmiştir. İradenin zorunlu olarak iyiye, şehvetin kötüye gideceğini ileri sürmüştür.

32

JOHN DUNS SCOTUS

1270

1308

İskoçya Almanya

Ortaçağ Felsefesi

Skolastik İdealizm

Teoloji, Epistemoloji, Metafizik, Mantık

Düzen, Paris Yapıtı

İradeciliği benimseyen Scottus'a göre, Tanrı'yla birleşme hedefine ulaşmada en önemli rolü akıl veya zeka değil irade oynamaktadır. Metafizikle teoloji arasında bir ayrım yapmış ve bütün varolanlar arasında bir ayrım yapmış ve bütün varolanlar için ortak olan ilkeleri araştıran metafiziğin Tanrı'yı kavrayamayacağını öne sürmüştür.

33

FRANCESCO PETRARCA

1304

1374

İtalya

Hümanizm

Bireycilik

Divan Triumphi

34

NICOLAUS CUSANUS

1401

1464

Almanya

Ontoloji Teoloji

Matematik, Teoloji, Astronomi, Mantık

Tanrı'nın Görünüşü Hakkında

Kendi felsefesi gizemci, yeni Platoncu ve Pitagorasçı temaların bir birleşimidir. Daha sonra tümtanrıcılığa yönelmiş. Çok daha sonra ise doğa ile tanrıyı özdeşleştiren bu görüşü ile Hristiyanlığın teist öğretisini bağdaştırmaya çalışmıştır. Doğanın açılan gelişen ve sonsuz olan bir varlık olduğunu ileri sürer. Ondan öncesinde doğa artık gelişimini tamamlamış sonlu ve duruk bir varlık olarak görülüyordu.

35

DESIDERIUS ERASMUS

1467

1530

Hollanda

Rönesans Felsefesi

Etik Teoloji

Hümanizm

Deliliğe Övgü

Bilgelik, deliliktir. Öteki görüşüne göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. İnsana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilge olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin kendisidir.

36

NICOLAUS COPERNICUS

1473

1543

Polonya

Rönesans Felsefesi

Bilim Felsefesi Ampirizm

Günmerkezlilik, Matematik, Astronomi, Fizik

Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine

Dünya yerine Güneş’in merkezde bulunduğu Güneş merkezli evren modelini formülleştiren astronom. "Yıldızların dünyamızın çevresinde döndükleri inancına dayanarak gök olaylarını çözemiyorum; Bir de tersini deneyeceğim, Dünyamızın onların çevresinde döndüklerine inanarak bakacağım gök olaylarına." demiş ve bilim tarihinin yönünü değiştirmiştir.

37

THOMAS MORE

1478

1535

İngiltere

Rönesans Felsefesi

Siyaset Felsefesi

Hümanizm

Ütopya

Ütopya sözcüğü ilk olarak kendisi tarafından 1516 yılında telaffuz edildi. Terimi yunanca qu (değil) ve topos(yer) sözcüklerinden türeten More, olmayan yer anlamına gelen sözcüğü, bütünüyle akıl yoluyla yönetilen ortak mülkiyete dayalı bir kent devleti olarak betimledi

38

MICHEL DE MONTAIGNE

1533

1592

Fransa

Rönesans Felsefesi

Etik

Hümanizm

Denemeler

"Denemeler", daha çok eğitim ve felsefe konularına değinen ve ortaçağ dogmatizmini yıkan bir aydınlanma kitabıdır. Hümanist kültürün en önemli kaynaklarından biri olan bu yapıt, yazılmasının üzerinden 430 yıl geçmesine rağmen aydınların başucu kitabı olmayı sürdürmüştür. Sokrates'ten sonra insan üzerine eğilen en önemli düşünür kabul edilen Montaigne, bu kitabıyla Avrupa insanına özgür düşünmesini öğretmişti.

İtalya

Rönesans Felsefesi

Astronomi, Teoloji

Sonsuz Evren ve Dünyalar Üzerine

Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden biridir ve şair yönüyle de edebiyata en yakın duranıdır. Ona doğacı coşkunluğun düşünürü de denilebilir. Aristotelesçi kapalı evren görüşünden ilk sıyrılanlar arasında yer alan İtalyan filozof, Kopernik'in tezini savundu. Evrenin sonsuz ve eşdağılımlı olduğunu ve evrende, dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu söyledi. Sonsuz evren fikri nedeniyle kilise tarafından diri diri yakıldı.

39

GIORDANO BRUNO

1548

1600

Antik Klasik Yunan Felsefesi Antik Klasik Yunan Felsefesi Antik Klasik Yunan Felsefesi

Erken Rönesans Felsefesi Erken Rönesans Felsefesi

Rasyonalizm Ontoloji

Yazgı Üzerine, Eriugena'ya göre doğanın, birbirinden ayrı olan, dört anlam vardır. Önce yaratılmamış olan, fakat kendisi yaratan doğa, yani "Allah" vardır. Dogmanın Eriugena yaratmayı Yeni Eflâtunculuktaki gibi anlar. "Tanrı salt yokluktur, sonsuzdan gelip sonsuza giden sır'dır" diyen düşünür. Skolastik Paylaşılması Üzerine anlayışın kurucusudur. "Varlığınızdan kuşkulanmayın, düşündüğünüz için varsınız." diyerek Descartes'a öncül bir cümle kurmuştur.

Yalnız yaşamanın erdemine odaklanmış olan düşünür, aynı zamanda gezgin hümanist bir şairdir.


"Bilmek mi istiyorsunuz, O halde sormaktan vazgeçip kendiniz deneyiniz". Bacon'ın felsefesinin merkezinde bilim vardır. Bilimin insanları aydınlatma ve geliştirme işlevini öne çıkarmıştır. O'na göre bilim, doğanın özüne yönelmelidir. Doğayı deneyle kavramaya çalışmıştır. Pragmatizm ile sonuçlanacak olan deney temeline dayanan İngiliz felsefesinin ilk tohumlarını atmıştır. Bacon'a göre bilimin başlıca yöntemi tümevarım yöntemidir. Aynı zamanda, ötanazi kavramını günümüzdeki anlamına yakın içerikte ilk kez Francis Bacon kullanmıştır.

40

FRANCIS BACON

1561

1626

İngiltere

Rönesans Felsefesi

41

GALILEO GALILEI

1564

1642

İtalya

Rönesans Felsefesi

42

MARIE LE JARS de GOURNAY

1565

1645

Fransa

Rönesans Felsefesi

Dil Bilimi Feminizm

Dil, Tarih, Toplum, Eşitlik, Geometri

43

THOMAS HOBBES

1588

1679

İngiltere

Rönesans Felsefesi

Siyaset Felsefesi Ampirizm

Toplum Sözleşmesi, Materyalizm, Klasik Realizm, Etik

Leviathan

Rasyonalizm

Metodik Şüphe, Septik Şüphe, Kartezyenizm, Akılcılık, Temelcilik,

İlk Felsefe Üzerine Düşünceler Metod Üzerine Konuşmalar ve Felsefenin İlkeleri

İdealizm

Etik

Özdeyişler

Genel insan davranışlarını; bencillik, ikiyüzlülük ve zayıflık (güçsüzlük) olarak ayırmıştır. Onun kötümserliği aslında çok demokratiktir; ona göre herkes günahkardır. "İnsanların çoğu için teşekkür, sadece daha büyük yardımlar için gizli bir umuttur." demiştir.

Düşünceler

1654 yılında kumar problemleri ile ilgilenen bir arkadaşının teşvik etmesi sonucu, bu konuda Fermat ile haberleşmiştir ve bu birlikte çalışma sonucu Olasılık Kuramı ortaya çıkmıştır. Pascal, De l'Esprit géométrique eserini bir tanım teorisi geliştirmek için de kullanmıştır. Pascal, iki çeşit tanımı ayırmıştır: Yazar tarafından tanımlanan alışılagelmiş etiketler olarak geçen tanımlar ve dilin içerisinde olup, kastedilen şeyi doğallıkla belirttiği için herkes tarafından anlaşılan tanımlar. İkinci tip tanım, esasçılık felsefesinin ayırt edici özelliğidir. Pascal, bilim ve matematiğin biçimcilik felsefesini Descartes’ın formüle ettiği gibi kabul etmesi gerektiğini savunarak, sadece birinci tip tanımın bu alanlar için önemli olduğunu iddia etmiştir.

44

RENE DESCARTES

1596

1650

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

45

FRANÇOIS DE LA ROCHEFOUCAULD

1613

1680

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

46

BLAISE PASCAL

1623

1662

Ampirizm

Pragmatizm

Denemeler

Bilim Felsefesi Ampirizm

Günmerkezlilik, Matematik, Astronomi, Fizik

Yıldız Habercisi

Düşünce tarihinin metafizikten fizik'e doğru geçiren köşetaşlarından biridir. "Dış bir güç tarafından zorlanmadıkça her cisim olduğu yerde durur ya da doğru bir çizgi üstünde devinimini sürdürür." tanısı modern bilim tarihine öncül olmuştur.

Erkeklerin Ve Kadınların Eşitliği Üzerine

Düşünür felsefenin yanı sıra fizik, geometri, tarihle de ilgilenmiştir. Hayatında dönüm noktalarından birisi filozof Michel de Montaigne ile tanışmasıdır. Bu tanışıklık, Marie Le Jars de Gournay’ın daha cesur bir şekilde düşüncelerini dile getirebilmesini sağlamıştır. Dilin önemi üzerine yaptığı araştırmalar dikkat çekicidir. Başyapıtı olan eseri, “Erkeklerin ve Kadınların Eşitliği Üzerine” kaleme alır ve bu eserinde erkek ve kadının ruhen eşit olduğunu savunur. Teori ve pratiği birleştirdiği yazılarında toplumsal sistem eleştirilerine de yer vermiştir. Hobbes'a göre evrende töz (cevher) olarak yalnızca madde vardır. Felsefenin konusunu bu madde ve maddenin biçim almış bir durumu olan cisimler oluşturur. Cisimler de ancak gözlem ve deney yoluyla incelenir. Maddenin dışında kalan Tanrı, melek, cin, şeytan, ruh gibi şeyler ise ilahiyata ait inanç konularıdır. "Ben varım, şimdi bütün ötekileri bu sağlam bilgimden çıkarmalıyım." Ona göre septik şüphe anlamsızdır. Olması gereken metodik şüphedir. Metodik şüpheyi şu şekilde uygular: Önce tanrıdan, çevreden, kendinden ve başka insanlardan şüphe eder. Bunu şüphe edemeyeceği son sınıra kadar götürür. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek vârolmaktır. "Düşünüyorum o hâlde varım" noktasına ulaşır. Latince "De omnibus dubidantum" (Her şeyden şüphelen) en önemli sözlerindendir. Yeniçağ Felsefesinin mimarı olarak kabul edilir.

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Rasyonalizm Ontoloji

Klasik Liberalizm Ampirizm

Toplum Sözleşmesi, Doğal İnsanı Anlama Üzerine Düşünce özgürlüğünü, insan eylemlerini akla göre düzenlemek anlayışını en geniş ölçüde yayan ilk düşünür olduğu için Avrupa'daki aydınlanma Hukuk, Dilin Kritiği, Mülkiyet Bir Deneme, Yönetim ve Akıl Çağı'nın gerçek kurucusu olarak kabul edilir. John Locke'a göre insan zihni doğuştan boş bir levhadır (tabula rasa). Daha sonra bu zihin Hakkı Üzerine İki İnceleme deneyimle (tecrübe) birlikte dolar. Çağdaş formel mantığın kurucusu olan Leibniz modern dönemin üç rüyasını tek bir potada eritmeye çalışır: matematiksel yöntem, üniter bilim ve Metafizik Üzerine kusursuz bir dil. Leibniz felsefede optimizmi ile tanınır. Örnek olarak, evren hakkındaki çıkarımı, sınırlı bir algıyla büyük olasılıkla tanrının Metafizik, Matematik, Monat Konuşmalar, Theodise, yaratılmış olduğudur. Leibniz, Rene Descartes ve Baruch Spinoza ile beraber rasyonalizmin 17. yüzyıldaki en büyük savunucularından biri oldu. Monadoloji Leibniz’in çalışmaları öncelikli olarak modern mantık ve analitik felsefe üzerine yoğunlaşmıştı, fakat felsefesi skolastik geleneği de irdeledi. Çıkarımları ampirik kanıtlarla değil, geçerli sebeplerin ilk prensipleri ve öncel tanımları ile oluşturuldu.

Matematik Felsefesi

47

BARUCH SPINOZA

1632

1677

Hollanda

Aydınlanma Çağı Felsefesi

48

JOHN LOCKE

1632

1704

İngiltere

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Rasyonalizm Ontoloji

Matematik, Fizik

Etik, Doğa, Özgürlük, Metafizik

Ethica, Politik İncelemeler

"Erdem, akla uygun davranmıktır." ve "Kendi kendimi koruma çabasından önce gelen erdem tasarlanamaz." diyen düşünürün en önemli eseri Etika'nın temel kavramları olan töz, nitelik, görünüm, nedensellik bunlara örnek olarak verilebilir. Spinozacı metafiziğin nasıl bir ontolojiye sahip olduğu, Tanrı ya da Doğa dediğinde ne demek istediği, insanın doğadaki yerinin nasıl ele alındığı, özgürlük ve zorunluluk ilişkisinin nasıl değerlendirildiği önemli boyutlar ve sorunlar içerir; Spinoza bu bakımdan etkisi geç anlaşılmış ve anlaşıldığı andan itibaren sürekli yeniden değerelendirilir bir filozof olmuştur.

49

WILHELM LEIBNIZ

1646

1717

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

50

GEORGE BERKELEY

1685

1753

İrlanda

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Ampirizm İdealizm

Dil, Matematik, Algı

51

C. L. S. MONTESQUIEU

1689

1755

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Siyaset Felsefesi

Kuvvetler Ayrılığı

Yasaların Ruhu

Montesquieu, tüm insanlar için geçerli olan tek bir doğa yasası ve evrensel bir insan doğası olduğunu kabul eden akılcılığa şiddetle karşı çıkmış ve kuvvetler ayrılığı prensibini ortaya atmıştır. "Özgürlük, sözcüğü kadar çeşitli anlam verilmiş, onun kadar insan kafasını yormuş başka bir sözcük yoktur." demiştir.

52

FRANÇOIS VOLTAIRE

1694

1778

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Rasyonalizm

Fransız Devrimi, Aydınlanma

Felsefe Sözlüğü

Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazıları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. "Eğer tanrı var olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi." demiştir.

53

J. DE LA METTRIE

1709

1751

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Materyalizm

Maddecilik, Zihin-vücut Problemi

54

THOMAS REID

1710

1796

İskoçya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Epistemoloji

Sağduyu, Metafizik, Zihin, Etik

Sağduyu İlkeleri Üzerinde İnsan Zihni Üzerine Araştırma

Sağduyu felsefesine çok önemli katkılar yapmış olan Reid, sağduyunun savunuculuğunu yapmış ve her tür bilgiyle bilimin, apaçık ilkelere dayandığını öne sürmüştür. Sağduyusu olan tüm insanların açık ve seçik bir biçimde algıladığını öne sürdüğü bu ilkeler arasında, ona göre, matematiğin zorunlu ilkeleriyle, sağduyunun zihinden bağımsız bir dış dünyanın varolduğunu dile getiren ilkeleri vardır. "Erdem, içgüdüdür." demiştir.

Ampirizm

Nedensellik Problemi, Doğalcılık, Kuşkuculuk, Deneycilik, Klasik Liberalizm

İnsanın Doğası Üzerine Bir İnceleme, Ahlak Siyaset Yazın Denemeleri

Bizim yalnızca, kendi zihnimizde doğrudan ve aracısız olarak tecrübe ettiğimiz ideleri, duyum ve izlenimleri bilebileceğimizi, bilgide kendi zihnimizin ötesine geçemediğimizi ve bundan dolayı herhangi bir şeyin insan zihninden bağımsız olarak varolduğunu söyleyemeyeceğimizi belirten Hume, insan zihnini bilgi bakımından analiz ettiği zaman, insan zihninin tüm içeriklerinin bize duyular ve deney tarafından sağlanan malzemeye indirgenebileceğini görmüştür, bu malzeme ise algılardan başka hiçbir şey değildir

55

DAVID HUME

1711

1776

İskoçya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

56

DENIS DIDEROT

1713

1784

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Romantizm

Hümanizm, Ansiklopedist

57

ADAM SMITH

1723

1790

İskoçya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Siyaset Felsefesi

İktisat, Etik, İşbölümü, 'Görünmez El'

Berkeley’e göre, insan düşüncesinin, algılamasının dışında, bağımsız bir dış dünya yoktur. “Varolmak algılanmaktır” (Esse est percipi). “Madde” Yeni Bir Görme Kuramı bir soyutlamadan ve kuruntudan başka bir şey değildir. Bu yaklaşımıyla “maddesizciliği” (immateryalizm) kuramlaştıran filozof, algılama için bir Yönünde Deneme algılayan olmasının zorunluğunu kabul ederse de bunu ruha bağlar.

"Böbürlenme duygumuzu toplumun yararına kullanıyoruz, işte bu erdemdir." diyen düşünür. materyalist felsefesinde, maddeden bağımsız bir Tinin Doğal Tarihi, Bir ruhu düşünmenin saçma bir şey olduğunu öne sürerek, gerçekten varolanın yalnızca madde olduğunu göstermeye çalışmıştır. Düşünüre göre Makina Olarak İnsan insan ile hayvan arasında kesin bir ayrım yapılamaz.

"İnsan hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeylerle geçirir" diyen düşünürün başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak Filozafça Düşünceler, da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve humanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hristiyanlık Kuşkucu Gezintiler dinini reddetmiş ve bir çok aşırı dincinin saldırılarına uğramıştır. Ahlaki Duygular Teorisi, Ulusların Zenginliği

Ahlak felsefesi profesörü olması nedeniyle ekonomik açıklamalarında bu bilim dalının etkileri yoğun görülür. Ekonomide ve doğal olaylarda bir düzen olduğunu ve bunun gözlem ve ahlâk hissi ile tespit edilebileceğini söyler.


58

IMMANUEL KANT

59

MARQUIS De SADE

60

J. WOLFGANG GOETHE

1724

1740

1749

1804

1814

1832

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Rasyonalizm

Sadizm

Eleştiri, Deneycilik, Etik, Estetik, Epistemolojik İdealizm

Ahlakdışılık, Etik, Ateizm

Sadizm'in kurucusu olan düşünür-yazar kişilerarası ilişkilerde insanın insansal yanı bir kez yitirildiğinde, neler olabileceğinin bilgisini verir. Sodom'un 120 Günü, kişilerarası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan yeni ilke kendi yararını koruma sonuna kadar götürülecek Aşkın Suçları, Yatak olursa; zorunlu olarak sadizme varılır. yani insandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini Odasında Felsefe belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır. eserlerinde ahlaksal eylemin belirleyicisi olarak etik değerler değil de, içgüdüler ya da "koşullu buyruklar" eylemin "ilkesi" yapılırsa neler olacağını anlatır.

Doğa, Şiir

Faust

Goethe’nin doğa bilimsel konumu ve önemi, Charles Darwin’in çalışması Die Entstehung der Arten (Türlerin Oluşumu) eserinin yayımlandığı yıl olan 1859’dan itibaren, gelip geçici bir yeniliğin etkisi altına girmiştir. Goethe’nin, faal dünyanın sürekli olarak değişimi konusunda ortaya koyduğu hipotez ve organik türlerin, ortak ana bir türe dayandığı konusunda yaptığı ilişkilendirme, onun Evrim Teorisi’nin kâşifi olduğunu ortaya koymuştur.

Feminizm

Fransız Devrimi, Ahlak, Etik, Eğitim

Kadın Haklarının Savunması, Fransız devrimi Hakkında tarihsel ve Ahlaksal Görüşler

Daha önce de böyle düşünen pek çok kadın olsa da bu ve daha pek çok görüşü Kadın hakları'nın savunulmasında bu kadar açık ve dolaysız bir şekilde ve daha da önemlisi yüksek sesle söyleme cesaretini ilk defa Wollstonecraft göstermiştir. Şöyle demiştir: "Kadının ufkunu genişleterek güçlendirin aklını; körü körüne itaat sona erecektir; ancak, iktidar her zaman körü körüne itaate ihtiyaç duyduğundandır ki zorbalar ve şehvet düşkünleri, haklı olarak karanlıkta tutmaya çalışırlar kadını; çünkü bunlardan birincisinin tek istediği bir köledir, ikincisinin istediği ise elinde tutacağı bir oyuncak."

Tin'in Fenomolojisi

Hegel'in kurduğu sisteme 'diyalektik mantık' denilir. Buna göre bir fikir(yani tez), karşısındaki başka bir tezle(anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doğar ki buna sentez denilir. Hegel felsefesi her şeyden önce bireylerin kendi kendilerine ilişkin olarak özgür bir bilince ulaştıkları bir insanlık tarihi felsefesidir. Ama bilinç kendi başına özgür değildir; bilincin özgürleşmesi Tinin Fenomenolojisi'nde betimlenen karmaşık bir süreçle gerçekleşir.

Romantizm

61

MARY WOLLSTONECRAFT

1759

1797

İngiltere

Aydınlanma Çağı Felsefesi

62

GEORG HEGEL

1770

1831

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Rasyonalizm Ontoloji

Diyalektik, Fenomoloji, Mutlak Tin, Mantık, Sanat Felsefesi

63

F. W. JOSEPH SCHELLING

1775

1853

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

İdealizm

Doğa Bilimleri, Estetik, Metafizik,

64

ARTHUR SCHOPENHAUER

1788

1860

Litvanya Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

İdealizm

İstenç, Kötümserlik, Estetik, Etik, Psikoloji

65

AUGUSTE COMTE

1806

1837

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Pozitivizm

Sosyoloji

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Post-modernizm

Bireyci Feminizm, Egoist Anarşizm, Nihilizm, Postyapısalcılık, Mülkiyet Hakıı

Ampirizm

Endüktif Mantık, Faydacılık, Liberalizm, Zarar İlkesi, Liberal Feminizm

66

MAX STIRNER

1806

1856

67

JOHN STUART MILL

1806

1873

İngiltere

Aydınlanma Çağı Felsefesi

68

SOREN KIERKEGAARD

1813

1855

Danimarka

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Varoluşçuluk

İroni, Uyumsuzluk, Kaygı, Teoloji, Etik, Estetik, Psikoloji

69

MIKHAIL BAKUNIN

1814

1876

Rusya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Anarşizm

Kollektivist Anarşizm

Marksizm

Artı Değer Teorisi, Tarihsel Materyalizm, Emek-Değer Teorisi

Şok Dalgalar, Mach Sayısı, Fizik, Psikoloji

KARL MARX

1818

1883

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

71

ERNST MACH

1838

1916

AvusturyaÇek

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Bilim Felsefesi

72

WILLIAM JAMES

1842

1910

Amerika

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Pragmatizm

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

70

73

FRIEDRICH NIETZSCHE

1844

1900

Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir. Transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır.

Saf Aklın Eleştirisi, Pratik Aklın Eleştirisi, Yargı Gücünün Eleştirisi

Varoloşçuluk, Ontoloji

Gerçeklik; temelde insan ruhuna ya da tinine çok benzer olan ve kendi kendini belirleyen canlı bir süreç ise, doğa yalnızca iradeye karşı koyan, Felsefenin İlkesi Olarak ölü, mekanik bir düzen olamaz. Schelling'e göre; biz insan varlıkları doğayı anlayabiliriz, çünkü doğanın bizimle bir yakınlığı vardır, çünkü o Ben Üstüne dinamik bir zihnin ifadesi olup, onda yaşam, akıl ve amaç vardır.

İstenç Ve Tasarım Olarak Dünya

Schopenhauer, George Berkeley'in düşüncelerinden yola çıkarak insanın gerçeğe aldığı dış dünyasının sadece bir tasarım olacağını betimler ve onun eşiğinde olup biten her şeyin, en büyüğünden en küçüğüne dek zorunlu olarak gerçekleşeceğini, diğer tüm ötekinin ise sadece subjektif (öznel) istenç devinimleriyle yani arzularla, umutlarla, korkularla ve neye yönelik olursa olsun ona ulaşmayla yetkinleşeceğini, bunun da asla acı çekilmeden gerçekleşemeyeceğini savunur.

Auguste Comte, sosyoloji ismini öne süren ilk sosyologtur. "Sosyoloji neden diğer bilim dalları gibi bir dal olmasın" tezini savunarak sosyolojinin Pozitif Felsefe Dersleri, temelini o zamanlarda attı. Ayrıca felsefede pozitif düşünce üzerine de çalışıyordu. Daha sonraları fizik, gökbilim ve kimya ile de uğraştı. Ayrıca Pozitif Politik Sistem Comte yaşadığı çağda altı bilimden söz etmiştir: Fizik, matematik, kimya, biyoloji, sosyoloji ve astronomidir.

Biricik ve Kendiliği Mantığın Sistemi, Politik Ekonominin İlkeleri, Özgürlük Üzerine

Bireyin kendini gerçekleştirmesi için onun düşüncelerinin merkezine arzu ve ihtiyaçları koyar, bunun yanında yapay kurumların hepsini temel düzeye indirger ve insan egosunu temel yasa olarak ilan eder bununla da kalmaz hak kavramı da egonun gücü altında ezileceğini öne sürer. Özgürlük hakkında şöyle demiştir; " Kurtulmuş olduğum şeyden özgürüm, iktidarım içinde olan şey ya da denetlediğim şeyin sahibiyim, kendime nasıl sahip olacağımı bilirsem ve kendimi başkalarına emanet etmezsem ben her zaman ve her koşulda kendimim." Mantık alanında, yalnızca tümdengelimsel mantıkla ilgili çalışmalar yapmayıp, tümevarımsal mantığı da formüle ederek geliştirmiş olan Mill, mantıksal ilkeleri sosyal alana, siyaset ve ahlak alanına uygulamasıyla ün kazanmıştır. Psikoloji alanında, çağrışımcılığın babası olarak kabul edilen filozof, psikolojiyi "zihin kimyası" olarak tanımlamıştır.

Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard'da görülür: saçma, bunaltı, korku ve kaygı.Kierkegaard'ın felsefî Baştan Çıkarıcının sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe Günlüğü, Etik-Estetik tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş, somut Denge ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.

Tanrı ve Devlet

Bakunin hangi isim ya da biçim altında olursa olsun, Tanrı da dahil olmak üzere tüm dış otorite sistemlerini reddeder. Ve şöyle der; "İnsanın özgürleşmesi yalnızca buna bağlıdır, çünkü o doğanın yasalarına itaât eder; onlar insana dışarıdan insanî veya ilâhî, kolektif veya bireysel her ne olursa olsun, herhangi bir yabancı irade tarafından empoze edildiği için değil, kendisi onları böyle kavradığı için."

Marx'ın diğer düşünürlerle polemiği çoğunlukla eleştiri üzerinden olmuştur ve bundan dolayı "toplum bilimlerinde eleştirel metodun ilk büyük düşünürü" olarak adlandırılmıştır.[213][214]Spekülatif felsefeyi, metafiziği ideoloji ile eşitleyerek eleştirmiştir.[215] Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx Das Kapital, Komünist anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır. Genel olarak, Marksist sözü Marx'ın kavramsal dilini ("üretim biçimi", "sınıf savaşı", Manifesto "meta fetişizmi" gibi) kapitalist ve diğer toplumları anlamak için kullanan ya da işçi devriminin komünist topluma geçişi sağlayan tek araç olduğuna inanan kişiler için sarfedilir.

Bilgi ve Hata

Bilim felsefecisi olarak, mantıksal pozitivizme ve Amerikan faydacılığına büyük bir etkisi oldu ve Newton yasalarını yaptığı eleştiriler Einstein’ın görelilik teorisinin temelini oluşturdu. " Fizik bilimi için kendisine belirlediği hedef, gerçeklerin basit ve özet halinin ifade şekliydi. Dünyanın küçük bir parçası olan, yorulması hiçbir zaman beklenilmeyen ve sınırlı bir gücü olan akıl, kendi içerisindeki zengin yaşamı yansıtma eğiliminde olduğu zaman, “ekonomik” olarak devamlılığını sağlamak için bütün nedenlere sahiptir." demiştir.

Fonksiyonel Psikoloji, Bilgi, kişilik, bilinç, gerçek düşünce gibi şeyler faydalılık, verimlilik, pratiklik ölçüsüyle değerlendirilir. Mühim olan teori değil, iş ve uygulamadır; Psikolojinin Prensipleri, Radikal Deneyimcilik, Beyin hayatta var olan, uygulanabilen ve bir etki meydana getiren şey gerçektir. Zihnen ve soyut olarak ne kadar doğru olur veya görünürse görünsün Pragmatizm Kullanımı pratiği olmayan ve hayatta bir etki meydana getirmeyen şey bir değer ifade etmez ve gerçek de sayılmaz. Estetik, Etik, Metafizik, Nihilizm, Psikoloji, Değer teorisi, İstenççilik, Trajedi, Olgu-değer ayrımı, Antitemelcilik, Tarih felsefesi

Güç istenci, Friedrich Nietzsche'nin felsefesinin merkezi sayılabilecek bir önem teşkil etmektedir. Güç İstenci, Nietzsche'ye göre evrenin her türlü Ecce Homo, Deccal, devinimindeki en temel istenç olmakla beraber; tüm detayları, mikro ve makro kozmosu kaplar. Tüm değişim ve dönüşümler, bu istencin farklı Böyle Buyurdu Zerdüşt kisvelere bürünmüş halidir. Her detayda bu istencin izlerini yakalamak mümkündür.


74

75

76

77

78

SIGMUND FREUD

FERDINAND DE SAUSSURE

EMILE DURKHEIM

EDMUND HUSSERL

HENRI-LOUIS BERGSON

1856

1857

1858

1859

1859

1939

1913

1917

1939

1941

Avusturya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

İsviçre

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Avusturya Macaristan

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Rasyonalizm ?

Yapısalcılık

Pozitivizm

Psikanaliz, Nöroloji

Günlük Yaşamın Psikopatolojisi, Uygarlığın Huzursuzluğu, Düşlerin Yorum

Semiyotik, Dil Bilimi

Saussure’ün görüşlerine göre dilin bakış açısı üç farklı biçimde sınıflandırılmaktadır: İnsanların konuşmasını ifade eden “Langage” kavramı, Genel Dilbilim Dersleri, soyut kurallar sistemini ifade eden “langue” kavramı ve konuşmayı ifade eden “parole” kavramıdır. İnsanların konuşma yetisine Saussure de Hint Avrupa Dillerindeki Noam Chomsky gibi insanlarda biyolojik olarak var olan bir yeti olarak bakmaktadır. Öte yandan dilin sürekliliği, eşzamanlılıkla iç içe daima Seslerin İlkel konuşanın bilincine belirli zamanlar arasında özneler arası ayrılmış anlam ufukları ve anlam oluşmalarına dayanan olası uzlaşı imkânlarına Sisteminin Hafızası bağlıdır. Yani dilin sürekliliği onun sosyal karakterinin temelini oluşturmaktadır.

Agnostizm, Sosyoloji, Psikoloji, Teoloji

Freud'un orijinal görüşleri klasik psikanalitik kuramı oluşturur. Kuramda zihnin yapısı, psişik öğeleri, kişiliğin gelişimi ve değişimi dinamik bir bakış açısından anlatılır. Psikanaliz genel olarak aşağıdaki hipotezlerden oluşur: İnsan gelişimi en iyi cinsel arzunun değişen nesneleri yoluyla anlaşılabilir / Psişik sistem alışılmış olarak cinsel ve saldırgan istekleri baskılar ve bu istekler düşüncelerin bilinçdışı sistemlerinde saklanır. / İstekler üstündeki bilinçdışı çatışmalar kendilerini rüyalarda, dil sürçmelerinde ve diğer belirtilerde ifade eder. / Bilinçdışı çatışmalar nevrozun kaynağıdır. / Nevroz, psikanaliz yoluyla bilinçdışı isteklerin ve bastırılmış olanın bilince geri getirilmesi ile tedavi edilebilir.

Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. Auguste Comte'un fiziği, Herbert Spencer'in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, "toplumsal olay" bireye bağlı ve bireyle Sosyolojik Yöntemin başlayıp biten bir süreç değildir. Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. Her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir Kuralları, Dini Hayatın zorunluktur. Çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat İlkel Biçimleri, İntihar türünden olaylardır. İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. İnsan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. Bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.

Ontoloji

Fenomoloji, Epistemeoloji, Mantık

Felsefe içerisinde tüm metafizik spekülasyonlardan ve bilimci ön yargılardan sıyrılmayı arzu eden yepyeni bir başlangıç yapmaya ve bu hayli Fenomoloji Üzerine emek isteyen başlangıca uygun, pekin bir felsefe sistematiği oluşturmaya yöneldi ve fenomenoloji olarak bilinen felsefe hareketinin temellerini Beş Ders, Kesin Bilim attı. Özgül bir felsefe disiplini olarak Fenomenoloji'nin kurucusu Husserl'dir. Heidegger, Merleau-Ponty ve Sartre gibivaroluşçu felsefecileri Olarak Felsefe derinden etkilemiş olmanın yanı sıra, daha sonradan Foucault ve Jacques Derrida gibi yirminci yüzyılın ikinci yarısında etkilerini hissettiren felsefecilerin düşüncesinde de önemli bir rol oynayacaktır.

İdealizm Epistemoloji

Sezgicilik, Mantıksızlık, Dil Felsefesi, Değişim, Mataematik Felsefesi

Bilincin Dolaysız Verileri Üzerine Bir Deneme, Madde Ve Bellek, Ahlak Ve Dinin İki Kaynağı

Almanya'da doğup gelişmiş olan idealist felsefenin Fransa'daki temsilcisi olarak tanınır. Aynı zamanda, süreç felsefesi adı verilen felsefe türünün de en önemli temsilcilerinden olan Bergson, pozitivizmin ya da oldukça dar bir çerçeve içinde kalan bilimsel yorumların iddialarına şiddetle karşı çıkarken, insani ve tinsel değerlerin önemini vurgulamıştır. O, işte bu çerçeve içinde, 20. yüzyılda gelişen akla karşı başkaldırının önemli öncülerinden biri olmak durumundadır.Sezgiciliğin (entüisyonizm) de kurucusudur.

Hans Vaihinger'in ruhsal inşa fikirlerinden etkilendi ve erkek egemen toplumda doğal bir sonuç olarak "Erkeksi Başkaldırı" ile organik aşağılık ve telafi teorisini geliştirdi (bkz. Aşağılık kompleksi). Adler, Freud'un teorileri ile karşı görüşe geldi, fikir ayrılığı 1911'deki Weimar Psikanaliz Organların Yetersizliği Kongresi'nde aleni oldu. Adler, Freud'un inandığı seks içgüdüsünün baskınlığı ve ego dürtüsünün libidinal(?) olup olmadığı ile çekişiyordu, Üzerine İnceleme, Bireysel Psikoloji, Psikanaliz Freud'un bilinç altına atma üzerine fikirlerini de eleştirmişti. Adler bilinç altına atma teorisinin, erkeksi başkaldırının aşırı telafisi ve aşağılık Bireysel Psikoloji hislerinden türetilmiş sinirsel bir durum olan ego -savunma eğilimleri- konsepti ile değiştirilmesi gerektiğine inanıyordu, Oedipal Kompleksleri Tekniği önemsizdi. Adler Viyana Topluluğundan ayrıldı ve 1912'de Bireysel Psikoloji Topluluğu adını alan, Özgür Analitik Araştırmalar Topluluğu'nu kurdu.

79

ALFRED ADLER

1870

1937

Avusturya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Rasyonalizm ?

80

ROSA LUXEMBURG

1871

1919

Polonya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Siyaset Felsefesi

Marksizm, Sosyalizm

81

MARCEL PROUST

1871

1922

Fransa

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Sanat Felsefesi

Edebiyat Kuramı,

İngiltere

Russell 1900'lerin başında İngilizlerin “idealizme karşı isyanı”na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik İfade Üzerine, Batı Aydınlanma felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Dil Felsefesi, Bilim Felsefesi, Felsefesi Tarihi, Bilimin Çağı Analitik Felsefe Ontoloji Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak Din Felsefesi, Felsefe Tarihi Toplum Üzerindeki Felsefesi kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli Etkileri ölçüde etkilemiştir.

82

83

84

85

BERTRAND RUSSELL

MAX SCHELER

CARL GUSTAVE JUNG

LUDWIG VON MISES

1872

1874

1875

1881

1969

1928

Almanya

Aydınlanma Çağı Felsefesi

1961

İsviçre

Aydınlanma Çağı Felsefesi

1973

Avusturya Macaristan

Aydınlanma Çağı Felsefesi

Fenomoloji

Felsefi Antropoloji, Etik

Rasyonalizm ?

Analitik Psikoloji, Teoloji, Kollektif Bilinçdışı

Rasyonalizm

Klasik Libertayanizm, Metodolojik İkilik, Praxeoloji, Politik İktisat, Tarih Felsefesi

Toplumun Kapitalizmin doğası gereği saf halde bulunamayacağını, varolabilmek için kapitalist olmayan ekonomi biçimlerine mutlak biçimde ihtiyaç Sosyalizasyonu, Toplu duyduğunu iddia etmiş, sürekli evrensel bir üretim biçimi haline gelmeye çalışan kapitalizmin bu niteliğinden dolayı yok olmaya mahkum olduğunu Çalışmalar, Politik söylemiştir. Yazılar Proust kendi edebiyat kuramlarını geliştirmeye ve sanatçının toplumdaki yeri hakkında kendi fikirlerini geliştirmeye başladı. Sanatçının Kayıp Zamanın İzinde, sorumluluğunun doğayla yüzleşmek, onu gözlemek, özünü kavramak, ardından da bunu bir sanat eserinde baştan anlatmak ya da dışavurmak Zevkler ve Günler olduğunu savundu.

Etikte Biçimcilik ve Maddi Değer Etiği, Bilgi Biçimleri ve Toplum, İnsanın Kozmostaki Yeri, Hınç

"Yaşantı"nın, başta dinsel, kişisel, toplumsal, bitimsel, tarihsel yönleri olmak üzere, her birine gereken önemi verecek biçimde bütün yönleriyle ele alınması gerektiğini savunan Alman görüngübilimci, toplum felsefecisi, bilgi toplumbilimcisi. Hemen hemen felsefesinin tamamında geleneksel filozofların çoğunlukla göz ardı ettiği düşüncenin duygusal temelleri üstüne yoğunlaşır. Scheler'in felsefesinin kuşkusuz en önemli bölümünü Kant etiğine karşı geliştirilen nesnel değerler sıradüzeninin a priori olarak duygusal bakımdan kavranmasını amaçlayan değer çözümlemeleri üstüne kurulu etik öğretisi oluşturmaktadır. Geliştirdiği etiğin özce "kişiselci olduğunu özellikle vurgulayan Scheler, bu bağlamda "kişi"yi "ben"den kesin çizgilerle ayırarak kişisel değerleri her bakımdan üstün kılmaya çalışmaktadır.

Carl Gustav Jung sadece psikoterapi bilim dalını değil, aynı zamanda Psikoloji, Teoloji, Etnografi bilimi, Edebiyat ve güzel sanatları da etkiledi. Psikoloji bilim dalında kendisi tarafından bulunan ve yapılan kavramlar geniş şekilde kabul gördü. Örneğin; kompleks, içedönük ve dışadönük, Psikoloji ve Din, Dört gölge, arketip (enerjikompleksler), kolektif (toplumsal) bilinçdışı, anima, animus. Gölge Arketipi Üzerine; Gölge bilinçdışındaki bir arketiptir. Bilinç Arketip, Anılar-Düşlerve benliğin karşıtı, tersidir. İstenilmeyen, kabûl görmeyen tüm kişisel özelikler gölge arketipine dâhil olmaktadır. Örneğin, kişi kendini ince olarak Düşünceler tanımlıyorsa onun gölgesi kaba ve katıdır. Acımasız birinin gölgesi çok ince ve şefkatlidir. Kendini çirkin olarak tanımlayan kişinin gölgesi güzel olmaktadır. (Buna karşın, diğerleri bunu görmezse kişinin güzel tanımlaması yalnızca kendisini kibirlendirir.) İnsan Eylemi, Para ve Kredi Teorisi, Müdaheleciliğin Eleştirisi,

Mises, Carl Grünberg ile idari bilimler tarihi üzerine çalışırken 1903'te Carl Menger'in Ekonominin Prensipleri kitabını okumasıyla tarihçi bakış açısından kurtularak ekonomi üzerine odaklanmaya başlamıştır "İnsanlar, ekonominin patronlarının sanayicilerden,tacirlerden ve yatırımcılardan oluştuğunu düşünürler. oysaki bu sadece bir yanılsamadır. ekonominin yegane patronu tüketicidir. eğer tüketici belli bir iş dalını desteklemeyi bırakırsa, işte o zaman, sözüm ona bu patronlar eylemlerini tüketicilerin dilekleri ve emirleri doğrultusunda gerçekleştirmeye çalışırlar..." demiştir.


86

87

88

89

90

91

92

93

94

95

96

97

98

LUDWIG WITTGENSTEIN

MARTIN HEIDEGGER

WALTER BENJAMIN

MAX HORKHEIMER

FRIEDRICH A. V. HAYEK

ERIC FROMM

JACQUES LACAN

KARL POPPER

THEODOR W. ADORNO

JEAN-PAUL SARTRE

AYN RAND

HANNAH ARENDT

EMMANUEL LEVINAS

1889

1889

1892

1895

1899

1900

1901

1902

1903

1905

1905

1906

1906

1951

1976

1940

1973

1992

1980

1981

1994

1969

1980

1982

1975

1995

Avusturya Macaristan

Almanya

İspanya

Almanya

Avusturya Macaristan

Almanya

Fransa

Avusturya

Almanya

Fransa

Modern Çağ Analitik Felsefe Ontoloji Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Varoluşculuk, Ontoloji

Epistemoloji, Siyaset Felsefesi

Toplum Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Wittgenstein, Tractatus’da birden çok anlamlı sözcükler gibi dilin doğal eksikliğini, dilin yapay ve mantıksal olduğu fikrini geliştirmiştir. Onun yeni dili, tıpkı mantık dilinde kullandığı gibi sembollerden oluşmuştur. Eserinin önsözünde tüm felsefi problemlerin dilin araştırılmasıyla çözülebileceğini belirtmiştir. Felsefi analizlerinin hedefi, işlevselliğin açıklanması yoluyla anlamlı ve anlamsız önermelerin farkını ortaya koymaktır. “Felsefenin tamamı dil eleştirisidir.” Tractatus’un temel görüşleri Russell’in aşıladığı fikirlerden oluşmuş ve mantıksal atomculuğun felsefesi olarak sayılmıştır. Felsefenin araştırma nesnesi, günlük konuşma dilidir. Biz kelimeleri, günlük kullanım metafizikleriyle bağlantılarız. Felsefenin amacı (iyileştirme) terapidir.

Yorumsamacalık, Dil, Teknoloji

Varlık ve Zaman, Hümanizmin Özü, Nedir Bu Felsefe

Heidegger'ın düşüncesine göre, insan bu dünyaya öylece bırakılmıştır. Bu bırakılmışlık fikri birkaç yönden varoluşçu felsefenin temel argümanlarını sürdürür ve derinleştirir. Varoluşa bırakılmışlığı ile insan kendi varlığını oluşturma özgürlüğüne zorunlu olarak bırakılmıştir aslında. Ama başlangıçta, bırakılışın kendisi bir özgürlük yokluğudur -sondaki ölümün kaçınılamazlığı gibi. Kaygı, sıkıntı, merak,ölüm, korku gibi terimleri felsefe düzlemine taşıdı. Fenomenolojiyi Varlık sorunu bağlamında yeniden yorumladı ve kullandı.

Marksizm, Frankfurt Okulu, Kültür Tarihi, Estetik, Dil

Esrar Üzerine, Fotoğrafın Kısa Tarihi, Sanat ve Edebiyatta Eleştiri, Moskova Günlüğü

Aydınlanmanın Toplum Teorisisi, Marksizm, Diyalektiği, Geleneksel Frankfurt Okulu ve Eleştirel Kuram, Sosyolojik Açılımlar

Sanat eserini kutsal görülen aurasından uzaklaştırarak ona ideolojik fikirler yüklememize olanak sağladığı için mekanik çoğaltımın, toplu üretim ve kültürün - Adorno ve Horkheimer'in aksine - uzun vadede olumlu etkileri olabileceğine inanır. Son dönemin yaşamış en büyük Marksist ideologlarından bir tanesidir. Her ne kadar Karl Marx'ı kendi okuma listesinin son sırasına bıraksa da, getirmiş olduğu eleştiriler Marksist kuram açısından çok önemlidir. Horkheimer'in başkanlığa gelmesi Frankurt Okulu için büyük atılımdır.Frankurt Okulu bu zamandan sonra başta Horkheimer'in etkisiyle psikoloji ve felsefe üstünde daha fazla duracaktı.Ve Horkheimer o zamana kadar "Toplum Teorisi" ismiyle adlan- dırılan teoriyi kendi değiştirip "Toplum Felsefesi" olarak kullanmıştır.Horkheimer bir Marksistir.Onun felsefesi toplumun ve popüler kültürün Marksist eleştirisidir.Ve tabi ki çalışmalarının diğer bir yönü Marksist diyalektiğin temellerinin kurucusu Hegel ve ekonomi politiğin Marksist eleştirisidir.Nitekim ne Horkheimer ne de Frankurt Okulu'nun diğer üyeleri sistematik bir ekonomi analizi yapmamışlardır.Onların çalışmaları daha çok kapitalist meta üretiminin kültürü ve insanı nasıl aşındırdığı(yabancılaşma) ve insan psikolojisini nasıl etkilediği yönündedir.

Rasyonalizm Siyaset Felsefesi

Liberalizm, Ekonomi, Politika, Psikoloji, Hukuk

Serfliğe Giden Yol, Bilginin Toplumda Kullanımı, Duyumsal Düzen, Özgürlüğün Anayasası

Epistemoloji, Siyaset Felsefesi

Eleştirel Teori, Frankfurt Okulu, Hümanizm, Sosyal Teoriler, Marksizm, Psikanaliz

Özgürlükten Kaçış, Psikanaliz ve Din, Sağlıklı Toplum, Sevme Sanatı

Libidonun toplum içinde şekillendiğini savunur. Libido, ailelerde ortaya çıkar görüşündedir. Bu da bir bakıma kültür olarak adlandırılabilir. Mesela kapitalist toplum içindeki kapitalist ruh, kapitalizmi ayakta tutan libidodur. Fromm'daki libido, Marx'ın tutku kavramına tekabül eder. Fromm, yabancılaşma kavramını açıklarken kapitalizmin etkisinden söz eder. Zihinsel emekle maddi emek kişilik gelişimini önler. İş kişinin dışına çıkar, kişiyi belirler. Tüketim anlayışı, kişisel farkları ortadan kaldırır. Kendilik kavramının yerine ben kavramı kullanılır. Bu da self kavramının yerine egonun kullanılmasıdır. Kendilik kavramı bir özdeşlik bildirir, "var" kelimesi de dışarıda olana sahibim demektir.

Psikanaliz, Yapısalcılık, Postyapısalcılık

Psikanalizin Dört Temel Kavramı, Fallus'un Anlamı, Televizyon, Baba-nın Adları

Lacan’ın teorik psikanalizinin ana kavramlarından başlıcaları İmgesel, Simgesel ve Gerçeklik olarak belirtilebilir. Biyolojik bir varlık olan insan yavrusunun insan olmaklığa, yani kültürel bir özne olmaya giden yolu açıklarken Lacan bu kavramları değerlendirir. Oidipus karmaşası olarak belirtilen karmaşa ya da Yasa, anne ile çocuğun doğal ilişkisinin yasaklanması ve bu yasakla doğan bilinç dışı arzunun Babanın Adı'yla yeni imgesel biçimlerle ikame edilmesiyle çözülür. İnsan yavrusu böylece toplumsal biçimleri edinir ve birey-özne olur.Özetle, kültürel düzene girişin anahtarı bu kökensel bastırmayla söz konusu olmaktadır.

Yanılabilircilik, Evrimsel Epistomoloji, Liberalizm, Yanlışlanabilirlik

Bilimsel Araştırmanın Mantığı, Açık Toplum ve Düşmanları, Tarihselciliğin Sefaleti

Onun bilimsel yöntem görüşü, “bütün sistemleri zorlu bir sınamadan geçirerek, sonunda nispeten elverişli” sistemi seçmek amacıyla, her kuramı yanlışlamaya tabi tutmaya dayanır. Çünkü Popper’e göre, tümevarım ilkesinin geçersizliği nedeniyle, kuramlar hiçbir zaman deneysel olarak doğrulanamaz. Ama yanlışlanabilir. O halde, bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gereklidir. Eğer bir kuram yanlışlanabilir ise, bilimseldir. En iyi kuram "zamana bağlı olarak yanlışlanabilir, çürütülebilir olan kuramdır" demiştir .

Rasyonalizm ?

Modern Çağ Analitik Felsefe Eleştirel Felsefesi Rasyonalizm

Modern Çağ Felsefesi

Dilin Kritiği ve Felsefesi, Mantıksal Pozitivizm, Zihin Felsefesi

Tractatus Logico, Yan Değinniler, Felsefi Soruşturmalar, Kesinlik Üstüne-Kültür ve Değer

Eleştirel Teori

Varoluşcu Marksizm, Ontoloji

Marksizm, Sosyal Teori, Kitlesel Medya, Müzikoloji, Frankfurt Okulu

Bilgi Fesefesi, Etik, Fenomoloji, Metafizik, Politika

Adorno, aklın nesnel olmadığını, insanın da bu anlamda kendi özneli olamadığını savunur ve bugüne kadarki felsefenin foyasını ortaya Ahlak Felsefesinin çıkarmaya çalışır. Aklın nesnel olamamasının sebebi de insanın kendi hayatının öznesi olamamasıdır. Toplum üzerine teorileri genel bir Sorunları, Minima karamsarlığı yansıtır. Ona göre bürokrasi, idare ve teknokrasinin kuşattığı toplumda bireyin kendisi bizzat geçmişte kalmıştır. Yoğunlaşmış Moralia, Aydınlanmanın sermaye, planlama ve kitle kültürü bireysel özgürlükleri büyük oranda tahrip etmiş ve eleştirel düşünme yeteneği yerini tümüyle şeyleşmiş bir Diyalektiği toplum bilincine bırakmıştır. "Düşünen insan saldırgan olamaz." demiştir.

Varoluşçuluk, Bulantı, Varlık ve Hiçlik, Diyalektik Aklın Eleştirisi

Sartre'ın, varoluşçuluğunda ilk olarak görülen, insanın önceden-tanımlanmamış bir varlık olarak ele alınmasıdır. İnsan kendi yaşamını ya da tanımını kendi kararlarıyla verecektir. İnsanın içinde bulunduğu koşullar içinde yaptığı tercihleri onun kim olacağını ve ne olacagını belirler. Bu, "varoluş özden önce gelir" sözünün anlamıdır. İnsan önceden-zaten-belirlenmiş bir öze sahip değildir, daha çok o özünü kendi eyleyişleriyle gerçekleştirecek, yani varoluşunu şekillendirerek özünü ortaya koyacaktır. Sartre'ın anladığı ve savunduğu anlamda aydın, ister eylem alanında ister yazı masasında olsun, esasta aydını aydın yapan nitelik, yaşadığı zamanın dünyasına sırt çevirmeyen, bu dönemin gerçekliklerinden ve çelişkilerinden kaçınmayan, aksine tutumunu ve eylemini bu gerçeklikler ve çıkmazlardan hareketle oluşturup belirleyen tavırdır.

Felsefesi ve kitapları kendi bireycilik, rasyonel bencillik ve kapitalizm mefhumlarını vurgular. Devletin özgür bir toplumda yasal ama minimal bir Atlas Silkindi, Hayatın role sahip olduğuna inanan Rand sıkı bir minarşisttir. Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur. O'na göre, Kaynağı, Ben, İnsan değerlerini ve hareketlerini mantık kullanarak seçmelidir, Bireylerin kendilerini başkaları için feda etmeden ve aynısını başkalarından Yaşamak İstiyorum beklemeden kendi amaçları için yaşamaya hakları vardır, Kimsenin bir başkasının haklarına güç kullanarak tecavüz etmeye ya da güç kullanarak ona kendi fikirlerini empoze etmeye hakkı yoktur.

Rusya Amerika

Modern Çağ Felsefesi

Siyaset Felsefesi Objektivizm

Almanya

Modern Çağ Felsefesi

Fenomoloji Siyaset Felsefesi

Çağdaşlık, Tarih Felsefesi

Totaliterizmin Kökenleri, İnsanlık Durumu, Geçmiş İle Gelecek Arasında

Litvanya

Modern Çağ Felsefesi

Fenomonoloji

Öteki, Farklılık, Hoşgörü, Teoloji, Başkanın Başkalığı

Ölüm ve Zaman, Sonsuza Tanıklık

Bireycilik, Kapitalizm, Minarşizm, Liberteryenizm

Hayek'e göre iktisadi karar verme hakki, bireylerden, onların değerlerinden ve amaçlarından bağımsız değildir (ekonomik öznellik, Avusturya ekolü), karar verme hakları enformasyona sahip olan bireylerde olmalıdır. Rekabetçi bir piyasada fiyatlar, insanların farklı mal ve servislere biçtikleri görece değerleri belirlemekte, bireyler de bunlara bakıp istek ve ihtiyaçlarını en iyi şekilde nasıl karşılayacaklarına ve hatta o istek ve ihtiyaçların neler olduklarına karar vermektedirler. Hayek serbest piyasa düzeninin felsefi savunucularındandır. Hayek iktisat dışında bilişim (enformasyon) teorisi, hukuk, politika teorisi, bilim felsefesi ve bilişsel psikoloji (cognitive psychology) gibi alanlarda da yeni fikirler üretmiştir.

Çoğu kişi tarafında felsefeci olarak da bilinmekle birlikte, kendisi felsefenin "bireyin kendisi"ne dair sorunlarla uğraştığını söyleyerek bu sıfatı reddetmiştir. Siyaset bilimci olarak tanımlanmayı istemesinin sebebi çalışmalarının "tekil olarak insana değil, dünyada yaşayan ve dünyayı kaplayan insanlığa" odaklanmış olmasıdır. Levinas, farklılık temelli etik düşüncesiyle, bu farklılığın, toplumsal ilişkileri çözmek bir yana, insanların birbirinden sorumlu oldukları ya da olacakları zemini oluşturduğunu öne sürer. Bu düşünce, insanların birbirine kayıtsız kaldıkları “tolerans”ı ya da birbirlerine katlandıkları “hoşgörü”yü değil, herkesin herkesten sorumlu olduğu etik anlayışı geliştirmek ister. Levinas’ın felsefi düşüncesi, bu etik kavrayışın kavramsal yapısını ortaya koymaya ve işletilir halde göstermeye çalışır.


99

100

MAURCE MERLEAUPONTY

SIMON DE BEAUVOIR

1908

1908

1961

1986

Fransa

Fransa

Modern Çağ Felsefesi

Varoluşçu Femonoloji

Modern Çağ Varoluşculuk Feminizm Felsefesi

Algının Fenomolojisi, İnsancılık ve Şiddet, Batı Marksizmi, Yapısalcılık, Anlam ve Anlamsızlık, Postyapısalcılık, Algı, Gestalt Diyalektiğin Psikolojisi Serüvenleri, Göstergeler

Batı Marksizmi, Varoluşçu Feminizm, Feminist Etik

101

ALBERT CAMUS

1913

1960

Cezayir Fransa

Modern Çağ Felsefesi

Varoluşculuk

Absürdizm, Dualizm

102

PAUL RICOEUR

1913

2005

Fransa

Modern Çağ Felsefesi

Fenomoloji

Hermeneutik, Yorumsamacılık, Etimoloji, Ahlak Felsefesi

Fransa

Modern Çağ Felsefesi

Bilgi Felsefesi

Yapısalcılık, Marksizm, Üstbelirlenme

103

LOUIS ALTHUSSER

1918

1990

104

GILLES DELEUZE

1925

1995

Fransa

105

MICHEAL DUMMETT

1925

2011

İngiltere

Modern Çağ Felsefesi

Analitik Felsefe

106

ZYGMUNT BAUMAN

1925

-

Polonya

Modern Çağ Felsefesi

Postmodernizm

Sosyoloji, Modernizm, Totatilerizm

Epistemoloji

Postyapısalcılık, Postmodernizm, Söylem Analizi, Disiplin Enstitüleri, Biyoiktidar

107

108

109

110

MICHEAL FOUCAULT

MURRAY ROTHBARD

NOAM CHOMSKY

JURGEN HABERMAS

1926

1926

1928

1929

1984

1995

-

-

Fransa

Amerika

Amerika

Almanya

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Amprizm Ontoloji

Hukuk Felsefesi

Freudcu yönleri ağır basan feminist bir varoluşçuluk göze çarpar. Varoluşçulukta olduğu gibi de Beauvoir temel prensip olarak var oluşun özden Belirsizlik Ahlakı önce geldiğini kabul eder ve “Kadın doğulmaz kadın olunur.” prensibine ulaşır. De Beauvoir “Bu durum kadınların kendilerini normalden sapmış, Üzerine, Her Erkek dışta kalan ve normale ulaşmaya çalışan canlılar gibi algılamalarını sağlayarak onlarını başarılarını sınırlandırmışdır.” der. Feminizme göre bu Ölümlüdür, İkinci Cins düşünce artık bir kenara atılmalıdır. De Beauvoir iddia eder ki kadınlar erkekler kadar ayrım yapma, seçme yeteniğine sahiptir ve böylece kendilerini geliştirmeyi seçebilir, kadını mevcut durumundan ileri götürebilir, kendi hayatlarının ve dünyanın sorumluluğunu alabilir.

Sisifos Söyleni, Başkaldıran İnsan, Denemeler, Yabancı

Camus'nün felsefeye en büyük katkısı, insanların ne berraklık ne de anlam sunan dünyada bunları aramalarının sonucu olarak oluşan "absürt" fikridir. Filozof bu felsefesini "Sisifos Söylencesi"nde açıklayıp "Yabancı" ve "Veba" gibi romanlarında da işlemiştir. Genelde varoluşçulukla birlikte ele alınan "Absürdizm" (Saçma, uyumsuzluk felsefesi) ile birçok yazar ilgilenmiş ve bu felsefi düşünce akımını kendine göre yorumlamıştır, Camus "saçma"`nın kurucusu değildir fakat bu düşünce akımında önemli bir yer tutar. Camus, makalelerinde okuyanı dualizmle tanıştırır. Mutluluk ve keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık.. Hayatın çeşitli biçimlerde geçtiğini ve insanın ölümlü olduğu gerçeği de budur.

Metoforun Kuralı, Ricoeur, "Sembol düşünceyi doğurur" derken, hermeneutiğin ilk ve temel öncülünü iyi bir biçimde ifade etmiştir. Efsane, din, sanat ve ideolojinin Hafıza Tarih Unutuş, sembollerinin felsefi yorum yoluyla açığa çıkarılabilecek mesajlar taşıdığını öne sürdü ve hermeneutiği, dolaylı anlamı yorumlama, görünüşteki Başkası Olarak Kendisi anlamların gerisindeki gizli anlamları gözler önüne serme yöntemi olarak tanımladı. İdeoloji ve devletin İdeolojik Aygıtları, Felsefe ve Bilimadamlarının Kendiliğinden Felsefesi

Amprizm ve Öznellik, Diyaloglar, Kant'ın Göçebebilim, Çokluk, Eleştirel Felsefesi, Şizoanalizm, Psikanaliz, Etik, Proust ve Göstergeler, Duygulam, İçkinlik, Oluş Spinoza-Pratik Felsefe, Nietzsche Analitik Felsefenin Dilin Kritiği Kökenleri

Modern Çağ Felsefesi

Merleau-Ponty'nin varoluşçu felsefesini fenomenolojik bir yönde geliştirmiş olduğu bilinir. Merleau-Ponty Edmund Husserl'ın Fenomenolojisinden hareket eder ancak onu çeşitli dönüşümlere uğratarak değerlendirir. Husserl'ın fenomenolojik yönteminin başlangıc kavramlarından olan "yönelmişlik" kavramının, özellikle Merleau-Ponty'de belirgin bir şekilde etkili olduğu söylenebilir. Merleau-Ponty'de kesin bir bilgi aramaktan daha ziyade, asıl olarak belirli bir apaçıklığa ulaşmak ister. Bedenler hem özne hem de nesnedir. Çünkü, Başkasının bedeni, benim için herhangi bir nesne değil, bir kültür nesnesidir. Tıpkı benim bedenimin baskası için olduğu gibi. Başkalarıyla her şeyden önce bu anlamda bir beden olarak karşılaşırız. Bu anlamda beden, okuyup anlamdırılması gereken bir kitap gibidir.

Althusser, toplumu bir araya geldiklerinde tek bir karmaşık bütünü oluşturan – ekonomi pratiği, ideoloji pratiği ve politik-legal pratik gibibütünlüklerin içiçe bağlı bir toplamı olarak kavrıyordu. Ona göre bütün pratikler birbirine bağımlıydı. Mesela , üretim ilişkileri açısından bu kapitalistler ve işçiler arasında işgücünün alımı ve satımıdır. Bu ilişkiler ekonomi pratiğinin parçasıdır, ancak bireysel temsilcileri alıcı ve satıcı olarak kurgulayan yasal bir sistemin mevzuatı içinde varolabilir; daha ötesinde ise anlaşma mutlaka politik ve ideolojik açıdan güvence altına alınmalıdır. Deleuze, felsefeyi bir tefekkür etkinliğinden ziyade kavram yaratımı olarak tanımladığından bütün çalışmalarında yeni kavramlar ortaya koymuştur. Felsefenin yaratıcı bir faaliyet olarak tanımlanması öncelikle özdeşlikten ziyade farkı, kapalılıktan ziyade çoklu bağlantıları ve mutlak kararlılık ya da keskinlik gözeten bir tespitten çok kararsızlıklık ve belirsizlikleri kucaklayan bir açık uçluluğa dayanan yeni bir yaklaşımı gerektirdiğinden ne çalışmalarında ortaya koyduğu kavramlar ne de bu kavramlar arasındaki ilişkiler bir sabitlik arz eder. "Felsefenin amacı düşünce yapısının analizidir, ve düşünceyi analiz etmenin en uygun yöntemi dil analizinden meydana gelir."

Zygmunt Bauman, 1980'li yıllardan itibaren, Modernizm ile Totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine hem kuramsal hem de sosyolojik Sosyolojik Düşünmek, incelemeleriyle öne çıktı. Özellikle Almanya'daki Nasyonalsosyalizm üzerinden Holocaust hakkındaki çözümlemeleri bu bağlamda önemli bir etki Postmodern Etik, yaptı. Böylelikle, Modernizme içkin kavram ve kategorilerin Totaliterlikle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri derinlikli olarak ve disiplinlerarası bir Bireyselleşmiş Toplum yöntemle ortaya konulmuş olundu.

Büyük Kapatılma, Kliniğin Doğuşu, Cinselliğin Tarihi, Deliliğin Tarihi, Bilginin Arkeolojisi

Foucault toplumdaki daimi doğruların oluşum sürecini modernist bir bakış açısı olarak görür ve kökten reddeder. Postmodernite kendini genel geçer doğruların aksine hareket eden bireylerde ve düşünüşlerde bulur. Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Deliler ona göre toplumun daimi doğrularına uygun hareket edemeyen bireylerdir. Toplumun genelini bir oda içerisinde gören Faucault bütün düşüncelerin, hareketlerin bu daimi doğrular çerçevesinde yahut kıskacı altında ortaya çıktığını iddia eder. Gay, lezbiyen, transseksüel, biseksüel oryantasyonlar daimi doğrulardan ayrı doğrular çerçevesinde oluştukları için postmodernitenin varoluşunu ve moderniteden çıkıldığını gösterir (modernite bu kavramları asla kabul edemezdi). Foucault kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanır ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını öğütler.

Rothbard, anarko-kapitalizmin kurucusu, önde gelen teorisyeni ve 20. yüzyıl Amerikan liberteryen hareketinin merkezi figürüdür. 20'nin üzerinde Anarko-Kapitalizm, Özgürlüğün Etiği, anarşist teori, tarih, ekonomi ve diğer konularda kitap yazmıştır. Rothbard açısından, klasik liberalizmin devlet ve özgürlük teorisinin yeniden Liberalizm, Ekonomi Tarihi, Ekonomiyi Anlamak, kurgulanması, devletle ilişkilenmiş görevlerden kurtararak bir nevi arınım yaşamasını sağlayacak, diğer taraftan ise bu harekete radikal bir kimlik İktisat, Anarşizm, Etik, Doğal Eşitçilik; Doğaya Karşı kazandırarak, mevcut koşullarda kaybetmek üzere olduğu geleceğini kurtarılabilecektir. Bu ise ancak, özel-mülkiyetçi anarşizmle, kısacaAnarkohukuk İsyan kapitalizmle mümkün olacaktır.

Dil Felsefesi

Liberter Sosyalizm, Anarkosendikalizm, Dilbilim, Davranışcılık

Epistemoloji, Siyaset Felsefesi

Sosyal Teori, İletişimsel Rasyonalite, Evrensel Edinbilim, Kamusal Alan, Frankfurt Okulu

Noam Chomsky doğal dilleri anlamlarına göre kategorize etmiştir. Kategorize etme eylemini, özel dil ifadelerini meta dil yardımı ile adlandırarak yapmıştır. Chomsky her ne kadar insan dillerini anlamada anahtar kişi olarak görünse de, aslında biçimsel diller üzerindeki çalışmalarıyla Üretici Dil Bilgisi, tanınmıştır. Onun hiyerarşisi, biçimsel dilbilgisinde oluşan ifade güçlüklerini kategorize eder. Her sınıf, biçimsel dillerde söz öbekleriyle başka Geleceği Kurgulamak, cümlecikler oluşturabilir. Onun evrensel dilbilgisi teorisi, yaşadığı dönemdeki davranışçı teorilere karşı meydan okuma olarak ve çocukların dili Dilin Mimarisi, Batı öğrenme evresi, dile karşı olan dil yetisini anlamaya yönelik bir teori olarak kabul edilmiştir. Chomsky politik yazılarından dolayı ‘dünyanın en Terörizmi fazla alıntı yapılan bireyi’ olarak kabul edilmetedir. Ayrıca dünya üzerindeki kutuplaşma ve küreselleşmelere yönelik eleştirileri ile öncü bir düşünür sayılmaktadır. Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü, Bilgi ve İlgi, Sosyal Bilimlerin Mantığı Üzerine

Jürgen Habermas, kendi en büyük başarısı olarak iletişimsel eylem ya da iletişimsel rasyonalizm kuramı ve kavramını görür. Bu akılcı gelenekten akılcılığı kişilerarası dilbilimsel iletişim yapıları içine yerleştirmesiyle ayrılır, kozmozun ya da bilme öznelinin yapılarına yerleştirmez. Bu sosyal kuram, kapsayıcı bir evrensel ahlaki çerçeve oluştururken, insan özgürleşmesi amaçlarına ilerler. Bu çerçeve evrensel pragmatiklik denilen –ki tüm konuşma eylemlerinin içsel bir telos’u (Yunanca amaç ya da hedef) vardır—karşılıklı anlayış hedefi ve insanoğlu böyle bir anlayış getirebilecek iletişimsel yeterliliğe sahiptir tartışmasına yaslanır.


111

112

113

114

115

116

117

JEAN BAUDRILLARD

FELIX GUATTARI

JACQUES DERRIDA

ALAIN BADIOU

ROBERT NOZICK

TERRY EAGLETON

SLOVAJ ZİZEK

1929

1930

1934

1937

1938

1943

1949

2007

1992

2004

-

2002

-

-

Fransa

Modern Çağ Felsefesi

Postmodernizm

Postyapısalcılık, Postmarksizm, Medya, Üst Gerçeklik, İşaret Değeri, Sosyoloji

Fransa

Modern Çağ Felsefesi

Psikoloji Siyaset Felsefesi

Psikanaliz, Ekoloji, Semiyotik, Makina Arzusu, Belirlenimcilik, Şizoanaliz, Asemblaj

Fransa

Modern Çağ Felsefesi

Fas

Amerika

İrlanda

Slovenya

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Modern Çağ Felsefesi

Postmodernizm

Ontoloji Marksizm

Analitik Felsefe Politik Felsefe

Sanat Felsefesi Postmodernizm

Postmodernizm

Bugünün siyasi ve ideolojik akımlarını reddetmesi ününün artmasına neden olmuştur. Bugüne kadar birçok önemli çalışmaya imza atmıştır. Simülasyon kuramını oluşturmuş, kitle zihni üzerine çarpıcı satırlar yazmıştır. Tüketim üzerine düşünceleri ve yapıtları ise onun ününe ün katmıştır. Artık her kavram televizyonlardan akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içinde izlemektedir; herseyin farkındadır, fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir.

Simülakrlar ve Simülasyon, Çaresiz Stratejiler, Tekil Nesneler, Karnaval ve Yamyam

Gilles Deleuze ile beraber kapitalizm ve şizofreni altbaşlığı ile yazdıkları L'Anti-Œdipe (1972) ve Mille Plateaux (1980) çalışmalarında arzuyu Kaçış Cizgileri, Üç üretken bir faaliyet olarak görmeleri ve oluş, olay, fark gibi felsefe tarihinin süregiden sorunlarına ilişkin çarpıcı açılımlar getirmeleri itibariyle, Ekoloji, Kapitalizm ve özellikle çağdaş siyaset felsefesi ile Freudcu ve Lacancı psikanaliz açısından önemli eleştiriler sunmuşlardır. Tek başına koyulduğu Şizofreni, Nakaratlar çalışmalarında şizoanaliz, özneleşme süreçleri ve ekolojiye ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.

Postyapısalcılık, Yapısöküm, Bağışlama ve Postyapısalcılık, Karar Kozmopolitizm, Marx'ın Verilemezlik, Mevcudiyet Hayaletleri, Öteki Metafiziği, Metinsellik Hedef, Çile

Yapısökümcülük denilen Derridacı yöntem, yani metnin derin yapılarını ayrıştırmayı hedefleyen yöntemsel yaklaşım edebiyat kuramı, dilbilim, felsefe, hukuk, sosyoloji, kültür kuramı, mimarlik gibi disiplinler başta olmak üzere birçok alanda yeni açılımlar getirdi.Onun çalışmaları köktenci bir şekilde, Platon’dan günümüze çeşitli ve karşıt eğilimlerle gelmiş olan metafizik felsefenin sorgulanması ve böyle bir sorgulama ışığında örneğin Marks, Freud ya da Nietzsche gibi düşünürlerin yeniden değerlendirilmesi olanağını sağladı. "Metnin dışında hiçbir şey yoktur." demiştir.

Set Teorisi, Metapolitika, Matematik

Felsefe İçin Manifesto, Etik: Kötülük Kavrayışı Badiou’ya göre, felsefe, felsefi gerçekleri üretmesi açısından kendisinin gerçek prosedürler olarak kabul ettiği dört durum (Sanat, Aşk, Politika ve Üzerine Bir Deneme, Bilim) içinde yapılabilir. Badiou çalışmalarında sürekli olarak, kendisinin felsefik bir „hastalık“ olarak nitelendirdiği, bu diskurlardan herhangi birine Felesefe ve Politika kendi gerçeğini dayatmaktan felsefenin sakınması gerektiğini dile getirir. Arasındaki Gizemli İlişki

Liberteryanizm

Radikal liberteryenizmin etkili bir savunucusu olan Nozick, maksimum birey hakkı için minimum devlet fikrini savunmuştur. Kapitalizmin Anarşi: Devlet ve savunmasını yaparken refah devletini eleştirmiş, Rawls'un adalet teorisini eleştirmek için yazdığı Anarşi, Devlet ve Ütopya kitabı radikal Ütopya, Rasyonelliğin liberteryenizmin en önemli kitaplarından biri haline gelmiştir. Nozick, hayatının son yıllarında felsefenin klasik konularıyla ilgilenmiştir. Bu kitapta Mahiyeti, Felsefi Nozick, devletin rolünün, vatandaşları şiddetten ve hırsızlıktan korumak ve sosyal sözleşmelere uyulmasını sağlamakla sınırlı olduğu görüşünü İzahatlar savunmaktadır.

Marksizm, Modernite, Psikanaliz, Teoloji

Hayatın Anlamı, Edebiyat Kuramı, Eleştiri ve İdeoloji, Postmodernizm Yanılsamaları

Eagleton'ı özgün bir edebiyat kuramcısı olarak düşünmek mümkündür. Marksizm'e dayalı materyalist bir eleştiri teorisi oluşturmaya çalışmıştır. Kurduğu Marksist teori birçok eleştirmenin çalışmalarının kuvvetli ve etkili yönlerinin sentezinden oluşmaktadır. Genelde modernite ve modernizm üzerine eğilmektedir. Postmodernizme temel olarak itiraz etse de, yine de tümden yadsımamaktadır. Daha yakın bir zamanda Eagleton kültürel çalışmaları daha geleneksel edebiyat teorisiyle birleştirdi. Son zamanlardaki yayınları teolojik alanlara tekrar ilgi duyduğunu gösteriyor. Eagleton üzerindeki önemli bir diğer etki de psikanaliz oldu.

Postmarksizm

Yamuk Bakmak, İdeolojinin Yüce Nesnesi, Kırılgan Temas, Paralaks

Žižek'in ideolojisi şahsına özgü bir materyalizmdir. Diyalektik materyalizm geleneği içinde kuram oluştururken, düşüncenin varolan sistemleri içerisindeki devamsızlıkları ve çelişkilerine vurgu yaparak, ontoloji ve epistemolojinin çağdaş kuramlarıyla bağlantılar kurar. Deleuze ve Alain Badiou gibi, Žižek hem bilincin materyalist temeline hem de düşüncenin 'özerklik ve yararlılığına' sahip çıkan bir kuram dile getirir. Žižek'in metafiziği, önemli bir noktaya kadar anti-metafiziktir, çünkü 'her şey'i kuramsallaştırmanın saçma olduğuna inanmaktadır, çünkü daima kuramsallaştırılamayan bir şeyler kalacaktır. Bu Lacan'cı terimlerle 'sembolik' ve 'gerçek' arasındaki ilişkinin terimleri ile açıklanabilir. Žižek'e göre, bir insanı çeşitli yollarla gözlemleyebiliriz ancak bu yollar eş zamanlı varolmaz.

http://twitter.com/koalaamanefayda koalaamanefayda@gmail.com


Batı felsefesi düşünürleri