Page 1

Sektörün Tek Haber Sitesi www.akillibinam.com Temmuz - Ağustos 2018

Zipato dünyada 91 ülkede evlere akıl katıyor

Uskuna: Akıllı paratoner ile binalar artık daha güvenli

sektöründe yerli olmanın gurunu yaşıyor


Temmuz-Agustos 1


İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER Röportaj Celal Eşli

Röportaj Ramazan Köse

Zipato dünyada 91 ülkede evlere akıl katıyor

Akıllı paratoner ile binalar artık daha güvenli

12

Röportaj Gökhan Tekdemir inohom akıllı ev sektöründe yerli olmanın gurunu yaşıyor

8

Akıllı paratoner ile binalar artık daha güvenli................................ 8 Zipato dünyada 91 ülkede evlere akıl katıyor.............................. 12 İnohom akıllı ev sektöründe yerli olmanın gurunu yaşıyor.......... 16 Modern Mimarlık Tarihinin Parçası Olarak Otopark Yapıları......... 18

16

Yeni Nesil Enerji İzleme Ve Yönetim Sistemi Ofisler İçin Uygulama Örneği..................................................................... 20

Makale Zuhal Nakay

İnternet ve Nesneler: IVEN ile teknolojiyi yakalayın..................... 24

Modern Mimarlık Tarihinin Parçası Olarak Otopark Yapıları

Smart City Moscow................................................................. 30

Akıllı şehirlere akıllı otobüsler yakışır......................................... 28

18

Enerji Erman Terciyanlı Yeni Nesil Enerji İzleme Ve Yönetim Sistemi Ofisler İçin Uygulama Örneği

20

Emlak alanında başarısıyla tarihe geçti...................................... 32 Gençler sektöre birlik için önderlik ediyor.................................. 34 İmar Barışı için hangi yolu izlemeliyiz?...................................... 36 Akıllı binalardan dönüş yok, sayı giderek artacak....................... 38 Entegre tesis yönetiminde 1 numara olacağız............................ 40 İstanbul’da binalar acilen yenilenmeli........................................ 42 Kuleli Evleri’nde konfor ve teknoloji ön planda........................... 44

Makale Tümay Mercan

Başarı Hikayesi Evrim Kırmızıtaş

2100 yılında Mars’ta akıllı binalar nasıl olacak?

Emlak alanında başarısıyla tarihe geçti

27

32 Temmuz-Agustos 2


Editör

Akıllı bİnalardan akıllı şehİrlere…

A

kıllı bina kavramı günümüzde çok farklı anlamlarda kullanılmakla birlikte, temel anlamda akıllı evler, akıllı binaları, akıllı binalar akıllı şehirleri oluşturuyorsa burada teknolojinin konuştuğu gerçeği ortaya çıkıyor. Tüm bu aygıtların birbiriyle konuşmasını sağlayan da elbette internet ve çeşitli bağlantı yöntemleridir. Akıllı yaşamda olmazsa olmazlardan biri olan, İngilizce adıyla Internet of Things (iot) yani Nesnelerin İnterneti, her geçen gün hayatımızın farklı alanlarına giriyor. Akıllı şehirlerin nasıl çalıştığını anlayabilmek için de öncelikle akıllı şehir tanımının hangi anlamda kullanıldığı, paydaşlarının kim olduğu, ekonomiyle ilişkisi ve ne gibi teknolojilerin yarını şekillendireceği açıklanmalıdır.

İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazıİşleri Müdürü Cengiz Tepebaş cengiz@akillibinam.com Editör Muharrem Ekinci editor@akillibinam.com Reklam ve Tanıtım Koordinatörü Makbule Uysal Tepebaş reklam@akillibinam.com Görsel Yönetmen Polat Sarıgül polatsarigul@hotmail.com Katkıda Bulunanlar Mimar Zuhal Nakay Elk.Müh. Arif Künar Öğr. Gör. Tümay Mercan İç Anadolu Bölgesi Temsilciliği Yıldırım Proje Yıldızevler Mah. Sedat Simavi Sok. 17/B NO: 25 Çankaya / Ankara Teknik Sorumlular Adnan Çalışkan adnancaliskan@akillibinam.com Kubilay Köksal kubilaykoksal@akillibinam.com Akıllı Binam Dergisi Bağcılar Cad. Yayla Apt. B Blok No:5 D:3 Bahçelievler-İstanbul Tel: 0212 502 58 02 • Faks: 0212 502 58 03 E-posta:info@akillibinam.com akillibinam@gmail.com CTP ve Baskı Creative Basım Ltd. Şti. Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi ZD1 Topkapı-İstanbul Tel: 0212 709 75 25 Yayın Yerel - Süreli Yayın Akıllı Binam Dergisi’nde yayımlanan tüm yazı ve fotoğrafların hakları, logosu ve isim hakkı Akıllı Binam Dergisi’ne aittir. İzinsiz hiçbir yerde kullanılamaz. Yayımlanan ilanların sorumluluğu sahibini bağlar.

Şehirlerin yaşadığı sorunlara akıllı çözümlerin yani sorunun kökenine inecek uzun vadeli çözümlerin bulunması ve geleceğe hazır olma ihtiyacından hareketle akıllı şehir kavramı doğmuştur. Her geçen gün daha fazla dijitalleşen dünyada bu kavram, insanı merkeze alarak şehirlerin daha sürdürülebilir, daha yaşanabilir ve daha verimli olabilmesi amacıyla teknolojik çözümlerin katılımcı yaklaşımla kullanılmasını ifade etmektedir. Bilgi iletişim teknolojilerinin şehir sakinlerinin hayat kalitesinin artırılması hedefiyle yerel yönetim hizmetlerine entegre edilmesi sonucunda kaynakların daha etkin yönetimi ve dolayısıyla şehrin sürdürülebilir kalkınması akıllı şehirlerin genel prensibini oluşturmaktadır. Bu prensip çerçevesinde akıllı şehirler; çeşitli sensörler, elektronik cihazlar ve ağlar gibi ileri teknolojiyle donatılmış geleceğin emniyetli, güvenilir, öngörülebilir, çevreci ve verimli kentsel merkezleri olarak anılmaktadır. Avrupa Komisyonu’na göre akıllı şehir: Sürdürülebilirlik, ekonomik gelişim ve yaşam kalitesi faktörlerine bağlı olarak tanımlanan ve şekillenen bir kavramdır. Bu tanımda akıllı şehir hedeflerinin fiziki altyapı, beşeri ve sosyal sermaye, bilgi ve iletişim teknolojileri altyapıları aracılığıyla sağlanabileceği vurgulanmaktadır. Uluslararası Standartlar Enstitüsü’ne (ISO) göre akıllı şehir: Akıllı şehirler üzerine ilk rehberini Mayıs 2014’de yayınlayan Enstitünün ISO3720 tanımına göre akıllı şehir: “ şehrin planlamasını, yönetimini, inşasını ve akıllı hizmetleri kolaylaştıracak nesnelerin interneti, bulut bilişim, büyük veri ve entegre coğrafi bilgi sistemleri gibi yeni nesil bilgi iletişim teknolojilerinin uygulandığı yeni bir kavram ve yeni bir modeldir.” ISO’ya göre akıllı şehir oluşumlarının ana hedefi: kamu hizmetlerinin kolaylığının, şehir yönetiminin duyarlılığının, şehrin yaşanabilirliğinin, altyapıların uygunluğunun ve ağ güvenliliğinin uzun süreli etkili olmasının sağlanması ve sürdürülmesidir. Literatürde yer alan akıllı şehir terminolojisi incelendiğinde, teknolojik gelişim, vatandaş katılımı ve sürdürülebilir kalkınma unsurunun vurgulandığı görülmektedir. Dijitalleşen dünyada ülkemizin bu gelişmelerden gerekli payı alması ve potansiyelini kullanarak hak ettiği yerlere gelmesi dileğiyle… Cengiz Tepebaş Temmuz-Agustos 4


Temmuz-Agustos 6


Temmuz-Agustos 7


Röportaj

Akıllı paratoner ile binalar artık daha güvenli Uskuna® Mühendislik Ltd. Şti. Müdürü Ramazan Köse

2011 yılında Elektrik Mühendisi Ramazan Köse tarafından Türkiye'de Mühendislik sektöründeki boşluğu doldurmak için kurulan Uskuna® Mühendislik Ltd. Şti., teknik ve uzman kadrosu ile kurumsal firmaların elektrik, inşaat ve yıldırımdan korunma alanlarındaki ihtiyaçlarına cevap vermekte. Temmuz-Agustos 8


Röportaj

A

r-Ge ve ileri teknoloji projelerini aralıksız sürdüren Uskuna Mühendislik; yeni tasarım ve Avrupa kalitesinde yapmakta olduğu Yıldırımdan Korunma Sistemleri ürünleri ile Türkiye’nin ilkleri arasında yerini almakta diyen Ramazan Köse sorularımızı yanıtladı. Sunduğunuz hizmetler, ürünler ve kullanım alanları nelerdir? Mühendislik hizmetleri ve taahhüt işleri ile iş hayatına başlayan şirket, kurucusu Ramazan Köse’nin yeni teknolojileri araştırma isteği, özel ilgisi olan yıldırımdan korunma sektöründeki mühendislik hizmetlerinin eksiklerini görmesi ve bu eksiklerin uzman mühendislik yaklaşımı ile giderilmesi konusundaki fikirlerini hayata geçirmek adına kurduğu Ar-Ge ekibinin çalışmaları 2013 senesinde meyvelerini vermiştir. Tamamen kendine özgü sistemi ile çalışan Flash ESE Aktif Paratonerlerinin imalatına başlamıştır. Flash ESE Aktif Paratonerleri, ODTÜ ve Hızal Laboratuvarları(2014) gibi Türkiye’nin en saygın laboratuvarlarında testleri başarı ile tamamladıktan sonra yine dünyanın bu konuda sayılı laboratuvarları arasında bulunan Romanya ICMET (2015) laboratuvarlarında tüm NFC 17/102:2011 standart testlerini başarı ile tamamlayan ilk Türk markası olma özelliğini taşımaktadır. Ar-Ge çalışmalarını ara vermeden sürdüren Uskuna® Mühendislik Ltd. Şti, Flash ESE Aktif Paratonerlerinin yanı sıra Flash Yıldırım Test Cihazı, Flash Yıldırım Sayaçlarını da ürün gamına ekleyerek, 2014 senesinde ürünlerini tüm dünyaya satmak adına kadrosunu dış ticaret alanında da genişleterek dünya pazarına açılmıştır. Kısa süre içerisinde kalitesi ve fiyat politikası ile Flash ESE Aktif Paratonerleri dünyanın dört bir yanında kabul gören bir marka halini almış durumdadır. 2015 senesinde tamamen amatör ruh ile hayal edilerek başlayan Türkiye’nin Akıllı Paratonerini yapma projesi TUBİTAK tarafından kabul edilerek, AR-GE

ekibinin ve Uskuna® Mühendislik Ltd. Şti mühendislerinin özverili çalışmaları sonrasında 2017 senesinde hayata geçirilmiş ve TUBİTAK tarafından başarı ile tamamlandığı onaylanmıştır. Ayrıca; Her türlü elektrik mühendisliği hizmetleriİnşaat taahhüt işleri, Projelendirme,Ölçüm, değerlendirme,Trafo merkezleri kurulumu ve Topraklama işlemleri yapmaktadır. Firmanızın akıllı binalar ve akıllı şehirler için sunduğu hizmetler nelerdir? Akıllı şehir sistemleri ve akıllı bina teknolojileri geliştikçe daha çok elektronik sisteme ihtiyaç duymaktadır. Ve bu sistemlerin aşırı akımdan korunması gerekmektedir. Korunma ihtiyacı duyulan durumların başında engellenmesi mümkün olmayan, olağanüstü bir doğa olayı yıldırım ve dolayısıyla yıldırımdan korunma gelmektedir. Buna paralel olarak Yıldırımdan korunma sistemlerininde çağın gerisinde kalmaması ve gelişen teknolojiye ayak uydurması gerekmektedir. Geliştirdiğimiz Akıllı Paratoner Sistemi Uzaktan Kontrol Ünitesi, Temmuz-Agustos 9

yıldırımdan korunma sisteminin anlık sistemin topraklama, iyonizasyon, yıldırım sayacı değerlerini kontrol ederek ana sunucumuza iletmektedir. Anlık verileri süzen sistemimiz hangi paratonerlerin sağlıklı çalıştığını ya da hangilerinde sorun olduğunu bize bildirerek sistemin güvenirliliğini sürdürmektedir. Sorun bulduğu paratonerlerde alarm veren sistem


Röportaj gerektiğinde anlık müdahale ile problemin geçici bir koşuldan dolayı mı olduğunu yoksa kalıcı bir hasar mı meydana geldiğini belirtmektedir. Bluetooth ve Wi-Fi bağlantısı ile istendiğinde son kullanıcı tarafından anlık test yapabilme özelliğine sahip olan sistem, kurulu olduğu alanda insanların huzurlu ve

Sizi rakiplerinizden farklı kılan özellikleriniz nelerdir? Geliştirmişolduğumuz özgün sistem, Türkiye’de üretilmiş olan paratonerler arasındaçalışırlığı TUBİTAK tarafından test edilen, proje desteği alan ve projenin tüm fonksiyonları ile tamamlanmış olduğu garantisini alan tek sistemdir. Ayrıca müşterilerimizin memnuniyeti konusunda kırmızı çizgilere sahibiz. Örneğin kendi şirketimizde kullanmayacağımız, uygun standartta olmayan ürün ve malzemeleri müşterilerimize de asla tavsiye etmiyoruz. Büyük bir firma olarak kalitenin ucuza alınamayacağını biliyoruz. Kaliteden ve güvenilirlikten asla taviz vermiyoruz. Özellikle yurtdışında katıldığınız fuarlarda ürünlerinize ve ülkemize olan ilgiden bahseder misiniz? Katılmış olduğumuz yurtdışı fuarlarda Türkiye’nin imajının, altyapısındaki teknolojik gelişim ve kaliteli imalatları ile çok iyi bir yerde olduğunu görmek herkes gibi bizi de sevindirmektedir. Son zamanlarda gelişen teknolojiye ayak uydurarak, sadece tarım ve hammadde ile değil teknolojik ürünler ile yurtdışında ülkemiz, Avrupa kalitesinde hatta bazı kalemlerde onların da üstünde imalatları ile ilgi odağı olmaktadır.

güvende olduklarından emin olarak yaşamalarına olanak sağlamaktadır. Örnek olarak sisteme bir yıldırım düştükten sonra bunu anlık olarak dijital yıldırım sayacı menüsünden okuyabilir ve sistemin hala düzgün çalıştığını görerek sevdiklerinizin güvenliğinden emin olabilirsiniz.

Uskuna Mühendislik olarak katıldığımız fuarlarda, Avrupa standartların tamamına uygun üretilmiş olan Yıldırımdan Korunma Sistem ekipmanları ve Akıllı Paratonerler ile çok ilgi görmekteyiz. Hatta Yıldırımdan Korunma Sistemlerinde tüm dünyada liderliğini kabul ettirmiş olan Fransız firmalar fuarda bizimle görüşmeye gelmiş ve bilgi alışverişinde bulunmak istemiştir. Bu gelişmeler bizim ve ülkemiz için gurur kaynağıdır. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız ürün ve hizmetler nelerdir? Birçok yeni teknoloji projemiz var. Şu an test aşamasında olan iki yeni aktif paratoner sistemimiz mevcut. Temmuz-Agustos 10

Çok kısa sürede bu ürünlerin de satışına başlayacağız. Aynı zamanda testleri tamamlanmış olan ve tasarımı ve çalışma sistemi yine tamamen şirketimizce geliştirilmiş Türkiye’de ilk olacak analog yıldırım sayacımız kısa sürede satışa sunulacak. Aynı prensip ile yeni ve test edilebilir bir dijital yıldırım sayacı üzerinde çalışmaktayız. Bir sonraki hedefimiz de Aktif Paratoner Sistemimize entegre çalışan Akıllı Paratoner Sistemimizi geliştirerek, geleneksel sistemlerde de çalışabilecek ve konvansiyonel sistem tercihe den müşterilerimizin de güvenliğini sağlayabilecek yeni bir sistem geliştirmek olacak. Ayrıca Hindistan, Vietnam ve Peru’da distribütörlüklerimiz bulunmaktadır. Biz bunu başlangıç olarak görüyoruz. Hedefimiz daha çok ülkeye ulaşmak ve ülkemizi en iyi şekilde yurt dışında temsil etmektir. Son olarak varsa eklemek istedikleriniz… Yukarıda anlattığımız gibi şu anda ürünlerimizi yurt dışına ihraç etmekteyiz ve satışlarımızın gün geçtikçe artarak devam edeceğini düşünmekteyiz. Ayrıca Ar-Ge birimimiz yıldırımdan korunma ekipmanlarının yanında meteorolojik afet erken uyarı sistemleri, akıllı araç içi yazılımları ve gelecekte her evin ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde rüzgardan enerji elde etme sistemlerini geliştirmek için de çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca ARGE çalışmalarımızda aynı hızla devam etmektedir. Çalışmaları yurt dışındaki paydaşlarımız ile paylaştığımızda onların yoğun ilgisi bizi daha fazla çalışmaya sevk etmektedir. Derginizi ilgi ile takip etmekteyiz. Sektörde iddialısınız. Sizinle bu görüşmeyi yapmaktan ayrıca mutluluk duymaktayız.


Temmuz-Agustos 11


Röportaj

Zipato Türkiye Müdürü Dr. Celal Eşli

Zipato dünyada 91 ülkede evlere akıl katıyor Akıllı ev sistemleri konusunda dünyanın önde gelen firmalarından biri olan Zipato, en temel otomasyon ihtiyacından, en gelişmiş olanına kadar her türlü ev otomasyon projesine eksiksiz ve etkin çözümler sunuyor. Zipato Türkiye Müdürü Dr. Celal Eşli, firması hakkında sorularımızı yanıtlayarak önemli bilgiler verdi. Firmanızın faaliyetleri Türkiye yapılanması hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Zipato Akıllı Ev Sistemlerinin Türkiye yapılanması 5. senesini geçtiğimiz aylarda tamamladı. Genel merkezi Zagreb Hırvatistan’da bulunan Zipato hali hazırda 91 farklı ülkede aktif olarak satılan global bir akıllı ev teknoloji markası yolunda

hızla ilerlemektedir ve şimdiye kadar dünya çapında 35 binden fazla evde kullanılır hale gelmiştir. Zipato Türkiye Ofisi olarak her geçen gün genişleyen ürün ve hizmet yelpazemizi temel olarak kurumsal ve bayi satış kanalları üzerinden yönetmekteyiz. Son bir senedir bu kanala ek olarak kurumsal iş birlikteliklerini sağladığımız Temmuz-Agustos 12

alternatif satış kanalı ve ile daha geniş bir tedarikçi ağına ulaşmayı hedeflediğimiz B2B kanalını yönetecek dağıtıcı satış kanallarını da aktif hale getirdik. Bu hali ile gerek son kullanıcı, gerek konut projesi, gerekse de bayileri içerecek şekilde tüm kullanıcı tiplerini kapsayan bir kanal yapısına ulaşmış durumdayız.


Röportaj Sunduğunuz ürünler, hizmetler ve kullanım alanları hakkında bilgi verir misiniz? Zipato 2010 yılında Avrupa’da başlattığı akıllı ev serüvenine ilk olarak akıllı güvenlik ve emniyet sistemleri konusunda uzmanlık kazandı. Akabinde, akıllı aydınlatma, akıllı sıcaklık yönetimi ve verimli enerji sistemleri hizmetlerini devreye aldıktan sonra son olarak da akıllı interkom görüşme sistemlerini lanse etti. Her ne kadar ülkemizde “Smart Home” uygulamaları akıllı ev ortamları ile özleştirilse de, ZipatoOtomasyon Sistemleri tüm yaşam alanlarında, örneğin; ev, ofis, hastane, otel ve yurt odaları gibi, uçtan uca ürün ve servis hizmet portföyünü tamamlamıştır. Zipatobugün en temel otomasyon ihtiyacından, en gelişmiş otomasyon gereksinimlerine kadar her türlü ev otomasyon projesine eksiksiz ve etkin çözümler sunmaktadır. Detaylandıracak olursak; konfor alanında aydınlatma perde, panjur, priz, bahçe sulama kontrolleri; iklimlendirme alanında klima, kombi, yerden ısıtma, kalorifer vb. ısıtma/ soğutma kontrolleri; emniyet ve güvenlik alanında: alarm,kamera, yangın, duman, gaz, su baskını, kapı giriş ve kilit kontrol, görüntülü diafon ve interkom sistemleri; multimedya kontrolü ve yaşlı bakımı gibi… Sizi rakiplerinizden farklı kılan özellikleriniz nelerdir? Zipato’nun kendi rakiplerinden ayıran en belirgin özelliği sadece akıllı ev kontrolü değil, gerçek akıllı ev yönetimi sunmasıdır. Bir başka deyişle birçok rakibimiz sadece aç/ kapa gibi basit komutlar üzerine sistemlerini geliştirmiş olmasına rağmen zipato en karmaşık otomasyon kurallarını çok kolay bir şekilde yerine getirebilir. Örneğin, bir klimanın kontrolü rakiplerimizin yaptığı gibi on/off gibi basit ama işlevsiz bir şekilde yapılabileceği gibi, Zipato’nun yaptığı gibi derecesel kontrol, ısıtma/soğutma mod seçimi, saatlik/günlük/haftalık zaman çizelgeleri, dış ortam hava koşullarına bağlı olarak da yapılabilir. Veya bir bahçe sulama sisteminin her gün belirli bir saatte

çalıştırılması basit bir işlemdir.Çoğu zaman bunun için akıllı ev sistemine bile ihtiyaç duymazsınız, ancak Zipato size bu işlevi havanın ve toprağın sıcaklık ve nem durumuna, hatta yağmur yağıp yapmadığına göre dahi yapabilir. Tüm bunlar Zipato’nun sahip olduğu gelişmiş ve kapsamlı kural mantık sistemi sayesindedir. Bir başka ayrıştırıcı özelliğimiz ise kullandığımız iletişim protokolleridir. Birçok rakibimiz sadece maliyet hedefli çalışarak herhangi bilinilirliği olmayan ve uluslararası olarak desteklenmeyen kablolu veya kablosuz sistemler kullanırken, Zipato dünyada ilgili otoriteler tarafından kabul edilmiş Z-wave, Zigbee gibi kablosuz ve KNX gibi kablolu sistemleri kullanır. Bu noktada son kullanıcıların seçici olması gerekiyor. Akıllı ev sahibi olurken sistemlerini sadece ilgili markaya ait bir kapalı kutu olarak mı almak istiyorlar, yoksa bugün veya yarın dünyaca ünlü birçok markanın ürünleri ile entegre olabilecek bir sistem olarak mı kurmak istiyorlar? Nasıl bugün online olarak sipariş verdiğimiz bir Bluettooth kulaklık her marka ve model telefonda çalışıyorsa, ileride de online sipariş vereceğimiz akıllı ev ürünlerini sistemimize entegre edebilmek istiyorsak bugün akıllı ev markamızı buna göre seçmeliyiz. Öte yandan, Zipato sistemi bugün dünyanın her bir yanında pazara sunulan yüzlerce farklı markaya ait binlerce farklı ürünü sistemine entegre edebilir. İster bir kapı kilidi, ister bir IP kamera, ister elektrikli süpürge isterseniz de sesle komut edebildiğiniz akıllı ev asistanları… Zipato’nun açık teknolojik altyapısı sayesinde, kısa vadeli kapalı bir kutu değil, bir ömür kullanıp farklı ürün ve servisler ile geliştirebileceğiniz bir sistem sahibi olursunuz. Dünyada ve özellikle ülkemizde son dönemde gündemde olan akıllı şehirler ve akıllı binalar konusunda ne düşünüyorsunuz, sizce yeteri kadar önem veriliyor mu ve kullanım konusunda ne kadar başarılıyız? Türkiye’deki son 5 senelik Temmuz-Agustos 13

deneyimimizi baz alarak söyleyebilirim ki, özellikle son iki senedir akıllı ev ve bina teknolojileri hak ettiklerine öneme ve ilgiye kavuştular. Bu gelişmede artan oyuncu sayısının, maliyetlerin düşmesinin ve ülkemizde sürekli büyüyen inşaat pazarının etkileri var. Ülkemizde öncelik bu aşamada akıllı interkom temalı sistemlere verilmiş olsa da, diğer otomasyon sistemlerinin de ağırlığı her geçen gün artmakta. Bu noktada sizin de değindiğiniz gibi kullanım alışkanlıklarının artması sektörünün büyümesi sağlayacak en önemli unsur. Bugün nasıl bir elektrikli ev aleti alırken detaylı şekilde marka ve özellik araştırması yapıyorsa son kullanıcılar, birev satın alırken bu evdeki akıllı ev sisteminin markası ve özelliklerini de sorgulayacağı günlere çok yakınız. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız ürün ve hizmetler nelerdir? Zipato olarak 2018 yılının başında ZipaMicro adını verdiğimiz


Röportaj yeni bir ana kontrol ünitesinin lansmanını yaptık. Z-wave kablosuz akıllı ev protokolü tabanlı olan ZipaMicro, ekonomik yapısı ile akıllı ev sistemlerinin son kullanıcılar tarafından sahip olunabilirlik bariyeri olan maliyetleri aşağı çekerek daha geniş bir müşteri portföyüne ulaşmayı hedefliyor. Üstelik ZipaMicro hem Zipatoportföyündeki diğer ana kontrol ünitelerinin sahip olduğu tüm akıllı ev yeteneklerine sahipken, maliyet-etkin yapısı ile de rakiplerinin bir adım önüne geçiyor. 2016 yılından beri birçok prestijli projede yer verdiğimiz Zipatile – ALL IN ONE akıllı ev dokunmatik ekranımızın yeni versiyonu olan Zipatile2’yi 2018’in son çeyreğinde lanse etmeye hazırlanıyoruz. Zipatile2 öncelikle sahip olacağı şık tasarımı ve estetik görünümü ile ilgi çekecek diye düşünüyoruz. Bunun yanı sıra sahip olacağı yenilikçi ve gelişmiş teknik özellikleri, son 2 senedir sahadaki projelerden ve müşterilerimizden toplandığımız geri bildirimler göz önüne alınarak tasarlandı. Öte yandan, tüm Zipato otomasyon sistemlerini yöneten son kullanıcı ara yüzlerini gelişen teknoloji ihtiyaçlarını takip edecek

şekilde güncelliyoruz. Amacımız son kullanıcıların sistemleri daha rahat kullanması, adaptasyonlarını artırmaları ve kullanırken bir yandan da keyif almalarını sağlamak. Akıllı şehircilik sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bildiğiniz üzere son dönemde hızla büyüyen bir IoT (nesnelerin internet) teması var ki bu teknolojik tema hem bireylerin, hem kurumsal firmaların hemde gelişen şehirlerin yaşamını yakından ilgilendiriyor. Akıllı şehirler ve akıllı evler bütünleşik olarakIoT temasının biz insanlara dokunan en önemli alanları. Dünya nüfusunun yüzdxe50’si şehirlerde yaşadığ ve TÜİK verilerine göre ülkemizde kentlerde yaşan nüfusun yüzde 77’yi aştığı düşünüldüğünde akıllı şehirciliğin önemi ortaya çıkacaktır. Akıllı şehir teknolojileri konusunda ülkemiz çok hızlı ve etkin bir reaksiyon göstererek, ülkenin her bir yanında gerek yerli ve milli gerekse de ithal edilen çözümler ile önemli adımlar atarak birçok başarılı akıllı şehir uygulamasına imza atıldı. Öncelikli olarak altyapı temelli akıllandırma çalışmalarının yapıldığı bu alanda aşılması gereken en büyük engel

Temmuz-Agustos 14

maliyetlerdir. Bu nedenle ilk olarak kendi kendini fonlayacak projelere öncelik verilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Örneğin, belediyelerin senelik giderlerinin yaklaşık yüzde 40’ının aydınlatma kaynaklı olduğu düşünülürse bu alandaki projelere öncelik verilebilir. Bu noktada, akıllı şehir ve evlerin entegre olması hem şehircilik teknolojilerinin hem de akıllı ev otomasyon sistemlerinin yaygınlaşması için en temel unsur. Belki de sorulacak soru akıllı şehir mi akıllı ev teknolojilerini tetikler, yoksa tam tersi mi olur?Akıllı şehir uygulamaları ile kazanılan alışkanlıkların evlerin içinde deyaşama ihtiyacı zamanla oluşacaktır. Temelde şehir içinde uygulanan akıllı teknolojilerim mikro ölçektekiformları evlerimizde uygulama alanı bulmaktadır. Örneğin, ev içi otomasyon ile entegre edilecek akıllı şehir sayesinde, mikroalarmların şehir ölçeğinde takip edilmesi sağlanabileceği gibi, merkezi birsistemden üretilecek çeşitli felaket uyarılarına evler kendi önlemlerini dealabilirler (gaz, su, elektrik kesme gibi).


Temmuz-Agustos 15


Röportaj

akıllı ev sektöründe yerli olmanın gurunu yaşıyor

Sektörde adından söz ettiren yerli teknoloji markamız İnohom Akıllı Ev Sistemleri Genel Müdürü Gökhan Tekdemir firmasıyla ilgili bilgiler verdi sorduğumuz soruları yanıtladı. Firmanızın faaliyetleri hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Firmamız GST Elektronik Ltd. Şti. 2012 yılında teknogirişim sermaye desteği alarak, ülkemizin ihtiyacı olan yüksek teknoloji alanında Ar-Ge ve üretim yapmak üzere 3 ortak olarak kurulmuş ve Uşak Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde bulunan ofisinde akıllı bina sistemleri konusunda Ar-Ge çalışmalarına başlamıştır. Şu anda

güçlü Ar-Ge ve üretim ekibimiz ile her geçen gün ürün çeşitliliğimizi ve ürün kabiliyetlerimizi arttırarak sektörün öncü firması olmayı hedefliyoruz ve bunun için var gücümüzle çalışıyoruz. 2014 yılında akıllı bina sistemleri alanında İnohom markasıyla ticari faaliyetlerine başlayan firmamız, şu anda bayilik kanalı ile ülke içindeki satış, pazarlama ve teknik destek faaliyetlerini yürütmektedir. Temmuz-Agustos 16

Sunduğunuz ürünler, hizmetler ve kullanım alanları hakkında bilgi verir misiniz? Geliştirdiğimiz akıllı bina sistemlerimiz ile hayatı biraz daha kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Ürünlerimizin kullanım alanları; konut, ofis, işyeri, otel vb tüm yaşam alanları şeklinde tanımlayabiliriz.Ürün yelpazemiz içinde dokunmatik kontrol panelleri, akıllı cam anahtarlar, anahtar arkası


Röportaj hizmetler var mı?

İnohom Akıllı Ev Sistemleri Genel Müdürü Gökhan Tekdemir

arabirimler, çok kanallı kontrol cihazları ve kablosuz sensörler gibi çok sayıda ürün bulunmaktadır. Özellikle STP (Smart Touch Panel) isimli cam anahtarımız aydınlatma, perde-panjur, ısıtma-soğutma ve multimedya kontrollerini tek cihaz üstünde toplayarak oda duvarında bulunan kalabalık mekanik anahtarlarınve klasik oda termostatının yerini alarak, estetik ve teknolojiyi bir arada sunmaktadır. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlere oranla Küçük bir şehir olan Uşak merkezli bir firma olmanız açısından, bu dezavantajı nasıl bertaraf ediyorsunuz? Her ne kadar zorlukları olsada biz bu durumu dezavantajdan ziyade avantaj olarak görüyor, üretmek için büyük şehirde olmanın bir zorunluluk olmadığını düşünüyoruz. Küçük şehirde maliyetler daha düşük, bu sayede Ar-Ge ve üretimle ilgili yatırımlarımıza daha fazla bütçe ayırabiliyoruz.Ayrıca küçük şehirde yaşamak, özellikle ulaşım çok daha kolay olduğu için iş veriminin daha yüksek olduğunu düşünüyoruz.

(RF) haberleşme teknolojisi sayesinde altyapı ve kablolamaya gerek kalmadan kolayca devreye alınabilmektedir. Ayrıca internet üzerinden uzak erişimle kontrol ve yeni birİnohomkablosuz (RF) ürününü sisteme eklemek için harici bir gateway ihtiyacının olmaması, mobil uygulamaların ücretsiz olması ve yıllık server ücreti gibi ilave masrafların olmamasını avantajlarımız olarak görüyoruz. Ürün gruplarımız içinde bulunan NOVA Panel için kendi başına bir akıllı ev çözümü diyebiliriz. Üzerinde bulunan 10Amper kapasiteli 6 çıkış ile gaz ve su kesme, priz enerjileri, asansörü kata çağırma ve daire giriş aydınlatması gibi kontrolleryapılabilir. Ayrıca dahili termostat fonksiyonu sayesinde kombi kontrolü aç/kapat yerine derecesel olarak yapabilmekte, bu sayede %30’ a varan oranda tasarruf sağlanabilmektedir. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız ürün ve

Sizi rakiplerinizden farklı kılan özellikleriniz nelerdir? Yazılım ve donanım geliştirme çalışmalarımızın yanında, üretimle ilgili aşamalarıda kendi makina parkımız içinde yapıyoruz. Bu sayede müşterilerimize kısa sürede ürün sağlayabiliyor, talepler doğrultusunda projeye özel çözüm üretebiliyoruz. Geliştirdiğimiz sistemler kablosuz Temmuz-Agustos 17

Aslında ilerleyen süreçte hayata geçirmeyi planladığımız pek çok projemiz var. Yapay zekaya sahip bir enerji yönetim sistemi bunlardan bir tanesi. Evinizde hangi cihaz ne kadar tüketiyor ve ay sonunda gelecek faturanızı akıllı telefonunuz ile görebileceksiniz. Ayrıca olması gerekenden fazla tüketim yapan cihazlarınızı size bildiren bir yapı olacak. Tüm bu saydıklarımı Smart EnergyMeter adını verdiğimiz yeni bir ürün ile yapmayı planlıyoruz. Bunun haricinde “Eller Serbest” adını verdiğimiz bir projemiz daha var ki, bu teknoloji ile birlikte akıllı ev kavramı çok farklı bir deneyim haline gelecek diyebilirim. Ülkemizde son dönemde önemli bir ivme kazanan akıllı binalar konusunda ne düşünüyorsunuz, sizce yeteri kadar önem veriliyor mu ve kullanım konusunda ne kadar başarılıyız? Gelişen teknoloji ve fiyatların inmesiyle birlikte bu sistemlere olan talep her geçen gün artıyor. Buna rağmen akıllı bina kavramının ülkemizde doğru anlaşıldığını düşünmüyorum. Sadece aydınlatma aç/kapa yapan veya güvenlik amaçlıuygulanmış bir görüntülü diafon sistemi insan hayatını belli ölçüde kolaylaştırabilir. Öyle projelerle karşılaşıyoruz ki sistem akıllı telefon ile kontrol edilemiyor veya sadece basit bir kaç kontrol yapılabiliyor. İlerleyen zamanda sektörde belli standartlar oluşacak ve gerçek anlamda hayatı kolaylaştıran sistemler ve bunları üreten firmalarön plana çıkacak diye düşünüyorum.


Makale

Modern Mimarlık Tarihinin Parçası Olarak Otopark Yapıları GIVT İstanbul Partneri ve Türkiye Sorumlusu

G

eçtiğimiz yüzyılın başında otomobillerin insanların günlük yaşantılarının bir parçası haline gelmesiyle günümüz mega kentlerin temeli atıldı ve kimsenin önceden tahmin edemediği baş döndürücü gelişmeler yaşandı. Tin Lizzy’nin ortaya çıkmasıyla beraber her şey değişti. 1903 yılında T-modeli olarak adlandırılan ilk otomobil örneği Detroit’li endüstri patronu Henry Ford’un fabrikalarında üretilmeye başlanınca, kitlelerin davranışlarını değiştirecek araç da icat edilmiş oldu. Bu gelişme ile konunun öncülerinden olan Gottlieb Daimler ve Carl Benz’in 1886’daki hayret dolu gözlerle izlenen ilk test sürüşünün arasında sadece 20 yıl vardır. 1927 yılına kadar T-modeli tam 15 milyon kez üretildi ve Volkswagen’in böcek modelinden önce dünyada en çok üretilen otomobil haline geldi. Bunu mümkün kılan ise seri üretim oldu ve 1913 yılından itibaren otomobiller kelimenin tam anlamıyla galerilere oradan da yollara “yuvarlandı”. Böylece seri üretim ile mobil devrimin önü açıldı. Otomobil kitlesel bir ürüne ve toplumun geniş kesimlerinin erişebildiği bir metaya dönüştü. Bu üretim dinamiği ile de rolü lüksten fetişe doğru değişti. Daha başından beri araba kullanma eylemi işlevinden öte bir anlam taşıyordu. Ulaşım aracı olmanın dışında, otomobiller keyif almanın da unsuruydu. 1900’lü yıllarda bile otomobille yapılan kahve ve eğlence gezintileri popülerdi. Atlı arabalar dahi trafik düzenlemesi gerektirirken, motorlu taşıtların gelişmesiyle beraber yol yapımı dışında park yeri ihtiyacı da doğmaya başladı, başlangıçta sadece ticari alanlar için olsa da. 1899 yılında Münih Polis Müdürlüğü 10 adet motorize taksinin hizmete sokma iznini, belediyenin tahsis edeceği park yeri adedine bağlı kıldı. Verilen tarihi örnekten de anlaşılacağı üzere yer sorunu geçmişten günümüze kadar devam eden ve artık var olma sorununa dönüşen bir konudur, çünkü motorlu araçlar yollar ve meydanlarla birlikte kentlerin hatta

Detroit/Michigan’daki Ford Tesisleri, Model T’nin seri üretimi (1913)

bölgelerin de çehrelerini değiştirmiştir. Bundan yüz yıl önce, araçların park yeri ihtiyacı ve otomobillerin satış mekânlarına yer açmak için yapı blokları baştan sona yıkılırken, San Francisco ile Moskova ve Helsinki ile Lizbon arasındaki tüm şehircilik planlamaları otomobiller tarafından belirlenmeye başlandı. Bu vesileyle bina kalabalığından oluşan eski şehir yapılarını yıkıp, yerine geniş caddeler ve gösterişli cephelerden oluşan yenilerini inşa etmek, aslında gerçek ihtiyaçtan çok yeni bir fenomen anlayışından kaynaklanıyordu. Weimar Cumhuriyeti sırasında Berlin’de Paris ve Londra’dan farklı olarak trafikte sadece 8,000 otomobil yer alırken, bisikletlerin sayısı da 500 bin civarındaydı. Ulaşım ihtiyacının büyük kısmını toplu ulaşım araçları karşılıyordu. Hem de Berlin’in tartışmasız şekilde dünya metropolü olduğu bir dönemde. Ancak otomobilleşme süreciyle bisiklet ile motorlu taşıtların arasındaki oran, yirmili yıllara göre misliyle tersine döndü. Yirmili yılların sonunda ise kamuya açık ilk ve en ilginçlerinden olan Paris’teki Garage Citroën Marbeuf otoparkı inşa edildi. Spiral şeklindeki dikey ulaşımı, benzin istasyonu, tamirhanesi ve yıkama bölümüyle bu bina adeta bir otomobil motelini andırmaktaydı. Gösterişli ışıklandırılmış cam cephesiyle arka sokaklarda değil, tam aksine cadde üstündeki bina sırasında yer almaktaydı. Bu otomobil evi, insanların evleriyle yan yana ve eşit konumda tasarlanmıştı. Otoparkları ve “trafik için serbest dolaşım” fikrini merkezine alan bu yaklaşım, motorlu taşıtların gereksinmelerine göre şekillenen 19. yüzyılın sonundaki

Temmuz-Agustos 18


Makale mimarlığın ve şehirciliğin en belirgin özelliğini oluşturmaktaydı. Henüz 20. yüzyılın ilk otuz yılında bile otomobiller kendilerinden önce başka hiçbir teknik aracın etkileyemediği kadar mimarlık kuramını ve somut yapılaşmayı etkiledi. O zamandan bugüne motorlu taşıtlar bölgelerin ve şehirlerin görünümünü değiştiren en önemli unsur haline geldi. Oto galerileri, otoparklar, park yerleri, benzin istasyonları, dinlenme tesisleri, tamirhaneler, asfalt yollar ve otoyollarla birlikte tümüyle otomobillere göre şekillenen bir mimarlık ve peyzaj vokabüleri oluştu. Motorlu taşıtlar sadece işlevsel bir mimarlığı zorunlu kılmadı; 20’inci yüzyılın ilk çeyreğinde otomobiller ve fiziksel kuralları çerçevesinde yeni bir mimari estetik ve stil anlayışı da şekillenmeye başladı. Garage Citroën Marbeuf, Paris

bağlıyordu: Opera, kongre merkezi, sinemalar ve diğer benzerlerini. Bu proje sadece düşünce düzeyinde kalsa da, gelecekteki onlarca yıl boyunca şehirleri değiştiren – ve mahveden – değişimin önünü açmış oldu. Modern kent anlayışı bireyi kolektif darlıktan kurtardığı gibi, kentsel işlevleri de atomize edip bağımsız parçalara böldü. Bu yeni gevşek kent yapısını birbirine bağlayan ise geniş bulvarlarla otoyollar oldu. 20. yüzyılın başında Amerika Birleşik Devletleri’nde seri üretilmeye başlanan kişisel trafik araçlarının hareket etmeyen ikizleri ise müstakil evler oldu. William G. Fricke’nin Oak Park’taki konutu, mimarlıktaki bu araç-ev ikilisinin en ilgi çekici örneklerindendir. Frank Llyod Wright, 1902 yılında endüstri kenti Chicago’nun banliyösünde inşa etmiş olduğu bu kır evine beş yol sonra bir de garaj ekledi ve böylece bu ayrılmaz bütünün başlangıç ivmesini oluşturdu. Kır eviyle beraber ana cadde üzerinde yer alan söz konusu garaj ise sadece işlevsel açıdan değil, estetik tasarımı ile de adeta villanın minyatürü gibi durmaktadır. Wright’ın garajı inşa ettiği yıllarda, şehir dışı banliyölerdeki bu otomobilli ve müstakil evli site tiplerinin oluşumu modernitenin avangart teorilerini destekler nitelikteydi. Müstakil ev ile otomobil o zamandan beri araba kullanarak yeşilliğin içinde yaşamanın ideal çözümü olarak görüldü. İlerleyen yıllarda ise Chicago’da Marina City (Bertrand Goldberg, 1964) adı altında özgün ve aynı zamanda devrimsel özellikler taşıyan bir eser olarak ortaya çıktı. İki adet mısır koçanına benzeyen bu dairesel yapıların alt katlarında arabalar yer alırken üst katlarında da insanlar yaşamaktadır, ancak cephenin biçimsel tasarımında herhangi bir fark görülmemektedir. İnsan ve araba, tek bir varlığın iki farklı yüzü gibidir. Otomobiller tarafından belirlenen ve zaman ötesi tasarlanmış tüm yapılarda olduğu gibi, Marina City de varlıklı ailelere yönelik suya yakın seçkin konumda yer alan örnek bir projedir. Zamanın ruhuna uygun olarak lüks otomobilleri en görülür yere konumlandırmıştır. Günümüzde vardığımız noktada ise otomobiller halen sosyal statü fetişi olmaya devam etmekle birlikte, bizzat neden oldukları çarpık kentleşme ve kronik trafik sıkışıklığı nedeniyle tercih edilme özelliklerini hızla metro gibi hızlı toplu ulaşım araçlarına kaptırmaya başladılar. Bu gelişmeye paralel olarak otoparklar da toplum ulaşım ağına kolay bağlanan aktarma merkezlerine dönüşme eğilimindeler. İnsanların daha yeşil, sağlıklı ve yaya yoluyla erişilebilir akıllı kentlere özlem duyması nedeniyle 21. yüzyıldaki kentsel gelişme bir öncesinin tam tersine gebe gibi. Kaynak: Otopark Tasarımı (http://www.mimarizm.com/haberler/otoparktasariminin-turkiye-deki-en-kapsamli-rehberi_118057)

Point Park Civic Center, Frank Lloyd Wright

Avrupa’daki modern mimarinin duayenlerinden olan Le Corbusier’in 1925 yılındaki sloganı, o dönemdeki planlama anlayışının adeta özeti gibidir: “The city of speed is the city of success.” (“Hızlı şehirler, başarılı şehirlerdir.”) Frank Lloyd Wright bu merkezde Point Park Civic Center projesini tasarladı. Bu ütopik tasarımın çekirdeğinde yer alan spiral şeklindeki rampa, toplumsal yaşamın bütün ana bölümlerini otomobille birbirine

Point Park Civic Center, Frank Lloyd Wright

Temmuz-Agustos 19

Marina City

Akıllı yeşil kentler


Enerji

Erman Terciyanlı, ENDOKS, CEO

Yeni Nesil Enerji İzleme Ve Yönetim Sistemi Ofisler İçin Uygulama Örneği

E

ndoks, 2008 yılından itibaren enerji sektöründe faaliyet göstermekte olup, gerek ülkemizde gerekse de global pazarlarda yeni ve yenilikçi ürünleri ile enerji yönetimi alanında uzmanlaşmıştır. Endoks, enerji izleme ve yönetimi konusunda elektrik üretiminden, elektrik dağıtımı ve son kullanıcıya kadar sektörün her kademesinde farklı çözümleri ile yer almakta, 4 ülkede, 20.000 aktif cihaz ve 600.000 noktada 2000’den fazla kullanıcıya enerji izleme ve yönetim hizmeti sunmaktadır. Gelirinin en az %10 unu araştırma ve geliştirme faaliyetlerine

ayıran Endoks; 15’ten fazla Ar-Ge projesinde yeni ürün ve hizmetlerinin geliştirme faaliyetlerine devam etmektedir. 2018 yılında ABD ve Avustralya satış ofislerini aktif hale getiren Endoks, Hindistan’da yeni bir geliştirme ofisi daha açarak çalışmalarına hız vermiştir. Endoks, elektrik enerjisinin üretim ve tüketim noktalarında en verimli şekilde üretilmesi ve kullanılması için geliştirmiş olduğu ürünler ile enerji maliyetlerinin azaltılması ve sürdürülebilir bir Dünya için enerjimizin korunmasını sağlamaktadır. Geliştirilen ürünlerin ilk uygulaması ise Endoks Ankara Temmuz-Agustos 20

ofisinde gerçekleştirilmiş ve elektrik tüketimi her noktada izlenebilir bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu amaçla, düşük bir yatırım maliyeti ile Inavitas Flex Enerji İzleme ve Yönetim Sistemi ile enerjinin verimli bir şekilde kullanılarak tasarruf edilmesine başlanmıştır. Ayrıca yine bu hassasiyet ile Şirket Politikası olarak, Endoks Ankara Ofisi’nde ISO 50001 (EnYS) Enerji Yönetim Sistemi’nin kurulmasına başlamış, 2018 yılı sonunda; %10 enerji tasarrufu hedeflemiştir. Inavitas Flex Enerji İzleme ve Yönetim Sistemi; işletmelerin


Enerji

hem enerji tüketimi hem de varsa enerji-yenilenebilir enerji üretimini izlemek, kontrol etmek ve yönetmek üzere Endoks ve T4E’nin Ar-Ge Merkezleri’nde, esnek, ihtiyacasektöre yönelik, özelleştirilmiş enerji izleme ve yönetimi uygulamaları için tasarlanmış ve üretilmiştir. Konutlar ( Üreten tüketiciler için üretim ve depolama izleme imkanı sunan yapıda), ticari-endüstriyel binalar, okullar, hastaneler, zincir mağazalar ve marketler gibi birçok sektör için özel olarak geliştirilen Inavitas Flex son kullanıcılar, yatırımcılar, ESCO-EPC firmaları ve tesis yönetim firmaları için farklı modüller ve arayüzler ile elde edilen verilerin bilgiye dönüştürülmesini sağlamaktadır. Uygulama Ankara Yenimahalle’de yer alan yaklaşık 120 mühendis ve teknik personelin çalıştığı, 5 katlı, toplam 2500 m2 lik alana sahip Endoks Ankara Ofisi’nin ana girişi

ve kat panolarına; Inavitas akıllı enerji izleme cihazları (Inavitas MCU ve Inavitas PMU) kurulmuş, bina enerji tüketimi izlenmeye, kontrol edilmeye ve yönetilmeye başlanmıştır. Elde edilen veriler bina girişi, katlar ve birimler bazında ayrıştırılmış; özelleştirilmiş detaylı analizler, raporlamalar ve uyarılarla daha etkin enerji izleme ve yönetimi gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda, bina otoparkına10 kWp PV güneş elektrik üretim tesisi ve güvenlik binasına da 3 kWp hibrid PV üretim ve depolama uygulaması için projelendirmeler gerçekleştirilmiş, bu sistemlerin izlenmesi de Inavitas Flex üzerinden yapılması için gerekli çalışmalar tamamlanmıştır. Böylece hem enerji üretimi hem de enerji tüketimi birlikte analiz edilip, enerji yönetiminin en optimum seviyede yapılması sağlanmış olacaktır. Inavitas Flex Enerji İzleme ve Yönetim Sistemi ile; binanın tüm Temmuz-Agustos 21

enerji tüketimi izlenir hale getirilmiş, tüketim kontrolü için gerekli altyapı oluşturulmuş ve gerekli iyileştirmelerin-bakımların yapılması sağlanmıştır. Aynı zamanda hafta sonu ve mesai saatleri dışında fazlahatalı kullanımlar engellenerek, enerji verimliliği maksimize edilmekte ve aynı zamanda bina içerisinde çalışma konforu en iyi seviyede tutulabilmektedir. Tasarruf ve Sonuçlar -HVAC Sistemleri Sorun ve Çözümler: Endoks Ankara Ofisi klimalarının mesai saatleri sonrasında ve hafta sonlarında çalışır durumda olduğu ve set değerlerinin, çalışma performansını ve konforu bozacak şekilde çalıştığı (çalışma ortamının aşırı soğutulup, ısıtıldığı) fark edilmiştir. Klimalar çalışırken, pencerelerin açıldığı ve dış hava sıcaklığına bakmaksızın, klima set değerlerinin sürekli değiştirildiği belirlenmiştir.


Enerji Sms ve e-mail mesajı ile enerji yöneticisi uyarılmış ve HVAC kontrol edilmeye başlanmıştır. Fancoillerin, odalardaki soğutma ve ısıtma ünitelerinin hızları, debileri ayarlanmış, mesai sonrası, öğle arası ve hafta sonu HVAC açmakapama kontrolü, set değerleri ayarlamaları yeniden yapılmıştır. Bina ana giriş kapısındaki hava perdesi sürekli açık kaldığı için, önemli oranda tüketim olduğu tespit edilmiş, düşük sıcaklıkların görüldüğü günlerde, ana bina giriş kapısı yerine, ısı kaybını minumum düzeye indirecek başka bir kapı giriş yapılmak üzere kullanılmıştır. Böylece Ocak 2018-Haziran 2018 ayları arasında HVAC sistemlerinin optimizasyonu ile: %18 ve parasal karşılık olarak yaklaşık; 5 250 TL tasarruf sağlanmıştır. -Aydınlatma Sisteminde Çözümler; Çoğunlukla LED olarak yapılmış

olan aydınlatma sistemine, gün ışığı potansiyeli olan katlarda kısmi aydınlatma otomasyonu yapılarak, gün ışığının yeterli olduğu mahal ve saatlerde aydınlatmadan tasarruf sağlanmıştır.

sistemin 21 Ay gibi kısa bir sürede geri dönmesi sağlanmıştır.

Hafta sonu, öğlen arası ve mesai sonrasında aydınlatma sistemi kapatılmış, ofis dış aydınlatma sisteminde, gece yarısından sonra aydınlatma seviyesi: %50 oranında düşürülmüştür. Böylece Ocak 2018-Haziran 2018 ayları arasında aydınlatma sistemlerinin optimizasyonu ile: %15 ve parasal karşılık olarak yaklaşık; 1500 TL tasarruf sağlanmıştır. Yaklaşık Yatırımın Geri Dönüş Süresi: Gerçekleştirilen örnek uygulama sonucunda, enerji izleme ve yönetim sisteminin kurulumu için 12000 TL tutarında bir ilk yatırım maliyeti oluşmuş ve gerçekleştirilen ilk çalışmalar sonucunda elde edilen yıllık 6750 TL tutarındaki tasarruf ile

Temmuz-Agustos 22

Sektör

: Ofisler

Yıllık Elektrik Tüketimi

: 171 060 kWh

Yıllık Elektrik Maliyeti

: 68 400TL

Yıllık Elektrik Tasarrufu

: %10

Yatırımın Geri Dönüş Süresi : 21 Ay “İşletmelerin-binaların enerji tüketimlerinin azaltılması, (varsa enerji üretimlerinin) optimizasyonu, sürdürülebilir yüksek performanslı yeşil-akıllı binalar ve mevcut binalarda yapılan enerji verimliliği iyileştirme çalışmalarının getiri-konfor etkisinin artırılması ve amortisman-geri dönüş sürelerinin doğru olarak takip edilebilmesi için; artık ucuz, doğrudan tesise-kullanım amacına uygun, kolay kullanılabilir, özel donanım ve yazılımların gerekliliği ortaya çıkmıştır.”


Temmuz-Agustos 23


IoT

İnternet ve Nesneler: IVEN ile teknolojiyi yakalayın

Iven ismi aslında İnternet ve Nesnelerden gelen, ve tek alanı Nesnelerin İnterneti olan Iven, 4 senedir firmaların dijital dönüşümüne rehberlik eden bir platform sağlayıcı ve IoT destekçisi olarak sektörde yer alıyor.

Temmuz-Agustos 24


IoT

F

irmalar, Nesnelerin İnterneti’ni bir ürün olarak görme yanılgısındalar. Oysa Nesnelerin İnterneti bir ürün değil firmaların girmesi gereken bir dijital dönüşüm işidir. Genç girişimcilerden oluşan Iven firması yetkilileri konuyla ilgili sorularımızı yanıtladılar.

Sunduğunuz ürünler, hizmetler ve kullanım alanları hakkında bilgi verir misiniz? Iven, bulut platformu sağlayan ve elektronik cihaz üreticileri için özel çözümler sunan bir İnternet ve Nesneler şirketidir. Iven akıllı ev aletleri, iklimlendirme sistemleri,

Temmuz-Agustos 25

su arıtma sistemleri gibi alanlarda aktif olarak faaliyet gösterir. Iven olarak cihaz üreticilerine yeni gelir modelleri ve satış kanalları keşfedip geliştirmelerine, satış sonrası ve operasyonel maliyetlerini azaltmalarına ve Ar-Ge faaliyetlerini desteklemeleri için verileri izleyip ölçümlemelerine olanak sağlıyoruz.


IoT

Firmanızın akıllı binalar için sunduğu hizmetler nelerdir? Akıllı binalar için sunduğumuz hizmetlerden bahsetmek gerekirse, ortam iklimlendirmesi ve ev yaşamına kolaylık sağlayan küçük ev aletleri alanlarında projeler gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz. Buna ek olarak akıllı aydınlatma, akıllı kilit, asansör ve jeneratör sistemleri üzerine üreticilere ve son kullanıcıya dokunacak çözümlerimiz ve projelerimiz mevcut. Gerçekleştirdiğimiz projelerden, iklimlendirme sistemleri ile hayata geçirdiğimiz çalışmanın odak noktası firmanın yaşadığı problemler ve bunun üzerine bizim yarattığımız değerler üzerine olduğunu söyleyebiliriz. Firmanın, verilerin anlık depolanması, satış sonrası hizmetlere gelen yanlış arıza ihbarları ve cihazların farklı kullanıcılar tarafından takibinin sağlanması konusundaki çözüm arayışlarına, Iven olarak, geçmişe dönük verilerin depolanmasıyla raporlama yapılabilmesi, birden fazla kullanıcı tipi için aralarında bir yapı kurulması ve anlık takip ve kontrol platformuyla cihazların uzaktan izlenmesi sayesinde, satış sonrası hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinde artışla hem üretici hem kullanıcı tarafından ürün kullanımında maksimum verim elde edilmesini sayabiliriz. Sizi rakiplerinizden farklı kılan özellikleriniz nelerdir? Global düzeyde 450’den fazla IoT Platform firması bulunmakta ve odaklandıkları alanlar açısından birbirlerinden ayrışmaktadırlar. Biz de dikeyde

uzmanlaştığımız ev aletleri (homeappliances) sektöründe rakiplerimizden ayrılmaktayız. Ek olarak sunduğumuz servislerle(Cihaz sağlığı raporları, Son kullanıcının cihazı kullanma alışkanlıkları, Satış Sonrası Servislere ve Mobil Uygulamalara Entegrasyon modülleri) de ev aletleri sektöründeki diğer IoT Platformlarına karşı rekabet avantajı kazanmış durumdayız. Amazon, Thingworx gibi firmalar Platform of Platforms olarak geçmekte, yani dikey problemlerden çok, yatayda altyapı ve ölçeklenebilir sistemlere odaklanmış durumdalar. Sektörlere özel(Örn: Enerji, Otomotiv, Ev) problemleri ise burada konumlandırmak istedikleri dikeye odaklanmış IoT Platformları ile çözmek istiyorlar. Çünkü buradaki dikey IoT Platformları da günün sonunda, bu Platform of Platforms dediğimiz yapıları kulllanıyor. Bizim platformumuz da bu tarz yatay çözümler sunan firmalara uyumlu çalışabilecek altyapıya sahiptir. Yani bunlara rakip ürün değil, aksine beraber sunulabilecek çözümdür. Bizim Iven olarak farkımız, müşteri ihtiyaçlarının kendi özelinde daha karşılanabilir ve kendi problemleri üzerinde tasarlanmaya daha uygun olan dikey çözümler üzerinden gitmemizdir. Ülkemizde ve dünyada son dönemde önemli bir ivme kazanan akıllı şehirler, akıllı binalar ve nesnelerin interneti konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu gelişmenin sonucunda sektör nasıl bir dönüşüm yaşayacak? Çevre duyarlılığı arttıkça, akıllı şehirler ve akıllı binaların dönüşümü de daha hızlı bir biçimde gelişiyor

Temmuz-Agustos 26

olacak. Bu dönüşüme öncülük edecek olan nesnelerin interneti, yeni bir ekonomi oluşturacak ve sürdürülebilirliği sağlayacaktır. Bu ekonominin sağlıklı büyümesi ve teknolojinin akıcı gelişebilmesi için startup firmalara güvenilmesi, fırsatlar verilmesi ve yatırım yapılması gerekmektedir. Büyük oyuncular buradaki yükü kendi başlarına alabileceklerini ve götürebileceklerini düşünüyorlarsa çok yanılıyorlar. Çünkü IoT bir ekosistem işidir ve bu ekosistemin kilit parçalarını startuplar oluşturmaktadırlar. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız ürün ve hizmetleriniz nelerdir? Halihazırda ev aletlerinde gerçekleştirdiğimiz projelere ek olarak, bu alanda çeşitlilik hedefliyoruz. Ürünlerin satış sonrası servislerine ve teknik sorunlarına daha çok destek olarak ve çözüm üreterek, bir kullanıcı yol haritası çıkarıp, müşterilere kullanıcı alışkanlıkları hakkında daha net sonuçlar sunmayı hedefliyoruz. Ek olarak cihazlara dair önceden bozulma zamanlarının tahmini gibi satış sonrası hizmetlere önemli katkı sağlayacak kritik projelerde de kendimizi gösteriyor olacağız. Hedefimiz ise müşterilerimizin Ar-Ge, Satış Sonrası ve Pazarlama gibi tüm departmanlarına değer katmaktır. Bunlara ek olarak farklı markalardaki bağlı ev eşyalarının birbirleriyle Iven üzerinden konuşmasını sağlayacak altyapıyı sunmak istiyoruz.


Makale

2100 yılında Mars’ta akıllı binalar nasıl olacak?

Tümay MERCAN KOU İletişim Fakültesi Öğr. Gör. tumaymercan@hotmail.com

H

er şeyin akıllısını istiyoruz. Binalar da akıllı olsun diyoruz. Elbette olsun. Binalar zamanla o kadar akıllı olsun ki hayatımızı yönetsin istiyoruz. Biraz merak, biraz moda olarak bunlar yaşanıyor ve daha da fazlası yaşanacak. Ama ya Mars’ta yaşam, binalar, mahalleler, yaşam alanları nasıl olacak?

Dünyadaki akıllı binaları anladık, yaşadık da sıra Mars’a mı geldi diyorsanız, evet Mars’a geldi.

binaların geleceğini bir kez daha hatırlattığı için takdire ve görmeye değer.

Çok değil, bundan 82 yıl sonra çocuklarınız ve torunlarınız Mars’a gitmiş olacaklar. Hatta orada yaşam alanları kurulmuş olacak. Aslında dünyadaki akıllı bina çalışmalarının bir çoğunu başka bir gezegende yaşamaya, büyük olasılık ile Mars’ta yaşamaya ön hazırlık, antrenman olarak görüyorum. Zaten büyük şehirlerde hava kirli, bu konuda da zorluk çekilmez. Geriye kaldı yer çekimi. Yakında insanların meraklarını gidermek için yerçekimsiz ortamların yaygın olarak deneyimleneceği pratik kullanamaya açık ortamlar da yaratılır. Hatta kendine konu arayan bir girişimci bunu şimdiden deneyebilir ve insanlar yerçekimsiz ortamı denemek için sıraya girerler.

Bu sergiyi görünce akıllı binaların birkaç tık ötesini ve yaşamı hayal etmeye çalıştım. Hatta bu günkü akıllı/ yarı akıllı binalarda ortaya çıkarılan, pazarlama unsuru olarak gösterilen bir takım özelliklerin 1030-80 yıl sonra ilkel kalabileceğini, yaşamın hatta insanın bu günkünden çok daha farklı olabileceğini düşünmek zor değil.

Mars’ta yaşam uzun zamandır konuşuluyor. Merih 2100: Yeni Dünya isimli bir sergide 6 değişik projede Mars’ta yaşam hayal edilmiş. 2030, 2050, 2100 olarak 3 bölüme ayrılan süreçte aşama aşama Mars’a yerleşilmiş, binalar tasarlanmış. Bugün yaşadığımız dünyadan çokça esinlenerek, benzetilerek, dünya yaşamından kopamadan hazırlanan tasarımlar olsa da da çok emek verildiği, konuyu akla getirdiği ve akıllı

Temmuz-Agustos 27

Fakat bu gün hayal edilen 80 yıl sonrasının, bugünün izlerini çokça taşıması, dünya yaşamına bağlılık/ bağımlılık, belki dünyadan kopamama duygularını içerdiğini gördüm. Gerçekten Mars’ta 80 yıl sonra nasıl bir yaşam olabilir? Bu günkü akıllı binalar Mars’ta kendilerine ne kadar yer bulabilir, oranın yaşamsal ve fiziki koşullarında akıllı binalar nasıl olur, bunları kaç akıllı bina yapımcısı düşünmüştür, Mars için neler hayal edilmiştir merak ettim. Sözün özü; Dünya’da ballandırarak anlattığınız akıllı binaları, Mars’ da oranın koşullarına uygun yapabilir misiniz, bu bilgi, AR-GE, heves, hedef Türk akıllı bina yapımcılarında veya bu sektörde çalışanlarda var mıdır veya ne kadardır merak ettim. Merak işte.


Akıllı Şehir

Akıllı şehirlere akıllı otobüsler yakışır

28. yılını geride bırakan Bozankaya, şehirler için toplu ulaşımda yatırım ve işletme maliyetleri açısından en ideal çözümleri sunan inovatif bir şirket. Çevreye zarar vermeyen, enerji tasarrufu sağlayan ve gürültüsüz çalışan araçlar geliştirip üretiyor.

B

ozankaya’nın bugün Ar-Ge Merkezi’nde yaklaşık 100 ArGe mühendisi dâhil toplamda 1000’e yakın çalışanı bulunuyor.

başladık. Bugün ise Bozankaya’nın 100’e yakın Ar-Ge mühendisi dâhil olmak üzere toplamda 1000’e yakın çalışanı bulunuyor.

Firmasının hakkında önemli bilgiler veren Bozankaya Yönetim Kurulu Başkanı Aytunç Günay sorularımızı yanıtladı.

Bozankaya A.Ş. olarak her biri yerli tasarım ve üretim olan; %100 elektrikli otobüs, %100 alçak tabanlı tramvay, metro ve trambus (yüksek teknoloji troleybüs sistemi) gibi yolcu ve çevre dostu, karbon ayak izi bırakmayan ürünlerin yurt içi satış ve ihracatını yapmaktayız.

Firmanızın faaliyetleri hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Bozankaya, 1989 yılında Almanya’da bir Ar-Ge ve danışmanlık şirketi olarak kuruldu. 2003 yılında Türkiye’ye yatırım yapma kararı aldık ve bu yatırımlarımızı Ar-Ge şirketimizde yıllar içinde edindiğimiz bilgi birikiminin üzerine inşa ederek bugün Türkiye’de çok daha güçlü bir marka haline geldik. Türkiye’de faaliyetlerimize 20 çalışanla

Tesislerimizde üretilen tüm elektrikli ticari araçların tasarım ve üretim hakları Bozankaya’ya aittir. Bu sebeple de ileri teknoloji sınıfı ürünlerimiz, ithalata olan ihtiyacı azaltmakta ve yüksek katma değerli bir ihraç kalemi olarak cari dengeye olumlu yönde etki etmektedir. Temmuz-Agustos 28

Yerli ve milli bir marka olarak sektördeki konumunuzdan ve ürünlerinizden bahseder misiniz? Her biri yerli tasarım ve üretim olan; elektrikli otobüs, tramvay, metro ve trambus üretimi gerçekleştiriyoruz. Sileo markalı elektrikli otobüsümüz hızlı yolcu indirme-bindirme olanağı sağlayan, %100 alçak tabanlı, çevre dostu, sessiz, verimli ve ekonomik bir şehir içi otobüsüdür. Havayı kirletmeden ve sessizce çalışarak şehirlerin yaşam kalitesine olumlu katkı yapar. Tek bir elektrikli otobüs, yılda yaklaşık 25.000 litre yakıt kullanımı ve 65 ton karbondioksit salınımının önüne geçer. Bu anlamda çevreye son derece duyarlı ve ülke ekonomisi için de son derece faydalı olduğu söylenebilir. Ülkemizde şu


Akıllı Şehir anda İzmir, Eskişehir ve Konya’da kullanılan Sileo’nun yeni neslini 2018 yılı içinde Elazığ ve Manisa’ya teslim edeceğiz. Kayseri’de düzenlenen ihaleyi ise çok yakın zaman önce kazandık. Bozankaya tramvay, %100 düşük taban tasarımı, ferah ve aydınlık salonu ile yüksek yolcu memnuniyeti sunuyor. Tamamen Bozankaya tarafından tasarlanan boji, gürültü ve titreşimi asgari düzeyde tutarken, sürücünün ve yolcuların konforlu bir şekilde seyahat etmesini sağlıyor. Geçtiğimiz yıldan bu yana Kayseri’de hizmet veren 30 araçlık tramvay filomuz hakkında oldukça olumlu geri dönüşler aldık. Trambus aracımız gücünü yol boyunca asılı kataner hattından alan, kataner hattının olmadığı yerlerde dahili batarya beslemesi ile çalışan, raylı sistem gövdesine sahip olması sebebiyle yolcu kapasitesi yüksek, raylı sistem araçları gibi altyapı gereksinimi olmadığından ilk yatırım maliyeti düşük ve karayolunu kullanması sebebiyle rota özgürlüğüne sahip bir araçtır. 2015 yılından bu yana Malatya’da vatandaşlara konforlu, ekonomik ve güvenli yolculuk sunan Trambus, 2018 yılından itibaren Şanlıurfa’da da hizmete başlayacak. Akıllı şehirciliğin önemli bir unsuru olan elektrikli araçlar ve daha önemlisi toplu taşımada kullanılan elektrikli otobüslerin çevreye ve milli servete olan katkısından söz eder misiniz? Elektrikli otobüs konusunda Türkiye henüz yeni yeni alışkanlık kazanıyor. Kamu kurumlarına, belediyelere, özel halk ulaşımı yetkililerine gidip sık sık bilgilendirme yapıyoruz. Araçlarımızı test ettirip onlara uzun vadede katacağı değerleri anlatıyoruz. Çevre bilincini oluştururken, halkın daha konforlu, daha sessiz şekilde yolculuk yapabileceğini, aynı zamanda belediyelerin içten

yanmalı motorlara göre elektrikle çalışan araçlarla daha önemli yatırımlar yapabileceğini anlatıyoruz. Sektörde bu konuda en fazla çalışma yapan markalardan biri biziz. Rakiplerimiz henüz elektrikli otobüs üretimi yaparken biz yeni nesil aracımızı müşterilerimize teslim ediyoruz. Öncü olmanın verdiği sorumluluğumuzu yerine getirmek adına ilerleyen zamanlarda daha fazla şehre giderek, elektrikli araçları anlatacağız. Türkiye’de şu an 4 şehirde elektrikli otobüs kullanılıyor. 4 ihale de yakın zaman önce yapıldı. Toplam 8 elektrikli otobüs ihalesini de Bozankaya olarak biz kazandık. Net rakam vermek gerekirse İzmir’de faaliyette olan araçlarımız ilk 4 buçuk ayda 1 milyonun üzerinde yolcu taşıdı, toplu ulaşımda 162 bin 692 litrelik akaryakıttan tasarruf etti, 436 ton karbondioksit salınımının önüne geçildi. Bu rakam, hava kirliliğiyle mücadelede 97 bin ağaçlık bir ormanın sağlayacağı oksijene eşit sayılıyor. Ülkemizde son dönemde önemli bir ivme kazanan akıllı şehirler ve akıllı binalar konusunda ne düşünüyorsunuz, sizce yeteri kadar önem veriliyor mu ve kullanım konusunda ne kadar başarılıyız? Akıllı şehirler konseptini kendi tarafımızdan değerlendirdiğimizde, ulaşım anlamında şehirlerin daha teknolojik bir alt yapıya sahip olma gerekliliğini savunuyoruz. Bir aracın durakta durduğunda nereye gittiğinden tutun da, güzergâh üzerinde nerelerden geçtiği, etrafta ne gibi turistik bölgelerin olduğuna kadar bilgilendirmeler olmalı. Aynı zamanda araçların durağa ne zaman geleceği ve gitmek istenilen durağa ne kadar sürede varılabileceğini de akıllı şehirler konsepti içinde değerlendirebiliriz. Konya, Eskişehir, İzmir ve Malatya’da çevreci, yeni nesil araçlarımızla 6.5 milyon vatandaşa hizmet veriyoruz. Elazığ, Manisa,

Temmuz-Agustos 29

Bozankaya Yönetim Kurulu Başkanı Aytunç Günay Kayseri ve Şanlıurfa teslimatları da tamamlandığında bu rakam 8 milyonun üzerine çıkacak. Türkiye’de kentler artık elektrikli ulaşım sistemlerine gün geçtikçe daha fazla ihtiyaç duyuyor. Sağladığı mali ve çevreci avantajlar özellikle büyük şehirlerde elektrikli çözümleri zorunlu kılıyor. Geleceğimiz için elektrikli araçların yaygınlaşması çok önemli, çevresel dönüşüme katkıda bulunmak isteyen tüm belediyelerimizin taleplerine yanıt vermeye hazırız Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız ürün ve hizmetler var mı? Metro ihracatımızı artırıp yeni açılımlar yapmak istiyoruz. Daha fazla ülkede aktif rol almak ve raylı sistemlerde Türk markasının kalitesini tüm dünyada sergilemek istiyoruz. Bu doğrultuda Greenline (Bangkok – Tayland) Metro projesi bizler için önemli bir adım. GreenLine Projesi’nde hizmet verecek 22 metro setin her biri dört vagondan oluşuyor ve tek seferde bin 596 yolcu taşıyabiliyor. Bu projeye ek olarak, 105 metro vagonundan oluşan bir diğer Bangkok projesi olan BlueLine Metro projesinde de aynı şekilde yer alıyoruz.


Röportaj

Smart City Moscow Head of Smart City Lab Moscow EldarTuzmukhametov answered our questions. platform Moscow Online School. Over 2 million citizens of Moscow influence urban transformation via e-votingbased on blockchain technology and AI is to replace human detecting cancer and predicting flu epidemics. WHAT SHOULD BE THE PRIORITY OF SMART URBANIZATION PRACTICES IN THE WORLD BESIDES OTHER RESPONSIBILITIES OF CITIES? WHAT ARE YOUR EFFORTS TO EMPHASIZE THE IMPORTANCE OF THIS AS YOUR CAPITAL CITY? Our key priority is creating comfortable urban environment and improving life of Moscow citizens. We are building a citizenoriented city, so that people could enjoy life and benefit from all the opportunities which a smart city offers to them.

Eldar Tuzmukhametov ARE YOU TALKING ABOUT MOSCOW'S PLACE IN THE WORLD OF INTELLIGENT URBANISM? Principals of Intelligent Urbanism coined by American architect Christopher Benninger is a set of ten axioms intended to guide the urban transformation. However every city is unique with its specific challenges shaping the vision and individual strategical approach for the city officials. Here in Istanbul as well as at any other summit worldwide I am eager to share Moscow’s experience on the way to building a smart city. Two key words that you should keep in mind while thinking about smart city Moscow is high speed and wide scale.The citymanaged to make a rapid transformation

since 2011. The entire IT and tech development of the city was centralized within Moscow IT Department. Thus we could reduce costs as well as boost the speed of smart city development and implementation of brand new technologies. We have already achieved a high level of automation – over 200 public services are, e.g. available online. Today our main priorities are further improvement of the qualityof public services as well as increasing the efficiency of city authorities. We have launched a large-scale projects in the field of e-healthcare and are to connect 750+ Moscow schools via a unified online Temmuz-Agustos 30

If you haven’t visited Russian capital during the past 5-7 years you will hardly recognize Moscow today, as the changes are truly tremendous. We have completed a My Streetredevelopment project 233 streets have been renovated; walking areas have been enlarged up to 200%. We have developed dozens of picturesque pedestrian areas for our citizens and guests of Moscow. WILL YOU GIVE INFORMATION ABOUT YOUR PROJECTS AND ACTIVITIES THAT YOU PLAN TO SPEND YOUR LIFE WITH IN THE UPCOMING PERIODS? Global technological development doesn’t stand still, nor are we. Moscow IT Department is a kind of a think tank – we analyze global trends and best practices in smart city development and then implement them in daily life. Now we are focused on completing digitization of the


Röportaj

city. The projects we are currently working on are dedicated to Artificial Intelligence, Blockchain, Big Data, VR/AR. We are working together with Russian companies which create these new disruptive technologies. For instance, Moscow is the first city worldwide to implement a blockchain-based technology in public non-political e-voting. Every vote becomes publicly viewable and transparent. Active Citizen e-voting system provides an ideal platform to test the brand-new technology. New generation Moscow school is to provide the latest VR and AR solutions for teaching and learning processes. On Sept. 1 we are launchinga newpilot project aimed at implementing AR/ VR technologies in a number of Moscow schools. We are also developing projects on AI and Big Data to replace human in predictive healthcare. For instance AI can access a CT scan and detect a tumor as well as recognize brain and cardiovascular diseases, bone injuries, etc. We have just launched a neural network RadIO which detects early lung cancer with 88% accuracy rate. We are developing the technology further to achieve 100%.

Besides we are piloting the project where AI generates city wide epidemics prediction models. Flu disease among pupils is forecasted with 90% accuracy rate. Based on Big Data analysis AI identifies key internal and external factors causing epidemics. In the future AI is to generate personal recommendations for pupils to prevent the spread of disease. HOW DO YOU EVALUATE ISTANBUL'S WORK ON THESE SMART URBANİSM İSSUES? I am fascinatedbythetremendous workIstanbul has done whilebuilding a smartcity. Theresults of thecitys peakforthemselveswhenIstanbul is beinginternationallyrecognizedw hilstincreasingitspostion in global smartcitiesrankings. I can say thatMoscowandIstanbulhavemuch in common. Webothhavedeep andprecioushistoricalandcultur al background which has to be preserved but at thesame time integratedinto modern urban matrix. It has a strongimpact on roadandtrafficmanagement, forinstance. And in thiscaseIst anbulMetropolitanMunicipality and ISBAK aredoing a greatjob in creatingitssmart urban infranstructure. Temmuz-Agustos 31

Moreover, I knowthatIstanbul is collaboratingwithmanyinternationa lcompanieslikerecentpartnershipwi th Ericsson on theway of achievingt hecity’ssmartcityvision. Tomymind it is a greatbenefitforthecityfurtherde velopmentanditsbusinessenvironm entimprovement. Fromourside, I would be gladifMo scowandIstanbulcontinuecooperati ng in thefield of smart urban evoluti onexhangingourexperienceandmayb eevenco-workingunderjointprojects, benefitingfromthesynergyandbeing an exampleforothercities. FINALLY, IF YOU WANT TO ADD … Perhaps, one last but not least thing I would love to add is that we are always glad to welcome everyone in Moscow, especially for the FIFA World Cup! We are fully excited to use this global event as an opportunity for testing and implementing technological innovations. Come and meet smart city Moscow!


Başarı Hikayesi

Emlak alanında başarısıyla tarihe geçti Evrim Kırmızıtaş Başaran RE/MAX International dünya birinciliği ödülünü Türkiye'ye getiren ilk ve tek kadın emlak danışmanı oldu.

L

asVegas’ta gerçekleşen dünyaca ünlü, başarılı isimlerin konuşmacı olarak katıldığı kongrede farklı kategorilerde dünya çapındaki ödüller sahiplerini buldu. Evrim Kırmızıtaş, 2016 yılı Amerika ve Kanada hariç tüm danışmanlar arasında gayrimenkul satışında dünya 1.si oldu. Ayrıca RE/MAX’te en büyük ödül olan Diamond Club ödülünü aldı. Başaran, Re-Max Türkiye’nin kurulduğu ilk yıldan bugüne kadar Diamond Club

Evrim Kırmızıtaş ödülünü alan ilk kadın olarak ReMax Türkiye tarihine geçti. İşinizde bu kadar başarılı olmanızı neye bağlıyorsunuz? Öncelikle işimi çok seviyorum. Bu her şeyden önemli ve öncelikli. İnsanın yaptığı işten keyif alması başarının anahtarı bana göre. İşimde başarının üç altın kuralı var: 1. Doğru fiyat. 2. Etkili pazarlama ve 3. Çok çalışmak. İşimi bu prensiplere göre yürütüyorum. Aldığım portföyleri değerinde satıyor Temmuz-Agustos 32

veya kiralıyorum. Portföylerimin tanıtımında sosyal medya, internet, gazete, dergi, televizyon gibi iletişim araçlarını etkin kullanıyorum. Örneğin aldığım bir portföyü ana haber bültenlerinde tanıtıyorum. Youtube kanalımda portföye özel çekilmiş video yayınlıyorum. Sosyal medyada keza etkili tanıtımlar yapıyorum. Kısacası reklama çok ciddi bir mesai ve bütçe ayırıyorum. Bu çok önemli. Bunların dışında bütün bu yapıyı ayakta tutan bir temel


Başarı Hikayesi var, eğitim. Kendimi sürekli sektörümle ilgili eğitimler alarak geliştiriyorum. Üç altın kuralımı eğitimlerle taçlandırıyorum aslında. Türkiye’de veya yurtdışında beni ilgilendiren bir eğitim varsa hiç düşünmeden katılıyorum. Bunları yaptığınızda başarı kaçınılmaz. Zirveler güzeldir, zirvede olmayı seviyorum. Bu işi yapmayı düşünen genç arkadaşlarımıza önerim zirveyi hedeflesinler. Eğitim temelli bu üç kuralı eksiksiz uygulasınlar. Başarı kaçınılmaz! İmar Barışı ile birlikte sektörde neler değişecek, bu sizin satışlarınız ve iş potansiyelinizi nasıl etkileyecek? İstatistiklere göre Türkiye’de 13 milyon civarında kayıtsız bina bulunuyor. Bu çok büyük bir rakam. 13 milyon imarsız yapıya imar affının gelmesiyle, sektörde yaklaşık 3 trilyonluk bir değer oluşacağı tahmin ediliyor. Ayrıca kısa vadede toplanacak olan vergilerle ekonomiye 65 milyar civarında katkı sağlanması bekleniyor. Dolayısıyla imar affı ekonomimiz için çok büyük fırsat. Bu fırsatın kaybedeni yok! Hem insanımız yapısını yasallaştırmış oluyor, hem de devlet hazinesine ciddi kaynak sağlanmış oluyor. Doğru adımlar atılır, sistem kesintisiz ve akıllıca işletilirse, Türkiye’ye uzun yıllar önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. Çok büyük bir ivmeden söz ediyoruz. Dolayısıyla bu ivme mutlaka gayrimenkul satışlarına yansıyacaktır. Ortalama 3 trilyonluk bir ivme. Ekonomi içerisinde satış, istihdam, vergi olarak döngüsü olacaktır diye düşünüyorum. Çok olumlu etkileri olacak. Kentsel dönüşüm konusunda sektörde her şey doğru ilerliyor mu sizce ve bu dönüşüm sizin işinizi nasıl etkiliyor? Ülkemizde konutta arz ve talep arasında hâlâ ciddi bir açık mevcut. Bu açığın kapanmasında kentsel dönüşüm kilit noktada. Kentsel dönüşümle ilgili yasa çıkalı yaklaşık 7 yıl oldu. Bugün bu hususta geldiğimiz nokta yeterli değil. Yeterli olmadığı gibi doğru bir nokta da değil! Maalesef Türkiye sadece deprem açısından değil yaşam kalitesi açısından da oldukça yetersiz yapılarla dolu. Sistemde bazı sıkıntılar var ve

bu sıkıntıların yasada yapılacak düzenlemelerle giderilmesi gerekiyor. Bu konu genişçe ele alınması, konuşulması gereken çok önemli bir konu aslında. Özetle belirtmeliyim ki şehir planlamasını bütüncül ve sistematik bir şekilde yapmak gerekli. Bugün geldiğimiz noktada bunu yakalayabilmiş değiliz. Fakat ümit ediyorum ki sistemdeki aksaklık ve eksiklikler, imar affının da getirmiş olduğu ivmeyle bir an önce giderilecek ve daha hızlı yol alınacak. Bunu görebiliyorum. Akıllı evlere olan talep ne durumda ve siz satış yaparken akıllı evleri artı bir özellik olarak sunuyor musunuz? Akıllı cihazların ve internetin gün geçtikçe yaşamımızdaki yeri ve önemi artıyor. Buna paralel olarak insanlar evlerinin de akıllı teknolojilerle donatılmasını istiyor. Akıllı evlere olan talep gün geçtikçe artmakta. Bütün donanımların bir arada tek merkezden kontrol edildiği ve kullanıcılara büyük kolaylıklar sağlayan akıllı evler; hırsızlık, gaz kaçağı, yangın, su baskını ve panik durumlarını fark ediyor ve gerekli tedbirleri alıyor. Kısacası bu çok önemli bir nokta. Böyle bir evi kim istemez ki? Herkes ister. İstatistiklere göre arama motorlarında “akıllı” kelimesinin yer aldığı ilan ve “akıllı” kelimesiyle yapılan emlak aramalarının sayısı her geçen gün artıyor. Özetle akıllı Temmuz-Agustos 33

evlere talep fazla ve elbette bizler de bu özelliği birinci öncelik olarak sunuyoruz. Satış veya kiralamalarda akıllı evler, akıllı binalar ilk tercih. Tapu harçlarındaki değişiklik sektörü hareketlendirir Tapu harçlarının yüzde 4’ten yüzde 3’e düşürülmesi gayrimenkul piyasasını daha da hareketlendirecektir. Yıllar önce araç alım satımlarında da uygulanan yüksek oranlı alım/ satım vergisi sektörde bazı olumsuzlukları beraberinde getiriyordu. Aynı olumsuzluklar gayrimenkul sektöründe tapu alım satım harçlarında da yaşanmakta. Dolayısıyla bu hususta yapılacak düzenlemelerin sektöre olumlu bir ivme kazandıracağına inanıyorum.


Dernek

Gençler sektöre birlik için önderlik ediyor

2017 yılında İnşaat Mühendisi, Mimar, İç Mimar, Peyzaj Mimarı ve Çevre Mühendislerinden oluşan genç ve dinamik bir ekip tarafından, mesleki networkün geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapmak amacıyla Adana’da kurulan Çukurova Genç Mühendis ve Mimarlar Derneği ile bir araya geldik.

Oğuzhan Kasapoğlu – Dernek Başkanı, Aybatu Kasapoğlu – Dernek Genel Sekreteri, Fatma Ateş – Dernek Saymanı, Mustafa Kırseven – Yönetim Kurulu Üyesi, İsmail Köseli – Yönetim Kurulu Üyesi, Ece İpek Balta – Yönetim Kurulu Üyesi, Sabri Algın – Yönetim Kurulu Üyesi, Mesut Güder – Yönetim Kurulu Üyesi, Yeşim Kıyak – Yönetim Kurulu Üyesi.

C

ukurova Genç Mühendis ve Mimarlar Derneği (ÇUGEMDER)Yönetim Kurulu BaşkanıOğuzhan Kasapoğlu ve arkadaşları sorularımızı yanıtladı.

Derneğinizin kuruluşu ve amacı hakkında bilgi verir misiniz? Oğuzhan Kasapoğlu: ÇUGEMDER, Yapı ve Çevre sektöründe çalışan İnşaat Mühendisi, Mimar, İç Mimar, Çevre Mühendisi ve Peyzaj Mimarlarından oluşan bir ekip tarafından 2017 yılının eylül ayında Adana ilinde kuruldu. Kurucu yönetim kurulumuz 9 kişiden oluşmaktaydı. 2018 Mart ayında 1.olağan genel kurulumuzu gerçekleştirdik. Şuan yönetim ve denetleme kurulumuz toplamda 16 kişiden oluşmaktadır. Yönetimimizin

yaş ortalaması 25 ve yönetimimizin %60’ı bayanlardan oluşmaktadır. Bu yapı ve organizasyon ile STK’lar arasında önemli bir yer edinmeye başladık. ÇUGEMDER’in temelde amacı yapı ve çevre sektöründe çalışan farklı meslek gruplarını bir araya getirerek, mesleki networkün geliştirilmesini amaçlamaktadır. ÇUGEMDER fikri nasıl ortaya çıktı? Oğuzhan Kasapoğlu: Dernek fikrimi aynı sektörde çalıştığım kız kardeşim iç mimar Aybatu KASAPOĞLU ile paylaştım. Aybatu’da “bu fikir harika ancak bunu geliştirerek hayata geçirmeliyiz” dedi. Daha sonrasında fikrimi ailem ve Temmuz-Agustos 34

yakın arkadaşlarımla paylaşmaya başladım. İlk başta düşüncemiz bambaşkaydı. Ancak gelen öneriler ve aramıza katılan her yeni meslektaşımızla, dernek fikri aklımızda şekillenmeye başladı. Böyle bir fikir ile yola çıktık. İlerleyen süreçte yönetim kurulunu oluşturan diğer 7 arkadaşımız da aramıza katıldı ve 9 kişilik kurucu yönetim kurulumuz oluştu. Aybatu Kasapoğlu: Yola meslektaşlarımızın ihtiyaçlarını sorgulayarak çıktık. En önemli sorunun bireyselleşme olduğunu tespit ettik. Aynı sektörde çalışan insanlar birbirini tanımıyor. Ben iç mimarım ancak sektörde beraber çalıştığım inşaat mühendisi veya peyzaj mimarı tanıdığım çok azdı. Dernek çalışmaları ile birlikte şuan sektörün önde gelen mühendis ve


Dernek mimarlarını tanıyorum. Yeşim Kıyak:Her şeyi gençlere göre tasarladık. Mesela her hafta yönetim kurulu toplantımızı farklı bir kafede yapıyoruz. Bizler genciz. Daha üst yaş grubu dernekler gibi toplantılarımızı otellerde veya ofislerde yapmak istemiyoruz. Yine söyleşi yapacağımız mekânları da buna göre belirliyoruz. Gençlikle tamamen uyumlu. Sunduğunuz hizmetler ve gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerianlatır mısınız? Oğuzhan Kasapoğlu: İnteraktif söyleşiler yapıyoruz. Gelen üyelerimiz hem konuğumuzla tanışsın (mesleki networkünü geliştirsin) hem de sektöre dair merak ettikleri her şeyi sorabilsinler istiyoruz. Bu yüzden Güney Çelik Hasır Yönetim Kurulu Üyesi İnşaat Mühendisi Ferhat AKGÜNGÖR ile “Yönetimde Etkili İletişim” konulu bir söyleşi düzenledik. ESAS01 AVM Poje Müdürü Mimar Kadir AKTAR ve Şantiye Şefi İnşaat Mühendisi Caner Canatar ile “Tasarımdan İmalata Proje Uygulama Süreçleri” konulu bir söyleşi düzenledik. Fatma Ateş: Bu söyleşi düzenlerken de yine meslektaşlarımızın taleplerine kulak vererek programı oluşturuyoruz. Çünkü yeni fikir ve projelere her zaman açığız. Bizim hedefimiz; derneğimizin bir düşünceye hizmet etmesi değil, yenilikçi ve dinamik bir yapısının olmasıdır. Sabri Algın: Toplantılarda pek çok öneri alıyoruz. Topluma nasıl bir faydamız oluruz diye tartışıyoruz. Üretilen projeleri haftalık yönetim kurulu toplantılarımızda değerlendiriyoruz. Üye olmayan ancak bizi takip eden kişiler mail ile bize önerilerde bulunuyor. İnsanların bize bu şekilde destek olması bizi de motive ediyor. İsmail Köseli: Şuan gündemimizdeki projelerden biri yapı sektöründe çalışan yeni mezun genç meslektaşlarımıza yöneliktir. Meslek hayatının ilk yıllarında ihtiyaçları olacak temel uygulama bilgilerini kazanabilmeleri amacıyla bir kitapçık hazırlıyoruz. Oğuzhan Kasapoğlu: Mesela ilk mezun olduğumda boyadan önce neden astar kullanmamız

gerektiğini bilmiyordum. Veya yasak olmasına rağmen ustaların duvar harcının içerisine neden kireç koymak istediğini. İşte biz bu pratik bilgileri yapı sektöründe çalışan meslektaşlarımıza vermek istiyoruz. Ece İpek Balta: Asıl yola çıkış sebebimiz farklı meslek gruplarında olan ama aynı sektörde çalışan insanları bir araya getirmek. İkinci amacımız ise meslektaşlarımızın, mesleğini gerçekleştirirken ihtiyacı olan hap bilgileri paylaşmak. Örneğin “protokol ve resmi yazışma kuralları eğitimi” gibi. Amirinize mail atarken nasıl bir hitabet ile başlayıp, nasıl bir kapanış yapmalısınız? Arz mı etmelisiniz yoksa rica mı etmelisiniz? Mesela bir proje sunumu nasıl yapılır? Bu kadar genç bir ekibin birlikte uyum içinde çalışması ve başarılı olması sizin sektörde nasıl algılanmanızı sağlıyor? İsmail Köseli: Bu zamana kadar ziyaret ettiğimiz hiç kimseden olumsuz bir geri dönüş almadık. Tam tersine herkes “biz ne yapabiliriz” diye sordu. Mesut Güder: Biz kendimizi doğru ve net anlatabilmek için Adana’nın tanınmış mühendis ve mimarlarının yanına ziyarete gidiyoruz. İlk olarak Adana’nın tanınmış mimarlarından Mine (LİMAN) Hanım’ın yanına gittik. Kendisiyle bir röportaj da gerçekleştirdik. Adana Kent Konseyi Genel Sekreterini ziyaret ettik. Güney Çelik Hasır Yönetimini ve ESAS Holding Proje Yönetimini ziyaret ettik. Genç mühendisler olarak, ülkemizde son dönemde önemli bir ivme kazanan akıllı şehirler ve akıllı binalar konusunda ne düşünüyorsunuz, sizce yeteri kadar önem veriliyor mu ve kullanım konusunda ne kadar başarılıyız? Oğuzhan Kasapoğlu: Endüstri 4.0 ile birlikte bütün dünya inanılmaz bir değişim süreci içerisinde. Yoğun gündem içerisinde fark edemesek te teknoloji ile birlikte hayatımız, alışkanlıklarımız değişiyor. Bundan 20 yıl önce bir cep telefonu uygulaması ile birlikte evdeki/ işyerindeki bütün elektronik eşyaları uzaktan yöneteceğimiz söylense, inanmazdık muhtemelen. Ancak şuan televizyon, buzdolabı, Temmuz-Agustos 35

aydınlatma sistemleri ve bahçe sulama sistemlerinde akıllı ev teknolojileri kullanılıyor. Bu konuda dünyanın gerisinde olduğumuza inanmıyorum. Şuan Adana birçok büyük projede akıllı ev sistemleri kullanılıyor. Peki 10 yıl sonra durum nasıl olacak? Bence nesnelerin interneti ile birlikte ev eşyaları bizim adımıza karar verip, online sipariş verecekler. Mesela bir buzdolabı, bizim sürekli tükettiğimiz ürün azaldığı zaman tüketim alışkanlıklarımıza göre belirli ağırlıkta o üründen sipariş verecek. Veya bir klima biz eve yaklaşırken kendisini çalıştıracak.Kısaca insanlar teknoloji ile tamamen bütünleşecek. Akıllı şehirler konusunda sürecin biraz daha yavaş işlediğini düşünüyorum. Türkiye’de İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde trafik sistemleri konusunda uygulamaları görsek de Türkiye’nin geri kalanında aynı yaygınlıktan bahsedemeyiz. Yine diğer akıllı şehir uygulamaları ile ilgili önümüzde en azından birkaç yılın olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız projeleriniz nelerdir? Mustafa Kırseven: Şuan projelerimiz arasında Kat bahçeleri, Yeşil Binalar ve Nesnelerin İnterneti ile ilgili düzenlemek istediğimiz seminerler var. Bunun yanında uygulamalı boya eğitimlerimiz olacak.


Makale

İmar Barışı için hangi yolu izlemeliyiz?

yasallık kazandırarak vatandaşımızın imar sorunlarının çözülmesi hedeflenmektedir.

Salih Baki Baki Mimarlık & Kentsel Dönüşüm

İ

mar barışı, imar mevzuatına veya ruhsata aykırı yapılara verilecek yapı kayıt belgesiyle; Vatandaşlarımızın devletle ihtilaflı durumunu ortadan kaldırmak, imara aykırı, ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı olan yapıların kayıt altına alınması, yoluyla bu yapılara

Yapılan yasal düzenleme ile ülkemizde imar barışını sağlamak maksadı hedeflemiştir. Yapılardaki mevcut aykırılıkların büyük çoğunluğu 1950-2000 yılları arasındaki yapılaşmalardan kaynaklanmaktadır. Ülkemizdeki imara aykırı yapıların %50’in üzerinde olduğu bilinmektedir. Bu da yaklaşık olarak 13 milyon bağımsız birime tekabül etmektedir. İmar Barışına, vatandaş ve belediyeler arasında ortaya çıkan imardan kaynaklı sorunlar, Mahkemelerde süreçlerin uzaması, belediyeler imara aykırı yapılarla ilgili olarak yıkım işlemini gerçekleştirirken yaşanan zorluklar, vatandaşlar bu ihtilaflardan dolayı Temmuz-Agustos 36

oturdukları evlerine su, elektrik ve doğal gaz bağlatamamaları ya da kaçak kullanım yapmaları sebebiyle ihtiyaç duyulmuştur. İmar barışından, 31 Aralık 2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılmış kırsal ve kentsel alanlardaki tüm yapılar İmar Barışı kapsamındadır. Kapsam dışında olanlar; Boğaziçi Sahil Şeridi ve öngörünüm bölgesi, İstanbul Tarihi Yarımada, Sultanahmet ve Süleymaniye çevresi ve Gelibolu Tarihi Alanda belirlenen yerler, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde, kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye


Makale ait taşınmazlar üzerindeki yapılar bu kapsamın dışındadır. İmar barışının sağlayacağı faydalar şunlardır; İmar Barışı’ndan faydalanan ve yapı kayıt belgesi alan yapılara elektrik, su ve doğal gaz bağlanabilecektir. Yapı Kayıt Belgesi alan binalar için yıkılma endişesi son bulacaktır. Ancak depremsellik açısından yapılarda alınması gereken her türlü tedbiri malikleri alacaklardır. İmar Kanununa göre alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen para cezaları iptal edilecektir. Yapı kayıt sahipleri kendi mülklerini ekonomik bir değer olarak gösterebileceklerdir. Yapı kayıt belgesi bedeli, yapı kayıt belgesi başvuru bedeli; arsa emlak değeri ile yapı yaklaşık maliyeti toplamı üzerinden, konutlarda %3, ticari kullanımlarda %5, karma kullanımlı yapılarda; konut ve ticari olarak kullanılan alanlar ayrı ayrı ve arsa payları da dikkate alınarak belirlenen katsayı ile çarpılması sureti ile hesaplanacaktır. Yapı Bedeli; tarımsal Amaçlı Basit Binalar İçin: 200 TL/m2, 1-2 Katlı binalar ve basit sanayi yapıları için: 600 TL/ m2, 3-7 Katlı binalar ve entegre sanayi yapıları için: 1000 TL/m2, 8 ve daha yüksek katlı binalar için: 1600 TL/m2, lüks Binalar, Villa, Alışveriş Kompleksi, Hastane, Otel vb. Yapılar: 2000 TL/m2, güneş

Enerji Santralleri(GES): 100.000 TL/MW. Arsa Bedeli; Emlak Vergisi Kanunu’na Göre Belirlenen Emlak Vergi Değeri. E-Devlet Üzerinden Yapılacak Müracaatta Gereken Bilgiler; E-devlet şifresi, geçerli bir cep telefonu numarası, geçerli bir e-posta adresi, beyan edilecek yapının adresi, tapusu varsa ada ve parsel bilgileri, toplam inşaat alanı; konutların ve işyerlerinin ayrı ayrı toplam alanları (m2), yapıdaki konut ve işyeri sayısı, arsa/ Arazinin emlak vergi birim değeri (TL/m2) (İlgili belediyesinden alınabilecektir), yapının bulunduğu arsanın alanı; varsa tapudaki alan yoksa beyan edilecek alan (m2), yapı sınıfı (sistemin sunacağı seçeneklerden seçilecek), imar mevzuatına aykırılığın tarif edilmesi, yapıyı gösteren ve ayrılık kısmını gösteren birer adet, fotoğraf. "Cep"e mesaj gelecek Form doldurulduktan sonra, 24 saat içinde şahsın mobil telefonuna banka hesabı ve yatırılması gereken bedele ilişkin bilgi mesajı gelecek. Yalan ve yanlış beyanda Yapı Kayıt Belgesi iptal edilecek, ödedikleri para Hazine'ye gelir kaydedilecek. İnşaat halindeki yapılar da yapı kayıt belgesi alabilecek. Düzenleme kapsamında Yapı Kayıt Belgesi bedeli, yapının

İmar barışı müracaatı e-devlet üzerinden 5 sekmede gerçekleştirilir: • Bilgilendirme ve onay • Müracaat sahibine ait bilgiler • Yapıya ait bilgiler • Ön izleme • İşlem sonucu

Temmuz-Agustos 37

bulunduğu arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'na göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden, konutlarda yüzde 3, ticari kullanımlarda yüzde 5 olarak belirlendi. Yapıların yaklaşık maliyet bedeli 200 TL ile 2 bin TL arasında değişiyor. Başvurular, 31 Ekim 2018'e kadar devam edecek. Yapı Kayıt Belgesi bedeli ise 31 Aralık 2018'e kadar ödenecek. Bakanlar Kurulu bu süreleri 1 yıla kadar uzatabilecek. Yapı kayıt belgesinin kullanım yerleri Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir. Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir. Yapı Kayıt Belgesi alındıktan sonra yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın kullanım maksadı değişiklikleri de dahil olmak üzere tapuda cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilir.Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarda işyeri açma ve çalışma ruhsatı yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın verilir.


Röportaj

Akıllı binalardan dönüş yok, sayı giderek artacak

AE Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Ahmet Erkurtoğlu, “Zamanımız akıllı bir zaman. Artık tüm binalar akıllı olmak zorunda ve bundan dönüş yok” dedi.

B

inanın akıllı olup olmamasının satışlarda etkili olduğunu söyleyen AE Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Ahmet Erkurtoğlu,“Artık zamanımız da akıllı bir zaman. Birçok işimizi akıllı telefonlarla da hallettiğimiz için zaman daha da önem kazanmaya başladı. İnsanlar evlerine gitmeden uzaktan rahatça evlerindeki birçok şeyi yönetebiliyorlar.Akıllı binalarda evlerde bir kaçak olduğunda anında sistemin kesilmesi benim için en önemli özelliklerden biridir. Enerji yönünden de katkısı olacağını düşünüyorum. Akıllı binalarda güneş enerjisinden daha çok yararlanıyor. Bu da maliyeti düşüren önemli bir unsurdur elbette.Sitelerde güneş

panelleri koyuluyor. Ortak alanların giderini düşürüyor. Şu teknolojide artık bütün evlerin akıllı olması gerekiyor. Keza konut üreticileri de akıllı ev istiyorlar. Bundan geri dönüş yok. Akıllı evler giderek artacak” şeklinde konuştu. Teknolojinin çok farklı bir noktaya geldiğini belirten Erkurtoğlu, “Akıllı evler olmazsa olmaz haline gelecek. Bu işin geri dönüşü yok ve bu akıllı evler giderek yaygınlaşacak. Biz Bağdat Caddesi’nde yaptığımız neredeyse tüm yenileme projelerinde akıllı ev konseptini uyguladık. Buna talep de vardı. Müşterilerimiz özellikle güneş enerjisinden yararlanabilecekleri projeler istiyorlar.Fikirtepe Temmuz-Agustos 38

imar planları, 1 buçuk milyon metrekarede gerçekleşen örnek olması gereken şehircilik projesidir. Fikirtepe projesinde bile olması gerektiği gibi bir çalışma yapılamadı. Akıllı şehircilik yapıyoruz demek biraz zor olacak. Zaten kentsel dönüşüm kapsamında İstanbul’a ihanet ediyoruz. Bunu sayın cumhurbaşkanımız da söylüyor ama ihanet etmeye devam ediyoruz. Mesela Kanal İstanbul’un planları hazırlanıyor. Orada nasıl bir şehircilik planlıyorlar gerçekten merak ediyorum. Umarım güzel bir şehircilik projesiyle karşımıza çıkar da hiç olmazsa şehircilik adına bir şeyler yaptık diyebiliriz. İstanbul’un 100 yıllık master planlarını daha yeni yapıyoruz. Burada şehircilikten


Röportaj

AE Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Ahmet Erkurtoğlu çıktı. Bundan dolayı eskiden daireni verdiğinde 100 metrekare yerine 60 metrekare alırken şimdi 80 metrekareye çıktı. Herkes bir an önce sağlam binada oturayım diye binalarını vermeye başladılar. Bu artırım sadece emsal dediğimiz yerlerde oldu” dedi. Herkes müteahhit olamamalı

söz etmenin bir anlamı yok” ifadelerini kullandı. Bizim Avrupa ülkeleri gibi bir masterplanımız olmalı diyenErkurtoğlu,“Şehri koruyup zaman içinde genişleme planımız yok. Biz mimarlar arasında bir espri vardır. Plan ne için yapılır? Plan delinmek için yapılır. Plan yaparız, bir ay sonra deleriz.Şehirciliğin anayasası olması lazım. Bir plan yapılacak ve o plan değişmeyecek. Biz çok geç kaldık. Bu saatten sonra İstanbul’unmaster planını yapsak ne olur? Bundan sonra şehri ne kadar koruyabiliriz ona bakmak lazım. Şehircilik adına maalesef üzgünüm.Dünyada İstanbul bir tane var. Bu kentsel dönüşüm denen yanlış uygulamanın bir an önce durup, parsel bazlı yerine ada bazlı olacak şekilde uygulanması gerekiyor. Burada bir ikilem daha var. Bunu kimse dile getirmiyor. Bakanlık yüzde 20 bir artış yaptı, daha sonra yüzde 30’a

Bizde yapılan işlerde her şey günü kurtarmaya yönelik diyen Erkurtoğlu, “Herkes müteahhit olamamalı. Müteahhit en az 5 sene yaptığı binanın arkasında olmalı. Ama bırakın 5 seneyi bazen 1 sene sonra müteahhit iflas ediyor. Bunun için bir yaptırım da yok. O yüzden yasaların da buna göre düzenlenmesi, belli bir standardın olması gerekiyor” şeklinde konuştu. Kanal İstanbul Projesi Kanalİstanbul’da yatay kent uygulanması yapılması gerektiğini hatırlatan Erkurtoğlu, “Sayın cumhurbaşkanı da yatay kentleşmeye vurgu yaptı. Konutlar 5-6 kat, işyerleri 8-9 kat olsun. O şekilde bir uygulama yapılırsa güzel olacağını düşünüyorum. Karadeniz’deki bu ekolojik dengeyi bozmaz umarım. Almanya’nın bir imar planı, bir yönetmeliği vardır. 1915 yılında yapılmış ve bugüne kadar hiç değişmemiştir. Biz de 6 ayda bir değişiyor.Türki Cumhuriyetler’de projeler yaptım. Bana şehir planı veriyorlar. Suyun nereden geldiği, kanalı nereye bağlayacağım, elektriği Temmuz-Agustos 39

nereden alacağım belli.Ben orada mimarlık yapıyorum. Şehir mimarına ben projemi gösteriyorum, tamamsa bitti iş. Ben devam edip bitiriyorum projemi. Her şey hazır ona göre mimarda işini hızlıca bitiriyor. Ben Kadıköy’de bu kadar başarılı projeye imza atmışsam sadece iyi mimar olduğum için değil. Kıstas bu. Kısa zamanda ruhsat alıyorsan, belediyede iş bitirebiliyorsan ve müteahhide veya ev sahibine 1-2 metrekare daha alan kazandırabiliyorsan başarılı mimarsın. İyi bir ekibim var. Belediyede 5 tane elemanım var, ruhsatları almak için çalışıyorlar.Ruhsatı çabuk alınca müteahhit fazla kira ödemiyor” ifadesinde bulundu.


Tesis Yönetimi

Entegre tesis yönetiminde 1 numara olacağız

E

ntegre Tesis Yönetimi Hizmetleri firması ATALIAN’ın Türkiye CEO’su Uğur Oktar, firmasının Türkiye’deki pozisyonunu ve gelecek planlarını anlattı. Uğur Oktar, “Bizim enerji yönetim ve enerji verimliği danışmanlığı (EVD) firmamız var. EVD Türkiye’nin ilk enerji verimliliği danışmanlığı firmasıdır. Oradaki bilgi birikimimizi yönetimini yaptığımız binalarda kullanıyoruz. Binalara enerji kimlik belgesi veriyoruz. Enerji verimliliği çalışmaları yapıyoruz. Yüzde 30’a kadar bir enerji verimliliği sağlayacak şeklide iyileştirmeler yapıyoruz” dedi. Uğur Oktar, “ATALIAN Fransa kökenli bir firma. 1944 kurulmuş. Türkiye’ye 2013 yılında girdi. 20132016 arasında sektörde, 20 yıldan fazladır faal olan, temizlik, güvenlik, otomasyon alanında faaliyet gösteren firmaları satın alarak ATALIAN çatısı altında birleştirdi.

Türkiye’de henüz kurumsallaşma yönünde yol alması gereken önemli bir sektör olan entegre tesis yönetim hizmetlerinin önemli temsilcilerinden biri olan ATALIAN’ın Türkiye CEO’su Uğur Oktar, gelecek 5 yıl içerisinde kendi alanlarında ilk sırada yer almak için çalıştıklarını söyledi. Şuanda entegre tesis yönetimi firmanın üzerinde durduğu en öneli konulardan biri. Müşterilerimizin kendi ana faaliyetleri dışındaki yan servisleri başka firmalara taşere etmeleri söz konusu. Firmaların kendi ürün ve hizmet alanlarına odaklanmalarına imkan sağlayarak, geri kalan tüm işlerini biz üstleniyoruz. Kapıdaki resepsiyon, dışardaki güvenlik, temizlik, peyzaj, otomasyon, bina yönetimi, enerji yönetimi gibi tüm işleri biz müşterilerimize hizmet olarak sunuyoruz. Tek elden yönetmenin önemli avantajları var. Uzman bir elin, uzman bir kuruluşun farklı alanlardaki uzmanlıkları kullanarak bunları tek elden yönetmesi ve bu servisler arasında bir sinerji yaratarak kopuklukları ortadan kaldırması, başka müşterilerdeki tecrübelerini oradaki müşterilerine kullanmaları ve bir takım verimlilik, tasarruf imkanları kullanılması gibi avantajlara sahip. Ayrıca, yıllardır bu sektörde olduğumuz için satın Temmuz-Agustos 40

alma gruplarımıza tasarruf hedefleri veririz. Aldığımız maliyetlerden tatmin olmayız, teklifler toplarız ve en verimli olan ürünü alırız. Bu fiyat avantajını müşterimize de yansıtırız” şeklinde konuştu. Tesis yönetimi konusunda da bilgiler veren Oktar, “Eskiden mekanlar daha küçüktü. Siteler daha küçüktü. Apartmanlar vardı. Fakat son 20-30 yıl içerisinde hayat tarzlarımız değişti, alışveriş merkezleri açıldı, hastaneler büyüdü, kolejler açıldı. Müşteri ihtiyaçları da çok değişti. Eskiden 1000 konutluk büyük siteler yoktu. Müşteri alanında da üst düzey bir müşteri profili oluştu. Böyle olunca da insanların ihtiyaçları ve beklentileri değişti. O sitelerde oturan insanlar artık klasik yöntemlerle yöneticilik yaparak siteleri yönetemez hale geldiler. Eskiden 10 dairelik bir bina için yan iş olarak yöneticilik yapabilirdik ama artık 2-3 bin dairelik siteler için bu yan iş olarak


Tesis Yönetimi

yapılabilecek bir iş değil. Müşteri beklentileri, teknoloji değişti. Karşı karşıya kaldığımız sorunlar ve ihtiyaçlar değişti. Bunlar bizi tesis yönetiminde farklı bir noktaya geldi. Önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde Türkiye’deki tesis yönetimi anlayışı değişecek. Zaten bizim bu derneği kurmamızdaki ve fuarı organize etmemizdeki sebep, Türkiye’nin bu konuda bir evrim geçirdiğini göstergesidir” ifadelerini kullandı. Gelişmiş ülkelerde en büyük 1015 firmanın toplam pazarın yüzde 50’sine hitap ettiği vurgulayan Oktar, “Türkiye çok dağınık bir yapıya sahip. Binlerce firma var bu işleri yapan. Kendi çapında temizlik yapan, güvenlik hizmeti sunan vs. firmalar var. Türkiye’de ise en büyük firmalar pazarın yaklaşık yüzde 10-15’ini elinde bulunduruyor. Pazarın hala yaklaşık yüzde 85’ine yüzlerce tedarikçi tarafından çok da regüle olmamış bir şekilde hizmet verilmeye çalışıyor. Ama burada finansal riskler, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili, müşterinin alacağı bir takım riskler var. Enerji tasarrufu ve hukuki bir takım durumlar var. Bütün bunları düşündüğümüz zaman pazar ciddi bir değişim yaşayacak. Daha az sayıda daha büyük firmalar olacak. Daha kurumsal ve yabancı ortaklı firmaları göreceğiz. Bizim de amacımız bu standartları yükseltmek ve gelişmiş ülkelerdeki bir takım iyi uygulamaları buraya taşımaktır” dedi.

maliyetli hale gelebiliyor diyen Oktar, “O yüzden çevremizdeki pek çok tesiste yapılmış bitmiş ama revizyon görmüş alanlar görürüz. Biz de tam bu noktada devreye giriyoruz. ATALIAN olarak en başında tasarım aşamsında başlıyoruz. Tasarım grubumuz var. Çok güçlü bir mühendislik ekibimiz var. Daha projenin tasarım aşamasında onlara danışmanlık yapıyoruz. Nerelerde çöp istasyonu kurmaları gerektiğini, belediyenin çöp arabasının nereye geleceğini, gerekli manevra sistemine kadar planlanıyor. Yangın anında doğru kaçış noktaları hangileri olmalı, gibi sınırsız sayıda teknik konu var. ATALIAN doğru ürünleri doğru yerlere koyup doğru tasarımla kullanıma sunuyor” ifadesinde bulundu. Türkiye’de alanında önde gelen firmalardan biri olduklarını vurgulayan Oktar, “İlk 5 içerisindeyiz diyebiliriz. Son 4 yıl içinde Türkiye pazarına girmiş bir firma için zaten çok hızlı bir büyüme gerçekleştirdik.

Tesisler bittikten sonra o tesislere müdahalede bulunmak imkansız hale gelebiliyor ya da çok daha Temmuz-Agustos 41

ATALIAN’ın Türkiye CEO’su Uğur Oktar Hem organik büyüme hem de şirket satın almalarıyla bu büyüme devam edecek. Hedefimiz 5 yıl içerisinde Türkiye’nin 1 numaralı entegre tesis yönetim firması olmak. Bunu rakamlara vurduğumuz zaman erişilebilir bir vizyon olduğunu görüyoruz. Fransa’daki yönetimin Türkiye’ye bakışı çok pozitif. Türkiye’nin geleceğine, nüfusuna, potansiyeline inanıyorlar. Yatırımlarına devam ediyorlar. Her yıl belli bir oranda büyüyerek Türkiye’de bu işi farklı noktalara getirecek firmalardan biri olmayı hedefliyoruz” dedi.


Kentsel Dönüşüm

İstanbul’da binalar acilen yenilenmeli Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu olan Mimar Nihat Şen, kentsel dönüşüm ve modern şehirleşme konusunda açıklamalarda bulundu ve İstanbul’un acilen binalarının yenilenmesi gerektiğini vurguladı.

T

ürkiye’nin en büyük dış ticaret açığı olan enerji konusunda da yapılması gerekenleri anlatan Mimar Nihat Şen, “Yenilenebilir enerji konusunda da çatılara kurulacak güneş panelleriyle önemli kazanımlar elde edebiliriz. Çatıların hiçbirini kullanmıyoruz neredeyse. Tamam, ilk yatırım maliyeti biraz yüksek ama uzun vadede çok ekonomik oluyor. Ülke ekonomisi için çok önemli bir konu. 30-40 binalı siteler var. Hiçbirinin çatısında güneş paneli yok. Akıllı binaların birinci önceliği bu olmalı. Bu işin özü benimsenmeden yapılan kentsel dönüşümler doğru kentsel dönüşüm değildir. Hâlâ kaplumbağa hızıyla devam ediyoruz. Kentsel dönüşüm konusunda çok yavaş ilerlendiğini kaydeden Şen, “6306 sayılı kentsel dönüşüm yasası 1999 Marmara depreminden sonra başladı. O tarihten itibaren hem yasanın hazırlanmasında

hem de sahada uygulanması anlamında sektörde yer aldım. Sivil toplum örgütlerinde, basında, toplantılarda gidip vatandaşları bilgilendirip kentsel dönüşümün ne olduğunu, vatandaşların bu kentsel dönüşümden nasıl faydalanması gerektiğini, özününne olduğunu anlatıyorum. Aynı zamanda birkaç yerde kentsel dönüşüm danışmanlığı yapıyorum.” şeklinde konuştu. “Maalesef ülkemizde kentsel dönüşüm olması gerektiği gibi ilerlemiyor” diyen Nihat Şen, “Kentsel Dönüşüm yasası 1999 Marmara depremi döneminde hazırlanmış olsa da 2012 yılında hayatımıza girdi. Yasa çok acil bir şekilde girdi ve yasanın bazı yerleri eksiklikler mevcut. Normaldir de bunlar. Yapılan incelemelere göre Türkiye’de19 milyon 500 bin binanın 7 milyon 500 bininin bir an önce yenilenmesi gerekiyor.Ama 5 yılda yapabildiğimiz 120 bin civarında.

Temmuz-Agustos 42

Kentsel dönüşüme çok hazırlıksız ve yanlış girildiği için, kamuoyunda çok yanlış algıya da sebep oldu. Kentsel dönüşümü vatandaşlar hemen bir ‘rantsal’ dönüşüm olarak algıladılar ve haklılar da… Halbuki yasanın özü onu kapsamıyor, öyle bir şey de söylemiyor.Kentsel dönüşüm bu değil. 24 bin 500 kilometre fay hattı üzerinde kurulu bir coğrafyadan bahsediyoruz. Geçtiğimiz aylarda Japonya ve Kandilli Rasathanesi tarafından ortak bir çalışma olan ve 5 yıl boyunca her gün yapılan ölçümlerin sonucu açıklandı. Görüldü ki, İstanbul ve Marmara Bölgesi çok ciddi bir deprem tehlikesiyle karşı karşıya. Eskiden 6.5 veya 7 şiddetini bekliyorduk, bugün artık 7.5 ve üzerini bekliyoruz.Geciken her gün depremin şiddetinin daha yüksek olacağının göstergesidir.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin 1950’li yıllardan itibaren çok yoğun bir betonlaşmaya girdiğini hatırlatan


Kentsel Dönüşüm Şen,“Bu yapılaşma artarken bir standartlaşma yoluna gidilmedi. Şehirleşme çok kötü oldu. Çarpık kentleşmelerle, sağlıksız çevrelerle sağlıksız yaşam alanları ortaya çıktı.Toplum olarak çok çabuk unutuyoruz. Aslında bize düşen görev, toplumun bu deprem gerçeğini unutmamasını sağlamak olmalı. Candan daha değerli bir şey yok. Deprem öldürmüyor ama sağlıksız binalar öldürüyor. Bakanlık yeterince koordineli bir şekilde kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesini sağlayamadı. Bugün İstanbul’da 4 milyon yapı stoku var ve bu binaların 1 milyon 800 bininin acilen yenilenmesi gerekiyor.Kentsel dönüşüm mantığı altında bir takım cazibe merkezi projeler yürütüldü. Esasında bunlar kentsel dönüşüm değil.Fikirtepe hariç kentsel dönüşüm olan bir bölge yok” dedi. Kentsel dönüşümün içinde yasanın öngördüğü en önemli kriterleri sıralayan Nihat Şen; “Yeraltı ve yerüstü zenginliklerinkorunması, beşeri ilişkilerin güçlendirilmesi, çarpık kentleşmeden daha vizyonerşehir anlayışına geçilmesi, insan sağlığını ön plana alan projelerin gerçekleştirilmesi, bir türlü oturtulamayan TürkMimari karakterinin oturtulması, yok olmaya yüz tutmuş manevi değerlerin kazanılması, mahalle kültürünün tekrar geri kazanılması, çevresel faktörlerin tekrar göz önüne alınması, enerjinin çok önemli olduğu bu yüzyılda yenilenebilir enerjinin bu çalışmaların içine alınması lazım. Kentsel dönüşümün özü budur.Şuan yapılan büyük ölçekli projelerin haricinde,

Mimar Nihat Şen mahalle aralarında yapılan bina yenilenmeleridir. Eski binanın yıkılıp yenisinin yapılmasıdır.Bir mimar olarak, yapılanın bir kentsel dönüşüm olmadığını söylüyorum ama sevindirici tarafı şu, yıkılıp yenilenen binanın depreme karşı güvenli bir hale gelmesi. Tek tesellimiz bu” şeklinde konuştu. Kentsel dönüşüm modeline gitmeden evvel zihinsel dönüşümü mutlaka yapmamız gerektiğini vurgulayan Şen, “Bu zihinsel dönüşümü gerçekleştirmeniz lazım ki, yapısal ve çevresel dönüşümleri de yapabilesiniz. Eğer siz beyninizi dönüştüremezseniz ne kadar doğal çevre, yapısal çevre yaparsanız yapın orada yaşayacak insanlardır ve o zihniyettir. Biz bu kentsel dönüşümü vatandaşlara doğru anlatamadığımızdan dolayı ve çok yanlış uygulamaların da olması sebebiyle şuan olması gereken yerde değil. İvedilikle İstanbul gibi bir metropol şehirde 1 milyon 800 bin binanın acilen yenilenmesi lazım.

Temmuz-Agustos 43

Türkiye’nin hali hazırda yüzde 60’ı kaçak yapılaşmadan geliyor.Doğru bir şehirleşme modelimi olmadığı için çarpık kentleşme ortaya çıkıyor ve insanların yüzü gülmüyor. Artık asık suratlı asabi bir toplum haline geldik.O yüzden diyorum ki, kentsel dönüşüm gibi önemli bir yasa çıkmış ve yasanın özüne sadık kalarak ve vatandaşın mülkiyet hakkına saygı göstererek alan bazlı dönüşüm modellerine gidilmesi gerekiyor. İstanbul ile ilgili bağımsız bir birim kurulmalı. Adına ne derseniz deyin. Tüm yetkiye sahip bir birim oluşturulması şart.Merkez Ankara üzerinden işlerin yürütülmesinden ziyade yetkiler dağıtılarak iş planı hızlandırılabilir. Türkiye ekonomisinin can damarı Marmara’dır, İstanbul’dur. Marmara Bölgesi’nde yaşanacakolası bir deprem anında ekonomiyi de doğrudan olumsuz şekilde etkileyecektir. Bu yüzden kentsel dönüşümü bir an önce en doğru şekilde uygulamamız gerekiyor” önerisinde bulundu.


Proje

Kuleli Evleri’nde konfor ve teknoloji ön planda Firmanızın faaliyetleri hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Sektörde ürettiği kaliteli konutlarla adından söze ettiren Yıldırım Yapı Grubu- Kuleli Evleri Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldırım sorularımızı yanıtladı.

Yıldırım Yapı Grubu olarak 1972 yılından bu yana inşaat sektörüne hizmet veriyoruz. 46 yılda villa konut projelerinden, benzin istasyonuna; iş hanlarından, sağlık merkezine kadar onlarca projeye imza attık. Yıldırım Yapı Grubu kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yıldırım; 1972 yılında öncü etkin ve yenilikçi vizyonu ile Yıldırım İnşaatı kurdu. Yapılan başarılı projelerden sonra atak bir döneme girdik. İlk olarak 1985 yılında Yıldırım Mühendislik ve Mimarlık, 1987 yılında Kubilay İnşaat, 1995 yılında Cansu İnşaat ve Doğa Ürünleri, 2000 yılında da Eylül Aydınlatma ve İnşaat şirketleriyle büyüme hamlelerine devam ettik.

Yıldırım Yapı Grubu Yonetim Kurulu Baskanı Osman Yıldırım Temmuz-Agustos 44

2006 yılına gelindiğinde bakış açısı, çağdaş yönetim anlayışı doğrultusunda Yönetim Kurulu Başkanlığı’na geldim ve tüm


Proje

şirketlerimizi Yıldırım Yapı Grubu çatısı altında birleştirdik. İnşaat sektöründeki yaklaşık yarım asırlık tecrübemizle 2006’dan bu yana yaşam koşullarını geliştirecek kentsel dönüşüm projelerine ağırlık veriyoruz. Bizim dönüşüm projelerinde önceliğimiz projelerin yapıldığı bölgedeki insanların istekleri, öncelikleri, yaşam koşullarını iyileştirerek devamlılığını sağlamak ve modern yaşantının avantajlarını sunmak. Yıldırım Yapı Grubu’nun yıllara dayanan tecrübesi doğrultusunda projenin ekonomik getirisini de iyi yapıp bölgenin geçmişten günümüze getirdiği değerleri koruyarak projelerimizde yol alıyoruz.Kuleli Evleri olarak yaklaşık 8 yıldır Bomonti Bölgesi’nin yapılanmasına öncülük ediyoruz. Bugüne kadar Bomonti’de yaklaşık 600 daire teslim ettik. Firmanızın akıllı binalara bakışı nedir, inşa ettiğiniz yapılarda akıllı bina konusuna ne kadar önem veriyorsunuz? Firma olarak tüm yeniliklere açık olmakla birlikte elbette akıllı ev sisteminede sıcak bakıyoruz ve artık tüm projelerimizde akıllı ev sistemi kullanıyoruz. Telefonlar, saatler, televizyonlar, buzdolapları derken artık her şey teknolojinin faydalarıyla birlikte akıllı hale geldi ve işimizi kolaylaştırarak, daha az vakitte daha fazla iş yapar hale geldik. Haliyle herşey teknoloji ile sentezlenirken evlerimizinde

akıllanması kaçınılmazdı. Akıllı ev sistemi dediğimiz olay bir otomasyon kurulumudur. Bu otomasyon sistemini evinize sonradanda eklemeniz mümkündür. Fakat bu durum sizin için çok masraflı olacaktır. Bizde firma olarak bunu bildiğimizden dolayı tüm dairelerimizi sonradan akıllandırmak yerine akıllı ev sistemine uygun daireler inşa ediyoruz ve kullanıcıların üzerinden bu yükü alıyoruz. Akıllı ev sistemleri, inşa aşamasında evinize döşenen çeşitli otomasyon sistemleri ile çalışır. Bazı yerlerde kablo destekli, bazı yerlerde ise kablosuz kitler kullanılır. Bu otomasyonlar sayesinde dairenizin içerisinde telefon yada tabletinizden perdeleri açabilir, kombinizi kapatabilir, alarm kurabilir, lambalarınızı yakabilir, buzdolabınızın derecesini ayarlayabilir, klimanızı kontrol edebilir kısacası siz yerinizden kalkmadan tüm işlerinizi halledebilirsiniz. Ülkemizde bu sistem henüz çok yaygınlaşmamasına rağmen Avrupa’nın ve Amerika’nın bazı bölgelerinde bu sistem zorunlu hale getirilmiş durumda. Önümüzdeki 10 – 15 yıl içerisinde de ülkemizde de standart hale geleceğini öngörüyorum. Özellikle son kullanıcı tarafında akıllı evlere olan ilgi ve talep ne durumda? Akıllı ev konsepti bir evi tercih ederken ne kadar etkili oluyor? Temmuz-Agustos 45

Firmamız hali hazırda Bomonti bölgesinde projeler hayata geçiriyor. Bu bölge gelişmekte ve şehrin merkezinde olması sebebiyle yatırımcıların ilgisini oldukça çekmektedir. Bomonti bölgesi okullara, iş merkezlerine ve hastanelere yakın olması sebebiyle genellikle 18- 35 yaş arası bir nüfusa sahip bir bölge. Haliyle bu yaşlardaki insanlar teknolojinin nimetlerinden bir hayli faydalanan ve aktif olarak kullanan insanlardır. Bu sebepten dolayı bizim projelerimizde akıllı ev sistemi olmazsa olmazlarımızdan. Bizi ziyaret eden müşterilerimiz genellikle projelerimizde akıllı ev sisteminin olup olmadığını sormaktadır.Bu yüzden firma olarak her zaman yenilikçi olacak ve teknolojiden faydalanmaya devam edeceğiz. İnşaat sektörünün önümüzdeki kısa ve orta vadede geleceğini nasıl görüyorsunuz? Gelecek 5 yıl içerisinde Türkiye’deki Gayrimenkul ve inşaat sektöründekibüyüme eğiliminin aynı hızda devam edeceğini ön görüyoruz. Devam eden kentsel dönüşüm sürecinde bugüne kadar orta ve üst segmentte yapılan konutların bundan sonraki süreçte bir alt segmente kayacağını düşünüyoruz. Çevre ve Şehir Bakanlığı’nın açıklamalarında belirtildiği gibi 20 yıl içerisinde Türkiye’de yaklaşık


Proje 6,5 milyon konutun dönüşümü planlanmaktadır. Sadece kentsel dönüşümle yenilenecek olan yapıların önümüzdeki 20 yıl içerisinde ekonomiye önemlikatkısı olacaktır. Yaklaşık 220 sektöre tedarik olanağı veren inşaat piyasasının artan ivmeyle devam edeceği ön görülmektedir. İhtiyaç dışında bir yatırım aracı olarak görülen gayrimenkul ve inşaat sektörünün, ülkemizde genç nüfusun fazla olması nedeniyle gerek yenilenen binalargerekse yeni bölgelerde yapılacak konutlarla uzun bir yolu olduğunu düşünüyoruz. Sizi rakiplerinizden farklı kılan özellikleriniz nelerdir? Kuleli Evleri markasının arkasında 1972 yılından bugüne kadar birçok projeye imza atmış olan Yıldırım Yapı Grubu’nun bilgi, tecrübe ve güvenilirliğinin olması öncelikle tercih sebeplerindendir. Kuleli Evleri markası ile devam etmekte olduğumuz projelerin lokasyonunu İstanbul'un parlayan yıldızı Bomonti'de olması ve bu bölgede yapılmakta olan diğer markalı

projeler kalitesinde olup onlara göre fiyat olarak avantajı olması bizi farklı kılan özelliğimizdir. Kuleli Evleri yatırımcısı yükselen kar marjıyla ciddi anlamda getiri elde etmiştir. Buna ek olarak söyleyebileceğim en önemli özelliğimiz müşteri memnuniyeti diyebiliriz. Müşteri memnuniyeti bizim en çok önem verdiğimiz konulardan biri. Memnuniyet için elimizden gelenin fazlası için çabalıyoruz. Satış sonrası müşterilerimize 5 yıl kadar olan süreç için konut ile ilgili tüm problemlerde yardımcı oluyoruz. Bu süre boyunca site yönetimini biz üstleniyoruz. Müşterilerimizden gelen kullanıcı kaynaklı hatalar konusunda bile 5 yıl kadar tüm sorumluluğu üstlenerek yerine getiriyoruz. Yıldırım Yapı Grubu olarak tecrübelerimizi, sahip olduğumuz kaynakları, müşterilerin ihtiyaçları doğrultusunda, kaliteli yaşam alanları sunmak için kullanıyoruz. Çevre konusunda da topluma karşı hissedilen sorumluluk ile kaçak ve çarpık yapılaşmanın önüne geçmek için çalışıyoruz.

Geliştirdiğimiz kentsel dönüşüm projelerini nitelikli ve modern yaşam alanları ile mutlu, kaliteli ve güvenli bir hayat sağlamak için tasarlıyoruz. Bütün projelerimizde ücretsiz olarak sunduğumuz fitness center, çocuk oyun alanı, toplantı salonu ve cep sineması gibi sosyal alanlar ile yaşam standartlarını yükseltmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız ürün ve hizmetler var mı? Yıldırım Yapı Grubu olarak yapmış olduğumuz dönüşüm projeleri ile önceki senelerde olduğu gibi şehir merkezinde olma avantajını sürdürmeye devam edeceğimizi düşünüyoruz.Yeni konut projemiz 5 Ada ve Kuleli Evleri Piripaşa projeleri. Bu projelerin inşaatı için 2019 yılını hedefliyoruz. Şuanda 500 daireyi kapsayan Bomonti 5 Adaprojemiz devam ediyor. 2018 yılının 2. yarısında inşaatına başlamayı planlıyoruz.Kuleli Evleri Piripaşa Projesiile de İstanbul'un en değerli semtlerinden biri olan Haliç’e ulaşıyoruz. İki etaptan oluşan Kuleli Evleri Piripaşa’nın ilk etabı 587 daire olarak planlanmaktadır.


Temmuz-Agustos 48


Akıllı Binam Dergisi - Temmuz-Ağustos - 2018  

Akıllı bina, nesnelerin interneti ve akıllı şehirler konusunda sektörün referans dergisi. www.akillibinam.com

Akıllı Binam Dergisi - Temmuz-Ağustos - 2018  

Akıllı bina, nesnelerin interneti ve akıllı şehirler konusunda sektörün referans dergisi. www.akillibinam.com

Advertisement