Issuu on Google+

Seni yenicem İstanbul!

Akgün İlhan 14 Mart 2013 http://www.marksist.org Geçtiğimiz Pazar televizyon kanallarının haber programları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul semalarındaki helikopter turunu gösteriyordu. Görüntülerde Başbakan önündeki haritaya bakıyor, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda kurulacak Üçüncü Köprü, Üçüncü Havalimanı, Yenişehir Projesi ve "Çılgın Proje" olarak bilinen Kanal Projesi ile ilgili bilgi alırken, projelerin gerçekleşeceği arazileri bizzat havadan inceleyerek teftiş ediyordu. İstanbul'da daha başka o kadar çok dev proje var ki, insan ister istemez koca ülkede yatırım yapacak başka bir şehir daha yok mudur diye merak ediyor. Eğer maksat vatana millete hizmetse, bu toprakların ve milletin geriye kalanının canı yok mu? Başka bir soruyla devam edelim: Yahu bu ne doymak bilmez bir "kalkınma" hırsıdır? Yeniköy ile Akpınar arasında yapılması planlanan Üçüncü Havalimanı'nın ilk etapta yıllık 100 milyon yolcu kapasiteli olması öngörülmüştü. Ancak Başbakan Erdoğan bu sayıyı yetersiz bulup, bir talimatla 120 milyona çıkardı. Havalimanının doğusunda ise bir milyon nüfusu barındırması planlanan Yenişehir projesi yer alacak. İstanbul'un sürekli artan nüfusu yetmemiş olacak ki, daha fazla göç getirecek projelere milyonlar yatırılıyor. Tüm bunların olabilmesi içinse "bir köprü daha şart" denilerek Üçüncü Köprü projesi start alıyor. Ya Çılgın Proje'ye ne demeli? Acaba bu projeyle de "İstanbul'a ikinci bir Boğaz kondururuz ki orijinalinden bile daha güzel olur" mu denmek isteniyor? Şimdi de en can alıcı soruyu soralım. İmre Azem'in yönetmeni olduğu 2011 yapımı Ekümenopolis adlı belgeselde de dile getirildiği gibi "İstanbul'da ekolojik eşikleri aştınız. Nüfus eşiklerini aştınız. Ekonomik eşikleri de aştınız. Peki, nereye gidecek bunun sonu?" Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu 2009 verilerine göre İstanbul'un nüfusu Küba, Yunanistan ve İsveç gibi 118 ülkeden daha büyük. Şehrin toprakları 39 ilçe belediyesine bölünmüş ve hepsi de Büyükşehir Belediyesi çatısı altında. Öyle ki 10 Temmuz 2004 tarihinde çıkarılan bir yasayla İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları il mülki sınırlarıyla eş hâle getirilmiş. Mevcut imar planında İstanbul'un doğubatı doğrultusunda büyümesi öngörülüyor. Zira şehrin kuzeyinde İstanbul'un can damarları ormanlık ve sulak alanlar var. Bunların korunması gerekirken, tam aksi şekilde bahsi geçen projelere feda edilmesi intihardan farksız. Projeler gerçekleşirse İstanbul'un içme suyunun en az %10'unun kaybı söz konusu. Benzer kayıplar toprak için de geçerli. Tarımsal alanlar gayrimenkul sektörü için cazip hâle geldikçe tarımsal araziler de teker teker yok olacak. Böylece suyu, ormanı ve tarım toprağı olmayan uçsuz bucaksız İstanbul'un büyüyen nüfusunun taleplerini karşılamak için çevre illerin yaşam kaynakları devreye girecek. Nitekim yakın geleceği bırakın, günümüzde de olan bu. 185 km uzunluğundaki borularla Sakarya'dan İstanbul'un Avrupa Yakası'na su taşıyan Melen Projesi bunun en güncel kanıtı. İnsanın aklına Yeşilçam filmlerinin unutulmaz sahnelerinden biri geliyor. Elinde bir bavulla kasabasından İstanbul'a gelmiş yağız delikanlı Haydarpaşa Garı'nda inip önündeki dev şehir manzarasına bakar ve hepimizin bildiği o sözleri haykırır: "Seni yenicem İstanbul!". Filmin senaristi bu repliği ne düşünerek yazdı tam olarak bilmek zor ama bu sahne adeta yönetimlerin İstanbul'a karşı saldırgan kalkınmacı tavrını özetliyor. Evet, İstanbul kalkınma hırsının cenderesinde çoktan yenildi ve teslim oldu. Bin yılların koca şehrinin suyu, havası ve toprağı zehirlendi ve bitti. Ne diyelim; İstanbul'u yenmelere doymadınız...


Seni yenicem İstanbul!