Issuu on Google+

1


2


Ağustos 2010 Sayı:3

AJANDA EKĠBĠ AYÇA KOSTANDOF BANU HIDIRLAR BURCU ÇALIġKAN KIRCI DUYGU PHILLIPS MÜGE KARAHAN SEDA ASOLAR SĠNEM ERGUN ġULE COġKUN BALMUMCU

KONUK YAZAR AKIN ÇETĠN

KAPAK ÇĠZĠM ġULE COġKUN BALMUMCU

ĠLETĠġĠM ajandadergisi@gmail.com

3

YaĢasın Güllaç Zamanı! Güllaç ve pide Ramazan'ın simgeleridir herkes için. Yılda sadece 1 ay tüketiriz bu yiyecekleri üstelik çok sevmemize rağmen diğer aylarda imkanımız varken almayız, yapmayız, yemeyiz. Ramazan'da kuyrukta bekleriz dakikalarca pide için, halbuki diğer aylarda yüzüne bile bakmayız fırında görünce. Neden? Çünkü bu ikisi Ramazan ayının ritüelleridir. Ritüeller yaĢamı keyifli kılar, özellik ve ayrıcalık katar belli anlarımıza. Beklemek, hayal etmek ve sonunda kavuĢmak, anlamını ve değerini arttırır her Ģeyin. Ağustos ayı bir çok ritüelin gerçekleĢeceği, beklemenin ve sabretmenin hazzının çok yüksek hissedileceği ve ortak bir geleneğin yaĢatılacağı bir ay olacak. Kültür sanat faaliyetlerinin ve tatil zamanı sebebiyle eğlencenin çokça yaĢanacağı Ağustos ayında sizlerle paylaĢacağımız pek çok Ģey arka sayfalarda yerini aldı. Keyfiniz ve neĢeniz bol olsun!


İÇİNDEKİLER

6

Etkinliker—Sergiler

8

Ġstanbul 2010 Avrupa Kültür BaĢkenti Etkinlikleri

12 Ġstanbul’da Turist Olmak ―BeĢiktaĢ‖

24 Gezi ―Mostar‖ 28 Marka Sanatı 32 Ġnceleme ―Halide Edip‖ 34 Bir KaĢık Bilgi ―Reçel‖

16 Evde Sinema Keyfi

38 Ġnceleme ―Christopher Nolan‖

20

44

4

Röportaj

Kaçamak ―Polonezköy‖


44 48

KardeĢ Kısnaçlığı Ġnceleme ―Fahrenheit 451‖

50 Spor FĠBA 52

Fotoğraf Tutkunlarına Rotalar

53

Raflarda

55 Tarihte Buay

5

56 59 60

Vizyondakiler Sizden Gelenler Ayın Blogu ―Off Ne Giysem‖

62 Nostalji Film 65 Güngün Ajanda


ETKĠNLĠKLER - SERGĠLER SEDA ASOLAR www.sedasolar.blogspot.com

Hüseyin Çağlayan

ÇalıĢmalarının ardında yatan fikirler ilk bakıĢta modayla iliĢkilendirilemeyen antropoloji, tarih, bilim, felsefe ve teknoloji gibi disiplinler arasında geçiĢler yapıyor

Kim

Nererde

Nezaman

Ġngiltere’de iki kez

Ġstanbul Modern

15 Temmuz

“Yılın Tasarımcısı”

24 Ekim

seçilen , çağdaĢ

tarihleri arasında

sanatın en önemli temsilcilerinden Hüseyin Çağlayan

16 Eylül’e kadar Asmalı Mesccit’te En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde 
 Ana avrat dümdüz gideceksin 
 En azından üç dil bileceksin 
 En azından üç dilde düĢünüp rüya göreceksin En azından üç dil Birisi ana dilin 
 Elin ayağın kadar senin Ana sütü gibi tatlı Ana sütü gibi bedava Nenniler, masallar, küfürler de caba Ötekiler yedi kat yabancı

6

Bedri Rahmi Eyüboğlu


Troçki’nin Hayaletleri Bir Sürgünün Kaybolan Mekanları Fotoğraf Sergisi

Daha önce vize talepleri Almanya,

susuz günlerce odasından çıkmadı.

Fransa, Ġtalya ve Ġspanya tarafından

Gün oldu balıkçı Horalambos'la balığa

reddedilen Troçki, eĢi Natalya ve

çıktı. Ünlü konukları oldu ve çok ünlü

oğulları Sergei, 1933 de genç Türkiye

kiĢilerden mektuplar aldı.

Cumhuriyeti'nin lideri Kemal Atatürk'ten vize alarak Türkiye'ye

Kuzey Ġrlandalı Fotoğraf sanatçısı

geldiler.

James Hughes gerçekleĢtirdiği

Büyükada'ya taĢınmaları bir kaç

Troçki'nin Hayaletleri: Bir Sürgünün

aylarını aldı. Bizans Ġmparatorlarının, asil kan dökmekten çekindikleri için, asi prensleri sürgün ettikleri bu ada,

Kaybolan Mekânları çalıĢmasında Troçki'nin Büyükada'da yaĢamıĢ olduğu terkedilmiĢ mekânların foto-

Osmanlıdan miras kalan harap konak- ğraflarını çekerek, geçmiĢi ve bugünü yansıtırken, insanlığın ardında bıraktığı larıyla onlara kucak açtı. izleri, mekânın ruhunu zedelemeden

Troçki, dilini ve kültürünü bilmediği bu tekrar gözden geçirmemizi amaçlamaktadır. ülkede, dünya tarihi hızla değiĢmekĠletisim: info@istanbulhatirasi.org teyken, 'Rus Devriminin Tarihi' ni yazdı. Kızı Zina’nın Berlin’de intiharını burada haber aldı ve bu acıyla aç ve 7

Moda Cad. Ressam ġeref Akdik Sok. No:10 Moda Kadıköy


İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ Mahya Nedir? Mahya, Ramazan gecelerinde, kandillerde, bayram ve özel günlerde camilerin minareleri arasına eskiden kandillerle, günümüzde elektrik ampulleriyle kurulan yazı ya da resimlerden oluĢan aydınlatma dü-

Mahya Tasarım YarıĢması BaĢladı Ġstanbul 2010 Avrupa Kültür BaĢkenti Ajansı Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği tarafından düzenlenen Mahya Tasarım YarıĢması, zaman içinde kullanılagelen formların sınırlı kalması ve uygulamacılarının azalması nedeniyle unutulmaya yüz tutan mahyacılığı çağdaĢ tasarımla buluĢturmayı amaçlıyor ve tasarımcıları yarıĢmaya davet ediyor. Tasarımlar, aday projelerin mahyayı bir tasarım nesnesi olarak değerlendirerek çağdaĢ tasarım örnekleri sunması, bugüne kadar kullanılagelen formların yanı sıra kamusal alanda görünür olabilecek yepyeni ifade ve biçimler önermesi ve önerilen projenin uygulanabilirliğine iliĢkin teknik olarak çözümlenebilir olması gibi kriterlere bakılarak değerlendirilecek. BeĢir Ayvazoğlu, YeĢim Demir, Zeynep Fadıllıoğlu, Prof. Dr. Ġsmail Kara, Komet, Nevzat Sayın, Ömer Faruk ġerifoğlu ve Kahraman Yıldız’dan oluĢan Seçici Kurul tarafından değerlendirilecek tasarımlar sonucunda belirlenen 5 projenin her birine 5.000 TL para ödülü verilecek. Katılım Ģartnamesi, baĢvuru formu ve detaylı bilgi için: gelenekselsanatlar@istanbul2010.org

8

KLASĠK TÜRK SANATLARINDA SEDEF KAKMA VE NAHT SANATI Klasik Türk Sanatları Vakfı nın 15 Seminer 15 Sergi etkinlikleri kapsamında düzenleniyor. Mekan: Beykoz Kültür Merkezi ŞENLİK Sultan-i Seyirlik Sultan-i Seyirlik” projesi, Osmanlı nın bir döneminden yararlanılarak oluĢturulmuĢ ve minyatür görüntülerle desteklenen vurucu bir açık hava gösterisidir.


Bir Ģehir! Ġstanbul! 2010 Avrupa Kültür BaĢkenti! YaklaĢık 400 genç müzisyene unutulmaz bir deneyim yaĢatacak ! Tüm konserler AYA ĠRĠNĠ’de saat 21:00’da baĢlayacaktır.

9


Kadıköy Belediyesi 8. Tiyatro Festivali SelamiçeĢme Özgürlük Parkı Anadolu Yakası’nda bulunmanın güzelliklerinden biri de Kadıköy Belediyesi’nin yıllardız yaz akĢamlarımızı neĢelendirdiği Tiyatro Festivali. Her gece birbirinden farklı oyunu , hem de ücretsiz olarak izleyebilirsiniz. Haydi çalın 3 numaradaki komĢunuzun kapısını tutun ufak yeğeninizin elinden , seyreyleyin bir birinden güzel oyunları keyifle ! 1 Ağustos: Ġyi Günde Kötü Günde Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu 2 Ağustos: Uçurtmanın Kuyruğu Ġstanbul Yeni Sahne 3 Ağustos: Evliliğe Gelince - Tiyatro Dialog 4 Ağustos: Sınır - Kartal Sanat Tiyatrosu 5 Ağustos: Bir Yaz Gecesi Rüyası Tiyatro Kedi 6 Ağustos: Harika Doğum Günü Asuman Dabak Tiyatrosu 7 Ağustos: Altı Haftada Altı Dans Dersi Tiyatro Ġstanbul 8 Ağustos: Marks'ın DönüĢü Dostlar Tiyatrosu 9 Ağustos: Alevli Günler Ġstanbul Halk Tiyatrosu 10 Ağustos: 72. KoğuĢ - Sadri AlıĢık Tiyatrosu 10

Pera’da Made in Japan Rüzgarı 2010 Türkiye’de Japonya Yılı kapsamında 6 Ağustos - 3 Ekim 2010 tarihleri arasında PeraMüzesi’nd gerçekleĢecek iki sergi, gelenesel kültürü, çağdaĢ sanatı ve ileri teknolojisiyle Ġstanbul’da “Made in Japan” rüzgarı estirecek. Özünde gelenekselJ apon kültürünün bulunduğu, günümüz postmodern sanat anlayıĢıyla ileri Japon teknolojisini birleĢtiren ve interaktif sanat, enstalasyon, video, durağan görüntü ve internet tabanlı iĢlerin çok sayıda farklı düzeneklerle sunulduğu “Japonya Medya Sanatları Festivali Ġstanbul’da - 2010‖ sergisinin özellikle gençlerin ilgisini çekmesi bekleniyor.


MEZAT TOKMAĞI BU KEZ ÇEVRE ĠÇĠN ĠNĠYOR Dünyada sadece tek bir adet üretilen IWC Ingenieur Automatic Mission Earth Edition “Adventure Ecology”nin platin versiyonu internette açık arttırmada

Bu açık arttırma, IWC Schaffhausen’in “Adventure Ecology” ve David de Rothschild’in, Plastiki serüveni aracılığıyla, bugün okyanuslarımızın karĢı karĢıya kaldığı plastik kirliliğinin ürkütücü boyuttaki sonuçlarına dikkat çekme ve insanların “çöp”ü değerli bir kaynak olarak görmelerini sağlama misyonuna bir övgü niteliği taĢıyor.

Ingenieur Automatic Mission Earth Edition “Adventure Ecology”, 30.000 euro degerinde. Teklifler, 100 ile 400’er euro arasında artırılabiliyor ve tokmak 7 Ağustos 2010’da 16:00 ile 18:00 arasında son kez vurulacak. Özellikleri

Müzayede edisyonu, IWC üretimi 80110 kalibre, pellaton kurma sistemi, manyetik alanlara karĢı korumalı, merkezi saniye kolu, seri atan tarih göstergesi ve özel gravürlü eĢsiz parça

Mekanizma Kalibre TitreĢim Değerli taĢ Güç rezervi DönüĢ

80110 28,800/saat 28 44 saat Otomatik

Kasa Malzeme Cam Kurma kolu Su basıncına dayanıklılık Çap Yükseklik

Paslanmaz çelik Safir, anti-reflektif Vidalı diĢ 12 bar 46mm 15mm

11

www.sculptthefuturefoundation.org


GEZİ

12


ĠSTANBUL’DA TURĠST OLMAK

Mısır ÇarĢısı Yazı ve Fotoğraflar MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

Kapının ardında sizi bekleyen baĢka bir dünya ile karĢılaĢacaksınız !

Bu sefer farklı… Bu sefer oturduğum yerden yazmıyorum bu yazımı… Henüz soluklandım, Ģimdi girdim kapıdan içeri. ―ĠĢten eve‖ döngüsünde giden hayatlara sürekli söylediğim Ģeyi uygulamaktan geliyorum. Ruhumda bir huzur var bu akĢam. Sanki baĢka bir yerdeyim, bugün bir baĢka bitiyor gözümde. Saat 17:30’a kadar çalıĢan bedenim, 18:00 itibari ile turist oldu Ġstanbul’a. Ġstanbul’da Turist Olmak, Ağustos ayında “Mısır ÇarĢısı’nda” … Hem de sıcak sıcak kadrajdan yeni çıkmıĢ fotoğraflarla ve gözümün, gönlümün Ģenliğiyle. Ağustos ayının sıcağıyla gelecek olan mübarek Ramazan ayını vesile ederek konumu Mısır ÇarĢısı olarak belirlediğimde kendi kendime bu yazımı geçmiĢin keyfi ile değil, tazelenmiĢ bir gözlemle yazacağıma dair söz vermiĢtim. 13


Hatta ilk kez kendi yazımın tüm fotoğ- Sıradan baĢlayan günümde sıradan raflarını da kendim çekmek üzere bu olmayan tek Ģey sabah ofise giderken kararımı pekiĢtirdim. yanıma fotoğraf makinamı da almak oldu. AkĢamüzeri mesai sonlandığında Eminönü’ne doğru yola koyuldum. Mısır ÇarĢısı’nın kapısına geldiğimde o, her zaman hissettiklerimi yine hissettim. O kapıyla baĢka bir dünyaya gireceğimi… Arkamda kalan Ġstanbul’dan uzaklaĢıp, o kapıdan içeri girdiğimde baĢka bir Ġstanbul’u göreceğimi. ÇarĢının önünde bekleĢen turist kafilelerinden tek farkım içeride beni bekleyen rengarenk dünyayı çok yakından biliyor olmamdı. Kapıdaki kalabalığın arasından diğer dünyaya geçer geçmez insan seline kapılarak çarĢıda gezinmeye baĢladım. Neredeyse her dilde ―Merhaba‖ ―Buyurun‖ demeyi bilen hatta bunların dahi ötesine geçerek akıcı Ģekilde konuĢmaya baĢlayan esnafın misafirperver tavırlarından ben de nasibimi al14


dım elbette. Nedendir bilinmez, ben de Türkçe dıĢında buyur edilince çoğu zaman, içimdeki turist iyice dıĢa vurdu. ÇarĢıda gezinirken aklımdan geçen tek kelime ―Zenginlik‖ oldu. Her köĢedeki farklı ürün bana ülkemizin, kültürümüzün, sanatımızın bereketini ve zenginliğini o kadar yoğun hissettirdi ki sayısız sefer içinden geçtiğim kubbeli geçidin ihtiĢamı bir kez daha arttı gözümde. Dünyanın diğer ucundan gelen insanların aynı Ģekilde heyecan dolu bakıĢları ve deklanĢöre ara vermeden basıĢları gururumu daha da bir okĢadı. Bir ressam paletini aratmayan baharatın binbir çeĢidi, lokum ve tatlıların cazibesi, rengarenk hediyelik eĢyalar, iĢtah kabartan kuruyemiĢler, mis gibi kahve kokusu … Mısır ÇarĢısı’nda ne yana bakacağını ĢaĢırıyor insan.

Kahire’den alınan vergilerle yapıldığı için ―Mısır ÇarĢısı‖ olarak adlandırılan çarĢı, L Ģeklinde yapılmıĢ. Ġstanbul’un ikinci büyük kapalı çarĢısı olan Mısır ÇarĢısı’nın altı tane kapısı bulunuyor. Tıpkı KapalıçarĢı’da olduğu gibi Mısır ÇarĢı’sının da iki ana kapısı Eminönü ve Sultanhamam arasında bağlantı kuruyor. ÇarĢıyı gezerken özellikle son dönemin trendi olan sağlık ve güzellik alanlarında doğal ürünlere yönelmenin tarihi çarĢının yapısında yüzyıllardır yaĢamakta olduğunu düĢündüm. Ayrıca yemiĢin, baharatın, gıda ürünlerinin doğallığını Ramazan öncesinde iĢtahımı iyiden iyiye kabarttı ve itiraf ediyorum elim boĢ dönmedim. Ramazan sofralarının olmazsa olmazlarını yerinden almak, Ġstanbul’un kapısından geçip baĢka bir yerde soluklanmak, Ġstanbul’da turistlerin arasında gerçekten bir turist gibi hissetmek isterseniz hiç durmayın, Mısır ÇarĢısı Pazar günleri de açık. Ġstanbul’da Turist Olmak, Mısır ÇarĢı’sını sizler için keyifle gezdi… Önümüzdeki sayıda yolumuz Ġstanbul’un baĢka bir köĢesine düĢecek. Siz de iĢ-ev arasında kalmayın, Ġstanbul’u doya doya yaĢayın!

15


EVDE SİNEMA KEYFİ

16


Leonardo Di Caprio Kariyer basamaklarını sağlam adımlarla çıkıyor

SĠNEM ERGUN www.sanatnotlari.blogspot.com

Lies filmlerinde beraber çalıĢtılar. Leonardo di Caprio, eksantrik karakterler canlandırma da büyük baĢarı gösteriyor bana kalırsa. Özellikle kara film türlerinde oynayan ve genellikle dürüst, mücadeleci, yıpranmıĢ bir gizli polis veya ajan olup da Ģanssız ve hüzünlü sonlara sahip karakterleri canlandırırken, kiĢilik bozukluğu olan, sorunlu tiplemeleri de hayranlık uyandıracak derecede baĢarıyla beyaz perdeye yansıtıyor.

Bu ay ―Evde Dvd Keyfi‖ köĢesinde Leonardo di Caprio filmleri önerece- Leonardo di Caprio’nun bilmediğimiz ğim. yönlerinden biri de çevreci oluĢu. Örneğin özel jet yerine yolcu uçaklarını Bakmayın siz onun genç yaĢına ve be- tercih ediyor ve hybrid araba kullanıbek yüzüne, 36 yaĢında olmasına rağ- yor. Bunun yanı sıra 2002’den beri men 21 yıllık kariyere sahip kendisi. Global Green Usa üyesi ve çeĢitli çevre 15 yaĢında dizilerde oynamaya baĢla- ödüllerinin sahibi. yan di Caprio, 19 yaĢında “What’s Eating Gilbert Grape” filmiyle Magazinsel olarak da biraz değinelim Oscar’a aday gösterildi ve en genç ve sonra filmlerine yakından bir göz Oscar adayı ünvanına sahip oldu. Asıl atalım. Genelde mankenlerle beraber Ģöhreti elbette ki Titanic le yakaladı. olan Leonardo (Brezilyalı Gisele Bündchen, Ġsrailli Bar Rafaeli ve Ġngiliz Leonardo’nun filmografisine baktığıEmma Miller), biriyle 10 yıl beraber mızda ya çok Ģanslı ya da gerçekten yaĢamadan evlenemem diyor. iyi senaryoları yakalamayı bildiğini gö- Blood Diamond çekimleri sırasında Gürüyoruz. Yönetmen Martin ney Afrikalı bir çocuğu evlat edinmiĢ. Scorsese’nin son gözdelerinden olan Los Angeles ve Manhattan’da evi olan di Caprio beraber çalıĢtıkları Gangs of Leonardo Belize’de bir ada sahibi. New York, The Aviator, The Departed ve Shutter Island ile toplam 9 Oscar Leonardo di Caprio’nun bana göre ve 6 Altın Küre elde ettiler. mutlaka izlenmesi gereken filmlerine Bunun yanı sıra ünlü yönetmenlerle gelince, Catch me if you can (2002), kariyerine sağlam taĢlar koymayı sür- Blood Diamond (2004), The Departed dürmeye devam etmekte. Steven (2006), Body of Lies (2008) sayabiliSpielberg ile ―Catch me if you can‖ rim. Detaylı olarak bu ay iki filminden filminde, James Cameron ile bahsedeceğim. ―Titanic‖ te, Ridley Scot ile Body of 17


Aviator na yatırımlar yapmakta, bu tutkusu Film, dünyanın sayılı zenginlerinden, uğruna tüm birikimlerini harcamaktan 1905 doğumlu ünlü havacı, mühen- geri kalmamakta bir yandan da o dödis, film yapımcısı ve yönetmen, nemin en güçlü havayolu Ģirketi PanHoward Hughes’in hayatını konu alı- Am ile psikolojik mücadele etmekteyor. Filmin açılıĢında Di Caprio’nun ba- dir. Ģarıyla canlandırdığı Hughes tutkuyla Bu dönemde parasal ve zamansal olayapımcılığını yaptığı ―Hells Angels‖ fil- rak sıkıntılardan dolayı davranıĢ bomi için mali sınırları zorlayarak tüm zuklukları baĢ göstermeye baĢlar. Hollywood’un dikkatini çekmektedir. Özellikle, mikroplara karĢı paranoyak SavaĢ uçaklarının havadaki it dalaĢını lığı artar, bunun yanısıra konuĢmalagerçekçi bir Ģekilde yansıtmaya çalıĢ- rında bazı kelimelere takılıp istem dıĢı makta ve hatta kendisi bile havada tekrarlamalar yapmaktadır. kamera arkasına geçmektedir. Film, Martin Scorses’nin yönetmenliHughes aynı zamanda obsesiv ğinde harika bir senaryo ile hem bir kompulsive davranıĢ bozukluğuna sa- dönem filmi olarak havacılık ve film hiptir, özellikle temizlik konusunda ta- endüstrisinin geliĢimini yansıtıyor, kıntılıdır. hem de o dönemin ünü zengininin Katherine Hepburn ile olan iliĢkisi güçlü yanlarından ziyade tutkularını, sırasında onun desteğiyle bu zayıf yanlarını ve kırılma noktasını ortakınılarını biraz bastırabilmektedir. taya koyuyor. Leonardo di Caprio’nun Film yapımcılığının yanısıra ticari yolcu bu karakteri canlandırıken özellikle taĢıyan uçak yapımı Ģirketine de ortak duygusal değiĢim ve davranıĢ bozukolur. Bu arada Katherine Hepburn baĢ- luklarını mükemmel derecede ka birine aĢık olduğun söyleyerek inandırıcıkla sergilediğini görebiliyoruz. Howard’dan ayrılır. Howard, bir yandan uzun menzilli Film, 11dalda Oscar’a aday olurken 5 seyehatler yapabilecek uçak tasarımı dalda ödül almıĢtır. 18


derece farklı hayalleri aslında hiçde samimi Revolutionary Road olmadan ama yapabilmeye çok inanKate Winslet ve Leonardo di mıĢ görünerek söyleriz. Caprio'nun Titanic'ten sonra tekrar Ġmkanlar elde edilince bu hayalleribiraraya geldiği film Revolutionary ni kaç kiĢi yapar, yani sistemi kaç Road - Hayallerin PeĢinde" Romantik kiĢi terk edebilir? Neden baĢka bir Dram türünde ve yönetmeni hayat kurduğumuzda daha çok mutlu "Amerikan Beauty'nin de yönetmeni olacağımıza inanırız, yoksa kaçmaya olan Sam Mendes. çalıĢtığımız aslında kendimiz miyiz? Bu Filmin künyesini kısaca açıkladıktan ayrımı yapmak zorundayız, beğenmesonra Ģöyle sormak istiyorum, arkadaĢlarınızla sohbet ederken kaçınız Ģu- diğimiz sistem mi yoksa biz miyiz, asna benzer bir diyalog yaĢamıĢtır: "Ya lında komik olan Ģu ki, hayallerdeki yaĢam da bir baĢka sistem, ve o sistebiraz param olacak, egeye yerleĢip min oyuncusu yine biz olacağız. balıkçlık, zeytincilik, Ģarapcılıkla uğraĢıcam, Ģehirden uzaklaĢıp tarlamda taze sebze meyve yetiĢtiricem bah- Sistemi değiĢtirmek cesaret iĢi mi çede köpekler çocuklar koĢuĢturucak, yoksa anlamsız mı? sabah sıcak yumurtayı tavuğun altında Daha fazla bir Ģey söylemiyeceğim, beni etkileyen bir konu ve özellikle iki alıcam" veya buna benzer baĢka düoyuncununda performansları ve uyuĢünceleri, yaĢadığımız hayattan 180 mu harika, sonunda sizide biraz düĢünmeye itecek. 19


RÖPORTAJ

Bu Röportajı Kaçırmayın!! 3000 yıllık Ġstanbul'un kültürel mozaiğinin en güzel temsili

Fener Balat Ayvansaray SolmuĢ bir zenginliğin hüznü kaplıdır bu sokaklarda

Röportaj: Sinem Ergun www.sanatnotlari.blogspot.com

Bu ay çok keyifli bir röportajımız var. Sevgili kuzenim Ahmet F. Özbilge ile kitabı "Fener Balat Ayvansaray" hakkında konuĢtuk. Tarihi bir semti bizlere muazzam bilgilerle, Osmanlı döneminin gelenekleriyle, yaĢanmıĢ hikayeleriyle pek çok Ģey öğrenebileceğimiz bir Ģekilde anlattığı kitabı ile olan söyleĢimizi aktarıyorum. dinizi. Ġstanbul’un , KonstantinopolisFener Balat ve Ayvansaray semtle- ’in, Bizantion’un ne manaya geldiğini ri senin için neden önemli, burayı buralarda anlarsınız. Türkün, Rumun, özel kılan nedir senin gözünde?

Yahudinin, Ermeninin, Bulgarın, Çingenenin yıllar yılı komĢu olarak ya-

Ġstanbul’un en ĢaĢırtan semtleridir Fe- Ģadığı yerlerdir. 3000 yıllık bu Ģehrin ner Balat ve Ayvansaray. Gezdikçe, kültürel mozaiğinin en güzel temsilidir. tanıdıkça özel olduğunun farkına varır- Öte yandan artık, yok olmuĢluğun, sınız; gözleriniz büyür, ağzınız açılır, terkedilmiĢliğin, aldatılmıĢlığın, unuyüreğiniz kıpraĢır; görsel ve duygusul

bir Ģölen içerisinde buluverirsiniz ken20

tulmuĢluğun, değer bilmezliğin de sembolü olmuĢtur Fener Balat


Ayvansaray. SolmuĢ bir zenginliğin

lisesi, Kırmızı Mektep, Patrikhane, Aya

hüznü kaplıdır bu sokaklarda. Buraya

Nikola Kilisesi, yine eski bir kilise olan

ait olmadığı pek belli vurdumduymaz

Gül Camii, bir lezzet noktası Kömür

bir yaĢamın cıvıltılarının yükselmesi

Restoran, Yavuz Sultan Selim’e çıkan

sevimli gelse de bazen, içinizi burkar.

40 nerduban, Cibali Kapısı gibi belli

Ve bağlanıverirsiniz birden bu özel

baĢlı yerleri gezdiriyor. Gezi esnasında

dünyaya…

konuyla ilgili pencereler açılıyor ve saraylar, kahvehaneler, meyhaneler,

Bu üç yeri kısaca nasıl tanımlar-

burada yaĢayanların neler yiyip içtiği,

sın, ya da bu üç semtle ilgili aklına Ġstanbul’un meĢhur yangınları, devrin ilk gelen Ģey nedir?

yasaları, kurumları, yaĢayanların geç-

Fener diyince, ister istemez insanın

miĢte ve bugündeki görüĢleri, hatıra-

aklına Patrikhane geliyor tabi. Gözü-

ları ve temennilerine de yer veriliyor…

mün önünde Ģimdiki Patrik Barholomeos II canlanıveriyor, uzun

Bu kitabı hazırlarken aylarca bura-

sakalları ve siyah cüppesiyle. Balat za- larda gezdin, esnafıyla sohbetler ten Yahudi Semti tipik evleri,

ettin, halkıyla tanıĢtın, birçok dost

sinagoglari ve Çıfıt ÇarĢısı’yla.

edindiğine de eminim. Burada ya-

Ayvansaray daha bir bağlık bahçelik,

Ģayanları bize biraz anlatır mısın,

surlara dayanmıĢ, Ģehrin bittiği yere.

sana yardımcı oldular mı, değiĢik

BarıĢ zamanı huzur, savaĢ zamanı te-

yaĢam hikayeleri karĢına çıktı mı?

rörün kol gezdiği bir yer… Beni hala en çok etkileyen Balatlı Leon Kitabının kurgusundan biraz bah-

Brudo olmuĢtur. Buraları gezip kitabı

seder misin, bu kitapta neler bu-

yazarken dükkanına bir çok kez uğra-

labiliriz?

dığım, gönülden konukseverliğini her

Kitapta rehber Ahmet Faik Özbilge’yi

daim yaĢadığım, hatıralarını dinlediğim

buraları gezerken size de anlatıyor-

Leon Brudo ne yazık ki, kitap yayınla-

muĢ Ģekilde buluyorsunuz. Rehberiniz namadan vefat etti. Ona kitabı göstesize sırasıyla Kariye Müzesi,

rememek içimde hep bir ukde olarak

Ayvansaray Surları, Tekfur sarayı,

kalacak… ġimdi Yahudilerden kalan bir

Blakherna Meryemana Ayazması, kili- tek manav David Amca’yı biliyorum… seden bozma Cabir Camii, Aya Dimitri Blakherna Meryemana Ayazması’na Kilisesi, Balat Sokakları, Surp

bakan Can’la, Fener’deki ressam Ze-

HıreĢdagabet Ermeni Kilisesi, Ferruh

keriya’yla, Daphne Oteli iĢleten mimar

Kethuda Camii, Agora Meyhanesi, Çıfıt Defne Hanım’la, Ģimdi adını unuttuÇarĢısı, Balat iĢkembecileri, Tur-ı Sina ğum Cabir Camii’nin nüktedan imaMetokhionu, Bulgarların Demir Kilisesi, Kantemir Sarayı, Kanlı Meryem Ki21

mıyla çok sohbet ettik.


Gazeteci Ersin Kalkan’ın buralarla ilgili Üniversitelerin konuyla ilgili bölümleriadını çok duydum, hatta Fener’deki

ne yeterli bütçeler ayrılmalı ve bölge

evinin önünden de çok geçtim ama

artık gerçekten bilim insanlarına tes-

kendisiyle tanıĢma fırsatım olmadı. Bir lim edilmelidir. Yapılacak kapsamlı kakeresinde de, Fener’le ilgili bir belge-

zılar ve restorasyonlarla bu yeraltı tü-

sel çekimleriyle uğraĢırken Yalçın

nelleri gayet güzel bir Ģekilde turizme

Küçük’le karĢılaĢtık, tanıĢtık, konuĢ-

ve eğitime açılabilir ve bu belli bir ke-

tuk, ben çok keyif aldım. Orada bir ev

simin değil tüm Türkiye’nin kazancı

aldığını söylemiĢti. Bu yanıtlar soruna

olur.

tam cevap olmadı pek ama aklıma da

Kitabında Osmanlı döneminde

bunlar geldi iĢte…

meyhanelerde yaĢanan çok hoĢ hikayeler ve gelenekler var, bu mey-

Kitabında Ġkinci Bizans diye adlan- hanelerin çoğu Fener ve Balat ta. dırdığın dehlizler ve tünellerden

Günümüzde de devam ediyor mu

bahsediyorsun, bir yeraltı turizmi

meyhanecilik geleneği buralarda,

fırsatı olabilecek bir zenginliğe sa- müdavimleri var mı? hibiz fakat araĢtırması yapılmayan ve koruma altına alınmayan bu

Meyhanelerin çoğu Balat Meydanı ci-

değerler atıl olarak beklemekte,

varında. Ama bayrağı Beyoğlu’na ve

sence bunun sebebi nedir, ne ya-

diğer bazı meyhane semtlerine kaptır-

pılmalı?

mıĢ durumdalar. Müdavimler daha zi-

Açıkçası, daha önceleri bunlar özellikle yade oralarda oturanlardan. Fakat öte saklanıyor, unutulsun isteniyor, hatta

yandan, iĢkembe konusunda Balat ha-

mümkünse yok ediliyordu diye düĢü-

la bir numara. En büyük üzüntüm, yıl-

nüyorum. Bunun da TürkleĢtirme ve

lardır kapalı olan Agora Meyhanesi’ne

Türklük öncesi geçmiĢi unutturma po-

bir el atılamamıĢ olması. Kitabı yaz-

litikalarıyla alakalı olduğundan fazla

madan çok önce bir kere gidip fıçıların

kuĢkum yok. ġimdilerde buraların de-

üstünde içki içme fırsatım olmuĢtu, ar-

ğerinin farkına varıldı. Ama yeni bir

tık hayal gibi, gitgide hafızamdan sili-

tehlikeyle karĢı karĢıyayız : O da bu

niyor, yoksa uyduruyor muyum dedi-

değerlerin korunmasından, buna para- ğim dahi oluyor.. Ersin Kalkan’ın aldılel olarak kültürel zenginliğimizin art-

ğını ve meyhaneyi tekrar hayata dön-

masından, oralarda yaĢayanların fay-

düreceğini duymuĢ sevinmiĢtim ama

dalanmasından ziyade nasıl yaparız da yıllar geçti, olmadı iĢte… biz buraları ranta dönüĢtürürüz düĢüncesi. ġimdi sorulsa bir sürü proje ve çalıĢma olduğundan bahsedilir. Ama

Buralara düzenlediğin turlarda Ġstanbul’da yaĢayan ama bu semtle-

bu projelerin genelinde önceliğin ne

re hiç gelmeyen veya buradaki ta-

olduğuna iyi bakmak lazım…

rihsel mozaik hakkında hiç bilgisi

22


Ģadığımız yere biraz bakabilsek ama gerçekten görmek amacıyla bakabilsek… Yolumuz bu bölgeye düĢerse mutlaka görmemiz gereken yerler neresidir sence? Aslında daha önceki sorulardan birinde buna yanıt vermiĢ bulundum ama az vakti olanlar için Ģöyle söyleyeyim; Kariye Müzesi, Patrikhane ve Bulgar Kilisesi’ne mutlak gidin. Kömür Restoran’da ya da Cibalikapı Balıkçısı’nda da bir Ģeyler atıĢtırın… Diğer kitabından “Ġstanbul’dan Kapadokya’ya” dan da bahseder olmayan Ġstanbullulara sık rastlı-

misin?

yor muydun, bunun sebebi nedir

Buna sadece benim kitabım dersek

sence?

büyük haksızlık olur. Ġçinde benim dı-

DüĢünüyorum da, meslek olarak reh-

Ģımda çok değerli rehber dostlarımın

berliği seçmiĢ olmasaydım, ben de ge- yazıları da var. Ġstanbul’da baĢlayıp lir miydim acaba! Bu hayat koĢulları,

Kapadokya’da sona eren bir gezi gibi

içinde çırpındığımız sistem ne yazık ki

oldu bu da. Ama herkes kendi bildiği,

çoğu zaman burnumuzun dibindeki

içinden geldiği gibi yazdı. Bence ülke-

değerleri görmemize engel oluyor, ta-

mizin iki önemli kültür merkezi arasın-

biri caizse çoğu zaman fani iĢlerle uğ-

da çok hoĢ bir köprü kurdu bu kitap.

raĢıp bir ömrü tüketiveriyoruz. Geçen- Ġçinde Ayasofya’dan Topkapı’ya, Yerelerde Galatasaray’dan bir arkadaĢım

batan’dan Pierre Loti’ye, Süleymani-

fotoğrafçı Niko Guido televizyona çıktı

ye’den Boğaziçi’ne, Ankara’ya, Anıtka-

Okan Bayülgen’in programına. Gerçi

bir’e, Tuz Gölü’ne, derken peribacala-

Okan’la da bir sene aynı dönemde

rına, yer altı Ģehirlerine, Göreme’ye,

okuduk ama pek muhabbetimiz olma-

Zelve’ye harikulade değerlerimizi an-

mıĢtı. Her neyse, diyeceğim, Niko yıl-

lattık. Otobüsten inip tekneye bindik,

larca rehberlik, turizm iĢletmeciliği,

kah yürüdük, kah balonla dolaĢtık, ye-

mağazacılık yaptıktan sonra, onu asıl

dik içtik, yine insanlarla kaynaĢtık.

mutlu edenin fotoğraf çekmek olduğu- Dostlarla birlikte neler yapılabileceğini nu fark edip turizmi bıraktığını ve Ģim- gösteren, içi ĢaĢırtıcı bilgi ve gözlemdi hem sevdiği bir iĢi yaptığını hem de lerle dolu çok hoĢ bir kitap oldu. Biraz baĢarıyı yakaladığını o kadar güzel an- sizin dergi gibi yani diyelim olsun bitlattı ki. Etrafımıza, sevdiklerimize, ya- sin iĢte… 23


GEZİ

Hüzünlü bir Ģehir MOSTAR 24


Yazı ve Fotoğraflar BURCU ÇALIġKAN KIRCI hayatiminrenkleri.blogspot.com

1992-1995 tarihleri arasındaki acı savaĢın izlerini taĢıdığından içinde hüzün barındırsa da masal gibi bir Ģehirdir Mostar. Halklar moziği olarak bir arada yaĢayan BoĢnak ve Sırp ve Hırvatlar’ın savaĢından sonra binlerce kayıp ve tarihi dokuya verilen zararın yaraları sarılmaya çalıĢmıĢ ve baĢta Mostar Köprüsü yenilenerek Ģehir eski kimliğine kavuĢmuĢtur.

SavaĢ sırasında yıkıldığı için Dünya Bankası ve Unesco'nun da desteğiyle bir Türk Ģirketi tarafından tekrar yapılmıĢtır. Aslına sadık kalabilmesi için taĢlar nehirden çıkartılmıĢ, eksik olanlar da aynı türde taĢlarla tamamlanmıĢtır. Bugün ise gece gündüz güzelliği ve ihtiĢamıyla Mostar'ı süslemeye devam etmektedir. Köprüden Ģehre baktığınızda baĢta Mimar Sinan’ın eseri Karagöz Camii olmak üzere nehir boyu Ģehrin silüetini oluĢturan kubbeler ve minareler ile Osmanlı izlerini taĢıdığını görmek mümkün.

Bunun yanında Ģehrin en görünen teNeretva nehrinin yemyeĢil suları üze- pesine dikilen dev boyuttaki haçta rinde bir mimarlık harikası olarak geçmiĢe göndermeler yapmaya devam 1557’de Osmanlı Devleti tarafından ediyor diyebiliriz. yapılmıĢ olan köprü Ģehrin sembolü olmuĢ.

25


Nehrin iki tarafında yer alan ve Mostar Köprüsü manzaralı restaurant ve cafelerde su sesleri içerisinde birbirinden lezzetli yemekleri yiyebilir ve lokumla birlikte servis edilen Bosna Kahvesi’nin tanıdık tadı ile yemeğinizi sonlandırabilrsiniz.

gençlerin yerine artık para karĢılığı atlayan gençlere de denk gelebilirsiniz.

ÇarĢıda yer alan hediyelik eĢya satan dükkanlarda bildikleri bir kaç kelime Türkçe ile sizinle iletiĢim kuran satıcılara denk gelebilir, savaĢ döneminden kalan rozet, madeni para vb parçaların Eğer Ģansınız varsa, eskiden evlene- çokluğuna ĢaĢırabilirsiniz. cek kızların babalarına kendilerini ispat için 24m’lik köprüden atlayan Görmek isteyebileğiniz yerler ise; Karagöz Bey Camii: Hersek bölgesinin en güzel camisi olarak tanınan yapı 1557'de inĢa edilmiĢ ve bir Mimar Sinan eseri. NakıĢlı kubbesi ve yüksek minaresi Hersek'in en ilgi çekici camisi olmasının sebebiymiĢ. 1992 savaĢında tamamen yıkılan camii bugün yeniden inĢa edilmiĢ ve ibadete açılmıĢ durumda. Caminin hemen yanındaki medresede Mostar'ın en eski halk kütüphanesi bulunmaktadır.

26


Blagaj (Bilagay): Buna nehrinin kaynağının çıktığı noktada bulunan ve Mostar'a 12 kilometre mesafede bulunan kasaba Buradaki en önemli yapı, 15. yüzyı lda inĢa edilmiĢ tekkedir. Klasik Osmanlı mimarisinin izlerini taĢıyan tekke, yüzyıllarca ruhani mükemmelliği arayan insanlara meditasyon ve eğitim hizmeti vermiĢ. Avrupa'nın en önemli beĢinci doğal güzelliği olarak niteleniyor. Kaynağı uzun yıllar jeologlar için sır olarak kalmıĢ. Son zamanlarda profesyonel dalgıçlar kaynağın çıktığı dağın dibinde yer alan mağaranın 900 metre içine kadar ilerlemeyi baĢarmıĢlar. Poçiteli: Mostar’dan otobüsle gidebileceğiniz 5-6 kubbesi olan surlarla çevrili hamamı, medresesi camiisi olan bir Osmanlı köyü. Önceleri çok bilinen ve dünyanın dört bir tarafından gelen sanatçıların sanat kamplarına katıldğı bir yermiĢ. SavaĢtan ve iyi korunamadığından bir çok yapı yenilenmiĢ

27


MARKA SANATI DUYGU PHILLIPS www.saklamarkac.com

Ramazan geliyor. Markalar da Ramazan reklamlarını hazırladılar. Ancak filmler gösterime Ramazan’a 10 gün kala gibi girecekler. Bu sayıda sizlerle geçmiĢ Ramazanlarda dikkatimi çeken reklamlar ve markalar ile ilgili düĢüncelerimi paylaĢacağım. Genelde Ramazan reklamları birbirine benzer. Sofrada yemek yiyen mutlu aileler, pide alanlar, bakkallar… FarklılaĢmak çok kolay değil. Bu sene neler olacak, ne gibi yenilikler göreceğiz merakla bekliyorum. Bir sonraki sayıda gözlemlerimden bahsedeceğim. Hadi baĢlayalım öyleyse: ÖnüM ARKAm Sağım Solum Sobe!

WEB SĠTESĠ Carte d’Or ramazan için özel ürünler çıkarmıĢtı. Ġncir Tatlısı gibi. Bakalım bu sene de yeni ürünler gelecek mi? Carte d’Or’un web sitesinde bir evin içerisindeyiz. Salonda atan kalplere tıklayınca sayfalar açılıyor. CD’liğe ba28

sınca Sinema Keyfi, televizyona basınca reklam filmi, laptopa tıklayınca facebook sayfası açılıyor. Biraz daha geliĢtirilse fena olmaz bence. Yine de filmlere göz atabilirsiniz.


GÖZE ÇARPAN MARKA ĠSĠMLERĠ ġalvarlı Et çok olumlu çağrıĢımlar yapmıyor bende. Aslında markalaĢma çabaları olduğu apaçık ortada. Ancak isim seçimi daha farklı olabilirdi.

Ezik Et..birazcık komik değil mi?

Dönmezse neden bu turu tercih edeyim? Binmem valla o uçağa. THY’nin suçu yok aslında ama Almanya’daki bu tur Ģirketinin bannerında yer alıyor.

Odor Neutralizing Agent… Gel, gel, sen de gel

29


MARKA / LOGO HĠKAYESĠ

Pınar Ramazan reklamlarından Pınar Sucuk reklamını da çok hatırlanan reklamlardandır sanırım. Kadir Çöpdemir de hatırlanıyor ama asıl çok can çektiren bir reklam olduğundan sanırım. Sucuklu yumurta… mmmmm….

RAMAZAN REKLAM FĠLMLERĠ Knorr Reklam filminde Knorr tipik masa baĢında iftar yapan ve çorba içen mutlu aileleri gösterirken yeni ürünlerini de sunmakta, pideciden pide almak isteyen çocuğa fırıncı pide kalmadı diyor ancak sıcak bir ekmeğin de yeterli olacağını gösteriyorlar. Reklam filminde çok ilginç bir Ģey yok, hatta sıradan. Filmin sonunda ―Ġftar Vakti Çorba Vakti, Çorba Vakti Knorr Vakti‖ güzel. Ben asıl Knorr’un billboardlarını çok beğenmiĢtim. Gerçekten güzel görseller kullanmıĢlardı, görünce canım çekerdi. Slogan da çok hoĢtu, ―Ġstanbul için çorba vakti.‖ Bakalım bu sene de aynı sloganı kullanacaklar mı? Neden olmasın? Bence hiç sakıncası yok.

Coca Cola Coca Cola’nın ―Bebeğin gözünden Ramazan‖ reklamı biraz da olsa değiĢik bir reklamdı. Yeni bebeğim olduğundan belki de hoĢuma gitti, bebeğin ―Ne zaman kalksam herkes ayakta‖ demesi 5101 Gecenin bir yarısı kalkan bebek alıĢık değil tabi tüm aileyi masa baĢında yemek yerken görmeye, bir de kola içiyorlar tabi, orası biraz ilginç. Gerçekten sahurda kola içen var mıdır? Vardır herhalde.

30


SütaĢ SütaĢ da Knorr’unkine benzer bir slogan kullanmıĢ: ―Türkiye için Ġftar, SütaĢ için Ġftihar Vakti‖ Az kalsın iftar saatini unutacak olan küçük çocuk son dakikada sıcak pideleri kapıp eve koĢuyor, neyse ki SütaĢ ürünler ile donatılmıĢ masada hazır bekleyen aileye pideleri yetiĢtiriyor. Çok farklı olmasa da çekimler güzel, ayrıca ürünleri baĢarılı bir Ģekilde gösteriyor.

AYIN YARATICI REKLAMI Namlı Gurme’nin ilanı çok hoĢuma gitti. Aslında tam Ramazanlık. Ne dersiniz? Tam bir cazibe merkezi değil mi?

31


İNCELEME—Bir Yazar Bir Kitap

HALĠDE EDĠP VE ―VURUN KAHPEYE‖ BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

Halide Edip (1884-1964). Türk roman tarihinin en önemli kadın yazarlarından biridir. Eserlerinde kahramanları özellikle kadınlardır. Üsküdar Amerikan Koleji’nin mezun etmiĢ aynı belgede Mustafa Kemal için de idam olduğu ilk kız öğrenciler arasında yer alır. kararı yer almaktadır. 15 Mayıs 1919 günü Ġzmir’i Yunanlıların iĢgal etmesi üzerine Ġstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmektedir.

Yazar, aynı zamanda Yunus Nadi ile birlikte Anadolu Ajansının kuruluĢunda çalıĢan en önemli isimlerden biridir. Aynı dönemde Mustafa Kemal’in yabancı gazetelerle görüĢmesini sağlamak, bu görüĢmelerde tercümanlık yapmak ve diğer yazı iĢlerini yürütmekle de ilgilenmektedir. SavaĢtaki yararlarından ötürü ise Ġstiklal Madalyası ile ödüllendirilir.

19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuĢmacı olduğu ilk açıkhava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuĢmacı Halide Edip, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bırakır. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy miVurun Kahpeye, AteĢten Gömlek, Sitingine katılır. Bunları Halide Edip’in baĢnekli Bakkal, Türk’ün AteĢle Ġmtihanı, kahramanı haline geldiği Sultanahmet miKalp Ağrısı en önemli yapıtlarıdır. tingi izler. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuĢmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımızdır” cümlesi ile bir vecize haline gelir. Bu mitingler sonrasında yazar için idam karar çıkartılır. PadiĢah tarafından onaylanan 32

Kitap, Milli Mücadele yıllarında, iĢgalin

ve korkunun hüküm sürdüğü küçük bir Anadolu kasabasında geçmekte. Kasaba halkı, düĢmanla iĢbirliği içerisinde olan, yaptığı kötülükleri örtmek ve çıkarlarını korumak için dini alet eden vatan hainle-


rinden ve Kuvayı Milliye ile Milli Mücadeleye destek veren bir avuç vatanseverden ibarettir. Kitabın kahramanı Aliye, yeni mezun olmuĢ genç ve idealist bir öğretmendir. YaĢıtlarının aksine Ġstanbul’da kalmak yerine görevinin Anadolu’da bir kasaba olmasını temenni etmektedir. Dileği gerçekleĢir ve adını hiç öğrenemediğimiz o küçük kasabada göreve baĢlar. Ġdealist kiĢiliği, vatanseverliği, aklı ve güzelliği ile dikkat çeker ve daha ilk andan itibaren vatan hainlerini kendine düĢman etmiĢ olur. “Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!” Yunan iĢgalinin yaklaĢtığı günlerde kasabayı korumakta olan Kuvayi Milliye askerlerinden biri olan Tosun PaĢa ile niĢanlanır. Bu durum kasaba halkında – özellikle Hacı Fettah ve Hüseyin Efendinin de kıĢkırtması ile - Aliye’ye beslenen düĢmanlığın artmasına ve ―namussuz‖ damgası yemesine sebep olur. Hacı Fettah, hem Aliye’den hem de Kuvayı Milliyecilerden kurtulmak için Yunan askerleri ile iĢbirliği yapar. Ancak Aliye, taĢlanmak pahasına da olsa, ne kiĢiliğinden, ne namusundan ne de ideallerinden vazgeçmez…

Aliye’yi kitaptan önce Hale Soygazi’nin baĢrolde olduğu filmi ile tanımıĢtım. Sanırım lisedeydim. Filmin özellikle final sahnesinden çok etkilenmiĢ ve daha sonra okul kitaplığından kitabı alıp okumuĢtum.

Geçtiğimiz sene ise ĠKSV sayesinde Ġstanbul Film Festivalinde kitabın ilk uyarlandığı, yönetmenliğini Lütfi Akad’ın yaptığı, baĢrolünü ise Sezer Sezin’in üstlendiği filmini izleme Ģansım oldu. Anladım ki Aliye benim için çok önemli Vurun Kahpeye, ilk olarak 1923’te Akbir karakterdi. Temsil ettiği değerler, yaĢam gazetesinde basılır. Latin harfleri ile Ģadığı haksızlık, idealist kiĢiliği -tıpkı Çailk baskısı ise 1943 yılında gerçekleĢir. lıkuĢu Feride gibi- hafızama kazınmıĢtı. Kitap, bugüne kadar 1949, 1964 ve 1973 olmaz üzere 3 kez beyazperdede Türk romanının en önemli yazarlarından yer almıĢtır. biri olan Halide Edip mutlaka her kitap severin okuması gereken bir yazar. 33


BİR KAŞIK BİLGİ

34


RAMAZAN SOFRALARI Yemek yemenin sıradanlıktan uzaklaĢtığı bir ay ... Ramazan Sofralarının Bereketi Bütün bu iĢler gizlilik içerisinde yapılır durumla ilgili bir bilgi dıĢarıya sızdırılmazmıĢ. Bu sırada Ramazan'ın baĢladığını halka duyuracak mahyacılar mahkeMÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com menin dıĢında beklerlermiĢ.

Manevi duyguların, ibadetin ve paylaĢımın ayı Ramazan ayındayız… Ve tabii ki konumuz Ramazan sofraları…

Ramazan'ın baĢlangıcı bu Ģekilde tespit edildikten sonra durum Bâbıali'ye, oradan da padiĢaha bildirilirmiĢ. PadiĢahın onayından sonra Ramazan'ın baĢladığı halka duyurulurmuĢ. Cami minarelerinde kandillerin yakılması durumun halka ilân edilmesiymiĢ.

Kalabalık ve bereketli sofraların kurulduğu, yapılacak yemeklerin daha bir özen- Ramazan sofralarının kendine has özeni le seçildiği, misafir ağırlamanın ve misa- geçmiĢten günümüze kadar taĢınmıĢ. fir olmanın keyfinin sürüldüğü bir ay… Gün boyu tutulan orucun ardından itina Modern zamanda Ramazan ayının ne za- ile hazırlanan menüler, piĢirilen enfes man olacağını bilmek son derece olağan yemekler ve tatlılar, gelenekler yöre yöre değiĢiklik gösteriyor. bir durumken, geçmiĢi incelediğimde, Osmanlı’da Ramazan’ın baĢlangıcını belirlemek için insanlar açıklık yerlerde gökyüzünü takip ederek yeni ayın doğuĢunu beklediğini öğrendim. Ramazan ayının baĢlangıç ve bitiĢini, Kadir gecesinin ne zaman olduğunu tespit etmek Ġstanbul Kadısı'nın göreviymiĢ. Onun görevlendirdiği insanlar özellikle minarelerden hilali gözetlerlermiĢ. Hilali gören kiĢi Ģahitleriyle birlikte kadının huzurunda kurulan mahkemeye gelerek ―ġu saatte gördüm. Bu gece Ramazan'ın baĢlangıcıdır. ġahadet ederim' dedikten sonra Ģahitlerin de ifadeleri ile durum kesinleĢince Ramazan baĢlamıĢ olurmuĢ. 35


Onbir ay boyunca yenen akĢam yemeklerinden farklı bir heyecanla kurulan sofralarda ortak olan Ģey ise bolluk. Çorbası, zeytinyağlısı, kahvaltılık çeĢitleri, hurması, pastırması, etlisi, sütlüsü derken sofralar hiç olmadığı kadar zenginleĢiyor. Ramazan ayında yapılan alıĢveriĢler bile değiĢiyor, çarĢılar, pazarlar dolup taĢıyor. Yemek yemek sıradanlıktan uzaklaĢıyor günün en önemli konusu haline geliyor. Aynı Ģekilde orucu karĢılamadan evvel yenen sahur sofralarında da farklılıklar görüyoruz. Gün boyu açlığı ve susuzluğu en azami Ģekilde hissetmek 36

adına yenilen ve içilenler farklılık gösteriyor. Tok tutması nedeniyle pilav, harareti önlemek amacıyla hoĢaf Ramazan ayına has sahur yiyecekleri arasında. El yakan pidenin arasında eriyen tereyağı, dolapta yıl boyunca kullanılmayı bekleyen iftariyelik tabağı, uzaklardan gelen hurma, narla, fıstıkla süslenmiĢ güllaç. Hepsi ramazan sofralarının en akılda kalan temsilcileri. Ramazanın kendine mahsus ekmeği pide, iftarın baĢlangıç yemeği çorba, tatlısı ise güllaç…


Güllaç bembeyaz güzelliğiyle Osmanlı’nın zarafetini, mutfağa yaklaĢımını yansıtıyor. Az malzeme kullanarak yapılsa da dikkat ve özen isteyen bir tatlı. 15. yüzyıl ortalarına kadar Osmanlı’da halk mısır niĢastasından yufka açıp stoklar ve havayla temas halinde olduğu için kuruyan bu yufkaları süt ve Ģekerle ıslatıp yermiĢ. Zamanla içine gülsuyunun da eklenmesiyle ortaya ―güllü aĢ‖ ismi verilen tatlı çıkmıĢ ve ismi ―güllaç‖ olmuĢ.

Ağırlıklı olarak imalatçıların sadece Ramazan ayı için ürettikleri güllaç, hazmının kolay olmasından dolayı Ramazan sofralarında baĢı çekiyor. Pide kuyruğu da Ramazan ayının önemli temsilcilerinden olsa gerek. Neden on bir ay boyunca yenen beyaz ekmek Ramazan ayında tercih edilmez olur? Nedir Ramazan’ı farklı kılan? Fırınların önünde uzayıp giden kuyruğa katlanma gücünü bize veren sadece 30 gün çıkması mı yoksa Ramazan sofralarında pide yenir ritüeli mi? ÇeĢidi, bolluğu ile geliyor Ramazan… Ağız tadında bereketle geçirmenizi diliyorum, Eylül ayında bağbozumunda buluĢmak üzere.. Afiyetle, sağlıkla…

37


İNCELEME—Konuk Yazar

CHRISTOPHER NOLAN Avcıyken av olan karakterlerin hikayelerini anlatıyor.. olduğunu düĢünürüz. Oradan oraya zıplayıp dururken sonunda öldürmeye çalıĢtığı Ģeyi yakalar. Fakat kurgu masasında bindirme tekniğiyle hazırlanmıĢ olan o son kare sayesinde iĢin gerçeğini öğreniriz: ―Avcı‖ gibi gözüken bir ―av‖ın hikayesidir bu. AKIN ÇETĠN www.pamuksekerebenzeyenbulut.blogspot.com

Yönetmenin ilk uzun metrajı Following ise Duudlebug’ın farklı bir versiyonudur aslında. Burada da avcı konumundaymıĢ

―Az ama öz film yapanlardan‖ diyecektim onun için. Fakat sadece on üç yıldır bu sektörde olduğunu fark edince ĢaĢırdım biraz. Sanki daha da uzun bir mazisi varmıĢ gibi geliyordu bana. Bunun nedeni de birbirinden orijinal ve kendini tekrar etmeyen filmler yapmıĢ olması sanırım. Kariyerinin bu kısmına kadar çektiği bir kısa, yedi uzun metraj filmde zihninin pek normal çalıĢmadığını kanıtlamıĢ birisi o. YaĢını da (1970 doğumlu) göz önünde bulundurduğumuz zaman sinema adına daha da değerli bir figür haline geliyor Christopher Nolan. 1997 yılında Duudlebug isimli ilk kısa filmini çekiyor Nolan. BaĢtan sona tek odada geçen üç dakikalık bu filmde, adamın birisi elindeki ayakkabıyla bir Ģeyler öldürmeye çalıĢmaktadır. Bunun bir böcek 38

gibi görünen birisinin av olduğunu anlamasını seyrederiz. BaĢarılı bir kara film örneği olan Following’in çizgisel olmayan


bir kurgusu vardır ve bu da filmi sürp- izleme hissi uyandıran, anlayıp çözerizlere açık bir hale getirmektedir. Bu

bilmek için bir kere izlemenin yetme-

tür Ģeyler kara filmlerin olmazsa olma- yeceği filmlerdendir. Zaten finali itibazıdır ve Following’in gücüne güç kat-

riyle öyle sorularla baĢ baĢa bırakıyor

mıĢtır. Nolan, yazıp yönetip yapımcılı-

ki izleyiciyi, o ana kadar izlediğimiz

ğını üstlendiği bu filmde kameramanlık her Ģeyden daha çok kafa karıĢtırıyor da yapmıĢtır aynı zamanda. Ayrıca da- bu durum. ha sonra filmlerini de çekeceği bir süper kahramana olan hayranlığını kısa

Nolan, Leonard rolünü Guy Pearce’ye,

bir sahnede belirtmiĢtir: Bill’in evinin

―The Adventures of Priscilla, Queen of

kapısında Batman amblemi bulunmak- the Desert‖ ve ―L.A. Confidential‖ filmtadır. Following’den iki yıl sonra kara film baĢyapıtı olan Memento gelir. Nolan’ın kardeĢi Jonathan’ın Memento Mori isimli kısa hikayesinden senaryolaĢtırdığı film, on beĢ dakikalık aralarla hafızası sıfırlanan Leonard’ın hikayesini anlatır. Karısına tecavüz eden adamdan baĢına aldığı darbeyle bayılan Leonard, kendine geldiğinde on-on beĢ dakika öncesine ait olan Ģeyleri hatırlamadığını fark eder. Eskiye dair aklındaki son görüntü karısına aittir; ölüyordur. Ucuz motel odalarında yaĢayan, Jaguar kullanan, takım elbise giyen Leonard, karısına tecavüz eden adamı bulup öldürmeye hayatını adamıĢtır. Bunun için vücuduna kazıttığı dövmelerden ve çektiği kodak fotoğraflara aldığı notlardan yararlanmaktadır. Film, Leonard’ın içinde bulunduğu

lerinde birbirinden çok farklı iki karak-

durumu bize yansıtabimek için on beĢ

teri baĢarıyla canlandırdığı için vermiĢ-

dakikalık periyotlar halinde sondan ba- tir. Böylece Pearce canlandırdığı ilginç Ģa doğru ilerlemektedir. Böylece seyir- karakterlere bir yenisini daha eklemiĢci de Leonard’ın yaĢadığı zihin karma- tir. Ģasına benzer bir kafa karıĢıklığı yaĢar. Ġnsanın kendi doğrularını ve yalanlarını yaratabileceğine dair bir film39 dir Memento. Bittikten sonra ikinci kez


Memento gibi bir baĢyapıttan sonra

Film, süper güçsüz tek süper kahra-

neden çektiği anlaĢılamayan bir filme

man olan Batman'in bu yönüne odak-

imza attı Nolan. Oscar'lı oyuncu kad-

lanıyordu ağırlıklı olarak. Servetini kö-

rosuyla dikkat çeken Insomnia, aslın-

tülükle savaĢmak için harcayan bir

da Norveç yapımı bir filmin yeniden

kahramandı Bruce Wayne. Parayı bas-

çevrimiydi. Memento ile bir hayli yük-

tır��p iĢine yarayacak olan her türlü alet

selttiği beklentileri burada karĢılaya-

edevatı ele geçiriyordu. ġirketinin gizli

madı Nolan. Yazının baĢında birbirin-

araĢtırmalar bölümünde çalıĢan Lucius

den orijinal filmlere imza attığını söy-

Fox'tan yardımlar alıyordu bu konuda.

lemiĢtim ama Insomnia kendisinin en

Filmde ayrıca Bruce'un alamet olarak

zayıf ve sıradan filmi.

neden yarasayı seçtiğini de öğreniyor-

Üç yıl ara verdiği sinemaya yeni bir

duk. Yarasayı seçiyordu çünkü küçükken saldırısına uğradığı yarasalardan

Batman filmiyle döndü. Seriyi baĢa

ödü kopuyordu. Onlardan korkmamayı

sarmaya karar veren yapımcılar Bat-

öğrendiği sırada ise bunu düĢmanları

man: Year One'dan esinlenen taslakla

üzerine salabileceği bir korku unsuru

yola çıktılar. Dark City ve Blade serisi- haline getiriyordu. nin senaryosunda parmağı bulunan David S. Goyer ile Christopher

Seriye yeni bir soluk getiriyordu

Nolan'ın birlikte yazdıkları senaryo, sı- Nolan. Tim Burton'ın gotik Batman radan bir insan olan Bruce Wayne'in

filmlerine nazaran reel bir Gotham

Batman olma macerasına odaklanıyor- City'ydi burası. Pisliğe bulaĢmıĢ ve sudu. Ailesi gözleri önünde öldürülen

çun kol gezdiği Ģehirlerin alegorisiydi

Bruce, onların intikamını almaya ye-

Gotham. Batman da orasının kanun

min eder ve yaĢı ilerledikçe bu konu

adamıydı. Seyirciden ve eleĢtirmenler-

hakkında çeĢitli giriĢimleri olur. Ġntika- den olumlu not alan Batman Begins, mını sıradan yöntemlerle alamayacağı- finali itibariyle devam filmini de müjnı anlayan Bruce kendisini yollara vur- deliyordu. duğu sırada ustası olacak kiĢi olan Ducard ile karĢılaĢır ve oldukça sıkı bir The Prestige ikinci bir Batman filmi eğitimden geçer. Doğup büyüdüğü ve

öncesi sıradan bir film olarak görülü-

yarısını babasının inĢaa ettiği Gotham

yordu. Kendisini ara sıcak olarak dü-

City'ye döndüğünde yapması gereken

Ģünenlere büyük bir sürprizi vardı The

tek Ģeyin kötülükle savaĢmak olduğu-

Prestige'in. Batman Begins'ten bile da-

nu anlar.

ha iyi eleĢtiriler aldı bu film.

40


Yine av ile avcının yer değiĢtirmesi üzerine oturttuğu dramaturjisiyle finalde bizleri büyük bir sürprizin beklediğini müjdeliyordu aslında. Sağ gösterip sol vuruyordu Nolan. Batman'de de birlkte çalıĢtığı Christian Bale ve Michael Caine'i oyuncu kadrosuna katan Nolan, Nicola Tesla rolü için de David Bowie'yi istiyordu. Rolü ilk teklifte reddeden Bowie'yi ikna etmek için ayağına kadar gidiyordu Nolan. The Dark Knight ile ilkinden çok daha iyi bir Batman filmine imza atıyordu. Ġlk filmdeki ana kadro bir iki değiĢiklikle korunuyordu. . 30 Temmuz’da vizyona girecek olan

Bu düĢünceyi iyi bir biçimde destekle-

Inception, Nolan’ın Following’den bu

yemesem de adamakıllı birkaç örnek

yana herhangi bir metinden uyarlama- verebilirim. Christopher Nolan’ın filmdığı ilk senaryosu. Yani tamamen oriji- leri de bu örneklerin içinde olur. Çünnal ve kendisine ait.

kü tüm filmlerinde avcıyken av olan

Uzmanlık alanı rüya görme anlarında

(tam tersi de geçerli) karakterlerin hi-

insanların bilinçaltlarındaki sırları çal-

kayelerini anlatıyor.

mak olan Cobb’un macerasını izleyeceğimiz filmde farklı bir sinema dene-

Dramaturjisini bunun üzerine kuruyor.

yimi bizi bekliyor gibi. En azından

Onun için Inception’daki ana karakter-

fragmanlardan anlaĢılan bu. Inception lerimizden birisi için iĢler ters gitmeye için ―16 yaĢımdan beri yapmak istedi-

baĢlarsa korkmayın. Veya hikayenin

ğim bir Ģeydi‖ diyor Nolan. Ġlk taslağı

genelinde olaylar açısından sizleri Ģa-

yedi sekiz yıl önce yazmıĢ ama zaman Ģırtan bir Ģeyler olmazsa, finalde bekiçinde farklı bir noktaya gitmiĢ.

lemediğiniz bir noktadan yumruk yiyebileceğinizi aklınızdan çıkartmayın.

Aslında yönetmenlerin tüm filmlerinde tek bir Ģey anlattıkları söylenir.

41


POLONEKÖY’DE BİR HAFTASONU İyot Kokulu Bir Semt

42


GEZİ—KAÇAMAK Ayça Kostandof http://ayca-mymood.blogspot.com/

POLONEZKÖY COUNTRY CLUB Ġstanbul’a yakın, doğayla ve hayvanlarla birarada, isterseniz piknik keyfi yapabileceğiniz, isterseniz de havuza girebileceğiniz bir yer olan Polonezköy Country Club’ın Piknik Park bölümüne kaçamak yapalım bu ayki Ajanda’mızda.... Ġstanbul’dan yaklaĢık yarım saatte Polonezköy'e geldikten sonra yeĢilliklerin arasından geçen keyifli bir yol izleyerek Country Club’a varıyorsunuz.. Piknik Park bölümünde 09.00 – 12.30 saatleri arasında açık büfe kahvaltı veriliyor. Açık havada, tertemiz bir havayı soluyarak kahvaltınızı yapabilirsiniz. Tesisin içerisinde çocuk parkı, trambolin, voleybol, basketbol sahaları, mini dönme dolap ve daha bir çok seçenek sizi bekliyor. Ayrıca yazın bu sıcaklarında, hepimiz için en çok tercih edilen yüzme havuzu da gününüzü keyiflendirebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Havuzda hem serinleyip hem de güzel manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Country Club’ın en ilgi çekici tarafı ise burada değiĢik türden bir çok hayvanın barınıyor olması. Bir deveyi yanıbaĢınızda bulduğunuzda ya da uzaktan bir lamanın size doğru geldiğini gördüğünüzde ĢaĢırmayın J Bazıları çitlerin arkasında bazıları ise serbest olarak tesisin içinde bulunuyor. Sizin ya da çocuğunuz için oldukça keyif verici bir deneyim olacaktır. Temiz hava, eğlence, doğa, lezzet, farklı deneyimler ve bir de dostlarla ya da ailenizle olursa bol bol sohbet... Bu kaçamak size iyi gelecek

43


ÇOCUĞUMUZLA BÜYÜYORUZ

KARDEġĠMĠ HEM SEVĠYORUM HEM DE KISKANIYORUM Ayça KOSTANDOF http://ayca-mymood.blogspot.com/ Çizimler: ġule CoĢkun Balmumcu www.susuoykusu.blogspot.com

Yeni gelenle birlikte ailede tek çocukken, birden büyük çocuk olur. Artık bazı sorumlulukları vardır. Büyük çocuğun isteği ise bebek gelmeden önce sürdürdüğü ayrıcalıkları sürdürmektir. Anne-babalar bu durum karĢında kimi zaman büyük çocuğun bu ayrıcalıklarını sürdürmesine uygun ortam hazırlarlar ki bu durum, diğer kardeĢ/kardeĢlerinin yanında imtiyazlı görünmesine, onlara yukardan bakmasına ya da onların oyun veya faaliyetlerine katılmamasına sebep olur. Daha da ileri giden, kardeĢ üzerinde baskı kurmaya kadar varan durumlar da vardır. Kıskançlık, ya kaybedilmek istenmeyen bir kiĢinin ya da bir iliĢkinin kaybedileceği ya da tehdit altında olduğu sanısıyla ya da baĢkalarının sahip olduğuna kendisinin de sahip olması gerektiği düĢünüldüğünde ortaya çıkan karmaĢık bir ruhsal yaĢantıdır. Evrensel bir duygudur ve varolması doğaldır ancak önemli olan ne boyutta yaĢandığıdır. KardeĢler arasındaki bağ, sevgi kaynağı gibi düĢünülse de içerisinde çok farklı duyguları da beraberinde barındırır. Bunların baĢında ―rekabet‖ gelir. Çocuk annesinin sadece kendisine ait olmasını, diğer kardeĢ/ kardeĢlerinin annelerinin gözünde kendisi kadar önemli olmamasını istemektedir. 44


KardeĢler arasındaki iliĢkileri belirleyen iki önemli faktör vardır : Birincisi, anne-babanın tutumu, ikincisi ise çocuğun doğum sırası ve özellikleridir. (yaĢ, cinsiyet gb.) Büyük Çocuk Ġlk çocuk, öncelikle tek çocuktur. Anne ve babasının tüm sevgisi kendisine aittir. Aileye yeni katılan kardeĢle birlikte bu durum sona erer. Artık anne ve babasının sevgisini ve ilgisini paylaĢmak ve satatüsünü kazanmak için mücadele etmek durumundadır. Yeni gelenle birlikte ailede tek çocukken, birden büyük çocuk olur. Artık bazı sorumlulukları vardır. Büyük çocuğun isteği ise bebek gelmeden önce sürdürdüğü ayrıcalıkları sürdürmektir. Anne-babalar bu durum karĢında kimi zaman büyük çocuğun bu ayrıcalıklarını sürdürmesine uygun ortam hazırlarlar ki bu durum, diğer kardeĢ/ kardeĢlerinin yanında imtiyazlı görünmesine, onlara yukardan bakmasına ya da onların oyun veya faaliyetlerine katılmamasına sebep olur. Daha da ileri giden, , kardeĢ üzerinde baskı kurmaya kadar varan durumlar da vardır. ORTANCA ÇOCUK Doğum sıralamasında en büyük zorluğu yaĢayan çocuktur. Bu zorluk, kendisinden büyük kardeĢiyle kıyaslama yapması sonucu kendini yetersiz hissetmesi ile kendisinden küçük kardeĢine karĢı sevgi ve ilginin odaklanması sonucu ortaya çıkar. Uyum ve davranıĢ bozukluğu gösteren çocuklarda önemli bir etmen olarak ortaya çıkmaktadır. Büyük çocuğun ayrıcalıklarına sahip değildir. Küçük kardeĢe gösterilen ilgi ve özene de.. Genellikle en çok cezalandırılan çocuktur. 45

KÜÇÜK ÇOCUK Ailenin ilgi merkezidir ve en çok şımartılan çocuktur. Bu çocuğun benmerkezci tavırlar geliĢtirmesine neden olabilir. Bunun yanında diğer kardeĢleri kendisinden büyük, güçlü ve yetenekli olduğu için, bu durum onların yanında yetersizlik duygusu yaĢamasına sebep olabilir. KARDEġ KISKANÇLIĞI BELĠRTĠLERĠ Sevilmediğini düĢündüğü için annebabadan uzaklaĢabilir, içine kapanabilir, yemek yemeyebilir, zayıflayabilir. Alt ıslatma, parmak emme gb. gerileme davranıĢları görülebilir. Evden ayrılmak istememe, örneğin okula gitmek istemez, mide bulantısı, karın ağrısı gb. psikosomatik belirtiler (öncelikle fiziksel muayene yaptırılmalıdır), huzursuzluk, isteksizlik gb. tepkiler görülebilir.


KardeĢine vurma, onu sevmediğini dile getirme, oyuncaklarını kırma vb. davranıĢlar gözlemlenebilir.

göstermelidir. Ona zaman ayırın, konuĢmaya devam edin, sorumluluklar verin. ! Anne baba iĢ bölümü yapmalıdır. Annenin artık onu eskisi gibi Anne bebekle ilgilendiğinde baba da sevmeyeceği korkusu ya da bebeğe büyük çocukla ilgilenebilir. Böylece daha fazla zaman ayırması çocuğu huysuzlaĢtırabilir, anneden ayrılmak çocuk kendisiyle de ilgilenildiği hisseder. istemeyebilir. ! KardeĢine karĢı olan olumsuz duyAnne ve babasına sürekli kendisini gularını yok sayıp, görmezden gelsevip sevmediğiklerini sorarak sevgil- meyin. erinden emin olmaya çalıĢabilir.

ANNE-BABA TUTUMU NASIL OLMALI? ! KardeĢ doğmadan önce, çocuğunuza anlayabileceği bir dilde, aileye yeni bir üyenin katılacağını, evin normalde olduğundan daha kalabalık olabileceğini, annenin yorgun olabileceğini, bebekle daha fazla vakit geçirmek zorunda kalabileceğini, kendisi doğduğunda da aynı durumun yaĢandığını anlatarak onu bebeğin geliĢine psikolojik olarak hazırlayın. Anne ve baba çocuğa, yeni gelen bebekle birlikte, ona olan sevgilerinin değiĢmeyeceği mesajını sadece sözlerle değil, davranıĢlarıyla da 46


KardeĢimi daha çok seviyor yerine... SORUN NEDĠR BELĠRTĠN , ANLATIN ! Anne : Ortalık biraz dağılmıĢ... Çocuk : Hmm, biraz toplasam iyi olacak.. ! Çocuklarınız kavga ederken sorunu çözmelerine yardımcı olacak bir yaklaĢım biçimi benimseyin. Örnek konuĢma : Anne : Ġkiniz birbirinize sinirlendiniz sanırım... Büyük Çocuk : Ben oyun evimi kurdum, arabalarımı otoparka koydum, o da gelip arabamı aldı !!! Küçük Çocuk : Ben de onunla oynaÇocuk : Hep bebeğe bakıyorsun, ben- mak isityorum!!! imle hiç ilgilenmiyorsun L Anne: Abin oyun oynarken görünce Anne : Seninle de oynadım ya sen de onunla oynamak istedin?? demin... Küçük Çocuk: Evet.. yerine... Anne : Evi de sen kurdun ve kendi DUYGULARINI SÖZCÜKLERLE ĠFADE baĢına oynamak istedin??? EDĠN! Büyük Çocuk : Evet anne.. Anne : Bebekle daha çok ilgilenmem- Anne : Ġkiniz de aynı oyuncakla oyden hoĢlanmıyorsun... namak istediniz, hmmm, Anlıyorum... Çocuk : Evet hoĢlanmıyorum.. Anne : Bence birbirinizle konuĢup bu durumu birbirinize haksızlık etmeden çözebilirsiniz... ! Çocuklarınızın her birine eĢit davran- Anne : Ben de bu sırada yemeği maya çalıĢmayın. piĢireyim... Çocuk : Ona benden daha fazla börek verdin .. Baba : Hayır, ona da sana da ikiĢer dilim verdim ... yerine... ÇOCUĞUN KĠġĠLĠK ÖZLLĠKLERĠNE VE ĠHTĠYAÇLARINA UYGUN BĠR BĠÇĠMDE DAVRANMAYA ÇALIġIN ! Çocuk : Ona benden daha fazla börek verdin .. Baba : Sen doymadın sanırım... Çocuk : Evet doymadım... Baba : Ne kadar istersin, bir dilim daha ? ! KarĢılaĢtırma yapmaktan uzak durun. Anne : KardeĢin bile oyun oynarken bu kadar ortalığı dağıtmıyor.. Çocuk : Annem beni sevmiyor.. 47


İNCELEME—BİR KİTAP

FAHRENHEIT 451 Kitapsız bir hayat ! Kitapların yasak olduğu, yakıldığı, okumanın suç sayıldığı bir dünya ! öykü, hemen hemen tüm dergiler tarafından reddeBanu Hıdırlar

dilir. Sonunda, Galaxy Magazine

www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

tarafından yayınlanır. Ardından

Fahrenheit 451(*), kitap okumanın ve 1953’te Ian Ballantine, yazara bulundurmanın yasaklandığı bir dünyayı ve görevi kitapları yakmak olan

ilk 25000 kelime-

itfaiyeci Guy Montag’ı anlatmakta.

ye 25000 kelime

iĢi dahil hiçbir ―neden‖i düĢünmeyen

kate alır ve yaklaĢık 10 $ ödediği kira-

Montag, yaptığı iĢten memnun, yaĢa- daha eklenecek olursa iyi bir roman mını sorgulama gereksinimi olmayan, olacağını söyler. Ray, bu öneriyi dikbiri. Aslında yaĢadığı dünyadaki diğer insanlar ile tamamen aynı kayıtsızlığa sahipken tesadüf eseri karĢılaĢtığı 17 yaĢındaki Clarisse ve profesör Faber ile geçirdiği kısa süreli zamanda düĢünmeye ve sorgulamaya baĢlar. Tüm yaĢamını, yaptığı iĢi, arkadaĢlarını ve en önemlisi de kitapları düĢünmeye baĢlar. Ve bu değiĢimle birlikte hayatının değiĢmesi de kaçınılmaz hale gelir. Fahrenheit 451, aslında Ġtfaiyeci isimli kısa öyküden yaratılan bir kitap. Ġtfaiyeci’nin Fahrenheit 451’e dönü-

lık daktilosuyla Fahrenheit 451’i romana dönüĢtürür. Ancak bölümlerini basacak bir dergi bulamaz. Uzun süre sonra Chicagolu bir editör, 450 USD karĢılığında, henüz yeni çıkarttığı dergisinin 2, 3 ve 4. sayılarında yayınlamak üzere kitabı satın alır. Bu adam Hugh Henfer, dergi ise 1953/54 kıĢında çıkan ve dünyayı sarsan Playboy dergisidir. Kitabın ülkemizde ilk basımı ise 1971’de olmuĢ. Montag’ı, ilk olarak Truffaut’ın 1966 yapımı olan Fahrenheit 451 isimli filmi

Ģüm hikayesi gerçekten ilgi çekici. Ya- ile tanımıĢtım. Yönetmenlerin her filzar, bu anısını kitabın önsözünde pay- mini izlemeye çalıĢtığım bir dönemde

laĢmıĢ. Kitabın yazılmasına neden olan ve kendisi ile ilgili pek fikrim olmadan aldığım bir filmdi. Ġzledikten sonra 48


tabir yerinde ise- neye uğradığımı ĢaĢırdım. Sanki film değil de gelecekten gerçek sahneler izlemiĢ gibiydim. Beni etkilemeyi fazlasıyla baĢarmıĢ ve baĢucu filmlerinden biri olmuĢtu. Yaptığım kısa bir araĢtırma ile filmin aynı isimli bir romandan uyarlandığını öğrendim. Tabi hemen kitabı aramaya baĢladım ve uzun süren çabalarımın sonucunda kitaba ulaĢabildim. Kitabı birkaç saat içerisinde okudum.

bıraktı. Hemen diğer bir kitap ellerine

Kitaplığımdaki yerine koymak için rafın düştü.” önüne geldiğimde eğer gerçekte böyle İlk kez anladım ki bütün kitapların arbir durum olsaydı ne kadar ―korkunç‖

kasında bir insan vardı. Her birini bir

olabileceği geldi aklıma. Kitapsız bir

insan düşünüp yaratmıştı. Bir insan

hayat ! Kitapların yasak olduğu, yakıl- onları kağıda dökmek için günlerini vedığı, okumanın suç sayıldığı bir dün-

riyordu. Ben bunları düşünmeyi bile

ya ! Bir avuç insanın kitapları geleceğe daha önce asla düşünmemiştim. aktarma çabası...

Her uyarlamada olduğu gibi Fahrenheit 451’de de belirgin farklılık-

Ve aklıma Montag’ın baĢarılı bir kitap

lar var. Kitapta önemli yeri olan ka-

yakıcı iken yaĢadığı düĢünce değiĢimi

rakterlerden Profesör Faber maalesef

ve sözleri geldi;

filmde yok. Clarrise ise kitaptakinden çok daha fazla yer almıĢ filmde. Meka-

“Kitaplar, omuzlarına, kollarına ve yu- nik tazı, yine kitapta olan ancak filmde karı kaldırdığı yüzüne sağanak halinde olmayan bir karakter. Tabi bunda dödüşüyordu. Kitaplardan biri, beyaz bir

nemin teknolojisi de etkili olabilir. Bu

güvercin gibi, uysal kanatlarını çırpa-

farklılıklara rağmen film de tek baĢına

rak eline kondu. Solgun, titrek ışıkta,

baĢarılıydı bence.

bir sayfası açıldı, kar beyaz bir tüy gibiydi, sözcükler ince ince yazılmıştı.

Kitap ise bir bütün olarak mükemmel

Tüm bu telaş ve heyecan içinde,

olsa da en sevdiğim kısmı finalidir. Ve

Montag sadece bir an, bir satır okuya- Montag’a söylemek istediğim; Merhabilmişti. Fakat, kızgın demirle damga- ba, Ben ― Kürk Mantolu Madonna‖. lanmış gibi bu satır zihninde şakıyıp durdu. „ Öğleden sonra güneşinde

(*) Fahrenheit 451 : Kitap kağıtlarının

zaman uykuya dalmıştı.‟ O kitabı

yanıp tutuĢtuğu ısı derecesidir.

49


SPOR 2010 FIBA Dünya ġampiyonası Türkiye (28 Ağustos-12 Eylül) Seda Asolar http//sedasolar.blogspot.com

28.Ağustos.2010, Cumartesi BirinciTur – Gruplar #

Grup

Saat

Şehir, Arena

1

C

Yunanistan - Çin

16:00

Ankara

1

D

YeniZelanda - Litvanya

16:00

Izmir

1

A

Avustralya - Ürdün

16:30

Kayseri

1

B

Tunus - Slovenya

16:30

Istanbul

2

C

Rusya - Porto Riko

18:30

Ankara

2

D

Kanada - Lübnan

18:30

Izmir

2

A

Angola - Sırbistan

19:00

Kayseri

2

B

A.B.D. - Hırvatistan

19:00

Istanbul

3

C

FildişiSahili - Türkiye

21:00

Ankara

3

D

Fransa - İspanya

21:00

Izmir

3

A

Almanya - Arjantin

21:30

Kayseri

3

B

İran - Brezilya

21:30

Istanbul

Saat

Şehir, Arena

29.Ağustos.2010, Pazar BirinciTur – Gruplar

50

#

Grup

4

C

Çin - FildişiSahili

16:00

Ankara

4

D

Litvanya - Kanada

16:00

Izmir

4

A

Ürdün - Angola

16:30

Kayseri

4

B

Slovenya - A.B.D.

16:30

Istanbul

5

C

Porto Riko - Yunanistan

18:30

Ankara

5

D

Lübnan - Fransa

18:30

Izmir

5

A

Sırbistan - Almanya

19:00

Kayseri

5

B

Hırvatistan - İran

19:00

Istanbul

6

C

Türkiye - Rusya

21:00

Ankara

6

D

İspanya - YeniZelanda

21:00

Izmir

6

A

Arjantin - Avustralya

21:30

Kayseri

6

B

Brezilya - Tunus

21:30

Istanbul


30.Ağustos.2010, Pazartesi BirinciTur – Gruplar #

Grup

Saat

Şehir, Arena

7

A

Ürdün - Sırbistan

16:30

Kayseri

7

B

Slovenya - Hırvatistan

16:30

Istanbul

8

B

Tunus - İran

19:00

Istanbul

8

A

Avustralya - Almanya

19:00

Kayseri

9

B

A.B.D. - Brezilya

21:30

Istanbul

9

A

Angola - Arjantin

21:30

Kayseri

Zaman

Şehir, Arena

31.Ağustos.2010, Salı BirinciTur – Gruplar

51

#

GRU P

7

C

Rusya - FildişiSahili

16:00

Ankara

7

D

YeniZelanda - Lübnan

16:00

Izmir

8

C

Porto Riko - Çin

18:30

Ankara

8

D

Fransa - Kanada

18:30

Izmir

9

C

Yunanistan - Türkiye

21:00

Ankara

9

D

İspanya - Litvanya

21:00

Izmir


YAZI DİZİSİ— FOTOĞRAF DÜNYASI

FOTOĞRAF TUTKUNLARINA ROTALAR Taksim’den Ġstiklal Caddesi boyunca yapacağınız yürüyüĢle birbirinden renkli karelere sahip olabilir özellikle BURCU ÇALIġKAN KIRCI ıĢıkların yanmaya baĢladığı saatlerde www.hayatiminrenkleri.blogspot.com Fransız Sokağı ve Tünel’de çekim yawww.burcucaliskan.com parken zamanın nasıl geçtiğini fark etmeye bilirsiniz. Böyle bir turun ardından keyifli bir molayı hak ettiğinizi Ġstanbul gibi hem tarihi hem tarifsiz bir unutmayın lütfen. karmaĢayı bünyesinde barındıran Ģehir, eĢsiz güzellikleri ölümsüzleĢtirme Yine yürüyüĢ yaparak tamamlayabilefırsatı da verir insana. Her mevsim tadı ceğiniz bir baĢka rota var sırada; Topbir baĢka olsa da güzel havalarda hane’den baĢlayarak Fındıklı Parkı’ndafotograf çekmenin keyfi baĢkadır bura- ki insan manzaralarına ek olarak Dolda... Rota neresi olursa olsun Ģehir mabahçe ve Dolmabahçe Sarayı’da sikarmaĢasının içinden çıkıp gelen bir hi- ze oldukça fazla malzeme sunacaktır. kaye takılabilir objektifinize. Yolu biraz daha uzatmaya ne dersiniz? Gelin günün farklı saatlerinde farklı Gelin bu seferde BeĢiktaĢ ÇarĢı ve ismekanlara birlikte gidelim. kelede kısa bir tur atıp rotamızı Ortaköy’e çevirelim. Burada sayıları Klasik rotayla baĢlayacak olursak Sul- azalsada meydandaki tezgahlarda satıtanahmet, Topkapı Müzesi, Yerebatan lan rengarenk hediyelikler, Ortaköy Sarnıcı, Arkeoloji müzesi ve Ayasofya’- Camii ve meydanı fotograflanmak üzeyı bir güne sığdırmak biraz zor olacare sizi bekliyor olacaktır. ğından Kapalı ÇarĢı ve Mısır ÇarĢısı’nı da ekleyerek iki günü kapsayacak bir Balat ve Rum okulu, Edirnekapı, Eyüp tur yapabilirsiniz. Tarih kokan bu rota ve civarı yine fotografçıların sevdiği roeminim ki bakmaktan keyif alacağınız taların içinde yer alır. Özellikle insan karelere imza atacaktır. hikayeleri için fotografçılara alıĢkın Balat sakinleri sizleri yadırgamayacaktır. Günün ilk ıĢıklarında manzara çekmek Ġstanbul dendiğinde ilk akla gelen boiçin yola çıktıysanız Harem, Üsküdar, ğazda bir tur yapıp yalıları çekmeden Hidiv Kasrı, Ortaköy, Galata Kulesi, veya vapurla kavaklara gitmeden de Eminönü Köprüsü sizi bekliyor olacak- olmaz değil mi? O halde bunun için satır. 18:00’den sonra bu yerlere ek ola- bah saatlerini tercih edip püfür püfür rak tarihi yarımadayı da kapsayacak boğaz havasında yolculuk yapmayı teraçılarla silüet çekimleri yapmakta cih edebilir kavaklardaki balıkçılara himümkün. Yine bir sabahı güzel bir kayenizde rol bile verebilirsiniz kahvaltı ile çekim için Beylerbeyi ve IĢığınız bol olsun. Kuzguncuk’a ayırmanızı tavsiye ederim. 52


RAFLARDA BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

ÇARPIġMA Chuck Palahniuk

Onu herkes farklı anlatıyor. Biri, "Yedi Bela Öğğk Casey aslında kötü biri değil; sadece dünyada sahici bir Ģeyler bulmaya çalıĢıyor" diyor. Onu etkileyici ve olağanüstü bulanlar kadar onun iğrenç, korkutucu, hatta katil olduğunu düĢünenler de var. Peki kim bu Öğğk Casey denen adam? Chuck Palahniuk'un, her zaman olduğu gibi, bir öncekinden daha çılgın bu romanı bir anlamda sözel kiĢisel tarih. Amerika'nın baĢına bela kesilip, yürüyen ve konuĢan bir kitle imha silahına dönüĢen iğrenç mi iğrenç bir tipin, Yedi Bela Öğğk Ca-sey'nin, hayatına giren ya da girmeyip Ģöyle bir kenarından geçen bir sürü insanın sözlü anlatımıyla, kimsenin hayal bile edemeyeceği eylemlerine tanık oluyoruz. Öğğk Casey daha küçük yaĢta, koklayarak ve tadarak olaylar ve kiĢiler hakkında çok Ģey söylemek gibi olağanüstü özelliklere sahiptir. Doğduğu Middleton kasabasının çölünde hayvan yuvalarına kolunu ya da bacağını sokarak kendine kuduz bulaĢtırır. Çok zeki olmasa bile uyanıktır ve hayatın kanlı, canlı gerçekliğine herkesten farklı yaklaĢır. Dolayısıyla yaĢadığı aĢk bile Ģiddetli, tiksindirici ve zorlayıcıdır. Elbette, seksidir de. Büyük Ģehre taĢındığında "arabalarla yapılan DövüĢ Kulübü" diyebileceğimiz ÇarpıĢma Partisi'ne katılır ve sıra dıĢı olaylar yaĢanmaya devam eder…

53

KAR YAĞIYOR HAYATIMA Selim ileri

Bazen kitaplarını okuduğumuz, filmlerini, oyunlarını seyrettiğimiz, resimlerine dalıp gittiğimiz kimi sanatçıları tanıdığımızda, tanıĢ olduğumuzda eserlerindeki o duygu yoğunluğunu yaratan kiĢiyle özdeĢleĢtirmekte zorluk çekeriz. Aksi beklenmeli midir, okurun veya seyircinin buna hakkı var mıdır? Buna ben yanıt veremem ama Selim Ġleri’nin anılarını okuduğumuzda kendisinin tam da romanları ve öykülerinde olduğu gibi öz yaĢamında da duygularını, tüm içtenliği ve iniĢ çıkıĢlarıyla yaĢamayı içselleĢtirmiĢ, öyle yaĢamayı seçmiĢ bir yazar olduğunu görüyoruz. Afife Jale, Ahmet Muhip Dıranas, Azra Erhat, Behçet Necatigil, Belgin Doruk, Cahide Sonku, Cahit Uçuk, Diclehan Baban, Feriha Tevfik, Haldun Taner, Halide Edib Adıvar, Kemal Tahir, Kerime Nadir, Memet Fuat, Nisa Serezli, Oğuz Atay, Sadri AlıĢık, Salih Zeki Aktay, Samet Ağaoğlu, Sevgi Soysal, Sevim Burak, Vedat Günyol, YaĢar Nabi Nayır, Zeki Faik Ġzer... Selim Ġleri'nin anılarından.


SESSĠZ TANIK Agatha Christie

KĠTAPLARDAN KURTULA BĠLECEĞĠNĠZĠ SANMAYIN Umberto Eco

Emily'nin baĢına gelenler için herkes yaramaz köpeği suçladı. Ama topa basarak merdivenlerden düĢen Miss Emily bunun bir kaza olmadığına, akrabalarından birinin kendisini öldürmek istediğine inanıyordu.17 Nisan'da Hercule Poirot'ya bir mektup yazarak Ģüphelerini dile getirdi. Her nedense mektup ünlü dedektifin eline 28 Haziran'da geçti... Ama bu arada iĢ iĢten geçmiĢti... AKĠLE HANIM SOKAĞI Halide Edip Adıvar

Edebiyatımızın öncü kadın yazarlarından Halide Edib Adıvar, üretken kalemiyle yaĢadığı çağın gerçekçi bir portresini çizmiĢti. Halide Edib Adıvar'ın 1958 yılında yayımladığı Âkile Hanım Sokağı, 1950'lerin Ġstanbul yaĢamının canlı, eğlenceli bir panoramasını çiziyor. Nermin ve Tarık, daha birkaç yıl önce evlenmiĢ, Ankara'da sakin bir evlilik sürmektedirler. Tarık bir yurtdıĢı görevi nedeniyle Roma'ya gidince Nermin de Ġstanbul'a, eniĢtesinin Beyazıd Âkile Hanım Sokağı'ndaki konağına gidip onu orada beklemeyi uygun bulur. Âkile Hanım'ın konağıyla komĢu olan bu ev, içinde birbirinden ilginç sayısız hikâye barındırmaktadır. ÇağdaĢ Türkiye'nin değiĢen yüzü; modern yaĢamın getirdiği yeni iliĢkiler, dünyada fırtınalar estiren ve Türkiye'ye yeni yeni giren Rock'n Roll, striptiz, kadınların özgürleĢmesi, kuĢak farkları, giyim kuĢam; modernizmin iyi yanlarına övgü, kötü yanlarına eleĢtiri. Halide Edib'in bu keyifli romanı her yaĢtan okurun ilgisini bekliyor.

54

Papirüsten elektronik dosyalara, kitabın beĢ bin yıllık tarihinde bir yolculuğa çıkıyoruz. Ġki kitap âĢığının, semiyolog, düĢünür ve yazar Umberto Eco ile sinemacı ve dramaturg Jean-Claude Carrière'in sohbeti çarpıcı anekdotlarla, hiç duymadığınız ayrıntılarla dolu. Zamanda ve mekânda gezinirken, gerçek kiĢiler roman kahramanlarına karıĢıyor, budalalık kutsanıyor; koleksiyoncuların takıntıları, neden bazı dönemlerin çok sayıda Ģaheser doğurduğu, hafızamızın nasıl çalıĢtığı, kütüphanelerin nasıl düzenlenmesi gerektiği anlatılıyor. Hatta "tavukların karĢıdan karĢıya geçmeyi neden bir asırda öğrendiğini" ya da kitabın neden tekerleğe benzediğini böylece öğreniyoruz. Kısacası bu iki çılgın edebiyat tutkunu, her adımda hem ĢaĢırtan hem de bilgilendiren neĢeli sohbetlerine bizi de ortak ediyorlar. Nietzsche'nin deyimiyle "neĢeli bilgi" var bu kitapta!

TANRILARIN ĠNTĠKAMI Christian Jacq Bir Antikçağ polisiyesi, soluk soluğa bir macera... ĠÖ 528. Nil Deltası'nın batısında, muhteĢem Sais kentinde Mısır'ın kaderini belirleyecek korkunç bir dram yaĢanır. Genç yazıcı Kel, tüm çevirmenler bürosu çalıĢanlarını katledilmiĢ bulur. Paniğe kapılan Kel büronun üzerinde çalıĢtığı Ģifreli papirüsü de alarak kaçar. Artık bir devlet meselesinde ideal suçlu durumuna düĢmüĢtür. Bu uğursuz atmosferde birileri yazıcı Kel'e büyük bir oyun oynamıĢtır. Genç yazıcıyı çok aĢan bir komplo... Kâh polisin, kâh komplocuların hedefindeki genç yazıcı masumiyetini kanıtlamak için gizemli papirüsün Ģifresini çözmek zorundadır.


TARİHTE BU AY BANU HIDIRLAR www.birazsoylebirazboyle.blogspot.com

20/08/1462 - Cebelitarık, Ġspanyollar tarafından zaptedildi. 22/08/1642 - Ġngiltere iç savaĢı baĢladı. 27/08/1859 - Dünyanın ilk petrol kuyusu Amerika BirleĢik Devletleri Pennsylvania eyaletinde açıldı. 02/08/1865 - Lewis Carroll'un yazdığı Alice Harikalar Diyarı'nda ilk kez basıldı. 13/08/1899 - "Rebecca", "KuĢlar", "Sapık" filmleriyle ünlü Oscar ödüllü Ġngiliz yönetmen Alfred Hitchcock’un doğum tarihi. 12/08/1908 - Ford marka ilk araba üretildi. 21/08/1911 - Dünyanın en tanınmıĢ tablosu, Leonardo da Vinci'nin Ģahaseri Mona Lisa Luvr Müzesi'nden çalındı. Tablo ancak iki yıl sonra Floransa'da bulundu. 30/08/1922 - Yunan ordularının iĢgaline karĢı BaĢkomutanlık Meydan SavaĢı kazanıldı. Her yıl 30 Ağustos günü Zafer Bayramı olarak kutlanıyor. 26/08/1924 – Türkiye ĠĢ Bankası kuruldu. 23/08/1925 – Atatürk, Şapka ve Kıyafet Devrimini başlattı. 06/08/1932 - Ġlk Venedik Film Festivali baĢladı. 01/08/1933 - Ġstanbul Üniversitesi kuruldu.04/08/2005 - Senarist Safa Önal, filme çekilmiĢ 395 senaryosuyla Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. 11/08/1936 - Ġstanbul Tiyatro festivali baĢladı. 17/08/1945 - "Avcı", "Baba 2" filmlerindeki rolleriyle ünlü Oscar ödüllü Amerikalı aktör Robert de Niro doğdu. 16/08/1958 - Amerikan rock Ģarkıcısı Madonna’nın doğum tarihi. 18/08/1961 – Türkiye’de ilk kez bir banka soyuldu. Bankayı soyan Necdet Elmas 30 Ağustosta Darıca'da yakalandı. 15/08/1969 - Woodstock Müzik ve Sanat Festivali New York yakınlarında bir mandırada 400 bin kiĢinin katılımıyla baĢladı. Festival üç gün sürdü. 24/08/1992 - Talim Terbiye Kurulu okullara girmesi sakıncalı kitapları açıkladı; YaĢar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Halikarnas Balıkçısı, Haldun Taner, Gorki, Balzac, Hemingway ve Steinbeck gibi yazarların yapıtları okullara giremeyecek. 25/08/1997 - Kasparov, IBM Deeper Blue 2'ye karĢı 2-1 yenildi. Bu bir dünya satranç Ģampiyonunun bilgisayara yenildiği ilk karĢılaĢma oldu. 55


BU AY VİZYONDA MÜGE KARAHAN www.yemekbahane.blogspot.com

Ajan Salt Gösterim tarihi : 6 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Philip Noyce Oyuncular: Angelina Jolie, Liev Schreiber, Chiwetel Ejiofor Bol aksiyonlu sahneleriyle Jolie’nin hayat vereceği Evelyn Salt karakteri Aslında bir CIA ajanı olmasına rağmen kendisine Rus ajanı iftirası atılıyor ve klasik kedi fare oyunu baĢlıyor. Zorlu Görev Gösterim tarihi : 6 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Nicholas Stoller Oyuncular: Katy Perry, Christina Aguilera, Rose Byrne, Pink, Jonah Hill Yeni kurulmuĢ bir plak Ģirketi efsanevi rock solisti Aldous Snow'u, Los Angeles'ta konser vermesi için iknaya çalıĢmaktadır. Bir tür dönüĢ konseri olacak bu etkinlikte rock yıldızı gelmeye istekli değildir. Dahası plak Ģirketinin yalnızca iki günü kalmıĢtır. Eğlenceli ve komik senaryosunun yanısıra film, kadrosu ile ses getireceğe benziyor. Cehennem Melekleri Gösterim tarihi : 13 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Sylvester Stallone Oyuncular: Bruce Willis, Jason Statham, Jet Li, Sylvester Stallone, Arnold Schwarzegener Kadrosu ile dikkat çeken bir baĢka film daha.. The Expandables bir kiralık savaĢ timidir ve bu sefer ki görevleri Güney Amerika'da bir ülkeye sızarak, bu ülkenin acımasız dikatatörünü devirmektir.. Fakat görev baĢlar baĢlamaz The Expandables grubu herĢeyin tam olarak göründüğü gibi olmadığını anlar ve kendilerini tehlikeli bir ihanet ağının içerisinde bulurlar. 56


Büyükler Gösterim tarihi : 13 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Dennis Dugan Oyuncular: Adam Sandler, Salma Hayek, Rob Schneider, Steve Buscemi, Kevin James Adam Sandler’dan güzel bir komedi daha ..Film, mezuniyetlerinden otuz yıl sonra beĢ iyi arkadaĢın 4 Temmuz haftasonu tatilini geçirmek için bir araya geliĢlerini konu alıyor. Step Up 3-D Gösterim tarihi : 20 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Jon Chu Oyuncular: Adam G. Sevani, Alyson Stoner, Jason Etter, Rick Malabri, Sharni Vinson Moose kitaplardan baĢını kaldırmamayı ve sürekli ders çalıĢmayı planlamaktadır, ancak sınıftayken nereden olursa olsun bir müzik sesi duyduğu zaman ayakların ritim tutmasını engelleyemez. Çok kısa bir süre içerisinde kötü bir Ģöhreti olan ''House of Pirates'' isimli bir yeraltı dans ekibine katılır. 3D olarak izleyeceğimiz filmin müzikleri ilgi çekecek… A Takımı Gösterim tarihi : 20 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD Yönetmen: Joe Carnahan Oyuncular: Jessica Biel, Liam Neeson, Bradley Cooper, Patrick Wilson, Sharlto Copley ĠĢlemedikleri bir suçla yargılanan bir grup Özel Kuvvetler üyesi, isimlerini bu olaydan sildirmek için bir araya gelip, her birinin kendine özel yeteneklerini kullanarak asıl suçluyu bulmaya soyunurlar. Burning Bright Gösterim tarihi : 20 Ağustos 2010 Yapım : 2009, ABD Yönetmen: Carlos Brooks Oyuncular: Briana Evigan, Garret Dillahunt, Charlie Tahan, Mary Rachel Dudley Genç bir kadın ve otizmli küçük kardeĢi bir kasırga sonrası sığındıkları evde karĢılaĢtıkları aç bir kaplanla mücadeleye girerler... 57


The Karate Kid Gösterim tarihi : 27 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD, Barbados, Çin, Fas, Ġspanya, Lüksemburg, Panama, Tanzanya, Yemen Yönetmen: Harald Zwart Oyuncular: Jackie Chan, Jaden Smith, Taraji P.Henson, Rongguang Yu, Bo Zhang 12 yaĢındaki Dre Parker, yaĢadığı Detroit'te mutlu bir hayat sürmekteyken, annesinin iĢleri nedeniyle Çin'e taĢınmak zorunda kalır. Çin'deki yaĢama uyum sağlayan Dre, sınıf arkadaĢı Mei Ying'e aĢık olur. Aslında birbirlerine karĢı hissettikleri karĢılıklıdır, ama aradaki kültürel farklılık bu dostluğu zora sokar. Bu da yetmezmiĢ gibi, okulun karate yıldızı Chang belalısı haline gelir.Dre, bir Kung Fu ustası olan Mr. Han'la tanıĢır ve iyi bir dövüĢçü olmak için onun yardımını ister. Mr. Han ise bu sporun dövüĢ ve Ģiddet için değil, olgunluk ve kontrole için kullanıldığını gösterecektir. Son SavaĢçı Gösterim tarihi : 27 Ağustos 2010 Yapım : 2010, ABD, Ġngiltere Yönetmen: Neil Marshall Oyuncular: Olga Kurylenko, Michael Fassbender, Imogen Poots, David Morrissey, Dimitri Leonidas M.S. 117 yılında Romalıların Ġngiltere’yi iĢgali sırasında geçecek olan film Quintus Dias'ın adında bir adamın öyküsünü anlatacak. General Virilus'un efsanevi 9. Lejyonuna katılan genç adam, Pict ırkını ve liderleri Gorlacon'ı yeryüzünden silmek için ordusuyla beraber kuzeye doğru gitmeye baĢlayacak. Anneler ve Kızları Gösterim tarihi : 27 Ağustos 2010 Yapım : 2009, ABD, Ġspanya Yönetmen: Rodrigo Garcia Oyuncular: Samuel L. Jackson, Naomi Watts, David Morse, Kerry Washington, Britanny Robertson Ellili yaĢlarındaki Karen, otuz beĢ yıl önce evlatlık verdiği kızı Elizabeth ve bir çocuk evlat edinmek isteyen yirmi yaĢındaki Lucy…Üç kadının kesiĢen hayatlarını konu alan dokunaklı bir film.

58


SİZDEN GELENLER Kaypak bir hevesin zincirleri asılıyor Bu Sayfalar Sizin, Var gücüyle DüĢüncelerinizi, kısa hikayelerinizi, Omuzlarıma Ģiirlerinizi, karikatürlerinizi bize gönderin yayınlayalım. Hep beraber okuyalım. ajandadergisi@gmail.com

Sana ait o kutsal coğrafyanın uzağında Duyularım parçalanıyor Göğün bembeyaz kanatlarına imreniyorum Elimde değil Neresinden tutayım kendimin Aklımın karĢılığında Birkaç sevinç satın alacağım

AġK SORGUSU

Ufalanıyor cüretim Mutluluğa sancılanıyorum

Dilimdeki imlere saplanan Cesur sandığım Ürkek kılıklı kelimeler

Bir avuç külüm bundan sonrası Ve bir adım daha sonsuzluk

DüĢemiyorsun değil mi bir cümlenin ardına Ve ben yine Yutkunuyorum Huzursuz Bir iskemle sorguluyor hazır DuruĢta Boyutsuz bir boĢluk gibi kayıtsız adresine Oturmakla, kalkmak Gitmekle, kalmak arası 59

Gizli bir göl gibi birikiyorum Sesin pınar Susuzluğuma Ġçimde kalan izlerine mühürleniyorum Semra Arıkan


AYIN BLOGU

Özgün, üretken, ilgi çekici ĠĢte karĢınızda: BĠLLUR SAATÇĠ ve http://offnegiysem.blogspot.com Seda Asolar http//sedasolar.blogspot.com

Tarzın , kıyafetlerin , duruĢun . Nevi Ģahsına münasır bir kiĢilik olduğunun farkındasın değil mi ? TeĢekkür ederim, bunu duymak çok hoĢ! KliĢe ama gerçek aslında herkesin bir tarzı var. Kendini yansıttığın sürece, herkes nevi Ģahsına münasır. Ben sende ki bu farklılığın almıĢ olduğun eğitimden de kaynaklandığını düĢünüyorum. Bunu arasıra ben de düĢünüyorum.Dame de Sion'un hayatımda sadece 8 yıllık bir eğitimden ibaret olmadığını, bir hayat görüĢü ve adab -ı muhaĢerete dair ne varsa kazandırdığını düĢünüyorum :) Blogdaki ben ise, delidolu; kimi zaman mürebbiye kılıklı küçük bir hanım, kimi zaman yaramaz bir çocuk , kimi zaman racon kesen ve her defasında çok eğlenen bir ben. 60


Şimdi,üniversitede almış olduğun eğitimden farklı, bir dolu iĢler yapıyorsun . Seni mutlu eden Ģeyleri yapmandan kaynaklanıyor bu pozitifliğin ve enerjin sanırım Ben her zaman herĢeyi yapmaya çalışan tam bir şıpsevdiyim aslında. yapmak istediklerimi sıralayamam bile, sanki hepsine yetiĢecekmiĢim gibi yapmaya çalıĢırım. tabii yarım yamalak kalan çok heveslerim olmuĢtur arkamdan ağlayan :) Ġmkanım olsa, ömür boyu gezer, binbir tane kursa gider, farklı farklı ne varsa ögrenmek, ögrendiğimi üretmek, paylaĢmak isterim. Çok sık aynı Ģeyi yapınca sıkılıyorum, ona da eğlence ya da farklı birĢey katmak benim elimde, minicik bir detay bana dünyaların ilhamını verebiliyor bazen. Takı tasarımı,Gezi günlüğü,Moda blogu ...Doğru söyle Billur , baĢka bir konuya daha el atmayı düĢünüyor musun J Ġstiyorum! off nereye gitsem ve off ne hediye alsam'a daha çok vakit ayırmak istiyorum. Daha çok gezesim ve öğrenesim var birçok yeri ve yeni zaanati. Seni baĢarılı buluyor oluĢumun sebebi: birden fazla Ģey ile uğraĢıyor olup , her birinde de baĢarılı ve kaliteli iĢler çıkarman . Ġçine sinmeyen bir Ģeyi paylaĢmıyorsun ve iyi olması çaba sarfediyorsun , dıĢarıdan görünen bu . Ġçime sinmeyen, aman bu da durumu idare eder dediğim hiç bir Ģey yapmadım bu hayatta. Ne iĢ hayatında, ne hediye alırken, ne cam yaparken, ne de blog günlerce update edilmediği halde yazmıĢ olmak için yazarken .Asla azıyla yetinen ya da idareten olsun diyen bir tip değilim. Minicik bir Ģey olsa dahi içime sinmesi çok önemli.

61


Billur uyuduğu zaman haricinde vaktini hep üreterek geçiren biri . BoĢa geçen zamandan mı hoĢlanmıyorsun , yoksa yapacak çoookk Ģey var diye mi düĢünüyorsun? Yapacak, görecek, yaĢayacak çok Ģey var! Biraz da seyahatlerinden bahsedelim. Ġlk gençlik yıllarında Avrupa’yı dolaĢmıĢtın biraz . Geçenlerde Ġtalya ve Yunanistan’a gittin. Aklında iz bırakan Ģehir(ler) hangisiydi , bunlardan farklı olarak Ģu an gökten 3 uçak bileti düĢseJ nerelere gitmek isterdin ? Avrupa’yı dolaĢtım sayılmaz :) Bir elin parmaklarını geçmez benim seyahetlerim. KeĢke imkanım ve vaktim olsa hep gezsem. Yaz sonu Barselonaya gidiyorum, gökten düĢmeden ben aldım biletii :) en sevdiğim Ģehir dönüp dolaĢıp hep Paris, sonra Roma.

Billur ile ilgili

Bana Ģu an hayalini kurdurttuğun 3 uçak biletiyle ise Berlin'e, NewYork'a ve Londra'ya gitmek isterdim ġimdi. Ne olacak bu iletiĢim çılgınlığı ? Twitter , Flickr, Friendfeed, Facebook, 4sqa, formspringme...

arkadaĢları neler dedi “Tanıdığım en orijinal, en farklı insan… Sana hayran olmak için dıĢtan

PaylaĢmadan duramaz hale geldik

bakıldığında çok sebep var, ama asıl içini bilmek insanı sana bağlıyor.

değil mi ?

Ġçindeki farklılık yansıyor eserlerine,

Aynen öyle, tam bir çılgınlık. bu çılgınlığı idare etmek de, için de var olmak da, boy göstermek de, etkili kullanmak da hepsi ayrı bir öğreti. Ben de bir çılgınlıktır yapıyorum :)

yaptığı her iĢe… Dokunduğun her şeyi güzelleştiren bir yetenek vermiĢsanav e daha uzun yıllar yaptık Larınla gurur duyacağımıza eminim…“ BAHAR

Okuyucularımıza sevdiğin ve bir de

"Ġçi çalıĢma azmiyle dolu, bıcır bıcır

rica ediyorum .

'Heycanli, cocuksu, boncuklar di-

boĢ vakitlerini hoĢça geçirebilecek- bir cam prensesi! :)“ GÖKÇE lerini düĢündüğün bir hobi önerisi

yarinin rengarenk prensesidir bium..' Tabiki bir haftasonu camın büyülü dün- Zeyno ERTAS yasını keğfetmek için Beykoz Riva'daki “Özgüvenli, azimli, zekive tabii ki Cam Ocağı'nı gidin görün isterim, belki

yaratıcı :) “

yıllar boyu zevkle yapacağınız bir hobi

Ġpek HACIKULAOĞLU

sizi oracıkta bekliyordur. 62


NOSTALJİ FİLM KÖŞESİ

12 Angry Men Bir Dava Üzerinden Ġnsanlık Dersi Veren Film SĠNEM ERGUN www.sanatnotlari.blogspot.com

Yönetmen: Sidney Lumet Oyuncular: Henry Fonda, Lee J. Cobb Yıl:1957

12 Angry Men filminin en büyük özelliği neredeyse tek bir mekan kullanılarak çekilmesidir. 96 dakikalık süre boyunca sadece 8 dakikası yine kapalı olan baĢka mekanlarda geçmektedir. Diyaloglar üzerine kurulu senaryoda fikir ayrılıkları olsa bile akıllarda kalan küçük bir Ģüphe de olsa bir grup kararını nasıl etkilediğini izliyoruz. Bu film yüksek lisans pazarlama ve yönetim derslerinde örnek olarak gösterilmektedir. Doğru sorularla ve önyargıları kırarak karĢıdaki kiĢiyi ikna etmenin yöntemi bu filmde açıkça sergilenmekte.

63


cuk zanlının babasını öldürüp öldürmediğine karar vermektir. Jüri ayrıca sanığın suçlu bulunması halinde uygulanacak cezanın idam olacağı (elektrikli sandalye) konusunda bilgilendirilir. Sonrasında on iki jüri üyesi davayı tartıĢacakları ve birbirlerinin kiĢiliğini tanıyacakları jüri odasına girerler. Amerikan adalet sisteminde halen geçerli olan jüri sisteminin perde arkasına da yakın bakıĢ olan filmde, önyargıların ve Ģüphenin insanın karar mekanizmasını nasıl etkilediğini izliyoruz. Film bir dava üzerinden insanlık dersi verir nitelikte adeta. 1935-1981 kariyer yıllarında, dönemin Normal yaĢantımızda da nasıl yargısız ünlü oyuncusu özellikle western ve sa- infazlar yapabildiğimizi hatırlatıyor bivaĢ filmlerine damgasına vuran Henry ze. Fonda, filmin baĢrol oyuncusu. DüĢünce sistemimizde kemikleĢmesine Senaryo, bir duruĢmada bir jüri üyesinin diğer on bir jüri üyesini Ģüphelinin suçsuz olduğu konusunda, makul Ģüphe temelinde, ikna etme çabaları hakkındadır. Amerikan yasalarına göre jürinin kararı (suçlu ya da suçsuz) oybirliği ile alınmalıdır. Oybirliği ile alınmamıĢ olan karar jürinin kendini feshetmesi ve davanın yeniden görülmesi anlamına gelir. Jürinin karara bağlaması gereken konu Ģehrin fakir bölgesinde yaĢayan bir ço64

izin verdiğimiz önyargılarımızla, karĢımızdakiyle empati kurmadan kendi değerlerimize göre dar bir açıdan baktığımız penceremizden baĢkaları hak-


GÜN GÜN AJANDA 01 Ağustos Pazar, Çok Güzel Hareketler Bunlar, Bodrum Antik Tiyatro 02 Ağustos Pazartesi, Bir Nev-i Alaturka, Bostanlı KarĢıyaka Açık Hava Tiyatrosu - Izmir 03 Ağustos Salı Zeytinli Rock Festivali Balıkesir Edremit Zeytinli Dalyan Sahili - Balıkesir 04 Ağustos ÇarĢamba Ozan Doğulu Live Project, Turkcell KuruçeĢme Arena - Istanbul 05 Ağustos PerĢembe Bu da Benim Ailem, Bostanlı KarĢıyaka Açık Hava Tiyatrosu - Izmir 06 Ağustos Cuma Sean Paul, Küçükçiftlik Park - Istanbu 07 Ağustos Cumartesi Yıldızlı Turkcell Geceleri - MFÖ, Bodrum Antik Tiyatro - Muğla 08 Ağustos Pazar Meyra & Burak Kut, Turkcell KuruçeĢme Arena Istanbul 09 Ağustos Pazartesi, Sakız Adası'nda Trio Chios ile Rembetiko, Babylon AyaYorgi - Izmir 10 Ağustos Salı Popsav ġarkı Günleri, Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi - Istanbul 11 Ağustos ÇarĢamba Turkuazo Sualtı Dünyası Ġstanbul 13 Ağustos Cuma Oldies But Goldies , Babylon AyaYorgi - Izmir 14 Ağustos Cumartesi Oi Va Voi, Babylon AyaYorgi - Izmir 15 Ağustos Pazar, Jugend Senfonie Orchester Konservatorium Bern, Aya Ġrini Müzesi - Istanbul 65


16 Ağustos Pazartesi BirleĢmiĢ Milletler Çocuk Hakları SözleĢmesi Şiirli, Müzikli Uyarlama, SelamiçeĢme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu 17 Ağustos Salı Küçük Hamamböceği Martina, SelamiçeĢme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu - Istanbul 18 Ağustos ÇarĢamba Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası, Aya Ġrini Müzesi

19 Ağustos PerĢembe Alaturka ġov Fasl-ı Sahane, Ġzmir Açık Hava Tiyatrosu - Izmir 20 Ağustos Cuma Karagöz Cadılar ve Hint Fakiri Tiyatro Tempo Ankara 21 Ağustos Cumartesi Sarkis Su Ġçinde Suluboya Atölyesi, Akbank Sanat 23 Ağustos Pazartesi, YeĢil Senin Rengin mi? YeĢil Enerji, santralistanbul 24 Ağustos Salı Denizaltında Altı Tahammülfersa, Bostanlı KarĢıyaka Açık Hava Tiyatrosu - Izmir 26 Ağustos PerĢembe Akbank Sanat Çocuk Atölyesi: Mobil Heykel mi? O da Ne, Akbank Sanat - Istanbul 27 Ağustos Cuma Oldies But Goldies, Babylon AyaYorgi - Izmir 28 Ağustos Cumartesi, Bir Beckett Oynamak Tiyatro Tempo Ankara 29 Ağustos Pazar Kıbrıs Senfoni Orkestrası, Aya Ġrini Müzesi - Istanbul 30 Ağustos Pazartesi Eğlenceli Elektrik, santralistanbul - Istanbul

66


Ajanda Agustos