Issuu on Google+

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Şahin KESKİN Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasını Meşgul Eden Konular ve Đkili Đlişkiler a)Musul Sorunu: Türk-Đngiliz ilişkilerinde en temel ve damgasını vuran sorun Musul Sorunu’dur. Musul’un Türk ve Đngiliz ilişkilerinde sorun yaratmasının altında yatan gerçek elbette petroldür. Musul gizli anlaşmalar ile önce Fransa’ya ardından Đngiltere’ye bırakılmıştır. Sykes Picot Anlaşması; 1.Dünya Savaşı sırasında Đngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını öngören gizli antlaşma1 ile aralarında anlaşmışlardır. Asıl Musul San Remo konferansında alınan kararla Đngiltere’ye bırakılmıştır. San Remo Konferansında; Đngiltere ve Fransa arasında bir petrol anlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla Musul, Đngiltere’nin Irak mandasına katıldı2. Türkiye bu konuda tavrı bölge de Türk halkının çoğunlukta olduğunu, bölgenin Türkiye’ye bırakılmasını savunmuştur. Hali ile çıkarlarına ve diplomasisine ters olan duruma Đngiltere karşı çıkmıştır. Böyle bir durum olduğundan iki ülkeyi bir sonuca ulaşması için müzakerelere bırakılmıştır. Sonuç alınamadığından bu olay Milletler Cemiyetine taşınmıştır. O dönemlerde Milletler Cemiyeti’nde Đngiltere’nin etkisinin büyük olması ve oluşturulan komisyon incelemeler de bulundu. Milletler Cemiyeti Meclisi 16 Aralık 1925’de Üçlü Komisyon’un raporunu benimseyen, yani Musul’u Irak’a bırakan bir kararı kabul etti3. Bazı iç nedenler de olayın perde arkasında kalmıştır(Şeyh Sait Đsyanı)Sonuç itibari ile Musul Irak’a bırakılmıştı. Dönemin Dış Đlişkiler Bakanı bu konu hakkında görüşleri şu şekildedir; Yakın Doğu’da başlıca kuvveti temsil eden Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı siyaseti, medeni milletler arasında bir düzen unsuru ve ilerlemek alanında çalışmak olduğuna göre, dünyanın ve Yakın Doğu’nun sulh ve huzuru ve Irak’ın bağımsızlık ve saadi namına ve Büyük Britanya Đmparatorluğu ile ilişkilerimizi normal bir hale getirmek için ortada kalan bu arazi meselesinde fedakârlıklara katlandık4. Özet itibari ile Musul Meselesi’nde bütün fedakârlığı Türkiye yapmıştı5.

1

Faruk Sönmezoğlu, Uluslararası Đlişkiler Sözlüğü, s.621.

2

a.g.e, s. 573.

3

Ayhan Aydın, Musul Meselesi, Turan Yayıncılık, Đstanbul,1995,s.113.

4

Ahmet Şükrü Esmer, Siyasi Tarih 1919-1939,Ankara,1953,s.197.

5

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.72.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 2


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Türkiye’nin Musul’u istemesinin 2 ana sebebi vardır. Bunlardan birincisi güvenlik sorunudur ki; günümüzde Irak sınırının bugün PKK terörü sebebiyle Türkiye’nin başına büyük bela olduğu görülüyor6. Bir diğer ana sebep ise petroldür. Musul’un gitmesi demek büyük petrol gelirinden mahrum kalmak demekti. Türkiye’yi tatmin için 1926 Antlaşması’na

25

yıl

süre

ile

ona

petrol

gelirinden

%10

hisse

verilmesi

maddesi(14.madde))konulmuş, daha sonra buna ek protokollerle Türkiye bunun hakkında 500000 Đngiliz lirası alması karşılığı vazgeçti7.

b)Mübadele Meselesi/Sorunu: Türk Dış Politikası’nı meşgul eden bir diğer konu ise Mübadele meselesidir. Türkiye Yunanistan ilişkilerinde pürüz yaratmıştır. Lozan Konferansında, Türkiye de kalan Rumlarla, Yunanistan’da kalan Müslümanların değişimi meselesi ele alınmış ve bu konuda 30 Ocak 1923’de bir sözleşme ve protokol hazırlanmıştı. Buna göre, Türkiye’de kalan Rumlarla, Yunanistan da kalan Müslüman-Türklerin değişimi yapılacak, ancak;30 Ekim 1918’den önce Đstanbul Belediye sınırları içinde yerleşmiş bulunan Rumlarla Batı Trakya Türkleri bu değişimin dışında tutulacak, yani bunlar yerlerinde kalacaklardı8. Türk ve Yunan temsilcileri arasında anlaşmazlıklar çıktı. Yunanistan Đstanbul da olabildiğince Rum bırakmak adına politikalar güttü. Yunanistan lehine çözüm bulmak için Milletler Cemiyeti’ne durumu taşıdı. Milletlerarası Adalet Divanı’na sevk edilen Yunanistan, bura da çözüm bulamadı. Yunanistan Türkiye ile kurulmuş protokole aykırı olarak; Batı Trakya Türklerinin mallarına el koyarak, buralara mübadil Rumları yerleştirmeye başlaması ve Ortodoks Rum Kilisesi Patriği Arapoğlu Konstantin sebebiyle mübadele işleri iyice gerginleşti9. Patrik’in siyasi meselere karışması iki ülke arasında sorunlarda etkili olmuştur.19 Mayıs 1925’de patrik’in değişmesi ile Vasil Georgiades getirildi. Bunun üzerinde Mübadele Meselesi ile ilgili yaşanan ilk güçlükler halledilmiş oldu10.

6

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.72

7

Đbid.

8

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997. 9

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.76.

10

Kemal Arı, Büyük Mübadele, Türkiye’ye Zorunlu Göç 1923-1925,Tarih Vakfı Yurt Yayınları,

Đstanbul,2003,s.1-182

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 3


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Lozan antlaşmasının uygulanışındaki bu problem dışında Yunanistan’ın özellikle “Anadolu macerasında uğradığı yenilgiyi hazmedememesi ve Türkiye’ye karşı Đtalya ile işbirliği yapmaya çalışması, bu ülkenin Türkiye’ye karşı iyi niyetli olmadığını gösteren tavırları olarak algılandı Ancak artan bu gerginlik,1930’lu yıllarda Đtalya’nın ve özellikle Bulgaristan’ın bölgesinde izlemeye başladığı Revizyonist tutum sonrası yumuşadı11.

c)Türk-Sovyet Rusya Đlişkileri Rusya da Çarlık Rusya yıkılmasının ardından Türk-Sovyet Rusya ilişkileri olumlu yönde ilerlemişti. Çarlık Rusya neden yıkılmıştı önce onu irdeleyelim. Her şeyden önce,1917 yılına gelindiğinde Rusya’da maliye, tıpkı Fransız Devrimi öncesinde olduğu gibi, iflas etmiş durumdaydı. Vergi sistemi karışık, bozuk ve adaletsizdi. Savaşın finansmanı ancak erimekte olan altın rezervleri ve dış borçlarla sağlanmaktaydı.1904-1905 Japon savaşı bu yollarla finanse edilmiş,1905 devrimi de kanlı bir biçimde ve Fransa’dan alınan büyük borçla bastırılabilmişti12. Bir diğer nedeni ise; Rusya’da devlet kurulduğundan bu yana demokratik gelenek ve örgütler yoktu.1917 yılına gelindiğinde Rus halkı sesini hiçbir biçimde duyuramadığı için, Çarlık rejimine karşı şiddetli başkaldırıdan başka bir seçenek de kalmamıştı13. Sonuç itibari ile Çarlık Rusya yıkılmış yerine Komünist Rusya kuruldu. Bu yıkılış Türkiye’nin lehine sonuçlanmıştı. Komünist Rusya 1917’de harpten çekilince Osmanlı Devleti ile olan harbini de sona erdirmiş, Doğu Anadolu’da Erzincan’da ve Diyarbakır önlerine kadar olan Rus işgaline son verilerek, Rus ordusu Doğu Anadolu’dan çekilmiş, bunun, Türk Đstiklal Savaşı’nın kolaylıkla kazanılmasına büyük etkisi olmuştu14. Türkiye Musul sorunundan sonra yalnız kalmıştı. Milletler Cemiyeti’nin Türkiye’ye tarafsız olmayan tutumlarından olmalıdır ki bu durumu izale etmek için Türkiye Rusya ile ‘‘Dostluk, Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması’’imzalandı ve 3 maddelik bir anlaşmaydı. Antlaşmaya taraftar devletlerden hiçbiri üçüncü ya da birkaç devletçe antlaşmaya taraftar devletlere yöneltilen hiçbir ittifaka ya da siyasal nitelikte hiçbir antlaşmaya ve bunun gibi üçüncü bir ya da birkaç devletçe öteki antlaşma taraftarının kara ve deniz

11

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997. 12

Oral Sander, Siyasi Tarih, Đmge Kitabevi, Ankara,2008,s.389.

13

A.g.e., s. 390.

14

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.79.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 4


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

güvenliğine karşı yöneltilen hiçbir ittifaka ya da antlaşmaya katılmamayı taahhüt eder15. Türkiye, Sovyet Rusya ile ilişkilerini yüksek bir tutum içinde sergilememiştir. Türkiye, dış ticaretini Sovyetlerin tekeli altına sokmaktan kaçınarak, Batı ile ticari münasebetlerini geliştirmeye özen göstermiştir16. Bir diğer durum ise komünizm meselesinde de tutumu aynı şekilde sergilemiştir. Lozan’dan sonra Türkiye milli varlığına kavuşunca, komünizme karşı daha hassas davranmış ve bu işi daha sıkı tutmuştur. Komünizm meselesi ile Sovyet-Türk münasebetlerini birbirinden ayrı tutmaya dikkat eden Türk hükümetinin bu tutumu Sovyetleri hoşnut bırakmamıştır17. Türkiye’nin bu tutumları yine de ilişkilerde geri sayım sebebiyet vermemiştir. Türkiye’nin dış münasebetlerinden duydukları endişelere rağmen,

Sovyetler

Birliği

milletlerarası

durumu

kendileri

için

henüz

güvenli

18

görmediklerinden Türkiye’ye önem vermeye devam etmişlerdir . Türk ve Sovyet Rusya arasında ki anlaşmaya bazı hükümler eklenerek ilişkide adımlar atılmaya devam edildi. Türkiye için olduğu kadar, Türkiye’nin Batılılara katılmasından duyduğu endişe bakımından Sovyet Rusya için de tatmin edici bir anlaşma olan bu anlaşma, 1929’da yeni bir hüküm eklenerek yenilenmiştir. Bu anlaşma hükmüne göre de taraflar karadan ve denizden komşu bulundukları devletlerle birbirlerine danışmaksızın herhangi bir siyasi anlaşma yapmama esasını kabul etmişler ve söz konusu anlaşma 1945 Martında Sovyetler Birliği tarafından feshedilinceye kadar yürürlükte kalmıştır19.

d)Türk-Đngiliz Đlişkileri Musul meselesi ile gerginleşen ve ardından Türkiye’nin fedakârlıkları ile meselenin çözülmesi, Türkiye’nin gelişen Sovyetler karşısında denge sağlamak adına Batı ile ilişkilerini artırmaya yoğunlaştı. Böyle bir durum olmasına karşın Batı için de güvenilecek devletin Türkiye olması hiç şüphesiz kaçınılmazdı.

15

Rıfkı Salim Burçak, Moskova Görüşmeleri ve Dış Politika Üzerine Tesirleri, Gazi Üniversitesi Yayınları

Ankara,1983,s.10. 16

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997. 17

Đbid.

18

Đbid.

19

Đbid.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 5


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Türkiye’nin savaşı kanun dışı ilan eden Briand-Kellog Paktı’na katılması (1929 Ocak), 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye olması gibi önemli gelişmeler Türkiye ile Đngiltere arasındaki buzların erimesinde tesirli olmuştur20.Ayrıca bir diğer gelişme olan 1929’da bir Đngiliz filosunun Đstanbul’u resmen ziyareti üzerine ilişkilerde iyileşme dönemi başladı.(21)Bir başka yaklaşma ise Đtalya tehlikesinden ötürü idi. Türkiye Sovyet Rusya politikasından Đngiltere’ye seyir almasında yatan sebep ise; kuvvetli büyümekte olan Rusya’nın tekrar Çarlar’ın dış siyasetini takip etmeye başlamasından şüphelenme idi21. Türk-Đngiliz

ilişkileri

istikrarını

sürdürdü.

Đngiltere’nin

Boğazlar

Rejimi’ni

Türkiye’nin lehine yeniden tanzim eden 1936 Montreaux Konferansı’nda Türkiye’nin tezine destek vermesi, Türk-Đngiliz yakınlaşmasını daha da artırdı22. Bunun üzerine yani gelişmelere Türkiye’de Akdeniz’de korsanlığın önlenmesi için düzenlenen Nyon Konferansı’nda Türkiye’nin Đngiltere’yi desteklemesi, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da takviye etti23. Đngiliz Kral’ın Türkiye ziyareti ile Türk-Đngiliz ilişkilerine önem verdiği şeklinde yorumlandı. Ekonomik ilişkilerde iki ülke arasında canlanmaya başladı. Ticaret antlaşmasının imzalanmasından sonra Türkiye, Karabük Demir ve Çelik Đşletmeleri ve Boğazlar bölgesinin silahlandırma projesinin yapımını Đngiliz firmalarına verdi24. Böyle bir durumun olması, 1935 yılından itibaren Türkiye’nin Almanya iktisadi tahakkümüne girmesini önlemek25 şeklinde yorumlandı. O dönemin Dış Đlişkileri Bakanı yani Tevfik Rüştü Aras şu şekilde yorumlamıştır; Đngiltere’ye daha çok yakınlaşmanın Türkiye’nin bağımsızlığını tehdit eden birçok ülkenin ekonomik ve politik etkisinden kurtulmasına yardım edeceğini belirtmişti26. Burada hangi ülkelerden bahsediyordu diye sorar isek; Almanya ve Rusya’ydı. Türkiye Lozan’dan sonra politik olarak Rusya, ekonomik olarak Almanya hâkimiyetine girmişti. 1936’da Đtalya’nın Balkanlar ve Ortadoğu’da tehditlerini artırması üzerine, önce Fransa’yla anlaşan Đngiltere, bir Đtalyan saldırısı karşısında Đspanya, Yugoslavya, Yunanistan ve Türkiye’ye garanti verdi. Đspanya bunu reddetti, ancak diğer devletlerle birlikte Türkiye bu garantiyi kabul ettiler. Ayrıca bu üç devlet de Đngiltere’ye garanti verdi. Bu karşılıklı 20

Đbid.

21

M.Philip Price,Türkiye Tarihi,Çev.S.Atalay,Ararat Kitabevi,Đstanbul,1979,s.189.

22

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.74

23

Đbid.

24

Hasan Berke Dilan,Atatürk Dönemi Türkiye’nin Dış Politikası 1923-1938,Alfa Yayınları,Đstanbul,1998,s.S.134

25

Gönlübol-Sar,S.122.

26

Jivkova,s.128.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 6


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

garantiler sistemine Akdeniz Paktı adı verilmiştir27. Đtalya’nın tehlikesi Türk-Đngiliz ilişkilerinde ilerleme dönüm noktası olmasını sağladı. Atatürk’ün ölümünden sonra yani Đnönü Dönemi’nde 19 Ekim 1939’da Üçlü Đttifak Antlaşması(Türk-Đngiliz-Fransız) imzalandı.

e)Türk-Đtalyan Đlişkileri Đtalya ile 1.Dünya Savaşı’nın ardından gelen kutuplaşma, Đtalya’nın geri çekilmesiyle yumuşamıştır. Lozan’dan sonra ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte, milli mücadele sırasındaki dostça tutumları da göz önüne alınarak Đtalyanlarla iyi münasebetler tesis edilme yoluna gidildi. Ekonomik alanda gelişen iyi münasebetler siyasi alanda aynı görüntüyü vermedi28. Ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkiler bir gitmemiştir. Çünkü Mussolini iktidara gelmiştir. Mussolini’nin, Đtalya’da iktidara geldiği ilk andan itibaren “Roma Đmparatorluğu”nu canlandırmak için sömürgecilik ve yayılmacılık politikasına yönelmesi, Doğu Akdeniz’i kontrol altına almaya çalışması Türkiye’yi endişelendirdi29. Atatürk bu konu hakkında; ‘‘Mussolini, mutlaka Arnavutluk’a çıkacak ve Balkanlardan bize gelecek30 şeklinde bir ifadesi olmuştur. Bir diğer ifadesi ise Mussoli’nin Roma Đmparatorluğu hakkında düşüncelerini konumuza iyi sergilemektedir. ‘‘Đtalya, Mussolini iradesi altında şüphesiz büyük bir kalkınma ve gelişmeye tanık olmuştur… Korkarım ki, Đtalya’nın bugünkü şefi, Sezar rolünü oynamak hevesinden kendisini kurtaramayacaktır31. Türk-Đngiliz ilişkilerinde bahsettiğimiz gibi 1930’dan itibaren Đtalya’nın tekrar yayılmacı bir politika takip etmeye başlaması, Türkiye’yi endişelendirdi ve Türk-Đngiliz yakınlaşmasında Đtalya’nın bu tavrı etkili oldu32. Tek sorun elbette Balkanlar olmayacaktı. Mussolini Türkiye’yi başka hususta; On iki Ada,

onun(Đtalya’nın)

elinde

idi.

Adaları

silahlandırmaya

başlamış,

bundan,

Türkiye’nin batı ve güney sahillerine saldırabileceği endişesi kendisini göstermişti33.

27

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997. 28

Đbid.

29

Đbid.

30

Cebesoy, Askeri ve Siyasi Belgeler, s.265

31

Esmer,s.199.

32

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997. 33

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.84.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 7


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Türk-Đtalyan ilişkilerinde bir diğer gelişme Başbakan Đnönü ve Dış Đşleri Bakanı Aras Roma’yı ziyaret etmesi ile devam etmiştir.2 Kasım 1932’de Anadolu Sahilleri ile Meis Adası arasındaki ada ve adacıkların Cihet-i Aidiyeti hakkında Đtilafname imzalanmıştı. Buna sebep, On Đki Ada ve Meis Adası civarındaki 30 adacığın kime ait olduğu önceki antlaşmalarda belirtilmemişti. Đtalya ile sınır ihtilafı’ndan kaynaklanan antlaşma yapılıyordu. Antlaşmaya göre,30 adadan 19’u Türkiye’ye,11’i Đtalya’ya bırakıldı. Rodos Körfezi’ndeki Kara Ada da Türkiye’de kalacaktı34. Bir diğer sorun ise Habeşistan sorunu olmuştur. Đtalya’nın Habeşistan’a saldırması (1935) ikili ilişkilerde güvensizliğin yeniden doğmasına sebep oldu. Bu saldırı üzerine Milletler Cemiyeti Đtalya’ya karşı zorlama tedbirleri aldı ve barışın korunmasından yana olan Türkiye de bu tedbirlere katıldı. Đtalya, bunun üzerine bu tedbirleri uygulamaya devam eden devletlerle gerekirse siyasi münasebetlerini keseceğini ilan etti. (11 Kasım 1935)35. Türk-Đtalyan ilişkileri bir başka sarsıldığı husus Đtalya,1936’da yapılan Montreaux Konferansı’na katılmayarak Türkiye’yi bir defa daha darılttı36. Böyle bir durum olunca Türkiye’de Đtalya’ya karşı bir endişe, temkin duymuştur. Türkiye Balkan ve Sadapat Paktları’nın yapılmasına öncülük etti.

f)Türk-Alman Đlişkileri Türkiye’nin1.Dünya savaşı müttefik ilişkileri ardından Lozan’dan sonra rahat ilişki kurduğu devlet Almanya oldu. Türk-Alman ilişkileri tarihi dönemlerde 2 alt başlıkta incelemek gerekirse; *1923-1933 dönemi ilişkileri: Bu döneme şüphesiz ekonomik ilişkiler damgasını vurmuştur. Ticaret Antlaşması,12 Ocak 1927’de Ankara’da imzalandı37. Almanya ham madde ve pazar arayışı içinde 1.Dünya Savaşı müttefiki ve iyi ilişkiler sürdürdüğü ülke Türkiye olacaktı. Türkiye’nin kalkınmasında en çok Alman uzmanlardan faydalanıldı38. 1923-1933 dönemi özet ile sorunsuz, iyi ilişkiler olarak sonuçlandı diyebiliriz.

34

Şerafettin Turan, Rodos ve On iki Ada’nın Kaybı, Atatürk Konferansları Kitabı 1964-1968,Türk Tarih

Kurumu Yayınları, Ankara,1970,s.84. 35

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997. 36

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.86.

37

Yavuz Özgüldür, Türk-Alman Đlişkileri 1923-1945,Genelkurmay Basımevi, Ankara,1993,s.34.

38

Đbid.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 8


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

*1933-1938 dönemi ilişkileri: Bu dönem de ekonomik ilişkilerin yanına bir de siyasi etkiler yer edinmiştir.1932’de Nazi Partisi Başkanı Adolf Hitler’in iktidarı ele geçirmesi oldu.1.Dünya Harbi’ndeki Kayzer II. Wilhelm’in sömürgeci ve yayılmacı politikasına geri dönen Hitler,onun ‘Drang Nacy Osten’(Şark’a Doğru)politikasını yeniden canlandırmıştı.Đşin içinde ‘Şark’olunca tabiidir ki,Türkiye Almanya’nın önemli öncüde ilgi alanına giriyor,Hitler,1.Dünya Harbi yıllarında olduğu gibi Türkiye üzerine yeniden nüfuz sahibi olmak istiyordu39. Böyle bir durum olunca Türkiye ve Almanya ekonomi ilişkilerde büyümeye devam etti. Ham madde ve pazar ihtiyacından ötürü Almanya ile ilişkilerde ithalat ve ihracat sıçrama yarattı. 1923-1938 zaman dilimine kapsayan Atatürk Dönemi Türk ekonomisine ‘Alman hâkimiyeti’ damgasını vurdu40. Đki ülke çıkarları doğrultusunda bir ilerleme kat etmiştir. Almanya, Türk ekonomisine baş kaynaklık ettiğinden artık Türkiye’nin kültürel, askeri ve siyasi alanında da ilerlemek istiyordu. Fakat Türkiye’nin yönetimine damgasını vuran Atatürk-Đnönü-Çakmak üçlüsü,1.Dünya Harbi’nden aldıkları derslerle ‘Alman oyunlarına’ gelmediler41. 1.Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yeneceği şeklinde ön görülerden savaşa giren Osmanlı’dan ders alarak Türkiye 2.Dünya Savaşı’nda Almanya’nın ısrarlarına karşın müttefikliği kabul etmemiştir ve tarafsızlığını ilan etmiştir.

g)Türk-Fransız Đlişkileri Fransa ile Türkiye’nin ilk resmi ilişkileri Milli mücadele sırasında 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması ile başlamış ve Fransa, yeni Türk Devletini tanıyan ilk Đtilaf Devleti olmuştur. Fakat Lozan Antlaşması sonunda bazı uygulamalarda ve sonradan gelişen olayların seyrine göre ilişkiler uzun süre olumsuz gelişmiştir42. Türk-Fransız

ilişkilerinin

başını

ağrıtan

başlıca

sebepleri

kalem

ucunda

değerlendirirsek; borçlar, yabancı okullar ve Hatay meselesi. Başlıca borçların sebebini Osmanlı’dan kalma borçlar ve aynı zamanda en çok borç aldığımız devlet Fransa idi. Bu soruna sebebiyeti teşkil eden ‘Lozan Antlaşmasında 46. maddesine göre borçların

39

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.87.

40

Đbid.

41

a.g.e., 88.

42

Sait Dinç, Atatürk Döneminde (1920- 1938) Türk Dış Politikasında Gelişmelere Genel Bir Bakış; Đkili ve Çok

uluslu Đlişkiler, Türk – Fransız Đlişkileri, Yabancı Okullar, Borçlar ve Diğer Sorunların Çözümü.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 9


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

ödenmesi için müzakereler devam edecekti43 ki Fransa, Türk-Fransız ilişkilerinde başımıza ağrıtmak için kullanacaktı. Osmanlı Devleti’nde Kapitülasyonlardan en çok faydalanan devlet Fransa olduğu için, ödenecek borçların çoğu bu devlete ait idi44. Böyle bir durum olunca Fransa, menfaatleri çerçevesinde Kapitülasyonların geleneğinin devamı adına politika gütmekteydi. 13

Haziran

1928

bir

anlaşmaya

gidilerek;

‘Anlaşmaya

göre,

Osmanlı

Đmparatorluğu’nun 124 634 000 Türk altın karşılığı olan borçlarının 86 860 000 altını Türkiye Cumhuriyeti tarafından ödenecekti. Böylece Duyunu Umumiye tarihe karışıyordu.1 Aralık 1928’de TBMM Osmanlı borçları antlaşmasına kabul etti45. Fakat Dünya Ekonomik Buhranı ortaya çıkmasından ötürü ‘Türkiye yine ödeme zorluğu ile karşılaştı ve esneklik talep etti. 22 Nisan 1933’de Paris’te yeni borç sözleşmesi imzalanarak Türkiye’nin lehine düzenlemeler yapıldı46. Osmanlı Devleti’nin borçlarını, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti borçları ödemesi dönemin Türkiye’ye tarafsız olmadığı ve ayrıca bizim bu borçlar meselesinde diplomasi zayıflığımız şeklindedir. Bir örnek verilmesi gerekirse; Çarlık Rusya rejimi yıkılması, Dünya Harbi’nden çekilmesi ve Avrupa devletlerine olan borçları üzerine Sovyet Rusya Lideri Lenin ‘Ben yeni bir devlet ve rejim kurdum. Borçlarınızı Çarları bulabilirseniz alın’ şeklindedir. Bir diğer Türk-Fransız ilişkilerinde sorun; Türkiye’nin eğitim ve öğretimin milli ve merkeziyetçi anlayışla düzenleme uygulamaları içinde olan ve yabancı ve özel okulların ders ve uygulama müfredatlarını düzenleyen genelge ve yönetmeliklerin Fransız okulları tarafından tepkiyle karşılanması üzerine 1926’da çıkmıştır47. Yabancı okulların o dönem de Türkiye iç işlerine karışmasından ötürü milliyetçi bir eğitim düzeni yönünde Türkiye politika güttü. Yabancı okulların günümüz itibari ile ülke iç işlerine karışıldığı

an

itibaren

kapatılması

yönünde tavır sergilenir.

Misyonerlik

faaliyetlerinde ilerleyen okullara Türk hükümeti hazırladığı yönetmeliğe göre; ‘yabancı okullarda Tarih ve Coğrafya gibi derslerin Türkçe olarak ve Türk öğretmenleri tarafından okutulması esasını kabul etti. Bu okullar buna yanaşmak istemediler. Bunun üzerine Fransa ve Papalık işe müdahale etmek istediler. Türk hükümeti ise, sadece bu 43

Sait Dinç, Atatürk Döneminde (1920- 1938) Türk Dış Politikasında Gelişmelere Genel Bir Bakış; Đkili ve Çok

uluslu Đlişkiler, Türk – Fransız Đlişkileri, Yabancı Okullar, Borçlar ve Diğer Sorunların Çözümü. 44

Süleyman Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.89.

45

Dilan,s.70.

46

Yahya S. Tezel, Cumhuriyet Döneminin Đktisadi Tarihi, Yurt Yayınları, Ankara 1982.

47

Ayten Sezer, Atatürk Döneminde Yabancı Okullar(1923 – 1938), TTK Yayınları, Ankara 1999.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 10


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

okulları kendisine muhatap olarak aldığını belirtti. Fransa daha ileri gidemedi fakat bu olay Türk-Fransız ilişkilerini zayıflattı48. Türk-Fransız ilişkilerinde baş ağrıtan bir diğer mesele Hatay’dı. Hatay, Milli Mücadele Hareketi’nin kurtarmaya çalıştığı Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına rağmen,1921 Ankara Antlaşması ile Fransa’ya verilmiş49 olması Türk-Fransız ilişkilerinde yeni bir sorun; Hatay sorunu oluşmasında baş kaynaklık etmişti. Lozan Antlaşması ile Türkiye sınırları dışında kalmış olması, Musul’u kaybeden Türk yönetiminin Hatay için de böyle bir sorun yaşama durumu neticesi olabilir şeklinde, Hatay sorununda kararlı bir diplomasi gütmesinde kaynak olmuştu. Bir hatırlatma yapmak gerekirse ‘Đngiltere, nüfusunun çoğunluğu Türk olmasına rağmen, petrol bakımından zengin olan bu ili Türkiye’ye bırakmak istemedi50. Şimdi karşımızda iki devlet olacaktı. Fakat Fransa’nın 1936’dan itibaren Suriye ve Lübnan’dan çekilmesi ve buraların yönetimini Suriye ve Lübnan’da yeni devletlere bırakması Hatay sorununu Türkiye’nin gündemine taşıdı. Suriye ile Fransa arasındaki Suriye’ye bağımsızlık veren antlaşmada, Suriye’de Fransız mandasının son bulduğu belirtiliyor, ancak Đskenderun durumundan söz edilmiyordu51. Mustafa Kemal Atatürk’ün Hatay konusunda kararlılığını ve milli çıkarlarımıza uygunluğunu; “Bu sırada Milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele, hakiki sahibi öz Türk olan ‘Đskenderun- Antakya ve havalisinin mukadderatıdır.. Bunun üzerinde, ciddiyetle ve katiyetle durmaya mecburuz. Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur. Bu işin hakikatini bilenler ve hakkı sevenler, alâkamızın şiddetini ve samimiyetini iyi anlarlar ve tabii görürler52.”sözleri ile somutlaştırabiliriz. Fakat duruma Fransa, Hatay’ın Suriye’den ayrılmayacağı şeklinde oldu. Türk-Fransız ilişkileri gerginleşti. Türkiye ile yeniden yapılan karşılıklı görüşmeler sonunda 3 Temmuz 1938’de Antakya’da Türk ve Fransız olmak üzere 2500’er kişilik bir askeri birlik bulundurmaları ve

48

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997. 49

Kocabaş, Atatürk Dönemi(1923-1938),Vatan Yayınları, Đstanbul,2007,s.90.

50

Oral Sander, Siyasi Tarih, Đmge Kitabevi, Ankara,2008,s.413.

51

Sait Dinç, Atatürk Döneminde (1920- 1938) Türk Dış Politikasında Gelişmelere Genel Bir Bakış; Đkili ve Çok

uluslu Đlişkiler, Türk – Fransız Đlişkileri, Yabancı Okullar, Borçlar ve Diğer Sorunların Çözümü. 52

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I, T.T.K.Yay., Ankara 1945, I.Baskı, s. 377.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 11


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

seçimlerin adil bir şekilde yapılması kararlaştırıldı. Bundan sonra Türk – Fransız ilişkileri yeniden ılımlı bir havaya girdi, yapılan seçimler sonunda oluşturulan Hatay Meclisi, 2 Eylül 1938’de ilk toplantısını yaptı ve bağımsız Hatay Cumhuriyeti kuruldu53. Yapılan bu toplantı da; Sancak’a Hatay Devleti adını verdi. Adı geçen devlet meclisi,29 Haziran 1939’da oy birliği ile Türkiye’ye katıldı. Hatay’ın Anavatan’a ilhakı ile Misak’ı Milli sınırlarımız dışında kalan bir Türk yurdu yeniden kazanılmış oldu54. Musul Meselesi, Borçlar meselesi vb. diplomasi zayıflığımız, Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması ile bir nebze düzeldi.

h)Diğer Devletler ile Đlişkiler •

Türk-Yunan Đlişkileri:

Türk-Yunan Đlişkilerinin gelişmesini duraklatan mübadelenin ardından Türkiye ve Yunanistan ‘1930 tarihli Türk-Yunan Antlaşması iki memleket arasında yüzyıllardan beri devam eden,1830 yılında Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanması ile şiddetlenen ve nihayet Milli Mücadele sırasında kanlı çarpışma şeklini alan çatışmayı sonuçlandırıyordu55. •

Türk-Afganistan Đlişkileri:

Türkiye 1 Mart 1921 de Afganistan ile Moskova’da bir Dostluk Antlaşması imzalamıştı. Bu Antlaşma iki devlet arasında çeşitli konularda işbirliğinin gelişmesine yol açmıştı. Antlaşmanın 7 inci maddesi hükümleri gereğince, Türkiye Afganistan’a öğretmenler ve subaylar göndermişti. Milli mücadele sırasında kazanılan zaferler Türkiye’nin bu devlet nazarındaki itibarını yükseltmişti. Lozan’dan sonra iki memleket arasındaki münasebetler 1921 Antlaşması’nın ışığı altında gelişmiş ve Türkiye Afganistan’a gönderdiği öğretmen, subay ve doktor sayısını artırmıştır. Mayıs 1928’de Afgan Kralı Amanullah Ankara’yı ziyaret etmiş ve 25 Mayıs’ta Türk-Afgan Dostluk ve Đşbirliği Antlaşmasının birinci maddesi gereğince, iki devlet arasında ‘ebedi’ dostluk kurulacaktı56. Gönlübol’un da bahsettiği gibi gelişmeler devamlı bir şekilde ilerlemiştir.

53

Sait Dinç, Atatürk Döneminde (1920- 1938) Türk Dış Politikasında Gelişmelere Genel Bir Bakış; Đkili ve Çok

uluslu Đlişkiler, Türk – Fransız Đlişkileri, Yabancı Okullar, Borçlar ve Diğer Sorunların Çözümü. 54

Serhat

Ada,Türk

Fransız

Đlişkilerinde

Hatay

Sorunu

1918-1939,Đstanbul

Bilgi

Üniversitesi

Yayınları,Đstanbul,2005,s.1-240. 55

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

1997 56

Đbid.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 12


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Türk-Đran Đlişkileri: 1921 yılında Sovyetlerin teşebbüsü ile Türkiye, Sovyetler Birliği, Đran ve Afganistan

ikili antlaşmalar yapmışlardı. Türkiye ile Đran arasında böyle bir Antlaşma bulunmuyordu. Öte yandan,1924 yılında Hilafet’in ilgası Đran da ki gerici zümre tarafından iyi karşılanmamış ve bu olay Türk-Đran münasebetlerinin dostane mahiyet almasını bir süre engellemişti57. Bir diğer sorun Musul meselesinde yaşanmıştır. Türk ve Đran sınır bölgesinde yaşayan bazı aşiretlerin baskınlar yapmaları Türk-Đran hükümetlerinin karşılıklı itham ve protestolarına sebep olmuştu58. Sınır uyuşmazlıkları yüzünden iki devlet arasında baş ağrıtan önemli mesele idi.23 Ocak 1932’de,Tahran’da, biri Türk-Đran sınır hattının tayini diğeri de Uzlaşma, Adli Tesviye ve Hakemlik konusunda iki Antlaşmanın akdi üzerine Türkiye ile Đran arasındaki sınır meselesi kesin bir şekilde halledilmiştir59. Ankara’da yapılan görüşmeler sonunda,5 Kasım 1932’de,22 Nisan 1926 tarihli Güvenlik ve Dostluk Antlaşmasını yenileyen bir Antlaşma imzalanmıştır. Bu Antlaşma Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 28 Aralık 1933’de tasdik edilmiştir. Böylece tetkik etmekte olduğumuz devre sonunda Türk-Đran münasebetleri dostane bir mahiyet almıştı60.

57

GÖNLÜBOL, Prof. Dr. Mehmet, Atatürk ve Türkiye’nin Dış politikası, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1997. 58 İbid. 59 İbid. 60 İbid.

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 13


ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

1923-1938 Türk Dış Politikası

Sayfa 14


Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası