Issuu on Google+


İÇİNDEKİLER Başkan Yazısı

……………………………………………………………………………………………….

3

Dr. Bahadır Kaleağası’nın Yazısı ……………………………………………………………………..

4

Editör Yazısı ………………………………………………………………………………………………….

5

Editör Takımı ………………………………………………………………………………………………...

7

AEGEE Nedir? ………………………………………………………………………………………………..

9

AEGEE-Ankara ………………………………………………………………………………………………..

11

Bir Sivil Toplum Örgütü Olarak AEGEE-Ankara/Ozan Çakmak ………………………..

12

Devin Bahçeci’nin Yazısı ………………………………………………………………………………...

14

15 Yıllık Hikayenin Başlangıcı: AEGEE-Ankara’nın Temelleri Atılıyor ………………

15

Kronolojik Olarak AEGEE-Ankara’nın 15 Yılı -

1995-1996 Yılı 1996-1997 Yılı 1997-1998 Yılı 1998-1999 Yılı 1999-2000 Yılı 2000-2001 Yılı 2001-2002 Yılı 2002-2003 Yılı 2003-2004 Yılı 2004-2005 Yılı 2005-2006 Yılı 2006-2007 Yılı 2007-2008 Yılı 2008-2009 Yılı 2009-2010 Yılı

…………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………….. ……………………………………………………………………………………..

18 20 23 25 29 34 46 50 59 64 68 77 81 84 89

AEGEE-Europe’da Comité Directeur (CD)’de Görev Almış Kişiler …………………….

96

AEGEE-Ankara Size Ne İfade Ediyor? ……………………………………………………………..

97

Katılımcı Görüşleri ……………………………………………………………………………………….

100

Basında AEGEE-Ankara ………………………………………………………………………………..

102


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 3

Değerli AEGEE-Ankara 15. Yıl Kitapçığı Okuyucuları,

1995’ten bu yana dopdolu 15 yıl geçiren, gelişen ve değişen bir dünyanın kapılarını açmak üzeresiniz. Bu kitapçık, öğrenci topluluğu olmaktan daha fazlasına sahip bir gençlik sivil toplum örgütü olan AEGEE-Ankara’nın tarihini kronolojik biçimde anlatmaktadır. Kitapçıkta, AEGEE-Ankara’nın büyük öneme sahip Yürütme Kurullarını, projelerini, AEGEE-Europe’a katkılarını, bir sivil toplum kuruluşu olarak Türkiye’deki yeri ve önemi ile Türkiye-Avrupa Entegrasyonundaki çalışmalarını bulabilirsiniz. Kuruluşundan bu yana AEGEE ağında önemli bir yere sahip olan AEGEEAnkara, ağın en büyük ve güçlü lokallerinden biri olmaya devam etmektedir. Gerçekleştirdiği onlarca ulusal ve uluslararası etkinliklerle birçok gencin hayatını değiştirmiş, kültürel değişime büyük katkıda bulunmuş, kimliklere bağlı önyargıların kırılmasına çalışmış ve coğrafi Avrupa değil ‘Fikirler Avrupa’sı’ yaratmak amacıyla sınırları aşmayı başarmıştır. Türkiye-Avrupa entegrasyonunun sosyal ve politik açıdan gelişim sürecine katkıda bulunmuş önemli gençlik örgütlerinden biri olan AEGEE-Ankara, gündemi takip ederek tartışan, üreten ve harekete geçen, yaptığı büyük projelerle Türkiye ve Avrupa’nın gündemine damgasını vurmuş olan bir kurumdur. AEGEE-Ankara, Erasmus programını Türkiye’ye getirmek için yaptığı lobi faaliyetleri, İslam Dünyası ve Avrupa arasındaki birtakım fikir çatışmalarını inceleme, Yunanistan ve Ermenistan ile gerçekleştirdiği sivil diyaloglar, insan hakları konusunda yaptığı çalışmalar, gençlerde Avrupa bilinci oluşturmak ve aktif vatandaşlık olgusunu kazandırmak için yaptığı projeler gibi birçok etkinliğe imza atmıştır. Bu kitapçığı okurken bir zamanlar kapısını çaldığınız veya hiç çalamayıp bir yerlerden duyduğunuz AEGEE-Ankara’nın 15 yıllık geçmişinde uzun bir yolculuğa çıkacaksınız. Kuruluşundan bu yana ne kadar çok insanın hayatında bir dönüm noktası niteliği taşıdığını, ne kadar önemli işlere imza attığını ve adeta bir hayat okulu olduğunu görme fırsatı bulacaksınız. AEGEE-Ankara’nın kuruluşuna katkıda bulunan ve bugüne kadar devamını sağlayan 20.000’i aşkın üyemize, değerli hamilerimize ve en önemlisi bu kitapçığın çıkmasını sağlayan editörümüze ve editör takımımıza teşekkürü borç biliriz.

Neslihan Eryaman Başkan

3


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 4

Dr. Bahadır Kaleağası TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü – Brüksel Avrupa Birliği’nin ekonomik güç ve siyasi birlik hedefleri doğrultusunda eğitim ve gençlik politikaları önemli birer araç konumunda. Bu nedenlerle, AB’nin yıllardır güçlenerek gelişen birçok programı var. Bunlar arasında aday ülkelere de açık olan “Socrates”, Avrupa ülkelerinin eğitim dünyasındaki her kişi ve kuruma açık. Temel araçları arasında, okullar arası işbirliği, eğitim seminerleri, öğrenci ve öğretmen değişim programları ve burslar önde gelmekte. Adını aldığı Antik Çağ filozofu gibi ufku açık bir program Socrates. Rönesans döneminin simgesi, çok yönlü büyük sanatçının adını taşıyan “Leonardo” programı ise, çıraklık ve meslek eğitimi doğrultusunda tasarlanmış. Onbeş yaşının üzerindeki Avrupalılar arasında iletişimi ve ortak girişimleri destekleyen “Avrupa İçin Gençlik” programı da, özellikle gençliğin sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve ihtisas kurumlarının etkinliklerine mali destek sağlamakta. Toplumların geleceğine ve bireylerine son derece önemli katkılar sağlayan bu programların kapsamındaki otuz ülke arasında Türkiye de var. İlk başlarda, 1990’lı yıllarda özellikle Avrupa Parlamentosu’nun çekinceleri nedeniyle Türkiye bu programlara katılamadı. AB kurumlarına, eğer niyetleri gerçekten Türkiye’de demokrasinin güçlenmesi ise, bunu Türk toplumunu dışlayarak savunmanın çelişkili bir yaklaşım olduğunu anlatmak gerekti. Bu konu birçok kanaldan işlendi. Belki de bunlar arasında en etkili olanı, doğrudan AB’nin içinden gelen, Avrupa gençliğinin en etkin temsil kuruluşlarından biri olarak kabul edilen AEGEE oldu. Avrupa Parlamentosu, gençlik konularında muhatap kabul ettiği bir sivil toplum kuruluşunun baskısı karşısında, Türkiye’nin AB programlarına katılımı konusuna daha sağduyulu yaklaştı. AB düzeyinde kabul gören birçok sivil toplum temsil kuruluşu gibi, AEGEE de AB’nin siyasal sınırlarını çoktan aşmış. onbinlerce fazla gencin görev aldığı AEGEE, kırkı aşkın ülkeyi kapsayarak Kafkaslara kadar uzanan bir coğrafyaya yayılmış durumda. Bu kulübe Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de dâhil. Sivil toplum ve lobiciliğin kendine has yasaları gereği, AEGEE’yi Türkiye lehine bu derecede belirleyici bir şekilde harekete geçiren etken, bünyesindeki Türklerin etkinliği oldu. Birçok Türk genci Avrupa gençlik örgütünün Brüksel’de görev yapan Yönetim Kurulu’na seçilmeyi başardılar. Bu dokuz kişilik kurula girebilmek için, AEGEE genel kurulunda Avrupalı gençlerin desteğini sağlamak derin anlamlar içeren bir başarı. AEGEE’nin Avrupa’da Türkiye için ve Türkiye’de Türk gençliği için çok etkili çalışmaları var. Bu başarıların da odağına AEGEE-Ankara her zaman dikkat çeker. Birçok kere etkinliklerine katılma fırsatı bulduğum, değerli yöneticileri ile iletişimden sevinç duyduğum AEGEE-Ankara, Türkiye’nin Dünya’ya açıldığı ve Dünya’yı Türkiye’ye açan ışık dolu bir penceredir.

4


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 5

NİCE 15 YILLARA AEGEE-ANKARA… Bundan 25 yıl önce 1985 yılında Paris’te “sınırlardan arındırılmış, birleşik bir Avrupa” hayaliyle yola çıkan AEGEE, o günden bugüne binlerce gencin hayatını değiştirdi. Kurulu Dünya düzeninde kendi alternatif gerçekliğini yaratmaya çalışan AEGEE’nin Ankara temsilciliği olan AEGEE-Ankara’nın kurulması da tam olarak bu nedenlere tekabül ediyor. Tekbenci değil, çoğulcu gençlerin aktif vatandaşlık dürtüsüyle, Dünya’ya ve Avrupa’ya dair kelimelerin beli kırılmaya başlanıyor Ankara’da bir grup öğrenci arasında. Abartılı senkronize hareketler yerine adım adım büyüyen AEGEE-Ankara; her yıl Sivil Toplum Örgütleri arasındaki yerini, gerçekleştirdiği projelerle daha bir sağlamlaştırıyor. Bu yıl 15. yılını kutlayan AEGEE-Ankara, bunca güzel projenin belgelenmesini hak ediyor artık diye düşünerek çıktık yola. Şüphesiz kolay değildi 15 koca yılı bir kitapçığa sığdırmak. Vaktiyle hepimize olağanüstü gelen etkinliklerin olağanlaştırıldığı, zaman zaman fiziksel imkansızlıklardan şaheserlerin yaratıldığı AEGEE-Ankara’ya 15 yılda yolu düşen herkese selam edelim istedik. Gönüllü bir ekiple, katılımcı bir şekilde hazırlanan AEGEE-Ankara 15. yıl kitapçığı için 15 yıllık bilgileri de toplamak hiç kolay olmadı şüphesiz. Hangi yıldan hangi projelerin inceleneceği, hangi projeler için kimlerle görüşülmesi gerektiği, röportajları yapacak arkadaşların gerekli bilgileri toplamaları epey vaktimizi aldı. Yeri geldi özel hayatımızdan kıstık, yeri geldi diğer etkinliklere daha az vakit ayırdık ama bu elzem görevi başarıyla tamamladık. AEGEE-Ankara’nın 15 yılını kronolojik olarak içeren yıllar bölümünde; bahsi geçen yılın Yürütme Kurulu üyelerini, o yılın özetini, belli başlı projelerini ve röportajları bulacaksınız. Kitapçıkta, bu yıllarda gerçekleştirilen yerel ve uluslararası projelerin yanında; üyelerimizden Ozan Çakmak tarafından kaleme alınan “Bir Sivil Toplum Örgütü Olarak AEGEE-Ankara” yazısını, üyelerimizden Devin Bahçeci tarafından kaleme alınan “AEGEE-Ankara” yazısını, eski ve yeni AEGEE-Ankara üyeleri tarafından kaleme alınan “AEGEE-Ankara Sizin İçin Ne İfade Ediyor?” bölümünü, etkinliklerimize katılmış katılımcılar tarafından kaleme alınan “Katılımcı Görüşleri” bölümü ve “Basında AEGEE-Ankara” bölümünü bulabilirsiniz. Bunları hazırlarken, AEGEE-Ankara’nın ne kadar geniş kitlelerde ne derin etkiler bırakmış olduğunu da gözlemlemek bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı oldu. Demek ki AEGEE-Ankara birçoğumuz için hayata dair ilk gürbüz aforizmalarımızı yarattığımız, önyargılarımızla etkin bir şekilde hesaplaştığımız, kör şiddete kafa tuttuğumuz ve belki de hayatımıza yer eden insanlarla tanıştığımız bir yerdi bizim için. Başarılarımızı ve hayallerimizi ortak bir anı defterinde somutlaştırıyor olmak ve bunu yaparken de bu zincirin bir halkası olduğumu hissetmek tarifsiz bir duygu.

5


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 6

Başta Neslihan Eryaman olmak üzere, bu kitapçığın hazırlanmasında emeği geçen tüm Editör Takımı’na, bize değerli vakitlerini ayıran tüm Oldie’lerimize ve kritik noktalarda yardımımıza koşan herkese teşekkürü borç biliyorum. Öğrenmeden bildiğimiz tüm bilgileri birlikte sorguladığımız, birlikte büyüdüğümüz, hayatı kolaylaştırıcı rasyonelleri birlikte oluşturduğumuz nice seneler diliyorum.

Nice 15 yıllara AEGEE-Ankara…

Merve Kan Editör

6


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 7

Editör Takımı...

BURCU EREN 2009 Ekim ayından beri AEGEE-Ankara ailesindeyim. Bulunduğum kısa süre içerisinde AEGEE-Ankara'nın bana çok şey kattığını söyleyebilirim. AEGEE-Ankara sadece ulusal değil, uluslararası platformlarda da kendinizi göstermenize olanak sağlayan Türkiye'deki ender STK’lardan biridir. Bunlarla beraber AEGEE-Ankara unutulmayacak dostlukları beraberinde sunan bir yer. Belki de en keyifli yanı bir şeyler üretebildiğinizi size göstermesidir. AEGEE-Ankara'da en keyif aldığım etkinlik 2. İç Eğitim. AEGEE-Ankara'da bulunmanın gerçekten keyif verici olduğunu düşünüyorum.

CEM EKİCİ Kendisi için, çevresi için, daha iyi bir dünya için düşünmenin ve harekete geçmenin ve hak aramanın gerekliliğini fark ettiren; bu uğurda birlikte mücadele etmek üzere dostlar kazandıran ve bu dostlarla birlikte çatısı altına sığınmanın keyif verdiği bir evdir. AEGEE Kendisi için, çevresi için, daha iyi bir dünya için düşünmenin ve harekete geçmenin ve hak aramanın gerekliliğini fark ettiren; bu uğurda birlikte mücadele etmek üzere dostlar kazandıran ve bu dostlarla birlikte çatısı altına sığınmanın keyif verdiği bir evdir. 2006'dan beri AEGEE-Ankara'dayım. AEGEE-Ankara'yı bir gençlik STK’sı olarak temsil etmeyi, iç eğitimlerle ilgilenmeyi, sunum hazırlamayı, ve tanışma oyunlarını çok seviyorum. AEGEE içinde en sevdiği etkinlik 2007 es1 Çanakkale. AEGEE-Ankara içinde en keyif aldığım etkinlik AAPG yaz kampı. YK'lık yaptım, şu sıralar DK'lık yapıyorum. AEGEE-Ankara'nın AEGEE ağında çok daha aktif olması gerektiğini savunuyorum.

EKİN DOĞAN Ayşe Çelebi'nin önerisi üzerine özellikle yurtdışıyla ilgili etkinliklere ilgi duyduğum için AEGEE'ye gelip katıldım. İlk olarak 20082009 dönemi Ekim ayında UPÇG grubunda toplantılara başladım.2009 Şubat’ında Çevre Çalışma Grubu’nun tematik sorumlusu olarak yaklaşık yarım dönem kadar grubumuzu sürdürdük aynı zamanda UPÇG'ye ise eş zamanlı katılım göstermeye çalıştım. 2009-2010 tarihinde ilk dönem yoğun olarak Yaz Üniversitesi Proje Grubu'nun toplantılarına katılım gösterdim. Ancak Aralık ayı itibariyle ikinci dönem boyunca UPÇG 'de bulunarak vize sorunlarıyla ilgili çalışmalar yapmaya başladık. Bu grubun Halkla İlişkiler Sorumlusu oldum. Konferans düzenleyip 2 video çekimi yaptık. 15.Yıl dergisi için 2002-2003-2004 yılları arasında görevde bulunan Ozan ve Mete gibi iki değerli arkadaşımızın röportajlarını gerçekleştirip düzenlemesini tamamladım. 2.eğitimleri geçen sene 20082009 döneminde aldım. Bu sene gerçekleştirilen 2.Eğitimde lojistik takımında yer aldım. Geçen sene yazın yaz üniversitesi etkinliğiyle İtalya'ya gittim. Bu sene ise Viyana ve Slovenia'nın beraber hazırladığı Yaz Üniversitesi etkinliğine katılım gösterdim.

7


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 8

EYLEM ALGI 2006 Eylül ayında Yaz Üniversitesi projesiyle katıldım AEGEE-Ankara'ya. Proje öncesinde grupla yapılan hazırlıklar, bir amaç do��rultusunda ilerlemek, takım ruhunu tatmak ve sonunda ortaya güzel bir şey çıkarmak beni bağladı AEGEE’ye. AEGEE bana, bir amacın peşinden gitmeyi, insanlarla birlikte çalışabilmeyi öğretti. Bunun yanında en iyi dostlukları kazandırdı, şu anki en yakın dostlarım AEGEE’de tanıştığım insanlardır! 4 senedir AEGEE-Ankara’dan hala kopamamış bir insan olarak şuan Yürütme Kurulu’nda Dış İlişkiler Sorumlusu olarak AEGEE hayatıma devam ediyorum. AEGEE’de en sevdiğim şey, iş ve eğlencenin beraber yürüyebilmesi. Bütün gün yoğun çalışmanın ardından akşama herkesi eğlencede bulabilirsiniz AEGEE-Ankara içinde en beğendiğim eğitim 2. iç eğitim ve en keyif aldığım etkinlik, benim de içinde yer aldığım, ‘Yaşayan Kütüphane’. AEGEE hayatımın birçok konuda yönünü değiştirdi ve değiştirmeye devam ediyor. Bu benim AEGEE’ye olan gönül bağımın ömür boyu sürmesini sağlayacak. İyi ki katılmışım, iyi ki buradayım.

HİLAL IŞIK Ben Hilal Işık.2009'dan beri AEGEE-Ankara'dayım. Logo-Maskot tasarlamak, tanıtım yapmak, kısacası PR'lık işlerini bir hayli sevmekteyim. 2 yıldır Yaz Üniversitesi proje gruplarında bir şeyler yapmaya çalışmaktayım. AEGEE ağında en çok zevk aldığım etkinlik, ziyaretçi olarak katıldığım (tüm aksaklıklara rağmen) Spring AGORA Leiden 2010.AEGEE-Ankara içinde en çok zevk aldığım etkinlik 2009 yılı ikinci İç Eğitimi. AEGEE-Ankara dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceğinize inandığınız yer, sivil toplum ruhunu iliklerinize kadar hissetmenize yarayan sıcak bir yuva benim için.

SERKAN KUMYOL Bu dergiyi hazırlamak için çalışırken AEGEE-Ankara'nın hatıra defterini çıkardığımızın farkına vardım, sadece projeler değil; geçen 15 yılın emeklerinin, polemiklerinin ve başarılarının bir aynası olacak nitelikte bir çalışmaydı bu. Araştırdıkça 15 yıl öncesi ile şimdiki durumu karşılaştırdım ve ideallerin doğrultusunda hareket etmenin bir şeyleri başarmaya nasıl götürdüğüne tanık oldum. AEGEE-Ankara da şimdiye içinde bulunduğum tüm çalışmalar gibi bu çalışma da beni geliştirdi ve en önemlisi inanmak ve başarmak arasındaki sıkı bağlantıyı daha iyi gördüm. AEGEE-Ankara içinden bundan sonra da değişim yaratacak fikirler ve projeler çıkacağı ve bu örgütün gençlik ve Avrupa Birliği konusunda çok daha aktif olacağı inancındayım.

ZEYNEP KALAS 2009 Ekim ayından beri AEGEE-Ankara'dayım. Henüz bir yılımı doldurmadım ama şimdiden çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. AEGEE-Ankara'yı potansiyelinizi ve enerjinizi uluslararası düzeyde faydalı ve bilgilendirici işlerde kullanabileceğiniz bunları yaparken de eğlenip yeni insanlar tanıyabileceğiniz, Türkiye'deki sayılı gençlik STK’ları arasında görüyorum. AEGEE-Ankara içinde en keyif aldığı etkinlik ikinci İç Eğitim, hem eğlenip hem de çok fazla şeyi yaparak öğrendiğim için. İlerleyen yıllar için AEGEE-Ankara içinde daha aktif olmayı hedefliyorum. BURADA OLMAK ÇOK GÜZEL...

8


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 9

AEGEE Nedir? AEGEE, (Association des Etats Généraux des Etudiants de l'Europe – Avrupa Öğrencileri Forumu): AEGEE, Nisan 1985'te Paris'te "Grandes Ecoles" e mensup bir grup öğrenci tarafından kurulmuş olan, bugünse, Avrupa'nın 241 şehrinde 15.000'den fazla üyeye sahip kâr amacı gütmeyen, ekonomik ve politik olarak bağımsız, uluslararası bir gençlik organizasyonudur. Sadece üniversite öğrencilerine değil genç profesyonellere de açık olan AEGEE, yarının Avrupa’sını oluştururken farklı kültür, anlayış ve bakış açılarına sahip bireylere birbirlerini tanıma fırsatı vermekte, önyargıların kaldırılması, karşılıklı güven, anlayış ve işbirliğinin geliştirilmesine çalışmaktadır. Yüksek öğrenim, etkin vatandaşlık, barış ve istikrar ile kültür değişimi AEGEE’nin en önemli çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Ulusal temelde değil, şehir bazında örgütlenen AEGEE, bu özelliği sayesinde daha esnek ve özgür bir yapıya sahip olmuştur. Başlangıçta Avrupa Birliği ülkelerinde yer alan ve AB ile sıkı ilişkileri olan AEGEE, önce EFTA ülkelerinde ardından da, eski Doğu bloğu ülkelerinin yeniden yapılanmasıyla birlikte, bu bölgede de yoğun bir örgütlenme gerçekleştirmiştir. Bu süreçte, tüm Avrupa ülkelerinin yer aldığı Avrupa Konseyi ile ilişkileri daha da yoğunlaşmıştır. AEGEE, Mart 1994’te Avrupa Konseyi’nce tanınmış 450 civarında sivil toplum kuruluşu (STK) içinden ortak çalışmalar yapmak üzere altı yıl için seçilen 25 örgüt arasında yer almıştır ve Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Konseyi ve UNESCO'da temsil edilen en büyük öğrenci oluşumudur. Eski Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Jacques Santer, Eski Alman Parlamentosu Başkanı Rita Süssmuth, Eski Avrupa Rektörleri Konferansı Başkanı Joseph Bricall, Eski SSCB Genel Sekreteri Michael Gorbaçov, Eski Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Havel, AEGEE'nin Avrupa çapındaki hamileri arasında yer almaktadır.

AEGEE ve Prensipleri: Ekonomik ve politik olarak bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olan AEGEE’nin, içinde bulunduğu topluma ve oluşturmak istediği birleşik Avrupa düşüncesine yönelik belli amaçları vardır: · Barış yolunda bütün engelleri, düşmanlıkları, sonradan yaratılmış bölünmeleri ve zorla varsayılan farklılıkları aşmış bir Avrupa oluşturmak, Avrupa kültür ve uygarlığının anlaşılması ve tanımlanması için çalışmak ve öğrenci hareketliliği ile birlikte Avrupa anlayışını gençler arasında yaygınlaştırmak, · Bölgesel özelliklere ve kültürel farklılıklara saygı gösterirken bunların Avrupa üst kimliğiyle bir sentezini oluşturmak, · Özgürlük, demokrasi, insan hakları, tolerans, hukukun üstünlüğü gibi kavramların daha uygulanabilir olabilmesi için çalışmak,

9


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 10

Eğitimin temel bir hak olduğu anlayışını yerleştirmek ve · bundan herkesin yararlanabilmesi için çaba göstermek, · Avrupa'nın bugününe ve geleceğine şekil verirken Avrupa dışı kültürleri de tanımak ve desteklemek, onların da güvenliğine ve mutluluğuna katkıda bulunan açık bir Avrupa yaratmak, · Refahın sağlanması yolunda yaratıcılığın ve gelişmenin desteklenmesi, çevrenin korunması ve dünyanın yoksun uluslarına yardım edilmesi yönünde çaba sarf etmek.

AEGEE'nin Etkinlikleri: AEGEE, temel prensipleri çerçevesinde hem yerel hem de uluslararası birçok etkinlik düzenlemektedir. Çevre, eğitim, uluslararası ilişkiler, insan hakları, kültür, ekonomi, hukuk, pozitif bilim gibi çok farklı alanlarda konferans, sempozyum ve seminerler gerçekleştirmektedir. Ayrıca, çeşitli proje temaları belirleyerek çalışmalarını yürütmektedir. Bu çalışmalar konferans, sempozyum, alan araştırma gezisi ve çeşitli yayınlar aracılığıyla kamuoyuna bildirilmektedir: 1.

Lobi Çalışmaları:

Bir sivil toplum kuruluşu olmasının gereği olarak AEGEE, içinde bulunduğu toplum genelinde kamuoyu oluşturmak ve temsil ettiği Avrupa gençliğini ilgilendiren konularda karar mekanizmalarına görüş bildirmek amacıyla lobi çalışmaları yürütür.

2.

Yaz Üniversiteleri:

Yaz Üniversiteleri, AEGEE ağındaki lokallerin her yaz geleneksel olarak düzenlediği Avrupalı üniversite gençlerinin bir araya geldiği ve kültürel kaynaşmanın sağlandığı, AEGEE’nin en önemli etkinliklerindendir. Yaz üniversitelerinin yardımıyla farklı kültür, dil, bakış açısına sahip gençlerin bir dili veya kültürü yakından tanıması, üzerinde çalışmalar yapması amaçlanmaktadır.

3.

Alan Araştırma Gezileri:

AEGEE, Avrupa'da belli bir bölgeyi ve insanların yaşantılarını incelemek amacıyla düzenlenen etkinlik, mülakat ve anket çalışmalarını da içeren, kapsamlı alan araştırma gezileri yapmaktadır.

4.

Konferans, Sempozyum ve Seminer:

AEGEE, çevre, eğitim, uluslararası ilişkiler, insan hakları, kültür, ekonomi, hukuk, pozitif bilim gibi çok farklı alanlarda konferans, sempozyum ve seminerler düzenlemektedir.

10


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 11

AEGEE-Ankara, 1993 yılında ’nden bir grup genç tarafından kuruldu ve 1995 yılında ağına dahil oldu. Ardından, AEGEE-Europe’un en etkin yerel temsilciliklerinden biri haline geldi. Ankara’nın AEGEE ile bütünleşmesi bir devrim olarak kabul edildi; çünkü bu bütünleşme sayesinde AEGEE, modern Avrupa’nın sınırları hakkındaki dogmaları yıkarak “Değerler Avrupası” kavramına yeni bir anlayış getirmiş oldu. Temel çalışma alanları aktif vatandaşlık, barış ve istikrar, yüksek öğrenim ve kültürel değişim olan AEGEE-Ankara, geçtiğimiz yıllarda Toplum Eğitimi ve Gençlik Programları’nın yaygınlaştırılması, Türkiye’de ’ın kurulması, Türk Ulusal Gençlik Konseyi’ni oluşturma çalışmaları gibi kazanımlarla Türkiye’nin Avrupa ile bütünleşmesine önemli katkılarda bulundu. AEGEE-Ankara, Avrupa Kurumları ve Türk otoritelerin destekleriyle alanında birçok öncü proje gerçekleştirdi ve Avrupa’dan birçok genci Barış ve Çatışma, Türk-Macar İlişkileri, Türk-Yunan İlişkileri, Türk-Ermeni İlişkileri, İslam ve Avrupa, İnsan Hakları, Türkiye’nin AB süreci ve benzeri konuları tartışmak üzere bir araya getirdi. Ayrıca vize politikaları konusunda özgürlük için aktif bir şekilde çalışmalarını yürütmektedir. AEGEE-Ankara’nın her sene düzenlediği, iki hafta süren Yaz Üniversiteleri gibi etkinlikler, genç Avrupalıların Türkiye’ye gelerek önyargılarını kırmalarında önemli birer etken olmuştur. Ayrıca, AEGEE-Ankara, AEGEE’nin AGORA adı verilen ve yüzlerce öğrenciyi, yarının Avrupa’sını şekillendirmek için bir araya getiren Genel Kurulu’nu, Eski Cumhurbaşkanı gibi önemli kişilerin hamiliğinde, Ankara’da iki kere ağırlamıştır. Diğer taraftan, AEGEE-Ankara, 2007 yılının son aylarında, 2002-2006 yılları arasında gerçekleştirdiği Türk-Yunan Sivil Diyaloğu Projesi ile Ulusal İnsani Gelişme Raporu kapsamında -Türkiye tarafından ilk kez verilen 'En İyi Gençlik Projeleri Ödülü’ne layık görülmüştür. Bunun yanı sıra, 2005-2008 yılları arasında gerçekleştirdiği Avrupa’yı Anlama(t)mak Projesi sayesinde EurActiv tarafından, 2009 yılında ‘Ulusal Ölçekli Avrupa Tartışması Ödülü’nü almaya hak kazandı. Her yıl düzenlenen eğitimler sayesinde AEGEE-Ankara, üyelerine hem proje yönetimi gibi beceriler hem de sivil toplum kuruluşlarının felsefesi hakkında bilgi kazandırmıştır. Günümüzde, AEGEE-Ankara tüzel bir kişiliğe ve Ankara’daki çeşitli üniversitelerden yaklaşık 300 üyeye sahiptir. Bunun yanı sıra, AEGEE-Ankara, 15. yılında, genç öğrencilerin daha iyi bir gelecek için beraber projeler düzenlediği, bir yandan da, bireysel gelişim ve zihinsel değişimlerini gerçekleştirdiği bir ortam haline gelmiştir. AEGEE-Ankara'nın hamileri; ODTÜ Avrupa Çalışmaları Merkezi (AÇM) Direktörü Prof. Dr. , Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Üyesi Prof. Dr. , ODTÜ eski rektörü ile AB ve BUSINESSEUROPE nezdinde temsilcisi Dr. ’dır.

11


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 12

BİR SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ OLARAK AEGEE-ANKARA Kurulduğu yıl olan 1995’ten beri üniversitesi öğrencileri için ‘demokrasi okulu’ işlevini kesintisiz olarak yerine getiren AEGEE-Ankara, bir öğrenci/gençlik topluluğundan çok bir ‘Gençlik Sivil Toplum Örgütü (STÖ)’ kimliğine sahiptir. Peki bu 15 yıllık süreçte AEGEE-Ankara’nın STÖ kimliğine sahip olmasını sağlayan başlıca göstergeler ve deneyimler nelerdir? İlk önce kendi içerisinden bakalım: AEGEE-Ankara çok bağıranın, söz kesenin makbul olduğu bu topraklarda, yuvarlak masa etrafında söz kesmeden tartışmayı, farklı fikirlere saygı göstermeyi, katılımcı ve ikna temelli karar verme mekanizmalarını ‘muktedir azınlığın’ karar verme mekanizmalarına tercih etmeyi ve çoğunlukçuluk yerine çoğulculuğu üyelerinin AEGEE sonrası hayatlarında da benimsemesini kurulduğu günden beri başarıyla sağlıyor. Bu yönüyle bireyler ve gruplar arası karşılıklı anlayışın gelişmesine aktif yurttaşlar yetiştirerek önemli katkılar sundu ve hala sunmaya devam ediyor. Bağlı olduğu uluslararası ağın gündeminin yanı sıra, içinde yaşadığı topluma duyarlı bir STÖ olarak da diğer birçok STÖ ve kuruluş ile ortaklıklar kuran AEGEE-Ankara, hak temelli savunuculuktan gençlikle ilgili kurumsal üst örgütlenmelerin oluşturulmasına kadar ses getiren ve etkili birçok deneyimi bünyesinde barındırıyor. 15. kuruluş yıldönümü sebebiyle mütevaziliği kısa bir süreliğine bir tarafa bırakarak, AEGEE-Ankara’nın bir kısmı aşağıda özetlenen bazı ilklere de imza attığını belirtmekte fayda var. Avrupalı üniversite öğrencilerinin 1987 yılından itibaren faydalandığı ve Avrupa kıtasında gençlerin mobilizasyonu ve kültürler arası diyaloğun derinleşmesine çok önemli katkılar sunan Erasmus programından (ve daha genel olarak Sokrates programından) Türkiye’deki gençlerin de yararlanması için 1997 yılında AEGEE-İstanbul ve diğer gençlik STÖ’leriyle işbirliği içerisinde AB kurumları ve Türkiye Cumhuriyeti nezdinde lobi faaliyetleri gerçekleştiren AEGEE-Ankara, Sokrates programına Türkiye’nin de katılmasını sağlamada etkin bir rol alarak çok önemli bir başarıya imza atmıştır. Milletvekili seçilme yaşının 25’e düşürülmesi için diğer STÖ’lerle biraraya gelerek ’25 Yaş Platformu’nun kurulmasına öncülük etmiştir. Türkiye’de sürdürülebilir ve katılımcı gençlik politikalarının oluşturulması, gençlerin temsiliyetinin yerel, ulusal ve uluslararası düzlemlerde etkin bir şekilde sağlanması için ‘Türkiye Ulusal Gençlik Konseyi Girişimi’ni diğer 5 gençlik STÖ’sü ile birlikte 2003 yılında başlatan AEGEE-Ankara, kısa bir süre içerisinde 65’i aşkın şehirde yerleşik olan gençlik STÖ’lerinin bu Girişime destek vermesini ve süreci sahiplenmesini sağlamıştır. Ayrıca, bu Girişim sürecinin AEGEE-Ankara’nın kendi içerisinde işlettiği katılımcı mekanizmalara paralel bir doğaya sahip olması, AEGEE-Ankara’nın etki boyutunu da ortaya koymaktadır.

12


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 13

Nisan 2004’te Makedonya’nın Ohrid kentinde gerçekleştirilen AEGEE-Avrupa Genel Kurulu, AEGEE tarihindeki bir ilke AEGEE-Ankara öncülüğüne hazırlanan bir deklarasyon ile tanık oldu. Kıbrıs adasında yıllardır süren çözümsüzlüğü sona erdirmek üzere hazırlanan ve Nisan 2004’te adanın iki yakasında oylanan Annan Planı’nın Kıbrıslı Rumlar tarafından referandumda reddedilmesi üzerine, AEGEE tarihinde ilk kez Türkiye’den ve Yunanistan’dan AEGEE lokalleri Kıbrıs sorunu konusunda bir araya gelerek adadaki referandumdaki red kararını eleştiren ortak bir deklarasyona imza attılar. AEGEE-Ankara ve AEGEE-Atina’dan birer üyenin Genel Kurul’da okudukları deklarasyon, Avrupa’nın 30’u aşkın ülkesinden gelen 800 civarındaki delege tarafından ayakta uzun bir süre alkışlanarak kabul edildi. AEGEE-Ankara’nın Türkiye’de ve parçası olduğu uluslararası ağda sivil toplumun gelişimine geçtiğimiz 15 yılda sunduğu katkılar elbette yukarıdakilerle sınırlanamayacak kadar geniş bir yelpazeye sahip. Geleceğin Avrupa’sına ve Türkiye’sine yön verecek aktif yurttaşları yetiştiren, eğitim, çevre, kültür ve insan hakları alanlarında yerel ve uluslararası düzlemlerde yenilikçi sivil girişimler başlatan gençleri çatısı altında bir araya getirip kendilerini gerçekleştirmelerine bir kapı açan AEGEE-Ankara, içinde var olduğu topluma ve dünyaya karşı sorumluluklarının farkında olarak toplumsal katma değer yaratmaya 15. yıldönümünde hız kesmeden devam ediyor.

Ozan Çakmak Yürütme Kurulu Başkanı AEGEE-Ankara, 2003-2004

13


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 14

Bize tek başına değiştiremeyeceğimiz öğretildi… Okulda, evde, sokakta apolitiklik işlendi bilinçaltımıza… Soğuk savaş, ardından, sıcak savaşlar dünyaya hâkim olurken, diğer taraftan da darbenin sekter ve tamamen dayatmacı yapısı ile iyice torna tezgâhından geçirildik, tek tipleştirildik ve düşünmenin suç olduğu yanılgısına inanır olduk. Bize tek başımıza dünyayı değiştirmeyi düşlemememiz de öğretildi. Bir lideri kuzu, koyun gibi takip et; devletini kolla ve koru; iyi vatandaş ol! Eski solcu, özgürlükçü anne babalarımız bile korkularından bu oyuna alet oldular. Tartışmayı değil kavga etmeyi öğrendik hep. Derken, Fransız devriminin milliyetçiliği ile; ulusalcılığı ile dünya savaşları sonrasında bölünmüş bir Avrupa’da birleşmeyi savunan, bunun için mücadele eden, savaş karşıtı, demokrasi ve barış taraftarı bir öğrenci hareketi çıkar karşınıza… Söz alarak konuşmayı, fevri olmamayı öğrenirsiniz ilk önce… Sonra da düşünmeye sorgulamaya başlarsınız. Düşünmenin ilk adım olduğunu görürsünüz. Kestirip atmayı bırakır, sorular sormaya başlarsınız… Sorular soruları izler; dönüşürsünüz… AEGEE’nin Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerine yaptığı katkılar saymakla bitmez ama, bunların yanında, gençlere sağladığı düşünme ve sorgulama ortamı bence en önemli katkısı. Çünkü; AEGEE torna tezgahında, milliyetçilik ile; önce vatan ile sivrileştirilmiş bireyleri yontar; sivri uçları yuvarlar. Tek başınıza dünyayı değiştirebileceğinizi görürsünüz, keza dünyayı değiştirmek için kendinizi değiştirmenin yeterli olduğunun farkına varırsınız. Çarkta kendiniz için açtığınız gedik bile yeter.

Devin Bahçeci

14


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 15

Kronolojik Olarak 15 Yıl... 15 YILLIK HİKAYENİN BAŞLANGICI: AEGEE-ANKARA’NIN TEMELLERİ ATILIYOR…

AEGEE-Ankara’nın 1995 yılında AEGE ağına katılmasından önceki dönemi AEGEE-Ankara’nın kurucularından ve onur üyelerinden olan Egemen Metin Turan’dan dinliyoruz:

Sevgili Metin, AEGEE-Ankara nasıl kuruldu? Bize her şeyin başladığı zamanı anlatabilir misin? 1993 yılında, yurtta oda arkadaşımın HP48 marka pahalı bir hesap makinesi vardı ve bu makineye bazı programlar yükleyebiliyordunuz. O sıralar Refet (Şaban), aynı makineden satın almış ve satın alırken oda arkadaşımın da bilgilerini edinmiş; makineler arasında program alışverişi yapmak istiyormuş. Refet bizim yurda geldi ve oda arkadaşımı anons ettirdi. O olmayınca ben indim aşağıya ve Refet’le hesap makinesi başta olmak üzere birçok konuda sohbet etmeye başladık. Her ikimiz de konuşmayı ve araştırmayı seven insanlar olduğumuz için sohbet uzadıkça uzadı ve Refet ile arkadaşlığımız böyle başladı. Aynı zamanda ben ODTÜ Bilgi İşlem Müdürlüğü’nde çalışıyorum. İnternetin yeni yeni Türkiye’ye geldiği dönemler. Okulda bilgisayarlar rezervasyon ile kullanılabiliyor. Ben öğrenci asistanı olduğum ve daha sonra da Bilgi İşlem’de çalıştığım için bilgisayar kullanabiliyordum. O sıralar Princeton Üniversitesi’nin Avrupa Birliği üzerine internet üzerinden bir bilgi paylaşım grubu vardı. Avrupa Birliği Hukukundan tutun da, akademik anlamda öğrencilerin AB’ye bakışına kadar birçok konu tartışılıyordu. Princeton bu grubu imkânları yetersiz olduğu için kapatıyor ve 3-4 ay kapalı kalıyor. Bunun gibi listelerden sadece 3-4 tane var tüm dünyada, bu yüzden listenin kapanması kötü oluyor. Ben de Bilgi İşlem ile konuşup aynı listenin ODTÜ üzerinden açılmasını öneriyorum. Önerim kabul ediliyor ve liste burada açılıyor. Refet ve Ebru ile de AB üzerine konuşmalarımız da devam ediyor. O günlerde, listeye bir mail geliyor, bir AEGEE lokalinde European Union Simulation etkinliği düzenleniyor. Eskiden AEGEE-Europe, ağda düzenlenen her etkinliği olabildiğince farklı ortamlarda; üniversitelere, gazetelere, e-posta listelerine gerek fakslarla gerek e-postalarla tanıtmaya ve reklamını yapmaya çalışırdı. Bu ilan da böyle bir ilandı. AEGEE-Europe tanıtıyordu. Ben de etkinliği beğeniyorum ve AEGEE’nin ne olduğunu merak ediyorum. Daha sonra AEGEE-Europe ile iletişime geçiyorum. AEGEE-Europe’un kendi içinde e-posta ile iletişim içinde olduğu bir paylaşım listesi var AEGEE-L isminde. Kendi iç iletişimi için e-posta kullanan ilk kurumlardan biridir AEGEE. Bana bu listenin eski kayıtlarını gönderiyorlar; ben çıktısını alıyorum. 3 parmak kalınlığında tutuyor kayıtlar, ben tamamını okuyorum. O sıralar Refet ve Ebru dışında Görkem Çetin ve Ozan Kaya isimli arkadaşlarımız da bizimle birlikteler. Görkem’in liseden bir arkadaş grubu var, onlar da bizimle birlikteler. Toplamda 8 kişiyiz. Benim bilgi işlemdeki odamda AEGEE üzerine toplantılar yapmaya başlıyoruz. Nasıl kuracağımızı tartışıyoruz. 1993 yılının Kasım veya Aralık aylarında işte, AEGEE’nin Ankara’da da kurulması gerektiğini düşünüyoruz ve AEGEE-Ankara’nın ilk temelleri atılmaya başlanıyor. O sıralar Türkiye’de bir tek AEGEE-İstanbul’un bu ağa dahil olduğunu öğreniyoruz. Şubat ayında AEGEE-İstanbul’dan arkadaşlarımız Ankara’ya geliyorlar. AEGEE-İstanbul’un durumu biraz farklı bize göre; Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerince kurulmuş AEGEE-İstanbul. Üniversitenin bir vakfı var, Bosphorus Vakfı diye; bu vakıf sayesinde Bonn ile Boğaziçi arasında öğrenci değişimleri yapılıyor. AEGEE-İstanbul’un temelleri o şekilde ortaya çıkıyor. AEGEE-Bonn üyeleri İstanbul’un ağa dahil edilmesi gerektiği düşünüyorlar ve çalışmaya başlanıyor. Daha sonra Atina’da AEGEE-Athina tarafından düzenlenen olaylı AGORA’da(AEGEE ağı Genel Kurulu) İstanbul AEGEE ağına dahil ediliyor. Ancak zaten İstanbul coğrafi olarak Avrupa’da bulunuyor. Ne kadar olaylı da olsa kabul edilmesi kolay oluyor. AEGEE-İstanbul’un desteği bizim için çok önem arz ediyor. AEGEE ağına dahil edilmemiz için ağdaki her toplantıda AEGEE-İstanbul’lu arkadaşlarımız bizi destekliyorlar ve savunuyorlar. Bu arada 1994 yılının Mayıs ayında bir mektup yazıyorum CD (Comité Directeur)’ye. Biz de contact olmak istiyoruz diye. Bize cevabı ancak Ağustos’ta gönderiyorlar.

15


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 16

Peki, Mayıs – Ağustos döneminde ne yaptınız? Bir hayal kırıklığı olmadı mı? Sizinle ilgilenmediklerini ve sizi unuttuklarını düşündünüz mü? Ne yapalım? Odamız yok, hiçbir şeyimiz yok. Çalışmaya, toplantılara devam ettik, umudumuzu kesmedik. Biz inatçı insanlardık. Biz inatçı olmasaydık AEGEE-Ankara olmazdı. Şimdi bir bilgi vermem gerekiyor. Normalde tüm AEGEE lokalleri tüzel kişilik olmak zorundaydı. Ama AEGEE-Europe da Türkiye’de geçmişteki durumu göz önünde bulundurarak Türk lokallerinde Tüzel kişilik aramadılar. Türkiye’de dernek kurmak zordu 90ların ortalarında. Halbuki biz de AEGEE-İstanbul gibi hem okulda topluluk kurup hem de bir dernek kurmak istiyorduk. Ağustos 1994’te dernek olarak kurulmak üzere belgeleri tamamlayıp, başvurduk; ancak o zamanki yasalar dahilinde dernek olarak kurulmamıza izin vermediler. Bizimle aynı şartlarda sadece ismi farklı olan AEGEE-İstanbul dernek iken, biz izin alamadık. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gittim itiraz için, diğer derneklerin dokümanlarına baktık; zaten sayılıydı uluslar arası çalışan. AEGEE-İstanbul’un belgeleri ile bizimkiler arasında hiçbir fark olmamasına rağmen yine de izin alamadık dernek olarak kurulmak için. Dernek işi böylece rafa kalktı. Biz de topluluk olarak kurulmak için okula başvuruda bulunduk. ODTÜ Dağcılık Topluluğu’nun tüzüğünden esinlenerek tüzüğümüzü oluşturduk, Ebru Fizik bölümünden hocası olan Yılmaz Hoca’yı ikna etti ve Yılmaz Hoca ilk akademik danışmanımız oldu. Topluluk olarak kurulduk ama okul bize bir pano bile vermedi. AEGEE-Ankara’nın kurulduğundaki yapısına geri dönecek olursak; örneğin AEGEE’de Yönetim Kurulu vardır; birebir çevirisi bu şekildedir. Ama biz AEGEE-Ankara olarak ilk kuruluşumuzda Yürütme Kurulu’nu tercih ettik. Daha eşitliği gösterirdi, işi dağıtmanın önemini ortaya koyardı. Zaten olması gereken de budur. Siz işi yapmak yerine güvenip işi dağıtabileceğiniz birilerini çevrenizde tutmazsanız; çok uzun süre yaşamazsınız. Gerçi öğrendik ki bütün YK aynı şekilde düşünmüyormuş. Çok beklemedik bunu öğrenmek için. İleride bahsedeceğim. Ulaşım çok pahalı olduğu için biz bir süre ağdaki hiçbir etkinliğe katılamadık. Neyse, 1994 yılının Nisan ayında ağ ile tanışmak için bir fırsat yakaladık. AEGEE-İstanbul New World (Dis)Order isminde bir konferans düzenliyordu. Etkinlikte, AEGEE-Europe’un başkanı da vardı. Refet ile ben bütün toplantılara katıldık. Yani, ilk kez AEGEE-Europe ile tanıştık. Roman Noack ve Vincent Van Dijk İstanbul’da düzenlenen konferansın genel koordinatörleriydi. Onlarla da tanıştık İstanbul’da ve 1996’da Understanding Europe’u düzenlerken de onlarla iletişimdeydik. Mayıs 1995’te Amsterdam Bahar AGORA’sına gittim. Gitmeden önce tüm masraflarımı hesapladık, konserveler, bisküviler falan. Kaç tane bira içebileceğim bile belliydi. Ona göre kuruculardan da para topladık. Ben 1,5 aylık maaşımı verdim diğer kurucular da yüklü miktarlarda verdiler. O sıralar Ankara-Amsterdam uçak bileti yaklaşık 3 Milyar falandı. Düşünün yani. Yine de topladığımız para yetmedi ve Bilgi İşlem’deki arkadaşlardan borç alarak parayı denkleştirdik. Amsterdam’a gittim. Amsterdam’a kadar, Ankara’nın AEGEE ağına girmesi 4 genel toplantıda konuşulmuştu zaten. Biz gidememiştik ama Hollanda ve Almanya lokalleri ile AEGEE-İstanbul bizi desteklemişti. AEGEE’nin eğilimi belli olmuştu yavaş yavaş. Neyse, AGORA’da bir öneri hazırlandı, Ankara üye olabilir AEGEE’ye diye. Benim de AEGEE-Ankara’yı tanıtacağım bir çalıştay yapmam gerekiyormuş. Ankara üzerine o kadar konuşulmuş ama ağdakiler ilk kez bir Ankaralı ile tanışıyorlar. Neyse, çalıştay bizi destekledi. Artık oylanacak öneri, oylanmadan hemen önce bir sunum yapmam gerekiyormuş, öyle söylediler. Prosedürü anlattılar bana, sonra Bonn’dan da bir arkadaşımız geldi, ben konuşmamı hazırlamıştım, yardımcı oldu, son şeklini verdik konuşmaya. İşte Ankara’da şu kadar öğrenci var; şöyle üniversite desteği var falan. Çıktım konuştum daha sonra. Benden sonra proposal okundu. Sonra Bonn’dan bir üye, Bursa olsun başka bir şehir olsun başvurunca hep aynı şeyler mi yaşanacak dedi. Sonra proposalı Ankara’dan bütün Türkiye’ye çeviren bir öneri sundu. Ben anlamıyordum ne olduğunu. Öneri tartışmalar sonucunda değişti, alkışlarla kabul edildi ve AEGEE’ye contact olduk. Toparlamak gerekirse, 1994’ten 1995’e kadar AEGEE ağında Ankara’nın olup olmaması hararetle tartışılıyordu, Ankara Avrupa’da mı diye? Hala Türkiye Avrupa’da diye konuşuluyor siyasi anlamda. Düşün yani, bir öğrenci organizasyonu 15 sene önce sorunlarını çözmüş.

16


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 17

Peki, madem artık contact olduk; ilk uluslararası etkinliğimizden bahsedelim. İlk etkinliğimiz daha yeni contact iken Türk Dili Yaz Üniversitesi’ydi. 1995 yazında, Ağustos’ta. Daha AEGEE üyesi olmadığımız için, tüzük gereği bizim adımıza AEGEE-Europe üstlendi etkinliği. Yani AEGEE ağına karşı onlar sorumluydular.

Güven meselesi olmadı mı? Biz tanışmıştık artık, güvenmişlerdi bize. Contact da olmuşuz, neden güvenmesinler. Yaz Üniversitesi’nde Türkçe dersi verdik 1. ve 3. seviyede. Etkinlikte, 10 katılımcı vardı, bunlara Refet’in Ankara şehir merkezinde tanıştığı 2 Hollandalı kız da dahil. 15 günlük bir etkinlik düzenledik. Yurtta kaldık falan. Sonuçta güzel bir şekilde bitti etkinlik. Oradan İstanbul’un Antalya Belek’te düzenlediği AEGEE’nin 10.yılı etkiliğine Yaz Üniversitesi katılımcıları ile beraber gittik. Festival şeklinde denizin kenarında gerçekleşen bir etkinlikti. AEGEE’nin Genel Sekreteri, AGORA’nın Chair’ı da vardı. Bizim için çok önemliydi çünkü hem çok eğlendik hem de kendi üyelerimizin ilk kez AEGEE ile tanışma fırsatı oldu. Yaz geçti, bizim Antennae statüsüne erişmemiz için bir tane daha uluslar arası etkinlik düzenlememiz gerekiyordu. O sıralar Ebru Strasbourg’da Avrupa Konseyi’nde (Council of Europe) AEGEE’nin tanıtıldığı bir toplantıya katıldı. Ebru orada Understanding Europe koordinatörlerini ikna etti ve biz bu etkinliğin Ankara ayağını yapmak üzere seçildik. Birçok problem yaşadığımız bu etkinliği başarılı bir şekilde bitirdikten sonra, bir sonraki AGORA’da da; 11-12 Kasım 1996 oluyor tarihi, Convansion D’Adhesion’u imzalayarak, Antennae statüsüne eriştik.

Röportaj: Cem Ekici & Burcu Eren

17


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 18

1995-1996 YILI

18


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 19

Yürütme Kurulu Metin TURAN Ebru ÖZÇELİKYILMAZ Görkem ÇETİN Saltuk ERDEMLİ Çağatay İŞLER

ETKİNLİKLER TÜRK DİLİ VE ANADOLU KÜLTÜRÜ YAZ ÜNİVERSİTESİ (16 AĞUSTOS-3 EYLÜL 1995)

16 Ağustos - 3 Eylül 1995 tarihleri arasında 30 katılımcı ile gerçekleştirilmiş olan ilk Yaz Üniversitesi Türk Dili ve Anadolu Kültür’dür.” ‘10. yıldönümü ve uygarlıklar beşiği Anadolu’ temasına sahip bu Yaz Üniversitesi 16 - 29 ağustosta Ankara’da; 30 ağustos-3 Eylülde Antalya’da gerçekleştirilmiştir. Birinci ve üçüncü seviyede Türkçe dersi verilmiştir. Bununla beraber Antalya’da 10. yıl kutlamaları için yapılan festivale katılım gösterilmiştir. Kapadokya’ya, Abant-Yedigöller’e, Hattuşaş’a, Alacahöyük’e, Gordion’a ve Kral Midas’ın şehrine geziler düzenlenmiştir.

AVRUPA’YI ANLAMAK AEGEE-Europe’un yıllık planı olan Intergovernemental Conference'in bir parçası olarak Nisan 1996’da gerçekleştirilen bir etkinliktir. Ankara dışında dört konferans da aynı isimle yurt dışında yapılmıştır. Avrupa’yı Anlamak (Understanding Europe) projesinde, 5 ülkeden beşer kişi ve her ülkeden de birer gazeteci gelmiştir. Etkinlikte toplantılar yapılmak ve Avrupa düzeyinde önce aynı ülkenin insanları toplanıp konuşmuş, sonra genel toplantılar gerçekleşmiştir. Kolaylaştırıcı rolünü de gazeteciler üstlenmişlerdir. Etkinlik boyunca katılımcılar hem kendi ülkeleri, hem de Avrupa hakkında bilgi sahibi olmuşlardır. AEGEE-Ankara’nın yaptığı ilk uluslararası konferansı olan bu etkinlik başarıyla gerçekleşmiştir. Konferans sonucunda AEGEE-Ankara diğer lokaller tarafından da tanınmaya başlamıştır. Konferansın sunumu Maastricht de IGC Final Konferansı’nda Refet Şaban tarafından yapılmıştır. Yapılan atölye çalışmaları: Alman Ulusal Atölye Çalışması, Yunan Ulusal Atölye Çalışması, Türk Ulusal Atölye Çalışması ve Avrupa Birliği’nin Güney Avrupa Genişlemesi şeklindedir.

19


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 20

1996-1997 YILI

20


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 21

Yürütme Kurulu (Mayıs ayına kadar)

Yürütme Kurulu (Mayıs ayından sonra)

Başkan: Refet ŞABAN

Başkan: Refet Şaban

Genel Sekreter: Metin TURAN

Genel Sekreter: Figen Şahin

Dış İlişkiler Sorumlusu: Mertol GENÇ

Dış İlişkiler Sorumlusu: Tahsin Banguoğlu

Halkla İlişkiler Sorumlusu: Mustafa KURGEN

Halkla İlişkiler Sorumlusu: Nihal Samsun

Sayman: Selçuk KESKİNOL

Sayman: İdil Göksel

ETKİNLİKLER AGORA 30 Ekim-2 Kasım 1997’de AEGEE’nin Genel Kurul’u olan AGORA, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’ in de katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilmiştir. AGORA, AEGEE-Ankara açısından birçok ilklerin yaşandığı bir etkinliktir. Türkiye’de öğrenciler tarafından o güne kadar düzenlenmiş en büyük organizasyon olan AGORA’da, 480 kişi yurt dışından olmak üzere Türkiye’den gelenlerle beraber 600 kişi civarında katılımcı ağırlanmıştır. AEGEE-Ankara’nın o dönemde 350 üyesi olduğu ve herkesin organizasyon süresince çalıştığı düşünüldüğünde toplamda 1000 kişiye yaklaşılmıştır. Etkinliğin açılışı Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından yapılmış ve kendisi AB ile ilgili önemli bir konuşma yapmıştır. Buraya dikkat çekilirse AEGEE-Ankara’nın başarısı daha çok takdire değer olur çünkü, Avrupa Parlamentosu’ndan AEGEE-Europe'a herkes Ankara’da etkinliğin yapılmaması gerektiğinden ve Türkiye’nin bunu demokratiklik açısından bir ölçü olarak kullanabileceğinden bahsedilmiştir. AEGEE-Europe da AEGEE-Ankara’ya, etkinlikte hiçbir politikacının olmaması gerektiği konusunda baskıda bulunmuştur. AEGEE-Ankara da Cumhurbaşkanının Türkiye’de partiler üstü olduğunu ve davet edilebileceğini söyleyip davet etmiştir. AEGEEAnkara tarihinde çok önemli yere sahip olan AGORA öncesi toplam 20 kişi olan üye sayısı, AGORA'dan bir ay önce 350’ye ulaşmıştır. Bu üyeler de AGORA etkinliği ile birlikte AEGEE hayatlarına başlamışlardır. AGORA sonrası 4-5 yıl YK ve DK’ları bu ekipten çıkmıştır. AEGEE-Ankara yeni ve tanınmayan bir lokal iken hem Türkiye içinde çok tanınmış, hem de AEGEE-Europe'un en önemli lokallerinden biri haline gelmiştir 97 AGORA'sının en önemli tarafı ise AEGEE ağının çok uzun tartışmalar sonucu Türkiye’nin SOKRATES eğitim programına dâhil olmasını destekleme kararı alınmasıdır. Bu da daha sonra Türkiye’nin SOCRATES Eğitim programlarına katılması konusunda AEGEE-Ankara’nın yaptığı lobi çalışmalarının temel taşını oluşturmuştur. Genel Kurul’dan geçen bu önerge daha sonra AEGEE-Europe tarafından AP (Avrupa Parlamentosu) Milletvekillerine yazılı olarak gönderilmiştir. AGORA 97 AEGEE-Ankara’nın dar bütçeli, az kişiyle çok işler başardığı etkinliklerden, büyük bütçeli, kalabalık organizasyon dönemine geçişidir denilebilir. DERİNLEMESİNE AB VE PARA BİRLİĞİ Nisan 1997’de Prof. Andrea Gattini “Derinlemesine Avrupa Birliği” konulu bir konferans vermiştir. Mayıs 1997’de ise Alber Maas’ın konuşmacı olarak katıldığı “Avrupa Para Birliği” konulu bir konferans düzenlenmiştir. ANADOLU RÜYASI YAZ ÜNİVERSİTESİ (30 HAZİRAN-13 TEMMUZ 1997) Kültürel doku temasıyla 30 Haziran-13 Temmuz 1997 tarihlerinde Ankara ve Datça’da gerçekleşmiştir. Etkinlikte birinci seviyede Türkçe dersi verilmiştir.

21


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 22

REFET ŞABAN RÖPORTAJI (BURCU EREN)

ODTÜ Kütüphanesinde sonuç kitapçığı bulunmakta.

Öncelikle seni tanıyabilir miyiz? Refet ŞABAN (Botaş International Limited-BIL) şirketinde HSE danışmanıyım.

Bu konferans sonucunda AEGEE-Ankara diğer lokaller tarafından tanınmaya başlamıştı. Konferansımızın sunumunu IGC final konferansta Maastricht’de sunumunu yapmıştım.

Metin( Turan)’den de öğrendiğimiz kadarı ile tanışmanız ve sonrası HP48 ile başlamış. Bize biraz bu hikayeden bahseder misin?

Derinlemesine AB ve Avrupa Para Birliği konferansları düzenlemişiz. Euro kavramı yeni yeni ortaya çıkıyormuş o zamanlar. AEGEE-Ankara Avrupa Birliği’ni derinlemesine tartışmış. Hatırladığın kadarıyla biraz bahsedebilir misin?

Zamanın çok özel hesap makinesi olan HP48 SX satın almıştım. O makineden olan herkes birbirini buluyordu. Ben de 2. yurtta HP48 makinesi olan tanımadığım birini anons ettim. Aşağıya inen arkadaşı E. Metin Turan 'dı. Daha o akşam bir sürü konuda yurt kapanış saatine kadar sohbet ettik. Ondan sonra sık sık görüştük. Dostluğumuzun sanırım 17. yılı oldu.

1997 yılı çok verimli bir yıldı. Bir taraftan AGORA alındı diğer taraftan, iki adet AB ve Euro (ayrı ayrı) konulu seminer yapıldı, konuşmacılar da AP dendiler yanılmıyorsam, ayrıca AEGEE-Europe Başkanının da katıldığı Regional Meeting de düzenlemiştik. Tüm bunlar da o büyük kavgaların ardından ve sadece bir dönemde yapılmıştı.

AEGEE ile ilk ne zaman tanıştın? O zamanlar AEGEE hakkında ne düşünüyordun? Katıldığın ilk AEGEE etkinliği neydi? Metin AEGEE diye bir şeyden bahsetti, 8 kişilik bir ekip olduktan sonra hemen biz de kurmaya karar verdik. AEGEE benim için ilk başlarda değişik kültürlerden öğrencilerle tanışma umuduydu. İlk katıldığım uluslararası etkinlik memleketim Makedonya'daydı. Üsküp'te “Orta ve Doğu Avrupa'da Özelleştirme” konulu bir konferansa katılmıştım. Muhteşem bir etkinlikti, hem içerik hem organizasyon açısından çok başarılıydı.

Çekirdek kadronuzda kimler vardı? Kurucu üyeleri sayabilir misin? Ekibimiz E.Metin Turan, Ben, Ebru Özçelikyıldız, Ozan Kaya, Kürşat Evci, Çagatay İşler ve Saltuk Erdemli'den oluşuyordu. İlk çalışmaları bu ekip yaptı. Daha sonra ekibimize Sibel Coşkun da katıldı.

1997 yılında AEGEE-ankara güz AGORA’sını düzenledi. AEGEE-Ankara AGORA düzenleme kararını neden aldı? O süreçten biraz bahseder misin? AGORA sureci bambaşkaydı tabii. Öncelikle yine bir sessizlik dönemiydi. Ben başkan seçilmiştim ama sanırım 25-30 üyemiz ya var ya yok. Biz de AEGEE Ankara’yı yeniden bir ivme kazansın diye AGORA düzenleme kararı aldık. (YK: Ben, Metin, Mustafa Selçuk ve Mertol) Ardından Rotterdam “Europe and Euro” Final konferansına lobi yapmak adına Metin hariç tüm Yürütme Kurulu olarak katıldık. Ardından AGORA'da bizim yapacağımız belli oldu. Birçok ilklerin yaşandığı bu AGORA, AEGEE-Ankara’ya birçok yarar sağladı.

AEGEE hayatını nasıl etkiledi? AEGEE hayatımın en öğretici ve eğlenceli dönemiydi, AEGEE’de edindiğim tecrübeyi, hiçbir yerde edinmedim. İş hayatımda ve her yerde AEGEE'de edindiğim tecrübeler hep bir adım öne çıkardı beni. Avrupa’nın her yerindeki önemli dostluklardan ve yaşam kalitesinden hiç bahsetmeme gerek yok zaten.

2010’daki AEGEE ve AEGEE-Ankara hakkında ne düşünüyorsun? Önerilerin var mı?

Peki, ilk Yaz Üniversitemizden bahseder misin biraz? İlk Yaz Üniversitemiz Türkçe ile ilgiliydi, adı da “Uygarlıklar Beşiği Anadolu” Yaz Üniversitesi. Sonunda da AEGEE-İstanbul’un düzenlediği 10.Yıl Festivali’ne katılmıştık. İnanılmaz heyecanlıydı tabi...

Understanding Europe öncesi yaşanan bir tartışma olmuş. Daha sonra AEGEE-Ankara’dan kurucu üyelerin bir kısmı ayrılmak zorunda kalmış. Etkinlikten ve bu tartışmadan kısaca bahseder misin? O kavgalar keşke olmasaydı ama oldu, o kavgalar aslında iki ayrı anlayışın ürünüydü. Tartışma her şeyin yazılı olmasını Yürütme Kurulu toplantılarının açık olmasını, kararların gerekçelerinin yazılmasını isteyen bir taraf ile yürütmeyi daha çok Türk tipi yönetmek isteyenler arasındaydı. Ben o kavgaları çoktan unuttum ve keşke olmasa da anlaşabilseymişiz diyorum. Kurucu üyelerin hepsi de çok başarılı ve değerli kişilerdir.

2010 AEGEE-Ankara’sına baktığımda, bazı konularda çok başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Kurumsallık olsun yazılı kültür olsun, ayrıca fena olmayan bir eğitim sistemimiz var. Toplantı düzenimiz, Genel Kurullarımız, hepsi Türkiye'mizde pek görülmeyen şeyler. Ancak olmamız gereken yerde olduğumuzu zannetmiyorum. Benim AEGEE hakkında bir tanımlamam var “ AEGEE dünyayı değiştirebilecek kadar güçlü bir organizasyon, ya da AEGEE eğlenceli bir oyun”. Bu zıt iki tanımlama aslında AEGEE’nin ta kendisi. Hangisinin gerçek olduğu da tamamen sizin bakış açınıza kalmış. Birinci tanımlamayı kabul edip ona göre emek verirseniz gerçekten dünyayı değiştirebilirsiniz. İkinciyi seçerseniz çok eğlenirsiniz ve çok güzel oyunlar oynarsınız. AEGEE-Ankara'ya tavsiyem, AEGEE yi ciddiye alsınlar ve de tek tipleşmemeye çalışsınlar. Ne kadar farklı kültürden farklı siyasi görüşten insan AEGEE -Ankara bünyesinde toplanırsa, AEGEE-Ankara o kadar dinamik ve güçlü olur.

AEGEE-Europe yıllık planı olan Intergovernemental Konferans'in bir parçasıydı. Ankara dışında 4 konferans da aynı isimle yurt dışında yapılmıştı. Bizim yaptığımız ilk uluslararası konferans olmuştu ve çok başarılı geçmişti. Sanırım hala

22


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 23

1997-1998 YILI

23


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 24

Yürütme Kurulu Başkan: Refet ŞABAN Genel Sekreter: Figen ŞAHİN Dış İlişkiler Sorumlusu: Tahsin HAZNEDAROĞLU Halkla İlişkiler Sorumlusu: Barbaros SARICI Sayman: İdil GÖKSEL

ETKİNLİKLER İNSAN HAKLARI EVRENSELLİĞİ İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 50. yılında ele alınan bu konferansın en önemli konularından biri 180 ülke tarafından imzalanmış olan bu bildirgenin evrensel durumunu sorgulamaktır. Çünkü bu konu hakkında çeşitli tartışmaya açık görüşler bulunmaktadır ve bu tartışmalar insan hakları fikrinin geleceği ve gelişimi açısından önemlidir. "İnsan Hakları"nın göreceli mi evrensel mi olduğuna dair epey üst düzey akademik tartışmaların yapıldığı bir etkinlik olmuştur. Tartışmalar sayesinde katılımcılar, ‘Şimdiki bildirge tüm toplumların bütün politik, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamada yeterli midir?’ ve ‘Yeni bir kavramsallaştırmaya ihtiyacımız var mı?’ sorularına cevap vermeye çalışmışlardır. Hatta o dönemde Kosova'da Sırp ordusuyla Arnavut UÇK milisleri arasında çatışmalar sürmekte ve NATO'nun bölgeye müdahalesi tartışılmaktaydı. Kosova'dan gelen katılımcılar insan haklarının kuru kuru tartışılan farazi bir fikrin ötesinde, hayatlarının bir parçası olduğunu anlatan bir sunum yapmışlardır. Konuşmacılar arasında Ioanna Kucuradi gibi dünya çapında isimler bulunmaktadır. Teorik ve felsefi boyutunun yanı sıra günlük hayata dair önemli tartışmalar da yapılmıştır. Etkinliğe katılan konuşmacılar: Ioanna Kucuradi, Yasemin Özdek, Hayri Kırıbaşoğlu, Çin Kültür Ataşesi, Erol Anar ve İhsan Dağı’dır. Yapılan atölye çalışmaları: BM İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Hukuki Uygulamaları ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin Çelişkileri, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine Feminist Bakış, Sivil Toplum Kuruluşlarının İnsan Haklarına Bakışı, İslam, Demokrasi ve İnsan Hakları, Ekonomi ve İnsan Hakları ve Asya Değerleri ve Üçüncü Dünya Yaklaşımı şeklindedir.

UYGARLIKLAR BEŞİĞİ ANADOLU YAZ ÜNİVERSİTESİ Temmuz ayında Kapadokya ve Fethiye’de gerçekleşen bu Yaz Üniversitesinden bir hafta önce Adana’da deprem meydana gelmiştir. Bu yüzden katılımcı sayısı düşmüştür. 35 kişi beklenirken projeye 17 kişi katılmıştır.

24


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 25

1998-1999 YILI

25


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 26

Yürütme Kurulu Başkan: Kemal Baykallı Dış İlişkiler Sorumlusu: Esra Karaca Halka İlişkiler Sorumlusu: Melis Şenerdem Sayman: Başak Candemir Sekreter: Cem Tüzüner

98-99 Döneminden akılda kalanlar: > AEGEE-Ankara’da birçok proje yapma fikrinin oluştuğu bu dönemde, birçok çalışma grubu bulunmaktaydı. Bunlardan bir tanesi olan Canlandırma Çalışma Grubu, AEGEE-Ankara’da iç iletişimi kolaylaştırmak için ve AEGEE-Ankara üyelerinin birikimlerini paylaşmak için “Anten” isimli haftalık bir bülten çıkartmışlardır.

> Çevre Çalışma Grubu, “Atık Pil Toplama” projesi gerçekleştirmiştir. Yaklaşık 3000 kadar atık pil toplanmış ve kontrollü bir şekilde gömülmeleri sağlanmıştır. Bunun dışında da kirlilik üzerine tematik toplantılar gerçekleştirmişlerdir.

> Uluslararası Politika Çalışma Grubu, “Kürt Sorunu” temalı toplantılar düzenlemiş, sonrasında Doğu Ergil ile bir söyleşi gerçekleştirmiştir. Bir diğer çalışılan konu olan “Ankara – Atina” arasında yapılacak bir değişim programı olması beraberinde, bu projenin tematik altyapısını oluşturmuşlardır. Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde asistan olan İnan Ruma’nın “Ulus Devlet Oluşumu” üzerine konuşması ile toplantılara başlamışlardır. Daha sonra Bilkent’te doktora öğrencileri Bestami Bilgiç ve Theodora Kalaitzaki ile söyleşiler gerçekleştirerek projenin temtaik altyapısını tamamlamışlardır. Ayrıca grup Kosova üzerine de bir bildiri hazırlanmıştır.

> SOCRATES üzerine çalışan Eğitim Çalışma Grubu, Türkiye çapında AEGEE-İstanbul ile birlikte Türkiye’de Ulusal Ajans’ın kurulması ve SOCRATES Programının Türkiye’de uygulanması üzerine çok yoğun çalışmalar yapmışlardır. Bir gençlik STK’sı olarak AEGEE, Türkiye’de üzerine düşeni layığıyla yapılmaktaydı. Ankara ve Türkiye çapında Gençlik Konseyi çalışmalarında da AEGEE-Ankara’nın rolü vardı.

>

AEGEE-İstanbul ile birlikte Barış Akademisi Projesi Açılış Konferansı gerçekleşmiştir.

>

Mayıs ayında Bahar Şenlikleri kapsamında Avrupa Günleri konferansları yapılmıştır.

26


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 27

ETKİNLİKLER PEACE CONCEPT - INITIAL CONFERENCE OF PEACE ACADEMY PROJECT CONFERENCE Şubat 1999’da AEGEE-Ankara ve AEGEE-İstanbul’un ortak düzenlediği "Peace Concept - Initial Conference of Peace Academy Project" adlı konferans İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Dünya barışına sağlam bir altyapı kazandırmak amacıyla yapılan etkinlikte barış kavramı felsefik, tarihi, siyasi ve sosyolojik boyutlarının yanı sıra, insan hakları ve sanatsal açılardan da incelenmiştir. Etkinliğin takibinde, ‘European Youth, Give Peace a Chance’ sloganıyla Avrupa’nın çeşitli yerlerinde 11 kongre, 3 Yaz Üniversitesi, 1 film festivali, alan çalışması gezileri ve çeşitli seminerler düzenlenmiştir.

WARS: DESTINY OF ANATOLIA YAZ ÜNİVERSİTESİ 26 Temmuz- 11 Ağustos 1999 tarihleri arasında AEGEE kontak Çanakkale’yle birlikte, Barış Akademisi Projesi kapsamında “WARS: Destiny of Anatolia / Anadolu’nun Kaderini Belirleyen Savaşlar” konulu 45 Avrupalı öğrencinin 4000 km yol kat ettiği bir Yaz Üniversitesi düzenlendi. Proje kapsamında Ankara, Kapadokya, Gordion, İzmir, Efes, Milet, Sard, Bergama, Assos, Çanakkale ve Truva’daki antikçağ eserleri, eski Anadolu medeniyetleri ve Türk yapıtları; tarihteki önemleri, etkileri ve özellikleriyle incelenerek, çeşitli tartışma gruplarıyla Anadolu kültürünün oluşmasında büyük etkisi olan savaşlar, tarihi süreç içerisinde büyüteç altına alındı. KEMAL BAYKALLI RÖPORTAJI (CEM EKİCİ)

O Genel Kurul olaylı geçmişti yanlış hatırlamıyorsam.

1998 - 1999 yılındaki AEGEE-Ankara’yı bir de dönemin başkanı Kemal Baykallı’dan dinleyelim…

Evet, Genel Kurul'da kavga çıktı. Bir grup yavaş yavaş koptu AEGEE-Ankara'dan. Genel Kurul'da karar alındı AGORA sonrası olan sene, yani 97-98 senesinde AEGEE-Ankara etkinlik düzenlemeyecekti, bir toparlanma dönemi yaşanacaktı. Yoğun anlamda organizasyonlar düzenlenmişti, artık kurumsal yapıyı oturtmaya; entelektüel anlamda dolmaya ihtiyacımız vardı. Refet'in 2. başkanlık dönemi olan o yılı birikim yaparak geçirdik. Baktığımız zaman Türkiye için de biraz sıkıntılıydı 1997-1998 dönemi. Luksemburg Zirvesi oldu Avrupa Birliği'nin. Güney Kıbrıs adaylık statüsü kazandı, Türkiye'ye verilmedi. Doğal olarak Türkiye'de bir tepki dalgası hızla yayıldı. Avrupa'dan uzaklaşıldı. Neredeyse 1999 Helsinki Zirvesi'ne kadar Türkiye'de hava negatifti. Lüksemburg öncesi tepkiler böyle değildi, herkes Avrupa Birliği'ne sıcak bakardı, AB fikri popülerdi. 97 yılında soğuma dönemi başladı. AEGEE-Ankara böyle bir dönemde Avrupa Fikri'ni yaymaya çalışıyordu. 98 yılında bir miktar yumuşama oldu. O sene bizim temel misyonumuz çok fazla sayıda insanı Avrupa fikri ile tanıştırmak, AEGEE ağında önyargıları azaltmak ve ağın Anadolu'da genişlemesini sağlamaktı. Türkiye'de de Ecevit dönemi başlamıştı.

Merhaba Kemal, bize Kemal Baykallı’dan bahseder misin? 1975 yılında Kıbrıs’ta doğdum, üniversiteyi Kıbrıs’ta bitirdim, yüksek lisansımı ODTÜ’de yaptım. Mezun olduktan sonra Kıbrıs’a geri döndüm, uluslararası kurum ve kuruluşlarda çalıştım, projelerde görev aldım.

Peki, AEGEE ile nasıl tanıştın? Üniversite yıllarımda tanıştım AEGEE ile. 1995 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam. İnternetin yeni geldiği dönemlerdi. O zamanlar çok ilgili değildim, Ankara’nın AGORA’da kabul edildiğini hatırlıyorum. Daha sonra yüksek lisans için Ankara’ya geldim, Uluslararası İlişkiler Bölümüne. Asıl tanışıklığım o yıllarda başladı. 1997 yılında Haziran ayında bir gün ofise uğradım, baktım kapı kapalıydı. Not bıraktım, daha sonra notumu Refet Şaban görmüş ve beni aradı, görüşelim dedi. Eylül ayındaydık, Refet’le oturduk, Kıbrıs üzerine konuştuk. AEGEE-Ankara ile bu şekilde tanışmış oldum. Daha sonra AEGEE-Ankara’ya düzenli gelip gidecektim zaten. Her ne kadar 1,5 ay sonra AGORA yapılacaksa da, organizasyonel anlamda aktif değildim. Daha çok Kıbrıs’ın ağa üye olması üzerine çalışmaları takip ediyordum. AEGEE-Ankara’daki ilk etkinliğim 97 Güz AGORA'sı oldu. Bittiğinde herkes çok keyif almıştı. AGORA'dan sonraki AEGEE-Ankara Genel Kurul'unda beklentiler yüksekti, gruplaşmalar oldu; herkes Yürütme Kurulu'na girmek istedi. AGORA sırasında Konaklama Grubu'nda olanlar, Lojistik Grubu'nda olanlar, hep Yürütme Kurulu'na aday oldular.

AEGEE-Ankara’da kurumsallaşmaya yönelik neler yapıldı? Dediğim gibi, asıl amacımız kurumsallaşmayı sağlamaktı. Örneğin, ilk kez benim başkan seçildiğim Genel Kurul iki gün sürdü. O Genel Kurul'da korkunç bir uluslararası etkinlik yapma isteği vardı. 1 yıl boyunca olgunlaşan fikirleri artık organizasyonlara dökmeyi istiyordu herkes. Kurum olarak tamamen organizasyona yöneldik ve sonuç olarak istediğimiz her şeyi yapamadık.

27


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 28

Yine de baktığımız zaman Genel Kurul’un 2 güne çıkarılması, bizim zamanımızda oluşturulan “Çalışma Yönetmelikleri”, mali yapının düzenlenmesi için yapılan çalışmalar, ofis bilgisayarlarında üyelere yönelik veri tabanı oluşturulmaya çalışılması, yazılı kültürün önemini göz önünde tutarak gerçekleştirilen arşivleme çalışmaları ve düzgün ve sistemli bir eğitim programının hazırlanması gibi gelişmeler kurumsallaşma açısından pozitif yönlerimizdi. ODTÜ düzeyinde de belli çalışmalarımız oldu. AEGEEAnkara’nın kurumsallaşmasını sağlamak bizim için önemliydi, bu yüzden ODTÜ ve Ankara’daki diğer üniversitelere açılmak gerekiyordu. Ancak ODTÜ’de yönetimin rektörlük düzeyinde diğer üniversite öğrencilerinin ODTÜ’ye girişi üzerine bir önyargısı mevcuttu. ODTÜ öğrencilerinde de “Ne işleri var?” şeklinde soru işaretleri vardı. Bu önyargı tabandan kaynaklandığı için aşılması çok güçtü. ODTÜ içinde kimlik yaratmaya yönelik kötü bir fikir bence. Hal böyle olunca da AEGEE-Ankara diğer üniversite öğrencilerine yeterince ulaşamadı ve darbe aldı. ODTÜ dışına çıkmayı da çok düşündük aslında, dernekleşme isteği kuruluştan itibaren zaten vardı ama ODTÜ içerisindeki avantajları da göz ardı edemiyorduk. ODTÜ’nün bize sağladığı imkanlar ve direk öğrencilerle bir arada olmak AEGEE-Ankara için çok önemliydi.

CD (Comité Directeur) üyesi oldu. Hakan Gümüş de ilk geldiğinde AEGEE-Ankara’yı beğenmemişti. Yeterince entelektüel gelmemişti. Son gün Metin (Turan) ve ben Hakan’la oturup saatlerce konuştuk. İnsanları tek tek konuşarak kazandık yani. Bu şekilde çalışmak da yorucuydu açıkçası. Keşke biraz daha motive edebilseydik insanlarımızı diyorum. Günlük koşuşturma ve bize hiçbir şey kazandırmayan tartışmalardan soyutlanıp daha uzun vadeli düşünmüş olmayı isterdim. Son olarak da, siyasal anlamda bakacak olursak, Türkiye’nin dalgalanması bizim için avantajlar oluşturduysa da, yarattığı dezavantajlar daha fazlaydı. Tabi bir de Yugoslavya’nın dağılması sonrası Balkanlardaki siyasi problemler de tüm AEGEE ağını etkiledi. Son bir şey daha söylemek istiyorum, Refet olsun, Metin olsun, oldielerimizin de aktif olarak AEGEE-Ankara içinde olması bizim işlerimizi çok kolaylaştırdı. Bunun avantajını çok yaşadık. Dezavantajları da oldu tabi ama tecrübeli üyelerin işin içinde olması çok önemliydi. Bu açıdan bakınca, benim de AEGEE-Ankara içinde yaşadığım en yoğun dönemimin başkanlıktan bir sene sonra olması ilginçtir. Bir sonraki Yürütme Kurulu’nun bütün toplantıları katıldım mesela. Oldielerin aktif çalıştığı ve YK’da olmadığı bir yapı çok sağlıklı işledi ve AEGEE-Ankara’yı iyi yerlere taşıdı diye düşünüyorum.

AEGEE ağında AEGEE-Ankara’nın yeri nasıldı? AEGEE ağında AEGEE-Ankara’nın ağırlığı AGORA sonrası başlamıştı zaten. Biz iyice pekiştirdik. Mesela AEGEE-Ankara’nın oy sayısı 6’ya yükselmişti bizim dönemimizde. Ayrıca yine Mağusa’da bir lokal açılmasında AEGEE-Ankara’nın etkisi büyüktür.

Peki, bu dönemde sıkıntılarınız oldu mu? Kurumsallaşma konusunda daha büyük ve sağlıklı adımlar atmayı dilerdim. Kurumsallaşma konusunda başarılı olduğumuzu düşünsem de, daha fazlasını isterdim. Kurumsal kimlik yeterince oturmadığı zaman birçok sıkıntı çıkar. Biz de yaşadık bu tarz sorunları, mesela ne zaman uluslararası etkinlik gerçekleştirsek, büyük sıkıntılar ve yorgunluklar yaşadık. Bizden bir sonraki dönemde de bence büyük yanlışlar yapıldı. O sene bir kuşağı yavaş yavaş kaybettik. O kuşaktan kalanlarsa, uluslararası etkinlik zamanı ortaya çıkarlardı. İnsanları kazanmak için herkesle tek tek ilgilendik. Mesela Emrah Kurt o zamanki kız arkadaşı olduğu için gelmişti ama daha sonra kaldı ve önce Başkan daha sonra

28


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 29

1999-2000 YILI

29


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 30

Yürütme Kurulu (Mayıs Ayına Kadar)

Yürütme Kurulu (Mayıs Ayından Sonra)

Başkan: Adil Atıser

Başkan: R. Can Samsun

Genel Sekreter (Başkan Yardımcısı) : R. Can Samsun

Genel Sekreter: Zeynep İlhan Dış İlişkiler Sorumlusu: Adil Atıser

Dış İlişkiler Sorumlusu: Özlem Dursun

Halkla İlişkiler Sorumlusu: A. Erhan Akgül

Halkla İlişkiler Sorumlusu: A. Erhan Akgül

Sayman: Emre Erdem

Sayman: Emre Erdem

99-00 döneminden akılda kalanlar: > ‘Dünya barışına katkıda bulunmak’, ‘yurtdışı eğitim programları ile ilgili kamuoyu oluşturmak’ gibi amaçlarla yola çıkılmış; bir gençlik STK’sı olarak AEGEE-Ankara yüklendiği misyonunun hakkını fazlasıyla verdiği bir dönem 99-2000 dönemi. > Yıl içinde YK değişikliklerinin yaşandığı, ‘ batı mı doğu mu’ tartışmaları sonrasında Karadeniz Kültürü temalı bir yaz üniversitesinin organize edildiği 99-2000 döneminde, Barış Akademisi’nin Barış Zirvesi ayağı organize edilmiş, Eğitim Çalışma Grubu Socrates ve Erasmus programları hakkında kamuoyunda büyük bir farkındalık yaratmıştır.

ETKİNLİKLER PEACE SUMMIT / BARIŞ AKADEMİSİ (12-27 AĞUSTOS 2000) Dijan Albayrak’ın 1998-2001 yılları arasında " project manager" sıfatıyla AEGEE-Ankara’da genel koordinasyonunu yürüttüğü Peace Academy (Barış Akademisi) projesi dünya barışına sağlam bir altyapı kazandırmak amacından yola çıkmıştı. Proje kapsamında, 1999 yılının Şubat ayında AEGEE-Ankara ve AEGEE-İstanbul’un ortak düzenlediği "Peace Concept - Initial Conference of Peace Acedemy Project" adlı konferans İstanbul’da gerçekleştirildi. Konferans kapsamında barış kavramı felsefik, siyasi ve sosyolojik boyutlarının yanı sıra, insan hakları ve sanatsal açıdan da incelendi. Ege’de baş gösteren kriz sonrasında Yunan antennaları tarafından ortaya atılan ‘’Türk-Yunan Barışı’’ fikri AEGEE-Europe, AEGEEAnkara ve AEGEE-Athina işbirliği ile “Peace Academy” kapsamında uluslararası bir sempozyum olan ‘Peace Summit(Barış Zirvesi) projesine dönüştürülmüştü. Koordinasyon ekibinin Başak Candemir, Cem Tüzüner ve Gülçin Menteşoğlu’ndan oluştuğu ve Peace Academy kapsamında gerçekleştirilen proje, 2000 yılını ‘Uluslararası Barış Kültürü Yılı’ ilan eden UNESCO’nun da desteğini alarak “2000 Uluslararası Barış Kültürü Yılı”nın öncü etkinliği olmuştu.

30


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 31

Barış Zirvesi projesi Türkiye ve Yunanistan arasındaki iletişimi artırmaktan öte, tüm Avrupa’da barış sürecine katkıda bulunmak üzere düşünülmüştür. Proje, Türkiye ve Yunanistan’daki saygın üniversitelerin akademisyenlerinin de desteği alınarak 12-27 Ağustos 2000 tarihleri arasında Kuşadası’nda hayata geçirildi. Barış Zirvesi, iki hafta boyunca Akdeniz ve Balkan ülkelerindeki

çeşitli çatışmaları, bu çatışmaların kaynaklarını ve uluslararası uyuşmazlık çözümleme tekniklerini içeren dersleri, atölye ve grup çalışmalarını kapsamıştır. Farklı kültürlerden gelen 200 katılımcının birlikte çalıştığı zirve, kültürler arası iletişim ve ortaklığı sağlayan ideal bir platform oluşturmuştur.

ERASMUS VE SOKRATES PROGRAMI ÇALIŞMALARI Türkiye'nin Avrupa Birliği Eğitim Politikaları’na katılması için önemli adımlar atmış olan AEGEE-Ankara Eğitim Çalışma Grubu’nun çalışmaları "AB'de Erasmus diye bir şey var" düzeyinden ‘Türkiye'de Ulusal Ajans nasıl yapılanmalı’ tartışmasına kadar olan bir süreci kapsamıştır. AEGEE -İstanbul ‘un ilk adımlarını attığı lobi faaliyetlerine destek vermek amacıyla başlayan süreç 3-4 yıllık bir kamuoyu oluşturma projesine dönüşmüştür. AEGEE-Ankara Eğitim Çalışma Grubu proje kapsamında, üniversitelerdeki Erasmus ofislerinin nasıl yapılandığı ile ilgili araştırma raporu hazırlamanın yanı sıra, SOKRATES programının 2000-2006 yıllarında uygulanacak olan ikinci aşamasının en kısa zamanda Türkiye’de uygulanması ve programın yürütülmesi için kurulacak olan Ulusal Ajans kurumunun, programı en adil biçimde yönetmesi adına birçok lobi çalışmalarında bulunmuştur. Yurt içinde, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği, Devlet Planlama Teşkilatı, Dışişleri Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı nezdinde, yurtdışında ise Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu nezdinde çalışmalar yapılmıştır. Eğitim Çalışma Grubu’nun üyeleri Ankara içinde ve dışında birçok üniversitede ve eğitim kurumlarında SOKRATES programını tanıtmak amacıyla birçok etkinlik düzenlenmiştir. Ayrıca 2001 yılında AEGEE-Ankara Eğitim Çalışma Grubu’ndan Beran Tanılır ve Büke Çiçek Avrupa Komisyonu’nun desteğiyle Brüksel’de düzenlenen “Socrates On The Move” eğitim projesine katılarak, “Socrates Promoter” sıfatını almışlardır. Bu eğitim sonrasında ise farklı üniversitelerde düzenlenen birçok organizasyona konuk konuşmacı olarak katılmışlardır.

YAZ ÜNİVERSİTESİ: ‘MAVİ İLE YEŞİLİN BALAYI’ (10-24 TEMMUZ 2000) Hakan Gümüş’ün koordinatörlüğünü üstlendiği ve daha önce bir organizasyon tecrübesi olmayan kişilerin oluşturduğu ekip, ’’Bu yıl yaz üniversitesini doğuda mı batıda mı yapalım?’’ tartışmaları arasında yeni bir fikir atmıştı ortaya; ‘Karadeniz Kültürü’ konulu yaz üniversitesi düzenlemek. 10 - 24 Temmuz 2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen ve 36 katılımcıyla Kapadokya, Trabzon, Giresun ve Gümüşhane ayaklarından oluşan Yaz Üniversitesi, 2004’te yapılmış olan Yaz Üniversitesinin de ilham kaynağı olmuştur. Katılımcıların yanı sıra yöre halkına da ilginç bir deneyim yaşatmış olan proje kapsamında Ankara, Kapadokya ve Trabzon yöresinde eski Anadolu medeniyetleri ve Türk yapıtları; tarihteki önemleri, etkileri ve özellikleri incelenmiş; verilen eğitimlerde Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tarihi ve kültürünün yanı sıra Türkiye’nin Avrupalılaşma yolunda ne kadar ilerlediği anlatılmıştır. Peace Summit’i i ve AEGEE-Ankara’yı bir de Peace Summit’in “project manager”ı Dijan Albayrak’tan dinleyelim:

da almış olduk ciddi ciddi. Yani 4 otobüs insan ve yegâne AEGEE-Ankaralılar bizlerdik resmen post event'te!

Peki, AEGEE-Ankara'da bulunduğun dönemde AEGEE nasıldı? YK'nın tutumunasıldı?

DİJAN ALBAYRAK RÖPORTAJI (HİLAL IŞIK)

Karışık bir dönemdi sanırım; AGORA gibi büyük organizasyon zorluyordu insanları. Bir koşturmaca, hengâme, bununla beraber gelen gerginlikler vardı, ama ben o zamanlar uzağındaydım manen bu durumların. Toplantılara katılıp ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordum (veya çalışmıyordum). Sonra benim açımdan Metin'le (Turan) Refet'in (Şaban) "mentor"luk dönemi geliyor. Bir süre boyunca kurumu organizasyonlara kapatıp entelektüel olarak geliştirmeye yönelik uğraştı insanlar; Metin'le Refet de bizim gibi çıtır üyeleri markaja alıp gençlik, sivil toplum, kurumsallaşma giriyorlardı damardan.

En baştan başlayalım istersen. AEGEE ile tanışman nasıl oldu? 1997'de, Ankara'daki AGORA hazırlıkları sırasında birileri bir şekil soktu beni ofise; hareket olur diye girdim. Erdemli ve bilge yaklaşmadım mevzuya. Baktım millet bir yandan dünyayı kurtarıyor bir yandan da çılgın partiliyor, nefis. AGORA' nın post event'inde nedendir bilmem, grubun idaresi tamamen romantik nedenlerle atlayıp Kapadokya'ya giden üç çaylağa kalınca bir anda sorumluluk

31


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 32

Benim ilgimi çekti bu gündem; ayrıca AGORA'yı takip eden bir iki yıllık sürede AEGEE network'u nasıl işler ne yapar konusunda çılgınca okuyup kafa patlattığımı hatırlıyorum.

Hangi proje ya da çalışma gruplarında yer aldın? Projelerden kısaca bahsedebilir misin?(özellikle Peace Summit ve Youth ve Socrates'e katılım) Bahsettiğim kafa patlatma dönemimden sonra kolları sıvayıp epey bir işe girdim. Önce AGORA gibi olağan buluşmalardan başka etkinliklere katıldım; sonra European School'a gittim. AEGEE çok eğlenceliydi tabii, ama o dönemden sonra benim için sosyal bir çevreden ziyade işe dönüştü. (Hatta özellikle sosyal çevrem AEGEE dışından oldu çoğunlukla.) Dolayısıyla -o zaman farkında olmasam da- aktivist olduk çıktık. Eğitim Çalışma Grubundaydım ilk. Türkiye'deki eğitim sistemi, AB Eğitim programları vs epey bir sohbet oluyordu. O dönem AEGEE-İstanbul Türkiye'nin AB Eğitim Politikalarına katılması için lobi çalışmasının ilk adımlarını atmıştı. Bizden de insanlar vardı sürecin başında ama sonrasını getirmekte zorlandı AEGEE-Ankara o dönem. Ama Ankara'nın da varlık göstermesi isteniyordu. Sadece AEGEE-Ankara eksik kalmasın diye değil, burada kamu kuruluşlarına ve Avrupa Komisyonu Temsilciği’ne bu kadar yakınken, kampanya konusunda emek vermemek kimsenin hayrına değildi tabii. Açıkçası zor bir işti, AB karar almasından YÖK'ün yapısına, beyaz kitaplardan yıllık kalkınma raporlarına okumadığım şey kalmadı. Önce ben mahallenin delisi şeklinde uğraşıyordum, YK hatta "Socrates Sorumlusu" diye bir sıfat uyduruldu ki ben muhtelif toplantılarda it kopuk genç olarak katılmayayım. Sonrasında ufak ufak burada güzel bir ekip oluşturduk, bir dolu sohbetler bilgilendirmeler... Bu ekiple resmen Türkiye'yi gezdik kapı kapı. Bu çok uzun bir hikâye, 3-4 sene süren bir proje resmen. Ama özetle "AB'de Erasmus diye bişey var" düzeyinden Türkiye'de Ulusal Ajans nasıl yapılanmalı tartışmasına kadar sürecin içindeydim ve AEGEE-Ankara'nın katkısını koordine ettim diyebilirim. AEGEE-İstanbul'la beraber, zaman zaman başka antenna'ların da katkısıyla yaptığımız çalışma öyle bir iki cümleyle anlatılamaz sanırım, gençlik çalışmaları adına bir referanstır. Dâhil olduğum ikinci baba proje de Barış Akademisi... 19982001 yılları arasında " project manager" sıfatıyla genel koordinasyonu yürüttüm. Buna da aslında o ilk yıllarımda angaje olmuştum. Bizim çatlak Türk-Yunan antenna'ları, Türk-Yunan İlişkilerinin en gergin olduğu dönemde tutturdular biz barış projesi yapacağız, Ege'de gemi yüzdüreceğiz diye. O proje oldu sonra AEGEE'nin yıllık planı 1999'da sıkı lobi çalışmaları sonucu, doğru hatırlıyorsam 24 farklı etkinlik düzenlendi kapsamında. Projeyi bir pastaya benzetirsek, üstüne kondurulacak krema da Barış Zirvesi adını verdiğimiz iki haftalık bir akademik sempozyumdu. Bunu muhtelif nedenlerden 2000 yılında yaptık, iyi de oldu; UNESCO'nun Barış Yılı ilan ettiği bir senenin öncü etkinliklerinden biri oldu. Bununla beraber size sayabileceğim başka bir dolu prestij göstergesi var ama bence en önemli başarılardan biri Zirve'nin metodolojisiydi. AEGEE-Ankara'dan ve diğer antenna'lardan yaklaşık 10-15 kişilik bir grup makaleler hazırlayıp, alanında önde gelen hocalarla beraber çalıştaylar

yönetti. Bu da Zirve öncesi bir sene boyunca süren entelektüel çalışma ve uluslararası boyutta bir işbirliği demek. Barış Akademisi koca bir proje, anlatacak çok şey var, teşekkür edecek çok insan var. Bunlar dışında en çok ilgilendiğim üçüncü mevzu da iç eğitim oldu. Baktık AEGEE'ye ilgi artıyor, biz de standardımızı korumak istiyoruz; bu nedenle deneyimli ve ilgili üyeler bir araya gelip uzun uzun beklentilerimizi konuştuk ve bunlar doğrultusunda bir eğitim stratejisi geliştirdik. Bu stratejinin uygulanmasında da çalıştım. Tam o dönemlerde zaten Avrupa düzeyinde de AEGEE-Academy kuruldu, ona da emek verdim epey. Ha bir de CD(Comité Directeur) 'deydim bir sene, çok yoğun, zorlu fakat özellikle ikinci yarısı çok parlak ve başarılı bir CD deneyimi yaşadım. Sanırım en önemlileri bunlar, ama tabii belli bir dönem hepimiz nerede ne iş olsa koşuyorduk o ayrı...

Biraz daha anlatabilir misin CD’lik deneyimlerini? 2001'de CD'deydim. İlk dönem dış ilişkiler, ikinci dönem Avrupa Kurumları Hakan'la beraber. Nedense kafamda CD dönemi ile AEGEE hayatımın kalanını ayırıyorum. AEGEE'nin gidişatına çok kafa yoran, geçmişten kalma çöpleri çok temizleyen bir CD olmamıza rağmen bana yine de en gerçek gelen gençlik çalışması deneyimi projelerdi. CD beni daha çok birey olarak güçlendirdi

AEGEE'ye dair aklında kalan bir anın var mı peki? Seçmek zor. ODTÜ otobüsleriyle Kapadokya yolunda Hollandalı gençlerle pişpirik, yaşımıza ve çapımıza uymayan ama nedense giymekte ısrar ettiğimiz takımlarla katıldığımız pek bir ciddi toplantılar, sürekli bir dans etme hali, ofiste sabahlamalarım, egomla yüzleşmeme yol açan bir dolu hal... Aklımda en çok kalan o kocaman his aslında; heyecan, istek, azim karışımı romantik aktivist hissi.

AEGEE sana ne gibi kapıları açtı ya da kapadı? AEGEE insanlığın yan yana durması ve duramaması ile ilgili pek çok alanda kafamı açmış, daha önce hiç gündemimde olmayan konuları sorgulamamı sağlamıştır. Hayat boyu matematikçiyken sosyal bilimlere geçmeme vesile olmuştur (ki birileri bunu kapanan bir kapı olarak algılayabilir).Sonraki meslek yaşantımda büyük oranda AEGEE deneyimlerinden faydalandığımı söylememe gerek yok sanırım. Bin bir çeşit insan tanımakla kalmayıp beraber çalışma kültürünü öğrenmişimdir.

32


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 33

AEGEE yaşantım bittiğinde AEGEE'yi takip etmeyi de bıraktım, Oldie etkinliklerine de pek katılamadım ama buna rağmen bunca yıldan beri hayatımda baki kalan dostlarım var. Ayrıca eklemek isterim ki AEGEE aslında kimseye bir şey vermez, sadece içinde hareket edebileceğin bir bağlam sunar. Bundan edineceği kazanım tamamen bireyin kendisine kalmıştır. Ben şahsım adına bu bağlamı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Karşılaştığınız zorluklar, sıkıntılar nelerdi o dönemde? AEGEE-Ankara'da zorluk, kilitlenme, sıkıntı gündelik hayatımızdı. Hem zor işlerle uğraşıyorduk ve uğraştığımız işler hepimiz için çok önemli ve öncelikliydi; hem de hayata karşı kendini ispat etme derdine düşmüş, egoları beslenmeye aç üniversite delikanlıları olduğumuz için elimizden geldiğince dar ettik dünyayı birbirimize. İlk başta lafını ettiğim, yan yana var olma edebi adına da kendinle yüzleşme adına da oldukça öğretici deneyimler olarak bakıyorum ben şu gün yaşadıklarıma. Ama o zaman sorsaydın başka şeyler derdim eminim. Şu an neler yapmaktasın? Şu an Kıbrıs'tayım, Avrupa Birliği Bilgi Merkezi Lefkoşa'da uzman olarak çalışıyorum, doktoramla cebelleşiyorum bir de.

33


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 34

2000-2001 YILI

34


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 35

Yürütme Kurulu Başkan: Hakan Gümüş Genel Sekreter: Oğuz Çıdık Dış İlişkiler Sorumlusu: Hüseyin Emrah Kurt Halkla İlişkiler Sorumlusu: Serra Çetin Sayman: Evren Baydar

00-01 Döneminden akılda kalanlar: > Fetih dönemi… O dönemin başkanı olan Hakan Gümüş’ün değimiyle AEGEE-Ankara o dönem tam anlamıyla bir fetih dönemi içindeymiş. AGORA gibi büyük bir projeyle uğraşırken bir yandan da “Barış Yılı” kapsamında gerçekleştirilen Türk-Macar Kültürel Değişimi gibi iki uluslar arası projeye imza attı. Dış ilişkilerde bu tarz projeler olurken, AEGEE-Ankara ofisinde de değişiklikler ardı arkasına olmuştu. Ofiste bulunan bilgisayar sayısı arttırıldı. Ofis odaları boyandı. Yazıcılardan, faks makinesi, masalar, sandalyeler, dolaplar, perdelere kadar ofisin şu anki görünümü o yıllarda şekil almaya başlamıştı. Bu dönem hem PR açısından hem odanın bakımı açısından çok başarılı geçmişti. AEGEE-Ankara tam bir ofis görünümüne ulaşıyordu. Dolaplardaki dosyalar indirilip numaralandırılarak tekrar düzenlenmiş. Ciddi bir topluluk olduklarını göstermeye başlamışlardı. > Yeni kurulan bir topluluğu demokratik bir topluluk haline getirme çabalarının etkileri belki de gerçek anlamda ilk kez bu yıl kendini göstermişti. Genel kurulda farklı fikirler yükseliyordu. AGORA gibi bir başarıdan fetih yılından sonraki Genel Kurul’da bu farklılık kendini göstermiş; AEGEE-Ankara’yı ikiye bölmüştü. Bu yaşananları dönüm noktası olarak tanımlayan Hakan Gümüş konuyla ilgili olarak; “O dönemki genel kuruldaki çekişmeler AEGEE-Ankara için dönüm noktasıdır bence. Çünkü o dönemki çekişmeler sonucunda gerçekten iyi niyetli bir şeyler yapmak isteyen isimler kaldı genel kurulda. Eğer ki gitselerdi, belki şu anda dağılmıştı AEGEE-Ankara.” Yine de birçok eski üyenin de değimiyle kurumsal kültürün oturduğu bir yıldı 2000-2001 yılı.

ETKİNLİKLER TÜRK-MACAR KÜLTÜREL DEĞİŞİMİ “Türk-Macar Kültürel Değişim Etkinliği” AEGEE-Ankara’nın “1999 Barış Yılı” kapsamında gerçekleştirdiği, genç insanların birbirine pek çok konuda benzeyen iki ülke arasındaki benzerlikler hakkında daha çok bilgi sahibi olması ve kurulan bire bir ilişkilerle dostlukların pekişmesini amaçlayan bu projedir. Avrupa fikrini gençlere yaymayı ve aynı zamanda Avrupa bütünleşmesi, demokrasi, insan hakları, hoşgörü, sınırlar ötesi ortaklık ve öğrenci dünyasında hareketliliği de destekleyen AEGEE, 19 Nisan 1998’deki Genel Kurul’unda “Barış”ı 1999 yılı için ana başlığı olarak seçmiş ve “Barış Akademisi” projesini 1999 yılının tamamını kapsayacak biçimde uygulamaya koymuştur. Tüm AEGEE ağının istek ve heyecanıyla, Barış Akademisi’nin çerçevesinde çeşitli konferanslar, seminerler, bir alan araştırma gezisi, bir mikro-üniversite, yaz üniversiteleri ve Avrupa’nın her yerindeki AEGEE lokalleri tarafından pek çok diğer etkinlik düzenlenmiş ve barış kavramı her yönüyle incelenmiştir. “Türk-Macar Kültürel Değişim Etkinliği” de bu planlar sayesinde hayat bulmuş bir projedir. Genç insanların, birbirine pek çok konuda benzeyen iki ülke arasındaki benzerlikler hakkında daha çok bilgi sahibi olması ve kurulan birebir ilişkilerle dostlukların pekişmesini amaçlayan bu projeyle bölgedeki “Barış Kültürü”ne doğrudan katkıda bulunmak isteyen AEGEE-Ankara, konuyla ilgili pek çok akademisyeni organizasyona davet etmiştir.

35


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 36

Neden Macaristan? Dil ve kültür benzerlikleri yanında bu iki ülkeyi tuhaf bir biçimde birbirine bağlayan daha farklı olaylar vardı. İki ülkenin de Avrupa Birliği’ne aday ülke konumunda olmaları, iki ülkeyi de birbirine yakınlaştırmıştır. Aynı Türkiye’deki gibi Macaristan’da da Avrupa Birliği’ne aday olmak belli bir toplumsal değişimi gerektirmiştir ve bu değişim süreci sancılı olmuştur. Eskiyle Avrupa Birliği’nin direttiği yeni arasında oluşan iki farklı oluşumla Macaristan aynı Türkiye konumundaydı. Eski ve yeni çatışması, kültürel farklılıklar, değişen ve gelişen dinamik kuşak, ekonomik değişim ve ardı arkasına açılan çok büyük marketler, eski Sosyalist rejimin hurda görünümlü arabaları yerine son model arabaların sayısındaki ani artış, “Hamburger Kültürü”nün yaygınlaşması ve Amerika’dan giren müzik, tarz ve değişen istekler, ihtiyaçlar… Farklı bir Türkiye görünümündeki Macaristan’ın büyüteçle incelenmesinin Türkiye, Macaristan ve Avrupa Birliği’nden pek çok uzmanı da çağırarak çok sayıda konferans düzenleyerek bölgedeki “Barış Kültürü”ne doğrudan katkıda bulunacaktı. 01-16 Temmuz 2001 tarihleri arasında gerçekleşen Türk-Macar Kültürel Değişim Etkinliği Türkiye ve Macaristan’ın dünyaca ünlü şehirlerinde gerçekleşti. Birinci haftası Türkiye’de ikinci haftası Macaristan’da olmak üzere, iki kısımda da etkinlik, konuşmacılar, atölyeler ve simülasyonlar için gerekli donanımlara sahip otel ve üniversitelerde düzenlendi.

AEGEE-Szeged ile İşbirliği! Tüm etkinlik boyunca en iyi olanakları sağlamak amacıyla, AEGEE-Ankara ve AEGEE-Szeged’de toplam 20 üyeden oluşan bir organizasyon komitesi kurulması kararı alındı. Bu komite, yerleşim, ulaşım, konferans salonları ve tüm diğer organizasyonel detayların ayarlanmasıyla uğraşmıştı. Türk-Macar Kültürel Değişim Projesi “Cebimde Elma Var” (1-16 Temmuz 2001) AEGEE-Ankara üyesi bir grup öğrenci Macar ve Türk halkları arasındaki benzerlikleri araştırmak için Türk-Macar Çalışma Grubu kurdular. Bir süre tematik çalışmalar yaptıktan sonra AEGEE-Szeged ile birlikte Türk-Macar Kültürel Değişim Proje Grubunu oluşturup bu alanda daha derin araştırmalar yapmak için Budapeşte’ye gittiler. Macar halkının günlük yaşantısına bir süreliğine ortak olduktan sonra Türk kültürünün Macar yaşantısı üzerine yansımalarını incelediler. Bu gezide özellikle Avrupa’daki bazı ülkelerin aksine Macaristan’daki insanların Türk kültürüne çok açık oldukları ve çok ilgi duydukları gözlendi. Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisi altında yaşamış olan Macarlar, bu sürede Türk kültürü ile pek çok alış-veriş gerçekleştirmiştir. Bunun her iki dile yansımaları da olmuştur. Bu iki dilde pek çok sözcüğün aynı olması da bu yüzdendir. Projenin ikinci ayağında AEGEE-Szeged üyesi bir grup öğrenci Ankara’ya gelip bir hafta süresince ODTÜ yerleşkesinde gerçekleştirilen konferans ve atölye çalışmalarına katıldılar. Böylelikle AEGEE-Ankara üyelerinden sonra AEGEE-Szeged üyeleri de inceledikleri konuları yaşayarak inceleme fırsatı buldular.

Bundan sonrasını ve projeleri o dönemin başkanı Hakan Gümüş’ten dinleyelim…

36


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 37

HAKAN GÜMÜŞ RÖPORTAJI (ZEYNEP KALAS)

Yaz Üniversitesinin konusu neydi? Neredeydiniz? Nerelere gittiniz?

Öncelikle AEGEE’ye nasıl katıldın? Ben 98’de üniversiteye girdim. Birinci ayın sonunda AEGEE-Ankara’nın tanıtım toplantısına katıldım ve hep Viyana kentini çok merak etiyim için hem tarihsel açıdan hem başka sebeplerden Viyana’yı görmek için katıldım ben AEGEE’ye.

Viyana’ ya karşı olan şey neydi? Genelde tarihe olan merakımdandı. Ve nitekim bir eylül sonunda yazın AEGEE-Ankara bana Viyana’ya gitme şansını tanıdı.

Doğal üyelikten başkanlığa kadar uzanan hikâyeni anlatabilir misin? Ben ilk senemi daha çok AEGEE-Ankara’yı gözlemleyerek geçirdim ve o dönemde çok ciddi bir fikirsel grup vardı. Yani insanlar ciddi ciddi dış politika tartışıyordu. Mesela “guest club” diye uluslararası çalışma grubunun altında bir grup vardı. O dönemki siyasal konuları tartışıyor ve bundan sonra neler olabilir diye konuşuyorlardı. Çok fazla güzel tartışmaların olduğu bir dönemde AEGEE’deydim ben. 99’da hazırlığı bitirdiğim yazda ben Viyana’ya gittim. Ben eleştirel bir AEGEE üyesiydim. Birçok şeye kızıyordum aslında. Birkaç kerede çıktım AEGEE’den kendimce ama o dönemki başkan arkadaş Adil ATISER otobüsle yolculuk yaparken beni yaz üniversitesi koordinatörü olmaya ikna etti. O sırada yaz üniversitesini güneyde ya da batı da yapalım diye ısrar edenler vardı. Çünkü belli kontaklar vardı zaten. Ben de dedim ki eğer ben yapacaksam yeni bir şeyler yapmak isterim. Karadeniz’de olmasını isterim dedim. Ve işte bu şekilde biz Karadeniz yaz üniversitesini ortaya çıkardık. Daha önce hiç organizasyon yapmamış 10 tane adam Yaz Üniversitesi yapmak için çaba sarf etti ve benim AEGEE’deki ikinci senem yaz üniversitesi koordinatörü olarak geçti. 2000 senesinde biz çok güzel bir yaz üniversitesi çıkardık ki sonra devamı yapıldı 2004’te tekrar bir Karadeniz yaz üniversitesi yapıldı. O dönemde Refet’in beni zorlamasıyla Prag’taki Europianschool 1’e gittim. 2000 genel kurulana yani Karadeniz yaz üniversitesinden sonra aday oldum.(ikinci yılının sonunda) Çok ilginç bir genel kuruldu iki kişinin başkan adayı oldu hatta AEGEE-Ankara’nın çok ciddi bir biçimde ikiye ayrıldığı bir kuruldu. Diğer aday Ozan Çakmak diye bir arkadaş. Daha sonra yürütme kurulunda bizimle birlikte çalıştık. Ama eskiye göre yk onu destekliyordu. İşte diğer bazı eskiler beni destekliyordu. Böyle çok ilginç bir genel kurul geçirdik. Tabi sonrasında bu bölünen ekibi toparlamanız lazım. Çünkü herkesten almanız gerek şeyler var onların katmaları sunmaları gereken şeyler var. Dolayısıyla bizim yk böle başladı ve önümüze de AGORA konuldu. Dediler ki “2001 AGORAsını yapar mısınız” “yaparız dedik evelallah ” şimdi AGORA (fall)önümüzde var bunun pre-event i post-event’i var. Türk-Macar kültürel değişimi var. Yaz üniversitesi var. Toplam 6 tane organizasyon var. Ee biz gerçekten maaşlı çalışan bir adamn vereceği kadar emek verdik yk ve projeyle uğraşan insanlar. Gerçekten insanüstü bir çaba sarf edildi. Ve AEGEE-Ankara hepsinden anlının akıyla çıktı. Sonrasında ben Brüksel’e cd olarak seçildim. Yani Ankara’daki kurulda seçilip Brüksel’e CD olarak gittim. Aktif AEGEE hayatıma 4 sene sonra dönünce son verdim. Çünkü bana bir şey sorulduğunda söyleyen anlatan bir adam haline geldim.

Biz Karadeniz’de Trabzon Giresun Gümüşhane birçok farklı yere gittik. Kapadokya’ya da götürmüştük aynı ekibi. Sizin daha 20 yaşında genç kararlı insanlarsınız. Sizin yaşınızda genç Avrupalı insanlar sizin karar verdiğiniz yerde sizin karar verdiğiniz saatte sizin istediğiniz işi yapıyor. Bu çok inanılmaz tatmin edici bir şeydi. Sanki hani bir resim yapmışsınız ve onun dışına çıkmış bir ressam yaşadığı haz gibi. Hissetiğim buydu yani. Ve Karadeniz’de Sümele Manastırına çıktık. Sonra Livera diye Maçka’nın bir köyüne gittik yazlık köyü köyün nüfusundan daha fazla adamı 40-50 kişi biz indirdik otobüsle oraya. Köylüler inanılmaz mutlu oldu. Çuvallar dolusu fındık verdiler. Oradaki Makedon bir arkadaşım vardı, “hayatımın en güzel günlerini geçirdim.” demişti. Ee bu tabi organizasyonu yapanlar için müthiş bir tatmin duygusu.

Nerelerden katılımcılar vardı? Onlardan biraz bahsedebilir misiniz? Her yerden. Peki, teması neydi? Karadeniz kültürü. Yani biz horon öğrettik. Peştamal nedir onu öğrettik. İşte bir sürü farklı farklı etkinlik yaptık.

En çok zorlandığın kısımları hatırlıyor musun? İnsanlarla uğraşmanın ne kadar zor olduğunu ilk orada keşfettim kendi adıma. İnsan kimyasını anlıyorsunuz yani. Bu inanılmaz bir tecrübe. Dahası Türküye’de iş yapmanın ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Katü’nün o dönemki rektör yardımcısında biz otobüs istedik. İşte bizi taşısın diye. Tamam dediler. Hatta yazılı olarak teyit ettirdik. Dolayısıyla hiçbir sorun olmaması lazım ama adam beni sabah arayıp dedi ki “kusura bakmayın bütün arabaları başka bir yere yolladık, burası Türkiye kusura bakmayın” dedi. Ben bunun üzerine çıldırdım.

Eee peki ne yaptınız? İşte bağrış çağrış derken daha küçük bir araba yolladılar. Ben tabi “smaller, beautiful” diye espri yapa yapa kızara kızara etkinliği haletlik.

Neden Türk-Macar kültürel değişimi? Ben 2000’de Budapeşte’ye gittiğimde gerçekten hayran kaldım hem Macarlara hem Macar kültürüne. Ve sonra dedim ki arkadaşlara biz Türkler ve Macarların tarihsel geçmişleriyle ilgili bir şeyler yapalım. İnsanlar ilgilenmedi ilk toplantıda ama ben vazgeçmedim.

37


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 38

İkinci toplantıda tekrar söyledim. Onun sonucunda da 30 kişi bir toplantı yaptık üçüncü toplantıda. Emrah arkadaşımız da bu işin içine girdi ve gerçekten çok başarılı bir etkinlik oldu. Her ne kadar ben organizasyonda yer alamadımsa da. Başkan olduğum için bunu Ervin Aydın arkadaşımıza verdik. Gerçekten o da çok düzgün iyi işler yapan biriydi. 80 kişi 40 Türk 40 Macar Ankara’da toplanmıştık. Sonra Tekirdağ’a gidildi. Macar prensinin lahitlerinin olduğu bir yer olduğu için onlar için önemliydi. İstanbul’dan trene binip Budapeşte’ye gitti bu 80 kişi. İnanılmaz güzel bir etkinlikti. İkinci haftada Macaristan’dalardı. Ben bu kısmına katılamadım European School olduğu için ama Emrah anlatır size.

Sonra AGORA ki en önemli meselemiz oydu tabii ki. AGORA 97 yapılan AGORAdan sonra bize bir çıta yükseltiş vaziyetteydi ve bunun altıda düşmemek gibi bir vazife düşüyordu ve biz 100 kişilik bir organizasyon ekibi kurduk. Ali Hartevioğlu bu işin koordinatörüydü. Ve AGORA’ya sponsor bulmak çok ciddi bir meseleydi. Biz Emrah Kurt’la yazın İstanbul’a gidip üniversite öğrencisi halimizle teslimlere THY’lere girip çıktık, anlaşma almaya çalışıp genel müdürlerle görüşmeler yaptık. Tabi bütün bunların hepsi çok ciddi bir özgüven meselesi. AEGEE bunu vermesi açısından da önemli. Siz kendinizi genel müdürle eş falan görüyorsunuz yani. İnanılmaz.

Bu fikir nerden aklına geldi? Yani Türklerle Macarlar arasında iyi gitmeyen bir şey mi fark ettin? Çıkış noktası bu muydu

11 Eylül saldırıları bizim AGORA’dan 1 ay önce patladı. Dolayısıyla tüm Avrupalıları bir korku sardı. Aman Türkiye’ye gidersek şöyle mi böyle mi. Biz ona rağmen bunda endişelenecek bir şey olmadığını Türkiye’de sıkıntı olmadığını anlatmaya çalışarak AGORA’yı yaptık. Hem o patladı hem Türkiye’de 2001 krizi patladı. Yani iki tane çok olumsuz, bizim dışımızda gelişen durumlara rağmen başarılı bir AGORA oldu. duğuna inanıyorum ben.

?Yoo. Aslına bakarsanız en iyi Türkologlar Macarlardır mesela. Zaten Türklerle Macarlar arasında tarihsel bir bağ olduğu hep anlatılır. Aslında ben gittiğimde oraya, Türklerden nefret etmiyorlar, korkuyorlar sadece. Size bir örnek anlatayım; benim evinde kaldığım arkadaşım bana evin anahtarını verdi. Bahçeli, iki girişi olan bir evdi. Sonra da arka kapıdan da girebilirsin dedi. Dedi ki sonra, her evde iki kapı vardır. Türkler tekrar gelip bizi istila ederlerse diye dedi. Şaka olarak söylemişti aslında ama. Bunun altında aynı zamanda çok ciddi bir korkuda var aslında. Bir de Budapeşte’ye giden her Türk bir kere orda Osmanlı’yı hisseder. Orda çok ciddi bir Osmanlı mirası var. Dolayısıyla güzel bir iş ol

Peki, bu proje sana ve AEGEE-Ankara’ya ne kattı? Mesela bu projede bir film çekildi bütün bu yolculuğun filmi. Belgeseldi. Trt bunun için belgesel çekti. Bence bu başarının ve önemsenmenin somut bir kanıtıydı.

Projenin ismi neden “Cebimde Elma Var”? Çünkü Macarca “acepmende elmavan” diye bir cümle Macarca aynı söyleniyor. “Cebimde elma var”la aynı. Bunu söyleyince. Macarlar anlıyordu bizi. Ayşegül adında Macar dili ve edebiyatı okuyan bir arkadaşımız atmıştı bu fikri ortaya ve bence çok iyi bir seçimdi.

Kaç kişi vardı? Yanlış hatırlamıyorsam 500 kişi vardı. Pre- event olarak “Cinepol”u Sevil arkadaşımız çok güzel anlatabilir. Kendi adıma “Midnight Express”i ilk defa ODTÜ’de izledim ve Avrupalı insanlar onu tartışma fırsatı buldum. Bu inanılmaz bir şanstı benim için. Yani bu Express insanların kafasında niye bir mesele haline gelmiş niye Türkiye’ye olan imajı bu kadar zedelemiş bunları anlama şansı buldum AEGEE-Ankara sayesinde. Bunun dışında yine bu etkinlik içersinde karikatürlerdeki, çizgi filmlerdeki politik içerikler üzerine bir tartışma oldu. Mesela Şirinlerin aslında komunal bir yaşam yaşadığı komunizmi övdüğü, Ten Tenin aslında ajan olduğu gibi şeyler. Bunlar üzerine tezler yazıldı. Dolayısıyla çok önemli bir etkinlikti. Bunlarından hepsinde vurgulamak gereken şu: AEGEE-Ankara yapılmayanı yapmayı seviyor. O yüzden bu günlere geldi.

Peki, sonra hangi projede yer aldın?

38


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 39

Peki ya Eurosceptisim? Bizim Kemal Baykallı’nın evinde tartışırken çıktı o proje de, ki o dönemde bir master öğrencisiydi Kemal. Gayet de entelektüel katkısı olan bir arkadaştı AEGEE-Ankara’ya. Ve biz bunu tartıştık AGORA’da. 150 kişi geldi etkinliğe. Çok önemli insanlar konuşmacı olarak geldi. İsimlerini tam hatırlayamıyorum. Mümtaz Soysal gelenlerden biriydi.

sonrasında bize yansımaları tartışıldı ve günümüze kadar gelindi. Bence AEGEE-Ankara üyelerini Avrupa meseleleriyle eğitmeli. Çünkü öğrencisin, ne kadar okursan bunları gazeteden, dergilerden okursun ama bunları düzenli hocaların seminer gibi vermesi çok daha kalıcı bir şey. Üstelik kişisel gelişim için de çok olumlu bir şey. Avrupa Fikri böyle ortaya çıktı. Eurosceptisim fikrinin de alt yapısını oluşturuyordu zaten.

AGORA?

Brüksel’de geçirdiğin bir yıldan bahsedelim biraz.

Siz organizasyon yapıyorsunuz aslında yemek şirketinden tutunda eğlenceye kadar bunların hepsi ciddi iş ve emek isteyen şeyler. Ve insanların söylediği şuydu; 6 ay önce Amsterdam’da da bir AGORA oldu. Amsterdam’la tek benzerliği baş harfindeki A ydı. Çünkü o çok berbat bir etkinlikti. İnsanlar çok mutsuz oluşlardı. O yüzden Ankara’yı çok övmüşlerdi.

Brüksel’de yaptığım işler benim bir nevi dönüm noktam oldu. Çünkü oradaki işler benim kişiliğimi, kariyerimi ve hayat görüşümü değiştirdi. Ve hayatınızın hiçbir döneminde hem 80 tane Avrupa şehrini gezip, hem de aynı anda bir sürü arkadaş edinip iş yapamazsınız. Paranız bile olsa bunu yapamazsınız, zamanınız yetmez. Dolayısıyla insan üniversite hayatında gezebileceği kadar çok gezmeli, görebileceği kadar çok yer görmeli. “Çok kültürlü bir ortamda nasıl çalışılır?” Bunu lafla öğrenemezsin, tecrübe etmen gerekir. Mesela bir İtalyan’la nasıl çalışmalısın, bir Hollandalı’yla nasıl konuşmalısın gibi bir yığın şeyi öğretti. Ben kariyerim boyunca hep uluslararası şirketlerde çalıştım ve şimdi de bu sayede uluslararası bir şirkette çalışıyorum. AEGEE-Ankara olmasaydı bunu yapamazdım.

Nerde kaldınız? Spor salonlarında. Biz o dönemde çok yalvarıp allem edip kalem edip istediğimizi alıyorduk. Çünkü şunu görüyorlardı, biz ciddi bir şekilde iş yapıyoruz ve güvenlerini boşa çıkarmayacağız. O yüzden de bize kredileri boldu. Eee tabi ODTÜ açısından da uluslararası bir iş yaptık diyorlardı. Yani ODTÜ’nün katkısı olmazsa bu işler olmazdı. Neyse ben o dönemde Genel Kurul’da aday oldum, Dijan da aday oldu. 9 kişilik Denetim Kurulu’na AEGEE-Ankara iki tane CD soktu. Ve o ilk dönem AEGEE Ankara’da ilk ve tektir şu ana kadar iki tane üyesini birlikte yolladı.

Peki, senin görevin neydi? Ben Network sorumlusuydum. Dijan Avrupa Kurumlarından sorumluydu.

Genel Kurul’dan bahsedebilir misin? O ara o kadar çok etkinlik organizasyon vardı ki ben kendi adıma takip edemedim Genel Kurul’u. İki tane başkan adayı vardı. Orada da yine sert tartışmalar oldu. Ama şu açıdan önemliydi, biz 100 tane AEGEE-Ankara üyesine bir yere gitmeden AGORA’nın ne demek olduğunu gösterdik. Yani, bu açıdan önemliydi. Sonrasında düzenlenen Kapadokya etkinliği AEGEE-Ankara’nın çok alışık olduğu bir şey. Nereye gidileceği, ne yapılacağı belli. Bizden öncekilerin tecrübelerinden yararlanarak yaptık bu etkinliği ve insanlar keyif aldılar.

Avrupa Fikri Çalışma Grubu o dönemde mi kurulmuş? Şu anda hala devam ediyor mu, çalışıyor mu bilmiyorum ama o dönem Uluslararası Çalışma Grubu vardı ve ben şöyle bir öneriyle geldim: “Biz Avrupa konusunu iyi bilmiyoruz. Bunu tartışalım bence” dedim ve zaten ilk sunumu da ben yaptım. Doğu-Batı adlı bir konuydu başlığımız. Atlas Dergisi o sırada Oryantalizm üzerine bir sayı çıkarmıştı ve biz onlarla Oryantalizmi tartıştık. Edward Said’in şarkiyatçılık kitabı, onun bizim algımız üzerindeki etkisi… Sonra da bir program dâhilinde Avrupa tarihi tartışıldı. Rönesans ve

Okulu bir yıl dondurmuşsun sanırım bu iş için… Evet. Doğru olduğuna inandığım işi yaptım. Çok tereddüt etmedim zaten. Ailemde de babam dedi ki: “ben senin okulunu bitirmeni istiyorum. Dolayısıyla bu kararını desteklemiyorum, artık sana para mara yollamıyorum. Şimdisiz bu resti görüp vazgeçebilirsiniz. Ya da benim yaptığımı yaparsınız. Ama birinciyi seçerseniz, hayatında hiçbir zaman kendi kararın veremeyen, riske giremeyen bir adam olursunuz. Dolayısıyla bu bir cesaret göstergesidir. O yüzden ciddi maddi sıkıntılar çektim. Ben sponsor bulurum ODTÜ beni destekler diye düşünmüştüm. Öğünlerimi teke indirip bir elmayla öğün geçiştiren bir gram kahve içemediğimiz günleri hatırlıyorum.

CD’lere günlük para verilmiyor muydu? Bizim zamanımızda hayır. Sadece masraflarımız karşılanıyordu. Yani işte konaklamaya elektrik suya vermiyorduk bu kadar. Ama biz o dönemde çok kıvrandık. İyi ki de kıvranmışız. İyi olmuş yani. Bir sene de ancak 150 dollar para vermişlerdi biliyorum. Bu bile ilaç gibi gelmişti. Ama bunda bir sıkıntı yok bence. Siz bir karar alıyorsunuz bunun iyisine kötüsüne katlanmalısınız. Şimdi ben avantajlarını kaymağını yiyorsam o dönem çektiğim sıkıntılar sayesindedir.Euroislam benim ortaya attığım bir konuydu. O da şu 5 Mayıs 2002’de ben Roterdam’daydım. Bir ırkçı lider öldürüldü. Ve o ırkçı liderin öldürülmesinden de İslam yani Müslümanlar sorumlu tutuldu. O yüzden de ben Avrupa’da ilama karşı olan tepkiyi çok iyi gözlemledim. O dönem Euroislam Avrupa’da İslam meselesi tartışılıyordu. Ben de çalıştay olarak bu konuyu önerdim. 200 kişi falan vardı katılımcı, 80 tanesi yapacağım çalıştaya başvurdu. Bu şunun ispatıdır: yeni bir şey söylerseniz insanların ilgisini çekersiniz. Euroislam’da 2002deki çalıştayı izledim.

39


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:04 AM Page 40

14 tane çarpıcı tartışmalı cümle yazdım. Yani bunlardan birini hatırlıyorum: İslam Avrupa kültürünün bir parçasıdır diye. Katılıyorsanız sağ tarafa geçin. Katılmıyorsanız sol tarafa. E şimdi daha sonra birbirinizi ikna edin. İnanılmaz güzel bir tartışma geçti. Mesela cümlelerden biri şuydu: “İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa her zaman bir öteki tanıma ihtiyaç duydu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki duruş anti-kominizmdi. Bu duruş şu an anti-islamcı mı oluyor.”diye. Bunların hepsi çok büyük tartışmalar yarattı. Ve İran asıllı Almanyalı bir kız bu işi üstlendi. Benim çalıştayıma katılmıştı. Sonra bu işin koordinatörü olabileceğini söyledi. Ben hani o işin içersinde çok uzun süre yer almadım. Sadece destek oldum. Bu fikri CD’yken attım.

Bu dönemde AEGEE-Ankara’nın AEGEE ağının neresindeydi, diğer STK'lar arasında ne konumdaydı? Şimdi baktığımda o dönem AEGEE-Ankara tam anlamıyla fetih dönemini yaşıyordu. Çünkü çok fazla alan ve cephede çarpışıyorsun ve hepsinde genişlemeye çalışıyorsun. Şimdi hem Avrupa’da işler yapıyorsunuz hem de yurt içinde mesela. Emrah Kurt o dönemlerde Balkan etkinliğinin Network’üydü. Sonra CD oldu tabi. Netcom olarak bölgesel bir etkinlik yaptı. Hem Kosova’dan Bona’dan, hem de Türkiye’den Yunanistan’dan katılımcı vardı. Dolayısıyla AEGEEAnkara ülke içinde çok ciddi network yapıyordu. Bunun yanında Türk lokallerini iç eğitim olarak ilk biz eğittik. Çünkü biz lider rolündeydik. O yüzden biz organizasyon iç eğitimi verdik, diğer lokallerin gelişmesi için iç eğitim verdik. O dönem Emrah’la ben Isparta’ya, Konya’ya gittik, Eskişehir lokalini biz kurduk, orada ilk kez sunum yaptık. Sakarya’daki de o dönem kuruldu. Erzuruma gittik. Şu anda bunlar var mı yok mu bilmiyorum ama biz gerçekten AEGEE’yi geliştirme yoluna gitmiştik aslında. Galiba biz lokalleri o dönemde 17’ye çıkardık. 325 üyemizle de network’un ikinci büyük antennası olmuştuk. Anayasa değişikliği yapıldı o dönem mesela. Ankara Üniversitesi’nde bizim o dönem okuyan arkadaşlarımız gelip sunum yaptı ve 100 kişi katıldı. Yani hep pazartesi toplantısı hakkında şikâyetler olur ya kimse katılmıyor diye. İçini doldurursanız iyi bir tartışma herkesi çeker. Ama insanlar sıkılıyor aman eğlenceli olsun iyi bir tartışma olsun diye sıkarsanız kendinizi o zaman ucuz adam gelir size. Easy come easy go.

485 üyeyi neye bağlıyorsun? AGORA’nın verdiği etki, ee tabi içi dolu etkinliklerin önemi büyük. İnsanlar gerçekten bir şeyler yaptığımızı düşünerek geliyordu buraya.

Dönüm noktan? O dönemki Genel Kurul’daki çekişmeler bence. Çünkü o dönemki çekişmeler sonucunda gerçekten iyi niyetli bir şeyler yapmak isteyen isimler kaldı Genel Kurul’da. Eğer ki gitselerdi, belki şu anda dağılmıştı AEGEE-Ankara. O Genel Kurul dönüm noktasıydı, AGORA da öyleydi. Şunu hep söylüyoruz, biz Refet’lerin Metin’lerin Melis’lerin yaptığı şeyler üzerine güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla biz mükemmel ötesi, yeni şeyler keşfedip bir şeyler yapmadık. AEGEE-Ankara’nın kurulum aşamasında kurumsal kültür oturdu. Dahası Denetleme Kurulu oturdu. Yani o kurul imza

taklit ettiği için bir adama 4 ay uzaklaştırma cezası verebiliyordu. Şimdi bu sertliği gösterebilirseniz bir şeyler oturur. Ben şimdi 5-6 yıldır iş hayatındayım. Çok samimi söylüyorum, AEGEE’de öğrendiğim kadar şey öğrenmedim daha. Birçok şeyin ne kadar yanlış gittiğini görüyorum yani. Keşke her şey AEGEE’deki gibi gitse diyorum, o dönemi hatırlıyorum. İnşallah devam etmiştir böyle.

Peki, bu başkanlık döneminde yaşadığın sıkıntılardan bahsedebilir misin? Başkanlık kolay bir iş değil tabi. E bir de öğrencisin. Gitmen gereken derslerin var. Bir yandan çok büyük sorumluluklar altına girmişsin. Ben zorlandığımı hatırlıyorum tabii ki de. O dönem yapamadığınız şeyler yaptığınız şeyler o kadar büyük şeyler katıyor ki size, bir adam grubun düzenini bozuyorsa onunla başa çıkmasını öğreniyorsun. Onu kenara çekip “abi derdin ne, neden böyle yapıyorsun” demeyi öğretiyor sana. Ya da grup dinamiğini anlıyorsun. İşte yönetmek ve liderlik arasındaki farkı budur. İnsanların yönetime katıldıklarında mı verimli olduklarını, yönetildiklerini düşündüklerinde pısıp kenara mı çekildiklerini anlıyorsun. Bunları bana AEGEE-Ankara gösterdi tabi ki de. Ben de hatalar yaptım tabi. Ortamı çok fazla gerdim bazen ama tabi bunların amacı iyi bir iş çıkarmak istememdendi. Bana şey diyorlardı başkan olarak daha arabulucu olmam gerekiyor diye. Ama ben öyle bir adam değildim.

AEGEE-Ankara’da yapmak isteyip de yapamadığın projeler var mı? Bunlar için şu an gösterdiğin bir çaban var mı? Ermeni meselesini o dönemde ortaya attık. Ben 2003’te Gürcistan Ermenistan Azerbaycan’ı kapsayan ilk Kafkaslar gezisine katıldım. Bunun organizasyonunda da AEGEE-Ankara yer aldı. Sene 2003 Eylül’ü. Ben oradan döndüğümde Türk Ermeni Exchange’i yapalım dedim. Onun için şartlar olgunlaşmamıştı. Şimdi bir yedi sene sonra sanırım ortaya çıkmış. Gençlik Konseyi meselesi var. Brüksel’den döner dönmez bu işle ilgilenmeye başladım. Biz üç sene Türkiye’de Gençlik Konseyi kurulması için uğraştık. İşte izac’le GSM’yle bunu çalıştık. Sonu iyi olmadı. Kurulamadı ama AEGEE-Ankara yine liderliğini gösterdi. O insanları bir araya getiren AEGEE-Ankara’dır. Hatta burada tarihi bir yanlış vardır. Bunu düzeltin. Bu işi AEGEE-Ankara başlatmıştır. O geliştirmiştir. Diğer STK’larla olan ilişlide ilişkiyi geçmiş lider konumuna geçmişti nerdeyse. Gençlik Konseyi için Web sitemizi kurmuştuk, Avrupa Birliği projesinde… Yani ucuna kadar gelmiştik. Sezai Hazır o işin içinde olduğu sürece bu konseyi kurdurtmaz. Çünkü adamın elinin kolonun uzandığı yerle siz öğrenci başınıza başa çıkamazdınız. Habitat’la Gençlik Konseyi farklı şeyler tabi. Habitatlar kendi yerel örgütlerini kuruyor. Ama bizim niyetimiz STK’larn birlikteliydi. Beklide aşırı bir şekilde demokrasiye inandığı için Genlik Konseyi kurulmadı.

40


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 41

15. yıl fikri için ne diyorsunuz? Bence çok iyi bir fikir. AEGEE-Ankara’nın bir tarih kitabına ihtiyacı var zaten. Bu kitapçığın AEGEE-Ankara tarih kitabına dönmesi lazım. Yeni gelen AEGEE üyeleri AEGEE-Ankara’nın ne işler yaptığını bilmezlerse kuruma adapte olamazlar.

AEGEE Ankara’dan 15. yılında beklentileriniz neler? Bundan bir on yıl sonra AEGEE-Ankara’yı nerede görmek istiyorsunuz?

Son olarak 2000-2001 dönemini 1-2 cümleyle özetleyebilir misiniz? O dönem fetih dönemiydi. Fetihten sonra iyi bir sistemle devamı sağlamanız gerekiyor. Onun sıkıntısını da benden sonra başkan olan Emrah Kurt çekti. O kadar fazla alana yayılmıştık ki, insanları bir arada tutmak, motive etmek sıkıntı yaratmıştı. AEGEE Ankara’nın AEGEE network ü içinde her zaman özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. Ve o özel yerini devam ettirmesi lazım.

Onu bilemiyorum açıkçası. Sizin vizyonunuza bağlı ama ben AEGEE-Ankara’yı çok iddialı işler yaparken görmek isterim açıkçası. AEGEE söylenmemiş şeyleri daha rahat söyleyebilir. Çünkü onu bağlayan çok az şey var. Öğrencinin kafası her zaman daha özgürdür. AEGEE Ankara bugüne kadar söylenmemişi söyledi. Türk Yunan meselesini şu anda herkes içselleştirmiş durumda. Ama 90’larda Yunanistan’da ciddi ciddi krizler yaşanıyordu. AEGEE Ankara o dönem “peace summit” yapıyordu. İşte Ermeni meselesini, İslam meselesini tartıştı. Yani AEGEE Ankara yapılmamış olanı yaptı hep.

AGORA 2000-2001 (25-28 EKİM 2001) AEGEE-Ankara 97 yılında ve sonraki yıllarda gerçekleştirdiği organizasyonlarda ve etkinliklerde sergilediği başarılı performans sayesinde birçok Avrupa kentiyle birlikte aday olduğu 2001 Güz AGORAsı’nın da organizasyonunu üstlenmeye hak kazandı. 25-28 Ekim 2001 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek olan ve Türkiye’de düzenlenen en büyük öğrenci organizasyonu olan AGORA, nüfusunun yarısından fazlasını gençlerin oluşturduğu ülkemiz gençlerinin Avrupa’da sesini duyurması için büyük bir fırsattı. Bu bağlamda Avrupa’nın dört bir yanından AGORA ’ya katılan yaklaşık 1000 delege ve gözlemcinin, geleceğin demokratik toplum ve birleşik Avrupa çalışmalarında aktif rol oynayan, uluslararası platformda kilit noktalarda bulunan ve sivil toplum felsefesini içlerine sindirmiş kişileri olacağı gerçeği, uzun dönemde Avrupa ile ilişkilerimizin gelişimi bakımından büyük önem taşımaktaydı. AGORA, Türkiye’nin Avrupa Birliği geçiş sürecinde bir ülke olduğu göz önüne alınırsa, Avrupalılığı temsil eden hukuk devleti, demokrasi, insan hakları ve barış kültürü gibi konulara ülkemiz kamuoyunda bir kez daha dikkat çekilmesini sağlamıştır. Bunlardan başka, AEGEE tarihinde bir ilk gerçekleştirilerek, 1000 delege ve gözlemcinin katılabileceği AGORA’nın, web kameralarıyla gelemeyen binlerce AEGEE üyesine ve tüm internet kullanıcılarına canlı olarak yayınlanmıştır.

Bundan sonrasını projenin koordinatörü olan Ali Hartevioğlu’ndan dinleyelim: ALİ HARTEVİOĞLU RÖPORTAJI (ZEYNEP KALAS)

insanların.

AEGEE’ye nasıl katıldın?

Peki, bu ilk yılınızda yapılan projede siz görev aldınız mı? Neler yaptınız?

Öncelikle şunu belirteyim. Ben Gaziliyim. ODTÜ’lü değilim açıkçası. Hakan Gümüş bahsetti bana bundan. Bir gidelim bakalım öğrenelim, nedir ne değildir dedim. Tanışma toplantılarımız olur ya bizim, tanışma toplantısına gittik, katılmaya karar verdim. Güzel bir uğraşı dedim. Keyifli de gidiyor. Zaten illa ki arkadaşınız alıp getiriyor seni. Ondan sonra başladık. Bir Yaz Üniversitesi vardı o dönem, Karadeniz Yaz Üniversitesi. 99-00 yılındaydı. Trabzon’a, Giresun’a falan gitmiştik o zaman. Güzel bir Yaz Üniversitesi olmuştu o zaman. Zaten hep öyle oluyor. Kanına giriyor

Tabi tabi yer aldım. Saymandım ben. Hakan da koordinatördü. Ondan sonraki dönem Türk Macar değişim programı vardı. Adı “Cebimde Elma Var.” Biz ona başladığımız dönem Hakan Yürütme Kurulu’na girdi. Hatta başkanlık yaptı o dönem (00-01). Emrah’ların (Kurt) olduğu o YK grupta biz Köstence AGORA’sından bizim Güz AGORA’sını aldık. Tabi AGORA’nın alınacağı kesinleşene kadar ben Cebimde Elma Var’da çalışıyordum. AGORA’nın koordinatörü olunca bu projeden ayrıldım tabi. Ondan sonra AGORA macerası başladı tabi.

41


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 42

AGORA’nın başlı başına bi koordinasyonu vardı tabi çok ağır bir işti. Daha önce hiçbirimizin böyle bir tecrübesi de yoktu tabi. Ayrıca bu kadar kalabalık bir grup değildik. Yani bizim o zaman toplasanız aktifiyle aktif olmayanıyla 50 kişi falan vardı. Çok kalabalık değildi. Daha öncesinde Ankara’da 97’de AGORA yapılmıştı. O zaman biraz üye kazanmıştı ama sonra tekrar azalma oldu tabi. İnsanlar sürekli geliyor gidiyor. O yüzden üyemiz de çok azdı. Çok yoğun çalıştık ve AGORA’yı yaptık tabi. AGORA bittikten sonra ben Yürütme Kurulu’na girdim. Benden sonra oldu mu bilmiyorum ama ODTÜ dışında ilk ben girmiştim Yürütme Kurulu’na. Bu bize pek hissettirilmiyordu tabi ama bi ODTÜ topluluğu havası vardı. Bu çok sınırlayıcı oluyordu tabi. Böylelikle ondan da kurtulmuş oluyorduk.

dece duyduk böyle bir şey olduğunu. AGORA döneminde etraf rezalet, dolaplar falan her şey pis, karmaşık durumda falan. Eda diye bir arkadaşımız vardı. Onunla beraber dedik ki dolapları odayı falan toplayalım. Dolaplardaki evrakları çıkarıp gereksiz evrakları attık, gerekli olanları da düzenli bir şekilde numaralandırarak düzenledik. Evrak defterleri falan koyduk. Herkes yazsın, giren evrak çıkan evrak falan diye. İşte başladık temizliğe. Ordan evraklar geliyor, ben bakıyorum bu ne diye. İşe yaramazsa atıyorum. Yararsa şuraya koyalım falan diyorum. Bu arada elime bir evrak geldi. Baktım ne bu falan diye. Attım. Attıktan sonra bi ana ne oluyo falan diye tekrar aldım elime. Bi baktım o aradığımız evrak. O imzaladığımız kağıt çıktı yani. O müthiş bir şeydi. AGORA dönemindeydik. Paraya inanılmaz ihtiyaç vardı.

Sıkıntı olmadı mı bu?

İlaç gibi gelmiştir tabi?

Olmaz mı? Rektörlük benim odanın anahtarımı almama izin vermedi. Girişimi iptal etti. Çok kavga dövüş oldu o dönem. ODTÜ dışından gelenlere verilen ID kartlarından size de verdiler di mi? Bize de veriyorlardı o kartlardan ama biz kapıdaki her adama her içeri girişimizde AEGEE’yi anlatıyorduk. Çünkü bilmiyorlardı, tanımıyorlardı. Çok sorun oluyordu girmemiz tabi. Durum böyleyken odanın anahtarına kadar çözdük sorunların hepsini.Bunun için size teşekkür ederiz o zaman. Çünkü biz şu anda daha rahat giriyoruz diyebilirim.

Tabi bu ilaç gibi geldi yani. Tam o sırada 11 Eylül olayı oldu. Bir sürü kaydımız iptal olmuş falan. Yani tam böyle keyifsiz dönemdeydik. O para bize geldikten sonra Genel Kurul kararı alındı. O paraya dokunulmayacak diye. Sonra dernekleşme sürecinde kızılaydaki dernek ofisini tuttuk. Sonra kapandı herhalde orası. Zeki’yle beraber taktık perdeleri falan. Ondan sonra ben tabi iki dönem Genel Sekreterlik yaptım YK’da. Bir de Saymanlık yaptım tabi. Ondan sonra Mali Denetleme Kurulu’na geçtim, sonra bıraktım ben de.

E tabi böyle olması gerekir şu an. Yani biz kapıdakilere anlatıyorduk. Anlamıyorlardı. Neresi burası falan diyorlardı. Bilmiyorlardı. İşte o dönemler Metin’ler falan öğretim üyesi olduğu için onları arattırıyorduk. Onu ziyarete gelmiş gibi yapıyorduk. Yalan söylüyorduk mecburen. Ama ODTÜ’nün öğrencisi gibi gelip gidiyordum. Hele AGORA zamanı ofiste kaldığımız çok oldu. Onun haricinde sabah okula diye çıkıyorduk evden oradan oraya gidiyorduk. Zaten oranın koordinasyon mesaisi nerden baksanız bi 6-7 saat sürüyordu. Akşam gelen oluyordu. Gündüz gelen oluyordu. Zaten koordinatör olunca mecburen orada oluyorsunuz. Dışarıyı aramanız gerekiyor, diğer antenna’ları aramanız gerekiyor. Telefonlarla yurtdışını arıyorduk. Yani ofisi kullanmaktan başka çare yoktu.

AGORA’ya dönecek olursak nasıl bi dönemdi?

Ofis nasıldı peki? O zamanlar ofiste o kadar bilgisayar yoktu tabi. Şu anki şeklinde de değildi. Masa sandalye hiçbir şey yoktu. Odada bir arkadaşımızın evinden atılmış kanepeler vardı. İçerde üç tane bilgisayar duruyordu. AEGEE yazısı falan hiçbirisi yoktu. Onları hep hakanlar yaptı. Ofisle ilgili yazacaksanız bunu yazmakta gerçekten fayda var. Hakan’ların Yürütme Kurulu dönemi hem PR açısından hem odanın bakımı açısından çok iyiydi. . Çok değiştirdiler ofisi. Arkadaşlarımız da çok imkansızlıklar içinde çalıştılar tabi. Yani o odayı kazandıran Refet ve Metin’dir tabi, onlar çok kıymetli ama işte orası bi kırılma noktasıdır. Ondan sonra orası bi düzene kavuştu. O içerdeki dolaplar falan. Şimdi bizim şöyle bir şey anlatayım: O dönem Dijan Albayrak’ın 2 yıllık bir projesi vardı Peace Summit diye. Burada konferanslar, seminerler, geziler, gençlik programları falan vardı. Biz o zaman bunun için fon aldık tabi. O zamanın parasıyla yaklaşık 15-20 bin Euro gibi bi para aldık. O parayı komisyon bize doğrudan vermedi. CD’ye verdi. CD bize aktarıyordu parayı. Bizde CD’yle bir anlaşma yapmıştık. O kadar evrak pisliğin içerisinde onlara gelen paranın bize aktarımını sağlayacak evrak kayboldu. Tabi bu olay bizden önce olmuş bir şey. Biz sa-

AGORA, tabiî ki de yaptığımız en güzel organizasyondu. Kendi adıma söylüyorum yani. Yaptığım en güzel organizasyondu ve beni en çok tatmin eden organizasyondu. Dediğim bu 11 Eylül olayları olmasaydı çok çok daha güzel olacaktı. Katılımcı sayımız çok daha fazla olacaktı. Organizasyon işi hem kolay hem zor. Yapıya hem fayda veriyor hem zarar. AGORA’da bi Çalışma Grubumuz vardı. 10-12 kişilik bir gruptu. Aslında organizasyon şeması olarak çok basit bir Yaz Üniversitesi şeması vardı. PR, FR falan aynıydı yani. Sadece tek farkı buradaki çalışma ölçeğimiz daha büyük oluyor. Yani öteki türlü bir milletvekilinden yardım alıyorsunuz. Bu öyle değil. Artık devlet kurumlarından yardım aldığınız zaman bunun bir resmiyeti oluyor. Kültür Bakanlığı size sponsor oluyor. İşte onun standartları neyse onu yapmanız gerekiyor. Öyle olunca işler dallanıp budaklanıyor tabi. Bizde hakim değiliz çok fazla bu işlere.

Bürokrasi tabi? Çoook. Neler neler hem de. Aman işte İçişleri Bakanlığı’nın fikri, Dışişleri Bakanlığı’nın onayı falan. Biz diyoruz, gelecekler kalacaklar kültürel aktiviteler falan. Öyle olmuyor. Çok ağır organizasyonlar, işlemler gerekti. Küçük spor salonu büyük spor salonu falan tutuldu. Spor salonunun altına halıflexler döşedik gelecekler yatacaklar diye. Ondan sonra geldiler mi gelecekler mi falan diye ne zaman bitirecez hadi bitirelim, yemek organizasyonları falan.

42


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 43

Çok eğlenceliydi. Burcu Becermen Sekreterdi, ben Koordinatördüm ve Cansu Saymandı. Bunun haricinde bide organizasyon takımı vardı. Bu organizasyon takımı dediğim AGORA zamanı geldiği zaman bu 12 alt koordinatörlüğün hepsinin beraberinde çalıştırdığı en az 30-40 tane adam vardı. Yani bizim organizasyon takımımız AGORA’da yaklaşık 150 kişiydi. Biz hatta onları topladık. Konuştuk herkes elbiselerini giydi falan. Bi ara şöyle bi baktım katılımcıdan çok organizatör var gibiydi. Ama tabi sonra gelenler oldu 600 kadar çıktı katılımcı sayısı. Tabi o rakama çıkınca ancak ucu ucuna yetişti. Bir sürü arkadaşımız sabaha kadar çalıştı. AGORA’nın bütün evraklarını bütçe hesaplarının falan fotokopisini çekmiştim ne olur ne olmaz diye. Hala duruyor olması lazım. Organizasyonun üç ayağı vardı. Pre-eventleri vardı, AGORA’nın kendisi vardı, bir de post-eventleri vardı. Bu daha önce AGORA’larda yapılan bir şey değildi. Genelde AGORA’lardan sonra bir günlük iki günlük yakındaki bi yerlere geziler yapılır. Ama pre-eventler yapılmıyordu. Daha doğrusu bunlar yapılsa da içerik olarak gezi tadında oluyordu. Bizim iki tane programımız vardı pre- event olarak. Bunlardan biri “cinepol” diğeri de “43uroscepticism”. Biri konferanstı, diğeri çalıştay gibi bişiydi. Çalıştaylardan oluşan bir şeydi. Birçok katılmcımız önce bunlara katıldılar. Ondan sonra AGORA’ya geçtik. O Kültür Kongre Merkezi’nde yapıldı. Hemen hemen bütün her şeyimiz oradaydı. Yatma yerleri olarak büyük spor salonu ve küçük spor salonu kullanıldı. Büyük spor salonunun ders verilen yerinde de biz yani koordinatörler, çalışan gruplar kampımızı kurduk. İlk gün kayıt, transferler; uçakla gelen oluyor, otobüsle gelen oluyor, önce dedim ki standart yol tarifi yapalım. İnsanlar ona göre gelsinler. Ama baktık bizim işimizi kolaylaştırıyor gibi gözüküyor ama yaratacağı sorunları biz çözmek zorunda kalacağız, daha zor olacak dedik. Belediyeden izin alındı. Aşti’ye bi masa kuruldu, havaalanına da kuruldu gelecekleri gidecekleri yerde. Sonra baktık ufak ufak gelmeye başlıyorlar. Tabi önce herkese bi oryantasyon tur yapıyorduk. 10 kişi falan oldu mu işte ağabeycim al sen bunları bi turlat gezdir şöyle bi diyordum.

Herhangi bir aksaklık çıkmadı yani? Evet. Buraya kadar çıkmadı. Asıl sıkıntyı catring firmasıyla yaşadık. Yemeklerle ilgili oldu yani. Şirketle 800-900 kişilik bir yemek organizasyonu yaptık. Çünkü katılımcı sayımız bu kadardı ilk olarak. Bunun üzerinden konuştuk anlaştık. 11 Eylül yüzünden iptal oldu bazı rezervasyonlar. Hatta o olay sırasında biz içerde toplantı yapıyorduk. Efe diye bir arkadaş vardı. O geldi dedi ki “abi dedi uçağın biri dünya ticaret merkezine çarpmış “dedi. Biz de “vay dedik gezizekalı görmemiş mi dedik koskoca binayı”. Biz devam ettik toplantıya tabi. Sonra yine geldi ikinci bir uçağın çarptığını da söyledi. Ondan sonra öğrendik neler olduğunu. İşte 11 Eylül dolayısıyla katılmcı sayımız düşünce yemekler fazla geldi tabi. Şirketle konuştuk. Biz istemiyoruz bu kadarını dedik ama yapacakları bişi yoktu. Tabi kalan yemekleri biz yedik, millete dağıta dağıta bitirdik.

Akşamları peki? Akşamları dışarı çıkıyorduk. Her geceye bi organizasyon koymuştuk. Boş günümüz yoktu yani. Bir araya geliyordu

insanlar. 4 tane mekan ayarlanmıştı mesela. Dikmen’de ünlü bi yere gitmiştik (o zamanlar ünlüymüş ama). Bi akşamda araba yıkama yeri gibi bir yer vardı. Açık alan. Oraya ses sistemi döşemiştik. Orada bi parti yapmıştık. O gece çok güzel olmuştu.

Genel itibarıyla başarılı bir AGORA’ydı diyebilir miyiz? Tabi tabi. AGORA’lara gittiğiniz zaman görüyorsunuz ki Avrupa da özellikle Batı Avrupa’da yapılan AGORA’lar çok standart. Yani ekstra hiçbişi olmuyor. Mesela en basitinden yemek yiyorsunuz. Bizim yemek anlayışmız nedir mesela? Çorba pilav salata tatlı falandır. Avrupa da size minnacık kurabiye verirler. Gerçi işin esas o mudur? Belki budur. Bir şey diyemem ama. Tabi bizim yapmış olduğumuz AGORA onlara göre çok farklıydı. 97 AGORA’sı müthiş bir AGORA’ymış. Ben o zaman yoktum. Ama hala anlatılıyordu. Ankara antenna olarak, en büyük antenna olduğu için ona yakışanı yaptı diyebilirim. Biz gururla anlatıyoruz tabi ama inşallah güzel olmuştur. Onu gelenlere sormak lazım. Ama biz elimizden geleni yaptık. Kimse de kötü bir şey söylemedi.

Peki ya AGORA gibi büyük bir organizasyon varken diğer projeler ne oldu? İptal mi oldu? Normal de diğer projelerin iptal olması gerekirdi. Sadece AGORA’nın yapılması bekleniyor. Ama hiçbiri iptal edilmedi. Hem onlar yapıldı hem AGORA yapıldı. Hatta bizim AGORA’ya iki ay kala Türk- Macar değişimi yapıldı. Gittiler geldiler. Bu da o dönem için içi dolu çok güzel bir etkinlikti. AGORA bitince de post event olarak da gezi yapıldı Kapadokya’ya. Ben gidememişti. Tam final zamanında yapıldı. Dahil olamadım post-event’e. AGORA esnasında da benim iki üç tane finalim vardı onlara da girememiştim zaten.

AEGEE sanki biraz okul hayatından çalıyor gibi? Sizde de öyle olmuş sanırım? AGORA benim üçüncü sınıfıma denk geldi ki en zor senemdi, bir veya iki ders geçmiştim sadece… AGORA ajandama bakıyorum da. Bir taraftan da ders çalışmışım ama.

Tanıtımı nasıl oldu AGORAnın? Promosyon olarak bebekler yapıldı, anahtarlıklar, kalemler. Klip yapmıştık bir de. İlk defa bizim AGORA’da kullanılmıştı bu. Köstence AGORA’sına gözlemci olarak gittik. Hakan Gümüş,ben ve Emrah Kurt. Orada daha sonra yapılacak AGORA’nın power point sunusu yapılır. İşte şöyle olacak böyle yapacaz diye. Bu hep power point olarak yapılıyordu ya da sözel olarak çıkıp biri anlatıyordu. Biz ilk defa video kullandık. Cinepol organizasyonunu yapacak olan grup profesyonellerle de görüşüyordu. Onlar aracılığıyla güzle bir çekim, video klip yapmıştık. O klibi göstermiştik. Çok beğenilmişti. Tabi çok çok önemsiyorduk bu işi. Heyecanlı heyecanlı notlar tutmuşuz. İşte afişler posterler yapıldı gibi. Tabi medyaya da haber verdik. Adamlar bizden bıkıncaya kadar bütün gazetelere gittik.

43


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 44

Köşe yazarlarına tek tek hepsine mail attık. Hatta bakın şurda Hulki Cevizoğu’na da atmışız. O zamanlar Kanal 6 yayın müdürüymüş. Hepsine gittik anlattık. Birkaç yerde de çıktı yani bana sorarsanız. Yine az çıktı ama.

Peki, masrafları nasıl hallettiniz? Sponsor ya da reklam aldınız mı? Bize 150 milyon para vermişti ODTÜ. Onun da hesabını buraya tutmuşuz. Tabi o dönem okuldan bu parayı almak çok zordu. AGORA’yı anlatıp ciddiyetini anladıktan sonra adamlardan bu parayı alabildik. Çok sıkıntı çektik. Hiçbir yerden para bulamadık. Kültür Bakanlığı’ndan bir 5 milyar lira para geldi. Ondan sonra katılımcıların katılım ücretleri… Öyle hallettik yani. Yoksa sponsor olarak çok fazla bir şey bulamadık. Mesela o dönem THY sponsorluğu vardı. O da kitapçığın arkasında vardır. Ama bize sadece bilette yardımcı oldular. Yoksa organizasyonun içeriğine bir şey katmadılar. Ama tabi o da organizasyonu zenginleştirdi. Bir catring grubumuz vardı. Bi tane PR grubu, FR grubu vardı. Pre-eventler için iki tane grubumuz vardı. Konaklama teknik destek ve eğlence grubu vardı. Ben tabi pre-eventler post-eventler hepsinin koordinatörü olduğum için aynı anda 5 tane toplantı da oluyorduk. Bir o toplantıyı bir o toplantıyı yönetiyordum. Çok yoruluyordum. Burada bi karar almışız hatta. “Ali’nin bütün toplantılara katılmas zorunlu değildir. Tutanakları okuması yeterlidir” diye. (gülüşmeler). Toplamda da 34.000 Euro tuttu AGORA’nın bütçesi.

AGORA başladığında ODTÜ’de neler oldu? ODTÜ’den neler istemişiz biz AGORA zamanında “AGORAnın gerçekleştirilmesi için Kültür Kongre Merkezi, üçlü amfi, spor salonları,…” o dönem ODTÜ bir haftalığına bizimdi yani. Girişler çıkışlar, her şey. Hatta ellerimizde telsizler, ODTÜ içinde öyle haberleşmemizi sağlıyorduk. Yemekhaneler de bizimdi. Küçük eski yemekhanenin tamamı bizimdi. Öğrenci de almıyorduk içeri. Sadece bizim katılımcılarımız oluyordu içerde. Çok güzel bir açılışı oldu. Büyük sahnede açılışımızı yaptık. O açılışa Türk halk oyunları ekibi geldi hatta. Bir arkadaşımızın piyano resitali oldu açılışta. O dönem açılışımıza Karen Fogg gelmişti. Avrupa Birliği’nin buradaki temsilcisi gelmişti.

B planlarınız var mıydı? Tabi sonuçta çok büyük bir organizasyon yapıyorsunuz. Avrupa’dan insanlar çağırıyorsunuz. Hiçbir şeyin aksamaması için her türlü olasılığı düşünmek zorundaydık. Şimdi AGORA çok teşkilatlı bir organizasyon olduğu için oluşabilecek her türlü terslik için muhakkak bir B planı vardı. Yani bir taraftan yapardık. Bir taraftan da kendimiz bozardık. Yani ya o öyle olmazsa ne yapacağız gibi. Yani şöyle söyleyeyim saniye saniye senaryolarımız vardı. Saniye saniye ne olacağını biliyorduk yani. Tuttu ya da tutmadı. Ama biz onu hesaplamıştık ne gelecek ne olacak diye. İşte şu çalıştaya girmeden önce prodüksiyon aleti lazım olacak. O da şurada olacak. O bozulursa onun yedeği de şurda. Yedeği bozulursa onun yedeği de burada. Bakın burada mimarlık amfisinin krokisi var. Şimdi birileri bizi bunlarla yakalasa Ergenekoncu falan zanneder. Girişleri çı-

kışları o zaman kapatmıştık içeride organizasyon varken. Nöbetçilerimiz vardı mesela. Çünkü oraya gelen insanların bir sürü eşyası var tabi. Onlar yokken ya uyurken iki tane arkadaşımız nöbet tutardı. Mesela nöbet demişim iki kişi kapıları tutacak, iki kişi kapıları kapatacak, iki kişi kapıları açacak, tuvaletler kontrol edilecek, 1. Uyandırma, 2. Uyandırma, iki kişi danışmaya iki kişi yer göstermeye diye yazmışız da yazmışız organizasyonu.

Zeki’nin röportajında okumuştum. Şöyle bir tartışma olmuş. Ekmeği dilimleyip mi versek, yoksa tüm mü diye. Tabi o tartışma bir günümüzü almıştı. Ama o zaman gıcık olmuşlardı. Niye bu kadar abartıyorsunuz diye. Ama o bize çok para kazandırmıştı. Zaten paramız yoktu. Dilimleyince çok ucuza gelmişti. Mesela bir gece oturduk. Organizasyon takımı gece içki içecek mi içmeyecek mi diye konuştuk. İçecekse kaç tane içecek. Yani çocuk gibi gelebilir ama o dönem önemli işte. Yani birisinin orada içip içip sapıtması bizi sıkıntıya sokar. Kimsenin içip sızacağı yok aslında ama olur mu olur yani. Yani tabi insanların zaafları da böyle ortamlarda ortaya çıkıyor. Küskünlükler, çekişmeler, kızgınlıklar, dargınlıklar, ayrılıklar bunların hepsi oldu yani.

AGORA’dan sonra bir bölünme olmuş AEGEE’de? Ee tabi oldu dediğim gibi. Bunlar kötü şeyler tabi. 97 AGORA’sında dayak yiyenler oldu çok kavgalar yaşandı. Bizimkisi o noktaya gelmedi tabi. Buda metinlerin refettlerin sayesinde oldu. Yani onlar o yapıdaki topluluğu yine demokratik bir topluluk haline getirdiler. O yönden de onları takdir ediyorum tabi. Kısaca kavga dövüş olmadı ama tabi biz de olumsuz şeyler yaşadık. Koordinasyon takımında mesela işi gönüllülük esasıyla yapmayanlar vardı, yani bu işten gelir elde etmek isteyenler falan. Bizler o insanlarla çalışmaya tahammül edemiyorduk. Hatta AGORA’nın başlamasına bir ay kala koordinasyon takımı olarak hep beraber istifa edelim işi Yürütme Kurulu’na bırakalım, YK bundan sonra ilgilensin demiştik. Zaten her şey bitmişti, hazır gibiydi yani ama o insanları demoralize etmek için yapacaktık. Ama o zaman bile oradaki demokratik yapının devamlılığını düşünerek bu tarz oyunlar yapmanın doğru olmayacağını düşünerek bundan vazgeçtik. Sırf yine o yapıyı korumak için. Sonra zaten o AGORA’dan Hakan ve Dijan diye iki arkadaşımız CD’ye gittiler.

AGORA bittikten sonra AEGEE Ankara’nın diğer lokallerdeki yeri nasıl değişti? Öncellikle sayımız bayağı bir artmıştı. 500’den fazla üyemiz vardı. Tabi bunların hepsi aktif değildi. Neyse bizden sonra Atina AGORA’sı yapıldı. Oraya gittik. Mesela orda diğer antenna’ların oyu 2’iydi. Bizimkinin 9’du. Çok büyümüştük. Dediğim gibi 500’den fazla kişi olmuştuk. Tabi bunların hepsi aktif çalışmıyorlardı, gelip gidiyorlardı sadece. Hatta hiçbir şey yapmadıkları gibi bir de yerli yersiz her şeyi sorguluyorlardı. O niye böyle bu niye şöyle diye. Bir yerde de sıkıntı yaratıyordu yani.

44


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 45

99-00 dönemi yani AEGEE’ye katıldığınız ilk döneme dönecek olursak nasıldı? 99-00 çok keyifli bir dönemdi. Tabi daha o zaman hem üniversite hayatını ilk defa yaşıyorum hem de böyle bir toplulukta ilk defa yer alıyorum. Bu arada ben ilk senemde yani birinci sınıfta katıldım AEGEE’ye. Hatta üniversite kaydımı yaptım, ondan sonra AEGEE’ye kayıt yaptırdım. Tabi çok hoşuma gidiyordu. Çünkü farklıydı. Bir de bir şeyler yapıyor olmak çok hoşuna gidiyor insanın. O dönemin Yaz Üniversitesinde de 20-25 kişi falan gelmişti yanlış hatırlamıyorsam. Mesela o Yaz Üniversitesindeki arkadaşlarımızla hala görüşürüz. Bu çok güzel bir şey. Çok keyif almıştım. Zaten bu işin en zevkli yeri Yaz Üniversiteleridir.

Zaten yeni gelenler ilk Yaz Üniversitesine girer işi öğrensin diye. Çok önemli tabi. Yani şimdi Yaz Üniversitesine girdiğiniz zaman AGORA’nın küçüğünü yaşamış oluyorsunuz. Bana sorarsanız da bol bol gidin.

Siz gittiniz mi peki? Ben Yaz Üniversitesine hiç gidemedim. Dediğim gibi benim her yazım doluydu zaten. Ya organizasyon vardı ya AGORA vardı ya da okul vardı işte. Ben Bükreş ve Atina’daki AGORA’lara gittim. Bir akşam hakanlardayız AGORA için konuşuyoruz. Sabah okula geç kaldım diye bir çıktım evden, merdivenlerden 1520 basamaktan yuvarlandım. Bacağmda iki tane lifim koptu. Tam AGORA zamanıydı. Bide bu koşturmaca içersinde ben böyle bastonlaydım. Şimdi düşünüyorum diyorum ki ulan ayağın kırılmış otur evinde gitme. Mümkün mü? Ya o zaman bağlasan durmazdım.

Peki, size neler kattı AEGEE? Yani şimdi böyle somut bir şey yok ortada. Ama tabiî ki de çok şey kattı. Biz o zamanlar çoluk çocuğuz hakikaten, çok ağır geliyordu bize böyle bir organizasyon. Yani bin tane devlet kurumuna giriyorsunuz çıkıyorsunuz. İşleri hallediyorsunuz. Her şeyden önce bunlar özgüven kazandırıyor size. Yani yapabildiğimi göstermek… Ortaya çıkan şey çok mutlu ediyordu bizi. Somut olarak şunu söyleyebilirim ki eczanemin kendi bütçesini AGORA’daki bütçelendirmem nasılsa aynı şekilde yapıyorum. O formatı aynen devam ettiriyorum. Çünkü bizim o “organizasyon nasıl yapılır” İç Eğitimlerimiz var ya ( ikinci iç eğitim, simulasyonlu eğitim), o İç Eğitimlerde bütçeyle ilgili olan ders o kadar güzel anlatıldı ki hala hatırlarım ve uygularım. O çok güzel bir eğitimdi. Çok keyifliydi.

45


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 46

2001-2002 YILI

46


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 47

Yürütme Kurulu Başkan: Emrah Kurt Genel Sekreter: Can Uz Dış İlişkiler Sorumlusu: Aslı Toppare Halkla İlişkiler Sorumlusu: Sevil Alkan Sayman: Ali Hartevioğlu

2001-2002 yılından akılda kalanlar: > 2001-2001 yılı AGORA sonrasında AEGEE-Ankara’nın etkinlik yorgunluğu taşıdığı ve etkinlik anlamında kendisini biraz da nadasa bırakarak tematik anlamda yoğunlaşmaya verdiği bir dönem oldu. > AEGEE-Ankara bu dönemde, Dışişleri Bakanlığı ve AB Genel Sekreterliği’nce AB üyelik faaliyetleri ile ilgili sivil toplum örgütleri ile başlatılan diyalog kapsamında önemli toplantılarda ve TÜSİAD, TOBB, İKV, Türk-İş gibi Türkiye’nin üst düzey sivil toplum kuruluşlarının katıldığı kısıtlı katılımlı toplantılarda, gençliğin temsilcisi olarak daha fazla yer almaya başladı. > AEGEE-Europe’da ilk defa bir lokal tarafından iki Yaz Üniversitesinin yapıldığı ve iki etkinlik arasında bir rekabet sorunu doğmasına rağmen iki Yaz Üniversitesinin de oldukça başarılı geçtiği bir dönem oldu.

ETKİNLİKLER BECOME EAST YAZ ÜNİVERSİTESİ (18 AĞUSTOS - 01 EYLÜL 2002) BeCOMEast Yaz Üniversitesi etkinliği, 18 Ağustos-01 Eylül 2002 tarihleri arasında AEGEE-Ankara tarafından düzenlendi. Avrupa’nın 10’u aşkın ülkesinden 35 genç katılımcıya Mezopotamya kültürü ve mitolojisi temalarını 15 gün boyunca çeşitli atölye çalışmaları yoluyla tanıtan Becomeast; Ankara, Antakya, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır ve Adıyaman illerini ve bu illerdeki tarihi/kültürel mekanları* kapsayarak katılımcıların Anadolu’da 2000 kilometreyi aşkın bir seyahati gerçekleştirmelerini sağladı. Güneydoğu Anadolu, kendine özgü kültürel ve tarihi yapısıyla katılımcıları büyüledi ve şimdiye dek yapılan en özgün etkinliklerden biri olarak AEGEE-Ankara’nın 15 yıllık tarihinde yerini aldı. *Yukarıda sayılan illere ek olarak Hasankeyf, Halfeti, Harran, Birecik, Midyat, Nemrut Dağı gibi görülmeye değer yerler de gezildi.

47


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 48

OLIMPICREATION II YAZ ÜNİVERSİTESİ (01 - 15 TEMMUZ 2002) AEGEE-Ankara’nın 1-15 Temmuz 2002 tarihleri arasında organize ettiği Yaz Üniversitesi “OlimpiCreation”, Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen yaklaşık 35 katılımcıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Ankara çevresindeki Kapadokya gibi turistik yerlerin yanında, Ege ve Akdeniz kıyılarına da gidildi. Etkinlik çerçevesinde olimpiyatları simgelemesi amacıyla spor faaliyetleri ve yaratıcılığı simgelemesi amacıyla sanatsal çalıştaylar yapıldı. Ürgüp ve Göreme’de yapılan çömlek yapma çalıştayı ve oynanan yaratıcı grup oyunları ile katılımcıların kültürel önyargılarının kaldırılması amaçlandı

OLIMPICREATION II YAZ ÜNİVERSİTESİ (01 - 15 TEMMUZ 2002) AEGEE-Ankara’nın 1-15 Temmuz 2002 tarihleri arasında organize ettiği Yaz Üniversitesi “OlimpiCreation”, Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen yaklaşık 35 katılımcıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Ankara çevresindeki Kapadokya gibi turistik yerlerin yanında, Ege ve Akdeniz kıyılarına da gidildi. Etkinlik çerçevesinde olimpiyatları simgelemesi amacıyla spor faaliyetleri ve yaratıcılığı simgelemesi amacıyla sanatsal çalıştaylar yapıldı. Ürgüp ve Göreme’de yapılan çömlek yapma çalıştayı ve oynanan yaratıcı grup oyunları ile katılımcıların kültürel önyargılarının kaldırılması amaçlandı.

EMRAH KURT-RÖPORTAJ (HİLAL IŞIK) AEGEE ile tanışman nasıl oldu? AEGEE-Ankara ve çalışmalarından ilk kez 1998 yılının Eylül ayında ODTÜ’de hazırlık sınıfına başladığım günlerde Mimarlık Amfisi’nde düzenlenen tanışma toplantısı sayesinde haberdar oldum. Aslına bakarsanız, ilk başta çok da ilgimi çekmemiş ve hatta bazı açılardan bana itici bile görünmüş olmasına rağmen, gezmeye düşkün bir kişi olarak bana seyahat imkanı sağlayacağı için ve biraz da o dönemki arkadaş çevremin baskısıyla AEGEE-Ankara’ya üye oldum. Başlarda sadece turistik amaçlı gördüğüm bu kuruluşun sivil toplum bilinci ve gençliğin yönetime katılımı bağlamında ciddi bir araç olabileceğini ise ilk kez 1999 yılı Şubat ayında İzmir’de düzenlenen Balkan bölge toplantısı sırasında anladım. O toplantıda bize anlatılan SOKRATES ve diğer AB eğitim programlarına Türkiye’nin de dahil olması için AEGEE tarafından yürütülen lobi faaliyetleri bu manada ilgimi çeken ilk çalışma oldu. Nitekim daha sonra etkin üyeliğe geçiş aşamasında da benim aktif rol aldığım ilk iş bu lobi çalışması oldu. Bugün bile SOKRATES konusundaki faaliyetimizin bir sivil toplum örgütünün nasıl çalışması gerektiği ile ilgili örnek bir çalışma olduğunu düşünüyorum ve söz konusu programlar bağlamında gelinen nokta, süreçte birazcık da olsa katkısı olmuş bir insan olarak, beni müthiş gururlandırıyor.

AEGEE-Ankara'da bulunduğun dönemde AEGEE nasıldı? Nasıl bir ortam vardı? YK'nın tutumu nasıldı? AEGEE-Ankara’da ilk geldiğim günlerde dikkatimi çeken şey hem örgütün çalışmaları hem de özel hayatları anlamında aktif üyelerin birbirleriyle olan yakınlıklarıydı. Bu durum aslında aktif üyelerin AEGEE çalışmalarına olan inanmışlık ve adanmışlıkları ile ilgiliydi. Yoksa üyelerin bazen gece yarılarına kadar süren uzun toplantılarda bıkmadan var olmalarını başka türlü açıklayamazsınız. Ayrıca, kendini ifade edebilme anlamında sana sağladığı eşit fırsat, toplantılarda izlenen demokratik ve katılımcı yöntem de ilgimi çeken

diğer konulardı. O dönemde AEGEE lokalleri ve AEGEE-Ankara Türkiye’de belki de türünün tek örneğiydi. 18-24 yaş aralığındaki üniversite öğrencilerinin Avrupalılık ve AB gibi ülkemiz için tartışmalı bir konuda söz sahibi olmaya çalışmaları, araştırmaları, tartışmaları ve görüş bildirmeleri çok alışıldık bir durum değildi. Bu durum, bazı kesimlerin tepkisine maruz kalmak açısından bir dezavantaj oluştururken, Türkiye’deki idealist gençleri bünyeye katarak ses getiren işler yapma imkanı vermesi bakımından da bir avantaj oluşturuyordu.

Yer aldığın projelerden kısaca bahsedebilir misin? Benim yer aldığım ilk projeler yukarıda da bahsettiğim gibi başta SOKRATES olmak üzere, AB Eğitim Programları bağlamında yapılan lobi çalışmaları ve faaliyetlerine düzenli olarak iştirak ettiği Uluslararası Politika Çalışma Grubu’nun düzenlediği projelerdi. Bunun dışında 2001-2002 yıllarında yürüttüğüm Balkan Bölge Sorumluluğu döneminde birçok bölgesel İç Eğitim ve Balkan Bölge Toplantısı’nın faaliyetlerinde de yer aldım. Aynı dönemde AEGEE-Ankara Başkanlığı’nı da yürüttüm. 2002-2003 senesinde AEGEE-Avrupa Başkan Yardımcılığı dönemim ise aktif anlamda AEGEE içerisinde yer aldığım son dönem oldu.

48


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 49

AGORA 2001’den kısaca bahsedebilir misin? AGORA 2001 belki de AEGEE tarihinin en büyük organizasyon ekibi ile yapılmış bir Genel Kurul toplantısı oldu. O dönem AGORA organizasyonunda faal olarak çalışan 150 kişilik bir ekibimiz vardı. Tüm katılımcı sayısının 600 civarında olduğunu düşünürsek, oldukça fazla bir organizatörkatılımcı oranına sahip olduğumuz söylenebilir. O sırada bu durumun AEGEE’nin diğer lokallerinden gelen üyeler arasında espri konusu olduğunu da hatırlıyorum. AGORA’nın yapıldığı sene pre ve post-event’ler de dahil olmak üzere toplam altı uluslararası etkinlik gerçekleştirildi. AEGEE tarihinde AGORA yaptığı senede toplam 6 uluslararası etkinlik yapan başka bir temsilcilik olduğunu da zannetmiyorum, tabii bu durum da o dönem elimizde olan işgücü sayısının fazlalılığı sayesinde oldu. AGORA’nın 2001 ekonomik krizinden olumsuz etkilendiğini de hatırlıyorum. O dönem hangi şirketin kapısını çalsak, kısılan reklam ve sponsorluk bütçelerinden bahsediyorlardı. Yine de bazı destekçiler bulunarak organizasyon hayata geçirildi. Ayrıca, AGORA 2001’de AEGEE-Ankara’nın iki üyesi, Hakan Gümüş ve Dijan Albayrak, CD üyeliğine, AEGEE-Ankara da lokal olarak Balkan Bölge Sorumluluğu’na seçildi. Salonda bu seçimler için 250 kişilik organizasyon komitesi ile birlikte yaptığımız kutlamayı bugün hatırlamak bile beni yeniden heyecanlandırmaya yetiyor doğrusu.

AEGEE'ye dair paylaşmak istediğin bir anı var mı? AEGEE’de aktif olarak geçirdiğim yaklaşık 6 seneden sonra, üniversite yıllarıma dair hatırladığım hemen her anıda AEGEE’nin izi olduğunu söylemem lazım öncelikle. Bununla birlikte, 2002 Temmuz ayında CNN-International’da yayınlanan ve Türkiye’deki Ecevit Hükümeti’nin ya-

şadığı siyasi krizi gençlerin gözünden AEGEE-Ankara Başkanı sıfatıyla değerlendirdiğim canlı yayın programı belki de en dikkat çekici anılardan birisiydi benim için. Türkiye’de genellikle sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı seviyesinde üst düzey siyasi yetkililerin yaşadığı bir deneyimi 22 yaşında tatmak AEGEE’nin bir kişiye yaşatacağı heyecanlardan sadece birisi olabilir diye düşünüyorum.

AEGEE sana ne gibi fırsatlar sundu? AEGEE’nin bana kazandırdığı birçok artı değeri, bugün yaklaşık beş yıldır sürdürdüğüm profesyonel kariyerimde çok daha iyi anlıyorum. Biz, yönetim becerisi, katılımcılık, planlama yeteneği, vizyon geliştirme, çevremizde olan bitenleri doğru algılayabilme, krizlerle mücadele ve çözüm üretebilme konularında fark etmeden AEGEE-Ankara içerisinde çıtayı o kadar yükseğe koymuşuz ki, profesyonel iş hayatında Türkiye’nin büyük devlet kurumları ve özel kuruluşlarda yaşayacağınız bazı deneyimler bu manada ciddi bir hayal kırıklığı yaratıyor. Üyelerimizin çoğu sıklıkla çalıştıkları yerlerde, “yahu biz AEGEE’de bile o öğrenci halimizle daha iyisini yapardık” diyorlar kendi kendilerine. AEGEE ayrıca, o yaşta bir gencin kolaylıkla yaşayamayacağı hayat deneyimi ve birikimini bizlere kazandırdı. Katıldığım toplantılar, görüştüğüm üst düzey şahsiyetler, TV ve radyolardaki canlı yayınlar, gazetelere mülakatlar, Türkiye’nin ve Avrupa’nın her yerine yapılan seyahatler, edinilen arkadaşlar birçok gencin 20li yaşlarında yaşayamayacağı tecrübeler. Tüm bu deneyimler, insanı girdiği profesyonel ya da sosyal ortamlarda avantajlı konum kazandıran değerler.

Şu an neler yapmaktasın? ODTÜ’den mezun olduktan sonra, 2005 Şubat ayında Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladım. 2008 Kasım ayında ilk yurtdışı görevim olarak atandığım Tahran Büyükelçiliğimiz’de Üçüncü Katip olarak görev yapıyorum. Ekim 2010 itibariyle de, Duesseldorf Başkonsolosluğumuz’da Muavin Konsolos olarak göreve başlayacağım.

49


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 50

2002-2003 YILI

50


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 51

Yürütme Kurulu (Mart ayına kadar) Başkan: Zeki Haznedaroğlu

Yürütme Kurulu (Mart ayından sonra)

Genel Sekreter: Can Burak Kaynak

Başkan: Zeki Haznedaroğlu

Dış İlişkiler Sorumlusu: Soner Soylu

Genel Sekreter: Eda Bitlisoğlu

Halkla İlişkiler Sorumlusu (Başkan Yardımcısı) : Ozan Çakmak

Halkla İlişkiler Sorumlusu (Başkan Yardımcısı) : Ozan Çakmak

Sayman: Baran Hatipoğlu

Sayman: Murat Bayhan

2002-2003 döneminden akılda kalanlar: > Mart 2003’te Türk-Yunan Sivil Diyalog Projesi kapsamında AEGEE-Sakarya ile beraber Sakarya Üniversitesi’nde “İletişim Yeniden Kuruluyor” etkinliği düzenlendi. > Mayıs 2003’te 9 Mayıs Avrupa Günü Etkinlikleri çerçevesinde panel oturumları, film gösterimleri ve Model AB canlandırması gerçekleştirildi. > AEGEE-Ankara 2002-2003 dönemine yepyeni bir proje ile adım atmıştır. Burcu Becermen’in proje koordinatörü olduğu, basında da geniş yankı bulan Türk-Yunan Sivil Diyalog Projesi ile AEGEE-Ankara gazete yapraklarına adını üst puntolara yerleştirmeyi başarmıştır.

ETKİNLİKLER: TÜRK-YUNAN SİVİL DİYALOG PROJESİ (2002-2006) Türk-Yunan Sivil Diyalogu Projesi; AEGEE ağı içerisindeki Türk ve Yunan lokalleri arasındaki sürtüşmeler ile bozulmuş barış ortamının yeniden sağlanması düşüncesi ile doğan bir fikirdir. Türk-Yunan ilişkilerine büyük katkı sağlamış proje, Birleşmiş Milletler tarafından Türkiye’de gerçekleştirilen en iyi 10 gençlik projesi uygulaması arasında gösterilmiştir. Türkiye’nin AEGEE ağına dahil olması 1992 yılında büyük tartışmalar sonucunda olmuştur. Özellikle Yunan lokallerinin itirazları bu tartışmaların en büyük nedenlerindendi. Fakat ağa dahil olunması ve kültürel değişimin başlamasından sonra 1997 yılında Türk ve Yunan lokalleri AGORA’da o senenin yıllık planında barış olmasını önerilmesi, bu konuda beraber proje yürütmek istenmesiyle ve birlikte hareketin sonucu olarak TürkYunan Sivil Diyalogu projesine giden yolun temelleri atıldı. İlk olarak Dijan Albayrak’ın koordine ettiği “Peace Academy” (2000) projesinde ortaya çıkan bir fikir olan Türk-Yunan Sivil Diyalogu projesi, AEGEE-Ankara tarafından Avrupa Komisyonu’na sunuluyor. 1999 Helsinki zirvesinde Türkiye’nin durumunun belirlenmesi ile Komisyon tarafından Türkiye’ye sivil toplum için verilen ilk hibe programı “Sivil Toplum Geliştirme Projesi(MEDA)” Türk-Yunan Sivil Diyalogu alt başlığında yürürlüğe girdi ve bu fon sivil toplum alanında AEGEE ‘ye tahsis edildi. AEGEE-Ankara, 2001 yılında koordinasyon ekibi oluşturarak projeyi resmi olarak başlattı ve AEGEE ağındaki Yunan Lokalleri de dahil olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu, akademisyen, büyükelçilik, sanatçı ile temasa geçilerek projenin metotları ve teması üzerine toplantılar düzenlendi. Bu toplantılar projenin altyapısını oluşturmak için büyük bir katkı sağlıyor ve Avrupa Komisyonu’na sunulan proje, 150.000 € tutarında hibe alındı. Bundan sonrasını, projenin Koordinatörü olan Burcu Becermen’den dinleyelim:

51


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 52

BURCU BECERMEN RÖPORTAJI (SERKAN KUMYOL) Projenize birçok lokalden katılım oldu sanırım, projeniz kimlere yönelikti? Proje için aldığımız para çok yüksek bir miktardı, yaklaşık 150.000 Euro kadar. Bu paranın yönetilmesi konusunda arkadaşlarımın fikirleri genel olarak Ankara’da ulus devletler üzerine büyük bir konferans yapıp, bunu da bir şirkete ihale ederek tek bir etkinlikle projeyi bitirmek üzerine fikirlerdi. Ben de kendine pek güveni olmayan bir insan olarak, konu hakkında bilgi birikimim olmaması nedeniyle bir senemi tamamen araştırmaya ayırdım. Türkiye’de bu iş ile uğraşmış insanlarla tanıştım. O sıralarda 1999 İstanbul depremi ve ardından Atina depreminden dolayı arada bir sıcaklık oluşmuştu ve sürekli sanatçılar gidip geliyordu. Ben de iki taraftan da insanlar ile konuştum detaylı bir ihtiyaç analizi yaptım, bu çalışmalarım sırasında iki toplum arasında mübadele gibi, büyük duygusal bir olay yaşandığını öğrendim. Sonuç olarak; projeyi daha çok tarihi hatırlayarak, gençler ile birlikte yeniden inşa etmeye odaklanmak fikri çıktı. Tabiî ki AEGEE’den Türkiye ve Yunanistan’dan birçok lokal katıldı ama aslına bakacak olursanız projenin birçok etkinliğini yine Türkiye ve Yunanistan’dan katılan sivil toplum kuruluşları ile gerçekleştirdik. Herhalde o yüzden bu proje AEGEE tarihinde en çok dışarıdan STK’nın katıldığı projedir diyebiliriz. Hatta Kayaköy’de yaptığımız festivaldeki Sivil Toplum fuarına Türkiye ve Yunanistan’dan 60 kadar Sivil Toplum Kuruluşu katıldı.

Proje’de Türkiye ve Yunanistan dışında katılımcı var mıydı? Avrupa Birliği yoğun çalışmalarımıza rağmen Yunanistan’dan başka ülkeden katılımcıyı finanse etmek istemedi biz de başka finansman kaynakları bularak Balkanlardan birkaç grubu projemize davet ettik.

Projenin zorlukları ve proje ekibiniz nasıldı? Geri dönüp baktığım zaman çok uzun bir zamana yayıldı, çalışmaya 2002’nin hemen başında başladık. Proje etkinlikleri yoğun bir şekilde 2003 ün başından 2004 ün ortasına kadar 1.5 yıl sürdü ve arka arkaya etkinlikler yapıldı. Bu kadar uzun bir zamana yayılan bir proje olduğu için de proje ekibinde de çok ciddi değişiklikler oldu. Aslında bizim çok genç ve bu işe gönlünü koymuş 5 kişilik bir proje ekibimiz vardı. Bir taraftan da çok yorulmuş bir proje ekibimiz… Çünkü dediğim gibi mali yönü ve organizasyon yükü ağır olan ve yoğun etkinliklerin kısa zamana yayılmış olduğu bir projeydi ve bu yük 5 tane ufak öğrencinin üstündeydi. Çok fazla zorlukla uğraşmak zorunda kaldık ve ciddi fedakarlıklara katlandık. O yüzden geriye dönüp baktığımda kendimi çok şanslı hissediyorum, çalıştığım ekipler yönünden. Tam festival zamanında ve projenin en aktif döneminde çalıştığım proje ekibindeki arkadaşlarım benim aynı zaman en yakın dostlarım oldular. Diğer taraftan zorluklar da oldu tabi; örneğin her bir proje ayağı için ayrı organizasyon takımları kuruldu, o yüzden büyük bir koordinasyon grubu ve ona bağlı organizasyon

takımları vardı. Bu da birçok zorluğu beraberinde getirdi. Bu proje benim hayatımda tanıklık ettiğim en güzel en heyecanlı, beni ben yapan projeydi diyebilirim. Organizasyonumuz boyunca bize en büyük desteklerden biri de Yunanistan’dan geldi. Projenin Yunanistan ayağında bize destek olan iki arkadaşımız vardı; mesela yine bir AEGEE’li olan Sofia Kompotioati neredeyse tek başına oradan bütün Yunanistan’ı organize edip Türkiye’deki etkinliklere katan bir insandır. Tabi ki projenin zorluklarını ancak kendi açımdan söyleyebilirim. Projenin başından sonuna kadar koordinatörü olan kişi olarak çok üzüldüğüm zamanlar oldu, ekip içerisinde istifalarla ve her türlü zorlukla karşılaştık. Dönüp baktığımda şöyle anektodlar aklıma geliyor: Bir gece Kayaköy’deki festivalde evinin önüne çadır kurduğumuz köylülerden biri alkollü bir şekilde geliyor ve daha fazla para vermezseniz çadırları yakarım diyor. Başka bir gün, milliyetçi pankartlarla bir grup geliyor jandarma müdahale ediyor… Festival bittiğinde o kadar yorulmuştuk ki kimseyi görmek istemiyoruz… Derken Rodos gemilerine bindirdiğimiz 300 kadar insan fırtına yüzünden Rodos’a yanaşamadan geri dönmek zorunda kalıyorlar ve Rodos’tan Selanik ve Atina’ya uçağını kaçırıyorlar. Ben 1 saat içerisinde bu kadar insanı projede bunun için bütçe olmadığı halde bir yere yerleştirilmesini ve ulaşımlarının yeniden ayarlanmasını halletmek zorunda kalıyorum… Diğer taraftan çok büyük bürokratik zorluklarla karşılaştım, projemiz Avrupa Birliği’nin Türkiye için özel olarak hazırladığı hibe programından ilk hibe alan projelerden biriydi. Bu yüzden proje boyunca kurallar ve görevliler çok fazla değişti, onaylanma süresi 45 gün olan sonuç raporumuz 2 senede onaylanabildi, karşı tarafın sürekli kaybetmesinden dolayı raporumuzun eklerini sürekli yeniden göndermek zorunda kaldık. Vergi muafiyetinde yetkinin Hazine Müsteşarlığı’ndan geçmesi üzerine sadece vergi muafiyeti için 1.5 sene uğraştığımız oldu. Yani, hem insan ilişkileri hem de organizasyondan dolayı her türlü zorluğu yaşadım diyebilirim. Aslında bunları anlatmamın sebebi benim projem en zor demekten ziyade nasıl bu günlere geldik ve büyük işlere başlarken bu zorluklardan haberdar mıydık? Bunları anlatabilmek içindi.

52


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 53

AEGEE-Atina’dan Sofia Kompetioati’nin adı projenin içerisinde sık sık geçmekte ve proje sonrasında “Sanat ve kültür alanındaki ortaklığın, önyargıların yıkılması konusunda ne kadar kuvvetli bir araç olduğuna bir kez daha tanıklık ettik” diye bir söz söylemiş. Aslında projenizin etkilerini yansıtan bir söz. Peki senin düşüncelerin nedir bu konuda? Şu andaki duruma projeniz nasıl etki etti ve bundan sonraki Türk-Yunan ilişkilerine yönelik inancın nedir?

tüm bilgileri kitapçıkta bulabilirsiniz. Bundan 4 ay önce tüm ailem ile beraber gittim Yunanistan’a, projenin sonuç kitapçığını tanıttım ve ilgi gerçekten iyiydi. 60’tan fazla kişi ve oradaki köyde yaşayan katılımcılar geldi; herkes hala o günlerinin en güzel günlerinden olduğundan bahsediyor ve anılarını canlı tutuyor. Yunanistan’da da yeni şeyler yapacak bir irade var, sadece ufak bir kıvılcım yeterli olacak diye düşünüyorum, belki oradaki Osmanlı eserlerinin restorasyonu olabilir. Onların yeni projeler için fikir arayışları devam ediyor.

Her şeyden önce Sofia’nın sözleriyle bıraktığı yerden devam etmek istiyorum: Açıkçası bu proje ve eminim ki tüm ekibimiz için, gerek Yunanlılar gerek kendi tarihimiz ve insanlık hakkında pek çok şey öğrendiğimiz bir deneyim oldu.

AEGEE-Ankara’da yapmak istediğin ve yapamadığın projeler var mı?

Şöyle kararlar vermek zorundaydık; festival yapalım, Ankara’da olsun gibi klasik fikirlerden çıkıp yeni bir şeyler mi yapacağız, yoksa standartlarla mı yetineceğiz? Cem Tüzüner’in beni kolumdan tutup eski bir mübadele köyü olan Kayaköy’e götürmesiyle gördüğüm, eskiden Türklerin ve Rumların bir arada yaşadığı, şimdiyse terk edilmiş evlerle dolu manzara karşısında çok etkilendim. Yine de bir proje koordinatörü olarak bakıyorsunuz; diyelim ki buraya 300 tane Yunan getirdik, “bakın buralarda eskiden atalarınız yaşıyordu ama artık yaşamıyorlar evlerin çatıları da yok” der gibi orada konser vermek doğal olarak tereddütte bırakıyordu. Sonuçta gelecek insanların ne tepki vereceklerini kestiremiyorsunuz, buna rağmen Yunanistan’a gidip şöyle bir çalışma yaptık; eskiden dedeleri o köyde yaşayan insanları bulduk. O insanlar Kayaköy’ün Yunanca ismi olan iki tane köy kurmuşlardı; “Nea Levissi, Nea Marki” diye. Onlarla konuştuktan sonra evet biz bu işi yapıyoruz dedik. Ve şöyle bir ortam oluştu; festival katılımı 3000 kişi gibi bir sayıdan oluşmaktaydı ve bunların 300 tanesi Yunanistan’dan gelmekteydi, Nea Levissi’nin Belediye başkanından tutun folklor ekibine kadar tüm kasaba halkı geldi. Bir taraftan onlar kendi evlerini buldular orada, duygusal bir deneyim olsa gerek… Diğer taraftan yeni nesil Türk-Yunan gençleri birlikte müzik, resim, fotoğraf, belgesel ve elişi gibi şeyler ürettiler ve o kadar acılı bir ortamda birlikte kültür ve sanat üzerine bir şeyler üretebilmenin yıkımın önüne geçebileceğini gördüler. Projenin en önemli etkisinin bu olduğunu söyleyebilirim.

Evet var, hemen bir örnek vereyim; Kıbrıs. Bu konu benim çok içimde kalan bir konudur. Bu konu ilk olarak 2003 yılında AEGEE’ nin AGORA’dan sonraki en önemli toplantısı olan “planning meeting” Kıbrıs’ta gerçekleşti. Ben de ilk kez o zaman Türk-Yunan üzerine çalışan bir insan olarak gittim. Orada adayı ikiye bölen bir sınırın olması beni çok etkiledi; bir tarafta çok yakın Rum arkadaşlarım ve aramızda ise geçmemiz gereken bir sınır var. Türk-Yunan projesi bittiğinden beri kafamda çok uçuk fikirler var ada ile ilgili. AEGEE içerisinde alan araştırma gezisi yapmak istemiştik. Hatta başvuruyu yazdım, Avrupa Komisyon’ u onayladı, gereken parayı da aldık ama maalesef Güney’den ortak bulamama ya da Güney’den bulduğumuz ortakları Kuzey’deki ortaklara beğendirememe gibi nedenlerden dolayı olmadı. Özellikle Güney’de çok büyük bir hükümet baskısı var böyle işler yapabilecek STK’ lar konusunda. Bu baskıyı aşamadığımız için projeyi gerçekleştiremedik ve parayı Avrupa Birliği’ne iade etmek zorunda kaldık. Şu anda hala Kıbrıs’ta yapılacak çok iş olduğunu düşünüyorum ben ve kalbim hala orda, umarım tam sınıra bir müze açabiliriz. Mesela; giriyorsun kapıdan havaalanı gibi döşenmiş sanal bir müze, haritaya bakıyorsun eskiden böyle sınırlar vardı artık yok hemen kulağına bir anons geliyor Larnaka’ dan İstanbul’a tarifeli uçağımız havaalanına inmiştir, öyle bir uçak yok ama olacak işte bütün bunlar. Biraz sanatı ve mizahı kullanarak iki toplumu ve Kıbrıs hakkında çok az şey bilen Avrupalıları da işin içine katarak bir şeyler yapmak istiyorum. Kıbrıs’ta sınırları kaldırmak ve çok güzel bir AEGEE lokali inşa etmek üzerine çalışmak istiyorum.

Günümüze bakarsak; evlenenler, dil öğrenenler oldu, ülke değiştirenler var ama maalesef ben çok arzu ettiğim halde projenin devamı gelemedi. Çünkü her şeyden önce biz Yunanistan tarafında da etkinlik düzenlemek istiyorduk. Fakat Avrupa Komisyonu’nun her zamanki kuralcı yapısından dolayı o etkinlikler için fon alamadık ve Yunanistan’dan etkinliklerimiz için fon bulacak kapasitemiz de yoktu. Bundan sonra bu işler ile ilgili bilgilenmek veya bir şeyler yapmak isteyenler için gerekli olan tüm bilgiler sonuç kitapçığında mevcut; kitapçığın içinde katılımcıların, akademisyenlerin değerlendirmelerini, etkinliklerimizi, neler başarılı olmuş neler başarılı olamamış ve bunlara benzer

53


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 54

SURF@MAP YAZ ÜNİVERSİTESİ Her yıl yaz aylarında yapılan Yaz Üniversitesi geleneği de o yıl “Surf @ Map” adlı etkinlikle devam ettirildi. Ağustos 2003’de gerçekleştirilen etkinlikte, Ege Bölgesi’ndeki mitolojik, arkeolojik ve felsefi zenginlik incelendi ve katılımcılarla eğlenceli bir 15 gün geçirildi.

9 MAYIS AVRUPA GÜNLERİ Böyle bir etkinliği düzenleme fikri, Avrupa Fikri Çalışma Grubu’nun Ekim 2002 yılından beri sürdürdüğü çalışmaların sonucunda ortaya çıktı. Çalışma Grubu’nun amacı Avrupa Bütünleşmesi’nin kökenlerini araştırmak ve öğrenmekti. Bu amaçla, Çalışma Grubu yaptığı tematik çalışmaları daha etkileşimli bir form haline dönüştürme kararı aldı. ‘Avrupa Günleri’ çerçevesinde çeşitli paneller ve çalıştaylar 5-9 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirildi. Deneyimli bürokratların katılımıyla ‘Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’; çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla ‘Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri’nde Sivil Toplum Kuruluşları’nın Rolü’; akademisyenlerin katılımıyla ‘Avrupa Fikri: Kültür ve Kimlik’ ve gazetecilerin katılımıyla ‘Benim Avrupam’ adlı paneller gerçekleştirildi. Çalıştaylarla katılımcıların birbirleriyle fikir alışverişlerinde bulunmalarının sağlanması amaçlandı. ‘Model Avrupa Birliği’ adlı canlandırma etkinliği, Ankara’daki farklı üniversitelerden öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen diğer atölye çalışmaları Avrupa Sineması, Yaratıcı Drama ve İnsan Hakları ile ilgiliydi.

BERAT ZEKİ HAZNEDAROĞLU RÖPORTAJI (HİLAL IŞIK) Klasik bir soruyla başlayacağım, AEGEE’ye nasıl geldin? En zor soru buymuş. Ben aslında AEGEE ile biraz geç tanıştım. Hazırlık döneminde başka topluluklarla ilgileniyordum izcilik, kuş gözlem, çevre topluluğu falan. Emrah Kurt (benden önceki dönemin YK’sı) benim oda arkadaşım. 5 yıl boyunca aynı odada kaldık ve ilk tanışma onun sayesinde oldu. AEGEE-Ankara o sene AGORA’ya ikinci kez ev sahipliği yapıyordu ve inanılmaz iş gücüne ihtiyaçları vardı. Emrah beni toplantılara çağırdı. Sonra o meşhur virüs bize de bulaştı işte.

İlk olarak 2000-2001 dönemi yani? Evet, daha önce duymuşluğum vardı ama gelmeye vaktim olmuyordu. 2000’den sonra örgencilikle beraber tam zamanlı AEGEE’ci olduk. Şimdi part time oldie’yim

O dönemin AEGEE’si nasıldı peki? Aslında çok keyifliydi AEGEE-Ankara o dönemler. Başlıca sebebi de şuydu: AEGEE-Ankara'nın en eski kurucu ekibinden insanların çoğu hâlâ aktif olarak çalışıyordu. Bunun yanında AEGEE ile yeni tanışmış hâli hazırda 2-3 yıldır aktif olarak görev yapan insan sayısı da çok fazlaydı, yani kurullarda görev yapmaya hazır insanların tecrübe edinebileceği insan sayısı fazlaydı. Aynı şekilde kurullarda görev almak isteyenler için tatlı sert bir rekabet vardı. AEGEE-Ankara’ya gelen insanlar biraz evrim geçirirlerdi, yani bir kurula girmeden önce kesin 2-3 yıl başka işlerle uğraşır, tecrübe kazanır daha sonra kurullara geçerlerdi sanırım bu biraz daha sağlam temelli bir üye profili

54

yaratıyordu. Sonuçta çok keyifli bir ortam vardı ve her zaman hararetli toplantılar çok çekişmeli Genel Kurullar geçerdi. Eskiler de aramızda olduğundan güzel bir dönem olduğunu söyleyebilirim.

AGORA’ya ikinci kez ev sahipliği yapan AEGEEAnkara’daki iş gücüne ihtiyaç, AEGEE ile tanışman. Bu iş gücünde nerede yer aldın? O zamanlar organizasyon şeması şöyleydi: Bir AGORA genel koordinatörü vardı (Ali Hartevioğlu), sonra alt koordinatörlerimiz vardı; yemek, konaklama, eğlence vs ve her bir alt koordinatörün de onunla beraber çalışan bir ekibi vardı. Koordinatörler, Ali ve YK ile toplantı yaparlar, sonra her koordinatör kendi ekibiyle organizasyon senaryosu için çalışırdı. Ben konaklama ekibindeydim. ODTÜ’nün iki kapalı spor salonu hem ana salon hem de baraka ikisini de kapatmıştık 1 hafta boyunca. Baraka AGORA’nın ön etkinliklerine ayrılmıştı. “Euroskepticism” ve “Sinepol” diye iki ayrı ön etkinliğimiz (pre-event) vardı. Onun için gelen katılımcıları barakada konaklatmıştık, sonra AGORA’da ana salona geçilmişti. Etkinlikler de zaten KKM (Kültür Kongre Merkezi)’de yapılmıştı. Yemekler hep ana yemekhanenin yanındaki ufak yemekhanede yenmişti. İsmi değişmiştir simdi, o zaman ‘tilya’ idi. Çok güzel bir yemek ikramı vardı her gün tatlısına kadar. AGORA sonrası da Kapadokya’da post-event yapılmıştı. Bunların hepsinin ayrı birer koordinatörü vardı. Her akşam da bir yerlerde eğlence vardı. Yaklaşık 200 kişilik bir organizasyon ekibiydik, belki biraz fazla bile olabilir. Unutmadan, Kültür Bakanlığı sponsorluğunda Opera binasında açılışımız yapılmıştı, videolarının olması lazım. Çok şahane bir geceydi. Sanırım 600 civarı katılımcı gelmişti. Her 3 kişiye bir organizatör düşüyordu nerdeyse tuvalete bile bir organizatör eşliğinde gidiyorlardı.


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 55

Anlattıklarından organizasyonun bir hayli başarılı olduğu sonucunu çıkardım… Ufak tefek aksaklıklar olmuştu ama AEGEE tarihinin en başarılı AGORA’larından biri olduğu konuşulur tüm AEGEE ağında.

AGORA’ya dair, öyle aklında kalan çok sinirlendiği bir an, sıkıntı yaşadığınız bir şeyler ya da komik bir olay? En komik olaylardan biri bazen detaylara o kadar takılırdık ki bahsettiğim o koordinatör toplantıları sabahlara kadar sürerdi. Bir gün hiç unutmam; uzun bir süre yemek saatlerinde ekmekleri dilimleyip mi vereceğiz yoksa bütün olarak mı vereceğiz bunu tartışıyorduk. Sonra ne yapıyoruz biz diye kendimize geliyorduk. Sıkıntılı zamanlardan biri de organizasyondan daha sonra ortaya çıkmıştı. Koordinasyon takımından bir arkadaş gece eğlencelerinden biri için ayarladığı kulüpten kendi şahsi çıkarına yönelik bazı kazançlar sağlamıştı. O konu problem olmuştu daha sonra DK(Denetleme Kurulu) kararları doğrultusunda halledildi ama onun dışında her şeyin tıkır tıkır çalıştığı gayet güzel bir etkinlikti. Nereden baksan 1 yıl, belki daha fazla hazırlanıldı; son altı ayı geceli gündüzlü olmak üzere.

AGORA’dan sonra, 2002-2003 yıllarında, hangi projelerde yer aldın? Ama yanılmıyorsam 2003'te daha etkindin? AGORA bittikten sonra aslında ben çok hızlı bir şekilde dalmıştım her şeye ama 2002-2003 tabii ki en aktif dönemdi, o dönem YK başkanlığı yapıyordum ve çok fazla projemiz vardı. Ankara’nın en büyük projelerinden birisi Türk-Yunan projesidir ve Türk-Yunan’ın en büyük 4 etkinliği 2002-2003 yılında yapıldı. İlk etkinlik AEGEE-Sakarya ile beraber bir konferanstı. Rahmetli İsmail Cem açmıştı o konferansı. Sonra işte yazın Kayafest vardı. Dediğim gibi başlı başına ayrı bir olay. Sanırım 3000 kişiden fazla katılımcısı vardı. Mor ve Ötesi sonra daha o zaman meşhur değillerdi. Grup 84, Siyasiya Bend daha bir sürü özgün müzik yapan insanlar, çalışma atölyeleri… Yunanistan’dan sanatçılar gelmişti çok keyifli bir etkinlikti. Ulaşabilirseniz Sophia Kompotiati, kendisi AEGEE Atina üyesi. Uzun süre Türkiye’de kaldı, Türkçesi çok iyidir. Türk Yunan projesinde Burcu ile beraber koordinatör olarak çalıştılar. O da size çok bilgi verebilir. Sonra kasım ayında Lozan Müdahilleri Vakfı ile ortak düzenlediğimiz ‘Yeniden Kurulan Yaşamlar’ isimli bir sempozyumumuz vardı. Türk-Yunan’ın en son bir de kapanış konferansı olmuştu son etkinlik olarak. Bu projenin etkinlikleri böyleydi onun dışında şöyle bir hatırlamaya çalışıyorum yaz üniversitemiz vardı Surf@MAP diye.

Evet, ondan ve Avrupa Günleri’nden bahsedebilir misin biraz? Çok yoğun bir seneydi. Aslında çok detaylarını hatırlamıyorum Yaz Üniversitesi’nin dokümanlara bakmak lazım, sonuçta biz onları Ankara’dan yolculuyorduk. Öncesinde fon bulma gibi ön hazırlıklar bizdeydi. O sene Avrupa Günleri’ni

de ilk defa hakkınca kutlamıştık. ABGS(Avrupa Birliği Genel Sekreterliği) Genel Sekreteri’ni ODTÜ’ye getirmiştik. Sonra yine büyükelçi Volkan Vural gelmişti aynı gün. Bunlar çok önemli şeylerdi, ABGS Genel Sekreteri’nin AEGEE-Ankara için gelmesi falan. Yine bir sürü sempozyum, panel yapılmıştı Model United Nations çalışmaları. Daha o zaman Türkiye’de kimse bilmezdi. İlk biz gerçekleştirmiştik, sonra meşhur oldu tabi.

Peki, YK olarak nasıldınız? Sorun, rekabet yaşadınız mı aranızda? Ya da projelerle ilgili bir sıkıntı? AEGEE-Ankara o zamanlar çok çekişmeliydi. Zaten benim seçildiğim Genel Kurul’da bile çok çekişme vardı. Sanırım 10 kişi falan vardı, yani 2 YK oluşturacak kadar aday ve tabi ki insanların beraber çalışmak istediği, daha doğrusu birlikte çalışmayı tercih edebileceği insanlar vardı. Çok uzatmayayım; çok çekişmeli bir Genel Kurul sonucu ben, Ozan Çakmak, Soner Soylu, Baran Hatipoğlu ve Can Burak Kaynak seçilmiştik.

Çok maskülen sanki? Maalesef bayan arkadaşlar seçilememişti. Evrim vardı sonra İrem. Bir iki arkadaş daha vardı aday ama hatırlayamıyorum simdi. Neyse Can Uz diye yine yakın bir arkadaşımız vardı, o da YK adayıydı. Can Burak, Soner ve Baran Can Uz’la çalışmak istiyorlardı. Can Uz seçilemediği için bir müddet sonra YK’dan istifa ettiler. Bir tek Ozan ve ben kaldım. 2 kişi YK karar alamayacağı için Olağanüstü Genel Kurul düzenlenmişti. Sonra o zamanki sekreterimiz Eda Bitlisoğlu ve Saymanımız Murat Bayhan Olağanüstü Genel Kurul’da seçilerek Ozan'la bana katıldı. Bu kadar çok projenin olduğu bir dönemde 4 kişi kalarak bayağı zorlanmıştık ama sanırım her şeyin altından kalktık. O dönemki proje koordinatörlerinin, çalışma gruplarının hiç biri ile sorunumuz olmamıştı. Hatta ben Kayafest’ten hemen sonra Amerika’ya mastr için gitmek zorunda kaldığımdan, 2 ay Genel Kurul’a kadar 3 kişi idare ettiler Ozan'lar. Sorunsuz ve verimli bir sene olduğunu söyleyebilirim genel hatlarıyla. Bir yandan dernekleşme işlerimiz de vardı, onları da halletmiştik.

Bir hayli hareketli dolu dolu bir sene olmuş. Çok. O zamanlar Türkiye’de bir de Ulusal Gençlik Konseyi kurulması gündemdeydi, AB'nin eğitim programlarından faydalanması için böyle bir yapı gerekiyordu. AEGEE-Ankara o sene bunlarda da çok etkin bir rol oynadı. Daha sonra Ulusal Ajans kuruldu. İşte STK’lar kendi aralarında anlaşamadıkları için konsey işi yatmıştı. Netcom görevimiz da vardı belki biliyorsundur. Balkan bölge sorumlusu bizdik. Yeni antennalar bulmak, yeni kontaklar bulmak, mevcut antennalarin durumunu gözlemleyip iyileştirmek de bizim görevimizdi.

O alanda neler yapıldı peki? AEGEE'de o zamanlar bölge antennalarinin toplandığı bölgesel toplantılar yapılırdı. Şimdi tüzük değişti sanırım onlar kalktı. O toplantılara her antennanin katilim sağlamasına çalışırdık ki sorunlar ve beraber yapabileceğimiz etkinlikler konuşulsun. O yıl Çanakkale,

55


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 56

Tekirdağ ve Samsun’u kontak antenna yapmıştık. Muğla’da da ilgilenen birileri vardı. Sonra kuruldu ama aktif değiller şu an sanırım. ABGS’de çok sağlam toplantılarda temsil etmiştik AEGEE-Ankara’yı. Abdullah Gül’ün başkanlık ettiği bir toplantıya katılmıştık Hakan Gümüş’le beraber. Ben AEGEE-Ankara’nın yaptığı etkinliklerden; Hakan, Ulusal Gençlik Konseyi’nden bahsetmişti. Bayağı artı puan toplamıştık. Gül o zaman Dışişleri Bakanı’ydı tabi. Sonra, TRT 2’de Avrupa Günleri’ni kutladığımız hafta “Avrupa Treni” diye bir programa çıkmıştık Tüm program bizden konuşulmuştu. 7-8 kişi kadardık, bayağı keyifliydi

Seninle seçilip sonradan istifa eden YK’lar AEGEE’ye devam ettiler mi? Tabi ki onlar daha sonra Yaz Üniversiteleri yaptılar, farklı görevlerde çalıştılar yani kopup gitme olmadı. Dediğim gibi her ne kadar çekişsek de herkes profesyoneldi ve beraber çalışılması gerekiyorsa çalışılırdı. İnsan olarak seversin ya da sevmezsin, böyle bir anlayış vardı benim seçildiğim Genel Kurul zamanı.

Avrupa organizasyonlarına katıldın mı hiç? Avrupa işleri en çok netcom zamanlarında idi. Eğer katıldığım etkinlik olarak soruyorsan onlar inan çok fazla, saymakla bitmez ama etkin rol aldığım söylenemez. Normalde insanlar AEGEE-Ankara'da kurullarda çalıştıktan sonra AEGEE-Europe'a geçerler. Ben tam o dönemde işte yüksek lisans için ayrılmıştım. Yaz Üniversitelerine de hiç gidemedim ama AGORA’lara katıldım tabi hem delege olarak hem de diğer statülerde.

Peki, AEGEE sana neler kattı? AEGEE aslında insana çok şey katan, ama emeğinden, vaktinden zamanından çok şey çalan bir kurum. Ama benim için katkısı çaldıklarından her zaman kat kat ağır bastı, müthiş tecrübelerdi. Bu tecrübeleri o yaşta başka bir yerde edinebileceğimi sanmıyorum. Sorunlarla başa çıkabilme yeteneği ve daha bir sürü kişisel gelişim. Bir de her şeyden en önemlisi çok kıymetli arkadaşlar ve dostlar. AEGEE-Ankara'ya ilişkin pişman olduğum tek şey neden daha önce başlamadığımdır.

hele dolu dolu geçen yılları. Ama şunu söyleyebilirim AEGEE-Ankara her zaman mert insanların ellerinde oldu. En azından çizgisini hiç bir zaman düşürmedi, hep ilerletmeye çalıştı. Her ne kadar uzaklarda olsak da (hele ben 10.000 uzaktaydım) oldie'ler her zaman (büyük bir çoğunluğu) her şeyi her zaman takip ederler. Ben e-mailleri her gün okuyorum mesela. AEGEE-Ankara’yı her sene Genel Kurul’larda devir alan insanların iyi niyetliliğini her sene gördüm ben. Bir kısmıyla tanıştık, bir kısmını hiç görmedim ama her zaman bu iyi niyeti sezdim diyebilirim

AEGEE’nin sana açtığı kapılar oldu mu? Eğitim ya da iş yönünden mesela? Yok, tam tersine not ortalamamı yerlerde süründürdüğü için yan dal yapamamıştım o dönem Sonra etkinlikler yüzünden make-up almaktan bitap düşmüştüm. Kariyer anlamında pek faydası yoktu yani. Aslında dediğim gibi katkısı daha çok duygusal, tüm yorgunluğuna rağmen çok keyifli zamanlar geçirdik AEGEE’de, ki bu hala öyle. Arkadaşlarımın %90 ‘ı bir şekilde AEGEE üyesi hâlâ. Oldies buluşmalarına katıldığım zamanlarda hep neşeyle anıyoruz her şeyi. Dediğim gibi her şey için değerdi yani. ODTÜ’ye yeni giren bir tanıdığım olsa hemen söylerim muhakkak tanışma toplantısına git diye.

Peki, şu anda neler yapmaktasın? Bahsetmiştim daha önce, Kayafest’ten hemen sonra ben Amerika’ya gittim. 2 sene mastr için doğu kıyısındaydım sonra 4.5 sene de Kaliforniya’da doktora yaptım ikisi de Çevre Mühendisliği alanlarında aralıkta mezun oldum. Gurbet yetmedi, simdi Lozan’da bir okulda postdoc olarak ise başlayacağım. Vize işlerimin hallolmasini bekliyorum, bir yandan tatil yapıyorum. Kısaca akademisyenlik ile ilgileniyorum diyebiliriz.

AEGEE’nin hayatında yarattığı dönüm noktası falan var mı? Mesela şimdiki başkanımız Neslihan Eryaman, bir önceki sene YK’da Saymanlık yapınca Biyoloji’yi bırakıp İktisat’a geçti . Aslında yok ben biyolojiyi bırakmadım .Ben de biyoloji mezunuyum da ama hep gıptayla baktım böyle AEGEE’ nin daha çok mesleksel katkı sağlayabileceği alanlara uluslar falan ama ben daha sonra mühendislikte devam ettim. Yani kariyer anlamında bir dönüş noktası yaratmadı bende. Tabi ki hitap konusunda, özellikle sunumlarda kazandığım tecrübeler çok faydalıydı, bir de kendine güven.

YK’lığını yaptığın 2002-2003 yılını birkaç cümleyle özetler misin? AEGEE-Ankara hem hiç bir zaman tek cümleye sığmaz hele

56


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 57

Ve o dönemden bir değer… METE KURTOĞLU RÖPORTAJI (EKİN DOĞAN) AEGEE kuruluşunu nasıl duydun? Nasıl katılmaya karar verdin? AEGEE’de ne kadar süre bulundun ve çalıştın? AEGEE ile 2001’de Hızıroğlu yurdu oda 217 de Emrah Kurt ve Zeki Haznedaroğlu ile oda arkadaşı olarak tanıştım. O yıl AGORA’dan dolayı odada sıkça AEGEE konuşuluyordu, ancak henüz üye olmamıştım. Üyeliğim ertesi yıl Avrupa Fikri Çalışma Grubu kurulmasıyla başladı. Amacı Avrupalılık bilincini sorgulamak ve yaymak olan bir topluluğun Avrupalılığı tarihi ve düşünsel bir çerçevede tartışması çok temel bir ihtiyaçtı. İlk yıl bu grupta koordinatör olarak görev yaptım. 2006 yılına kadar 1 dönem YK, 2 dönem DK üyeliği yaptım.

AEGEE’de bulunduğun dönemde üstlendiğin en önemli görev neydi? Bu görevden bahseder misin? Hiyerarşik olarak düşününce YK’lık ve DK’lık öne çıkıyor. DK’lığın giderek şekli bir gerekliliğe döndüğünü ve işlevini kaybetmeye düşünüyorum. Zaten buna paralel bir şekilde DK’lığın son yılını tamamlamadan istifa ettim. YK’lık hem gördüğüm eksiklikleri giderme şansı tanıdığı için, hem de zorlukları oranında gelişimime katkıları açısından en önemli görevdi diyebiliriz. Şu an bakınca, Avrupa Fikri gibi temel bir grubun devamlılığını sağlayamadıysak ve AEGEE-Ankara’da Avrupa tartışmaları çok da gündemde değilse, Avrupa Fikri gibi gruplarda görev almanın ve orda süreklilik sağlayabilmenin YK’lık kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

2002-2003 döneminde ki Yürütme Kurulu’nda bulunan arkadaşların ve o dönem AEGEE’de çalışma ve proje gruplarında bulunan üyelerle ilgili yaptığın gözlemler nelerdi? (üyelerin çalışkanlık STK bilinci, yaratıcılıkları, proje oluşturma vb. özellikleri üzerine) Her çalışma döneminde üyelerin gözünde öne çıkan, şu kişiler YK olur denilen isimler olur. Biz çok da lobiye gerek kalmadan, kendi aramızda da neler yapmak istediğimizi, AEGEE’ye nasıl bakacağımızı konuşarak daha doğal bir şekilde göreve geldik. Bu da bize topluluğu daha rahat yürütme şansını verdi. Hem yeni hem de eski üyelerle iyi bir iletişim kurabildik diye düşünüyorum. Aynı zamanda arkadaşlığın “gönüllü profesyonelliğin” önüne geçmemesini önemli ölçüde başardık diye düşünüyorum. Genelde YK’ları bıraktıkları bütçe ve gerçekleştirdiği projelerle değerlendiririz. Uzun vadede onlardan daha önemlisi nasıl bir üye yapısı ve insan kaynağı bıraktığıdır. Bizim dönemden iyi bir etkin üye grubu kaldı ama devamında onları AEGEE’de aktif tutmayı başaramadık. YK üyelerine gelince şu an hepimizin sosyal bilimlerde mastr yapmış olması, YK toplantılarındaki tartışmalar hak-

kında fikir verebilir. Bu dönem aynı zamanda derneğin resmilik kazandığı yıldı. Bizden önceki YK’lar hazırlıkları ilerletmişlerdi (ofis, tüzük vb.), kurmak bize kısmet oldu. Dolayısıyla STK-topluluk ilişkisi sıkça toplantı gündemiydi. Ne yazık ki dernekleşmeyi bir genç-STK ya dönüşüm projesi olarak üyelerimizle tartışmayı ve böyle bir bilinç geliştirmeyi başaramadık. O yılların Türkiye’de AB STK pazarının yeni oluşmaya başladığı, gençlik programlarının yeni yaygınlaştığı yıllar olduğunu düşünürsek, Avrupa kültürü hakkında ciddi deneyimleri olan bir topluluğun, gençlik STK’ları arasında yerini güçlü şekilde alması bizim içinde, gençlik STK’ları için de önemliydi. O zamanki ABGS, Dış İşleri vb ile ilişkilerimizi düşününce bizim TR-AB sürecinde, özellikle gençlik ve eğitim alanında etkin olacak altyapıyı kurmamız genç-STK olmak için kritikti. Biz buralardan giderek kopup, projelerinin ölçeği de giderek küçülen bir öğrenci topluluğu olarak kaldık. Proje olarak, Avrupa fikri Çalışma Grubu’ndan başlayan “Eye Contact”, o zamanki İslam Avrupa tartışmaları ve Türkiye gündemi açısından gayet yerine oturan ve hepimize çok şey öğreten bir proje oldu. Ayrıca, Gençlik Parlamentosu kurma girişimi de bahsettiğim STK vizyonuyla gayet örtüşen bir çalışmaydı. Bu sayede, ulusal düzeyde gençlik çalışmaları hakkında da çok şey öğrendik. Kendi içimizde de Gençlik Politikaları Çalışma Grubu bu çalışmalara araştırma ve tartışma açısından katkı sağlamak için kurulmuştu.

2002-2003 döneminde Avrupa Günleri adlı projede yer aldın. Bu projeyle ilgili bilgi verebilir misin? Bu proje 9 Mayıs Avrupa Günü nedeniyle yine Avrupa fikrinin gerçekleştirdiği bir etkinlikti. Potansiyelimizin üzerinde hayaller kurup her şeyi bir arada yapmaya çalıştık. Özellikle de Mayıs’ta bu tip etkinliklere katılım sorununu düşününce ortaya içeriği konuşmacıları iyi, katılımı düşük bir etkinlik çıktı. Biz, konuyu hem akademisyenler hem de STK’ların gözünden ele almayı, gençleri de AB canlandırması (o zaman bu kadar yaygınlaşmamıştı) ile aktif olarak tartışmalara katmayı amaçlamıştık. Katılım dışında bunu başardık. Özellikle Ali Bayramoğlu ile Gündüz Aktan- iki karşıt görüşü- bir araya getirmek hem bu kişiler için hem bizler için güzel bir deneyimdi. AEGEE-Ankara için bu tip etkinliklerde farklı tarafları bir araya getirebilmek önemli bir misyondur. Sonuçta biz taraf olmaktan çok öğrenmek ve paylaşmak için bu etkinlikleri yapıyoruz.

Yine 2002-2003 döneminde, Avrupa ve Türkiye’de yüksek bir kamuoyu bilinci oluşturan Türk-Yunan Sivil Diyalog Projesi seninde bulunduğun bir dönemde gerçekleşti. Bu projeyle ilgili bildiklerini bizle paylaşır mısın? Fiilen etkinliklerine çok fazla katılamadığım için sözü ilgili arkadaşlara bırakıyorum. Şu kadarını söyleyeyim, sürekliliğimiz ve misyonumuz açısından bizim bu tip gündem oluşturacak, farklı bakışlara alan açacak projelere devam etmemiz gerekiyor.

57


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 58

Tabi bunu yapmak, gündemi iyi takip etmeyi ve gelişen olaylar hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmayı ya da üniversitede olmanın avantajıyla bilenlerden öğrenmeyi gerektiriyor.

Geriye dönüp baktığında aslında şunu gerçekleştirseydik aklımda kalmazdı veya o dönem şunu gerçekleştirmek isterdim ama olmadı dediğin bir “keşken” var mı? Gerçek anlamda STK’laşamamak bizi geriye götürdü diye düşünüyorum. Topluluk sınırlarının ötesinde düşünemiyoruz sanki. Buna paralel olarak da mezun insanları ve etkin üyeleri kaybediyor olmak ciddi ve yıllardır çözülemeyen bir kayıp. Yaş sınırımız 35 ama 25 üzerinde üyemiz belki de yoktur. STK’laşmak bize daha somut projeler peşinde olmak ve üyelere yeni alanlar açma fırsatını sağlayabilirdi. O dönemde en mutlu olduğum en çok sevindiğim an Eye Contact kapanışında Orta Doğu’dan gelen bir arkadaşın Avrupalılarla birlikte yaşayabilmek üzerine söyledikleri dır. AEGEE’de yaşadığım DK’lıktan istifa etmek olayı benim dönüm noktam oldu. AEGEE’de öğrendiğim en önemli şey demokrasi simulasyonu; uygulayamadığınız bir şeyi savunmanın olanaksızlığı dır. AEGEE’de bulunduğum dönemde beni en çok geliştiren eğitim YK lık oldu. Dönemimizde yaptığımız AGORA’ya 60 kişi gitmek ve TürkYunan Sivil Diyayok Projesi AEGEE-Europe’da Ankara’nın sesini iyice duyurdu ve yerimizi sağlamlaştırdı. AEGEE-Ankara’nın 15. yılı için dergi okuyucularımızla ve üyelerimizle paylaşmak istediğin bir şeyler var mı? AEGEE değerlerini AEGEE işleyişinde ve gündelik hayatlarında ne kadar gerçekleştirebildiklerine ve bunun kişisel gelişimleri ötesinde çevrelerine ne kattığına dikkat etsinler. AEGEE-Ankara’yı ilerde nerde görmek istersin? Üyelerden birilerini siyasette görmek isterim.

58


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 59

2003-2004 YILI

59


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 60

Yürütme Kurulu Başkan: Ozan Çakmak Genel Sekreter: Mete Kurtoğlu Dış İlişkiler Sorumlusu (Başkan Yardımcısı): Volkan Ertit Halkla İlişkiler Sorumlusu: Burcu İnan Sayman: Nazlı Deniz Okuşluk

2003-2004 dönemi AEGEE-Ankara için bol projeli ve verimli bir yıl olarak geçmiştir. Barış ve istikrarın sürdürülebilirliğini sağlamayı, İslam ve Batı kimliklerine sahip bireylerin birbirlerine empati duymasını sağlamayı amaçlayan “Islam & Europe: Eye Contact” etkinliği, öne çıkan projelerden olmuştur.

2003-2004 yılından akılda kalanlar: >

Nisan 2004’te Türk-Yunan Sivil Diyalog Projesi Kapanış Konferansı gerçekleştirildi.

> 16-31 Ağustos 2004 tarihlerinde Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tarihi ve doğasını inceleyen uluslararası “TUTSU”(Touch the Untouch) Yaz Üniversitesi gerçekleştirildi. Karadeniz’in lezzetli yemekleri, doğasının ilgi çekici olması Yaz Üniversitesi grubunu o tarafa yönlendirmiş ve etkinlikte düğün canlandırması yapılarak bir ilk yaşatıldı. > Yine 2004’te, İnsan Hakları alanında çalışan dört sivil toplum kuruluşunun katıldığı ve diğer sivil toplum kuruluşlarının da stand açtığı, “İnsan Hakları ve Aktivizm” konulu yerel etkinlik yapılarak, Uluslararası Af Örgütü’nden, kadın örgütlerinden katılımcıların geldiği tek günlük bir konferans gerçekleştirildi. > Tarihte ilk kez Bahar AGORA’sında Türk-Yunan lokalleri, Kıbrıs konusunda ortak deklarasyona imza attılar. Şüphesiz bu AEGEE için dönüm noktalarından biri oldu. Bu dönemde 65 kişilik ekiple Makedonya’da gerçekleştirilen AGORA’ya gidildi. Bu AGORA, AEGEE tarihindeki bir ilke AEGEE-Ankara öncülüğüne hazırlanan bir deklarasyon ile tanık oldu. Kıbrıs adasında yıllardır süren çözümsüzlüğü sona erdirmek üzere hazırlanan ve Nisan 2004’te adanın iki yakasında oylanan Annan Planı’nın Kıbrıslı Rumlar tarafından referandumda reddedilmesi üzerine, AEGEE tarihinde ilk kez Türkiye’den ve Yunanistan’dan AEGEE lokalleri Kıbrıs sorunu konusunda bir araya gelerek adadaki referandumdaki red kararını eleştiren ortak bir deklarasyona imza attılar. AEGEE-Ankara ve AEGEE-Atina’dan birer üyenin Genel Kurul’da okudukları deklarasyon, Avrupa’nın 30’u aşkın ülkesinden gelen 800 civarındaki delege tarafından ayakta uzun bir süre alkışlanarak kabul edildi. > 2005 yılında 10. Yıl etkinlikleri çerçevesinde Bolu –Abant-Gölcük’e geziler içeren bir etkinlik gerçekleştirildi. Bu etkinlik, Oldies-Newbies buluşmalarının mihenk taşını oluşturdu.

ETKİNLİKLER TUTSU (Touch The Untouched) YAZ ÜNİVERSİTESİ 16-31 Ağustos 2004 tarihlerinde Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tarihi ve doğasını inceleyen uluslararası “TUTSU”(Touch the Untouch) Yaz Üniversitesi gerçekleştirildi. Karadeniz’in lezzetli yemekleri, doğasının ilgi çekici olması Yaz Üniversitesi grubunu o tarafa yönlendirmiş ve etkinlikte düğün canlandırması yapılarak bir ilk yaşatıldı.

60


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 61

ISLAM & EUROPE: EYE CONTACT ( 1-6 EKİM 2004 ) 11 Eylül sonrasında Müslümanlara ve göçmenlere karşı tepkilerin, yabancı düşmanlığının artmaya başladığı çok yoğun olduğu bir döneme denk gelen projenin çıkış noktası da bu konu üzerinden gelişmiştir. Gülin Kayhan koordinatörlüğünde ”EyeContact” sloganıyla 1-6 Ekim 2004 tarihinde Avrupa’nın ve Ortadoğu’nun çeşitli ülkelerinden 80’e yakın üniversite öğrencisi ve akademisyenin katılımıyla “İslam ve Avrupa” adlı uluslararası konferans başarıyla gerçekleştirilmiştir. Konferansta, “Batının Gözüyle İslam” , “İslamın Gözüyle Batı”, “İki Dünya Arasında Türkiye”, “İslam ve Avrupa’nın Geleceği” , “Batı ve İslam Dialogu için AB’nin Rolü” adlı eşgüdümlü paneller ve gençlerin etkileşimli olarak katılabilecekleri çalıştaylar düzenlenmiştir. Proje; Avrupa Komisyonu, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenerek başarıya ulaşmıştır. 2003-2004 yılını ve AEGEE-Ankara tecrübelerini bir de döneminin sevilen başkanı Ozan Çakmak’tan dinleyelim… OZAN ÇAKMAK RÖPORTAJI (EKİN DOĞAN) 1. AEGEE kuruluşunu nasıl duydun? Nasıl katılmaya karar verdin? AEGEE’de ne kadar süre bulundun ve çalıştın? 2000 yılında katıldım. Yurtta kaldığım odada bir çocuk ilgileniyordu ama AEGEE’nin ne yaptığını sorduğumda pek iyi anlatamadığı için gidip kendim öğrenmek istedim. Ofise gittim Dijan biraz bilgi verdi. Sonra tanışma toplantısı yaptılar ve bana göre toplantı çok başarılıydı. Kemal Baykallı’nın “Neden” diye bir sunumu vardı, beni çok etkilemişti. Sunum, “Sorgulama” üzerineydi. Ve AEGEE’ye katılmaya karar verdim. Hala ara sıra AEGEE’ye katkıda bulunmaya çalışıyorum( iç eğitimlerde eğitmenlik yapmak gibi). 2007 sonunda AEGEE’deki aktif yaşamıma son vermeye karar verdim diyebilirim. 2. 2003-2004 döneminde AEGEE Ankara’da başkanlık yaptın. Başkanlığa kadar geçen sürede kat ettiğin yollardan ve başkan seçilme sürecinden biraz bahseder misin? 2000 sonbaharında AGORA’yı bizim yapacağımız netleşince AGORA takımına katıldım. Ayrıca, 2001 yazında bir Yaz Üniversitesi düzenlemeyi planlayan Güneydoğu Anadolu Çalışma Grubu’nda yer aldım ama yapılan oylama sonucunda “Olympic Creation” Yaz Üniversitesi grubu öne çıktı. Yine de çalışma grubu olarak kaldık ve bir sonraki sene “Become East” adlı Yaz Üniversitesini gerçekleştirdik. 2001 AEGEE-Ankara Genel Kurulu’nda “Become East Yaz Universitesi” yapılmasına karar verildi. Yaz Üniversitesi Proje Grubu’nun koordinatörü oldum. Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır ve Adıyaman illerini kapsayan kaliteli ve özgün bir etkinlik gerçekleştirdik. Kültürel ve tarihi açıdan, altyapısı güçlü bir etkinlik gerçekleştirildi. . 2002-2003 yıllarında YK üyeliği görevinde bulundum. Sonraki yıl ise, başkan olmayı ilk başlarda düşünmememe rağmen, AEGEE-Ankaralı arkadaş-

61

larımın desteğiyle ve AEGEE-Ankara’ya daha katkı sunma sorumluluğunu taşımam nedeniyle aday olmaya karar verdim ve AEGEE-Ankara Genel Kurulu’nda başkan seçildim. 3. Başkan olduğun dönemdeki Yürütme Kurulu’nda bulunan arkadaşların ve o dönem AEGEE-Ankara’da

çalışma ve proje gruplarında bulunan üyelerle ilgili yaptığın gözlemler nelerdi? (üyelerin çalışkanlık STK bilinci, yaratıcılıkları, proje oluşturma vb. özellikleri üzerine) Benim adaylığım kesinleşince insanlar daha rahat motivasyonlarını ortaya koymaya başladılar. YK’da çok iyi bir ekiple çalıştım. 6 kişi aday oldu 5 kişi seçildi. Diğer aday da (Begüm) çok nitelikli ve AEGEE’ye gönül vermiş arkadaşımızdı. Başkan olduğum sene YK’daki arkadaşlarım aynı zamanda farklı ilgi alanları olan çok entelektüel insanlardı. Uyumlu bir ekip olarak çalıştığımızı düşünüyorum. Bu uyumun 20032004 senesinde AEGEE-Ankara içinde de hissedilen örnek bir uyumun ortaya çıkmasında büyük etkisi oldu. Ayrıca, 65 kişinin Makedonya AGORA’sına katılmasını sağlayarak AEGEE-Ankara üyelerini motive edecek etkinlikler de gerçekleştirildi. Hiç kimseyi uzaklaştırmadık, soğutmadık hep uzlaşmacı ve yapıcı bir tavrımız oldu.


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 62

4. AEGEE’de bulunduğun dönemde 2001 yılında “Become East” adlı bir Yaz Üniversitesi projesinde yer aldın. Güneydoğu Anadolu bölgesine gezi yaptınız. Bu projenin fikirsel bölümü nasıl gelişti? Niçin Güneydoğu yer olarak seçildi ve neler yaptınız projede, neler amaçladınız? İstediğiniz sonuçları aldınız mı? O bölgede hiç etkinlik yapılmamıştı; sonuçta kültürel yapısını AEGEE-Ankara olarak bilmediğimiz için de o bölgeyi seçtik. İlk kez, yurtdışından gelen 35 genç böyle bir etkinlik için Güneydoğu’ya gidiyordu. Güneydoğu benim yabancı olduğum bir bölge değildi. 3 kişi bir ön gezi düzenledik. 3 günde 5 şehre gittik, tek kelimeyle süperdi! Valiliklerle, belediyelerle, üniversitelerle görüştük ve etkinlik için destek istedik. Mezopotamya kültürünü ve mitolojisini insanlara tanıttık.(Nemrut Dağında insanların satranç taşını canlandırdığı bir satranç oyunuyla Komagene ile Persler savaşıyorlar ama sonucu barışla bitiyor vb.) Katılımcılar, özgün bir proje olduğu için etkinliğimizden çok memnun kaldılar. Hatta bir Macar öğrenci, proje sayesinde bir sonraki yıl seçmeli ders olarak Ortadoğu tarihini seçeceğini iletmişti. Yaz Üniversitesinin amaçlarına ulaştığımızı düşünüyorum. Ancak hala bir sene içerisinde 2 Yaz Üniversitesinin düzenlenmemesi taraftarıyım (Tecrübeyle sabittir).

5. Bu proje dışında herhangi bir projede yer aldın mı? Varsa eğer hangi projeydi? İçeriğiyle ilgili biraz bilgilendirme yapabilir misin? Türk-Yunan projesine katkıda bulunduk. YK’da olunca her projeye bir şekilde destek oluyorsun. Örneğin “Eye Contact”. Gülin, “Eye Contact: Islam and Europe”un koordinatörüydü. AEGEE-Ankara’da ilk yılı olmasına rağmen çok başarılı bir proje koordinatörlüğü yaptı. AEGEE’nin en güzel tarafı bu; ilk yılınızda bile bir üye olarak önemli sorumluluklar alabiliyorsunuz.

6. Yine başkanlık döneminde Avrupa bazında ses getiren EYE-CONTACT projesi gerçekleştirildi. Bu projeyle ilgili neler söylemek istersin? Bu proje sonrası AEGEE’ye yansıyan tepkiler ve projenin etkisi nasıldı? 11 Eylül sonrası Müslümanlara ve göçmenlere karşı tepkilerin, yabancı düşmanlığının artmaya başladığı çok yoğun olduğu bir zamandı. Projenin çıkış noktası buradan oldu. Yapılan etkinlik Türkiye basınında da yer aldı. Çok güçlü bir fikirdi. Aslında popüler kültür etkinlikleri daha çok fon bulabiliyor ancak fikir sağlam olunca fon konusunda da sıkıntı çekilmedi, başarılı bir etkinlik düzenlendi.

7. 2003-2004 yıllarında Yaz Üniversitesi Proje grubunun gerçekleştirdiği “Touch the Untouched” projesinin ortaya çıkışı ve amacı neydi? Niçin projenin gerçekleştirildiği bölge olarak Karadeniz seçildi?

Genel eğilim Ankara’da 15 gün boyunca yapılacak olan bir Yaz Üniversitesi’nin sıkıcı olacağı idi. Kaderimiz başka yerlere gidip oraları keşfetmek olunca biz de bu sefer Karadeniz’e doğru yol aldık. 2000 yılında da Karadeniz’de Yaz Üniversitesi yapılmıştı. Yemeği ve yaşam kültürü fazlasıyla ilgi çekiciydi ve doğası da büyüleyiciydi. Etkinlik sırasında geleneksel düğün canlandırması bile yapıldı. Katılan arkadaşlar çok eğlenceli olduğunu belirtmişlerdi.

8. Yine 2004 yılında kurulan İnsan Hakları Çalışma Grubu’nun İnsan Hakları ve Aktivizm konusuyla ilgili çalışmaları ne yönde oldu? Bu çalışmalarla ilgili döneminde etkinlikler ve bilgilendirici seminerler gerçekleşti mi? Bu grubun kurulma süreci hakkında bizi kısaca bilgilendirir misin? Tematik tartışmalar yapılıyordu. O dönem sosyal ve toplumsal duyarlılığı yüksek üyelerimiz vardı. UN (BM) insan hakları evrensel bildirgesinden esinlendiler. Evrensel değerlerin Türkiye’de ihlalinin yoğun olduğunu gördükleri için böyle bir grup kurup bu konuda çalışmalar yürüttüler. Amaçları insan hakları konusunda gençler arasında farkındalık yaratmaktı. İnsan hakları haftasında bu grubumuz bir etkinlik düzenledi. Uluslararası Af Örgütü’nden, kadın örgütlerinden konuşmacılar geldi ve tek günlük bir konferans oldu. Ancak etkinlikler bu zamana kadar sürdürülebilir nitelikte oldu.

9. Tarihte ilk kez bir AGORA’da Türk ve Yunan lokallerinin Kıbrıs konusunda ortak bir deklarasyona imza atması şüphesiz AEGEE için dönüm noktalarından biri olmuştur. Sen de bu tarihi ana tanıklık ettin mi? Veya bu anı yaşayanların AGORA dönüşündeki tepkileri nasıldı? Bunla ilgili diğer lokallerden Ankara’ya ne türlü geri dönüşler ulaştı ? O dönem başkandım. 65 kişi iki otobüs Makedonya’ya AGORA’ya katılmak için gittik. O zamanlar bir Annan planı söz konusuydu. Tam AGORA sırasında Kıbrıs’ta referandum yapıldı. Kuzey Kıbrıs’ta “evet” oyu çıkarken güneyde ise “hayır” oyu çıktı.Bu bizim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Sorunun çözümüne yönelik bir “hayır” çıkmasını eleştirmek amacıyla AGORA’da konuşmalar yapıldı. Bu sorun hepimizin sorunu dendi ve Yunan lokalleri ile konuşularak bir duruşu göstermek için ortak bir deklarasyon konusunda fikir birliğine varıldı. Hem Türk hem Yunan lokalleri ortak bir deklarasyon için ikna edildi. Lokallerin deklarasyona imza atması çok önemli bir gelişmeydi. AEGEE-Ankara diğer lokallere göre daha idealist daha geniş perspektif ve örnek bir vizyonu temsil ediyor. Keza AEGEE ağında da AEGEE-Ankara’nın önemli bir saygınlığı var. AGORA sonrasında ve AGORA sürecinde bütün lokallerden tebrik aldık.

10, Bu yıl AEGEE-Ankara’nın 15. yılını kutluyoruz. Sen de 10.yılındayken bizleydin. 10. yıl kutlamaları için hangi etkinlikleri düzenlediniz?

62


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 63

Bana göre bu yıl dönümleri sembolik ama çok önemli olaylar. Türkiye şartlarında sadece gönüllü gençlerden oluşan ve gençler tarafından yönetilen bir STK’nın bu kadar süre ayakta kalması çok zor ve harika bir olay! 10.yılda bir sergi yapıldı, ODTÜ ve Hacettepe gibi birkaç üniversitede eski fotoğraflar/posterler/T-shirtler ile etkinlikler tanıtıldı. O dönemin YK’sının ısrarı üzerine 10. Yıl etkinliklerinin koordinatörü oldum. Bolu, Abant ve Gölcük’e gezileri içeren bir etkinlik kapsamında Oldies-Newbies ilk kez bir araya geldi. Daha sonraları da kullanılan meşhur Siyah 10.yıl hatırası bez afişi, 10. Yılla ilgili T-shirt ve anahtarlık bastırdık. Ayrıca, dernek ofisinde bir kokteyl de düzenlendi. Çok daha iyi kutlamalar yapılabilirdi çünkü 10. yıl çok önemli bir dönüm noktası. 11.Başkanlığın dönemine dönüp baktığında, aslında şunu gerçekleştirseydik aklımda kalmazdı veya o dönem şunu gerçekleştirmek isterdim ama olmadı dediğin bir “keşken” var mı?

Genel olarak çok başarılı ve AEGEE’lileri motive eden AEGEE’ye kazandırdığımız bir dönemdi. Diğer STK’lar ile de çok yapıcı bir ilişki söz konusuydu. Çok başarılı etkinlikler düzenlendi. Ancak dış temsil konusunda biraz daha aktif olabilirdik belki. Lobi için daha fazla insanın/kurumların kapısını çalabilirdik. 12. Başkanlığın döneminde karşılaştığın en zor durum neydi? Üstesinden gelmek için nasıl bir yol izledin? Üyelerin motivasyonunu sürekli yüksek tutmak gerekliydi. Bunun için çok büyük çaba gösterdik. Fon bulma olayı da zordu. ODTÜ’yle iletişim ve kuruluşlarla ilişkiler de bizim için zordu. Ancak ekip çalışması, takım çalışmasıyla ve AEGEE-Ankara’nın nitelikli üyeleriyle bunların üstesinden geldik. 13.O dönemde en mutlu olduğum en çok sevindiğim an başkan olduğum dönemin sonunda Genel Kurul’da oylanan yıllık AKTİVİTE RAPORUNUN herhangi bir red oyu olmadan KABULU dür.

14. AEGEE’de yaşadığım Become East etkinliği benim dönüm noktam oldu.

Ankara’nın sesini iyice duyurdu ve prestijli konumunu daha da sağlamlaştırdı.

15. AEGEE’de öğrendiğim en önemli şey empati ve demokrasi dir.

19.AEGEE için yaptığım en güzel şey okulumu uzatmaktı.

16.AEGEE’deyken en çok severek gittiğim yer 2004 Ohrid AGORAsıdır. (ve tabi ki AEGEE-Ankara ofisi) Çünkü Ohrid’e gidiş muhteşemdi 2 otobüsle 30 saat boyunca yol aldık ve otobüste hiç yerimizde durmadık. 17. AEGEE’de bulunduğum dönemde beni en çok geliştiren eğitim …T4T Ljubljana ve eğitimci olarak katıldığım ES1 Bükreş oldu. 18. Dönemimizde yaptığımız Eye Contact AEGEE ağında

20. AEGEE-Ankara’nın 15. yılı için okuyucularımızla ve üyelerimizle paylaşmak istediğin bir şeyler var mı? AEGEE başka hiçbir yerde tecrübe edemeyeceğiniz bir hayat ve demokrasi okuludur. 21. AEGEE-Ankara’yı ilerde nerde görmek istersin? Türkiye’nin ve Avrupa’nın demokratikleşme sürecinde söz sahibi olan, katkı sunan etkin ve lider bir STK olarak görmek istiyorum.

63


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 64

2004-2005 YILI

64


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 65

Yürütme Kurulu Başkan: Emrah Ateş Sekreter: Melda Özsüt Dış İli��kiler Sorumlusu: Gamze Keskin Halkla İlişkiler Sorumlusu: Oben Kuyucu Sayman: Oya Ertunç (Bilgiç)

2004 – 2005 döneminde AEGEE – Ankara’yı incelediğimizde çok yoğun bir dönemden geçmiş ve içe dönük, kendini yenilemeye ve kurumsallaşmaya çalışmalarına daha çok odaklanan bir dernek olarak görmekteyiz. Bu dönemde, sonraki dönemlerde yapılacak olan birçok etkinliğin temeli atılmış ve tematik çalışmalar yoğun şekilde yürütülmüş ve bu dönem, eski üyeler ile yeni üyeler arasında köprü görevi gören bir dönem olmuştur.

2004-2005 Döneminden akılda kalanlar: > Bu dönemde kurulan çalışma gruplarından biri olan Erasmus Çalışma Grubu, Erasmus programının Türkiye’deki öğrenciler tarafından daha yaygın şekilde kullanılması ve programın geliştirilme yollarının araştırılması için kuruldu. Erasmus’tan yeni dönen Melis Varkal’ın koordinatörü olduğu grup, etkinliklerinden biri olan Magellano Projesi’ni başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. > Bir diğer çalışma grubu olan Çevre Çalışma Grubu, bu dönemde çevre ile ilgili meseleler üzerine hükümetin uyguladığı pasif koruma önlemlerine karşı, aktif vatandaşlığı savunan ve haftalık toplantılarında gündemindeki çevre meseleleri üzerine tartışma programları düzenleyerek, genelde tematik çalışmalar yürüttü ve bir sene boyunca hem grubu hem de diğer AEGEE-Ankara üyelerini çevre konusunda bilgilendirdi. > Ozan Çakmak’ın koordine ettiği 10. Yıl Grubu ise dönem boyunca 10. Yıl dergisi çıkarmak için çalışmıştır. Fakat yeterli insan kaynağı olmadığından dolayı grup çalışmasını tamamlayamamıştır. Yine bu dönemde yeni üyeler ve eski üyelerin birbirlerini tanımasını hedefleyen ilk oldies buluşması düzenlenmiştir. Ayrıca ODTÜ ve Hacettepe’de AEGEE-Ankara’nın o ana kadar düzenlediği 16 etkinliğin fotoğraflarından oluşan bir fotoğraf sergisi düzenlenmiştir. > Son olarak, Türk-Yunan Sivil Diyalogu Projesi’nin sonuç kitapçığının hazırlanması, İnsan Hakları Günü’nün de İnsan Hakları Alanında çalışan 5 önemli Sivil Toplum Örgütü’nün (STÖ) katılımı ile mimarlık amfisi ayarlanarak düzenlenen insan hakları semineri gibi çalışmalar da dönemdeki önemli çalışmalar arasındadır. 2004 – 2005 dönemi, AEGEE-Ankara’nın içe dönme ve yerel etkinlikler yapma, bunları yaparken kurumsallaşma çalışmalarına da devam ettiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.

ETKİNLİKLER: MAGELLANO PROJESİ İtalya’dan yola çıkıp Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 16 ülke öğrencilerine ulaşma hedefiyle gerçekleştirilen bir proje, Erasmus Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirildi. Proje yetkililerinin AEGEE-Ankara ile bağlantıya geçmesi üzerine, AEGEE-Ankara projeye ortak olarak dahil olmuş ve Erasmus Çalışma Grubu bu projenin Ankara kısmında aktif olarak görev almıştır. Sonuç olarak, Ankara’da 3 büyük üniversitede sunum ve TRT radyosunda bir röportaj ayarlanmıştır. Ankara’daki programa katılan birçok öğrenciye ulaşılıp, ERASMUS projesinin Türkiye’deki tanıtımına katkıda bulunulmuştur.

65


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 66

EUROPEAN SCHOOL 2 (ESN2) ES2, Bilgi Can köksal tarafından koordine edilen ve dönem içerisinde hazırlıklarına başlanıp yazın gerçekleşen önemli bir etkinliktir. Bu AEGEE-Europe eğitiminin Ankara’da yapılması için dönem başında AEGEE ağında yoğun bir lobi çalışması yapılmış ve kabul edilmesinin ardından 2005 yazında Ankara’da başarıyla gerçekleş. tirilmiştir.

“DOĞUYU DÜŞLE: DREAMEAST” YAZ ÜNİVERSİTESİ “Dreameast” adlı Yaz Üniversitesi, Ankara’dan Güneydoğu bölgesine uzanan 15 günlük bir etkinlikti. Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin şehirlerini de kapsayan etkinliğin amacı, farklı ülkelerden gelen 35 katılımcıya Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni gezdirerek ve orada yaşatarak katılımcılara bire bir tecrübe kazandırmak ve bölge kültürünü tanıtabilmekti. Gayet başarılı geçen etkinlik, bölge halkının da katıldığı aktiviteler düzenlemiş, gerçekleştirdiği etkinliklerde katılımcıların olduğu kadar bölge halkının da beğenisini toplamıştır. Grupların yaptığı çalışmalar dışında bu dönemde AEGEE-Ankara’nın kurumsal olarak düzenlediği bazı etkinliklerin ve sonraki dönemlerde de devam edecek projelerin temeli atılmıştır. Dönemin en göze çarpan ve AEGEE-Ankara’nın Ankara’daki diğer sivil toplum örgütleri ile iletişim kurmasını, aynı zamanda kurumsallaşma çabalarını daha ileri aşamaya taşımasını sağlayan etkinlik Kızılay ofisinde gerçekleşmiştir. Bu kokteyl AEGEEAnkara’nın kısa dönem içinde kurumsallaşma adımlarında önemli bir yere sahiptir.

2004-2005 yılını bir de o dönemin başkanı Emrah Ateş’ten dineleyelim: EMRAH ATEŞ RÖPORTAJI ( EKİN DOĞAN) AEGEE kuruluşunu nasıl duydun? Nasıl katılmaya karar verdin? AEGEE de ne kadar süre bulundun ve çalıştın? 2000 senesinin Ekim ayında AEGEE hakkında bilgi sahibi oldum ve katılmaya karar verdim. Okulun tanıtım günlerinde bize AEGEE-Ankara standında yapılan genel tanıtım ve hazırlık sınıfından arkadaşlarımın cesaretlendirmesi, benim AEGEE-Ankara`ya katılmamda önemli rol oynamıştır.

2004-2005 döneminde AEGEE’de başkanlık yaptın. Başkanlığa kadar geçen sürede kat ettiğin yollardan ve başkan seçilme sürecinden biraz bahseder misin? Contact organizasyon koordinatörlüğü, DK ve MK üyelikleri 2000 senesinde AEGEE üyesi olduktan kısa süre sonra AEGEE ateşi beni de sardı. Pazartesi toplantılarına sürekli katılıyor, verilen eğitimleri alıyor ve faaliyetlerin içerisinde olabildiğince bulunabilmeye çalışıyordum. Türk Macar değişim projesi hakkında duyduklarımdan dolayı bu projenin de toplantılarına katılmaya başladım. Hazırlık sınıfını bu toplantılara katılarak geçirdim ve projenin heyecanı bütün sene yüreğimizde attı. Yaz gelip de proje başladığında, proje üyesi Macar arkadaşımızı Türkiye de ağırladık. Bu benim ilk AEGEE organizasyon tecrübem oldu. Türkiye ayağını tamamladıktan sonra ise bu katılımcılarla beraber Macaristan`a doğru trenle hep beraber yola cıktık ve bu da benim ilk yurt dışı seyahatim oldu. Bu proje benim hayatimi değiştiren proje olmuştur. Sonrasında Fall AGORA (2001) organizasyonu benim hayatımda gördüğüm en büyük uluslararası gençlik organizasyonuydu. Sonrasında katıldığım her AEGEE etkinliğinde dünyayı algılayışım daha çok gelişti ve değişti. Bundan sonrası iç eğitim koordinatörlükleri, Eye

ve YK adaylığı ile devam etti. YK ve başkanlık sureci herkes için olduğu gibi benim için de çok heyecanlı ve hayatımda bambaşka tecrübeler edindiğim bir dönem oldu.

Başkan olduğun dönemdeki yürütme kurulunda bulunan arkadaşların ve o dönem AEGEE’de çalışma ve proje gruplarında bulunan üyelerle ilgili yaptığın gözlemler nelerdi?(üyelerin çalışkanlık STK bilinci, yaratıcılıkları, proje oluşturma vb. özellikleri üzerine) Bizim senemiz, önceki ve sonraki dönemlere göre daha sakin bir donemdi. Bunun da yorgun geçen bazı senelerden sonra yapılmasının gerekli olduğunu düşünenlerdenim.

AEGEE-Ankara’nın iç dinamiklerinin oturtulmaya çalışıldığı, yeni geleneklerin oluşturulduğu dönemdir (eski YK’nın yeni YK ya baklavalı devir teslim töreni gibi). Bunun dışında AEGEE-Ankara’nın bizim dönemimizin seçildiği Genel Kurul’da sunulan ve dönemimiz için onaylanan projeleri başarılı şekilde gerçekleştirilmiştir

66


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 67

.AEGEE’de bulunduğun dönemde herhangi bir projede yer aldın mı? Varsa içeriğiyle ilgili bilgi verebilir misin? Ve projede görevin neydi?

verilmiş bir karardı. Basarı ile gerçekleştirilmiş, gerek organizasyon gerek eğitim içeriği açısından katılan herkesin beğenisini k zanmıştır.

AEGEE de bulunduğum sürece birçok projede yer aldım ( Türk Macar Değişim Programı 2000, Fall AGORA 2001, YK`05,DK`04,MK`03,MK`O2 Türk-Yunan, Dreameast, Olympicreation, EyeContact...). Bu projeler ve benim görevlerimle ilgili ayrıntılı bilgiyi ayrıca isteyen herkese verebilirim, burada bunları ayrıntılı şekilde belirtmek çok detaya girmek olabilir.

Başkanlığın dönemine dönüp baktığında aslında şunu gerçekleştirseydik aklımda kalmazdı veyahut o dönem şunu gerçekleştirmek isterdim ama olmadı dediğin keşke diyebileceğin bir “keşken” var mı?

2004-2005 döneminde şimdiye kadar ilk defa gerçekleşen aynı zamanda AEGEE için bir dönüm noktası olan Burcu Becermen’in ilk Türk AEGEE-Europe başkanı olması ve bunun etkileri ve karşılaşılan tepkiler nelerdi? Burcu Becermen’in AEGEE Europe başkanı olmasıyla ilgili belirgin bir tepki hatırlamıyorum. AEGEE Europe homojen yapıya sahip bir gençlik kurulusu olarak her ofisinden her üyesine başkan seçilme hakki verir ve seçildikten sonra hak edilen şekilde başkanını destekler. Bu yüzden ve Burcu`nun önceki başarılarından dolayı AEGEE Europe başkanı seçilmesi normalkarşılanmıştır, gerek AEGEE Europe içi, gerek uluslararası kurumlar düzeyinde tebrik edilmiş ve kutlanmıştır.

Yine döneminde Erasmus Çalışma grubunun İtalyan Kültür Deneğiyle işbirliği içinde gerçekleştirdiği Magellano Projesi hakkında biraz bizleri aydınlatabilir misin? Proje fikri nasıl oluştu? Projeye işbirlikçi olarak İtalyan Kültür nasıl dahil edildi? Projenin amacı neydi ve proje sonunda istenilen amaca ulaşılabilindi mi? Magellano Project, belirledikleri güzergahta bulunun bütün AEGEE ofisleri ile bağlantıya geçilen ve projelerinin tanıtımı için AEGEE lokallerinden destek isteyen bir projeydi. Biz kendilerinin bize ulaşmasından sonra Ankara’da bulunan 3 üniversite ile bağlantıya geçtik ve gerek bölgesel gerek ulusal (TRT de röportaj gibi) düzeyde proje tanıtımı planlandığı şekilde gerçekleştirildi.

2004-2005 yıllarında S.U. Proje grubunun gerçekleştirdiği DreamEast adlı,konusu İslam olan projenin ortaya çıkışı ve amacı neydi?Neden konu İslam olarak seçildi?Bu projenin oluşturulma aşamasında 20032004 döneminde gerçekleştirilen ve büyük ses getiren Eye-Contact-İslam ve Avrupa projesinin etkisi nedir? DreamEast projesinin ortaya çıkmasında Eye Contact İslam ve Avrupa Projesinin basarıyla gerçekleştirilmesinin tabiî ki etkisi oldu. O dönemin uluslararası platformunda Avrupa`da İslam, çok sıcak şekilde tartışılan bir konuydu ve önceki projeden gördüğümüz ilgi, her yaz üniversitesinin içerisini en iyi şekilde doldurmaya çalışan AEGEE-Ankara’ya çok iyi bir konu sunmuş oldu. Gerek Eye Contact Project, gerek DreamEast yaz üniversitesi projesi, katılımcılar ve konuşmacılar nezdinde başarılı ve unutulmaz bir etkinlik olarak hafızalarda yer etti.

2004-2005 döneminde gerçekleşen European School 2 ile ilgili okuyucularımızı bilgilendirebilir misin? Bu etkinlik AEGEE Academy’de yer alan tecrübeli üyelerin European School için sıranın Ankara’da olduğunu teslim etmeleri ile

Dernek konusunda bizden önce ya da bizim dönemimizde bir çözüm bulunabilmiş olması bir `keşke` olabilir. İçinde bulunduğumuz zor koşullardan elimizde olmayan ve bizden önce verilen mali kararlar dolayısı ile çıkamamış olmak, başkan olarak beni ve yürütme kurulumuzu zor duruma sokmuştur. Bu meselenin halledilebilmiş olması güzel olurdu.

Başkanlığın döneminde karşılaştığın en zor durum neydi? Üstesinden gelmek için nasıl bir yol izledin? Dernekle ilgili bizden önce kesinlesen zor durumun bizim dönemimizde kapanışla sonlanması beni ve benim dönemimdeki YK`yı en çok zorlayan durum oldu. Bizden önce belirlenen sınırlı maddi kaynakların bizim dönemimize denk gelecek şekilde bitecek olması ve ne yazık ki derneğin kurulmasından sonra beklenen bu soruna bizim yürütme kurulunu devraldığımız son seneye kadar gecen uzun surede çözüm üretecek mali bir dayanak bulunamamış olması, bizi dernek ofisimizin kapanması ile yüz yüze getirmiştir.

Biraz da boşluk doldurmacaya geçelim O dönemde en mutlu olduğum en çok sevindiğim an donem sonunda girdiğimiz Genel Kuruldan iyi bir oranla aklanarak görevi teslim ettiğimiz an dır. AEGEE’de yaşadığım Fall AGORA 2001 benim dönüm noktam oldu. AEGEE’de öğrendiğim en önemli şey takım çalışmasıdır. AEGEE’deyken en çok severek gittiğim yer ofis dir Çünkü her konuda AEGEE-Ankara`nın kalbinin attığı yerdir. AEGEE’de bulunduğum dönemde beni en çok geliştiren eğitim 2000 senesinde aldığım ilk iç eğitimim oldu. Dönemimizde yaptığımız European School-2,AEGEE-EUROPE da Ankara’nın sesini duyurdu ve yerimizi sağlamlaştırdı. AEGEE için yaptığım en güzel şeyi adlandırmam imkansız, her ani benim için çok değerli ve güzeldi.

son klasik sorular

AEGEE-Ankara’nın 15. yılı için dergi okuyucularımızla ve üyelerimizle paylaşmak istediğin bir şeyler var mı? Çok değerli ve zor bir is olduğunu düşünüyorum. Bu oluşum için çalışan bütün arkadaşlarımı tebrik ederim. Bizim için çok önemli bir projeye imza attınız.

AEGEE-Ankara’yı ilerde nerde görmek istersin? AEGEE-Ankara`yı devlet ve uluslararası kurumlar tarafından öğrenci STK’ları arasında fikri sorulan, çalıştığı alanlarla etkin karar verici mekanizmalara katılım sağlayan ve güvenilir yorumları ve başarılı etkinlikleri ile öne çıkan bir pozisyonda görmek isterim.

67


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 68

2005- 2006 YILI

68


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 69

Yürütme Kurulu Başkan: Cem Gündoğan Genel Sekreter: Ayşe Özge Özdemir Dış İlişkiler Sorumlusu: Ethamcan Turhan Halkla İlişkiler Sorumlusu: Ceren Gerger Sayman: Ezgi Erkan

2005-2006 Döneminden akılda kalanlar: > İnsan Hakları Çalışma Grubu tarafından Dünya İnsan Hakları Haftası nedeniyle, 13 Aralık 2005 tarihinde ODTÜ’de ‘Kadının İnsan Hakları’ paneli bir çok önemli STK ve konukların katılımı ve sivil toplum kuruluşları fuarına da ev sahipliği yaparak gerçekleştirilmiştir. > AEGEE-Ankara aylık haber bülteni TELEGRAM, AEGEE-Ankara’nın işleyişi ve çalışmalarını anlatan içeriğiyle yayın hayatına başlamıştır. > Uluslararası Af Örgütü ve UNITED işbirliği ile ODTÜ Kütüphanesi önünde Avrupa “Irkçılığa Hayır” haftasında kampanyalar tanıtılmış ve ırkçılığa karşı bir kez daha hayır denilmiştir. > Ankara, Başkent ve Gazi Üniversiteleri’nde gerçekleştirilen Erasmus Panelleri ile 100’lerce üniversiteliye Erasmus programı anlatılmıştır. > Nisan 2006’da Avrupa Seminerleri hızla devam ederek, 2 seminer daha gerçekleştirilmiştir. > Ağustos ayında gerçekleşen ‘Pek Yakında’ isimli Yaz Üniversitesi Projesinin ardından ise Kasım ayında yapılan Genel Kurul ile 2005-2006 dönemi sona ermiştir.

69


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 70

ETKİNLİKLER: AVRUPA’YI ANLAMAK VE ANLATMAK Kasım 2005’te çalışmalarına başlayan Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, tamamı gönüllü üniversite öğrencilerinden oluşan proje takımı ile Avrupa’yı Anlamak ve Avrupa’yı Anlatmak adı altında, iki temel aşama üzerine kurulmuştur. İlk aşama, proje takımının ‘Avrupa’ konusu hakkında bilgilenmesi ve eğitmen niteliği kazanması amacını taşımıştır. Avrupa’yı Anlamak aşaması, “Avrupa Seminerleri” ve “Eğitmen Eğitimi” olarak iki adımda tamamlanmıştır. Alanında uzman akademisyenlerin, gazetecilerin ve yazarların konuşmacı olarak yer aldığı Avrupa Seminerleri, Nisan-Mayıs 2006 ve Aralık 2006 tarihlerinde, iki seminer dizisi halinde, Ankara’daki tüm üniversitelerden öğrencilerin katılımıyla gerçekleşmiştir. Ardından, 4-7 Şubat 2007 tarihleri arasında, Gölbaşı-Ankara’da, Eğitmen Eğitimi düzenlenmiştir. Projenin ikinci aşaması Avrupa’yı Anlatmak ise üç adımdan oluşmuştur. Bunlar sırasıyla, “Gezici Eğitimler, Yaz Kampı ve Brüksel’de Lobi Çalışmaları Gezisi”dir. Gezici Eğitimler, projenin ana uygulama amacıdır. Eğitimler, lise öğrencilerinin ‘Avrupa ve Aktif Vatandaşlık’ konularında, akran eğitimi yoluyla bilgilendirilmesini kapsamıştır. Mart 2007’de başlayıp Haziran 2007’de tamamlanan Gezici Eğitimler dahilinde, Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesini temsilen Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Erzurum ve Samsun’daki liselerde “Avrupa ve Gençlik: Sorunlar-Çözümler ve Fırsatlar” konulu atölye çalışmaları yapılmıştır.

0-24 Haziran 2007’de, Ankara’da yapılan, Türkiye’nin dört bir yanından lise öğrencilerinin katıldığı Yaz Kampı’nda, ‘Aktif Vatandaşlık, Kültürlerarası İletişim, Lobicilik’ gibi interaktif derslerin yanı sıra, ‘Proje Geliştirme’ simülasyonu yer almıştır. Bu kamp, Türkiye’de ve Avrupa’da alanında bir ilk olma özelliği taşımıştır.

Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, Temmuz 2007’de Brüksel’deki Avrupa Kurumları’na ve sivil toplum kuruluşlarına düzenlenen Lobi Çalışmaları Gezisi ile son bulmuştur. Projenin bu adımı, Avrupa’yı Anlamak ve Anlatmak aşamalarını bütünleştirmiş, bir yandan ziyareti gerçekleştiren proje takımı üyeleri ve lise öğrencilerinin Avrupa ve AB’yi, AB’nin başkentinde yaptıkları bireysel görüşmelerle daha yakından tanımalarını, diğer taraftan da Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi başta olmak üzere, çalışmalarını ve Türkiye’deki güncel gelişmeleri anlatmalarını sağlamıştır. Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, ilk olarak 20 Mart 2008’de, İngiltere Büyükelçiliği Müsteşarı Sayın Giles Partman’ın ev sahipliğinde Ankara’da yapılan Resepsiyon’da, proje sonuçlarını Türkiye kamuoyu ile paylaşmıştır. İkinci olarak da, 14 Mayıs 2008’de, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda, Avrupa Parlamentosu Parlamenteri Sayın Vural Öger’in ev sahipliğinde gerçekleşen ve Avrupa Kurumları başta olmak üzere çeşitli kurum, kuruluş ve STKlardan temsilcilerin katıldığı Kapanış Kokteyli’nde proje çıktılarını duyurmuştur.

70


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 71

GÜLECE ŞENEL RÖPORTAJI (EYLEM ALGI)

raya gelen gençler ister istemez yaptıkları işi ciddiye almayı, gönüllülük ile sorumsuzluk arasındaki ince çizgide dengeyi tutturmayı, AEGEE-Ankara’nın itibarını daha da ileriye götürecek adımlar atmayı öğreniyorlar. Bu öğrenmenin ve öğrendiklerini içselleştirmenin derecesi kişiden kişiye göre değişiyor; ama dönüp baktığımızda AEGEE-Ankara’da çıtayı biraz daha yükseltip organizasyonumuzu ilerleten işlere imza atanların sorumluluk sahibi, çok çalışkan, çok sabırlı, sivil toplum bilinci gelişmiş, Türkiye’de ve dünyada olan sorunlara barışçıl çözümler bulmayı dert edinmiş kişiler olduğunu görüyoruz. Koordinatörlüğüm sırasında hem az önce bahsettiğim kendinden AEGEE-Ankara’ya birçok şey vermiş, AEGEE-Ankara için hep özveride bulunmuş insanlarla da tanıştım ve çalıştım, buraya neden geldiğini bilmeden bir şeyler yapmaya uğraşan; lakin işin sonucuna ulaşacak sebatı gösteremeyen ve kısa sürede ayrılanlarla da karşılaştım. Yani genel olarak AEGEE-Ankara üyeleri şöyledir türü bir çıkarsama yapmak zor; gençlik çalışmalarında her yerde olduğu gibi AEGEE-Ankara’da da kariyer odaklı, özgeçmişine bir şeyler yazmak ya da yurtdışını görmek için gelen, aktif olarak yer almadan giden kişiler var; ama aynı zamanda, yaratıcı, üretken, iyi niyet esasıyla iş yapan, akıllı, duyarlı üyeler de var...

AEGEE kuruluşunu nasıl duydun?Nasıl katılmaya karar verdin?AEGEE de ne kadar süre bulundun ve çalıştın? Türk-Yunan Sivil Diyaloğu Final Konferansı’nın yürütücülüğünü üstlenen ve daha sonra da 2005-2006 döneminde Yürütme Kurulu’nda Dış İlişkiler Direktörlüğü yapan, liseden arkadaşım, sevgili Ethemcan Turhan’ın bir e-postası sayesinde AEGEE-Ankara’dan haberdar oldum. Ardından da, 2-4 Nisan 2004 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen Final Konferansı’na katıldım. Üniversite 1. sınıftaydım, lisede toplumsal duyarlılık projelerinde yer almıştım ve üniversiteye başladığımda çevremdekilerin toplumsal olaylarla ilgilenmediğini fark ettiğimde rahatsız oldum, okulda kendimi yeterince geliştiremediğimi, enerjimi doğru kullanamadığımı düşünüyordum. Konferans sırasında okulda öğrendikleri dışındaki konulara ilgi geliştirmiş, okuyan, düşünen, tartışabilen, toplumda olup bitenlere karşı duyarlı yaşıtlarımla tanışınca ve sohbetlerimizden çok keyif alınca AEGEE-Ankara’ya üye olmaya karar verdim. Yaklaşık 6 senedir üyeyim. AEGEE-Ankara’nın ve AEGEE’nin etkinliklerinde ilk 3 sene çok aktif olarak çalıştım, artık şehir ve okul değişikliği sebebiyle eskisine göre çok daha az katkıda bulunabiliyorum; ama gönül bağım hep sürüyor...

Avrupa Anlamak ve Anlatmak Projesi ile ilgili bizleri bilgilendirebilir misin? Projenin amacı, proje süresince yapılanlar, katılımcılar, gerçekleştiği yerler, projenin sonuçları, vs.?

2005-2009 yılları arasında gerçekleşen “Avrupa’yı Anlamak ve Anlatmak Projesi”nin koordinatörüydün. Bu projede nasıl yer almaya başladın, projede yer almaya başlama ve koordinatör seçilme sürecinle ilgili bilgi verir misin?

Bu soruya projenin sonuç kitabında yer alan yazıdan kesitlerle cevap vereyim. Avrupa’yı Anla(t)mak, ‘‘Bana Avrupa’(n)dan Bahset!” sloganını benimsemiş, Avrupa’yı Anlamak ve Avrupa’yı Anlatmak olmak üzere iki temel aşamadan oluşan bir gezici eğitim projesidir. Ayrıca, Türkiye’de ve Avrupa’da üniversite öğrencileri tarafından lise öğrencilerini aktif vatandaş olarak eğitmeye yönelik alanında ilk inisiyatiftir.

2005’in Ekim ya da Kasım ayında sınıf arkadaşı olan beş kız; Zeynep Karasu, Bahar Özcan, Ayşe Banu Bağrıaçık, Selcan Küçük ve ben, 1. İç Eğitime katıldık ve orada Avrupa’yı Anla(t)mak, Yaz Üniversitesi vs. gibi projelerden haberdar olduk. Biz aslında Yaz Üniversitesi’ne gitmeye karar vermiştik; çünkü o senenin teması film çekimiydi ve biz de bununla ilgileniyorduk. Ancak, sonraki hafta ofise gittiğimizde toplantı odalarını karıştırmışız, böylece, Yaz Üniversitesi yerine Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi’nin toplantısına girmiş bulunduk. O gün oradaki enerjiyi sevdik; proje henüz geliştirilmemişti, geliştirilme sürecinde yer almak, kendi düşüncelerimizi ortaya koyabilmek hoşumuza gitti ve orada kaldık. Birkaç hafta sonra koordinasyon takımı seçimleri yapıldı. Ben aslında 2005-2006 döneminde projenin Dış İlişkiler Sorumlusu’ydum, koordinatörlüğü Özge Tağızade üstlenmişti. Bir yandan yoğun bir şekilde projenin adımlarını somutlaştırmaya çalışırken bir yandan da bu adımları gerçekleştirebilmek için fon bulmaya çalışıyorduk. Hayat bazen beklenmedik yollara çıkıyor... Özge, Eylül 2006’da görevinden ayrıldı. O ana kadar projede en yoğun çalışanlardan ve proje hakkında en çok bilgiye sahip olanlardan biri olduğum için ben koordinatör seçildim.

Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, akran eğitimi yoluyla, lise öğrencilerini, önyargılarına yıkmaya ve okulda öğrendiklerine, güncel haberlere daha sorgulayıcı yaklaşmaya yönelterek aynı zamanda da ‘Aktif Vatandaşlık, Sivil Toplum’ gibi kavramlar hakkında bilgilendirerek bu sorunlara çözüm getirmeyi amaçlamıştır. Bu projeyle lise öğrencilerini “Avrupa Kimliği, Avrupa ve Gençlik, Aktif Vatandaşlık ve Sivil Toplum Kuruluşları” gibi Avrupa’ya dair konular hakkında bilgilendirmek, öğrencilerin bu konulara ilgilerini artırmak, liselerde “Avrupa” üzerinde yoğunlaşacak öğrenci topluluklarının kurulmasına önayak olmak ve liseler arası tartışma platformları oluşturmak hedeflemiştir.

Koordinatör olduğun süre boyunca grup arkadaşların ve o dönem AEGEE’de diğer çalışma ve proje gruplarında bulunan üyelerle ilgili yaptığın gözlemler nelerdi? (Üyelerin çalışkanlıkları, STK bilinci, yaratıcılıkları, proje oluşturma vb. özellikleri üzerine)

Kasım 2005’te çalışmalarına başlayan Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, tamamı gönüllü üniversite öğrencilerinden oluşan proje takımı ile yukarıda belirtilen amaç ve hedeflere ulaşmak için Avrupa’yı Anlamak ve Avrupa’yı Anlatmak adı altında, iki temel aşama üzerine kurulmuştur. İlk aşama, proje takımının ‘Avrupa’ konusu hakkında bilgilenmesi ve eğitmen niteliği kazanması amacını taşımıştır.

Bence AEGEE-Ankara kurulduğu günden bu yana, Türkiye’deki gençlik alanında özel bir yere sahip. Yıllar içinde kendi organizasyon kültürünü geliştirmiş ve bu çalışma kültürü, AEGEE ağındaki diğer lokallerden ve birçok gençlik STKsından hem farklı hem de daha profesyonel. Bu-

71


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 72

Bu çerçevede, Avrupa’yı Anlamak aşaması, “Avrupa Seminerleri” ve “Eğitmen Eğitimi” olarak iki adımda tamamlanmıştır.Alanında uzman akademisyenlerin, gazetecilerin ve yazarların konuşmacı olarak yer aldığı Avrupa Seminerleri, Nisan-Mayıs 2006 ve Aralık 2006 tarihlerinde, iki seminer dizisi halinde, Ankara’daki tüm üniversitelerden öğrencilerin katılımıyla gerçekleşmiştir. Ardından, 4-7 Şubat 2007 tarihleri arasında, Gölbaşı-Ankara’da, Eğitmen Eğitimi düzenlenmiştir.

(ABİG), Öger Tur ve TEMSA’dır.

Projenin ikinci aşaması Avrupa’yı Anlatmak ise üç adımdan oluşmuştur. Bunlar sırasıyla, “Gezici Eğitimler, Yaz Kampı ve Brüksel’de Lobi Çalışmaları Gezisi”dir. Gezici Eğitimler, projenin ana uygulama amacıdır. Eğitimler, lise öğrencilerinin ‘Avrupa ve Aktif Vatandaşlık’ konularında, akran eğitimi yoluyla bilgilendirilmesini kapsamıştır. Mart 2007’de başlayıp Haziran 2007’de tamamlanan Gezici Eğitimler dahilinde, Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesini temsilen Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Erzurum ve Samsun’daki liselerde “Avrupa ve Gençlik: SorunlarÇözümler ve Fırsatlar” konulu atölye çalışmaları yapılmıştır. Gezici Eğitimler’in ardından, Ankara’da, hükümet yetkililerin, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu gibi kurum ve kuruluşlardan temsilciler ile STK çalışanlarının katılacağı bir ‘Kapanış Konferansı’ yapılması planlanmıştır. Ancak, Gezici Eğitimler’in çıktılarının başarısı ve katılımcıların talepleri doğrultusunda, lise öğrencilerine yönelik daha kapsamlı bir eğitim tasarlanmıştır. 20-24 Haziran 2007’de, Ankara’da yapılan, Türkiye’nin dört bir yanından lise öğrencilerinin katıldığı Yaz Kampı’nda, ‘Aktif Vatandaşlık, Kültürlerarası İletişim, Lobicilik’ gibi interaktif derslerin yanı sıra, ‘Proje Geliştirme’ simülasyonu yer almıştır. Bu kamp, Türkiye’de ve Avrupa’da alanında bir ilk olma özelliği taşımıştır. Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, Temmuz 2007’de Brüksel’deki Avrupa Kurumları’na ve sivil toplum kuruluşlarına düzenlenen Lobi Çalışmaları Gezisi ile son bulmuştur. Projenin bu adımı, Avrupa’yı Anlamak ve Anlatmak aşamalarını bütünleştirmiş, bir yandan ziyareti gerçekleştiren proje takımı üyeleri ve lise öğrencilerinin Avrupa ve AB’yi, AB’nin başkentinde yaptıkları bireysel görüşmelerle daha yakından tanımalarını, diğer taraftan da Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi başta olmak üzere, çalışmalarını ve Türkiye’deki güncel gelişmeleri anlatmalarını sağlamıştır.

Ben Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi’ni her şeyden önce ‘lise öğrencilerine hayatın üniversite sınavından ibaret olmadığını, önlerinde başkalarınca hazırlanmış beş şık bulunmadığını, her zaman kendilerinin altıncı şıkkı bulup onu seçebileceklerini göstermek’ amacını taşıdığına inanıyorum. Biz bu projeyle gençlere hayatta ana yollardan zaman zaman sapıp kendi patikalarını izleyecek gücü ve cesareti vermeye; duyularını, düşüncelerini ve kalplerini hayatın içindeki farklı ayrıntılara açık tutmanın gerekliliğini anlatmaya çalıştık. Projenin Sekreterliğini yürüten sevgili Zeynep Karasu’nun dediği gibi “Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi renkli bir şey”di... İçinde yer alan herkesin hayatını farklılaştırdı, yeni beceriler geliştirmelerine ve yeni ilgi alanları edinmelerine yardımcı oldu. Tüm bunları ve projenin yazılı, o daha resmi olarak tanımlanan amaçlarını düşününce, hiç kuşkusuz proje amaçlarına ulaştı. Eğitime katılan gençlerden bazılarının hali hazırda sivil toplumda ya da okullarında yürüttükleri etkinlikleri de göz önünde bulundurunca, amaçlamadığımız birçok güzel noktaya da ulaştığımızı söyleyebilirim.

Uyguladığı yöntem, hedef kitlesi, gönüllü çalışan proje takımının nitelikleri ve içeriği bakımından Türkiye’de bir ilk olan Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, ilk olarak 20 Mart 2008’de, İngiltere Büyükelçiliği Müsteşarı Sayın Giles Partman’ın ev sahipliğinde Ankara’da yapılan Resepsiyon’da, proje sonuçlarını Türkiye kamuoyu ile paylaşmıştır. İkinci olarak da, 14 Mayıs 2008’de, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda, Avrupa Parlamentosu Parlamenteri Sayın Vural Öger’in ev sahipliğinde gerçekleşen ve Avrupa Kurumları başta olmak üzere çeşitli kurum, kuruluş ve STKlardan temsilcilerin katıldığı Kapanış Kokteyli’nde proje çıktılarını duyurmuştur. Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi’nin ortakları, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi (AÇM), İngiltere Büyükelçiliği-Ankara, Avrupa Birliği İletişim Grubu

Projenin sonunda amacına ulaştığını düşünüyor musun? Sence bu proje AEGEE-Ankara’ya ne kazandırdı? Bir söz vardır, ‘Kuzguna yavrusu güzel görünür.’ Hayatımın son 5 senelik sürecinde ailemden, arkadaşlarımdan çok zaman ve emek harcadığım bir şeyden söz ediyoruz... Dolayısıyla, bu soruya cevabım ne ölçüde nesnel olur bilemiyorum...

AEGEE-Ankara’ya kazandırdıklarına gelince... Proje gerek Brüksel’de gerçekleşen etkinlikleri gerekse Euractiv’in verdiği Avrupa Ödülleri’nin Türkiye’deki ilk üç finalistinden biri olarak AEGEE-Ankara’nın uluslararası platformlardaki bilinirliliğini artırdı, itibar kazandırdı. Ayrıca, AEGEE ağı içinde yine bir adım öne çıkmasını sağladı; YOUrope Needs YOU Projesi’nin Avrupa’yı Anla(t)mak’tan esinlenerek uygulamaya geçirildiğini düşünürsek, bizim projemiz hem AEGEE-Ankara’nın hem de AEGEE’nin ufkunu ve hedef kitlesini genişletti; Aktif Vatandaşlık eğitimine lise yıllarından başlamanın önemi dillendirilmeye başlandı... Ayrıca, Avrupa’yı Anla(t)mak, AEGEE-Ankara’ya daha önce hiç beraber çalışmadığı bir grup olan liseli gençler hakkında bilgi ve deneyim kazandırdı.

Koordinatörlüğün boyunca “Avrupa Anlamak ve Anlatmak Projesi” nde çalışmanın sana kazandırdıkları ve kaybettirdikleri nelerdir? Bu soruyu sevgili Ethemcan’ın AEGEE için söylediği sözle yanıtlayayım: “AEGEE-Ankara, hayatın bir simülasyonu...” Gerçekten de öyle... Kimlik oluşumumun devam ettiği 20lerimin başında ofise girdiğim günden bu yana Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi nezdinde AEGEE-Ankara’da yetişkin hayatının bir simülasyonunu yaşadım. Sanırım, böylece, üniversiteden iş hayatına geçmeden önemli bir deneyim edinmiş oldum... Projenin her aşamasında çok şey öğrendim (proje nasıl yapılır, resmi kurumlarla iletişimde neler önemlidir vs. gibi), kriz yönetimi ve liderlik gibi birçok beceri geliştirdim. Her şeyden önce iş ortamında nasıl biri olduğumu, güçlü ve zayıf yanlarımı fark ettim.

72


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 73

Kendime bir büyüteç tutmuş oldum, geri planda kalmış ve öğrenci kimliğimde çekinik kalan özelliklerimle tanıştım... Tanıdığım onlarca özel insanı saymıyorum bile... Bu süreçte mutluluklar da vardı, göz yaşları da... Edindiklerim de oldu, kaybettiklerim de... Mesela, artık eskisi kadar insanlara karşı sabırlı biri değilim... Bu iyi mi kötü mü bilemiyorum gerçi Ayrıca, projede çok yoğun çalıştığım için ailemden ve arkadaşlarımdan onları ihmal etmem sebebiyle çok tepki gördüğüm oldu. Onlarla ilişkilerimi normalleştirebilmek için biraz uğraşmam gerekti Ama bunca senenin sonunda kazandıklarımı ve kaybettiklerimi karşılaştırsam, kazandıklarım kesinlikle çok daha fazladır...

Koordinatörlüğün süresince karşılaştığın en zor durum neydi? Üstesinden gelmek için nasıl bir yol izledin? Ne olursa olsun gönüllü bir iş yapmak ve de yakın arkadaşlarınızla çalışmak birçok açıdan çok zorlayıcı... Dengeleri kurmak çok zaman alıyor ve o dengeye ulaşana kadar kalbinizde bir sürü iz açılmış oluyor. Diğer yandan, işin devamı açısından süratle kırgınlıklarınızı onarıp yola devam etmeniz gerekiyor; çünkü her şeyden önce bir organizasyon adına çalışıyorsunuz, gönüllü de olsanız, sorumluluklarınızı göz ardı ederek hayatı sürdüremiyorsunuz...

AEGEE’de bulunduğun dönemde başka bir projede yer aldın mı? İçeriğiyle ilgili bilgi verebilir misin? Projede görevin neydi? AEGEE-Ankara’da Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi dışında herhangi bir çalışma ya da proje grubunda aktif olarak yer almadım, sadece gerektikçe fikren ya da zaman zaman tematik eğitimler vererek katkıda bulunmaya çalıştım. Ancak, AEGEE’de Avrupa düzeyinde birçok projede aktif olarak çalıştım. Birçok kere AEGEE’nin paydaşlarına yönelik, yılda bir hazırlanan “Key to Europe” ve AEGEE üyelerine özel olarak basılan AEGEE-Europe’un iç yayını “News Bulletin” de yazarlık ve editörlük yaptım. News Bulletin’in Sonbahar 2007 sayısının baş editörüydüm. Eylül 2007- Ocak 2009 döneminde, AEGEE’nin Eğitim Çalışma Grubu (Education Working Group-EWG) tarafından düzenlenen, Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi’nin Yaz Kampı’nın amaç ve içeriğinin Avrupa’nın dört bir yanından gelen lise öğrencilerine göre geliştirilip değiştirilerek uygulandığı, liseliler için yoğun bir Aktif Vatandaşlık, Kültürel Değişim ve Yaygın Öğrenim eğitimi olan “Nuh’un Gemisi Projesi” nin koordinatörlüğünü yürüttüm. Ayrıca, AEGEE’nin İnsan Kaynakları Çalışma Grubu ve eğitmen havuzu “Academy” üyesi olarak çeşitli eğitimlerde eğitmen olarak görev aldım ve Nisan-Ekim 2008 döneminde Academy’nin Yürütme Kurulu’nda “Halkla İlişkiler Direktörlüğü” yaptım.

Biraz da boşluk doldurmacaya geçelim: 1. O dönemde en mutlu olduğum, en çok sevindiğim an Temmuz 2007’deki Brüksel Gezisi’nin başarıyla sonlamasıdır. 2. AEGEE-Ankara’da yaşadığım olaylardan en çok Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi’nin sonuç kitabının hazırlıkları benim hayatımda dönüm noktası oldu. 3. AEGEE-Ankara’da öğrendiğim en önemli şey “insanların hayatları ve kararları birbirinine kimsenin öngöremeyeceği kadar çok bağımlı”dır. 4. AEGEE’deyken en çok severek gittiğim yer Brüksel’dir; çünkü Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi, orada sonuçlanmıştır. 5. AEGEE’de bulunduğum dönemde beni en çok geliştiren eğitim, 2007 yılında Macaristan’ın Pécs kentinde gerçekleşen Avrupa Düzeyinde Halkla İlişkiler Okulu 2 (Public Relations European School 2) oldu. 6. Dönemimizde yaptığımız “Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi” AEGEE-EUROPE’da Ankara’nın sesini iyice duyurdu ve yerimizi sağlamlaştırdı. 7. 18. AEGEE-Ankara için yaptığım en güzel şey “Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi ve dokümantasyonun belli kurallara oturtulmasını sağlamak” tır.

Son klasik sorular;

AEGEE-Ankara’nın 15. yılı için dergi okuyucularımızla ve üyelerimizle paylaşmak istediğin bir şeyler var mı? AEGEE-Ankara güzel bir maceradır; üyelerinden ve gerçekleştirdiği etkinliklerin hedef gruplarından gönüllerini ve gözlerini açık tutanlara, gökkuşağını bir baştan bir başa gezme olanağı verir... AEGEE-Ankara’nın da sizin de yolunuz açık olsun...

AEGEE-Ankara’yı ileride nerde görmek istersin? AEGEE-Ankara’nın ilk yıllarındaki ivmesini yeniden kazanarak hızla yol aldığını; takdir mekanizmalarını içselleştirdiğini; profesyonelleşen yapısı ve işleyişiyle, sorumluluk sahibi, sebatkâr, çalışkan, disiplinli, hep daha iyisini yakalamaya çalışan, üretken ve yaratıcı üye profiliyle Türkiye’de gençlik çalışmalarının lokomotifi olduğunu; yalnızca AEGEE’nin çalıştığı alanlarda değil, Türkiye ve dünyayı etkileyen, sivil toplumun ses çıkarması gereken diğer konularda da duruşunu ortaya koyabildiğini görmek isterim.

BOOMING EUROPE AEGEE-Ankara Uluslar arası Politika Çalışma Grubu tarafından 16 Nisan 2006’da gerçekleştirilen etkinlik, Avrupa Birliği’nin genişlemesi sürecinde üyelik adayı ülkelere geziler düzenleyen 55 Hollandalı gence ev sahipliği yapmıştır. Türkiye-AB konusunda soru ve sorunların yanında, cevapların ve çözümlerinde tartışıldığı oturumun ardından farklı atölye çalışmaları yapılmıştır. Etkinlik 90 kişinin katılımı ile başarılı bir şekilde tamamlanmıştır. ‘Booming Europe’ hakkında “Başarılı geçtiğine ve hedefine ulaştığına inanıyorum, katılımcılar arasında verimli bir fikir paylaşım platformu oluşturabilmiş, konuya dair farklı bakış açıları sunabilmiştik.” Diyerek bahseden dönemin Yürütme Kurulu Başkanı Cem Gündoğan ile yaptığımız röportajı aşağıda bulabilirsiniz.

73


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 74

FARKLI KİMLİKLER EŞİT HAKLAR 24-29 Haziran tarihleri arasında İnsan Hakları Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirilen “Farklı Kimlikler Eşit Haklar”, genç lider ve profesyoneller için cinsiyet ayrımcılığı konulu uluslar arası bir yaygın eğitim projesidir. Ulusal Ajans ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından desteklenen eğitimde, atölye çalışmalarının yanı sıra cinsiyet ayrımcılığı alanında çalışmaları olan STKlar da ziyaret edilerek katılımcılar bu kuruluşların projeleri hakkında bilgilendirilmiştir. Amacın genç lider ve gençlik çalışanlarını, onların cinsiyet ayrımcılığıyla ilgili sosyal duyarlılıklarını ve bilinçlerini arttırıp, geliştirmek olduğu proje, katılımcılarına kendi deneyimleri ve kendi ülkelerindeki gündemi paylaşabilecekleri bir platform sağlamıştır. Etkinlik Türkiye, Danimarka, Romanya, Avusturya, Romanya, İspanya, Yunanistan, İtalya, Litvanya ve Almanya’dan gelen 20 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir.

COMING SOON AEGEE-Ankara’nın gelenek halinde, her sene farklı bir içerik ile gerçekleştirdiği yaz üniversitesi projesi 2006’da ise 7-21 Ağustos’ta Ankara ve Fethiye/Kayaköy’de gerçekleştirilmiştir. Ana temanın “Avrupa’yı Anlamak” olduğu yaz üniversitesinde amaç ise Fethiye’nin bir köyünde kısa film çekimleri yaparak, mozaik, seramik, ebru gibi geçmişten gelen sanatlarımızla ilgili atölye çalışmaları gerçekleştirerek, Hamam, uluslar arası yemek günü gibi etkinlikler ile kültürümüzü anlatmak olmuştur. ODTÜ’de geçen 4 günlük kısa film çekim teknikleri üzerine verilen eğitimin ardından eski bir Yunan köyü olan Kayaköy’e gidilmiş ve Sırbistan, Almanya, İspanya, Ukrayna ve İtalya’dan gelen 20 katılımcı ile “Coming Soon/Pek Yakında” projesi başarıyla sona ermiştir. CEM GÜNDOĞAN RÖPORTAJI (EYLEM ALGI) AEGEE kuruluşunu nasıl duydun? Nasıl katılmaya karar verdin? AEGEE’de ne kadar süre bulundun ve çalıştın? AEGEE’yi ilkokul ve aynı zamanda üniversite arkadaşım olan Emrah Ateş’ten duymuştum. Fransızca dersinde yanımda oturuyordu ve dersten sonra toplantıya gideceğini söyleyip beni de davet etti. Beraber gittik, ve sanırım ilk katıldığım toplantılar “Türk Yunan Sivil Diyaloğu” projesine aitti. Tartışma ortamı ve içerik hoşuma gitmişti. Sürekli gitmeye başladım. Ancak AEGEE üyesi olmaya karar verdiğim an “İslam ve Avrupa” projesine ait (fikir aşamasındaydı o zamanlar) bir tanıtım videosunu izlediğim andır. 2004’te girdim ve 2008’ye kadar aktif çalıştım diyebilirim.

2005-2006 döneminde AEGEE’de başkanlık yaptın. Başkanlığa kadar geçen sürede kat ettiğin yollardan ve başkan seçilme sürecinden biraz bahsedermisin? Açıkçası AEGEE’de çalışmaktan zevk alıyordum ve ne olursa olsun yapardım. Yani başkanlık ya da herhangi bir sıfat beni

74

hiçbir zaman cezbetmedi. Zamanla daha çok sorumluluk almaya başladığım ve AEGEE-Ankara’nın geleceğine dair kafa yorduğum için bir gün kendimi Yürütme Kurulu’na adaylığımı koyarken buldum. Tabii ki kafamızda belli ortak hedefler ve yanımızda bize destek olmaya hazır insanlar olduğu için böyle bir karar verdim. Yürütme Kurulu öncesinde birçok projede aktif olarak çalıştım. Türk Yunan Sivil Diyaloğu Final Konferansı, İsalam ve Avrupa: Göz Teması, Euroislam, Avrupa Okulu 2 bunlardan başlıcalarıdır. Daha sonra o yıllarda bir süredir aktif olamayan İnsan Hakları Çalışma Grubu (İHÇG)’yi birkaç arkadaşımla kurduk ve koordinatörlüğüne seçildim. 1 yıl boyunca bu görevi yerine getirirken büyük bir tatmin yaşadım. Tartışmalar kimi zaman vasat, kimi zaman ufuk açıcı, kimi zaman heyecan vericiydi. O toplantılardan çok önemli fikirler çıktı ki bu fikirlerin çoğu yakın ya da uzun vadede uygulamaya da geçti (Farklı Kimlikler Eşit Haklar, Kadın Hakkı Erkek Haklı, Yaşayan Kütüphane vs…). Organizasyonumuzun yapısal problemleri ile ilgili de çalışmalarda bulunuyorduk. “Strateji Toplantıları” adını verdiğimiz toplantılarda birçok üye genel sorunlar üzerine fikir ve öneri sunuyordu. Tabii ki sadece bazıları dikkate alınıyor, bazıları ise farklı yorumlanabiliyordu. Her Yürütme Kurulu’nun AEGEE’de farklı çalışma tarzları olabilir.x


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 75

Bu güçlülük ve zayıflığı beraberinde yaratır. İşte toplantılar ve fikir üretim süreçleri sonunda kendine ait bazı fikirleri en iyi kendinin uygulayabileceğini düşünüyor insan. Bu şekilde aday oldum. Benzer şekillerde düşünen diğer motive arkadaşlar da aday oldular ve Genel Kurul’un önüne çıkmak için hazırlanmaya başladık. İlginç bir nokta olarak bir hikaye paylaşmak isterim. Genel Kurul tarihlerinde Danimarka’da bir etkinlik dahilinde atölye çalışması ve alan gezisi yapacağımız için yine aynı yıl Yürütme Kurulu adayı olan Ethemcan Turhan ile motivasyonlarımızı ve olası sorulara yanıtlarımızı içeren bir video çekmiştik. Genel Kurul’a yetiştik ancak videoyu da izleyicilerle paylaştık. Ciddi bir videoydu, ancak yine de kahkahalarımızı tutamadık izlerken. Sonrası sorularla terlerken oldukça çetin geçmişti. Gerisi malum…

Başkan olduğun dönemdeki Yürütme Kurulu’nda bulunan arkadaşların ve o dönem AEGEE’de çalışma ve proje gruplarında bulunan üyelerle ilgili yaptığın gözlemler nelerdi?(üyelerin çalışkanlık STK bilinci, yaratıcılıkları, proje oluşturma vb. özellikleri üzerine) Tecrübeli üyeler ve yeni üyelerin sayılarının dengeli olduğu bir dönemde görev yaptım diyebilirim. Tabii yeni üye sayısının baskın gelme yönünde ilerlediğini de söylemeliyim. AEGEE içerindeki en büyük yapısal problem, üyelerin süreksizliği olmuştur hep. Eskisi bir süre sonra haklı nedenlerle (iş, hayat, eğitim vs… ) ayrılır, yenisi gelir. Tecrübe aktarımı bu süreçte başarılamazsa sorunlar o noktada başlar. Biz de bu problem ile boğuştuk ancak yine de çevredeki deneyimli üyelerin varlığı yükümüzü biraz da olsun hafifletti. Üyelerin profiline gelince, sorumlu üyeler de mevcuttu, sorumsuzlar da… Genellemek zor. Somut olarak sunabileceğim bulgular, cinsiyet dağılımına ve üyelerin okudukları üniversitelerin çeşitliliğine dair olabilir (Buna dair bir istatistik çalışması yapmıştık). Erken - Kadın sayıca dağılım dengesine sahiptik ve Ankara ilindeki hemen her üniversiteden oldukça fazla üyemiz vardı. Aktif üye sayımız 50’ye yaklaşıyordu (ama düşüşe geçmişti bile…). STK bilinci tam olarak oturduğunu söyleyemem ama buna sahip çıkanlar tartışmalarda ve çalışmalarda ön planda oldular. Yürütme Kurulundaki diğer arkadaşlarım, üzerlerine düşen görevleri layıkı ile yerinegetirebilmek için ellerinden geleni yapan kişilerdi. Sürekli yardımlaşma halindeydik. Özellikle dönemimizin ortalarından itibaren gerçek bir takım olabildiğimizi düşünüyorum.

AEGEE’de bulunduğun dönemde herhangi bir projede yer aldın mı? Varsa içeriğiyle ilgili bilgi verebilir misin? Ve projede görevin neydi? Birçok yerel ve uluslar arası projede yer aldım. Sosyal etkinliklerin organizasyonundan, halkla ilişkiler sorumluluğuna, tematik içerik belirlemeden, eğitmenlik ve kolaylaştırıcılığa çok çeşitli görevler üstlendim. Kronolojik açıdan hatırlamam şu an için zor. Bence önemli de değil. Önemli olan bu projelerin ne gibi değişikliklere yol açtığı konusu. Bu noktada saptama yapabilmek için de bu hedef üzerinde yoğunlaşmak ve ayrıca bir çalışma yapmak gerekir.

75

2005-2006 döneminde UPÇG tarafından düzenlenen ‘Booming Europe’ projesi hakkında biraz bizleri aydınlatabilir misin? Proje fikri nasıl oluştu? Projenin amacı neydi ve proje sonunda istenilen amaca ulaşılabilindi mi? Uluslararası Politika Çalişma Grubu adından da anlaşılacağı üzere tematik çalışmalar yürütmekteydi. Somut bir etkinliğin tartışmaları besleyebileceği ve üyelere ek bir motivasyon sağlayabileceği dillendirildiği sıralarda Hollanda’daki bir üniversite öğrenci klubünden bizimle temasa geçtiler. Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerinin odakta olacağı bir program hazırlayıp hazırlayamayacağını sordular. Öneriye aramızdan (ve UPÇG’den) da olumlu geri bildirimler gelince etkileşimli bir program hazırlanmasını uygun gördük. Program kapsamında AB – Türkiye ilişkilerinin geleceği, İslam ve Avrupa, Avrupa kimliği gibi konular üzerine atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Hatta birisini (Avrupa kimliği) ben yönetme şansına sahip oldum. Başarılı geçtiğine ve hedefine ulaştığına inanıyorum, katılımcılar arasında verimli bir fikir paylaşım platformu oluşturabilmiş, konuya dair farklı bakış açıları sunabilmiştik. Tabii fikrin dışarıdan gelmesi, grup içerisinde itirazlara da sebep olmuştu. Es geçmeyelim; bu eleştirilerin hepsi tartışıldı, sonuç olarak fikir geniş ölçüde benimsendi ve demokratik bir şekilde kabul edildi.

2005-2006 yıllarında İnsan Hakları Proje grubunun gerçekleştirdiği ‘Farklı Kimlikler Eşit Haklar’ adlı etkinlik hakkında bize bilgi verir misin? Nasıl bir projeydi, amacı neydi ve sonunda AEGEE-Ankara’ya ne kazandırdı? İnsan Hakları Grubu da çalışma grubundan proje grubuna dönüşme kararını aldığında 1 yılı aşkın bir süredir tematik çalışmalar yürütmekteydi. Onlarca konu başlığı tartışıldı, birkaç seminer düzenlendi, hatta bir yayın çıkarma çalışmasına bile ivme verilmişti. Bu tartışmalardan en çok toplumsal cinsiyet ve insan hakları konusunda ilgi oldu. Tartışmalar bu konu üzerine yoğunlaştı ve sonunda bu konudaki sorunları tartışabilmek ve bir değişim yaratabilmek adına sivil toplum alanında aktif çalışan gençleri e��itmek için bir etkinlik yapılmasına karar verildi. Eğitim programı Litvanya ve İspanya’dan gelen eğitmenler ile beraber tasarlandı. Özellikle Litvanya’lı eğitmen, bu alanda ülkesinin en etkili isimlerinden birisiydi ve deneyimleri çok işimize yaramıştı. Katılımcılık esasına dayanan projede farklı ülkelerden 20’yi aşkın kişi (bir de engelli bir aktivist bulunuyordu aralarında) bir araya geldi ve eğitim programına katılım gösterdi. Proje sonucunda AEGEE-Ankara içerisinde konu hakkında bir farkındalık yaratabildiğimizi düşünüyorum. Proje katılımcılarının birçoğunun aynı alanda başka projeler yürüttüğünü gözlemlemek, projemizin bir işe yaradığının yegane kanıtıdır. 2005-2006 yıllarında S.U. Proje grubunun gerçekleştirdiği Coming Soon adlı projenin konusu, gerçekleştiği yerler hakkında bilgi verir misin? Sonucuna baktığında nasıl bir S.U olduğunu düşünüyorsun?


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 76

Yaz Üniversiteleri içerik bakımından maalesef her daim zayıf kalan projeler oluyorlar. Bu açıdan bir farkındalık ya da bir dönüşüm yaratmaları çok zayıf bir ihtimal. Bizim dönemimizdeki yaz üniversitesi çalışmaları devam ederken de aynı çekinceleri dile getirip önlemler almaya çalıştık. Ancak, başarılı olabildiğimizi söyleyemem. Hafızam beni yanıltmıyorsa eğlenceli bir kültürel değişim etkinliğiydi. Ancak sadece o kadarla sınırlı kaldı. Belki de doğrusu böyle olmalı, bu da başlı başına bir tartışma konusu…

Senin başkanlık yılında yer alan Avrupa’yı Anlamak ve Anlatmak projesi ile ilgili fikirlerini öğrenebilir miyiz? Bu proje sence AEGEE-Ankara’ya ne kazandırdı? (Proje ile ilgili bilgiler ve röportajlar elimizde olduğundan dolayı sadece senin fikirlerini öğrenmek istiyoruz…) Fikir aşamasından (ki bu fikrin doğum tarihi ikinci sorunun yanıtında bahsettiğim strateji toplantılarına tekabül eder) sonuna projeyi takip ettiğim ve bir şekilde dahil olabildiğim için çok mutluyum. Çünkü bu projenin bu toplumdaki -en azından bazıgençleri olumlu anlamda değiştirdiğine bizzat şahit oldum. Türkiye’de o ana kadar yapılmamış bir şeyi başardık ve Avrupa fikri tartışmalarını üniversitelerden Türkiye’nin 7 bölgesindeki liselere kadar götürdük. Avrupa çapında da büyük takdir toplayan bu proje, neredeyse aynı formatta pekçok ülkede uygulandı. Hem öncü, hem örnek, hem de değiştirme gücü olan bir proje! Pek çok insan çok emek verdi, süreçte pek çok sıkıntı da yaşadık, ancak önemli olan hedeflere yaklaşabilmekti. Ben bunun başarıldığını düşünüyorum ve emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum.

Başkanlığın dönemine dönüp baktığında aslında şunu gerçekleştirseydik aklımda kalmazdı veyahut o dönem şunu gerçekleştirmek isterdim ama olmadı dediğin keşke diyebileceğin bir “keşken” var mı? Var tabii… Her şeyi gerçekleştirebilmek mümkün değil sınırlı kaynakla. Bazılarını sayayım: AEGEE-Ankara’nın; AB Gençlik Programları kapsamındaki fonları dağıtan Ulusal Ajans hakkında bağımsız bir denetleme raporuna öncülük edebilmesini isterdim. Şimdiki hali ile pratik açıdan sivil toplum tarafından denetlenemez bir kurum ve Erasmus Çalışma Grubu’na bu konuda bir çalışma yapmaları için birçok kez öneri götürmüştük. İlgi görse de devamı gelmedi bir türlü. Ulusal Gençlik Konseyi Girişimi çatısı altındaki çalışmaları yeniden canlandırabilmesini ve yeniden öncü olabilmesini dilerdim. O dönemde fikir öncüleri olarak kabul görüyorduk yerel ve uluslar arası sivil toplum camiasında ancak Girişim, AEGEE dışı sebeplerden ötürü bizim dönemimizde ayağa kaldırılamadı. Sivil toplum bilincine ve sorumluluğuna tüm üyelerin sahip çıktığını görebilmek isterdim. Buna dair pek çok toplantı, fikir teatisi de yaptık ancak tek başlarına yeterli olmadılar. Yapısal sorunlarımıza çözüm getirebilecek bir yapı olan Konsey de bu nedenle verimli ve etkili olamadı. Eğitimlerde yaptığımız yatırımların çoğu maalesef karşılıksız kaldı, üyelerimiz (belki de haklı olarak) kendi hayatlarını herşeyden önde tutmayı tercih ettiler.

Üstesinden gelmek için nasıl bir yol izledin? Kişisel problemler nedeni ile kaybolan motivasyonları düzeltmekle meşgul olmak, ego savaşları, kimi insanların asıl problem ile kişiyi ayrı tutmayı becerememesi ve gerçek problem yerine insanlarla uğraşmakla zaman kaybetmesi vs… Kıssadan hisse işin en zor kısmı bu gibi şeyler ile uğraşmak zorunda kalmaktı. Sabır, diyalog ve yeri gelirse bazı tedbirler bu problemlerin üstesinden gelmem için çantada bulunan aletlerdi. Enerjim hiç tükenmedi diyemem, ancak hiçbir zaman da çaresiz ve yalnız hissetmedim. Takım olmak burada önem kazanıyor işte.

Biraz da boşluk doldurmacaya geçelim: O dönemde en mutlu olduğum en çok sevindiğim an Avrupa’yı Anlamak Anlatmak projesine başladığımız andır. AEGEE’de yaşadığım Comite Directeur seçilmem benim dönüm noktam oldu. AEGEE’de öğrendiğim en önemli şey karşılık beklemeden verebilmeyi öğrenmektir. AEGEE’deyken en çok severek gittiğim yer Strazburg’dur. Çünkü kendine has ve büyüleyici bir kent olmasının yanı sıra orası ile ilgili birçok anıya sahibim. AEGEE’de bulunduğum dönemde beni en çok geliştiren eğitimlerden ziyade fikri tartışmaları idi. Dönemimizde yaptığımız Avrupayı Anlamak Anlatmak Projesi, AEGEE-EUROPE da Ankara’nın sesini iyice duyurdu ve yerimizi sağlamlaştırdı. AEGEE için yaptığım en güzel şey birçok başarılı insanın burada çalışmasına vesile olmak idi.

Son klasik sorular; AEGEE-Ankaranın 15. yılı için okuyucularımızla ve üyelerimizle paylaşmak istediğin bir şeyler var mı? Elini vicdanına koy ey yeni üye, muhteşem bir dünyada yaşıyorsun ve muhtemelen bununla ne demek istediğimin farkında değilsin. Ne demek istediğimi AEGEE-Ankara’da çalıştığın sürece veya onun vesilesi ile anlayacaksın. Unutmaman gereken tek şey şu: buradan ne aldıysan, bir başkasına onu vermeden buradan kopma!

AEGEE-Ankara’yı ilerde nerde görmek istersin? Avrupa bir sonuç, mutlak bir gerçeklik değil. Tartışmaya ve değişime açık. Bu bakış açısı ile ilgili gelişmelere kulak kesilmeli ve düşünce üretimimizin devamlılığını sağlamalıyız. AEGEE, bu bağlamda hep önemli bir oyuncu olmuştur. Oyundadır, insiyatif elindedir. Ortak geleceğimizi ilgilendiren pek çok problem var önümüzde. Avrupa bakış açısını hep beraber oluşturmalı ve harekete geçmeliyiz.

Bunlar uzayıp gidebilir. Sonuçta herkesin AEGEE’yi algılayış biçimi ve onu görmek istediği yer değişik olabilir. Mühim olan kesişim kümelerimize ulaşabilmek için adımlar atmaya devam edebilmek. Kendi dönemimizde yapmaya çalıştığımız şey buydu.

Başkanlığın döneminde karşılaştığın en zor durum neydi?

76


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 77

2006- 2007 YILI

77


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 78

Yürütme Kurulu Başkan: Uğur Göçen Genel Sekreter: Burçin Evrenkaya Dış İlişkiler Sorumlusu: Ahmet Eren Öztürk Halkla İlişkiler Sorumlusu: Gözde Öztürk Sayman: Fatma Kaya

2006-2007 Döneminden akılda kalanlar: 2006 yılında düzenlenen Genel Kurul’un sonucu olarak çok sayıda çalışma grubunun çalıştığı ve büyük bütçeli projelerin gerçekleştirildiği, bu açıdan kurumsal yapıyı geliştirmek konusunda sıkıntıların çekildiği bir dönem… Avrupa’yı Anla(t)mak gibi AEGEE-Ankara’nın son zamanlarda en büyük ve en çok ses getiren projesinin büyük bir kısmının gerçekleştiği bu dönemde AEGEE-Ankara’nın organizasyonel tecrübesinin artması en belirgin özellik olmuştur.

ETKİNLİKLER: “FEST-İ ERASMUS” – Erasmus Festivali Erasmus Çalışma Grubu’nun bir önceki dönemden kalan birikimleriyle Türkiye’ye gelen Erasmus öğrencilerinin yaşadığı problemleri azaltmak için atölye çalışmaları düzenlemek ve buradan çıkan sonuçları yetkili mercilere ulaştırmak ile Türkiye’de Erasmus gibi değişim programları konusunda daha geniş bir bilgilendirme ağı geliştirmek bu projenin yapılış amacıydı. Ulusal Ajans’ın proje masraflarını karşılamasıyla ve Ankara’daki tüm üniversitelerin desteğiyle gerçekleşen bu projenin en çok ses getiren özelliği, o dönemde Türkiye’de bulunan neredeyse bütün Erasmus öğrencilerine ulaşılması ve Ankara’daki Erasmus öğrencileriyle birlikte toplamda 200’e yakın öğrencinin bir araya getirilmesi ile birlikte Ankara’daki tüm üniversitelerin projeye maddi, lojistik veya konaklama desteği vermesi oldu. 3 gün süren etkinliğin son gününde Ankara Üniversitesi’nin de desteğiyle Ankara Üniversitesi Ilgaz Tesisleri’nde post-event gerçekleştirildi.

78


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 79

“AVRUPA’YI ANLA(T)MAK” – Gezici Eğitimler, Yaz Kampı ve Brüksel Gezisi Bir yıllık bir çalışma, sonrasında “Avrupa” üzerine alınan 2 ayrı eğitim ve T4T (Eğitmenlik Eğitimi) sayesinde tecrübe ve bilgi birikimi oluşturan proje takımı Türkiye’nin yedi bölgesini temsilen yedi şehirde ve Ankara’da Gezici Eğitimler gerçekleştirilmiştir. Bu eğitimler devlet lisesi, özel lise ve Anadolu liselerinde, lise öğrencilerine yönelik “Avrupa Kavramı ve Aktif Vatandaşlık” temalı eğitimleriyle yaklaşık 3000 öğrenciye yönelik gerçekleşmiştir. Gezici eğitimlere katılan öğrenciler arasından seçilen yaklaşık 45 öğrenci Ankara’da gerçekleştirilen eğitim içeriği daha geniş bir Yaz Kampı’na katılmış, aralarından 7 öğrenci ile birlikte proje takımı da Brüksel’de Avrupa kurumlarına yönelik bir gezi gerçekleştirmiştir. Bu projenin etkileri AEGEE ağında da gözükmüş, “Europe Needs You” projesi gerçekleştirilmiştir. Türkiye’de lise öğrencilerine yönelik ilk Aktif Vatandaşlık eğitimi olmakla birlikte, AEGEE-Ankara’nın son dönemlerinde gerçekleştirdiği en büyük ölçekli ve bütçeli projedir.

DIPLOMATIC SEMINAR – Diplomasi Eğitimi (2-7 Eylül 2007) AEGEE Uluslararası Politika Çalışma Grubu (IPWG) ve AEGEE-Ankara işbirliğinde gerçekleştirilen “Diplomatic Seminar IV”, 2-7 Eylül 2007 tarihleri ODTÜ yerleşkesinde kendisine yer bulmuştur. AEGEE-Ankara Uluslararası Politika Çalışma Grubu üyelerinin yaklaşık 9 aylık bir çalışması sonucu ortaya çıkan Diplomatik Seminer Avrupa Birliği İletişim Grubu (ABİG) tarafından finanse edilmiştir. 20 katılımcının 6 gün boyunca diplomasinin çeşitli alanlarında eğitim aldıkları etkinlikte eski ve halen görevdeki büyükelçilerden akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede konuşmacılar/eğitmenler yer almıştır. Etkinliğin son gününde AEGEE-Ankara üyeleri tarafından ‘enerji” temalı bir simulasyon (role playing game) gerçekleştirilmiştir.

YAZ ÜNİVERSİTESİ (Myth-Dance-Wine, 16-31 Ağustos 2007) AEGEE-Ankara’nın vazgeçilmez etkinliklerinden olan yaz üniversitesinin 2007 ayağında tema, “Mitoloji, Şarap ve Dans” olmuştur. 18 farklı ülkeden 36 katılımcının yer aldığı etkinliğin ilk ayağı Ankara olmuştur. Tema kapsamında Ankara’nın tarihi yerlerini görme fırsatını yakalayan katılımcılar yaz üniversitesi ruhuna uygun olarak eğlenmekten de geri kalmamışlardır. Etkinliğin ikinci ayağı olan İzmir’de geçirilen üç gün sonrası, katılımcılar Kuşadası Ticaret Odası ve İncesu Gayrimenkul Danışmanlığı sponsorluğunda Kuşadası’na geçmişlerdir. Burada Selçuk, Efes ve Meryem Ana Evi’nin ziyaret edilmesinin yanısıra tema ile örtüşecek şekilde Şirince Beldesi’nde şarap tatma etkinliği de düzenlenmiştir. Aynı zamanda katılımcılar Ankara’da başladıkları dans çalışmalarına İzmir ve Kuşadası’nda da devam etmişlerdir. Bir grup eşli danslar ile ilgilenirken, diğer grup Türkiye’den halk oyunlarını deneyerek cesaretlerin kanıtlamışlardır. İki grup da etkinliğin son gününde, konaklamanın yapıldığı Kuşadası Turizm Lisesi Uygulama Oteli’nde yaklaşık 100 kişinin izlediği bir gösteri hazırlayarak etkinliği sonlandırmışlardır.

79


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 80

UĞUR GÖÇEN ROPÖRTAJI (BURCU ÜNLÜTÜRK)

naklarını kullanırken ileriyi de düşünmeye çalıştık.

Biliyoruz ki AEGEE'de altı yıllık bir geçmişin var. Nasıl girdin bu topluluğa?

Bu dönem İHPG'nin yaşadığı gibi sorunlarla, döneminde karşılaştı mı AEGEE? Sence son dönemlerde okulla yaşanan sorunların sebebi ne?

Şans desek doğru kelimeyi kullanmış oluruz herhalde. Kayıtların ilk günü, harç parası ile ilgili yaşadığım bir problem sonrasında Merkez Mühendislik'teki döner sermayede bir gün geçirmek zorunda kalmıştım. Oradaki işimin bitmesinin ardından dışarı çıkmamla birlikte AEGEE'nin kapısının önündeki kalabalığı farkettim ve zaten okula yeni gelmiş birisi olarak, merak ettim. ' Kimsiniz, neler yapıyorsunuz burada?' derken, Emrah Ateş'in beni içeri çekmesi ile kendimi pazartesi toplantısında buldum ve o haftayı neredeyse ofiste yaşayarak geçirdim. İlk etkinliğimse aynı hafta, ana kadroyla temizlik yapmak oldu :) Bir nevi ilk 7 günün ardından AEGEE-Ankara'yı birçok farklı yönü ile tanıma fırsatım oldu

Güzel bir giriş olmuş. Yer aldığın bir projeden söz edelim. Avrupa’yı Anla(t)mak Projesi sana neler kattı? Geri dönüşleri nelerdi? Arkadaşlık. Aynı zamanda Türkiye'nin çok farklı yerlerinde yaşayan gençlerin düşüncelerini ilk elden gözlemleme şansını elde ettim. Bakış açılarını ve nasıl yönlendiklerini gördüm. İnanılmaz derecede tatmin ediciydi bu projede çalışmak. Zordu. Devletle uğraşıyorsunuz, üniversite gençleri olarak teknik liselerden, azınlık okullarına varan geniş bir yelpazede, öğretmenlerin olmadığı sınıflarda çalıştaylar düzenlemek istiyorsunuz, ve bu o güne kadar yapılmış bir şey değildi. Bu da bütün gruba ciddi bir çalışma şevki kattı. Gittik, yaptık, geldikle bitirmedik işimizi. Kendi okullarında çalıştaylara katılan gençlerden bir grup daha sonra Ankara'da bir eğitime katıldı ve ardından çalıştay gerçekleştirdiğimiz her şehirden birer öğrenci seçerek Brüksel'e bir çalışma ziyareti gerçekleştirdik projeyi takip eden yıllarda. O öğrencilerden AFS'ye gidenler, üniversiteye gelip AEGEE'ye katılanlar oldu. Kısacası yararını ve ektilerini ilk elden gözlemleme şansı bulduğumuz bir projeydi. Katılımcı öğrencilerin birçoğuyla hala iletişim halindeyiz. Ayrıca bu denli geniş kapsamlı bir projeyi başarı ile gerçekleştirebilmemizin ve proje süresince pek çok farklı kurumla çalışmalar yürütmemizin bir sonucu olarak AEGEE-Ankara'nın tanınırlığı arttı.

Başkanlık dönemine geçelim, hangi projeler gerçekleşti bu dönemde? Avrupa’yı Anla(t)mak Projesinin kapanış yılıydı, 'Diplomatic Seminar'ın yanı sıra, Erasmus Festivali gerçekleştirildi ve Gepgenç festivaline katılım gösterildi. Tabi bunların haricinde yurt içi ve yurt dışındaki pek çok projeye katılım gerçekleştirildi.

Peki döneminde fon bulmada sorun yaşanmış mıydı? Hayır, çünkü hem AAPG'nin hali hazırda sahip olduğu bir hibesinin olması, hem de Diplomatik Seminer'e Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından sağlanan hibe ve Erasmus Festivali'nin masraflarının Ulusal Ajans tarafından karşılanması sayesinde fon ve kaynaklarla ilgili bir sıkıntı yaşamadık. Ancak hibeler vasıtası ile elimizde bulunan paranın meblağından ötürü kontrolü ile ilgili bir problem yaşama riskimiz vardı. Yürütme Kurulu ve Proje takımları içerisinde daha önceki yıllardan proje deneyimine sahip kişilerin bulunması böyle bir problemin ortaya çıkmasını engelledi ve hatta onların özverili çalışmaları sayesinde yıl sonunda oldukça iyi bir tasarrufa sahip olduk. Onların çalışmaları olmasa AAPG'de çalıştaylar için ziyaret edilen yedi şehir, Ankara ve Brüksel de düzenlenen eğitimler, Diplomatik Seminer'in katılımcı ve konaklama masrafları, Yaz Üniversitesi derken elimizdeki bütün kaynağın tükenmesi çok muhtemeldi Eskiyi biliyorduk, kaynağın nereden, nasıl geldiğinin farkındaydık ve bunun sayesinde elimizdeki kay-

Tabi sorunlar yaşadık okulda, git-gellerde sorunlar çıktı, Diplomatik Seminer sırasında da son saniyeye kadar etkinlik dilekçemiz onaylanmadığından sınıfları almak için çok uğraşmamız gerekmişti. Okul tarafından sağlanan kaynaklar konusunda da sorunlar her sene yaşanıyor ve ne yazık ki bu sorunlar için kesin çözümlere sahip değiliz, çünkü durum (böyle olmaması gerekmesine rağmen) insanlara bağlı. Bu nedenle de sizin ne kadar önemli veya gerekli bir proje gerçekleştiriyor olmanızdan öte, o an karşınızdakinin ne düşündüğüne kalıyor, doğru ya da yanlış yaptığınızı sizin yerinize düşünme lüksünü kendinde görüyor tabi bu da doğal olarak sorunları ortaya çıkartıyor. İnsanların düşünme şekli değişmedikçe bu konunu kesin bir çözümü yok, ancak biz ne yaptığımızı bilirsek ve ortaya koyduklarımızı sonuna kadar savunabilirsek, çoğu zaman sonuca da ulaşabiliyoruz.

Yine döneminde, yapamadım, yapsam/yapsak iyi olurdu dediklerin var mı? Olmaz mı! Dernekleşme sürecini tamamlayamadık. Gerekli kaynaklarımız varken, yapılması gereken pek çok şeyi önümüzdeki yıllara, "Buyrun, kaynaklar burada, bu da yapılması gerekenler" diyerek teslim ettik. Sebepleri vardı tabi. Çok projeyle girilen bir yıldı, dolayısıyla içerideki iş çoktu, her hafta bir etkinlik düzenliyordu, öyle ki iç eğitimi koyacak hafta sonunu bile zar zor belirlemiştik, bir de üzerine istifalar, olağan üstü genel kurul derken, bir ara başımızı kaldıramaz hale gelmiştik. Neyse ki projeler toparlandı; ama eksiklerimiz vardı. Özellikle yılın sonuna doğru yorulmam ve yaşadığım motivasyon kaybı tabi ki diğerlerini de etkiledi, olmaması gereken bir şeydi.

AEGEE'de bulunduğun altı yıllık süreçte, neler değişti? İnsanlar değişti. Şunu unutmamak lazım AEGEE-Ankara sahip olduğu belli değer yargıları çerçevesinde içerisindeki insanların istekleri, amaçları, hedefleri sonucunda ortaya çıkan tartışmalarıyla yaşayan bir organizasyon, bu nedenle içindeki insanlar ve olaylara yaklaşımları değiştikçe AEGEE-Ankara'nın refleksleri de değişiklik gösteriyor. Son yıllarda AEGEE-Ankara içerisinde görülen en büyük değişiklik de sanırım insanların daha az tartışır olması. Ben başladığımda AEGEE-Ankara okuldaki tek tük uluslararası organizasyondan bir tanesi idi, hatta genel olarak Türkiye'de kendi dalında çalışan gençlik organizasyonları pek fazla bulunmuyordu. Ancak şu an bulunduğumuz nokta da, okulda her konu, her dal ile ilgili uluslararası örgütlere üye topluluklar kurulunca, AEGEE gibi geniş tabanlı çalışan organizasyonlar kan kaybetmeye başladı. Aslında bakacak olursanız bu toplulukların ortaya çıkması bizim de desteklediğimiz ve istediğimiz bir şeydi, pek çoğunun kurulmasında da desteğimizi belirttik, ama sanki bu süreçte kendimizi iyi konumlandıramadık, elimizdeki en büyük değer olan, tartışma ve sorunları belirleyerek üstlerine gitme etiğini sanki biraz kaybetmeye başladık. Belki artık insanlar daha hızlı sonuç ve dolayısı ile projeler görmek istiyorlar, ancak üzerinde fazla bir tartışma ve inceleme yürütülmeden ortaya koyan projeler kısa süreli olumlu etkiler gösterseler de, AEGEE-Ankara'nın bilgi dağarcığına çok fazla bir şey ekleyemiyorlar. Bununla beraber, artık bulunduğumuz zamanın gerçeği bu, AEGEE'nin bugünden sonra kendini bu hızlı çalışma temposuna göre biçimlendirip, konumlandırması gerektiğini düşünüyorum. Eskiden şöyleydi, böyleydi demenin pek bir anlamı yok, zira etrafımızdaki her şey değişirken biz aynı kalamayız, önemli olan değerlerimize sahip çıkarak, konuşarak, tartışarak, gelecekte ne yapacağımıza karar vermek. O zaman AEGEE-Ankara yaşamaya devam edecektir.

80


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 81

2007- 2008 YILI

81


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 82

Yürütme Kurulu Başkan: Bilgican Köksal Genel Sekreter: Burcu Önal Dış İlişkiler Sorumlusu: Bahar Özcan Halkla İlişkiler Sorumlusu: Hande Bozkurt Sayman: Zeynep Karasu

2007-2008 Döneminden akılda kalanlar: > Bir önceki dönemden miras insan kaynağı ve proje fikri sıkıntılarıyla yola çıkan 07’- 08’ dönemi Yürütme Kurulu, AEGEE-Ankara’nın işleyişiyle ilgili olarak projelere odaklanmaktan çok Çalışma Gruplarına ve tartışmalara yön verecek bir anlayış benimsemiş, insan kaynakları konusunda sürdürülebilir çözümler bulma yollarını araştırmıştır. AEGEE-Ankara eğitimlerine verilen önem artmış ve üyelerin yapıyı daha iyi anlamaları sağlanmaya çalışılmıştır. > Bunlara ek olarak dönemin Yürütme Kurulu online tutanak ve arşiv sistemlerini hayata geçirerek dönemler arası bilgi aktarımını kolaylaştırmış, gelecek dönemlere kaynak bırakacak bir sistemi hayata geçirmişlerdir. > 2003-2004 yılı Yürütme Kurulu’nun düzenlediği 10. yıl etkinliğiyle başlayan ”oldiesnewbies” buluşmalarından olan bu yılki buluşma Amasra’da düzenlenmiş, eski üyelerle yenilerin kaynaşmasını, bilgi aktarımını ve dayanışmayı sağlamıştır. İki gün süren etkinlikte buluşmaya anlam kazandıran, her dönemden üyelerin kendi yıllarıyla ilgili bilgi paylaşımında bulunduğu bir toplantı da düzenlenmiştir.

ETKİNLİKLER: NETWORK MEETING Dönemin Yürütme Kurulu kabuğuna çekilmek yerine AEGEE-Ankara’nın varlığını sürdürmek ve daha da etkin bir hale getirmek, gelecek dönemlerde gerçekleştirilmesi planlanan Türk-Ermeni ilişkilerini kapsayacak uluslararası bir proje için destek sağlamak amacıyla Şubat ayında bir Network Meeting düzenlenmiştir. AGORA-Eskişehir’de tartışılan Türkiye’deki AEGEE lokallerine de AEGEE anlayışının doğru şekilde yansıtılması amaçlananlardan biridir. Daha sonra da AEGEE-Ankara dönem boyunca AEGEE-Trabzon ve AEGEE-Diyarbakır lokallerine de mentorlük yapmıştır. Network Meeting, Genel Kurul’da oylanmadan gerçekleştirilen nadir etkinliklerden biridir.

GÜN DOĞARKEN BARIŞA DÖNÜŞ YAZ ÜNİVERSİTESİ ( 18 AĞUSTOS-1 EYLÜL 2008) 16-31 Ağustos 2008 tarihleri arasında gerçekleşen “Back To Peace At The SUnshine (Gün Doğarken Barışa Dönüş)” Yaz Üniversitesi Ankara, Antalya ve Olimpos olmak üzere 3 adımda yapıldı. Barış Tiyatrosu konulu Yaz Üniversitesi, Avrupa’nın çeşitli yerlerinden 35 katılımcıyı ağırlamıştır. Eğitmen eşliğinde ODTÜ Miralık amfisinde yapılan temel tiyatro çalıştaylarından sonra oluşturulan senaryoya uygun bir oyun hazırlanıp ve Antalya’da videoya çekilmiştir.

82


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 83

BİLGİ CAN KÖKSAL RÖPORTAJI (ÇAĞATAY ERDEM) AEGEE-Ankara’ya nasıl geldin Bilgi Can? AEGEE-Ankara’ya tesadüfler eseri geldim diyebilirim. Üniversiteye yeni başladığım sıralarda, daha sonra -2005 – 2006 döneminde- Yürütme Kurulu’nda Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü pozisyonuna gelecek olan Ceren Gergeroğlu ile birlikte üye olduk. O daha sosyal bir insandı bana göre; daha aktif olayım, bir şeyler başarayım şeklinde bakardı. Ben ise oturayım, bilgisayar oynayayım, ne gerek var, saçma şeyler bunlar gibi düşünürken, onun peşinde birlikte birkaç toplantıya geldim. İlk başlarda pek de beğenmedim açıkçası. Böyle şeyler bana genellikle “çok konuşma – az iş” gibi geliyordu, pek bir şey yapılacağına inanmıyordum. Ama daha sonra öğrendim ki, zaten “bir şeyler yapmak” çok zormuş ve böyle süreçler gerektiriyormuş. Bundan sonraki süreçte de çok aktif değildim ancak sonrasında tesadüfen AEGEE-Ankara’nın ilerleyen dönemlerde düzenleyeceği Türk Yunan Sivil Diyalog Projesi’nden haberdar oldum ve bu projenin saymanlığını üstlendim 2003’ün Mart ayında. Türk Yunan Projesi ve parçalar halinde etkinlikleri uzun süre devam etti ve ben de AEGEEAnkara’nın parçası haline geldim. Sonra bir dönem Mali Kurul’da yer aldım. Bir sonraki yıl AEGEE-Ankara, AEGEE-Academy’nin organize ettiği AEGEE ağı çapında bir etkinlik olan “European School 2”yi düzenlemeyi üstlenmişti. Bu etkinliğin koordinatörlüğünü yürüttüm. Etkinlik öncesinde fon bulma konusunda ciddi sorunlar yaşadık, o yaz Cem Gündoğan ile beraber gitmediğimiz yer kalmamıştır. AEGEE-Ankara’yı tanıtma ve sonradan uzun süre Avrupa çapında AEGEE’de insanlarla bağlantı kurmak açısından çok önemli bir etkinlikti. 2006-2007 döneminde bir kez daha Mali Kurul oldum. Ardından 2007-2008 dönemi Genel Kurulu’nda başkanlığa aday oldum.

2007-2008 döneminden bize biraz bahseder misin? Öncelikle bahsetmek istediğim bir konu var, bununla da alakalı. AEGEE-Ankara’nın döngüleri birer yıllık olduğu için ve her döngü bir diğerini direkt olarak etkilediği için, bir dönemin kendi çalışmalarının etkilerini ve geri dönüşlerini alması pek mümkün olmuyor. Mesela sen bir sene boyunca çalışıyorsun, ama senin yaptığın şeyler ondan sonraki dönemde etkisini gösterecek. Veya sen kendi dönemin sırasında bir sene önce yapılmış şeylerle aşırı bağlısın. Çünkü bir senelik döngüler üzerinden yaşıyor AEGEEAnkara ve herkesin karakteri çok farklı. 15 sene olmuş ve 15 senede 16 başkandan bahsediyoruz. Bu farklılıklardan dolayı herkesi bir çizgiye oturtacak tek bir planlama çok iyi çalışmadığından veya günlük koşuşturmaca içinde biraz geri plana itildiğinden dolayı biraz kaotik bir gidişat oluşabiliyor. Biz 2007-2008 döneminde Yürütme Kurulu’nu devraldığımızda büyük bir insan kaynağı sorunu vardı AEGEE-Ankara’da. Bunun ötesinde bir proje fikri eksikliği vardı. Bizim bu noktada üzerinde çalışmak ve gelecek döneme bırakmak istediğimiz şeylerin temelinde şu vardı: Hem sağlam fikirler bırakalım ki projeler olsun –çünkü kabuğumuza çekilerek, küçülerek bir yere varamayacağımız açık, sürekli bir hareket olması lazım neticede varlığını sürdürebilmek için- hem de insan kaynakları uygulamalarımızı daha işler ve sabit bir şekilde gelecek nesillere bırakalım istedik.

olan AEGEE-Ankara’nın konumu daha da güçlensin, tanınırlığı daha da artsın ve insanlar birbirini daha iyi tanıma fırsatı bulsun ve de aynı zamanda geleceğe yönelik, yapılabilecek bir Türk-Ermeni projesine kontakt sağlansın gibi motiflerle Şubat ayında bir Network Meeting gerçekleştirdik. Bu proje Genel Kurul’dan çıkmamasına rağmen gerçekleştirildi; nitekim o sene Genel Kurul’a giderken bir plansızlık söz konusuydu. Ne böyle projeler öngörülmüştü, ne de insan kaynağı açısından elimiz boldu, dediğim gibi. “Uluslararası projeler Genel Kurul’dan onay almalıdır” kuralı geldiğinden beri Genel Kurul’dan onay alınmaksızın yapılan ikinci proje oldu Network Meeting. İlki European School’du. Bu sene bir de Yaz Üniversitesi gerçekleştirdik. Yaz Üniversitesi hakkında ne diyeceğimi çok bilmiyorum açıkçası, standart bir Yaz Üniversitesiydi nihayetinde. Ama yine de deneyimli üye üretmek açısından Yaz Üniversitelerinin fonksiyonu yadsınamaz. Bu noktada bizim dönemimizdeki Yaz Üniversitesinin de bu işlevi yerine getirmek noktasında gayet başarılı bir etkinlik olduğunu düşünüyorum. En basitinden şu an o Yaz Üniversitesinin koordinasyon takımından üç kişi Yürütme Kurulu üyesi oldular. Yine bu Yaz Üniversitesinden çıkıp diğer gruplara koordinatör ve koordinasyon takımı üyesi oldular. Eski üyelerimizle bağlantımızı koparmamak için Amasra’da bir Oldies-Newbies buluşması gerçekleştirdik. Bunların dışında Uluslararası Politika Çalışma Grubu (UPÇG)’nu da elimizden geldiğince desteklemeye çalıştık. Yıllardır eksikliğini hissettiğimiz bir “sağlam” çalışma grubu örneği oluşturduğunu düşünüyorum UPÇG’nin bu yılda.

AEGEE-Ankara’nın hayatınıza nasıl bir etki yarattığını düşünüyorsun? AEGEE-Ankara’nın etkisi, kendime ve hayatıma biraz dikkatli baktığımda her gün gözlemlediğim bir durum. Her şeyin ötesinde bana, istediğim çalıştığım takdirde, neleri yapabileceğimi gösterdi. Bunun sonucu olarak haliyle kendime olan güvenimi arttırdı. Daha önce topluluk önünde on kişiye bile konuşamayacak durumdayken, derdimi tasamı insanlara nasıl anlatabileceğim konusunda kendimi geliştirmemi sağladı. Bunların dışında “iş nasıl yapılır”ı öğretti bana. ‘İş nasıl yapılır’ın içinde insanlarla olan ilişkiler de var neticede, hiçbir işi tek başına yapmıyorsun. AEGEEAnkara içinde yaptığımız işler olsun, başka yerde yaptığımız işler olsun, maaşlı/profesyonel olarak yaptığımız işler olsun, bunlar içinde insan ilişki dinamiklerinin nasıl yürümesi gerektiğini gösterdi.

Bu yıl içinde hem hali hazırda Türkiye’deki en büyük lokal

83


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 84

2008-2009 YILI

84


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 85

Yürütme Kurulu: Başkan: Fatma Kaya Genel Sekreter: Cem Ekici Dış İlişkiler Direktörü: Hatem Efe Halkla İlişkiler Direktörü: Çağatay Erdem Sayman: Neslihan Eryaman

2008- 2009 dönemi, AEGEE-Ankara’da birçok proje fikrinin oluştuğu bir dönemdir. Bu dönemde toplamda 7 grup çalışmalarına devam etmiştir. Bunlar; Çevre Çalışma Grubu, Dünya Dilleri Proje Grubu, EuropIonia Yaz Üniversitesi Proje Grubu, Finding Sustainland Yaz Üniversitesi Proje Grubu, İnsan Hakları Proje Grubu, Türk-Ermeni Proje Grubu ve Uluslararası Politika Çalışma Grubu’dur. AEGEE-Ankara bu dönem, Ankara’da ilk kez düzenlenen olan “Yaşayan Kütüphane” projesi, Türk-Ermeni ilişkilerine iki ülke gençliğinin diyalog isteyen bakışıyla ses getirmiş olan “Bir Dağın İki Yüzü / Two Sides of A Mountain” projesi ve AEGEE-Ankara tarihinde ikinci kez gerçekleşen, aynı yaz içinde iki ayrı Yaz Üniversitesi projesiyle çok yoğun bir takvime sahiptir.

2008-2009 döneminden akılda kalanlar: > 3. Geleneksel Oldies- Newbies Buluşması, 27-28 Aralık 2008 tarihlerinde Amasra’da gerçekleşmiştir. > Aynı zamanda ağ içinde de aktif olunmaya çalışılmış; AEGEE-Ankara, Mağusa AGORA’sına 20’ye yakın üye ile katılmıştır. > Çevre Çalışma Grubu, çevre ana temasında tematik olarak çalışmıştır. Çevre kirliliği üzerine bir de çalıştay düzenleyen grup, ayrıca ofisimize geri dönüşüm kutularını kazandırmıştır. > Uluslararası Politika Çalışma Grubu, temasını ‘Devrimler’ olarak belirlemiş ve üyelerinin her biri, önceden belirlemiş oldukları devrime yönelik sunum ve makale hazırlamıştır. Ayrıca güncel konuları tartışmaya açmak amacıyla devrim temasına da zaman zaman ara vermiştir.

ETKİNLİKLER YAŞAYAN KÜTÜPHANE PROJESİ (6-7-8 MAYIS 2009) İnsan Hakları Proje Grubu, Genel Kurul tarafından onaylandıktan sonra ‘Yaşayan Kütüphane’ isminde bir proje gerçekleştirdi. Yaşayan Kütüphane; etnik, dini, kültürel, mesleki ve cinsel kimliklerinden dolayı toplumdan dışlanmış, önyargıyla karşılaşmış ve/veya insan hakları ihlaline uğramış kişilerin kendilerini ifade etme, deneyimlerini paylaşma ve insanlarla birebir görüşme fırsatı bulduğu bir insan hakları projesidir. İnsan Hakları Proje Grubu'nun Eylül 2008'ten bu yana üzerinde çalıştığı “Yaşayan Kütüphane” 2009 Orta Doğu Teknik Üniversitesi bahar şenliklerinde gerçekleştirilmiştir. Türkiye’de ilk olarak Barışarock festivalinde uygulanan proje, her bir insanın kitap olduğu ve istenen kişi tarafından okunduğu bir kütüphaneyi kapsar.

85


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 86

Yaşayan Kütüphane Projesi, AEGEE-Ankara tarafından 6-7-8 Mayıs tarihlerinde ODTÜ Bahar Şenliklerinde gerçekleştirildi. Ankara’da ilk kez kurulan Yaşayan Kütüphane,17 kitap başlığı ve 22 kitabıyla 3 günde toplam 373 okuyucuya ulaştı. Biseksüel, Din Değiştirmiş, Düşünce Suçlusu, Görme Engelli, Bedensel Engelli, Ermeni, Eski Hükümlü, Feminist, Gey, HIV+ Virüslü, Kürt, Lezbiyen, Şizofren, Transseksüel, Türbanlı, Kadın Taksi Şoförü ve Mülteciden oluşan kitaplar, deneyimlerini önyargılarıyla yüzleşmek isteyen, akıllarındaki sorulara cevap arayan okuyuculara Yaşayan Kütüphane aracılığıyla aktarma fırsatı buldular. Ayrıca İnsan Hakları Proje Grubu, toplumda insan hakları konusunda duyarlılığı artırmak için 15–19 Aralık 2008 tarihleri arasında ‘İnsan Hakları Haftası Etkinliği’ni’ gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nde standlar kurularak sahip olduğumuz haklarımızla, Türkiye ve dünyadaki insan haklarına dair yapılan çalışmalarla, insan hakları ihlalleriyle ve “Yaşayan Kütüphane” projesi ile ilgili tartışılıp bilgi alışverişinde bulunuldu. Etkinliğin son gününde, ATAUM’da Uluslararası Af Örgütü, Uçan Süpürge, KAOS GL ve Gören Kalpler’den gelen temsilcilerle söyleşiler ve video gösterimleri gerçekleştirildi.

BİR DAĞIN İKİ YÜZÜ / TWO SIDES OF A MOUNTAIN ( 8-14 KASIM 2009) 1 yıllık tematik çalışmanın ardından Ermenistan ile bir proje gerçekleştirmek isteyen Türk-Ermeni Proje Grubu, 8 -14 Kasım 2009 tarihleri arasında, Hatay’da Türkiye’de bulunan Ermeni köylerinden biri olan Samandağı ilçesinin Vakıflı Köyü’nde ve Ankara’da ‘Bir Dağın İki Yüzü’ isimli projesini gerçekleştirdi. Proje kapsamında, Türk ve Ermeni gençlerinin iletişim kurması, birbirini tanıması ve gençliğin ortak sesini oluşturması üzerine çalıştaylar, tartışmalar ve etkinlikler düzenlendi. Tarihi olaylardan bağımsız bir şekilde Türk-Ermeni gençleri arasındaki ilişkilerin nasıl güçlendirilebileceğinin tartışıldığı projede katılımcılar takım çalışması, kültürler arası iletişim, uyuşmazlık çözümlemeleri, proje yönetimi ve geliştirilmesi konularında eğitimler alarak bu konularda da tecrübe sahibi oldular. Bu proje iki ülke arasındaki sivil toplum kuruluşlarının birbirlerini tanımasını sağlarken, AEGEE-Ankara’nın Türk-Ermeni ilişkileri konusunda gelecekteki etkinlikleri için de bir yol haritası çizmesine yardımcı oldu.

86


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 87

DÜNYA DİLLERİ PROJE GRUBU AEGEE-Ankara’nın bünyesinde 2008 yılında kurulmuş olan Dünya Dilleri Proje Grubu; dil öğrenimini yaygınlaştırmayı, dil öğrenmeye dair olanaklar yaratmayı, Avrupa’daki dillere dolayısıyla o dillerin kültürlerine ilişkin bilgileri derleyip yaymayı, Avrupa’da çoğunlukta ve azınlıkta olan dillerin durumlarıyla ilgili bilgi vermeyi amaçlayarak kuruldu. Dil aracılığıyla farklı bir kültür hakkında fikir sahibi olmaya olanak sağlayarak, önyargıları yıkmayı ve dilleri yetkin bir şekilde araştırmak grubun diğer hedefleri arasındaydı. Bu bağlamda, 2 Mayıs 2009 tarihinde, Türk-İngiliz Kültür Derneğinde, ‘Diletişim’ adlı bir seminer düzenlendi. 100’ü aşkın katılımcının bulunduğu seminerde, Hacettepe Üniversitesi’nden İngiliz Dil Bilimi bölümünden alınan tematik destekle birlikte “Dil ve Toplum, Kaybolmakta Olan Diller, İşaret ve Beden Dili” konularında oturumlar düzenlendi. EUROPIONIA YAZ ÜNİVERSİTESİ ‘Europionia’ adlı İyonya kentleri ile Avrupa Birliği arasındaki amaç benzerliklerini keşfetme temasını içeren Yaz Üniversitesi, Avrupa’nın 15 ülkesinden gelen 30 katılımcıyla birlikte, 24 Ağustos - 6 Eylül tarihleri arasında Ankara, İzmir ve Aydın illerinde gerçekleştirildi. Ankara ayağında şehir gezilerinin yanı sıra; İyonya kentleri ile ilgili atölye çalışmaları ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden Faruk Kaymaklı’nın verdiği eğitim ile birlikte katılımcılar tematik alanda bilgilendirildi. İzmir ayağında ise rehberler eşliğinde Teos, Efes, Priene, Miletos gibi İyon kentleri ile Çeşme, Apollo Tapınağı, Meryem Ana, Şirince, Didim, Foça gibi yerlere geziler düzenlenerek İyonya Birliği’nin tarihi hakkında detaylı bilgiler edinmenin yanı sıra , ‘Mitoloji Gecesi’ gerçekleştirildi. Ayrıca etkinliğin son ayağında Kuşadası’na gidilerek, tarihi ve turistik geziler yapıldı. FINDING SUSTAINLAND YAZ ÜNİVERSİTESİ ‘Sürdürülebilir Yaşam’ temalı “Finding Sustainland Yaz Üniversitesi”, ‘eğlenerek sürdürülebilir olma’ fikrini uygulamak amacıyla 17 Ağustos- 1 Eylül tarihleri arasında Kaz Dağları civarında gerçekleştirildi. Etkinliğin ilk ayağı olan Ankara’da, sürdürülebilirlik alanında çalışan eğitmenlerden alınan çeşitli eğitimlerin yanı sıra, Eymir Gölü’nde yapılan ağaç dikme etkinliği ile karbon ayak izi silme konusunda çalışmalarda bulunuldu. Ardından Balıkesir çevresinde Mehmetalan Köyü ve Zeytinli’de, çevreye en az zarar vererek sürdürülebilirlik konusunda çeşitli çalıştaylar yapıldı. Mehmetalan köyünde, köy sakinlerinin evlerinde konaklanılarak, Zeytinli’de İmece Evi’nde ise adından da anlaşılacağı gibi, bütün işlerde görev paylaşımı yapılarak sürdürülebilirliğe sosyal bir boyut katılmasına çalışıldı. Yaz üniversitesi, AEGEE ağında o yılın ‘En Yeşil Yaz Üniversitesi’ ödülünü almaya hak kazanarak alternatif teması ile yaz üniversitesi kavramına yeni bir boyut getirmekle birlikte, AEGEE ağında AEGEEAnkara’nın farkını bir kez daha ortaya koydu. 2008-2009 yılını bir de AEGEE-Ankara’nın ilk kadın başkanı olan dönemin başkanı Fatma Kaya’dan dinleyelim: FATMA KAYA RÖPORTAJI (ÇAĞATAY ERDEM)

Kimlikler – Eşit Haklar” projesinin Fon Bulma Sorumluluğu’nu yürüttüm.

Fatma, AEGEE-Ankara’ya nasıl geldin, anlatır mısın?

Neler yaptın, hangi pozisyonlarda görev aldın?

Topluluk tanıtım standlarının olduğu bir gün AEGEE-Ankara standının önünden geçerken, o zaman bitmiş olan İslam and Europe: Eye Contact etkinliğinin broşürünü almıştım. Daha sonra eve gittiğimde bunu ayrıntılı inceledim, derken ertesi sabah kendimi AEGEE-Ankara ofisinin önünde buldum. O gün tesadüfen İnsan Hakları Çalışma Grubu toplanmaktaydı, homofobi üzerine konuşulan bir toplantı vardı. İlerleyen haftalarda İnsan Hakları Haftası’nda düzenlenecek “Kadın Hakkı – Erkek Haklı” panelinin hazırlıklarına dahil olmamla AEGEEAnkara’da aktif bir şekilde çalışmaya başladım. AEGEE-Ankara’nın gerçekleştirdiği son eylem projesi olan “Farklı

2005-2006 döneminde AEGEE-Ankara’ya katıldım. Geldiğim yıl İnsan Hakları Proje Grubu’nun düzenlediği Eylem-5 projesinin fon bulma sorumluluğunu yürüttüm. Bir sonraki yılda Yürütme Kurulu’nda Sayman pozisyonunda görev aldım. Bunu izleyen senelerde sırasıyla Mali Kurul üyeliği ve Başkanlık yaptım. İçinde bulunduğumuz 2009-2010 döneminde de Denetleme Kurulu üyesiyim.

Türk – Ermeni gençleri arasında gerçekleştirecek bir proje fikrinin, özellikle Türk Yunan Sivil Diyaloğu'ndan sonra AEGEE-Ankara'da bir etki yaratması kaçınılmazdı. Bu proje hakkındaki görüşlerini alabilir miyiz, iyi tarafları, eksik tarafları, etkileri vb.?

87


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 88

Öncelikle aldığımız referans noktası Türk-Yunan Sivil Diyaloğu olunca, böyle bir projeye başlamak, proje fikrini geliştirmek bir kat daha zor oldu. Amacımız hem onun kopyası olmayan bir projeye girişmek hem de her iki kamuoyunda benzeri bir etki uyandırmaktı. Bu kaygılarla yola çıktıktan sonra tematik bir beslenme döneminin ardından nihayetinde Ekim, 2009’da Bir Dağın İki Yüzü adını verdiğimiz etkinliğimiz Türkiye’den ve Ermenistan’dan gençlik çalışanlarının katılımıyla gerçekleşti. Projenin en iyi taraflarından birisi, proje öncesinde Türkiye’deki Ermeni cemaatinin önde gelen sivil toplum kuruluşları, gazeteleri, vakıfları ile temasa geçilip, görüşlerinin alınması ile şekillenmesi oldu. Diğer yandan, Ermenistan’da gençlik alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla uzun vadede gerçekleştireceğimiz ortaklığın bir ön hazırlığı olması anlamında önemliydi. Fakat projenin maalesef eksik kalan yanı bu ön hazırlığı bir adım ötesine taşıma kısmında ortaya çıktı. Umuyorum ki, Türk-Ermeni Proje Grubu gerçekleşen bu projenin devamlılığını ve istikrarını sağlayacak farklı girişimlerde bulunmayı sürdürür.

Yaşayan Kütüphane'nin Ankara'da ilk kez gerçekleştirilmesi sizin döneminizde oldu. Projenin doğuşundan itibaren projeden biraz bahseder misin? Proje sırasında ODTÜ'nün çıkarmış olduğu zorluklar nelerdi? Hedef grubunun üniversite öğrencileri olması yeterli miydi? Son olarak, Yaşayan Kütüphane bu sene de AEGEEAnkara bünyesinde yapılacak olan bir proje. Bu bağlamda proje yavaş yavaş gelenekselleşiyorken AEGEE-Ankara'nın kendini tekrar etmesi bir tehlike midir? Bunun önüne nasıl geçeriz?

maları neticesinde her iki yaz üniversitesinin de katılımcıları etkinliklerden çok memnun ayrıldılar.

Kurumsallaşmaktan ne anlıyorsun? Senin başkanlık yaptığın dönemde AEGEE-Ankara kurumsallaşmak adına neler yaptı? AEGEE-Ankara bağlamında kurumsallaşmadan anladığım kurumun bireylere bağlı olmadan sürdürülebilirliğini sağlamasıdır. Bu anlamda 2008-2009 döneminde en çok önemsediğimiz noktalardan bir tanesi hamilerimizle iletişimimizi koparmamak ve belirli aralıklarla gönderdiğimiz telegramlarla kendimizi, neler yaptığımızı hatırlatmak idi. Ayrıca iletişim listemizin sonraki yıllara da örnek oluşturacak şekilde işlevsel bir formatta yeniden düzenlenmesi, kişiler değişse de kurum olarak bağımızı bir şekilde devam ettirmemiz açısından önemliydi.

AEGEE-Ankara hayatına neler kattı? Üniversite hayatımın başında tanıştığım AEGEE-Ankara’nın öncelikle kendimi anlama sürecime çok büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. Güçlü ya da zayıf yanlarımı tanımamda ve bunların üzerine gitmemde beni çok etkiledi. AEGEE-Ankara’daki toplantı kültürünün bir sonucu olarak artık görüşlerimi daha bilinçli ve daha güvenli bir şekilde savunabiliyorum.

Aslında Yaşayan Kütüphane uygulamasını GepGenç Festival’de gördükten sonra Ankara’da da bunu gerçekleştirme isteği çok öncesinde dile getirilmekteydi fakat AEGEE-Ankara için en uygun zamanlama olan 2009’da gerçekleşme fırsatını buldu. İnsan Hakları Proje Grubu üyeleri proje hazırlığı sürecinde Yaşayan Kütüphane’yi İstanbul’da daha önce de düzenlemiş olan Bilgi Üniversitesi STK Araştırma Birimi ile sürekli iletişimde kaldı. Kitap başlıklarının belirlenmesi, kitap olacak kişilerin bulunması, kitaplar ve organizatörler arasında gerekli bilgilendirmelerin yapılması, lojistik düzenlemelerin ayarlanması gibi adımlar arasında yaşadığımız en büyük zorluk ODTÜ Bahar Şenlikleri’nde düzenlemek istediğimiz bu etkinlik için ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü’nden gerekli izni almak ve şenlik alanında Yaşayan Kütüphane için gerekli alanı bulmak noktasında oldu. Hedef grubun sadece üniversite öğrencileri ve akademisyenler olması hem ilk kez düzenliyor olmamızdan hem de Ankara’daki ilk uygulama olmasından ötürü yeterli oldu. Tabii ki orta vadede Ankara’da düzenlenen farklı festival alanlarında bu etkinliği düzenlemek gerekli fakat Ankara’nın bu anlamdaki dezavantajı nedeniyle, bu etkinliği daha geniş kitlelere yayacak ortamlar yakalanamıyor Açıkçası Yaşayan Kütüphane sıra dışı bir yöntemle insan hakları savunuculuğu yapan pilot bir proje olarak, kendini tekrar ediyor olması pek çok düzenleyici için geçerli bir kaygı olabilir. Fakat benim düşüncem, her Yaşayan Kütüphane uygulamasının deneyiminin ve sonunda elde edilen geri dönüşlerin bu projeye yeni bir kimlik kazandıracağı yönünde. Farklı kitaplar, farklı okuyucular ve her birinin projeye katkısı o kadar değişik yönlerden olabiliyor ki aslında bu kütüphanenin kendini tekrar etmesinden bahsetmek çok gerçekçi olmayacaktır.

Yine sizin döneminizde AEGEE-Ankara tarihinde ikinci defa aynı yaz içerisinde 2 farklı Yaz Üniversitesi düzenlendi. Bunun zorlukları olmuştur muhakkak, bunlardan bahseder misin? İki grup arasında bir çekişme yaşandı mı?

Sadece bakan değil aynı zamanda gören, düşünmekle yetinmeyip harekete geçmenin gücüne inanan, kendine daha fazla güvenen biri olmamda katkıda bulundu AEGEE-Ankara deneyimi. Bunun dışında aynı zamanda pek çok işi yapmaya çalışırken hem de öğrencilik yaparken, daha planlı-düzenli bir çalışma disiplini edinmemi sağladı.

AEGEE'de yapmak isteyip yapamadıklarından bahseder misin? Benim içinde olduğum dönem AEGEE-Ankara’nın sınırlarını tartıştığı bir döneme denk geldi. “Biz topluluk muyuz, gençlik organizasyonu muyuz, sivil toplum kuruluşu muyuz?” gibi. Ki bu sorunun cevabını hala da bulamadığımızı düşünüyorum. Bu noktada bizi sürekli sorgulatan ve çoğunlukla başa döndürten şey, AEGEE-Ankara’nın iyi bir insan kaynakları stratejisinin olmaması.Bunun da bir uzantısı sürekli gerçekleştirdiğimiz eğitimlerimizde eğitmen ihtiyacımızdı. Bir yere kadar cepten/geçmişimizden yedik. Kişisel olarak artık kendi kaynaklarıyla evrilebilen bir yapıyı şimdiye kadar oluşturabilmiş olmasını dilerdim. Düşünüp, idealize edip de yapamadığımız şeyleri düşününce ilk aklıma gelen nokta bu.

Bu söylediklerin doğrultusunda, sence önümüzdeki dönemlerde AEGEE-Ankara edinmesi gereken vizyondan, hedeflerden bize bahseder misin? AEGEE-Ankara öğrenci topluluğu mu, sivil toplum örgütü mü ikileminin ötesinde, ne şekilde olursa olsun sivil toplum hareketinin içinde var olma misyonunu kaybetmemeli. Neticede AEGEEAnkara’yı bulunduğu yere getiren ve yıllardır farklı yapan şey de bu. Bizim de tanık olduğumuz projecilik mantığı son yıllarda çok yayıldı. AEGEE-Ankara olarak da bunlardan çok dem vurduk veya yeri geldi çok proje yaptık, biraz içimize dönelim, kendimizi tartalım dedik veya yeterince durulduk, insan kaynağımız da var, gelin hep beraber şu konulara el atıp proje yapalım dediğimiz zamanlar da oldu. Her koşulda en önemlisi sivil toplum hareketinin içinde, en azından gençlik çalışmalarında savunuculuk alanında bir ses olmaktan vazgeçmemektir AEGEE-Ankara’nın yapması gereken.

İki yaz üniversitesinin temaları birbirinden farklıydı: İyon Kentleri ve Sürdürülebilir Yaşam. Bu nedenle hedef kitleleri de farklıydı. Çekişmenin yaşanabileceği olası konu olan katılımcı bulmak noktasında ikisi de sorun yaşamadı. Birbirine yakın tarihlerde iki yaz üniversitesi düzenlemenin insan kaynağı anlamında zorlukları oldu muhakkak fakat takım üyelerinin sabırlı çalış-

88


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 89

2009-2010 YILI

89


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 90

Yürütme Kurulu Başkan: Neslihan Eryaman Genel Sekreter: Burcu Koçer Dış İlişkiler Sorumlusu: Eylem Algı Halkla İlişkiler Sorumlusu: Merve Kan Sayman: Şirin Beydilli

09-10 döneminden akılda kalanlar: > Projelerle yoğun geçen bir önceki dönemin ardından, 2009-2010 yılına Genel Kurul’da 3 Proje Grubu, 1 Çalışma Grubuyla başlanmıştır. > Uluslararası Politika Çalışma Grubu’nun AEGEE-Ankara’nın yıllardır değinmek istediği vize problemini gündem olarak belirlenmesiyle birlikte bu konuda birçok tematik çalışma yapılmış ve ODTÜ’de ‘Vizesiz Avrupa: Biri Beni Uyandırsın’ adlı konferans düzenlenmiştir. Konferansa çeşitli akademisyenler katılım göstermiş ve Türkiye-AB Ortaklık Hukuku açısından vizesiz Avrupa gerçeği, göç sorunu ve vize sorununa etkileri ile gençlerin hareketlilikte yaşadığı sorunlar ele alınmıştır. > AEGEE-Ankara’da yıllardır yapılamayan ‘Training for Trainers’ eğitimi için Avrupa Çalışmaları Merkezi ve STGM’deki eğitmenler eşliğinde görüşmeler yapılmış ve eğitimin Eylül ayında gerçekleştirilmesi kararı alınmıştır. > Bu dönemde AEGEE-Europe seviyesinde bir proje grubu olan ‘Beyond Europe’ Proje Grubu ile ortaklık yapılmış ve bir sonraki yıl gerçekleştirilecek olan ‘EuroArab’ projesine ev sahipliği yapılması kararlaştırılmıştır. > 15. yıl kitapçığı çalışmalarına başlanılmış, bir grup kurulmuş ve kitapçık bu dönemde çıkarılmıştır. 15. yıl Kitapçığı Projesi, AEGEE-Ankara’nın yıllardır beklediği ve bu yıla damgası vuran proje olmuştur.

İNSAN HAKLARI PROJE GRUBU 2009 Eylül ayında çalışmalarına başlayan ‘İnsan Hakları Proje Grubu’ 2009 Mayıs ayında ODTÜ Şenliklerinde düzenlenen başarılı Yaşayan Kütüphane projesinden sonra ikinci bir Yaşayan Kütüphane için çalışmalarına başladı. Yaşayan Kütüphane Projesi’ne yoğunlaşmadan önce İnsan Hakları Haftası dolayısı ile bir etkinlik düzenlenmesine karar verildi ve grup 2 haftalık yoğun bir çalışmanın ardından AEGEE-Ankara üyelerine ‘İnsan Hakları Atölyesi’ düzenledi. Grup üyeleri tarafından hazırlanan ve insan hakları ile ilgili çalıştay ve oyunlar içeren bu atölyeye yüksek sayıda katılım gösterildi. İnsan Hakları Haftası’nın ardından ‘Yaşayan Kütüphane Projesi’ hazırlıklarına ağırlık verildi. Geçen seneki kitap listesi tekrardan değerlendirildi, yeni kitap listesi oluşturuldu. Aynı zamanda ‘Yaşayan Kütüphane’ projesinin daha fazla kitlelere tanıtmak için basın bildirileri hazırlandı, radyo programlarına çıkıldı ve Medya Kralı’na katılım gösterilerek tanıtımın yapılması sağlandı. Bütün yapılan hazırlıkların yanında Kültür İşleri’nden projenin ODTÜ Şenliklerinde düzenlenmesi için izin istendi ve proje için geniş bir alan talep edildi. Fakat bu talep Kültür İşleri tarafından kabul edilmedi.

90


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 91

Bunun üzerine grup Yaşayan Kütüphane Projesinin diğer öğrenci toplulukları tarafından desteklendiğini Kültür İşlerine göstermek adına diğer topluluklardan imza toplandı fakat ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü tarafından tekrar reddedilince hiçbir şekilde projenin şenliklerde düzenlenmesi kabul edilmedi. Bütün bu çabalara rağmen Yaşayan Kütüphane’nin şenliklerde yapılmasına izin verilmemesi üzerine, grup projenin şenliklerde düzenlenmemesine karar verdi. Bunun sonrasında İnsan Hakları Proje Grubu iki amaç doğrultusunda çalışmalarına devam etti. Birincisi; Yaşayan Kütüphane’nin ODTÜ tarafından engellendiğinin duyurulması için çalışılmak, ikincisi ise Yaşayan Kütüphane’nin düzenlenebileceği yeni alanlar bulmak. Birinci amaç için şenlikte grup ‘Yaşayan Kütüphane ODTÜ’de Sansürlendi’ yazılarıyla kendini gösterdi, stickerlar okulun her yerine yapıştırıldı. Ayrıca bir basın bildirisi hazırlandı ve basın kuruluşları, öğrenci toplulukları ve diğer STK’lar ile paylaşıldı. İnsan Hakları Proje Grubu Ekim ayında bütün engellere rağmen bu projenin hayata geçirilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir.

TÜRK-ERMENİ PROJE GRUBU Ekim ayında gerçekleştirilen “Bir Dağın İki Yüzü” projesinin ardından grup, Ermenistan’dan kurduğu kontaklarla iletişimi sürdürmeye ve projenin devamının Ermenistan’da gerçekleşmesi için oradaki STK’larla görüşmeye devam etmiştir. Fakat Ermenistan’daki kontakların beklendiği kadar aktif olmaması ve bu konuda inisiyatif alamaması sebebiyle epey vakit kaybeden TR-ER Proje Grubu; Ermenistan’daki proje fikrini bir sonraki seneye devrederek, bu sene ODTÜ’de Türkiyeli Ermenileri tanıtan 2 günlük bir etkinlik yapma kararı almıştır. 20-21 Mayıs’ta ODTÜ MM-25’te gerçekleşen “Eski Bir Dost: Ermeniler” isimli etkinlik başarıyla tamamlanmıştır. Hem katılımcılar Türkiyeli Ermeniler ve Hrant Dink hakkında bilgilenirken hem de TR-ER Proje Grubu’nun ODTÜ içerisinde de görünürlüğü sağlanmıştır. Grup, 2010-2011 yılını Ermeni meselesi hakkında daha çok araştırmaya yapmaya ve Ermenistan’da gerçekleştirmeyi planladığı proje üzerine çalışmalar yapmaya ayırmaya karar vermiştir.

“BLACK AND WHITE, SHOW YOUR ART” YAZ ÜNİVERSİTESİ 23 Ağustos-6 Eylül 2010 arasında Ankara, Kapadokya, Safranbolu ve Amasra’da gerçekleştirilen ‘Black and White Show Your Art’ isimli Yaz Üniversitesi, projede işleyeceği konuyu ‘fotoğrafçılık’ olarak belirlemiştir. Ankara ayağında teorik ve pratik olarak fotoğraf çekme, pinhole konularında eğitim alan grup, ardından Kapadokya’da ve Amasra’da bu uygulamaları gerçekleştirmiş ve son ayak olan Safranbolu’da ise katılımcıların çektikleri fotoğraflardan oluşan bir sergiyle projeyi sonlandırmışlardır.

91


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 92

NESLİHAN ERYAMAN RÖPORTAJI AEGEE-Ankara kuruluşunu nasıl duydun? Nasıl katılmaya karar verdin? AEGEE-Ankara’da ne kadar süre bulundun ve çalıştın? AEGEE-Ankara’yı lisedeyken duymuştum, eski AEGEE-Ankara üyelerinden Hakan Gümüş’ün bir kuzeni sayesinde. Bana hep, ‘Bak ODTÜ’ye girince AEGEE’ye gireriz sonra yurtdışını gezeriz’ derdi. ODTÜ’yü kazandım, tanıtım günlerinde AEGEE-Ankara standını buldum ve neler yapıldığını sordum. Meğerse yurtdışına çıkmak dışında burada başka şeyler de yapılıyormuş, bunları öğrendim. Hazırlıktayım, bol bol vaktim var, 5-6 tane topluluğa üye oldum AEGEE-Ankara da bunlara dahil. O yılın sonunda fark ettim ki bana en çok şey kazandırabilecek olan topluluk bu topluluk çünkü burada insanlar gerçekten bir şeyler yapıyor, hem de profesyonel bir biçimde. Girdiğim diğer topluluklar gibi ne hiyerarşi var ne de içi boş işler. Giriş o giriş, dopdolu 4 yılımı geçirdim AEGEE-Ankara’da.

2009-2010 döneminde AEGEE-Ankara’da başkanlık yapmaktasın. Başkanlığa kadar geçen sürede kat ettiğin yollardan ve başkan seçilme sürecinden biraz bahseder misin? AEGEE-Ankara’da bulunduğum ilk 2 yılda çeşitli proje gruplarından bulundum. Sonrasında ise Yürütme Kurulu’na saymanlık pozisyonuna adaylığımı koydum ve seçildim. Bir önceki yıl saymanlık yaptıktan sonra başkanlığa geldi sıra. 2 yıl üst üste yapmak kesinlikle çok zor geliyordu bana ama sorumluluk üzerimize düşünce AEGEE-Ankara’nın bana verdiklerini geri vermeliyim gibi hissettim. Kolay olmayacağını biliyordum ama bana yine çok şey katacağına da emindim.

Başkan olduğun dönemdeki Yürütme Kurulu’nda bulunan arkadaşların ve o dönem AEGEE-Ankara’da çalışma ve proje gruplarında bulunan üyelerle ilgili yaptığın gözlemler nelerdir?(üyelerin çalışkanlık STK bilinci, yaratıcılıkları, proje oluşturma vb. özellikleri üzerine) Bizim dönem yürütme kurulu 5 kızdan oluşuyordu ki bu da AEGEE-Ankara’da bir ilk. Birkaçımız önceki projelerden tanışıyorduk ama tanışmayanlar bile birlikte çalışmaya başlayınca uyum sağladılar ve güzel bir grup oluşturduk. Bizim yılımızdaki proje ve çalışma gruplarına gelince, bana göre eksiklik sadece etkinlik yapmaya, adının proje olmasına bakılıp tematik anlamda kendimizi geliştirememiz oldu. Bu AEGEE-Ankara’da benim son yıllarda gördüğüm bir şey çünkü artık insanlar sonuca bakmamaya bir an önce verim almayı istemeye başladı. Halbuki geçen süreç çok önemli, ki bu sürecin uzun olması gerekiyor sonucu iyi çıkarmak için. STK bilinci konusunda ise zaten AEGEE-Ankara’da yaptığımız etkinlikler, tanıtımlar, verdiğimiz iç eğitimler olsun, STK bilincinin oluşturulmasını ve buranın sadece yurtdışına çıkıp eğlenilecek bir yer olmadığı bol bol vurgulandı. Bu yüzden üyelerimiz gayet bilincindeydi AEGEE-Ankara’nın nasıl bir yer olduğunun.

AEGEE’de bulunduğun dönemde herhangi bir projede yer aldın mı? Varsa içeriğiyle ilgili bilgi verebilir misin? Ve projede görevin neydi? AEGEE’de bulunduğum sürede 2 yaz üniversitesinde bulundum. Birinde tematik sorumluluk diğerinde katımcı sorumluluğu ve sonrasında koordinatörlük yaptım. Onun dışında bulunduğum Festi-Erasmus adlı Türkiye’deki Erasmus öğrencilerini bir araya toplayan ilk festivalde ise saymanlık görevi yaptım. Bir sonraki yıl yaptığımız Network Meeting’de ise yine saymanlık görevini üstlendim.

2009-2010 döneminde UPÇG tarafından düzenlenen ‘Vizesiz Avrupa: Biri Beni Uyandırsın’ etkinliği hakkında biraz bizleri aydınlatabilir misin? Etkinlik fikri nasıl oluştu? Etkinliğin amacı neydi ve sonunda istenilen amaca ulaşılabildi mi? UPÇG bu yıl vize sorununa değindi ve Türkiye’deki vize durumunu kronolojik sırayla inceledi. Bu konu ile ilgili olan başka gruplarla kontak kurdu ve sonunda insanları bilinçlendirmek için bir konferans düzenlemeye karar verdi. ODTÜ’de düzenlenen bu konferansta, Türkiye-AB arası vize ilişkileri Avrupa Hukuku açısından incelendi, göç sorununa değinildi ve öğrencilerin sınırlararası hareketlilikte çektiği sıkıntılar konuşuldu. Katılım beklenildiği kadar fazla olmadı ancak yine de hepimiz bilmediğimiz birçok gerçeği öğrenmiş olduk. Grup bir sonraki yıl bu çalışmalarına devam etmek istiyor, zaten bu işlerde hemen sonuç alınmıyor, daha fazla çaba harcamak gerekiyor.

2009-2010 yıllarında İnsan Hakları Proje grubunun ikincisini gerçekleştirmeyi planladığı ‘Yaşayan Kütüphane’ projesi ile ilgili bizleri bilgilendirir misin? Proje hazırlıkları boyunca ne gibi sorunlar ortaya çıktı ve proje neden düzenlenemedi? Yaşayan Kütüphane Projesi bu yıl bir öncekinden daha kapsamlı daha çok kitapla ve daha fazla okuyucuya ulaşmak amacıyla yola koyuldu. Ancak geçen yılki gibi ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü problem çıkardı. Geçen yıl bu problemi bir şekilde çözmüştük, tanıtım yapıyoruz dedik, zaten boş olan alanda etkinliği gerçekleştirdik. Ancak bu yıl öyle olamayacağı belliydi, geçen yıl göze batmıştık. En başından beri bütün prosedürlere uyularak, UGT (Uluslararası Gençlik Topluluğu) ile konuşularak izin alınmaya çalışıldı ama yine izin verilmedi. Hem de gerekçe olarak ‘ODTÜ’de yeterli yer olmamasını, başka topluluklara haksızlık olacağı’ nı sundular. Çok uğraştık, rektör danışmanına çıktık, her türlü yolu denedik ama projenin içeriğinde sorun olmadığını, sadece şenlikte yapmamızın sorun olduğunu söylediler. Biz de böylece iptal ettik, hem de bütün hazırlıklar tamam iken. Bunun üzerine basın bildirileri hazırlandı ama sonuç olarak olan bize oldu, o kadar insan kaynağı, o kadar emek boşa gitti. Grubun kararı ile Ekim ayında başka bir üniversitede yapılmasına karar verildi ve Ankara Üniversitesi ile anlaşıldı. Tabi bizi çok demotive etti ODTÜ olmaması, kendi okulumuz nasıl böyle önemli bir projeye izin vermez diye. Umuyorum ki Ankara Üniversitesi’nde de amacımıza ulaşacağız.

92


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 93

Şu an ki başkanlığın dönemine baktığında aslında şunu gerçekleştirseydik aklımda kalmazdı veyahut şunu gerçekleştirmek isterdim ama olmadı dediğin bir “keşken” var mı? Biraz önce de söylediğim gibi bizim bu yılki eksiğimiz tematik anlamda yetersiz olmamız oldu. Geçen yıllarda da gördüğümüz eksiklik buydu, AAPG’den sonra yapılamadı içeriği zengin ve özgün bir proje. Sadece proje yapma isteği, sonucu görme isteği oluştu insanlarda, süreçten sıkılmaya başladı herkes. Bunu değiştiremedik biz, çalışma grubumuz dışında bu gerçekleşmedi. AEGEE-Ankara’da artık proje grubundan çok çalışma grubunun olması gerekiyor, 1 tane çalışma grubu çok azdı bence. Benim de keşkem daha fazla içerik konusunda tartışmaların olduğu, insanların yaptığı projenin amacının neden yaptığının daha fazla farkında olduğu bir AEGEE-Ankara’dır.

AEGEE-Ankara’da yaşadığın hangi an dönüm noktası oldu? Öğrendiğin en önemli şey deydi? AEGEE-Ankara benim hayatımda birçok değişikliğin gerçekleşmesini sağladı. Sosyal çevreden tutun da çevremde olup bitenin farkında olmama, sivil toplum bilincinin oluşmasına ve sorumluluk alma hissini kazanmama kadar. Dönüm noktam 2008-2009 yılı oldu çünkü o yıl YK olmaya ve bölüm değiştirmeye karar verdim hem de hiç aklımda olmadan. O yılın başında ODTÜ’de Company adlı müzikal topluluğuna girmeyi planlıyordum, AEGEE-Ankara’yı da bırakmayacaktım ama eskisi kadar aktif olmam diyordum. Ancak bağlandı mı kopamıyor insan. YK’lık dönemimde çok fazla şey öğrendim. En önemlisi kapasitemin farkına vardım. Belki de hayatımın dönüm noktalarından biri olan karara da bu yılda vardım: bölüm değiştirme kararına. Tekrar üniversite sınavına girip İktisat okumak istedim. Bunu bir önceki yıl-

larda da düşünüyordum ama çevre insanı öyle etkiliyor ki hep yapamam diye vazgeçmiştim. AEGEE-Ankara’da edindiğim sosyal çevre olsun, tecrübe edindiğim projeler olsun, hiçbir şeyin imkansız olmadığını ve isteyince her şeyin yapılabilir olduğunu gösterdi. Ayrıca daha sosyal bir bölüm okumayı istediğimi anladım. AEGEE-Ankara’da çok var fen bölümüyle gelip sosyal bölüme geçenlerin örneği. Benimki de bunlardan biri oldu ve Biyoloji’yi bırakıp İktisat’a geçtim. Benim kapasitemin farkında olup ona göre davranmam ve kendime güvenimi maksimum derecede kazanmam AEGEE-Ankara sayesinde gerçekleşti belki de.

AEGEE-Ankara’nın 15. yılı için kitapçık okuyucularımızla ve üyelerimizle paylaşmak istediğin bir şeyler var mı? Bu kitapçığın çıkması gerçekten kolay bir şey değildi ama atılan her adıma değdi. Tabi ki o kadar çok şeyi bir kitapçığa sığdırmak imkansız ama ben bunun AEGEE-Ankara için bir hazine olduğunu düşünüyorum. Okuyucularımızın ne kadar içi dolu bir kurumda bulunduklarını bu kitapçığa bakarak anlayabilirler ve kuruma gerektiği değeri gösterebilirler. AEGEE-Ankara sadece bir topluluk değil adeta hepimiz için bir hayat okulu. Bu okuldan mezun olanlar ise hayata herkesten bir adım önce başlıyor. Bunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamak lazım.

93


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 94

2009-2010 YILI YK’SINDAN 15. YIL KİTAPÇIĞININ DEĞERLENDİRMESİ Bu kitapçığın hazırlanma fikrinin niçin ve nasıl ortaya çıktığından bize bahseder misiniz? AEGEE-Ankara tarihi niteliğinde bir kitapçık yapma fikri uzun süreden beri vardı AEGEE-Ankara’da. Bizim bildiğimiz kadarıyla 10. Yıl döneminde böyle bir dergi çıkarılma girişimde bulunulup grup kurulmuş ancak ne yazık ki ilerleme kaydedilememiş. 07-08 döneminde az proje olması dolasıyla bu işe daha somut bir biçimde girişilmiş ama birkaç bilgi toplanılması ve plan yapılması dışında bir şey yapılmamış. Dolayısıyla, bir sonraki ‘özel’ yıl olan 15. yılda beklendi bu kitapçık. Genel Kurul’da konuşuldu, 15. yıl olması ile ilgili kitapçık veya herhangi bir kutlama yapılamsından bahsedildi. Biz de, 15. Yılın Yürütme Kurulu olarak, yılın başında programımıza baktık, Geçen yıla göre çok yoğun bir yıl olmaması, takvimin uygun olması ve bu yıl yapılmazsa yine bir 5 yıl daha beklenileceği gerçeğiyle, bu yıl yapmamız gerektiğine karar verdik. Genel olarak AEGEE-Ankara tarihini kapsayan bir kitapçığın yapılma fikri ise kaynakların sınırlı olmasından dolayı hep kişilere bağlı kalmamız, bu yüzden kurumun geçmişin konusunda üyelerin bilgisiz olması. Ofisimizde dosyalarımız var, websitesimizde kimi dokümanlar var ancak tabi ki de yeterli değil. Her projenin, etkinliğin, o yılın YK’larının ve onların neler yaşadığının bir arada bulunduğu bir dokümana ihtiyaç olduğu çok ortada. Bu yüzden AEGEEAnkara’nın hem içerde hem de dışarda tanınırlığını artıracak bir 15. Yıl Kitapçığı çıkarılma fikri ortaya atıldı.

Kitapçığın oluşma ve hazırlanma aşamasından bizlere bahseder misiniz? Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

grup, kalan zamanlarda mail yoluyla haberleşiyordu. Fakat gerek Oldie’lere ulaşmanın zorluğu, gerek ulaştıktan sonraki sürecin yavaşlığı, gerekse bazı gönüllü arkadaşlarımızın gerekli vakti ayıramayışı işleri oldukça zorlaştırdı. Kimi zaman aynı kişilere defalarca mail atmak veya aynı kişileri defalarca aramak zorunda kaldık. Yıllar önceki projeleri anlatmanın Oldie’ler için de ne kadar zor olduğunun farkındaydık, onlara da sabırları ve verdikleri değerli bilgiler için teşekkür ediyoruz. Ama bizim için en zoru, AEGEEAnkara’nın çoğu zaman başaramadığı okul bittikten sonraki yaz sürecinde çalışmalara devam etmekti. Her şeye rağmen 15.yıl kitapçığının hazırlanma sürecinin hepimize çok şey kattığını düşünüyoruz. Başta gönüllü takımdaki yeni üyeler olmak üzere, hepimiz AEGEE-Ankara hakkında bilmediğimiz birçok şey öğrendik ve Oldie’lerle birebir tanışma fırsatı bulduk.

Bu kitapçığın sizin YK’lık döneminizde ortaya çıkması ile ilgili duygularınız nelerdir? Yıllar önce 10. yıl kitapçığı olarak orta çıkan bu fikrin şuan 15. yıl kitapçığı olarak bizim YK’lık yaptığım dönemde çıkarılması tabii ki sevindirici ve gurur verici. Ama bizim dönemimizde çıkmasından çok bizi mutlu eden AEGEE-Ankara’yı kuruluşundan bu güne kadar anlatan, projeleri proje üyelerinin anlatımıyla öğrenmemizi ve bu kuruma gönül vermiş insanları tanımamızı sağlayacak bir kitapçığa sahip olacak olmamızdır. AEGEE-Ankara’da yaşanan deneyimleri, AEGEE-Ankara’nın nasıl izler bıraktığını, insanların hayatlarında neleri değiştirdiğini, projeleri, bu kitapçıkta okuyacak olma fikri bizi gerçekten heyecanlandırıyor. Bu nedenle 15. yıl kitapçığının ortaya çıkarılması, hele ki bizim zamanımızda çıkarılması bizi mutlu ediyor.

Bu yıl AEGEE-Ankara’nın 15.yılı olması sebebiyle AEGEE-Ankara’nın 15 yılını içeren bir kitapçık oluşturma fikri bizden önce de vardı aslında. 10. ve 11. yıllarda da çıkarılmaya çalışılan, bu uğurda birçok çalışma ve toplantı yapılan, doküman toplanan, fakat şu an kesinlikle hak verebileceğimiz sebeplerden ötürü çıkamayan bu kitapçığı bizler artık gerçeğe dönüştürmekte kararlıydık. Açık çağrıyla oluşturduğumuz gönüllü takımla toplantılar yapmaya başladık ve görev dağılımı oluşturduk. Belli aralıklarla toplanan bu

94


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 95

Kitapçıkta eksik olduğunu düşündüğünüz kısım var mı? (Keşke şunu da yapabilseydik dediğiniz?) Varsa bunlar nelerdir?

öğrenebilecek. Hatta düzeltmeleri yaparken eski yılları okuyunca kazandırdıklarını şimdiden görebiliyoruz. Bu kitapçık bundan sonra gelecek YK’lar ve üyeler için iyi bir yol gösterici olacak.

Evet var. Öncelikle kitapçık tam olarak kafamızda canlandırdığımız, olmasını istediğimiz gibi olmadı. Biz her yılın röportajlarını, projelerini, fotoğraflarını eksiksiz olarak koymayı planlıyorduk. Her yılla ilgili detaylı bilgiler bulunsun istiyorduk. Fakat bazen insanlara ulaşmakta zorluk çektik, bazen projelerle ilgili detaylı bilgi bulmakta zorlandık. Farklı sebeplerden dolayı dergide bazı yıllarda eksiklikler oldu. Bunun yanında kitapçığı kurum içi ve kurum dışı olmak üzere iki şekilde hazırlamayı ve ona göre dağıtmayı planlamıştık. Fakat hem maddi yetersizlik hem de zaman ve iş gücü eksikliğinden dolayı bu durum gerçekleşemedi. Ayrıca en büyük eksiklik, daha doğrusu hazırlık süresinde ortaya çıkmış fakat kitapçıkta eksikliklere yol açmış bir sorun, kitapçık için çalışmaya başlayan insanların sonradan çalışmayı bırakmasıydı. Her projede, her çalışmada mutlaka böyle sorunlar olur aslında. İnsanların olduğu yerde bu tür sorunlardan kaçamıyoruz. Bu durum kitapçığın hazırlık sürecinde de ortaya çıktı. Yarıda bırakılan işler başka kişilere aktarıldı ve bazı kişiler yapmaları gerekenden daha fazla iş yapmak zorunda kaldı, bu da strese ve gerginliğe neden oldu bazen. Veya bitmemiş işler son ana kaldı ve aceleye getirildi, bu da işlerin düzensiz ve eksik olmasına neden oldu. Bu sorun ister istemez kitapçığın bazı kısımlarının istediğimiz gibi olmamasına yol açtı. Ama dediğimiz gibi bu durum her zaman karşılaşabileceğimiz bir durum. Bizce önemli olan mümkün olduğunca sorunun üstesinden gelebilmek ve telafi edebilecek yollar bulmak. Herkesin bunu elinde geldiğince yaptığını düşünüyoruz.

Bir taraftan eski üyeler bakımından, yaptıkları çalışmaları yazılı bir biçimde görmek harika bir şey. Röportajları yaparken Oldie’lerimizin ne kadar heyacanlı olduklarını görebiliyoruz, birçoğu bizden bile heyecanlı bu kitapçık için. AEGEE-Ankara’ya verdikleri emeklerin bir bakıma karşılığı bize göre bu, onlara ve yaptıklarına gerçekten ne kadar değer verdiğimizi gösterecek. Kişiye bağımlılığı azaltacak bu kitapçık. AEGEE-Ankara’dan en çok sıkıntısını çektiğimiz şeylerden bir tanesi bu. Kaynak eksikliği olduğu için devamlı kontak bulmaya çalışıyoruz, birilerinden bilgiler bekliyoruz. Bu kitapçık sayesinde, bir proje hakkında bilgi edinmek için kitapçığı okumak yetecek. Ayrıca, kişilere ulaşmayı kolaylaştıracak. Hangi yılda hangi YK’ların olduğu bu kitapçıkta yer alıyor. Herhangi bir soru veya sorun olduğunda, internetten kolayca ulaşılabilecek o kişiye. Son olarak, bu kitapçık AEGEE-Ankara’nın dışarıda da tanınırlığını artıracak. Birçok yere dağıtımı yapılacak ve bu sayede bizim önceden kontakta olduğumuz kuruluşlar bizim hakkımızda daha fazla bilgi edinebilecekler. Bunların yanı sıra kitapçığın üye potansiyelini de artıracağını düşünüyoruz. Sözlü anlatımdansa, yazılı olarak bütün bilgilerin bir yerde toplanması halinde, ne kadar sağlam işler yapmış ve iz bırakan bir sivil toplum kuruluşu olduğumuz daha somut bir biçimde görülecek.

Bu kitapçığın AEGEE-Ankara’ya neler kazandıracağını düşünüyorsunuz? Gerçekten çok şey kazandıracak, kazandırmaya başladı bile. Öncelikle AEGEE-Ankara üyelerine kazandıracaklarından başlayalım. Yıllar sonra bir üye gelip, daha önce hangi projelerin yapıldığını görebilecek, yapılırken hangi zorluklarla yapıldığını anlayacak. İlk kurulduğu yıllarda bu yana nasıl bir gelişim göstermiş bunu

95


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 96

AEGEE-Europe'da Comité Directeur (CD)'da Görev Almış Kişiler

Egemen Metin Turan 1997-1998 IT Responsible Refet SABAN 1998-1999 1. dönem: Network Director 2. dönem: European Projects Director Hakan Gumus 2001-2002 Network Director Dijan Albayrak 2001-2002 1. dönem: External Relations Director 2. dönem: European Institutions’ Director Emrah KURT 2002-2003 European Institutions’ Director Burcu Becermen 2004-2005 European Institutions’ Director 2005-2006 President Cem Gündoğan 2007-2008 Public Relations Director Evren Erdener 2008-2009 Secretary General

96


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 97

AEGEE-Ankara Size Ne İfade Ediyor? Hayatımda yer eden birçok önemli dostumu sayesinde edindiğim, o zamana kadar duymadığım pek çok şeyi duyduğum ve derinlemesine tartışma imkanı bulduğum, hiç açılmayacak zannettiğim kapıları açmama vesile olan, çok ama çok eğlendiğim, üzüldüğüm, sinirlendiğim, kendimden çok şey verdiğim ve bir o kadarını da aldığım bir yerdir, bir evdir AEGEE-Ankara... Ne eksik ne fazla... Dünyayı kurtarmadık, büyük çözümler üretmedik, ama konuştuğumuz kadar da iş yapmaya çalıştık. Karşımızdakine ve fikirlerine saygı duymayı öğrendik, öğrenmeyi öğrenmeye çalıştık. Aldığımızdan fazlasını vermeyi erdem bildik. Özetle, her şeyin ilk basamağı oldu işte... AEGEE-Ankara'yı bundan fazla ne abarttık ne de enseyi kararttık… ARİF CEM GÜNDOĞAN

AEGEE-Ankara’ya üniversiteye girdiğim yıl üye olmuştum ve iyi ki de ilk senemde tanışmışım, çünkü AEGEEAnkara’nın insana katacağı o kadar çok şey var ki 1 yıl bile çok şey ifade ediyor. Bu 4 sene boyunca AEGEE’nin bana her anlamda katlısı oldu; daha aktif bir vatandaş oldum, her görüşü dinlemeyi ve anlamayı öğrendim, değişik kültürler tanıdım ve Avrupa’nın her ülkesinden arkadaşım oldu. Son olarak hayıtımın en önemli dönemi olan Erasmus değişim programının Türkiye’ye getirilmesinde öncü rol oynadığı için AEGEE-Ankara’ya minettarım. Beni ben yapan birçok şeyde AEGEE –Ankara’nın etkisi vardır. TEŞEKKÜRLER AEGEE! BURAK KÖŞKER

AEGEE-Ankara, hayatı yeni bir gözle görmek… SEREN GÜNEŞ

Ertelenmemesi gereken hayaller demek… ÖZHAN DEĞİRMENCİOĞLU

AEGEE-Ankara benim için hayat anlayışı değişikliği demek... Birçok güzel anı, birçok fikir, takım çalışması, hayallerin gerçekleşmesi, Avrupa gezileri, birçok tutku dolu insan, arkadaşlıkların kurulması, heyecanların paylaşılması... Bugün sahip olduğum perspektifi AEGEEAnkara'ya borçluyum. AYÇA ALAYLI

97


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 98

AEGEE-Ankara 2.sınıfta arkadaşımın ısrarıyla girdiğim bir daha da çıkmak istemediğim yer. Her ne kadar sürekli bir koşuşturmaca, bir heyecan olsa da orda hiç yorulmuyorum. Sizi seviyorum AEGEE-Ankara insanları!... YAKUP PEKER

Hayatı… Her şeyiyle benim için hayatın ta kendisini ifade ediyor AEGEE-Ankara. Hayat hakkında bildiklerimi sorgulatan, değiştiren, yenilerini öğreten yer. Ezber bozduran. Bunca sene sonra (10 sene) hala da öğretmeye devam ediyor. EMRAH ATEŞ

AEGEE Ankara; iyi bir dost. Hani dağılıp dört bir yana, hiçbir yana gitmeyenlerden. ODTÜ kar içindeyken en sıcak çayın, kahvenin olduğu, her yer kavrulurken yaz okulunda en serin köşe AEGEE - Ankara. Deneyim, aktivizm, taraf olmak biraz, savunmak, gönül vermek, gönüllü olmak, gönlü kaptırmak. AEGEE - Ankara insanin hayatına, ömrüne yıllar, yollar açan rengarenk uçan balonlar. Her üyenin kendi rengine boyadığı, vakti gelince bırakıp uçtuğu ve güneş gibi, bulut gibi hep hayatımızda asılı kalan bir bulut… CEREN GERGEROĞLU

AEGEE-Ankara benim için ODTÜ'de sürekli zamanımı geçirdiğim, sivil toplum adına bir şeyler yaptığım, arkadaşlarımla birlikte olduğum, toplantılarla ve projelerle kendimi geliştirdiğim, yeni şeyler öğrendiğim, gezerek ve uluslararası etkinliklere katılarak birçok arkadaş edindiğim ikinci evim. GÖKSEL YAŞAR

98


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 99

AEGEE’yi birkaç kelime ile anlatmak o kadar zor ki. Başka kültürlere, yeni insanlara, köklü dostluklara açılan bir kapıdır AEGEE. Kapının anahtarı ise özveri, anlayış ve hoşgörü.

Genç sivil toplum gönüllüsü olarak benim için AEGEE-Ankara; düşüncelerimi özgürce paylaşılabildiğim, kendimi yenileyebildiğim ve geliştirebildiğim bütün bunları yaparken ideallerimi gerçekleştirebildiğim bir sivil toplum örgütü. Bir şeyleri değiştirebileceğine inanan birçok gencin enerjisinden oluşan dinamik bir yapıya sahip olan AEGEE-Ankara, bu özelliğinden dolayı sadece bir sivil toplum örgütü değil aynı zamanda gençlerin düşüncelerini gerçeğe dönüştürmeleri için çalışabileceği önemli bir ortam. Şimdiye kadar Türk - Yunan Sivil Diyaloğu da dahil olmak üzere birçok değişim yaratan proje gerçekleştirmiş önemli bir birikime sahip olan AEGEE-Ankara, bu birikimler ışığında önemli projelere imza atabilecek kapasiteye ve profesyonelliğe sahip olan önemli bir gençlik sivil toplum örgütüdür benim gözümde.

İDİL GÖKSEL

SERKAN KUMYOL

AEGEE, dünyada bir şeyleri değiştirebileceğimi öğrendiğim, isteyince nelerin ortaya çıkabileceğini gördüğüm yer, benim için dönüm noktası. NESLİHAN ERYAMAN

Kendisi için, çevresi için, daha iyi bir dünya için düşünmenin ve harekete geçmenin ve hak aramanın gerekliliğini fark ettiren; bu uğurda birlikte mücadele etmek üzere dostlar kazandıran ve bu dostlarla birlikte çatısı altına sığınmanın keyif verdiği bir evdir. CEM EKİCİ

Neler neler… ÖZGÜR ÖZDAMAR

99


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:05 AM Page 100

AEGEE-Ankara'yı bir de projelerine katılmış katılımcılardan dinleyelim... Benni Battke As a longterm AEGEE member and Participant of the Europionia Summer University 2009 I can say: Clearly the most beautifull local in the network. Full of motivated and passionate AEGEE-people, with good parties and good spirit. Doing everything to make their participants feel comfortable. Despite prejudices and what Ankara-people told me, I found it very well organized (in germany its not much different). All the time someone was there - to talk, - to solve problems, - to translate turkish, if it was a stolen wallet or a sleeping place after the event [thx eylem ;)]. The only problem, I heard, is they have too many girls... I don’t think so. I love AEGEE-Ankara and I will be back soon and I Gökçe Şimşek expect to have even more fun with you guys ;) thanks for everything - you clearly changed my Aslında tamamen tesadüftü benim view on turkey. AEGEE-Ankara ailesi ile tanışmam. Belki (positively;) de hayatımdaki en güzel tesadüf bile diyebilirim. Ne olduğunu çok da bilmePS: Also the guys of AEGEE Ankara are nice and den katılmıştım Avrupa’yı Anla(t)mak very handsome. Projesi’ne (AAPG). Bilmeden başıma açtığım en güzel belaydı AAPG ve AEGEE-Ankara:) Çünkü sonraları daha iyi anlayacağım bir yere dönüşmüştü bende kamp günleri. Öğrenirken eğleniyorduk gerçekten, her şey olması gerektiği gibi dostane ve samimiydi. AAPG bir eğitim sürecinden çok, şimdi hala görüştüğüm pek çok dostla tanışma yeriymiş benim için, bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Durup baktığımda kendimi daha duyarlı hissediyorsam çevremde olan biten her şeye, sanırım AEGEE-Ankara'dır bunun mimarı. Başıma gelen bu güzel belaya sonsuz teşekkürler:)

100


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:06 AM Page 101

Paulina Owczarek Seni seviyorum AEGEE-Ankara! Summer I spent with you in 2008 being participant of SU "Back the peace at the sunrise" was really amazing! I'd say "Cok guzel"! You showed the beauty of Turkey, lovely beaches, great parties and ture AEGEE-style! What's more we've made together wonderful thing I will never forget- play Romeo and Juliet! Still every time when I recall those memories I have tears in my eyes :) People from AEGEE-Ankara you present 100 % of enthusiasm and real AEGEE-spirit! Tesekkurler! :) Yours, Paulina

Varujean Geghamyan I participated in "Two sides of a Mountain" project, which has been organized by AEGEE-Ankar. This project was really good one, because it gives me moments of pleasure, leisure, work indeed. I met a lot of good guys, who are from different parts of Turkey. We are good friends now and I hope we managed to do some good work. Also it was great opportunity to meet with armenian villagers in Hatay and get familiar with their thoughts and worldview. Thanks for all and hope to have such kind of projects in future, which are really useful and effective:) “Bir dagin iki yuzu" projenin butun organizatorlara, istirakcilara tesekkur ederim, her sey cok guzeldir. Ozellikle en guzel sey simdi cok iyi arkadaslarim oldugunudur. Hatay'da da cok guzel zaman gectik hepimiz beraber. Kisaca cok tesekkurel, Umarim, ki goursuruz :)

101


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:06 AM Page 102

Bas覺nda AEGEE-Ankara

102


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:06 AM Page 103

103


AEGEE Hepisi Birden_AEGEE Hepisi birden 11/2/10 1:06 AM Page 104

104



15. yıl kitapçığı