Issuu on Google+

Ömer Şişmanoğlu’ndan İlk Gol

Şahika Ercümen’den İlk Dalış

Servet Tazegül’den İlk Karşılaşma

Sporcular, Spora Başladıkları İlk Anları Anlatıyor

Sayfa 8-9

www.acabagazetesi.com

HAFTALIK SÜRELİ ÜCRETSİZ E-GAZETE

27 Nisan 2014 Pazar Sayı: 25

Arda Türkmen’in Tarifleriyle; Öğrenci Evinde Sosyete Usulü Yemek Nasıl Yapılır? Sayfa 6

Türkiye’de Magazin Gazeteciliği Nereden Nereye? Az Sonra!

Bir iş r e v ş ı l E-A n ı n ı n a Çalış ı r a fl a İtir

Sayfa 2

Change.org Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü Özesmi:

E-ticaret hizmeti veren platformların sayısı her geçen gün artıyor. Buna bağlı olarak, satılan ürünlerin defolu çıkma oranları da yükseliyor. Her yüz üründen 20’sinin iade edilmesinin nedenlerini, defolu ürünlerin neden satıldığını ve tüketicilere ne gibi roller düştüğünü tekstil teknolojisi ve tüketici hakları uzmanlarıyla konuştuk. E-alışveriş çalışanından ise kurum içindeki işleyişi dinledik. Sayfa 5

“Türkiye'de Eylemlilik Son Derece Yüksek” Sayfa 3

Siyasetin Uygulaması mı Yanlış? Tanımı mı? Sayfa 4

Bir Köşede İdealler, Diğer Köşede Kocalar Sayfa 7


2

www.acabagazetesi.com

Artık De v i r Değişt i E Ta bi i M ag a z i n de Değişt i “Az sonra”lar ve “Flaş Flaş Flaş”lar ile bizi meraklandıran, çoğumuzun eleştirdiği fakat izlemekten ve okumaktan kendimizi alıkoyamadığımız magazin haberleri uzun yıllardır hayatımızın içinde yer alıyor. Tabii her alanda olduğu gibi magazinde de geçmişten bugüne değişimler yaşandı. Magazine dair her şeyi işin uzmanlarından dinledik.

Kim kiminle yakalanmış, kim kiminle polemiğe girmiş, kim kiminle nerede yemek yemiş… Ünlülerin hayatlarına dair bilinmeyenleri bizlere aktaran magazin haberciliği, yarım asırdır hayatlarımıza eşlik ediyor. Dolayısıyla geçmişteki magazin haberleriyle bugünün haberleri arasında da farklılıklar söz konusu.

“Muhafazakarlıktan Magazin de Payını Aldı” Bugün gazetesi magazin muhabiri Okan Işık, ülkemizdeki muhafazakar hayata geçişten magazinin de payını aldığını söyleyerek, “Eskiden magazinde özel hayat ön plandaydı. Şimdi o sert magazin yumuşadı. Kadın cinselliği üzerinden hazırlanan sayfalar, içi haber dolu sayfalara dönüştü. Bu da magazindeki en güzel gelişmedir” dedi.

ermiyor!” a Dur Durak V

“Gece Hayatın

Magazin haberciliğinde çok sık tartışılan özel hayatın gizliliği konusuna da değinen Okan Işık, “Özel yaşam sınırının nerede başlayıp nerede bittiği ülkemizde hala çözülmüş değildir. Ünlü olmanın getirdiği yükümlülükler vardır. İnsanların görebileceği yerde yaptıklarının fotoğraflanacağını öngörebilmeliler. Bu bir yerde ünlü olmanın da bedelidir. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise aile hayatının mahremiyetidir” ifadelerini kullandı. Magazini sevmediğini söyleyen kişilerin de magazini takip ettiğini belirten Işık, ünlüler üzerinden gerçek hayatı yansıttıklarını ifade ederek şöyle devam etti; “Magazincilerin, gazetedeki diğer servislere göre daha renkli bir iş yaşamı sürdüğüne inanılsa da magazin çalışanları, birçok zorlukla karşılaşıyor. Gece mesaisi yapan arkadaşlarımız daha çok içkili mekanlarda çalıştığı için saldırıya maruz kalabiliyor. Yaaptığın iyi bir haberde hiç kimse teşekkür etmek için aramazken, kötü bir haberde telefonun susmaz oluyor.”

“Şimdiki Magazin Haberleri Yalan Kokuyor” Magazin Gazetecileri Derneği Başkanı Sinan Tosun ise geçmişteki haberlerin daha doğru ve gerçek olduğunu belirterek, “Şimdiki haberler iş ve sanat camiasında yaşanan ilişkiler gibi genelde yalan kokuyor. Biz dernek olarak arkadaşlarımızın kesinlikle insanların özel hayatlarına çok fazla girmesini ve yalan haberlerle gündeme gelmesini istemiyoruz” açıklamasında bulundu. Özel hayatın sınırlarının olması gerektiğine dikkati çeken Tosun, “Dışarıda görülen bir sanatçının, siyasetçinin veya sporcunun magazini ilgilendiren boyutuyla takip edilmesi ve haber yapılması normaldir. Biz, insanların evinin içine kadar takip edilmesini asla kabullenemeyiz. Çalışan bütün üyelerimize sürekli bu konuda uyarılarda bulunuyoruz ve kendilerini de takip ederek zor duruma düşürdükleri insanların yerine koymalarını bekliyoruz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Sıcak Yaz Günlerin i Teknesinde Geçirirken Yakalandı! ”

Akademik Yorum

, kitlelerin medümü öğretim üyesi Dr. Enes Bal böl ilik etec Gaz si site ver Üni Selçuk un sonucunda da ndirme misyonu yüklediğini, bun yaya hoşça vakit geçirme ve eğle vazgeçilmez ilkesik, “Eğlenceli olmak medyanın magazinin doğduğunu hatırlatara k, sıkıntılarını haönemli anahtarı halkı eğlendirme dir. Çünkü çok seyredilmenin en bunun aynı zamanda a çok bağımlı kılmaktır. Fakat dah rine dile ken arı onl k tere fifle ardı etmemek gerek. en bir ilişki biçimi olduğunu göz iktidar tarafından da tercih edil ir ve toplumsal yadüşünmeye fırsat bulabilmekted Çünkü eğlenen bireylerin pek azı diye konuştu. a olmadan yeniden üretmektedir” şamdaki egemen söylemi farkınd a savurması ve eri gündelik sıkıntıların uzağın bizl inin lliğ öze mli öne en inin Magaz ları kaydetti; “İnolduğuna işaret eden Dr. Bal, şun oyalanmamıza olanak sağlaması çalışan bir gazeteriyle, mikrofonlarıyla dalmaya sanların mahremlerine objektifle ü olması, kitleler tte sorunludur. Kişinin çok ünl cilik, medya etiği anlamında elbe usal bir alana döası, hayatının her alanının kam olm r rıyo ndı uya ak mer an fınd tara saygı, mauda olduğu gibi insan haklarına kon Her z. ma ştır rula meş sini nüştürülme olmazları arasında yer almalıdır.” gazin haberciliğinin de olmazsa


3

www.acabagazetesi.com

Change.org Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü Özesmi:

“Değişim İçin Yola Çıkmak ve Mücadele Etmek Şart”

Dünya’nın en büyük imza kampanyası platformu Change.org’ta, rahatsız olduğunuz her şeye bir imzanız ile “Dur!” demek mümkün. Bunun için yalnızca bir kampanya başlatmalı ve kampanyanıza destek verecek insanlardan birer imza toplamalısınız. 65 milyondan fazla kullanıcısı olan platformun Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü Dr. Uygar Özesmi, Change.org’a dair merak edilenleri bizler için yanıtladı.

Change.org'un ne olduğunu, ne işe yaradığını bizler için kısaca açıklayabilir misiniz? Change.org’un amacı herkesin, nerede olursa olsun çevresinde görmek istediği değişimi gerçekleştirmesi için olanak sağlamak. Bütün sosyal ağlarla bağlantılı olarak güçlü bir şekilde insan toplama şansınız var. Etkileşim ilk imza ile başlıyor. Kampanyayı başlatırken seçtiğiniz muhatapların mail adreslerini sisteme giriyorsunuz ve imzalar atıldıkça, kampanyanın dilekçe mektubu mail olarak anında muhataplara iletiliyor. Muhatabın hangi aşamada ikna olacağını düşünüyorsanız, ona göre gerekli imza sayısına karar veriyorsunuz. Bu 100 imza da olabilir 10 bin de. Bir mahallede bin kişi yaşıyorsa ve siz oradan 500 imza alabiliyorsanız muhtarınızı ikna etmek için yeterli olabilir. Diğer yandan 100 bin imza toplasanız da etkileyemeyeceğiniz merciler olabilir. Peki, diyelim ki imzalar toplandı ama karşı taraf talebimizi yerine getirmedi. O zaman ne oluyor? Bu durumda imzaları siteden indirip çıktısını alabilirsiniz. İmzaları teslim etmeye giderken, imzacılarınıza mesaj atarak onları da imza teslimine davet edebilir, ilgileneceğini düşündüğünüz basın kuruluşlarına ve haber ajanslarına davet göndererek imza teslimine katılmalarını isteyebilirsiniz. İmza tesliminden sonra ise takip sürecinde görev yine kampanya sahibinde. Muhatapla iletişim kurmaya devam etmek, imzalayanlara süreçle ilgili bilgi verip sosyal medyada kampanyayı paylaşım günleri düzenlemek gibi destek eylemler yapılabilir. Böylece süreci sıcak tutmak ve muhatabı harekete geçmeye ikna etmek mümkün oluyor. Yürütülen kampanyalarda da görüyoruz ki çok sayıda kişi veya kurum aslında eylemlilik üzerine önemli adımlar atıyor. Peki, Türkiye'de eylemlilik ne durumda? Dünya genelinde 65 milyondan fazla kullanıcımız var. Kullanıcı sayısı açısından ilk üç ülke ABD, İspanya ve İngiltere. Türkiye, 2,5 milyon kullanıcı sayısıyla 10. sırada. Dolayısıyla Türkiye'de eylemlilik son derece yüksek. Her ay değişik kampanyalara yaklaşık 900 bin imza atılıyor. Her gün 5'ten fazla imza alan 20 kampanya başlatılıyor. İnsanlar değişim için harekete geçiyor. Change.org sayesinde insanlar çevrimiçi örgütlenerek sorunlarına sahip çıkıyor ve ses getiriyor. Dünya genelinde ve Türkiye bazında en çok ne tür kampanyalar başlatılıyor? Her konuda kampanya var. Kadın, LGBTİ, insan ve hayvan hakları, çevre talanı, kentleşme, ekono-

mik adalet, ceza adaleti… Örneğin şu anda Türkiye'deki en büyük kampanya, 530 binden fazla imza alan “Adalete Fener Yak” kampanyası. İkincisi ise, 243 bin imza ile hayvanlara yapılan işkencenin kabahatler kanunundan çıkartılarak ceza hukukuna dahil edilmesini isteyen bir kampanya. Devlet kurumlarına yönelik başlatılıp başarıya ulaşan kampanyaların sayısı azımsanamayacak kadar fazla. ÇED raporlarının iptalinden HES projelerinin durdurulmasına, ilaçların SGK kapsamına alınmasından toplu taşımada bisikletlerin kullanılmasına kadar pek çok konu var. Bir imza kampanyasının başarıya ulaşma süreci ne kadardır? Ayrıca başarıyı hangi unsurlar tetikler? Başarıya ulaşma süresi 3 gün, 3 ay ya da 3 yıl olabilir. Öncelikle talebin gerçekçi, haklı ve açık olması gerek. İnsanların destek vermek isteyeceği bir talep olması da önemli. Ardından bu talebi kimden isteyeceğiniz geliyor. Her şeyi cumhurbaşkanından ya da başbakandan isteyemeyiz. Bir konunun muhatabı bir marka, şirket, belediye, bakanlık ya da bunların hepsi birden olabilir. Muhataplarınız hazırsa kampanyanız da hazır demektir. Sonrası kampanyacının azmine kalıyor. Kampanyayı sosyal medya aracılığı ile paylaşmak, konuyla ilgilenebilecek basın mensuplarına ulaşıp kampanyanın medyada yer almasını sağlamak, imzacılarla ortak etkinlikler düzenleyerek muhataba konuyu ısrarla iletmek gibi yöntemlerle kampanya başarıya ulaşabilir. Türkiye'deki başarılı kampanyalara örnekler verebilir misiniz? 46 bin kişinin imzasıyla başarıya ulaşan ve Maslak 1453 inşaat projesine karşı başlatılan kampanya iyi bir örnek. Kampanya sonunda Fatih Ormanları’nın, inşaat projesi dahilinde özel olarak kullanılması engellendi. Orman Bakanlığı’nın da devreye girmesiyle Fatih Ormanları kamuya ait kalmaya devam etti. Tabii büyük başarı çok imza demek değil aslında. Bunun en güzel örneği; Sağlık Bakanlığı’na yönelik başlatılan bir imza kampanyası. MS hastalarının hayatta kalması için şart olan Plazmaferez tedavisinin SGK kapsamına alınmasını isteyen kampanyayı bin 233 kişi imzaladı. Sağlık Bakanlığı hızlıca harekete geçip tedaviyi SGK kapsamına aldı ve bu kampanya Türkiye’de yaşayan 40 bin MS hastasının hayatını doğrudan etkiledi. Burada hepsini saymak mümkün değil ancak her hafta en az 2 kampanya başarıya ulaşıyor. Biz bu başarıları paylaştıkça insanların da değişime dair inançları güçleniyor. Değişim için ilk iş yola çıkmak sonra da hiç bıkmadan, usanmadan mücadele etmek.


4

www.acabagazetesi.com

Ders: Siyaset Bilgisi Konu: Siyaset Nedir? Ülkemizde, siyasetin doğru bir biçimde yapılmadığı ve siyasilerin kendi menfaatlerine göre siyaseti şekillendirdiği çok sık tartışılıyor. Peki, siyaset nedir? Doğru siyaset nasıl yapılır? Bu sorulardan yola çıktık ve siyasetin ne olduğuna, nasıl yapılması gerektiğine yanıt aradık. Siyaset, bir toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını anlamlandırmak için incelenmesi gereken alanlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Siyasetin yapılış biçimi ise o toplum hakkında olumlu veya olumsuz düşüncelerin şekillenmesinde rol oynuyor. Tabii bunun için öncelikle siyasetin ne olduğunu ve nasıl yapılması gerektiğini bilmek şart.

“Ülkemizdeki Çıkar Çatışması Çok Acımasız” Akdeniz Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Öztekin siyaseti, birey ve örgütlerin demokratik ortamlarda haklarını arama mücadelesi olarak tanımlıyor. Siyasetin yol, yöntem ve metotlardan ibaret olduğunu dile getiren Prof. Dr. Öztekin, “Devlet ile toplumu yönetme gücünü ve yetkisini kullanan siyasi iktidar, iktidardaki siyasi partiye haklarını aktarınca siyaset yapılmış olur. Ancak Türkiye’de bunun doğru bir şekilde yapılıp yapılmadığı tartışılır. Ben, Türk siyasi hayatından değil, olması gerekenden bahsediyorum” diyor. Amerika ve Avrupa’da siyasetin tanımına uygun bir şekilde işlediğini belirten Prof. Dr. Öztekin, bu durumu ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle ilişkilendirerek şöyle devam ediyor; “Bizim gibi demokrasisi gelişmemiş toplumlarda ne yazık ki siyasetin işleyiş biçimi pek iç açıcı değil. Ülkemizdeki çıkar çatışması, çok daha acımasız. Günümüzde, genel ve yerel seçimlerin internet ortamında yapıldığı

gelişmiş toplumlar mevcut. Çünkü sistem oturmuş ve herkes birbirine güveniyor. Ama bizim gibi geri kalmış toplumlarda bu çok zor. En son 30 Mart’ta yaşadığımız dalgalanmalar da buna bir örnek.”

“Toplumsal Talepler Siyasete Yansımalı” İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hikmet Kırık da ihtiyaçların sınırsız, kaynakların kıt olduğu, herkesin isteklerinin karşılanamadığı bir toplumda, istekleri karşılanan kesimi siyasetin belirlediğini dile getiriyor. Bu durumun güç ve iktidar kavramlarını çağrıştırdığını da sözlerine ekleyen Kırık, “Zaten siyaset güçtür. Önemli olan gücün niteliği, sınırlarının nasıl çizildiği ve ne tür kurumsal yapılarda kendisini var ettiğidir” ifadelerini kullanıyor. Demokratik siyasetin iyi işlemesinin, adil bir toplumsal dağılım süreçlerini yönetmekle bağlantılı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Kırık, “Tüm kesimlerin toplumsal talepleri siyasete yansımalı. Eğer yansımıyorsa, orada yanlış işleyen bir siyaset var demektir” açıklamasında bulunuyor ve demokratik siyasetlerde temel ölçütün, halkın teveccühü olduğunu vurguluyor.

olarak a toplum d a r a ir B in ileri memiz iç il b n a y a ş ya , girişile fikirlerin ır. n le ü r ü s ıd in toplam eylemler

Bir takım mah aret ve hünerlerle, ço ğu kez dürüst veya ah laki olmayan şeki lde uygulamalarla karakterize edilen etkinlik lerdir.

“Siyasette Komplo Egemen Kılınmamalıdır” 22. Dönem Adana Milletvekili Tacidar Seyhan ise siyaseti, demokratik yollarla hukuku temel alarak, ortak yaşam alanı oluşturmak ve toplumun tüm kesimini toplumun iradesiyle teskin etmek olarak anlamlandırıyor. Ülkemizde 80 yıldır yaşanan demokraside Atatürk devrimlerinin kesintiye uğramış olmasının, demokrasi gelişiminin önünde büyük bir engel teşkil ettiğini belirten Seyhan, demokratik özgürlükler açısından günümüz siyasetinin tam bir çözümsüzlük içerisine girdiğini de sözlerine ekliyor. “Hukukun üstünlüğü, halkın tarafsız temsili, yönetimin değişikliği ve adalet ilkesi giderek zayıflamış; siyaset, iktidar hırsının esiri haline dönüşmüştür. Siyasi partilerin kendi tercihlerinde demokratik kanalları işletmemeleri lider endeksli bir siyaset anlayışını hakim kılmış; tartışılmayan, düşünce paylaşımı olmayan hatta yinelenemeyen siyaset olgusu, çağdaş siyaset anlayışından günümüz siyasetini uzaklaştırmıştır” eleştirisinde bulunan Seyhan, doğru bir siyasetin ancak şu yollarla işleyebileceğini de aktarıyor; “Siyasete gençler ve kadınlar daha fazla dahil edilmeli, etnisite ve mezhepsel yaklaşımcı anlayışlar siyasetten uzaklaştırılmalıdır. Eğer ülke çıkarları söz konusuyla, partiler arasında müşterek bir tavır ve anlayış kültürü geliştirilmeli, siyasette komplo egemen kılınmamalıdır.”

k ve ı iste l k r a mda f işiler Toplu ra sahip k gelen a la çıkar a meydan üşüm d n öl ı b s a ar a ve m ş ı t bir ça lesidir. de müca


5

www.acabagazetesi.com

İnternetten Aldım Hiç Sorun,

Eve Geldim Çok Sorun

İnternet teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte e-alışveriş uygulamaları pek çok ülkede yaygınlaşmaya başladı. Özellikle tekstil ürünleri satan mecralardan gelen ürünlerin sık sık defolu çıkması ise bir dizi sorunu da beraberinde getirdi. Hem tüketici hakları ve tekstil teknolojisi uzmanlarından görüşlerini aldık hem de bir e-ticaret firması çalışanından “itiraflarını” dinledik.

100 TL’den 20 TL’ye düşen kot pantolon, piyasadaki fiyatının çok altında satılan tişört ve daha yüzlercesi. E-alışveriş hizmeti veren internet adreslerinin çoğu, önemli markaların tekstil ürünlerini uygun fiyatlara tüketiciler ulaştırıyor. Alınan ürünlerin defolu çıkması ise son dönemlerde sıkça karşılaşılan bir durum.

“Defolu Ürünler Mağazada Satılamayacağı İçin İnternette” Pamukkale Üniversitesi Tekstil Teknolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sema Palamutçu, birinci kalite olmayan her ürünün “defolu ürünler” kategorisine sokulabileceğini ifade ederek, “Sadece delik olan ürünler defolu sayılmaz. İlk bakışta fark edilmeyen, dikişleri yarım santimetre içeride dikilmiş tişörtlerin, bir yıkamadan sonra dikişleri yana döner. Bunun dışında yine yıkamadan sonra etek boylarında meydana gelen uzamalar da o ürünün defolu olduğu anlamına gelir” açıklamasında bulundu. Markaların, bu gibi defolu ürünleri mağazalarında satamayacaklarını bildiği ve bu yüzden de internet üzerinden satış yapan mecralara gönderdiğinin altını çizen Doç. Dr. Palamutçu, e-alışveriş sitelerinin de bu tarz ürünleri yüzde 80'i bulan indirimlerle sattığını belirtti. E-alışveriş sitelerindeki ürünlerin, her zaman ekranda göründüğü gibi olmayabileceğine dikkati çeken Doç. Dr. Sema Palamutçu, “Çoğu firma, kilosunu 10 TL'den aldığı tişörtlerin tanesini 10 TL'den satabiliyor. Bazı ürünlerin de mağazada bekleye bekleye rengi solmuş, üzerinde toz birikmiş olabiliyor. Tabii bu ürünlerin satışını yapan e-alışveriş siteleri, iade riskini de göze alıyor ama ürünleri ucuz aldıkları için ‘Kim uğraşacak iadeyle?’ diye düşünen çok sayıda tüketici de bulunuyor” dedi.

E-Alışveriş Çalışanının İtirafları Çoğu kişi tarafından bilinen, ünlü bir e-alışveriş firmasında satış ve ürün sorumlusu olarak çalışan bir personele, iddialara

dair sorularımızı yönelttik. Kendisi bu tartışmaların gerçeği yansıttığını ifade etti ve kurum içindeki işleyişi anlattı. “Kurumda görevli marka temsilcileri, sitenin adını zedelemeyecek ama merdiven altı da olabilen markalar ile anlaşma yaparak butik açıyor. Genelde stok rezerv edilir ve satın alım yapılmaz. Tüketiciler bir ürünü satın aldığında, ilk olarak tedarikçiden depoya istenir. Yani çalışanların dahi görmediği ürünler satılabiliyor.

Stoktaki Defolu Ürünler E-Ticaret İle Satılıyor “Marka ve ürün seçiminde; çalışanların zevkleri, hitap ettiğimiz müşteri yaş aralığı, zevkleri, alım gücü, mevsim ve moda gibi çok sayıda kriter değerlendirilir. Ürünlerin defolu olmasının temel nedeni ise iki kurum arasındaki anlaşmalar. Yani tabii mağazada da defolu ürün olabiliyor ama burada biraz daha fazla. Stoktaki defolu ürünlerin satılması için mağaza yerine e-alışveriş platformları tercih ediliyor. Bu yüzden ürünler mağazada satıldığından çok daha ucuz.

Her 100 Üründen 20’si İade Ediliyor İade edilen ürünlerde de iki kurum arasında sorunlar çıkabiliyor. İade kargo ücretleri e-alışveriş firması tarafından karşılanıyor. Ama ürün tekrar satılabilecek durumda değilse, tedarikçi bu iadeyi kabul etmiyor. Firma da bu ürünleri zarar olarak gösterir. Satılan her 100 ürünün 20’si çeşitli nedenlerle iade edilebiliyor.”

Peki, Tüketiciler Ne Yapmalı? Tüketiciyi Destekleme Derneği Genel Başkanı Süleyman Bakal, tüketicilerin çeşitli yöntemlerle aldatıldığını açıklayarak şöyle devam ediyor; “E-alışveriş yöntemiyle alışveriş yapılmasını önermiyoruz. İnternet ortamında alınan ürünlerin genellikle kalitesi düşük çıkıyor. Tabii zaman ve maddi açıdan albenisi olan bir alışveriş yöntemi olduğu için de tüketicilerin dikkatini çekiyor.” Defosuz ürünü iade etmenin çok daha kolay olduğunu dile getiren Bakal, “Defolu çıkan ürünlerin iadesi aşamasında çeşitli zorluklar çıkabiliyor. ‘Defo, ürün müşterideyken mi oldu yoksa firmadan mı öyle gönderildi?’ sorusu kapsamında, tüketici bu durumu kanıtlayamadığı için zorluklar çekebiliyor. Bu noktada önerimiz, tüketicilerin kargo yetkilisinin yanında paketi açması” diye konuştu.


6

www.acabagazetesi.com

Arda Türkmen’in Tarifleriyle; Öğrenci EvindeSosyete Usulü Yemek Nasıl Yapılır?

Sosyal medyada mizahi paylaşımların yaygınlaşmasından kısa süre sonra, öğrenci evlerinde yapılan yemekler ve bu yemeklerin yapım aşamasında fotoğraflanan kareler, çok sayıda kişinin ilgisini çekti. Şef Arda Türkmen, öğrencilerin mutfak kültürünü değerlendirdi ve öğrenciler için pratik tarifler hazırladı. Kettle’da haşlanan makarnadan tost makinesinde pişirilen pizzaya, elektrikli sobanın üzerinde hazırlanan sıcak çikolatadan ütü tabanında kızartılan sucuğa kadar pek çok farklı yöntem, öğrenci mutfaklarının alternatif çözümlerinden sadece birkaçı.

Tava-Tencere Lezzetli Yemek İçin Yeterli Şef Arda Türkmen, bu mutfak kültürünün yıllar önce oluşmaya başladığını ve bugüne kadar ilginç öğrenci yemeklerine rastladığını söylüyor. Gördüğü her yeni buluşu hayret ederek karşıladığını ifade eden Türkmen, “Kettle, tost makinesi gibi ekipmanları kullanmak ve farklı yemekler yapmak şüphesiz ki dinç zihinlerin eseri. Ama yine de evde tava-tencere gibi basit mutfak ekipmanlarını bulundururlarsa daha lezzetli yemekler yapabilmeleri mümkün” diyor.

“Şimdiki Gençler Kettle’da Sosisi İleri Taşımış” Kendi öğrencilik döneminde de bu konsepte ayak uydurmak durumunda kaldığını belirten Arda Türkmen, şöyle devam ediyor: “Bizim zamanımızda kettle’da sosis haşlar onu yerdik. Şimdiki gençleri görüyorum da; bunu çok daha ileri taşımışlar.”

Öğrenci İşi Tarifler

eyaz ; Kırmızı-B ş a v a L ır ıt Ç k tüketilen

ve domanir, ekmek gıdalar pey n içerisiından lavaşı n ço rd e A . e ir rd il e ir vl iş e i da p rılabilir. Bu Bilindiği gib şeklinde sa z yağlı tava a m ş rü va ü d la k t e ad ir sunumla ranara testir. Bir bakta şık b küp küp doğ ta s ip te il a ir m iş o p d k ır olana de ne peynir ve da çıtır çıt va ta e d m dürü . tüketilebilir

Kaşarlı Patates Kızartması

sırasında da şık ve lezzetli atışTV önünde bazen maç bazense dizi keyfi için kızartılmış patatesin üzerine tırmalar yapabilmek mümkün. Bunun er eriyen kaşarın üzerine baharat biraz kaşar eritilmesi yeterli. Dileyenl lendirebilir. da ekleyip atıştırmalık lezzetini renk


7

www.acabagazetesi.com

Burcuoğlu:

“İdeallerimiz, Koca Bulmaktan Önce Geliyor” Kapağı ve ismiyle kısa sürede büyük ilgi gören “Kocan Kadar Konuş” kitabının yazarı Şebnem Burcuoğlu ile kitabına, iş hayatına ve gelecek planlarına dair konuştuk. Kitabının adıyla ters köşe bir içeriğe sahip olduğunu belirten Burcuoğlu, “İdeallerimiz, koca bulmaktan önce geliyor” dedi. Çok yönlü bir kişiliğiniz olduğunu biliyoruz. Dans, iletişim direktörlüğü, gazetecilik ve yazarlık... Hani bir söz vardır ya; “Nereden buluyorsun bu enerjiyi?” diye. Siz bu enerjiyi nereden buluyorsunuz?

bir evlilik yapmak. Yeter ki salim kafayla verilen, içinizden gelen bir karar olsun. İzmirli bir aileye mensup olan Efsun’un da kardeşleri ve aile büyükleri tarafından maruz kaldığı evlilik baskısını mizahi bir dille anlattım kitabımda.

Ben böyle besleniyorum diyebilirim. Yapmak istediklerimin peşinden koşarak… Sonucu olumlu da olsa olumsuz da olsa en azından denemiş olarak… Bir tek hayat var yaşadığımız. Bu hayatın her evresinin tadına varmak bence kendimize yapacağımız en büyük iyiliktir.

Şehir yaşamının ortaya çıkardığı ilginç konuları ele almayı seviyorsunuz. Bizim için bu konu hakkındaki görüşlerinizden bahseder misiniz? Bugüne kadar şehir yaşamıyla ilgili neler gözlemlediniz?

“Kocan Kadar Konuş” çok iyi bir çıkış yakaladı. Bize kitabın içeriğinden biraz bahsedebilir misiniz? İnsanlar neden bu kitabı okumalı? İnsanlar bu kitabı okuyunca içerisinde türlü soruların cevaplarını bulacaklar diyemem. Çünkü kendimiz için en optimum çözümü yine kendimize sunuyoruz. “Kocan Kadar Konuş”, aslında adıyla ters köşe bir kitap. İdeallerimizin, hayallerimizin bir koca bulmaktan önce geldiğini anlatmaya çalışıyor kitabımın kahramanı Efsun. Belki de idealiniz gerçekten iyi

Sonsuz bir koşturmaca içerisindeyiz. Hep bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz ve vaktimiz yok. Bırakın kendi işinizi halletmeyi, birini tanımak için bile vaktimiz yok. Bundan sonraki planlarınız neler? Aklınızda yapmayı çok istediğiniz ama bir türlü gerçekleştirmeye fırsat bulamadığınız bir şey var mı? Şimdi sıra “Kocan Kadar Konuş” filminde… Bu kitabı yazarken bir senaryo yazar gibiydim. Gündemimin bir numarasında bu var. Sonra… Bakalım hayat ne sürprizler çıkaracak karşıma?


www.acabagazetesi.com

O An Başladılar, Sonra Patladı Gitti “Her şeyin bir ilki vardır”, “Başlamak, bitirmenin yarısıdır” gibi sözler dillere pelesenk olmuş ve başlangıç evresinin hayatta ne derece önemli olduğuna dikkati çekmiştir. Sporcularla, başarıdan başarıya atladıkları dönemlerin çok öncelerine, kendi branşlarına başladıkları ilk anlarda yaşadıklarına ve hissettiklerine dair konuştuk.

Milli Boksör Adem Kılıçcı, İlk Nakavtını Anlatıyor “Boks hayatıma 14 yaşımdayken başladım. Oturduğumuz mahallede boksör bir abimiz vardı. ‘Gel seni de ringe çıkarayım’ deyince, bir heves gittim. Bir yıl sonra, 46 kiloda yarışıyorken Tokatlı bir boksör ile ringe çıktım. Amatör boksta pek nakavt olmazdı. Ama ilk nakavtımı o maçta yapmıştım. O kadar çok heyecanlandım ki sevinemedim. Ardından diğer müsabakalarda da nakavtlarım oldu. Tabii şimdilerde olduğu gibi hepsi ayrı bir heyecan benim için.”

Okçu Yeşim Bostan, İlk 12’den Vuruşunu Anlatıyor “Yaklaşık 2 buçuk yıl önce tesadüfi olarak okçuluk sporu ile tanıştım. Arkadaşımı antrenmana bırakıyordum ve ilgimi çok çekti. Solak olduğum için ekipman sıkıntısı çekebileceğim söylendi ama ben yine de diğer antrenmanda yayı elime aldım. İlk denemem hayal kırıklığıydı. Eczaneden aldığım serum lastiğini yay gibi kullanarak kaslarımı güçlendirdim. Birkaç hafta sonra yayı elime aldım ve nereye nişan aldığımı bilmesem de 12’den vurdum. Oldukça heyecanlandım ve bu spora o an bağlandım. Şimdilerde ise şunu söyleyebilirim; okçuluk, hayatımın ailemden sonra gelen en önemli parçası.”

Futbolcu Ömer Şişmanoğlu, İlk Golünü Anlatıyor “Futbola 4 yaşındayken başladım. Kuzenimi futbol oynarken görünce ben de heveslendim. Onu izledikten sonra babama ‘Ben de oynamak istiyorum’ dedim. Babam da antrenörle konuşup, çalışma saatlerini öğrendikten sonra beni kulübe götürdü. İlk antrenmana çıkacağım zaman çok heyecanlıydım. Belki de bu heyecan yüzünden, ilk antrenmanda çok komik bir şey yaptım ve ilk golümü kendi kaleme attım. Şimdilerde Beşiktaş seyircisi önüne çıktığımda aynı heyecanı hissediyorum, çünkü futbolu çok seviyorum.”


9

www.acabagazetesi.com

Cimnastikçi Ferhat Arıcan, Cimnastik Salonuna İlk Girişini Anlatıyor

Tekvandocu Servet Tazegül, Tatamiye İlk Çıkışını Anlatıyor Bocceci İlke

Kumartaşlıoğlu,

İlk Atışını Anlatıyor

“Bocce ile tanışmam biraz tesadüftü aslında. 2006 yılında Antrenörüm Hüseyin Tükenmez ile tanıştıktan sonra oyunun temel mantığı üzerine sohbet ettik ve ilk atışımı yaptım. İlk çalışmamızda bocceye pek de uygun olmayan bir sahada olmasına rağmen oyun beni içine alabildi. Amacı; küçük hedef topa, elinizdeki büyük topları yaklaştırma ve rakibin hedefe yakın olan topunu uzaklaştırma mantığına dayanan raffa branşı ile başladım bu spora. Amaç bu olunca, daha yakına ulaşmak için defalarca atış yapmanız gerekir. O ilk atışı yaptıktan sonra daha iyisini yapmak için teknik ve taktik geliştirme isteğine sahip oluyorsunuz.”

“Tekvandoyla tanışmamın ardından antrenmanlara başladım ve kısa süre sonra ilk maçım için tataminin basamaklarına geldim. Heyecan, korku ve tedirginlik gibi birçok duygu birbirine girmişti. ‘Ne olacak şimdi, ne yapacağım? Ya yenilirsem?’ gibi sorularla savaştım ilk olarak. Maça çıktığım an ise o duygu halleri tamamıyla silindi. Sadece kazanmaya odaklandım ve zafer kazanmak için mücadele ettim. Maç sonunda rakiplerimden korkmamayı, onların benden korkması gerektiğini anladım.”

Serbest Dalışçı Şahika Ercümen, İlk Dalışını Anlatıyor “Suya daldığım ilk an kendimi bambaşka bir dünyada hissettim. Sanki hücrelerim, suya adapte olurcasına değişti ve su beni her saniye daha da kucakladı. Ayrıca yerçekimi olmayan büyülü bir dünya olan su altında, her saniye yeni keşifler barındıran rüyalar gördüğüm bir dünya ile buluştum. Şimdilerde de yine aynı hassasiyetle dalıyorum. Suya girdiğimde ters giden bir şeyler olsa bile beni etkileyemiyor.”

“Bilindiği üzere cimnastiğe normal şartlarda 5-6 yaşlarında başlanıyor. Ama ben 9-10 yaşlarında başladım. Okulda beden eğitimi öğretmenim tarafından keşfedilip bu spora yöneltildim. Bahçede hiçbir eğitim almadan beni ellerimin üzerinde yürürken yakaladılar ve cimnastiğe yönlendirdiler. Cimnastik salonuna ilk girdiğimde ise kendimi kötü hissettim. Çünkü hiç bilmediğim bir spor ve hiç bilmediğim bir ortamdı. Bir de 5-6 yaşlarında başlanan bu spora biraz geç kalınmışlığın korkusu da vardı. Bu açığı kısa sürede kapatarak güzel yerlere geldiğimi düşünüyorum.”


ACABA

www.acabagazetesi.com

HAFTALIK SÜRELİ ÜCRETSİZ E-GAZETE 27 NİSAN 2014 PAZAR SAYI: 25

Genel Yayın Yönetmeni DOĞUKAN GEZER (539) 879 7155 dogukan.gezer@hotmail.com

Yazı İşleri Müdürü ECE MEHMETOĞLU ece.mehmetoglu@gmail.com

İçerik Danışmanı ALİ İYİDERE aliiyidere@gmail.com

Sayfa Tasarım GÜLTEN ACAR gultenersoyacar@gmail.com

TA K YA AR ŞA SA RS N IN

TA ÖL KM ÜR AS SÜ SA N N

İletişim Adresleri www.acabagazetesi.com issuu.com/acabagazetesi acabagazetesi@gmail.com facebook/acabagazetesi twitter/acabagazetesi instagram/acabagazetesi

Her gün milyonlarca kişi, trafik kazası atlatıyor; binlerce kişi trafik kazası geçiriyor; yüzlerce kişi ise yaşamını yitiriyor. “Bugüne kadar emniyet kemeri taksaydım bir yararını görmezdim, bu yüzden takmama gerek yok” diyenlerden misiniz? Unutmayın, trafik kazasında yaşamını yitirenlerin birçoğunun kemer takılı değildi. “Acaba Kemer Taksak mı?” sorusunu kendinize sorun ve “Evet” cevabını vererek seyahatinizi sürdürün.


Acaba Gazetesi Sayı 25