Issuu on Google+

01. Sosyal Psikoloji Nedir? Bu ünitede sosyal psikolojinin tanımı, diğer bilim dalları arasındaki yeri, alandaki temel kuramsal yönelimler ve bu bilim dalında kullanılan belli başlı bilimsel yöntemler ele alınacaktır. Aşağıda amaçlar kısmında verilen sorular doğrultusunda üniteyi okumanız, metin içinde ve sonunda verilen soruları yanıtlamanız sosyal psikoloji disiplininin ne olduğu, nelerle uğraştığı ve hangi yöntemleri kullandığı konusunda sizi aydınlatacaktır. Bu üniteyi dikkatle okumanız bundan sonraki üniteleri anlamanız için de çok önemlidir. Amaçlarımız Bu üniteyi çalıştıktan sonra; -

Sosyal psikolojiyi tanımlayabilecek,

-

Sosyal psikolojinin belli başlı araştırma konularını tanımlayabilecek,

-

Sosyal psikolojinin kendisine yakın olan diğer bilim dalları ile arasındaki farklılıkları saptayabilecek,

-

Sosyal psikoloji alanında hangi kuramsal yaklaşımların kullanıldığını açıklayabilecek,

-

Sosyal psikoloji alanında kullanılan araştırma yöntemlerinin neler olduğunu sıralayabileceksiniz.

Bunları Hepimiz Yaşıyoruz - “Ayşe Hanım durakta otobüse biner, bir yer bulur ve oturur. Oturur oturmaz da karşısındaki kadının kendisini, kıyafetini dikkatle incelediğini fark eder. Hiç fark etmemiş gibi yaparak kendine çekidüzen verir, poz alarak bakışlarını başka tarafa çevirir” (Kağıtçıbaşı, 1999, s. 67) - Burcu aynanın önünde oturmuş, o sabah yapacağı iş görüşmesinde ne giymesi gerektiğini düşünüyordu. Geçen ay lüks bir mağazadan aldığı şık fuların, kariyerine önem veren yetenekli bir kadın imajı vereceğini düşünerek, bu fuları takmaya karar verdi. (Uyarlandığı kaynak: Brewer ve Crano, 1994, s. 2) - Oğul: Baba, kamp yapmaya deniz kıyısına gidiyorum. Önümüzdeki iki ay için arabayı ödünç alabilir miyim? Baba: “Sen çıldırdın mı?” Oğul: “Tamam, tamam. Hiç olmazsa bu akşam için


ödünç verebilir misin? Kız arkadaşımı sinemaya götüreceğim de.” Baba: “İşte şimdi mantıklı konuşmaya başladın.” (Brewer ve Crano, 1994, s. 368) . - “1960′larda, Küba’daki Castro yönetiminin eski Sovyetler Birliği ile çok yakın ilişkisi sebebi ile ABD’de büyük bir kriz dönemi yaşanıyordu. O sıralarda başkan olan John Kennedy dünyaca ünlü danışmanlarını ve üst düzey bürokratlarını toplayarak bir kriz masası oluşturdu. Saatlerce süren toplantılar yapıldı, en sonunda Küba’ya çıkartma yapma kararı alındı. Yapılan çıkartma tam bir kepazelikle sonuçlandı. ‘Tecrübeli, zeki ve çok iyi eğitilmiş olan bu adamlar bir araya geldikleri bu toplantılar sonucunda nasıl bu kadar aptalca ve yanlış bir karar alabilmişlerdi?’ “(Akt. Arkonaç, 1998, s. 43) . Anahtar Kavramlar -

Sosyal Psikoloji

-

Doğal Gözlem

-

Güdüsel Yaklaşım

-

Survey

-

Davranışçı Yaklaşım

-

Laboratuar Deneyi

-

Bilişsel Yaklaşım

-

Alan Deneyi

-

Korelâsyon

İçindekiler -

SOSYAL PSİKOLOJİ NEDİR?

-

SOSYAL PSİKOLOJİNİN ÇALIŞMA KONULARI

-

SOSYAL PSİKOLOJİNİN DİĞER SOSYAL BİLİMLERLE İLİŞKİSİ

-

SOSYAL PSİKOLOJİDE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR


-

SOSYAL PSİKOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

GİRİŞ Sosyal psikoloji hepimizin günlük yaşamımızda yaşadığı olayları açıklamaya çalışmaktadır. Yukarıdaki ilk iki olay tanımadığımız kişiler üzerinde olumlu bir izlenim oluşturma çabalarımız, üçüncü olay bir ikna tekniği olan “önce büyük, sonra küçük rica” tekniğini ve sonuncusu tarihi bir olayı anlatsa da sık sık yaşanılan grupta karar verme sürecine ilişkin örneklerdir. Örneklerden görülebileceği gibi sosyal psikoloji, günlük yaşamımızdaki olayları bireysel, kişiler arası ve grup düzeyinde incelemektedir. SOSYAL PSİKOLOJİ NEDİR? Sosyal psikolojinin, bilim insanları tarafından üzerinde anlaşmaya varılan bir tanımı bulunmamaktadır. “Sosyal psikoloji nedir?” sorusuna verilen çeşitli yanıtlar mevcuttur. Kimileri (Ör. : Taylor, Peplau ve Sears, 2000, s. 3) , sosyal psikolojiyi “insanların diğer insanlar hakkında nasıl düşündüklerinin, onları nasıl etkilediklerinin ve onlarla nasıl ilişki kurduklarının bilimsel bir biçimde çalışılması” olarak, kimileri ise (Akt. Kağıtçıbaşı, 1999, s. 19) “sosyal ve kültürel ortamdaki birey davranışının özelliklerinin ve nedenlerinin bilimsel bir biçimde incelenmesi” olarak tanımlamaktadır. Bu tanımlar ve daha pek çokları sosyal psikolojinin analiz birimi olarak bireye vurgu yaparken, başka bazı araştırmacılar bireyler arasındaki etkileşime vurgu yapmaktadır. Örneğin, “sosyal psikoloji insan etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin psikolojik temellerini sistematik olarak inceleyen bir disiplindir” (Bilgin, 2000, s. 2) . Ama asıl olarak ünlü sosyal psikolog Allport’un yaptığı kapsamlı tanım yaygın kabul görmektedir: (akt. Hogg ve Vaughan, 1995; s. 1) “. Bu kadar çok tanımdan hangisinin “doğru” olduğu sorusu akla gelebilir. Sosyal psikolojinin ne olduğu ile ilgili olarak akılda tutulması gereken en önemli nokta, tek bir doğru tanımın olamayacağıdır. Tanımların çeşitliliği, bir zayıflığa değil tam tersine bu alanda farklı görüşlerin yan yana olduğu bir zenginliğe işaret etmektedir. Sosyal psikoloji bireyin davranışlarını çalışmaktadır. Davranış sadece yürümek, koşmak ya da atlamak gibi büyük motor faaliyetleri değil, örneğin kaşları kaldırmak ya da gülümsemek gibi daha ince birtakım faaliyetleri de kapsar. Gene de davranışa yüklenen anlamlar bir kuramsal görüşten diğerine değişir. Sosyal psikologlar sadece davranışla değil, duygularla, düşüncelerle, inançlarla, tutumlarla, niyetlerle vb. ile de ilgilenirler. Bunlar dışarıdan gözlenemeseler de davranıştan çıkarsanabilirler. Bu süreçleri


anlamak davranışı anlamak kadar önemli görülmektedir, zira davranışı yönlendirenin bu süreçler olduğu düşünülmektedir (Hogg ve Vaughan, 1995) . Psikolojinin bir alt dalı olarak sosyal psikoloji, bireyin davranışlarını incelemekle birlikte, temel olarak bireyin diğer bir bireyle ya da grupla etkileşiminde sergilediği davranışlara odaklanmaktadır (Brewer ve Crano, 1994) . Ancak hemen belirtmek gerekir ki bir davranışın sosyal olması demek, yani bir kişinin diğer bir kişiyle, bir grupla etkileşimde bulunması demek, ikinci kişinin ya da grubun fiziksel olarak varlığını zorunlu kılmaz. Giriş bölümünde verilen bir örnekte, Burcu ayna karşısında yalnız olmasına karşın sosyal bir davranış sergilemektedir. Çünkü başka bir kişiyle olan etkileşimini hayal etmektedir.

SOSYAL PSİKOLOJİNİN ÇALIŞMA KONULARI Önceki bölümde “Sosyal psikoloji nedir?” sorusuna basit ve kısa bir cevap vermenin güçlüğü üzerinde durduk. Bu güçlüğü aşmanın bir yolu sosyal psikologların hangi konuları araştırdıklarına bakmak olabilir. Diğer bir deyişle, sosyal psikoloji, “sosyal psikologların uğraştığı şeydir” biçiminde de tanımlanabilir (Hogg ve Vaughan, 1995, s. 5) . İncelediği konular açısından kökleri çok eskilere giden sosyal psikolojinin bilimsel bir disiplin olarak ortaya çıkışı görece yenidir. Tarihsel olarak ilk sosyal psikoloji deneyi 1897′de gerçekleştirilmiş, alandaki ilk iki ders kitabı 1908′de yayınlanmıştır. Ancak, araştırma konu ve yöntemleri itibarıyla bugün bildiğimiz haliyle disiplin, 1930′larda gelişmeye başlamıştır (Brewer ve Crano, 1994) . Tarihsel olarak, diğer sosyal bilimler gibi sosyal psikolojinin de yapısını ve içeriğini belirleyen sosyal, kültürel ve ekonomik bağlamdır. Sosyal psikolojiyi oluşturan konular, kendisinin de bir parçası olduğu toplumun ihtiyaçlarından ortaya çıkmıştır (Arkonaç, 1998) . Örneğin bugünkü tutum değiştirme kuramlarının temelini oluşturan etkileyici iletişim (propaganda) çalışmaları, 2. Dünya Savaşı sırasında propagandanın öneminin anlaşılması sonucunda başlamış, ABD’de psikologlar ordu ile işbirliği yaparak bu konuda bir dizi laboratuvar deneyi gerçekleştirmişlerdir (Kağıtçıbaşı, 1999) . Görece yeni bir disiplin olmasına karşın modern sosyal psikoloji oldukça hacimli bir literatüre sahiptir. Bu literatürde yer alan ve artık birer klasik haline gelen başlıca konular şunlardır: gruba uyma davranışı, ikna, güç, sosyal etki, itaat, önyargı, önyargının azaltılması, ayrımcılık, kalıp yargılar, sosyal biliş ve sosyal algı, sosyal kategoriler, saldırganlık, özgeci davranış,


kişiler arası çekicilik, tutumlar ve tutum değişimi, iletişim, izlenim oluşturma, küçük gruplar, liderlik, kitle davranışı, gruplar arası ilişkiler. SOSYAL PSİKOLOJİNİN DİĞER SOSYAL BİLİMLERLE İLİŞKİSİ Yukarıda sosyal psikolojinin içeriğiyle tanımlanabileceği belirtilmişti. Ancak, böyle tanımlanınca, sosyal psikolojiyi ona yakın olan diğer bilimsel disiplinlerden ayırmak zorlaşmaktadır. Örneğin küçük gruplar, gruplar arası ilişkiler, kitle davranışı sadece sosyal psikolojinin değil sosyolojinin de incelediği konulardır (Brewer ve Crano, 1994) . Sosyoloji, ekonomi, siyaset bilimleri ve kültürel antropoloji de sosyal psikoloji gibi sosyal davranışı çalıştığından, bu disiplinler arasında kesin sınırlar bulunmamaktadır. Sosyal psikoloji, diğerlerinden iki noktada farklıdır: analiz birimi ve konuya yaklaşımı. Birinci olarak, sosyal psikolojide analiz birimi davranışta bulunan bireydir. Bireyin diğerleriyle ilişkilerine odaklanılmaktadır. Oysa diğerlerinin ilgi noktası büyük kurum veya gruplardır; parlamento, siyasal partiler, ekonomik sistem gibi (Bilgin, 2000) . Bu disiplinlerde oy verme, cinayet oranları, kentlerde şiddet gibi daha genel bir örüntü gösteren sosyal davranışlar incelenir. İkinci olarak, sosyal psikoloji ve diğer disiplinler yukarıda değinildiği üzere aynı konuyu çalışsalar bile, söz konusu sosyal davranışı açıklama temeli açısından farklılık gösterirler. Diğerlerinde sosyal davranış ekonomik krizler, sınıf çatışmaları, hükümet politikaları, etnik gruplar arasındaki rekabet ya da teknolojik değişim gibi büyük ölçekli güçlerle açıklanmaya çalışılırken (Taylor, Peplau ve Sears, 2000) , sosyal psikoloji, açıklama temeli olarak psikolojik yani birey içi süreçlere başvurmaktadır. Bunlar; bilişler, duygular, niyetler, tutumlar, hedefler vb. dir. Son olarak, sosyal psikoloji ile psikolojinin gelişim, kişilik ve öğrenme gibi diğer alanları arasındaki sınırın da çok net olmadığını belirtmek gereklidir. Bu alanlar direkt olarak sosyal etkileşimi çalışmasalar da, sosyal psikolojide kullanılabilecek kavram ve kuramlar üretmektedirler. Örneğin öğrenme psikolojisinin kavramları saldırganlığı açıklamada, kişilik psikolojisinin kavramları da önyargı ve güç konusunu açıklamada kullanılmaktadır (Bilgin, 2000) . SOSYAL PSİKOLOJİDE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR


Kuram, birçok olgudan sistematik biçimde birkaç temel ilkenin çıkarılması demektir. Her kuram, ilgilenilen olgu hakkında birkaç denence (hipotez) öne sürme imkânı verir. Bir olgu hakkında, örneğin insanların neden yardıma ihtiyacı olanlara yardım ettikleri ya da etmedikleri hakkında birden fazla kuram geliştirilebilir. Bir kuram bu davranışı kişilik özellikleriyle açıklarken, diğeri birtakım ortamsal etmenler (ör; o anda hâlihazırda yardım edebilecek kişi sayısı) temelinde açıklayabilir. Her bir kuramdan çıkarılan denencelerin sınanmasıyla elde edilen sonuçlar, bilinen olguları açıklama ve yeni olguları tahmin etmede hangi kuramın daha iyi olduğunu gösterecektir. Sosyal psikologlar insanın sosyal davranışını anlamak için kuramlar geliştirmekte ve bunların geçerliliğini sınamaktadırlar. Modern sosyal psikolojide sosyal davranışı açıklamaya yönelik üç büyük kuramsal yaklaşım bulunmaktadır: Güdüsel yaklaşım, davranışçı yaklaşım, bilişsel yaklaşım. Güdüsel Yaklaşım Sosyal psikolojideki genel yaklaşımlardan biri, bireyin ihtiyaçları ya da güdülerine odaklanmaktadır. Günlük yaşam deneyimlerimiz ve sosyal psikoloji araştırmaları ihtiyaçların algıları, tutum ve davranışları etkilediğini göstermektedir. Örneğin, benlik-saygısını arttırmak ve kendisini iyi hissetme ihtiyacını doyurmak isteyen bir kişi yaşamındaki başarıları sahiplenip, başarısızlıklarında başkalarını suçlayabilir (Taylor, Peplau ve Sears, 2000) . Genel psikolojide davranışların altında yatan nedeni doğuştan gelen birkaç içgüdünün varlığına bağlayan Freudçu yaklaşım, sosyal psikolojide de etkisini göstermiştir. Bunun en bilinen örneği, Adorno ve arkadaşlarının önyargılı tutumları ve ayrımcılığın psikodinamiğini açıkladıkları otoriteryen kişilik kuramıdır. Genel olarak sosyal psikologlar insanın sosyal davranışının birkaç içgüdüyle açıklanmasına karşı çıkmakta ve davranış üzerinde çok sayıda istek ve ihtiyacın etkili olduğuna inanmaktadırlar. Davranışın ortaya konduğu duruma özgü ihtiyaçların davranışı ortaya çıkarmada önemli olduğu düşünülmektedir. Örneğin arkadaşlık ihtiyacını karşılayamayan bir genç, doyumsuzluğunu derslerine çok yoğunlaşarak ya da alkol ya da uyuşturucu kullanarak gidermeye çalışabilir. Bu yaklaşımdaki temel düşünce, kişinin içinde bulunduğu durumun, o duruma özgü ihtiyaçları yaratabilmesi ya da uyarabilmesi ve kişiyi ihtiyacı gidermeye yönelik davranışa yöneltmesidir (Taylor, Peplau ve Sears, 2000) . Davranışçı Yaklaşım


Davranışın temel olarak çevre tarafından belirlendiğini iddia eden davranışçı yaklaşımın temeli, Rus fizyolog Pavlov’un köpekler üzerinde yürüttüğü klasik koşullama deneyleriyle atılmıştır. Bu yaklaşıma göre, davranışın öğrenilmesinde üç mekanizma vardır: Klasik koşullama, edimsel koşullama ve gözlem yoluyla öğrenme ya da model alma. Klasik koşullama olarak adlandırılan koşullama türünde, bir uyarıcıyı otomatik olarak izleyen istemsiz, refleks davranışlar, öğrenme öncesinde nötr olan diğer uyarıcılar tarafından uyandırılırlar (Morris, 2002) . İnsanlar günlük yaşamda pek çok davranış kalıbını, örneğin bazı duygu tepkilerini bu yolla öğrenmektedir. Edimsel koşullama olarak adlandırılan ikinci koşullama türünde, belirli uyarıcıların var olduğu bir ortamda, istemli davranışlar bir ödül kazanmak ya da cezadan kaçınmak için ortaya konur (Morris, 2002) . Sosyal öğrenme kuramı tarafından önerilen üçüncü öğrenme türü başka insanları izleyerek ya da taklit ederek gerçekleştirilen gözlem yoluyla öğrenmedir. Davranışın tamamen çevrenin bir fonksiyonu olduğunu ileri sürenler radikal davranışçılardır. Skinner’ın öncülük ettiği radikal davranışçılığa göre, tüm davranışlar çevre tarafından verilen ödül ve ceza yoluyla öğrenilir, korunur ve terk edilir. Diğer taraftan radikal davranışçılıktan ziyade çoğu sosyal psikologun benimsediği neo-davranışçılıkta, inançlar, duygular, düşünceler ve güdüler gibi gözlenemeyen psikolojik süreçler de davranışı anlamak için önemlidir. Bu yaklaşımda, ödül ve cezanın psikolojik süreçleri, bu süreçlerin de davranışı etkilediğine inanılmaktadır (Hogg ve Vaughan, 1995; Bilgin, 2000) . Sosyal psikolojide davranışçı yaklaşımın en önemli temsilcisi Floyd Allport’tur. Allport 1924′te yayınladığı Social Psychology (Sosyal Psikoloji) adlı kitabında, davranışın şekillendirilmesinde çevrenin gücüne vurgu yapmış, psikologların gelecekte davranış ile çevre arasındaki ilişkinin yasalarını keşfedeceklerini ifade etmiştir (Bilgin, 2000) . Davranışçı yaklaşım, sosyal psikoloji alanında, sosyal davranışı açıklamada çevresel etmenlerin ve pekiştirmenin rolüne ağırlık veren kuramlar geliştirilmesine yol açmıştır. Bireylerin diğer bireylerle ilişkisini, o ilişkinin ödül ve bedellere göre yürütüldüğünü ileri süren sosyal takas kuramı bunlardan biridir. Bir diğer örnek, başkasının pekiştirilen davranışının taklit edildiğini ve davranışlarımızın gözlem yoluyla şekillendirildiğini ileri süren sosyal öğrenme kuramıdır (Hogg ve Vaughan, 1995) . Bilişsel Yaklaşım Davranışçılar, insanı dışsal etkilere maruz kalan pasif alıcılar olarak gördükleri için eleştirilmişlerdir. Sosyal psikologlardan bazıları davranışçı görüşü reddetmiş, bunun yerine bilişsel süreçler ve bilişsel temsiller yoluyla insanın aktif olarak çevresini yorumlama ve


değiştirme gücüne odaklanan bilişsel psikoloji yaklaşımını benimsemişlerdir (Hogg ve Vaughan, 1995) . Bilişsel yaklaşımın kökeni Gestalt psikolojisine dayanmaktadır. Almanca bir terim olan Gestalt, “bütün” ya da “biçim” anlamına gelmektedir. Özellikle algı psikolojisinde kullanılan bu terim, bir uyaranı belirli bir örüntü halinde görme, bir uyaranı yer aldığı zeminden ayırt etme ve sadece verili birkaç ipucundan hareketle bir resmi tamamlama eğilimini ifade etmektedir. Örneğin, bir üçgen örüntüsü halinde konmuş üç noktayı, ayrı ayrı üç nokta olarak değil de bir üçgen olarak algılarız. Benzer şekilde bir masa dört tahta ya da metal çubuk ve bir yatay yüzeyden oluşsa da, masaya baktığımızda birbiriyle ilişkisiz dört çubuk ve bir yatay yüzey değil, bir bütün olarak “masa” görürüz (Morris, 2002) . Gestaltçı fikirleri sosyal psikolojiye uygulayan ilk psikolog, deneysel sosyal psikolojinin babası olarak kabul edilen Kurt Lewin’dir. Sosyal psikolojide 1970′lerden itibaren giderek güçlenen bir akım olan bilişsel yaklaşım, 1980 ve ‘90′larda da önemini korumuş ve bugün sosyal psikolojide hâkim anlayış haline gelmiştir. Bilişsel yaklaşım çerçevesinde, insanların neleri nasıl düşündüğü ve hissettiğine, ne istediklerine ve ne tür insanlar olduklarına dair birtakım anlamlı yorumlar yapmaya çalışırız. Diğer bir deyişle, her birimiz bir “sosyal düşünür” olarak sosyal dünyayı anlamlandırmaya çalışır ve bundan sonra harekete geçeriz. Çevreden gelen bilginin ne tür zihinsel süreçlerden geçtiğini, yani nasıl işlendiğini inceleyen bilişsel psikolojide son yıllarda meydana gelen gelişmeler, sosyal psikolojiye uygulanmıştır. Sosyal biliş adı verilen bu çalışmalar, insanlar, sosyal ortamlar ve gruplar hakkında çıkarsama yapmamız için gereken bilgiyi nasıl topladığımızı ve bir araya getirdiğimizi araştırmaktadır (Taylor, Peplau ve Sears, 2000) . Sosyal psikolojide önyargılar, tutumların değiştirilmesi, günlük hayatta insan davranışlarının nedenlerine ilişkin yaptığımız atıflar gibi birçok konuyu açıklamada bilişsel yaklaşım kullanılmaktadır. Sosyal psikolojide yukarıda açıklanan üç temel yaklaşımdan başka yaklaşımlardan da söz etmek mümkündür. Sosyal davranışı kişilik temelinde açıklayan yaklaşım, evrimsel yaklaşım, roller-kurallar yaklaşımı ve kültürler arası yaklaşım bunlardan birkaçıdır. Bunlardan kişilik temelli yaklaşım sosyal psikologların sosyal davranışı açıklamada sıkça başvurdukları bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım çerçevesinde örneğin, iyi liderlerin karizmatik kişiliklerinden dolayı iyi lider olduğu, önyargılı davranışın önyargılı kişilik özelliklerinden kaynaklandığı, bireyin


gruba uyma davranışının altında uymacı kişilik özelliklerinin yattığı ileri sürülmektedir. Ancak genel olarak sosyal psikologlar kişiliğin sosyal davranışı sadece kısmen açıklayabileceğini ileri sürmektedirler. Zira kişiliğin de davranış gösterilen bağlama göre değişebildiği ve onun da açıklanmaya muhtaç olduğu iddia edilmektedir (Hogg ve Vaughan, 1995) . Diğer yandan son yıllarda sosyal psikolojide, kültürün davranışı açıklamadaki önemi artmış, kültürler arası psikoloji adı ile yeni bir araştırma alanı ortaya çıkmıştır. Kültürler arası karşılaştırmalı çalışmalar; hangi psikolojik süreçlerin evrensel olduğunu, hangilerinin kültürden kültüre değiştiğini araştırmaktadır. Böylece, sosyal psikolojide sosyal biliş, tutum ve değerler gibi pek çok konunun evrensellik sınırları anlaşılmaya çalışılmaktadır (Kağıtçıbaşı, 1999) . Modern sosyal psikologlar araştırdıkları konunun tek bir kuramsal yaklaşım açısından açıklanmasını çoğunlukla yetersiz bulmaktadırlar. Farklı kuramsal bakış açılarından çeşitli düşünceleri bir araya getirme ve bütünleştirmenin konunun daha iyi açıklanmasını sağlayacağına inanılmaktadır. Sosyal psikoloji yaklaşık yüz yıl geçmişi olan genç bir bilim dalıdır. Sosyal psikolojinin bize sundukları olmadan da insanlar sosyal ilişkilerine dair kendilerince “kuram”lar üretmiş, sorunlarını çözmüş ve sosyal dünyalarını anlamlandırabilmişlerdir. Sizce “sokaktaki insan”ın sağduyusal açıklamaları ile sosyal psikolojinin bilimsel olarak sunduğu açıklamalar birbirinden farklı mıdır? SOSYAL PSİKOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Sosyal psikoloji bilimsel bir disiplindir. Bilimi diğer bilgi türlerinden ayıran, sorularını yanıtlamada kullandığı yöntemdir. Sosyal psikologlar belirli bir olguyu betimlemek, iki olgu arasında bir ilişki olup olmadığını ve olgular arasındaki neden sonuç ilişkisini araştırmak için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar. İyi ya da kötü yöntem yoktur, uygun yöntem vardır. Uygun bir araştırma yönteminin seçimi araştırma sorusunun niteliği, eldeki mevcut kaynaklar ve birtakım etik konular olmak üzere pek çok etmene bağlıdır. Bu, tıpkı bir yerden bir yere giderken tren, otobüs, uçak, gemi gibi mevcut ulaşım aracı seçeneklerinden birini seçmeye benzer. Bunlardan hangisiyle yolculuk yapacağınız, para durumuna, hava durumuna, ne kadar vaktiniz olduğuna, seyahat konforu anlayışınıza ya da bu araçlara ilişkin güvenilirlik algınıza göre değişebilir (Arkonaç, 1998) . Aşağıda görüleceği gibi, her bir araştırma yönteminin kendine özgü güçlü yanları ve sınırlılıkları vardır. Sosyal psikolojide kullanılan araştırma


yöntemlerini deneysel yöntemler ve deneysel olmayan yöntemler olmak üzere iki geniş kategoride toplamak mümkündür (Hogg ve Vaughan, 1995) . Deneysel Olmayan Yöntemler Deney, olgular arasındaki neden-sonuç ilişkisini göstermenin tek yolu olduğundan, daha çok tercih edilen bir yöntemdir. Hatta bilimsel yöntemin deneyle eşit tutulduğu bile söylenebilir (Hogg ve Vaughan, 1995) . Deneyin mümkün ya da uygun olmadığı durumlarda sosyal psikologlar deneysel olmayan diğer yöntemleri de kullanmaktadırlar. Bu yöntemlerle gerçekleştirilen araştırmalardan nedensel bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Bu tür araştırmaların sayısal veri elde edilebilenlerinde değişkenler arasındaki korelasyon araştırılır. Bunlar korelasyon yöntemi olarak adlandırılabilir. Örneğin bir sosyal psikolog nüfus yoğunluğu (metrekareye düşen insan sayısı) ile suç oranı arasındaki ilişkiyi araştırdığı bir çalışmada, bu iki değişken arasında olumlu bir korelasyon elde etmiş olabilir. Yani, nüfus yoğunluğu arttıkça suç oranının da arttığı sonucunu elde edebilir. Bu sonuca dayanarak, nüfus yoğunluğunun suç oranı artışına neden olduğu iddia edilemez. Belki de bir üçüncü değişken bu iki değişken arasındaki ilişkinin ortaya çıkmasına yol açıyor olabilir. Örneğin üçüncü bir değişken olarak yoksulluk, hem yüksek nüfus yoğunluğundan hem de yüksek suç oranından sorumlu olabilir. Doğal Gözlem Belirli bir davranış konusunda doğrudan ve betimsel bilgi edinmenin yolu doğal gözlemdir. Bu tür araştırmalarda davranışa neden olan içsel süreçlere, yani duygu, düşünce, tutum veya niyetlere ilişkin bir veri elde edilemez, ancak söz konusu davranışın ortaya çıkış süreci incelenebilir. Doğal gözlem söz konusu sosyal davranışı sistematik bir biçimde gözlemeyi, kaydetmeyi (not tutmak ve/veya videoya çekmek) ve kodlamayı içermektedir. Akla gelebilecek tüm doğal mekânlarda doğal gözlem yapılabilir; okul, ev, sokak, fabrika, hastane, alışveriş merkezi, otobüs ya da uçak terminali, tren istasyonu vb. (Bilgin, 2000) . Bu yöntemde, gözlenen sosyal davranışa hiçbir müdahalede bulunulmaz. Sosyal davranış kendiliğinden gerçekleşir. Araştırmacı gözlemini bazı durumlarda görünmeden (örneğin sokakta bir ağacın ya da duvarın arkasına gizlenerek) gerçekleştirebilir. Diğer durumlarda bu mümkün olmadığından araştırmacı gözlediği grup ya da topluma katılır ve hatta bir süre onlarla yaşayabilir. Bu durumda katılımcı gözlem gerçekleştirmiş olur (Hogg ve Vaughan, 1995) .


Doğal gözlem yoluyla pek çok sosyal davranış hakkında veri toplanabilir. Öğretmenimizin dersi nasıl anlattığı; kız ve erkek üniversite öğrencilerinin kendi cinsiyetlerinden ve karşı cinsiyetten kişilerle konuşurken aralarında ne kadar fiziksel mesafe bırakmayı tercih ettiği; dolmuş şoförleri ya da özel araç sahiplerinin trafik polisi yokken trafik kurallarına ne kadar uyduğu; bir protesto kitlesi ve polis arasındaki gerilimin nasıl başladığı, geliştiği ve sonlandığı; futbol taraftarlarının stadyumda ne tür davranışlar gösterdiği, bunlardan sadece birkaçıdır. Doğal gözlemin güçlü yanları: -

Bu yöntem, doğal ortamında kendiliğinden ortaya çıkan bir davranışı araştırmada mükemmel bir yoldur (Hogg ve Vaughan, 1995) .

-

Bu yöntemin kullanıldığı araştırmalar sık sık gerçek hayata uygulanabilen denencelerin geliştirilmesini sağlar, çünkü gözlenen gerçek hayattır (Kağıtçıbaşı, 1999) .

Doğal gözlemin sınırlılıkları: -

Bu yöntemde çoğu kez sayısal veriler elde edilemez. Bu da toplanan verileri standartlaştırma sorunu yaratabilir (Kağıtçıbaşı, 1999)

-

Gözlenen davranış belirli bir zamana, yere ve bir grup insana bağlı olduğundan, yani yinelenmeyen ve sadece bir kez görülebilecek nitelikte olduğundan, genel sonuçlar çıkarılmamalıdır (Morris, 2002) .

-

Doğal gözlemin bir başka sınırlılığı “gözlemci etkisi” olarak adlandırılan durumdur. Gözlenilen kişiler, gözlendiklerini bildiklerinde “doğal” olmayıp, “tepkisel” davranmaya başlar. Bu tür durumlarda doğal gözlem amacına ulaşmamış olur.

Sosyal çevreye uyum sağlamak ve sosyal ilişkilerimizi sürdürebilmek için sürekli insanları ve olayları gözlemekteyiz. Sizce, bir sosyal psikologun yaptığı gözlemle “sıradan” bir insanın yaptığı gözlem arasında ne fark vardır, tartışınız. Survey Sosyal psikolojide en sık başvurulan araştırma yöntemlerinden biri surveydir. Survey yöntemi ile bir davranışın ya da bir tutumun bir toplumda ya da belli bir grupta görülme derecesi ve


bunların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyal ardalan vb. etmenlerle nasıl bir ilişki içinde olduğu araştırılmaktadır. Örneğin, lise gençliğinde uyuşturucu kullanma yaygınlığı nedir, uyuşturucu maddeye yönelik tutumlar nelerdir ve liselilerin uyuşturucular hakkındaki bilgi düzeyi nedir sorularına bu yöntem ile yanıt aranabilir. Ayrıca, uyuşturucu kullanma ve bu konudaki tutum ve bilgi ile cinsiyet, anne-baba eğitimi, sosyal sınıf vb. değişkenler arasındaki ilişki de incelenebilir. Survey yöntemi kullanılarak araştırılan konular çok çeşitlidir. Siyasi parti tercihi, bir reklam ürününün tercihi, televizyon kanalı tercihi konusunda yapılan kamuoyu yoklamaları günlük yaşamımızda sık karşılaştığımız örneklerdendir. Bunların yanında tüm toplumun ya da belirli bir grubun madde kullanımı (alkol, sigara ve uyuşturucu) , cinsellik, kanser, AIDS benzeri hastalıklar, okulda ve ailede şiddet, çocuk sayısı ve aile planlaması gibi, sosyal politikalar geliştirmek üzere durum saptaması gerektiren sorunların araştırılmasında da bu yöntem kullanılmaktadır. Survey yönteminde veri toplama tekniği olarak anket ve görüşme kullanılır. Anket, açık uçlu ya da çoktan seçmeli olarak hazırlanmış soru formudur. Anket, katılımcılara yüz yüze uygulanabildiği gibi posta ile de gönderilebilir. Ancak posta ile gönderilen anketlerin geri gelme oranı düşüktür. Diğer taraftan görüşme tekniği, yapılandırılmış, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış olabilir. Yapılandırılmış görüşmede araştırma için sahaya çıkmadan önce katılımcılara sorulacak tüm sorular belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmede katılımcılara sorulacak ana sorular bellidir, ancak görüşme esnasında katılımcının verdiği yanıtlara bağlı olarak da soru üretilir. Yapılandırılmamış görüşmede ise, katılımcı ile görüşülecek konu belli olmasına karşın önceden hazırlanmış soru yoktur. Bunun yerine görüşmenin akışına göre sorular sorulur. Survey yöntemindeki en önemli nokta, ulaşılması gereken insan sayısı fazla olduğundan, yapılacak örneklem seçimidir. Örneğin uyuşturucu konusunda anket uygulamak için bir şehirdeki bütün liseli gençlere ulaşmak zaman ve maliyet açısından makul olmadığından, bu gruptan rastgele kişilere anket uygulanabilir. Böylece seçkisiz örneklem oluşturulmuş olur. Ya da araştırılmak istenen grubun, yani evrenin (popülasyon) önemli özelliklerini (örneğimizde bunlar cinsiyet, sosyal sınıf vb. olabilir) oran olarak yansıtan bir örneklem seçilebilir. Bu temsil edici örneklemdir. Surveyin güçlü yanları: -

Surveyle çok sayıda kişiden çok miktarda bilgi toplama olanağı vardır.


-

Örnekleme tekniğiyle yapıldığı için, toplanılan bilgiden genelleme yapılır.

-

Bu yöntem, diğer yöntemlere göre zaman ve maddi kaynakların kullanımı açısından daha tasarrufludur.

Surveyin sınırlılıkları: -

Survey ile çok miktarda bilgi toplanır, ancak bu bilgi yüzeyseldir.

-

Büyük örneklem alınması gereken durumlarda çok zaman ve paraya ihtiyaç vardır.

-

Kendisine genelleme yapılmak istenen evren çok geniş ise, örneklem oluşturma bir sorun yaratabilir.

-

Surveyde katılımcıların yanıtlarına bağlı kalma zorunluluğu vardır. Katılımcılar ise anket ve görüşmede çok çeşitli etmenlerin etkisi altında kalarak yanıt verebilirler (Kağıtçıbaşı, 1999) .

Türkiye’deki tüm Emniyet teşkilatında, polislerin insan hakları konusunda bilgi, tutum ve davranışlarını araştırmak üzere bir anket çalışması planladığınızı varsayın. Böyle bir araştırmada nelere dikkat etmeniz gerekirdi? Yanıtınızı örneklem seçimi, anketin hazırlanması ve sonuçların yorumlanması gibi konular etrafında tartışınız. Arşiv Araştırması Arşiv araştırmasında araştırmacı, başkası tarafından ve çoğu zaman başka nedenlerle toplanmış ve kaydedilmiş veriyi kullanmaktadır. Sosyal psikolojide en az kullanılan yöntemlerden biri olan arşiv araştırması, geçmişteki bir olgunun araştırılması için kullanılabileceği gibi, bir olguya ilişkin tarihsel eğilimi ortaya çıkarmak için de kullanılabilir. Arşiv araştırmasından genellikle istatistik verilerin kullanılması akla geliyorsa da, her türlü yazılı ve görsel materyal (ör; halk hikayeleri, gazeteler, romanlar, anılar, tv programları ya da video bantlar vb. ) araştırmacı için arşiv olarak işlev görebilir. Arşiv araştırmasının güçlü yanları: -

Bu yöntemde cansız materyaller kullanıldığı için, insanların yer aldığı yöntemlerde ortaya çıkan sorunlar (yanıtların kişilik, beklenti gibi etmenlerden etkilenmesi gibi) bulunmamaktadır.


-

Bu yöntemle, bir olgunun zaman içindeki değişimi ve gelişimi izlenebilir.

-

Geçmişteki bir olguyu araştırmak için tek yoludur.

Arşiv araştırmasının sınırlılıkları: -

Araştırmacı sadece var olan bilgiyle yetinmek zorundadır.

-

Materyal çok olduğunda, materyalden örneklem seçimi, daha sonra tüm materyale bir genelleme yapılacağı için önem taşımaktadır.

Deneysel Yöntemler Deney, bir değişkenin diğer bir değişken üzerinde etkisinin araştırılarak bir denencenin sınandığı yöntemdir. Deney yönteminde temel olarak, bir ya da daha fazla bağımsız değişken değişimlenmekte (maniple edilmekte) ve bu müdahalenin bir ya da daha fazla bağımlı değişken üzerinde yarattığı etki ölçülmektedir. Örneğin, televizyon programındaki şiddetin çocukların daha sonraki davranışları üzerinde bir etkiye neden olup olmadığını sınayan bir araştırmada, televizyon programındaki şiddet düzeyi bağımsız değişken, çocukların saldırganlık içeren davranış düzeyi bağımlı değişkendir. Bütün araştırma yöntemleri içinde değişkenler arasında neden-sonuç ilişkisinin kurulabileceği tek yöntem deneydir. Deney yönteminin bu ayrıcalığı, araştırmacının bağımsız değişkene müdahalesi ve deneysel koşullar üzerindeki kontrolü sayesinde mümkün olabilmektedir. Deney yönteminde, bağımsız değişken(ler) ile bağımlı değişken(ler) arasında nedensel ilişkinin başka etmenler sonucu değil de araştırmacının özellikle değişimlediği bağımsız değişken sonucu ortaya çıktığını gösterebilmek önemlidir. Bunu gerçekleştirmede en kritik noktalardan biri, deney grubu ve kontrol grubu oluştururken yapılacak denek seçimidir. Denekler, araştırmada önemli olabilecek ve sonucu etkileyebilecek özellikler (yaş, cinsiyet, zeka, eğitim durumu vb. ) açısından deney ve kontrol grubuna eşit dağıtılmış olmalıdır. Bunu sağlamanın bir yolu denekleri gruplara tesadüfi olarak ayırmaktır. Diğer önemli bir nokta, deney grubuna yapılan müdahale dışında deney ve kontrol grubuna uygulanan işlemlerin standart olmasıdır. Yukarıda sözü edilen araştırma örneği çerçevesinde deney yönteminin mantığını basit bir biçimde göstermek mümkündür. Şiddet içerikli program seyretmenin çocukların daha sonraki davranışları üzerindeki etkisini araştıran bir deneyde, aynı yaştaki kız ve erkek çocukların


deney ve kontrol grubuna tesadüfi olarak yerleştirildiği varsayılsın. Yani çocukların cinsiyeti, yaşı, şiddet konusunda ana-baba tarafından yetiştirilme biçimi (bu araştırmada, bu özellik sonucu etkileyebilir) açısından her iki grubun da denk olduğu farz edilsin. Deneysel işlem gereği, deney grubundaki çocuklar şiddet içerikli film seyrederlerken, kontrol grubundaki çocuklar heyecanlı bir atletizm yarışması seyretmiş olsunlar. Daha sonra her iki gruptaki çocuklara saldırgan davranma fırsatı verildiğinde, bu fırsatı ne kadar kullandıklarına bakılsın. Gerçekte böyle bir deney 1972′de Liebertt ve Baron tarafından yapılmış ve deney sonucunda şiddet içerikli film seyreden deneklerin kontrol grubundakilere göre saldırgan davranma fırsatını daha fazla kullanma eğiliminde oldukları görülmüştür (Akt. Arkonaç, 1998) . Böyle bir deneyde saldırgan davranış (bağımlı değişken) gözlenmeden önce, hangi davranışların saldırgan davranış olarak tanımlanması gerektiği de dikkat edilecek bir diğer noktadır. Sosyal psikoloji alanında gerçekleştirilen deneyler, genelde yukarıda verilen örnekten çok daha karmaşıktır. Son olarak, deneysel çalışmalarının çoğunu laboratuarda gerçekleştiren sosyal psikologlar, deney yapmak için doğal mekânları (okul, ev, fabrika vb. ) da kullanmaktadırlar. Temel mantık itibarıyla aynı olsa bile, yapıldığı yere göre birtakım farklılıklar içerdiği için deney yöntemini, laboratuar ve alan deneyi olarak iki başlık halinde incelemek mümkündür. Laboratuar deneyleri ile alan deneyleri arasındaki farklılıkları yazınız. Laboratuar Deneyleri Genel olarak sosyal psikolojide araştırmaya etki edebilecek etmenleri daha iyi kontrol edebilmek için laboratuar deneyleri tercih edilmektedir. Laboratuar deneylerinin en dikkat çekici özelliği, dış dünyadan tamamen farklı yapay koşullar altında gerçekleştiriliyor olmalarıdır. Laboratuar deneylerinin güçlü yanları: -

Değişkenler arasında kesin bir nedensel ilişki kurmak ve denence sınamak en fazla laboratuar deneyinde mümkündür.

-

Alan deneyi de dâhil olmak üzere diğer tüm araştırma yöntemleri içinde kontrolün en üst düzeyde olduğu yöntemdir.


-

Bütünüyle yapay bir ortamda gerçekleştirildiğinden, laboratuarda elde edilen sonuçların kesinliği de yüksektir.

Laboratuar deneylerinin sınırlılıkları: -

Laboratuar deneyleri yapay bir ortamda gerçekleştirildiğinden, burada elde edilen sonuçları gerçek yaşama genellemek zordur.

-

Gerçek yaşamdaki tüm deneyimler laboratuarda araştırılmaya uygun değildir. Örneğin, yoğun korku, nefret ve saldırganlık gibi duygular laboratuarda çalışılamaz.

-

Sosyal psikolojide olduğu gibi laboratuarda denek olarak insan kullanılınca, kaçınılmaz olarak sonuçlar insanların önyargılarından, kişilik özelliklerinden ve beklentilerinden etkilenmektedir.

-

Laboratuar deneylerinde deneklerin tepkisel davranmalarını önlemek amacıyla, deneyin amacının gizlenmesi ve insanların kandırılmaları önemli bir etik sorundur.

Alan Deneyleri Alan deneyi ile laboratuar deneyi temel mantık açısından aynıdır. Alan deneyinde de laboratuar deneyinde olduğu gibi bağımsız değişken araştırmacı tarafından değişimlenir ve bağımlı değişken üzerindeki etkisi gözlemlenir ya da ölçülür. Ancak, alan deneyinde araştırmacının bağımsız değişkene etki edebilecek potansiyel etmenleri kontrol etme olanağı pek yoktur. Alan deneyinin güçlü yanları: -

Doğal ortamda yapılmış olsa da temel olarak deney yöntemi kullanılmış olduğundan, alan deneylerinde denence sınaması kolaylıkla yapılabilir.

-

Alan deneyi doğal ortamda gerçekleştirildiğinden, sonuçların gerçek yaşama genellenme sorunu yoktur.

-

Alan deneyi laboratuarda araştırılması zor olan konular için daha uygundur. Sosyal etki, propaganda gibi konular doğal ortamda daha kolay çalışılabilir. (Kağıtçıbaşı, 1999) .

Alan deneyinin sınırlılıkları:


-

Alan deneyi değişkenler arasında nedensel ilişki kurulmasına izin verse de, bu ilişki laboratuar deneyindeki kadar kesin değildir. Çünkü bu yöntemde araştırmacının kontrolü daha düşüktür.

-

Bu yöntemde de deneklerin tepkisel davranma olasılığı vardır. Dolayısıyla deneklerin kandırılması etik bir sorun olarak alan deneylerinde de yaşanmaktadır.

Bir gün sınıfınızda bazı arkadaşlarınızın diğerlerinden daha fazla not tuttuğunu fark ettiniz ve not tutmanın dersten alınan notu etkileyip etkilemediğini merak ettiniz. Bilimsel yöntemi kullanarak not tutmak ile derslerden alınan notlar arasında bir ilişki olup olmadığını nasıl saptarsınız? Ne tür araştırma yöntemleri kullanmayı düşünürsünüz? Seçtiğiniz bu araştırma yöntemleri size bu konuda neler verecektir? Bu yöntemlerin eksik yanları nelerdir?

Özet Sosyal psikolojiyi tanımlamak Sosyal psikolojinin çeşitli tanımları mevcuttur. Bu tanımlardan bazıları analiz birimi olarak bireye, bazıları da bireyler arasındaki sosyal etkileşime vurgu yapmaktadır. Yaygın biçimde kabul göreni, Allport’un yaptığı tanımdır: “Sosyal psikoloji bir bireyin, davranış, duygu ve düşüncelerinin başkalarının gerçek ya da hayal edilen varlığından nasıl etkilendiğinin bilimsel yollarla araştırılmasıdır. ” Sosyal psikolojinin belli başlı araştırma konularını tanımlamak Sosyal psikolojinin konu yelpazesi çok geniştir. Bu yelpaze kişisel, kişiler arası ve gruplar arası düzeyleri kapsamaktadır. Kişisel düzeyde kimlik, sosyal kimlik, tutum oluşumu ve değişimi gibi konular, kişiler arası düzeyde aşk ve sevgi, saldırganlık, kişiler arasında sosyal alışveriş ve iletişim çalışılmaktadır. Grup ve gruplar arası düzeyde itaat, gruba uyma davranışı, grup performansı, önyargı ve ayrımcılık gibi konular yer almaktadır. Sosyal psikolojinin kendine yakın olan diğer bilim dalları ile arasındaki farklılıkları açıklamak Sosyal psikoloji ile ona yakın sosyal bilimler arasındaki farklılık iki yönden ele alınabilir: Analiz birimi ve konuya yaklaşım. Birinci olarak, sosyal psikolojide analiz birimi davranışta


bulunan bireydir. Bireyin diğerleriyle ilişkilerine odaklanılmaktadır. Oysa diğer sosyal bilimlerin ilgi noktası büyük kurum veya gruplardır; parlamento, siyasal partiler, ekonomik sistem gibi. İkinci olarak, sosyal psikoloji ve diğer disiplinler yukarıda değinildiği üzere aynı konuyu çalışsalar bile, söz konusu sosyal davranışı açıklama temeli açısından farklılık gösterirler. Diğerlerinde sosyal davranış ekonomik krizler, sınıf çatışmaları ve hükümet politikaları gibi büyük ölçekli güçlerle açıklanmaya çalışılırken, sosyal psikoloji, açıklama temeli olarak düşünce, duygu ve tutum gibi içsel süreçlere başvurmaktadır. Sosyal psikoloji alanında hangi kuramsal yaklaşımların kullanıldığını açıklamak Modern sosyal psikolojide temel olarak üç büyük kuramsal yaklaşım kullanılmaktadır: Güdüsel yaklaşım, davranışçı yaklaşım ve bilişsel yaklaşım. Güdüsel yaklaşım içinde ele alınan kuramlardan bazıları, insan davranışlarını temel birkaç içgüdüyle açıklarken, diğerleri davranışın ortaya konduğu durumun ihtiyaçları ve dolayısıyla güdülenmeyi yarattığını öne sürmektedir. Davranışçı yaklaşımı benimseyen bazı kuramcılar davranışın bütünüyle çevreden verilen ödül ve ceza tarafından şekillendirildiğini ileri sürerken, pek çok sosyal psikologun katıldığı başka bir davranışçı yaklaşımda davranışa düşünce, duygu, tutum ve niyet gibi içsel süreçlerin de etki ettiği kabul edilir. Modern sosyal psikolojide hakim olan görüş, bilişsel yaklaşımdır. Çevreden gelen bilginin ne tür zihinsel süreçlerden geçtiğini, yani nasıl işlendiğini inceleyen bilişsel psikolojide son yıllarda meydana gelen gelişmeler, sosyal psikolojiye uygulanmıştır. Sosyal biliş adı verilen bu çalışmalar, insanlar, sosyal ortamlar ve gruplar hakkında çıkarsama yapmamız için gereken bilgiyi nasıl topladığımızı ve bir araya getirdiğimizi araştırmaktadır. Sosyal psikolojide yukarıda açıklanan üç temel yaklaşımdan başka, evrimsel, roller-kurallar ve kültürler arası yaklaşımlar gibi diğer kuramsal yaklaşımlardan söz edilebilir. Sosyal psikoloji alanında kullanılan araştırma yöntemlerinin neler olduğunu sıralamak Sosyal psikolojide kullanılan araştırma yöntemlerini deneysel olan ve olmayan yöntemler olarak ayırmak mümkündür. Deneysel olanlar laboratuar ve alan deneyleridir. Başlıca deneysel olmayan yöntemler doğal gözlem, survey ve arşiv araştırmasıdır. Deneysel yöntemlerde

denence

sınanmakta

ve

değişkenler

arasında

neden-sonuç

ilişkisi

araştırılmaktadır. Deneysel olmayan yöntemlerin sayısal veri elde edilenlerinde, değişkenler arasında bir ilişki (korelasyon) olup olmadığına bakılmaktadır. Ancak korelasyonel


çalışmalarda neden-sonuç ilişkisi araştırılamaz. Her bir araştırma yönteminin kendine özgü güçlü yanları ve sınırlılıkları mevcuttur.

Test Soruları 1. Aşağıdakilerden hangisi sosyal psikolojinin tanımı olamaz? a. Sosyal psikoloji insanlar arasındaki sosyal etkileşimleri çalışan bir bilim dalıdır. b. Sosyal psikoloji bireyin diğer insanlar hakkında ne düşündüğü, ne hissettiği ve onları nasıl etkilediğini araştıran bir bilim dalıdır. c. Sosyal psikoloji canlı varlıkların (insan ve hayvan) davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. d. Sosyal psikoloji sosyal ve kültürel ortamdaki bireyin davranışlarını ve bunların nedenlerini inceleyen bir bilim dalıdır. e. Sosyal psikoloji kişinin başka kişilere ilişkin davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. 2. Aşağıdakilerden hangisi sosyal psikolojinin çalışma konularından biri olamaz? a. Televizyondaki şiddet içerikli programların çocukların saldırganlık düzeyine etkisi b. Seçim sonuçlarının X partisinin gelecek beş yıl içindeki politikasına etkisi c. Gençlerin uyuşturucu maddeye yönelik tutumları d. İnsanlarda saldırgan davranışın nedenleri e. Arkadaş gruplarının gençler üzerindeki etkisi


3. Sosyoloji ve diğer sosyal bilimlerle karşılaştırıldığında, sosyal psikoloji disiplini için aşağıda yapılan saptamalardan hangisi doğrudur? a Sosyal psikolojide deneysel yöntemlerden çok korelasyonel yöntemler tercih edilir. b. Sosyal psikolojide sosyal davranışın nedeni olarak, teknolojik değişme, göç, hükümet politikası vb. olgular görülür. c. Sosyal psikolojide bireylerden çok parlamento, siyasi partiler ve ulus gibi büyük gruplar çalışılır. d. Sosyal psikolojik açıklamalarda düşünce, duygu, tutum ve niyet gibi içsel (psikolojik) süreçlere daha çok yer verilir. e. Sosyal psikolojide daha büyük ölçekli sosyal problemleri (ör; göç, ekonomik kriz, yoksulluk vb. ) çalışma eğilimi vardır.

4. Sosyal psikolojide aşağıdaki kuramsal yaklaşımlardan hangisi, insan davranışının bütünüyle ödül ve ceza yoluyla şekillendirildiğini savunur? a. Gestalt psikolojisi b. Güdüsel yaklaşım c. Bilişsel yaklaşım d. Kültürler arası yaklaşım e. Davranışçı yaklaşım 5. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Bilişsel Yaklaşıma uygundur? a. Saldırganlık, itici koşulların insanda olumsuz düşünce ve duygu yaratması sonucu ortaya çıkmaktadır. b. İnsandaki saldırganlığın nedeni, doğuştan gelen saldırganlık içgüdüsüdür. c. Çocuğun saldırgan davranışları cezalandırılmazsa, o çocuk saldırgan davranan bir yetişkin olacaktır. d. Bazı kültürler saldırgan davranışı diğerlerinden daha fazla onayladığı için, saldırgan davranış görülmektedir. e. Saldırganlık, insanın bir hedefe ulaşması engellendiğinde ortaya çıkan bir davranış biçimidir.


6. Aşağıdaki araştırma yöntemlerinden hangisi, Türk vatandaşlarının yaşı ile politik tercihleri arasındaki ilişkiyi araştırmada en etkili yoldur? a. Laboratuar deneyi b. Doğal gözlem c. Survey d. Katılımcı gözlem e. Arşiv araştırması

7. Bağımsız değişkende değişiklik yapılmasının bağımlı değişkende değişmeye yol açıp açmadığını belirlemek için aşağıdaki araştırma yöntemlerinden hangisi kullanılmalıdır? a. Doğal gözlem b. Korelasyonel yöntem c. Deneysel yöntem d. Arşiv araştırması e. Katılımcı gözlem 8. Araştırmacının değişimlediği (maniple ettiği) deneysel değişkene ne ad verilir? a. Bağımlı değişken b. Kontrol değişkeni c. Bağımsız değişken d. Karıştırıcı değişken e. Deneysel değişken 9. Sosyal psikolojide geçmişteki bir olguyu araştırmak ya da bir olguya ilişkin tarihsel eğilimi ortaya çıkarmak için başvurulan araştırma yöntemi aşağıdakilerden hangisidir? a. Laboratuar deneyi


b. Arşiv araştırması c. Survey d. Doğal gözlem e. Alan deneyi 10. Araştırmacının, araştırması üzerinde en yüksek kontrolünün olduğu ve en kesin nedensonuç ilişkisini veren araştırma yöntemi aşağıdakilerden hangisidir? a. Alan deneyi b. Laboratuar deneyi c. Survey d. Katılımcı gözlem e. Doğal gözlem Yaşamın İçinden İlk defa 1936′da George Gallup tarafından yapılan kamuoyu araştırması Roosvelt’in ABD başkanlığına seçileceğini doğru bir şekilde tahmin etmişti. O tarihten sonra özellikle politik parti tercihi ve seçim kamuoyu araştırmaları günümüze kadar gelişerek devam etmiş ve Türkiye dahil birçok ülkede uygulanmıştır. (Kağıtçıbaşı, 1999) . Ancak kamuoyu yoklamaları özellikle seçim gibi önemli bir politik olayda kullanıldığında, istismar edilme olasılığı artmaktadır. Bu da çoğu kez yanlış biçimde survey yönteminin güvenilirliğini tartışmaya açmaktadır. Aşağıdaki gazete haberinde, yine böyle bir güvensizlik nedeniyle bir seçim öncesinde

kamuoyu

yoklamalarının

yasaklanması

eleştirilmektedir.

OKUR TEMSİLCİSİ: Yavuz Baydar Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir, bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nerede olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 19 Gülünç yasak Seçimler öncesinde basın ve medya açısından en tartışmalı konulardan biri, kamuoyu yoklamaları yasağıydı. Takan olmadı: Anketler inadına yapıldı, birçok meslektaş bunları “şahsi tahmin” gibi yayımladı. Yasak, seçimlerin tuhaflığı oldu. Kamuoyu araştırmacısı Tarhan Erdem, yasağın kamuoyunun tercihlerini olumsuz yönde etkilediği kanısındadır. “Seçmen bilerek oy vermedi. Sezgiyle davrandı. Negatif etki budur. ”


Peki gazetecilerin tahminlerinde yasağın etkisi oldu mu? “Gazeteci yanılmış olabilir. Ama bu yanılma da seçimin bir parçası. Şahsi tahmin bir şey, araştırma başka. Araştırma seçmeni yanıltmak için yapılır, diyorlar. Bunu en çok iki defa yaparsınız. Kamuoyu ve piyasa sizi zaten tasfiye eder. ” Erdem, kimi kuruluşlar yanlış sonuç elde ediyor gerekçesiyle tümüne yasak koymanın gülünçlüğünü anlatırken lastik örneğini veriyor: İki fabrika kalitesiz araba lastiği üretiyor diye, Türkiye’deki lastik üretimi toptan durdurulursa, sonuçları ciddi sorunlar yaratır. Ve ekliyor: “Yasağın gerekçesi, seçmenin etkilenmesini önlemektir. Seçimlerde propaganda serbesttir. Partiler, sivil toplum örgütleri, basın ve medya seçmenin tercihlerini etkilemekte çaba harcayabilirler. Bu yüzden yasak çok yanlıştı. Bu yasak haber alma özgürlüğünü kısıtlamıştır. ” 26 nisan-3 mayıs1999 Kaynak: http: //milliyet. com. tr /ozel /okur / 990426 /okur 4. html Test Soruları Cevap Anahtarı 1. c – Yanıtınız yanlış ise, “Sosyal Psikoloji” konusunu tekrar okuyunuz. 2. b – Yanıtınız yanlış ise, “Sosyal Psikolojinin Çalışma” konusunu tekrar okuyunuz. 3. d – Yanıtınız yanlış ise, “Sosyal Psikolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi” konusunu tekrar okuyunuz. 4. e – Yanıtınız yanlış ise, “Sosyal Psikolojide Kuramsal Yaklaşımlar” konusunu tekrar okuyunuz. 5. a – Yanıtınız yanlış ise, “Sosyal Psikolojide Kuramsal Yaklaşımlar” konusunu tekrar okuyunuz. 6. c – Yanıtınız yanlış ise, “Deneysel Olmayan Yöntemler” konusunu tekrar okuyunuz. 7. c – Yanıtınız yanlış ise, “Deneysel Yöntemler” konusunu tekrar okuyunuz. 8. c – Yanıtınız yanlış ise, “Deneysel Yöntemler” konusunu tekrar okuyunuz. 9. b – Yanıtınız yanlış ise, “Deneysel Olmayan Yöntemler” konusunu tekrar okuyunuz.


10. b – Yanıtınız yanlış ise, “Deneysel Yöntemler” konusunu tekrar okuyunuz.

Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar Arkonaç,

S.

A.

(1998)

.

Sosyal

Psikoloji.

Alfa,

İstanbul.

Bilgin, N. (2000) . Sosyal Psikolojiye Giriş. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları: 48, İzmir. Brewer, M. B. & Crano, W. D. (1994) . Social Psychology. West Publishing Company, London. Hogg, M. A. & Vaughan, G. M. (1995) . Social Psychology: An Introduction. Prentice Hall/Harvester Wheatsheaf, London. Kağıtçıbaşı, Ç. (1999) . Yeni İnsan ve İnsanlar. 10. basım, Evrim, Sosyal Psikoloji Dizisi: 1, İstanbul. Morris, C. G. (2002) . Understanding Psychology. Çev. Ed. H. Belgin Ayvaşık ve Melike Sayıl, Psikolojiyi Anlamak (Psikolojiye Giriş) , Türk Psikologlar Derneği Yayınları No: 23, Ankara. Taylor, S. E. , Peplau, L. A. & Sears, D. O. (2000) . Social Psychology. Prentice Hall, New Jersey.


Sosyal Psikoloji Ders Notları