Page 1

Fiyat:10¨ Yıl:4 Sayı:24 Kasım-Aralık 2016

Mehmet Emin Demir

Sıfırdan zirveye bir başarı öyküsü

Kutlay Ünlü

Sektör 2. e-Navigation Meeting’de DANELEC ile buluşuyor Amerika’daki en etkili Türklerden biri: Murat Güzel


www. askaynak.com.tr www.askaynak.com.tr

0850 2 288 288

+90 535 945 11 84


İÇİNDEKİLER

16 Yönetim 7 Deniz Basın Yayın Reklam, Danışmanlık, Turizm ve Org. Tic. Ltd. Şti. adına İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Kocamış ibrahim@7deniz.net Genel Yayın Koordinatörü Derya Altuntepe derya@7deniz.net

22

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Çilem Kocamış cilem@7deniz.net Editör Cengiz Tepebaş cengiz@7deniz.net Hakan Köseoğlu hakan@7deniz.net Katkıda Bulunanlar Kubilay Ulucan Engin Koçak Hasan Öztürk Gökhan Yayla

26

Görsel Yönetmen Polat Sarıgül polatsarigul@hotmail.com Yayın Danışma Kurulu Altan Köseoğlu, Can Besev, Kapt. Kubilay Ulucan, Prof. Dr. Ahmet Dursun Alkan, Prof. Dr. Güldem Cerit, Kapt. Savaş Ercan, Bahadır Tonguç, Semih Ege Uzm. Psk. Elif İşcan Kocamış Temsilcilikler ABD Temsilcisi: Kapt. Kubilay Ulucan, İngiltere Temsilcisi: Tahsin Özalan İskandinavya Bölge Temsilcisi: Semra Dag Hınd

30

Reklam ve Abone reklam@7deniz.net İletişim adresi Osmanağa Mah. Reşit Efendi Sok. No: 66/22 Kadıköy / İstanbul Tel: 0216 550 55 46 0216 330 30 23 e-mail: info@7deniz.net CTP ve Baskı Özkan Basım Tanıtım Hizmetleri San. Tic. Ltd Şti. Yayın Yerel - Süreli Yayın 7deniz Dergisi’nde yayınlanan tüm yazı ve fotoğrafların hakları, logosu ve isim hakkı 7 Deniz Basın Yayın Reklam, Danışmanlık, Turizm ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. İzinsiz hiçbir yerde kullanılamaz. Yayımlanan ilanların sorumluluğu sahibini bağlar.

42

16

Sıfırdan zirveye bir başarı öyküsü

22

Sektör 2. e-Navigation Meeting ’de DANELEC ile buluşuyor

26

Amerika’daki en etkili Türklerden biri: Murat Güzel

30

Karadaki başarısını denizde de gösteriyor

34

Nakliyeciler kendi Ro-Ro hattını işletiyor

38

“Önümüzdeki en büyük engel iskele yokluğu”

40

Dengelerin hükmettiği dünya

42

Firmaların tüm ihtiyacını tek elden karşılıyor

46

Doria’nın Pantolonu

48

Trabzon’dan dünyaya açılacak

52

2016 tornistan yılıydı, 2017 “Tam yol ileri mi?”

56

2017’de hedef yeşil liman olmak

58

“Denizcilik Ekonomisi” Kitapçılarda

59

Bulmaca


Türk Loydu

Türk Loydu Endüstri

@TL_Industry

@Turk_Loydu


Editör

Yurtta sulh, cihanda sulh “Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı” demiş Martin Luther King. Esasen insanlık tarihi boyunca çokça unuttuk kardeş olmayı ancak son zamanlarda özellikle de yaşadığımız coğrafyada neredeyse hiç hatırlayamıyoruz ama umudumuzu kaybetmemeli ve gelecek nesillere çok daha güzel bir dünya ve vatan bırakmalıyız. Bunun her şeyden çok daha önemli olduğu aşikar. Bu sebeple denizcilik sektörünün 2017 umutlarını yazmaya başlamadan önce hepimizin ortak ümidini dile getirmek istedim… Dilerim 2017 sadece Türkiye topraklarında barış rüzgarlarını estirmekle kalmaz, o rüzgar barışın bütün yelkenlerini fora eder! Tüm sıkıntıları bir kenara koyar ve sektörümüz adına 2016’ya şöyle bir bakarsak, “umudun yılı” demek yanlış olmaz sanırım. Özellikle eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Binali Yıldırım’ın Başbakan olması, sektörün tüm paydaşlarını sevindirdi. Yıldırım’dan boşalan koltuğa Ahmet Arslan’ın getirilmesi de sektörümüz adına sevindirici çünkü kendisi de Başbakanımız gibi denizcilik kökenli… Bunun pozitif yansımasını gördü sektörümüz. Uzatılan tersane sözleşmeleri, önümüzü görebilmek açısından mükemmel bir adım oldu. Bu elbette finans konusunda da güçlü bir avantaj yaratacak tersanelerimize. Tüm sıkıntılarımız bitti

4 KASIM - ARALIK

mi? Elbette hayır. Türk Bayrağı’nın cazip hale getirilmesi, finans desteği, kosterlerimizin yenilenmesinin gerekliliği, küresel ticaret hacmindeki daralma sebebiyle dengelerin değişmesi, artan navlunlar, döviz kurundaki istikrarsız rotalar sadece bizi değil, Türkiye’nin tüm ekonomik sistemini sıkıştırıyor. Ancak ilk başta da söylediğim gibi bizim en önemli problemimiz kardeş olamamamız. Bunu başarabilirsek ekonomik olarak yaşadığımız tüm sıkıntılar geride kalacak… Güçlü bir ülkemiz ve ülkesini seven insanlarımız yarınlardaki en güçlü ümit kaynaklarımız… Her şeyin çok daha güzel olacağı bir yıl olsun 2017… Sen, ben, o değil “Biz” olalım yeter… Çünkü Biz olamazsak geriye kalan sadece “Hiç” olur. 7Deniz olarak terör saldırılarında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, sevdiklerine ve ailelerine sabır diliyoruz. Ateş gerçekten düştüğü yeri yakıyor. Denizcilik sektörü de bu yangından etkilendi ne yazık ki MCE Kargo ailesinden Mahmut Can Eğerci’nin kardeşi Selin Çelik’in kaybı yüreğimizde derin yangınlara sebep oldu… Bir kez daha ailesine taziyelerimizi sunuyoruz…

İbrahim Kocamış


Kısa Kısa Başbakan: Denize kıyısı olan her yere yapılacak BAŞBAKAN Yıldırım “Hedefimiz denize kıyısı olan her bölgemizde bir ana aktarma limanı oluşturmak” dedi. Başbakan Binali Yıldırım, Ak Parti hükümetleri olarak, son 14 yılda denizciliğe çok büyük önem verdiklerini belirterek, “Denizcilik, sadece dünya için vazgeçilmez değil, denizcilik, denizci bir ülke olan Türkiye için de vazgeçilmezdir. 2008’de başlayan ve halen devam eden küresel kriz en önce denizcilik sektörünü, daha doğrusu taşımacılık sektörünü etkiledi” dedi. Dünya Denizcilik Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Yıldırım, deniz

taşımacılığının dünya ekonomisinin bel kemiğini oluşturduğunu, küresel ithalat ve ihracatta en büyük payı denizcilik sektörünün aldığını söyledi. Dünya ticaretindeki küresel bir birim küçülmenin deniz taşımacılığına dört kat olarak yansıdığını dile getiren Yıldırım, şunları söyledi: “Dolayısıyla en önce ve en fazla küresel ticaretteki daralmadan etkilenen sektör, denizcilik sektörü. Denizlere kıyısı olan her bölgemizde bundan sonraki hedefimiz bir ana aktarma limanı oluşturmaktır.

Filyos Limanı’nın temeli atıldı BAŞBAKAN Binali Yıldırım, Zonguldak’ta Filyos Limanı temel atma törenine katıldı. Burada halka seslenen Yıldırım, "Türkiye'nin kalkınması için, refahı için 14 yıldır büyük bir seferberlik başlattık. Sultan II. Abdülhamit'in hayali olan Filyos Projesi sonunda hayata geçiyor. 150 yıllık hayal gerçek oluyor" dedi. Yıldırım, “Bugün Filyos Limanı’nın yanı sıra toplam tutarı 700 milyonu aşan 72 tesisin de toplu açılışını gerçekleştiriyoruz. Dün bütün Türkiye için teşvik ve tedbir paketlerini açıkladık. Bugün de Zonguldak'a müjdelerimizi getiriyoruz” dedi.

Türkiye’de bir ilk: Deniz teknokenti kuruluyor İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, üniversite olarak çok yakın hedefleri arasında Türkiye'de bir ilk olacak deniz teknolojileri temalı teknokent kurmanın olduğunu bildirdi. Bu teknokentin İTÜ Denizcilik Fakültesinin yanına kurulumunu hedeflediklerini ifade eden Karaca, şu bilgileri paylaştı: Burada deniz teknolojileriyle ilgili bilgi birikimimizi, Ar-Ge çalışmalarımızı özel ve kamu sektörleriyle paylaşacağız.

6 KASIM - ARALIK

Bu model bir ilk olacak ve bu konuda merkez İstanbul ve İTÜ olacak. Teknokentin bürokratik işlemleri devam ediyor. Türkiye'deki en büyük problem bu alandaki tasarım eksikliği, özellikle gemi tasarımı. İlk adım olarak tasarım konusunda kapsamlı bir know-how oluşturacağız. Deniz ve gemi teknolojileri bağlamında yat tasarımı ve yapımı üzerine Ar-Ge çalışmaları yapacağız. Tuzla ve diğer tersanelerdeki üretimi, Ar-Ge tabanlı çalışmaların aktarımıyla dönüştüreceğiz.

Başbakan Binali Yıldırım; 'Teşvik paketimizde istihdamdan üretime, esnaftan KOBİ'ye birçok kesimi ilgilendiren önemli kararlar aldık, açıkladık. Böylece dünyada ekonomik krizin bütün hızıyla devam ettiği bugünlerde firmalarımızın, esnafımızın, işverenlerimizin, fabrikalarımızın ihtiyacı olan nakiti gidermek için 250 milyar liralık bir kredi hacmi oluşturduk. KOBİ'lere ilk yıl ödemesiz 3 yıl boyunca 50 bin liraya kadar faizsiz kredi nakit olarak vereceğiz. 2017'de toplam 600 bin vatandaşa İŞKUR marifetiyle iş sağlayacağı” dedi.


Kısa Kısa Fethiye Limanı büyükşehir belediyesine devredildi MUĞLA Büyükşehir Belediyesi Deniz ve Kıyı Tesisleri Şube Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Fethiye Limanı ve yat yanaşma yerlerinin 6360 sayılı Kanun ve 6237 sayılı Limanlar İnşaatı Hakkında Kanun kapsamında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 3. Bölge Müdürlüğü ile Muğla Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokolle Büyükşehir Belediyesine devredildiği belirtildi. Fethiye Limanı'nda devir sonrası geçiş sürecinde aksaklık yaşanmaması için daha önce Bodrum ve Marmaris limanlarında olduğu gibi tüm hazırlıkların tamamlandığı ifade edilen açıklamada, geçen aylarda Bodrum Kaleiçi Limanı, Marmaris Yat Limanı ve Turunç rıhtımlarının da kanun kapsamında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından Muğla Büyükşehir Belediyesine devredildiği hatırlatıldı.

Akfen Holding'den 6 Milyar TL’lik yatırım AKFEN Holding’in iştiraki Mersin Uluslararası Limanı’nın (MIP) dünya limanlarıyla rekabet gücünü arttırmak ve mega gemilerin limana uğramasını sağlamak amacıyla inşa edilen “East Med Hub Terminali” (Doğu Akdeniz Terminali) düzenlenen bir törenle hizmete açıldı. Akfen Holding ve MIP Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Türkiye’nin geçmiş yıllarda olduğu gibi istikrarlı bir şekilde büyümesi için yatırımlarına durmadan devam ettiklerini belirtti.1,5 yılda tamamlanan East Med Hub Terminali’nde hizmet vermesi amacıyla 49 metre yüksekliğinde 23 sıra 4 adet dev rıhtım vinci yatırımı yapıldı ve bu vinçlerin yıllık elleçleme kapasitesi toplam 800 bin TEU’dur. Ayrıca geri sahada çalıştırılacak 8 adet 6+1 sıralı elektrikli RTG, 15 adet terminal traktör ve 3 boş konteyner elleçleyicisi ve 2 adet römorkör BP (2X60T) satın alındı.

Global, İtalya’da yatırıma devam ediyor

8 KASIM - ARALIK

KRUVAZİYER liman işletmecisi Global Liman İşletmeleri (GLİ), küresel arenadaki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. İtalya’daki yatırımlarına Mart ayında Venedik Kruvaziyer Limanı ile başlayan ve Eylül ayında ise Cagliari ve Ravenna yolcu limanlarını ekleyen GLİ, operasyonal yapısına, şimdi de Catania Yolcu Limanı ve Portovenere’de kruvaziyer yolcularına karaya ulaşım hizmeti veren La Spezia Cruise Facility şirketini ekledi. Global Liman İşletmeleri, %100’üne sahip olduğu Ports Operation Holding aracılığıyla gerçekleştirdiği bu son anlaşmalar çerçevesinde Cagliari Yolcu Limanı’ndaki hisse oranını da arttırdı. Bu hisse devir işlemleri sonucunda, Global Liman; Cagliari Yolcu Limanı’nı işleten Cagliari Cruise Port S.r.l.'nin %70.89 hissesine, Catania Yolcu Limanı’nı işleten Catania Cruise Terminal S.r.l.'nin %62.20 hissesine, Ravenna Yolcu Limanı’nı işleten Ravenna Terminal Passeggeri S.r.l.'nin %53.67 hissesine, Portovenere'de hizmet sağlayan La Spezia Cruise Facility S.c.a.r.l'nin %28.5 hissesine sahip oldu.


Eğitim Mh. Ahsen Sk. Sadıkoğlu 5 Plaza No:12 K: 2 D:41 Hasanpaşa / Kadıköy - İSTANBUL Phone: +90 (216) 330 74 80 / +90 (216) 349 70 37 • Fax: +90 (216) 330 74 06


Kısa Kısa İstanbul Boğazı'na yeni arabalı vapur hattı

Gemiler artık LNG ve CNG ikmali yapabilecek EPDK yeni bir kararla, Türk karasularındaki yerli ve yabancı deniz taşıtlarına LNG ve CNG ikmaline izin verdi. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, piyasada çeşitlendirilen ürünler ile hem maliyetlerin azaltılmaya çalışıldığını, hem de Türk karasuları ve boğazlarını kullanan gemilerin bu yeni yakıtlarla birlikte azalan emisyonlarının çevreye daha az zarar vereceğini söyledi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Türk karasularındaki yerli ve yabancı deniz taşıtlarına LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ve CNG (sıkıştırılmış doğalgaz) ikmaline izin verdi. Son günlerde, yüzer LNG terminali (FSRU) ve doğalgaz depolama kapasitesinin arttırılması gibi özellikle doğalgazda arz güvenliği ve çeşitliliği sağlamaya yönelik adımlar hız kazandı. Küresel doğalgaz piyasasında LNG’nin payı da giderek artarken, bu yeni kararla, deniz taşımacılığında LNG ve CNG yakıtlı taşıtlar artık Türkiye’den yakıt alabilecekler.

İSTİNYE-ÇUBUKLU arasında yeni yılın ilk aylarında devreye girecek arabalı vapur hattı ile İstanbul'un iki yakası arasındaki yolculuk 7-8 dakikaya inecek. İstanbul'da köprü trafik yoğunluğunun azaltılmasına katkı sağlamak ve alternatif bir ulaşım imkanı oluşturmak üzere İstinye-Çubuklu arasında gemilerle araç ve yolcu taşımacılığı yapılacak. Şehir Hatları Genel Müdürü Yakup Güler, İstinye-Çubuklu arasında hizmet verecek arabalı vapur hattı çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. İstanbul'un iki yakası arasında ulaşımdaki en büyük problemin köprülerdeki trafik yoğunluğu olduğuna dikkati çeken Güler, "İstinye-Çubuklu hattımız iki yaka arasında sahil yolları trafiğini rahatlatacak ve köprülerin yükünü hafifletecek bir arabalı vapur hattı olacaktır" dedi. Güler, söz konusu iki lokasyonun, arkasında ciddi bir nüfusu barındırdığını, bu yeni hat ile hem sahil hem de köprü yoğunluğunun önüne geçilerek direkt İstinye-Çubuklu arasında deniz yoluyla by-pass yapılacağını söyledi. Yılda 40 bin sefer yapmayı hedeflediklerini kaydeden Güler, taşımayı planladıkları araç sayısının yılda 1 milyon 700 bin, yolcu sayısının ise 2,5 milyon civarında bulunduğunu bildirdi.

Arkas Line, büyümeye devam ediyor KONTEYNER pazarındaki istikrarsızlık, büyük operatörlerin birleşmeleri ve Hanjin gibi dünyanın en büyük sekizinci kontyener operatörünün Ağustos ayında moratoryum ilan etmesine rağmen, Türkiye'nin iki oyuncusundan biri olan Arkas Line, pazarda emin adımlarla ilerliyor. 2016 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0,3 pazar payı olan Arkas Line, 2016'nın son çeyreğine girerken pazar payını yüzde 25 artırarak, yüzde 0,4'e çıkardı. Edinilen bilgiye göre, 12 bin 139 TEU taşıma kapasitesine sahip 6 adet time charter gemi ve 74 bin 792 TEU taşıma kapasitesine sahip mülkiyetindeki 46 adet gemiyle dünya konteyner operatörleri listesinde 24'ncü sırada bulunan Arkas Line, toplam 86 bin 931 TEU taşıma kapasitesine sahip 52 gemiyle pazarda önemli bir oyuncu olarak istikrarlı büyümesine devam ediyor. Öte yandan Arkas, yük taşımacılığı alanında faaliyet gösteren MSC Gemi Acenteliği'ndeki yüzde 30 hissesini 137.5 milyon dolara satarak şirketten çıktı.

10 KASIM - ARALIK


>On Site Services Globally >In Site Services >Engine Services for 2 and 4 Stroke >Shaft & Propeller Services >Electric - Elec Tronical Services Tel: +90 (0216) 349 70 37 • Gsm: +90 (0555) 491 58 87 www.entechmarine.com


Kısa Kısa Başbakan Binali Yıldırım ve UDH Bakanı Ahmet Arslan GİSBİR’i ziyaret etti CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla GİSBİR üyelerinden Sedef Tersanesi’nde gerçekleşen gemi uğurlama töreni sonrasında Başbakan Binali YILDIRIM ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, beraberlerindeki heyetle birlikte Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Genel Merkezi’ni ziyaret etti. GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran ve GİSBİR Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından karşılanan Başbakan Binali Yıldırım, GİSBİR’in gelişmeleri çok yakından takip ettiğini, yeni pazar imkanları ve yeni pazarları değerlendirmek için ciddi gayretlere sahip olduğunu ifade etti. Başbakan Binali Yıldırım ayrıca, GİSBİR’in ASEF üyeliğine kabul edilmesi hakkında da konuşarak Uzakdoğu’nun önde gelen gemi inşa ülkelerinin oluşturduğu uluslararası birlik ASEF’e GİSBİR’in üye olmasıyla, gemi inşa sektöründen sözü geçen, hatrı sayılır ülkeler arasında Türkiye’nin de yer almış olduğunu ifade etti. Binali Yıldırım, GİSBİR’e sektörün büyümesi, gelişmesi, küresel rekabet gücü kazanması için gösterdiği çabalardan dolayı teşekkür etti ve başta GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarını kutladı.

Gemi brokerleri ICS öncülüğünde toplandı

Denizcilik sektöründe Türk-Yunan kardeşliği BU yıl 14. kez düzenlenecek olan Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul Gemi İnşa ve Yan Sanayi Fuarı’na uluslararası arenadan çok anlamlı bir destek geldi. Yunanistan Deniz Ticaret Odası tüm üyelerine Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul’a katılmaları için çağrıda bulundu. Yunanistan Deniz Ticaret Odası, 21-24 Mart 2017 tarihleri arasında düzenlenecek olan Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul’a geniş bir delegasyon heyeti ile katılmaya hazırlanıyor. İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, "Fuarımıza Yunanistan Deniz Ticaret Odası'nın verdiği desteği çok anlamlı buluyoruz" dedi. Öte yandan son yıllarda Türk tersanelerine en çok gemi siparişi veren Norveç’in Resmi Ticaret Müşavirliği Ofisi Innovation Norway de fuar kapsamında Türk ve Norveçli denizcilik profesyonellerinin fikir, deneyim ve iş imkanlarını paylaşıp geliştirebilecekleri bir ortamın oluşturulmasında destek sağlayacak.

12 KASIM - ARALIK

GEMİ brokerleri “ICS - Institute of Chartered Shipbrokers” öncülüğünde bir akşam yemeğinde bir araya geldi. 1911 yılında kurulan ve gemi brokerlerini uluslararası arenada temsil eden tek resmi kurum olan ICS, ülkemizdeki üyelerini bir araya getirdi. Üyeleri arasındaki bağların kuvvetlenmesi ve küresel denizcilik sektörüne değer katmayı amaçlayan kurum, profesyonel eğitim programları ile endüstri standartlarını belirliyor. 1923 yılında kraliyet imtiyaznamesi alan kurumun 24 şubesine bağlı 4000 civarı üyesi bulunuyor. Üyelik başvurusunda bulunmak için her sene yapılan sınavlarda başarı sağlamış olmak gerekiyor. 2017 takvimi dahilinde diğer ICS şubeleri ile ortak faaliyetler düzenlemeyi hedefleyen Bahadır Tonguç (F.I.C.S) ve yönetim ekibindeki diğer üyeler, kurumun ülkemizde daha fazla tanınması ve yaygınlaşması adına çalışmalar organize edecekler. ICS sınavları halihazırda ülkemizde yapılıyor ve önümüzdeki sene de İstanbul sınav merkezi olarak başvuruları kabul edecek.


Kısa Kısa Beklenen devrimin adı: LNG

Maersk Line, Hamburg Süd'ü satın aldı MAERSK Line, Alman konteyner hattı Hamburg Süd'ü Oetker Group'dan satın aldığını açıkladı. Dünyanın en büyük 7. konteyner hattı olan Hamburg Süd'ü Oetker Group kısa bir süre önce satacağını dünyaya duyurmuştu. Dünya konteyner devleri; CMA CGM, COCCOCS ve Maersk Line'nın talip olduğu Hamburg Süd'ü Maersk Line satın aldığını açıkladı. Satış işleminin ne kadar olduğunu iki şirkette şimdilik açıklamadı ancak uzmanlara göre Hamburg Süd'ün 1 milyar 400 milyon dolarlık varlığı ve 2 milyar 900 milyon dolarlık pazar değeri olduğunu ifade ediliyor. Yaklaşık 4.1 milyon TEU taşıma kapasitesine sahip olan ve dünyanın yedinci konteyner hattı olan Hamburg Süd'ü satın alan Maersk Line'nin yeni filosunun yaşı ortalama 8.7 olan 741 gemiye yükseldi. Ayrıca yıllık 23 milyon dolar ciro yapan Maersk Line'nin yıllık cirosuda tahminlere göre 30 milyon dolara yükseldi. Dünya Konteyner pazarındaki payı da yüzde 15.7'den yüzde 18.6'ya yükseldi.

14 KASIM - ARALIK

AMERİKA’DA ‘kaya gazı’ üretimindeki müthiş artış ile doğalgazda ilk devrimin yaşandığını belirten Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), şimdi ikinci bir devrimin sıvılaştırılmış doğalgazda (LNG) yaşanacağını öngörüyor. Yeni üretim ile oluşacak fazla LNG hacminin 2. doğalgaz devrimini tetikleyeceğini iddia eden IEA’ya göre, doğalgaz pazarlıklarında Türkiye gibi alıcıların eli güçlenecek. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), geçtiğimiz günlerde ‘2016 Dünya Enerji Görünümü Raporu’nu yayınladı. Rapora göre, doğalgaz 2040’a kadar yakıtlar arasında önemli rol oynamayı sürdürecek. Hatta devreye girecek yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) hacmi ile ikinci bir ‘gaz devrimi’ yaşanabilir. Doğalgazda ilk devrim, başta Amerika olmak üzere kaya gazı üretiminde yaşanan hızlı artışla gelmişti. IEA Başkanı Fatih Birol, ikinci devrimin küresel piyasalarda oluşacak LNG bolluğu ile yaşanacağını ve Türkiye gibi ülkelerin doğru stratejilerle bundan faydalanacağını söyledi. IEA’YA göre 2040’a kadar enerji talebini karşılamaya yönelik yakıtlar arası yarışın kazananı doğalgaz ve yenilenebilir enerji olacak.


“ÜLKEMİZİN HEM KARA, HEM DENİZ, HEM HAVA SINIR KAPISI OLAN TEK LİMANI”

HOPAPORT

“Biz ülkemizin geleceği için çalışıyoruz” 1346 M. RIHTIM KAPALI ALAN :18.220 m2 AÇIK ALAN :102.462 m2 TAHIL DEPOLAMA :10.000 ton TANK TERMİNALI :38.000 m3 ÇİMENTO TERMİNALİ :8.300 ton HER TÜRLÜ ELLEÇLEMEYE UYGUN MAKİNE PARKI

HOPAPORT PARK DENİZCİLİK VE HOPA LİMAN İŞLETMELERİ A.Ş. Ortahopa Mah. Liman Cad. 08600 - Hopa / Artvin • Tel:+90 466.3512259 • Fax:+90 466.3514791 E-mail:hopaport@hopaport.com.tr • Web: www.hopaport.com.tr • /Hopaport • /HOPAPORT


Röportaj

Sıfırdan zirveye bir başarı öyküsü

Sıfırdan zirveye uzanan bir yol Güven Kepçe Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Demir’in hayatı… En başta 40 metrekarelik dükkandan 9 bin metrekareye ulaşan bir fabrikayı konuşuyoruz Demir ile... Bunu da sadece sınırların göstergesi olarak geçiyoruz. Neden mi? Çünkü ondan çok daha ötesi var Demir’in hayatında. Bahsetmek istediğimiz esasen tam da bu. Sınırları, dünya sınırlarının çizdiği bu yolu da uzun uzun konuşuyoruz. Konuşmalıyız da ne de olsa öyle bir kepçe imal ediyorlar ki Almanya’dan Danimarka’ya, Rusya’dan Çin’e kadar dünyanın 60 ülkesine ihraç ediliyor. 4 çeşit kepçenin Endüstriyel Tasarım Tesciline, 12 adette patente sahipler. Kısaca sadece Türkiye’de değil dünyada kepçe onlardan soruluyor… 16 KASIM - ARALIK

Güven Kepçe Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Demir


www.7deniz.net <

F

aaliyetlerini Çayırova’da 9 bin metrekarelik fabrikasında sürdüren Güven Kepçe, her çeşit yükleme ve boşaltma ürünleri ve kepçeler imal ediyor ve Çin, Japonya, Singapur, Yunanistan (özellikle armatörler) İspanya, Almanya, Danimarka, Romanya, Bulgaristan, Rusya, Orta Doğu ülkeleri gibi 60’ın üzerinde ülkeye bu ürünleri ihraç ediyor. Firmanın bünyesinde tasarladığı 4 çeşit kepçenin “Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesi” bulunuyor. Ayrıca tescilli 12 adet de çeşitli alanlarda patent belgesi mevcut. Güven Kepçe Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Demir, 1984 yılında amcası ile beraber kurdukları şirketten iki yıl sonra ayrıldıklarını, kendisinin yola devam ettiğini, yanına iki kardeşi Mustafa ve Murat’ın katıldığını ve o şekilde bu günlere beraber geldiklerini söyleyerek, “O zaman kum kepçesi imalatıyla başladık. Hem de gemi tamiratları yapıyorduk. Ayrılıktan sonra değişik ne

yapabiliriz onu düşünüyorduk. 1990 yılıydı, büyük bir firma geldi bana lastiksiz çalışan bir ürün istedi. Yurt dışına vereceğiz dedi. Çok ilkel bir sistemdi bizim o dönem yaptıklarımız, lastik ile bağlanan bir sistem. Ben araştırmaya başladım. Yokluklar, sıkıntılar çok fazlaydı. Sonra lastiksiz bir ürün ürettik. Kumcular bu ürünü kullanmaya başladı. Çok fazla rağbet gördü. Bu üründen brokerler aracılığıyla yurtdışı da dahil önemli rakamlarda satış yaptık. Ülkenin böyle bir şeye ihtiyacı olduğunu hissettik. Armatörlerin talepleri de bizi yönlendirdi. Böylece bu konuda başarıyı yakalamış olduk” şeklinde konuştu.

“Kömür ithalatı bizimle arttı” Mehmet Emin Demir, “1992 yılı civarlarıydı. Türkiye’ye yurt dışından kömür geliyordu. Er madencilikten Şeref Bey vardı. Bana dedi ki; 40 bin tonluk gemiler 25 günde boşaltılıyor. Mevcut ilkel kepçeler tek alışta 500 – 700kg alıyordu ancak. Bu süreyi kısaltmak için ne yapabiliriz? Ben de dedim ki, ben bu ürünü yaparım ama sermayem yok. Orada bir müteahhit vardı, bana iki aylık bir çek verdi. Ürün çalışmazsa ödemem dedi. Tamam dedim. Ahtapot kömür kepçesi yaptık. Bu ürünü çok zor şartlar altında yaptık. O zamanlar bilgisayar yoktu. Yapacağımız kepçenin planlarını betona

KASIM - ARALIK 17


Röportaj

tebeşirle çizip kağıtla kalıplarını çıkarıp o şekilde üretime geçtik. Tek seferde 7 ton aldı, resmen bir devrim oldu. Bir gemiye 4 tane yaptık, 25 günlük limanda tahliye süresi süre 5 güne indi. Türkiye’deki ithal kömürün ve ticaretin hızlanmasının sebebi 1990 başlarındaki o üründür. Bu ürün çok rağbet görünce piyasa hızlandı” ifadelerini kullandı. 1997 yılında bir ürün daha yaptıklarını anlatan Demir, “O ürünle iki seneden fazla uğraştık. Havada mekanik açmalı bir sistemle çalışıyordu. Hep yenilik peşindeydik. Yaptıkça hem ülkemize hem kendimize katma değer yarattığımızı gördük. Yurt dışına sorduğumuz zaman bu ürünün benzerlerinin 80 bin Eurolarda olduğunu gördük. Bu ürün genelde tahıl yükleme boşaltmada kullanılıyordu. Elle ip çekerek açılıyordu kepçe.

18 KASIM - ARALIK

Uzaktan kontrollü kepçe çalışmaları Daha sonra akü ile çalışan uzaktan kumanda kontrollü bir kepçe yapmamız gerek dedik. Tam 3 buçuk sene uğraştık. Yine Maltepe’deki 40 metrekarelik dükkanda zemini süpürdük, betona çizdik kalıplarını çıkardık. Biz bunu yaparken müşterimiz Osman Türeyyen geldi. Ne yaptığımızı sordu. Burası olmaz dedi. Yeriniz dar. Büyük bir yere gitmeniz lazım dedi. Para yok dedim. Ben sana yardım ederim dedi. Yıl 2000, krizin etkili olduğu dönemler. 300 metrekare bir dükkan bulduk. Dükkandan içeri girdik, dedim ne kadar büyük, Osman Bey dedi ki burası da sana ufak gelecek yakında. Taşındık oraya ama sipariş yok. Broker arkadaşlar vardı. Onlara bu kepçeyi yurtdışına satın dedim. Bunlar 6 tane sipariş aldılar. Tek forkliftle, vinç olmadan gece gündüz o kepçeyi yaptık. Oradan biraz

para kazandık, vinçleri yaptırdık. Aradan 4 ay geçti yer ufak gelmeye başladı. Uzaktan kumandalı kepçe için 3 buçuk sene uğraştık. 3 tane kepçe yaptık bir firmaya, Batı Afrika’ya gönderdik. Alan firma şart koştu başında kalacaksınız diye. Kardeşim Mustafa 17 gün kepçenin başında kaldı. Arızalanınca tamir etti. Sonra firma ben zarar ettim dedi bu arızalardan, 38 bin TL paramı kesti. Ben kızdım ama müşterimiz “bu seni kamçılar, sakın yılma, devam et” dedi. O devirde para sıkıntısı çok vardı. Yıl 2003. “Bu ürün Türk malı ben almam bunu” Bir gün bir Yunan müşteri geldi mekanik kepçe arıyor. 4 tane uzaktan kumandalı kepçe vardı, bunları al dedim. Baktı, almam dedi. Niye almıyorsun diye sorunca, çalışmaz Türk malı dedi. De-


www.7deniz.net <

Güven Kepçe Satış ve İhracat Müdür Engin Demir

İkinci kuşak da işin başında

dim bu mekanik olanı niye alıyorsun bu da Türk malı? Bunu ben sordum. Referansları iyi o yüzden alıyorum dedi. Dedim ki 4 tane kepçe var burada. Aslında 50 bin ama 40 binden vereceğim sana. Para da istemiyorum. Al bunları çalışmıyorsa denize at. Aldı gitti. Biz kepçeyi unuttuk. Çalışmadı galiba dedik. 6 ay sonra paramızı gönderdi. Dedi ki Yunanistan’da her yere beni söyleyebilirsiniz referans olarak. Hem ucuz hem Alman malından daha kaliteli. Kaliteyi hep ön planda tuttuk. Sürekli geliştirdik ürünlerimizi, sürekli iyileştirmeler uyguladık, sağ olsun müşterilerimiz bize bu konuda tavsiyeleri ile çok destek oldular. Arızayı sıfıra yakına indirdik. Tüm ürünlerimizde çalışma prensibimiz bu şekildedir, basit, arızasız, kaliteli, güvenilir. Daima gelişim ve kullanıcı dostu ürünlerle hizmet veriyoruz” dedi.

Bu kadar kaliteli ve kullanıcı dostu ürününü Türkiye ve dünya pazarlarına sunan ekibin başında yer alan Güven Kepçe Satış ve İhracat Müdürü Engin Demir de sektöre sundukları ürün ve hizmet kalitesinin yanı sıra, markanın dünyadaki yerinden de bahsetti. Engin Demir, “Piyasada var olan kepçe üreticileri yoğunlukla Almanya, Hollanda ve Japonya’dan idi. Yüksek ürün fiyatları ve yedek parça fiyatları ile piyasadaki müşteriler alternatif arayış içindeydi. Firmamızın yurt dışı piyasasına açılırken müşterilerin arayışına uygun olarak ve piyasada söz sahibi olabilmek adına ‘kalite – güvenilir ürün – uygun fiyat – düşük bakım maliyeti’ ilkelerini benimsedik, bundan da kesinlikle ödün vermedik. Yurtdışında bazı müşterilere başarılı satışlarımızdan sonra ürünlerimizi limanlarda ve gemilerde gören başka firmalar da çeşitli taleplerde bulundular. Referans listemiz genişledi ve doğal olarak genişledikçe firmamızın güvenilirliği daha da arttı. Yani ‘en iyi reklamı ürünün kendisi yapar’ sözü burada gerçekleşmiş oldu. Ayrıca müşteri ve pazar araştırmalarımız, uluslararası denizcilik fuarlarına katılımlarımız, yerinde ve hızlı servis verebilmemiz, ürünlerimizin sorunsuz çalışması ile müşteri portföyümüz gün

geçtikçe genişledi ve bu günlere geldik” şeklinde konuştu. Üretimin yüzde 95’i ihracata Yılda ortalama 400 adet kepçe imal ettikleri ve bunların yüzde 95’ini ihraç ettiklerini açıklayan Demir, ihracatlarının yüzde 65’inin Çin’e gittiğini söyledi. Demir, “Bildiğiniz üzere handysize supramax, ultramax gemilerin tamamına yakını Çin ve Japonya’da inşa edilmekte. Bundan dolayı Çin’e ihracatlar yoğunlaşıyor” dedi. Bir Türk firması olarak, neredeyse her şeyin ve özellikle bu sektörün dünya çapında çok güçlü bir ülkesi olan Çin’den ithal edildiği bir dünyada kendilerinin Çin’e ihracat yapmasını değerlendiren Demir, “Müşterilerin inşa ettirdiği gemiler Çin veya Japonya’da bulunuyor. Bu gemilere kepçe şart. Armatörün alacağı kepçede ve vinçte ‘en ucuz ürün’ gibi bir önceliği yoktur. Bunun sebebi ise ‘en ucuz ürünü’ aldığı vakit kepçelerin ilk tahliyesinde dahi çalışmaması , arıza yapması demek, her seferinde yaklaşık 30 bin dolar dışarıdan kepçe kirası ve günlük gecikmeye 10 bin dolar cebinden para ödemesi anlamına geliyor. Yani kepçelerin tek dahi sefer çalışmaması demek ürünü ilk satın alırken ettiği tasarruftan fazla cebinden para ödemesi demek. Çektiği

KASIM - ARALIK 19


Röportaj

Engin Demir

Mustafa Demir

sıkıntı, stres de cabası. Ayrıca bu tek seferlik maliyet, daha sonraki seferlerde ise bu maliyet artarak devam edecek. Dolayısıyla müşterinin aradığı üründe öncelikler “güvenilir, kaliteli ürün, makul fiyat”. Biz de öncelikleri sağlayabildiğimiz için Çin’in en ucuz fiyatı vermesi müşteriyi ikna edememekte, cezbetmemekte. Ayrıca Çin firmaları yurtdışına servis verememekte, satış sonrası hizmetleri yok denecek kadar az, iletişim problemi hat safhada” şeklinde konuştu. “Krizden dolayı fiyatları düşürdük” Dünyada yaşanan ekonomik durgunluk en çok denizcilik sektörünü etkilemiş durumda. Güven Kepçe de denizcilere yönelik hizmet veren bir firma olarak bu durumdan nasıl etkilendiği ve zorlukları bertaraf etmek için nasıl çözümler sunduğu konusunda da bilgiler veren Demir, “Öncelikle biz de fiyatlarımız iyi seviyelerde olmasına rağmen fiyatlarımızı tekrardan aşağı çektik. Sektör sıkıntıdayken herkesin taşın altına elini sokması gerekli. Ayrıca bizler yüzde 95 ihracat oranı ile ülkemize dışarıdan döviz getirmekte ve bunu iç piyasaya tedarikçilerimize yapmış olduğumuz ödemelerimiz ile piyasaya capcanlı para , taze kan sunmaktayız. Bu para yurtiçinde döngüde olan para değil, dışarıdan gelen ve hiç olmayan paradır. Bu da bize ayrı bir haz ve mem-

20 KASIM - ARALIK

Mehmet Emin Demir

nuniyet vermekte. Sonuçta ülkemize bu şekilde bizim de ekonomik katkımız olmakta” ifadesini kullandı. Türkiye’deki limanlarda kullanılan ekipmanları konusunda da görüşlerini belirten Engin Demir, “Limanlarımız eskisine oranla ciddi ekipmanlar, vinçler ile sistemlerini modernize ettiler. Kuru yük sektöründe özellikle Liebherr, Gottwald mobil liman vinçleri popüler durumda. Bunların ucuna takılan kepçelerden imal etmekteyiz. Kullanan müşterilerimiz çok çok memnunlar. Fiyatlarımız Avrupa’ya göre gayet makul, yedek parça, destek istedikleri vakit hazır ve ayaklarının dibinde, ülkemizde. On kişiden oluşan, çok iyi derecede İngilizce bilen servis ekibimiz var. Servis ekibimizde teknisyenlerimiz de Amerika vizesi dahil önemli ülkelerin vizesi hazır bulunmakta. Özellikle müşterilerimize maliyet düşürmeleri amacı ile sökülü şekil nakliye, yerinde montaj, eğitim hizmeti sunmaktayız. Çin’e ve Japonya’ya yapılan ihracatın çoğu bu şekilde gönderilmekte. Montaj, test, mürettebata eğitim aynı anda gerçekleşmekte. Bu da müşteri memnuniyetini arttırmaktadır. Tasarladığımız ürünler basit yapılı, arızası neredeyse olmayan ürünler. Herhangi bir arıza halinde (ağır hasar, vurma, çarpma vs. hariç) mürettebat kullanma kılavuzundan bakarak proble-

Ömer Demir

mi dakikalar içinde tespit edebilmekte ve kendileri onarabilmektedir. Sonuç olarak gemiler dünyanın dört bir yanında gezmekte, mürettebatın kendi problemini çözebilmesi en yakın servis istasyonundan her zaman daha hızlıdır. Bildiğiniz üzere yük tahliyesinde her dakika para demektir” dedi. 2016 yılını değerlendiren ve 2017 yılından hem kendileri açısından hem de denizcilik camiası açısından beklentilerini dile getiren Demir, “2016 yılı bildiğiniz üzere Ocak-Mayıs sonu arasında gemi kiralarında inanılmaz düşüşlerin olduğu bir dönemdi. Günlük masrafı (running cost) 5.500 – 6.000 dolar olan gemiler 1.500 – 2.500 dolar civarına ancak kiraya verildi. Bu da armatörün gemi başına yaklaşık ayda 100 bin dolar cebinden para vermesi anlamına geliyor. Bu piyasada gemi fiyatları da dibe vurdu, ellerindeki değer eridi. Dolayısıyla müşterilerimiz inanılmaz kötü bir dönemden geçtiler. Bugün satış, 2016 ihracat rakamlarımıza baktığımız vakit çok iyi rakamlarda olduğumuzu görüyoruz. Sonuç olarak dünya ticareti devam ediyor, gemiler, limanlar düşük kiralarla da olsa çalışıyor. Bu da demek oluyor ki işini iyi yapan kişi/firma her zaman tercih edilen, aranılıp bulunan firma oluyor ve iş bakımından sıkıntı yaşamıyor” şeklinde konuştu.


Eğitim Mahallesi Poyraz Sokak Sadıkoğlu Plaza 5 No:33 Kat:1 Kadıköy / İstanbul Tel: +90-216-4496148 / 4147468 Fax: +90-216-4496175 www.atlasproje.com info@atlasproje.com

Atlas Uluslarası Nakliyat Proje Taşımacılığı Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi

KALİTELİ VE GÜVENLİ TAŞIMACILIK

Hizmetlerimiz • KOMBİNE TAŞIMACILIK • HAVAYOLU • KARAYOLU • DEMİRYOLU • DENİZYOLU • GEMİ KİRALAMA • SİGORTA • FCL / LCL • TAŞIMACILIK HİZMETİ VERDİĞİMİZ ALANLAR ULUSLARASI EMTIA TİCARETİ • ENERJİ SANTRALLERİNDE KÖMÜR EKONOMİSİ VE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ ÖNLEMEYE KATKI


Röportaj

Sektör 2. e-Navigation Meeting ’de DANELEC ile buluşuyor

Çanakkale’de kurulan ve daha sonra merkezini İstanbul’a taşıyan YDDO’nun İzmir’de de bir şubesi bulunuyor. Geçen yıl ilkini başarılı bir şekilde düzenlediği eNavigation seminerinin bu yıl ikicisine hazırlanan firma, bu alanda yaşadığı tecrübeleri ve uzman konuşmacılarıyla da sektörün nabzını tutacak.

2

006 yılında Çanakkale’de Uzakyol Kaptan Kutlay Ünlü ve Yüksek Mühendis Sinan Apaydın tarafından kurulan YDDO Denizcilik Danışmanlık Ltd. Şti., bulunduğu bölgede denizcilik firmalarına ve bu firmalara ait teknelere/gemilere hizmet alanında görmüş oldukları eksikliği iyi değerlendirmiş ve çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırmışlar. Bu dönemde YDDO, Çanakkale bölgesinde çalışan ve boğazdan transit geçiş yapan gemilere, notik yayın, harita ve seyir malzemesi temini işlerini üstlenerek kısa zamanda tanınan bir firma haline geldi.

YDDO Marine Genel Müdürü Kaptan Kutlay Ünlü

22 KASIM - ARALIK

Müşavirlik hizmetleri ile teknelerin her türlü evrak işlemlerinin

yapılması ve sefere hazır hale getirilmesi hizmetleri ile de danışmanlık hizmetlerini yürüten firma, denizcilik konusunda deneyimli kadrosu ile Çanakkale (Şube), İstanbul (Merkez) ve İzmir (şube) olmak üzere üç ofisten taşeronları ve yetkili bayileri ile çalışmalarına devam ediyor. YDDO Marine Genel Müdürü Kaptan Kutlay Ünlü, yurtiçinde yakaladıkları başarıları yurtdışında da sürdürme yolunda emin adımlarla ilerlediklerini söyledi. Firması hakkında bilgiler veren Ünlü, denizcilik ve iletişim teknolojisi sağlama hizmetlerinde ulusal ve uluslararası pazarda yerli üretimler ile en iyi olmak, ileri teknoloji bilgisi, dinamik ve yet-


www.7deniz.net <

kin kadrolarıyla, girişimci, sağduyulu, müşteri odaklı yaklaşımıyla mükemmel ve butik bir hizmet şirketi olmak için çalıştıklarını anlattı. Firmayı kurarken ilk çıkış noktalarının Çanakkale’de deniz müşterilerine, tekne ve gemi sahiplerine elektronik seyir ekipmanları satmak ve bu konuyla ilgili hizmet vermek olduğunu aktaran Ünlü, “Çanakkale’de pazarın çok küçük olmasından dolayı İstanbul’a asıl şubemizi açtık. İstanbul çok hareketli bir şekilde ilerledi. En önemli konulardan birisi o dönem piyasada zorunlu tutulan I-ais Klas B cihazı idi.Bu cihazın satışı, servisi, montajı ve desteğiyle 3000’nin üzerinde cihaz sattık. I-ais cihazının satışı hala devam ediyor. Bunun bize şöyle bir faydası oldu; tekne sahiplerine o dönemde en son dokunan/satış yapan firma biz olduk. Bundan dolayı diğer radar, telsiz, navigasyon ekipmanları gibi ihtiyaçlarında bize ulaşarak teklif aldılar. Bu sayede deniz elektroniği işine girmiş olduk. Tabii bir yandan da sadece satış ile ilgilenirken, diğer yandan iç piyasadan aldığımız ürünlerin çoğunu dış piyasadan ithal etmeye başladık. Yeni temsilcilikler ekledik. Özellikle mantığımızda tak-unut cihazlar vardı. % 3- %5 pahalı olsun ama kaliteli olsun düşüncesiyle ve sonradan bize sorun çıkartmasın mantığıyla hareket ettik. Genelde; Danimarka, Norveç, Almanya, İngiltere gibi deniz-

cilik ürünlerinde kendini ispatlamış ülkelerden ithalat yapıyoruz. Şuanda da en önemli markalarımızdan birisi DANELEC markası… Temsilcisi olduğumuz DANELEC MARINE AS - ECDİS ve VDR (gemilerdeki kara kutu) cihazın Danimarkalı üreticisidir. En yoğun şekilde uğraştığımız DANELEC’in Türkiye’deki yetkili temsilcisiyiz. Daha önceden satılmış olan cihazların bakımları yapılıyor. Yeni cihaz satışları oluyor. Bizimle birlikte Türk Denizcilik sektöründe DANELEC markası daha öne çıktı ve satışlar hareketlendi. Önceden yılda 1-2 cihaz satışı varken şimdi yıllık 15-25 ürüne çıktı. Satmakla birlikte her türlü DANELEC ürünün yıllık bakımlarını da yapıyoruz. Şuanda Türk armatöründe ciddi bir referansımız var. Her armatörde var diyemiyorum ama demeye çok yakınız” şeklinde konuştu. Kara kutu denilen VDR (Voyage Data Recorder) konusunda DANELEC’in dünya lideri bir firma olduğunun altını çizen Ünlü, “DANELEC başlangıç noktasında Furuno ve Sperry gibi bilinen markalara OEM üreterek başlamış bu işe. Daha sonra Furuno kendisi üretmeye başlamış. Ancak halen Sperry Marine VDR ürünlerin üretimini DANELEC sağlıyor. Maersk Line’ın bütün gemilerinde, MSC, MOL, Teekay, Tome, Exxon..vb gibi dünyadaki büyük filoların gemilerinde DANELEC tercih

ediliyor. Hatta eski cihazların markasına bakmaksızın hepsini söküp DANELEC taktırmışlar ki, bir üründe 25-30 bin dolar gibi maliyeti göze alıp DANELEC’e geçiliyor. Türkiye’de ise Arkas, Chemfleet, Ince, Denak, Msc, Cenk Roro, Kıran, Kalkavan, KEGM, Izdeniz, Beykim, Konan, Atasoylar, Sonay...vb gib birçok daha sayamadığımız sorunsuz referansımız bulunmaktadır. Aslında harddisksiz marine tip bir bilgisayar bu ürün… Harddisk sd card ile dışardan takılıyor. Bu yüzden titreşim ve nem gibi geminin deniz ortamında bulunmasına karşılık normalden iki kat daha fazla bir süre kadar dayanabiliyor. DANELEC bu tecrübesini yeni zorunluluk olan Ecdis cihazlarına taşıyor. Biz de bu markanın Türkiye’deki yetkilisi olarak, kuralları, armatörün nelere dikkat etmesi gerektiği, DANELEC’in avantajları nelerdir gibi konuları geçen sene ilkini düzenlediğimiz e-Navigation seminerinde anlattık. DANELEC CEO’su Hans Ottosen ve uluslararası satış müdürü Gery Tas geldi. Bu sene tekrar gelecekler. Armatörle bu tip insanların bir araya gelmesi bire bir görüştüğü için armatör temsilcilerinin ilgisini çekiyor. Bu insanlarla konuşma ve sorularının cevaplarını, yeni bilgileri ilk ağızdan alma imkanı yakalıyorlar. Ayrıca yine geçen senede organizasyonda konuşmacı olarak katılan ECDİS’lerin dijital haritalarını ve tüm digital yayınları özel bir yazılım çözümü ile

KASIM - ARALIK 23


Röportaj sunan Norveçli Navtor firması yetkilisi Stale Hoylanskajer de bu sene konuşmacı olarak bizlerle olacak. Navtor piyasadaki eskiden kağıda basılı ürünleri bir yazılıma dökmüş. DANELEC ve Navtor yazılımlarında birbirlerini destekliyorlar. Bu sene Navtor’un da temsilciliğini aldık ve ülke satış müdürü bu yılki etkinliğimize katılıyorlar” ifadelerini kullandı. eNavigation seminerinde bu yılki konuları arasında güncel bilgilendirmeler ve MRV olacağını anlatan Kaptan Ünlü, “MRV (Monitoring Reporting And Verification) diye enerji ve karbondioksit emisyonları üzerine bir zorunluluk geliyor. Geçtiğimiz yıllarda SEEMP (Ship Energy Efficiency Management Plan) adıyla gemilere zorunlu tutulan bir enerji verimlilik planı hazırlandı. Biz bu konuda birçok Firmaya danışmanlık verdik ve vermeye devam ediyoruz. Hali hazırda birçok referansımız var. Önceden plan zorunluluğu vardı ama hiçbir otorite SEEMP içinde ne yazdığına bakmıyordu. Şimdi ilgili otoriteler bu planın içine bakmaya başlayacak. Konunun Türkçesi SEEMP dükümanında öngördüğünüz karbondioksit emisyonununuz, enerji harcamanız, CO2 kirliliğiniz… vb gibi değerlerinizi görüntüleyecek, raporlayacak ve onay alacaksınız. Bu rakamlar bir değerlendirmeden geçtikten sonra size bir sonuç çıkacak. Her Liman için özel değerler belirlenecek ve gemilere varış Limanına girebilmesi için bazı extralar isteyecekler. Biraz genel düşündüğümüzde bir emisyon ticareti de başlayacak. Gemi

24 KASIM - ARALIK

yaşlandıkça, emisyon arttıkça, kurallara uyamadıkça daha fazla harçlar ödeyeceksiniz. Ya bırakacaksınız bu işi ya da geminizi yenileyeceksin. Tamamen bir şeylerin yenilenmesi gibi şeylere giden bir yol olacak. Organizasyonda bu konuyla ilgili çok ciddi ve farklı bilgiler paylaşacağız. Biz armatörün içinden geldiğimiz için tüm anlatımını yaptığımız konularda otorite gözüyle bir anlatım değil aksine tamamen Armatör temsilcisinin nasıl hazırlık yapması, örnek MRV dokümanı hazırlanması, doküman hazırlanırken nelere dikkat edeceği gibi farklı açılardan bilgi aktaracağız.” dedi. Firmalarının Ar-Ge ve inovasyon konusunda da bilgiler veren Ünlü, “Denizcilik tarafında ithalat firması olduğumuz için Ar-Ge olarak çalışmamız yok. Ancak, yeni ürünlerin keşfi, dünyada çıkan yeni ürünlerin Türkiye’ye ithalatı konusunda çalışmalarımız mevcut. YDDO Yazılım Firmamız ile İzmir’de 9 Eylül Üniversitesi içinde teknoparkta bir ofisimiz var. 4 yazılımcımızla devamlı olarak yazılım geliştirme yapıyoruz. Yaklaşık 1,52 senede bir mutlaka yeni bir ürün/ yazılım üretiyoruz. SHIPPERNETIX adıyla sektörde çok iyi bilinen bilinen bir yazılımımız var. O yazılımdan sonra gemi/personel performansını ölçen SHIPPERFORM adlı bir yazılımız var. IMO kurallarına göre gemide çalışanların çalışma ve dinlenme saatlerini hesaplayan W&R (WORK&REST HOURS) yazılımımız var. Daha sonra FRATE adında bir gemi broker yazılımımız var. Bunların hepsi sıfırdan,

İzmir Depark Şubemizde yerli olarak üretilen yazılımlardır” şeklinde konuştu. Kaptan Kutlay Ünlü, “Bizim bu işe başlangıç noktamız yat sektörü oldu. Kabotajdaki gemiler ve küçük ticari tekneler bizim en uzman olduğumuz noktadır. İkinci sırada yatlar var. Piyasada işlerimizde ciddi bir düşüş var bu alanlarda. Yat imalatlarında ve yatlara ayrılan bütçelerde de büyük düşüşler var. Zaten bunun etkisiyle farklı alanlara yönelirken ek işten ana iş doğmuş oldu. O taraf devam ediyor elbette. Ciddi düşüşten kastım da, biz yılda minimum 25-30 adet orta boy tekne donatımı yaparken şimdi 8-10 adete düştü. Zaten Türkiye geneli yeni gemi inşa sayısı da düştü. Tekne konusunda Türk imalatçılar çok başarılılar. Krizin bir boyutu da normalde yeni inşa taleplerinin Avrupa’dan, Rusya’dan ve Ortadoğu’dan olması ve bu bölgelerde de ciddi kriz yaşanmasından kaynaklanıyor. Bizim ülke ve sektör olarak en iyi olduğumuz konular neyse o konularda daha çok çalışıp uzmanlaşmamız gerekiyor. Yat veya römorkör konusunda önemli başarılarımız var. Bu konuda dünyada belli bir noktaya gelmiş durumdayız. Başarılı firmalarımız var. Bu tip üretimlere ağırlık verip daha iyisi ve kalitesini yaparak dünyada römorkör veya ticari tekne (pilot bot, ticari yat, hızlı personel bot..vb) dediğimiz zaman Türkiye’nin akla gelmesi lazım” ifadesinde bulundu.


DM800/700 ECDIS

Electronic Chart Display and Information System

Danelec systems Solid • Safe • Simple Discover the Danelec difference...

www.ecdisturkey.com www.yddo.com.tr


Röportaj

Amerika’daki en etkili Türklerden biri: Murat Güzel

Demokrat Parti’nin Etnik Konseyi İş Komitesi Başkanı Murat Güzel

Uzun yıllardır ABD'de ticari faaliyetlerde bulunan Murat Güzel, Demokrat Parti'nin adayının resmileştiği temmuz ayında Philadelphia'da yapılan parti kongresinin organizasyonunda da yer aldı. Güzel, Demokrat Parti'nin Etnik Konseyi İş Komitesi'nin başkanlığını yapıyor ayrıca Clinton kampanyasının finans komitesinin üyeliği görevini yürütüyordu. Amerika’da bulunan yazarımız Kubilay Ulucan, Murat Güzel ile seçimlerden önce yaptığı röportajı sayfalarımıza taşıdık. 26 KASIM - ARALIK


www.7deniz.net <

Ekonomi ve politika alanlarında Amerika’nın en etkili 50 Türk’ü arasında sayılıyorsunuz. Murat Güzel kimdir? Sizi okurlarımıza tanıtabilir miyiz? Ben aslen Malatyalıyım. ABD’ye MEB bursu ile yüksek lisans ve doktora öğrenimi için geldim. Burada akademik ve profesyonel çalışmalarımın ardından ticaret yapmaya başladım. Şu anda Amerika içerisinde ürettiğimiz ürünlerin yanı sıra başta Türkiye olmak üzere farklı birçok ülkeden getirdiğimiz ürünleri Amerika’da büyük süpermarket zincirlerine ve imalatçılara satıyoruz. Son bir kaç yılda Amerika’da politik aktivitelerle uğraşıyorum. Şirketinizin Türkiye ile ticari ilişkileri nelerdir? 2000’li yıllarda organik gıda üzerine ticari hayatıma başladım. Türkiye’deki organik donmuş, kuru meyve ve sebze ve meyve suyu, yaptığım ticaretin bel kemiğini oluşturuyor. Türkiye ticari olarak şirketimiz adına önemli bir yer işgal etmektedir.

Amerika’da politika ile tanışmanız ve aktif uğraşınız nasıl oldu? Politikada demokrat partiyi seçmenizde belirleyici bir etken var mıdır?

da Amerika’ya kuru kuruya karşı çıkmak yerine aktif olarak siyasal çalışmalar yapıyorum ve bu çalışmalarda bir karşılık buluyor.

Malumunuz Amerika’daki seçim sisteminde adaylar topladıkları maddi desteklerle kampanyalarını yaptıklarından iş adamlarına bağış için giderler. Bizde bu vesileyle tanıştık. Daha sonra Amerika’nın gidişatı ve uluslararası politik konulardaki fikirlerim ilgilerini çekmiş olacak ki 2012 yılında parti kontenjanından Başkan Obama’yı seçen ilk Türk delege oldum. Ardından beni içlerine daha çok çektiler. En son Haziran 2016’da Demokratların başkanlık adayı kongresinde organize komitesindeydim. Şu an demokrat partideki görevlerim dışında Hillary Clinton kampanyasında finans komitesindeyim. Özellikle Pensilvanya’daki Demokrat Parti’de aktif bir şekilde çalışıyorum.

Belli bir kimliğimiz var ve Demokrat Parti içerisinde kimliğimizi kaybetmeden siyasetin içerisinde olma imkanımız var. Ayrıca Türk ve Müslüman olarak derdini çektiğimiz ve mücadelesini verdiğimiz birçok konu Demokrat Parti’nin de elini taşın altına attığı konulardır. Bağnaz olmadıkları ve farklı fikirlere açık oldukları için Demokrat Parti altında çalışmak daha kolay ve uygun diye düşünüyorum. Ancak Cumhuriyetçi partiden düzgün kongre ve senatörlerle de ilişkilerim var. Cumhuriyetçilerle de paylaştığımız ortak konularımız var. Bu iki taraflı oynamak değil. Doğru insanlarla çalışmak için futbol takımı tutma mantığını partilere uygulamamak lazım.

Ben, Amerikan sisteminin kurulduğu değerlere sadık kalınması durumunda Dünya’nın daha yaşanabilir bir yer haline geleceğine inanıyorum ve bu bağlam-

Amerika’da Türk toplumu ve devleti için olumlu tanıtım faaliyetlerinde bulunan kurumlar var mıdır, bunların çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? Elbette,

başarılı kuruluşlarımız ve

KASIM - ARALIK 27


Röportaj de Amerikan toplumunda etkin olup katkılar sağlaması da hedeflerden. Amerika’da yaklaşan başkanlık seçimleri hakkında yorumunuz nedir ve Hillary Clinton’ın kazanma sansını ne öngörüyorsunuz? Kanlı FETÖ terör örgütünün Amerika’daki oluşumu özellikle Hillary Clinton’ı seçimlerde desteklediği söyleniyor, bu konudaki görüşünüz nedir? Trump’ı sadece ABD’nin bir sorunu olarak görmüyorum ve gerçekten tehlikeli bir isim. Clinton ise hakkında konuşulan bütün olumsuzluklara rağmen daha tecrübeli ve konuşup anlaşılabilir bir başkan adayıdır. Clinton’un kazanacağını düşünüyorum ve tahmin edilenin aksine bu dönem içerisinde birçok anlamda Türkiye ve ABD ilişkileri açısından önemli adımlar atılacak ve daha güçlü bir müttefiklik kurulacağına inanıyorum. Belli düşüncelerine katılmasam dahi daha istikrarlı bir ilişki olacağını düşünüyorum. Clinton kampanyasının ABD’deki Gülen yapılanmasıyla yakın bir ilişkisi olduğu ve Clinton’un bizzat Gülencileri desteklediği yönünde oluşturulan algı olduğundan daha fazla abartılmaktadır. Aslında bu Gülencilerin en iyi bildiği işlerden birisi olan PR’ın başarılı bir sonucudur. Birçok farklı eyalette siyasetçilere yardım ederek kendilerine siyasi ilişkiler sağlamanın yanı sıra, Gülenciler Clinton’ı da başkan olması en kuvvetli aday olması sebebiyle destekliyorlar. Fakat Clinton’un genel kampanyanın büyüklüğüne bakıldığında, kampanya içerisinde Gülencilerin yeri reklamını yaptıkları kadar asla büyük değildir. Ancak diğer Türklerin bu alanı boş bırakması ciddi bir eksikliktir. Benimle tanışıncaya dek neredeyse kampanyanın nazarında Türkler demek Gülenciler demek haline gelmişti. derneklerimiz var. Ancak Türklerin bulundukları konumu asmaları ve Milli meselelerde birlikte seslerini çıkarmaları için hareket etmeleri ciddi bir eksiklikti. Bu amaçla benim de bizzat kuruculuğunda yer aldığım, bir yıl önce kurulan ve Türk Amerikalıları ilgilendiren meselelerde yönlendirme kuruluşu TASC önemli işler yapmaktadır. Cumhurbaşkanımızın tanımıyla “ ABD’deki Türk-Amerikan derneklerini esnek bir çerçeve içinde ortak bir paydada birleştirmeyi hedefleyen bu komi-

28 KASIM - ARALIK

tenin amacı diğer derneklerin yerini almak değildir. Komite önde gelen dernek ve çatı kuruluşlarının ortak meselelerde hep birlikte süratle ve etkin şekilde harekete geçme kabiliyetini hedefliyor.” Türkiye karşıtı çalışmalarıyla bilinen, ABD’deki Ermeni lobisi ve FETÖ gibi guruplarla milli meselelerde bir nevi çatı kuruluşu olarak hizmet yapan TASC, Amerika’da yaşayan Türklerin öncülüğünde ve sadece kendi ekonomik yardımlarıyla yürüyen bir organizasyondur. Özellikle Amerika’da yaşayan Türklerin

Türkiye Amerika’daki politikacılara ve Amerikan halkına Türkiye’de yaşanan olayları ve terör örgütü FETÖ’nün çalışmalarını anlatabiliyor mu? Bu konumda Amerika ve politikacılar Türkiye’yi nasıl görüyorlar? Bu konuda Türkiye’nin ciddi şekilde kendini anlatabilme sorunu yaşadığını düşünüyorum. Ülke kanlı bir darbe girişimine maruz kaldı ve yüzlerce vatandaşımızı kaybettik fakat ABD’de yöneticiler hala darbeyi kabul etmek istemediler ve biraz ağırdan aldılar.


www.7deniz.net < Daha sonra ise darbe olduğunu kabul ettiler fakat bu darbenin kim tarafından yapıldığına dair ciddi tartışmalar başladı. ABD’de bir çok politikacı bu darbenin iktidar tarafından yapıldığını ve kendini daha güçlendirmek için alanlarını genişlettiklerini ciddi ciddi düşündü. Bunda FETÖ’nün rolü önemliydi elbette. Fakat şimdi ise Amerikalı politikacıların fotoğrafı daha net gördüğünü düşünüyorum. FETÖ’nün işin içinde olduğunu düşünenlerin sayısı artıyor. Benim bizzat konuştuğum senatör ve kongre üyeleri darbe zamanında Türkiye halkının yanında yeterince duramadıkları için üzgünler. Demokrat Parti delegesi olarak başkan Obama ile FETÖ terör örgütü lideri ve üyelerinin Türkiye’ye iade konularında karşılıklı görüşmeniz oldu mu? Bu konuya başkanın yaklaşımı nasıl? Başkan Barack Obama’yla bizzat kapalı bir toplantıda konuyu ele alma fırsatım oldu. Darbe’nin üzerinden yaklaşık 15 gün geçmişti ve bir evde toplanmıştık, kendisine bu soruyu yönelttim ve o da uzunca bir değerlendirmede bulundu. Türkiye’nin stratejik müttefikliği ve bu noktada FETÖ konusunun bu ortaklığı bozacak bir yerde olmasını istemiyor fakat iade sürecinin ise ABD yasalarına ve iki ülke arasındaki anlaşma metnine göre ilerlemesini istiyor. Bu haber Türkiye’deki hemen hemen bütün haber kanallarında yayınlandı. Terör örgütü FETÖ’nün Amerika’daki yapılanmasının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Farkındaysanız artık birçok okulu şaibe altında. Bu konuda yerel ve ulusal basında Gülenistler aleyhine neredeyse her gün bir makale yayınlanıyor ve daha zor durumdalar. FBI birçok okullarında soruşturmalar yapıyor. Bu meselenin bir tarafı elbette. Diğer bir konu ise yıllardır oluşturmuş oldukları siyasal bağlantıların artık kendi aleyhlerine dönüyor olması. Yani birçok ilişki kurdular ve bazı ilişkileri açıklayamıyorlar dahi. Açıklayamadıkları bağışlar var. Bunlar ciddi şekilde başlarına sıkıntı olacak gözüküyor. Ayrıca Türkiye’de darbe girişiminde bulundular ve ABD’de ise darbe girişimi

ile hiç alakaları yokmuş gibi davranıyorlar. Bu pozisyonu çok sürdüreceklerini sanmıyorum ve artık şu kesin bir şey ki FETÖ sadece dinler arası diyalog vs. gibi aktiviteler yapan bir yapılanma olarak bilinmiyor. ABD’de her gecen gün bunun daha farkında. Amerika’da yaşamayı, yatırım yapmayı ve Amerika ile iş yapmayı planlayan Türklere tavsiyeleriniz neler olacaktır? Amerika’da ticaret yapmak öyle sanıldığı kadar zor değil. Bunun için bizim klasik ticari anlayışımızın biraz daha ötesine geçip profesyonelce bir çalışma gerekiyor. Eğer bu konuda iyi bir alt yapı sağlanabilirse çok başarılı işler yapılabilir. Fakat esas olan piyasayı tanımak

ve bu piyasaya kaliteli ürünü en uygun şartlarda nasıl tedarik edilmesi gerektiğini iyi görebilmektir. En önemli olan konuda dürüst olmak ve uzun vadeli ilişkilerin gereğini sabırla yapmak. Her ürün satılabilir yeter ki bu ürünü tanımladığımız şekilde verelim ve işin kolayına kaçmayalım. Ben Türkiye’den yeni bir tedarikçiden yeni bir ürün aldığımda, büyük ihtimalle bir kaç konteynerden sonra başka kalitede bir ürün çıkacak diye düşünüyorsam ve Amerika’daki yeni bir müşteriye mal sattığımda paramı büyük ihtimalle sıkıntısız alırım diye düşünebiliyorsam, nerde eksik olduğumuz bellidir diye düşünüyorum. Bunlar aşılınca Türkiye’nin Amerika’ya satacağı çok ürün var.

KASIM - ARALIK 29


Lojistik

Karadaki başarısını denizde de gösteriyor Lojistik sektörünün lider şirketlerinden OMSAN Lojistik tarafından, 2008 yılında denizcilik sektöründe daha yoğun faaliyet göstermek amacıyla OYAK, iştiraki olarak kurulmuş olan OMSAN Denizcilik, faaliyetleri başarı ile sürdürüyor.

O

MSAN Denizcilik, başta cevher, çimento ve demir çelik ürünleri olmak üzere her türlü dökme ve genel kargo yüklerinin denizyolu ile taşınması için müşterilerine chartering, brokering ve acentelik hizmetleri sunmakta. OMSAN, bu hizmetleri doğrultusunda yılda 4 milyon ton yurtiçi taşıma ve 2 milyon ton uluslararası taşıma yapmakta. Filosunda 4.500 DWT’lik pnömatik ve mekanik tahliye sistemine haiz çimento gemisi ile 30 bin DWT’lik kuru yük gemisi olmak üzere iki gemiye sahip olan OMSAN Denizcilik, aynı zamanda armatörlük faaliyetleri de yürütmekte.

OMSAN Lojistik Genel Müdürü Doç. Dr. Mehmet Hakan Keskin

30 KASIM - ARALIK

OMSAN’ın bağlı bulunduğu OYAK’ın Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem Mayıs 2016’da göreve geldi. Erdem, diğer OYAK iştirakleri gibi OMSAN’ın da sektörde hak ettiği konuma gelmesi için yeniden yapılandırma çalışmalarını başlattıklarını söyledi. Erdem, lojistik sektörüne nitelikli personel kazandırmak, istihdamı arttırmak, Türkiye için değer


www.7deniz.net <

OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem

yaratan yenilikçi projeler geliştirmek ve OMSAN’ın marka değerini arttırmak hedefiyle yola çıktıklarını belirtti. Bu kapsamda Eylül 2016’da OMSAN’ın yönetiminin değiştiğini ifade eden Erdem, Doç. Dr. Mehmet Hakan Keskin’in OMSAN’ın yeni genel müdürü olarak göreve başladığını açıkladı. OMSAN Lojistik Genel Müdürü Doç. Dr. Mehmet Hakan Keskin dergimizin sorularını yanıtladı. Lojistik alanında Türkiye’nin en önemli firmalarından biri olan OMSAN’ın bu alandaki faaliyetlerinden ve şirket yapısından kısaca bahseder misiniz? 1978 yılında bir OYAK iştiraki olarak kurulan OMSAN Lojistik; uluslararası teknik standartlara sahip, farklı özelliklerde 871 karayolu nakliye filosu; 240 swap body, 82 vagon ve 180 konteynerden oluşan demiryolu filosu, 1 helikopteri, 30.000 DWT büyüklüğünde kuru yük gemisi, 4.500 DWT büyüklüğünde pnömatik tahliye sistemine haiz çimento gemisi, 1100 onaylı tedarikçisi, yurtiçi ve yurtdışında toplam 1,1 milyon m²’lik kapalı ve açık alandan oluşan lojistik merkezleri ve 2400 çalışanı ile müşterilerine entegre lojistik hizmetler sunmaktadır. OMSAN, otomotiv, demir çelik, çimento-inşaat, akaryakıt, tekstil, perakende, gıda ve iletişim sektörleri başta olmak üzere, birçok sektörün öncü firmalarına yurtiçi ve yurtdışı karayolu, denizyolu, havayolu, demiryolu taşımacılığı, depolama, dağıtım, antrepo yönetimi, ev

ve ofis lojistiği, gümrükleme ve sigorta hizmetleri kapsamında lojistik hizmetler sunmaktadır. OMSAN’ın, İstanbul’da Genel Müdürlüğü, İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Gaziantep’te Bölge Müdürlükleri, Fransa, Rusya, Romanya ve Fas’ta şirketleri, Almanya’da irtibat ofisi, İspanya’da OMFESA adıyla ortaklığı bulunmaktadır. Yıllarca diğer alanlarda yaptığı başarılı çalışmalardan sonra 2008 yılında deniz taşımacılığına girişinizi anlatır mısınız? O günden bugüne neler yaşandı firmada? Deniz taşımacılığında verdiğiniz hizmetler nelerdir? OMSAN, denizyolu taşımacılığı alanında faaliyetlerini geliştirmek amacıyla 2008 yılında OMSAN Denizcilik şirketini kurmuştur. OMSAN Denizcilik, sahip olduğu özmal ve kiralık gemi filosu ile uluslararası ve kabotaj taşımaları gerçekleştirmektedir. OMSAN Denizcilik, 2010 yılında 30.000 DWT büyüklüğündeki Fortune Express adlı kuru yük gemisini, 2013 yılında ise 4.500 DWT büyüklüğündeki, pnömatik tahliye sistemine haiz ilk Türk bayraklı çimento gemisi olan ÜNYECEM 1’i filosuna eklemiştir. Önümüzdeki dönemde yeni gemi satın alımları ile 100 Bin DWT taşıma kapasitesine ulaşılması hedeflenmektedir. OMSAN Denizcilik, konteyner hat operatörleri ile yaptığı uzun dönemli anlaşmalar, zengin müşteri portföyünün sağladığı satın alma gücü ve güçlü acente ağı ile kapıdan kapıya uluslara-

rası komple ve parsiyel forwarding hizmeti vermektedir. OMSAN Denizcilik, ithalat ve ihracat yapan müşterilerinin ihtiyaçlarına özel çözümler üretmekte, denizyolu konteyner taşımalarında uluslararası standartlarda sigorta güvencesi ile hizmet vermektedir. Çeşitli ticaret koridorlarındaki konteyner taşıma trafiğinde önemli bir hacme sahip olan OMSAN Denizcilik, 2017 yılında yurt dışı iştirakleri ile oluşturacağı sinerji ve yeni acentelik anlaşmaları ile yıllık 50 Bin TEU taşıma kapasitesine ulaşmayı hedeflemektedir. OMSAN Denizcilik, dökme ve genel kargo yüklerinin denizyolu ile taşınması için gemi kiralama, brokering ve liman hizmetleri sunmakta olup, gemi kiralama alanında uluslararası piyasalardan kiraladığı Handymax / Panamax / Capesize gemiler ile müşterilerinin ihtiyaç duyduğu hammaddelerin en etkin şekilde taşınmasını gerçekleştirmektedir. OMSAN Denizcilik, dökme yük kabotaj trafiğinde Türkiye’nin en büyük taşıma hacmine ulaşmış olup, sadece bu taşımalarda yıllık 3,5 Milyon Ton yük elleçlemektedir. Ayrıca OMSAN Denizcilik, ithalat ve ihracat kuru yük taşımacılığında panamax ve capesize gemi bağlantılarını yönetmektedir. Deniz konteyner taşımacılığında dünya çapında acente ağına sahip bir şirket olarak OMSAN Denizcilik, başta yurtdışı iştiraklerinin bulunduğu ülkeler olan Fransa, Rusya, Romanya, Fas ve İspanya olmak üzere Afrika, Ortadoğu, ABD ve Uzakdoğu’ya komple ve parsiyel kon-

KASIM - ARALIK 31


Lojistik teyner taşımacılığı hizmeti sunmaktadır. Bununla birlikte Türkiye bağlantısı olmayan yüklerinde farklı ülkeler arasındaki taşımalarında aktif görev alan OMSAN Denizcilik, deniz yolu proje taşımacılığında sunduğu alternatifler ile müşterilerine kapıdan kapıya hizmet verebilmektedir. Bu yıl alınan Gemi Acenteliği Yetki Belgesi ile OMSAN Denizcilik, Türkiye’deki tüm limanlarda, geminin limana yanaşmasından kalkışına kadar tüm işlemleri yetkili gemi acentesi olarak kesintisiz bir şekilde gerçekleştirmektedir. Ayrıca OMSAN Denizcilik, müşterilerinin gereksinimlerine cevap vermek üzere liman lojistiği kapsamında ürünlerin kapı teslimi sürecinde de hizmet sunmaktadır. OMSAN Denizcilik, denizyolu taşımaları kapsamında proje taşımacılığına da odaklanmış olup, yüksek tonaj ve hacimli yük taşımaları organizasyonu amacıyla kendi bünyesinde ayrı bir birim kurmuştur. Özellikle Uzakdoğu proje yük trafiğinde kontrol ettiği gemilerle düzenli servisler düzenleyen OMSAN

32 KASIM - ARALIK

Denizcilik, 2017 yılında proje taşımacılığı kapsamında gerçekleştirdiği taşıma kapasitesini artırmayı hedeflemektedir. Uzakdoğu ana limanlarındaki tüm operasyon, elleçleme ve yükle ilgili işlemler yetkilendirilmiş OMSAN acenteleri tarafından yerine getirilmektedir. 2016 yılını nasıl kapatacaksınız, hedeflerinize ulaşıyor musunuz? 2017’den ve daha ilerisinden beklentileriniz nelerdir? 2016 yılında operasyonel ve finansal birçok başarıya imza atan OMSAN, gerek Türkiye gerekse Avrupa’da üst üste aldığı saygın ödüllerle başarısını tescil etmiştir. OMSAN 2016 yılında % 15 büyüyerek, yılı 735 Milyon TL ciro ile tamamlamayı hedeflemektedir. OMSAN’ı lojistiğin lokomotifi haline getirmeyi hedefleyen yeni yönetim, daha dinamik bir anlayışla hareket etmektedir. İlk küresel Türk lojistik şirketi olma vizyonuyla önemli lojistik yatırımları hayata geçirecek olan OMSAN, müşterilerinin değişen ihtiyaçlarına hızlı uyum sağlayabilmek için yeni depo yatırımları

yapmayı, mevcut depolarında kullanılan ekipmanları modernleştirmeyi, özmal araç filosunu büyütmeyi, tedarikçi ekosistemini genişletmeyi ve lojistik sektörüne model olacak örnek bir “Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi” kurmayı planlamaktadır. Sürdürülebilir büyümeyi esas alan OMSAN; denizyolu ve demiryolu taşımalarının portföyündeki ağırlığını artırmayı, gemi, lokomotif ve müşterilerinin sektörlerine özel vagon yatırımlarıyla intermodal taşımacılığın avantajlarını kullanarak, Anadolu’nun her köşesindeki müşterilerini Avrupa’nın tamamına en rekabetçi ve kaliteli koşullarda ulaştırmayı hedeflemektedir. Yurtiçinde ve yurtdışında yeni satış ve operasyon merkezleri kurmayı amaçlayan OMSAN, müşteri odaklı yepyeni bir organizasyonel yapıya geçecektir. Ölçek ekonomisinin avantajlarından faydalanmak için inorganik büyümeyi de esas alan OMSAN, Türkiye’de, Doğu ve Orta Avrupa’da şirket satınalmayı ya da stratejik işbirlikleri kurmayı hedeflemektedir.


05 - 08 Nisan 2017 Viaport Marina, Tuzla

Denizcilik Sektörünün Kalbi Tuzla’da Atacak. DESTEKLEYEN KURUMLAR

RADYO SPONSORU

KONAKLAMA SPONSORU

ORGANİZASYON

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR.


Ro-Ro Taşımacılığı

Nakliyeciler kendi Ro-Ro hattını işletiyor

Hatay RO-RO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Güler

34 KASIM - ARALIK


www.7deniz.net <

Suriye’deki iç karışıklıkların ardından Nisan 2012’de Ortadoğu ülkelerine yönelik taşımalar Mısır üzeri RO-RO gemileri ile yapılmaya başlandı.

2

012 yılından bugüne o güzergahta faaliyette bulunan RO-RO firmaları çeşitli nedenlerle devamlılık sağlayamadılar. Kimi düşük kapasiteli gemi kullandı, kimi yıkıcı rekabete girdi ve sektörü ciddi sıkıntılara sokarak hattan çekildi. Bu yüzden de araçlar Mısır ve Suudi Arabistan limanlarında uzun süreler bekledi, şoförler zor koşullarla karşılaştı hatta bir dönem 98 TIR’ımız ve şoförümüz 45 gün Mısırda mahsur kaldı. Bu yaşanan sorunlardan dolayı Hataylı 55 Uluslararası Karayolu Eşya Taşımacısı firma bir araya gelerek Hatay RO-RO Kombine Taşımacılık İşletmeleri A.Ş firmasını kurup 2 adet gemi kiralayarak Ekim 2014’te seferlerine başladı. Bu firmanın kurulmasında asıl amacın Ortadoğu ve Körfez ülkeleri ile olan ticaretin devamlılığını sağlamak olduğunu söyleyen Hatay Ro-Ro Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Güler, 2014’ten beri bu hattın düzenli olarak devam etmesi, bu hatta olan inanç ve talep artışını da beraberinde getirdiği söyledi. Bundan dolayı HATAY RORO geçtiğimiz ay CENK Y isimli ROPAX gemiyi de bünyesine katarak, haftalık sefer sayısını 2’ye çıkardı.. Süveyş Kanalı geçilerek yapılan seferlerin gidiş-dönüş olarak süresi ortalama 7-8 gün olarak gerçekleşmekte. Gemilerin doluluk oranı ise neredeyse yüzde 100 olarak gerçekleşmekte. Firması ve hat hakkında bilgiler veren Hatay RoRo Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Güler sorularımızı yanıtladı. Hatay Ro-Ro’nun kurulma amacını ve bölgedeki önemini anlatır mısınız? Suriye sınır kapısının kapanmasının ardından 2014 Mayıs ayında 55 Hataylı C2 Yetki belgesine sahip taşımacılık şirketi bir araya geldi ve HAYAY RORO Kombine Taşımacılık İşletmeleri A.Ş.’yi kurdu. Öncelikli hedefimiz, savaş öncesi karayolu ile giden Türk ihraç mallarının söz konusu taşımaları devam ettirebilmesini sağlamak ve bölgedeki pazar payını korumaktı. Mevcut hat sayesinde bölge taşımacısı ve ihracatçısı Türk ihraç mallarının Suudi Arabistan ve Ortadoğu Bölgesine ulaşması yönünde çalışıyor. Firmanızın sahip olduğu gemilerin sefer sayılarından ve kapasitelerinden söz eder misiniz? Gemimiz 105 araç kapasiteli ROPAX gemi olup, araçların yanı sıra yolcu taşıması da yapabilmektedir. Gemimiz ile; Tenteli, frigo, kapalı kasa, tanker, silobus ve özel yük taşımaları (gabari dışı) niteliğindeki araçların taşınması mümkündür. Ayrıca imkân dâhilinde binek oto taşıması da gerçekleştirilmektedir. Süveyş Kanalı geçilerek yapılan seferin gidiş-dönüş olarak süresi ortalama 7-8 gün olarak gerçekleşmektedir.

KASIM - ARALIK 35


Ro-Ro Taşımacılığı

Ortadoğu’ya yapılan taşımaların karayoluyla mı yoksa deniz yoluyla mı taşınması daha avantajlı? Bu konuda beklediğiniz gelişmeler veya düzeltilmesini istediğiniz konular var mı? Hatay Ro-Ro sayesinde bugün Türk ihraç mallarının başta Suudi Arabistan olmak üzere Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Yemen, Ürdün, Mısır gibi ülkelere ulaşımı gerçekleşmektedir. Özellikle son yıllarda kara yollarındaki geçişlerde yaşanan olumsuz şartlardan dolayı Ortadoğu’daki 8 ülkeye yönelik karayolu ihraç taşımalarının gerçekleşmesini sağlayabilen tek yol Hatay Ro-Ro seferleridir. Ayrıca Suudi Arabistan ve özellikle Yemen’e yönelik; silobus, vinç, gabari dışı araç, taş kırma makinesi ve tanker gibi araç ve ekipmanların bölgeye ulaştırılması için başka bir alternatif de mevcut değildir.

karayolunun taşımacılara sağlayamadığı düzenli hat imkanını oluşturmuş durumdayız. Ayrıca firmalarımıza deneyimli profesyonel kadromuz ile karşılaşabilecekleri her türlü olumsuzlukları engellemek için çalışmaktayız. Transit sürenin 4 gün oluşu kapıdan kapıya taşımada en hızlı taşıma imkânını sağlamaktadır. Bu sayede bizi tercih eden firmalar ihracat sürelerini alıcılarına gönül rahatlığıyla taahhüt edebilmektedir. Taşıma kapasitenizi neredeyse yüzde 100 kullanıyorsunuz. Önümüzdeki dönemde yeni gemi yatırımı düşünüyor musunuz?

Önümüzdeki dönemlerde karayolu güzergahında şartlar normale dönse de Ro-Ro ile taşımalar devam edecek mi? Denize alışan nakliyeci şuanda ne gibi avantajlar yaşıyor?

Hatay Ro-Ro ortağı olan 63 uluslararası taşımacımıza ait ihracat araçlarının dışında, bugüne kadar 150’den fazla ihracatçı ve taşımacı bizi tercih etti ve hattımızı kullanmaya devam etmekte. Bu da hatta olan talebin yoğunluğunu gözler önüne sermektedir dolayısıyla Hatay RO-RO olarak önümüzdeki dönemlerde gemi yatırımlarını gerçekleştirmek için çalışmalar ve görüşmeler yapmaktayız.

Deniz yolu ile taşımacılarımıza güvenli ve hızlı taşıma olanağının yanı sıra

2016 yılı sizin için nasıl geçti, 2017 yılından gerek kendi açınızdan gerek-

36 KASIM - ARALIK

se sektörünüz açısından beklentileriniz nelerdir? 2016 yılında karşı karşıya kaldığımız ihracattaki düşüşe rağmen, İskenderunDuba RO-RO hattı kullanılarak sadece ilk 8 ayda 1547 adet tanker ihraç edilmiş olup; 100’e yakın da iş makinesi, beton santrali, yaşam konteyneri gibi araçların ihracatı sağlanmıştır. 2016 yılında taşınan mal dağılımlarına baktığımızda RO-RO hattındaki mal çeşitleri arasında yaş meyve sebzenin, kuru yük ve tekstil ürünlerinin önemli bir yüzde oranına sahip olması taşımalarımızı büyük hassasiyetle ve başarıyla gerçekleştirmiş olduğumuzu göstermektedir. RO-RO taşımalarındaki artış sayesinde ülkemizin Suudi Arabistan’a yönelik ihracatına önemli katkımız olmuştur. Hedefimiz bu yılda olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da deniz taşımacılığında RO-RO hattının daha çok tercih edilmesini sağlayarak ihracatı ve sektör pazarını canlı tutmaktır. Bu katkının arttırılması için çok yüksek Süveyş geçiş maliyetine rağmen ihracatı taşıma mücadelesi veren RO-RO taşımalarının desteklenmesi önem arz etmektedir.


Bükreş - Şirket Merkezi Adress: 61B Nicolae Caramfil Street, 1st district, Bucharest, Romania 014142 Telefon: +40 311 91 04

Köstence Ofisi (Constanta) Adress: 251-253 Mamaia Blv. 2nd flor Constanta, Romania, 900546 Telefon: +40 241 64 52 66

İstanbul Ofisi Adress: Windowist Tower, Eski Büyükdere Cad. Kat:7, Ofis No 0708 No:26 Maslak, 34467 Istanbul Telefon: +90 212 214 7181


Ro-Ro Taşımacılığı

“Önümüzdeki en büyük engel iskele yokluğu”

Bandırma Tekirdağ hattında 2001 yılında tek gemisiyle faaliyete başlayan Aysu Ro-Ro yıllar içerisinde yaşadığı devir ve geri almalarla tekrar kurucularının elinde faaliyetine devam ediyor. Aysu Ro-Ro’nun sahibi aileden üçüncü kuşak ortaklarından Kemal Barbaros, büyümek açısından yatırım yapmayı düşündüklerini ancak şimdilik var olan ekonomik sıkıntılardan dolayı bu yatırımları ertelediklerini kaydetti. Kemal Barbaros, “Aileden gelen bir iş… Dededen babaya oradan bana geçen bir iş olduğu için zaten işin içerisinde yetiştik. Taşımacılık işini zaten var olan bir kosterimizle yapıyorduk. Şimdi iki tane gemimiz var. biri kuru yük gemisi olmakla beraber bir tane de Ro-Ro gemisine sahibiz. Bu gemiler her şeyi ile bize ve ortaklarımıza ait. Sadece kendi gemilerimizi işletiyoruz. İleriki zamanlarda imkan ve olanaklar sağlanırsa başka gemileri de işletmemize katmayı düşünüyoruz” şeklinde konuştu. Aysu Ro-Ro’nun sahibi Kemal Barbaros

38 KASIM - ARALIK

Yaşadıkları bazı sıkıntılardan da söz eden Barbaros, “Gemilerin yaşları konusunda yaşadığımız sıkıntıları Ankara’daki


www.7deniz.net < yetkililer ile çok konuştuk. Gemilerimizi yenilemek istediğimizi de belirttik ama önce bize yeterli bir alt yapı olanağı sunmalarını, iskele sorununun çözülmesi gerektiğini ilettik. Eğer öyle olursa zaten gemilerimizi yenileme ve yeni yatırımlar yapabilme olanağımız olur. Mesela, şimdi yanaştığımız iskelelerde yaşadığımız sıkıntılar bizim ileriye dönük yatırım yapmamıza engel oluyor. Sonuçta yanaştığımız iskeleler özel olduğu için kısa sözleşmelerle çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu da bize büyük sıkıntılar yaşatıyor. Bize kiralanan bir iskele bir sene sonra başka birine kiralanabiliyor ve bu da bizim açıkta kalmamıza neden oluyor” ifadelerini kullandı.

1985 yılında Marmara adasında doğdum ve 8 yaşından beri de denizlerle iç içeyim yani ailecek biz denizde yetişen ve "suya girdin mi daha sudan çıkamazsın" felsefesini benimseyen bir aileden geliyorum. Dededen babaya oradan da bana geçen bir iş yapıyoruz. Çekirdekten yetişmeme rağmen yaptığımız işe tam hakim olabilmek için işin eğitimini de aldım. Yakın yol kaptanlığım var kendi kuru yük gemimizde kaptanlıkta yaptım. Gemide her türlü sorunu ve sıkıntıyı çözebilecek kadar gemilerde de çalıştım. Bu işin hem teorik hem de pratik anlamda iyi olabilmek için hala da mücadeleye ve öğrenmeye devam ediyorum.

Karayoluna oranla denizyoluyla taşımanın avantajlarından söz eden Kaptan Barbaros, “Ambarlı-Bandırma arası her gün seferimiz var. Bandırma karayoluyla 450 kilometre. Bu da taşıma işi yapacakların günde bir sefer yapma şansları olduğunu gösteriyor. Yol boyunca yaşadıkları sıkıntı yorgunluk, araçların yıpranması gibi sorunların yanında egzoz salınımını da azaltması yönünden çevre açısından da kirliliği engellediğimizi düşünüyoruz. Bundan dolayı bu yolu bizimle geçmelerinin faydalı olduğunu iddia ediyoruz. Sonuçta bizi kullanan şoförler hem 4 buçuk saat dinlenme ve yeme içme, banyo gibi ihtiyaçlarını karşılama şansları oluyor. Aynı zamanda kara yolunda yaşayacakları sıkıntı ve sorunların son bulması anlamına geliyor. Ayrıca ülkenin ekonomik anlamda kazanması anlamına da geliyor” dedi. İskele konusunda büyük sıkıntılar yaşadıklarını hatırlatan Barbaros, “İskele sorunumuz ortadan kalkarsa biz her şekilde yatırım yapabiliriz. Sonuçta gemilerimiz öğle saatlerinde kullanacağımız iskele olmamasından kaynaklı boş yatıyor. Onun için biz daha çok iskele sorunundan dolayı yatırım da yapamıyoruz. Şuan kullandığımız iskeleler bile kuru yük iskelesinin dökme gemi iskelelerinin yanında kurulan rampalardır. Yani bize ait iskele bile değiller. Zaten biz şimdilik devletten ekonomik olarak bir şey beklemiyoruz. Bize sadece alt yapı sorununu çözecek iskele yapılsa yani sadece bizim kullanabileceğimiz iskeleler yapılsa başka da bir şey beklemiyoruz. Hatta iskele için yer gösterin onu biz yapalım diyoruz. Şu an Ambarlı bandırma hattında 3 tane rampa var ve bunların bir tanesi başka bir firmaya tahsis edildi ve kulla-

nabileceğimiz rampa sayısı 2’ye düştü. Bandırma ayağında ise orası tek liman olduğu için ayrı bir sıkıntı, alternatifi yok zaten. Mecburen iki özel sektör arasında sıkışıp kalmış durumdayız. Değişen şartlar ya da zam olup olmaması hep onların elinde. biz sadece susup aldıkları kararlara uymak zorunda bırakılıyoruz” şeklinde konuştu. ÖTV’siz yakıt konusunda da görüşlerini belirten Barbaros, “ÖTV’siz yakıttan yararlanıyoruz ama zaten mecburen olması lazım. Çünkü bu fiyatlara araç taşınmasının başka imkanı yok. Sonuçta bizde bir iş yapıyoruz devlete kazandırıp halka hizmet sunarken bizimde yeni yatırımlar yapabilmemiz için kazanmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Gemilerinde çalışan gemi adamları hakkında da bilgiler veren Kaptan Barbaros, “Gemi çalışanlarımızın hepsi eğitimlerini almış seçme personeldir. Zaten her gemide çalışan gemi adamları farklıdır. Mesela kuru yükte çalışan farklı tankerde çalışan farklı bizim gibi Ro-Ro’da çalışanlar da farklılık gösteriyor. Bizde çalışanlar 3 farklı eğitimden geçiyor. Aylık ve yıllık şeklinde periyodik olarak eğitimlerimiz var. Bu derslerde, yapılan yanlışlıkları düzeltici ve tecrübe kazandırıcı şekilde yapıyoruz. Eğitimlerimizi gemi içerisinde gerçekleştiriyoruz. Zaten bizde gemilerimizde gözlemliyoruz ve arada kontrollerimizi yapıyoruz. Bu eğitimlerin dışında iş güvenliğine tabi olduğumuz için iş güvenliği uzmanının eğitimini de alıyor çalışanlarımız” dedi. Kamu tarafına yaptıkları öneriden söz eden Barbaros, “Çözüm olarak devlete sunduğumuz projelerin yanında ya bizim kullanmamız için var olan iskelelerde yer gösterin ya a özelin elinde olan iskelelerde sözleşme şartlarının iyileştirilmesi ve sürelerinin uzatılması konusunda yardımcı olmasını bekliyoruz. Devlete, iskeleyi biz yapalım belli bir süre biz kullanalım sonrada devletin kullanımına bırakalım yani yap işlet devret modeli tarzında olsun. Bizim zaten asıl amacımız şartlar sağlanırsa devletimize ekonomik bir kazanç girdi sağlamak, halkımıza yeni istihdam açmak ve iskele yapılacak bölgede ki esnafa bir katma değer katmaktır. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamız bizim denizlere hakim ve denizi daha fazla kullanmamız gerektiğine inanıyorum ama bir türlü tam anlamı ile denizleri kullanmayı başarmış değiliz” ifadesinde bulundu.

KASIM - ARALIK 39


Makale

Dengelerin hükmettiği dünya N

e acı tesadüf ki, yazımı yazmak için bilgisayar başına oturduğum anda Kayseri’den kötü haberi geçti haber ajansları. Bu sebeple yazıma şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve metanet dilerken terörünün her türlüsünü buradan lanetliyorum.

Hasan Öztürk Senior Shipping Analyst-Dynamar BV

Bu tür eylemlere karşı şahsi inancım devletin her ferdinin işi her ne ise politikacısından yatırımcısına, şoföründen dansçısına işini en dürüst ve en iyi şekilde hakkını vererek yapmasıdır. Türk armatörlerinin kontrolündeki deniz ticaret filosu son on beş yılda dört kat büyüdü. Fakat komşumuz Yunanistan’ın kontrolündeki ticaret filosu ile karşılaştırıldığında ve piyasa üzerindeki yaptırım güçlerine bakıldığında daha yapılacak çok işimiz olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Uluslararası söz sahibi armatörlerimizin sayısı artmalı. Dünya çapında emtia ve gemi yakıtı ticareti yapan, farklı limanlarda yakıt ikmali yapan firmalarımızı piyasaya sürebilmeliyiz. Bu yolda ilerleyen firmalarımız var fakat bunların sayılarını çoğaltmalı ve gerekli finansal ve yapısal desteklerin sağlanması şart. Konumuza dönersek navlun piyasaları bize asla sıkıcı bir an yaşatmayacak

40 KASIM - ARALIK

derecede hareketli. Tanker getirilerinin 12 aylık gelir ortalamasına bakıldığında gözle görülür derecede düşüş görülüyor. 2015 yılında VLCC’lerin ortalama günlük kazancı $ 63,600 iken bu ortalama 2016 yılı içinde $ 38,000’lere düşmüş durumda. Diğer segmentlerde durum farksız ve düşüşler %40-50 arasında değişiyor. Son üç aya bakarsak tablo daha pozitif. Arzdaki dönemsel yükseliş tanker kira gelirlerine yansıdı. Örneğin Eylül ayında günde ortalama $ 15,000 kazanan VLCC’ler Kasım ayında ortalama $ 40,000’ın üstünde kazandılar. Daha ufak çapta ve rafine edilmiş petrol ürünleri taşıyan tankerlerin günlük kazançlarında ise piyasaya giren yeni tankerlerin yaratmış olduğu arz fazlasından dolayı gözle görülür bir düşüş görüldü. Önümüzdeki dönemde OPEC ve OPEC dışında kalan önemli petrol üreticilerinin almış oldukları petrol arzında kısıntıya gitme kararlarının dürüst bir şekilde uygulanması belirleyici bir rol oynayacak gibi gözüküyor. Bilindiği üzere Kasım ayı sonunda OPEC üreticileri günlük petrol varil üretiminde 1,2 milyon varil kısıntı kararı almışlardı. OPEC ve OPEC dışında kalan ülkelerin Aralık ayının 10’unda yapmış oldukları toplantıdan OPEC dışında kalan ülke-


www.7deniz.net < lerden günlük üretimden 558,000 bin varil kısıntı kararı çıktı. Bu kararlar yeni yıl ile beraber yürürlüğe girecek fakat petrol fiyatları üstündeki etkileri hemen görüldü ve Brent petrol fiyatı haber sonrası % 10 gibi bir yükseliş göstererek $50’ın üstünü gördü. Şu sıralarda $ 50 üstünde tutunuyor. OPEC’in bu kararı petrol fiyatlarını yukarı çekme amacı güdüyor. Kısa vadede bu belki başarılı olabilir fakat orta vadede fiyatların eski seviyelere (Haziran 2014’te Brent $ 115’dı) ulaşması zor gözüküyor. Amerika’nın “shale gas” üretimindeki artış petrol fiyatlarının yükselmesiyle ivme kazanacaktır. Bu arada bakalım OPEC ve OPEC dışı ülkelerin hangileri alınan kararlara sadık kalacak. Piyasada petrol arz fazlası kısa ve orta vadede sürecek gibi gözüküyor. Yine alınan kararlar ışığında VLCC çapındaki tankerlerin kira fiyatlarında bir düşüş görülebilir. Suezmax ve aframax’larda ise İran, Libya ve Nijerya’nın kısıntı kararlarından muaf tutulmaları sebebiyle daha sınırlı düşüşler olabilir. Fakat önümüzdeki dönemde navlunların düşmesi, yakıt fiyatlarının artması ve faizlerin yükselmesi sebebiyle tanker sahiplerini daha sıkıntılı dönemler bekliyor gibi. Bu arada geçen haftalarda petrol fiyatlarının hareketlenmesiyle beraber hisseleri borsada işlem gören denizde petrol arama ve üretme çalışmalarında kullanılan “offshore” destek gemi sahibi firmaların hisse fiyatlarında sert hareketler görüldü. Fakat bu firmaların çoğu an itibariyle finansörleriyle borç yapılandırma görüşmeleri yapıyorlar. Petrol fiyatlarından kaynaklanan bu iyimserlik ne kadar sürer veya kalıcı olur mu? Bunun cevabını yeni yılın ilk çeyreğinde yapılacak olan borç yapılandırma görüşmelerinin sonuçları ve şu an için boşta olan gemilerin yeni proje bulabilme oranı belirleyecektir. Kuru yük sahipleri ise uzun zamandır çile çekmekte. Fakat navlunlar 2016 başlarında görülen tarihi diplerden döndü ve

bugün biraz daha umutlu bakabiliyoruz bu piyasaya. Son bir iki senede gemi sahipleri üzerlerine düşeni fazlasıyla yaptı diye düşünüyorum. Arz talep dengesini oluşturmak için yapılabilecekler arasında yeni gemi siparişlerinde tedbirli davranma, nispeten eski olan gemileri hurdaya çıkarma veya kızağa çekip boşa çıkarma gibi alternatifler vardır. 2016 yılı içerisinde kuru yük filosu sadece % 1,8 büyümüş. Son iki seneye bakarsak bu büyüme oranı toplamda %5 olmuş. Büyüme oranlarının daha önceki senelerdeki büyüme oranları ile karşılaştırıldığında filodaki büyüme oranlarının ciddi şekilde düştüğünü gözlemliyoruz. Ayrıca 2015’te boşta olan gemi tonajı 3,0 milyon DWT civarındayken bu rakam 2016 yılında 12 milyon DWT olmuştur. Yeni gemi siparişlerinin ise 2015 senesinde faaliyette olan ticari gemi filosuna oranı % 19 iken 2016’da bu oran % 11’e kadar gerilemiştir. Arz tarafında doğru işler yapılırken talep tarafındaki özellikle son üç ayda görülen hareketlilik zaten daralmış olan makas sayesinde ibrenin kuru yük sahiplerine doğru yavaş yavaş dönmesini sağladı. Capesize Time Charter Equivalent (TCE) ortalaması 2016’da %29 düşerek $ 5,500 civarında olmuştur. 2015’te ortalama TCE geliri capesize için $ 7,600’dı. Kasım 2016 TCE ortalaması ise aynı ölçekteki kuru yük gemileri için $ 12,500 olmuştur. Diğer kuru yük segmentlerinde aynı pozitif trendi gözlemliyoruz. Navlunların düşmesinde Çin’in nasıl büyük bir rolü olduysa son aylardaki iyileşmelerde yine bu ülke başrol oynuyor. Çin’in önderliğinde özellikle demir çelik üreticilerinin mevsimsel demir cevheri ve kömür stoklamaları talepteki artışın ana nedeni olarak değerlendirilebilir. Aralık ayında bu hareketlilikte az daha olsa yeni yıl kaynaklı bir azalma olsa bile kısa ve orta vadede Çin hükümetinin açıklamış olduğu altyapı projelerine yapılacak ek yatırımlar, bu sektörün canlanmasına ve özellikle ülkedeki demir çelik üretiminin artmasına sebep olmaya başladı bile. Demir çelik fabrikalarının karlılıklarının artması üretimi teşvik edecek ve bu sebeple hammaddelere olan talep yükselecektir. Tabi bu öngörüler ve değerlendirmeler şu anki arz talep dengesine göre yapılıyor. Sonuçta kenarda oyuna girmeye bekleyen 12 milyon DWT’lik bir potansiyel var. Getirilerin yükselmesi bu gemilerin tekrar piyasaya girmesini tetikleyebilir. Kuru yük gemisi hurda satışlarında zaten aynı sebepten ötürü son aylarda ciddi bir düşüş var. Fakat sonuç olarak şu anki koşullar dengeyi piyasadaki mal sahiplerine doğru bozacak gibi gözüküyor. Umarım bu seferki navlun yükselişleri kalıcı olur ve armatörler için sıkıntılı günler geride kalır.

KASIM - ARALIK 41


Proje Taşımacılığı

Firmaların tüm ihtiyacını tek elden karşılıyor “Firmanızın Nakliyecisi” sloganıyla kurulan Atlas Uluslararası Nakliyat Proje Taşımacılığı, 2004 yılında firmaların tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında toplamak amacıyla kurulmuş bir firma. Zaman, maliyet ve hizmet kalitesini kendisine hedef alarak partner armatörleri ile birlikte gerek komple gemi çalışmalarında gerekse deniz-kara-hava-demir yolu standart ve standart dışı taşımalarda hizmet noktasında sınır tanımadan çalışmalarını sürdürüyor.

Atlas Proje Kurucusu ve Genel Müdürü Mustafa Kemal Kırnak

Atlas Proje; genç, dinamik ve tecrübeli kadrosuyla en küçük bir mikro çip taşımasından başlayarak istenildiği kadar yükleri en hızlı ve en uygun alternatif çözümleri ile kaliteli ama uygun maliyetlerde güvenle taşımakta. 42 KASIM - ARALIK

Atlas Proje Kurucusu ve Genel Müdürü Mustafa Kemal Kırnak, kurulduğu günden bu yana büyüyen, ileriye yönelik daima sağlam adımlar atan ve piyasada hatırı sayılır bir şekilde karşılık bulan Atlas Proje Taşımacılık’ın disiplin ve müşteri memnuniyetiyle çalıştığını, sloganlarından da anlaşılacağı gibi firmaların kendi nakliyecileriymiş gibi hareket ettiklerini söyledi.

Tamamen proje taşımacılığına yönelik yoğunlaştıklarını anlatan Kırnak, “Konsülde dediğimiz birden farklı yükü bir araya getirerek komple gemi mantığı ile Ro-Ro gemilerimizle kriz dönemine kadar Libya, Cezayir, Tunus, Fas hattında düzenli olarak servisler yaptık. Türkiye de Ro-Ro taşımacılığı pek fazla kullanılmayan ya da bilinmeyen bir alandı. Çünkü Türk armatörleri ve brokerleri bu alanda pek tecrübe sahibi değillerdi. Bu alanda yaptıkları sadece tekerlekli araçları bindirip indirmeye yönelik taşımacılık yapıyorlardı ama biz tekerlekli yük yanında statik yüklerle kombine ederek ve operasyonun yükleme ve tahliyesini yaparak bizimle çalışan firmalara navlun bakımından daha avantajlı imkanlar sunup bu sayede daha fazla ihracat yapma şansı veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kuruluşumuzdan bu güne kadar Türkiye’de ki birçok inşaat firmasının projesinde çalıştıklarını


www.7deniz.net < söyleyen Kırnak, “Ro-Ro, proje kargo, kuru yükler charter gemi kiralama yönünden ağırlıklı olan işleri organize ettik ama broker değildik. Operatör firma olarak hareket ediyorduk. Yani biz gemiyi komple olarak üzerimize alıyoruz ve firmaların yüklerinin büyüklüğüne ve durumlarına göre ya bir firmaya ya da birden fazla firmanın yükünü alıp kapıdan kapıya teslim ediyoruz ve mal sahibi sadece anında bilgi alarak ürünün taşınmasını izliyor. Ürünleri teslim ettikten sonra ürün sahipleri teşekkürlerinin de bulunduğu kaşeli imzalı referans mektuplarını bize iletiyorlar” dedi. Kırnak, “Uzak doğudan gelen arabalar daha önce Suriye üzerinden Irak tarafına gönderiliyordu ama Suriye’deki karışıklıktan kaynaklı biz o projeyi İskenderun’a yönelterek Türkiye’yi o dönemde bir tampon bölge olarak kullanıp o ticari trafiği Türkiye’ye taşımış olduk. Bütün ulusal basın kuruluşlarında haberimiz yapılmıştı. Kombine taşımacılıkta, demiryolu, tır, yani deniz ya da uçakla bağlantılı bütün taşımaları organize edebiliyoruz. Türkiye de limancılık yeni yeni özelleştirme ve yatırımlarla büyümeye başlayan bir alan ama hala çok daha başında yani yeterli değil. Devletin yapmış olduğu özelleştirmelerin sayesinde eskiden ucuz olup kalitesiz bir hizmet veren limanlar artık pahalı olmasına rağmen hizmet kalitesinin artmasını sağladı. Bu özelleştirmeler artarsa ülkenin faydasına olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu. “Benim en büyük hayalim ve düşüncem’’ İstanbul her yanı denizle çevrili ve her yer denizle ulaşılabilecek durumda diyen Kırnak, “Bir yere gitmek için karayolunu tercih edildiği zaman hem zaman hem de trafik açısından büyük sıkıntı oluyor. Çünkü talep fazla, arz bunu karşılayamıyor ne kadarda tüp geçit alt geçit yapsak da bu ihtiyacı tam olarak karşılamıyoruz. Bunun yerine Gebze’den başlayan 4-5 bin otomobil kapasitesi olan gemilerle bütün sahil şeridinde yolcu ve araba taşıyarak hem maliyeti düşürebiliriz hem de karayolu trafiğini azaltarak alternatif bir ulaşımın gelişmesini sağlayabiliriz” dedi. “İki firma, farklı işler, tek yönetim’’ Atlasium Denizcilik ve Atlas Proje

KASIM - ARALIK 43


Proje Taşımacılığı

olarak iki firmaları olduğunu söyleyen Kırnak, “Atlasium biraz daha spesifik projelerde, Atlas Proje ise daha çok gemi taşımacılığında kullandığımız firmamız. Atlasium’un bünyesinde Korelilerle yapmış olduğumuz bir anlaşmamız var. Termik santral yapımı için olan bir anlaşma, başka bir çalışmamızda Alman bir akademisyenin azotlu gübre yerine doğal gübre şeklinde yapmış olduğu bir gübreyi Türkiye pazarına sokabilecek şekilde bu işin distribütörlüğünü aldık. TÜBİTAK ile görüşmelere başladık. Bunu pazara sokabilecek ciddi bir alt yapı çalışmamızın oluşmasını sağladık” dedi. ‘’Bizim için verimli bir yıl oldu’’ Mustafa Kemal Kırnak, “2016’da en son İskenderun’dan Kamerun’a 12 bin ton un, 2 bin ton makarna ve 2 bin ton tuz yükledik ve götürdük. Bu projelerin devamında da yine aynı firmanın ocak ayında yapacağı projeyi de yine biz taşıyacağız. 30-35 bin ton civarında un, makarna, çimento gibi ürünlerin olduğu bir yükü taşıyacağız. Büyük bir makine firmasının Cezayir’deki yakın zamanda yaptığı bütün gemi ve makine ekipmanları yüklerini taşıma işlerini yaptık. Ankara merkezli birçok inşaat ve makine firmaları bizimle çalıştılar. 2016 yılı bizim için bereketli geçti” şeklinde konuştu. 2017 yılının kendileri için büyük hedeflerin ve beklentilerin yüksek olduğu

44 KASIM - ARALIK

bir yıl olmasını beklediklerini kaydeden Kırnak, “Özellikle petrol taşımacılığı ile ilgili yeni bir oluşuma girdik. Bundan sonra belki kendimizin kontrol ettiği 300-350 bin tonluk gemilerle İran’da petrol taşımacılığı ve satışını organize edeceğimiz projemizin hayata geçmesini bekliyoruz. Bununla beraber distribütörlük anlamında yaptığımız işlerin de artmasını bekliyoruz. Termik santrallerle ilgili de doğaya ve insana daha az zarar verecek şekilde kömür yakılmasında kaynaklı karbondioksit salınımının daha aşağı seviyelere çekmeye yönelik projelerimizin daha verimli hala gelmesi için çalışıp bunu ülkeye faydalı hale getirmeye çalışacağız” dedi.

Kırnak, “Bizimle çalışmayı tercih eden firmalar ihracatlarında maliyetlerinin kendi hesap ettiklerinden daha uyguna geldiklerini göreceklerdir. Sektörümüzün en büyük sorunu çok fazla yük ve çok fazla broker ile çalışmak demek maliyetlerin yükselmesi anlamına geliyor. Bu da daha ucuz navlun anlamına gelmiyor ama bizim gibi tek elde çalışmayı isteyen firmalar maliyet hesaplarında da kar etiklerini göreceklerdir. Gemi olması her zaman için avantaj tabi ki ama şuan ki ekonomik durumumuz kendi gemimizi almaya uygun değil. Şimdilik kiralık gemi bulma konusunda sıkıntı yaşamıyoruz” ifadelerini kullandı.


Makale

Doria’nın Pantolonu

Gökhan YAYLA HABAŞ A.Ş. Gemi Kiralama Sorumlusu

O

smanlı donanmasıyla Haçlı donanması arasında savaş çıkmış.

Haçlı donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria’ya haber vermiş: -Osmanlı yaklaşıyor. Andrea Doria sormuş: Kaç gemi var? Gözcü: 10-20 kadar. Komutan hemen emir erini çağırmış: Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir. Emir eri şaşırmış: Niçin komutanım? Andrea Doria: Savaşırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye...

Barbaros Hayreddin Paşa

Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş: Gömleği boş ver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir!

leşisinde anlattığı bu fıkraya gülmüş ve oldukça eğlenmiştik. Aradan yıllar geçti, denizciliğe olan merakım, bununla ilgili bir üniversitede okumam ve Osmanlı’nın denizcilik tarihindeki başarıları beni sık sık Beşiktaş Deniz Müzesindeki araştırma görevlisi komşumuz Nurcan Bal ablamızın keyifli ziyaretine teşvik ediyordu.

Aydın Boysan amcamızın bir söy-

O yıllar milyonlarca belgenin bu-

Bu arada gözcüden yine ses gelmiş: Efendim 50 kadar oldular.

46 KASIM - ARALIK

lunduğu arşivlerin Türk halkına kapalı, dünyaya açık olduğu yıllardan biriydi. Kendisini ziyaret ettiğim günlerden birinde Preveze deniz savaşında Osmanlı donanmasının kullandığı kadırgaların teknik donanımlarını tercüme ettiğini öğrendim. Konu döndü dolaştı Aydın Boysan’ın Andrea Doria fıkrasına geldi. Gülüşmelerin ardından Andrea Doria’ya kahverengi pantolonunu


www.7deniz.net <

giydirten esas meselenin ne olduğunu hayretler içerisinde öğrendim. 28 Eylül 1538 tarihinde Yunanistan’ın kuzeybatısındaki Preveze’de Osmanlı Donanması ve Papa III. Paulus’ün çabalarıyla bir araya gelen Haçlı donanması arasında gerçekleşen deniz muharebesinde Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, Amiral Andrea Doria komutasındaki Haçlı Donanması’nı imha etti. Bu deniz muharebesi sonucunda Akdeniz’de Osmanlı Donanması’na karşı koyabilecek bir donanma kalmadı ve Türk hakimiyeti başlamış oldu. Barbaros Hayreddin Paşa’nın komutası altında 122 kadırga ve galyot ile 12.000 levent vardı. Kutsal Birlik donanması ise 112 kadırga, 50 kalyon ve 140 barka olmak üzere 300 küsur (bazı kaynaklara göre 600 küsur) parça idi ve 60.000 askeri taşıyordu. Haçlı donanmasının kumandanı, o sıralar Kutsal Roma Cermen İmparatoru Şarlken’in hizmetinde olan Cenevizli Amiral Andrea Doria idi. Buraya kadar her şey normal, tarih kitaplarında zaman zaman masalsı anlatılan bu tarihi olayın arkasındaki gerçek, Andrea Doria’ya kahverengi pantolonunu giydirten sebebin aynısı idi. İlk ağızdan, taze taze tercüme edilmiş arşivden öğrendiğimiz gerçek, Osmanlı donanmasındaki kadırgaların toplarının menzilinin Haçlı donanmasındakilerin üç katı oluşuydu… Osmanlı donanması kendisinin kat ve kat üzerinde sayıya sahip Haçlı donanmasını, uzun menzilli ve teknik donanımı çok daha üstün toplarıyla hezimete uğratmıştı. Doria’ya kahverengi pantolonu giydirten asıl gerçek buydu. İnanç ve iradenin yüksek teknolojiyle harmanlandığı bir galibiyetti Barbaros Hayrettin Paşa’nın zaferi ve asla tesadüf değildi.

Andrea Doria

Güzel ülkemize, inancın teknik ile harmanlandığı nice benzeri zaferler temenni ederim.

KASIM - ARALIK 47


Safety

Trabzon’dan dünyaya açılacak

Poyraz Safety Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Kaptan Koray Yeniay

48 KASIM - ARALIK

Trabzon Beşikdüzü’ne kurulan fabrikada ürettiği ürünleri iç pazara ve dünya piyasalarına sunmaya hazırlanan Akana Deniz Teknolojileri firması, sektörde yıllardır edindiği tecrübeyi üretime dönüştürmeyi başaran bir ekip tarafından yönetiliyor.


www.7deniz.net <

T

rabzon, Samsun ve İzmir ofislerinden sonra İstanbul’a da bir ofis açan Poyraz Gemi Donanım Denetim ve Servis Hizmetleri, gemilerdeki yangın ve güvenlik ekipmanlarının servisi üzerine yaklaşık yedi yılıdır çalışan, ağırlıklı olarak müşterileri kendi bulunduğu bölgelerdeki balıkçı tekneleri olan bir firma. Özellikle Karadeniz bölgesinde çok aktif olduklarını söyleyen Poyraz Safety Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Kaptan Koray Yeniay, firmasının Trabzon’da ve Samsun’da şubesi olan ve oradaki tek yetkili servis istasyonu olduğunu kaydetti. Poyraz gemi donanım mart ayında İstanbul’da da bir atölye açtığını söyleyen Yeniay, “Burada da armatörlere hizmet vermeyi hedefliyoruz. İzmir’de de bir branç ofisi açtık. Orada da aynı şekilde yatlar ve gemi armatörlerine hizmet vermek hedefindeyiz. Grup firmalarımız içerisinde Poyraz Denizcilik diye bir firmamız daha var. Poyraz Denizcilik de tüm karadeniz limanlarında acentalık hizmeti vermektedir. Samsun ve Trabzon da ofisleri bulunan firmamız, konusunda uzman

kadrosu ile 15 yıllık tecrübeye sahiptir. Bir diğer grup firmamız olan WHITE HOLDING de Rusyanın TUAPSE limanında exclusive olarak ve Novorossisk i limanında da tedarikçi olarak özellikle türk armatörlerimizin gemilerine yakıt ikmali yapmaktadır” dedi. Akana Deniz Teknolojileri firmasının da bu yıl kurulduğunu söyleyen Yeniay, “Firmanın ana hedefi Türkiye’de ihtiyaç duyulan güvenlik ve yangın ekipmanlarının üretilmesidir. Fabrikanın Trabzon Beşikdüzü’nde 14 bin metrekare açık, 3 bin metrekare kapalı sahası var. Türkiye’de üretilmeyen can salı üretimi yapacak. Numune üretimlerine başlandı, önümüzdeki dönemlerde de tip onay testlerine girecek. Birçok ülkenin bu alanda bir markası var. Akana Deniz Teknolojileri firmamızdan beklentimiz de Türkiye’nin dünyada bilinen markası olması olacak. Geniş bir ürün yelpazesini dünya pazarına sunmayı hedefliyoruz. Sektör için de iyi olacağını düşünüyorum. Sektörde güvenlik malzemesi açısında üretim yapan bir çok firma var ama tüm ürünleri tek bir yerde bulabileceğiniz bir konsept söz konusu değil. Bi-

zim amacımız mümkün olduğunca fazla ürünü aynı yerde bulundurmak. Yüzde 65’e yakın üretilen ürün çeşitliği var. Bizim amacımız bunu yüzde yüze çıkarmak. Fabrikanın alanını özellikle geniş tuttuk. İleride yeni ürün eklediğimizde alan sıkıntısı yaşamayalım” ifadelerini kullandı. Poyraz gemi donanımın İstanbul ofisini açtıklarını belirten Kaptan Koray Yeniay, “Armatörlere hizmet verebilmek adına hemen hemen bütün IACS kuruluşlarına başvurularımızı yaptık. Denetimlerimizi geçirdik. Herhangi bir eksik olmadan tamamladık. Muhtemelen bütün klas onaylarımızı almış olacağız. Sektörde armatörlere bu konuda tam kapasite hizmet vereceğiz. Can salı servisinden yangın ekipmanlarına, can filikalarına kadar geniş bir yelpazede hizmet veriyoruz. Müşterilerin hepsini bir arada bulabileceği servis istasyonu kapasitemiz var. Hedefimiz yurtdışına açılmak. Şuanda yurtdışında bu işi başarıyla yapan Türk firmaları var ve o firmalarımızla gurur duyuyoruz. Amacımız onların gittiği noktalara gidip rekabet yapmaktan ziyade onların olmadığı noktalarda farklı pazarlara açılmak, oralardaki eksikliği

KASIM - ARALIK 49


Safety ğu için onlara da hizmet vermek istiyoruz. O pazara da girmek istiyoruz ama ilk yıl için çok ciddi bir beklentimiz yok. İlerleyen yıllarda hedeflerimiz içerisinde Türk armatörlerimizden seçkin ve ileri görüşlü firmaların tamamına hizmet vermek istiyoruz. Denizciliğe ve personel güvenliğine ehemmiyet vermeyen düşüncedeki firmalar ile çalışabilmemiz mümkün değildir. Bu da zaman alacak elbette. Bu zaman içerisinde bizim en büyük avantajımız fabrikamız olacak. Kaliteli ekipmanı uygun fiyata ürettiğimiz zaman armatörün de tercihleri hem üretici hem servis yapan bir firma yönünde olacağını düşünüyorum. Bu süreç 5 yıl gibi bir süreye yayılarak hayata geçecek diye düşünüyorum” dedi.

gidermek ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek ” şeklinde konuştu. Sektörde balıkçılık tekneleri alanında önemli bir üstünlükleri olduğunu hatırlatan Yeniay, ”Öncelikli hedefimiz bunu mümkün olan en üst seviyeye çekmek. İstanbul şubesini açarak da buradaki iki balıkçı barınağına ve Bandırma balıkçı barınağına ulaşmak olacak. Onlara ulaştığımız zaman Türkiye genelinde ciddi bir pazar payına sahip olacağız. Aynı zamanda İstanbul ofisinden diğer bir beklentimiz de, burada tamir tersanelerimiz ve boğaz geçişlerinde ikmaller çok oldu-

50 KASIM - ARALIK

Çalışmalarında karşılaştıkları sıkıntılardan da söz eden Yeniay, “İstanbul’da en büyük sıkıntı aşırı rekabet oluşu ve rekabetin hizmet kalitesini arttırmaktan ziyade düşürmesidir. Dolayısıyla hizmet odaklı çalışma hedeflerimiz arasında olup fiyat rekabetlerine girmiyoruz. Amacımız yapmış olduğumuzun hizmetin ve işin ehemmiyetinin farkında olan armatör ve tersaneler ile çalışmaktır. ” ifadesinde bulundu. İçinden geçtiğimiz dönemde güvenlik sektöründe gelişmelerin yavaş ilerlediğini anlatan Yeniay, “Bu genel denizcilik faaliyetlerinin yavaşlamasından kaynaklanıyor. Bu dönemde bizim gibi çok az firma vardır ki yatırıma girsin. Büyük bir risk de aldık ama amacımız ülkeye bir şeyler katalım, istihdam yaratalım farklı bir şeyler yapalım düşüncesiyle girdik bu işe. Biraz deli cesareti belki ama sektörün düzelmesini beklemektense yatırım yapıp sınırlarımızın ötesinde bir pazar payı yaratma gayesine girdik.” dedi. Türkiye’nin dışarıdan görünümü ya-

bancı yatırımcıyı ürkütüyor diyen Kaptan Koray Yeniay, “Yurtdışında iş yaptığımız firmalar var. Bazen onları davet etmemiz gereken durumlar oluyor. Toplantılar yapıyoruz. Geçen bir toplantı yapıyoruz diye çağırdığımızda çoğu çekinceli davrandı. Ülkeye dışardan bakış çok farklı. Biz bu fabrikayı açarken de yurtdışından çağırdığımız iş yaptığımız firmalar üç ay içinde zor geldiler. Bu tutumdaki temel etken güney komşularımızın sıcak çatışmalarının yoğunluğundan kaynaklanmaktadır.” şeklinde konuştu. Devletin kendi sektörlerine yapabileceği destek konusunda da görüşlerini bildiren Yeniay, “Devletin bizim gibi sektörlere yapacağı destek şöyle olabilir, üretim teşviklerini arttırılması , bürokratik engeller içerisinde yatırımcının boğulmaması lazım. Fabrika yatırımları ile üretim atölyesi tarzı yatırımların ayrıştırılması gerekmektedir. Bölgesel teşvikler çok yetersiz kalmaktadır. Trabzon gibi denizciliğin köklerinin atıldığı bir ilimizde Denizcilik teşvik kapsamında bile değil sadece genel teşviklerden yararlandırılıyoruz.” açıklamasını yaptı. 2016 yılını yatırımlarla kapatacaklarını hatırlatan Yeniay, “2017 yılından beklentimiz de bu yatırımların sonuçlarını alarak devam etmek olacak. Kazandıkça yatırıma devam edeceğiz. Önümüzdeki yılın ikinci yarısından itibaren yatırımlardan karlılık elde edebileceğimiz düşündesindeyiz. Ürün gamını geliştirip muhtemelen 2018-2019 yıllarında da yurtdışı açılımlarını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” dedi.


11. ULUSLARARASI DENİZ ARAÇLARI EKİPMANLARI VE AKSESUARLARI FUARI

11-19 ŞUBAT

Ziyaret Saatleri 11-18 Şubat 11:00 - 20:00 19 Şubat 11:00 - 19:00

İşbirliği ile

Destekleyenler

Online Bilet

Üye Olunan Kuruluşlar

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GERE⁄‹NCE TÜRK‹YE ODALAR VE BORSALAR B‹RL‹⁄‹ (TOBB) DENET‹M‹NDE DÜZENLENMEKTED‹R.


Makale

2016 tornistan yılıydı, 2017 “Tam yol ileri mi?” E

vvela tüm Türk denizcilik camiasına ve değerli okuyucularımıza 2017’de sağlık, bereket ve huzur diliyorum. Bu satırları maalesef Beşiktaş’taki hain terör saldırısı gerçekleşmekte iken yazmaya başlamışım, onun da ancak saatler sonra farkına varabildim. Komşusu açken tok yatana ne denir? Ülkemizde birilerinin ocağına ateş düşerken yeni yıl bereketli gelmiş, neyimize…

Engin Koçak ISTFIX Araştırma Müdürü

52 KASIM - ARALIK

Bundan önceki Yakın Denizler köşesinin yazım tarihi Haziran 2016 bunun üzerine ülkemiz 15 Temmuz’u gördü. O yüzden bahsetmeden geçemeyeceğim, bilhassa Türk koster camiasının önde gelen değerli ve saygın bir ailesi olan Naiboğlu ailesinin bir üyesi olan, Adnan Naiboğlu beyefendinin kardeşi Murat Naiboğlu, bu kalkışmaya direnirken canını ortaya koyarak şehit oldu, Allah rahmet eylesin. Denizciler olarak kendi şehidimiz için hissettiklerimizi, ülke için 2016 yılında hayatını kaybeden tüm şehitlerimiz için de misliye hissediyoruz.

Bu yüzden aşağıda okuyacaklarınız, eminim belki birkaç ay sonra hepimiz için iyi yahut kötü bir şeyler ifade edecektir, ama şimdilik “boş dünya işleri” kabilinden yazıyorum, sizler de okurken aynı hissiyatla okursanız, samimiyetle söylüyorum, duygularımız karşılıklı. Efendim… Önceki yazımın tarihi Haziran 2016 demiştim. O zaman kısaca, - Rusya ve Fransa’da iyi hasat bekleniyor, - Ukrayna’nın tahıl ihracatı rekor kıracak, - Türkiye de rekolte düştüğü için tahıl ithalatı kuvvetli olacak, - Petrol 50 dolarda kalabilir, kalırsa Cezayir, Libya ve Rusya için iyi olur, - Avrupa Birliği, Çin ve BDT çeliğine savaş açtı bu da Türk çelik ihracatına iyi gelir, şeklinde yorumlarda bulunmuştum. Bunlar büyük oranda doğru çıktı ve o yazımdaki iyimserliğin zemin bulduğunu ve piyasaların iyileştiğini şu an tecrübe ediyoruz. Bu sadece koster


www.7deniz.net < için değil tüm tonajlar ve deniz ticareti için geçerli. Bir tek Fransa’daki hasat durumu 180 derece döndü, o da Karadeniz ve Baltık çıkışlı tahılın önemini daha da arttırdı, ki bu da pozitif bir gelişme, çünkü hem Baltık’tan aşağı iniş hem de Karadeniz’den Batı’ya çıkışlarda kosterler için yeni taşıma fırsatları ortaya çıkmış oldu. 2016 yılını 2017 için nispeten ümitli kapatıyoruz, ama bu yıl hem Baltık kuru yük endeksi hem de Istanbul Navlun Endeksi tarihi dipleri gördüğü için büyük kayıpların yaşandığı ve sarılması uzun sürecek yaraların açıldığı bir yıldı 2016, bu son iyileşme bir nebze pansuman oldu. Peki 2017’de neler olabilir? Siyasi olarak bakarsak Brexit gerçekleşti, İngiltere’de başbakan değişti, hatta üzerine İtalya’da da başbakanı benzer bir referandumda koltuğuna veda etti. Amerika’da Donald Trump başkanlığa geldi, ki geldiği ilk günden beri küresel denizcilikte olumlu bir gelişme var. Fakat ne Brexit ne de İtalyan referandumu Avrupa’daki iyileşmenin önünde bir sıkıntı oluşturacağa benzemiyor. Trump’ın gelişi Amerika-Avrupa ve Amerika-Çin ticareti için olumsuz ola-

bilir, fakat Trump büyüme politikaları, denizciliğe yakın isimleri bakan yapması gibi bazı özellikleriyle ve Orta Doğu’da daha farklı bir yaklaşım izleyecek olmasıyla özellikle Akdeniz içinde ilginç gelişmelerin fitilini ateşleyebilir. 2017’nin sert bir kış beraberinde başlayabileceği dile getiriliyor. Şu ana kadar Türkiye pek bir şey görmedi ama meteoroloji uzmanları uyarılarına devam ediyor. Sert kış koşulları gemileri meşgul tutarak navlunları destekleyebileceği gibi kara lojistiğini de olumsuz etkileyerek yüklerin limanlara akışını yavaşlatabilir. Bu da kış boyunca navlunların belli bir dengede kalması, kış bitiminde ise kısa süreli bir “ralli” olarak denizciliğe yansıyabilir.

2-4k dwt Bu Hafta 1.681 Geçen Hafta 1.653 Geçen Ay 1.619 Aralık 2015 1.731 USD / gün

Şubat ayından sonra, -Anti-damping soruşturmaları ile Çin menşeli çelik ürünlerinin Akdeniz’e girişinin yavaşlaması, -Avrupa’da hızla iyileşen imalat sanayi aktivitesi, -Rus ihracat, üretim ve GSYİH toparlanması, -Karadeniz’deki iyi buğday rekoltesine karşılık Güney Avrupa’da düşük rekolte, ve ayrıca -Petrol fiyatlarındaki artışların petrol ihracatçısı ülkelerin talebine olumlu yansıması gibi etmenlerin olumlu tesiri devam ederse 2017’nin bir toparlanma yılı olması mümkün.

4-6k dwt 2.559 2.516 2.465 2.636

6-8k dwt 3.476 3.418 3.349 3.580

8-12k dwt 4.989 4.906 4.807 5.139

KASIM - ARALIK 53


Kısa KIsa Kızıldeniz'e rakip Antalya olacak

ANTALYA Valisi Münir Karaloğlu, kentte dalış turizmi alanında çok önemli bir potansiyel bulunduğunu, bunun ortaya çıkarılması için çalışma yürüttüklerini bildirdi. Karaloğlu, yaklaşık 640 kilometre sahiliyle Antalya'nın, Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonu olduğunu dile getirdi. Antalya'da deniz, kum ve güneşin çok iyi kullanıldığını, sağlık, spor, tarih, kültür ve macera turizminin de yapıldığını ifade eden Karaloğlu, kentin su altı konusunda da ciddi zenginliğe sahip olduğuna dikkati çekti. Kentin sadece denizi ve güneşiyle değil, dalış turizmiyle ilgili de çok önemli potansiyeli bulunduğunun herkes tarafından bilindiğini vurgulayan Karaloğlu, "Sadece Demre ve Kaş bölgesindeki dalış turizmi potansiyeli, en az Kızıldeniz kadar var, bu konuda iddialıyım" dedi.

İstanbul limanı dev yolcu gemilerine hazırlanıyor

Cruise pazarı, 5 yılda yüzde 20 büyüyecek WORLD Travel Market, turizmde son yıllarda önemli bir sektör haline gelen cruise pazarı adeta milyar dolarlarla dönüyor. Dünyada 40 milyar dolara yaklaşan kruvaziyer (cruise) turizminin, önümüzdeki 5 yıl içerisinde 50 milyar dolarlık bir pazar payına ulaşması beklendiği açıklandı. 2020 yılında yolcu sayısının ise 26 milyonu bulacağı tahmin ediliyor. Kruvaziyer pazarında dünyada 52 cruise firması, 486 bin 385 yolcu kapasiteli 298 gemiyi kontrol ediyor. 2015 yılında bu firmalar 22 milyon 247 bin yolcuyu, 97 destinasyonda sefer yapan gemilerinde misafir etti. 2015 yılında, kruvaziyer gemileriyle seyahat eden 22 milyon 247 bin yolcu, 52 cruise şirketine toplam 39 milyar 600 milyon dolar para bırakırken, Carnival Corporation PLC bünyesindeki 10 cruise şirketi, 16 milyar 636 milyon dolarlık cirosuyla, pastadaki aslan payını hanesine yazdırdığı belirlendi. 3 milyon 448 bin kruvaziyer yolcusunun 2015 yılındaki tercihi ise Asya, Uzakdoğu ve diğer destinasyonlar oldu.

54 KASIM - ARALIK

İSTANBUL’da yıllarca kurvaziyer gemileri ve turistleri ağırlayan İstanbul limanında dönüşüm başladı. Çalışmalarda, kamuoyunda Galataport adıyla binilen Salıpazarı Kruvaziyer limanı projesinde sahil kesiminde bulunan bazı binalar yıkım işlemi tamamlandı. 3 yıl içinde tamamlanması planlanan çalışmalarda terminal binasının eskisinin iki katı büyüklüğünde olacak. Proje kapsamında koruma altında tescilli binalarda ise yıkım işlemi yerine yenileme yapılacak. Proje alanında yer alan İstanbul Modern’de günlerde bölgeden taşınacak. Çalışmaların tamamlanmasını ardından yeni inşa edilecek kruvaziyer gemilere yönelik terminal eskisinin iki katından daha büyük olacak. Terminal yer altına alınacak. Proje tamamlandığında İstanbul limanına 6 bin den daha fazla yolcu kapasiteli dev yolcu gemileri yanaşabilecek. Projeyle yaklaşık 30 dönümlük alanıyla Tophane Meydanı, İstanbul’un en büyük meydanlarından biri olması planlanıyor.


www.7deniz.net <

Sefine Tersanesi’nde LNG destekli feribot inşa edilecek Tersaneciler gemi ipoteğiyle Eximbank kredisi istiyor

DARBE girişimi sonrası gemi inşada siparişler neredeyse durdu. En büyük pazar Norveç, Türk bankalarının teminat mektubunu kabul etmiyor. Avrupa bankaları da maliyet artırdı. Tersaneciler gemi ipoteği karşılığında Eximbank kredisi istiyor. Norveç'in Türk bankalarının teminat mektuplarını kabul etmemesi üzerine finansal yapısı nispeten güçlü olan tersaneler Avrupa bankaları üzerinden teminat alarak üretimlerini sürdürme yoluna gitmişti. Ancak Avrupa bankaları da teminat mektubu maliyetlerini artırınca tersaneciler yeni bir çıkış yolu aramaya başladı. Tersaneciler ihracatçıyı korumak için kurulan Eximbank'ın bu noktada devreye girerek gemi ipoteği karşılığında kredi temin etmesini istiyor. GYİB Başkanı Başaran Bayrak, “Hükümetten Eximbank’ın gemi ipoteği karşılığı kredi vermesini sağlayacak yasal değişikliği yapmasını bekliyoruz” dedi. Teminat mektubu almakta zorlandıkları için siparişleri başka ülkelere kaptırdıklarını dile getiren Başaran Bayrak, “Karşı taraf senin teminat mektubunu kabul etmeyince bu sefer de müşteri seni tercih etmiyor siparişi başka ülkelere veriyor” diye konuştu.

Yerli denizaltı için büyük anlaşma

İTALYAN Caronte&Tourist için Norveç merkezli LMG Marin tarafından dizayn edilen LMG 290 DEG tasarımına sahip, 1500 yolcu ve 290 araç taşıma kapasitesine sahip feribot, Sefine Tersanesi'nde inşa edilecek. LMG 290 DEG tasarımına sahip olan yeni feribot 133 metre uzunluğunda ve 21.5 metre genişliğinde olacak. Üç adet çift yakıtlı motora sahip olan feribot, 290 araç ve 1.500 yolcu taşıma kapasitesine sahip. Düşük yakıt tüketimini hedeflediklerini ve bu yüzden LNG yakıt türünü tercih ettiklerini söyleyen LMG Marin, zorlu operasyonel gereksinimleri karşılamak için Caronte & Tourist ile sıkı bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirtti. Türkiye'de Sefine Tersanesi'nde üretilecek olan feribotun 2018 yılında teslim edilmesi planlanıyor. LMG Marine, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, feribotun Akdeniz'de faaliyet gösterecek ilk LNG yakıtlı feribot olduğunu belirtti. Ayrıca feribotun, Avrupa Birliği sınıfı ve B sertifikalı olduğunu vurgulayarak Aeolian Adaları dahil olmak üzere Sicilya Villa San Giovanni ile Messina arasında işletileceğini de belirtti.

DÜNYANIN en büyük üreticisiyle anlaşma yapan Gürdesan, 68 metre boyundaki denizaltıların torpido kovanı, pervane şaftı ve hidrolik pistonları başta olmak üzere 492 parçasını Deniz Kuvvetleri’ne teslim edecek. Türk donanması için üretilen yeni nesil denizaltılar için dünya devi ThyssenKrupp Marine System’den lisans alan yerli sanayi, torpido kovanı imal ediyor. 2020 yılına yetişmesi planlanan Reis sınıfı su altı gemileri için dünyanın en büyük üreticisiyle anlaşma yapan Gürdesan, 68 metre boyundaki denizaltıların torpido kovanı, pervane şaftı ve hidrolik pistonları başta olmak üzere 492 parçasını Deniz Kuvvetleri’ne teslim edecek. 2026’ya kadar teslim edilmesi beklenen Reis sınıfı denizaltıların, yurtdışından alınan son proje olması ardından milli denizaltıya geçilmesi planlanıyor. Türkiye’nin milli denizaltı yapması için çalışmalar sürerken yurtdışından alınan son denizaltı projesinde Türk mühendis ve iş gücü katkısı her geçen gün artıyor. Pek çok ülke donanmasının kullandığı “Havadan Bağımsız Tahrik Sistemli Yeni Nesil Denizaltı Projesi” kapsamında üretilecek 6 sualtı savaş gemisi, 2020’den itibaren Türk donanmasına katılacak.

KASIM - ARALIK 55


Liman

2017’de hedef yeşil liman olmak

Özelleştirme ile 1997 tarihinde Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nden Park Denizcilik ve Hopa Liman İşletmeleri AŞ’ye 30 yıl süre ile işletme hakkı devri yöntemi ile devredilen HOPAPORT Limanı çalışmalarını sürdürüyor.

H

opaport, Entegre Yönetim Sistemi (EYS) ile ilgili çalışmalarını 2016 yılında tamamlayarak gerekli olan standart belgelerini Ocak ayında temin edecek ve bir sonraki aşamada ise 2017 yılı hedefi olarak green port (yeşil liman) sertifikası alacak.

Hopaport Genel Müdürü Meriç Burçin Özer

56 KASIM - ARALIK

Hopaport Genel Müdürü Meriç Burçin Özer 2014 yılını 637 bin 226 tonluk işlem hacmiyle kapatan Hopaport’un, 2015 yılında sürekli kendini geliştirmesi ve yeni ürünlerin limana gelmesini sağlaması ile bu rakamı yüzde 38 oranında arttırarak 878 bin 497 tona çıkartmayı başardığını söyledi. Hopaport’un 2016 yılı hedefi 2015 yılına göre elleçleme ka-


www.7deniz.net <

pasitesini yüzde 15 oranında arttırarak 1 milyon ton yük hedefine ulaşmak oldu.

projenin takibi ve sürekliliği için ortak protokol imzaladı.

Dünyada sınır ve mesafe tanımıyoruz

Özer, “Hopaport’un 2017 yılı hedefleri arasında ise konteyner taşımacılığının başlaması ve Hopa Liman’ından düzenli servislerin yapılarak ithalat ve ihracat konteyner yüklemelerinin yapılması bulunmakta. Liman sahası içinde bulunan 102 bin metrekare açık beton saha konteyner depolama alanı da iç yükleme operasyonları için kullanıma hazır durumda. Son yıllarda yoğunlaşan operasyonlarda 35/40 bin DWT aralığındaki dökme gemiler ve tankerler Hopa Limanı’na yanaştırılarak tahliyesi veya yüklemesi yapılıyor. Hopaport 2015 yılı projelerinden olan 8 bin 500 ton kapasiteli çimento terminali projesini 2016 yılında tamamlamış ve toplam 5 silodan oluşan tesis 2017 yılı ilk çeyreğinde hizmet vermeye başlayacaktır. Hopaport’ un önemli projelerinden biri olan LPG Terminal projesinde gerekli yatırımlar yapılmış, tesis 2017 yılının 2.yarısında hizmet vermeye başlayacaktır” şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili bilgi veren Özer “Hopa-Batum yeni demiryolu hattı için bir fizibilite çalışması projesi 2004-2006 TRACECA Eylem Planında yer alması için önerilmiştir. DLH’nin yatırım programında yer alan proje kapsamında, güzergâh için teknik ve mali fizibilite çalışması devam etmektedir. Gürcistan’ın Batum ve Poti limanları Kafkaslara ve Orta Asya’ya uzanan demiryolu ağına bağlıdır. Doğu Karadeniz limanları olan Giresun, Trabzon, Rize ve Hopa limanları ise Türkiye’nin demiryolu bağlantısı olmayan tek bölgesidir. Türkiye bu koridorda ancak karayolu taşımacılığıyla bugüne kadar ayakta kalabilmiş ve varlığını sürdürebilmiştir. Ancak bu proje ile Kafkaslara ve Orta Asya’ya yapılan ihracatta bütün Türkiye bu yönü ile Hopa’ya bağlanacaktır. Bunun yanında Avrupa ülkelerinin nakliyesinde de bir rekabet üstünlüğü de sağlanacaktır. Bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman HopaBatum arasında yapılacak bir demiryolu ile ihracat ve ithalatta ciddi bir gelişme yaşanacak, ihracatçı ve nakliye sektörü kazançlı çıkacaktır. Deniz taşımacılığında Poti ve Batum limanlarına yönelen gemiler de böylece Hopa limanını tercih edeceklerdir. Türkiye bütün bunlardan dolayı ekonomik getirişi ve değeri yüksek olan bu projeyi hayata geçirmek zorundadır” açıklamasını yaptı.

Özer, “Hopaport, CİNER ve IMISK grupları ortak yatırımıdır. Ayrıca grup şirketlerinin dünyanın en uzak köşesinden aldığı bir işi ve projeyi hayata geçirmede yine bu projeyi ve projenin bir parçasını dünyanın en uzak bir ülkesine transferini rahatlıkla sağlanırken kendi üzerine düşen sorumluluğu da en rantabl şekilde yerine getirmeyi başaracak bir güce ulaşmıştır.

Hopa-Batum Demiryolu Projesi Hopaport Genel Müdürü Özer, HopaBatum Demiryolu projesini katıldığı her toplantıda gündeme getirerek projenin ülkemiz açısından hayati derecede önemini anlatmaya çalıştı. Son olarak konuya sahip çıkan DKİB’den sonra Hopa TSO oldu ve Hopaport ile Hopa TSO

Dünya ekonomisi içinde deniz taşımacılığının önemi her geçen yıl artmakta ve buna paralel limanlara ve gemilere sürekli yatırımlar yapıldığı bilinen bir gerçektir. Karayollarında geçen sürenin maliyeti artırdığı, Karayollarında hareket eden araç sayısının her geçen gün artış göstermesi Deniz yolu taşımacılığına önem vermiştir. Tüm bu gerçekler ışığında Hopaport’ta bugünden yarına bu gelişmelere paralel kendini geliştirmesini bilmiş ve kısa sürede gerek yaptığı yatırımlar ve gerekse tanıtım atağı ile oluşan pazarda yerini almasını bilmiştir. Ekonominin globalleştiği dünyada denizyolu uzakları yakın kılmıştır. Güney Kore’den veya Hindistan’dan bir limandan kalkan gemi artık Hopa Limanına gelmeye başlamıştır. Hopa Limanından yükünü alan bir gemide Hollanda’ya veya Akdeniz’de limanı bulunan başka bir ülkeye yükünü rahatlıkla taşıyabilmektedir” dedi.

KASIM - ARALIK 57


Kısa Kısa

Alternative Taşımacılık’tan büyük yatırım ALTERNATİVE Taşımacılık, 6'ncı gemisi Meleq'i denize indirdi. Meleq ve Fadiq gemileri için 110 milyon euroluk yatırım yapan Alternative'in hedefi, 3 yılda Akdeniz ve Karadeniz'deki en etkin Ro-Ro oyuncusu olmak. Ro-Ro taşımacılığında faaliyet gösteren şirketin filosuna 14 Şubat 2017'de katılacak Meleq, Türkiye-İtalya

hattında çalışacak. Meleq'in 280 treyler kapasitesine sahip olacağını ve çift katlı sistemle bu sayının 330'a kadar yükselebileceğini söyleyen Ekol Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Musul, "3 yıl önce gemi kiralayarak çıktığımız bu yolda, bugün 6'ncı Ro-Ro gemimizi denize indiriyoruz. Yeni hatlar açmak, sefer sayımızı artırmak için yatırımlarımız

devam edecek" dedi. Musul, Alternative'nin kuruluş hikâyesini anlatırken, "Zorlu bir yolculuktu. Önce Ekol'ün sonra da pazarın tedarikçisi olan bir yapı kurduk" diye konuştu. Ro-Ro'da prestijli tersanelerden biri olan Flensburg'la 2 gemi için anlaştıklarını ifade eden Musul, diğer geminin 2018'de teslim edileceğini açıkladı.

Kırım-Türkiye arasındaki feribot seferleri yeniden başlıyor

Avrupalı armatörler anlaşmadan memnun

AVRUPALI armatörler, AB ile Kanada arasında 7 yıl süren müzakerelerin ardından Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması’ndan memnun kaldı. Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (Comprehensive Economic and Trade Agreement – CETA) Avrupalı armatörleri memnun etti. Avrupa Topluluğu Armatörler Birliği (ECSA) Genel Sekreteri Patrick Verhoeven, 'Daha fazla ve daha kolay yapılan ticaret, daha çok ve daha iyi deniz taşımacılığı faaliyetleri anlamına geliyor. Anlaşma, uluslararası deniz taşımacılığı hizmetleri bakımından serbest piyasa erişimini sağlıyor. Anlaşma ayrıca, bazı fider (feeder) hizmetlerini, boş konteynerlerin taşınmasını ve tarama hizmetlerini şarta bağlı olarak serbest piyasaya açan ilk anlaşmalardan biridir. Bunlar müzakerecilerin elde ettiği önemli başarılar olup, az sayıdaki bazı durumlar dışında neredeyse tamamen serbest olan AB piyasası göz önünde tutulduğunda, AB ve Kanada’yı daha adil ve benzer piyasa koşullarına yaklaştırıyor' dedi.

58 KASIM - ARALIK

RUSYA’YA bağlı Kırım’dan Türkiye’ye düzenlenen feribot seferlerinin 1 yıllık aranın ardından yeniden başlayacağı açıklandı. Kırım’ın Sivastapol kentinden kalkacak olan ‘Varyag’ feribotunun Zonguldak’a ulaşacağını belirten yerel yetkililer, “Gereken tüm evraklar hazırlandı. Hava durumu da müsait, Varyag mürettebatı güzergahı çok iyi biliyor. Ayrıca bu seferler, Sivastopol deniz limanının yoğunluğu için ek imkanlar sağlayacak” diye konuştu. Sivastopol ve Türk limanları arasındaki feribot seferleri, Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal ettiği iddiasıyla düşürülmesinin ardından geçen yılın kasım ayında askıya alınmıştı.


www.7deniz.net <

Yatçılık kriz dinlemiyor TÜRKİYE’de hızlı bir büyüme yakalayan yat ve tekne sektörü, krizlerden etkilenmiyor. 2016’da da sektör olarak önemli siparişler aldıklarını anlatan Alia Yatçılık’ın patronu Gökhan Çelik, “Lüks yat müşterilerinin maddi sıkıntıları olmuyor. Bu yüzden de siparişler düşmüyor” dedi. Türkiye’nin yat ve tekne üretiminde önemli bir merkez olmaya başladığını anlatan Alia Yatçılık’ın patronu Gökhan Çelik, “Ekonomideki gelişmeler ve krizler lüks tekne ve yat üretimini çok etkilemiyor. Türkiye’yi tercih edenler arttı. Lüks yat müşterilerinin maddi sıkıntıları olmuyor. Biz ve bizim gibi çok iyi iş yapan yatçılık şirketleri oldu. Finansman güveni ve keyifli bir

ortam var Antalya’da. Müşterilerimiz genelde kendi uçaklarıyla geliyorlar, Antalya’da bazen ailelerini, dostlarını getiriyorlar. Antalya’nın en güzel otellerinde kalıyorlar” dedi. Türkiye’de de tekne sahibi olan kişi sayısının da arttığını dile getiren Gökhan Çelik, “Bizim müşterilerimiz hep yabancı. Amerikalı, İsviçreli, Mısırlı hatta Yeni Zellandalı müşterilerimiz oldu. Türk

ve Rus müşterimiz hiç olmadı. 61 metrelik bir tekne indiriyoruz bu hafta yabancı bir müşterimiz için. Çok heyecanlıyız. Komplike ve sofistike bir tekne oldu. Bu yıl da birçok önemli siparişler aldık. Önümüzdeki günlerde bir 50 metre projesini bağlayacağız. Arkasından da ciddi olarak görüştüğümüz 3 adet 55 metre üstü proje var” dedi.

Türk Loydu eğitimlerine KOSGEB’den destek

Misha Denizcilik, Danfoss’u tercih etti

MİSHA Denizcilik, 141 metre Genel Kargo Gemisi projesinde geminin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak için Danfoss Grid Konvertör çözümünü tercih etti. Danfoss Grid Konvertör çözümü, elektrik kullanımında verimliliği artırırken karbon emisyonunu da minimuma indiriyor. Danfoss Grid Converter çözümünde ise, gemi ana makinalarına bağlı iki adet şaft jenaratörü üzerinden gemi şebekesinin elektrik enerji ihtiyacı karşılanıyor. Geminin ve ana makinaların değişken hızına rağmen, elektrik enerjisinin sürekliliği ve kalitesinden taviz verilmiyor. Böylece ilave jeneratörler çalıştırmaya gerek kalmadığından, toplam sistem verimliliği artarken yakıttan önemli ölçüde tasarruf edilmiş, karbon emisyon seviyesi de azaltılmış oluyor. Danfoss Grid Konvertör hem çevreci hem de daha verimli gemi taşımacılığına olanak sağlıyor.

TÜRK Loydu, faaliyet gösterdiği sektörlerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak ve eğitim desteklerinden yararlanma imkânlarını artırmak amacıyla 2017 yılında yeni atılımlar yapmayı hedefliyor. Türk Loydu, birçok alanda (A Tipi Muayene Kuruluşu; Ürün Belgelendirme, Personel Belgelendirme; Yönetim Sistemleri Belgelendirme Kuruluşu) TÜRKAK’tan Akredite bir kuruluş olarak, sunmakta olduğu eğitimler için KOSGEB kapsamındaki firmalara yılda 20 bin TL’ye kadar eğitim desteği alma imkanı da sağlıyor. KOSGEB eğitim desteği genel kapsamı şu şekilde açıklandı; İşletmelerin; Genel Yönetim, Pazarlama Yönetimi, Üretim Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Mali İşler ve Finansman Yönetimi, Dış Ticaret ve Uluslararası Mevzuat, Bilgisayar ve Bilgi Teknolojileri, Enerji Teknolojileri, Yeni Teknik ve Teknolojiler, Yenilik, Mesleki ve Teknik Eğitim, CE İşareti, Ürün Belgelendirme ve Çevre konu başlıklarında genel katılıma açık veya işletme içi eğitim katılımlarına destek verilmekte.

TÜRK LOYDU’ndan eğitim alacak kuruluşların destek almak istedikleri eğitim öncesinde ; KOSGEB Genel Destek Programına başvurmuş ve taahhütname vermiş olmaları, Bir önceki yıla ilişkin verdikleri KOBİ Beyannamesinin onaylanmış olması, Eğitime ilişkin başvuru yapmaları ve onay almaları gerekmekte.

KASIM - ARALIK 59


Kısa Kısa Derya Can dünya rekoru kırdı Dünya serbest dalış rekortmeni Derya Can, Antalya'nın Kaş ilçesinde şehitler için yaptığı dalışta 111 metreye dalarak dünya rekoru kırdı. Tüpsüz olarak “Değişken Ağırlık Paletli” kategorisinde dalış yapan Derya Can’nın 111 metreye inip çıkması 2 dakika 38 saniye sürdü. Sağlık nedenleriyle bir süre rekor denemesi yapamadığını anlatan Can, şehitler için yaptığı dalışı 4 senedir beklediğini aktardı. Zor şartlara rağmen 2 rekoru da kırdığına dikkati çeken Can, "Yaz olsa çok iyiydi. Biraz su üzerinde

üşüdüm ama ekip arkadaşlarım sağolsun destek oldu. Su üstünde sıcak su torbalarıyla ısınmaya çalıştım. Her metrede şehitlerimizi düşünüp onlardan güç alarak bu rekoru kırdım" dedi. Derya Can’dan sonra paletli değişken ağırlık dalında ikinci en iyi derece 110 metre ile Şahika Ercümen’e ait. Her metrede şehitleri düşünüp onlardan güç aldığını söyleyen Can, "Kayseri'de patlama olduğunu öğrendim. Rekor denemem olduğu için bana söylememişler, buruk bir sevinç oldu" dedi.

Tanker filoları MOL bünyesinde birleşiyor

Gemi ve yatlar üzerindeki bazı vergiler kaldırılıyor GEMİ ve yatlara ilişkin yasal düzenlemelerle ilgili açıklama yapan Maliye Bakanı Naci Ağbal, “Çok sayıda gemi ve yatın aslında vatandaşlarımız tarafından sahip olunmasına rağmen yabancı bayraklı olarak denizlerimizde bulunduğunu biliyoruz. Bu gemi ve yatlar üzerindeki vergisel yükler nedeniyle vatandaşlarımızın yabancı bayraklı gemi ve yat edinim yolunu seçmiş olmaları. Vatandaşlarımız tarafından halihazırda sahip olunan veya ilerde sahip olunacak gemi ve yatlar üzerindeki çeşitli vergi uygulamalarını değiştiriyoruz. Gemi ve yatlar üzerindeki yıllık harç uygulamasını kaldırıyoruz. Gemi ve yatlar üzerinde damga vergisi, harç, banka sigorta muameleleri vergisi gibi vergileri de kaldırıyoruz. Bu maliyet farklılığı vatandaşlar tarafından yurtdışından almayı cazip hale getiriyor. Yapmış olduğumuz düzenlemeyle almış olduğumuz bir vergiden vazgeçiyor değiliz, zaten almadığımız bir vergiden sadece ve sadece gemi ve yatları millileştirmek adına vazgeçiyoruz. Yıllık harcı kaldırıyoruz” dedi.

60 KASIM - ARALIK

MOL, kimyasal taşıyıcı birimlerinde değişiklikler yapıyor. 1 Ocak 2017 tarihinde hayata geçecek değişikliklere göre kimyasal madde taşımacılığı yapan Tokyo Marine Asia, MOL'un alt kuruluşu olan Milestone Chemical Tankers ile birleşecek. Mitsui OSK Line (MOL), kimyasal taşıyıcı birimlerinde değişiklikler yapıyor. 1 ocak 2017 tarihinde hayata geçicek değişikliklere göre kimyasal madde taşımacılığı yapan Tokyo Marine Asia (TMA), MOL'un alt kuruluşu olan Milestone Chemical Tankers ile birleşecek. Bu birleşmeden doğacak olan şirketin adı ise MOL Chemical Tankers (MOLCT) olacak ve merkezi Singapur'da olacak. MOL'un yan kuruluşu Milestone Chemical Tankers'den yapılan açıklamada, MOLCT'nin nihai hedefinin mevcut kimyasal maddelerin ve bitkisel yağların paslanmaz tankerlerle taşınmasını sağlamak ve kimyasal tankerler için liman oluşturmak var olan limanları da geliştirmek olduğu belirtildi.


Kitap

“Denizcilik Ekonomisi” Kitapçılarda Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayınlanan kitabın yazarı Martin Stopford ve İngilizceden çevirenler; A. Yıldıray Ertaş, Emrah Bulut, Gökçe Çiçek Ceyhun, İbrahim Kılıç, Okan Duru, Serap İncaz ve Soner Esmer. Editörlüğünü Okan Duru’nun yaptığı kitap raflardaki yerini aldı.

D

eniz ticareti ve ekonomisi hakkında yazılmış en kapsamlı ve en çok satan kitap hangisidir diye sorulsa, hemen herkes Martin Stopford’un “Maritime Economics” kitabını işaret edecektir. 2009 yılında son olarak üçüncü baskısı hazırlanan kitap, uzun yıllardır tüm dünyada ve Türkiye’de en önemli ders kitaplarından biri olarak kullanılıyor ve ayni zamanda denizcilik sektöründe çalışan birçok kişi için bir el kitabı olma niteliğini de koruyor. Martin Stopford uzun yıllar sektörün en önemli kurumlarından Clarksons şirketinde genel müdürlük görevini yürüttükten sonra yakın zamanda emekli oldu ve halen şirketin aktif danışmanlarından biri olarak hayatına devam ediyor. Dünya çapında ses getiren sektör forumları ve konferanslarında zaman zaman konuk konuşmacı olarak bilgi ve birikimlerini paylaşmaya devam ediyor. Martin

62 KASIM - ARALIK

Stopford’u birçok kişiden ayıran temel özelliklerden biri, doktora eğitimini tamamlamış ve akademik bilgi ve birikime sahip olmasının yanında, Clarksons gibi önde gelen bir firmada üst düzey yönetici olarak birçok sektör faaliyetini yakından ve pratik olarak gözlemleme imkân bulmuş olmasıdır.

Denizcilik Ekonomisi kitabı Nobel Kitap web sitesi ve diğer seçkin kitabevlerinden temin edilebilir.

Denizcilik ekonomisi kitabi yenilenen baskılarında yeni bölümler ve içeriklerle zenginleşmiş ve bugün son derece kapsamlı ve detaylı bir temel eser konumuna ulaşmıştır. Kitabın çevirisini yöneten editör Dr. Okan Duru kitabın çevirisi ile ilgili projenin çok önceden düşünüldüğünü, ancak çeşitli yoğunluklar nedeniyle ertelendiğini, ama en sonunda çevirinin tamamlanabildiğini iletiyor bizlere. 2015 yılında Nobel Akademik Yayıncılık ile anlaşan çeviri heyeti, çeviriyi bir senede tamamlamış, ardından gözden ge-

Denizcilik Ekonomisi Çeviri Heyeti: Dr. Okan Duru, Texas A&M University, Galveston, Texas, A.B.D. Dr. Soner Esmer, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, Kocaeli Üniversitesi, İzmit. Dr. Emrah Bulut, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul. Dr. Serap İncaz, Bandırma On Yedi Eylül Üniversitesi, Balıkesir. Öğretim Görevlisi A. Yıldıray Ertaş, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul. Araştırma Görevlisi İbrahim Kılıç, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.

çirme ve düzeltmeler nedeniyle basımı 2016’da gerçekleşebilmiştir. Denizcilik Ekonomisi kitabinin çevirisi aynı zamanda alanında tanınan birçok akademisyeni de bir araya getirmiş.

Dr. Okan Duru


www.7deniz.net <

Bulmaca

Hazırlayan: Ahmet DÖNMEZ

Bulmacanın çözümü sayfa 60’ta. KASIM - ARALIK 63


Bulmacanın Çözümü

Hedef güçlü bir sektörü yaratmak.

Hazırlayan: Ahmet DÖNMEZ

OCAK-ŞUBAT • | 79 |

Türk denizcilik sektörünün güncel haber portalı 7 DENİZ

64 KASIM - ARALIK


7deniz Dergisi Kasım-Aralık 2016  
7deniz Dergisi Kasım-Aralık 2016  
Advertisement