Page 1


H1LG1 YAYINLARI HlKAYE Dlztst

Birinci Bas1m May1s 1970

nlLGI YA YINEVt �akaryu Caddesi 8

Y1·ni�i.:hir, Ankara 1 .. 11

177401-125067

101/1 9


SAiT FAiK

BOTON ESERLERi I SEMAVER SARNI<;

BiLGi YAYINEVi


Kapak Diizeni: stiidyo in

Sait

Faik'in

eserlerinin

kanuni

sahibi olan Dariif�faka Cemiyeti ile yapllan ozel anlatma gereiince, sanat�1n1n bf1tltn eserlerinin yaym hakk1

Bilgi

Yaymevi'ne

Bu dizide �•kan ve

aittir.

�•kacak olan

eserlerin hi�biri izinsiz

ahnamaz.

Bilgi Bas1mevi- Ankara,

1970


i�iNDEKiLER

Semaver Semaver

9

Stelyanos Hrisopulos Gembi

IS

Meserret Oteli

26

Bir K1ymm Di:irt Hikayesi

3I

Babamm ikinci Evi

38

ipekli Mendil

43

K1skan�hk ...

47

Boh�a ...

Sl

Orman ve Ev

S6

Dliglin Gecesi

60

Sehri Un utan Adam ...

6S

O�iincii Mevki

70

Garson

76

Birtak1m insanlar

82

Benimle Beraber Seyahatten Dvnenler: Sevmek Korkusu

89

Louvre'dan ('ald1g1111 Heykel

93

Robenson

97

ihtiyar Talebc

99

Bir Vapur

I27

Sarm� Sarmi;: ...

I33

Kalorifer ve Bahar

I40

Beyaz Altm

ISO

Bir Karpuz Sergisi

I6I

Mavnalar

I67

Gece i�i

I71

Hancmm Kans1

I78 5


Lohusa

182

Ormanda Uyku

190

Kimkime

200

Park

207

Gaz Sobas1

217

Plaj fnsanlan

226

Davut'un Aynas1

235

Grenoble'de halyan Mahallesi

240

Marsilya Limam

244

6


SEMAVER


Birinci Bas1m 1936


S EMAV E R

- Sabah ezam okundu. Kalk yavrum . i � e gee kalacaksm. Ali, nihayet

i�

kaya gidiyordu.

bulmu�tu.

Anas1

Bir

haftad 1r

memnundu.

fabri­

Namaz1m

k1l­

m1�, duasm1 yapm1�t1. i ei ndeki Cenab1hakla

bera­

ber,

geni�

oglunun

odasma

girince,

uzun

boyu,

viicudu ve eok gene eehresi ile riiyasmda makine­ ler, elektrik pilleri, lan

siiriinen

ve

ampuller goren,

makine

yag­

bi r dizel motorii homurtusu i �i­

ten oglunu evve!a uyand1rmaya k1yamad1 . Ali, i�­ ten e1km1� gi bi terli ve pembeydi. Hahc1oglu'nd aki fabrikanm bacas1 kafas1 m kal­ d1rm1�, bi r horoz vekanyle sabaha, Kag1thane s1rtlarm­ da beliren fecri kazibe bakiyordu. Neredeyse otecekti. Ali, nihayet

uyand i .

Anasm1

kucaklad1.

Her

sabah yapt1g1 gibi, yo rgam kafasma biisbiitiin eek­ ti.

Anas1

d1klad1.

yorgandan d1�anda Yataktan

bi r

kalan

hamlede

beraber tekrar yataga d ii�tiikleri k1z

kahkahas1yle giilen

Mesutlan

eok

az

bir

kad m

ayaklan m g1-

f1rlayan zaman,

mesut

mahallenin

oglu

ile

bir gene

saydabilirdi.

eocuklan

degil

miydiler? A nasmm eocugundan, eocugun anasmdan ba�ka gelirleri kucaga geetiler.

var m1yd 1 ?

Yemek

Odanm ieini

kokusu doldurmu�tu.

Semaver 9

odasma kucak

kizarm1� ne

giizel

bir ekmek kaynard i .


Ali, semaveri, ieinde ne 1zt1rap, ne grev, ne de kaza olan bi r fabrikaya benzeti rdi.

Ondan yalmz koku,

buhar ve sabahm saadeti istihsal edilirdi . Sabahleyin,

Ali 'nin, b i r

semaver, b i r de

fab­

rikanm oniinde bekleyen salep giigiimii ho�una gi­ derdi.

Sonra sesler.

Hahc1oglu' ndaki

tebin borazam, fabrikanm

uzun

emlatan diidiigii, o nda arzular sondiiriirdii.

Demek ki,

Biiyiikdegirmen'de

bi r

askeri

ve biitiin uyandmr;

Ali'miz elektrik

mek­ Halie'i

arzular

bi raz

�ai rce

idi.

amelesi

iein

has­

sasiyet, Halie'e biiyiik transatlantikler sokmaya ben­ zerse de, biz, Ali, M ehmet, Hasan bi raz boyleyizdir. Hepimizin gonliinde bi r aslan yatar. Ali,

annesi nin

elini

optii.

Sonra

�ekerli

bir

�ey yemi� gibi dudaklanm yalad1. Annesi giiliiyordu.

0, annesini her opii�te, boyle bir defa yalanmay1 adet

etmi�ti.

Evi n

kiieiik

ieinde feslegenler vardi.

Ali

baheesi ndeki

saksliarm

bi rkae feslegen yapra­

gm1 parmaklanyle ezerek, avuelanm koklaya koklaya uzakla�ti. Sabah serin, Hali e sisli i d i . Arkada�lanm sandal iskelesinde buld u ; hepsi de dine delikanhlardi. Be� ki�i Hahc1oglu'na geetiler. Ali biitiin giin zevkle, h1rsla, i�tiyakla eah�a­ cak.

Fakat arkada�larmdan iistiin goriinmek i ste­

meden.

Onun

iein

diiriist,

gosteri�siz

i�leyecek.

Yoksa i�inin fiyakasm1 d a ogrenmi�ti r. Onun ustas1, istanbul'da b i r tek elektrikeiydi. Bi r Almandi. Ali 'yi eok

severdi.

i�i nin

dalaveresi ni,

numarasm1

da

ogretmi�ti. Kendi kadar usta ve becerikli olanlardan daha iistiin goriinmenin

esran, eevikli kte,

�ag1 yukan sporda, yani genelikteyd i.

JO

acelede,


Ak§ama, arkada�larma yeni bir dost, yeni bir kafadar, ustalarma saglam bi r i�9i

kazandtrdtgma

emin ve memnun evine dond ii. Anasmt

kucakladtktan

sonra,

arkada�lan nm yanma ko�tu.

kar�t

kahveye,

Bir pastra oynadtlar.

Bi r heyecanlt tavla partisi seyretti. Sonra evinin yo­ lunu tuttu. Anast yatst namazmt ktltyordu. Her zaman yapttgt gibi, anactgmm on iine 9omeldi. Seccadeni n iizerinde taklalar attt. Dilini 9tkardt. Ni hayet kadmt giildiirmege

muvaffak

oldugu

zaman,

kad mcagtz

selam vermek iizereyd i. Anast : - A.Ii be, giinah be yavrum -dedi -. Giinah yavrucugum, yapma ! Ali: - Allah affecter ana -dedi. Sonra saf, masum sordu: - Allah hi9 giilmez mi ? Yemekten

sonra

Ali,

bir

Natpinkerton

roma­

m okumaya daldt. Anast ona bi r kazak oriiyordu. Sonra, yiikiin i9inden tavanta 9i9egi kokan �ilteler seri p yatttlar. Anast sabah namazt okunurken Ali'yi uyandtrdt. Ktzarmt� ekmek kokan odada semaver ne giizel kaynard t . Ali, semaveri, i9inde ne tzttrap, ne grev, ne de patron olan bi r fabrikaya benzetirdi. Onda yalmz koku, buhar ve sabahm saadeti isti hsal edilirdi .

Ali' n i n annesine oliim, bir misafir, bi r ba�ortiilii, namazmda niyazmda bi r kom�u geldi. Sabahlan oglunun 9aymt, 11

hamm geli r gibi ak�amlan iki kap


yemegini haz1rlaya haz1rlaya ak�am1 ediyordu. Fakat yiiregi n i n kenannda bi r s1z1 hissediyor, buru�uk ve tiilbent kokan viicudunda, ak�am iistleri merdivenleri h1zh h1zh r;1khg1 zaman , bi r kesiklik, bir ter, bi r yumu­ �akhk duyuyordu. Bir sabah, daha Ali uyanmadan, semaverin ba­ �mda, iizerine bir fenahk gelmi�;

yakm sandalyeye

9{)kiivermi�ti . <::okii�, o r;o kii�. Ali , annesinin kend i si n i bu sabah nir;i n uyan­ d1rmad1gma

hayret

etmekle

beraber,

uzun

zaman

vakti n geciktigini anlayamam1�h. Fabrikanm d iidiigii. camlann iri; nden, tizligini, can kopanc1hg1111 terketmi� ve bi r siinger ir;inden ger;mi� gibi yumu�k, kulakla­ nna geldi. F1rlad1. Yemek od asmm kap1smda durdu. M asaya elleri dayah, uyuklar gibi

vaziyetteki oliiyii

seyretti . Onu uyuyor samyordu. Ag1r ag1r yiiriidii . Omuzlanndan tuttu. Dudaklanm, sogumaga ba�lam1� yanaklara siirdiigii zaman ii'rperd i. Ol iimiin kar�1smda, ne yapsak, muvaffak olmu� bir aktorden fark1m1z olmayacak . 0 kadar, muvaffak olmu� bir aktor. Sanld 1 .

Onu kendi yatagma gotii rd ii. Y orgam

iistlerine r;ekti , sogumaga ba�layan viicudu 1s1tmaya r;ah�h.

V iicudunu,

hayatiyetini

bu

soguk

insana

a�Iiamaga ugra�t1. Sonra, aciz, onu ko�e minderinin iizerine att1 . Biitiin arzusuna ragmen , o gun aglaya­ mad1. Guzleri yand1, yand1, d1 .

Aynaya bakt1 .

En

bi r damla ya� r;1 karma­

biiyiik

kederin

kar�1smda.

bir gece uykusuz kalm1� insan r;e hresinden ba�ka bir rc ; hre almak kabil olmayacak m1yd1 ? Ali, birdenbire zay1flamak,

birdenbire sar;l an111

agarm1 � gormek, bi rden bire belinde miithi� bir agn 12


ile iki kat oluvermek, hemen yiiz ya�ma girmi� kadar ihtiyarlamak istiyord u . Sonra ol iiye bi r daha bakt 1. Hir; d e korkunr; degildi. Bilakis, r;e hre eskisi kadar mii�fik, eskisi kadar miilayimdi. Ol iiniin yan kapah gozlerini meti n bir elle kapad 1 . Sokaga f1rlad 1 . Kom�u ihtiyar hamma haber verdi. Kom�ular ko�a ko�a eve geldi ler. 0, fabrikaya yolland 1 . y olda kay1kla giderken, ol iime ah�m1� gibiydi. Yanyana, kucak kucaga, aym yorganm ir;i nde yatm1�lard1. O liim, munis, anasma girdigi gibi, onun biitiin h assasiyeti ni, �efkatini, yumu�akhgm1 alm1�t1. Yalmz

bi raz

korkunr;

bi r �ey degildi.

soguktu.

Oliim,

bildigimiz

kadar

Yalmz bi raz soguktu,

o

kadar . . . Ali, gii nlerce evi n bo� odalannda gezindi. Gece 1�1k

yakmadan

oturdu.

Geceyi

d i nledi.

Anasm1

dii�iindii. Fakat aglayamad 1 . B i r sabah, yemek odasmda kar�1 kar�1ya geldi­ ler. 0, yemek masasm111 mu�ambas1 iizerinde sakin ve parlakti.

Giine�,

san

piri nr; maddeni n iizerinde

donakalm1�t1 . Onu kulplanndan tutarak, gozleri nin goremeyecegi bi r yere koydu. Kendisi bir sandalyeye r;oktii . Bo! bol, sessiz bir yagmur gibi aglad1. Ve o evde, o, bi r daha kaynamad 1 . Bundan sonra Ali' nin hayatma bir salep gii giimii gi rer. K1�, H alir; etrafmda, istanbul'dakinden daha sert, daha sisli olur. Bozuk kaldmmlann iizerinde buz tutmu� r;a mur parr; a lanm k1rarak erkenden i�e gi ­ denler, mektep hocalan, celepler ve kasaplar fabri­ kamn oniinde bir miiddet di nlenirler; kocaman bir 13


duvara s1rtm1 vererek iistiine zencefil ve tan;m serpil­ mi� salep i9Crlerdi. Yiin eldivenlerin i9i nde sakh

k1ymettar

elleri

salep fincamm kucaklayan, burunlan nezleli, kafalan grevli , 1zt1raph, pirin9 bir semaver gi bi tiiten san�m ameleler, mektep hocalan, celepler, kasaplar ve bazan faki r mektep

talebeleri,

kocaman fabrika duvarma

s1rtm1 veri rler; iistiine riiyalarmm mabadi serpilmi� salepten yudum yudum i9erlerdi.

14


STEL YANOS H Ri SOPULOS G E Mi Si

K1�, Ad a' nm sahille rine lodoslarla beraber gelir­ _ di. Koca yemi� agai;larmm i;amlarla bi rle�tigi Ada'nm lodos tarafmda, hit; bir ev yoktur. Orada, kocaman vah�i kayalar, tuhaf ku�lar ve derin ui;urumlar vard1r. Kalpazanlar Kayas1'nm iistiinden lodos a�t1g1 zaman, Ad a'nm poyraz tarafmdaki evlerinde sessiz bir hayat ba�lard1. Goi;ler gitmi� olurdu. Banyolar sokiilmii� ; ko�kler kiiskiin ve hayats1z dururdu. Kiii;iik sandallar yer yer karaya i;ekilmi� bulunurdu. i�te, bahk zamam, bu zamand1. Kocaman g1rg1r• kay1klan sahile ba�vu­ rurlar, torik ve palamut, Ada'nm etrafmda biitiin giin doner dola�1rd1. Kocaman kay1klar, kocaman bi r �ehre durmadan bahk gotiiriir; Ada'ya para, pul, bir iki i;uval un, bi rkai; kilo et getirirlerdi. 0 sene, k1� ne kadar fazla olmu�sa, bahk da o nispette az i;1km1�t1. Bahgm az, k1�m i;ok olmas1 giinah i;1kartan papaz1 bile dii�iindiirii rdii. Stelyanos sabahtan beri i;apan..

haz1rhyordu ..

Tamir ettigi aglar i;oktan bozulmu�, yazm haz1rlad1g1 oltalar kopmu�, kay1gm boyalan dokiilmii�, evin ii;i i;oktan karmakan�1k olmu�tu. Bu sene bahk yoktu. Bu seneki goi;ler, ••• evvelki senekiler gibi bol keseden • Torik

ve palamut i�in sahillere

gelen

ve

bir motorla

�ekilen

on,

on be$ ki$ilik �ifte bahk�1 kay1klar1. ••

Ucuna yem yerine hindi tuyu baglanm•$, on on be$ veya daha fazla

igneli bir nevi olta. •••

Yazhga gelenler, yazhk i�in ev veya oda tutmU$ Ada'h olmayan ya-

.bancdar.

15


para harcamanu�lardi. Bahg1 bile ba�ka bahk91dan al­ m1�lard1. Be� para faydalanm gormemi�ti . Trifon, ki�a girerken hastalanm1�t1. Koyde ilac; pahahyd1. �ehre in­ mek bi r meseleyd i . Trifon, gerc;i mektebe gitmiyordu. Arna kendi kendine 9ah�1yordu. Ki tap, defter bile epey para tutmu�tu. Stelyanos, yann bahga gidecekti . <:: apa­ nnm hi ndi tiiylerini d iizeltiyor; kopmu�, c;iiriimii� misi ­ nalan• tamir ediyor, pash igneleri degi�tiriyordu. Bir bol bahk olsayd1, yarm da bi raz gazyag1, bir parc;a �e­ ker, Trifon'a bir pantalon, bir yiin yelek, kend isine bir kasket alabilseydi. Evin ic;ini bi raz d iizeltse, �ehirden Trifon'a bir iki kiic;iik hediyecik getirseydi . Bir denizci hikayesi kitab1 satm alsaydi. Bir kocaman gemi resmi bulup, Trifon'un yatt1g1 kiic;iiciik odaya c;ivi leseydi. Stelyanos, bahga ak�amleyin 91kt1. Gecenin kim­ bilir hangi saatinde donecekti . Trifon,

biiyiikbabasm1

beklerken uyuyakalm1�t1. Riiya goriiyordu. Bir

kayamn

oniinde

bi r gemi

vardi.

Trifon,

geminin ic;inde mi; yoksa kayanm iistiinde miydi ?

M iithi� bir dalga, her an gemi yi o biiyiik kayaya c;ar­

pacak gibi yakla�1yor, sonra nasil oluyor biltnmez, dal­ ga gelip gemiye 9arp1yord u . Her an o kaya ile gemi arasmda bi r iki kulac;hk mesafe azalacak zannedil­ digi halde, azalm1yordu, artm1yordu da. Bu riiya boylece devam ederken, Stelyanos ic;eri girdi. Riizgar, odanm ic;ini kan�tlrdi. Bir iki fotog­ raf yerleri nden dii�tii. Danteller uc;u�tu. - Uyuyor muydun, Trifon_ ? - Uyuyordum ya . . . Bahk var m1 baba? - Yok .. •

Deniz sanki bombo�.

jpek veya baS1rsaktan ul teline bcnzcr bir �ydir. jgneler dogrudan:

Jogru}a olta k1hna baglanmadan bu beyaz �eye baG,lamr.

16


- Neden acaba? - M uhakkak bir canavar peyda oldu, Trifon . Yoksa, b u vakit baltk olmaz mt ? - Dede .. Sen hie canavar gordiin mil ? Stelyanos, canavar goriip gormedigini kendi ken­ disine sordugu zaman, dii�iiniir kaltrd1. Fakat ba�­ kalan sorunca; o kadar canavar hikayeleri ile dolu idi ki, o kadar gece yanlan, denizin karanltk, fosfor­ lu yiiziinden h1�1mla kocaman hayvanlar gectigini gormii�tii ki .. Hikayelerle hakikatleri kan�tmr, muhay­ yelesi nde ve haftzasmda ya�ayan mah!Ctklan, denizler­ de ya�amt� hayvanlar gibi bulup c1kanveri rdi . Zaten, deniz kadar mechul bir �ey var m1yd 1 ? Kimbilir oltalarm yeti�medigi , aglarm serpilmedigi denizlerde, ne tatlt, giizel baltklar; ne ha�in, y1rt1c1, hayal edilmez canavarlar vard1. - Gordiim, Trifo n. Bir k1�t1. Torige c1km1�t1k . Bulundugumuz ni�anda pamuk baltgt dedikleri bir canavar oldugunu i�itmi�tik. Bu baltgm yavrusu yirmi, yi rmi be� kilo agtrltgmda olurmu� diye duyar­ dtk. Bu yavrulan biiyiikler, bir tehlike kar�1smda yutarlar; tehlike atladtktan sonra tekrar kusarlarm1�. Dii�iin, Trifon, pamuk baltgt ne kadar kocaman bir �ey. Pamuk baltgtm, o ak�am, Riistem <::avu� yakala­ m1�t1. Biz, biitiin kaytklar, onun etrafmt alm1�t1k . Bem­ beyaz, hakikaten pamuk gibi beyaz bir mah!Ctktu. Yalmz agzt, gori.ilecek bir �eydi ! Belki �u kapt kadar biiyiik. Di�leri yoktu. Riistem <:: avu�, baltgm karnma b1cag1 daldmnca, bu karnm icinde, dort tane dipdiri yavru bulduk. Sonra bu hayvanm yalmzca yavrusu •

*Deniz onasmda bahklarm bulundugu yere ni�n vcya 1a� denir.

17


yakaland1 m1yd1, biitiin deniz kan�Ir, o cins biitiin bahklar sandallara hiicum ederler, devirirlermi�. 0 gece boyle bir vakaya meydan vermemek icin kacm1�t1k. Sonra bir ak�am da . . . H ikayeler birbi rini takip eder ; Trifon, miiphem bir korku icinde uyuyuverirdi. K1� ne kadar cok, ne kadar uzun olursa olsun; bahk ne kadar az c1karsa c1ksm; yine yaz, bildigi gibi mahrumiyetleri n icinden kafas1m kald1racak ve onu bekleyenlere gelecektir. Yukanki iki odasmda gocleri n oturdugu, san maden toprag1 s1vah kiiciik evi n sahibi Stelyanos Hrisopulos, a�ag1da zeminden iii; merdivenle inilen bir odada bahk aglanm ormekle me�guldii. Kiiciik oda­ nm tavam insan boyundan yiiksek olmasma ragmen, insam egilmege mecbur b1rakan bir karanhk ; kilise onlerinde, deniz kenarlarmda, bahk aglarmm arasm­ da, sandahn icinde c1km1� san alamiinit fotograflan hayal meyal farkettirirdi. Bu fotograflara bakt1kca, Hrisopulos ailesi nin biiyiik km m bir kralice tavnyle sandal cekerken, kiiciik Trifon'u berrak di�leriyle giilerken goriir; biitiin cirkinlikleri silip siipiiren alacakaranhg1 seviveri rdi. Hrisopulos ailesi, biitiin oliileri ve iki tek canhs1yle giizel bir aileydi. Onlan oren bir gene goziinii bozacak kadar ince ve sanatkarane dantellerle siislii bir masa ortiisiiniin iistiinde, k1rmm boyalan dokiilmii� mi nyatiir bir rak1 siirahisi nin yanmda, Trifon'un giinlerce cah�arak yapt1g1 bir gemi duruyordu. Geminin yanmda, Stelyanos'un kiiciik km ve Trifon'un anas1 Yova­ na'nm ayakta bir resmi vardi . Yovana oleli dort sene olmu�tu. Trifon, �imdi on iki ya�mdaydi. Sekiz ya�m18


daki Trifon'un resmi, masanm iizerindeki gemi ve baltk aglanyle beraber o sene, anasmm oldiigii sene <;1km1�t1. Bu resim, on ya�mdaki bir <;ocugun ili�eme­ yecegi yere astlm1�t1. Stelyanos Hrisopulos'un en �ayam dikkat ye­ ri, boynu idi. Hi<; kimsenin boynu, bir baltk<;mm kafastyle viicudu arasmda yiikselen bu garip siitun kadar sert, dik, kararmt�, adeta nastrlt ve sinirli olamaz. Buru�uk deri nin iistiinde, riizgarm, giine�in yapt1g1 tesir <;ok biiyiiktiir. Gen<; bir baltk<;t yiiziine sthhat, enerji , hayat ve renk ula�ttran bu siitun, yalmz baltk<;tlarda bu kadar devrilmez bir mahiyetle yiikselir. Bir baltk<;t ne kadar ihtiyar olursa olsun, derisi ne kadar buru�uk bulunursa bulunsun, her zaman kafast gen<;, din<;; boynu saglam ve diktir. Stelyanos Hrisopulos, hem baltk aglanm oriiyor, hem de �arkt soyliiyordu. Biiyiik klZlnt dokuz sene evvel ka<;1rm1�lard1. Kii<;iik klZI, daha uslu aktllt <;1k­ m1�, evlenmi� barklanm1�t1. Damadt, bir kt�, kocaman ve geni� strtma i�leyen bir riizgara yakalanmt�, kay1g1 batmt�, kendisi zorla kurtanlm1�t1. Fakat zatiirrie, bu <;mar adamt, bir on giin i<;inde, ara stra evleri ne gelen stska go<;lere dondiiriivermi�ti. Onaltmct giin sokaga <;tkan Stavro, yirmibe�inci giin yine aym hastaltktan oliivermi�ti. Kii<;iik klZI, bu kocaman kollu, sert bakt�lt delikanltyt unutmamt�, verem olmu�tu. Biiyiik oglu ise Yunani stan'da, ne yapt1g1 me<;huldii. Dort senedir haber alam1yordu. Kii<;iik k1z1 da oldiikten sonra Stelyanos'un eli nde avucunda Trifon'dan ba�ka insan kalmam1�t1. Trifon, bu sert bak1�1, bu <;elik boynu, bu peri­ �an ve Jaubali k1 v1rc1k sa<;lan, bu kuvvetli parlak di�19


Jeri babasmdan alm1�t1 . Anasmdan ona yalmz huylar ge9mi�ti. Birden parlay1veren 9ok seri ne�esi vardi. Giirbiiz insanlara has a91ian ve hayrete dii�iiren bi r giilii�le giilerdi. 0 uzun, ince, Grek yiiz, adeta degir­ � mile�ir, gozler kii9iiliir, sivri, ince ve beyazhgmdan sanca di�leri, bi r kutu, bir acayip kutu gibi a91hrd1. Ve keder de ona birden gelirdi. Sebebi ba�ka 9ocuk­ lar i9in tekrar y1h�1k bi r giilme veren her s0z, onu danltir, aglat1rd1. Stelyanos hem �ark1 soyliiyor, hem bahk aglanm tamir ediyor, hem de kii9iik Trifon'u dii�iiniiyordu. K ii9iik Trifon 'u dii�iinen biiyiikbaba giilmez olur mu ? Hi9 bi r hareket bu giilii� kadar beli rsiz ve ince degildir. Onun i9in, kimse, ii9 yavrusunu kaybet­ mi� bi r insan diyemezdi. Bu giilen yiiz, en bahtiyar insanlarm yiiziiydii. Belki bir hile dii�iinen hilekar da boyle giilerdi. Belki, sandahm saati iki mecidiyeye ki raya vermi� bahk91lar da boyle i9ten i9e s mtirlard i. Stelyanos, Trifon'u dii�iiniirken kimse gelip onu rahats1z etmemeliyd i . 0, her zaman Trifon'u dii�ii­ niirdii ama, bi lhassa elinde ig, bahk aglanm orerken onun kii9iik yaramazhklanm, tath �akalanm hatir­ layabilirdi. Ba�ka zamanlar Trifon yelken a9masm, Trifon soguk almasm, Trifon bu havada denize gir­ mesi n, Trifon 9amlarda uyumasm, Trifon sokak 9ocuklanyle kavga etmesi n ; biitiin bunlar ihtiyan sokak sokak dol�maya mecbur ederdi. 0 halde, Trifon 9ok yakmlardayd1. Demek ki, ne yelkende, ne bahkta, ne denizdedi r. 0 halde, Trifon neredeydi ? Trifon, evi n oniindeki 9mar agacmm dibinde, iistiinde otlan kuruyan bir sandalyenin yanmdayd1. Bir ikinci gemi yapmakla me�guldii. Bu seferki gemi, 20


on iki ya�mdaki bir c;ocugun yapacag1 gemi degi ldi. Bu, artik �imdiden kaptan olacag1 anla�1lan bir deli­ kanhnm gemisi idi. ic;inde ac;1lmak, uzakla�mak, seyahat arzulan dolu; hiir, serazat, vatans1z bir in­ samn gemisiydi. ic;inde dalgalar, f1rtmalar, saki n denizler, acayip bahklar, bamba�ka, bize benzeme­ yen, bize benzeyen insanlar dolu, bir insamn tahay­ yiilleri nin, hatiralannm gemisiydi. Bu gemi ile deniz kenanna gidilir, bu geminin arkasmdaki band1ra d i regine bir ip baglamr ve bu geminin yelkenleri riizgarla �i�er ve bu gemi nin sahibi, yelkenleri pupa gidenin arkasmdan neler, ne ba�ka vatanlar, ne ba�­ ka sular dii�iinebilirdi. - Trifon, orada m1S1n ? - Buradayun ! . . - Bir yere kaybolma sak m. - Gemi yap1yorum. - Yine mi gemi ? - Bu seferki oteki ne benzemeyecek. Kocaman bir �ey olacak . Akmti gibi ko�acak. - Ad1m ne koyacaksm gemi nin, Trifon ? - Adm1 m1 ? <:;ocuk, dii�iinceye dalm1�t1 . Akima once anas1nm ismi gelmi�ti . Dudaklannm ucunda, Yovana ismi oldugu halde, dii�iiniiyordu . Bu ismi soyIese, biiyiikbabanm gozlerinde yine hayalleri n uc;u�maya ba�lad1g1m, hatiralanmn dalgalar gibi kabard1g1m gorecekti. i htiyar, uzun zaman saki n bir deniz gi bi bekleyecek, susacakti. Trifon bu durgun ve ag1r havalan sevmezdi. Bir daha sordu . - Ad1m m1 ? �ey . . . «Stelyanos H risopulos>) koyacag1m. 21


i htiyar, elindeki igi, dantelalarla siislii masanm iizeri ne b1rakm1�, kattla kattla giiliiyor; ve kendi ismi konacak geminin ismini tekrarltyordu : - Stelyanos Hrisopulos ! Yine kahkaha ile giiliiyor: - Stelyanos Hrisopulos, - diyordu. Trifon ic;in ne ya�ayan insanlar, ne c;ic;ekler, ne akarsular ve mavi gozlii arkada�lar bir mana ifade ederdi. Yal mz bu oniine, gozleri nin ic;ine serilen ve iizerine arkaiistii yatt1g1 zaman biiyiik giiverte­ leri bo� yelkenlileri, giine�in ic;inde madenleri ve boyalan uc;an vapulan dii�iinebildigi deniz ona, ci­ gerleri ne c;ektigi havamn ktymeti ni, ac;1k9as1 ya�a­ manm zevki ni ve lezzeti ni verirdi . Ondan otesi bo�, 1ss1z, manas1zd1. Toprak, kendisine yelkenleri ni yap­ mak ic;in kereste, c;ekic; ve keser verdigi ic;in, biraz bir �eye benzerdi. Trifon, topragt sevmez; ona hiirmet ederdi. C::ii nkii birc;ok sevdikleri orada, onun altmda, aklm durdugu bir yerde ya�1yorlard1. Fakat topra­ gm iistiinde ko�an, onun iistiinde be� on para kazan­ mak kayg1s1 ile doniip dola�an insanlar ne tuhaf mahlilklardt. Ve denize bir dakika durup bakmaya vakitleri olmad1gm1 soyleyen bu insanlar, ne zevk­ siz mahlilklardt. Bu, mektebe giden ufak c;ocuklar, denizi n kar�tsmda mektebi unutup bir giin, bir gece dii�iinceli kalamazdt. Dersler deniz kadar giizel, deniz kadar ogretici miydi acaba ? Trifon, denize girmeyenlerle arkada�ltk bile etmek istemezdi. Trifon, denizi gormedigi zaman, elinde keser, miitemadiyen kiic;iik yelkenliler, garip kaytklar yapardt. 0, her giin bir gemi yapar, her giin bir gemiyi soker, bir yenisine ba�lardt. Adanm sahilinden gelip gec;en vapurlara 22


bakar, «acaba ba�ka denizler de bu one serilen gibi midir ?» diye dii�iiniirdii. Onun bir gemisi olsaydt, kocaman bir gemisi olsaydt, vin9li bir gemisi olsaydt . . Hi9 bir �ehirde ii9 saatten fazla kalmadan, biiyiik �ehirlerin gece 1�1klarm1, dort mil mesafeden son htzla ge9iP giderken seyretmek . . . Hi9 bir �ehirde be� saat kalmadan �ehirden �ehire, denizlerden de­ nizlere, insanlardan insanlara, yurtlardan yurtlara . . . Bu seferki gemi giizel olacaktt . i9ine insan al­ mayacaktt ama, oteki yapttklarma hi9 benzemeyecekti. Gemi bir giin haz1rd1. Bu gemi, Trifon i9in bir diinya demekti. Trifon, bu gemi i9in, i9i nde bir �eyle­ rin 9arpt1gm1 hissediyor, bu gemiye bakarken Trifon, kii9iik ktzlarm oniinden ge9tigi zaman duydugu yu­ mu�akltgt, bir nevi sarsmt1y1, ba�donmesi ni duyuyordu. Bu gemi, Trifon i9in, mavi gozlii bi r ktzdt. En tuhaft, bu mavi gozlii klZI Trifon kendisi yaratm1�t1. Bu mavi gozlii ktz da Trifon'u seviyordu. Hi9 mavi gozlii sa­ hici ktzlar Trifon'u severler miydi ? Stelyanos Hrisopulos gemisini, iskelenin poyra­ zt ktran limiihltgmda ilk denize saltverdigi giin, bir ogle iistii idi. Gemi bir metre uzunlugundayd t. Be­ yaza boyanm1�t1. Ba� tarafma, biiyiik yatlarda ol­ dugu gibi, yaldtzlt bi r 9i9ek i�lenmi�ti . Onun a�ag1smda bir demir deligi vardt. Orada demir deliginde kii9iik, c1va ile parlat1lm1� dokme bir kur�un goziikii­ yordu. Onun yamba�ma yaldtzlt boya ile gemi nin ismi, «Stelyanos Hrisopulos» yaztlm1�t1. Gemi ii9 fiiloka1t • idi . Fiilokalardan biri, dort ko�eli; yel­ ken, saktz gibi beyaz, kalm ve temizdi. Trifon giin• Ku�uk

yelken, asil buyuk yelkenin onundeki ku�uk P"'�'"

23


lerce bu yelkeni b�yazlatmak i9in ugr�nu�, bezi kezzaplarla y1kam1�, silmi�ti. Giivertede her �ey, ince sari pirin9 tellerle tutturulmu�, mahirane bir �ekilde her �ey birbirine san iplerle baglanm1�t1. Yelkenler miiteharri kti. Yine giivertede herhangi bir kotranm biitiin teferruatl goze 9arp1yordu. Kamara delikleri yap1lm1�t1. Kamara delikle­ ri nin iistleri kii9iiciik camlarla ortiilmii� ve camlarm etraf\ sari boya ile, bir pirin9 madeni rengi ile parla­ t1lm1�t1. Bu geminin i9inde insan, kii9iiciik minyatiir tayfalar tahayyiil ediyor; bir Giiliver Seyahatnamesi okuyor gibi oluyordu. Geminin bayrag1 k1rmmyd1, bayragm ortas1na bir istifham i�areti koymu�tu. i stifham i�aretli bir gemi nin Okyanus'u a�t1gm1 Trifon'a soylemi�lerdi. Bayrak diregine, Trifon, dedesinin uzatmalanm, para­ ketalanm yapt1g1 ingil iz siciminden baglam1�t1 . Gemi, suya b1rak1hr b1rak1lmaz sanki canh imi� gibi miitcreddit bir ha! ald1. Daha riizgar almam1�t1. iskele, riizgan kesiyordu . iskelenin hiziwna kadar bu \aziyette gitti. Tam o hizaya gelir gelmez, yan yata­ rak biitiin yelkenleri �i�ti. i ngiliz sicimi nin yumag1 bi tinceye kadar adeta bir u9urtma gibi u9tu. Trifon, giinlerce bu oyunla oynadi. Art1k dedesi, onu merak ' etmiyor, oraya 9ak11lann i9ine uzand1gm1, hafif mel­ tcmle kay1p giden gemisi nin sicimini b1rak1p toplad1g1m. bahk aglanm ordiigii yerden biliyordu. Koyiin biitiin 9ocuklari, hatta Japon magazala­ nndan, oyuncak91 diikkanlanndan ahnm1� motorlii •

<;ok il!neti bir nevi olta. 24


sandallara, ye�il ve beyaz boyah yelkenlilere sahip olan­ lar bile, bir btiytik c;am agacmm dibi ndeki konferansta haz1r bulundular. Stelyanos Hrisopulos gemisini batirmak ic;in btitiin tertibat haz1rd1. <:: o cuklann ic;inde derhal mtihendisler peydah olmu�, toplar yap1lm1�, tiifekler haz1rlanm1�, kocaman ta�lar bir kenara y1g1l­ m1�t1. Trifon, her zamanki gibi, boyu kadar gemisiyle deniz kenanna inmi�ti . Ses seda yoktu, gemiye c;ok­ tand1r tertibats1z, mtinferit peyda olan dti�manlar ortada goziikmiiyordu. Trifon, banyolann kenanna haz1rlad1g1, c;ocukla­ rm her giin bozdugu kizag1 da dokunulmam1� bir halde buldu. Gemisini oraya yerle�ti rdi. Ondeki tahtay1 c;eker c;ekmez, yaglanm1� k1zaktan, gcmi h1zla kayd1, suya gomiildti. Hafif bir ke�i�leme esiyordu. Sicim gitgide bo�amyor; gemi hafif yana yatarak pupa gidi­ yordu. i�te o zaman, soba borusundan yapilan top, kiic;iik c;amlann ic;inden patlad1 . Geminin yanma isabet eden ta�, ona biraz daha h1z vermi�, gemi biis­ biitiin yan yatm1� gidiyordu. Bir ikinci, bir iic;iincii top patlad1. Fakat isabet vaki olmad1 . Trifon, �a�1r­ m1�; gemiyi geri c;ekmege imkan bulamam1�t1. Oc;tincti topun sesinden sonra, Trifon btisbtitiin �a�1rm1�, si­ cimi de elinden b1rakm1�t1 . Hrisopulos gemisi alabildigine ko�uyordu. Bu s1rada on alt! c;ocuk, aralannda motorlii sandallara, altm yald1zh giiverteleri nde yalanc1 insanlar bulunan kotralara sahip c;ocuklar da bulunan on alt! c;ocuk, elleri ndeki ve cepleri ndeki ta�larla beraber f1rlad1lar. Stelyanos Hrisopulos gemisini bat1 rd1lar. 25


M ESERRET OTEL i

istasyona iki erkekle bir kadm indi . Yagmur i;ok �iddetli yag1yordu. Gen.; bir hamal, bu iii; ki�ilik grubun e�yalanm yiiklendi. Kadm, hamala: - M eserret Oteline - dedi . Hamal : - M eserret Oteline mi ? - diye sordu. Bu s oru�ta, i�itmemekten degil, bu giizel sozii bir daha tekrar­ latmak isteyen acemi bir h aleti ruhiye var gibi idi . Kadmm sesi, yagmurlu havanm ii;ine daha madeni bir yagmur gibi dii�mii�tii . Erkekler, sessiz sedas1z, ceketlerinin yakalanm kaldmm�, istasyon binasmm i�ine dogm kai;1yorlard1. Gen.; kadmsa, hamahn sor­ gusuna ba�1 yle miisbet bir cevap verdikten sonra, k1r­ m1z1 mu�ambas1m ui;uran riizgara ve erkeklere dogru segirtmekte idi. Birden ger j ye do ��� h �ala : . . - <;ocugum - ded1 -. li:i aha 1y1s1, b1ze b1r araba bulsan ! . . . A rabaya, birbirine s1k1�arak yerle�tiler. H amal da e�yalan arabacmm yanma birer birer koymu�; araba­ nm ii;ine ve geni; kadmm, bir erkek i;ocuk yiizii ta�1yan kafasma donmii�: - U gurlar olsun - demi�ti -. A llah rahathk versin! Erkekler, ilk defa seyahate i;1km1�lara mahsus accmilik \'e sersemlik dolu i diler. Kadm, hamala: 26


- Eyvallah - dedi . A raba hareket etti . Hamalm elleri ar;1k kalm1�t1. Araba r;amurlarm ir;ine dal d1 . Yolcular, uzakr;a 5ehre dogru r;ekip gittiler. Neden sonra kadmm ak­ lma gel di . - Ah - d edi - , ne e�egim. Hamalm parasm1 ver­ meyi unuttum. Erkekler, kadm «ne berbat bi r hava» demi� gibi, kafalanm sallad1lar ve serseml iklerine dald1lar. Arabac1, atlarma homurdamyordu. Geni� '1rtmda riizga r esiyordu. Kadm, miiteessir, arabacmm si rtmdaki riizga ra bak1yordu. Bi rkar; defa ona seslenmek istedi . Fakat cesaret edemedi. Bu mtm otesinde, gorecegi iki haydut go­ ziiyle kar�1la�mak miimkiindii. Biitiin bu Sirt ve arka manzarasmdan, goziiniin oniine bi r kiirek mahkGmu­ nun kill rengi kafas1, gozleri, katil hayatiyeti gelece­ gine emi ndi . Fakat bi rden kafasm1 ve kalbini doldu­ ran bi r cesaret ve tecessiis hamlesiyle: - A rabac1 ! - dedi . Riizga rh, kalm, geni� s1rt iirpermi�ti . U rper­ mi�ti ama, yagmurlu, 1slak kafasm1 r;evi rmemi�ti . Kadm, ikinci defa seslendi . Bir kafa homurdamr gibi dondiigii zaman, kadm, hayalde yarat1lan �eyle­ ri n hakikatteki aykmhg1yle kar�1la�m1�larm ahmak­ hg1yle mi susmu�tu ? �imdi giizel ve koylii bi r r;ehre, on iii; ya�mda bi r r;ocuk yiizii, ona soruyordu: - Ablac1g1m, ne oldu ? Bi r �ey mi unuttunuz'? - Hamal m parasm1 vermeyi unuttuk da . . . - Ziyam yok abla, ben donii�te kendisine veri rim . 27


A rabact arabadan inmi�, b i r ba�ka arabact ye­ rine gelmi� gibi, aym s1rt manzarast kadmm gozle­ rinde yeniden peyda oldu. Ve kadm, ''hayaline, tekrar bir haydut i;ehresi mthlayarak, kasabanm i;amurlu, tslak, olii i;ar�tlanm seyre daldt. Meserret

Otel i, kasabanm en giizel oteli i di .

Erkekler acemiliklerini, boyun baglanm i;tkanr gibi i;1kamu�Iar, otelciye isimlerini yazdmyorlardt. Kadm, kiii;iik salonu gozden gei;i rmekteydi . isvii;re' de, b i r aile pansiyonuriun � i rin ko�kiinde, iki kt� gei;inni�ti . Basit, kullamlmaya elveri�l i , i;tplak denilecek kadar bo5, fakat her�eyi tamam bi r salondu. Anadolu'nun bu k iii;ucµk nahiyesinde bi r isvii;re koyiiniin konfo­ runu yaratan adamt gormek merak1yle, kiii;iik bi r masam n on iinde,

sandalyeye oturmadan,

reverans

eder gibi biikiilmii�, yolcu kag1tlarm1 dol duran otelciye: - Bu otelin sahibi siz mi sini z ? - diye sordu. Geni; adam kafastm kaldtrmadan: - Evet, benim - dedi . Kadm, «evli mi sini z ? » diye sormak 1st1yor; bi r A vrupah kadm zevkiyle siislii ve muntazam salonu, bu kafast ttr�h adamm yapacagma inanmak iste­ miyor gi bi duruyordu. Kadm, bu suali her nedense sormadt . Duvarda iki resim levhast vardt. Biri si bi r bos­ tan dolabmm golgesini ve �1ktrt1s1m, kovalann ak­ �am 1�1g1yle dolmu� panlt1s1m bi r fotograf hissizligi ve mevsukiyetiyle aksetti riyor

Bir digeri, acemi fa­

kat i;ok hassas bi r ftri;anm, i;ok i;abuk kai;an b i r hayali zaptetmek ii;in, ba�dondiiriicii bi r acele ii;inde i;trpm­ d1g1 bi r geni; ktz portresi i di . Otelci ile i�lerini biti ren i:rl\ckler de, bu geni; ktz resminin oniine dikilmi�lerdi . 28


Bir tanesi, bu portrenin uzerinde yapt1g1 tesiri ifade etmesini bilen bi r i;ehre ile dalgm : - Bu portrede - dedi -, bi r stir' at var. Adeta res­ sam bu i;ehreyi yliz kil ometre yapan b i r trenin ii;inde gei;erken, durulmayan i stasyonlann bi rinde dikilmi�. s1tmah bi r k1z i;ocuk hayal ini kafasmda sonradan can­ land1rm1�, buyutmu� de yapm1�a benziyor. Otelci de oraya bak1yordu. G iil limser gi bi, gozleri duvarda, resmi gormuyor, fakat o tarafa bak1yordu . Sessiz denilecek kadar haleti ruhiyesizdi . Ah�1lan, oz­ lenen bi r i;i rkinligi, entellektliel bi r yuzu vard 1 . Mlitevazi bir sesle: - Hem�i rem olmeden bi rkai; saat evvel - dedi . Hepsi, tekrar gozlerini

port reye i;evirmi�lerdi .

Kadm, yuzunu donmeden: - Bu resmi siz yaptm1z degil mi ? -dedi . E rkekler,

otelcinin,

«Hayir,

ben yapmad1m !»

demesini bekliyorlar gi bi bi r hal alm1�lard1. Kadm, sor­ dugu sualin cevabm1 alm1� kadar miisterih bekliyordu. Otelci agi r ve d ii� iinee) i : - H ayir -dedi . Sanki erkekler geni� bi r nefes alm1�lard 1 . Kadm, bu menfi cevaba hayret etmemi�ti . Otelci devam ett i : - Bizzat kendisi yapm1�. Bir arkada�1 aynay1 tutmu�. 0, kendi eliyle, i�te bu resimdeki gi bi glilum­ seyerek . . . Bizzat kendisi yapm1�. Kadm, bildigimiz kadmlardan olsayd1, otelciye, bu portrenin hikayesini ondan kopara kopara alabi­ li rdi . Y uzu lakayt bi r mana alm1�t1. E rkeklerin san�1nma dondu : - Bana -dedi - , bi r sigara veri r mi sini z ?

29


Otelci, ag1r ag1r odadan i;1kt1. Bi rkai; saniye sonra tekrar ii;eriye gi rdi . - Bir emriniz olursa - dedi - , zili basarsmtz. G ar­ son size odalanmzt gosteri r. Yatmadan evvel steak bir �cy

ii;mek arzu ederseniz size i;ay da haztrlayabilirim. Otelcinin yiizii heyecanhydt. Yiizlerce mii�teriye

yapt1g1 gibi, bir iskemlenin iistiine ters oturup, goz­ leri gormeden, resimdeki ktzm hikayesini anlatmayt gayri �uuri arzu ediyordu. Fakat kad m : - Te�ekkiir ederiz. Evet, yatmadan evvel b i r i;ay ii;ebiliriz. <; o k te�ekkiir ederiz. Otelci, ikinci defa i;1kt1ktan sonra, kac.hn yol arkada�larma, isvii;re'de tamd1g1

bu ressam ktz1n

macerasmt anlatmak istedi . Sonra bu adi hik ayeyi anlatmt� kadar yorgun ve mecalsiz, hatta yan yolda, ote taraft dinlenilmeyeceginden korkmu� gibi sustu. Ve olmii� arkada�mm hat 1ras1ylc uzun miiddet gozleri portrede dii�iindii.

Aynayt

tutarken s0ylediklerini

�imdi birer birer ses, 1�1k, riizgar ve yagmur arast bir siikGtla yeni den i�itiyordu : - istasyonda geni; bi r hamal, e�yam alacak, sana birkai; defa, kadm sesi i�itmek ii;in, bir sozii tekrarlatacak . Sen ona parayt vermeyi unutacaksm. Kocaman s1rth bir arabact dondiigii zaman, on iii; ya�mda bir koylii i;ocugu yiiziiyle kar�tla�acaksm, sonra arabact, arabadan inmi� de, bir ba�kast yerinc oturmu� gibi aym s1rt manzarast

kar�mda

peyda

olacak . Kasabanm olii i;ar�tlanm seyre dalacaksm . Belki hava yagmurlu olacak . Sonra agabeyim . . Goz­ leri , ozlenen ve ah�tlan i;irkinl igi, entellektiiel simast. Bana soz . . . Muhakkak gidip b i r gece bizim otelde yatacaksm, degil mi ? 30


BiR KIYININ DORT HiKAYESi

1

-

Sagan kaytgt:

B i r giin, adanm sahilinde b i r sogan yiiklii kaytk gel ip demirledi. A danm muhtek i r ve obur esnaf1, bu kocaman kay1ktaki biitiin mah kald1 ramayacakla­ ri na miiteessir, kay1gm demi rledigi l imanda kocaman adtmlarla dola�tp duruyorlardt. Bu esnaftan i;ok, kaytk beni alakadar etmi�ti. Bil hassa b i r kay1ki;1. Geni;, giirbiiz b i r koylii i;ocugu idi. �ekilsiz, yahut �ekilleri bozuk i;1plak ayaklan ile bu zengin adanm topragma ayak basar basmaz bir vah�i hayvan simast alm1�t1 . Oradan oraya ai; ve i;tplak gozleri ile dola�tt. Kadmla­ rm oniinde �ayam hayret bi r buru�ukluk ve asabiyet kaplayan yiizii, kendi kadar geni; adamlarm beyaz pantalonlarmda ve mavi

gomleklerinde

enerj i sini ,

asabiyetini kaybediyor; gozleri hareketli

renklerini

bi rden durduruveriyor, sakin ve mahzun bak1yordu. Belki i;ok k1skani;t1 . 0 kadar �a�tnnt�tt ki, adeta her sene uzak koylerinden bu adaya sogan geti rdigini unutmu�tu. H af1zas1 o kadar daralmt�, b i r sene evvel ini hattrlam1yor gi bi idi. H albuki, kendisine bi r giin sor­ dugum zaman: «Biz bu adaya her sene geli riw demi�ti. Onun ii;in diinya ne kadar i;abuk degi�iyordu. i lk giin benimle kar�1la�t1g1 zaman, yine bombo� baktt. Sonra katiyen atakas1zhgm1 dahi belli etmeksizin i;e­ kilip gitti. Fakat ben,

onunla ugr�maya niyet et31


m1�t1m. Kay1gm oniine yiiziikoyun yatard1 . A rt1k hayret bile ifade etmeyen yiizii ile bakar dururdu. Tombul beyaz kadmlann y1kand1g1 sahi lde b i r giin soyunurken gordiim. Suya i dmanc1 gem;lerin yapt1g1 gibi bahklama atlamad1 . Kiipe�teden b1rak1lan bi r kalas gi bi , i stikametsiz ve bii;imsiz dii�tii. Suyun yiiziine i;1kt1g1 zaman, giiliimsiiyordu. Ben de soyunmu�­ tum. Kendi sine yeti�tim . Kadmlan gosterdi . Parmakla­ n m yalad1 . Ve bi r kiii;iik kotra hlZlyle uzakla�t1 .

0 kadar giizel yiiziiyordu ki, dikkati i;ekmekte gecik­ medi . Yamk geni; k1zlar, tombul beyaz kadmlar, aralannda geni; b i r sportmen yiiziiciiniin gezindigini, bacaklanmn arasmdan bir y1lan gi bi siiziildiigiinii farkedince f1k1 rda�t1lar. (1ghklar kopard1lar

H atta

bi rkai;1 ona moda b i r lisanla laf attllar 0, miitema­ diyen giiliimsiiyordu. Sudan i;1kt1ktan sonra, aym kadmlann hii; ehemmi­ yet vermeden oniinden gei;tiklerini goriince, hatta kendisine bakmad1klanm farkedince; ak�am olup, elektrikler yand1ktan sonra yanlanndan denizde yap­ t1g1 gibi yl lan k 1 v nm1 ile gei;tigi zaman, yine aym ka­ dmlann bu sefer i;at1k ve korkuni; b i rer i;ehre ile kendi anlayamad1g1 bir li sanla kiifrettiklerini i�itince, �a­ �1rd1 . Oi; giin bu boyle devam etti . Denizde aym �aka, aym cilve oluyor, kadmlar, bu geni; sportmene ho� goriinmek ii;in her tiirlii miisamahay1 gosteriyorlar, fakat gece olup 1�1klar yamnca, palasparelerin ii;in­ deki i;ocugu ta111yam1yorlard1. 0 i;ocuk, bu s1m i;oze­ meden giinler gei;ti . <;ocuk usand1 . Bir giin kay1gm kenanna oturmu� gordiim. A rt1k, banyoya gitmiyordu. Elinde olta, bahk tutmakla me�guldii. H atta gelip gei;enlere doniip bo� ve hayret dolu gozlerle bakm1yor32


du. Onu, baltklar o kadar aJakadar etmi�ti ki, yuzu, oltadan kurtulan bahklara asabiyetle buru�uyordu; sonra oltanm ucunda i;irpman bahga giiliimsiiyordu. �imdi ahbap olmu�, konu�uyorduk . Yine kadm­ lan gostererek, pannaklanm yahyor, kiii;iik, kesik, bo� ciimlelerle konu�uyordu. Benimle kay1ki;1lar ve bahki;1lar yamm1zda iken konu�muyordu. Bu beyaz pantalonlu, mavi gomlekli adamla, onlarm yanmda konu�ulamayacagm1 bil iyordu. Buna mukabil, benim de, beyaz pantal onlu, mavi gomlekli, spor ayakkab1h insanlarla konu�urken kendisiyle gorii�emeyecegimi kestiremiyordu. Bu da onun ii;in bi r sir olup kald1. Adanm muhteki r ve obur, dort be� ayd1r bi rbi rleriyle dargm esnaf1 ban�t1lar, bi rlik oldular ve soganlan payla�t1lar. Sogan kay1gm1 b i r sabah, hareket ii;in haz1r bul dum . Yelken, serene i;ekilmi�ti . Fiil oka ha­ z1rd1. Soganlarm yerine safra makammda ta�lar kon­ mu�tu. Kay1k hareket edecekti . Ve sogan kay1g1 ogle­ ye dogru ba�layan poyrazla yelkenlerini �i�i rdi . Koylii i;ocugundan b i r selam bekledim, vermedi . Ve sogan kay1g1 ag1r ag1r uzakla�t1 . Ben, onun denizin iizerinde bi r nokta gi bi kalmasm1 beklemeden, uzakla�t1m. 2

-

Kediler:

Kedilerle ahbaphg1m �u �ekilde ba�lad1: B i r ak�am, nht1m boyundayal mzca geziniyordum. Kalabahkt1. K1zlar, del ikanhlann koluna girmi�ler, k1zlann kollanna girmedigi geni;ler, giiriiltiilii ve �ar­ k1h, erkeksiz k1zlara laf atarak gei;i yorlard1 . R1ht1mm kenarmda mehtaph denize gozlerini dikmi� kediyi gonnii�tiim. Fakat kedi den i;ok, insanlara bakt1g1m ii;in,

33


bir zay1f kedinin denizin mehtaph suratmda ne dii�iin­ diigii ile alakadar degil dim . Futbolcu geni;lerden biri, zebun kediye bir �iit i;ekti . Kedinin denize dogru ui;­ tugunu gordiim. Oi; ad1m oteye ctii�mesiyle z1plamas1 b i r oldu. Hayret ii;inde duraklad1m. Kedi ayaklanmm ucunda idi. Bir lastik top i;evikligiyle denizin yiiziinden s1i;ray1p ayaklanmm ucuna

dii�en kedi,

aJakadar

olunmayacak mahlUk muydu ? Bu harikuJade akslila­ melin, i;evikl igin kar�1smda sporcu i;ocuk da hayret ii;inde kalmakla beraber, bir ikinci defa kediye h iicum etmek i stedi . Fakat kedi, ayaklaruna kafasm1 s1cak \'e samimi

hareketle siiriiyordu. Sporcu, gozlerimc

bakt1, glildii. Fikrinden vazgei;ti, arkada�larma il­ ti hak ett i . Ayaklanma siirtiinen hayvam ok�ad1m. 0, miisterih, nht1mrn kenanna i;ekildi. Tekrar denizi suzmeye ba�lad1. Sonra n ht1mm cezirle sulan i;ekilmi� k1y1sma indi . Oradan bir kaplan h1z1yle denize at1 l d1 . Agzmda bir bahkla i;1kt1. Gozleri bende, homurdana­ rak yedi . Bana oyle gel di ki, elimi agzmdaki bahg1 almak ii;in uzatsam, kedi, yan yanya unuttugu vah�e­ tini, ipti dai vah�etini bi rdenbire denizin ii;ine dii�iip tekrar f1rlad1g1 andaki akslilamelle hat1rlayacak ve belki de benden bir pari;ay1, agzmdaki bahg1 yer gi bi vah�etle yiyecekt i . Onu sofrasmda rahat b1rakt1m, i;ekildim. Adanm kedileri zaten i;oktu. Sonra, yazhga ge­ lenler k iii;iik sepetlerin ii;inde, bazan torbalarla daha giizellerini, daha tombullanm geti riyorlard1. Sonra onlar,

birbirlerini i;ay1rlarm, kiremitlerin iizerinde

bogarak, 1s1rarak seviyorlard1 . Yedi sekiz yavru, evin ii;ini

doldurdugu

zaman,

sokaga

b1rak1hyorlard 1 .

Bazan biiyuk erkek kedilerin, k iii;uk miniminilerini ac1 34


:.cslcrle

tenha sokaklarda

bogduklanm

gorii rdiim.

�onra onlar da, ar;hktan ve kocaman erkek kedilerin di�lerinden kurtulanlar da biiyiidiiler. R1ht1ma s1ra dizil diklerini goriirdiim. U zun geceler, bahk bek­ lcdiler. Baz1 dalgah geceleri n sabahlan, medle yiikselmi�

�1ra

\C

�imdi sakinle�m i� suyun kenannda kedi le�leri

bulclum . Kannlan biiyiimii�, 9evikl iklerini deniz dal ­ galan i9inde eritmi� beyazh siyahhlar, tekirler, mor 'c halii vah�i, t1rmanamad1klan nht1ma hafif hafif kafalanm ve s1rtlanm vururlardt. Bu vakalar, gece yansmdan sonra oldugu i9in, 9ok iiziiliirdiim . Belki onlan ku rtarmak miimkiin olurdu. A dada kala kala mi skin kasap kedileri ve pamuklar kaldt. Vah�i ke­ dilerim b i rer birer ortadan 9ekildi . Veyahut 9eviklik­ lcrini, vah�tlerini terkederek her nevi sergiize�tten pcn9elerini ektiler. 3

-

<;ocuklar:

Yeni dostlar bulmakta gecikmedim. Adanm c;ocuklan ak�amlan etraf1ma toplan1� orlar.

Hepsine birer c1gara veriyorum. Biitiin diinya­

dan gizl i c1gara i9iyoruz. Onlar ku�lardan bahsediyor­ lar

Okselerin balla yap1ld1gm1 anlat1yorlar. Hangi

agacm dallarma, hangi ku�lann kondugunu ogreniyo­ rum .

ispari

bahklannm

sazhklarda ya�ad1klanm,

barbunyalann oltaya gelmediklerini, bahk91lar �ahmm, dokuz kat olta ile on iki kiloluk bahk 91kard1g1m bil i ­ yorum. Kar�1 bo� ve sarp kayah adanm k1y1larmda bal 1k91lann aglanm

par9alayan, dalyanlan

bozan,

ihtiyar bahk91lan kapan b i r ej derhamn hikiiyesini yanaklan �i�, kara gozl ii, tombul, su buhan gibi 1hk 35


ve temiz, tombullugu ni sbetinde saf ve saf11g1 kadar hassas, derisi tuzlu bir ba1Jki;1 i;ocuk bana anlatt1 . Yal mz bana anlatt1 . Oteki arkada�Ian onunla egleni­ yorlar.

iki parmag1 ile yanagmm iistiinde trampet

i;ald1g1 zaman gei;tikten sonra arkasmdan yalmz ben «davulcu» diye bag1rmad1g1m ii;in, ejderhanm hikaye­ sini yal mz bana anlat1yor. Ben sakin, onun kadar inan­ m1�, ejderhanm tasvirini dinliyorum. Gozleri, s1rtmda kocaman projektor gi bi parlak, uzun ay1 tliyii gibi sert tiiyleri var. Agz1 bir kuyu agz1 gi bi . 4-

Ve olii:

Gei;enlerde erkenden evden i;1kt1m. K iii;iik ba1Jki;1ya rastlad1m. Rengi ui;uktu. T1rnaklanndan sai;­ lanna kadar giine� vc deniz ii;inde geli�mi�ti . Baliklar ve yosunlar kadar denizin tadm1 i;1kanyordu. Kimbi­ lir belki bu poyrazm sertl i gi ve kapalJ gokyiizii, onun rengm1 ui;urmu�tu.

Yoksa, solacak insan m1yd1 '!

Beni goriince giil iimsedi . Bir lengerin ii;inde gotiirdiigii k1rlang1i; bal iklan m kilisenin kenanna b1rakt1. - Olii var - dedi -. Baliki;1 ol iisii. Orada, n ht1mm ni hayetinde. Git de gor. Ejderhanm marifeti . Gittim,

gordiim.

Ol ii,

orada ye�il

i;ak11Iann

iizerinde i di . Daha pol i sler gelmemi�ti . Y iiziinii daha gormemi�tim. Ayaklan ve bedeni bir mankene, bi r korkuluga benziyordu. Y iiziinii tarif edecegim: Saglam di�ler, dokiilen yanak etlerinden f1�k1rm1� i;ene, poyrazm kopiiklerine giiliiyor, oynuyordu. C:ene etleri bembeyaz dokiilmege haz1r gi bi idi . Be� on giin­ l iik bir ba1Jki;1 sakah, bu beyaz etlerin iizerinde kiii;iik si nekler

gi bi

kai;1�1yor

ve

tekrar

toplamyorlard1 .

En korkuni; yeri, goz i;ukurlanyd1 . Dipleri haJa pem36


hcmsi idi . Goziin b i risi yoktu. Otekisi, bembeyaz b i r ipl ikle d1�anya ugram1�, sallamyor, h a l ii uzak dalgalara vc zaman zaman derinlere bak1yordu. Ol iiniin kar�1smdak iler sararm1�lard 1 . i�te konu�ulanlar: - Ben art1k yemek yiyemem. M iithi� ! - Kimdi r acaba ? <;ok korkum;. - Pek i htiyar da degil .

Hakikaten

korkum;.

- Parmagmda alt m halka var. Sonra duruyorlar, tekrar k onu�maga ba�hyorlard1. Yal mz, bir kadm, ol iiniin yanma kadar sokulmaya c:esaret etti, bakt1 . G iil iimsedi . Kadm1 tamyordum. Ba­ na dogru dondii . - Dedikleri kadar korkum; bi r �ey gormiiyorum. - Sahi mi ? - dedim -. Go rmiiyor musunuz ? Katlin, en sevgil i ol iilerini gommii�, i htiyar ve saglamd1 .

B i r si rda� bulmu� gibi, koluma gi rdi .

- Eger her yerde hazi r ve nazir bi risi varsa o zaman korkum; - dedi - . Ben ona inanm1yorum. 0 benim el imden neler al d1 . 0 haz1 r ve naz1 r. Sonra sustu. Gozii ya�ard1 . Bir me<;hul bahk<;1 olii­ siine iki damla ya� doktii. Kadmdan

aynlm1�t1m.

Ayaklanm

oliiye dogru gotiiriiyordu. Oliiniin ba�1

beni

yine

biisbiitiin

kalabahkla�m1�t 1 . Pol i sler de halkm arasma kan�m1�, geziniyorlard1. Bir lahza, oliiniin de yamm1zda oldu­ gunu dii�iindiim. Hepimiz, sirt1m1zda ve el bisemizin altmda, gozlerimizin i<;inde bi r miistakbel olii gezdi r­ miyor muyduk ? Bir zaman i<;in ken di ol iisiinii gore­ bilecek, seyredebilecek bi r yarad1h�ta ol sayd1 da, bu olii kalk1p ol iisiine baksayd1, herkes gi bi bi raz sarara­ cak ve etrafmdakilere: - Bugiin yemek yiyemeyecegim, - diyecekt i . 37


BA BA MIN iKiNCi E V i

Mutfagmda k1zam11� ordek, suyuna bulgur ve i rmik helvas1 haz1rlanm1� koy evine ni9in gittigimizi o gi.in bilmiyordum. Bugi.in dertli ve kimsesiz, otelin penceresinden ge9en

tramvaylara

bakarken,

ni9i n

bu koy evine b i r ak�am i.isti.i sessiz sedas1z, bekleniyor­ mu�uz gibi indigimizin sebebini soylemeyecegim. Ak�am

ezam

daha obi.ir

koyde

okunmu�tu .

A tlanm1za bi raz su vem1i�tik . Babam �ehirden 91kah beri somurtmu�tu. Bir taraftan bulutlu gok, diger taraftan yolun tozlan ve hendekleri, sini rlerini adam­ ak1lh germi� olacakti. Bir kel ime soylese belki geriye donecektik . Kazanm sessiz, kopek sesleri dolu sokak­ larm1 tekrardan dort nala ge9ecegiz, atlar ah1ra bag­ lanacak, o, belediye k1 raathanesine, ben odama kapa nacag1m. iyisi mi ses 91karmamak hay1rhyd1 . Ben de somurttum. Yal mz b i r iki defa dalgmhg1mdan at1m si.ir9ti.i. Babamm kirpikleririin ri.izgarland1gma dikkat edebil dim. Gozlerini 9evirmedi bile. <;i.inki.i, ekseriya bu gibi hallerde gozgoze geldigimiz zaman, kendini tutamaz, sun'i ve alayc1 bi r gi.ili.imseme dudagm1 kenet­ lerdi . Kendi at1 hi9 siir9mezdi. Dedigim koy e\'ine vard1g1m1z zaman, atlanmm ufak, oya gi bi b i r koy �ocugu aldi . Kasketinin kenanna sokulmu� karanrile bakt1g1m1 sand1g1 i9in, 9i 9egi bana verdi . Halbuki ben, onun, 1slak saman rengindeki gozlerine, yi.izi.ini.in aym 38


renkteki derisine bakm1�t1m . Kimbi l i r karanfil i bana, belki de onlan veremeyecegi i r;in vermi�ti . Bu arada babam arkasm1 donmii�tii. Verilen r;ir;egi once kok­ lad1m. Sonra, kasketimle kulag1mm arasma yerle�­ t i ri rken babam1 bana bakar buldum. G iilmedi . Ciddi de degildi . Y iizii ifadesiz, miimkiin ol dugu kadar sar;ma vc

sakindi . K1zard1m sanmm. B i r H int horozuna gi.)z­

lerimi dikmi�tim. K1rm1Z1 ve tiiysiiz boynuyla bu yan karanhkta ne kadar ciisseli, iri �eydi . Ne kuvvctli olsa gerekti . Babam, «hadi sersem» diye mmldand 1 .

B i z evden i r;eri gi rerken; r;ocuk et raf1m1zda agrr ag1r atlan gezdi riyordu. Koy evinin i r;ine ayak basar basmaz, el bette bi r saman ve hafif tezek kokusu duyulur. Bi raz daha yakla�mca yay1klann bulundugu yerden ek�imi� bir ayran kokusu da burnumuza r;arpacakt1r. Dort be5 ayak bir merdiven r;1kt1k. Tahtabo�, muallim kiirsiisii­ ne, daha dogrusu millet bayramlarmda uluorta soz soy­ leyen hatipler i r;in yap1lm1� k iirsiilere benzeyen bir yerde, bir kadm namaz k1hyordu. Babam, bu kiirsiiniin be�inci ayagmda, ben iir;iinciisiinde bir miiddet bekle­ dik . Ayakkab1lanm1Z1 ev kap1smm d1�mda b1 rakt1g1m1z i r;in, y iin r;oraplanm1z evin i r;inde ufac1k bir gii­ riiltii bile yapmam1� olacagm1 tahmin ediyordum . Oyle ki, kadm, son rekat1 bitirip selam veri rken bizi goriiverecek; bu yan karanhkta, babamm zaten he­ yuJai hal i golgelerle biiyiidiigii, esati rle�tigi i r;i n r;1ghk r;1ghga koyii ayakland1 racak sanm1�t1m. H i e de boyle olmad1. Kadmm sag tarafmda ol dugumuz i r;in, ilk selam veri�inde bizi gordii. Ben evvela i htiyar kadmm dudaklarma bakt1m. Sakin k1p1rda�1rlarken, gozlerini 39


gordiim. Bu arada e1k1k �akak kemiklerini farkedebil­ dim. Ba�1 m obiir tarafa eeviri rken kalbimden de bir muhabbet gelip geeiverdi ; riizgar gi bi esiverd i . « Ba�or­ tiisiinii koklayabilseydim,» dedim . Beyaz tiilbenttendi . Nineminki gib i . Bu sefer ana, �efkat dolu ba�1m, tekrar bize eevirdi . Kar�1 tarafta bir kap1y1 aym mii�fik ba�­ la i�aret ederek: - Omer aga - dedi -.

Fatma ieerde, gi rsenize.

Babam: - G i reriz - dedi -. Sen nas1lsm ? iyisin ya, nine ? Kadm ba�1m sallad1, biz kar�1 odaya yolland1k. Orada gene bir kadm vard1 . Ak�ama kar�1 tiirkii soylii­ yordu. Biz girince ayaga kalkt1, giiliimsedi . Odanm ieini, kohnemi� bir meyve kokusu sar­ m1�t1. Yerdeki Kocael i kilimi, 1slak bir kirm1z1 renk­ le, gaz J ambasmm altmda, acayip bir reeel gi bi kay­ myordu. Bu esrarengiz seyahat, beni tecessiisten tecessiise att1g1 iein, her �eye dikkat etmege eahwken; babam bi rdenbire bana dondii. Daha gene kadmm selamm1 iade etmeden: - Hadi ogul, git - dedi -. Emin'e yard1m et. At­ Ian

i�etmeden ah 1 ra sokmaym ha . . . Atlar i�emi�ler, ah1ra girmi�lerd i . Onlerine kuru

ot y1g1lm1�t1 . Ahmn e�igine de

Emin otunnu�tu.

Elinde eak1, bir dal soyuyordu. Ya111ba�ma oturdum. Y iiziime bakmad 1 . Elindeki sopay1, bana soyleyecek bir soz bulmak iein, sinirli sinirli eak1s1yle kertikle­ digini

farkediyordum. Goziim, elindeki

dalda:

- Ne dah o ? - dedim . Bir miiddet cevap vermed i . Elini kesmi§ti . B i r kedi d i l i kadar keskin, sivri, pembe dil iyle parmagm1 40


uzun zaman yalad1. Sonra kmlc1.k rengindeki dudak­ lan arasmdan: - Kmlc1k - dedi. Konu�mad1k . Bu taze, su kenannda yaz s1cag1 kadar 1hk i;ocuk, bana gosterdigi ilk a�inahktan i;ok­ tan pi �man olmu�a benzer gibiydi. Evden, kalmca bir kadm sesi , bizi i;ag1rd1. K1zanm� ordek, suyuna bul­ gur ve i rmik helvas1 yedik Sofra, tahtadan bir yer sofras1yd1. Pe�kirler, kalm bezdendi. Tahta k�1klar vardi. Babama ve bana i;atal da koymu�lardi. Gei;en­ lerde, ay 1�1gmda m1s1r tarlasmda domuzlarla acayip, korkuni; bir saklambai; oynanm1�t1. Emin kadar bir 9ocugu, domuz, gobeginden i kiye bii;ivermi�ti . ihti­ yar kadm bu h ikayeyi ag1r ag1r, uzun uzun anlatti. Vak'anm kimlerin tarlasmda gei;tigini , i;ocugun kim oldugunu, avcilan i simleriyle birer bi rer amyordu. Babam, hepsini tamd1gm1 anlatan bir yiiz takmm1�t1. Emin hep bana bak1yordu. Biz iii; erkek ve i htiyar kadm, yemek yiyorduk. Gene kadm hizmet ediyordu. Yalmz avui;larmdaki kmay1, sahanlan sofraya koyar­ ken gorebiliyordum. Yemegi i h tiyarm namaz kild1g1 yerde yedi k Yemekten sonra evin iist katmda, ocakh bi r odaya 1,;1kt1k Emin, ocag1 yakti. Bi r siyah koyun postekisinin iizerine diz coktii. Bir miiddet sonra da boylu boyunca oraya uzamverdi. Boyu, koyun poste­ kisini ancak a�1yordu. ihtiyar kadm da minderin iizerinde uyuklamak­ tayd1. Ben, onun yamba�mdaydrm. Elim elindeydi . Uy­ ku sari bi r hastahk gi bi, bu elden bana gei;iyor, goz­ lerim kapamyordu. Elimi i h tiyar kadmm kuzu, maz­ lum elinden kurtard1m. Bi raz uzaga, Emin'in poste­ kisine dogru uzatt1m. 41


Bu s1rada babamla gen<; kadm, sedirin iizerindey­ diler. Babamm c1garas1, esrarengiz 1�1klar ve dumanlar­ la alevleniyordu. Diigiinlerden, gen<; ktzlardan, deli­ kanhlardan bahsediyorlardt. Emin'in yiiziinde, ocakta kor olmu�

dokiilen bir odunun <;1t1rd1s1 <;ii;eklend i .

Uyudum. Uyandm l d1g1m zaman tanyeri aganyordu . Kasa­ baya, babamm ii; giiveyisi girdigi zengin evine dogru yo! ahrken, taze manda siitiiniin kokusu, steak buhan, hala sabah sisiyle iirpermi� yiiziimiin iistiinde, hala ihtiyar kadmm dudaklan almmda,

hala karde�im

Emin'in kalm parmaklan parmaklanmm i<;inde sa­ bittiler. Bu hissi uzun miiddet, alaminiit fotograf<;tlarm

<;1kartt1g1 kartlar gibi muhafaza ettim. Sonra sarardtlar, belirsizl�tiler.

42


iPEKLi MENDiL

ipek fabrikasmm

geni� cephesi, ayla 1�tldad1 .

Kapm m oniinden bi rkac; ki�i , acele acele gec;tiler. Ben isteksiz, nereye gi decegi mec;hul adtmlarla yiiriir­ ken, kap1c1 arkamdan seslendi : - Nereye ? - �oyle b i r gezi neyim, dedim . - Cambaza gitmiyor musu n ? Cevap vermedigimi goriince, ilave ett i : - Herkes gi diyor. Bursa'y a daha boylesi gel­ memi�- H i e; niyetim yok, -dedim. Yalvardt, yalvardt, beni, fabrikay1 beklemege razt etti. Biraz oturdum, bir sigara ic;tim, bir tiirkii soyledim. Sonra camm s1ktl d1. «Ne etsem» dedim, kalkt1m, kap1c1 odasmdaki c;ivi l i bastonu aldtm, fab­ rikay1 dola�maya c;1kt1m. Ktzlann c;ah�t1g1 kozahaneyi gec;er gei;mez bir p1ttrd1 i�ittim. Cebimdeki elektrik fenerini yakt1m. Etraft taradtm Feneri n uzanan giir 1�1gmda kac;maya c;abalayan iki c;1plak ayak goziiktii. A rkasmdan segirt­ tim, kac;am yakaladtm. Kap1c1 odasma h1rs1zla beraber gi rdik . Kaptcm m san 1�1kh fenerini yakt1m. Ay, bu ne kiic;iik h1rs1zd1 boyle! Ellerimin ic;in­ de ktrarcasma s1kt1g1m el i ufactk. Gozleri pml pml . 43


Neden sonra gillmek ii;in, hem de kattla kat1la gillmek ii;in ellerini btrakttm. Bu sefer kili;ilcilk bir i;akt ile ilzerime h ilcum ett i . V e i;apkm, beni kili;ilk parmag1mdan yaraladt. Srrns1k1 yakaladtm keratayt. Ceplerini aradtm . B i r pari;a kai;ak tiltiln ve yine aym s1fath b i r iki sigara kag1d1, temi zce bir mendil buldum. Kanayan parmag1ma onun kai;ak tiltilnilnden bast1m; mendil i y1rtt1m ve elimi ona bag­ latttm. Kalan tiltilnle de iki kalm s igara sardtk, ah­ bapi;a konu�tuk. On be� ya�mda vardt. Hani boyle �ey adeti degildi ama, geni;lik i�te. B i ri si ondan ipekli mendil istemi�ti, hani camm anlarsm ya, a�tkhst, sevdahst, kom�u ktz1 i�te ! Para da yok ki gidip i;ar�tdan al sm. Dil�ilnmil�, ta�mm1�; aklma bu i;are gelmi�. Ben : - Pcki - dedi m - , imalathane bu tarafta,

sen

aksi tarafta ne anyordun ? Gilldil. imalathanenin nerde oldugunu o ne bile­ cekti . Birer de benim koylil sigarasmdan yakttk, iyice ahbap olmu�tuk . Hal i s

Bursa'hydt,

degil Mudanya'ya

dogma

bilyilme .

istanbul'a

bile koca omrilnde - bunu soy­

lerken yilzilnil gorseydiniz-, bi r defactk inmi�ti . Emi r Sultan'da, ay 1�1gmda, ktzak kayd1g1m1z zamanlar, benim de aym bu tonda, bu k1 vamda arka­ da�lanm olmu�tu. Eminim ki, bunun da onlar gi bi, uzaktan sesini duydugum Gokdere'nin havuzlarmda deri si karardt. Biliyorum ki, mevsim mevsim meyvelerin kabugunun rengini ahyor. Bakttm, ye�il tist kabugu d il�mil� bi r ceviz esmer44


ligiyle esmerdi . Yine bir taze ceviz beyazhgiyle beyaz ve gevrek di�leri vard1. Ben bilirim, yazm b�lang1cmdan ta ceviz mevsimine kadar Bursa

i;ocuklannm yalmz

clleri erik ve �eftali, yalmz i;i:tgili mintanlarmm kop­ mu� diigmeleri n den goziiken gogiisleri fmdik yaprag1 kokar. 0 suada kap1c m m saati on ikiyi i;ald1. Nerede ise cambaz bi tecekti . - Kai;ay1m, - dedi. O nu, ipekli mendili venneden gonderdigime mii­ teessi r dii�iiniirken, d1�anda bir giiriiltii i le silkindim. Kap1c1, soylene soylene odadan ii;eri giriyordu. A rka­ smdan da hus1z . .. Bu sefer ben kulaklanm i;ektim. Kap1c1 i;1plak tabanlanm i nce bi r sogiit dahyle epey h a�lad1. Bere­ ket patron o rada yoktu. Yoksa vallah

onu polise

verirdi . «Bu ya�ta bir i;ocuk hus1z ! Efendim, h apisa­ nede yatsm da akdlansm,» diyerek. <;ok korkuttuk aglamad1.

Gozleri aglamaya h a­

z1r i;ocuklarm gozlerine don dii ama,

dudaklarmda

ufac1k bir titreme goziikmedi ve ka�lan sabit, kararh hallerini

hi.; bozmaddar.

Yalmz

biraz

riizgarhyd1-

lar. Buakdmca azat edilmi� bir kulang1i; gibi f1rlad1. Ay 1�1gm1 ve m1su tarlasm1, keskin bi r kanat gibi s1yuarak kai;t1 gitti.

Ben, o zamanlar mallarm istif edildigi imalat­ hanenin iistiindeki bolmede yatard1m . Odam ne gii­ zeldi . Hele mehtaph gecelerde ne �irin olurdu. Tam pencereme yakm bir dut agac1 vard1. Ay 1�1g1 dut yapraklanndan siiziiliir, odaya pare pare dokii-

45


liirdii. A�agt yukan, yaz kt� pencereyi a<;tk btraktrdtm . Ne serin, ne tuhaf riizgarlar eserdi. Vapurlarda da i;ah�ttgtm ii;in, riizgarlan kokularmdan lodos, poyraz, karayel, giinbattst diye tefrik eder, tam rdtm. Ne riiz­ garlar battaniyemin iizerinden acayip birer riiya gibi geli p gei;ti ler. Uykum i;ok hafiftir. Sabaha yakmdt. Dt�ardan bi r giiriiltii geliyordu. Acteta dut agacmda bi risi vardt. K orkmu�um ki, kalkamadun, bagtramadtm. Tam bu strada da pencerede bir h ayal beli rdi . O'ydu, yava�i;a pencereden stynldt. Benim oniim­ den gei;erken, gozlerimi k apadtm, dolaplan kan�ttrdt. istifleri uzun miiddet alan taran etti. Sesimi i;tkarma­ dtm. Dogrusu bu cesarete kar�t biitiin mah ahp git­ seydi, sesimi i;tkarmayacakttm . Yann patron: - Ulan, iistiine olii topragt mt serpilmi�ti, hay­ van ! -diye kti;tma b i r tekme, beni kovacagmt bildi­ gim halde gtk demedim. Halbuki o, yine geldigi gibi bombo�, sessiz seda­ stz pencereden stynhp gitti. Bu anda da bir dal i;tttr­ ttst i�ittim. Dii�mii�tii. A �agtya indigim zaman, ba�ma kaptct ile beraber bi rkai; ki�i biri kmi�lerdi . Olmek iizereydi. Sunstkt kapah yumrugunu kaptct ai;tt. Bu avucun ii;inden b i r i pekli mendil su gi bi ft�­ ktrdt. Ya... iyi , halis i pekli mendiller hep boyledir. Avucunun ii;inde i stedigin kadar stkar, buru�turursun; sonra avui; ai;tldt mt, insanm elinden su gibi ft�kmr.

46


K ISKA N \:LIK

Koyiin civanm, i;ii;ek ai;m1� �eftalilerin dibinde derileri

pul

pul

i;obanlarla

dinlenerek;

ekseriya,

bahar giine�ine sanhp yiiriiyerek dola�t1m. Daglara tiirkii soyleyen ufac1k i;obana: - Karmm ai;, yavru - dedim. Dagarc1gmdan kumlu koy ekmegi ve suyu seli kai;m1� M ihalii; peyniri i;1kanp verdi. Pmar buldum, SU ii;tim.

Koye ak�ama dogru ancak varabildim. M eydan­ dan gei;erken agalar el ettiler. - M uallim efendi - dediler -. Bir i;ay1mm da ii;men mi ? - i i;eriz be aga - dedik. Arkahks1z ufak iskemleye i;oktiik. Agalar: - Eee . . . - dediler -. Yoruldun zaar. Koca cumay1 dagda, bay1rda ne diye gei;irirsin, anlamay1z? Sizin s1rn mza ak1l ermez ki. Biz eski zaman i nsam, ne anla­ nz yenilerin keyfinden, eglencesinden ? - Agalar be - dedim -. S iz her giin dagda bay1rda­ sm1z. Ben i;ocuklarla �u kiimes gibi yerde pinekliyo­ rum. Bir cumay1 da sizin gibi gei;irsem i;ok mu ? Sustular. Biraz sonra: - E h, - dedim -. Size doyum olmaz. Agalardan hangisinin i;ay param1 verecegini bile­ medigim, aralarmda bu �erefi payla�amayacaklanm

47


tahmin ettigim i.;in iki kuru�u fincanm kenarma b1raktJm. - Olmaz ! . . Olmaz ! . . - diye bagn�tJlar - . Biz .;a­ gird1ktJ. - Ziyam yok - dedim-. Ben de sizi .;agmrsam, siz de kendi paramz1 verirsiniz. - Hay koftehor,

hay ! - dediler -. AkJih be bu

muallim efendi ! Eve varmca kanm Fadime kap1y1 a.;ar. Tath tath giller.

Bu km sevmiyorum ama, h o�uma gidiyor.

Elin faki r

.;ocuguna.

fakir Fadime'yi

agalar

zorla

nikah edi verdiler . - K 1zm da sende gozii var. «Eh,» diyiver i�te.

Bir gun diyiverdim. Ak�ama Fadime geliverdi .

B i r kuzu, iki bakir mangal, dort tencere, bir sini, iki �ilte, be� alt1 yastJk ve yorgan yiizii de beraber getirdi . K onu-kom�u : - Muallimin evi tamtakirdi, - dediler-.

Bereket

Fadime'ye, �anh �erefli oldu. Fadime'ye «gel » dedim, geldi. «Gib> dedim, gitti . Ne yalan soyleyeyim, beni h i.; rahats1z etmedi . Baz1 korkun.; geceler, i nsanhg1mm biitiin i�tihas1yle ona sanld1m da . . . Optiim de. Fakat sonralan kendime

e�

dii�iiniip

ta�md1m.

Fadirrie'yi

bulmad1m. Kendi kendime, sana arka­

d� liiz1m, karmm ne liizumu vard1 ki. Ba�kalarmm .;ocuklanm sevmesini bildikten sonra, kendi .;ocugun olsun diye heveslenmekligin budalahgmdan geliyor. M esela, �imdi koskoca ko.; olan Fadime'nin gelinlik kuzusunu her ak�am dagdan getiren esmer, giizel delikanh .;oban, Fadime i.;in

ne bi.;ilmi� kaftand1.

Ne giizel e� olurlard1. Onlan bir �air gorse, ne �iirler 48


yazmazdt . Bi raz evvel kahve on ilnde otururken g�tigi­ ni gordilgilm 9oban H ilsrev'i n tedaisiyle boylece dil�u­ niip yol ahyordum. Evi n arkasmda il9 dort do nilml ilk bir bah9emiz vardtr. <;itten her ak�am yapt1g1m gibi, mektepten kalm1� bir spor a�k1yle atlad1m. <;imenlerin ilstilne ak�am golgeleri dolmu�tu. Otlar kopkoyu, istanbul k1zlanmn ye�il gozleri gibi derin bir renk alm1�lard1. Golgelere 9arpmamak i9i n mi i htiyatla yilrilyordum nedir, birden duraklad1m. Hemen hemen kulag1mm di binden H ilsrev'i n sesi gel iyordu. Fmd1klarm dibin­ deydiler. Yapraklar, kafalanm ortilyordu. Fadime acayip, �imdiye kadar hi9 farkma varma­ d1g1m bir l i rizmle: - K oca H ilsrev - diyordu -. Delikanh oldun git­ ti n be . Eh, karagoz iyi dogil�ilyor mu bakahm ? - Sorma Fadime. Ge9en giln Celi! agam n ka­ ra ko9unu bir altilst etti, gorseydi n. Celil'i n ko9u bir ka9tyordu k i . - Ka91rt1r karagozilm, ka91rt1r! . . Yapraklar kafalanm ortilyordu. K o9 ortada parlak, yagh boy nuzlanyle golgeleri n i9inde heybetli bi r satir olmu�tu. Yapraklan ay1 rarak yakla�t1m. H ilsrev, Fadime'­ nin el ini tutmu�tu. Beni gorilnce 9ekmedi . Fil ozofla­ �arak i9imden: «On yedi ya�mda bir erkek 9ocuk, on yedi ya­ �mda bir k1z 9ocugunun el i n i tutarsa, otuz be� ya�m­ daki erkek, on yedi ya�mdaki k1zm kocas1 da olsa �a�mamahdtr,» dedim. - Merhaba ogul, Fadime nas1lsm ? - dedim. K o9u bi raz sevdim, yilriidilm. kim ezikti, yilregimde bir 49


bulantt vardt. Buna ragmen, yapraklarm a.rasmda konu�malartna devam eden iki mahlfikun cumbu�un­ den ald1g1m bir buruk lezzetle, tsltk i;alarak kitapla­ rtmtn arasma attldtm. Fadime, neden sonra odaya ayak parmaklarmm ucuna basarak girdi . Kmalt elleri ni ogu�turarak: - Yemek haztr aga - dedi . - H i i; i�tahtm yok, Fadime'cik - dedim -. Sen otur ye, ben yatarken kendim bi r �yler bulur, yerim .

50


Evimize i lk geldigi ak�am1 pekala hatirhyorum : Ben, bizim dut agacmm dibinde, mahalle i;ocuk­ lanna, o giinkii oynad1g1m1z oyundan, sudan ve su kenanndan bahsetmekteydim. Biitiin heyecamm iize­ rimdeydi. Bu, yiizmek bilmeyen gruba, nasil yiizmek ogrendigimi 0 kadar hararetle anlahyordmn ki, i;o­ cuklar en. kiii;iik bir k1puh yapam1yorlard1. Biitiin sualleri gozlerine birikmi�ti . Heyecammla beraber artan siirati i ntikalimle bana ne sorulmak icabettigini derhal anhyor, arkada�lanma bir kelime soyletmiyor­ dum . Evimizin bahi;emize ai;Ilan kap1smdan goziiktiigii ve beni i;agud1g1 zaman, onu ilk defa gormekten dogan hayretimi hi.; belli etmeden, devam ettim: - A rhk ayag1m yerden kesilm i�ti. Su yutmaya da ba�lam1 �hm. Arna akhma hi.; korku gelmedi. Ne yapacag1m1 dii�iiniiyordum. - Kiii;iik bey, anneniz sizi istiyor. Bu ciimleyi o soylemi �ti . - Geliyorum - dedim. Ve arkada�lanma tam bogulmama az kalm1�ken bi rkai; saniyede nas1I yiizmek ogrendigimi anlatmaya devam ettim. Neden sonra, arkada�lanm gitmi�; ben evin bahi;e kap1sma dogrulmu�tum. 0, hata kapmm oniin-

51


de beni bekliyordu. Bana bakm1yordu . Gozleri ayva agacmda oten bir saka ku�undayd1. - Biil biil mii ? - dedi . - Y ok k1z - dedim -, saka. A nlamamazhga vurdu. B i r mahalle �ivesiyle: - Hadi o rdan - dedi -. Saka bi raz evvel gei;:ti . - Sus k1z - dedim -, terbiyesiz, ben oyle �akalar sevmem . Mahzun gozleriyle bana uzun zaman bakti. Mutfag1 ben onde, o arkada gei;:tik . Ona, evimize n ii;:in geldigini sormak i�kencesini de yapt1m . 0, �yle bir cevap vermi�ti : - Ben eskiden, binba�1 Hi dayet beyi n evinde beslemeydim. Ben ne hain bir burjuva i;:ocuguydum, bilmezsi­ niz. Ona ne eziyetler etmedim. Esmer ten i n de yer yer i;:iiriikler peyda oldu; yaralar ai;:Ild1. Kiii;:iik, �eki lleri bozulmu� ellerinin yukansmdak i narin ve mor damar­ lan okunan bileklerine ne t1rnak yaralan ai;:ma­ d1m . Biitiin i �kencelerime, eziyetlerime ragmen, yine benimle Iiiubali oluyordu. 0 zaman suratma tiikiiriir, o zaman tokatlard1m. Niifus kag1tlarma gore resmen benden bir ya� biiyiiktii. i k imiz de bir i;:ocuk c1hzhg1 i i;:i n de afacan ve ele avuca s1gmazd1k . 0, siyah fistanmm gogsiinde, daha dogrusu uzun ve kemiksiz boynuna i;:ok yakm bir yerinde, bir k1r­

mm turp kadar biiyiik memeleri, giine�ten ui;:lan sarar­ m1� sai;:lan, yiiziiniin esmerligine nazaran fevkalade beyaz, muntazam i;:1plak ayaklan i le bir k1� gecesi rii­ yama girdi . Riiyamda, o zamanlar dedeme, sonralan

52


N urbaba ve �imdi N oel babaya benzettigim bi r adam, climden tutarak onun el i n i avucuma koymu�tu . - Sakm - demi�ti -, kavga etmeyin. Ve o i htiyar, gi.ir ka�lanm alt k i rpiklerine kadar cgerek <;atm1�t1 . Ondan so nra kavga etmemi�tik. Bu kavga etmeyi�in, ri.iyada vaki bir hadise ol dugunu i�­ rct etmek I az1m. Evet, bu b i r ri.iya i d i . �oylece devam ctt i : Out agacmm di binde elele idik. Saka k�u otede, ayva agacmda oti.iyo rdu . Gokte, bi.iyi.ik bi.iyi.ik y1ld1z­ lar vard1. Bi r go) kenan nda sazh ve <;ak1l h bi r koy kadar k ocaman bir ay, ufkun bir ko�esi ni doldurmu�tu . Biz, bu gol kenanna benzeyen duk.

aya

dogru yi.i riiyor­

Ri.iyamm bu kadanm hati rlayabiliyorum. B i r yemi� yemeden evvel alman i hti saslar, onu yedikten sonra alman lezzetten daha berrak ve vaz1htirlar. Ben de, ri.iyamm nihayetinde acayip, cennetten i n sanlan kovduran acayip bi r yemiuedigimi hayal meyal hatir­ hyorurn. Ertesi sabah, hakikat gi.i ne�le beraber dogdu. Y i.izi.imi.i bah<;e <;e�mesi nin muslugundaki buzlan kmp bol su ile y1kam1�t1m. Fakat hala ri.iyamm i<;i nde yi.i ri.iyen bi r halim vardi. Ona evi n ta�hgmda rastlad1m. Sag el i nde ayakka­ b1 bezini tutuyordu. Y i.izi.ini.i daha y1kamam1� gibiydi . Badem gozleri �i�k i ndi . Boynunda pire yenikleri ni andiran benekler vard1. 0, ayakkaplanm1 silerken egilmi�tim. Agz1m �im1 diye kadar duymad1g1m bi r i�ti ha ve bamba�ka bir hasretle sa<;lanna doku ndu. Kafasmdan bi r iki tel

sa<; kopard1m. Yolda hala ri.iyamm i<;inde gi bi mektebe

53


giderken bu sa.;lan tetkik ettim. Yanst simsiyah, oteki yansmm thk ve san bir rengi vardt. Onunla konu�malanmtz hep �oyle olurdu: - K tz, poti nlerimi silmemi�si n ! - Vallahi sildim, ki.i.;i.ik bey. - Si lmemi�sin diyorum sana! Ellerimde yanst siyah, oteki yanst 1! 1k, san sa.;­ lan kahrdt . Oldugu yere bi.izi.ili.irdi.i. H1.;kmks1z ve sessiz aglardt. 0 agladtki;a, ben sinirleni rdim. - Ktz, bu defteri sen mi y1rttm ? - Vallahi ben y1rtmad1m, ki.i.;i.ik bey. - Sen y1rttm di yo rum sana ! B i r iki nci defa «ben y1 rtmad1m,» diyemezdi . - K tz, gene m i .;antamt kan�tt rdm ? - K itabtmzm resimlerine bakt1md1, ki.i.;i.ik bey ! . - N e diye bak1yorsun ? - H o�uma gi diyor. Ona �u a�ag1da yazacag1m ci.imleyi bi r gi.in, yuka­ nki «ho�uma gidiyon> cevabtm aldtktan sonra soyle­ mek i stemi�tim. U nutmadtm, a�ag1 yukan �oyle i di : «K tz, sen de ben im ho�uma gi diyorsun. Hem de her gi.in yiyip sana vermedigim .;ok sevdigim �am f1 st1kla­ rmdan daha .;ok . Arna ben, ho�uma gi diyor diye, seni, kabuklarmdan s1ymp �am f1st1g1 gibi i.;ini yiyor mu yum ? . . » - K tz! - Ne var ki.i.;i.ik bey ? - Hi.; . . . - K i.i.;i.ik bey !

ye�il ve tath

.

- Ne var ktz? - H i.; . . . Yanyana dut agacmm dibinde i dik. S u yukanda 54


ccvaplan «hii;>> olan konu�rriay1 yapmadik . Fakat bu �ckilde 9oktan konu�mu�a benzer bir halimiz vard1. K afas1 dizimde idi, kokusu burnumda; ve annem bizi �ekilde yakalad1g1 zaman bir yaz oglesi idi . Ben, bah9e kap1smdan sokaga firlay1p su kenarma ka9m1�, ak�ama kadar 1hk sudan 91kmam1�t1m . Ak�am olunca yine arka bah<;:ede mahalle 9ocuklanyle toplanm1�t1k. lhitiin heyecamm sonmii� gibiydi . A rkada�lanm1 din­ Im

lcr gibi yap1yordum. Fakat her an evin bah<;:eye a<;:Ilan kap1sma bak1yordum. Gelip beni 9ag1rmad1. N i ha­ yet 9ocuklar gitti. Ben eve dogru yiiriidiim. 0, mut­ J'akta da yoktu. B oh9asmm, sand1k odasmm bir ko�eciginde ol­ Liugunu evde herkes bilirdi . Evde bir �ey kayboldugu zaman, evvela gizlice bu iizeri kumlZI, beyaz, san, l acivert yamah boh9a aramrd1. A radtg1m boh9ay1, sand1k o dasmm naftalin k o­ kan ko�esinde bulamad1m.

55


O R M A N VE E V

Haleplizadeleri n ormam, «Dokurcun suyw> nun buz gi bi sularmdan ald1g1 kuvvetle biiyiiyen )event kavaklardan ba�lar; s1ras1yle me�e, ayva, kaknar ve i;amlarla biterdi . Tam bin dart yiiz metreye i;1kan bir dagm tepesi ndeki k1rm1Z1 deril i kayalara varmcaya kadar bu orman bir denizdi. Kavaklarm tepesi nde, sergiize�t arayan kay i;ocuklan, bir transatlantigi n yolculan yere b1rakt1klan zaman s1g ve berrak deniz­ lerde deri nligi n acayip renk ve bahklanm, ziyanm suyun ii;i n de yapt1g1 helezo nlan nas1l seyrederlerse, Dokurcun suyunu ve i;imenleri kavaklarm tepesi nden aylece seyrederlerdi . Ata biner gibi bindikleri bir dal­ dan ayaklanm sallad1klan zaman, Dokurcun suyu kabarm1� ve onlarm i;1plak ayaklarma kadar i;1km1� samrlard1 . Onlarm bazan bu mevhum suya bahklama atlayacaklanm zanneden avare ve tarlas1z kayliiler, korkarlard1 . H aleplizadeleri n ormam hakikaten bir denizdi . Bu denizi n sath1 kavaklarm tepesine i;1km1�, kel i;oban i;ocuklarmm ayaz kafalan ndan b i r i k i metre daha yiikseli rdi . Sonra oradan bir tek dalga hali nde ta bin dart yiiz metreni n klZll derili, i nsan kafah, hay­ van viicutlu kayalarma kadar t1rmamrd1. T1rmanan ve gage dogru yiikselen deniz olur mu ? Yelkensiz, bahki;1 gemi siz, transatlantiksiz deniz olur mu ? Hepi56


miz olmad1gm1 biliriz. Fakat yine hepimiz Dokurcun koyiine gelmi� hassas koy h ocalan, ciirmiime�hude i,:1kan miiddeiumumiler, kazaya dag

kenanndan iyi

su getirtmek i1Yin yayh arabalarda gezmeye 1Y1km1� kaymakamlar, miihendisler ve belediye reisleri de henim gibi Haleplizadelerin ormamm bir denize ben­ zetmi�lerdir. Biitiin bu anonim te�bihin kar�1smda, yeni bir vas1f bulmak i1Yin ugra�mama liizum yoktur. Haleplizadelerin ormam bir denizdir. Bir Marmara denizinden daha zengin, daha kesif, fakat daha ke�fedilmi�tir. i�te bu kadar.

Ev

Beyaz koknarlarm araba araba ta�md1g1 kasa­ haya, orman, bir okiiz arabas1 siiratiyle 'kirk sekiz saattir. Bir ogleyin 1Yakir mandalarm 1Yektigi taze !Yam kokulu, agir arabaya binersiniz. iki gece ydd1zlan sayarak kasabaya vanrs1mz. A rabac1 biiyiik bir ardi­ yenin o niinde «deb, aymlanm durdurur. <;akir man­ dalar, eger yagmur yagm1�sa kasabanm 1Yamurlan na mesut uzamrlar. A rabac1 onlerine kuru otlar atar. Onlar isteksiz ve i�tahs1z, fakat doymadan yerler. Sonra tahtalan birer birer arabac1, ardiyeye ta�Irken kafamz1 kaldmp ardiye damlarmm otesinde beyaz bir konak goriirsiiniiz. Dslilpsuz, bi1Yimsiz bir binadir. Yalmz beyazhg1 bir mana ifade eder. Kafesli pencerelerinden otesini insan tahayyiil bile edemez. Halbuki biitiin kasaba evleri gibi bir sofa, be� oda, bir mutfak, bir hamam, bir de arkada ik i doniimliik yemi� bah1YCsinin golgeligine asdm1� ni�astalar, pestiller ve 57


tarhanalar kuruyan bir b alkondan ibarettir. «Biitiin kasaba evleri gibh> dedim. Boyle demekle biitiin kasaba evlerinin bir sofa, be� oda, bir sofa, yedi oda oldugunu kastettim. Oyledir. Fakat ben ev deyince, kasabada dort be� tane zengin evi n i kastediyorum. Zaten ote tarafma ev demiyorlar, kuliibe diyorlar. Ardiye damla­ rmm arkasmdan goziiken beyaz konag1 iyice gorebil­ mek i9in, yan 91kmaz sokaga sap1hr. Oradan yiiz metre kadar yiiriidiikten sonra, solunuza rastlayan ah�ap kit­ leye dikkatle bakmah dir. i�te on dokuz ayak mermer merdivenler . . . mermer merdivenlerin kenarhg1 ye�il 9ubuklarla oriilii; ye�il 9ubuklarm sivri u9lan bir iki parmak san yald1zla kaph. Giine� varsa eger, s1cak ve �a�aah bir yaz oglesi ise, bu demir 9ubuklarm u9lan cami alemleri gibi parlar. Zaten kuyruklan geni� bir gokyiiziine bakan h ilaller, 9ubuklarm sivri u9larmda birer minyatiir hali nde goriiniir gibi olur. Ve siz is­ tanbul'lu iseniz, bu yald1zh 9ubuklarm altmda birer Siileymaniye kubbesi gormek i9in muhayyilinize miiracaat edersiniz. Evin i9ine giindiiz bile olsa, girmek miimkiin degil­ dir. Zaten bu 91kmaz sokaga bu evi gormek kast1yle girmek de miimkiin olacag1m sanm1yorum. Kimse sizi bu gormek fiilinden otiirii mahkum edemez. Oyle oldugu halde, gidip goremezsi niz. Yalmz bazan so­ kagm 91kmaz oldugunu bilmeyen acemiler, evi n oniine kadar gelmi�ler ve kar�darma 91kan bah9e du­ vanyle kar�da�m1�lardir. Bu yazdann sahibi ben i m de ba�1ma boyle b i r kaza geldi. Kestirmeden b i r arkada�m evine 91kmak istedim. Bah9eni n kalm duvan suratJma 9arpayazd1. Ters yiiziine doniince evvela, biiyiik, bi9imsiz ve 58


mimarisiz konag1 gordiim . Sonra, sagdan sola bir yanm i;arkla dondliglim zaman, bir kiii;iik kuliibe de burun buruna geldim . i�te bu kiii;iik kuliibe, beni 1,·ok aliikadar etti: Kap1y1 vurdum. Beyaz ba�ortlilii bir kadm, bir cumbanm ii;i nden sarkh :

- Ne var i;ocugum ? - dedi. - Hamm teyze - dedim -. Lfitfi evde mi ? Lfitfi evde yoktu, mektepten daha donmemi�ti. Lfitfigillerin evini n on kap1s1 bu i;1kmaz sokakta idi. Fakat Lfitfigiller biiylicek bahi;elerinin ana yola ai;1lan kap1smdan i�lerlerdi. Ben bunu bilirim. Fakat, ardiyelerin kiremitleri otesin den gozliken Halepli­ zadelerin evini gormek bende merak haline geldigi zaman, Lfitfi bana: - <;1kmaz sokakta da kap1m1z vardu - demi�ti. Yoksa ben, Lfitfi'nin mektepten daha donmedigi­ ni, bizim mahallede ceviz oynad1gm1 biliyordum.

59


DOGON GECESi

Ahmet on alh ya�ma bashg1 halde, daha niifusa kaydedilmemi�ti. Zenciye i;alan esmer bir rengi , bas1k yayvan burnu, iki parmak alnmm iistiinde liicivert panlhlar yapan parlak sai;lan vardi. Yanaklan tiiylii i d i . Liic ivert �ayaktan elbisesi ii;indeki narin ve atletik viicudu tamamen te�ekkiil etmi�e benzerdi . Onu niifus kiitibinin oniine i;1karan babasma, adam evvelii i;ath : - Utanmaz m1sm ? - dedi -. �imdiye kadar bu delikanhy1 niifusa ne diye yazdumadm ? Tahriri nii­ fusta ne halt kan�h rd1mz ? Tahriri niifusta onu samanhga kapam1�lard1. Onlar zannetmi�lerdi k i , yeni den bir harp koptu. B i r tanecik i;ocuklan Ahmet'i , on iki y�ma ragmen, askere alacaklar. Sonradan i� anla�llm1�h ama, ne .;are ki, Ahmet, Turk vatam i;ocuklan meyanma dahil degildi. Ahmet'i n babas1 Riistem aga, neden sonra bu i�in liizumunu hissediyordu . Niifus kiitibi : - Yirmi ya�mda var m1 bu oglan ? - dedi. B i n iii; yiiz otuz dogumlu niifusa kaydedilen on alh ya�mda Ahmet'i , yinni alh ya�mda bin iii; yiiz otuz iki dogumlu bir kadmla evlendirmek icabetmi�ti. Karanhk bir sonbahar gecesiydi, yagmur bar­ daktan bo�amrcasma yag1yor, gok, koyii n i i;i nde geziniyordu . Yer yer kabuklu kestaneler y1g1lm1� mey60


dandan, ellerinde fener ii.;: be� ki�i Ahmet'i gotiirii­ yorlard1 . Kara A bdi, A hmet'i biraz arkada alakoyarak, k onu�masma �oyle devam etti: - Ahmet - dedi -, ben senin sagd1cm1m. �imdi beni iyi di nle. - Bi r miiddet durdu, sonra -: Biz yum­ rugu vurup da kap1 iistiiniize kapand1 m1, yere serili seccadede, iki rekat nafile namaz1 kilacaksm, anladm n11 ? . . . Yagmur alabildigine yag1yordu. Yerde .;:ukurlar peyda olmu�, fenerin 1�1g1 uzakla�nu�t1. Su birikinti­ lerine

dikkat

etmeden

yiiriiyorlard1.

Pantalonlan

yan belleri ne kadar 1slanm1�t1. Koy kahvesi nin bugulu camlanm merakla silen birka.;: delikanh, Ahmet'le sagd1cmm ge.;:tigi ni goriince giiliimsediler. Sessiz sedas1z vergilerini dii�iinen i h­ tiyarlar, kahveni n kap1sma kadar .;:1k1p, Ahmet'e bi rer acayip nilkte fulattilar. Ahmet �a�kmhgmdan bir kestane y1gmma .;:arpt1, cam ac1yordu. Abdi, onu kestanelerin iizeri nden kal­ dud1, onde fenerleriyle h1zh h1zh giden kalabahga dogru bagud1: - Bekley i n be yahu ! - Sonra, Ahmet'e done­ rek -. Otesini bilirsin - dedi -, koca delikanhsm be, soyletme beni. A hmet cevap vermedi . Kestane dikenleri cam m ac1tnu�t1. Agzmda kestane mi, sual mi oldugu belli olmayan bir �eyler geveliyordu. iltihak ettikleri fe­ nerli kafile, i.;:tikleri ii.;: be� kadeh rakmm tesiri altmda idi. Bu parlak gozlii, yilan viicutlu, me�e boylu deli ­ kanhya her biri, alaya, ciddiye benzer bir siirii laf attilar. 61


Giilsiim'iin

evi,

bu

ak�am

ne

kadar

uzakti.

Yagmur biisbiitiin �iddetlenmi�ti. Adeta ko�uyorlardi. Evin

oniine

vard1klan

zaman,

i�erdeki

kadmlar

tela� i�inde kap1y1 a�tilar. Damat, boydan boya �amur i�inde idi, silip siipiirdiiler. Lacivert �ayaktan elbisesi sa�lanyle bir renk alm1�t1. Yanaklannm iizerindeki kara havlann 1slak manzaras1 bu �irkin �ocugu giizel­ le�tirmi�ti. Yazmasm1 �1kararak, bu yagmurdan �ok tere benzeyen 1slakhg1 sildigi zaman, yiizii silinmi� b i r elma cilas1 ve rengi alm1�t1.

0, etrafma bakm1yor, hala ellerine batan kestane dikenlerini ay1khyordu. Getirilen kahveyi, Abdi'nin tavsiyesine ragmen, i k i yudumda i�ti . Viicudunun tit­ remesi, ona, dort sene evvelki siinnet oldugu giinii

hat1rlat1yordu.

Neden

sonra,

onu ayaga kald1rdilar.

Bir kap1dan i�eriye, sutma kocaman yumruklar yap1�­ t1rarak t1ktilar ve �kilip gittiler. Bas1k tavanh bir

o dadayd1. Tavanda hevenk

hevenk iiziimler, elmalar, armutlar, ayvalar sark1yo rd u. Lo��a odanm i � i n i , ba�dondiiren bir meyva kokusu sarnu�ti . Bu, yalmz meyva kokusuna da benzemiyordu. Arada tiilbent, gelin esvab1, giirbiiz bir kadm kokusu da meyvelerin kokusuna simni�ti . A�1k pencereye giderek kapad1 ve bir miiddet camdan, evden hirer hirer �1kan erkekli kadmh, fe­ nerli kafileyi seyretti. Konsolun iistiindeki sinek pis­ likli kag1t �i�klerini ve bir asker fotografm1 elleriyle diizeltti . Gaz lambasm1 lost1. Kadm hareketsiz ayakta bekliyordu. Bu arada goziine i l i �en seccadeyi dorde katlayarak odanm bir ko�esine f1rlatt1. Aynanm oniine giderek k1zam11� yiiziine bakti. . Kadm, penceren i n oniinde o turmu�tu. T1pk1, K a r a Abdi'nin dedigi gibi 62


kli§e minderi bo§ duruyordu. Kara Abdi, «Kad1m kar§ma alacaksm ve hie; olmazsa bir saat9ik olsun konu­ �acaksm,» demi§ti. Tammad1g1 bu k1zla ne konu§a­ caktJ ? Kafas1 yamyor, sinirleri hirer hirer kemikleri1 1 i n kenannda tepre§ip oyna§1yorlard1. Aynada yiiziine bir daha baktJ. Gaz liimbasmm fitilinde uzun miiddet bir §eyler arar gibi dald1 ve onu kahn ellerinin bir hareketiyle sondiirdii. Pencerenin oniinde d1�nya, karanhga ve yagmura bakan kadm goriinmiiyordu. Ahmet, sessizce yiiriiyerek kadmm kar§Ismdaki sedire oturdu. Sinirli elleriyle kafasm1 s1kt1, s1kt1. . . Dii§iinemiyordu. Yalmz kulaklan haddinden fazla yagmuru ve koyiin seslerini biiyiiterek duyuyor, ba§ka biitiin hisleri gev�mi§ 91knklar gibi ba§dondiiriicii bir h1zla bir yerinde doniiyorlar ve bu yeri Ahmet bir tiirlii bulup 91karam1yordu. Bozukluk kafasmda degildi. Kopekler sussa, yagmur bir liihza dinse, bir9ok §eyler dii§iinebilecekti . Oday1 mavi I§Iklarla aydmlatan fosforlu §im§ekler 9ak1yordu. Bunlardan birinin aydmhgmda Ahmet, o zamana kadar acayip bir odada yapayalmz hapsedildigini zannederken, kar­ §Ismda biiyiik gozleri korkulu bir kadm gordii. Bu mavi §im§ek I§Ig1, sanki ondan geliyormu§, o beyazh mahh1kun §alvan i c;inden 9tla.yomrn§ sand1. Kestane dikenleri batmI§ avu9lan m1 ac1yordu ? Yoksa, bu ak§am 9ok yemi§ti de, bu agn ve aguhk midesinde miydi ? Gozleri buland1, kafas1 uyu§tu, terleri sogudu. Ve bir s1tma nobeti ic;inde titreyerek oldugu yere c;oreklendi. Sabaha kar§I uyand1g1 zaman, kaduu, sedirin obiir ko§esinde adeta §alvannm ic;inde uyumU§ bul­ du. 63


Yagmur dinmi�se de, sabahm alacakaranhg1 kar�1 meydanhg1 h3Ia 1slatlyordu. Hala kopek sesleri geli­ yordu. S1g1rlar �mg1raklanm 1slak ve sisli seslerle �m­ gudatarak ge�tiler. <;obanlan, ke�lerinin ve �uvallan­ nm i�inde biiziilmii�, mahzun ge�rlerken gordii. Giilsiim de uyanm1�tl. Rengi solgundu, giiliim­ siiyor gibiydi. Camdan g�en sabah 1�1klan, tavanda sarkan iiziim salk1mlanm buguluyordu. Ahmet su­ sam1�tl. Bir salk1m iiziim yedi. Sonra ba�ka bir salk1m elinde, yatan solgun k1za yakla�arak agzma iki iizilm tanesi koydu. Sonra hi� bir�y soylemeden, alaca­ karanhkta beyazhg1 biisbiitiin artan kadmm boynu iizerine kahn ve terli dudaklanm yap1�tlrd1. Giine� dogmu$, aynanm i�inde ve ikisinin goz­ lerinde oynuyordu. Perdeleri �ktiler.

64


�EHRi U NUTAN ADAM

�oktan beri �hre inmemi�tim. 0 giln i n sanlan sevebilmek arzusuyle otelin kap1s1m a.;tlg1m zaman, kar�1ma ilk .;1kan insan, bir kilfeci .;ocugu oldu. Kirli, soluk yanaklanna, .;1plak ayaklanna mer­ hametle degil, sevgi ile baktlm. Zaten otelin kap1sm­ dan bu n iyetle .;1kmam1� m1yd1m ? Onu kucaklamak, ko�edeki kundurac1dan ona bir I astik ayakkab1, biraz ilerdeki Yahudiden bir beyaz keten pantalon almak arzusuyle durdum. - Ne bak1yorsun, efendi - dedi -, hamal nu lii­ z1m ? - Y ok .;ocugum - dedim. Gel sana, bir pantalon, bir ayakkab1 alay1m demek ilzereydim. Fakat gozlerini gorilnce vazge.;tim. Onlar bir acayip hastahg1 benim sevgi dolu gozlerimde yakalamak i stiyor gibi, dikkatli yakalam1� kadar mus­ tarip ve haindiler: Bununla beraber, yirmibe� kuru� .;1kanp verdim, yilrildilm. Arkamdan ko�up iade etti. Yilzilnil gorme­ dim fakat elleri kararh idi . - Her sakalhy1 baban zannetme, anladm m1 ? Yirmibe�i ald1m. Cevap vermeden yoluma de­ vam etmek i stedim. Birden biltiln ne�emin bir camrn kmh�1 kadar ses ve �mg1rtl .;tkararak dil�ilp kml­ d1gm1 gordilm. 65


Ayakucuma

dii�iip

kmlan

ne�emi

gozlerimle

toplad1m. Ters yiiziine evime doniip odama kavu�­ tum. Dort duvar, bir pencere, bir valiz ii;inde birkai; kitap ve bir demir karyola. . Has1h mukaddes bir hapishane olan odamda, dii�iinmeden, hatta okuma­ dan gezindim durdum. Dii�iinmeye

ba�lad1g1m

zaman,

nasil

filmler­

de baz1 kmlan otomobillerin aksam1 tekrar birbiriyle siiratle bulu�up birle�irse, benim de ii;imde kmlan �ey, oylece birle�ti. Tekrar ne�emi bulmu�tum. in­ sanlan sevmek arzusuyle sokaga i;1ktlm. Ak�am oluyordu. Ko�e ba�mdaki

tiitiinciiye

ugrad1m. Giine�, satilmam1� edebiyat mecmualannm iistiindeydi. Tiitiincii diikkanmdaki edebiyat mecmu­ alanyle aym diikkana vuran ak�am 1�1g1 arasmda bir niikte, bir hayal yakalayabilmek ii;in bakmaktay­ d1m. Liray1 tiitiinciiye vermi�tim. Bana uzun bir za­ man gei;mi� gibi geldigi halde, ne liramm iistii, ne de tiitiin paketi bana verilmi�ti. Diikkanc1dan tarafa bakmaya mecbur oldum. Lira burnumun ucunda sallamyordu. - Bu, sagdan sola yutlk beyim, gei;mez. Yu� kandan a�ag1 olsa, gei;er ama, boylesi gei;miyor. - Nasil gei;mez yahu, pekalii gei;er, hen nasil ald1m ? - Kanun

var efendi. Para koruma kanun u .

Kanunlan bilmemek, insanlan cezadan kurtara­ maz oldugunu biliyorum. Kanuna kar�1 gelemezdim . Deminki yirmibe�ligi aradnn, bir tiirlii bulamad1m, yiiriidiim. 66


Cebimden bir ba�ka lira �1kanp cigara almak i�ime gelmiyordu. Kanunlardan ka�amak noktalan �1kannak, yalmz avukatlann degil, her vatanda�m hakk1d1r. Onun i�in bir b a�ka tiitiinciiye aym lira ile miiracaatl zeki bir hareket buldum. Bu tiitiincii, liray1 ald1ktan sonra paketi vermi�, paranm iistiinii iade ederken benim acelemden ve telii�1mdan �iiphe­ lenmi� olacak ki, verdigim liraya bir daha bakmak zekavetini gosterdi. Giiliimseyerek : - Bir ba�ka lira l fitfederseniz iyi olur - dedi . - Ni�in ? - Bu ge�mez de . . . izah cttirmeden liray1 geri ald1m. Biitiin fikrimi ve muhayyelemi apa�1k soyleyen aptal ve acaip gozlerim tiitiinciilerin yiiziine dikilmeden, k1zararak tiitiincii tfitiincii dola�tlm. Nihayet paray1 ge�iremeye­ cegime kanaat getirmi�tim. Ciizdammda daha hi� katlanmam1� yepyeni bir lirac1g1m daha vard1. Bir on bir bu�ukluk cigara i�in, bozdurulmaya k1yilmaya­ cak kadar ye�il, hiireli, k1vrak lira1m evirdim �virdim, fakat sonunda bir cigara, tahammiil edilemeyecek bir arzu gibi viicudumu sard1. ilk defa yakla�tlg1m kadma duydugum hmla, nasil paray1 bozdurup paketi a�tlg1m1 ve dudaklanma cigaray1 nasil koyup ate�le­ digimi hatlrlayam1yorum. Mavi duman, bir bilek daman gibi kabartlh ve s1cak dudaklanmdan �1kti. Sevdigimin parmagm1 optiigiim zamanki bulamk bir haleti ruhiye i�inde cigaram1 emiyor, yeniden kendimi o n sekiz ya�ma donmii� samyordum. Kmlan ne�emin son

vidas1,

bir hayat hmyle yerine yerle�mi�ti. Mesuttum. insan­ lan sevmek, �ehrin yanan elektiriklerine kan�m1� "'

67


san altm ku�lar avlamak, birine merhaba demek, obiirilniln tiiylii ensesini avu�lamak, biraz ilerideki­ nin gilzel parmaklanm avu�lanma almak. . . - A , herif deli midir nedir, giiliiyor. �akrak k1zlard1. Her taraflannda bir kenar ma­ halle kokusu vardi. Leh�eleri derli toplu, aksanto­ nikli idi. iki arkada�tilar. Giine�ten yanm1�tilar, dirseklerinin yukansmda s1kilm1� yaz kostiimlerinin i�inde buram buram terli �k ve gilne� f1�k1rtlyorlard1. Yukanki, «A, herif deli midir, nedir ?» ciimlesini soy­ leyenin yilzilne, yine gayri�uuri a�k1mla giilmii� ola­ cag1m ki, kendini tutamad1. Tath tath smtt1. Cesaret ald1m; pe�lerine dii�tilm. Hlzh yilrilyorlard1. Yeti�mek i�in gii�liik �ekiyordum. Ara ma donilp bak1yorlar, giiliiyorlardi . Servet-i Filnun m1sralan ile dolu, kurunuvustai fodakarhklar yapacak gibiydim. Ne soyleyebilirdim? Birka� defa cesaretle ve kafamda haz1rlanm1� bir ciimle ile k1zlara yana�tlm . Sonunda ciimlemi begenmedim, soyleyemedim. Be­ ceriksizligime kilfrederek yine biraz arkada kalm1�­ tlm . Bu sefer onlar durmu�lard1. <;ekine �ekine yiiril­ diim. Tam yanlanna yakla�mca gelecek bir ilhamla elbette gilzel bir �ey soyleyecektim. Gen�ken �air degil miydim ? M uhakkak ilham bu bunalm1� ammda yard1m1ma hmr gibi yeti�ecekti. Hemen hemen yanlarmdayd1m . ilham, kanadm1 silrmil�til. Ciimlem hazulamyordu. Di�lerim kelimeleri �igniyor, haz1r­ hyor gibiydi. Birden bu sefer deminki ciimleyi soyle­ yen degil de arkada�1: - Efendi - dedi -, biraz daha pe�imizden gelirse­ niz, sizi polise vermege mecbur olacag1z. <;ml�1plak Rum �ocuklan nerde ise etraf1mm 68


alacak, nerde ise Frans1zca konu�an tath su frenkleri birbirlerine yine Frans1zca vaziyetimi izaha kalka­ caklar, nerde ise, civelek, guzel matmazeller, buyumu� gozlerini pabw;lanmdan �apkama kadar gezdirecek­ lerdi . G elri donmu�, kai;mak ilzereydim. Kalantor, �i�man, temiz giyimli, bomba yanakh, mebus veya muheahhit, kuavath bir adam : - Efendi, dur bakahm -dedi -. Kadmlara sata�­ maga utanm1yor musunuz ? Vaziyetinize bakan da, s1z1 bir efendi zanneder, terbiyesiz herif. Kadmlardan biri : - Aman, buakm1z beyefendi - dedi -, boyle adamlarla bir olmaga gelmez. Ne�em son haddini bulmu�tu. Vidalanm s1kd­ m1�, delk ve temas yerlerim yaglanm1� gibiydi. Bir makine homurtusuyla 1shk i;alarak uzakla�t1m . Bir �Ofor, yammdan gei;erek: - Aldmna be delikanh - dedi -. N<J olacakm1� . - Ald1ran yok be anam - dedim -. Ne olacak? Ard1mdan birkai; ki�i, «Sarho�, sarho�,>> dediler. Sarho�tum . H ava, elektrikler, �ehir, beni sarho� ediyordu. i nsanlar beni bir m1knat1s h1z1yle kendi­ lerine i;ekiyorlard1 . Dunyay1 ve �ehri riyas1z kucak­ lamak istiyordum .

69


O<;ONCO M EVKi

Vagonun ii;i ndeki alt) ki�iden b i r tanesi, dayana­ mad1 ve yamndakine: - Gidecegim yol uzak - dedi. Yanmdaki, goz kapaklan yan ai;1k, uykulu kara gozlii bir adamd1. Sapanca Golii bu adamm gozleri­ nin ii;inde piiriizsiiz, dalgas1z, bi r damla 1�1k ve cam gibi panldad1. So rdu : - Neresi ? - Kayseri'ye gidiyorum.

i lk defa. Omriimde

ilk uzun yolculugum. Yamma bir gazete bile al ma­ m1�1m . Yolculuk, bilhassa tren yolculugu yorucu, iiziicii �ey ! . .

s1k1c1,

- Oyledi r. Oyledir diyen , Sapanca Golii' niin elma bahi;eleri­ ne gozlerini kapad1 . Ve ag1r ag1r gol, elma ve i;1plak i;ocuklar dii�iinerek uyudu. Yanma bir gazete bile almam1� adam, s1k1hyor, iiziiliiyor, uyumak i stiyor, uyuyam1yor. Kayseri i;ok acayip bir kiii nat, Seddii;in kenannda bir tuhaf �eh i r gi bi muhayyelesini g1c1khyor : H anlar, kervansaray­ lar, dar sokaklarda i;am�ir y1kay1p i;ocuklanm doven yagh kadmlar, ellerinde uzun birer past1rma, oyle yemegi yiyen memurlar ve uzayan bir giin . Kayseri'ye giden, k1sa boylu, sevimli yiizlii, sari gozlii, ciissesi nden hii; umulmayan kahn, kocaman, 70


tuylU ellere malik bir adamd1. Kar�1smdaki �i�man adam gazetesini bir tarafa birakt1ktan sonra, Kay­ seri'ye giden adama bakt1, gutumsedi: - Demek ki Kayseri'ye - dedi . Kayseri'ye giden, daire muduru hatmm sormu�, ihtiyar ve mah9up bir memur gibi sevindi . Yanagi s1kilm1� ve yanag1 s1kilma zamam ge9mi� bir kii9uk k1z gibi k1zard1. - Evet, Kayseri'ye efen dim. Zat1aliniz de mi ? Gilzel midir efendim, Kayseri, nasildir ? - Kayseri'ye demek hi9 te�rif buyrulmad1 ? - ilk uzun seyahatim, ef�ndim . Soziin temsili, Kas1mp�a'da dogdum, Beyoglu'nu bilmem efen­ dim. - Ya, vah vah ! Gazetesinin ilan sah ifelerini okumaya dalan �i�man adama, Kayseri'ye giden Kas1mp�a·11, hay­ retie bakt1 . Ni9in, vah vah diyordu ? Acaba Kayse­ ri'ye gidiyor diye mi uziiluyor ? Yoksa, Beyoglu'na 91kmad1g1 i<;in mi huzunleniyordu? Si�man adam kafasmdaki du�uncelere de vah vah diyebilir, diye dii�iindu. Ferahlad1. Geyve B ogazmm kayahklan dibinde birer e�­ k1ya, bazan birer kahraman, hayaletler, insanlar, silahlar ve bombalar, bir 9ete gizlidir. Bu kayalar­ da vah�i ke9ilere, yaban kedilerine tesaduf etmezsek hayret etmelidir. Ku9uk bir su, bu dekorun gizli gorunmez kahramanlarma, e�k1yalarma, yabani hay­ vanlarma ses verir. Ku9uk, masum derelerin kml tuylU kayalarm dibinde cengaver �arkilan soyledigi ak�am zamam gelmi�ti. Alt1 ki�iden u9u, �imdi yemek yiyordu. K as1mp�a'dan Beyoglu'na hi9 91kmam1� 71


adarn ilk konu�maya ba�lad1g1 zaman, kara gozlerini a�rru� t1. Konu�mak istemedigi, hala Sapanca Golii'niin elmahklan ve kestane aga�lan, �1plak �ocuklanyle uyudugu anl�1hyordu. Gazetesini bitirmi� adam ii­ ziintiiliiydii. Defterine bir �eyler kaydediyordu . Ko­ �ede bagda� kurmu�, once kun duralanm, sonra da �oraplanm �1karm1� birisi, s1ska yiiziinden ta�an bir canhhkla, yanmdakine Bo�nak�a bir �eyler anlat1yordu. Onun yanmdaki, bir Sup koyliisii kadar san, kumm ve gen�ti . Ne mustarip giiliiyordu. Lisanlanm anlamad1g1m1z insanlarm haleti ruhiye­ leri ni ke�fetmek hususun d a �ok aciziz. Onlarm bizim her giinkii konu�tugumuzdan daha ba�ka, daha miihim �eyler konu�tuklanm sanmz. Bir miiddet onlarla �ok alftkadar oldugumuz halde biraz sonra onlan unu­ tuverir, yine kendimize, lisamm1za ve etraf1m1za, ya­ ni kendi kendimize doneriz. Tren durmu�; Geyve istasyonu toz, bulut ve ak�am pembeligi i�inde bir san <;in �ehri gibi kayna­ �1yor; yalmayak �ocuklar, sa�lar1 peri�an arabacdar ve bir kasket yagmuru istasyonu dolduruyordu . Bu kasketlerin altmda insanlar; bugdaylanm, tahta tra­ versleri, iizum, ekmek ve bir vagon penceresinden kendilerine bakan bir h ayali dii�iiniiyorlar. Zaman, ak�amm toz pembesine kan�m1� iptidai bir zaman, bu insanlan ta Kayseri'lere gotiiren hain ve deh�etli homurtuya; yani �imendoferin yagh manivelas1 ve yans1 km! tekerlekli makinesine bak1yordu . 0, zamanla bir olmu� yolculardand1. Geyve istasyonunda bir a�ag1 bir yukan dola�1yor; yazm, korkun� s1tmasmm gokyiiziine ve gokyiizil niin yd­ d1zlarma kadar sirayet eden bu kii�iik kasabay1 terke 72


haztrlamyordu. Bu, uzun bir s1tma gei;i rmi� i n sanla­ rm korkusu gozleri n de, dalag1 biiyiik bi r mahluktu. 0 da Kayseri'ye gi decekti . Kayseri'nin havast iyiydi . E rciye�'i n resmini gormii�tii . Ovalann ve kiii;iik tiimsekleri n yanmda, etrafma hii;bir dost ve sevgili takmadan bir bekar adam gibi yiikseliveren Erci­ yefi dahilere benzeti rdi . Oyle kurak ve kimsesiz memleketlerde kendi ba�lanna sivriliveren i n sanlardan bir i n sandt sanki Erciye�. Kayseri'yi degil, Erciye�'i seven adam da demi nki be� ki�i l i k ve altmc1s1 ben ol­ dugum kompart1mana girdi . Ben isteksiz kendisine yer ai;ttm. 0, magrur oturdu. Bu yer onun sarih hakkt i di . K imsenin su rat etmeye hakkt yoktu. Sai;lan ve yanm kasketi i;anklan kadar tozlu, pantalonu ve ceketi deri si n i n rengi kadar hareli ve yamah, ilk bakt�ta giirbiiz bir koylii, seki zi nci yol­ cumuz oldu. Koyliilerden bahsettigimiz zaman aslan gibidir, «sogan ekmek yer, aslan gi bi olur» deriz. Boy­ leleri oldugunu i nka r etmek ne kadar yanh�sa, vei;hen aslan gibi goziiktiigii hal de, kaburga kemikleri i;okii k, i i;i n deki azamn pek i;ogu haddi nden fazla biiyiimii� veya kiii;iilmii� koyliilere de tesadiif edilmez demek o kadar yanh�ttr. Sogan ekmek yalmz �ehirli mi desine degil, koylii midesine de dokunabili r ve dokunmak­ tadtr. Koyl ii de acayip bi r saffet, fakat beklenilmeyen bi r cesaretle kendisine i steksizce verilen yere s1k1�t1. Hatta bi raz daha yer ai;abilmek i i;i n saga sola k1p1r­ dand1 . B i r koyl iiniin bu kadar pi �ki n olacag1m tah­ mi n edemeyen �i�man adam, bana baktt. Ben gozlerimi ve ii;imi koyliiden yana i;evi rdim. �i�man adam, seliim vermi� de kar�tsmdaki almanu� gi bi k1zard1. Koyl ii 73


hl·yhcsini a�rru � , heybeden kumlu bir ekmekle iki domates �1karm1�t1. Domatesler ne tath �eylere ben­ ziyordu. Bir tanesini de bana uzatti. Ne �abuk anla�­ m1�t1k . Uzatdan �eyi giilerek ald1m . Kendi francalam­ la yemeye ba�lad1m . Bir lokma ka�ar peynmm koyliiye uzatt1m. Aldi. Koklad1, sucuk koklayan bir Karamanh yiiziiyle: - fstanbul i�i oldugu belli - dedi -. Halis Balkan olma h ? - Yok be dayi. B u istasyon ka�an. - Dah a iyisi de olurmu�, demek - dedi . Sonra dii�iinerek ilave etti : - Daha iyisi can saghg1 . . Simdi hepsi uyuyordu . Hepsi, tammad1klan bir �ehir dii�iinerek uyuyorlardi . Koylii ile Kas1m­ pa�ah uyamkti . Ben uyuyor muydum ? Gozlerim kapa­ hyd1, kafamda kii�iik �ocuklarla dolu bir mektep. . kafas1 aydmhk bir arkada� ve sergiize�t. Bir kii�iik tonton kafa dii�iinerek dahyordum. Koylii, Eski­ �ehir'de indi. Onun indiginin farkmday1m. Kas1mpa­ �a'h hala uyumuyor. Goziinii a�ana lakud1 yeti�tir­ mege �ah�1yordu. Fakat goziinii kimse a�m1yordu ki · Bu his bende o kadar kuvvetliydi ki ve Kas1mp�ah o kadar benim goziimii a�am1 kolluyordu ki. Tren durdu. G ecenin i�inde Haymana bakir bir onnan sesi veriyor. Geyve'de s1tma kapm1� entel­ lektiielin de gozleri kapah ve dii�iinceleri bir riiya kadar gayri�uurl. Bir kii�iik kazanm istasyonunda inip unutulmak, �i�manlamak. Bir kasap k121yle evlen­ mek, belediye reisi ile eglenmek, tahrirat katibiyle tavla oynamak .. Ve gelip g�mek miimkiin olabilse diye dii�iiniiyor. Haymana ovas1 yalmz geceleri golge ,,.

74


veren agar;lanyle hayatma kan�acak . 0, bu kafas1yle kocaman bir kostek sahi bi olabilecek. Belki bir siirii­ sii olacak. Ona da bir miiddet sonra hayvan ahp satt1g1 i r;i n cambaz diyecekler. «Cambaz» ne giizel bir kelime. Tren

ag1r

ag1r

hareket

ediyor.

Kas1mpa�ah

uyuyor ve konu�muyor. Bi r belediye feneri ni n aydm­ latt1g1 tozlu sokagm ba�mdaki evi n mu�amba perde­ leri nden ir;lenen her kompartlmanda uyumayan yol­ cular var. Ben salonu dola�1yorum. Bi r kiir;iik r;ocuk uyumu�. Uyku ne di nlendi rici . Yerime, kiir;iik r;ocugun sar;larmdan ve kafasmdan ald1g1m b i r masumiyetle r;Okiiyorum. Aym r;ocukluk sini rlerime Fakat zehirleni r gibi uyuyorum.

75

yay1hyor.


GARSON

Yazla beraber deniz iistiindeki kahveye gelen garsonun bi r haftahk kazanc1 seki z, sekiz bui;uk li ray1 ancak bulurdu. Fakat ne ziyam var ? Bu kahve �imdi onundur. i stedigi gi bi i;ah�abilir. i� bittikten son ra, sandalyeler masalarm iizerine dizildikten sonra denize kar�t bi r cigara ii;i l i r ve be� sandalyeni n bir araya gelmesinden olan yataga, arkaiistii - i� olmad1g1 veya yagmur yagd1g1 zaman, erkenden - uzamla­ bili rdi . Ne kan�am, ne gorii�eni vardt. Degil kendisi ne hizmet etmeye, kendisinden herhangi bir hizmet •

gormeye bile tahammiil edemeyecegi bi r i nsana, «Ne istiyorsunuz ?» demek yok art1k . .. Ne kahve finq:mmm tabagma her zaman para btrakan mii�te­ ri nin, bu sefer nii;i n b1 rakmad1gm1 dii�iinmek . . . Bu ray1 h e r yaz ucuz bi r fi yata ki ralardt. Semtin sapa bi r kahvesiydi . Fakat koy evleri nin miintehasmda deniz iistiinde, tahtadan olmas1, ekseriya koye gez­ m.eye gelenleri ve �ai r tabiatl ileri bu raya i;ektigi, bu nevi i nsanlar da bi r kahveye be� kuru�tan a�ag1 btrakmayan tak1mdan olduklan ii;i n gei;i n i r giderdi . Ona sorulsa: «i stanbul'un Bel vii gi bi, yok Cennet Bah­ i;esi, Panorama, Altm Bira gi bi bahi;elerinde garson­ luk etmek varken ve sen de bi rinci s1mf garson ­ ken, ne diye bu i�i yaparsm ?» Pek kendi si de bil­ mezdi . 76


Kirk ya�mda, saglam, bi ri nci s 1 m f. . . Yukanda sayd1g11ruz bahi;elerde en h1w garsonun giindeligi i k i bui;uk hatta iii;, diyel im iki lira. Ohalde, giin de b i r pap­ ele burasm1 niye tercih ederdi ? Mei;hul . . Tembellikten mi ? Hay1r. <;ah�maktan korkmazd1. Burada, bu bo� ve kimsesiz kahvede bile kendine bin tiirlii i� bulur, kova kova de nizden su i;ekerek, siyahla�nu� tahta­ lan ogard1. Koyiin geni;leri ni kahvesine ah�t1 rmak ii;i n, gei;en seneden beri iki ucunu bir araya geti re­ medigi ping-pong masasmm ayaklanm tami r eder, masalann yerlerini degi�ti ri r, bardaklan yeniden y1kar. . . bin tiirlii i� icat ederd i . H i i; bo� kalmak i�i ne gelmezdi . Bo� kahrsa, miithi� cam s1k1hrd1. Y i ne de yap1lacak i� kalmad1g1 zaman Belvii Bahi;esi nde garson ol dugunu, s1cak bir giinde, mii�terileri n akm akm geldigini goriir gi bi olur, uzakta, ogle s1cagmda, koyiin ii;i n de kedileri n bile uyudugu zamanlarda i;mg1rakh bi r sesle hayk1rd1g1 du yulurdu: - Dort duble i;ek. Yakas1z (san fokol) olsun. Masadan masaya mezeleri ve dubleleri ta�1r ve b1rak1r gibi hareketler yapar; bir y1ldmm hlZlyle kahveni n ii;i nde ko�tugu goriiliirdii. i i;i i;ok hazi n b i r �ekilde ezilir. Bir �im�ek halinde, bir kahve sahibi olmak arzusunun onu buraya i;ekti­ gi ni dii�iiniir mil, duyar m1, pek belli olmazd1 . Kan­ �amm gorii�enim yok, demesi de laft1. Obiir tarafta da bir giin bile bir patron ona ka�mm iistiinde goziin var, dememi�ti . <;iinkii ayagma i;abuk, eli ne saglam, mii�teriye gille r yiizlii idi . S1ras1 gelmi�ken soyleyelim: K ekeme idi de. . . Bunun garsonlukta miihim tesiri var­ d 1r ha ! Ne kadar sinirlense, o kadar mii�teriyi giildiir77


mek kabildir. Sonra mavi, berrak gozleri vardi . Sai;1 ve sakah bembeyazdi. Do rt giin tra� olmasa, o kadar ihtiyar goziikiirdii ki . . . Tra� oldugu zamansa fevkaliide teriitaze bir yiiz ahrd1. Sai;lan yumu�ak ve diiz, arkaya taranm1�t1. Hiiliisa, yirmi senelik garsonlugun biitiin fizyonomisini alm1�ti. Yiiz ki�inin ii;inde, bu a dam bir garsondur, denebilecek bir yiizii, sai;1 ve hali vardi . i nsana oyle geli rdi ki, bu adam garsonluk ii;in dogmu�tur. Kendisi de bunun farkmdad1r. Halbuk i hi<; de oyle dogmam1�tir. Pekalii bir doktor da olabilirdi. Doktor fizyonomisini birkai; sene i crayi tababetten sonra takmabilirdi. Bu, itiyatlarm ve mesleklerin sai;a, goze, ka�a verdigi bir �eydi r. Al­ danmamahdu. <;iinkii insanlar garson dogmazlar. Onun i;ok tekrarlad1g1 miithi� bir laf1 vardu; soyleye­ lim: «Garson oliirler ama, garson dogmazlar.» H ayu, bu kan�an, gorii�en meselesi d e degildi . B u , iki, ikibui;uk lira b i r fedakarhkla kiiliistiir bir kahveye sahip olmak arzusunun manas1m garson Ah­ met, bir tiirlii anlayam1yor, her sene H aziran"la bera­ ber ii;ini bir yangm gibi saran bu kiii;iik kahveye, kah­ veci olmak arzusunu bir tiirlii yenemiyordu. K ahveyi ai;tiktan bir hafta sonra, semti n <;ocuklarmdan bir tanesi, kendi kendisine gelir. Ahmet bir �ey soyleme­ den <;l fakhk vazifesini ahrdi. B i r sabah <;ocuk <;1kagelir. «Ahmet agabey, merhaba !» derdi . «Merhaba!» derdi Ahmet. <;ocuk hi<; bir �ey konu�madan, fincanlan legenin ii;indeki siyah sudan bembeyaz <;1kam. Rengi kirden kapkara olmu� bir pe�kire ovalaya ovalaya silerdi. Ahmet i;uaga surat ederdi. Yiiz vermez, konu�­ mazd1. H atta bazan h omurdamrdi . Fakat dordiincii 78


gunun ak�am1, i� bittikten sonra beraber domatesle ekmek yerler. Ahmet'in baz1 cok keyifli giinleri olurdu. 0 giin­ ler toprak yolun kenarma bi r boru ile oturtulmu� mangalm komiirleri nar gibi k1zanr. Mavi mavi tilter. Biraz sonra etraf1 saran pirzola ve k1zaran biber ko­ kusu uzaklara yay1hrd1. Ahmet, o ak�am dort kadeh atard1. <;1rak, iskeleye ko�ard1. Gozleri ��1, b�1 beyaz bir tiilbentle bagh, k�lan rast1kh, yeldi rmesi �anjanh bi r kadm, yukanki yoldan Ahmefe gelirdi. Bu, Ahmet'in nikahh kans1yd1. Fakat biitiin yaz ya iic defa gelir, ya do rt · defa. Orada deniz iistiindeki c1kmtmm bi r ko�esinde, denize s1 rt1 doniik, bi r tek ses c1karmadan cigarasm1 icerek hayalet haliyle otururdu. Mii�terilerin yiiziine bakmaz. Miitemadiyen duvan seyrederdi. Ahmef i n halindeki �enlik, kans1 geldikten biraz sonra hemen soner, yerine bir sinirlilik ve gevezelik peyda olurdu . . Biisbiitiin kekemele�ir, aksile�i rdi. <;1raga bagm rd1. Mii�teriye : - K ahveyi Mehmet efendiden almz, yine de begendiremeyiz - derdi. Ancak mii�teriler gittikten sonra kadm agzm1 acard1. Daha dogrusu acard1 agzm1... B�rtiisiinii f1rlat1r, uzun ve battal parmaklannda cigaras1, Belvii gibi yer varken, buralarda siirtmenin ne demek oldugunu anlamad1gm1, bu i�in icinde bi r bityenigi oldugunu haykmrdi . Ahmet, bu bityenigi Iak1rd1sma icerlerdi. Niha­ yet kadm, Ahmet'in bir tembelden b�ka bir�ey ol­ mad1gm1 soylemesiyle, mesele kapamrd1. Liiks sonmii�, yahut sonmek iizere olurdu. 0 79


zaman Ahmet, duvar kenarma yap1�m1� kahve oca­ gmdan bir hast r ve bir yorgan geti ri r, yere sererdi . Kadm,

Ahmet onu ilk ald1g1 zamanki gibi kan�tk

ve yumu�ak hi sler duyar, utamrdt . . . Kansmt ertesi g ii n vapura bindi rdikten

son­

ra en iyi mii�terisine Ahmet, oturur anlattrdt. Ahmet, Trabzonlu zengi n bir babanm tek og­ luydu. i stanbul'a fi tarihinde go.; etmi�lerdi . K oca­ man bir kantariye magazalan vardt. Toptan i � yapar­ lardt . i l h . . . i lk sarho� ol dugu giinii Ahmet, .;1 ragma anlat1r­ d1 . Gozleri ni kapayarak hat1rlard1 : On dokuz y� mda ya var, ya yoktu . 0 zamanlar i stanbul'un eglence yerleri

boldu,

bot;

saymakla

bitmezdi . «Garson bir bira daha h> demi�ti . On sekizi nci bardaktan sonra, K 1zt�1'ndaki eve dondiigii zanan, annesini merdivenin iist basamagmda uyumu� bulmu�tu. Onu operek uyandtrm1�t1 . i htiyar hatun, onun ayakkabtlanm ve ceketi ni elleriyle .;1kanp .;ekilip gitmi �ti . Bir on dakika ge.;memi�ti ki, bu sefer babas1yle beraber yatagmm ba�ucuna gelmi�lerdi . 0 uyuyor gi bi yapm1�t1. Ahmet'e uzun gi bi gelen bir zaman i.;i nde onu, Ahmet'i seyretmi�lerdi. Sonra, b�bas1: - Oglumuz biiyiidii

kadm,

eri�ti ,

ma�allah !

Garip bir gurur i.;inde .;ekilip gittikleri ni gor­ mii�tii.

Kantariye magazast, evler ve diikkanlarm Ahmet'i i dare etmeyecegi belli idi . Nitekim de etmedi . 0 zaman A hmet, birdenbire, Belvii Bah.;esi nin garsonluguna feda ettigi bu kii.;iik kahveyi, hep o babadan kalma 80


sahip olmak, bir �eye sahip olmak arzusuyla tuttu­ gunu anlay1m1verdi, duyumuverdi ; bell i degil . . . Fakat �uras1 muhakkak ki, Ahmet, b i r giin, bi r Haziran'da koy kahvesi nde kendisini bekleyen sala� kahveni n sahibini bi r hafta bekletti . Gidip bulmad 1 . Simdi, Ahmet, Belvii Bahi;esi nde diinyada hii;­ bir �eye sahip olmamanm verdigi biiyiik haz ii;i nde, diinyay1 ve etraf1 i stedigi �ekilde gorerek ve �u kala­ bahgm ii;i nde yalmz yiizde be� ki�inin al nmm teriyle i;ah�t1gm1

dii�iinerek

mesut ;

pazar giinleri

yiizde

ondan ve yiizde ona eklenen bah�i�lerden tam yedi l i ra yapt1gm1 dii�iinerek, bu, her Hazi ran'da tuttugu sala� kahveyi hatirlam1yor bile . . . Hatirlasa bile kendi kendi ne giiliiyor. ii;i ni o her Hazi ran'da saran yangmm yeri nde yeller estigi n i goriiyordu. Bu tahavviil iin sebebi n i

kendisi

de bilmiyor

Bilmiyor ama, diinyada hii; bi r �eye sahip olmaya­ cagm1, olmak i stemedigi ni ve olmanm da hii; bi r faydas1 olmad1gm1, biJakis zaran m Ahmet nas1l oldu da anlad1, bu, m iih i m meseledi r: Ahmefin kans1 gei;en k1�, zatiirreeden olmii�tii. Bu ol iimle, Ahmet, diinya y iiziinde sah i b i olunacak �e­ yin yal mz bi r kadm olabilecegini, otesi nin ise yalan, . haks1z oldugunu ve kendisine kadmdan gayn bir �eye sahip olup olmamanm viz gelip tms gittigi nin farkma vam11�t1. i�te onun ii;in Ahmet �imdi baginyor: - iki duble i;ek . -F rans1zca ilave ediyor: - San fokol .

81


B i RTA K I M i N S A N L A R

Gece saat o n ikiyi o n gei;iyor. Taksim'de saatin altmda tramvay bekliyorum. Oyle olmasa bu kadar ince eleyip s1k dokumaya I iizum gormez; vakit gece yans1111 gei;mi�ti, derdim. Epey oluyor. Bahann bu soguk gunlerindc �u devam eden k1�tan bi r buz gi bi gece hatmma geli­ yor. 0 zamanlar daha bahardan haber b i le yoktu. Simdi ne kadar olsa sisin ve yagmurun hatta sogugun ii;inde insam �a�i rtan ve ba�1111 dond uren bir koku var. 0 zamanlar daha Camh ko�kun camlanm ve hanende iliinlar111111 mavi 1�1g1111 u�uterek gei;en buz gibi bi r ruzgar esiyordu. Benimle beraber belki ona yakm i nsan, gordukleri he rhangi bi r filmin riiyas1111 ayakta goruyor ve yataklannm limit, hayal, giizel gunler veyahut uykusuz, muharebeli geceler, s1g111ak­ lar du�unduren 1hkhg111a bi r an evvel kavu�mak ii;in bi r tu rlii goziikmeyen tramvaya sab1rs1zla111yorlard1 . Agz1mdan su buhan f1�kmyor. Birbi riyle konu�an­ lann arasma bir sis tabakas1 seriliyordu. Yatak �im­ di b utun i nsanlar ii;in, ekmek kadar azi zdi r. Yatak bi r sevgil i , yatak hati ra, yatak i;ocukluk, guzel ruya, yatak bi r bahar, bir deniz kenan, b i r ekzotik memle­ ket, bu saniyede i nsana, dostlanm, yatak ne degildi r ki . . . Burnum

yast1kta,

yorga111m 82

agz1m hizasmda


k irpi gi bi buzlilmu�um; dalma k uzereyim: B i r �ey­ lcr, birtak1m ku�lar ttiyleri ni dokuyor, bir 1hk su damhyor, i r;imi y1kayan b i r 9e�me var . .. Tramvay h ala yok . Bi raz daha yerimde yata­ g1m1, uykuyu dli�unsem belki de uyuyuverecegim. Donmak uzere olan insanlann tathhg1111 ir;imde duymaga ba�lad1m. «Bari gidey im �u ar;1k pastaha­ nede bir 1hlamur ir;eyim da sonra yatanm» dedim. Bir iki ad1m atmam1�t1m ki on ume bir adam dikildi . R lizgardan yal mz bir karart1 gordum. Sonra yuzune dogru bir hortumdan 91kar gibi bir duman yay1ld1 : Adam konu�uyordu. Tath, muni s bi r Anadolu �ive­ siyle: - Agabey - dedi -, buradan bana benzer birta­ k 1m adamlar ge9ti mi ? Paltomun yakas1 i r;i nde yan yanya kaybolmu� kafam1 91kard1m. Kafam1 bi r iki defa sallad1m. Soguga ah�mam1�, mukavemete haz1rlanm1� gi biydim. Kulaklanm1 keskin bir ruzgar 1S1rd1. Adama bakt1m: Bana benzer adamlar ... B utlin i nsanlar birbi rinc a�ag1 yukan b � nzemez mi ? Bana benzer adamlar, ne demekti ? Evet, adamm hakk1 vard1. Ona benzer adam­ lar, otekilerinden kolayhkla aynlabilirdi . K1� gunu bir �ehi rde insanlar palto, �apka giyer, ayaklarmda foti nleri vard1 r. Belki paltolarmm renkleri, �apkala­ nnm kurdetalan ve alamerikan, yahut alaturka �apkalanyle sc.

birbirlerinden

aynlabilirler,

icabeder­

Bu adamm ne paltosu, ne �apkas1, ne de ayak­ kaplan vardi . Buna mukabil s1rtmda mor pamuk­ lan yer yer, par9a par9a doklilen bir h1rkas1, beli nde 83


ipi, ayagmda yazhk ti.iy gibi bi r pantalonu ve ayakla­ rmda da yi ne iplerle baglanmt� i;uvalt . . . Yi.izi.i tath esmer renkli i d i . Sakah uzam1�t1. Y i r­ mi be�, otuz ya.c;lannda gozi.iki.iyordu. Yal mz gozle­ lerinde bi.iyiik, korkak, acele bi r �eyler vardt. Acaba, dedim, bir esrarke� midi r ? 0 devam etti : - Benim gibi agabey - dedi, i.isti.ini.i ba�tm gos­ terdi -. i �te bu bii;im adamlar gormedin mi ? Baz1-

lan �u yoldan geleceklerdi. Bi rtaktmlan da, - Taksim si nemasmm a�ag1smdaki yolu gostererek -: �u yoku�­ tan i;1kacaklard1 . i�i ktsa kesmek i stedim. Mei;hul, karanhk, dal­ gada bir kafada her ti.irli.i hayaller dola�abil i r, neme liiztm . . . - Gormedim vallahi ! - dedim . - Allah Allah ! - dedi -. imkflm yok . Muhakkak gei;mi�lerdir. Ben yolda bi raz eglendim. Onlan kay­ bettim. Yoksa gelmemeleri ne imkiin yok . - Nedir bu adamlar camm ? - diye sab1 rs1zhk ve merakla sordum. Kafamm ii;i nde esrarengiz, bi.iyi.ili.i, garip hika­ yeler canlandt. Hatta daha ileriye giderek ba�ka ve daha tuhaf �yler di.i�i.indi.im. Adamm afyonlu kafa­ sma girmi� gibi oluyordum. - Agabey, biz - dedi -, Tophane'deki sabahi;t kahveleri nde yatanz. Hepi miz hamal, u�ak gi bi herif­ leriz. Arna namusumuzla ya�1yoruz. Ne yapahm ? Be� on para kazanmz. Geceleri de kahveciye be� kuru� verir, bir ko�ede uyuruz. Ne yapahm ? Otellere para mt dayamr ? En a�ag1s1 otuz kuru�. Otuz kuru�la iki gi.in gei;imimiz var . . . 84


H a ! Bu ak�am pol i sler gel di Ier. Sabahe1 kahve­ lerinde yatmak yasakm1�. Hepimizi e1kard1lar. Biz de hep birlik olduk . G i delim valiye e1kahm; uyand1ra­ hm, derdimizi anlatahm, dedik . i�te bi rtak1m1 �u yoku�tan bi rtak1m1 da arkadan geldiler. Demek gormedin agabey. - Gormedim - dedim -. Nerel isin sen ? Gozleri eakmak eakmakt1 : - Zonguldakh bey agabey. Gece yans1, bu sogukta valiye gi decekleri ne ba�ka bir kogu� bulmak, daha olmazsa polisler gittikten sonra kahveciye zorla kap1y1 aet1rmak miimk iindii. «Valiye kadar r;1kmay1 ak1l edemezler. Bu muhakkak bi r esrarke�tirn dedim. - Ne ise, ben yukanya dogru bi r h1zlanay1m, belki geemi�lerdi r de sen gormemi�si ndi r - dedi - ve hafif hafif serpen kan n ieine kan�tl gitti. Tramvay gelmi�ti. Atlad1m. Tam Yedeksubay M ektebi'nin on iinde bi rtak1m adamlar gidiyordu. Fakat camlar o kadar buz tutmu�tu ki goremeyi nce tramvaydan atlad1m. Belki seksene yakm i nsand1. Aralannda eok gene­ leri bile vard1. Biiyiik ad1mlarla gayet ci ddi yiizlerle yiiriiyorlardL Onde gidenlerin halinde daha biiyiik bi r vaziyet vard1. Daha ciddi idiler. Tek tiik geeenler durup onlara bak1yorlard1 . Fakat onlar hie kimseye bakm•yorlard1. Yalmz en onde gidenler bag1ra bag1ra ko nu�uyorlard1. Vali ile nas1l konu�acaklanm talim ediyorlard1. K 1yafetleri ne bakt1m. Evet, benim mor pamuk h1rkah ve keten pantalonlu adamm hakk1 vard1 ; onun gibi bi rtak1m adamlar gidiyorlard1. Kulaklanm­ da gene Zonguldakhnm : 85


- Camm benim gibi adamlar bey agabey - de­ digi zamanki hali geliyordu . Yatag1m, tramvay bekledigim dakikalardaki o munis hali ni kaybetmi�ti art1k . Ne �u, ne buydu. B i r yatak t1 . i i;i n de yatabi ldigim iiyin me5ut degi ldim. Sabahiyt kahveleri ni kapamadan evvel bi r kaiy tane gece b.mnma evine �iddetle ihtiyac1 olan i stan­ bul �eh ri n i n k1�1 bazan ne kadar uzun, ne kadar uzun ve bitmez tiikenmez bi r flfetti r; bilen bi lir.

86


B E N i M L E B E RA B E R S EY A H ATTEN DON E N L E R


S EVMEK KORK U S U

Bir yayh hatirhyorum. Hayvan, yol v e yulaf kokan kei;elerin iizeri nde i;ocuklugumun sevgilisini, yumu�ak ve tombul avui;lanyle, yolun iki tarafmda ui;an ku�lan alk1�lar goriiyorum. Sonra yine i;ocuk­ lugumun sevgilisini, bir deniz kenarmda lacivert ve s1k1 robunun ii;inde dola�IT seyrediyorum. Korku, yol boylarmca etraf1m1 sanyor, oniimde uzuyor. Sevmek­ ten korkuyorum. B�ka arzular, ihtiraslarla atdd1g1m yolda beni avare ve i;mli;1plak, b�1 her manada bo� bITakacak yalmz bir �ey oldugunu biliyorum ve ondan, karanhktan, riyadan, zuliimden, hiirriyet­ sizlikten korkar gibi iirkiiyorum. Her �eyi, herkesi, ilmi, felsefeyi bir orta oyununa i;1karan, yumu�ak ve nefesleri yediklerinin degil giizelliklerinin buharlanm i;1karan insanlar olacagm1 i;ocukluktan biliyorum. Yalmz yiizleri, gozleri, ka�lan, kirpikleri, omuz­ I an ve ayaklan degil; midesi, kalbi, hani;eresi ve hicab1hacizi giizel insanlar var. Seven insanda ise fiziki giizelliklerin derfini taraflanm goren gozler olur­ m u�. VaTSin olsun, inanm1yorum ! inanmad1g1m halde bu korku nii;in ? Allaha inanmayanlar ii;inde pek i;ok­ Ian samimi olmad1klanm, bazan son nefeslerinde, bazan da ani tehlikelerin kar�1smda Allah diyerek, i spat ediyorlar. 0 halde ben de samimi degilim. <;iinkii 89


korkuyorum. Bu muhakemeyi evvelce, «varsm olsun, i nanm1yorum !» dedigim zaman yapmad1m, Bir k1�tl. Kar, kiii;iik �ehri «kayaki;mlarla dol­ durmu�tu. Kahveler · i;ivili ayakkaph, yiizleri pembe, kafalan sanh, mesut sporcu kadm ve erkeklerle dolmu�tu . Miizik, her 1�1kh i;ar�1da bir f1rtmay1, i;amlarm iizerinde birikmi� k1�1, kiliselerin i;anlan iizerinde serseri karlarm i;1kard1g1 i�itilmez sesleri hikaye ediyordu. Biitiin onsezilerim beni aldatm1�­ tlr. Yani her �eyi olmu� gibi hisseder, fakat bunlarm hii; biri dogru i;1kmad1g1 zaman biitiin onsezilerim beni aldatm1�tlr, derim. Olu�undan o nce duyulan �ey­ ler i;ok defa felaketlerdir. Felaketlerin de kendilerine has kokular1 olmasa, burnumuzdan gayri, kopegin­ kinden daha hassas bir ba�ka �ammemiz oldugunu soyleyemezdim. Korku da bir onsezidir. Fakat vu­ kudan kilometrelerce uzak degil, hemen hemen bir adl.Dl geridedir. Korkudan buz gibi ter dokiilmekle beraber o, s1cak, 1hk ve karanhk gibi tath ve miinievi bir �eydir. Korkmak ii;in her an elimizde vas1talar vard1r. Eger o bir zevk olsayd1, kollar1m1zm arasmdaki yumu�ak gogiistcn ve agz1m1zda kmlan hararetle kurumu� dudaktan fark1 olmayacaktI. i�te ben, bu kiii;iik �ehirde oturmay1 kararl�tirmadan evvel, korkuyu, isterseniz onseziyi , bir behimi zevk gibi kucakla­ m1�; avui;larl.Dlm hararetini ona vakfetmi�tim. Yeni bir zevk bulmu� gibi, asfaltlan biraz daha mor, ampulleri biraz daha karanhk tenha caddelerde dol�ITd1m; kar, paltomun yakasma musallat olur, oraya birikir, gozlerim yakamdan aynlmazd1. Sokagm kenarlarmdaki sinemanm zili i;almaya b�lard1. Bek90


ledigim i;ok defa gelmezdi. Yammdan acele acele geiyenler, beni gordiikleri zaman, bilmem korkarlar m1yd 1 ? Bekledigimin gelmedigi giinlerden bahsedecek degilim. 0 giinler, birbirinden �ehre yagan �eyin kar veya yagmur olmas1yle aynlabilir. Sinemanm zi­ li ayni tarzda i;alar, sinemanm ii;inde aym filim oy­ namr, aym insanlar oniimden geiyip giderler; bilet­ lerini ahp sinemaya girerlerdi . Beklenilen gelmek ii;in iyi havalan sei;erdi . Riizgiirs1z fakat soguk havayi nesiminin ii;in­ de ve ydd1zlarm altmda zil, daha berrak sesler i;1kar1r. Sinemac1 filmi barometreye gore degi�tirir; bulutsuz havalarm insanlan sinemay1 doldururlar­ d1. Bu sinema, uzak ve sessiz bir amele mahallesi­ nin sinemas1yd1. Uzun bir koridordan girilirdi . A nt­ resinde iki c1hz palmiyenin ii;inde yemye�il ampuller yanm1�tl . Kenarc1kta bir havuz vard1 . F1skiyesinden rengarenk 1�1kh bir ampul zaman zaman f1�kmrd1 . Sessiz filimler oynamrd1. Su sesi gibi bir piyano, dar salonun uzak bir ko�esinden aksederdi. Bir siirii i;ocugun arasm a otururduk. Adeta 1shkla ya�amrd1 . Ellerimiz birbirinin ii;inde yumu�ard1. Ve perdede bir haydut. . . elinde kama. . Haydutlar dii�er, hafiyeler vurulur, nihayet geni; k1z sevgilisine kavu�urdu. Salonun ii;inde hemen hemen hii; konu�mazd1k. Ben kafamm ii;inde biraz sonra i;evirecegimiz filmi i;evmr, o masum, habersiz, �ekillerle giiler, ha­ yallerle aglard1. Sonra herkesle beraber sinemadan i;1kard1k. Konu�mazd1k. Ben kapmm kilidine anah­ tan sokar; karanhk ve bo� odama dolard1k. Bir giin bir masa kar�1smdaydnn. 0 stiine ye�il 91


i;uha ortmii�lerdi . Ozerinde oyun oynam1�t1k. Patri bittikten sonra, masamn ortiisiinii kaldudiiar. 0 zaman ben masanm birdenbire kiii;iildiigiinii hayretle gonnii�tiim. 0 da bu masa gibi olurdu. Fakat aksine; birdenbire kiii;iikken biiyiiyiiverir, k1sa iken uzar, kalkar giderdi. 0 yammda iken korkmazd1m. Evin d1� kap1s1 kapamr kapanmaz, pencereme vurmu� sokagm 1�1k­ lan ve kar�1 meydanhgm agai;lan yatag1mm ayak ucundan 1�1kh golgelerle ui;u�urlar, yapraklara ve 1�Iklara kan�m1� ayak sesleri , yatag1mm ayak ucunda ui;u�an golgelerle birle�ir, kalkar odamm ii;ine bam­ ba�ka bir gozle bakard1m. Ufuksuz, seri ve maddesiz ku�lar her tarafta ui;u�urlard1. Biitiin bunlar bana bir Cennet dekoru ii;inde ir­ tikap edilmeye miisait bir katil vakas1 tahayyiil ettirirdi. Haftada bir giin gel irdi . Saat ikide kalkar gider­ di . 0 gittikten sonra, ben onu oldiirmii� k adar h arap. katil yatag1mm iizerinde sabah1, polisi, kanunlan bek­ lerdim. Alacakaranhkta, hele sabahm alacakaranhgm­ da hit; bir ci nayet i�lenmemi�, h atta sabahm alaca­ karanhgmda, muharebe bile olmam1�t1T. Sabahlara kadar asabiyetsiz bir am, bir daha yakalayamayaca­ g1m1 tahmin ettigim ii;in, bir sabah , bu dag �ehrinden arkama doniip bakmadan aynld1m.

92


LOUVRE'DAN

\:ALDI(:HM HEYKEL

Napoli'de, i�inde kulang1�, iskorpit, zargana ve mercanlann yiizdiigii k1rm1Z1 baku �emberli me�eden mamul lengerlere yer yer giine�li ellerini sokan, mavi ketenden pantalonlanm diz kapaklanna s1va1ru�, bugulu yemi� gozlii kii�ilk saticdan gormii�tiim. Fakat «Napolili Bahk�rnya vatanmda rastlamad1m. Berrak ve sanki berrak oldugu i�in soguk bir k1� giinii idi. Arkad�1m, oteldeki odama erkenden ugram1�; perdeleri �ekilmi�, lo� odamm evvela per­ delerini, sonra da camlanm ardma kadar a�1vermi�­ ti. - Havaya bak, havaya - demi�ti -, daha yatlyor musun ? Metronun 1hk ve ozon kokulu havasmdan Cha­ telet'de kurtulduk. Evet, Paris'teyiz. Nehrin iizerin­ den bulutlar ak1yor. R1htimlarm k1y1smda Verlaine'e benzer insanlar var. Paris sabahlannm serseri havas1 bilhassa bu saatlerde serseridir; ak�amlannda, biitiin elektrik panltdanna ragmen, muzlim bir Baudelaire atmosferini her yerde bulabilirsiniz. Louvre'u, Galatasaray resim sergisini; gezer gibi gezdim. «Joconde»un oniinde bir �eyler gormeye �al1�arak, iki dakika durduk . Tarih kitaplarmm i�in­ deki resmine bakarken saatlerce dii�iindiigum hal­ de, ne tebessiimiindeki sun, ne de yiiziindeki ilahiligi 93


anlayabildigim bu kadmm oniinde beynimde bir �im�ek i;akt1 ve kapand1. «Hah» dedim, buldum, s1rr1 ke�fettim. Fakat J oconde, miistehzi tebessiimiinii bir miiddet terk ile, bana hain hain bakti. Yiirii­ diim. «Joconde»u sevmi�tim. Onu «zekii» denilen �eyi sever gibi sevmi�tim. «Pecheur Napolitaine»e alt salonlarda rastlad1k. O niinden beni zorla ay1rmaya i;ah�an arkada�1ma hitaben �oylece soylemi�tim: - Su bahk agm1 goriiyor musun ? Bald1rlann bir k1smm1 ve i;1plak ayagm bir tanesini yan kapayan bahk agm1 ? Kiii;iik giimii� bahklannm i;1rpmtls1yle hiilii y�ar gibi duran bu ag, i;oktan eskimi�, y1rtd­ m1�t1r. Kmmz1 baku rengi i;oktan solmu�tur. Su dizlerindeki aga giilen i;ocugu goriiyor musun ? <;oktan olmii�tiir. Olmeden evvel ihtiyarlam1�tlr. Bu burun aksmm�, siimktirmii�tiir. Bu taranmadan riizgiirda giizel sai;lar, bir giin tarand1ktan sonra bi­ le i;irkinle�mi�tir. Bir Napolili bahki;mm bahanm yakalayan artisti k1skamyorum, ismine bakmayacag1m. Yiirii gei;elim. Giilerek gei;tik. Fakat ben omuzuma, pan­ kardmdan s1yuarak, Napolili Bahki;1'y1 yiiklenmi�tim. Louvre'un beki;ileri, bu sut1mda gotiirdiigiim koca heykeli goremediler. Bu agu yiikiin altmda terli­ yordwn; omuzlanm agnyordu. Etraf1ma hayretle bak1yordum . Acaba omuzlanmdaki heykeli kimse gormiiyor muydu? Fransa hiikiimeti yoksa Louvre'u seyircilerin zevk ve hevesine mi terketmi�ti ? Kendimi d1�anya zor att1m. Haricin soguk havas1, yiiklimii ag1rla�tmn1� gibiydi. Arkada�1ma mermer aglann kenanndan bir pari;a tutmas1 ii;in 94


rica etmek istedimse de, delirdigime zahip olacagmdan korktugum ii;in, bu tekliften vazgei;tim. - Allaha 1smarlad1k, Georges - dedim -. Ben eve donilyorum. �ok yoruldum. - Hani «Montmartre» a gidecektik ? - Ba�ka bir ak�am - dedim -. Metroya bindigim zaman, yamrndaki bo� ye­ re heykeli b1rakmad1m. Hilla omuzlanmdayd1. 0radan ag1r ag1r vilcuduma, ii;ime silziildilgilnil ve bir zehir gibi kamma kan�tlg1m hissettim. Kalbim vuru­ �unu artt1rm.i�tl. Eve bir s1tma nobeti ii;inde vard1m, bir kartpostal bilyilklilgilnde kalm1�, erimi� heykeli Slrtlmdan adeta kopararak masamm ilzerine b1rak­ tlm ve yatag1mm ilstilne boylu boyunca uzamp bir s1tmah gibi titreye titreye saatlerce kald1m.

95


ROBENSON

Yuvarlak diinyanm iistiinde isimlerini bilmedi­ gimiz fiyorlar, kanallar ve limanlar; gece olunca sakin denize bakan tek bir fener, bazan sagnakh 1�1klar dokiip yiiriiterek, bu yuvarlak diinyanm iistiinde bir viicut gibi sinirli ve hararetli y�arlar. Diinya alabildigine doludur. Diinyada bala�lan birbirine benzeyen bir�ok insanlar, deniz kenarlannda y1kamr; daglann iistiinde buzlar i�inde kayar; veya ovalann salk1m sogiitleri, kavaklan altmda sevi�irler. Gozlerin gozlerimden ziyade bana yakm, ellerin ellerim kadar sinirli, san tiiylii ensen, sandallannm i�ine hapsolmu� miisterih �1plak ayaklann. .. rengin san, k1rm1z1, esmer, siyah, ne olursa olsun, lisamm anlar, kokunu duyar gibiyim. Bu ye�il, san, lacivert bayrak, sizin bayragm1z. Kom�u kabilenin bayrag1 aym renkte, aym �ekilde, fakat iizerinde dokuz yild1z var. Onun i�in mi bogazl�1yorsunuz? Kavgadan ev­ vel evlerinde yemek yedigin, b�1 sana dokundugu zaman ya�ad1gm1 hissettigin �ocugu bu dokuz yild1z ic;in mi oldiireceksin ? Anl�ild1, ben bayraklan degil, insanlan sevi­ yorum. Oyle ise, yuvarlak diinyanm iistiinden ak1p ge�n yild1zlara bakan vapurlarda omriim ge�ek. Band1ras1 her ne olursa olsun, a�iland1g1m ve 96


ekildigim limanda dallanm1 sallayarak her geiyen vapuru selamlayacag1m. Aylardu otuz metre murabba1 iiyinde kok salm1� bir agaiy gibi rilzgarlan emmekle yapraklanm1 �i�iriyordum. Fakat hiiy bir yaprag1m bir yelken biiyiikliigil almadan denize dogru gidemeyecegim, diyordum. Ve hiiybir yaprag1m bir yelken btiyiikliigil alamayacak samyordum. Bulundugum limanm havasmda insam yelken­ lilere ve �ileplere iten bir m1knatlsm mevcut oldugunu i�itir, inanmazd1m. Napoli'de nasd yerle�ip kalmak, her ak�am Vezilv'il seyretmek, ay 1�1gmda gladyatOrler gibi deni­ ze girenlere bakmak, gilnlerce makarna yiyip �ark1 soylemek arzusuyle iliy dort saat kaldansa, burada tamamen aksi oldu. Giinlerce eski limanm uzunlugunca vapur bekle­ dim. Bir an evvel bir kiliyilk vapur ve bir i�. Ben «istakozlann En Bilyilgil»ne ugram1�tun. «istakozlarm En Bilyilgil» meyhanecinin hayalini geni�letmek iiyin hususi suretle tanzim edilmi� kocaman aynalan ve iiyeriye dort be� ki�ilik bir grup girince her taraf1 doluveren, esrarengiz bir meyhanedir. Mor iyuha kasketlerini k�ma y1km1�, yelken kullanmasm1 bilmeyen gemicilerden, kopek bahkla­ larmm agzmdan kurtulmu� denizcilere kadar bir­ iyok goniillii bahriyelilerin ugrag1 olan «istakozlann En Bilyilgil»nde Baba Vilyams'a rastlad1m. Bana bir i� teklif etti : icabmda ingiliz banduah bir �ileple Amazon k1ydanna gidecegiz. �ehir �ehir, koy koy, bugday, mlSlr, domuz ta�1yacag1z. 97


Be� i ngiliz liras1 ayda. Adiyo bilyilk liman, seni obilr k1�a bir ay i9in gelip gorecegim.

- Allaha 1smarlad1k, Yoana. - Deniz havast serindir, Robenson, liicivert faniliim giyseydin. - Giyeriz anam, ver dudaklarmt. Yuvarlak dilnyanm ilstilnde, fiyorlar, berzahlar, limanlar doludur. Denizler karalardan daha geni�­ tirler. - Adiyo, Sait, Kosti'ye selam ! - U gurlar olsun, Roben !

98


iHTiYA R TALEBE

Ya�1m en mahrem arkada�ma bile soylememi�ti . Fakat biz; onun ya�1m tahmin etmek ic;in onlerimizde �arap �i�eleri, etraf1m1zda «Marn» kahramam beyaz b1ytlch Frans1zlar, kar�1m1zda kahvecinin verem yiizlii klZl, bir saatten fazla konu�tugumuzu bilirim. Sonra kalk1p pansiyona yemege giderdik. Bir saat ic;inde hazmedilebilen ucuz ak�am yemegini bitirince, yine kahveye ko�ard1k. i htiyar talebe, yemegini, 9irkin 9irkin kadmlann bol bulundugu bir pansiyonda ve herkesten evvel yerdi. Biz kahveye girince onu, sobamn ba�mdaki masada oturmu� bulurduk. Mahalli gazeteyi keyif ve hilziln aras1 bir tav1rla okurdu. Biz selam verirsek ahr; vermezsek, selam vermeden yamm1za gelir, otururdu. Kendisi Sup veya H1rvat't1 . Tilrk talebeleri her nedense 9ok severdi. Bilhassa aram1zdaki uzun boylu, adeta uzun boylu oldugu i9in kambur, S1rp9a bilen arkada�1m1za bay1hrd1. Onu, aram1zdan tereyagmdan kil c;eker gibi ahrdi. Biz hie; onlarla me�gul olmazken, birdenbi­ re her ikisini de ba�b�a bulurduk. Neler anlatlr; nelerden bahsederlerdi ?

99


II 0 ak�am, bu masalan f1�1dan, bardaklan Acem minyatiirii kadar ince ve hayali, duvarlan bag bo­ zumu resimleri ve ne�eli ayya� yiizleriyle kaph mey­ hanede on sekiz arkad�t1k. Aram1zda S1rplar, Bul­ garlar, <;inliler, isve�, Norve�liler vard1. Hepimiz Ren k1y1SI �araplarmdan bol bol i�iyor; arasira i�imizdeki zenginler, acayip kokulu ziippe i�kileri yanlarmdaki kadmdan ziyade oyuncaga, oyuncaktan �ok kadma benzeyen Frans1z k1zlarma i�iriyorlardt. Cins ve ter­ biye bakmundan Frans1z olan kadmlar, i�tik�e co�u­ yorlar, sulula�1yorlar ; kan k1rm1Z1 kahpeliklerini billiir kadehlere doldurup sunuyorlard1. Benim klZlm kendisine Macar derdi. Fakat ben, onun <;ingene oldugunu pekala bilirdim. Macar km bir biskiivit kadar k1t1r k1tir ve ag1za almmca bir biskiivit kadar yumu�akt1r. Halbuki Avrupah �ingenenin tad1 isvi�re daglarmm kan�1ks1z siitiinden yapllm1� ; saglam ve giirbiiz kadmlarm yogurdugu hamurdan olmu� halis bir �ikolata tadmdad1r. Hele benim gibi agz1nm �ocukluk tadm1 kaybetmemi� olanlar i�in . . . Ben, benim kara ve tath klZlmla �arap �arap iistiine yuvar­ larken, gozlerim yalmz isve� k1zlarma tak1hyor ve bu dag sporlarmm, karh �amlann, karh, sarp ve buzlu tepelerin, altlan yer yer u�urumlu cumudiyelerin cesur ve san k1zlanm opiiyor gibiydim. Fakat ellerim kara k1zm ellerinde, sag dizi sol dizimde, kam kammda idi. K1Z1m, kulag1mm dibinde adeta hayk1rd1: - Goziinii isve� k1zlarmdan bir lahza �evir de, kar�1ya bak ! Haleti ruhiyemin anl�Ilmasmdan miiteessir ol1 00


makla

beraber, bana i�aret edilen yere bakmay1 da

unutmad1m. i htiyar talebeni n aram1zda oldugunu biliyor; fakat onu yalmz zannediyordum. Bu ak�amki �arap ziyafetine ba�larken bir arahk onu gormii� ve konu�mu�tum. Ziyafetin, daha dogrusu, alemin i lk zamanlann da sinirli sinirli etrafa ve kap1ya bakt1g1m, kadmh bir mecliste her yalmz erkegin alacag1 tedirgin vaziyeti ald1g1m go rmii� ve ken di ken dime iiziilmii�tiim. Sonra bu hala asma ve yaprak, hala k1z ve i;ocuk eli kokan �arap, onu ve sin i rli bekledigi kad1 m bana unut­ turmu�tu. Once ihtiyar talebeye bakt1m .

Buru�uk Slftv

i;eh resinin iizerinde miitemadiyen bir kap1 ve bir ka­ dm gozleyen, mesut mu, kederli mi oldugu anl�1 la­ mayan mavi gozleri geni�, bii;imsiz, istihfaf eden kadm dudakl an, erkek aim ve i�i;i elleriyle bir dakikada onu yen i den ve alkolden dogan bir tetkik hevesiyle goriiverdim. Sonra. . . Sonra birdenbire bogaz1m kurudu. Ellerim terledi. Donen kafam1 ac1yla saga sola salla­ d1m . Dudaklanmdaki ve ii;imdeki tiirkiiyii kestim . Yanmdaki kadm1 gormii�tiim . Evet, bu bir kadmd1 . Hay 1 r ... Bu bir kadmsa muhakkak biitiin h islerden s1ynlmak ve uzun boylu viicudunu tetkik etmek laz1md1 . Bedava bakan bir belediye doktoru kay1ts1zhg1yle: - Soyun i nsan ! demeliydim. 0, soyunmah i di. M emelerini ui;lanndan takma olmasm diye tutup tutup b1 rakmahy d1m. Eger deri­ sinde biraz 1�1k, bir lokma hararet varsa, bir pari;a kesmeli, mikroskopla bakmahyd1m. Hiicreler hare­ kette miydi ? Atomlann alacag1 ve aksettirecegi 1�1k da bana oyun oynayabil i r; inanmamahyd1m; JOI


Evet, bu bir kadmd1. Sai;lan uzam1�, kirlenmi�, boyanm1�, y1kanm1�, tekrar boyanm1�, bazan berberde bu sai;larla uzun miiddet ugr�dm1�t1. Bu bir kadm yiiziiydii. Y�1 var m1yd1 ? Deri burlllluk muydu ? Hayu, deri bilakis gergindi. Ya�1 bilakis hii; yoktu. Acaba bu kadm daha dogmam1� m1yd1 ? Ben bu i;ehreyi, bir ana karnmda daha te�ekkiil etmeden hangi acayip tesadiifle gormii�tiim ? Ve o zamandan beri hii; degi�memi� miydi ? Bir midyenin ii;i , bir siiriliikliioo cegin derisi de boyle miydi ? Onu, lengerlerin kenarmda, ardm­ da uzun siimiiklii bir yol iistiinde tuz, biiziiliip oliir­ ken mi bir siimiikliibocek bedduas1 tutmu�tu ? Yalmz gozleri ihtiyar talebenin �imdi magrur, fakat hala iirkek gozleriyle karde�ti . Danimarkah kmn iri siyah benekli beyaz Danimarka kopegi, yamba�mda h avhyordu. N asd bir onsezi kopege girmi�ti bilmem; kopegin gozleri kadmda idi. Fakat h ali, kadma hii; bir fenahk yapmak istemiyor gibi ; onun etrafuu saran havadaki tehlikeye h avhyordu. - Sus Aysberg - dedim -. Sus, sus da bakal1m . Kopek h omurdamyordu. Susmu� meclise bakt1m . Dostlar ve arkad�lar durmadan ii;iyorlard1. Dort bir yammm h avadan ziyade havas1zhk, alkolden ve cigara dumamndan ziyade is kaplam1� gibiydi . �arap, kekremsi ve ac1, kadehler yagh, i;ingene k1z1m ii�iimii�. Bu kadm i;irkin ve giizel degildi. Bu kadrn ya­ �ar veya olii degildi. ihtiyar talebe, �imdi, Supi;a bir tiirkii tutturmu�­ tu ve en tuhaf1, kadm 1shk i;al1yordu. ii;inden muhak­ kak giin ahs1z, karbonu bot bir h ava i;1k1yor; masa102


nuzm bardaklan ve ortiileri ilzerine esen bu kadmm 1shgmdan kopup gelmi� kurum ve yanm1� kag1t par­ <;alan etrafa u<;u�uyordu . Ben, biitiln alem miiddetince ne bardaklara bir daha elimi siirdilm, ne dudaklanm1 �araba dokundur­ dum. isve<;li k1zlar hep bir ag1zdan, beyaz bir dagdan skilerle inmi�ler gibi, beyaz bir yoku�tan donmu� bir gol srrtma yerli ve beyaz ku�larla beraber dii.,.mii�ler gibi, bir �imal iklimi tilrkilsil soylemege ba�lam1�lard1 . Oh . . . i htiyar talebenin kad1m gibi kadms1z bir dag. Donmu� bir kaynak. Gece gilne�i gibi, san k1zlar. Bir muhabbet kadar su<;suz, karh ova. . . Uzak­ ta koyler, 1�1klar, zenginsiz, fakirsiz bir k1�. Zen­ ginsiz, fakirsiz �ehirler, kasabalar, koyler. Kumral giinler, kumral geceler. Tiiy kadar hafif beyaza <;alar san sa<;h, kar ko­ kulu, kar renkli, yanaklan buz gibi soguk onar ya­ �mda <;ocuklar, fiyorlar ve mavi sular. M avi sularda <;apkm, sarho� bahklar ve biitiln bir i sve<;. Bilet<;isiz tramvaylar, kapilan a1;1k evler. Ve biitiln bir 1;1plak, beyaz, gilzel insanlar. Acaba isve<; hakikaten boyle miydi ? Bu laflanm anlayamad1g1m, ingilizce'ye ve 1shga benzeyen lisan, hakikaten boyle �eyler mi soylii­ yordu ? Sahiden bir gol ilstilnde 1;1plak bir <;ift mi gorilyordum ? Patenlerinin ilzerinde 1;ml1;1plak birbi­ rine sanld1klan halde, en kil<;ilk bir arzu duymadan vals mi yap1yorlard1 ? Ne kadar �ehvetsiz, ihtirass1z, yine ne kadar masum ve <;ocuk hislerle doluydu bu milzik. Aras1ra k1zlann sesleri ni<;in hafifliyordu, 103


mahzunla�1yordu ? Acaba uzak ve yakm iklimlerde �ok �irkin yahut �ok giizel i nsanlara m1 ac1yorlard1 ? isve�'te h akikaten �ehvet yok muydu ? ih tiras bece­ riksiz miydi ? Almanlar kendilerini gostermek i�in biitiin heveslerine ragmen, hi�bir �ey soylemediler. Bir ispanyol �ocugu buru�uk, ac1 sustu. <;ingene kmm acayip bir lisanla bir �eyler mmldand1. Acaba Ma­ carca bir �ark1 okumak isterkcn mi susmu�tu ? Ve ni�in bu miisum miizik, herkesin saffetini kam�Ilad1g1 halde, meclisimizde riyakiir bir hava ve dalga vard1 ? Bere­ ket, kafam1zda isve� daglan, fiyorlarla beraber kal­ k1p gittik. Ve hi�birimiz birbirimizin elini s1kmad1k. <;ifter �ifter, acele acele yatag1mm ve uykumuzu dii­ �iiniiyor gibi aynld1k . ihtiyar talebe ile korkun� kadmm ne tarafa gittigini bana kimse gormedi gibi geliyor. Tenha ve kimsesiz �ehrin sokaklanm kmmla kolkola saatlerce dola�tlg1m1z halde, hi�bir �ey konu�mad1k . Onu evine b1rak1rken : - Bu kadmda ne vard1 ? - dedi. - N e bileyim - dedim. O�iiniildiigii zaman yapilan bir hareketle anah­ tan kap1ya soktu. Kapmm arahgmdan uzanan 1hk elinin tersini �evirdim. Uzun uzun koklayarak op­ tiim. - Yarm erkenden bana gel - dedi -. �imdi der­ hal uyuyabilmek i�in ne liiz1msa yapacag1m. - istersen gireyim - dedim. - Yok, yok - dedi -. Yalmz kalmak en iyisi . <;iinkii hislerim korkudan �ok uzak. Dii�iinmek ve h allet­ mek istiyorum. ilk defa bir �yler dii�iinmeye ve mii­ cerret bir �ey tahlil etmege ihtiyac1m var. 104


<;ingene kmmm ne muadelesi hallettigini bir daha soramad1m. Ben evime girer girmez uyudum . Kafam bombo�tu. <;irkinlik hakkmda muhakkak dii�iinmekligim laz1m oldugunu anlad1gim bir zaman­ da, dii�iinmemek ii;in biitiin enerjimi sarfederek mu­ vaffak oldum. Uyudum.

Ill Bulundugwn �hirde 1hk, tenha, yalmz mesut iii; be� dost ii;in ai;Ilm1� hissini veren kahveler var­ Uir. Bu kahvehanelerin sahipleri, ekseriya, dul ve gayet titiz kadmlar olur. Viicutlan, yalmz beyaz ve pembe, mahi;up, arzulu koylii k1zlar hizmet ederler. Patron madam, masasmm ba�mda veya sobanm oniin­ de orgiilerini, bh1zlanm ormekle me�guldiir. Ko�ede burjuva i�i;ileri, kenarda sakin, grev yapmam1� komii­ nistler bulunur. Hizmet eden k1zlan s1k1�tiran taze kur'a efrad1, yeni terhis edilmi� k1�la terbiyesiyle pi�­ mi� geni;ler de, hizmeti;i k1zm h1tfu nispetinde az veya i;ok bulunabilir. 0 kahvelerde, geceleyin, bugulu camdan d1�a­ nya, bo� sokag1, 1slak kaldmmlarm iistiindeki agai; ve gece golgelerini, nadiren birbirine dudak dudaga sanlm1� i;iftleri seyre dalmak, sonradan i;ok ozleye­ cegi bir hat1ra birakirsa, o insan mesut olmak ii;in yaratilm1�lardan degildir. insanda en biiyiik inti­ balar, en biiyilk hadiseler iz ve hatirasm1 birakma­ hdir. Kiii;iik �eyleri unutamayanlar, en geri hatira­ lan da unutamayanlardir. Haf1zalarmm bu baht105


s1z kuvveti kar�1smda hii; bir memleket, hii; bir vatan tutamadan her yeri, her �eyi severek oleceklerdir. Ben, art1k tenhala�m1� sokaklarda bir memleket havas1 tutturarak; bu nevi kahveleri ke�fetmekte biiyiik bir maharet kazanm1�t1m . Bazan susmas1m bilen bir ar­ kada�la, bazan kokulu bir likorii bitirinceye kadar saatler gei;erdi. i�te bu cins kahvelerden birine dogru yollanm1�­ t1m . Bir kilise gei;tim. Bir meydan atlad1m. Bir kili;iik sokagm b�mda yapayalmz gei;en birinin arkasmdan onu y1llardir seviyormu� gibi garip bir iizilntii ile uzun zaman bakt1m. Nihayet kahvenin oniindeydim. ii;erisi bu ak�am ne kadar tenhayd1. Dort ki�i kag1t oynuyorlar. Bir asker, h izmeti;i k1zla ayakta konu�uyor. Patron madamla giizel bir ihtiyar, kimbilir belki geni;­ liklerinden bahsediyorlar. Ya bu kenarda ba�ba�a bir ihtital, bir facia, hatta bir vaka, bir i;apul hazirlar gibi konu�anlar kim ? Onlard1 . ihtiyar talebe ve bizim uzun, kambur Ti.irk arkad�. Yanlarma gelince ihtiyar talebe sustu, somurttu. Tilrk arkada� kai;1p gitmemden korkuyor gibi beni yanma oturttu. - Hadi bir kag1t oynayahm - de di. ihtiyar talebe biitiin marlara ragmen, bu ak�am ii;miyordu. Nihayet bir �i�e iyi �arap getirttik. Daya­ namad1. Bir daha geldi . Bir iii;iincil �i�eyi de bitirince ihtiyar talebe, km�m1� dudaklanm 1ztirapla ai;t1 : - i�te - dedi -. Bu kadm o kadm m1dir? 0 kadm bu kadm m1dir? Bu bazan geni;, giizel, bazan insam iirkiitecek, igrendirecek kadar i;irkin kadm . . . Diin ak�am bir baloya gittik. Ne kadar �1k ve giizeldi . Bu sabah otomobilini durdurup beni i;agird1 . Yamna 106


yakla�mca korktum. Bembeyaz sa9lan, belki altm1�­ tan fazla gosteren 9ehresi. - Nasll olur ! diye bagird1m. i�itmemi� gibi devam etti: - Halbuki bir hafta evvel, Tronche (bu civarda bir koy)'da oturuyordu. �imdi benim evi n kar�1smda oda tutmu�, garajdan sabahlan otomobilini 91kanrken beni uyandirmak i9in saatlerce korna 9ahyor ve sonra ben pencereye yakla�t1m m1, arabanm i9inde bir dudak ve bir tebessiim gorebiliyorum. Biitiin siiratiyle ka91p gidiyor. Benden bu kadm ne istiyor, evlenmek m i ? Eger istegi bu ise evlenecegim. Fakat tam ben ona bu iz­ diva9 teklifir\i. yapmaya hazirlamrken, en igren9 ve 9irkin esvaplanm giyiyor; o kotii, bi9imsiz �apkasm 1 kafasma ge9iriyor. Ne olursa olsun, diyorum; teklifimi yap1yorum. Bana bir gUn miisaade diyor, yann size cevap veririm. Ertesi giin bir melek giizelligiyle kar�1ma gelip oturdugu zaman, ne soyleyecegimi �a�myor; beyazlanmaga yiiz tutmu� sa9lanmdan iirkiiyor ve bir tiirlii diinkii sualimin cevab1m bekledigimi soyleye­ miyorum. Kadm da zaten o tarafa katiyen yana�m1yor. Diinkii sualime dair kii9iiciik bir ima yapm1yor. Giin oluyor ki, ben onu miithi� seviyorum. Her taraf1 anyoru m. Yok . . . Yok . . . Giinlerden sonra o, beni takibe ba�hyor. Ben yanma yana�mca ka91yor. Onu kah bir otomobilde, kah bir tramvayda goriiyo­ rum. i �aretler yap1yor. Fakat ne otomobilini durdu­ ruyor: ne de tramvaydan ilk durak yerinde athyor. Ya�1 daima yirmi ile Jarkbe� aras1. Nadiren 9ok ihtiyar. (irkinlik, giizellik, fakirlik, zenginlik, terbi-

107


yelilik, terbiyesizlik bu kadmda. Beni tazip etmek i'Vin otomobilini bir lahzada boyat1yor. Onu bir sokakta eflatun renkli bir otomobil i'Vinde gorilyorum. Elini kolunu salhyor. Obilr so­ kagm ba�mda san bir otomobi Iden tebessilmler ediyor. Demin ge�rken, bilyilk kahvenin ben bir kap1smdan girdim ; o, obilr kap1smdan 'Vlkt1 . Size rastlamadan kil'Vilk bir kahvede bir erkekle oturmu�tu . Ge'Vtim, kar�Ilarma oturdum. Beni gorilnce, rengi att1. Gozlerimi diktim. Herifi silrilkler gibi ald1 gotiirdii. ihtiyar talebe susmu�, dil�ilnceli dil�ilnceli sokaga bak1yordu . Birdenbire : - i �te - dedi . Bugulu camlarm otesinden hakikaten, riizgar gibi birisi ge'Vmi�ti. i htiyar talebe ko�tu . Kap1y1 a'VIP bakt1 . Yerine dondilgu zaman sapsanyd1. - Otomobiline bin di, gidiyor - dedi -. Y i n e yeni­ den boyatm1�. - Biraz sonra bir otomobil, bugulu camlarm otesinden ge'Vti . i htiyar talebeye korkuyla bak1yordum. Bir �ey­ ler sormak, bir �eyler ogrenmek, bulundugu haleti ruhiyenin fecaatinden dem vurmak istiyorum. Fakat Tiirk arkada�, Tiirk'Ve: - Sus - dedi -, sakm bir �ey soray1m deme. Sonra kendisi ona hitaben : - Peki - dedi -, �ilphe yok ki, bu kadm aym ka­ dmdir. Madem ki, gilzel oldugu zaman da sizinle konu­ �uyor, 'Virkin oldugu zaman da, yalmz ge'Venlerde bana 'Virkin oldugu zaman, size hi'V para sarfettirmedigini si:iylemi�tiniz. Gilzel oldugu zaman, ekseriya, biraz hafifme�rep midir? Paray1 size mi sarfettirir ? 108


- Tamamen - dedi -. Giizel oldugu zaman, beni kii�iik kahvelere gotiiriir. Orada masraf1 hen yapanm·. H albuki �irkin oldugu zaman, biiyiik kahvelerdeyiz­ dir. 0, beni rezil etmek i�in, acayip �apkasm1 giymi�, pis etekliklerini beline baglam1�, yiiziinii haddinden ziyade ve beceriksizce boyam1�tlr ve daima iyi, pahah i�kiler i�r. Bu i�kilerden kadeh kadeh yuvarlar. Sonra �antasm1 oyle acayip bir i htiyatla -herkesten paray1 kendi verdigini saklamak i�in binbir i htiyat gostererek- �1kanr. Halbuki garson da dahil olmak iizere, biitiin etraf, masalar, bu garip ve iiziintiilii ha­ reketi gormii�lerdir. Ah dostlanm ! Bu kadm melek . . . ifrit. . . . Her �eydir . . . Onu sevmiyorum da . Fakat beni rahat b1rak­ m1yor. Bir lahza kendisiyle ugra�tlrmamazhk etmiyor ki. Odama giinlerce kapamyorum, camlanm1 ta�hyor; sabaha kadar korna �ahyor. Sinirlenip sokaga f1rh­ yorum; gormemezlige, tamnmamazhga geliyor. C::Il­ d1racagim, be arkada�. Ne yapay1m, bu kadm1 oldiire­ yim mi ? �imdi beni muhakkak ko�eba�mda bekliyor­ dur. Bu ak�am, ne olursa olsun, her �eyi soyleyecegim. imtihanlann yakla�tlgm1, artlk bana fenahk etmemesi­ ni, imtihanlardan sonra beraber Sibirya'ya gidecegimi­ zi soyleyecegim. Beni hi� olmazsa bir miiddet rahat b1raksm . Oyle degil mi camm ? imtihanlar yakla�­ tl ! . . - Oyle . . . Oyle . . . muhakkak soyle. Bir miiddet de haz1rlad1g1 tezden, felsefeden, Bergson'un son kitabmdan, Nietzsche fikirlerinin bugiinkii Almanya'ya hakimiyetinden bahsetti . - Bekletmiyeyim gider -dedi -. Allaha 1smarlad1k.

109


IV gittikten sonra, dordiincii �i�eyi getirtmi� ve bir kahkaha sahvenni�tim. Arkada�1m: - Yok - dedi -, giilme. Ben korkliyorum. Beni bir saat bile rahat b1rakm1yor. Benden ba�kas1yle konu�urken gayet tabii ve miisterih konu�tugunu gorilyorum. N itekim hen de ba�kalanm dinlerken aym istirahati viicudumda hissediyorum. Bana musallat oldu, ne diyeyim. Bana kahrsa bu bir deli degildir. <;ogumuz gibi hastad1r. Haki­ katte boyle bir kadm mevcut degildir. Fakat buna kestirmeden hay1r da diyemiyoruz. Bu adam kimbi­ lir ne kadar saf bir 9ocukluk hayat1 gei;irmi�. Kafasmda bir kadm mefhum ve hayali vard1r. Ve bu yalmz miicerret kadmd1r. <;irkinligi, giizelligi, zenginligi fakirligi yoktur. Bu, bir tek kadm mefhumudur. Bu adeta onun ii;in bir kadm ilmidir. Hayata tatbik edince giizellige, i;irkinlige kan�1yor, ya�1 degi�iyor; elbette ki, yirmi ya�mdan k1rkbe� ya�ma kadard1r. Bana anlattlgma gore, ba�mdan bir a�k maceras1 da gei;mi�tir. Ve biitiin kadmlar, o maceranm kad1md1rlar. Ve bu kadm, miitemadiyen onu takip etmek­ tedir. Giizel kadmlara kar�1 fevkalede cesaretsizdir. Onlar, kendisine giildilkleri zaman ya kahpe, ya hafif­ me�reptirler . Kendisini 9abucak u nutuyorlar ve bir adamm iizerine bu kadar dii�mesinden sinirlenip ka91yorlar. ihtiyarlara gelince; bu sefer o kadmlar ihtiyar talebeye balta oluyorlar ve ona azami miisamahay1 gosteriyorlar. Fakat nihayet gen9 viicut, kaygan deri, o yirmi ya�mm sevgilisi, tekrar sinirlerini kam91hyor; 0

1 10


i htiyar talebe hii; bir giizel ve geni; kadm bulam1yor. Yahut ta bulduklan onu tatmin edemiyorlar. Sonra i�ittigime gore, birbirine ay1rdedilmez de­ recede benzeyen iki Amerikah hem�ire, ihtiyar tale­ benin hastahgm1 ke�fetmi�ler, onunla alay ediyorlar­ m1�. Bu, iki k1zkarde� vaktiyle birbirlerine fevkalade benzerlermi�. �imdi bir tanesinin Hindistan'da ald1g1 bir nevi cilt hastahg1 neticesinde yiizii, korkuni; ve kotii, igreni; bir hal alm1�. - 0 kad1m hen gordiim ! - diye bag1rd1m. Arkada�un : - Ben goremedim - dedi -. Bir giin o kad1m gor­ meye gider miyiz ? Ben yemek yedikleri pansiyonu biliyorum. Ben «gideriz» dedim, arkada�1m devam etti : - ihtiyar talebeye �u anlatt1g1m Amerikah k1z­ lar hikayesini fmat bulduki;a, ilave ederek, k1saltarak anlatt1m. Nihayet ba�ma gelen vakanm, bir kadmm degil; iki kadmm marifeti oldugunu anlatmaga i;ah�­ tlm. Dinlemiyor, bazan miithi� k1z1yor, gozleri alev alev oluyor. 0, kendi dimagma gore yaratt1gi bu alemden memnundur. Bir kadmm hem giizel, hem i;ir­ kin, hem �u, hem bu olabilecegi kanaatini benimsemi�­ tir. Kendi tedavisini yine kendisi yapmahdu. Ba�ka i;are yok. Hii;bir doktor, hii;bir alim onu iyi edemez. Ancak kendi kendisi buna kadirdir. Kahvede kimseler kalmam1�tl . Patron madam bize bakarak sinirleniyor; pembe k1z, beklettigi i;avu�un hatlras1yle kendinden gei;mi�, uyukluyordu. Etraf1m1zda 1�1klar sonmii�, sandalyeler masalann iizerine bindirihni�lerdi. Arkad�: - Kalkalun m1 ? - dedi. 111


Ben, giilerek : - fstersen oturahm - dedim.

v

ihtiyar talebe, temmuzun bu 1hk ve yagmurlu giiniinde terledigi kadar hi� terlememi�ti . Fakat as1lacak lisansiyeler listesi iiniversitenin dehlizine nihayet asilnu�tl . Sabahtanberi bira bira iistiine i�iyordu. Ruh, �ekil, fizik ve ahlak degi �tiren sevgili, bugiin onu ne kadar rahat b1rakm1�tl . Oyle oldugu halde, saatler ge�miyor, bu munis yaz yagmuru altmda her e�yay1 bir siikfin, bu yiiriimeyip ko�an Avrupahlara, bir Afrikah ataleti �okiiyordu, Yagmur ne agu, ne biiyiik damlalarla yag1yor. Yagmurun altmda ko�an insan­ larm i�indeki miskinligi meydanlann, kahvelerin saat­ leri zaptediyor. Bu, sanki gece ile, malfim bir saatle bitecekmi� gibi yagan yagmuru aga�lar, insanlar ve e�ya ile elbirligiyle uzatmaya �ah�1yorlar. Sanki biitiin �ehir, bakkallar, kasaplar, mektep �ocuklan, i��iler, muallimler, akasyalar, giivercinler, saatler ve heykeller bir yeni zaman yaratmak i�in filozofla�1yorlar, alimle­ �iyorlar. ihtiyar talebe i�in, lisansiyeler listesinin iini­ versite dehlizine asilacag1 zaman bir tiirlii gelmiyordu . 0 zaman ne agu �eydi, ne k1mildamaz mahlfiktu. Aga�lar kendilerini budayan insanlarla beraber olur­ larsa bir �ey �1kmazd1. ihtiyar talebe, en �ok saatlere k1ziyordu. Nasil oluyordu da saatler, bir munis yaz yagmuruna kar�1 ruh peyda etmi�ler gibi makineden kollanyle ag1rla�1rlar, sakinle�irler, dururlard1. ihtiyar talebe, artlk bu ataletten ba�ka bir �ey 112


dii�iinmiiyordu. Ne miitemadiyen degi�en sevgilisi­ nin miitemadiyen rengi degi�en otomobilini, ne kam­ bur Tiirk arkada�m1. Onu meydan ve kilise saatleri alm1� u�urmu�; bir ruhi zaman i�ine siiriiklemi�ti. Postahanenin oniindeydi . Yagmur, �apkas1z ba­ �mdan siiziiliiyor; seyrelmi� sa�lannda 1hk bir dii�iin­ ce, bir uyamk riiya gibi, gelip ge�iyordu. Meydanda kimseler yoktu. Aras1ra bir bisikletli, yagmurlugun i�inde biiziilmii� ko�uyor; bazan iki ser�e, oniinde sevi�iyorlard1. Ser�eler zaman mefhumunu bilmiyorlar. Bu, tabiatm kendilerine �oktandIT vennedigi du�a biitiin omiirleri, biitiin hevesleriyle at1hyorlar. Yagmu­ run biiyiik damlalan, onlann tiiyleri iistiinde akmadan buhar oluyor gibi ser�elerin s1cakhklarma, ruhlanna, viicutlarma siniyordu ve bir yagmur damlasm1 kii�iik viicutlarma onlar, nasd kendilerinden umulmaz bir �ehvet ve lezzetle sindiriyorlard1. Ah, ser�eler ne bahtiyardt ! Postahanenin biiyiik saati, nihayet karar vermi� bir insan ciddiyeti ile bu saatleri ve insanlan, zamam unutmaya �ah�an �ehrin iizerine tahakkiim etti ve dordii �ald1. Postahaneden iiniversiteye yanm dakika­ da gidilirdi . �imdiden kii�iik dehliz dolmu�tu. Bir ser�e kii�iikliigii ve 1slakhg1 alm1� narin <;inli talebe­ lerin, yanaklan elma cilas1yle parlayan dev gibi Al­ manlann arasmdan i htiyar talebe; ag1r ve temkinli, kimseye dokunmadan, hi� bir tecessiis acelesi goster­ meden yiiriidii. Yahut ona �ok sakin yiiriiyorum gibi geldi . Biraz dikkatli bakan gozler, onun i�indeki acele­ yi ke�fedemezler miydi ? Bu his, i htiyar talebeye gelince once, mektuplarm bulundugu camekana dogru yii­ riidii. Uzun uzun mektuplara bakti. Ne isimleri go113


riiyor; ne de mektuplann pullanna dikkat ediyordu. On bir sene evvel Fransa'ya ilk geldigi zaman, o da kii�iik Frans1z �ocuklannm hevesi, nezaketi ve miniminil igiyle arkada�larmdan pullar toplamI�; kolleksiyonlar yapm1�t1. Sanki bu on bir sene evvelki merak, yeniden onu sarm1� gibi gozleri pullann iize­ rinde gormeden dinleniyor; sanki giinlerdenberi bir mektup bekliyormu� gibi, zarflann iizerine hasret ve hiiziinle, yine gorrneden bak1yordu. Nihayet �ok aceleci Frans1zlardan, temkinli Japonlardan · bir ara bularak lisansiyelerin yaz1h bulundugu listeye, pullara ve kartpostallara bakar gibi bakmaya ba�lad1. Fakat bu sefer kii�iik ser�elerin yagmur damlasm1 i�lerine ve ruhlanna sindirdikleri gibi, gozlerini a�m1�, ruhu oynak, goriinii�te lakaytt1. Evet, bu isim, bu unutmaya yuz tuttugu baba ismi orada idi. Stefanovi� . . . Pavel Stefanovi�. ih­ tiyar talebe, kii�iik bir ser� kadar �en, fakat mag­ rur, saatler gibi durgun ve ag1r, iiniversitenin ka­ lm ve ag1r kap1sm1 a�tl. Yagmurun altmda saat­ lerce dola�tl. Ne mesuttu. Ne kadar mesuttu !... Saat ne �abuk yedi olmu�tu. B u karanhgm i�ine �imdi iiflenir gibi yagan yagmur ne cici, ne giizel �eydi. Ve ne kadar �abuk dinecek gibi yag1yordu. Tenha sokaklara dii�mii�; 1�1klan yan soniik �ar�dar ge�iyordu. �ehir tamnmayacak gibi degi�mi�ti . Hi� gelmedigi bir amele mahallesindeydi. �ehrin talebe ve burjuva muhitinden ba�ka taraflara nadiren gittigi i�in buralanm hi� bilmiyordu. Buralarda ne giizel kah­ veler vard1. Kii�iik sinemalar. . . Kii�iik si nemalann kapdanna sinmi� ameleler, ne ag1z dolusu gevrek bir lisan konu�uyorlard1. 114


Ve sonra: - Mosyo, Mosyo ! Kii�iik bir �ocuk yanma yakl�ti. - �u otomildeki kadm size bunu yollad1. �ocuk bir otomobili i�aret etmi� ve uzakla�m1�tl. ihtiyar talebe sakindi. Zaten boyle bir mek­ tup beklemiyor muydu? Goziiniin oniine acayip fistanh, siimiikliibocek viicutlu kadm geliyordu. Bu kadmm kendi gozlerine benzer ne tuhaf gozleri vardi. Sonra camm, bu kadm zaman zaman degi�me­ nin s1rnm bulmu�tu. Kii�iik bir makyaj, ona, bir on dort ya�mdaki koylii klZl saffeti, aym zamanda arzusu verebiliyordu. 0, yalmz yiiziinii degil, i�ini boyayan bir kadmdi. 0 ha!de zaman zaman ald1g1 �ir­ kinlik, muhakkak bir �irkinlik degildi. Bu, bir moda idi. Belki giiniin birinde ihtiyar talebe onu zorlayacak; bu moda ile siislenmesini i steyecekti . Mektupta �unlar vard1 : «Lisansiye oldugunuzu i�ittim; tebrik ederim. Bu ak�am otomobille Uryage'a gidiyorum. Orada koye varmadan biiyiik �marm dibinde sizinle konu�mak i sterim. Tam sekizde orada olacag1m .» Evet. Muhakkak bir gece, boyle bir yerde onunla konu�mak laz1m. Nasil, bu kadm nasil onun biitiin haleti ruhiyesini ke�fetmi�. Bir kii�iik koyiin 1�1klanm seyrederek, kocaman bir �mar agacmm dibinde gece yagmurla birlikte dii�iinmek. . . Evet ! Otomobilin fenerini sondiirecekler. Yagmur camlara takila takila, sine sine dii�ecek. Otomol;>ilin i�inde. . . Bu, bir elektrik diigmesiyle rengi degi�en oto­ mobilin i�inde projelerini anlatacaklar. Yuvalarmdan bahsedecekler. Biitiin diinyadan gizli, bir ihtilal ham1 15


Jar gibi saadetlerini haz1rlayacaklar. ihtiyar talebe, Uryage koyilne giden son tramvaya yeti�ti . Ge1Yerken Tilrk arkada�ma bir tezkere b1rakmay1 da unutmad1 : «Gidiyorum, Uryage'da biiyilk 1Ymarm dibinde beni bekliyor. Lisansiye oldum. Bahtiyanm.» Tilrk arkad�1, ihtiyar talebenin deliligine hiilii inanm1yordu . Bu deli degil diyordu, biraz hasta, fakat gC1Yici bir hastahk. ihtiyar talebe, 1Ymarm dibinde saat sekize kadar bekledi. Saat sekizde bir otomobil yanma yana�t1, yava�lad1 . Fakat tam o otomobile yakla�t1g1 sirada, kendisini 1Yignemek istermi� gibi yanmdan h1zla gC'YiP gitti. Ve iki kadm kahkahasma kan�1k bir erkek giilil�il 1Ymarm temmuzla ve yagmurla kabarm1�, biiyii.mil� yapraklanna kadar sindi.

VI ihtiyar talebenin Iisansiye oldugu, U ryage ko­ yilne yakm yilz senelik 1Ymar agacmm dibinde sevgili bekledigi gilniln ak�am1, ben ve uzun, s1rt1 ve b�1 kendisine 1Yok yak1�an bir inhina ile egik arkad� bulu�­ tuk. Once her zaman oturdugumuz kahveye ugrad1k. Orada elimize, ihtiyar talebenin tezkeresini verdiler. «Gidiyorum. Uryage'da biiyilk 1Ymarm dibin­ de . . . » Lisansiye olmu�larm, sertifika alm1�larm ara­ sma katdmamak i1Yin milzikli kahveleri, 1�1kh 1Yar�Ilan bir ko�ede b1rakt1k. Bu ak�am yemegini her zamanki pansiyonumuzda yememege karar verdik . Arkad�1m birdenbire hat1rlad1: - Gider, yemegi, �u ge1Yenlerde bahsettigim Ame116


rikah k1zlarm pansiyonunda yeriz -ded i-. Shouvalar oradadir. Bize her" halde ikram eder. Saat yedi bueugu geeiyordu . Agir agir dar bir sokaktan geeerek han avlusuna benzer bir ta�hga girdik. Arkada�: - �u apart1manda oturdugunu biliyorum ama, acaba hangi katta idi. Birkae defa geldigim halde her zaman unuturum. ieerisi oyle karanhktir ki. ikinci kattan sonra merdiven iyice karanhk oldu. Ta yukanda yanan bir yirmibe� mumluk lam­ banm 1�1g1 ancak arkada�1m1 seememe yard1m ediyor; fakat apart1manlarm iistiindeki kartvizitleri kibrit �aka eaka okuyoruz. Nihayet altmc1 katta Shouvalar'1 bulduk. Riyaziyeye eah�anlarm peri�an saelan, mi­ yop gozleri , tath ve derin tebessiimiiyle bizi ieeri ald1. Oda darmadag1mk, ko�ede bir viyolonsel duruyordu. - Yahu, Shouvalar - dedik -. Biz bu ak�am se­ nin pansiyonunda yemek yemege karar verdik. Yan i, kendi kendi mizi sana davet ediyoruz. Ne dersin :.> - Saat kae ? - diye �rdu . - Sekize eeyrek var - dcdik. Beresini saelarma koydu. Gozliigiinii e1kanp bir kutuya yerle�tirdi. Bu arada miyop gozleri k1rp1�a k1rp1�a giiliiyordu. Bi raz sonra, aym ta�hgm etrafma eoreklenmi� kohne evlerden ba�ka bir evin ikinci katmda, h'afif hafif radyo ealan temiz bir salondayd1k. Yemek dag1t1 hyordu . Ortada kocaman bir masa vard 1 . Burada on, on be� ki�i sessiz sedas1z yemek yi­ yorlar; aralarmda adeta hie konu�muyorlard1. Bunlar birbirlerini hemen hemen biitiin sene hie tammadan yemek yiycn \:inliler, J aponlar, Ruslar. i ngilizler, ka117


dmh erkekli her milletti. Ve masalarda su siirah ileri duruyordu. Otede kill; ii k bir masamn etrafmda iii; kadm, dort erkek onlerinde �arap �i�eleri giiliip eglenerek, �akala�arak 1;orbalanm i1;iyorlard1. Bunlar, magazalarda, bankalarda 1;ah�an bekar Frans1zlard1. Beride, yine dort be� ki�ilik bir masada yapayalmz san�m ve sporcu bir gen1; oturmu�, arkad�­ lanm bekliyor, bir taraftan da 1;orba i1;iyordu. Biz tam bu masaya yakm, iistiine daha hi1;bir �ey konmam1� bir masaya oturduk. Bize de hizmet edildi. <;orbanuz1, etimizi yemi�tik. Saat sekiz bu1;uktu. 01; ki�i kap1dan i1;eriye yagmur ve riizgarla, bir mu�amba kokusuyle beraber girdiler. Yiizleri geni� ve riizgarh i di . Ozerle­ rinde, sanki bu yagmurlu dag �ehrine giine�li bir deniz kenarmdan geliyorlarm1� gibi, bir hat vard1. iki kadm bir erkektiler. Kadmm birisi, bizden tarafa donmii� olam, fevkalade gilzel bir kadmd1 . Yagmur, sa1;, mu­ �amba, tiil, �apka ve kmmz1hk bir kadm iizeri nde bu kadar imtiza1; edilebilirdi. Diger kadmm arkas1 bize doniiktii. Oteki kadm kadar uzun, ince, zarif gosteri�li idi. Bu kadm, yamn daki arkada�larma miyavlar gibi bir �eyler anlat1yordu. Tam yamm1zdan ge1;erken bize arkas1 doniik kadmm yiiziinii de gordtirn. Yine bogaz1m kurudu . Ellerim terled i. Orperdim. Bu kadm i htiyar taleben in bu k1� yapt1g1m1z alemde getirdigi kadmd1. Gittiler, san�m erkegin masasma oturdular. Benim arkam, o masaya doniiktii. Diger iki arkada�1m, kar­ �1mda oturmu�lard1. Biz art1k susmu�tuk. ingilizce bilen Shouvalar kulak kesilmi� dinliyordu. Shouvalar·a yemek miiddetince ih tiyar talebenin tezkeresinden ve hikayesinden yanm yamalak bahsetmi�tik. 0 da. bize, bu hikayeyi zaten bildigini soylemi�t i. 118


�imdi biz dikkat kesilmi�, Shouvalar'a bak1yor­ duk. 0, kafas1 ilerde, elleri kulaklarmm arkasmda dii�iiniiyor gibi, gozleri bir bardakta, dinliyordu. Birdenbire kulaklan k1pk11mm oldu. <;ocuk yiizii ate� ve humma i1;inde kald1. Sonra sarard1. Gozlerinin i1;ine kadar bembeyazd1. Di�lerinin arasmdan kotii, miithi� bir kiifiir savurdu. Sonra yine birdenbire tabii, ders 1;ah�irkenki halini bulmu� gibi sa1;lanm ince, muhata­ rah, uzun elleriyle kan�t1rd1. - Kalkm gidelim - dedi -. Kaltag1 daha fazla dinleyemeyecegim. Yamm1zdakiler, o miizikli in gilizceleriyle masum bir �akadan bahsedercesine giilii�iiyorlard1. D1�anya 1;1kar 1;1kmaz, Shouvalar, Paris sokak 1;ocuklarmm Frans1zcas1yle ba�lad1. Evvelii «kaltak>> diye bagird1. Sonra inek, deve, domuz gibi bir siirii hayvan isimleri daha tekrarlad 1. N ihayet ferahlanu� gibi i1;ini 1;ekerek anlatt1 : - Biliyor musunuz? - dedi -. Oglam agacm di­ binde nas1I bulduklanm ? . . . Yagmurun, 1;ocugun k1zarm1�, ihtiyarlam1� 1;ehresi iizerinde nas1I yol yol ak­ t1gm1 . . . Gozlerinin, o nlan gordiigu zaman pml pml bir haziran gecesi gibi - evet, boyle bir te�bih de yapt1lar - y1ld1zland1g1m . . . Ah, n e kadar giilmii�ler, ne kadar eglenmi�ler ! Ya o hodiik, budala, odun, ay1 herif, omriinde bu kadar giilmedigin i soylerken . . . Tu ! . . . Shouvalar tiikiiriiyor, kmyor, bagmyor, co�uyordu. Gelip g�n­ ler doniip doniip bize bak1yorlard1. Shouvalar'm lisam n ihayet bir kiifiir yagmurundan ibaret oldu. Gelip ge1;enlerden ge1;tim, biz bir�ey anlayamaz olduk. 119


VII Biz pansiyondan aynld1ktan sonra, iki Amerikah k1z ve erkek muhaverelerine �oylece devam etmi�­ lerdi : - Bu kadar giilmemelisiniz ida. Bence yap­ t1g1m1z �aka, i;ok fazla ileri gidilmi� bir eglenceye ben­ ziyor. Bu, fena ak1betler dogurabilir. Gilzel k1zkarde�: - �imdi de a�1k oldun degil mi ? Zaten kime a�1k olmazsm ki .. �unu bi! ki, sana onu ilk defa gosteren ve oyun oynamay1 teklif eden benim. Senin de ne kadar tehaliikle kabul ettigini ben bilirim. Gidip kendisine hakikat1 soyleyebilirim. 0 kadar ac1yorsan �imdi gider; onu U ryage yolunda bir kenarda bulurum. i ster misin ? <;irkin k1z: - Yok, yok. .. - demi�ti -. Bu, hem onun kendisi ii;in i;ok feci bir netice verebilir. Hayn, istemem . Bunu yapmam istemem. Ona yapdan oyunu sen degil, ben anlatmahy1m . 0 zamana kadar ii;en ve dinler gibi yapan er­ kek ; agzmda kanh bir biftek : - iki niz de i;ocuksunuz. Daha dogrusu ka­ dms1mz, yani fazla hassassm1z. Yann daglarda Biltiln hassasiyetinizi Alpler bir gezinti yapanz. geni� karmlarma i;ekerler; rilzgar sinirlerinizi uyu�­ turur. Gilne� dogumu ve bat1mmda istediginiz kadar �iir yazabilir; istediginiz kadar milteessir olur; goz­ y�1 dokebilirsiniz. Toprak, yaz yagmurundan daha bol yagan kadm gozya�ma her nedense her zaman has­ rettir. Ve derler ki, kadmlar ne kadar i;ok aglarsa er­ kekler o kadar mesutturlar. Sinirlenmeyi ve miinaka120


�ayt btraktp bugiinkii eglencemizden aldtgtmtz zevkin �erefine hadi ii;:elim . . . Oteki erkek, sarho� olmu�: - Y ahu, ne oldu; bana da anlatm camm. Si­ ncmaya gei;: kalacagtz, H adi, bana da anlatm camm - diyordu. 0 giinkii eglencenin �erefine hep beraber i.:;tiler. iki ikiz ktzkarde�ten giizeli' haykt rd1 : - H attra defterime bunu, bir yagmurlu giiniin diye gei;:irecegim. Nasti, giizel degil mi ? Yalmz sarho� erkek giil iimsedi ve esnedi. Sonra:

h ikflyesi,

- Saat dokuza i;:eyrek var - dedi. Hep birden, «aman h) diye bagn�ttlar. Sokaga ftrladtlar. Yagmur dinmi�ti. Nehir boyunca yiiriiyorlardt. Alplerin koku­ sunu kiii;:iik isere nehri, kah n bir sis tabakastyle bir­ l ikte �ehre getirip btrakmt�; kendisi i;:ekilip gidiyordu . Bir miiddet nehri seyrettiler. Nehrin getirdigi bu ne­ fis h avayt cigerlerine i;:ektiler. Ferahlamt�lard1 . Yine hep birden : - Aman, sinemaya gei;: k aldtk ! - diye bagn�tt­ l er ve karanhkta kayboldular.

VI I I Bir daha ihtiyar talebeyi gormek nasip olmadan e�yalanmm haztrladtk ve iii; Tiirk arkada�, bir Dani­ markah ktz, bir dag koyiine dogru yola i;:tkttk. Biz orada iken �ehir, hareketsiz ve canstzd t . Steak, pari;:a pan;a, pelte pelte, yer yer birikiyor, kahvelerin teras­ l an iizerinde her �ey; bardaklar, siirahiler, aperatif­ ler ve insanlar uyukluyordu. �ehir agtr agtr bo�almak­ taydt. Talebeler memleketlerine yahut dag koylerine, 121


ucuz plajlara i;ekiliyorlar; zenginlerse �imale, �imal in biiyiik gazinolu, operah deniz kenan �ehirlerine go­ i;iiyorlard1. Sanki biitiin kesesi miisait �ehir halk1, s1caktan yanan kasabay1 fakirlere bag1�hyor. Ve sanki bu s1cag1, bu tahammiil edilmez harareti, kendileri �ehre veriyorlarm1� gibi kai;1p gidiyorlar. �ehri ame­ lelere, paras1z talebelere ve ihtiyar k1zlara b1rak1yorlar­ d1. Son giinleri biz de, belediyenin yiizme havuzunda ak�am1 ve serinligi bekleyerek gei;irdik. Nihayet bir sa­ bah, posta kutusunda banka kag1dm1 bulduk, bir­ biri arkasma paralanmm ald1k. �imdi biz de zengin­ dik. Biz de �ehri tenhala�hrabilir; biz de orada kalmaya mecbur olan lara biraz daha teneffiis edecek h ava birakabilirdik. Etrafmda riizgar ve serinlik gotii­ ren siiratli bir otobiis bizi dag koyiine dogru gotiirdii . �ehirde kalmaya mecbur kalm1� bir arkada�1m1zd an ald1gnmz mektuplarda, �ehrin giizelle�ip serinled igin i ; fakir fukara, amele, talebe, pantalonu yirt1k i;oluk i;ocuk mesut ya�ad1klanm ogreniyorduk. �ehirde i nsanlar, saat kai;ta, hangi riizgarm, hangi tarafta estigini ke�fediyorlar ve akm akm oralara ko�uyorlar­ m1�. Sonra her agai; altmda goriinmez vantilatorler doniiyormu� gibi bir serinlik duyuluyormu�. Ve yollar geceleyin ne kadar serin, kimsesiz, tenha imi�. Dag koyii hi.; de fena degildi. Fakat hepimiz kii<;iik �eh rin hasretini i;ekiyor, paras1z dostlanmm ozliiyor, i�i;i arkad�larmJIZI gorecegimiz geliyordu. Arkada�­ larmJ1zm mektuplan ise biisbiitiin hasretimizi kami;1lamaktayd1. Bu nostalji ii;inde bir giin otelimizin salo­ nunda; bir vantilatoriin riizgardan dairesinde oturmu� sigaray1 savuruyor, konu�uyorduk. S1cak, otel kap1smm d1�mda beya.z, erimi� bir h alde ui;u�uyor; biitiin 122


pancurlan kapanm1� hoHin ir;inde bir ilkbahar havas1 csiyordu. Bu sirada bir garson, bizim kamburca Turk arkad�a yakla�t1 : - Mosyo D . . . siz misiniz? - Evet. - Sizi ihtiyar bir adam gormek istiyor. - Nerede ? - Arzu ederseniz buraya getireyim ? - Hay hay ! Arkas1 1�1ga doniik, ciisseli bir adam, 'kapmm beyaz ve erimi� perdesinde goziikiiyor; yakl�1yor: - Mosyo D . . . - Evet. - Yorgi Stefan Stefanovir;. - M ii�erref olduk. Zannedersem Pavel" in babas1s1mz ? - Evet. Arkada�lardan

biraz oteye

r;ekiliyorlar.

agir, gizli gizli konu�uyorlar. T1pk1 k1�m

Agir ihtiyar

talebe ile aym arkada�mm tenha kahvelerde ba�b�a \ eri�leri gibi, bir r;apul hazirlar gibi bir konu�ma . . . Ben etraf1mdaki muh avereyi d inleyemiyorum. Onlar yava� yava� konu�uyorlar. Kulag1ma r;arpan kelimeler tamd1k �eyler degi l. N ihayet Sirpr;a oldugunu anlt­ yomm . Merak ir;ime yay1hyor. Ne konu�tuklamu bir anlayabilsc

IX 0 ak�am k iir;iik koyiin panorama bahr;esinde ay 1�1gma bakarak ve derinlerde bir ciimudiye 123


manzaras1yle, beyaz,

iki

nehir ayaguu seyrederek

dolawken, ihtiyar adam soyliiyordu : - Biitiin

bu

feJaket,

umumi

harpte

ba�lad 1.

B iitiin felaketlerin menba1 zaten o degil midir ? Pavel, Avusturya ordusuna zabit olarak girmi�t i. Mektup­ lannda hep giilleden ve giiriiltiiden bahsediyordu . Cephane yuklii kamyonlarm

agir

sesi,

onun

sinirlerini, top giiriiltiilerinden daha i;ok bozuyor; en i;ok si lahlarm mekanizma bo�alt1p doldurma ses­ leri

onu i;Jld1rt1yormu�. Siperde, herkes, her nefer

f1sildar gibi konu�urmu�. 0 zaman gecenin sessizligi ii;inde i;akan tarassut fi�ekleri, asabma siikun verir, arkada�larmm ve neferlerin sessizligi· ile uyu�urmu�. Sonra mekanizmalar i�lemeye ba�lar, d i�ler g1c 1 rdarm1�. A rkada otomobil giiriiltiileri, inilti, k1hi; �akirt1s1, giir emirler. . . B i r i talyan �ehrine girmi�ler. K arnaval vaktiymi�. �ehrin en giizel k1zma a�Jk olmu�

ve �ehrin en giizel

km, bu lepiska sai;h, mavi gozlii, yirmi ya�mda, su gibi beyaz, berrak i;ocuga vurulmu�. Bir gece, barm birinde eglenirken, bir maskeli, cV\'ela k m oldiirmii�; sonra geni; zab iti oliim halinde yaralam1�.

Aylarca

hastahanede

yatt1ktan

sonra,

Zagrep Dariilfiinununa gidip gelirken diikka nlarm cameka nlan ve aynalan iizeri.nde gordiigii ihtiyar adamm, o geni; zabit olduguna bin �ah it Jazimn11�. Tam on iki sene evvel, Fransa'ya gitmek arzu­ suyle babasma miiracaat etmi�. 0, oglunun hii; bir di­ legin i geri i;evirmezmi�. i htiyar adam aghyor. H arbe, sipere, kur�una ve giiriiltiiye . . . kamyonlara ve gazlara ve otomobil lere, bir nevi medeniyete S1rpi;a ag1z dolusu kiifred iyordu . 124


Vakit gecikmi �; ihtiyar adam, miitemadiyen ge­ ni� ve koylii i;ehresi k1silm1�, takalliis etmi� anlat1yordu. «Pavel'e bir koy . . . otomobilsiz, sessiz, sakin yolla­ rmda dereler akan bir koy ve kiii;iik bir Sirp km liiz1md1, » diyo r ; «bir kiii;iik koylii Sirp km . . . Uzun �ai;h, mavi gozlii, sapsan .»

x

Ertesi giin, erkenden, bulundugumuz koye iki bui;uk saat mesafede minimini bir kasabanm �ifaha­ nesinde i htiyar talebeyi bulmak ve onu belki son defa gormek iizere sozle�tik, yataklanm1za i;ekildik. Otobiis erken kalk1yordu. Ben de, beni gotiirme­ yeceklerinden korkarak, erkenden uyanm1�t1m . Daha ortahk karanhkt1. K iii;iik �ehre vard1g1m1z zaman, daha sokaklar uyukluyor; s1cak bir giin ba�layacag1 �imdi­ den anla�1hyordu . Gok ai;1k, riizgars1z ve alacakaran­ hk doluydu. Sehir haricine i;1km1�t1k. Bir k1 r kahvesi ai;l lm1�t1 . Biraz orada oturduk. K ahveciye �ifahane nin nerede oldugunu sorduk. - Bir araba kiralamahsm1z - dedi -. Epey uzak­ i;ad1r. K ahvecinin kiii;iik i;1rag1

araba aramaya ko�tu.

Biz, daglarm ii;inden hala i;1kamayan giine�e kar�1 i;aylanmm ii;tik. Araba t1pk1 bir Kad1koy arabas1yd 1 . Atlarm boy­ nundaki i;mgiraklar ve sabahla �airle�iyor, �ifahaue­ ye dogru bir gezintiye gider gibi gidiyoruz. Temiz yiizlii bir bina . . . insana, ii;indeki insanla­ rm derdini soylemeyen binalardan bir binayd 1 . Kap1125


c 1, gozlerini ovalayarak bu erkenci ziyaret<;ileri hastaha­ ne miidiiriine haber vermeye gitti. Az sonra miidiiriin yanmdaydtk . Sakallt, nazik ve biraz si nirli bir adamdt. Sakin konu �masma ragmen, nerede ise kmverecek samltyordu . Ciimleleri tok, hareketleri <;ok iirkekti . - Once - dedi -, kendisine sizin geldiginizi haber vermeliyim. Bugiinlerde biraz fazla hasta. Belki kabul etmek istemez. 0 zaman elimden bir �ey gelemez. Boy­ le bir hastayt zorlamak dogru degildir. Sthhi vaziyetine gelince : Allahtan iimit kesilmez. iy ile�ebilir. Ziyareti­ nizi kendisine bildirecegim. Arkada�tm, miidiire, ihtiyar talebenin nastl bura­ ya dii�tiigiinii sordu . M iidiir, kestirmeden: - Jandarmalar dag yolunda bulmu�lar da - dedi. Miidiir odadan <;tktp gitmi�ti. Vakit gecikiyor, b ir tiirlii gelemiyordu . N ihayet, gen<; ve din<; bir gardi­ yan. i.;eriye girdi, ihtiyarm eline bir kag1t verdi, .;e­ kildi . i htiyar, kag1d1 okurken yiizii buru�tu. Goziinden bir iki damla y� aktt. Ve kag1d1 meyus, isteksiz bir hareketle arkada�rma uzatt1. H astahaneden <;tkttk. Araba kaptda bizi bekli­ yordu. Bir �ey sormaya cesaret edemiyordum . Arka­ da�tm elinde buru�turdugu kag1da kur�un kalemiyle bir �eyler yazdt, bana verdi. Altp Strp<;a bir iki sattr y azmin altmdaki terciimeyi okudum. «Bir aktl hastasmt ziyaret, bir e�egi ttmar etmeyc benzer. E�ek olmad1g1m i<;in ttmara da ihtiyactm olma­ d1gm1 arzeder ve derin bir hiirmetle sizleri selamlarrm, efendiler .»

126


B i R VAP UR

Diin, ona, Galata nhtJmmda rastlad1m. <;elik vc demir viicuduyle hassas bir sporcuya benziyordu. (1plak ayakh bir kiicUk serserinin yam ba�111dayd1. H alatlarmm bagland1g1 demirlerden birine ayagmu dayad1m ve elimi ceneme koyarak onu seyrettim . Beni ahp gotUren, beni ahp getiren mahlOku doya doya scvdim. Bu vapur, <<Tadla», yeni TUrk vapurlarmdan <ff» vapurudur. Fransa'ya tahsile gitmi� talebeden <<Tadla» y1 tammayan kim vard1 ? Kim bu vapurun iicUncU mevki gUvertesini ydd1zh temmuz geceleri ad1mlamam1�­ t 1r '? «Parnas» dagnun giine�li, altmh ve karh ebedi zirvesini, Stromboli'nin eteklerindeki beyaz kasabalan, Veziiv'iin kmlhg1 altmda gUlen beyaz �hri, mavi M esina'y1, vah�i Korsika'y1 ve nihayet kahpe M arsil­ ya·y1 bati seyri vc agir viicuduyle, bize gosteren «Tad­ la» olmad1 m1 ? ��1 gozlU, kaptan tavirh metrdotelin limanlara yakla�Irken gosterdigi tevazuu, sevimliligi unuttu­ nuz m u ? Ben, bu gemide Korsikah muslar tamm1�tJm ki, gUverteyi silerlerken karalan mn gUzelligine ve lisan­ larmm cevikligine hayran kalm1�tlm. Gemiciler tamd1m ki, gece yansmdan sonra 127


kopmu� firtmalarm ve uzak, esrarengiz (in �ehirle­ rinin 1shklanm giivertelere yayd1lar. Birinci mevkiden

iir;tincti mevkideki sevgilile­

rini gormeye gelen anormal prensesler, on alt1 ya�mda riiya kadar gtizel r;ocuklarmm gozii ontinde flort yapan Rum kadmlan gordiim. Ben bu vapurda comert Ya­ hudilere, dost Ermenilere, laubali �en ingil izlere, ciddi Frans1zlara rastlad1m . M arsilya limamndan kalk1p

Pire'ye gelinceye

kadar ger;en be� giin zarfmda, tam bir arkada�hkla bagland1g1m k tir;iik bir r;ocugu, be� giin sonra elem ve hiiziinle terkettim. Be� giinde, iptidai tahsilini bera­ ber yapm1�1z gibi, bin bir r;ocukr;a hatira ile aynld1m. Tesadiif bH- giin bizi kar�1 kar�1ya getirirse; onu r;ocuk­ luk arkad�lanmdan hir; ay1rmadan: - Sizinle - diyecegim -, hangi mektepte beraber okumu�tuk ? Y ine bu vapurda bir k1z tamd1m. Bir delikanh seviyordu, buna: - Ne e�ek �ey o - diyordu. - Ben onu o kadar sevdigim halde, bir sabah gelip de «bonjurn demiyor, yamma tesadiifen gelse bir kelime konu�muyor. Ben, o k1za: -'--- Ben vanm ya - diyordum. - Ah - diyordu -, sen r;irkinsin. Y1ld1zh ve karanhk giivertede pa�ba�a oturuyor­ duk. El ini tutuyordum. Gozlerini kapay1p delikanhy1 t'lhayyiil ederek elimi s1k1yordu. Yava�r;a kulagmm dibine: - Hepsi bir degil mi ? - diyordum -

.

K aranhk

gecede, hepsi, hepimiz bir degil miyiz? Yalmz, kadm ve erkek olsun. Gozlerini kapa, tahayyiil et. 1 28


0, karanhklar ii;i nde giizel i;ocugu tahayyiil ede­

rek i nce duman v iicuduyle v iicuduma yaslamyordu. Yine vapurda tamd1g1m bir papaz, bir dostu bir limanda b1rakt1g1m ve peri�an bi r halde dii�iindiigiim zaman, yamma yakl�1p bana: - Zevk - demi�t i -, en ui;ucu �eydir. En hurdebini delikten kai;an bir gazdir. O nun ii;in degil m id i r ki, zevki miitemadiyen degi�tirmek laz1md1r. Fakat h e r degi�tiri�in sonundaki bu melale, h iizne, 1zt1raba taham­ miil edil i r m i '? Evliid1m, yegane saadet Allaht1r. Sonra karan hktan ve kimsesizlikten bekledigim teselliyi bir papazdan ald1g1m ii;in, k1zard1m. Fakat geceyd i. vard1. Seren teriyordu.

K ocaman gokler ve y1ld1zlar

miitemadiyen

parlak bir y1ldm gos­

Samanyolu berrak ve �effaft1. Gozlerim i

goge kald1rd1m. Bo�lugun ii;ine saklanm1�, d ii�iine dii�iine yaratt1g1m Allaha giivenerek gozlerimi kapa­ m1� ve o gece, «Tadla» 11111 giivertesinde miisterih bir i;ocuk uykusuyle uyumu�tum.

129


SARN I (


Birinci Bas1m

1 939

i kind Bas1m

1950

Ui;iincii Bas1m

1 954

Dordiincii Bas1m 1965


SARNI(

Dag111 clegi ne beyaz minareleriyle sanhm� bu �ehri n l i sesi , zaman gei;ti ki;e daha canl J , daha berrak hauralarla bize doner,

bizi

Biz, herhangi bi r s1111ft1k.

tekrardan

ii;ine al irdi .

Herhangi bi r son s1111f

olduk . . . On avlusu, ay111 zamanda burunlan, kol­ lan kmk heykellerle s iislii bi r miize bahi;esi , ancak son srn 1f talebeleriyle mual l i mleri n gezi ndi gi bi r yer olan l i seyi , bi r giin ardnmza di:iniip bakmadan ba�­ kalanna

b1 rakt1k.

sonuna kadar

Bir

daha

buraya

omriimiiziin

talebe olarak gi remeyecegimizi

bile

bile. Bu m iith i � bi r �eydi ! Biz ne kadar sevi niyorduk ! . . Sa111yorduk k i , miitemadiyen bi r giizel �eyi geride b1 rakacak, bi r daha ona siiriinemeyecek, onun i i; i ne gi remeyecek, b i r a 111 bi r daha ya�ayamayacakt1k. Oniimiizde hayat ... Her giin bi r ba�ka uykuya yat1p;

bi r ba�ka r iiya gorecegi z.

Hal buki zaman,

ag1r agi r bizi mle beraber akan neh i r, bi r gole van­ yordu. Bu golde art1k b i z akm1yor, dalgalan1yordu k . Yahut ban(!. oyle gel iyordu. <;ogumuz evlenmi�ti k. Bi rbi rimizi l i seden beri b1 rakmayan dort arkada�, hepimiz, bi rer k1z alm1�t1k . Ay111 mahallede oturu­ yorduk, aym yollan tepi yor, evimize vanyor; ay111 kad1111 her ak�am daha fazla sevmeye i;al J�1yorduk. Aym mezarl ik kar�1m1zdayd1. Seneler boyle gei;ti gi 1 33


halde aym san�m, esmer, ayaklan i;1plak i;ocuklar hii; buyumeden aym servi agai;lanna ti rmanmaga i;ah�1yorlar, aym ol iileri n ta�lan arkasmda saklam­ bai; oynuyorlard1. Birdenbi re her�eyi n bi r saniyede duruverdigi ni

gormu�tlik .

Dai reden

evimize,

ti­

carethanemizden fakirhanemize iki arkada� dondu­ gumuz gunlerde bir mahalle mescidindeki

iptidai

mektebini, bahi;esinde bi r Roma belediye reisinin burunsuz heykeli d ikil i riilfiinun·u,

bir iki

l isemizi,

i stanbul'u,

Dariilmuallimat

Da­

hatirlar

klZlm

ve bu kadar suratle gei;mi� bir zamamn hesab1m tutard1k . Arkada�1m : - H ati rlar m1sm ? - derdi -. i ptidai mektebimiz K irazh mescitti . Bir gun �eker hoca derste idi. Bizim �ukru mi nareye sabahleyin kimse gormeden i;1km1�. paldir kiildur iki teneke devirmi�t i . H oca ile beraber sokaga nasil firlad1g1m1Z1 hatirlamaz m1sm ? - H atirlamaz olur muyum ?

H ati rlamaz olur

muyum ? - �eker hoca mektebin kar�1sma dikilmi�. biz arkasmda . . . 0 bir �eyler m mldamr, sureler okurken bi rden �ukru, mektep kap1smda, eli nde tenekeler gozukuvermi�t i . - Y a ! Ya !

Arna iyi adamd1 ! . .

�ii�rii'ye ce­

za bile vermemi�ti . Sai;lanm i;eker gibi

ok�am1�,

«YaramaZ» demi�ti, «bir daha yapma emi ! Bizi kor­ kuttu n . » Bu sozlere ikimizi n de gozu ya�anrd1. Nii;i n ? Sanki o gunler �imdiki kadar guzel miy­ di ? Acaba o gunler de bugunkliler kadar durgun degil miyd i ? Her gun, her saat aym hocay1 gormez miydik ? Senelerce aym mektebi n e�igini a�md1rmam1� m1yd1k ? 134


Aym mahalle imammm sesini, mi nareden, aym saat­ lerde duymaz m1yd1k ? Evimizi n arkasmda bir tiirbe vard i . ii;erde kandil yanar, ye�il sandukalarm ii;inde kocaman, minare boylu oliiler yatarct1. Olilleri n kocaman kavuklan vard1. Bir odanm ii;i nde kan-koca yatarlard1. Ve bir k andi li her ak�am beyaz sankh bir ih tiyar yakardi . K 1� geceleri d a r sokaklar birbiri ne yap1w, b i r olil aydmhk sokaklara i ner; yalmz tiirbeni n ii;inden 1hk bir ahret ve sak in olilm havas1 eserdi . Sokaklarda i;1t yoktu. Sonra birdenbire i nsanlar yats1dan donerler­ d i . Kesk i n bir oksilrilk sesi duyard1k . K ulak verirdik. K arlan bir lastik ezer; odada beyaz b�ortillil, ras­ t1kh bir taze bir sak1z patlat1rd1. Denim bir ablam vard i . Davut'un bi r b ilyiik agabeysi vard1. Biz Davut ile beraber agabeysi n i n bizim evi n erik agacmda saatlerce bekledigini, karm ilzerine iki kan� yagd1gm1, ders i;ah�t1g1m1z odada 1�1g1 sondilrerek, birbi rimize soku­ larak, nefes almadan riiya goriir ve hii;bir �ey anlamaz, biri;ok �eyler sezer gibi seyretmemi� miydik ? 0 Davut k imdi ? K imin i;ocuguydu ? N ii;in onu hatirlad1ki;a ii;imden bir �eylerin sokiiliip koptugunu, ba�1mm bir­ denbire doniip bir miiddet sustugunu duyuyorum. Bu Davut kimdi ? K ai;mc1 sm1fta i ptidaiyi b1rakt1 '? Ozerine iki kan� kar yagan delikanh, acaba ablanu o'a vut'un soyledigi gibi hakikaten optil mii ? A blamm duru beyaz yanaklanm bu elleri, kafas1, sai;lan ve en­ sesi biiyiik delikanlmm beyaz koklii kocaman di�lcri goziiken i nce dudakh, geni� agz1 tiikriikledi mi? Sonra benim o duru beyaz renkli, iki ka�1 birbirine degen etli dudakh ablam ne oldu ? Bu �imdi bazan ev inin on lin­ den gei;tiki;e ugrad1g1m kocaman memeli bir hiikim 135


kans1 olan kadm, benim uzun ve kardan bacakh ablam m1d1 r ? H arp zamamndayd1k. . . Anam bir sabah ekmegin ustiine belli belirsiz tereyag stinn u �tii. B iittin omrumce bol tereyaglar surtilmu� ekmek yedim. Fakat o gunku tereyagm sevincini duyamad1m. Gun oldu ki, halkla bu r;ar�1lan, sefil dukkanlan, pis a�r;1lan, k1�lalan ve tezgahlan dolduran h alkla aram bir ur;urum gibi a1;Ji­ d 1 . K ocaman kahvelerde kravatlan duzgun, bogazlan tok genr;lerle biJardo oynad1m. Oyle lokantalarda ye­ mek yedim ki, bir ogle yemegi paras1yle be� ki�i bir h af­ ta doyard1. 0 tiyatrolarda, o koltuklara o turdum ki, etraf1mda beyaz kadmlar dunyamn en kokulu J avan­ tas1111 surmti�lerdi, erkeklerin yuzlerinde ise bir tek k1l yoktu. H erkes, her$ey pml pmld1 . Arna neden her zaman k ur;uk, nm1, en

m utevaz1 ko�eler arad1m ? Dostla­

sevdiklerimi

bu r;ar�1 i r;lerinin kara r;o­

cuklarmdan ser;tim. Bir tiyatronun galerisinde tam�­ t1g1m birisi, en iyi arkada�1m oldu. B i r tezgahta tiil­ bent dokuyan narin bir k1za a�1k old um . Onun ayakla­ nm ellerimin ir;ine ald1m. Onu paltomun ir;ine sakla­ yarak k1� geceleri tenha sokaklarda y urudugum zaman saadeti ilk defa viicuduma bir otuz

alt1 bur;uk de­

rece h araretle sindirdigimi h issettim. En r;o k zevki ka­ sabanm bayram yerlerinden, halkm tatil gunleri ser­ pildigi r;ayirhklardan ald1m . K ayalara, daglara, ba­ h arm ve yabani kokularm ruzgarla beraber dola�t1g1 tepelere tirmamp kur;uk r;oban r;ocuklanyle konu�­ tum. B i r ker;i kokusu sarm1� ag11larda r;obanlarla ar­ k ada� oldwn. Dert dinledim . kederlendim.

Saadetleriyle

Onlann

sefaleti

ile

co�tum. Her umumi vc

herkese ar;1k yol, a�r;1 d ukka m , bahr;e, kir benim oldu.

136


inkaya yollannm rengini ezberledim. Golge gormeyen yollar benim golgemle doldu. Koyliilerle beraber demir parmakhklara as1hp i�kili belediye bah�sinin i�inden saz dinledim. A�1k yerlerde oynayan sinemalan paras1z seyredenlerle yaz gilnleri birbirimizi ittik. Mahalle kahvesinde yirmi lira maa�h posta mil­ vezzileri, bahk�dar, dostsuz miltekaitler, zebun ve sessiz kahvecilerle altl kol iskambil oynad1m. Dilnya benimdi ! Yine oyle zaman oldu ki, bir partiden insanlar oteki taraftan olanlan yagh iplere ge�irdiler. Her ikisine de ac1d1m. Vurulanla vuruldugum, olenle oldilgilm gilnler oldu. Kimdim, neydim, kimi seviyordum ? Her bannacak, her �orbas1 tilten, her sobas1 yananevde bir kaderin, bir bilinmezyaranm korkusunu gordilm. Hatulanm : Gilnlerden bir giln, dilnyanm en �ehvetperest insam olm�tum. Ne gorsem almak, neye baksam kucaklamak, 1S1rmak, sevmek, koklamak, neyi sevsem k1skanmak, ba�kalanna koklatmamak ister­ dim. 0 zaman sarho� olmaya giderdim. Durmadan i�erdim. i�tigim zaman her�ey gilzeldi . Her�eyi kuca­ g1ma alabilirdim. Her�eyi 1S1tabilirdim ! Bu, yalmz bir hayvani his miydi ? Yoksa bunun gerisinde sakh a�1k bir insanhk sevgisi var m1yd1 ? Beni i dare edemeyen neydi ? Bu dilnya insan i�in kafiydi. Bu dilnyada insan en gilzel, en bilyilk, en bahtiyar mahlUktu. 0 halde, ni�in sokakta �1plak �o­ cuklar, a� gezenler, i�siz delikanhlar, titre�en koyliller, yalmz namazlanm ve torunlanm seven ihtiyarlar vard1 ? 137


Miltemadiyen

sual

sorup

hi�bir cevap alma­

dan evime dondilgilm ak�amlann

birinde,

kanm1

oturmu� aglar buldum. - Kan - dedim -. Ocagm m1 yanmaz ? <;orban m1 tiltmez ? B�mda agn m1 var ? Basta m1sm ? Ne aglay1p duruyorsun ? - Efendi ! Sayende - dedi -, hi� bir eksigim, ge­ digim yok . . . Ne a�1m, ne a�1gun, halime �ilkrede­ rim. Arna kilrklii mantom yokmu�. Baloya gitmezmi­ �im. Haftada bir defac1k sinemaya da gidemiyormu�um. Bun Jann ziyam yok ! . . - Oyle ise nedi r ? - dedim -. Derdin ne Fitnat ? . . - Anam1, babam1 gorecegim geldi - dedi . Kanm, vakti hali olduk�a yerinde istanbul'lu babasm1 gormege gideli tam bir sene oldu . Donmedi . Babas1 bana birka� satlr yazd1: « Muhterem damadzm, Rzzam

olmakszzm

sana

varan

sevgili

kzzzm

bana avdet etti. <:;ektigi sefaleti anlattz. Hatmma �u darbzmesel geliyor: Kendi Gec:ememi�, kuyruguna da kabak

baglamz�.

Simdi/ik

karzm

gondermiyorum.

Bo�anmak istersen, avukatzm gelip seni gorecektir. istemezsen ben gelip seni gorecegim. Baki selam.»

Onun beni gormemesi i�in, diinyada yapma­ yacag1m hi�bir �ey yoktur. Dilnya birdenbire degi�ivermi�ti.

Artlk

ne

lise hayatl, ne g�mi� arkada�hklarm sarho� edici hatualan, ne de Kirazh mescitteki iptidai mektebi kalm1�tl. �imdi uzun boylu, ipince bir istanbul klZlm 138


bo�

bir

odadan,

yagan kara bakarak, hatirhyor ;

kimseye anlatamayacag1m, gizli, egoist b i r hayatI yeni­ den y�ayarak sac sobaya bir iki odun daha atlyor, kurumu� hatiralar sarmcma gizli , bilinmez bir memba­ dan akan �anl �anl su sesleri duyuyorum. Bu son ha­

tualarla sonuna kadar idareye cah� iyorum.

139


KALO R i F E R VE BAH A R

�ehrin �imaliyle

�ark1 arasmda surlar. . . Sur­

lann ilstilnde ve etrafmda sefil kuliibeler, bostanlar, kenar mahalleler. . .

Kenar

mahallelerin

merkezde

konu�ulan d ile gore yay1k telaffuzlu k1zlan, i;amurlu yiizlil, bazan da fazla zeki i;ocuklan vard1r. insan isimleri i;ogunca, anadan dogar dogmaz takilan manas1z isimler degildir. insanlar buralarda ; dal, h 1yar, i;ukur, gobek, lii.hana gibi sebze ve meyve i simleriyle; katir, barbunya, zargana, kunduz gibi hayvan adlanyle, yahut da yilzilniin, karakterinin bir tarafm1 bildiren, bal dudak, c�mbaz, kilh, kose, sulu gibi isimlerle i;agnhrlar. Bu mahallelerden �ehrin merkezine gitmek, istan­ bul'dan A nkara'ya gidip gelmekten zordur ! insanlar birbirini burada, Ah met, Mehmet, Apostol, Y o rgi, Avram, �alom diye i;agumad1klan ii;i n kimin M iislii­ man, kimin H iristiyan, kimin Yahudi oldugu da pek belli olmaz. Her iii; lisamn kolay, bitaraf, zaruri pari;a­ lanm ve argosunu ogrenmi� olanlar da i;oktur. Ba­ zan b i r sari Apostol, bir sulu Avram'a Yahudice sa­ ta�ir; bazan bir barbunya Ahmet, Zargana Agop'a Ermenice dert yanard1. Sefil kuliibelerin, ucu bucag1 gorilnmez yangm yerleri nin ortasmda i�lenen her sui;, o kenar mahallelerin silkfinetini ozlemege, uzletini sevmege, sefaleti ni tetkik etmege gelen miitecessise 140


kar�1 oldugu ii;in, fazla dedikodu yapdmaz; yalmz birkac giin sur haricindeki kahvelerde oturan jandar­ malar ve sonbaharda yaprak h 1�utJlarma kar�1 Nat­ pinkerton h ikayeleri okuyan polisler tela�a dii�erdi . Sonra b i r giin san yiizlii, korkak, ac bir delikanlmm elleri kelepi;eli , adaleleri gerilmi� yiizii giiliimser vazi­ yette gotiiriildiigii goriiliirdii. Hapishaneye buradan askere gider gibi gidilirdi. Kendi aralarmda din fark1 gozetmeksizin k1z bile ahp veren bu insanlarm ba�h­ ca dii�mam daha dogrusu sevgilisi, bir tepeye i;1kdd1g1 zaman goriilen, �ehrin merkezidir. Orada kapkaranhk, soguk geceleri 1s1tan bir aydmhk vard1. Bu, bir uzak ciimb� veya yangm hissini verirdi. insan camurlu yangm yerlerinde, ceketinin ceplerinden ellerini i;1kanr, gayriihtiyari bir 1�1ga dogru uzatud1. Kadmlar bu mahallede dogarlar,

gene

aym

mahallede fakat bir ba�ka sefil kuliibede oliirler­ di. Erkekler bu mahallede dogarlard1 ama, katiyen bu mahallede olmezlerdi. Kimi hapishanede, kimi bir duvar dibinde, bir cami avlusunda, ne bileyim ba�ka yerlerde, kendi dogduklan yerden b�ka yerler­ de oliirlerdi . B u mahallede cocuklarm bazan ba� parmaklan yoktu. Bu, cok h ususi bir sanata �imdiden a11�malan ii;in mahalle

operatorleri

tarafmdan

yapdan

bir

ameliyat neticesiydi. Baz1 cocuklarm da ayaklan yoktu. Topugundan, bileginden, baldmndan, dizkapagmdan ve kas1gmdan itibaren kopmu� ayakh, mavi gozlii, ko�amamaktan dogan kinlerini tekrar tramvay ve otobiislerden alan cocuklar. Elektrik, benzin, kalorifer, telefon ve i;ini soba, hasretini cekmedikleri �eylerdi. Fakat, i;1kmaz sokaga 141


ak�am karanhgmda dii�en mavimhrak �eyin; bir tram­ vay teli siiri;:mesinden dogan bu masmavi masal aydm­ hgmm, cin 1�1gmm elektrik, sonra gene tramvay alt­ lannda homurdanan sesin motOr sesi oldugunu bili­ yorlardi. Bazan kap1s1 ai;:1k bir yaz1hanede bir ba�ka­ s1yle konu�ur gibi tavular alan �i�man adamm komik bir vaziyette, bir acayip matrag1 kulagma gotilrdiigiinii ve bir acayip makineye bir �eyler soyledigini goriirlerdi. Hatta biiyiikler bile kiii;:iiklere, bunun ne oldugunu sormaya cesaret edemezlerdi . Yalmz sur haricinde, biiyiik yoldaki direklerin vmlay1�mdan anlarlard1 ki, �i�man adamm sesi bir ba�ka �i�man adama aktanl­ maktadu. Bakm, kalorifer bu mahallelere nasd tamhld1 : Bir giin mavi gozlii bir kiii;:iik i;:ocuk, uzaktan aydmhgm1 ve ebedi yangmm1 seyrettigi �ehrin merke­ zine gidecekti. Nasd yaz gilnii k1� giiniinden daha uzun­ sa, k1� giiniiniin yollan da yaz giiniiniin yollarmdan daha uzundur. �ocuk, yol, iz bilmiyordu. Tramvay kuyruklan onu bir yerden ahp oteki yere gotiiriiyor, bir tiirlii, ismini i�ittigi kopriiye varam1yordu. Ondan otesi kolayd1. Biitiin tramvay yollan oraya 91kard1. �ok merak ediyordu. Orada, yazm kendisinden biiyiik arkada�lanna mahalleyi buakhracak kadar miihim neler vard1 ? Kendisine gore oray1 bina etmi�ti bile. Binalar biiyiik, biiyiik, biiyiiktii. Muhayyelesinin ote taraf1 ise o nispette kiii;:iiktii. Bir kor kandil vardu, bir de keskin bir ampul 1�1g1. ikisi arasmdaki fark1, l�lk mevcut olmadan ve karanhk kafam1zda, etraf1m1zda esip giderken dii�iiniirsek, ne kadar giizel tahlil edebi­ liriz. I�1k denilen �ey karanhktan degil, karanhk l�lk tan otiiriidiir. Halbuki bu semtin insanlan oyle dii�iin142


mezlerdi . Karanhk mevcut oldugu i�in 1�1ga ihtiy� var­ d1. Diinya yaratdd1g1 zaman her taraf karanhk; yani geceydi. Her zaman, kavu�acaklan bir 1�1k, 'kurtula­ caklan bir karanhk vard1. Onlar, diinyanm apaydm­ hk kesilebilecegini sanki biliyorlard1. Kii�iik �ocugun muhayyilesi bizim gibi bina etmiyordu. Binalar bii­ yiik, biiyiik, biiyiiktii. Derken, n ihayet m inareden de biiyiik degil ya, demiyordu. Nihayet sur kadar da eski degil ya, demiyordu. Bu dii�iince bamba�ka bir �eydi. Bir yaz gecesi, babas1 ile beraber bir dut agacma binmi�lerdi . Dut agacmda geceleyin dut yemek giizel bir �ydi . Fakat dut yerken yukan 1 �1g1 seyretmek i n sa­ nm kafasm1 u�uruyordu. 0 zaman dii�iindiikleri ne tuhaf �eylerdi . Bugiin, bu k1� giiniinde, o dii�iindiikle­ rini hatirlayam1yordu . Yalmz �u ciimle, biitiin dii­ �iincelerinin hulasas1 gibi dudaklanna geliyordu: Orada binalar biiyiik, biiyiik, biiyiiktiir. Kopriiniin iistiinde oldugunu anlad1 ve tramyaym kuyrugundan. atlad1. Orada giinlerini, vapur diidiikle­ rinin, teneke kaplama yagmurluklann iizerine konmu� ku�lan seyretmekle ge�iren insanlan seyretti. Binalann biiyiik oldugu yere yakla�m1�tl. Oraya biraz daha sonra varabilmek i�in degil, Koprii iistii­ niin serseriligini, herciimercini, bahk�dan ve kendi mahallesindekilere benzer i n sanlan gorebilmek i�in acele etmiyordu. Yeni biih1ga ermi� �ocuklann garip belahati i�inde idi. Her�y sinirlerini uyu�turuyor; her �ey onu kendi i � alemine siiriikliiyordu. Bahk�dan seyrederken sinema aklma geldi. S i nema, evet, sinema neyd i ? Kendisinden biiyiikler, hatta kii�iikler bile onu bilirlerdi. Ama o bilmiyordu. Bir giin sormu�tu: - Sinema nasd �ey, Hod iik ? 143


Hodiik, beyaz ka�lanm, 9il mavi gozlerini bir, birine kan�tlrarak arkada�lanna bag1rm1�tl: - <;ocuklar, Capon, sinema neymi�, diye soruyor. Kimi sinemamn bir kocaman bahk oldugunu, kimi 9ingene g1rnatas1, kimi bir gene; k1z, bir parlak oglan oldugunu soylemi�ti . Sonra biitiin mahalle Capon'la alay etmi�ti. 0 : - Enayiler - demi�ti - . Sanki hen bilmiyor muyum sinemay1 ? Hodiigil denemek ic;in sordum. - Nasil ulan - demi�lerd i-. Soyle bakahm? - Nasil olacak - demi�ti -, karanhk bir yer. Ni9in , nasil, oranm neden karanhk oldugunu soylememi�ti. Haf1zasmm ta otelerinde bildigi bir �ey mi vard1 ? Otekiler daha fazla israr etmediler. Hodiik'le alaya b�ladilar. - Capon, ulan Capon, sinemay1 bilmez olur mu be ! Capon hakikaten sinemay1 bilmiyordu. Ni9in karanhk bir yer demi�ti. Bu, b�layan geceden dogma bir pe�in his miyd i ? Yoksa bir giln bir ufak 9ocuk: «Ge9erken tesadiif karanhkta gazoz �i�elerini devirdim, iki tanesini k1rd1m, herif yakalayamad1» demi�ti de oradan m1 sinemanm karanhk bir yer oldugunu bilme­ yerek anlam1�tl? Demek ki, sinema karanhk bir yerdi. Karanhk bir yerde insan korkmaz m1yd1 ? Sinemay1 �imdi o yava� yava� anhyordu . Karan­ hk bir yerdi. Birdenbire 1�1klar yamyordu ve bir 9inge­ ne girnatas1 9ahyordu. I�1klar sonilyordu. Tekrar yamyordu. Tekrar sonilyor, her yamp sonil�te bir k1z �ark1 soyliiyor, bir delikanh a�ag1 yukan 0 karan­ hk yerde geziniyordu. Evet, binalar hakikaten biiyilktil. Bu dar sokagm 144


ir;inde insanlar nereye ko�uyorlard1 ? Birden okudu : «Santral Sinemasrn . Karanhk degildi . Kapmm oniinde k1z ve oglan resimleri as1hyd1. Kimi yumrugunu s1k­ m1�, kimisi bir klZl kucaklam1�, kocaman �apkalar ka­ falarmda, atlar iistiinde delikanhlar gordii . Sinema ka­ ranhk bir yer degildi demek. .. Resimlere bak1yordu. . . Ondan otesini ertesi giin Hodiige anlatti : «Herif bana, sinemaya sokay1m m1 oglum seni, dedi. Buras1 sinema degil m i ? dedim. Yok, dedi, ir;eri­ sini bir gorsen bay1hrsm, sen hi9 sinemaya gitmedin m i ? -Gittim be, dedim, karanhk bir yer. iyi ya i�te, dedi, biliyorsun gel girelim. Girdik. Ayaklanm donmu�tu, ir;erisi s1cac1kt1. Tabanlanm buz kesmi�ti. Herif beni bir yald1zh pannakhgm yamna gotiirdii. Bu yald1zh parmakhk demirdendi. Arna kiil rengine boyanm1�t1. Ayaklanm1 oraya dayar dayamaz yandilar. Herif bana kenarmda dur, lSlmrsm dedi. Bu ne amca ? dedim. Buna kalorifer derler dedi.» Hikaye o lduk9a uzundu. 0 kadar uzundu

ki,

Capon ismi o giin ir;inde unutulmu�, Capon'un ismi kalorifer olmu�tu. Kann iki kan�1 ge9tigi giinlerde ate�siz kuliibe­ lerde kalorifer hikayesi anlatihr dururdu. Beyaz, bembeyaz k1� gecelerinde yalmayak 90cuklar

kopeklerle

beraber

ko�u�urlarken,

ir;erisi

ag1r bir insan kokusu dolu kahveni n oniinde dinle­ nirler. - U lan Kalorifer - derlerdi -. Is1t1yorsun insam be ! *

K1� giizel �eydir. Tabiat yemi�leri, mahsulleri, 145


ku�lan ve anlanyle i nsanlann saadeti ii;in i;ah�tig1 giin mevsimler ne giizeldir! <;ah�an bir insan ii;in k1� bir 1hk su, yaz bir serin vantilatordiir. K1�, saadetimizi tamamlamak ii;in geliyor. Ba­ har a�kun1z1 tazelemek ii;in. Yaz damarlanm1zdaki i;ah�ma arzusuna b i raz tembellik, giine� ve kudret doldunnak ii;i n . Tabiat

i;mli;1plak,

hatta

zelzelesi,

firtmas1yle

bile giizel, ozlenir bir �ey. Bizi kucaklamak, bizi avut­ mak, bizi i;ah�tirmak, bize ogretmek ii;in neler yap­ maz. 0 artik bir su degildir. Bize bir saadeti baguan, bizi ya�amaya i;ag1ran bir biitiindiir. Tavuklar bizim ii;in yumurtluyor, bu vapuru bizim

kafam1z yaptl.

Bu tayyarede ui;an biziz. Ellerimiz, ellerimizin ii;inde giilen, baguan, seven, en i;ok seven, insanlarla dolu bir lokantaday1z. �imdiden sonra kahveler, bugdaylar yanmayacak. <;ocuklar kalorifer olmayacak, sinemalar dolup dolup bo�alacak. Zaman o zamandu. Bahar boyle dii�iindiiriirdii. insanlar

yalmz

baharda, hakikati, agai;Iar gibi ye�ererek hissederlerdi. Bir oglan bir km dudagmdan optiigii zaman, bir ana oglunu kucaklad1g1 zaman, bir kom�u oteki kom�unun elini s1ktig1 zaman, sokakta insan her gordiigiinii tut­ mak, onunla konu�mak, soylemek, soyletmek isterdi . Erikler biiyiiyor, kirazlar k1zanyordu. Dutlann tomur­ cuklan biiyiimii�, yapraklar burunlanm kundaklann­ dan i;1karm1�Iard1. Olenler olmii�, soguktan donanlar donmu�, ai;hktan baydanlar bir daha aydmam1�tl, ne ziyam vard 1 ? Bahar gelmi�ti ya ! insanlar ebegiimeci pi�iriyor, kediler ot yiyordu. Ku�lar yapraklan gagah­ yordu. Anlar i;ii;eklerin ii;inde doniip dola�1yor. Guba­ ntali, ku�lann gagasmda sanki bir mektuptu. Artlk 146


kimse kimseye ac1m1yordu. Herkes herkesi seviyordu. Capon'un

kurumu�,

k1sdm1�

yiizti

geni�lemi�ti .

<;ekik gozleri biisbiitiin cekilmi�, bahan siiztiyordu. Kalorifere

ihtiyac1

yoktu.

Capon

Capon'la�m1�t1.

Sinema bir hatJra bile degildi. Sinema bir d�man­ d 1 . Yanm1�tJ, y1kdm1�tJ. �i�man adamlar bir makineye ne soylerse soylesin

acayip

gelirdi. Riizgar

VIZ

bir sesi bir sese vardirmak ii;in sinek, bocek, toz, bulut olmu� telefonla�m1�t1. Gokyiizii ta gece yanlarma kadar bir masal aydmhg1yle aydmhkt1. K1� iimitle, arzu ile beklene­ bilirdi. Sur d 1�mdan giizel kara k1zlar

geliyordu.

�al­

varlarmda ve i;1plak ayaklarmda arzu getirerek fala bak1yorlard1. Delikanhlan san k1zlar ii;in dii�iindii­ riiyor, san k1zlan esmer delikanhlar ii;in hasretlendi­ riyorlard1. Beyaz,

kuvvetli

di�lerini

gosteriyorlar,

yemek, durmamacasma yemek, JSJrmak, gillmek, dur­ mamacasma gillmek istiyorlard1. K1�1 onlar da sevi­ yorlard1. K1�1 bekliyorlard1 bile. Arna nii;in ondan bu kadar b1km1�tdar? Bazan sur haricindeki mezarhklarda fala

ba­

karlarken yanaklanm JSJran delikanhya kar�1 bak­ lalar ellerinden dii�iiyor, sonra k1�1, i;adm, dumam, kurtlan, azgm kopekleri anlatJyorlard1. Onlar, bun­ Ian anlatirken toprak baklalan ye�ertiyor, boncuklar mezarlann

yanklanndan

ii;eriye

dii�iiyordu.

Me­

zarhk ii;inde fahna bakdan delikanh k1�1 hapisha­ nede gei;irmi�ti.

Toprak or:a

da renk veriyordu.

K 1zanyordu. 0 da bir nebat gibi kabuklanm catlat1yor, k1-

zd nusgunu yanaklanna ula�tJrabiliyordu. 147


Her �ey giizel, her �ey sevimli, her �ey istiyor ve ahyordu. Yalmz bu insanlarm yapt1g1 �eyler kotii, durgun, yiiriimezdi ! Kuliibeler

k1�tan

daha

kotii,

daha

kokulu,

daha sefildi. Simdi giine� i nsanlann goziinii ai;1yor. «Size ben bunun ii;in karanhg1, rutubeti vermedim. K1�lar bunun ii;in gelmediler. Bahar sizi gormeye utamyor. Bu kokan gomlek nedir? Bu pis perdedeki siimiik izleri kimindir? Bu tencere nii;in kalays1zdu? Bu i brikteki su nii;in b u kadar 1hk, bu kadar durgun, bu kadar agudu ?» diyordu. Bunlan giine� soylii­ yordu. Kuliibedeki i nsanlar bunu duyuyorlard1. Ku­ liibeyi

kopeklere, kedilere buak1yorlar, uzun giin­

leri ac1kta, bostanlarda, kuyu ba�lannda, dut agac­ Iarmda ve surlarda gei;iriyorlard1. Karanhkla beraber evlerine dondiikleri zaman tekrar giine�i dinlemek ii;in sabah olmasm1 beklerlerdi. ihtiyarlar boyle yaptdar. Giindiiziin kuda, bayuda, car�1da, mtlarmda kiife, duvar diplerinde ve giine� oniinde ISlmp dilenerek, i;alarak, kopararak dola�tdar. Fakat karanhkla be­ raber

itiyatlarma

doniiyorlard1.

Yalmz

cocuklar

vah�i idi . Kuliibe korkuni;tu. Onlarla yalmz giine� k onu�muyor; ku�lar, cicekler, sular ve 1hk ydd1zh masum geceler de konu�uyordu. 0 zaman cocuklar ba�lanm ahr giderlerdi . Gidenin arkasmdan gozya�1 dokiilmezdi.

Gidenlerden pek az1 geri donmezdi .

K1�la beraber bir i;ogu siikliim piikliim, bir siirii kotii hatualar, itiyatlar kazanm1� donerlerdi. 0 bahar, Capon, yaz girmeden kuliibeyi birakt1 .

Ozerine bahar yagmurunu cekerek, ba�1 kasketsiz, ayaklan c1plak �ehri gezmeye ba�Iad1. Sehir uc gun ii;inde ogrenilebilirdi. 0 iki giinde ogrendi . Tramvay148


Jann ta iist tarafmda nereye gidip geldikleri yaz1hyd1. K 1�m niivin semt semt dola�m1�t1 da bakmam1�t1 ? Yoksa kar m1 levhalan kapam1�t1 ? Yiiriidii. . . Kahveci iv1rakhg1 ederken sesi b i r su sesi gibi dokiiliiyord u. - Bag1rma - diyorlard1 -. Ne bu iv1ghk ? Bag1racakt1. Sinirlenen adamm kulag1 dibinde hayk myordu: - �ekerli bir, zarif olacak . Aiv bir, doldur iki.

K1� yakla�1rken, ilk yagmurlarla beraber biitiin mahalle, ak�am iistleri, yazm evlerinden kaivm1� olan­ lan n donmesini beklerdi, ivogu sak i n ve korkak, ba�lan onlerinde kul iibelerine kay1p kaybolurlard1 . Giinlerce dayak yerlerdi . Adeta her ak�am birinin donii�ii beklenirdi. Bu ak�am Camgoz, oteki ak�am F1rlama, daha ertesi ak�amlar dort meyve ismi birden mahalleye girerdi .

ilk karla birl ikte donmeyecekler

anla�1 1Jrd1, onlan n ismi bir kahraman ad1 gibi, iiveri­ si ag1r bir insan kokusu ile dolu kahvede durmadan tekrarlamrd1. 0 sene yal mz iki isim ag1zdan ag1za dola�t1. Bu iki isim ise bir insana aitti : - Capon, Capon donmedi be ! Aferin Kalori­ fer"e ! Boylece iki ismin bir ki�iye ait oldugunu bilme­ yenler, sanki Capon 'u, Kalorifer mahalleye dondiir­ medi sandilar.

149


BEYAZ A LT I N

�imdiki F1rka binalan ile sinemanm bulun dugu yerde servileri, baldiranlan ve 1sirgan otlan arasmda kocaman kavuklar, mermer pilskiillii fesler yilkse­ len, kara yosun tutmu� mermerlerin ilstilnde hilvel­ bakiler okunan; otlan bulutlara kan�m1�, agai;:lan eflake

i;:1km1� b i r mezarhk vardi.

Geceleyin

bir

deniz gibi yakamozlanan bu fosforu bol arazide gilndilziln i;:ocuklar birbirini kovalar; ceviz agai;:la­ rma kocaman delikanhlar tirmamr, mezarlarm ilstiln­ de �1rac1lar, bozacdar, koz helvac1lar uyuklard1. i�te tam bu mezarhgm kar�1smda Eskicizade Nedim'i n ma ma ta� yiizlii ardiyeleri ve ardiyelerin arasmda dort be� metre enliliginde, otuz metre derin­ ligi nde bir ticarethanesi vard1. Enliligin iii; metresi bir yaz1hane ii;:in boliinmil�til. Bu yaz1hanenin ii;:i nde orta boylu, kurnaz yiizlii,

t1knaz

bir adam otu­

rurdu. Hilla onu orada kahve ii;:erken, onilne bir �eyler kaydederken gorilr gibiyim. M ezarhgm ta�

ve servilerine,

hatmnda hii;:bi r oliim korkusu

olmadan bakan bu adam, kasabanm f mnlarmda vesika ekmegi sat1ld1g1, sokaklarmda ai;: kopekleri n, topallarm,

korlerle

ihtiyarlarm

gezindigi Umumi

Harp siralarmda bir giln beni, yaz1hanesi n i n on linden gei;:erken i;:agird1. - Gel - dedi -, katip, bir yemek yiyelim. 150


Bir yernek yernek ne dernek ti r ? Bir yernek ne­ den ibaret olur ? Bu her zarnan rniihirn bir rneseledir . Arna o zarnanlar b i r okka kan�1ks1z u n , bir yirrni ya�mdaki koylii 9ocugundan daha k1yrnetli idi. 0 halde bir yernek ne dernektir ? i�te: Se9ilrni� iri taneli bugdaylann unundan, evdeki hususi fmnda yapdrn1�, karanfil kokulu, iistii 9orek otlu; dilirnleri h ii.la fmn, karanfil

ve refah kokan

ekrnek. Yaglan, elleme korniiriiniin korla�tJg1 rnangahn ii;indeki nar gibi ate�leri sondiiren yagh borekler. Kebap otu serpilrni� narin kuzu pirzolalan. Mey­ haneci Hristo'nun aziz ve k1yrnetli rnii�terileri ii;in hazirlad1g1 dort be� senelik eski �arap, yakm koyler­ den birinin inciri. A r diyelerin arkasmdaki bahi;ede pirzolalar pi�er, evden sefertas1 ii;inde zeytinyagh enginarlar gelir . . . Ben biitiin b u yerneklerin sonunda gelecek revani tathsma bay1hrd1rn. Neden bu yerneklerden bu kadar i�tiha ile bah­ settigirni harp nedir bilrneyenler, tesadiif edecekleri her kirk ya�mdaki adama sorabilirler. Bu 9ok yakm rnazide toklan ai;lar doyurdu ve ai;lar oldiiler. Kirnisi vatan, kirnisi �eker ve un ii;in olen bu insanlann ya�ad1g1

devirde, bir Eskicizade'nin

yaz1hanesinde

ogle yernegi yernenin ne kadar rniihirn bir �ey oldugu­ nu; bana bu ikrarn1 eden Eskicizade de biliyordu . Ben sessiz ai;lardand1rn. isyan duyrnuyordurn. Kirn­ seye

kar�1

sesirni

yiikseltecek

kudreti

kendirnde

bularn1yordurn. Biitiin �ehir halk1 gibi zarnan diyor, harp diyordurn. Arna toklar adarnakdh tJk1myordu. Zekii. diyordurn ve aptalla�1p oturuyordurn. Eskici151


zade bana yapt1g1 bu ikramda tamamen digerbin kahrdi. 0, ya birisini batirmak, yahut da kafese koymak ii;in ziyafet i;ekerdi. Bana ise, yapt1g1 kurnazhklanm , zekanm hesab1m vermek ii;in yedirirdi. M iitebessim dinlerdim: - Bugday para edecek, haberini ald1m. leplizadelerin istanbul'daki

Ha­

habercisine bir telgraf

ula�tird1m. 0 adam aym zamanda benim de komis­ yoncumdur. Bana «bugday dii�ecek ona gore dav­ ranmm> telgrafm1

9ektirttim.

Ak�am

Haleplizade

ge9erken telgraf1 gosterdim. Deli gibi oldu. imkam yok, dedi, yaland1r. i�te dedim bu herif senin komis­ yoncun degil mi ? Yiizii karmakan�1k gibiydi. Nasd olur, nasd olur ? diyordu. Miiteahhitlerle diin konu�tum. Galiba, dedim, harp bitecek . Harp bitsin, hepi­ miz istiyoruz ama,

dedi,

Hiikiimetin

bize yard1m

etmesi, ticareti korumas1 Jaz1m degil mi camm ! Bil­ seydim bu sene hi9 a�ar almazd1m. Yahu, dedim, gei;enlerde ben sana �u fiyata bugdaylanm bana b irak demi�tim, buaksaydm bak bu ba�ma gelmezdi. Ben de, bendeki stoklan o zaman dayanacakt1m. Bir�ey ziyan etmez, belki iistelik sen de ben de kar ederdik . - Ne bilirdim

birader - dedi.

Yiiriidii

gitti.

Ali'yi, o ak�am istanbul'a yollad1m, diye devam etti. Onlann ba�vuracag1 her kap1ya gitmi�, bugdaym dii�ecegini yazm1z.

Harp bitmek,

Frans1zlar sulh

istemek iizere dedirtmi�. 09 dort giin sonra Halepli­ zade,

�oyle diikkamn

oniinden

san,ki ge9iyormu�

gibi ge9ti . - Nereye Hac1 ? - dedim. - Su helvac1 R1za'ya kadar gidiyorum. Donii�te ugranm - dedi. 152


Ben R1za'nm falan bahane oldugunu bildigim it;in: - Diikkam kapayacag1m, �oyle bir su kenarma kadar uzanay1m - dedim. - iyi fikir - dedi -, belki ben de gelirim. 0 get;ip gitti,

ben arabam1 getirttim.

Soziin

k1sas1, su kenannda o ak�am biz, bugdaylan Halepli­ zadelerden ald1k. E rtesi gun, ben mallan teselliim eder etmez, istanbul'daki komisyoncu, Haleplizade­ lere �u telgraf1 dayand1 : «Bugdaylarmm elinizden t;1karmay1mz. Bugday okka ba�ma dort kuru� bindi .» Kuzu pirzolalan, bobrekler yenir, �arab1 SU gibi akardJ.

Eskicizade,

Hristo'nun

ogle s1cagmda

her �eyi uyuyan kasabaya bir kahkaha sahverirdi. Ben kasabanm bu kahkahay1 duyacagmdan korkar, iirker, utamrd1m. Haleplizadelerin iflas bayrag1m t;ektikleri giiniin ak�am1 su ba�mda verilecek ziyafette hazu bulunma­ mak it;in sokaga da t;1kmam1�tJm. A k�am oluyordu. Evin oniindeki tahta havalenin kenannda cigaram1 sa­ vuruyor, sessiz sokaklan, susan halk1, kopekleri seyredi­ yor, arasua get;enlerin agzmdan kaptJg1m Kiitelamare, (anakkale, cephe ve ekmek, vesika, �eker kelimeleriyle zamana intikal ediyor, dertleniyordum. Karmm at;tJ, Ekmekten s1t;an kuyrugu t;1km1�tJ. M idem bozuktu. Oyle oldugu halde, kat;ak cigaramla hali unutmaya t;ah�1yordum. Bu insanlar benden ne istiyorlard1 da miitemadiyen Kiitelamare ve Enver Pa�a diyorlard1 . Midelerinde vesika ekmeginden ba�ka bir �ey olmayan i nsanlar

nas1l zamam dii�iinebiliyorlar sulh,

diyorlard1 ?

Nit;in

t;ocuklanndan

bahsetmiyorlard1 ?

153

ve

harp

tarlalarmdan


Birden ko�eba�mdan iki kara yag1z atm cektigi bir fayton peyda oldu. Arabac1 bile ne topal, ne colak, ne kordil. Peki, askerden nas1l kurtulmu�tu ? Bu atlan gibi kara yag1z, s1hhatli adamm ne derdi olabilirdi ? - Vay katip, yalanc1 hastahk h a ! Tembellik ha ! Rak1 da 1m iQmezsin ulan ! Yilril be. - Bu

ak�am

beni

affet

agam.

Rak1

icecek

halde degilim. Bugiln yine s1tma tuttu. - S1tmaya rak1 birebirdir. Sana bir kadeh de kininli konyak vereyim . . . yilrii . Bugiin seni b1rakmam. - Gelemem, agam. - Ka tip, ben sensiz idemem bu ak�. muhakkak gelmelisin .

K1ymetimi

bilmezsin.

Senin

icin

dort

cuval ogilttilrdilm. Dort okka da kelle �eker ayirtt1m. Halt etme artlk ! D�ilndilm : Dort cuval un, dort okka da kelle �eker. Su kenannda 1hk bir ak�am ba�lam1�t1. Kavak­ lann tepesinden ku$ sesleri geliyordu. Su ilzerindeki komelerden birindeydik.

Bir golil kendine memba

yapan bu kilcilk caym sazhklan icinde o gol, durgun sulanm boyle kap1p koyverdigine pi�man yine uyuk­ Iard1. Bu cay yine bir goldil sanki . . . Eskicizade : - 1nsan - dedi -, ashm unutmamahd1r.

Bakm

bu cay bile ash gol oldugunu unutmuyor. Sulan bir g0l suyu gibi dlk ve sessiz. Sanki bir gol gibi sakin, san­

ki bir gol gibi akm1yor. Tabiat bile ash m unutmuyor, gorilyon a ! Aslmda kendisinde bir �eyler sakhyor. Ben i� eskicilikle ba�lad1m. Ukab1m da belli ya. Donumu baglayamazken sogan pazarmda koyliller­ den yumurta ahr, satardl.Dl. Evlerden Yahudi cocuk­ lar1 gibi

eskiler de toplad1m. Evleninceye kadar bu 154


boyle y1m.

devam etti. Ticarette

Sermayem yoktu ki, zengin ola­

o kadar

pi�mi�tim

ki,

bir

kii�Uk

sermaye i le diinya kazanacag1ma emindim. Evlendim , kammn biraz paras1 vard1. Zaman da yard1m etmedi degil . Arna ticarette kii�iikten pi�mek

Jaz1m.

i�te

katip ! Oglunu istanbul'a mektebe gondermeye bakma. Ticarete ah�tu.

Kibrit

satsm; cigara kag1d1 satsm,

i�e ah�sm. Ticaretten fayda var. Tiiccar adam kimse­ n i n kolesi degildir. Hepimiz onu dinliyor; hak veriyorduk . Bu rak1lar, bu pirzolalan, bu pathcan tavalan, begendileri, havyarlan belki en biiyiik memur yiyemiyordu. Hat­ ta, vatan i�in �arkdar okuyan dahiler de yiyemiyor­ lard i. Ya�asm ticaret, ya�asm tiiccarlar dedik ve i�ti k . S1tma b i r o n be� giin i�inde beni, �ocuga dondiir­ mii�tii.

Dii�iincelerim,

her azam bir �ocuk vazUhali

alm1�tJ. - Vay katip ? Bu ne hal ! Allah Allah ! Bu ne i�tir yahu ! Ne kor olas1 hastahkm1� o oyle ! Kusura bakma, hatmm soramad1m. <;ok dalavereler dondii . <;ok

ugra�tJm, �ok yoruldum. Senin dort �uvah be�

edip

bugiin

gonderecegim.

Sekeri

de

on

okkaya

�1kardnn. Bir sene yersiniz. Biraz da kahve gonderece­ gim. Nohutla kan�tJrm da idareli kull a m n, birka� ay sonra hi� bulamayacag1z. - Sago) agam ! - Otur bakahm �u sandalyaya ! Al eline kalemi, �u benim hesaplan goriiver. Deftere ge�ir . Su mektubu da yaz. Kopyasm1 al. Ondan sonra da ziyafete ba�lanz. - Helvadan da ye katip. Dokunmaz merak etme. Halis Halep yagmdan yapddi.

Biraz daha misket

al katip. Oziim adama dokunur mu hi�? 155


- Peki agam. Ne diye �imdi o Rahmi beyi bu kadar tutuyorsu n . ? Adam alalh para yapt1gm1 soylii­ yorlar. Senden sonra kasabada onun ismi

amhyor.

- Sen merak etme katip. Bir seneye kalmaz, onu ben

bir ala�ag1 edecegim. Siiriinecek. Ekmek

paras1 bulamaymca yine bana gelecek. Sen goriirsiin katip. - Peki agam, neden boyle yaparsm ? Cevap vermezdi. Giilerdi. Bu onun en

biiyiik

zevkiydi. Sinemas1z, tiyatrosuz, kadms1z ve kumars1z kasabada h1rslar elbette boyle tatmin edilirdi . Birini ala�ag1 etmek it;in evvela kendisiyle boy olt;ii�ebile­ cek

bir vaziyete t;1kannak,

sonra el

ense etmek.

Ardmdan bir kahkaha sahverip SU ba�mda bir alem tertip etmek . Kasabamn Eskicizade'yi

biitiin

sessiz

severlerdi .

gormii�

Hepsine

ge.;irmi�leri

iyiligi

dokunur;

herkese �eker, un gonderirdi. Harbi Umumi bitmek iizereydi . Rahmi beyi cl ense

kavrayan Eskicizade bu

vaziyetten biraz h 1r­

palamr gibi olmu�tu . Rahmi bey iimidinden fazla mukavemet goster­ mi�,

yenilmemek

it;in .;ah�m1�t1.

Bu,

Eskicizadeyc

a�ag1 yukan yiiz b i n liraya mat olmu�tu. Fakat

bugiin

yemek yerken

Rahmi

bey,

ben ve Eskicizade

Rahmi beyde her�ey suyunu t;ekmi� t i .

E n tuhaf1, zavalh adam kendisine edilen fenahktan habersizdi . Oturmu�; cellad1yle yemek yiyordu. 0 ak�am istanbul trenine kadar kendisine y o l ­ da�hk ettik. kalkarken

Bilet

Rahmi

paras1m

Eskicizade verdi. Tren

beye bir ciizdan it;inde

paras1m vermeyi de unutmad1. 1 56

tabanca


Arabanm i9inde bize di�leri g1c1rdayan aga9lan, k6pekleri, tekerleklerin altmdaki kumlan kil9ilmse­ yerek evimize d6ndilk. Eskicizade dalgm ve meyus g6zilkil yo rd u. - Katip - dedi -. Di�lerim 9ok fena; hepsi agnyor. Seninle istanbul'a kadar gidelim de �unlan yaptirahm. - Olur agam, yaptirahm. Ertesi giln satilm1� bugdaylan 9uvallara yerle�­ tirdik. Hesap seksen bin okka bir bugday g6steriyordu. Ardiyenin bir tanesi ha!a t1khm t1khm, ama hesap dolmu�tu. Ko�arak Eskicizade'ye gittim. - Seksen bin kilo doldu agam - dedim -. Bir ardiye daha ag1z ag1za dolu. Bu nasil i � ? - Ha !

Katip - dedi - , buna

ardiye mahsul ii

derler. Sen onlan da 9uvallara doldurt bakahm. Bugdaym fire verdigini bilirdim. Yani seksen bin kilo bugday yetmi� dokuz b i n sek iz yilz altm1� yedi kilo gelirse buna akhm yatar. Bu da zaten ma! ahmrken hesap edil irdi. Fakat seksen bin kilonun faraza doksan bin kiloya 91k1p b6yle artma bir fire verdigini hi9 g6nnemi�tim. Yine b6brek, y ine enginar, yine ayva kompostusu, misket ilzilmil, sari bayir i nciri vard1. Yine Eskici­ zad e gillilyor. - Katip, - diyordu, bu i �e aI<:lm yatmad1 h a ! . . Hey Ali pehlivan ! Gel buraya ulan ! A n lat katibe �u ardiyenin dogurdugu ev!at meselesin i . A l i pehlivan kantarc1yd 1 .

Aslen

k6ylillerden

alman

mah

belediyenin kantarc1s1

tartan

olmakla

beraber, bazan da Eskicizade'nin kantarc1s1 oluyordu. Vaziyet anla�1lm1�t1. 0 zamana kadar yedigim yemekleri yine kusmad1m. Fakat o ak�am, kasabaya 157


bir daha d.Onmemek iizere, istanbul'a hareket ettim. istanbul bir alemdi. Burada ae kopekler insanla�­ m1�tJ.

Binbir Eskicizadenin

yanmda bin bir �riki

ciiriim ya�1yordu. Fmnlarm oniindeki i nsanlar; otomobildeki tok­ lara,

bizim, kasabada Eskicizade'ye baktJg1m.Iz gibi

balayorlard1.

Zaman,

diyorlard1;

harp,

diyorlard1.

Kimse sesi ni e1karm1yor, top sesleri uzaktan uzaga i�itiliyordu.

<::ar�darda

vatan

�arlalan

okunuyor,

cephelere giden gene �airier, gene yaz1cilar «Harp ya�sm ! Ya�asm harp ! H arp !

H arp !» diye

bagn�1-

yorlar, olenlere mersiyeler, vesika ekmegi yiyenlere has «Ati

�iirler

okuyorlard1 .

bizimdir»

diye

Y�asmlar

haykmyorlard1.

yiikseliyordu . Sokakta

sari

k1rmm Almanlar birer kahraman gi bi dola�1yorlard1 . Almanlar ne giizel adamlard1 ! . . istanbul hiis1h

bir alemdi.

doluydu. Yemeyen,

iemeyen,

Yiyen,

icen, giilen

gii l meyen

bir ko�eye

eekilmi�; yemiyor, iemiyor, giilmiiyordu. Eskicizade'ye

i ndigim

otel i n

kiraathanesinde

rastlad1m. - Yaz1klar olsun kiitip - dedi -.

Hani

beraber

gelecektik. Ben bi raz soguk: - Oyle oldu agam - dedim. Yumu�ad1. Bi raz sonra

ben ondan daha yumu­

�aktJm. 0 ak�am yatt1g1m1z yer, Beyoglu' nda kocaman bir aparhmand1. Yamm1zda iie tane taze k1z vard1. Havyar sof­ rada idi. Eskicizade'nin bile istanbul'dan getirtmege utand1gi has firancala dilim dilim, i nce ince kesilmi�ti. 158


Biltiln k1zlarm gozleri havyardan ve rak1dan �ok bu acayip nesnede idi . Y edik, i�tik. . . Ertesi

giln

kendisine,

Eskicizade'nin

di�lerini

- Platin yapahm pa�am - dedi -, altm

herkesin

yaphrtmaya gittigimiz di��i : agzmda. Sonra san da iyi durmuyor. Platin yapahm. Eskiciz.ade: - Yapahm - dedi . Di��inin yilksek bir para istemesine kar�1 gi.ildil. Bana hitabe n: - Ardiye bu sene on bin okka m 1 mahsul ver­ mi�ti ? - di ye so rd u. Eskicizade'nin di�lerini platin yapt!Td1k. 0 bana i stanbul'da bir i� buldu. Miltareke ilan edildi. Kendisi memlekete dondil. Arasua yine ismini i�itir, dalave­ relerini duyard1m; servetinin hesabmdan dem vuru­ lurdu.

Fakat

�okluk yanma ugramazd1m. Kasabaya

be� sene evvel gittigim z.aman, - Ka tip - diye seslendi. Arna sesi eskisi gibi �1knuyordu. - �uramda, katip, �uramda bir �ey var ki, beni s1k1yor, anlayam1yorum. Hamur i�i memnu, yorulmak memnu, heyecan memnu, rala yasak. Boyle ya�amak m1 olu r ? Hey gidi gilnler hey ! . . Eskicizade kalp sektesinden oldilgil zaman sevi­ nenler �ok oldu. Ben sevinmedim. Ekmegini yedigim i�in milteesir bile oldum. Ardiyelerin kar�1smdaki «Kanh Mez.arhk»a go­ millmil�til. Daha oras1 mezarhkti . Bugilnkil f1rka bi­ nalan ve sinema yapdmam1�t1 . Bir giln, belediye meclisi, �hrin ta gobegindeki 159


bu mezarhgm ortadan kaldmlmasma karar vermi�ti . Serviler kesilmi�, kokulan ta uzaklardan duyuluyor­ du. Bu

selvi

kokusuyle

kasaba o kadar dolmu�tu

ki, oliilerin ayaga kalktJg1 rivayeti bile �1km1�tI. Eskici­ zadenin toprag1 ba�ka yere ta�mmak laz1m geldi . �ehir haricine bir �yler gotiiriip gomdiiler. Fakat bu ikinci tedfinden sonra kasabaya �u havadis yay1ld1 : «Eskicizade'nin kabrinden hi�bir �ey �1kmam1�.» Bu; kasabaya miithi� merak oldu. Acaba bu adamm kemikleri ne olmu�tu? En kii�iik esnaf bile bu biiyiik tiiccarm oliisii ile alakadar oluyor,

birbirine acaba

bu adamm kemikleri ne oldu ? diye soruyordu . N ihayet i� ogreni ldi.

Bunu

yapanlardan

birisi

tutuldu. Bu gen�, bir koylii delikanhs1 idi . Her�eyi inkar

ediyordu .

serbest b1rak1ld1.

Eide hi�bir

deli! de olmad1g1 i�in

Fakat serbest b1rak1hr b1rak1lmaz

otekine berikine anlatmakta hi�bir beis gormemi�ti. - Ne

yapalnn ?

- diyordu -.

beyaz altm oldugunu babam gotiirii�iinde

Herifin di�lerinin

soylerdi .

Her

bugday

slflhr, di�lerini gosterirmi�. Plfll plfll

parlard1, derdi. Beyaz altm da miithi� para edermi� . . . N e yapahm ? - Pekala, oliiyii ne yapt1niz? - Ne yapacag1z? Su boyuna kadar gotiirdiik. Ayagma bir ta� baglad1k. Cumburlop ! Ardiye mahsuliiniin on bin okka verdigini ben­ den ba�ka bir de Ali pehlivan

bilir zannederdim.

Oysa biitiin civar koyler bunu bilmeden, anlamadan bir kablelvuku his gibi duyarlarm1�. A rdiye mahsuliiniin kar�1hg1 olan beyaz altm­ lan, oliiniin agzmdan sokenler istanbul'a ko�tular. Bu 'paray1 meyhanecilere ve kart fahi$elere dag1tt1lar. 160


BiR K A R P U Z SERGi S i

Birdenbire ellerimi opmege ba�lad1. Yilzil k1pk1T­ mm olmu�tu. �imdi yalmz kmnm kil9ilk kulaklanm, ensesin i n 9ukuruna dil�mil� dumanh kumral sa9lanm gorilyorum. Bir an ii;inde degi�ivermi�tim. Bir ba�ka insand1m. Biltiln muhakemelerim altilst olmu�; fikir­ lerim degi�mi�ti. Bu anda benden her�ey yapdabilirdi . Bu ellerimin opilldilgil birka9 saniyede

benden bir

dilnya istenebilirdi. Ben bu dilnyay1 yaratacak kadar kuvvetliydim. 0, art1k dudaklarm1 ellerimin tilylerin­ den

t1rnaklarma

kadar

gezdiriyordu.

Bir

zaman

yanagmm, kmnm ve yanan yanagmm da elime bir ku­ ma� temas1yle silrilndilgilnil

hissettim.

Ellerimi,

bu

sevilen, sevilmeyi yad1rgayan ellerimi, kendisine b1rakt1m. Ellerim benim olmaktan 91kt1. Kafam mils­ terih bir iklime 9ekildi. Dil�ilnmekten durdum. N eden sonra sevilmeye ah�mam1� bir insan ruhuyle ellerimi yanaklarmdan 9ektim. - Y ok - dedim -. Heyecanlanma ! Bu

paranm,

sana verdigim bu param n n e ehemmiyeti olabilir. Birak, yapma, utamyorum. - Bana verdigin para ii;in degil .

Vallahi para

ii;in degi l . Dinim hakk1 ii;in ! i nan vallahi para ii;i n degil . Dinim hakk1 ii;i n ! Avlusunun otlan taze kesilmi�, minareleri 9imen­ lerin ilzerine akm1�, kubbeleri yakm 9ar�Ilara dokillmil� 161


sessizlik ve esrar dolu istanbul camilerinden bir ta­ nesinin avlusundayd1k. Bir ogle ilstilydil.

Flfsat bul­

duk�, camm s1kdd1ki.;a, kafamm ii.;ine bir ba�ka ben­ l ik sokulduki.;a insanlan sevmek ii.;i n ; bir uzlet ii.;inden, bir yoksuzluk ve kimsesizlik ii.;inden ; bir varhgm ve kimsenin kan�1khg1m daha iyi duyabilmek ii.;in daima meliinkolik ko�eler arard1m. 0 zaman kili.;ilk kumru­ larm gezindigi cami sundurmalarmda dil�ilnilr; i s­ tanbul'a, bu koprillerin ve sefillerin ve vapurlarm bir­ birini dil�ilndilgil, birbirini i.;ag!fd1g1 istanbul'a bakar kahrd1m. Cami avlularmda hii.;bir zaman yalmz kalmad1m . Belki benim gibi aym hisle dolu birkai.; insam, bir servinin veya bir i.;marm veyahut da bir kubbe gol­ gesinin ii.;ine uzanm1� buldum. Fakat bugiln kendi­ sine para verdigim insana birbiri arkasma bir hafta, sonra

muhtelif

fasdalarla

bir

bahar,

bir

yaz,

orada rasgeldim. Bana artlk oyle geliyor ki, bir giin, hasretini

uzaktan

Qekmegi,

kendisini

senelerce

gormeyip de gilnlerden sonra bir giln gormegi ozle­ digim bu �ehri terketsem, senelerden sonra dondilgilm zaman o nu gene orada, bir kubbenin, bir servinin golgesinde bulacag1m samrd1m. 0 kadar birbirimize ah�m1�tlk. Arka ilstil ya­ tard1. Ellerini, dumanh kumral sai.;larmm dokilldilgil ense i.;ukuruna kenetlerdi. Gilndilz, y1ld1zlan g()rlir gibi gokyiizilnde dil�ilnilrdil. Kafas1 bir Yahudinin kafas1 kadar ticari entrikalarla dolu idi. $imdi cebinde para­ s1 da vard1. <;ah�mak istiyordu. Yazd1. Bir karpuz sergisi ai.;abilmek ii.;in projeler yapmakta idi. Cins karpuzlar rilyalarma giriyordu. Arna i.;ah�mamak . . . A h i.;ah�mamak !

Ba�layan yazm

162

biltiln

gilzelligini


gorebilmek i1;in arzusu i radesiyle 1;arp1�m1yordu bile. Arzusu iradesini alm1�, birlik olmu�lar, dost olmu�lar­ di. Beraberdiler. Biitiin giin aynlm1yorlard1. Yalmz riiyalarmda birbirlerinden bir lahza aynhp tokatla­ �1yorlard1. Bir ad1m otemizde kaynayan yaza kar�1, golgenin ve bir orta zaman rutubetinin i1;ine gomiiliip karpuz sergisinin projelerini yaptJk . Tekirdag karpuzlan m en arkaya dizecegiz. Sag­ l amc1 ve pazarb.k yapmayan mii�terilere

onlardan . . .

Sonra, one kocaman siyah karpuzlardan koyacag1z. Bunlar kalm kabukludur, hep klfmJZJ 1;1karlar. Arna 1;abucak

kof cevizlere donerler.

Vodina kavunlan

en iyi cinstir. Kokulan d1�mda degil ; i1;indedir. Bu 1;itili, iizerleri

1;entikli,

verirler, eziliverirler,

kokulu kavunlar yumu�ay 1-

onlan

1;abuk

siirmelidir.

Ne

pahasma olursa olsun elden 1;1karmahd1r. Birdenbire hararetlenir: - Kii1;iik bir f;lfak tutmahy1z - derdi -. <;1raks1z i� goriilmez. B11;km bir 1;ocuk buluruz, kapkara bir �y olur. En kii�k b i r p1tJrtJ,

bir karpuzun olup

01Jnad1gm1

fiskelendigi

anlamak

i1;in

iistii

zaman

1;1kan sesten bile uykusundan uyanan, atik bir 1;ocuk bulmahy1z. Karpuz sergisi nin biitiin i�i o 1;ocuktad1T. Yalmz boyle bir f;lfak bize daha iyi 1;ah�manm, dil dokmenin, geni� olmanm, i � bittikten sonra tiirkii 1;agmp cigara savunnanm lezzetini verebilir. Ben, - Yok

- derdim -,

once

1;1Taks1z

Ona masraf ister.

1;ah�rriahy1z .

Gene birdenbire soziimii keser: - istemez - derdi -. Ben kendi ekmegimi onunla 163


payl�mm,

sana

ne ? Ziyam

yok,

patron

sen

ol .

Sen iki pay al, ben bir pay. Bu bir pay, Cirakla bana yeti�ir. - Pekal a. Ertesi giin o n u gene bir kubben in altmda elle­ ri ensesinde arka iistii dii�iiniir bulurdum. - <;:1rak yann hazir - derdi. Agustosun

oyle

bir

giiniindeydik

oynam1yor. <;:ok berrak ve s1cak uzaklardan bize getiriyor, ta

ki

yaprak

bir hava,

sesleri

K umkap1 sahillerinde

y1kanan i n sanlan dii�iindiiriiyordu. - Haydi gidelim

K umkap1'ya - dedim -. Bir ke­

narda denize gireriz. - Ben sabahleyin gittim - dedi -.

Sen

istersen

git, bir banyo yap, gel . Ben Cirag1 bekl iyomm. - Paralar

dedim .

- Bitti mi ? - dedi. - Bende metelik yok. - Bana verdigin para duruyor - dedi -. Bu para, bize yeter de artar bile. Ben

K umkap1 sahiline yolland1m. 0 arka iistii

yatt1g1 yerden sag tarafma dondii. Gozlerin i kapa<j1 . Ben bir minare golgesinden giine�e dogru ad1m­ lanm1 agirla�tmrken arkamdan bagird 1 : - Hac1 bey ! - dedi -. Yann sabah altJ

bucukta

Beyaz1t havuzunun kenarmda o l . - Olur, olur. Saat ona dogru Siileymaniye'nin avlusuna var­ d1g1m zaman kimsecikler yoktu.

Bir adam giine�in

altmda soyunmu�, cama�Irlannda bir �eyler anyordu, 0 zannettim. Degildi. Ak�ama dogru idi . Sundurmamn

oniinde

dii�iinmekle

164

uyumak

aras1

bir


halde

meltem

91kmasm1

bekliyordum. Ter i9inde

gozilkti.i . Tira� olmu�tu. Siyah bir fanila giymi�ti. - Ni9in alt1 bu9ukta gelmed i n ? - ded i . Beni

uykumdan c;ekip alarak siirtikledi. Kar­

puz sergisine vard1g1m1z zaman, giine� altmda bu kadar h1zh yiirtimekten

�akaklanm zonkluyor, vii­

cudum 9oktanberi akmam1�

bir

terle yumu�am1�.

ka�m1yordu. Pis bir hasmn i.izerine kirk elli tane kar­ puz dizilmi�ti. K ti9iik, hakikaten duman gibi kara sa9h tuhaf bir 9ocuk, bu k ti9iik karpuzlarm ontinde haykmyordu: - \:eyrege ! .. <;eyrege ! . . Elini mi kestin baba ! . . Param olsa da ben de yesem ! . . Karpuzlarm bazilanna nereden di.i�ttigti me9hul bir gtine� vuruyor, sokagm ba�mdan bir vanti lator­ den eser gibi bir meltem esiyordu. - i�te - dedi -, bizim sergi de boyle olacak. Sonra indigimiz yoku�u agir agir 91kt1k. Ka­ raran giine kar�1

bir karpuz sergisini

di.i�tindiik :

«Bir karpuzun iizerine mumu yakard1k. M um kara ve kocaman karpuzun tistiinde agustos gece­ lerini sallar dururdu. <;iragnmz once k ti9iik, hur­ da bir karpuzu kesmi� yemi�; sonra, kocaman bir karpuza ba�1m koymu� uyumu� olurdu. A rkada­ �1m hala Tekirdaglan kara beneklerden, kara be­ nekleri

alacalardan, vodinalan

nrd1. Bazan

topatanlardan ay1-

bir K irkaga9 kavununu eline ahr, ba­

na doner: - Bir ba�ka cins Ki rkaga9 - derdi -. Bunu ayn koyahm. Bu, k1�a dayamr. K1�m bile 9iiriimez, yumu­ �amaz. i9i buz tutar. K1�m soba kenarmda bunu kesmek laz1mdir. I hk suya koymah bir miiddet, 165


title suda kald1ktan sonra kesip yemel'idir. Tadma doyum olmaz. Sonra her i� biter.

Simsiyah k ulhanbey gom­

legini 91kanr, bir Yenicami gomlegi giyerdi. Ceketi ni serginin

tahtasma 9akdm1� 9ividen ahr, omuzlarma

birakir: - H aydi

gidelim - derdi -, kopriiden biraz va­

purlan seyredelim. Hem hava alm1� oluruz.»

166


M A V N A L AR

Kopril'niin ilstilnde e l ayak <;ekilmi�ti.

Osttin­

den, ba�mdan amele oldugu anl�Ilan bir adamla, yine

aym y�larda elbisesinden

gemiciligi

doki.ilen

bir b�ka adam hi<; konu�madan yanyana cigara­ lat1m tilttilrerek,

Oskildar'a

dogru

bak1yorlard1.

Oskildar uzaktan bak1lacak ve oraya gidileme­ yecek kadar uzak, garip, gi.izel bir koy haliyle karanhgm i<;inde k1rm1z1ms1, seyrek elektrikleriyle <;oktan uyu­ mu�tu. Gem.ici otekine: - Benim O skiidar'da bir teyzem vard1r - dedi -, gidip bi r giln girelim. - Gorelim. Yine konu�madan motora

dald1lar.

koprii altmdan

M otorun

arkasmda

ge<;en

bir

mavunalar

doluydu. Ozerinde mu�ambalar ortillmii�til. Mu�­ balann altmda bugday, m1s1r, arpa, hububata benzer bir yumu�h.k vard1. Amelenin kafasmdan Kopril'niln ilstilnden, son mavunanm i<;ine, i<;lerinde bugday oldugunu tahmin ettigi

yumu�akhg1

atlay1vermek

ge<;ti.

Bu

hissin i

soylememek istedi, dayanamad1: - i1;ine atlay1verseydim - dedi. - Sinemadaki gibi, degil mi ? A mele cevap vermedi. Vermedi ama gi.iliimsedi. Bir

k1�

ramazam

gecesiydi.

167

Sonra

i stanbul


tarafma

doniip

camilerin

mahyalanm

seyrettiler.

Gemici, - Ne ho� - dedi - kandiller . . . Amele, - Sa hi ho� be ! - dedi. Hafta tatilinde

birisi

Galata'ya

ge9erdi.

Ote­

ki �ehzadeba�1'na . . . Kirk yilda bir de Koprii ba�ma giderler, geceleyin

geceye bakarlar.

her zaman Dskiidar'm vapurlar,

iskelelerdeki

Gecenin

i1;inde

1�1klan, Galata'daki

biiyiik

kii9iikleri,

koprii

altmdan

gelip ge9en artlanna dolu veya bo� mavunalar bag­ l annu� motorlar goriirlerd i. Boyle ak�amlarda bir­ birlerinin olduklanm

dostluguna giivenilecegi, dort be�

ciimle

iyi

iki

arkada�

konu�madan anlarlar­

d1. Amele, her zaman,

buraya her gel i�lerinde i1;i

bugday dolu, yiiklii motorlar ge9erken Koprii'niin demirleri iistiine 91k1p ayakiistii kendisini birakmak isterdi .

Bazan

arkada�ma

bunu

soyler,

arkada�1 :

- Sinemadaki gibi degil mi ? - der . . . Ya eve gider yatarlar, yahut vakit erkense bu sozden birdenbire hatirlayarak Yiiksekkaldmm'da bir sinemamn on siralarma ge9ip otururlard1 . Ne film gosterilirse gosterilsin onlar miitebessim ve memnundurlar. Eve gelince yine konu�mazlard1 . Biri Galata'daki dostunu, sinemadaki herifin yapt1g1 gibi opecegini; oteki �ehzadeba�1'ndakinin avucunun i9i ni karanhk sokaklarda koklayarak opecegin i ; i1;leri ezilerek, uykulan ka1;arak dii�iiniirlerdi. Birisi, - Uyudun mu ? - der. Oteki, 168


Uyudum - diye cevap verirdi.

Beriki giilerse oteki derhal

uyurdu.

Giilmezse

giilmeyen uyumu� olurdu. Beyaz, mehtaph bir geceydi. insana biiyiik bir yol gitmek arzusu veren, iskelede yatan vapurlarm bacalan hafif bafif du man 91kanyorlar. . . Bazan bir vapur, denizin i1;indeki

bir

ba�ka

1�1kh

vapurla

beraber

iskelelere yana�1yor, ii9 be� ki�i merdivenlerden h1zh h1zh ge9ip gidiyorlard1 . Amele birdenbire: - Gitsek mi ? . . Oteki - Gidelim - dedi. Aym odada yahyorlardi . Birisi SIVash idi. Oteki izmirl i. Biri vapurlarda

9imac1hk yap1yordu. Otekisi

bir degirmende 9ah�1yordu. Ayda dort l iraya tuttuk­ Ian

odada

hi9bir gece oturmazlard1.

Birbirlerinin

yiiziinii de 9ok az goriirlerdi. Birisi i�ini dokuzda paydos ederdi. Oteki simsiyah

on

ikide gelir yatard1.

Oda

karanhkt1. Yine karanhk, rutubetli, kiiflii

bir avluya bakan demir parmakhkh, pencereden, giin1�1g1 zor girerdi. Birinin yatag1 sagda, otekinin yatag1 soldayd1. Amele, yorgam olmad1g1 i1;in soyunmadan yatar. Obiirii, don gomlek uyurdu. Sabahleyin beriki saat altJ vapuruna yeti�meliy­ di . Otekisi ise ogleden sonra i� ahrdi. Bazan her iki...

si de altJda uyanm1� olurlarsa Rum patron yanmda 9ah�an amele: - Sabahm kalimera oglum - derdi. Otekisi de kalimeray1 karamela manasma ahr: - Seninkisi de latilokum - derdi, giilerlerdi . Bir

giin 9imac1y1 i�inden 91kard1lar. 169

Bir iskele


memuru

yilztinden.

- Bana

Adam

�u

kadarc1k

anlatt1:

«e��oglu e�ek» dedi, ben de Qenesini

dag1t1verdim. Arkada� 1 : - Yapmamahydm - dedi . B u sOZ, otekinin o kadar gilcilne gitti ki, il c; giln ac; gezdi, arkada�mdan bir yard1m istemedi. Beriki birikmi� parasm1 yiyor samp halini sormadi. <;imac1 Pa�abahc;e Cam Fabrikasmda i� buldu. Orada yatJp kalkacag1 ic;in arkad�ma veda etti. Op�tiller. Son ak�amlarm1 yine Kopril ba�mda g�irdiler. - Bir O skildar'daki teyzeme

gidemedik

- dedi

amele. S1vasi J : - Olmad1 i�te. . . Yine gideriz in�allah camm ! 0 kadar

gilzel

. .

bir ay vard1 k i gokyilzilnde .

i nsanm ic;ine ay aleminin acayipligi c;Okilyor.

i nsan

kendi kendine orada olsak, diyordu. Aym ic;inde . . . Arna hie; kimse bunu otekine, yanmdaki arkada�ma soylemiyordu. Tam o SJrada sakin sularm ic;inden patJrt1h bir motor sesi geldi. Ve ardmda belki ona yak1n mavnalar. ic;lerinde yine bugday vard1. Amele, ta altlarmdan

geQen

tepeleme

bugday yilklil mav­

nalara baktJ. Fakat ic;ine, ic;lerine atlamak arzusu ilk defa olarak gelmedi.

1 70


GECE i � i

Omer, evvelce sa�larmdaki mendili u�uran kara yele sa vrulmu� bir kilfilrle kadma hilcum etti. Bu hareketten meyhanedekilerin en

genci

ilrperir gibi

oldu. Bu gencin yanmdaki kJTkbe�lik bir adam: - Otur evlat - dedi Kendisinin

degil,

ruhunun

ka�1p gitmek

i ste·

yi�ini anlayan bu adama gen� �ocuk korkuyla baktJ. Ak�, daha ortahk kararmadan

i�meye ba�·

lan11�lard1. Tramvaylarm 1�1klan yanm1�, meyhanenin 1�1klanm

Omer,

karanhk

i�inde

mahsus daha

iyi

yakt1rmam1�t1.

Bu

konu�uluyor,

daha

yan iyi

i�iliyordu. Sonra 1�1klar teker teker, korkak korkak, ade· ta hi�bir elektrik dilgmesi �vrilmeden, sanki kendi kendilerine yanm1�lard1. Her ampul be� on dakikahk bir fas1 ladan, biltiln ampuller, ancak bir saatlik z.aman g�tikten sonra, kendiliklerinden Omer'in haleti TU· hiyesiyle ve karanhkla beraber yanm1�lard1. l �1klar yanmca meyhane her ak�amki manza· rasm1 alm1�tJ.

i�inde Omer' in bulundugu zannedil·

meyecek kadar gilriiltillilydii . madan

konu�an

Dudaklanm k1p1Tdat·

killhanbeyler,

killhanbey

i��iler,

bahk�1, yahut ne i� yaphg1 me�hul Rum ve Ermeniler her�yden bahsedlyorlard1. Bu meyhanede namuslu i nsanlar

bile

h1rs1zlarla

yankesicilerin

1 71

vakalanm


tiksinmeden, iirpermeden dinlerlerdi . Meyhane ayna­ l anmn i<;inde cemiyetle ba�ba�a gidemeyen, sanhp yuruyemeyen

insanlann bir vakadan, bir cerhten,

bir katilden hatJrah gozleri goziikiiyordu. Omer'in hiicum ettigi kadm, k1zamu� yanag1111 ovalayarak : - Ne oldu ki, Omer aga - dedi -. Laf1m1 yanh� anladm, kotiiye <;ekti n. - Yanh�

anlamad1m. Ben mahm1 bilirim.

Araya· kemanc1 Karabet girmi�ti . Bu, kiilhan­ beyleri n hiinnet ettikleri bi r adamdi . Bu cemiyette Karabet,

bir

artist

muamelesi

goriiyordu.

Onu

a�ag1 yukan, biiyiik kii<;iik herkes sayard i . Gen<;li­ ginde

uzun

seneler

ge<;irdigi

hapishanenin

havas1

suratmda, ruhunda, elbisesinde kalm1�, onlarla bera­ ber kemamm <;alardi . Omer, - Sen hele bi raz yan dur Karabet -- dedi . Karabet i sterse bunu kendine bir hakaret sayar; kiilhanbey damarlan i �lemi� olsa Omer'in iis­ tiine atdabi lirdi . Yana <;ekildi ama her fJrsatta pala atmaya haz1r bir vaziyet aldi. Omer, �ark1c1 kadmm k1zarmam1� sol yanag1111 i�aret ederek : - B i r daha -dedi-, elinin hamuruyle erkek i�i­ ne kan�m a ! Gen<; kadmm yerine biraz ileride gozleri sevin<;li, di�leri <;iiriik, sa<;lan oksijenli, biitiin bunlara ragmen halii giizel ve sevimli, hala bir kedi kadar sokulgan ihtiyar bir Rum kad1111 cevap verd i: - M erak etme Omer aga - yanag1111 bir eliyle ac1yormu� gibi tuttugu halde-, merak etme sen. Zehra bir daha

el inin

hamuruyle erkek

1 72

i�ine

kan�maz.


Bu cilmle o kadar komik bir vaziyette soylenmi�­ ti ki, <;ok giilmeyen Karabet bile giildii. Zehra, sandal­ yesine <;okerken

di�lerin i n arasmdan bir «kahpe !»

f1rlatt1. Omer de <;alg1c1 yerinin merdivenlerini i nerken giiliimsiiyordu. Susmu� meyhane, sanki bu giiliimseme parolasm1

bekliyormu�

gibi

deminki

giiriiltiisiinii

buldu. Hi<;bir �ey olmam1� gibi o ac1 zeytinyag1 ve anason kokulu hava ortahg1 kaplad1. Herkes

tekrar

kendi kahramanhk maceralarma, sevda hikayelerine, birbirlerine

i<;lerin i

ta ko�ede camdan

dokmeye d1�any1

hazirlanddar. seyreden

iki

Yalmz yabanc1,

garsonu <;agmp <<ne oldu ?» diye sordular. Garson b i r sir tevdi ediyormu�casma bir tane­ sinin kulagma bir �eyler mmldand1. 0 da arkada�ma, meze tabaklarmm iizerinden bir �ey iifliiyor

gib i

h adiseyi anlatt1. - Kan, o delikanh i<;in demi� ki, «Omer tabia­ tini degi�tirdi galiba . . . )) demi�. iki mii�teri iirkek iirkek Omer'i n masasma bak­ tdar.

Omer

dalgm,

dii�iinceli

mezeleri

yokluyor,

yanmdaki, sert yiizlii, kirk be�lik adam onu teselli eder,

yah�tmr hareketlerle

bir

�eyler anlahyordu.

Bu kirk be�lik adamm yanmda yirmi ya�larmda bir gen<; vard1. Yiizii pembe, yanaklan

dolgun,

duru

beyazd1 . Giiliimsedigi zaman <;irkinle�iyor, b i r altm di�, zaman zaman agzmm <;ukurunda parhyordu. Gozleri soniik, fersizdi. Sa<;lan yumu�akt1. Omuzlan dar, hali tavn, kiilhanbeyligine ragmen, kadmcanayd1 . Omer meyhaneden <;1kt1g1 zaman, vakit epeyce ge<;ti . Bir te�rinisani gecesi 1slak ve ispirtolu sokak­ larda kimseyi dinlemeden dola�1yordu. Omer yanm­ daki kirk be�lik adama: 1 73


- �unu sav - dedi-, bir boka yaramaz, korkak. Kirk be�lik adam, iii; ad1m arkalannda yiirii­ yen omuzlan kalk1k cocuga: - Ogul - dedi Hadi sen git yat. <;ocuk ses i;1karmadan riizgarla beraber savu�­ tu. Deniz kenanna birbiriyle konu�madan varm1�lar­ d1 . Gccenin ii;inde ne mii�terisi bekledigi belirsiz kay1ki;dar, onlan goriince «buyrun» bile demediler. Onlar iki iii; sandala atlayarak bir ceylambahrinin kiipe�tesine ula�tJlar. Oradan bir kapak kaldirddar, ii;eriden s1cak bir hava yiizlerine carpt1 . A�ag1da miithi� bir karanhk ii;inden horultular geliyordu, cigaralannm ate�iyle birkac yiiz gordiiler. Bir tanesi­ nin oniinde onlar da, hayret etmi� gibi birdenbire durup yere comeldiler. Bu uzun, bir naa� gibi uzun bir insand1 . Yiizii beyaz, adeta cam kmklanndan yapdm1� bir levha gibi cigaranm ate�iyle yamp yamp soniiyordu. - idris, ulan idris! Yatan adam homurdanarak etrafma b akmd1 . Sesi sakin ve hayretsiz: - Kimsiniz - dedi -, ne var? - Kalk idris, benim. . . Omer. - Yanmdaki kim ? - Kim olacak be. Mavro. - Mavro mu, ne var yin e ? - N e olacak i � var. - Ne i�i ? - Gece i�i be ! . . Uzun adam pabui;lanm arad1. iceriye karan­ hk, gece ve rutubet dolan ai;1k delikten agir agir d1�anya i;1ktdar. Yine sandaldan sandala atlayarak -.

1 74


�amurlu bir kaldmma ayak bastdar. Orada Omer saati sordu. Birisi, - On bir bu�uk - dedi. Yiiriidiiler. Her yer kapanm1�, sokaklardan bek�i diidiikleri, geceye has ne oldugu belirsiz h1�1r­ tilar, insans1z ayak sesleri geliyordu. Bir sabah�1 kahvesi buldular. D1�andan bir gaz lambas1 yand1gi samlan, fakat, i�rde yirmi be� mum­ luk bir ampul yanan bu kahvedeki i n sanlar bir­ birini gormiiyor samhrd1. Halbuki i�eriye girince bir sefil insan ve ya�ayan koku, sonra biitiin bunlan kafi derecede gosteren bir aydmhk vardi. - Merhaba Ali ! Bir acem �ivesi : - Merhaba Omer aga, ho� geldin. - Ho� bulduk. Bize ii� �ay, taze ise . . . simit�i yok mu ? - Nerdeyse gelir. �ayun yeni demlendi. Sedirin iizerinde iki �1plak, kii�iik insan uyuk­ luyor. Yer yer �1plaklan goziikiiyor, onlar bu olduk­ �a 1hk kahvede hala ii�iiyorlard1. Omer yalmz burun­ lan, bir karpuz �ekirdegi kadar ufak burunlan go­ ziiken bu insanlara yakla�h. - Bunlar da ne Ali ? Ali, Omer'in yanma gelmi�; mustarip, ac1 bir yiiz takmrru�h. - Sokak �ocuklan zavalhlar. Almasak olmu­ yor. Ne yapahm? Omer, Ali'ye dogru doniip hi�bir �ey soylemeden, onu siizdii. Sonra; duvardaki bir hahy1, koca elleriy­ le kucaklay1p soktii: 1 75


- Bedava ac1yacagma - dedi-, �u pa9avray1 iist­ lerine ortiiversene. . . Baksana nerdeyse donacaklar. <::1plaklan kapannu� iki kii9iik 9ocuk iizerlerine atllan habya uyanrnadan biiriindiiler. Birbirlerine k ar�1 donerek sanhp; yeniden derin 9ocuk uyku­ lanna dii�tiiler. Sobamn b�mda, Koprii ba�lannda babk91hk yapan bir esrarke� oturuyordu. Sessiz sedas1z dii­ �iiniiyordu. Babklar, kocarnan babklar, her biri dev .gibi babklar, zokalan denizin i9ini yernye�il aydm­ latan oltalar ve kiipe�tesi karidesler, deniz k1zlan, dev ciisse �eytan rninareleri dolu bir kay1k . . . Biraz daha ileride kara gozlii, alabildigine es­ mer, k1vuc1k sa9h, on dort, on be� ya�lannda birisi vard1. Uyurnuyor; cigarasma bak1p dii�iiniiyordu. Orner, onun yanrna gidip oturdu. Obiirleri de biraz oteye, sandalyelere 9oktiiler, uyuklarnaya b�ladllar. Biraz sonra kahvedeki sessizligi hi9 iirpert­ rneyen ve esrarke�i dalgasmdan uyand1rrnayan kii9iik bir hadise oldu. Orner, elinde b�kasmm avu9lann­ dan ahnrn1� bir sustab ile ayaga kalkt1. Sesi sakin ve rnernnundu. - �aka yaptlk be Karayel ! �aka yaptlk be ! Kar�1smdaki ufak 9ocuk bir deniz gibi nefes ah­ yor; bir riizgar gibi konu�uyordu. N ihayet : - Ben oyle �akalara gelrnern, Orner agabey. Oyle �akalar i9in yedi b19ak att1rn. Yedi b19ak yedirn. Kara 9ocuk, tuhaf bir Karadeniz �ivesiyle. yap1lan hareketin al9ald1gmdan, adiliginden, kanc1kh­ gmdan bahsetti durdu. Orner hayretle, tebessiirnle dinliyordu. 1 76


- �aka idi �aka, Karayel . Ben seni bilrnez rni­ yirn ? Ali ulan, yap dort i;ay daha. Git sirniti;iyi de bul getir. �ocugu Orner'le aralarmda gei;rni� vakanm �aka olduguna ikna biraz giii; oldu. Fakat �irndi dort ki�i ba�ba�a verrni�lerdi. Dort ki�i ba�kasmm i�i­ terneyecegi bir sesle konu�uyorlard1. Yalmz Mavro, bir ba�asmm i�itecegi �ekilde yamndakine: - i�te - dedi -. Tarn arad1girn1z erkek i;ocuk. i�­ ten de i;akar. Zaten i�i de bir 1shk degil mi ? Sonra yine dort ki�inin i�itecegi bir �ey konu�­ tular. Sirniti;i ararnaya gitrni� Ali gelince, onlan ayakta buldu. Dort ki�i taze sirnitleri JSJrarak sokaga i;tlctdar, karanhga kan�tdar.

1 77


H A NC I N I N KARISI

Yamrna, sabahlan gozlerirnin ii;ine bakan, ak­ �arnlan beni kap1rnm e�iginde bekleyen san bir kopek ald1rn. Beni her �ey aldat1yordu. MJSJr tarlalarmdan gei;erek kenarma vard1g1rn su, uzaktaki beyaz yazm ii;inde uyuklayan kasaba, kasabanm havuzu f1skiyeli gazinosunda tavla oynad1g1rn1z �i�rnan tiiccar, �ehrin belediyebahi;esinde yamna oturdugurn ve kiii;iik k1zlan beraberce seyrettigirniz delikanh, hatta �ehir haricinde ceviz agai;lanmn golgesine uzand1g1rn1z yulaf derneti sai;h bo�nak i;oban, hepsi, her�ey, su, degirrnen, golge, giine�, rnor piiskiillii i;apkm rn1su koi;anlan, her�ey beni aldat1yor. Kimi zekarna, kirni hus1rna, kirni rnadderne, kirni ruhurna sata�1yor. Yeis, bir kartal hmyle kafarnda kanat geriyor. Kirnseyi, hii;bir �eyi sevrnernek ii;in elirni, kolwnu sallayarak kendirne derdi i;agmyordurn. Dert, sararrn1� bugday tarlalarmm iistiinden �*n riizgar h 1�utJs1yle gelip beni buluyor. Ben bir ba�ak gibi sallamyordurn. Ne sular �ark1 soyliiyordu. Ne de tarlalarda ekin bii;en sessiz, sakin koyliiler bana yo! gosteriyordu. San kopekle beraber epey yo! alrn1�t1k. Kop­ riiler gei;rni�, batakhklarm kenarmdan yiiriirnii�, i;o­ banlardan yo! sormu�, bir dagm etegine varm1�t1k. Dagm eteginde kapamk rnanzarah, seyrek evli, 1 78


sakin, sokaks1z ve 9ar�1s1z acayip bir koy vard1. Ana yoldan hic;bir yol aynlrnadan c;irnen ve c;ayITlarm iistiine bir hayli ev y1g1hverrni�ti. Evlerin oniinde ne bir c;ocuga, ne bir k1za, ne de c;orap 6ren bir i hti­ yara rastlad1rn. Koyiin araba izleri dolu ve boylece yollu sokaklarmda dola�tJrn. Kirnselere rastlayarnad1rn. Tekrar ana yola geldigirn zarnan ak�arn karanhg1 basrn1�tJ. San kopegirn ac; ve susuzdu. Arna beni bu uzun seyahatte yalmz bJTakrnarnaga karar verrni�e benziyor, hiila oniirnde z1phyor, yorgun ayaklanm kaldITarak i.izerirne atJhyordu. - Buralarda bir han olacak - dedirn. Bir av kopegi gibi havay1 koklad1. Burnu yerde, benden iki yiiz metre ileriye kadar gitti, dondiigii zarnan: - Han filan bularnadm galiba - dedirn. Yere 96rneldigirn zarnan iki on ayag1m ornuz­ lanrna koydu, uzun uzun uludu. Dag1 tJTrnanrnaga ba�laffil�tJk. Bir su sesine dogru gidiyorduk. Bir oluktan buz gibi bir su ic;tik. Yil­ dmrn vurrnu� gibi agacm kiitiigiine oturdurn. Ak�arn 1�1gma kar�1 dii�iindiirn. Tepernde bir 1hlarnur agac1 tiitiiyor . . . Nic;in bu yaz giiniinde killlenrni� bir rnan­ galm kenarmda kaynayacak bir c;aydanhk, bogazmdan, badernciklerinden hasta bir insan tahayyill ediyorurn. Nic;in serin ak�arn giine�inin daga ve di�budak­ lara tJrrnand1g1 bu anda bir k1�... <«;ingenbacalo> elrnalarmm dizildigi raflar, bir k1rrnm sac; soba hatJrhyorurn. Evet yine nic;in, bir karanhk evi, bir ihtiyar adarn1; onun 6ksiiriigiinii, onun cigarasmm durnamm, evin bahc;esinde kmlc1k agacmdaki ok­ seye yap1�rn1� bir siikfitu amyorurn. 179


Kopegim yammda bir k1z bilegi kadar ince, beyaz, damars1z - kimbilir hangi serseri c;obamn kabugunu soydugu - bir dal par9as1 1smyor. Ben bu yaz giiniinde 1hlamur kokusuyle k1�lan . . . nezleleri . . . kmlc1k agac;lar1 m ... hepsinden evvel ve sonra bir ihtiyar adam1 hatll"hyorum. Bu ihtiyar adam, dedem . . . Ben dokuz ya�mda bir c;ocuk. . . Gece birdenbire geliyor. Bir kalb c;arpmtJSJyle, korku ile yerimden kalk1yorum. Zaman u nutulmu� ve bulunmu�. Bir kilometre ileride tath, gevrek bir 1�1k. Kopegimle beraber i lerideki 1�1ga dogru ko�tuk. Hamn sahibi c1hz bir adamd1 . Kopegime bir papara, bana sucuklu iki yumurta hazJTlayan kans1 ise olgun, dolgun, k1rmm, geni� bir kadmd1 . Beyaz ba�ortiisiinden gene; birkac; sac; gaz lambasmm altmda pmld1yor, gozleri geceleyin dagda kurt gozleri gibi panld1yordu. Sabahtanberi kopegime bile ac;mad1g1m ic;imi bu c1hz han sahibine ac;trrn . - Ben - dedim-, golii gormeye gidiyorum. «Ka­ rakurt golii»nii. Goliin kenarmda giizel bir koy varrrn�. Hastay1m. Bana orada birkac; ay gec;irecek bir yer bulunabilir m i ? - Bulunmasma bulunur agam, ama o koyiin ahalisi biraz ku�kuludur. Yabanc1 pek sevmezler. - Sonra giiliimsedi -. Koyiin kadmlan - dedi-, belki i�itmi�sinizdir. <::ok giizel olurlar. Onun ic;in bilmem erkekleri sizi yadJTgamazlar mt ? Sonra uzun uzun o koyiin kadmlarmdan, koyden, «Karakurt Golii»nden bahsetti. Birkac; saat ic;inde o kadar birbirimize ah�m1�­ tJk k i nihayet: 180


- Ben de o koyliiyiim, delikanh - dedi -. Kasaba �ocuklan biraz kotii oluyor nedense. Bizim koyiin kanlan da bir pan;a i�tihah. Arna seni1 anlad1m arka­ da�, sana bir yer bulmaga i;ah�acag1m. Kopegimi sevdi. «Demek ki dariidiinyada,)) de­ di, «bundan ba�ka sana yar kalmadl. » - Kalmad1 i;a vu� - dedim -, kalmad1. Askerliginden, on yedi sene .siiren askerligi nden bahsetti . Sonra daha i;ok samimile�ti. Biitiin derdini soyledi. vard1 .

Bir

dagba�mdaki

Bu geni; sai;h,

doyuram1yordu.

han sahibi n i n de derdi

geceleyin kurt gozlii

<;ocuklan

da

olmuyordu.

ona vakit birakmaz, dort be� i;ocukla

kadm1 Yoksa

ihtiyarlatJ­

verirdi . Kopegim yerek

uyumu�tu.

uzaktan

gei;tigimiz koye

Biz cigaralanmm

tazele­

uzaga 1�1klan goziiken, biraz dogru

pencerelerimizi

ai;t1k .

evvel Yine

anlatt1k: Oras1 bir <;erkez koyii idi. Eskiden biitiin koy halk1 e�k1ya imi�. �imdi ise yabanc1 goriince evlerin­ den i;1kmayacak kadar korkak m1 diyeyim, i;eki ngen mi diyeyim bir tuhaf olmu�lar . . . Dag ii;inden sesler geliyor. Gece koyu karanhk bir deniz h1�1rt1s1 i;1kanyor, kayaya kulaklanm1za

i;akal

geliyordu.

sesleri

Hanc1

kayadan beni

dort

yatakh bir odada birakarak i;ek ildi. Bir �ey bekleye­ rek sabaha kar�1 uyumu�um. Bu bekledigim �yin, hancmm doyuramad1g1

geni; sai;h kans1 oldugunu

uzun seneler anlayamad1m. Fakat oydu.

Gelmedi.

Ne bir ayak sesi hanrn bo�, lo�, sessiz, olii sofalarmda gezindi, ne de bir kap1 g1cirt1s1 duydum.

181


LOH U SA

«Kumkoy» Sakarya kenarmda, hemen hemen yanyana denilecek kadar kasabaya yakm, kJTk be� hanelik bir koydii. Kasabanm kenar mahallelerin­ den sonra bir mezarhk ba�lard1 . Yer yer duvarlan y1kdnu�. baldJTanla JSJrganlar mezarlan ve mezar ta�lanm kaplanu�. bu, artJk olii gomiilmeyen mezarhk g�ildikten sonra Sakarya'nm tahta kopriisii goziikiir­ dii. Daha kopriiye varmadan sag kolda kiii;iik bir okiiz arabas1 yolu, kiii;iik bir tepeye dogru tmnamr, tam tepedeki kocaman i;marm dibine vanh nca birbirinden hirer iki�er doniimliik tarlalarla aynlm1� koyiin evleri, ottan damlan ile meydana i;1k1verirdi . Y ol, buradan itibaren kasaba yollan gibi Arnavut kaldmm1 idi. Ta koyiin ilk evine kadar bu sarsak ve harap yo! gider, orada birdenbire bitmez, seyrekle�ir; gene bir yiiz ad1m kadar tek tiik kaldmm ta�lan bulunur, sonra bir i;imenlik ba�lard1 . Bu i;imenligin ortasmdaki araba izleri, iki muvazi hatla hii; bozul­ madan, adeta kenar i;imenler hii; ezilip sararmadan her evin kap1sma kadar vanrd1 . Kasabanm ii i; ana yolu vard1. Bu iii; ana yoldan ikisi Sakarya'nm kopriilerine i;1kard1. Nehirse kasa­ banm d1�mda kocaman bir miinhani i;izerdi. Kum­ koy, kasabanm kopriilere i;1kan her ana yolundan aym mesafedeydi . Her iki taraftan da �ehre aym182


zamanda varmak miimkiindii. Fakat bir mezarhk ge<;ildikten sonra $ehrin <;ar�1sma vanlan yo!, daha ziyade bir iktisadi yoldu. <::iinkii bu yoldan kasaba <;ar�1sma daha <;abuk vanlabilirdi. H albuki oteki yol­ dan kasaba, hemen hemen iki tarla ge<;ildikten sonra ba�lay1verirse de, <;ar�1 olduk<;a uzakt1. Kasabanm bu mahallesi, Bo�nak mahallesiydi. Bo�nak mahallesi ise su gibi berrak san k1zlanyle bir macera ve a�k yoluydu. Koy, kii<;iik kasabanm tesiri altmda o kadar koyliiliigiinii unutmu�tu ki, bazan Kumkoyliiler Sakarya'nm ote tarafmdaki koylere k1z ahp venneye gittikleri zaman bir �ehirli muamelesi gormek ister­ ler ve bir �ehirli vaziyeti takm1rlard1. Koyiin iktisadi taraftan her nedense Arnavut kaldmm1, iki taraf1 bogiirtlen <;ahhkh yolu bulundugu halde, oteki taraftan, macera ve a�k tarafmdan, kasabaya daha <;abuk varmak miimkiin olan yerinde yolu yoktu. Tarlalar i<;inden, <;ahhklardan ge<;mek laz1md1 . Bu yolda ancak delikanhlarm kocaman hendekler at­ layarak maceraya <;1kmas1 miimkiindii. Bo�nak k 1z­ larma tutkun koy delikanhlan, sabahleyin kasabaya mektebe giden <;ocuklar, bu tarla yolunu tercih eder­ ler, hep de H asan aganm tarlasmdan ge<;ip giderlerdi. H asan aganm evi, koyiin tam ortahk yerinde, ii<; kath kocaman bir kasaba eviydi. Koyiin oteki evleri gibi kerpi<;ten degil, yan kerpi<;, yan kargirdi. Onde ise birbirine muvazi, davarlarm girebilmesi i<;in icabmda kaldmlan iki uzun direk, kap1 yerine kullamhrd1. Evin insanlan, bu direkleri kald1rmaya liizum gormezler, iki direk arasmdan ge<;erlerdi . Bu evin ii<; katmda ayn ayn ii<; aile banmrd1. Alt 1 83


katta yetrni� dokuz ya�mda Hasan aga, orta katta bii­ yiik oglu, iist katta ise Hasan agamn bu senelerde ever­ digi biiyiik km oturuyordu. Hasan aga biiyiik oglu ile darg1nd1. Biiyiik oglu da ablas1 ile gec;inerniyordu . Ha­ san aga koyiin kasaba 9ar�1sma yakm iktisadi yolun­ dan yetrni� ya�makadar edecegi istifadeyi etrni�. olduk­ c;a hilekar, .zeki, yorulrnaz bir adarndi . Yetrni� ya�mda iic;iincii kansmdan bekar kald1g1 zarnan, be� sene bir delikanh gibi koyiin rnacera ve a�k yolundan kasaba ile rnuarneleye giri�rni�ti. Bir k1� gecesi karm iki ar�m1 gec;­ tigi tarlalardan san sac;h, burnunun iistii c;illi, bilekleri rnor darnarh yirrni be� ya�larmda bir gene; ktz ge­ tiriverrni�ti. �irndi dort senedir onunla ya�1yordu . Dal gibi km �i�rnanlatrnak ic;in elinden geleni yaprn1�t1 . Hie; Tiirkc;e bilrneyen san�m Bosnah, bu ydlar zar­ f mda Tiirkc;eyi sokrnii�, pernbe teni giine�ten biraz kararrn1�. kalc;alan adarnakdh dolrnu�. rnerneleri biiyiirnii�tii. ihtiyarm gozii seksen y�ma ragrnen ondan b�kasm1, daha tabii ve sessiz rnuhabbetleri gorrnez olrnu�tu . Yeri rnec;hul altmlar yalmz onun ic;in b ozduruluyor, yalmz onun gogsii iistiinde biiyiik be�ibiryerdeler, rninnac1k fmd1k altmlan panld1yordu. Yetrni� dokuz ya�mda Hasan agamn son dordiin­ cii kans1 birdenbire sancdand1. Hasan aga dargm olrnasma ragrnen yukanya seslendi : - Ulan Riistern, Riistern ! . . Yiiziiniin sertligini, b1y1klarmm biiyiikliigiinii, ensesinin kalmhg1m, ellerinin kocarnanhg1m if�a eden acayip bir erkek sesi i�itildi: - Ne var - dedi ne var? Sonra tahtalan c;okertir gibi kuk be� y�larmda, �,

184


agir ba�h, hakikaten bunna b1y1kh, delikanh bak1�h bir adam indi. Saelan aganru�t1. Dar alnma dii�en yagh siyah saelarm1 yana aymm�tt. - Ne var - dedi -. Bir kaza mi var? Bir oda kap1smm 1�1gmda k1sa boylu, ufac1k bir adam goziiktii. Yiiziiniin yansma odanm ae1k kap1smdan e1kan 1�1k vuruyor, yiiziinde bir on be� giinliik beyaz bir sakal panld1yordu. Yanaklan bir gene eocuk yanag1 kadar buru�uksuz, pembe; sesi piiriizsiiz ve canh idi : - Bo�nak mahallesine ko� - dedi -. Rizo ·yu bul . Ebenin evini bilir. Sana gostersi n ! K any1 al getir, anan olecek . Riistem hayret ieinde duraklad1. Sual sora­ m1yordu. Gozlerine dii�en saelarm1 elleriyle itti . Alnm1 tuttu. Bir �yler homurdand1. Sonra yiizii birdenbire k1pkmruz1 oldu. Alacakaranhkta bile, k1zd1g1 h areketleriyle belli oluyordu . Riistem en eok babasma onun iein k1zard1. Anan ! Anan ! Niye anam olsun derdi. i nsanm bir tane anas1 olur: Onunkisi de olmii�tii. Bu onun babasmm kans1 diye, niein anas1 olacakt1. Otuz ya�mdaki kan onun anas1 ola­ m azdt . Riistem onun agas1 idi : - Anlamad1m - dedi -. Ebeyi kimin iein eagiracag1z. Ablam yoksa bu sene bir daha mt doguruyor? i htiyar: - Anan dedik ya - dedi. Riistem sinirlenmi�ti. Biisbiitiin anlam1yordu. Sahiden anlam1yordu: - Ne anas1? - dedi -, deli mi oldun ? i htiyar, oglunu k1zdmnaktan b�ka hie bir �eye yaramayan ana kelimesini bir daha tekrarlamaktan 185


hi�bir fayda: gelmeyecegini anlamt� gibi yutkundu : - Bo�nak km, Zehra doguracak . - Zeh ra mt doguracak ? Allah Allah ! Kimden ? ihtiyar odaya dogru ko�tu. Kapmm arkasmdan dikenli bir sopa kaptp oglunun iizerine dogru yiiriidii. Riistem iki adtm geriye �kilmi�, merdivene dogru donmii�tii. Babast : - Kimden olacak ulan - dedi -. Kimden olur ki ? Kocast kim ? Benden . . . Benden elbette ! Ta iist kattan giiriiltiiye ko�mu� bir delikanh ile elli ya�lannda fakat dimdik bir adam, ikinci katm merdiveninden sarkmt�, baba ile ogulun kavga­ stm dinliyorlardt. Riistem onlara dogru baktt. - insenize a�agtya - dedi -. Ne diyor bu ? Delikanh merdivenin trabzanlanndan beline ka­ dar sarkmt�tt. Kadm onun omuzuna abanmt�tt. Birdenbire karar vermi� gibi merdivenleri htzh htzh in di: - Elbette - dedi -. Herkes senin gibi ktstr degil. Aytp mt ? Babanm �ocugu oluyor, karde�in dogacak . H ayvan gibi bakacagma Bo�nak mahallesine ko� ! Riistem bagirdt : - Sus, bogazlanm seni, kan ! Sonra hala yukanda trabzanlardan bir kiir;iik �ocuk haliyle bakan delikanhya dondii: - Ulan gidinin oglu a�agt insene ! Ko�sana, kaynatan m �ocugu olacak ! Sonra babasmm yanma sokulmu� ktzkarde�ine biitiin hmc1yle haykirdt: - Bu herifi sen yukanda balla besle! Koynunda biiyiit ! Harmam biz dovelim, okiizleri biz �ifte ko�a­ hm, tarlayt biz siirelim, siz yukanda a�tk atm. Biraz 186


o ko�sun b e ! Seksen ya�i ndaki herifin i;ocugu oluyor diye hen ele giine rezil olarnarn. Ne haliniz varsa goriin! Yukanda hii; yerinden oynarnayan delikanhnm arkasmda otuz otuz be� ya�lannda narin yap1h, beyaz ba�ortiilii bir kadm peyda oldu. Bu Riistern'in kan­ s1yd1. Sessiz, ernin ad1rnlarla rnerdiveni in di : - Tela� etrneyin ! Sonra ihtiyar adarna dogru yiiriiyerek : - Ne tela� ediyorsu n, once Drnrniigiil ablay1 i;agmn. Onun eli vardu. Bu i�lerde o herkesten iistiindiir. ihtiyar: - Yok diye bag1rd1 -, irntihanh ebeyi isterirn. Goriirnce bir kaynana niiktesiyle babasma: - i nsan - dedi -, i;ocuk dogurrnaymca ebenin irntihanhs1 ile irntihans1zm1 birbirinden ay1rt edernez. G iii iirnseyerek ila ve etti : - Kusura bakllrnaz. «Tela� etrneyin» de, ne demek oluyor ? Ah babac1g1rn ! . . H alii kap1s1 arahk duran odaya dogru ko�t u : - Ah anac1g1rn ! in�allah k1z olur. ii;erde tornbul yanaklan k1zarrn1� ter ii;inde t1knaz bir kadm k1vramyordu . Bo�naki;a bir �ey­ ler rnmldamyordu. Yiizii kindar bir rnana ile buru�uk, kap1dan ii;eriye hayk1ran kadma k1s1Irn1� bir sesle f1slldad1: - Sus, ortahg1 velveleye verrne ! Ne bagr1�1yorsu nuz ? Drnrniigiil'ii d e i;agum irntihanhy1 da. Bahama haber versi nler. Kocan da kasabaya ko�­ sun. Babarnm diikkam daha ai;1kt1r. - Sonra sesi ni yav�latarak, rnunis: �

187


- H aydi Esmac1g1m - diye ilave etti -. Evladmm ba�1 ii;in ! Esma kap1ya dogru bakt 1. D1�anda baba ogul ag1zlarma geleni

soylilyorlard1.

0

lohusaya dogru

dondii . Sesi bir yilan 1shg1 gibi cevap verd i : - Utanmayacak

m1sm

kaltak ?

Babam

degil,

i)lmii� anam da i;agirtahm bari . K1zmm miirvet ini lorsii n. ii;eride f1s1lt1, 1shk aras1 bir kavga v e k i n ba�­ gostermi�t i. Lohusa helecanlar gei;i riyordu. Otek i : - Kimbilir

kimden ?

Babam

olacak

herifin

burnundan girip agzmdan i;1ktm. Seksen ya�mdaki herifin

i;ocugu

mu

olurmu�.

N erede

goriilmii�

diyordu. Lohusa

Bo�naki;a

yeminler ediyor,

mmldamyor.

karmndaki nin

Aym

ihtiyarm

lisanla mahsulii

oldugunu anlatmaya i;ah�1yordu. Goriimce ise Bo�­ naki;a bildigini anlat1r bir yiizle: - Yem in etme - diyordu -. Goziin kor

olsun,

sus ! . . Geni;, san�m lohusa yemin etmekte devam e­ u iyordu .

D1�anda lerdi.

i h tiyar

ise

baba

ogul bogaz bogaza

bastonunu

oglunun

mi�,

Riistem 'in al nmdaki

nuz1

bir yara ai;1hvermi�t i.

gelmi�­

kafasma

peri;emleri

Kam gozlerine dolan

ogul bir hamlede babasmm iistiine at1lm1�t1 . deki sopay1 kapmas1yle

indir­

arasmda kir­

ih tiyarm

beline

Elin­

indirmesi

bir olmu�, sonra a�ag1ya inmeye korkan abl asm111

kcu.:asma dogru segirtmi�ti. i htiyar yere diz i;Ok mii�.

kali;alanm tuta tuta beddua ediyor. Yukanda geni; 188


�ocuk, kahn bastonlu kaymbiraderine yalvanyordu: - Etme, eyleme agabey, ben ne yapt1m ? Bu evin i�inde ben s1gmt1y1m. Beni hor gorme ! Vurma agam, vurma ! Arna kar�1smdaki �imdi kahn bastonu, kafasm1 elleri i�ine alm1� adama rasgele vuruyordu. Gen� adamm seslerine ve yardmuna ko�tugu samlan lohusanm yanmdaki kadm, karde�inin iizerine at1hp bastonu elinden ahyor, karde�ine kindar bir gozle bakt1ktan sonra l ohusanm odasma ko�uyor, gen� kadmm karnma dogru sopasm1 kaldmyordu.

189


O R MANDA UYK U

Ka�1k adasmm k1yllarmda yaz geceleri karides ve pavurya yakalayan sandallarm 1�1klarm1, biiyiik bir i;arn f1stJgmm altmda bir Tiring Galata kanape­ sinden seyre dald1g1rn zarnan, ta i;ocuklugurnu, biiyiik bir dut agacmm altmdaki sofray1, sofranm ba�mdaki babarnm arkada�larm1, rak1 kadehlerini, tabaklara dii�en karadutlan hat1Tlad1rn. <::akal erigine baglanrn1� kuzu, kasabanm suyuna ve bu suyun saz­ l anna konrnu� parlak, rnor ye�il kanath yusufi;uklar, ugruna bilegirndeki saati, kuzulan, babarnm kilit altm­ daki rornanlarm1, ku�lan, karmcalan, tavuklan feda­ ya hazIT oldugurn esrner, s1cak arkad�1rn; nere­ desiniz? Tarn iki senedir insanlardan kai;1yordurn. Ne sevincirn, ne kederirn belliydi. Yalanc1ktan sevi­ yordurn. Dilirn pash, uykurn berbatti. Arna �irndi, karides avlayan bahki;Ilarm 1�1klanyle gei;en hasta­ hg1rna inanrn1yorurn. Ne brorniire, ne de fosfatlara rnuhtac1rn. Doktorla �air aras1 bir insan kesiliyor: «Karides avlayan bahki;Ilarm karpit l arnbalarm1, her ak�arn bu saatte, yernekten sonra, bir kocarnan deniz suyuna kan�tJrarak ii;iniz. Biitiin diinya rengini degi�tirecektir. Uyku i;ocuklugunuzdaki gibi, biiyiiyen nebat, her gun boy atan bir canh rnahlUk habersiz­ ligiyle size donecektir» diyorurn. 1 90


H asta oldugum giinlerde hislerimin, fikirlerimin izah edilemez, karanhk bir �iir gibi goziiken taraf1 vardi . insanlan sevmemekligimin sebeplerini bulu buluverirdim. Nefret, kin i�indeydim. Her giizellik beni normal zevklerin otesine �eker, dudaklanm ba�ka dudaga degdigi zaman bir oliimiin, bir enerjisizligin ad1mlarm1 duyard1m. insanlar oliirken boyle mi oliir­ lerdi ? Son nefes denilen �ey ne miithi� bir �eydi oyle ise. Hi�bir taarruz kabiliyeti kalmam1� bir adamm feveram ile ba�kasma sanhrd1m . . . Yeniden, yepyeni bir insan olmak i�in zaman zaman bir volkan haliyle bir �eyler piiskiiriiyordum. Bahk�dar, Ada'nm oteki k1y1sma g�i�lerdi . Kanapeden kalkt1m. Karanhk yoldan evime dondiim . Yatag1ma yatar yatmaz uyud um . Bo! bir uyku uyumu�tum. Odamda giine� var­ d i . Bir ku� sesi duydum . Pencereden bir agacm yap­ raklarm1 yeni goriiyormu�um, penceremin oniindeki bu agac1 yeni yeni seviyormu�um gibi geldi. Parlak giimii� yapraklan doya doya seyrettim. Tenha koyiin sokaklarmda lengerler i�inde bahk gotiiren ate� bacakh �ocuklara bakt1m. Kalem gibi baldJrh, kavruk �ocuk­ lara para verdim . . . Bir yalmm yetmi�lik u�agmdan cigaram1 yaktJm. Deniz kenarma indim. Plaja dogru yolland1m. Bembeyaz bir k1zd1. Burnunun etrafmda ve iistiin­ de �illeri, �i�man denecek kadar dolgun, her tarafm­ da bir yuvarlakhk vard i . Yiizii dort be� ya�mda bir �ocuk yiizii idi; silik, kii�iik, berrak. Alt dudag1 iist dudagmdan kalmdi . Boylek1zlan ben her zaman goriir; her zaman i�imi bir melankolinin, sinirlerimi defedil­ mez bir arzunun kaplad1gm1 hissederdim. Bir �eyler 191


yapmak i ster, yapamaz, yutkunurdum, sars1h rd1m. �imdi biitiin bu hisler geymi�ti. Bu kmn giizelligi, bu giizelligin bana yapt1g1 tesir 9ok normaldi. �imdi elimi uzat1p bu yammdaki pml pml su i9inde uzanm1� mahluka degdirebilirdim . Eskiden bunu yapard1m. Eskiden olsa elimin bu hafif tema­ s1yle arzulanmdan bir k 1sm1 eksilir samrd1m. Halbu­ ki �imdi o arzularm eksilmediklerini, aksine artt1k­ lanm biliyordum. Bir kabineye girip soyundum. Gen9 kmn yam ba�ma uzand1m. Seyrettim. Kulaklarmda ma vi kiipeler vard1. Yemegimi yedikten sonra k.lrlara 91kt1m. Bir 9ayirhkta futbol oynayan 9ocuklara hakemlik yapt1m. (ocuklarla beraber ko�uyor; penalt1 miinaka�alarmda hi9bir taraf1 tutmamak i9in kimsenin yiiziine bakm1yordum. Baz1 9ocuklar o kadar giizeldiler ki . . .

O n be�, o n alt1 ya�larmda, diin sabah plii.j da gordiigiim bu 9ok s1hhatli gen9 k1z, o kadar ho�uma gidiyordu ki, kadmlan giildiirebilen, dart be� dakika i9inde ah bap olan bir arkada� buldum. Dedim ki : - A hbap, �u k1zla konu�abilir miyiz ? Ay, denizi i9ilebilir bir hale getirmi�ti . Ben de herkes gibi evvela denizin iistiinde yiiriimek, yiiriiyebil­ mek istedim. Sonra e�ilmek, bir vah�i fakat zarars1z hayvan hissiyle bir taraftan etraf1 dinleyerek su i9mek, sonra yine, kimbilir, yine aym o vah�i hayvan i�tiha­ s1yle bu kii9iik k1zla bir 9almm dibinde kokla�mak . A rkad�m1 on dakika i9inde istedigimi yapm1�t1. Kulaklarmda kii9iiciik mavileri pmldayan iki kiipe. . . Ba�ka bir �ey gormiiyorum. Diin sabah da aynen 1 92


boyle olmu�tu. Yalmz bu kiipeleri gormii�tiim. Tuhaf ! - Size ay 1 �1g1 ne gibi bir arzu veri r ? Cevap beklemeden : - Bana - diyorum -, aglamak arzusu verir - H a­ kikaten aglarnak istiyorum -. Ben bir santimantalim kiiciik hamm. - Bana uyumak, , a rzusu veriyor.

cibi nligin

altmda

uyumak

A rkada�1m a�k ve evlenme iistiine konu�ulacak �eyler bulmu�tu . Gene k1z: - Bizim adetlerimizde, k1z, erkegi satm ahr. Paras1z k1zlardan cogu koca bulamaz. Bizim delikan­ hlarmuz a�k nedir bilmezler. «B oyle �ey diinyada yok­ tur» , derler - diyordu. - Bizimkiler k1zlan satm

ahr,

bizim

erkek-

ler. - Daha fena - dedi. - Bu, a�km olmad1g1m m1 gosteriyor? Yoksa miitekabil menfaatler mi a�k doguruyor? A rkada�1m Frans1zca olarak boyle soyledi . Bu s0zden iy ice anlamad1m ama biri n i n verdigi paraya mukabil, otekin i n �efkatin i kar�1hk koydugu sezili­ yordu. K iir;iik

k1z, biiyiik bir insan gib i :

- U yumak istiyorum. Hicbir �ey, hicbir erkek kolu

beni

bir saat daha uyumaktan ahkoyamaz.

K imseyi sevmiyorum. Dans1 arasira edersem ho�uma gidiyor - o da akrabalanmla olmak �artiyle -; ne ay 1�1gmda, ne de karanhk gecede hassas1m. Ben b i r k ii­ ciik klZlm, uyumak istiyorum. - Allah rahathk versin oyleyse. Ben de uyumak istiyorum. Ay 1�1g1 dolmu� odam193


da, mavi kiipeli k1zla bir riiyaya hazirlanarak uyuyorum da, sonra riiyamda: Ay 1�1gmda bir golden kocaman kulaklanm, uzun dort bacag1mla dimdik; daha vah�i bir hayvan m beni yakalayacagm1 -su i�erken gafil avlayacagm1 dii�iinerek tetik, atik- uzun boynumu egiyor, su i�i­ yorum. Sonra yine etraf1 dinleyerek bir tav�an hmyle ormana, �ahhga, kocayemi� ve incir aga�lan � m ara­ sma ko�uyorum. Burnuma lodos riizgan yakm bir di�i kokusu getiriyor. Hava elektrikle yiiklii, tiiylerim pml pml. .. Bir �am agacmm dibinde ko�maktan ter­ lemi� bir di�i ile �iftle�iyorum . Birdenbire uyand1m. Sofamn saatine baktim : Gecenin on bir bu�ugu. Sokaga firlad1m. �imdi bir yoku� tirmamyordum. Etraf1m aga�s1z, bot bir ay­ dmhk var. Her�ey yald1zh. A�ag1mda kii�iik �ehir . . . K uliibe ve saraylar, birbirlerinden farks1z. Biraz daha t 1rmanmca ileride �am ormam goziikmeye ba�lad1 . Agustosbocekleri durmadan otiiyorlar. Oyle olmasa insan, hala kendini riiyada sanacak ve bir sairfilmenam korkusuyle en kii�iik bir �1tirt1dan, uyamverecek. . . Belki dakikalarca etrafm1 tammaya �ah�acak. Cam or­ mamm boylu boyunca ge�tim. �imdi bir kii�iik kir kahvesinin setleri iistiin deydim. Birdenbire bir �ardagm altmda cigara pmltilan gordiim. Sessizce yiiriidiim ve oturdum. �imdi Frans1zca seyahat, koy kelimeleri s1k s1k tekrarlanan bir �ark1 duyuyorum. Bir pistin iistiinde siiriinen, siirtiilen ayak sesleri . . . Herkesin uyudugu saatlerde gen� uykusuzlarm dansetmesi. Gizli, metruk bir kir gazinosunda ve ay 1�1gmda. Bu bir saadettir. Ne sakinim. Ben ki dans 1 94


salonlarma, barlara, hatta balolara dii�man bir adam1m­ d1r. Sinirlenirim. Bana oyle gelir ki, oralarda yalmz bir tek fikir vard1r: 0 da bir kadm kandmnak. On­ dan otesi, mmka, l�lk, kadeh, raks, adi hirer vas1tad1r. Burada boyle dii�iinmiiyorum. Burada, diyorum, kad m artlk kadmdu. Kanmaz, kandmr, boy!esi daha iyi, daha d ogru. Boyle olagelmi� ! Neler dii�iiniiyorum ? Kanmak, kand1rmak nedir? Burada, ay 1�1gmdaki 1ss1z, . metn1k k1r gazinosunda bu iki kelimenin hii;bir manas1 yoktur. Bana oyle geliyor ki, buras1 bir ba�ka diinyad1r. Bir dakika sonra yine cay1yor, belki diyo­ mm, bu ku gazinosunun, bu ay 1�1gmm da bu donen insanlar iizerinde hii;bir tesiri yoktur. T1pk1 dans salo­ nunda gibidirler. Ora aleminin kanunlan burada da caridir. Bu kenarlarda dansetmeyip oturan, cigarala­ rmm pmlt1lan gelen insanlar, gizli gizli herkesi k ont­ rol etmektedir. Belki de analan babalandu. 0 halde burada yine kanmak ve kand1rmak mevzuubahistir. Arna ne olursa olsun, hen uzaktan istedigim gibi, dedikodusuz, riyas1z bir diinya goriiyorum ya: Ay 1�1g1 kuliibe ile saray1 birbirinden nas1l farks1z yap1yorsa insanlan da ba�ka tiirlii yapamaz ki. Her ku liibemsi insan bir saraydu. N itekim hen de. Yammda bir dal i;1t1rt1s1 duydum. Silkindim. Arkama dondiim. On ad1m tahmin ettigim bir uzakhkta bir hayal bir agaca dayanm1� duruyordu. 0 da benim tar.af1ma bak1yordu. i lerledim. Kai;tI, kovalad1m. Biraz sonra ikimiz de nefes nefese bir i;amm dibine dii�tiik. Kimdi, neydi, giizel miydi, i;irkin miydi, kulagmda mavi kiipeleri var m1yd1, bilmem ? . . . Hat1rlad1g1m �y, yalmz derisinin terden buz gibi oldugu idi. Bu da ter­ lemi� biitiin insanlarda m ii�terek bir �ey. Sonra muhak1 95


kak harikulii.de gern;ti. Gene insanlarm ag1zlan ko­ kusundan bel lidir.

Bu bir ku�. tily kokusudur.

Gilriiltilsilz, sessiz bir kavga yapt1k. Yilzil ter ici ndeyd i. Beyaz, terli alm m

her zaman gorecegim;

biraz dard1. Miltemadiyen gozlerini optilgli.m icin on­ Ian hie gormedim. Bir daha birbirimizi gormeyecegiz; gozden opmek iyi degildir; ne iyi, ne iyi ! Ne yaz1k, ne yaz1k ! diyen bir �eyler vard1 bende. Burnumu ne­ fesine tutuyordurn . Agz1 agz1mm icinde ac1kt1. Opmil­ yordu,

1s1rm.Jyordu.

Yalmz sanki

hayret,

�a�kmhk

icindeymi� gibi agz1 ac1k duruyordu. B i raz sonra mml­ damyordum :

Mon enfanr,

ma

soeur . . .

Ni hayet ayaklanm ayaklarmdan,

beli

elimden

i;Oziildil. Kenara mahcup bir cocuk gibi bilzilldilm. Diz kapaklanm1 uyuyan cocuklarm yapt1g1 gibi bur­ numa kadar cektim, onu seyrett im: Ayaga kalkm1�t1. Arkas1 bana donilktil. Egilir , kalkar, gerinir gibi

birtak1m hareketler yapt i. Saclan

dag1mk, ensesi ne gilzeldi ! Donilp bakt1. Eliyle geni�, bot, comert, eyvallahz, yapti.

Gozlerimi

selama benzer bir hareket

kapad1m,

uyudum.

Kendimi

bir

yaylada bir metre kan n icine uzanm1� hissediyorum . Uyu�uyor,

il�ilyorum.

�ocuklugumda

okudugum

bir kitapta bir silvari, karh bir ovada giderken, bir direk gorilr. Atm1 bu direge baglar, gocugunu kafasma eek er, uyurdu . Sabahleyin pml pml bir gil ne�le uyamrd1. Ken­ disini bir kil iseni n avlusunda bulurdu. Atm1 arard1 . Kil isenin can kulesinden at1 ki�nerd i . Karlarm ya v a� 1 96


yava� eridigini, ben agir agir ah;aldtgtmt, kilisenin avlusuna kadar i ndigimi h issediyorum. C::o cuklugumda siivarinin attm oradan nastl indirdigini dii�iinmii�tiim . Yine dii�iiniiyoru m. Uykuda degilmi�im gibi oluyor. Bir dakika riizgan, gramofonu duyuyor, yeniden uyu­ yordum. Diinyada en sevmedigim �ey, sabah tt. Ben bir Parisli kadar sabahtan nefret ederdim. Senelerdenberi giine�in dogu�unu seyretmedim . Senelerdenberi ha­ yatm yeniden ba�layt�tm gormedim . Gormek de iste­ medim. Her�ey her giinkii halini aldtktan sonra, sokaga i;tkardtm. Gece onda kapanmt� diikkanlar, t�tklan sonmii� pencerelerle dolu i stanbul taraft sokaklanm hayretle, hiiziinle dola�ttgtm olurdu . ii;ime bir act yapt�trd t. Bu sabah giin dogmadan diikkan ai;tp, ilk mii�terinin parastm sakalma siirecek bir i;ar�t ii;i M iisliimam kadar erken uyanmt�ttm . ii;imde bir cenuplu sevinci, tembelligi, yumu�akhgt, �ehveti var. Bir Marsilyah, bir Pireli, bir Napolili, bir i skenderiyeli gibi giine�e serilmek camm istiyor Bir kanunusanide N ::J.poli'deydim. Harikulade giizel yiizlii bir i;ocugun, �imal riizganm kesen bir binamn oniinde ktvnlmt� uyudugunu gonnii�tiim . Biraz sonra bir meydan gei;mi�, orada da yine boyle bir siirii insan. sabah giine�ine tembell ikle dolu bir �ehvetle serilmi�­ lerd i . Pire'de Tiirkiyeli, Anadolu �ivesiyle Tiirk1,;e konu�an kundura boyactlanm, son baharda siyah iiziim kiifelerinin kenarmda uyumu� seyretmi�tim. M tsir'a gitmedim. Fakat orada da steak giinlerde erken uyanan cenup i;ocuklan ezeli. kanlanndan ve giine�­ ten gelen �ehvetle dolu bir tembellikle uyur, uyu�ur­ lar, �imalde yagmurlu �ehirlerin insanlan miitema197


diyen yerinde duramaz, ko�up dururlarken ve miitema­ diyen paraya para katmaya i;ah�ITlarken fakir, sefil, tembel, �ehevi fakat iyi ve artist cenup insanlanm dii.�iiniirdii.m. �imalde her fazla kazamlan parada ve medeniyette cenup «;ocuklannm hesabma bir haks1zhk gorii.rdii.m . Napolili kumarbazla i stanbul Yenicami merdivenlerinde uyuyan kiifeci, �ehvet ve tembellik ii;inde bedbaht ve iyi . . �imalli, zengin ve kotii . . . HayIT �imalli, meyhane, yagmur ve alk olle sarho� ve iyi . . . Yarabbim ! . . . i nsan saadeti ii;in �ehvet ve tembelligin d e bir rolti var m1dIT? Hakiki mede niyet ve muvazene acaba �imalle cenup insam arasmdaki ruh ve karakter far­ kmdan dogabilir mi ? . . . <;ok i;ah�1p i;ok kazanmak fena bir �ey mi ? diye dii.�ii.ndiim. Ormanm ii;i yaprak yaprak 1»1kla doluydu. Bir deniz ii;inde gibiydim. Rii.z­ gar vard1 . Bir nefes alma verme duydum. Bu kadar rii.zgarla dolu oldugu halde omian agai;lanmn uyku­ su mu devam ediyordu ? Kafanun altma iki elimin avucunu koyuyor, evvela koyu s1cak bir i;ay, k1zarm1� ekmek, beyaz delikli bir peynir, bir bardak su, bir salk1m ii.zii.m . Sonra insanlan, hayat1, yemi�leri ve diinyay1, nefes ahp vermeyi, �ehveti dii.�ii. nii.yorum. Burada, ormanm ii;inde uyanmanm bahtiyarhg1 ne gii.zel ! . . i nsanlan st:vmek, hayatI sevmek ne iyi �ey . . . Ancak insanlan sevebiliriz. Bir tek insan biitiin insanlan nasd sevebi­ lir ? iki tii.rlti : Biri ; i;ok bii.yii.k bir adam olarak . Boy­ lesi ne iyi ! Fakat kimbilir bu i�in ne eziyetleri vard1r: N e i�kencelerle biiyiik adam olunabilir. Bir de avantiir­ ye olarak insanlan sevmek vardIT. Bu daha i;ok insan­ lan degil, hayatI sevmek demektir. Avantii.rye ile 1 98


biiyiik adam arasmdaki fark da; birinin insanlar, dige­ rinin hayat iizerindeki fazla bilgi ve sevgileridir. Don Ki�ot'la Cervantes arasmdaki fark1 anhyorum. Goziim ormanm dikenli gogsiinde, daha otedeki mavi gokte, biiyiik bir insan olarak insanlan sevmekle, bir avantiirye olarak hayat1 sevmek arasmdaki fark1 dii�iiniiyorum. insanlan seven, 9ok seven, onlar ii;in bir9ok �eyler yapmak isteyen bir insan olabilmek ihtiras1 ii;imde d oguyor. Viicudumun ve sin irlerimin k1S1l­ d1g1m hissediyorum . Ne biiyiik bir arzu ve ne 9abuk arzulanmm kmh�1m duyuyorum. Haleti ruhiyem bir hayal inkisanna miisait olmad1g1 ii;in derhal bir sergiize�t9i ruhuyle doluyorum. Doludizgin bir ser­ giize�te dogru yeniden ko�mak. Sonra yeniden bo­ zulacak uykulanm1, aile saadetlerimi, �unlan bunlan, kaloriferli odalan, radyo makinesinin konu�tugu modern dekorlu bir misafir odasm1, �ehrin insanm biitiin hayallerini hapseden, sergiize�tlerini mahveden sinemalanm dii�iiniiyorum. Hay1r ! Bu da olmayacak . 0 halde ? 0 halde pekala minimini bir insan zerresi halinde, kannca kaderince, insanlan sevmek de mi.im­ kiindiir ama. . . Bir kii9iik insan zerresi halinde bu sabah, biitiin insanlan, 9ocuklan, ku�lan, yemi�leri, sefilleri ve ai;lan beyhude bir sevgi ile seviyor, kederlenmeye zaman kalmadan birdenbire bir s19ray1�ta ayaga kalk1yorum. ilk vapuru kar�1lamaya ko�uyorum. Ve bek­ liyorum. ilk vapurdan binbir yabanc1 91k1yor. Bir dost 9ehresi bulam1yorum. Bir �eyler anlatmak ihti­ yacmday1m. Vapurdan kimseler 91kmaymca kaleme kag1da sanhyorum. 1 99


K iM K i M E

Yukanki ev, a�ag1dan bakild1g1 z.aman, ideal bir evdir. Gen�liginde hiilya kurmu� bakkal, tiiccar veya hovardamn oturabilecegi ; miitekait bir hoca, eserlerini yazan bir romanc1, yahut da menfada bir siyasinin son giinlerini ge�innek isteyip de ge�ireme­ yecegi evlerden biridir. Oniinden pazar giinleri u� be� a�1km ge�tigi, adeta kendi kendine, kayalann orada �atlay1p dokiil­ mesiyle viicuda gelmi� samlan bir yola; sair giinler, yalmz yollara mahsus olmayan kimsesizligin garipligi siner. Ada' mn i�inde bu yolu seven ii� be� ki�i vardir ama, onlar da daha �ok, ak�am karanhg1 bashktan sonra y1ld1zlan seyretmek i�in - yahut bana oyle gelir - bu yoldan ge�rler. Yolun bir kenan Ada ·nm en ayak bas1lmam1� yeridir. <;amlar birbirine girmi�tir. Yol, iz yoktur. Bunun i�in de �amlann altmda ne ruj siiriilmii� kotii mendiller, ne de gazete kag1tlan, sardalya kutulan bulunur. y olun oteki kenannda ise uzaktan bir tek giizel ev gibi goziiktiigii halde iki �irkin ev vard1r. E vlerin bir tarafm1 yol, ii� tarafm1 da yine �am ormam kaplar. Uzaktan insana, i�inde mesut giinler ya�a­ mak, �am kokusu, poyraz koklamak arzulan dolduran bu evde ya�ayan insanlan; leblebilerini satmak i�in 200


mi, yoksa bir iyamm altmda bags1z ve 9ams1z bir memleket dii�iinerek uyumak iiyin mi geldigi belli olmayan leblebiciden ba�ka kimse tamm1yordu dene­ bilir. Bu evin insanlan o kadar sakin ya�1yorlard1 . K1� giinleri orta ya�h san bir adamm tam saatinde vapura ko�tugunu goren berber, mii�terisine: «Yukan­ ki evin morugu» derdi. Biitiin dedikodu bundan iba­ retti. ihtiyar adam, kiiiyiik 91kmlarla <loner, arhk haf­ talarca a�ag1ya i nmezdi . A�ag1da birbirlerini iyeki�tiren Ada ahalisi, Karadeniz'den bahkiyilar gelmi�se dediko­ dulan birkaiy giin birakir; evlerini, gizlice kiraya verme­ ye 9abalard1. Gizlice kiraya verilmeyen evi, yazm deniz banyosu ve istirahat iiyin gelenler tutmazlard1. <;iinkii, bahk91lar bekardilar. Hem bekar; hem bahk91. .. Bir bahkiymm gomleginde, olsun olmasm, bit var kabul edilmi�tir. Ada'nm yerli ahalisi, birbirinin bahkiyilara ev kiralad1g1m haber ald1g1 halde, yaz gelmeden kimse kim­ seye bildigini soylemedigi, bu sirn dilinin ucuna her an geldigi halde yutkundugu giinlerde, bir giin, san ih­ tiyarm haftalardanberi a�ag1ya inmedigini kimse fark­ etmemi�ti. Giinlerden giizel, berrak bir k1� giiniiydii. Ba­ hk91lar �hre inmi�lerdi. Koy sokaklannda kimseler yoktu. San saiylan beyaz oldugu halde gayet geniy yiizlii, s1ska bir kadm �ehrin sokaklanm dola�h. Berberde hra� olan mii�terisiz kahveci : - Bu kan da kim ? - dedi. Berber dikkatli dikkatli bakh. Kiiiyiik gozle­ ri �im�ek gibi: - Allah Allah kim bu ? Tamyor gibiyim - der gi-

'

�ili. 201


Mtiteessir: - Tamyamad1m - dedi. Kadm, evvela kahveye bakt1. Bir ko�ede iki yerli Rum bahk91 tavla oynuyordu. Kahveci, kahvenin i9indeki berbere tlra� oluyordu. Kadm oraya bir goz att1ktan sonra iskeleye ko�tu. Bahk9dardan biri ka­ d1m gormti�tti. - Yukanki evin kans1 - dedi. Otekiler: - Vay ! . . - dediler. Kadm, iskeledeki memuru buld.u. Kocasmm dtin gece oldtigtinti, 9ocugunun a9 kald1g1m, cenazeyi gommeleri i9in yard1m etmelerini rica etti. Memur, kendisine bu yolda bir mtiracaate ilk defa �ahit oluyor­ du. Bu ne bir paso meselesiydi, ne de e�ya tarifele­ rinden be� on para aksatacak, mti�ktilat 91kartacak bir vaziyetti. - Ben ne yapabilirim - dedi - . Benim vazifem vapuru beklemek. Kadm: - Mtisltiman degil misi n ? - Hamm, elhamdtilillah Mtisltimamz ama memuruz da. Buradan aynlamam; mesul olurum. Ha­ mal kahyasma git. Hamal kahyasmm evi koyiln tam ortasmda iki kath, gtizel bir bina idi. Kadm eve yakla�mca sobadan 91kan aleve bir �eyler soylemek ister gibi bir hal ald1. Arleta bir anda, soba yanan bir odada bilh1r bir klise i9inden san, kehribar sans1 tel tel bir ttittin sarar ve kom�u havadisleri anlatir gibi oldu. Kap1y1 vurdu. Sa9 sobanm etrafmda biri erkek, biri k1z, iki 202


i;ocugun ortasmda kara yag1z bir adam oturmu�, eski, sararm1� bir gazete okuyordu . Gozliiklerini talam�h. Entarisinden kdh ve kalm bald1rlan iki Herkiil bacag1 gibi kavi uzamyordu. Terliklerinden biri yere dii�­ mii�tii. Fevkalade i;irkin bir ayak, yeni dogmu� bir i;ocuk morlugu ve cesametiyle kadma bak1yordu. - Buyur, anlat hamm ! Kadm, derdini iskele memuruna anlatt1g1 �ekilde buna da anlath: - Kocam diin gece . . . - Hamm - dedi - . Paran var m1 ? B u k1� k1yamette oraya hangi hamah i;1kartabilirim. <;1kmazlar hmzir­ lar ki ! Hepsi ai;. Yazm kazand1klan �imdi i;oktan bit­ mi�tir. Bahktan pay almazsalar, hepsi acmdan oliir. Senin ii;in bir �eyler yapanm. Yapanm ama, be� para­ s1z da bu i� olmaz. - Satacak bir �eyim yok. Soyledim. Evde i;ocuk bile ai;. - Bir yerden para da bulamaz m1sm ? - istanbul'a inecek param olsa belki . . . - A l sana o n bir kuru� o n para. Kadm, te�ekkiir ederek i;1kh . Fmna dogru ko�tu. Bir ekmek alarak yoku�u hrmanmaya ba�lad1 . B ir k1z i;ocugu yan yolda eteklerine sanldi. Bir ekmek on dakikada yeniden arzulamr bir �ey olmu�tu. Kadm tekrar a�ag1ya ind i . Belediye doktoru akhna gelmi�ti. Belediye doktoru, ki�m kimya tec­ riibeleri ile me�giildii. Nitratlan eritir, turnusollan maviden kirm1Z1ya, kirm1Z1dan maviye i;evirir, klor istihsal eder, suyu tahlil eder, cereyan gei;irir, ozon koklardi . Bir kadmm kendisini gormek istedigini haber 203


verdikleri zaman, kii9iik Iaboratuvannda idranm tahlille me�guldii. idranna bir �eyler koymu�, �eker var m1 ? diye bak1yordu. Mavile�en idrardan evvela birtakun gazlar 91kh. Sonra idrar birdenbire kiremit kmmz1s1 kesildi. Doktor kendi kendine: - Eyvah! - dedi -, yakaland1k. Zaten �iipheleni­ yordum. Neydi o su i9mek ! Uyumamak ! Hay Allah miistahak1m versin ! Hamm kap1dan ba�1m uzahp: - Bey bir kadm sizi gormek istiyor. - Geliyorum - dedi. «Ben o kadma gosteririm, beni rahats1z etmeyi» der gibi soylendi. - Soyle, ne var ? Derdin ne hamm ? Kadm anlath. Doktor: - Ben gormeden kalkamaz. - Fakat hastahk filan yok, olen oldii. - Bakahm oldii mii; ne bileyim ben ? - Hi9 olmazsa soyleyin, kald1rsmlar. - Oraya kadar 91kamam. Ben de hastay1m hamm. �eker hastahg1m var. ihtiyanm, yorulurum. Bir e�ek bulursan 91kanm, yoksa ad1m1m1 atmam. - Peki - diyerek kadm 91kh-, bir e�ek bulmaya 9ah�mm. Kadm sokaga 91khg1 zaman, sabahki yaz havas1n111 birdenbire u9up gittigini hayretle gord ii. I smc1 bir riizgar 91km1�h. Bulutlar, 9amhga dogru, evlerine dog­ ru, biiyiik bir oliiniin cenazesine gider gibi, akm akm gidiyorlard1. Ko�arcasma eve gitti. Oliiyii bir 9ar�afa sararak a�ag1ya indirdi. Kar ba�lam1�h. D1�anya 91khg1 zaman entarisi bir dakika i9inde bembeyaz kesilmi�ti. 204


Ta tepeye kadar oliiyii yan ta�1d1, yan siiriidii. Tepeyi a�ml�, obiir yamaca dogru olan diizliikte dunnu�tu. Riizgar buraya kadar gelmiyordu. Burada adeta tekrar yaz havas1 ba�hyordu. Etraf sessiz, adeta 1hkh. Bu 1hkhgm i9inde Japa Japa, sakin kar yag1yordu. Sahilin bu dik yamac1m ancak lodos riizgan tutar. Poyraz burada yalmz uzun 9amlann tepelerinde kahr. Biraz ileride u9urumlar vardir. Kadm oliiyii oradan dudaklannda dua m1, yoksa ii�iimekten iir­ perme mi, ne oldugu belirsiz bir k1pirdama ile yuvar­ lay1verdi. Hi9bir ses duymad1 once. Sonra, dinledi. Kulagma yalmz yuvarlanan 9akil sesleri geldi. 09 giin kar yagd1. 09 giin riizgar esti. 09 giin­ de yalmz ii9 vapur iskeleye ugradi . Hamalba�1 soba­ nm kenannda iki senelik gazetelerini okudu ve m1sir patlath. Doktor hergiin idranm tahlil bahanesiyle bir lokmac1k olsun pilav yiyordu. Bir kadmm kendisine geldigini arhk hahrlam1yordu. iskele memuru zay1f, kuru, sinirli bir adamd1. Zaman zaman i9inde bir yangm hissediyordu. Bir kadmm kendisine, oliisiinii gommek i9in miiracaat ettigini bir dakika i9inde hahrhyor; sonra, unutu­ veriyordu. Fakat bu bir an hahrlay1�ta, adeta kendi olii­ siiniin de giinlerce kaldmlmad1gm1 goriir gibi olu­ yordu. Giinlerden yine yaz gibi bir giindii. Berber mii�­ terisini hra� ederken durdu. Usturasmm ucuyle cam­ dan d1�ansm1 gostererek : - Yukanki evin kansi... Yine nereye gidiyor acaba? - dedi . 205


Yiizii sapsan bir kadm iskeleye dogru yiiriidii . Durdu. Sonra vazg�mi� gibi nhtirn boyunca ge­ zinrneye ba�lad1. ihtiyar bir adarn da oralarda gezi­ niyordu. Bu adarn havanm giizelligi bahanesiyle �oyle Adalara kadar uzanay1rn diyen adarnlardan birine benziyordu. KadJn bu adarna dogru yiiriidii. Bir �eyler soy­ lernek istedi. Sonra vazg�rni�, aklrna giiliini; bir �ey gelrni� gibi hafifi;e giilerek kar�1ki Ada'nm bur­ nunu donen vapura yeti�rnek iizere iskeleye y ollandi. Vapurun ii;inde tek kadmd1. Tek biletsizdi. Fakat Kad1koy iskelesine vapurdan ne kadar bilet varsa o kadar adarn i;1ktJ. Ne fazla ne eksik.

206


PARK

Galiba parka ilk ben gmyorum. Saat in ka� oldugunu bihniyordum. Yalmz sokaklardan sabah manzaras1 daha kalkmam1�, kaldmmlarm temiz­ ligi daha kirlenmemi�ti. Sabah sisi benimkinden biraz uzak kanepelerdeki benden �ok evvel gelmi� insanlan hayal meyal gosteriyordu. Etraf1mda vapur dii.dii.gii., tramvay �m, oto­ mobil kornas1, �imendofer sesi duyuluyor. Arna �e­ hir ugultusu daha ba�lamam1�t1. 0 ugultu ile beraber yerimden kalkacak ; o ugultunun i�inde benim de sesim bulunsun diye dol�acakhm. Ne garip bir ugultuydu o ! . .. Bir �imenligin ii.stii.nde gazetemi okurken bir­ denbire kulag1ma gelirdi. Bu insanlarm yii.rii.mesin­ den, ko�asmdan, tahtalarm dii.�mesinden, makinele­ rin i�lemesinden, atlarm yii.rii.mesinden, . uzak, �ok uzaktan ge�n arabalarm, uzak �ok uzak kaldmmlar1 tak1Cdatmasmdan, kimbilir daha nelerden, nelerden bir araya gelme, ne mii.thi� bir birikme mahsulii. bir sesti. Bu, an kovamnm etrafmdaki aym vmltmm birikmesinden dogan tek ses degildi. Bu, ayn ayn birbirine benzemeyen sesler �1karan canh cans1z mil­ yonlann, �ehir denilen kovan i�inde vmhy1�1 idi. Bu sesin i�inde aglamak, yii.riimek, demiri dovmek, esne­ mek, tramvay1 i�letmek, ah nallamak ve horlamak var. 207


�imdiki halde ku� sesleri duyuyorum. Etraf1mda biri ceketli ihtiyar, oteki ceketsiz gem; iki park temiz­ leyici, hi9 k onu�madan kuru yapraklan siipilriiyorlar. Fakat kuru yapraklar onlarla konu�uyor gibi ! . . Yalmz bu bana mevsirni hat1rlatmaya kafi : Sonbahan. Asian bana bak1yor. 1Ierdeki 9i9ekleri sulayan adamm avu9larmda alaim.isema. At kestaneleri dii�iiyor. Havuzun suyunda �i�man hareketsiz bahk­ lar. . . B u sonbahar sabahmdaki Giilhane Park1'nm misli menendi yoktur. Biitiin millet bah9eleri gibi giizeldir. A ncak burada kendi bah9emizdeyiz. . . Bu­ rada, uzun 9itlembik aga9larmm dibinde mektebi asm1� taze 9ocuklar, gelmeyecek k1zlan beklerler. Burada 9apa9ul, izinsiz askerler mahzun uyur. �u­ rada niyetleri kotii, arzulan ters ihtiyarlar korkak, san, sakalh, zay1f, melankolik ve pis dola�1rlar. Om­ riinde i� yaprnam1�, i�inden kovulmu�, yalmz bir dirhem, u9acak kadar az giizelligi ve gen9ligi kalm1� esrarengiz delikanhlar acele acele kii9iik patikalara tmnamrlar. .

Kanapenin birinden kalk1p otekine serildim. Bir cigara daha yaktm1 . Havuzla aslanlarm arasmdaki bir kanapede idim. Kii9iik, badik k1zlarm arkasm­ dan per9emli mektepliler ge9iyor. Giiliimsiiyorum. Yammdaki kanapede bir kadm agzmm i9inde bir �ark1 soyliiyor. Biitiin iistiiba�1 kotii insanlara laf at1yor. Hepsini de isimleriyle 9agmyor. - Gelsene, ulan Ahmet ! Sen de mi biiyiidii n ? - Recep nereye ? - Ali efendi yukanya m1? Bu «yukanya m1» derken yiiziinii gorseydiniz, 208


her�eyi, arna her�eyi

derhal anlardm1z. Ali efendi­

nin yiiziine bakrnadan kirn oldugunu, yukanya ni�in �1ktigm1. Ali

efendi

k1pkmnm oldu.

Hiddetlenrnek is­

tedi ; h iddetlenernedi . Yalmz fena fena: - Dilber! Dilber ! -dedi . Ali

efendi yukanya rn1, a�ag1ya rn1, nereye gi­

decegini bakt1 .

��1rm.1�tJ.

Bir

rniiddet,

Gayriihtiyari erninirn

ki,

saatin i saatin i

�1kanp

gorrneden

dii�iindii. Belki de bir saat, iki saat, saate bak1p ka­ lacaktJ. Dilber: - Al i efendi - derneseydi -, bir sigara versene. . . Hern saat ka� ? Ali

efendi

saati

si:iyledikten

sonra

Dilber' i n

yanma oturdu . - Bana - dedi -, boyle �akalar yaprna Dilber. Ba�1rna geleni sorrnuyorsun ? - Ge�rni� olsun Ali bey ? Ne oldu ? Ali

efendi yelek cebinden tostoparlak bir kag1t

par�as1 �1kard1. Yava�r;a i�i n i a�tJ. Dilber'e gosterdi.

- 0 nedir o ? - Buna derler s1r;an otu . .

- KJZ o zehir oyleyse. Ne yapacaksm o zehiri ? - Yutacag1rn Dilber. 0� dort giin sonra bir giin yutuverecegirn. - Arnanm ! Nasll i� o . . . Ali bey sen delirdin mi ? - Bana iftira attllar, iftira! Gel, egil, kulagma soyleyeyirn . . . Dilber,

Ali

efendinin

anlatt1klanm

dikkatle

dinledi. Ali efendi sordu : - Ba�ka �are var mI ? En a�ag1 ii� sene, benirn 209


gibi bir adam. Omriinde bir saat evinde oturmann�. istanbul'da

oturamam1�,

zaman

zaman

diinyalar

kendisine dar gelmi� bir adam . . . Farzet ki ii9 sene y athk, sonra ? .. Bizim tekaiit maa�1 kesilecek. Ben ne i� yapa­ nm ? Simdi, sanahm sayesinde, otede beride be� o n kuru� 91kanyorum. Aman Allah1m ! Sonra ben ne yaparnn ? Ele giine kar�1 mmkaihiimayun

9a vu�la­

rmdan Ali efendi �unu yapm1�, bu nu etmi� . . . Dilber, - Hakkm var Ali efendi ama - dedi -.

insan

canma k1yamaz. Yoksa dogrusunu soyleyeyim mi, senin yerinde o l sam benim de yapacag1m budur. - Sabi mi k1z ? - Vallahi . . . - Oyle ise karanm1 verdim gitti. S o n mahkemeden 91karken. - Agzma eliyle bir �ey atar gibi

bir

hareket yaparak, � u h v e hazin . . - Hop - dedi-, yal­ lah !. . - Devam etti: - Simdi Sedat'1 anyorum. Yukanlardadir.

Bir

de ona dam�acagnn. Bentle hastah.k falan yok. Y ok ama, otekine hastahk ge9mi�. Muayeneye gidiyorum.

Ta eskiden, yirmi sene evvel bir belsoguklugu ge9ir­ dimdi ama . . . - Soyleme sakm. Onu d a soyleme. «Hi9 hasta­ hk almadnm> de. - Oyle diyecegim. Birden miithi� �eylere derinden, gizli bir yerden, fakat kati

karar vermi� insanlann sanhgm1 alm1�h.

Uzun yiizii uzam1�,

�i�

goz kapaklan hareketsiz,

havuzla benim aramda bir yere sabit gozlerle bakh. Hipnotize bir halde soylendi : - Oliim - dedi -. Bugiin, yann hepsi bir . . . - Dur210


du, biraz sonra - hepsi degil bir ama - dedi-, ne yapar sm ?. - Yine dii�iindil - hayatta bir giln bir giindilr, - dedi. Yilzilne kan gelmi�ti . Biltiln trajediyi mahsus, yukanya gitmege bir bahane bulmak i�in uydurmu� gibi �irkin bir giiliimseme ile ayaga kalktl. Bir miiddet ayakta ceplerini kan�tlrd1. Bir cigara paketi �1kard1 . Altmdaki yaz1y1 tetkik etti. Saatine bir daha baktl. Dilber'e bir cigara daha verdi. - Ben hele bir Sedat'l goreyim - dedi . Ag1r ve meyus ad1mlarla yilriid ii. Patikanm ba­ �mda bir kederden silkinmi� gibi �vik ilerledi, kay­ boldu. Dilber, Ali

efendinin arkasmdan bakmad1 bile.

Benden kibrit i stedi . Zahirde bana s0yler gibi: - Sanki - dedi-, Sedat'1 goriip de ne olacak ?. Sedat o n a n e yapabili r ? Kendisi muhtac1 himmet .. Yann obiir g il n o da kodestedir. Dil�iindil, bir �ey bulmu� gibi giildii: - Anlad1m . . . - dedi -. Sedat hapishaneyi Oteki

i�i yapamayacag1m

bilir.

akh kesti. 0 yiizden Se­

dat'1 gormek i stiyor h a ! Dur bakahm oyleyse ? . . Ayaga kalktl. �ark1, 1shk, pislik. Sultanahmet Parkl kadmlanna has, bir�ok erkekleri tiksindiren, pek �oklanm acmduan ve giildiiren, bana da, uzak kenar mahallelerde kalm1� bir gen� k1zhgm masum �uhluklanm hatlrlatan bir silziilii�le kil�iik yola dogru sahnd1, gitti . �imdi yukanda, �ocuk bah�sin i n kenanndaki kanapelerde

otunnu�lard1,

Ali

efendi

ile

bey.

Hem

Sedat.

Sedat: - Hapishaneye

ah�1hr, 211

Ali

neler


vard.1r neler? Ben iki sene nasd ge9ti, duymad1m. Allah insana orada da ya�amak kuvvetin i veriyor. Hem camm daha dur bakahm . . . Senin �imdi ka9 Ji­ ran var ? - Soyleyemezsin bilirim, ama ben senin birik­ m i�ini be� yiizden fazladir derim. C::1 kar �unun ii9 yilzii n ii gozden. Ver yiiziinii ona . . . Ondan otesini de bana birak, ben i�i temizlerim. Ali

efendi bu tarafa hi9 yana�m1yor, boyuna

hapishane mevzuuna doniiyordu: - Nasd be ? Nasd yerd i r ? - i�te kogu�lar vard1r. Kogu�lann 9avu�u v ardir. Biraz parah isen on tane yardak91 peyda olur. Yatagm1 yaparlar. C::i �ini bile dokerler. Yalmz apJal­ hga gelmez ha ! Neden dii�tiigiinii bir ogrenmesin ler. Katillik bile seninkinden iyidir. Hi9 olmazsa gozii kanh diye 9ekinirler. Dogrusunu soyliyeyem mi sana? En �ereflisi cerhten, katilden gelenlerdir. Oramn aga­ Ian onlardir. - Ya ogrenirlerse ? .. H a ? - Onun da kolay1m buluruz. Yiiz b i r senelik Deli Ahmet'e ben bir tezkere yazanm. Sen de gonliinii ho� eder, paradan yana 9ekinmezsin . Camm birak bu Ia flan Allasen !. . Son kelimeyi o da �uh bir eda ile ellerini sa9lanna gotiirerek soylemi�ti. Ali

efendi birdenbire kalbinin demir bir elle

s1kdd1g1m duydu. Dii�ecekti. Baydmak iizereydi. Miit­ hi� bir kalb 9arpmtls1 ve korku ile kanapeden kalktI. Yan ken din de . . . - Ben biraz dol�ay1m - dedi.

212


Ali efendi

biraz sonra yalmz ba�ma o niimden

g�ip gitti . Onun ardmdan Dilber'le Sedat iki liseli ar­ kada� gibi giilii�erek havuz ba�ma geldiler. - Kahb1m1 basanm ki - dedi Sedat -, o kurtu­ lacak. Arna biz de bir �ey vurabilsek. Madem ki has­ tahg1 yok. Hem olsa bile camm, muayene olacak degil mi ? Onun da kolay1 vard1r. Beyhude tela�a dii�ilyor. Paras1 da k1ymetli . Arna ona bu iyi bir ders oldu. Park onun neyine yetmez ki .. Gorilrsiln bu i�ten kur­ tulur kurtulmaz art1k i�inden i;1kar i;1kmaz buradadir. Hem sonunda ben ona bir oyun oynayacag1m . . - Ne oyunu o ? - Gorilrsiln . . . Dilber'in kulagma igilerek bir �eyler soyledi. Dilber

bir deli sevinciyle:

- K1z deli misin, o beni ahr m 1 ? - Aldiracag1m

k1z,

gorilrsil n.

Ben

de

postu

sizin eve sererim. Dilber, i� �imdiden olmu� bitmi� gibi:

- A ! gel Sedat, ba�1mla beraber . . . Soyle nas1l yapacaksm ? - Evvela metres gibi eve gireceksin.

Olmazsa

hizmeti;i gibi. Sonras1 kolay. Sen kai; ya�mdasm, dog­ ru soyle. - On yedi. - Oteki i� dogru degil mi ? - Sana yalan m1 soyleyecegim ? - karmm gostererek- belki de sendendir. - Sus k1z !

Senin

agzmda da bakla 1slanmaz

ki . . . Sedat

benim

taraf 1ma

sonra: 213

tuhaf

tuhaf

baktiktan


- Dikkat - dedi -.

Agzmdan

bu laf1 bir daha

kai;1rma. Biitiin planlanm altiist olur. - Hangi

planlann ?

Sedat miithi� bir kiifiir savurdu : - Ananm korii planlanm - dedi -, sersem kan ! Aptalhga vurma! Ben �imdi onu oteki parkta bulurum. Sen ak�ama hazir ol . Benim odaya tam saat sekiz bu­ i;ukta gel . Sedat yiiriiyiip giderken, Dilber arkasmdan sesIendi : - Sedat ! Sedat ! - Ne var ? - Bana on kuru� versene bir �eyler hkmay1m. - Vallahi, billahi meteligim yok . Oteden bir adam : - Gel k1z - dedi-. AI on kuru�. - Sedat yiiriirken geri dondii. - Agabey, dedi o adama ; bana da versene on kuru�. Yarm veririm. Adam, ona da on kuru� verdi . ikisi de bir dakika­ da kayboldular. Sehr in ugultusu ba�Iam1�h ! Yerimden kalkarak uzakla�hm . 0 zamanlar i�im giiciim yoktu. Sultanahmet' deki evimden i;1kar i;1kmaz her zaman parka gider, her giin bitmi� bir insanla tan1�1rd1m, her giin bitmi� bir i n san yeniden �ehrin ugultusuna kan�ir, bir daha parka bir yabanc1 gibi ugrardi. Sanki park, oyle bir

yerdi ki,

birtak1m garip

insanlar, i�Ierin bittigini, kendilerinin mahvoldugunu sezerek geliyorlar. Park giinlerce onlarm dertlerin i

214


uyutuyor, tamir ediyor, bir gun yeniden onlan tapta­ ze b1rak1veriyordu .

Gunlerce Sedat,

Dilber v e Ali

efendiden hii;

birine rastlamad1m. Yine boyle bir gunde aslamn yamndaki kanape­ de roman okuyordum. Sedat'1 bir bahriyeli askerle biraz ileride gorunce kulak kabarthm: - Ali;aklar ! - diyordu -. Yaphg1m iyiligi unuttu­ lar; herifi kodesten kurtard1m. Dilber'i mis gibi fes­ liyenler, aslanag1zlan dolu, park gibi bahi;eli bir eve yamad1m . Bir ay sonra nikahlanm k1ydird1m. Bahriyeli birdenbire: - <;ocuk ne oldu ? - dedi . - Bilmem - dedi Sedat -, vakit kalmad1 ki . . . N i kah olur olmaz ben zaten farketmi�tim y a . . . Dil­ ber'de bir kurum, bir eda. Bir de guzelle�ti h mzir. Y a herif? Ak�amlan elleri i;1kmlarla gelmez mi ? . . Dilber a�ag1, Dilber yukan. . . Gorsen giile giile ka­ hhrdm. Ben de u�ak vaziyetine du�tiim. Sabahleyin herif beni yirmi be� kuru�la kap1 d1�ar1 eder. Eve de ancak Ali

beyefendi geldikten sonra donebilirdim.

Mutfakla apteshanen i n arasmda kilerimsi bir yer gos­ terdiler. Bir de kirba yapttlar, orada yatlyordum. Bir sabah llinet olsun dedim. Yaphg1m iyilik gozii n uze dizinize dursun ! Ali Bey daha insafh i;1kt1. <;1kard1 on papel verdi . - H ari;hk et oglum Sedat - dedi -. Sen de bir i � bulur i;ah�irsm. Daha geni;si n . Ben bak ihtiyar halim­ le �oyle boyle iyi bir adam oldum. Bir tiirlu

namuslu

bir adam oldum diyemedi­

gini farkettim, i;ekildim. 0 gun bugundur eve ugrama­ d1m. Dun ak�am param bitmi�ti. Onlardan ekmek i ste215


yecek degildim ya ! . . . �oyle

bir ugrayay1m dedim,

bir hizmet9i kap1y1 a9m1z m1 ? - Hamm evde yok - dedi -. Bey daha gelmedi B�ka zaman ugraym. Ak�am

yine

ugrad1m.

Yukanki

odadaki

1�1k

beni sokak ba�mda gorilr gormez sondil. Aym hiz­ met9i : - Bu ak�am Beylerbeyi'ne misafirlige gittiler. Beyin halasma. Gelmezler, demesin m i ? .. Anlad1m ki istenmiyorum . . . Bahriyeli: - Sana b i qey soyleyeyim mi, Sedat - dedi - . Sen yine eski i�ine girsen fena yapmazsm . - A ! . . N e girecekmi�im. Ben u�akhk edemem . Ben mis gibi tornac1y1m. Sanahm1 b1rakamam.

216


G AZ

SOBASI

Koy kahvesinin i-;i, bu ak�am h e r zamankin­ den kalabahkti.

Sebebine gelince, kahveci Recep'in

�ehirden yeni satm ald1g1 gaz sobas1yd1 . Recep, hangi akla uyup da bu gaz sobasm1 alm1�tl, bilinmez. Deli dolu bir adamd1 o. Sehre h e r ini�inde bazan kahveci, bazan kendi, bazan da herkes i-;in birtak1m

yenilikler satm abr.

Bu �eyler bir ay ge-;meden tecesstisten dti�er, hurdala­ �ir, Recep bile ytiztine bakmaz olurdu . Bir

defasmda

bir

numarah

3796 numarada kurmu�; a-;m1�.

da kurmu�, bir daha

hangi

kilit

satm

alnu�.

B�ka bir numara­

numarada kurdugunu

unutmu�, a-;amam1�; bozulup gitmi�ti. Koye ilk elektrik cep fenerini o sokmu�, ecinnileri gordtigtine imam efendiye ilk yemini o ettirmi�ti. Bu sefer de bir gaz sobas1 satm alm1�tl. Petrol lambasm1 yakmadan kahvenin i-;i bir mor aydmhkla ayd.mlanm1�, btittin gozler sobaya dikilmi�, baka kal­ m1�lard1. U zun mtiddet, sessizce, kahvenin buz gibi soguk me�in peykelerinin 1S1runas1m beklediler. Sonra kahve nefesle 1smd1g1 zaman bir ihtiyar: - Recep - dedi -. Lambay1 yaksak iyi ederiz. Bir­ b i rimizi goremez olduk. Lamba yand1g1 zaman, demin kahvenin ortasmda

217


mavi, kirmlZI, ye�il mikalarmdan tath 1�1klar 91karan acayip ve giizel �ey, biitiin masalhgm1 karanhga b1rak­ m1�, sahicile�mi�ti. Halbuki k1� geceleri delikanhlar sahici �eylerden ho�lanmazlard1. Onlara, yalan, hiilya, riiya, masal laz1md1. i�tiyarlan giicendirmemek i1;in ses 91karmad1lar. - Demin ho�tu be!

-

dediler yalmz-. Ke�ke liim­

bay1 yakmasayd1. Lamba lerin

yaglan,

yamnca,

me�inlerin

has1rlalln

yirtiklan,

kopuk par9alan

peyke­

meydana

91km1�h . Kahve ta eskidenberi gordiikleri kahve idi . Evvela camlardan 9ogu, kirliydi .

d1�any1 gormeyecek kadar

Bazllan kalm ve renkli eli�i, baz1lan eski

Tiirk9e san ve bir hatira kadar cans1z, fakat kavray1c1, 1s1tic1

gazete kag1tlan

ile kaphyd1. Arasira poyraz

bir delikten biitiin hlZlyle giriyor, Acem bask1s1 as­ ker ve muharebe resimlerinin iizerinden a�1p gidiyord u . Koyde bozuk 9alma merakhlan kalmad1g1 i1;in, tozlu ve meyus bir ko�ede as1h bozuk kendi kendine salla­ myor ve baz1 kafalara «Yine �air anyor bozuk ! . » .

dedirtiyordu. Sonra yine nefesler camlara yap1�1p sis ve duman i1;i ndeki karanhk meydam gozlere kap1yordu. Delikanhlar oyunlarma dalm1�lard1 . Bir tarafta bir i htiyarm ba�ma toplanm1� daha 9ocuk ya�ta i n ­ sanlar b i r �ey dinliyorlard1. Bu adam b i r masal anla­ hyordu. �ehirler, binalar, memleketler, sular ve kop­ riiler, hanlar, kadmlar, Recep'in yeniliklerine ta� 91kartacak yenilikler, sustah 9akllar, diirbiinler, kule­ ler . . . Masah dinleyenlerin gozlerinde daha neler var­ d1 ? . . . ihtiyarlar ise b i r

ko�ede tamamen siyasi idiler, 218


ciddi idiler, sahici idiler. Hii;bir �ey para etmiyordu . F1rtma, ekinleri yakIIU�t1. Patateslere kuag1 yagm1�, daha filizlenmeden dondurmu�tu. Vergi memuru iyi adamdi . insafs1z degil d i . Veya i n safs1zd1 . Yukanda pa�alar, bilyilkler acaba koylil ii;in ne dil�ilnilyorlard1 '? Recep'in torununu

k1z1m

Ahmet'in

ogluna,

Mehmet'in

Hac1'mn teyzesi k1zma veriyorlard1. Ba­

zan biri kalk1p ta ko�ede duran hama i;omelip namaz k1hyor, yine geliyordu. Recep kahveleri hazuhyor. icat ettigi bir salebi yatmadan evvel tavsiye ediyordu. Recep i;ok canh bir adamdi . Mavi gozleri, elma­ c1k kemikleri i;ok i;1k1k bir yilzil vardi. Giyini�inde ise obilr koylillere benzemeyen bir hat . Sanki bir koylil modas1 icat etmi� gibiydi. Dstilnde silsleri az bir cep­ ken. Ayagmda mavi bir pantalon, mavi bir ku�ak. Burada kama ba�ma i;ok benzeyen bir boynuz gozil­ kilyordu. Fakat bu bir kama degil , bir i;ekecekti . Pantalon cebini n

bir kenarmda her

zaman sarkan

bir kehribar tesbih pilskillil vardu. Sonra, Recep, dil�ilnen, hayal eden bir adamd1. Koy delikanhlan k1�m hillya ii;inde ya�amasalar, ne bet belleme, ne agai; budama, ne sozilm o na silrek av1 fayda ederdi. Dertlenirlerdi yoksa. Sonra, askere gidip geldikten

sonra sahici olurlard1. Sahici olmak

her�yini bir saat gibi kurmak demekti. K1�, boyle ku­ rulmu� bir i;alar saat gibi onlan bekler, yaza, tam vak­ tinde uyandmrdi. Halbuki iki i;ocuk babas1 olmadan, askere gidip gelmeden yats1dan sonra hemen yatmak, sabahleyin uzun boylu gerinmeden kalkmak, harama el silrmek, kahvede lakud1ya kan�mak olmaz, namaz kilmmadan yapdamazd i .

219


0 ise biitiin koy delikanhlarmm askere gidip gel­ memi�. iki �ocuk babas1 olmam1�larmm bir numune­ siydi. <;ocuklan Siram s1ramd1. Bir resmi nikahh, bir imam nikahh, bir de on dordiinde el u�g1 Emine'si vard1 . Boyle oldugu halde, hayal ederdi. Onlar gibi - �ocuklar gibi - hayir, �ocuklar gibi degil. 0 �ocuk kalm1�larm b�1yd1. �ehre

inip

herkesi,

ama en �ok kendisini �a­

�Irtacak �eyleri almazsa, ii� kansm1 en yakm f1r­ satta aldatmazsa,

masal

l ere homurdanmazsa, leri

k1rm1z1

dinlerken kahve isteyen­

aras1ra �ekecegini �ekip goz­

olmazsa, yapamazd1.

Recep,

gaz

so­

basm1 ald1g1 zaman koye bir yenilik getirdigine mem ­ n u n olmu�. i�in i�in smtm1�, t a a n a y o l a kadar oto­ biiste onu kucagmda getirmi�ti . Kag1tlara sanh makine­ yi kepenkleri kapah kahveye koymu� . Anc ak mii�te­ riler geldikten sonra yakm1�t1 . K1rmm, mor mikalardan �ocukluguna,

bir

�1kan

1�1klara dahp

kuyuya dii�er gibi

dii�m�tii . 0

zaman bu kahve babasmmd1 . Bir gece Bursa'dan ho� sohbet hovarda insan­ lar koye gelmi�ler; b i r tanesi, gen�lerin oturdugu yiik­ sek�e yere bir Koyliiler,

perde

germi�.

Karagoz

oynatnu�t1.

Karagoz'iin her soziine katda katda giil­

mii�lerdi. 0, Recep, o sozlerin hi�birini hat1rlam1yor. 0 zaman da i�itmemi�ti . 0, hayale, perdeye dalm1�t1 . �imdi gaz sobas1 yanarken ve kahvenin 1�1klan soniik­ ken goziiniin oniine bir perde gerilmi� ve Recep'c oyle geliyor ki, bir Karagoz oyunu seyretmi�ti . Yine

Recep birden hat1rlad1. Bir gece Bursa'da

kald1g1 zaman onu Bursah kahveciler sinemaya gotiir­ mii�lerdi . Bu da bir nevi Karagoz'dii. Recep boyuna 220


s inemamn makinesinden perdeye kadar gelen 1 �1ga balaru�t1. Perdede

i nsanlar, hayvanlar, daglar, sular

her�ey gordil. insanlar opil�ilyorlard1 . Gilzel adam­ lar, �1k kadmlar vard1 . Recep bu i�e �a�mam1�t1 . Olurdu.

Yalmz

birdenbire

sinemada

kar

yagm1�,

insanlarm yakalanna dolmu�tu. i�te o zaman Recep �a�1vermi�ti . Her�ey milmkilndil . Arna kar, Allahm kan nas1l yagard1 ? Bunu akh almanu�, koye dondilgil zaman biltiln

k1�, �ehir gormemi�lere temmuz orta­

smda kar yagd1g1m anlatm1�t1. Recep'in

gaz

sobas1

mikalarmdan kirmm \ e

mor 1�1klar dokerek ak�am ezamndan sonra yanar, uzun milddet lamba yakdmazd1. ihtiyarlar, insanlar meydamn g�tiler. Geni;ler ve

kar�1smdaki

Bekir'in

sahici

kahvesine

bir has1 ra oturup masal dinle­

yenler gaz sobasma bakarak Recep'in sinemada nasd kar yagd1g1m, H ilsmen pehlivamn Dev Ali ile nasd gilre�tigini, Frans1zlara esir dil�mil� Ali'nin Marsil­ ya'da ve Cezayir'de neler yapt1g1m ta ilk 1 1 I k gilne�e kadar dinlediler. Fakat, ilk 1hk gilne� tekrar sahici bir dilnya­ nm f1rtmalan, buhranlan, k1thklan, vergileri, azaplan, tufanlan ve olilmleri i le kendilerini bekledigini deli­ kanhlara

soyledigi zaman, onlar tarlalarma, Recep

kahvesinin o nilne ve biltiln yaz birbiri arkasma ek­ ledigi cigaralan na kavu�tu. Yazm Recep'in kahvesi, onilne atdm1� yer iskem­ leleri ve uzunca tahta masalanyle, yorgunu dinlen­ meye i;agiran, lo� ve serin haliyle k1�1 hit; hatirlatmaz. K1�, masallan, la pa la pa yagan kan, sisi ve gaz sobas1yle bir hillya kadar yalanc1 ve gilzel olsa bile, yazm onu bu serin golgede hatirlamak, insanm eli elinde olmil� 221


birini, bir saniyeni n binde biri kadar bir zaman zar­ fmda dil�ilnilp silkinmesidir. Ekinlerin sarannaga ba�lad1g1 gilnlerde, bir on giln kadar i�ler dururdu. 0 zaman geni;ler, Daghdere'de y1kanmaga giderler, gitmeyenler de Recep'i n kahvesi ne dolarlard1 . 0 giln de oyle bir gilndil . Kahve kalabahkt1. Bir dilgilnde kas1gma ku�un yemi� geni; bir delikanh bir ko�de beyazlan i;o gahm� renksiz gozleriyle sap­ sanyd1. i�te bu san delikanhyle, klfk, klfk iki ya�la­ rmda saglam omuzlan, bir tek aks1z simsiyah sai;lanyle yag1z bir adam arasmda evvela hii;ten ba�layan bir kavga old u . ihtiyarlar delikanhlarm i y i i;ah�madtlda­ rmdan, i�leri silrilncemede b1rakttldanndan; bugilnkil i�i yarma b1rakmam n kotillilklerinden bahsediyorlard1. Yag1z adam: - Bunun sebeb i n i ben biliyon - dedi -. K1�m oyazahga ah�alanndan . . . San v e yaras1 daha kapanmam1� adam sordu: - K 1�m da m1 i;ah�acag1z ? . . Yag1z adam: - Helbette - dedi -, i nsan y1lan m1 k i ? .. Yoksa ay1 m1 ? K1�m uyu .. Recep'(n gaz sobasma dik gozilnil, hillyalan. Sonra yazm nas1l i;ah�1hr ? . . San delikanh b i r yerinden yeniden vurulmu� gibi k1zard1, sarard1: - Recep'i n gaz sobas1, Recep'in �usu busu olma­ sa bu koyde kan birbirini gotilrilr. Sarho�luktan ge­ i;ilmez aga ! . . Yag1z adam, geni; adamm s0zilne cevap vermedi. 0 s1rada vi�ne �erbetini masaya b1Takm1� o l a n Recep'e dondil: 222


- Keramet senin gaz sobasmda imi� megersem - dedi -. Olmasaym1� neler olurmu�. Senin gaz sobas1, Recep, neye benziyor biliyor musun ? Recep, k1�1 hatirlay1p bir saniyenin binde biri kadar b ir zaman zarfmda iiziiliip unuttu. San c;ocuk: - Neye benzettin soyle bakahm ? - Puta tapm11ga - dedi -. T ovbe tovbe estagfurullah . Namaz kdmazsm1z, oruc; tutmazsm1z. Hatim indir­ mezsiniz, sonra da Recep'in gaz sobas1 neye benziyor, diye so rarsm1z, neye benzeyecek i�te. Ona. U nuttugu­ nuz, b1rakt1gm1z dinin yerini tuttuguna gore, imammza benziyor. Puta tap1yorsunuz art1k siZ. K1�m puta, yazm tembellige. Delikanh iistiinkorii bir cevap vermi�, i� ag1z dala?masmdan yumruga donecegi sirada, etraftakiler ay1rnu�lard1. i �te,

bu

vakadan hemen b irkac; giin

sonra,

kahveci Recep'i bir dii�iincedir alm1�t1. Kara Ah­ met'in hakk1 vard1 ? Dogruydu. Gaz sobas1 ile, Din i

i slam

arasmda hem en hem en hie; fark yoktu.

Namaz k1hmrken obiir diinyay1, cenneti, hurileri, kevser �arabm1 hayal etmekle gaz sobasmm k1rmm, ye�il mikalarma bir esrar dalgas1 ile dii�iip kendileri ic;in

olmayacak

bir diinya dii�iinmek arasmda ne

fark olabilirdi ? Arna

o

gaz

sobasmm

insana

dii�iindiirdiigii

diinya varm1�, hem de belki onlarm dii�iinemediginden daha gilzeli bile varm1�. Recep,

Kara

Ahmet'in

Iakird1s1yle hakikaten

�a�kma donmii�tii. Kafas1 durmadan i�liyordu. Dine hic;bir zaman i nanmanu�t1. 223


«Yok» derdi . «Yok! Cennet, cehennem yok.» Fakat hic;bir giin Allah yoktur dememi�ti. Diinyaya inanm1�t1. Diinya ve diinyada var olan kendisin in ula�amayacag1 bir cennet de vard1. Bunu da hissetmi�ti . Giinlerce boy­ le, bu dii�iincelerle avare gezdi . Sonbahara kadar. . . Sonbaharda kestaneler yer yer meydanhga y1g1l­ d1g1 zaman, hala dii�iiniiyordu. Sislerin meydam bas­ t1g1, daga ilk kar yagd1g1 zaman, kahvesini birkac; giin ic;in kapayarak Bursa'ya indi . �ehre inmesinin sebebini adamakilh bilmiyordu . Yeni b i r �eyler mi getirecekt i ? Bursa'nm kalabahk bir zamamyd1. istanbul'dan kayakc;1lar

dolmu�tu.

Kadmh erkekli, acayip k1yafetli, bir siirii insan oto­ biislerle daga c;1k1yorlard1. S1rtlannda kocaman tah­ talar ve degnekler vard1. Recep bunlann ne oldugunu merak edip ogrendi. Sinemalara girdi. Kahveleri do­ la�tl. Gazinolara girdi. Birc;ok mecmualar, gazeteler, bir siirii k1� , kar, sinema resimleri tedarik etti. Koye donerken ruhu siikfi na kavu�mu�tu. Gozlerinin ate�i sakinle�mi�,

dudaklannm

biiziikliigii

gec;mi�,

agz1

geni�lemi�ti. M idesindeki bulant1 g�i�, kulaklan artik ugul­ dam1yordu. Recep'in boyle anlan vard1. Bir �ey dii�iin­ mege ba�lad1g1 zaman, biitiin viicudu ve ruhu ile dii�iiniirdii. M i desi bozulurdu. Kalbi her zamankinden c;ok vururdu. U yuyamazd1 . Elleri terlerdi. Aglamak, sonra giilmek isterdi. i�te nobet gec;mi�ti. Artik rahatt1 . Otobiisiin camma kafasm1 dayad1 . Y ine hayal etti. Hayal etmek kadar giizel �ey yoktu. insam yapan, eden hayal etmekti. �imdi karanm vermi�ti. Kendinden bile gizledigi karanm kopuk filim parc;alanm bir araya ekleyip ya224


pdm1� bir si nema pan;as1 gibi Bursa ovasmm yer yer )'agmur sulan birikmi�, agai;larmm altm yapraklan i;iiriimii� ufkundan seyretti. Koy, ona, eskiden on sene evvel manda arabas1 ile gidildigi zamandakinden daha uzak geldi . Koyiin meydanma vard1g1 zaman, ak�am olmu�tu. Dogru

Emine' nin

evine

gitti.

Kap1y1

vurdu.

i nee, i;ocuk yiizlii bir kadm kap1y1 ai;t1 . Sokak kap1s1 kapamr kapanmaz kiii;iik k1z, Recep'in boynuna sa­ nld1. Bas1k tavanh bir odaya girdiler. Recep: - I�1g1 yakma - dedi -. Gel yamma otur ! Kadm bagda� kurup oturdu. Recep onun dizine kafas1m koydu. - Yan n ak�am - dedi -, gorecen Kahvenin oniinden bir gei;iver.

fi;erde

k1z,

gorecen.

ne yakacam,

biliyon mu ? - Ne yakacan ? . . - Ay 1�1g1 ! . . Recep'in llikiis liimbas1 da b i r o n be� bozuldu.

225

giinde


PLAJ

i N SAN LARI

Birinin agzmda pipo, otekinin boynunda akor­ deon, ' sa�lan

cilah, k1sa keten gomleklerinden kil­

h, kalm, adaleli kollan goziikiiyor; gen� ve

giizel

iki delikanh . . . Kocaman hasir �apkalanm n altmda san sa�lan ur;an,

eteklerinden

a�ag1da

fevkalade

giizel,

cins

ayak bilekli, derileri ancak i�taha uyand1racak kadar - fazla degil - yamk iki gen� · k1z . . . Delikanlmm biri Telefon Sirketi memurlarmdan­ dir. i ngiliz mektebinde okumu�, sonra Paris'e git­ mi�tir. Telefonculuk tahsili yapm1�t1r. Ne iyi degil m i ? . . Paris'ten dondiigii zaman getirdigi gomlekler, lastik ayakkabdar, bulunmayan - yahut

ne giizel, pek

ne cici,

ne kimsede

az kimselerde

bulunan -

pratik ve yazm herkeste bulunmas1 laz1mgelen haset uyandmc1 �eylerdir. Bu s1cak havada herkes, bu hafif lastik ayakkabdan, bu tiril tiril gomlegi, bu y1kand1k�a beyazla�an, saglamla�an, iyi bi�kil i pantalonlan gi­ yinmegi ister. Yalmz piposu pek arzulamr �ey degil . Ondan otesin i arzulamayacak insan yoktur. Hatta, yerli ve ismi �1km1� magazalardan ahnm1�, iki y1kam�ta dapdarac1k, k1sac1k olan pantalonlu, ii� giyini�te las­ tikleri aynlan ayakkab1h, s0zde Avrupa mah giyen plaj kasabas1 gen�ligi bile. Degil ki bu s1cak havada Ku­ la Dokuma Fabrikasmm kalm yiinlii pantalonu aya226


g mda, kirli gomlekli bahkc1, komilrcil ve sandalcdar ozlemesin !

Fakat

sandalc1

ve

emsalinin

ozlemesi

pek otekilerin ozlemesine benzemez . �imdi aym giizel �eyleri onlara versek; giymege uzun milddet tereddilt edecekler. Sonra, gizliden gizliye,

kendilerine bile

itiraf etmedikleri halde, arzulad1klanm hissedip bir gun s1kdarak gomlegi, bir hafta sonra da ayakkab1y1 giyeceklerdir. Ondan sonra ne olacak ? .. <;abuk kir­ lenmesi, bahkcda�mas1 icin elden gelen yapdacaktu. Telefon �irketi memurunun pipoyu agzma ta­ k1�mdan haleti ruhiyesini anlayabiliriz. Bahkc1 ispiro da pipo iciyor ama, tiltilnil icin . . . Bu delikanh tiltilnil icin icmiyor mu ? Belki tiltilnil icin . . . Arna i nsana oyle geliyor ki, fiyakasm1 tiltilne tercih ediyor. Ne olur degil mi ? . . Kilcilk cocuklar da tiltilne ah�uken fiyakas1 icin ba�larlar. 0 halde ? .. Bu delikanh da madem ki daha cocuktur. Bundan ne c1kar ? Milsamaha ile bakda­ bilir. Kimbilir ben o n a k1zd1g1m icin

bana yalmz

fiyakas1 icin ictigi pipo ile agzmm bu ziippe carp1h�1. bizi; cakas1zlan, sandalcdan, bakkal cuag1m, dans bilmeyenleri, bric oynamayanlan, kadmlara Frans1zca laf atmayanlan kendisinden milyon defa a�ag1 goril­ yor gibi geliyor. Belki de haksmm. Ben ona sinir­ lendigim icin oyle samyorum. Yoksa c1garaya ah�an cocugun saf, temiz, fena n iyetsiz haliyle piposunu ici­ yor belki. Belki de suratmdaki ek�ilik numara degildir de, cigaraya ah�an cocugun tilkilrmesi gibi bir gudde faaliyetidir. iddia etmem, belki de . . . Obilr delika n h daha iri, daha yak1�1kh . . . �oyle uzaktan tamyorum; bir Leh Yahudisidir. Leh Yahu­ dileri hakikaten gilzel i nsanlar. Almanya'da okumu� muhakkak.

Bu kadar giizel Almanca konu�ulmaz, 227


diyor Almanca bilenler. Tiirki;eden b�ka biitiin lisan­ lan biliyor gibi bir �ey . . . Tiirki;e konu�tugunu benden ba�ka kimse i � i tmedigi i r.;:in, bilmiyor, ama ogreniyor­ mu�. diyorlar. Ben Tiirki;esi n i duydum : Sandalc1 Ali it, hergele bir �eydi. Olur olmaz adama pabur.;: buakmaz. Garibi iyi Rumca, daha tuhaf1 r.;:ok fena A l manca konu�ur. Nereden, nas1l ogrenmi�tir? Ne bileyim ben. Kendisine sorulursa, burada, istanbul'da, Harbi Umu­ mi'de

Almanlarm

Bir giin

yanmda

sandalc1hk

yapm1�tu.

bu yukanda bahsettigimiz Leh delikanhs1

Ali'nin sandahm poyrazh bir gilnde kiralar. Pazularma pek giivendigi ir.;:in bu kiirek oynatilamayan havada Ada'y1 dola�maga kalkar. Terler, merler, fakat Ada'y1 dola�masma da dola�1r. Dalgalarla penr.;:ele�ir. Cere­ yanlan yarar. Hakikaten boyle bir havada Ada'y1 do­ la�mak,

kirk y1lhk sandalc1larm

bile kan degildir.

Bravo ! .. Bu tam bir sporculuktur. Ali'nin bile «aferin» diyecegi gelir ve der de . . . Delikanh,

alelade

limanhk havalarda

bir

bu­

r.;:uk saatte dola�1lan Ada'y1 be� saatte dola�m1�, be� saat dalgalarla aslanlar gibi peni;ele�mi�tir. N ihayet muzafferane gelir, Ali'ye r.;:1kanr, her zaman yapt1g1

gibi, bir Ada'y1 dola�maga verdigi paray1 verir. Ali , Leh delikanhs1 sandala binerken tak1rdatt1g1 Almanca­ sm1 bir tarafa b1rakarak izmit korfezi k1y1larmm �eker �ivesi, Galata meyhanelerinin ag1za almmaz argosu ile ar.;:ar agzm1, yumar goziinii. « U lan, kopoglm> der, «yanm

papel be� saati ?

Saati eder on patakoz. Sen akh m peynir ekmekle m i yedin ? Sandal s u ir.;:inde be ! . . � 1 k i k i papeli ! Gozii nii oyanm vallahi, kereste ! . . » i�te o zaman, tesadiif, ben de sandal iskelesindey228


dim. Prens k1hkh, parlak Lehli, Al i'ni n dedigi kadar vard1 . Bir c;am kalas1 kadar ha�metli, kml, �a�mp kalm1�t1 . Bir �eyler mmldand1. B akt1 ki,

Ali

art1k

Almanca malmanca anlayacak vaziyette degil, gilzel bir Yilksekkaldmm Tiirkc;esiyle: - Aman agabey ! - dedi -, yilzilm gozilm hakk1 ic;in, bir buc;uk liram var. Vereyim. Al, buak yakam1 . i�i nasd hallettiler bi lmem ? Ben tath tath gill­ mek ic;i n uzakla�t1m. Dedim ya, ben bitaraf adam ola­ m1yorum. Ne yapay1m ? Kuledibi' nde yeti�ip de, Almanhk lamanm o zamana kadar

Lehlilik tas­

neye yarad1g1m bilmezdim.

Samrdun ki, Sulukuleli olur da adam olur, Parisli olur da e�ek . . . dil�ilnilrdilm. Acaba Kuledibi ile Almanya'nm Dresden �eh­ rinin yahut da Lehistan'm Var�ova kasabasmm bir mahallesi halk1 arasmda ne gibi bilyilk bir fark olabi­ l i r '! Sonra anlad1m. Biltiln mesele bir s1mf yarat1p km, kmag1, dans1, oyunu, yilzmesi , eglencesiyle bir mem­ leketin yerli ahalisinden ba�ka tilrlil gozilkmek, mev­ hum bir kolonizator vaziyeti takmmak . . . Bilerek, bil­ meyerek M adagaskar yerlileri nin Avrupahlara goster­ dikleri hayranhg1 bizlerden beklemek . . . K1zlarm birisi d e i�te bu cinstendir. Parisli ol­ makla i ftihar eder. Babas1, anas1 Katoliktir. Abaencet istanbulludurlar.

Hem

de

Ermeni .

Fakat

babas1

Paris'te dortsene kalm1�tu. Evlerinde katiyen Ermenice konu�ulmaz.

Bu

k1z,

dogmu�tur. Dogar a ! . ..

babas1,

anas1

Paris'te

iken

Frans1z tabiiyetine giriver­

mi�ler o zaman . ismine de fevkalade bir isim takm1�­ lardu. Zamanla gilzel Rumca ogrenmi�lerdir. Biltiln 229


Tiirkiye'de yerle�n ecnebiler gibi, evvela Rumcay1 sev­ mi�lerdir . «Grekize olmu�uzdur» derler. Bundan ba�ka, bu

k1zcag1z harikulade giizeldir.

Fevkalade saft1r.

Kuledibi Almanlan, Lehliler, Fransa'da tahsil etmi�, Tiirk, Rum, Ermeni delikanhlan icin

her�eyini feda

etmi�tir. Dudaklanm akordeon calana, kalbini Fran­ s1zca konu�up dansedene kaptirm1�tlf. Bize, sandal­ cdarla, capacullara, kiiciik oglan karde�in i n bisikle­ tine bindigi zaman, mevzun ayaklanm seyretmek, ipek k1sa pijamasmdan ucup giden

kokusunu arzu ile

koklamak kalm1�tlf. Zaman olur ki, bu bile bizim icin kafidir. Burada biz, bir iki Tiirk lisesinde okumu� deli­ kanh, iic memur, iki konu�ulabilir, dedikodusu az, iyi bahkc1, cok iyi kalpli bir bakkal c1rag1, go rm ii� gecir· mi� bir kahve garsonu zaman zaman bu k1z1 sever, ona kiz.ar, zaman zaman onu birbirimize, her zaman da aym ciimle ile miidafaa ederiz: «Koklatmad1g1 icin degil mi ?» Sonra yine ak�am iistii, hafif melteme kar�1 fitil oynarken kag1tlan bir miiddet masaya b1rakir: «Ja­ net geciyor anam, bak!» deriz, birbirimize. ikinci k1z, bir Tiirk kmdir. 0 da galiba bir ecnebi mektebinde okumu�tur. 0 da bir memurdur. Soyle boyle degil; yiiz seksen lirahk. Terbiyeli ; iyi, nazik bir k1zd1r. Biraz fazla erkek dii�kiinii olmasma ragmen, ne denilebilir ? <;ah�an, kazanan bir insandir. Ne denile­ bilir ? Fakat ne tuhaf, ne fena bir zihniyeti

vard1r;

tamamen burjuva, biraz da kozmopolit bir terbiyenin insam insan edecegine kanidir. iyi giyinmek, iyi konu�­ mak, bir iki . lisanda espri yapabilmek, dansetmek, 230


i nsanm insan olmas1 ic;in kafi degilse bile laz1md1 r, der. Dostlanm da b u insanlardan sei;er; daha c;ok

Tiirk olm.ayanlara zaaf1 vardir. Onlar daha kibardir ,

der. Kibar olmasma pek kibar degildirler; Tiirk o l ­ mayan genc;ler ama, daha zarars1zdirlar. K olay kolay hiicum edemezler. Erkek dii�kii nii de dim ama. d1'­ �andan bakan ic;i n. Halbuki iyi tamymca bu k m , i� degi�ir.

Gezmek, dans etmek,

beraber yiizmek,

Frans1zca hasbihal etmek, daga c;1kmak, motora bin­ mek,

yelken

kullanmak

ic;in,

erkek

dii�kiiniidiir·

Ondan otesinde hepsi hava ahmr. Namuslu k1zdir ama, hayvand1r. Kafasmda hic;bir hiikiim ve hakikat yer edemez.

Ba�kalarmm kafasma dank diyen bir

hadise, bir vaka kar�1smda �im�ekler gibi bir 1 �1g111 beyninde c;akmas1 laz1m gelirken inad1, kotii terbi­ yesiyle bir tiirlii 1�1klanamaz. Onlarm dort ki�i. plaja dogru gittiklerini gormii�­ tiik : Soyle b i r vaka oldu: Plaja gitmek ic;in n htimdan gec;ilir. Evvela biiyiik bir gazino, sonra bir kiic;iigii, sonra da bahkc;1 kahveleri vardir. O nde, sira sira izmit korfezi k1ydan n m yemi�leri n i ve sebzelerini yiikleyip gelmi� kay1klar bulunur. Fevkalade haris, i nsafs1z, i�leri n i bilmez insanlar olan Ada sebzecileri bu kay1k­ lann gelmedigi giinlerde her�eyi ate� pahasma satar­ lar. Yalmz onlar degil ha, bakkal da aym vaziyettedir . Hasta ic;in zorla altIIU� kuru�a bir kilo buz almd1gm1

ben i�ittim. inanmad1m. Sonra hastam vard1 . Hemen henien aym fiyata ald1m, yine i nanmad1m . . H a. . . Kay1klarda her tiirlii yemi� bulunur. Dort plaj insam, kay1klarm oniinde durmu�lard1 . Biraz erik, bir kilo �eftali alddar. Tam paray1 verirlerken Lehli delikanh azametli viicudu, uzun boyu ile biraz s akar 231


oldugu it;in, yamba�mda kendisine ve hareketlerine g1pta, a�k, kimbilir bir t;ocuk hasediyle biiyiik liigiine bakan bir kiit;iik t;ocugu denize dii�iirdii. B ir saniyede iki 91ghk koptu. Bunlar iki gent; kmn 91ghg1 i d i. Yanlarmdaki iki delikanh, ak1llarma hit;bir �ey gelme­ den denize bak1yorlard1 . Fakat kenarda duran

bir

sandalc1 ile b ir bahk91, t;ocuk daha denizden kafas1m 91karmaga zaman kalmadan, hit; dii�iinmeden ikisi birden dakikasmda denize atladdar. Sandalc1 Kara­ mursalh, t;ocugu denizden 91kard1. Oteki , kendini de­ nize, t;ocugu kurtarmak it;in atan bahk91, sapsan ke­ silmi�ti. Zorla k1y1ya 91kt1. <;ocugu kurtaramad1gma mahzun bir hali vard1. Rengi sanyd1. Ayagm1 kesmi�ti. ikisi de bahk91 kahvelerinin oniinden f1rlay1p denize atlam1�lard1 . K1zlarm yanmda demindenberi anlatt1g1m1z delikanhlar garip bir pi�manhk it;inde imi�ler gibi geldi

bana.

Leh delikanhs1 sebebiyet verdigi

bu hadiseye iizillmii�, maht;up olmu� gibiydi. Ceple­ rini yoklad1. <;ocugu kurtarmak it;in kendini denize atm1�, ayagm1 kesmi� bahk91ya para verdi. Sonra asII t;ocugu kurtarana dogru yiiriidii. Ona da bir �eyler vermek istedi. Bu adam otuz be� ya�larmda bir adamd1. Belinde k1rmm bir ku�ag1 vard1. Zay1f, t;elimsiz bir �eydi. Sakah uzann � t1. R1ht1ma

t;Omelmi�

pat;alarmm su­

yunu s1k1yordu. Kendisine uzatdan paraya bakmad1 bile. «istemez efendi» dedi. Paym1 alm1� Rm n bahk91: «AJ yahu, al» diyordu. Deli.kanh 1srarla paray1 uzatt1. Bu sefer �limsiz adam, «istemez dedik ya hem�rim !» diye kestirip att1. 232


Delikanh mahi;up geriye dondii. Biz kalabahgm etrafm 1 alm1�ttk. Tiirk k1zmm kafasmda bir aydmhk dogar gibi olmu�tu . Tuhaf tuhaf i;ocugu kurtaran adama bakt1. Sonra bir karar verememi� gibi oniine bak1p dii�iindii . San�m kafas1m sallayarak Lehliye, «Siz mi sebebiyet venni�tiniz kazaya ?» dedi. Leh delikanhs1: «Evet, kaza. . . Goremedim . . .» diye bir �eyler mmldandt. Gent; k1z yine Frans1zcas1yle: «Vazifenizi yaptt­ mZ» dedi. i kisi birden yiiriidiiler. Telefon i daresi �efi bir dakika piposunu agzmdan i;1kanp, denize atlamak icabettigi halde aktl edemedigine, Paris'ten getirdigi iistiiniin ba�mm bozulup «Ridicule» olacagma, olma­ d1gma memnun olmu� gibi tekrar piposunu takt1. Arkada�lanna yeti�ti. Yalmz Katolik Janet aram1zda kalm1�t1. Bana her zaman ta i;ocuklugumda k1ra giderken annemin kahvesini ve gaz ocagm1 ii;ine koydugu ye�il kmmz1 has1rh sepeti hatirlatan �apkasm1 tepesine eg­ mi§, biraz da k1saca boyu ile i;apkm bir hal alm1�; dii�iince, sersemlik ve giizellikle doluydu. Birden Amerikanvari bir jestle ko�tu . <;ocugu kurtaran sandalcmm oniinde durdu. Kollanm san­ dalcmm ensesine dolad1. Kendine dogru onu egilmegi mecbur etti. Sonra bir kan� sakalh yiiziinden dort be� defa �aplatarak optii . Sonra bir operet km gibi giile­ rek, 1shk i;alarak «aman akordeoncum k1zacak ! Viz gelir, varsm k1zsm !» gibi bir dii�iince ile uzakla�tt . i �te o giinden sonrad1r ki, Janefe o gruptan bu gruba miitereddit bir halde; bazan bir bahki;1, bazan bir dan­ soz, bazan bir Frans1zca bilen, bazan i stanbul �ivesi 233


bile konu�mayan ; bazan bir sandalc1 ve gazel okuyan , bazan b i r Alman mektepli v e kitara �alanla �am alt­ lan nda rastla<;hk durduk.

234


DA v u r u N

Ali'nin

hatirasmdaki

A YNASI

dogdugu

evin

pencere­

Icrinden biri bir k1z1Ic1k agacmm, baz1lan bir misket asmasmm ye�illigine ai;1 hr.

Ali kiii;iiktiir.

Ciiceler,

periler, kiii;iik i;ocuk diinyas1 aleminde ya�ar. Ali

hami nnesini,

dedesini

i nsanlann

en

iyisi ;

mahalle delikanhlan m n mektuplar yollad1g1, sarho� olup evlerin i n oniinde nara att1g1, b1i;ak b1i;aga geldigi Saime'yi ; ii;inde viicudundan ayn ya�ayan ama, gozi.i gibi goren, kulag1 gibi i�iten bir acayip mak i ne n i n degi�meyecek ebedi b i r kurcalay1c1s1 samr. Ali ii;in ruh bir saattir. Saime i;ok

yaramazdir.

Baz1 i;ocuklann ak bileklerine bir dudak gibi yap1�m1!? gordiigii

kol saatleri gibi Ali'nin bir ruhu vardir.

Saime, on bir ya�mdaki A l i ' n i n kol saati ruhu ii;in alt1 yedi ya�mda bir i;ocuktur. Halbuki Saime, ugruna rnekteplerden kovulmay1 goze almacak bir i;agdadir. Zaman, k1z1Ic1k meyvasmm k1pkmmz1 oldugu gi.inden ba�lar. Bu nar i;ii;egi doner, biraz daha koyu­ la�ir,

sonra birdenbire solgun

bir dudak rengi ile

k1zdc1klar yere dii�er; giine�te peltele�ir .. Gozii n i.i kirp­ maya zaman kalmadan, son k1z1lc1k yemi�ini agza att1g1 dakikaden itibaren yagmurlar yagar. Kasaba ba�tanba­ �a bir i;amur deryas1 halini ahr. Sonra kar yagar . i lk kan. sai; soba m n yan 1s1tt1g1 bir pencere kenanndan kiii;iik k1z1Ic1k agacmm

dallanna konar gonnek. . . 235


i l k mandalinay1 sokakta kann altmda, kan, iistiinc �ker gibi dokerek yemek . . . Daha

daha kmlc1k agacma konmu� okse . . .

Biitiin k1� bir tek sen;eyi sobamn kenannda 1s1t1p, yiikiin i�ine kapamakla ge�er. Saime giinden giine giizelle�ir.

Saime'nin

sa�lan giinden giine

degi�ir.

Saime' n i n evi k1�m; Bo�nak mahallesinin en sonunda �1kdamayacak bir seyahat gibi insam hiiziinle doldurur. Sokaktan ge�en her beygir, her araba oraya gider . . . Sobamn kenannda, resimli bir kitabm oniinde, bir gaz lambasmm cigara kag1d1 yap1�m1� kmk yerinde k1�hk kavunlarm, saman i�inde sakh Hendek armutla­ rmm derisi iistiinde, zaman zaman bulunup kaybedilen ve insam uyumad1g1 halde, uykusundan dii�er gibi eden bir Saime hayali vard1r. Ali, otuz ya�mda bir giin, dogdugu kasabaya don­ diigii zaman , bu eski alemin i�inde yeniden yapmaga ba�lam1�t1 . Bu ya�y1�, nihayet her giinkii hayatmm birka� dakikasmda kuvvetli ii� dort saniyeydi . Fakat bu ii� do rt saniye, berbere tira� olurken, muallim oldu­ gu mektepte bir kii�iik k1zm vazifesin i tashih ederken, kasabanm bir tek oturacak kahvesinde tavla oynayan­ lan seyrederken onu yakahyordu. Birka� saniyede b1rakmak i�in . Ali,

�ehir

eski evlerinin

d1�mda,

Saime'lerin

�imdi

y1kdm1�

hemen hemen yamba�mda, kimsesiz

bir kad1mn bir odasmda oturuyordu . Ak�amlan elek­ trikler

yand1ktan

sonra kii�iik

bir

�ocuk,

Ali' n i n

odasma girerdi. Elinde defterler vard1. A y m masamn ba�ma otururlard1. Ali vazifeleri ni tashih eder, yan nki verecegi dersi birka� defa okurdu . K ii�iik esmer �ocuk, yannki dersine �ah �1rd1 . 236


Bu

kiic;iik

c;ocuk,

kimsesiz

kadmm

oglu

idi.

Anas1, mangalm kenarmda kahve giigiimii kaynayan , bir kristal ho�af kasesi ic;inde san kokusu tiiten kac;ak tiitiinler bulunan bir Bo�nak beyinin hammmm evine her ak�am gider. Namazlarla olc;iilen bir z.aman gece­ yansm1 bir iki saat gec;tikten sonra ancak eve don er di . Ruh i ye hamm,

eve doniince Ali

c;ah�t1g1 odaya girer. doryan'1 da Ali'nin

o rac1kta,

ile Davut'un

Ali'nin paketinden iki Serkl­ mi nderin

iistiinde

tiittiiriir.

tammad1g1 insanla n n havadislerini

anlattr.

Sonra ana ogul yatmaga giderlerdi . Ali'nin

ancak

iic;

sene

evvel

bilegine

gec;ire­

bildigi saat, bir Frans1zca l ilgatin kenarmda ana ogul c;ekilip gittikten Ali

o

zaman

sonra ancak onu

istanbul'daki

bulmu�

si nemalan

olurdu.

dii�iiniirdii.

Si nemadan on bir, on biri c;eyrek gec;e c;1k1hrd1. Ali kitaplan kapar. Bir miizik sesi duyar gibi olur. Bir ka­ dmla

dansettigini,

Saime'ye hie; benzemeyen uzun

boylu, zay1f bir kadma bir �eyler wyledigini samrdi . is­ tanbul'da talebeliginde yapt1g1 gibi sessizce, omuzlan m k1sarak, tenhala�m1� hafif yagmurla parlam1� yollar­ dan doniiyormu� halinde elektrik diigmesine dogru gider, sondiiriir. Kasaba m n horozlan bu i�areti bekli­ yormu� gibi otmeye ba�larlar, oterler. Saatlerce, belki bire ikiye kadar oterlerdi.

ikincikanun sonlannda

bir

geceydi .

K ar

bahtanberi dinmemi�ti . Ruhiye hamm, ocak

sa­

ba�m­

da m1s1r patlatdan, helva bastmlan bir eve misafir­ l ige gitmi�ti . Ali, masanm sag ko�esinde, bacak:lann­ dan birini masanm iistiine koymu�, cigaras1 agzmda, 237


dii�iimniiyordu .

Dii�iinmemek

ona

nadiren

nasip

olurdu . Dii�iinmeden oturmak. . . Sonra uyamkhk i�inde bir riiyadan uyamr gibi silkinmek. . . Tekrar giinii, ani bir gazete okur gibi ya�amaya ba�lamak. . . Birka� saniye eski hatirala­ nna m1, nereyc oldugu bilinmeyen bir yere seyahat. . . Sonra bir kuyudan, rutubetli, kiif kokulu bir sarn1�­ tan giin 1�1gma �1kar gibi, bu kii�iik Davut'un oniinde uyamvermek . . . giizel �ey ! . . Kii�iik Davut'u, A l i �ocugu gibi seviyor, hem ona oyle geliyor ki, Davut'un giizel bir anas1 vard i . Yanaklan her zaman ko�mu� �ocuklarmki gibiydi . 1 nce, gevrek, mor damarh iistiine

bir eli

vard i. Derisinin

yaz giinleri Ali ba�1m koydugu zaman bir

serinlik, bir cami serinligi duyard1. Davut, o kadmm uzun bacaklanna tlrmanarak biiyiimii�tii . Bu o kadar sahici gibi garip bir �eydi k i : Davufun anas1 i l e b i r deniz kenarmda beraber­ diler. Davut dort ya�mdaydi. Ak�am iistleri Ali i �ten donerdi . Denize girerlerdi . Kans1 i le yanyana, derin­ l ige dogru giderlerdi. Denize uzanm1� tahta b i r kay1k iskelesinin ucun­ da i h tiyar bir adam . Davut'un elini tutmu�, onlan seyrederdi . Bu adam kimdi ? Ali'nin dedesi miydi ? Ali,

birdenbire

hi�bir

�ey

dii�iinmemesi nden

uyanmca bu olmam1� ama, hi� olmam1�, fakat o ka­ dar

olmu�

sessizce

kadar hakiki vakay1 hat1rlad1. Gozlerini

Davut'a

�evirdi .

1kisi

arasmdaki

dostluk

�ocugu kendisine bakild1g1m hissettirecek kadar, kuv­ vetliyd i . Davu t: - Y i ne - dedi -, b i r �eyler haz1rhyorsun yalan . . . 238

ama,


Ali,

ayaga kalkt1 . Odanm

ic;inde yiiriidii. Per­

deyi arahk edip sokaga bir saniye bakti . Once odaya sonra hatmna bir �ey gelmi� gibi pencereye dondii . Canu kaldird1. Odamn ic;ini yalayan keskin bir soguk sigara dumanlanm ahp gitti . Ali

pencereden beline kadar sarkm1�t1 . D1�an­

da buz tutmu� kaldmmlar, bir yaz giiniiniin kaldmm1 kadar kumydu. K ar�1 bo� arsalarm iistiinde, kuru dallann c;izgiledigi gokyiizii nde biiyiik bir ay yi.izii­ yordu. Yakm agac;larda kar dolu idi. Ali: - Allah1m, Davut ! - dedi -. Ne giizel gece. Davut: - Arna, c;ok soguk. - Ne ziyam var, ii�iir miisiin '? - Ne

olacak

yani,

gezelim

Paltolarma, ka�kollarma

mi

diyeceksin ?

sanhp caddeye c;1kt1-

lar. Davut : - D o n tutmu� - dedi -. Sabaha t1k1r t1k1r mektebe gidecegiz. Ali : - T1kir t1kir - diye soylendi. Yine aym h i s , biraz evvelki,

Davut'un kendi

r;ocugu oldugu, denizde beraber gozgoze; konu�a ko­ nu�a yiizdiikleri serin derili, ko�mu� c;ocuk kad1m

bir

yerde

unuttugu,

kaybettigi

yanakh

dii�iincesi

kafasma geldi. Kad1m olmii� kabul edemiyordu bir tiirlii . Bu kadm yirmi sene sonra yine bu andaki gezintide mevcut oldugu gibi, yine mevcut olacakt1 . Binaenaleyh o, Ali y�d1kc;a ya�ayan bir mahlfiktu. Fakat hic;bir zaman halin ic;inde yoktu. M azi ile be­ raber doguyordu.

239


G R EN O B L E ' D E

«izer»

iTA LYAN

M A H ALLESi

nehri �ehrin 1�1klanm yiiklenip c;ikola­

ta, deri ve kag1t fabrikalarmm dag1ld1g1 c;ayirhklan aydmlatmaya; kanatlan c;amurlu ve c;amurlu kanatlan 1�1kh bir tayyare hali ve giiriiltiisiiyle kac;ar giderdi

·

Nehir kenarmdaki setlerin iizerine tiinemi;; sar­ ho� i�sizler, �arap �i�elerini,

amator

bahkc;1

ihtiyar

Frans1zlarm pos b1y1klarma dogru kahramanca uza­ t1rlar: - i�siziz, kirk «su»ya doldururlar,

versene ih­

tiyar, ne olur ? ihtiyar bahkc;Ilardan c;ogu, harp gormii� in sanlar­ d1. Derhal Verdon'ii hatirlarlar: - Verdoi1'de

sen

yoktun

- derlerdi -.

Ben

ora­

dayd1m. Ben de ac; gezdim. Bu bacag1m orada tah­ tala�t1. Geber, fakat i� but ! i talyan mahallesi, �ehri ikiye bic;en i zer' i n sag tarafmda, yukan

k1�la ve

surlarm arasma s1k1�m1�

dar bir mahalled ir. G ii ndiizleri ic;lerinde narin c;ocuk­ lar varm1� gibi �i�kin c;ama�1rlarm dalgaland1g1 ya­ km evler, geceleri ta kiliseye kadar, k1rmm elektrik­ leriyle ydd1zla�ir, yerden uzakla�irlard1 . Y ine giindiizleri esmer k1sa boylu, i�siz

delikan­

hlarm boyunlarmdaki al ve mor fularlarla gezindigi sokaklarda; ak�am iistleri

bir

Kuledibi,

yahut bir

Kumkap1 h a l i peyda olur; yalmz geceleyin b u tekin 240


olmayan

mahallede,

bu;akh

a�1klar dol�1r zan ne­

dilirdi. Kahn san bira bardakh,

bilardosunun 9uhas1

y1rt1k kahvehaneye ak�amlan ugrard1m.

Kag1t oy­

nayan geni; bir kiimenin yakmma oturur, dinlerdim. On, on bir, on iki, on iii;, on dort. . . italyancamn smda buldugum

bu

yirmiye

ahengi

saydan

say1-

tarif edemeyecegim.

kadar

H ii;­

bir lisanda say1 bu kadar giizel saydamaz. «U ndii;i, dudii;i, tredii;i . . . » Oturur;

bil ardosunu

bitirip

bani;osunu,

kon-

9inasm1 yap1p kitarmt alacaklan beklerdim. i talyan mahallesi saat o ndan

sonra

uzaktan,

kitar sesleri gelen vah�i bir ada hal ini ahrdi. Art1k hii;bir talebe bu asma kopriiyii gei;emez . Art1k hii;bir pos b1y1kh, babacan Frans1z, bu mahallenin vah�i k1zlanm kandirmaya gelemez. i talyan mahallesi bii­ tiin bu kotii �ohretine ragmen, benim gibi birkai; - cesur dememek ii;in - miitecessis tarafmdan a�dm1�, esran 9oziilmii�tiir. Nehir kenarma dizili Siralarda, derilerinden bir bahk ve sahil, bir Pompei,

Napoli, bir yanardag

kokusu ve ta.vi 91kan k1zlar otururlardi . Giindiizleri

mei;hul

gozleri,

muntazam

yiizle­

ri, k1sa boylanyle bir ba�ka i nsan tesirini veren bu, f�istlerin vatanlarmdan kovdugu ananas renkli ve kokulu i nsanlan geceleyin gormelidir. Senin yabanc1 oldugunu bildikleri halde, hii; ehemmiyet vermiyor, hatta sana bakm.tyor gibidirler. Arna, senin �erefine, bani;olar, ki tarlar 9 1km1�, bir karpuz yer gibi konu�an k1zlar, senin �erefine bu �ark1y1 okumu�lardir:

241


Napoli, heya= .$ehir. Venedik ' t e gondollar geziyor, Roma'da heykel/er dikiliyor, Senin .�erefine, Senin .�erefine. Napolili giizel ba!tkr1, Dudaklanm Gogsii hurma rengi a/1111.y Hayir .hurmala.$mt.$ K1za dokunduruyor, Senin .$erefine hey Napoli. Napoli, beyaz .$ehir. Delikanhlar Ben

her

hurmala�Illl �

ak�am

asma

ktzlan

operlerdi .

kopriiyii

g�rken

bir

defa i.irperirdim. B u kopriiniin obiir tarafmda gol­ geler i�inde sakh, bt�aklan parlak Sicilyahlar tahay­ xiil ederdirn.

Diin optiigiim ktzkarde�lerinin i ntikamtm ala­ cak Sicilyahlar. Arna onlar: Sicilya ormanlan. Gokyiizii kadar esrar/1 Ve intikamc(dtr. Petrol lambas1 yanan Kamt.$ saz kuliibede, <;erden ropten kuliibede Mtstr ekmegi yiyen rocuk: Seni seriyor . Fmndan r1kmt.$ mtstr ekmegi renkli, Yeni sag1lmt.$ keri siitii kadar mal'i re s1[ cak ktz ! 242


Seni sel'i_ror Bu Adriyatik dalgalarma Gemi/erin ye/ken/erine sard1g1111 kalb. Sana gel diyorum, Bekl(vorum. Ge/mezsen, Sicilya ormanlan Gokyiizii kadar esrar/1 Ve intikamctdtr ha !

243


M A R S i LY A

LiMANI

Bu, hi1;bir arzuya benzemeyen bir havadir. i1;inde Japon fenerleri yanan bah1;eler, karh daglar, deniz kestaneleri

yenen,

koyu

katran

renkli

midyenin

rutubeti ile limon kokusu dag1lan limanlar, �imen­ dofer camlarma dii�en i nek resimli koyler, hep bu havamn i1;inde riizgarlanm1�; hep bu havan.m i1;inde esmi�tir.

Bir ayhk bir s1pa giizelligi ve seviml iligi

ta�1yan sahil

1;ocuklan, bu kendi i1;Ierinden esen ha­

vaya dayanamam1�Iard 1r. Deniz, bu korpe ve gaddar k1z, kimi yeniden kend ine 1;agird1ysa; kimi ba�tan­ ba�a kaplay1p sard1ysa art1k ruh ; deniz kadar sakin, melteml i, firtmah olmu�tur. Ruh art1k ne bir �ehir­ l i n i n , ne bir koyliiniin, ne bir siyasi, ne de bir katilin ruhudur. Bu ruh denizci ruhudur. 01�, bir bahk kadar kaygan ;

i1;,

bir

deniz

i1;i gibi zeh irlidir.

Marsilya

! imam, bu zehirli hava i1;inde ya�ayanlarm memleketi . N i1;in bu �ehri «Sen �arl» kilisesin e 1;1kan feni­ kiilerin

yiikselmesi

amnda

seyrederken, agir agir,

fen ikiilerin di�li raylan gibi, di� di� muhayyilem geni�­ liyordu ?

Bu <;in �ehrini, pagodlarmm etrafma dizilmi� gol

ku l ii b esi evleriyle ve i nsanlanyle den izdeki

golgesi

iizerine

kii1;iik

kurulmu �;

bir

�ilebin

bir

Japon

ada smm yanardagm1 bu lprm1z1 bayrakh Rus vapu­ ru

nun giivertesinde goriiyorum. 244


N ii;in Avusturalya adalan yerlileriyle temasta bulunan san i ngilizlerin i;ocuklan bu kadar guzel oluyo r? Bu i ngiliz �ilebinde tam�t1g1m ufak i;ocuk, A vusturalyah bir yerli kadm1yle san bir i ngilizin pii;idir. Onun ii;in bu kadar guzeldir. Elinde firi;a, y uzunde boya resim i;izerek dtin­ yay1 dola�an dev gibi bir Leh linin Akropol'Unu bu Yunan vapurunun :dalga renkl i den ize en i;ok yak1�an bayrag1 etrafmda pari;a pari;a, kui;i.ik k ui;uk i;er­ i;evelenmi� bir halde buluyordum . Bu mazotla i�leyen, guduk bacah, yirmi iki bin ton­ luk italyan vapu runun beyaz guvertelerinde deniz ve her limanda birbirine benzemeyen guzel, i;irkin, beyaz, sari, siyah insan seyreden seyyahlar �imdi �ehre dagilacaklar. Kafalarmdaki mantarh kalm �apka­ lar altmda Marsilyah k ui;uk i;ocuklar, H onolulu'yu, Aden 'i, Balt1k Denizi'ni gormu� gozleri gorecekler. Bu Cezayirliler kahvesinde alkol ne temiz �eyd i . Btiyumu� t1rnaklan k1virc1k sai;larma takilan adam Frans1z bahriyesinden terhis edilirken, Ceza­ yir'i bir daha gorebilmek ii;in kendisine verilen paray1 iii; gun ii;inde, Marsilya'mn dar, fuhu� kokan sokaklarmda eritivermi�ti . Yapacak tek bir i� kalm1�t1. Gemileri scyretmek, her gun bir engine dogru ai;Ilmak arzusuyle zeh irlenip oturmak. Art1k Cezayir'i ozlemi­ yor: art1k minareler ve ezanlar onu sarm1yordu . M istral, Marsilya sokaklarmda at ko�turdugu anlarda, kotti kahvelerde kotti alkol buluyor, kotti sokaklar­ da kot ti k1zlar bu karayag1z delikanhy1 bcdava koy­ nuna ahyorlard1. Paris'e gitmek ii;in her�eye raz1yd1. �i�man adam­ larla tam�t1. Beyaz sivri burunlu adamlar ona yinni bin 245


Frank mukabilinde

bir

cinayet

i�lettiler.

Paris"c

ekspres sabah saat alt1 bw;ukta hareket ediyordu. Bin di. H ii;biqey olmam1� gibi, cebinde yirmi bin Frank, paras1z

kald1g1

zaman

M arsilya·ya donmek

iizere

bir Cezayirli Paris"e hareket ett i. Sabah t1. Gann ii;inde her

zamanki

giiriiltiiler.

Yiik

t�1yan

tekerlekli

arabalan iten sakin, meyus, hamallar; beyaz b1y1k­ lan, burjuva i;ehre ve viicutlanyle dola�1yorlard1. Uy­ kusuz yolcular, tath kadmlar, koyliiler, binbir lisan konu�ulan garm biifesi, s1cak mistral, bacalarm iistiin­ den, damlardan , antrasit y1gmlannm, fabrikalarm ara­ smdan atmda �ovalye h myle gei;en kumlu 'mistral . . . Nehi r h1wt1s1yle gei;en b i r trenden b i r k iii;iik i;ocuk Cezayi rliye bir buse gonderd i . Cezayirli tit­ red i. Paris"e giden ekspres yiiriidii gitti. Vieux Porfda mistralle kar�1 kar�1ya gelmek. .. Hele b i r yaz giiniinde, kum taneleri agzmda, ba�mda kulaklarma i nmi� mor bere,

yanmda sana yalmz

cebindeki para ii;in bagh bir arkada�, onii nde mi stral . . Bu

sahra,

degirmen,

t ren,

deve

ui;uran

riizgar

i�te o zaman M arsilya sokaklan bir panay1t yeridir. Yamndaki sana bir k1z bulacaktir. B u k1z, onun tarifine gore nas1I olursa olsun, sana gore boyledir: Uzun, esmer, kara, kapkara sai;h, di�lerinde giine� ciiz'ii fertleri kmlm1�, kafas1 aydmhk ve yelkenlidir. Mercan

ve kirlang1i; bahklarmdan

yap1lm1�

i;orba

ve yalmz �atonof do Pap �arabmdan i�ecektir. i � te o kiii;iik k1z: Kiii;iik bahk.;1 i;ocuklarmm i;1plak ayak­ lan, deniz, yelken sonra bu k1y1ya has Jacivert, ki rm1z1 hotozlu ku�lar; bu kiii;iik k1zm tabiatm1 birden bire degi�tirivermi�, kiii;iik ho tozlu ku�lan, i;1plak ayak­ lan, denizi, yelkenleri sever olmu�tu. i i;i g1c1kland1g1 246


zaman kum, beyn i n i ve viicudunu ate� sard1g1 zaman riizgar yahut denizin yosunlu ici, yatagmda riiyalara akt1g1 anda bir nehir h 1 � 1 rt1S1yle yapraklardan dii�en ay, bu Marsilya klZlna sevmegi en romantik

�ekilde

gormeden, bilmeden, anlamadan ogretivermi�ti. Ar­ t1k her �eyi biliyordu. Art1k c1plak ayakl l erkek coc u k­ larm kokusunu duydugu zaman gece veya giindiiz, k1� veya yaz kuliibenin icinde opmedigi yast1k, yorgan ve ayna kalm1yor; Marsilya lodosunda sahranm ate�­ li, iki

azanm

birle�ik noktalarmdaki

s1cakhk gibi

bir hararet buluyor; ne h izmetci anasmm kara t 1r ­

naklan, ne de bagc1 babasmm kadeh kokan titrek elleri onu korkutuyordu . Tiirkce ve keten

elbiseli

sokaga

Ermenicesi

sokaklardan , mavi

arasmdan

insanlarm

sapacaksm1z.

bol

gecip

dar

bir

Si nemalar coktan dag1hm�t1 r .

Sokakta polisler, serseriler, gizli hevesler icinde pro­ jektorlenen gozleri adeta masum, kotii insanlar ve yal­ nlZ mistral vard1r. Kum, sahra kokmakta. Cezayirliler kahvesinden bir sokak. .

alkol

haJa

dag1lmaktad1r.

I�1klar. dar

bir siirii otel isimleri . i�te G iizel Alpler

Otel i . Fransa"nm yalmz bu �ehrinde tahtakumsu n u yeniden

dnst cehresi, ac hortumlanyle cigara tab­

lasmm icine dokiilmii� suya b1rakabilirsiniz . rinde giine� ciiz'ii ferdi kmlm1� esmer

Di�lc­

k1z bir �ark1

gibi Marsilya �ivesiyle kulag1 mza mmldanacakt1r. Sokakta

polisler kirli

kahvelerin

icindeki

Ce­

zayirlileri, Ermenileri, Rumlan ve Ruml�m1�. Ce­ zayirlile�mi�, Ermenile�mi� Frans1zlan yakalay1p bir kamyona

dolduracak, bu s1rada sabah ; deniz kesta­

neleri yenen sahile, beyaz, uzun, uzun yelken li bir kor­ san gemisi hlZI ve giizelligiyle pupa yelken inecektir.


Sait faik abasıyanık bütün eserleri 01 semaver sarnıç bilgi yay 1970 cs  
Sait faik abasıyanık bütün eserleri 01 semaver sarnıç bilgi yay 1970 cs  
Advertisement