Page 1

RÖPORTAJ Emine CEYLAN Hasan SÖYLEMEZ PORTFOLYO Ümit KARALAR Can AKILTOPU Özcan YILDIZ TOPLULUKLAR BUFSAD 6GEN’DEN İrem KARACİN TEMEL BİLGİLER Lens-Diyafram-Enstantane

FOTOĞRAFA DAİR

EKİM - KASIM 2011 SAYI: 9 www.6gendergi.com

6 GEN

 1


2


3


Hazırlayan: Bertan TUFAN ~ bertantufan@6gendergi.com

Aynasızlarda Rekabet Kızışıyor: Samsung NX200

H

A

B

E

R

L

E

R

Samsung’un IFA 2011’de tanıttığı dijital fotoğraf makinesi NX200, 20.3 megapiksellik çözünürlüğe sahip. Saniyede 7 fps çekim ve değiştirilebilir lensli olmasıyla fark yaratıyor. Küçük ve başarılı tasarıma sahip gövdesi de diğer bir artısı. Geleceğin aynasızlarda olduğu büyük şirketler tarafından biliniyor, bu nedenle de güçlü yatırımlar ile sektörde yer edinmeye çalışıyorlar.

Samsung Electronics Türkiye Tüketici Elektroniği Direktörü Lemi Paksoy, NX200’le ilgili yaptığı açıklamada, “NX serisi ile fotoğraf çekerken karmaşık kullanımdan uzak ve ağır cihazlar taşımak zorunda kalmadan kullanıcıların fotoğraflarından diledikleri sonuçları alabilecekleri kompakt sistem fotoğraf makineleri alanında öncülük ettik. NX200, sahip olduğu sınıfının en iyisi 20.3 Megapiksel APS-C CMOS sensörü, geniş ISO aralığı, HD video çekimi ve yüksek hızda çekim özelliği gibi profesyonel-standart özellikleri ile hevesli amatör kullanıcılara birinci sınıf görüntü kalitesi sunma yolunda atılan bir sonraki adımı oluşturmaktadır. Modern çizgilere sahip, kompakt boyutlu bir gövde içinde böylesine gelişmiş teknolojiler barındıran NX200, kompakt bir fotoğraf makinesinde profesyonel bir kalite elde edilebilen en iyi fotoğraf makinesi.” dedi. Samsung NX200 Türkiye’de Ekim ayı itibari ile 2.199TL fiyatında satışa sunulacak.

 4


Teknik Özellikler

220g Hafif metalik dizayn(pil ve hafıza kartı hariç) APS-C CMOS sensör Çift Görüntü Sabitleme(Dual IS) 20.3 Megapiksel Toz birikmesini engelleyici ultrasonik 18-55mm F3.5-6.3 Samsung Lens titreşim modu Elektronik Vizör Mükemmel Portre Sistemi (Yüz Saptama, I-Function Lens ile Hızlı ve Kolay Kontrol Güzellik Çekimi, Kırmızı Göz Düzeltme, Göz 3D Fotoğraf Çekebilme Kırpma&Gülümseme Tespiti) Full HD 1080@30fps H.264 Video Kaydı Aynasız Kompakt boyut, 116.5 x 62.5 x 3” Clear AMOLED Ekran 36.2mm Akıllı Otomatik Çekim , Sihirli Çerçeve Li-ion şarj edilebilir pil Gelişmiş Filtreleme ISO 100~2800 Yatay ve Dikey şekilde kayıt alan Panaromik Çekim

Örnek fotoğraflar ise aşağıdaki şekilde:

 5


Sony Nex7 NEX7, 24 MP APS-C HD algılayıcıya sahip. ISO 16000’e kadar genişletilebiliyor ve 1080p video çekebiliyor. Daha önceki sürümlerde pahalı aksesuar olarak takılan vizör ve flaş, artık gövdeye entegre hale getirilmiş ki bu önemli. Gövde fiyatı 1200$, 18-55mm kit lens ile birlikte fiyatı 1350-1400$ bandında seyredecek. Kasım ortalarında da Türkiye’de olması bekleniyor. Teknik Özellikleri Aps-c exmor aps hd cmos ile 24,3 milyon kayıt edilebilir piksel Bionz imaj işlemcisi 11920 x 1080 (60p/ 28mbps/ ps, 60i/ 24mbps/ fx, 60i/ 17mbps/ fh, 24p/ 24mbps/ fx, 24p/ 17mbps/ fh video kaydı Avchd 2.0 25 noktalı otomatik netlik sistemi 1200 bölgeli çok noktadan ışık ölçümü Super steadyshot sarsıntı önleme sistemi Iso 100-16000 algılayıcı hassasiyet aralığı 30-1/4000sn örtücü hızı 1/160sn flaş senkronizasyon hızı 2,359,296 piksel oled elektronik bakaç Usb 2.0, hdmi c Sd/sdhc/sdxc/memorystick pro duo 3 inç, 921,600 piksel xtrafine trublack hareketli lcd 119.9mm x 69.9mm x 42.6mm 291gr

 6


Sony A77 Tam Geçirgen Hareketsiz Ayna Teknolojisine sahip Sony A77, faz-bulmalı AF ile 12 fps hızında ard arda çekim yapan en hızlı fotoğraf makinesi. 11 çapraz sensörlü 19 AF noktasına sahip. Hareketli nesnenin hareketi başka bir nesne tarafından bir süre gizlense dahi A77 İzleme Odaklaması ile hareketli nesneyi doğru şekilde izlemeye devam edebiliyor. Sony, A77’de yeni geliştirdiği 24.3 megapiksellik Exmor APS HD CMOS sensörünü kullanıyor. ISO 100-16,000 aralığındaki hassaslık aralığı ISO 50’ye kadar genişletilebiliyor.Ekim ayı itibari ile de yaklaşık 1400$ etiketiyle raflarda yerini alacak. Teknik Özellikleri Çözünürlük: 24.30 Mpixel Maksimum çözünürlük 6000x4000 Minimum çözünürlük 3008x2000 Sensör boyutları 23.6x15.8mm Sensör tipi: CMOS Odak uzaklığı çarpanı 1.5 Bellek türü: CompactFlash type I Memory Stick Pro Duo, SDHC, SDXC, Secure Digital ISO oranı auto, 100 - 16000 Minimum çekim hızı (sn) 30 Maksimum çekim hızı (sn) 1/8000 Video çekimi Evet Sesli video çekimi Evet Maksimum video çözünürlüğü 1920x1080 Minimum video çözünürlüğü 640x480 Kare sayısı (kare/sn) 50 Ses kayıt Evet Optik vizör Hayir Elektronik vizör Evet LCD ekran Evet LCD ekran boyutları 3-inch LCD çözünürlüğü (piksel) 921,000

 7


Ricoh Yeni Aynasız Gövde Üzerinde Çalışıyor Ricoh, Pentax’ı satın aldıktan sonra yeni bir aynasız gövde üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Bu aynasız makinede Pentax markası devam edecek, yani ürün Pentax markalı olacak ve yine Pentax markası ile kağıt ve yazıcılar da piyasada boy gösterecek. Ricoh markası ise kompakt makinelerle devam edecek. Bu aynasız makinenin Pentax Q’dan daha büyük sensöre sahip olması bekleniyor. Kaynak: http://photorumors.com/2011/09/18/ricoh-is-working-on-a-new-mirrorlesscamera-developed-by-pentax/

Aynasızlarda Nikon ile yeni bir soluk: Nikon V1 ve Nikon J1 V1 CX format 10 megapiksel CMOS sensöre sahip, çarpanı ise 2.7. Gövdesi magnezyum alaşımlı yapıya sahip olan V1 1.4 megapiksellik elektronik vizöre sahip. 10 fps hızında çekim ve 1080p kalitesinde video çekimi yapabilmekte. Elektronik ve mekanik shutere sahip ve J1 ile aralarındaki farklardan biri de bu. 10-30mm kit lensi ile 900$ civarında etiket fiyatı ile Ekim ayının sonunda (Ekim ayının 20’si gibi) raflarda olacak.  8


Teknik Özellikler Sensor 13.2 mm x 8.8 mm CMOS sensor 10.1 million effective pixels Lens mount Nikon 1 mount Approx. 2.7x lens focal length (Nikon CX-format) Focus Hybrid autofocus (phase detection/contrast-detect AF); AF-assist illuminator AF are Single-point (135 points) Auto-area (41 points) Subject tracking Lens Servo Autofocus (AF): Single AF (AF-S); continuous AF (AF-C); auto AF-S/AF-C selection (AFA); fulltime AF (AF-F) ISO sensitivity Auto High Auto Manual ISO 100, 200, 400, 800, 1600, 3200 Shuttter speed Mechanical Shutter 1/4000 sec. –30 sec. Bulb Electronic Shutter 1/16000 sec. –30 sec. EVF 0.47-in., approx.

J1, V1’den farklı olarak sadece elektronik shuttere sahip olmasına rağmen 1/16000sn gibi hızlara ulaşabilen bir gövde. Yine V1 gibi J1 de 10fps çekim hızına sahip ve bu esnada sürekli AF yapabiliyor. V1 gibi J1 de Nikon’un CX adını verdiği sensör formatına sahip ve 2.7 çarpan katsayılı 10 megapiksel CMOS sensör kullanıyor. ISO aralığı 100-3200 arasında olan hassaslık, 6400e kadar genişletilebiliyor. 10-30mm kit lensi ile 650$ civarında etiket fiyatı ile Ekim ayının sonunda (Ekim ayının 20’si gibi) raflarda olacak.  9


SERGİLER

Hazırlayan: Cansu AKDUT ~ cansuakdut@6gendergi.com

İFOD İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü işbirliğiyle ”20-31 Ekim 2011” tarihlerinde gerçekleşecek olan “ULUSLARARASI İZMİR FOTOĞRAF GÜNLERİ” nin hazırlıklarını tüm hızıyla sürdürülüyor. Konferanslar, Paneller, Fotoğraf Sergileri ve Fotoğraf Gösterileri’nden oluşan etkinlik, yerli ve yabancı birçok fotoğraf sanatçısının katılımıyla gerçekleşecek. Program : 20 Ekim 2011 Perşembe : “ULUSLARARASI İZMİR FOTOĞRAF GÜNLERİ” Açılış Kokteyli 21 Ekim 2011 Cuma : İFOD Üye ve Aday üyelerinin katılımıyla sürdürülmekte olan 8 farklı proje grubunun fotoğraf çalışmaları, organizasyona davetli yabancı fotoğraf sanatçılarının karma fotoğraf sergileri ve yine İFOD üyelerinin “Otoportre Fotoğraf Sergisi”yle T.C. Kültür Bakanlığı İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi Galerisi’nde fotoğrafseverlerle buluşacak. D.E.Ü. Öğretim Görevlileri Fotoğraf sergisi; D.E.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Galerisi’nde açılacak. Fotoğraf Sergileri 31 Ekim 2011 tarihine kadar gezilebilecek. 21 Ekim 2011 Cuma ve 22 Ekim 2011 Cumartesi : Panel, Konferans ve Fotoğraf Gösterileriyle devam edecek olan Uluslararası İzmir Fotoğraf Günleri organizasyonu, 23 Ekim 2011 Pazar günü; fotoğraf günleri katılımcılarının iştiraki ile düzenlenecek fotoğraf gezisiyle sonlandırılacak. Fotoğraf Sergileri Açılışı : T.C. Kültür Bakanlığı İzmir Resim Heykel Müzesi Galerisi / İzmir Panel, Konferans ve Fotoğraf Gösterileri : D.E.Ü. Sabancı Kültür Merkezi / İzmir D.E.Ü. Öğretim Görevlileri Fotoğraf sergisi : D.E.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Galerisinde.  10


“İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonu’ndan Bir Seçki|Modern Yaklaşımlar” Fotoğraf Sergisi İstanbul Modern Sanat Müzesi Açılış Tarihi: 04.10.2011 / Salı Kapanış Tarihi: 30.01.2012 / Pazartesi Mekan: İstanbul Modern Sanat Müzesi Adres: Meclis-i Mebusan Cad.Liman İşletmeleri Antrepo Karaköy Beyoğlu / İstanbul Telefon: 212-334 73 00 İnternet Adresi: http://www.istanbulmodern.org Pazartesi günü hariç her gün 10:00-18:00 (Perşembe 10:00-20:00) saatleri arasında gezilebilir.

1880’lerden sonra bütün sanat dallarını, özellikle de resmi etkileyen, doğadaki unsurları sanatçıda yarattığı duygusal izler biçiminde yansıtan İzlenimci (Empresyonist) akımın ardından, sanatta Modernizmin temelleri, sanatçıların dünyayı gördükleri gibi temsil etmeyi bırakmalarıyla atılır. Ticaretten felsefeye kadar her şeyin sorgulanması gerektiğini savunan Modernizm, 1960-70’lere kadar devam eder. Modernist dönem ne kadar yeniliği temsil etse de, geleneği bozmaz, gelenekten beslenir. 1980’ler sonrasında Türk fotoğrafında görülen modern eğilimler, deney yoluyla sorunların çözümünü sağlayıp, bir dil zenginliğine ulaşmayı amaçlayanların başarısı olmuştur. Kurgulanmış fotoğraf, Modernist dönem alışkanlığıdır. Modernist anlayış kuralları yıktığı halde, yenilerini yapılandırmaktan geri kalmaz. Modernizm geleneğe karşı durur, fakat gölgesinden sıyrılamaz ve etkilerini açıkça gösterir.  11


Modern Türk fotoğrafında zaman, varoluş, yitiriliş ve ölüm temaları öznel yorumlara sahiptir. Fotoğrafların gerçekle olan bağları sorgulanırsa, yaşama dair cevaplar öykülenir ve çerçevelere yerleşir. Deneysel çalışmalar kimi zaman karanlık oda teknikleriyle sürdürülür. Birden fazla negatif kullanarak, agrandizör altında çift pozlama tekniğiyle yapılan işlerde, yapılandırılmış stüdyo çalışmalarında, bilgisayar destekli ifade biçimlerinde, çekimde resim tadındaki flulaştırmalarla etkileyici fotoğraflar elde edilmiştir. Aslında modern çalışmaları sürekli benimsememiş olsalar da, neredeyse her fotoğrafçının çalışmalarında birkaç deneyim söz konusudur. Sanatçılar, yaşadıkları toplum ve çevreden beslendikleri sürece, ideolojilerde kaçınılmaz benzerlikler görülür; farklı olan ifade biçimleridir. İstanbul Modern’in koleksiyonundan yapılan bir seçki ile hazırlanan “Modern Yaklaşımlar” sergisinde 28 sanatçının 93 eseri bulunmaktadır. Amaç, Türk Fotoğrafında Modernizmi, önemli örnekleriyle bir kez daha hatırlatmaktadır. Antalya da yaşayan ve fotoğraf sanatının genç kuşak temsilcilerinden olan M.Uğur Umay, PANOTERAPİ isimli fotoğraf sergisi ile 11 - 30 Eylül 2011 tarihleri arasında, Gelişim Sanat Merkezi Sergi Salonunda sanatseverlerle buluşuyor. Türkiye nin farklı yerlerinde uzun süredir gerçekleştirdiği çekimler sonucu geniş bir panorama yelpazesi oluşturan Umay, fotoğraflarında rastlanan çarpıcı renk armonisi ve sıra dışı dinamizm ile karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olan PANOTERAPİ sergisindeki eserlerin satışından elde edilecek tüm gelir, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) kuruluşuna bağışlanacaktır. Açılış Kokteyli 11 Eylül Pazar günü saat 15:30 da yapılacaktır. Adres: Gelişim Sanat Merkezi Sergi Salonu / ANTALYA Tek Kapılı Han, 2.Kat (Dönerciler Çarşısının karşısındaki İş Bankasının arkası, Hamam Çarşısı yanı)  12


“Hayatımız Fotoğraf ” fotoğraf günleri 6 – 9 Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek etkinlik süresince Recep Dönmez’in sualtı fotoğraflarından oluşan ‘Sessizliğin Rengi’, Muhsin Divan’ın karma fotoğraflarından oluşan ‘Güldeste’ ve Osman Ürper’in ‘Dansa Dair’ sergileri fotoğrafseverlerle buluşurken; Özer Kanburoğlu, Mine Kasapoğlu, Sinan Çakmak, Lara Sayılgan ve Emre Ogan’ın slayt gösterileri ve söyleşileri gerçekleşecek. Fotoğraf Sergileri Tarih: 6 Ekim 2011 Perşembe - Saat: 19:00 Osman Ürper’in “Dansa Dair” adlı fotoğraf sergisi, 6 Ekim Perşembe akşamı saat 19:00’da PhotoWorld Fotoğraf Merkezi’nde fotoğrafseverlerle buluşacak. Fotoğraf çalışmalarını sahne sanatları ve dans üzerine odaklaştıran Osman Ürper, 15 yıllık bir süreç içerisinde çoğunluğu Devlet Opera ve Balesi repertuarındaki eserlerden ve farklı çekilmiş fotoğraflardan oluşan sergisinde sahnede akıp giden zamanı adeta durduruyor. Sergideki havada asılı kalmış bedenler, uçuşan renkler ve ışığa yazılmış dramatik anları konu edinen kareler dans sanatının estetiğini ve bedenle can bulan devinimin etkileyiciliğini yansıtırken, izleyiciler aynı zamanda sahne üzerinde sergilenen canlı performanslarda çıplak gözle fark edemeyecekleri enstantanelerle karşılaşıyorlar. Sergi 29 Ekim 2011 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Tarih: 7 Ekim 2011 Cuma - Saat: 19:00 Muhsin Divan’ın “Güldeste” adını verdiği ve sanatçının retrospektif çalışmalarından oluşan sergi ise Caddebostan Kültür Merkezi’nde 7 Ekim Cuma akşamı saat 19:00’da düzenlenecek bir kokteylle açılacak. Sergi 12 Ekim tarihine kadar gezilebilecek. Tarih: 8 Ekim 2011 Cumartesi - Saat: 10:00 Fotoğraf Sanatçısı ve Öğretim Üyesi Recep Dönmez’in “Sessizliğin Rengi” adlı fotoğraf sergisi Epson ve Sigma sponsorluğunda 8 Ekim Cumartesi günü saat 10:00’dan itibaren fotoğraf severlerin ziyaretine açılacak. Dönmez’in 2002- 2011 yılları arasında  13


Kızıldeniz, Malezya ve Endonezya’da sualtında çekmiş olduğu fotograflarından oluşan bu sergi, sanatçının 16. kişisel sergisi. Recep Dönmez’in bu kareleri, sualtındaki canlıların formları, renkleri, ritimleri ve düzenleri, olağanüstü kadraj, kompozisyon gayreti ve anlamlandırma çabası ile sanki birer resim gibi gözlerimizin önünde yer alıyor, sualtının el değmemiş ve bozulmamış halini bizlere yansıtıyor ve kaybetmekte olduğumuz doğanın güzelliğine dikkat çekiyor. Sergi 16 Ekim 2011 tarihine kadar Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi’nde gezilebilir. Fotoğraf Gösterileri ve Söyleşiler Tüm Gösteri, panel, seminer ve söyleşiler PhotoWorld Fotoğraf Merkezi’nde gerçekleştirilecektir. Tarih: 8 Ekim 2011 Cumartesi - Saat: 12:30 Mine Kasapoğlu, etkinliğe “Olimpiyatları Fotoğraflamak” adlı gösteri ve söyleşisi ile katılacak. Kasapoğlu 2002’den bu yana yaz, kış bütün olimpiyatlarda fotoğraf çekti. (2002 Salt Lake, 2004 Atina, 2006 Torino, 2008 Beijing, 2010 Vancouver). Sırada 2012 Londra, 2014 Sochi, 2016 Rio ve 2018 Pyeongchang ve de umarız ki 2020 İstanbul var. Olimpiyatları fotoğrafları ile takibinin hikayesini sizlerle paylaşacak. Tarih: 8 Ekim 2011 Cumartesi - Saat: 14:00 Emre Ogan, Stok fotoğrafçılığı ile ilgili akıllara takılan sorulara yanıtlar verecek ve çekmiş olduğu stok fotoğraflarından örnekler sunacak. Tarih: 8 Ekim 2011 Cumartesi - Saat: 15:30 Lara Sayılgan, moda fotoğrafçılığı ile ilgili bir gösteri gerçekleştirecek ve ardından moda fotoğrafçılığı ile ilgili püf noktaları hakkında izleyicileri aydınlatıcı keyifli bir sohbet gerçekleştirecek. Tarih: 9 Ekim 2011 Pazar - Saat: 14:00 Atlas Dergisi Fotoğraf Editörü Sinan Çakmak; Editoryal Fotoğraf üzerine söyleşi gerçekleştirecek ve ardından Lodos fotoğraf gösterisini izleyicilerle paylaşacak. Lodos -İki Kıyı Arasında, Sinan Çakmak’ın Atlas ve çeşitli dergiler için yaptığı çekimlerin rotasını belirleyen uzun soluklu kişisel fotoğraf projesidir. Türkiye’nin iki kıyısının ve bu kıyıların birleştiği/çatıştığı coğrafya ve kültürün ‘Lodos’un ruh haliyle çalışıldığı bu proje 2012’nin sonunda tamamlanmış olacak. Dia gösterisi ve söyleşi, fotoğrafçıların  14


projelerini yönlendirirken kişisel yaklaşımlarını ve anlatım tekniklerini öne çıkarmanın önemi üzerinde yoğunlaşacak. Tarih: 9 Ekim 2011 Pazar - Saat: 15:30 Kocaeli Üniversitesi Fotoğraf Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özer Kanburoğlu’nun gerçekleştireceği “Mimariler” adlı fotoğraf gösterisinde Türkiye coğrafyası üzerinde yer alan çeşitli medeniyetlerin geride bıraktığı mimari eserlerle Cumhuriyet sonrası Türk mimarisinin moderrn örneklerini bir arada izleyebileceksiniz. Panel ve Seminerler: Hayatımız Fotoğraf fotoğraf günleri çerçevesinde konusunda uzman fotoğrafçıların katılacağı “Türk Fotoğrafında Yeni Yaklaşımlar (Murat Germen, Orhan Cem Çetin, Prof. Dr. Ahmet Öner Gezgin) – 09 Ekim 2011 Pazar – Saat: 17:00” ve “DSLR Fotoğraf Makinesiyle Video Klip Çekmek (Doç. Dr. Ozan Bilgiseren, Burak Kanbir, Onur Akyol) – 08 Ekim 2011 Cumartesi – Saat: 17:00” adlı 2 panel gerçekleştirilecek. 07 Ekim Cuma günü saat 17:00’da gerçekleştirilecek seminerde ise Adobe Lightroom yazılımının fotoğrafçılara sunduğu avantajlar, RAW işleme, arşivleme, fotoğraf düzenleme gibi konularda detaylı bilgiler aktarılacak. Etkinlikler, PhotoWorld Fotoğraf Merkezi başta olmak üzere Caddebostan Kültür Merkezi (CKM) ve Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi’nde gerçekleştirilecek. “Tekinsiz Karşılaşmalar” İstanbul Modern’de-16 Eylül 2011 - 22 Ocak 2012 Hayal ve Hakikat sergisiyle eşzamanlı kurgulanan ‘Tekinsiz Karşılaşmalar’ sergisi, Türkiye’den altı kadın sanatçının güncel fotoğraf çalışmalarına yer veriyor. Sergide Silva Bingaz, Banu Cennetoğlu, Çınar Eslek, Zeren Göktan, Zeynep Kayan ve Melisa Önel, bir taraftan özgün görsel anlatılarıyla tekinsiz karşılaşmalar meselesinin felsefi, sosyokültürel, bireysel ve sanatsal yönlerini ele alırken, diğer taraftan günümüzde fotoğrafın olanaklarını araştırıyor.  15


16 Eylül 2011 - 22 Ocak 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde yer alacak serginin küratörleri Çelenk Bafra ve Levent Çalıkoğlu. Fotoğraf ve sanatçı kitapları buluşması İstanbul Modern’in 23. fotoğraf sergisi Tekinsiz Karşılaşmalar, fotoğrafın üretim ve sergileme biçimleriyle sunduğu yeni olanaklara da dikkati çekmeye çalışıyor. Bu bağlamda İstanbul Modern, güncel sanatta önemi giderek artan basılı malzeme ve sanatçı kitaplarına odaklanan bir etkinlik düzenliyor. Tekinsiz Karşılaşmalar kapsamında İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nden kütüphanesine, hatta içinde bulunduğu mahalledeki komşularına uzanan etkinlik, konuya dair bir panel, kütüphane buluşması ve rehberli turu içeriyor. Günümüzde fotoğraf ve basılı malzeme ilişkisine yeni bir gözle bakmak amacıyla düzenlenecek buluşmada fotoğrafçılar, bağımsız yayın oluşumları ve konunun meraklıları bir araya geliyor.

YARIŞMALAR 1.Fotografium Denge Konulu Fotoğraf Yarışması Yarışma Takvimi Son Katılım Tarihi : 31 Ekim 2011 Juri Degerlendirmesi : 3 Kasım 2011 Sonuçların Duyurulması : 7 Kasım 2011 Sergi Tarihi : 16-30 Kasım

 16


Seçici Kurul; Mehmet Turgut - Fotoğraf Sanatçısı Delizia Flaccevento - Fotoğraf Sanatçısı Kerem Şeker - Fotoğraf Sanatçısı Serhat Taykutgül - Fotoğraf Sanatçısı Gökçe Pehlivanoğlu - Fotoğraf Sanatçısı Tahir Yıldız - Fotografium.com Ayça Çakırbilgiç - Fotokritik.com Önder Yılman - Forum İstanbul Dağıtılacak olan ödüller; 1.’lik Ödülü : 2.000 TL değerinde hediye çeki 2.’lik Ödülü : 1.000 TL değerinde hediye çeki 3.’lük Ödülü : 500 TL değerinde hediye çeki Mansiyon (3 Adet) : Mansiyona hak kazanan yarışmacıların fotoğrafları 50x70 boyutunda kanvas baskı halinde kendilerine gönderilecektir. Detaylı bilgi için: http://yarisma.fotografium.com/# FİNANSBANK A.Ş. FOTOĞRAF YARIŞMASI Konu : Yarışmanın konusu “Bizce Mümkün” “Bizce Mümkün” sloganını en iyi anlatan yaşamdan kareler. Amacı :Türkiye’yi başarıya taşıyacak her bireysel ve ticari finansal planın mimarı olmak olan vizyonumuzutemsil eden tüm amatör ve profesyonel fotoğrafçıların “Bizce Mümkün” konusunda yaşama bakışlarınıyansıtan fotoğraflarını paylaşmaya aracı olmak, fotoğraf sanatının gelişmesine katkıda bulunmaktır.Fotoğraflar jüri tarafından değerlendirilecek olup; Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu tarafından dadesteklenmektedir.

 17


Yarışma Takvimi: Son Katılım Tarihi : 14 Ekim 2011 Değerlendirme Toplantısı : 24 Ekim 2011 Sonuç Bildirim Tarihi : 26 Ekim 2011 Ödül Töreni Tarihi : 26 Ekim 2011 Sonuçlar 26 Ekim 2011 tarihinde yapılacak ödül töreni ile açıklanacak olup; aynı zamanda Finansbank A.S. ve TFSF’nin internet sayfası üzerinden de duyurulacaktır. Seçici Kurul: Prf. Sabit Kalfagil- Profesyonel Fotoğrafçı, MÜ-GSF Öğretim üyesi İbrahim Zaman- Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar- Fotoğraf Sanatçısı Ali İhsan Gökçen- Fotoğraf Sanatçısı Oktay Çolak- Fotoğraf Sanatçısı, MÜ-GSF Öğretim üyesi Temel Güzeloğlu-Finansbank A.S. Genel Müdür Sevki Silan-Finansbank A.S. Yönetici Detaylı bilgi için : http://www.tfsf.org/images/stories/finans/2011/2011.pdf 2011 Avrupa Gönüllülük Yılı Fotoğraf Yarışması Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, tüm Türkiye’de deneyimlerini paylaşmak isteyen fotoğraf meraklılarını ve gönüllüleri fotoğraf makinelerini kapıp kendi gönüllülük fotoğraflarını çekmeye çağırıyor, ve bunun için bir fotoğraf yarışması düzenliyor. Yarışma, Avrupa Gönüllülük Yılı’nı kutlamak amacıyla Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) ile işbirliği içinde düzenleniyor. Yarışma, ayrıca Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde - anahtar önemdeki bir sivil toplum faaliyeti olarak - gönüllülüğü ve farklı gönüllülük fırsatları hakkındaki farkındalığı artırmak amacını güdüyor. Avrupa Birliği, Türkiye’de aktif vatandaşlığın önde gelen bir destekçisidir (bkz. “Türkiye’de AT’nin sivil toplumu desteklemesi için Rehber İlkeler”).  18


Fotoğraflarınız, gönüllülerin yaptıkları işlerin genellikle görünmez olmasına rağmen toplumda görünür bir fark yarattığını gösterebilir! Yarışma Türkiye’de yaşayan tüm profesyonel ve amatör fotoğrafçılara açıktır. Başvurular 10 Eylül – 12 Kasım tarihleri arasında yapılmalıdır. Kazanan ilk üç kişiye 1.500’er Euro nakit para ödülü verilecektir. Kazanan fotoğraflar ve seçilen diğer fotoğraflar bir farkındalık yaratma kampanyasının ve bir serginin parçası olacaktır. En iyi üç fotoğraf, artistik değerleri ve temalarının verilen konuya ilgisine göre seçilip ödüllendirilecektir. Kazanan fotoğraflar önde gelen Türk fotoğrafçılardan ve gönüllülük konusunda uzmanlardan oluşan bir jüri tarafından seçilecektir. Jüri, 15 Kasım 2011’de kazanan ilk üç fotoğrafı ve serginin parçası olacak diğer fotoğrafları belirleyecektir. Jüri toplantısı kamuya açık olacaktır. Serginin açılışı ve ödül töreni 3 Aralık 2011’de yapılacaktır. Detaylı bilgi için : http://www.avrupa.info.tr/Photo,Photo_Comp_2011_new. html?LanguageID=1 10. ADALAR FOTOĞRAF YARIŞMASI Yarışmanın konusu ve amacı ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ 10 seneyi aşkın süredir İstanbul Adaları’nda kültür ve sanat etkinlikleri ile uğraşmaktadır. Yaz ayları boyunca açık ve kapalı mekânlarda resim, heykel ve diğer sanat ürünleri sergilenmekte, konserler, gösteriler, çeşitli konularda söyleşiler düzenlenmektedir. Dernek, öte yandan Adaları tanıtan kalıcı birçok etkinliğe de destek vermektedir. Bunlardan biri üniversitelerimizin sinema-TV bölümlerinde okuyan öğrencilerin ve amatörlerin katılımına açık kısa film yarışmasıdır. Diğeri ise bu yıl 10.su düzenlenen ve tüm amatör, profesyonel sanatçılara açık fotoğraf yarışmasıdır. Bu seneki fotoğraf yarışmasının konusu, “Panoramik Adalar” olarak belirlenmiştir.

 19


Genellikle yapılan resimler ya da çekilen fotoğraflar insan gözünün algılayabildiği en rahat ölçü olan 2/3 formatına uymaya çalışırlar. Oysa göz yaklaşık 180 dereceyi algılayabilir ama bu derecenin tamamına netlik yapamaz. Fotoğraf makinesi bunu yapmaya muktedirdir, iktidar ise çekende. Bu yıl Adalar’a ‘panoramik’ bir bakış açısıyla bakalım istedik ve yarışmamızı da bunun üzerine kurduk. Fotoğraf çekenlere de farklı bir deneyim yaşatmak istedik. Adalarımızın tüm güzellikleri panoramik bakış açısıyla nasıl yakalanıyor ve o an bu açıyla nasıl donduruluyor ya da hareketleniyor görelim, paylaşalım istedik. Meydanlar, çamlıklar, koylar, balıkçı barınakları, kahveler, manastırlar, köşkler, yalılar, bağlar (adı kaldı yadigâr Viranbağ), martılar, daha sayamadığımız onlarca güzellik sanki fotoğraflanmak ve tarihe bir ışık, bir not düşmek için bekliyor. Seçici Kurul: Aras Neftçi- Mimar - Fotoğrafçı Alberto Modiano - Fotoğrafçı Yard. Doç. Ozan Bilgiseren - Öğretim Görevlisi Özer Kangür- Adalar Kültür Derneği Başkanı Yalçın Savuran - Fotoğrafçı Yarışma Takvimi Son Katılım Tarihi: 12 Ekim 2011 Seçici Kurul Toplantısı: 15 Ekim 2011 Sonuç Bildirim Tarihi: 17 Ekim 2011 Ödül Töreni: 22 Ekim 2011 Sergileme: 22 Ekim - 29 Ekim 2011 Ödüller Birinciye: 1500 TL, İkinciye: 1000 TL, Üçüncüye: 750 TL değerinde Canon firması tarafından verilecek alışveriş çeki. Ödül sahipleri bu çeklerle Canon tarafından yönlendirilecekleri mağazadan istedikleri ürünü alabileceklerdir. Çeklerdeki bedellerin altında kalan alımlarda üste para alamayacaklar, çekleri aşan alımlar için fazla miktar kadar ücret ödeyeceklerdir. Sergileme (en fazla 20 adet) Detaylı bilgi için : http://www.buyukada.org/hakkmzda/170-10-adalar-fotografyarismasi  20


Tezel, dünyanın her yerinden 800 yarışmacının katıldığı yarışmada kendisine birincilik getiren fotoğrafın çekim sürecini şöyle anlattı: “Bu geniş açılı manzara görüntüsünü oluşturan 9 fotoğrafı (3x3 düzende panorama) Canon EOS 5D makine ile çektim. Panoramayı oluşturan 9 fotoğrafın her birini çekmek için 30’ar saniyeye ihtiyacım oldu. Çekim sonrası bu dokuz fotoğrafı bilgisayarda birleştirerek bu son görüntüyü oluşturdum. Fotoğrafın en belirgin özelliği tabii ki Mangaia’nın temiz ve karanlık gökyüzünde kolaylıkla izlenebilen parlak Samanyolu kuşağı. Havanın temiz olduğu ve parlak şehir ışıklarının gökyüzünü aydınlatmadığı yer yerde Samanyolu kolaylıkla izlenebilir. Ancak coğrafi konumumuz nedeniyle Samanyolu’nun bu fotoğrafta görülebilen kısımları Türkiye’den kısıtlı olarak izlenebilir. Hatta fotoğrafın sağ yarısındaki bölümü hiçbir zaman izlenemez.” Yarışmaya ‘Yeryüzü ve Uzay’ kategorisinde 5 fotoğrafla katıldığını belirten Tunç Tezel, ödüllerin açıklandığı duyuruları takip etmenin kendisi için eğlenceli bir deneyim olduğunu kaydetti. 8 Eylül akşamı sonuçların oldukça hızlı bir şekilde açıklandığını ve “Yeryüzü ve Uzay” dalında birinci olduğunu öğrendiğini belirten Tezel, yaşadığı mutluluğu dile getirdi. Aynı adada çektiği bir başka fotoğrafı, 2010 yılında ABD’de yayınlanan Astronomy Magazine dergisinin yarışmasında kendi kategorisinde birinci olan Tezel’in yeni hedefi ise 14 Kasım 2012 günü kuzeydoğu Avustralya ve Pasifik Okyanusu’nda izlenebilecek tam Güneş tutulmasını izleyip fotoğraflamak. Ödüllü fotoğraflardan oluşan sergi 12 Şubat 2012 tarihine kadar Londra’da, Kraliyet Greenwich Gözlemevi Müzesi’nde gezilebilecek. Tunç Tezel fotoğrafları için; http://www.twanight.org/newtwan/galleries. asp?Sort=Photographer&Value=Tunc%20Tezel&page=1

 21


R

Ö

P

O

R T A

J

Editör: İrem KARACİN ~ iremkaracin@6gendergi.com

EMİNE CEYLAN 1955 yılında İstanbul’ da doğan Emine Ceylan, 1999 yılında mesleği olan diş hekimliğini bırakarak 1984 yılından itibaren sürdürdüğü fotoğrafçılığa ağırlık vermiştir. Birçok kişisel sergisi yanında öykü kitapları da yazan sanatçıyla fotoğrafçılık hayatına dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Emine Ceylan’ın çalışmalarına ulaşabileceğiniz web sitesi: http://www.emineceylan.com/

 22


Diş hekimliğini 18 sene yürüttükten sonra bıraktınız ve hobinize daha profesyonelce eğildiniz. Bu değişimin nedeni nedir? Sanatsal doygunluğa ulaşmak ağır bastı diyebilir miyiz? Diş Hekimliği muntazam, ara vermeden yapılabilecek bir meslek. Diğer yapmak istediklerime yeterince zaman ayıramıyordum. Kendimi tamamen sanatsal uğraşılara vermek istedim ve bıraktım. Hiç pişman değilim, keşke çok daha önce bu kararı alsaymışım. Yalnız çalışılan sanatsal uğraşılar hem karakter yapıma hem ruhsal yapıma çok uygun. Fotoğrafa olan ilginizi nasıl farkettiniz? Bu alanda kendinizi nasıl geliştirdiniz? İşte öyle kendiliğinden, yavaş yavaş oluştu. Serbest çalıştığım için mekan problemim yoktu. Muayenehanemin banyosunu karanlık oda yaptım, hastalarım, arkadaşlarım da doğal modellerim oldular. Fotoğraflarınızda ön plana çıkan, fotoğraflarınızın hikayeleri, sanki belgeliyormuşcasına. Bu nedenle kendinizi belgesel fotoğrafçısı olarak görüyor musunuz? Evet gerçekten yola çıkıyorum. Onları kendi mekanlarında, doğal ortamlarında çekiyorum. Tabii belli bir dünyanın içine sokarak, kendi kurduğum bir atmosferin içerisinde var ederek. Bir ölçüde belgesel denebilir ama yakalama fotoğraf değiller sonuçta. Neden fotoğraflarınızda siyah beyazı tercih ediyorsunuz? Günümüzde şöyle bir yanılgı var, ışığı doğru kullanılmamış fotoğraf siyah beyaza çevrilerek kotarılmaya çalışılıyor; sanki siyah beyaz hata kapatma unsuruymuş gibi. Bu yanlışın yaygın olduğu ortamda siyah beyaz çalışmak ciddi emek gerektiriyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Siyah beyazı iki yıl öncesine kadar kullandım, çünkü fotoğraflarımı karanlık odada üretiyordum ve yalnız siyah beyaz çalışıyordum. Ama son yıllarda digital çalışıyorum ve renkli. Baskıları karanlık odada olduğu gibi gene kendim basıyorum. Baskıları karanlık odada basmakla makinede basmak arasında pek fark olmadığını gördüm, karar veren gene sizsiniz, sadece yöntemler farklı. Bana göre bir fotoğrafçı fotoğraflarını kendi basmalı.

Söylediğiniz bir yere kadar doğru olabilir belki. Ama bence her ikisininde zorlukları var, sadece farklı farklı. Ben bu noktada, fotoğrafların renkli mi, soldurulmuş renklerden mi oluşacağını, siyah beyaz mı, sepya mı, sert tonlardan mı, yumuşak tonlu mu olacağını konunun gerekliliğini göz önüne alarak, vermek istediğim mesaja göre uzun düşünmelerden sonra, biraz da sezgilerimle karar veriyorum. Çalışmalarınızda ilk dikkatimizi çeken insan temalı olması. Çalışmanızda genellikle insana yer veriyorsunuz. Sizin için fotoğaf çalışmalarında insanın yeri, fotoğrafa kattığı değer nedir? Kişiden kişiye değişir. Yalnız manzara ve natürmort çalışanlarda var ama ben insan çalışmayı seviyorum, hayvan da tabii. Fotoğrafın resme göre ya da diğer sanatlara göre farkı ya da diyelim üstünlüğü salt gerçeği, birebir ifadeyi yansıtabilmesi. İnsan yüzlerini, duruşları, dondurulmuş ifadeleri seyretmek büyük bir zevk benim için. Bunu her zaman sevdim. Gittiğim evlerde ya da bir sahafta elime geçen eski fotoğralardaki, albümlerdeki sıradan fotoğraflara elimde bir büyüteçle dakikalarca bakabilirim. Hayatın tekrarını, acının, umursamazlığın, keyfin, kederin, gençliğin, yaşlılığın yansımalarını görürüm, bazen ard arda görüntülerden oluşmuş uzun bir filmin yapamadığı etkiyi bir fotoğraf karesi, dondurulmuş bir görüntü fazlasıyla yapar. Geçen gün gittiğim bir lokantanın girişine asılmış büyükçe bir fotoğraf vardı. Siyah beyaz. Güzel Sanatlar Akedemisi 1924 mezunlarının atölyede çekilmiş toplu bir fotoğrafı. Güzel güzel kızlar, genç erkekler. Sonra birden idrak ettim ki bu insanların hiçbiri hayatta değil şimdi. O yemekte hep bir hüzün eşlik etti bana. Yüzlerde donup kalmış sevinçler, umut, atölyenin içinde dolanan pervasızlık.. gençlik.. kazınıp kaldı beynime. O yemekten geriye ne konuşulanlar, ne beraber olduğum insanlar kaldı. Sadece o fotoğraf.. bir tek o kaldı.. Benim de fotoğrafta yaptığım buna benzer bir şey. Beni etkileyen insanları, manzaraları, yüzleri, hayvanları sanatsal bir form içinde sunmak. İlginçlik peşinde değilim. Yürüyüp gittiğim yolda karşıma çıkan şeyleri kendime özgü bir biçimle işlemek. Hepsi bu..  23


Çalışmalarınızda diğer dikkati çeken şey ise sadelik. İster siyah beyaz olsun ister renkli görüntü karmaşası yok, hep bir yalınlık var. Bunun nedeni nedir? Yalınlık size göre önemli bir değer mi?

için başat şeyleri kaydetmeyi seviyorum mümkün olan en sade biçimde. Ayrıca sade bir çalışmada eğer içerebilirse iç zenginliğin daha iyi farkedilebileceğini düşünüyorum.

Evet sadeliği seviyorum. Yalnız fotoğrafta değil, tüm hayatımı sade bir forma oturttum. Bunun sebebi ışıltılı şeyleri sevmediğimden değil, kimi zaman özeniyorum, değişik tarz bir fotoğrafa, dikkat çekici bir arabaya, yeni moda bir saç modeline, ışıltılı bir giysiye, yaşam biçimine v.s Ama benim ne yazık ki çok çabuk sıkılan bir karakterim var, böyle dikkat çekici stillerden çok çabuk sıkıldığımı gördüm, o gerçekleştirdiğim fotoğrafa kısa bir zaman sonra bakamadığımı da. Bir tek sadelikten sıkılmıyorum. Onun  24

Fotoğrafın zamana tanıklık etmesi konusunda çalışmalarınız var. Bu bakımdan değerlendirildiğinde çalışmalarınızda asıl kaygınız ne oluyor? Sanatsal bir değeri olması mı yoksa ana tanıklık etmesi mi? Zaman benim en ilgilendiğim konulardan biri. Fotoğrafın zaten tek başına onu üstlenen bir misyonu var. Sanatsal değeri tabii gözardı edilemez. Her ikisi de diyelim.


Sizce iyi bir portre fotoğrafı nasıl olmalı, neyi anlatmalıdır? Her şeyden önce o kişiyi bir karede de olsa iyi anlatmalıdır, dünyasıyla, ruhuyla. Tabii fotoğrafçının amacı da önemli. Çok güzel bir genç kızı rüzgardan uçan saçlarının ardısıra ağaç gövdeleri, çevrede uçuşan sararmış yapraklarla geçip giden bir sonbaharı da anlatabilirsiniz. Demir Özlü’nün sizin fotoğraflarınıza dair yazdığı yazıda fotoğraflarınız için; “yaşamdan yola çıkıyorlar hızla ölüme doğru yol alıyorlar” ifadesini kullanmış. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Fotoğraflarımın melankolik yapısından dolayı öyle demiş olmalı. Elbette benim sevdiğim de o, hem dirimsel bir yapısı olmalı hem de yarın yok olacakmış gibi bir hüznü. Photographs”, “Fotoğraflar”, “İklimler” adlı fotoğraf kitaplarına sahipsiniz. Bir çok fotoğraf sanatçısının kalıcı olabilmek adına arzu ettiği bir düşünce. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Sergiler gelip geçici kitaplar kalıcıdır, bu açıdan önemli. Fotoğrafçılık dışında bir öykü kitabınız da var. “Kış yolculuğu” adlı kitabınızdan bahseder misiniz? Sizi bu kitabı yazmaya iten şey neydi? Dişçiliği bıraktığımda kafamda yoğun bir yazma isteği de vardı. Bir yıl boyunca o kitabı yazdım. Yayımlanması epey sonra oldu gerçi. Şimdi ikincisi yolda. Görsel dünyadan farklı bir disiplinle ilgilenmeyi sevdim, ayrıca Türkçeyi çok seviyorum, doğru bir türkçeyle, kelimelerle oynayarak, bir yazın disiplini içine girmek, dünyamı o şekilde ifade etmek vazgeçilmez benim için. İnşallah devam ederim, dağılmam. Rönesans döneminden günümüze kadar sanat tarihinin en önemli eserlerini kendi objektifinizde yeniden canlandırdığınız ve model olarak kızını kullandığınız ‘ Zaman Yolculuğu’ adlı projenizden biraz bahseder misiniz? Bu projeyi gerçekleştirmedeki amacınız neydi? Beni motive eden en önemli şey resim sanatına

olan büyük hayranlığım. Daha öncede ifade ettiğim gibi kızımda, onun duruşunda, yüzünde o resimlerin yansımalarını gördüğüm için böyle bir işe giriştim. İki yıl sürdü. Zaman yolculuğu’ adlı serginizdeki bazı fotoğraflarda elle boyama ile baskıyı birlikte kullanmışsınız. Bu teknikten biraz bahseder misiniz? Nasıl bir deneyimdi? Evet kimi fotoğraflarda böyle yaptım. Konu gerektiriyordu. İyi bir deneyimdi. Öyle ki resme başlama cesareti verdi bana. Dünyada veya Türkiye’de fotoğraflarını beğendiğiniz veya kendinize örnek aldığınız fotoğrafçılar var mı? (Varsa çok kısa kendileri hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz)? Eskilerden 1925 doğumlu italyan fotoğrafçı Mario Giacomelli. Fotoğraflarında şiiri yansıttığı ve var ettiği için seviyorum. Loretta Lux diğer bir isim. Aslında resim eğitimi almış ama fotoğraf çalışıyor. Kendine özgü bir dünya kurduğu, çok iyi bir teknikle işin altından kalktığı için seviyorum. Ayrıca o dingin fotoğraflar içinde garip bir trajedi barındırıyor. Diane Arbus herkesin bildiği gibi (ilginç) hayatıyla işlerini böylesine harmanlayıp o durgun, trajik fotoğrafları dünyamıza sunduğu için. Nan Goldin, benim çok uzak olduğum bir dünyayı, enstantane, hemencecik yakalanmış ama samimi fotoğraflarla, fazla estetize edilmemiş ama canlı parlak renklerle (flaş kullanarak) tüm hayatını, çevresindekileri bir günlük tutar gibi gözümüzün önüne sürüyor. Ben onu seviyorum, bazen dehşetle, bazen şefkatle izliyorum o görüntüleri. Fotoğraf konusunda yakın dönemdeki hedefleriniz ve projeleriniz nelerdir? 2012 de bir sergim olacak sanırım. Son olarak fotoğraf severlere söylemek istedikleriniz nelerdir? Çok içsel olarak ilgilenen birine herhangibir önerme gerekmez sanırım. O zaten arar, bulur ve yapar.  25


26


27


28


29


30


31


32


33


34


35


36


37


38


39


40


41


P

O

R T A

J

Editör: İrem KARACİN ~ iremkaracin@6gendergi.com

R

Ö

HASAN SÖYLEMEZ Banka kartlarının kırıp son parasını da çocuklara dağıtarak, bisikletle Türkiye’nin sınır bölgelerini beş parasız dolaşmaya ve fotoğraflamaya başlayan ve kendisini gazeteci, fotoğrafçı ve gezgin olarak tanımlayan Hasan Bey’le gerçekleştirdiği yolculuk ve fotoğrafçılık hikayesine dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Hasan Söylemez’in çalışmalarına ulaşabileceğinz web sitesi: http://www.hasansoylemez.com/

 42


İstanbul Üniversitesi Eski Yunan Dili ve Edebiyatı bölümünde okurken gazeteciliğe başlamışsınız. Sizi bu mesleğe yönelten şey nedir? Gazeteciliğe başlamamın birçok nedeni var ama temel nedenlerinden biri merak. Siyasi, toplumsal ve güncel olayların nasıl bir hikâye örgüsü içerisinde geliştiğini merak ediyordum. Aslında bu merak gazeteciliğin temelinde var ve sizi araştırmaya teşvik ediyor. İşin içine girdikçe hem yeni şeyler öğrenip kendinizi geliştiriyorsunuz hem de o hareketliliğin heyecanını yaşıyorsunuz. Masa başı bir işte asla çalışamam ama iş, hikayesini hazırladığım bir haberi masa başında yazmaya gelince günlerce oturabilirim. Fotoğrafa olan tutkunuzu farketmenizin hikayesi nedir? Bu alanda kendinizi nasıl geliştirdiniz? Haber merkezine bir haber getirdiğinizde sordukları ilk soru; ‘’ fotoğraf var mı?’’ Çünkü yazacağınız haberi belgelemeniz lazım. Bu da video veya fotoğrafla olur. Ancak gazeteye basılacağı için bunun fotoğraf olması gerekiyor. Hem haberinizi güçlü bir şekilde destekliyor hem de fotoğrafa bakıldığında o haberin bir özetini gösteriyor. Kimi zaman bir fotoğraf binlerce kelimeden daha etkili oluyor. Fotoğrafın hikaye anlatımındaki gücünü keşfettiğimde üzerinde daha fazla çalışmam gerektiğini anladım ve fotoğraf eğitimleri almaya başladım. Her geçen gün yeni şeyler öğreniyorum ve hala kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bir fotoğrafta olmazsa olmaz dediğiniz bir öğe var mı? Varsa nedir? Fotoğrafın en önemli öğesi ışıktır. Zaten fotoğraf ‘’ışıkla çizmek’’ demektir. Işık olmazsa fotoğraf diye bir şey söz konusu bile olamaz. Fotoğrafçı ışığı iyi kullanabilmeli ki fotoğrafçı olabilsin. Ayrıca fotoğrafta en önemli öğelerden biri de kompozisyondur. Işıkla çizdiğiniz kompozisyon iyi değilse el feneriyle gözünüze ışık tutulmuş gibi gözlerinizi o fotoğraftan hemen çekersiniz. 1 Temmuz 2010 tarihinde Kadıköy’den başlayan ve 12 mart 2011 tarihinde biten Türkiye’nin sınır bölgelerini bisikletle gezdiğiniz yolculuğunuz çok konuşuldu. Kurulan hayalleri gerçekleştirmek herkesin yapabileceği bir eylem değil ne yazık ki. Belki de ilk adımı atmak gerisini getirecektir. Sizin bu anlamda çıkış

noktanız neydi? Her insanın bir kırılma noktası vardır. Ya cinnet geçirir bunalıma girer ya da kendine ve çevresine zarar verir. Benim de öyle bir kırılma anıma denk geldi ve hayalimi gerçekleştirmeye karar verdim. Ne kendime ne de insanlara zarar verdim aksine hem kendime hem de insanlara faydalı olabilecek müthiş bir yolculuk yaptım. Gerçekleştirdiğiniz bu proje insanlar tarafından ilgi gördü. Yaşadıklarınız, yol boyunca karşılaştığınız güzellikler ve engeller merak edildi. Bu projeyi gerçekleştirmenizdeki amaç neydi? Projenizi amacın ulaşmış olarak görüyor musunuz? Sıradan bir proje olmadığı için doğal olarak insanların ilgisini çekti ve bu nedenle herkesin gözü yolculuk bitinceye kadar üzerimdeydi. Amacım Anadolu insanının yaşam tarzını, kültürünü, çeşitliliğini ve misafirperverliğini yakından görmek ve bunları yazılar ve fotoğraflarla belgelemekti. Her ne kadar beklentilerimi tam olarak karşılamasa da yine de amacıma az da olsa ulaştığımı düşünüyorum. Yakın bir zamanda beni yeniden Türkiye yollarında bisikletimle görürseniz şaşırmayın. Bu yolculuğunuza cebinizde hiç bir maddi kaynak olmadan başladınız ve o şekilde bitirdiniz. Maddi unsura yer vermemenizdeki amaç nedir? Çünkü hem kendimi hem de insanları en çıplak halimle tanımak istiyordum. İnsanları daha yakından tanıyıp anlayabilmek için, onların içine daha fazla girebilmek için onlara her anlamda ihtiyacımın olması gerektiğine inanıyordum. Bu nedenle yanıma hiç para almadan yola çıktım. Kimine göre ütopik kimine göre ise mazoşistçe görünen bu yolculuk, bana göre insani dahası ulvi bir yolculuktu. Kendi bedenimden burnuma gelen ceset kokusundan arınıyordum. Ayrıca hayatımın sonuna kadar unutamayacağım muhteşem anılarla döndüm. Yolculuğunuzu belgelemek için neden fotoğrafı seçtiniz? Bu yolculukta sadece fotoğraf değil, video çekimi de yaptım. Ancak fotoğrafa daha fazla ağırlık vermemin nedeni hem kendimi daha iyi ifade edebilmem hem de gittiğim her bölgede çektiğim fotoğraflarla  43


sergiler açacak olmamdı. En son Ankara’da açtığım son sergiyle birlikte toplamda 6 bölgede 6 fotoğraf sergisi açtım. Bu sergilerde fotoğraf satışlarından elde edilen gelirlerin tamamını ise dernek, vakıf ve hayır kurumlarına bağışladım. Bir çok kişiden duymuş olduğunuz bir soruyu biz de yöneltelim. Türkiyeyi bisikletle parasız dolaşmak düşüncesi sizi hiç korkutmadı mı? İnsanlara nasıl güvendiniz? Yola çıkarken elbette içinize bir kurt düşüyor ama ben bu kurdu içimden söküp çıkarmasaydım bu yolculuğu tamamlayamayacaktım. İnsanlara güvenmek zorundaydım. Eğer ben insanlara güvendiğimi hissettiremesem onlar da bana güvenemez. Hem düşünsenize onlar neden bana güvensinler? İşte asıl önemli olan budur siz insanlara güven verirseniz onlar da size güven verir. Yolculuğunuz sırasında bir çok aksaklık yaşamışsınız. Hiç umudunuzu kaybettiğiniz, geri dönmeyi düşündüğünüz oldu mu? Pollyanna gerçek bir karakter olsaydı onun en yakın arkadaşı ben olurdum. Geri dönmeyi değil, geri dönememeyi düşündüğüm anlar oldu. Ancak kendimi en kötü senaryoları yaşayacağıma alıştırdığım için başıma gelen her olayda iyi tarafından bakıp mutlu olmayı başarıyordum. Türkiye’nin sınır bölgelerini cebinizde tek kuruş olmadan gezmeye başladınız. Sekiz ayda 10 bin km yol katettiniz. Birbirinden farklı bir çok anınızın olduğu biliyoruz. Bu yolculuğunuzda sizi derinden etkileyen bir anınızı bizimle paylaşır mısınız? Artvin’in Şavşat İlçesi’ne bağlı Cevizli Köyü’nde yaşlı bir teyzenin misafiri oldum. Teyze, evinin yanındaki arsanın tapusunu getirerek hiçbir karşılık beklemeden, bana vermek istedi. Sadece bir şartı vardı, orada ev yapıp, ona komşu olmam. İyi niyetliydi ve bunu gönülden istiyordu. Kabul etmedim ama ona söz verdim, bir gün mutlaka onu yeniden ziyarete gideceğim. Bir de sürekli beni gösterip, “Hanım Türkçe konuşan turist geldi” diyenler vardı, komikti. Maalesef ülkemizde bir yabancı hayranlığı var. Bazen benim turist olmadığımı anladıklarında, suratları asılıyor, moralleri bozuluyor ve az evvel gösterdikleri ilgiden eser kalmıyordu. Hatta yürüyüp gidiyorlardı.  44

“Her şeyden önemlisi bu yolculuk; kendi rızamla ve kimseye bağlı kalmadan kendi içime yaptığım bir yolculuktur. Ya o derinliklerde kaybolup gideceğim ya da aradığımı bulacağım.” demişsiniz. Yolculuğa başlamadan önceki Hasan Söylemez ile sekiz ay sonraki Hasan Söylemez arasındaki fark nedir? En önemlisi paranın satın alamayacağı kadar değerli şeyler yaşadım. Babama, hayatımda ilk defa, “Seni seviyorum’’ dedim. Bir kanser hastasının iyileşmesine, bir köy okulunun kapılarının yenilenmesine, Akdeniz ve Ege bölgelerinde yüzlerce ağaç dikilmesine yardımcı oldum. Çok iyi dostlar edindim, ülkemi daha yakından tanıma fırsatım oldu, insan ilişkilerimde sabırlı olmayı ve daha fazla empati kurmayı öğrendim. Çok geniş bir fotoğraf arşivim oldu. Farklı yaşamlara tanıklık etmek, birkaç saatliğine yahut günlüğüne misafir olduğunuz insanlardan biri gibi olmak nasıl bir duygu? Akvaryumda beslenen bir balığın kısa süreliğine de olsa açık denizlere bırakılması gibi bir şeydi benim yaşadıklarım. Akvaryumdaki balık nasıl denizleri özlüyorsa ben de yolları özlüyorum. Neden Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde fotoğraf çekmekte zorlandınız? Turunuzun bu bölümlerine ait görsel son derece az. Bu durumla ilgili yaşadıklarınız nelerdir? O bölgelerdeki insanlarımız fotoğraf çekilmeye alışkın değiller. Özellikle kırsal kesimlerde yaşayan insanlar fotoğraf çekilirken çok tedirgin davranıyorlar. Çünkü bugüne kadar kimse onların fotoğraflarını çekmedi. Çekilen fotoğraflar ise art niyetli, hedef belirlemek için çekildi. Bu yüzden fotoğraf çekmek istediğinizi söylediğinizde önce duraksıyorlar sonra fotoğrafı nerede kullanacağınızı sorup ona göre evet veya hayır diyorlar. Yolculuğunuzda çektiğiniz fotoğraflar ile sergiler açtınız ve sergilerden gelen kazançları bağışladınız. Sergilere katılımı nasıl buluyorsunuz? İzleyicilerin tepkileri nasıldı? Sergilere katılım ve izleyicinin tepkisi her bölgenin sosyal ve kültürel yaşamına göre farklılık gösteriyor. Katılımın ve izleyicinin tepkisini bu farklılıkları göz önünde bulundurup yaptığımda beklentilerimin


45


üzerinde bir ilgi gördü diyebilirim. Ben fiziksel olarak tek başıma bir yolculuk yaptım fakat sergilerimi ziyaret edenler, internet ve basından takip edenler beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Yolculuğuma onlar da dahil oldu. Bu yolculuk Hasan Söylemez’in yolculuğundan çıkıp binlerce kişinin yolculuğuna dönüştü. Fotoğraf konusunda yakın dönemde hedefleriniz nelerdir? Sizi ne tür yaşamları belgelerken göreceğiz? Şu an üzerinde çalıştığım önemli bir proje var. Çok uzak değil, yakın bir zamanda duyacaksınız. Takip ettiğiniz,izlemekten keyif aldığınız fotoğraf sanatçıları var mı ? Varsa kimler? Magnum fotoğrafçılarını ve adı fotoğrafla bütünleşmiş fotoğrafçıları bir tarafa bıraktığımda son dönem fotoğrafçılarının neler yaptığını daha çok

 46

merak ediyorum. Özellikle belgesel fotoğraf alanında neler yapılmış onları araştırıyorum. Yerli fotoğrafçılardan Şevket Şahintaş yabancı fotoğrafçılardan ise bisikletiyle dünyayı dolaşan ve şu an Afrika’da yolculuğuna devam eden Peter Gostelow’u beğenerek takip ediyorum. Son olarak fotoğraf severlere söylemek istedikleriniz nelerdir? Sadece fotoğraf severlere değil, hayal kuran herkese şunu söylemek istiyorum: Hayallerin peşinden gidebilmek için üç şey gereklidir; istemek, inanmak ve hemen başlamak. Cesaret ise inanmaktan geliyor, inancı olmayan bir insanın cesareti de olamaz. Önce isteyeceksiniz sonra yapacağınıza kendinizi inandıracaksınız ve hiç vakit kaybetmeden hemen başlayacaksınız. Göreceksiniz bunları yaptığınız takdirde evren size bütün kapıları açacaktır…


47


48


49


50


51


52


53


54


55


O

R T

F

O

L Y O

Editör: Osman ŞAHİN ~ osmansahin@6gendergi.com

P

ÜMİT KARALAR 1986 yılında İstanbul’da doğan Ümit Karalar, 2004 yılında fotoğraf ile tanışıp Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf bölümünde eğitimini tamamlayıp profesyonel olarak moda, stil-life, mimari ve endüstri fotoğrafçılığı alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Bu sayımızda portfolyo konuğumuz olan değerli arkadaşımıza fotoğrafçılık hayatında başarılar diliyoruz. Ümit Karalar’ın çalışmalarına ulaşabileceğiniz web sitesi: http://www.umitkaralar.com/

 56


1986 İstanbul doğumluyum. Fotoğrafla olan ilişkim ortaokul yıllarında başladı. Lise yıllarında fotoğrafa olan ilgim arttı. 2004 yılında yetenek sınavına girerek tek tercihim olan Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümünü kazandım. Fotoğraf eğitimin devam ederken, 2005 yılı içerisinde dijital fotoğrafçılık alanında çalışmalarıma sıklık getirdim ve bu zaman zarfında çeşitli reklam ajanslarında çalışıp elde ettiğim deneyimlerin ardından kendimi dijital tanıtım fotoğrafçılığı alanında geliştirmeye başladım. Marmara üniversitesi güzel sanatlar fakültesi fotoğraf bölümünden mezun oldum. İlgi alanımı moda ve reklam fotoğrafçılığı oluşturuyor. Reklam sektöründe moda, still-life, mekan, portre fotoğraflarıyla Türkiye’nin hatta dünyanın her yerinde profesyonel fotoğraf çalışmaları yapmaya devam ediyorum. Fotoğraf bir görsel kurgu şölenidir ve ihtimaller arasindan seçim yapmakla ilgili bir konudur. Aklıma bir fikir geldiğinde, eğer çalışma dikkat gerektiriyorsa bir süre üzerinde düşünme zamanı ayırır, bu süreç içinde kağıt üzerinde çalışmalar yaparım ve en kısa sürede de harekete geçerim. İlk olarak kafamda oluşan konsepti canlandırabilecek bir model arayışına girerim. Sonrasında ışık, mekan, styling ve makyaj konusunda çalışmalar yaparım. Fotoğraf konusunda hiç olmadığım kadar sabırsız ve aceleciyimdir. Genellikle kurgusal fotoğraflar üzerine çalışıyorum ama spontane konulardan kopmam söz konusu değil, bu ikisinin çalışma zevki ve sonucu birbirinden çok ayrı ama aynı derecede güzel. Ve bu sektörde önemli olan kendine özgü bir tarza sahip olmak ve çektiğiniz fotoğrafta kendinize ait bir ımzanızın olması. Özellikle de bu mesleği profesyonel olarak icra ediyorsanız bu nokta kuşkusuz daha da önem kazanıyor. Moda ve still life fotoğraflar çekmeye devam edeceğim , fotoğraf çekmenin bana verdiği heyecan ve keyif devam ettikçe farklı projelerle karşınıza çıkacağım.

 57


58


59


60


61


62


63


64


65


66


67


O

R T

F

O

L Y O

Editör: Osman ŞAHİN ~ osmansahin@6gendergi.com

P

CAN AKILTOPU Antalya’da doğup küçük yaşlarda babasının fotoğraf makinesi ile fotoğraf sanatıyla tanışan Akıltopu, üniversite eğitimi için İstanbul’a geldikten sonra üniversitenin bünyesinde kurulmuş olan YUFOK’ta aktif görevler almıştır. Fotoğraf sanatıyla olan yolculuğunda kendini geliştirerek devam etmektedir. Can Akıltopu’nun çalışmalarına ulaşabilecğeiniz web sitesi: http://akiltopu.com/

 68


1984 Antalya doğumluyum. Teknoloji tutkum küçük yaşlardan beri süregelir. Bu tutkum, benim yol almamda kolaylık sağlayan en büyük etmen. Teknik kitaplar okumayı, araştırmayı seven bir yapım var. Bu benim, kendi kendime öğrenme becerimi geliştirmem konusunda büyük yarar sağladı. Babamın fotoğraf ilgisi nedeniyle evde bulunan, analog Minolta fotoğraf makinesini elime almamla başladı fotoğraf tutkum. Teknolojiyi yakından takip etmemle dijital fotoğraf makineleri inanılmaz ilgimi çekmeye başladı. Babamın da “duygusal” yardımlarıyla ilk dijital makinelerden biri olan Kodak marka bir makine aldık. O zamanın şartlarıyla bu makine beni çok etkilemişti. Çektiğim fotoğrafı hemen görebilmek ve film harcamamak beni çok mutlu ediyordu. Bu makine ile fotoğrafta kompozisyonu çok daha hızlı öğrenmeye başladım. Işık bilgim oluşmaya başladı. Bu benim için yeni bir başlangıçtı. Fotoğrafla ilgili Türkçe kaynaklara yöneldim daha sonra yabancı kaynaklarla kendimi geliştirmeye devam ettim. O zamanlar internet yeni yeni gelişiyordu. Web sayfası tasarımı için Photoshop öğrenmeye başlamıştım bile. Bu bilgimi fotoğraf düzenleme konusunda kullanmaya çalıştım. 2002 yılında Yeditepe Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandım. Üniversite’nin bünyesinde kurulmuş olan YUFOK’ta (Yeditepe Üniversitesi Fotoğrafçılık Kulübünde) aktif görevler aldım. Sergilere katıldım. Mühendis arkadaşlarım akşamları ders çalışırken ben internetten stüdyoda ışık kullanımı üzerine makaleler okur, videolar izlerdim. Beni görenler güzel sanatlarda okuduğumu düşünüyordu çoğunlukla. Şimdilerde ise fotoğrafçılığı part-time iş olarak sürdürüyorum. Bu işi tamamen meslek haline getirmek gibi bir düşüncem var ama ülkemiz şartları içinde nasıl bir yol izlemem gerektiği konusunda hala yeteri kadar bilgi sahibi değilim. Yaptığım çalışmaların perde arkalarından ve son fotoğraflarımdan haberdar olmak için ise facebook hayran sayfama http://fb.com/akiltopuphotography üye olabilirsiniz.

 69


70


71


72


73


74


75


76


77


78


79


80


81


82


83


O

R T

F

O

L Y O

Editör: Osman ŞAHİN ~ osmansahin@6gendergi.com

P

ÖZCAN YILDIZ Dergimizi ilk sayısından beri takip eden ve fotoğrafla yakından ilgilenen arkadaşımız, fotoğrafçılığa başladığı günden itibaren sürekli olarak kendini geliştirmeye çalışmaktadır. Fotorağçılık hayatında kendisine başarılar diliyoruz. Özcan Yıldız’ın çalışmalarına ulaşabileceğiniz web siteleri: http://ozycan.deviantart.com/ http://www.facebook.com/ozcantwo

 84


1976 yılının soğuk bir şubat ayında, İstanbul’ un Beykoz ‘unda annem deklanşöre bastı, babam tab ettirdi. İlkokul, ortaokul ve liseyi Beykoz’ da okudum. Anadolu Üniversitesi Turizm Otelcilik bölümünündeki eğitimimi özel sebepler nedeniyle yarıda bırakmak zorunda kaldım. Avrupa yakasına taşınmamla beraber yarı profesyonel fotoğraf çekiyorum. Dergi ve turizm kitaplarında yayınlanmış poster fotoğraflarım bulunmaktadır. Her fotoğrafı sevenin bir hikayesi vardır ya işte benimde hikayem İlhancan ve Tuana adında iki yeğenimin fotoğraflarını çekmemle başladı. Aynı zamanda hayvan, şehir manzaraları, ve doğa fotoğrafları çekmemle beraber hem hayvan sevgisi hem doğa sevgisi bende daha da arttı. Hiçbir çekim tekniği bilmeden fotoğraf turları ve fotoğraflarla kazanılmış değerli insanlar sayesinde hem fotoğrafçılığım gelişti hem de birçok konuda farklı kareler çekmemi sağladı. Zamanın durmadığı bu şehirde nescafe sohbetlerinde arkadaşlarımın ısrarları sonucunda bir dizi fotoğrafımı fotoğraf sitelerinde yayınlamaya başladım. Fotoğraflarımın satışı ve bana teklif gelmesi fotoğrafçılık anlamında bakış açımın doğru olduğunun göstergesi; maneviyat anlamında ise büyük bir hazdı. Son Olarak sevgili okuyucular! “Diğer bütün kentler ölümlüdür;ama Constantinopoleos sanırım, insanlar varoldukça yaşayacaktır.” demiş Petrus Gyllius İstanbul Haritaları kitabının önsözünde. Gerçektende ben var olduğum sürece İstanbul çektiğim karelerde var olacak. Benim dünyamı, benim gözlerimden görmek dileğiyle sevgiyle kalın...

 85


86


87


88


89


90


91


92


93


94


95


U

L

U

K

L

A R

Editör: Fulya TEZER ~ fulyatezer@6gendergi.com

BURSA FOTOĞRAF SANATI DERNEĞİ Kısa adı BUFSAD olan Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği 1986 yılında bir avuç fotoğraf sevdalısı tarafından kuruldu. Bu yıl 25. yılını kutlayan BUFSAD, 334 asil, 19 onur üyesi ve 1000’in üzerinde aktif katılımcısı ile Türkiye’nin en büyük ikinci fotoğraf derneği olma özelliğini taşıyor. Belgesel, Doğa, Vizör, Karanlık Oda gibi alanlarda fotoğraf üreten atölyeleri, proje ve eğitim grupları ile BUFSAD aynı zamanda Bursa’da fotoğraf eğitiminde bir ekol niteliği taşıyor. Her yıl ortalama 800 katılımcıya verilen ‘Temel Fotoğraf Eğitimi’ seminerlerine ilave olarak 2010 yılı Mart ayında başlayan ‘2. Kur İleri Fotoğraf Eğitimi’ seminerlerinden de 96 mezun verilirken, halen devam etmekte olan eğitim seminerleri ile BUFSAD adeta bir okul gibi işlev görüyor. Kurulduğu günden bu yana ulusal ve uluslararası alanda sayısız başarıya imza atan BUFSAD, Avusturya’da düzenlenen ‘Trierenberg Supercircuit 2011’de ‘En iyi karma portfolyo’ dalında altın madalyaya kazandı. Ayrıca “German International DVF-Photocup 2011” yarışmasından da 1 FIAP gumus madalya , 1 FIAP Mansiyon ve yetmise yakın sergileme ile 25. yaşına yakışır başarılar elde etti. Bursa’nın sanat alanındaki en büyük sivil toplum örgütü olan BUFSAD, yaşadığı kente ve ülkeye fotoğraf aracıyla değer eklemek ve biçim/içerik olarak kaliteli fotoğrafın savunuculuğunu yapmak misyonunu taşıyor.

T O

P

L

Bursa Photofest 2011

 96

BUFSAD, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ortaklığında düzenlenecek olan Bursa’nın ilk uluslararası Fotoğraf Festivali ‘Bursa Photofest’ 15-23 Ekim 2011 tarihlerinde Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesinde gerçekleşecek. Festival kapsamında 40’a yakın ülkeden gelecek olan profesyonel fotoğraf sanatçıları tarafından 24 sergi ve 80 fotoğraf gösterisinin yanı sıra atölye çalışmaları ve fotoğraf kursları düzenlenecek. İLETİŞİM Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği Gurabahane-i Laklakan Kültür Merkezi Selçuk Hatun Sk. No: 9 Setbaşı BURSA Tel& Faks: 0 224 225 51 50 – 0 541 225 51 49 bilgi@bufsad.org www.bufsad.org


Fotoğraf: Gülşah TALAY  97


Fotoğraf: G. Egemen ERGİN

 98


Fotoğraf: Önder TURACI  99


Fotoğraf: Erden CANTÜRK

 100


Fotoğraf: Ömer YAĞLIDERE

 101


Fotoğraf: Cihan KARACA

 102


Fotoğraf: Nuri SÖNMEZ  103


Fotoğraf: Bülent SUBERK

 104


Fotoğraf: Ahmet ÇETİN  105


Fotoğraf: Mehmet DAĞ  106


Fotoğraf: Osman ÖNDER  107


N E D ’ N E 6

G

DOĞAYA DOKUNUŞ Dalıyla arasındaki titrek, zayıf son bağda koptu. Yavaşça esen rüzgara kaptırdı kendini. Ona sonsuzmuş gibi gelen bir zaman sonra yokoluşun kaynağı aynı zamanda yeniden varolmasını sağlayacak olan toprağına ulaşmayı düşlerken son anda yön değiştiren rüzgarın etkisiyle tekrar havalandı. Yürümekten çok adeta süzülen adımlarıyla ve kafasındaki cevaplamaya çalıştığı sorularıyla yavaşça ilerlemekteydi kadın. Herşey yokoluşla mı başlamıştı gerçekten? Varoluş kavramını dahi anlamlı kılan yokolma eylemi miydi? Yaşaması için ayrılan zamanı yaşayıp zamanı gelince yeni oluşumlar için yer açmak mı gerekliydi… Aniden yön değiştiren rüzgarın etkisiyle, altı aydır yaşam mücadelesini sürdüren yaprak, ona verilen son görevi yerine getirmek için havada süzülürken, genç kadının saçlarına bir sevgilinin yumuşak dokunuşlarıymışçasına takıldı.

 108


Kafasındaki düşüncelerden bir anlığına sıyrıldı kadın. Onu düşüncelerinden ayıran rüzgarın etkisiyle saçlarına takılan yapraktı. Onun kurumuş bedenini inciltmemeye çalışarak yavaşça ayırdı saçlarından. Eline alıp kendi benliğini yaprağın varlığıyla kutladı. Telaşsız adımlamalarına devam etti. Yaprağın yol göstericiliğinin farkında olmadan yaprağa ev sahipliği yapmış olan yasak ağaca doğru yol almaya başladı. Narin, naif varlığı ve tüm doyurganlığı ile karşısındaydı elma ağacı. Özenle yerleştirilmiş onca ağacın arasında, tüm cılızlığıyla kendine yer açıp yaşam mücadelesini sürdürmeyi başarmış hatta cüssesine göre haddinden fazla yetiştirmişti meyvelerini. Bu nedenle doğadaki hayvanlara hediye ettikleri dışında toprağa karışmak için yerlere dökülenler belli belirsiz bir çürüme kokusu yaymaktaydı. Düşüncelerinin ağırlığından mı yoksa yasak ağacın şaşırtıcı biçimdeki rahatlatıcı etkisinden midir bilinmez, kendini çok yorgun hissetti kadın. Ve bedenini sorgusuz sualsiz kabul edecek toprağa bıraktı. Son kez olmayacağından emin bir şekilde... Belirsiz bir zaman sonra kendine geldiğinde kafasındaki soruların yorgun ağırlığının bir nebze olsun hafiflediğini farketti. Herşey müthiş bir uyum içinde, tamda olması gerektiği gibi işliyordu. Elinde tuttuğu yasak meyvenin cezbedici varlığının yanında çürümüş meyvelerin hazin kokusu, kurumaya ve yokolmaya yüz tutmuş yaprakların ölüm rengi yanında dallardaki henüz zamanını doldurmamış yaprakların canlı ve parlak renkleri, tükenip giden her hayatın yanında başlangıcın ve bitişin değişmez ev sahibi olan topraktan her zaman daha güçlü olarak yeniden dirilmek diye düşündü kadın. Oturduğu toprağa biraz daha yerleştirdi kendini, sadece ve sadece ona ait olduğunu göstermek istercesine, yüzünde engel olamadığı gülümsemesiyle... Not: Sinem ÇALIDAĞ’ a, Dilay KARAPEHLİVAN’ a ve Leyla UZUN’ a sonsuz teşekkürlerimle...

 109


110


111


112


113


114


115


116


117


118


119


G

İ

L

E

R

Editör: Büşra UĞUR ~ busraugur@6gendergi.com

OBJEKTİF DİYAFRAM ENSTANTANE Fotoğraf konusundaki temel bilgileri ve farklı tekniklerin püf noktalarını paylaşmaya devam ediyoruz. Geçen sayı pinhole konusuna değinerek camera obscura hakkında da bilgi edinmiştik. Bu sayıda da fotoğraf makinelerinin başlıca unsurlarından bahsedelim istiyorum. camera obscura yı biraz daha şekillendirip objektif, diyafram ve obtüratör (enstantene) gibi temel parçalar hakkında genel bilgilendirmeler yapalım. Bu parçalar her fotoğraf makinesinin olmazsa olmaz parçalarıdır. En temel anlamda fotoğraf çekerken hem iyi görüntü almak hem de ışığı doğru kullanmak için bilinmesi gerekli unsurlardır bunlar.

T

E

M

E

L

B

İ

L

Objektif Objektif, görüntüyü oluştururken ışığın istenilen biçimde kullanılarak sensöre ya da filme düşmesini sağlayan mercek ya da mercekler grubudur. Görüntünün istenilen netlik, istenilen aydınlık ve istenilen açıyı kapsayarak oluşmasında önemli rol oynar. Objektiflerinizi çeşitlendirerek, farklı açılar ve görüntüler yakalayabiliriz. İstenilen açı objektiflerin görüş açısını oluşturur. Bu görüş açıları ise odak uzaklığına bağlı olarak oluşur. Objektifleri incelerken bazı kavramlar üzerinden anlatmak daha yararlı olacaktır. Çokça kullanılan önce odak uzaklığı sonra görüş açısı kavramlarını açıklamakla başlasak daha doğru olur sanırım. Odak uzaklığı, objektifin optik merkezi ile film düzlemi arasındaki mesafe olup milimetre olarak ifade edilir. Objektifleri odak uzunluklarına göre normal, kısa, uzun olarak sınıflandırabiliriz. Şimdi odak uzunluğu neye göre normal, kısa, uzun olur açıklayalım. Objektifimizin takılı olduğu fotoğraf makinesinin kullandığı film formatı odak uzunluğunun sınıfını belirler. Günümüzde en yaygın kullanılan fotoğraf makineleri 35mm.lik, yani boyu 24mm eni 35mm olan film kullanılan makinelerdir. Bu filmlerin çapraz uzunlukları 43mm dır.

Normal odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğuna eşit olan objektiftir. Eğer 35 mm formatında film kullanan 35mm.lik bir fotoğraf makinemiz varsa, normal odak uzunluluğumuz 43mm.dır. 35 mm formatında normal odak uzunluğu 43 - 50 mm.dir.  120


Kısa odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğundan kısa olan objektiftir. Yani 35 mm formatındaki bir makinenin kısa odaklı objektifleri 35mm, 28mm, 24mm vb.dir. (çapraz uzunluk 43mm) Uzun odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğundan uzun olan objektiftir. Yani 35mm formatındaki bir makinenin uzun odaklı objektifleri 85 mm, 105 mm, 200 mm vb.dir (çapraz uzunluk 43mm) Değişik odak uzaklıklarına sahip objektifler sayesinde farklı uzaklıklardaki cisimleri aynı uzaklıktaymış gibi çekmek mümkün olabilir. Görüş Açısı, objektifin oluşturduğu görüntünün açısıdır yani objektifin gösterdiği açıdır diyebiliriz. Görüş açısı odak uzunluğuna bağlıdır. Yani görüş açısının geniş ya da dar olması odak uzunluğuna göre belirlenir. Normal Objektifler Normal odak uzunluğuna sahip objektifler, normal açılı objektifler olarak tanımlanır. Normal açı insan gözünün görebildiği açıyı yansıtır. Bu açı değeri 45°- 50° dir. Optik kalitesi açısından en iyi sonuçlar normal objektifler ile elde edilir. Geniş Açılı Objektifler Odak uzunluğu kısa objektifler (16-20mm,20-35mm) geniş görüş açısına sahiptir ve geniş açı objektif olarak tanımlanır. Geniş açılı objektiflerde insan gözünün görebildiğinden daha geniş açıları gösterir.75°-104° gibi. Geniş alanları çekmeye elverişlidir. Gözümüzle gördüğümüzden daha geniş bir alanı Gösterdiği için geniş manzara ve topluluk fotoğraflarında tercih edilir. Deformasyon olma riski yüksektir. En geniş açılı objektifler (Balıkgözü): Odak uzaklığı 6mm-16mm arası olan geniş açılı objektiflere balık gözü objektif adı verilir. Bunun nedeni balıkların 180 derecelik geniş bir açıyla görmeleridir. Balıkgözü objektiflerde fotoğrafın kenarında bombeleşme oluşur. Dikey ve yatay çizgiler bozulur. Bu durum iç mimari çekimler için uygun değildir. Fakat farklılık içeren güzel görüntüler oluşturmak için yaratıcı ellerde güzel kareler elde edilir.  121


Dar Açılı (Tele) Objektifler Uzun odak uzunluğuna sahip objektifler (85mm-105mm-300mm) dar görüş açısı oluşturur ve dar açılı objektif veya teleobjektif olarak tanımlanır. İnsan gözünün görebildiğinden daha dar açıları yansıtır. 18°-5° gibi. Görülen açı daralır fakat uzaktaki konulara yerimizi bozmadan yaklaşabilmemizi sağlar. Bunun için fazla yaklaşılamayan konularda kullanılır. Doğa ve sportif etkinliklerin çekimi için ideal seçimdir. Alan derinlikleri çok kısıtlı olduğu için netlik ayarı tam yapılan objelerde arka planın ayırdı kolay olur ve derinlik hissi oluşturur. Sallanma ve titreşimlerden etkilenebilme olasılığı yüksektir bu yüzden makineyi bir sehpaya monte ederek kullanmanız daha net kareler yakalamanıza yardımcı olur. Kısa tele objektifler: 70mm ile 135mm arasındaki odak uzunluklu objektiflerdir. Bu tür objektifler 85mm’den itibaren çoğunlukla portre çekimlerinde kullanılır. Ayrıca ek olarak değişken odak uzunluğuna sahip objektiflere zoom objektif denir. Zoom objektiflerde değişken odak uzunluklarını aynı gövde üzerinde ayarlayabilme imkanı vardır. Birden fazla değişik objektifin özelliklerini taşır. Örnek olarak 28mm-85mm gibi. Hem dar hem de geniş açı aynı gövde objektifte bulunur. Örneğin 18-135mm bir objektifle hem topluluk fotoğrafı hem portre çekmemiz mümkündür. Bu objektifler fazla objektif taşıma ve sık değiştirmenin zorluğundan ortaya çıkmıştır. Fakat bu objektifler optik yapılarından dolayı ışık kaybına neden olurlar. Işık kaybı azaltılmış zoom objektifler ise oldukça pahalıdır. Bir de kullanım amaçlarıma göre özel objektiflerde vardır. Bunlara örnek olarak makro ve shift objektifleri verebiliriz. Makro Objektifler: Yakın plan çekimlerinde kullanılan objektiflerdir. Bu objektifler küçük konulara 1cm kadar yaklaşarak netlik yapabilmemize olanak sağlayan bir objektif türüdür. Genellikle doğada bulunan çiçek, böcek gibi doğal yaşama dair konularda kullanıldığı gibi diş hekimliği ve medikal fotoğrafçılıkta da kullanılırlar. Shift Objektifler: Bu objektifler mimari fotoğraf çekimlerinde, yüksek binaların çekiminde perspektif bozulmaları önlemek için yapılmıştır. Yüksek binaların dikey çizgilerinde perspektiften kaynaklı yukarıya doğru birleşme gözlemlenir. Bu tür bozulmalar objektiflerin gövde üzerinde bir yana doğru paralel kaydırılmasıyla kısmen giderilebilir. Odak uzunlukları geniş açı sınıfına girer ve 28mm-35mm arasında değişir. Bu tür objektifler oldukça pahalıdır ve ülkemizde pek yaygın değildir.  122


Büyütme katsayısı, objektiflerle ilgili açıklayacağımız son kavram olacak. Büyütme katsayısı, objektiflerin odak uzunluklarına bağlı olarak, film düzlemi üzerine düşürdükleri görüntünün alansal değeridir. Konuya olan mesafemiz sabitken; uzun odak uzaklığına sahip objektiflerde sensöre de oluşan görüntü alanı daha geniş, kısa odak uzaklığına sahip objektifle oluşan görüntü alanı daha dar olur. Konuya olan uzaklığımız sabit kalmak kaydıyla, 50mm.lik bir objektifle film düzlemi üzerinde sabit bir objeyi 1cm² büyüklükle fotoğraflayabiliyoruz. Aynı objeyi aynı mesafeden 400mm. lik bir objektifle çektiğimizde ise, görüntü büyüklüğü 8 cm² oluyor. Görüntü büyüklüğünü hep sabit olarak örneğin 1 cm² olarak tutarken, objektif odak uzunluğunu değiştirmek için çekim mesafemizi yani konuya olan uzaklığımızı değiştirmeliyiz. 50mm.lik objektifle 1 metreden çekim yaparken, 200mm.lik bir objektifle 4 metreden çekim yapmamız gerekir.

50mm 1cm2 100mm 2cm2 200mm 4cm2 400mm 8cm2

50mm 1cm 100mm 2cm 200mm 4cm 400mm 8cm

Diyafram Diyaframı tanımlarken en klasik ve en doğru olarak gözbebeği benzetmesi yapılır. Objektifin içinde gözbebeği gibi ışık miktarına göre açılan veya kısılan bir mekanizmadır. İnsan gözü az ışıklı ortamda açılır ve çok ışıklı ortamda kısılır. Diyaframı da ortamdaki ışığa bağlı olarak kısarak veya açarak makineye girecek ışık miktarını kontrol eden bir mekanizma olarak tanımlayabiliriz. Sayı küçüldükçe diyafram aralığı artar. Sayı büyüdükçe diyafram aralığı azalır. Her diyafram açıklığında deliğin yüzeyi bir önceki diyafram açıklığının bir katı kadardır ve ışığı bir katı kadar fazla geçirir.

 123


Normal gün ışığı için normal diyafram f:8 kabul edilir. Sayısal olarak bunun altındaki değere açık diyafram, üstündeki değere kısık diyafram denir. yani Tablodaki değerlere göre en açık diyafram f:1,4 , en kısık diyafram f:16 dır. f:16 de içeri en az ışık, f:1,4 de en çok ışık girer. Diyaframın bir başka işlevi de netlikle alakalıdır. Diyafram, net alan derinliğini kontrol eder. Kısık diyaframlarda netlik her zaman fazladır. Açık diyaframlarda ise netlik genelde yayılmaz, bölgesel olur. Yine insan gözü benzetmesinden gidersek uzaktaki bir şeyi net olarak görmek için gözümüzü kısarız. Bunu gözünüzü kısarak bir yazıya bakarak da deneyebilirsiniz. Gözünüzü kıstığınızda yazıyı daha net görebileceksiniz.

Obtüratör (Enstantane) Enstantane, kelime anlamı olarak zaman aralığı anlamına gelir. Işığın sensöre ya da film üzerine düşme süresini kontrol eden bir parçadır. Obtüratör, perde hızı da aynı anlamda kullanılır. Perde fazla süreyle açık kalırsa içeriye girecek ışık miktarı artar. Daha az süre açık kalırsa da ışık miktarı azalır. Bu süreler genelde saniyenin birimleri kadardır. Enstantane değerleri söyle gösterilir: 1/1- 1/2- 1/4-1/8 -1/15- 1/30 - 1/60 - 1/125-1/250-1/500-1/1000sn Bu değerler 1 saniyeden başlayarak saniyenin 1/2 si; 1/4 ü; 1/8 i gibi daha az sürelerde obtüratörün açılıp kapanmasını ifade eder. Bu dizide sağa doğru gidildikçe her stop değeri bir öncekinin yarısı kadardır. Enstantane değeri sayısal olarak azalırken obtüratör hızı artar. Tam tersi enstantene değeri sayısal olarak artarken obtüratör hızı yavaşlar. Yani 1/2 enstantane değeri 1/500 enstantane değerine göre daha yavaş bir örtücü hızını gösterir.  124


Gün ışığı için normal enstantane değeri 125 enstantenedir. Bunun sayısal olarak altına düşük enstantene, üstüne de yüksek enstantene hızı denir. Yani 1/15 düşük enstantene 1/1000 yüksek enstantenedir. Buradan yola çıkarak ışığın az olduğu bir mekanda içeri daha fazla süre ışık girmesi için düşük enstantene, ışık çok ise az süre ışık girmesi için yüksek enstantene kullanılmalıdır. Enstantanenin bir başka fonksiyonu da hareket ile alakalıdır. Hareketi saptamak diyebiliriz. Yüksek enstanteneler hareketi dondurur ve hareketli konuları duruyormuş gibi fotoğraflamamızı sağlar. Düşük enstanteneler ise fotoğrafa hareket hissi katar fakat netlik azalır ve flu bir görüntü oluşur. Obtüratör hızı, çekilecek konuya ve açısına göre ayarlanmalıdır. Fotoğrafın temel unsurlarından da böylelikle bahsetmiş olduk. Özellikle fotoğrafa yeni yeni ilgi duyduğumuz ve bir yerden başlamak istediğimiz zaman, bir an önce çekme heyecanı içinde oluyor ve bazı temel noktaları atlıyoruz. Bu temel bilgiler olmadan anlattığımız diğer teknikleri uygulama ya da o çok beğendiğimiz fotoğraflar gibilerini çekemiyoruz. Kendimden örnek vericek olursam, benim fotoğraf yolculuğumda objektifleri tanımam geç oldu, bu yüzden hep çekmek istediğim kareleri yakalamamda geç oldu. Eğer istediğiniz kareleri yakalamak için bir şeyler eksik diyorsanız objektif seçiminizi, diyafram ve enstantane ayarınızı tekrar gözden geçirin ve tekrar tekrar çekin.

 125


gelecek sayı görüşmek üzere teşekkürler... www.6gendergi.com  126

6GEN Fotoğraf Dergisi Ekim Kasım 2011 / Sayı 9  

6GEN Fotoğraf Dergisi'nin Ekim - Kasım 2011 tarihli 9. sayısı röportaj konukları Emine Ceylan ve Hasan Söylemez ile yayında!