Page 1

İL İL 2014 SEÇİM SONUÇLARI Resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, AKP büyük oranda oylarını korurken, CHP yerinde saydı. MHP’nin oylarında küçük bir artış yaşanırken, BDP belediye sayısını artırmasına rağmen, 2009’daki oylarına ulaşamadı. 10’da

‘Gülen cemaati kapı kapı dolaşıp CHP’ye oy istedi’ Cemaat’e yakın Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, Cemaat’in kapı kapı dolaşarak CHP’ye oy istediğini açıkladı. “Hükümetle savaşa girdik. Siyasallaştık. Cemaat ayarlarına dönmeli.” 3’te

Gülerce

AKP’NİN ÇIKMAZI KURULUŞ 1921

1 NİSAN 2014 SALI - 75 KURUŞ

Sıcak para saltanatı sona eriyor. Büyük ekonomik kriz kapıda. PKK özerklik hazırlığı yapıyor. TSK, ABD’nin Suriye’yle savaş dayatmalarına direniyor. Yolsuzluk suçları boyunlarında asılı

30 Mart yerel seçimleri bitti, zamlar kapya dayand. Bata doalgaz ve elektrik olmak üzere yurtta yeni zamlarla birlikte skntl günler bekliyor

A

KP iktidarnn seçim sonrasna erteledii doalgaz zamm yeniden gündemde. Yüzde 20 düzeyinde zam bekleniyor. Elektrie ise yüzde 12-15 civarnda zam yaplaca belirtiliyor. Barajlardaki su orannn düüklüünün de elektrik üretimini olumsuz etkiledii bildirildi.

D

oalgaz ve elektrie yaplacak zamlarn enflasyon üstünde de en az 0.5 puan artrc etkisi öngörülüyor. Böylece enflasyondaki süren art eilimi, bu zamlarla daha da güçlenecek. Merkez Bankas da yeni bir faiz artrm yapmak zorunda kalacann sinyalini verdi. 5’te

Milyonlar ayakta. En küçük olayda hemen bir araya geliyor. AKP’nin korkulu rüyası milli bayramlar yaklaştı ve 1 Mayıs’a az kaldı. Komşumuz Suriye’ye saldırmak için kendi ülkesine füze atmayı göze alan bir yönetim var. AKP’yi kendi müttefikleri bile terk ediyor. Sıcak para saltanatı bitti. Borçla sürdürülen saltanatta sona gelindi. Çiftçinin, işçinin, memurun, emeklinin, esnafın sabrı tükendi. PKK/BDP özerklik ilan edeceğini söylüyor. BOP eşbaşkanları bu özerkliği hazırlamıştır; yaşanacak boğazlaşmayı önleyemeyecektir. Boynunda “ayakkabı kutusu” ve “evdeki milyar dolarlar” asılı bir iktidar var. Her an öğrenebileceğimiz yeni dosyalar da cabası. 11’de

CHP’den Cemaat’e sahip çıkma işareti CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, istifa iddialarını yalanlarken asıl istifa etmesi gerekenin Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, “Hükümet, cadı avı başlatacağını söylüyor. Kim haksızlığa uğrarsa CHP olarak yanında olacağız” dedi. 8’de Kılıçdaroğlu

Bahçeli: Yeni muhalefet söylemi akıl noksanlığı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, milli iradeye saygılı olduklarını belirtti. “Anlaşılan Başbakan cepheleşmeyi körükleyecektir. ‘Yeni muhalefet’ söylemi akıl noksanlığıdır. İktidarda yolsuzluğa saplanmış kapkara vicdanlı bir zümre bulunmaktadır.” 8’de Bahçeli

İP: F tipine sığınmanın bedelini ödediler İşçi Partisi Genel Sekreteri Serhan Bolluk, CHP ve MHP’nin ayakkabı kutuları dışında milletin önüne bir şey getirmediğini belirtti. “Türkiye’yi tehdit eden gelişmelere karşı çözümleri yok. F tipi çetenin desteğine sığınmanın bedelini ödemişlerdir.” 11’de Bolluk

Mozart ve Dede Efendi Anadolu köylerinde G

BDP’li Demirtaş: Cemaat’e lince destek vermeyiz

önüllü sanatçılar, Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya kadar 300 köyü sanatla buluşturdu. Sahneleri, bir römork, ışıkları ise iki lamba... Ancak hiçbiri bundan şikayetçi değil. Köylüyü Mozart ve Dede Efendi’yle buluşturan sanatçıların ilham kaynağı ise bir annenin öğüdü. ÖZLEM KONUR USTA’nın haberi 4’te

Bozgun ve baskın erken seçim! Seçimin birinci kaybedeni Fethullah Gülen’dir. İkinci kaybedeni Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Üçüncüsü ise Devlet Bahçeli’dir. Bu seçimle bir efsane çökmüştür; F tipinin yüzde 10 oyu olduğu yalanı tescillenmiştir.

Sabahattin ÖNKİBAR

Emrah MARAŞO 2’de

AKP’nin ald sonuç nasl açklanmal?

12

Doğu’da kar esareti Yurdun güney bölgelerinde bahar yaşanırken Doğu Anadolu’da bazı bölgeler halen kar esareti altında. Van’ın Gevaş ilçesinde önceki gün başlayan kar yağışı nedeniyle yurttaşlar evlerinden bile çıkmakta zorlandı. Kar kalınlığı yüksek kesimlerde bir metreyi buldu. 4’te

Özdemir İNCE 8’de

Kendini sokan akrep

YURT-KUR personelinin mağduriyeti giderilmeli Türkiye Kamu-Sen, YURT-KUR’da çalışan personelin sorunlarının görmezden gelindiğini, hak gasplarıyla ilgili yargı kararlarının uygulanmadığını açıkladı. Açıklamada; 1000 öğrenci için dört-beş personelin nöbet tuttuğu ifade edildi. 6’da

Kaya Türkmen

DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk:

Yerel seçim stratejimiz özerklikti

7

AKP kurucusu Ertuğrul Yalçınbayır:

9

E. Donanma Komutanı Nusret Güner:

CHP, İP gibi olsaydı yüzde 40’ı geçerdi AKP neden kazand CHP neden kaybetti

Suriye hükümeti, Yermuk’teki Filistin mülteci kampındaki sorunu çözmek için Şam’ın üç bölgesinde silahlı gruplar ile ulusal uzlaşma görüşmelerine başladı. Anlaşma sağlanırsa, 3 silahlı grup, kampı terk edeceği bildirildi. 13’te

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan’ın operasyon talimatı verme yetkisi olmadığını söyleyerek, “Bir camia, cemaatin tamamını suçlu ilan edip bütün üyelerini linç edemezsiniz. BDP olarak biz bu yaklaşımı asla desteklemez, hoşgörmeyiz” dedi. 8’de Demirtaş

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı zor

Mehmet Ali GÜLLER 9’da

Suriye, Yermuk’te çözüme yakın

9

Mehmet FARAÇ 11’de

CHP’ye stanbul’da kim kaybettirdi?

‘AİHM kararı milattır’ Stocholm Büyükelçisi Kaya Türkmen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkındaki AİHM kararını değerlendirdi. Türkmen, “Karar ifade özgürlüğünün korunması açısından milattır” ifadelerini kullandı. ABDULLAH GÜRGÜN’ün söyleşisi 12’de

ISSN 2146-2356

ZAM YAĞMURU GELİYOR

İŞTE OLGULAR:


Seçim değerlendirmesi ve halkın kitlesel örgütü AKP’nin aldığı sonuç nasıl açıklanmalı?

A

EMRAH MARAŞO

KP’nin yerel seçimlerde aldığı sonucu sandığın içine bakarak açıklayamayız. Tıpkı sandığa ve anketlere bakarak halk muhalefetini açıklayamayacağımız ve geleceği kuramayacağımız Bilim ve Ütopya G.Y.Y gibi. Alınan sonuçta kuşkusuz hile ve usulsüzlüklerin rolü vardır. Fakat bakışımızı sadece bu noktaya odakladığımızda siyasi mücadeleye dair değerlendirmemiz safdışı kalacak ve sistemin tenis maçını izleyerek şaşkın tepkiler vereceğiz. Dolayısıyla siyasi etkenleri saptamak gibi bir sorumluluğumuz var. Bu etkenlerin başında AKP’nin 17 Aralık sürecinden sonra yarattığı “bize yapılan operasyon, Türkiye’ye yapılan dış destekli operasyon” fikridir. Bu fikrin devamı olarak seçmende “Türkiye’ye ve dolayısıyla AKP’ye ABD destekli, Fethullah’ın taşeron olarak kullanıldığı bir operasyon yapılıyor” fikri oluşmuş ve yolsuzluklar, hırsızlıklar önemsizleşmiştir. Denebilir ki AKP, yelkenlerini Türkiye’de son yıllarda esen anti-emperyalist vatansever rüzgarla, ama bu rüzgarı İslamcıümmetçi-devletçi bir içerikle doldurarak seçimlere girmiştir. Siyasal bir hamle yapmıştır.

CHP-MHP başarısızlığının nedeni CHP ve MHP, özellikle de CHP muhalefetinin yaptığı tek şey F-Gladyo tarafından sızdırılan kasetlerin içinden konuşmasıdır. CHP işi o kadar ilerletmiştir ki ekranlarda gençlerle konuşurken, mitinglerde halka seslenirken FTipi’ne tek bir laf etmemiş, aksine korumuş ve kollamış, vatanseverliği AKP’ye hediye etmiştir. Hatta bu koruma görece olarak Atatürkçü diyebileceğimiz CHP’li belediye başkanlarını bile etkisine almıştır. Demek F rüzgarın estirdiği başarı hayali bir hayli etkili olmuştur. Buna karşı sadece İşçi Partisi CHP’yi bu çizgisinden dolayı uyarmış ve eleştirmiştir. AKP-F-Tipi arasındaki derin karşıtlık akıllı ve devrimci bir şekilde değerlendirilse ve CHP Atatürk’te birleşmeyi kabul etseydi bu seçimden çok farklı bir sonuçla çıkılır, AKP’ye oy veren kitlelerde ciddi dönüşümler sağlanabilir, AKP zayıflatılabilirdi. Fakat CHP iktidar vizesini ABD’den almaya baktığı için bunu yapamaz. CHP yönetimine bunu istemeden de olsa yaptıracak olan devrimci partinin militan ve kitlesel önerliği ve gücü olacaktır. MHP ise aynı CHP gibi kasetçi muhalefet tarzı izlemiş ve sahte milliyetçiliğiyle havuz rolüne devam etmiştir.

BDP’nin durumu BDP ise bu tabloda deyim yerindeyse “işine bakmış”tır. Kürt yurttaşlar CHP merkezinin ABD’yi tercih eden siyasal tutumu nedeniyle bölücü partiye teslim edilmiştir. Siz vatanseverliği bırakırsanız AKP muhafazakâr seçmeni sahte vatanseverlikle, BDP Kürt ağırlıklı seçmeni Kürt milliyetçiliğiyle avlar ve özerklik-kanton hayalleri kurar. BDP’nin kantondan kastı bölücülüğün filli olarak, adım adım kurumsallaştırılmak istenmesi ve kriz anında ülkenin bölünmesi yönünde hamle yapılmasıdır. Bu Amerikancı rolün faturası içte Türk-Kürt kavgasıdır. BDP yani PKK’nin bu tutumu esasta Kürt yurttaşımızı ezdirecek ve Türk, Arap, Fars’la Kürdün arasına büyük bir düşmanlık koyacaktır. Oysa Atatürk’te birleşen bir siyasal çıkış yaratılsaydı bunun Kürt yurttaşlarımız içinde de önemli bir etkisi olacaktı.

Kitlesel halk örgütü İşte bu noktada meselenin bam teline geliyoruz. Haziran’dan bu yana süregelen son bir yılın kitlesel eylemlerini ve örgütsel formunu temsil edecek bir örgüt acilen hayata geçirilmelidir. Bu örgütün Atatürk devrimciliği bayrağını taşıyan ve yurtsever-sol içerikli, halkın hiçbir kesimini dışlamayan bir model olması şarttır. Bu modelin kitle örgütleri vardır ve mücadele ediyorlar, bu modelin gençliği, emekçisi ve halkı vardır. Yapılacak iş bağımsız, birleşik, laik ve devrimci bir Türkiye için önümüzde duran Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerde bir halk gücünün kitlesel örgütünü yaratmak olacaktır. Böyle bir form yola gelmek istemeyenleri de yola getirecektir. Halk güçleri diri, öfkeli, militan, enerji dolu ve örgütlenmeye açık. Bunlar çok büyük avantajlardır. O nedenle çizgisel bir başaşağı gidiş yaşanmayacaktır. Önümüz aydınlıktır. Yeter ki potansiyelleri değerlendirelim, kuvvetimizi birleştirelim. Gezi Parkı eylemlerinden

1 NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

MİLLETİN MAKÛS TALİHİNİN YENİLDİĞİ GÜN!

İkinci İnönü Zaferi 23

Nisan 1920’de Ankara’da TBMM açıldıktan sonra düzenli ordu kuruldu. Kasım 1920’de teşkil edilen düzenli ordu, hızla örgütlenmeye ve Batı Cephesi’nde Yunan ordusuna karşı konuşlanmaya başladı. Batı ve Güney Cephesi olarak da ikiye ayrıldı. İsmet ve Refet Paşalar komutanlıklara getirildi. O güne kadar Batı illerimizde Yunan ordusuna karşı gerilla savaşı veren Çerkez Ethem, Yörük Ali Efe, Sarı Edip Efe ve Demirci Mehmet Efeler düzenli orduya katılmaya çağrıldı. Çerkez Ethem katılmadı ve isyan bayrağı açtı. 29 Aralık 1920 günü Ethem birliklerine karşı harekât başlatıldı. İstanbul yönetimi ve Yunan ordusuyla işbirliği yapan Ethem, yenilerek Yunan saflarına geçti. Demirci Mehmet Efe isyan etti ancak, Türk ordusuna silah çekmediği için affedildi. Yörük Ali Efe ve çok sayıda Kuvayı Milliye ise düzenli orduya katıldı ve emrinde çalışmaya başladı. Ercan DOLAPÇI

Hazırlayan: Murat ŞİMŞEK

Düzenli ordunun ilk zaferi

medi. Konferans 12 Mart günü sona erdi. Sovyetler Birliği 5 Mart günü Budu Mdivani’yi Büyükelçi olarak atadı. 16 Mart 1921 günü Moskova’da Sovyetler Birliği ile ‘Dostluk ve İşbirliği Antlaşması’ imzalandı. Benzer antlaşma Afganistan ile de 1 Mart günü Moskova’da imzalandı. Ankara’nın islam dünyasında da itibarı arttı. İşgal altındaki topraklarda direnişe olan inanç yükseldi. Mustafa Kemal Paşa, Zafer’den dolayı Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey’e 11 Ocak 1921 günü kutlama telgrafı çekerek, “İnönü Meydan Muharebesi’nde Batı cephesi kıtalarının ve kahredici kumandanız altında hazırladıkları kati galebeden dolayı zatı devletlerine ve kahraman ordumuzun bütün kumandanlarıyla subaylarına ve efradına Büyük Millet Meclisi’nin kalbi tebriklerini takdim ve bu muvaffakiyetin mukaddes torparklarımızı düşman istilasından tamamen kurtaracak olan kati zafere hayırlı bir başlangıç olmasını eltafi ilahiyeden tazarru eyler ve işbu tebriklerimin bütün Batı Ordusu efrat ve subaylarına tebliğini rica eylerim” dedi. (Atatürk’ün Bütün Eserleri (ATABE),

C. 10, 2. Baskı, Kaynak Yayınları. İstanbul, 2004, s.277)

İkinci İnönü Zaferi Bu zaferden iki ay 13 gün sonra 23 Mart 1921 günü, Yunan ordusu Bursa’dan

İkinci İnönü savaşının krokisi

rihinde, ta a y n ü d n “Bütü eydan sizin İnönü M nde üstlenri le e b re a h u M kadar ağır diğiniz vazife enmiş bir vazife üstl rdir. r ende kumandanla ız düşmanı Siz orada yaln n makûs değil, milleti ndiniz” e y e d i in h li ta al Atatürk Mustafa Kem İnönü’ye doğru tekrar Batı Cephesi’nde daha geniş bir alanda saldırıya geçti. Yunan ordusunun o gün itibariyle bütün kuvveti 145 bin idi. Bursa cephesindeki kuvveti ise 25 bin idi.

İşte bu durumdan yararlanan Yunan ordusu, Batı Cephesi’nde 6 Ocak 1921 günü Bursa-UşakEskişehir ve Afyon istikametinden üç koldan tarruza başladı. Yeni kurulan orduyu yenerek dağıtma amaçlı bu saldırı durduruldu. Çetin muharebelerden sonra 10 Ocak 1921 günü Yunan ordusu Eskişehir İnönü’de yenilerek geri çekildi. Bu muharebe 1. İnönü Zaferi olarak tarihe geçti. Cephe Komutanı Albay İsmet Bey, 1 Mart günü Paşa’lığa terfi etti.

Bölgedeki Türk kuvveti ise bu sayının çok altındaydı. Silah mevcudu ise şöyleydi: Yunan: 41 bin 550 tüfek, 720 ağır makineli tüfek, 3 bin 134 hafif makineli tüfek, 3 bin 100 kılıç, 220 top. Türk tarafı: 34 bin 175 tüfek, 235 ağır makineli tüfek, 55 hafif makineli tüfek, 3 bin 500 kılıç ve 104 top.

Yunan ordusu ikinci savaşta prestijlerini kazanmak ve ordunun daha fazla büyümeden ağır bir yenilgi almasını sağlama amacını taşıyordu. Londra Konferansı’nda istediklerini alamayan İngilizler, yenilgi sonrası Türklere Sevr Antlaşmasını dayatmak istiyordu. Ayrıca Yunanistan’daki yeni yönetim de zafer peşindeydi. Bu siyasi havada başlayan savaşta, Türk ordusu büyük bir mukavemet göstererek, Yunan ordusunu zorlamaya başladı. Türk tarafı stratejik savunma yapıyordu. Moral gücü de üstündü. 1 Nisan 1921 günü Türkler İnönü önlerinde, Yunan ordusunu durdurmuş ve geri çekilmeye zorlamıştı. II. İnönü Zaferi’ne giden yolda 44 subay, 637 er şehit düştü.

Milli Hükümet’in ikinci zaferi

Siyasi sonuçları ne oldu? Birinci İnönü Zaferi sonrası Ankara hükümeti içte ve dışta tanındı. Saygınlığı arttı, orduya ve millete güven geldi. Birlik ve beraberlik yolunda büyük bir kapı açıldı. İstanbul Hükümeti’ne karşı üstünlük sağlandı. 20 Ocak 1921 günü Anayasa yapıldı. 21 Şubat 1921 günü İngiltere’nin önderliğinde Londra’da Konferans düzenlendi. Konferansa, Ankara Hükümeti temsilcisi de davet edildi. İstanbul temsilcisi Sadrazam Tevfik Paşa, söz hakkını TBMM Temsilcisi Bekir Sami Bey’e bıraktı. İngilizlerin dayatmaları kabul edil-

İkinci İnönü zaferi karpostalı

İttifaklar ve ödenen bedeller

H

aklı bir gurur ve kıvançla her yıl kutladığımız, aziz şehitlerimizi, saygı, rahmet ve minnetle andığımız, 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşları ve 25 Nisan 1915 -8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında cereyan eden kara savaşlarında elde ettiğimiz zafer ve Türk Milletinin kahramanlığı karşısında hayranlık duymamak mümkün değildir. Hem Türk milleti, hem de bize saldıran ülkelerin hayranlığıdır bu. Üstelik de haklı bir hayranlıktır. Birinci Dünya Savaşı’na neden girdiğimiz konusunda klişeleşmiş cevaplar verilebilir. Niye Almanların yanında harbe girdiğimiz konusunda da benzer cevaplar verilebilir. Osmanlı İmparatorluğu ve İttihat Terakki yetkililerinin neden Almanların yanında ve neden savaşa girmek durumunda kaldıkları için onların da kendilerine göre haklı cevapları olabilir. Peki Almanların, Osmanlı İmparatorluğu’nun kendi yanlarında ve mutlaka savaşa girmeleri konusundaki ısrarının nedenini inceledik ve çıkardığımız sonuçları toplumsal belleğimize kazıyabildik mi? İngiltere’de eğitim ve öğretim gördüğüm dönemde Çanakkale deniz ve kara

Stratejik savunma yaptık

savaşları da dahil olmak üzere İngiltere’nin katılmış olduğu savaşlarla ilgili olarak tarih hocaları bulunduğumuz üs’se gelir, bu savaşlar konusunda tartışmalar yapılır, hatalar, alınan dersler, siyasi konular tartışılırdı. Bu tartışmalara ben de katılırdım. Bana çok büyük yararı da olmuştur bu tartışmaların. Kafamı kurcalayan en önemli konulardan birisi de Birinci Dünya Savaşı’nda, savaştığımız cepheler ve bu cephelerde verdiğimiz zayiat. Yaralı, şehit, hastalar, hastalıklar, esirler vb. kayıplarımız. Yemen, Hicaz, Irak, Filistin, Kafkas, Doğu Anadolu, Suriye, Çanakkale, Galiçya, Romanya cepheleri, 1 ve 2. Kanal Seferi, 1 ve 2. Gazze, Kut-ül Amare, Sarıkamış muharebeleri. Osmanlı Devleti’nin dört bir yanına yayılmış, savunma muharebelerinin yanı sıra taarruzi harekat da icra eden bir ordu var.

Almanlarla ittifakın bedeli Kurmay subayların ve Komuta heyetinin büyük kısmını Almanların eğittiği, Alman silahları ve teçhizatıyla donatılmış bir ordu. Üst komuta kademesinde de, yani planlayıcı ve sevk idareci olarak Alman generaller ve subaylar

mevcut. Maddi destek de Almanlardan. Tabii maddi destek Almanlardan olduğu için nerede, nasıl savaşacağımızı da onlar belirliyordu. Peki bu ittifakın amacı neydi, daha doğrusu Almanların bizden beklentisi neydi? Biz farkında mıydık bunun, ya da bu ittifaktan kazançlı çıkabileceğimizi mi değerlendirmiştik? Almanların Osmanlı Devleti ordularından beklediği Avrupa cephesinde daha az kuvvetle savaşabilmek için Türk ordularının Rusya, İngiltere, Fransa güçlerini kendisine çekmek ve onları meşgul etmek şeklinde özetlenebilir. Türk askeri ve Türk Milleti’nin bu görevi(!) yerine getirmek için ödediği bedel çok ağır olmuştur. Osmanlı Devleti yıkılmış ama daha kötüsü en az iki nesil ecdadımız bu ittifakın bedeli olarak yok edilmiştir. Türk milleti Atatürk gibi bir dâhinin, onun silah ve dava arkadaşlarının liderliğinde çok büyük kahramanlık göstererek esir veya sömürge olmaktan kurtulabilmiş ve bağımsızlığını koruyabilmiştir.

Yine aynı senaryo Bütün bu badirelerden aldığımız dersler siyasetçilerimize, askerlerimize daha sonra alınacak kararlarında, yön göstermede

Bu başarı, Ankara başta olmak üzere Anadolu’da büyük sevinç yarattı. Ankara yönetimine karşı güveni artırdı. Ordunun büyümesini sağladı. Artık daha büyük Zafer’in, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki milli yönetimle kazanılacağına olan inanç inanç arttı. Müttefiğimiz Sovyetler Birliği’nin Ankara’ya olan güveni ve yardımları arttı. Yunanlıların verdiği zayiatı gidermek için 30 bin altın ruble hediye edildi. Dünya’da da büyük itibar kazandırdı. İsmet Paşa, zaferi Ankara’ya şu telgrafla bildirdi: “Düşman binlerce maktulleriyle dol-

durduğu muharebe meydanını silahlarımıza terk etmiştir.” (Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali, I-II, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003, s. 374)

‘Siz orada yalnız düşmanı değil’ Mustafa Kemal Paşa, 1 Nisan günü Genelkurmay Başkanı ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya gönderdiği telgrafta şu tarihi sözleri sarf etti: “Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde üstlendiğiniz vazife kadar ağır bir vazife üstlenmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin bağımsızlığı ve hayatı, dahiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören kumanda ve silah arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük emniyetle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz. İstila altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan bugün en ücra yerlerine kadar zaferinizi tebrik ediyor. (...)” (ATABE, C. 11, 2. Baskı, Kaynak Yayınları. İstanbul, 2005, s.114-115)

‘Devlet kuran savaşlar’ Atatürk’ün devrimci Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, İnönü Zaferlerini şöyle değerlendirir: “Türklük ve Türk tarihi bakımından çok büyüktür. Bu muharebelerle Türkiye devleti yeniden kurulmuş oluyordu. Bu muharebelere, devlet kuran savaşlar diyorum. Yunanlılar ilk defa muntazam kuvvetlerimizle karşılaşmışlardı. Ve muntazam bir dayak yedikten sonra kendilerini güç bela Bursa’ya atabilmişlerdir. (...) Zafer günü Ankara albayraklarla donatılmıştır. Memleketin her yanı şenlik yapıyordu. Birinci İnönü Zaferi’yle hem millet, hem de ordu varlığını göstermiş, yere düşürülmek istenen şerefini dost ve düşmana karşı yüksekte tutmuştur.” (Bozkurt, s. 372-374) Bozkurt, I. İnönü Savaşı’nın çetinliğini ise, savaşa katılanlardan General Sıtkı Paşa’dan şöyle aktarır: “Alay kumandanı düşmanın yaklaştığını ve fakat askerin dövüşmek için süngüsü olmadığını söylediği vakit, general şu cevapta bulunmuş: ‘Bellerinde kuşak vardır. Yerde de Allah’ın taşı dolu. Doldursunlar, süngü yerine kullansınlar!’” (Bozkurt, s. 84)

İsmail Hakkı PEKİN yardımcı olabildi mi? Bunun iyi bir örneğini ülkemizin İkinci Dünya Savaşı’na girmemesinde görüyoruz. İster Almanların yanında ister müttefiklerle birlikte savaşa girelim, her iki grubun da bizden beklentisi Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi olacaktı. Yani diğer tarafın güçlerini üzerimize çekmek ve Türk insanının ölmesine yol açmak. Destek karşılığı insanınızın hayatı. Sonrasında ne yaptık. Önce Kore Savaşı’na, sonra da NATO’ya katıldık. Ne karşılığında ittifaktaydık? Bizim açımızdan korunma, NATO şemsiyesi altına girmek önemliydi. NATO - ABD ve Batı - açısından ise Sovyetler Birliği’nin kuşatılması ve bir savaş anında kuvvetlerinin bir kısmını Türkiye’ye ayırarak, Merkezi Avrupa’ya daha az güç göndermesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Yine Kore Savaşı’nda verdiğimiz şehitler ve çıkacak bir savaşta vereceğimiz şehitler karşılığında bir ittifaka girdik. Tabii soğuk savaş döneminde millet olarak verdiğimiz kayıpları da belirtmekte yarar var. Bunun dışında ABD ile

yaptığımız ikili anlaşmalarla da karşılamamız gereken yükümlülükler, Türk Askeri’nin, Mehmetçiğin canı ve kanıyla ilgiliydi. Soğuk Savaş bitti. Tek kutuplu dünya, küreselleşme, AB, tekrar çok kutuplu dünya derken yine benzer yükümlülüklere girmeye devam ediyoruz. Ortadoğu’da, Afrika’da, Kafkaslar’da, Hazar Havzası’nda, Orta Asya’da, Suriye’de,Ukrayna’da aynı şeyleri yapıyoruz. Demek ki hiç ders almamışız geçmişten. Her seferinde askerimizin, insanımızın canını ve kanını koyuyoruz ortaya. Aynı hataları yapmaya devam ediyoruz. Ama ne zamana kadar sürecek bu aymazlığımız? İnsanımızdan daha önemli bir varlığımız var mı? Umarım bunu anlayacak ve talep edenlere dur diyebilecek siyasetçilere, iktidarlara, askerlere, aydınlara sahip oluruz. İttifakların bizden ne istediğini ve yükümlülüklerimizi, aldıklarımız karşılığında kaybedebileceklerimizi, vatandaşının canı ve kanının pazarlık/takas konusu yapılmayacağını umarım geç olmadan öğreniriz.


1 NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Mustafa MUTLU mustafamutlu@aydinlikgazete.com

Bu fotoğrafın sırrı!

CAMİYE ROKET Suriye’de ÖSO’ya bağlı teröristlerin sebep olduğu çatışmalar can yakmaya devam ediyor. Son olarak Hatay’da bir camiye düşen roket korku yarattı

S

uriye’nin Türkiye sınırındaki Kesep bölgesinde Suriye Ordusu ile ÖSO’ya bağlı teröristler arasında dün şiddetlenen çatışmalar sırasında, Hatay’ın Yayladağı ilçesine 3 top mermisi ile bir roket düştü. Top mermileri Güzelyurt köyünün kırsal kesimine, roket de ilçe merkezinde Suriyelilerin kaldığı çadırkentin karşısındaki camiye isabet etti. Etrafa saçılan şarapnel parçalarıyla, o sırada kaldırımda yürüyen Suriyeli bir kadın ağır yaralandı. Sırtına ve kalçasına şarapnel parçası saplanan 50 yaşındaki Muna Hacısüleyman, ambulansla Antakya Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerine gelen jandarma ve polis ekipleri soruşturma başlattı. Konuya ilişkin Hatay Valiliği

1 kadın ağır yaralı

bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada şöyle denildi: “Top mermilerinin düştüğü Güzelyurt Köyü’nün sınıra kuş uçuşu uzaklığı 3,5 km olup, olayda herhangi bir can ve mal kaybı olmamıştır. Ayrıca aynı gün saat 14.10 sıralarında yine Suriye tarafından geldiği değerlendirilen bir adet roket mermisi, Yayladağı İlçe merkezinde bulunan Hacı Bilal Camii’nin duvarına isabet etmiş olup, o esnada cami yakınında bulunan Suriye uyruklu 60 yaşlarında bir bayanın yaralanmasına sebep olmuştur.” Valilikten yapılana açıklamada, değişen angajman kuralları çerçevesinde sınırda bulunan topçu birliklerimiz tarafından atışın yapıldığı bölgeye misliyle karşılık verildiği bildirildi.

‘AKP hükümeti teröristlerin Lazkiye’ye girişini kolaylaştırıyor’

Yaralanan teröristler Reyhanlı’da Teröristlere karşı savaşan Suriye ordusu, İdlib Kenti’ne bağlı Harim İlçesi’ne operasyonlarını sürdürüyor. Yaşanan çatışmalar, Reyhanlı ilçesinden de duyuluyor. Çatışmalar sonrasında yaralanan teröristler ilçeye getiriliyor. Son olarak dün de ilçeye 21 yaralı getirildi.

Yaralılar ambulanslar, askeri ve köylülere ait araçlarla Suriye sınırından alınıp Reyhanlı Devlet Hastanesi’ne getirildi. Yaralı sayısının çok olması nedeniyle hastane teyakkuza geçerken, şu ana kadar 21 yaralının getirildiği belirtildi.

Fethullah Gülen’e Rize’de 6 oy çıktı Rize’nin Gülbahar Mahallesi’nde seçim günü Fetullah Gülen adına bastırılan muhtar adayı pusulalarının dağıtıldığı ortaya çıktı. Gülbahar Mahallesi’nde Fetullah Gülen adına dağıtılan muhtar adayı pusulalarında azalar bölümünde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Saadet Partisi Rize Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu ve Rize’de Gülen Cemaati’ne yakın olduğu iddia edilen bazı isimlere yer verildi. Edinilen bilgilere göre sandık başına giden bazı seçmenler dağıtılan pusulaları zarfa koyarak sandığa attı. Yapılan sayımda Gülen’e 6 oy çıktı.

Suriye Enformasyon Bakanı Umran El Zubi, Tayyip Erdoğan hükümetinin “silahlı teröristlerin Lazkiye’nin kırsalındaki Kesep bölgesine girişlerini düzenli olarak kolaylaştırdığını” belirterek, AKP hükümetinin “Her türlü terör eyleminin cezalandırılmasını gerektiren uluslararası kararları ihlal ettiğini” öne sürdü. El Zubi, devlet televizyonuyla yaptığı bir mülakatta Suriye ordusunun “tümü Suriye vatandaşı olmayan teröristelerin saldırılarını boşa çıkarttığını”

söyledi ve “terörü destekleyen” Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi ülkelerin politikalarını değerlendirirken Umran El Zubi “ciddi hatalar” yaptıklarını savundu. Bu arada, Sana Haber Ajansı tarafından yansıtılan mülakat sırasında Suriye’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öngörüldüğü zamanda yapılacağını da vurgulayan El Zubi, “Güvenlik durumu bunu önleyemeyecek” dedi. Zubi ayrıca seçime katılımın büyük olması beklentisini dile getirdi.

‘Cemaatçiler kapı kapı dolaşıp CHP için oy istedi’ Cemaatin önemli isimlerinden Zaman yazarı Hüseyin Gülerce, Cemaat’in yerel seçimlerde kapı kapı dolaşarak CHP’ye oy istediğini açıkladı. Yerel seçimler sonrası gazeteci Hadi Özışık’a konuşan Gülerce, Cemaat’in CHP için oy istemesini 4 önemli yanlıştan biri olarak sıraladı.

Hüseyin Gülerce

‘’Hizmet baştan beri yanlış yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na savaş açtı’’ diyen Gülerce’nin diğer eleştirileri de şöyle oldu: ‘’Üslubumuzu kaybettik. Hükümetle savaşa girdik, diyaloğu bıraktık çatışmacı dil kullandık. Siyasallaştık. CHP için kapı kapı dolaşıp oy istedik. Hizmet hep çoğunlukla hareket etti. İlk defa çoğunluğun karşısına çıktı ve kaybetti. Cemaat ayarlarına dönmeli.” Gülerce, AKPCemaat kavgasındaki farklı tutumuyla öteden beri dikkat çeken biri. Fetullah Gülen’e en yakın olan isimlerden olan Gülerce, AKP-Cemaat kavgasının en ateşli günlerinde, yapılanları, yazılanları, konuşulanları içine sindiremediğini belirtmişti. Gülerce’nin kimi konulardaki farklı tavrı, cemaat içerisindeki son dönemde tartışılır oldu.

B

aşbakan, AKP için aslında “sonun başlangıcı” sayılabilecek yerel seçimlerden sonra yine “balkon konuşması” yaptı. Peki, o balkonda yanında kimler vardı; kimlerle el ele vererek selamladı seçmenlerini? Karısıyla... Kızı Sümeyye’yle... Ve oğlu Bilal’le...  Dikkat edin; bu AKP için de Başbakan için de bir ilk... Yanına partisinin kurmaylarını almadı Başbakan; ailesini aldı. Çünkü şu aşamada partisi değil umurunda olan; eşi, kızı ve oğlu! Peki neden büyük kızıyla büyük oğlu yok o fotoğrafta? Damadı, gelinleri neden yok? Çünkü onlar “kasetten” çıkmadı! Ama Bilal de Sümeyye de topun ağzında... İşte; bu yüzden onları yanına aldı Başbakan; bu seçim sonuçları ile aklınca onları “aklayabileceğini” sandı.  Seçim siyasi bir iradedir; halk, bu iradeyi oyuyla belirler. Ancak bir kişinin masum ya da suçlu olduğu; hukuki bir yargılamayı gerektirir. Bu da halkın değil, hukukçuların işidir! İşte; Başbakan, düne kadar haklarında tek satır yazı yazılmasına bile tahammül edemediği karısını ve çocuklarını adaletin elinden kurtarmak için medyaya malzeme yapmayı göze alıyor ve “olmayan” bir seçim zaferini onlarla kutluyor! “Bakın, kasetlerde ne çıkarsa çıksın, hakkımızda ne soruşturma açılırsa açılsın, yargı adamları ne düşünürse düşünsün; halk bizi akladı; artık beyaz bir sayfa açıyoruz” demeye

çalışıyor Başbakan... Oysa o da en az bizim kadar iyi biliyor ki böyle bir şey mümkün değil!  Önceki gece balkonda çekilen fotoğrafa bir daha bakın: Başbakan’ın eşi var bu fotoğrafta küçük oğlu ve küçük kızı var! Ama AKP kurmayları yok... Seçilen belediye başkanları yok... Bakanlar yok... AKP’nin geçmişi de geleceği de yok! Var olan tek şey Başbakan’ın ailesiyle ve kendisiyle ilgili kaygıları... Bu fotoğraf, sadece bu kaygının belgesi değil; aynı zamanda suçluluk duygusunun yansımasıdır! Tekrar bakın; göreceksiniz!

32 SEÇMEN! Çok basit bir soru: Doksan metrekarelik iki oda bir salonluk evde kaç kişi yaşar? Normal koşullarda , üç... Bilemediniz, dört, beş, hatta altı! Zorlayın; on kişi yaşasın! Ancak seçimlere hile katanlar, bu konuda da destan yazdı: Seçmen kütüklerine göre Bakırköy’deki Zeytinlik Mahallesi Milliyetçi Sokak’ta doksan metrekarelik bir evde tam 32 kişinin yaşıyormuş! Gelin görün ki bu daire, satılık olduğu için aylardır boşmuş! Nasıl kafanız karıştı değil mi? Boş bir dairenin 32 sakini... Yani 32 gizemli seçmen! Allah aşkına içten yanıt verin: Bu 32 kişi sizce hangi partiye oy vermiş olabilir?

GÜNÜN SORUSU Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek, oyların sayıldığı bir okula korumalarıyla birlikte neden baskın yaptı? Amacı neydi; bu amaca ulaştı mı?

Gökçek’in asıl kâbusu! Yıllardır Ankara’ya hükmeden Melih Gökçek; bu kez karşısında çok dişli bir rakip buldu. CHP’nin MHP kökenli adayı Mansur Yavaş, ipi Gökçek’le birlikte göğüsledi. Oylar birbirine o kadar yakın ki; yeni başkanın kim olduğunun netleşmesi için daha birkaç gün beklemek zorunda kalabiliriz! Ancak sonuç ne olursa olsun; bu korku bile Melih Gökçek’e yeter... Onun için sorun, 20 yıldır oturduğu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunu

kaybetmek değil... Eminim; bunca zamandır aynı işi yapmaktan gına bile gelmiştir! Onun asıl korkusu, Mansur Yavaş’ın eski defterleri açması ve bu 20 yılın hesabını sormaya kalkışması... İşte; Melih Gökçek böyle bir kâbus görmemek için zorluyor sandık sonuçlarını... Hani Mansur Yavaş bir açıklama yapıp, “Hesap falan sormayacağım” dese... Eminim ki Gökçek, mazbatayı kendi eliyle götürüp teslim eder!

GÜNÜN İSYANI! Mustafa Sarıgül... İstanbul’a CHP’den Belediye Başkanı adayı olmak için yıllardır inanılmaz bir lobi faaliyeti yürüttün. Cemaate yanaştın, Atatürk’ün adını ağzına almadın... Ve milyonlarca CHP’li de sırf AKP saltanatını yıkmak için tüm bunları bile bile lades deyip oyunu sana verdi. Sonuç ortada: Verdiğin onca ödüne karşın 650 bin fark yedin! İsyanım sana: Bir kuru özür dileyecek misin?


Hazırlayan: Özlem Konur USTA

1 NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 04:59 Güneş 06:26 Öğle 12:59 İkindi 16:30 Akşam 19:20 Yatsı 20:39 HAVA DURUMU

Ankara: 1/16

b

İstanbul: 5/15

d

İzmir: 9/21

b

Antalya: 8/18

İSTANBUL İmsak 05:12 Güneş 06:41 Öğle 13:14 İkindi 16:46 Akşam 19:36 Yatsı 20:57

b

Adana: 7/23

b

Diyarbakır: 1/16

b

Erzurum: -10/4

b

Sivas: -4/12

b

Tunceli: 0/14

İZMİR İmsak 05:25 Güneş 06:50 Öğle 13:22 İkindi 16:53 Akşam 19:42 Yatsı 20:59

b

Trabzon: 3/13

b

Zonguldak: 5/15

b

Bursa: 4/19

b

Konya: 2/17

b

Bir römork, 2 de lamba işte size sahne Bir annenin ‘Aldığınız kültürü doğduğunuz topraklara taşıyın’ sözüyle yola koyuldular. Her biri İzmir’in önde gelen sanatçıları... Mozart’ı, Brahms’ı köylere götürüyor, köylüden öğreniyorlar

Parasız yatılılık ve bursluluk sınavı başvuru süresi uzatıldı



Milli Eğitim Bakanlığı, Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) başvuru süresinin uzatıldığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Bakanlıkça düzenlenen sınav için son başvuru tarihi 28 Mart olarak açıklanmıştı. Dün yapılan açıklamada “Velilerden ve okul yöneticilerinden gelen talepler incelenmiş olup, başvuru süreci içinde kayıt/onay işlemlerini tamamlayamayan okul yönetimlerinin olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerimizin mağduriyet yaşamamaları için 1-4 Nisan 2014 tarihleri arasında mesai bitimine kadar ek başvuru süresi verilmiştir” denildi.

 ÖZLEM KONUR USTA Kar kış demeden kimi zaman küçük bir aracın içinde bir koltuğu paylaşarak kimi zaman ayakta... Smokinlerini, tuvaletlerini giyiyor... Bir traktörün römorkü üzerinde konser veriyorlar. 14 yılda Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya 300 köyü sanatla buluşturdular. Turkish Brass Ensemble Orkestrası, Ege’den Karadeniz’e köy köy geziyor. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, konservatuvar ve TRT sanatçıları bir araya geldiler. Son konser birkaç hafta önce Kazdağları’nda Mehmetalan köyünde gerçekleşti. Soğuk havaya rağmen konseri, çevre köyler Tahtakuşlar, Yaslıçalı, Hacıaslanlar, Kavlaklar ve Çamcılardan gelen 250 kişi izledi.

Mehmetalan köyünde, 78 yaşındaki Medine Arslan elindeki baston ile konseri başlattı.

‘En güzelini yemiyor kentliye yolluyor’

Bahe’nin 70 yıllık özlemi son buldu



Mardin’de 6 yaşındayken annesinin “Beni burada bekle seni alacağım” diyerek Deyrul Zafaran Manastırı’na bıraktığı, 70 yıldır annesinin yolunu gözleyen Cercis Kaptan hayatını kaybetti. Manastırda bahçıvanlık yapan ve “Bahe” diye anılan Kaptan’ın ölümü Mardin’de üzüntü yarattı. Kırklar Kilisesi başpapazı Gabriel Akyüz, Bahe’nin Süryani camaatinin sembolü olduğunu belirtti. Akyüz, “76 yaşına bastığı bugünlerde bile annesini bekliyordu” dedi. Kaptan’ın annesinin geçim sıkıntısı nedeniyle Bahe’nin 2 kız kardeşini de alarak Suriye’ye gittiği belirtildi. Bahe’nin hayatını anlatan “Misafir” adlı bir belgesel film de bulunuyor.

Sınırda 80 bin hap ele geçirildi

Mehmetalan Köyü İlköğretim Okulu bahçesi, kazanlarda yakılan odun ateşiyle aydınlandı. 30 sanatçıdan sığabilenler traktörün römorkuna diğerleri de onun önüne sıralandı. 78 yaşındaki Medine Arslan elindeki baston ile konseri başlattı. Wolfgang Amadeus Mozart’ın Türk Marşı’ndan, Georges Bizet Carmen Operası Uvertürü’ne, Johannes Brahms’ın Macar Dansı’na, Aşık Veysel’den Karacaoğlan’a, Dedeefendi’ye çok sayıda eser seslendirildi. Turkish Brass Ensemble Orkestrası Genel Sanat Yönetmeni Kenan Gökkaya, 14 yıldır yollarda. Annesinin “Aldığınız kültürü doğduğunuz topraklara taşıyın” vasiyetinin peşinde köy köy geziyor. “Köylü hep ürütüyor, en güzelini yemiyor içmiyor kentliye yolluyor. O da yetiştirdiği ürünün en güzelini yemek istemez mi?

Kenan Gökkaya, “Pırıl pırıl duygularla gidiyor, sıcacık duygularla geliyoruz” dedi. raklardan besleniyor. Kenan Gökkaya diyor ki, “Kültürlerinde halk oyunlarında, türkülerinde şiirlerinde ne varsa alıyoruz”. Kentte olup da köyde olmayan ne varsa önlerine koyalım istedik. Artık köylerde televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi var. Nesi eksik... Gönüllerini açacak, düşünce dünyalarını geliştirecek, morallerini yükseltecek güzel sanatları...” Ona göre bu bir alışveriş. Orkestra köye girdiği zaman yalnızca vermiyor, alıyor da. O top-

‘Çocuklarınız geldi’ Peki traktör römorku özel bir tercih mi? Yanıtı Kenan Gökkaya’dan, “Eskiden at arabaları vardı. At arabası köylünün ürününü taşırdı... Köylü yorulunca altında uyur, yemeğini yerdi. Traktör, at arabasının yerini aldı. Köylü ekinini ona koyuyor, yemeğini orada yiyor, cenazesini taşıyor. Traktör römorkunun

Doğu’da kar esareti



Edirne’de Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş işlemleri yapılan bir TIR’da 80 bin uyuşturucu hap ele geçirildi. Sürücü B.D. tutuklandı. Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü görevlileri Hamzebeyli Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapmak isteyen B.D. yönetimindeki Türk plakalı TIR’da rutin kabin araması yaptı. Şüphe üzerine yapılan ayrıntılı aramada TIR çekicisinin kabinindeki valizin içerisinde 80 bin uyuşturucu hap ele geçirildi. Uyuşturucu haplara el konulurken, gözaltına alınan sürücü B.D. işlemlerinin ardından sevk edildiği Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tutuklandı.

Karamenderes’in balıkları kıyıya vurdu



Çanakkale’nin Bayramiç ilçesindeki Karamenderes Nehri’nde yüzlerce balığın ölerek kıyıya vurması endişe yarattı. Nehre balık tutmaya giden Kurtuluş Işık ve arkadaşları durumu belediye yetkililerine bildirdi. Balıkların kesin ölüm nedeni henüz belirlenemezken, zirai ilaç atıklarından kaynaklandığı sanılıyor. Tarlalarında zirai ilaç kullanan üreticilerin ilaç haznesine nehirden su aldıkları ve bu sırada süzülen suların nehirde kirlilik yaratarak balık ölümlerine neden olduğu ileri sürüldü. Balık ölümlerinin kesin nedeni yapılacak incelemenin ardından belli olacak.  DHA

Yurdun güney bölgelerinde yaşanan bahara rağmen Doğu Anadolu’da bazı bölgeler halen kar esareti altında. Ardahan’ı Artvin’e bağlayan Sahara Geçidi’nde kar ve tipi nedeniyle ulaşım durdu. Van’ın Gevaş ilçesinde önceki başlayan kar yağışı nedeniyle vatandaşlar evlerinden çıkmakta zorlandı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Bardaklı köyünde de tipi nedeniyle bataklığa giren çok sayıda koyun telef oldu. Van’ın Gevaş ilçesinde kar kalınlığı merkezde 70 santimetre, yüksek kesimlerde ise bir metreyi buldu. Vatandaşlar evlerinden çıkmak için sabah saatlerinden itibaren ev önlerindeki karları temizledi. Ardahan ile Artvin’i birbirine bağlayan Sahara Geçidi’nde kar ve tipi nedeniyle duran ulaşım 26 saat sonra yeniden başladı. Yoğun kar ve tipi nedeniyle 12 araçta mahsur kalan 23 kişi karayolları ekipleri tarafından kurtarıldı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Bardaklı köyünde de tipi nedeniyle bataklığa giren çok sayıda koyun telef oldu. Önceki gün yağan kar ve tipi nedeniyle

köylülerin koyunları bataklığa saplandı. Çok sayıda koyun bataklıktan kurtulamayarak telef oldu. Koyunların başında olan 7 kişi de köylüler tarafından kurtarıldı. Hayvanlarının telef olduğunu duyan Mahmut Koçkar ise kalp krizi geçirdi.

Karlıova’da fırtına Bingöl’ün Karlıova ilçesinde ise şiddetli fırtına yüzünden birçok binanın çatısı uçtu, park halindeki araçlar ve bazı işyerleri zarar gördü. Karlıova’da haftasonu yaşanan kar yağışının ardından başlayan şiddetli fırtına, vatandaşlar zor anlar yaşattı. Fırtına yüzünden

Karlıova Adliyesi ve Otuzikievler semtlerinde bulunan bazı binaların çatıları uçtu. Karlıova Lisesi’nin çatısı da büyük bir gürültüyle bahçede bulunan araçların üzerine düştü. Şans eseri ölen ve yaralanının olmadığı ilçede maddi hasar oluştu. Mersin’in Silifke ilçesinde de saatteki hızı zaman zaman 90 kilometreyi bulan fırtına, seralara büyük bir hasar verdi. Domates, kabak, çilek ve salatalık ekili seraların naylon brandaları, rüzgâr nedeniyle yırtılırken, ürünler de zarar gördü. Üreticiler, yetkililerden yardım beklediklerini söyledi.  DHA

üzerine çıkarak ‘Biz sizin çocuklarınız’... ‘Sizden uzak değiliz, ne varsa onu yeriz’ diyoruz. Gidiyoruz evlerinde kalıyoruz. Onlar da diyorlar ki ‘Bu tuvaletli smokinli kişiler, yabancı değil. Pırıl pırıl duygularla gidiyor, sıcacık duygularla geliyoruz.”

‘Halk en büyük değer’ Peki sanatçılar bu işe ne diyor? Zor gelmiyor mu? Aksine hepsi gönül vermişler. En son Mehmetalan köyüne 27 kişilik araçta dönüşümlü oturarak 30 kişi gitmişler. Kenan Gökkaya, kısıtlı imkanlara rağmen sanat-

çıların büyük mutlulukla halkına gittiğini anlatıyor. “En büyük değer halk. Ben bu soğukta enstrümanı nasıl tutarım, çalarım demiyor. Gönüllülükle isteyerek gidiyor. Bir köye giden bir daha gitmek istiyor. Köy çocukları o çalgıları, belki ilk kez görüyorlar. Renkli tınıları duyuyor, sevdalanıyorlar, geleceğin sanatseverleri yetişiyor. Onların arasında Veysel’ler, Fazıl Say’lar, Karacağıolan’lar var. Belki ileride uluslararası alanda Türkiye’yi tanıtacaklar. Hangi yollardan geçip bize ulaşabileceklerini görüyorlar.”

Köpekleri çalıp aç susuz bıraktılar Denizli’de, çalınan 20 köpek, Hayvanları Koruma Derneği’nin ihbarı üzerine polis tarafından, terkedilmiş bir evde aç, susuz bulundu. Polis, köpekleri çalan kişilerin yakalanması için çalışma başlattı. Denizli Belediyesi Sokak Hayvanları Kliniği görevlileri tarafından sağlık kontrolünden geçirilen köpeklerden bazılarının şiddet gördüğü, bazılarının ise vücutlarında yaralar olduğu tespit edildi. Köpekler, belediye hayvan barınağına götürüldü. Köpeklerin işlemlerinin ardından tutanakla sahiplerine teslim edileceği bildirildi. Polis, köpekleri çaldıkları ve kötü muamele yaptıkları iddia edilen kişileri tespit edilip, yakalanması için çalışma başlattı.

Yangın Yağmur’u aldı Bursa’nın merkez Nilüfer ilçesinde, elektrik kontağından çıkan yangın 1 buçuk yaşındaki Ya ğ m u r ’ u n canını aldı. 6 kişi hastaneye kaldırılırken Yağmur Kaya, dumandan zehirlenerek hayatını kaybetti. Doğanköy Mahallesi’nde 8 kişilik Kaya ailesinin oturduğu iki katlı evde dün sabah erken saatlerde yangın çıktı. Alevler kısa sürede binayı sardı. Babaanne Nahide Kaya,

anne Hanım Kaya ve 5 çocuk dumandan zehirlendi. M i n i k Ya ğ m u r, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Osmangazi Hipodromu’nda seyis olarak çalışan baba Salih Kaya aldığı haberle büyük üzüntü yaşadı. Polis ve itfaiye ekipleri evde yaptıkları incelemelerde yangının, elektrik kontağından çıktığını belirledi.


01 NİSAN 2014 SALI

DOLAR

Hazırlayan: Recep ERÇİN

Pazartesi 2.1488 Cuma 2.1927

EURO

Pazartesi 2.9665 Cuma 3.0151

BORSA

Pazartesi 69.398 Cuma 68.796

ALTIN

Pazartesi 610 TL Cuma 611 TL

(Cumh.)

FAİZ

Pazartesi % 10.69 Cuma % 10.81

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

PETROL (Brent)

Pazartesi $ 108.22 Cuma $ 108.16

AKP’nin sandığından halka zam çıkacak

H. Ufuk

SÖYLEMEZ Fax: 0312 467 78 93 ufuksoylemez@aydinlikgazete.com

Yazarımız seyahatte olduğundan bugünkü yazısını gönderememiştir.

Dış borç yüzde 15 arttı

Yerel seçimler bitti. Zamlar kapıya dayandı. Sandıktan birinci parti çıkan AKP, seçim öncesindeki popülist politikalarının faturasını şimdi vatandaşa çıkarmaya hazırlanıyor  AYDINLIK / ANKARA

A

KP hükümeti, seçimden önce giderek bozulan ekonomik göstergeleri saklarken, zamları da 30 Mart sonrasında ertelemişti. Dün sabahtan itibaren başta elektrik ve doğalgaza yapılacak zamlar, yükselen enflasyon ve işsizlik ile ekonomik durgunluğun Türkiye gündeminde ön plana çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor. 31 Mart sabahından itibaren Türkiye ekonomisinde beklenen gelişmeler pek de iç açıcı olmayacak.

Kalan iki seçim alarm zilleri çaldırıyor Yerel seçimler geride kalırken, Ağustos ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasında genel seçimlerin yapılacak olması, Türkiye ekonomisi için alarm zillerinin çalmasına neden olacak gibi görünüyor. Seçim

takvimin sıkışık olması ve AKP hükümenin ekonomiye odaklanılmasını da engelleyebileceğinden korkuluyor. Türkiye’nin yurtdışından dolar ödeyerek satın aldığı doğalgazın, ülke içinde TL ile satılmasının yol açtığı kur baskısı yüzde 30’lara ulaştı. Doğalgazda sistem Hazine’nin sübvansiyonuyla yürüyor. Ancak BOTAŞ’ın bu zararı daha fazla üstlenmesi mümkün olmayacak. Hükümet kur artışından kaynaklanan fiyat revizyonunu seçimler nedeniyle yapmadığı için, gereken fiyat artış ihtiyacı da birikti. 31 Mart sonrasına ertelenen doğalgaz zammı, seçimlerin ardından çok daha yüksek oranlarda yapılmak zorunda kalınacak.

Ertelenen zamlar peş peşe gelecek Doğalgaza zam ihtiyacının

yüzde 25 civarında olduğu, ancak zammın yüzde 20’ler düzeyinde yapılabileceği belirtiliyor. Öte yandan elektrik üretimi için, barajlardaki su oranının da düşüklüğü nedeniyle, doğalgaza yüklenildi. Doğalgazdan elektrik üretiminin payı yüzde 50’ye ulaştı. Elektrik fiyatında artış artık kaçınılmaz görünüyor. TEİAŞ zam oranıyla ilgili çalışma yürütüyor. Elektrikte de zam oranının gereken yüzde 20’nin altında tutulmasına çalışıldığı, zammın yüzde 12-15 civarında tutulabilmesi için formül arandığı belirtiliyor. Doğalgaz ve elektriğe yapılacak zam, domino etkisi yaratacak. Enerji fiyatlarındaki artışın ulaşımdan gıda sektörüne kadar nihai tüketime yansıması sürpriz olmayacak. Bu nedenle de vatandaş zam yağmuruyla karşılaşacak. Öte yandan doğalgaz ve

elektriğe yapılacak zamların enflasyon üstünde de en az 0.5 puan artırıcı etkisi öngörülüyor. Böylece enflasyondaki zaten süren artış eğilimi, bu zamlarla daha da güçlenecek.

Merkez Bankası ‘endişeli’ T.C. Merkez Bankası, geçen hafta açıkladığı PPK toplantısı notlarında “endişeli” duruşunu vurguladı. MB’in yaklaşımına göre, her türlü harcama, yatırım, istihdam, fiyatlama ve finansman kararı 30 Mart seçimi sonrasına bırakıldı. Kimse neler yaşanacağını görmeden karar almak istemiyor. Merkez Bankası’nın da Nisan içinde göreceği ve sonrasında alacağı kararları da bunlara bağlı olacak. Siyasi ortamda da iyileşme olmaz ve endişeler artarsa, MB yeni bir faiz artırımı yapmak zorunda kalacağının sinyalini veriyor.

İçerde yaşanan bu gelişmelerin yarısıra, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının önceki hafta yaptığı açıklamalar da Türkiye ekonomisi için büyük bir stres yaratıyor. Moody’s’in önceki hafta 10 Türk bankasını izlemeye almasının ardından, seçimin hemen ardından iki derecelendirme kuruluşunun Türkiye’ye vereceği not büyük önem taşıyor. Türkiye, şu anda şirketlerinin finansal kırılganlığından dolayı not indirimine muhatap konumda.

Türikye’yle ilgili kredi notunu Fitch 4 Nisan’da, Moody’s ise 11 Nisan’da açıklayacak. Fitch’in Türkiye’ye verdiği kredi notu halen “BBB- Yatırım yapılabilir” sevisinde. Moody’sin ise notu “Baa3 - Yatırım yapılabilir” seviyede bulunuyor.

Türkiye ekonomisinin 2013’te yüzde 4 büyüdüğü açıklandı. Rakamları değerlendiren Prof. Dr. Boratav, 2005-2012 yıllarındaki ortalama sanayi üretimi ve milli gelir ilişkisine dikkat çekerek, rakamın yüzde 3’ün altında olması gerektiğini söyledi



Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV) ev sahipliğinde Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen WINGSForum 2014’te 40 ülkeden 250 bağışçılık uzmanı, bağışçılığın önündeki engellerin çözümlerini gündeme getirerek, bağışçılıkta son trendleri tartışmaya açtılar. Toplam 54 ülkeden 145 kuruluşun üye olduğu ve tüm dünyada bağışçılık alanında yaptıkları çalışmalar ile tanınan WINGSForum 2014’ün, Türkiye’de yapılan oturumunda aralarında Bill & Melinda Gates Vakfı, Ford Vakfı, Sabancı Vakfı, Vehbi Koç Vakfı ve Aydın Doğan gibi büyük vakıflar yer aldı. Forumun açılışında konuşanWINGS Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Atallah Kuttab yaptı. Kuttab, “54 ülkeden WINGS’e üye olan 145 kuruluş bulunuyor. Bugün burada 40 ülkeden 250 katılımcı ile birlikteyiz’’ dedi.

Recep ERÇİN

Vakıflardan ‘bağış’ tartışması

T

Büyüme yüzde 3’ün altında olmalı

2012 yılları arasındaki rakamlar dikkate alındığında; milli gelir ile sanayi üretimi ilişkisine göre, milli gelirdeki artışın sanayi üretimindeki artışın altında kaldığına işaret etti. 2013 yılının istisna bir yıl olması için ekonomide yapısal bir değişimi olması gerektiğini fakat böyle bir şey görülmediğini ifade eden Boratav, buna göre büyümenin yüzde 2.5 civarında gelmesi gerektiğini vurguladı.

göre sabit fiyatlarla yüzde 9.8’lik artışla 15 milyar 549 milyon lira olurken, imalat sanayi de yüzde 3.8’lik artışla 29 milyar 446 milyon lira oldu.

Ortalama kur 1.90 TL! Dolar bazında GSYH geçen yıla göre yüzde 4.3 artışla 820 milyar 12 milyon dolar olarak hesaplandı. Buna göre ortalama dolar kuru 1.90 TL’den alınmış

Bankalar yüzde 9.8, sanayi yüzde 3.8 büyüdü Diğer yandan geçen yıl mali aracı kuruluşlar, bir önceki yıla

Açıklanan büyüme rakamlarını değerlendiren Prof. Dr. Korkut Boratav, yüzde 4’lük rakamın abartı olduğunu savundu. Yıllık ortalama sanayi üretimi artışı ile milli gelir artışını kıyaslayan Prof. Dr. Boratav, bu kıstas dikkate aldındığında yüzde 4’lük rakamın elde edilmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Sanayi üretim endeksinin ortalama yüzde 3.05 arttığını belirten Boratav, 2005-

görünüyor. Oysa Aralık ayı sonunda dolar kuru yılı 2.13 TL’den kapatmıştı. Böylece 2012 yılında 10 bin 459 dolar olan kişi başı GSYH değeri de 2013 yılında 10 bin 782 dolar olarak hesaplandı. Takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla GSYH 2013 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4.7 lik artış gösterirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH değeri bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.5 artış kaydetti.

Devlet yurttaştan fazla tüketti

GSYH (Milyar TL) 2013 / l 2013 / ll 2013 / lll 2013 / lV 2013

%2.9 %4.5 %4.3 %4.4 %4

27.9 30.1 32.9 31.2 122.3

TÜİK verilerine göre, sabit fiyatlarla hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2013 yılında yüzde 4.6 artarken devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 5.9 artış gösterdi. Hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2013 yılında 82 milyar 69 milyon lira, cari fiyatlarla 1 trilyon 107 milyar 99 milyon lira oldu. Devletin nihai tüketim harcamaları ise sabit fiyatlarla 13 milyar 332 milyon lira, cari fiyatlarla 235 milyar 575 milyon lira oldu.

Türkiye’nin dış ticaret hacmi Şubat’ta geriledi milyon dolar olurken, Almanya’yı sırasıyla 1 milyar 22 milyon dolarla Irak ve 729 milyon dolarla İngiltere izledi. En çok ithalat yapılan ülkelere baktığımızda da Rusya ilk sırada yer aldı. Buna göre Rusya’dan yapılan ithalat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1.4 artarak 2 milyar 44 milyon dolar olurken,bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 928 milyon dolarla Çin ve 1 milyar 721 milyon dolarla Almanya takip etti.

 EKONOMİ SERVİSİ

T

ürkiye’nin 2014 Şubat ayına ilişkin dış ticaret rakamları açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı verileri göre, ihracat 2014 yılı Şubat ayında, 2013 yılının aynı ayına göre yüzde 6.2 artarak 13 milyar 150 milyon dolar, ithalat yüzde 5.9 azalarak 18 milyar 250 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece dış ticaret açığı yüzde 27.2 oranında azalarak 7 milyar dolardan 5.1 milyar dolara düştü.

İhracatta yüksek teknoloji ‘hak getire’

Almanya’ya ihracat, Rusya’dan ithalat Açıklanan rakamlara baktığımızda olumlu bir gelişme var görünüyor. Fakat, ihracattaki artış ithalattaki düşüşü karşılayamadığından Türkiye’nin dış ticaret hacminde yüzde 1.2’lik gerileme görülüyor. Buna göre,

geçen yılın Şubat ayında 31.7 milyar dolar olan dış ticaret hacmi bu yıl 31.4 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da 2013 Şubat ayında yüzde 63.9 iken, 2014 Şubat ayında yüzde 72.1’e yükseldi.

Dış ticaret rakamlarına ülkeler bazında bakıldığında en çok ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 2013 yılı Şubat ayına göre yüzde 8.4 artarak 1 milyar 175



Kredi notları bu ay açıklanacak

Üretimden kopuk abartılı büyüme rakamı ürkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2013 yılı gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) istatistiklerine göre Türkiye ekonomisi 2013’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 büyüdü. Ekonomik büyüme bir önceki yılda yüzde 2.2 olmuştu. Üretim yöntemiyle hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla, 2013 yılında bir önceki yıla göre sabit fiyatlarla yüzde 4.0’lık artışla 122 milyar 388 milyon lira, cari fiyatlarla yüzde 10.2’lik artışla 1 trilyon 561 milyar 510 milyon lira oldu.

UFKA BAKIŞ

*Serbest piyasa satış fiyatları

TÜİK’in verilerini incelediğimizde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payının sadece yüzde 3.1 olduğu görülüyor. Buna karşın ithal edilen malları içerisindeki yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatı içindeki payı yüzde 13 olarak gerçekleşmiş.

Türkiye’nin dış borç stokunda büyüme hız kazandı. Türkiye’nin brüt dış borç stoku 2013 yılında yüzde 15 yükseldi. Hazine Müsteşarlığı’nın açıkladığı verilere göre 2012 yılı sonunda 338 milyar 309 milyon dolar olan brüt dış borç stoku, 2013 sonunda yüzde 15 artışla 388 milyar 243 milyon dolara yükseldi. Böylece, brüt dış borçların gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı 2012 sonunda yüzde 43.0 düzeyindeyken, 2013 sonunda yüzde 47.3 düzeyine yükseldi. Hazine verilerine göre, Türkiye net dış borç stoku da 2013 sonu itibarıyla 230.6 milyar dolara, kamu net borç stoku da 198.3 milyar liraya yükseldi. Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku ise 2013 sonu itibarıyla 566.3 milyar liraya tırmandı.  DHA

Piyasalarda seçim sonrası rehaveti



Türkiye’nin dış borç stokunda büyüme hYerel seçimlerde siyasi tabloda önemli bir değişiklik olmayacağının anlaşılması, piyasaları rahatlattı. Türk lirası, dolar ve avro karşısında değer kazanırken, Borsa İstanbul da haftaya yükselişle başladı Seçimler öncesi son işlem günü olan Cuma gününü 2.18 lira düzeyinde kapatan dolar, yeni güne 2.17 liranın da altında başladı. Bankalar arası piyasada dolar 2.14 liraya kadar geriledi. Avro da 2.96 liraya kadar düştü. Borsa 100 endeksi de ilk işlemlerde yüzde 1.95 yükselişle 70 bin 464 seviyesinden açıldı. Borsa İstanbul Endeksi’ni yukarıya taşıyan bankacılık hisseleri oldu. Bankacılık endeksi güne yüzde 3.17’lik yükselişle başladı. Gün içerisindeki alım ve satımlarla Borsa İstanbul 100 endeksi 69.300-70.000 arasında seyretti.

Türkiye ‘tuzaklara’ odaklanmalı



Yerel seçimler sonrası Türk iş dünyasının temsilcilerinden bazıları hem sonuçları hem de büyüme rakamlarını değerlendiren açıklamalar yaptılar. Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Onatça, seçim sonrası yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin artık geçmiş tartışmaları bir kenara bırakarak orta gelir ve orta demokrasi tuzaklarından kurtulmaya odaklanması gerektiğine vurgu yaptı. Onatça, “TÜİK tarafından açıklanan büyüme rakamları Türkiye ekonomisinin 2013 yılının tamamında da yüzde 4 büyüdüğünü gösterdi. Bu rakamlar, uzun dönem ortalama büyüme hızının altında kalınması, daha önce de dikkat çektiğimiz gibi siyasi ve sosyal çalkantıların bir sonucu oldu” dedi.

‘Seçimleri 2014’te bitirelim’ İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi de, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin devamlı seçim ortamında kalmasının ekonomide tahribatlara yol açtığını kaydetti. Tanrıverdi, “Artık bu atmosferden çıkıp, 2014’ün kayıp yıl olmaması için ekonominin önünde bekleyen sorunlarla ilgili kararların hızla alınması gerekiyor. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler var. Genel seçimleri erkene alır, gerekli ekonomik tedbirleri hayata geçirebilirsek, 2015 Türkiye için parlak bir yıl olabilir’’ ifadelerini kullandı.

TİM: İhracata önem verilsin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ise, “İhracat, bir ilin ve ilçenin ekonomisine büyük fayda sağlıyor. Bu bağlamda, tüm yerel yönetimlerden,ihracata daha fazla önem vermelerini ve ihracatçı firmaları desteklemelerini istiyoruz’’ dedi.


SINIF GÖZLÜĞÜ

Hazırlayan: Esin ERGENÇ TURHAN

1 NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Yıldırım

KOÇ

yildirimkoc@aydinlikgazete.com

Renkkörü sendikacılar

19

89 Bahar Eylemleri sürecinde ve sonrasında işçi eğitimlerinde meşru ve demokratik kitle eylemlerini anlatmada kullandığım bir örnek vardı. Ankara’da Kızılay’da sabah saatlerinde az insan vardır. Yayalara kırmızı ışık yanarken karşıdan karşıya geçmeye çalışırsanız, trafik polisi size müdahale eder, sizi azarlar. Zaten araçlar da üzerinize üzerinize gelir. Kaçmak zorunda kalırsınız veya ezilirsiniz. Aynı yerde bu kez kalabalık bir akşam üstü olanları izleyin. Hele mevsim kış olsun; soğuk hava iliklerinize işlesin. Karşıya geçip dolmuşa, otobüse yetişeceksiniz. Sizin gibi yüzlerce insan var. Yayalara kırmızı ışık yanarken kalabalık birikince, birkaç kişi ileriye doğru birkaç adım atar. Arkadan yüzlerce insan kırmızı ışıkta geçer. Hiçbir trafik polisi geçenlere müdahale edemez. Araçlar da durur. Geçişiniz belki kurallara aykırıdır; ancak kitlesellik fiili bir meşruluk sağlar. Diğer bir deyişle, kırmızı ışıkta geçişin zamanı ve zemini vardır.

Kırmızı ışık ve kırmızı çizgi İyi bir sendikacı, zamanın ve zeminin olgunlaştığı koşullarda kırmızı ışıkta geçer. Hayat zorladığında kırmızı ışıkta geçmeye cesaret edemezse, işçiler onun üzerine bir kırmızı çizgi çeker. Bu anlattığım yaşananların bir bölümü. Bir de renkkörü sendikacılar var. Karşıya geçmek için yeşil ışığın yanmasını bekliyorsunuz. Yeşil ışık yanıyor, ancak siz harekete geçmiyorsunuz. Ya renkkörüsünüz. Ya geçmişte birileri sizi iyice korkutmuş. Yayalara yeşil yanarken saygısız bir araç sürücüsü arabasını üzerinize sürmüş. Ya size çarpmış, ya da siz onun bu tavrına tepki gösterdiğinizde, iyi bir dayak yemişsiniz. Bazı sendikacılar bu durumda. İşçilerin ve sendikaların bazı hakları var. Sendikacılar bu hakları ya bilmiyor, ya da kullanmaktan korkuyorlar. Yeşil ışık yanıyor; ancak onlar karşıya geçmek için adım atamıyorlar.

Yeşil ışıkta karşıya geçemeyenler Türkiye’de günümüzde onaylanmış ILO Sözleşmelerinden kaynaklanan çok geniş sendikal hak ve özgürlükler var. Kimse Türkiye’de sendikal hak ve özgürlükler açısından büyük engeller olduğunu ileri sürmesin! Bunu yapan ya çok saf ve bilgisizdir; ya da bizim saf ve bilgisiz olduğumuzu zannetmektedir. Hakların kağıt üzerine geçirilmesi bir aşamadır, kağıt üzerindeki hakların hayata geçirilmesi ayrı bir aşama. Türkiye’de, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca doğrudan uygulanırlık kazanmış olan ILO Sözleşmeleri sayesinde çok geniş sendikal haklar kağıt üzerinde vardır. Ancak sendikacıların çok büyük bölümü, kağıt üzerindeki bu hakların kullanılması konusunda en küçük bir çabayı bile göstermekten kaçınmaktadır. Hakların kullanılabilmesi örgütlü güce, eğitimli üyeye, sendikalar arasında dayanışmaya, geniş ittifaklara bağlıdır. Bunlara sahipseniz, kağıt üzerindeki haklarınızı hayata geçirirsiniz. Bunlar sahip olacak bilince, bilgiye, iradeye, kararlılığa sahip değilseniz, kağıt üzerinde varolan haklarınızı kullanma cesaretini gösteremezsiniz; sıkıntılar arttıkça sızlanıp durur, kırmızı ışığın yanmakta olduğu bahanesini ileri sürersiniz. Kırmızı ışık yanıyor olabilir. Arkanız kalabalıksa adım atmaya korkmayın. Ancak genellikle yeşil ışık yanıyor. Renkkörlüğünü bırakın, gereken adımları atın. Yoksa hayatın zorlamasıyla sizin üzerinize kırmızı çizgi çizilecek.

BÜTÜNŞEHİR YASASI İL ÖZEL İDARELERİNİ KAPATTI

350 taşeron işçi işsiz kaldı Bütünşehir Yasası’nın yürürlüğe girmesinin ardından 31 Mart itibariyle kapanan İl Özel İdaresinin üçyüz elli taşeron işçisi işsiz kalınca, dün bir araya gelerek, ‘İşimizi istiyoruz’ dediler ekmeğimizden olduk. Neden emeğimize saygı gösterilmedi ve 12 yılının Aralık ayında neden yüzüstü bırakıldık? Eğer Bakanlar Kurulu’nun biz bir suç işlediysek, bize bunu aldığı karar doğrultu- söylesinler bilelim ve ona göre sunda yürürlüğe giren Bütün- bizi uzaklaştırsınlar. Bize hiçbir şehir Yasası ile birlikte tüzel ki- şey açıklanmadan haydi güle şiliği sona eren ve kepenk ka- güle dediler. Türkiye’de böyle patan İzmir İl Özel İdaresi’nde mi demokrasi var? Hakkımızı çalışan 350 personel işsiz kaldı. aramak için gerekirse gece günÖzel İdaresi’nin temizlik hiz- düz burada yatacağız. Onların metleri, idari kadro, fen işleri arasındaki tartışmalar bizi ilgive teknik birimlerinde çalışan lendirmiyor, biz ekmeğimizin taşeron işçiler, İzmir Valiliği’nin peşindeyiz. Bizi oyalayarak buönüne gelerek, defalarca yetki- güne kadar getirdiler” dedi. lilerle konuştuklarını fakat bir sonuç alamadıklarını gerekirse ‘Bizim ayakkabı kutularımız yok’ İzmir Valisi Mustafa Toprak, açlık grevine başlayacaklarını İzmir Büyükşehir Belediye Başsöyledi. kanı Aziz Kocaoğlu’na seslenen ‘Ekmeğimizin peşindeyiz’ Dinler, “Biz 350 kişiyiz, ailele31 Mart itibari ile işsiz kal- rimizle birlikte binlerce kişiyiz. dıklarını dile getiren taşeron iş- Bu kadar kişi perişan oldu. Çoçiler adına konuşan Mehmet cuğunu okutan var, kirasını ödeDinler, “Bizi kapının önüne koy- yemeyen var, kredi çekip ev alan dular, birileri elimizden tutsun. arkadaşlarımız var. Biz sadece İl Özel İdaresi’nde bugün, yarın hakkımızı arıyoruz. Yetkili maderken sorunumuz çözülmedi kamlarına kendi arasında probve bugün itibarı ile işimizden, lem varsa, bunu kendi aralarında  TUĞÇE YERDELEN / İZMİR

20

İzmir İl Özel İdaresi taşeron işçileri halletsinler, bize de çözüm getirsinler. Yapmazlarsa, gece gündüz burada yatıp hakkımızı arayacağız. Biz işsizlik maaşı bile alamıyoruz. Böyle bir sistem olur mu? Bari önceden bizi oyalamayın, bizler de iş arayalım. Zora gelince “Ben yokum” dediler. Bu ülkede demokrasi var

‘Cinayeti herkes görüyor ama ses çıkartmıyor’  EMEK SERVİSİ Yerel seçimlerin sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte kitle örgütleri ve sendikalardan ilk tepkiler de gelmeye başladı. Aydınlık’a konuşan Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, ortaya çıkan tabloyu Márquez’in Kırmızı Pazartesi’sine benzettiğini söyledi. Abakay şöyle konuştu: “Marquaz’in Kırmızı Pazartesinde bir cinayet işlenir. Cinayet işleneceğini bütün sokak mahalle görür ama kimse müdahale etmez. Yani katili herkes

gördüğü halde ses çıkarmaz. Bugün de hırsızlık, dolandırıcılık çok açık. Bunu bütün Türkiye gördü ama sonuç alınamadı. Gençler öldürüldü katiller ortada. Uludere olayı var katiller ortada ama kazandı. Bu seçim sonuçları Türkiye’nin muhafazakarlaştığının da bir göstergesi. CHP’nin de yanlışları var. CHP bir çok yerde MHP’li aday gösterdi. Bu ilkesel olarak doğru değildi. Sosyal demokrat sol bir parti sağ bir çizgiyi ortaya koydu. BDP’de Kürt milliyetçiliğini savundu. Türkiye’de milliyet-

çilik kabul görüyor. Solun tutarlı davranışları oldu ama oyu yetmedi. Mücadele daha da sertleşecek. Ahmet Abakay Gezi kaldığı yerden devam edecek. Haziranı kapsayacak modeller Haziran direnişinin içerisinde zaten var. Türkiye’de sol öldü anlayışı 12 Eylül’den bu yana egemen oldu. Sol, sömürü olduğu, sınıflar olduğu sürece olur.”

kutularımız yok” diye konuştu. Herkes bize kapılarını kapattı diyen Dinler, “Bu memlekette arkası sağlam olan kendini kurtarıyor. Ben İl Özel İdare’de yıllarca emek veriyorum. Aramızda en yeni arkadaşımız 3 senedir burada çalışıyordu” ifadelerini kullandı.

diyorlar? Hangi demokrasiden bahsediyorlar? Gerekirse açlık grevine gideceğiz. Artık İl Özel İdaresi diye bir kurum yok. Peki biz çoluk çocuğumuzla kime gidelim, nereye gidelim? Belediye bizi istemiyor. Valilik kanun yok diyor. Ne yapalım, çalalım mı? Hırsız mı olalım? Bizim ayakkabı

TÜRKİYE KAMU-SEN YURT ÇALIŞANLARIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI

YURT-KUR çalışanlarının mağduriyeti giderilmeli Türkiye Kamu-Sen, YURT-KUR’da personelinin sorunlarının görmezden gelindiğini, hak gasplarıyla ilgili yargı kararlarının uygulanmadığını açıkladı  EMEK SERVİSİ

T

ürkiye Kamu-Sen yaptığı yazılı açıklamada yurtların yetersizliğinin önemli bir sorun olduğunu ancak bununla birlikte yurtlarda çalışan personel sayısının yetersiz olduğunu ve bir an önce atamaların yapılması gerektiği ifade edildi. Devlet Yurtlarında yeterli eleman bulunmadığından ve mevcut bulunan memurların da yurtlara dağılımı dengeli yapılmadığından büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalındığı belirtilen açıklamada, Ankara’da ve bazı illerde 100 öğrenci için on personel nöbet tutarken İstanbul’a yeterli memur ataması yapılmadığından dolayı 1000 öğrenci için dört-beş personel nöbet tuttuğu ifade edildi. Haddinden fazla nöbet tutulmasından dolayı personelin fiziksel ve ruhsal sıkıntılar yaşadığının altı çizilen açıklamada, yurtlarda gece nöbeti tutan personel, başta bayanlar olmak üzere, servis bulunmadığından eve gitmede büyük sorunlar yaşadığına dikkat çekildi.

‘Yargı kararları uygulansın’ Türkiye Kamu-Sen YURTKUR personelinin diğer önemli sorunlarını şöyle sıraladı: “YURT-KUR’da; yurt, şube ve bölge müdürlüğü ile daire başkanlığı gibi üst görevleri yerine getirecek çok sayıda yetişmiş elaman bulunmasına rağmen bu gö-

revlere kurum dışından atama yapılması huzursuzluğa neden olmaktadır. Bununla yetinmeyen kurum, yurt müdürlüklerine sınavsız atama yaparak büyük haksızlıklara sebebiyet verilmektedir. Bu haksızlıkların giderilmesi için Danıştay nezdinde açılan davada, Danıştay 5. Dairesi 2012/3136 E sayılı yürütmeyi durdurma kararı ile söz konusu düzenlemeyi hukuka aykırı buldu. YURT-KUR’a bir yazı yazarak yargı kararı gereği, varsa sınavsız yapılan tüm yurt müdürü atamalarının iptalini talep ettik. Ancak bir yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen olumlu olumsuz bir cevap verilmedi. Yargı kararının gereği halen yerine getirilmediği, sınavsız atanan yurt müdürlerinin görevlerine devam etmesinden anlaşılmaktadır. Danıştay kararı gereğinin yerine getirilerek sınavsız atanan yurt müdürlerinin atamalarının derhal iptal edilmesini, aksi takdirde ilgililer hakkında yargı kararını uygulamamaktan dolayı yasal işlem başlatılacağını bildirdik.”

BAŞSAĞLIĞI Değerli çalışanımız Egemen Yamandağ’ın amcası

BİLAL YAMANDAĞ’ı kaybettik. Ailesinin ve yakınlarının acısını paylaşır başsağlığı dileriz.

Aydınlık Gazetesi

Tekstil atölyesinde yangın Kadıköy’de bir tekstil atölyesinde yangın çıktı. Kısa sürede söndürülen yangında 6 kişi dumandan etkilendi. Mandırca Caddesi üzerinde bulunan 4 katlı binanın ikinci katındaki tekstil atölyesinde saat 10.00 sıralarında bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangını fark ederek dışarıya çıkan işçiler, itfaiyeye ihbarda bulundu. Bazı işçiler, yanlarındaki tekstil ürünlerini de dışarıya çıkararak yanmaktan kurtardı. Olay yerine gelen Kadıköy ve Ünalan itfaiye ekipleri, yangını kısa sürede söndürdü.


Hazırlayan: Cansu YİĞİT

BDP 4 MİLYON OY VE 200 BELEDİYE HEDEFİNİ TUTTURAMADI

Selahattin Demirtaş

Şahin

Seçim sonuçları açıklandı özerklik vurgusu arttı

MENGÜ sahinmengu48@gmail.com

B Aysel Tuğluk

Seçimlerden önce özerklik vurgusu yapan BDP, sonuçların açıklanmasının ardından vurgusunu devam ettirdi. BDP, 4 milyon oy ve 200 belediye hedefine ise ulaşamadı. Oy sayısı düşen BDP’nin, belediye sayısı ise arttı  CEYHUN BOZKURT

Y

erel seçimlerde dikkatlerin çevrili olduğu Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde BDP, 4 milyon oy ve 200 belediye hedefini tutturamazken, belediye sayısını ise artırdı. Diyarbakır ve Hakkari gibi çok güçlü olduğu iki ilde ciddi oy kaybına uğralan BDP, 2009 seçimlerinde AKP’nin kazandığı Ağrı ve Bitlis’te seçimi kazandı. Böylece BDP’nin 8 olan il belediye sayısı 10’a çıktı. Eyalet düzenlemesi olarak bilinen Büyükşehir Yasası ile Büyükşehir olan Mardin’de de BDP’nin desteklediği Bağımsız aday Ahmet Türk belediye başkanı seçildi.

Ümit Özdağ: BDP kazanırken kaybetti

BDP’nin türbanlı adayı ilçede tur attı



Van’ın Erciş İlçesi’nde belediye başkanlığını kazanan BDP’nin türbanlı adayı Diba Ermiş Keskin ilçe merkezinde yapılan kutlamalara katıldı. Dün öğlen saatlerinden itibaren Erciş’in Zeylan Caddesi’nde toplanmaya başlayan partililer Belediye Başkanı Ermiş’le birlikte ilçe turu attı.

Baydemir kaybetti Sonucu merakla beklenen bir başka il de Şanlıurfa oldu. BDP, bu il için Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i aday göstermişti. AKP’nin eski Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç’i aday gösterdiği kentte BDP iddialıydı. Ancak seçimleri büyük farkla AKP adayı kazandı.

HDP başarılı olamadı Abdullah Öcalan’ın talimatıyla kurulan HDP ise PKKnın bekle-

diği başarıyı gösteremedi. Özellikle İstanbul’da Sırrı Süreyya Önder’i aday gösteren HDP’nin, DTP’nin 2009’daki oyuna çok yakın oy aldığı görüldü. HDP, diğer illerde de başarı gösteremeyerek, Türkiye genelinde tek bir belediye dahi kazamadı.

Özerklik vurgusu Seçim stratejisini “özerklik referandumu” olarak belirleyen ve bu yönde propaganda yapan

Şeyh Sait’in iki torunu da seçildi Erzurum’un Tekman ve Hınıs ilçelerinde cumhuriyetin ilk yıllarında meydana gelen ayaklanmanın lideri Şeyh Said’in iki torunu, BDP’den belediye başkanı seçildi. Resmi olmayan sonuçlara göre, Şeyh Said’in hayatta olan tek oğlu 93 yaşındaki Şeyh Ahmet’in oğlu Hasan Basri Fırat Hınıs’ta, Şeyh Said’in diğer oğlu Selahattin’in torunu Ali Sait Fırat ise Tekman ilçesinde belediye başkanı oldu.

BDP, seçimden sonraki ilk açıklamalarında da “özerklik” vurgusu yaptı. PKK’nın yayın organı olarak bilinen Özgür Gündem, seçim sonuçlarını “Özerkliğe ve Öcalan’a evet” manşetiyle duyurdu. BDP’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Gültan Kışanak da, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra “Halk kendi öz yönetimini inşa seçimini yaptı” dedi.

‘Halk özerkliğe oy verdi’ BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, seçim sonuçlarını değerlendirdiği basın toplantısında, “halkın özerkliğe oy verdiğini” söyledi. ‘Demokratik özerklik’ kavramından ne anladıklarına ilişkin soru üzerine, yerel hizmetlerin nitelikli hale getirilmesi, çok dilli ve kültürlü hizmet verilmesi, ana

‘BÜTÜNŞEHİR’ 14 İLDE DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ

Gökçek’i Bütünşehir Yasası kurtardı  AYDINLIK/ANKARA

A

KP, çıkardığı “Bütünşehir yasası” sayesinde CHP’den 2, MHP’den de bir kritik ili aldı. Gökçek de Bütünşehir Yasası ile kurtuldu. Büyükşehir sayısının 30’a çıkarılıp, il genelindeki bütün seçmenlerin merkezdeki adaya oy kullanmalarına yol verilmesinden, AKP kazançlı çıktı. 30 büyükşehirin 18’ini AKP, 6’sını CHP, 3’ünü MHP aldı. BDP destekli bağımsız aday Ahmet Türk’ün Mardin’i almasıyla birlikte 3 büyükşehiri de BDP kazandı. Melih Gökçek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını Bütünşehir Yasası ile seçimlere dahil edilen ve AKP’nin yüksek oy aldığı ilçeler sayesinde kazandı. Eğer 2009 yılındaki bölgeler Ankara Büyükşehir için oy kullansaydı Gökçek büyük farkla seçimi kaybedecekti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olacaktı.

Antalya ve Artvin CHP’den AKP’ye geçti Antalya’da CHP, bu seçimde AKP’nin iki puan gerisinde kaldı. 2009 yerel seçimlerinde 530 bin seçmenle sandığa giden Antalya’da bu seçimde Bütünşehir Yasası nedeniyle 1 milyon 160 bin seçmen oy kullandı. Kırsal bölgelerdeki oy oranları, CHP ve MHP’nin Büyükşehir’de oyunu

Melih Gökçek düşürdü. Resmi olmayan sonuçlara göre; AKP adayı Menderes Türel, yüzde 36,38 oranında oy alarak, CHP adayı Mustafa Akaydın’ı iki puan farkla geçerek Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Benzer bir durum Mersin’de de yaşandı. CHP’nin kalesi olarak gösterilen illerden biri olan Mersin’de, MHP 3 puan öne geçerek, Büyükşehir Belediyesi’ni kazandı. CHP 2009 yerel seçimlerine göre merkezde oyunu 40 bin arttırmasına rağmen, kırsaldan gelen oylarla MHP adayı Burhanettin Kocamaz belediye başkanı seçildi. CHP, Artvin’de de AKP’nin 8 puan gerisinde kalarak, bir önceki seçimde kazandığı ili kaybetti. Muhsin Yazıcıoğlu’nun mem-

leketi Sivas BBP’den AKP’ye geçerken, Yalova ise 1 oy farkla DP’den AKP’ye geçti.

MHP ve BDP de kısmen kazançlı çıktı MHP de, Bütünşehir Yasası nedeniyle Balıkesir’i AKP’ye kaptırdı. Bütünşehir Yasası çıkmasaydı 30 Mart’ta alınan oylarla Balıkesir MHP’de kalacaktı. MHP, Balıkesir’de belediyeyi kaybetti, ama aynı yasa sayesinde Mersin Büyükşehir Belediyesini CHP’den aldı. BDP de bütünşehir yasası sayesinde, Diyarbakır ve Van’daki büyükşehirlerine, desteklediği bağımsız aday Ahmet Türk’ün de kazanmasıyla Mardin’i de ekledi.

dilde eğitimden, sağlığa kadar bunun altyapısının oluşturulmasında belediyelerin çaba harcayacağını söyledi. Demirtaş, bu çerçevede, Kürtçe ders kitabı basılması, ücretsiz dağıtılması, başka dillerde öykü, roman, şiir kitaplarının basılıp dağıtılmasına kadar çok sayıda uygulamayı hayata geçireceklerini söyledi.

‘Stratejimiz özerklikti’ Aydınlık’a konuşan Van Bağımsız Milletvekili ve DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk da, seçim propagandalarını özerklik üzerine oturttuklarını belirterek, “Özerklik bölücülük değildir. Bir demokrasi modelidir. Bu seçim propagandamızı bunun üzerine oturtmuştuk. Halk da buna onay verdiğini gösterdi” dedi.

Sadullah Ergin

AKP Hatay’ı da kaybetmiş oldu. CHP’nin 9 puan gerisinde kalarak 2009 seçimlerinde kazandığı Burdur’u da kaybeden AKP, Kars’ı da MHP’ye verdi. MHP ise yönettiği Balıkesir, Gümüşhane, Kastamonu ve Uşak’ta AKP’nin gerisinde kalarak seçimi kaybetti.

tanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak sadece yüzde 4 oy alabildi ve kaybetti.

Belediye Başkan adayı olarak yerel seçimlere giren milletvekilleri, aradığını bulamadı. CHP’nin tartışmalı 26 milletvekilinden sadece 7’si, adayları kazandı CHP’nin Trakya’da mevcut seçimlerde başarılı olabildi. Hüsbaşkanlarlarla devam rana uğrayan milletveetmeyip aday değişikkilleri arasında, AKP’nin liğine gitmesi büyük tariki eski bakanı Binali tışmalara neden olmuşYıldırım ve Sadullah Ertu. Ancak tartışmalı başgin de yer aldı. kanlar seçimi kazandı. Seçimde aday olan Edirne’de CHP taraAKP’li üç eski bakandan fından aday gösterilen sadece Fatma Şahin baEdirne Milletvekili Reşarılı oldu. AKP’nin büyük umut bağladığı eski Binali Yıldırım cep Gürkan yüzde 37 ile, Kırklareli’de CHP Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da İzmir’den aday gös- Kırklareli Milletvekili Mehmet terilmişti. Ancak Yıldırım 15 Kesimoğlu, ise yüzde 38 ile başpuan geride kalarak İzmir’de kan oldu. . AKP tarafından Diyarbabüyük yenilgiye uğradı. Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin kır’dan aday gösterilen AKP milde Hatay’da CHP’li Lütfü Savaş letvekili Galip Ensarioğlu da yenilgiye uğrayanlar arasında yer karşısında yenilgiye uğradı. Diyarbakır’da değişikliğe gi- aldı. Ensarioğlu, Gültan Kışanak den BDP, bu ilde Genel Başkan ile girdiği yarışta açık ara farkla Yardımcısı ve Siirt Milletvekili kaybetti. Bir önceki dönem Antalya’da Gültan Kışanak’ı aday yaptı. Kıbüyükşehir belediye başkanlığı şanak yüzde 57 gibi bir oranla yapan ve ardından milletvekili seçimi kazandı. seçilen Menderes Türel de seçimi Süreyya yüzde 4 aldı kıl payı farkla kazandı. HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, partinin İs- AKP Balıkesir ve

Ordu’da kaybetti

Hatay’da Sadullah Ergin yenilgisi Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, CHP adayı olarak girdiği seçim yarışında, AKP adayı Sadullah Ergin’i bir puan geride bıraktı. Savaş, bir önceki dönem AKP’den seçilerek belediye başkanı olmuştu. Savaş’ın AKP’den istifa ederek CHP’ye geçmesiyle,

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki seçim sonuçlarını değerlendiren 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ise, BDP’nin hedeflerine ulaşamamasına dikkat çekti. “BDP kazanırken, kaybetti” diyen Özdağ şunları söyledi: “BDP’nin, Abdullah Öcalan’ın koyduğu seçim hedeflerine ulaşılamadığı ortaya çıkmıştır. Öcalan, 2 milyon 800 bin yani yüzde 6.58’lik BDP oyununun 4 milyona çıkarılmasını istemişti. Yani oyları yüzde 10’un üzerine çıkarılması talimatını vermişti. Oysa BDP oyu Türkiye genelinde yüzde 6.40’da kaldı. Ayrıca Güneydoğu Anadolu’da 2011 seçimlerinde % 51.4 olan BDP oyunun Öcalan tarafından yüzde 80 üzerine çıkarılması hedefi de gerçekleştirilemedi ve yüzde 51.6’da kalmıştır. BDP’nin bu seçimlerden kendi koyduğu hedefler açısından mağlup çıktığını kaydeden Özdağ “BDP bundan sonraki süreçte yoğun bir şekilde demokratik özerklik üzerinde çalışacaktır” dedi.

Vekiller aradığını bulamadı  ANKARA/AYDINLIK

İkameti Ankara’da olan S. Süreyya Önder kendisine oy verememişti.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Balıkesir’de AKP milletvekili ve adayı olan Ahmet Edip Uğur yüzde 38 ile, Ordu’dan aday olan AKP milletvekili Enver Yılmaz da yüzde 52 ile, AKP milletvekili ve Çanakkale Belediye Başkan adayı olan Mehmet Daniş ise 17 puan geride kalarak kaybetti. AKP iki ilçede kadın milletvekilleri ile yarışa katıldı. AKP İzmir Milletvekili İlknur Denizli, İzmir Konak’tan aday gösterildi fakat 11 puan farkla kaybetti. Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi de Çorlu’dan aday gösterildi ve 18 puan geride kalarak seçimi kaybetti. CHP milletvekili ve Manisa adayı Özgür Özel, Trabzon adayı Volkan Canalioğlu da seçimi kaybeden isimler arasında yer aldı.

ŞAHİN BAKIŞI

SEÇİM

1 NİSAN 2014 SALI

Rezalet

ugün aslında yerel seçim sonuçları ile ilgili bir yorum yazmamız gerekirdi. Ancak bu yazıyı kaleme alırken seçim sandıkları henüz açılmaya başlanmamıştı. O nedenle bir seçim yorumu yapmak mümkün değildi. Ancak yeni bir hukuk rezaleti yaşandı. Bende onun üstüne bir hukukçu sorumluluğu içinde kısa bir yazı yazmam gerektiğini düşündüm. Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi, Dışişleri’ndeki güvenlik toplantısının illegal dinlenmesi konusunda yürütülen soruşturmayla ilgili yayın yasağı kararı almış. RTÜK’ten yapılan açıklamaya göre, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmayla ilgili Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi dün değişik iş kararıyla, “milli güvenliğin, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması, devlet sırlarının ifasının önlenmesi” amacıyla soruşturma tamamlanıncaya kadar, dosyanın kapsamı hakkında, yazılı, görsel ve internet medyasında her türlü haber, röportaj, eleştiri yayınının yasaklanmasına karar verdi. Yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yasak olmayan bir şeyin bu topraklarda yaşayan insanlara yasaklanmasını protesto ediyorum. Yapılmak istenen devletin güvenliğini korumak değil, iktidarın çapsızlığını ve kabiliyetsizliğinin üstünü örtmektir. Bu ülkenin bütün aydınları bu rezalete karşı çıkmalıdırlar. Bana sorarsanız bu kararı veren mahkeme kararını eksik vermiştir. Kendisinin verdiği, hukuka, Anayasaya aykırı kararın yayınlanmasını ve eleştirilmesini de yasaklamalıydı. Mahkemenin bu kararı hukuk fakültelerinde, yandaş yargı nasıl olur diye örnek olarak okutulmalıdır. Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. ve TCK’nun 304. maddelerine aykırı fillerin ortaya çıkması halinde bunlarda eleştirilemeyecekse, kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu iddia etmesin. “Yetmez ama evetçi” liboşlar methiyeler düzdüğünüz AKP iktidarının ülkeyi getirdiği son nokta budur. Hatırlanacağı üzere 1973’de Alman Şansölyesi Willy Brant yakın çalışma arkadaşı Doğu Alman casusu çıkınca siyasetten çekilmişti. Tabii nerede öyle siyasetçi.

Ankara’da Suriyeliler oy kullandı mı?



Ankara Barosu tarafından yerel seçimler için oluşturulan Seçim Hukuku ve Güvenliği Merkezi’ne seçimlerde hile yapıldığı yönünde ihbarlar geldi. Seçim Hukuku ve Güvenliği Merkezi’nde görevli avukatlar, seçim sürecinde vatandaşlardan gelen soruları yanıtladı. Seçim Hukuku ve Güvenliği Merkezi’ne seçimlerde hile yapıldığıyla ilgili de çok sayıda ihbar yapıldı. Ankara Barosu Başkanı Av. Sema Aksoy Aydınlık’a yaptığı açıklamada, bu yıl seçimlerin güvenliğiyle ilgili ciddi endişelerin oluştuğunu belirterek, “Biz vatandaşlarımızın seçmen iradesinin sağlıklı şekilde sandığa yansıması için bu merkezi oluşturmuştuk. Seçim Hukuku ve Güvenliği Merkezi’ne gelen ihbarlar sadece Ankara ile sınırlı olmadı. Ankara dışından da telefon aldık. Oy kullanımına, kimlik belgelerine ilişkin sorular geldi. Oy pusulalarına ilişkin tereddütleri olanlar aradı. Belli bir partinin mühürlerinin basılı olduğu oy pusulaları yönünde ihbarlar geldi” ifadelerini kullandı. Aksoy, en çok şikayet ve ihbarın Etimesgut İMKB Lisesi’nden geldiğini bildirdi.

SP adayı silahlı saldırıda öldürüldü



Siirt’in Tillo İlçesi’nde Saadet Partisi Belediye Başkan adayı Behmen Aydın, dün evinden çıkarken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Tillo İlçesi’nde dün evinden çıkan SP Belediye Başkan adayı Behmen Aydın ve 5 arkadaşı, Yeni Mahalle’deki evinden çıkarken, kimliği belirsiz kişi veya kişilerin silahlı saldırısına uğradı. Saldırıda Behmen Aydın, İdham Aydın, Recep Menduhoğlu, Hazım Abbasioğlu, Abdulkerim Abbasioğlu ve Abdulkerim Menduhoğlu ağır yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Siirt Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. SP Tillo Belediye Başkan adayı Behmen Aydın, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ağır yaralı 5 kişinin yoğun bakım ünitesindeki tedavisi devam ediyor.

Oy sayımında tartışma çıkmıştı Görgü tanıkları, Behmen Aydın ile yanındaki kişilere siyah bir Hyundai marka bir otomobilden bir kaç kişinin tabanca ile ateş açtığını söyledi. Saldırganları yakalamak için geniş çaplı soruşturma başlatıldı.


Y-CHP politikaları sorgu sürecinde



Seçim stratejisini üç büyük metropolden en az ikisini kazanma üzerine kuran CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun politikalarının yanı sıra liderliği de sorgulanmaya başlandı. CHP’li muhaliflerin önümüzdeki günlerde, “Yeni CHP” çizgisi ile ortaya çıkan “açılımcı” çizgi ve “cemaat” ile ilişkiler konularında harekete geçebilecekleri belirtildi. CHP’de sıkıntı yaratan ana faktör ise üç önemli kentte ve Türkiye genelinde oy oranında kayda değer bir yükseliş sağlanamaması oldu. CHP’de Kılıçdaroğlu’nu sorgulama sürecinin başlayacağı yorumu yapılıyor. İşte cephe temsilcilerinin seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmeleri:

‘Sarıgül balonu patladı’ Baykal Ekibi: Sonuçlar tam bir başarısızlığı gösteMustafa Sarıgül riyor. İstanbul’da Sarıgül balonu patladı. Ciddi bir oy artışı da sağlayamadık. Örgütlerimiz adeta ayaklanmış durumda. Ulusalcı Kanat: Cemaatçi gözükmek yanlıştı.Büyük kentlerdeki insanlar sırf ‘Tayyip gitsin’ diye cemaat ile ilişkiye ses çıkarmadı. Ama bundan sonra Kemal Bey’in durumu tartışılmaya başlanırsa, Cemaat ile ilişkisi muhakkak gündeme gelecektir. Öcalan ile yapılan görüşmelere kredi açıldı özerklik taleplerine karşı çıkılmadı. Açılıma desteğin Doğu’da getirisi yok Batı’da oy kaybettirdi.

‘Kürt partileri ile ittifak yapılmalı’ Liberal Kanat: Sağ adaylarla yapılan arayışlar sonuç vermedi. Bizim doğal siyasi müttefikimiz sağ partiler ve sağ kökenli adaylar olamaz. Bizim ittifak yapacağımız kesimler sol, sosyalist bloklar, Kürt partileri olmalı.

‘Yanlış aday nedeniyle fark açıldı’ Tekin Cephesi: İstanbul’da yanlış aday yüzünden fark bu kadar büyüdü. Eğer doğru adayla, doğru bir kampanya yürütülebilseydi Türkiye genelindeki oy oranına sadece İstanbul’un katkısı 1.5-2 olabilirdi. Bu oran da partiyi ilk kez yüzde 30 çıtasının üzerine taşıyabilirdi. İstanbul aday adaylığı sürecinde Sarıgül’ün karşısında adaylığını bir mitingle ilan eden Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in seçim gecesi yakın çevresine, “Hem doğru bir aday tespiti yapamadık hem de doğru bir seçim kampanyası yürütemedik. Seçmen bazlı değil, medya bazlı bir çalışma yürüttük. ‘Çare’ diye yola çıktık, çaresiz kaldık. Ben değil, Can Ataklı, Celal Doğan dahi aday olsa bunun üzerinde oy alabilirdik” değerlendirmesini yaptığı öğrenildi.  ZİHNİ ERDEM / ANKARA

BDP’den ‘Cemaat’e operasyona destek yok



1 NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Fethullah Gülen cemaatine yönelik operasyonu desteklemeyeceklerini söyledi. Demirtaş, düzenlediği bir toplantıyla seçim sonuçlarını değerlendirdi. Uzun süre tartışılacak bir seçimin geride kaldığını anlatan BDP lideri Cemaat’e yapılacak olası bir operasyonla ilgili bir soruyu yanıtladı. Belge varsa kişiye dönük operasyon yapılabileceğini söyleyen Demirtaş, “Bir cemaatin tamamını suçlu ilan edip bütün üyelerini linç edemezsiniz. Bu bize yapıldığı için biliyoruz. KCK operasyonları adı altında on binlerce insan içeri atıldı. Fethullah Gülen cemaatinin sempatizanı olduğu için veya ona gönül verdiği için suçlar, tutuklarsanız BDP olarak biz bu yaklaşımı asla desteklemez, hoşgörmeyiz. “Gerçekten suç işlemiş, gizli örgüt kurmuş, casusuluk yapmış, kişilerin özel yaşamını dinlemiş kişiler varsa, bunlar TCK’da suçtur. Bu suçu işleyenlerin gereğinin yapması lazım. Başbakan’ın kastettiği buysa, kimseye şantaj yapmasına, tehdit savurmasına gerek yok. Kendisi bu ülkenin Başsavcısı değil. Bilgi, belge varsa savcıya teslim edecek. İnlerine Başbakan’ın kendisi mi girecek? Kiminle birlikte inlerine hangi yetkiyle giriyor? Bunu yapacak olan yargıdır. Başbakan’ın bu ülkede kişilere operasyon yapma yetkisi yoktur. Böyle bir evrensel duruma, mevcut hukuki duruma bakarız ve ilkeli duruşumuzla durumu karşılarız. ‘Cemaat suçludur, yakaladığınız yerde içeri atın, cemaate inanan insanları içeri doldurun’ gibi bir linç kampanyasını desteklemeyiz. Masum olan tek bir insan bile zarar görürse bu hukukun katledilmesi anlamına gelir.”

Kendini sokan akrep

N

azım Hikmet’in “Akrep Gibisin Kardeşim” şiiri var ya, ondan aldığım ilhamla, yazının adını “Kendini Sokan Akrep” koydum. 31 Mart 2014, pazartesi, saat yaz saati ayarlamasıyla 05.00. CNN-Turk’ün verdiği sonuçlara göre Türkiye oy ortalaması şöyle: AKP %45.13, CHP %28.71, MHP %15.20. %56 kadar açılmamış sandık var. Gene CNN-Turk’ün açıkladığı sonuçlara göre, Ankara’da durum şöyle: AKP %44.06, CHP %44.00 CHP, Yenimahalle ve Çankaya’da açılmamış sandıklar olduğunu, buradan gelecek oylarla Ankara seçimini kazanacaklarını iddia ediyor. Kazanabilir ama beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren AKP’nin 2014 Yerel Seçimleri’nde % 30’un altında oy almamış olması. Beni ilgilendiren bu ve bu nedenle yazımın adımı “Kendini Sokan Akrep” koydum.  Hani başta CHP olmak üzere muhalefetle dalga geçmek isteyen yazıcılar “Sandıklardan yansıyan milli irade bu, sizleri tatmin için dışarıdan seçmen mi ithal edelim?” derler ya, evet dışarıdan “bilinçli bir halk” ithal etmeli; Türkiye’nin içinde bulunduğu ortamda nasıl oy kullandığını gösterip utandırmak gerekir bu mazoşist halkı!  İnternetten halk kesimlerinin nüfusunu yazıp, ne demek istediğimi açıklayacağım: İşçiler: 12 milyon; sendikalı

işçi: 1 milyon dolaylarında. 11 milyon işçinin neredeyse yarısı taşeron işçi. Hiçbir güvenceleri yok. Sendikalı, sendikasız, taşeron, işçilerin tamamı yoksulluk sınırının altında para kazanıyor. Demek ki her şey tıkırında. Bundan sonra numaradan ağlaşmak yok! Çiftçiler (2011): “Al da ananı git!” küfrü sadece Mersinli çiftçiye yapılmadı 3 milyon dolaylarında çiftçi kitlesine yapıldı. 5 liraya mazot aldığı için, ürünü ağaçta ve tarlada kaldığı için ağlayan kitle bu. Bundan sonra ağlaştığınız duyulursa, bir dirhem üzüleni eşek tepsin. Kendi düşen ağlamaz iki gözü birden çıkar. İşsiz: 3 milyon. Bu sayı kemikleşmiş bir sayı. Azalmıyor çoğalıyor. İşsizlerin çoğu AKP iktidarı döneminde çalışma yaşına geldi ve bu dönemde iş bulamadı ya da işsiz kaldı. Demek böyle! Öyleyse, Allah versin ağam! Memur (Eylül 2013): 2.8 milyon. Karı koca çalışsalar da geçinmeleri olanaksız. 10-15 yıllık memurlar yoksulluk sınırının altında yaşıyor. AKP iktidarı döneminde maddi durumlarında önemli bir değişiklik olmadı. Buna karşın iş güvenceleri yok. AKP yandaşı, Cemaat mensubu olmadan ilerlemeleri olanaksız. Demek ki Özal’ın “Benim memurum işini bilir!” dediklerinden bunlar. Gücenmek, alınmak yok! Emekli (2012): 10 milyon. 1 derecenin 4’cü kademesinden emekli memurlar bile yoksulluk sınırının biraz üzerinde bulunuyorlar. Büyük bir çoğunluğu tam anlamıyla

yoksul. AKP iktidarı döneminde maddi durumlarında herhangi bir iyileşme olmadı. Ama, demek ki bizim emekliler AKP havasına iyice girmişler. Yani “Komşuda pişer, bize de düşer durumu!” Esnaf (2012): 2 milyon. Hani şu siftah etmediklerini, ebediyen kepenk indireceklerini, eve ekmek götüremediklerini söyleyenler var ya işte onlar! Demek Gezi eylemlerinden tedirgin oldukları için güle oynaya AKP’ye oy verdiler! Üniversite öğrencisi: Sayısı 5 milyonu bulan aslan delikanlılar. Teneke üniversitelerde okuyanları merak etmeye değmez artık. Erzurum’da olduğu gibi mekâna uymuşlardır. Okulu bitirince çoğu işsiz kalacak. Peki Ankara, İstanbul ve İzmir’in devlet üniversitesinde durum ne?  Yukarıda sayılan toplumsal sınıflar, aileleriyle birlikte Türkiye nüfusunun ve seçmenin en azından % 95’ini temsil ediyor. Bunların hiçbiri içinde yaşadığı maddi koşullar içinde rahat ve mutlu olduğunu söyleyemez. Bunların bir bölümü stadyumlarda iktidar partisi aleyhine tezahurat yapmakta. Ama bu gayri memnun insan kitlesinin % 45’i gidip kendi mutsuzluklarına, memnuniyetsizliklerine sebep olan bir partiye oy veriyor. Mazoşist mi bu insanlar? Sert bir ayrımcılığa muhatap olan Alevilerin yüzde kaçı AKP’ye oy verdi? “Dini

TERSİ-DÜZÜ

Hazırlayan: Emine DÖLEK

Özdemir

İNCE

oince@aydinlikgazete.com

siyasete alet etmek” koktuğu için bu deyimden hiç hoşlanmıyorum ama başka çare de yok. Bölge halkının içinde bulunduğu koşullar ve şikayetleri göz önünde bulundurulursa, AKP’nin Gaziantep’te % 20’den, Hatay’da % 10’dan fazla oy almaması gerekirdi. Toplumbilimcilere ve siyasetbilimcilere bir tavsiyem var: Muhalefete bu kitle ile iletişim kurma yolları bulmalarını tavsiye edeceklerine, bu kitlenin ruhsal ve zihinsel yapısını inceleseler çok daha iyi olur. Yapabilecek yetenekleri varsa.  Bu ülkede hukuk ve adaletin adı var kendi yok, vatandaşın hiçbir güvencesi yok ama seçmenin % 45’i hukuksuzluğun ve adaletsizliğin nedeni olan partiye oy veriyor. Neden, hor görülmekten, ezilmekten mi hoşlanıyor bu insanlar? Haydi bu insanların hukuk ve adaletin eksikliklerinden şikayetleri yok diyelim. Ama 17 ve 25 aralık 2014 günlerinde ortaya çıkan ve iddia edildiği söylenen yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık manzaraları karşısında hiçbir olumsuz tepki göstermemelerine ne demeli? Yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet, bu insanlara göre, suç ve

ahlaksızlık değil mi? Değilse, demek ki, kendileri de her türlü yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvete karşı dirençli durumda değiller.  AKP iktidarının dış politikada iflası çöp değil mertek durumunda. Sınır komşusu ülkelerden kardeş Azerbeycan ile arası şekerrenk, Rusya ile limonî: Geri kalanı ile neredeyse düşman. Suriye’ye karşı her an saldırıya geçebilir. Yeni bir dünya savaşı çıkabilir. Savaş meydanında ölecek kendi çocukları. O zaman “Kendim ettim kendim buldum!” deyişini duyarlarsa, üzülmesinler!  Dünkü yazım “Cumhuriyetçiler, Dinsiz Dinciler ve Kürtçüler arasında üçe bölünmüş bir Türkiye için nasıl umudum olsun?” diye soruyordum. Haklı çıktım! AKP’ye oy veren %45’lik seçmen nüfus Türkiye’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olmasının önündeki en büyük engel. Utanılacak bir durum. Aralarından biri çıkıp da bana AKP’ye neden oy verdiğini açıklarsa çok memnun olurum. Ama Tek Parti Dönemi’ne, CHP’ye çatmadan, ahır yapılan cami tatavlası yapmadan!

KILIÇDAROĞLU SEÇİM SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ

‘Kurultaydan korkmayız’ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ın balkon konuşmasını eleştirerek, Cemaat’e yapılması planlanan operasyonla ilgili cadı avına izin vermeyeceklerini ve haksızlığa uğrayanların yanında olacaklarını söyledi nündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine “Tamamen AKP’nin uydurması bir şey. Ellerinde bilgi belge varsa çıkarsınlar” dedi. Kılıçdaroğlu, Cemaate yönelik bir operasyon olması durumunda onların yanında olacakları mesajını verdi. Kılıçdaroğlu, “Hükümet cadı avı başlatacağını söylüyor. Dikkatle izleyeceğiz, kim olursa olsun CHP olarak haksızlığa uğrayanın yanında olacağız” dedi.

 AYDINLIK / ANKARA

C

HP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde seçim sonuçlarını değerlendirdiği konuşmasında, Başbakan Erdoğan’ın balkon konuşmasını sert bir dille eleştirdi. Erdoğan’ın demokrasiyi, hukuku, siyasi partileri ve bazı sosyal grupları tehdit ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, “Kimsin sen tehdit ediyorsun” dedi. Erdoğan’ın ‘cadı avı’ başlatacağını da öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Konuşmasında ‘Demokrasi benim kafamdaki gibi şekillenir’ dedi. Balkon konuşmasında helale de meydan okudu, biz haramdan yanayız diye. Dünyanın hiçbir ülkesinde diktatörler kazanamazlar. Ama onlar kazandıklarını düşünürler. Süreç göreceksiniz farklı bir şekilde yürüyecektir. Bu mesajlar Türkiye’de her alanda baskının artacağını gösteriyor. Ama ona şunu söylemek isterim; bu daha başlangıç. Eğer önünde boyun eğecek adam arıyorsan balkon konuşmasında yanında duran adamlara bak. Biz boyun eğmeyiz.” Balkon konuşmasının bir baş-

‘Niye korkalım kurultaydan?’

Kemal Kılıçdaroğlu ka özelliği olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Sıra sıra dizilmişler İstanbul’daki parayı sıfırlayanlar. Adı yolsuzluğa çıkmış insanlarla siz ülkeye umut veren konuşma yapamazsınız. Kuran-ı Kerim’e hakaret eden insanlar da oradaydı” ifadelerini kullandı. Başbakanın muhalefeti dizayn etmeye çalıştığını da işaret eden Kılıçdaroğlu, “Bizi dizayn edemezsin. Senin gücün yetmez

buna” diye konuştu.

‘İstifa edecek biri varsa ülkeyi soyan adamdır’ Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının ardından önceki gece kulislere yansıyan ‘istifa edeceği’ iddialarına da yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “İstifa edeceğime yönelik yandaşlar haber yayıyorlar. İstifa edecek biri varsa ülkeyi soyanlardır. Geçiniz bunları. Biz

sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu daha başlangıç. Güçlenerek geliyoruz. Tamam istediğimiz oy oranına ulaşamadık. Ama ağır ağır, sindire sindire gideceğiz. Halka daha fazla gideceğiz, gerçekleri daha fazla anlatacağız” diye konuştu.

‘Cemaat’i savunuruz’ mesajı Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde cemaatle işbirliği yaptıkları yö-

Kılıçdaroğlu seçim sonuçları nedeniyle kurultay çağrısı olup olmayacağı yönündeki soruya da “Hukukun üstünlüğünü savunan partiyiz, tüzüğümüz var, programımız var. Kurultay koşulları oluşursa elbette kurultay yaparız. Niye kurultay istedin diye insanları asla suçlamayız, niye korkalım kurultaydan, hukuktan korkulur mu hayır” karşılığını verdi.

MYK’da revizyona hayır MYK’da revizyona gidilip gidilmeyeceği sorusuna “Hayır” yanıtını vermekle yetinen Kılıçdaroğlu, erken seçim konusunda ise “Sorunumuz yok zaten” ifadelerini kullandı.

BAHÇELİ’DEN SEÇİM SONRASI İLK AÇIKLAMA

‘Hukuksuzluklar aklanmamıştır’  ANKARA / AYDINLIK

M

HP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yerel seçim sonuçlarıyla ilgili “Başbakan ve partisi hangi sonucu alırsa alsın hukuksuzluklar aklanmamıştır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Seçim sonuçları mahkemelerin yerine geçemeyecektir” dedi. Sonuçların büyük ölçüde netleşmesinin ardından dün sabah erken saatlerde parti genel merkezinde açıklama yapan Bahçeli, “AKP devletin her türlü imkanını pervasızca kullanmıştır. 30 Mart seçimleri öncesinde baskı, ka-

rartma, dayatma ve şantaj ivme kazanmıştır. AKP zihniyeti toplumsal ve siyasal yapıyı germiş ve millet iradesini çarpıtmıştır” dedi. Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu seçimler tarihin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu damga vurmuştur. Türk milleti rüşvet alışverişi yapan failleri net olarak görmüştür. Başbakan ve partisi hangi sonucu alırsa alsın hukuksuzluklar aklanmamıştır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Seçim sonuçları mahkemelerin yerine geçemeyecektir”. MHP Lideri, Tayyip Erdoğan’ın balkon konuşmasıyla ilgili de “Başbakan’ın balkon ko-

nuşması Türkiye’nin bundan sonraki günleri hakkında ipuçları vermiştir. Anlaşılan Başbakan cepheleşmeyi körükleyecektir” yorumunu yaptı.

‘Akıl noksanlığı...’ Başbakan’ın yeni muhalefet söyleminin akıl noksanlığı olduğunu dile getiren Bahçeli, “Siyasi neticeler neyi gösterirse göstersin iktidarda yolsuzluğa saplanmış kapkara vicdanlı bir zümre bulunmaktadır. Başbakan’ın balkon konuşmasında yanına aldığı kişi ya da kişiler soruşturmalardan yakalarını kurtarmış değildir” dedi. Bahçeli, MHP’nin Türk

Devlet Bahçeli milletinin seçim tercihine saygı duyduğunu da belirterek, “Sonuçlar derinlemesine analiz edilecektir. MHP önemli sayılabilecek bir başarıya imza atmıştır. Bu bizim açımızdan bir gelişme ve ümitvar bir tablodur. Önümüzdeki dönemde siyasete daha

fazla saygı ve uzlaşma hakim olmalıdır” görüşünü dile getirdi. Bahçeli, “YSK’nın kararına bakmak lazım. TV’lerde çok farklı değerlendirmeler olmaktadır. Bu da TV’lerin siyasi iktidara yakınlığıyla doğru orantılıdır” diye konuştu.


01 NİSAN 2014 SALI

CHP ve MHP seçenek olamadı AKP, 2014 yerel seçimlerinden oylarını yüzde 10 oranında artırarak çıkarken CHP ve MHP’deki seçim başarısızlığının nedenleri tartışılmaya başlandı. Siyasetçi, kitle örgütü temsilcileri ve yazarlar Aydınlık’a seçim sonuçlarını değerlendirdi  İSTİHBARAT SERVİSİ CKD Genel Başkanı, eski CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman: Dünyanın herhangi bir ülkesinde bu kadar yolsuzluk, hırsızlık ve hukuksuzluk olan bir süreç yaşansaydı, o iktidarın sandığın dibini boylaması gerekirdi. Süreci AKP Genel Başkanı’nın iyi yönettiğini söylemek durumundayız. Vatandaşlarımız ülkedeki hukuksuzluk ortamı arttıkça, beklenen ekonomik kriz vurduğunda ne kadar büyük bir hata yaptığını anlamış olacak.

‘Muhalefet bir araya gelmeli’ AKP’nin başarısındaki en büyük etken seçenek oluşturulamamış olmasıdır. Seçimin en büyük kaybedenlerinin CHP ve MHP olduğunu söyleyebiliriz. Cumhuriyet tarihinde hiçbir muhalefete böyle bir konjonktür nasip olmamıştır. Böyle bir konjonktürde muhalefetin başarılı olabilmesi gerekirdi. Demek ki vatandaşa umut olamadılar. Seçmeni seçeneksiz bırakıp AKP’nin saltanatını sürdürme imkanı sağlandı. Haziran’da ayağa kalkan halkı kucaklayacak model için muhalefet partilerinin bir araya gelmesi lazım. Muhalefet partilerinden biri çatı partisi olabilir. Diğerler partiler de tüm güçleriyle burada yer alabilirler. Bir diğer olasılık yeni bir merkez parti kurulmasıdır. Seçmene mutlaka güçlü alternatifi verebilmeliyiz. Aydınlığa çıkabilmenin başka yolu yoktur.

‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde ittifak olmalı’ Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde çok farklı bir tablo geli-

şeceğini öngörüyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın bu seçim neticeleriyle Cumhurbaşkanı adayı olacağı açıkça görülmektedir. 2 aday üzerinde oy kullanılacağını düşünecek olursak, tüm muhalefet partileri doğru bir aday üzerine ittifak kurarsa AKP ilk yenilgisini alacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimine hedeflenmek lazım. Muhalefet ülkesinin selametini düşünüyorsa, birlik içinde hareket etmesi gerektiğini anlamış olması gerekir. Bu noktada güçbirliğini oluşturması gerekir.

Temsilcilik kurana kadar twitter’ı açmazmış



AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Twitter yasağının temsilcilik kurulursa kalkabileceğini söyledi. Çelik, “Twitter veya Youtube Türkiye’de bir temsilcilik açarak veya avukat, temsilcilerini buraya göndererek TİB’in veya BTK’nın gerektiği zamanlarda kendisine müracaat edebileceği ve bu müracaatları olması gereken makul sürelerde sonuçlandırılabileceği bir muhataplık sistemi oluşturabilirse derhal bu yasak kalkabilir. Aksi halde yasak devam eder” dedi. Seçim sonuçlarına ilişkin CNN Türk’te değerlendirmelerde bulunan Çelik, şöyle konuştu: “Ymin kanunlarını hiçe sayıyorsa, benim de onu tanımama gibi bir hakkım var. Ben bir Twitter kullanıcısıyım. Benim 610 bin takipçim var. Bizim sanal aleme karşı tavrımız olamaz. Twitter veya Youtube Türkiye’de bir temsilcilik açarak veya avukat, temsilcilerini buraya göndererek TİB’in veya BTK’nın gerektiği zamanlarda kendisine müracaat edebileceği ve bu müracaatları olması gereken makul sürelerde sonuçlandırılabileceği bir muhataplık sistemi oluşturabilirse derhal bu yasak kalkabilir. Aksi halde yasak devam eder. Buraya gelip eğer birileri bize küfür edecekse kusura bakmayın midemiz o kadar geniş değil. Ben de Twitter’ın açılmasını isteyenlerdenim. Bu kapsamda olumlu bir diyalog başladığını söyleyebilirim.”

A

KP’nin kurucularından ve Abdullah Gül başkanlığında kurulan 58. hükümette Başbakan Yardımcılığı yapmış olan eski Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır, 30 Mart seçim sonuçlarını değerlendirirken, “Türkiye’nin içinde bulunduğu bu şartlar sürdürülebilir şartlar değil, bunlar sürdürülemez. Türkiye, bir erken seçime gebedir” dedi. “Yolsuzluk ve rüşvetin bu kadar yoğun olarak yaşandığı bir ülkede bu oy oranı bir yozlaşmanın işaretidir” diyen Yalçınbayır, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olmasının da zor olduğunu dile getirdi. Yalçınbayır, Aydınlık’ın sorularına şu yanıtları verdi:

‘Süreç gerginleşecek’ - Yerel seçimin sonuçları bize neyi işaret ediyor? Türkiye’nin içinde bulunduğu bu şartlar sürdürülebilir şartlar değil, bunlar sürdürülemez. Türkiye, bir erken seçime gebedir Bu seçim her şeyi halleden bir seçim değil, aksine bundan sonraki süreç daha da gergin olacaktır. Sürdürülemeyen bir süreç olacaktır ve Türkiye belki cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte erken bir seçime gidecektir. Yani Anayasa normalinde uygulansa, ara seçim yapma zorunluluğu vardır. Anayasanın 78. Maddesi

terdi. Vatan savunması yapar gibi bir görüntü verdi. Cemaat emperyalist bir maşa. CHP’nin onunla beraber olması bütün inandırıcılığını yitirdi. AKP’ye güven sağladı. Bu seçimlerde CHP’nin büyük sorumluluğu var.

‘İşçi Partisi alması gereken oyu alamadı’ Ne yazık ki CHP, Türkiye’nin kurtuluş siyasetinin önünü tıkamaktadır. Haziran Ayaklanması siyasete yansımadı. Gezi ile CHP çok iç içe olmadı. CHP, Gezi’nin özünü anlayıp, oturup düşünüp bu seçimlere yansıtmadı. Bunu söyleyen İşçi Partisi oldu. Ancak İşçi Partisi’de “Aman bölünmeyelim” diye alması gereken oyu alamadı. İşçi Partisi bu özü anlatmaya çalıştı. Ama daha çok anlatmalıydı.

‘Somut program önermeliyiz’ Ne yapılması gerektiği çok düşünülmeli. Bir kere antiemperyalizmde birleşmeliyiz. Sınıfsal menfaatleri savunmada birleşmeliyiz. Böylece kitleselleşebileceğimizi düşünüyorum. Topluma somut bir

program önermeliyiz. İktidara gelirsek “problemin şöyle çözülecek” diyebilmeliyiz. Kurtuluşunu görmesi lazım. Ben bir CHP’liyim. Hakikati söyleyeceğiz.

‘Krizde yol gösterecek parti CHP değil, anlaşıldı’ CHP büyük sorunlarla baş başa.

Kısa sürede kendini toparlayabileceğini sanmıyorum. Şu anki yönetim 5 dakika bile durmamalıdır. Önümüzdeki seçimlere kadar çok ciddi bir ekomik kriz geliyor. Türkiye büyük bir ekonomik kriz ve ardından siyasi krizine girecek. Yol gösterecek partinin CHP olmadığı bu seçimle anlaşıldı.”

Komutandan ekonomi uyarısı Seçim sonuçlarını değenlendiren Eski Donanma Komutanı emekli Orgeneral Nusret Güner şunları söyledi: ‘Şeytanla ortaklık yaparım’ anlayışı CHP’yi bu hale getirdi. 5 yıl önceki CHP’yi bugün koysalar yüzde 40 oy alırdı. MHP ise milliyetçi bir parti olmasına rağmen milletin özünü ortadan kaldıran hiçbir olaya ses çıkarmadı. Her iki partinin de genel başkanı başarısızdır. Derhal istifa etmeleri gerekir. Bu seçim tablosuna göre AKP istediği kişiyi Cumhurbaşkanı

yapabilecek. Muhalefet anlaşmalı, AKP’nin karşısında yer alan kim varsa ortak aday çıkartmalı. AKP çok şımarmıştır. Artık kontrol edilemez vaziyete geldi. Küresel güçler istediğini onun vasıtasıyla yapamayacağını düşünerek başka güçler arayacak. “Siyasetle yeni bir parti getiremiyorum. Hiç olmazsa ekonomiyle getireyim” diyecek ve Türkiye ekonomik çöküntüye geçecek. 3 gün sonra yağ kuyruğuna girebiliriz.

iyi okunursa, araseçim mecburiyeti de var. - Tayyip Erdoğan, yerel seçim sonuçlarını dikkate alıp, Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığını açıklayabilir mi? Bütün bunlara rağmen bu işler sürdürülemez ve Türkiye yeni bir seçime gidecektir. Ben onu öyle görüyorum. Tayyip Bey, aday olur olmaz, sanıyorum iki aday olması da zordur.

‘Genel seçime ihtiyaç var’ - Yerel seçimlerde yüzde 51 alamamış olmasından sebep mi, yoksa sizin gördüğünüz başka bir sebep mi var? Önce, Tayyip Bey mi aday olacak Abdullah Gül mü, yoksa bir başkası mı? Burada Tayyip Bey, şansı en az olanlardandır. Ondan sonra sonra da yüzde 50 artı 1 ‘i alması gerekir. O da zor bir şeydir. Kendi oyları yetmeyecektir. BDP, HDP oyları ile birlikte ancak yüzde 50 artı 1’i alabilir. Onu alacak olmasının getireceği sonuçlar, kendi oy oranını da düşürecektir. Tayyip Bey’in ben Cumhurbaşkanlığı’na aday olacağını düşünmüyorum. Bir süreç başlamıştır, bu sürecin döndürülmesi mümkün değildir. - Başlayan süreçten neyi kastediyorsunuz? Türkiye’de rüşvet ve yolsuzluk kalıcı hale gelmiştir. Bunun tasfiyesi için

mutlak surette bir genel seçime ihtiyaç vardır. Yerel seçim bunu telafi eden bir seçim değildir. Demokrasinin değiştirebilme gücü önümüzdeki seçimlerde daha çok belli olacaktır. Bu seçim o gücün daha oluşmadığını gösteriyor.

‘Kamplaşan siyasetçiler’ - Toplumun kamplaştığını düşünüyor musunuz? Ben öyle düşünmüyorum, siyaseti yürütenleri kamplaşması var. Toplum değiştirebilme gücünü rahatlıkla kullanabilir. Bu seçim kullanamadı. Demokrasi sabır isteyen bir süreçtir, temizlenme ve sabır isteyen bir süreçtir. Türkiye’nin ciddi bir temizliğe ihtiyacı var. Bunu bir seçimde yapamamış olması, ondan sonraki seçimde yapamayacağını göstermez. Sabırla bekliyoruz. Gözlemliyoruz, Türkiye böylesine olayları yaşamadı. Normal demokratik ülkelerde hükümet gitmesi için o kadar sebep oldu

ki, bunlar seçimle telafi edilecek işler değil.

‘Oran, yozlaşmanın işareti’ - Rüşvet, yolsuzluk anlamında söylüyorsunuz... Rüşvet, yolsuzluk, yozlaşma. Büyük bir yozlaşma da var bakın ben sadece yolsuzluğu değil, yozlaşmayı da dikkate almak lazım. Seçim bile bir yozlaşmanın varlığını ortaya koyuyor. Ama ben diyorum ki sabırla, çalışmayla bu süreçi de atlatabilir Türkiye. Yani, yolsuzluk ve rüşvetin bu kadar yoğun olarak yaşandığı bir ülkede bu oy oranı bir yozlaşmanın işaretidir. Ama bunun telafi edilmesi, yine oylarla olacaktır.

E

çimleri kazanmasının ardından Ergezen ailesinin kaldığı ev, çevre illerden gelen BDP taraftarlarınca abluka altına alındı. Ergezen ailesinin bulunduğu eve çok sayıda merminin isabet ettiği ve çatışmaların sürdüğü bildirildi. Haberin

Gelişmeleri sonuçlara çarptığımız zaman ortaya çıkan ilk kaba sonuçlar şunlar: Halk yolsuzluk iddialarına inanmadı ya da önemsemedi, hırsızlığı dikkate almadı, bölücülüğü tehdit olarak görmedi, savaş tehlikesini ciddiye almadı, yasakları kendisine saymadı, özgürlük alanlarının daraltılması kendisini ilgilendirmedi, ülkenin ciddi borçlanmasının kendi bütçesine yansımayacağını varsaydı, mevcut ekonominin istikrarını istedi... Peki, öyle mi? Kuşkusuz bunda bir ölçüde doğruluk vardır ama AKP’nin kazanmasının AKP’den çok CHP’yle ilgisi var! Gelin önce seçimleri AKP açısından sonra da CHP açısından değerlendirelim:

Erdoğan’ın seçim stratejisi AKP açısından en önemli başarı nedenleri şu oldu: 1) Erdoğan, akıllı bir strateji belirledi: Parti içinde safları sıklaştırarak ayakta durabilmeyi sağladı, Türkiye sathında da tarafları kutuplaştırarak cephesine yığınak yaptı. 2) Erdoğan, düşmanı yalnızlaştırmayı becerdi. Adım adım Cemaat’i çevresindeki kuvvetlerden ayrıştırdı. 3) Erdoğan, düşmanı yalnızlaştırırken kendi cephesini genişletmeye çalıştı; a) Cemaat’in kavgalı olduğu kesimlere el uzattı, onlara olumlu mesajlar verdi. b) Dış düşman algısı yaratarak, milletle birleşmeye ve milli görüntü vermeye çalıştı. c) Milliyetçi oylara seslendi, Batı’ya mesafeli görüntü vermeye çalıştı, İstiklal Marşı dedi, Çanakkale dedi, ikinci Kurtuluş Savaşı dedi, vatan dedi, bayrak dedi... d) Ortaklık yaptığı PKK’ye seçim mesafesi koyarak rakiplerinin oy havuzuna yöneldi.

Cemaaat’le ittifak CHP’ye kaybettirdi Tüm bunlara rağmen AKP yine de kaybedebilirdi ama kaybetmedi. Neden? Daha önce de birkaç kez ifade ettiğimiz gibi iktidar boşluğunu dolduracak bir seçenek olmadığı için! Bu haliyle AKP’nin başarısını bir de CHP açısından değerlendirmemiz gerekir. Orada da karşımıza şu tablo çıkıyor: 1) Cemaatle ittifak CHP’ye kaybettirdi. Öyle ki CHP’nin güçbirliğini temsil eden Mustafa Akaydın, Yılmaz Büyükerşen, Mansur Yavaş gibi adayları seçime bir hafta kala Türkçe olimpiyatlar üzerinden Cemaat’e selam çakınca ciddi oy kaybetti! 2) Altı Ok’tan ve Kemalizm’den arınarak oy kazanacağını sanan Yeni CHP tersine oy kaybetti. Örneğin Dersim dedi, AKP’nin İnönü düşmanlığına destek verdi fakat Tunceli’yi kaybetti! Uzatmayalım, toplamda bakınca CHP AKP’nin boşluğunu dolduracak bir iktidar seçeneği olamadı. Tersine AKP CHP’nin boşalttığı alanlara girerek oyunu artırdı!

Üç büyük sorunu kim çözer?

Eski Bayındırlık Bakanı Ergezen ateş altında ski Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen seçim çalışmaları için gittiği memleketi Ahlat’ta çatışmaların ortasında kaldı. AKP Belediye Başkan Adayı Mümtaz Çoban’ın 290 oyla se-

AKP neden kazandı CHP neden kaybetti?

AKP kazanmadı muhalefet kaybetti

Yalçınbayır: Bu şartlar sürdürülemez DENİZ KAHRAMAN

maliguller@aydinlikgazete.com

T

AKP KURUCUSU, ESKİ BAŞBAKAN YARDIMCISI AYDINLIK’A KONUŞTU

Hüseyin Çelik

GÜLLER

üm sınavların şaibeli olduğu ortaya çıktıktan sonra öğrencilere sorulan soruları açıklamanın yasaklandığı, AKP Genel Başkan yardımcısının açık açık “Sayıştay raporları TBMM’ye gelirse duman oluruz” dediği, İçişleri Bakanı’nın daha sandıklar sayılırken YSK’yi “bastığı”, seçim sonuçlarının iki farklı kaynaktan bambaşka aktığı ve neticede Erdoğan’ın balkona çıkıp onca şeyden sonra “Batı’nın özlemini duyduğu demokrasi bizde var, bizde” diyebildiği bir seçimi geride bıraktık... Kuşkusuz siyaset bilimcileri için de sosyologlar için de, psikologlar için de bulunmaz bir araştırma havuzundayız... Ama biz daha basitçe soralım: AKP neden kazandı?

‘CHP, Türkiye’nin önünü tıkamaktadır’ Eski CHP İzmir İl Başkanı Turan Karakaş: AKP’ye oy veren seçmenler tapeleri inandırıcı bulmadılar. AKP’ye yabancı bir müdahale olduğuna i n a n d ı l a r. AKP’ye sahip çıkma durumu söz konusu oldu. Burada CHP son derece yetersiz kaldı. Politika, programlar ve çözümler temelinde yapılır. CHP hiçbir çözüm sunmadı. Koro halinde “Hırsız var” diye bağırdılar. Etkili olmadı, hatta ters tepki yaptı. Onlar bu kadar bağırdıkça AKP seçmeninin şüpheleri daha da arttı. Şunu da gördük; CHP, AKP’nin seçeneği değil. CHP, çözüm seçeneği değil. CHP ne zaman sağa açıldıysa oy kaybetmiştir. Ne zaman sola yaklaştıysa oy arttırdı. Bu seçimde Fethullah’la işbirliği yaptı. Onun bedelini ödedi. Az bile ödedi. Emperyalizmin işleyişi doğru kavrayamayan bir siyasi önderliğin doğru politika üretmesi mümkün değil. CHP’nin böyle bir kavrayışı olduğunu görmedik. Erdoğan’ın oy oranına şaşırmamak lazım. CHP’yi ülkesine saldırır gös-

Mehmet Ali

UFUK ÖTESİ

Hazırlayan: Gizem ERTUĞRUL KOÇ halklailiskiler@aydinlikgazete.com

hazırlandığı saatlerde durumda henüz bir değişiklik yok. Bitlis Valisi Orhan Öztürk, Ahlat’ta seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından ilçede yaşanan olaylara ilişkin, “Van, Diyarbakır ve diğer çevre illerden çok

sayıda BDP sempatizanı ilçeye geldi. Oluşan bu kalabalığa müdahalede bazı sıkıntılar yaşandığı için Muş, Van ve Batman’dan takviye kuvvet istedik” dedi. AKP’ye ait iş yerlerinin de yakıldığı ileri sürüldü.

Erdoğan geçici başarı kazandı, bu durum kesin yenilgiyi engellemeyecek. Zira Türkiye’nin önünde birbiriyle ilgili üç büyük sorun var: 1) Suriye’yle savaş tehlikesi. 2) PKK’nin özerklik hamlesi. 3) Ekonomik kriz. AKP bizatihi kaynağı olduğu için bu sorunları çözemeyecektir. Peki, kim çözecek? CHP mi? Sorunlar sistem dışından ve ancak devrimle çözülebilecek sorunlardır. Artık Türkiye bu gerçeğe göre hareket edecektir ve sandığın sokağı ve alanları boğmasına izin vermeyecektir!


1 NİSAN 2014 SALI

2014 il il yerel seçim sonuçları ADANA

MHP AKP

% 33.02

CHP

HDP

BAYBURT

AKP

CHP

MHP

% 0.88

% 29.75 % 7.26

% 31.87 % 24.85 % 7.7

% 38.52 % 7.86

ADIYAMAN

BİLECİK

AKP CHP

% 56.37

MHP

BDP

% 39.64

AKP MHP

% 55.24

AKP

SP

MHP

ELAZIĞ

% 52.03

CHP

SP

CHP

ERZİNCAN

AKP MHP

% 22.03 % 12.83 % 5.3

% 30.39 % 27.83 % 1.53

% 30.11 % 12.7

AFYONKARAHİSAR

BİNGÖL

ERZURUM

AKP MHP

% 49.32

CHP

% 42.54 % 5.35 AĞRI AKP

SP

% 45.73 % 2.77 AKSARAY

AKP MHP

% 34.85 % 6.26 AMASYA

AKP MHP

BDP

% 1.12

% 26.21 % 8.61 BİTLİS

% 1.77

% 39.43 % 5.58

HÜDAPAR DP

BOLU

% 3.09

% 49.34

AKP

SP

CHP

% 0.95

% 37.58 % 10.6

SP

% 2.76

% 44.05

BDP

MHP

BURDUR

MHP

% 30.02 % 4.9 CHP AKP

SP

% 1.11

% 59.28

BDP

ESKİŞEHİR

% 43.23 % 25.94 % 17.71 % 4.62

SP

% 2.39

% 45.25

MHP

AKP CHP MHP BDP Bağımsız

BBP

% 39.02 % 11.18 % 1.27 GAZİANTEP

AKP

% 54.18

MHP

% 1.64

% 21.9 % 11.79 % 6.17

% 42.75 % 2.61

GİRESUN

KARAMAN

CHP AKP

BDP

% 51.8

CHP

SP

MHP

KARABÜK

SP

% 44.62

CHP AKP

AKP

HÜDAPAR MHP

AKP

% 43.35

CHP

SP

MHP

% 56.73

CHP

AKP

SP

% 46.1

BDP

% 58.36

% 3.76

% 54.22

CHP

AKP CHP MHP BDP

SP

% 46.49

MHP

SP

AKP

CHP

AKP MHP

AKP

SP

MHP

% 26.56 % 14.46 % 5.57

% 45.99 % 2.4

ANKARA

BURSA

GÜMÜŞHANE

KARS

MALATYA

AKP CHP

MHP

% 43.83 % 8.02 ANTALYA

AKP CHP

CHP

% 1.47

% 28.79 % 15.52 % 2.06

% 36.26 % 3.56

ÇANAKKALE

HAKKARİ

CHP

% 54.35

MHP

CHP

BDP

MHP

MHP

AKP

% 16.64 % 10.56 % 8.07

% 22.46 % 4.9

KASTAMONU

MANİSA

SAKARYA

% 39.89

AKP MHP

BBP

AKP

% 34.39 % 24.22 % 2.09

% 35.88 % 7.35

% 1.12

% 27.54 % 2.33

% 2.08

% 45.53 % 7.13

% 0.65

% 36.67 % 18.55 % 2.23

% 27.52 % 9.16

ARDAHAN

ÇANKIRI

MARDİN

SAMSUN

BDP

BBP

CHP

AKP

% 34.63 % 10.31 % 9.14

% 42.36 % 1.38

% 1.32

ARTVİN

ÇORUM

% 46.32

AKP CHP

DP

MHP

DP

MHP

% 50.32

AKP CHP

MHP

SP

% 42.43 MHP

HDP

AKP

BĞMZ

% 51.99

CHP

BBP

AKP

% 39.06 % 15.75 % 1.02

% 27.48 % 8.81

% 2.29

% 37.59 % 2.72

IĞDIR

KIRIKKALE

% 43.89

BDP MHP

AKP

BTP

MHP

% 58.21

AKP MHP

MERSİN

% 44.67

MHP

CHP

CHP

SP

SP

BDP AKP

ISPARTA

KIRKLARELİ

MUĞLA

AKP

MHP

% 28.8 % 22.2 BALIKESİR

AKP MHP

HDP

CHP

% 2.83

% 38.99 % 22.31 % 0.86

% 39.29 % 9.91

DİYARBAKIR

İSTANBUL

% 38.59

CHP

SP

MHP

BDP

AKP

AKP

HUDAPAR CHP

CHP

% 34.78 % 4.3

BARTIN

DÜZCE

MHP AKP

CHP

SP

AKP MHP

CHP

% 37.64 % 3.7

BATMAN

EDİRNE

BDP AKP

HUDAPAR SP

% 30.78 % 7.8

% 1.59

CHP AKP

% 1.02

% 54.98

% 26.59 % 24.61 % 2.31

% 56.34

AKP

% 56.44

% 32.15 % 25.94 % 1.03

% 45.83

HDP

% 29.95 % 18.3

SP

AKP

% 3.27

% 47.82

MHP

CHP

% 34.99 % 24.44 % 0.62

% 28.79 % 18.3

% 1.36

% 37.38 % 6.3

KIRŞEHİR

MUŞ

MHP

% 39.96 % 4.65

% 4.16

% 30.39 % 24.22 % 1.48

% 41.54 % 3.14

KİLİS

NEVŞEHİR

% 50.11

CHP AKP

MHP

% 2.38

% 35.65 % 8.24 K.MARAŞ

AKP

CHP

HDP

% 48.25

MHP

İZMİR

CHP AKP

AKP

% 50.92

AKP

BDP

SP

AKP

MHP

CHP

BBP

MHP

% 2.9

% 39.93 % 3.02

% 2.52

% 42.85 % 1.78

KOCAELİ

% 58.69

AKP

% 50.57

DSP

MHP CHP

BBP

CHP

% 10.23

% 32.01 % 5.38

% 1.22

% 26.12 % 14.37 % 5.00

MHP

SP

CHP

NİĞDE

AKP MHP CHP

% 3.04

% 30.8 % 13.41 % 9.32

BĞMZ

UŞAK

AKP

% 43.23

AKP

MHP

SİVAS

CHP

BBP

% 53.25

BDP

HÜDAPAR

AKP

% 1.12

% 41.82 % 1.21

SP

YALOVA

CHP

% 0.74

% 42.98

AKP

SP

CHP

MHP

HDP

% 1.25

% 42.97 % 5.38

% 3.58

% 58.00

AKP

MHP

YOZGAT

% 56.09

AKP

MHP

BBP

CHP

MHP

MHP

BBP

CHP

% 2.61

% 30.84 % 4.84

% 3.79

% 38.12 % 2.66

% 1.52

% 52.72

HDP

CHP

% 54.21

HDP

% 41.36

AKP

SİNOP

MHP

AKP

HDP

% 49.28

HDP

SP

% 36.85 MHP

CHP

CHP

SP

SP

BBP

DENİZLİ

MHP

% 42.46

BDP

VAN

AYDIN

AKP

% 25.45 % 11.88 % 2.69

% 49.39

% 28.44 % 27.74 % 10.03 % 41.67 % 4.39

CHP

% 4.21

TUNCELİ

SP

SİİRT

% 30.53 % 20.09 % 2.86

% 38.04

MHP

% 30.96 % 22.83 % 0.81

% 42.57 % 10.88 % 0.82

% 45.16

% 58.32

% 26.66 % 16.18 % 1.72

% 34.97 % 11.77 % 1.21

% 45.02

% 2.83

% 2.29

% 37.24 % 13.85 % 0.74

% 43.37

AKP

SP

MHP

BDP

CHP

CHP

CHP

% 53.63

AKP

MHP

HÜDAPAR

% 31.94 AKP

CHP

AKP

MHP

% 57.7

CHP

CHP

HDP

CHP

MHP

% 53.57

CHP

SP

HDP

% 51.96

TRABZON

HDP

% 67.85

MHP

AKP

TOKAT

RİZE

BTP

% 34.8

% 37.72 % 12.47 % 1.57

% 39.00 % 5.28

% 25.09 % 24.99 % 19.41

KAYSERİ

% 0.91

% 37.24 % 10.17 % 2.58

AKP

HATAY

MHP

% 1.65

SP

MHP

AKP

% 47.09

CHP

% 1.31

% 45.69

CHP

SP

AKP

CHP

AKP

BDP

% 45.59

CHP

SP

% 63.29

AKP

CHP

MHP

% 61.77

AKP

OSMANİYE

TEKİRDAĞ

% 48.64

HDP

AKP

AKP

SP

% 28.31

MHP

MHP

CHP

HDP

MHP

AKP

BBP

% 36.07

MHP

AKP

% 35.91 % 8.72

SP

% 38.92 % 12.06 % 1.35

% 57.58

% 5.73

% 18.55 % 7.42

% 35.4 % 17.18 % 1.16

% 49.58

CHP

% 2.17

% 36.32 % 17.01 % 2.71

% 44.67

CHP

SP

AKP

% 52.66

AKP

MHP

KÜTAHYA

ORDU

% 64.25

SP

% 52.33

CHP

KONYA

ŞANLIURFA

AKP

% 61.24

SP

BDP

% 1.44

% 31.58 % 2.33

% 40.47 SP

% 35.41 % 21.08 % 1.5

SP

ŞIRNAK

BDP AKP

MHP

% 38.89 % 3.04

ZONGULDAK

CHP

% 38.79

MHP

AKP

% 2.14

% 37.81 % 19.63 % 1.94

% 60.9 HÜDAPAR

% 2.32

MHP

SP

Resmi olmayan sonuçlardr. Cihan Haber Ajans verileri esas alnmtr.


1 NİSAN 2014 SALI

Bundan sonra ne olacak? Türkiye Türkiye ağır ağır bir bir ekonomik ekonomik krize krize yuvarlanıyor.. yuvarlanıyor.. Ekonomide Ekonomide artan artan kırılganlık.. kırılganlık.. Yoldaki Yoldaki zamlar.. zamlar.. PKK’nın PKK’nın özerklik özerklik hazırlığı hazırlığı ve ve Suriye’yle Suriye’yle savaş savaş mesajları... mesajları...

H

Erdo Erdo ğan, balk on Erdo Erdo Erdoğan, konu ğan, ğan, ğan,balk şma balk balk balkon on on onkonu konu konu konuşma “Sur sındaki iye’y şma şma şmasınd aki “Sur le sınd sava aki “Sur “Sur “Suriye’y iye’y iye’y iye’yle le le lesava sava sava savaşşşşş halin deyi halin z” sözle halindeyi riyle deyi deyi deyiz” Dışiş z” z” z”sözle leri’n sözle sözle sözleriyle deki riyle riyle riyle,,,,,Dışiş sava sava Dışiş Dışiş Dışişleri’n deki şşşşş leri’n leri’n leri’n deki sava sava sava topla topla ntıla rının topla topla toplantıla mını ntıla ntıla ntılarının deva devamını gele rının rının rınındeva ceği deva nin mını mını mınınnnnngele işare gele gele geleceği ceği ceği ceğinin nin nin ninişare tlerin tleriniiiiverd işare işare işaretlerin verd verdiiiii tlerin verd

2

014 yerel seçim sonuçlarından sonra, iç ve dış siyasetteki krizin, ekonomide de acı tabloyla birleşeceği bütün gözlemcilerin ortak kanısı. Önümüzdeki günler, seçimlerden birinci parti olarak çıkan AKP’nin iktidarı açısından sallantılı bir dönem olacak.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine krizle gidiyor İlk sınav Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde. Seçimlerin ilk sonuçlarına atıfla Batı basınında yapılan Tayyip Erdoğan’ın Çankaya adaylığı iddiası gerçeği yansıtmıyor. AKP, Çankaya’ya adaylık konusuna krizle giriyor. Erdoğan için, Çankaya defterini kapattı. Hesabını, Süper Başkanlığa değil, süper Başbakanlığa göre yapıyor. Öncelikle AKP koalisyonundaki çatırdama buna neden oldu. Abdullah Gül, Çankaya hesabından vazgeçmiş değil. Fakat daha önemlisi, yerel seçimlerde de ortaya çıktığı gibi, AKP’nin çıkaracağı adayın karşısına yüzde 60’ı aşan oranda destek alabilecek bir kuvvet var.

Devleti yönetemiyor AKP, iktidarda ama devleti yönetemiyor. Elindeki iktidar mekanizmasını hukuk dışı ve cebir yoluyla kullanarak iktidarını sürdürüyor. Fakat, devlet kurumları içinde ciddi bir uyumsuzluk ortaya çıkmış durumda. Kurumların birbirini suçladığı, birbiriyle mücadele ettiği, her bir kurumun içinde iç mücadelelerin yaşandığı bir devlet krizi ortaya çıktı. Devlet krizinin daha fazla büyüyeceği,

“Halk özerkliğe ve Öcalan’a evet dedi” diye manşet attı.

giderek çetrefilleşeceği saptanıyor.

Suriye savaşı kapıda Rusya’nın Sesi’nin haberine göre Suriye, uçaksavar bataryalarını Türkiye sınırına konuşlandırdı. Tayyip Erdoğan’ın, ABD’nin bütün taleplerini karşılayacak durumda olduğu saptanıyor. ABD ise, Suriye karşısındaki yenilgisini kabul edemiyor ve operasyonu devam ettiriyor. Tayyip Erdoğan önceki akşam seçim sonuçları üzerine yaptığı konuşmada dikkat çekici bir ifade kullandı. “Suriye şu anda bize savaş ilan etmiş durumda” dedi. Bu sözler, AKP’nin Suriye’ye yö-

nelik müdahale için kamuoyu oluşturma çabasının bir parçası olarak nitelendi.

Güneydoğu’da özerklik kalkışması AKP’nin Suriye’ye ABD adına yapacağı operasyon, sonuç olarak kuzey Suriye’de PKK’nın önünü açacak. Buna paralel olarak, Türkiye’nin güneydoğusunda BDP il ve ilçelerde başkanlıkları artırdı. PKK yöneticileri, seçimin hemen öncesinde “4 ilde kanton ilan edeceğiz” diye açıklamıştı. Özgür Gündem gazetesi dün

Ekonomide kriz Ekonomide krizin iki boyutu var. Bir; sıcak para ihtiyacı ve borç ödemeleri. İki; zamlar. Elekriğe, benzine, doğalgaza zam ve bunların zincirleme etkisiyle diğer zamlar. Gözlemciler, Ortadoğu’daki kimi dengelerin değişmesi ve iç istikrarsızlığın derinleşmesi nedeniyle Hükümet’in sıcak para bulma konusunda sıkıntısının artacağını vurguluyor.

TBMM’deki muhalefet sınıfta kaldı CHP ve MHP, oylarını esas olarak artıramadı. CHP daha önce bulunan 4 belediye başkanlığını, MHP de 3 belediye başkanlığını kaybetti. CHP ve MHP, AKP karşısında bir iktidar seçeneği yaratamadı. AKP, dış destekli Fethullah Gülen örgütüyle mücadele görüntüsüyle oy toplarken, CHP ve MHP Türkiye’deki sistem krizine çözüm sunamayan politikalarıyla sınıfta kaldı. Önümüzdeki dönemin en önemli gündemi, Türkiye’nin sistem krizine çare olacak, çözüm üretecek milli iktidar seçeneğini yaratmak olacak.

PKK, seçimden sonra PKK, seçimden sonra PKK,seçimden sonra seçimdensonra PKK, PKK, seçimden sonra Güneydoğu’daki ilde Güneydoğu’daki Güneydoğu’daki Güneydoğu’daki Güneydoğu’daki4444ilde ilde ilde kanton hazırlıklarına hazırlıklarına kanton kanton kantonhazırlıklarına hazırlıklarına başlayacaklarını ilanetmişti etmişti başlayacaklarını başlayacaklarınıilan

İşçi Partisi Genel Sekreteri Serhan Bolluk, Türkiye’yi birkaç ay içerisinde ekonomik krizin beklediğini vurgulayarak, AKP’nin aldığı oyun, yıkılışını önleyemeyeceğini söyledi

Y

‘Oy karın doyurmayacak’ İşçi Partisi Genel Sekreteri Serhan Bolluk, ekonomik göstergelere dikkat çekerek şu tespitlerde bulundu: “Türkiye ciddi bir ekonomik ve siyasi krizin içine yuvarlanıyor. Tayyip Erdoğanların bu krizde yapacakları en ufak bir şey yok. Türkiye’nin genel durumu budur. AKP seçimden zaferle çıktığını iddia ediyor. Bu zaferin birkaç

ay içerisinde neye dönüştüğünü hep beraber göreceğiz. 2-3 ay sonra sandıktan çıkan oylar karın doyurmayacak. Maaşlar bu oylarla ödenmeyecek. Mart ayında iç piyasaya otomotiv satışları yüzde 40 daraldı. Şubat’ta da yüzde 17 daralmıştı. Lokomotif görevi gören konut sektöründe büyük sıkıntı var. Türkiye’nin ekonomisi sandıktan çıkan oylarla yürütülemeyecek. “CHP ve MHP’nin kutulara istiflenen paraları milletin önüne getirmekten başka yaptıkları hiçbir şey yoktur. MHP’nin zaten söylediği hiçbir şey yok. CHP “Hırsız var” demek dışında bir şey yapmıyor. En ufak bir çözüm getirmiyor. Türkiye’nin önündeki sorunlara karşı, Türkiye’yi tehdit eden gelişmelere karşı en ufak bir çözümleri yok. Bu sandık sonuçlarında bunun da etkisi büyüktür. F tipi çetenin desteğine sığınmanın bedelini ödemişlerdir.”

farac65@gmail.com twitter.com/FARACYAZIYOR

yaklaşılırken halk umutlandı... CHP işte tam bu sırada ne yazık ki hırsızlığa karşı “panzehir” stratejisini uygulamaya koyamadı... Yani AKP’nin yolsuzlukla sarsıldığı bir dönemde, iktidarın karşısına şaibesiz ve yepyeni bir aday çıkartamadı... Erdoğan’ın miting alanlarında, Sarıgül’ün “yolsuzluk nedeniyle CHP’den atıldı”ğına ısrarla vurgu yapması ve Şişli’deki imar yolsuzluklarının ayyuka çıkması, kitlelerin kafasını iyice karıştırdı... Oysa CHP, Kılıçdaroğlu’nun karşısında genel başkanlık planları olan yıpranmış Sarıgül yerine yeni bir ismi “temiz siyaset” sloganıyla sahneye çıkartabilseydi seçimi alma ihtimali daha da büyüyecekti... Bu konudaki uyarılarımız da iktidar hırsıyla rotasını şaşıranlarca ne yazık ki göz ardı edildi...

F

enerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, görevli hakim ile eski yönetici Recep Özcan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada karar çıktı. Yıldırım, 22 bin 100 lira para cezasına çarptırıldı. Anadolu Adalet Sarayı 22. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki görülen ilk duruşmaya Recep Özcan ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada söz alan Özcan, Yıldırım

CHP’nin ikinci hatasına gelince... İşte bu hata yalnızca İstanbul’da değil, CHP’nin kalelerinden Artvin başta olmak üzere Ordu, Antalya ve Alevi yurttaşların yoğun olduğu Mersin’de bile ana muhalefete seçim kaybettirdi... MHP kökenli Mansur Yavaş’ın büyükşehirde CHP’nin oylarını arttırmasına sevinenler, Ankara’nın ilçelerindeki hezimeti de bu kapsamda sorgulamalı... Erdoğan Toprak, Faik Tunay, Aydın Ayaydın gibi CHP’li vekillerin cemaat ilişkileri, Kılıçdaroğlu’nun cemaat okullarını ziyaret etmesi, ABD’de Cemaat’le temas, Washington’dan CHP Genel Merkezi’ne gelen cemaat derneklerinin iletişiminin, CHP tabanında infial yarattığını da göz ardı etmeyiniz... Çünkü CHP liderinin sağa açılma yanılgıları, Sarıgül’ün “Cemaat zulüm yapılıyor” şeklindeki vahim açıklamalarıyla birleşince, Atatürkçü kesim partiden uzaklaştırıldı...

CHP seçmeni, AKP’nin cemaate “Haşhaşi” ve “çete” diyerek taarruz ettiği bir dönemde, Atatürk’ün partisinin tarikatçılık oynamasına tepki gösterdi ve Türkiye genelindeki çok önemli bölgelerde CHP’yi cezalandırdı... Sonuçta CHP başta İstanbul’da olmak üzere birçok bölgede yanlış aday, yanlış strateji ve ideolojik erozyon yüzünden kaybetti... Altıok’tan uzaklaşılması tabanda tepki çekti, kitlelerin heyecanı kaybettirildi... Çünkü AKP’nin yolsuzluk batağında, üstelik cemaatle savaştığı bir dönemde, Sarıgül’ün liderlik hesaplarını dağıtan kimi CHP kurmayları bu vahim seçim sonucuna eminim seviniyorlardır!.. Ana muhalefet yönetimi şu rezaleti de iyi sorgulamalıdır; CHP, İstanbul’da kendi kadrolarını biçerek Sarıgül’ün TDH’sına teslim ettiği ilçelerin tamamında niçin hezimete uğradı?..

Tanrıkulu batırdı!.. BDP’li Ahmet Türk’ün Kılıçdaroğlu’na özel mektubu, Hikmet Çetinkaya gibi Cumhuriyet çalışanlarıyla medyadaki kimi liboş yazarcıkların pazarlama teknikleriyle CHP’ye zorla monte edilen Sezgin Tanrıkulu’nun parti tabanında tepki çeken politikaları Güneydoğu’da CHP’yi tamamen sildi... Doğu ve Güneydoğu’nun birçok kentinde MHP ile Hizbullah’ın partisi HÜDAPAR bile CHP’den fazla oy aldı...

2001 seçimlerinde, Diyarbakır’daki akrabalarının yaşadığı kendi köyünden bile CHP’ye oy çıkmayan Tanrıkulu ve CHP içindeki uzantılarının yanlış politikaları, yalnızca Güneydoğu’dakileri değil, Batıdaki Kürt yurttaşları bile CHP’den uzaklaştırdı... Sonuçta, BDP tandanslı siyaset ve adı “CIA’nin yan kuruluşu”yla anılan Tanrıkulu’nun hatalı yönlendirmeleri Kılıçdaroğlu’nun memleketi Tunceli’de bile CHP’ye seçim kaybettirdi...

İzmir’deki vahim tablo... Dr. Serhan Serhan Serhan Dr. Dr. Serhan Bolluk Bolluk Bolluk Bolluk

‘Aldığı oy yıkılışını önleyemez’ İşçi Partisi’nin seçim kampanyası boyunca Türkiye’yi bekleyen bu tehlikeleri anlattığını belirten Bolluk, seçimlerde bekledikleri oyu alamadıklarını söyledi. Bolluk, “Öte yandan milletimizin öncüleri büyük bir hızla İşçi Partisi’nde toplanıyorlar. Son 6 ay boyunca gözlediğimiz en önemli gelişme budur. Türkiye’nin geleceğini belirleyecek de budur” dedi. 27’si general, 230 emekli komutanın seçimden önce İşçi Partisi’ni desteklediklerini ilan

ettiğini anımsatan Bolluk şöyle devam etti: “Türkiye’ye birkaç ay içerisinde o birikim, o örgüt lazımdır. Türkiye, İşçi Partisi’ni burada görecektir. Kriz koşullarında devrimci çözüm parlayacaktır. Daha doğrusu ortada bir tek o kalacaktır. Tayyip Erdoğan yıkılıyor. Erdoğan’ın yıkılışını değil yüzde 50, yüzde 60 oy da önleyemez. Bu oylar Tayyip Erdoğanların, Abdullah Güllerin, Fethullah Gülenlerin mafya, tarikat, gladyo iktidarının yıkılışını önleyemeyecek.”  AYDINLIK / ANKARA

Mahkeme, Aziz Yıldırım’a para cezası verdi Aziz Aziz Yıldırım Yıldırım Yıldırım

ep söyleriz; siyaset matematik işidir diye... Yani ne balon şişirmek, ne hayal kurmak, ne uçuk beklentilerin kölesi olmak siyasette kimseyi zirveye taşıyamaz... Ne yazık ki CHP’nin İstanbul’da kaybedeceği baştan belliydi... Çünkü CHP yanlış adayla yanlış bir seçim stratejisi uyguladı ve beklenen hezimetten kurtulamadı... Bakınız, CHP’ye kaybettiren iki çıkmazın kilometre taşları dizilirken hangi hatalar yapıldı: AKP 17 Aralık’ta patlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla sarsılmaya başlayınca kitlelerde iktidarın yıkılacağı yolunda bir beklenti baş gösterdi... Muhalefet çekim merkezi olmaya başladı... Kasetler, görüntüler, ses bantları, rüşvet ve yolsuzluk ilişkileri tutuklamalar ve bakanların istifası AKP’yi sarsarken adım adım yerel seçime

Mehmet FARAÇ

Muhalefeti Cemaat vurdu!..

‘Krize çözümleri yok’ erel seçim sonuçlarını değerlendiren İşçi Partisi Genel Sekreteri Dr. Serhan Bolluk, Türkiye’nin ciddi bir ekonomik krize yuvarlandığına dikkat çekerek, “Maaşlar bu oylarla ödenmeyecek” dedi. AKP, CHP ve MHP’nin yaklaşan krize karşı en ufak bir çözümleri olmadığını vurgulayan Bolluk, “Kriz koşullarında ortada bir tek devrimci çözüm kalacaktır. Türkiye İşçi Partisi’ni burada görecektir” diye konuştu.

CHP’ye İstanbul’da kim kaybettirdi?..

MED CEZİR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ile uzlaşma talebinin olmadığını ve şikayetinin devam ettiğini belirtti. Özcan’ın avukatı Ertuğrul Yönet da, Aziz Yıldırım’ın hakaret suçunu işlemeyi meslek haline getirdiğini söyledi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Aziz Yıldırım’ın, 27 Haziran tarihinde Kadıköy’de düzenlediği basın toplantısında bazı sözlerin Anadolu 5. Asliye Hukuk Mah-

kemesi hakimi Dilek Gökkoyun ve Fenerbahçe Spor Kulübü eski yöneticisi Recep Özcan’a hakaret içerdiği öne sürülüyordu. Savcılık, bu nedenle Aziz Yıldırım’ın hakim Dilek Gökkoyun’a basın yoluyla hakaretten 1 yıl 4 aydan 2 yıl 8 aya kadar, Fenerbahçe Kulübü eski yöneticisi Recep Özcan’a basın yoluyla hakaret etmekten de, 4 aydan 2 yıl 8 aya kadar hapis cezası istiyordu.

CHP İzmir’de, büyükşehir kazanmakla mutlu olmamalı... Çünkü madalyonun diğer yüzünde ciddi kayıplar var... Düne kadar kentteki 29 belediyeyi elinde tutan CHP, Pazar günkü seçimde önemli merkezlerde ne yazık ki mağlup oldu... CHP; Aliağa, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Ödemiş,

Selçuk ve Torbalı’yı kaybetti... 2009’de oy oranı yüzde 55 olan CHP, Pazar günkü seçimde yüzde 49.5’e düştü... CHP, İzmir’de büyükşehiri kazanarak bir başarı kazanmış gibi görünmesine rağmen hem oy oranındaki düşüş hem de ilçelerin yüzde 30’nun kaybedilmesi parti tabanında ciddi tartışmalar başlattı...

Hezimetin asıl sebebi?.. Pazar günkü seçim sonuçlarıyla birlikte, “Benim hırsızım iyidir” hastalığının toplumda bir salgına dönüştüğü de artık net olarak ortaya çıkmıştır... Çuvaldızı kendimize batırmamız lazım; Türkiye’nin günümüzdeki siyasal tablosunda tek suçlu AKP değil... Tüm yolsuzluk ve rüşvet rezaletleri, Suriye batağı, işsizlik ve yoksulluğa rağmen kitlelerde derin bir duyarsızlık olduğunu bu köşede defalarca yazdık... Hatta 10 milyon 500 bin Yeşil Kartlı’nın olduğu bir ülkede AKP’nin 21 milyon oy almasının iyi sorgulanması gerektiğine de dikkat çektik... Ve asıl çıkmazı hep vurguladık... AKP ile AKP’lileşerek mücadele edilemeyeceğini, kararlı ve rotalı siyasetin kaçınılmaz olduğunu bağıra bağıra duyurmaya çalıştık... Sağa açılma, cemaat ve tarikatlardan nemalanma beklentilerinin, “Dimyata pirince

giderken evdeki bulgurdan edeceğini” vurguladık ve özellikle de CHP’ye ciddi uyarılar yaptık ancak kimi gafillerin eleştirilerine uğradık... Oysa “Yeni CHP”; bünyesinde CHP’li olmayanların yanlış uygulamaları, cemaatle kucaklaşmalar ve sağa açılma iddiasıyla yaşatılan erozyon AKP’yi yine tek seçenek haline getirdi... Bilmem muhalefet bundan sonra uyanacak mı?.. Siyasette; kitleler kucaklanırken, kendi ideolojisinden sapmanın, kendi asli kadrolarını tasfiye etmenin hezimetten başka bir şey getirmeyeceğini gördü mü?.. Kimse erken uyarı demesin; merkez sağdaki boşluk giderilmeden Atatürk’te birleşilmeden, “Aslanlı Yol”da yürünmeden; CHP yeniden kendi ideolojisini savunan kadrolarla yönetilmezse, 2015 seçimlerinde muhalefeti ne yazık ki yeni bir hezimet bekleyecek... Siyaseti geçtik artık, ülkeye çok yazık oluyor...


1 NİSAN 2014 SALI

Bozgun ve baskın erken seçim!

S

eçimin birinci kaybedeni Fethullah Gülen’dir.

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan Süleyman Aslan.

Süleyman Aslan Halkbank’tan çıkarıldı



Halkbank Yönetim Kurulu Üyesi ve eski Genel Müdürü Süleyman Aslan, Genel Kurul’da kabul edilen yeni yönetim kurulu listesinde yer almadı. Halkbank’ın dünkü genel kurul toplantısında, Hasan Cebeci, Süleyman Kalkan, Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Emin Süha Çayköylü, Nurzahit Keskin, Ahmet Yarız ve İsmail Erol İşbilen’in görevlerinin devamına, Sadık Tiltak ile Yunus Karan’ın üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliklerine seçilmesine karar verildi. Genel Kurul’da kabul edilen teklifle, Süleyman Aslan ile Sabahattin Birdal yeni yönetim kurulunda yer almadı. Yolsuzluk iddiaları üzerine 17 Aralık’ta başlatılan soruşturma öncesinde Yönetim Kurulu üyeliği ve Genel Müdürlük görevlerini yürüten Aslan’ın söz konusu soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından, 7 Şubat’ta bankanın genel müdürlüğüne ve Ahmet Kahraman’ın vefatıyla boşalan yönetim kurulu üyeliğine Taşkesenlioğlu atanmıştı. Aslan, 14 Şubat’ta tahliye edilmişti.

İkinci kaybedeni Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Üçüncüsü ise Devlet Bahçeli’dir. Bu seçimle bir efsane çökmüştür. F tipi yapının yüzde 10 oyu olduğu yalanı tescillenmiştir.

Kılıçdaroğlu ne yapmalı? Onca hırsızlık ve yolsuzluk iddiasına ve çöküşe rağmen AKP hala nerede ise iki kişinin birinden oy alıyor ise lamı cimi yok CHP ile MHP iki seksen yere uzanmıştır. Olması gereken Kılıçdaroğlu ile Bahçeli’nin derhal istifalarıdır. Öyle çünkü bu iki isim CHP ve MHP’nin başında olmaya devam ederse AKP ipi hep göğüsleyecektir. Evet CHP ile MHP

yenilenmez ise önümüzdeki seçimlerin sonucu bugünden bellidir. Hakkını teslim edelim Kemal Kılıçdaroğlu bu seçim sürecinde çok çırpındı ama olmuyor olamıyor zira geniş kitlelere güven telkin etmede zorlukları var. Dersim saplantısı toplumda kuşku yaratıyor. Dramatik olan Dersim söylemine rağmen Kılıçdaroğlu’nun memleketi olan Tunceli’yi kaybetmesidir.

Bahçeli ile olmuyor Devlet Bahçeli de aynı Kılıçdaroğlu misali topluma ümit veremiyor. Son kampanyada eskiye oranla daha fazla miting yaptı ama verdiği mesajlar ortadaydı. Türk bayrağı yasaklanır, TC’ler devlet dairelerinden sökülür, Kur’an’a hakaret edilir ve Özerk Kürdistan

eşikte iken Bahçeli bu konuları bir kez olsun ağzına bile almadı ve o da Kılıçdaroğlu gibi sadece yolsuzluk üzerinden etkisiz muhalefet yaptı. Dahası, yakından biliyorum pek çok televizyon kanalından defalarca çağrılmasına rağmen hiç birine çıkmadı. Bir siyasi parti genel başkanını düşünün. Bugünün konjonktüründe televizyonsuz siyaset yapsın ki işte bu Bahçeli’dir. Söyleyin bunun adı Bahçeli’nin MHP’ye ayak bağı olması ya da MHP’yi frenlemesi değil midir? Düşündürücü olan uygun ortama rağmen alınan sonucun Bahçeli tarafından başarı diye sunulması ve MHP içinden buna zerre bir tepkinin gelmemesidir. Manzara ortada bozgunun üç sorumlusu Fethullah Gülen, Kılıçdaroğlu ve

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Sabahattin ÖNKİBAR sonkibar@gmail.com

Bahçeli’dir. Maalesef CHP ile MHP liderliği F tipi yapıya kuyruk olarak Tayyip Erdoğan’a istismar imkanı vermişlerdir.

Erken seçim ve güç birliği CHP ile MHP, F tipi yapı yerine İşçi Partisi ile beraber üçlü olarak güç birliği oluştursalardı çok daha etkili bir sinerji yaratabilirlerdi. Seçim sonuçlarından sonra bir başka hükmümüz AKP’nin soldan değil sağdan yıkılabileceğine dair tezimizin kanıtlanmasıdır ki eğer merkez sağda muhafazakar eksenli yeni bir oluşum olmaz ve AKP’den oy koparılmazsa

gelecek seçimlerin galibi yine Tayyip Erdoğan’ın partisi olacaktır. Gelelim bundan sonraki seyre? Ekonomik belirsizlik ortada. Keza PKK ile Apo tahsilat talep edecek. Dolayısı ile lamı cimi yok Cumhurbaşkanlığı seçimi ile beraber erken genel seçim gündemdedir. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı henüz kesin değildir ama kararı ne olursa olsun erken seçim kararı yakın bir tarihte ilan edilecektir. Muhalefette yapılması gereken yeni bir iktidar modelinin bugünden inşasına başlanmasıdır...

STOCHOLM BÜYÜKELÇİSİ KAYA TÜRKMEN:

AİHM kararı gerçekten milattır Devletin çok önemli organlarında çalışmış ve şimdi Stocholm Büyükelçiliği yapan Kaya Türkmen, AİHM kararını değerlendirdi. Türkmen, ‘Tarihi yargılamak parlamentolara düşmez’ dedi

Kemal Kılıçdaroğlu

Bayram Meral

CHP, İş Bankası’na eski milletvekillerinin çocuklarını atadı AYDINLIK/ANKARA



CHP İş Bankası Yönetim Kurulu’na eski milletvekillerinin çocuklarını atadı. CHP kontenjanından atanan yeni üyelerden birisi eski milletvekillerinden Bayram Meral’in oğlu Kemal Meral, diğeri de eski milletvekillerinden Mehmet Moğultay’ın oğlu 1979 doğumlu Ulaş Moğultay. Bu değişiklik İş Bankası tarafından KAP’a bildirildi. İş Bankası’na CHP kontenjanından yapılan atamalar tartışma konusu oldu. İki üyenin de eski CHP milletvekillerinin çocuklarından oluşması tepkiyle karşılanırken, ataması yapılan kişilerin konunun uzmanı olmaması da eleştirildi. Bazı eski CHP yöneticileri Aydınlık’a yaptıkları açıklamada CHP yönetiminin Atatürk’ün mirasına hoyrat davranıldığını öne Mehmet Moğultay sürerek, “Bu kurumlara bankacılık uzmanı kişiler atanmalıydı. Partimizde bunlardan çok sayıda var. Bunların yerine arkadaş çocuklarının atanması kabul edilebilir değil. Bu atamalar AKP’nin yandaş atamalarını aratmıyor. Çok yazık” dedi. Bu arada Kemal Meral’in İş Bankası yönetimine atanmasına yasal engel bulunduğu iddiaları da gündeme getirildi.

Kars Kağızman’da MHP- BDP gerginliği



Kars’ın Kağızman ilçesinde önceki gece seçimlerin ardından çıkan olaylar büyüdü. İlçe merkezinde devam eden olaylarda açılan ateş sonucu 2 kişi vurularak yaralandı. 30 Mart yerel seçimlerinde Kars Kağızman’da 3.663 oya karşı 3.428 oyla seçimi MHP’ye kaptıran BDP’lilerin itirazı ile başlayan gerginlik büyüdü. BDP’lilerin eylemi sırasında bazı işyerlerinin taşlandığı ve çıkan olaylara polisin bastırmaya çalıştığı öğrenildi. İlçeye Kars’tan da çok sayıda takviye polis ekibi sevk edildiği bildirildi. Olaylarda açılan ateş sonucu BDP’li ileri sürülen öğrenilen 2 kişi yaralandı. Yaralılar ambulansla hastaneye kaldırılırken, 1’inin durumunun ağır olduğu ifade edildi. Olaylarda yarlanan ve henüz kimlikleri açıklanmayan 2 kişi Kağızman Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Öte yandan polisin ilçede sıkı güvenlik önlemleri aldığı öğrenildi.

“Soykırım’ son derece kesin bir biçimde tanımlanmış ve ispat şartları tespit edilmiş bir suçtur. Bir suça da ancak yetkili mahkemeler karar verir. 1915 olayları konusunda böyle bir mahkeme kararı yoktur. Parlamentoların mahkemelerin yerine geçerek 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlamaları kabul edilemez. Riksdag’ın 2010 yılında kabul ettiği karar da aynı niteliktedir. Türkiye olarak böyle bir kararı kabul etmemiz mümkün değildir. Vatandaşlarımızın karara yönelik tepkileri haklıdır.

ABDULLAH GÜRGÜN / STOCHOLM sveç Stockholm’de Ekim ayından bu yana görev yapmakta olan Büyükelçi Kaya Türkmen İsveç Temsilcimiz Abdullah Gürgün’ün sorularını yanıtladı. AİHM’nin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ilgili kararı konusunda konuşan Türkmen, “Özgür, demokratik ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı toplumların temel unsuru olan ifade özgürlüğünün korunması bakımından gerçekten de bir milat teşkil etmektedir. İsviçre Hükümeti davayı temyize götürmüştür. Bu hukuki sürecin bitiminde de sağduyunun galip geleceğini ümit ediyorum” dedi. Dışişleri Bakanlığının “Perinçek kararı” olarak bilinen kararı “milat” olarak değerlendirilmesiyle ilgili Türkmen şunları söyledi: “AİHM’nin bugünkü kararı; “özgür, demokratik ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı toplum-

İ

Stockholm Büyükelçisi Kaya Türkmen (solda) İsveç temsilcimiz Abdullah Gürgün’ün (sağda) sorularını yanıtladı. ların temel unsuru olan ifade özgürlüğünün korunması” bakımından gerçekten de bir milat teşkil etmektedir. AİHM kararının, gerek tarihin ve hukukun siyasileştirilmesine gerek tarihe tek taraflı bakışın hukuk yoluyla tescil ettirilmeye çalışılmasına

yönelik girişimlere karşı önemli bir uyarı olduğu aşikârdır.”

‘Bu karar kabul edilemez’ İsviçre hükümetinin davayı temziye götürdüğünü hatırlatan Büyükelçi, hukuki sürecin bitiminde sağduyunun galip gele-

ceğini ümit ettiğini belirtti. “İsveç Meclisi’nin 11 Mart 2010 tarihinde Türklerin Ermenilere, Asurilere, Süryanilere, Keldanilere ve Pontus Rumlarına soykırım yaptığı yolunda aldığı karar hakkındaki” sorumuzu Türkmen şöyle yanıtladı:

You Tube gibi sosyal medyaların kapatılması, Erdoğan’a yönelik eleştiriler, insanları sandık başına itti ancak seçim sonuçları, Erdoğan’ın şahsi zaferini gösterdi” diye yazdı.

Ağır tehditler Berlingske Gazetesi, “Erdoğan zaferini ilan ederken muhalefeti de tehdit etti” başlığını kullandığı verdiği haberde şöyle konuştu: “Erdoğan seçimlerde elde ettiği zaferi ilan ederken, kendisini yolsuzluk ve yetkilerini kötüye kullanmakla suçlayan muhalefet ve

rakiplerini tehdit etti. Yolsuzluk ve ülke güvenliğini tehlikeye atmakla suçlanan Erdoğan rakiplerinin suçlamaları pahalıya ödeyeceklerini söyleyerek ağır tehditte bulundu.” Ekstra Bladet Gazetesi de “Erdoğan seçimi kazandı ve rakiplerini tehdit etti” manşeti ile verdiği haberde, “Erdoğan ve İslam partisi AKP yerel seçimleri kazandı. Erdoğan’a yönelik yolsuzluk suçlamaları nedeniyle yerel seçimler bir çok uzman tarafından Erdoğan’a karşı referandum olarak görüldü. Erdoğan şimdi rakiple-

Türkiye’nin bu konudaki tutumu bellidir. Tarihi yargılamak parlamentoların işi değildir. Türkiye’nin soykırım suçunu işleyip işlemediğine parmak kaldırılarak karar verilemez. Dolayısıyla TBMM’nin de Laponlar konusunda bir karar alması aynı şekilde yanlış olur.”

WSJ: Türkiye’de siyasi istikrarsızlık sürecek

Batı basını: Erdoğan muhalefeti tehdit etti Türkiye’deki yerel seçimlerin neticelerine geniş yer ayıran İskandinav ülkeleri medyası, “Erdoğan seçim zaferinden sonra muhalefeti tehdit etti” başlıklarını kullandı. Danimarka’daki Politiken Gazetesi, ‘Skandal Erdoğan Yerel seçimde zafer elde etti’ manşetiyle verdiği haberde, “Erdoğan’a yönelik eleştiriler Türk halkına çakma gibi görünüyor. Yapılan sayımlar Erdoğan’ın AKP’sinin konforlu bir zafer elde ettiğini gösteriyor. Seçim daha çok Erdoğan’ı test etmek gibi bir şeydi. Twitter,

‘Tarihi yargılamak parlamentoların işi değil’



rinin inlerine gireceğini ve kendisine karşı suçlamaları pahalı ödeyeceklerini söyledi” cümlelerini yer verdi. İsveç’in en büyük gazetesi DN, yerel seçimlerle ilgili Başbakan Tayyip Erdoğan değerlendirmesi yaptı. Gazetenin dış siyaset yazarlarından Nathan Shachar, hükümet partisinin üç aylık yıpratıcı krize karşın zafer kazanmasının nedenini, AKP seçmeninin Erdoğan ve çevresi hakkındaki ağır yolsuzluk iddialarını, polis ve savcı temizliğini ciddiye almamasına bağladı.

‘ABD başkanı gibi görüyor’ Erdoğan’ın şimdi, ses kayıtlarıyla hayatı kendisine zehir edenlerden hesap soracağını belirten gazete Gülen hareketinin Erdoğan’ı devirmek için daha fazla ses kaydı yayınlayabileceğini ileri sürdü. Gazete ayrıca, Erdoğan’ın kendisini ABD başkanı gibi cumhurbaşkanlığı hevesinde olduğunu belirtti.

Amerika’nın önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ) Türkiye’de yapılan yerel seçimlerle ilgili konuştu. “Türkiye’nin Başbakanı, gittikçe daha bölünmüş bir ülkede iktidarı için bir referandum olarak algılanan yerel seçimlerde kesin bir zafer elde etti gibi görünüyor” sözleriyle girdiği haber analizde seçim sonucunun Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı için “sahne hazırladığı” yorumu yapıldı. Erdoğan’ın seçimlerde “net bir zafer” elde etmesinin “Türkiye’nin türbülanslı siyaseti için yaygın sonuçları olabileceği” görüşüne yer veren gazete, “Erdoğan’ın belirleyici bir zafer ilanına rağmen çok az kişi seçimin siyasi istikrarsızlığın sonunu getirmesini bekliyor” dedi. WSJ şöyle devam etti: “Analistlere göre, Erdoğan, muhtemelen seçim sonuçlarını, muhaliflerinin otoriter olarak eleştirdikleri son dönemdeki politikaları için onay olarak yorumlayacak. Sonuç ayrıca, Başbakanı bu yaz yapılacak olan ve Türkiye’nin cumhurbaşkanının ilk defa doğrudan halk tarafından belirleneceği seçimde aday olmayı cesaretlendirebilir, bu da kendisine 10 yıl daha ülkeyi yönetme imkanı sağlayabilir”.


1 NİSAN 2014 SALI

Hazırlayan: Şafak TERZİ

ŞAM, YERMUK FİLİSTİN MÜLTECİ KAMPINDAKİ İNSANLIK DRAMINA ÇÖZÜM ARIYOR

Dmitriy Medvedev

Hükümet, silahlı grupları uzlaşma noktasına getiriyor Suriye hükümeti, Cihatçıların çok güçlü oldukları bölgelerde bu silahlı gruplarla bir ulusal uzlaşmaya varmak üzere. Daha önce Şam’ın güney bölgelerinde de birçok silahlı grup orduya teslim olmuş ya da uzlaşmıştı

Rusya’da Kırım işlerinden sorumlu bakanlık



 DIŞ HABER SERVİSİ Yermuk kampında yemek sırasına giren mülteciler.

Ş

am’ın üç bölgesinde silahlı gruplar ile Suriye yönetimi arasında ulusal uzlaşmaya varılmak üzere olduğu bildirildi. Fars haber ajansının haberine göre Şam’ın Yermuk, Tadamun ve Haceru’l Esved bölgelerinde geniş çaplı bir ulusal diyalog görüşmeleri yapılıyor. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde, daha önce yapılan üç anlaşmanın başarısız olduğu Yermuk Filistin mülteci kampında anlaşmaya yakın olunduğu öne sürüldü. Yermuk’te anlaşmanın sağlanması durumunda Nusra, Eknaf-ı Beytu’l Mukaddes ve el-Ahdetu’l Ömeriye adlı silahlı grupların, Filistinlilerin oluşturduğu ortak gücün nezaretinde kampı terk edeceği açıklandı. Yerel kaynaklar, Yermuk kampındaki üç silahlı grubun diyalog görüşmelerinin yeniden başlamasıyla kamp güvenliğini öngören siyasi planın uygulanması için tüm silahlı unsurların kampı terk etmesini kabul ettiklerini söyledi. Kamp güvenliğinin tıpkı Berze bölgesinde olduğu gibi Suriye polisi tarafından sağlanması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtilirken Yermuk Kampına 500 gıda yardımı kolisinin gönderildiği ve durumu ağır olan 55 hastanın kamptan tahliye edildiği bildirildi. Haberde tıpkı Yermuk kampında olduğu gibi yine Filistinli grupların nezaretinde kampla bağlantılı olan Tadamun bölgesinde de anlaşmaya yakın olunduğu bildirildi.

Filistinliler devrede Yermuk’un güneyindeki Haceru’l Esved bölgesinde de görüşmelerin sürdüğü belir-

tilirken barışın hızlandırılması için dün yerel şahsiyetlerden ve yetkililerden oluşan bir heyetin Suriye ordusunun üst düzey yetkilileri ve ulusal uzlaşmadan sorumlu görevliler ile görüşmek için Şam’a gittikleri açıklandı. Yerel kaynaklar, Yermuk’teki ulusal uzlaşma ve ateşkes şartlarını hazırlayan Filistinli

grupların Haceru’l Esved’deki yerel şahsiyetlerle de irtibatı sağladıklarını ve bügün de Suriye yönetiminin ulusal uzlaşmadan sorumlu yetkilileriyle görüşmelerde bulunacaklarını söyledi. Önümüzdeki günlerde Şam’ın üç bölgesindeki ulusal uzlaşmanın eş zamanlı

olarak ilan edilebileceğini belirten Suriyeli resmi yetkililer, varılacak anlaşmayla ulusal uzlaşmayı reddeden silahlı grupların bu bölgelerden ayrılarak ülkenin güneyindeki Dera’ya gitmelerine izin verileceğini, bu üç bölgenin güvenliğinin ise Suriye polisi tarafından sağlanacağını söyledi.



Hizbullah Suriye’ye herkesten sonra girdi

Nasrullah, Suriye’ye girdiği için Hizbullah’a yapılan eleştirilere cevaben şunları söyledi: “Bazılarının Suriye’deki gelişmelerle ilgili olarak bizimle sorunu siyasi tutumumuzla ilgilidir, bizim askeri müdahalemizle ilgili değildir. Suriye’ye en geç müdahil olan Hizbullah oldu, Hizbullah Suriye’ye herkesten sonra girdi. Çünkü bize karşı bir savaş başlatıldı. Biz, Suriye’ye tüm dünya Müslümanları için saygın olan kutsal bir mekanın korunması için girdik.” Suriye’de yaşananların Direniş’in

Latin Amerika’da bu hafta Arjantin’in Kıbrıs’ı: Malvinas B

Haftanın Olayı

irçokları Malvinas -ya da İngiliz em- ğini millyetçi bir politikayla manipüle etmek peryalizminin adlandırmasıyla Falk- için 1982’de adaya çıkarma yapıyor. Nikaland- adını 1986 Dünya Kupasından ragua’da kontrgerilla ordusuna katkıda buhatırlayacaktır. Meksika’da gerçekleşen bu lunan Arjantin faşist cuntası ABD’den Malkupada Arjantin çeyrek finalde İngiltere’yle vinas operasyonunda destek sözü almasına karşılaştı. Bu karşılaşma Arjantin milli gurağmen NATO karşısında yapayalnız kalıyor. ruru açısında önem arz etmekteydi. 72 gün süren savaş sonunda ağır bir Zira Arjantin bir asırdan fazla süyenilgi alan ve 30 bin sivilin katlinden redir İngilizlerin işgal altında sorumlu olan cunta altı yıldır elinde tuttukları Malvinas adalarına tuttuğu iktidarı sivillere devretmeye 24 Mart 1982’de çıkarma yapkarar veriyor. mış ve 72 gün süren savaşı kayBenzer bir betmişti. Aztek Stadında 115 plan Kıbrıs’ta bin seyirci önünde oynanan işlemişti. İngimaçta sahneye Maradona çıktı: lizler, Yunan 51. Dakikada o kısacık boyuyla faşist çıktığı hava topuna yetişemeyince cuneliyle aşırdı ve gol oldu. Tunuslu hakem golü verdi. Maradona 54. Dakikada ikinci golü attı ve işi bitirdi. Maç sonrası gazetecilerin sorularına tarihi bir cetasıyla Paraguay’da solcu vap verdi: “O Tanrının işbirliği yai in et Lugo hüküm eliydi”. pan EOle ey rb parlamenter da Malvinas Adaları KA’ya cio ra Ho deviren ABD’ci Arjantin’in en güneyind arbe rşı Cartes yönetimine ka de, Macellan Boğazının yaptırti. 20 hemen karşısında, Atlas m ı ş l a r, Genel Grev ilan edild en leş okyanusunun en stratesonra yıldır ilk kez gerçek i iğ ell öz in jik noktalarının birinde d a ev gr l gene in ler yer alıyor. 1833’ten beri ylü kö sız ak topr İngiliz işgali altındaki güçlü desteğini de adanın uzun bir müzaadaalması. kere tarihi var. En sodaki paylanunda askeri dikta borını garantiye alzulan ekonomi karşısında mışlardı. Bu arada halkın memnuniyetsizliYunanistan’daki

müdahalesinden değil, uluslararası ve bölgesel müdahalelerden kaynaklandığını belirten Nasrullah, “Biz en başından beri Suriye’de siyasi çözümü gündeme getirdik. Halbuki Arap dünyasındaki birçoğu yönetimin devrilmesinden söz ediyordu” dedi. İsim vermeden Suudi Arabistan’ın Nusra Cephesi ve IŞİD’i terör örgütleri listesine almasını değerlendiren Nasrullah “Nusra ve IŞİD’in terör örgütü listesine alınmasından sonra geriye kim kalıyor? Maalesef Lübnan’daki bazı kişiler, Suriye’de yaşananların kendi ülkelerini tehdit etmekte olduğunu bilmiyor. Halbuki Amerikalılar ve Avrupalılar bile buradakileri kendi ülkelerinin güvenliği için bir tehdit olarak görüyor” dedi.

ÖZGÜR UYANIK

Latin Amerika meydanları

M

faşist cunta Türkiye’nin Kıbrıs’taki başarısı sonucunda yıkılmıştı. Yunanistan’nın Avrupa’ya bağlanma hikayesi böyle başlamıştı. “Futbolun tanrısı” böyle doğdu. Arjantinliler için ezilen gururlarının intikamıydı o an. Ama gerçek şu ki Malvinas’ta İngiliz işgali iki asırdır sürüyor. Hemen hiç nüfusu olmayan adayı bir İngiliz nükleer silah üssü haline getirdiler. Üstelik Malvinas çevresinde çok zengin petrol yatakları keşfedildi. Arjantin ve UNASUR’un taleplerine ve BM kararlarına rağmen İngiltere adayı işgal altında tutmaya devam ediyor.

Kuzey ile Güney Kore arasındaki gerilim yeniden yükseliyor. Kuzey Kore’nin geçtiğimiz hafta Sarı Deniz’deki tartışmalı Kuzey Sınır Hattı’na yönelik gerçekleştirdiği orta menzilli füze denemelerine, Güney Kore de bombardımanla karşılık verdi. Güney Kore’nin kontrolü altındaki ve tartışmalı deniz sınırı yakınlarında bulunan bir adanın tüm sakinleri sığınaklara tahliye edildi. Her iki taraftan da yapılan füze denemelerinin hiçbirinin kara veya askeri bir üsse denk gelmediği açıklandı. Kore Savaşı’nın ardından çizilen deniz sınırına Kuzey Kore itiraz ederken, bölge daha önce de iki ülke arasında zorlu deniz çatışmalarına sahne olmuştu. Diğer yandan Güney Kore ve ABD ordusu, Kuzey’i hayli kızdıran Pohang’daki ortak askeri tatbikatına devam ediyor.

BUENOS AIRES

ve bölge halklarının önündeki tek seçenek direniştir” dedi.

Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev, Kırım işlerinden sorumlu bakanlığın kurulduğunu ve başına Oleg Savelyev’in atandığını açıkladı. Medvedev, Kırım’da düzenlenen Rusya Federasyonu hükümeti toplantısında, “İki karar imzalandı. Biri, Kırım işlerinden sorumlu bakanlığın kurulması hakkında. Diğeri, Oleg Genrihoviç Savelyev’in bakan olarak atanması hakkında” dedi. Savelyev, bugüne kadar Rusya Ekonomik Kalkınma Bakan Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Rusya Başbakanı, “Kırım Cumhuriyeti ve Sivastopol kentinin kalkınması, bizim için devlet önceliği oldu. Bu görevin yerine getirilmesi, çeşitli dairelerin çabalarının çok büyük bir konsantrasyonunu ve alanlar arası sorunların çözümünü gerektirecek. Bu bağlamda Kırım ve Sivastopol’deki sorunlarını çözmek için özel bir federal yürütme organının oluşturulmasını doğru buluyorum” şeklinde konuştu. Söz konusunun Rusya’nın Uzakdoğu Bölgesi’nde mevcut organının benzerinin kurulması olduğunu ifade eden Medvedev, “Rusya Devlet Başkanı, hükümeti bu konuda destekliyor” diye vurguladı.

Güney Kore Kuzey’i bombaladı

‘Suriye’de olmamızın sebebi tekfirci terör’ H izbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, tekfirci terörizmin eylemlerinin Hizbullah’ın Suriye’ye müdahalesinin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini söyledi. Seyyid Hasan Nasrullah, Cebel Amil Kültür ve Edebiyat sempozyumunun açılış konuşmasında Lübnan ve bölge halklarının önündeki tek seçeneğin direniş olduğunu söyledi. Nasrullah, Lübnan’da ve Suriye’de yaşanan siyaset ve güvenlikle ilgili, Siyonizm projesinin bölgenin daimi sorunu olduğuna dikkat çekerek “Bu sorun yerli yerinde duruyor; ama bazıları bunu ya görmezden geliyor ya da sanki hiç böyle bir sorun yokmuş gibi davranıyor. Bu büyük bir suçtur. Lübnan

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

eydan olgusu İspanyol sömürge sisteminde toplumun ve siyasal yapının temelini meydana getiriyordu. Her merkezi “plaza”da mutlaka hükümet konağının karşısında bir katedral, yanında mahkeme binası bulunmaktadır. Durum böyle olunca Latin Amerika’da meydanı ele geçirmekle iktidarı elde etme arasında bugün dahi süren sıkı bir ilişki vardır. Halk ayaklanınca hedef bu meydanlardır. 2001’de Arjantin’de Başkan De La Rua günlerce süren çatışmalar sonucu meydanı ele geçiren halktan çatıdaki helikoptere binerek kurtulmuştu. Latin Amerika meydanları ülkelerin karakteriyle bütünleşmiştir: Küba’nın başkenti Havana’daki ünlü Devrim Meydanı’nda gölgesine sığınacak ya da dinlenmek üzere oturacak tek bir ağaç yoktur. Fidel, o meydanda milyonlara saatlerce konuşurken herkes ayakta dinler. Venezuela başkenti Caracas’ta Bolivar

Meydanı geçmişin soylu hatıralarını taşıyan mütevazi bir meydandır. Bu nedenle Chavéz görkemli mitinglerini ana caddelerde gerçekleştirirdi, bir de “Yüceler Yolu” adı verilen geniş bir yoldan ulaşılan dev bir askeri alanda en önemli toplantılarını.. Peru Başkenti Lima’da San Martin Meydanı güçlü bir imparatorluğun, Şili başkenti Santiago’daki Plaza de las Armas’da Pinotche faşizminin, Kolombiya başkenti Bogota’nın Bolivar Meydanında kanlı iç savaşın izleri vardır. Latin Amerika’nın en büyük meydanlarından biri olan Nikaragua başkenti Managua’daki “İman Meydanı” da devrimci hareketlerle dinin Orta Amerika’ya özgü sentezini yansıtır.


Hazırlayan: Aysen BEYAZ

1NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Kakuro 2

Yıl. 94 Sayı. 2333

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek

Kare

Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi

Önder Öztürk Kültür Sanat Hayati Asilyazıcı Erdem Atay Dünya Şafak Terzi Emek Esin Turhan Cansu Yiğit Toplum Özlem Konur Usta Sezim Özadalı Ceyhun Bozkurt Spor Anıl Budak Recep Erçin Bilgi İşlem Güven Karakurt Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Müdürü: Kamile Karakadılar Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey Hattatların kullandığı özel cila 2. Bir taze fasulye türü - Birbirlerine kan yoluyla bağlı olan kimseler, hısım 3. Bir şeyin fiyatını artırma - Çocuğu olan erkek - Tibet’te, Asya’nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun bir öküz türü 4. Genişlik - Tatlılık, şirinlik 5. Ezgi, makam, nağme - Ekleme 6. Akıllıca - Akıl 7. Tesir - Bir acı ünlemi - Asya’da bir ülke 8. Kripton’un simgesi - Dek, değin - Rusça’da “evet” 9. Bir işi yapmaya hazır - Sarp geçit 10. Kuşatma, sarma - Doğum işini yaptıran kadın - Brom’un simgesi 11. Numara (kısa) - Bir bilim veya sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım, okul - Kutu 12. İslam dininin ortaya koyduğu esaslara inanma, inanç - Yeni olmuş veya olacak bir olayla ilgili bilgi

Yukarıdan aşağıya 1. Koymak, konulmak - Kayınbirader 2. Gelenek - Tehlikeli ve bulaşıcı bir göz hastalığı 3. Çölde esen rüzgar - Tabaklanmış ceylan derisi - Fas’ın plakası 4. İnce urgan - Gerçekten, sahiden 5. İlkel bir durumda yaşayan insan, hayvan veya bitki, vahşi Kutsal bir güce, bir dileği yerine getirmesi için yapılan vaat, nezir 6. Her zaman görülen, olağan, sıradan - Bir sevinç ünlemi 7. Tütün rengi - Kabaca işte orada - Gözde açık kestane rengi 8. Bir meyve - Tanrı 9. Bir yüzölçümü birimi - Taneli veya toz halinde şeyleri yabancı maddelerden ayırmakta kullanılan eleme aracı - Kısa kepenek 10. Serseri, külhanbeyi, kabadayı Evin bir bölümü - Tümör 11. Yünden dövülerek yapılan kaba ve kalın kumaş - Dört şeyden oluşan, dörtlü 12. Dansı meslek edinmiş olan kadın - Bir günün veya olayın arkasından gelen zaman

Soldan sağa 1 Çapraz olarak omuzdan bele doğru asılan kılıç kayışı 7 Bir kahve türü 11 Eski Türklerde “totem”e verilen ad 12 Bir halk 14 Ceset 16 Borazan kuşu 17 Teniste bir servis 19 Tan vakti 21 Pakistan (kısa) 22 Honduras’ta bir göl 24 Honduras’ta bir göl 26 Vilayet 27 Kaldırıcı 29 ABD (kısa) 31 İyi, güzel, mükemmel 33 Savunucu 35 Bir iskambil kağıdı 36 Dairesel 39 Akıllı bilet (kısa) 41 Togo’da bir nehir 42 General (kısa) 44 14.Osmanlı padişahı 46 Başlıca içeceğimiz 48 Bir onaylama sözü 50 Erkekler 52 İnleme, inilti 53 Delikli tahta üzerinde taşlarla oynanan bir oyun

Yukarıdan aşağıya 1 Şah İsmail’in şiirlerinde kullandığı mahlas 2 Bir kan grubu 3 At eğitimi 4 “... Gündüz Kutbay” (ney üstadı) 5 Leş 6 Şarkı, türkü 7 Bir balık türü 8 Düz ve geniş arazi 9 Bir ölçüm aleti 10 Çevik 13 Kenya’nın başkenti 15 Taşla karışık tahıl 18 Kosta Rika parası 20 Cocos Adaları (kısa) 23 Sadak 25 Çiçek demeti 28 Aşırı kalabalık 30 Ağabey 32 Bir kumaş türü 34 Şehvani 35 Uzuv 37 Almanca (kısa) 38 Sevgiliye kavuşma 40 Bir söğüt türü 43 Bağırsaklar 45 Eritre parası (kısa) 47 Muğla’nın bir ilçesi 49 Neon’un simgesi 51 Kalsiyum’un simgesi


1 NİSAN 2014 SALI

Hazırlayan: Murat ŞİMŞEK

Sandıkta hangi oyu alırsa alsın Yerel seçimlerin ardından usta köşe yazarları sonuçları değerlendirdi. Muhalefetin yanlış politikalarla kazanamadığını belirten yazarlar, AKP’nin kaç oy alırsa alsın iktidarda kalamayacağı görüşünde

r! k girdile e ailece im ç e s Sanırsın lkonda. a b e il i an ailes ip Erdoğ y y a T p e Rec

Seçim sonuçları bir milli irade sonucu değildir Bu ilk raund. Bir yıllık bir seçim süreci maratonunun ilk ayağı.. İkinci ayağı Cumhurbaşkanı seçimi.. Üçüncü ayağı da 2015 Haziranı’nda yapılacak olan genel seçimler... Demek istediğim, AKP’nin iktidarını (yıkılışını) salt yerel seçimlere bakarak değerlendirmek yanlıştır. Eğer 2015’e kadar iktidarda kalırlarsa, büyük bir olasılıkta iktidarı kaybedeceklerdir. Bu ikili koalisyon hükümetini göreceğiz. Bu nedenle sabır, yılmak yok, mücadele için bir yıllık bir soluğu sağlam tutmak gerekir! İstanbul ve Ankara’da, ikisinde de kaybederse AKP, varsın seçimi kazansın! Ankara veya İstanbul’dan birisini bile kaybetmesi çok önemlidir...

Pek çok kazandığı yerlerde kaybetmiş olması da önemlidir.. Bu kayıplar ve inişler, sürecin başladığının güçlü işaretleridir... Cumhurbaşkanlığı seçimi 10 Ağustos’ta yapılacak. Muhalefet mutlaka ortak adayla seçimlere girmeli ve AKP’ye ilk büyük darbeyi indirmelidir.. Bu yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de bir fikir verecek. Cumhuraşkanlığı seçimlerinde AKP’nin tek muhtemel ittifakı olabilir: BDP. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde estirilecek güçlü bir rüzgâr, AKP’yi iktidardan düşürecek süreç olur. Sonrası 2015 Haziranı’nda yapılacak genel seçimler gelecek... Milli irade laflarını işiticeğiz yine. Bunlar boş laflar.

Milli iradeden söz açıldığında, milletin referandum çoğunluğundan bahsedebiliriz ancak. Sandığı koyarsınız, yüzde 51 alırsınız. Seçim sonuçları bir milli irade sonuçları değildir. Seçim sisteminin sonuçlarıdır! İlk kez Türkiye’nin dinamik, aktif milyonları uyandı ve seçime odaklandı. Bu dinamik kesimdir Türkiye’nin geleceğini belirleyecek olan. İktidarda dikta kuran, ülkeyi, kamuoyunu durmadan manipüle eden, esen gürleyen, yolsuzlukrüşveti gizleyen, yasaları çalıştırmayan bir iktidarın yasallığı tartışma konusu Orhan Bursalı olacaktır.

Seçimin kaybedeni muhalefet referanduma dönüştürüldü. Bir yerel seçim, hükümetin ve “İddiaların cevabını sandık muhalefetin el ele vermesiyle bir verecek” denildi ve dün de sandık genel seçime dönüştürüldü. başına gittik. Ve AKP seçimi uzak Bir kez daha ortaya çıkıyor ki, ara kazandı. aynı politikaları izleyerek, aynı Ortaya çıkıyor ki “yolsuzluk” sözleri söyleyerek muhalefetin iddiaları, “otoriterleşme” alabileceği oy işte bu kadar! eğilimlerinin keskinleşmesi, Yeni şeyler söylemeleri, yeni seçmenin çok önemli bölümünü politikalar ortaya koymaları hiç etkilememiş. Ama şu soruların gerekiyor ki kaç seçimdir takılıp yanıtı hâlâ yok: kaldıkları oy oranlarının üzerine Bu seçim yolsuzluk iddialarına çıkabilsinler. karşı bir referandum ise yüzde Bu seçim Devlet Bahçeli’nin 45’in üzerindeki bir oy halkın kaybettiği kaçıncı seçim, sayısını yolsuzluklar yapılmadığına hatırlamak zor! Kemal Kılıçdaroğlu da Anayasa inandığı sonucunu mu verecek? Peki, yüzde 55’e yakın bir referandumunu bir kenara seçmen grubunun bırakacak olursak, ikinci yolsuzluk iddialarına kez kaybediyor. inandığı gerçeğini Bizim siyasi değiştirecek mi bu? geleneğimizde seçim Halkın büyük kaybeden siyasi çoğunluğunun yolsuzluk liderlerin koltuklarını gönül rızasıyla Mehmet Y. Yılmaz iddialarının doğruluğuna inandığı ama yolsuzlukla bıraktıklarına hiç suçlananların yargılanarastlanmadı. madıkları bir ülkede Onun için şimdi iki hükümet gerçekten “iktidar” muhalefet liderinin de bu seçimi olabilecek mi? aslında kaybetmeyip, nasıl Ayakkabı kutularına kazandıklarını anlatacaklarına doldurulmuş dolarları alınan bu tanık olacağız. oy aklayacak mı? Ne kadar oy, rüşvetleri Yüzde şu kadar oy, bakanların unutturacak? aldıkları rüşvetleri buharlaştıracak Yolsuzluk soruşturması mı? yürümesi gereken hukuk Yüzde bu kadar oy, sıfırlana zemininden kaydırıldı, sıfırlana bitirilemeyen paraların siyasallaştırıldı ve yerel seçim de evlerde istiflendiği gerçeğini yolsuzluk iddialarına karşı bir unutturacak mı?

AKP Türkiye’yi yönetemeyecektir AKP kendi seçmenini “Biz gidersek bu kazanımlarınızı kaybedersiniz” diye korkuttu. AKP’nin seçim reklamı filminde bu korkunun milli ve manevi değerleri savunma içgüdüsüyle nasıl ilişkilendirilmek istendiğini gördük. AKP ve Erdoğan, ezan, bayrak ve İstiklal Marşı ile özdeşleştirilerek, bir seçim yenilgisinin bu değerlerin yenilgisi olacağı algısı yaratılmaya çalışıldı. Neticede AKP seçmeninin az kayıpla verdiği kenetlenme refleksi, yerleşmiş bir sınıfsal tutumun genel karakteristiğini yansıtıyor. AKP seçmeni kazanımlarını korumanın karşılığında yolsuzluk ve rüşvet iddialarına konu olan duruma rıza vermiş görünmektedir.

Muhafazakar bir sağ alternatifin olmaması da Erdoğan’ın işini kolaylaştırıyor. MHP, AKP’den az miktardaki tepki oyunu alabilmiştir ama bu parti AKP’nin alternatifi değildir. Buna mukabil ana muhalefet CHP, iktidarın yolsuzluk iddiaları ile sarsıldığı bir ortamda kendisinden beklenen başarıyı gösteremeyerek yüzde 30 bandına yükselememiş görünüyordu. Bu, CHP ve liderliği açısından son derece düşündürücüdür. Oyların sandıktaki dağılımı ne olursa olsun, şu gerçekler bu seçimin sonuçlarıyla değişmeyecektir: Erdoğan ve AKP hakkındaki vahim yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sandıkta aklanmış sayılmayacaktır. Yolsuzluk ve diğer usulsüzlüklerle uğranan meşruiyet

kaybı seçim sandığında geri kazanılmış değildir. Bunun yeri bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Bu seçim toplumun derin biçimde tam ortadan bölündüğünü göstermiştir. Erdoğan ve AKP’si sandıkta hangi oyu alırsa alsın bu şartlardaki bir Türkiye’yi yönetemeyecektir. En vahimi, Erdoğan’ın bu seçim sonuçlarını daha koyu bir baskı rejimi arzusunun onaylanması şeklinde okuması olacaktır. Bu durumda Türkiye’nin daha büyük bir çatışma ve istikrarsızKadri Gürsel lığa sürüklenmesi mukadderdir.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Yüce Divan’ı Aydınlık yazdı Su “casusluk” dedikleri Suriye’yi kışkırtma olayının her şeyini medyamız inceledi, tartıştı. Bir yerini eksik bıraktılar “iyi saatte olsun” kısmını. Kim dinledi, nasıl dinledi, nereden dinledi, nasıl sızdırıldı? Bir sürü varsayımlar. Bana kalırsa işe “iyi saatte olsunlar” karıştı. Epeydir söylüyorum, takdire tedbir uymaz diye, kimseye dinletemiyorum. 17 Aralık’ta da öyle oldu. Twitter’ı yasakladınız, bunu Cumhurbaşkanı’nın da deldiğini öğrenen Batılılar gülmekten kırılıyorlar. YouTube’u da kapattınız, Facebook’u da kapatacakmışsınız, kolay gelsin. Bu ülkenin zeki çocukları onun da çaresine bakarlar. Orada 5 tane villa, burada 6 tane villa, şurada 4 tane villa, falan yerde açılmış hesaplar... Hiç biri helal lokma kadar tatlı değildir. Kim sızdırdı, nasıl sızdırdı, neden sızdırdıyı bir yana bırakıp, asıl meseleye parmak basmalı medyamız. Bunu sadeca Aydınlık yaptı, konuşan 4 kişi üzerinde durdu. Onların suçlarının Yüce Divanlık olduğunu yazdı. Harp oyunlarında buna benzer bir şeyler söylendiği için komutanlar hâlâ hapiste, oysa onlar sadece oyundu. Bunlar ise gerçek, hem de en acı tarafından. Suriye’ye adam sokacaksınız, bize füze attıracaksınız, sonra orduyu içeri sokacaksınız. Allah buna razı olur mu? Baştan aşağı kirli bir oyun. Bir ülkenin taşına, toprağına, mabetlerine, insanlarına yöneltilmiş acımasız bir oyun, hatta canavarca. Yani Suriye’nin kabahati ne? Demokrasi getirmemiş. Ben Suriye’ye gittim. Her şey ve her yer güllük gülistanlıktı, kimsenin yönetim ile bir derdi yoktu. Sünnilerin bile. Çünkü Esad, ülke yönetimin mezhebe göre değil, medeni kriterlere göre olacağını biliyordu. Sizin demokrasinizden ne haber? Gezi’de öldürdüğünüz çocuklardan, yapmayı düşündüğünüz ama yapamayacağınız seçim hilelerinden ne haber? Boğaz kesen, ciğer yiyen, sevap için adam öldüren teröristler bir gün Batı’yı da, Amerika’yı da tehdit etmeye başlarlar. Amerika bunu biliyor. Afet ILGAZ Sizi teröristlerle baş başa bırakması yakındır.

Cami mi bombalayacaklardı? Türkiye sınırına 35 kilometre uzaklıktaki Süleyman Şah Türbesi’nin içinde yer aldığı alan, Türk toprağıdır. Bu topraklara yapılacak her türlü saldırı, Türkiye’ye yapılmış saldırıdır. Bu tespitime katılmayacak kimse var mı? Peki bu saldırıyı yapanları, tahrik eden, hatta teşvik eden senin ülkense ne yapacağız? Buna ilişkin oluşan kuşkularımızın üzerini mi örteceğiz? Peki devam edeyim... Balyoz Davası’nı hatırladınız mı? İddiaya göre üst düzey askeri yetkililer toplanıyor ve tam teşekküllü bir darbe planı yapıyor. Planın yürürlüğe girmesi için cami (galiba Fatih Camii) bombalanıyor, Türk jeti düşürülüyor. İnsanın kanını donduran eylem planları askerlere ait bilgisayardan çıkıyor. Yıllarca o belgelerin üretilmiş olduğunu anlatıp durdular... Kendi ülkelerinde karışıklık çıkarıp yönetime el koymakla suçlandılar. Doğru olduğunu bile varsaysanız, sadece düşünmüşler. Bunu düşündüğü varsayılan yüzlerce asker içeride çürütülüyor... Ortadaki delillerin üretilmiş olduğuna dair derin şüphelere rağmen o gün askerlerin kafasında boza pişiren gazeteci ve yöneticiler, bugün “Ne oluyoruz” diyenleri vatan hainliğiyle suçluyor. Kim ne derse desin, toplumsal bir sonuca ulaşmak için gerekçe üretenler, halkı kandıranlardır. Bunun adı ister darbe olsun, ister bir komşu ülkeye saldırı olsun, ister bir seçimi kazanmayı amaçlasın fark etmez. Halkı galeyana getirmek için olay üretenler suçludur. İşlenen veya amaçlanan şeyin ülke çıkarına uygunluğu çerçevesinde tartışanlar, devlet sevicileri sayılmalı.... Eğer devlet böyle çalışıyorsa, neden bugüne kadar PKK’nın bitmediğini sorgulamalıyız. En kritik anlarda karakollarımızın basılıp onlarca askerimizin şehit edilmesinin bile bu “ülke menfaatine uygun sonuçlar” üretebilmek adına izin verildiğini düşünebiliriz... Üstelik tesadüf eseri yakalanan ve 2 güvenlik elemanımızı, 1 de vatandaşımızı katleden IŞİD elemanlarının aslında İstanbul’da daha büyük bir eylem için cesaretlendirilmeYavuz Semerci diğini nereden bileceğiz?

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 06.30 Muhabbet 08.00 Televizyon Gazetesi 10.00 Ekopolitik 11.00 Mutlu Yaşam 12.00 Haber Masası 14.00 Bilim ve Toplum (t) 15.00 Haber Merkezi 18.00 Spor Ana Haber 19.00 Ana Haber 20.00 Emek Dünyası 21.00 Yerel Seçim 22.00 Ankara Kulisi 00.00 Gece Raporu

08.00 Güne Başlarken 10.00 Haber Saati 10.47 MHP Grup Toplantısı 13.30 CHP Grup Toplantısı 17.00 Akşam Haberleri 19.00 Halk Haber 19.35 Hakan Aygün Analiz 20.00 TBMM’den Grup Konuşmaları Özeti 21.00 En Ana Haber 22.00 Basın Koridoru 00.00 Günsonu Haber

07.30 Uyan Türkiye 10.00 Keyifli Sabahar 12.00 Yereli Yönetenler 13.00 Haber 13 13.45 Türk Filmi 15.00 Bahar’la Güzel Şeyler 17.00 İstekleriniz 18.30 Ana Haber 20.00 Yereli Yönetenler 21.00 Duayen 22.30 Canlı Performans 00.00 Belgesel

09.20 Sormak Gerek 10.00 Biz Bize 11.30 Gündemin İçinden 13.30 Söz İstanbul’da 14.20 Haberci 15.30 Dünyadan 16.00 Güncel 17.00 Haber 18.30 Günce 20.00 Ana Haber 21.00 Belgesel 23.30 Ellerin Türküsü

09.00 Parametre 11.00 Haber 12.00 Bugün 14.00 Günlük 16.00 Paranın İzi 16.45 Afiş 17.40 Paranın İzi 18.00 Ana Haber 19.00 Spor Ana Haber 19.30 5N1K 20.45 Aykırı Sorular 21.30 Dört Bir Taraf

09.00 Haber Merkezi 10.25 Seçim Aktüel 12.00 Haber 12.15 Ekonomi 13.00 Öğle Bülteni 14.00 Günün İçinden 14.20 İl İl Seçim Nabzı 16.25 Seçim Aktüel 18.15 Gece Gündüz 19.00 Haber 21.20 Yakın Plan 23.45 Gece Bülteni

09.00 Doktorum 11.00 Mutfağım 12.15 Gün Arası 12.30 Kaynana Gelin Seda’ya Gelin 15.00 Evim Şahane 17.00 Arka Sokaklar 18.50 Koca Kafalar 19.00 Haber 19.50 Spor 20.00 Küçük Ağa

09.00 Beni Affet 10.00 Melek 12.00 En Güzel Bölüm 12.30 Aşkın Bedeli 14.30 Soframız 15.30 Küçük Kadınlar 16.45 En Güzel Bölüm 17.15 Beni Affet 19.00 Star Haber 20.00 Kurt Seyit ve Şura 23.30 Dizi

08.30 Yeni 1 Gün 10.00 Her Şey Dahil 12.00 Gülben 14.00 Film: Ateşli Çingene 16.00 Adını Feriha Koydum 17.45 Pepee 18.15 Ana Haber 19.15 Büyük Risk 20.00 Benim İçin Üzülme 22.45 Dizi

07.00 Galaksi Rehberi 08.40 Aramızda Kalsın 12.00 Özge ile Yeni Hayat 14.30 Anlatacaklarım Var 17.00 Komedi Dükkanı 18.40 Survivor Panorama 20.15 Film: Keskin Nişancı 2 22.15 Saba Tümer’le Bu Gece

07.00 Kahvaltı Haberleri 10.00 Müge Anlı ile Tatlı Sert 13.00 Kızlar ve Anneleri 15.00 Alemin Kralı 16.00 Zahide ile Yetiş Hayata 19.00 atv ana Haber 22.00 Kaçak 23.15 Bugünün Saraylısı

08.20 Küçük Hanımefendi 10.00 Herkes İçin Hukuk 11.15 İyi Şeyler 12.30 İyi Fikir 13.00 Haber 13.30 Elde Var Hayat 15.00 Aileler Yarışıyor 16.40 Zengin Kız Fakir Oğlan 19.00 Ana Haber 19.50 Hava Durumu 22.55 Seksenler Konseri

09.00 Haber 10.35 Gündem 11.35 Açık Büfe 13.00 Haber 13.35 Gündem 16.10 Türkiye Ajansı 17.10 Dünya Turu 18.30 İnsan 18.50 Ana Haber 19.50 Kuklagiller 21.00 Doğadaki İnsan 22.30 Derin Analiz

09.00 Haber 10.00 Haber Ajanda 11.00 Haber Merkezi 12.00 Gün Ortası 14.45 Ekonomide Görünüm 15.00 Güne Bakış 16.00 Güne Bakış 17.00 Ana Haber 18.00 Akşam Raporu 20.00 Televizyon Gazetesi 21.00 Teke Tek 23.30 Dünyanın İşleri

09.30 Gündem Özel 11.00 Mutfak Keyfi 12.30 Parantez 13.30 Film 15.00 Hong Gil Dong 16.00 Hayat ve Sağlık 16.30 Safa Geldiniz 18.00 Kum Saati 19.30 Ana Haber 21.30 İrfan Vakti 22.30 Gündemin Nabzı 00.00 Açık Tribün

07.00 Geri Sayım 10.00 Piyasa Ekranı 12.00 Finans Kafe 14.00 Piyasaya Bakış 14.30 İş Dünyasından 16.00 Kapanışa Doğru 17.00 Son Baskı 17.30 Piyasaya Bakış 18.00 Avatar 19.00 The Simpsons 20.00 Mom 22.00 Film: Annie Hall

09.00 Cleveland Ateşi 11.00 Taht Oyunları 12.00 Ellen Show 13.00 Cleveland Ateşi 14.00 Parade’s End 15.00 Taht Oyunları 18.00 Parade’s End 19.00 Taht Oyunları 20.00 Ellen Show 21.00 Doctor Who 22.00 The Toniht Show 23.00 The Wire

06.45 Çalar Saat 10.00 Doktorlar 12.30 Yemekteyiz Anadolu 14.30 Unutma Beni 16.30 Esra Erol’da Evlen Benimle 19.00 Fox Haber 19.30 Deniz Yıldızı 20.45 Çocuklar Duymasın 21.45 Çocuklar Duymasın 23.00 Kaç Para Kaç

07.00 Kavak Yelleri 09.10 Bir Bulut Olsam 11.10 Kavak Yelleri 13.00 Merhamet 14.50 Hanımın Çiftliği 16.40 Ejder Avcıları 17.10 Gezinti 18.10 Painkiller Jane 20.00 BKM Mutfak 21.30 Film: Lanet Takım 23.20 Pretty Little Liars


Hazırlayan: Ece KIRBAŞ

1 NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Belçika’dan Türkiye’ye ‘Pierre Loti- Fotoğrafçı’nın ardından, Notre Dame de Sion Fransız Lisesinde gerçekleşen yeni bir sergi, Georges Simenon’un, 1931 - 1935 yılları arasında dönemin gazeteleri için yaptığı röportaj yolculukları çerçevesinde gerçekleştirdiği yüz kadar fotoğrafı tanıtılıyor



Jack DeJohnette, Jœ Lovano, Esperanza Spalding ve Leo Genovese, 9 Nisan’da The Spring Quartet projesiyle İş Sanat’ta müzikseverlerle buluşuyor. Cazı birçok farklı tarzla harmanlayan ve 20. yüzyılın en etkili davulcuları arasında gösterilen Jack DeJohnette’in önderliğinde, saksafon devi Jœ Lovano, başarılı genç müzisyen ve solist Esperanza Spalding ve Arjantinli avangart piyanist Leo Genovese, “The Spring Quartet” projesiyle İş Sanat sahnesinde bir araya geliyor. “Fusion”ın en önemli temsilcilerinden Miles Davis ve caz müziğinin duayenlerinden; Dave Holland, Chick Corea, Stan Getz ve daha birçok isimle yaptığı çalışmalarla kitlelerin hayranlığını kazanan ve rock and roll tınılarıyla renklendirdiği doğaçlamalarıyla, caz müziğin sınırlarını yeniden çizen Jack DeJohnette. Sololarıyla dinleyicileri etkisi altına alan ve New York Times’ın “caz tarihinin en iyi müzisyenleri” arasında gösterdiği Grammy ödüllü tenor saksafon devi Jœ Lovano. Grubun 2011 yılında Grammy’de “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” ödülüne layık görülen en genç üyesi Esperanza Spalding ve piyanist Leo Genovese’in sahnede yapacağı müzikal işbirliği caz tutkunları tarafından şimdiden merakla bekleniyor. Farklı nesillerden, başarılı müzisyenlerin bir araya geleceği ve caz tarihinin iz bırakan örneklerinin modern bir yaklaşımla yeniden yorumlanacağı konser 9 Nisan Çarşamba akşamı İş Sanat’ta.

 KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Ü

nlü Maigret polisiye romanlarıyle tanınan Belçikalı yazar, aynı zamanda 3000 fotoğraf karesine imza atmış bir muhabir fotoğrafçı. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Galerisi’nde sanatseverlerle buluşan seçilmiş fotoğraflar ise, Simenon’un 1929 krizinin etkisinde olan Avrupa’da ve sömürge Afrikası’nda izlediği güzergâhı gösteriyor ve aynı zamanda Karadeniz çevresinden ve Türkiye’den manzaralar sunuyor.

Dolu dizgin yolculuklar Simenon, İstanbul’a eşi Tigy ile birlikte, 1 Haziran 1933’te, Marsilya’dan kalkan bir kargo gemisiyle gelir. İstanbul’dan 9 Temmuz’da ayrılacaklardır. Yolculuğunun iki amacı vardır: Büyükada’da kalan sürgündeki Troçki ile Paris-Soir için röportaj yapmak ve Sovyet kıyıları hakkında bir fikir edinebilmek adına Karadeniz’de bir gezi turu gerçekleştirmek... Simenon’un Türkiye’deki konaklamaları, Troçki ile Büyükada’da gerçekleştirdiği röportajla birlikte, başka röportaj ve romanlara da konu olmuştur. Yani İstanbul, sadece bir duraktır, fakat bu durak, Simenon’un yazılarını epeyce besleyecektir. 1 Haziran 1933’de Türkiye’ye gelen Simenon, ilk İstanbul izlenimlerini şöyle yazıyor: “MinaGeorges reler ve binaSimenon lar arasında, ışıkların, gemilerin, her tür ve her ırktan insanların kaynadığı İstanbul’a, kısa süre önce ayak bastım. Konstantiniye, şimdiye kadar yüz kez, bin kez tarif edildi; ben de tarif etmeye çalışmayacağım. İstanbul güzel, büyük, olağan dışı.” Türkiye kaynaklı anılar, Simenon’un yazılarını esinleyecektir. Türkiye’ye ayrılmış iki röportaj dışındaki röportajlarda, bir romanda, bir öyküde, dağınık ibareler şeklinde başka romanlarda, öz yaşam yazılarındaki anılarda, Türkiye izleri hep vardır. Simenon uzmanlarından olan Michel Carly’ye göre: “Yazar olan Simenon, bir görüntü adamıdır”; 1930’dan itibaren, fotoğraf onun gazeteci olarak yazdığı yazılara ve romanlarına da eşlik etmiştir. Sanatçı, gemilerin sade imajlarını, liman, balıkçı ve sis atmosferlerini beklenmeyen bir çerçevelemeyle görüntülerken, doğrudan öze gitmiştir. Ancak Simenon’u esas büyüleyen, manzaralar değil yüzlerdir. Kendisi de şöyle der: “Başlıca kaygım, resmedilmeye değer güzelliğin arkasında saklı olan insanı keş-

Cazın efsane isimleri buluşuyor

Simenon o dönemde birçok ülkede yükselen faşizme ve hüküm süren yoksulluğa kamerasıyla tanıklık etti. Polonya 1933

Kara deni z sah illeri Odes sa U kran ya

fetmekti.” Yazar böylelikle, çok sayıdaki yolculuğundan, dünyanın hangi bölgesinden olursa olsun günlük hayata duyduğu ilgiyi gösteren fotoğraflar getirmiştir. Serginin hazırlanmasında katalog için kaleme aldıkları, ziyaretçilerin yazarı ve onun Türkiye’den geçişini, özellikle de yolculukları, keşifleriyle nasıl bir gelişme gösterdiğini daha iyi anlamalarını sağlayacak makalelerde Simenon uzmanlarının imzaları bulunuyor. Simenon’un 30’lu yıllarda kat ettiği yolun fotoğraflarından yüz kadarı sergide yer alıyor. Her bir bölümde Simenon’dan bir de röportaj bulunuyor ve bu da fotoğrafların o dönemin bağlamında yerlerini bulmasını sağlıyor.

Fotoğraflarla Karadeniz Seginin ilk bölümü birkaç Avrupa ülkesini gösteriyor; İlk başta, Simenon’un bir tekne satın alıp altı ay boyunca Fransa nehir ve kanallarında gezdikten sonra çektiği fotoğraflar var. Bunlar, Simenon’un gerçekleştirdiği ilk fotoğraf ve röportajlar. Ardından, o dönemde birçok ülkede yükselen milliyetçiliklerin ve hüküm süren

Kütüphane Haftası kutlanıyor



Ve Simen on’la Ana dolu

yoksulluğun tanıklığını yapan Belçika ve Orta Avrupa’da çekilen fotoğraflar geliyor. Ve nihayet, İtalya fotoğrafları: Simenon bir yelkenli gemiye binerek ‘’Latin Medeniyeti’’nin köklerini aramak üzere Akdeniz turuna çıkmıştır. İkinci bölüm, Simenon’un sömürge Afrikasında çektiği fotoğrafları gösteriyor. Bu bölüme, ilk egzotik romanların yazılış sürecini gösteren bir ‘’düzenlemeyle’’ giriliyor. Ardından, Simenon’un Afrika yolculuğu sırasında bakışının nasıl geliştiğini izlemek mümkün. Üçüncü bölüm Karadeniz çevresinden ve Türkiye’den fotoğraflar sunuyor. Kataloğu Laurent Demoulin’in, Simenon’u genel olarak tanıttığı metin, Michel Lemoine’in, “Simenon ve Türkiye” başlıklı metni, Benoit Denis ‘nin “Dünya vatandaşı

yollarında , Ankara 1 933

Simenon: kurgusal yolculuklardan büyük röportajlara” adlı makalesinin alıntılanması ve son olarak Danièle Bajomée’nin “Simenon’da sömürge karşıtı propaganda ve ırkçılıkla ilgili klişeler. Bir muhabir-yazarın fotoğraflarının söylediği onun kaleminden çıkanları yalanlar ya da değiştirirse...” adlı makalesinin alıntılanmasıyla oluşturulmuş olan sergi 3 Mayıs 2014 tarihine kadar her gün saat 11.0018.00 arası; gösteri ve konser günleri ise saat 20.00’ye kadar gezilebilir.

Bu yıl 50.kez kutlanacak Kütüphane Haftası, İstanbulluları kütüphaneler ve etkinliklerle kutlanacak. “Hayat Boyu Kütüphaneler...” sloganı ile şekillenen programla, 31 Mart - 6 Nisan 2014 tarihleri arasında kutlanacak olan Kütüphane Haftası programı kapsamında konferanslar, atölyeler ve yazar söyleşileri de gerçekleşecek. Açılış töreni 1 Nisan 2014 Salı günü Saat:10.00’da, Beyazıt’ta bulunan İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Hafta boyunca İstanbul’daki birçok halk kütüphanesinin geceleri kapılarını okurlarına açacak olması, geleneksel hale gelen ve çok sevilen bir uygulama olarak dikkat çekiyor. Bu kapsamda belirlenen kütüphaneler, hafta boyunca gece saat 22.00’ye kadar açık olacak.

Yer: La Galerie Notre Dame de Sion Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Cumhuriyet cad no 127 Harbiye - Istanbul Tél. 0 212 219 16 97

1 Nisan Şaka Günü

PEN’den ‘Türkiye’de ifade özgürlüğü’ çağrısı  T

ürkiye’de Twitter’dan sonra YouTube’a erişimin de engellenmesi üzerine Dünya Yazarlar Birliği (PEN) açık bir mektup yayınladı. Aralarında Can Dündar, Salman Rüşdi, Hanan al-Şeyh Ahdaf Soueif, Alberto Manguel ve Margaret Atwood’un da bulunduğu 64 yazarın imzasının yer aldığı PEN’in mektubunda Twitter ve YouTube’a erişim engellerinin “bir an önce kaldırılması çağrısı” yapılıyor. Mektupta şu ifadeler yer alıyor:

kımından temeldir. Dünya Yazarlar Birliği PEN’in geçen yılki protestolar bağlamındaki raporunda belirtildiği gibi, Türkiye’de ifade özgürlüğü konusunda geniş bir sorunlar yelpazesi var: ‘dinî değerleri aşağılama’ türünden suçlamalardan ana akım medyada görülen otosansüre, gazetecilere karşı polis şiddetinden internette ifade yelpazesinin daraltılmasına kadar.”

‘Bizler söz âşığıyız’

‘Yapılan kabul edilemez bir saldırıdır’

“Dünyanın çeşitli yerlerinden aşağıda imzası olan biz yazarlar söz âşığıyız: sözle yaşar, kelimelerle nefes alırız. İfade özgürlüğünün evrensel ve temel bir insan hakkı olduğu inancımızda birlik halindeyiz. Türkiye’deki kelimelerin özgürlüğü konusunda derin kaygı ve duyarlılığımızı burada ifade ediyoruz.” “İnsan olarak hepimiz hem ülke sınırları içinde hem de sınırlar ötesinde kelimelerle bağlantı kurarız -yazılı, sözlü. Fikirlerin özgürce değiş tokuşu hem demokrasi hem de yaratıcılık, duygudaşlık ve hoşgörü ba-

“Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasında Türkiye’nin 180 ülke arasında 154. durumda. Bugüne kadar çevirmenler, editörler, yayıncılar, şairler yazarlar meşru görüş açıklamalarından ötürü çeşitli engelleyici yasalar bağlamında ceza davalarına ve hatta hapse maruz bırakılmışlardır. “ “Geriletici bir hamle olan, yeni internet yasasısının yürürlülüğe girmesiyle Twitter ve YouTube’ın tamamiyle

kapatılması, iletişim özgürlüğüne karşı yapılan kabul edilemez bir saldırıdır. Türkiye’nin, 36 milyondan fazla kullanıcı ile Avrupa’nın en genç internet kullanıcı kitlesini oluşturuyor olması gurur vericidir. Bu da Türkiye’yi, İslam dünyasında, küresel olarak interneti en çok kullanan ülkelerden biri haline getirmektedir. Farklı kitleleri birbirine bağlayarak, düşüncelerini ifade etme özgürlüğü sağlayan internet, demokrasiyi destekleyen ve güçlendiren faydalı bir iletişim ağıdır.” “Twitter ve YouTube sınıf, din, etnik köken, politik görüş gözetmeksizin her kullanıcıya tek tek sesini duyurma olanağı veren ifade araçlarıdır. Twitter’ın Türkiye’de 12 milyon kullanıcısı bulunmaktadır ki bu da Türkiye’deki sivil toplumun canlılığının bir kanıtıdır. Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu ile Sivil ve Siyasal Haklar konusundaki Uluslararası Sözleşme

bağlamında Türkiye devlet olarak taraftır ve bu her iki taahhüt de ifade özgürlüğünü korumayı gerektirir.” “İmzacılar Türkiye’den ve dünyanın başka yerlerinden yazarlardan oluşuyor. Aynı gezegeni paylaşan insanlar olarak, birbirimizin sorunlarıyla ilgiliyiz ve hepimizin bağlantılı olduğunu biliyoruz.”

‘Erişim serbest bırakılsın’ “Türkiye Batılı demokrasi değerleri, laiklik ve İslam kültürünün birlikte olduğu bir ülke. Tecrit konumunda ve içe dönük bir ülke değil. Uluslararası topluluğun bir parçası. Türkiye’nin liderlerine bu çağrımız demokrasiden ve onun temeli olan ifade özgürlüğünden geriye adım atılmaması yönündedir. Uluslararası sözleşmelerle sabit olan yükümlülükler doğrultusunda Twitter ile Youtube erişimlerinin derhal serbest kılınmasıdır. Hatırlamalarını dileriz ki bu güzel ülke çoğulculuk, çeşitlilik ve söz özgürlüğü ile daha güçlü ve mutlu olabilir.”

Söylenen odur ki; 1 Nisan “Şaka Günü”nün başlayışı ilginç bir olaya dayanır; 1564 yılında Fransa kralı IX. Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının 1. gününe alır. Daha önce Avrupa’da yaygın olan yıl başlangıcı 25 Mart’tır. O zamandaki iletişim şartlarıyla Charles’in bu kararının yayılmasına pek fırsat vermez. Duyanlar ise protesto amaçlı eski adetlerine devam ederler. 1 Nisan’da partiler düzenlerler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirirler ve1 Nisan’a “aptallar günü” adını verirler. Bu günde gerçek olmayan haberler ürettiler, hiç gerçekleşmeyecek davetler ilan ederler.. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kültürlerinin bir parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da önce İngiltere ve Amerika ardında bütün dünyaya bir şaka günü olarak yayılır.


Hazırlayan: Sema SEZEN

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

YİRMİ BİN YILLIK BİR İNSANLIK HİKAYESİ:

Siz piramitin neresindesiniz? Göbekli Tepe’nin taş heykellerinden Büyük İskender’in savaş çadırına, Çin’in imparatorluk saraylarından Bombay’ın gecekondularına, insanlık tarihinin özetidir, piramitimizin göklere doğru yükselen şekli Kapitalizm

Biz sizi yönetiriz

aha yeni doğdunuz, beş dakika önce. Gözünüzü yeni açmaya çalışmaktasınız. Ağıtlarınızla, sanki geldiğiniz yere geri dönmek arzusunun manifestosunu bağırmaktasınız. Karşınızda bir sürü kocaman adamlar ve kadınlar, anlamadığınız bir şeyler söylemekteler size. Genellikle gülümseyerek, bazen da garip bir ağıtla. Farkında değilsiniz ama, piramitin içine sokulmuş oldunuz böylece, isteseniz de istemeseniz de. Yani “Hoşgeldiniz!”. Bu kocaman hayat piramitinin içinde artık kendinize yerlerden bir yer, katmanlardan bir katman beğenebilirsiniz. Bu yer, çok az ölçüde sizin kendinizi yırtarcasına çalışmanıza ama çok büyük ölçüde az önceki doğmuş olmanız gerçeğinin, nerde ve bu piramitin kaçıncı katında olduğuna bağlı maalesef. LATİF BOLAT

D

Ana rahminden bir çıkış anketi var mı? Doğarken hiçbirimize bir ankette yapılmıyor bildiğimiz kadarıyla. Yani çoktan seçmeli sorularla şunları sormuyorlar bize, aynen az önce doğan size sormadıkları gibi: Soru 1: Hangi memlekette doğmak istersiniz? Soru 2: Hangi deri renginden ve ırktan olmak istersiniz?

Biz sizi uyuturuz

Soru 3: Hangi dinden olmak istersiniz? Soru 4: Piramitin hangi katında olarak doğmak istersiniz? Bu kadar işte! Öylesine geliveriyoruz dünyaya ve sorgusuz sualsiz, piramitteki yerimiz de belirlenmiş oluyor bu gelişle. Ve bu hayat piramiti içinde bir yerlerde, hayat denilen o muhteşem paketi yaşamaya çalışıyoruz, elimizden ne geliyorsa artık.

Baskı uygularız

Firavunların ne ilgisi var? Bir tarih felsefecisi söylemiş: “Mısır’ın genel varoluş felsefesini ya da siyasal sistemini ifade eden sembollerin başında, piramit gelir: Tabanın üzerine oturmuş, ucu yukarı dönük üçgen. Bu simge kendi kendileriyle ve birbirleriyle ilişkileri içinde değil, tanrısal yüce bir değerin kuruluşu içinde tanımlanan bir özneler topluluğuna gönderme yapar.” Ama bu piramit anlayışı, bize o kadim Mısır’dan da daha eski zamanlardan kalan bir mirastır. Yani yüzbin sene kadar önce atalarımız biraraya gelip, nisbeten eşitlikçi bir düzende yaşarken bu piramit he-

Sizin için yer içeriz

Herkesi besleriz

Dünyanın her yerinde, Kapitalist sistemin piramiti ta başından beri, insanlık bu hayat piramitinde yeni ayarlamalar yapılmasının mücadelesini n ü z ya da böyle bu piramitin içinde geçmektedir. vermekte, tüm zorluklara o yoktur rtada. Göbekli Tepe’nin taş heygöğüs gererek Ne zaman kellerinden Büyük İskender’in ki bazılarımız farklılaştık, hem fiziki hem de ekonomik olarak, bu hayat piramiti de örülmeye başlamış oldu.

Ne yapacağız bu piramitin elinden? Ve insanlık tarihinin özellikle de son yirmi bin senesi, şöyle

savaş çadırına, Çin’in imparatorluk saraylarından Bombay’ın gecekondularına, insanlık tarihinin özetidir, piramitimizin göklere doğru yükselen şekli. Gelmiş, geçmiş ve gelecek olan milyarlarca insanın varlığı, bu piramit içinde kendisine bir yer edinmek, ya da elindeki yeri ko-

Tiyatro ve insan

Hababam Sınıfı sergisi

 TURGAY OĞUZ

 DENİZ BANOĞLU

Usta yazar Rıfat Ilgaz ve onun ölümsüz eseri Hababam Sınıfı, Türk Sineması’nın 100. yılı nedeniyle Küçükçekmece Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılan bir sergiyle anılıyor. Rıfat Ilgaz portreleriyle başlayan “Ha Babam De Babam” başlıklı sergi, Hababam Sınıfı’nın tiyatro ve sinema çalışmalarıyla devam ediyor. Sergide fotoğraflar, belgeler ve özel eşyalarla birlikte Ilgaz’ın özel notlarına yer veriliyor. “Ha Babam De Babam” sergisi 7 Nisan’a kadar açık kalacak.

F

arklı sanat dallarından sanatçıların bulunduğu bir toplulukta, şöyle bir soru sorsak örneğin: “İnsan, kavramını nasıl tanımlarsınız?” Bir ressam hemen tuvali alır önüne ve fırçaları, boyaları ya da kara kelemiyle hayalindeki bir insan portresini çizer, renklendirir.. Bir şair, birkaç dize döktürür kağıdına insanı anlatmak için.. Bir yazar belki daha uzun yolu seçer, birkaç dize ile değil de örneğin bir sayTiyatrocular yılmadılar, faya doldurur kendi insan yılmıyorlar ve yılmayacaklar... tanımını; onun zaaflarını, hırslarını, sevilerini, tutkularını belki de bir öyküyle insanı insan yapan ya da insanlıktan dile getirir. Bir müzisyen notalara çıkaran bütün hasletleriyle tiyatroda döker hayalindeki insanı.. vardır. Şimdi gelelim tiyatro oyuncusuna... Acaba bir tiyatro oyuncusu için Sahne küçük ama tiyatro insan kavramı nedir? Oyuncu bu büyüktür kavramı nasıl simgeler? Bu sorunun İşte bu nedenledir ki, totaliter yanıtını vermek için sakın kendinizi idarelerde, despotik ve dikta rejimzorlamayın! Tiyatro oyuncusunun in- lerinde tiyatro iktidarların korkulu sanı tanımlamasına gerek yoktur. rüyası olmuştur olmaya da devam Çünkü tiyatronun kendisi her şeyiyle etmektedir. Çünkü dışarıdakiler ken“insanı” simgeler. Tiyatro demek, in- dilerini görmektedir tiyatroda, çünkü san demektir çünkü. Yazarı, oyun- dışarıdakiler toplumu oluşturan insan cusu, sahnesi, müziği, efekti, ışığı de- yığınlarının içindeki kötülüklerin, çirkoru ile sözün özü, her şeyiyle “in- kinliklerin yansımasını görmektedirler sandır”, tiyatro insanın ta kendisini tiyatroda. canlandırır. Tiyatro insanın ta kenÜlkemizde tiyatro yapanlarla dıdisidir. Boşuna dememişlerdir, “dünya şarıdaki birilerinin durumu da böybir tiyatro sahnesidir” diye.. İnsan ledir ne yazık ki. Türk tiyatrosuna dediğimiz mahluk her şeyiyle tiyat- adını vermiş nice isimler bugün yokroda vardır, zaafları, tutkuları, sevgisi, tur.. İsim yapmış yıllarca kapılarını sevgisizliğe, kıskançlıkları, ihtirasları, İstanbullulara açmış tiyatrocularımız, nefreti, gücü, güçsüzlüğü, güzelliği kapılarını, binalarını kapatmak zoçirkinliği, ruh soyluluğu, soysuzluğu, runda kalmışlardır. Burada sayamadürüstlüğü ahlaksızlığı... Sözün özü, yacağımız kadar büyük isimler tiyatro

rumak adına yapılan, sonsuz ve çoğu zaman da acılar dolu mücadelelerle geçmekte ve geçeceğe benzemekte. Elbette şöyle ya da böyle, piramitin şekli, yüksekliği ve derinliği ile ilgili düzeltmeler yapabilme şansına sahip insanoğlu. Bu yüzden de, dünyanın her yerinde ta başından beri, insanlık bu hayat piramitinde yeni ayarlamalar yapılmasının mücadelesini vermekte, tüm zorluklara göğüs gererek.

tarihinin sayfalarında kalmışlardır artık.. Ama tiyatrocular yılmadılar, yılmıyorlar ve yılmayacaklar... Çünkü tarih sayfalarında kalanlar sadece binaların adıdır, tiyatronun kendisi yani insanı yok olmamıştır. Tiyatro insanı yine de kendi sahnesini, kendi tiyatrosunu yaratmış, kendi oyununu oynamakta devam etmiştir devam etmektedir ve edecektir. Çünkü binaları yıkanlar tiyatroyu yok edememiştir. Çünkü tiyatroyu yok etmek insanı yok etmek demektir. Sahne küçük ama tiyatro büyüktür... Çünkü insan büyüktür çünkü tiyatronun kendisi büyüktür. Siz dışarıdakiler sahnedekileri yok edemezsiniz, yok edemeyeceksiniz... Çünkü tiyatro bizimdir, çünkü tiyatro hepimizindir, çünkü tiyatro insandır. Tiyatroların oyunlarının ve emeklerinin yılmadan devam edeceğine de inanıyoruz.

Ekrem

ATAER ekremataer@gmail.com

SAZIN TELİNDEN

1 NİSAN 2014 SALI

Sefiller (!)

B

ütün totaliter yönetimlerin ortak noktası korkak olmalarıdır. Üstad Ataol Behramoğlu ne güzel anlatmış bu ruh halini; “ve cellat uyandı yatağında bir gece tanrım dedi bu ne zor bilmece öldükçe çoğalıyor adamlar ben tükenmekteyim öldürdükçe” Tiranların, diktatörlerin karşısına umarsızca dikilen yegane direnç kapısı ise sanattır. Onun için muhaliftir sanat, onun için insana ve onun özgürlüklerine taraftır. Sanatın muhalif gücü; öğrenmenin, kitleleri uyarmanın, öğretmenin, öncü olmanın ve tanıklık etmenin tarihsel damarını besler. Onun için diktatörlerin, tiranların hedefindedir. Sanatın muhalefet damarı, özgürlüklerle bezenmiş tarihsel bir koridordan salar aydınlığını. Muhaliftir lakin; asıl özgür ve muhalif tarafı “senin yanında sana da muhalif olma” sırrındadır. Atatürk’ün kısaca “her şey olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız” diye işaret ettiği tam da budur işte. Onun içindir ki güç kaybettiğinin ve ipinin pazara çıkmaya başladığının farkına varan biçareler, önce sanata yönelik yasaklamalarla son bir hamle yapmaya yeltenirler. Heykelleri yıkarlar, kitapları yakarlar, karikatürlere dava açar, reklam panolarına varana kadar müdahale ederler. Halkın her türlü iletişim noktalarının “kökünü kazıyarak” kendi karanlıklarına ve korkularına gömülürler. Sanat ve sanatçı ise dönemine tanıklık ederek oluşturduğu barikatının arkasına halkı, önüne de zulüm toplarını aldıkça beslenir. O barikat ki Pir Sultan olur, Brecht olur, Picasso olur, Mahsuni olur. İşte tam da böyle bir süreçten geçiyoruz. Geçiyoruz fakat, sanat cephesi örgütsüz geçiyor. İyi niyetli sanat birlikleri, platformlar, inisiyatiflerin nefesi günü karşılamıyor. Bir şeyler hep iyi niyetli ama eksik. Bütün yapılanmalar, daha doğarken birilerinin mülkiyet şemsiyesi altında doğuyor ve ne yazık orada kalıyor. Tıpkı yakından tanıdığım devrimci ve aydınlanmadan yana rahmetli Hasan Mutlucan’ın 12 Eylül türkücüsü olarak kalması gibi. Çünkü toplum sizi önce gördüğü yerle algılıyor, sonra eyleminiz ile. Sanat başka bir özgür ve aydınlık alandır. Siyasetler, partiler, dönemler dışı ve üstüdür. Sanatın “namlusu” uzun, menzili çağlar ötedir. İki güzel yaşanmışlıkla bitirelim... 2. Dünya Savaşı bitmiş, demokratik Almanya kurulmuş ve ilk meclis toplantısı. Demokratik Almanya ulusal marşının da bestecisi büyük usta Hanns Eisler meclis kürsüsünden anons ediliyor; Genç Demokratik Almanya’mızın sanattaki aydınlığı ve sanat felsefesindeki Karl Marx’ını kürsüye davet ediyoruz. Eisler usta kürsüde, alkış kıyamet. İlk sözü; Yoldaşlar bütün dünya halkları faşizme karşı mücadelede kahramanlıklarını ispat etmiştir. Ben kahraman değilim, yalnızca bir müzisyenim(!) İkinci olay da Fransa’dan. 2. Dünya savaşı, Fransa Alman işgali altında. Naziler bütün vitrinlere Hitler’in ve Mussoli’nin posterlerinin asılmasını zorunlu kılıyor. Bir çoğu direnemiyor. Tarihi Montparnasse Garı’nın yanında küçük bir kitapçı dükkanı fotoğrafları asmıyor. Ölümle tehdit ediliyor. Kitapçı bütün vitrini boşaltıyor, iki yanına Hitler’in ve Mussoli’nin posterlerini asıyor. Vitrinin ortasına ise yalnızca bir kitap koyuyor. Vitrini gören SS’ler adamı orada öldürüyorlar. Sebep iki faşistin fotoğrafının ortasındaki o tek kitap. Merak mı ettiniz; Victor Hugo’nun “Sefiller” kitabı. Sanat böyle bir “örgüt”, böyle bir şaşırtmacadır dostlar. Hadi eyvallah...


Hazırlayan: Hüseyin KAYA

1 NİSAN 2014 SALI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

F.BAHÇE BURSASPOR’U DA YENDİ, LİGİN BİTİMİNE 7 HAFTA KALA PUAN FARKINI 13’E YÜKSELTTİ

KUPA GÖRÜNDÜ

FENERBAHÇE

Maça istekli başlayan Sarı-Lacivertliler gol kaçırma yarışına girdi, 17’de Kuyt Bursa savunmasınınn hatasını affetmedi. İkinci 45’te konuk ekip biraz hareketlendi, ama Sow 75’te galibiyeti perçinledi, 86’da da Webo skoru belirledi

BURSASPO R

PUAN DURUMU 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

FENERBAHÇE GALATASARAY BEŞİKTAŞ SİVASSPOR KASIMPAŞA TRABZONSPOR KARABÜKSPOR ESKİŞEHİRSPOR G.BİRLİĞİ AKHİSAR BLD. G.ANTEPSPOR BURSASPOR KONYASPOR RİZESPOR ELAZIĞSPOR ANTALYASPOR K. ERCİYESSPOR KAYSERİSPOR

3

O 26 27 27 27 27 26 27 27 27 27 27 27 27 27 27 27 27 27

G 19 13 14 12 10 10 10 10 11 10 10 9 9 7 8 5 7 6

B 3 11 8 4 9 9 9 7 4 6 5 7 5 9 4 12 5 7

M 4 3 5 11 8 7 8 10 12 11 12 11 13 11 15 10 15 14

A 59 47 45 46 42 36 26 28 33 35 32 28 35 33 33 28 27 22

Y 27 22 25 46 32 29 25 26 34 42 46 37 37 38 51 33 42 43

Av. P 32 60 25 50 20 50 0 40 10 39 7 39 1 39 2 37 -1 37 -7 36 -14 35 -9 34 -2 32 -5 30 -18 28 -5 27 -15 26 -21 25

 FIRAT KORSAN Süper Lig’in 27. haftasında Fenerbahçe, sahasında Bursaspor’u konuk etti... Ligde lider durumda bulunan Fenerbahçe, en yakın rakiplerinin puan kaybettiği haftada arayı dahada açmak ve iyice rahatlamak istiyordu. Bu sebeple maça oldukça istekli başlayan taraf olan SarıLacivertiler, maçın başlarında gol karçırma yarışında girdiler adeta. Üst üste 4 tane kaleci ile karşI karşıya pozisyona giren ev sahibi, bunların hiç birini değerlendiremedi. Bu pozisyonları yaratmakta başarılı olan Fenerbahçe’de, Salih’in enfes pasları etkili oldu. Kolay durumda golleri atamayan Sarı-Lacivertliler iyi futbolunun karşılığını çok ilginç bir golle aldı. 17’de Bursaspor savunmasının arkasına atılan gelişigüzel topta Basser ile Frey anlşamadı,

FENERBAHÇE

****, **, Alves **, Bekir Volkan **, Gökhan , (Dk.78 Selçuk *), Mei*** al op M.T opuz Caner ***, , Salih ***, (Dk.73 M.T **) reles ****, Kuyt *** **, (Dk.76 Webo ike en Em *, *** w *), So T.D.: Ersun Yanal

BURSASPOR

0

wo *, elli *, İbrahim **, Tai Frey *, Şener **, Civ l *, Basser **, Volkan *, mi Şa kir (Dk.55 Ferhat *), *), Belluschi **, Be (Dk.79 Ozan Tufan .72 Enes *) (Dk *, k sta Yılmaz *, Se T.D.: İrfan BUZ Dk.75 Sow, Dk.86 Goller: Dk.17 Kuyt, ahçe) Webo (F.B İbraCaner (F.Bahçe), Sarı kartlar: Bekir, elli, Basser (Bursa) him, Sestak, Civ yt Çakır Hakem: Cüne oğlu Stat: Şükrü Sarac

SPORDA DÜN FUTBOL

Süper Lig

Kayseri 3-1 Antalya Fenerbahçe 3-0 Eskişehir 0-1 Bursa G.Birliği

BASKETBOL

Erkekler

F.Bahçe 77-5 2 G.Saray

Avrupa’da aldığı yenilgiyle hayal kırıklığına uğrayan Fenerbahçe, ligde karşılaştığı ezeli rakibi Galatasaray’ı 25 sayı farkla 77-52 yendi. Oldukça çekişmeli başlayan mücadelede Fenerbahçe, 10 sayılık farkı yakalasa da, ilk periyot 17-17’lik eşitlikle tamamlandı. İkinci çeyrekte ise Sarı-Lacivertlilerin etkili oyunu, 17 sayılık farkı getirdi. Derbide soyunma odasına 42-25 Fenerbahçe üstünlüğü ile gidildi.

B

ordo-Mavililer, sezon sonunda teklif gelmesi beklenen yerli oyuncularla tekrar masaya oturacak. İlk olarak takımda kiralık olarak forma giyen Özer Hurmacı’nın bonservisini Kasımpaşa’dan almak için girişimlerde bulunacak olan yönetim, 1461 Trabzon’dan kiralık alınan Yusuf Erdoğan’a da imza attıracak. Adı sık sık İstanbul takımları ile anılmaya başlayan Olcan Adın ile de masaya oturmaya hazırlanan Bordo-Mavili yöneticiler, kaleci Onur’da olduğu gibi gözde futbolcuya da bir iyileştirme yapıp sözleşme imzalamak istiyor. 31 Mayıs 2015’e kadar sözleşmesi bulunan Olcan Adın’ın da bu teklife sıcak bakbileceği belirtidi.

Malouda hırslandı Öte yandan Trabzonspor’un Fransız futbolcusu Florent Malouda’nın son haftalarda kendisine yönelik eleştirilerden dolayı oldukça üzgün olduğu öğrenildi. Malouda’nın teknik sorumlu Hami Mandıralı’dan, bir şans isteyerek, “Bugüne kadar oynadığım her takımda iyi izler bıraktım. Trabzon’da güzel bir iz bırakmak istiyorum. Zaten Trabzon’a geliş amacım buradaki misyona hizmet etmek ve konulan hedeflere ulaşmada katkı sağlamaktı. Bundan sonraki süreçte hem kendi kariyerime hem de Trabzonspor’da bana güvenenlere yakışır futbol oynayacağım” diyeceği öğrenildi.

BELGE onurbelge@aydinlikgazete.com

Şampiyonluk sabırsızlığı

F

enerbahçe tribünlerinde müthiş bir coşku vardı. İnandıkları takımlarıyla şampiyonluğa ulaşmak için artık günleri, dakikaları, hatta saniyeleri sayıyorlar. Sarı lacivertliler de Bursaspor manşısında buna uygun oarak güzel, baskılı ve seyri zevkli bir maç oynadılar.İk dakikadan itibaren yeşil beyazlı rakiplerini sahasına hapseden lider, sayısız goller kaçırdı, ilk yarıda sadece Kuyt, rakip hatasından bir gol atabildi. Fenerbahçe’de klasik kadroda, sakat Emre’nin yerine Salih ilk 11’de başladı. Orta alanda pas trafiğini Meireles ile birlikte pas trafiğini güzel ayarladılar. Ayrıca geriye de gelerek orta alan savunmacısı olan Mehmet Topal’ın işini kolaylaştırdılar. Savunmanın göbeğindeki Bekir-Alves ikilisi de böylece Bursaspor’un atakçıları Sestak ile Volkan Şen karşısında teke tek yakalanmadılar. Kuyt, deneyimiyle atak organizasyonunu yaparken, zorlanıldığı anda kritik savunma müdaheleleri de yaptı. İlk yarının, birinci bölümünde Basser-Frei anaşmazlığında boş kaleye topu yuvarlayan Kuyt takımını öne geçirdi. Hollandalı deneyimli futbolcu yakaladıklarını atsaydı, daha ilk yarıda 3 fark olması işten değildi. Yeşil beyazlıların göbekteki savunmacısı Civelli’nin ikinci yarıda ceza alanı top yokken Salih’e yaptığı sert hareket hakem Cüneyt Çakır’ın gözünden kaçtı. İkinci yarının başında saman alevi gibi parlayan Bursa ataklarını savuşturan sarı lacivertliler yeniden müthiş baskılarını kurdular. Ama beklenen farkın artmaması stres ve acelecilik getirdi. Emenike ile Sow gol yollarına uzak kalıyorlardı. Bu arada Volkan Şen’in karşı karşıya topunu çelen kaleci Volkan kritik bir kurtarışa imza attı. Maçın son bölümlerinde Bursaspor Ferhat ve Enes’i, Fenerbahçe Mehmet Topuz ve Webo’yu oyuna soktu. Ve de beklediği kulvar boşluğunu bulan Emenike, Sow’u ceza alanı içinde topla buluşturunca fark ikiye çıkıverdi. Elbette Webo da golcülüğünü göstererek farkı 3’e çıkaracaktı.

POTA’DA DERBİ GÜNÜ

FENER ÇOK ‘FARKLI’

77-52

Trabzonspor’da Olcan Adın görüşme odasına

topu önünde bulan Kuyt boş kaleye yuvarladı: 1-0. İlk yarı tek farklı skorla geçerken, ikinci yarıya daha etkili başlayan taraf Bursaspor oldu. Topu daha fazla ayağında tutan Yeşil-Beyazlılar zaman zaman tehlikeli ataklar geliştirse de 61’de Ferhat’ın sağ çaprazdan Volkan’ı geçemediği pozisyon dışında önemli bir pozisyon yoktu. Ev sahibi adına sıkışan oyunda sahneye Sow çıktı, zor bir golle takımını rahatlattı. 75’te Emenike’nin pasını alan Senagalli yıldız, dönüp sol köeşe yerden vurdu, Frey’i geçen top ağlarla buluştu: 2-0. Kalan dakikalarda Bursaspor oyundan düştü, 86’da Meireles’in güzel pasında Webo, kaleci ile karşı karşıya pozisyonda farkı 3’e çıkarttı, Sarı-Lacivertliler şampiyonluk yolunda bir engeli daha aştı: 3-0.

Onur

İkinci yarıya derbi havasında başlayamayan ve rakibinin oyununu kabullenmiş görünen Galatasaray, savunmada ve hücumda oldukça etkisizdi. Bu durumdan faydalanan SarıLacivertliler, 3. çeyreği 63-37 önde bitirmeyi başardı. Başantrenör Zeljko Obradovic’in son çeyrekte genç oyuncu Berk Uğurlu’nun yanı sıra İzzet Türkyılmaz’a da yer verdiği Fenerbahçe, karşılaşmayı 77-52 kazandı.

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde Fenerbahçe ile Beşiktaş, play-off çeyrek finalin ilk maçında bugün karşı karşıya gelecek. Normal sezonu Galatasaray’ın ardından ikinci bitiren sarı lacivertlilerle, sıralamada yedinci basamağı elde eden Siyah-Beyazlılar, yarın saat 19.00’da Fenerbahçe Arena’da yarı finale yükselmek için ilk randevuya çıkacak. İki maç kazanan takımın adını yarı finale yazdıracağı eşleşmede ikinci karşılaşma, Beşiktaş İntegral Arena’da 3 Mart Perşembe günü saat 18.00’de oynanacak. Normal sezonda oynanan iki derbi maçta da gülen taraf Fenerbahçe oldu. Sarılacivertli takım, ligin ilk yarısında Beşiktaş’a deplasmanda 76-52 üstünlük sağlarken, ikinci yarıdaki karşılaşmayı da 74-68 kazanmıştı.

PARA PARA PARA... CENK ÇINAR

Ligde Fenerbahçe’nin zirvede yanlız kalması sonrasında ikincilik için kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Sarı-Lacivertliler’in Avrupa cezasından dolayı oldukça kıymetli olan ikincilik çok çok değerli çünkü Şampiyonlar Ligi gruplarına direk katılımı sağlıyor. Ligde şuan Galatasaray, 50 puanla ikinci sırada ancak, Beşiktaş da aynı puanla üçüncü. İki takımın da Şampiyonlar Ligi

Beşiktaş’ın Dany kararı Galatasaray’ın devre arası Beşiktaş’a bedelsiz kiraladığı Dany’yi, Siyah-Beyazlılar yeni sezon için istemedi. Sarı-Kırmızılılar sözleşmedeki, ‘1.8 milyon avro’ya Beşiktaş’a gidebilir’ maddesinde esneklik yapıp 1 milyon Avroya verebileceklerini iletti. Ama Beşiktaş Teknik Direktörü Bilic, Dany’yi istemediğini yönetimine bildirince; Galatasaray’a ‘ret’ yanıtı gitti. Öte yandan Karabükspor maçı sonrası “Dany’de yırtık var” iddiası asılsız çıktı. Oyuncuda yırtık değil, esneme olduğu, Kayseri’ye yetişebileceği belirtildi.

biletine şiddetle ihtiyacı var. Galatasaray, son derece kötü geçen bu sezonu en azından Şampiyonlar Ligi bileti ile kapatmayı ve Devler Ligi gelirlerini yeni sezonda da kasasına koyarak giderlerini buradan gelecek parayla karşılaşamayı hedefliyor. Beşiktaş ise endişe verici boyutlarda olan finansal sorunlarını bu turnuvadan gelecek gelirlerle biraz olsun azaltmak amacında.

Deplasman belirleyecek Galatasaray daha geniş kadrosu ve yıldızlarıyla Beşiktaş’tan yarım adım önde gözüküyor. Ancak, bu yarışın içinde her şey olabilir ve ligin kalan 7 haftasında ikincilik pozisyonunun iki-üç kere el değiştirmesi mümkün. İki takımın fikstürlerine

baktığımız zaman ilginç bir şey dikkatleri çekiyor. İki takım da aynı anda deplasmanda ve evinde oynayacak maçlarını. Bu sebeple deplasman performansı daha da önem kazanıyor. Bildiğiniz üzere Galatasaray’ın bu noktaya gelmesinin sebebi deplasmanda aldığı başarısız sonuçlar. Beşiktaş ise, bu anlamda biraz daha iyi durumda. Velhasıl, iki ekip ligin kalan haftalarında tarihin en önemli ikinciliği için kapışacak. Bakalım hangisi başarılı olabilecek?

Galatarasaray’da derbi sonrası operasyon var! Galatasaray, şampiyonluk yarışından ümidini kesse de, hem ikincilik hem de Fenerbahçe galibiyeti ile taraftarıyla arasındaki soğukluğu gidermek amacıyla derbiye hazırlanıyor. Teknik direktör Roberto Mancini ile Sarı-Kırmızılı futbolcular Fenerbahçe derbisini öncelikle prestij açısından kazanmak amacı taşırken,

başkan Ünal Aysal ve yönetim ise dev derbiye reform gözüyle bakıyor. Bir süredir ödenmeyen futbolcu taksitleri, Fenerbahçe maçında galip gelinmesi halinde büyük olasılıkla ödenecek, aksi halde ise ödemeler aksayacak. Bazı futbolcuların gelecek sezon kalıp kalmayacağı bile derbi performansı ile ölçülebilir durumda

olacak. Çünkü teknik direktör Mancini, devre arasında yapılan 9 transfere karşın, sezon sonunda da çok sayıda futbolcu siparişini başkan Ünal Aysal’a vermiş durumda. Bazı oyuncuların Sarı-Kırmızılı kulüpteki kariyerleri Fenerbahçe maçı ile birlikte geride kalan 3-4 karşılaşmada belli olacak.


1 NİSAN 2014 SALI

Hazırlayan: Cenk ÇINAR

‘Sen çal, biz oynarız’ dediler... bininci vukuatını. Aslında, dindarlık anlayışı açısından şaşılacak bir durum yok ortada. Geçen hafta Antalya’da, hac başvuru kuyruğunda kavga çıktı. Sebep; hacı adaylarından bir kısmının, saatlerdir bekleyen diğerlerinin hakkına “kaynak yaparak” tecavüz girişiminde bulunması. Dindar profilimiz de bize özgü. Şimdi bu “kaynakçı” vatandaşlar oy verirken, “hırsızlık” tercih kriterleri arasında olabilir mi? Olamaz, olmadı da nitekim... Aydınlık’ın, 4 eski bakanın fezleke oylamasına gönderme yapan, 20 Mart’taki sürmanşeti şöyleydi: “Hırsızlığa Meclis’ten 259 ortak” O “ortaklar”, vekildi; Pazar günü, asıllar sahneye çıktı. Şu ya da bu gerekçeyle, vekillerinin yüzünü kara çıkartmayan asılların sayısı 20 milyonu aştı. Kendi cumhuriyetinin, kendi ülkesinin, bin bir emekle, özenle, dişle-tırnakla bir asra yakındır biriktirdiklerini hiç umursamayan, çöpe gitmesine

Ç TiPi

H

er gün yeni bir şey keşfeden “İsviçreli bilim adamları” bile açıklayamaz bu durumu. Stockholm sendromu mu deseler, mazoşizmin son evresi mi, yoksa Ön-Asya’da ortaya çıkan yeni bir uygarlık mı? Teşhisi koyana kadar, dumanlar çıkar ısınan kafalarından... Geçtik yüksek siyasete dair mevzuları; gözlerinin önüne serilen, taşımakla bitmeyen balya balya paralar da ikna edemedi yüzde kırk küsuru... Ya da “Sen çal, biz oynarız” dediler, “balkonun altında...” Bu, hipotez olarak dini bütün ve muhtemelen “Cuma”ları kaçırmayan kırk küsur, İslâm’ın kutsallarıyla eğlendiğini, tahkir ve tezyife kalkıştığını kulaklarıyla duydukları, üstelik yaptığını inkâr etmeyen adamın da balkonda olmasına aldırış etmeden, “Hüloooğğğ” dediler coşkuyla. Ustabaşı da, “yedirmeme” merakından sineye çekti, “dinine dahleden” şımarık herifin

aldırmayan 20 küsur milyon insan... Hakkıyla, hukukuyla, özgürlüğüyle, doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, demokrasisiyle, laikliğiyle derdi olmadığını deklare eden milyonlar... Hırsızlıktan, yolsuzluktan, yalandan, talandan, peşkeşten, adaletsizlikten, sömürüden, işsizlikten, baskıdan, şiddetten, gazdan, coptan, mermiden şikayeti olmayan, beklenti eşiği yerle bir milyonlar... Esas endişe verici olan, ülkenin başını, içte ve dışta topyekûn derde sokabilecek tercihler yapabilme potansiyelini, bir kez daha göstermiş olmaları. Millet değil ümmet olmak için can atan, “Dik dur eğilme”ci fanatiklerin yanı sıra; “öncekiler de çalıyordu zaten”ciler, “başkası gelse çalmayacak mı?”cılar gibi sempatizan kitlenin sayısı da azımsanmayacak ölçüde. Normal bir demokraside, rehabilite amaçlı sosyal karantina uygulanır, sayıları ancak bir avuç olabilecek bu

Çetin SUSAN

insanlara; burada hepimizin “kader”ini belirliyorlar. Bir son dönem araştırması, yolsuzluğa inananların oranını, yüzde 70 olarak veriyordu. Düz mantıkla, bu 70’teki en az yüzde 15, var olduğuna inandıkları yolsuzluğu desteklemiş oluyor iki gün önce. Yozlaşmanın, çürümüşlüğün taze delili! Evet, halkı suçlamak en ucuz yol ve ilkesel olarak da yanlış fakat halk da, “kabahatin çoğu senin” dedirtmeyecek Nazım misali... Bu işlerde, çok sayıda parametrenin söz konusu olduğunun ayırdındayım. Sosyoloji falan benim konum değil, siyasi veya bilimsel analiz yapmak da... Belleğimde bir görüntü var: Gözlerinde maske, sırtında dolu bir torbayla siyahlar giyinmiş uzun boylu bir adam, parmak uçlarına basarak

evden sıvışmaya çalışırken, ışıklar yanıveriyor. Vee, karşısındaki soyulan evin sahipleri çılgınca alkışlıyor adamı!.. Ben sadece bu fotoğrafın bana hissettirdiklerini paylaşmak istedim bugün. Bunun için bula bula spor sayfasını mı buldun, diye soranlarınız olabilir. Haklısınız. Seçim yazısından, spora bir kement atarak, zorlama bir bağlantıyla noktalayayım. 3 İstanbul kulübünün evleri sayılabilecek; Fenerbahçe’nin Kadıköy ilçesi, Beşiktaş’ın Beşiktaş ilçesi, Galatasaray’ın Bakırköy ilçesindeki belediye seçimlerini CHP, Trabzonspor’un ve Bursaspor’un kentlerindekini ise AKP büyük farklarla kazandı. Şimdi spor yazısına benzedi işte!

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Schumacher evine dönüyor Michael Schumacher’in eşi Corinna, 3 aydır yoğun bakımda tutulan eşi için doktorların “Kötü haber için hazırlıklı olmalıyız” söyleminin ardından eşi için özel bir sağlık merkezi yapımı için harekete geçti. Corinna Schumacher, Cenevre golü yakınlarında bulunan 25 milyon poundluk malikanelerinin içine 10 milyon poundluk yüksek teknoloji ürünü ve tam teşekküllü bir sağlık tesisi kurmaya hazırlanıyor. Schumacher çiftinin bir aile yakını ise habere paralel olarak yaptığı açıklamada, “Mucizeler oluyor, en iyi tedaviyi kendisine sunmaya çalışıyoruz. Ancak dünyadaki bütün paraları da verseniz onun yaşadıklarını düzeltemez. Ailesi de kalıcı hareketsiz bir gelecek için düzenlemeler yapıyor.” şeklinde konuştu.

Altın madalya için mindere

Yeni kuralların ilk defa uygulanacağı Avrupa Güreş Şampiyonası, Finlandiya’nın başkenti Helsinki Trio Arena’da bugün saat 10.00’da başlayacak. Bugüne kadar Avrupa Güreş Şampiyonasında sadece üç bronz madalya kazanan Türkiye Bayan Güreş Takımı bu turnuvadan altın madalya ile dönmek istiyor. Akdeniz Oyunları’nda altın madalya kazanan Hafize Şahin ve Yasemin Adar, hedeflerinin Avrupa Şampiyonasında madalya kazanmak istediklerini söylerken Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceklerini söylediler.

Valdes sezonu kapattı

E Z İ B

A P U K R E Y HER

Türk voleybolu bu sezon adeta tarih yazıyor. Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan gelen zafer haberleri göğsümüzü kabartıyor. Erkeklerde ve kadınlarda gelen kupalar bu işte ne denli ileride olduğumuzu gösteriyor

 CENGİZ UYGUR u sezon, Türk voleybolunun altn sezonu olarak tarihe geçti. Geçtiimiz senelerde de baarl sezonlar yaamtk, ancak bu sadece kadn voleybolunda etkili olmutu. Erkek voleybolunda eksiklerimizi tamamlamamz gerektii aikard. Ama bu sene, voleybolun her alannda kulüpler baznda önemli zaferler yaadk. Kadn voleybolunun en önemli kupas olan Cev ampiyonlar Ligi dörtlü finaline iki takmla katlma baars gösterdik. Eczacba ve Vakfbank, bizi temsil eden kulüplerdi. Tartmasz favori olan Vakfbank’n finalde kaybetmesi biraz kötü bir süpriz olsa da bu kupay daha önce de Türk takmlar kazanma baars göstermiti. Asl zafer ise, Cumartesi günü yaand. Kadn Voleybo-

B

lu’nun kupa 2’si olan Cev Kupas’ndan Fenerbahçe Kadn Voleybol Takm zafere uzand. Sar-Melekler, Uralochka’y 3-2lik galibiyetin rövannda stanbul’da bu kez 3-0 yenerek kupaya uzand. Kadn voleybolunun üçüncü en önemli kupas Cev Challenge Cup’ta ise yine çok önemli bir baar vard. Beikta, finale kadar gelse de Rusya’nn Odintsovo takmna kupay vermekten kurtulamad. Finale kadar gelinmesi Beikta adna çok ama çok büyük bir baar. Sezon banda futbol takm gibi onlar da ekonomik sorunlarla urayordu ve bu zorluklar ramen buralar gelinmesi azmdan azmsanmayacak derecede önemli.

Erkeklerde de zafer var Kadn voleyboluna nazaran daha baarsz olduumuz erkek voleybo-

lunda da bu sezon zaferler geldi. Fenerbahçe, yine Cumartesi günü oynad maçta ilk maç 3-2 kaybettii talyan ekibi Andreoli’yi stanbul’da 3-0 yenerek Cev Challenge Kupas’nn kaldrd ve tarihinin ilk Avrupa ampiyonluuna ulamann sevincini yaad. Erkekler ampiyonlar Ligi’nden ise final gördük. Halkbank, ne yazk ki Rus ekibine direnmedi ve finali kaybetti. Ancak erkeler voleybolunda finale ulamamz da kesinlikle baar. Velhasl, voleybolun iki türünde de yaadmz baarlar belli. Bu yönetim becerisinin ve profesyonelliin dier sporlarn yöneticilerine de örnek olmas gerekiyor.

Celta Vigo karşılaşmasında sakatlanan eldivenin sahalardan 7 ay uzak kalacağı açıklandı. Barcelona’nın geçtiğimiz hafta arasında Celta Vigo’yu 3-0 yendiği karşılaşmanın 24’üncü dakikasında sakatlanan ve dizinden ameliyat olan başarılı file bekçisi Victor Valdes’in sahalardan yaklaşık 7 ay uzak kalması bekleniyor. Ligde Real Madrid ve Atletico Madrid ile kıyasıya bir şampiyonluk yarışı veren Barcelona başarılı eldiveninden sezon sonuna kadar faydalanamayacak.

Chivu ile yollar ayrıldı

Yeni sezon için transfer çalışmalarına Vidic’i kadrosuna katarak başlayan Inter, 7 sezon boyunca kulübün formasını giyen Chivu’nun sözleşmesini karşılıklı olarak anlaşarak feshetti. Resmi internet siteden konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada “Birlikte 7 unutulmaz sezon geçirdiğimiz ve çok büyük başarılara imza attığımız oyuncumuz Chivu ile karşılıklı olarak anlaşarak sözleşmesini feshettik” dendi.

T.C. HATAY 2. ASLYE HUKUK MAHKEMES LAN Say : 2014/264 Esas MALİYE HAZİNESİ ile KANUNİ KAYYIM HATAY DEFTERDARI arasında mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Gaiplik Nedeniyle Hazine Adına Tescil) davası nedeniyle; Hatay ili Merkez ilçe 3. Mntkada kain 94 parsel sayl tanmazdaki 28/80 hissesi Kerrus Harto olu Abdulmesih’in tanmaznn 10 yldan uzun süredir yasal kayym olarak atanm Hatay Defterdar tarafndan idare edildii belirtilerek, TMK.m.588 gereince bu paylarn hazine adna tesciline karar verilmesi istenilmitir.

Nüfus kaydı bulunmayan, bu güne kadar sağ olup olmadığı ve adresi tespit edilemeyen dava konusu taşınmazın malikleri Kerrus Harto olu Abdulmesih’den haberi olanlarn veya yerini bilen ve bu kisii tanyanlarn ALTI AY içerisinde, Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/264 esas sayl dosyasna haber vermeleri TMK.588 ile 32 ve 33. maddeleri gereğince İLAN olunur. Aşağıda açık kimliği bulunan ve gaipliğine karar verilen gaipliği hakkında bilgisi olanların 6 ay içinde mahkememize haber vermeleri hususu ilanen tebliğ olunur. 12/03/2014 BASIN: 20201 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. HATAY 4. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2014/3382 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Hatay İI, Defne İlçe, 177 Parsel No, Harbiye Köyü, Parsel Beldenin yerleşim alanı içinde, etrafında yerleşik durumda evler bulunmaktadır. parsel üzerinde inşaat olmayıp 10-15 yaşlarında 27 adet erik ağacı bulunmaktadır. Arsa vasfındadır. (Borçlu hissesi 683,99m2 dir) Adresi : Harbiye Beldesi Erler Caddesi Defne / HATAY Yüzölçümü : 1.134,00 m2 Arsa Pay : 3619/6000 Kymeti : 90.384,53 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Kaydındaki Gibidir 1. Sat Günü : 06/05/2014 günü 14:00 - 14:10 arası 2. Sat Günü : 02/06/2014 günü 14:00 - 14:10 arası Sat Yeri : Hatay Adalet Sarayı 1. Kat 133 nolu oda (Mezat Salonu) Antakya Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı

takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden mütescelsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2014/3382 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 21/03/2014 BASIN: 20250 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Sema SEZEN

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Bölünme birleş! Che, Bolivar’ın izinde !

KURULUŞ 1921

Rosario’da doğan Ernesto Rafael Guevera (Che), 1951 yılında motosikletiyle bir Güney Amerika gezisine çıkar. Gezi boyunca halkın yoksulluğunu ve çaresizliğini

1 NİSAN 2014 SALI

de görür, çözümü de! Yoksulluktan kurtulmanın yolu bütün ülkelerin ortak bir strateji etrafında toplanması ve devrim yapmaktır.

Che, Güney Amerika’nın çok uluslu bir kıta olmak yerine kültürel ve ekonomik olarak birleşmiş tek bir ulus olmasını düşler. Tıpkı Simon Bolivar ve Hugo Chavez gibi.

Güney Amerika’nın kültür başkenti BUENOS AİRES Bir zamanların sömürge valiliği ile idare edilen şehir, şimdi bir kültür ve sanat merkezi olarak özgürlük şarkılarını söylüyor. İspanyol kralları ve istilacılar da iktidarlarının sonsuza kadar varolacağına inanıyorlardı herhalde

La Boca’da renkli evler

Buenos Aires’in en renkli ve eğlenceli sokağı şüphesiz La Boca semtindeki El Caminito ve civarı. Boca ağız (nehir deltası), caminito ise patika demek. Radikal bir yapısı olan La Boca’nın ilk sosyalist milletvekili 1936 yılında seçilmiş. Tangonun doğum yeri olan El Caminito sokakları renkli evleri ve pizzacılarıyla artık Buenos Aires’in en turistik sokaklarından. La Boca, meşhur Boca Juniors futbol kulübünün stadyumu olan ve 1940 yılında inşa edilen 58 bin kişilik La Bombonera Stadyumunun da olduğu semt.

A Tülin UYGUR

rjantin gümüş ülkesi, Buenos Aires, iyi, güzel hava demek. 1516 yılında en büyükleri Uruguay ve Paraná nehri olmak üzere birkaç nehrin birleşerek denize döküldüğü çok geniş bir nehir ağzı olan Rio de la Plata (gümüş nehir) kıyısına ayak basan Juan Diaz de Solis, Peru sınırları içindeki bu bölgeyi sömürgeleştiren ilk İspanyol. Pedro de Mendoza ise 1536 yılında Buenos Aires şehrini kuran İspanyol. Yerliler Mendoza’nın şehrini yıkar ama yeniden kurulmasına engel olamazlar. İspanyollar bu bölgedeki Selknam gibi bazı yerli kabileleri tümden yok ederek 300 yıl hüküm sürecekleri bu verimli topraklara yerleşirler. Peru Genel Valiliğince yönetilen bölge, 1776’da liman ve şehrin çok gelişmesi üzerine Buenos Aires merkezli yeni bir sömürge valiliği kurularak idare edilmeye başlanır. Güney Amerika’nın İspanyollar tarafından sömürgeleştirilmesini hazmedemeyen İngiltere, sürekli saldırdığı

Bounes

bağımsızlığını ilan etBuenos Aires’i 1806 Aires 43 tiyatrosu, mesi gelir. Bağımsızlık 1807 yılları arasında 153 sineması ve 22 savaşını, iç savaşlar, 46 gün işgal eder. İşmüzesiyle Güney komşularla yapılan galci İngilizlere karşı Amerika’nın kültür başkenti. savaşlar ve iktidar İspanyol sömürge valisinin tutumu halKitapçıları, sahafları, özgün kavgaları izler. Ankı harekete geçirir. butikleri ve yeşil alanlarıyla cak sular durulmaz. 1862’den sonraki hüİngilizlerin geri püskeyifle zaman kümetler döneminde kürtülmesi bağımsızlığa geçirilebilecek bir Arjantin’in ekonomik giden ilk adımı oluşturur. şehir olarak gelişmesine ağırlık Napolyon’un İspanya ve verilir. Portekiz’i işgal etmesi Güney Amerika’da İspanya Kraliyetine karşı topyekun bir başkaldırı ve bağımsızlık Yüz bin Osmanlı göçmeni Geniş topraklarına oranla nüfusu savaşları başlamasına yol açar. Buenos Aires’teki 1810 Mayıs devriminin ar- az olan Arjantin kapılarını göçmenlere dından 1816’da Tucuman Kongre- açmaya karar verir. 1853 anayasası si’nin Birleşik Güney Amerika Eya- “endüstriyi geliştirmek, bilim ve sanat letleri (bugünkü Arjantin, Uruguay eğitimi vermek için gelecek göçmenve Bolivya)’nin İspanya Krallığından lere hiçbir sınırlama getirilmeyeceğini” teminat altına alır. Böylece Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinin yenilgisinin ardından dini, siyasi, sosyal özgürlükler için mücadele eden İtalyanlar ve İspanyollar başta olmak üzere on binni düşünememişler. 1902 yılında lerce Avrupalı barış, özgürlük, adalet “ülkenin güvenliğini tehlikeye atacak ve sosyal refah sunan Arjantin’in çağve genel huzuru bozacak” yabancıların rısıyla özellikle Buenos Aires’e yerleşir. sınır dışı edilmesini sağlayacak Osmanlı topraklarından da 100 bin yasaları çıkarılmış. Kaç kişi sınır dışı göçmen gelir Arjantin’e. Göçün olumedildi bilmiyoruz ama Arjantin halen lu etkisiyle gelişen endüstrileşme, et, yasal ve yasa dışı yollardan göç alan yün ve tahıl ihracatının artmasıyla bir ülke ve sınıf mücadelesi devam Arjantin 20. yüzyıl başlarında en zenediyor. gin ülkelerden biri haline gelir.

Tangonun anavatanı

Eva Eva Eva Eva Peron’un Peron’un Peron’un heykeli heykeli heykeli heykeli heykeli heykeli

Buenos Aires milango ve tangonun vatanı. Milango tangonun öncüsü bir dans. Daha eğlenceli ve daha hızlı, tango ise ciddi ve dramatik. Kadınların pırıltılı, zarif gece kıyafetleriyle erkeklerin smokinle yaptığı bir dans olan tango günümüzde popüler ama geçmişte ahlaka aykırı sah-

İstenmeyen göçmenler de var! 19.yüzyılda Arjantin hakim sınıfları kapılarını göçmenlere açmışlar. Hem halen toprakları için direnen yerlilerin gücünü iyice kırmak istemişler hem de daha modern ve eğitimli dünyanın aydınlanmış insanlarının ülkelerine yapacağı katkıyı hesaplamışlar. Ama göçmenlerin sendikacılık, sosyalizm, anarşizm gibi fikirleri de getirecekleri-

1700 yıllarında rahiplerin gömüldüğü Recoleta Mezarlığı, 1822 yılında halka açılmış. 1974 yılında İspanya’dan geri getirilerek kız kardeşine teslim edilen Eva Peron’un mumyası da artık Recoleta Mezarlığı’ndaki Duarte ailesinin mezarında.

Çok kültürlü Buenos Aires Y

ükselen Arjantin ekonomisi Buenos Aires’in geniş bulvarlarını, muhteşem binalarını ve devasa parklarını yaratır. 1880 yılında resmen başkent olan Buenos Aires 1913 yılında açılan metrosu ve milyonluk nüfusuyla Güney Amerika’nın çekim merkezi olur. Buenos Aires bir kültür mozaiği, İtalyan ve İspanyol kökenlilerin çoğunlukta olduğu şehirde Mestizo( yerli ve İspanyol melezi), Arap, Musevi, İrlanda kökenliler de var. Tabii sonraki yıllarda uzak doğudan göçen Japon, Kore ve Çinli göçmenler de unutulmamalı. Halkın % 85’i Avrupa kökenli. Buenos Aires halkına limanda yaşayanlar anlamına gelen porten?os deniliyor. Keyifle dolaşılan bir şehir olan Buenos Aires alışveriş caddeleri, lokantaları, AVM’leri ve sokak satıcılarıyla Avrupa kentlerinden farksız. Mayıs Meydanı (Plaza de Mayo) adını 1810 Mayıs devriminden almış.

Arjantin’in bağımsızlığı da bu meydanda ilan edilmiş. Başkanlık sarayı, katedral (Catedral Metropolitana) ve eski belediye binası (El Cabildo) ile çevrili olan bu meydan her zaman protestoların kutlamaların merkezi olmuş. Arjantin’in yakın tarihindeki yeri ise çok anlamlı. 1976-1983 yılları Arjantin’in “kirli savaş” olarak bilinen askeri diktatörlük dönemi. Askeri cunta tarafından çocuklarının gözaltında, işkencelerde yok edilmesine karşı direnen ve çocuklarını arayan anneler, başlarındaki beyaz başörtüleriyle birbirlerine destek olmak için meydanda toplanırlar. 14 anneyle başlayan protestoları duyurmak için 1977 yılında Mayo Meydanı’nın Anneleri (Madres de la Plaza de Mayo) isimli bir de dernek kurulur. Her Perşembe toplanan anneler meydandaki obeliskin etrafında dönerek çocuklarını arar. Sayıları giderek artan binlerce an-

Casa Rosada

nenin protestosunu kırmak isteyen cuntacılar anneleri de gözaltına alır ama yıldıramaz. Gözaltına alınan iki annenin kemikleri yıllar sonra bulunur. Helikopterlerden gümüş nehre atılan veya altın vuruşla öldürülen devrimci ve yurtseverlerin sayısı ise halen bilinmiyor. Annelere Mayo meydanına yakın bir semt olan San Telmo bir zamanlar zengin mahallesiymiş. Kolonyal mimarinin hakim olduğu, kahvehaneleri, barları, antikacıları, tango salonlarıyla ünlü bu semtte pazar günleri bir sokak pazarı kuruluyor.

neleri olduğu gerekçesiyle istenmeyen bir dansmış. Yoksul göçmenlerin yerleştiği Buenos Aires ve Monte v i deo’nun liman mahallerinden doğan tango, genelevde çalışan bir fahişe ve saSokak Sokak Sokak Sokak Sokak tıcısı arasındaki ihtitangocuları tangocuları tangocuları tangocuları tangocuları raslı ilişkinin dışa vurulduğu bir dans olarak biliniyor. Göçmenlerin getirdiği akordeonun tango ile özdeşleştirilmesinden sonra ortaya çıkan dans yer altı dünyasının eğlencesi olarak dünyaya yayılmış. Bugün Buenos Aires’in en güzel salonlarında tango yapılıyor, dünyanın dört bir tarafından gelen öğrenciler tango okullarında eğitiliyor.

göre bu sayı 30 bin, sivil hükümetin yaptığı soruşturmaya göre ise 11 bin. Mayo meydanının zemininde anneleri simgeleyen başörtü baskıları, bir köşesinde ise Falkland Savaşında İngilizler tarafından öldürülen 649 asker anısına temsili bir mezarlık bulunuyor.

Mayo meydanındaki pembe renkli bina Casa Rosada, 1952 yılında son kez odasının balkonuna çıkarak halkı selamlayan Eva Peron’un hayata veda ettiği başkanlık sarayı. Aslında biri postane diğeri parlamento binası olarak inşa edilen iki bina 1894 yılında birleştirilerek başkanlık sarayı yapılmış. Binayı başkanlık sarayı haline getiren de Buenos Aires’te birçok önemli yapıya imzasını atan, o dönem Arjantin’in tek ve ilk milli mimarı olan İsveçli Henrik Åberg.

Café Tortoni

San Telmo pazarında San Telmo pazarında San SanTelmo Telmopazarında pazarında kahve kahve satıcısı satıcısı kahve kahve kahvesatıcısı satıcısı satıcısı

Mayo meydanına çok yakın bir cadde üzerindeki bu kahvehane 1858 yılında açılmış. Sanatçıların, yazarların, politikacıların uğrak yeri olan Café Tortoni’nin arka köşesinde bir masa etrafında Buenos Aires’in kültür işçilerinden Carlos Gardel, Jorge Luis Borges

ve Alfonsina Storni’nin heykelleri de sergileniyor. Kahvehanenin müdavimlerinden olan Gardel tangonun altın çağının yaratıcısı. Borges eserleri Türkçeye de çevrilmiş bir şair, öykü yazarı ve çevirmen. Alfonsina Storni ise feminist bir kadın şair. İntihar ederek hayatına son veren Storni için yapılan ünlü Alfonsina y el Mar (Alfonsina ve deniz) şarkısı Mercedes Sosa, Nana Mouskouri, Shakira gibi sanatçılar tarafından yorumlanmış. Café Tortoni’nin bir kütüphanesi ve halen tango izlenebilen bir salonu var. Aynaları, tavan vitrayları, avizeleri, dekoru, yerdeki karolarıyla Beyoğlu’nun artık yok olmuş kahvehanelerini hatırlatıyor.

Haftaya HaftayaColonia Coloniadel del Sacremento Sacrementove ve İguazu Şelaleleri’nde Şelalelerinde Şelalelerinde İguazu buluşmak buluşmaküzere... üzere...

Aydinlik 20140401  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you