Issuu on Google+

KURULUŞ 1921

9 MART 2014 PAZAR - 75 KURUŞ

KARŞILAMAYA GİDİYORUZ

P Genel Bakanvekili Hasan Basri Özbey:

Bütün Ergenekon tutsaklar Org. Babu kadar masum

SP Genel Bakan Mustafa Kamalak:

Tahliye taleplerinin görüşüleceği Pazartesi günü Silivri’ye akın edecek olan yurttaşlar, tutuklu yurtseverleri coşkuyla karşılamaya hazırlanıyor   Anayasa Mahkemesi’nin emsal olacak İlker Başbuğ kararının ardından gözler Silivri’ye çevrildi. Tüm Türkiye Ergenekon ve Balyoz tertibiyle esir alınan yurtsever tutsakların tahliyesini bekliyor.

İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey, “Tüm yurtseverlerimizi davullarla, zurnalarla, coşkuyla karşılayacağız” dedi. Muhalefet sözcüleri de tahliye konusunda hemfikir. 10 ve 11’de

Kumpasla cezaevine atılan herkes derhal tahliye edilmelidir

CHP Genel Bakan Yardmcs Umut Oran:

Düüm çözüldü. Kumpas tutsaklarna derhal tahliye! CHP Milletvekili Süheyl Batum:

ÖZDEMİR NUTKU ANLATIYOR

Başbuğ yetmez bütün sanıklar serbest bırakılmalı MHP Milletvekili Erkan Akçay:

Shakespeare’in tragedyaları

Nedim Şener İlker Başbuğ

Şair-Yazar Özdemir Nutku: Oyunlarında yaşam dokularını doğru bir biçimde ortaya çıkardığı için, Shakespeare ölümsüzlüğe erişmiştir. 17’de

Beyaz Saray Erdoğan’ı yalanladı Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Obama’dan Fethullah Gülen’in iadesini istedim” sözüne Beyaz Saray’dan yalanlama geldi. 12’de

TBB Bakan Metin Feyziolu: Uğur Dündar

Metin Feyzioğlu

Tertipçiler cezasn mutlaka çekecek. Bu davalar palavradr

‘Er Mektubu’na dev imza günü 

Gazeteci Yılmaz Özdil’in, tutuklu askerlere gönderilen mektupları toplayarak hazırladığı “Er Mektubu Görülmüştür” kitabının imza günü dün bir alışveriş merkezinde gerçekleşti. Ergenekon davasında tahliye edilen 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da imza gününe katıldı. 11’de

Nilgün Belgün:

Bir an önce hak yerini bulmalıdır. Derhal serbest bırakılmalılar

‘Atananlar sağlam efendim!’

TAPELERİ ARAŞTIRMAK MASAK’IN GÖREVİ Uzmanlar, Başbakan ve oğlu arasındaki konuşmalarda geçen milyonlarca dolar nakit paranın taşınması işleminin şüpheli olduğunu ve MASAK’ın devreye girmesi gerektiğini belirtti. 5’te

Yargı namusunu temizledi. Bu milletin zaferidir! Tark Akan:

Sessiz Çığlık eyleminin ardından “Er Mektubu Görülmüştür” kitabının imza gününe katılan İlker Başbuğ, İP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Levent Kırca ile bir araya geldi.

Gazeteci Yılmaz Özdil’in derlediği ‘Er Mektubu Görülmüştür’ kitabı için düzenlenen imza günü mitinge dönüştü

ISSN 2146-2356

Hukuk cinayetlerine son. Vicdanlar asla kabul etmez

17 Aralık yolsuzluk operasyonunun ardından AKP’nin yargıya müdahalesini gösteren yeni bir ses kaydı daha internete düştü. 3’te

Sırada belaltı kasetler mi var? Tayyip Erdoğan, basına kapalı toplantıda Muta nikahını gündeme getirerek hedef alınabileceğini ima etti. 3’te

Uur Dündar:

Herkes için adalet istiyoruz. Hiçbiri içeri girmemeliydi Rutkay Aziz:

Bütün bu haksızlıklar, hukuksuzluklar son bulacak Yazgülü Aldoan:

Bütün tutsaklar serbest braklana kadar adalet yerini bulmayacak


Hazırlayan: Osman ERBİL

9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

(Torunum Özlem’e) Cumhuriyet oğlusun, Cumhuriyet kızısın, Alnımda ak yazısın, Onurusun ulusun! Kendi kendini yönet, Bilgili coşkulusun, Çal, oyna bayram et, Sesini cihan duysun! Saltanatı devirdik, Aydınlık yola girdik, Kara günler geçirdik, Yurduma güneş doğsun! Yasamı koyacağım, Yazıp okuyacağım, Bilim çağıdır çağım, Eğitimli ordusun! İlkelerim korunsun, Vatanda birlik olsun, İrticaya geçit yok, Emperyalist defolsun! Elindeki verilen, Bu değil istenilen, Gönlümde yatan elbet, Sosyalist cumhuriyet! Ekrem Çalış / ‘Derdi Yok’ kitabından

Hükümet ve paralel devlet Türkiye toz duman. Bir tarafta deveyi hamuduyla yutanlar. Diğer tarafta fakru zaruret içinde bir hayata mahkum edilenler. Bir tarafta çarşıda satılan ekmeğin fiyatını bilmeyen mutlu azınlık. Diğer tarafta bir türlü denk bütçe yapamayan ve iki yakası bir araya gelmeyen mutsuz çoğunluk. Sınıflar arasındaki çelişkinin her geçen gün daha da derinleştiği buna karşın dolar milyarderlerinin sürekli arttığı, ters orantılı egoistik açmaz. Para kasaları, ayakkabı kutuları, para sayma makineleri derken, kimi zaman düşündüren, kimi zaman yaşadığımız trajediyi komediye dönüştüren bu durum bir Türkiye fotoğrafının ta kendisi değil mi ? Hırsızlığa ve yolsuzluğa karşı operasyon düzenleyenlere, operasyonların yapıldığı, eşi ve benzeri olmayan bir ülke değil mi ? Bizim canım Türkiyemiz... Yeryüzü cennetinin yeryüzü cehennemine dönüştürüldüğü, pareleldi, cemaatti, böcekti, dinlemeydi, kasetti, montajdı, sabotajdı derken, sapla samanın birbirine karıştırıldığı, genel reailetin laf cambazlarının gürültüsüne kurban edildiği bir süreci yaşıyor ve ona tanıklık ediyoruz. Piramitin en alt basamağından zirveye kadar uzanan kokuşmuş bir yapı var. Bu yapının içinde siyasal şantajdan, hırsızlığa, ihale mafyasından, her türlü yolsuzluğa, vatan satan işportacıdan din baronlarına kadar, süreci kutsayanların yarattığı kafa karışıklığı da dahil olmak üzere, orada aradığınız herşeyi bulmanız mümkün. Paralel yapı, milli iradeye karşıymış. Peki size on numara bol gelen o milli irade elbisesine ne demeli? Daha düne kadar paralel devlet adını verdiğiniz cemaatle can ciğer kuzu sarması değil miydiniz ? Polisi, adliyeyi, mülkiyeyi birlikte ele geçirmediniz mi ? Devlete birlikte sızmadınız mı ? Orduya birlikte kumpas düzenlemediniz mi? Ne oldu ? Birbirinizin çıkar alanlarına girdiniz ve film koptu. Şimdi güç savaşları başladı değil mi ? Tamer Abuşoğlu-GAZİANTEP

adayım. On gündür kapı kapı geziyoruz. Sendikalar, gazeteler, tv kanalları... Tabi, bizim kafamızdakilerden söz ediyorum.Gittiğimiz her yerde, iyi karşılanıyoruz. Kendimle ve partimle ilgili güzel şeyler duyuyorum. Bu da beni kendime getiriyor. Sonra, biniyorum benim için düzenlenmiş otobüse. İki yanında benim resmim, arkasında Doğu Perinçek... İçinde TGB’li ve partili

Anketler Eğer sonuçları doğruysa; “İnsanlar bu hırsızlarla idare

Levent

KIRCA leventkirca@aydinlikgazete.com

kendimiz pişirip, kendimiz yiyoruz. Kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz. Bizi, bizim gazetemiz basıyor, “bizim tv”miz yayınlıyor. Atatürk Türkiyesi’ni, Türkiye Cumhuriyeti’ni acil

Son Çağrı... AKP ülkeyi bölüp yok etme sevdasındaydı. Gezi eylemleri, yüzüne gözüne durdu. Amerika’nın A Planı, içindeki Cemaat’i çıkarıp karşısına aldı. Soygunlar, hırsızlıklar birbirini kovaladı. Yarın, bebek katilide çıkacak ve Meclis’e girecek.

CHP

İşçi Partisi İstanbul’un çarşılarından birinde, esnaf ziyaretinde.

İstanbul’da... Ben, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na

arkadaşlar, hoparlörde Mahsuni bağırıyor; “Yuh, yuh soyanlara, soyup kaçıp doyanlara...” Keyfime diyecek yok! Bazı yerlerdeki konuşmalarımın güzel olduğunu bende hissediyorum. Bazıları ise idare eder. Genelde kötü değil. Çünkü, doğru ve içten.

Kırca bazen de önlük giyip emekçilerle satış yapıyor.

edilmeye layık” diye düşünüyorum. Bazen Ümit Zileli’nin Şişli’de önde gittiğini duyup, seviniyorum. Suzan, Kadıköy’de fırtına. Ama

kurtarmak gerek! Ama, anketler... Acaba hala akıllanmadık mı? Yarın “Kendi düşen...” durumuna düşmeyelim sakın!

AKP’nin karnından çıkardığı Cemaat’i, yeni CHP içine soktu. Cemaat, CHP’nin içinde. Atatürk köhnemiş, Cumhuriyet eskimiş, laiklik tehlikede değil, yeni CHP’ye göre. Amerika’nın B Planı; CHP+Cemaat+ Abdullah Gül, birlikte bölecek Türkiye’yi. Ülkeyi bölme ve yıkma çalışmaları, Amerika’dan komut almalar falan, F tipi çalışmalar bu kez Kılıçdaroğlu’yla sürecek. Ben namuslu, dürüst ve Atatürkçü olmaya devam edeceğim. İşçi Partisi’ni seveceğim. Cumhuriyet için canımı vereceğim. Keşke halk da, ne olup bittiğini bir bilip anlasa... Şimdilik, ben bütün dürüstlüğümle inandığımdan şaşmadan, seçim otobüsümle yolları arşınlamaya devam edeceğim. Mahsuni de hoparlörden bağırmaya devam edecek; “ Yuh, yuh soyanlara, soyup kaçıp doyanlara...” Dilerim; Gayretlerimiz boşa gitmez.

Artık yeni bir dünyadayız Suriye’deki gelişmelerden sonra Ukrayna’da yaşananlar, İkinci Dünya Savaşından sonra ABD’nin liderliğinde Atlantik ittifakının dünyadaki başat güç olduğu dönemin perdesinin indiğini gösteriyor

K

ırım’da yaşanan olaylar, Rusya açısından stratejik bakımdan son derece önemli olan bir ülkenin geleceğinin ne yönde belirleneceğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. ABD, AB ülkelerini de yanına alarak faşist çeteleri harekete geçirdi. Büyük paralarla finanse edilen bindirilmiş kıtalar Kiev’de hayatı felç etti. Hükümeti çalışamaz duruma getirdi. Yanukoviç yönetiminin zaaf içinde olması olayları büyüttü. ABD, daha önceki “Turuncu Devrimler”de (Gürcistan, Ukrayna) olduğu gibi Rusya’nın da gelişmeleri kabulleneceğini sandı ve en büyük hatayı yaptı.

10 yılda yaşananlar Son Turuncu Devrimin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçti. Dünyada köprülerin altından

çok sular aktı. Bu süre içinde ABD Irak ve Afganistan’da yenildi. Mısır ve Tunus’ta kaybetti. İran’a karşı yürüttüğü kuşatma başarısızlığa uğradı. 2006 yılında İsrail aracılığıyla Lübnan’a yaptığı saldırı ile Gürcistan yönetimini kışkırtarak Güney Osetya’da Rusya’ya meydan okuması fiyaskoyla sonuçlandı. En önemlisi üç yıldır Suriye’de yürütülen savaştır. ABD’nin, işbirlikçileri aracılığı ile silahlandırıp ileri sürdüğü çeteler, savaşı kaybetmiştir.

Ekonomideki bozgun Askeri alanda yaşanan bu gelişmeleri ekonomik alanda olup bitenlerle tamamlamak gerekiyor. Dünya ticaretinde ABD artık bir numara değil. Tahtını iki yıldır Çin’e kaptırmış durumda. Kapitalist dünyanın 2008 yılında başlayan büyük krizi, henüz tam anlamıyla atlatılmış değil. Üstelik bütün göstergeler krizin yeni dalgalarla tekrar tekrar yaşanacağını gösteriyor. Çin’in başını çektiği BRICS ülkeleri şu anda dünya ekonomisinin üçte birini oluşturuyorlar ve payları istikrarlı olarak artıyor.

İlk günden kaybedilen savaş İşte ABD’nin Ukrayna hamlesi bu tablo içinde gerçekleşti. Rusya anında yanıt verdi. Ordusunu alarma geçirdi. Kırım’a asker yolladı. Hiçbir çatışma yaşanmadan kontrolü sağladı. Ülkenin Doğu ve Güneydoğusunda da Kiev’in denetimi bulunmuyor. İşbaşına getirilen kukla yönetim, daha ilk günlerinde iflas etmiştir. Bunların Ukrayna’yı temsil yeteneğine ve gücüne sahip olmadığı ortaya çıktı. Halkın çoğunluğu, ABD tarafından desteklenen kuklalara karşıdır. Öte yandan enerji başta olmak üzere çeşitli bakımlardan Rusya’ya bağımlı olan Ukrayna, bundan sonra büyük bir ekonomik kuşatmayla karşılaşacaktır.

Avrupa Birliği, Ukrayna için Rusya’yla kapışmayacaktır. ABD’nin ise Irak, Afganistan ve Suriye bozgunlarından sonra Rusya gibi bir askeri devle savaşı göze alabileceğini sanmak, gerçeklerden bihaber olmak demektir. Nitekim Almanya Rusya’nın G-8’den dışlanmasına karşı olduğunu bildirdi. Obama, her bakımdan geri çekilme stratejisi izliyor. Savunma bütçesini 700 milyar dolardan 496 milyar dolara indirdi. Asker sayısını ise 520 binden 440 bine düşürdü. Çok büyük ihtimal Kiev’deki faşist çeteler, Gürcistan’da ABD’nin dolduruşuna gelerek Osetya’ya saldıran Mihail Şaakaşvili’nin kaderini yaşayacaklardır.

Perde indi Suriye’deki gelişmelerden sonra Ukrayna’da yaşananlar, İkinci Dünya Savaşından sonra ABD’nin liderliğinde Atlantik ittifakının dünyadaki başat güç olduğu dönemin perdesinin indiğini gösteriyor. Artık yeni bir dönemdeyiz. Bu dönem, yaklaşık 20 yıl süren bir “geçiş dönemi”nin ardından gelmektedir. 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ın oluşturdukları

Putin

OLMAK YA DA OLMAMAK

Atatürk Gencine

U

şak’ta turnedeyim... Gece “İçerdekiler” i oynadık. Oyundan sonra eski bir Rum Konağı’nda ağırladılar bizi. Bay Tayyip’e inat, içtik rakıları. Sefamız olsun. Güzel sesli bir saz üstadı, “Mahsuni Türküleri” okudu. Mest etti bizi. Mezeler muhteşem. Bay Tayyip’in bir yerdeki konuşmasında; “Çocuklarıma haram lokma yedirmedim” demek isterken, “Çocuklarıma haram lokma yedirdim” demesi, internetten izleyen herkesi bol bol güldürdü. Dün sabaha karşı 04:00 de uyandık, hazırlandık. Zira, uçağımız sabah saat 07:00 de idi. Küçük eski bir pır pır uçakla, süzüle süzüle Uşak’a geldik. Bütün gün otelde uyuduktan sonra, akşam bir düğün salonunda 1000 kişilik bir seyirciye oynadık “İçerdekiler”i. Bu oyunu oynaya oynaya, içerdekiler birer ikişer dışarı çıktılar. Gayretimiz çok. Dünden beri, dört gözle İlker Başbuğ’un tahliyesini bekliyorduk. Bugün buna Doğu Perinçek’inki de eklendi. Artık içerisi boşalıyor ve oynanan bu komedi sona eriyordu. Perinçek’in tahliyesinden sonra karşılaşacağımız dakikaları, anı heyecanla bekliyorum. İşçi Partisi, şimdi daha bir güçlü olacak.

TEPETAKLAK

Yuh yuh soyanlara

Mehmet Bedri Gültekin mbgultekin@ip.org.tr

“Şanghay Beşlisi”; Sovyetler Birliği sonrası ABD’nin tek süper güç olarak sahnede kaldığı dünya tablosunun değişeceğinin ilk işareti idi. 1998 yılından sonra Venezuela’dan başlayarak Latin Amerika ülkelerinin ABD’nin “arka bahçesi” olmaktan çıkmaya başlamaları ikinci önemli gelişme oldu. 2000’lerle birlikte BRICS ülkeler topluluğunun ortaya çıkışı ise, Batı’nın dünya ekonomisindeki hakim konumuna bir meydan okumaydı. Bu gelişmeler yaşanırken, ABD’nin “Genişletilmiş Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi”ni hayata geçirmek için yaptığı atak, yıkılmaya doğru giden bir gücün umutsuz çırpınışından başka bir şey değildi. 2001 yılındaki Afganistan işgalinden bu yana askeri ve ekonomik alanda meydana gelen

gelişmeler bu gerçeği doğruluyor. Suriye ve Ukrayna’da yaşananlardan sonra şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz: “Geçiş dönemi” arkada kalmaktadır. ABD’nin dünyanın çeşitli ülkelerindeki gelişmelere yön verdiği, hükümetler yıktığı, hükümetler kurduğu, ülkelerin sınırlarıyla oynayabildiği dönem artık geridedir. Aralarında Rusya ve Çin’in de olduğu “Gelişen Dünya” inisiyatifi ele almıştır. Bundan sonra emperyalist hegemonyanın yıkılması yolunda daha büyük gelişmeler beklemek gerekir. Dünyamızda bütün insanlığın önünü açacak daha büyük devrimlerin koşulları olgunlaşmıştır. Ukrayna’da bundan sonra ne olacağını ise, ABD ve müttefikleri değil, Rusya ile Çin, İran vb. müttefikleri belirleyecektir.

Obama


9 MART 2014 PAZAR

Hazırlayan:Osman ERBİL

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ERDOĞAN: MUTA NİKAHI İDDİASINI GÜNDEME GETİRİRLER Mustafa MUTLU

Sırada belaltı kasetler mi var? AKP’nin 7 Mart’ta basına kapalı düzenlenen il başkanları toplantısında konuşan Tayyip Erdoğan’ın “Benimle ilgili muta işini gündeme getirebilirler. Bunlardan her şey beklenir” dediği iddia edildi. Sözcü gazetesinin sayfalarına taşıdığı bu iddiaya göre Erdoğan toplantıdaki konuşmasında “İran’a gittiğimde ikisinde eşim, diğerinde kızım vardı. Bunlar her türlü ahlaksızlığı gündeme getirebilirler” ifadelerini kul-

landı. Erdoğan’ın bu sözleri, ard arda ses kayıtları yayınlayan F Tipi örgütün elinde “Bel altı kayıtlar mı var?” sorusunu akıllara getirdi. Erdoğan’ın konuşmanın devamında “Bunlar oylarımızı düşürüp AKP’yi saf dışı etme gayretindeler. Hepiniz sesinizi yükseltin. Ahlak düşmanı bu kesimleri rezil edin” dediği öğrenildi. Cemaat’in kapı kapı dolaşarak AKP ve kendisi hakkında dezenformasyon yaptığını söy-

mustafamutlu@aydinlikgazete.com

leyen Erdoğan’ın, “Bu ablaların yaptığı dezenformasyonu yıkın. AKP’yi kötüleyenlere projelerimizi anlatın” ifadelerini kullandığı kaydedildi.

Muta nikahı nedir?

3 MART 2014

Sünni ve Şii İslam geleneklerinde görülen muta nikahı bir erkeğin, rızası olan bir kadınla ücret karşılığında, belirli bir süreliğine cinsel birliktelik yaşamak üzere evlenmesidir. Geçici nikah anlamına da gelir.

Cemaat geçen hafta boyunca Muta nikahının “zina olduğunu” anlatan konferanslar düzenledi. Zaman gazetesi de bu süre zarfında “Muta”yla ilgili haberler yaptı.

ESKİ BAKAN SADULLAH ERGİN’İN ADALET AKADEMİSİ’Nİ ELE GEÇİRME İFADELERİ

‘Atananlar sağlam efendim’ Cemaat’in ÖGM’lerin kaldırılmasına karşı hamlesi Erdoğan’a ait bir kaydı sızdırmak oldu. Konuşmalardan Bakanın Adalet Akademisi’ni adamlarıyla doldurduğu anlaşılıyor 17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu’nun ardından AKP’nin yargıya müdahalesini gösteren yeni bir ses kaydı daha internete düştü. Ses kaydında Tayyip Erdoğan ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında Adalet Akademisi’ne yapılacak atama görüşülüyor. Erdoğan, Ergin’e gerekirse kararname değiştirerek Adalet Akademisi’ndeki atamaları yeniden belirlemeyi öneriyor. Sadullah Ergin ise yeni atanan isimlerin “sağlam” olduğunu söylüyor. Görüşmede, Erdoğan’ın Danıştay’ı sorması üzerine Ergin daha sonra bilgi vereceğini söylüyor. Ses kaydının İlker Başbuğ’un tahliye kararının ardından gözlerin Silivri Cezaevi’ne çevrildiği dakikalarda yayınlanması dikkatlerden kaçmadı. İşte Erdoğan ve Ergin arasında yaşanan konuşma:  Tayyip Erdoğan: Alo  Sadullah Ergin: Buyrun sayın başbakanım  RTE: İyi akşamlar, bazı genel müdürler vs birşeyler gönderdin. Adalet Akademisi’yle ilgili birşey göndermedin  SE: Akademiyle ilgili, Akademi’ye gelişle ilgili ayrı bir

Sadullah Ergin

Tayyip Erdoğan

seçim sistemi var onun. Üyeleri onun doğal olarak değişiyor, Adalet Bakanlığı’nın belli birim amirleri, şimdi o sizin önünüze gelen isimler oranın doğal üyeleri. Bir kısım üyeleri de Yargıtay Danıştay’dan seçilip geliyor, öyle bir seçimi var sayın başbakanım kanuna göre. Dolayısıyla şimdi sizin bu tensip buyurursanız o isimlerin bir kısmı Akademi’nin yönetim kurulu üyesi olacaklar  RTE: Evet sonra  SE: Sonra kendi içerisinde o başkan hadisesi de biliyorsunuz Bakanlar Kurulu’nun tensibiyle

seçilmişti  RTE: Adalet Akademisi başkanı senin teklifin bizim atamamızla olmuyor mu?  SE: Efendim oradan belirtilen 3 aday içerisinden Bakanlar Kurulu tensip etmişti  RTE: Kim belirliyor bunu?  SE: Yönetim kurulu seçiyor yanılmıyorsam, epeyce olduydu ona  RTE: Yönetim Kurulu, Bakanlar Kurulu’na mı 3 tane isim veriyor?  SE: İsim gönderiyor onun içerisinden Bakanlar Kurulu tensip etmişti,

...........  RTE: Ya sen ona bir bak da artık bu işi bitirelim  SE: Anlaşıldı sayın başbakanım  RTE: Orası maalesef çok berbat gidiyor, evet. Tamam mı, kararname değiştirilecekse kararnamesini değiştirelim, şey yapalım bu işi bitirelim  SE: Onun yöntemiyle bu önümüzdekilerin bağlantısı sadece buradaki bir kısım birim amirleri oranın doğal yönetim kurulu üyesi oluyorlar efendim  RTE: Tamam da işte şimdi bunlar her yönüyle sağlam inşallah  SE: Bir problemi olmayanlar geldi yani etkili aktif yerlere doğru düzgün arkadaşları koyduk efendim. Personeldir, Ceza İşleri’dir, Kanunlar Genel Müdürlüğü’dür. GTE’dir. Tamamen endişe duymayacağımız isimlerden oluşuyor  RTE: Peki, oldu, bu seçimi ne yapıyorsunuz, Danıştay  SE: Danıştay seçimini de Pazartesi size arzedeyim sayın başbakanım  RTE: Peki hayırlı akşamlar.

‘İfade mifade yok, savcıyı tanımayın’ Abdullah Cömert ‘in ailesi en önde yürüdü.

Samandağ’da büyük kadın yürüyüşü HÜSEYİN GÜLER

İ

şçi Partisi Samandağ’da 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü kitlesel bir eylemle kutladı. Abdullah Cömert Parkı’nda mitinge dönüşen eylemde Haziran ayaklanması şehitleri Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz ve Ahmet Atakan anısına üç fidan dikildi. Dünya Emekçi Kadınlar günün dolayısıyla İşçi Partisi tarafından Hatay’ın Samandağ ilçesinde görkemli bir eylem gerçekleşti. Atatürk Caddesi’ndeki İP seçim bürosunda buluşan Samandağlılar, Abdullah Cömert Parkı’na doğru yürüyüşe geçti. Kısa süre içinde giderek kabalıklaşan eylem pankarka varıldığında bir mitinge dönüştü. Kadınların önde olduğu ve sık sık “Mustafa Kemalin askeriyiz”, “Türkiye Suriye Kardeştir”, “Her yer kadın her yer direniş” sloganlarının attıldığı buluşmada Haziran Direnişi şehitleri de unutulmadı. Polisin saldırısıyla hayatını kaybeden ve Hataylı olan Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz ve Ahmet Atakan’ın anısına parka üç fidan dikildi. 8 Mart eyleminde kadınlara destek vererek “fidanların” dikimine katılanlar arasında İşçi Partisi Samandağ Belediye Baş-

kan Adayı Selim Kamacı da yer aldı. Kamancı burada yaptığı konuşmada “Bu üç fidanımız gericiler ve AKP yobaz diktatörlüğünün emri ile şehit edildiler. Onun için bu üç fidanımızı yaşatmak için fidan diyoruz. Onların anıları burada yaşayacaktır.” dedi. Daha sonra söz alan İşçi Partisi yöneticisi Av. Zerrin Öztürk kadınların Atatürk devriminden vazgemeyeceğini belirterek “Samandağ’da şiddet yüzünden kayıp ettiğimiz Berna Özdemir’e şiddet yüzünden kayıp ettik. Yine Hatay’da kayıp ettiğimiz Abdullah Cömert, Ahmet Atakan ve Ali İsmail bizim onurumuzudur. Onlara mücadelesinden ötürü saygı duyuyoruz.” diye konuştu. Öztürk, buarada Suriye Kadınlar Birliği Başkanı Dr.Macide

Ktayt’ın gönderdiği bir mesajı okudu. Mesajda şu ifadeler yer aldı: “Kadınlarımız bu gün de direnen erkekleri, Suriye ordusunun kahraman evlatları ile kutsal vatanımızı ve onurunu korumak için mücadele eden, yiğitler ile yan, yana savaşmaktadır. Şehit olan evlatları ile gurur duymaktadır. Vatan için yeni şehitler yetiştirmektedir. Dünya kadınlar günü münasabeti ile dünyanın bütün kadınlarını ve özel olarak Türk kadınlarının öncü, cesur, fedaker ve devrimci İşçi partisi öncü kadınlarını derin bir münasebetle selamlıyoruz. Kadınlar günü bayramınız kutlu olsun” Mesaj eyleme katılanlar tarafından Kadınlar tarafından alkış ve sloganlarla karşılandı.

Efkan Ala

Selami Altınok

İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın müsteşar olduğu dönemde İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmeleri önceki akşam internette yayınlandı. İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş’ın Cumhuriyet Savcılığı’nca ifadeye çağrılması üzerine gerçekleşen görüşmede Ala, Altınok’a, ifadeye çağıran Başsavcı Celal Kara’yı “tanımayın” tenbihinde bulunuyor. Ala, Altınok’a ifade vermeyin talimatını veriyor. Ala ile Altınok arasındaki geçtiği iddia edilen görüşmenin özeti şöyle:  Altınok: Sayın Müsteşarım Celal Kara Cumhuriyet Savcısı, İstihbarat Şube Müdürümüzü mevcutlu avukatıyla beraber ifadeye çağırıyor.  Ala: Hiçbir kere hiçbir kere, hayır hayır ifade mifade yok kardeşim tamam mı, bir dakika dur bak tamam mı  Altınok: Yazılı olarak göndermiş  Ala: Yazılı olarak, hiç yazıyı da çöpe at tamam mı? De ki tanımıyoruz kardeşim sizi tamam mı, aynen böyle tanımıyoruz.  Altınok: Biliyorum öyle yapmak lazım ama adli görev olduğu için bu alttaki çocuklara sıkıntılı olur.  Ala: Ya olsun kardeşim, adli görev madli görev yok, bak de ki bu adama telefon et, sizi de tanımıyorum tanımıyoruz de, tamam mı, bir dakika dur tamam mı, bunu böyle söyle Selami, bir saniye.. Alo. ..........  Altınok: Ben başsavcıyla görüşeyim.  Ala: Adalet bakanıyla de ben şimdi görüşürüm, sen başsavcıyla da görüş kesinlikle gönderme.  Altınok: Bunu geri aldırtalım. ............  Ala: O zaman de ki ben gönderirim emniyetten adamları, seni alır getirim, burada çete kurdunuz diye, tamam mı şimdi, valiyi de ara tamam mı. ......  Altınok: Tamam efendim, tamam efendim, saygılar sunuyorum.

Özgürlüğe sevinilen ülke, özgür değildir!

F

ethullah Gülen Cemaati ile AKP iktidarının ortak kumpasıyla yıllardır cezaevinde olan aydınlarımızın önemli bir bölümü, bu yazıyı okuduğunuz an itibarıyla ya serbest kaldılar ya da kalmak üzereler... Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında verdiği karar, Ergenekon Davası’nda yargılanan tüm sanıklara özgürlük yolunu açtı...  Yüksek Mahkeme, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararı bir türlü yazmamasını ve tutukluluk süresine itirazları görüşmemesini “hak ihlali” olarak gördü. Böylece Silivri’deki cezaevi yerleşkesinde bulunan duruşma salonlarında sanıklara, sanık yakınlarına, avukatlara, gazetecilere ve izleyicilere yıllardır “manevi şiddet” uygulayan Hakim Hasan Hüseyin Özese başkanlığındaki mahkeme heyeti, “tarih”e geçti.  Sıradan bir vatandaş olarak şu anda hissettiğim duyguyu tek sözcükle, burukluk! Evet, buruğum, tahliyelerin tadını çıkaramıyorum; çünkü bu kararlar çok geç kaldı... Suçları sadece yazı yazmak ya da konuşmak olan insanların yedi yıla yakın bir süre hücreye tıkıldıktan sonra,”Hata yapmışız... Buyurun özgürsünüz”diye salıverilmelerini “masum” bulmadığım için buruğum! Bu tutuklamaların altında “iktidar-cemaat dayanışması” olduğundan ne kadar eminsem, bugünkü tahliyelerin de yaşanan “çatışma” ortamından kaynaklandığını bildiğim için buruğum!  Özgürlük de tıpkı barış, huzur, eşitlik gibi soyut bir kavramdır. Elle tutulmaz, gözle görülmez... Çok ilginç bir özellikleri vardır bu kavramların: Varlıklarının farkında bile olmayız ama... Yokluklarında yanar, kavruluruz! Hiçbirimiz sıradan günlerde, “Oh, ne güzel bugün de savaş yok... Barış içinde yaşıyoruz”diye sevinmeyiz ama... Savaşın bittiği günü, bayram ilan ederiz!

Özgürlük de böyle bir şey: Eğer bugün bu ülkenin cezaevlerine tıkılan aydınlarının bırakılmasına seviniyorsak... Bayraklarımızı alıp onları karşılamaya gidiyorsak... Duygularımızı anlatacak cümleler bulamıyorsak... Eşlerin, çocukların, kardeşlerin gözleri yaşlıysa... Anneler, babalar şükür namazına durmuşsa... Tüm bunlar aslında tek bir şeyin kanıtıdır: Özgür olmadığımızın!  Oysa bizim bayram yapmamız gereken gün düşünen, konuşan, yazan aydınlarımızın özgürlüklerine kavuştukları gün değil; bir daha asla içeriye girmemelerini yasal güvenceye bağladığımız gün olmalıdır...  İşte; sıra şimdi buna geldi: Eğer bir daha böylesine yüz kızartan tutuklamalar, haksız yargılamalar, komplolar yaşamak istemiyorsak, yapacağınız ilk iş zalimlerin iktidarını yıkmak olmalıdır!

BAŞBUĞ Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı görevinden 30 Ağustos 2010’da emekli oldu. Çok sayıda silah arkadaşı, onun görevde olduğu yıllarda tutuklandı. 6 Ocak 2012’de “terör örgütü lideri olmak” suçlamasıyla tutuklandığı güne kadar, tutuklu arkadaşlarının, “Neden çok daha açık bir şekilde yanımızda olmuyorsunuz?” sitemine muhatap oldu. Tutuklu subay yakınlarının 11 Şubat 2011’de kurduğu Vardiya Bizde’nin toplantılarına gitmediği için eleştirildi. Aynı İlker Başbuğ, önceki gece salıverildikten sonra dün ilk iş olarak Beşiktaş’taki buluşmaya koştu. Sayın Başbuğ... İşte; ben sizi, dün yaptığınızı yıllarca yapmadığınız için eleştiriyordum. Keşke bu dayanışmayı tutuklanmadan önce de gösterebilseydiniz. Geçmiş olsun!

GÜNÜN SORUSU Ergenekon koğuşları boşalıyor; sıra sahtelikleri kesinleşen delillerle mahkûm edilen Balyoz hükümlülerinde... Sorum yargı teşkilatına: Yeniden yargılama için daha ne bekliyorsunuz?

İnanılmaz bir gaf daha! Başbakan, geçenlerde türban üzerinden siyaset yaparken, lafı düne kadar saygıda kusur etmediği Fethullah Gülen’e getirmiş ve “Onun çocuğu yok, bu yüzden çekilen çileleri anlamaz” demişti ya... Fethullah Gülen yememiş, içmemiş; neden hiç evlenmediğini ve çocuk sahibi olmadığını anlatmış: “Bir dikilitaşım, çoluğum, çocuğum olmadı. Ben bunları mensup olduğum, gönlümü verdiğim davama düşünceme hep aykırı saydım...”

 Bu adamların kendilerini böyle “dev aynası”nda görmelerinden nefret ediyorum. Madem evlenip çoluk çocuk sahibi olmak “davaya” aykırı; o zaman peygamberimiz neden dördü kız yedi çocuk babası oldu şaşkın adam? Sen, ondanda mı daha fazla “dava adamı” olduğunu iddia ediyorsun yoksa? Ya konuşma, müritlerin seni âlim sanmaya devam etsin; ya da konuşurken beynini kullan da saçmalayıp günaha girme!

GÜNÜN İSYANI! İsyanım, halkın tahammülünün kalmadığını bildikleri halde hoparlörlerin sesini sonuna kadar açarak binlerce seçim minibüsünü sokaklara salan AKP yöneticilerine: Araçlarınızın dolaştığı her yerde halk “Hırsız vaaaaar” diye bağırıyor. Görevli arkadaşlarınıza sorar mısınız; nasıl oluyor da “Kimmiş bu hırsız” diye hiç merak etmiyorlar?


Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 04.47 Güneş 06.11 Öğle 12.08 İkindi 15.16 Akşam 17.52 Yatsı 19.09 HAVA DURUMU

Ankara: 5/12

g

İstanbul: 9/14

g

İzmir: 10/15

i

Antalya: 11/17

İSTANBUL İmsak 05.01 Güneş 06.28 Öğle 12.23 İkindi 15.30 Akşam 18.06 Yatsı 19.25

h

Adana: 12/20

h

Diyarbakır: 5/12

BALLI rafballi@gmail.com

Semaverler sürekli hazır. Çorba çeşidi artırılıp üçe çıkarılmış. Servisin kolayını bulmuşlar. Kağıttan büyük kaselerle sunuyorlar.  Gazeteci kolaycılığı. Düşünüyorum: Buranın bir ismi olmalı. İlk aklıma gelen “nöbetkent”. Çadırdayım. Gözüm tabelaya takılıyor. “Vardiyaköy.” Altında çadırın yaşı: “2 yıl 179 gün.” Hıdır Hokka’nın köyü çoktan tescillenmiş.  Biz buraya niye toplandık? Ergenekon’dan çıkış var diye. Ama herkes frenli. Kuşkular dağılmış değil. Güvenmiyorlar. O kadar çok istiyorlar ki. Kendilerini inandırmakta zorlanıyorlar. En çok karşılaştığım soru: “Ya bırakmazlarsa.” Cevap kısa: Mecburlar. Artık tutamazlar.  İçerideki dostlar ne haldedir? Tahmin etmek zor değil: Zaman bükülmüş, uzamıştır. Bu dem: Mahpusluğun en uzun saatleri.  Haber geliyor. Başbuğ birazdan özgürlüğe adım atacak. Çıkış kapısına koşuyoruz. TGB’li gençler vaziyete hakim: “Mustafa Kemal’in askerleriyiz.”  Hızla nöbet çadırına dönüyorum. Televizyondan daha net izlerim diye. Başbuğ’un başı dik. Sözleri de. Adeta cevap veriyor. Tahliyeleri AKPCemaat kavgasına bağlayanlara. “Millet sayesinde buradayız.” Hastaları, silah arkadaşlarını unutmuyor. İki de sivilin adını anıyor. Doğu Perinçek ve Tuncay Özkan.  Düşünülmüş mesajlar veriyor. “Benim ve bütün arkadaşlarımın yürekleri ve elleri tertemiz.” Kumpasçılar ne olacak? “Hesap sorulmalı.” Yapılanlar. “İnsafsızlıktır. Ayıptır.” Ergenekon hakimleri. “Vicdan yok.” Emekiliğine mi dönüyor? “Bu daha başlangıç.” “Adaletin takipçisi olacağız.”  Biz zaten takipçiyiz. Diğer yurtseverleri bekliyoruz. Birini değil, hepsini.

Canan Arıtman

b

Sivas: 4/11

g

Tunceli: 4/11

h

Trabzon: 12/18

b

Zonguldak: 9/14

g

Bursa: 6/14

g

Konya: 6/13

g

Kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle yurdun dört bir yanında alanlara çıktı. Ankara Kızılay’ın her sokağı, AKP’nin gerici uygulamalarına tepki gösteren kadınların etkinliklerine sahne oldu  AYDINLIK / ANKARA

K

adınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle yurdun dört bir yanını eylem alanına çevirdi. Ankara’da da Kızılay’ın her sokağında eylemler gerçekleştirildi. AKP’nin gerici uygulamalarına ve kadın cinayetlerine tepki gösteren kadınlar, renkli gösteriler yaptı. Ankara’da ilk büyük eylem Cumhuriyet Kadınları Derneği’nin (CKD) çağrısıyla Sakarya Caddesi’nde gerçekleşti. İşçi Partisi Öncü Kadın, Eğitim-İş, Vardiya Bizde Platformu, Türkiye Liseliler Birliği Sakarya Caddesi’nde toplandı. CKD’li kadınlar, “Cephedeyiz Direniyoruz” pankartı açtılar.

CKD Genel Başkanı Canan Arıtman yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bizler emperyalizme karşı ilk büyük mücadeleyi veren Türk kadınları gibi bugün de haklarımız için, çocuklarımız, geleceğimiz için, Cumhuriyetimiz, vatanımız için mücadele edeceğiz. Direneceğiz.”

‘Yemin ettik’ Vardiya Bizde Platformu Sözcüsü Emekli Org. Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan da, “En son tutsak dışarı çıkıncaya kadar da bu mücadeleyi sürdüreceğimize yemin ettik” diye konuştu. Bir büyük eylem de Ziya Gökalp Caddesi’nde gerçekleşti. Eylemde Kadınlar Başbakan Erdoğan’ın resimleri

Kadın jandarmalardan muhteşem gösteri

8

Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde, 4’ü kadın olmak üzere 8 jandarma, Boğaziçi Köprüsü’nden Türk bayrakları açarak, halatlarla iniş yaptı. Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı bünyesinde Dağcılık Timleri tarafından gerçekleştirilen etkinlikte Boğaziçi Köprüsü’nden ilk olarak dağcılık timi 8 Mart Kadınlar Günü için pankart ve 10 metre genişliğinde, 20 metre uzunluğunda Türk bayrakları açıldı. Ardından köprünün ana emniyet noktalarına ku-

rulan tesisler sayesinde, özel dağcılık malzemeleriyle emniyetli bir şekilde 4 kadın jandarma 64 metrelik inişini sorunsuz olarak tamamladı. İnişi tamamlayan kadın jandarmaları denizde, jandarmaya bağlı botlar karşıladı. Kıyıya ulaşan kadın jandarmalar Astsubay Çavuş Yasemin Yalçıner Öngün ve Kıdemli Çavuş Hatice Özbek özel olarak 4 haftalık bir eğitimin ardından bu etkinlikte rol aldıklarını ve herhangi bir heyecan yaşamadan inişlerini sorunsuz olarak tamamladıklarını belirtti. AKP’nin gerici uygulamalarına tepki gösteren kadınlar renkli gösteriler yaptı.

Fotoğraf: Birsen Aslan

C

umayı Cumartesi’ye bağlayan gece. Akşamın ilk saatlerinden beri Silivri’deyiz. Yurtseverlerin tutulduğu cezaevinin önünde. Özel saatler yaşıyoruz. İleride mutlaka anlatılacak saatler. Karar henüz çıkmadı. İstanbul/Çağlayan adliyesi gece mesaisinde. Herbirinin önünde yurtseverlerin dosyası var. Haber bekliyoruz.  Evet, çoğu çevre tahliye bekliyordu. Ancak hemen değil, seçim sonrasında. Çünkü: AKP genel af hesabı yapıyordu. PKK’ya da, hatta kendine de af için. Bu yüzden uzatıyordu süreci. Seçim öncesi tahminler: Kapılar bir kişi için açılacaktı. İlker Başbuğ için. Fakat: Anayasa Mahkemesi devreye girdi. Kişiye özel değil. Genelleştirilmiş bir karara imza attı. Süreci hızlandırdı.  Bir gün önceye gidelim. Perşembe ikindi saatleriydi. İslamcı bir dostumla konuşuyorduk. Gündem malum. Kesin konuştu. “Haydi rahatla. Anayasa Mahkemesi halledecek.” Başbuğ’un çıkarılacağı zaten belli. “Hayır, onu kastetmiyorum. Diğerleri de çıkıyor.” Hepsi mi? “Kimse kalmayacak.” Hemen mi? “Bekletilmeyecek” Yorum yapıyor! Söylediklerini hep ciddiye alırım.  Devamı: Bir Türkiye manzarasıçiziyor. “Siyaset, işini yapmıyor.” “Hükümet de, Çankaya da.” “Haşim Kılıç işi ele aldı.” Burada biraz duralım. Ufak bir öngörü sorusu. Acaba: Anayasa Mahkemesi’nde Çankaya hesapları mı yapılıyor?  Tekrar cezaevi önüne dönelim. Gruplar halinde geliyor insanlar. Özel arabalarla. Bir kısmı içeridekilerin yakınları. Çoğu örgütlü gruplar. İşçi Partisi ve TGB’den. Bir not: İyi sevinmek için de örgüt lazım.  Hava soğuk. Rüzgar sert. Nöbet çadırları küçük bir köy gibi. İçerisi de dolu. Önleri de. Yarı açık sigaralısı. Televizyonlu sıcak bölümü. Kiler, malzeme çadırları, tuvaletler.

Nilgül Doğan

Erzurum: -2/3

Kadınlar ‘Cephedeyiz direniyoruz’ dedi

Rafet

Mahpusluğun en uzun saatleri

g

İZMİR İmsak 05.10 Güneş 06.33 Öğle 12.30 İkindi 15.40 Akşam 18.15 Yatsı 19.31

Köylüler vatan toprağı için yürüdü

A

ntalya’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarında HES ve 2B mağduru yüzlerce kadın en ön safta mücadelelerini bir kez daha hatırlattılar. Cumhuriyet Kadınları Derneği’nin düzenlediği yürüyüşte CHP, İşçi Partisi Öncü Kadın, Yöre dernekleri kadın kolları, Eğitim İş ve ADD üyeleri de yer aldı. Uzun kortejden oluşan yürüyüş Büyükşehir Belediyesi önünden başlayarak Cumhuriyet Meydanı’nda mitingle son buldu. Yürüyüşe Antalya Milletvekili Gürkut Acar ve Bü-

yükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr. Mustafa Akaydın da destek verdi. Eylemde Ahmetler ve Topallı köylüsü kadınları “HES yapma boşuna yıkacağız başına” ve “Toprak Vatan’dır Vatan satılmaz” sloganları attı. Kadınlar, yürüyüş boyunca “Cumhuriyet değil AKP yıkılacak” sloganlarıyla caddeleri inletti. 2B direnişi sırasında polisin kelepçe taktığı Şerife Yıldırım Cumhuriyet Meydanı’nda “Benim atalarımın alınteri ayakkabı kutularından çıktı. Hakkımızı söke söke alacağız” diye konuştu.  DEVRİM AŞKIN KARASOY

14 yaşındaki Güler’in hayatı elektrik borcuna bağlı Şanlıurfa’da, hastalık nedeniyle 5 yıldır çalışamayan 6 çocuk babası 52 yaşındaki Hamet Ay, 8 bin liralık elektrik borcunu ödeyebilmek için 14 yaşındaki kızı Güler’i başlık parası karşılığı evlendireceğini söyledi. Bir böbreğinin alındığını ve diyaliz tedavisi gördüğünü, aynı zamanda kalp rahatsızlığı bulunduğunu anlatan Ay, “3 ayda bir devlet bana 800 lira veriyor. Ancak bu parayla geçinemiyoruz. 2011 yılında 13 yaşındaki kızım Nebiha’yı çaresiz bir şekilde 4 bin lira başlık parasıyla evlendirdim. Parayla elektrik borcunu ödedim ama icradan kurtulamadım. Şimdi 8 bin 137 lira elektrik borcundan dolayı ic-

ralık olduk. Parayı ödeyemezsek evimiz elimizden gidecek. Mecburen 14 yaşındaki kızımı başlık parasıyla evlendirip borcumu kapatmak istiyorum” diye konuştu. Ablasının elektrik borcu yüzünden hiç tanımadığı biriyle evlendirilmesine şahit olduğunu belirten Güler ise “Fatura yüzünden hayatımı karartmak istemiyorum. Böyle bir şey olursa zehir içer canıma kıyarım” dedi.


9 MART 2014 PAZAR

DOLAR

Cuma 2.2034 Perşembe 2.1904

*Serbest piyasa satış fiyatları

Hazırlayan: Recep ERÇİN

EURO

Cuma 3.0564 Perşembe 3.0321

BORSA

Cuma 63.067 Perşembe 63.941

ALTIN

(Cumh.)

Cuma 623 TL Perşembe 633 TL

FAİZ

Cuma % 11.23 Perşembe % 11.04

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

PETROL (Brent)

Cuma $ 108.49 Perşembe $ 107.82

Tapelerdeki milyonlarca doları araştırmak MASAK’ın görevi Başbakan ve oğlu arasında geçtiği iddia edilen konuşmaların yer aldığı tapelerde milyonlarca dolar nakit paranın taşınması söz konusu. Uzmanlar şüpheli işlem kabul edilen bu fiilleri araştırma görevinin, savcıların talimatıyla MASAK’a ait olduğunu bildirdiler

‘Yolsuzluklar sokaklarda TIR’larla taşınıyor’ Eski İçişleri Bakanı Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan: Suç ve suçları araştırmak Cumhuriyet savcılarının görevidir. Cumhuriyet savcılarının harekete geçmesi lazım. MASAK Maliye Bakanlığı’na bağlı olduğundan Bakanlık’tan talimat gelmesi gerekiyor. Reza Zarrab dosyasını da zaten MASAK ortaya çıkardı. AKP, rüşvet ve yolsuzluğu neredeyse suç olmaktan çıkardı. Yolsuzluklar sokaklarda TIR’larla taşınıyor.

Cumhurbaşkanı’nın haberi yok mu?

Erdoğan yalanlamadı Söz konusu tapeye ilişkin “montaj’’ ifadesini kullanan Tayyip Erdoğan da, bugüne kadar yaptığı açıklamaların hiçbirinde; oğlu Bilal Erdoğan’la arasında böyle bir konuşma geçtiği ve tapelerde sözü edilen miktardaki paraya sahip olduğu iddiasını yalanlamadı. Tapelerde geçen yüklü miktarda nakit paranın banka dışında bir yerden başka bir yere taşınması “şüpheli işlem’’ olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) savcılığın talimatıyla devreye girmesi gerekiyor.

Tefecilik yapılabiliyor Fakat bugüne kadar Kurul’ca, söz konusu iddialar ihbar kabul edilerek herhangi soruşturma nedense başlatılmış değil. Konuya ilişkin Aydınlık’a bilgi veren uzmanlar da Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF - Financial Action Task Force) gri listesinde bulunan Türkiye’de yüklü miktarlardaki nakit para alış verişlerinin şüpheli işlem kabul edildiğini bildirdiler. Uzmanlar, MASAK’ın kendiliğinden inceleme yapmasa da, savcılığın istemesi durumunda işlemleri araştırmakla görevli kurum olduğunu ifade ettiler. Eski Hesap Uzmanı Dr. Veysi Seviğ: Normalde 8 bin liranın üzerindeki ticari işlemlerin bankalar

aracılığıyla yapılması gerekiyor. Bir kişi bir bankaya yüklü miktarlarda para ile geldiği zaman kimliğini bildirmek zorunda. Bankanın da bu parayı eğer yüksek miktarda ise MASAK’a bildirmesi gerekiyor. Ama genelde böyle yapılmıyor. Türkiye’de mevzuat yeterli olmadığı için ve bilerek böyle bırakıldığı için siz istediğiniz kadar nakit parayı üzerinizde taşıyabiliyorsunuz. Diğer ülkelerde yüksek miktarda para taşımak yasak. Çünkü suça teşvik edici olarak kabul ediliyor. İşte siz de yazıyorsunuz Türkiye’ye bir yerlerden para giriyor bunların nereden geldiği bilinmiyor. Bu yüzden siz Türkiye’de çok rahat tefecilik yapabilirsiniz. Sistem içine girmediği sürece devlet bunu izleyemiyor. Recep ERÇİN

B

aşbakan Tayyip Erdoğan ve yakın çevresine ait olduğu iddia edilen telefon dinlemelerini içeren tapeler internette yayımlanıyor. Geçen haftalarda yayımlanan; 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun başladığı günlerde Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan’ın konuşmalarını içerdiği öne sürülen bir tapede, yaklaşık 1 milyar dolar miktarındaki nakit paranın nasıl dağıtıldığına ilişkin konuşmalar yer aldı. Söz konusu tapede yer alan konuşmalara göre; 17 Aralık günü oğlu Bilal Erdoğan’ı arayan Tayyip Erdoğan Kısıklı’daki köşkünde bulunan yüklü miktarda nakit paranın taşınması talimatı veriyor.

Savcılık soruşturma başlatmalı MASAK bürokratlardan oluştuğundan talimat gelmediği sürece kamuoyuna yansımış yükVeysi Seviğ sek miktarlardaki bu paraları bir takım nedenlerle araştırmaz. Burada savcılığın soruşturma başlatıp MASAK’tan araştırma yapmasını istemesi lazım.

Gri liste bu yüzden Fortune Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Vatan Gazetesi finans yazarı Ali Ağaoğlu: MASAK zaten bunları araştırmak için kuruldu. Dünyada paranın kayıt alıtına alınması için IBAN numaraları getirildi. Belli bir miktarın üzerindeki nakit işlemleri şüpheli sayılıyor. Ekonomiyi kayıt altında tutmak için nakit alışverişinin sınırlı olması lazım. Çünkü yüklü miktardaki nakit işlemleri bir yerden sonra takip edilemez hale gelebiliyor. Türkiye’nin, FATF’nin gri listesinde bulunmasının nedeni de bu yüzden. Yasal gereklilikler yerine getirilse de uygulamadaki aksaklıklar sürüyor. İşte bu tapelerde sözü edilen rakamlar MASAK’ın görev alanına giriyor.

Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurumu’na (DDK) yolsuzlukla mücadelenin etkinliğinin araştırılması için talimat vererek göz boyuyor. Halbuki Türkiye, Birleşmiş Milletler’in Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’ne taraftır. 2006 yılında bu sözleşme yasalaşmasına rağmen neden Türk ceza hukukuna girmemiştir. O yıllarda Dışişleri Bakanı olan Cumhurbaşkanı bunu bilmiyor mu da DDK’ya etkinlik araştırması için yetki veriyor?

‘Yolsuzluk’ diyenler yasaya karşı çıktı Geçen yıl OECD bünyesindeki FATF’nin, Türkiye’yi kara listeye alma tehlikesi nedeniyle Terörizmin Finansmanının Önlemesi Hakkında Kanun çıkarıldı. O zaman şimdi meydanlarda yolsuzluk diye bağıran muhalefet partileri de AKP de buna karşı çıktı. Ama kara listeye girmemek için kabul edildi. 17 Aralık’a kadar bu konuda adliyeye intikal etmiş hiçbir dosya yoktu.

Sadettin Tantan

Suç geliri şüphesi Cumhuriyet Gazetesi yazarı maliyeci Mustafa Pamukoğlu: Ülkemizde 17 Aralık tarihinden beri her taraftan dolarlar, avrolar fışkırmaktadır. Bu paraların kaynağının belirsizliği ve açıklanabilir olmaması nedeniyle suç geliri olduğu şüphesi oldukça kuvvetli görülmektedir. MASAK’ın görevleri arasında “Cumhuriyet savcıları tarafından intikal ettirilen konuları incelemek ve aklama suçunun tespitine ilişkin talepleri yerine getirmek’’ maddesi var. Radikal Gazetesi yazarı ekonomist Uğur Gürses: 20-30 milyon avronun söz edildiği işlemler bankacılık sistemi dışında yapılıyorsa bunlar şüpheli işlem olarak kabul edilir. Eski Hazine Müsteşarı ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez: Bizde bu işler iktidar değişmeden yapılmaz. Batıyla en belirgin farkımız budur.

‘Türkiye’nin kara parası’ G7 ülkelerindeki Mali Eylem Görev Gücü (MEGG) de, 2011 yılından beri Türkiye’yi de kara para izlemesine aldı. Amerikan Dış İlişkiler Konseyi CFR’nin (Council on Foreign Relations) yayın organı Foreign Affairs’te 25 Şubat’ta çıkan “Türkiye’nin kirli parası” başlıklı yazıda da Türkiye’nin FATF’nin gri listesinde kalmasına değinildi. Türkiye’nin gri listede kalmasına etken olarak ise, 17 Aralık sonrası Yasin-El Kadı ile Erdoğan Ailesi arasındaki ilişkilerin ortaya çıkması ve Suriye’ye gönderilen silah dolu TIRların etkili olduğu yorumları yapıldı.

T.C. BAKIRKÖY 1.CRA VE FLAS MÜDÜRLÜÜNDEN FLASIN AÇILMASINA LKN LAN 2014/12 FLAS Müflisin ad, soyad ve adresi : MÜFLS : BÜCÜRÜK TEKSTİL SANAYİ VE TİC. A.Ş ADRES : YAKUPLU MAH. HARAMİDERE BEYSAN SANAYİ SİT. FUAR CD. NO: 17 BEYLİKDÜZÜ/İSTANBUL SCL : 324224 flasn açlmas karar veren mahkeme

Kararn tarih ve says ile özeti: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2014 tarih 2013375 Es. sayılı kararı ile 324224 ticaret sicil numarasında kayıtlı yukarıdaki adreslerde faaliyette bulunan BÜCÜRÜK TEKSTL SANAY VE TC. A.’in 04/03/2014 tarih saat 14:12 itibarı ile iflasına karar verilmiştir. Yukarıda adı ve adresi yazılı şirket hakkında Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2014 tarih 14:12’de 2013/375 Esas sayılı kararıyla İflasın açılmasına karar verilmiş bulunduğu icra ve iflas Kanunun 166. maddesi gereğince tebliğ ve ilan olunur. (İİK m.166) BASIN: 15366 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. STANBUL 33. CRA DARES TAINIRIN AÇIK ARTIRMA LANI 2012/14096 ESAS Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazdı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50’sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50’sini bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden satış günü belirlenen oranda KDV.’nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 27/02/2014

1.hale Tarihi 2.hale Tarihi hale Yeri

: 26/03/2014 günü, saat 10:00 - 10:10 aras. : 10/04/2014 günü, saat 10:00 - 10:10 aras. : STANBUL ADALET SARAYI STANBUL 33. CRA MÜDÜRLÜÜ ÇALAYAN KAITHANE STANBUL null null / null No Takdir Edilen Deeri TL. Adedi KDV Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri) 1 28.000,00 1 Adet BORÇLUNUN ÜSTÜN OTO OTOMOTİV SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.’NDEKİ %49 HİSSESİ (İİK m.114/1, 114/3) * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 63’e karşılık gelmektedir. BASIN: 15619 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


PAZAR KÖŞESİ

Hazırlayan: Tarık TEKGÖZLİ

9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ÖLÜM ORUCUNDA 5. GÜN

Engin

ÜNSAL enginunsal35@gmail.com

Mustafa Kemal’in işçileri

M

ustafa Kemal’in askerleri vardı. Yokluk ve yoksulluk içinde vatanın emperyalist güçlerden kurtulması için savaşmış, bağımsızlık için ölmüşlerdi. Mustafa Kemal’in bu askerlerden ve onların inançlı komutanlarından kurulu bir ordusu vardı. Mustafa Kemal’in önderliğinde bağımsızlık savaşını kazanmış ve gene Mustafa Kemal ile birlikte genç Türkiye’yi kurmuş, Cumhuriyeti ilan etmişlerdi. Mustafa Kemal’in gençleri vardı. Cumhuriyeti onlara ve onlardan sonra gelecek genç kuşaklara emanet etmişti. Mustafa Kemal’in işçileri vardı. Siyasal bağımsızlıktan sonra ekonomik bağımsızlık için var güçleri ile çalışmışlardı. Çocukluğumun Cumhuriyet Bayramlarını anımsıyorum; Mustafa Kemal’in işçileri üzerlerinde işçi tulumları, başlarında baretleri ile işçi olmanın gururuyla taşıdıkları bayraklar, flamalar ve bez afişlerle stadyumlardan, şehrin sokaklarından geçerlerdi.

Cumhuriyet’in 90. yılında ülkemiz Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edildi, yâni tam 90 yıl önce. İktidarda bulunan ve Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, ulusal ordunun desteği ile, kurdukları Cumhuriyet’in tüm değerleri ABD’nin islamî esaslara dayalı bir devlet kurmak ve Ortadoğu ülkelerine öncülük etmek düşüncesi ile iktidara getirdiği bir parti tarafından “ileri demokrasi” yalanı ve yutturmacası ile yok edilmek isteniyor. Cumhuriyet Bayramı’nın kutlanması engelleniyor, ulusal bağımsızlık savaşının kahramanı Atatürk’ün adı unutturulmaya çalışılıyor. İleri demokrasi yalanına direnen, Cumhuriyete sahip çıkan tüm subaylar, bilim adamları, gazeteciler ve gençler hiçbir delil olmadan yıllarca hapislerde tutuluyor. Onların hepsi hapishanede bile inandıkları tam bağımsız,demokratik, laik Türkiye ülküsünden ödün vermeden mücadelelerini sürdürüyorlar. Sonunda onların kazanacağına inanarak onları selamlıyoruz.

Mustafa Kemal’in işçilerine ne oldu? Cumhuriyet’in ilk yıllarında Cumhuriyet Bayramlarında gururla, onurla bayraklar, flamalar taşıyan Mustafa Kemal’in yiğit işçileri de ABD güdümlü AKP iktidarı ve onun gölgesine sinmiş tilkiler tarafından yok edildi. Mustafa Kemal’in işçilerine özgür, güçlü, demokrasiye ve emeğin gücüne inanan sendikalara üye olmak yakışırdı. Böyle sendikalarda emeğin üretimden gelen gücünü gösterip Cumhuriyet’in değerlerine, demokrasiye sahip çıkmak yakışırdı. Böyle sendikalarda milyonlarla toplanıp ülke siyasetine yön vermek ve ülkenin yönetiminde pay sahibi olmak yakışırdı. Böyle olmadı. Bunun tam tersi oldu. Siyaset işçilerden korktu ve onlara özgür sendikalar yerine güdümlü sendikalara üye olmak seçeneğini verdi. AKP’nin gölgesine sinecek tilkiler bu güdümlü sendikaların yönetimine getirildi. Babamın bana öğrettiği bir halk tekerlemesi vardı: “Geçme namert köprüsünden ko sel götürsün seni, Sinme tilki gölgesine ko aslan yesin seni.” Değişen sosyal, siyasal ekonomik koşullar Mustafa Kemal’in işçilerini bu tilkilerin sendikacılık anlayışına mahkûm etti ve toplumun en güçlü olan kesimi bu toplumun en zayıf halkası hâline getirildi.

Ayağa kalkma zamanıdır Türkiye hukukun ve adalet kavramının yok edildiği, siyasetin yolsuzluk yapmak olarak algılandığı, işçilerin AKP ve işverenler tarafından düşman olarak görüldüğü, emeğin örgütlenmesinin önünün kesildiği bir ülke konumuna getirildi. İşsizlik sarmalındaki milyonlar, alt işverenlere ( taşeronlara) teslim edilmiş milyonlar ve kayıt altında ki milyonlar... Bunların hiçbiri yaşamından mutlu değil ve geleceğin onlar için hiçbir umut taşımadığı da açık. Çalışanların ve işsizlerin ne iş umudu, ne iş güvencesi, ne ücretinde adalet ve ne de örgütlenme özgürlüğü var. Çalışanlar artık AKP’nin kendilerine hiçbir şey vermeyeceğini görerek siyasete ağırlık koymaları gerektiğine inanmalıdırlar. İşçi hareketi yönetenler, işçiler, işsizler bunların aile efradı şunu çok iyi bilmelidirler ki AKP’nin kendilerine vereceği hiçbir şeyi yoktur. İşçi hareketi mutlaka siyasallaşmalı ve geleceğini, onurunu iki tel makarnaya asla satmamalıdır. Ayağa kalkma ve zincirlerini kırma zamanıdır.

ÖLÜM ORUCUNDA DÖRT GÜNÜ GERİDE BIRAKAN EMEKLİ ASTSUBAYLAR TALEPLERİNİ YİNELEDİ:

Özlük haklarımız iyileştirilsin Ankara Abdi İpekçi Parkı’nda ölüm orucuna başlayan emekli astsubayların mücadelesine yakınları da destek verdi  AYDINLIK / ANKARA

T

SK içerisinde senelerce ayrımcılığa tabi tutulan ve emekli olduktan sonra açlık ya da yoksulluk sınırının altında yaşamaya terk edilen astsubaylar artık yeter deme noktasına geldi ve 5 Mart’ta Ankara’da ölüm orucuna başladı. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Ahmet Keser Aydınlık’a yaptığı açıklamada, “TSK’daki haksızlık ve hukuksuzlukla mücadele ediyoruz. 15 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında 7 astsubay intiharı var. Bu durum, TSK’da ciddi bir mobbing olduğunu gösteriyor. Özellikle şu anda TSK’daki mobbingin kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

‘Hakkımızı helal etmiyoruz’ Ölüm orucunun 4. gününde kadınlar da, yakınlarına destek vermek amacıyla Abdi İpekçi Parkı’ndaydı. Aydınlık’a konuşan bazı kadınlar tepkilerini şöyle ifade etti: Birsen İyialkan: “Biz buradaki mücadeleye destek vermekten gurur duyuyoruz. Artık askerlerin hakkını versinler. Emekli astsubaylar şu

anda büyük sıkıntı çekiyor. Yardım ettiğimiz arkadaşlar var. Genelkurmay ve Devlet yetkilileri ellerini vicdanına koyup düşünsünler. Hakkımızı onlara helal etmiyoruz.”

Astsubaylar da gözaltına alındı

Hastaneye kaldırıldı TEMAD Kadın Kolları Başkanı Kadriye Okur: “24 sene önce eşimi kaybettim. Hâlâ ben de sokaktayım. Bugünlere bizleri getirenler utansın. Dünya Kadınlar Günü’nü burada geçirmek istemezdik. Eşimin kemikleri sızlıyordur. Ancak rahat uyusun, ben huzurluyum.” TEMAD Kadın Kolları Başkan Yard. Nimet Değirmenci: “Astsubayların özlük haklarının yenilenip düzenlenmesini istiyoruz. Bu amaçla buradayız.” Akşamüstü TEMAD Genel Başkanı Ahmet Keser ve Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Binici ölüm orucundan dolayı rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı.

Eskişehir’de önceki gün Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçiş güzergahında “Sn Başbakanım astsubaylar ölüm orucunda lütfen ölüm olmadan

müdahale ediniz” yazılı pankart açmak isteyen 6 emekli astsubayın da 5 saat süreyle gözaltında tutulduğu belirtildi. Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen emekli astsubaylar ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Serbest bırakıldılar Emekli astsubaylardan Necdet Töre, “Başbakanın Eskişehir mitingi için geldiği güzergahta TEMAD Genel Merkezi’nin başlattığı ölüm orucu eyleminin kötü bir ihtimal olan ölüm ile sonuçlanmaması ve durdurulması için insancıl dileğimizi duyurmak amacıyla pankartımızı açarken biz 6 emekli astsubay Başbakanlık koruma polisleri tarafından Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekiplerine talimat verilerek ifademize başvurulmak üzere Emniyet’te gözaltına alındık ve 5 saat sonunda serbest bırakıldık” dedi.

Meslektaşlarından destek eylemi Ölüm orucundaki emekli astsubaylara Mersin’den meslektaşlarından destek geldi. Önceki gün Atatürk Evi önünde toplanan emekli astsubaylar, “Arkadaşlarımız Ankara’da açlık grevine başlamıştır. Kervan yola çıkmıştır geri dönüş yok” dedi. YUSUF ÇELİK / MERSİN

DİSK GENEL BAŞKANI KANİ BEKO, TAŞERON İŞÇİLERİNİ UYARDI:

Yerel seçim öncesi oyuna gelmeyin  TUĞÇE YERDELEN / İZMİR

D

İSK Genel Başkanı Kani Beko, Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in taşeron sistemine ilişkin Urfa’da yaptığı açıklamaları Aydınlık’a değerlendirdi. Beko, Çelik’in açıklamalarını “seçim manevrası” olarak niteledi ve taşeron işçilerini uyardı: “Seçim öncesi oyuna gelmeyin.” Sendikalardan gizlenen ve geçen haftalarda Başbakanlık’a gönderilen taşeron yasa taslağı sonrası Şanlıurfa’da konuşan Çalışma Bakanı Faruk Çelik, “Bu meseleyi kökten çözüyoruz bun-

dan sonra iki işçi bir işyerinde farklı statüde çalışmayacak, bunu kaldırıyoruz” dedikten sonra taşeronu sınırlayan İş Kanunu’nun 2. maddesini de değiştirmeyeceklerini söylemişti. Bu açıklamalar kimi taşeron işçileri tarafından “kadro müjdesi” olarak algılanırken kimi tarafından da “seçim yatırımı” olarak değerlendirilmişti. Bakan Çelik’in açıklamaları, 11 Kasım 2013 tarihinde toplanan Üçlü Danışma Kurulu’nda yapılan sunumla da çelişmesi dikkat çekmişti. Yapılan sunumda taşeron sistemini yaygınlaştıracak bir düzenlemenin yapıldığı ifade edilmişti.

‘Mahkeme kararları uygulansın’ Luna Sayaç Fabrikası’nda işten çıkarılan 106 işçiye destek için İzmir’e gelen DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Bakan Çelik’in Urfa’daki açıklamalarını Aydınlık’a değerlendirdi. Beko, taşeron sistemine ilişkin görüşlerini Üçlü Danışma Kurulu’nda net şekilde ortaya koyduklarına dikkat çekti. Bakan’dan, taşeron işçilerinin, asıl işverenin işçisi olduğuna ilişkin mahkemelerin verdiği kararların uygulamasını istediklerini ifade eden Beko, Urfa’daki konuşmayı kastede-

BAŞSAĞLIĞI

BAŞSAĞLIĞI

Şairin, dizelerinde tanımladığı gibi “16 yaşından beri Aydınlıkçılıktan” arkadaşım, yoldaşım, Asya rüzgarının asi çocuğu

Şengül Abalıoğlu’nun eşi Selma Şeker, İsmail Abalıoğlu, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Ufuk Abalıoğlu’nun babaları, üyemiz Figen Abalıoğlu’nun kayınpederi 

HASAN HÜSEYİN DEMİREL’i yitirmenin acısındayız.. Her barikatta yanımızda olacağından... Bizi vuramayan, her mermiye, kendini siper ederek bizi koruduğunu bilerek, öne atılacağız… Atilla Hakan Ganimgil

ŞAKİR ABALIOĞLU  yaşama veda etti. Abalıoğlu ailesinin acılarını yürekten paylaşır, yakınlarına, sevenlerine ve milletimize başsağlığı dileriz. İşçi Partisi Denizli İl Örgütü

rek şunları söyledi: “Asgari ücretle çalışan taşeron işçilerin oyunu alabilmek için yapılan siyasi bir manevra. Bunu bıraksınlar, sadece taşeron işçilerin açtığı ve kazandığı mahkeme kararını uygulaKani sınlar, bu bizim için Beko yeterli.” Beko, “AKP hükümeti, taşeron işçisine bir iyilik yapmak istiyorsa, çıkardıkları norm kadro yasasını kaldırsın” dedi.

Geçici işçiler ‘kalıcı iş’ istedi

V

an’da 23 Ekim 2011’de meydana gelen Richter ölçeğine göre 7.2 büyüklüğündeki deprem ardından Türkiye İş Kurumu aracılığıyla işe alanan ve “geçici işçi” statüsünde çalıştırılan yaklaşık 7 bin kişi, kendilerine sürekli iş verilmesini istedi. İki yıl önce Van Yararına Çalışma Derneği’ni (VAYÇAD) kurduklarını belirten Erciş Temsilcisi Ramazan Toksoy, Van ve Erciş’te kendilerine üye toplam 7 bin kişinin asgari ücretli de olsa 12 ay çalıştırılmasını istediklerini söyledi. DHA’nın haberine göre, sorunlarını dile getirmek isteyen VAYÇAD’a üye yaklaşık 500 geçişi işçi,

Erciş Belediyesi Evlendirme Salonu’nda bir araya geldi.

‘Haklarımız savunulsun’ VAYÇAD Başkanı Etem Altın, Derneğin Erciş Temsilcisi Ramazan Toksoy’un da katıldığı toplantıda işçiler, haklarının savunulmasını ve sürekli bir işte çalışmak istediklerini dile getirdi.


9 MART 2014 PAZAR

TANJU CILIZOLU

N SEÇM

I

NABZ

Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

İzmir’de AKP hiç yok CHP kerhen, İP iddialı

İzmir’de üç gün geçirdim. Kentte AKP hiç yok, CHP karışık. Gerçekçi olursak, İzmir’de bu seçimde bir İşçi Partisi var. CHP’den umutsuzlar, Mustafa Kemal’de birleşmek isteyenler adressiz değil

İ

zmir’e indiğimde kar soğuğu vardı, karabulutlar şehri basmış... Binlerce yıllık evrensel bir kültürle yoğrulmuş İzmir, bu otogarı hiç ama hiç hak etmiyor. Kocaoğlu dahil gelmiş geçmiş belediye başkanlarının ayıbı bu. Otogardan çıktığınızda şehre girerken içinden geçtiğiniz Altındağ konusunda da aynı düşüncedeyim. Altındağ’ın binalarına baktınız mı, hemen hastaneye koşun tetenoz iğnesi olun. İşçi Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hüseyin Tugay Şen, bunu son derece ciddi anlatıyor. “AKP 11 yıllık iktidarında İzmir’i cezalandırdı. Bu süreçte otuz ilçeden 29’unda yerel iktidarda olan CHP de hiçbir beceri gösteremedi” diyor.

‘Binali bey İzmir’de sokağa çıkamıyor’ İzmir’e sert bir yağmur yağıyor, Basmane’den Konak’a doğru yürüyorum. Konak’ta dükkanı olan dostumla sabah çayını içiyoruz. Çevrenin tanış esnafları dolaşılıyor. Konumuz siyaset... AKP’nin İzmir’ de hiçbir kıymet-i harbiyesi yok. Bunu İzmirli dostlar söylüyorlar. Bir dükkan sahibine, “İyi de AKP ‘Binali ile Kolay’ afişleri asmış” diyorum. Lafı ağzıma tıkıyorlar. “Ne desinler? O ‘kolay’ dedikleri Binali Bey İzmir’de sokağa çıkamıyor. Hep kapalı, polislerin koruma yoğunluğuyla salon toplantıları ile idare ediliyor.” İzmir’de görüyorum ki AKP yok, CHP ise kerhen var. Seçmenin çoğunun çaresizliği; “Mustafa Kemal” diyen, Cumhuriyet değerlerini savunan, tarikatlara ve cemaatlere karşı çıkanlar CHP’ye öfkeli.” Bir İzmirli diyor ki “Atatürk ne demişti? ‘Türkiye şeyhler, dervişler ve müritler ülkesi olamaz.’ Son Tayyip-Cemaat kavgasından yakınıyorlar da, hadi AKP bunu söyleyemiyor, CHP niye söyleyemiyor?”

İşçi Partisi İzmir’de Hatay’daki kadar etkin İşçi Partisi İzmir’de kıpır kıpır.

Tugay Şen

Tanju Cılızoğlu

acak AKP İzmir’de en düşük oyunVeuCHal Pliler,” İP oyları CHP İzmir’de, Tugay Şen’in son anlattığı bu olaylardan ötürü n me seç ve üt Örg . ışık kar derece r. üyo sür içinde ciddi bir belirsizlik ri” gay tti “Ye ı Seçmenin bir kısm diyor, kopuyor. Aday belirleme DSP sonrasında her ilçeden bir kişi ütlü örg adayı oldu. DSP’nin ilçe kan olmayan yerlerde belediye baş

Bütün ilçelerde iddialı adaylar çıkarmış. 30 Mart seçimlerinde gördüm ki İzmir, İP için Hatay kadar etkin bir kent. İnanmış olmaya değil, vermeye gelen insanların özverisi ile bugün için de geleceğe dönük de ciddi bir umut veriyorlar. Hüseyin Tugay Şen İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı. 1978 doğumlu, genç bir hukukçu. Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu. Siyasal üniversitesini de İşçi Partisi’nde Doğu Perinçek kürsüsünde bitirmiş. Öğrencilik yıllarından girdiği İşçi Partisi’nde Öncü Gençlik Genel Başkanlığı yapmış, daha ileri yıllarda partinin başkanlık divanına seçilmiş. Ulusal Kanal’da bir yıl haber müdürlüğü, Bornova

adayı çıktı. asında bölüyor” propagandasının ark r. orla alıy çab saf tutmaya ni Kimse AKP ile İzmir’de seçme ki! yok e ir’d korkutmasın. AKP İzm tin Ve altını çiziyorum. Ben bu ken i irliy İzm i, ir’im İzm , çocuğuyum üne tanıyorum. AKP İzmir’de bug . cak ala kadarki en düşük oyunu

İlçe Başkanlığı, İzmir İl Başkanlığı yapmış. Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Atatürk ve Teşkilatçılık” kitabı var. Kısacası Tugay Şen, bir koltuğa çok karpuz sığdırma ustası. Siyasette geleceği olan Mustafa Kemal’in inanmış bir askeri. Kendisiyle bir koca gün Dikili’de alan çalışmasında birlikte olduk. Çandarlı’da yaptığı konuşmayı dinledim. Türkçeyi ekonomik kullanan, sözünü kulaktan beyne akıtan bir usta ve yalın bir gerçekçiliğin izini sürüyor.

CHP, AKP korkusunu kullanıyor İzmir’de AKP yok da; ya gelirse korkusu var. Hem de ciddi oranda

var. İzmirli bu doğru algıyla AKP’yi yaşantısına sokmuyor. İzmirli’nin bu korkusunu CHP’li kullanıyor. Nasıl mı kullanıyor? Bunu en iyi anlatan Tugay Şen: “Menderes’in demokrasi kültürümüzde armağan ettiği ‘Odunu koysam kazanır’ sözünü bu kez İzmir’de CHP uyguluyor. Açıkça söyleyeyim, AKP iktidarı İzmir’i ve ilçelerini cezalandırdı. İyi de 30 birimin 29’unu kazanan CHP ise hiçbir ciddi varlık gösteremedi. Hizmet üretilmedi. “Emperyalizm, ülkeyi bölecek açılımın AKP eliyle İzmir’de yapılamayacağını kavradı. Bu noktada CHP’li Aziz Kocaoğlu devreye sokuldu. Kocaoğlu AKP açılımını desteklemek için kalktı, Diyarbakır’a gitti. Seyahatine bütün ilçe belediye başkanlarını çağırdı. Tepki olarak katılmayan başkanlar oldu. İşte o başkanlar kara listeye alındı. Bu dönem cezalandırılarak başkan adayı yapılmadılar. “Şimdi bakın, Sema Pekdaş İzmir Baro Başkanlığı yaptı. Avukatların, savcı ve hakimlerin Ata-

türk rozeti takmalarına karşı çıktı. CHP MYK’sında Sema Hanım Karşıyaka’ya aday yapıldı. Kocaoğlu istifa restini dayadı. Onun üstüne Sema Hanım Konak’a, Konak adayı da Karşıyaka’ya kaydırıldı.”

Seçeneksiz değiller Şen’le konuşmamız İşçi Partisi ne yapacak eksenine oturuyor. İnançla ve net olarak diyor ki; “31 Mart’ta İzmir’de ve Türkiye’de İP’nin yönettiği belediyeler olacak. O zaman topluma farklılığı göstereceğiz. Buradaki başarımız ilk genel seçimde partimizin barajı aşmasına uzayacak. Buna inanıyorum. Türkiye’nin Mustafa Kemal ideolojisiyle Cumhuriyet’i yeniden kurmaktan başka çaresi yok. Bu misyonu üstlenmiş tek parti biziz.” Evet, İzmir ve ilçelerinde üç gün geçirdim. Gerçekçi olursak, İzmir’de bu seçimde bir İşçi Partisi var. Ve CHP’den umutsuzlar, Mustafa Kemal’de birleşmek isteyenler artık adressiz değil.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Büyükerşen’den Erdoğan’a ‘70 yaş’ yanıtı

Yılmaz Büyükerşen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP adayı Yılmaz Büyükerşen için kullandığı “Kaç dönemdir belediye başkanlığı yapıyor? Artık yorulmuş, bitmiş. Yaşı 70’i aşmış. Bundan sonra ne yapacak?” sözlerine, Büyükerşen yanıt verdi. Büyükerşen, Erdoğan’a “Bir atasözü vardır. ‘Akıl yaşta değil baştadır’ derler” dedi. Büyükerşen, Erdoğan’ın Eskişehir konuşmasının büyük bölümünü kendisine ayırdığını belirterek, bunu normal karşıladığını, 3 dönemden bu yana seçim mitinglerinde sürekli kendisine çattığını, kendisinin ise seçimleri kazandığını ifade etti. Büyükerşen, sözlerine şöyle devam etti: “Yine öyle olacağından hiç şüphem yok. Ama söyledikleri son derece tutarsız ve gerçek dışı. Öyle anlaşılıyor ki; etrafındakiler kendisine daima yanlış bilgiler verip gerçekleri söylemeyen bir Başbakan pozisyonuna düşürüyor. Biliyorsunuz doğalgazdan hızlı trene varıncaya kadar, caddelerin sokakların kirlilik içerisinde olduğunu, çöp dolu olduğu gibi hayali, kulağına fısıldanan bazı şeyleri söyledi. Oysa bugün bakıyorum kendi astıkları afişlerde ‘caddelerde artık çöp yığını yok’ diye ilan ediyor.” Başbakan Erdoğan’ın mitingde Cemalettin N. Taşçı’nın ‘Yılmaz Büyükerşen. Zamanı Durduran Saat’ adlı söyleşi kitabından da söz ettiğini belirten Büyükerşen, “Kitabı okumamış. Eğer okusa yahut okuyanlar ona doğru bilgi verse şehirciliğin ne olduğunu, şehirlerde nasıl hizmet yapılması lazım geldiğini, vatan ve millete neler olabileceğini de öğrenmiş olurdu” dedi.

‘Eskişehir’e doğalgaz geldiğinde AKP yoktu’ Başbakan Erdoğan’ın sözlerinin birbirini tutmadığını vurgulayan Yılmaz Büyükerşen, şunları söyledi: “Dil sürçmesini bile ‘Allah söyletti’ diye nitelendiriyoruz. Ne dedi?; ‘Çocuklarımın boğazından helal lokma geçmedi’ dedi. Böylesine bir Başbakan tabii Türkiye için gayet düşündürücü, özellikle de seçmeni düşündürücü sözler.” Başbakan Erdoğan’ın “Eskişehir’e doğalgaz getirdim” dediğini söyleyen Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’e doğalgaz geldiğinde AKP’nin iktidar olmadığının altını çizdi.

VATANDAŞ OTURTMA !.. Biri,

Bize Başbakan’ı değiştirin dediler

İlker Başbuğ Silivri’de nasıl karşılandı?

Yani,

Darbe girişiminin bir kısım mesai arkadaşlarından geldiğine dikkat çeken Bakan Yıldız, tehdit edildiklerini ima ederek, “Bizler bir kısım insanlarla konuştuğumuzda, tehdit ettiklerinde verdiğimiz cevap şudur. Bizler kaybedecek bir şeyleri olmayan insanlarız. Bizi makamlığımızla tehdit etmeyin. Bizi bu dünyayla, parayla pulla tehdit etmeyin bizler şükürler olsun milletimizden aldığımız emaneti, sorumluluğu, gücü başkasına devretmeyiz. Hiçbir tehditle devretmeyiz. Bize diyorlar ki ‘Ak Parti olarak iyisiniz ama Başbakanı değiştirir misiniz?’ Buna siz mi karar vereceksiniz. Buna milletimiz karar verir. Milletimiz sandıkta tercihini ortaya koyar öpüp başımızın üstüne koyarız. Biz bu işlere pabuç bırakmayız” diye konuştu.

hedefleri yok değil, en azından, plan programları belli!.. Hani, dediklerini de yapıyorlar, adamlar sözlerinin eri!.. Peki, sadece biz mi isyanlardayız, şikayetçi olan var mı ki !..

T

arihi bir gün daha yaşadı Silivri. 26’ncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile birlikte, Ergenekon tertibinden 5 yılı aşkın süredir tutuklu yurtseverlerin de tahliye edileceği haberini alan yurttaşlar, “Silivri zindanı yıkılacak” sloganlarıyla dayandı cezaevi kapısına. Diğer tahliyeler ertelense de Başbuğ’un dışarıdaki ilk sözleri “Son arkadaş çıkana kadar mücadele” oldu. Gözler, tutuklulukta 5 yılını dolduran diğer tutsaklara döndü. İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey Aydınlık’a yaptığı açıklamada Pazartesi günü “6 yıldır tutsak olan Genel Başkanımız Doğu Perinçek’i ve yurtseverlerimizi büyük kalabalıklarla, davullarla-zurnalarla karşılayacağız, yurttaşlarımızı Silivri’ye çağırıyoruz” dedi.

ardından, önceki gün tutuklulukta 5 yılını dolduran yurtseverlerin de tahliye dilekçesi vermesiyle birlikte, yurdun dört bir yanından İşçi Partisi ve TGB üyeleri, özgürlüğüne kavuşması beklenen tutsakları karşılamak için Silivri’ye doğru yola koyuldu... Silivri Cezaevi önünde ve Nöbet Çadırı’nda “Büyük gün bugün” sözleri yayılırken, Silivri Türk bayraklarıyla donatılmaya başlandı. Nöbet Çadırı’nda yine demlik demlik çay demlendi. Üşüyenler çadıra sığındı yine. Ama farklı olan yurttaşların gözündeki ışıktı bu kez. Nöbet Çadırı’nın yılmak bilmez bekçilerinin gözleri başka bir parlıyordu. Kumpaslarla geçen 7 yılın ardından yurtseverlerle kucaklaşma heyecanı herkesi sarmıştı.

Yeminler edildi

‘Yurtseverleri almadan dönmeyeceğiz!’

Ezgi HOTALAK

‘Darbe girişimi mesai arkadaşlarımızdan’

kucağa oturtmaktan bahsetti, en yukarıdaki.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, incelemelerde bulunmak üzere dün Hatay’a gitti. Burada Payas ilçesinde seçim bürosu açılışına katılan Bakan Yıldız’ın gündeminde ise 17 Aralık yolsuzluk operasyonu vardı. Açılışta konuşma yapan Bakan Yıldız, 17 Aralık operasyonunun bir darbe girişimi olduğunu iddia ederek, “Bize diyorlar ki ‘Ak Parti olarak iyisiniz ama Başbakanı değiştirir misiniz?’ Buna siz mi karar vereceksiniz. Buna milletimiz karar verir” dedi.

diğeri “Milletin a…. koyacağız”,

Özel Görevli Mahkemelerin kaldırılması ve Anayasa Mahkemesi’nin İlker Başbuğ kararının

Uzun bekleyişin ardından, hakimlerin tahliye dilekçelerini de-

ğerlendirmediği ve kararın ileriki günlere kaldığı haberi, umutları söndürmedi. Yurttaşlar, Pazartesi günü tutuklu yurtseverleri almadan eve dönmemeye kararlıydı. “Yeminler edildi yıkılacak Silivri” sloganı, hançereler yırtılırcasına atılıyordu.

‘Geride bıraktıklarım da suçsuz’ Tahliye haberinden saatler sonra cezaevinden çıkan Başbuğ, yurttaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve Silivri Nöbet Çadırı Sorumlusu Hıdır Hokka ile kolkola çıkan Başbuğ, Türk Milleti’ne şükranlarını sunduktan sonra ardında bıraktığı yurtseverleri hatırlattı. Başbuğ, ilk sözlerinde “Ben ne kadar suçsuzsam geride bıraktığım, Tuncer Kılınç Paşa, Hurşit Tolon Paşa, Bilgin Balanlı Paşa, Hasan Iğsız Paşa, Tuncay Özkanlar ve Doğu Perinçekler de benim kadar suçsuzdur. Bugün serbest bırakılmamda kullanılan gerekçeler hep-

si için geçerlidir. Burada 2 yıl içinde nasıl mücadele ettiysem dışarda da aynı şekilde mücadele edeceğim. Ta ki son arkadaş çıkana kadar” diyerek yurttaşların da yüreğine su serpti. Konuşmasını “Tek istediğimiz şey, adalet” sözleriyle bitiren Başbuğ, kendisini karşılayan halkı selamladı. Arabasına bindiğinde yurttaşlar aracın çevresini “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganıyla sardı. Silivri Nöbet Çadırı’nı da selamlayarak özgürlüğe doğru yola koyulan Başbuğ’un ardından yurttaşlar eyleme devam etti. Gece boyunca alanı umutla dolduran kitlenin coşkusu sürdü. Şarkılar, türküler hep birlikte söylendi, halaylar omuz omuza çekildi. İlerleyen saatlerde, İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey kitleye şöyle seslendi: “Arkadaşlar güneş yeniden doğuyor. Doğu Perinçekler, Veli Küçükler, tüm yurtseverleri buradan alıp Aslanlı Yol’a gideceğiz. Atatürk hükümetini kuracağız.”

Muzaffer TALATPAŞAOĞLU

Bu bir ilandır

BAKAN TANER YILDIZ:

çıktı “gavat” dedi,

Emniyet’te tasfiye devam ediyor



Büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası başlayan Emniyet’teki görev değişiklikleri sürüyor. Siirt Emniyet Müdürlüğü’ne Metin Özkan’ın 12 Şubat 2014 tarihinde atanmasının ardından, dün geniş çaplı değişiklikler yapıldı. Trafik ve Güvenlik Şube müdürlerinin dışında, TEM, Asayiş, Organize Suçlarla Şube müdürlerinin de aralarında bulunduğu toplam 21 müdürün görev yerleri değiştirildi.

Şırnak’ta tasfiye Şırnak Emniyet Müdürlüğü de görevden almalar sürüyor. Emniyet’te 60’ı TEM’de, 34’ü KOM’da, 7’si de SİBER’de görevli 101 amir ve polis görevden alındı. Şırnak Emniyeti’nde daha önce 21 polis müdürü ve müdür yardımcısı görevden alınmıştı.


Hazırlayan: Emine DÖLEK

9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

İSVİÇRELİ KOMÜNİSTLERDEN İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI DOĞU PERİNÇEK’E DESTEK:

Emperyalist arşivlere dayanarak tarih yazılmaz

İsviçre Komünist Partisi Genel Sekreteri Massimiliano Arif Ay, AİHM’nin Doğu Perinçek kararının sevindirici olduğunu söyledi. Ay, Erdoğan için de ‘ABD desteğiyle başbakan oldu, asıl görevi Kemalizme zarar vermek’ dedi  FATMA ŞAHİNDAL

TPK’den İsviçre Hükümeti’ne:

M AİHM kararına itiraz etmeyin!



Talat Paşa Komitesi (TPK), İsviçre milletvekillerine bir mektup göndererek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Ermeni soykırımı iddiasıyla ilgili 17 Aralık’ta verdiği karara itirazda bulunmamaya çağırdı. Mektupta “AİHM kararıyla Türkiye-İsviçre ilişkilerini yeniden güçlendireceğimiz bir dönem açılmış bulunuyor” ifadesi kullanıldı. AİHM, 17 Aralık 2013’te İsviçre Mahkemelerinin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” dediği için mahkûm etmesini haksız bulmuş ve Perinçek lehine karar vermişti. İsviçre hükümetinin bu karara itiraz süresi 18 Mart’ta doluyor. TPK, İsviçre Hükümet üyelerine ve milletvekillerine bir mektup göndererek İsviçre’nin, AİHM’nin Perinçek kararına itiraz etmesenin yanlış olacağını vurguladı. Mektupta “AİHM’nin düşünce ifade özgürlüğüne vurgu yapan kararına uygun haraket etmeniz doğru olacaktır” denildi. TPK Genel Sekreteri Ferit İlsever imzasıyla gönderilen mektupta şu ifadelere yer verildi: “AİHM’nin, İsviçre’de Ermeni Soykırımı’nın inkârını suç sayan ceza maddesi konusunda İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i haklı bulan kararı, Türkiye- İsviçre ilişkilerinin yeniden güçlendirilmesi açısından değerli bir fırsat yaratmıştır. Bilindiği gibi İsviçre Mahkemeleri’nin “Ermeni Soykırımı uluslararası bir yalandır” dediği için Doğu Perinçek’i mahkûm etmesi Türkiye kamuoyunda tepkiyle karşılanmış, İsviçre- Türkiye ilişkilerinde soğuk rüzgarlar esmesine neden olmuştu. TPK olarak bu yanlışın düzeltilmesi için tek tek veya topluca defalarca İsviçre’ye geldik ve mahkemelerin, parlamentoların bu konuda karar vermeye yetkili olmadığını, bu olayın tarihçilerin incelemesi gereken bir sorun olduğunu vurguladık. AİHM, 17 Aralık 2013 tarihli kararıyla bu görüşümüzü haklı bulmuştur. Bu kararla İsviçre mahkemelerinin başka ülkelerin tarihi hakkında hukuki yargılarda bulunmasının önü kapatılmıştır. Böylece bir uluslararası mahkeme kararıyla, önümüzde Türkiye- İsviçre ilişkilerini yeniden güçlendireceğimiz bir dönem açılmış bulunuyor. Ülkeler ve halklar arasında eşitlik ve karşılıklı saygı temelindeki dostluk ilişkilerine büyük önem veren Talat Paşa Komitesi, İsviçre hükümetinin AİHM’nin düşünce ve ifade özgürlüğüne vurgu yapan bu kararını anlayışla karşılayıp itiraz etmeyeceğini diler, saygılarımızı sunarız. 18 Mart 2014’ten sonra daha güçlü ilişkiler umuduyla ve en sıcak dostluk duygularımızla...” TPK, konuyla ilgili internet ortamında bir de kampanya başlattı. Kampanyanın ayrıntıları Aydınlık’ın internet sitesinde mevcut.

‘AKP’nin mitinglerine katılan memurlar izinli mi?’  AYDINLIK / ANKARA



CHP Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği önergeyle, devlet memurlarının AKP’nin miting yaptığı günlerde izinli sayılmaları konusunda valiliklere gönderilen bir yazı olup olmadığını sordu. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre kamu görevlilerinin hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamayacaklarını anımsatan Gümüş, Ala’ya 4 Mart 2014 tarihinde AKP’nin Adı- H.Ahmet Gümüş yaman’da düzenlediği mitinge katılımı artırmak amacıyla Adıyaman Valiliği’ne gönderilen resmi bir yazının olup olmadığını gündeme getirdi. Gümüş, il çapında verilmesi gereken kamu hizmetlerinin aksayıp aksamadığını, miting nedeniyle bu hizmetler aksamışsa, bu durumun kamu hizmeti verilirken gözetilmesi gereken “süreklilik” ve “düzenlilik” gibi ilkelerle bağdaşıp bağdaşmadığı sorularına yanıt istedi.

assimiliano Arif Ay, 2009 yılından bu yana Güney İsviçre Komünist Partisi Genel Sekreteri. Uzun yıllar Ticino kantonunda öğrenci hareketinin başında bulundu. Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu İsviçre sorumlulularından. Bellinzona şehrinin Yasama Meclisi milletvekili. Aynı zamanda tarihçi. Ay’la AİHM’nin İsviçre’yi mahkum ederek “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” diyen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i haklı bulan kararını konuştuk.  AİHM’nin Doğu Perinçekkararını nasıl yorumluyorsunuz? Karara çok sevindim. Mahkeme tarih ve düşünce özgürlüğünü birbirinden bağımsız ele aldı. Maalesef İsviçre’de bu iki olgu bir yasa kapsamında bir arada değerlendirildi. Bu ayrımın yapılmış olması çok sevindirici.  AİHM, 1915 olaylarıyla ilgili gerek İsviçre’de gerekse dünyada fikir birliği olmadığına vurgu yapıyor. Siz bir tarihçi ve siyasetçi olarak bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Biliyorsunuz İsviçre Milli Meclisi 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan bir karar almıştı. Ancak bu karar Senato’da ve Federal düzeyde onaylanmamıştı. İsviçre Hükümeti’nde genel bir fikir birliği olmadığı açıkça görülüyor. Bu olayın siyasi tarafı. Bir diğeri ise maalesef toplumda manipülasyonla hakim olan düşünce‚ böyle bir soykırımın olduğu yönünde. Okullarda, üniversitelerde vesaire. Bence yapılmış olan tarihi araştırmalar burada artık göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle de Sovyet arşivleri, ki biliyorsunuz Sovyet arşivleri İsviçre’de ve Batı’da halen tanınmıyor. Tarih araştırmaları bu arşivler de göz önünde bulundurularak yapılırsa eminim, o var olan ya da olmayan fikirbirliği de tamamıyla değişecektir.  AİHM, 1915 olaylarının ‘Yahudi Soykırımı’ ile eşdeğer tutulamayacağına birçok kez vurgu yapıyor.

Holokost, Yahudi Soykırımı tarihsel bir gerçektir ve ispatlanmıştır. Birçok farklı ideolojiyi savunan tarihçiler ve siyasiler bu konuda hemfikir. Yahudilere, Nazi diktasında yapılan bir soykırımdır. Tartışılmazdır. Ancak 1915’te Osmanlı topraklarında yaşananlar farklı tartışmalara yola açıyor. Elimizde bulunan kanıtların, objektif olduğu kanısı vardı. Ama gerçekte bu veriler emperyalist arşivlerden bize sunulan kanıtlar. Bu emperyalist devleter zaten Türkiye’yi işgal etmişti. Tarafsız bir arşiv

 İsviçre Mahkemeleri Doğu Perinçek’i yargılarken iki şeye dayandı. Birincisi Meclis kararı ki bu karar Senato ve Hükümet tarafından onaylanmadı. Eski Adalet Bakanı Blocher, partisinin bu yasayı değiştirmek istediğini belirtti. Sizin partiniz ve İsviçre’deki ‘sosyalistler’ bu yasanın değiştirilmesine karşı. CK’nun 261’inci maddesinin önemi nedir? Ve değişikliği ne tür sonuçlar doğuracak? Benim partim, Anti-Irkçılık yasasının değiştirilmesine yahut gözden

İsviçre Halk Partisi ile hemfikir değilim. Ama şunu da belirtmek istiyorum. Bu yasa değiştirilmeli. Farklı veriler sunan tarihçilerin bu yasa maddesine göre cezalandırılmasını kınıyoruz. Gerçekler su yüzüne çıkmalı. Ancak anti-ırkçılık maddesi bunu engellemektedir. Bu bölüm gözden geçirilmelidir. Tartışma ortamı sunulmalıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğü de bunu öngörüyor zaten. Burada cezalandırılan kişiler değil tarih ve tarihçilerdir. Asıl sorunumuz bu.

Güney İsviçre Komünist Partisi Genel Sekreteri Massimiliano Arif Ay’la arkadaşımız Fatma Şahindal görüştü.

söz konusu değil. Mehmet Perinçek gibi tarihçiler sayesinde gerçeğin böyle olmadığını, Sovyet arşivlerinden okuyabiliyoruz. Bu arşivler şimdiye kadar tarihçiler tarafından dikkate alınmamıştı. Bir noktaya özellikle vurgu yapmak istiyorum. Sovyetler Birliği ve sonradan sosyalist olan Ermenistan komünistlerine ırkçısınız demek ya da komünistlerin, milletlerin özgürleşmesine duyarlı olmadığını iddia etmek, büyük haksızlıktır. Bu nedenden ötürü Avrupa’daki solculara sesleniyorum. Rus ve Ermenilerin ne dediğine derinlemesine araştırarak kulak verelim. O zaman tarih gün ışığına kavuşabilir.

geçirilmesine karşı değil. Yasa uygulanmalı, ama tarihçileri cezalandırmadan ve düşünce özgürlüğünü engellemeden uygulanmalı. Konu şundan ibaret. SVP (İsviçre Halk Partisi) ve başta Blocher ve Freysinger olmak üzere bu partinin temsilcileri bu yasanın bütünüyle kaldırılmasını istemekteler. Böylece istedikleri gibi at koşturacak ve yabancı düşmanlığı üzerine temel almış olan göçmen politikalarını ve yabancı işçileri hedef alan ırkçı politikalarını sürdüreceklerdir. Bu yasa olduğu müddetçe politikaları biraz daha “ılımlı” olacaktır. Onlar bu yasayı bir engel olarak gördükleri için kaldırılmasını istiyorlar. Ben bu nedenle

 Avrupa’da bir çok ülke 1915 olaylarını Soykırım olarak tanıdı. Sizce bu karar bu ülkelerde nasıl bir etki yaratacak. Bakınız, AİHM çok önemli bir karar verdi. Kesinlikle bu ülkelerde alınmış olan kararları ve yasaları etkileyecektir. Ama İsviçre’de inanılmaz bir Avrupa Birliği karşıtlığı var. Bunu da unutmamak gerekir. Çok milliyetçi bir toplumuz aslına bakarsanız. İsviçre’de bu değişikliğin çok çabuk olmasını beklemiyorum doğrusu. En azından meşru bir kuruluş olan AİHM, İsviçre’yi bir sorunla yüz yüze getirdi. Irkçılık ve tarihi araştırmaları aynı kefeye koyamazsınız. Hele hele tarih yüzünden

cezalandırılmak kabul edilemeyecek bir konu.  Birçok siyasi ve tarihçi, bu kararla Türkler ve Ermeniler arasında bir barış olabileceği kanısında. Siz neler düşünüyorsunuz? Umuyorum ki öyle olur. Eğer barış arzulanıyorsa, yapıcı diyalogların yürütülmesi gerekiyor. Türkiye ve Ermenistan bunu başarırsa bölgede yeni bir çığır açılacaktır. Özgür milletler diğer bölge ülkelerine de örnek teşkil edecektir. Ermenistan’da istikrarlı bir siyaset uygulanmıyor. Türkiye’yi de yakından takip ediyoruz. Erdoğan ABD desteğiyle başbakan oldu. Asıl görevi Türkiye’yi Balkanlaştırmak ve ulusu birleştiren Kemalizme zarar vermek. Birçok kurumu özelleştirerek işçilerin mağduriyetine neden oldu. Haziran Direnişi’nde de gördük ki; demokrasi ile uzaktan yakından alakası olmayan bir diktatör. Kenan Evren gibi. Erdoğan’ın bir diğer görevi ise Türkiye’yi ABD’nin sömürgesi yaparak, askerleri emperyalist çıkarların odağı haline getirmek. ABD, Ortadoğu’yu Balkanlaştırmak ve kontrol edebilmek için Erdoğan ile işbirliği içerisinde. Bu hükümet kendi milli kimliğinden zerre kadar gurur duymayan bir hükümet.  Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz? Bizim partimiz Ergenekon sürecini başından beri takip ediyor. Özel yetkili mahkemelerde görülen bu dava saçmalıktır. Bir hukuk devletinde olacak şey değil. Erdoğan, orduyu ve yurtseverleri tasfiye etmek istedi. Kemalist devrimlerin ve Cumhuriyet’in değerlerini birer birer yok etmeye çalışıyor. İşçi Partisi ile de çok iyi ilişkilerimiz var. Doğu Perinçek çok önemli bir lider. Sadece Türk siyaseti için değil. Bizlere de mücadelesi ile örnek olan bir liderdir. Türk milletine şunu söylemek istiyorum: Latin Amerika halkları Simon Bolivar düşüncesinin yolundan giderek özgürleştiler. Türk Milleti de Mustafa Kemal’in izinden giderek aynı hedefte buluşabilir. Bu da birlikte sosyalizmi kurabileceğimizi gösterir. Doğu Perinçek’e özgürlük!

Kıbrıs çözüm planı ve deniz çıkarlarımız

T

arihimizin acıklı bir dönemini yaşıyoruz. Devlet olmak, devletin jeopolitik çıkarlarını korumak ve geliştirmek demektir. Bunu sağlayamayan devletler, emperyalizmin oyuncağı lego benzeri tampon devletten öteye bir anlam taşımazlar. Kısa dönemli taktik çıkarlar ve hatta ilkel birikim uğruna uzun erimli stratejik çıkarlar miras yedi gibi kolayca harcanır. Ulus devlet, laik/seküler ve üniter yapı ile adalet sistemi gibi, devleti oluşturan temel taşlar, daha dün kurulmuş bir Afrika kabile devletinde bile görülmeyecek şekilde bir köşeden diğerine savrulur durur. Sözde en yakın müttefikimizin koruması altındaki bir cemaat, “altın nesil” iddiası ile sadece 90 yıllık cumhuriyet birikimini değil, Anadolu topraklarındaki 1000 yıllık toplumsal sözleşmeyi yok sayarak, kardeşi kardeşe, babayı oğula, komşuyu komşuya düşman eder. Toprak gemi Anadolu’nun gözbebeği Donanmasının sırtına emperyalizmin hançerini sinsice saplayabilir ve tüm bunları “hizmet “olarak tanımlayabilir. Bu hizmete onay ve destek veren hükümet, muhalefet, parlamento, işadamları ve medya, velhasıl tüm kurum ve kuruluşlarımızla “yetmez ama evetçi” seçkinlerimizi emperyalizm ne kadar kutsasa ve kutlasa azdır. Dünya tarihinde kendi jeopolitik kaderini başka başkentlerde çizdiren ve bunu sevinçle onaylatan örnekler çok sık yer almazlar. Evet, gelecek kuşakların 21’inci yüzyıl başındaki Anadolu nesillerini nasıl anacaklarının yeterli ipuçlarını verdim sanırım.

Kıbrıs’ta çözüm aldatmacası Yukarıdaki karanlık konjonk-

MAVİ VATAN

Ferit İlsever

Doğu Perinçek

Amiral Cem

GÜRDENİZ

türde Kıbrıs’ta çözüm aldatmacası ile yeniden karşı karşıyayız. Annan Planı rezaletinden sonra, adadaki Türkleri AB’nin dolayısı ile Rumların paryası konumuna sokacak, Kıbrıs kuzeyini Anadolu’dan koparacak yeni planın ortaya çıkış zamanlaması dikkat çekiyor. İnsan istemeden tarihten örnekler arıyor. 93 Harbinde Yeşilköy’e dayanan Rus ordusundan kurtulmak için Boğazları İngiliz Donanmasına açan II. Abdülhamit’in, bu iyiliğinin karşılığında İngilizlere Kıbrıs’ı vermesi akla geliyor. Ya da 12 Eylül cuntasının Avrupa Kamuoyuna şirinlik uğruna, “Rogers Planı” aldatmacası ile Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına Türkiye’nin Ege’de hayati çıkarlarının kaybı pahasına - dönüşüne izin vermesi kendini hatırlatıyor. İçerde sıkışan iktidarlar emperyalizme taviz verirler. Yeni planı BM yönetiyor görünse de asıl enerji, Annan Planının aksine AB tarafından değil ABD tarafından temin ediliyor. Dünya çapında güvenilir arabulucu (honest broker) konumundan her geçen gün hızla uzaklaşan, ordu ve donanması küçülen, Atlantik ve Akdeniz’den Pasifik Okyanusu’na eksen kayması yaşayan ABD’nin acelesi vardır. ABD, Kıbrıs’ta küresel sistemin çözümünü da-

nizcilik ve deniz yetki alanları konusunda son derece hızlı çalıştılar. Referandum öncesi Münhasır Ekonomik Bölge ve Bitişik Bölge ilan ettiler. Daha sonra Mısır ve İsrail ile MEB deniz sınırları antlaşmalarını tamamladılar. KKTC, söz konusu antlaşmalar ve hukuki enstrümanlar yürürlükte olduğu sürece, yeni çözüm süreci görüşmelerinde masaya baştan yenik olarak oturacaktır.

Donanma Afrika’da yatmak için, bundan daha iyi bir fırsat bulamayacağının bilincindedir. Yunanistan ve Güney Kıbrıs ekonomik iflasın eşiğinden dönmüştür. Her ikisi de yoğun bakımdadır. Öyle ki, kapitalizmin kalesi AB, Güney Kıbrıs’taki özel mevduat hesaplarının bir kısmına 2012 sonunda resmen el koyabilmiştir. Yunanistan’daki ekonomik kriz, kitlesel trajediler yaratmaya devam etmektedir. Türkiye’de “hizmet” mamulü kumpaslar sayesinde başta donanma olmak üzere silahlı kuvvetler, kâğıttan kaplana dönmüştür. Hükümet, bırakalım KKTC’nin bağımsız geleceğini, 17 Aralık sonrası kendi geleceğinin derdine düşmüştür. AB denizde jeopolitik hedeflerine erişti Gelelim, AB’nin son 10 yıldaki kazanımlarına. AB, 2004 yılında GKRY’nin ilan ettiği MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) ile jeopolitik perspektifte doğuda en uç sınırlarına erişmiştir. Böylece Doğu Akdeniz’deki zengin doğal gaz ve petrol kaynaklarının sahibi olmuştur. Güney Kıbrıs, bazıları uluslararası hukuka aykırı şekilde, hemen hemen tüm deniz yetki alanları ve denizcilikle ilgili yasaları da AB adına son 10 yılda ilan etmiş ve uygulamaya sokmuştur. Rumlar, Annan Planı hazırlanırken de-

Bu arada çevre denizlerde, deniz çıkarlarımızın yegâne koruyucusu olması gereken, ancak kumpas davalar sonunda ulusal çıkar odaklı strateji üretme yeteneğini kaybeden donanma, Türk Hava Yollarının Afrika açılımından sonra 4 savaş gemisi ile Afrika turuna çıkıyor. ABD tavsiyesi üzerine, Gine Körfezinde deniz haydutları ile mücadele edilecek. Ne diyelim. Çevremizde jeopolitik çıkarlarımız paramparça edilirken, dünya barışına katkı amacıyla alınan bu stratejik deha örneği karara, şapka çıkaralım. Bu arada liman ziyaretleri sırasında Afrika ülkelerindeki Türk okullarını ziyaret etmelerini de tavsiye edelim. Malum “hizmette” sınır yoktur.

Denizden uzaklaşıyoruz Türkiye’nin garantörlük hakları, Maraş’ın statüsü ve adadaki askeri varlığını yok edecek karadaki pazarlıklar öne çıkarken, deniz körü Türkiye ve KKTC, Doğu Akdeniz’de denizlerden daha da uzaklaştırılacaktır. Örneğin KKTC ve Türkiye masaya oturma şartı olarak neden Rumların MEB ilanı ile Mısır ve İsrail ile yapılan MEB antlaşmalarının iptalini istemiyor? Türkiye’yi Meis ve Rodos adalarını bahane ederek Antalya Körfezine hapseden AB ve ABD’den bu süreçte

tavır değişikliği mi bekliyorsunuz? Çok beklersiniz. Ne acı, yandaş ve “hizmet” medyasını geçelim, ana akım medya Türkiye’nin ve KKTC’nin jeopolitik çıkarlarını anlamaktan aciz kısa dönem ekonomik fırsatlara odaklanmış, Türk enerji sektörünün sevinç çığlıklarına ortak oluyor. Neymiş efendim, İsrail’in ve Rumların gazını Anadolu’ya Türkler taşıyacakmış. Duyan gazın sahibi Türkler sanır. İsrail’in Delek, Amerikalıların Noble Energy firmalarının taşeron taşıyıcıları olmaya ne kadar da istekliymişiz.

Rumların hizmetkârları Bu yazıyı tarihten bir alıntı ile bitirelim. Kırım Savaşında Müşavir Paşalık yapan İngiliz Amiral Slade, 1829-31 yılları arasında II. Mahmut döneminde genç bir yüzbaşı iken İstanbul’a gelmişti. Boğaziçi’nde gezerken şu gözlemde bulunmuştu ( Osman Öndeş, Kapdan Paşa, Adolphus Slade, Boğaziçi Yayınları): “Rumlar, Türkler tarafından reaya bilinedursun, İstanbul’da bir Rum dilenci göremezsiniz. Hâlbuki Boğaziçi’nde Akıntı burnunda, Arnavutköy kıyılarında pejmürde kılıklı, ellerinde iplerle sıra sıra bekleşen bir sürü insan size seslenir. Bunların hepsi Türk’tür. Sandalınızı akıntılı sahada karadan omuzlayıp çekerek bir ekmek parası kazanmayı hayal ederler. Böylece sabahtan akşama kadar zengin Rumların istihza ile süzdüğü Türkler, işlemeli nadide kayıklarına omuz verir, akıntıyı aşırtırlar. Rumların, Türklerden bir çeşit intikam alma usulüdür bu!” Ne dersiniz, sosyogenetik kodlar, 200 yılda değişmemekte ısrar mı ediyor?


Hazırlayan: Yiğit ERYILMAZ

BERLİN’DE ÖZERKLİK İLAN EDİLDİ, AKP’Lİ BAKAN SESSİZ KALDI

Fuarda yer alan şehirler bölümünde ‘Diyarbakır hükümeti’ anlamına gelen İngilizce ‘Diyarbakır Government’ yazısı dikkat çekti.

BDP-HDP heyeti Öcalan ile görüşecek



BDP-HDP heyetinin bugün Abdullah Öcalan’la görüşmek üzere İmralı Adası’na gideceği bildirildi. Geçen hafta içi, Cumartesi günü yapılacağı duyurulan BDP-HDP heyetinin İmralı ziyaretinin Pazar gününe alındığını BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan twitter hesabından duyurdu. BDP heyeti geçen hafta sonu Kandil’e giderek PKK yönetimiyle, AKP iktidarıyla ortaklaşa yürütülen ‘Açılım Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş; PKK yönetiminin Öcalan’a iletilmek üzere yazdığı mektubu alarak Türkiye’ye dönmüştü. Heyet, Kandil’den aldığı mektubu hafta içinde Öcalan’a iletilmesi için Adalet Bakanlığı’na teslim etmişti. BDP-HDP heyetinin bugünkü İmralı ziyaretinde, hafta ortasında Öcalan’a ulaştırılan Kandil mektubunun ve süreçteki son durumun değerlendirileceği kaydediliyor.  HABER MERKEZİ

İzmir’e OHAL uygulaması



Ankara ve İstanbul’un Kadıköy ilçesinin ardından İzmir’in Çiğili ilçesinde Olağan Üstü Hal (OHAL) anlamına gelebilecek bir kararın verildiği ortaya çıktı. İzmir 22’nci Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar ile Çiğli ilçesinde polise 11 Şubat 2014 Salı günü saat 08.00’den 5 Nisan 2014 saat 08.00’e kadar her türlü arama yapma yetkisi tanındı. Böylece polis, her türlü umuma açık yer ve çevrelerde üst araması, araç araması ve özel eşyalar da dahil arama yapılabilecek. Kararın gerekçesi olarak “PKK ‘nin eylemlerini arttıracağı istihbaratlarının olduğu” gösterildi. Konak için verilen karar ise 9 Mart’a kadar geçerli. Bu süre boyunca polis özel notlar ve eşyalar da dahil her şeyi kontrol edebilecek. Bu kararla, Haziran 2013’ten bu yana devam eden gösterilerin ve yolsuzluklara karşı yapılması muhtemel eylemlerin engellenmesinin amaçlandığı ileri sürüldü.

A

Kimdi Chavez? -Öncelikle, ülkesinin güneyinde kırsal Los Llanos Bölgesinde çamur, saman ve palmiye yapraklarından oluşan bir kulübede dünyaya gelen yerli, siyahi karışımı bir zambo idi Chavez...

yarbakır’ın Almanya’da bu şekilde tanıtılması dikkat çekti.

Bakan Çavuşoğlu bir şey demedi Avrupa Birliği’nden sorumlu Devlet Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 5 Mart’ta açılan fuarı ziyaret etti. Fuarın Adana ili alanında tanıtılan “Diyarbakır Government” bölümünü de gezen Bakan Çavuşoğlu, hiçbir tepki göstermedi. Bakanın sessiz kaldığı

yazıya Fuarı gezen insanlar, Diyarbakır yazısını birbirlerine göstererek ne anlama geldiğini anlamaya çalıştılar. Fuara Antalya’dan katılan bir otel yöneticisi Diyarbakır bölümün fotoğraflarını çekerek “Bu yazının ne anlama geldiğini yetkililere soracağım” dedi. Almanya’daki fuara Türkiye’den katılan diğer firma yöneticileri de yazıya “Türkiye’de başka bir hükümet mi var” diye tepki gösterdi.

HDP’ye tepkiler Giresun programını iptal ettirdi

GÜLLER maliguller@aydinlikgazete.com

Eylemci general

E

ski Genelkurmay Başkanı Em. Org. İlker Başbuğ, Silivri’nin kapısından çıktıktan hemen sonra yaptığı ilk açıklamasında, bundan böyle eylemci bir general olacağının mesajını verdi! Başbuğ tahliye olmasının bir başlangıç olduğunu, son arkadaşı çıkana kadar mücadelesinin süreceğini vurguladı; Ergenekon tertibini yapanların mahkemelerin önüne getirileceğini ilan etti; kumpasçıların cezalandırılması gerektiğini söyledi; Ergenekon hâkimlerinin vicdansız olduğuna dikkat çekti. Başbuğ çok önemli konuşmasını şu ilanla bitirdi: “Adaletin gerçekleşmesi için görev başında nasıl mücadele ettiysem dışarıda bulunduğum sürede de devam edeceğim.”

Başbuğ önce Beşitaş’taki eyleme koştu Nitekim İlker Başbuğ tahliye edildiği akşamın ertesi gününde iki önemli eyleme katıldı! Önce Vardiya Bizde Platformu’nun her cumartesi Beşiktaş’ta düzenlediği “sessiz çığlık” eylemine, ardından da bir grup aydınla birlikte, Maltepe’de tutuklu albayların çıkardığı “Er Mektubu Görülmüştür” kitabının imza günü etkinliğine katıldı! Böylece Başbuğ, kimi tahliye edilen isimlerden farklı olarak, geride kalanlar için sürekli mücadele edeceğinin işaretini somut eylemle vermiş oldu!

İsyancı Başbuğ

G

iresun’un Bulancak İlçesinde, HDP Eş Başkanı Ertuğrul Kürkçü başkanlığındaki heyeti karşılamak için toplananlarla, bu gruba tepki gösterenler arasında arbede çıktı. Polisin olaya müdahale edip grupları ayırdı, ardından da HDP heyetinin Giresun gezisi iptal

edildi. Dün HDP heyetini karşılamak için Bulancak Sanayi Mahallesi Ali Durağı mevkiinde bayraklarla beklemeye başlayan HDP’lilerin çevresinde toplanan yaklaşık 30 kişilik bir başka grup, parti bayraklarının indirilmesini istedi. HDP’liler karşı çıkınca

başlayan gerginlik arbede dönüştü. Araya giren polis iki grup arasındaki arbedeyi güçlükle önledi.

İkinci gerginlik BDP heyetinin otobüsünü karşılamak üzere İskele mevkiine giden HDP’li gruba, burada top-

lananlar da sloganlar atarak tepki gösterdi. Bunun üzerine Ertuğrul Kürkçü başkanlığındaki HDP heyeti, otobüsten inmedi. Ardından HDP’liler, Giresun programını iptal ederek, otobüsle Piraziz’e döndü. HDP’liler de polis araçları ile bölgeden uzaklaştırıldı.

Kürkçü, HDP bürosunda mahsur kaldı H

DP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, önceki gün akşam saatlerinde Ordu Şarkiye Mahallesi’nde HDP seçim bürosuna açılışında bir grubun binanın etrafını çevirmesi üzerine içeride mahsur kaldı. Bir süre slogan attıktan sonra grup dağıldıktan sonra, polis Ertuğrul Kürkçü

Ordu’ya giden HDP heyetine bir grup tepki gösterdi. Polis geniş güvenlik önlemi aldı.

MERHABA

T

am bir yıl oluyor Chavez’i yitireli... Bir ülkenin yoksullarının birbirleri ile değil de, kendilerini yoksul kılan düzenle hesaplaşmaları nasıl sağlanır? Bir ülke halkı, kaderini değiştirebilecek güce sahip olduğuna nasıl inandırılıp, ikna edilebilir? Dünyanın tüm yoksul ya da vicdan sahibi insanlarının oturup düşündüğü bu dili, L.Amerika halkları için bulan adamdır, Chavez ... Kuşkusuz, bir ülkenin kurtuluşunun dilini ve bu dilin hayata geçirilmesini ancak o ülke halkı bilir...Ama unutulmuş bu lugatı, kangren edilmiş bir muhalif damarı öğrenmek ve hatırlatmak her namuslu aydının derdi olmalı... İşte bu dili yeniden canlandıran Chavez tam bu nedenle daha yakından tanınmalı, hatırlanmalı...

Mehmet Ali

Diyarbakır ‘hükümet’ oldu KP hükümeti Diyarbakır’da özerkliği BDP’den önce ilan etti. Almanya’nın başkenti Berlin’de Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Turizm Borası Fuarı’nda sergilenen Türkiye illeri bölümünde Diyarbakır ingilizce “Diyabakır Goverment” yani “Diyarbakır Hükümeti” yazısıyla tanıtıldı. BDP’nin yerel seçimlerden sonra özerkliği inşa edeceğiz” sözlerinden sonra Di-

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

UFUK ÖTESİ

9 MART 2014 PAZAR

Dr. Noyan UMRUK

Bu dünyadan Chavez geçti...  1992 de ,Venezuela ekonomisinin çöküşü ile başlayan içinde bulunduğu halk ayaklanması başarısızlığa uğrayıp 100 subay arkadaşıyla birlikte tutuklandığında “Bu yenilginin sorumlusu benim” diyen askerdi, 45 yaşındaki yarbay Chavez...  1999’da iktidara geldiğinde emperyalizmin korkunç bir “eşitsiz bölüşüm” çizmesiyle ezdiği, her ikisinden biri yoksulluk eşiğinin çok altında, her üçünden ikisi hayatında doktor görmemiş olan Venezuela halkını sağlıklı içme suyundan, basit tedavi gereçlerinden, alfabeden, kitaptan, defterden, temiz çamaşırdan ya da toptan ifade etmek gerekirse, dünyanın ‘tuzu kuru’ yakasında

yaşayanların sıcak yuvasında ne varsa ona kavuşturan karizmatik bir liderdi Chavez...  Ülkesinde ısrarla kendisine saldıran, izleyicinin yüzde 90’ına ulaşan kartel medyasına rağmen. %74 ile referandumlar, %55-60 ile ard arda üç seçim kazanmış, bariolardan(varoş) Caracas meydanlarına inen halkının direnişi ile küresel darbeleri savuşturan bir ‘zambo’nun, ‘rambo’ya meydan okuyuşunun evrensel öyküsüydü Chavez...  Tümüyle kartellerin egemenliği altında olan dünyanın beşinci zenginlikteki ve en kaliteli petrol yataklarının getirisinin hiç olmazsa % 30’unun ibresini halkına döndürmeyi, başta L. Amerika olmak üzere

dünyanın yoksul kıtalarının çıkarları doğrultusunda kullanılmasını sağlayan halkçı,devrimci idolü idi Chavez...  Henüz ekonomik ve politik alanlarda kat etmesi gereken uzun bir mesafe olmasına ve daha önemlisi yoğun, ciddi küresel tehditlere ve de nihayet hastalığına rağmen, iyice bedbinleşmiş yerküremize, Latin Amerika ve yoksul ülkeler halklarına ve önderlerine, onurlu bir yol olabileceğini gösteren, başka bir dünya ya da kaderin umut kapılarını aralayan bir öncüydü Chavez...  Ülkesinin kurtarıcısı(Libertador) Simon Bolivarın tarihsel mirasına sahip çıkarak ve Latin Amerika yerlilerinden, Afrikalı göçmenlerden, istilacı Latin torunlarından kaderde ve kıvançta ortak bir ulus oluşturarak 21 yy. demokratik sosyalizminin başarısını kanıtlamış bir eylem adamıydı Chavez...  Halkının engin desteğiyle tencere tava konserleri, neşeli kahkahalar, şarkılar, danslar, ateşli sloganlar eşliğinde ‘USA’ damgalı provokasyonlar, kitlesel katliamlar, karanlık

ve bazı parti yöneticilerini taksi ile seçim bürosundan uzaklaştırmak istedi. Kürkçü taksiye bindirilirken çevredeki bazı kişilerin saldırısına uğradı. Polisin güçlükle taksiye bindirdiği Kürkçü ve beraberindekiler Süleyman Felek Caddesi üzerinden Ordu-Giresun karayoluna çıkarılmak istenirken tepki gösteren grup da peşlerinden koştu. Taksiye çeşitli cisimler atarak tekmeleyen grubu polis güçlükle durdurdu. Ertuğrul Kürkçü’yü taşıyan taksi daha sonra Ordu-Giresun karayoluna girerek gözden kayboldu. Grup HDP seçim bürosu önünde bir süre daha bekledikten sonra dağıldı.

adamlar ve önü kesilen yağmacılığın sonucu ortaya çıkan hiddete göğsünü geren, bütün bunları yaparken hiç de zenginleşmeyen adam gibi bir adamdı Chavez ...

Yola Devam... Atatürk’e duyduğu hisleri büyükelçiliğimizin de bulunduğu bölgeye “Calle Gazi Mustafa Kemal Atatürk” ve geliştirilmekte olduğu sosyal fabrikalara “Atatürk Modeli” olarak niteleyerek ve de şehir merkezindeki en büyük parkı Atatürk heykeliyle onurlandıran Venezuela şimdi %50.7 oyla seçtiği bir sendikacı, Maduro ile yola devam ediyor. Aslında, Chavez göre daha sakin ve uzlaşmacı bir siyasetçi olarak tanınan Maduro, “diğerleri gibi karıştırılmaya müsait bir tarla bulduğunu” sanan U.S.A. patentli provakosyanlara 3ABD diplomatını “persona non grata” ilan ederek yanıt verirken, Obamaya da “Şu işleri biraraya gelip, bir konuşalım...” çağrısını yaptı. Ne diyelim? Chavez’e minnet ve rahmet, Maduro’ya gayret...

Aslında Em. Org. İlker Başbuğ böylesi eylemci bir çizgiye girdiğini iki ay önce Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Suçlamalara Karşı Gerçekler” kitabında ortaya koymuştu. İlker Başbuğ, bir tertiple tutuklanmasına “Önüme kim çıkarsa çıksın devirip ezip geçebilirdim. İsyan halindeydim” diyerek tepki göstermiştir. Başbuğ, basına görünmeden arka kapıdan çıkabileceğini söyleyen polislere “Geldiğim gibi, alnım açık, başım dik ön kapıdan çıkacağım” demiştir. İlker Başbuğ, dışarıdakiler ile içeridekilerin farkını da somut bir şekilde ortaya koymuştur: “Türk Silahlı Kuvvetleri, muvazzafı ve emeklisi ile silah arkadaşlarına vefasızlık göstererek sınıfta kaldı. Cezaevlerinde bulunanlar ise, aileleri ve sevenleriyle hep dimdik ayakta kaldılar. Ne eğildiler ne de büküldüler.” Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı, kimi seleflerinin vatan haini ilan ettiği Nazım Hikmet’e Silivri zindanlarında şiir yazdı! Başbuğ şiirinde “sana yaptıklarımızdan utandım, affet bizi” diyerek Nazım’a seslendi.

Mahkemeye değil, millete savunma verdi Silivri mahkemelerinin özel yetkili mahkeme olduğunu ama kendisini yargılamaya yetkisinin bulunmadığını belirten Em. Org. İlker Başbuğ savunma yapmadı, “Suçlamalara Karşı Gerçekler” kitabını yazarak savunmasını kendini adadığı milletine yaptı. Başbuğ kitabında hem tertipçileri yargıladı hem de süreçle ilgili hataları saptayarak, özeleştirilerde bulunarak, yanlışlardan doğrular çıkararak aslında AKP’nin yönettiği devleti yargıladı! Bu kitap sadece bir savunma değil, aynı zamanda bir Genelkurmay Başkanı’nın militanlaşma sürecini anlatıyor. Çünkü Başbuğ, yukarıda belirttiğimiz gibi sadece kendi örgütü olan TSK’nin değil, yargının, siyasetin ve medyanın da sınıfta kaldığını saptadı ve direnenlerin, dimdik ayakta duranların, eğilip bükülmeyenlerin, Silivri’de kahramanca ülkesini savunanların, duvarların dışında barikatlara dayanarak Silivri’yi özgürleştirmeye çalışanların varlığından güç kazandı! 26 ay önce Silivri’ye götürülürken kendisini uğurlayan Jön Türkler, 26 ay sonra Silivri’den çıkarken yine Başbuğ’un yanındaydı! Ay yıldızlı bayraklarıyla, yıldızlı amblemleriyle, Mustafa Kemal portreli flamalarıyla Silivri’yi özgürleştiriyorlardı...

Hakkari’de kaçakçılık operasyonu



Hakkari Jandarma Komutanlığı ekiplerince Yüksekova ilçesi Gökyurt köyünde yapılan devriye görevi sırasında bir minibüsten şüphelenildi. Aramalarda baharat kutuları içerisine gizlenmiş vaziyette yurda kaçak yollarla getirildiği tespit edilen 22 bin 880 paket sigara bulundu. Ekipler ayrıca 4 kamyon içinde yurda kaçak yollarla getirilen ve başka illere sevk edilmesi planlanan 15 bin 540 kilogram ceviz içi ve Doğankaya bölgesinde de bir minibüste bin 620 kilo çay ele geçirdi. 3 operasyonda 7 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. Şüphelilerin jandarmadaki sorgularının ardından mahkemeye sevk edileceği kaydedildi.


ROTA

Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Doğu PERİNÇEK dperincek@ip.org.tr

TÜRKİYE’DE BİRLİK VE DİRLİK İÇİN

Tir/Dir kökü

B

ugün Türkiyemizin en temel ihtiyacı Birlik ve Dirlik. O nedenle İşçi Partisi’nin 30 Mart 2014 Yerel Seçimlerinde temel sloganı: Birlik ve Dirlik için İşçi Partisi/ Halk Meclisleriyle Halkın Belediyesi.

İri olalım diri olalım “İri olalım, diri olalım”: Ne güzel bir söz değil mi? Tam bugünün öğüdü! Tir/Dir kökü Türkçemizin en doğurgan ve en olumlu köklerindendir. Bu kökten ne çıkarsa hayat doludur ve bugün için de gereklidir. Dirilik, canlılık, hayat, sağlık, sağlamlık, ayakta durma, dik durma, dayanma, direnme, ayaklanma, güçlenme, büyüme, doğruluk, yetişme, olgunluk, derleme, derlenme, toparlanma, ileri atılma gibi olumu anlamlar içeren kavramların kökünde, hep tir/dir bulunuyor.

Diriyiz direniyoruz diriliyoruz Bugün Türkçemizde dir- kökünden gelen sözcüklerimiz, Eski Türkçede tir- diye başlıyordu. Türkçede yüzyıllar içinde T>D dönüşmesine çok sık rastlıyoruz. Eski Türkçedeki tir- kökü, Anadolu Türkçesinde zamanla dir- olmuş. Tir kökü, bugün Türkçemizin çeşitli ağızlarda bütün zenginliğiyle yaşıyor. Hepsini ele alacağız. Örneğin Uygurlar ağaca tirek diyorlar. Bizde direk, ağaçtan yapılan araçların karşılığı olarak kullanılıyor. Tir/dir kökünden ilk aklımıza gelen sözcükler: Diri, dirilmek, dirim, dirlik, direk, dirsek, dirgen, direnme, direnç, Bunlar, bugün yaşayan sözcükler. Aynı kökten kaybolmuş sözcüklerimiz de var.

Mahkemeler, Pazartesi tahliyeleri görüşecek Ergenekon’da sanık avukatlarının verdiği dilekçeler 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından diğer mahkemelere dağıtılırken tahliye taleplerinin Pazartesi görüşülmesi bekleniyor  HABER MERKEZİ

Y

eni yargı paketinin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından cezaevlerine yazı gönderilerek 5 yılı aşkın süredir tutuklu olanların tespiti yönünde bir çalışma yapıldı. Bunun üzerine Ergenekon sanıkları tahliye taleplerini içeren dilekçeleri, cezaevi müdürlüklerine teslim etti. Sanık avukatları tarafından verilen dilekçeler ise, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde nöbetçi 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından diğer mahkemelere dağıtıldı. Mahkemelerin geçen Cuma günü geç saatlere kadar tahliye konusunda bir karar vermeleri beklenirken mahkeme heyetlerinin mesai saa-

tinin bitimiyle adliyeden ayrıldıkları öğrenildi. Bu gelişmeler, tahliye taleplerinin Pazartesi günü görüşüleceği yönünde yorumlandı.

Özel yetkileri kaldırıldı Avukatlar tahliye talepli dilekçelerinde müvekkillerinin tutuklulukta 5 yılı doldurduklarını belirterek Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin özel yetkilerinin kaldırıldığını kaydetti. Doğu Perinçek, Hasan Atilla Uğur, Hikmet Çiçek, Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Muzaffer Tekin, Hasan Ataman Yıldırım, Levent Ersöz ve Veli Küçük’le ilgili tahliye talebinde bulunan avukatlar Tayfun Taşlıoğlu ve Hüseyin

Çobanoğlu, “Böyle bir mahkeme artık bulunmamaktadır” diyerek dilekçelerine şöyle devam etti: “Müvekillerin tutuklulukta geçirdiği ve 5 yılı aşan süreler hukuka aykırı bulunduğundan tutukluluğun sona erdirilerek bihakkın tahliyesine karar ve-

rilmesini talep ederiz.” İstanbul Nöbetçi 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahliye talebinde bulunan sanıkların sayısı 30’a yükseldi. Başvuruda bulunan sanıklar arasında Prof. Dr. Yalçın Küçük, Sedat Peker, Teğmen Mehmet Ali Çelebi ve Mer-

dan Yanardağ, Tuncay Özkan, Serdar Öztürk, Dursun Çiçek, Kemal Kerinçsiz, Levent Göktaş ve Semih Tufan Gülaltay da bulunuyor. Önceki gün tahliye taleplerini alan mahkemelerin 10 Mart Pazartesi günü karar vermesi bekleniyor.

Kut hakanları Triga ve Trigan Tir kökünün köklerini, bazı dilbilimciler MÖ 2500’lere kadar uzatıyorlar. O tarihlerde Akad krallığını yıkarak Mezopotamya’ya egemen olan Kutların bazı hükümdar adları, örneğin Triga ve Tirigan, büyük dilbilimci Landsberger tarafından Türkçe Tir köküyle açıklanıyor. Kut hakanlarının hikâyesine gelecek sayıda gireceğiz. Şimdilik değinmekle yetiniyoruz.

‘Hürriyetin devamı gelecektir’

İli dirilten İlteriş

Tahliyesinin ertesi gününde ‘Sessiz Çığlık’ eylemine katılan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ: Hürriyetime kavuşmam bir başlangıçtır. Bunun devamı mutlaka gelecektir. Özgürlük yakındır...

Kaşgarlı Mahmut’ta tir kökü Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat-it Türk’ünde tir kökünden gelen çok sayıda kavram var: Tiredi: Herhangi bir şeyi bir yere yaslayarak dik tutmak. Tiregü: Bir şeyi destekleyen herhangi bir şey, örneğin bir sütun veya benzerleri. Tirendi: Çalışmaktan kaçınmak, sakınmak, çekinmek, yaslanmak. Tireşdi: Tartışmak, kapıyı arkasından sürgülemek için yardımlaşmak, alıkoymak. Tirgürdi: Diriltmek. Tirig: Diri. Tirildi: Dirildi. Tirilgen: Yaşama. Tirin etti: Çınlama. Tirseg: Dirsek.2

E. Tuğg. Levent Ersöz ve E. Alb. Muzaffer Tekin’e armağan Tir/Dir köküyle ilgili araştırmayı, bugün Çapa Tıp Fakültesi’nde direnen, direngen komutanlarımız E. Tuğg. Levent Ersöz ve E. Alb. Muzaffer Tekin’e armağan ediyoruz. Onlarla birlikte direniyoruz. Kendilerine sağlıklar, dirlikler diliyoruz. GELECEK HAFTA: KUT HAKANLARI TRİGA VE TRİGAN

1 Talât Tekin, Orhon Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları, 4. baskı, Ankara 2010, s.174 vd. 2 Dîvânü Lügat-it Türk, Türk Dili Divanı, Çeviri Uyarlama Düzenleme Prof. Dr. Fuat Bozkurt, Eğitim Yayınevi, Şubat 2012,s.503 vd. Ayrıca bkz. Besim Atalay çevirisi, Türk Dil Kurumu Yayınları, 4 cilt.

Gelinlerin ve damatların çeyiz sandığı için öncelikli Dîvânü Lügat-it Türk, Türk Dili Divanı, Çeviri Uyarlama Düzenleme Prof. Dr. Fuat Bozkurt, Eğitim Yayınevi, Şubat 2012.

Dîvânü Lügatit Türk, Besim Atalay çevirisi, Türk Dil Kurumu Yayınları, 4 cilt.

‘Yurtseverleri almak için Pazartesi Silivri’ye’

 İSTİHBARAT SERVİSİ

E

rgenekon davasından önceki akşam tahliye edilen eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, özgürlüğünün ilk gününde tutuklu silah arkadaşlarına ve ailelerine destek olmak için İstanbul Beşiktaş’taki ‘Sessiz Çığlık’ eylemine katıldı.



Kadınları kutladı Başbuğ yüzlerce kişi tarafından alkışlarla ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla karşılandı. Eyleme yoğun katılım nedeniyle adeta izdiham yaşandı. Kürsüde konuşma yapan İlker Başbuğ öncelikle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle, “Bütün dünya kadınlarını, Türk milletinin kadınlarını ve özellikle Vardiya Bizde Platformu’nun kahraman cesur kadınlarını Altan candan kutluyorum” Erkekli diyerek sözlerine başladı. Başbuğ, açıklamasında şunları kaydetti:

‘Silah arkadaşlarımın özgürlüğü yakındır’

FOTOĞRAF: AYKUT TÖLEĞEN

681 yılında Göktürk devletini yeniden kuran, Bilge Kağan ve Kültigin (Gültekin)’in babası İltiriş/İlteriş Kağanı ilkokuldan beri tanıyoruz. Eski adı Kutluk imiş, Kağanlığı yeniden kurunca, İltiriş adını vermişler. İli diriltmiş, canlandırmış, derlemiş, toparlamış o nedenle bu adı vermişler. Orhon Yazıtları’nda tir kökünden şu kavramlar var: Tir- : Dermek, toparlamak. Tirgür-: Diriltmek. Tirig: Diri, canlı, hayat. Tiril-: Derilmek, toplanmak, dirilmek, hayata dönmek.1

bette bekleyeceğiz ve takip edeceğiz.

Engin Alan’ın cezaevinde olması TBMM’nin ayıbıdır Bu arada tutuklu durumunda olan, ceza durumunda olan bütün milletvekilleri hürriyetlerine kavuşur, serbest olurken bugün cezaevlerinde sadece bir milletvekili vardır. O da Engin Alan. Onun

“Esaret döneminden kurtulmam, hürriyetime kavuşmam bir başlangıçtır. Bunun devamı mutlaka gelecektir. Bundan emin olun. Tabi, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, en büyük darbe Balyoz davası vasıtasıyla vurulmuştur. 323 silah arkadaşım bu dava kapsamında ceza almıştır. Şu anda cezaevlerinde tutuklu olarak bulunmaktadır. Ama inanıyorum ki, onların da özgürlüğü yakındır. Bütün silah arkadaşlarımın en yakın zamanda bizlerle beraber olacağına yürekten inanıyorum. Bunu el-

bugün aramızda olmaması her şeyden evvel, bana göre Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ayıbıdır. Onu yıllardan beri tanırım. Beraber çok yerde görev yaptık. Ama bugün gerçekten bir tek milletvekilinin Balyoz davası kapsamında cezaevinde bulunması, hepimizin ayıbıdır. Balyoz davasındaki bütün arkadaşlarımızın özgürlüğü de yakındır. Bunu göreceğiz. Burada hep beraber onları kucaklayacağız.”

Mustafa Balbay

‘Özgürlüğün hafta sonu olmaz’



Vardiya Bizde Platformu’nun Ankara’daki 76. Sessiz Çığlık eylemine CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, İşçi Partisi Mamak Belediye Başkan adayı Av. Nusret Senem, CHP Çankaya Belediye Başkan adayı Alper Taşdelen, CKD Genel Başkanı Canan Arıtman, modacı ve gazetemiz yazarı Barbaros Şansal ile çok sayıda vatandaş katıldı. CHP İzmir Milletvekili Balbay “Ancak bunun için Pazartesi günü söyleniyor. Özgürlüğün hafta sonu olmaz. Artık toplu tahliyelerin zamanı gelmiştir” dedi.

Gazeteciler ve siyasetçiler eyleme akın etti ‘Uzun tutukluluğa son’



Başbuğ’un konuşmasının ardından, CHP milletvekilleri Melda Onur, Umut Oran ve Osman Korutürk ile gazeteciler Ayşenur Arslan, Yazgülü Aldoğan ve Banu Avar birer konuşma yaptı. Eyleme CHP milletvekilleri Ayşenur Arslan İlhan Cihaner ve Umut Oran’ın yanı

sıra eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şule Perinçek, Aydınlık gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel, TÜMÖD sözcüsü Doç. Dr. Cüneyt Akalın, Öncü Kadın, Öncü Gençlik, Türkiye Gençlik Birliği üyeleri ile Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) şubeleri katıldı.



Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Fatih Şube Başkanı Önder Zeyrek’, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Balyoz davasında verilen “Babalık ve kocalık haklarının elinden alınması” kararını hatırlattı. Zeyrek “Bu kabul edilemez zulmü, bu meydanda her hafta ‘Vardiya Bizde’ diyerek protesto eden yürekli kadınlarımızın yanında yer alıyor ve bugün bir kere daha buradan ‘Yurtseverlere özgürlük, uzun tutukluluğa son’ diyoruz” diye konuştu.

İşçi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Levent Kırca, Şişli Belediye Başkan Adayı Ümit Ertaç Zileli, Beşiktaş Belediye Başkan Adayı Füsun İkikardeş ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Cem Çalışkan’da ‘Sessiz Çığlık’ eylemine katıldı. Yoğun yağışa rağmen erkenden alana gelen Kırca, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’u karşıladı.

‘Bu dava hepimizin davası’ Başbuğ ile 3 kez kucaklaşan Kırca kürsüde yaptığı konuşmasında “Bu dava sadece buradaki dostların davası değil. Hepimizin davası. 1.70 boyunda bir sanatçıyım. Başından beri Mustafa Kemal’in askeriyim. Başından beri cumhuriyetçiyim” ifadelerini kullandı. Kırca Aydınlık’a yaptığı açıklamada ise Başbuğ’un tahliyesinin sevindirici bir gelişme olduğunu belirterek “Böylelikle Atatürk devrimleri kazanmış, hükümet iflas etmiştir. İlker Başbuğ paşayla birbirimizi görünce 3 kez sarıldık. Memnuniyetini dile getirdi. Pazartesi günü için de çok mutluyuz, heyecanlıyız. Başkan Doğu Perinçek’e sarılacağım. Başkanımızı ve tüm yurtseverleri halaylarla karşılayacağız. Bütün vatandaşları pazartesi günü Silivri’ye çağırıyoruz” dedi.

‘Zindanlar boşalacak, hak edenler girecek’ Şişli Belediye Başkan Adayı Ümit Zileli de şunları söyledi: “26. Genelkurmay Başkanı’nın 26 ay sonra tahliyesi kaderin tecelli etmesi gibi. Başbuğ’nun tahliyesi diğer tutuklu yurtseverlerin de tahliye olması gerektiğini ortaya koydu. Yutseverler önümüzdeki hafta o zindanlardan çıkacak, yerlerine zindanları hak edenler girecek.”

Zirve davasında 5 sanık tahliye oldu



Malatya Zirve Yayınevi Davası’nın 5 sanığı önceki gece tahliye edildi. Yeni yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile birlikte avukatları aracılığıyla nöbetçi mahkemeye başvuran, 7 yıldan bu yana tutuklu bulunan 5 sanık için önceki akşam tahliye kararı verildi.


9 MART 2014 PAZAR

Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ERGENEKON TERTİBİNDE SONA GELİNİRKEN SİYASİ PARTİLER TEK SES OLDU:

‘Kumpas’ mağdurlarına hemen tahliye Muhalefet parti temsilcileri Ergenekon, Balyoz gibi davalarda tutuklu bulunanların derhal serbest bırakılmalarını istediler. Başbuğ’un tahliyesinin çok önemli olduğunu belirten siyasiler, Anayasa Mahkemesi’nin kararının herkesi kapsadığını söyledi  AYDINLIK / ANKARA

‘Tahliye kararından başka seçenek yok’

A

nayasa Mahkemesi’nin kararı sonrası eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tahliye edilirken, Ergenekon, Balyoz davalarında tutuklu bulunan diğer tutukluların durumu tartışılmaya başlandı. Anayasa Mahkemesinin kararının bağlayıcı olduğuna dikkat çeken siyasi parti temsilcileri, diğer tutukluların da bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade ettiler. Siyasi parti temsilcileri şu görüşleri savundular: CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran: Başbakan ve Hükümet yetkilileri de kumpası ifşa etmek zorunda kaldılar. Düğüm çözüldü. Ortaya çıkan durumun hukukla çözülmesi mümkün değil. Çünkü bu davalarda hukuk yok. Ergenekon’da, Balyoz’da ve diğer kumpaslarda tutuklu bulunanlar hemen serbest bırakılmalıdır. Özel yetkili mahkemelerin bağımsız yargılama yapmadığını artık kabul etmeyen kalmadı. Bu mahkemelerin verdiği kararlar yok hükmünde sayılmalıdır.

Umut Oran

İnsanlar esaretten derhal kurtarılmalıdır. CHP Milletvekili Süheyl Batum: “Ergenekon’da aynı konumda bekleyen Doğu Perinçek ve arkadaşları, Ergun

Poyraz daha isimlerini hatırlayamadığım bütün herkese bu uygulamanın yapılması gerekir. Sen başvur senin için karar vereyim, öbürü başvursun onun için karar vereyim’ olmaz”

İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey: Sayın İlker Başbuğ’un tahliyesi çok önemlidir. Türk Ordusu’nun imha saldırısını püskürtmek açısından önemli bir kazanç olmuştur. Başbuğ’un da belirttiği gibi değerli komutanlarımız ne kadar masumsa başta İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek olmak üzere Ergenekon, Balyoz ve benzeri tertiplerle tutsak edilen bütün yurtseverler istisnasız masumdur. O nedenle hepsinin derhal serbest bırakılması gerekir. Nöbetçi Mahkeme tarafından dosyaların gönderildiği Ağır Ceza Mahkemeleri, Genel Başkanımız Sayın Doğu Perinçek ve yurtseverlerin tahliyelerini dün ve bugün incelemediler. Edindiğimiz bilgilere göre tahliyelerin 10 Mart 2014, Pa-

‘İlker Başbuğ yetmez’

‘Kumpasla içeri atılanlar bırakılmalı’

Mustafa Kamalak

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak: Öncelikle eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a geçmiş olsun diyorum. Şanlı ordumuzun bir Genelkurmay Başkanının bu duruma düşürülmesi kabul edilemez. Bir Genelkurmay Başkanını “çete üyeliği” ile itham etmek olur şey değildir. Tahliye memnuniyet vericidir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı da memnuniyet vericidir. Başbakan bu davalarla ilgili olarak

zartesi sabahı görüşüleceği ke- olan Genel Başkanımız Sayın sinleşti. Mahkemelerin, mevcut Doğu Perinçek’i ve yurtseverleriyasal durum karşısında tahliye mizi büyük kakararı vermekten başka seçenek- labalıklarla, leri yoktur. İlk aşamada Genel davullarlaBaşkanımızla birlikte tutuklu- zurnalarla lukta 5 yılı doldurmuş yurtse- karşılayaverler 10 Mart Pazartesi günü cağız. tahliye olacaklardır. YurtArdından sıra, Anayasa taşlarıMahkemesi’nin Sayın İlker mızı SiBaşbuğ hakkında verdiği diğer livri’ye Ergenekon tutsakları içinde çağırıyobağlayıcı geçerliliği olan karar ruz! uyarınca diğer yurtseverlerin tahliyesine gelecektir. Hasan ‘Silivri’ye gidiyoruz’ Basri Türkiye’nin dört bir Özbey yanından Silivri’ye gidiyoruz. 10 Mart günü Silivri Cezaevinin önünde olacağız ve 6 yıldır tutsak

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural: “Öcalan özgürlük savaşçısı olarak devlet tarafından muhatap alınırken, terörle mücadele etmiş kahraman Genelkurmay Başkanı’nın terörist başı olarak nitelendirilerek hapse atılmış olması maErkan lesef AKP yöAkçay netim zihni-

“kumpas” kurulduğundan söz etmiştir. Başbakanın sözlerine itibar etmek durumundayız. O zaman yapılacak iş de bellidir. Kumpasla cezaevine atılan herkes derhal tahliye edilmelidir. Burada bir ilginç durumu da belirtmek istiyorum. Erdoğan subayları içeri tıkarken de oy istiyordu. Subayların hapse atılması sonrası destek istiyordu. Şimdi çıkarırken de aynı şeyi yapıyor. Bunu da oya çevirmek istiyor. Takdir milletimizin.

‘Özgürlük rüzgarının önüne geçilemez’ G

azeteci Yılmaz Özdil’in, tutuklu askerlere gönderilen mektupları toplayarak hazırladığı “Er Mektubu Görülmüştür” kitabının imza günü dün bir alışveriş merkezinde gerçekleşti. Ergenekon davasında önceki gün tahliye edilen 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da imza gününe katıldı. Kitabı Başbuğ’un yanısıra Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, İşçi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Levent Kırca, Profesör Aysel Çelik, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel, gazetemiz yazarı ve İşçi Partisi Şişli Belediye Başkan Adayı Ümit Zileli, tiyatro sanatçıları Müjdat Gezen, Tarık Akan, Rutkay Aziz ile gazeteciler Uğur Dündar, Nedim Şener, Soner Yalçın, Yazgülü Aldoğan, Ayşenur Arslan, Ruhat Mengi ve yazar Sinan Meydan da imzaladı.

İzdiham yaşandı Yüzlerce yurttaşın ilgi gösterdiği imza gününde izdiham yaşandı. Alışveriş merkezinin imza günü düzenlenen katında metrelerce kuyruk oluştu. Yurttaşlar alışveriş merkezi içinde sık sık “Başbuğ burada hırsız nerede”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları attı. İlker Başbuğ, kitap imzasından önce yaptığı açıklamada şunları

söyledi: “Öncelikle ‘Er Mektubu Görülmüştür’ kitabının yazılmasında inisiyatifini kullanan bugün bu kitabı bizlerle karşılaştıran Yılmaz Özdil’e teşekkür ediyorum. Maltepe’ye gittiklerinde silah arkadaşlarımla bir ağacın altında olduklarını biliyorum; ayva ağacı. O ağacın bir sırrı var. Muhtemelen diken benim. Son kitabımı okuduysanız ben 63 yılında Maltepe Zırhlı Tugayı’na tayin oldum; ilk görevim orada Teğmen.”

‘Yargı namusunu temizliyor’ İmzaya katılan sanatçı ve gazeteciler İlker Başbuğ’un tahliyesini Aydınlık’a şöyle değerlendirdi: Yılmaz Özdil: Burda olan her şey aslında olan biteni de gösteriyor. Bu cezaevlerinde bulunan arkadaşların kamu vicdanında beraat ettiğini kanıtıdır. Metin Feyzioğlu: ‘İlker Başbuğ’un tahliyesi o sebeple ya da bu sebeple oldu’ diyenlere cevap veriyorum; bunu millet başardı. Anayasa Mahkemesi sadece Başbuğ’u değil herkesi ilgilendiren o kararı verdi. ÖGM’lerin kaldırılması çok önemli bir gelişmedir. Hemen arkasından da tahliye talepleri geldi. Yargı kendi namusunu temizleyecek adımı attı. Bütün bunları Türk milletinin baskısıyla gerçekleştirdiğimizi lütfen unutmayalım. Bu davaya gönül veren herkes bunun gururunu ve mutluluğunu yaşasın. İnşallah bunun de-

yetini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.” MHP milletvekili Erkan Akçay: “Bugüne kadar hukuk cinayetleri işlendi. Ergenekon, Balyoz, gibi davalarda hukuk değil başka şeyler egemen oldu. Başbuğ’un serbest bırakılması sevindiricidir ama yetmez. Başbakan, Hükümet üyeleri bu davalarda kumpas kurulduğunu itiraf ettiler. O zaman tüm kumpas mağdurları serbest bırakılmalıdır.”

İşte tahliye edilmesi gereken o isimler Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin haklarında ağır hapis cezaları verdiği yurtseverlerle ilgili yarın tahliye kararı verilmesi bekleniyor. İşte tutsak edilen o isimler:

Gazeteci Yılmaz Özdil’in “Er Mektubu Görülmüştür” kitabının imza günü dün bir AVM’de coşkulu bir katılımla gerçekleşti. vamı da gelecek. Anayasa Mahkemesi’nin kararı herkesi ilgilendirir. Önümüzde ki hafta tahliyelerin devam etmesini bekliyorum. Yazgülü Aldoğan: Geç kalmış bir adaleti yerine getirilmiş olarak niteleyemiyorum. Tam anlamıyla bir kaos yaşıyoruz. Önümüzü göremiyoruz. Şu anda Ergenekon ve Balyoz davalarından tüm tutuklu sanıklar serbest bırakılana kadar adalet yerini bulmayacak. Başbakan’ın özür dilemesi şaka gibi. Seçimler yaklaşırken tüm bunlar bir oyunun parçası. Uğur Dündar: Bu insanlar aslında cezaevine hiç girmemeliydiler. Başbuğ özgürlüğünden 26 ay kaybetti. Diğer tutuklu bulunan yurtseverler de... Ne kadar

tutuklu yurtsever varsa hepsinin özgürlüğüne bir an önce kavuşması lazım. Biz herkes için adalet istiyoruz, bunun altını çiziyoruz. Tarık Akan: Ergenekon, Balyoz, Casusluk davalarının başlaması için tek bir adamın emri var. Yüzlerce aydın insan içeri girdi. Bunu tertipleyenler elbette cezasını çekecektir. Bunlar palavra davalardır. Rutkay Aziz: Yaşanılan bunca tutukluluk ve kumpaslara karşı içerde tutulan insanlarımız bir an önce bırakılmalıdır. Yuttaşlar özgürlüğüne kavuşacaktır. Bütün yapılan bu haksızlar hukuksuzluklar son bulacaktır. Nedim Şener: Bir Genelkurmay Başkanı’nın terör örgütü üyesi diye

yargılanması hiç kimsenin kabul ettiği birşey değildir. Bu kadar uzun tutukluluk sadece Başbuğ için değil kimse için kabul edilemez. Nilgün Belgün: Bir an önce hak yerini bulmalıdır. İçeride şu anda tutulan insanlar serbest bırakılmalıdır. Zaten bu insanların neden girdiği bile bir olayken tutulmaları anlamsız. Derhal serbest bırakılmalılar. Müjdat Gezen: Yurtseverlerin hepsi hemen çıkartılmalıdır. İlker Başbuğ kararı emsal olmalıdır. Bizler tahliye bekliyoruz. Hemen, derhal şimdi yurtseverleri bırakmalılar.  SEDA AKYÜZ/ ÖZGE YEŞİLDAĞLI / ARZU YAZAR / YEŞİM ÇATALTAŞ

ESKİ DONANMA KOMUTANI NUSRET GÜNER:

ERDOĞAN’DAN ‘ERGENEKON’ YORUMU:

‘Tutuklulara sadece İşçi Partisi sahip çıktı’

Paralel yapı görevini icra etti

Donanma Komutanlığı görevinden TSK’ya kurulan kumpasa tepki göstererek istifa eden Oramiral Nusret Güner, sosyal medyada verdiği mesajda, İşçi Partisi’nin Ergenekon ve Balyoz davalarındaki tutumunu hatırlattı. Emekli Oramiral Güner, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: “Tarihe not: İşçi Partisi hariç, kumpasa uğrayan sivil-asker yurtseverlere kimse sahip çıkmamıştır.Türk milleti bunu hiçbir zaman unutmamalıdır.” Nusret Güner, daha önce de yerel seçimde İşçi Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Levent Kırca’yı desteklediğini açıklamıştı.

Başbakan Erdoğan Ergenekon ve Balyoz davasıyla ilgili “Burada bir katakulli olduğu çok açık. Bütün bu davalarda intikam hissiyle hareket ettiler. Kısacası paralel yapı bu davalarda görevini icra etti” dedi. Tayyip Erdoğan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tahliyesine ilişkin Akşam gazetesinden Murat Kelkitlioğlu’na açıklamalarda bulundu.

Kırca’ya destek: Onurlu bir oy olacak Güner, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kırca’yı neden desteklediğini ise şöyle anlatmıştı: “İstanbul Belediye Başkanlığı için, mevcut adaylar arasında benim adayım Sn. Levent Kırca’dır. İktidar ve muhalefet benim gibi düşünen halkımızın yüzde 40’ının siyasi düşüncesini yansıtacak bir partinin oluşumunu engelliyor. Kırca’nın dürüstlüğünden şüphem yok, ama diğerlerinin dürüstlüğünden şüphem var! Hatta, bazılarının abdestlerinden şüphe duyuyorum.”

‘Katakulli olduğu çok açık!’ Erdoğan açıklamada “Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar, Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay kararlarından sonra normal

bir durum. Balyoz davasını alelacele hallettiler. Ergenekon’da halen gerekçeli karar hazırlanmadı. Burada bir katakulli olduğu çok açık. Bu davalarda haksızlığa uğrayan insanlar var. Çok ciddi sayıda tutuklu insan var. Bütün bu davalarda intikam hissiyle hareket ettiler. Kısacası paralel yapı bu davalarda görevini icra etti” dedi. Daha önce Fethullah Gülen Ergenekon tutuklularının sağlık sorunları sebebiyle GATA’ya kaldırılmalarını “bu işte bir gatakulli var” sözleriyle hedef almıştı. Erdoğan bu ifadeyle o sözlere gönderme yaptı.

* Oktay Yıldırım - 6 yıl 9 aydır tutuklu. * Mehmet Demirtaş - 6 yıl 9 aydır tutuklu. * Muzaffer Tekin - 6 yıl 9 aydır tutuklu. * Fikret Emek - 6 yıl 9 aydır tutuklu. * Ergün Poyraz - 6 yıl 8 aydır tutuklu. * İsmail Yıldız - 6 yıl 7 aydır tutuklu. * Veli Küçük - 6 yıl 2 aydır tutuklu. * Fikri Karadağ - 6 yıl 2 aydır tutuklu. * Kemal Kerinçsiz - 6 yıl 2 aydır tutuklu. * Sevgi Erenerol - 6 yıl 2 aydır tutuklu. * Zekeriya Öztürk - 6 yıl 2 aydır tutuklu. * Doğu Perinçek - 6 yıldır tutuklu. * Hikmet Çiçek - 6 yıldır tutuklu. * Hasan Atilla Uğur - 5 yıl 8 aydır tutuklu. * Durmuş Ali Özoğlu - 5 yıl 8 aydır tutuklu. * Tuncay Özkan - 5 yıl 6 aydır tutuklu. * Ataman Yıldırım - 5 yıl 2 aydır tutuklu. * Levent Göktaş - 5 yıl 2 aydır tutuklu. * İbrahim Şahin - 5 yıl 2 aydır tutuklu. * Mustafa Dönmez - 5 yıl 2 aydır tutuklu. * Levent Ersöz - 5 yıl 2 aydır tutuklu. * Kemal Aydın - 5 yıldır tutuklu. * Serdar Öztürk - 4 yıl 9 aydır tutuklu. * Deniz Yıldırım - 4 yıl 4 aydır tutuklu. * Özkan Kurt - 3 yıl 11 aydır tutuklu. * Dursun Çiçek - 3 yıl 11 aydır tutuklu. * Mehmet Ali Çelebi - 3 yıl 5 aydır tutuklu. * Yalçın Küçük - 3 yıldır tutuklu. * Hurşit Tolon - 2 yıl 9 aydır tutuklu * Fuat Selvi - 2 yıl 7 aydır tutuklu. * Hasan Iğsız - 2 yıl 7 aydır tutuklu. * M. Bedri Gültekin - 2 yıl 7 aydır tutuklu. * Erkan Önsel - 2 yıl 7 aydır tutuklu. * Turhan Özlü - 2 yıl 7 aydır tutuklu.  * Alaettin Sevim - 2 yıl 7 aydır tutuklu. * Mehmet Eröz - 2 yıl 6 aydır tutuklu. * Sedat Peker - 7 yıldır cezaevinde. * S. Tufan Gülaltay - 6 yıl 2 aydır tutuklu. * Nusret Taşdeler - 1 yıl 4 aydır tutuklu. * Kemal Alemdaroğlu - 7 aydır tutuklu. * Kemal Şahin - 7 aydır tutuklu. * Levent Temiz - 7 aydır tutuklu. * Tuncer Kılınç - 7 aydır tutuklu. * Şener Eruygur - 8 aydır tutuklu. * Merdan Yanardağ - 7 aydır tutuklu.


9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ORTADOĞU’DA DERİN ÇATLAK... İsmet ARALIK

ÖZÇELİK

Yeni döneme girdik: Yurtseverler dışarı, tertipçiler içeri

D

urumu en iyi eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ özetledi. Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini söyledi. “Ben ne kadar suçsuz isem, geride bıraktığım Tuncer Kılıç Paşa, Bilgin Balanlı Paşa, Hasan Iğsız Paşa, Tuncay Özkan ve Doğu Perinçek de o kadar suçsuzdur. Kumpaslarla zindanlarda tutsak olanlar en kısa zamanda hürriyetlerine kavuşacaklardır. Bunu kimse durduramaz” dedi.

Yapılması gerekenler Sadece bununla da kalmadı. Yeni dönemde yapılması gerekenleri de sıraladı. Özetle şunları söyledi: “Danıştay cinayetini sanal Ergenekon terör örgütüyle birleştirmek projesinin sahiplerinden hesap sorulmalıdır. Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye kumpas kuranlar belli. Bu kumpası kuranlar mutlaka cezalandırılmalıdır. Değerli sınıf arkadaşım Hurşit Tolon Paşa’yı bildiğiniz gibi sadece bir gizli tanığın ifadesine dayandırılarak menfur Zirve Cinayeti’yle ilişkilendirmeyi planlayan, uygulayan kimdir? Bu oyunları oynayanlar kimlerdir, bulunup gereken yapılmalıdır. Balyoz davasında 51 numaralı hard diskin failleri, bu diskin TÜBİTAK dışında bir kurum tarafından incelenmesini engelleyenler açığa çıkarılmalıdır...”

Halkın talebi Ergenekon, Balyoz, ... tertipleri tamamen çöktü. Silivri hapishanesini kuşatan onbinler o gün söylemişti. Şimdi hayata geçiyor. Silivri duvarları yıkılıyor. Tertipçiler suçu birbirinin üzerine atarak paçalarını kurtarmak derdinde. Ama çok zor. 19 Mayıs 2012’de İstiklal’de sokağa çıkan yüzbinler, “Aslanlı Yol”da yürüyen milyonlar olaya el koydu. Körükler devrede. Öyle veya böyle kahramanlar hapishane duvarlarını eritip çıkacak. Önümüzdeki günler güzel olacak. Hem de çok güzel olacak! Başbuğ’un da dediği gibi yeni bir dönem başladı. Halk kararını verdi. Nehirleri tersine akıtmak mümkün değil. Yurtseverler dışarı çıkarken, tertipçiler içeri girecek. Önümüzdeki yeni dönemin yol haritası bu!

Kamalak: Erdoğan’ın tavrı ilginç Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak’la Elazığ mitingi sonrası telefonla görüştüm. Türk ordusuna kurulan “kumpas”a tepkili. Başbuğ’un tahliyesinden de mutlu. Kamalak, Erbakan’la Erdoğan’ı karşılaştırdı. 1998 yılında Refah Partisi’nin kapatıldığı süreçteki tavrından örnekler verdi. Arkasından da Başbakan Erdoğan’ın Ergenekon, Balyoz, ... gibi davalarla ilgili tavrına dikkat çekti. “Erdoğan geçmişte komutanları içeri attığı için halktan oy istemişti. Şimdi komutanları bırakmak için oy istiyor. İlginç bir durum” dedi.. Yeni dönem böyle bir şey. Herkese kartları yeniden kardırıyor. Artık “kumpas” değil, Silivri’nin, Hasdal’ın, ... boşaltılması oy toplatıyor. Durum bu! 

Paralel değil! Bir dostum aradı. “Paralel yapı” iddialarına itiraz etti. “Sözlükte, ‘paralel’ sözcüğü ‘Hiçbir zaman kesişmeyen doğrular olarak izah edilir. Geometri derslerinde de ‘paralel”i böyle öğrendik. Ama Başbakan F tipi örgütü ‘paralel yapı’ olarak izah ediyor. Medyada da bu ifade kabul gördü. Yanlış bir algı oluştu” dedi. AKP iktidarı ile F tipi örgütün son dönemlere kadar hiç paralel olmadığını kaydeden dostum devam etti: “Erdoğan ile F tipi örgütün yolu sürekli kesişti. Ergenekon, Balyoz, ... tertiplerini, kadrolaşmayı hep birlikte yaptılar. Başbakanın ‘Ne istedilerse verdik’ sözleri de bunun kanıtı.” Yorum yok. Takdir sizin.

‘Rusya, Türkiye’nin ulusal çıkarları için de savaşıyor’



Rus siyaset bilimcisi ve Vladimir Putin’in danışmanlarından Sergey Markov, Ukrayna krizini TRT Türk’e değerlendirdi. Markov, “Washington Ukrayna’da cuntaya destek Sergey Markov verdi. Bu insanlar iktidarı zorla ele geçirmeye çalışıyor. Bir sonraki ülke Türkiye bile olabilir. Rusya, Türkiye’nin ulusal çıkarları için de savaşıyor” dedi. Buna karşın Markov, Rusya’nın doğalgazı Avrupa’ya karşı bir silah olarak kullanmayacağını belirterek “yaşananlar ideolojik değil, jeopolitik bir soğuk savaş. Rusya, Türkiye de dahil birçok ülkenin çıkarlarını korumaya çalışıyor” dedi. Washington’un ekonomik çıkarlara göre hareket ettiğini vurgulayan Markov, ABD’nin de doğalgaz ürettiğine ve bunu Avrupa’ya pazarlamak istediğine işaret etti.

ABD’nin ‘İhvan’ politikası iflas etti Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri ve Bahreyn, Katar elçilerini geri çekti. Bu da söz konusu petrol ülkelerinin ‘ağabeyi’ ABD’nin, AKP’nin kardeş örgütü İhvan’dan vazgeçtiğini gösteriyor  DENİZ KAHRAMAN

Suudi Arabistan, İhvan’ı terör listesine aldı

S

uudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’in, beklenmedik bir kararla Katar’daki büyükelçilerini çektiklerini duyurması, dünya basınında çok fazla ön plana çıkmasa da, Ortadoğu’daki “büyük oyun” açısından kritik önemde. Büyükelçilerin geri çekilmesiyle ortaya çıkan krizin nedeni, Katar’ın İhvan-ı Müslimin’i, yani Müslüman Kardeşler Örgütü’nü destekliyor olması. ABD’nin Ortadoğu’da Şii İran’a karşı, Sünni blok oluşturma politikasının odak noktasına bulunan Müslüman Kardeşler’in “Arap Baharı” ile parlatılan yıldızı artık sönmeye başladı. Üstelik, Müslüman Kardeşler’in yıldızını söndürmeye çalışan ülkelerin aynı zamanda Müslüman Kardeşler’in yıldızını parlatmış olan ABD’nin Ortadoğu’daki “yakın müttefikleri” olması da dikkat çekici.

Suudi Arabistan yönetimi tarafından bugün yapılan açıklamada, İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) teşkilatının, Suudi Arabistan terör grupları listesine alındığı bildirildi. Suudi Arabistan’ın terör listesinde, Suudi Arabistan Hizbullahı, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) sonucu devrilince, dikkatler ABD’ye çevrilmişti. Ancak Washington yönetimi İhvan’a sırtını çevirince, Ortadoğu’da İhvan üzerinden yürütülen ve cihat hareketine dönüştürülen “Ilımlı İslam” politikasının da artık iflas ettiği ortaya çıkmıştı.

ABD müttefikleri birbirine düştü

Suriye dönüm noktası oldu

İhvan üzerinden daha fazla diplomatik manevra yapmama kararı almıştı. Washington, Suriye’de Esad sonrası için İhvan’ı geri planda tutan bir yaklaşım benimsemişti.

İhvan’ın kullanım süresinin bitmekte olduğunun ilk işaretleri, ABD’nin Suriye krizinde muhalefeti örgütleme konusunda doğrudan devreye girmesiyle ortaya çıkmıştı. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun İhvan’ın Suriye’de yönetime gelmesi yönündeki bütün çabasına karşın, Washington yönetimi politikasında yaptığı eksen değişikliği ile Türkiye’yi devre dışı bırakmış,

İhvan nasıl kuruldu? İhvan-ı Müslümün hareket, 1928 yılında Mısır’da İngiltere’nin himayesindeyken kuruldu. Örgüt ve kurucusu Hasan El Benna’nın amacı Osmanlı’nın bıraktığı boşlukta şeriat kurallarının hakim olduğu bir Mısır kurmaktı. Örgüt, kuruluşundan bu yana hep emperyalist ülkelerin istihbarat örgütleriyle iç içe oldu.

‘Ilımlı’lar Ortadoğu’da çöktü ABD’nin bu politikası sadece Suriye ile sınırlı değildi. İhvan’ın

Ortadoğu’daki en güçlü isimlerinden biri olan Muhammed Mursi, Mısır’daki halk ayaklanmasına Ordunun verdiği destek

ve El Nusra cephesi de bulunuyor. IŞİD’e Suudi Arabistan’dan da birçok kişinin gittiği iddia ediliyor. Öte yandan, “yurt dışında savaşan” Suudi Arabistan vatandaşlarına da ülkeye dönmeleri için 15 gün süre tanındı. Geçtiğimiz aylarda Mısır da İhvan’ı terörist listesine dahil etmişti. ABD’nin telkinleriyle bu üç ülke önce sıkıntıyı diplomatik yollardan çözmek istedi. 23 Kasım’da Riyad’da, ‘’Herhangi bir Körfez ülkesinin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden grup veya bireylerin desteklenmemesini” öngören ve açıkça İhvan’ı hedef alan bir anlaşma imzaladı.

Katar geri adım atmadı

Fakat Katar, bölgesel güç Ancak, İhvan’ın önde gelen olma politikasını yine İhvan isimlerinden Şeyh Yusuf el Karadavi’nin Kaüzerinden sürdürdü. tar’da fetva verBu durum, İhvan’ı zameye devam etmeten soğuk bakmakta si, Mısır ve onu olan ve rejimleri açıdestekleyen Suudi sından büyüt bir tehArabistan ile dit olarak gören SuuBAE’yi sert sözdi Arabistan ve lerle eleştirmesi, BAE’nin tepkisine bu ülkeler açısınneden oldu. İhvan’la dan bardağı taşısıkıntısı olmayan ran son damla Bahreyn ise hem asoldu. Ancak Katar, keri hem ekonomik Yusuf el Karadavi tüm baskılara karolarak en büyük desşın Şeyh Karadatekçisi konumundaki Suudi Arabistan’ın baskısıyla vi’ye müdahale etmedi ve İhvan büyükelçisini çekme kararı aldı. konusunda geri adım atmadı.

ENERJİ UZMANI YILDIZ, AB-RUSYA ARASINDAKİ ENERJİ İLİŞKİSİNİ DEĞERLENDİRDİ:

Ukrayna krizinde Batı’nın değil, Rusya’nın eli güçlü U

krayra krizi, Avrupa ülkeleri ile Rusya arasındaki “bağımlılık” ilişkisini yeniden gündeme taşırken, ekonomik durgunluk içindeki AB’nin Moskova yönetimine karşı elinin hiç de güçlü olmadığı ortaya çıktı. Enerji ve su konularında Türkiye’nin önde gelen uzmanlarından Dursun Yıldız’ın hazırladığı rapor, Avrupa’nın özellikle enerji konusunda Rusya’ya göbekten bağlı olduğunu gösterdi.

Rusya cephesinden bakıldığında ise durum şöyle:  2012 yılında Rusya doğalgaz ihracatının hacim olarak üçte ikisini Avrupa’ya yaptı. Bu da Rusya’nın 2012’deki toplam ihracatının mali olarak yüzde 12’sine karşılık geliyor. Rusya’nın toplam ihracatında da AB’nin yeri büyük.

AB, Rusya’dan gazı kesemez

Bağımlılık sadece doğalgazda değil Rapordan öne çıkan noktalar özetle şöyle:  Son dönemde doğalgaz boru hatları gündemde olduğu için ve diğer enerji kaynaklarının tüketici ülkelerde daha fazla bulunabilmesi nedeniyle AB’nin Rusya’ya bağımlılığı daha çok doğalgaz bağımlılığı üzerinden ele alındı. Ama aslında ABRusya arasındaki enerji kaynağı ticareti sadece doğalgaz değil aynı zamanda petrol ve kömüre de büyük oranda bağlıdır.  AB, genel enerjisinin yüzde 80’ini ürettiği birincil enerji kaynaklarından petrol, doğalgaz ve kömürün üçünde de Rusya’ya bağımlı. AB, 2010 yılında enerjide kullandığı kömürün yüzde 27’sini, petrolün yüzde 34,5’uğunu, doğal gazın ise yüzde 32’sini Rusya’dan ithal etmiş. Bu du-

rumda AB’nin temel enerji üretiminin yüzde 80’inde yaklaşık üçte bir oranında Rusya’ya bağımlı olduğu görülüyor.  AB, 2012 yılında doğal gazının yüzde 35’ini Norveç, yüzde 34’ünü Rusya, yüzde 14’ünü Cezayir ve yüzde 10’unu Katar’dan ithal etti. 2012’deki ithal gazın yaklaşık 140 milyar metreküpü Rusya’dan geldi.

‘Enerjisini’ ithal ediyor  AB dünyanın en büyük enerji ithalatçısı. Enerjide dışa bağımlılık oranı yüzde 55. Pet-

rolünün yüzde 84’ünü ve doğal gazının yüzde 64’ünü ithal ediyor.  Rusya’dan alınacak olan gazın sabit kalması durumunda bile, AB’nin gelecek 17 yıl içinde yılda 150 milyar metreküplük gaz ithal edecek yeni kaynak ülke bulması veya bu gazı kendisinin üretmesi gerekecek. Bu ihtiyaç Rusya’dan ithalatın azaltılması durumunda daha da fazla olacak. Bu durumda bile Rusya’ya olan bağımlılık 2030’da ancak yüzde 20 seviyesine inebilecek. Analistler Rusya’nın

2023’e kadar Avrupa’ya ihraç edeceği gazın yılda 130 milyar metreküpten daha aşağıya düşmeyeceğini ileri sürüyor. Bunun anlamı da Avrupa gazının dörtte biri yine Rusya’dan gelecek.  Bunun dışında AB coğrafyası Rusya ile birbirine doğalgaz hatları ile bağlanmış ve AB’nin içi de doğalgaz şebekesiyle bir örümcek ağı gibi örülmüş durumda. Bu ağ, AB’nin artacak olan ihtiyacını Rusya doğalgazından karşılaması için de hazır bir altyapı olanağı sunuyor.

 AB ‘nin azalacağı tahmin edilen yerli doğal gazı ve artan talebi, ihracat miktarını da arttıracak. Bu miktarın planlanan yeni projelerden gelebilecek olan bölümünün kısa vadede toplam ihracatının dörtte birini karşılaması bile zor görünüyor. Bu durum Rusya’nın AB pazarındaki yerini en az bugünkü seviyede tutacağı anlamına geliyor.  AB sadece doğalgazda değil tüm temel enerji kaynaklarında üçte bir oranında bağımlı olduğu Rusya ile ikili dış ticaret dengelerini de gözeterek kısa vadede enerji ilişkisini sıfırlayamaz. AB önümüzdeki dönemde ABD’nin de yardımıyla Rusya gazını daha ucuza almak için elini güçlendirecek hamleler yapacaktır. Ancak kısa ve orta vadede Rusya ‘ya olan enerji bağımlılığının kayda değer bir şekilde azalmasını sağlayamayacaktır.

KIRMIZI BÜLTEN İÇİN FETHULLAH GÜLEN’E YAKALAMA KARARI GEREKİYOR

Beyaz Saray, Erdoğan’ı yalanladı  ANKARA / AYDINLIK

B

aşbakan Tayyip Erdoğan’ın katıldığı TV programında, Fetullah Gülen’i, ABD Başkanı Barack Obama’dan istediğini söylemesi ve Obama’nın da buna olumlu baktığını açıklamasına Beyaz Saray’dan yalanlama geldi. Gazeteci İlhan Tanır’ın e-posta yoluyla ulaştığı Beyaz Saray yetkilileri, Obama’nın Gülen ile ilgili olarak “mesaj alındı” şeklinde bir cevabı olmadığını açıkladı. Doğan Haber Ajansı da ‘İsrail Projesi’ adlı ABD’deki bir lobi kuruluşuna

dayandırdığı “Beyaz Saray’dan yalanlama” şeklinde aynı içerikli bir haber geçti. Ancak haber, akşam saatlerinde kaynağından iptal edilerek geri çekildi.

diası ile açılmış soruşturma bulunmuyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, kırmızı bülten için, “Bu, yargısal süreçle ilgili bir husus. Hükümetin yetkisi yok” demişti.

Yargı kararı gerekiyor

14 yıl önce...

Erdoğan, ABD’de yaşayan Gülen’in iadesi konusunda kırmızı bülten çıkarılabileceğini açıklamıştı. Ancak İnterpol hukukuna göre bir kişi hakkında kırmızı bülten ile arama kararı çıkarılması için, önce yargının soruşturma açıp, yakalama kararı vermesi gerekiyor. Gülen hakkında ise halen, hiç bir suç id-

Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılmasını 14 yıl önce DGM savcısı Nuh Mete Yüksel istemişti. Yüksel tarafından hazırlanan iddianamedeki suçlamaların aynısı, bugün iktidarın gündemi oldu. Erdoğan, Gülen grubunu ‘’çete’’ olarak nitelerken, Savcı Yüksel de 22 Ağustos 2000 tarihli iddia-

namesinde, Gülen’in dini kurallara dayalı bir devlet oluşturmak amacıyla, yasadışı örgüt kurduğunu belirterek, Milli eğitim ve emniyet teşkilatındaki kadrolaşmalara işaret etmişti. Gülen hakkında 10 yıl hapis istenen dava, 2007 yılında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde beraat ile sonuçlanmış ve 2008’de Yargıtay ‘da onaylanmıştı.

Fetullah Gülen


9 MART 2014 PAZAR

Hazırlayan: Şafak TERZİ

IŞİD, Yermuk’teki Filistinli rehineleri öldürdü iddiası

I

30 bin terörist Şam’a saldırı hazırlığında Suriye’deki silahlı grupların güneyden 30 bin kişilik bir güçle Şam’a saldırı hazırlığı yaptığı bildirildi. Financial Times gazetesinin haberine göre Batılı ve Arap askeri uzmanlar tarafından eğitilip desteklenen silahlı gruplar, başkent Şam’a büyük bir saldırı hazırlığı yapıyor.

Anlaşmayı bozdular El-Alem televizyonuna demeç veren Filistin’in Kurtuluşu için Halk Cephesi-Genel Komutanlık Sözcüsü Enver Reca, “Irak-Şam İslam Devleti, birkaç gün önce Yermuk kampında rehin aldığı Filistinlileri öldürdü” dedi. Daha önce Filistinli gruplarla yaptıkları anlaşmayla Yermuk Kampını terk eden silahlı gruplar geçtiğimiz haftalarda anlaşmayı bozarak kampa yeniden girmişti. Yermuk’te esir alınan Filis-

Batı güneyden besliyor Suriyeli muhalif kaynaklara dayandırılan haberde terörist grupların bariz bir strateji değişikliğine gittiği belirtilerek Suriye’nin güneyindeki çeşitli bölgelere çok sayıda yardım ulaştırıldığı ifade edildi. Amacın, Şam’ın diğer bölgelerle bağlantısının kesilmek olduğu bildirildi.

RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANI LAVROV KİEV’DEKİ KESKİN NİŞANCILARLA İLGİLİ BATI’DAN AÇIKLAMA İSTEDİ

Rusya: Batı bize yalan söyledi Kiev’de Batı denetiminde yapılan faşist darbeye meşru zemin oluşturmak için kullanılan keskin nişancılarla ilgili Rusya ilk kez konuştu. Batı, ölen 94 kişinin suçunu Yanukoviç’e atarak, ateşkesi çiğnetmişti. Estonya ve AB Dışişleri Bakanları arasındaki konuşma tüm gerçekleri ortaya koymuştu  DIŞ HABER SERVİSİ

R

IA Novosti’nin bildirdiğine göre Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov yaptığı açıklamada Kiev’de gerçekleştirilen eylemler sırasında ‘keskin nişancılar’ konusu dâhil işlenen suçların araştırılmasını destekliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Tacik Meslektaşı Sirociddin Aslov ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada “Araştırma mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiğini ve ‘keskin nişancılar’ denilen konudaki son bilgilerin artık halı altına süpürülemeyeceğini düşünüyorum” dedi. Lavrov sözlerini şöyle sürdürdü: “AGİT’in bu olguyu objektif olarak incelemesini önerdik. Adaletin sağlanmasını talep etmeye devam edeceğiz. Çünkü bize uzun süre yalan söylediler ve bu yalanı Avrupa ve Dünya kamuoyunun gerekli şekilde uyarılması için uzun süre kullandılar. ‘Geçici’ olarak nitelendirdiğiniz bu hükümet ne yazık ki iktidarı silahla ele geçiren radikal milliyetçilere bağımlıdır. Bu radikal milliyetçilerin nasıl bir nitelik taşıdığını batılı ortaklarımızın iyi bil-

Prof. Dr. Mehmet

YUVA

tinlilerin Suriye yönetimi ile işbirliği yaptıkları için öldürüldüğü açıklandı.

rak-Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı El Kaide bağlantılı grubun Yermuk kampında rehin alınan Filistinlileri öldürdüğü açıklandı. Bir süre önce Şam’daki Yermuk Filistin mülteci kampında rehin alınan Filistinlilerin IŞİD tarafından öldürüldüğü Filistin’in Kurtuluşu için Halk Cephesi-Genel Komutanlık tarafından açıklandı.

Yermuk’ta Yermuk’ta El El Kaide Kaide ve ve Cihatçı Cihatçı terör terör yüzünden yüzünden sıkışıp sıkışıp kalan kalan halk halk BM’den BM’den yardım yardım beklemeye beklemeye devam devam ediyor. ediyor.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Silahla Silahla insanları insanları vuran vuran bu bu kişi kişi profesyonel profesyonel bir bir asker asker değil. değil. Bu değil. Bu işaret, işaret, orduya orduya ait ait değil.

yuvacenudi@gmail.com

Her şey mübah

Z

amanın bir diliminde üç arkadaş varmış. Biri kel, biri topal diğerinin de bir gözü körmüş. Küçük bir tepsi baklava kazanmışlar. Ama her üçü de açgözlü imiş. Baklavayı eşitçe bölüşüp herkes mutlu olacağına, her biri tamahkâr davranmış. Yalnız yemekte ısrarlı olmuş. “Baklava üçümüze yetmez, bir oyun oynayalım kazanan hepsini afiyetle yesin” demişler. “Kel, ne olursa olsun kafasını kaşımayacak. Topal, ayağını sabit tutacak uzatmayacak. Tek gözlü olanda gözünden akan yaşı silmeyecek” demişler ve böylece yarışma başlamış. Bir müddet sonra kelin kaşıntısı dayanılmaz bir hal almış. “Arkadaşlar” demiş “konuşmadan oturmak sıkıcı oluyor. Ben size bir hikâye anlatayım: Çok mahir bir avcı varmış. Tüfeğini çok iyi kullanırmış. Bir gün avlanırken bir aslan görmüş. Tüfeğini aslana doğrultmuş, nişan almış. Aslan, üzerine doğru gelmiş. Avcı soğukkanlılığını korumuş. Beklemiş ve tam zamanında işte şu parmakla tetiği çekmiş” diyerek tüfeğin geri tepişini anlatırken fırsattan istifade kel kafasını kaşımış. Tek gözlü müdahale ederek “o hikâye öyle de, tüfek geri teptiğinde kafaya doğru değil böyle göze doğru geri tepmiş” diyerek parmağıyla gözünden akan yaşı silmiş. Topal iki dalavereci arkadaşlarına bakıp bacağını uzatmış: “yalan söyleyene ha şu bacağım çarpsın mı?” demiş. Böylece baklavayı yine her üçü paylaşmak zorunda kalmış.

Kahpe oyun

diğini tahmin ediyorum”.

uluslararası hukukun çöküşünün, çifte standartların en üst noktasını Peskov: Batı darbeci görüyoruz”. faşistleri meşru saydı Devlet Başkanı Basın Sözcüsü Rusya Devlet Başkanı Basın açıklamasında şunları söyledi: “BaSözcüsü Dmitriy Peskov Rossiya- tılı ortaklarımız, güçle gerçekleşen 24 kanalına yaptığı açıklamada darbeyle geldikleri halde kendini Ukrayna’nın doğusunda ve Kı- Ukrayna’nın yöneticileri olarak nirım’da yaşanmakta olan olayların teleyenleri yasal kabul ettiler. Bu Rusya ile hiçbir ilgisi olkişileri yasal olarak kabul madığını söyledi. Peskov etmek için acele ettiler, açıklamasında “Bunlar yayasallıkları konusunda ıspay süreçler değil ve Rusrar ediyorlar ancak buya’nın eylemlerinin sonununla birlikte Ukrayna’da cu süreçler hiç değil” dedi. başka herhangi birinin bu Interfax’ın aktardığına kişileri değerlendirme göre Peskov sözlerini şöyle hakkını tamamen reddesürdürdü: “Daha doğrusu diyorlar”. Sergey Lavrov tam tersi, Rusya yardım Peskov batı ve doğuda istenilen bir taraftır ve Putin’in de bütün bir Ukrayna halkı bulundudoğru şekilde ifade ettiği gibi Rusya ğunu ancak halkın bir kısmına bu halde süreçleri cevapsız bırak- kendi kaderini belirleme, kendi mayacak taraftır. Bu süreçlerin kö- onurunu ve güvenliğini korumak keni Ukrayna içerisindedir”. amacıyla yasal karar alma hakkı tanınmadığını söyledi.

Kendi kaderini tayin hakkı

Peskov Batılı ülkelerin Ukrayna ile ilgili eylemlerini ‘çifte standartların en üst noktası’ olarak nitelendirdi. Peskov açıklamasında şunları vurguladı: “Ukrayna ve bu ülke etrafında haksızlığın, sinizmin ve

Uluslararası toplum faşist Yaroş’a tepki vermeli Rusya Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Moskova’nın, Ukraynalı aşırı milliyetçi Dmitriy Yaroş’un Rusya’ya yönelik doğrudan teh-

ditleri hakkında Ukrayna Parlamentosu ve yabancı devletlerin açık ve net tepkisini beklediğini vurguladı. Bakanlıktan dün yapılan açıklamada şu ifadelere yer veriliyor: “Rusya, hakkında uluslararası arama kararı bulunan ‘Sağ Sektör’ün komutanı’ denilen ve Ukrayna’nın iç ve dış siyaset çizgisini

etkilediği anlaşılan Dmitriy Yaroş’un açıklaması incelendi. Bu açıklamada Rusya ve Rusya vatandaşlarına yönelik olarak açık tehditler içeriyor. Ukrayna Parlamentosu Yüksek Şura ve ayrıca yabancı devletlerin bu tür ‘çağrılara’ yönelik açık ve net tepkilerini bekliyoruz”.

AB, Kiev’e 11 milyar Avro verecek Avrupa Birliği Komisyonu, açıklarken bu paranın AB bütçesi ve Kiev’deki faşist yönetime 11 milyar Birliğin mali organizasyonlarından Avro tutarında sağlanacağını söyledi. Jose yardımda bulunacağını Manuel Barroso, yardımın açıklarken, 18 Ukrayna bugün toplanacak Avrupa vatandaşının Birliği devlet ve hükümet Avrupa’daki banka başkanları zirvesine AB hesaplarının Komisyonu’nun bir katkısı dondurulmasına karar niteliğinde olduğunu verildi. Alman açıkladı. AB Komisyonu televizyon kanalları Başkanı Barroso, Birliğin Ukrayna’daki Kiev’e ticari kolaylıklar ve Jose Barroso gelişmelere geniş yer doğal gaz tedariki ayırmayı sürdürürken Avrupa Birliği konusunda yardımda bulunmaya Komisyonu Başkanı Jose Manuel hazır olduğunu bildirdi. Barroso, Barroso’nun, Brüksel’de yaptığı Ukrayna’nın yeni yönetiminin tüm açıklamaya geniş yer verdi. Barroso, ülkeyi temsil edeceğini ve ülkede AB Komisyonu’nun Ukrayna’ya 11 reformlar yapacağından hareket milyar Avroluk yardım yapacağını ettiklerini belirtti.

BAŞSAĞLIĞI

BAŞSAĞLIĞI

BAŞSAĞLIĞI

Besteci, söz yazarı ve yorumcu,

Esaret duvarının yıkıldığı

Halk ozanı, değerli sanatçımız,

günü görmek isterdi.

Programcımız Can Ataklı’nın babası, Hafta sonu Ana haber sunucumuz Seyran Ataklı’nın kayınpederi

Genel Müdürümüz Celal Demirel’in

Değerli sanatçımız ve

Halasının oğlu

Ulusal Kanal dostu

HASAN HÜSEYİN DEMİREL”i

HASAN HÜSEYİN DEMİREL’i kaybettik.

AHMET ATAKLI’yı kaybettik. Ataklı ailesinin acısını paylaşır, başsağlığı dileriz. Cenazesi 9 Mart 2014 Pazar günü (bugün) Ataşehir Mimarsinan Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından toprağa verilecektir.

kaybettik.

Sevenlerinin başı sağ olsun.

Ailesinin acılarını yürekten paylaşır,

Yener Güneş

yakınlarına ve sevenlerine

Yener Güneş

Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni

Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni

başsağlığı dileriz. AYDINLIK GAZETESİ

Uçak 239 yolcu ile kayboldu Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’dan 239 yolcu ve mürettebatla Pekin’e giderken Malezya ve Vietnam arasında radarlardan kaybolan Malezya Havayolları uçağını arama çalışmaları sürüyor. Malezya Havayolları uçağın Kuala Lumpur’dan kalkmasının ardından dün Türkiye saatiyle 20:40’ta kaybolduğunu açıkladı. Uçağın TSİ 00:30’da Pekin’e inmesi bekleniyordu. Vietnam hükümeti, uçağın Vietnam’ın güneyinde Ca Mau Körfezi’nde radardan kaybolduğunu bildirdi.

Emperyalist devletler ülkeleri işgal etmek için her türlü şantaj ve dalavereyi mubah kabul ederler. Bunların memurları iktidarda kalmak veya iktidara gelmek için benzer metotları uygulamaya koyarlar. Her yol mubahtır derken istisna yoktur diyorum. Kendi askerine, gemisine, uçağına, binalarına veya halkına karşı terör eylemleri buna dâhildir. Saltanat ve onun sağladığı maddi maslahatlar için kendi ülkesi ve halkına karşı bu ihaneti yapanların başka ülkeler ve halklar için neler yapmaya muktedir olduğunu siz tasavvur edin. 1898 tarihinde Küba ve Filipinler, İspanya İmparatorluğunun işgali altındaydı. Ancak Küba ve Filipinler dünya sömürge tarihine yeni zuhur etmeye başlayan ABD için hayati önemdeydi. Ve muhakkak alınması gerekmekteydi. Ancak ABD İspanya ile iyi ilişkiler içindeydi ve bir savaş için hiçbir sebep yoktu. İşte tam bu esnada kahpe oyun devreye sokulur. Atlantik Okyanusunda seyreden Main adlı ABD savaş gemisine Havana limanına gitmesi emri verilir. İspanya yetkilileri ile irtibat kurulur ve Havana limanına yakın olan geminin arızalandığını ve Havana limanında birkaç gün misafir edilmesi istenir. İspanya memnuniyetle kabul eder. Gemi Havana limanındayken ikinci günün gece yarısı büyük bir patlama ile okyanusun derinliklerine içindeki 355 mürettebatla gömülür. Aradan henüz 5 saat geçmeden, ABD basını manşetlerden geminin haberini yapar ve bu “kalleş ve insanlığa sığmayan” terör eylemin İspanya tarafından organize edildiği ilan edilir. Kamuoyunda müthiş bir infial oluşur. “İspanya cezalandırılsın” kampanyaları arşa ulaşır. “Küba ve Filipinlere özgürlük. Yaşasın halkların kaderlerini özgürce tayin hakkı. Sömürgeci Avrupa, Amerika kıtasından defol” sloganları atılır.

11 Eylül gibi Kongre acilen toplanır ve Başkan’a savaş yetkisi verir. ABD aynı gün İspanya’ya savaş ilan eder. İspanya şaşkındır. Olayı araştırmak için ortak araştırma komisyonlar önerir. ABD savaş gemileri Küba ve Filipinleri işgal eder. Ve 1959 Küba devrimine kadar da bir daha bu iki stratejik adadan çıkmaz. ABD askeri arşivleri 75 sene sonra açıldığında, Main askeri geminin ABD istihbaratı ve ABD’nin nüfuzlu holdingleri tarafından nasıl planlandığı ve nasıl istismar edildiği ayrıntıları ile yazılıdır. Bu örnekleri çoğaltmamız mümkündür. ABD’nin Afrika kıtası CIA istasyon şefi iken görevinden istifa eden ve “ABD’ye düşman gerek” kitabının yazarı John Stockwell’in anlattıkları insan aklının tahayyül edebileceği veya inanabileceği kapasiteden uzaktır. Bu yolda her şey mubah kel, tek gözlü ve topal mahalli memurlara tekrar hatırlatmak istedik.


9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Kakuro 2

Yıl. 94 Sayı. 2310

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek

Kare

Dünya Şafak Terzi Önder Öztürk Erdem Atay Emek Esin Turhan Cansu Yiğit Toplum Özlem Konur Usta Sezim Özadalı Anıl Budak Ceyhun Bozkurt Spor Bilgi İşlem Güven Karakurt Recep Erçin Hayati Asilyazıcı Dağıtım Md.Cumali Karagöllü Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Müdürü: Kamile Karakadılar Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım

Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi Kültür Sanat

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Karakter, ıra - Doğada olan, doğada bulunan 2. Söz ve davranışta herkesin beğendiği hal, terbiye - Köy evi İslam inanışına göre göğün en yüksek katı 3. Kabiliyet - İş bırakma eylemi 4. İtterbiyum’un simgesi - Dayanıklılık sağlamak veya kaymayı önlemek için ayakkabının altına çakılan iri başlı çivi - Bir soru sözü 5. Ailesinin geçimini sağlayan Devlet hazinesi, hazinenin malı olan - Yılan 6. Bir kimseyle eğlenme,saraka, istihza - Bir denizimiz 7. Bir tarafa çekilme - Ağır kokulu bir gaz 8. Bilgin - Eski medeniyetlerden kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı olan belge 9. Engel - Önder, lider - Toparlak kemik ucu 10. İlaç, merhem - Hekimlikte ve sepicilikte kullanılan tadı buruk bir madde - Mesafe 11. Hayvan otlatılan hiç ekilmemiş arazi, otlak - Ayaklanma 12. Seçkin - İtalyan makarnası

Yukarıdan aşağıya 1. Belli bir yeri olmayan, gezici, gezgin - İnşaat işçisi 2. Edebiyatla ilgili, yazınsal Mahkeme sonucunu gösteren belge 3. Ata - Eskiden İtalya’da yaşayan Latiumlar’dan olan kimse – Bir nota 4. İnce değerli bir kumaş türü Ortakların sorumluluk sınırının yatırdıkları ana parayla orantılı olduğu ortaklık 5. Müslümanlık’ta belli vakitlerde ve günde 5 defa, kurallarına uyularak yerine getirilen bir ibadet İsviçre’de bir nehir 6. Literatür, yazın - At ayaklığı 7. Gelir sağlayan mülk - Leş 8. Türk Malı (kısa) - Akciğer Yüzün rengi 9. Galyum’un simgesi - Küçük bir topu özel sopalarla belli çukurlara iterek oynanan bir açık hava sporu - Bir dilek şart eki 10. Hava basıncı birimi - İçki sofrası yemeği - Göz 11. Mavi perikuşu - Ray üzerinde işleyen motorlu taşıma aracı 12. Herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi - Anlam, meal

Soldan sağa 1 Kamu kuruluşlarının ve devlet memurlarının temel hak ve yükümlülüklerini belirleyen yasalar, tüzükler ve yönetmelikler bütünü 5 Bir tür cila 10 Madun 11 Yüksek dereceli devlet görevlileri ile elçilerin oturması için ayrılmış konut 14 Gürültü, bağrışma 16 Kulak iltihabı 17 Eşek sesi 18 Şimdi, şu anda 20 Kobalt’ın simgesi 21 Arka arkaya oturmuş iki kişi tarafından sürülmek için tasarlanmış bisiklet 24 Ahlak, huy, karakter 26 Azarlama, paylama 27 Hırvatistan’da bir liman kenti 28 İsim 29 Karda yürürken, batmamak için ayağa takılan kafesli ayaklık 31 Savunucu 33 Halı, kilim ya da bez dokuma tezgahı 35 Açıklamalar 37 Hitit 38 Çok sık dokulu ve sert bir seramik hamuru türü 39 “Oğuz ...” (yazar) 41 Şehzade eğitmeni 43 En kısa zaman parçası, lahza 44 Jamaika’nın plakası 45 Boru sesi 47 Buzultaş 49 Daha iyi, daha üstün 50 Bir işten anlayan kimse 51 Bir şeyin üst bölümü Yukarıdan aşağıya 1 Esas maddesi gümüş sülfür olan siyah bir minenin, gümüş bir levhanın önceden hazır-

lanmış bölümlerine kakılmasıyla gerçekleştirilen süsleme tekniği 2 Türk Standartları Enstitüsü (kısa) 3 Sütun görevi yapan erkek heykeli 4 Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan azotlu madde 5 Başlangıcı belli olmayan zaman, öncesizlik 6 Bir nota 7 Yunan mitolojisinde güzelliğiyle meşhur delikanlı 8 Özel gezinti gemisi 9 Ölülerin küllerinin bulunduğu kavanozun konduğu sandık 12 Acı; üzüntü,dert, keder 13 Uzun süreden beri 15 Sepilenmiş dana derisi 19 Eski bir Hindu tapınağı tipi 22 Bir derneğe belirli sürelerde ödenen üyelik parası 23 Eskrimde kullanılan bir kılıç türü 25 Fas’ın başkenti 27 Kapıları açıp kapamaya yarayan, iki parçadan ibaret demir menteşe 28 Yavaş, ağır 30 Yineleme 32 Üst üste raflardan oluşan ayaklı ya da duvara çakılmış küçük mobilya 34 Afrikada bir nehir 36 Eskiden yol üzerinde ya da kasabalarda yolcuların konaklamaları için yapılmış büyük yapı 38 Lamba karpuzu 40 Düşman, hasım 42 Japonya’da buda rahibesi 43 Mezopotamya panteonunda tüm tanrıların babası ve kralı olan gök tanrısı 46 İridyum’un simgesi 48 Bir seslenme sözü 49 Bir hayret ünlemi


9 MART 2014 PAZAR

Hazırlayan: Oktay YILDIRIM

Çizimler: Ayhan ALGUR

HAFTANIN

Filiz

CEMSU

DÖNÜŞÜ

filizcemsu@yahoo.com

26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tahliye edildi. Yandaşların manşetlerini “Adalet” ve “vicdan” sözcükleri süsledi. Peki 26 ay önce ne demişlerdi:

7 Ocak 2012

İbrahim Tatlıses, Ebru Gündeş, Petek Dinçöz’ün kuleleri

6 Ocak 2012

8 Ocak 2012

8 Ocak 2012

A

6 Ocak 2012

6 Ocak 2012

HAFTANIN YALANI

HAFTANIN MUAMMASI Başlık şu: Cemaat hükümetten çok mu güçlü?” Sorular da şöyle: “(...) bu bir kavgaysa neden sadece tek bir taraf kazanıyor gibi gözüküyor? (...)Hükümetten bile kirliyse cemaat, nasıl

oluyor da kimse hiçbir belgesini yakalamıyor?” (Sanem Altan, Vatan, 28 Şubat 2014) Cumhuriyet... Milli devlet perspektifinden bakamayınca, sorulabiliyor böyle sorular...

HAFTANIN PATLAMASI

HAFTANIN ÇATIRTISI

Stiriptiz kulüplerinde çalışanların üçte biri üniversite öğrencisi. Öğrenciler yüksek harç ücretlerini karşılayabilmek için ya striptiz ya da fahişelik yapıyor. Bunlar İngiltere’deki Leeds üniversitesinin yaptığı bir araştırmanın sonuçları. Bu işlerde çalışan öğrenci sayısında patlama olduğunu söylüyorlar (Hürriyet, 2 Mart 2014). Başka bir habere göre bunu devlet de destekliyor... Kapitalizm, krizlerini insan bedenini satarak aşmaya çalışıyor. Aslında bu, sistemin patlaması...

6 Ocak 2012

“Artık o sesi duyuyoruz... Türkiye Cumhuriyeti Devleti çatırdamaya başladı... Maazallah çökerse... Hepimiz altında kalırız...” (Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 5 Mart 2014)

Tarih, 27 Şubat 2014. Yer, Burdur. Tayyip Erdoğan elinde salladığı bir kâğıdı halka anlatıyor. Kağıt, sözüm ona 29 Mayıs 1960’da Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından dağıtılmış. Menderes ve Bayar’ın tutuklandığını, halkın da DP ileri gelenlerini yakalamasını ilan ediyor. Tayyip Erdoğan’ın o günkü konusu bu... Bu konuşmadan sadece iki gün sonra Emin Çölaşan 29 Mayıs 1960 tarihinde gazetelerde yayınlanan başka bir ilanı köşesinde açıklıyor. İlan ihtilalin

HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ Yeni Şafak’tan Cem Küçük, Başbakan’la röportaj yapıyor. Sorduğu sorular şöyle: “7 Şubat krizinde bunları görmüştünüz. Size net bir şekilde operasyon yapılmak istendi ve o zaman çok daha güçlüydünüz, bu yapıyla mücadele etseydiniz.” Bir başka soru: “Sizden bile bir adım önde gittiler.” Sonra bir başkası: “İstihbarat ellerine geçmişti, adli kolluk ve yargı da ellerine geçince.” Sonlarına soru işareti bile konulamıyor. (5 Mart 2014)

HAFTANIN SEVİYESİZLİĞİ Adı, Yasin Aktay, Yeni Şafak yazarı ve AKP yöneticisi. Adının önünde profesör unvanı da taşıyor. Yazısına şu başlığı uygun görmüş: “Darbem var diyene, partisini alıp koşmak...”(3 Mart 2014) Ne diyelim? Pek yakışmış...

lideri ve Devlet Başkanı sıfatıyla Cemal Gürsel tarafından verilmiş. Şöyle diyor: “Eskişehir’de sıkıyönetim yoktur. Kötü niyetli kişilerin, DP ileri gelenlerinin yakalanması hakkında bildiri dağıttığı öğrenilmiştir. Yalandır. İnanmayın...” (Sözcü, 1 Mart 2014)

Abooovvv... Amaniiiinn duydunuz mu? Ekranların yarı üryanı, magazinin şatobiryanı popçu Petek Dinçöz, AK’ların Balıkesir’de düzenlediği 8 Mart “Kadınlar Günü”‘nde AKsultan Recep’in başörtülü bacılarına konser verecekmiş. Dikkat buyurunuz lütfen, çok rica ediyorum, neredeyse yalvarıyorum: “Kadınlar Günü”! “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” değil yani! Bir yıl kadar önce AK’ların mahalle kadın kolu başkanlarından Nuran Yıldız, AKP’ye üyeliği RTE’ye nikahla bağlanmakla eş tutmuştu. Hüloooğğğ kafası işte. Petek, TV’lerdeki gibi yarı cıbıl sahne alacaksa kendisine bazı önerilerimiz var: Kabataş’ta AK gelinin uydurduğu fanteziye uygun “üstü çıplak, deri eldivenli erkekler” arkasında dans etsinler. Acayip olur valla, Petekcim! Muhteşem AK Recebimizin ısrarlı iddialarına rağmen kamera görüntüleri bir türlü bulunamamıştı, biliyorsun şeker. AKsultanı sevindir ciciş! Üstelik günah işleme özgürlüğün var bebiş. Balçiçek İlter, İsmet Berkan da geri vokallerin olur. Hatta Sibel Üresin’le düet yaparsınız, kııızzz. O, mesela, şöyle şakır “Eşler arzu ediyorsa yatakta 2 kişi, 4 kişi olmuş fark etmez. Gönül rızasıyla yapılıyorsa...” Hoppaaa... Haydi eller havaya!.. Yaşasın, günah işleme özgürlüğünüz sınırsız!

Dam üstünde konser

Hüseyin Çelik’i özellikle çağır, e mi? Zira dekolteye karşı tuhaf tepkiler gösteriyor. Sunucu Gözde Kansu’yu işinden etmişti. Ne ki sen Petek’sin! AK kadınlara çıngırdayacaksın, balım. Eh, Bay AK Çelik gözlerini elleriyle kapatır artık! Ama parmaklarının arasından bakma olasılığı var hani! Çünkü günah işleme hürriyeti baki, kuzucuğum. Haaa... Adnan Hoca ile kediciklerini konuk et ki cümbüş tamamına ersin. Bol bol miyavlarlar, düşünsene, Mart ayı nasılsa! Hatta cümbür cemaat Balıkesir’in damlarına da çıkarsınız “Gotinin gılıyıhhh...” nidalarının eşliğinde anlamsız şarkılarını çığırırsın. Beni dinle yavruş: Reytinglerin kesin artacak, İmralı’da konser verme şansı bile yakalayacaksın. Fırsatı kaçırma hayatım.

Parabesk - Karabesk

PKK: CHP’DE BİLEŞENİMİZ VAR “Köklü demokratikleşme ancak bir demokrasi programı etrafında siyasete müdahale etmekle gerçekleşir. CHP böyle bir program etrafındaki ittifaka gelirse tabii ki, içine alınabilir. Çünkü

CHP’nin içinde böyle bir bileşen ve taban vardır. Şimdi bu bileşen ve taban CHP içindeki demokratik olmayan güçler tarafından AKP karşıtlığı üzerinden yedeğinde tutuluyor...” (Özgür Gündem, 4 Mart 2014)

Şarkıcı İbrahim Tatlıses, gene düzen “arabesklerinden” birini patlatmış. Daha doğrusu “parabesk” demeliyiz: Tutukluluk süresince kankası Zarrab’ı destekleyen “dünya tatlısı” İbrahim, tivitırdan cikciklemiş: “Reza hırsızsa ben de hırsızım!” Baba ne diyorsun sen ya? Sonra nedamet getirip yok montajdı, dublajdı diye mızmızlanmayasın? AK vekil Metin Külünk, günah-suç kavramlarını egosuna “feylesof kisvesi” giydirip “rasyonalize” ederek açıklamış. Sesi tatlı mı tatlı İbrahimim, Türkiye geri dönülmez kırılma yaşadı. Devrime gidiyoruz canikom. Çürümüş kapitalist-emperyalist düzeni zihniyetiyle beraber yerle yeksan edeceğiz. Hiç mi burnun havadaki devrim kokusunu almıyor gözüm? Para kağıtçıklarından ördüğünüz kuleleriniz yıkılacak be koçum. Kulelerin yıkılması sembolik dilde “ego ve çürümüş düzenin” devrilmesidir. “Parabesk”‘ten “karabesk”‘e koşarken bir düşün tamam mı ciğerim? Bak, Ebru Gündeş kızımız, kocacığı serbest kalır kalmaz kendisini bir güzellik merkezine atarak tepeden tırnağa bakıma aldırmış. Ne ki izanı hala kısır! Kulesinin yıkıntılarını sırtlamış yürümeye çalışıyor. Başarabilecek mi? Cidden hep beraber düşünün: Yürüyebilecek misiniz? Havada mis gibi devrim kokusu var. Kokuyu almayan burunlara sahipseniz yüreğinizin gözleri baharı asla göremez.

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 07:00 Çizgi Film “Marsupilami” 08:00 Bu Sabah

09:00 Basının Gündemi 11:00 Ruhat Mengi ile Her Açıdan 14:00 Güniçi Gelişmeler

10:00 Sanat Hayatı

15:00 Haber Bülteni

11:00 Alternatif

19:00 Halk Ana Haber

13:00 Haber Bülteni

20:00 Nihat Genç Konuşuyor

13:30 Merhaba Sağlık

21:00 En Ana Haber

15:00 Bilim ve Toplum

22:00 Bakan Bakana

07:30 Klip Saati 10:00 Çizgi Film Kuşağı 11:30 Gonca Elmas İle 7 Renk 13:00 Klip Saati 13:20 Sağlıklı Yaşam 15:00 Önce Eğitim 17:00 Oto Gündem 18:30 Ana Haber 20:30 Kent Belgeselleri Kuşağı 21:00 Umman (T) 22:15 İkrar Yolu (T) 00:00 Ana Haber

10:00 Beyaz Perdenin Notları 11:00 Başkent’te Sağlık 13:00 Başkent Konserlerinden 14:00 İllerimiz 15:00 Bu Toprağın Notları 16:00 Ellerin Türküsü 16:30 Haber 17:00 Engelim Olma 17:30 7 Gün 19:00 Kitap Dünyası 20:00 Ana Haber Bülteni 21:00 Yurdun Sesi 23:00 Gezi Notları

10:00 Hafta Sonu Keyfi 12:10 Renkler 13:10 Arda’nın Mutfağı 14:10 İki Kahve Arası 15:00 32. Gün 16:10 Burada Hayat Var 16:55 Bir Zamanlar Haberler 17:00 Ana Haber 17:48 Spor Vizyon 18:15 Lezzet Durakları 19.25 Para Dedektifi 21.00 Ankara Günlüğü 23.00 Başka Şeyler

08:00 Haber Bülteni 09:15 Makam Farkı 10:15 Pınar Ergüner’le Hafta Sonu 12:00 Haber Bülteni 12:15 Söz ve Müzik 15:00 Haber Bülteni 15:15 Türkiye’nin Seçimleri 16:15 İstanbul Kafası 17:00 Akşam Haberleri 18:15 Saffet’in Garajı 20:00 Ana Haber 20:55 %100 Futbol

08:00 Çok Güzel Hareketler Bunlar 10:30 Akasya Durağı 12:30 Pazar Gezmesi 13:45 Küçük Ağa 16:00 Ben Bilmem Eşim Bilir 19:00 Ana Haber Bülteni 20:00 Güneşi Beklerken 23:15 Boynu Bükükler 01:00 Sinema- Acı Aşk

07:00 Hayatımın Rolü 08:00 Acemi Cadı 10:00 Nedir Ne Değildir 12:00 Süper Star Life 14:00 Tülin Şahin İle Moda 16:00 Tom ve Jerry 16:45 Kurt Seyit ve Şura 19:00 Ana Haber 20:00 Survivor 23:30 Sinema: Zor Baba -3

07:00 Cennet Mahallesi 09:00 Winx Club 10:00 Pazar Sürprizi 13:00 Dila Hanım 15:45 Güldür Güldür 17:15 Her Sevda Bir Veda 19:00 Ana Haber 20:00 Kutsal Damacana 2 22:15 Kuzeyin Oğlu Volkan Konak 00:15 Sinema: Cahil Periler

08:00 Gülhan’ın Galaksi Rehberi 09:00 Dünya Listeleri 10:30 Pazar Magazin 12:00 Şeffaf Oda 13:15 Bay Tahmin 15:30 Sinema 16:15 Oynat Bakalım 17:30 Sinema: Aşkın Yaşı Yok 19:00 Komedi Dükkanı 20:30 Film - Charlie’nin Melekleri 22:30 Pazar Magazin

11:50 Enine Boyuna 13:30 Bekir Develi ile Keşif Zamanı 14:05 Bu Benim Hikayem 14:20 Osmanlı Tokadı 16:45 Seksenler 19:00 Ana Haber Bülteni 19:45 Spor 19:50 Hava Durumu 19:55 Bir Yusuf Masalı 22:00 Stadyum 00:05 Kırımoğlu

10:10 Haber Tadında 11:40 Kuklagiller 12:20 Resim Sevinci 15:15 Bu Toprağın Canları 16:15 Fazla Mesai 17:10 Ömür Dediğin 18:00 Ana haber 20:40 Bin Kişiye Sorduk 23:00 Avrupa’nın Denge Oyununda Balkanlar 00:15 Dosya Kapandı ‘Solved’

10:10 Burası Hafta Sonu 12:00 Haber Bülteni 15:00 Haber Bülteni 16:15 Airport 17:00 Haber Bülteni 17:40 Spor Bülteni 18:00 Akşam Raporu 18:45 Spor Bülteni 19:00 Akşam Raporu 21:00 Enine Boyuna 23:15 Öteki Gündem

10:45 Haftamım Ardından 12:00 Gün Ortası 13:00 Koridor 14:00 Doktorunuz Sizinle 14:45 Western Kuşağı 17:30 Nazım Usta İle Mutfak Keyfi 19:00 Spor Haberleri 19:30 Ana Haber 20:00 Milletin Efendisi 22:00 Kordor (T) 00:00 Gece Haberleri

12:20 Revolution 13:15 The Simpsons 14:05 Hot İn Cleveland 15:50 2 Broke Girls 16:10 Leverage 17:00 Person Of İnterest 18:00 The Carrie Diaries 19:00 Two And A Half Men 20:00 Rizzoli & İsles 21:00 Revolution 22:00 Vikings 23:00 Black Sails

08:00 Hayallerin Peşinde 09:30 Taht Oyunları 11:25 Sinbad 13:00 Ellen Show 15:00 Dallas 16:45 Kanun Ve Düzen 18:20 Hell on Wheels 19:10 The Tonight Show With Jay Leno 21:30 The Simpsons 22:00 Winners And Losers 23:00 Shameless

07:30 Çalar Saat

09:40 Kategori 8 12:00 Mozart’ın İzinde 14:15: Can Dostum 15:40 Donanım Haber 15.10 Film: Alacakaranlık 17:40 Yeşil Öyküler 18:20 Sesli Güldüm 18:40 Fırılak Ailesi 19:05 Film: Ateş Çemberi 21:30 Film- Gecenin İki Yüzü 23:50 Film- Kayıp Yol

16:00 Haber Bülteni 16:15 Edebiyat Cephesi 17:00 Şiiriçi Şarkılar 18:00 Hukuk Saati 19:00 Ana Haber 20:00 Geniş Çerçeve 21:00 Kırmızı Hat 22:00 Hücum Faul 23:00 Futbol Pazarı 01:00 Belgesel

08:40 Adanalı 10:00 Nihat Hatip Oğlu İle Kuran Ve Sünnet 11:30 Dizi Tv 12:45 Kapanmadan Kazan 14:30 Alemin Kralı 16:30 Bugünün Saraylısı 19:00 Ana Haber 20:00 Doksanlar 23:15 Film: Oyun

10:00 Çocuklar Duymasın 12:00 Kaç Para Kaç 14:15 BKM Güldür Güldür 16:00 Karagül 18:30 Ana Haber 19:30 O Hayat Benim 22:15 Çocuklar Duymasın


Hazırlayan: Ece KIRBAŞ

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na 211 sinemacıdan sansür tepkisi



Sanata yönelik sansürü araş- meslek örgütü, sendika, yapım tıran, belgeleyen ve sansürle ve dağıtım şirketinin imzaladığı mücadele etmeyi amaçlayan mektupta, sanatsal etkinliklerde Siyah Bant girişimi, Kültür ve filmlerin gösterimi için istenen Turizm Bakanlığı’nın etkinlik- kayıt-tescil uygulamasının, salerde gösterinatsal ifade lecek yerli özgürlüğüne filmlere kayıtbir engel tescil zorunoluşturacağı luluğu getirifade edildi. mesine karşı, Ayrıca bu uygulamamektupta nın geri çekilfilmlerin kamesi için siyıt-tescil edilnemacılarla mesi için geçbirlikte bir meleri gereimza metni ken Değerhazırladı. lendirme ve Aralarında Sınıflandırma Nuri Bilge Kurulları’nın Ceylan, Reha kriterlerinin Erdem, Yemuğlaklığı, si‘Nymphomaniac’ filminin vizyona şim Ustaoğlu, girmesinin yasaklanması, sinemaseverler yasi ve ahlaki Tayfun Pirsegerekçelerle tarafından da tepkiyle karşılandı. limoğlu, yasaklamaya Onur Ünlü ve Yeni Sinema Ha- varan uygulamaları eleştirildi. reketi yönetmenlerinin de ol- Son olarak Lars von Trier’in duğu 211 sinemacı ve sinema “Nymphomaniac” filminin ticari sektörünün büyük bölümünü gösterimine ve dolaşımına izin kapsayan !F İstanbul Film Fes- verilmeyerek açık bir sansür tivali, Altyazı Aylık Sinema uygulandığı ve bunun kabul ediDergisi, Belgesel Sinemacılar lemeyeceği belirtildi. Sansüre yönelik girişimlerin Birliği (BSB), Filmmor Kadın Filmleri Festivali, İşçi Filmleri karşısında kararlılıkla duracakFestivali, Ortadoğu Sinema larını belirten imzacılar, ilgili yöAkademisi Derneği, Senaryo netmeliklerin sektör ile işbirliği ve Diyalog Yazarı Sinema Eseri halinde yeniden düzenlenmesini, Sahipleri Meslek Birliği (SE- kurulların filmlerin “ticari doNARİSTBİR), Senaryo Yazar- laşıma ve gösterime giremez” ları Derneği (SENDER), Sine- kararı verme yetkisinin kaldırılma Eseri Yapımcıları Meslek masını, kurul kararlarında ifade Birliği (SE-YAP), Sinema özgürlüğü ve sinema sanatının Oyuncuları Meslek Birliği (Bİ- özgünlüğünün gözetilmesini ve ROY), SİNESEN, Uçan Sü- sanatsal etkinliklerde filmlerin pürge Kadın Filmleri Festivali, kayıt-tescil belgesi istenmeksizin Yeni Sinema Hareketi’nin de özgürce gösterilmesini talep edi TURGAY OĞUZ bulunduğu 40’a yakın festival, yor.



9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

İDSO’dan kadınlara özel konser

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel bir konser düzenliyor. Dünya Kadınlar Günü ve Bahara Merhaba konseriyle İDSO, 11 Mart Salı saat 20.00’de Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde dinleyicileriyle buluşacak. Şef Gürer Aykal’ın yönetiminde gerçekleşecek konserde, Beethoven’ın Keman Konçertosu, Fazıl Say’ın “İstanbul Senfonisi” adlı eseri seslendirilecek. Müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuarı’nda başlayan Gürer Aykal, Necdet Remzi Atak’ın öğrencisi olarak 1963 yılında Keman Bölümü, Adnan Saygun’un öğrencisi olarak da 1969 yılında Kompozisyon Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl devlet bursu kazanıp İngiltere’ye giderek Londra’da Guildhall Müzik Okulu’nda André Previn ve George Hurst gibi önde gelen şeflerin yanında orkestra şefliği okudu. Aykal, bugün, 1999’da

kurduğu ve 2008 Eylül’üne dek sürekli şefliği ile genel müzik yönetmenliğini sürdürdüğü Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın onursal şefi olarak görevine devam ediyor. Konserde solistler, keman ve viyola sanatçısı Domenico Nordio, lisans eğitimini “Şeref Derecesi” ile tamamlayan Aykut Köselerli, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı ve Haliç Üniversitesi’nde Ney öğretim görevlisi, TRT İstanbul Radyosu’nda ve çeşitli müzik topluluklarında icra görevlerini sürdürmekte olan Burcu Karadağ, Kanun icrasında kendine özgü bir teknik ve anlayış yaratan, hocaları tarafından virtüöz olarak kabul edilen Hakan Güngör müzik sevenlere unutulmaz bir gece yaşatacaklar. Ludwig van Beethoven’ın Keman Konçertosu ile başlayacak olan konser Türk müzik piyanist ve bestecisi Fazıl Say’ın İstanbul Senfonisi ile sona erecek.

BAŞSAĞLIĞI Değerli gazeteci Can Ataklı’nın babası,

AHMET ATAKLI’yı kaybettik.

‘Günlük süt’ gibi Robben Ford yeni albümü ‘A Day In Nashwille’ çıkardı. Hazırlanan 9 parça bir konserde çalınmak için tasarlanmış. Sonradan bunu bir albüm olarak çıkarma fikri oluşunca bir konser gibi bir seferde stüdyoya girilip, bir günde kaydedilmiş

14

yaşında ilk albüm kaydına giren Robben Ford, blues rock’ın önemli gitaristlerinden biri. Sanatçı, kariyerine adım attığı günlerden itibaren bir çok ünlü ismin ve ustanın da aranılan gitaristi olmuştu. Çocukluğundan itibaren müziğe olan ilgisi onun blues rock gitaristliğine caz birikimlerini de taşıyacaktı. Robben Ford yeni albümü “A Day In Nashwille” bugünlerde çıkardı. Hazırlanan 9 parça ilk önce bir konserde çalınmak için tasarlanmış. Sonradan bunu bir albüm olarak çıkarma fikri oluşunca bir konser gibi bir seferde stüdyoya girilip, bir günde kaydedilmiş. “Musician Magazine” dergisine göre “20. Yüzyılın 100 Büyük Gitaristi” arasında gösterilen Robben Ford, müziğe 10 yaşında saksofonla başlamış. Gitara geçişi ise 14 yaşında olacaktır. Onun gitara yönlenmesine sebep ise The Paul Butterfield Blues Band’in gitaristleri Michael Bloomfield ve Elvin Bishop olmuş. Ford çocukluk yıllarında Dave Brubeck gibi caz ustalarını, BB King gibi bluescıları ve Cream, Jimi Hendrix gibi rock müzisyenlerini dinlemiş. Böyle olunca da onun müzikal yelpazesi genişlerken, birikimli bir müzikal bakışı olmuş. Bugün de onun müziğine baktığınızda blues, rock ve caz ögelerini bulursunuz. Ancak gitar stilindeki ağırlık blues rock tarzında bir duruştur. Kaliforniya’da 1951’de doğan

Robben Ford’un ailesi müzisyenlerden kurulu. Gitaristimiz 14 yaşına geldiğinde de babasının Charles Ford Blues Band isimli grubuna giriyor ve burada ilk albüm kaydını da gerçekleştiriyordu. 18 yaşına geldiğinde ise blues armonikasınının ustası Charlie Musselwhite ile çalacaktı. Gene aynı yıl blues vokalinin ustalarından Jimmy Witherspoon’la Montrey Caz Festivali’nde sahneye çıkacaktı. Ardından onu kurduğu caz fusion grubu L.A. Express’le görecektik.

Can simidi gibi Robben Ford’un çok erken yaşlarda blues’ın usta isimleriyle çalması bir tesadüf değildi, öyle ki o 20 yaşına geldiğinde birçok ismin aradığı can kurtaran simidi gibi bir gitarist olacaktı. George Harrison ve Joni Mitchelle’in albüm ve konserlerinde çalan gitarist, 1976’da L.A. Express grubundan ayrılarak “The Inside Story” isimli ilk albümüyle solo kariyerine adım attı. Hemen akabinde onu caz fusion grubu Yellowjacket grubunda bulacaktık. Ford’u 1982 yılında gene rock ama farklı bir kulvarda Kiss grubunun albümünde çalarken görecektik. Hard rock ve heavy metal grubu Kiss’in “Creatures Of The Night” albümünde iki parçada konuk olarak çalacaktı. Bu çalışmanın sonunda da Kiss”in “Still Love You” isimli başyapıtı ortaya çıkacaktı. 1986 yılında Miles Davis’le çalışan Robben Ford, 90’larda Blue Line isimli grubuyla harika albümler yaptıktan sonra kariyerine solo olarak devam edecekti. Bu ay piyasaya çıkan “A Day In Nashville” albümü, bir konser düşüncesinden oluşmuş. Robben Ford bu parçaları bir konserde seslendi-

Ölen 12 Mart 1955 CHARLIE PARKER

rerek çıkarmayı düşünmüş. Daha sonra bu fikirden vazgeçilerek stüdyo kaydı yapmışlar. Ancak kayıtları günlere bölmek yerine bir defa stüdyoya girip, konser verirmiş gibi çalarak, bir günde kaydetmişler. Nashville’deki Sound Kitchen Stüdyoları’nda kaydedilen bu albümün ismi de “Nashville’de Bir Gün” olmuş. Böylece albümü dinlerken hem konserin tazeliğini hem de stüdyo kaydının verimlerini bulabiliyorsunuz. Albümün genel karakterinden bahsedersek, blues etkili soul havasını caz’ın “big band” özellikleriyle hissedebildiğimiz bir çalışma diyebiliriz. Özellikle 40 ve 50’lerin “big band” tadına erişmemizi sağlayan trombon’un katılımı. Bu konuda da tromboncu Barry Green’in payı çok büyük olmuş. Çalışmada Robben Ford, gitar ve vokalde yer alırken, Audley Freed ikinci gitarlarda yerini almış. Tuşlu çalgılarda yer alan Ricky Peterson ise tromboncu Green’den sonra albümün ikinci göze çarpan elemanı. Her parçadaki klavye akışlarıyla tutkulu bir dinleyişe sebep oluyor. Basta Brain Allen, davulda da Wes Little bütünlüğün diğer önemli parçaları olarak yerini almış.

Nostalji değil, birikimden beslenmek “A Day In Nashville”i ilk dinlediğinizde klasik caz’a yönelme isteği gibi bir durum hissediyorsunuz. Ancak Robben Ford bunu bir nostalji yaratma etkisinden çok eskiyi (yani klasiği) bugünü besleyen bir birikim olarak kullanmış. Onu bir mimar olarak düşünürsek, Selimiye Camii’ni tekrar yapmak yerine Mimar Sinan’ın bu yapıdaki

fikrini alıp, günümüze onu taşımak gibi bir çabadan bahsetmemiz gerek. Kasiklerin izinde giden “Aint Drinking Beer No More”da eski Broadway müzikallerinin tadını hissederken, müziğin swing kombinasyonlu akışı ile Ford’un sesi ile geri vokallerin uyumu harika bir etki yaratıyor. Albümün iki enstrümantal parçası olan “Top Down Blues” ve “Thump And Bump” da caz ve swing etkisi sürdürülüyor. “Cazcı Kardeşler” filminden de aşina olduğumuz “Peter Gunn Theme” yapısına benzer bu parçada funk gitar tınılı harika bir blues enstrumantaliyle buluşuyoruz. Allen’in bas tonu güzel bir etki yaratırken, trombonun solosu ile de büyülü bir ortama giriyoruz. Ford’un gitar solosu için ise günün moda deyimiyle “bonusu olmuş” diyebiliyoruz. Chicago stili “Cut You Loose”, caz ve R&B’un harika buluşması “Just Another Country Road”ın yeraldığı albümde “Green Grass, Rainwater”da ise Southern (Güney) Rock ile R&B izdivacına şahit oluyoruz. Joe Bonamassa’vari gitar ritmi ve Ford’un minor akorlarıyla “Midnight Comes Too Soon”da albümde harika bir blues baladı olarak yerleşiyor. Robben Ford, “A Day In Nashville” albümüyle günümüzün kimyasal alışkanlıklarına karşı doğal bir sadeliği ve müzikal renklerin birikmini sunuyor.

12 Mart 1971 Jethro Tull grubunun “Aqualung” albümü çıktı. 13 Mart 1965 Eric Clapton, Yardbirds grubundan ayrıldı. 13 Mart 1966 Rod Stewart solo kariyerine başladı. 14 Mart 1956 Rock’n roll parçası “Rock Around The Clock” sinema filmi oldu. Şarkıyı yapan Bill Haley’in de rol aldığı film ilk gösterimini ABD’de yapmıştı 14 Mart 1982 Metallica ilk konserini verdi. Kaliforniya’da yapılan ve Radio City’inin organize ettiği konserde basgitarda bugün pek bilinmeyen ve hiçbir albümünde de yer almamış olan Ron McGovney yer alıyordu. Kısa bir süre yer alan bu elemanın yerine Cliff Burton gelecekti. 14 Mart 1984 Rainbow final konserini verdi.

Ataklı ailesinin acısını paylaşır, başsağlığı dileriz. Cenazesi 9 Mart 2014 Pazar günü (bugün) Ataşehir Mimarsinan Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından toprağa verilecektir. AYDINLIK GAZETESİ

Caz müziğinin gelmiş geçmiş en önemli saksofoncularından biri olan “Bird” lakaplı Charlie Parker, 34 yaşında ölmüştü. Alto saksofondaki ustalığıyla hala müzisyenler arasında aşılamaz bir ustalığa sahip olan sanatçının uyuşturucu ile problemleriyle ve fırtınalı bir yaşamı vardı. Clint Eastwood’un yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği “Bird” isimli film Charlie Parker’ın hayatını anlatacaktı.

8 - 16 Mart 1980 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde ilk rock festivali yapıldı. Tiflis’te yapılan rock festivaline Sovyetlerin seçkin rock grupları katılmıştı. Batumlu folk rock grubu “Labyrinth”, Ermeni soft rock grubu “VIA - 75”, Estonyalı blues rock grubu “Magnetic Band”, Ashabatlı Türkmen caz rock grubu “Autograph” katılan gruplardan öne çıkanlardı. 8 gün süren bu konserden seçilen kayıtlar 2 LP olmak üzere plak olarak Sovyetler Birliği’nde yayınlanmıştı.

ABD sinemasının ünlü oyuncusu Judy Garland’ın kızı Liza Minelli 12 Mart 1946’da Hollywood’da doğmuştu. Sinema oyuncusu , dansçı ve şarkıcı olan Minnelli, 1972’de yaptığı “Kabere” filmiyle büyük bir ün yapmıştı. Doğduğu yıl bebekken “In the Good Old Summertime” filminde görünen sanatçı bir çok filmde oynadı. 1964’den itibaren de 10’a yakın müzik albümü yaptı.

n Doğa 12 Mart 1946 LIZA MINNELLI


9 MART 2014 PAZAR

Hazırlayan: Sema SEZEN

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

SHAKESPEARE UZMANI ÖZDEMİR NUTKU ANLATIYOR (1)

Shakespeare’in tragedyaları ‘Onun çağıyla bizim çağımız arasında büyük bir fark olmasına karşın, oyunlarında yaşam dokularını doğru bir biçimde ortaya çıkardığı için, Shakespeare ölümsüzlüğe erişmiştir’

D Hayati ASILYAZICI

ünya edebiyatında Shakespeare çevirileriyle rekora giden, 25 Shakespeare çevirisi ve 125 yapıtıyla ülkemizde de bir ilki gerçekleştiren ünlü akademisyen Özdemir Nutku, çalışmalarını nehir söyleşisinde anlatıyor. Söyleşimizin ilk bölümünde Shakepeare’in tragedyaları üzerinde duruyoruz. Prof. Dr. Özdemir Nutku, Shakespeare tragedyalarını ve ardından komedyalarını çok öznel boyutlarıyla açıklıyor.  Bir Shakespeare uzmanı olarak, Shakespeare üzerine yorumunuzu yapıp tragedyalarını değerlendirir misiniz? Shakespeare kültürel bir ikonadır; İngiltere’de doğmuştur, ama dünyanın tüm insanlarının yazarıdır. Çünkü onun yapıtlarında insanoğlunun hemen bütün kültürlerini ilgilendirecek özellikler vardır. Shakespeare’in dehâsındaki en çarpıcı özellik, hangi etnik gruptan olursa olsun, insanlarla çok canlı ve sıcak iletişim kurabilme yetisidir. Onun, geçmişi, o anı ve geleceği algılayabilen bir dehâsı vardır. İyi kadar kötüyü, saf olanla şeytani olanı, dürüstlükle şerefsizliği en derinine kadar sezebilen bir kafa yapısına sahiptir. Dikkat edersiniz, onun büyük karakterleri olumlu ile olumsuz nitelikleri kendi özünde taşıyan kişilerdir. Mükemmel diye bir şey yoktur; insan, üstün yetenekleri dışında, rezilliklere de sahip bir varlıktır. Bu da, içinde olumlu ve olumsuzu biriktiren, duruma göre bazen biri bazen da öteki ağır basan diyalektik bir varlığı ortaya çıkarır. William Shakespeare’in yazar olarak uzun bir ömre sahip olmasının bir nedeni de, onun temel insan duygularını çok doğru bir biçimde dile getirmiş olmasındandır. Şehvet, kıskançlık, hırs, açgözlülük, ihanet ve intikam gibi evrensel nitelikleri ele alması yalnızca

Özdemir Nutku Elizabeth dönemine ilişkin bir şey yapıtında bulunan bilinçli bakış açısı. değil, insan huyu açısından bizim ça- Kısacası, bu oyun, evrensel, doğal, siğımız kadar, bizden sonraki çağları da yasal ve toplumsal düzlemlerde insanın ilgilendiren bir olgu olarak kalacaktır. rolü üzerine bir alegoridir. Dünyanın Onun çağıyla bizim çağımız arasında yozlaşıp çökmesi “Kral Lear”in temabüyük bir fark olmasına karşın, oyun- sıdır. Oyun, tarihsel oyunlara benzer larında yaşam dokularını doğru bir bi- biçimde, krallığın paylaştırılması ile çimde ortaya çıkardığı için, Shakespeare başlar ve yine tarihsel oyunlar gibi, ölümsüzlüğe erişmiştir. Onun oyunla- yeni bir yönetimin gelişiyle sona erer. rında zaman bütün çağları içeren bir Ancak tarihsel oyunların tersine, bu boyuttur. yapıtta yeni bir dünya kurulmaz, hatta Shakespeare, ayrıca bugün de çok bu dünya iflah olmaz. geçerli olan kara mizahı ve groteski de içeren traji-komiği çok iyi bağdaş- ‘Coriolanus’ta gerçek var’ Shakespeare’in başyapıtları hiç kuştırmış bir yazardır. Onun birçok oyununda trajik ile komik olan iç içedir. kusuz tragedyalarıdır. Onun “King Bir örnek vereyim: “Kral Lear”de Lear” [Kral Lear - 1605/6], “Macbeth” [1606], “Timon of Athens” [Atinalı insan doğası üzerine bazı temel Timon - 1606?], “Anthony and sorunlar ortaya atılırken, anınCleopatra” [1606?] gibi trada verilen parlak yanıtların gedyalarında Ortaçağ ahyetersiz olduğunun vurlâk felsefesini anımsatan gulanması ve dolayısıyla bazı özellikler yer alır. insan ilişkilerinin karKomedyada olduğu maşıklığı içinde siyagibi, Shakespeare ilk sal ve toplumsal olabaşlarda yolunu bunın araştırılması yer lamamıştır; 1594’te aldığından, bu oyun yazdığı “Titus Androen büyük sanat yanicus”un dehşet verici, pıtlarında bulunan kanlı sahnelerinin korüç özelliği kapsar: 1. kulu düşleri içinde çırEvrensellik, her çağa, pınıp durmuştur. Bu her döneme anlatacak oyundan sonra umulmaşeyi olan boyutluluk, 2. W.Shakespeare dık büyük bir tragedya yazyazarın özyaşamında bümıştır: “Romeo and Juliet” yük bir duyarlıkla algıladığı [1595?]. Bundan sonra Shakesinsani özellikler ve 3. uygarlığın değişim dönemlerindeki çok az sanat peare, daha değişik bir tragedya yaz-

mıştır. 1599’da yazdığı “Julius Caeser”da dünyayı yönetmek için önüne geçilemeyen iktidar hırsı vurgulanmıştır. Ancak bu oyun Caeser’in değil, onu vuran Brutus’un tragedyasıdır. Shakespeare bundan sonra “Hamlet”i [1601] yazdı. Bu tragedyanın tüm öğeleri organik bir bütün olarak gelişir ve tragedya kahramanı yoluyla evrensellik çok ustaca verilir. Yazar, gerek olay dizisi, gerekse oyun kişileri ile günümüze dek eskimeden gelen ve tüm dünya insanlarına yönelen bir içerik varetmiştir. Shakespeare, 1604’te yazdığı “Othello” ile tamamen değişik bir temaya yönelir. Bu oyunun yapısında klasik yalınlığın özellikleri ve biçeminde Barok üslubun coşkusu yer alır. Oyunun başı ile sonu arasındaki olaylar hiçbir yeniliği, umudu ve gelişmeyi getirmez. Bu oyunda tragedyadan da ötede bir durum vardır; tamamen grotesk bir doku içinde gelişen bu kara mizahı içeren oyunda, tragedya ile komedya içiçe örülmüştür. “Macbeth” de, “Kral Lear” ile hemen hemen aynı tarihlerde yazılmıştır. Manyerist üslûbun dengeyi ve simetriyi yok sayan, biçimleri ve perspektifi bozan karamsar havası en ağır biçimde bu oyunda mevcuttur. Yazar, bu tragedyasında kötülüğü doğaüstü bir şey olarak değil, insanoğlunun davranışlarıyla varettiği bir durum olarak işlemiştir. Shakespeare’in en kısa, ama hemen her şeyi kapsayan tragedyası, “Anthony and Cleopatra”dır. Shakespeare’in en son tragedyası 1607/8 yıllarında yazmış olduğu “Coriolanus”tur. Bu oyun, Shakespeare’in kendi dönemi içinde pek tutulmamıştır. Çünkü bu oyunda Elizabeth seyircisini büyüleyen aşklar, dilleri uzun soytarılar, heyecan verici dövüşler, düellolar ve ozanın şiiri yoktu; ama çok önemli bir şey vardı: gerçek. Bu tragedya, plebler ile partisyenler, yâni halk ile aristokrasi arasında bölünmüş olan bir devletin tarihini yorumluyordu; sınıf çatışmasını işleyen bir tragedyaydı. (Yarın: Shakespeare komedyaları)

Romeo and Juliet Ressam: Ford Madox Brown

Romeo ve Juliet’te, trajik atmosfer romantik bir konuyla süslenmiş ve başarılı dramatik bir şiirle desteklenmiştir (üstte).

Lear and Cordelia /Ressam: Ford Madox Brown

Yazarın 1605/6 yıllarında yazdığı “Kral Lear” ise, manyerist üslûbun en büyük örneği olarak dünyanın yozlaşıp son bulmasını ele alır (yanda).

Mücadelenin özgün sesi sonsuzluğa uğurlandı İ

şçi Partisi üyesi, sanatçı Hasan Hüseyin Demi- Hasan rel dün düzenlenen ce- Hüseyin naze töreniyle son yolcu- Demirel luğuna uğurlandı. Sevenleri özgün ve politik müziğin öncüsü Demirel’i son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Besteleri ve yapımcılığıyla tanınan, İşçi Partisi’nde (İP) mücadele eden Demirel bir süredir tedavi gördüğü Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde önceki gün hayatını kaybetti. Demirel, 1980’li yıllarda sanatçılar üzerindeki baskılara karşı politik besteler yaparak özgün müziğin öncüsü haline Kozlu Mezarlığı’nda toprağa gelmiş, Ahmet Kaya, Emre verildi. Saltık gibi ünlü isimlerin yapımcılığını üstlenmişti. Ailesi, ‘Bize düşen sevenleri ve İP’li dostları De- fedailiğini yaşatmak’ Törene katılan İşçi Partisi mirel için dün Zeytinburnu’ndaki Eriklibaba Cem- Genel Sekreteri Serhan Bolevi’nde tören düzenledi. De- luk, “Fedai kardeşimiz” dediği mirel törenin ardından Eski Demirel için şunları söyledi:

“Bütün hayatı feda etmek üzerine kurulu kahraman bir sanatçımız. Yaratıcı yetenek ama ortalarda gözükmeyen yaratıp karşılıksız veren bir insan. Yaratıcılık ve fedailik birbirinden beslenir. O fedailerimizin en önde gelenlerindendi. Bundan sonrası artık ona layık olmaktır. Bize düşen onun o kahramanlık kültürünü, fedailiğini yaşatmaktır.”

‘Mücadeleye devam edeceğiz’ Demirel’in kardeşi, ağabeyinin ardından yaşadığı üzüntüyü şöyle anlattı: “Hasan Hüseyin kelimelerle anlatılacak bir insan değildi. Bu dünyadan bir ışık geldi geçti. Mazlumların, direnen insanların sesiydi o. Hep ‘Mücadele edeceğiz, teslim olmak yok’ diyordu. Ağabeyciğim, sana söz veriyorum mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Eskişehir’de ı s a r t s e k r O i n o f Sen büyüledi

B

üyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, bu haftaki konser programında orkestra şefi Patrick Souillot yönetiminde sahne aldı. Konserin birinci bölümünde Richard Wagner’in eserlerini seslendiren orkestra ikinci bö-

lümde de Igor Stravınsky’ın Pulcinella Bale Süiti ile sahne aldı. Sergilediği performansla Eskişehirlilerin beğenisini toplayan Patrick Souillot ve Senfoni Orkestrası dinleyiciler tarafından dakikalarca alkışlandı.

Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın 14 ve 15 Mart tarihlerinde düzenleyeceği konserlere klavsen sanatçısı Burak Basmacıoğlu konuk solist olarak katılacak. Konserlerin orkestra şefliğini ise Ender Sakpınar yapacak.

Hasan Kavruk’un resim sergisi Hasan Kavruk (19182007) Cumhuriyet döneminin ilk ressamlarındandır. İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi’nde sanatçının sergisi açıldı. Çağdaş Türk resim sanatında lirik soyutlamacı anlayışın öncülerindendi. Hasan Kavruk modern figüratif akımın ülkemizdeki temsilcilerindendi. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Paris’e gönderildi. Ayrıca soyut sanatın esaslarını öğrenmek için de Jean Lombard atölyesine devam etmiştir. Paris’teki eğitimi sırasında Fernand Leger, Pablo Picasso, ünlü heykeltraş Zatkine, Léon Gischia, Maurice Estéve, George Dayez, Marcel Burton, Belle Enfant ve Bernard Buffet ile tanışmış, görüşmüş ve birçokları ile sürekli temas ederek fikirlerinden ve çalışmalarından yararlanmıştır. Yurda döndü (1949) ve Çapa Eğitim Enstitüsü Resim Atölyesi şefi oldu. 1950 yılı başlarında İbrahim Çallı ve Mahmut Cuda ile birlikte Türkiye Ressamlar Cemiyeti’ni kurdu. İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi’nde açılan sergisi görülmeye değer niteliktedir. Sergi, 26 Mart 2014 tarihine kadar görülebilir.


Hazırlayan: Hüseyin KAYA

ASLAN ŞOV YAPTI 61

9 MART 2014 PAZAR

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Orhan

SALKINAZ Artık tuz da koktu

T

akipçiler bilir, bu satırların yazarı hakemler ve yönettikleri maçlarla ilgili konuşmayı sevmez. Milyonlarca Euro kazanan futbolcular altı pastan gol, ayağının altından top kaçırırsa, birkaç bin lira kazanan hakem de hata yapar. Doğaldır. Ama yaptıkları hata oyunla ilgili olduğu sürece. Fırat Aydınus’un yaptığı gibi küfür ederek değil. Futbolcu itiraz edebilir, kararını beğenmeyebilir. Senin görevin kurallar dahilinde gerekiyorsa kartlarını kullanarak oyuncuyu nizama sokmaktır. Ama senin görevin küfür etmek değildir. Melo’yu istediğiniz kadar tartışabilirsiniz. Ama hakemin küfrünün tartışılacak tarafı yoktur. Kısacası tuz kokmuştur bu olayda. Oysa harika Süper Lig bir atmosfede oynanıyordu maç. İlk 13.30 G.Antep-Kayseri 20 dakika dolmadan 13.30 G.Birliği-Sivasspor 2 farkı yakalayan, 16.00 Antalya-Rizespor ikinci yarının 19.00 Besiktas-Eskişehirspor başında farkı 4’e çıkaran, yarım 1.Lig düzineyi bulan 13.30 Ankara-1461 Trabzon Galatasaray, 16.30 Manisa-T.Linyit taraftarına zaman 19.00 Adana-Boluspor zaman savunmada 19.00 Ş.Urfa-G.Antep sıkıntı yaşasa da 19.00 Karşıyaka-Fethiye keyifli bir maç izletiyordu. Sneijder’in muhteşem futbolu, Drogba’nın Erkekler harika performansı ve 15.30 T.Telekom-F.Bahçe golleri, dahası Burak’a 17.00 Aliağa-Trabzon attırdığı goller 20.00 A.Efes- Ank. Kolejliler konuşulsa daha iyi Kadınlar olacaktı. Telles’in her 16.00 Kayseri-İstanbul Univ. geçen gün yükselen performansını ilk golünü atarak taçlandırması da Erkekler konuşulmalıydı. 13.00 M.Pİyango-Konak Neyse... Sonsöz: Galatasaray, 13.00 Gümüşhane-F.Bahçe 15.00 Çankaya-Arkas aldığı harika skorun 15.00 Plevne-Halkbank yanısıra yaklaşık 6,5 17.00 Z.Bankası-İnegöl ay sonra sahalara 17.30 G.Saray-İstanbul BŞB dönen Hamit Altıntop ile de gecenin büyük Kadınlar kazananı oldu... 19.00 İlbank-Beşiktaş

SPORDA BUGÜN FUTBOL

BASKETBOL

VOLEYBOL

GALATASARAY

A

Elazığspor 0-0 Kaımpaşa Bursaspor 1-0 Karabükspor K. Erciyesspor 1-0 Konyaspor Galatasaray 6-1 Akhisar Bld.

1.Lig

K.Maraşspor 1-3 İstanbul BŞB Bucaspor 0-2 Balıkesirspor Orduspor 3-0 Denizlispor

BASKETBOL Erkekler

Mersin BŞB. 77-78 Edirne Beşiktaş 85-80 Uşak Sportif Tofaş 71-69 Karşıyaka

Saat: 19.00 t Stat: Atatürk Olimpiya ğlu ito Ab l mi Ka M. m: ke Ha Yayın: Lig TV

6

Kadınlar

Vakıfbank 3-0 Bursa B.Şehir BLD. Ereğli BLD. 0-3 Halkbank Yeşilyurt 2-3 Sarıyer BLD. Fenerbahçe 3-1 Galatasaray Eczacıbaşı 3-1 Çanakkale Bld.

Beşiktaş’ın son senelerdeki en önemli figürü Manuel Fernandes. Quaresma ve ekibinin temizlenmesi operasyonunun dışında kalmayı başaran ve gösterdiği performansla taraflı, tarafsız bütün futbol otoritelerinin takdirini kazanan Portekizli oyuncu, sezon sonunda çok büyük bir ihtimalle takımdan ayrılacak. Öncelikle, Beşiktaş’ın bu ayrılığa hazır olması gerekir. Bir an önce yerine transfer edilecek oyuncunun bulunması elzem. Oğuzhan, her ne kadar gelecek vaat etse de büyük bir takımın hücum organizasyonlarından sorumlu tek kişi olabilecek tecrübeye sahip değil. Ayrıca, seneye Avrupa arenasında bulunması neredeyse kesin olan Siyah-Beyazlıların, takımı bu platformda taşıyacak bir oyuncuya ihtiyacı var.

1

Fobi bitecek mi? Pazartesi akşamı çok kritik bir maça çıkacak Fenerbahçe’de tek hedef 3 puan. Oyuncularına maçın önemini defalarca anlatan Ersun Yanal planını hazırladı

ki en önemli hücum yolu kanatlar olarak göze çarpıyor. Olcak ve Yusuf’un performansı, Adrian ve Colman’ın orta alandaki oyunundan daha etkili olduğu gözlemleniyor. Fenerbahçe’de, Caner ve Gökhan’ın sık sık ileri çıkması, bu karşılaşmada kanat akınlarını daha da kolay kılacak. Özellikle karşı ataklarda, Fenerbahçe beklerini hazırlıksız yakalamak isteyen Bordo-Mavililerde, yapılan ortaları Henrique sonuçlandırmaya çalışacak.

Bir devir kapanıyor

GALATASARAY

AKHİSAR BLD.

VOLEYBOL

Trabzonspor’un bu sezon-

O G B M A Y Av.

P 1 FENERBAHÇE 23 16 3 4 51 26 25 51 2 GALATASARAY 24 13 9 2 47 21 26 48 Muslera ***, Eboue ***, Semih ***, Hakan 3 BEŞİKTAŞ **, Telles ***, Ceyhun **, Melo *** (Dk. 84 23 12 7 4 39 22 17 43 4 SİVASSPOR Koray ?), Yekta **, Sneijder **** (Dk. 76 23 11 3 9 41 37 4 36 Hamit *), Burak ****, Drogba **** (Dk. 69 5 KASIMPAŞA 24 9 8 7 38 30 8 35 Umut *) T. D.: Roberto Mancini 6 AKHİSAR BLD. 24 10 5 9 33 36 -3 35 7 TRABZONSPOR 23 9 7 7 32 29 3 34 8 KARABÜKSPOR 24 9 7 8 25 25 0 34 Emrah *, Çağdaş *, Sonko *, Emin * (Dk. 9 BURSASPOR 24 9 7 8 27 30 -3 34 53 Kuate *), Sertan * (Dk. 53 Bahattin *), 10 ESKİŞEHİRSPOR Uğur **, Mehmet *, Niasse *, Güray 23 9 6 8 27 24 3 33 *, 11 G.ANTEPSPOR Emrah, Mezenga (Dk. 76 Ahmet) 23 8 5 10 27 39 -12 29 T. D.: Hamza Hamzaoğlu 12 KONYASPOR 24 8 4 12 33 35 -2 28 13 ELAZIĞSPOR Goller: Dk. 13 ve 48 Drogba, Dk. 18 Tel24 8 3 13 32 47 -15 27 les, Dk. 55 Burak, Dk.65 Mezenga, 14 ANTALYASPOR 23 5 10 8 26 28 -2 25 Dk.73 Sneijder (Galatasaray), Dk. 59 15 G.BİRLİĞİ 23 7 4 12 25 31 -6 25 Mehmet (Akhisar BLD.) 16 K. ERCİYESSPOR 24 7 4 Sarı kartlar: Yekta (Galatasaray), Uğur, 13 25 36 -11 25 Mezenga (Akhisar BLD.) 17 RİZESPOR 23 5 7 11 26 33 -7 22 Hakem: Fırat Aydınus 18 KAYSERİSPOR 23 3 7 13 15 40 -25 16 Stat: ASY Arena

F.Bahçe 97-54 Antakya BLD. Orduspor 77-67 Ceyhan BLD. Tarsus BLD. 69-71 Galatasaray Canik BLD. 94-84 Konak BLD. Beşiktaş 80-70 Ank. Kolejliler Botaş 59-66 Mersin BŞB.

Hami Mandıralı, yarın Fenerbahçe ile oynanacak maçta camianın beklentilerinin oldukça yüksek olduğunun farkında olduklarını söyledi. Futbolcuların bu maçta atak bir oyun anlayışı ile mücadele etmelerini isteyen Mandıralı, Fenerbahçe’nin maçlarını tekrar tekrar izleyerek, rakibin etkili ve zayıf yönlerini oyuncularına göstermeye çalıştı. Mandıralı’nın özellikle tecrübeli isimlerden maç içerisinde sorumluluk almalarını istediği ifade edildi.

ESKİŞEHİRSPOR

PU AN DU RU MU

Kadınlar

‘Atak oynayın’

BEŞİKTAŞ

İkinci yarıda goller ardı ardına geldi. Önce 48’de Drogba savunmanın hatasını affetmeyip farkı üçe çıkarttı, ardından 55’te Burak, Drogba’nın ikramını geri çevirmedi ve skor bir anda 4-0’a geldi. Karşılaşmanın 59.dakikasında ender gelişen Akhisar atağında Mehmet’in düzgün vuruşu farkı üçe indirdi.4-1. Müthiş bir tempo kazanan maçta, Galatasaray 65’te Mezenga kendi filelerini havalandırarak, farkı tekrar dörde çıkartırken 72’de gecenin yıldızlarından Sneijder durumu 5-1’e getirdi. İlerleyen dakikalarda her iki takımdan da başka gol sesi çıkmayınca Galatasaray, Akhisar’ı farklı geçerek zirve takibini sürdürdü.

Süper Lig

Kanatlardan gidecek

Beşiktaş, Süper Lig’in 24. haftasında bugün Eskişehirspor’u konuk edecek. Beşiktaş’ta cezalı durumda bulunan Atiba ve Necip’in yanı sıra, sakatlıkları bulunan Almeida, Fernandes, Sivok ve Dany de forma giyemeyecek.

İkinci yarı 5 gol

FUTBOL

Trabzonspor’un başında, Mustafa Reşit Akçay bulunuyordu. Akçay, maç öncesi yaptığı açıklamada, 1 puan sinyalleri veriyor, savunmaya dikkat çekiyordu. Nitekim zorlu 90 dakika, Trabzonspor’un bu anlayışı ile 0-0 eşitlikle noktalandı. Ancak Hami Mandıralı’nın takımı devralmasıyla daha ofansif bir görüntü çizen Karadeniz ekibi, Fenerbahçe karşısında bu kez kapanmayacak.

Kartal galibiyet peşinde

S

üper Lig’in 24. haftasında Galatasaray, kendi sahasında Akhisarı Belediye’yi konuk etti. Geçen hafta Rizespor deplasmanından son dakikalarda penaltıdan yediği gol ile bir puan çıkartan Sarı-Kırmızılılar bu karşılaşmaya oldukça istekli bir şekilde başladı. Karşılaşmanın 13. dakikasında Sneijder’in sağ kanattan kullandığı köşe vuruşunda Drogba topa çok iyi yükseldi ve takımını öne geçirdi.1-0. Golün ardından ataklarını daha da sıklaştıran Galatasaray, 18. dakikada Telles’le farkı ikiye çıkarttı. Yediği gollerden sonra bile oyun disiplininden hiç kopmayan Akhisar’ın gol çabası ilk yarı boyunca sonuç vermedi ve soyunma odasına Galatasaray’ın 2-0’lık üstünlüğü ile girildi.

SPORDA DÜN

Mustafa Akçay’ın Trabzonspor’un başında olduğu ve ‘önce savunma’ anlayışıyla ligin ilk yarısında Fenerbahçe ile deplasmanda 0-0 berabere kalan Karadeniz ekibi, bu kez Hami Mandıralı ile ofansa öncelik verecek vrupa Ligi’nden ve Türkiye Kupası’ndan elenerek, elinde sadece lig kalan Trabzonspor, yarın akşam Fenerbahçe’yi konuk edecek. Süper Lig’de aldığı istikrarsız sonuçların ardından, orta sıralardan, üst sıralara tırmanma mücadelesi veren Bordo-Mavililer, bu kez farklı bir profille Sarı-Lacivertli takımın karşısında olacak. Süper Lig’in 7. haftasında Fenerbahçe’ye konuk olan

CENK ÇINAR

AKHİSAR BLD.

Bu kez saldıracak!

HÜSEYİN KAYA

Bu sezon kendi sahasında hiç maç kaybetmeyen Galatasaray, geleneği bozmadı. Aslan, Akhisar engelini Telles, Drogba (2), Burak, Sneijder ve Mezenga’nın kendi kalesine attığı golle geçerken konuk ekibin tek golü Mehmet’ten geldi

EMİR RIZA LEKİ

S

on 4 deplasman maçından sadece 1 puan çıkarabilen Fenerbahçe bu hafta ligin en zorlu deplasmanlarından birine çıkıyor. Yarın akşam Trabzonspor ile karşılaşacak olan Sarı-Lacivertliler’de tek hedef deplasman fobisine son verip 3 puanı almak. Ersun Yanal, Fenerbahçe-Trabzonspor arasındaki gergin ilişkiden ötürü BordoMavililer karşısında alınacak galibiyetin

camiayı çok sevindireceğini ve kazanılacak moralle şampiyonluk yolunda çok önemli bir kilometre taşının devrileceğine inanıyor. İlerleyen haftalarda Galatasaray ve Beşiktaş’a konuk olacak olan Fenerbahçe o maçlar öncesinde puan kaybetmek istemiyor. Hücum hattı revire dönen F.Bahçe, Konya maçından sonra ilk defa ileri 4’lüsünün tamamını maç kadrosuna dahil edebilecek. Webo’yu 18’e alması beklenenYanal’ın maç sırasında bir aksilik çıkmaması durumunda Kamerunlu golcüyü riske etmeyeceği öğrenildi. Sakat Bruno Alves ve cezalı Cristian’dan yararlanamayacak olan SarıLacivertliler artık galibiyete odaklandı.

Egemen belirsiz Fenerbahçe’de Trabzonspor deplasmanı öncesi Egemen şoku yaşandı. Tecrübeli futbolcu dün sabah yapılan antrenmanda sakatlanarak antrenmanı ‘tedbir’ amaçlı yarıda bıraktı. Tecrübeli oyuncunun durumu çekilecek MR sonrası belirlenecek. Egemen’in kadroda olmaması durumunda Trabzonspor maçında stoperde Kadlec olacak. Egemen’in Trabzon deplasmanında oynamak istediği ve durumunun bugün kesin olarak belli olacağı belirtiliyor.

Futbol kadınlarla daha güzel ANIL BUDAK

Türkiye Futbol Federasyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in de katıldığı özel bir etkinlikle kutladı. Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu’nda saat 11.30 - 13.00 saatleri arasında gerçekleşen organizasyonda önce Beşiktaş ve Darüşşafaka’nın U15 kız takımları karşı karşıya geldi. Ardından aralarında Açelya Danoğlu, Büşra Pekin, Filiz Taçbaş, Ivana Sert, Müjde Uzman ve sürpriz konukların da yer aldığı ünlü kadınlarımız ile kadın liglerinde top koşturan futbolcuların yer aldığı bir gösteri maçı yapılldı. Etkinlikte bir de free style futbol gösterisi gerçekleştirildi. Organizasyonun sonunda TFF’nin erkek çalışanları, Fatih Terim ve etkinlikte yer alan kadınlara çiçek verdi.


9 MART 2014 PAZAR

Hazırlayan: Hüseyin KAYA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ÜLKENİZ ADINA 5 KEZ DÜNYA, 12 KEZ AVRUPA ŞAMPİYONU OLMUŞ BİR VATANDAŞINIZI...

YILDIZ ARAS’I TANIR MISINIZ Değişik dallarda, sayıları fazla olmayan şampiyonlarımız vardı. Temiz şampiyonlarımız! En profesyonelleri bile, “amatör” olan... Günümüzle kıyaslanmayacak, sınırlı olanaklarla ve karşılıklarla çalıştılar, yarıştılar. İnanılması güç başarılara, de-

recelere imza attılar. Gün geldi, aktif spor yaşamları bitti. Kimi sporun içinde kaldı, kimi köşesine çekildi, kimi artık aramızda değil... Bir zamanlar hepimize ezberlettikleri adlarını şimdi anımsayamayan toplumsal hafızamıza inat; “Sizi unutmadık!” diyoruz.

“S

izi Unutmadık” dizisinin, belki de en genç şampiyonu olacak Yıldız Aras. Aslında onun başarılarının üstünden, “unutulacak” kadar zaman da geçmedi. Ancak, Yıldız Aras’la toplumun ilişkisi, Türkiye’de spora bakışın özeti gibi... 5 kez Dünya, 12 kez Avrupa Şampiyonu olmuş bir sporcumuzdan habersiziz!.. Bu yazıyı okuyanların büyük bölümünün de, adını ilk defa görmüş olacağını düşünüyorum. Bunda medya kadar; futbolcuları, ayak bileklerinin fotoğrafından bile tanıyan bizlerin de sorumluluğu yok mu? Bu arada; gazeteci milletinin, dövüş sporlarıyla uğraşan kadın sporculara sormadan edemediği standart soruyu, Aras’a da sormadım. Dolayısıyla, sokakta kimseleri dövüp dövmediğinin cevabı, yazıda yok; umarım siz de merak etmiyorsunuzdur.  Siz nasıl açıklıyorsunuz bu tanınmama durumunuzu; üstelik dövüş sporlarına bu kadar meraklı bir ülkede? Evet çelişki. Kendi camiam hariç çok tanındığımı söyleyemem. Ya da bu tür sporlarla özellikle ilgilenenler dışında... Ülkemizde futbol hariç bütün branşlar aynı durumda sanırım. Bu aslında dünya genelinde böyle. Tanınmak gibi bir isteğimde olmadı açıkçası... Bu beni oyundan düşürür müydü, bilemiyorum.

‘Karatede vurulmaz’  Karate “sert” bir branş olarak adlandırılabilir mi? Sakatlık riski yüksek midir? Karate, sportif anlamda sert bir branş değil. Küçük yaş gurubunda temasın dahi olmadığı, büyük yaş gruplarına doğru sadece temasa izin veren bir branştır. Fakat zaman zaman bu ayarlanamıyor ve bazı sert-

likler oluyor. Bu gibi durumlarda, sert vuruş yapan taraf cezalandırılır, diskalifiye dahi edilebilir. Amaç, tekniği doğru uygulayıp çok seri, çok kuvvetli bir şekilde vurabileceğini göstermek ama vurmamaktır. Aslında “ kontrollü, güçlü teknik gösterisi” diyebiliriz. Her sporda olduğu gibi karatede de sakatlıklar olabiliyor.  Ciddi sakatlıklar yaşadınız mı? Ben 3 kez ön çapraz bağ ameliyatı ve parmağımda tendon kopmasından ameliyat oldum. Ama darbelerden değil, maç esnasında ya da antrenmanda anlık durumlarda yanlış basmak, rakibi düşürmeye çalışırken dizimin dönmesi gibi durumlarda sakatlandım.

‘Bana ‘Strong Girl’ derlerdi’  Karate için ne gibi fiziki, motorik özellikler gerekir? Sizin en önemli özelliğiniz neydi müsabık olarak? Karate sporunda genelde bütün branşlarda olması gereken motorik özelliklerin gelişmiş olması gerekir.

(Kuvvet, Sürat, Dayanıklılık, Koordinasyon, Hareketlilik vb.) Fakat bizim gibi oyunsal sporlarda taktik, sportif branşa yönelik pratik zekâ önemlidir. Kendime gelince; diğer sporculardan kuvvet olarak üstün olduğumu düşünürdüm. Zaten yurtdışında bana “Strong Girl”(Kuvvetli Kız) diyorlardı. Sadece kuvvetli olmak yetmez tabii, zamanlamamın çok iyi olduğunu, biraz da korkusuz olduğumu düşünüyorum.  Karate, neden olimpik branş olarak tescillenmiyor yıllardır? Ben de mantıklı bir cevap bulamıyorum. Politik bir süreç bence. Olimpik branş olma kriterlerine bakıldığında, çoğu kritere uygun olduğumuzu düşünüyorum. 40’tan fazla ülkeyle Avrupa, en az 70 ülkeyle Dünya şampiyonalarında yarışıyoruz. Olimpiyatlarda yarışan bazı branşlara baktığımızda, 20 ülke ile Avrupa Şampiyonası yapıyorlar.

‘Doping böyle önlenemez’  Maddi olarak, emeğinizin karşılığını aldınız mı?

?

‘Pek çok kadından, “Bana karate öğretir misin, falanca erkeği (koca, erkek arkadaş, abi ya da kendisine kötü davranan herhangi biri) dövmek istiyorum” sözünü duymuşumdur. Şiddetle iç içeyiz’ 1999-2000 yıllarında Avrupa Dünya Şampiyonaları’nda aldığım ödüllerle belli bir birikim yapabildim. Fakat o tarihten sonra ödüllerde çok düşüş oldu ve hâlâ da düşmeye devam ediyor. Sporcuyken ben biraz başarı odaklıydım, para kısmı beni pek ilgilendirmiyordu. Bazı şeyleri bırakınca daha iyi gördüm. İnanamıyorum olanlara; düşünün, karatede Avrupa’da derece yapacak sporcu zaten 10-15 bin lira alacak, bir de onu 12 taksitte alacakmış... Ayrıca, o kadar değişken ki; ben Akdeniz Oyunlarında 3 kez şampiyon oldum; 30 altındı, 2013 Akdeniz Oyunları’na 300 altın verdiler. Bu şartlarda nasıl emeğimin karşılığını aldım diyebilirim?  Ödülle dopingin ilişkilendirilmesine ne diyorsunuz? Bir takım branşlarda doping yapılıyor diye ya da küçük yaşta başarılı olanlara o kadar parayı verince, performansları düşüyor diye ödüller düşürülüyor. Bunların çözümü bu olamaz. 1 trilyon kazananı düşür belki ama zaten 30-40 bin alanı düşürür bir de bunu takside bağlarsan bilemiyorum sporun hâli nice olur?

 Bu bağlamda ne yapılmalı sizce? Bunu olumlu olarak kullanabilir, projelendirebiliriz. Sokak çocuklarında, şiddete meyilli insanların yönlendirilmesinde ya da her insanın içinde olan şiddet dürtüsünü kontrol aşamasında kullanabiliriz. Bu tür çalışmaları duyuyoruz ama sonuçları hakkında bilgi sahibi değilim. Özellikle kız çocuklarının, kadınların, özgüven problemi olanların, kendine olan güvenlerini kazanmasında eğitim aracı olarak spor kullanılabilinir.  Önemli bir rol model olarak siz neler yapıyorsunuz bu konularda? Beden eğitimi öğretmenliği yaptığım okulumda, karate kursları başlattık. Orada uyum sorunu yaşayan, şiddete başvuran öğrencilere yönelik çalışmalarımız var. Tabii ki bunun yeterli olduğunu söyleyemem. Polis teşkilatının da bu tip çalışmaları olduğunu biliyorum. Hemcinslerim, çocuklar ya da katkımın olacağını düşündüğüm her ciddi projenin içinde olmak isterim. Fakat ciddi anlamda bu tür projelerle karşılaşmadım.

YILDIZ ARAS KİMDİR? 10 Kasım 1977’de, Karslı baba ve Sivaslı annenin, 6 çocuğunun 5.si olarak İstanbul’da doğdu. Çocukluk yılları, dövüş sporlarında başarılı olacağının habercisi gibiydi. Bunu fark eden karate antrenörü ve komşuları Yüksel Baltay’ın yönlendirmesiyle 9 yaşında karateye başladı. Spor hayatına Ersoy Çırlar Kulübü’nün sporcusu olarak devam etti. 1995’te girdiği A Milli Takım’da, 2010’a kadar Kumite(dövüş) dalında, +60 kg ve açık sıklette mücadele etti. 1997-2009 yılları arasında, 5 kez Dünya, 12 kez Avrupa, 3 kez Akdeniz Oyunları şampiyonu oldu. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu mezunu, bekâr, Fenerbahçeli... İstanbul Bağcılar’da, beden eğitimi öğretmenliği yapıyor. Farklı ülkelerde seminerlere katıldı, katılıyor. Milli Takım ve Bağcılar Belediyespor’un karate antrenörlüğünü, Ümit-Genç-21 Yaş altı Bayan Karate Milli Takımları’nın teknik komite üyeliğini yapıyor.

‘Dövmek istiyorlar’  Karateci olduğunuzu öğrenenlerin tepkileri ne oluyor genellikle? Pek çok kadından, “Bana karate öğretir misin, falanca erkeği (koca, erkek arkadaş, abi ya da kendisine kötü davranan herhangi biri) dövmek istiyorum” sözünü duymuşumdur. Aslında hayatımızın her alanında şiddetle iç içeyiz; ailede, sokakta, okulda, iş hayatında... Bölgelere, eğitime, ekonomik ve sosyal şartlara göre değişse de, karakteristik olarak bir yatkınlık var.

T.C. BÜYÜKÇEKMECE 2. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/4742 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: TAINMAZIN TAPU KAYDI Özellikleri : İstanbul, Esenyurt, Esenyuıt Köyü, 2682 ada, 8 parsel sayılı, 216,79 m2 yüzölçümlü, ana tapınmaz niteliği arsa olan, 2. kat, 8 bağımsız bölüm nolu, 21/216 arsa paylı mesken Nitelikleri : Satışa konu taşınmaz İstanbul, Esenyurt ilçesi, Örnek Mahallesi, 1409. Sokakta, tapunun 2682 ada, 8 parsel numarasında kayıtlı ve 1409. Sokaktan 3 dış kapı numarası alan 216.79 m2 miktarlı arsa dahilindeki kat irtifakı tesisli kargir apartmanda 21/216 arsa paylı 2. Kat ( 8 ) nolu meskenin tamamı niteliğindedir. Bodrum kat + zemin kat + 3 normal kat + çatı kattan müteşekkil, B.A.K tarzda, bitişik nizamda, 2. Sınıf malzeme ve işçilik kalitesi ile inşa edilmiş olan, elektrik, sıhhi tesisat, doğalgaz tesisatı mevcut, katlarında ikişer daireleri ana binanın 2. Normal katında yer alan daire antre üzerinde salon, mutfak, iki oda, banyo, WC mahallerinden ibaret, dış ölçüleri itibariyle 79 m2 alana sahip, ıslak hacim zeminleri seramik, salon ve oda zeminleri laminat parke, duvarları sıvalı ve boyalı, bonya-WC duvarları fayans kaplı, mutfakta sabit tezgah ile ahşap mutfak dolapları, banyosunda sıhhi tesisat armatürleri ile tamamlayıcı aksesuarları ikmal edilmiş durumda, PVC doğrama ve ısıcamlı, çelik giriş kapılı, doğalgaz tesisatlıdır. Taşınmaz bulunduğu konum itibariyle alt ve üst yapısı tamamlanmış, her türlü belediye ve sosyal imkanlardan istifade edecek konumda olup, civarın talep gören konut alanında yer almaktadır. Yüzölçümü : 216,79 m2 Arsa Pay : 21/216 imar Durumu : Esenyurt Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 06.12.2013 tarih, 26399 sayılı imar durumu yazısına göre Esenyurt, Örnek Mahallesi, 2682 ada, 8 parsel sayılı taşınmaz İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.07.2013 tarih, 1523 sayılı kararı ile onaylanan Esenyurt TEM Güneyi 2. Etap 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Bitişik Nizam, 5 kat, konut alanında kalmaktadır denilmiştir. Kymeti : 110.000,00 TL KDV Oran : %1 1. Sat Günü : 29/04/2014 günü 15:30 - 15:40 arası 2. Sat Günü : 29/05/2014 günü 15:30 - 15:40 arası

Sat Yeri : BÜYÜKÇEKMECE 2. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve iflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir, ihaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yaürmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/4742 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 24/02/2014 (İİKm.126)_ (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 15327 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. KÜÇÜKÇEKMECE 1. CRA DARES TAINIRIN AÇIK ARTIRMA LANI 2014/855 TLMT. Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50’sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50’sini bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.’nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 06/03/2014 1. hale Tarihi 2. hale Tarihi hale Yeri

: 26/03/2014 günü, saat 10:30 - 10:35 aras. : 10/04/2014 günü, saat 10:30 - 10:35 aras. : SARAÇLAR SANAY STES 9.BLOK NO:33 KTELL BAAKEHR STANBUL - null null / null

No

Takdir Edilen Deeri TL.

Adedi

KDV

Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)

1

4.000,00

25

%8

2

18.200,00

91

%8

3

45.408,00

258

%8

4

22.400,00

112

%8

5 6 7 8 9

56.000,00 15.750,00 8.900,00 4.620,00 16.170,00

160 63 89 14 49

%8 %8 %8 %8 %8

10

17.150,00

98

%8

11

2.800,00

16

%8

25 Adet KUMAŞ YERLİ LAKOST CİNSİ ÇEŞİTLİ RENKLERDE KUMAŞ ORTALAMA KG 20 KG (BALYA HALİNDE) (SARILI) 91 Adet KUMAŞ İTHAL LAKOST CİNSİ ÇEŞİTLİ RENKLERDE KUMAŞ ORTALAMA 20 KG (BALYA HALİNDE)(SARILI) 258 Adet KUMAŞ YERLİ LAKOST CİNSİ ÇEŞİTLİ RENKLERDE KUMAŞ BALYA ORTALAMA 22 KG (BALYA HALİNDE) 112 Adet KUMAŞ ALKANTRA CİNSİ KUMAŞ (25 KG ORTALAMA BALYA) 160 Adet KUMAŞ SÜET CİNSİ KUMAŞ (160 BALYA x100m) 63 Adet KUMAŞ SÜET CİNSİ KUMAŞ (63 ADET BALYA x100 m) 89 Adet KUMAŞ IMPERTEKS CİNSİ KUMAŞ (89 ADET BALYA x 40 m) 14 Adet SUNİ DERİ SUNİ DERİ (14 ADETx30m) (1,6mm’lik) 49 Adet SUNİ DERİ SUNİ DERİ (49 ADET BALYA x 30 m) lamineli 1,6mm’lik 98 Adet KUMAŞ VELBOA CİNSİ KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (ORTALAMA BALYA 50 m) 16 Adet KUMAŞ AIRTEKS CİNSİ KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (ORTALAMA BALYA 50m x 16 ADET BALYA)

12

2.250,00

9

%8

13

69.120,00

360

%8

14 15 16

6.400,00 5.600,00 42.000,00

80 40 210

%8 %8 %8

17

52.000,00

260

%8

18

23.000,00

115

%8

19

9.600,00

48

%8

20

16.000,00

80

%8

21

15.000,00

75

%8

22

9.500,00

38

%8

23

12.375,00

11

%18

24

5.000,00

1

%18

25

6.500,00

1

%18

26

3.000,00

1

%18

27

3.000,00

1

%18

9 Adet KUMAŞ SÜET CİNSİ KUMAŞ (100 m ORTALAMA BALYA x 9 ADET) 360 Adet KUMAŞ LAKOST CİNSİ KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (24 KG ORTALAMA BALYA x 360 ADET) 80 Adet AYAKKABI ROBİNSON AYAKKABI (80 KOLİ x 8 ADET) 40 Adet TERLİK ROBİNSON TERLİK (40 KOLİ x 70 adet) 210 Adet KUMAŞ YERLİ LAKOST CİNSİ ÇEŞİTLİ RENKLERDE KUMAŞ (100 m x 210 ADET BALYA ) 260 Adet KUMAŞ KONVERS CİNSİ KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (260 ADET BALYA x 100 M) 115 Adet KUMAŞ YERLİ LAKOST CİNSİ ÇEŞİTLİ RENKLERDE KUMAŞ (115 ADET BALYA x100 M ORTALAMA) 48 Adet KUMAŞ KETEN KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (ORTALAMA BALYA 100 M x 48 ADET BALYA) 80 Adet KUMAŞ KETEN KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (ORTALAMA BALYA 100 M x 80 ADET BALYA) 75 Adet KUMAŞ KETEN KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (ORTALAMA BALYA 100 M x 75 ADET BALYA) 38 Adet KUMAŞ SÜET KUMAŞ ÇEŞİTLİ RENKLERDE (ORTALAMA 100 M x 38 ADET) 11 Adet KÜRK AYAKKABI İÇİ KÜRKÜ (11 ADET BALYA x ORTALAMA BALYA 75 m) (ROBA KUMAŞ MARKA) 1 Adet ÜTÜ MAKİNASI HAZAR MAKİNE KUMAŞ VE DERİ ÜTÜ MAKİNESİ (SERİ NO YOK PİYASA MALI) (MAVİ RENK) 1 Adet GOFRAJ MERDANESİ - LAMİNASYON MAKİNESİ ARMAK MAKİNE MODEL :1800 mm (MAVİ RENK)(GOFRAJ MERDANESİ LAMİNASYON MAKİNESİ (SERİ NO YOK) 1 Adet ÜTÜ MAKİNESİ MARKASIZ KUMAŞ VE DERİ ÜTÜ MAKİNESİ (SERİ NO YOK PİYASA MALI) 1 Adet ÜTÜ MAKİNESİ MARKASIZ PİYASA MALI KUMAŞ VE DERİ ÜTÜ MAKİNESİ

(İİK m.114/1,114/3) * : Bu ömek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 63’e karşılık gelmektedir. BASIN: 15683 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Özlem KONUR USTA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Kato’nun etekleri kardelenlerle süslendi

9 MART 2014 PAZAR

‘Türkiye çağdaş bir yönetime layık’

Kato Dağı eteklerindeki Narlı köyünde de bir yanda dağlarda karlar dururken diğer taraftan köyün her tarafı kardelenlerle süslendi. Kardelenler içinde oynayan köylü çocuklar, baharın erken gelişiyle çok mutlu olduklarını söyledi.

Kadının sorunlarının temelinde ekonomik nedenler var

 Geleceğe dair düşüncen nedir? Elbette vatanıma dönüp buradaki birikimimi insanlarımıza aktarmayı planlıyorum. Tango benim hayatım. Onu benim gördüğüm biçimde başkalarının görebilmesine aracı olmak istiyorum. Biz kıtalar ve toplumlar arasında bağ olmuş çok zengin kültüre sahip bir halkız. Bugün gericileşen, yozlaşan bu sisteme değil çağdaş ve kendi yüksek değerlerini savunan bir yönetime layığız. Dans ve müzik ise toplumların birleştirici temel değeri ve itici moral gücüdür. Atatürk’ün dediği gibi “Müzik devrimi, ulusun yüksek gelişiminin belgesidir”.

Şule

PERİNÇEK

 Latin Amerika’da kadın sorunu var mı? Latin Amerika’da da kadınların sorunlarının temelinde ekonomik nedenler var. Eğitim, sağlık, sosyal statü çok belirleyici. Kadının üzerindeki sosyal baskı burada da mevcut. Latin Amerika’nın birçok yerinde dini nedenlerle kürtaj hakkı tanınmıyor. Arjantin’de gay evliliği yasal bir hak ama kürtaj değil. Kadının bedeni hâlâ kendine değil devlete ya da topluma ait bir nesne gibi görülüyor. Bunun sonucunda yüzlerce kadın sağlıksız koşullarda kürtaj olurken hayatını yitiriyor. Ayrıca kadın cinayetleri ve tecavüz olayları bu topraklarda da var. Kadın olmak her yerde zor.

Şalvarıyla köfte ekmek satarken Ayşe Gençalp, tangonun vatanı Buenos Aires’te başarılı bir Türk tangocusu... Arjantinlilere göre Latin Amerikalılardan sonra tangoyu en iyi Türkler yapıyor. Gençalp, Türkiye’den Arjantin’e uzanan dans serüvenini anlattı

YILDIZI

PARLADI rılıp dans edersiniz. Onunla bir olur bedeniniz. Alnınızın teri karışır birbirine. yşe Gençalp, 25 yaşında tango Tango başka bir dildir. Komple bir dersi almak için Arjantin’e davranış biçimidir. Birkaç dakikalık bir geldi. Şimdi Arjantin’in en çok şarkıda, hiç konuşmadan dans ettiğiniz ilgi gören tango gösterisinde... Gençalp, kişinin birçok karakter özelliğini anlayabilirsiniz. Bu yetiyi kazanbaşkent Buenos Aires’te dığım ve insanları bu şekilde sorularımızı yanıtladı. tanıdığım için kendimi mutlu  Tangoyu ve Arjanve güvende hissediyorum. tin’i nasıl seçtin?  Türkiye’de tangoya 6 yıl kadar önce tango ilgi nasıl? dersi almak için 2 aylığına Çok önemli festivaller geldim. Param olmadığı ve organizasyonlar yapılıyor. için meydanda köfte ekBazılarını Arjantinli hocalar mek satmaya başladım. düzenliyor. Çok iyi tangoKöfte ekmek satarken bir cularımız var. Bizde bir tür tango organizatörüyle ta“Latin” kanı var. Avrupalılar nıştım. Orada bir prova ya da Kuzey Amerikalılarda yaptık. Komik ama albu yok. Arjantinliler, Latin tımda bir şalvarla yaptığım Amerikalılardan sonra dündansı beğendi. İlk tango Ayşe Gençalp yada tangoyu en iyi Türkişimi böyle aldım. lerin yaptığını söylüyorlar.  Kendini burada kısa sürede kabul ettirdin. Arjantin İkizim Mehmet de New York’ta tercih milli değerleri konusunda muhafa- edilen bir tango lideridir. zakar bir ülke değil mi? Sırf Arjantinli olmadığım için tan- ‘Aydını tutsak ülke yok olur’  Türkiye Latin Amerika’dan nago elemelerinde kaybettiğim çok oldu. Bu normal. Bir ülke kendi değerlerini sıl görünüyor? Biz her türlü yozlaşmaya karşın korumalı. Bir yerlere gelmek, özellikle sanatta, o kadar kolay olmamalı. çok büyük değerlere sahip bir milletiz. Bütün bu zorlukları aşıp başardığım Fakat son on yıldır yapılanlar Türkiye’yi felakete götürüyor ve ben bundan için mutluyum. acı duyuyorum. Eğitimin çağdışı ve ‘Türklerde Latin kanı var’ dinsel bir anlayışa dönüşmesi, devlete  Bunca engel ve sıkıntıya rağmen -aslında millete- ait olan kurumların satılması, yargının ve güvenliğin taritangoda ısrar etmenin nedeni ne? İletişim olanaklarının bu kadar ge- katların eline düşmesi... Toplumun liştiği ancak insanların birbirlerine olan en değerli aydın ve siyasetçilerinin, güvenini aynı ölçüde kaybettiği bir askerlerinin keyfi biçimde hapsedildiği dünyada tango bambaşka bir şey. Bir bir ülke yok olur. Bu yaşananların milongada hiç tanımadığınız birine sa- dünyada örneği yok.  ÖZGÜR UYANIK

A

İşçi Partisi’nin tango sevdalısı adayı  Sen aslen İzmir Foçalıydın değil mi? Ailem Foça’nın ilk yerleşimcilerindedir. Suyun kuyudan çekildiği dönemlerdi. Şimdi bir betonlaşma yaşanıyor. Umarım yeni Başkan bu kirlenmeye dur der. Foça’da tango sevdalısı bir Belediye Başkan adayı var. İşçi Partisi’nden Yavuz Efe çok iyi bir kariyere sahip, aydın, barışçıl tipik bir Ege insanı.  Foçalıların kanında var bu tango! Övünmek gibi olmasın biz Foçalılar, tango konusunda dünyada ünlüyüzdür. Çalıp oynamayı severiz (Gülüyor). Yavuz Efe başkanlığında Buenos Aires’le Foça arasında bir tango köprüsü kuracağız. Ayrıca ben bir tarihi restoratör olarak Yavuz başkanımızdan Foça’nın doğal ve tarihi yapısını koruyacak önlemler bekliyorum.

Yavuz Efe

suleperincek@aydinlik.com.tr

RÜZGARGÜLÜ

KURULUŞ 1921

Bu yıl kar yağışının az olduğu Van’da hava sıcaklıklarının da mevsim normallerinin 5-6 derece üzerinde seyretmesi, baharın erken gelmesine neden oldu. Birçok yerde karlar erken eriyince kardelenler de 1 ay erken açtı.

Siz hiç sabunluyken ağladınız mı... Bu hafta bana izin verin. Yazmayayım. Aklım zaten başka yerde. Yazsam... Kalemimden bir kaza çıkacak diye korkuyorum. Tahliyelere, tahliye edilmemelere isyandaydık... Kabardıkça kabarıyor. Geçen hafta Almanya’daydım. Uşak milletvekilimiz Dilek Akagün Yılmaz’la birlikte TGB’nin, ADD’nin çağrılısı olarak Mannheim’da, Worms’da, Saarbrücken’de konuşmalar yaptık. Sonra ben devam ettim. Frankfurt, Dortmund... sırada Wiesbaden, Hannover, Berlin vardı. 2014’ün 8 Mart’ında kadınlarımızı, sorunlarımızı konuşacaktık. Şu Türkler ilginç. Nereye gitseler gözlerinin, yüzlerinin, yüreklerinin güzelliklerini götürüyorlar. Mustafa Kemal’in askerleri oralarda da nöbette. Kucaklaştık. Dertleştik. Heyecanlandık. Sonra bir telefon geldi. İlk; güzel kardeşim Nilgül Doğan’dan. Ondan sonra bir trafik. Televizyonda alttan yazılar geçmeye başladı. İnanın yalnızca Doğu Perinçek tahliye olacak olsa, göreve devam ederdim. Yedinci yıla girdik. Hasret yaktı kavurdu. Haksızlık hepsinden beter. Vatanımızın, milletimizin birliği bütünlüğü, bağımsızlığı söz konusu. Ama bütün Türkiye ayağa kalktı. Geliyor. Halden anlarlar. Duramadım. İlk uçak. Elimizde telefon. Yetişebilecek miyim... Yol ne uzunmuş... Saat hesabı, dakika hesabı... ... Görüşüyorlar... Sonra bir haber. Hâkimler evlerine gitmiş. Mesai saati bitmiş. ... Başkasının acısı bize her zaman daha acı gelmiştir. Küçük bir çocuğun üvey anasından kafasına yediği hamam tası bizi daha çok acıtmıştır; sabun gözümüzü daha çok yakmıştır. Demir kapıların ardını düşünüyorum. Ne zamandır kalın büyük torba depoluyorum içeriye. Kitaplar filan ağır, çıkarken taşıması zor olur diye... Ne olur ne olmaz. Bugün yarın... Ama işte alt yazı geçiyor bugün. Dışarıda ailelerini, çocuklarını düşünüyorum. ... Dedim ya yazacak durumda değilim. Ne vaktim, ne yüreğim müsait. İzninizle... Ben Silivri’ye gidiyorum. Bu arada selamlarımla, herkese Cemal Süreya’nın şiirini gönderiyorum. Dün mesai saatinin bitiminden bu yana nedense dilime takıldı. “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü, kör oldum. Yıkadılar, aldılar, götürdüler. Babamdan ummazdım bunu kör oldum. Siz hiç hamama gittiniz mi? Ben gittim lambanın biri söndü Gözümün biri söndü kör oldum. Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak Söylemesine maviydi kör oldum Taslara gelince, hamam taslarına Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi Taslarda yüzümün yarısını gördüm Bir şey gibiydi, bir şey gibi kötü Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?”


Aydinlik 20140309