Page 1

MİT-PKK’NIN PERİNÇEK TELAŞI 

PKK’ya yakın yayın organı ANF, Gülen cemaatinin desteğiyle hazırlanan ve yaklaşık 3 ay önce yayımlanan ‘Aydınlık’tan Kaçanlar’ kitabındaki psikolojik savaş malzemelerini piyasaya sürdü

Silahlı saldırıda MİT’i işaret etti

8

Aydınlık’ın, “İmralı’daki Apo” yazı dizisi ve MİTPKK ilişkisini ortaya koyan yayınları ses getirdi. ANF, Cengiz Çandar’ın “Perinçek, JİTEM elemanı mı?” yazısını gündeme getirdi. Dönemin İstihbarat Daire Başkanı, Çandar’ın iddialarını yalanlamıştı. MİT bağlantılı “Türk Solu” grubu da İşçi Partisi düşmanlığını kapak yaptı. 11’de

François Hollande

Hakan Fidan

Abdullah Öcalan

AİHM kararından KAÇAMAZSIN Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ı, “soykırım sancısı” tuttu. Yaklaşan seçimler nedeniyle Ermeni lobisine mesaj veren Hollande; “inkâr” yasasını savundu. Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen ise AİHM’nin Doğu Perinçek’le ilgili kararına uymak zorunda olduklarını söyledi. 10’da

KURULUŞ 1921

29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA - 75 KURUŞ

HEPSİ BENİM ALİ’M Ali Tatar’n intiharna neden olan Poyrazköy davasnda, tutuklu asker kalmad. Tatar’n ailesi ‘imdi kumpasçlar hesap vermeli’ dedi



Deniz Yarbay Ali Tatar’n annesi, aabeyi ve ablas, Poyrazköy davasnda verilen tahliyelerin ardndan Aydnlk’a konutu. Tatar, Gölcük davas nedeniyle 10 gün tutuklu kalm, serbest brakldktan sonra hakknda yeniden yakalama karar çknca intihar etmiti. Aabey Ahmet Tatar, “Atlan çamurlar ortaya çkacak” ifadesini kulland.



Anne Sat Tatar, “Ali’miz geri gelmedi, ancak bu davalarda tahliye olanlarn da cezaevlerinde kalanlarn da hepsi birer Ali. Onlarn ailelerine kavumas çok önemli” dedi. Abla Hürriyet Ünver de u vurguyu yapt: “Ali’nin hayatna son vermesi, bir intihar deil, kumpasa kar bakaldrt.” OLCAY KABAKTEPE’nin haberi 9’da

CHP’DEN AKP’YE AÇIK ÇEK

Yarbay Ali Tatar’ın yargılandığı Gölcük davası Poyrazköy’le birleştirilmişti. İntiharından sonra Tatar’ın dosyası kapatıldı.

mahkemesi

YENİDEN YARGILAMA AÇIKLAMASI

‘Kumpası çözelim’ CHP Genel Bakan Kemal Klçdarolu, Özel Görevli Mahkemelerde yarglananlarn derhal serbest braklmasn istedi. Ortak çalma için AKP’ye seslenen Klçdarolu, “Çözüm yeri TBMM ise CHP hazr. Hakszl bitirelim, adaleti salayalm” çarsnda bulundu. 9’da

OTOPARK

‘ÖYM’leri kaldıracağız’

Kemal Kılıçdaroğlu

Tayyip Erdoğan

Babakan Erdoan, ran ziyareti öncesi yeniden yarglama konusunda Bakanln çalmalarn sürdürdüünü belirterek, “Özel Yetkili Mahkemeleri ve TMK’y kaldrmay hedeflemi durumdayz. Bu mahkemeleri Ar Ceza Mahkemelerine devrederek bu süreci kapatacaz” dedi. 9’da

Ali Tatar’ın annesi Satı Tatar İsmet ÖZÇELİK 12’de

Hükümet enflasyonu durduramıyor

Tatar’n hesabn kim verecek?

Emekli Orgeneral Çetin Doğan, TÜBİTAK’ın 5 No.lu hard diskle ilgili raporunu, Aydınlık’a değerlendirdi: “Yeni bir delil ortaya çıktı. Zaten temelsiz olan davalar bir kez daha çöktü. Daha fazla belge isteniyorsa diğer CD’ler için de bilirkişi incelemesi Çetin Doğan yapılabilir.” 9’da

Mehmet Ali GÜLLER 9’da

Sabahattin ÖNKİBAR 12’de

Erdoan ve Gül’ün NATO’ya uyumu

Fotomontaj Tayyip ve Bilal olan



CHP’li Muhammet Çakmak, Zaman gazetesine verdiği demeçte, Gülen cemaatine kalkan oldu. Çakmak; 28 Şubat’a saldırdı, Cemaat’e yapılanı ‘zalimlik’ olarak niteledi CHP’nin Bağcılar Belediye Başkan Adayı ve eski Parti Meclisi üyesi Muhammet Çakmak, Gülen cemaatinin, Türkiye’de kardeşlik projelerine imza attığını öne sürdü. Çakmak, “Hizmet Hareketi’ne yapılan çirkin benzetmelerin hiçbir ahlaki temeli yoktur” dedi.

6

ISSN 2146-2356

Hukuk devleti

‘Temelsizdi tam çöktü’

Cemaat’i öve öve bitiremedi

Enflasyon hedefi 1 ay dayanmadı. Döviz kurlarındaki artışın önüne geçemeyen Merkez Bankası (MB), enflasyon hedefini 1,3 puan artırdı. MB Başkanı Erdem Başçı, kurlardaki artış karşısında faiz artırımı yapabileceklerini Erdem açıkladı. Başçı

Otomotive Otomotive yüzde10 10 yüzde mazota mazota 12kuruş kuruşzam zam 12

Özdemir İNCE 8’de

Fenerbahçe stadının otoparkında “polis ofisi” kuruldu. Slogan atan taraftarlara, mahkeme kararı olmadan ceza verildi. Ceza alan taraftarlardan Selim Renkliyıldırım, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını attıklarını belirtti. 18’de



Cemaat’e önerilerde de bulunan CHP’li Çakmak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sebat edin, sabırlı olun ve asla korkmayın, ümitsizliğe kapılmayın. Biz bu toprakların gerçek sahipleriyiz.” 3’te

Muhammet Çakmak

İsrail’in yalan memurları Bugün Esad’a düşmanlık yarışına giren, İsrail terörünün bombacısıdır, levazımatçısıdır, psikolojik savaş görevlisidir. Bunların geleceğin Türkiyesinde yerleri yoktur. Çünkü İsrail’in maşaları, geleceğin Türkiyesini kuramazlar.

Doğu PERİNÇEK

Beyaz esarette eğlence Doğu illerimiz, son yılların en uzun süren kuraklığının ardından kar yağışının etkisi altına girdi. 500 köy yolunun merkezlerle bağlantısı kesildi. 16 hasta kar taşıtlarıyla hastanelere ulaştırıldı. Çocuklar ise karın keyfini çıkardı. 4’te

10


SUDAKİ DUMAN

Hazırlayan: Osman ERBİL

29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Tuna

KİREMİTÇİ

Uludere olayı ve düşündürdükleri Uludere harekâtı sahasındaki tüm komutanlıklar, İHA ile elde edilen görüntüleri PKK’lı terörist grup olarak tespit etmiş ve karar için Ankara’ya göndermişlerdir. Üç komutan da gelen tekliflere uyarak taarruz kararını benimsemiştir

tunakiremitci@aydinlikgazete.com

Türkiye’nin yüzü Lobna

Ü

nlü aktrist Julianne Moore ülkemizin yeni tanıtım yüzü olmuş. Hayırlı olsun. Gerçi bendeniz Natalie Portman’ı ya da Lucy Liu’yu tercih ederdi bu kutlu görev için. Hatta İranlıların harika oyuncusu Leyla Hatami de güzel olurdu o efsunlu yüzüyle. Hele İtalyan Monica Belluci muhtemelen unutulmaz bir performansa imza atardı. Malum, Türk tipidir kendisi. Siyah saç, beyaz ten, balıketi vücut, geniş kalçalar... Ama serde “Küçük Amerika” olmak var ya, tanıtım yüzümüz de illa Hollywood yıldızı olacak. Gerçi iyi oyuncudur Moore. En azından “Saatler” filmindeki performansıyla gönlümüzde yeri vardır. Haber duyunca açtım hanımefendinin fotoğrafını internetten, bakmaya başladım. Sert hatları, uzun bir yüzü var kendisinin. Bu sertlik beyaz ten ve yeşil gözlerle dengeleniyor. Masallardaki Elf kraliçelerine benziyor, herhalde damarlarındaki İskoç kanından ötürü. Ama biri çıkıp “Kardeşim siz esmer milletsiniz, sizin yüzümüz böyle mi?” diye sorsa ne cevap veririz, Allah bilir. Tam o sırada, sosyal medyada karşıma Lobna Allami’nin fotoğrafı çıktı. Onun barışçıl protesto hakkını kullanırken polisler tarafından başından vurulmadan önceki bir resmi. Belli ki arkadaşının objektifine, yaşam dolu gülümsemiş Lobna. Umut ve gençlik dolu. Sonra dayanamadım, hastaneden çıktıktan sonraki resimlerine baktım. Ayşe Arman’a röportaj verirken çekilen. İkisi arasındaki fark yürek burkucuydu. Moral bozucuydu. İsyan ettiriciydi. Gerçi kısa saçı ve kemik gözlüğüyle yine güzeldi Lobna; ama gözlerindeki umut sönmüş gibiydi. O an anladım ki, Arap asıllı vatandaş Lobna, Türkiye’nin gerçek yüzüdür. Eğer milletçe biraz delikanlıysak, dünyanın karşısında onun yüzüyle çıkmamız gerekmektedir. Lobna’yı tanıtım yüzümüz yapmalı ve demeliyiz ki “İşte biz kişilik sahibi kadınlarına bunu reva gören bir ülkeyiz!” “İşte bizim buralarda genç olmanın, hakkını aramanın, kadınlığına sahip çıkmanın bedeli!” “Biz güzel kadınlarımızın yüzüne gaz kapsulü sıkar sonra da başka kadınlardan yüzümüz olmalarını isteriz!” Böyle yaparsak Hollywood bizi konuşmaz ama ikiyüzlü olmaktan kurtuluruz hiç olmazsa. Şu saatten sonra Kapadokya reklamında Marilyn Monrœ’yu bile oynatsak dünya bakınca Lobna’yı görecek nasılsa.

M. Suphi ve arkadaşlarının katledilişinin 93. yıldönümü  ARŞİV ARAŞTIRMA



29-29 Ocak 1921 gecesi Trabzon açıklarında teknede katledilen Türkiye Komünist Partisi’nin ilk Merkez Komitesi Başkanı Mustafa Suphi’nin bu yıl ölümünün 93. yıldönümü. Çileli bir yaşamın sonunda vatanına geldiği bir sırada katledilen Suphi, yaşamı boyunca kendisini sosyalist ve komünist fikirlere ve bu uğurdaki mücadeleye adadı. 1883 yılında Giresun’da doğan Suphi, Paris’e Siyasal Bilgiler Okulu’nu okumaya gidene kadar, Kudüs, Şam ve Erzurum’da eğitimini tamamladı. Paris’te İttihatçılarla tanıştı. 1908 Devrimi’nden sonra İstanbul’a dönerek Servet-i Fünun, Tanin ve Halk gazetelerinde yazılar yazdı. Bir süre sonra Rusya’ya firar eden Suphi, burada komünist fikirle tanıştı ve Bolşeviklere katıldı. Ekim Devrimi’nden sonra Moskova’ya gitti. Stalin’in yardımcısı Sultan Galiyev’in sekreterliğini üstlendi. Kırım ve Odesa’da esir Türkler üzerinde çalıştı. Rus iç savaşına katıldı. Mayıs 1920’de Bakû’ya geldi burada bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye Komünist Fırkası’nı kurdu. Eylül 1920’de Bakû’de yapılan Birinci Doğu Halkları Kongresi’ne katıldı ve Başkanlık Divanı’nda görev aldı. Anadolu’daki kurtuluş hareketini destekledi. 1921 Ocak ayı başında Ankara hükümeti, Anadolu’daki iç isyanlarla boğuşuyordu. Suphi bu sıralarda Anadolu’ya geçme kararı aldı ve bu isteğini Ankara’ya bildirdi. Bu istek “Milli birliği bozar” gerekçesiyle kabul edilmedi. Bir grup arkadaşıyla Erzurum’dan giriş yapan Mustafa Suphi 14 arkadaşıyla birlikte bir tekneye bindirilerek Rusya’ya gönderildi. Suphi ve yoldaşları 28 Ocak gecesi denizde katledildi. Mustafa Suphi

Harbin icrasında bilinmeyenle her ilk buluşma, sadece bir temastır. ir musibet bin nasi- Düşmana ait bazı ipuçları varsa hatten evladır” öz- temas tespit olur. Ancak silah kuldeyişini hep hatırla- lanmak için bu asla yeterli değlidr. rım. Genellikle insanoğlu başına Tespit edilen hedefin pozitif olarak acı bir felaket gelmeden kolay teşhis edilmesi gerekir. Bir keşif kolay ders almaz. Hepimizi mil- vasıtası, örneğin bir gözetleme heletçe derin bir yasa boğan Ulu- likopteri görevlendirilmeden ve dere olayının basına yansıyan temasın düşman olduğu pozitif yargısal işlem- olarak teşhis edilmeden ateş emri lerini biraz da verilmez! Uludere hadisesine geri döbu gözle dikkatlice incele- nersek harekât sahasındaki dim. Bir harp- tüm komutanlıklar, te başarı için İHA ile elde ediDüşmana ait önkoşul, ta- len görüntüleri b azı ipuçları varsa nımlanmış res- PKK’lı teröUludere te m as tespit olur. Bu bir min ortaya çı- rist grup olabombalamasında tespittir. Bir keşif karılmasıdır. rak tespit hayatını kaybeden vası Yani dost kuv- etmiş ve bu örneğin bir gözet tası, köylüler. vetler, düşman kuvvetler, taraf- değerlenhelikopteri görev leme lend sızlar ve şüphelilerin yer ve ha- dirme ile den ve temasın d irilmereketleri belirlenebilmeli ve daha nihai karar sadıyla görevlendi- terör eylemini önlemek gayesiyle komuta kontrol sistemi kurulmalı, üşm da önemlisi sürekli olarak güncel için Ankaolduğu pozitif olar an ellerini taşın altına sokmuş, idarei yetki ve sorumluluklar ast makamrilmiş midir? ak tutulabilmelidir. Eğer bu aşa- ra’ya göndermaslahatçı bir yöne sapmadan, lara devredilmelidir. Burada da  Bölgedeki HUteşhis edilmeden ateş maya gelemediyseniz, elinizdeki mişlerdir. AnMİNT (İnsan İstibah- teknik düzeyde tartışılır olsa bile yanlış bir mesaj vermek istemem. em ri verilmez! silah ve diğer savaş yetenekleri- kara’da her üç ratı) kullanım kaynakları cesur bir adım atarak taarruz ka- Mevcut teşkilatlanmanın sorumlusu nizin hiçbir önemi yoktur. Göz- kuvveti de kapsararını benimsemişlerdir. Kişisel dü- şu an TSK’yı yöneten komutanlar kullanılmış mıdır? leriniz ileri derecede miyoptur. yan müşterek bir kaşünceme göre bu kararı alan ko- değildir.  Olay mahalline en yakın rargâh olan Genelkurmay Baş- Jandarma Birlik Komutanı’nın gö- mutanlara, sonuç ne olursa olsun Tanımlanmış resim sistemi kanlığı’nda, son incelemeyi yapan rüşü alınmış mıdır? sahip çıkılmalıdır. Çünkü Türkiye’ye ‘Batı ülkesinde olsaydı...’ Bir deniz subayı, gemide göreve ve karar verme sürecini sonuçlanyönelik bir tehdide, etkili bir şekilde  Topçu ateşine rağmen neden Eğer benzer sorunları ulus devbaşladığı günden itibaren tanım- dıran üç komutan (Genkur. İsth. ilerlemeler durmamıştır? cevap verme gayesiyle hareket et- let niteliği öne çıkan bir Batı ülkesi lanmış resim gerçeğiyle yüzleşmek Bşk., Genkur. II. Bşk., Genkur. mişlerdir.  Bölgede yaygın olarak kulyaşamış olsaydı, muhtemelen şu zorunda kalır. Çünkü bilir ki her Bşk.) Kara Kuvvetleri mensubudur. lanılan kaçakçı güzergâhları dikkate şekilde davranırdı. Sorunlu bölgede PKK gerçeği seviyedeki komutan, (Gemi K., Üç komutan da gelen tekliflere alınmış mıdır? bir özel görev komutanlığı teşkil Filo K., Donanma K. vb.) radar uyarak taarruz kararını benimse Pozitif teşhis için geçecek zaBu nedenle Uludere’de “taar- ederdi. Bu kapsamda kullanılacak ya da taktik bilgi sistemine bakınca miştir. Kişisel düşünceme göre, bu man ne kadar hayatidir? ruz kararı doğrudur veya yanlıştır” tüm birlikleri (Kara-deniz-havailkönce tanımlanmış resmi talep üç komutandan herhangi birisi  Gecikme zamanı süresince şeklindeki bir tartışma yersizdir”. jandarma-polis) o komutanlığın edecek ve şüpheli temaslarla ilgili Deniz veya Hava Kuvvetleri men- kademeli bir savunma örtüsü Türkiye, 1984 yılından emrine verirdi. Bu maksatla plansubu olsaydı, muhtemelen bir al- kurulabilir mi? ahiret soruları soracaktır. bu yana kanlı PKK lanan tüm kaynakları o komutana ABD’den alınan halen Türki- datma harekâtından da şüpheleterör örgütü ile tahsis ederdi. Türkiye, ye’nin en büyük savaş gemileri nerek şu soruların cevabını ara- ‘Tehdide karşı savaşmaktadır. 1984 yılından bu yana hareket ettiler’ olan “G” sınıfı fırkateynlerde bir- yacaktı: Bu gerçeği bir ‘Millet askerini tanımıyor’ kanlı PKK terör ör çok modern silah vardı ama tagütü ile Bu sorular ço- sa kenara bıraBöyle bir yapılanmada terörle vaşmaktadır. Bu g nımlanmış resmi ortaya çıkarabi- ‘Bu sorulara cevap aranırdı’ ğaltılabilir. Ama karak psier çe mücadele eden komutan, bürokğ i b ir koljik fak İHA ile tespit edilen grup kenara bırakarak lecek sistem, teknolojik açıdan yeasla yanlış anlaşılrasinin ağır çarklarından kurtularak p si ko lojik terli değildi. Bu durumda silahlar hangi pozitif teşhis vasıtası kulla- mak istemem. Bu törleri ön “O ne der?, Bu ne der?” kaygılarına faktörleri ön plan a etkin olarak kullanılamayacaktı. nılarak gerçeklenmiştir? üç komutan da plana çıka- kapılmadan bir cephe komutanı yorumlar, iyi niyet çıkaran  Helikopter, pozitif teşhis makDeniz Kuvvetleri bu eksikliği gili olsa da PKK’nın kanlı bir ran yorumlar, savaşan bir komutan kimliğine büeninde sonunda dermek üzere bu fırkateynlere, iyi niyetli olsa rünür. Türk milleti adına her şeyini gemileri inşa eden ve halen AmeTürkiye’ye zarar ve da eninde so- ortaya koyarak mücadele eder. rir nunda Türkiye’ye Bugün Türk milleti, terör örgütüyle rikan donanmasındaki benzer gemilerde çalışmakta olan Amerizarar verir. Büyük savaşan komutanını veya komukalıları da şaşkına çeviren, bütüuluslar, böylece üzücü tanlarını tanıyor mu? Tanımıyor! nüyle özgün, çağdaş ve milli bir olaylardan dersler çıkarırlar ama Sadece Türk milleti değil, assistem (GENESİS) monte etti. bunların çıkarılacağı yerler mah- kerler bile onları tanımıyor; çünkü Böylece bu gemiler, silahlarını etkeme salonları değildir. görev neredeyse tüm Silahlı Kuvkinlikle kullanabilecekleri bir yeUludere kayıtları incelendiğinde vetler’e dağıtılmış, bu nedenle sotenek kazanmış oldu. çok sayıda komutanlığın işin içeri- mut değerlendirmeler yerine, “asAncak teknolojik yetkinlik de sine girdiği ve hepsinin, sorumlu- ker başarılı oldu, başarısız oldu” bir kerteye kadar işe yarar. Her luğu bir üst komutanlığa devretme şeklinde soyut ve hedefini asla bulşey sonunda, dönüp dolaşarak ineğilimine girdiği gözlenmektedir. mayacak tartışmalar yapıyoruz. san faktörüne dayanır. Hiçbir cihaz Genel bir harpte ülkenin kaderini Türkiye’de siyaset; güvenlik gözün yerine, hiçbir komuta kontrol belirleyecek stratejik kararlar ver- mekanizmalarını, bunların orgasistemi insan beyninin yerini alamesi beklenen Genekurmay Baş- nizasyonunu, jeopolitik yaklaşımları, maz. Gerçek güç; silah ve teknokanı harita incelemesini de bizzat somut ulusal çıkarların formüle lojiden değil, onlara hükmedenyaparak taktik düzeyde bir hare- edilmesi ve bunların halka mal lerin beyin ve yönetim yeteneğinkâtın nihai emrini vermek zorunda edilmesi gibi stratejik konuları pek Tayyip Erdoğan Org. Necdet Özel den kaynaklanır. bırakılmamalıdır. Daha etkin bir sevmiyor.  AMİRAL SONER POLAT

“B

Kadın olmadan asla

T

oplumumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızın durumu hiç iç açıcı değil. Hatta yürekler acısı demek daha doğru. 2013 Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, kadın erkek eşitliği bakımından 135 ülke arasında 120’nciyiz. Siyasal yetkilendirme açısından 103’üncüyüz. 3225 belediye başkanından sadece18’i kadın. Kadının genel durumunda 124. sıradayız. Kadınlarımızın %18-20’si okuma yazma bilmiyor. Her gün ortalama dört kadın öldürülüyor. Töre cinayetleri dinmek bilmiyor. Son dört yıldaki çocuk gelinlerin sayısı 181 bin. Bunlar kayıtlı olanlar. Kayıtdışı olanlarla nerelere varılır bilinmez. 20 bin çocuğun gelin edilmesi için mahkemede sıra bekleniyor. “Kaderler” biter mi bu koşullarda. Çocuk gelinlerin %81’i okuma yazma bilmiyor. Ne biliyor ki garipler?..

Neden? Çünkü feodal, gerici yapıda kadın, erkeğe hizmet için

vardır. Bırakın eşitliği birey bile değildir. Peygamber 9 yaşındaki Ayşe ile gerdeğe girdiğine göre, doğru olan budur. 1400 yıl öncenin doğrusu değişmemelidir. Yobaz kafa bunu ister. İtaat ister. Koşulsuz biat ister. Ülkeyi yönetenlerin vatandaşa bas bas bağırması da bundandır. Muhalefeti, tenkit edilmeyi, karşı gelinmeyi, yalanınınyolsuzluğunun ortaya çıkarılmasını kabul edemez.

Ya şiddet görenler? Rakam vermek zor. Gazetelerin ikinci, üçüncü sayfalarına bir bakın yeter. Neler yaşıyor kadınlarımız anlamaya yeter. Gazetelere yansımayan daha neler var kim bilir? Tahmin etmek bile kolay değil. İşin ilginç yanı, bu konuda tahsilli olmak da yetmiyor. Şiddet erkeğin hakkı!

Gerici fırsatçılık Şiddete karşı kadını korumak için alınan tedbirlerden biri, Diyanet İşleri

Başkanlığı’nca açılan “aile irşat ve rehberlik büroları” 69 il ve 141 ilçede açılmış. Ne mi yaparlar? Adından anlaşılmıyor mu? Gerici siyasetlere hizmet ederler. Laik, çağdaş,eşitlikçi aile yerine İslami aile yapısını özendirirler. Şiddet gören kadına; kapanmasını, kocasına itaat etmesini telkin ederek evine döndürürler.

Dünyada kadın Dünyada da rakamlar çok iyi değil. Okur yazar olmayan 800 milyonun 2/3’ü kadın. Gıda üretiminin %80’ini gerçekleştiren kadın, tarımsal kredinin ancak %10’unu alıyor. Toprakların %15’ine sahip. Parlamentoda temsil oranı %17. Yerel meclislerde oran %21. Ancak bu oranlarda geri kalmış ülkelerin etkisini unutmamak gerekir.

Kadınsız olmaz Kadınlarımızın tamamı eğitilmedikçe, eşitlenmedikçe, üretime katılmadıkça, yönetimde olmadıkça, siyaseti etkilemedikçe; çağdaş, ekonomik düzeyi ve yaşam

Naci BEŞTEPE nacibestepe72@gmail.com ölçütleri yüksek, mutlu ve huzurlu bir toplum olmamız olanaksızdır. Yazı başlığında “Kızım olmadan asla” filminden esinlendim. İranlı bir erkekle evlenip yobazlığın pençesine düşen bir Amerikalı kadının kaçışını anlatıyordu. Kurtuluş için çırpınırken kızını asla bırakmama kararlığı da öne çıkıyordu.

Kadınlarımızı yüceltmeden yücelmemiz olanaksız. Kafalara bunu soktuğumuz gün başarılı olacağız. Son on yılda bu açıdan kaybımız azımsanmayacak derecededir. Milli hükümetimizin el atacağı konulardan biri, hem de önceliklisi kadınlarımızın aydınlanması olacaktır. Dayan Türk kadını, az kaldı...

ÇARŞAMBA İĞNELERİ BİLAL RTE: “Evlatlarımdan biri yolsuzluğa karışsın bir saniye tutmam, evlatlıktan reddederim.” Bilal’in babası kim? O.Ç. Ankara Büyükşehir Belediyesi, bulvardaki Atatürk Orman Çiftliği kavşağına “O.Ç. Kavşağı” adını verdi. Vatandaş her geçişte İ. Melih’i ansın istemişlerdir... BEYİN RTE Üniversitesi, yeni bulduğu iki sazan türüne “Recep” ve “Emine” adını vermiş. Beyin incelemesi de yapılmıştır herhalde...


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan: Osman ERBİL

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

MUHAMMET ÇAKMAK, CEMAAT’İ ÖVE ÖVE BİTİREMEDİ Mustafa MUTLU

CHP’li mi, Gülen müridi mi? Kılıçdaroğlu’nun Parti Meclisi’ne soktuğu CHP’nin Bağcılar Adayı Muhammet Çakmak, F tipine adeta siper oldu. ‘Haşhaşi’ benzetmesine hayli alınan Çakmak, Cemaat için ‘Gönül ordusu’ güzellemesi yaptı  HABER MERKEZİ

C

HP’nin Bağcılar Belediye Başkan Adayı eski Parti Meclisi üyesi Muhammet Çakmak, Fethullah Gülen cemaatine kalkan oldu. Çakmak, 28 Şubat’a saldırdı, F tipi örgütü öve öve bitiremedi. Örgüte yapılanları zalimlik olarak niteledi.

28 Şubat’a düşmanlık Muhammet Çakmak, Zaman gazetesine yaptığı açıklamada, F tipi örgütü savunmak için 28 Şubat’a saldırdı. Çakmak, “Cemaate 28 Şubat döneminde karalama kampanyası başlatıldı, ancak millet buna itibar etmedi. Bugün yapılan çirkin benzetmeler de karşılık bulmayacaktır. O dönemin aktörlerinin çoğu sahnenin dışında kalırken,

F tipine ‘kardeşlik’ övgüsü Muhammet Çakmak bağlayan gayri ahlaki ve katil sürüsü bir örgüt olan Haşhaşilerle eşdeğer tutmanın büyük bir vicdansızlık olduğunu düşünüyorum. Hizmet Hareketi’ne yapılan çirkin benzetmelerin hiçbir ahlaki temeli yoktur.

Fethullah Gülen tin bağrından çıkmış bir harekettir. Bu milletin evlatlarıdır. Millet de kendi bağrından çıkan evlatlarına sahip çıkacaktır. Bu ülkeyi yöneten insanlar, bu ülkeye hayatlarını ve enerjisini sarf eden bir kadroya nasıl bu benzetmeleri yapar?”

F tipi milletin bağrından çıkmış!

Cemaat’e sabır diledi

Bu açıklamalardan sonra millette çok büyük bir acı tebessüm oluşturdu. Milletin gönlü yaralanmıştır. Çünkü Hizmet Hareketi, bu mille-

F tipi örgüte karşı yapılanların zalimce olduğunu öne süren Çakmak, tarihten de örnekler vererek örgüte şu tavsiyelerde bulundu: “Se-

bat edin, sabırlı olun ve asla korkmayın, ümitsizliğe kapılmayın. Biz bu toprakların gerçek sahipleriyiz. Hiç kimse bu topraklarda bizi ümitsizliğe düşüremez, bizim şevkimizi, arzumuzu parçalayamaz. Hiçbir kardeşimiz başına gelen bu sıkıntılardan dolayı üzülmesin. Bu zor günler gelip geçicidir. Bu tramvayı da atlatacağız. Bu millet kendi bağrından çıkmış, kendi değerlerini tanıyan evlatlarının sonuna kadar yanında olacaktır.”

CHP’li adayın vaadi: Umre seyahati



AKP’den CHP’ye geçen Trabzon Köprübaşı ilçesi Belediye Başkan Adayı Nevzer Uzun, seçimi kazanırsa her yıl 65 yaş üzeri maddi durumu iyi olmayan 10 kişiyi umreye göndereceği vaadinde bulundu. Uzun, sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, “Her yıl maddi imkânları olmayan 65 yaş üzerindeki 10 hemşehrimi umreye göndermek için adayım” dedi. Nevzer Uzun’un bu açık-

lamasına gelen yorumlardan bazıları vaadi desteklerken, bazı yorumlarda “Belediyenin yapması gereken, dini istismar etmek değildir. Belediyecilerin bugüne kadar yapmadıkları yol, su, çöp sorunu ve mezarlık gibi şeylerin sözünü verebiliyor mu?” ifadeleri kullanıldı. Uzun önce AKP’den Köprübaşı belediye başkan aday adayı olmuş, bir süre sonra da partisinin adaylık açıklamasını beklemeden CHP’ye geçmişti.

CHP Adayı Uzun, kısa süre önce AKP aday adayıydı.

Binbaşı Bektaş: Son insan çıkmadan kimse sevinmesin!  SEZİM ÖZADALI Alb.Bora Serdar

Alb.Hüseyin Hançer

Hasdal’dan hastane ziyaretine!



Poyrazköy davasından tahliye olan Albay Hüseyin Hançer, dün Balyoz davasından hakkında 18 yıl hapis cezası verilen emekli Tümamiral Cem Aziz Çakmak’ı hastanede ziyaret etti. Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne giden Hançer’in yanında Balyoz davasından beraat eden Albay Bora Serdar da vardı. Hançer ve Serdar, bir süre sohbet eden Çakmak’ın moralinin yerinde olduğu gözlendi.

Müsteşarlıkta 17 Aralık temizliği



17 Aralık operasyonu sonrasında istifa eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Baryaktar’ın, TOKİ başkanlığından bu yana sağ kolu olan bakanlık müsteşarı Ercan Tıraş kızağa çekildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17 Aralık’ta başlattığı yolsuzluk operasyonunun ardından devletin önemli birimlerinde başlatılan görevden alma ve atama dalgası sürüyor. Koltuğunu son kaybeden isim, eski Bakan Bayraktar’ın “sağ kolu” olarak bilinen, bakanlık müsteşarı Ercan Tıraş oldu. Tıraş’ın müsteşarlıktan alınarak, Başbakanlık Müşavirliği kadrosuna getirildiğine ilişkin kararname ResmîGazete’de yayımlandı.

aşbakan’ı dinlemeye dayanamıyorum. Ne zaman ekrana çıksa, kanal değiştiriyorum. O tekdüze sesiyle, “salağa anlatır gibi” konuşmasına uyuz oluyorum. Onun sesini duyduğumda içimdeki iyi insan gidiyor, potansiyel bir canavara dönüşüyorum. Bu yüzden de kendisini dinlemekten çok, okumayı tercih ediyorum. Ne söylediğini, yine hangi planlara imza attığını, neler yumurtladığını genelde internetten öğreniyorum.  Dün çok uzun bir zamandır ilk kez bu kurala uymadım. “Aradan bu kadar gün geçtikten sonra eminim Bilal oğlan için de bir şeyler söyler” umuduyla televizyonu açtım. O, yine buzlaşmış suratıyla arz-ı endam eyledi ve aynı delirtici tonlamasıyla nutkuna başladı. Önceden listesine yazdığı herkese sataştı. Düne kadar toz kondurmadığı, saygıda kusur etmediği Fethullah’a hakaretlerin en ağırlarını sıraladı. Yandaşlarını tehdit etti. Başta CHP olmak üzere muhalefeti aşağıladı. Partililerine talimat yağdırdı. Ve Meclis’e akın eden yandaşları, bu ülkede 17 Aralık hiç yaşanmamışçasına... Kirli dosyalar gündeme hiç gelmemişçesine, tezahüratta bulundu: “Türkiye seninle gurur duyuyor...”  İyi de AKP’nin Grup Toplantı Salonu’ndaki izleyici tribününde heyecanla tepinen kardeş, Türkiye sadece senden mi ibaret? Bak; ben gurur falan duymadığım gibi, bir de uyuz oluyorum mesela... Bunun nedenlerini de açık açık yazıyorum: Peki; sen neden gurur duyuyorsun? Her başı sıkıştığında, savcıları ve hâkimleri görevden almasıyla mı? Muhalifleri öldürürken “kahraman” ilan ettiği polis şeflerini, kendi tezgâhına çomak sokmaya kalktıklarında “Hain ve nankör” ilan etmesiyle mi? Bilmem kaçar yüz kez rüşvet almakla suçlanan bakanlarıyla mı?

Vakıf numarasıyla kamu mallarını ucuza toplayan oğluyla mı? Babasının arkadaşı müteahhide telefon edip, “Bizim havuz küçük, onu büyüt amca” diyen kızıyla mı? Her türlü devlet işinin içinde olan eşiyle mi? Yoksa, komşu ülkedeki iç savaşa cephane yollayarak binlerce kişinin ölmesine neden olmasıyla mı? Nesiyle gurur duyuyorsun bu Başbakan’ın?  Bak; dün her zamanki gibi esti, gürledi ama oğlunu üç haftadır ifade vermeye neden göndermediğini yine anlatmadı. Sen onunla gurur duyuyorsun ama o seni umursamıyor yani... Senden utanıp sıkılıp yasalara uyma zahmetine bile katlanmıyor! Sen ise hâlâ haykırıyorsun, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye... Türkiye’yi bilmem ama sizin bu yalaka hallerinizi görünce... Benim içim bir tuhaf oluyor kardeş... Hüzün doluyorum!

HAİN! Başbakan düne kadar kol kola girip kirli işlerde kullandığı cemaati, dün yine vatan hainliğiyle suçladı. Neden? Çünkü cemaate yakın polisler, savcılar Başbakan’a ve yakınlarına yönelik soruşturmalara imza attı. Bunun ardından binlerce polis, yüzlerce hâkim ve savcı, yüzlerce müfettiş görevden alındı ve sürgün edildi. Şimdi Başbakan’a çok basit bir soru sormak istiyorum: Cemaatçi oldukları için görevden aldığınız bu devlet memurlarının kaçı bugün bulundukları göreve, sizin iktidarınızda geldiler? Sorumun yanıtını ben vereyim: Tamamı... O zaman; ille de bir hain arayacaksan Başbakan, o “hain”leri o görevlere atayanlara da bak... Kim bilir; belki de tanıdık birilerini görürsün!

GÜNÜN SORUSU

P

oyrazköy davasından tahliye olan emekli Binbaşı Levent Bektaş, Aydınlık’a konuştu. Bektaş, “Kimse o duvarlar arkasında kalan son insan dahi çıkmadan sevinmesin” dedi. 85 askerin yargılandığı Poyrazköy davasında tahliye olan 5 kişi dün Silivri ve Hasdal cezaevlerinde sevenleri tarafından coşkuyla karşılandı. Silivri Cezaevi’nde tutuklu olan emekli Binbaşı Levent Bektaş, diğer tutuklu sanıklardan daha önce tahliye olunca Hasdal Askeri Cezaevi’ne gitti. Burada tutuklu olan Albay Hüseyin Hançer, Yarbay Ercan Kireçtepe, binbaşılar Erme Onat ve Eren Günay, tahliye işlemleri gerçekleştikten sonra karşılarında Levent Bektaş’ı görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. 5 subayın da çok mutlu oldukları gözlendi. Aileleriyle uzun uzun sohbet eden subaylar, cezaevinde yaşadıklarıın birbirleriyle paylaştı. Tahliye sonrasında Aydınlık’a konuşan emekli Binbaşı Levent Bektaş da “Kimse o duvarlar arkasında kalan son insan dahi çıkmadan sevinmesin. Orada yatanların hepsi vatan evladı ve hepsi suçsuz” dedi. “Mahkeme’nin tahliyeleri neden bu kadar beklettiği konusunda da herhangi bir fikrim yok” diyen Bektaş, “Dava dosyasında herhangi bir gelişme olmadı ancak 5 No.lu hard diskle ilgili TÜBİTAK raporu geldi. Bu raporun davanın seyrini sanıklar lehine değiştirecek şekilde gelmiş olması, hâkimlerin bu kararı vermelerinde

Türkiye, sizinle...

B

Hizmet Hareketi, 28 Şubat’tan sonra giderek büyüdü ve etkisini artırdı” ifadelerini kullandı.

F tipi örgütün yıllardır Türkiye’de kardeşlik projelerine imza attığını iddia eden Çakmak, Başbakan Erdoğan’ın F tipi örgüte yönelttiği “Haşhaşi” benzetmesine de şiddetle karşı çıktı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Haşhaşi” benzetmesini de nefretle kınadığını kaydeden Çakmak şunları söyledi: “Bu toprakların evlatlarına bütün enerjisini harcayan Türkiye’nin her karesinde var olan bir gönül ordusuna, dünyanın en karanlık ve gizli işlerini yapan, esrar ticareti yapan ve insanları bununla kendine

mustafamutlu@aydinlikgazete.com

Konuyu ilk kez CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu gündeme getirdi, ben de geçen hafta yazdım. Dün bu kez Taraf’ta manşetti. Tekrar soruyorum, yanıt alıncaya kadar da sormaktan vazgeçmeyeceğim: Birleşmiş Milletler’in ambargo uyguladığı İran’dan Türkiye’ye sokulan 20 milyar doları, dokunulmazlığı olan kırmızı pasaportlu hangi AKP’li bakanlar ve milletvekilleri getirdi?

İstiklal mücadelesi lideriymiş! Levent Bektaş

gerekçe oldu” ifadelerini kullandı.

‘5 senedir suçsuzluğumu haykırdım’ “Ben kürsünün diğer tarafından 5 senedir suçsuzluğumuzu haykıran bir insanım” diyen Bektaş, “Ancak 17 Aralık sürecinin (yolsuzluk ve rüşvet soruşturması) en büyük faydası bizim bu haykırışlarımızın ses bulmuş olmasıdır. Olumlu etkisinin olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar duyulmayan bu sesin herkes tarafından duyulmasına vesile oldu” açıklamasını yaptı.

5 yıldır ciltler dolusu yazdık, dinletemedik Levent Bektaş’ın eşi Füsun Bektaş da tahliyelerden dolayı şaşkınlığını gizleyemediğini belirterek “Eşim tutuklanırken neye uğradığımızı anlamamıştık, şimdi çıktığında da anlayamıyoruz. Ama mücadeleye devam edeceğiz. 5 senedir ciltler yazdık biz, hiç kimse dinlemedi, hâlâ gelmişler ne düşünüyorsunuz diye soruyorlar” diyerek yandaş medyayı eleştirdi. Bektaş, “5 senedir söyledik biz söyleyeceklerimizi. Anlayan anladı” diye konuştu.

Poyrazköy davasında tahliye kararı verilen önceki günkü duruşmasında, konuşmasına “Dershaneleri açanlardan da, dershaneleri çoğaltanlardan da, kapatmaya karar verenlerden de Allah razı olsun” sözleriyle başladığını hatırlatan Bektaş, “Hükümet ve Cemaat arasındaki gerilim dershane olaylarıyla çıktı. Bu sürtüşme yaşanmasaydı kimse herhangi bir fikir beyan etmeyecekti. Hiç kimse hiçbir şey söylemeyecekti” diye konuştu.

‘İçeridekilerin hepsi suçsuz’ Cezaevinde kalanlar için de şunları kaydetti: “Biz ailemizle beraber olmanın huzurunu, mutluluğunu yaşıyoruz ama lütfen kimse o duvarlar arkasında kalan son insan dahi çıkmadan sevinmesin. Çünkü orada yatanların hepsi vatan evladı ve hepsi suçsuz. Ben ne kadar suçsuzluğuma inanıyorsam diğer arkadaşlarımın suçsuzluğuna da o kadar inanıyorum.”

AKP, yerel seçim kampanyasını 15 Şubat’ta başlatacakmış... AKP, tam 2 milyon kişiyi kapı kapı dolaşması için görevlendirmiş. Ayrıca partinin kampanyada kullanacağı seçim müzikleri de her bölgede farklı olacakmış... Örneğin, Güneydoğu’da Kürtçe seçim şarkısı çalınacakmış. Ayrıca bugüne kadar “dünya lideri” olarak takdim edilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seçim meydanlarında artık, “Yeni Türkiye’nin İstiklal Mücadelesi Lideri” denilecekmiş!  Bu son cümleyi okuyunca

aklıma Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı hakkındaki sözleri geldi: “Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.”  Düne kadar İstiklal Savaşı’nı küçümseyenler, onun kahramanlarına hakaret edenler; şimdi İstiklal Savaşı’ndan medet umar hale geldiler. Mehmet Akif’in dediği gibi bu ülkede kimse bir daha İstiklal Marşı yazamaz, kimse de istiklal mücadelesi lideri olamaz... Allah, bunu bu millete bir daha göstermesin. Çakma istiklal mücadelesi liderlerini ise... Islah etsin!

GÜNÜN İSYANI! Trabzon’un Köprübaşı ilçesinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye başkan adayı olan Nevzer Uzun, belediye başkanı seçilmesi halinde her yıl 65 yaş üzeri 10 kişiyi Umre’ye gönderme vaadinde bulunuyormuş... İki isyanım var; ilki Nevzer Uzun’a: Atatürk’ün partisinin adayı olarak dini siyasete alet etmeye utanmıyor musun? İkincisi, bu küçücük eleştiriyi yaptım diye yine beni kınayacak, “Şimdi zamanı mı?” diye protesto edecek tahammülsüz CHP’lilere: Çuvaldızı bana batırırken, iğnenin ucunu da kendi poponuza değdirsenize!


Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 05:25 Güneş 06:53 Öğle 12:09 İkindi 14:46 Akşam 17:12 Yatsı 18:33 HAVA DURUMU

Ankara: 5/10

g

İstanbul: 1/8

d

ÇIRNIK

Türker

ERTÜRK erturkturker@gmail.com

Sizin için kırmızı giydim!

G

eçtiğimiz pazartesi günü Poyrazköy duruşmasını izlemek üzere Çağlayan Adliyesi’ndeydim. Bilmediğimiz ve izlemediğimiz bir dava değildi! Orada hukukun olmadığını ve siyasi gelişmeler olmaz ise adaletin tecelli etmeyeceğini ta başından itibaren yazdık ve söyledik. Poyrazköy davası Ergenekon, Balyoz, Kafes, Amirallere Suikast, Fuhuş ve Casusluk gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı kurulan kumpasın hukuki ayağını oluşturuyordu. Bu kumpasta Cemaat’e ait unsurlar başrolü oynadılar.

İzmir: 8/13

g

Antalya: 9/15

İSTANBUL İmsak 05.41 Güneş 07:11 Öğle 12:24 İkindi 14:59 Akşam 17:25 Yatsı 18:48

g

Adana: 7/16

g

Diyarbakır: 4/8

g

Erzurum: -1/4

k

Sivas: -1/8

Erdoğan’ı ve danışmanını çağırdılar!

Tunceli: 0/3

k

Trabzon: 9/11

Hatta bunlar, eşgüdüm içinde çalıştıkları medyada bulunan uzantıları ile beraber yargılanmalılar. Eğer bu yapılmaz ise adalet yerini bulmayacaktır. Kaybedilen yılların ve yaşamların hesabı mutlaka ama mutlaka verilmelidir. Poyrazköy duruşması gerçekten çok kalabalıktı. Mahkeme salonunda yer bulup oturabilmek imkansız gibiydi. Gerek salonda gerekse salon dışında destek için gelmiş iki grup dikkatimi çekti. Birincisi Küçükyalı Adnan Kahveci Forumu diğeri ise Bağdat Caddesi Forumu’ydu. Her iki forumun düzenlediği etkinliklerde ikişer kez konuşma yapmıştım.

Yakınları ve akrabaları yok Geçen hafta Çarşamba günü Hasdal’a yaptığım ziyaret sırasında Küçükyalı Adnan Kahveci Forum’undan bir otobüs dolusu insanı elleri kolları dolu olarak ziyaret yaparken gördüm. Sordum, içlerinde asker ve tutuklu akrabaları ve yakınları olan yoktu. Aynı şey Bağdat Caddesi Forumu için de söz konusuydu. Peki, bu insanları yağmur, çamur ve soğuk demeden bir araya getiren, vatan nöbeti tutturan, mahkeme mahkeme, hapishane hapishane dolaştıran ve zindanlara atılmış askerlere sahip çıkmaya iten neydi? Tahliye olan 5 denizciyi Hasdal’dan dün gece yarısı teslim alanlar da onlardı! Bu insanlar daha önce tanımadıkları askerlere sahip çıkarken esasında ülkelerine sahip çıkıyorlardı. Çünkü biliyor ve idrak ediyorlardı ki, askerlere kurulan kumpas gerçekte ülkelerine karşı kurulmuştu. Ya emeklileri ile birlikte askerler! Bu zor dönemde hiç değilse şimdiye kadar iyi sınav verdikleri söylenebilir miydi? Saygılar sunarım.

d

Bursa: 2/10

d

Konya: 0/9

g

Çoğu otobüste zorunluluğa rağmen kış lastiği bulunmuyor. Az sayıda otobüste olan kış lastikleri ise aşınmış ve işlevini yitirmiş durumda.  DERYA DERVİŞ

E

mniyet Genel Müdürlüğü yayımladığı genelgeyle, başta İstanbul olmak üzere 54 ilde tüm araçlarda kış lastiği takma zorunluluğu getirdi. Buna rağmen, İstanbul’da toplutaşımacılığın belkemiğini oluşturan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İETT denetimindeki belediye ve özel halk otobüslerinin genelgeye uymadığı tespit edildi. Aydınlık’ın, İstanbul Kadıköy’de yaptığı araştırmada, kış aylarının ortasına gelinmesine rağme, belediye ve özel halk otobüslerinin büyük bir çoğunluğunun hâlâ lastiklerini değiştirmeden trafiğe çıktığı, kış lastiği takanların ise las-

tiklerinin aşındığı ve kış lastiği özelliğini kaybettiği görüldü.

Kazaların yüzde 60’ı lastik kaynaklı Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz İETT Bakım Onarım Daire Başkanı Asistanı Fikret Akbulut, olayı kendilerine yazılı olarak iletmemizi, konuyu yazılı başvurudan sonra daire başkanına

iletebileceğini belirtti. Kadıköy Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nden bir yetkili ise, “Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı genelgede tüm araçlar 1 Aralık-1 Nisan tarihleri arasında kış lastiği takmak zorundadır. Bu amaçla biz de bölgemizde uygulamalara başladık. Sürücüler kış lastiği takmadıkları zaman yollarda kalıyor. Kış lastiği takan sürücülerin de yola devam etmesine engel oluyorlar. Ayrıca buzlu ve karlı yollarda kış lastiği kaza yapma riskini azaltıyor. Kışın meydana gelen kazaların yüzde 60’ı, kış lastiği takılmadığı için yolda kaymalardan dolayı meydana gelmektedir” dedi.

Kış ve yaz lastiklerinin farkı nedir? Yaz lastiklerinin malzemesi, 7 derecenin altındaki sıcaklıklarda sertleştiği için yola tutunması azalmaktadır. Kış lastiklerinin ise, özel profillerinin yanı sıra, üretildikleri Silica esaslı malzeme daha yumuşaktır ve 7 derecenin altındaki soğuk hava şartlarında kuru asfalt, kar ve buzda tutunmayı artırmaktadır. Kış lastiği, kışın kar yağsın yağmasın düşük sıcaklıklarda aracın yola tutunmasını ar-

tırmakta, aşırı buzlanma olmadığı sürece aracın kar üzerinde gitmesine ve durmasına olanak vermektedir. Özellikle kuru yoldan kaygan yollara (köprü ve viyadük üstünde buzlanma veya siyah buz vb.) ani girişlerde aracı yolda tutabilmektedir. Yani kış lastiği, kış aylarındaki kaza risklerini azaltmaktadır. Yaz lastiği ise aynı şartlarda ve özellikle ani zemin değişikliklerinde aracı yolda tutamamaktadır.

Adliye önü savaş alanına döndü



Heyetinize saygı duymuyorum

Kaybedilen yılların ve yaşamların hesabı sorulmalı!

Zonguldak: 5/9

İstanbul’daki İETT otobüslerinde kış lastiği zorunluluğuna uyulmuyor. Her gün binlerce vatandaşın canını emanet ettiği araçlar kazalara davetiye çıkarırken denetimsizlik dikkat çekiyor

İşte böyle bir davaydı Poyrazköy! Duruşma sırasında sanık olarak nitelenen, esasında görevlerini yapmaktan başka suçları olmayan kahraman denizciler adeta bir hukuk dersi verdiler. Erdoğan’ın ve danışmanı Yalçın Akdoğan’ın “Türk silahlı Kuvvetleri’ne karşı kumpas kuruldu” derken tam olarak neyi kastettiklerini mahkemeye gelerek anlatmaları istendi. Koramiral Feyyaz Öğütçü ve Deniz Kurmay Albay Hüseyin Hançer kumpası bir bir kanıtladı. Uydurma ve gayri hukuki delillerin mahkeme heyeti tarafından nasıl göz göre göre kabul gördüğünü anlattı.

Deniz Binbaşı Erme Onat “Bu mahkeme benim için meşruiyetini kaybetmiştir. Kararları yok hükmündedir” dedi. Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen çok daha sert konuştu, “Kravat takıp gelmedim, tişört giydim çünkü heyetinize saygı duymuyorum. Tişörtümün rengini yüzünüzün rengine uyumlu olsun diye kırmızı seçtim” dedi. Sonunda mahkeme heyeti 5 tahliye ve tutuksuz yargılamaya devam kararı verdi. Evet, ama yetmez! Olması gereken tüm yargılananlar için beraat ve kumpası kuranlar için, polisi, savcısı ve yargıcı ile soruşturma ve yargılama yapılmasıdır.

g

İETT kış lastiğini takmıyor

Ayarlanmış mahkemeler! Bu kumpas davalarının hepsi sahte ihbar mektupları, yasadışı dinlemeler, dijital terör unsuru kurgulanmış uydurma deliller ve ayarlanmış bir kısım yargı ile yapılmıştır. Cemaat’i “gözü dönmüş örgüt ve virüs olarak” niteleyen Başbakan Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz’u işaret ederek “sahte deliller ve ayarlanmış mahkemeler” diyerek bu kanaatimizi teyit etmektedir. Artık cin şişeden çıktı, tekrar içine sokmak mümkün değil. Ama cin şişedeyken bu davaların kumpas olduğunu ve arkasında Cemaat olduğunu söylemek öyle kolay kolay mümkün değildi! Biz o dönemde bu davaların kumpas olduğunu demir parmaklıklar arkasında olmadığımız halde yazdık ve söyledik. Cemaat’in askerlere karşı kumpasın içinde olduğunu Beşiktaş’ta bulunan Özel Yetkili Mahkeme’de de ifade ettik ve kayda geçirttik.

d

İZMİR İmsak 05:47 Güneş 07:13 Öğle 12:32 İkindi 15:13 Akşam 17:38 Yatsı 18:57

Hakkâri’de kar kalınlığı 80 santimetreye ulaştı.

Doğu’da hayat durdu D oğu Anadolu Bölgesi, son yılların en uzun süren kuraklığının ardından kar yağışının etkisi altına girdi. Aralıksız devam eden kar nedeniyle yüzlerce köy yolu ulaşıma kapandı. Alınan bilgiye göre, Ağrı’da 200, Kars’ta 112, Muş’ta 108, Erzurum’da 80, Elazığ’da 26, Malatya’da 45 köye ulaşılamıyor.

Van’da çığ Kar yağışı Van, Hakkâri ve Bitlis’te de hayatı durma noktasına getirdi. Kar nedeniyle şehiriçi ve şehirlerarası ulaşım güçlükle sağlanıyor. Kar kalınlığı Hakkâ-

ri’de 80 santimetreyi aşarken Bitlis’te 35 santimetreye ulaştı. Van’da 278, Bitlis’te 117, Hakkâri’de 113 köy ve 336 mezranın yolu ulaşıma kapandı. Öte yandan Van-Bahçesaray karayoluna çığ düştü. Karabet Geçidi bölgesindeki çığ nedeniyle önceki gece Van’dan Bahçesaray ilçesine giden 2 minibüs, 2 kamyonette bulunan 13 kişi mahsur kaldı. Burada bulunan bir mescide sığınan yurttaşlar karayolları ekiplerinin çalışmasıyla kurtarıldı. Meteoroloji Bölge Müdürlüğü uzmanları, kar yağışınınCuma gününe kadar devam edeceğini belirtti. (DHA)

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, husumetli iki aile arasında kavga çıktı. Güçlükle sonlandırılan olayda 4 kişi yaralandı. Olay dün öğle saatlerinde Hürriyet Caddesi’ndeki adliye önünde meydana geldi. İddiaya göre, 1 yıl önce ilçeye bağlı Oluklu köyünden kaçırılan S.K. adlı kızın duruşması için iki ailenin fertleri adliyeye geldi. Adliye önünde karşılaşan taraflar arasında başlayan sözlü tartışma, kavgaya dönüştü. Taraflar birbirlerine taş ve sopalarla saldırdı. 4 kişinin yaralandığı kavgada 15 kişi gözaltına alındı.

‘Pişman değilim, öldüğüne üzüldüm’



Bahçesaray’da mahsur kalan vatandaşlara uzun süren çalışmalardan sonra ulaşıldı.

Konya’da önceki gün, çocuğuyla birlikte cezaevindeki eşini ziyarete giden Yadigar Taşdelenoğlu’nu vurarak öldüren Hüseyin T.’nin ifadesinde, “Onu çok seviyordum, vurduğuma pişman olmadım ama öldüğüne üzüldüm” dediği belirtildi. 11 yaşındaki çocuğunun gözleri önünde öldürülen Yadigar Taşdelenoğlu’nun Seydişehir’de toprağa verildiği öğrenildi.

‘Suriyeli kızlar ikinci eş olmak zorunda’  AYDINLIK / ANKARA

C

HP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Türkiye’ye sığınan Suriyeli kızların dramını TBMM’ye taşıdı. Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren CHP’li vekil, Türkiye’ye sığınan genç kadınların, para karşılığında özellikle yaşlı erkeklerle evlendirildiklerini ya da buna zorlandıklarını belirtti. Seçer, “Suriyeli kadınlarla evlilik, ticarete döndü. İkinci eş alanların yanı sıra, bu işin tüccarlığını yapanların olduğu basına yansıdı” dedi. Birleşmiş Milletler’in 2013 sonu tahminine göre, Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısının 1 mil-

yonu geçtiğini ve bu kişilerin yüzde 75’inin çocuk ve kadınlardan oluştuğunu ifade eden Seçer, şu sorulara yanıt istedi: “Bu olayların sorumlu ya da sorumluları kimlerdir? Sözü edilen drama neden seyirci kalınmıştır? Hükümetiniz hangi tedbirleri almıştır? Soru öner-

gesinin yanıtlandığı tarihe kadar olan dönemde güvenlik görevlileri kayıtsız Suriyeli sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı kentlerde, ikinci eşi Suriyeli olan ailelere yönelik hangi uygulamaları yapmıştır? Son iki yılda Suriyelilerin karıştığı asayiş olaylarının sayısı kaçtır?”


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

6 erkekten 1’inde prostat riski Ülkemizde prostat kanseri görülme sıklığı dünya ortalamasının üzerinde. Ancak muayeneden çekinildiği için erken teşhis edilemiyor. Halkı bilinçlendirmek isteyen üroloji hekimleri Prostat Derneği’ni kurdu  ÖZLEM KONUR USTA

P

rostat erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü. Ancak utangaç Türk erkeği muayeneden çekindiği için hastalık erken teşhis edilemiyor. Erken evrede tedavi ile hasta normal hayatına geri dönebilecekken geç kalınması nedeniyle kanser ölümcül yüzünü gösteriyor. Kadınlarda meme kanseri konusunda yaratılan farkındalıkla yakalanan başarıyı gören üroloji hekimleri, Prostat Kanseri Derneği’ni kurdu. Yeditepe Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Faruk Yencilek, Aydınlık’a yaptığı açıklamada, her 6 erkekten 1’inin hayatı boyunca prosFaruk Yenlicek tat kanseriyle karşılaşabildiğini söyledi. Yencilek, “Prostat kanserinde de erken ta-

nıyla, ölüm oranlarında ciddi azalmalar söz konusu. Ayrıca erken evrede tedavi edilen hastalıkta yan etkiler de minimum düzeyde görülüyor” dedi. Prostat kanseri olan 3 hastadan biri psikiyatrik değerlendirmeyi gerektirecek düzeyde ruhsal sorun yaşıyor. Dernek bu konuda da hastalara yardımcı olacak. Yencilek, “Derneğimiz toplumda var olan yanlış kaygıların giderilmesi, tanı ve tedavinin ertelenmesine engel olmak, tedavi sonrası süreçte de hastalara hem teknik hem de psikolojik destek sağlamayı hedefliyor. Tedaviden sonra az miktarda görülen sertleşme problemi ve idrar kaçırma sorununu da esasen tedavi edilebildiğimizi halkımıza anlatmak istiyoruz” diye konuştu.

Online testler ilk adım Prostat Kanseri Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ahmet Tunç Özdemir de Türkiye’de prostat kanseri görülme sıklığının

dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyledi. Özdemir, “Büyükşehirlerde hastalar daha erken tanı ve tedavi alabiliyor. Bu fark, tarama testlerine (PSA) A. Tunç Özdemir kolay ulaşmanın yanı sıra toplumsal alanda yapılan bilgilendirmelerden de kaynak-

lanıyor. Küçük şehirlerde ‘doktordan çekinme’ sebebiyle erken teşhis kaçırılmış olabiliyor” dedi. Özdemir, Prostat Kanseri Derneği’nin internet sitesi “prostatkanseridernegi.org” adresinde yer alan testlere herkesin kolayca erişebileceğini söyledi. Doç. Dr. Özdemir, “Bu testlerle hastaların şikâyetleri, önem dereceleri, tedavi ve tedavi sonrası ihtiyaçları saptanabiliyor. Testlerle hasta

kendisi hakkında çıkarımda bulunabilir. Testi uygulayıp durumu kritik olduğu anlaşılan hastalarla biz de direkt temasa geçeceğiz” diye konuştu. Prostat kanseri tanı ve tedavi sonrası aşamalarda toplumsal farkındalığı artırmak, insanların kaygılarını gidermek, tanı ve tedaviye kolay ulaşmalarını sağlamak üzere yola çıktıklarını dile getiren Prof. Dr. M. İhsan Karaman da, “Dernek olarak erkek sağlığı konusunda önemli çalışmalar yürüteceğiz. Ayrıca hastaların tedavi sonrasında kendilerini yalnız hissetmemeleri, konuyla ilgili tüm bilgilere derneğin web sitesinden anlaşılır bir şekilde ulaşmaları ve online testler yoluyla kendilerine yönM. İhsan Karaman lendirmelerin yapılması da oldukça önemli bir adım olacaktır” dedi.

Kan şekeri düşüklüğü diyabete dönüşebilir  TOPLUM SERVİSİ

Gökova’da sevindiren bilirkişi raporu



Afetzedeler doğalgazzede oldu



Y

emeklerden sonra, özellikle tatlı veya hamur işi yedikten sonra kendinizi yorgun veya bitkin hissediyorsanız, terleme ya da el-ayak boşalması gibi belirtiler görüyorsanız hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) olabilirsiniz. Hipoglisemi, tedavi edilmediği takdirde diyabete dönüşebileceğinden, bu belirtilere sahipseniz mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekir. Dahiliye Uzmanı Dr. Arzu Yalçın, hipoglisemi hakkında en çok merak edilenleri açıkladı. Dr. Arzu Yalçın, “Hipoglisemi, kan şekeri düşüklüğü demektir. Ancak kan şekeri zaten, sürekli aynı değerde değildir; değişkendir. Yiyecek ve içecekler, hareket durumu, stres, alkol, kullanılan bazı ilaçlar kan şekerinin değişimine neden olur” dedi.

Hipoglisemi nedenleri Yalçın, hipoglisemi nedenlerini şöyle anlattı: “Genellikle karbonhidratı yoğun gıdalardan 1-2 saat sonra hastanın kendini kötü hissetmesi, uyku hali, sinirlilik gelişir. Hatta terleme, titreme, el-ayak boşalması, bayılmaya kadar giden has-

talar da olur. Hipoglisemisi olan kişilerin açlığa dayanıklılıkları düşmüştür. Hipoglisemi tanısı için kan şekerinin 60 mg’ın altına düşmesi gerekir. Ancak bazı diyabet hastaları daha yüksek (70-80 mg gibi) rakamlarda da bu belirtileri hissedebilirler.”

Hipoglisemide tanı Dr. Yalçın hipogliseminin tanı yöntemiyle ilgili de şu bilgileri verdi: “Hipogliseminin en önemli özelliği, hepsinde olmasa da ileride diyabet adayı olmaya yatkınlık göstergesi olabileceğidir. Bu nedenle bu belirtileri yaşayan, ailesinde diyabet öyküsü bulunan hastalar, mutlaka hekime başvurup, halk arasında bilinen adıyla yükleme yani oral glukoz tolerans testi (OGTT) yaptırmalıdırlar. Bunun sonucuna göre de mutlaka diyet ve egzersiz, gerekirse de ilaç tedavisi almalıdırlar.”

Karneye ‘diş notu’ önerisi

S

ağlıklı nesiller için ilkokul çağındaki çocukların ağız ve diş sağlığına özendirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimi Selçuk Özbölük; ülkemizde her çocukta ortalama 5 çürük diş olduğunu söyledi. Özbölük, “Henüz ağız ve diş sağlığının ne kadar önemli olduğunun bilincinde değiliz. 5-9 yaş grubunda Diş Hekimi Selçuk Özbölük

süt ve daimi dişlerde çürük, dolgu, çekilen diş oranı ortalama 5,2. 1014 yaş grubunda ise bu oranın 3,67 olduğunu görüyoruz. Oysa bu rakam gelişmiş ülkelerde sadece bir” diye konuştu. İlköğretim okullarında çocuklara ve ailelere verilecek etkin diş bakımı eğitiminin olumlu bir fark yaratabileceğini vurgulayan Özbölük, şunları söyledi: “İlköğretim karnelerine eklenecek ‘Ağız ve Diş Sağlığı’ notu ile hem çocuklarımızın vücut sağlığının olumsuz yönde etkilenmesini önlemiş oluruz. Böyle bir projeyle de ortalama 5 olan çürük diş miktarını 1’e düşürebiliriz.”  İHA

Muğla’nın Marmaris ilçesi Kent Konseyi, Marmaris ve Fethiye’ye ulaşım sağlayan karayollarının kesiştiği Gökova Kavşağı’nda farklı seviyeli kavşak projesine gerek olmadığını bilirkişi raporuyla ispatladı. İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi ve Ulaşım Uzmanı Dr. Orhan Demir raporunda, “Gökova Kavşağı’nın farklı seviyeli kavşak olarak düzenlenmesini gerektirecek akım düzeylerine ancak 2033 yılında erişilebilir. Bu nedenle, önümüzdeki kısa dönemde, Gökova Kavşağı’nın katlı kavşak olarak düzenlenmesinin gerekli olmadığı son derece açıktır” dedi. Karayolları Genel Müdürlüğü aldığı kararla Muğla’ya 26, Marmaris’e 29 kilometre uzaklıktaki Marmaris ve Fethiye’ye ulaşım sağlayan, altında kaya mezarları olan doğal ve arkeolojik SİT alanındaki yolların kesiştiği Gökova Kavşağı’nın, farklı seviyeli kavşağa dönüştürülmesini kararlaştırmış, ancak çevreciler karara karşı çıkmıştı.

2010 yılında Elazığ’da meydana gelen depremden sonra Çayda Çıra Mahallesi’ndeki afet konutlarında ikamet etmeye başlayan depremzedeler, kalorifer kazanlarının çatlaması nedeniyle doğalgaz kullanamıyor. Soğuk kış günlerinde ısınma sorunu yaşadıklarını ifade eden vatandaşlar, yetkililerden yardım bekliyor. 2012 yılı Temmuz ayında evleri teslim aldıklarını anlatan vatandaşlar, 6 ay kullandıktan sonra kazanların çatlamaya başladığını ve ısınmada ciddi sorun yaşadıklarını ifade etti. Özellikle küçük yaştaki çocukların soğuk havalarda hastalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten mahalle sakinleri, “Geçen yıl 4 ay, bu yıl da 2 ay olmak üzere 6 ay doğalgaz kullandık ama sonrasında kazanlarda çatlamalar oluştu. Yetkili makamlara gerekli dilekçelerimizi yazdık ama bir sonuç alamadık. Kazanları yapan ana firmayla da görüştük, ancak montajı başka firmaya yaptırdıkları için garanti kapsamına girmediğini söylediler. Kışın ortasında soğuk havayla mücadele etmeye çalışıyoruz. Bizim sesimizi birileri duysun” dedi.

Konya’da uyuşturucu operasyonu: 60 gözaltı



Konya Emniyeti, uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen sokak satıcılarına yönelik teknik ve fiziki takibin ardından dün şafak vakti operasyon düzenledi. Özel Harekât ekipleri eşliğinde yaklaşık 600 polisle Karatay ilçesi Tatlıcak ve Doğanlar Mahallesi’nde yapılan operasyonda, daha önceden belirlenen 70 adrese baskın yapıldı. Bazı evlere bahçe duvarlarından atlayıp giren Özel Harekât ekipleri açılmayan kapıları “koçbaşı” denilen balyozla kırdı. Polisleri karşısında gören şüpheliler büyük şaşkınlık yaşadı. Operasyonda 10’u kadın, 4’ü 18 yaşından küçük 60 kişi gözaltına alındı. Evlerde yapılan aramalarda satışa hazır paketler halinde esrar, eroin, kokain ve uyuşturucu haplar ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan kadın ve çocukların kurye olarak kullanıldığı öne sürüldü.

T.C. STANBUL ANADOLU 10. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/1029 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : İstanbul İl, Pendik İlçe, Dolayoba Mahalle/Mevkii, 8449 Ada No, 10 Parsel No, 18 Nolu Bağımsız Bölümün nolu çatı piyesli meskenin tamamı. Mahallen Velibaba Mah., Güney Sokakla kesişen Söğüt sokak köşesinde, Güney sokak 39 kapı noda, 2 bodrum+zemin+2 normal katlı, betonarme karkas sistemde yeni inşa edilmiş, 2. bodrum katta 2, diğer katlarda 4 bağımsız bölümün bulunduğu binada, daire kapalı olduğundan görülememiş, mahallinde edinilen bilgi ve Pendik Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğü kayıtlarından edinilen bilgide; 2011/3080 sayılı ruhsat dosyasında bulunan mimari projesi tetkikinde;dairece kullanılan kat bahçesi, (11,36 m2) devamnıda, antre, banyo, yatak odası, çatı piyesine çıkış merdiveni, balkonlu mutfak ve salon, projesi üzerinden alınan alan ölçüleri toplamında;45,56 m2 yüzölçümlü olduğu, çatı piyesinde; terası bulunan bir oda ve Y.holü teras dahil toplmda; 29,00 m2 yüzölçümlü olduğu, daire toplamda 85,92 m2 net yüzölçümünde olduğu anlaşılmıştır. Islak zeminler seramik, odalar laminat parke, mutfakta tezgah alt ve üstünde dolaplar, banyoda;küvet klozet ve lavabo pencereler pvc, kapılar panel kapı elektrik, su ve kombi sistemde doğalgaz kalorifer tesisatlı, doğalgaz saati takılmamış, asansörlü, manzaraya hakim konumdadır. Adresi : istanbul İI, Pendik İlçe,Velibaba Mah., Güney Sokak, 39 kapıno, D:18 Yüzölçümü : 85,92 m2 Arsa Pay : 4877/56658 imar Durumu : Söz konusu 10 parsel; 1/1000 ölçekli, 05/12/2012 t.t.’li Çınardere, Yayalar, Velibaba ve Ertuğrulgazi Mahallelerinin bir kısmına ait uygulama imar planında; (K2) rümuzlu konut alanında kalmaktadır. Kymeti : 160.000,00 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : Otopark bedeline ilişkin taahhütname vardır. 1. Sat Günü : 03/04/2014 günü 14:50 - 15:00 arası 2. Sat Günü : 28/04/2014 günü 14:50 - 15:00 arası Sat Yeri : ANADOLU ADALET SARAYI MEZAT SALONU - null null/null

Sat artlar : 1- ihale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse icra ve iflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/1029 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 24/01/2014 (İİK m. 126)_ (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 5702 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Recep ERÇİN

GEÇİM VE TUTUM

DOLAR

29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Salı 2.2646 Pazartesi 2.3093

EURO

Doç. Dr. Melih

BAŞ

Salı 3.0960 Pazartesi 3.1545

 AYDINLIK / ANKARA

D

DEF’in her yıl yayınladığı ve bu yıllık toplantılarda da ele alınan raporları vardır. Bunlardan biri Küresel Riskler Raporu, bir diğeri Küresel Rekabet Raporu. Elbette bu ana raporlara ek olarak kimi özel alan raporları da mevcuttur. Örnekse, cinsiyet eşitsizliğinden iklim değişikliğine, elektrikten Rusya’ya, tedarik zincirlerinden eğitime ve daha niceleri. Düşünbilimsel olarak örtüşmeseniz de ufuk açıcı bu ilginç raporlara göz atmanızı salık veririz (maalesef sadece İncilazca olan). Bu yazımızda bu yılki toplantılarda ele alınan Küresel Riskler Raporu’na kısaca bakmak istiyoruz. Raporda riskler, şu başlıklarda ele öbeklendirilmiş: İktisadî riskler / Teknolojik riskler / Toplumsal riskler / Jeopolitik riskler / Çevresel riskler. Şimdi de iktisadî risklere ayrıntılı bakalım. Kritik öneme sahip ekonomilerde malî bunalımlar Aşırı borç yükünün doğurduğu yükselen faiz oranları, enflasyonist baskılar, hükümet borçları krizleri. Ana yani temel malî işleyiş ve kurumlarda başarısızlık Bir finansal kuruluşun ya da para (ve döviz kur) rejiminin sistemik önemli başarısızlıkları ve bunun küresel malî sisteme etkileri. Akışkanlık (likidite) bunalımı Varlıkların satılabilme olanaklarının da sınırlandığı, bankalardan ve sermaye piyasalarından malî kaynak bulabilme darlığının baş göstermesi. Yapısal olarak yüksek işsizlik ve eksik istihdam İşsizliğin doğal döngüsünden öte süreklilik arz etmeye koyulan bir yapısal yüksek işsizlik oranı veya özellikle gençlerde ehliyet eksiklikleri, eksik çalıştırılma yani yeteneklerine göre daha düşük işlerde veya daha az ücretle veya daha kısa süreyle çalıştırılma. DEF’in istihdam ve eğitim konulu ayrı raporları olduğunu da vurgulayalım. Küresel ekonomiye petrol fiyatları şoku Keskin veya süreklilik taşıyan petrol fiyatları artışlarının hem petrole aşırı bağımlı sektörler hem de tüketiciler üzerindeki baskıları, bu bağlamda artan jeopolitik gerilimler. Kritik öneme sahip alt yapının yetersizliği veya başarısızlığı Alt yapı ağlarına sistemik etkiler yapabilen süreğenleşmiş ilk yatırım ve yenileme yatırımı yetersizlikleri. Ana bir döviz olarak ABD dolarının öneminin düşüşü Dünyanın para stoku birimi olan dolardan başka yerlere doğru kayışın, küresel ekonomik ve malî sistemi etkilemesi ve bunun da jeopolitik dengeyi değiştirmesi. Teknolojik riskler ise raporda üç başlıkta ele alınmış. Şöyle ki, Kritik öneme sahip bilişim altyapı ve ağlarının çökmesi Sanayi üretimine, kamu hizmetlerine ve iletişime zarar verici etkiler doğuran bilişim sistemi çöküşleri Büyük ölçekli siber saldırıların değerlendirilmesi Devletler tarafından malî ve örgütsel olarak yönlendirilen veya yap(tır)ılan adi suç veya terörist siber saldırıların artışı Yoğun veri hile ve hırsızlığı olayları Öngörülemeyen ölçüde özel verinin yanlış veya suç kapsamında kullanımı Yazıyı bitirmeden vurgulayalım. Kimileri için risk olan kimileri için fırsattır. Örnekse, iktisadî risklerdeki g şıkkı ABD için risk iken, ezilen ülkeler için fırsattır! Not: Diğer riskler için Sürdürülebilir Yaşam Dergisi Şubat 2014 sayısında çıkacak yazımıza bakabilirsiniz.

ALTIN

(Cumh.)

tikası nedeniyle ithalatın ucuz hale gelmesi sıkıntı yarattı.

Döviz kurlarında yaşanan artış etkisini en çok otomotiv sek- Devalüasyon töründe gösterdi. Kurlardaki artış maliyetleri artırdı İzlenen politikalar nedeniyle ve yılbaşında yapılan ÖTV zamları maliyeti artırınca otomobile sanayide ithal girdi oranları arilk zam geldi. Renault Mais Ge- tarken, son aylarda yaşanan devalüasyon üretimde manel Müdürü İbrahim liyetleri hızla artırdı. BuAybar, dünkü açıknun en somut göstergesi lamasında kurdaki otomotiv sanayinde yaartış nedeniyle otoşandı. 2000’li yılların ilk mobil fiyatlarını yüzyarısında otomotivdeki de 10 artırdıklarını yerli katkı oranı yüksesöyledi. Otomotiv Salirken, dövizin baskı alnayicileri Derneği Ercan Ercan Tezer Tezer tına alınması ve Türk li(OSD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ercan Tezer de, rasının değerli haline getirilmesi Aydınlık’a yaptığı açıklamada, sonrasında sektör hızla ithal girsatışların düşeceği beklentisinde diye yöneldi ve ithal yan sanayi malları kullanmaya başladı. Döviz olduklarını ifade etti. Hükümetin yıllardır izlediği kurlarında yaşanan hızlı artış dövizi baskı altında tutma poli- sonrasında ithalat pahalı hale

DEF (WEF) Küresel Riskler Raporu ve Davos

Riskler 5 başlıkta sıralandı

Salı 63.783 Pazartesi 64.667

Salı 618 Pazartesi 645

FAİZ

Salı % 11.02 Pazartesi % 10.68

PETROL (Brent)

Salı $ 107.51 Pazartesi $ 107.30

*Serbest piyasa satış fiyatları

Otomobilde zamlar başladı

ismeba56@yandex.com

ünya Ekonomik Forumu’nun düzenlediği Davos Zirvesi 22-25 Aralık’ta yapıldı. Ana tema ‘Dünyanın Yeniden Biçimlendirilmesi: Toplum, Siyaset ve İş dünyası için Sonuçları’ idi. Bu zirvenin oturum eş başkanları aslında dünyanın biçimlendirilmesine ilişkin ipuçları veriyordu. BRIC’ten iki isim: Çin Halk Cumhuriyeti’nden Sanayi ve Ticaret Bankası Yönetim Kurulu (YK) Başkanı J. Jianqjing, Hindistan Sanayi Konfederasyonu (CII) Başkanı K. Gopalakrishnan. Derken aklımıza petrol, sağlık, sosyal medya ve dünyayı yöneten en büyük iki sermaye grubu geliyor. Evet onlar da var: Total’in YK Başkanı C. Margerie, Novartis’in CEO’su J. Jimenez, Yahoo’nun CEO’su M. Mayer, Rockfeller Vakfı Başkanı J. Rodin. Hem kaynak hem de pazar açısından egemenlik mücadelesi alanı haline gelen Afrika’sız olmaz değil mi? O da var: Nijerya’dan Dangote Grubu’nun Başkanı Aliko Dangote.

BORSA

gelince maliyetler de devalüasyona bağlı olarak yükseldi.

Diğer firmalar da zam hazırlığında Sektör maliyet artışlarını karşılamak için hemen zamma yöneldi. İlk zam Renault Mais’den geldi. Renault Grubu’nun 2013 yılı değerlendirme toplantısında konuşan Aybar “Avrodaki oynama maliyetlerimize de etki yapıyor. Maliyet hesaplarımızın gerektirdiği ölçüde fiyat ayarlaması yapıyoruz” bilgisini verdi. Bu arada diğer otomotiv firmalarının da zam için hazırlık yaptığı öğrenildi. Önümüzdeki kısa bir süre içinde Türkiye’de üretilen ve ithal edilen tüm araçlara en az yüzde 10 zam yapılacağı, ithal otolarda bu zammın daha da yüksek ola-

cağı belirtildi.

Satışlar gerileyecek OSD Genel Sekreteri Prof. Dr. Ercan Tezer, döviz kurlarında yaşanan gelişmelerin otomotiv sektörünü doğrudan etkilediğini, maliyetleri yükselttiğini ifade ederek, “Ortaya çıkan yeni durumla ilgili olarak otomotiv firmaları kendi hesaplarını yapacaktır” dedi.

Yeni durumun talebe negatif yansıyacağını kaydeden Tezer, “Tüketim azalacak, otomotiv satışları düşecektir. Şu anda bütün firmalar buna göre kendi önlemlerini almaya çalışıyor” diye konuştu.

Motorin’e 12 kuruş zam



Kurdaki artış akaryakıt fiyatlarına zam olarak yansıdı. Geçen hafta benzine yapılan 11-12 kuruşluk zammın ardından, dün geceden itibaren geçerli olmak üzere motorinin litre fiyatına da 12 kuruş zam yapıldı. Böylece 4.56 lira olan motorinin litre fiyatı 4.68 liraya çıktı.

Kurdaki artış enflasyonu zıplattı Dövizdeki artışı engelleyemeyen Merkez Bankası, bunun fiyatlara yansımaya başladığını görünce, enflasyon hedefini bir ay dolmadan 1.3 puan artırdı. MB Başkanı da, faiz artırımı yapabileceklerini açıkladı rekte özel kesim talebinin gerileyeceğini öngörüyoruz. Takip eden dönemde ise özel kesim talebinin seyri, döviz kuru ve faizler ile tüketici ve yatırımcı güveninin ne kadar sürede ve hangi seviyede dengeye geleceğine bağlı olacaktır.

 EKONOMİ SERVİSİ

T

.C. Merkez Bankası’nın (MB) dün gerçekleştirilen 2014’ün ilk Enflasyon Raporu toplantısında enflasyon hedefleri revize edildi. Toplantıda rapora ilişkin bir sunum yapan MB Başkanı Erdem Başçı, “Ekim Enflasyon Raporu’na göre 2014 yıl sonu enflasyon tahminimizi 1.3 puan yukarı yönlü güncellemiş bulunuyoruz. Bu doğrultuda, enflasyonun kısa vadede yüzde 5 hedefinin belirgin bir şekilde üzerinde seyredeceğini öngörüyoruz. Aldığımız ve alacağımız politika tedbirleri ile döviz kuru gelişmelerinin ikincil etkilerinin sınırlı kalacağını ve enflasyonun yılın ikinci yarısından itibaren düşerek yıl sonunda yüzde 6.6 düzeyine ineceğini tahmin ediyoruz’’ dedi.

Harcamalar ve yatırımlar kur ve faizlere bağlı Buna göre MB, 2014 yılı için öngördüğü yüzde 5.3’lük enflasyon tahminini daha Ocak ayı bitmeden yüzde 6.6’ya çıkardı. Tüketici enflasyonunun ge-

Enflasyon yüzde 8’i geçmez!

Erdem Başçı

çen yıl bir önceki yıla kıyasla 1.2 puan yükselerek yüzde 7.4 oranı ile hedef etrafındaki belirsizlik aralığının üzerinde gerçekleştiğini kaydeden Başçı, sunumunda şu vurguları yaptı: “Yakın dönemde Türk lirası de-

ğer kaybederken, kredi faizlerinde artış, tüketici güveninde ise düşüş gördük. Bu çerçevede, döviz kuru, finansman ve güven koşullarına duyarlı olan dayanıklı tüketim ve yatırım harcamalarındaki düşüş ile birlikte ilk çey-

Raporda döviz kuru hareketlerinin 2014 yılsonu enflasyon tahmini üzerindeki etkisinin Ekim Enflasyon Raporuna kıyasla 0.5 puan daha yüksek olacağını varsaydık. Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2014 yılı sonunda orta noktası yüzde 6.6 olmak üzere yüzde 5.2 ile yüzde 8 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2015 yıl sonu tahminimiz ise orta noktası yüzde 5 olmak üzere yüzde 3.1 ile yüzde 6.9 aralığında yer alıyor. Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz.’’

‘Faiz aracı devreye alınabilir’ Toplantı sonrası soruları yanıtlayan Erdem Başçı’nın alına-

cak tedbirler ve siyasilerin açıklamalarına ilişkin de şöyle konuştu: “Şartlar çok hızlı değişebiliyor. Riskleri en aza indirgemeye çalışacağız. Merkez Bankası bağımsızdır. Herkese karşı sorumludur. Döviz satışları, faizle desteklenirse daha etkili olabilir. Rezervlerin hızlı bir şekilde azalması başka olumsuz yan etkisi de olacaktır. O yüzden faiz aracını şu ortamda devreye almak gerekiyor. Türkiye’de durum ABD ve Avrupa’dan farklı. Siyasetçiler Merkez Bankası’nın kararlarını eleştirebiliyor. Türkiye’deki kültür açısından çok fazla sorun yok. Ancak uluslararası basında Türkiye çok konuşulur duruma geldi. MB’nin bağımsızlığı ile ilgili maalesef olumsuz bir algı çıktı. Uluslararası yatırımcılar açısından bir algı problemine yol açıyor. Merkez Bankası bağımsız şekilde ekonomik verilere bakarak geleceğe yönelik tahminlerde bulunarak kararlarını verir, bunun güvencesini veriyoruz.’’

Doların gidişatı bu toplantıya bağlı

Tebrik bekliyordu özür diledi

Hükümete mesaj: Gereğini yap

Merkez Bankası dün gece de Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı gerçekleştirdi. Toplantı tutanacakları saat 24 itibarıyla açıklandığından alınan kararları ve etkilerini yarın irdeleyeceğiz. Fakat, dünkü toplantı öncesi olağanüstü PPK’ya ilişkin bilgi veren MB Başkanı “Bu akşam takvim dışı bir para politikası toplantısı yapacağız. Amacımız fiyatlama davranışlarındaki bozulmayı engelleyerek fiyat istikrarını sağlayacak adımları atmak olacaktır. Fiyat istikrarını sağlamak için üzerimize düşeni yapacağız. Merkez Bankası’nın enflasyonu kontrol altına alarak yüzde 5 hedefine doğru getirmek için elindeki bütün araçları etkin bir şekilde kullanma konusunda kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

Merkez Bankası Başkanı Başçı, geçen yıl 2013’ün ilk Enflasyon Raporu’nu açıkladığı toplantıda, Mayıs ve Haziran’da enflasyonda geçici artış görülebileceğini, 2013 sonu enflasyon tahminini yüzde 5.3 olarak koruduklarını açıklamıştı. Başçı, bir soru üzerine ise, “Enflasyon yüzde 5’e getirildiğinde kendiliğinden büyümenin yüzde 5’e doğru hızlandığını cari dengenin yüzde 5 sevilerine indiğini görürsek, 3 tane 5’i görürsek vatandaşlarımızdan tebrikleri kabul edebilirim’’ demişti. Başçı, 2013 yılı enflasyon hedefinin tutturulamamasının ardından Hükümete bunun nedenlerini açıklayan “Özür mek-

MB dün aynı zamanda 21 Ocak’ta gerçekleştirilen PPK toplantısı tutanacaklarını da yayımladı. Buna göre, “Kurul, yakın dönemde yapılan vergi ayarlamalarına ve döviz kuru hareketlerinin gecikmeli etkilerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinin bir süre daha yüzde 5 hedefinin belirgin olarak üzerinde seyredeceği tahmin edilmektedir. Ayrıca işlenmemiş gıda fiyatlarındaki dalgalı seyir de enflasyon tahminlerine dair belirsizlik oluşturmaktadır’’ denildi. “Yaşanan belirsizliklerin ve risk primindeki artışın uzun süreli olması durumunda ekonomide güven ve bilanço kanalı üzerinden ciddi bir yavaşlama gözlenme olasılığı bulunmaktadı’’ uyarısı yapan Kurul, hükümete şu mesajı verdi: “Orta vadede ise mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak yapısal reformların güçlendirilmesi makrœkonomik istikrarı destekleyecektir. ...Bu çerçevede, Orta Vadeli Program’ın gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.’’







tubu”nu dün saat 14 itibarıyla basına açıkladı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a hitaben yazılan mektupta, 2013 yılı enflasyon hedefindeki sapmaya neden olarak döviz kurlarındaki artış ve gıda enflasyonu gösterildi. Döviz kurlarındaki artışın 2013 yılı enflasyonuna etkisinin 1.5, gıdanın da 0.6 artı puan olduğunun belirtildiği mektupta, “Yakın dönemde Türk lirasında gözlenen değer kaybı yılın ilk aylarında enflasyonun yüksek seviyelerde seyretmesine neden olabilecektir’’ denildi.

Gelişmekte olan ülkelerde panik

‘İş dünyası önünü göremiyor’

Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı hızlandı. Reuters bünyesindeki araştırma şirketi Lipper’a göre, yatırımcılar gelişen ülkelerin borsalarından son yedi haftanın altısında paralarını devamlı olarak çekti. Böylece çıkan para miktarı 422 milyar doları aştı. EPFR kayıtlarına göre de, gelişmekte olan Asya hisse senedi ve tahvil fonlarından sermaye çıkışı 8 haftadır sürüyor. 22 Ocak haftasında gelişmekte olan Asya

Ankara Ticaret teyen herkesin elini Odası (ATO) Yönetim kolunu bağlıyor. İşaKurulu Başkanı Salih damlarımız mecburi Bezci, döviz kurundaki bir bekleme halinde” dalgalanma nedeniyle, dedi. Bu durumdan iş dünyasının önünü en küçük sermayeli göremediğini belirteesnafında en büyük rek, esnaf ve tüccara sermayeli esnafında “döviz kurunu sabitle- Salih Bezci etkilendiğini bildiren me” çağrısı yaptı. Bezci, ayrıca şunları Bezci yaptığı yazılı açıkla- söyledi: “Küçük esnafından, mada, “Dövizde her gün yeni tüccarına, sanayicisine kadar rekorlar kırılıyor. Bu rakamların herkes ‘dur bakalım döviz kuru hayali olduğunu herkes biliyor nereye gidecek’ diyerek bekleancak kurun hangi seviyede me eğiliminde. Bu beklemenin dengede kalacağını kimse ön- uzun sürerek ülke ekonomisine göremiyor. Bu öngörememe, zarar vermemesi için çözümü kestirememe hali iş yapmak is- biz oluşturmalıyız.”

fonlarından toplam 1.4 milyar dolar çıktı. Önceki hafta bu rakam 671 milyon dolar olmuştu. Geçen haftadan bu yana para çıkışının yaşandığı ülkelerden Hindistan’ın Merkez Bankası politika faizini yüzde 8’e yükseltti. Gelişen piyasaların kaderini ayrıca dün başlayan FED’in Açık Piyasa Komite toplantısından çıkacak sonuçlar belirleyecek. Bu gece açıklanacak kararlar öncesi FED’in varlık alımlarını bu ay da azaltması bekleniyor.

Kadir Has’tan bilime 30 bin dolarlık ödül



Bu yıl onuncusu gerçekleştirilecek Kadir Has Ödülleri’nin, Bilim-Teknolojiİnovasyon alanında ‘Üstün Başarı’ ve ‘Gelecek Vadeden Bilim İnsanı’ kategorilerinde verileceği açıklandı. Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülen kişi veya kurum 20.000 dolar, Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü’nü almaya hak kazanan kişi veya kurum da 10.000 dolar ile ödüllendirilecek. Başvurular 4 Mart 2014 tarihine kadar devam edecek.


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan: Tarık TEKGÖZLİ

Yolların fatihlerine İstanbul yolları yasak!

DEVRİM AŞKIN KARASOY / ANTALYA stanbul’a meyve sebze taşıyan Antalyalı nakliyeciler, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden ağır tonajlı araçların geçiş saatlerini kısıtlayan kararın değiştirilmesi için başlattığı kontak kapatma eylemi ikinci günü de doldurdu. Nakliyeciler, dört gün sürecek olan eylemin sonuç alınmaması üzerine 15 güne kadar uzatılacağını ifade etti. Görüştüğümüz Nakliyeciler kısıtlamanın, hem çocuklarının rızkını, hem de üretici ve İstanbullu tüketicileri olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.

İ

Mehmet

AKKAYA mehmetakkaya@aydinlikgazete.com

Taşeron işçilere neden kadro verilmeyecek?

B FOTOĞRAF: MERVE DEMİRAĞ

Tarsus’tan Fethiye’ye uzanan binlerce kilometrelik sahil şeridinden İstanbul’a sebze, meyve ve canlı hayvan taşıyan uzun yol kamyoncuları, İstanbul’a giriş saatlerinin kısıtlanmasını protesto ederek başlattıkları dört günlük kontak kapatma eylemini Aydınlık’a anlattı

Arkadaşımız Devrim Aşkın Karasoy, Finike Kamyoncular Kooperatifi Lokali’nde nakliyeciler ile görüştü.

yutları tarif ediyor: “Buradan gece 2’de 3’te arabamı yükleyip çıktığım zaman yol yasağının başladığı saati geçirmemek için hep gaza basıyorum. Normal şartlarda dört buçuk saat arayla toplam 9 saat yolculuk yapabiliyoruz. Ama yasağa takılmamak için 12 saat boyunca bir tas çorba içmeden direksiyon salladığım oluyor. Çünkü biz sebze meyveyi hale yetiştirmemiz lazım. Hız ihlalinden dolayı devamlı ceza yiyoruz. Ehliyetimizin puanı doluyor. Ehliyetimiz bizim sermayemiz. Çoluğumuzun çocuğumuzun rızkı.”

‘Ehliyetimiz bizim sermayemiz’

‘Sıkıyönetim döneminde bile işimiz daha kolaydı’

Halil Erol kontağı son kez çevirerek “Buraya kadar, beklemekten yorulduk” diyor ve anahtarı haznesinden çıkarıyor. Kamyonun ön koltuğunun arkasında yastık ve battaniyeleri gösteriyor ve “Burası bizim evimiz” diye ekliyor. Aynanın üzerinde uzun yol yorgunluklarını adadığı çocuklarının fotoğrafları, kazadan beladan korusun diye örülü nazar boncukları. Ekmeğini 15 yıldır uzun yol şoförlüğünden kazanan Erol, bir süre direksiyonunun başında iki yıldır yaşadıkları büyük sıkıntıların geldiği bo-

Onlar, şehirlerarası yollarda ağır ağır seyreden dev arabaların üzerinde, yollar kadar uzak dünyalarında kendi tasalarıyla boğuşurken birden tüm Türkiye kamyoncuları konuşur oldu. Elmalı, Demre, Fethiye bölgelerinden gelen yüzlerce kamyoncu fire vermeden buradaki bekleyişlerine başlamışlar. Fethiye Kamyoncular Kooperatifi Başkanı Mehmet Özcan’a eyleme katılan kamyoncu sayısını soruyoruz, “Tarsus’tan, Fethiye’ye kadar bin beşyüz kamyoncu kontak açmayacak.” Başkan anlatmaya başlıyor:

“Biz kanaatkarız, mazot parasına gitsek gelsek de Allah bereket versin diyen bir kitlenin mensuplarıyız. Eski şoförüm ben, İstanbul boğaz köprüleri yokken, gemiyle karşıya geçen şoförlerdenim, hal gemilerine binmek için, sıraya girerdik. Canlı hayvan meyve, sebze taşıyorsak bize öncelik verilirdi. Ben askerken boğaz köprüsü yapıldı. Daha sonra da 80 darbesini gördü bu ülke. Gebze’de asker keserdi yolları, araba kuyrukları araç kuyrukları İzmit’e kadar uzanırdı. O zaman bile canlı hayvan ve sebze taşıyan araçlar orta şeritten geçerdi ve Sirkeci’ye yol verilirdi. Elimize küçücük bir kağıt verirlerdi ‘Sebze boşaltmıştır’ diye. Sıkıyönetim döneminde bile böyleydi.”

‘Müracaat etmediğim kurum kalmadı’ Mehmet Özcan, bu kararı almadan iki yıl önce tüm kamyoncuların İstanbul girişinde saatlerce bekletilmeleri nedeniyle taşıdıkları ürünlerin uğradığı zararı tüm yetkililere anlatmaya çalıştıklarını anlatıyor ve elindeki dilekçeleri gösteriyor; “2 senedir Gazipaşa, Alanya, Antalya, Finike, Demre ve Fethiyeli kamyoncular olarak defalarca Başbakan yardımcısı, Ulaştırma Bakanlığı,

‘Niyetimiz bağcıyı dövmek değil üzüm yemek’ Özcan, İstanbul girişindeki eziyetin 6 saatlik bekleyişle sınırlı olmadığını şöyle anlatıyor: “6 saat İstanbul’dan Afyon’a yol gitmek demek. İstanbul girişinde emniyet şeridine yüzlerce kamyonu sıralıyorlar, sonra aynı kamyonlara park yasağı ihlali yapıldı diyerek ceza yazıyorlar. Süre uzadığı zaman bir bekleyişte iki kez ceza yediğimiz oluyor. 6 saat, 3 saate indirilsin diyoruz; yetkililer, ‘Öyle olmasın 4 saat vereceğiz’ derlerse meselemiz bağcıyı dövmek değil üzüm yemek deriz. Buradaki üreticiler de, tüccarlar da bizleri destekliyor. Çünkü yollarda heba olan aynı zamanda onların malı.” İstanbul Valiliği, İstanbul Belediyesi, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü de dahil müracaat etmediğimiz kurum kalmadı. Ulaştırma Bakanlığın’da verilen sözler, biz Antalya’ya dönünceye kadar unutuldu.”

Zorlu Hamateks 62 işçi daha çıkardı



Denizli’de Zorlu Hamateks’te çalışan 809 işçiden 98’i işten çıkarıldı. Geçen haftalarda işten çıkarılan 36 işçiden sonra iki gün içinde 62 işçi daha kapı önüne kondu. Toplam 98 işçinin işine son verilirken işçiler sendikalı oldukları nedeniyle işten çıkarıldıklarını iddia etti. İşverenin yaptığı toplantıda işlerine son verildiğini söylediğini aktaran işçiler, “Aylar öncesinden siparişler vardı. İş yok diyemezsiniz. Bunca işçiyi neden işten çıkarıyorsunuz” diye sorduklarını ancak bir yanıt alamadıklarını belirtti.

Servisleri durdurup İstiklal Marşı okudular Önceki gün fabrika önünde bir araya gelen işçiler, işverene de seslendi: “Kışın ortasında bunca kişi nereye gidecek. Biz yasal hakkımızı kullandık suç işlemedik.” Fabrikada çalışan arkadaşlarına sendikaya üye olmaları çağrısında bulunan işçiler, işçi servislerinin çıkışı sırasında yolu kapattı ve İstiklal Marşı okudu. Ardından servislerin geçişine sloganlarla izin verildi. Teksif Denizli Şube Başkanı Recep Oktay, işverenin sendikal baskı uygulamaya çalıştığını ifade ederek, “Yılmak yok, Zorlu Tekstil’e sendika girecek” diye konuştu.  BEHİYE YARAŞÇI / DENİZLİ

İşten çıkarılan işçilerin temsili cenaze namazını kıldılar

İşveren, kadın işçiyi gece yarısı işten attı helvamızı yiyemeyiz” yanıtını verince gözleri dolduğu görüldü.

SEVİM EROL / BURSA Bursa Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan E.N.A Tekstil’de çalışan 3 kadın işçi işten çıkarıldı. İddiaya göre işçilerden biri gece yarısı ıssız sokakta tek başına bırakıldı. Türk-İş’e bağlı Teksif Sendikası, geçen hafta fabrika önünde işten çıkarılan işçilerin temsili cenaze namazını kıldırdı. Üzerinde “Tekstil işçisi” yazılı bir örtü bulunan tabut önünde toplanan işçilere, temsili bir imam, cenaze namazı kıldırdı. İmam, “Cenazeyi nasıl bilirdiniz” diye sorunca, “Çok çalışırdı maaşı azdı. Bakkala, kasaba, bankaya, ev sahibine borcu vardı. Tekstil işçileri yaşarken zaten cenazeye dönüyor” diye cevap verildi. Cenaze namazının ardından helva dağıtıldı. İşten çıkarılan üç kadın işçinin neden helva almadığı sorulunca “Kendi

‘Sendikaya üye olunca mı verimsiz oldum?’ İşten çıkarılan işçilerden Ayşe Mutlu, gece yarısı sokağa atıldığını belirterek şunları söyledi: “Gece saat 23.30’da işbaşı yaptım. Beni muhasebeye çağırdılar ve işime son verildiği söylendi. Ben de ‘İşimi bırakmak istemiyorum’ dedim. Servislerin kalkma saati gelmişti. ‘Servisler kalkacak’ dedim. ‘Otur konuşacağız’ dendi. Servisler kalktı. Herhangi bir ulaşım aracı olmayan bu yerde kapının önüne kondum. Biz o saatte buradan ancak birileri araba ile almaya gelirse evlerimize güvenle gidebilirdik. Biz de sendikamızı aradık. Geldiler tutanak tuttular.” 8 yıldır fabrikada çalıştığını belirten

Mutlu, “İşe kendimi veren bir elemandım. Sendikaya üye olunca mı verimsiz oldum? Hakkımı sonuna kadar arayacağım” dedi.

‘Baskı yapıldı’ İşçilerden Dilek Alioğlu da, 13 yıldır fabrikada çalışan kadın işçilerden. Sendikalı oldukları nedeniyle işten çıkarıldıklarını iddia eden Alioğlu, sendikadan istifa etmelerine ilişkin baskı yapıldığını ve bunu kabul etmeyince “Hiçbir hak talep etmiyoruz” diye yazılı bir kağıdın kendilerine imzalatılmak istendiğini öne sürdü. Alioğlu, dolabından eşyalarını alamadan kapı önüne konduğuna dikkat çekerek, “Hakkımı sonuna kadar arayacağım” diye konuştu. İşten çıkarılan işçilere İşçi Partisi Bursa İl Başkanlığı ile CHP İl Başkanlığı destek verdi.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

izim kimi saf taşeron işçi derneklerinin yöneticileri, hükümet programını görmezden gelmiş, 12 yıllık AKP iktidarında taşeron işçi sayısının 7 kattan fazla büyümesine gözlerini kapamış, taşeronlara yer açmak için kamu kurumlarının yok edilmesini, kalanların iğdiş edilmesini umursamamış, devletin elindeki kadroların sistemli olarak eritilmesine aldırmamıştı. Bu gerçekleri üyelerine anlatmamış, birleşmek ve mücadele etmek yerine, üyelerine tersine umutlar vermiş, kendisi de kasabın bıçağına ayaklarıyla giden kurbanlık koyun gibi AKP’ye oy vermiş, AKP yandaşlığını sürdürmüştü. Seçimlere az zaman kaldı. Sadece, gerçekleri üyelerinden saklayan kurbanlık koyun gönüllüsü bu yöneticiler değil, AKP’li olmayan dernek yöneticileri de, seçimler yaklaşırken hükümetin taraftar kazanma uğruna politikasını yumuşatacağını ve kadro verilebileceğini zanneder olmuşlardı. Derken, hükümet sözcülerinden ve Bakanlardan açıklama geldi. “Taşeron işçilere kadro yok”, “600 bin kişiye kadro verilecek diye bir planımız yok”, “4-C’lilere kadro verilmesi söz konusu değil”, “Mahkeme kararı çıkartana kadro verirsek, herkes ister.” 23 Ocak 2014 tarihindeki “Taşeron işçilere kadro balonu ve saf işçiler” başlıklı yazımda, taşeron işçilerinin nasıl bir ham hayalle yaşadıklarını yazmıştım. Seçim öncesinde yapılan bu açıklamalarla AKP, 4 milyona yakın taşeron işçisinin oyunu kaybetmeyi nasıl ve neden göze alabildi? Başka şansı yok. Çünkü emrine girdikleri emperyalist program ve uyguladıkları vahşi kapitalizm, Cumhuriyet devletini, onun kurumlarını tasfiye etmeyi emrediyordu.

Kendini kandırmak Uyguladıkları sistemin, işsize, işçiye ve de özellikle taşeron işçisine verebileceği kandırıcı rezervi kalmamıştı. Vahşi kapitalizm, kendi mezarını kazmaktadır. Ama, “Faruk Çelik ile 2 saat görüştük” diye caka satan KAŞİP (Kamu Şirket Personelleri Eğitim Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) yöneticileri, yüzlerine karşı söylenmiş “kadro yok” lafına rağmen, üyelerine yanlış umutlar vermeye devam ediyorlar. Taşeron işçileri ve Taşeron İşçi Derneklerinin yöneticileri artık bilmelidir ki, Eğer hükümet, devleti ekonomiden tamamen çekmeyi, devletin elindeki -eğitim ve sağlık kurumları da dahil- bütün kurumları satmayı, kapatmayı amaçlıyorsa, taşeron işçileri kadro bekleyerek kendilerini kandırmaktadır. Eğer hükümet, tasfiye etmeyi amaçladığı kurumların dışındakileri, il özel İdarelerine ve belediyelere devretmeyi amaçlıyorsa, taşeron işçileri gözlerini açmak zorundadır. Eğer hükümet, bırakalım özelleştirme sonrasını, satmak istediği kurumlardaki çalışanların sayısını satış öncesinde düşürerek, alıcıların devlet kurumlarından azami kar sağlamasını amaçlıyorsa, bunu Hükümet Programına yazmış ve uyguluyorsa, 150 binden fazla kadroyu, sadece bu amaçla eritmiş ise, taşeron işçinin kadro beklemesi saflıktır. Eğer bu hükümet, 12 yıllık iktidarı boyunca bir tek fabrika yapmamış ve yapılmasına da karşı ise, taşeron işçiler avucunu yalayacaktır. Eğer bu hükümet, bırakalım yeni kadro yaratmayı, emekli olanların kadrolarını sürekli olarak iptal ediyor ise, taşeron işçileri boşuna bekliyor demektir. Eğer bir hükümet, taşeron sistemini, kiralık işçi bürolarını ve esnek çalışmayı “stratejik plan” diye ilan etmiş, bunun adına da Ulusal İstihdam Stratejisi adını vermişse, taşeron işçisinin kadro beklemesine saflık demek azdır.

Uyanıkken rüya görmek Ve eğer bu hükümet, kamudaki bütün işleri taşeronlara veriyor, taşeronlara yer açmak için Köy Hizmetleri, Karayolları Bölge Şeflikleri gibi devasa kurumları bile kapatıyorsa, hatta asıl işi de taşerona verebilmek için kanunu değiştirmeye çalışıyorsa, taşeron işçileri, uyanıkken rüya görüyor demektir. Eğer hükümet, emperyalist merkezlerle sözleşme yapmış, devlet kadroların ı tasfiye etmeyi emperyalist merkezlere taahhüt etmişse, bu sözleşmeleri bilmesine rağmen hayal kurmaya devam ediyorsa, diyecek başka şey kalmadı demektir. Ve de, bütün bunlardan haberdar ve taşeron köleliğini yıllar yılı yaşıyor olmasına rağmen, birleşmek, örgütlenmek ve mücadele etmek yerine, AKP yandaşlığına devam ediyorsa, yaşadıklarına müstahaktır. Not: Yarın, devlet kadrolarının yok edilmesi için hükümetin emperyalistlerle yaptığı sözleşmeleri yazacağım.

T.C. STANBUL 10. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/1547 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: TAINMAZIN Özellikleri : Satışa konu; İstanbul, Eyüp İlçesi, Göktürk Köyü 3 Pafta, 1184 Parselde kayıtlı 177.00 m2 Yüzölçümlü, konut nitelikli 10/110 arsa paylı bodrum kat 1 no’lu bağımsız bölümün tamamı. Satışa konu 3 pafta, 1184 parsel üzerindeki apartmanda bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm; İstanbul İli, Eyüp İlçesi, Göktürk Merkez Mahallesi, Çeşmebaşı caddesi, lavanta sokak ile hayal sok kesisimindeki bodrum katında bulunmaktadır. Bağımsız bölümün bulunduğu apartman 1 Bodrum, 1 Zemin, 3 Normal kattan oluşan betonarme kargas bir binadır. Kat irtifaklı olup mesken olarak kullanılan bodrum kat 1 no’lu bağımsız bölüm 1 salon, 1 oda, 1 mutfak, 1 banyo, wc ünitelerinden oluşmaktadır. Salon ve oda zeminleri laminant parke, ıslak zeminler seramik kaplıdır. Duvarlar plastik boyalıdır. Giriş kapısı çelik, pencere doğramaları PVC imalatından yapılmıştır. Isınma kaloriferli kombi sistemlidir. Suyu ve elektriği mevcuttur. Dairenin iç kapılarının yerinde olmadığı ve tadilat yapıldığı anlaşılmıştır. Yaklaşık kullanım alanı 48.00m2 dir. Tapu Kayd : İstanbul, Eyüp İlçesi, Göktürk Köyü 3 Pafta, 1184 Parselde kayıtlı 177.00 m2 Yüzölçümlü, konut nitelikli 10/110 arsa paylı bodrum kat 1 no’lu bağımsız bölümün tamamı. imar Durumu : Eyüp Belediye Başkanlığı imar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 08.04.2013 tarihli imar durum belgesine göre Eyüp ilçesi, Göktürk Köyü 3 Pafta, 1184 Parselde sayılı yer; 19.06.2003 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Göktürk Uygulama İmar Planında, ayrık ikiz nizam 4 kat yapılanmalı konut alanında kalmaktadır. Kymeti : 70.000,00 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : Muhtelif haciz şerhleri mevcut olup; dosyasındaki tapu kaydı gibidir. 1. Sat Günü : 17/03/2014 günü 10:30 - 10:40 arası 2. Sat Günü : 16/04/2014 günü 10:30 - 10:40 arası Sat Yeri : İSTANBUL 10.İCRA MÜDÜRLÜĞÜ KALEMİ Sat artlar : 1- ihale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün

sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- ipotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse icra ve iflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır, ihale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/1547 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 21/01/2014 (İİK m. 126)_ (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e kargılık gelmektedir. BASIN: 5395 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Emine DÖLEK

29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

89 ‘Suriye’ye kadar gittim Emniyet yardım etmedi’ HABER MERKEZİ



Terör örgütleri tarafından yapılacak olası saldırılarda kullanılacağı ileri sürülen 4 araçtan biri olan 01 CLR 35 plakalı kamyonetin sahibi Bahri Tanırcan, kamyonetinin Suriye’ye kaçırıldığını, bunu güvenlik güçlerine bildirdiğini, ancak kendisine yardımcı olunmadığını söyledi. Emniyet ile Jandarma Genel Komutanlığı, terör örgütlerinin yapacağı olası saldırılarda kullanılacak otomobillerin plakalarını güvenlik güçlerine bildirdi. Suriyeli teröristlerin eylem yapacağına ilişkin basında çıkan haberlerin ardından Adana Oto Galericiler Sitesi’nde araç kiralama işi yapan Bahri Tanırcan, kamyonetin kendisine ait olduğunu, ancak kiralayan kişiler tarafından kaçırıldığını anlattı, Tanırcan şöyle dedi: “Aracı kiralayanın araç takip sisteminden Kilis’e gittiğini gördüm.

‘Yardımcı olmadılar’ Polise ve jandarmaya bilgi verdim. Telefonla, Kilis İl Jandarma Komutanlığı’na başvurdum. Suriye sınırındaki Demirışık köyünde görünen aracımızın bulunduğu yere gittik. Suriye tarafına götürüleceğini tekrar söyledik ama yine yardımcı olmadılar. Beklerken, araç Suriye tarafına götürüldü. Kendi imkânlarımla Suriye’ye gittim. Arfin kentinde aracımı bir petrol istasyonunda gördüm. Bizi kadı gibi birine götürdüler. Benden 21 bin dolar istediler. Parayı veremedim. Aracı almadan geri geldim. Sonra bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunup davacı oldum.”

Özdemir TERSİ-DÜZÜ

Bahri Tanırcan

maddelik Fransa anayasasının ilk maddesi şöyledir: «La France est une République indivisible, laïque, démocratique et sociale. Elle assure l’égalité devant la loi de tous les citoyens sans distinction d’origine, de race ou de religion. Elle respecte toutes les croyances.» “Fransa bölünmez, laik, demokratik ve sosyal bir devlettir. Köken, ırk ya da din ayrımı yapmaksızın bütün vatandaşların yasa karşısında eşitliğini sağlar (güven altına alır). Bütün inançlara saygılıdır.”  177 maddelik Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın cumhuriyetin niteliklerini saptayan 2. maddesini birlikte okuyalım: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”  İki anayasada da demokratik, laik ve sosyal sıfatları ortak. Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri arasında fazladan “hukuk” sözcüğü var. Buna karşın Fransız anayasasında fazladan olan “Köken, ırk ya da din ayrımı yapmaksızın bütün vatandaşların yasa karşısında eşitliğini sağlar (güven altına alır). Bütün inançlara saygılıdır” bölümü sanırım bizim anayasadaki “hukuk” sözcüğünü karşılıyor. Ya da bizim anayasadaki hukuk sözcüğü italikle dizilmiş cümlelerin anlamını içeriyor. (Aziz dostum Prof. Dr. Erdoğan Teziç, işine karışmak

İNCE

oince@aydinlikgazete.com

Hukuk devleti gibi densizlik yapmaya cesaret ettiğim için, yüce gönlü ile beni bağışlamalıdır.)  Fransızları bırakıp biz kendi işimize bakalım: Türkiye Cumhuriyeti demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir. Basit bir cümle analizi yapacak olursak, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliği onun bir hukuk devleti olmasıdır. Nasıl bir hukuk devletidir sorusunun yanıtı ise “demokratik, laik ve sosyal” bir hukuk devletidir. Bu cümle analizi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliğinin “hukuk devleti” olduğunu ortaya çıkartıyor. Şunu göğsümüzü gere gere söyleyebiliriz ki Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet niteliklerini belirleyen ikinci maddesi, çağdaş ve çağcıl bir devletin özelliklerini de işaret etmektedir. Ancak demokratik, laik ve sosyal bir cumhuriyetin tam anlamıyla bir hukuk devleti olması için, “Köken, ırk ya da din ayrımı yapmaksızın bütün vatandaşların yasa karşısında eşitliğini sağlaması (güven altına alması), bütün inançlara saygılı” olması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti

anayasasına göre böyle bir devlettir. Ve her hükümetin bu devletin niteliklerine saygı ve bağlılık göstermesi hem gereklilik hem de zorunluluktur. Bir hükümetin meşru olabilmesi, bu zorunluluklara karşı tutumuna bağlıdır. Şimdi şu can alıcı soruyu sormamızın zamanı geldi: AKP hükümeti TC Anayasasının 2. maddesine saygılı mıdır, bu maddeye karşı namusu mücessem midir, yani saygısı uygulamalarıyla kanıtlanabilir mi?  Öncelikle: Demokrasiyi “sandık”a indirgeyen; evrensel insan haklarıyla kavgalı; köken, ırk ya da din ayrımı yapmaksızın bütün vatandaşların yasa karşısında eşitliğini sağlamayı düşünmeyen; kendisininki dışında kalan inançlara saygısız bir AKP, demokrasiyi benimsemiş bir siyasal parti ve iktidar sayılabilir mi? İkincisi: Laiklikle kavgalı, laiklik karşıtlığı Anayasa Mahkemesi tarafından tescillenmiş; Anayasa’nın 2 ve 4. maddelerini değiştiremediği için Anayasa Komisyonu’nun çalışmasnı kilitleyen; dünya işleri bağlamında dini referans

olarak kullanan ve 17 Aralık soygunlarını savunurken, zorunlu bağış iddiaları için “Zengini hayra teşvik etmek suç mu? Kimse buna suç diyemez” (Haber Türk, 23.01.2013) diye fetva veren birinin başında bulunduğu bir parti ve hükümeti laik olabilir mi? Üçüncüsü: Çalışanların, emekçilerin yasal haklarını elinden alan, taşeronluğu meşrulaştıran, sendikaları tarumar eden; emek sömürüsünü destekleyen; yoksullaştırdığı halkı (işçi, memur ve çiftçiyi) sadaka almaya zorlayan bir parti ve hükümet “sosyal” olabilir mi? Cevap: Üç kez olamaz! O halde: AKP ve hükümeti, TC Anayasası’nın “hukuk devleti” ilkesine karşı davranış ve uygulamalar içindedir. Ve sonuç olarak: Gayri meşrudur!  İnterneti rasgele açıp TC vatandaşı Avukat Hakan Güler’in “Hukuk Devleti İlkesinin Tanımı ve Hukuk Devletinde Olması Gereken Asgari Şartlar Nelerdir?” diye sorup kendisinin yanıtladığı tanımı ince eleyip sık dokumadan aynen aktarıyorum: “Bütün faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan kişilerin temel hak ve hürriyetlerini güvence altına alan devlete hukuk devleti denir. Bir devletin hukuk devleti olduğundan bahsedebilmek için gerekenler konusunda tam bir görüş birliği olmamakla birlikte bir devleti hukuk devleti yapan asgari şartlar ve ilkeler şunlardır: - Anayasasında, Cumhuriyet Yönetim şeklinin ve hukuk devleti ilkesinin kabul edilmesi

ve uygulanması; - Anayasasında demokratik rejiminin (demokrasi ilkesinin; yönetime katılma ve yönetimde açıklık) kabul edilmesi ve uygulanması; Yasaların Anayasal denetime tabi tutulması; Kuvvetler ayrımı ilkesinin kabul edilmesi ve uygulanması; - Temel Hak ve Özgürlüklerin güvence altına alınması-Yasal Yönetim (İdarenin tüm eylem ve işlemlerinde yasalara bağlı olması, idarenin kanuniliği ilkesi); - Yönetimin Yargısal denetiminin bağımsız mahkemeler aracılığıyla sağlanması.  Elinize bir kalem alıp AKP hükümeti ile başbakanına not verin, bakalım sıfırdan daha yukarı not alabilir mi? Son olarak, Brüksel’de yaptığı konuşmada, yargı erkinin yasama (meclis) ve yürütmeyi (hükümeti) denetleyemeyeceğini, uygulamalarını sınırlayamayacağını iddia eden Başbakan kuvvetler ayrılığını kabul etmediğini itiraf ediyor. Oysa; Yasama Meclisi, yasa yapar ama onun yaptığı yasaları Yargı Erki’nin bir organı olan Anayasa Mahkemesi denetler. Denetleyerek, Yasama Meclisi’nin erkini sınırlar. Danıştay, hükümetin işlemlerini denetler ve sınırlandırır. Yargı Erki’ne (Anayasa Mahkemesi, Danıştay, İdari mahkemeler) gelince: Ne Yasama Erki (TBMM) ve Yürütme Erki (AKP hükümeti) tarafından denetlenemez, yetkisi sınırlandırılamaz. Hukuk devleti işte budur!

‘HÜKÜMET SÖZCÜSÜ, ŞÜPHELİLERDEN BAHSEDERKEN BELLİ BİR YERLERE MENSUBİYETLERİ VAR DEMEKLE NEYİ KAST ETMEKTEDİR’

Bahçeli saldırıda MİT’e işaret etti MHP lideri Bahçeli, PKK eylemlerinde molotof kokteyli atan bazı kişilerin, mahkemede ‘MİT’e ve Emniyet’e çalışıyorum’ itiraflarında bulunduğunu anlatarak, seçim bürolarına yapılan saldırıda böyle bir tezgâh olup olmadığını sordu  AYDINLIK / ANKARA

D

evlet Bahçeli, MHP’nin İstanbul’daki seçim bürosuna yapılan saldırıyı MHP’yi sokağa dökme çabası olarak niteledi. Bahçeli, “Duygularımızı ajite etmeye yeltenenlerin heveslerini kursaklarında bırakacağız. Zor da olsa dayanacağız. Dişimizi sıkarak sabredeceğiz” dedi. Aydınlık 28 Ocak’ta PKK içindeki MİT’çilerin açığa çıkmaya MHP lideri Devlet Bah- başladığını yazmıştı. PKK eyleminde molotof atarken yakalanan çeli, Meclis grup toplantı- tutukluya, MİT sahip çıkmış, “Haber alma elemanımız” demişti. sında yaptığı konuşmada, İstanbul’da partisinin seçim bürosuna var. Protesto amacıyla ortaya çıkmışlar. yapılan saldırıyla ilgili partilileri uyardı. Ama silaha sarılmışlar” dediğini anımsatan Saldırıyı “suikast” olarak tanımlayan Bahçeli şöyle konuştu: Bahçeli “Suikast yalnızca partimizi, yal- Arınç’a tepki nızca dava arkadaşlarımızı değil, Türk “Hükümet Sözcüsü, gözaltında bumilletini ve Türkiye’yi hedef seçmiştir” lunan şüphelilerden bahsederken belli dedi. Bahçeli, “Kandil’den İstanbul’a bir yerlere mensubiyetleri var demekle güvenle intikal eden, terörist kamplarda özenle yetiştirilen aşağılık yüzler öldü- neyi kastetmektedir? Bu şahıslar nereye rerek, yok ederek, ateş ederek Milliyetçi mensuptur? Bunlar derin AKP’nin pahareketi provoke etme çılgınlığına so- ramiliter unsurları mıdır, yoksa PKK’nın tetikçileri midir? Sayın Arınç, ‘mensuyunmuşlardır” diye konuştu. Bahçeli, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın biyetleri var’ diyerek meseleyi nasıl küsaldırıyla ilgili tutumunu olumlu bulduk- çümser, nasıl hafife almaya kalkışırsın? larını belirtirken, faillerle ilgili açıklamaları Şu aralar medyada, PKK eylemlerine nedeniyle Hükümet Sözcüsü Bülent katılıp molotof fırlatan, cam çerçeve inArınç’a tepki gösterdi. Arınç’ın, gözaltına diren, patlayıcı madde bulunduran bazı alınan zanlıları tarif ederken; “Bir tanesi şaibeli isimlerin çıkarıldıkları mahke97 doğumlu. Bir ailenin fertleri. Belli bir mede; “MİT’e ve Emniyet’e çalışıyorum” yerlere men- itiraflarına tesadüf edilmektedir. Esensubiyetleri yurt’ta da böyle bir tezgâh var mıdır? Türkiye’de gündem değişikliği için Ülkücü kanını akıtmaya karar verenlerle, kardeş kavgası kıvılcımıyla ülkemizi hüsrana götürmeye heveslenenlerin mensubiyetleri AKP midir, PKK mıdır?”

‘Dişimizi sıkarak sabredeceğiz’ Bahçeli, kimi odaklar tarafından etnik ve mezhep temelli çatışma ortamı yaratılarak, milliyetçi hareketin de sokağa inmesinin istendiğini kaydederek, provokasyon ortamı yaratmak isteyenlerin hesabının tutmayacağını söyledi.

İP’den başsağlığı mesajı

Devlet Bahçeli

İşçi Partisi İstanbul İl Başkanı Osman Bilge Kuruca, saldırıyla ilgili MHP’ye başşağlığı mesajı gönderdi. Kuruca mesajında “Cinayetin suçlusu Türkiye’yi bölmek isteyen kuvvetlerdir. En kısa zamanda suçluların ve azmettiricilerin yakalanması dileğimizdir” dedi.

Saldırı anında elinde av tüfeğiyle bir kişi görüntülendi.

Silahlı saldırı için ‘tezgâh’ dedi  AYDINLIK / ANKARA

lar bir daha yaşanmadan seçim yarışı içinde oluruz” dedi.

T

Erdoğan’ı, Saddam ve Esad’a benzetti

BMM grup toplantısında konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partilerinin MHP Esenyurt Seçim Bürosu’na yapılan saldırıyla ilişkilendirilmesine tepki gösterdi. Demirtaş, hiçbir parti ve adaya karşı “kirli bir tezgâhın” içinde olmayacaklarını, kışkırtmalara gelmeyeceklerini belirtti. Kendilerini kullandırmayacaklarını söyleyen Demirtaş “Dikkat edin, hükümet sözcüsü dahil olmak üzere doğrudan veya dolaylı bütün bu provokasyonlar partimizle ilişkilendirilmeye çalışılıyor ve birbirine saldıran, saldırtan asıl faillerin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Umut ediyorum ki, benzer olay-

Demirtaş, Türkiye’deki mevcut krizi yönetirken Erdoğan’ın sergilediği tutumun “çözüm süreci”ni de riske soktuğunu kaydederek şöyle konuştu: “AKP otoriterleşmeyi, baskıyı artırmayı tercih ediyor. Oysa çözüm süreci yasal zemine kavuşmazsa süreç de büyük risk ve tehlikeyle karşı karşıyadır. Eminim ki, AKP işlerin iyi gitmediğinin farkındadır ve işler artık tehditle, şantajla, oyalamayla yürümüyor. Halkı kandırmaya çalışarak yürümez.”

dönemini de dahil ederek “bela” nitelemesi yaptı. Demirtaş şöyle konuştu: “AKP ve ona paralel yapının artık bu ülkede umut olmadığını bu toplum görmektedir. Gittiğimiz her yerde, Türkiye artık 90 yıldır ülkeyi yöneten bu belalardan kurtulmak istiyor. Bizi artık iktidarda görmek i s t i y o rlar.”

Atatürk dönemine ‘bela’ dedi Selahattin Demirtaş, konuşmasında Türkiye’nin kuruluş

İzmir’de kışkırtma AYDINLIK/İZMİR

MHP seçim bürosu olduğu belirtilen binanın önündeki kalabalık.

Selahattin Demirtaş

İzmir’in Dikili ilçesindeki HDP mitinginde, MHP’li grupla çıkan kavgada iki kişi hafif yaralandı. Polisin araya girmesiyle olayların büyümesi önlendi. HDP, dün Dikili belediye başkan adayını açıklamak üzere Atatürk Meydanı’nda miting düzenledi. Bu sırada mitingin yapılacağı meydanın yanından sırtına astığı Türk bayrağıyla geçen bir kadına kalabalıktan tepki gösterildiği iddiasıyla başlayan tartışma kavgaya dönüştü. MHP üyesi ve ülkücü olduklarını söyleyen bir grubun meydana gelerek “Burası Türkiye, Türk bayrağı taşıyan birine müdahale edemezsiniz, vatan hainlerine müdahale edin” diye bağırdığı iddia edildi. İstiklal Marşı okuyup,

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları atan gruba polis, dağılmaları uyarısında bulundu. Bunun üzerine MHP Dikili İlçe Teşkilatı’ndan bazı yöneticiler polis ve ülkücü gençlerle görüşüp ortalığı sakinleştirdi. Daha sonra ülkücü grup, yakındaki seçim bürosuna doğru yönelirken, küfürleşme nedeniyle yeniden kavga çıktı. Sopaların kullanıldığı kavgada HDP’li Belediye Meclis üyesi Mehmet Aktan ve bir kişi daha başlarından aldıkları darbe sonucu yaralandı. Polis araya girip olayların daha fazla büyümesini önledi. HDP’li grup polis koruması altında meydandan ayrılırken, ülkücü grup ise İstiklal Marşı’nı okuduktan sonra dağıldı. Olayın ardından gözaltına alınan olmadığı bildirildi.

Şişli Belediyesi’ne silahlı saldırı Şişli Belediye binasına, önceki akşam kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından uzun namlulu silahla ateş açıldı. Olay önceki akşam saat 23.30 sularında Şişli Belediye binasında meydana geldi. Belediye binasına yaklaşık 70 metre mesafede bulunan bir binanın yan tarafından uzun namlulu silahla ateş açıldı. Bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Burada bir basın açıklaması yapan Mustafa Sarıgül, MHP Seçim Bürosu’nda çıkan olayların ardından yaşanan silahlı saldırının “düşündürücü” olduğunu söyledi. Emniyet mensuplarının olayı aydınlatacağına inandığını belirten Sarıgül “Kim olursa olsun bu olayın açığa çıkması lazım. Benim bütün yurttaşlarımdan ricam; sağduyu hâkim olmalı. Bu olay AKP belediyesine de yapılsa aynı tavrı koyarım. Önemli olan, demokrasinin kazanmasıdır” ifadelerini kullandı.


Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ

Kılıçdaroğlu’ndan AKP’ye ‘kumpası çözelim’ çağrısı

C

letin sağlanması gerekiyor. Bu konuda CHP olarak üzerimize düşeni yaptık. Yasa teklifi mi? Arkadaşlarımız verdiler. ‘Milli orduya kumpas kuruldu’ sözünün arkasında hala duruyorsa, çözüm yeri TBMM ise gelin kardeşim CHP hazır. Haksızlığı bitirelim, adaleti sağlayalım. Açık çek.

HP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Özel Yetkili Mahkemelerde yargılananların derhal serbest bırakılmasını istedi. Çözüm için AKP’ye açık çek veren Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’a “Milli Ordu’ya kumpas kuruldu” sözünün arkasında hala duruyorsa, çözüm yeri TBMM ise gel kardeşim CHP hazır. Kılıçdaroğlu Silivri Cezaevi’nde Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu’nu ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, “Siyaseti bir tarafa bırakalım. Orada eğer bir kişi adım adım ölüme yollanıyorsa, ve öleceğini biliyorsa bunu hapiste tutmak doğru değildir” dedi

‘Bir gün bile hapiste tutulmamaları gerekir’ Haksızlığı bitirelim, adaleti sağlayalım” çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu, dünkü grup konuşmasında şu mesajları verdi: Poyrazköy davasında 5 numaralı CD’nin sahte olduğu or-

taya çıktı. Şimdi artık bu davaların çöktüğünü herkes biliyor. Bir gün bile o arkadaşların hapiste tutulmaları bir demokrasi

‘Erdoğan üzerinde oynanmış fotoğraf açıkladı’ Pazar günü, eline aldı bir fotoğraf. O fotoğrafla da oynanmış, sahtekarlık yapılmış. Onların tayfasından o isimleri karalamışlar, flu yapmışlar kimse görmesin diye.

ve hukuk ayıbıdır. Derhal bunların serbest bırakılması lazım. Defalarca söyledik bu ÖYM’ler adalet dağıtmaz. Artık ada-

Mehmet Ali

ne içeriyor incelemiş değilim. OnTayyip dan haberim yok. Şu anda henüz Erdoğan Ergenekon’la ilgili gerekçeyi görmüş değiliz. Bu konuyla ilgili açıklama yapmamız da mümkün değil. Adalet Bakanlığı’yla alakalı, bu süreç içersinde Bakanlığımız yeniden yargılanma sürecini şu anda değerlendiyor, çalışıyor.

AYDINLIK/ANKARA

B

aşbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2 yıl aradan sonra gerçekleştireceği İran ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şöyle:

ÖYM’ler kaldırılacak

İran’a yaptırımlar Sürecin, İran üzerindeki yaptırımların tamamen kaldırılmasını sağlayacak nihai bir anlaşmayala sonuçlanmasını temenni ediyoruz. Türkiye, bu yönde şu ana kadar elinden gelen gayreti gösterdi. Şu andan sonra da çaba sarf edecektir.

Şişli saldırısı Şişli Belediyesi’ne yapılan saldırı manidardır. Bu bir senaryo mudur yoksa gerçekten bir karşı adım mıdır? Silahın oraya bırakılması, taranması anlamlıdır.

HSYK değişikliği Paketin Adalet Akademileriyle ilgili olan kısmın düzenlemesi bitti. Temenni ediyorum ki Adalet Akademileriyle ilgili olan kısmı ve belki 2-3 madde daha bitirilmek suretiyle önümüzdeki hafta içersinde adımımızı atarız.

TÜBİTAK raporu TÜBİTAK olayı, bilirkişilerle alakalı, kurumla alakalı değil. Bilirkişi raporunu hazırlıyor. Doğrusu ben, bilirkişilerin hazırladığı rapor

Özel Yetkili Mahkemeler, bunu kaldırmayı kesinlikle hedeflemiş durumdayız. TMK’yı aynı şekilde kaldırmayı, ama buradaki TCK’ya aktarılması gereken maddeleri aktarma gibi bir hedefimiz var. Ve Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırarak, bu mahkemeleri tamamiyle Ağır Ceza Mahkemelerine devretmek suretiyle artık bu süreci kapatmış olacağız. Yanılmıyorsam 8 tane de özel yetkili mahkeme var. Bundan sonra 133 ağır ceza mahkemesiyle artık bu süreci sürdüreceğiz.

‘Erdoğan’ın İsviçre hesapları ne oldu!’ Sayın Baykal ile ilgili de bir iddia ortaya atıldı. Dendi ki İsviçre’de bankalarda hesapları var. Sayın Baykal ilgili yerlere başvurdu. Bildirdiler, Baykal’ın hiçbir hesabı yok.Yahu kardeşim senin hakkında, Batılı kuruluşların belgeleri yayınlandı, senin İsviçre bankalarında sekiz hesabın olduğu söylendi.Wikileaks belgeleri ortaya çıktı. Dava açacağım dedi, açtı mı? Açmadı.

Tayyip’ten Gülen’e ‘kasetçi’ suçlaması Başbakan Erdoğan dün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada “Hizmet hareketiyle meşgul olanların adeta siyasi bir parti gibi davranmaları ve bir takım ses kayıtlarıyla anılmaları asla kabul edilemez” dedi. Fethullah Gülen’e eleştiriler yönelten Erdoğan “Örgüt, Türkiye hasımlarının maşası olmayı tercih etmiştir. Şu anda Anadolu’nun bir çok köşesinde şahsım ve partim için akla hayale gelmez tezviratlar yapılıyor. En büyük hırsızlık en büyük yolsuzluk milli irade hırsızlığıdır. Biz yargı mensuplarını da baskı altına alan bir örgütle mücadele ediyoruz. Şu anda oyun bozulmuştur oyun. Oyun bozulduğu için rahatsızlar” ifadelerini kullandı.

Anne Tatar’ın KUMPAS çığlığı  OLCAY KABAKTEPE/ ANKARA

T

ürk subayına kurulan “Amirallere suikast” tertibinin hedefi olunca kaldığı askeri lojmanda kafasına sıktığı kurşunla hayatına son veren Yarbay Ali Tatar’ın annesi, ağabeyi ve ablası Poyrazköy davasında verilen tahliyelerin ardından Aydınlık’a konuştu. Tatar ailesi, bu ve benzeri davalardaki kumpası daha önceden görüp intihar eden Ali Tatar’ın yaktığı ışığın, adaletsizliklerin sonunu getireceğini belirttiler.

Hepsi birer Ali Amirallere Suikast Davası nedeniyle 10 gün tutuklu kalan serbest bırakıldıktan sonra hakkında yeniden yakalama kararı çıkınca başına tek el ateş ederek intihar etmişti Yarbay Ali Tatar. Amirallere Suikast Davası daha sonra Poyrazköy Davası ile birleştirildi. Poyrazköy Davası’nda verilen tahliye kararlarıyla birlikte dava kapsamında tutuklu sanık kalmadı. Adaleti bulamayınca intihar eden Ali Tatar’ın ailesi, Ali Tatar’ın kurulan kumpas yüzünden intihar ettiğini bildirdi. Tatar’ın ailesi Aydınlık’a konuştu. Ali Tatar’ın annesi Satı Tatar, ağabeyi Ahmet Tatar ve ablası Hürriyet Ünver, Ali Tatar’ın yaktığı ışığın, bu ve benzeri davalardaki adaletsizlikleri yeneceği inancındalar. Tatar ailesi son gelişmeleri şöyle

değerlendirAli Tatar di: Bu davalarda tahliye olanlar da cezaevlerinde kalanlar da hepsi birer Ali. Onların ailelerine kavuşması çok önemli. Bu duruma çok sevindik. Ancak Ali’miz geri gelmedi. Ben Ali’ye çok emek verdim. Onun bütün arkadaşları, gelenler, gidenler hepsi benim için birer Ali.

’Atılan çamurlar ortaya çıkacak’ Bizim açımızdan ölü doğmuş bir davaydı. Başlangıçta kurulan kurgu belliydi. Bazı gerçeklerin açığa çıkması uzun sürdü. Ülkemizi değiştirme sürecinin bir parçasıydı bu davalar. Biz de kardeşimizi bu sürece kurban verdik. Bir çok insan acı çekti. Bazı şeyler telafi edilebilir. İnsanlar sevdiklerine kavuştukça biz de bunlara çok sevindik. Onların kaybettiği, hayatlarından çalınan zamanlar var. Bizim için telafi edilemeyecek bir durum var. TÜBİTAK raporu da bir çok şeyi anlatıyor. Gerçeği uzun süre gizlemek mümkün değil. Ortada bir sahtekarlık var ve bu yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bazen, istediğiniz kadar

Satı Tatar

’Ali adaletsizliği istemiyordu’

 OLCAY KABAKTEPE / ANKARA

E

mekli Orgeneral Çetin Doğan, TÜBİTAK’ın 5 No’lu hard diskle ilgili raporunu değerlendirdi. Çetin Doğan, Balyoz, Ergenekon gibi davaların zaten temelsiz olduğunu ve bu raporla bu davaların bir kez daha çöktüğünü söyledi. Balyoz Davası’nda cezası onanan ve 28 Şubat Davası’nda halen yargılanmaya devam edilen emekli Orgeneral Çetin Doğan, TÜBİTAK’ın 5 No’lu hard diskle ilgili raporunun kendi iddialarını doğruladığını bil-

AYDINLIK/İZMİR

dirdi.. TÜBİTAK’ın raporu ile Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy gibi davaların bir kez daha çöktüğünü kaydeden Doğan, daha önce de bu davaların temelsiz olduğu konusunda sürekli açıklama yaptıklarını ifade etti.

Yeni deliller de ortaya çıkar Doğan, “Yeni bir delil ortaya çıktı. Ancak biz bunu daha önce de biliyorduk. Bu somut bir delildir. Kumpasın ilk belgesidir. Daha fazla belge isteniyorsa diğer CD’ler için de bilirkişi incelemesi yapılabilir” dedi.

böyle bir hukuksuzluğu, adaletsizliği istemiyordu. Bize de, ‘Bu işin peşini bırakmayın’ demişti. Ali’nin geldiği nokta büyük bir algı sorununa karşı başkaldırıştı. Ali’nin yaşamına son vermesini intihar diye düşünmüyoruz. Ali, bugünleri gördü.

Poyrazköy davasında gelinen nokta sevindirici ancak içimiz kan ağlıyor. Bu adaletsizliğe isyan ediyorum. 17 Aralık’tan sonra her şey daha net ortaya çıktı. Orduya kurulan kumpası da biz daha önceden biliyorduk.

Askeri Casusluk’ta 23 tahliye

Tertip belgelendi davalar bir daha çöktü

Çetin Doğan

maliguller@aydinlikgazete.com

Erdoğan ve Gül’ün NATO uyumu

T

ürkiye’nin Çin füzesi almaya karar vermesiyle başlayan “füzelerin NATO’ya uyumu” tartışması, artık yeni bir boyut kazandı: Füzeden önce AKP NATO’ya uyum sağladı! Kuşkusuz şaşırmadık. Zira yakın tarihte hiç unutulamayacak şu iki örneği yaşadık: 1) Erdoğan Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreteri olmasını istemiyordu. Çünkü Rasmusssen kriz yaratan Hz. Muhammed karikatürlerine sahip çıkmıştı. Erdoğan bu itirazını seçimden önce de dile getirmiş ve “özür yoksa Rasmussen’e sekreterlik yok” demişti özetle. Sonra “NATO’ya uyum süreci” başladı ve sözler unutuldu, çok değil iki gün sonra Rasmussen Türkiye’nin de oyuyla NATO Genel Sekreteri oldu. 2) NATO Libya’yı işgal etmeyi planlıyordu. Erdoğan yine kendisinden Nasır çıkarmaya soyunanların gazıyla olsa gerek, ekrana çıkıp “ne işi var NATO’nun Libya’da” demişti. Sonra yine “NATO’ya uyum süreci” başlamış ve Erdoğan kendi sorusunu şu veciz ifadeyle yanıtlamıştı: “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tescil etmek için Libya’ya girmeli!” Zira NATO, Erdoğan’ın başbakan olduğunun da aslında tescil makamıydı!

AKP iyi lobiler hain Bu iki somut duruma rağmen, Erdoğan’dan Nasır olmasa da zor günlerinde en azından bir Maliki çıkarmaya gayret edenler, ihaleyi Çin füzesinin kazanmasından sonra yazdılar çizdiler; NATO ne karışırdı, Türkiye kendi kararını kendi verirdi, Erdoğan varken kimse ülkemize posta koyamazdı... Bu yazılanlar Erdoğan’ı, Erdoğan’da bu yazıcıları gaza getirip durdu. Hatta bir keresinde Erdoğan şöyle bile dedi: “NATO bu konularda bu kadar hassas ise önce şu anda NATO üyesi birçok ülkede hâlâ Rusya’nın silahları var, onların envanterlerinde mevcuttur.” Üstelik iklim de uygundu... Madem anti-emperyalist özellikler taşıyan Haziran Halk Hareketi de var, o zaman gelsin biraz Batı’ya dokundurmacalar! Ekranlardan bir gün faiz lobisi, bir gün Yahudi lobisi suçlanıyordu... Pahalılığın nedeni kuru fasulye lobisi, trafiğin nedeni gezi eylemcileriydi; sırf AKP’ye düşmanlıktan benzine kıyıp yollara düşüp trafiği kilitliyorlardı... Yolsuzluk yok, AKP’ye darbe vardı; darbeyi Neoconlar ile cemaat tezgâhlıyordu. Darbede Francis Ricciardone’nin parmağı vardı ama Obama’nın haberi yoktu. Zaten Obama iyi ama çevresi kötüydü.

Gül’ün NATO’ya uyum planı

kanıtları çürütseniz de sesiniz duyulmuyor. Ali, öyle bir dönemde bu tufana yakalandı. Mensubu olduğunuz kurum da size hukuki olarak hiçbir destek vermedi. Sözün bittiği yerdir Ali’nin yaptığı eylem. Birçok şey telafi edilebilir ancak bu telafi edilemez. Adalete bir şehit verdik. Ali’nin yaktığı ışık bu ülkede adaletsizliğin sonunu getirecektir. Atılan çamurlar ortaya çıkacak.

Bir kez daha Ali Tatar’lar intihar etmesin diye, Silivri’de, Hasdal’da, Mamak’ta ve diğer Cezaevlerinde yurtseverler tutulmasın diye bu kumpası kuranlar hesap vermeli, özür dilemeli. Ali hukuksuzluğa isyan ediyordu. Poyrazköy davasıyla tutuklu sanık kalmayınca yaşanılanlar daha iyi anlaşıldı. Ali,

GÜLLER

Sahte dijital veriler vardı ya, onları yapan adamın o olduğu sonucuna varılır.

Erdoğan: ÖYM’leri kaldıracağız Başbakan Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanlığı’nın yeniden yargılanma çalışmasını sürdürdüğünü belirterek ‘Özel yetkili mahkemeler ve TMK kalkacak’ dedi

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

UFUK ÖTESİ

29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

İzmir merkezli ‘gizli bilgi ve belge bulundurma’ davasında tutuklu yargılanan 10’u muvazzaf asker, 5’i sivil memur olmak üzere 15 kişi dün tahliye edildi. Kamuoyunda ‘casusluk davası’ olarak da bilinen gizli belgelerin temin edilmesi soruşturmasında tutuklu bulunan kişiler için avukatlar, bir üst mahkeme olan Bursa Terörle Mücadele Kanunun 10. maddesiyle görevli 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçen hafta itiraz etti. İtirazları inceleyen mahkeme de geçen cuma gününden beri her gün gruplar halinde tahliye kararları verdi. Dün de 10’u muvazzaf asker, 5’i

sivil memur 15 sanık hakkında tahliye kararı çıktı. Edinilen bilgiye göre muvazzaf askerler İhsan Gökoğlan, İlter Alaç, Oğuz Okuyucu, Nuri Dereli, Aydın Şit, Celalettin Akçil, Durmuş Eray Güçlüer, Erhan Murat Akdemir, Hamza Kaya, Emre Aslan, sivil memurlar Süreyya Doğan, Filiz Albayrak, Sara Karadavut, Ferda Berge ve Deniz Yiğitoğlu serbest bırakıldı. Böylece ‘gizli bilgi ve belge bulundurma’ davasında tutuklu yargılanan 59 kişiden cuma gününden bu yana 37’si tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalmış oldu. Cezaevinde halen 9’u asker 22 kişi bulunuyor.

Haliyle iklim böyle olunca, ABD ve NATO’dan gelen Çin füzesine itirazlara karşı Erdoğan ve kurmayları “dik” durabiliyordu! Ta ki, “oyun bitti” denilip, beyzbol sopası hatırlatılıp, NATO’ya zorla uyum süreci yolu gösterilinceye kadar... Peki, bu kadar laftan sonra nasıl u dönüşü yapılacaktı. Tamam, kendisini Erdoğan’ın kılı ilan edenler açısından bir problem yoktu ama ya çağdaş Türkiye? Hemen Erdoğan’dan çok Gül’ün sahibi olduğu anlaşılan şu plan yapıldı: 1) “Tamam Çin füzesi ucuzdu, o nedenle ihaleyi almıştı ama NATO’ya uyumu demek, ek maliyetti, yeni masraflardı” denilerek kıvırmaya zemin yaratılacaktı. 2) Bu kadar laftan sonra rotayı ABD füzesine kırmak hepten “dik durma” masalını boşa çıkaracaktı ama en azından başka alternatifler ile NATO’ya uyum gösterilebilirdi. Kime? Fransız-İtalyan ortaklığındaki Eurosam teklifine...

Hollande’ın ziyaretinin perde arkası Tüm bu planlara paralel olarak Fransa Cumhurbaşkanı 22 yıl sonra ilk defa Türkiye’yi ziyaret etti. Fransa ve Türkiye cumhurbaşkanları Fançois Holande ile Abdullah Gül baş başa görüşürken, Fransa Savunma Bakanı da Türkiye’nin Savunma Sanayi Müsteşarını ziyaret etti. Aynı saatlerde İtalyan heyeti de Ankara’daydı. Hatta Abdullah Gül’e bir de İtalya ziyareti programı yapılmıştı! Sonrasında ek maliyet kaygısı dendi, fuzuli masraf çıktı dendi ve Eurosam’a açıktan göz kırpıldı! Kısacası, Gül ve Erdoğan yine NATO’ya uyum sağladı! Bakalım ihtiyacın asıl sahipleri, ordu, bu u dönüşüne ne diyecek?


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan:Mustafa GÜRBÜZ halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ROTA

Doğu PERİNÇEK dperincek@ip.org.tr

İsrail’in yalan memurları

27

Ocak Pazartesi günü İsrail’in Suriye’yi havadan bombaladığı haberleri çıktı. Fakat haber daha sonra doğrulanmadı. İsrail’in Suriye’yi kendi sınırlarından bombalamaya pek ihtiyacı yok. Türkiye’den sürekli bombalıyor zaten. 2. Cenevre Konferansı öncesi bombardıman yoğunlaştı.

ABD ve İsrail’in Suriye’ye yalan bombardımanı Önce yalan bombardımanı başlatıldı. Suriye’de “11 bin insana işkence yapanlar”, yaptıkları işi 55 bin fotoğrafla belgelemeyi ihmal etmemişler! İşkencecilere fotoğraf çekme mecburiyeti konduğu anlaşılıyor! Dünyada hiçbir ciddî haber ajansı ve medya organı bu kuyruklu uydurmayı verip kendini rezil etmedi. Kirli görevi, Türkiye’deki Atlantik medyası yerine getirdi. Arkasından Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu harekete geçirildi. Suriye’ye karşı psikolojik savaş görevlerini büyük bir gayret ve fedakârlıkla yaptılar. AKP ve CHP yöneticileri, birbirlerini hırsızlıkla suçlarken çok incitici oluyorlar ama İsrail’in Suriye bombardımanındaki kardeşliklerine diyecek yok. Her fırsatta “Suriye’ye girelim” diye bağırarak İsrail’in gözüne girmeye çalışan Devlet Bahçeli’nin de onlardan bir eksiği bulunmuyor. PKK’nın kolu PYD Başkanı Salih Müslim de Suriye’de işkence edebiyatının görevlisi olarak şu günlerde manşetlerdedir.

ABD ve İsrail terörünün bombacıları Bugün Beşar Esad’a düşmanlık yarışına giren, İsrail terörünün bombacısıdır, levazımatçısıdır, psikolojik savaş görevlisidir. Mazlum Milletlerin ilk kurtuluş savaşını başaran ülkeyiz. Ve bu ülkede Mazlum Milletlerin son kurtuluş savaşını yapanlara karşı emperyalizme piyonluk yapan liderler var. ABD ve İsrail’in hedefinde olan komşuyu kuzeyden hançerleyenler var. Lafa gelince Müslümanlıkta üstlerine yok, ama fiiliyatta Haçlı Ordusunda savaşıyorlar.

Geleceğin Türkiyesinde yerleri yok Beşar Esad düşmanlığını tarihsel bir misyon olarak benimseyen Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu bugün aynı kumpanyada utanç görevi yapıyorlar. Bunların, geleceğin Türkiyesinde yerleri yoktur. Çünkü Beşar Esad’ın yüzüne bakamayacak hale gelenler, Irak’ın elini sıkmaya yüzleri olmayanlar, Mısır’ın ilericileriyle dostluk köprülerini atanlar, İran’a karşı kumpaslarda görev alanlar, İsrail’in maşaları, geleceğin Türkiyesini kuramazlar.

Beşar Esad: Mazlum milletlerin kahramanı ABD emperyalizmi yenilmiştir. Suudi Arabistan kralları, Katar şeyhleri ve Batı Asya’nın Haçlı gericiliği yenilmiştir. BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Fethullah Gülen yenilmişlerdir. Onlarla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu da yenilmiştir. Suriye Devrimi ve Mısır Devrimi, Ortadoğu’da devrimci gelişmelerin kapısını açmıştır. ABD’nin kurduğu düzen sarsılmıştır ve yıkılacaktır. Mısır’da Müslüman Kardeşler diktasını yıkan halk hareketi, yeni anayasasını yaptı ve gericiliğin siyasal parti kurmasını yasakladı. Türkiye’deki Haziran Ayaklanması, Suriye’nin millî direnişiyle aynı cephededir. Arslanlı Yol, yalnız Türkiye için değil, bütün Batı Asya ülkeleri için bağımsızlık ve birliğe çıkan yoldur. Suriye, Türkiye, Irak, İran, Mısır, Lübnan, Azerbaycan Arslanlı Yol’da omuz omuza birliğe, kardeşliğe, zenginliğe ve barışa ilerliyorlar.

‘Sahteyse özür dileriz!’



AKP’li TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, CNNTürk’te Enver Aysever’in “Aykırı Sorular” programına katıldı. Programda Erdoğan’ın ağır suçlamalarda bulunduğu savcı Zekeriya Öz’e sahip çıkan Kuzu, şunları söyledi: “Savcı Öz benim üniversiteden öğrencim. Gerçekten Ergenekon’da ve Balyoz’da hatalar varsa düzeltilir. Ergenekon, Balyoz davalardaki delillerin sahte uydurmaca olduğu ortaya çıkarsa özür dileriz.”

FRANSA CUMHURBAŞKANI, AB HUKUKUNU VE AİHM İÇTİHATLARINI GÖRMEZDEN GELİYOR AMA...

‘Hollande, AİHM kararından kaçamaz’ Hollande, Ermenilere hoş görünmek uğruna, AB ve Avrupa Konseyi hukukunu yok saymayı tercih ederken, AİHM’in eski Türk yargıcı CHP’li Türmen, Fransa’nın AİHM kararına uymak zorunda olduğunu söyledi  DENİZ KAHRAMAN

F

ransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ı, Ankara ziyareti sırasında “soykırım sancısı” tuttu. Kendisini bekleyen iki seçim nedeniyle iç politikada Ermeni lobisine oynayan Fransa Cumhurbaşkanı, Ermenilere hoş görünmek uğruna, AB ve Avrupa Konseyi hukukunu yok saymayı tercih ederken, AİHM’in eski Türk yargıcı CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Doğu Perinçek kararına atıfla, Fransa’nın AİHM kararına uymak durumunda olduğunu söyledi.

‘Herkesin konuyu anlamasını sağlayacağız’ Fransa Cumhurbaşkanı, Çankaya Köşkü’nde yaptığı açıklamada sözde soykırımı kastederek, “Daha önce olanların tanınması için bir çalışma yapmalıyız. Bu yıl, Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yılı. Sonra 2015 olacak... Bu zamanı çalışmak için kullanmalıyız. Doğru olanı, hakkı yapacağız, hukuku arayacağız. Herkesin konuyu anlamasını sağlayacağız. Fransa’da bir kanun onaylandı. 2008’de alınmış bir çerçeve karar var, bunların uygulanması gerekiyor” dedi.

Bu açıklama ilk aşamada, hukuka saygı gösterileceği izlenimini uyandırsa da aslında Fransa Cumhurbaşkanı’nın AB hukukunu ve AİHM içtihatlarını görmezden gelme çabası içinde olduğunu ortaya koydu.

rarlarda da gördüğünüz gibi, devletler kendi yasalarını düzeltirler. Demek ki doğrusu bu. Burada AİHM’in yaptığı nedir, bir ortak hukuk dairesi yaratıyor Avrupa’nın içinde” dedi.

‘AİHM içtihadına uyması zorunlu’

sa’nın, Perinçek kararı sonTürkiye’nin de Fransa’nın da rasında Anayasa Konsebu hukuk dairesi içinde olduğunu yi’nin daha önce iptal etbelirten Türmen, “Buna uymak miş olduğu inkar yasasını François için gerekli normlar yaratılıyor. yeniden çıkaramayacağı Hollande Bu AİHM kararı, Türkiye tara- anlamına geliyor. fından da Fransa da tarafından da İsviçre tarafından da geçerlidir. Yani, Fransa bunda direnirse, bir kere kendi Anayasa Konseyi bunu veto eder, ikincisi Türmen şunları söyledi: Anayasa Mahkemesi reddetti. de AİHM açısından Perinçek “Fransa, parlamento- Cezai yaptırıma bağlanırsa kararına benzer bir da böyle bir kanun ka- tabi, o zaman tabii bunu tarkarar çıkartacak. O bul etti. Ama ondan tışma imkanı ortadan kalkınedenle bunu yapsonra o kanuna ceza yor. Son Doğu Perinçek ile ması biraz zor gözüyaptırımı getirilmesini ilgili AİHM kararında da bu küyor. İç kamuoyuna öngören, ceza kanun- husus var. Orada da Fransız oynuyor olabilir” diye da değişiklik yapılma- Anayasa Konseyi’ne atıfta konuştu. sını öngören kanunu, bulunuluyor. O zaman tarihAİHM’den karar Anayasa Konseyi iptal çilerin karar vermesi gereken çıktıktan sonra Baetti. Yani bu soykırı- bir durumda, tartışma imkanı kanlar Komitesi’ne mın yasama organı ta- ortadan kalkıyor, bu da dügideceğini ve o ka- Rıza Türmen rafından tanınmasını şünce özgürlüğü ile ilgili bir nunu değiştirmesi cezai müeyyideye bağlamasını durumu ortadan kaldırıyor.” için baskı yapacağını dile getiren Türmen, “Kopenhag kriterleri dediğiniz zaman, AİHM kararları ortaya çıkıyor” görüşünü dile getirdi. Bütün bunlar, Fran-

Fransa’nın, AB ve Avrupa Konseyi üyesi bir ülke olarak AİHM’in Perinçek kararı sonrasında sözde soykırımı inkarı yasal yaptırıma bağlayan yasayı yeniden gündeme getirmemesi gerekiyor. Çünkü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihadı, Avrupa Birliği için de olmazsa olmaz asgari standartları oluşturuyor. AİHM’in eski Türk yargıcı CHP Milletvekili Rıza Türmen, Aydınlık’a yaptığı açıklamada, “Şunu göz önünde bulundurmak lazım. AİHM kararları her ne kadar o dava ile ilgili sınırlı bir kararsa da, bu davada İsviçre’deki ceza kanunu sözkonusu. Ama bunun diğer davalı olmayan taraflar için de etkileri vardır. Çünkü AİHM kararları mevcut hukuki standartları belirler. O nedenle davaya taraf olmamış olmasınız bile, birçok başka ka-

‘İç kamuoyuna oynuyor’

‘Tartışma imkanı ortadan kalkıyor’

tı aş al n fe lı ay rt O , u şt u n ko e d n la ol H

BEKİR BOZDAĞ’DAN HSYK AÇIKLAMASI:

Anayasa’da uzlaşamazsak HSYK teklifini yasalaştırırız  AYDINLIK / ANKARA

A

dalet Bakanı Bekir Bozdağ, Anayasa değişikliği konusunda siyasi partiler arasında bir uzlaşma olması durumunda HSYK teklifinin Meclis, seçim için ara vermeden önce yasalaşacağını söyledi.

‘Önemli değişiklikler olabilir’ AKP TBMM Grup Toplantısı öncesinde, gazetecilerin HSYK’nın yapısında değişiklik öngören teklif ile ilgili sorularını cevaplayan Bozdağ, “Meclis, seçim için ara vermeden o teklifi yasalaştıracağız. Bu arada bir uzlaşma olursa, ondan memnun oluruz. Uzlaşmaya uygun bir Anayasa değişikliği yapılabilir” dedi. Partiler arasında

Bekir Bozdağ o konuda bir görüşme olup olmadığının sorulması üzerine ise “Şu anda benim bildiğim bir görüşme yok” karşılığını verdi. Genel Kurul’a ne zaman geleceği konusunda zaman veremeyeceğini söy-

leyen Bozdağ, “Eğer bir uzlaşma olursa, uzlaşmaya uygun adım atılmasından yanayız. Eğer Anayasa’nın 159. maddesi üzerinde bir uzlaşma olmazsa, o zaman seçim için Parlamento ara vermeden önce bunun yasalaşmasını planlıyoruz. Tabi aynen yasalaşması olur mu? Bu, Genel Kurul’un kararına bağlı ama bazı değişikliklerin olacağını tahmin ediyorum. Önemli değişiklikler olabilir, bazı maddelerin çıkarılması sözkonusu olabilecektir. Anayasa değişikliği konusunda siyasi partiler arasında bir uzlaşma olursa biz ona uyacağız. Eğer bir uzlaşma meydana gelmezse o zaman teklif, Meclis, seçim için ara vermeden önce Genel Kurul’da görüşülüp yasalaşacaktır” diye konuştu.

ABDULLAH GÜL: GÜLEN HAKKINDA KONUŞMAK İSTEMİYORUM

‘Cumhurbaşkanlığı adaylığını zamanı gelince değerlendiririz’ C umhurbaşkanı Abdullah Gül, İtalyan gazetesi “Il Sole 24 Ore”ye verdiği röportajda “Türkiye’nin reforma ihtiyacı var” dedi. Gül, Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığını bırakıp, bırakmayacağı sorusuna ise “Bana Türkiye içerisinde çok merak edilen bir soruyu sordunuz. Bunun için zaman var. Zamanı gelince değerlendiririz” şeklinde cevap verdi.

‘Gülen hakkında konuşmak istemiyorum’ Resmi ziyaret için bu akşam İtalya’ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, diğer bir İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya Türkiye ve bölgesindeki gelişmeleri değerlendirdi. Gazetecinin “ABD’ye gittiğinizde Gülen’le buluştunuz mu?” so-

Abdullah Gül rusuna Gül “Hayır, ancak bu konu hakkında konuşmaya devam etmek istemiyorum” diye yanıt verdi.

‘Dini duygusallıkları olan için konuşmuyorum’ Emniyet ve devletin değişik kademelerindeki görevden almalar konusunda da konuşan Abdullah Gül, “Bürokrasinin içerisinde devlete hizmet etmesi gerekirken ayrı bir dayanışma içinde olanlar var” demesi üze-

rine İtalyan gazeteci “Fethullah Gülen’den mi bahsediyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Gül bu soruya, “İsimler, yorumlar, dini duygusallıkları veya etnik bağı olanlar hakkında konuşmuyorum. Devlet düzeni içerisinde hukuk ile tam uyum olmalıdır. Eğer bunlar ihlal edilirse o zaman müdahale etmek doğrudur” diye cevap verdi.

Suriye’de AKP’yi destekledi Abdullah Gül, İtalyan gazeteciye verdiği röportajda, Suriye konusunda AKP’nin izlediği politikayı destekleyerek, “Suriye için çok şey söylendi, az şey yapıldı. Biz 700 bin göçmeni konuk ediyoruz. Türk devleti bunun maliyetini kendi karşılıyor. Bizim Avrupalı ve Amerikalı müttefiklerimiz de hata yaptı” diye konuştu.

pılan Ortaylı ambulanTürkiye-Fransa ilişkilerinde hastaneye kaldırıldı. sla cum ra son dan ara 22 yıl Ayrıca konferansta buhurbaşkanlığı düzeyinde lunan sanatçı Candan ilk resmi ziyaretini yapan Erçetin’e Hollande tarave Ankara’da Cumhurbaşdan ‘Kültür ve Sanat fın bir ile l Gü llah du Ab ı kan Nişanı’ takdim edildi. görüşme yapan Fransa Sarayı’nda 7 yıl llande Hollande, Fransız Cumhurbaşkanı François Ho Gazeteci Hrant Galata- önce öldürülen İstanbul’a geldi. Hollande, k ile görüştü. Din el Rak a Dink’in eşi uşm kon e ’nd esi rsit ive Ün saray sırasında gazeteaylı fe- Dink, saraya girişi yaptığı sırada Tarihçi İlber Ort ıtsız bırakmıştı. a ya- cilerin sorularını yan nalaştı. İlk müdahalesi salond

TALAT PAŞA KOMİTESİ GENEL SEKRETERİ İLSEVER:

Fransa ‘Soykırım’ yalanından sorumludur Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın önceki gün Abdullah Gül ile birlikte yaptığı basın toplantısında sözde Ermeni soykırımı inkârını suç sayan yasaya ilişkin sözlerine Talat Paşa Komitesi Sekreteri, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever tepki gösterdi. İlsever “Fransa, AİHM’nin Sayın Perinçek hakkında vermiş olduğu kararı dinlemiyor. Fransa, İngiltere ile birlikte 1915 öncesi emperyalist müdahaleyi yaptı. Ermeni çetelerini kışkırtarak, karşılıklı kırım yaşanmasına neden olan baş sorumlulardan birisidir Fransa” dedi.

İP’ten Abdullah Gül’e tepki Hollande’ın “Soykırımı inkarı suç sayan yasa tasarısı”yla

ilgili “Fransa’da bir kanun oylandı ve hukuka geçti. Bu noktadan itibaren, hem hukuk konusunda hem Avrupa’nın bu konudaki Ferit Ferit kararlarının uyguİlsever İlsever lanması gerekiyor. Soykırımın inkarını cezai müeyyideye tabi tutan bir çerçeve karar var. Dolayısıyla, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bu hukukun da en iyi şekilde uygulanması gerekecek” sözlerini hatırlatan İlsever, Abdullah Gül’ün bu sözlere cevap veremediğini belirtti. İlsever, “Biz bu sözleri İşçi Partisi olarak kabul etmiyoruz. Bunların karşısında cevap verirken barış, ifade özgürlüğü gibi ezik tutumlar doğru değil. Gül, Hollande’a doğru düzgün cevap veremedi” ifadelerini kullandı.

‘Avrupa’da atağa geçiyoruz’ Ferit İlsever, Ermeni soykırım yalanın 100. yılı olan 2015’te Batı kamuoyunda etki yaratacak büyük bir atağa geçeceklerini vurgulayarak şunları söyledi: “Batılı emperyalist ülkeler kaybetmiştir. AİHM kararı ile birlikte Batı kamuoyunda büyük bir atak başlatıyoruz. Talat Paşa Komitesi olarak 2015 yılında Batılı emperyalistlerin yapmaya çalıştığı bütün saldırıları püskürtüp, sorumlularından

hesap soracağız.” Marsilya milletvekili Valerie Boyer tarafından hazırlanan Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmeyenlerin cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı Fransa Ulusal Meclisi ve Senato’da kabul edilmişti. Ancak Fransa Anayasa Konseyi anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yasayı iptal etmişti. Söz konusu yasanın 2015 öncesi tekrar gündeme gelmesi bekleniyor.

KAYIP: Zeynep Set adına düzenlenmiş, İstanbul Üniversitesi 1001110248 öğrenci nolu kimlik kartımı kaybettim. Hükümsüzdür.


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

MİT ve PKK’dan Perinçek’e

ORTAK SALDIRI

H

aksızlığa uğratılanlar, “Adalet er geç yerini bulur” derler ya?.. Son yıllarda bu iddia karşısında hep şunu düşündüm; “hangi adalet?..” Soru ne kadar haklı değil mi?.. Hem de yargının siyasallaştığı bir ülkede, yerini bulacak adaletin rotası hangisidir acaba?.. Bu sorular yargı üzerindeki

Doğu Perinçek

A

Aydınlık, MİT bağlantısı tespit edilen “Türk Solu” elebaşı Gökçe Fırat’ın gerçek kimliğini 12 yıl önce tespit edip “Provokatörün Portresi” kapağıyla kamuoyuna duyurmuştu.

dediği ileri sürüldü.

Uzun yalanladı Dönemin EGM İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun, CenSabri Uzun giz Çandar’ın bu iddialarını yalanlamıştı. Uzun, Çandar’la o dönem iki kez görüştüğünü belirtti ve şöyle dedi: “O sözü söylediğimi hatırla-

mıyorum. ‘JİTEM’in sözleşmeli personeli’ çok basit ve ağır bir laf olur. Cengiz Çandar, Bugün gazetesiyle nasıl bir araya geldi? Yakıştıramıyorum.”

Malzeme F tipinden PKK’nın Doğu Perinçek’i hedef almak için sarıldığı kitap Fethullah Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Erkam Tufan Aytav’ın imzasını taşıyor.

‘MİT Solu’ da harekete geçti İşçi Partisi’nden MİT’le bağlantısı nedeniyle atılan Gökçe Fırat da aynı anda sahneye çıktı. MİT’in desteğiyle yayınını sürdüren ve varlık gerekçesi İşçi Partisi ve Perinçek düşmanlığı olan “Türk Solu” adlı yayında Fırat, komplo teorisi bile denemeyecek saçmalıkta bir yazı yayımladı. “Apo, Tayyip, Perinçek kumpas üçgeni” başlıklı yazıda, Doğu Perinçek düşmanlığı yaptı.

CHP ve ‘MİT Solu’ndan Erzurum’da ortak etkinlik türkçü Düünce Dernei’nde çalmaya baladlar. Ksa süre sonra ADD de ajan provokatör faaliyetleriyle bilinen bu grubu dernekten uzaklatrd.

Ergenekon’daki

‘Ordu göreve’ pankartı

MT’in yönlendirdii bu gruba Ergenekon tertibinde de rol verildi. “Türk Solu” grubu, 2003 ylnda üniversitelerin yapt Cumhuriyete Sayg Yürüyürolü: ü’nde açtklar “Ordu göreve” pankartyla tannyor. Açtklar pankart, Ergenekon operasyonun önemli dayanaklarndan biri olarak gösterildi. Medya on binlerin CumhuriCHP Erzurum İl Gençlik in sey yete sahip çHü ı kan Baş ları Kol kn gösterÇapar, CHP bayrağı ve mek yerine, bu yan inin “Genç Türk” afiş ekibin “Ordu a ond sal ı dığ yana asıl göreve” pankonuşma yaptı. kartn öne ç-

kard. 2008’de balayan Ergenekon sürecinde, Rektörler Kemal Alemdarolu, Ferit Bernay, Mustafa Yurtkuran ve Fatih Hilmiolu bu pankartla suçland ve tutukland. Ancak o provokatör pankart açan MT denetimindeki “Türk Solu” ekibine dokunan olmad.

Türk-Kürt düşmanlığı körüklüyor Kürt dümanln körükleyen yaynlaryla tannan grup, 29 Ekim’de stanbul stiklal Caddesi’ndeki eylemlerinde “Tayyip göreve” pankart açt ve Suriye ile sava kkrtcl yapt. Bu grup, yayn organlarnda da MT Müstear Hakan Fidan’a sahip çkan haberler yapmasyla dikkat çekmiti.

İmralı, Kandil ve Ankara Oyak davasında bir tahliye arasında mektup trafiği HABER MERKEZİ İmralı’da yaptıkları görüşme sonrası Abdullah Öcalan’ın mektubunu alıp PKK yönetimine götüren BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken, bir gün süren görüşmelerinin ardından Kandil’den geri döndü. PKK yöneticilerinin, Öcalan’ın mektubuna cevaben yazdıkları 7 sayfalık mektubu teslim alarak Kandil’den ayrılan heyet, söz konusu mektubu önümüzdeki günlerde Adalet Bakanlığı üzerinden Öcalan’a ulaştıracak. Kandil dönüşü, bir televizyon kanalına telefonla bağlanan Buldan, getirdikleri mektubun kapalı bir zarf içerisinde yer alması nedeniyle içeriği hakkında bilgi sahibi olmadıklarını, mektubu İmralı’ya ulaştırılmak üzere AdaSelahattin Demirtaş Abdullah Öcalan

korkuyu ve kuşkuyu artırsa da özellikle “kumpas”ın getirdiği esareti yaşayanlar yine de gerçek adaleti bekliyorlar... Bu arada yargı ne kadar “kumpas”a alınırsa alınsın, “kumpas”ı kuran iradenin birbirine düşmesi ve belki de içindekilerin “deşifre” etmesi, bugünlerde adalete belli ki nefes aldırıyor!.. Görüyorsunuz işte, Başbakanın Danışmanı Yalçın Akdoğan’ın “Devletin ordusuna, askerine kumpas kurdular” demesinin ardından çok şey değişti... Hem gafiller uyandı hem de “kumpas”ı kuranlar bugünlerde siyasetin hedefi olduğu için herkese acayip bir cesaret geldi ve herkes eteğindeki taşları tek tek dökmeye başladı!..

Müebbetten tahliyeye...

HABER MERKEZİ

CHP’nin, ban Gökçe Frat Çulhaolu’nun çektii MT denetimindeki “Türk Solu” dergisi çevresinde oluturulan “Genç Türk” grubuyla birlikte anma etkinlii düzenlemesi dikkat çekti. Ulusal Kanal’a konuan CHP Erzurum l Bakan Tacettin Kzlolu, “Genç Türk’e de kapmz açk” dedi. “Genç Türk” adyla faaliyet yürüten ekip, “Türk Solu” dergisi çevresine bal. Grubun lideri Gökçe Frat Çulhaolu. Bu ekip 2000 ylnda çi Partisi gençlik kollar içerisindeki ajanlk faaliyetleri nedeniyle partiden atld. çi Partisi, grubun lideri Gökçe Frat’n MT eleman olduunu ortaya çkard. Ajan-provokatör faaliyetleri bir bir tehir edilen MT denetimindeki grup topluca CHP’ye geçti. Bu grup CHP’de de tutunamad. Ardndan da Ata-

Mehmet FARAÇ farac65@gmail.com twitter.com/FARACYAZIYOR

MİT ve PKK, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e karşı ortak saldırıya geçti. Malzeme, Fethullah Gülen cemaatinin parasal desteğiyle piyasaya sürülen ve döneklerin anlatımlarına dayanan ‘Aydınlık’tan Kaçanlar’ kitabı ydınlık’ın, 10 gün süren “İmralı’daki Apo anlatıyor” yazı dizisinden ve Paris cinayetiyle birlikte yeniden gündeme gelen MİT-PKK ilişkisini ortaya koyan yayınları, hem MİT’i hem PKK’yı rahatsız etti. PKK’nın yayın organı ANF, yaklaşık 3 ay önce yayımlanan “Aydınlık’tan Kaçanlar” kitabındaki psikolojik savaş malzemelerini yeniden piyasaya sürdü. Zamanında Aydınlık hareketi içinde yer alan, ancak daha sonra dönekleşen ve “Pentagon’a giren ilk Türk gazeteci” olmakla övünen Cengiz Çandar’ın yalanlarını gündeme getirdi. “Perinçek, JİTEM elemanı mı?” başlıklı yazı, Çandar’ın yalanı üzerine kurulmuş. Yazıda, “Aydınlık’tan Kaçanlar” kitabında yer alan ve Çandar’ın 2004 yılında dönemin Emniyet İstihbaCengiz Candar rat Daire Başkanı ile yaptığı iddia edilen görüşmeye yer verildi. Çandar’ın sorusu üzerine İstihbarat başkanının Perinçek için, “JİTEM’in sözleşmeli personeli”

Bakınız deşifre, ‘kumpas’ı nasıl çözüyor?.. MED CEZİR

SUÇÜSTÜ YAKALANMA TELAŞI

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

let Bakanlığı’na teslim edeceklerini, ayrıca hafta içinde çözüm süreci konusuyla ilgili bakanlarla da bir araya geleceklerini kaydetti. Buldan, KCK yetkilileriyle gerçekleştirdikleri görüşmelerin ayrıntılarının bakanlarla yapılacak bu görüşmede ele alınacağını da söyledi. Buldan, bu görüşmenin ardından ise gelecek hafta içinde yeniden İmralı’ya gidebileceklerini söyledi.

‘Akiller’ heyeti gidecek mi? Pervin Buldan, İmralı’ya BDP heyeti dışında başka bir heyetin gidip gitmeyeceği sorusuna, “Akil İnsanlar”, akademisyen ve gazetecilerin bu yönde talepleri olduğunu anımsattı; kendilerine bu konuda ulaşmış bilgi olmadığını fakat bakanlarla yapılacak görüşmede bu konuda bilgi edinebileceklerini söyledi. Alternatif heyetlerin Öcalan’lagörüşmesinin, sürecin ilerlemesine olumlu katkı sunacağını savunan Buldan, bunun poPervin Buldan zitif yansıması olacağını söyledi.

Danıştay 2. Daire Üyesi Mustafa kayıt raporlarına ilişkin henüz bir Yücel Özbilgin’in 17 Mayıs 2006’da yanıt gelmediği belirtildi. katledildiği saldırıya ilişkin “kamera kayıtlarının geri döndürülemez şe- Kamera kaydı kilde silindiği” iddiasıyla görülen tespit edilemedi davada, OYAK Güvenlik Şirketi Ankara Emniyet Müdürlüğü taBilgi İşlem Müdürü Barış Demirtaş rafından mahkemeye gönderilen tahliye edildi. Böylece davada tek hard diskler incelenmesi için bilirtutuklu sanık OYAK Gükişiye teslim edilmişti. Bunun venlik Şirketi’nin eski Genel üzerine hazırlanan bilirkişi Müdürü Orhan Çoban kalraporunun mahkemeye ulaşdı. tığı açıklandı. Raporda, “yaİstanbul 15. Ağır Ceza pılan ayrıntılı inceleme soMahkemesi’nde görülen dunucu bahse konu kamera karuşmada 2’si tutuklu 10 sanık yıt cihazı tarafından kayıt alhazır bulundu. Bir önceki tına alınan herhangi bir video duruşmada TÜBİTAK’tan görüntüsü tespit edilmedi”ği istenen hard disk ve kamera M. Y. Özbilgin ifade edildi.

Demirtaş’a ‘onbaşı’ cezası AYDINLIK / ANKARA Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e “Bizim nazarımızda onbaşısın” diyen BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 10 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. Yargıtay’ın, davanın reddine ilişkin kararı bozmasının ardından Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tekrar görülen duruşmaya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in avukatı Umut Kemal Yıldırır katıldı. Yıldırır, Yargıtay 4.

Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyulmasını talep etti. Hâkim, davayı kısmen kabul ederek, Demirtaş’ın tazminat ödemesine hükmetti. Orgeneral Özel, BDP’li Demirtaş aleyhine 50 bin liralık manevi tazminat davası açmıştı. Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın reddine karar vermiş, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle, yerel mahkemenin kararını bozmuştu.

Baksanıza, dünkü Hürriyet’e manşet olmuştu; Ankara’da bir soruşturma evrakındaki sahteciliği bizzat eski Ankara Emniyet Müdürü’nün Özel Kalem Müdürü Ömer Zeren itiraf etmiş!.. Demiş ki, “Tahrifatı ben değil paralel yaptı!..” Peki, “paralel yapı”nın fişleme listesini kopyalayarak savcılığa veren eski polis memuru Fatih Kutbay’ın dünkü Sabah gazetesinin manşetindeki iddialarına ne demeli?.. Kutbay, “Türkiye’de 1 milyon kişiyi fişlemişler... Bunu ortaya çıkardığım için başıma gelmeyen kalmadı” demiş... Anlaşılıyor ki; AKP’nin “çete”, “kumpas”, “cunta”, “Haşhaşi” diyerek cemaate taarruz ettiği ve kollarını dağıttığı bir süreçte “paralel” yapı; “Ergenekon”, “Balyoz” ve “Poyrazköy” davaları nedeniyle de deşifre olmaya başladı... İşte bu yüzden de gelişmeler çok şaşırtıcı; TÜBİTAK raporunda, askerlerin tutuklamalarına kaynak gösterilen “5 numaralı hard disk”te tahrifat saptanınca “kumpas” da dağılmaya başladı... “Amirallere Suikast”,

“Kafes Eylem Planı” ve “Gölcük’te ele geçirilen belgeler”le ilgili yargılamaların birleştirildiği “Poyrazköy davası”nın 5 tutuklu sanığı hemen tahliye edildi. İzmir’deki “Askeri Casusluk davası”ndaki 8 sanık da tahliye sevinci yaşadı... “Balyoz” hükümlüleri, TÜBİTAK raporuna dayanarak “yeniden yargılama” talebinde bulundu... Anayasa Mahkemesi, “Ergenekon” davasından 2 yıldır tutuklu bulunan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “yeniden yargılama” başvurusunu da jet hızıyla kabul etti... Eski Danıştay Başkanı Nuri Alan ise hem TÜBİTAK raporu hem “kumpas” itirafı hem de Erdoğan’ın “davalar sahte delillerle yürütüldü” açıklamasına dayanarak dünkü Aydınlık’ta şöyle demişti: “Şartlar oluştu, tahliye kaçınılmaz...” Peki, “kumpas”ın bu kadar açık ve net biçimde “deşifre” olduğu, siyaset tarafından “itiraf” edildiği ve TÜBİTAK gibi bir kurumca da belgelendiği bir dönemde “Atatürk’te birleştik” diyenler niçin halen hapiste?.. Niçin?..

Hırsızları aday yapma Kemal Bey!.. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıldızı 2010 yılında, AKP’lilerle yolsuzluk dosyaları üzerinden tartıştığı için parladı... Bugün CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturmasının en büyük nedeni, “yolsuzluk ve yoksulluk” üzerine yaptığı çalışmalar ve tartışmalardır... O yüzden Kılıçdaroğlu, yolsuzlukla anılan isimlerle mücadele etmek zorundadır... CHP lideri, bugünlerde, aralarında Mustafa Sarıgül’e ait olanların da bulunduğu yolsuzluk dosyalarının önünde çektirdiği fotoğraf nedeniyle Başbakan’ın hedefi olmaktan ders çıkartmalıdır!.. O yüzden CHP lideri özellikle İstanbul’da aday belirlerken yeni Sarıgül vakalarıyla karşılaşmamak için çok dikkatli olmalı!.. Unutmasın ki, özellikle Bakırköy ve Ataşehir’de belirleyeceği adaylar nedeniyle CHP lideri, AKP tayfasının yeniden hedefi haline gelebilir!.. Örneğin; CHP’nin 3 bin oyla kıl payı kazanabildiği, AKP’nin ise 2011 seçimlerinde CHP’ye 30 bin fark attığı Ataşehir’de ana muhalefet için tehlike çanları çalıyor!..

Kılıçdaroğlu, Ataşehir’de adı yolsuzluklarla anılan isimlere çok dikkat etmeli... Çünkü dosyaları savcılıklarda, mahkemelerde bekleyen, yeşil alanları yağmalayan, karanlık ilişkileri dilden dile dolaşan, müteahhit numaralarıyla köşeyi dönen isimler CHP’yi Ataşehir’de iyice eritiyor!.. Peki ya arazilerin talan edildiği, yeşil alanların yağmalandığı, rüşvet ve hırsızlığın diz boyu olduğu Bakırköy’e ne demeli?.. Kılıçdaroğlu, arazi mafyası ile bürokrasinin adeta ortaklık kurduğu, müteahhitlerin haraca bağlandığı, ihale yolsuzluklarının ayyuka çıktığı, siyasetçilerin otellerde işlenen sevgili cinayetlerine karıştığı Bakırköy’de aday belirlerken tertemiz bir isme odaklanmalı... CHP lideri unutmasın ki; iki ilçe de, hırsızlık ve yolsuzluğun siyaseti teslim alması yüzünden halkın diline düşmüş!.. Unutmayınız ki; AKP’nin yolsuzluk nedeniyle sarsıldığı bu dönemde, “ateş” olmayan yerden duman çıkmaz, “en büyük” rezaletler de gizli kalmaz!..

Bağcılar’da bir cemaatçi!.. “Laiklik karşıtlarının odağı” ilan edilen AKP bile uyandı... AKP’liler artık, “paralel devlet, tehdit, çete, kumpas, Haşhaşi” ve hatta “sahte peygamber” diyerek cemaati hedef alıyor... Yani AKP’lilerin açıklamaları da “cemaatin devletin içinde ikinci bir devlet oluşturmaya” çalıştığına ve tehdidin giderek büyüdüğüne dikkat çekiyor... Peki, laik cumhuriyetten yana olan CHP ne yapıyor acaba?.. Ne yazık ki AKP’nin hedefe koyduğu “cemaatle ittifak” yapması bile tartışılabiliyor... Zaten parti yöneticilerinin cemaatle ilişkileri de kuşkuları ve tepkileri iyice artırıyor... Tam da şu günlerde CHP’deki pervasızlık öylesine artmış ki, Bağcılar’a aday

gösterilen Fethullah Gülen hayranı Muhammed Çakmak, cemaatçi olduğunu cümle âleme ilan etmek için her yolu deniyor... Bakınız, önceki gün Zaman gazetesine cemaati överken neler söylemiş: “Bu toprakların evlatlarına bütün enerjisini harcayan bir gönül ordusuna, dünyanın en karanlık ve gizli işlerini yapan, esrar ticareti yapan ve insanları bununla kendine bağlayan gayri ahlakî ve katil sürüsü bir örgüt olan Haşhaşilerle eşdeğer tutmanın büyük bir vicdansızlık olduğunu düşünüyorum.” Çakmak’ı aday yapanlara kocaman aferin!.. Bu pervasız isimlerle, bu şaşkın yolda yürürken söyler misiniz, CHP’ye aslında kim zarar veriyor acaba?..


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

İsmet

ARALIK

ÖZÇELİK

Yarbay Ali Tatar’ın hesabını kim verecek?

T

ertipler peş peşe ortaya çıkıyor. Halkın ayağa kalkışı herkesi hizaya soktu. Yeni durum değerlendirmesi yapmaya zorladı. Başbakan Erdoğan “Kumpas”ı “sahte ihbar mektupları”nı, “sahte deliller”i, “ayarlanmış yargı”yı, ... itiraf etmek zorunda kaldı. En son, TÜBİTAK bilirkişisinin raporunda; Balyoz, Poyrazköy, Ergenekon, ... gibi davalara dayanak olan 5 No.lu hard diske daha sonra yüklemeler yapıldığı belgelendi. Tertiplerin bütün dayanakları çöktü. Başbakan “suçsuz yere hapiste yatanlardan” söz ediyor. AKP Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, “Sahtecilik varsa düzeltiriz, özür dileriz” diyor. Adalet Bakanı Bozdağ “kumpas”ı doğruluyor.

Tatar, ‘kumpas’ yüzünden intihar etti Tertipler, sahte deliller ortaya çıkıyor. Ama kayıplar ne olacak? Yaşadıklarını onuruna yediremeyip intihar eden Yarbay Ali Tatar’ın hesabını kim verecek? TÜBİTAK’ın raporundan, yargılandığı davada tutuklu sanıkların tahliyesinden sonra Ali Tatar’ın annesi, abisi ve ablasıyla konuştuk. Ali Tatar’ın kurulan “kumpas” nedeniyle intihar ettiğini söylediler. Ali Tatar’ın “isyanının” tertiplerin açığa çıkması için “ışık” olduğunu bildirdiler. Satı Tatar üzgün. Oğlunun adı geçince gözlerinden yaş geliyor. Ama gururlu, onurlu. Dimdik duruyor. “Davada yargılanan, Silivri’de, Hasdal’da, ... yatan herkes benim için oğlum Ali’dir” diyor. Ailenin diğer üyeleri de aynı. Ağabey Ahmet Tatar kurulan “kumpas”a dikkat çekiyor. Ablası Hürriyet Ünver, kardeşinin kafasına kurşun sıkmasını “intihar değil isyan” olarak değerlendiriyor.

‘Kumpasçılar’ cinayetten yargılanmalı 2007 yılından beri kurulan “kumpaslar”ın bedeli ağır oldu. Kuddusi Okkır örgütün kasasıydı. Ama cenazesini bile belediye kaldırdı. Yarbay Ali Tatar tertiplere isyan ettiği için kafasına kurşun sıktı. Hangi birini sayalım. Tatar ailesi “kumpasçılar”ın yargılanmasını istiyor. Sade mağdurlar değil, vatandaşlar da öyle. “Cinayetten, cinayete sebebiyet vermeden yargılansınlar” diyor. Fail belli. “Sehven” yapılan tertipler (!), sahte deliller ortada. Bunları incelettirmeye bile lüzum görmeyen yargıçlar hâlâ görevde. Yeni delile de ihtiyaç yok. Silivri Mahkemelerinde yer değiştirmenin zamanı geldi de geçiyor bile... 

Gökçek’e suikast (!) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek uzun süredir suskundu. Erdoğan-F tipi örgüt kavgasında taraf olmaktan kaçtı. Gezi sonrası Erdoğan’a karşılama törenleri düzenleyen Gökçek, 17 Aralık sonrası sessiz. Hemen belirtelim. Gökçek’in bu tavrı Başbakanlık çevrelerinde “not” edilmiş. Hatta başka şeyler de söylenmiş. Ben aktarmayayım. Herhalde kendisinin de kulağına gelmiştir. Başbakanlık çevrelerinden duymadıysa da “özel yöntemlerle” öğrenmiştir. Beyefendi teknolojiyi çok sever. Kimsenin duymadığını duyar, görmediğini görür. Onun da “oğul” sıkıntısı çektiği konuşuluyor. Bakan oğulları gözaltına alınınca çok paniklediği belirtiliyor. Bu arada oğul da ortalıkta gözükmüyor. Kulislerde, “Azerbaycan kurtuluş olur mu?” fısıltıları dolaşıyor...

Sessizliğini bozdu Neyse... Gökçek geçtiğimiz günlerde sessizliğini bozdu. Kendisine suikast yapılacağını öne sürdü. “Bana da suikast düzenleyebilirler. Ama inanın çok önemli değil. Çünkü 2 evladıma 5 mektupla Türkiye’de karanlık bir düzen oluşturmaya çalışanların şifrelerini bıraktım” dedi. Ama kimse ciddiye almadı. “Gökçek zorda. O da genel başkanı gibi mağduriyetle oy almaya çalışıyor” yorumları öne çıktı. Seçimlere 2 ay kaldı. Gökçek bakalım başka ne numaralar çevirecek. Ama işi gerçekten zor gibi.

Yıldırım: Yargıtay’ın İmamı ben değilim



AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in elindeki dava dosyası için kararı Fethullah Gülen’e bıraktığını söylediği ve gizli damgalı zarfla Yargıtay’a sunduğu ismin, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Hüseyin Yıldırım olduğu iddia edildi. Cumhuriyet gazetesinde dün yer alan iddiayı reddeden Yıldırım ise şöyle konuştu: “Mehmet Ali Şahin beye sorun bakalım kimmiş diye? Bu, tamamen hayal mahsulü; hakikaten üzüldüm.”

Fotomontaj Tayyip ve Bilal oğlan!

B

ir Başbakan’ın bu gibi hallere düşmesi bühtandır. Elinde bir resim Mustafa Sarıgül’e saldırıyor. Ancak güya yolsuzluğu kanıtlayan elindeki büyük resim orijinal değil, rötuşlu yani fotomontaja tabi tutulmuş. Abdullah Gül, Kemal Unakıtan, Şaban Dişli ve Yasin El Kadı gibi isimler o resimden uçurulmuş.

Söyleyin, bir fotoğrafta bile hileye başvuran birine kim neden inansın? Hem Başbakan sen değil misin, kimi kime şikâyet ediyorsun. Gereğini yapsana! 10 yıl susup yargıda beraatle sonuçlanan bir konuyu böylesine mugalata malzemesi yapmak ayıptan öte hicap değil mi? Bitmedi, bu aralar hangi taşı kaldırsak altından mahdum

Bilal çıkıyor. Ümraniye Belediyesi’ne ait tesislerin TÜRGEV’e devri dün gazetelerdeydi. Keza Kılıçdaroğlu’nun ifadesi ile TÜRGEV’in hesabına yatırılan meçhul 99 milyon (trilyon) olayı mide bulandırıyor. Erdoğan’ın hayırsever deyip protokol sıralarında beraber pozlar verdiği Sarraf’tan sonra bu gidişle Bilal da yargıyı çok meşgul edeceğe benziyor.

İşte milli irade hırsızlığı Tayyip Erdoğan’ın yeni istismar argümanı milli irade hırsızlığı! Savcının yolsuzluk soruşturması yapmasını bile milli irade hırsızlığı gibi sunuyor. Ona göre sandıktan çıkana her yol mubah! Kuvvetler ayrılığı diye bir

şeyi tanımıyor. Peki, milletin iradesi gasp edilemez mi? Edilir... Nasıl mı?.. Milletin sandıkta verdiği oyları çöpe atarak... Bunun en yaygın örneği nerede mi var? Tayyip Erdoğan’ın

yönettiği Türkiye’de. Yüzde 10 baraj olayı en büyük milli irade hırsızlığıdır; çünkü milyonların iradesi bu şekilde yok sayılıyor. Dolayısıyla en büyük milli irade hırsızı kimdir; siz cevap verin!

Siluet yalancıları! İstanbul’un tescilli silueti malum Sultanahmet camimizdir. Ve o muhteşem siluet AKP’nin rant minareleri, yani malum gökdelenlerle kirletildi. Kirleten kim mi? Mezarlıklar üstünde AKP’nin İstanbul yeni il binasını inşa eden

müteahhittir! Kirlettiren ise ona bu izni verenlerdir. Hatırlayın, Başbakan çok tepki gelince her hafta önünden iki kere geçtiği o kirli gökdelenlerden “haberim yok” demişti. Keza Kadir Topbaş da benzer şeyleri dillendirmişti.

Derken kamuoyunda tepki oluştu ve mahkeme o gökdelenlerin tıraşlanmasına karar verdi. Peki sonra mı? AKP’li Kadir Topbaş mahkemenin tıraşlama kararına itirazda bulundu! Siluet pisleticileri kim; kararı siz verin!

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Sabahattin ÖNKİBAR sonkibar@gmail.com

Hem Fethullahçı hem aydın olunabilir mi? Aydınlar “paralel devlet” söylemine karşı bildiri yayınlamış! Zaman gazetesi boyuna bu haberi veriyor. İmzacılara baktım, eski solcular ağırlıkta. İyi de arkadaş, cemaat kavramı ile solculuk nasıl yan yana gelir? Cemaat kolektif, yani şeyh iradesini, solculuk ise birey inisiyatifini öne

çıkarmaz mı? Öyle ise nasıl oluyor da bu sözde solcular bir cemaat ile kol kola girebiliyor? Ayrıca bugünün Türkiye’sinde devlet içindeki cemaat çetelerinin varlığını hangi akıl ve vicdan inkâr edebilir? Yok, bunlar aydın falan değil, düpedüz Abdullah Cevdet kafalı emperyal lejyonerler güruhudur.

Cem Uzan’ın mektubu Cem Uzan bir süre önce Aydınlık’ta çıkan yazım ve yayınlanan “Takkeli Firavunlar” isimli kitabımla alakalı olarak bir mektup gönderdi. Eski patronum olan Cem Uzan, yazdıklarımın bazı bölümlerine itiraz ediyor, Motorola’nın Telsim operasyonu gibi birkaç konuya da hak veriyor.

Cem Bey röportaj için beni yaşadığı Paris’e çağırıyor. Benim Sayın Uzan’a önerim, bir kitap yazması ve her şeyi orada anlatmasıdır. Çok iyi biliyorum ki Cem Bey’de kıyametler koparacak bilgiler var. Hele hele AKP kurulurken ona AKP cenahından yapılan teklifler eminim çok ilgi çekecek.

YÖNETMELİK HİÇE SAYILDI, SKANDALA İMZA ATILDI

Gazi kızına 6 bin TL okul masrafı MEB’in yönetmeliğine göre şehit ve gazi çocuklarına özel okullarda öncelik verilmesi gerekirken, Diyarbakır’da bir okul, gazi kızından fahiş bir rakam talep etti. MEB ise bu duruma sessiz kaldı CEYHUN BOZKURT

D

iyarbakır’da Özel Eflatun Anadolu Lisesi, bir gazinin kaydolmak isteyen kızı için 6 bin TL eğitim ücreti istedi. Okul, bu masrafa gerekçe olarak kırtasiye, servis, yemek gibi giderleri gösterdi. Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Reşit Can, okulun gerekçesinin komik olduğunu belirterek Milli EğitimBakanlığı’na başvurdukları halde bir sonuç alamadıklarını dile getirdi. Aydınlık’a konuşan Reşit Can, okullarda, ehliyet kurslarında, yabancı dil kurslarında gazilere, yakınlarına ve şehit ailelerine tanınan haklar olduğunu anımsatarak, olayı şöyle anlattı: “Diyarbakırlı bir gazi, kızını kaydetmek üzere Özel Eflatun Anadolu Lisesi’ne gitti. Gazinin karşısına 6 bin TL masraf çıkarıldı. Bunun üzerine derneğin Diyarbakır şubesi devreye girdi.” Şube Başkanı Can, okul yönetimine ilgili yönetmeliği hatırlatarak, şehit ve gazi çocuklarının ücretsiz okumaları gerektiğini, sadece kırtasiye, yemek, kıyafet, servis

gibi ücretlerin parasının alınacağını hatırlatarak, bu paranın söz konusu gider kalemleri için yüksek olduğunu dile getirdi. Okul yönetimi bunun üzerine masrafı 4500 TL’ye indirdi. Ancak bu meblağın da yüksekliği üzerine Reşit Can, Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurdu.

Milli Eğitim’den ses seda yok Can, “Ücretsiz olması gerekirken böyle bir rakamla karşılaşılmış. Okula ‘Bu parayı ne diye istediniz?’ dedim ve ayrıntılı ve şıklar ile birlikte e-posta atmalarını istedim. ‘Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel okullardan sorumlu genel müdürlüğüne göndereceğim’ dedim. ‘Olur, ben listeyi hazırlayayım ve size göndereyim, çocuğun kaydını sonra yapalım’ dediler. Geri adım attığını anladım. 4500 TL gibi bir meblağa indirdiler. Bana gönderdikleri e-postada masraf kalemlerini şu şekilde sıralamışlar: 1-sabah kahvaltısı, 2-eşofman, 3-kitap, 4-kültür faaliyetleri, 5servis ücreti, 6-kırtasiye. Durumu Milli Eğitim Bakanlığı’na ilettim ama hiçbir şey yapılmadı.”

Milli Eğitim Baka Bu olayla birlikte bir kez daha şehidin geride bıraktıklarına ve gazilere sahip çıkılmadığını anladıklarını söyleyen Can, “Şehit aileleri, gaziler ve ailelerinin hak ettikleri destekleri alamadıklarını, bu durumun devletin tanımış olduğu yasal haklar için de geçerli olduğunu” vurguladı.

ERDOĞAN, TAHRAN’A GİTTİ

Ziyaret öncesi ABD’den ince ayar AYDINLIK / ANKARA

B

aşbakan Tayyip Erdoğan kritik bir gündemle dün akşam Tahran’a gitti. Erdoğan’ın Tahran ziyaretinin hemen öncesinde, ABD Hazine Bakanlığı’nın Terör ve Mali İstihbarattan Sorumlu Müsteşarı David Cohen, hükümete İran ile ilişkiler konusunda “ince ayar” verdi. Cohen, Ankara-Tahran ilişkileri konusunda Washington yönetiminin özellikle ambargo ve Suriye konusundaki “kaygılarını, beklentilerini ve hassasiyetlerini” paylaşırken Erdoğan’ın ABD’den gelen mesajlar doğrultusunda İran’da nasıl bir tutum takınacağı merak konusu oldu. Erdoğan, dün akşam İran Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı İshak Cihangiri’nin daveti üzerine Tahran’a gitti. Batı ile iyi ve ılımlı ilişkiler kuran bir imaj çizen Hasan Ruhani’nin, Cumhurbaşkanlığı görevini Mahmud Ahmedinejad’dan devralmasından sonra

Türkiye’den İran’a ilk ziyaretini yapacak olan Erdoğan temaslarına bugün başlayacak. Erdoğan ziyareti kapsamında İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından kabul edilecek.

Suriye krizi masada Görüşmelerin gündeminde kritik konu başlıkları bulunuyor. 17 Aralık’ta başlayan rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında tartışma konusu olan Halkbank ve İran’dan alınan doğalgazın, altınla yapılan ödemesine ilişkin yolsuzluk konularının gölgesinde yapılacak olan ziyaretin resmi gündeminde ise P5+1 ülkeleriyle vardığı nükleer anlaşma sonrası ambargonun hafifletilmesi beklenilen İran ile Türkiye’nin ikili ilişkileri ve Suriye’deki kriz yer alıyor.

5 işbirliği anlaşması İran Dışişleri Bakan Yardımcısı İbrahim Rahimpur, ziyaret sırasında iki ülke yetkililerinin imza-

laması için beş işbirliği anlaşmasının hazırlandığını açıkladı. Rahimpur, İran ile Türkiye arasındaki mevcut 20 milyar dolarlık ticaret hacminin artırılması için ticari bağların kuvvetlendirilmesinin görüşüleceğini ifade etti. Erdoğan’a ziyareti sırasında, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de eşlik edecek.

İsrail’den tepki Erdoğan’ın İran ziyareti, İsrail’de tepkilere neden oldu. “İran’ın, yaptırımları ‘by-pass’ etmek için Türkiye’ye ihtiyacı var” görüşünü öne süren Jerulasem Post gazetesine konuşan ABD’li analistler de “İranlı altın tüccarlarının, (Türkiye’deki) yolsuzluk skandalının merkezinde yer alması, İran’ın gölge ekonomisiyle iş yapmasının tehlikelerine vurgu yapıyor” savları dile getiriyor.

nlığı’nın yönetme

Milli Eğitim Baka nl Öğretim Kurumla ığı Özel rı ği’nde şehit ve ga Yönetmelizi çocuklarının ücretsiz eğitim al ac vurgulanıyor. Yö ağı netmeliğin 6. bölümünde “Ücr etsi Okuyacak Öğren z veya Burslu ci ve KursiyerlerÜcretsiz okutulac ak öğrenci ve

liği

kursiyerlerin oran ı başlıklı 57. mad ile dağılımı” desinin 1. fıkrasında şu ifa dele “Kurumlar, kuru r yer alıyor: mda okuma hakkını kazananl ar malûl gazi çocukl dan şehit ve arı ile malûl gazilere ücretsiz okutmada öncelik verir.”

acebook’ta Tayyip Erdoğan’a hakaret davası Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde Belediye Basın Sorumlusu olarak çalışan Hakan Sataroğlu’na, Başbakan Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle ceza davası açıldı. Sataroğlu’nun, Facebook sayfasından paylaştığı “Bu gece Tayyeap’in h...nde yeni kıllar çıkHakan Sataroğlu mış, kim ola ki” şeklindeki yazısı nedeniyle sevmenin ifadesi haline yargılandığı davanın ilk gelen söz konusu cümle, duruşması önceki gün kamuya mal olmuş bir Burhaniye Adliyesi’nde cümledir. Ben de bu görüldü. cümleyi mizahi bir dille Duruşma çıkışında paylaştım. Başbakanımız Aydınlık’a konuşan Sa- Tayyip Erdoğan bence daha ciddi işlerle taroğlu, davanın yıldıruğraşmalıdır. Kendisi ma amacıyla açıldığını belirterek, Başbakandır. “Önemli olan, benim yargılanEspri de yapacağız, mizah mam değildir. Devletimizin ça- da yapacağız. Biz halkız. Ülğırdığı her yere gideriz. kemizin nasıl bir psikoloji ile Aynı duyarlılığı Başbaka- yönetildiği görülmüştür.” İdnımızdan da bekliyoruz” dedi. dianamede ihbar üzerine açılSataroğlu, şöyle konuştu: dığı belirtilen dava 19 Şubat’a “Başbakanı aşırı derecede ertelendi.  ENGİN US / BURHANİYE


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan: Şafak TERZİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ŞAM YÖNETİMİ CENEVRE’DE AÇIKLADI: Prof. Dr. Mehmet

ABD teröristleri destekleyecek BİLDİRİYOR

CENEVRE’DEN

Suriye delegasyonundan yazılı açıklama Suriye delegasyonunun yaptığı yazılı açıklamada, “ABD’nin Suriye’deki terörist gruplara yardım yapma kararı alması BM Güvenlik Konseyi’nin 1373 sayılı kararına aykırıdır. ABD, söz konusu kararı hiçe saymaktadır. ABD yönetimi, El Nusra, İslami Cephe, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) gibi terör örgütlerine silah yardımı yapma kararı aldı. Amerikan silahlarının Suriye’ye ulaştığından herkes emin.” Şam yönetiminin açıklamasında, “Teröristlere silah yardımı yaparak Cenevre 2’deki siyasi çözüm arayışını baltalayan ABD ve terörü destekleyen

D

Suriye’nin Cenevre Konferansı’na katılan muhaliflere sunduğu fakat reddedilen ‘temel ilkeler’ bildirgesi şu şekilde:

C

enevre 2 görüşmelerine katılan Suriye heyeti, “ABD’nin dün itibariyle Suriye’deki teröristleri silahlandırma kararı aldığını” duyurdu. Görüşmelerin yapıldığı BM Cenevre binası önünde açıklama yapan Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Dr. Faysal Mikdad, “Cenevre 2”nin mimarlarından ABD, Suriye’deki teröristleri silahlandırma kararı alarak, siyasi çözüme karşı olduğunu kanıtlamaktadır. Bu durumu asla kabul etmiyoruz. Biz buraya iyi niyetle geldik. Suriye’de akan kanın durmasını, terörün sona ermesini, hayatın yeniden normale dönmesini istiyoruz. Muhalifler olarak adlandırılan koalisyon delegasyonu, beş maddelik bildirgeye dahi karşı çıkıyorlar. Şimdi de ABD’den bu hamle geldi. Bütün bunlara rağmen, Suriye delegasyonu olarak biz Cenevre’den ayrılmıyoruz.”

Muhalifler, Suriye’nin bütün önerilerine sırt çevirerek görüşmeleri baltalıyor diğer ülkeler, bu eylemlerini derhal sonlandırmalıdırlar” denildi.

“ABD, silah yardımı yoluyla Şam’a baskı kurmak istiyor” ABD’nin iddia edilen silah yardımı kararını ve eylemini Aydınlık’a değerlendiren Suriye delegasyonu üyeleri şu görüşü savundular, “ABD yönetimi, Suriye’de savaşan sözde ‘ılımlı grupları’ silah yardımıyla destekleyerek, Şam’a karşı baskıları arttırmayı hedefliyor.” Bir diğer görüşe göre, “Birçok cephede aynı anda çıkmaza giren ABD, Suriye’de de Libya modelini zorlayabilirim görüntüsünü vermek istiyor.” ABD, Batı ve Körfez ülke-

leri, Libya’da iktidara karşı savaşan çetelere silah yardımı yaparak, ülkeyi havadan ve denizden de bombalayarak Kaddafi yönetiminin düşmesini sağlamıştı.

Görüşmeler tıkandı Cenevre’de BM Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi baş-

1-Suriye egemenliğine saygı, işgal (tecavüze uğramış) edilmiş topraklarının iade edilmesi, mutaasıp (bağnaz), radikal (yobaz), tekfiri fikirlerin Suriye’den arındırılması gerekir, 2-Yabancı devletlerin ülkede mevcut olan silahlı gruplara silah temin etmekten kaçınması, onları eğitmesi, onları koruması veya terör eylemler için kışkırtmasıı durdurulmalıdır, 3-Suriye’nin içişlerine her türlü müdahale ve karışmayı ret ederiz. Suriye’nin geleceğini demokratik usüllerle sadece Suriyeliler belirler. 4-Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerekir. Suriye’nin herhangi bir parçasından feragat etmek fikrini reddeder. 5-Suriye halkı kendi siyasi düzenini özgürce seçer. kanlığınında dört gündür Suriye krizini görüşen taraflar, ilk defa öğleden sonra görüşmeme kararı aldılar. Hums’a insani yardım, tutukluların ve sivillerin serbest bırakılması konularının çözülmemesine rağmen, taraflar geçici Hükümet konusunu görüşmeye başlıyor. Ancak muhalif olarak adlandırlan Koalisyon Delegasyonu’nun Suriye heyetinin beş maddelik temel ilkeler bildirgesine karşı çıkması ve “ABD’nin Suriye’deki teröristleri destekleme kararı” ile görüşmeler tıkanmış durumda.

Dr. Buseyna Şaban: “Esad gitsin, El Kaide mi gelsin!?” Cumhurbaşkanlığı Siyasi ve Basın Başdanışmanı Dr. Buseyna Şaban, Suriye Hükümeti’nin beş maddelik temel ilkeler bildirgesini kabul etmeyen koalisyon delegasyonuna şu tepkiyi verdi: “Biz buraya Suriye’deki sorunları çözmek için geldik. Sorun, Batı emperyalizmidir. Esad gitsin de yerine El Nusra, El Kaide mi gelsin? Batı, bunu mu istiyor? Muhalefetin ısrar ettiği ‘Humus’un tarihi kent merkezinde mahsur kalan insanlara yardım

Dr. Faysal Mikdad

yapılmasını’ Suriye yönetimi BM, Kızılhaç gibi uluslararası kuruluşlarla zaten görüşüyor” diyerek tepkisini dile getirdi.

İbrahimi: “Cenevre-2 devam ediyor Silah yardımına ilişkin ABD’den resmi açıklama yapılmadı” Akşam saatlerinde basın toplantısı düzenleyen BM Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi, “Yavaş ilerliyoruz. Görüş ayrılıkları var ama taraflar Cenevre’de görüşmeye devam ediyor. Muhalifler, 30 Haziran Bildirisi’nin [Cenevre 1] uygulanması için yol haritasını sundu. Cenevre 1’in nasıl uygulanacağına dair Suriye Hükümeti’nden henüz somut öneriler gelmedi. Taraflar, çatışmalar nedeniyle mahsur kalan insanlara yardım yapılması konusunda mutabıklar. Bu yardımların nasıl uygulanacağını görüşüyoruz.” ABD’nin Suriye’de savaşan çetelere silah yardımı yapma kararı aldı mı sorusuna BM Özel Temsilcisi: “Evet, bu konu sabahki göürşmelerde Hükümet yetkilileri tarafından gündeme getirildi. Ancak ABD’den konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı” yanıtını verdi.

Türkiye’den IŞİD’e militan gidiyor iddiası

Tunus’ta kadınlar için tarihi adım



Tunus’ta kabul edilen yeni anayasanın kadınlar için köklü değişiklikler getirmesi bekleniyor. Arap dünyasında ilk kez, mecliste kadın-erkek eşitliğinin garanti altına alınmasını ve kadının şiddete karşı korunmasını içeren madde anayasada yer alıyor. Anayasal değişiklik için mücadele veren Lobna Jeribi, “Bu madde kendi başına bir devrim. Sadece Tunuslu kadınlar için de değil.” dedi. Jeribi, İslamcıların ağırlıkta olduğu hükümetin laiklik yanlısı koalisyon ortaklarından Demokratik Forum Partisi üyesi. Kadınların eşitliğine yönelik 45. maddeye iktidardaki En Nahda Partisi’nden meclis başkanı yardımcısı ve en yaşlı kadın politikacı Labidi’nin destek olması Nahda içinde çatlağa yol açmıştı.

Ukrayna Başbakanı Azarov istifa etti



Ukrayna’da gelişen olayların tırmanması nedeniyle Başbakan Mikolay Azarov görevinden istifa etti. Başbakan Azarov konuya ilişkin açıklamasında;“Sorununun barışçıl çözümü, sosyal ve siyasi uzlaşma ortamı oluşturmaya imkân oluşturmak için CumhurbaşkaMikolay Azarov nı’na istifamı sundum. İstifam, tamamen kişisel kararımdır” dedi. Arazov, İktisadi ve sosyal kalkınmayı tehdit eden ülkedeki çatışmaların bütün Ukrayna toplumunu için bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Katar büyükelçiliğinin Libya’dan devşirdiği militanları Türkiye ile koordineli bir şekilde Irak’a savaşması için gönderdiğini gösteren resmi bir belge yayımlandı. Bir Arap forum sitesinde yayımlanan ve Katar’ın Trablus büyükelçiliğine ait olduğu iddia edilen belgede Libya’dan gönderilen 1800 teröristin Türkiye üzerinden Irak’a gönderilmesi için Türkiye ile koordinasyon kurulması isteniyor. Çok net olarak gözükmemekle birlikte 10 Ocak 2014 tarihli olduğu sanılan belgede şu ifadelere yer veriliyor: ‘’Katar Devleti Trablus Elçiliği, Katar, Doha, Dışişleri Bakanlığı’na, Arap İlişkileri/İşleri Müdürü Sayın kardeşime Konu: Irak’ta Savaşacak Gönüllülerin Hazırlanması

Siz ekselanslarına; özellikle Bingazi, Zaviye, Misrata ve Zintan kamplarında, askeri/savaş ve ağır silah kullanma eğitimlerini, Irak’ta savaşmak üzere tamamlayan Fas ve Kuzey Afrika uyruklu gönüllü savaşçıları (1800) bilgilerinize sunarız. Bu savaşçıların Libya limanlarından Türkiye’ye ve oradan da Kürdistan toprakları üzerinden olmak üzere, Irak’a girişlerini, önümüzdeki hafta 3 parti halinde olmasını öneriyoruz. Türk tarafıyla, savaşçıların kabul edileceği uygun liman için koordine olmanızı ve savaşçıları göndermek üzere münasip zamanları bildirmenizi rica ederiz. Bilgilerinize arz ederiz. Nayef Abdullah El-İmadi Maslahatgüzar

F

ransız basını Cumhurbaşkanı François Hollande’ı Türkiye’ye uğurlarken endişeliydi: “Hollande mayınlı araziye giriyor”, “Hollande’ı tuzak dosyaları bekliyor”, “ziyaretini en kötü zamanda gerçekleştiriyor”... Türkiye basını ise Hollande’ı heyacanla bekledi ve sevinçle karşıladı: “Tarihi bir ziyaret”, “22 yıl aradan sonra bir ilk”, “Ziyaret büyük önem taşıyor”,”Fransa’nın bloke ettiği AB müzakere fasılları...”....

“Zor girersiniz” “Basınımız” ve iktidar , küllenen ve suya düşen Avrupa Birliği hayallerini yeniden canlandırma derdine düştü. Hollande’dan Sarkozy tarafından bloke edilen AB’ye katılım müzakereleri fasıllarının serbest bırakılması istendi. Hollande, müzakere sürecinin devam etmesinden yana olduğunu söyledi ve okkalı bir cümle ile de “zor girersiniz” dercesine “Gereksiz yere korkuları ajite etmeye gerek yok, üyelik noktasında nihai kararın zaten Fransa halkı tarafından verileceğini” söyledi.

Gizli ajanda Hollande’ın Türkiye ziyaretiyle birlikte yeniden canlandırılan AB rüyası hiç de hayra alamet değil! Ekonomik ilişkiler, yatırımlar, nükleer santraller, hızlı trenler.... Ama Fransa ile Türkiye arasında asıl ola-

rak iki konu öne çıkmaktadır: Suriye ve sözde Ermeni soykırımı. Fransa, safını Atlantik cephesinde belirlemiştir. Bu yönelim Sarkozy ile başlamış Hollande ile de devam etmektedir. AKP iktidarı da aynı cephe içinde yer almaktadır. Libya saldırısında Fransa ve AKP iktidarı beraber olmuşlardır. Suriye’de de aynı cephededirler. Hatta denebilir ki Fransa ve Türkiye Suriye saldırısında

LGE

BE U S U ON

SÖZ K

yalistlerin Ermeni Soykırımı yalanı. Bunu da konuşmuşlar. Olur ya gazetecinin biri sorarsa hazırlıklı olalım diye. Öyle de oldu. Hazırlıklı oldukları belliydi. Gül, önce tarihçiler falan dedi, arkasından Hollande ise bildiğini okudu; Fransa’nın 2001 Tanıma Kanununu, AB’nin çerçeve kararını hatırlattı “Bunları uygulaErmeni sorusunu savuşturdu mamız gerekiyor” dedi. Soruyu saDiğer mesele şu yalan! Emper- vuşturdular.

ABD’nin verdiği rolü oynamaktadırlar. Ama gelin görün ki Suriye planları tepe taklak olmuştur. Şimdi bu yenilginin altından nasıl çıkacaklarının hesabını yapmaktadırlar. Basın toplantısında, Hollande da Gül de Suriye’yi konuştuklarını ve aynı çizgide olduklarını açıkladılar.

Fransa Meclis Başkanı Claude Bartolone:

Tarih, siyasi nedenlerle değerlendirilmemeli Fransa Meclis Başkanı Claude Bartolone, siyasetçilerin tarihi siyasi sebeplerle değerlendirmemesi gerektiğini söyledi. Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Dünya Ekonomik Forumu’nda Claude Bartolone

yaptığı açıklamada, Japonya ile Çin arasındaki ilişkileri Birinci Dünya Savaşı öncesindeki İngiltere-Almanya ilişkileriyle kıyasladı. O dönemde İngiltere ile Almanya arasındaki yoğun ticari temaslara

avutoğlu’nun “gökyüzündeki Osmanlı yıldızlarını seyrederken önündeki Suriye çukuruna nasıl düştüğünü veya düşürüldüğünü” yazılarımda sık işledim. Davutoğlu’nun, Menderes rejiminin hatalı ve ölümcül Suriye politikalarından ders almadığını, tarih yoksunu olduğunu ve aynı çukura iki defa düşenin makamını ehil olan başkalarına devretmesi gibi nebil davranışlar sergilemesi gerektiğini yazdık. Lakin, “dengesiz”, “çarpık” ve “bağımlı” bir rejimin meyvesi olan yetkililerin “dengeli” ve “vicdanlı” davranamayacaklarını da hatırlattık. Bu rezaletin en bariz örneğini Bülent Arınç’ın İskipli Atıf Hoca ile Osmanlı hanedanlığının Şeyh el-İslam makamından sorumlu olan Ebu elSuud’u onurlandıran söylem ve eyleminde gözlemledik-müşahade ettik. Tarihte Fitne, fesat, nifak, yalan ve zulüm erbabı olan bu kişiler hem İslam hemde Türkiye Milli Mücadele tarihinde kara bir maziye sahiptir. Vicdanındaki rahmeti yitirmemiş her vatandaşın yapacağı objektif bir değerlendirme bu tespiti yapabilecektir.

Yine Alevileri hedef alıyor CHP Parti Meclisi Üyesi ve Bağcılar Belediye Başkan Adayı Muhammet Çakmak Zaman’a verdiği mülakatta, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Haşhaşi” benzetmesini de nefretle kınadığını ifade etti. “Bu toprakların evlatlarına bütün enerjisini harcayan Türkiye’nin her karesinde var olan bir gönül ordusuna, dünyanın en karanlık ve gizli işlerini yapan, esrar ticareti yapan ve insanları bununla kendine bağlayan gayri ahlakî ve katil sürüsü bir örgüt olan Haşhaşilerle eş değer tutmanın büyük bir vicdansızlık olduğunu düşünüyorum...Bu ülkeyi yöneten insanlar, bu ülkeye hayatlarını ve enerjisini sarf eden bir kadroya nasıl bu benzetmeleri yapar?” demiş. “Haşhaşiler” dedikleri topluluk batini Aleviler. Her dönem en alçak ve en şerefsiz saldırılara, fitne ve iftiralara maruz kalan Aleviler. Ülkemizin kurucu partisi, laik, demokrat ve halkçı bir ilke amacı gütmesi gereken CHP gibi bir partide Alevilere aleni söven onları kafir ilan eden, “Dünya bir gemi ve bu geminin kaptanı ABD’dir” diyen, onlarca güzel aydın insanı sahte evrak ve sidilerle silivri ve hasdala tıkan Cemaat’i savunan tarih ve vicdan yoksunu böyle politikacıların CHP’yi ne hale düşürdüklerini parti yetkilileri görmüyorlar mı?

Batı’nın hedefindeki hangi İslam?

‘Hollande mayınlı araziye gidiyor’ ALİ RIZA TAŞDELEN / PARİS

yuvacenudi@gmail.com

Bala zehir katanlar!..

2. Cenevre konferansına katılan Dr. Faysal Mikdad ABD’nin Suriye’de teröristleri detekleme kararı aldığını, bunun BM kararlarına aykırı olduğunu söyledi BEYHAN YILDIRIM

YUVA

rağmen, iki ülke arasında savaş çıktığını dile getiren Abe, bundan hem Japonya hem de Çin’in ders alması gerektiğini vurguladı. Çin ziyaretini sürdüren Fransa Meclis Başkanı Bartolone, önceki gün (27 Ocak) Beijing’de gazetecilere verdiği demeçte, Abe’nin açıklamasına değindi. Avrupa tarihinde gergin dönemler yaşandığını hatırlatan Bartolone, krizden çıkılması için sadece temaslarla kalınmaması, tarihçilerin de bu konuda rol oynaması gerektiğine işaret etti. Fransa Meclis Başkanı, aynı zamanda tarihî gerçekleri tarihçilerin değerlendirmesi, politikacıların siyasi nedenlerle tarihi değerlendirmemesi gerektiğine dikkat çekti.

“Batı hangi tür İslam ile mücadele etmektedir?” Sorusuna verecegimiz cevap önemlidir. Batı’nın, onunla beraber hareket eden, istişarelerde bulunan, iktisadi maslahatlarına zarar vermeyen aksine hizmet eden, “müslüman” tipi ile bir sorunu yoktur. Ülkesini talan eden, parselleyen, yabancı sermayeye açan, özelleştirme yasalarıyla rant sağlayan, Batı’ya direnç gösterecek kuvvetleri tasfiye eden “müslüman” yaftalı krallıklarla, rejimlerle, iktidarlarla olan muhabbet ilişkisi derindir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeni bir düşmana ihtiyaç duyan Batı Emperyalizmi hedef tahtasına “milli kimlikli devletler” ile “halkçı İslamı” koymuştur. Dünyanın en zengin enerji kaynaklarına, zengin tarihi medeniyetlere, geniş pazarlara, muazzam bir sermaye birikimine, Filistin meselesine, verimli Golan toprakları ve zengin su kaynaklarına, Suveyş kanalı, Kızıldeniz ve Basra (Arap/Fars) Körfezi’ne, SuriyeLübnan Akdeniz havzasında yer alan zengin enerji yataklarına, dünya dinlerinin bütününe sahip olan bölge ve en nihayetinde Batı Emperyalizmin projeleri önünde ciddi bir engel teşkil eden en tehlikeli iki akım: Devrimci Milliyetçilik ile devrimci İslam terbiyesidir. Suriye, Lübnan Hizbullahı ve devrimci-halkçı Sünni oluşumlar ile milli olan herşeyin en çirkef saldırılara maruz kalmasının yegane gerekçesi budur.

Halkçı İslam ve Halkçı Hıristiyanlık Emperyalizmin “küreselleşmesi”, etnik-mezhepsel ayrışmaları teşvik eden faaliyetlerine karşı direnen ve tekelci iktisadi global hegomonyasına çomak sokan iki ana unsur milli kimlik ile halkçı-devrimci İslam anlayışıdır. Bu kimlikleri temsil eden değerlerin tasfiye edilmesi Batı Emperyalizmi için hayati önemdedir. Bu kimliklerin ise Batı emperyalizmini ve onunla ortak hareket eden kuvvetleri tasfiye etmesi varlık sebebidir. Kavganın şiddeti bundandır. Sayın Arınç ve benzerlerinin Batı emperyalizmi ile işbirliği yapmış, halkçı İslam söylem ve eylemlerinden uzak şahsiyetleri tedavule sokması, Mustafa Kemal’in devrimci cumhuriyet ile kavgalarını, ayrıca halkçı Doğu Kiliseleri yerine Vatikan ve İstanbul Patrikhanesi ile muhabbetlerini bu çerçevede okumak yararlıdır.


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Kakuro 2

Yıl. 93 Sayı. 2271

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek

Kare

Dünya Şafak Terzi Önder Öztürk Erdem Atay Emek Esin Turhan Cansu Yiğit Toplum Özlem Konur Usta Sezim Özadalı Anıl Budak Ceyhun Bozkurt Spor Bilgi İşlem Güven Karakurt Recep Erçin Hayati Asilyazıcı Dağıtım Md.Cumali Karagöllü Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Grup Başkanı Duygu İlem Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım

Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi Kültür Sanat

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Suda yaşayan hayvanların solunum organı - Gün, gündüz 2. Becerikli, giriştiği her işi başarıyla sona erdiren kimse - Tedavisi mümkün olmayan ölümcül, ağrılı bir hastanın veya kendi başına yaşamını sürdüremeyecek kadar sakat olan bir kişinin yaşamına acısızca son vermeyi sağlayan tıbbi yöntemlerin tümü 3. Fas’ın plakası - Ailesinin geçimini sağlayan - Bölüm 4. Yapma, meydana getirme - Güç, derman, takat - İlkel benlik 5. Muhtemel olarak, muhtemelen En küçük sosyolojik birim; familya 6. Kuşatma, sarma - Çok gözenekli ve hafif kaya, sünger taşı 7. Yaşı küçük olduğu halde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk - Ok - Fakat, lakin 8. Bir seslenme sözü - Bir meyve Yersiz ve beceriksizce söz veya davranış, pot 9. Bitki veya çiçek destesi, bağlam - Testi 10. Avuç içi - Bön, avanak, budala Beyaz 11. Gerçekte varolmayıp zihinde tasarlanan, farazi - Düşünüp söyleme yeteneği 12. Bir kimseye veya şeye mal ederek - Beyaz renkli bir içecek türü

Yukarıdan aşağıya 1. İçten, candan - Asal 2. Bir ay adı - Bir seslenme sözü Bir mevsim adı 3. Lantan’ın simgesi - Eski Türklerde “totem”e verilen ad - İneğin, sütten kesildik ten sonra 1 yaşına kadar olan yavrusu 4. Sınır nişanı - Plesanta, meşime Bağışlama, mazur görme 5. Yazım - İnşaat işçisi 6. Su birikintisi - Lokomotif tarafından çekilen vagonlar dizisi, katar 7. Bir binek hayvanı - Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse Adet 8. Bir işi yapmak için harcananılan güç, gayret - Klavyeli bir çalgı türü - Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü 9. İnleyen - Birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız 10. Tanrı - Bir şeye veya kimseye mal etme - Sahip 11. İşe yatkın, becerikli - Mahkeme sonucunu gösteren belge Azerbaycan’ın başkenti 12. Dinç, canlı, diri - Yargı organları önünde yasal olarak temsil ettiği kişilerin haklarını savunan kimse

Soldan sağa 1 Lamba karpuzu 5 Dilenci 8 Fas (kısa) 10 Bütün aile birlikte 12 Bir iskambil oyunu 14 Büyükelçi (kısa) 15 Dişçi kerpeteni 17 Eritre (kısa) 18 Cet 20 Kötü 21 Ani iflas 22 Nijerya (kısa) 24 Başka, diğer 26 Aşırı dereceye varan alışkanlıklar 28 Bulut 29 Ailesini geçindiren 31 Avusturya’da bir dağ 33 Bir masal kuşu 35 İsviçre (kısa) 36 En kalın erkek sesi 38 Bir sayı 40 İlkel benlik 41 Yerleşke 43 Genişlik 44 Damla hastalığı 45 Şimdi, şu anda 47 Hiyerarşik bir düzende önemli bir görev, makam 49 Aza 50 Özbekistan (kısa) 52 Bir besin maddesi 53 İnzibat memuru

Yukarıdan aşağıya 1 Bir yapının belediyece öngörülen azami yüksekliği 2 Şarkı 3 O gösterme zamiri 4 Pedagoji (kısa) 5 Budanan dallarda kalan kuru uç 6 Alman Basın Ajansı 7 Angola (kısa) 8 Otlak, çayırlık 9 Porselen yapımında kullanılan kalitesi beyaz kil 11 Bedava 13 İnce softan yapılan bir tür cüppe 16 Yedek subay (kısa) 19 Şamandıralarda, rıhtımlarda halat bağlamaya yarayan, sağlam mapalara geçirilmiş demir halka 21 Bir bağlaç 23 Guadalup (kısa) 25 “... Güler” (fotoğrafçı) 27 Mezar 28 Halk 30 Geri verme 32 Boyutlar 34 Malavi’de bir göl 35 Çocukların oynadıkları cam veya toprak bilye 37 İskoçya’da bir nehir 39 Tövbe etme 41 “Rikkat ...” (bir tezhip sanatçımız) 42 Pay 44 Guyana (kısa) 46 Dördüncü peygamber 48 Bir nota 49 Ses 51 Çinko’nun simgesi


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan: Murat ŞİMŞEK

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Mustafa Mutlu Düzce’de konferans verdi

26.01.2014

27.01.2014

28.01.2014

28.01.2014

TÜBİTAK medya kumpası gördü



Eregenekon, Balyoz vb. davalarda, tertip merkezinin sahte delileriyle haber yapan holding gazeteleri, TÜBİTAK bilirkişilerinin raporunun ardından kumpas vurgusu yapmaya başladı

A

KP ve Cemaat arasındaki kavganın ardından iktidar tarafından yapılan “kumpas” itirafı sonrası tertipler bir bir bozuluyor. Yıllarca Cemaat gazetelerinin yayınlarıyla “paralel” yayın yapan AKP medyası ve holding medyası şimdi kumpas haberlerine imza atıyor. Sabah gazetesi Aydınlık’ın yıllar önce ilan ettiği “Beşiktaş Terör Örgütü”nü manşetine taşırken, Birkaç ay öncesine kadar terörist ilan edilen Hanefi Avcı ile röportaj yapmak için birbirleriyle yarışıyorlar. Son günlerde TÜBİTAK bilirkişilerinin, Balyoz davasının dayanaklarından olan 5 No.lu harddiskin sahte olduğunu belirtmesi basında geniş yer buldu. Rapora göre 2003’de hazırlandığı iddia edilen CD’ye 2009 yılında

29.01.2013

17.03.2012

19.06.2012

Aydınlık, tertipler sürecinde bütün sahte delilleri bir bir yayımlamıştı ekleme yapılmıştı. Hürriyet gazetesi 26 Ocak tarihinde “Boru raporu” başlığıyla TÜBİTAK’ın raporunu manşete taşıdı. Haberde TÜBİTAK’ın daha önce aynı harddisk için hiç işlem yapılmadı dediği hatırlatıldı. Habertürk gazetesi 27 Ocak’ta “Dört davada paralel disk” man-

şetli haberinde “sahte” raporlu 5 No.lu harddiskin Balyoz’la birlikte Ergenekon, Poyrazköy ve Askeri Casusluk davalarını da etkileyeceği belirtildi. Tertipler döneminde Cemaat gazetelerini aratmayan yayınlara imza atan Milliyet gazetesi ise TÜBİTAK’ın kumpasın izini tespit et-

tiğini belirten habere imza attı.

Bilirkişi fikir değiştirince ikna oldular Haberde Balyoz sanıklarının 5 numaralı harddiskin sahte olması nedeniyle yeniden yargılama talebiyle 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurduğu belirtildi.

Oysa kumpaslar süreci boyunca yüzlerce sahte delil ortaya çıktı. Yandaş gazeteler sahte delilleri görmek bir yana psikolojik yayınlarına devam ederek yargı kararlarını yönlendirdiler. 19 Aralık’tan sonra AKP’nin “paralel devlet” iddiasıyla Cemaati hedef alması üzerine gazetelerin yayınlarının yanısıra çok sayıda kurumun kararında da ciddi değişiklikler yaşandı. 4 yıl önce CD’lere ekleme yapılmamış raporu veren TÜBİTAK bilirkişisi Erdem Alparslan, bu sefer deliller sahte raporu verdi. TÜBİTAK raporunun ardından Askeri Casusluk ve Poyrazköy davalarında çok sayıda tahliye oldu. Hukukçular tahliyelerin Ergenekon ve Balyoz için emsal olduğunu belirtiyor.

Leyla ile Mecnun’un yeni bölümü bu gece yayında



TERTİPLERİN DETAYLARI BU KİTAPTA SAKLI

‘Vagus TV’yi Türk Telekom mu kapattı?’



CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, soundcloud.com’un ardından vagus.tv’nin de kapatılmasının, henüz TBMM’den geçerek yasalaşmayan internet sansür yasasının pratikte Türk Telekom tarafından yaşama geçirildiği sonucunu ortaya koyduğunu savundu. Umut Oran, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB), hükümet veya hükümet üyelerinin AK Parti yöneticilerinin, yakınlarının isimlerinin geçtiği her türlü yolsuzluk haberinin yayınlanmasını önlemek gibi bir görevi var mı?” diye sordu. CHP’li Oran, internete giderek artan sansür uygulamasını Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM gündemine taşıdı. Umut Oran, önergesinde Erdoğan’a, “Urla’daki villalarınıza dair imar değişikliği içerikli olduğu anlaşılan ve size ait olduğu belirtilen telefon görüşmesini nedir?” diye sordu.

Cemaat orduda işte böyle kumpas kuruyor Balyoz ve Ergenekon davalarında hapis cezası alan Albay Cengiz Köylü’nün “Ergenekon’dan Balyoz’ a Asrın İftirası”adlı kitabı yayına çıktı. Kitapta uzun tutukluluk günlerinden ve dava dosyalarından bahseden Köylü, Cemaat’in “Işık evleri”ile ilgili dikkat çeken bilgilere yer verdi. Cengiz Köylü, kitabın “Işık Evlerindeki ‘Abi’lerin Komplo yöntemleri” bölümünde personel astsubay Ali Balta ile olan ilişkisini ve tutuklandıktan 2 ay sonra gerçekleşen olayları anlatıyor. Ali ile Kayseri’de tanıştığını ve Ali’nin 15 Eylül 2008 tarihinde, personel astsubayı olarak atandığını anlatan Köylü, Ali’yi şu ifadelerle tanıtıyor: “Atandığı yerin şube müdürü, Ali’yi tanıştırmak için odama getirdi. Görünürde melek yüzlü, temiz bir çocuktu. Büromda birlikte oturduk. Çay içtik ve sohbet ettik. ”

Işık Evleri’nde yapılanma hareketleri Kitabın ilerleyen sayfalarında Ali’nin, Kayseri’deki cemaat bağlantılarına değinen Köylü, cemaat yapılanmasını şu cümlelerle dile getiriyor: “Ali, 15 Eylül 2008 tarihinde, Kayseri’de 2. Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığı’na katılmış. Birkaç gün sonra, adı Tarık olan bir kişi Ali’yi telefonla aramış ve Almer isimli iş merkezinin önünde buluşmak istediğini söylemiş. Tarık, onu çevre yolu üzerindeki bir apartmana götürmüş ve burada başkalarıyla tanıştırmış. Bu kişiler arasında Kayseri 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’nda görevli, kendi yaşlarında ve aynı rütbede olan Orhan ve İsmail adında iki astsubay ile Yusuf adında bir kişi daha varmış. Yusuf, telefonlarının İzmir’den verildiğini, bundan sonra kendileri ile ilgilene-

ceklerini ve üçünün birlikte oturmalarının daha iyi olacağını söylemiş. Daha sonra birlikte ev aramaya başlamışlar. Birkaç gün sonra tanıştıkları Bünyamin isimli abileri, onlara ev bulmuş. Üstüne bir de televizyon ve mobilya hediye etmiş. Bundan sonra dostlukları ilerlemeye başlamış.” Bazı akşamlar abilerin, bazı akşamlarda Ali ve arkadaşları’nın yemek organizasyonları düzenlediklerini ve bu organizasyonlarda abiler tarafından Fettulah Gülen kitaplarının okunduğunu anlatan Köylü, daha sonra cemaatin büyük abileri ile arada köprü görevi gören Erdinç’in hikayesini şu şekilde anlatıyor: “Dostluklar iyice ilerledikten sonra Erdinç isimli abileriyle tanışmışlar. Abi Erdinç, yaklaşık altı-yedi ay boyunca evlerine gelip gitmiş.... Bazen elinde flash bellekle gelerek onların bilgisayarına takar ve bazı Ex-

Atatürkçü Düşünce Derneği Düzce Şubesi, Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında “Demokrasinin neresindeyiz?” konulu konferans düzenledi. Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu’nun konuşmacı olarak katıldığı konferansı 200’ü aşkın yurttaş izledi. AKP iktidarını ve iktidarın demokrasi anlayışını eleştiren Mutlu, “Demokrasinin hiçbir yerindeyiz, teğet bile geçmiyoruz” dedi. Konferansta Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok anıldı.  MEHMET ESMER / DÜZCE

TRT 1’de 103 bölüm yayınlandıktan sonra geçen sezon sonunda oyuncuların Gezi Parkı eylemlerine destek verdiği için yayından kaldırılan ‘Leyla ile Mecnun’ dizisi yeni bölümü yayınlanıyor. Dizininn çekilen ancak yayınlanmayan 104. bölümü TRT 1’de bu gece 00.45’de ekrana gelecek. TRT 1, ‘Leyla ile Mecnun’un tanıtım fragmanını da yayınladı. ‘Leyla ile Mecnun’ ekibinin Star’da yayınlanan dizisi ‘Ben de Özledim’ ise bu gece 23.30’da ekrana gelecek ve final yapacak. TRT’nin ‘Ben de Özledim’in final gecesinde ‘Leyla ile Mecnun’un ellerinde olan yeni bölümünü yayınlaması Star’a cevap olarak algılandı. TRT 1 daha önce de, ‘Ben de Özledim’in ekrana veda edeceği açıklandıktan sonra resmi Twitter hesabından Star TV’yi eleştiren İsmail Abi’li ilginç bir mesaj yayınlamıştı.

Hece dergisinden Orhan Kemal sayısı



Hava Kurmay Albay Cengiz Köylü, Balyoz davasından 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Halen Hadımköy Askeri Cezaevi’ nde bulunan yazar, komploların iftira çetesi nasıl kurgulandığıresmi belgelere dayanarak anlatmakta. cel dosyalarını açarak birtakım isimler sorarmış. Bunlardan biri, Alevi olduğu tahmin edilen kişilerin listesiymiş. Bu grubun en başında da Albay Cengiz Köylü ismini görmüşler. Erdinç, onlara listelerde isimleri bulunan kişiler hakkında neler bildiklerini sorar... ne yiyip içtikleri ve neler yaptıkları gibi bilgileri topla-

malarını istemiş. Cengiz Köylü, kitabının ilerleyen sayfalarında Ali’nin, Yusuf’un emri ile Doküman Yönetim Sistemi’ne girerek 2. Hava İkmal ve Bakım Merkezi ve Garnizon Komutanı Hava Pilot Tümgeneral Rıdvan Uluger adına sahte belge düzenlediğini de aklatıyor.  ONUR ÖZCAN / ODATV.COM

1997’den beri yayınını sürdüren aylık edebiyat dergisi Hece’nin Ocak sayısı Orhan Kemal’e ayrıldı. Daha önce 26 kez özel sayı çıkaran Hece’nin 27. özel sayısı “Bereketli toprakların yazarı Orhan Kemal” oldu. Orhan Kemal’in hayatını, eserlerini, dünya görüşünü ve edebi kişiliğini farklı açılardan ele alan yazıların yer aldığı dergide bir de Orhan Kemal albümü bulunuyor. Hece’nin diğer özel sayılarının olduğu gibi bu sayının kaynakçasını da Yusuf Turan Günaydın hazırlamış. Ayrıca özel sayının albümü ve kaynakçasının oluşumunda Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ve Osman Cahit Demirci’de katkıda bulunmuş. 576 sayfalık özel sayıyı kitapçılarda bulabilirsiniz.

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 06.30 Muhabbet 08.00 Televizyon Gazetesi 10.00 Ekopolitik 11.00 Mutlu Yaşam 12.00 Haber Masası 15.00 Haber Merkezi

08.00 Semra Topçu ile Güne Başlarken 10.00 Ezgi Değirmencioğlu ile Haber Saati 14.00 Öğleden Sonra 17.00 Akşam Haberleri 19.00 Halk Haber 19.35 Hakan Aygün Analiz 20.00 Hakan Bayrakçı ile Seçime Doğru 21.00 En Ana Haber 22.00 Nereye Gidiyoruz? 00.00 İsmail Dükel ile Gün Sonu Haberleri

07.30 Uyan Türkiye 10.00 Sağlıklı Yaşam 12.00 Belgesel 13.00 Haber 13 14.00 Türk Filmi 16.45 İstekleriniz 18.30 Ana Haber 20.00 Yurtta Gündem 22.30 Umman 00.00 Ana Haber

09.20 Sormak Gerek 10.00 Biz Bize 11.30 Gündemin İçinden 13.30 Söz İstanbul’da 14.20 Haberci 15:30 Dünyadan 16.00 Güncel 17.00 Haber 17.30 Ekonomi 18.30 Günce 21.00 Geçmişten Günümüze Devlet Demiryolları 21.30 Hariciye Kliniği 23.00 Gezi Notları

09.00 Parametre 10.35 Paranın Gündemi 11.00 Karşı Gündem 12.00 Bugün 14.00 Günlük 16.00 Dünya Hali 16.30 Paranın İzi 17.00 Ana Haber 17.40 Spor Vizyon 18.00 Ana Haber 19.30 5N1K 20.45 Aykırı Sorular 21.30 Tarafsız Bölge 23.30 Burada Laf Çok

10.00 Haber Merkezi 10.15 Ekonomi 11.30 Haber Merkezi 13.00 Öğle Bülteni 14.00 Günün İçinden 15.00 Günün İçinden 15.30 Doğru Tercih 16.00 Günün İçinden 17.00 Akşam Haberleri 18.15 Gece Gündüz 19.00 Haber 20.00 Ana Haber 21.20 Yakın Plan 23.00 Gece Bülteni

08.40 Çok Güzel Hareketler Bunlar 10.30 Film: Asteriks Olimpiyat Oyunlarında 12.15 Gün Arası 12.30 Kaynana Gelin Seda’ya Gelin 15.15 Evim Şahane 17.00 Arka Sokaklar 18.50 Koca Kafalar 20.00 Şirinler 22.00 Merhamet

06.45 Bugün 09.00 Beni Affet 10.00 Melek 12.00 En Güzel Bölüm 12.30 Aşkın Bedeli 14.15 Soframız 15.30 Küçük Kadınlar 16.40 En Güzel Bölüm 16.45 Beni Affet 19.00 Star Haber 20.00 Muhteşem Yüzyıl 23.30 Ben de Özledim

08.30 Yeni 1 Gün 10.00 Film: Küçük Ev 12.00 Show Dünyası 12.30 Gülben 14.30 Yurdum İnsanı 16.00 Pis Yedili 18.30 Ana Haber 19.15 Büyük Risk 20.00 Ejderhanı Nasıl Eğitirsin? 21.30 Film: Çılgın Dersane 23.30 Güldür Güldür

07.00 Gülhan’ın Galaksi Rehberi 08.40 Aramızda Kalsın 12.00 Özge ile Yeni Hayat 14.30 Anlatacaklarım Var 17.00 Oynat Bakalım 18.00 Flashpoint 19.00 Film: Tanrının Zırhı 21.00 Atletico Bilbao-Atletico Madrid Karş. 23.00 Barcelona-Laventa Karş.

07.00 Kahvaltı Haberleri 10.00 Müge Anlı ile Tatlı Sert 13.00 Kızlar ve Aileleri 15.00 Alemin Kralı 16.00 Zahide ile Yetiş Hayata 19.00 atv Ana Haber 20.00 ElazığsporGalatasaray Futbol Karş. 22.35 Kim Milyoner Olmak İster 23.55 Doksanlar

10.00 Eline Sağlık 11.30 İyi Fikir 13.00 Haber 13.15 Spor 13.35 Elde var Hayat 14.40 Aileler Yarışıyor 16.25 iyi Şeyler 17.00 Zengin Kız Fakir Oğlan 19.00 Haber 19.50 Kızıl Elma 22.25 Eski Hikaye 00.45 Leyla ile Mecnun

10.00 Haber 10.35 Gündem 11.35 Açık Büfe 12.00 Haber 15.00 Haber 15.30 Haber Özetleri 15.35 Gündem 16.00 Haber 16.35 Bin Kişiye Sorduk 18.00 Haber 18.30 Açık Büfe 21.00 Ufuk Çizgisi 22.30 Açı

07.00 Gün Başlıyor 09.40 Ekonomide Görünüm 10.00 Haber Masası 10.20 Bakış 11.00 Haber Masası 12.00 Gün Ortası 14.45 Ekonomide Görünüm 15.00 Güne Bakış 16.40 Ekonomide Görünüm 17.05 Söz Sende 18.00 Akşam Raporu 20.00 Türkiye’nin Nabzı 21.00 Haber Bülteni 22.15 Karşıt Görüş

08.30 Hatm-i Şerif 09.30 Gündem Özel 11.00 Nazım Usta ile Mutfak Keyfi 12.30 Parantez 13.30 Film 16.30 Ayhan Aşan ile Safa Geldiniz 18.00 Kum Saati 19.00 Sporaktif 19.30 Ana Haber 20.15 Hong Gil Dong 21.30 Haber Ötesi 23.00 Film

07.00 Geri Sayım 10.00 Piyasa Ekranı 10.30 Piyasaya Bakış 12.00 Finans Cafe 14.00 Piyasaya Bakış 14.30 İş Dünyasından 15.00 Piyasaya Bakış 17.00 Son Baskı 18.30 Ninja Kaplumbağalar 19.00 Mike ve Molly 20.00 Hot in Cleveland 21.00 Rizzoli ve Isles 22.00 Two and a Half Men 23.00 Black Sails

09.00 Hayallerinin Peşinde 10.00 Vikingler 11.00 Dallas 12.00 Ellen Show 13.00 Hayallerinin Peşinde 14.00 Taht Oyunları 16.00 Ellen Show 17.00 Hayallerinin Peşinde 19.00 Dallas 20.00 Ellen Show 21.00 Hell on Wheels 22.00 The Tonight Show with Jay Leno 23.00 Winners and Losers

06.45 Çalar Saat 10.00 Telemarket 10.15 Doktorlar 11.45 BKM Güldür Güldür 12.45 Babam Sınıfta Kaldı 14.30 Unutma Beni 16.30 Esra Erol’da Evlen Benimle 19.15 Haber 19.30 Deniz Yıldızı 20.30 Çocuklar Duymasın 21.45 Ana Haber 22.30 Umutsuz Ev Kadınları

07.00 Kavak Yelleri 09.00 Öyle Bir Geçer Zaman Ki 11.00 Aşk Yakar 12.45 Kayıp Şehir 15.00 Aşk-ı Memnu 17.00 Ejder Avcıları 17.30 Women 18.10 Cracked 20.00 BKM Mutfak 21.30 Film: İyi Geceler İyi Şanslar 23.30 Homeland

18.00 Spor Ana Haber 18.30 Çizgi Film “Robin Hood” 19.00 Ana Haber 20.00 Günün Yorumu 20.15 Dosya 22.00 Sinema 00.00 Gece Raporu


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Yeni albümler aptulelcioglu@gmail.com

 ÇİĞDEM ASLAN ‘Mortissa’ Ülkemizin coğrafi bereketi müziğinde de kendini gösterir. Ama ne acıdır ki bu bereketi, tarımımızda olduğu gibi yok ederiz. Geleneksel müziklerimiz de bundan nasibini alır. Zaman içinde ne bir arşiv, ne de kalıcı bir üretim sunulur. Bu kültürel yoksunlaştırmayı kıran çabaları da görünce insan ister istemez heyecanlanıyor. İşte Çiğdem Aslan, bizim coğrafyanın renklerinden birini kültürel tuvalimize aktarmış. Sanatçı İzmirli ve İstanbullu gayrimüslim sanatçılarımızın bestelerini arşivlik bir anlayışla seslendirerek, koruma altına almış. Türkçe ve Rumca seslendirilen, 1920’lerin ve 30’ların Rebetiko şarkıları günümüze usta ve titiz bir yorumla taşınmış. Çiğdem Aslan’ın “Mortissa” albümünde İzmir ve İstanbul’da yaşamış Papazoğlu, Stamoulis ve Skarvelis gibi sanatçılar tarafından bestelenen halk şarkılarını, Smyrnaic (Eski İzmirli) tarzı ile seslendirilmiş. Albümde en bildiğimiz şarkı “Aman Cevriye Hanım” diye tanıdığımız “Aman Katerina Mou”. Ancak “Ferece” (Peçe), Çakıcı, Kanarini (Sıra Sıra Siniler) gibi aşina olduğumuz şarkılar da aslına uygun yorumlarıyla karşımıza çıkıyor.

 SONER CANÖZER ‘Albatros Süvarisi’ Soner Canözer’i Almora isimli senfonik, progresif metal ve rock grubundan hatırlayabilirsiniz. Soner’in 2001 yılında başladığı Almora sürecinden bugüne dek yaptığı 5 albüm oldukça ayrıcalıklı ve zihin açıcıydı. Almora sadece Türkiye için değil, dünyadaki örneklerden de ayrıcalıklıydı. Ancak ülkemizin etrafını saran kalitesizliğin öne çıkarılması böylesi güzel çalışmaları gölgede bırakıyordu. 2009 yılından itibaren Soner grup çalışmalarını bırakarak, besteciliğini öne çıkartan işlere ağırlık verdi. Onu ilk kez Prag Senfoni Orkestrası ile eserlerini seslendirirken gördük. Şimdilerde yapıtlarını rock grubuyla orkestralarla seslendirerek dünya sahnesine adım atan Soner, bugünlerde de “Albatros Süvarisi” isimli bir fantastik roman yayınladı. Bu sadece bir roman olarak kalmıyor. Kitap için 9 bölümlük bir senfoni de bestelemiş ve bunu kitapla birlikte yayınlamış. “Abatros Süvarisi” albümü Peter Illenyi yönetimindeki Avrupa’nın önde gelen orkestralarından biri olan Budapeşte Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilmiş. Albüm kaydı da Macar Radyo Stüdyoları’nda yapılmış. “Albatros Süvarisi” hem bestesi hem de orkestral düzenlemesiyle gerçekten kıvanç verici bir çalışma.

Robin McKelle ile yeni bir yolculuk Robin McKelle, bugünlerde çıkan ‘Heart Of Memphis’ albümüyle, Isaac Hayes’ten Al Green’e kadar 70’lerin soul klasiklerinde Memphis sound’unun izlerini sürüyor

R

obin McKelle, geçen yılın başında tanıdığım ve müzik konusunda beni bir hayli heyecanladıran bir ses. Beyazların pek maharetli olmadığı soul müzik alanında hem yetenekli hem de bilge olma özelliklerine sahip bir sanatçı. Aretha Franklin’de gördüğümüz doğuştan gelen bir yeteneği, Nina Simone’un akademik birikimiyle birleştirebilen yürek açıcı bir vokal. Bütün bunlara bir de yanında “The Flytones” isimli grubu ile tam tekmil bir müzikal lezzet. Müzikal kariyerinde altı albüm ile müzik dünyasına bir ruh dinlenmesi veren Robin McKelle, bugünlerde çıkan “Heart Of Memphis” albümüyle, popüler müzik ortamında huzursuzlaşan müzik tutkunlarına umut olabilmeye devam ediyor. İki hafta üst üste soul müzikle ilgili albümleri yazmama bakıp, bu tarzın tutkunu olduğum sanılabilir. Ancak öyle değil. Ama son yıllarda soul ile ilgili çıkan albümlerin düzeyi ve devamlı 70’li yılların sound’unun yansımasını gördüğümde bir şey fena halde dikkatimi

çekti. Bu bir nostalji patlamasından öte, bu tarzın dünya müzik tarihine oturmuş “klasik” tanımını elde etmiş olmasının vurgusundan kaynaklanıyor. İşte Robin McKelle’de günümüzün klasik soul klasikçilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu da günümüz popüler müzik sahnesindeki isimlerin bir hayli akademik düzeyde bir birikime sahip olmasını gündeme getiriyor. Ülkemize baktığımızda bırakın 40 yıl öncesini, yüzyıl hatta daha da eski geleneksel müziğimizi popüler vıcıklığın içine hapsetmemiz düşünülürse tablonun acılığı iyice ortaya çıkar gibi. Vazgeçtik geleneksel müzikten, halk müziğimiz ve türkülerimiz tutanın elinde oradan oraya sürüklenenek bir yağmalama ile yüz yüze.

Ses yeteneği, grup birlikteliği düzenlemelerin matematiği Robin McKelle, soul, rhtym’n blues temelleri ile 50 yıllık pop vokalini birleştirebilen bir isim. Özellikle sesinin tonunun albenisiyle bir hayli ayrıcalıklı diyebiliriz. Onun ses özelliği dışında her daim yanında bulunan grubu The Flytones da müziğinin içindeki başarının

oluşumlarından biri. Soul için ses başlı başına bir yeterlilik olması alışkanlığı ile yetinmeyen sanatçı, grubu ile de bu tarzın müzikal ve enstrüman zenginliğini harika bir uyumlulukla sunabiliyor. Robin McKelle’in sesi ve grup müziğinin uyumlu dengesine bir de şarkıların sunumundaki düzenleme matematiğini de eklersek, başarının üç temel ayağı iyice ortaya çıkar. Annesinin kilise korosunda çalışması Robin McKelle’in müziğe yaklaşması için itici güç olmuş. Küçük yaşlarda başladığı piyano eğitimi, ilerleyen zaman diliminde akademik boyuta taşınmış. Siyahların hâkim olduğu bu müzik tarzında geleneği bu kadar hissettiren bir beyaz ses nasıl olur diye sormadan edemiyor insan. Bunun da cevabını kendisi veriyor, Robin McKelle. Ergenlik yaşlarında Ella Fitzgerald, Sarah Vaughan gibi ustaları taklit ederek, yılmadan çalışmış. Üniversite yıllarından sonra Thelonious Monk Caz Vokali Yarışması’na katılmış ve kazanmış. Bu başarının ardından da 2000 tarihli “Never Let Me Go” isimli ilk albümü çıkmış. İki yıl önce yaptığı “Soul Flowers” albümüyle doruk-

lara çıkan Robin McKelle şimdi de altıncı stüdyo albümü “Heart Of Memphis” ile bizlerle buluşuyor.

Memphis yollarının izini sürmek “Heart Of Memphis” albümünde de Robin McKelle ile birlikte grubu “The Flytones”ın sunduğu müzikal güce bir daha şahit oluyoruz. Albüm, adından da anlaşılacağı gibi Memphis sound’unun izlerinde oluşmuş. Albümde 70’li yılların soul devlerinden Isaac Hayes’ten Al Green’e kadar birçok ismin izi sürülmüş.

Scott Bormar’ın prodüktörlüğünde çalışılan albümde Animals’ın yorumuyla hatırlara yer eden “Don’t Let me Misunderstood”ın yanı sıra “Control Yourself” , “Heart of Memphis”, “It’s Over this Time” gibi soul klasikleri bir araya getirilmiş. Robin McKelle’in bu parçaları kendinden emin ve rahat okuduğunu görüyoruz. Şarkıcılar genelde klasikleri okurken ister istemez o bilinenin gücüne sığınırlar. McKelle ise bu kuralı parçanın arkasına gizlenme olarak değil, klasiğin önemini hissetmemizi sağlamak için değiştiriyor.

Sarayda aşk, iktidar, ölüm ‘KÖSEM SULTAN’

S

ultanların saray yaşamlarında ne çok benzerlikler vardır... Padişah cariyelerden birine âşık olur (hepsi de başka ülkelerdendir), ondan erkek evlat sahibi olunursa cariye Haseki Sultan olur, haremi idare eder, entrikalara başlar, kendi evlatları tahta çıksın diye başka kadından olan çocuklar öldürülür vs. “En büyük zorluk, bugünün yaşam algısı ve duygusu ile bugünden çok farklı bir dönemin tarihi gerçeklerini, koşullarını ve o koşullar içinde sergilenen insan davranışlarını kavramaya çalışmak. O davranışların dinamiğini anlamak için bugünün kavram ve duygularından bağımsız bir biçimde düşünmemiz, bireyi toplumdan ve konumundan soyutlama Deniz Olgay YAMANUS

Hazırlayan: Ece KIRBAŞ

yanlışına düşmememiz gerekir... Toplumsal roller belirli zorunluluklar, farklı davranış ve eylem biçimleri dayatır. Kendini var etme ve bunu sürdürme zorunluluğu insana duygularını bastırma, doğru ve adil olandan uzaklaşma gibi nice bedeller ödetir. Özellikle büyük hanedanlarda bu bir seçim değil zorunluluktur. Çünkü zayıflık, eksiklik, hatta esneklik yenilgiye götürür. Bugünün değer ölçüleri ile Kösem’i yargıladığımızda karşımızda duran, evlatlarını yiyen bir canavardan başkası değil. Ama bu, resmin bir parçası. Hangi fırtınalar “Ay Yüzlü Kız”ı masumiyetten koparıp bir hırs ve kötülük ortamına sürüklemiştir?” Osmanlı’nın nam salmış saray kadınlarının hikâyeleri sahne sanatlarına ne kadar da uygundur. Aşk, iktidar, ölüm... Bunlardan biri de “KÖSEM SULTAN”; İzmir Devlet Opera ve Balesi repertuvarındaki 2 per-

delik bale eseri. Sipariş üzerine Tevfik Akbaşlı’ya ısmarlanmış. 1990’lı yıllarda besteciliğe yönlenen sanatçı, konservatuvar şan ve vurmalı çalgılar bölümünü kazanmış. Şan bölümünü bitirdikten sonra ABD’de armoni ve kompozisyon çalışmaları yapmış. 1990’lı yıllardan sonra da besteciliğe yönlenmiş. Beste dalında birçok ödül sahibi olan sanatçının “Fetih” adlı bale müziği, “Kültür Bakanlığı Ulusal Beste Yarışması”nda Jüri Özel Ödülü’ne laik görülmüş. “Kösem Sultan” balesi, Uğur Seyrek’in koreografisi ile de hayat bulmuş. Dekor tasarımı Çağla Çitkaya; kostüm tasarımı Gülay Korkut ve ışık tasarımı ise Oktay Kanca’ya ait. “Soprano solist” Aytül Büyüksaraç, Sevinç Sayın ve Filiz Güneş; “Kösem Sultan” Yasemin Altınel, Aslı Kaynarsu; “I. Ahmet” Olcay Tunceli ve Özgür Tuncay, “IV. Murat” Emre Kaynarsu ve

Tolga İyiuyurlar, “Deli İbrahim” Kıvanç Ekin ve Dolun Doyran, “Mahfiruz” Burcu Olguner ve Aslı Ayhan, “Turhan” Aslı Kaynarsu ve Burcu Olguner dönüşümlü oynuyorlar. Küçük, masum bir kızken bir gece mucizevi bir şekilde Osmanlı sarayına girip yıllar içinde güç kazanarak korkunç bir fırtına gibi esen, padişahları, sadrazamları, yabancı elçileri, din adamlarını, tüm saray halkını hükmü altına alan, öz oğullarının ölümüne göz yuman, torununu zehirletmek isteyen, sa-

yısız cinayetler işleten ve tüm bunları kendi soyunun saltanattaki varlığının sürmesi için yapan Kösem Sultan’ın yaşamı gene bir gece, aynı sarayda bir celladın ellerinde son bulur. “Ay Yüzlü Kız”ın kendisi parlarken nice hayatı karartan meşum yıldızı artık sonsuza dek sönmüştür. Hürrem Sultan, Kösem Sultan ve diğerleri, sarayın duvarları arasında hiç mutlu olmuşlar mıdır acaba? Kaynakça: Program dergisi Prof. Dr. İlber Ortaylı yazısından.

T.C. MALATYA 6. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2006/2014 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Malatya Merkez Sütlüce köyü. Tapunun 1368 parselinde kayıtlı 3.885,00 m2 miktarlı sulu tarladır. Taşınmazın toprakları kumlu, tınli bünyeli orta derin, tamamı sürüm ve ekime müsait. %1-2 meyilli, zirai standartlara yöre orta 2.sınıf sulu tarım arazisi niteliğindedir. Sivas Karayoluna cepheli, elektrik, içme suyu, sulama suyu gibi alt yapı hizmetlerinden faydalanmaktadır. Üzerinde mütemmim cüz. bulunmamakladır. Taşınmaz imar planı dahilinde değildir. Taşınmazın tamamı borçluya aittir Adresi : Sütlüce Köyü (Sivas Karayoluna cephelidir.) Merkez/MALATYA Kymeti : 97.125,00 Tl KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydındaki gibidir. 1. Sat Günü : 12/03/2014 günü 11:00 - 11:10 arası 2. Sat Günü : 07/04/2014 günü 11:00 - 11:10 arası Sat Yeri : Malatya 6.İcra Müdürlüyü Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi yün öncesinden, artırma tarihinden Önceki yün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada lalımın edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki besinci günden, ikinci artırma gününden önceki yün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir.

2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar kesin v e süresiz milli bir banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Banka teminat mektubu verecek katılımcıların söz konusu teminat mektubunu satış yününden en az 1 gün önce Müdürlüğümüze ibraz etmeleri gerekmektedir. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damya vergisi, KDV. 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellalive resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) yün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelim yalıtmamak sureli ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kellileri teklif etlikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsildi mesul olacaklardır İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark. varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları başkaca bilgi almak isteyenlerin 2006/2014 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 23/01/2014 (İİK m. 126)_ (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 5686 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. ADANA 4. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2010/4446 ESAS Satılmasına karar verilen takınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana ili, Sarıçam ilçesi, 986 parselinde kayıtlı 1,480,00 M2 mesahasında, tapuda iki katlı kargir ev ve ahır olarak kayıtlı, Sarıçam-Yürekli mah, 5578 sokak Nod:43 adresinde bulunmaktadır. Taşınmaz iki ayrı bölümde yapılmış, ayrıca deposu ve evin önünde sundurması ve bahçi vardır. BATI KISMINDAKİ BİNASI : 2 katlı olup,l katı 208 M2 yapılmış 190 M2 net kullanım alınlı depoı olarak kullanılmaktadır., 1. katı mesken olarak yapılmış ve kullanılmaktadır.78 M2 kullanım alınlıdır. Deponun yerler beton ve duvarları sıvasızdır. 1. kat mesken 3 oda, salon, banyo,mutfak ve WC den oluşmaktadır, meskenin 2 odası yerler mala perdahlı şap ,duvarları plastik boyalıdır, kapılar ahşap yağlı boyalıdır, percereler PVC dir. Mutfak yerler seramik,duvarları plastik boyalıdır, mutfak dolapları sunta, tezgah üstü seramiktir. Banyo ve WC duvarlar 1,5 metre seramiktir. WC de ayaklı lavabo bulunmaktadır. Pençelerde demir şebeke bulunmaktadır. Adresi : Yürekli mahallesi 5578 sokak No: 43 Sarçam-Adana Yüzölçümü : 1,480 M2 Arsa Pay : Tam imar Durumu : Dosyasında mevcuttur Kymeti : 250.000,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : 1. Sat Günü : 18/03/2014 günü 14:20 -14:25 arası 2. Sat Günü : 15/04/2014 günü 14:20 -14:25 arası Sat Yeri : Adana adliyesi Ek 2 hizmet binası 1. kat 107/A nolu satış odasında Sat artlar : 1- ihale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün

sonuna kadar esatis.uvap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarım dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve îflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışı iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 201/4446 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 20/02/2014 (İİK m. 126) (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. BASIN: 5441 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Hazırlayan: Sema SEZEN

CUMHURİYETİN EN AYKIRI HİCİV USTASI NEYZEN TEVFİK’İ ANIYORUZ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Zafer Şanlı’nın bas gitar metodu İstiklal Marşı’yla başlıyor

Hakikat yolunda  yorulanlardan mısınız? Haziran Ayaklanması sırasında ortaya çıkan hiciv dolu sloganlar ve mesajlara bakıp hayrete düşenlerden değiliz. Türk insanının hücrelerine kadar işlemiş bir hiciv yeteneği olduğunu, tarihimizdeki büyüklerimize bakıp görebiliriz

G

kent çarşısında Muğlalı Kel Mülâzım Ağa müfrezesinin yakaladığı eşkıyaların, sırıklara geçirilmiş kesik başlarını görür. Bu travma Tevfik’te, ilkönce olağandışı bir durgunluk, birkaç yıl sonra da sara nöbetleri halinde kendini gösterir. Bu hastalık, hayatının sonuna kadar Neyzen’in şairliğine de, felsefesine de, özel hayatına da damgasını vuracaktır. Hayatına düzen vermek için, İzmir Mevlevihanesi’ne giderek kendini neye verir. İzmir’in bu yıllarda istibdat yönetimi tarafından sürgün yeri olarak kullanılmasından dolayı, sürgüne uğrayan aydınların uğrak yeri olan bu Mevlevihane’de, kendisinden hiciv sanatını öğreneceği Şair Eşref’le tanışır. İstanbul’da ise, zamanının çoğunu Galata ve Yenikapı mevlevihanelerinde geçiren Tevfik, Mehmet Akif Ersoy’la ve onun yardımıyla da dönemin seçkin sanatçılarıyla birlikte olur. Akif’ten Fransızca, Arapça ve Farsça dersleri alır, ona ney öğretir. Muhabbetlerine katıldığı önde gelen sanatçılar arasında, Halit Ziya Uşakligil, Ahmet Rasim, Tevfik Fikret, Tanburi Cemil Bey, Yunus Nadi, Udi Nevres Bey ve Haci Arif Bey bulunmaktadır.

Sırıklara geçirilmiş kesik başlar

Abdülhamid’in zindanlarında ve tekkelerde eğitim

Latif BOLAT

eleneklerden ne kadar kopulsa da, Türk insanının hücrelerine kadar işlemiş bir hiciv yeteneği olduğunu, dünyanın dört bir köşesindeki seyahatlerimizde de görebiliyoruz. Başka kültürlerle karşılaştırılınca Türk kültürü olağanüstü hicivsel bir geçmişe sahiptir. Nasreddin Hoca’nın, Bayburtlu Zihni’nin, Bekri Mustafa’nın, Şair Eşref’in, Ruhsati’nin ve Aziz Nesin’in neslindeniz ne de olsa. İşte Neyzen Tevfik’imiz de bunlar arasında, kendine has özel bir yeri olan “feylezof” şairlerimizdendi. 1953 yılının 28 Ocak günü aramızdan ayrılmış olmasına rağmen, şu şiiri ne kadar da 28 Ocak 2014’e uymakta değil mi? Göründü memleketin iç yüzü, çöktüyse temel./ Şimdilik harice karşı yüzümüz olsa dahi Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın./ Tükürür zannederim çehremize, vatanın tarihi.

Tevfik daha yedi yaşındayken,

Ülkenin sorunlarıyla ilgili ve istibdata karşı konuşmalar yapınca, gözaltına alınır ve daha önce otuz beş kere jurnallendiğini de öğrendiği sıkı bir sorgulamadan geçirilir, on beş gün sonra salınır. 1902 yılında, Sütlüce Bektaşi Tekkesi’ne devam ettiği günlerde, Şeyh Mümin Paşa’dan el alır ve hayatının geri kalanını da şekillendirecek Bektaşiliği benimser. İstanbul’da baskının

iyice artmasının sonucunda Sair Eşref ile beraber 1902’de “Mesajeri” vapuru ile Mısır’a kaçar. Bir arkadaşı ile Neyzenler Kahvehanesi’ni açarak işletmeye başlar. Geçimini neyi ve şiirleriyle sağlamaya devam ederken, Özbekiye Saz Bahçesi’nde plaklar doldurur.

Sürgünler diyarı Mısır’da da rahat durmaz Bu sıralarda, ilkönce İstanbul Kıraathanesi’nde okuduğu “Abdülhamid’in Ağzından Bir Nutkı Hümâyun” hicvi yüzünden tutuklanmak istenir; fakat daha sonra “Türk Aydınlarının Mısır Hidivi Hakkındaki Düşünceleridir” başlıklı yazısı gazetelerde yayımlanınca kesinlikle tutuklanmasına karar verilir. Bu yüzden sığındığı Bektaşi “Kaygusuz Sultan” tekkesinde bir süre kaldıktan sonra, meşrutiyetin tekrar ilanıyla beraber İzmir’e döner. Cumhuriyetin ilanı sıralarında, namazına, civardaki cadde ve so- narlı, Neyzen’in ölümü üzerine kardeşinin yanına Ankara’ya gider kakları dolduran profesörler, me- belki de en özlü övgüleri şöyle ve 1926 yılında tanışacağı Mustafa murlar ve devlet adamlarının ya- yapar: “İnsanlık için titreyen, adamlık Kemal’i ve Kurtuluş Savaşı’nı yü- nında, kendilerine çekidüzen vercelten şiirler yazar. Özellikle ha- meye çalışan sarhoşlar ve evsiz- için çarpan, özlü bir merhametle kıvranan, kanayan bir can zırcevaplığıyla tanınır ve bu sa- lerden oluşan büyük bir kalabalık yürek durmuştu... Öleceğini yede birçok fıkranın konusu olur. hiç hatıra getirmeyen bir Eserleri “Azâb-ı Mukadmadan yıl i “Efeler Efesi”, mavi gökle des” adı altında kitaplaşin ler im vr de n ürk’ü Neyzen Tevfik, Atat çıkanlara mavi denizin çocuğu, tantırılır ve 1950’de, “Onu ı rş ka e ler im vr üsavunmuş ve de öl n k’ü rılar yurdu Ege’nin hemAffettim” ile “Ağlayan ür at At , lunmuş sert eleştirilerde bu ve inancını şöyle dile Şarkı” adındaki iki filmde şehrisi, yaşayan oğlu, yanı münden sonra, acısı rol alır. şama savaşında yorulmuşgetirmiştir: Siyaset sahnesinin kirtu. Ben Neyzen’in şiirine, üddet,/Kaym r bi r nü rü gö se “Tanrı ölmez, o diler inde bulur her millet. lenmesi konusunda, artık şiirinden ziyade de dübolunca, O’nu kalb güneşi korkuttu,/Ay bir atasözü haline gelmiş süncesine, cesaretine, kaiönce Yaklaşan bir acı gökyüzü mâtem tuttu. şu satırlar ne kadar da günatı kucaklayan sevgisine, tutuldu diyemem, nümüze uygun görünmekemine/Bir halktan ayrılmayan varhk ta üs m -i ki ev m Ata, geçtin ebedin tedir: e! in lığına hayranım. Medreem âl r , beşe direktif veriyor arza uzluğa telsizini,/GüKime sordumsa seni, senin dar, tekkenin misın sons . Bağladı bu dünyan doğru cevap vermediler;/ ni izi tik tefekkürüne daima ek âr üb m an delim açtığı yollard u yemini budur:/AtaKimi alçak, kimi hırsız, kimi isyan etmişti. uğ nd su Atatürk’ ün beşere r!” deyyus! dediler... ru ko Hatta yaşadığı çağda, u lh olur, su türk’e inananlar er Künyeni almak için, paronun isyan sesinden tiye ettim telefon:/ Bizdeki daha gür bir ses duyulkayda göre, şimdi o mebus katılır. Böylece mamıştır. Cenaze töreni Mevladediler!.. Neyzen’in anısı, Türk halkının na’nın cenazesinin küçük çapta her kesimini son yolculuğunda bir temsili olan, tabutu halk taNeyzen’in cenazesi toplumu birleştirmiş olur. rafından kucaklanan, halkın ve birleştiren tutkal olmuştur Son dönemlerin en büyük gerçeğin Neyzeni... O, her gün Neyzen’in Beşiktaş’taki cenaze Türk filozofu Abdülbaki Gölpı- biraz daha olmadaydı.”

Cem Karaca, Yavuz Çetin, Ersen Dinleten’in yanı sıra halen Erol Evgin’le çalışan usta müzisyen Zafer Şanlı, bas gitarist olarak emek verdiği 25 yıllık deneyimini, çıkardığı “Bas Gitaristin El Kitabı” adlı metotta topladı. Portemem Yayın’dan çıkan metot, İstiklal Marşı’nın bas yürüyüşleriyle başlıyor. Profesyonel bas gitaristlik yaşamından elde ettiği tecrübeleri, titiz bir çalışmayla Bas Gitar metoduna aktaran Şanlı’nın “Bas Gitaristin El Kitabı”, yeni müzisyenlerin kolayca kavrayacağı özellikte yazıldı. Basit bir anlatımla yazılmış metodun içinde, bas gitarla ilgili öğrenilmesi gereken bütün bilgiler bulunuyor. Zafer Bas gitarın Şanlı tarihçesi, müzikteki rolü, teknik özelliklerinin yanı sıra, öğrenciler bas gitar alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini bu kitapta bulabilir. Müzik teorisi, müzikte kullanılan semboller, kısaltmalar, tab okuma gibi teknik bilgilerin aktarıldığı el kitabında, makamsal müziğin günümüz pop müziğine uyarlanması konusunda bilgiler yer alıyor.

Çok kolay öğreniliyor Zafer Şanlı, öğrencilerinde gördüğü eksiklikleri, öğrenme aşamasındayken motivasyon düşüklüğünü gidermek için özel geliştirdiği boş tel etüdüne, altyapı yerleştirerek eğlenceli bir çalışma sunuyor. Böylece öğrencilerin disiplinden ödün vermemelerini sağlıyor. Metodun içinde değişik müzik türleri ve farklı stillerde bas gitar çalma örneklerini (Blues, Rock, Rock’n Roll, Salsa, Songo, Cha-Cha-Cha, Afro Cuban, Reggae, Funk, Walking Bas, Disko, Pop) altyapıları ile bulunuyor.

T.C. KOCAEL 7. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/444 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Kocaeli İl, Kartepe İlçe, 147 Ada No, 12 Parsel No, Ş.SARIMEŞE Mah., SARIMEŞE 147 ADA 12 (ESKİ 1) PARSEL: Bir parsel üzerinde 02/12/2005 tarih 12505 yevmiye ile KEDAŞ lehine 166,51 m2’lik kısmında irtifak hakkı vardır. Kıymet takdiri istenen taşınmaz, Kartepe (Sarımeşe) Belediyesi yerleşim olarak Bakirli mahallesi sınırları içinde, Izmit-Suadiye yolunun solunda, Kadoil Petrol istasyonunun bulunduğu yerde kalmaktadır, parsel üzerinde 2 katlı idare binası, yemek fabrikası, restoran ve servis binası bulunmaktadır. İstasyonun Okçapınar Kardeşler orman Ürünleri Tur. İnş. Taah. Tic. Nak. Lmt.Şti.’nin tarafından işletildiği görülmüştür. Bu binalardan 1 nolu bina parselin doğusunda idari bina olarak yapılmıştır. Betonarme olan binanın tabanda kullanım alanı 138,75 m2’dir. Toplam iki kat olan zemin katında 3 adet dükkan bulunup, dükkanlar market ve satış, ofis ve depo olarak kullanılmaktadır. 1.normal katta ise 2 adet ofis, mutfak WC şeklindedir. Zemin katta duvarlar ve tavanlar plastik boya, yer döşemeleri seramik ile kaplı, 1.normal katta PVC esaslı yer döşeme kaplaması, duvarlar ahşap kaplama, tavanlar lambri, mutfakta duvarlar plastik boya, tavan ahşap lambri, wc’de yer döşemesi seramik duvarlar fayans ile kaplıdır. Bu binanın batısında bu binaya bitişik yaklaşık 280 m2 alanlı kanopi (çelik konstrüksiyon) ve benzin pompaları bulunmaktadır. 2 nolu bina parselin kuzeyinde restoran (lokanta) olarak yapılmıştır, betonarme olan binanın tabanda kullanım alanı 118 m2, toplam 150 m2’dir. Zemin+çatı katlı olan binanın zemin katı restoran, çatı arası aile yemek salonu ve mescit olarak kullanılmaktadır, tavanları ahşap lambri, duvarlar plastik boya, yer döşemeleri seramik ile kaplı olan binada mimari tasarımı modern olup, iyi malzeme kullanımına özen gösterilmiştir. 3 nolu bina parselin kuzeyinde lokantaya bitişik yemek fabrikası olarak yapılmıştır, betonarme olan binanın tabanda kullanım alanı 296 m2’dir. Toplam bir kat olan bina yemek fabrikası olarak kullanılmakta, yemekhane, bulaşıkhane, depo, soyunma odası, antre ofis şeklindedir. Mekanların zemin kaplamaları seramik, ofiste PVC esaslı yer döşemesi, duvarlar yemekhane ve bulaşıkhane de fayans, diğerlerinde plastik boya, tavanları antre, ofis ve soyunma odasında ahşap lambri, diğer bağımsız bölümlerde PVC kaplı olan binada mimari tasarımı modern olup, iyi lamzeme kullanımına özen gösterilmiştir. 4 nolu bina parselin doğusunda, idari binaya bitişik yaklaşık 6,50 m. yüksekliğinde otomobil servis istasyonu olarak kullanılmaktadır. Betonarme olan binanın tabanda kullanım alanı yaklaşık 101 m2’dir. ilgili belediyesinden alınan 09/10/2013 tarih 6223 sayılı imar durumunda 1 nolu parselin düzenleme sonucu 12 nolu parsel olduğu; yapılaşma şartının Ayrık nizam H.max.:5,50 m.(2 kat) E:0,30 (Toplam inşaat alanı parsel alanının %30 kadar) olduğu anlaşılmakta, Akaryakıt Alanında kaldığı anlaşılmaktadır. Tapoğrafık olarak düz bir zemine sahiptir. Tapu kaydında vasfı arsadır. Değerlendirme yapılırken menkullere değerleme yapılmamış, yalnızca betonarme binalara ve kanopiye kıymet takdiri yapılmış olup bayındırlık ve iskan Bakanlığının 2013 yılı yapı yaklaşık maliyetleri hakkında tebliğine göre (III.) sınıf (B) grubu yapı olarak değerlendirilip birim değeri 585.00-TL/M2 alınmıştır. Kanopinin birim maliyeti yapılan piyasa araştırmaları sonucunda (betonarme aksamları dahil) 500.00-TL/M2 alınmıştır. 0212-1982 gün ve 17886 sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren yıpranma paylarına ilişkin oranlan gösteren cetvele göre yıpranma dikkate alınmamıştır. Adresi : Ş.Sarımeşe Mah. 147 Ara 12 Parsel Kartepe / Kocaeli Yüzölçümü : 3.229,18 m2 Arsa Pay : 156074/164959 imar Durumu : Parselin 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında E:0.30 Hmax: 5.50 m. Yapılaşma koşullarına sahip “Akaryakıt Alanı” kullanımında kaldığı Kymeti : 2.365.306,62 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : İrtifak Hakkı : 166,51 M2 KEDAŞ LEHİNE İRTİFAK HAKKI VARDIR. 1. Sat Günü : 13/03/2014 günü 14:00- 14:10 arası 2. Sat Günü : 08/04/2014 günü 14:00- 14:10 arası Sat Yeri : KOCAELİ ADLİYESİ 1. KAT 7. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ 2 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Kocaeli İl, Kartepe İlçe, 861 Parsel No, SU ADİYE MAH., Suadiye 6 Pafta 861 Parsel: Kıymet Takdiri istenen ta-

şınmaz, Kartepe (Suadiye) Belediyesi, yerleşim olarak Suadiye Orta Mahallesi sınırları içinde, Suadiye Jandarma Karakolundan sola Balan yolu üzerinde, Suadiye Bağdat Caddesi No:75 adresinde kalmaktadır. Parsel üzerinde bir katlı, mesken olarak kullanılan içinde Seyfı Gündüz’ün ikamet ettiği beyan edilen yaklaşık 10-15 yıllık betonarme karkas yapı sistemi ile yapılmış bina bulunmatadır. Binanın imar yoluna tecavüzlü kısmı 80 m2, arsanın imar yolunda kalan kısmı 260m2 civarındadır. Parsel şuyulandırma görmemiş (D.O.P) düzenleme ortaklık payı kesilmemiş kadastro parselidir. Tapoğrafık olarak düz bir zemine sahiptir. Tapu kaydında vasfı bina ve arsasıdır. İlgili belediyesinden alınan 24/03/2008 tarih 178 sayılı imar durumunda parselin bir kısmının Konut alanında, bir kısmının imar yolunda, bir kısmının Gelişme Konut Alanında kaldığı, konut alanında kalan kısmının 2 kat, toplamda arsa alanının E:0,10’u inşaata müsait olduğu anlaşılmaktadır. Değerlendirme yapılırken Bayındırlık vc Iskan Bakanlığının 2013 yılı yapı yaklaşık maliyetleri hakkında tebliğine göre (III). sınıf (A) grubu yapı olarak değerlmendirilip birim değeri 490.00-TL/M2 alınmış, 02/12/1982 gün ve 17886 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren yıpranma paylarına ilişkin oranları gösteren cetvele göre hesaplamalarda %10 yıpranma payı düşülmüştür. Adresi : Suadiye Mah. 861 Parsel, Kartepe / Kocaeli Yüzölçümü : 920 m2 Arsa Pay : TAM imar Durumu : Parselin bir kısmının 1/1000 Ölçekli Uygulama imar Planında (5/a-2/5) E:0,10 yapılaşma koşullarına sahip “Konut Alanı” kullanımında kaldığı, bir kısmının 7.00 m.lik “imar Yolunda” kaldığı, parselin bir kısmının ise 1 /5000 Ölçekli Nazım imar Planında “Gelişme Konut Alanı” kullanımında kaldığı tespit edilmiştir. Kymeti : 140.388,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu Kaydındadır. 1. Sat Günü : 13/03/2014 günü 14:20 - 14:30 arası 2. Sat Günü : 08/04/2014 günü 14:20 - 14:30 arası Sat Yeri : KOCAELİ ADLİYESİ 1.KAT 7. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanh alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse icra ve iflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir, ihaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır, ihale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/444 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 20/01/2014 (IİK m. 126)_ (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 5570 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Fırat KORSAN

29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

POLİS, STAT ALTINA KARAKOL KURDU, SİYASİ SLOGAN ATTIKLARI İDDİASIYLA 6 TARAFTARI GÖZALTINA ALDI

‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’

KÜFÜR SAYILDI! Her maçın 34. dakikasında ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganını atan Fenerbahçe taraftarına polis operasyon düzenledi. Gözaltına alınanlar arasında bulunan FEDER Başkanı İlyas Bulcay, “Yıldırma politikası uygulamaya çalışıyorlar” dedi SPOR SERVİSİ

Ö

nceki gün oynanan Fenerbahçe-Konyaspor karşılaşması sonrası Maraton Üst tribününden çıkarken 6 Fenerbahçe taraftarı sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Polisin stadın altındaki otoparkta karakol kurduğu ve buradan statta bulunan kameraları inceleyerek siyasi slogan atan taraftarları tespit ettiği belirtildi. Maçta yaklaşık 30 bin kişinin söylediği, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını suç unsuru sayıp, küfür muamelesi yaptı. Bu sloganı bağıran 30 bin taraftar arasında 6 kişi tespit edilerek gözaltına alındı. Taraftarlar daha sonra iki po-

lis tarafından haklarında 1 yıl spor müsabakalarına giriş yasağı verilerek serbest bırakıldı.

‘3 Temmuz’un yansıması’ Bu taraftarların durumunu öğrenmek için Fenerbahçeliler Derneği Başkanı (FEDER)Av. İlyas Bulcay polislerin yanına gidince onu da gözaltına aldılar. 2 saat polis otobüsünde bekletilip bırakılan Bulcay yaşananları Aydınlık’a değerlendirdi. Bulcay, “İlyas Bey de geldi. Onu da alalım’ dediler. 2 saat hürriyetimi engellediler. Bu olay, 3 Temmuz darbesinin bir yansımasıdır. Taraftarların bu oyunu bozmasının ardından, taraftar da hedef alınmış-

tır” dedi. Şükrü Saracoğlu Stadı’nın altına karakol kurulduğunu ifade eden Bulcay, “Bu karakolda yargılama yapılmadan taraftara men cezaları veriliyor. Taraftarın haklı direnişini bu şekilde sindirtmeye çalışıyorlar. Amaçları statlarda gerçek anlamda istenmeyen olaylara sebep verenleri almak değil, asıl gayeleri sindirtme ve baskı uygulamadır” ifadelerini kullandı.

‘Yıldırmak istiyorlar’ Gözaltıların sebebinin sloganlar olmadığını, bunlar bahane edilerek tribünlere yıldırma politikası uygulandığını belirten Bulcay şöyle konuştu: İnsanlar tepkilerini dile getirdiler. Esas olarak bu operasyonun

amacı bizim tribünümüze yönlenmişti. 3 Temmuz darbe sürecinin dinamiklerinden olduğumuz için, bahane yaratılarak bize baskı uygulandı.

‘Mücadele edeceğiz’ Gözaltına alınan ve 1 yıl maçlardan men cezası alan taraftarlar için itirazlarda bulunacaklarını belirten İlyas Bulcay, “Bu haksız cezalara itirazımızı yapacağız. Ben de şahsım adına, 2 saat hukuksuz bir biçimde hürriyetimin elimden alınmasının hesabını yargıda soracağım. Bunun da takipçisi olacağız. Artık bu tip şeyler olmasın diye mücadele deceğiz” şeklinde konuştu.

‘Polisler, zorla tutanak imzalattılar’ Gözaltına alınan taraftarlardan biri olan Selim Renkliyıldırım, Cumhuriyet’e yaptığı açıkmalada yaşananları anlattı. Renkliyıldırım şöyle konuştu: “Konyaspor maçı sonrası stadın merdivenlerinden inerken bir polis yanıma geldi. Elindeki telefondan görüntümü gösterip, ‘Bu sen misin?’ dedi. Benim dedim. ‘Bizimle gelir misiniz?’ dediler. 5-6 kişiyi

‘Bunlardan korkmayız’ Operasyona, 12 Numara.org twitterdan tepki gösterdi. İşte açıklamalardan bazıları;

Emenike 3 hafta yok! Fenerbahçe’de Emenike üzüntüsü yaşanıyor. Konyaspor maçında sakatlanarak oyundan çıkan golcü oyuncunun dün yapılan MR sonucu belli oldu. Adelesinde kısmi yırtık tespit edilen golcü oyuncu, 3 hafta sahalardan uzak kalacak. Nijeryalı oyuncu, takımını zorlu maçlarda yalnız bırakacak. Fenerbahçe, bu 3 haftalık maratonda Eskişehir, Sivas deplasmanına çıkarken, Kasımpaşa’yı Kadıköy’de konuk edecek.

SÜPER LİG PANORAMA Fenerbahçe HAFTANIN FUTBOLCUSU

Egemen Korkmaz Roberto Carlos

Gezi Parkı sürecinde yaptığı eylemlerde adından sıkça söz ettiren Çarşı grubu Beşiktaş’ın kendi evinde oynadığı her karşılaşmada da hükümeti eleştiren pankartlar açmış ve artık geleneksel hale gelen 34. dakikada, “Her yer Taksim, her

PUAN DURUMU 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

FENERBAHÇE GALATASARAY SİVASSPOR KASIMPAŞA BEŞİKTAŞ TRABZONSPOR ESKİŞEHİRSPOR BURSASPOR KARABÜKSPOR AKHİSAR BLD. GENÇLERBİRLİĞİ GAZİANTEPSPOR ANTALYASPOR KONYASPOR RİZESPOR ELAZIĞSPOR K.ERCİYESSPOR KAYSERİSPOR

B 2 7 2 5 6 4 3 6 6 4 3 4 6 2 4 1 3 6

M 2 2 6 4 4 6 7 5 5 7 8 8 7 10 10 12 12 10

A 45 28 34 32 31 26 23 22 17 22 21 22 23 23 19 21 13 13

Y 20 17 23 21 20 22 18 20 17 23 21 31 24 28 28 40 31 31

A v. P 25 44 11 34 11 32 11 32 11 30 4 28 5 27 2 27 0 27 -1 25 0 24 -9 22 -1 21 -5 20 -9 16 -19 16 -18 12 -18 12

HAFTANIN SONUÇLARI Kasımpaşa 0-0 Karabük, G.Birliği 3-1 Rize, Bursa 3-1 Eskişehir, Trabzon 1-1 Beşiktaş, Sivas 3-0 Kayseri, Elazığ 3-0 Akhisar Bld., K.Erciyes 1-3 Antalya, G.Antep 0-0 G.Saray, F.Bahçe 2-1 Konya GELECEK HAFTA PROGRAMI 31 Ocak Cuma: 20.00 Beşiktaş-K.Erciyes, 1 Şubat Cumartesi: 15:00 Kayseri-Kasımpaşa, 19:00 AntalyaG.Antep, 19:00 Eskişehir-F.Bahçe, 2 Şubat Pazar: 13:30 Karabük-Elazığ, 16:00 Konya-Sivas, 16:00 Akhisar Bld.-G.Birliği, G.Saray-Bursa, 3 Şubat Pazar: 20:00 Rize-Trabzon.

Mustafa Akçay’ın acı günü Trabzonspor Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay’ın annesi Hayriye Akçay vefat etti. Rahatsızlığı nedeniyle bir süredir Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Numune Yerleşkesi’nde tedavi gören Hayriye Akçay’ın, dün öğle saatlerinde hayatını kaybettiği öğrenildi.Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde saat 11.00’de yapılan antrenmanda takımın başında yer alan teknik direktör Mustafa Akçay’ın da üzücü haberi antrenmanın ardından aldığı bildirildi. Aydınlık Gazetesi olarak bizde Mustafa Reşit Akçay’a başşağlığı diliyoruz

Trabzon ikna turlarında

Trabzonspor’da Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ve transfer komitesinin birinci gündem maddesi olan forvet transferinde sona gelindi. Bordo-Mavililer transfer sezonunun bitmesine

az bir zaman kala Demba Ba için Chelsea’ye, Cisse için Newcatle United’e ve Mustapha Yatabare için Guingamp kulübüne teklif yaptı, kulüplerin ikna edilmeye çalışıldığı belirtildi.

Yapımı süren yeni İnönü Stadı’nın temelini Recep Tayyip Erdoğan’ın atacak olması Çarşı’yı kızdırdı. Siyah-Beyazlılar, Beşiktaş sempine tepkilerini içeren pankartlar astı

HAFTANIN TEKNİK ADAMI

G 14 9 10 9 8 8 8 7 7 7 7 6 5 6 4 5 3 2

dece “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağırdığını söylemesine rağmen polislerin bunu dikkate almadığını, tutanakta, ‘Suçlamada yeterli kadraj donanımı olmadığı için kamera görüntüsü alınamamıştır’ diye yazdığını belirtti. Daha sonra iki polisin kendisine tebligat getirdiğini kaydeden Renkliyıldırım, ‘Bir yıl süre ile maça giremeyeceğimizi söylediler. Cumhuriyet savcısına itirazda bulunabilirsiniz deyip serbest bıraktılar” diye konuştu.

’dan Erdoğan’a veto!

HAFTANIN TAKIMI

O 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18 18

daha aynı şekilde aldılar. Stadın altında kurulan polis karakolunda bir saat beklettiler. Ardından el yazısıyla yazılmış bir yazı getirdiler. İmzalamamı istediler. Tutanakta, Konyaspor taraftarının, “Ya Allah bismillah Allahu Ekber” tezahüratına karşılık olarak kendilerine, ‘dışarıda görüşürüz’ işaretleri ile galiz küfürler içeren tezahüratlar yaptığımız, taraftarı galeyana getirdiğimiz’ yazıyordu. “Ya Allah Bismillah Allahu Ekber” diye bağırmalarına karşı, sa-

Derdi savunma! Roberto Mancini, geldiğinden günden bu yana memnun olmadığı defans hattına transferi şart koşuyor. Sarı-Kırmızılılar Rhodolfo için uğraşıyor

Galatasaray sezonun ikinci yarısında Gaziantep’de bıraktığı 2 puanın yaralarını sarmaya çalışıyor. Amrabat ve Riera’yı elden çıkararak yabancı kontenjanı sıkıntısını aşmaya çalışan Sarı-Kırmızılılar şimdi de stoper sorununu çözme derdinde. Teknik direktör Mancini, Chedjou ve Dany’den istediği verimi alamayınca, yönetime mutlaka Fenerbahçeli Alves benzeri uzun boylu, savaşçı bir stoper alınmasını rapor etti. Mancini’nin listesindeki bir numaralı isim olan Gre-

mio’nun savunmacısı Rhodolfo için temaslar uzun süredir sürüyor. Ancak Rhodolfo’nun bonservisinin 3 ayrı kulüpte bulunması Sarı-Kırmızılıları bu transferden cayma noktasına getirdi. Rhodolfo’ya alternatif olarak bulunan Heitinga’yi ise teknik direktör Roberto Mancini, ‘istediğim özelliklere sahip bir oyuncu değil’ diyerek veto etti.

yer Direniş, Mustafa Kemal’in askerleriyiz” tezahuratlarının öncüsü olarak dikkatleri üzerine çeken çekmişti. Çarşı, bu sefer kendi başkanlarının, şuanda yapım aşamasında olan yeni İnönü Stadı’nın açılışına Başbakan

Recep Tayyip Erdoğan’ı davet etmesi üzerine harekete geçti. Cumhuriyet’in haberine göre; Siyah-Beyazlı taraftarlar Beşiktaş’ın birçok noktasına, “Semt bizim aşk bizim”, “Hükmedenlerin değil halkın takımı Beşiktaş”

yazılı pankartlar açtı. Stadın açılışına başbakan Erdoğan’ı çağıran ve taraftarların tepkisini alan Fikret Orman için de, “Fikret Tayyip el ele, hep beraber Umre’ye” yazılı pankart açıp başkanlarına göndermelerde bulundular.

Olimpiyat’ta kupa mesaisi Türkiye Kupası B Grubu 4. maçında Elazığspor ile bu akşam 20:00’da karşılaşacak. ASY Arena’nın çimlerindeki sorun nedeniyle Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki maçı Hakem Deniz Çoban yönetecek.

GALATASARAY ELAZIĞSPOR Saat: 20:00 Stat: Atatürk Olimpiyat Hakem: Deniz Çoban Yayın: ATV KUPADA GÜNÜN DİĞER MAÇI: 13:30 Tokatspor-Antalyaspor

Dany Antep’e kiralandı Galatasarayla idmanlara çıkan Arjantinli genç oyuncu Ontivero, ile sözleşme imzalanacak. Öte yandan Dany, eski takımı Gaziantep’e kiralandı. Galatasaray yabancı kontenjanından bir oyunculuk daha yer açtı.

Burak Yılmaz’a 2 maç ceza Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Elazığspor maçında hakeme küfrettiği gerekçesiyle oyundan atılan Burak Yılmaz’a 2 maç ceza ve 26 bin TL para cezası verdi. Burak, Bursa maçında takımdaki yerini alacak.

Beşiktaş burada oynayacak! Zaragoza basketbol takımı 19 Şubat tarihinde ULEB Avrupa Kupası’nda Beşiktaş ile oynayacağı karşılaşma için salon bulamıyor. Zaragoza Kulübü’nün bu karşılaşmayı boğa güreşlerinin yapıldığı ünlü, “Misericordia Plaza de Toros” arenasına alabileceği belirtiliyor. Bu karşılaşmaya en az 10 bin taraftarın beklendiğine dikkat çeken gazeteler, “Karşılaşma ya Arena’da yapılacak ya da komşu bir kente oynanacak” yorumunda bulundular. Basketbolda bu akşam temsilcilerimiz Avrupa arenasında galibiyet peşinde olacak. Maç programı şöyle; 20:00 Beşiktaş-Zagreb, 19:00 Banvit-Union Olimpija, 20:00 Karşıyaka-Cantu, 21:00 Brose Baskets-TED Ankara


T.C. MERSN 4. ASLYE HUKUK MAHKEMES LAN Esas No : 2014/26 Esas Davacı DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ile davalır SALİM TURGUT arasında mahkememizde görülmekte olan Kamulaştırma (Bedel Tesbiti Ve Tescil) davası nedeniyle; Tapuda Mersin ili Toroslar İlçesi Değirmendere Köyü 115 ada 1 parselde davalı adına kayıtlı taşınmazın 586,09 M2 miktarındaki kısım davacı idare tarafından Mersin Değirmendere Göleti ve Sulama Projesi inşaatına isabet etmesi nedeniyle

davacı idare adına toplam 11.258.79 TL. bedel takdir edilerek kamulaştırılmasına karar verilmiş, kamulaştırma bedeli konusunda taraflar arasında anlaşma sağlanamaması nedeni ile mahkememize işbu dava açılmış olmakla, idarece kamulaştırılan ve özellikleri belirtilen taşınmazın 4650 sayılı yasa ile değişik 2942 sayılı yasanın 10.maddesi gereğince taşınmazın kamulaştırma bedelinin mahkememizce tesbit BASIN: 5691 (www.bik.gov.tr) ve tescil edileceği hususu ilan olunur. 22/01/2014

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. PÜTÜRGE ASLYE HUKUK MAHKEMESNDEN LAN

T.C. ULATIRMA DENZCLK VE HABERLEME BAKANLII V. BÖLGE MÜDÜRLÜÜ

ESAS NO : 2012/167 Esas DAVALI : RAMAZAN GÜL - 15755604328 Gevheruşağı Köyü Doğanyol/ MALATYA MALATYA ili, PÜTÜRGE ilçesi, KÖKLÜKAYA mah/köy, 46 Cilt, 32 Aile sıra no, 36 sırada nüfusa kayıtlı, ABDULLAH ve SULTAN oğlu/kızı, 10/08/1962 doğumlu Davacı/Davacılar tarafından aleyhinize açılan Tapu iptali ve Tescil (Zilyetliğe Dayalı) davasının yapılan yargılamasında; Mahkemenizce dava dilekçesinde belirtilen adresinize duruşma gününü bildirir davetiye çıkarılmış olup, adresinizden ayrıldığınız gerekçesiyle tebligat yapılamamıştır. Adres araştırmasından da bir netice alınamadığından dava dilekçesi ve duruşma gününün ilanen tebliğine karar verilmiştir. Duruşma Günü: 25/03/2014 günü saat: 09:15’da duruşmada bizzat hazır bulunmanız, veya kendinizi bir vekille temsil ettirmeniz, Aksi taktirde H.U.M.K.’nun 3156 sayılı yasa ile değişik 213/2 maddesi uyarınca yargılamaya yokluğunuzda devam olunacağı hususu, Dava Dilekçesi ve duruşma günü yerine geçerli olmak üzere ilanen tebliğ olunur. BASIN: 2133 (www.bik.gov.tr)

Bölge Müdürlüğümüzden karayoluyla taşıma mesafesine bakılmaksızın iliçi ve 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası tarifeli ve tarifesiz olarak ticari yolcu taşımacılığı yapmak üzere D4 yetki belgesi almış olan aşağıda firma unvanı, belge türü ve yetki belgesi geçerlilik tarihi bulunan firmaların D4 yetki belgesi Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 78 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca iptal edilmiştir. İlanen Tebliğ olunur. ULAŞTIRMA DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI V.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ-ADANA

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

S.NO

U.NET NO

FRMA UNVANI

BELGE NO

GEÇ. TARH

1 2 3 4 5 6

616695 617433 630080 646238 655994 613455

AHMET ALKAN CEMALEDDİN COŞKUN HASAN DURSUN YUSUF VURAL RECEP TAN SAİT ÇIPLAK

ADN.U-NET.D4.31.19911 ADN.U-NET.D4.31.20237 ADN.U-NET.D4.80.24529 ADN.U-NET.D4.79.30796 ADN.U-NET.D4.31.35069 ADN.U-NET.D4.31.18257

04.04.2013 25.04.2013 08.10.2014 10.06.2015 30.12.2015 27.07.2014 BASIN: 5445 (www.bik.gov.tr)

T.C. YENCE ASLYE HUKUK MAHKEMESNDEN LAN ESAS NO : 2011/85 Esas KARAR NO : 2013/72 Davacı Pazarköy Belediye Başkanlığı, Süleyman Karalarlıoğlu, Salih Bozdalı, İbrahim Karalarlıoğlu, İsmail Karalarlıoğlu, Turan Tosun, Turgay Tosun, Emine Tosun, Rasim Özcan, Tülay Demiraslan, Tamer Tosun, Sezai Tosun, Mahbube Vilmer Yıldız, Ayşe Doğan, Hasan Melih Kayı, Maviye Güler aleyhine mahkememizde açılan Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescili davasının yapılan açık yargılaması sonunda; : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HÜKÜM 1- Davanın KABULÜ İLE, Çanakkale ili, Yenice İlçesi, Pazarköy Beldesi, İstiklal Mah. Cilt No. 58 Hane No. 81 de nüfusa kayıtlı Ahmet ve Mevlude’den olma, 21/12/1914 doğumlu, Halil Tosundan mirasçılarına intikal eden Çanakkale ili, Yenice İlçesi, Pazarköy Beldesi, köyiçi mevki, 115 ada 156 parsel numaralı dava konusu taşınmazın 1.746 m2 olarak 24/09/2012 tarihli emlak bilirkişisinin raporunda belirlendiği şekilde davacı adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,

2- Mahkememizin 2011/85 esas sayılı dosyasında Yenice Ziraat Bankası Şubesine yatan 18.500,00 TL meblağının davalı Halil Tosun mirasçılarına miras payları oranında ödenmesine, 3- Alınması gereken 1.263,73 TL karar ilam harcından peşin alınan 267,30 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 996,43 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Kamulaştırma Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca davacı üzerinde bırakılmasına, 5- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 6. Maddesi gereğince 1.320,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Dair : Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, verilen kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2013 Davalı Süleyman Karalarlıoğluna tebliğ yerine geçmek üzere ilanen tebliğ olunur. 07/10/2015 BASIN: 68110 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. GÜLNAR CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/117 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Mersin ili, Gülnar ilçesi, Köseçobanlı Kasabası, 101 Ada, 1300 Parselde kayıtlı tarla ve elma bahçesi vasıflı taşınmaz: Taşınmaz %2-3 meyilli olup, killi-tınlı toprak yapısına sahiptir. Tarla olan kısım işlenmemiş olup içerisinde fundalık alanlar mevcuttur. Kalan kısım ise işlenmiş olup içerisinde 4 yaşlarında 50 adet ceviz, 20 yaşlarında 200 adet elma ve 20 yaşlarında 5 adet kiraz ağacı bulunmaktadır. Yüzölçümü : 22.916,37 m2 Kymeti : 91.824,55 TL KDV Oran : %18 1. Sat Günü : 12/03/2014 günü 09:30 - 09:40 arası 2. Sat Günü : 14/04/2014 günü 09:30 - 09:40 arası Sat Yeri : GÜLNAR İCRA MÜDÜRLÜĞÜ, GÜLNAR/MERSİN Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik

ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/117 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 12/01/2014 BASIN: 5197 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. DUZÇ CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2011/310 TLMT. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Osmaniye İl, Düziçi İlçe, Cumhuriyet Mah. Mahalle/Mevkii, Taşınmaz altı ambar olan kargir ev ve arası vasıflıdır. Zemin kat: 134m2 oturumludur, zemin grobeton, duvarları boyalı, ön cephesi darabalıdır. Birinci kat: 176m2 oturumlu olup ev niteliğindedir, 3 oda, 1 salon, mutfak, banyo, wc, balkondan ibarettir, zemin karo mozaik kaplamalı, duvarlar boyalı, kapılar ahşap doğrama, pencerelerpvc doğramadır, elektrik tesisatı, içme suyu tesisatı, güneş enerjisi, killeri mevcuttur. Yapı yaklaşık 22 yıl önce yapılmıştır. Taşınmaz imar planı kapsamındadır. Adresi : Cumhuriyet Mah. Mimar Sinan Cad. No:44 Düziçi / OSMANİYE Yüzölçümü : 448,40 m2 Arsa Pay : TAM imar Durumu : Var Kymeti : 137.855,42 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : 1. Sat Günü : 11/03/2014 günü 14:00- 14:10 arası 2. SatGünü : 08/04/2014 günü 14:00- 14:10 arası Sat Yeri : Düziçi Adliyesi önü Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar

esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV. 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir ornegi gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2011/310 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 09/01/2014 BASIN: 5448 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. MAMOLU (SULH HUKUK MAH.) SATI MEMURLUU TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/2 SATI Tanmazn; Tapu Kayd Özellikleri

: ADANA ili, İMAMOĞLU ilçesi, Saygeçit mahallesi, 269 Ada 1-2-3-4-5 nolu parseller, : Arsa cinsinde olup, imar yoluna cephelidir. çevresinde Toki konular, okullar, Devlet Hastanesi bulunmaktadr. mar Durumu : Belediye imar plan dahilinde 1.Sat Günü : 1 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 08.45 - 08.50 saatleri arasında, 2 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 09.00 - 09.05 saatleri arasında 3 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 09.15 - 09.20 saatleri arasında 4 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 09.30 - 09.35 saatleri arasında 5 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 09.45 - 09.50 saatleri arasında 2.Sat Günü : 31/03/2014 günü ayn saatler arasnda Sat Yeri : Imamolu adliye giri binas önü Muhammen Bedel : Imamolu ilçesi Saygeçit mahallesi 269 Ada; 1 nolu parselin 26.564,40 2 nolu parselin 25.668,90 3 nolu parselin 25.498,80 4 nolu parselin 24.433,65 5 nolu parselin 21.283,65 Tanmazn Tapu Kayd : ADANA ili, İMAMOĞLU ilçesi, Adana ili, İmamoğlu ilçesi, Saygeçit Mahallesi 287 ada 1-2-3-4-5-6-9-10-11-12-13-14 nolu parseller; Özellikleri : Arsa cinsinde olup, imar yoluna cephelidir. çevresinde Toki konular, okullar, Devlet Hastanesi bulunmaktadr. 1 .Sat Günü : 1 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 10.00 - 10.05 saatleri arasında 2 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 10.15 - 10.20 saatleri arasında 3 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 10.30 - 10.35 saatleri arasında 4 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 10.45 - 10.50 saatleri arasında 5 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 11.00 - 11.05 saatleri arasında 6 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 11.15 - 11.20 saatleri arasında 9 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 11.30 - 11.35 saatleri arasında 10 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 11.45 - 11.50 saatleri arasında 11 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 13.00 - 13.05 saatleri arasında 12 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 13.15 - 13.20 saatleri arasında 13 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 13.30 - 13.35 saatleri arasında 14 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 13.45 - 13.50 saatleri arasında 2.Sat Günü : 31/03/2014 günü ayn saatler arasnda Sat Yeri : Imamolu adliye giri binas önü Muhammen Bedel : mamolu ilçesi Saygeçit mahallesi 287 Ada; 1 nolu parselin 15.709,50 2 nolu parselin 13.539,60 3 nolu parselin 13.792,00 4 nolu parselin 13.807,20 5 nolu parselin 13.822,40 6 nolu parselin 13.837,60 9 nolu parselin 14.529,48 10 nolu parselin 14.513,10 11 nolu parselin 14.497,14 12 nolu parselin 14.481,18 13 nolu parselin 14.465,22 14 nolu parselin 17.011,35 Tanmazn Tapu Kayd : ADANA ili, İMAMOĞLU ilçesi, Adana ili, İmamoğlu ilçesi, Saygeçit Mahallesi 289 ada 1-2-3-4-5-6-7-8 nolu parseller;

Özellikleri

: Arsa cinsinde olup, imar yoluna cephelidir. çevresinde Toki konular, okullar, Devlet Hastanesi bulunmaktadr. 1.Sats Günü : 1 nolu parselin 04/03/2014 günüsaat 14.00 - 14.05 saatleri arasında 2 nolu parselin 04/03/2014 günüsaat 14.15 - 14.20 saatleri arasında 3 nolu parselin 04/03/2014 günüsaat 14.30 - 14.35 saatleri arasında 4 nolu parselin 04/03/2014 günüsaat 14.45 - 14.50 saatleri arasında 5 nolu parselin 04/03/2014 günüsaat 15.00 - 15.05 saatleri arasında 6 nolu parselin 04/03/2014 günüsaat 15.15 - 15.20 saatleri arasında 7 nolu parselin 04/03/2014 günüsaat 15.30 - 15.35 saatleri arasında 8 nolu parselin 04/03/2014 günü saat 15.45 - 15.50 saatleri arasında 2.Sat Günü : 31/03/2014 günü ayn saatler arasnda Sat Yeri : mamolu adliye giri binas önü Muhammen Bedel : imamolu ilçesi Saygeçit mahallesi 289 Ada; 1 nolu parselin 13.649,58 2 nolu parselin 14.109,20 3 nolu parselin 12.418,00 4 nolu parselin 12.331,60 5 nolu parselin 16.752,86 6 nolu parselin 14.049,84 7 nolu parselin 12.725,16 8 nolu parselin 11.715,90 Tanmazn Tapu Kayd : ADANA ili, İMAMOĞLU ilçesi, Adana ili, İmamoğlu ilçesi, Saygeçit Mahallesi 381 nolu parsel; Özellikleri : Tarla cinsinde olup, düz taban arazi olupy, 1.snf sulanabilir mutlak tarm arazisi. 1.Sat Günü : 04.03.2014 günü saat 16.00 - 16.05 saatleri arasnda 2.Sat Günü : 31/03/2014 günü ayn saatler arasnda Sat Yeri : Imamoglu adliye giri binas önü Muhammen Bedel : 209.000,00 TL. Sat artlar ; 1-Satış, yukarıda belirtilen birinci satış gününde, satış saatleri arasında satış yerinde açık artırma suretiyle yapılacaktır. Bu artırmada tahmin edilen değerin yüzde 50’ını ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış ve paylaştırma giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Böyle bir bedele alıcı çıkmazsa en çok artıranın taahhüdü saklı kalmak şartıyla yukarıda belirtilen ikinci satış gününde aynı yer ve saatler arasında ikinci artırmaya çıkarılacaktır. Bu artırmada da rüçhanlı alacaklıların alacakları toplamını, satış ve paylaştırma giderlerini geçmesi ve artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin yüzde 50’ını bulması lazımdır. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2-Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen kıymetin yüzde 20’si nispetinde Türk Lirası peşin para veya bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubunu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir. Alıcıya istediğinde 10 günü geçmemek üzere mehil verilebilir. Tapu alım harcı, damga vergisi ile K.D.V. alıcıya aittir. Birikmiş vergiler satış bedelinden ödenir. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri 3-İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin (*) bu taşınmaz üzerindeki haklarını hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile on beş gün içinde memurluğumuza bildirmeleri lazımdır. Aksi takdirde hakları tapu sicili ile sabit olmadıkça paylaştırmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse icra iflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İki ihale arasındaki farktan ve yüzde 10 faizden alıcı ve kefilleri mesul tutulacak ve hiç bir hükme hacet kalmadan kendilerinden tahsil edilecektir. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla memurluğumuza başvurmaları gerekmektedir. İş bu ilan tebligat yapılamayan ilgililere tebligat yerine kaim olmak üzere ilan olunur. 21/01/2014 (İİK m. 126)_ (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 5450 (www.bik.gov.tr) Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ

fusunikikardes@aydinlikgazete.com

İlk sikke basan kentlerden biri: Foça İzmir Kalkınma Ajansı’ının 2014-2023 İlçe Raporunda Foça hakkında şu saptamalar yer aldı: İlçenin arkeolojik ve doğal SİT alanlarının önemli olduğu, korunmasına özel önem göstertilmesi gerekliliği vurgulandı. Foça yakınlarında 29 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Olmazları olur yapmakla ÜNLÜ BİR BAŞKAN ADAYI ‘Foça’yı Türkiye’nin yıldızı yapacağım’ iddiasıyla Foçalılardan oy isteyen emekli Dz. Alb. Yavuz Efe’nin bir dakikası bile boş geçmiyor. Ya Foçalılara gidip kendini ve projelerini tanıtıyor ya da onu tanıyan Foçalılar seçim bürosuna gelip heyecanla destek veriyor

Y

avuz Efe, Kıdemli Deniz Albayken genç yaşında kendi isteğiyle emekli olmuş bir denizci. Harp Okulu’nu denizciler arasında birincilikle bitirmiş, meslek yaşamında erken terfi başta olmak üzere pek çok başarı ödülü almış bir emekli kıdemli albay. Aynı zamanda elektrik-elektronik mühendisi, iyi bir dansçı ve sporcu. Henüz 45 yaşında. Genç yaşta emekli olmuş, ama köşesine çekilmek ona göre değil. Komutanlarına “çılgın” olduğunu düşündürtecek kadar yanlışlara müdahaleci, inatçı, tuttuğunu koparan, çevresine duyarlı bir isim... “Ne yapabilirim” diye düşünür ve karar verir: “Foça hak ettiği gibi yönetilmeli!” Yıllardır yaşadığı Foça’ya hizmet etmek için İşçi Partisi’nden belediye başkan adayı olan Efe, Ekim ayından bu yana ilçenin her karış toprağını adeta adım adım geziyor. Evleri, işyerlerini, esnafı, pazarları, köyleri dolaşıyor; sorunları, beklentileri dinliyor. Herkesle tanış. İlçede ondan “30 Mart’ta belediyenin kapısından girmeye en yakın aday” diye söz ediliyor. Efe’yle Foça’daki seçim bürosunda bir araya geldik. Söyleşimiz boyunca büro hiç boş kalmadı. Emekli subaylar, esnaf, önünden geçen kim varsa, “Desteğimiz seninle” demek için geçerken uğruyordu.  Meslek hayatınızda kaç tayin gördünüz? 27 yıl üniformalı meslek hayatım var. Üç büyük şehirde görev yaptım. Tayinlere babadan alışkınız. Ankara’da uzun kaldım, tam 11 yıl. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın karargâh binasının tüm sistem işletmesiyle sorumluydum. 2007’de İzmir Karşıyaka’ya tayinim çıktı. 2011’de kıdemli albay oldum. 2012’de ise kendi isteğimle emekliye ayrıldım.

Efe Aybars

‘Gördüğüm aksaklıklar beni bu göreve itti’

‘Halkçı belediyecilik nasıl olur ispatlayacağım’

K

endimize güveniyoruz. İnançlıyız, sistemli çalışıyoruz. Kimseyle laf ebeliğine girmiyoruz, kişisel Şenol mücadelelerimiz yok. Amacımız Çarık belli; Foça’ya iyi şeyler yapmak için odaklandık. Çok ciddi bir kadromuz var. Bu yüzden çok iddialıyız. Halkımız da çalışanı ve samimi olanı görür. Kimseyi aldatmıyoruz, olmayacak vaatlerde bulunmuyoruz. Foça’yı turizmde olması gereken noktaya taşıya-

cağız. Tabii organik üretim de çok önemli. Foça toprakları buna müsait. Bunun için projelerimiz hazır. Organik pazarın yaygınlaştırılması ve üretimin arttırılması önceliklerimizdendir. Son sözüm şudur ki; Foça’da gerçek bir Halkçı belediyecilik nasıl olur bunu ispatlayacağım. Söz veriyorum, mahcup etmeyeceğim. Tüm aydın Foça halkının düşlediği Foça’yı birlikte yaratacağız. Foça’yı Türkiye’nin yıldızı yapacağız.

Oğlum sen çılgınsın!  Unutamadığınız bir anınız var mı meslek yaşamınızda? 2007 yılının 20-21 Ağustos günlerinde Foça’daydım. Gece bir rüya gördüm. Gökyüzü Türk bayrağı olmuştu. Çok etkilendim, erkenden uyandım. Sabah saat 07.00’de bir telefon geldi. Deniz Kuvvetleri’nden bir büyüğüm aradı ve “Hayırlı olsun, erken terfi ettin” dedi. Bir elin parmaklarıyla gösterilecek sayıda personele verilen bu ödülü aldığım için çok mutlu oldum. 2008 Ağustos’unda yarbay olmam gerekirken bir yıl önce bu rütbeye eriştim. Bir subayın övünç kaynağı, erken terfiyle ödüllendirilmesidir. Bir anımı daha paylaşmak isterim. Donanmaya yeni katılan Turgut Reis gemisinin maketi, Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’e gemide verilecekti. Ora. Yener Karahanoğlu muhafaza ve sunum platformu istedi benden. Kısa süre içerisinde “yetişmez” denilen bu platformun hazırlanmasındaki çabam sonucunda Karahanoğlu’nun “Oğlum sen çılgınsın” sözü, olmazları olur yapma hususunda beni mutlu etmiştir.  Hep böyle inatçı mısınızdır? Asla pes etmem. Tıkandığım noktada “Nasıl aşılabilir” diyerek,

Efe ve Alev Aybars 1992’de evlendi. Ve bu evlilikten İdil adındaki kızları dünyaya geldi.

ları bizi de etkiledi ama kardeşimle birlikte soranlara hep “Atatürkçüyüz” derdik. Çok okurdum, özellikle günlük gazeteleri. Cumhuriyet’i herkes açıkta okuyamazdı. Sıranın altında okunurdu. Bir de hep iyileri gözlemleyip onları örnek almaya çalıştım. Agresiflerle de çalıştım. “Bir gün üst bir mertebeye geldiğimde gördüğüm yanlışları personelime karşı asla yapmayacağım” diye söz verdim. Personelimle diyalog halinde, birliğimi başarıya götüren çizgiyi yakaladım.  Sivil hayatta da kolay iletişim kuruyorsunuz galiba? İnsanlara yardımcı olmak çok mutlu ediyor. Yaşamın içinde olmayı seviyorum. Hep halkın içerisinde olmaya gayret ettim. Görevdeyken de sivilde de orduevlerine, askeri kamplara gitmeyi tercih etmedim. Meslek hayatım boyunca askeri kampa bir kez gittim. Tabii buradan askeri camiayla ilişkim olmadığı gibi bir anlam çıkarılmasın.

ŞANSAL barbarossansal@aydinlikgazete.com

Analık ile davalık arasındaki hayatlardaki kadınlar!

K

Umarım asıl kimliğini turizm kenti üzerine olmak üzere oturtacak olan ilçemiz Foça’da, Latin ve tango geceleri yapacağız. Başkan olduğumda sanırım Bueonos Aires’e gidemeyeceğim ama o ortamı buraya getirerek bu dileğimi gerçekleştirmiş olacağım. Klasik müzik dinlemeyi çok severim. Ankara’da her Cuma akşamı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konserlerine giderdim. Şu an Silivri’de yatan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile birlikte konser izlerdik. Toplumu bir arada tutan çok önemli bir öğe sanat. Foça’yı bir kültür sanat kenti yapacağız. ı Foça’da yaşayabilmek için sanata önem vermek gerekiyor. İlçemizde Tarık Dursun K. ve daha nice değerli sanatçımız var. Onlarla birlikte hareket etmek düşüncesindeyim.

 ŞENOL ÇARIK / İZMİR

Barbaros

 Belediye Başkan adaylığı fikri nasıl oluştu peki? 1 yıl erken terfi aldım. İki yüksek lisans yaptım. Kıdem aldım. Yani toplamda 3 yıl ileri gitmiş oldum. Genç yaşta emekli oldum. “Ne yapabilirim?” diye sordum. Mesleğim boyunca hep sistem analizciliği, çalıştırıcılığı yapmamdan dolayı yöneticilik becerisi edindim. Verdiğim hizmetten faydalanan kişi sayısı 60 bindi. Marmaris Aksaz’dan Çanakkale Gökçeada’ya kadar olan bölgede, hatta zaman zaman Mersin gibi uzak bölgelere hizmet verdim. Belediyelerde gördüğüm aksaklıklar, yapısal bozukluklar beni bu göreve itti diyebilirim. Adaylık demişken anlatmak isterim. 2006’da Ankara’da bir üsteğmen, bir toplantıdan sonra “Komutanım bir şey arz edebilir miyim” dedi. Tabi dedim; “Sizi ileride Foça belediye başkanı olacaksınız” dedi.  Neden İşçi Partisi? Emekli olduktan sonra ilk olarak CHP’ye üye oldum, ama Atatürk’ten uzaklaştığını gördüm ve istifa ettim. Ergenekon ve Balyoz süreçleriyle birlikte daha yakından takip etmeye başlamıştım İşçi Partisi’ni. Doğu Perinçek’i zaten takip ediyordum. Silivri’de kahramanlara en çok desteği İşçi Partisi ve TGB veriyor. Aynı saflarda çarpışıyoruz. 2013 Ağustos’unda partiye üye oldum. Çevremden, ailemden çok olumlu tepkiler aldım. Doğru yerde olduğumu söyleyen çok kişi oldu. 12 Ekim günü aday adaylığı töreni için yerel gazeteler, “Bugüne kadar yapılmayan bir çıkış” dediler.

imi köşe yazarı kadın, tatilde aynı teknede rahatsız olduğu çocuğunun dadısını boğup denize atmak ister, kimi kadın da diğer kadınları hedef belirler. Kimi kadının seks kasetleri kocanın omuzunda ağladığında affedilir, üç çocuk yapınca kutsal ana rolüne girilip reklam panolarında da gezilir. “Kadın kadını parçalar” sözüne pek inamasam da, bazı kadınlar işine gelince herşeyi istediği gibi işler. Örnek mi? Efendim, gayet kısıtlı imkanlarla büyümüş, sonra televizyonlar ve magazinler sayesinde ünü bulmuş, tabii ki ardından saçı hemen sarı olmuş bir başka kadın örneği size ülkemizden. Biz hiç Surlar’da gezmedik ki, gece Tarlabaşı’na girmedik ki hayatta kaldık diyenlerinden. Birkaç zengin ünlü koca, birkaç döner açılışı ile gelen uçsuz bucaksız şöhretten alıntı hikaye bu kez klavyemden. Manken de oluvermişti bir elli boyu ile polemiksel görsellerinden, hele de Aya İrini’de memesi ortaya düşünce abra kadabranın kızını kötü dikişinen, günlerce düşmemişti yine manşetten. Başçavuşun eşşeğini bilmem ama Çavuşbaşı Çayırbaşı arası kültürü iyi bilirim ta ezelden... Ünlü manken, oyuncu, tobleron kızı, fotomodel hatta kendi markasını yaratıp modacı olmuş güzelimizin yavrusunun dadısı hastalanıverir aniden. Tabi etrafta lüks residance civarında hastahane yoktur ki beleşinden! Kapar müstahdemi doğru SGK hastahanesine aceleden. Silikonu, botoksu olsa adresi saklıdır sadece kendine herkesden. Bir de ne görsün? Yerlerde kanlı pamuklar, hijyen ve medeniyet ise acilde geçmişte kalırlar. Çıkarır iphone bilmem kaçını, çat çat belgeler rezilliğin daniskasını. Sonra isyan eder sosyal paylaşımda anılarını, ama doktor ve hastabakıcıları alkışlayarak ayakta yakmadan abasını. Çünkü lazımdır bağlama sanatları. Aman ne büyük bir habercilik örneğidir yaptıkları. Asker Balyoz’dan tutuklu, donanma ve hava kuvvetleri babası jandarma olduğundan mı geçmişi unutuldu ey memleketin ayıkları? Derhal el atar magazin siteleri işte bilinçli vatandaş örneği. Oysa sigortası var mıdır hizmetkarın? O da bir başka konu söyleşisi. Sağlık Bakanlığı da girer ötük paylaşımından devreye. Sermaye yüklenir mi hiç deveye? Hemen teşekkür ötükleri atılır. Böylece zannedilir ki halkın acillerde inim inim inlediği servisler yarına toparlanır. Geçelim baylar bayanlar, geçelim! Bırakın acili, biraz da gerçeklerden bahsedelim: Hanginiz resim çekip etiketlese sizi dinlerler, orada kuyruktaki kadınlar erkekler ve çocuklar sadece bir dirhem mi etmezler! Ne hakkı var birinin hasta kuyruğunda diğer hastaların yüzlerini fotoğraflamaya? Bunu siz yapsanız bir de dava açılır hasta hakları kanununundan valla! Jandark misalı olmuş hepsi silikonlu figurasyon, “analık”la “davalık”mış artık mutasyon. Bu ülkede herşey oldu atmasyon.

Foça’da tango geceleri

Yavuz Efe (sağda), İzmir Bakım Onarım ve İstihkam Komutanı olarak Deniz Kuvvetleri karargahında Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu’ndan ‘en iyi birlik’ ödülünü alırken (2009). yeni yöntemler geliştirerek o engelleri aşmaya gayret etmişimdir. Bu noktada ben de kendimi aslında “çılgın” olarak görüyorum.  Gençlik yıllarınızı anlatır

mısınız? Neler yapardınız? Kimi örnek alırdınız? En çok Mustafa Kemal... 12 Eylül sonrası bir gençlik yaşadık. O dönemin koşul-

‘Haksızlığa hiç gelemem’ “Müzik kulağım iyidir. İlkokuldayken babam, maddi sıkıntıları olmasına rağmen beni mandolin kursuna gönderdi. İki hafta ağır bir hastalık geçirdim, dersi kaçırdım. Bir sonraki derste hocamız ‘şu notayı basın’ dedi. Yapamadım. Kafama vurdu. Bende “Haksız yere vurdu” dedim ve babamın isteğine rağmen gitmedim bir daha kursa. Haksızlığa gelemem.”

Foça Amfibi Deniz Piyade Alayı, takım komutanı Teğmen Efe, Seferihisar çıkarma tatbikatında, LCM üzerinde solda (1991)

 Emekli olduğunuzdan beri neler yapıyorsunuz? En çok kızıma vakit ayırıyorum. Sinemaya gidiyoruz, sohbet ediyoruz. İnanır mısınız, çocukluğunu hatırlayamıyorum kızımın. Mesaimiz çok yoğundu. Büyüdüğünün farkına yeni vardım. Geçenlerde bir videosunu buldum küçüklüğünden. Eşimle izledik, oturup hüngür hüngür ağladık. Eşimin çok desteğini gördüm. Meslek hayatım boyunca kızımıza hem annelik hem babalık yaptı. Mesaimi engellemedi; olgun, sabırlı, özverili bir insandır eşim. Başarılarımı desteğine borçluyum.  Mesleğiniz dışında başka ne gibi uğraşlarınız var? Bilgisayar üzerinde 2 yıl boyunca dünyadaki en gelişmiş simülatör programı eğitimi aldım. Sanal pilotum. Radyo kontrollü CESNA tipi uçağım var. Latin danslarının tamamını yapıyorum. 2 buçuk yıl Arjantin tango eğitimi aldık eşimle. Hayatımda en çok istediğim şeylerden biri de Bueonos Aires’e gidip dans etmek.

TOPLU İĞNE

KURULUŞ 1921

Kyme antik kentinin kıyısında, körfezin bugün Nemrut Körfezi olarak adlandırıldığı, önemli bir liman kenti olan Kyme’nin arkaik dönemde ekonomik açıdan çok geliştiği ve sikke basan ilk kentlerden olduğu belirtildi.

Yavuz Efe 6 yaşındayken.

Denizciler arasında birinci 1968, İzmir Alsancak doğumluyum. Babam emekli albay, helikopter pilotu. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı gazisi. Annem ev hanımı. Bir kardeşim var. Dedem İbrahim Yavuz, Türkiye’ye ilk tekerlek lastik kaplama sistemi getiren kişi. İzmir’de atölyeleri vardı. 1950’li yıllarda İzmir’de belediye meclis üyeliği yaptı, belediye bandosunu ilk kuran kişidir. Soyadını bana isim olarak verdi. Lise biterken aynı anda hem Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarının sınavlarını hem de Yıl-

dız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandım. Biraz ekonomik şartlardan, tercihimi Deniz Harp Okulu’ndan yana kullandım. Sınav formunda yanlışlıkla Fransızcayı kodlamışım. Deniz Kuvvetleri Fransızca bilenleri kendi hesabına okumaları için Kara Harp Okulu’na yolluyordu. Harp Okulu’nu denizciler arasında birincilikle bitirdim. Aynı zamanda elektrik-elektronik mühendisiyim. Harp Okulu’nda ODTÜ seviyesinde mühendislik dersleri aldım.

Aydinlik 20140129  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you