Issuu on Google+

Kumpas onandı taraftar ayakta

Aziz Yıldırım

KURULUŞ 1921

AFFET BİZİ NAZIM 

Yargtay 5. Ceza Dairesi, futbolda ike davasnda Fenerbahçe Bakan Aziz Yldrm’a örgüt ve ike suçlarndan verilen hapis cezalarn onad. Spor hukukçular karar sonrasnda Yldrm’n bakanlk görevinin de düeceini belirtti. 19’da

Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ, büyük ilgi gören ve 100 bin baskı yapan ‘Suçlamalara Karşı Gerçekler’ kitabında, devrimci şair Nâzım Hikmet’e ‘Affet bizi’ diye sesleniyor

İlker Başbuğ

18 OCAK 2014 CUMARTESİ - 75 KURUŞ

Yaban ellerinde, mezarının başında, yabancıyım sana. Ne zaman ki, Milli Mücadele’de Anadolu’ya kaçışını, sonraki yıllarda, ne büyük haksızlıklara, zulümlere uğradığını, ama “Türklüğümü elimden alamazsınız” diye haykırdığını, Nüzhet, Piraye, Münevver, Vera ile, yaşadığın inanılmaz aşklarını, Raşit Kemali’den nasıl, bir Orhan Kemal yarattığını, öğrendiğim gün, utandım. Anadolu’da bir çınar altını, senden esirgediğimiz için, utandım. Nâzım Hikmet Dedim ki: üzülme, utanmazlığın, haksızlığın, diz boyu olduğu bir ülkede, utanmak ayıp değil. Sen, vatanseverliğin, gümbür gümbür sesi, yüce Türk şairi, affet bizi. İlker BAŞBUĞ

GÜL’ÜN İSVİÇRE’DE GİZLİ HESABI VAR

Abdullah Gül

çi Partisi Genel Bakanvekili Hasan Basri Özbey, Cumhurbakan Abdullah Gül’ün sviçre bankalarnda gizli hesab olduunu açklad



Özbey, Gül’ün gizli hesaplar olduunun bir ABD görevlisi tarafndan devletin bir kurumuna ihbar edildiini belirtti. Devlet kurumunun, bilgiyi MT Müstear Hakan Fidan’a ilettiini açklayan Özbey, Fidan’a iletilmesinin hemen ardndan bilgiyi veren ABD görevlisinin Türkiye’den çekildiini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı’ndan ‘gizli hesap’ açıklaması



Özbey’in basın toplantısının hemen ardından Cumhurbaşkanlığı’ndan açıklama geldi. Tek cümlelik açıklamada, “İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey tarafından ileri sürülen ‘İsviçre’de bir banka hesabı bulunduğuna’ dair iddia, tamamıyla asılsızdır” denildi.

Hasan Basri Özbey

2010’da Gül’ün gizli hesap bilgisinin devlet kaytlarna girdiini belirten Özbey, Gül’ün bugüne kadar devlete verdii mal beyanlarnda “sviçre bankalarnda hesap” bilgisinin yer almadn ifade etti. Gizli hesap bulundurmann suç olduunu söyleyen Özbey, Meclis’i ve savclar göreve çard. 11’de

Yatağan’ı layıkıyla karşılayacağız 

Türk-İş, 24 Ocak’ta Ankara’ya büyük yürüyüşe hazırlanan Yatağan işçilerini mücadele tarihine yakışır biçimde karşılayacaklarını açıkladı

Ara Güler

Ara Güler’den iyi haber 17

Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak, Yatağan mücadelesinin, “Türkiye işçi sınıfının onur savaşı” olduğunu söyledi. Kavlak, “Onları Türk-İş’e ve sendikal hareketin mücadele tarihine yakışır bir biçimde karşılayacağız” dedi. Öte yandan Yatağan işçileri, Zonguldak maden işçilerine de çağrıda bulundu: Gelin Arslanlı Yol’da gücümüzü birleştirip talana dur diyelim! 7’de

Türkiye’den giden yardım malzemelerinin Suriye’de El Kaide bağlantılı örgütlere teslim edildiğini gösteren videolar ortaya çıkmıştı.

Doğu PERİNÇEK

10

ISSN 2146-2356

Hilmioğlu öldürülüyor! Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun koğuşta ölmesini beklemek kasten adam öldürmektir değil midir? Bu işin ucu gardiyandan Cumhurbaşkanı’na kadar uzar gider ve kasten adam öldürme sayılmaz mı, ey millet?

Fikret OTYAM

2

“Evlatlarımdan biri yolsuzluğa karışsın, evlatlıktan reddederim” diyen Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, yolsuzluk soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmasına rağmen Savcılığa gitmedi. 11’de

TMSF Sarıgül’ün mal varlığına el koydu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül’ün, banka hesaplarına ve gayrimenkullerine TMSF tarafından el koyuldu. 1998’de Bank Ekspress’ten aldığı 3,5 milyon dolarlık kredi nedeniyle haczedildiği belirtildi. 9’da

Arslanlı Yol’da dönüş istikameti yok! Artık hiçbir proje, Arslanlı Yol’da ilerleyen o büyük devrimci kitleyi tekrar ters istikamete yöneltemez. Ters istikamet: Merkez Sağ ve Merkez Sol’dur. Merkezde toplanalım çağrılarının varacağı menzil, yeni T. Erdoğanlar, A. Güller, F. Gülenler üretmektir.

O zaman Bilal’i Savcılığa gönder

Kurban bağışları El Kaide’nin cebine nsani Yardm Vakf HH tarafndan toplanan kurban yardmlarn Suriye’deki El Kaide yöneticilerinin zimmetine geçirdii örenildi. Teknik takibe taklan telefon görümelerinde 250 kurbandan yalnzca 18’inin datld itiraf ediliyor. Okul sütlerinin de zimmete geçirildii ortaya çkt. Özer SÜRMEL’nin haberi 8’de

Kılıçdaroğlu, Cemaat’i mağdur ilan etti! Kemal Kılıçdaroğlu, Gülen cemaatini mağdur ilan etti! Kılıçdaroğlu “CHP ile Cemaat anlaştı mı?” sorusunu “Haksızlığa uğrayan bir insanı illa benim korumam için CHP’li mi olması gerekiyor?” diye yanıtladı. 9’da

Genelkurmay bilgi notunda ‘paralel devlet’ örgütlenmesi Ergenekon mahkeme heyetinin incelediği Genelkurmay harddisklerinden, “paralel devlet” örgütlenmesine ilişkin önemli “bilgi notları” çıktı. Deniz Yıldırım’ın yazısı 15’te


Hazırlayan: Osman ERBİL

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun koğuşta ölmesini beklemek kasten adam öldürmek değil OTYAM midir, ey millet? Bu işin ucu gardiyandan Cumhurbaşkanı’na kadar uzar gider ve kasten adam öldürme sayılmaz mı, ey millet? Fikret

CUMHURBAŞKANLIĞI BÜTÇESİNE SORABİLİR VE YANIT ALABİLİR MİYİZ EY MİLLET? ORANIN BÜTÇESİNDEN ÖDENEN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI KONUTU KİRA BEDELİ, BAŞTAN BUGÜNE NE TUTTU? TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI SN. METİN FEYZİOĞLU ÖNERİSİNİN YAŞAMA GEÇMEMESİ İÇİN UĞRAŞIP DURUN BAKALIM, EY BARIŞ VE ÇÖZÜM DÜŞMANLARI! Bazı haberlerin günlük hayhuylar arasında kaynamasına yanarım şu gazetecilik mesleğimde! Hemen örnek... Cumhurbaşkanı’nın eşi üniversite çıkışlı ve türbancı. Bu kafa bezi yasak olduğu için ülkeyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikayet etti, iyi mi? Eşi bay Gül, Dışişleri Bakanı olunca şikayetini hemen geri aldı, iyi mi? Dışişleri Konutu’na el attı, orayı kendi zevkine göre çok büyük masraflarla dayadı, döşedi!..

TEŞEKKÜRLER SAYIN REKTÖR PROF. DR. İSRAFİL KURTCEBE...

Fatih Hilmioğlu

Levent Ersöz

Atatürk’ün Partisi CHP içinden kimilerinin çıkıp Cemaat’in başlattığı karşı kampanyaya katılmalarını akıllarınız alıyor mu, ey millet? Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!

İşte onlardan biri Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun durumu sana gelmiyor mu? Bu nasıl iş? Demek ki sayın Başbakanım seni zamanında savcı saymamışlar!..

‘FÖRSLEYDİ’ OLUVERDİ! Yani her bi yanında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısı olan Çankaya Köşkü’ndedir artık, öyle mi? Akıl almaz bi iş yaptı, kendi zevkine göre dayayıp döşediği Dışişleri Konutu’ndan ayrılamaz oldu!.. Her daim güleç yüzlü Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve tesettürlü eşi sokakta mı yatacaktı? Yatırılmadı, yine Kayserilinin birinden içi havuzlu köşkü kiralandı, aylık kirası belleğim yanıltmıyorsa 80 milyon! Yanlış varsa hepsini tek tek düzeltmeye hazırım ilk Cumartesi’nde... Köşkün kirası Dışişleri Bakanlığı’ndan ödenirken, ödenemez oldu bi de baktık ki bay Gül bunu Cumhurbaşkanlığı bütçesine aldırmış iyi mi? Haydi eskiden yazdığım gibi yazayım “Fahrünnisagülsultanhazretler i”, Çankaya Köşkü’ne de el attı ama orayı Dışişleri Konutu’na çevirtmedik. Müzeden kimi heykelleri beğenmiş bunları aldırmak istedi iyi mi? Türkiye Büyük Millet Meclisi zaten veremezdi durmadan yazdık, yazdık... Bugüne kadar yalanlanmadı TBMM, bari bunların kopyalarını yaptırıp verelim demiş...

ŞİMDİ SORALIM MI EY MİLLET, ‘FAHRÜNNİSAGÜLS ULTANHAZRETLER İNİN’ BU İNADI KILIFINA UYDURULAN CUMHURBAŞKANL IĞI BÜTÇESİNE, SORMASI AYIP OLMAZSA ŞİMDİYE KADAR KAÇ ‘MİLYAR’A PATLADI? Elbette sır değil, bekler dururum ey millet! Derler ki sabrın sonu selamettir!

SN.METİN FEYZİOĞLU’YLA ÇOK KISA BİR YARENLİK! Günlerden geçen Cumartesi, yani yazımın çıktığı gün bir telefon Hacıbektaş Belediye Başkanı Selmanpakoğlu Paşamdan... “Yazını okuduk, bak sana kimi vereceğim Metin Feyzioğlu’nu!” Şaşırdım... Ses tanışı olduk, selamlaştık, güzel şeyler söyledi bu can için... Önerisine karşı çıkanlara yine lanetler okudum... Onun Ergenekon ve Balyoz davalarıyla ilgili çözüm planına karşı çıkmalar başladı, en başta F’ciler, telaş içinde! Güya akıllarınca hücuma geçtiler, eyvallah onların işi bu...

EN AĞIRIMA GİDEN Gazi Mustafa Kemal

EY CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU SUÇU, YARIM AÇIKLAMAK SANA HİÇ YAKIŞMIYOR! Nasıl yakışsın, “BAŞÇALAN ERDOĞAN” diyor! Hayret bi şey, “BAŞÇALAN ERDOĞAN”, zurna mı, davul mu, klarnet mi, keman mı, kemane mi, ağız mızıkası mı ne çalıyor suçlamada bunlar yok! Peki ne var “HÜKÜMETİN DEVLETİ SOYDUĞU” suçlaması var... Buna “BAŞÇALAN ERDOĞAN”ı eklediniz mi ey millet sorunu çözmüş oluyoruz... Demek ki neymiş, BAŞÇALAN ERDOĞAN’mış!. Saz mı bağlama mı artık gerisini siz bulun ey okur...

MAHPUS DAMLARINDA KILIFINA UYDURUP ADAM ÖLDÜRMEK ÖZGÜRLÜĞÜ! Bu özgürlük gardiyanlardan başlar, Cumhurbaşkanına dayanır... Kuddisi Okkır, mahpus damında işkenceden öldürüldü, yıllar oldu kaynatıldı! Bu insanlık dışı olay, gözleri bağlı Adalet Ana’nın uzağından bile geçmedi/ yani geçirilmedi! Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun insanlık dışılığı için de koğuşta ölmesini beklemek kasten adam öldürmektir değil midir, ey millet? Bu işin ucu gardiyandan Cumhurbaşkanı’na kadar uzar gider ve kasten adam öldürme sayılmaz mı, ey millet?

EY BAY GÜL, BAY GÜL!.. TANIŞMAYIZ AMA BU SORUNA ARTIK EL KOY, EL KOY!.. BU, BİR... YA ŞU, TÜRK ORDUSU’NUN Bİ GENERALİ... Bi zamanlar “Ben bu işin savcısıyım” diyen Başbakan 14 Ocak taze yılda bakın ne demiş: “...Yargılanmalarda oluşan soru işaretlerini artık daha net gördüklerini söyledi. Erdoğan, ‘Sahte ihbar mektuplarıyla, yasadışı dinlemelerle ve tasarlanmış yargı mensuplarıyla insanlar mahkum edildi’ dedi.”

EY BAŞBAKAN BAŞBAKAN!

‘ÖLÜME RAMAK KALA MI TAHLİYE EDECEKSİN? ÖNCE Mİ TAHLİYE EDECEKSİNİZ?’ Ergenekon tutuklusu Tuğgeneral Levent Ersöz’ün durumu gün geçtikçe ağırlaşıyor gelen haberlere göre... İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde tedavi gören Ersöz’ün bağışıklık sistemi de çökmüş!

EY CUMHURBAŞKANI! EY BAŞBAKAN! EY ADALET BAKANI VE EY GENELKURMAY BAŞKANI, HELE SEN HELE SEN PAŞAM! ÜÇÜNÜZ Bİ ÇAREDEN YOKSUN MUSUNUZ?KIZMAY IN SORDUĞUMA... Başbakan hâlâ “Tehlikenin boyutları artık aşikâr” diyor ve Büyükelçilerimiz “Bu örgütü deşifre edin” buyuruyor!

EY KOCA BAŞBAKAN BAŞBAKAN, ONURLU TÜRK ORDUSU, AYDINLAR, GAZETECİLER İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI PERİNÇEK VE ARKADAŞLARI, KISACA ATATÜRKÇÜLER NEDEN NEDEN HÂLÂ MAHPUS DAMLARINDA? BUNLARI DA MI CEMAATÇİLER İÇERDE TUTUYOR? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bi Generali gün gün ölüme gidiyor! Yine de Gök Tanrı geçinden versin de paşaya bi şeyler olanda tabutu başında nasıl saf tutacaksınız? Ey Diyanet İşleri Başkanı, o saf tutma “şer’an caiz mi?

EY SEVGİLİ BURHAN UYGUR SENİN NAM-I HESABINA SEKİZ GÜN YAŞATTILAR! Öyle sararıp solmuş bi fotoğraftı ki, belki kullanmazlar ama İstanbul’a geçelim dedim...

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Dr. Kurtcebe’nin tablomla ilgili yanıtı: “Sayın Fikret Otyam Geçtiğimiz günlerde Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde bulunan tablonuzun yerinin değiştirilmesine ilişkin basın yayın organlarında çıkan haberler üzerine konuya hassasiyetle yaklaşarak gerekli incelemeleri yaptırdım. Yaptığım incelemeler sonucunda; tablonuzun önceki sergilendiği alanın fiziksel mekân yapısı ve tablo boyutları dikkate alındığında uygun görüş, bakma süresi, görsel okuma etkileşim gibi sanatsal özellikler bakımından yetersiz olduğu belirlenmiştir. Önceki sergilenen alanda yapılan incelemeler sonucunda değerli eserinizin, yeterli düzeyde güvenlikli bir ortamda muhafaza edilmediği fark edilmiştir. Eserin önceki sergilendiği alanda, doğu ve batı yönlerinin aktif kullanımına açık, hemen yanındaki geniş pencerelerle yağış, güneş, nem, rüzgar gibi fiziksel ve

YILLAR ÖNCESİNE DÖNÜYORUM... Belediye Alanı’ndaki bakkal dostum telefon etti, iki konuğum varmış, Manavgat’a gideceklermiş, illa seni görmek istiyorlar... “Misafir et hemen geliyorum”... Arabaya atladım ver elini Gazipaşa...

GÖZLERİME İNANAMADIM BURHAN UYGUR KARŞIMDA, YANINDA GENÇ BİR BAYAN!

Sarmaş dolaş olduk, elindeki bira şişesine zarar vermeden! Antalya’dan mı ne geliyorlarmış, Burhan’ın Anamur’da askerlik arkadaşına uğrayacaklarmış... “Kesinlikle bırakmam” dedim, “Bu gece bizdesiniz...” Rahmetli Behruz Çinici ve eşinin çizdiği “eser”i dört köylü ustayla yaptığım/ yaptığımız evde Burhan ha, bayan arkadaşıyla?.. Coşkulu bir gece, ara sıra gidip bira getiriyorum Burhan’a...

BURHAN BİR ARALIK KAYBOLUYOR AYLI GECEDE...

kimyasal açıdan aşındırıcı etkenlere maruz kalabileceği görülmüştür. Ayrıca eserin kat planında yer alan merdiven boşluğunda sergilenmesi de niteliği açısından uygun bir ortam değildir. Bu bakımdan değerli tablomuzun, şimdiki Dekanlığın bulunduğu koridora alınması, nesne, bilgi, ziyaretçi arasında bağ kurma, eseri koruma, yaşatma gelecek nesillere taşıma adına kullanımı açısından atılmış olumlu ve iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilmelidir. Değerli eserimizi şimdiki sergilendiği alanda yapacağımız ışıklandırma çalışmaları ve daha etkili bir sunum tekniği ile amacına uygun sergileyeceğiz. Bir dünya markası olma yolunda hızla ilerleyen Akdeniz Üniversitesi olarak her alanda olduğu gibi sanatımıza ve sanatçımıza da büyük değer vermekteyiz. Sizin gibi, eserleriyle gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında ülkemizi temsil etmiş, Türk kültürüne büyük katkı sağlamış; yarım asırdan fazla bir süredir eser veren

değerli bir sanatçımızın da tablolarının üniversitemiz fakültelerinde sergilenmesi bizim için bir onurdur. Bu yanlış anlaşılmanın en kısa sürede çözüleceğini umuyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Prof. Dr. İsrafil KURTCEBE Akdeniz Üniversitesi Rektörü

Telaşlandığımı gören arkadaşı “meraklanmayın” dedi, “Sizden çekiniyor, otlu sigarasını içmeye gitti!” Anladım. Gece geç vakte kadar eğlendik. Arkadaşı açıkladı Burhan, Anamur’daki askerlik arkadaşına uğrayıp “ot” alacakmış!.. Kendisi de piyano hocasıymış... Hoca olduğu yerde besteci ve orkestra şefi ağabeyim Nedim Otyam da Müdür... Ona telefon edip durumu anlattım “misafirlerimiz” dedim, üç dört gün izin rica

birader “hocanım”ın bu hallerinden illallah demiş, sözleşmesi iptal olmuş!

ettim “hocanım” için... Durakladı “tamam “ dedi, “Merak etmesin yine ben girerim derslerine”. Birlikte güzel günler geçirdik. Ayrılırken Burhan’ın kulağına eğildim, direksiyondaki arkadaşına çaktırmadan “Anamur’daki asker arkadaşına kesinlikle uğramak yok, bi şeyler almak için!.. Arabayı takip ettirip otunla yakalatırım rezil olursunuz, haydi iyi yolculuklar...” Yanaklarından öptüm... Anamur’daki arkadaşına uğramadan geçmişler... Müdür

KONUKLARIMIZ VAR Önce çiçekleri geldi sonra kendileri, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Karaöz, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Sadettin Sarı, Doktora Öğrencisi Sabriye Öztütüncü, Sinema/ televizyon Doktora Öğrencisi Serap Duman, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Halkla İlişkiler ve Etkinlikler Koordinatörü Leyla Pamir Kumbul. Armağan tablomun encamını kısa kestim/ kestik. Sayın Rektörün mektubunda her ayrıntı vardı. Sonra sanatsal yarenlik en dolusundan geldi geçti...

GEÇEN HAFTA YAYINLANAN FOTOGRAFLARIN KISA ÖYKÜSÜ! Öyle sararıp solmuş bi fotoğraf; Aşık Veysel ha var ha yok! “Sanırım kullanmazlar ama ben, iyi görünüyorum, geçelim” dedim eşim Filiz’e... Bu işi eksik olmasın yıllardır O yapar. Cumartesi günü Aydınlık gazete geldi, Filiz sayfaya bakar bakmaz kocaman bi “Fikret” çekti... “Aşık Veysel’in çenesini okşayan sarıp solmuş fotoğraftaki sen değilsin, o Burhan Uygur!” Sayfaya bakar bakmaz şaşırdım, o sararıp solmuş fotoğraf yeni çekilmiş gibi pırıl pırıl! Belki ana bir baba bir kardeş gibiyim o fotoğrafta! Hemen İstanbul’u aradım, sevenlerim fotoğrafı bi güzel temizlemişler, Veysel ustanın gözü belli neredeyse!

EY SEVGİLİ BURHAN, HOCAMIN ELLERİNDEN SENİN KAPILARA, DÜNYAYA HOŞ BAKAN GÖZLERİNDEN ÖPER, BU YANLIŞLIK İÇİN DE GÖK TANRIYA ŞÜKREDERİM... Antalya, 16 Ocak 2014, Perşembe

BAŞSAĞLIĞI

İşçi Partisi Sevgili arkadaşımız rhan Genel Sekreteri Dr. Se basının ba tli me kıy nın ca k Bollu dik. ren öğ vefatını üzüntüyle UK LL BO t, Babaya rahme eriz. ailesine başsağlığı dil M ailesi YA OT n ’da ya tal An


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Yiğit Eryılmaz

Partiler birleşmiyorsa... Seçmenler birleşecek! S

on seçim anketleri, AKP’nin Türkiye genelinde ciddi bir oy kaybı yaşadığını netleştiriyor. İzmir, Balıkesir, Muğla, Aydın, Antalya, Eskişehir, Adana gibi büyük şehirlerde AKP zaten geride de; önde göründüğü İstanbul, Ankara gibi illerde bile fark yüzde 7-10 bandına düşmüş durumda...  AKP’ye oy vermeyen seçmenin, oy verdiği parti hangisi olursa olsun istediği tek şey var: Erdoğan’ın ve arkadaşlarının başımızdan çekip gitmesi...

Bunun için de Atatürk ilkeleri altında birleşebilen tüm partilerin “güçbirliği” yapması! Ancak ne yazık ki Meclis çatısı altındaki CHP de MHP de tamamen parti yöneticilerinin egoları ve sığ hesapları yüzünden yıllardır bu talebi görmezden ve duymazdan geliyor. Sonuçta da bir yerel seçim sürecine daha “dağınık bir muhalefet” ile giriyoruz.  İşte; tam bu noktada iş bize düşüyor: Madem partilerimizin güçbirliği yapmalarını sağlayamıyoruz; o zaman sorunu

kendimiz çözeceğiz! Hayatında bir kez bile sağ partilere oy vermemiş ve hatta zamanında en yakın arkadaşları MHP’li olduklarını söyleyen militanlar tarafından öldürülmüş bir vatandaş olarak söylüyorum: Partilerimiz güçbirliği yapmıyorsa... Bunu, sandıkta biz yapacağız... Kendi seçim bölgemizde AKP dışındaki hangi partinin adayının seçilme şansı fazlaysa, oyumuzu ona vereceğiz!  Örneğin, Kocaeli’de AKP’nin oyu şu anda yüzde 40,5...

CHP’nin yüzde 30, MHP’nin ise yüzde 23... Yani; yüzde 40’lık zorba iktidar, kendisini şiddetle istemeyen iki partinin oyları bölmesi yüzünden dört yıl daha bu kentimizde saltanat sürecek! Gördüğünüz gibi her şey açık: Kendi partimizi ya da kendimize en yakın gördüğümüz partiyi “yerel iktidara getirmeyi” bir sonraki seçime erteleyip; önceliği AKP’den kurtulmaya vereceğiz...  Peki; neden mi yapacağız bunu? Evlerdeki tüm ayakkabı kutularını ortaya dökmek için elbette!

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Mustafa MUTLU mustafamutlu@aydinlikgazete.com Bizi yıllardır soyup soğana çevirenlerin neler “götürdüklerini” görebilmek ve onlardan hesap sorabilmek için! Ülkenin tüm değerleriyle oynayanları... Atatürk ilkelerini, tabelalardaki TC’yle birlikte çöpe atanları... Ulustan “ümmet” yaratmaya çalışanları... Dış politikada burnumuzu b.ktan çıkarmayanları... Güçlü ekonomi palavrasıyla iliklerimizi kemiklerimizi kurutanları... Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının yeniden çizilmesine bile seyirci kalanları...

Evet; işte tüm bunları yapanları başımızdan def edebilmek için!  Eğer bunu mantıklı bulmuyorsanız o zaman lütfen iyi düşünün: Sizin istediğiniz gerçekten güçbirliği mi, yoksa başkalarının sizin düşüncelerinize ya da partinize katılması mı? Umarım bu formülü başta MHP olmak üzere sağ partilerin seçmenlerine de anlatabiliriz. Yoksa... Emin olun bu seferki seçim yenilgisi, sadece seçim yenilgisi olmakla kalmaz; ülke olarak çok daha büyük faturalar öderiz!

GÜNÜN SORUSU HDP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sırrı Süreyya Önder’in, İmralı’daki teröristbaşının yanında verdiği “mutluluk pozları” dün yayınlandı. Sorum; bu adama oy vermeyi düşünen saf solcu kardeşlere: Kürt ırkçılığı yapan birinden size ne hayır gelecek?

LAİKLİK! Yine AKP’li vekillerin, laikliğe yönelik saldırılarını tırmandırdıkları günlerden geçiyoruz. Önceki gün Başbakan’ı Allah’a benzeten vekile tanık olmuştuk; dün de AKP’li bakanların ve vekillerin camideki fotoğraflarını paylaşan Gaziantep Milletvekili Ali Şahin güne damgasını vurdu. Şahin sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafların altına, “Bakanı, milletvekili, valisi ve belediye başkanı ile işte AK Parti budur... Yani ehli secde” yorumunu yaptı. Çok merak ediyorum; laiklik anayasamızdan mı çıktı? Yoksa siyasi parti faaliyetlerinin anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu sözleri bile duymazsa, acaba neyi duyacak?

Bayraklı rozet yalanı! AKP-cemaat kavgası gündemi öylesine işgal etti ki yazmak için çırpındığım konuları bile yazmaya fırsat bulamadım. Bunlardan biri de bacanağının adı rüşvet skandalına karışan AKP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın seçim kampanyası... Bu kampanyayı yüreten AKP kurmayları “2014 İzmir Yerel Seçim Analizi” isimli bir rapor hazırlamışlar ve adaylarının İzmir’de seçimi kazanabilmeleri için yapmaları gerekenleri sıralamışlar. Örneğin, tüm AKP’li adayların seçim kampanyası sırasında yakalarına Türk bayrağı rozeti takmasını istemişler.  Dört yıl boyunca TC’yi tabelalardan indireceksiniz... “Türk milleti” kavramının içini boşaltacaksınız... Ülkeyi bölmek için terör örgütünün şefi ile ortak projelere imza atacaksınız... Ancak; seçimler kapıya dayanınca yakanıza bir Türk bayrağı rozeti takıp hem de İzmirli seçmenleri kandırabileceğinizi sanacaksınız! Saf mısınız beyler; yoksa size haddinizi defalarca bildiren İzmirli seçmeni salak mı sanıyorsunuz?

GÜNÜN İSYANI! İsyan, Mert Balkan isimli Facebook kullanıcısından, internetteki sansürü artırmaya çalışan devlete: Ayda 57 liralık internet faturasını ben ödeyeceğim ama “web”de hangi sayfalara gireceğime sen karar vereceksin öyle mi? H.......in oradan!


Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 05.32 Güneş 07.01 Öğle 12.06 İkindi 14.35 Akşam 16.59 Yatsı 18.20 HAVA DURUMU

Ankara: 1/11

c

İstanbul: 9/16

c

İzmir: 9/16

ÇIRNIK

Türker

ERTÜRK erturkturker@gmail.com

Pensilvanya’daki Alamut Kalesi

B

aşbakan Erdoğan Fethullah Gülen Cemaati’ni Haşhaşin Tarikatı’na benzetmiş. Erdoğan’a bu konuda akıl hocalığını kim yapmış bilmiyorum ama benzetme dört dörtlük. Haşhaşin Tarikatı 1090’da Şiilik meşrebinin, İsmaililik mezhebinin, Nizarilik koluna bağlı olan Hasan Sabah tarafından kurulmuştur. Tarihe Haşhaşiler veya Suikastçılar olarak geçmelerinin nedeni ünlü gezgin Marco Polo’nun anılarında aktardığı bilgilerdir. Siyaset bilimcilere göre Haşhaşiler günümüzün derin devletidir. Bugünkü İran sınırları içinde, Tahran’ın kuzeybatısında, Hazar Denizi’nin güneyinde sarp ve ulaşılması güç dağların üzerinde bulunan Alamut Kalesi, Hasan Sabah’a ve haleflerine karargah görevi yapmıştır. Hasan Sabah, hastalıklı öğretisini yaymak için cennetin anahtarının kendisinde olduğunu çevresine inandırmış, bu sayede fedailer ve suikastçılar yetiştirmiş ve tarikatını büyütmüştür. Haşhaş, şarap ve huri tarikatın büyütülmesinde ve suikastçıların korkmadan göreve gönderilmesinde ikna yöntemi olarak kullanılmıştır. Medyaya servis edilen telefon konuşmalarından sanırım duydunuz, ne farkı var Cemaat liderinin Hasan Sabah’tan. Halka yaptığı ağlamaklı ses gitmiş yerine rant paylaşım emirlerini veren kendinden emin örgüt lideri sesi gelmiş. Bu nasıl dini Cemaat?

Rant dağıtım merkezi! Cemaat gerçekten insanların dinini çok geniş bir biçimde yaşaması için bir araç olsa başımızın üstünde yeri var. Eğer cemaat; ticaret, rant dağıtım merkezi, siyaset, devleti ele geçirme aygıtı, yurtseverlere karşı operasyon ve suikast odağı ve emperyalizmin tetikçisi olursa, buna hayır! Dünyanın hangi demokratik ülkesinde bizdeki gibi böyle bir kepazelik var! Cemaat için kutsal İslam dini adeta amaç değil sömürülecek bir araç olmuş. Hasan Sabah için Alamut Kalesi neyse Cemaat lideri için Pensilvanya’da bulunan malikanesi aynı şeydir. Alamut Kalesi’ni Büyük Selçuklu Devleti’ne karşı savunabilir kılan konuşlandığı haşin coğrafya, Pensilvanya’daki malikaneyi ise Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı koruyan bulunduğu ABD’dir. Niçin Türkiye’ye dönmediğini şimdi daha iyi anladınız mı? Haşhaşiler Büyük Selçuklu Devleti’nin en parlak döneminde zayıflamasına ve taht kavgalarına neden olmuş, Cemaat’te ülkemizde halen devam eden bölünme ve parçalanma sürecine! Haşhaşiler fedaileri vasıtası ile zamanın komutanlarına, devlet büyüklerine, valilerine, kadılarına ve yöneticilerine suikast yapıyorlardı, Cemaat’te devletin organlarına sızdırdığı uzantıları vasıtası ile askerlerimize, aydınlarımıza, bilim insanlarımıza, gazetecilerimize ve siyasetçilerimize suikastlar yapıyor ve zindanlara attırıyor. Her iki yapıda da cennet kavramı taraftar toplarken ikna edici olarak kullanılıyor. Cemaat’te, Haşhaşilere göre rant, para ve ihale gibi daha zamane ve daha etkili ikna silahları da mevcut.

e

Antalya: 10/20

İSTANBUL İmsak 05.48 Güneş 07.19 Öğle 12.21 İkindi 14.47 Akşam 17.11 Yatsı 18.34

c

Adana: 9/18

c

Diyarbakır: -1/11

d

Erzurum: -11/0

Sivas: -2/10

d

Tunceli: -2/10

c

Trabzon: 7/15

e

Zonguldak: 7/15

c

Bursa: 6/18

e

Konya: -6/2

c

Karne zamanı geldi TEOG açıklanmadı 8. sınıftaki 1 milyon 360 bin öğrenci ortak sınavın sonucunu bekliyor. Sonuç not ortalamasını etkileyecek. Bir hafta sonra karne dağıtacak eğitimciler, yetişmeyeceğini söylüyor ÖZLEM KONUR USTA 2013-2014 eğitim öğretim yılının başında ortaöğretime geçiş sınav sisteminde değişikliğe giden Milli Eğitim Bakanlığı 28-29 Kasım tarihlerinde yaptığı sınavın sonuçlarını 1 buçuk aydır açıklayamadı. Seviye Belirleme Sınavı (SBS) yerine getirilen Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’nın (TEOG) sonuçları öğrencilerin 2’nci yazılıları yerine değerlendiriliyor. Öğretmenler, TEOG puanının esas alınacağı Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, TC inkılap tarihi, yabancı dil, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde 2. sınav sonuçları açıklanmadan 3’ncü sınavları yapmak zorunda kaldı. Sınav so-

nuçları 24 Ocak’ta dağıtılacak karne notunu etkiliyor. Okul müdürleri, “Karneler normal takvime göre çoktan basılmaya başlanmalıydı. Diken üstündeyiz” diyor. 1 milyon 360 bin 8. sınıf öğrencisi MEB’in yapacağı açıklamayı bekliyor.

‘Gecikme skandalı büyütür’ Eski Eğitim İş 3 No.lu Şube Özlük Hakları Hukuk Sekreteri Nuri Gökçek, 14 Ocak’ta açıklanacağı ilan edilen sınav sonuçlarıyla ilgili “Okul müdürlerimiz, karnelerin yetişmeyeceği endişesini taşıyor. Sonuçların açıklanmasında çok geç kalındı. Ancak Pazartesi’ye kadar açıklanmaması skandalı büyütür” dedi. Aydınlık’a konuşan bir öğretmen, “Bize yönetmeliği gös-

terip ‘15 günde sınav sonuçlarını öğrencilere bildirmeniz gerekiyor’ diyenler nerede” diye tepki gösterdi. Anadolu Eğitim-Sen Genel Başkanı Cansel Güven de yetkilileri istifaya davet etti. Güven, “TEOG iddialı sözlerle pazarlanmış, ilk uygulamadan önümüzdeki yıl değişeceği de açıklanmıştı. Öğretmenlere ‘sınavları 15 günde oku, sisteme gir’ diyen MEB, soru hazırlamayı, sınav değerlendirmeyi beceremiyor. Karnelerin dağıtılmasına bir hafta kalmışken, ortalamaya eklenecek TEOG sonuçları ortada yok. İşi bilene verin, kadrolarda liyakati gözetin diyerek 11 yıl geçirdik. Şimdi liyakatten öte utanma duygusu olan bürokrata razıyız” diye konuştu.

Bu sınav da yargıda MEB’in Haziran ayında yaptığı ve mahkeme kararıyla yürütmesi durdurulan SBS ile ilgili karışıklık devam ederken CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, TEOG sınavının da mahkemeye taşındığını açıkladı. Velilerin, seçmeli ders olan Aydın Ayaydın ve seçilmeyen din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden soru sorulması üzerine dava açtığını belirten Ayaydın, “Yargıya taşındığı için sonuçları açıklanmıyor. Büyük olasılıkla bu yanlış da yargıdan dönecek” dedi.

Melis, kardeşine kavuştu TUĞÇE YERDELEN / İZMİR

Hastaneden taburcu olmadan önce Melis ve annesinin mutluluğu fotoğraflara yansıdı.

Uygun ilik için Türkiye’nin seferber olduğu Melis Akbaş, tedavi gördüğü hastaneden dün taburcu oldu. Hastaneden kardeşi Arda Akbaş’ın elini tutarak çıkan Melis Akbaş, “Çok mutluyum” diyerek duygularını paylaştı. 2,5 yıldır tedavi gören lösemi hastası 8 yaşındaki Melis Akbaş, Ege Üniversitesi Tülay Aktaş Onkoloji ve Kemik İliği Transplantasyonu Hastanesi’nde 19 Aralık 2013’te ilik nakli oldu. Anne Sevil Akbaş da mutluluk gözyaşları döktü. Anne Akbaş, “Şu anda hem onun sevinci hem de heyecanı karışık. Sağsalim

Niçin sessiz kalınıyor? Evet, Başbakan Erdoğan daha önce işbirliği yaptığı bu yapıyla savaşmakta ve devletin içinden söküp atmaya çalışmaktadır. Çünkü Cemaat emperyal kurgu gereğince bu sefer kendini hedef almıştır. Erdoğan beğenmesek de, ülkemize çok büyük zararlar vermiş olsa da sonunda siyasi bir figürdür. Diğeri çok daha tehlikelidir! Bakanlıklar, tüm kurumlar, başta yargıçlar, savcılar ve polisler olmak üzere hallaç pamuğu gibi atılıyor ve Cemaat adlı F Tipi Örgütün tüm uzantıları sistemin içinden temizlenmeye çalışılıyor. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıt yok. Kumpasın boş rol oyuncusu olan Cemaat’in, sivil, polis, yargı ve kendi içindeki uzantıları vasıtası ile yapılan operasyonlarından en çok zararı Türk Silahlı Kuvvetleri görmüştür. Halen çok sayıda personeli zindanlarda acı çekmektedir. Ayrıca bu kumpas nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin moral ve motivasyonu düşmüş, nitelikli insan gücünün önemli bir bölümünü kaybetmiş ve harbe hazırlık durumu kritik düzeye inmiştir. Halen Cemaat unsurları tarafından sürdürülen asimetrik psikolojik harekat nedeniyle istifalar yoluyla tasfiye operasyonları son sürat devem etmektedir. 1. Ordu Komutanlığı’nı dinleyen, gizli belgeleri çuvallarla çalan, Genelkurmay Başkanlığı’nda yapılan en üst düzey toplantıya böcek yerleştiren, Deniz Harp Okulu’nu karalayan ve saldıran, Donanma Komutanlığı’na dijital terör unsuru belgeleri koyan Haşhaşilere karşı niçin operasyon ve temizlik harekatı başlatılmıyor? Erdoğan bu yargıya güvenmiyor ve oğlunu teslim etmiyor. Korumaları oğlunu tutuklamaya gelen polislere silah çekiyor. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri bu kumpas yargısına evlatlarını kuzu kuzu teslim ediyor. Şimdi Balyoz’da yeniden yargılama söz konusu iken Hasdal’dan Silivri’ye yol verilecek mi? Hal böyle iken sessiz ve sedasız kalınması aklımıza başka şeyleri getiriyor! Saygılar sunarım.

d

İZMİR İmsak 05.53 Güneş 07.20 Öğle 12.29 İkindi 15.02 Akşam 17.25 Yatsı 18.45

Köprüdeki açık sac levhayla kapatıldı Tarihi Unkapanı Köprüsü’nün Taksim istikametinde meydana gelen 10 cm’lik açığın görüntüleri önceki gün ortaya çıkmıştı. Dün sabah saatlerinde harekete geçen belediye görevli-

leri açığı kapatabilmek için geçici bir çözüm üretti. Özellikle yayaların geçiş yaptığı kısımda tehlike oluşturan, 25 cm’ye varan açığın üstü, 1 metre uzunluğunda sac levhayla kapatıldı.  DHA

Atık yağını döken 1 lira kazanıyor Atık yağ toplama kampanyası yürüten Kadıköy Belediyesi, kampanyaya bir de atık yağ kumbarası ekleyerek belediye binasına “’yağ matik’’ atık yağ kumbarası koydu. Evinde biriktirdiği kızartma atık yağlarını belediyeye getirip atık

yağ kumbarasına boşaltanlar, atık yağ kumbarasından anında 1 lira alıyor. Atık yağ toplama kumbarasının, Çevre Bakanlığı’ndan atık yağ toplama lisans belgesi alan firma tarafından geliştirildiğini ve ilk olarak pilot bölge seçilen Kadıköy’de denendiğini kaydeden Çevre Müdürü Şule Sümer, Kadıköylülerin atık yağ toplama kampanyasına ilgi gösterdiklerini belirtti. Atık yağ kumbarasının 1 lira vermesinin sembolik bir uygulama olduğunu kaydeden Sümer, “Önemli olan atık yağların evlerde ve işyerlerinde lavabolara dökülerek denizlerimizin ve yeraltı sularımızın kirlenmesini önlemek” diye konuştu.

dönmek çok güzel. Umudumu hiç kaybetmedim. Yaşama geri dönüyoruz. Ben Melis’in büyük bir genç kız olduğunu hayal ediyorum” diye konuştu.

Hasta olmaması gerekiyor Melis’in doktoru Prof. Dr. Savaş Kansoy, Melis’in yüksek dozda kemoterapi gördüğünü, ancak artık durumunun iyi olduğunu söyledi. Kansoy, “Öngördüğümüz şekilde 3 hafta içinde ilik tuttu. Herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadık. Bundan sonrası da önemli. Melis’in bu yıl normal okula gitmesi söz konusu olamaz. Gelecek yıl sınıfına gidebilir” dedi.

Melis ilk üç ay, yalnızca hastaneye gitmek için dışarıya çıkabilecek. Bunun için de enfeksiyon hastalıklarına karşı dikkatli olması gerekecek. Grip salgını olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Savaş Kansoy, Melis’in bu dönemde hasta olmasının tutan iliği de tehlikeye atacağını söyledi. Operasyonu gerçekleştiren diğer uzman Prof. Dr. Serap Aksoylar da, “Bu bir süreç. Önemli basamakları bitti, ama henüz sonuçlanmadı. Bundan sonra geçireceğimiz her gün bizi sonuca ve hedefe biraz daha yakınlaştıracak. Melis, en çok kardeşini göreceği için heyecanlı” diye konuştu.

20 ilköğretimli hastaneye kaldırıldı



Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Kurşunlu Köyü İnci Kalender İlköğretim Okulu’nda eğitim gören 20 öğrenci, karın ağrısı ve kusma şikâyetiyle hastaneye kaldırıldı. Çocukların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, olayı duyup okula koşan veliler, taşan kanalizasyon nedeniyle çocukların rahatsızlandığını savundu. Açıklama yapan Vali Yardımcısı Turan Eren, 20 öğrencinin Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğünü, 16’sında rahatsızlık tespit edildiğini söyledi. Sağlık İl Müdürlüğü ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nce olayla ilgili araştırma yapıldığını vurgulayan Turan Eren, “Şu an itibariyle tehlikeli bir durum yok” dedi.


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Temizlikihalesindevurgun Gaziantep Şehitkamil Belediyesi’nin temizlik ihalesinin, aynı büyükşehire bağlı Şahinbey Belediyesi’nden yıllık 14,5 milyon lira daha pahalı olduğu ortaya çıktı  AYDINLIK / GAZİANTEP

gelen haberler arasında.

G

Sorular yanıtsız kaldı

aziantep’te Şehitkamil Belediyesi temizlik ihalesi tartışılıyor. Birkaç kez tekrarlanmasına rağmen ihaleyi hep aynı şirketin, Güney Atık ve Yeşil Alan Yönetimi İnş. San. Tic. Ltd Şirketi’nin aldığı belirtiliyor. Belediyenin parkbahçeler ihalesi ile katı atık dönüşüm tesislerinin de aynı firmanın ortaklarına verildiği

Diyadin’de hekime şiddet



Ağrı’nın Diyadin ilçesinde, Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde görev yapan pratisyen Dr. Hamdi Kösece, sıra beklemek istemeyen bir hastanın yakını tarafından tartaklandı. Üst solunum yolu enfeksiyonu şikâyeti ile acil servise gelen bir hasta yakını tarafından boğazının sıkıldığını belirten Kösece şikâyette bulundu. Kendisinin ve çalışma arkadaşlarının daha önce de hasta yakınları tarafından darp edildiğini ifade eden Dr. Kösece, “Hastalar sıraya uymuyor. Oysa ben doktor olarak muayene edip, hastalığa göre tedavi etmem gerekiyor. Bu nedenle şiddete uğruyoruz” dedi. Doktor Kösece, darp raporu verecek olan dahiliye uzmanı Esra Ateş’e ve kendisine başhekim tarafından baskı uygulandığını da iddia ederek, “Olaydan 1.5 saat sonra Dr. Ateş bana rapor yazabildi. Başkehim iş göremezlik raporu verdirtmedi. Şiddete uğrayan doktorlar için Sağlık Bakanlığı’nın ‘mavi kod’ bildirimi var. Ancak başhekim bu bildirimi de yapmadı” diye konuştu.

AKP’li Rıdvan Fadıloğlu’nun başkanlığını yaptığı Şehitkamil Belediyesi en son 18 aylık hizmet alımı için ihale gerçekleştirilmiş. İhale bedeli 44 milyon 361 bin 113 lira. Aylık 2 milyon, 464 bin 506 lira. İlçenin yanıbaşındaki Şahinbey’in nüfusu Şehitkamil’den 100 bin daha fazla. Ancak bu be-

Aytun Çıray

lediye temizlik işlerini Şehitkamil Politikalar Bakanı ve şu anBelediyesi’nden ayda daki AKP Gaziantep bir milyon 214 bin, yılda Büyükşehir Belediye 14 milyon 568 bin lira Başkan adayı Bakan daha ucuza yaptırdığı Fatma Şahin’in yakın belirtiliyor. Gaziantepilişkileri olduğu da liler ortada büyük bir iddialar arasında. vurgun olduğu görüKonuyla ilgili görüşşünde. mek istediğimiz ŞeŞehitkamil Beledi- Başkan Fadıloğlu hitkamil Belediye Gaziantepliler, Şehit Kamil Belediyesi’nin temizlik yesi’nden ihaleyi alan firmanın yetkilileri ihale ile ilgili so- ihalelerini alan firmanın kayırıldığını belirtiyor. ortakları ile eski Aile ve Sosyal rularımızı yanıtsız bıraktı.

Sağlık Bakanı açıklasın: 182 vatandaşı soyacak mı?



Atatürk’ün eşyaları depoda hapsedildi  TUĞÇE YERDELEN / İZMİR

İ

zmir Kordon’da bulunan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün evi olarak da bilinen Atatürk Müzesi iki yıl önce restorasyon gerekçesiyle ziyarete kapatıldı. Müzede bulunan, Atatürk’ün çalışma odası, mobilyalar, banyo, yaver odası, misafir odası, kütüphane, tablolar ve Atatürk büstünün de yer aldığı eserler ile Atatürk’ün şahsi eşyalarının tamamı depoya kaldırıldı. Ancak binaya iki yıl boyunca bir çivi bile çakılmadı. Duruma tepki gösteren birçok sivil toplum örgütü eylemler ve imza kampanyaları yaptı. Tepkilere rağmen bürokratik işlemler bir ay kadar önce tamamlanabildi. İhaleyi alan firma Ermiş İnşaat’ın iyileştirme çalışmalarını tamamlandıktan sonra müzenin 10 Kasım 2014’te açılacağı belirtildi.

‘Şiddetle kınıyoruz’ Restorasyon çalışmalarını yakından takip edeceklerini söyleyen Atatürkçü Düşünce Derneği İzmir Eşgüdüm Başkanı ve Urla Başkanı Ali Yanar şöyle konuştu, “Müzenin iki yıldır kapalı kalması yüreği Atatürk sevgisiyle dolu olan İzmirlileri üzmektedir. Yenileme çalışmaları bahane edi-

Atatürk’ün Atatürk’ün resimleri resimleri ve ve eşyaları eşyaları iki iki yıldır yıldır depoda depoda bekletiliyor. bekletiliyor.

CHP İzmir Milletvekili Dr. Aytun Çıray sağlıkta alınan katılım paylarının sürekli artmasına isyan etti. Bir dönem Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı da yapan Çıray, “Sağlıkta adeta geçenden beş akçe geçmeyenden on akçe alınmaya başlandı” dedi. AKP hükümetinin devletin sosyal olma vasfını yok ettiğini belirten Çıray, basında yer alan iddialara göre Alo 182 Merkezi Randevu Sistemi’nden alınacak 4,5 lira katılım payı ücretini eleştirerek “Sağlık Bakanı’nın bu iddialar ile ilgili bir açıklama yapmasını bekliyoruz. Vatandaşın bunu bilmek en doğal hakkıdır. Milletimiz vergi veriyor prim ödüyor, ilâveten katkı payı da neyin nesi? Katkı paylarını kaldırın lütfen!” diye konuştu.

‘Kalite düştü’ Sağlık harcamalarının AKP hükümeti döneminde 330 dolardan 767 dolara çıktığını, aslında bunun memnuniyet verici olması gerekirken artan sağlık harcamalarına karşın hizmetin kalitesinin düştüğünü ifade eden CHP’li vekil şunları söyledi: “Bu kadar çok para toplanıp harcanmasına karşın vatandaşa verilen sağlık hizmeti sıralamasında OECD ülkeleri içinde sonuncuyuz. Kaynaklar doğru harcanmıyor. Biz bunların harcadıkları para ile çok daha ulaşılabilir ve çok daha kaliteli sağlık hizmeti vereceğiz.”  AYDINLIK / ANKARA

lerek, Atatürk’e ait eşyalar, depolarda çürümeye terk edilmesini şiddetle kınıyoruz. Atatürk’e ve Cumhuriyet devrimlerine saldırıların hızla arttığı günümüzde müzemize sahip çıkıyoruz. Atatürk’ün kültür mirasının gelecek kuşaklara aktarılması engelleniyor. 2011 yılına kadar açık olan bu müze birden bire nasıl olur da kullanılamaz hale gelmiştir?”

Aile Hekimleri: Boyun eğmeyeceğiz İzmir’deki ortak açıklamada, Torba Yasa’nın geri çekilmesi istendi.

T

ürk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu ile Ankara Tabip Odası, tüm eleştirilere rağmen Meclis’ten geçirilen Sağlık Torba Yasası ilgili bir basın açıklaması yaptı. Hekimler adına konuşan TTB Aile Hekimliği Kolu Başkanı Handan Yüksel, TTB Merkez Konseyi’nin Cumhurbaşkanı’ndan Torba Yasa’yı TBMM’ye geri iade etmesini istediği hatırlattı. Yüksel, “Yasa’nın yürürlüğe girmesi ve ASM çalışanlarına acil nöbeti uygulamalarının yaşama geçirilmesi halinde başından beri kararlılıkla yürüttüğümüz mücadelemizi daha etkili bir şekilde sürdüreceğimizi kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz” dedi. Yüksel, Sağlık Bakanlığı’nın önümüzdeki günlerde yayınlamayı düşündüğü “Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmelik Değişikliği”nin kazanılmış hakları geriye götüreceğini belirtti.

‘Kaygılanıyoruz’

T

ıpta Uzmanlık Kurulu’nun sözleşmeli çalışan aile hekimlerine yönelik Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi’nin esaslarını belirlemek amacıyla aldığı kararları açıkladığını da hatırlatan Yüksel şunları söyledi: “Yıllardır birinci basamak hizmet birimlerinde bilgi, beceri, deneyim kazanmış, pratisyen he-

kimlere uzmanlık sınavına girme şartı getirmesi, eğitimin belirsiz içeriği, 6 yıl gibi uzun bir süreye yayılacak olması, 6 aylık rotasyonlarla kendi nüfusundan kopması ihtimali gibi yaşanabilecek birçok olası sorunlar meslektaşlarımızda ciddi endişelere neden olmuştur. Ayrıca uzmanlık eğitimi alabilmek için sınavlara giren, zorlu asistanlık eğitimi sonrası mecburi hizmet yapan arkadaşlarımızın emeklerinin de göz önünde bulundurulmayacağı kaygısını taşıyoruz”

‘Sorumlu kim olacak? İzmir’de de Aile Hekimleri Derneği (İZAHED) ve Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu ortak açıklama yaparak Torba Yasa’ya itiraz nedenlerini kamuoyuyla paylaştı. Tabip Odası Yöneticisi Ceyhun Balcı, yasanın hekimlerin başına geçirilen bir çuval olmasından kaygılandıklarını söyledi. İZAHED Başkanı Muhterem Koray da “Acillerde nöbet tuttuğumuz takdirde bizim o eğitimi almamamızdan kaynaklanan bir sıkıntı olunca bunun sorumlusu kim olacak?” diye sordu. Aile Hekimliği Komisyonu Başkanı Alper Zobarlar ise “Yakında bakanlık aile hekiminden ameliyat yapmasını da isteyecek” diyerek tepkisini dile getirdi.

Kaz Dağları’nda talana yargı engeli



Çevre mücadelesi için aralarında Ayvalık’ın da bulunduğu Körfez belediyeleri tarafından kurulan Kaz Dağı ve Madra Dağı Belediyeler Birliği, Kaz Dağları’ndaki maden şirketlerine karşı hukuk zaferi kazandı. Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü ve 18 belediyeden oluşan Kaz Dağı Madra Dağı Belediyeler Birliği’nin yörede faaliyet gösteren maden şirketlerine açtığı davalara ilgili mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı verdi. Karar yöre halkı tarafından sevinçle karşılandı.  OYA UĞRAL / AYVALIK

Yaralılara yardıma koşan astsubay kaza kurbanı



Sivas’ta önceki akşam saatlerinde meydana gelen trafik kazasını görüp, yaralananlara yardıma giden Astsubay Hüseyin Burhan’a bu sırada başka bir araç çarptı. Çarpmanın şiddetiyle savrulan Burhan olay yerinde hayatını kaybetti. Hatay’ın Kırıkhan ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu belirtilen şehidin bugün Kırıkhan’da askeri törenle son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor.

Almanya’da öldürülen gurbetçi toprağa verildi



Almanya’nın Berlin kentinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden 26 yaşındaki Tahir Özbek, Kayseri’nin Develi ilçesinde toprağa verildi. Berlin’de Türklerin yoğun yaşadığı Wedding semtindeki bir bahis bürosuna bir hafta önce gelen yüzleri maskeli 56 kişi, arka bölümde arkadaşlarıyla oturan TaTahir Özbek hir Özbek’e tabancayla kurşun yağdırdı. Vücudunun çeşitli yerlerine kurşun isabet eden Özbek, olay yerinde hayatını kaybetti. Cinayetle ilgili soruşturma başlatan Alman polisi, Özbek’in çete tarafından öldürülmüş olma ihtimalini araştırırken; genç gurbetçinin cenazesi Develi’nin Merkez Çarşı Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Aygösteren Mezarlığı’na toprağa verildi.


Hazırlayan: Recep ERÇİN

UFKA BAKIŞ

DOLAR

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Cuma 2.2195 Perşembe 2.2036

EURO

H. Ufuk

SÖYLEMEZ Fax: 0312 467 78 93 ufuksoylemez@aydinlikgazete.com

Hani 1 dolar 1 TL olacaktı?

T

ürkiye’de çıkarcı holding medyasında yazan - konuşan gazeteci akademisyen - teknisyen bir çok isim daha düne kadar oluk oluk akan sıcak paranın verdiği cesaretle, yüksek perdeden konuşurlardı. Onlara göre 1 doların 1 TL olması beklenmeliydi. Üretmeyen, istihdam ve katma değer yaratamayan Türk ekonomisine bol, kolay ve sıcak döviz girişleri sürecekti. O paralarla da, ithalat yapılacak, tüketiciler kredi kartı ve borca boğulacak, böylece bu saadet zinciri sürecekti. Ama artık deniz bitti, el parasıyla lale devri yaşamanın sonuna gelindi. T. Erdoğan’a yalakalık yapmak ve iktidara yanaşmak için, “1 dolar 1 TL olacak” laflarını edenler bugün ortalarda görünmüyorlar. Çünkü bugün, avro 3 TL’yi, dolar da 2.20 TL’yi aşmış durumda. Özellikle 17 Aralık’tan sonra dolar kurundaki artış % 10’a yaklaştı. Tabii ki, bütün hesaplar da şaşmış durumda. Gerçekçi kur uygulamayan, kaynağı ve sahibi meçhul paralarla ekonomiyi kara paracıların üssü haline getiren, imalat yerine ithalatı, tasarruf yerine tüketimi teşvik eden, ülkeyi ağır borç yüküne sokan, “borsa coştu - döviz düştü” nakaratıyla milleti aldatmaya çalışan zihniyet iflas noktasına geldi. Önümüzdeki ayların bugünleri de aratacağından endişe ediyorum. Yaşanan fiili devalüasyonun nerede duracağı görünmüyor. Çünkü, hem siyasi hem ekonomik belirsizlik ve istikrarsızlık giderek derinleşiyor. Görünen o ki, “1 dolar 1 TL” olmadı, olmayacak da...

Milli Merkez Avrupa’da kuruluyor Sağ-sol demeden, parti ayrımı gözetmeden “Atatürk’te birleştik” şirayla önce Milli Anayasa Forumu olarak yola çıkan ardından “Milli Merkez”e dönüşen, partilerüstü demokratik Kuvayı Milliye hareketi, Pazar günü Avrupa’da Kuruluş toplantısını gerçekleştirecek. Milli Merkez Avrupa Kuruluş Toplantısı, 19 Ocak 2014 Pazar günü Almanya’nın Duisburg kentinde yapılacak. Avrupa’da, Almanya, Avusturya, Belçika ve İsviçre’de yapılan Milli Merkez toplantılarının ardından, “Yeniden Cumhuriyet, yeniden Milli Misak” sloganı ile bu kez Milli Merkez Avrupa Kuruluş toplantısıyla, Milli Merkez Avrupa temsilciliği kurulmuş olacak. Sn. Bülent Demiral, Sn. Dursun Arı, Sn. Dr. Yusuf Özmen ve Sn. Dr. Yavuz Dedegil’in büyük gayret ve emek vererek düzenledikleri bu Kurultayın, Avrupa’da yapılan en geniş katılımlı toplantı olması bekleniyor. Sadece Almanya’dan değil, Avrupa’nın birçok ülkesinden de Atatürkçü, Cumhuriyetçi yurtseverlerin, millici ve demokratların bu toplantıya katılacağı tahmin ediliyor. Çünkü gurbette Anavatan’a duyulan özlem de, Atatürk Cumhuriyetine olan gönülden bağlılık da daha bir başka, daha bir yoğun oluyor. Milli Merkezi oluşturan öncüler, Atatürk’te birleşen, Cumhuriyetin kurucu değerlerine, ulus devletimize, üniter yapımıza, laik - çağdaş yaşam biçimimize ve güzel dilimiz Türkçemize büyük bir hassasiyet ve kararlılıkla sahip çıkan, Mustafa Kemal’in askerleridir. Toplantının konuşmacıları da bu büyük birleşmeyi en iyi şekilde yansıtan ve temsil eden isimlerden oluşuyor. Toplantıyı Milli Merkez Ankara Temsilcisi ve YK üyesi sıfatıyla, benim yönetmem arzu edildi. Elbette toplantıya ilişkin izlenimlerimizi ve düşüncelerimizi Türkiye’ye döndüğümde sizlerle paylaşacağım. Toplantıya, TBMM E. Başkan V. CHP Mv. Sn. Kamer Genç, İşçi Partisi Genel Başkan V. Sn. Av. Hasan Basri Özbey ve TBMM E. Başkan V. Sn. Av. Hasan Korkmazcan’dan oluşan saygın isimler katılacak ve konuşacaklar. “Türkiye’de yaklaşan yerel seçimler ve güçbirliği” konusu ana gündem maddesi olacak. Türkiye’de bugüne kadar 217 il - ilçe ve belde merkezinde yapılan Milli Anayasa Forumları ve Milli Merkez toplantıları, halkımızdan büyük destek ve ilgi görüyor. 200 bine yakın vatansever bu toplantılara aktif olarak katıldı. Şimdi sıra Avrupa’da. Çünkü nerede bir Türk varsa, orada Mustafa Kemal’in askerleri var demektir. Toplantı yeri ve Saati: 19.Ocak.2014 Pazar Saat: 13.00 / 18.00 Efendi Kulturzentrum - Adelen Str. 23 47053 Duisburg

Cuma 3.0126 Perşembe 3.0063

BORSA

Cuma 65.858 Perşembe 67.476

ALTIN

(Cumh.)

Cuma 602 Perşembe 596

FAİZ

Cuma % 10.04 Perşembe % 10.03

A

ydınlık’ın “Ekonomi’’ ve “Bakış’’ sayfalarında döviz kurlarındaki hızlı yükselişin bir devalüasyon olduğunu daha önce yazmıştık. Dün de yükselişini sürdüren dolar kuru 2.2230 TL ile tüm zamanların en yüksek düzeyini gördü. Dolar kuru geçen yıl Ocak ayı başlarında ise 1.7720 TL seviyelerindeydi. Avroda da durum farksız değil. Geçen yıla göre yüzde 28’in üzerinde değer kazanan avro dün 3.0141 ile rekor seviyeleri gördü. Bu rakam geçen yıl 2.353 TL düzeyindeydi. Son bir yılda TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı da yüzde 20’yi aştı.

Ayşe Hanım Teyze’yi nihayet uyardı ‘Türk Büyükleri’ aylardır kurdaki yükselişin aslında piyasanın yarattığı bir devalüasyon olduğını görmezden gelseler de nihayet ekoGüngör Uras nomi basınının usta kalemlerinden iktisatçı Prof. Dr. Güngör Uras, dünkü “Devalüasyon % 23’ü aştı’’ başlıklı yazısında konuya dikkat çekti. Yazısında son bir yılda dolar ve avro kurunda görülen hızlı artışa işaret eden Uras, şu uyarıları yaptı: “Şimdiki dalga 2001’deki dalgalı kura geçişte ekonomiyi sarsan dalgadan daha vahşi. Başka anlatım ile şimdilerde Türk lirasının değer kaybı 2001 devalüasyonundaki kayıpların çok çok üzerinde. 2001 yılında dolar değeri ilk dalgada yüzde 19 ve daha sonraki günlerde yüzde 43 artarken, ülkede enflasyon yüzde 68.5, faiz oranları yüzde 72.0 idi. 2013 yılında enflasyon yüzde 7.4 iken, faiz yüzde 9.5 iken dolar fiyatı yüzde 23.4 oranında artıyor. Euro fiyatı yüzde 27.4 artıyor. Enflasyonun ve faiz oranının iki katını aşan devalüasyon ekonomiyi ezer geçer. Bunun şakası yok ama, Büyük Türk Büyüklerimiz durumu umursamıyor gibi duruyor.’’

Prof. Dr. Güngör Uras’ın devalüasyon uyarısı birilerini harekete geçirir mi bilinmez. Ancak bu saatten sonra geç kalındığı kanaatindeyiz.

Ekzen, ‘Ağustos devalüasyonları’nı yazmıştı

Şimdi bir kez daha yaşanıyor. Bir kez daha Türk ekonomisi dış denge darboğazı nedeniyle Ağustos ayında devalüasyona zorlanıyor.’’

Gayri resmi devalüasyon

Oysa kurlardaki hızlı yükselişin ekonomide tehlike çanlarını Bir ülkenin ulusal parasının çaldığını Nazif Ekzen, Aydınlık’ın yabancı paralar karşısında yük“Bakış’’ sayfasındaki 27 sek oranda değer kayAğustos tarihli “Hükübetmesine veya bunun meti götüren Ağustos dehükümet eliyle yapılavalüasyonları’’ yazısında masına devalüasyon didile getirmişti. Ekzen söz yoruz. Türkiye’de arık konusu yazısında, Prof. “resmi devalüasyon” olDr. Yalçın Küçük’ün muyor. Türk Parasının “Devalüasyon Yasası’’nı Kıymetini Koruma Kahatırlatarak, şu tespitlerde nunu’na, ilişkin kararnaNazif Ekzen bulunmuştu: “Kurlardaki me yayınlanmak suretiyle değişim % 10 seviyesinin TL’nin yabancı paralar karşısında üzerine çıkınca, genel kabul gören değeri artık resmen belirlenmiyor. değerlendirmelerde bu, ‘devalü- Piyasada ortaya çıkıyor. Fakat asyon’ olarak kabul ediliyor. Kur Ekzen’e göre, sonuçları fark etdeğerinde dolara karşı 1 Ocakmiyor. Çünkü, ister resmi, ister 23 Ağustos arasındaki değişim piyasa güçlerince olsun, soolarak alırsak, TL değer kaybı nuçları hızla % 12.8’e çıkıyor. Sıcak para akımının durması ile 2013 yılı Mayıs ayı ortasından Ağustos ayı sonuna kadar TL değerinde yabancı paralar karşısında yaşanmakta olan kur kaybının bir ‘devalüasyon olduğunu’ söylemek gerekiyor. Bir şeyi daha söylemek gerekiyor. Hep öyle olmuştur. Türkiye’de devalüasyonlar, özellikle Ağustos devalüasyonları, iktidarları düşürüyor. Örnekleri açık. Devalü- fiyatlara asyonların iktidarları götürmesi, yansıyor. Türkiye Üzerine Tezler kitabının ‘en önemli tezidir’. Yalçın Kü- TL yüzde 20 değer yitirdi Yalçın Küçük’ün “Devalüasçük’ün Türkiye pratiğinden çıyon Yasası’’ işler mi bilinmez. kardığı en önemli tezdir. 1946 sonrasının iktisat tarihi Ancak son bir yılda doların TL kayıtları hep şunu gösterir. Dış karşısında yüzde 25’i aşan oranda denge krizine bağlı olarak yaşanan değerlenmesi TL’nin aynı oranda Türkiye’nin büyük devalüasyon- değer kaybettiği anlamına gelları hep Ağustos ayında olur. Pat- miyor. Yani, 1 dolar 1 TL’ye eşitlıcan mevsiminin sonunda. De- ken, 1 dolar 2 TL’ye eşit hale gevalüasyonların Ağustos ayında lince TL yüzde 100 değer yitirmiş olmasının nedeni, dış denge dar- olmuyor. Buna göre; 2013 Ocak boğazının yılın bu ayında en şid- ayı başında 1.7720 TL olan dolar, detli düzeyine ulaşmasındandır. dün itibarıyla 2.2230 TL’ye çıktı. Ülke ekonomik krizi dış denge Yani bu dönemde dolar TL’ye nedeniyle, dış ticaret açığı-cari karşı (2.2230/1.7720-1) yüzde 25.4 açık olarak yaşıyorsa, yaz bitip arttı. Bu değerlere göre TL’nin sonbahara girilirken hep Ağus- değer kaybı da (1.7720/2.22301) yüzde 20.2 oldu. tos’ta devalüasyon yaşanır.

 RECEP ERÇİN

H

izmet sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin tek çatı kuruluşu olan Hizmet İşveren Sendikası’nın Başkanı Necmeddin Şimşek, önceki gece sektörün sorunlarını basın mensuplarıyla paylaştı. Türk hizmet sektörü için Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da önemli fırsatların olduğunu anlatan Şimşek, fakat sektörün ülke içinde karşı karşıya olduğu belirsizlikler nedeniyle bunu henüz gerçekleştiremediğini ifade etti.

En büyük sorun kıdem tazminatı Sendika olarak şimdiye kadar 13 sorun saptadıklarını belirten Şimşek, sektörde en büyük belirsizliğin kıdem tazminatı olduğunu söyledi. İşçinin hakkı olan kıdem tazminatının ödenmesinden yana olduklarını bunun aksinin zaten olamayacağını ifade eden Başkan Şimşek, bu konuya

Necmeddin Şimşek şöyle açıklık getirdi: “Bir takım bürokratik engeller nedeniyle işçi ile patron karşı karşıya getiriliyor. Kamu ihalelerinde işçilerin hak etmiş oldukları kıdem tazminatı görmezden geliniyor, bu da işçiyi de işvereni de mağdur ediyor. Kamu ihaleyi yaparken, maliyet kalemleri arasına kıdem tazminatını katmıyor oysa işçi bir yıl çalışınca kıdem hak etmiş oluyor. Her ne kadar yasa haksız fesih durumunda tazminatı öngörüyor olsa da işçiler bunu kazanılmış hak olarak kabul ediyor. Biz işverenler de bunu ödüyoruz.

O zaman kamudan aldığımız örneğin 8 liralık maliyet 10 liraya çıkmış oluyor. Oysa ihale maliyetleri içine kıdem tazminatı da eklenmeli. Yılbaşından itibaren tazminat konusunda somut adımın atılmasını bekliyorduk. Ancak 17 Aralık, 1.5 milyon işçiyi etkiledi. Son olaylar nedeniyle hükümetin taşeron işçilerin kıdem tazminatıyla ilgili çalışması şimdilik kaldı.’’

Nazif Ekzen geçen yıl Mart ayı başında gazetemizin “Bakış’’ sayfasında yayımlanan yazısında da devalüasyonların “tunç yasasını” yazmıştı. Ekzen, Yalçın Küçük’ün “Devalüasyon Yasası’’ tezine atıf yaparak, “Devalüasyon kararını alan yönetim iktidarını sürdüremiyor. Cumhuriyet döneminde, 1946 yılından başlayarak, geçtiğimiz altmış beş yılda altı büyük devalüasyon yaşandı’’ hatırlatmasını yapmıştı.

ÇUFAŞ’ın 2012 ve 2013’te toplam 71.963,32 TL temsil ve ağırlama gideri olduğu belirtildi. Özgümüş, hiçbir faaliyeti olmayan şirketin bu kadar yüksek temsil ve ağırlama giderinin olmasına ilişkin, “ÇUFAŞ A.Ş.

Yalçın Küçük’ün Tekeliyet 1 adlı eserinde Ekzen’in sözünü ettiği devalüasyonları Doruk Cengiz Ağustos ayı sonunda Odatv’deki yazısında şu şekilde listelemiş: 1946 Devalüasyonu - Recep Peker - Düşürülmüş, Silinmiştir. 1958 Devalüasyonu - Adnan Menderes - Düşürülmüş, İdam Edilmiştir.

1970 Devalüasyonu - Süleyman Demirel - Düşürülmüş, İdam Edilmemiştir. 1980 Devalüasyonu - Süleyman Demirel - Düşürülmüş, Enterne Edilmiştir. 1994 Devalüasyonu - Tansu Çiller - Düşürülmüş, Silinmiştir. 2001 Devalüasyonu - Bülent Ecevit - Düşürülmüş, Ölü’ye Sayılmıştır. Öte yandan Türkiye iktisat tarihine baktığımızda toplamda 9 devalüasyon olduğu görülüyor. Bunlar; 7 Eylül 1946 % 54.3, 4 Ağustos 1958 % 68.9, 10 Ağustos 1970 % 40, 21 Eylül 1977 % 9.1, 1 Mart 1978 % 23, 10 Haziran 1979 % 43.7, 24 Ocak 1980 % 32.7, 5 Nisan 1994 % 51 ve 22 Şubat 2001 % 28.4 olarak sıralanıyor. Prof. Dr. Yalçın Küçük

BAŞSAĞLIĞI

Birçok şirket biter Kurulalı bir yıl olmasına rağmen sektörün önündeki sorunlarla ilgili çalışmalar yaptıklarını ve bunları raporladıklarını belirten Necmeddin Şimşek, ayrıca sektöre ilişkin de şu bilgileri verdi: “Sektörün 30 milyar liraklık bir büyüklüğü var. 1.5 milyon işçi istihdam ediliyor. Sektörde 500’e yakın irili ufaklı şirket var. Bizim toplam 32 üyemiz bulunuyor. Sorunlar çözülmezse birçok şirket 3-5 senede biter.’’

ÇUFAS’a 71 bin liralık ağırlama faturası Adana Büyükşehir Belediyesine bağlı ÇUFAŞ AŞ’nin 71 bin 963 lira ağırlama giderleri olduğu ortaya çıktı. Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün, soru önergesine İçişleri Bakanlığı’ndan yanıt verilen yanıtta

Dolar kuru dün 2.2230 TL ile yeni bir rekor kırdı. Böylece kurda görülen son bir yıldaki artış yüzde 25’i aştı. Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün ‘devalüasyon yasasına’ göre TL’deki bu değer kaybı hükümet götürecek noktaya geldi

Devalüasyon yapan iktidardan düşüyor

6 devalüasyon 6 rejim

Sektördeki belirsizlikler dışa açılmaya engel

(Brent)

Cuma $ 106.55 Perşembe $ 105.85

*Serbest piyasa satış fiyatları

Devalüasyon ‘hükümet götürecek’ eşikte  EKONOMİ SERVİSİ

PETROL

kimleri ağırladığını açıklaması gerekir. Aksi taktirde bazı yönetici, hısım veya ‘özellikli’ bazı bürokratların şahsi yemek ve seyahat harcamalarının, kamuya ait olan bu şirkete yüklendiği kanaati oluşacaktır” dedi.

Değerli arkadaşımız Hıdır Güzel’in kardeşi, Türkan güzel’in kayın biraderi, Umut ve Arzu’nun amcaları, Tayyar, Sevim ve Ali Ekber Koç’un dayıları

İSMAİL GÜZEL vefat etmiştir. Arkadaşlarımızın ve dostlarımızın acılarını paylaşır başsağlığı dileriz İSVİÇRE’den Mehmet Şen, Ali Şen, Hüsnü şen, Hüseyin Şen, Cem Şen, Ali Arslan, Veli Güven, Hasan Karateke


Hazırlayan: Tarık TEKGÖZLİ

Derince Limanı’nda çifte özelleştirme rumda. Ciner grubunun da içinde olduğu 16 özel şirket Liman içerisinde yer kiralayarak işletmecilik yapıyor. Limanın kapısında TCDD Derince Limanı tabelası var ama içi tamamen özelleştirilmiş durumda. Kira sözleşmesinde, liman özelleştirilirse kiracılık durumunun ortadan kalkmayacağına dair özel teminat yer alıyor. Limanlarda “Pilotaj” ücreti uygulanıyor. Her gemiden iskeleye kılavuz kaptan eşliğinde yanaştırılmak için 15 ile 30 bin avro arasında para alınıyor. Bu ücret ciddi bir gelir sağlıyor ve limanları alıcılar için cazip hale getiriyor. Derince Limanı’nda kiracı konumunda bulunan şirketler ise bu pilotaj ücretini ödemiyor.

 ESİN ERGENÇ TURHAN

T

CDD’ye ait Derince Limanı’nın özelleştirilmesi için son teklif alma tarihi, 16 Ocak’tı. AKP hükümetinin özelleştirmek istediği Derince Limanı, kamuya ait son 3 büyük limandan biri. Derince Limanı sadece büyüklüğü için değil, aynı zamanda bulunduğu bölge açısından ve ülkenin gümrük güvenliği açısından da çok önemli. Derince Limanının satışı için teklif toplama sona erdi, şimdi ihale tarihinin belirlenmesini bekleniyor.

Tabela devletin içi özelin Hükümetin satmayı planladığı Liman, aslında kiralama yöntemiyle özelleştirilmiş du-

ÖİB kararlarına aykırı sözleşmeler Derince Limanı’nda çalışan işçilerin, limanın özelleştirilmesine karşı yaptıkları eylem Ciner Grubu’nun ihaleden çekilmesine neden oldu. Limanİş Sendikası, Derince Limanı girişinde yaptığı basın açıklamasında Ciner Grubu’nun Limanda 2023 yılına kadar sözleşmesi olduğunu belirterek, yapılacak ihalenin şaibeli olacağına dikkat çekmişti. Eylemin ertesi günü Ciner Grubu verdiği teklifi geri çekerek, ihale sürecinden ayrıldı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) yönetmeliklerine göre özelleştirme kapsamında olan kurum-

Yıldırım

KOÇ

larda uzun süreli sözleşmeler yapılamaz. Ancak Derince Limanı’nda yönetmeliklere aykırı olarak 2027 yılına kadar yapılan sözleşmeler var.

yildirimkoc@aydinlikgazete.com

Çıplak işçiler

Ç

6 firma teklif verdi İzmit Körfezi’ndeki Derince Limanı için 6 teklif geldi. İşletmesi Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’ne ait olan Derince Limanı’na son teklif verme süresi önceki akşam sona erdi. Derince Limanı’nın 36 yıl süreyle işletme hakkı için teklif veren firmalar şunlar:

“Cengiz İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.”, “Yılport Holding A.Ş.”, “The Pennisular and Oriental Steam navigation Company”, “Safi Katı Yakıt Sanayi ve Ticaret A.Ş.”, “Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik Sanayii ve Ticaret A.Ş.” ve “Ceynak Lojistik ve Ticaret A.Ş.”

Yatağan’dan Zonguldak’a çağrı: 24 Ocak’ta Ankara’da birleşelim Özelleştirmeye karşı mücadeleyi Ankara yürüyüşü ile büyütmeye hazırlanan Yatağan işçisi, ÇATES işçisine çağrıda bulundu. İşçiler, ‘Gelin Arslanlı Yol’da gücümüzü birleştirip talana dur diyelim’ dedi  BEHİYE YARAŞCI / YATAĞAN

M

uğla’daki santrallar ile kömür ocaklarının özelleştirilmek istenmesine karşı mücadele eden maden ve enerji işçileri, 24 Ocak’ta Ankara’ya çıkarma yapmaya hazırlanıyor. 23 Ocak’ta Yatağan Termik Santralı önünde saat 11.00’de başlayacak olan yürüyüş 40 km.lik mesafedeki Muğla çıkışına kadar sürecek. İşçiler Muğla’dan 24 Ocak’ta Ankara’da olacak şekilde yola çıkacak. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı önünde toplanacak olan maden ve enerji işçileri, özelleştirme kapsamına alınan Zonguldak’taki Çatalağzı Termik Santralı (ÇATES) işçilerini de Ankara’ya çağırdı. İşçiler, “Gelin, Arslanlı Yol’da gücümüzü birleştirip bu yağmaya, talana tek yürek olarak dur diyelim” dedi. Maden ve enerji işçilerinin, ÇATES işçilerine çağrıları şöyle:

‘Bağımsızlığımıza sahip çıkma mücadelesi’ TES-İş üyesi Mutlu Akseki: “Yatağan işçisi olarak bizlerin uzun süredir verdiği mücadele sadece buradaki işçinin geleceği için verdiği mücadele değildir. Buradaki mücadelenin başarıya ulaşması Türkiye emekçilerine katkı olacaktır. Mücadelemiz, emeğin haklarının korunması, geliştirilmesi ve Türkiye’nin bağımsızlığına sahip çıkma mücadelesidir. Onurlu bir gelecek için hayallerimize sahip çıkmak için bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Zonguldak’a gelince aklımıza maden işçisi ve onun tarihe geçen mücadeleleri aklımıza gelmektedir. Zonguldak işçisini 24 Ocak’ta Ankara’da görmek emeğin başarısı için bizleri güçlendirecektir. Bağımsız Türkiye’de insanca yaşam koşullarında yaşamak adına emekçiler olarak Ankara’da gücümüze güç katarak birleşelim.”

‘Biz Yatağan’dan siz Zonguldak’tan...’ Maden-İş üyesi Cengizhan Tuna: “Cumhuriyetle kazandığımız santrallarımızı, madenlerimizi kendi mallarıymış gibi satmalarına izin vermeyeceğiz. Önce topraklarımızı şimdi de işimizi elimizden almaya çalışıyorlar. O yüzden kararlılığımızın devam etmesi gerekiyor. Bu kararlılıkta bir kişi bile ‘Ben olmasam da olur’ diye düşünmesin. Birbirimize daha da kenetlenmeliyiz. ÇATES de satılmak isteniyor. Buradan Zonguldak’taki işçi arkadaşlara da sesleniyorum. Siz Zonguldak’tan çıkın, biz Yatağan’dan. Büyüyerek, güçlenerek Ankara’da özelleştirmenin karşısında kenetlenelim ve bu özelleştirmeyi birlik olup önleyelim.”

ACI KAYIP 1969 – 1970 Dev-Genç yöneticisi, 68’liler Birliği Vakfı üyesi, Devrimci kardeşimiz

AHMET BOZKURT’u kaybettik. Ailesi, akrabaları ve dostları ile 68’liler topluluğuna başsağlığı ve sabır diler, acılarını paylaşırız. Cenazesi, 18 Ocak Cumartesi günü Gürpınar Beykent Camii’nden öğle namazı sonrasında Büyük Çekmece Mezarlığı’nda toprağa verilecektir.

68’liler Birliği Vakfı Yönetim Kurulu

Türk-İş Yatağan işçisini bekliyor  İLKAY AKKAYA \ ANKARA Türk-İş Genel Sekreteri ve Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, Yatağan işçilerinin mücadelesinin, “Türkiye işçi sınıfının onur savaşı” olduğunu söyleyerek, “Onları Türk-İş’e ve sendikal hareketin mücadele tarihine yakışır bir biçimde karşılayacağız” dedi. Kavlak, Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy Termik Santrallarıyla, kömür işletmelerinin özelleştirme girişimlerine karşı, Türkiye Maden-İş

ve TES-İş Sendikası’nın bölgede yürüttüğü mücadeleyi çok yakından izlediklerini belirtti. Türk-İş yönetiminin sürecin içinde olduğunu söyleyen Kavlak, girişimlerinin devam ettiğini kaydetti. Kavlak, “Özelleştirmeye karşı çıkanlar neredeyse vatan haini ilan edildi. Özelleştirme ise sihirli bir değnek gibi takdim edildi. Özelleştirmeye karşı direnen sendikalar topluma hedef gösterildi. Sendikalar, sendikacılar yıpratılmak istendi, amaca ulaşıldı. Sendikal hareket etkisizleştirildi” dedi.

İşveren, hakkını arayanı kapı önüne koydu  MUSTAFA CERİT/KOCAELİ

K

elik-İş Sendikası 1989 yılında İskenderun Demir Çelik ve Karabük Demir Çelik fabrikalarında 137 günlük çok etkili bir grev uyguladı. Fabrikaların greve sürüklenmesinin ardında demir-çelik ithalatçıları ve işletmeyi özelleştirme niyetinde olan hükümetin politikası da vardı; ancak yine de grev o yılların en önemli işçi eylemlerinden biriydi. Çelik-İş o tarihlerde Türk-İş üyesi değildi; ancak bahar eylemlerinin havası ve etkisiyle, Türk-İş 29 Ağustos 1989 günü Karabük’te bir miting düzenledi. Mitinge katılan grevci işçilerin belden yukarıları çıplaktı. Bir işçiyi unutamıyorum. Türkiye İşçi Sınıfı Tarihi kitabımın kapağına o resmi koydum. Kaburga kemikleri sayılabilecek zayıflıkta ufak tefek ve sakallı bir işçinin elinde “Ekmek yok, barış da yok” yazıyordu. Bir başka işçinin elindeki kartonda da “Biz tüketmezsek hiç üretmeyiz” yazılıydı.

Yol-İş Bursa 1 No’lu Şubesi’nin eylemi Yol-İş Sendikası üyesi taşeron işçileri, sendikanın Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Muharrem Yıldız’ın önderliğinde 15 Ocak 2014 günü Balıkesir’de ve 16 Ocak 2014 günü de Çanakkale’de eylem yaptılar. Muharrem Yıldız ve taşeron işçileri, belden yukarıları çıplak olarak yürüdü ve Yargıtay kararına rağmen kadroya atanmamalarını protesto etti. Yol-İş Bursa 1 No’lu Şubesi bu eylemlerini 22 Ocak ve 23 Ocak günleri de sürdürecek. Karayolları Gn.Md. işyerlerinde 8 bin dolayında taşeron işçisi çalışıyor. Bu işçiler, Karayolları Gn.Md.’nün asıl işini yapıyorlar. Asıl işin bir bölümünün bölünerek taşerona verilebilmesi için “teknolojik nedenlerle uzmanlık” gerektirmesi koşulu bulunuyor. Halbuki taşerona verilen işler, Karayolları Gn.Md. tarafından yapılan işler. Ayrıca taşeron işçilerine emir ve talimatı Karayolları’nın kadrolu personeli veriyor. Yargıtay bu işçilerin işin başından itibaren Karayolları Gn.Md. personeli olduğuna karar verdi. Ancak 2011 yılı Aralık ayında verilen bu karara rağmen, taşeron işçilerinin kadroya geçirilmesi sağlanmadı.

Yapılması gerekenler

‘Tek yürek olalım’ TES-İş üyesi Mustafa Çetin: “Cumhuriyetin tüm kazanımları ve varlıkları birer birer özelleştirme adıyla yağma ve talan edilirken Türkiye işçi sınıfı Yatağan’dan dur demek adına yürüyüşünü başlatmıştır. Bir milyon insanın yürüdüğü Arslanlı Yol’da gücümüzü birleştirip bu yağmaya, talana tek yürek olarak dur diyelim. Birlikten zafer çıkacaktır. Zonguldak ile Yatağan bir olup ülkenin Başkenti’nden özelleştirmeye geçit vermeyecektir. Gelin 24 Ocak’ta Ankara’da tek yürek bu soyguna dur diyelim” Maden-İş üyesi Kamil Uras: “Bu özelleştirmeleri iptal ettirene kadar mücadeleyi birlik olup güçlendirelim. Buradan Zonguldak’taki yiğit işçilere sesleniyorum. Yarınları, işçinin birliği ve gücü kuracaktır. Çocuklarımıza yaşanabilir bir ülke bırakabilmek için bugün birlik olup kendi değerlerimize, topraklarımıza, fabrikalarımıza sahip çıkmalıyız. Gelin 24 Ocak’ta Ankara’da işçinin gücünü ve kararlılığını gösterelim. Birlik olup özelleştirmeye dur diyelim.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

SINIF GÖZLÜĞÜ

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

ocaeli’nin Çayırova ilçesine bağlı Şekerpınar mahallesinde kurulu bulunan Yapı Teknik Fabrikası’nda 5 işçinin işine son verildi. Daha öncede birçok işçinin işine son verildiği ifade edilirken “çalışma saatleri”, “fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi” ve “sigorta primlerinin eksik yatırılması” gibi durumlardan şikayetçi olan işçilerin işten çıkarıldığı iddia edildi. İşveren ise işten çıkarmaya gerekçe olarak “performans düşüklüğü”nü gösterdi. Sabah 8.00’de işbaşı yapan işçilerin mesaisi akşam

18.00’de bitiyor. Bazen çalışma saatleri 12 ile 16 saati buluyor. Cumartesi günü de yarım gün çalışan işçilerin yemek paydosunun da olmadığı belirtildi. İşyerinde doktor bulundurulmadığı da bildirildi.

Dava açma hazırlığı Yapı Teknik’te taşeron işçiliği adı altında sürekli işçi çalıştırıldığı ve ayda sadece 10 günlük prim yatırıldığı ifade edilirken maaşların asgari ücret üzerinden ödendiği geri kalanların ise elden verildiği iddia edildi. İşten atılan işçilerin, Yapı Teknik işvereni hakkında dava açmaya hazırlandığı öğrenildi.

Kavlak, şimdi de, enerji sektörünün göz bebeği olan kuruluşların satılmak istendiğini dile getirerek şöyle konuştu: “Enerji işçisi buna karşı mücadele ediyor. 24 Ocak’ta Ankara’da olacaklar. Onları Türk-İş’e ve sendikal hareketin mücadele tarihine yakışır bir biçimde karşılayacağız. Çünkü artık bu mücadele, Türkiye işçi sınıfının onur savaşıdır, varlık savaşıdır. Türk-İş, enerji işçisinin bu haklı mücadelesinde sonuna kadar onların yanında olacaktır.”

Sendikacı ve siyasetçilerin yargılandığı dava ertelendi

A

nkara’da 9 Ekim 2012 tarihinde “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanun Tasarısı”nı protesto eden bazı sendika yöneticisi ve siyasi parti temsilcilerine açılan dava dün görüldü. Aralarında DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Tez Koop-İş’in eski Genel Başkanı Osman Gürsu ve CHP Ankara İl Başkanı Zeki Alçın’nın da bulunduğu 30 kişinin, “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası”na muhalefet etmek suçlamasıyla yargılanmasına devam edildi. Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savunmasını yapan

CHP Ankara İl Başkanı Zeki Alçın, olaylarla ilgili olarak herhangi bir suçlarının olmadığını, kimseye şiddet göstermediklerini belirtti.

‘Polis müdahale etti’ DİSK Genel Başkanı Kani Beko da, demokratik haklarını kullanmak isterken, polisin kendilerine tazyikli su ve copla müdahale de bulunduğunu kaydetti. Basınİş Sendikası Genel Başkanı Yakup Akkaya ise savunmasında yaptıkları eylemin Anayasa’ya uygun olduğunu vurguladı. Mahkeme duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Burada birkaç nokta önemli. Yol-İş Sendikası bu konuda görevlerini yerine getirmedi. Yargıtay kararının üzerinden iki yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, bu kararın uygulatılması için etkili bir mücadele verilmedi. Ayrıca geçmişe dönük alacak davalarının açılması iki yıl kadar ertelendi; böylece taşeron işçilerinin geçmişe dönük iki yıllık alacakları hükümete hediye edildi. Yol-İş Genel Merkezi ayrıca taşeron işçilerinin başbakanlığa bir faks göndererek, kadroya geçirilmeleri karşılığında alacaklarından vazgeçmeyi kabul ettiklerini bildirmelerini istedi. Halbuki Yargıtay kararına göre, işçilerin hem alacak hakkı var, hem de kadroya geçme hakkı. Yol-İş Bursa 1 No’lu Şubesi’nin başlattığı eylem önemlidir. Yol-İş’in diğer şubeleri de benzer tepkiler gösterirlerse, kamuoyunun dikkatini bu konuya çekeceklerdir. Ancak unutulmaması gereken bir nokta var. 25 yıl önce işçilerin üstlerini çıkarıp yürüyüş yapmaları önemli bir eylemdi. Bugün artık soyunup yürümek önemli bir eylem değil. Yolİş Bursa 1 No’lu Şubesi’nin yaptığı eylem, bir protesto olması açısından önemlidir; ancak “bu daha başlangıç” olmalıdır. Eğer burada kalırsa etkili olamaz. İkincisi, bu ve benzeri eylem ve tepkiler, Yol-İş’in diğer şubelerine de yayılırsa, etki yaratabilir. Üçüncüsü, sınıf dayanışmasıdır. Destek isteyen işçi önce destek vermelidir. Yatağan-KemerköyYeniköy işçileri 23 Ocak’ta eyleme başlıyor ve 24 Ocak’ta Ankara’da olacaklar. Kadroya geçirilmek için destek isteyen Karayolu taşeron işçileri, Yatağan eylemine destek verir ve Ankara’ya gelirse, desteği hak eder. Desteği hak etmeliler.


Hazırlayan: Emine DÖLEK

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

E. Tümgeneral Ahmet YAVUZ

Jüriyi değiştirmeden olmaz

“D

okunulmazlar” adlı film derslerle doludur ve ülkemizin sıcak gündemiyle de bağlantılıdır. İzlemeyenler için özet: Gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlama. 1930’ların ABD’si. Chicago’da bir avuç polisin mafyaya karşı mücadelesi. Ekonomik kriz küresel düzeyde. İçki satışı yasak. Ortam karaborsaya elverişli. Devlet içinde kirlenme, dönemin ruhuna uygun. Polis ve yargı dahil (memleketimden insan manzaraları). “Bir şey değişir, her şey değişir.” söylemini doğrularcasına bir gelişme yaşanır. Genç bir mali polis şefi, içki kaçakçılığını önlemekten sorumlu kılınır. İlk işi içkiyi bırakmak olur. Yüksek sorumluluk duygusuna ve başarma azmine sahiptir. Ama işi nasıl kotaracağını bilememektedir. Atak yapısı başarısız bir deneyim yaşamasına neden olur. Bu arada deneyimli ama geri plana itilmiş bir polis ile karşılaşır. Ondan etkilenir ve birlikte çalışmayı önerir. Deneyimli polisin şartları vardır: 1. Sonuna kadar gidilecekse işe girişilmelidir. 2. Mafya ile aynı yöntemlere başvurmaktan kaçınılmamalıdır. 3. Çürük riskini bertaraf edebilmek için elmalar ağaçtan seçilmelidir. Koşullar kabul ve ekibe iki sağlam elma dahil edilir. İşe koyulurlar. Mücadele kanlı cereyan eder. Tıpkı Tevfik Fikret’in dediği gibi “Hasarsız zafer olmaz.” İki ölü, bir yaralı karşılığında Al Capone mahkemeye çıkarılır. Suçlama ancak vergi kaçakçılığına ilişkindir. Fakat sorunlar bitmez. Mahkemenin jürisi rüşvete boğulmuştur. Polis şefi mahkeme başkanına durumu bildirir ve onu ikna çabası içine girer. Sonuçta jüri değiştirilir. Karar: Al Capone 11 yıl hapse mahkûm edilir. Ülkemizde yürütülen rejimi dönüştürme gayreti devlet içinde bir “paralel yapı” yaratmıştır. Yaratanlar tarafından itiraf edildiği veçhile, bu yapı için her türlü kirlilik mübah olmuştur. Ancak bu yapı, doğası gereği, silahını iktidara çevirmiş ve kavga sürmektedir. İktidar bu yapıyı yaratırken ne kadar hatalıysa, ortadan kaldırmak istemekte o denli haklıdır. İşe HSYK’dan başlaması da doğru bir tercihtir. Bunu kendi menfaati için yaptığı aşikâr olsa da yapılanda toplumsal bir fayda olduğu yadsınamaz. Anayasa değişikliği ile düzenleme yapılması yerinde olacaktır. Bir kurulun demokratik olarak oluşturulması saygıya değerdir. Ancak esas saygı, bu kurulun adalete sağladığı katkıda aranmalıdır. Yapılan yüzlerce haksızlığa sessiz kalarak örtülü ve açık onay veren HSYK’nın demokratik yapısını kutsamak ve adalet mekanizması içindeki yıkıcı etkisini göz ardı etmek hiçbir akıllı insanın tercihi olamaz. Yapısı değil yaptığı esastır. İlk yapılması gereken, Faruk Özsu’nun (Radikal, 12 Ocak 2014) yazdığı gibi, HSYK’nın değiştirilmesidir. Bu değişimin nasıl bir anayasal değişiklikle olabileceği hususu, konunun uzmanlarına aittir. İkinci olarak, Metin Feyzioğlu’nun bütün önerileri eşzamanlı olarak yasalaştırılmalıdır. Üçüncüsü, bu düzenlemelere paralel olarak, halen TBMM’de bekletilen Siber Suçlar Sözleşmesine ilişkin yasaların çıkarılması olmalıdır. Bütün bunlarla birlikte ve esas yapılması zorunlu olan; başta Silivri hukuksuzluklarının sorumluları ve uzantıları olmak üzere, kendi karanlık emellerini yargıya bulaştırarak Türk milletinin kendilerine tanıdığı ‘adına karar verme hakkını’ suistimal edenler hakkında soruşturma açılması, adil bir şekilde yargılanmalarının sağlanmasıdır. Haklarında bir tane bile sahte belge hazırlamaya gerek yoktur. Her şey açıktır. Şu bilinmelidir ki, bu mümtaz (!) şahsiyetler yargı mekanizması dışına çıkarılmadıkça adaletin bu topraklarda yeşermesi mümkün değildir. Bunun ne denli gerekli olduğunu Platon, bize, tarihin derinliklerinden fısıldamaktadır: “Kötülüklerin ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmas��dır.” Sıra bizim “dokunulmazlar”da... Kumpasın uygulayıcılarında. Elbet bir gün kumpasın planlayıcılarına ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını tenine bulaştıranlara da sıra gelecektir. NOT: Naci Paşam, Türkiye’nin en temiz insanlarını bir araya getiren Sessiz Çığlık eylemlerinin Didim toplantısına katılmak üzere Cumartesi günü aranızda olacağım. Hepinizi şimdiden en içten saygılarımla selamlıyorum.

El Kaide yöneticileri kurban yardımlarını gasp etti El Kaide yöneticileri Türkiye’den Suriye’ye gönderilen kurban ve yardımlarını zimmetlerine geçirdi. Olay Van merkezli operasyonda teknik takibe takılan telefon görüşmeleriyle ortaya çıktı  ÖZER SÜRMELİ

İ

nsani Yardım Vakfı’nın (İHH) Türkiye’den toplanan yardımları Suriye’deki El Kaide kamplarına aktarıldığının açığa çıkmasının ardından, Suriye’deki El Kaide yöneticilerinin gelen yardımların büyük kısmını dağıtmak yerine satarak zimmetlerine geçirdikleri ortaya çıktı. Van merkezli operasyonda teknik takibe takılan telefon görüşmelerine göre; Türkiye’den toplanan kurban ve insani yardımlar El Kaide yöneticileri tarafından gasp edildi. Suriye’de terörist gruplardan Sultan Mehmet Fatih Tugayı’na gönderilen 250 adet kurbandan sadece 18’i kampta dağıtıldı. Geri kalan 222 kurban Abu Kemal kod



adlı örgüt sorumlusunu tarafından satıldı. İddiaya göre Abu Kemal kod adlı El Kaide yönetecisi kurbanları satarak 116 bin lirayı zimmetine geçirdi. Orhan Y. isimli örgüt üyesi, operasyonda gözaltına alınan El Kaide yöneticisi İbrahim Şen’e, Abu Kemal’i şikayet etti. Orhan Y. telefonda “çocuk sütlerini zimmetlerine geçirdiler ses çıkarmadık ama kurbanın zimmete geçirilmesine pes dedik” ifadelerini kullandı. Yardımların dağıtılmadığını aktaran Orhan Y. ile İbrahim Şen çözüm olarak “Abu Kemal ve arkadaşlarının ortadan kaldırılmasını” konuştu.

4 kişi tutuklandı Van merkezli Adana, Gaziantep, İstanbul, Kilis ve Kay-

seri’de, El Kaide’ye yapılan operasyonda gözaltına alınan 25 kişiden 4’ü tutuklandı, 4 kişi de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Şüphelilerden 12’si ise adliyeye sevkedildi. 3 gün önce Van Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri tarafından yapılan operasyonlarda, aralarında El Kaide’nin önemli isimlerinden İbrahim Şen, Akit Gazetesi’nin Van eski sorumlusu Kenan Gül ve Haksöz Dergisi yazarı Abdulkadir Şen’in de bulunduğu 25 kişi gözaltına alınmıştı. Şüpheliler sağlık kontrolü için getirildikleri sırada, aralarından bazılarının “Bu operasyon IMF’ye borcunu ödeyen Türkiye’ye yapılmıştır. Pensilvanya merkezlidir” diye bağırması dikkat çekti.

Guantanamo’dan Suriye’ye

Öte yandan Türk Louai Sakka olarak tanınan İbrahim Şen’in El Kaide üyeliğinden aldığı 6 yıl 3 aylık hapis cezası Yargıtay aşamasında bekliyor. Yurt dışına çıkış yasağı

bulunan Şen’in kaçak yollardan Suriye’ye gidip geldiği de iddialar arasında yer alıyor. Şen, 2002 yılında Pakistan’da yakalanarak ABD’ye teslim edildikten sonra 2.5 yıl meşhur Guan-

tanamo Hapishanesi’nde kaldı. Türkiye’ye teslim edildikten sonra serbest kalan Şen’in, El Kaide üst yönetimiyle irtibat kurarak örgütsel faaliyetlerine devam ettiği belirtiliyor.

EL KAİDE’YE KATILAN SERKAN BİLGİN’İN EŞİ VE ÇOCUKLARI EVE DÖNDÜ

‘Eşim Suriye’ye gittiğini söyledi’  AYDINLIK / BURSA

Y

ılbaşı akşamı eşi ve 3 çocuğuyla birlikte ortadan kaybolan ve yasadışı yollardan sınırı geçerek El Kaide saflarında Suriye’ye karşı savaşa katıldığı ortaya çıkan Serkan Bilgin’in ailesi, Bursa’nın Orhangazi ilçesindeki evlerine geri döndü. 33 yaşındaki TIR şoförü Serkan Bilgin’in babası Ayte Bilgin’in oğlunun bulunması için polise yaptığı başvurunun ardından, aynı mahalleden 6’sı çocuk toplam 12 kişinin birlikte gittiği ortaya çıkmıştı. Serkan Bilgin’in eşi Gülseren

Bilgin ve çocuklarının yanı sıra, 5 kişi daha Orhangazi’ye döndü. Serkan Bilgin, Osman Aydın ve Murat Yeter’den ise haber alınamadı.

Esenler’de saklanmışlar

Gülseren Basın mensupla- Bilgin rının fotoğrafını çekmesine izin vermeyen Gülseren Bilgin, 17 gündür kendileriyle birlikte yola çıkan

Suat Güney adlı kişinin İstanbul Esenler’deki evinde kaldıklarını belirterek şunları söyledi: “Eşim bizi Suat Güney’e teslim ettikten sonra Osman Aydın’la birlikte gitti. Bana, ‘Biz Suriye’ye gidiyoruz. Orada ev bulunca sizi aldıracağız’ dedi. Cep telefonlarımızın SİM kartlarını da aldılar. Onları bir daha hiç görmedik. Evde internet vardı. Sitelerde bizimle ilgili haberleri görünce Suat Güney ile konuştum. O da ‘Eşleriniz sizi bana emanet etti. İster burada kalırsınız, isterseniz de gidebilirsiniz’ deyince dönmek istediğimizi söyledik.”

‘Çocuklarınız Suriye’de aramayın’ GİZEM DEĞİRMENCİ HAMZA YAZGAN / ESKİŞEHİR



Suriye’de El Kaide saflarına katıldığı öğrenilen Serkan Bilgin’in eşi Gülseren Bilgin’in Eskişehir’de yaşayan babası Zerkif Öztürk, kızları eve dönmeden önce Aydınlık’a yaptığı açıklamada, polisle aralarında geçen konuşmayı aktardı. Baba Öztürk, çocuklarının bulunması için Orhangazi’de başvurdukları Terörle Mücadele polislerinin kendilerine, “Çocuklarınızı aramayın, onlar Suriye’de” dediğini söyledi. Öztürk şunları anlattı: Orhangazi’de El Kaide varmış. Oradaki polisler, bize çocuk-

larınızı hiç aramayın. Onlar şu anda Suriye’de, bulamazsınız’ dediler. Eskişehir Emniyeti’ne geldiğimizde ise çocuklarımızın ülke dışına çıkmadıkları, Kilis veya Gaziantep’te oldukları söylendi. Bir gün sonra ise TEM’den telefon geldi, 3 Ocak’ta sınırdan geçtiklerini söylediler.” Aydınlık, 15 Ocak’ta manşetten duyurduğu haberde, Serkan Bilgin’in babası Ayte Bilgin’in anlatımlarına yer vermişti. Ayte Bilgin, Emniyet’e ve Savcılığa başvurduğundan oğlunun anında haberdar olduğunu belirterek “Devlet kurumları içinde bu işleri organize eden bir yapı var” demişti.

I

A

Suriye’de kimyasalları teröristler kullandı



Dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri olarak kabul edilen Amerikan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) hazırladığı raporda, Suriye’nin başkenti Şam’ın Doğu Guta kırsalında yapılan ve binden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan kimyasal silah saldırısını terörist grupların gerçekleştirdiği belirtildi. Geçmişte BM’de görev yapmış silah denetçisi Richard Lloyd ve MIT’den Prof. Theodore Postal’ın imzasını taşıyan raporda, saldırıda kullanılan roketlerin menzilinin 2 kilometre olduğu, isyancıların kontrolündeki bölgeden Guta’ya bu roketlerin ateşlendiği belirtildi.

Kimyasallar Türkiye’de yakalanmıştı

in’in El Kaide Aydınlık, TIR şoförü Serkan Bilg ’ye gittiğini iye Sur için ak aşm saflarında sav uştu. 15 Ocak’ta manşetten duyurm

Irak’tan Türkiye’ye petrol Hagel, ‘füze’ teklifi için geliyor kaçakçılığı suçlaması rak Petrol Bakanı Abdulkerim Luaibi, Bağdat yönetiminin izni olmadan Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye petrol sevkiyatını “kaçakçılık” olarak niteledi. Bu konuda Türkiye’ye karşı yasal işlem başlatacaklarını açıklayan Irak Petrol Bakanı, Kuzey Irak’tan Türkiye’ye petrol taşıyan tüm şirketleri de kara listeye almaya hazırlandıklarını belirtti. Reuters’ın haberine göre Luaibi, ele aldıkları seçenekler arasında Türk firmalarla yapılan tüm kontratların iptal edilmesinin de bulunduğunu sözlerine ekledi. Luaibi’nin açıklamaları, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ev sahipliğinde Şanlıurfa’da düzenlenen “2’nci Suriye’ye Komşu Ülkeler Bakanları Toplantısı”na katıldığı sırada geldi.

ABD ÜNİVERSİTESİ AYDINLIK’I DOĞRULADI

BD Savunma Bakanı larda bulunacağı kaydedildi. Chuck Hagel uzun menTürkiye’nin FD-2000 uzun menzilli hava savunma sistem- zilli füze sistemlerinin alımı için lerinde ABD’nin son Çinli firmayla anlaşmaya varmasının ardından hem ABD teklifini vermek için Türkiye’ye gelecek. Savunma Bakanlığı hemde 28-30 Ocak tarihleri NATO tepkiyle karşılamıştı. arasında Ankara’ya geAlınmak istenen füzelerin lecek olan Hagel, AnNATO sistemine entegre edilemeyeceğini belirten ABD’li kara’da ilk olarak Milli yetkililer Erdoğan’ı bu koSavunma Bakanı İsmet Yılmaz ile görüşecek. nuda uyararak Çinli firmayla Chuck Hagel Daha sonra Genelkurvarılan anlaşmadan vazgeçilmay Başkanı Org. Necmesi önerisinde bulunmuştu. det Özel ile Başbakan Tayyip Er- Amerikan Kongresi kabul ettiği bir doğan ile bir araya gelmesi bek- yasaya eklediği maddeyle Çin yapımı lenen Hagel’in Türkiye’nin an- sistemin NATO entegrasyonu için laşmaya vardığı Çin füze savunma Amerikan fonlarının kullanımına sistemlerinden vazgeçmesi temas- yasak koymuştu.

Daha önce Doğu Guta’da ilk araştırmayı yapan Angela Kane başkanlığındaki BM heyetiyle görüşen Aydınlık, heyetin, Suriye hükümetinin herhangi bir kimyasal başlık taşıyan füze kullanmadığını ortaya koyduğunu yazmıştı. MIT’nin yayınladığı “ABD Teknik istihbarat Kusurunun Olası Sonuçları” isimli raporda kimyasal silah kullanımında Suriye hükümetini suçlayan ABD yönetiminin iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirtildi.

TEŞEKKÜR Ayışıltısı köşesindeki yazılarıyla tam bağımsız Türkiye mücadelesine nitelikli katkıları için emekli

TÜMGENERAL AHMET YAVUZ’a teşekkür Sağolsun Arif Aksu

Bu bir ilandır

AY IŞILTISI

250 ADET KURBANDAN SADECE 18’İ KAMPTA DAĞITILDI


Hazırlayan: Yiğit ERYILMAZ

‘İLLA BİRİNİ KORUMAM İÇİN CHP’Lİ Mİ OLMASI GEREKİYOR’

Kılıçdaroğlu’na göre cemaat HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP ile Cemaat arasında zımni bir anlaşma yapıldığı” iddialarına, “haksızlığa uğrayan bir insanı illa benim korumam için CHP’li mi olması gerekiyor?” karşılığını vererek Cemaatin mağdur olduğunu ima  AYDINLIK/ANKARA

C

emaat haksızlığa uğradığını iddia eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP ile Cemaat arasında zımni bir anlaşma yapıldığı” iddialarına, “haksızlığa uğrayan bir insanı illa benim korumam için CHP’li mi olması gerekiyor?” karşılığını verdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de yayımlanan Uğur Dündar’ın “Halk Arenası” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Yolsuzluk soruşturması kapsamında haklarında fezleke düzenlenen bakanların fezlekelerinin bekletilmemesini ve bir an önce meclise gönderilmesini isteyen Kılıçdaroğlu, “İktidar gerçekten temiz olduğuna inanıyorsa, bu fezlekeleri geciktirmeksizin par-

lamentoya göndermek zorundadır” dedi. Başbakan Erdoğan’ın soruşturmanın kendisine ulaşması endişesiyle yargıda operasyonlar yaptığını kaydeden Kılıçdaroğlu,”Çünkü rüşvetin ve yolsuzluğun başında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan var” ifadelerini kullandı.

Görevden alınan polisler yargıya başvursun Emniyetteki görevden almalarla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, faturanın öncelikle polise çıktığını belirtti. Kılıçdaroğlu, yer değişikliğine uğrayan polislerden yargı yoluna başvurmalarını istedi.

‘İlla CHP’li mi olması gerekiyor?’ Kılıçdaroğlu, “CHP ile cemaat

arasında zımni bir anlaşma yapıldığı” iddialarıyla ilgili olarak da “Hayır efendim. Biz de zaten hayretle okuyoruz. Şimdi haksızlığa uğrayan bir insanı illa benim korumam için CHP’li mi olması gerekiyor? Böyle bir şey olabilir mi?” dedi.

Yeniden yargılama Kılıçdaroğlu, daha sonra 5 yıldır tutuklu olan ve kanser tedavisi gören eski İnönü Üniversitesi Rektörü Profesör Fatih Hilmioğlu’nu gelecek hafta ziyaret edeceğini bildirdi. Bu davaların yeniden görülmesi için teklif verdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda, “Topu dolaştırdığını, samimi olmadığını” iddia etti. Gizli tanık uygulamasının sona ermesi, tartışılan davaların yeniden

Kemal Kılıçdaroğlu

Silivri tutsaklarına özgürlük eylemi S

İşçi Partisi Şişli Belediye Başkan adayı Ümit Zileli

Mehmet Ali

GÜLLER maliguller@aydinlikgazete.com

2. Cenevre Konferansı’na doğru

2

. Cenevre Konferansı için geri sayım başladı. Taraflar masaya güçlü elle oturabilmek için son hamlelerini yapıyorlar. Bugün son duruma bakarak konferanstan ne çıkabileceğini öngörmeye çalışacağız:

1) Suriye cephesinin durumu

görülmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Af suçlu için getirilir. Bunlar masum insanlar” dedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına da burada görev düştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, “Başsavcı, o dosyaları inceleyip haksızlıkları çıkarmalı, Yargıtay Genel Kuruluna götürmeli ve davalar yeniden açılmalıdır” görüşünü savundu.

ilivri tutsaklarına özgürlük yürüyüşü yapan İşçi Partililere Ümit Ertaç Zileli de eşlik etti. “Hainler mecliste yurtseverler hapiste” sloganlarının atıldığı eylemde Zileli, “Başbakan, Başdanışman ve Adalet Bakanı herkes kumpasın olduğunu itiraf etti, yurtseverler serbest bırakılsın” dedi. İşçi Partililer, önceki akşam, Şişli Uğur Mumcu Anıtı’nın önünden Atatürk Evi’ne kadar düzenledikleri ‘Silivri Tutsaklarına Özgürlük Yürüyüşü’yle uzun tutukluluk sürelerine çözüm bulmayan hükümeti protesto etti. Eyleme İşçi Partisi Şişli Belediye Başkan Adayı, gazeteci-yazar Ümit Ertaç Zileli önderlik yaptı. Çevredeki vatandaşların da desteğini alan eylemciler “Periçek’e özgürlük kahrolsun faşist diktatörlük”, “Hükümet istifa” sloganları

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

UFUK ÖTESİ

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

atarak yürüdü. Yürüyüşün ardından Zileli konuşma yaptı. Hükümetin kumpası itiraf ettiğini belirten Zileli, “En gözde savcılarını İstanbul’dan başka yerlere sürgün ediyorlar. Ergenekon, Balyoz gibi davalarda bu hükümetin en çok güvendiği savcılardı onlar. Şimdi birbirlerine girdiler. Bugün gelinen noktada içerdeki yurtseverlerin 56 yıldır boşuna tutsak edildikleri ortaya çıktı. Hastalıklarla boğuşuyorlar. Hilmioğlu 5 yıldır tutuklu olmasına rağmen serbest bırakılmıyor ve kanser. Bu faşizmdir. Tüm zindanlar açılmalı, yurtseverler serbest bırakılmalıdır. Elbet bu yapılanların hesabını Fettullahçı çete de dahil olmak üzere ödeyecekler. İçerideki arkadaşlarımız kaldıkları yerden vatan mücadelesine devam edecekler.  İSTİHBARAT SERVİSİ

Şam yönetimi masaya avantajlı geliyor. Batı’nın saldırılarına üç yıldır direnen Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, ülkesine düşmanlık yapan tüm kuvvetlere yıkılmayacağı mesajını vermiş oldu. Ağustos’taki kimyasal saldırı komplosundan sonra inisiyatifi alan ve Rusya’nın desteğiyle ABD’yi Cenevre’ye mecbur eden Esad, geçen süre zarfında silahlı muhaliflere olabildiğince ağır baskı uyguladı. Bu hem muhalifleri zayıflattı hem de Cenevre öncesi onları böldü. İran’ın 2. Cenevre’ye katılıp katılmayacağı henüz netleşmedi. Ancak görünen o ki, Tahran Cenevre’de fiziki olarak olmasa da, fikri olarak mutlaka yer alacak! Nitekim Moskova’da buluşan Rusya, İran ve Suriye Dışişleri Bakanları müşterek stratejilerini gözden geçirip, yeni anlaşmalar yaptılar. Suriye Cumhurbaşkanlığı Siyasi Danışmanı Buseyne Şaban, gelişmeyi “Cenevre öncesi harika bir anlaşma oldu” diyerek yorumladı. Öte yandan Rusya konferans sırasında Amiral Kuznetsov isimli uçak gemisini Suriye açıklarında demirleyecek ve masanın diğer tarafına mesaj vermiş olacak.

2) Batı cephesinin durumu Batı esas olarak 3+3 şeklindeki bir düzenle Suriye’ye saldırıyor üç yıldır... Birinci 3’te ana kuvvetler olarak ABD, İngiltere ve Fransa var. İkinci 3’te ise ara ya da uygulayıcı kuvvetler olarak Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan var. 2. Cenevre Konferansı öncesi bu cephede hem önemli geri adımlar yaşandı hem de bölünmeler... Örneğin ara kuvvetler olan Türkiye ve Katar, önce Mısır konusunda sonra da Suriye’ye saldırının nasıl sürdürüleceği konusunda Suudi Arabistan’la ayrı düştüler. Diğer yandan ABD ve İngiltere ile Fransa da 2. Cenevre Konferansı öncesinde bölündü. Hafta başında Suriye Ulusal Konseyi’nden bir yetkilinin BBC’ye yaptığı açıklamaya göre ABD ve İngiltere muhalif guruplara “2. Cenevre Konferansı’na katılmaları, aksi halde desteklerini çekecekleri” yönünde uyarıda bulundu. Ancak Fransa diğer üç ara kuvvetle birlikte, ABD ve İngiltere’den farklı olarak her durumda muhalifleri desteklemeyi sürdüreceklerini belirtiyorlar.

3) Muhalif gurupların durumu

Eski Dev-Genç yöneticisi Ahmet Bozkurt hayatını kaybetti



68 kuşağı liderlerinden Ahmet Bozkurt dün hayatını kaybetti. Bozkurt’un cenazesi bugün düzenlenecek törenin ardından toprağa verilecek. Bir süredir şeker ve kalp rahatsızlığı yaşayan 68 liderlerinden Ahmet Bozkurt dün hayatını kaybetti. Bozkurt’un cenazesi bugün Büyükçekmece Gürpınar Köyü Beykenti Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından toprağa verilecek. 1969-1970 döneminde Dev Genç Merkez Yürütme Kurulu Üyesi olan Bozkurt, 68’liler Birliği Vakfı’nın kurucu üyelerinden biriydi. Eski 68’liler Birliği Vakfı Başkanı Gökalp Eren, Ahmet Bozkurt için şunları sööyledi: “68 döneminin devrimcilerinden biriydi. Dev Genç’te layıkıyla yöneticilik yaptı. Başarılıydı. Herkesin sevgisini ve güvenini kazanmış bir arkadaşımızdı. Amerikan emperyalizmiyle mücadelede en ön saflardaydı. Dönem arkadaşları onu faşizme karşı verdiği mücadeleyle hatırlar.”

Eroğlu: Balyoz’da yeniden yargılama yapılmalı Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ortaya çıkan “yeni durum” nedeniyle Balyoz davasında yeniden yargılama yapılması gerektiğini söyledi. Eski Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök gibi yeni tanıklara işaret eden Eroğlu, çözüm için Adalet Bakanlığı’nın Yargıtay Kanunu’nun ilgili maddesinde yapacağı yeni düzenlemeye işaret etti.

‘Yeni tanıklar var’ Balyoz davasına ilişkin açıklamalar yapan Eroğlu, bir grup basın mensubuna yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığı’nın yeniden yargılama konusunda yaptıkları çalışmaları desteklediğini kaydetti. “Ben günahsız yere birçok

insanın cezaevinde tutulduğunu düşünüyorum” diye konuşan Eroğlu, “Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tutuklandığında ilk açıklamayı yapanlardanım. O zaman da çok üzülmüştüm” dedi. Bakan Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben hakkındaki iddiaların o zaman da asılsız olduğunu düşünüyordum. Hele şimdi yapılanları gördükten sonra daha çok düşünüyorum. Yeniden yargılama konusunda ben de Başbakan gibi düşünüyorum. Eğer sahte belge üretildiyse, yeni deliller ve yeni tanıklar ortaya çıktıysa (Hilmi Özkök) ortaya çıkan yeni durum nedeniyle yeniden yargılama yapılabilmeli. Bunun yasal alt yapısı konusunda da arkadaşlarımız ça-

lışıyor. Formül üretiyorlar.” Özkök, geçtiğimiz günlerde “Başbuğ yeniden yargılanırsa, çağrılırsam gitmek zorundayım” diye konuşmuştu.

‘FEVAİ ASLAN’IN DİLİ SÜRÇTÜ, ÇOK ÜZGÜN’

Hüseyin Çelik, Erdoğan’ı tanrı mertebesinden indirdi

Veysel Eroğlu

Silivri tutsaklarına özgürlük eylemi Ş

işli Belediye Başkanı ve CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül’ün, banka hesaplarına ve gayrimenkullerine Tasarruf Mevduatı Sigor-

Mustafa Sarıgül

ta Fonu (TMSF) el koydu. 1998’de Bank Ekspress’ten aldığı kredi nedeniyle haczedildiği belirtilirken Sarıgül’ün, kayıp olduğu bildirilen kredi borcu belgelerini TMSF’ye, Bank Ekspres’in eski sahibi işadamı Korkmaz Yiğit’in teslim ettiği öğrenildi. TMSF’nin, Yiğit tarafından teslim edilen belgeleri inceledikten sonra, haciz kararını dün itibarıyla verdiği ve Sarıgül’ün malvarlığına el koyduğu belirtildi. Bank Ekspres’e TMSF ise, borcun verilmesinden kısa bir süre sonra, Korkmaz Yiğit’in bankası Bank Ekspres’e el koydu. TMSF, el koyduktan sonra

bankanın kayıtlarını incelediğinde, Sarıgül’ün aldığı krediye ilişkin herhangi bir belge ya da borç bilgisi bulamadığı için, kredi konusunda herhangi bir işlem de bugüne kadar yapılmadı. TMSF, belgelerin doğruluğunu inceledikten sonra, borcun alındığı ve ödenmediği gerekçesiyle gerekli işlemleri başlattı. Yapılan hesaplama sonucunda, 3.5 milyon dolar olarak alınan borcun, bugün itibarıyla, faiziyle birlikte 8 milyon dolara ulaştığı belirlendi. Edinilen bilgiye göre, Mustafa Sarıgül ve 9 arkadaşı 1998 yılında Bank ekspres’ten 3.5 milyon dolarlık kredi çekmiş.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik, Erdoğan için ‘Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider’ ifadelerini kullanan milletvekilinin dilinin sürçtüğünü belirtti. Çelik, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Düzce Milletvekilleri Fevai Arslan’ın bir konuşmasında, dil sürçmesiyle söylediği bazı sözlerin, fazlasıyla istismar edildiğini savunarak, “İşin aslı şudur: Fevai Aslan’la görüştüm. Başbakan’la ilgili olarak “Allah’ın hoşnut olduğu vasıfları taşıyan lider’ nitelemesi yapmak istemiş” dedi. Çelik, şunları kaydetti: “Aksi takdirde ‘Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde taşıyan lider’ nitelemesini kimin için yaparsanız yapın bu kişiyi küfre götürür. Bırakın İmam Hatip mezunu olan Fevai Aslan, herhangi bir Müslüman bile bunun böyle olduğunu bilir. Adı geçen Milletvekilimiz dil sürçmesiyle de olsa, kullandığı ifadelerden ve bunun istismara konu olmasından dolayı fevkalade üzgündür.”

Ana kuvvetlerdeki (ABD, İngiltere ve Fransa) ve ara kuvvetlerdeki (Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan) bölünme, haliyle sahadaki operasyonel kuvvetlere de yansıdı, üstelik daha ağır şekilde. Muhalefet parçalandıkça parçalanıyor... Yola Ahmet Davutoğlu’nun koordinatörlüğünde tek parça çıkan SUK, Kürt grupları bünyesine dâhil edemediği ve sonuç alıcı hamleler yapamadığı için daha sonra ABD tarafından Katar merkezli olarak SUKO’ya dönüştürülmüştü. Ancak bu da çözüm olmadı. Tersine bölünme artarak devam etti. Kabaca son durum şu: a) SUKO/ÖSO, içerisinden çıkıp başka oluşumlar kuran gruplar nedeniyle oldukça zayıfladı. Kalan yapı içinde Türkiye-Katar ile Suudi Arabistan’ın nüfuz çekişmesi var. Son seçimlerde Suudi Arabistan’ın adayı Ahmet Carba, Katar’ın adayı Riyad Hicab’dan daha fazla oy alarak başkanlığını korudu. (SUKO dün İstanbul’da toplanarak Cenevre konusunda kesin karar alacaktı. Biz yazıyı gazeteye teslim ettiğimizde toplantı henüz başlamamıştı.) b) El Kaide türevleri iki büyük parçadan oluşuyor; En Nusra ve IŞİD. Özellikle En Nusra bir dönem diğer muhalif gruplar tarafından Türkiye’den himaye görmekle suçlanmıştı. Şimdi her ikisi de diğer tüm muhalif gruplarla çatışma halinde... c) SUKO içerisinden çıkan bazı gruplar, bir İslamcı Cephe kurarak yola devam etme kararı aldılar. d) Kürt grupları ise kabaca PKK ve KDP arasında bölünmüş durumda. Büyük parçayı PKK’nin Suriye kolu olan PYD oluşturuyor. Batı’nın PYD ile KDP’ye yakın grupları bir araya getirme çabaları gerçekleşemedi. Son olarak PYD lideri Salih Müslim, Kürt sorununun ayrı bir madde olarak ele alınmadığı takdirde 2. Cenevre Konferansı’na katılmayacaklarını ilan etti. Moskova’nın görüştüğü diğer Kürt gruplar ise Cenevre’de olacak. Yarın devam edeceğiz...


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

ROTA

Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Doğu PERİNÇEK dperincek@ip.org.tr

Arslanlı Yol’da dönüş istikameti yok!

D

ün bu köşede Merkez Sağ ve Merkez Solun niçin çöktüğünü tartıştık.

‘Atatürk’te birleşmek’ ne demek? Millî Anayasa Forumu ve Millî Merkez’in “Atatürk’te birleştik” çözümü, göçüğün üzerinde inşaat yapılamayacağı gerçeğinin saptanmasından hareketle üretilmiştir. Göçük üzerinde birleşilemezdi. Millî devleti kuran devrimci temelde birleşildi. Sağlam zemin orasıdır. Hayat oradadır. Krizlere çözüm getirecek devrimci tavır oradadır. Bugün sağlam temel, 1945 öncesindeki Kemalist Devrim sürecidir. Atatürk önderliğinde İnönü, Bayar, Fevzi Çakmak, Türkiye’nin Solcuları o devrim sürecinde aynı cephedeydiler. Nâzım Hikmet, 1954 yılında Budapeşte radyosundan Kemalizmi ve Türk milletinin birliğini vurgularken, o devrimci temele işaret ediyordu. Atatürk’te birleşmek, krize Atatürk’ün devrimci tarzıyla çözüm yaratmakta birleşmektir.

Arslanlı Yol’da dönüş istikameti yok Türkiye, 2012 yılından başlayarak Arslanlı Yol’a girdi. 19 Mayıs 2012 günü İşçi Partisi ve TGB’nin önderlik ettiği İstiklâl Caddesi’nde başlayan yüz binlerin yürüyüşü, 10 Kasım 2013 günü Arslanlı Yol’da milyonların yürüyüşü oldu. Artık hiçbir proje, Arslanlı Yol’da ilerleyen o büyük devrimci kitleyi tekrar ters istikamete yöneltemez. O devir geçti. Ters istikamet: Merkez Sağ ve Merkez Sol’dur. Merkezde toplanalım çağrılarının varacağı menzil, yeni Tayyip Erdoğanlar, Abdullah Güller, Fethullah Gülenler üretmektir. Sisteme teslim olundu mu, niyetler can simidi olmaya yetmez. Göçük var orada!

Arslanlı Yol’un belediye başkanları Millî Merkez, seçim siyasetini ancak Arslanlı Yol’da oluşturabilir. Yoksa projeler kâğıt üzerinde kalır. Atatürk’te birleşen kitleyi Turgut Özal-Kılıçdaroğlu-Devlet BahçeliFethullah Gülen kanalına sokacak bir güç bulunmuyor. Şişli’de Ümit Zileli, Hatay Defne’de Cafer Özenir, Hatay Samandağı’nda Selim Kamacı, Muğla Datça’da Şefik Çakmak, Antalya’da Mustafa Akaydın, Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen, Ankara’da Mansur Yavaş, Sivas’ta Gülümser Heper, İzmir Foça’da Yavuz Efe, Hacıbektaş’ta Ali Rıza Selmanpakoğlu. Arslanlı Yol’un belediye başkanlarıdır. Elbette Türkiye’nin birçok kentinde Atatürk’te birleşenlerin adayları var, bu isimleri örnek olarak belirtiyoruz.

Krize Merkez Sağın ve Solun çözümü yok, İşçi Partisi’nin çözümü var Türkiye derin bir krize gidiyor ve Atlantik sisteminden kurtulma sancıları yaşıyor. Bu krize Merkez Sağ ve Merkez Sol’un vereceği bir yanıt yoktur. 1983 sonrasına bakarsak, bunu görürüz. Biz İşçi Partisi olarak, krize yanıtın programını saptadık: Kemalist Devrimi tamamlamak! Bu yolda CHP ve MHP’yi kasetlerle “dizayn” edilmekten kurtulmaya çağırdık. Çünkü biliyoruz: Millî Hükümetin dayanacağı halk temelinde CHP ve MHP’ye oy veren kitleler önemli bir kesimi oluşturuyor.

O yol Atlantik batağına gider CHP ve MHP yönetimleri, Millî Hükümeti amaçlayan bir güçbirliğini reddederek, milletin ihtiyacına sırt çevirdiler ve Haçlıların Gül+Gülen ittifakına bağlandılar. Bu yöneliş onları batağa sürüklüyor. Son çıkış sapağını sanırım geçtiler. Bu koşullarda, CHP ve MHP’nin kuyruğuna bağlanan politikalar, hangi laflarla örtülürse örtülsün, Atlantik batağındaki kaderi paylaşır. Atatürk’te birleşen siyaset, Fethullah Gülen’le ve mafya sermayesiyle işbirliğine mahkûm edilemez. Tek doğru siyaset, yerel seçimlerde Arslanlı Yol’da ilerlemektir. Merkez sağ ve Merkez sol çökmüştür. Göçük üzerine inşaat yapılamaz.

CHP’li vekillerden 2+1’e destek Aydınlık’a konuşan muhalefet milletvekilleri, Ergenekon savcılarının sürüldüğünü fakat mazlum bıraktıkları insanların yıllardır tutsak olduğunu belirterek derhal çözüm bulunmasını istedi EZGİ HOTALAK

reken yapılmalı” dedi.

Y

‘Mazlumların hakkı ne olacak?’

olsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Ergenekon ve Balyoz davaları için yeniden yargılama talebinde bulunmasıyla gündeme gelen uzun tutukluluk süreleri hala çözüme kavuşmadı. Anayasa Mahkemesi’nin Temmuz 2013’te uzun tutukluluğun çözümü olarak 2+1 formülünün görüşülmesi için TBMM’ye verdiği 1 yıllık süreye rağmen konuyla ilgili yasa tasarısı henüz mecliste gündeme gelmedi. Önceki gün yargıda gerçekleştirilen atamalar, akıllara söz konusu yargı mensuplarının Ergenekon, Balyoz gibi davalarda tutsak ettikleri yurtseverlerin yıllardır çektikleri cezaları getirdi. Aydınlık’a konuşan TBMM Adalet Komisyonu üyesi milletvekilleri uzun tutukluluğa derhal çözüm istedi.

‘Savcıları göndermek yetmez’ Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili İsa Gök, Ergenekon savcılarının başka yere atanmasının sorunu çözmeyeceğini belirterek şöyle konuştu: “Dünyada ceza usulü-

Bülent Arınç

CHP Mersin Milletvekili İsa Gök

MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk

nün uygulamasında 10 yıllık bir tutukluluk süresinin kanuni olarak bulundurulabildiği ikinci bir ülke yoktur. Bunun normali Ceza Muhakemesi Kanununa göre 2 yıldır, terörle mücadelede artı 1 yıldır. Bu en azından Türkiye şartlarında şu anki yapıya bin kere makul bir öneridir. Şu anda 5 yılı aşkın tutuklular var. KCK’dan tahliye olan milletvekillerinin zaten yattıkları süre ceza alsalar dahi yatacakları süreden fazlasını yattılar. Böyle bir tutukluluk anlayışı olamaz. Ergenekon ve Balyoz gibi davalardan dolayı yaşanan hukuksuzlukların acilen giderilmesi lazım. Ergenekon savcılarının başka yere atanmaları sorunu çözmediği gibi aslında Ergenekon ve Balyozda yaşanan hukuksuzlukların anlaşıldığını gösteriyor. Savcıları başka yere gönderen siyasi hükümet derhal uzun tu-

tünlüğüne inanan yargıçlar olacak ki bu hakkını da kötüye kullanmayacak. Siyasallaşmış yargıçlarla bu iş olmaz. Yargıçların Paralel devlete bağlılığının önünün alınması gerekir. ‘Bunlar yargı içindeki çeteler, sahte dijital verilerle, uydurma delillerle cezalandırdılar insanları’ diyen Başbakan. Peki neden herhangi bir suç duyurusunda bulunmuyor? Bu yargılamaları yapan kişilerin soruşturulması gerekir. ÖYM’lerin verdiği kararlar yok sayılmalı, terör mahkemeleri kaldırılmalıdır. Adil ve bağımsız yargılama yapacak yargıçlar olmalı. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu da yapacak insanların arkasında dimdik durmak gerekiyor. HSYK tarafından Ergenekon, Balyoz gibi davalarda şikayetler bile gündeme alınmadığı gibi Bakan ya da Başbakan da etkin bir tavır almıyor. Artık ge-

CHP Uşak Milletvekili Dilek A. Yılmaz tukluluklara çözüm bulmalı ve yargıdaki paralel yapılanmayla cezaları kesinleştirilen tutuklulara da yeniden yargılama yolu açılmalıdır.”

‘Siyasallaşmış yargıçlarla bu iş olmaz’ CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, 2+1 formülünün çözüm olacağını ifade ederek “Normal bir süredir, iyi bir uygulamayla çözüm yaratılır. Ama asıl olarak hukukun üs-

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk, uzun tutukluluğun kanayan bir yara olduğunu belirterek şunları kaydetti: “Yürütmenin başı adalet mekanizmasında adalet dağıtanların adil olmadığını ortaya koydu. Sahte belgelerle insanların içeriye atıldığını, işkence edildiğini söylüyor. Bütün bunlar bile bu insanların tutuklu bulunduğu mahkemelerin yeriyle ortadan kaldırılmasını gerektiriyor. Tabi eğer hukukun üstünlüğü ancak ve ancak işin ucu iktidar partisine dokunduğu vakit çıkmıyorsa. Ergenekon savcılarını sürdüler, bugünü kurtardınız, bu insanların adil olmadığına, çete olduklarına karar verdiniz. Peki bunların verdikleri kararların oluşturduğu mazlumların hakkını kim koruyacak? Bunların maksadı yara alan adaleti tedavi etmek değil. Adalet adına verilen hükümlerin kendilerine dokunmasından dolayı korkuyla endişeyle hareket etmelerinden kaynaklanan bir tavırdır. Herkesin aklını başına devşirip hukuk adına meseleyi düşünmesi gerekir.”

Arınç: Uzun tutukluluğun çözümüne destek verebilirim Milletvekili Mustafa Balbay, Bülent Arınç’ın “geçmiş olsun” ziyaretine geldiğini, görüşmede Arınç’a hükümetin “haksız yatanlar var” açıklamalarının gereğinin bir an önce yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini vurguladığını duyurdu. CHP Milletvekili

Mustafa Balbay, Twitter’dan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın kendisine “geçmiş olsun” ziyaretine geldiğini yazdı. Balbay, ziyarette Arınç’a “tüm yurtseverler özgür olunca kendimi özgür hissedeceğim” dediğini bildirdi. Balbay ayrıca Arınç’a, hüküme-

tin “haksız yatanlar var” açıklamalarının gereğinin bir an önce yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini vurguladığını, Arınç da önerilerin net ve ortak bir bakışla getirilmesi halinde uzun tutukluluğun çözümüne destek verebileceğini söylediğini belirtti.

Prof. Dr. Uçkun Geray ve eşi Hamiyet Geray Mustafa Balbay

Görevden alınan savcılar rapor aldı

Uçkun Geray’ın eşinden Hilmioğlu ve Ersöz çağrısı

HABER MERKEZİ

SEDA AKYÜZ



HSYK kararlarıyla görev yerleri değiştirilen İstanbul Başsavcı Vekilleri Fikret Seçen, Cihan Kansız, Ercan Şafak, Ali Güngör ve TMK Savcısı Muammer Akkaş’ın 10’ar günlük sağlık raporu aldıkları bildirildi.

Zaman kazanmak için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Birinci Dairesi’nin 16.01.2014 tarihli ve 127 sayılı adli yargı kararnamesi ile görev yerleri değiştirilen savcılar hastalandı! Kararname ile İstanbul Başsavcı Vekili Fikret Seçen, Gebze Savcılığı’na, Başsavcı Vekili Cihan Kansız Sakarya Savcılığı’na, Ercan Şafak da Kocaeli Savcılığı’na

Turan Çolakkadı

Cihan Kansız

düz savcı olarak atandı. Başsavcı Vekili Ali Güngör’ün tayini ise düz savcı olarak Anadolu Savcılığı’na çıktı. TMK Savcısı Muammer Akkaş da Tekirdağ Savcılığı’nda görevlendi-

Fikret Seçen

rildi. Bu atama kararı sonrasında, Başsavcı Vekilleri Fikret Seçen, Cihan Kansız, Ercan Şafak, Ali Güngör ile Savcı Muammer Akkaş’ın 10’ar günlük sağlık raporu

Ercan Şafak

Muammer Akkaş

aldıkları öğrenildi. Savcıların zaman kazanmak için bu yolu seçtikleri, önümüzdeki dönemde nasıl bir strateji izleyeceklerini belirlemek için çalıştıkları bildirildi.

Yılmazer emeklilik dilekçesi verdi AYDINLIK / ANKARA Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının en önemli mimarlarından, soruşturma sürecindeki sahte delil üretiminden suçlanan İstanbul İstihbarat Şubesi eski Müdürü Ali Fuat Yılmazer emeklilik dilekçesini verdi. Ali Fuat Yılmazer, dilekçesini tayininin Tunceli’ye çıkarılmasından ve aldığı sağlık raporu ile ilgili işlem başlatılmasından verdiği, dilekçesinin de işleme konulduğu öğrenildi.

bulunuyor.

Neden güçlüydü? Taraf’ın polis yazarı Emre Uslu, 5 Temmuz 2008 tarihli köşesinde Yılmazer’den şöyle bahseder: “Ali Fuat Yılmazer’in neden güçlü olduğuna dair çok net bir bilgiye sahibim. O, bu göreve getirildi çünkü onu Başbakan Tayyip Erdoğan istedi. İstanbul’a her geldiğinde de onunla mutlaka görüşüyor Erdoğan.” Yılmazer, Dink suikastı sırasında İstihbarat Daire

Başkanlığı “C Masası” (Azınlıklar) Müdürü idi. Dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun, mahkemeye verdiği ifadede, “Dink öldürülecek” ihbarının kendisinden saklandığını açıkladı. Bilgiyi saklayan, Ali Fuat Yılmazer’di.

Uydurma şemalar hazırladı Yılmazer’i işaret eden bir diğer ifade de Eski Emniyet Genel Müdürü Emin Arslan’a ait. Arslan, savcılığa verdiği 10 Aralık 2010 tarihli ifadede, ih-

Ergenekon tertibinin merkezinde

‘Sahte belge hazırladı’

Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in sağ kolu olarak bilinen Ali Fuat Yılmazer, Ergenekon tertibinin merkezinde bulunun emniyetçilerin başında bulunuyor. Bunun dışında Balyoz, Poyrazköy, Kafes, Islak İmza, Karargah Evleri, İnternet Andıcı ve Emin Arslan operasyonlarında da görev aldı. Yılmazer 2006 yılında hazırlanan Fethullahçı polisler listesinin 10. sırasında

“İrticayla Mücadele Eylem Planı” adlı sahte belgenin ofisinde bulunduğu iddia edilen Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk, 10 Austos 2009’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir dilekçe vererek önemli iddialarda bulundu. Ergenekon tutuklusu Öztürk, sahte belgenin hazırlanmasında Fethullahçı polislerin rolü olduğuna dikkat çekti. Öztürk dilekçesinde, “Bu belge, İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in talimatı ile hazırlanmış ve polisin kullandığı bazı sabıkalılar tarafından, sivil polis

barların azınlıklardan sorumlu C Şubesi’ne gittiğine dikkat çekmişti. Yılmazer’in ifadelerle sabit ihmalini Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişleri de saptadı. Yılmazer, çok tartışılan Dink cinayeti şeması ile Ergenekon şemasını hazırlayan isim aynı zamanda. Önce şemalar hazırlandı, sonra da tertibin düğmesine basıldı. Her iki şema arasında da bağlantı kurulmaya çalışıldı. Yılmazer, tertiplerde TSK mensuplarını hedef aldı ve onları şemalara dahil etti.

gözetiminde ofisime yerleştirilmiştir” dedi. Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Selim Akkurt, 26 Ocak 2010 günü yapılan 131. duruşmada, polis şefleri Mutlu Ekizoğlu, Ali Fuat Yılmazer ve İsmail Erçelik tarafından kullanıldığını söyledi. Akkurt, iddianamede ‘örgütsel bağ’ olarak gösterilen telefon konuşmalarını bu polis şeflerinin talimatıyla yaptığını Ali Fuat ifade etti. Yılmazer

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve serbest bırakıldıktan sonra hayatını kaybeden Prof. Dr. Uçkun Geray’ın eşi Hamiyet Geray, “Bu insanlar hasta ve zamanları daralıyor. Bunu görmüyorlar mı? İşkencelere son versinler” dedi. Türkiye’nin ormancılık alanında yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan adakemisyen Uçkun Geray, Ergenekon soruşturmasında Temmuz 2008’de gözaltına alınan isimlerden biriydi. Gözaltına alındığında hasta olan Geray, ilaçlarının verilmemesi, muayenesinin eksik yapılması nedeniyle serbest bırakıldıktan bir hafta sonra yaşamını yitirdi.

‘Birçok aydınımızı kaybettik’ Geray’ın eşi Hamiyet Geray, Aydınlık’a konuştu. Uçkun Geray’ın 2B yasasına karşı mücadele ettiğini ve bu nedenle hedef alındığını belirten Geray, “2B yasası çıkmasın, ormanlarımız yok olmasın diye mücadele etti. Eşimin naaşının kalktığı gün yasa kabul edildi. Bu olacak şey değil. Biz komik davalarla bir çok değerli aydınımızı kaybettik ve kaybetmeye devam ediyoruz. Ne kadar Atatürkçü, vatanını seven varsa hepsi içeride veya toprağın altında” diye konuştu. Durumları gittikçe ciddileşen ve hala tutuklu bulunan Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu ve Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz gibi tutukluların derhal serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Geray şöyle devam etti:

‘Asıl darbeci onlar’ “Bu insanlar hasta ve zamanları daralıyor. Bunu görmüyorlar mı? Bu işkencelere son versinler. Ama maalesef başımızdaki hainler bunları yapıyor. Adamlar ölüyor. Artık yeter.”


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

Barbarlığın gramafonunu kimler çalıyor?.. Kimler çalıyor ‘Kader’ şarkılarını?..

Cumhurbaşkanı Gül’ün SUÇ KAYDI MİT’TE!

Mehmet FARAÇ farac65@gmail.com twitter.com/FARACYAZIYOR

S

İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İsviçre’de gizli hesabının bulunduğunu ve bunun MİT kayıtlarına girdiğini açıkladı

Gül reddetti

İ

şçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey, dün İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında Abdullah Gül hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Abdullah Gül’ün İsviçre bankalarında gizli hesapları olduğunu söyleyen Özbey, bu bilginin bir ABD görevlisi tarafından bir devlet kurumuna ihbar edildiğini belirterek, ihbarı alan devlet kurumunun, bilgiyi resmen MİT Müsteşarı Fidan’a iletmesinin ardından, bilgiyi veren ABD görevlisi Türkiye’den geri çekildiğini açıkladı. Özbey, Gül’ün gizli hesabının bulunduğu bilgisinin 2010’da devlet kayıtlarına girdiğini belirtti.

‘Bilgimiz kesindir’ Özbey’in açıklaması şöyle: “İşçi Partisi, her zaman gerçeğe bağlı kalmış ve yalnızca doğruları halkımızla paylaşmıştır. Biliyoruz, bilgimiz kesindir. Şüpheye yer yoktur! Mahcup olmayacağımızı bilerek açıklıyoruz! Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığı makamında oturduğundan ve Cumhurbaşkanlığına yeniden adaylığı gündemde olduğundan bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmak zorundayız.

‘MİT’e resmen bildirildi’ “Abdullah Gül’ün İsviçre bankalarında gizli hesabı vardır. ABD, Abdullah Gül’ün İsviçre bankalarındaki bu gizli hesabını bilmektedir. ABD’nin Abdullah Gül’ün gizli hesabını bildiği hu-

Hasan Basri Özbey

susu, Türk Devleti kayıtlarına 2010 yılında girmiştir. Abdullah Gül’ün İsviçre bankalarındaki gizli hesabı, Türk Devletinin bir kurumu tarafından Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan’a resmi olarak ulaştırılmıştır. Bu bilgi Türk Devletine bir ABD görevlisi tarafından ihbar edilmiştir. İhbarı alan devlet kurumunun, bilgiyi resmen MİT Müsteşarı Fidan’a iletmesinin hemen ardından, bilgiyi veren ABD görevlisi Türkiye’den geri çekilmiştir. Abdullah Gül’ün görevleri nedeniyle bugüne kadar devlete verdiği mal beyanlarında “İsviçre bankalarında hesap” bilgisi yer almamaktadır.

‘Gül açıklamalıdır’ “Abdullah Gül’den açıklama

İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey’in gündeme getirdiği Abdullah Gül’ün İsviçre’deki banka hesabı konusunda Çankaya Köşkü’nden bir cümlelik açıklama geldi. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında, İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey tarafından ileri sürülen ‘İsviçre’de bir banka hesabı bulunduğuna’ dair iddia, tamamıyla asılsızdır” denildi. bekliyoruz. Abdullah Gül, İsviçre bankalarındaki gizli hesabında bulunan paraların kaynağını açıklamalıdır. Abdullah Gül, bu serveti nasıl oluşturduğunu izah etmelidir! Abdullah Gül’ün İsviçre bankalarındaki gizli hesabı olduğu bilgisi MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a resmen iletilmiştir. Hakan Fidan, derhal açıklama yapmalıdır.

‘Vatana ihanet suçunun izleri’ “Cumhurbaşkanlığı makamında oturan bir kişinin İsviçre’de gizli banka hesabı bulunması normal değildir. Cumhurbaşkanının İsviçre’de gizli banka hesabı olması suçtur! Bu suç, basit, alelade bir suç değildir. Vatana ihanet suçu kapsamındadır. Abdullah Gül’ün, Dışişleri Bakanı olduğu 2003 yılında, ABD Dışişleri Bakanı Powell ile bağıtladığı 2 sayfa 9 maddelik gizli hizmet sözleşmesi kendi itirafıyla

Abdullah Gül



Fethullah Gülen’e ait ses kaydının yayınlanması sonrası Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkan Yardımcısı Ozan Cangürel ve iki daire başkanının görevine son verildi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda da 5 daire başkanı görevden Ozan Cangürel alındı.

‘O devlet kurumu suskun kalamaz’ “O devlet kurumunu da derhal açıklama yapmaya çağırıyoruz. Suskunluk suça ortak olmaktır. Siz açıklama yapmasanız da, nasıl olsa aydınlanacak, her şey ortaya çıkacaktır. O zaman sorumlu olursunuz! TBMM derhal olaya el koymalıdır. Olay soruşturulmalı, MİT’ten bilgi alınmalı ve konu aydınlatılmalıdır. Cumhuriyet Savcıları bunu seyredemezler. Derhal, soruşturma açmak zorundadırlar. Milletvekilleri de derhal üzerlerine düşen görevleri yapmalıdır.”

Cemaat’e yakınlığıyla biliniyordu Aydınlık’ın edindiği bilgilere göre, Fethullah Gülen’e ait olduğu öne sürülen ve “BDDK’da adamlarımız var” ifadelerinin yer aldığı kasetten sonra gözler BDDK’ya çevrildi. Gülen’in “adamımız” dediği kişilerin kim olduğu tartışılırken dün Başkan Yardımcısı Ozan Cangürel ile Denetim Daire Başkanları Faik Atay ile Mutlu Tosun’un görevden alındıkları duyuldu. Bu konudaki talimatın doğrudan Başbakan Erdoğan’dan geldiği ve “gerekeni yapın” dediği öne sürüldü. BDDK Başkan Yardımcısı Ozan Cangürel, bu göreve Şubat 2013’te atanmıştı. Son günlerde Cemaat’e yakın olduğu bildirilen bir bankanın durumuyla ilgili tartışmalar yaşanıyordu.

Erdoğan: Evlatlarım yolsuzluğa karışırsa evlatlıktan reddederim!  AYDINLIK / İSTANBUL

‘Allah çocuklarımdan razı olsun’ Kendisi gibi, çocuklarının da İmam Hatipli olduğunu vurgulayan Erdoğan, kimsenin çocuklarına çamur atamayacağını, Allah’ın onlardan razı olmasını istedi. Erdoğan şu ifadeleri

Fethullah Gülen’e isim vermeden öfke kustu Erdoğan, konuşmasının hemen her bölümünde, hükümeti hedef alan operasyondan sorumlu tuttuğu Gülen cemaatine isim vermeden öfke kustu. İşte Erdoğan’ın konuşmasında yer alan o ifadeler: “Elimize silah almadık. Yerin altına inenlerden olmadık. Yerin üstü varken yerin altına inip bünyeyi işgal eden virüslerden olmadık.

Takiyeyi, maskeyi tercih edenlerden olmadık. Müslüman Müslüman’a tuzak kuramaz. İlim Yayma’nın Başkanı rahmetli Yusuf amca vardı. Allah ondan onlardan razı olsun. Paralel devlet oluşturalım demediler. Hükümetler kurup hükümetler devirelim demediler. Sermaye yönetelim demediler. Ananas Cumhuriyet’i kuralım demediler.”

Çocukluğun kehribar tanesinde!.. Tam 11 yaşındaydı... Anlayın artık, çocukluğunun kehribar tanesinde... Anlayın artık, yaşamının henüz goncasında... Ve anlayın artık, tenlere hasret kalmış gül kokusunda!.. Çevresine baktı da kına gecesinde; daha dün sokakta oynadığı arkadaşları, tüm çocukluklarıyla onu izliyordu siyah beyaz bir televizyonda, sanki bir çizgi film gibi!.. Kiminin elinde yırtık bir bez bebek, kiminin elinde bir plastik oyuncak, kiminin elinde ise mavi-beyaz boncuklar... “Kader”in tesbihi gibi ya da bir tetik gibi çekilmeyi bekleyen minik boncuklar!.. “Hadi...” dercesine bakıyordu hepsi... “Hadi kız gel” diyordu sanki hepsi... “Gel de körebe oynayalım Kader’imizin çıkmazlarında...” “Gel de, saklambaç oynayalım” diyorlardı sanki,

büyüklerin esir aldığı terk edilmiş sokaklarda!.. Şu üzerine serilen kıpkırmızı örtüyü atabilse?.. Ellerindeki kına keselerini söküp çıkartabilse... Ve çevresinde kanlı bir tiyatronun oyun havalarını çalan bakır leğeni tutup yere savurabilse?.. Koşsa sokaklara cılız bacaklarıyla... Ve “gelin” dese kendisini masumca izleyen arkadaşlarına... “Gelin” dese; “Hadi oynayalım yine... Oynayalım tüm çocukluğumuzla” dese?.. Hayaldi hepsi... O çocuklar var ya; hani “Kader”le daha dün sokaklarda oyun oynayan o çocuklar, onlar da şaşkındı “Kader” kadar çaresiz bu kadersizliğe!.. Onlar bunu da yepyeni bir oyun sanıyorlardı belki; adı kına yakmaca!.. Kadere mi, ihanete mi, ahlaksızlığa mı?..

Bir çocuk bir bebek doğurdu!..

İ

mam Hatip liselerinin 100’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen, “100 Yıllık Hikâye İmam Hatip” etkinliğinde konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına karşı kendisini lise yıllarındaki ‘elma’ hikayesiyle savundu. Erdoğan, okul bahçesindeki ağaçtan elma koparmadığı için öğretmenler kurulunun kendisini tebrik ettiğini anlattı: “1955 yılında İstanbul İmam Hatip Okulu Vefa’da ahşap bir binada hizmet veriyordu. Ben orada İmam Hatip’e hazırlık kursuna gittim. Bir gün matematik öğretmeni Rasim Hoca öğrencileri topluyor. Diyor ki öğrencilere ‘Çocuklar, öğretmenler kurulu olarak toplandık. Sizleri tebrik etmeye karar verdik. Şu okul bahçesinin dışından bahçeye sarkan meyve ağaçlarına günlerdir el sürmediniz. Bir tanesini bile koparmadınız. Yaklaşık 400 öğrenci olarak her gün altında oynadığınız halde o ağaçtaki elmalara dokunmadınız. Sizi bunun için tebrik ediyoruz’ diyor. İmam Hatip nesli işte budur.”

Cumartesi Öyküleri

sabittir. Devlet kayıtlarında bulunmayan bu gizli hizmet sözleşmesi dikkate alındığında gizli hesap anlam kazanmaktadır. Suç kanıtlıdır! Kanıtımız, MİT’teki kayıtlardır! Kanıtımız, MİT’e bunu resmen bildiren devlet kurumunun kayıtlarıdır.

YOLSUZLUK VE RÜŞVET KONUSUNDA İLGİNÇ SAVUNMA:

Deprem BDDK ve TİB’e sıçradı

ararmış ve de köhnemiş sandıkların diplerinde, keşfedilmemiş notalar gibi kendine sarıldı yalnızlık... Körelmiş gramofonların pas tutmuş iğnelerinden isyan etti biçare sessizlik... Kül elenmiş divan gazellerinin acı çığlıklarında feveran etti bahtsız gözyaşı... Ve de, vadilerde yankılanan hoyratlara ağlarken, eski plaklar gibi çığlık attı minicik yürek!.. İşte o an; ellerine kına yakıldığında oyun sandı parmak izleri... Korkak ve de ürkek

gözleri avuçlarının içine odaklandı... “Kader”ini çiziyordu sanki kınanın damgası ve törenin kızıl lekesi gibi ağlıyordu sanki öfkesi!.. Sürme çekmişlerdi masum gözlerine, bir kara leke gibiydi kirpikleri... Katran dökülüyordu sanki gözyaşlarından... Ve de titriyordu törenin nasırlı ellerini zoraki öpen körpe dudakları... Ayaklarına baktı gizlice, kınalı ayakları nereye götürüyordu ki onu?.. Sahte bir mutluluğa mı, zoraki bir zevke mi, çaresiz bir acıya mı, bir bilinmeze mi, bir tuzağa mı, bir kuyuya mı, bir mayın tarlasına mı?.. Yoksa o coğrafyada hiç durmayan kan deryasına mı?.. Ne fırtınalar kopuyordu ürkek yüreğinde ve ne yelkenliler sonsuzluğa yüzüyordu sahipsiz benliğinde?.. Ağıt boğazında düğümlenmiş, yutkunmakta zorlanmış ve ürkek bir ceylan yavrusunun sahipsizliğinde kilitlenip kalmıştı...

MED CEZİR

İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANVEKİLİ HASAN BASRİ ÖZBEY:

 HABER MERKEZİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldığı halde Savcılığa gitmeyen Bilal Erdoğan, 12 Ocak’ta Tayyip Erdoğan ile makam aracında görüntülendi. kullandı: “Dört çocuğum da Elhamdülillah İmam Hatip’ten mezun oldular. İkisi Kartal, ikisi Kadıköy olmak üzere. Ben onlardan razıyım, Rabbim de razı olsun inşallah. Son zamanlarda evlatlarımla ilgili olarak

ana muhalefetin yaptığı çamur atma propagandaları... Şunu çok açık ve net söylüyorum; benim evlatlarımdan bir tanesi böyle bir yolsuzluğa karışsın, bir saniye yanımda tutmam, evlatlıktan reddederim.”

O zaman Savcılığa gönder “Benim evlatlarımdan bir tanesi böyle bir yolsuzluğa karışsın, bir saniye yanımda tutmam evlatlıktan reddederim” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmasına rağmen savcılığa gitmedi. Soruşturmayı yürütürken görevden alınan Savcı Muammer Akkaş, Bilal Erdoğan’ı şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmak üzere 2 Ocak 2014 günü TMK 10. Madde ile yetkili savcılığa çağırmıştı. Savcı Akkaş imzasıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda şöyle deniyordu: “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan 2012/656 soruşturma kapsamında; çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve kurulan örgüte üye olmak suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığı-

mızca şüpheli sıfatıyla ifadeniz alınacağından, çağrı kağıdına ilişkin tebligatı aldığınızda aşağıda belirtilen tarihte Cumhuriyet Başsavcılığımıza müracaat etmeniz, gelmediğiniz takdirde 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 146’ıncı maddesi hükmüne göre zorla getirileceğiniz tebliğ olunur.” Bilal Erdoğan 2 Ocak günü ifadeye gitmediği gibi, bir süre nerede olduğu da tartışma konusu oldu. Bilal Erdoğan son olarak, 12 Ocak günü Tayyip Erdoğan’la birlikte makam aracında görüntülendi.

Pervarili “Kader” o kına gecesinin ardından evlendirildi... Kendisinden büyük biriyle, evcilik oyununun pusulasız tuzaklarına sürüklendi... Evlilik oyununun yalnız sahnesinde, masum bir figüran gibi pencereden hep sokaklara baktı... Yaşıtlarının koştuğu, güle oynaya okula gittiği kendisine mahpus sokaklara... “Kader”i masum, kadınlığı ise büyük bir çocuktu o!.. Çok geçmedi, tam 12’sinde hamile kaldı!.. Bir çocuk, bir bebek doğurdu!.. Yırtık bir bez bebek değildi artık elindeki; yaşamın en canlı oyuncağına bir çocuk gibi dokundu ve anlamaya çalıştı

canından can gibi kopan kaderi!.. Yaşamın en çelişkisiyle, en çaresizliğiyle ve en kadersizliğiyle o bebekle birlikte büyüdü o çocuk!.. Ve çok geçmeden karnının yeniden şiştiğini gördü... Bu da mı oyundu acaba büyüklerin kör ettiği dünyada?.. Zulmün yeni bir şamar indirdiği feodal cihanda?.. Ve ahlaksızlığa gerekçe yapılan “töre”, yeni bir sayfa mı açtı bu iğrenç tuzakta?.. Ölü doğdu ikinci bebek!.. Bir yırtık bez bebek gibi düştü yere cenin ve oyuncağını kaybetmiş bir çocuk gibi baktı küçük anne!.. Ağladı, canından düşen cana ağladı, canını cana kurban eden kadere ağladı!..

Kim çekti kaderin tetiğini?.. Pervarili “Kader”in eşi askerdeydi ve canından can koptuğu gün henüz bir yaşında olan ilk bebeğini kucağına aldığında, artık kavrayamıyordu bir gerçek anne gibi... Kavrayamadığı gibi evliliği... Kavrayamadığı gibi yaşamı... Ve kavrayamadığı gibi kadersizliği!.. O sabah bir kurşun sesi çınladı kerpiç evin duvarında... Kim çekti ki tetiği, “Kader” mi yoksa ona da hükmeden kader mi?.. Gözleri var ya, o masum ve kara gözleri tavana dikildi ve çocuklar gördü beyaz badananın masumiyetinde!.. Koşan çocuklar gördü; körebe ve saklambaç oynayan ve de el ederek “hadi gelsene” diyen... Bu da bir oyun muydu; “Hadi gel, yerde sessizce ve titreyerek uzan!..” Son nefesinde, oyunun son perdesi indi ve mazluma döndü garip zaman!.. Bir gerçek vardı o an: Kına değildi avuçlarından dökülen kan!..

Çaresizlik işte o sırada en acı gazellerin notalarında kimsesiz bir divana döndü!.. Hoyratlar yankılandı hançereden vadilere!.. Töre türkülerinin çığlığında, nefesler köreldi kerpiç damlarda... O coğrafyada; törenin kanlı ve kara kitabının bir insana daha zulmettiği, bir “Kader”e daha zincir vurduğu ve bir çocuğa daha yaşamı zehir ettiği o coğrafyada, gramofonların kör iğneleri bir ihanet gibi saplandı “Kader”e!.. Söyler misiniz; bağnazlığın gelenekleri, geleneklerin ahlakı, ahlakın ise töreyi şekillendirdiği o coğrafyada; adına “Kader” denilen paslı çivileri kimler çakıyor küçük yaşamların bakir tenlerine... Söyler misiniz; kimler “çalıyor” eskimiş ve barbarlaşmış gramofonları, kimler “çalıyor” “Kader” şarkılarını ve sahipsiz çocuk yaşamlarını?..


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

ARALIK

İsmet

ÖZÇELİK

Dikkat: CHP’nin tavrı Erdoğan’a yarıyor

A

KP zor durumda. Aldığı darbelerden kurtulmak için çırpınıyor. İktidarı kaybetmemek için her türlü riski alıyor. Ayakkabı kutularında yakalanan paralar, para sayma makineleri halkın dilinde. Artık mizahı yapılıyor. İş mizah aşamasına geldi mi tamam demektir. “Halk deliğe süpürmeye” karar vermiştir. Yeniden ayağa kalkması zor.

HSYK ve yeniden yargılama Bu koşullarda CHP fırsatları değerlendiremiyor. Ergenekon, Balyoz, ... gibi operasyonları tertipleyenler, CHP’li milletvekillerini yıllarca hapislerde tutanlar şimdi de oklarını bu davaların “savcısı” Erdoğan’a ve yakın çevresine çevirdi. Ellerinde de “malzeme” çok. AKP çaresizlikten CHP’ye el uzattı. “Gelin HSYK’yı yeniden düzenleyelim” dedi. CHP ise reddetti. HSYK, F tipi örgütün yargıdaki beyni, merkezi. AKP sayesinde yargıya buradan hakim oldu. Gladyo da faaliyetlerini şu anda yargı üzerinden yürütüyor. “Merkez”in dağıtılması için fırsat var. CHP ise “hayır” diyor. Tavrını F tipi örgütten yana koyuyor. Mücadele, taktik, uzun vadeli politika, ... hiçbiri yok.

Bilerek mi bilmeden mi? Peki CHP bunu bilerek mi, yoksa bilmeden mi yapıyor? Yönetimdeki dar bir ekibin her şeyi bilerek yaptığı kesin. “Sheraton otel buluşması” ve ABD ziyareti sonrası yaşananlar dikkat çekici. Sanki bir el CHP’yi istediği yere çekiyor. CHP yönetimi, seçim öncesi AKP’ye karşı oluşturulacak milli güçbirliğinden uzak dururken, F tipi örgütle yan yana durmaktan hiç çekinmiyor. “Aslanlı Yol”a gözünü kapatıyor. Ama Pensilvanya’ya koşmak için hazır. Halkın mücadelesi sonucu Ergenekon, Balyoz tertiplerinde “yeniden yargılama” gündemde. Yurtseverlerin dışarı çıkması için şartlar oluştu. Ama CHP yönetimi kılını kıpırdatmıyor. Genel merkezin 12’inci katında konuşulanları biliyoruz. Sadece üzülüyoruz.

CHP tabanının kafası karıştırıldı Yaşanan süreç konusunda CHP’lilerin kafası karışık. HSYK konusunda anayasa değişikliğine “evet” dersek, Ergenekon, Balyoz, ... davalarında yeniden yargılamaya destek verirsek, “AKP’nin yanına mı düşeriz” kaygısı var. Daha doğrusu CHP yönetimi bu propagandayı yapıyor. “Yolsuzlukların üstü örtülüyor” yaygarası koparıyor. CHP yönetimi bu yolla tabanı F tipi örgütün yanına sürüklüyor. Yine yanlış yapıyor. Oysa ki Silivri’de tutsak olan Deniz Yıldırım Erdoğan’ın yolsuzluklarını yayınladığı için yıllardır hapiste. Ufuk Akkaya yolsuzluğu açıkladığı için 8 yıl hapis cezası aldı.

Tayyip’e ısrarlı teklif? Tayyip Erdoğan, AKP’den kopma ihtimali olan isimleri bir bir markaja aldırmış. Birkaçını ise bizzat Başbakanlığa davet edip amiyane tabirle iman tazeletmiş. Önceki akşam Çankaya’da bir büroda karşılaştığım ağırlığı olan AKP’li milletvekilinden aldığım bu bilgiler sonrasında o ismin Başbakan için sadece birinci ismiyle aynen şu ifadeyi kullanması ilginçti: -“Tayyip panikte!” Ve dinlediklerimin ayrıntıları: AKP’de büyü bozulmuş.

Yolsuzluk iddialarına karşı takınılan tavırlar ve uygulanan metotlar parti örgütü ile grubu sarsıyor. Cemaat ile girilen kavganın büyük bir faturaya sebep olacağından herkes emin. Dahası, Erdoğan’ın bu mücadeyi şahsileştirdiği kanaatı egemen. En büyük açmaz ise sayıları 70’i bulan 3 dönemi dolduran milletvekilleri. En son Japonya’da 3 dönem şartı uygulanacak diyen Erdoğan’a tüzük değişikliği için Polit Büro diye tabir edilen çok yakın

çevresinden bile baskı yapıldığı dillerde. Tayyip Erdoğan’ın en çok korktuğu şey merkez sağ’da muhafazakar bir partinin kurulması. Böyle bir partinin AKP’den parça koparacağını ve tek başına iktidarını engelleyeceğini düşünüyor. Bunun için de şayet 3 dönemliler içinden bu yönde fiili bir hareketlenme olursa “Kamuoyu baskısına dayanamıyorum” deyip tüzükte bir esneme yapması ihtimal dahilinde imiş. AKP grubunda kimilerinin gözlediği bir

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Sabahattin ÖNKİBAR sonkibar@gmail.com

başka şey Abdullah Gül’ün nasıl bir tutum alacağı?.. İhtiyatlılığı ve fırsatçılığı bilinen Gül’ün Erdoğan’ın 29 Mart Mahalli seçimlerinde vurgun yiyip kendine mecbur kalacağını düşündüğünü söyleyenler var ama Cemaatin böyle bir yapıyı Mart başlarında şekillendirmek istediği

yaygın spekülasyon. Hülasa AKP’de de panik egemen ve perde gerisinde sorgulamalar başlamış. Peki fiili kopuş ne zaman mı olur? Tayyip Erdoğan’ın kamuoyuna zor izah edebileceği yeni bir dosya ya da kaset olayı ile bu süreç hızlanır.

Kavga nedenleri, İslam-ahlak ve Türkiye’nin bekası değil Hiçbir şey bu kavga kadar Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen’i gayeleri bağlamında bu kadar net resmedemezdi. Sahi Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen birbirini niye gırtlaklamaya çalışıyor hiç düşünüz mü? Nedir bunların davaları ya da kavga sebepleri?.. İslam-iman mücadelesi mi, üstün ahlak arayışı mı

yoksa Türkiye’nin bekası mı? Fethullah Gülen, Kelime-i Tevhitten Muhammedun Resulullahı çıkarırken islam adına zerre oralı olmayıp susan Tayyip Erdoğan ne oldu da şimdi Cemaate karşı cihat ilan etti? Aynı şekilde F tipi örgüt mensupları en aşağılık metotlarla TSK ile ülkenin

milli aydınlarına tertipler yaparken omuz verip alkış tutan Erdoğan şimdi ne oldu da o taşeron güruha çete muamelesi yapıyor? Yok hayır bu durum yeni bir vahyin gelmesi ya da hidayete erme olmadığı gibi iman ve ahlak arayışı da değildir. Hele hele ülke çıkarı hiç değildir. Benzer sorular Fethullah

Gülen için de geçerlidir? Yıllar yılı AKP’nin türlü pisliklerini polis ve yargı aracılığı ile örtüp aklayan ve onlarla suç ortaklığı yapan F tipi örgüt şimdi ne oldu da Tayyip Erdoğan’ı tehlikeli buluyor? Fotoğraf net, bunların kavgaları islam, ahlak ve Türkiye adına değil, kendi iktidar mücadelelerinin

sonucudur. F Tipi örgüt Tayyip’ten MİT’i, TSK’yı ve son olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında AKP’nin genel başkanlığını istedi, alamayınca hücuma geçti hadise budur. Tayyip Erdoğan’ın F tipine şimdi çete ve kumpasçı demesi de tamamen kendini ve iktidarını koruma adınadır.

HUKUKÇU FAİK IŞIK AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARINI DEĞERLENDİRDİ:

Doğu Perinçek, Avrupa’nın kendisiyle yüzleşmesini sağladı Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı Faik Işık, Doğu Perinçek’in hukuki zaferinin Türkiye için önemini vurgulayarak, ‘ödül verilmesi gereken yürekli hukukçu’ diye nitelendirdiği Perinçek’in hapiste olmasını eleştirdi  ERDEM ATAY

A

vrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), İşçi Partisi Doğu Perinçek ile ilgili verdiği kararın yankıları sürüyor. Dışişleri Bakanlığı kararı “milat” olarak yorumlamış, Büyükelçiler de “Karar bizi çok rahatlattı” açıklaması yapmıştı. Son olarak bir zamanlar Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve Aziz Yıldırım’ın da avukatlığını yapmış Avukat Faik Işık da konuyla ilgili Aydınlık’a değerlendirmelerde bulundu. Işık, “Perinçek ve arkadaşları hapis yatmayı göze almış ve bu işi başarmıştır. Gidip İsviçre’de bunun kavgasını verebilmek yürekli bir hukukçunun işidir. Müthiş bir karar. Bu hukuki anlamda Avrupa’nın kendi demokratik değerleriyle hak ve özgürlükleriyle yüzleşmesini sağlanmıştır” diye konuştu.

‘ABD Kongresi’ne alın size karar diyebileceğiz’ Işık şöyle konuştu: “Doğu Perinçek, 2015’te tüm dünyada

yaygın bir şekilde tartışılacak, Türkiye hariciyesinin önemli sorunlarından biri olacak “Ermeni soykırım” iddialarını arkadaşlarıyla birlikte kişisel bir sorun edinmiş ve beraber hapis yatmayı göze almıştır. Gidip İsviçre’de bunun kavgasını verebilmek yürekli bir hukukçunun işidir. Gerçekten Doğu Perinçek, hapis yatmayı göze alarak bunu yapmıştı. Müthiş de bir başarıdır. Bu hukuki anlamda Avrupa’nın kendi demokratik değerleriyle hak ve özgürlükleriyle yüzleşmesini sağlanmıştır. Bu yasayla benzer yasaklar çıkmış olan ülkelere de dur diyebilecek bir karardır. İkidebir 24 Nisan’da Amerika Kongresi’nde “öyle mi dedi böyle mi dedi” lafına karşı, “Alın size karar” der. AİHM kararı bu derece başarılı bir iştir. Şahsen söylüyorum. Devletin ödül vermesi

gereken adamdır.” Işık, sözlerine şöyle devam etti: “Bu memleketin 90 senelik bir zor sorununu çözmüş olan adama da devlet ödül yönetmeliği uyarınca hapisanelerde de olsa ‘Arkadaş al

şu ödülü. Helal olsun’ demek lazım. Bu kadar yetenekli bir adam eğer ticari avukat olarak çalışsaydı, emin olun iş adamı olsaydı Türkiye’nin en büyük işadamlarından biri olurdu. Akademisyen olsaydı Türkiye’nin en iyi akedemisyenlerinden biri olurdu. Ama sen böyle bir kavgadasın. Benim görüşlerime de mualefet ediyorsun bunu da biliyorum. Ama ben senin verdiğin doğru düzgün mücadeleye saygı duyuyorum.Ve tebrik ediyorum. Yani yaptığı şey bir hukukçunun yapabileceği en yüreklice bir şeydir.”

‘Perinçek’in dışarıda olması lazım’ Perinçek’in dışarıda olması gerektiğini söyleyen Işık, cemaat yapılanmasının uzlaşı ile çökertilebileceğini söyledi. Perinçek

Faik Işık

hakkındaki görüşlerini Erdoğan’a da ilettiğini dile getiren Işık, şunları kaydetti: “Ben (Başbakan’a) “Perinçek gelsin adam gibi tartışalım. Bu adamın elinde silah yok. Kavganın öteki diye gösterdiğin adam. Bırak bunlarlada devlet adamı olarak barış. Bunun zamanı geldi. Tarihte bunların birçok örneği var. Bir tanesi Pax-Romana (Roma barışı), diğeri Pax-Ottoman (Osmanlı barışı). Şimdi Türkiye’de “Cumhuriyet barışı” yapmak gerekiyor yani Pax Respublica. Bunun içinde kafası çalışan adamların bu tartışmaya dahil olması gerekiyor. Hapisanelerde değil dışarda olması lazım kendi partisinin başında olması lazım. Ben yine geleyim adamı cezaevinde değil burada ziyaret edeyim. Vakti varsa tartışayım. Halka anlatsın. Birbirimizi dinleyen taraf olalım. Türkiye’de kulağın bir kısmı dağdakini dinliyor ama bir diğer kısmı ovadakini dinlemiyor. Sorun bu. Bunun için kesinlikle polis ve yargı içinde tehlikeli yapılanamının çökertilmesi lazım.”

Manzara şu

TALAT PAŞA KOMİTESİ BUGÜN TOPLANACAK

Şimdi gelinen noktada görünen manzara şöyle: “CHP, ABD’nin yanında. AB ile işbirliği içinde. F tipi örgütle birlikte hareket ediyor.” Algı tamamen böyle. Erdoğan ise, “Dış güçlerin saldırısı ile karşı karşıyayım. Batı bana karşı harekete geçti. Bana komplo kuruldu” diye propaganda yapıyor. 2007, 2011 seçimleri öncesindeki taktiği izliyor. “Amerika ve Batı’ya direnen Tayyip” görüntüsü vermeye çalışıyor. CHP yanlış yerde durduğu için bu propaganda halkta belli ölçüde karşılık görüyor. Halk 2012 19 Mayıs’ından beri ayakta. İstiklal’de, Ankara-Ulus’ta, Tandoğan’da, Silivri’de, en son Aslanlı Yol’da toplanan milyonlar Erdoğan’ın kimyasını bozdu, AKP’yi dağıttı. Şimdi imdadına yine muhalefet yetişiyor. Muhalefetin tavrı Erdoğan’ın en büyük avantajı. CHP’nin tavrı Erdoğan’a yarıyor. NOT: Yapılan bir ankete göre CHP’de partisinden memnun olanların oranı yüzde 57. Bu durumu CHP’lilere sordum. Kimse “sürpriz” demedi.

‘2015 yılında elimiz çok daha güçlü olacaktır’ E

rmeni soykırım iddiası konusunda uluslararası alanda mücadele veren ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nde zafer kazanan Talat Paşa Komitesi bugün İstanbul’da toplanacak. Talat Paşa Komitesi Genel Sekreteri Ferit İlsever, Aydınlık’a bugün yapılacak toplantıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Komitenin uzun süre sonra ilk kez toplanacağını ifade eden İlsever “AİHM’in Perinçek’in başvurusunu lehimize kararlaştırmasından sonra Türkiye Ermeni soykırım Toplantı Taksim yalanı konusunda Hill Otel’de saat çok önemli bir noktaya geldi. Türkler AİHM za10.00-13.00 arasında hakkında 100 yılferinin kagerçekleşecek. Toplantıda dır devam eden muoyu taı hayatın e 2012’d Ocak 13 suçlamaların yerafından kaybeden eski KKTC nilgiye uğratıldığı yeterince Cumhurbaşkanı bir zafer kazandık. anlaşılmadıTalat Paşa KomiteRauf Denktaş da ğına dikkat si’ni bu büyük zafer çeken İlsever anılacak üzerine topluyoruz” dedi. “Karardan genel-

tu. Toplantıda AİHM kararı sonrasındaki yol haritasının çizileceğini anlatan İlsever “Hukuki bir karar verildi. Ancak halen bazı Avrupa ülkelerinin parlamentolarında soykırım yasası var. AİHM kararı bu tür kararların parlamentoların ve mahkemeliren görevi olmadığına işaret etmektedir. Rauf Denktaş

likle ‘fikir özgürlüğü’ açısından bahsediliyor. Aslında AİHM kararı ile Türkiye’nin eli çok rahatlamış ve soykırım iddiasında çok önemli bir dönüm noktası aşılmıştır. AİHM kararı, bütün olarak bakıldığında Ermeni Soykırımı’nın olmadığını ifade etmektedir” diye konuş-

‘Sıra meclis kararlarında’ Bu yöndeki parlamento kararlarının kaldırılması için yeni bir mücadele bizi beklemektedir. Şimdi önümüzdeki mücadele çizgisini konuşmak üzere bir araya geliyoruz” ifadelerini kullandı. İlsever şöyle devam etti: “Başkanımızı kaybettik. Arkadaşlarımızın bir kısmı tutuklu. Talat Paşa Komitesi yeni bir mücadeleye atılırken, yeniden örgütlenmesi konusunu da gündemimize alacağız. Ermeni Diasporası’nın ve emperyalist mih-

Rauf Denktaş anılacak “Toplantımızın çok anlamlı bir yönü var” diyen İlsever “KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı, aynı zamanda Talat Paşa Komitesi’nin başkanı olan Sayın Rauf Denktaş’ı yitirmemizin ikinci yıldönümü. AİHM başarısı noktasına diplomatlarımızı şehit vererek ulaştık. Sayın Rauf Denktaş’ı ve şehit diplomatlarımızı saygıyla anıyoruz. Toplantımızın bir boyutu da bu” diye konuştu.

rakların 2015’e hazırlandığını biliyoruz. Bu nedenle güçlü bir şekilde hazırlanmalıyız. 100. yıla AİHM kararı nedeniyle çok rahatlamış ve aynı zamanda büyük bir kararlılıkla gireceğiz.”  İSTİHBARAT SERVİSİ


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Şafak TERZİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DİNLEME SKANDALINI İFŞA EDEN SNOWDEN’LA GÖRÜŞEN ALMAN MİLLETVEKİLİ STRÖBELE AYDINLIK’A KONUŞTU:

‘Alman Meclisi, Almanya’daki ABD üslerini sorgulayacak’



‘ABD’nin Afrika ve Kuzey Afrika’daki insansız hava araçları saldırılarını Almanya’daki üslerinden planladığı şüphesi var. Bu Alman egemenliği ve anayasasına aykırı. Bunu kanıtlamak zor, çünkü Amerikan üslerinde ne olup bittiğini bilmiyoruz.’

 BEYHAN YILDIRIM / BERLİN

A

lmanya’da son beş dönemin parlamento üyesi Yeşiller Partisi Milletvekili HansChristian Ströbele gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Aynı zamanda Meclis Dışişleri Komisyonu Üyesi olan 74 yaşındaki Ströbele, adını ABD’nin dünya çapındaki dinleme faaliyetlerini ifşa ederek duyuran ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) eski çalışanı Edward Snowden ile 31 Ekim 2013’te bir araya gelerek büyük yankı uyandırmıştı. Alman milletvekilinin gazetemize verdigi bilgilere göre, NSA dinleme skandalı nedeniyle gerilen Almanya-ABD ilişkileri sonucunda Alman Meclisi, ülkedeki ABD üslerinindeki faaliyetleri araştırmak amcacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruyor...

 Bölgede aynı zamanda Malatya’da ABD’nin füze kalkanı var. Eğer İran, İsrail tarafından saldırıya uğrarsa, Türkiye’yi vurabilir. Aynı şekilde, Suriye’den Türkiye’ye füze atılırsa Alman askerleri de karşılık vermek zorunda kalacaklar... Alman askerinin de çatışmalara taraf olması ihtimalinden kaygılıyım. Patriotların Türkiye’ye güvenlik getirmeyeceği kanaatindeyim. Türkiye ve Suriye arasında bir savaş çıkması halinde, Alman Patriotlarının ve askerlerinin bulunduğu üs de Suriye’nin saldırı hedefleri arasında olacak. Bence Suriye’den şimdiye dek Türkiye’ye tehdit gelmedi. Suriye askerlerinin Türkiye’ye



Bir an önce komisyonun kurulmasını Ocak ayında çalışmalara başlamasını istiyoruz. Baş tanık Edward Snowden’ın komisyona gelip bilgi vermesini istiyoruz. Snowden güvenliğinin sağlanması halinde Almanya’da ifade verebileceğini belirtti.

bu durum Alman egemenliği ve Alman anayasasına aykırı. Tabii ki bu şüpheyi kanıtlamak zor, çünkü Amerikan üslerinde ne olup bittiğini bilmiyoruz. Amerika’nın Almanya’daki ana üssü Rammstein’da. Yani, Afrika’ya yapılan saldırıların merkezi (Africom) Almanya’nın tam ortasında olan Stuttgart’ta. ABD’nin Suriye ve Türkiye’de, özellikle Ortadoğu’da stratejik ve askeri çıkarlarının olduğundan eminim. Bu nedenle bölgede tansiyonun düşmesi için her türlü çabayı göstermek durumundayız. Ay sonunda olacak Suriye Barış veya Ateşkes Konferansı’ndan (2.Cenevre) bir şey çıkacağı umudu kayboldu.

desteklenmesi özellikle dramatiktir. Aynı şeyi şu anda Suriye’de yaşıyoruz. ABD’nin dostları Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan, Katar ve diğer ülkeler Suriye’deki özellikle cihatçıları silah ve parayla muazzam biçimde destekliyor. Bu siyaset son bulmadıkça, bölgede, Türkiye’nin komşu ülkelerinde Suriye ve Irak’ta İslami devletçiklerin (Teilstaaten) kurulma tehlikesi artıyor. Ve tabii ki bu bütün bölgeyi, NATO’yu ve NATO devleti Türkiye’yi de tehdit ediyor.

ABD üslerini araştırma komisyonu  Almanya’daki Amerikan üsAydınlık Avrupa Temsilcisi Beyhan Yıldırım, Ströbele ile meclisteki ofisinde görüştü.

‘Savaşa dahil olmaktan çekiniyoruz’  Alman Meclisi önümüzdeki günlerde Alman Patriot Füze Bataryalarının ve 300’u aşkın Alman askeri personelin Türkiye’deki görev süresini uzatacak. Koalisyon ortakları CDU ve SPD oylamada ‘Evet’ oyu kullanacak. Yeşiller’in de büyük çoğunluğu, geçen yıl olduğu gibi, Patriotların konuşlanma süresinin uzatılmasını istiyor. Siz geçen yılki oylamada ‘Hayır’ oyu kullanmıştınız. Nedenlerini öğrenebilir miyiz? Ben Patriot Füze Bataryalarının konuşlanmasına karşı oy kullandım. Çünkü Suriye ile Türkiye arasında yaşanacak muhtemel bir savaşta Almanya’nın da içine çekilmesi söz konusu, savaşa dahil olması beni kaygılandırıyor. Türkiye tarafından sürekli uçuşa yasak bölge lafları duyuyoruz. Ya da Türkiye’nin bir şekilde saldırmasının ihtimal dışı olmadığını duyuyoruz. Eğer böyle bir eylem olursa, o zaman Hollanda ve Alman füzeleri de harekete geçebilir. Ya da Suriye tarafından bir saldırı olabilir.  Uçuşa yasak bölge fikri Türk Hükümeti’ne mi ait? Her türlü savaş senaryosu gündemde. Ben de biliyorum ki, Türkiye-Suriye sınır bölgesinde silahlı çatışmalar oldu, bölgedeki Türk halkı da bundan zarar gördü, kayıplar verdi. Ama Türkiye’de konuşlandırılan Patriotlar bölge halkını koruyamaz. Halka karşı orta menzilli füzeler kullanılmamakta. Alman ve Hollanda askerlerinin bölgede bulunması bölgedeki genel savaş tehlikesini arttırıyor.

Hariri: Hiç kimsenin oyun dışında kalmasını istemiyoruz.

Hizbullah Lübnan’da hükümet ortağı oluyor



ge düştü. Çünkü arkadaş arkadaşı gizlice dinlemez. Bu her zaman ortamın gerilmesine yol açar. Aile içinde, arkadaşlar arasında ve devlet ilişkilerinde de böyledir. Başbakan Merkel’in yıllarca dost bir ülkenin istihbaratı (NSA) tarafından dinlenilmesi kabul edilemez. Bundan daha da kötüsü, milyonlarca Almanın iletişimi dinlendi, ileride bu kişilere karşı kullanılmak üzere kaydedildi. Şimdi deniliyor ki, bütün bunlardan ‘kötü Snowden suçlu!’ O sadece gerçekleri su yüzüne çıkardı. Eğer onun açıklamaları ve özellikle belgeleri olmasaydı bütün bunları bilmeyecektik. Merkel ve Alman Hükümeti hâlâ dinleniyor olacaktı. Brezilya Devlet Başkanı’ndan, Vatikan’daki Papa’ya, Meksika’dan Fransa’ya bütün dünyayı ilgilendiren bir dinleme skandalı söz konusu.

‘Snowden baş tanık olacak’

Ströbele Snowden ile görüştükten sonra Twitter’den şunları yazmıştı: “Biraz önce Snowden ile görüşmeden geldim. Hükümete mektup getirdim. Ayrıntıları yarın.”

girmesi veya saldırması söz konusu değil. Esad da defalarca Türkiye’ye saldırmayacağını söyledi.

‘Asıl sorun El Kaide’  Rusya’nın da bölgede çıkarları var. Dünya genelinde yeni bir kutuplaşma şekilleniyor. Bir tarafta ABD ve Rusya, yanında da bir ihtimal Çin. Sizce ABD yeni kutuplaşmayı değerlendirerek Avrupa’daki gücünü sürdürmek mi istiyor? ABD, Türkiye’de ve Almanya’da da güçlü bir askeri varlığa sahip. Almanya’da yaşadığımız sorun şu: ABD’nin Afrika ve Kuzey Afrika’daki insansız hava araçları (predatör) saldırılarını Almanya’daki üslerinden planlanıp, gerçekleştirdiğine dair kuvvetli şüphe var. Ve

Bölgedeki temel poblem Suriye’deki iç savaş değildir. Asıl sorun Suriye ve Irak’a ait büyük toprak parçalarının İslami hakimiyet isteyen El Kaide’ye yakın militan örgütlerinin kontrolüne geçmesidir.  ABD, Soğuk Savaş süresince siyasal İslamı kendi çıkarları için her yerde destekledi. 11 Eylül’den sonra da devam etti. Almanya’da da siyasal İslam var, örneğin Gülen hareketi... Amerika her zaman aynı hatayı yapıyor; her zaman şu ilkeye göre hareket ediyor: “Ortak düşmana karşı ortak mücadele edenler dostumuzdur”. Ancak bu dostların kimler olduğuna bakmıyor. Özellikle Afganistan’da El Kaide ve Taliban’ın CIA, ABD tarafından aynı zamanda

lerine karşı çalışmalarınız ne olacak? Biz öncelikle Almanya’daki Amerikan üslerinde neler olduğunu açığa çıkarmak istiyoruz. Afrika’da, Yemen’de, Sudan’da insansız hava araçlarıyla öldürmek üzere yapılan saldırıların gerçekten de Alman topraklarından mı planlanıp gerçekleştirildiği şüphesine açıklık getirmek zorundayız. Asla kabul edemeyeceğimiz bir durum. Gazetecilerin bilgilerine ihtiyacımız var. Ancak biz bütün bunları Alman Meclisi’nde araştırma konusu yapacağız.  ABD ve Almanya arasında 11 Eylül’den bu yana ilişkiler gergin. NSA dinleme skandalıyla daha da arttı. Şu an ilişkiler nasıl? İlişkiler çok zor durumda, göl-

 ABD çok kutupluluk olgusuna rağmen tek kutuplulukta ısrar ediyor. Almanya’nın konumu nedir? Almanya AB’nin bir parçası, transatlantik askeri ittifakta, NATO’da yer alıyoruz. Türkiye, ABD ve diğer ülkeler gibi... ABD de bu ittifakta yer alıyor, ancak bu demek değildir ki, NATO’nun öncü ülkesi ABD üye ülkelerde her istediğini yapabilsin. Ülkelerin egemenlik hakları var. Almanya’nın ve diğer tüm NATO üyesi ülkelerin egemenlik hakları var ve riayet edilmek zorunda. ABD, eğer Alman yasalarına uyduğunu iddia ediyorsa bu büyük bir yalandır. Çünkü Alman yasalarında Başbakan dinlenecek diye bir madde yok. Buna rağmen Amerika geçen yaz aylarının sonuna kadar Başbakanı dinledi. Amerika ile sorunu açıkça konuşma zamanı geldi.  Snowden ile görüşmeniz dünya çapında yankı uyandırdı. Meclis Araştırma Komisyonu kurulacak mı? Evet, Alman Meclisinde Meclis Araştırma Komisyonu kurulacak. Yeşiller ve Sol Parti öteden beri bunu talep ediyor. Hükümeti oluşturan SPD ve CDU uzun süre buna karşı direndi, fakat şimdi anladılar ki komisyon kurulmadan olmayacak. Bir an önce komisyonun kurulmasını Ocak ayında çalışmalara başlamasını istiyoruz. Baş tanık Edward Snowden’ın komisyona gelip bilgi vermesini istiyoruz. Snowden Moskova’daki görüşmemizde güvenliğinin sağlanması halinde Almanya’da ifade verebileceğini belirtti.

Lübnan’ın eski Başbakanı Saad Hariri Reuters’e verdiği demecinde Hizbullah’ın da yer aldığı bir koalisyon hükümetine katılmaya hazır olduğunu söyledi. Necib Mikati’nin istifasından sonra yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Temmam Selam’ın geçen hafta 8+8+8 formülüne dayalı bir kabine önerdiği belirtilmişti. Batı ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen el-Mustakbel Partisi öncülüğündeki 14 Mart ittifakı, daha önce Hizbullah’ın yer aldığı bir kabineye karşı çıkıyordu. Refik Hariri cinayeti ile ilgili uluslararası mahkemenin duruşmasını izlemek üzere Lahey’e giden Saad Hariri, yaptığı açıklamada Temmam Selam hükümetinin kurulması konusunda iyimser olduğunu belirterek “Hizbullah ve müttefiklerinin olduğu bir hükümete katılımımız ve Refik Hariri mahkemesi konusundaki görüşümden geri adım atmış değilim; ancak sanık, suçu ispat edilinceye kadar masumdur” dedi. Hariri, Hizbullah’ın bulunduğu bir hükümete katılım konusunda geri adım atmış olmadığını söylemekle birlikte Lübnan’ın zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek “Ülkeyi tüm herkesin katılımıyla yönetmeye çalışıyoruz. Hiç kimsenin oyun dışında kalmasını istemiyoruz” dedi.  DIŞ HABER SERVİSİ

Şaban: Tahran-Şam-Moskova anlaşması yapıldı.

‘Cenevre öncesi harika bir anlaşma’



Suriye Cumhurbaşkanlığı Siyasi Danışmanı Buseyne Şaban, 2.Cenevre konferansı öncesinde Tahran, Şam ve Moskova arasında güzel bir anlaşma yapıldığını açıkladı. Mehr ve İrna haber ajanslarına demeç veren Suriye Cumhurbaşkanlığı Siyasi Danışmanı Buseyne Şaban; İran, Suriye ve Rusya dışişleri bakanlarının üçlü görüşmesinden büyük memnuniyet duyduklarını açıkladı. Suriye, İran ve Rusya dışişleri bakanları arasındaki üçlü görüşmeye değinen Buseyne Şaban, “Bu, harika bir görüşmeydi, son derece güzel anlaşmalara varıldı” dedi. Rusya Dışişleri bakanı Sergey Lavrov’le Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in İran’ın 2.Cenevre konferansına mutlaka katılması için ısrarlı taleplerde bulunduğunu belirten Buseyne Şaban, toplantıda Rusya ve İran dışişleri bakanlarının Suriye’nin terörizme ve tekfircilere karşı verdiği mücadeleyi desteklediklerini söyledi.

SUUDİ TERÖRÜ BM’YE ŞİKAYET EDİLDİ

Irak, Bender bin Sultan’dan hesap soruyor Ban Ki Mun

B

irleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki Mun, Suudi Arabistan’ın Irak’ta teröre destek verdiği iddialarını BM Güvenlik Konseyi’ne taşıyacak. BM Genel Sekreteri Ban, Irak Başbakanı Nuri Maliki ile yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaparak, Irak’ta faaliyet gösteren teröristlere Suudi Arabistan’ın destek ve mali yardım sağladığı iddialarını BM Güvenlik Komisyonu üyeleri ile ele alacağını belirtti.

İtiraflar Bender’i gösteriyor Irak’ta yeni yılın ilk 17 gününde 640 Iraklı’nın canını alan terörün bizzat Suudi Arabistan İstihbarat Şefi Bender bin Sultan tarafından desteklendiği, El Kaide itirafçıları da açıklamıştı. Irak, Güvenlik Konseyi’nin terörist

Suudi ve Katar destekli terör 2014’ün ilk 17 gününde 640 kişinin canını aldı. 2013 yılında neredeyse 9 bin Irak vatandaşı El Kaide teröründen dolayı hayatını kaybetmişti. Konu artık BM gündeminde. Irak, Suudilerden hesap soruyor... gruplarına para ve istihbarat desteği sağlayan ülkeleri kınayan iki kararına işaret ederek, BM’ye Suudi Arabistan’ı ve Katar’ı şikayet eden başvurusunu yaptı. Bağdat, başvurusundaki iddiaları kanıtlar nitelikteki somut bilgileri de BM’ye sundu. Irak televizyon kanalı Sumeriye’nin haberine göre, Irak’ın batı bölgelerinde gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonları sırasında yakalanan Irak Şam İslam Devleti adlı terör örgütünün bir komutanı, sorgulaması sırasında “Irak’ta silahlı bir isyancı grup organize edilmesi için Suudi Arabistan’tan 150 milyon dolar alındığını” itiraf etmişti.

‘Suudi desteğiyle ilgili kanıt dolu’ Irak Meclisi milletvekillerinden Aliya Nassıf, itirafta sözü edilen pa-

ranın Suudi yönetiminin terörizme verdiği açık desteğin ilk örneği olmadığını ifade etti. Nassıf, şu görüşleri savundu: “Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın terörizmi aktif bir şekilde desteklediklerine dair yığınla kanıta sahibiz. Elimizdeki bilgilere göre, özellikle Suudi yönetimi, Irak’ta siyasi bir çözüm sürecinin başarıyla yürütülmesini sabote etmeye çalışıyor. “Irak Ordusu’nun silahlı operasyonlarına hedef olan terörist yapılanmalar, bizzat Suudiler tarafından desteklenmektedir. Milletvekili Ahmed El Albani’nin tutuklanması sırasında başka bir olay patlak verdi. Terör gruplarına mensup korumaları, mahkeme kararıyla milletvekilini gözaltına almaya gelen emniyet

Bender Bin Sultan mensuplarına ateş açtı. Yine terör olaylarından suçlu bulunan Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’ye Suudi Arabistan siyasi sığınma hakkı tanımıştı.” Suriye de Suudi Arabistan’ın teröre destek verdiğini kanıtlayan bilgileri BM’ye bildirmişti. Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, geçtiğimiz günlerde yeni bir şikayet başvurusu yaptı. Diplomatik kaynaklar, bu başvuruların Güvenlik Konseyi daimi üyesi ABD ve müttefikleri tarafından görmezden gelindiğini belirtiyor. Genel Sekreter Ban’ın Irak’ın başvurusunu Güvenlik Konseyi’ne taşıma planı, bu konuda durumun değişmeye başladığı biçiminde yorumlanıyor.  DIŞ HABER SERVİSİ


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Kakuro 2

Yıl. 93 Sayı. 2260

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek

Kare

Dünya Şafak Terzi Önder Öztürk Erdem Atay Emek Esin Turhan Cansu Yiğit Toplum Özlem Konur Usta Sezim Özadalı Anıl Budak Ceyhun Bozkurt Spor Bilgi İşlem Güven Karakurt Recep Erçin Hayati Asilyazıcı Dağıtım Md.Cumali Karagöllü Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Grup Başkanı Duygu İlem Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım

Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi Kültür Sanat

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Eşleri kardeş olan erkeklerden her biri - Eski Türkler’de çocukları koruyan tanrıça 2. Uygun bulma, tasdik - Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı, dermatoloji 3. Geri verme - Ailesinin geçimini sağlayan 4. Güney Kafkasyalı bir halk - Ayak direme - Divit, yazı hokkası 5. Beyaz - Örtme, kapama, gizleme - Yemişlerin yenilen bölümü 6. Okur - Söz ve davranışta herkesin beğendiği hal, terbiye Bizmut’un simgesi 7. Bahçe veya parklarda bulunan oturmaya yarayan sıra - Sanki, hemen hemen 8. Polonyalı - Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket - Fikir, düşünce 9. Eskimolar’ın buzdan yaptıkları kulübe - Arkadaş, yoldaş 10. Bir bıçak türü - Yayla 11. Yabancı - Lütesyum’un simgesi - Verme, ödeme - Kuzu sesi 12. Gerçekteki karanlık ve aydınlık bölümleri tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi - Sigorta için ödenen ücret Yukarıdan aşağıya 1. Orta ve Güney Anadolu’nun bir-

çok bölgesinde kullanılan bir türkü ezgisi - Karda yürürken, batmamak için ayağa takılan kafesli ayaklık 2. En kısa zaman parçası, lahza Sarp geçit - Bir İngiliz birası 3. Din, yasa, töre, vb. bakımından işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen - Koruyan, acıyan, merhamet eden 4. Avuç içi - Mezar, kabir - Bir filmin veya tiyatronun ilk gösterimi 5. Devlet İstatistik Enstitüsü (kısa) - Yanan şeylerden geri kalan toz madde - Bir çalgı türü 6. Ticaretle uğraşan kurumların şubesi - Büyüteç 7. İlgi eki - İçten çürüyen ağaç Doku teli 8. Kabe’deki üç puttan biri - Bir iş için gerekli olan malzemelerin, parçaların tümü 9. Ut çalan kimse - Eskrimde kullanılan bir kılıç türü - Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri 10. Hz İsa Peygamber’ in doğduğu gün - Kirli sulardan geçen ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı 11. Gezegenimizin uydusu - Başlangıçlar - Bir nota 12. Kalıpla basılıp elle boyanmış tülbent, yazma - Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar ke-

Soldan sağa 1 Gemilerde kürek çekmeye veya ağır işlerde çalışmaya mahkum edilen kimse 6 Münebbih 11 Bir fırçanın kılları gibi dik duracak biçimde kısa kesilmiş olan saç biçimi 13 Zevç 14 Roma’nın eski adı 15 Çabucak gönderme, acele yollama 17 Ermenistan (kısa) 18 Yunanca’da bir harf 20 Belirti, iz 22 Bir masal kuşu 24 Alçak, aşağılık 26 Bir nota 27 Belçika’da bir nehir 29 İsrail’de bir göl 31 “... Güler” (fotoğrafçı) 33 Şiilik 34 Etkin, aktif 35 Kanada’da bir göl 37 Dik, yalman 39 Endonezya (kısa) 40 Suriye parası (kısa) 42 Sütun 44 Bayrak 46 Tırnak keratini 48 Divan edebiyatında gazelin ilk beyti 50 Yapım 52 Japonya’da buda rahibesi 53 Japonya’da bir nehir Yukarıdan aşağıya 1 Perde, vb. kumaş eşyanın etek ya da

üst kenarlarına dikilen büzgülü, şerit biçiminde süs 2 Nijerya’da bir nehir 3 Çok az şey 4 Subay (kısa) 5 “... Kaptan” (ressam) 6 ABD (kısa) 7 Mermer yapıştırıcısı 8 Yunanca’da bir harf 9 Gözüpek 10 Alçaklık, korkaklık 12 Ekonomik alanda kendine yeterli olmaya yönelik rejim 16 Menteşe 19 Parlak, saydam kırmızı renkte değerli bir taş 21 Astarsız ve cilasız bir tual üstüne yapılan ve bir oturuşta bitirilen resim 23 Hindistan cevizi 25 Ana, temel 28 Cinsiyet 30 Ukrayna (kısa) 32 Utanma 34 Serbest vuruş 36 Adlar, isimler 38 Bayağı 39 Hırvatistan’da bir liman kenti 41 Kamerun’da bir nehir 43 Halk 45 Bağırsaklar 47 “... King Cole” (Amerikalı caz piyanocusu ve şarkıcı) 49 Takım (kısa) 51 Lityum’un simgesi


Hazırlayan: Murat ŞİMŞEK

Bir zamanlar gülüp geçmişlerdi! 12 Eylül referandumuyla HSYK’nın yapısını değiştiren ve bu düzenlemeyi eleştirenleri suçlayan AKP, yolsuzluk operasyonu sonrası HSYK’yı hedef almaya başladı. Yandaş medya yine tükürdüğünü yaladı

18 Ekim 2010

H

akimler ve Savcılar Yüksek Kurulu(HSYK) 12 Eylül 2010 referandumunda AKP’nin istediği gibi düzenlendi. 26 maddelik değişimi içeren pakette yer alan HSYK düzenlemesi “vesayeti” yok etme, demokratikleşme iddialarıyla sunulmuştu. HSYK Kanunu 11 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe girdi. 7 olan kurul üye sayısı 22’ye çıkarıldı. Kurul üyeleri seçim ve Cumhurbaşkanı’nın atamasıyla belirlenmeye

başlandı. Referandumun ardından yapılan seçimlerde Adalet Bakanlığı’nın listesi seçimleri kazandı. 10’u asil 16 üye HSYK’nın yeni yapısını oluşturdu. 4 üyeyi ise Abdullah Gül seçti. Yeni kurul üyeleri AKP ve Cemaat gazetelerinin manşetinde zafer naralarıyla ilan edildi. Çok sayıda gazete “HSYK’da YARSAV kaybetti” manşetiyle Adalet Bakanlığı listesinin kazanmasını övdü. Gazeteler HSYK’nın yeni yapısının daha

20 Ekim 2010

19 Ekim 2010

“bağımsız” olduğunu iddia eden haberlere imza attılar, yeni yapıyı eleştiren muhalefete “Ayrılık acısı” başlıklarıyla saldırdılar. Tayyip Erdoğan, HSYK seçimini eleştirenlere “sadece gülüp geçiyorum” diyerek yanıt verdi.

Şanlı HSYK zanlı oldu 17 Aralık sonrası ise işler tamamen değişti. HSYK’yı eleştirenlere gülen Erdoğan, yolsuzluk operasyonu sonrası

Deniz

YILDIRIM Silivri L Tipi 1 Numaralı Cezaevi F-7 Silivri, İstanbul

Genelkurmay bilgi notunda ‘paralel devlet’

E

18 Ekim 2010

8 Ekim 2010

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

SEYİR DEFTERİ

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

“HSYK’yı millet yargılayacak” naraları atmaya başladı. HSYK teklifi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi ve önümüzdeki günlerde Meclis’e gelecek. Tayyip Erdoğan konuşur da yandaşları durur mu? 3 yıl önce “HSYK’da devrim” manşeti atan gazeteler bir anda “HSYK istifa” manşetleriyle çıkmaya başladılar. İşte yolsuzluk operasyonu öncesi ve sonrası yandaş medyanın HSYK manşetleri:

29 Aralık 2013

rgenekon davasının mahkeme heyeti tarafından incelenen Genelkurmay Başkanlığı harddiskleri içinde, ‘paralel devlet’ örgütlenmesine yönelik çok önemli ‘bilgi notları’ çıkmıştı. 2. Bilgi Destek Şube Müdürü Albay Fuat Selvi, 13 Şubat 2008 tarihli bilgi notunda; kurumlardaki cemaat örgütlenmesini tespit ediyor, Harekât Başkanı Korg. Nusret Taşdeler’e ve yetkililerin dikkatine sunuyordu. Bugün tartışma götürmez biçimde kabul edilen ‘devlet içinde devlet’ yapılanması, altı yıl önce Genelkurmay’ın resmi evrakları arasındaydı.

‘Seçilmiş savcı ve mahkeme’ Belgedeki ‘paralel devlet’ eylemlerinin bir kısmı şöyle: “Emniyet içindeki Fethullah Gülenci odak tarafından planlanan ve uygulamaya konulan operasyon (Ergenekon) halen aynı grup tarafından yönetilmektedir. “Yargı boyutu, özel olarak seçilmiş savcı ve mahkeme üyeleri tarafından uygulanmaktadır.

‘Planlayanlar gizlendi’ 31 Aralık 2013

28 Aralık 2013

Lozan eylemiyle gelen başarı

29 Aralık 2013

RTÜK’ten, ‘ayakkabı kutusu’na ceza yağmuru gerekçeleriyle ceza yağdırıldı. Uyarı cezası verilen kanallar arasında Ulusal Kanal, MTV, Cem TV, Sokak TV, Halk TV, Samanyolu TV, Bugün TV, Kanal Türk gibi yayın kuruluşları yer alıyor.

 AYDINLIK/ANKARA

R TALAT Paşa Komitesi Genel Sekreteri Ferit İlsever diyor ki: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 15 Aralık 2013 tarihli kararıyla Talat Paşa Komitesi (TPK) olarak verdiğimiz mücadeleye uluslararası hukuki geçerlilik kattı. ABD ve Avrupalı emperyalistlerin Türkiye’yi bölmek için ileri sürdükleri ‘Ermeni soykırımı’ yalanına karşı TPK olarak 2005 yılından beri mücadele ediyoruz. İsviçre devletinin *’Ermeni soykırımının inkârı’nı suç sayan yasasını, 22-24 Temmuz 2005 tarihlerinde KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş başkanlığında düzenlediğimiz Lozan eylemiyle çiğneyip attık. İsviçre devletinin Sayın Doğu Perinçek hakkındaki mahkûmiyet kararı üzerine AİHM’de açtığımız dava Perinçek’in ve Türkiye’nin zaferiyle sonuçlandı. Bu karar”Ermeni soykırımı” yalanına karşı verdiğimiz mücadelenin en önemli hukuki adımını oluşturmaktadır. Taksim Hill Otel’de yarın toplanarak, bu mücadeleye emek veren bütün dostlarla başarımızı kutlayacak ve önümüzdeki yol haritasını netleştireceğiz.  Yalçın Bayer - 17.01.2014 Hürriyet

TÜK, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ayakkabı kutulu, para sayma makineli görüntülerini haberleştiren televizyon kanallarına ceza yağdırdı. RTÜK’ün son toplantısında, yolsuzluk operasyonu yayınlarındaki kutu ve para görüntüleri ile savcılık belgelerine ceza verilip verilmemesi konusu ele alındı. AKP kontenjanından seçilen üyelerin ceza verilmesi tavrına isyan eden MHP kontenjanından seçilen Esat Çıplak, Ergenekon, Balyoz davalarında, MHP’lilere yönelik kaset operasyonlarında RTÜK’ün böyle bir tavır takınmadığını hatırlattı. AKP kontenjanından seçilen üyeler “haklısın, geçmişte yanlış yapmış olabiliriz” şeklinde karşılık verirken, Çıplak’ın ‘insaffsızlar’ diye çıkıştı. Tansiyonun giderek

AKP, HSYK için RTÜK modeli önermişti yükseldiği toplantıda fiziki müdahaleye ramak kaldığı bildirildi. Görüşmeler sonrasında AKP kontenjanından gelen üyelerin oylarıyla, yayınları incelemeye alınan televizyonlara, “insan onurunu zedeleme ve özel hayatın gizliliğini” ihlal, “tarafsızlık” ilkesini ihlal, “haberde abartılı görüntü ve ses efektlerine yer verme” ve “yargı kararı kesinleşmeden bir kimseyi suçlu gösterme, yargı sürecini etkileme” ilkelerine aykırılık

Albayrak’tan korkutan

S

tar gazetesindeki köşe yazılarında ve son olarak CNN Türk’te katıldığı programda Fethullah Gülen’i yerden yere vuran hatta “Firavun’un yol arkadaşı” ilan eden Hakan Aybayrak’ın Yenişafak’ta yayınlanan eski bir yazısı, sosyal medyanın da en çok konuşulan yazısı oldu. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın davetlisi olarak gittiği ülkelerde, Cemaat okullarını ziyaret eden Albayrak, Gülen’e övgüler yağdırırken onu eleştirenleri de pişkinlik hatta ihanetle suçluyor.

İşte o yazıdan bazı bölümler: “Geçen ay, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın davetlisi olarak Kırım’ı ziyaret ettim... Fethullah Gülen Hocaefendi’nin rahle-i tedrisinden geçen öğretmenlerin huyu-suyu öğrencilere de sirayet ediyor. Tabii, Türkiye sevdaları da... Cumhuriyet tarihinin en büyük, en derin, en hikmetli, en verimli ‘dış politika’ atağından söz ediyoruz; Türkiye’yi başlara taç eden, Türkiye’yi yükselten, Türkiye’yi ‘dünya devleti’ yapan müthiş bir gayretten...

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sırasındaki yayınlar nedeniyle birçok kanala ceza yağdıran RTÜK, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı ile ilgili tartışmalar sırasında da ‘şekil biçiminden’ gündeme gelmişti. Muhalefet, AKP’nin HSYK teklifine itiraz edince Erdoğan, HSYK için RTÜK benzeri bir model önermişti. RTÜK üyelerinin seçimi, partilerin milletvekili sayısıyla orantılı olacak şekilde, TBMM’de yapılan oylamayla belirleniyor. RTÜK içinde, iktidar partisi daima üye çoğunluğunu oluşturuyor.

dönüşü Bu gayretin kaynağı olan Fethullah Gülen Hocaefendi’ye medyun-u şükran olmak ve ondan azami derecede istifade etmeye çalışmak yerine, onu türlü çeşit tehditlerle vatanından hicret etmeye zorlayan, sonra da pişkin pişkin ‘Amerika’da ne işi var? Niye vatanını terk etti?’ diye soran ve ‘Amerikancı Fethullah’tan dem vuran malum çevrelerin aklına şaşıyorum. Fethullah Gülen Hocaefendi’ye şükranlarımı sunuyor, onu hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.”

“Planlayan ve yürüten emniyet içindeki Fethullahçı grup kampanya süresince deşifre olmamış ve faaliyetler gizlilik içinde yürütülmüştür. Yargının dahil edilmesiyle planlayıcılar gizlenmiştir. “Kampanyanın arka planındaki asıl gücün Adalet ve İçişleri Bakanlıkları olduğu anlaşılmaktadır. “Danıştay, Dink, Santoro cinayetlerini işleyenlerin Fethullahçılarla olan bağlantılarının medya tarafından görmezden gelinmiştir. “Fethullah Gülen’in ‘ulusalcı dalgayı aşacağız’ sözlerinin Ergenekon operasyonunun amacını ortaya koyan en önemli emarelerden birisidir. TSK’nın vatanı ve cumhuriyeti her koşulda savunma kararlılığına gözdağı verilmeye çalışılmaktadır.”

Suça değil, suçu yazana ceza Ergenekon mahkemesi, bilgi notlarında geçen derin örgütlenmenin suçlarıyla değil, bu yapıyı tespit eden ve bilgi notlarını yazanları cezalandırdı. Zaten “özel görevli mahkeme” olması bu nedenleydi. Nusret Taşdeler’e ve Fuat Selvi’ye “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek”ten müebbet hapis cezası verildi. Cemaat’in kumpası hâkimler eliyle, bu şekilde gizlendi. “Yasadışı dinlemelerle, sahte ihbar mektupları ve delillerle, tasarlanmış, ayarlanmış savcı ve hâkimlerle insanların nasıl mahkûm edildiğini bugün çok daha belirgin şekilde görüyoruz.” diyen Tayyip Erdoğan yıllar önce yazılmış bu bilgi notlarına ne der acaba? Yeniden yargılama derken tam da bu konudan bahsediyoruz.

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 07.00 Çizgi Film “Marsupilami” 08.00 Bu Sabah 10.30 Sanat Hayatı 11.00 Sorunlar ve Çözümler 13.00 Haberler

09.00 Basının Gündemi 11.00 Haber Bülteni 19.00 Halk Ana Haber 20.00 Saygı Öztürk ile Sisler Bulvarı 21.00 En Ana Haber 22.y00 Y. Nuri Öztürk ile Işığa Çağrı 00.00 İsmail Dükel ile Günsonu Haberleri

07.30 Klip Saati 10.00 Nurcan Arslan ile Sağlık Güzellik 11.20 Sağlıklı Yaşam 13.00 Klip Saati 13.30 Şehir Işıkları 14.30 Türkülerin Dili 17.00 Şehir Işıkları “T” 17.30 Belgesel 18.30 Ana Haber 20.00 Aşk-ı Muhabbet 21.30 Türkü Pınarı “T” 00.00 Ana Haber

10.00 Bu Toprağın Adımları 10.30 Tarihe İmza Atanlar 11.00 Başkent’te Sağlık 13.00 Bizim Türküler 15.00 Genç Düşünce 16.00 Belgesel 17.00 Bizim Topraklar 18.00 Sağlıklı ve Formda Sohbetler 19.30 İki Kürek Tek Yürek 20.00 Ana Haber 21.00 Giderayak 22.00 Sanatın Adımları 23.00 Kitap Dünyası

09.30 Sağlık Kontrolü 10.00 Hafta Sonu Keyfi 12.10 Lezzet Durakları 13.10 Hayat Gezince Güzel 14.10 Yeşil Doğa 15.00 Dünya Alem 15.30 Işıltılar 16.05 Frekans 17.00 Haber 18.00 Hayatın Tanığı 20.10 Para Dedektifi 21.00 Haber 22.00 İnsanoğlu 23.00 Aykırı Sorular Cumartesi

09.15 Tadı Damağımda 10.15 Haftasonu 12.15 Zor İşler 13.00 Öğle Bülteni 14.00 Haber 14.15 Saffet’in Garajı 15.15 İstanbul Kafası 16.15 Panorama 18.15 Makam Farkı 19.00 Haber 21.15 Sınır Tanımayan Haberler 22.15 Söz ve Müzik 23.00 Hayatın Mucizeleri

08.00 Çok Güzel Hareketler Bunlar 09.30 Magazin D 12.30 Mutfağım 13.45 Akasya Durağı 16.00 Ben Bilmem Eşim Bilir 19.00 Ana Haber Bülteni 19.50 Spor 20.00 Arka Sokaklar 23.00 Galip Derviş 01.00 Film

07.00 Hayatımın Rolü 08.00 Acemi Cadı 10.00 Nedir Ne Değildir 12.00 Ne Güzel Evim 13.00 Dizi 14.15 Dizi 16.00 Dizi 17.15 İnan Bana 18.30 Ana Haber 19.15 En Güzel Bölüm 20.00 Yetenek Sizsiniz Türkiye 23.30 3 Adam 02.20 Nedir Ne Değildir

05.30 Cennet Mahallesi 09.00 Çizgi 10.00 Cumartesi Sürprizi 12.45 Ev Kuşu 13.45 Lezzet Haritası 14.45 Film: Aman Karım Duymasın 16.30 Pis Yedili 19.00 Show Ana Haber 19.45 Fatih Harbiye 22.30 Adını Kalbime Yazdım

08.00 Şeffaf Oda 10.30 Magazin 8 12.00 Galaksi Rehberi 13.00 Dünya Listeleri 14.30 Aramızda Kalsın 15.30 Bir Zamanlar 16.30 Co-Medya 19.15 Komedi Dükkanı 20.15 Film 22.15 Film

07.00 Çocuklar Duymasın 09.00 Adanalı 10.55 Selena 12.35 Kapanmadan Kazan 14.15 Bugünün Saraylısı 16.15 Doksanlar 19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Bugünün Saraylısı 23.00 Kim Milyoner Olmak İster?

10.35 Kitaplık 10.45 Yeni Zamanlar 11.55 Aklı Selim 13.00 Haber 13.25 Savaşta Barışta Türk Ordusu 13.55 Şanlıurfa-Manisaspor Futbol Karş. 16.00 Gezelim Görelim 16.55 Beni Böyle Sev 19.00 Ana Haber Bülten 19.50 Osmanlı Tokadı 22.55 Kızılelma 01.10 Film: 14 Kılıç

10.10 Haber Tadında 12.00 Haber 12.20 Resim Sevinci 13.20 Sadece Sinema 14.00 Haber 14.10 Yol Arkadaşım 15.10 Uçuyorum 17.10 İskoçya’dan Gelen Arma 18.15 Doğadaki İnsan 20.00 Haber 20.40 Bin Kişiye Sorduk 21.00 Türk Yıldızları 22.00 Bu Toprağın Canları 23.00 Dev Yapılar

08.00 Haberiniz Olsun 10.10 Burası Haftasonu 12.05 HT Sağlık 13.00 Haber 14.15 Aktüalite 15.10 Lezzet Haritası 16.15 HT Kulüp 17.00 Haber 17.15 Bakış 18.00 Akşam Raporu 19.30 Eksen 20.00 Türkiye’nin Nabzı 23.15 Tarihin Arka Odası

09.30 Sağlık Kuşağı 10.00 Güldeste 12.30 Nazım Usta ile Mutfak Keyfi 14.00 Akıl Küpü 14.45 Film 16.15 Doktorunuz Sizinle 17.00 Film 19.00 Spor 19.30 Ana Haber 20.00 Seyyah 21.00 Doktorunuz Sizinle 21.30 Diyalog 23.30 Film

07.00 Nickelodeon Kuşağı 12.00 Hot in Cleveland 13.00 The Big Bang Theory 13.30 The Simpsons 14.30 Rizzoli ve Isles 15.30 The Carrie Diaries 16.15 The Closer 17.00 Doctor Who 18.15 CSI: Las Vegas 19.00 CSI: NY 20.00 Revolution 21.00 Person of Interest 22.00 Mom 22.50 Sherlock

09.30 Vikingler 11.15 Taht Oyunları 13.00 Ellen Show 15.00 Kanun ve Düzen 17.00 Dallas 19.00 The Tonight Show with Jay Leno 21.00 Web Therapy 22.00 Flight Of The Conchords 23.00 The Wire

07.30 Çalar Saat 09.45 Fox İzliyoruz 10.00 Telemarket 10.15 Asayiş Berkkemal 11.45 Çocuklar Duymasın 13.45 BKM Güldür Güldür 15.45 Umutsuz Ev Kadınları 18.30 Haftasonu Haber 19.30 Benim Hala Umudum Var 22.15 Lale Devri

08.30 Film: Tapınaktaki Hazine 3 10.15 Music Box 10.45 Kobra Takibi 12.45 Film: Dönüş 15.00 Women 16.30 5 Yıldızlı Şefler 17.45 Trend Topic 18.15 Donanım Haber 19.30 Film: Evlenmek için Güzel Bir Gün 21.30 Film: Küçük Askerler 23.45 Film: Ölüm Kalım Oyunu

13.30 Medyatik Futbol 15.00 Sahne Sanatları 16.00 Haberler 18.00 Köyden Köye 18.50 Çizgi Film “Lupo Alberto” 19.00 Ana Haber 20.00 Ulusal Gönüllüleri 21.00 Veryansın 22.30 Sinema


Hazırlayan: Ece KIRBAŞ

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Magnus Öström bu gece İstanbul’da

Ara Güler’in durumu iyi

Ara Güler Ünlü fotoğrafçı Ara Güler, rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldı. Güler’in doktoru Aydınlık’a açıklamada bulundu. Yıllardır diyaliz tedavisi gören Ara Güler’in aniden rahatsızlanması sevenlerini korkuttu. Fakat Güler’in durumunun iyi olduğunu belirten doktoru şöyle devam etti: “Ara Güler’in öldüğüne ya da

durumunun çok ciddi olduğuna ilişkin haberler internet ortamında yayılmış. Fakat böyle bir durum yok. Güler’in tansiyonu düşük olduğu için diyalizine yoğun bakımda devam ettik. Değerleri iyi çıktı ve tansiyon sorununuda halledersek Ara Güler’i normal odaya alacağız” dedi.  SEDA AKYÜZ

Fazıl Say

Fazıl Say soruşturmasında takipsizlik kararı Ünlü piyanist-besteci Fazıl Say hakkında, “Yargı görevini yapanları etkileme” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” iddiasıyla yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Ünlü piyanist-besteci Fazıl Say’ın, “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı” gerekçesiyle İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı ve karara bağlanan davanın şikâyetçisi olan Ali Emre Bukağılı’nın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başka bir şikâyet üzerine yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Ali Emre Bukağılı, Fazıl Say hakkında, mahkemedeki yargılaması sırasında kullandığı sözler ve gazetelere yansıyan beyanlarında, “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek”, “kamu organlarını aşağılamak” ve “yargı görevini yapanları etkilemek” suçlarını işlediği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Arslan, “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” ve “Yargı görevini yapanları etkilemek” suçlarından takipsizlik kararı verdi.

‘Say’ın beyanları savunma kapsamındadır’ Takipsizlik kararında, “Yargı görevini yapanları etkileme” suçunun ancak emir vererek nüfuz

icra etmek ve baskı yapmakla oluşabileceğini, bunun için de kişinin elverişli imkânlara sahip olması gerektiğini belirten Arslan, “Hakkında dava yürüyen ve bu davada mahkûm olan bir kişinin böyle bir güce sahip olamayacağının mahkûmiyetinden anlaşılabileceğini” ifade etti. Say’a yöneltilen “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçunun ise özel kasıtla işlenebilecek bir suç olduğunun altını çizen Arslan, “Yargılamadaki sözlerinden ötürü kişiye ayrıca ceza verilemez. Çünkü beyanlar, savunma kapsamındadır” ifadesini kullandı. Savcı Arslan, Fazıl Say’ın “Yargı görevini yapanları etkileme” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlarından yargılanması talebini reddederek, dosyaya ilişkin takipsizlik kararı verdi. Soruşturmayı 3 Ocak 2014’te tamamlayan Savcı Arslan, Say’ın “Kamu organlarını aşağılamak” suçunu işlediği iddiasıyla yargılanması talebini ise, suçun değişikliğe uğrayan 301. madde kapsamında olması nedeniyle izin alınabilmesi adına Adalet Bakanlığı’na gönderdi. “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak” suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırılan Say, avukatı aracılığı nöbetçi mahkemeye başvurarak hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararının iptal edilmesini istemişti.  DHA

Dev’den ‘Akıl Tutulması’

Baran Bayraktar ile Kaan Metinden oluşan alternatif rock grubu Dev, ilk albümü “Akıl Tutulması”nı çıkarttı. Demir Demirkan prodüktörlüğünde

gerçekleşen albümdeki 13 şarkının tüm sözleri Baran Bayraktar; müzikleri ise Baran Bayraktar ve Kaan Metin ikilinin ortak imzasını taşıyor.

Son dönemin en güçlü caz üçlüsü Esbjörn Svensson Trio, 2008’de piyanist Svensson’un ölümüyle sessizliğe gömülmüştü. Sessizliğini 2011 yılında ilk albümüyle bozan E.S.T’nin usta davulcusu Magnus Usta, bu gece İstanbul Salon İKSV’de konser verecek

G

enç yaşta kaybedilen her müzisyen için “Daha yapacağı çok şey vardı.” denilir. Bu sözü en iyi kullanacağımız kişi de Esbjörn Svensson’dur. Bu büyük caz piyanistini bundan 7 yıl önce kaybetmiştik. Genç yaşına rağmen trio’suyla çok önemli albümlere imza atarken, erken gelen ölümüyle de geçen yıllara rağmen eksikliği de fena halde hissediliyor. Kuzey cazının tüm deneyselliğini müziğinde kullanmasına karşın, cazın dışındaki rock dinleyen genç kuşağın da ilgisini kazanan Esbjörn Svensson Trio, kadrosundaki istikrarlı bütünlükle de önemliydi. Piyanist Svensson’un yanı sıra basçı Dan Berglund ve davulcu Magnus Öström’dan oluşan İsveç’li trio, birbirinde koparılamayacak bir fikir birliğinin ismiydi. Dolayısıyla Svensson’un ölü-

münden sonra grubun diğer iki elemanın ne yapacağı da bir merak konusuydu. Bu merakı ilk bitiren de grubun davulcusu Magnus Öström oldu. 2010 yılında kendi grubunu kuran davulcu, “Thread of Life” adlı ilk solo albümünü 2011’de yayımladı. Eski yol arkadaşı Dan Berglund ve caz gitarının büyük ismi Pat Meheny’nin de katkıda bulunduğu bu albümü geçen yılın yaz aylarında çıkan “Searching for Jupiter” takip edecekti. Davulcu bu iki albümde, Esbjörn Svensson Trio’nun devamı ya da takliti olmak yerine trio’nun yenilikçi fikirlerini devam ettirmeyi tercih ettiğini gösterecekti.

Rock davulcularından ilham alan cazcı Müzikal yolculuğuna Stockholm Royal Konservatuvarı’nda başlayan Magnus Öström, ilerleyen zamanlarda okul ile birlikte değişik caz

gruplarıyla da çalarak deneyim kazandı. 1989 yılında ise Esbjörn Svensson ile müzik yapmaya başladı. Bu çalışmalardan iki yıl sonra da bascı Dan Berglund’un da katılımıyla günümüz cazının en görkemli üçlüsü olan E.S.T.’yi (Esbjörn Svensson Trio) kuracaklardı. Zaman içinde kaydettikleri 12 albüm sadece caz ile sınırlı kalmayacak bir şekilde müziğin gündemine oturacaktı. Ian Paice (Deep Purple), Mick Tucker (Sweet), Mitch Mitchell (The Jimi Hendrix Experience) gibi rock davulcularından da etkilendiğini söyleyen Magnus Öström, caz alanında da Elvin Jones, Billy Cobham gibi isimlerin izinden hareket etmiş. Magnus Öström grubuyla birlikte bu gece İstanbul’a gelerek Salon İKSV’de konser verecek. Konserde davulcunun E.S.T. yıllarında müzikal izleriyle birlikte solo kariyerindeki caz fusion ve rock fikirlerine de şahit olacağız.

Janis Joplin 70 yaşında Müzik tarihinin en önemli ismi Janis Joplin 19 Ocak 1943’te Teksas’ın Porth Arthur kasabasında dağmuştu. Joplin, yaşasaydı yarın 71 yaşına adım atmış olacaktı. Frank Zappa, kendisiyle yapılan bir ropörtajda, “Çok ünlüyüm ama müziğimi tanıyanların sayısı beni tuvalette otururken gösteren posterimi tanıyanların sayısının çok altında kalıyor” demişti. Popüler kültürün müziği magazinleştirmesi alışkanlığı müziği bir metaya döndürüyor. Çoğu kez de o müzik insanlarının öneminin her daim ıskalanması sonucuyla yüz yüze kalıyoruz. Bugün Queen denilince akla hemen Freddie Mercury gelir. Ancak bu akla geliş onun vokalinin de-

ğerinden çok üzerine yüklenen imajdandır ve hem Queen hem de onun sesi bir güzel taça atılacaktır.

Eski kayıtları hâlâ piyasada Yazının başlığında yazdığım “Janis Joplin 70 yaşında” ibaresi içindeki “keşke” ile ifade edilecek bir özlemden kaynaklanır. Keşke yasasaydı ve bugün 70 yaşına gelseydi de Janis Joplin’in asıl önemli olan yanlarını hissedebilseydik. O debdebeli masalların ardında kalan şöhretle eşdeğer sona tam gaz giden fırtınalı yaşamın ardında muhafazakâr yapılı Teksaslı kızın siyahların blues müziğine duyduğu tutkuyu hep göz ardı ederiz. ABD’nin ırkçı politikalarında siyahların müziğinin yok sayılması çok da eski değildir. O dönemde işte bu Teksaslı kızın

çıkıp, siyahların müziğini beyazların suratına bir şamar gibi vurması bence bütün magazine efsanelerinden daha değerlidir. Janis Joplin’in çabasıyla Bessie Smith’in müzik tarihindeki önemi hak ettiği yeri bulacaktı. O bu vefa örneğini verirken keyfi yerinde bir beyaz olmak yerine siyahi Bessie Smith’in çektiği acıları da devralacaktı. Janis Joplin’inin yarın doğum günü. Bundan 70 yıl önce Teksas’ın Porth Arthur kasabasında doğmuştu. Onu kaybedeli 44 yıl olmuş ama eski kayıtları hâlâ piyasaya çıkıyor ve yoğun olarak talep ediliyor. Onun ölümünden çok sonraları doğmuş olan kadın vokaller de günümüz müzik sahnesinde onun ekolünün izinde.

Ölen 18 Ocak 1973 Pink Floyd’un “The Dark Side Of The Moon” albümü çıktı 18 Ocak 1974 Bad Company grubu kuruldu 18 - 27 Ocak 1991 Rock’n Rio Festivali’nin ikincisi yapıldı. 9 gün süren bu festival Prince, Inxs, Guns’n Roses gibi gruplar katıldı. 18 Ocak 1996 Elvis Presley’in kızı Lisa Maria Presley, Michael Jackson ile evliliğini bitirdi. 19 Ocak 1920 Salzburg Festivali ilk kez yapıldı. 19 Ocak 1988 Metallica’nın ölen basçısı Cliff Burton’dan sonra Jason Newsted’li albümü “...And Justice For All” çıktı. 20 Ocak 1980 ABD’de komünist olduğu için çeşitli cezalara, yasaklamalara Ülkemizin rock’n roll kralı Erkut Taçkın müziği maruz kalan sanatçı, Nâzım Hikmet’in de dostuydu. Nâzım bırakarak, Güney’de bir Hikmet’le birlikte Dünya Barış Konseyi Ödülü’nü paylaştı. Amerikan Komünist Partisi üyesi olduğunu, Truman delegasotel işletmeye yonunda açıkladığı için yurtdışına çıkışı yasaklanınca Freedom başladı. n a ğ (Özgürlük) adında bir gazete çıkardı. Do 20 Ocak 1997 Daft Punk ilk albümünü çıkardı. 24 Ocak 1949 23 Ocak 1976 24 Ocak 1981 JOHN BELUSHI PAUL ROBESON Aerosmith’in vokalisti Steven (Blues Brothers filminin (ABD’li siyahi bas baritone Tyler motor unutulmaz oyuncusu) opera sanatçısı ) kazası geçirdi.


Hazırlayan: Sema SEZEN

Oyun yazarı, yönetmen, ressam, tiyatro sanatçısı Murat İpek, ‘Şenlikli Limonata’ adlı yeni oyunuyla yine tiyatro gündeminde. Murat İpek, Aydınlık’ın sorularını yanıtladı

Hüseyin HAYDAR huseyinhaydar@aydinlikgazete.com İSYAN MAKAMI

Hilmioğlu Fatih Yanıyor bir daha, eski ahtin namusu, Gönül gamıyla sessiz sedasız... Kundaklanan Türkiye piyanosudur. Bir özgürlük doktoru, bir sevda kocası. Yalan döküp üstüne, zulüm çaktılar, Yanmakta olanı yakarız sandılar. Ayakta tutuşan alev yapraklı ağaç, Pürenli can, çıtırtısız çiçek açar, Orada biri var, aydınlığı yüze vuran.

Murat İpek, “Şenlikli Limonata”da bir hayat kadını ile kapitalizmin babalarından olan bir iş adamı arasında geçenleri kara mizah yoluyla anlatıyor.

‘Şenlikli Limonata’lı kara mizah O

Nilgün SERİMOĞLU

yunlarıyla birçok ödül toplayan Murat İpek yine kadınlara yönelik sorunları kahkahalar arasına sığdırmayı başarmış. “Şenlikli Limonata” adlı oyununda bir hayat kadını ile kapitalizmin babalarından olan bir iş adamı arasında geçenleri kara mizah kullanarak anlatan İpek ile sanat üzerine bir söyleşi yaptık:  Son günlerde “Şenlikli Limonata” adlı oyununuz oldukça ilgi çekti. Oyunlarınızda genellikle mizahın renkleri altına gizlenmiş toplumsal eleştiriler yer alıyor... Doğal olarak bir sanatçı hangi dalda

sanat yapıyor olursa olsun içinde yaşadığı dönemin sorunlarından, gerçeklerinden soyutlanamaz. Şenlikli Limonata’da bir hayat kadını ile kapitalizmin babalarından olan bir iş adamı arasında geçenleri kara mizah kullanarak alegorik bir dille anlatıyorum.  Diğer oyunlarınız da bu çizgide ses getiren yapıtlardı. Bazılarını da kendiniz sahnelediniz. Evet birçok oyun sahneledim ve oynadım. “Basit Bir Ev Kazası” adlı oyunum 6. sezonuna giriyor ve hala koltuklarımız dolu. Bu sezon sahnelenen Şenlikli Limonata ise görkemli bir giriş yaptı. Daha önce dünya prömiyerini Roterdam’da yapan “Dar-ül Love” adlı oyunum ne yazık ki tutucu bir gazetenin beni hedef göstermesinden ötürü çok

kısa ömürlü oldu. Buna hala üzülüyorum ve çok derinden öfkeleniyorum.  Yalnızca tiyatro değil başka sanat dallarında da yapıtlarınız olduğunu biliyoruz. Bu sizi çok yönlü bir sanatçı haline getiriyor. Bir sanatçı olarak, plastik sanatları ve tiyatroyu birbirinden ayırmam elbette çok mümkün olmadı. ama resim, okuduğum kitaplar gibi benim hep çok mahremimde durmuştur. Bir tiyatrocu olarak sözümü sahnede sakınmadan oyunlarımla ortaya koyarken resimlerimi yakın zamana kadar arkadaşlarıma bile gösterirken utanırdım. Fakat son iki yıldır beni kışkırtan bir iki sanat galerisi artık sergi açmamın zamanının geldiğini söyleyerek aklımı karıştırmaya başladılar.

 Oyunlarınızı yazarken neleri dikkate alıyorsunuz? İlham size nasıl geliyor? Ben öyle ilham perilerine inanan sanatçılardan değilim. Çalışmak ve ısrarla çalışmak gerektiğini düşünüyorum. Ciddi takıntılı, disiplinli bir çalışma metodum vardır. Çalışmaya başladığımda soluksuz çalışıyorum. Çok içten ve inanarak yaşıyorum her şeyimi. Aşklarımda da bu böyle... O kadar tutkulu ve saf bir duyguyla bağlanırım ki, çoğu zaman karşımdakinin şehir değiştirecek kadar ilgimden korkup kaçtığı olur.  Aydınların ve sanatçıların hedef alındığı bu dönemde hissettikleriniz aslında tüm sanatçıların ortak duyguları...

Sonuçta ben de orta sınıf bir ailenin çocuğuyum ve gençliğim 12 Eylül sonrası apolitik, kurak bir dönemde geçti. Bu dönemin üzerine Özal döneminin kapitalist yağmacı ve çıkarcı zihniyeti de eklendiğinde kendimi ve ailemi hep korumak zorunda hissettim. Fakat son on yıldır yaşanan sosyo- ekonomik gerileme ne yazık ki aydınlık, dürüst insanların çok daha uzun süre yönetimde söz sahibi olacak soluğu alamayacaklarının işaretini veriyor.  Yani gelecekten kaygılısınız. Evet kaygılıyım... Düşünebilen, geçmişi geleceği değerlendirebilen herkes itiraf etmese de kaygılı, daha doğrusu olmak zorunda.  Ülkemizde özellikle sanat bir dar boğazdan geçiyor. Bu dönemde

Orada biri var, evimize direk, Direnir haçlı yobazın kör karanlığına, Maraş bozlakları söyleyerek. Taşıyor kolları meyvelerin ağırlığını. Orada biri var, Hilmioğlu Fatih, Düşmanın bastığı yerde duran. Yanar geceler boyunca fedailer, Gün batarken görünürler öbek öbek, Büyük şafak sökünceye dek. Işıyıncaya dek çocukların yolu, Yanarlar için için, senin benim için, Yanmanın profesörüdür onlar. Ateşin düştüğü yeri yakması, yalandır; Düşürmüşsen ateşi kendi içine, Yahut düşmüşsen ateşin içine kendin.

Not: Başta Tuğgeneral Levent Ersöz ile Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve Gladyo zindanlarında sağlığını yitirenler olmak üzere, bütün yurtseverler derhal serbest bırakılsın.

Murat İpek

‘Aydınlar ve sanatçılar birleşip, çevremize ışık olmalıyız’ sanatçı nasıl bir yol izlemeli? Böyle ortaçağ karanlığı kokan bir dönemden eli kitap tutan, entelektüel kumaşı olan herkesin kendini ve çevresini aydınlatarak, akılcılığa yüreklendirerek geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir misyoner gibi çalışmalıyız. Başka çaremiz yok ne yazık ki. Çok zor günler yaşanıyor. Herkes haklı, herkes haksız, herkes mağdur, herkes acımasız... Kendi içimizde sorunlar yaşasak bile aydın sanatçılar, sanatseverler olarak birleşip çevremize ışık olmalıyız. Ben kendi hesabıma Aydınların ve sanatçıların hedef olarak gösterildiği bu dönemde bir sanatçı olarak hırsız ruhlar arasında, temiz bir soluk alabilmemiz için gizli bir bahçe inşa etmeye çalışıyorum.

Cogito bu ay Nörobilim ve Felsefeyi işliyor



Budapeşte Festival orkestrası CRR’de



halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ŞAİRİN EMEĞİ

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

Budapeşte Festival Orkestrası ve şef Ivan Fischer’ın yönetiminde, piyanist Alexander Toradze’nin solist olarak yer alacağı konser, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) 23 Ocak 2014 Perşembe günü saat 20.00’de yapılacak. Dünyanın en önde gelen orkestralarından Budapeşte Festival Orkestrası çağımızın en sevilen ve ünlü şeflerinden Ivan Fischer ile İstanbul’daolacak. Orkestra 96 kişilik tam kadrosu ile geliyor. Programda seslendirilecek ilk eser olan Borodin’in dört perdelik “Prens Igor Operası”nın ilk perdesinin sonunda yer alan “Poloveç Dansları”, opera repetuvarının tartışmasız en sevilen bölümü olacak.

Program: A.Borodin (1833-1887): Poloveç Dansları (Prens Igor Operası’ndan) S. Prokofiev (1891- 1953): 3. Piyano Konçertosu, Do Majör, Op. 26 P.I. Çaykovski (1840 - 1893): 6 Numaralı “Patetik” Senfonisi, Si minör Op. 74

Kadri İkbal Kayacılar’dan Beyşehir Gölü

Ç Ivan Fischer

ekimleri 2009 ve 2013 yılları arasında yapılmış olan ve Beyşehir Gölü’nün özellikle gün doğumunda sergilediği görselliği aktaran Kadri İkbal Kayacan’ın fotoğraf sergisi bugün Ankara Halk Tiyatrosu Kültür Merkezi’nde açılıyor. Halil Cibran’ın “Ağaçlar, yeryüzünün gökyüzüne yazdığı şiirlerdir” ifadesi altında tematikleştirilen sergide, sanatçının 5 yıl boyunca farklı mevsimlerde yaptığı çekimler ile gölün

ve bitki örtüsünün ortaya çıkarttığı masalsı manzaralar bir araya toplanmış. Sergi, kanvas üzerine baskı olarak, 50 x 70cm ebadında 45 adet fotoğraftan oluşmaktadır. Sergi süresince satışa sunulan fotoğraflar 1/5 edisyonlu olarak basılacak. Ancak sergi ana temasını oluşturan, kapak niteliğindeki ve daha önce National Geographic dergisinde de yayımlanmış olan eser 90 x 140 ebadında kanvas baskıya sahip olup 1/1

edisyonla basıldı. Ulusal ve uluslarası bir çok fotoğraf yarışmasında çeşitli dereceleri olan sanatçı, ayrıca 2010 ve 2012 yıllarında basılan ve Amerika Birleşik Devletlerinde yayımlanan fotoğraf almanağında eserleri yer alan tek Türk fotoğraf sanatçısıdır. Sergi kapsamında yer alan 4 fotoğraf, FIAP ve API patronajında düzenlenmekte olan sergiler kapsamında Arjantin, Singapur ve Sırbistan’da da sergileniyor.

Yapı Kredi Yayınları’ndan 3 aylık düşünce dergisi Cogito’nun kış sayısı çıktı. Cogito’da bu ayın konusu Nörobilim, Felsefe ve Toplumsal Dönüşüm. Nörobilim ve Felsefe adıyla yayımlanan bu sayının dosyasını, Koç Üniversitesi tarafından düzenlenen “Nöroloji, Biyoloji Felsefesi ve Yapay Zeka” başlıklı sempozyumda sunulan tebliğlerin bir bölümü oluşturuyor. Derginin “Occupy Wall Street Hareketi” ekseninde anarşizmin, yataylık hareketinin toplumsal dönüşüm açısından sunduğu imkânların araştırıldığı “İşgal Hareketlerinin Anarşist Kökenleri” başlıklı odak bölümünde yer alan “Occupy Tahrir ve Mayıs 68 Hatlarıyla Gezi’ye Seyahat” adlı yazısında Süreyya Evren şöyle diyor; “Haziran Geçici Otonom Bölgesi haliyle Taksim’deyiz... Enstalasyona dönüştürülmüş otomobiller, otobüsler her yerde. İnsanlar bu araçları yeniden dekore ediyorlar, üzerlerine küçük kâğıtlar iliştirerek Yoko Onovari dilek ağaçlarına dönüştürüyorlar. Sinan Çakmak’ın fotoğrafında bir grup insan ele geçirilmiş bir belediye otobüsünün içinde görülüyorlar.” Derginin odak bölümünde yazan bir diğer isim Marina Sitrin “Occupy: Demokrasiyi bir mesele haline getirmek” başlıklı yazısında ise; “Türkiye’de bir parkın savunulması olarak başlayan eylem, yüzbinlerce insanın tüm ülkenin sokaklarında harekete geçtiği, elinde tutabildiği sürece kamusal alanları dönüştürdüğü ve pek çok yerde eylemleri yatay meclislere, forumlara ve agoralara çevirdiği bir hareket oldu.” Derginin söyleşi bölümünde ise Susan Buck Morrs’un “Neoliberalizm, Ekoloji ve Küresel Ayaklanmalar” başlıklı bir söyleşisi bulunuyor. Bu söyleşide Buck şöyle diyor “Gezi, kimliklerin çokluğuyla alakalı bir şey. Örneğin 2011’de Tahrir Meydanı’nda insanlar namaz kılan Müslümanları korumak için el ele vermişti ya da Gezi’de ve başka yerlerde örtülü kadınlar, örtülü olmayan kadınlarla dayanışma içindeydi.” diyor.

KuirFest Festivali 23 Ocak’a kadar sürecek



LGBTT Dayanışma Derneği’nin düzenlediği 3. Pembe Hayat KuirFest Festivali, 16 Ocak Perşembe günü Ankara’da başladı. LGBTİK hayatların yaşadığı soyutlanma ve şiddete dikkat çekmek amacında olan KuirFest, 23 Ocak tarihine kadar sürecek. Festivalde Venedik, Tribeca, Berlinale, Cannes ve Sundance Film Festivali’nde yer almış pek çok ödüllü film bulunacak. Ankara Noxus’ta saat 21.00’da başlayacak olan festivalin gala gecesinde DJ Cenk Erdem sahne alacak. Sony Music etiketiyle “Unutmak için dans et” sloganıyla yola çıkarak “Psycho Disco” albümüyle sahne alacak olan Erdem, bu festival kapsamında müzikseverlerle buluşacak.


Hazırlayan: Fırat KORSAN

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ÇARŞI’NIN ESKİ LİDERİ YILMAZ GİTGETİR, GEZİ PARKI OLAYLARININ NASIL BAŞLADIĞINI ANLATTI:

TÜRK İNSANI ‘YETER’ DEDİ! Beşiktaş taraftarının duyarlı Gezi Parkı’nda sadece Beşiktaşlı taolduğunu belirten Gitgetir, “Gezi raftarların olmadığını belirten GitDirenişi, Atatürk’ün Gençliğe getir, “Fenerbahçe, Galatasaray, Hitabesi ve TC’nin kaldırılmak istenTrabzonspor taraftarları da destek mesi ile Atatürk ilke ve inkılaplarına verdi. Hatta en önemlisi Türk insanı saldırı sonrasında meydana geldi” dedi ‘yeter’ dedi” ifadelerini kullandı

B

eşiktaş’ın ünlü taraftar grubu Çarşı Grubu’nun eski lideri olan ve kendisini tribün emekçisi olarak tanıtan Yılmaz Gitgetir DHA’na özel açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Beşiktaş’ın ilk yarı performansından dolayı yaşadığı memnuniyetsizlikle başlayan Gitgetir, “Takımın ilk dört haftasındaki gücü, şevki, ruhu nasıl oldu ya da neden olduysa kırıldı. İlk 45 dakika futbolcuların oyunu ile ikinci yarıdaki performansla futbolcuların nasıl maç kaybettiklerini anlamıyorum. Olacak gibi değil. Bunun yüzden memnun değilim” dedi. Tribün emekçisi Yılmaz Gitgetir, Beşiktaş Kulübü Yönetim Kurulu ve Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman hakkında da çarpıcı yorumlar yaptı. Öncellikle Çarşı grubu olarak yönetim kurulu ve başkanla herhangi bir problemleri olmadığını dile getiren Gitgetir, “Fikret Orman’dan memnun olabilmem için Beşiktaş’ın şampiyonluğunu

görmem lazım. Kendisinin ne kadar başarılı olup olmadığını tartışmak için yeni yapılacak olan stadın bitmesi gerekiyor��� ifadelerini kullandı.

‘Kapalı bizim yerimiz’ Çarşı grubunun arasında da merakla beklenen konuya da değinen Gitgetir, ‘Yeni yapılacak statta yeriniz neresi olacak, kapalının ortasında eski yerinizi alabilecek misiniz?’ sorusuna, “Beşiktaş Yönetimi, Beşiktaş’ın menfaatlerini düşünüyorsa bizi yerimizden etmemeleri gerekiyor. Beşiktaş taraftarı yönetime ve özellikle takıma çok faydalı. Maç içerisinde takımda dengesizlikler olduğunda Çarşı o ahengi sağlayabiliyor. Sorulması gereken soru aslında şu ‘Bizim açık tribüne geçmemiz yada kapalı tribünde kalmamız. Bizim için mi faydadır yoksa Beşiktaş için mi faydadır ?’ bunu düşünecek olan yönetimdir. Bizle kapalı neredeyse özdeşleşti. Ben 30 senedir kapalı tribünde maç

izliyorum” dedi.

‘Atatürk’e saldırı vardı’ Çarşı’nın destek verdiği Gezi olaylarına da değinen Gitgetir, “Zamanında Nükleer santrallere karşı da durmuştuk. Gezi olaylarında Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve TC’nin kaldırılmak istenmesi, Atatürk ilke ve inkılaplarına saldırı bizi harekete geçirdi. Beşiktaş taraftarı duyarlı bir taraftardır. Sadece biz değil Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor taraftarları da oradaydı. Herşeyden önemlisi Türk insanı da yeter dedi. Biz insanlara cesaret mi verdik bilemiyoruz ama, maçlarda Çarşı’nın kavgacılığı, maçları söke söke alma ruhu insanlara cesaret veriyorsa o da memnuniyet verici tabii. Koskoca bir ülke bir spor grubunun taraftarından cesaret alıyorsa şeref duyarım” şeklinde konuştu.

‘Maçlarda skoru yakalamalıyız’ Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, devre arası hazırlıklarını yaptıkları Antalya’da basın toplantısı düzenledi. Bilic’in açıklamarından bazı satır başları şu şekilde oluştu;  “İlk oynadığımız Kasımpaşa maçının ilk yarısı çok iyiydik ikinci yarı oyundan düşmüştük. Bu eksikliğimizi ikinci devrede gidermeye çalı-

Bruma’ya büyük destek ALEX TELLES

Galatasaray’ın devre arası kampını sürdürdüğü Antalya’da, sabah idmanı öncesinde futbolcular Bruma’ya destek pankartı açtı. Tokatspor maçında sağ diz ön çapraz bağı kopan ve sezonu kapatan

dakikasında oyuncuların performansının en iyi olması için çalışıyoruz.”  “Hugo’nun söylediğini iyi anlayabiliyorum. İlk yarıyı iyi geçirdi, iptal edilen gollerine rağmen krallıkta zirvede. Bursaspor maçı, Fenerbahçe ile Galatasaray derbisinin ilk yarılarındaki oyun karakterimize dikkat çekiyorum. “

Lisansı hazır Bruma’nın sözleşmesini donduracak olan Galatasaray, açılan yabancı kontenjanında yeni transferi Alex Telles’e yer verecek

Portekizli oyuncu Bruma’nın Türkiye Kupası’nda Tokatspor ile oynanan maçta sakatlanarak sezonu kapamasının ardından genç oyuncunun sözleşmesinin dondurulacağı ve yabancı kontentajanında yer açılacağı belirtilmişti.

Bruma’ya takım arkadaşlarından destek gelirken Sarı-Kırmızılı futbolcular idman öncesinde üzerinde, “Seninleyiz Bruma” yazılı bir pankart açıp basın mensuplarına poz verdiler.

şıyoruz. Tekrar oynayacağımız Kasımpaşa maçında ise sadece skor olarak değil oyun olarak da üstün olup bunu sahaya yansıtmalı ve ikinci devre öyle oynamalıyız.”  “Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum çok iyi bir iş çıkardılar. Biz de çoğu maçta rakibe üstünlük kurabileceğimizi gösterdik. Her maçın her

Bu şok sakatlık en çok Amrabat’a yaradı. Mancini, kanatta oynayacak başka bir ismin olmaması nedeniyle Faslı oyuncunun kalmasını istedi. Bruma’nın lisansının dondurulmasının ardından açılan kontenjan ise dün akşam saatlerinde İstanbul’a gelen Alex Telles için kullanılacak.

Drogba korkuttu

Hajrovic için ise forma giymek adına tek yol var o da Dany’nin başka bir takıma gitmesi ya da sözleşmesinin feshedilmesi. Grasshoppers’tan 3 miyon Avro bonservis bedeli karşılığında alınan İzet Hajrovic, resmi maçlarda lisansı olmadığı için forma giyemeyecek.

Serena tam gaz!

Sarı-Kırmızılı takımın Fildişi Sahilli forveti Drogba, dünkü antremanda tek kale maç sırasında sakatlık yaşadı. Umut Bulut’la girdiği ikili mücadelede sol bacağına darbe alan Drogba, acı içinde yerde kaldı. Sağlık ekibinin hemen müdahale ettiği deneyimli futbolcu, kısa süre sonra ayağa kalkarak çalışmaya devam etti.

Rod Laver Arena’da oynanan günün ilk 3. tur mücadelesinde, 2003, 2005, 2007, 2009, 2010 şampiyonu ABD’li Serena Williams ile “grand slam”lerdeki en iyi derecesini 2008’de burada yarı finale çıkarak yapan Slovak Hantuchova karşılaştı. Williams, 2002 yılından

bu yana 8 kez karşılaştığı ve sadece 2006 yılında Avustralya Açık’ta 2-1 yenildiği rakibi karşısında rahat bir oyun ortaya koyarak, 1 saat 20 dakika süren maçı, 63’lük iki setle kazandı ve yoluna devam etti. Williams, 4. turda, Sırp Ana Ivanovic ile karşılaşacak.

Yeni aday Kallström

A

ra transfer döneminde maliyeti yüksek oyuncuları kadrosuna katmak istemeyen Trabzonspor’da teknik direktör Mustafa Akçay’ın takviye beklentisi ise sürüyor. Her fırsatta en az 3 oyuncuya ihtiyaç duyduklarını vurgulayan tecrübeli teknik adam, özellikle forvet ve bir orta saha oyuncusu transferi konusunda ısrarcı. Forvet transferi için Filip Djordjevic, Ba-

fetimbi Gomis ve Maxi Lopez ilegörüşmelerini sürdüren Bordo - Mavililer, orta saha için ise sürpriz bir isim ile görüşme yaptı. Akçay’ın isteğiyle Spartak Moskova’da forma giyen İsveçli orta saha oyuncusu Kim Kallström’ü gündemine alan Bordo-Mavililer, kulübünün bonservis konusunda kolaylık sağlaması durumunda bu oyuncuyla temasa geçmeye hazırlanıyor.

Bosingwa’ya Akçay’dan övgü Bordo-Mavili takımın Antalya kampında tüm testlerde en iyi sonuçları veren Bosingwa’ya Mustafa Akçay’dan övgü geldi. Oyuncusunun tam bir profesyonel olduğunu söyleyen Mustafa Akçay, “Bosingwa gerek futbolculuk yetenekleri gerekse karakteriyle bize çok yardımcı olmaya çalışıyor” dedi.

T.C. CEYHAN CRA DARES DÜZELTME LANI 2013/2284 ESAS Müdürlüğümüz dosyasından satışa çıkarılan 14.11.2013 tarihli Gayrimenkul satış ilanında 7 sayfada 23 sıra nolu taşınmaz ilanında

Adana ili Ceyhan ilçesi Sirkeli Köyü Malaz mevkiinde adı geçen taşınmazda 87 olan parsel numarası sehven yazılmamış olup parselin 87 Nolu parsel olarak düzeltilmiş olduğu ilanen duyrulur. BASIN: 3186 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


18 OCAK 2014 CUMARTESİ

Hazırlayan: Hüseyin KAYA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

AZİZ YILDIRIM’IN AVUKATI FAİK IŞIK, YARGITAY KARARINI AYDINLIK’A DEĞERLENDİRDİ:

‘F.Bahçe için sivil direniş zamanıdır’ Aziz Yıldırım’ın tekrar cezaevine girmesi hakkında konuşan Faik Işık, “Bu ülkede hapse girmesi gereken başkaları var, bu kişiler arasında Aziz Yıldırım yoktur” dedi. Cemaatin ülke üzerindeki etkisini de vurgulayan Işık, Meclis’in cemaate teslim edildiğini ifade ederken, “Bu ülkede bir meclis cemaatin eline teslim edildi. Bir parti, ‘bana oy verirse mutlu olurum’ diyerek bu cemaati kolladı. Bu ülkenin medyası, meclisi, polisi, yargısı bir cemaate mi teslim olacak? Yargıtay’daki yapılanmayı ele almadan, Cumhuriyet yargılaması olmadan, bu ülke teslim mi alınacak?” diye konuştu. 2010-2011 sezonu şampiyonluk kupasının el değiştirmesi iddiaları

üzerine, kupayı isteyenlerin cemaat şebekesinin içinde bulunduklarını iddia eden Faik Işık, “Kupada gözü olanların, ne tür insanlar olduğunu düşünmek lazım. Memleket meseleri dururken kupa derdine düşenler, yine bu cemaat oluşumunun içinde olanlardır. Kupa teneke parçasıdır. Bu teneke parçasına göz diken insanlar, bu şebeke ile bağlantılıdır” ifadelerini kullandı.

‘İstiklal Mücadelesi başlamalı’ Cemaatin ülke üzerindeki etkisini, ‘meydan okuma’ şeklinde değerlendiren Faik Işık, “Cemaat bu ülkeye meydan okuyor. Cemaat parisi olmayı kabul edenler de buna

destek veriyor. Bu olay, yargının bu hale gelmesinde, bütün siyasi partilerin sorunları vardır. Egemenlik kullanılıyor” dedi. Sarı-Lacivertli taraftarların üzerine büyük iş düştüğünü ifade eden Faik Işık, “Fenerbahçe İstiklal Mücadelesi içerisinde olacak. Taraftarlar Türkiye’de en büyük sivil toplum örgütü olduğunu bilmeli. Ülkede eğitimini, politikayı, medyayı belirleyecek başkaca güçler olamayacağını, egemenliğin yalnızca millette olduğunu gösterecek. Kurtuluş Savaşı’nda nasıl İstiklal Harp olduysa, şimdi de bu olacak. Bu bir sivil halklar mücadelesidir. Fenerbahçe için artık sivil direniş zamanıdır” şeklinde konuştu.

YILDIRIM’IN BAŞKANLIĞI DÜŞTÜ Yargıtay’dan beklenen karar dün geldi. Aziz Yıldırım’ın 6 yıl 3 aylık cezası onandı. Böylece, yapılan son İŞTE CEZALAR Bülent Uygun: Teşvikten 11 ay hapis kongrede oy birliği ile tekrar başkan seçilen Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın, görevi düşmüş oldu Bülent İşçen: Şike ve teşvikten 2 yıl 4 ay hapis

Ş

ike davasında Yargıtay kararını açıkladı. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Şike Davası’nda ‘’Kısmen onama ve kısmen bozma’’ kararı verdi. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve Olgun Peker’in cezası onandı. Aziz Yıldırım’ın birden fazla maçta şike ve teşvik primlerinden suçları onandı. Bu kararın ardından Aziz Yıldırım hapis yatacak. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 93 sanıklı şike davasında 85 sanık hakkında inceleme yaptı. Daire, “Şike, teşvik primi, örgüt, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, rüşvet ve diğer suçları inceledi. Daire Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve eski Giresunspor Başkanı Olgun Peker hakkında örgüt suçundan verilen ikişer yıl altışar aylık mahkumiyet kararlarını onadı. Daire; Aziz Yıldırım’a Fenerbahçe- İstanbul BŞB Spor, Karabük-Fenerbahçe, Fenerbahçe-Ankaragücü, Sivasspor - Fenerbahçe

maçlarında şike yapmak, Trabzonspor - Bursaspor, Trabzonsopr - İstanbul BŞB Spor maçlarında teşvik primi verdiği iddiasıyla 3 yıl 6 aylık hapis ve 1.312.500 liralık adli para cezasını da onadı.

Başkanlık düşecek Aziz Yıldırım, 2 Temmuz 2012’de mahkemenin verdiği kararla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Yattığı 1 yıllık süre göz önüne alınarak serbest bırakılan Yıldırım ile ilgili karar onanınca infaz yasasından faydalanarak yaklaşık 3 yıl 2 ay daha hapiste kalması sözkonusu.Bu arada cezası onanan Aziz Yıldırım’ın başkanlığı düşecek. Fenerbahçe Kulübü karar eline ulaşınca yeniden seçime gitmek zorunda kalacak. 45 gün içinde alınacak olağanüstü genel kurul kararında Aziz Yıldırım aday olamayacağı gibi başkan yeniden seçilecek.

Şener ve Şakar’a beraat Şike soruşturmasında adı geçen Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile birlikte Asbaşkan Nevzat Şakar beraat etti. Mahkeme ayrıca davada adı geçen isimlerden Zeki Mazlum, Zafer Önder İpek, Göksel Gümüşdağ’la birlikte Hikmet Karaman’ın da beraatına karar verdi.

Emenike’ye karar çıkmadı Futbolcu Emmanuel Emenike hakkında 8 Mayıs 2011 şike iddiasıyla dava açıldığını belirten Mahkeme, CMK’nın 10. maddesi uyarınca Emenike’nin dosyasının ayrılmasına hükmedildi. Bu durumda, Emenike ile ilgili dosya ayrılıp yeni bir dava üzerinden devam edecek.

2 yıl 2 ay hapis yatacak Yıldırım, cezası onandığı için 2 yıl 2 ay daha hapis yatacak. Bir yılın üstünde ceza aldığı içinde Fenerbahçe Başkanlığı da düşecek. 1 milyon 712 bin 500 TL’lik rekor adli para cezasını da 20 eşit taksitt ödeyecek. Daire, Aziz Yıldırım gibi Olgun Peker’in “örgüt kurmak” ile “şike ve teşvik priminden” aldığı cezaları onandı. Şike dosyasını “onama, bozma ve düşme” kararlarının altında Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin değişen Başkanı Bahri Demirel’in imzası da var.

Sarı-Lacivertli Kulüpte sadece başkanlık seçimi yapılacak. Fenerbahçe Kulübü tüzüğü gereği başkan ayrı, yönetim ayrı seçildiği için Yöneticiler görevine devam edecek ve kulübün yeni başkanı mevcut yönetim ile çalışacak. Bu süre içinde Kulübü Başkanvekili Abdullah Kiğılı yönetecek.Diğer taraftan Aziz Yıldırım’ın eşi ile birlikte yurt dışında seyahatte olduğu öğrenildi.

Yıldırım tatilde 12 Ocak’ta oynanan FenerbahçeAlanyaspor hazırlık karşılaşması sonrasında eşi ve kızı ile birlikte Fransa’ya tatile giden Aziz Yıldırım’ın bu hafta sonu tatilden dönmesi bekleniyor.

Karar değişebilir mi?

Futbolculardan tepki! F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın cezasının Yargıtay tarafından onanması kamp için Antalya’da bulunan futbol takımında şok etkisi yarattı. Sporx’in haberine göre; kararı öğrenir öğrenmez bir araya gelip durum değerlendirmesi yapan Sarı-Lacivertlilerde futbolcuların “3 Temmuz’dan bu yana başımızı gelmeyen kalmadı. Yeter artık çektiğimiz” diyerek kararla ilgili olarak tepkilerini dile getirdikleri öğrenildi.

Hisseler tepetaklak

Seçim yapılacak

Ali Kıratlı: Şikeden 1 yıl 10 ay hapis Vederson: Teşvikten 5 ay hapis Ali Yıldırım: 1 yıl 1 ay hapis İbrahim Akın: Teşvikten 1 yıl 6 ay İlhan Ekşioğlu: Şike ve teşvikten 3 yıl 1 ay hapis, 900 bin lira adli para Mecnun Otyakmaz: Örgüt üyeliğinden 10 ay hapis, Sivas-Fenerbahçe maçından dolayı da 1 yıl 6 ay hapis Şekip Mosturoğlu: Örgüt üyeliğinden 1 yıl 3 ay ertelemeli hapis, şike ve teşvikten 1 yıl 10 ay hapis Mehmet Yıldız :1 yıl 3 ay hapis Sami Dinç: 1 yıl 14 ay hapis Samet Güzel: 2 yıl 2 ay hapis Serdal Adalı: 1 yıl 3 ay hapis Tamer Yelkovan: 1 yıl 3 ay hapis Ümit Karan :7 ay hapis Yavuz Ağırgöl: Şikeden 1 yıl 8 ay ertelemeli hapis Yusuf Turanlı: Örgütten ertelemeli 1 yıl 3 ay, şikeden 1 yıl 18 ay hapis Tayfur Havutçu: 1 yıl 3 ay hapis cezalarına çarptırıldı.

Yargıtay’ın cezayı onamasının ardından, ‘Şimdi ne olacak’ soruları sorulmaya başlandı. Avukan Hasan Ahi, Vatan Gazetesi aracılığı ile bundan sonraki süreç hakkında bilgi verdi: “Bu kararın geri dönüşü tabii ki var. Bu kişiler Ceza Muhakemeleri kanununun 308. maddesine göre Yargıtay’ın onama ya da bozma kararıyla ilgili olarak düzeltme yolu vardır. Bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kararın düzeltilmesi için dosyayı

Şike davasına yönelik Yargıtay kararı ile Fenerbahçe hisseleri dakikalar içinde düştü. Hisseler yaklaşık beş dakika içinde 35 liradan 30,60 liraya kadar geriledi. Yargıtay kararı ile ilgili ilk açıklama şike davasının “Kısmen onandığı, kısmen düştüğü ve kısmen bozulduğu” yönündeydi. Bu habere

gene Yargıtay 5. Ceza Dairesi’ne gönderebilir. Daire aynı kararı verebileceği gibi değiştirebilir de. Aleyhine karar onanmış olan şahıslar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekçelerini anlatarak tekrar gözden geçirilmesi yani onama kararının düzeltilembilmesi için başvuruda bulunabilirler. Ama buna başvurmak hatta dosyanını kabul edilmesi ve 5. dairesine gönderilmesi dahi infazın gerçekleşmesine en-

yatırımcılar ilk olarak Fenerbahçe hisselerini yükselterek reaksiyon verdi. Fenerbahçe hisseleri karar öncesi 33,10 TL’den seyrederken günlük farkla yüzde 4 artarak dakikalar içinde 35,02 TL’ye kadar çıktı. Ancak kararların detayları gelmeye başladıkça Fenerbahçe hisseleri bu sefer

gel değildir. Ayrıca şikeden onama cezası bulunan kişiler kulüpte, dernekte yönetici üye olamaycaktır. Bu sayın Aziz Yıldırım’ın başkan olamayacağı anlamına da gelir. Ancak şikeden dolayı bozulma kararı varsa bu isimlerin yöneticiliği devam edecektir. Özel Yetkili Mahkemeler’le ilgili Meclis’te görüşülen yasada değişiklik yapılmazsa Aziz Yıldırım’ın önünde bütün hukuk yolları kapanmış olacak.”

dakikalar içinde düşmeye başladı. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın şike ve teşvik cezasına onama kararı çıktığı haberleriyle Fenerbahçe hisseleri 35 liradan hızla düşerek günlük yüzde 8,38 düşerek 30,60 liraya kadar geriledi. Fenerbahçe hisseleri günü bu seviyeden kapadı.

Twitter’dan tepkiler ‘Yeni başkan seçilecek’ MiRaGe_1907: Aziz Yıldırım’ın örgüt liderliği onandıysa 25 milyonun da örgüt üyeliği onanmış demektir.. Türkiye’nin en büyük örgütü,hesap soracak! glben_ztrk: ÇIKARIZ BİZ SOKAKLARA OLURUZ OMUZ OMUZA!! TolgaaDuman: Fenerbahçe Boyun Eğmez senofficiall: FENERBAHÇE’li; 107 Yıllık Şanlı Tarihimizin En Büyük Direnişine HAZIR MISIN ?! Fenerbahçe Boyun Eğmez bbbetus: Daha bu maçın 90+ ‘ları var! Fenerbahçe Boyun Eğmez 1907mehmety: Yargıtay 25 Milyon Fenerbahçeli’nin Örgüt Üyesi Olduğunu Onayladı.. @EnesBilgili: Yarın atkımı, formanı, bilekliğimi daha gururlu giyeceğim. Fenerbahçe Boyun Eğmez @Ersin__Dogan: Fenerbahçe Boyun Eğmez bu çınarın kökleri çok derin çıkartamazsınız bu oyunlar tutmaz @1907Eko: Bu bir İstiklal Mücadelesidir,Siz tarafsınız,politik davranacak noktayı geçtik,FENERBAHÇE Boyun eğmez,siz de eğmeyin!! @GavurVeIzmirli: Fenerbahçe Boyun Eğmez!Beklenmedik zamanlarda geriye düşebiliriz ama 90+larda gol atmayı her zaman biliriz

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay, Yargıtay’ın verdiği karar tebliğ edildikten sonra Aziz Yıldırım’ın kulüp üyeliğinin düşeceğini açıklandı. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin kulüp başkanı Aziz Yıldırım’ın cezasına verdiği

onama kararının ardından bir açıklama yapan Günay, “Karar tebliğ edilince Başkan Aziz Yıldırım’ın kulüp üyeliği düşer. Daha sonra tüzük gereği yeni başkan seçilir, ancak yönetim kurulu görevine devam eder” dedi.

‘2010-2011 sezonu şampiyonu

FENERBAHÇE’dir’ ‘Toplantı yapacağız’ Trabzonspor Kulübü Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü Yakup Aslan, “Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu kararlarla ilgili olarak yönetim kurulumuz önümüzdeki günlerde toplanıp bir değerlendirme yapacak” dedi. Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yargıtay’ın şike davasıyla ilgili vermiş olduğu kararla ilgili henüz bir açıklama yapmayacaklarını ifade etti.

‘Beşiktaş’a hayırlı olsun’ Beşiktaş’ın eski teknik direktörü Tayfur Havutçu, adaletin yerini bulduğunu ifade ederek, “Beşiktaş camiasına hayırlı olsun” dedi. Cezası Yargıtay tarafından bozulan Havutçu, “Gerekçeli kararı gördük, herhangi bir sıkıntı yok. Adalet yerini buldu. Hocalık yapmamda zaten bir sakınca yoktu. Bu kararla birlikte şimdi önümüzü daha net görüyoruz. Karar Beşiktaş camiasına hayırlı olsun” diye konuştu.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Basın Sözcüsü Mete Düren, futbolda şike davasıyla ilgili dosyanın spor hukuku açısından TFF için kapandığını söyledi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin verdiği kararların ardından bir açıklama yapan Düren, “Spor hukuku açısından Futbol Federasyonu için bu dosya kapanmıştır. TFF’nin yetkili kurullarının verdiği kararlar geçerlidir. Sayın Başkan Yıldırım Demirören, şike ile ilgili kararını açıklamıştı. 2010-2011 sezonu şampiyonu Fenerbahçe’dir” dedi.


Hazırlayan: Gökçen BEYAZ

İnsan Hayvan Etkileşim Derneği

18 OCAK 2014 CUMARTESİ

van destekli terapilere bir standart getirmek amacı ile 30.01.2013 tarihinde Bursa’da kuruldu. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Türel Özkul’un Başkanlığını üstlendiği dernek, eğitim

Hayvanlar hastalık tedavisinde imdada yetişti

Köpeklerle Terapiler DOÇ. DR. TÜREL ÖZKUL

S

on yıllarda Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde çok geniş uygulama alanı bulan “Hayvan Destekli Terapiler”; hayvanların, terapi sürecinin bir parçası olarak fiziksel veya psikolojik uygulamalarda yer alması olarak tanımlanmaktadır. Bu tarz terapi uygulamaları, son yıllarda insan sağlığını olumsuz etkileyen stres, depresyon, yalnızlık duygusu, yaygın gelişimsel bozukluklar gibi psikolojik ve psikiyatrik hastalıkların tedavisi ile hipertansiyon, kardiyovasküler rahatsızlıklar, kanser ve AIDS gibi kronik hastalıkların iyileştirilmesinde artarak kullanılmaktadır.

Kuralları var Hayvan Destekli Terapi amacıyla yapılan ziyarette mutlaka bir profesyonel bulunmalıdır. (hekim, terapist, hemşire vs) Bu profesyonel uzmanlığının bir parçası olarak hayvan destekli terapi timi ile iletişim kurar. Ziyaret belli bir amaç çerçevesinde gerçekleştirilir. Ziyaretler ve beklenen ilerlemeler kayıt altına alınır. Araştırmacılar, hayvanların psi-

kolojik faktörlerle ilgili yedi olumlu katkısını: (1) arkadaşlık, (2) sevgi ve şefkat, (3) güven verme ve koruma (4) yoğunlaşmak, meşgul olmak için teşvik (5) gerçekliğe yönelim, (6) mizah, moral ve ego gücü (7) eğlence olarak belirtmişlerdir.

Yapılan Terapiler Köpek Destekli Terapiler sosyal, duyusal, psikolojik, bedensel ve ruhsal problem yaşayan yetişkin ve çocuklarda dünyada uzun yıllardır kullanılmaktadır. Köpeklerin, vücut sıcaklığından, bio-ritimlerinden, tensel temaslarından, motivasyon arttırıcı özelliklerinden yararlanılarak, empati kurmanın, dışa odaklanabilmenin, mental stimülasyonun, motivasyonun, sosyalizasyonun, kabul edilme ve öz saygının arttırılması sağlanmaktadır .

Kan basıncını düşürdü Amerika Ulusal Sağlık Ajansı pet hayvanlarının sağlık alanına katkılarına yönelik bir çalıştay düzenleyerek konunun bilimsel düzlemde ele alınmasına yönelik önemli bir aşama gerçekleştirmiştir. Yine aynı dönemde bu tür terapilerin faydalı etkilerine yönelik en önemli bulgular bir yıl koroner bakım ünitesinde kaldıktan sonra taburcu olan pet sahiplerinde gözlenmiş ve hayvan sahipliğinin hastalıklardan korunmakta bir faktör olduğuna ilişkin makaleler hekimlikle ilgili dergilerde yayımlanmaya başlamıştır. Pet sahiplerinin, pet sahibi olmayanlara göre daha düşük kan basıncı, plazma kolesterol ve trigliserit değerlerine sahip olduklarını rapor edilmiştir. Benzer çalışmalar; köpek sahipliğinin, düşük kaygı seviyelerinin ve sosyal olarak desteklenmenin ko-

hastaların bakım ortamında, hasta ve ailesi ile özel ve hızlı bir arabuluculuk kurarak etkin bir palyatif bakım sağlanmasına da yardımcı olurlar.

Doç. Dr. Türel Özkul roner aritmiyi geçirdikten sonra hayatta kalma olasılığını arttırdığını ortaya koymuştur. Pet sahipliğinin psikolojik risk faktörlerine etkilerinden dolayı kardiyovaskuler hastalığın oluşma sıklığını azalttığına yönelik çalışmalar vardır. Hayvanlar koşulsuz kabulleri ile bu hastaların, hislerini değerlendirmeleri sürecinde onlara yardımcı olmak konusunda faydalıdırlar. Araştırmacılar, ölümcül kanserli hastaların bir hayvana bakabildikleri,

onunla ilgilenebildikleri durumlarda kendilerini daha kontrollü hissederek kendi hastalıklarına odaklanmayı bıraktıklarını ortaya çıkarmıştır. Korkuları, umutsuzluğu, yalnızlığı ve stres seviyelerini azaltabilen bu hayvanlar, AIDS başta olmak üzere çok çeşitli terminal hastalıkta, hastalara izolasyon imkanı sağlayabilmektedirler. Ölümcül hastaların bakımı ile ilgilenen sosyal çalışan ile eğitimli bir köpekten oluşan bir Hayvan Destekli Terapi Takımı,

Riskler Çok çeşitli tedavi alanlarına hizmet veren Hayvan Destekli Terapilerinin yapıldığı tüm ortamlarda, hasta ve terapi hayvanını olası risklerden korumak için enfeksiyon kontrolüne yönelik tüm işlemler prosedüre uygun yapılmalıdır. Terapi hayvanı sağlıklı, açık yarasız ve parazitsiz olmalıdır. Hijyene, ve kullanılan malzemelerin diğer hastalarla teması konularına dikkat edilmelidir.

programları ile hayvan sahipleri ve hayvanlar arasındaki bağı güçlendirmek, stres azaltıcı, rahatlatıcı ve ön yargısız kabul etme özelliklerinden yararlanılarak Hayvan Destekli Aktiviteler (HDA) düzenlemek gibi etkinlikler planlıyor.

Barbaros

ŞANSAL barbarossansal@aydinlikgazete.com

TOPLU İĞNE

KURULUŞ 1921

İnsan Hayvan Etkileşimi Derneği, insanların hayvanlarla temas ve etkileşim içerisinde olduğu tüm alanlarda bu birlikteliğin faydalarını ortaya koyarak toplumda farkındalık yaratmak, insan ve hayvan refahına katkı sağlamak ve hay-

Mahyalı ve mafyalı cenazeler

H

er nedense pek bir populer oldu Şişli Belediyesi sponsorluğunda cenazeler. Her hafta bir başka cenaze canlı yayın stüdyosuna benzer. Ölene lafım yok mukadderata da ama başbakanın söylediği gibi nekrofili (yani ölü seviciliği) geliyor bu manzara karşısında aklıma. Lüks mü lüks araçlar beliriyor caddenin Beşiktaş yönünden, Birkaç cemaat üyesi henüz şadırvanda abdest alma derdindeyken. Meraklı bakışlar cami duvarının döküm demirleri ardında, Biraz kırmızı keçe halı, bolca kağıt kurdeleli metal çelenk yanında, Laciler içinde baylar tekmili birden altın saatleri ile kol kolalalar. En öne ve yanlara koltuklar dizilmiş sanırsınlar sanki gazinoda matinedeler. Marka twill eşarplı, krokodil çantalı bayanlar var diğer yanda, Hafifçe kayınca ipekli kaynaklı saçlar dökülür omuzlara, Koca koca taşlı güneş gözlükleri maske. Ama silikon botoks dolgu zaten şahane! Kıpkırmızı bir de ruj, işte cenazede mulen ruj. Yakalara birer vesikalık fotokopi resim Muhakkak ki belediye reisi, dernek başkanı, işadamı derdi değil ki geçim. Elbette bolca magazin kamerası, İbadet matemde adeta apış arası. Meraklı gözlerle süzüyor herkes birbirini Cadde boyu akıp gidiyor hayatın öteki yüzündeki işlevi. Dolmak bilmez Zincirlikuyu’ya yolculuk, Ha para çoksa Ulus Mezarlığında 300 bin dolara bolluk... Timsah gözyaşları arasında dedikodu, Bir de kaleminden meni damlayan gazeteci ordusu, Eksik kalmaz kapkaçcı dilenci ve tinerci etrafta, Her cenazede şarkı çalınsa bari, adı “gönlüm hovarda”. Bir de alkış tufanı kopar malum sahnede, Retorik tiyatroyu bile geçer bu merasim haberlerde. Derken dağılmaya başlar saflar Birazdan brasserie’de bekler şarap dolu karaflar Grissini kılığında kazık krik krak Biraz pizza, biraz tagliatelle ciyak ciyak. Dolsun alış veriş poşetleri ellere Yetmedi birkaç poz resim biraz da yer vermeli haftalık mastübatiflere... Etmiyorum hakkımı helal! İslam’ın felsefesinde böyle şatafat ve cenaze kutlaması mı var? Akşamına kesin gelir kokteyl parti Gazinodan neondan ekranlardan inmiş isimler Belki de iki minare arası mahya olur yeniden şöhretlenirler.

Atlarla yapılan terapiler Atlarla yapılan terapi Hayvan Destekli Terapilerin bir alt dalı olarak karşımıza çıkmakta, fiziksel ve mental güçlükleri olan populasyonları iyileştirmek amacıyla kullanılmaktadır. Hippoterapi özellikle sinir sistemi hastalıklarında pozitif sonuçlar alındığı bilinen yaygın bir tedavi metotu olarak motor, bilişsel ve sosyal zorluklar çeken çocuklarda özellikle uygulanmaktadır. Atla yapılan terapi ilk kez 1952 yılında çocuk felci hastalığına sahip Liz Hartel tarafından İskandinavya da başlatılmış arkasından Hartel ve fiziksel terapisti ile çocuklara yönelik ilk terapi grubu oluşturulmuştur. Atlı terapi merkezlerinin kurulmasına

Avrupa’da 1960’larda, Amerika ve Kanada da 1970’lerde başlanmıştır. Sadece Amerika’da her yıl yaklaşık 38.000 kişi atlı terapi hizmetlerinden yararlanmaktadır. Hastalarla atlar arasında kurulan terapötik bağ sonrasında vücut pozisyonu, denge ve hareketlilikte gelişme görülmektedir. Atların ritmik hareketleri binicisi için benzersiz bir uyarı sağlar. Atlar binicilerin hislerini algılaması ve ona uyumlu tepki vermesiyle de benzersiz bir destek sağlarlar. Atların kalçalarının rotasyonu ve ritmik hareketleri sayesinde kas tonusu, eklem stabilitesi, kaba motor fonksiyon ve gövde kontrolü sağlanır. Konuyla ilgili bir çalışmada 17 Serebral Palsi’li çocuğun

Türkiye’de ilk kez Bursa’da başladı Uludağ Üniversitesi ile Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile başlayan projenin ilk kısmı huzurevinde gerçekleştirildi. Öncelikle, Hayvan Destekli Terapi Timinde görev yapan Golden Retriever türü köpek (Coffeeé) veteriner hekim gözetimine tabi tutularak aşılama programları onaylandı ve açık yarasız, paraziter

hastalıklardan ari olduğunun raporla tespit edildi. Huzurevinde onamları alınarak oluşturulan 12 kişilik gruba 6 hafta boyunca her hafta Salı günü, huzurevi yönetimi ve personelinin gerekli düzenlemeleri yaptığı bir odada saat 10:00 da 20 dakika boyunca terapi uygulandı. Terapi kapsamında yaşlı bireylerin köpekleri okşaması, onlarla oyun oynaması ve pet

hayvanları ile ilgili kendi tecrübelerini aktarmaları sağlandı. Katılımcılara uygulanan Hayvan Destekli Terapinin etkinliğini değerlendirmek için stres belirleyicisi olan kortizol hormonu ölçüldü. Uygulamaya katılan grupta gerçekleşen rahatlama kortizol seviyelerindeki düşüşle (uygulama öncesi alınan örnekle ve kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır) kendini gösterdi.

atlı terapi ile kaba motor fonksiyonlarının arttığı ortaya konulmuştur.

Otizm ve atlı terapi Otizm sosyal, iletişsel ve motor fonksiyonlardaki eksikliklerle karakterize gelişimsel bir hastalıktır. Günümüzde bu hastalığa karşı çok çeşitli tedavi stratejileri olmasına rağmen kesin etkili tedavi yöntemi konusunda bir görüş birliği sağlanamamıştır. Otisitk çocukların ilgisini terapiye yoğunlaştırabilmek oldukça zor olmasına rağmen atlı terapi bu konuda oldukça başarılıdır. Atlı terapi sonrasında çocuklarda konsantrasyon ve güven artışı ile rahatlama gözlenmektedir.

Hayvanın desteği mitolojide de var



Hayvan destekli terapilerin geçmişinin, kayıtlı tarihten çok öncesine dayandığı bilinmektedir. Mitoloji, insanların yaşamında özel güçleri ile var olan hayvanların örnekleri ile doludur. Dokuzuncu yüzyılın başlarında köpeklerin terapiye destek amacıyla kullanıldıkları ve buna benzer örneklerin varlığı bilinse de kayıtlı ilk uygulama 1792 yılında William Tuke tarafından çiftlik hayvanları ile akıl hastalarına yönelik olarak başlatılmıştır. Arkadaş (Pet) hayvanlar ile yapılan ilk terapi ise 1867 yılında saralı hastaların tedavisinin bir parçası olarak Batı Almanya’da uygulanmıştır.


Aydinlik 20140118