Page 1

Aydınlık

Fatih Hilmiolu’nu öldürüyorlar Yıl: 2

0 Ocak 2014 Cuma

Sayı:98

FARKINDA MISINIZ

Berrak Yurdakul’dan

Yemen’den dönmeyenlerin romanı

t, Seyyit Neziir Tarık Günersel, Zuhal Tekkana

?

Berrak Cemal Yurdakul’dan

Tepkileriniz için:

Süreya’yı anlattılar

Yemen’den dönemeyenlerin romanı BUGÜN

Zekeriya Öz

Cumhurbakanl iletiim bilgileri Telefon: 0 (312) 470 11 00 Faks: 0 (312) 470 24 33 E-posta: cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr

KİTAP GÜNÜ

Zekeriya Öz’ün kumpas itirafı Eski Ergenekon Savcs Zekeriya Öz’ün, hakkndaki belgelerin sahte olduunu öne sürdüü önceki günkü açklamada, “O belgenin aynsn ben 3 dakikada hazrlarm” dedi. Öz’ün itiraf niteliindeki açklamas, Ergenekon ve Balyoz tertipleri için üretilen yüzlerce sahte belgeyi akllara getirdi. 11’de

10 OCAK 2014 CUMA - 75 KURUŞ

KURULUŞ 1921

ERGENEKON’A İNCELEME

Metin Feyzioğlu

HSYK, Ergenekon davasna bakan stanbul 13. Ar Ceza Mahkemesi heyeti hakknda inceleme balatlmasna karar verdi. HSYK, inceleme ilemlerinde yetkili olarak stanbul 17. Ar Ceza Mahkemesi’ni atad

DOSYA BAKANDA

TBB Başkanı, ‘Ergenekon-Balyoz davalarına çözüm’ taslağını Adalet Bakanlığı’na gönderdi. Bozdağ da Feyzioğlu ile haftaya görüşeceklerini açıkladı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Meclis Başkanı’yla görüşmesinin ardından açıklama yaptı. Feyzioğlu, hazırladıkları öneriyle Özel Görevli Mahkemelerin, Temmuz 2012’den sonra verdiği kararlara “otomatik bozma” getirileceğini belirtti. AKP’li Hüseyin Çelik ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye de yanıt verdi. 10’da

Davutoğlu’ndan

tarihi çark

ISSN 2146-2356

Dileri Bakan Ahmet Davutolu daha önce defalarca “katil ve cani” dedii Suriye Cumhurbakan Bear Esad için imdi “kötünün iyisi” anlamna gelen “ehvenier” ifadesini kulland. 12’de

Bekir Bozdağ



Özel Görevli Mahkemelerin özel görevlileri Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun Silivri, Hasdal, Maltepe, Şirinyer kapılarını açmaya yönelik girişimine cepheden karşı çıkanların manzarası: - Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimi ve Cumhuriyet gazetesi, - Fethullah Hoca ve Zaman gazetesi, - AKP’nin Abdullah Gül hizbi, - Devlet Bahçeli’nin MHP yönetimi, - PKK, BDP, ÖDP, TKP, Özgür Gündem, Birgün, Evrensel, Sol gazeteleri.

Dou PERNÇEK’in yazs 10’da

Kılıçdaroğlu’nun ‘itibarlı’ adamı Zekeriya Öz Eski Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz için, “Uzun yıllar devlette hizmet vermiş biri. İtibar edeceğiz” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tepki çekti. 8’de

Ergenekon davasndan hüküm giyen eski Genelkurmay Bakan emekli Orgeneral lker Babu’un avukat lkay Sezer, 5 Ekim 2012’de Hâkimler ve Savclar Yüksek Kurulu’na ikâyette bulundu. Av. Sezer, dilekçesinde, avukatlarla sanklarn görümelerinin engellendiine dikkat çekti.



HSYK, lkay Sezer’in, usul ve yasaya aykr ekilde yarglamaya devam edilmemesi yönündeki bavurusunu dikkate ald. Kurul, stanbul 17. Ar Ceza Mahkemesi’ni Ergenekon davasn incelemesi için yetkilendirdi. Av. Sezer de “müteki” sfatyla önceki gün ifade verdi. 11’de

Bacanağın referansı ABD ordusu Madde madde polis tertibi İzmir merkezli yolsuzluk operasyonunda adı geçen İndeks A.Ş’nin referansının ABD ordusu olduğu ortaya çıktı. AKP’li Binali Yıldırım’ın bacanağı Cemalettin Haberdar’ın temsilciliğini yaptığı şirketin, Ulaştırma Bakanlığı dahil birçok kurumdan ihale aldığı belirlendi. 8’de

Ergenekon ve benzeri davalarda imal edilen sahte belge ve CD’lerin tamamı emniyet içinde yuvalanmış bir örgütün üretimidir. Gelin şimdi bu iddiaları birer birer ele alalım. Tertipçiler hakkında ileride açılacak ceza davalarına delil olacak kanıtları gösterelim.

Binali Yıldırım

Hikmet Çiçek’in yazı dizisi yarın başlıyor

‘Ben de Perinçek gibi yapardım’ 

AİHM’nin Doğu Perinçek kararını değerlendiren Burhan Kuzu, ‘Çok çeşitli boyutları olan bir konuda, konuşma yasağı konulması kabul edilemezdi’ dedi TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu, “Ermeni soykırımı uluslararası yalandır” diyen Doğu Perinçek’i haklı bulan AİHM kararını Aydınlık’a değerlendirdi. Kuzu, “Perinçek’in tutumu çok doğruydu. Ben de aynısını yapardım. AİHM’nin kararı da çok isabetli” ifadesini kullandı. Eski AKP Milletvekili Mehmet Dülger de ABD’de Ermeni meselesini anlatırken, Perinçek’in İsviçre’de yaptığı savunmanın belgelerinden yararlandığını belirtti. Talat Paşa Komitesi Sekreteri Ferit İlsever ise Lozan faaliyetlerine destek veren AKP’li vekillerin bir daha aday gösterilmediğini kaydetti. 7’de



Burhan Kuzu

Baksanıza sizin çiviniz yerinde duruyor mu?

Devletin çivisi çıkmış, hükümetin çivisi çıkmış, Başbakanın çivisi çıkmış... Her yerde bir sallanma, her yerde çok büyük bir laçkalık!.. Vur laçkaya çekici!..

Mehmet FARAÇ

11

TÜSAK: Müzik ve sahne sanatları alanında kıyım AKP iktidarı, 22 ilde Devlet Tiyatrosu sahnesini, Devlet Opera Balesi’nin 6 kentimizdeki birimlerini, Devlet Senfoni Orkestraları’nın 6 kentteki topluluklarını kapatıyor.

Ahmet SAY

16


‘Suçluların telaşı içindesiniz’ EMİN ADNAN (ARAŞTIRMACI-GAZETECİ-YAZAR)

Y

10 OCAK 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ukarıda tırnak içinde verilen cümle İsmet İnönü’ye aittir ve Meclis kürsüsünden söylenmiştir. Muhalefet lideri İnönü, 1954 seçimlerinden önce CHP’nin tüm mallarının elinden alınmasını içeren yasa tasarısı üzerine, meclis kürsüsünden, başbakan Menderes’e şöyle seslenmişti: “Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum. Suçluluların telaşı içindesiniz.’’ Kaderin cilvesine bakınız ki İnönü’nün Meclis kürsüsünden söylediği bu cümle, tıpatıp bugünkü siyasal iktidara uyuyor. 17 Aralık’tan bugüne dek gelişmelere bakarsak, demokratik sistemin uygulandığı hiçbir ülkede görülmemiş olağandışı durumlarla karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Tepe noktalarını özetleyelim:  17 Aralık operasyonu sonunda para dolu karton kutular, yatak odasında 5-6 adet büyük çelik kasalar, para sayma makinesi ortaya çıktı.  Bu gerçekler karşısında sanki böylesi bir şey olmamış ya da yokmuş gibi üste çıkmalar, paralel devlet, İsrail’in başını çektiği uluslararası örgütlere dayalı savunmalar yapıldı.  Büyük illerin Emniyet örgütlerinde büyük tasfiyelere gidildi.  Yolsuzluk değil de sanki siyasi bir konuymuş gibi, olay büyük mitinglere taşındı. Bu mitinglerde, halk provoke edildi, mağdur edebiyatı yapıldı.  Siyasi iktidarın büyük gayretlerle dolu kamuoyu yaratma girişimleri, iktidarın siyasi bir komplo ile karşı karşıya bulunduğunu inandırmak için konuyu Cemaat-hükümet mücadelesi, devlet içinde kurulan paralel örgüt mücadelesi noktasında yoğunlaştırıldı. Böyle bir mücadele gerçekten var ama yolsuzluklar ne olacak?  Savcıların yetkilerinin elinden alınmasını sağlayan yönetmelik değişiklikleriyle, savcıları yaptıkları sorgulamalarda kaymakam ve valilere bilgi vermek zorunluluğu getirildi.  Hukuka aykırı olduğu açıkça belli olan bu yönetmeliğin yürürlüğünün Danıştay tarafından durdurulması ve yönetmelik hakkında hukuk devletine aykırı olduğunu belirten HSYK’ya saldırılar yoğunlaştırıldı.  HSYK’nın yapısal değişimini 2010 Anayasa Halk oylamasıyla iktidar ve Cemaat’in işbirliğiyle ve iktidarın yol göstericiliğinde bizzat gerçekleştirdikleri unutularak, HSYK’yı yeniden yapılandırma ve üyelerinin parlemento tarafından seçilmesini gerçekleştirecek düzenlemeler için ciddi girişimler de başlatıldı.  Başbakan Erdoğan, Pakistan dönüşü uçağında sohbet ettiği gazetecilere: “Hedef benim’’, “Çocuklarımın üzerinden bana ulaşmaya çalışıyorlar’’ diyerek temel korkusunu belirtti.  Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın savcılık tarafından ifadeye çağrıldığı halde, savcılığa gitmemesi de tarihe not düşülmek gerekir.  İkinci yolsuzluk dalgası adıyla yeni yapılan soruşturmalarda 42 kişi hakkında gözaltı kararı alındı ve bazı kişilerin malvarlıkları için mahkemeden tedbir kararı çıkarıldı. Ancak, bu konuda herhangi bir girişim henüz başlamış değildir.  Yolsuzluğa ismi karışan bakanlar 8 gün bekledikten sonra görevlerinden alınmak zorunda kalındı. MİT’in TIR’ı olarak adlandırılan kamyonda savcının arama yapması engellendi. Yargı, savcılık ve valilik makamları arasında tartışma çıktı. Bu konu öyle görünüyor ki, uluslararası boyutlara taşınacak. “Yolsuzluk operasyonları darbe girişimidir, bunların hepsini İsrail-Amerika işbirliği ve onun taşeronları tarafından yapılmaktadır” algısının yerleştirilmesi için büyük gayret sarf edildi. Bu savları daha da uzatabiliriz ama açık olan nokta şudur: Siyasal iktidar yolsuzluk iddalarının üzerini şalla örtmek için büyük gayret göstermektedir. Başbakan Erdoğan, iktidara geldiği günden bugüne, yargıda ve bürokraside gerçekleştirdiği kadrolaşmayı cemaatle birlikte yürürlüğe koyduğunu unutmakta, şimdi bütün kötülükleri Cemaat’e bağlamaktadır. Eğer bugün İnönü yaşıyor olsaydı herhalde, o tarihsel cümleyi bu kez başbakan Erdoğan’a yönlendirirdi: “Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz.’’

‘Fuhuş ve casusluk’ kumpasıyla ‘yargılama’ Ey Başbakan, ey Genelkurmay... Üzerimize atılan adi iftiralara kayıtsız kaldınız ya... Ardımdan dökülen her damla gözyaşı üzerinizdedir. Ey Mustafa Kemal’in askerleri... Yeni tayin yerim yanınızdır...  ÜSTEĞMEN DENİZ MEHMET IRAK

M

uvazzaf ve emekli askerler ile TÜBİTAK görevlilerinin yargılandığı “Askeri Casusluk ve Şantaj” davasının sanıklarından olan Üsteğmen Deniz Mehmet Irak, bir mektup yazarak davanın çelişkilerini kaleme aldı. Bir tiyatro gibi olayları canlandıran Üsteğmen Irak’ın mektubu şöyle: “Astsubay arkadaşlardan biri geldi odama. Dedim “Hayırdır?” “Savcı geldi.” dedi. “Niye?” dedim... Dedi ki, “Fuhuşa aracılık etmişsiniz.” Bildiğin “pezevenk” dedi yani... “Hadi oradan, evli barklı adamım ben, ne diyorsun?” dedim. “Ben değil, savcı diyor” dedi. Ardına Savcı Bey geldi. Arama yapacakmış. Belli Cumhuriyetin Savcısı. “Ben demiyorum, özel yetkili savcı diyor, ben sadece arama yapmaya geldim” dedi. “Özel yetkili” dediğinde anladım. Özel muamele sırası bana gelmişti yani. “Şimdi oldu, anladım” dedim. Sonra bir iki güne kalmadan tutuklandık. Mahkeme filan. Bu arada, bir de terfi ettim (!). Önce sadece pezoydum, sonra hem şantajcı hem de casus oldum. Üçü bir arada yani... Neyse, çıktık mahkemeye. Özel yetkiliye... Dedim, “Ben pezoymuşum... İyi de kadınlar nerede? Kadınsız pezo olunmaz.” Dediler, “Kadınlar yok. Yani var da yok.” “O ne demek?” dedim. “Kadınlar CD’lerin içinde, burada isimleri yazıyor”dediler. “Getirin o zaman soralım neymiş bu olay?” dedim. “Neyi getirelim, dijital işte” dediler. Bildiğin dijital kadın! Haliyle kadınlar dijital olunca, ben de dijital pezo oldum.

lendiriyorsunuz” dediler. “Onlar da sizden müşteki oldular” dediler. “İyi, gelsinler bakalım” dedim. Adamlar bir bir geldi: Biri astsubay, öteki devlet memuru, beriki onun kız arkadaşı. Bir iki tane de emekli Albay... “TSK’nın üst düzey kademesiydi, eminsiniz değil mi?” dedim. Cevap? “...” Cevap yok.

‘Şikâyetçiyi görsen sanık sanırsın’

‘Siz bu ablayı satıyormuşsunuz’

Ardından gelenlere sorduk. “Size şantaj Sonra bir müşteki abla buldular. “Siz bu yapıldı mı?” diye... Bir Allah’ın kulu da yapıldı desin be karablayı satıyormuşsunuz, yani aslında satmıyormuşsunuz da burada öyle yazıyor” dediler. deşim. Hepsi “Yok” dediler. Hatta baktık ki, bir kısmı bizi sa“İyi de, yazı bana mı ait?” dedim. vunmaya başladı. Görsen sanık “Yok, sana ait değil” dediler. sanırsın. Sözde şikâyetçiler sanArdından gelenlere “Dediler” dediğime bakmaki sanıklarmış gibi bizi sayın. Kapı gibi rapor var. sorduk. vundular. Orada durdum, Hem de dijital değil. Bil‘Size şantaj yapıldı mı?’ diye... içimden teşekkür ettim diğin kâğıt. Hepsi “Yok” dediler. ama savunma bizim işiDerken sattığımızı Görsen sanık sanırsın. Sözde mizdi... iddia ettikleri abla şikâ yetç iler Sonuç? “Bu aşamada sank i sanı klar mahkemeye “Bekâret mış sanıkların dijital pezo ve gibi bizi savundular. Raporu” sundu. O konuştu, ben ağladım. İçim Orada durdum, içimden teşekkür dijital şantajcı olduklarının anlaşıldığına...” kan ağladı. “Kör olsam, ettim ama savunma bizim sağır olsam; görmesem, işimizdi ‘Bir de casus olduk’ duymasam bunları” dedim. “Sonuç” dedim diye bitti sanAblam elli iki yaşında, özelini mayın. Bir de casus olduk. “Casussun” herkesle paylaşmak zorunda kaldı. Mahpusta o zamana kadar yattığım on beş ayda dediler. “Devletin “Çok Gizli” belgelerini ilk defa boynumu büktüm ben de. Önünde çalmışsın” dediler. “Neymiş onlar? Getirin bakayım” dedim. eğilmek için. O konuştu, ben eğildim. Özünde dijital olmayan tek kadın da Getirdiler...  McAfee anti-virüs programı, bakire çıktı. Ama biz çıkamadık. Hâlâ Has İlk yardım ders notları, dal’da mesaiye devam.  Anadolu Türk Denizciliği’ni anlatan Sonra bir de şantaj mevzunu çıkardılar. TSK’nın üst düzey komutanlarına şantaj ya- ders notları, parak, TSK’nın komuta kademesini şekil Liderlik ve sağlık ders kitabı,

16 Nisan 2013’te İzmir Sancaklı Adliyesi’nde

görülen “Askeri Casusluk” davasını protesto eden

 Gemilerde kullanılan halatlarla ilgili bilgiler, hani şu şehir hatları vapurlarında da kullanılan halatlar,  Aden Körfezi’ne ait Google Earth fotoğrafları,  Deniz Harp Hukuku notları, bildiğiniz hukuk yani,  Sivil denizcilerin de kullandığı denizcilik terminolojisi,  Atatürkçülük ders notları filan. “Hadi canım” demeyin. Açın ek klasörlere bakın. “Peki, bunları satmış mıyız?” dedim. “Yok, satmamışsınız ama...” dediler... Ama? Dijitaller işte... Dijital casus yani... Bu arada bu dijitalleri içeren raporu da Genelkurmay verdi ha!!! Nihayetinde tüm sanıkların dijital pezevenk, dijital şantajcı ve dijital casus olduklarının anlaşıldığına karar verilecekti ki... Yargıtay imdadımıza yetişti. Şu müthiş daire... 9’uncu... Meğer ne pezo, ne casus ne de şantajcıymışız. Yüce Yargıtay sağ olsun!

yurttaşlar

Devlet tarafından “pezevenk olmadığı onanan” ilk subaylar olmanın mutluluğu içindeyiz. Yalnız ufak bir sorun var, askeri belge bulundurmak ve örgüt üyesi olmak suçlarından ordudan atılıyoruz... Atılalım... Mustafa Kemal’in askeriyiz biz... Üniformamı aldınız da, gönlümüzdeki vatan ve millet sevgisini nasıl alacaksınız! Şu andan itibaren bizim için hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Cepheler değişir, mücadele alanları değişir, ülküsü değişmez! Üniforma bizim gönlümüzdedir. Ey başbakan, ey Genelkurmay, ey adalet... Üzerimize atılan adi iftiralara kayıtsız kaldınız ya... Hakkım omuzlarınızda, ardımdan dökülen her damla gözyaşı üzerinizdedir. Ey Türkiye’nin sivil ordusu... Mustafa Kemal’in askerleri... Yeni tayin yerim yanınızdır... Hoş bulduk... Yaşasın tam bağımsız Türkiye!!!

‘AKP-CEMAAT KAVGASI’ ÖRTÜSÜ ALTINDA DARBE

2 Darbenin küresel boyutu  MEHMET BORİ

T

ürkiye’nin AB’yi bırakarak Şaghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) kayması bütün bölge ülkelerini etkiler. Çekim merkezinin değişmesi, hele hele Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye olması, Batı’nın bölgedeki etkisini sıfırlar. Suriye yenilgisine Ukrayna’da Turuncu Devrim II hamlesi: Obama ve AKP hükümeti Suriye’de Esat yönetimini devirmek için büyük çaba harcadılar. Bu mücadelede Suriye ve arkasında duran Rusya galip çıktı; ABD ve AKP yenildi. ABD’nin karşı hamlesi Ukrayna üzerinden geldi. Ülkemizde yaşanan 17 Aralık operasyonlarının hemen öncesinde Ukrayna’da “Turuncu Devrim II” sahneleniyordu. Aslen Ukraynalı olan ABD’li stratejist Zbigniew Brzezinski, Ukraynasız bir Rusya’nın sadece bölgesel bir güç olacağını, asla küresel bir güç haline gelemeyeceğini Mehmet BORİ

Hazırlayan: Osman ERBİL

söylemişti. Rusya’nın hayali ise, eski ideolojisiyle olmasa da, 2025 yılına kadar Sovyetler Birliği’ni tekrar canlandırmak. Anlayacağınız bunun yolu Ukrayna’dan geçiyor. Ukrayna üzerinde böyle bir mücadele yaşanırken, Erdoğan çıktı, “Bizi ŞİÖ’ye alın, biz de AB’ye allahaısmarladık diyelim” deyiverdi. Washington’un Ukrayna üzerinde kayda değer bir kontrol aracı yoktur; sadece sosyal medya üzerinden sokağa döktüğü insanlara harçlık verip kumanya dağıtabilir. Ancak AB hayali, Ukrayna’yı kontrol etmek için kullanılabilecek en büyük havuçtur. Yıllarca Türkiye’yi bu havuç ile yönlendirdiler.

Türkiye’nin Avrasya’ya yönelmesi küresel dengeleri değiştirir Şimdi Türkiye gibi kilit bir konumda olan bir ülkenin başbakanı AB hayallerinden vazgeçtiğini söylüyor. Türkiye 50 yıldır AB’nin kapısında bekliyor, bu yolda uğradığımız zararı sadece Gümrük Birliği’nden kaynaklanan 300 milyar dolar kayıpla tarif etmemiz mümkün değil. Bu pozisyondaki Türkiye’nin AB’yi bırakarak ŞİÖ’ye kayması sadece Ukrayna’yı değil, Gürcistan da dahil

bütün bölge ülkelerini etkiler. Çekim merkezinin değişmesi, hele hele Türkiye’nin ŞİÖ zirvesi: Rusya, Çin, Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan ve Özbekistan ŞİÖ’ye üye olması, Batı’nın bölgedeki etkisini sıfırlar. Şu kışan Ukrayna, büyük ihtimalle bir Balkaan Turuncu Devrim II’yi seyrediyoruz. Tür- nizasyon mekanizmasıyla parçalanacak. Kükiye’nin tarif ettiğimiz istikamette ilerlemesi, resel sermayenin hedefinde devlet merkezli Turuncu Devrim III’ün hiçbir ülke için gün- ekonomi modeli var. Bu modele Rusya için deme konulamayacağının garantisi olur. Putinizm adını vermişler. Bir benzerini Çin İşte bugün ülkemizde yaşanan darbe girişi- uygulamaya çalışıyor. Modelin orijinali Ataminin perde arkasında yatan en önemli türk’e aittir: “devletçilik” sebep budur. Rusya’da Putinizmin devam etmesi, UkDarbeyi her zaman olduğu gibi ülke- rayna’nın AB yerine Rusya ile ekonomik mizdeki Amerikancı unsurlar yapmaya ça- işbirliğine gitmesine bağlı. Bunun yolu ise, lışıyor. Bugünün en Amerikancıları hiç şüp- Türkiye’den geçiyor. Rusya, Türkiye ile ilişhesiz F tipi Gladyo’dur. Bunu da inkâr et- kileri geliştirmeden, hatta Türkiye’yi ŞİÖ’ye miyorlar; bütün yazılarında bizleri hâlâ üye yapmadan Ukrayna’nın bölünmesini Amerika’nın büyük olduğuna inandırmaya engelleyemez. çalışıyorlar.

Ukrayna’nın geleceği Türkiye’ye bağlı İki büyük güç; doğu ve batı arasında sı-

Gelecek yazı: Başarısız darbe girişimi


10 OCAK 2014 CUMA

Hazırlayan: Osman ERBİL

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

FAKS YAĞMURU BAŞLADI, ÖZGÜRLÜK KAMPANYASI BÜYÜYOR

Kumpasçılar cinayet işliyor! Ergenekon mahkemelerince 5 yıldır Silivri’de tutsak edilen ve 23 yıl hapis cezası verilen Fatih Hilmioğlu’nun karaciğerinde 3. kanser modülü oluştuğu öğrenildi  SEZİM ÖZADALI

Fatih Hilmioğlu

‘Ölse çok mu sevineceksiniz?’ Sadi Konuk Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden verilen rapora göre Hilmioğlu’nun intihar riski var. Oğlu Emir’in Ankara’da bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirmesinin ardından psiklojisi bozulan Fatih Hilmioğlu hakkında hazırlanan raporda “Ağır psikolojik sorunları var” tespiti yapılmıştı. Ağabey Hilmioğlu kardeşinin psikolojik rahatsızlığının da tedavi edilmemesiyle ilgili şöyle haykırdı: “Siz insan değil misiniz? Bu kadar olmaz! Ben bunları Allah’a havale ediyorum diyorum ama bir taraftan da benim kardeşim ölüyor. İnsan bu kadar vurdumduymaz olur mu? Bu kadar insanlıkdışı davranış olur mu? Bütün bunların hepsinin belgeleriyle sunduk. Adalet Bakanlığı’na kadar göndermediğim yer kalmadı. Ama bir netice yok. Bu adam ölse çok mu sevineceksiniz? Adalet, adalet adalet!”

Adil değil kasıtlı yargı Hayati Hilmioğlu, Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama

Ergenekon bulunamadı gerçek örgüt ortaya çıktı

tartışmalarıyla ilgili de açıklamalarda bulundu. Yaptığı savunmalarda Ergenekon davasının adil değil kasıtlı yargılama olduğunu anlattığını belirten Hilmioğlu şunları belirti: “Hakimler kendi iradeleriyle hareket etmediler. Dışarıdan baskılar neticisinde Hilmioğlu sözlerine şöyle devam etkararlar verdiler. Bu kararlar bizim ti: “Bir terör örgütünü siz 14 seneiçin yok hükmündedir. Şimdi ortaya den beri ispatlayamıyorsanız, devçıktı ki bu mahkemeler letin tüm istihbarat örgütleri bir takım baskı grupları bulamadıysa iki tane olasılık altında karar vermişler. vardır. Ya böyle bir terör örgüBunu Başbakan’ın kentü yoktur ya da bu terör örgüdisi de açıkladı. Emniyet tünü devlet kendisi yaratmışve yargı içinde yapılanma tır. Şimdi anlaşıldı ki devlet var. Hakimler kendi irabu terör örgütünü yaratmış. delerini, inisiyatiflerini Ergenekon diye bir örgüt yok kullanamıyorlar. Bu baskı ama ortaya başka bir örgüt gruplarıyla bu kararların çıktı. Bu yargılamanın adil olverildiği ortaya çıktıktan Hayati Hilmioğlu madığı, neticesinin de tamasonra bu yargılamaların men yok hükmünde olduğu meşruiyetinden bahsetmenin imkanı kesin olarak ortaya çıktı. Bunu muttyok. Tamamı iptal edilmek zorundalaka ortadan kaldırmak gerekir.” dır. Başka çözümü olmaz.”

Faks yağmuru başladı Hilmioğlu’nun tahliyesi için kamuoyunda kampanya başladı. Yurttaşlar, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı’na faks yağsırarak, Hilmioğlu’nun bir an önce tahliye edilmesini istiyor.  Cumhurbaşkanlığı Telefon: 0312 470 11 00 Faks: 0312 470 24 33 e-posta: cumhurbaskanligi @tccb.gov.tr  Başbakanlık Telefon: 0312 422 10 00 Faks: 0312 422 18 99 e-posta: ozelkalem @basbakanlik.gov.tr  Adalet Bakanlığı Telefon: 0312 417 77 70 Faks: 0312 419 33 70 e-posta: info@adalet.gov.tr

PKK PAKETİ ANAYASA KOMİSYONUNDA

Anayasa Komisyonu

‘Türkiye Kürdistanı inşası’  ZİHNİ ERDEM/ANKARA

A

KP hükümetinin Abdullah Öcalan ile yaptığı müzakereler sonucu hazırladığı ve adına “Demokratikleşme Paketi” denilen torba yasa dün Anayasa Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın paketle ile ilgili yaptığı sunumun ardından söz alan muhalefet sözcüleri, paketi “Türkiye Kürdistan’ı inşa etme” paketi olarak nitelendirdi.

‘Barzani’yle Kürdistan inşası’ MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ise konuşmasında, paketin de-

mustafamutlu@aydinlikgazete.com

Avukatlardan AKP’ye ‘İşte sen busun’ dersi...

İ

E

rgenekon mahkemesinin 23 yıl hapis cezası verdiği Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’na Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ce “3. kanser modülü oluştu” teşhisi konuldu. 13 Nisan 2009’dan bu yana Silivri Cezaevi’nde tutuklu olan Eski İnönü Üniversitesi RektörüFatih Hilmioğlu, önceki gün Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sağlık Kurulu’nun karşısına 4. kez çıktı. Yapılan incelemenin ardından Hilmioğlu’nun karaciğerinde 3. kanser modülü oluştuğu öğrenildi. Bugüne kadar “Cezaevi şartlarında yaşayamaz” şeklinde toplam 6 rapor verilen Hilmioğlu’nun ağabeyi ve avukatı Hayati Hilmioğlu “Kardeşim göz göre göre ölüyor” dedi ve “Kaç rapor daha olacak? Bunlar insan değil mi?” diye isyan etti.

Mustafa MUTLU

mokrasi ile alakası olmadığını savunarak, “paketin özünde PKK terör örgütüyle yapılan görüşmelerde basamaklı taleplerin meşrulaştırılması var. Bu pakette asıl amaç Türkçenin, Türk adının dışlanmasıdır. Türkiye Kürdistanı’nın inşa etmektir. Andımız da bu paketle kaldırıldı. Barzani ile oluşturduğunuz Kürdistan inşası için adımdır” dedi. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız ise paketi geç kalmış ve eksik Oktay Vural bir paket olarak

nitelendirdi. Yapılan düzenlemeleri palyatif ve anayasal güvenceden yoksun olduğunu savunana Yıldız, “İçi boşaltılmış bir yasa ile karşı karşıyayız. Daha köklü anayasal reformlar yapılsaydı, bu yama nitelikli yasa değişikliklerine gerek kalmazdı” dedi.

Öcalan siyaset yapabilecek Bozdağ, toplantının ilerleyen bölümünde yeniden söz alarak eleştiri ve soruları cevapladı. Paketin, Abdullah Öcalan’ın da içinde bulunduğu teröristlerin siyasi partiye üye olmalarının önünü açtığı yönündeki eleş-

tirilere Bozdağ şöyle cevap verdi: “Kişi işlediği suç dolayısıyla hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. Hapiste cezasını çeken insanların yeryüzünün bir hapishaneye dönüşmemesi için bunu yapıyoruz. 20 yıl cezasını çekti, 20 sene de siyaset yapma demek başka yanlışları işlemeye mecbur edebilir. Cezasını çekenler de siyasette toplumda yerini almalı. Üç yıl beklemeksizin bu hakları kullanacak, üç yıl bekleyince zaten kullanıyor.”

‘Duvarları yıkmak meşru olur’ CHP’li Ali Özgündüz Türkiye’de kuvvetler ayrılığı ilkesinin çöktüğünü belirterek, “bir siyasetçinin yakını mahkemenin gözaltı kararına rağmen getirilmiyorsa o zaman siz bu ülkenin genel kurmay bakanını içerde tutamazsınız,

Ali Özgündüz

birileri gider mahkeme kararlarını tanımıyorum der cezaevi duvarlarını yıkar ve bu da meşru olur” dedi. CHP’nin hukukçu vekillerinden Atilla Kart ise son gelişmelerle ilgili şöyle konuştu: “Cemaat çekişmesi üzerinden yapılan çekişmeler olayı yüzeysel değerlendiren yaklaşımlar. İllegal karargah ne yapıyor, devletin yasal organları resmi birimleri bir takım Atilla Kart illegal yapılarla kanunen yetki sahibi olmadığı halde illegal yapılarla beraber çalıştı. Silivri soruşturmaları 2007 el bombaları ile başladı. Nedense bu el bombalarını, delillerini imha ettik. Balyoz’u, KCK’sı O soruşturmalar 2005’te illegal karargahta başladı. Sizlerin bilgi ve talimatı ile oluyor bunlar’ diyorsunuz.”

ktidar, bugün kavga ettiği cemaatle omuz omuza vererek, on bir yılda devletin ve sivil toplumun bütün önemli kurumlarını ele geçirdi. Hepsini tek tek saymama gerek yok; çünkü zaten biliyorsunuz! Geçiremediklerini ise (Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği örneğinde olduğu gibi) işlevsizleştirmeye çalıştı, bunun için yasa bile çıkardı! Ama yiğidi öldürüp haklarını verelim; iktidar, sadece bir meslek grubunun onurlu ve güçlü direnişi karşısında çaresiz kaldı: Avukatlar!  Yargının üç ayağından biri olan “savunma”nın temsilcileri, “savunma” işini gerçekten çok iyi bildiklerini ve yaptıklarını kanıtladılar! Cumhuriyetimizin tüm kavramları değersizleştirilirken... Asırlık kurumlarımızın, içi boşaltılırken... Devletin tabelalarındaki “TC” ifadesi bile kaldırılırken... Bir-iki istisna dışında tüm barolar ve Türkiye Barolar Birliği, hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını savunmaktan bir an bile vazgeçmedi!  Doğal olarak da herkesin yarı beline kadar eğildiği böyle bir dönemde, bu onurlu hukukçular aslanlar gibi ön plana çıktılar. Kendi özgürlüklerini kaybetme pahasına, keyfi yargılama yapan yargıçlara gerçekleri haykırmaktan geri durmadılar! Bu barolardan biri de hiç kuşkusuz, İstanbul Barosu... Baro yöneticileri dün bir basın açıklaması yayınlayarak, önceki gün kendilerine hakaret eden AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik’e demokrasi dersi vermiş... Yöneticiler bununla da kalmayıp Çelik ve arkadaşlarını, deyim yerindeyse on iki maddeyle tanımlamışlar: Bir: Seçim sandığının arkasına gizlenerek ülkede sivil bir darbe yapanlar... İki: Yargıyı tehdit edip yok etmeye, kendilerine bağlamaya çalışanlar... Üç: Devlet erkini Anayasa’ya aykırı ve gayri meşru şekilde başka güçlerle paylaşanlar... Dört: Devlet otoritesini yok

edip yerine paralel devletler yaratanlar... Beş: Ülkeyi bölünme noktasına getirenler... Altı: Terör örgütleriyle uzlaşanlar... Yedi: Şehide kelle diyerek şehitlere, orduya ve askere hakaret edenler... Sekiz: Kendilerine uzanan yolsuzluk iddialarını örtbas etmek ve soruşturmaları engellemek için hukuku eğip bükenler... Dokuz: Bürokrasiyi hallaç pamuğu gibi atanlar... On: Ülkeye fetret devri yaşatanlar... On bir: Suriye’de kan döken çeteleri besleyip barındıranlar, silahlandıranlar... On iki: Askeri darbenin ürünü olanlar...”  Evet, Hüseyin Bey... Bu on iki maddede anlatılanların hepsi sizsiniz! Biri için bile “Yalan” diye iftira davası açabilir misiniz? Kral çıplak, beyim: İşte siz busunuz ve bundan sonra ağzınızla kuş tutsanız bu gerçekleri değiştiremeyeceksiniz!

GARİP İLİŞKİ! Otuz üç yıllık gazeteciyim ama... Şu “devlet” denilen mekanizmayı hiçbir zaman anlayamadım! Yıllarca “derin devlet”in liderlerinden biri olduğu iddia edilen eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, önceki gün Metris Cezaevi’ne gitmiş... Neden? Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın 17 Aralık’ta rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alınan oğlu Salih Kaan Çağlayan’ı ziyaret etmek için... İyi de arkadaş; sen nereden tanırsın 20’li yaşlardaki bu çocuğu? Diyelim ki babası arkadaşın; bir “Geçmiş olsun” mesajı gönderirsin, olur, biter! Bu nasıl bir devlet yahu; kimin elinin, kimin cebinde olduğunu, eniştelerin baldızları durduk yerde neden öptüğünü kimse bilmiyor!

GÜNÜN SORUSU Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, önceki gün yandaş gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelmiş ve “Allah şirk, devlet şerik kabul etmez” demiş... Yani Allah’a eş koşulamayacağını, devlet gücüne ortak olunamayacağını Arapçayla ifade etmiş... Sorum kendisine: Bugün kabul etmediğiniz o ortağı devlete babam mı aldı?

Öz’e ve Erdoğan’a birer soru! Başbakan, bir zamanlar kendi istediklerini yaptığı için ödüllendirdiği Savcı Zekeriya Öz’le öldürücü bir polemiğe girdi. Öz, Başbakan’ın 17 Aralık operasyonundan vazgeçmesi için yüksek yargı üyesi iki kişiyi kendisine göndererek tehdit ettirdiğini söyledi; Erdoğan da bunu yalanladı.  Şimdi; ikisine de birer sorum var: İlk sorum Savcı Zekeriya

Öz’e: Kastettiğiniz kişiler dün çıkıp sizi yalanladı. Madem tehdit edilidiğinizi iddia ediyorsunuz bu iki kişi hakkında neden suç duyurusunda bulunmadınız? İkinci sorum da Başbakan’a: Madem Savcı Zekeriya Öz, bu kadar kolay yalan söyleyebilen ve iftira atabilen biri; o zaman onun geçmişte suçladığı ve içeri attırdığı yurtsever aydınların da haksızlığa uğramış olabileceğini (!) birazcık olsun düşünmeye başladınız mı?

GÜNÜN İSYANI! Başbakan’ın avukatları, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a Facebook’ta hakaret ettiğini iddia ettikleri bir kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuşlar. Ancak suç duyurusu dilekçesinde Emine Hanım’ın adının altına, “Başbakan, AKP Genel Başkanı” unvanını yazmışlar... İsyanım o avukatların bilinçaltına: Bir o eksikti!


Hazırlayan: Özlem Konur USTA

10 OCAK 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ANKARA İmsak 05.17 Güneş 07.03 Öğle 12.05 İkindi 14.30 Akşam 16.45 Yatsı 18.19 HAVA DURUMU

Ankara: -2/2

d

İstanbul: 6/12

d

İzmir: 5/14

b

Antalya: 7/18

İSTANBUL İmsak 05.34 Güneş 07.22 Öğle 12.20 İkindi 14.42 Akşam 16.57 Yatsı 18.33

d

Adana: 3/18

d

Diyarbakır: -4/10

Ergenekon-Balyoz tartışmasında tuhaf şeyler oluyor! Durum tuhaf. Ergenekon ve Balyoz davalarını tartışıyoruz. Gündem yeniden yargılama. Saflaşma şaşırtıcı. Bir cephe ortaya çıktı. Gül-Gülen’den başlıyor. CHP ve MHP yönetimlerine uzanıyor. Yurtseverlerin hapisten çıkması istenmiyor gibi. En azından 3 seçimden önce. Yerel, Cumhurbaşkanı ve genel seçime kadar.  Gül-Gülen cephesinin tavrı anlaşılır. Ya diğerleri? “Yaş-kuru” uzmanları. Part time Atatürkçüler. “Mış” gibi yapanlar. Yasak savıcılar. Suskunlar. Askeri vesayet edebiyatının utangaç müşterileri. Her biri öne atıldı. Metin Feyzioğlu’nu engelleme korosuna katıldı. (İstisnalar var elbette).  Nasıl olduysa? CHP’nin aklına birden radikallik geldi! Yönetimini kastediyorum. “Yeni” Anayasada uyumluydu oysa. Milletvekillerinin hapisliğinde suskun. Laiklik tehlikede bile değildi.  Şimdi Kılıçdaroğlu ekibi kaygılı: “Yeniden yargılama bahane. Amaç gündemi değiştirmek.” Gerekçeleri yüksek: “AKP yolsuzluğu örtmek istiyor.” Sonuç: “Yurtserverlerin çıkmasını isteme! Yolsuzluğu örtersin!”  CHP yeniden yargılama sürecinde uyarıyor: “AKP’ye güvenilmez.” Kesinlikle haklı. İhtiyatlı olunmalı elbette. Kendileri ne öneriyor: Yargıtay ceza genel kurulu. Dosyaların buraya gönderilmesi. Bir tespit, bir de soru: Tespit: Erdoğan bile “Yargıtay’a Cemaat hakim” diyor. Soru: CHP, Cemaat Yargıtay’ına nasıl güveniyor?  MHP yeniden yargılamadan ürküyor. Gizlemiyorlar da. Feyzioğlu’na randevu bile vermiyorlar. Bahane tercihleri Öcalan. Bir soru yaygın: Engin Alan’ın çıkmasını niçin istemiyorlar?  Ergenekon ve Balyoz’da plan açık. Davaların birinci işlevi tamamdır. Rejim değişikliği için gerekliydiler. Bastırma ve susturma amaçlı. Şimdi sıra ikinci işlevinde. PKK’ya genel af için lâzımlar. Topluma hazmettirmede dengeleyici olarak.

Rafet

BALLI rafballi@gmail.com Sonuç: Bugün cezaevlerindeki yurtseverler rehindir.  Mevcut tablo: İktidar bloku bölündü. Taraflar Ergenekon/Balyoz’da proje ortağıydılar. Eski proje: 3 seçimden sonra genel af. Şimdi yollar ayrıldı. Gül-Gülen cephesi: Eski yol haritasında ısrarlı. Erdoğan cenahı: Farklılık işaretleri veriyor. İki kurum inisiyatif aldı. Barolar Birliği: Yeniden yargılama dedi. TSK: “Kumpas”a suç duyurusu yaptı. Tayyip Erdoğan’ın ilk cevabı: “Olumlu bakıyoruz.”  Söyledik. Gül-Gülen cephesinin tutumu belli. İki avantajı bırakmak istemiyorlar. Bir: “3 kritik seçimde elimiz rahat olsun.” İki: “Kürt açılımında af sözünü tutabilelim.” Sonuç: Yurtseverlerin de PKK affıyla çıkması.  Erdoğan cenahının durumu: 17 Aralık operasyonuyla köşeye sıkıştırıldı. Yeniden yargılamayla 3 hesabı var. Bir: TSK’nın desteğini almak. İki: CHP’yi Gül-Gülen’den koparmak. MHP’yi de. Üç: Atatürkçüleri ve solu etkilemek. GülGülen’le karşı karşıya bırakmak.  Erdoğan süreçte ne kadar tutarlı gider? Niyetleri önemsizdir. İhtiyaçlarına bağlı. Erdoğan üç risk değerlendirmesi yapacak. Bir: Cemaat’i ne kadar tehlikeli görüyor? Önlemek için neleri feda edebilir? İki: Genel affı ertelemeyi... Kürt açılımını yavaşlatmayı göze alabilir mi? Üç: Ergenekon’da ne kadar açılabilir? Rejim değişikliğinde ne oranda geriler? Özet: Beka sorunu algılıyorsa, süreç çok şeylere gebe. Değilse, “idare” etmeyi deneyecektir. Asıl belirleyici: Halk hareketi ve örgütlülük düzeyi.  Son not. Erdoğan, can havliyle harekete geçti. HSYK (Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu) kanun değişikliği için. CHP şimdiden ilan etti: “Anayasa Mahkemesi’ne götürürüm.” Sonuç bugünden bellidir: İptal. Herkes biliyor: Gül-Gülen, oraya da hakim.

Eğirdir’in bereketi kaçtı  YUSUF YAVUZ Türkiye’nin en büyük dördüncü gölü olan Eğirdir Gölü, 30 yıl öncesine kadar Türkiye’nin istakoz, sazan ve levrek ihracını karşılayan önemli göllerinden biriydi. İçme suyu rezervi olarak da bölgenin su ihtiyacını karşılayan Eğirdir Gölü, insan eliyle yapılan yanlışların bedelini ödüyor. Eğirdir ilçesinde tüketilen sazan ve çapak balıklarının büyük bölümü yakınlardaki Karacaören Baraj gölünden getiriliyor. Eğirdir Gölü’nde, 1960’larda Avrupa ülkeleri, ABD ve Japonya gibi ülkelere tatlı su ıstakozu ihraç edilmesiyle önemli bir ekonomik gelir sağlanıyordu. Son yıllarda birkaç bin tonu geçmeyen üretim balıkçılara eski günleri aratıyor.

d

Erzurum: -15/-4

d

Sivas: -6/7

d

Tunceli: -5/8

İZMİR İmsak 05.38 Güneş 07.22 Öğle 12.27 İkindi 14.57 Akşam 17.12 Yatsı 18.44

d

Trabzon: 6/12

Balığın yüzde 90’ı barajdan

Balıkçılar, Eğirdir’de satılan sazan ve çapak balığının yüzde 90’ının Karacaören Barajı’ndan geldiğini belirtiyor. Erol Kesici de 1960-1980 yılları arasında Koruma Planı kayıtlı balıkçı sayısının 3 bin, Orman ve Su İşleri Bakan- kooperatif sayısınin ise 30’un lığı’nca hazırlanan ve Haziran üzerinde olduğunu söylüyor 2012’de yürürlüğe giren “Eğir- ve “Bugün balıkçı ve kooperatif dir Gölü Özel Hüküm Belir- sayısı parmakla sayılacak kadar leme ve Havza Koruma Pla- azalmıştır” diyor. Erol Kesici, gölde nı”nın ardından ise “nematod” cinsi bir tartışmalar bitmiyor. parazitin varlığından Süleyman Demirel söz ediyor ve önlem Üniversitesi Eğirdir Su ihtiyacına dikkat çeÜrünler Fakültesi Öğkiyor. Kesici: “Kıyı retim Üyesi Yard. Doç iyileştirilmesi ve tarım Dr. Erol Kesici, pek toprakları kazanmak çok eksiği bulunmasıiçin taş, çöp ve topna karşı bu haliyle bile Dr. Erol Kesici özel hüküm planına karşı çık- rakla dolgu yapılmamalı. Evsel manın gölün geleceğinin ta- ve endüstriyel atıklar içme suyu mamen yok edilmesi anlamına kaynağı olan göle atılmamalı. geldiğini söylüyor. Kesici, “Eko- Gölün doğasını, ekolojisini bonomi-para öne sürülerek gölün zarak, ‘çılgın projelerle’ hangi

Zonguldak: 4/11

d

Bursa: 2/15

d

Konya: -1/5

d

11 AY GEÇTİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ YİNE ‘BİLGİM YOK’ DEDİ

Sübyan okullarına denetim yok Kocaeli Milli Eğitim Müdürü İspirli, Aydınlık’ın fotoğraflarını çekerek belgelediği tarikat kreşleri hakkında bilgisi olmadığını öne sürdü. İspirli, ‘Elimizde bir veri yok. Sokak dolaşma gibi bir durumumuz da yok’ dedi

25 ŞUBAT 2013

 MUSTAFA K. EROL

K

ocaeli İl Genel Meclisi’ne katılan Milli Eğitim Müdürü Nevzat İspirli, 4 yaşındaki kız çocukların türbanla eğitim gördüğü kreşlerle ilgili soruyu “Bilgim yok” diye yanıtladı. İspirli, 11 ay önce Aydınlık muhabirinin sorusuna yine “Bilgim yok” yanıtını vermişti. İl Genel Meclisi Ocak ayı dördüncü toplantısına katılan Milli Eğitim Müdürü Nevzat İspirli, 2013 yılı faaliyetleriyle ilgili sunum yaptı. Sunumun ardından, CHP İl Genel Meclis Üyesi Nurhan Atalay, tarikatlara ait kreşleri gündeme getirdi. Atalay, İspirli’ye “Sayın Müdürüm çok iyi biliyor ki, bu okulları denetlemekle yükümlüdür. Yasadışı tarikatlarla ilgili bir çalışma yaNevzat pıyor musunuz?” İspirli diye sordu. Nevzat İspirli, tarikat kreşleriyle ilgili bilgisinin olmadığını ileri sürdü. İspirli, “Küçük çocukların gittiği okullarla ilgili bizim elimizde bir veri yok. Sokak dolaşma gibi bir durumumuz da yok. Ama kaymakamlarımız var, onların ilçelerindeki sorumluluk alanları var. Ben bu konuyla ilgili açıklama yapmak istemiyorum. Çünkü bir bilgim yok, bunun için de özür dilerim” dedi.

Kocaeli’ndeki tarikat kreşlerini, muhabirimiz Mustafa Kerem Erol fotoğraflayarak belgeledi. Konuyu o dönem İl Genel Meclisi’ne taşıyan Nurhan Atalay, Kocaeli’nde 12 adet “sübyan okulu” tespit ettiğini belirtti. Aydınlık, apartman dairelerinde faaliyet gösteren ve tabelası bulunmayan “kreş”lerden bazılarını buldu ve türbana sokulan 4-5 yaşlarındaki kız çocuklarını



‘Ahirete hazırlıyoruz’ Nevzat İspirli, 25 Şubat 2013’te Aydınlık’a yaptığı açıklamada yine bilgisinin olmadığını söylemiş, bu okulların Milli Eğitim Müdürülüğü’nün yetki alanında olmadığını öne sürmüştü.

Nurhan Nurhan Nurhan Nurhan Nurhan Atalay Atalay Atalay Atalay Atalay

Umut elini kaldırabiliyor

G

eçirdiği trafik kazasının ardından felç kalan Umut’a Samsun’da yapılan tedavi yaradı. Umut artık hafif de olsa elini kaldırabiliyor. 6 yıl önce Antalya’da geçirdiği trafik kazasının ardından bilincini kaybeden Umut’un bakımını onu hastanede tanıyan Gülsüm Kabadayı üstlenmişti. Rusya vatandaşı olduğu sanılan kemik yaşı 21 olarak belirlenen Umut, 11 gündür Samsun Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde. Fizyoterapist Behiç Baş “Omzunu açamıyorduk. Artık sağ omzunu açabi-

fotoğrafladı. Yetkililer, bu kreşlerde Kuran, İlmihal, Siyer (Hazreti Muhammed’in hayatı) dersleri verildiğini söyledi. Bir kreş çalışanı verilen eğitimi, “Çocukları dünya ve ahiret hayatına hazırlıyoruz” sözleriyle özetledi.

16 İmam Hatip’e karşılık 1 Fen Lisesi Kocaeli İl Genel Meclisi üyesi Nurhan Atalay yaptığı konuşmada geçen yıl 16 İmam Hatip Lisesi, buna karşılık yalnızca 1 Fen Lisesi açılmasına tepki gösterdi. Konuyla ilgili açıklama yapan İspirli, “Fen lisemiz bundan 5 sene önce 1 taneydi. Şimdi 3 adet oldu. 3 Fen Lisesi ilimiz için yeterlidir” dedi.

Cezai sorumluluğu tam çıktı



liyoruz. Verdiğimiz komutlara tepki veriyor. ‘Elini kaldır’ dediğimizde bunu hafif de olsa yapabiliyor. İlk hedefimiz Umut’u oturur pozisyona getirmek” diye konuştu.

Nizip’te üniversitelilerin servis isyanı korunması engelleniyor” diyor.

b

ABD’li Sarai Sierra’nın (33) katili Ziya Tasalı hakkında Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hazırlanan raporda “Ziya Tasalı’da akıl hastalığı ve zayıflığı saptanamadığı, cezai sorumluluğunun tam olduğu” belirtildi. Sarai Rapor yargılamanın yapılSarai Sierra Sierra dığı İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Sarai Sierra’nın ailesinin avukatı Ceren Şarman, heyet raporu kararının oy birliğiyle alındığına dikkat çekti. Sierra’nın cesedi 2 Şubat 2013’de İstanbul SarayburZiya Tasalı nu’ndaki surlarda bulundu. Ziya Tasalı’nın “Kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli cinsel saldırı” ve “kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık” suçlarından da 19 yıla kadar hapsi isteniyor.

turizmi artıracaksınız? Göl yoksa çevresindeki tarım da, turizm de yok olacaktır.”

‘Göl bizim herşeyimizdi’ Erol Kesici, 80 yılı aşkındır Eğirdir Gölü’nün kıyısında yaşamını sürdüren Mehmet Amca’nın gölle ilgili görüşlerini aktarıyor: “Gölden çok para kazanacaksınız dediler. Ak balığı attılar göle. Önce yemedik, sonra alıştık. Gölde tekne kaynıyordu. Çok kısa sürdü bu bolluk, balık bitti. Gölde ot çoğaldı, su koktu. Balıklar yok oldu. Gölün otunu temizleyecek diye takoz (Çin ve İsrail sazanı) attılar. Takoz balık otu yiyeceğine, biçti. Gölde ot depreşti. Balık yerine ot çıkmakta ağlardan. Takoz da bizim çapak gibi değil, yenmiyor. Kavinneler varken sinek yoktu, yazın gözümüzü, camımızı açamıyoruz sinekten, kokudan. Sahip çıkmadık göle. Birilerinin düzeltmesini bekledik, göl elden gitti.”

TEM’de halk otobüsü devrildi Gaziantep Üniversitesi Nizip Eğitim Fakültesi ile Meslek Yüksekokulu öğrencileri, servis araçlarının kapasitesinin üzerinde yolcu aldığı gerekçesiyle eylem yaptı. Eylemde servis ücretlerine de tepki vardı. Nizip Okan Parkı’nda toplanan yaklaşık 200 öğrenci, sloganlarla Çarşı Camii’ne yürüdü. Yürüyüşte “18 kişilik servise 35 kişi binmek istemiyoruz”, “Çözüm istiyoruz”, “Koltuk sayısı kadar öğrenci alınsın”, “Hiçbirimiz fab-

rikatör çocuğu değiliz. Günlük 4 TL yol parası istemiyoruz” yazılı dövizler taşındı. Cami önünde oturma eylemi yapan öğrenciler adına Eğitim Fakültesi öğrencisi Yeşim Kahleoğulları açıklama yaptı. “Ulaşımla ilgili sorunlar her geçen gün katlanılamaz hale geliyor. 18 kişilik servisler, tam doldurulmadan yani 35 kişi alınmadan hareket etmiyor” diyen Kahleoğulları bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmesini istedi. DHA



İstanbul Ümraniye’de sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği halk otobüsü devrildi. Otobüsteki 30 yolcudan 2’si yaralanırken sürücü araçta sıkıştı. İtfaiye ekipleri tarafından otobüsün ön camı kırılarak kurtarılan sürücü, hastaneye kaldırıldı. Özel Halk Otobüsü Şirketleri Basın Müşavirliği otobüsün, sürücünün kalp krizi geçirmesi sonucu devrildiğini açıkladı. Kazayı yara almadan atlatan bir yolcu, “Otobüs sağ şeritten gidiyordu. Sürücü bir ara rahatsızlandı, elini yanağına koydu. Ondan sonra insanların bir anda üzerime geldiğini gördüm. Kendi imkanlarıyla çıkan yolcular başka otobüslere binerek yoluna devam etti.” DHA


10 OCAK 2014 CUMA

DOLAR

Perşembe 2.1860 Çarşamba 2.1793

Hazırlayan: Recep ERÇİN

EURO

Perşembe 2.9678 Çarşamba 2.9646

BORSA

Perşembe 66.313 Çarşamba 67.449

ALTIN

(Cumh.)

Perşembe 585 Çarşamba 586

FAİZ

Perşembe % 9.90 Çarşamba % 10.02

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

PETROL (Brent)

Perşembe $ 107.57 Çarşamba $ 107.72

*Serbest piyasa satış fiyatları

TRAKYALI ÇİFTÇİLER TARIM BAKANI EKER’E TEPKİLİ

‘Mazot almak için inek sattım’ Türkiye’nin geçen yıl mısır ve ayçiçeği üretiminde rekor kırmasıyla övünen Tarım Bakanı Mehdi Eker, çiftçinin durumundan bihaber. Trakyalı çiftçiler üretim yapabilmek için hayvanlarını satıyor  İMDAT ŞAHİN

G

ıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker önceki gün yaptığı açıklamada, “Geçen yıl buğday üretimi 22 milyon tona çıktı. Mısır üretimi yaklaşık 5.9 milyon tonu geçti. Çeltik 900 bin ton. Ayçiçek üretimi de 1.5 milyon tona çıktı. Buğday üretiminde, çeltik üretiminde, ayçiçeği üretiminde, mısır üretiminde bu dört ürünün üretiminde Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı” dedi. Türk çiftçisinin yüksek girdi maliyetlerine rağmen yoğun emek harcayarak sağladığı bu başarıyla övünen ve tarımda pembe tablolar çizen Bakan Eker’e, Trakyalı çiftçiler tepki gösterdi. Türkiye genelinde toplam ayçiçeği üretiminin yüzde 60’ını, buğdayın da yüzde 40’ını üreten Trakyalı çiftçiler, tarımın geldiği durumdan şikayetçi.

‘Durum iç açıcı değil’ Bakan Eker’in açıklamalarını, Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’ne bağlı Türkücü Köyü çiftçisine sorduk. Çiftçi Hasan Sağlam “Bunu biz göremiyoruz. Geçen sene önceki senelere göre daha düşük verim aldım. Şunu da belirtmek isterim benim ağırımda hayvan kalmadı. Çünkü mazot almak için hayvanlarımı satmak zorunda kalıyorum. Durum iç açıcı değil” dedi.

‘Ekilen alan azalıyor’ Türkücü Köyü’nde buğday ve ayçiçeği üreten Sabri Gündüzalp da, “Millete yalan söyleniyor’’ diyerek Bakan’a tepki gösterdi. “Biz bu işin üretenleriyiz. Ayçiçeğini üreten,

buğdayı üreten bizleriz. Bizler bu üretim artışını göremiyoruz’’ diyen Gündüzalp, şöyle devam etti: “Doğru düzgün artık tarlalar ekilmiyor. Nasıl üretim artıyor şaşırıyorum.’’

Fitch’ten TL’de değer kaybı uyarısı

Üretimden çok maliyetler artıyor



Üretimin nasıl arttığını bilmediklerini fakat her yıl durumlarının kötüye gittiğini ifade eden çiftçi Şemsettin Ayyıldız, ‘’Üretimin artması için tarlaya ilacını, gübresini atman gerekir. Çiftçilerde para yok, insanlar ürettiği ürünü bir önceki yıla göre daha düşük fiyata satıyor. Mazot, ilaç, gübre fiyatları almış başını gidiyor. Bu koşullarda üretim nasıl artıyor. Şaşılacak durum’’ diye konuştu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, TL’nin değer kaybının uzun süreli olması halinde Türk şirketlerinin kredi notları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşacağını açıkladı. Kurumdan yayımlanan raporda, Türk şirketlerinin yapısal olarak döviz kurundaki dalgalanmalar karşısında hassas olduğuna dikkat çekilerek, “TL’de uzun sürecek değer kaybı, ülkenin siyasi krizinden kaynaklanabilecek potansiyel diğer iç şoklarla birlikte göz önüne alındığında 2014’te kredi notları üzerinde risk oluşturuyor” denildi. Fitch, TL’nin geçen yıl dolar karşısında yüzde 15, avro karşısında da yüzde 20 değer kaybının şirketlerin kredi notuna esas teşkil ölçütler üzerinde sınırlı etkisi olduğunu belirtti.

Hasan Sağlam

Köyde tarlalar satılıyor Türkücü Köyü’ndeki tarla satışlarının yüzde 30 arttığını kaydeden Hüseyin Armutçu, üreticilerin para kazanamadıkları için tarlaları sattıklarını söyledi. Armutçu ayrıca, girdi maliyetlerinden şikayet ederek, “Girdiler yüksek oldukça mahsulden verim alamayız’’ dedi.

‘Çiftçi para kazanırsa üretim artar’ Bakan’ın açıklamalarını Aydınlık’a değerlendiren Çorlu Ziraat Odası Başkanı Recep Şişman, üretimin artması için çiftçinin para kazanması gerektiğini ifade etti. Üretim artışının nedenlerini açıklayan Şişman, şu

bilgileri verdi: “Geçen yıl ayçiçek üretimi 1.2 milyon tondan 1.5 tona çıktı. Üretimin artmasın önemli bir sebebi geçen dönem ayçiçeği kilogramı 1.5 liradan değer gördü. Çiftçiler para kazandı ve ayçiçeği üretimi arttı. Bu verimden kaynaklanan bir artış değil. Ayçiçeğinden para kazanan arpa ekecek, buğday ekecek yere ayçiçeği ekti. Bu şekilde bir artış yaşadık.”

etti: “Biz çiftçileri en çok etkileyen girdi fiyatlarının yüksek olması. Bu geçtiğimiz ay sadece gübreye yüzde 30 zam yapıldı. Mazot fiyatları tavan yaptı. Bu kadar fazla girdinin olduğu yerde

çiftçi para kazanamazsa nasıl üretim artacak. Diğer yandan Trakya toprakları birinci sınıf tarım arazisi, sanayinin bu bölgede yerleşmesi çevre kirliliğine neden oluyor.’’ Çorlu Ziraat Odası Başkanı Recep Şişman

Vodafone Türkiye’den sağlıkta mobil hizmet

Bu sene ayçiçeği üretimi yüzde 30 düşecek Bu yıl ise fiyatların 1.5 liradan 1 liraya gerilemesi nedeniyle üretimin de yüzde 30 düşeceğini savunan Şişman, şöyle devam

Borsa 3 saat kapandı

Y

olsuzlık ve rüşvet operasyonu, ABD Merkez Bankası FED kararları derken Borsa İstanbul’u dün de teknik arıza nedeniyle zor bir gün geçirdi. Dün 3 saati aşkın süre kapalı kalan Borsa İstanbul’da saat 10.51 itibarıyla işlemler durdu. Borsa İstanbul’dan yapılan açıklamaya göre pay piyasası alım satım sisteminde meydana gelen teknik bir nedenden dolayı işlemlere geçici olarak ara verildi. Bu teknik sorun nedeniyle birinci seans erken sona ererken, ikinci seansın zamanında başlayacağı ve birinci seans durdurulana kadar girilen ve gerçekleşen emirlerin geçerliliğini koruyacağı bilgisi verildi. Fakat, ikinci seansın açılması da gecikti. Yapılan açıklamada, işlemlerin 15.30’da başlayacağı bildirildi.

Borsa İstanbul işlemlerin durduğu saat olan 10.51’de yüzde 1.2’ye yakın değer kaybetmişti. Teknik arızanın giderilmesinin ardından ilk işlem 15.40’ta gerçekleştirildi. İşlemlerin başlamasıyla birlikte Borsa’daki kayıp akşam saatlerinde yüzde 1.40 düzeyinde gerçekleşti. Diğer yandan Borsa İstanbul BİST-100 endeksindeki hisselerin toplam değeri 17 Aralık’taki rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının başladığı günden bu yana yüzde 11 düzeyinde değer kaybetti. Borsa’da son birkaç gündür görülen düşüşlerde, büyük ölçekli yabancı yatırım danışman şirketlerinin, içinde Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan piyasalardaki müşterilerine hisselerini satmaları önerisinde bulunmaları etkili oldu.  EKONOMİ SERVİSİ

Yabancı yatırımcılar frene bastı Uluslararası danışmanlık şirketi Deloitte Türkiye, ‘2013 Yılı Birleşme ve Satın Almalar Raporu’nu yayınladı. Türkiye’de birleşme ve satın almaların genel görünümünü ortaya koyan rapora göre, 2013 yılında 217 adet işlem gerçekleşti. Toplam işlem hacmi ise yaklaşık 17.5 milyar dolar oldu. İşlem hacmi ve adedi, 2012’ye göre sırasıyla, yüzde 20 ve yüzde

15 oranında gerilerken, yabancı yatırımcılar frene bastı. Rapora göre özelleştirmeler yüzde 38’lik bir pay ile toplam işlem hacmi üzerinde belirleyici rol oynadı. Yabancı yatırımcıların işlem hacmine katkısı yüzde 30 ile tarihsel olarak en düşük seviyesinde gerçekleşti ve yabancı yatırımcıların işlem hacmi de 2012’ye göre yüzde 60 geriledi.



Vodafone Türkiye, sağlıkla ilgili hizmetlere uzaktan erişimi kolaylaştıran Vodafone Cep Sağlık Platformu’nu kurdu. Platform’un, Vodafone Türkiye ve Artı Sağlık A.Ş. ortaklığında, Vodafone abonelerine anında mobil sağlık çözümleri sunacağı belirtildi. Dün düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtılan Vodafone Cep Sağlık Platformu’na ilişkin bilgi veren Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Gökhan Öğüt, şunları söyledi: “Mobil teknoloji, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde özellikle sağlık hizmetleri konusunda büyük bir potansiyel taşıyor. Mobil sağlık sayesinde, özellikle hastalığı önleyici hizmetlerle, Türkiye’nin de içinde olduğu OECD ülkelerinde sağlık giderlerinin 2017 yılında 400 milyar dolar azalması bekleniyor.’’ Vodafone’un sağlık platformu, Vodafone Cep Sağlık Kartı’yla kullanıcıya özel bir sağlık kimlik kartı oluşturulmasını sağlıyor. Çipli Vodafone Cep Sağlık Kartları’nda acil durum sağlık bilgileri sürekli kullanıcının yanında taşınabiliyor. Acil durumlarda kartın çipinden ya da internet üzerinden, kullanıcının sağlık durumuna dair bilgiler, abonenin onayı ile profesyonel sağlık personeli tarafından okunabiliyor.

Koç’tan Kocaeli’ye meslek yüksek okulu



Ford Otosan ve Vehbi Koç Vakfı (VKV)’nın, Kocaeli Üniversitesi bünyesinde yaklaşık 9 milyon TL’lik yatırımla inşa ettiği KOÜ VKV Ford Otosan Gölcük İhsaniye Otomotiv Meslek Yüksekokulu, düzenlenen törenle eğitim hayatına kazandırıldı. Koç Holding’in “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” projesi kapsamında kurulan okulun açılış törenine Koç Holding CEO’su Turgay Durak, Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Kocaeli Valisi Ercan Topaca, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Ş. Komsuoğluve Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş katıldı.


10 OCAK 2014 CUMA

PAZAR KÖŞESİ

Hazırlayan: Tarık TEKGÖZLİ halklailiskiler@aydinlikgazete.com halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Engin

ÜNSAL enginunsal35@gmail.com

Kat’ı rical

B

ir toplumun devlet olarak ayakta kalması, o toplumun bireylerine güven vermesi ve uluslararası düzeyde saygın bir konuma sahip olması için sadece coğrafi büyüklüğü, nüfusu ve ekonomik zenginliği yeterli değildir. Bu konuda belirleyici olan o toplumun hangi siyasal rejimle yönetildiği ve o toplumu yöneten siyasilerin, “devlet adamlığı” niteliğidir. Yöneticilerinde devlet adamlığı niteliği olan toplumlarda yöneticiler, o toplumun yücelmesini, saygın bir konumda olmasını ve bireylerinin barış ortamında, geleceklerinden kuşku duymadan güven içinde yaşamasını sağlar. Devlet adamı niteliği olmayanlar tarafından yönetilen toplumlarda toplumun iç barışı bozulur, yargı düzeni bozulur, adalet kavramı yok olur, birey özgüvenini ve topluma olan güvenini yitirir, geleceğine kuşku ile bakar ve toplum hukuk devletinin ilkelerine göre değil , polis devletinin ilkelerine göre, tek adamın üstünlüğünü sağlamak için, bireylerin yüreğine korku salınarak yönetilir. Kat’ı rical Osmanlı döneminde “devlet adamı yokluğu” anlamında kullanılırdı. Osmanlı dirayetli, bilgili, iyi bir kadro seçmesini bilen, halkının nabzını tutan ve devlet adamı niteliği taşıyan padişahlar tarafından yönetildiğinde büyümüş, güçlenmiş ve bu niteliği taşımayan padişahlar zamanında gerilemiş ve sonunda yok olup gitmiştir.

Devlet adamı tanımı Siyaset zor bir uğraştır ve siyasetçi olmak çok daha zordur. Her şeyden önce insanı seveceksiniz; insana zulüm etmeyi değil! Bilgili, deneyimli olacaksınız. Sürekli okuyarak kendinizi geliştireceksiniz. Dünyadaki ekonomik, sosyal ve politik gelişmeleri yakından izleyeceksiniz ve bileceksiniz ki, siyaset tek adam olayı değil takım ve kadro ile uygulanacak bir olgudur. Bu nedenle devlet adamı sürekli “ben” değil “biz” diye konuşmak zorundadır çünkü; ne o ülkenin yönetimi, ne de insanları demokratik düzenlerde tek insana odaklanmış olarak algılanamaz, böyle olduğu varsayılamaz. Kadrosunu dışlayarak yönetim anlayışını sadece kendisine özgülleyen siyasilerin psikolojik rahatsızlığı olduğu kabul edilir ve tarih Sezar’dan, Mussolini’den, Hitler’den Stalin’den bu anlamda olumlu hiç bahsetmez.

Ülkemizde devlet anlayışı nasıl yozlaştırılıyor Demokratik hukuk devletlerinde üç erk, yâni yasama, yürütme ve yargı birbirini denetleyerek ve birbirine yaslanarak toplumda hukuksal dengeyi kurar ve bireylerin gelecek kuşkusu duymadan güven içinde yaşamını sürdürmesini sağlar. Bugün geldiğimiz noktada ülkemiz, tam bir sosyo-ekonomik kaos içinde hukukun, devlet anlayışının yörüngesinden saptırıldığı bir süreci yaşamaktadır. Devletin üç temel erki birbirine düşmanca yaklaşan bir görüntü vermektedir. Yargı hukukun değil bir cemaatin güdümünde görüntüsü vermektedir bu nedenle verdiği kararlar kuşku ile karşılanmaktadır. Yürütme yargının kararlarını tanımaz, polis yargı kararları doğrultusunda değil kendi istemi doğrultusunda uygulama yapar durumdadır. Yasama Anayasal ve demokratik düzenin temel ilkelerini ıskalayarak demokratik bir görüntü içinde tek adam yönetimini sağlamak çabasındadır.

Sendikalar yolsuzluğa karşı Ankara mitinginde buluşuyor DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği ‘Bozuk düzende sağlam çark olmaz’ diyerek yarın Ankara Sıhhiye Meydanı’nda ‘Özgürlük, Demokrasi, Emek, Adalet ve Barış’ mitingi yapacak  AYDINLIK / ANKARA

‘Güç Birliği’ de katılıyor

D

İSK, KESK, TMMOB ve TTB, AKP ile Cemaat arasındaki kavgayla ortaya saçılan yolsuzlukları protesto etmek için yarın Ankara’da büyük bir miting gerçekleştirecek.Yurdun dört bir yanından gelen kuruluşlar, saat 9.00’da Ankara Hipodrum’da toplanacak. Buradan saat 9.30’da başlayacak yürüyüş Sıhhiye Meydanı’nda son bulacak ve 12.00’de yapılacak mitingle sona erecek. Bu kapsamda “Bu pisliği halk temizleyecek” demeye hazırlanan sendika ve meslek örgütleri dün İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaptıkları basın açıklaması ile mitinge çağrı yaptı. Güvenpark’ta kurumlar adına açıklamayı KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul yaptı. Tombul, “Yıllardır ‘hırsız var’ diyerek, AKP iktidarının soygun düzenini işaret eden emek ve demokrasi güçleri baskıyla, şiddetle susturulmaya çalışıldı. Gezi direnişinde iktidarın 11 yıllık zulüm düzenine yeter diyenler ‘marjinal’ ilan edildi. En ağır polis şiddetine maruz kaldı, polis kurşunuylacopuyla öldürüldü. Böylesi çamura batmış bir düzenin sahipleri, şimdi aynı çamur deryasında birbirleriyle çatışıyor” dedi.

‘Bozuk düzende sağlam çark olmaz’ “Yolsuzluğun, yoksulluğun, zulüm dü-

zenini kuranlar, tutuştukları saray kavgasında çamurun içinde debelenmeye devam etsinler” diyen Tombul, günün emekçiler için hesap sorma günü olduğunu belirtti. “Bizler biliyoruz ki bozuk düzende sağlam çark olmaz” şeklinde konuşan Tombul, şunları söyledi: “Artık yeter. Çetelerin içinde çete arayanların, tüm suçu ‘paralel’ dünyalara atarak kendilerini ‘ak’lamaya çalışanların yalanlarına kar-

nımız tok. 11 yıldır bu oyunlara gelmediğimiz gibi bugün de gelmeyeceğimizi duyurmak için bir kez daha alanlara çıkıyoruz. Emek ve demokrasi güçleri olarak 11 Ocak Cumartesi günü gerçekleştireceğimiz ‘Özgürlük, Barış, Demokrasi, Adalet ve Emek Mitingi’nde bu düzenden rahatsız olan herkesle, sesimize ses gücümüze güç katalım, faşizme karşı omuz omuza diyelim.”

Sendikal Güç Birliği Platformu (SGBP), DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği “Yolsuzluğa karşı Ankara Mitingi”ne katılacağını açıkladı. SGBP Dönem Sözcüsü, Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel yaptığı yazılı açıklamada, “AKP iktidarının 12 yıllık dönemi boyunca emekçisi, dar gelirlisi, çalışan tüm kesimler yoksulluk, işsizlik, açlık, sağlıksızlık ve eğitimsizlik pençesinde kıvranırken, iktidarı elinde tutan gücün gayrı resmi ortağı ile birlikte, kendini ve çevresini semirtmekte son derece bonkör davrandığı ortaya çıkıyor” dedi. “Biz bu yozlaşmaya, kokuşmuşluğa, değersizlik ve ilkesizliğe hayır diyoruz” denilen açıklamada şunlar kaydedildi: “SGBP olarak haykırıyoruz. Bu düzen değişmeli ve değişecek! Özgürlük istiyoruz. Sandık demokrasisi değil, tüm kurumlarıyla işleyen bir demokrasi istiyoruz. Emeğin hakkını ve adalet istiyoruz. Hukuk devleti istiyoruz. Barış istiyoruz. sömürüsüz bir paylaşım düzeni istiyoruz. 11 Ocak’ta tüm demokratik güçlerle birlikte Ankara’dayız.”

Ayakta çalışanlara ‘raylı sandalye’ çözümü

A

ntalya’nın Finike ilçesinde kuru temizleme işi yapan 43 yaşındaki Nihat Korkmaz, uzun süre ayakta çalışılmasından kaynaklı mesleki hastalıklara karşı raylı sandalye çözümünü üretti. Ütücü, berber gibi ayakta çalışanlar için özel raylı sandalye tasarlayan Korkmaz, Türk Patent Enstitüsü’ne başvurarak buluşunu tescil ettirdi. DHA’nın haberine göre, raylı sandalyeyi geliştirmeden önce sürekli ayakta durarak ütü yaptığını, bu nedenle sağlık sorunları yaşamaya başladığını belirten Nihat Korkmaz, işini oturarak yapma çözümünü ararken projenin ortaya çıktığını söyledi. Bu projenin bedensel engelli vatandaşlara da çalışma imkanı yaratacağına dikkati çeken Korkmaz, kuru temizleme, kuaför ve tekstil atölyeleri ile ayakta çalışılan diğer sektörlerde raylı sandalyenin rahatlıkla kullanılacağını dile getirdi.

Berberler şov bile yapıyor Kendisi için ürettiği sandalyenin rahatlığını gördükten sonra berberler için de farklı bir model planladığını anlatan Korkmaz, bu sistemle oturur vaziyette rahat çalışılabileceğini kaydetti. Berberlerin, hareket kabiliyetini sınırlamayan sandalyeyi kaydırma yöntemiyle, saç yıkama dahil saç kesimi,

Devletin çivisi çıktı mı?

Emeklinin kutusundan SOĞAN ÇIKTI

Çivisi çıkmak deyimi yıkılmaya hazır bir binanın, bir olayın, bir kurgunun sonunun geldiğini anlatmak için kullanılır. Bugün ülkemizin içine düştüğü kaosta devletin temel yapı taşlarının yerinden oynamaya başlaması bazı soruları gündeme getiriyor: acaba devletin çivisi çıktı mı ve bu anlayışla devlet daha ne kadar sağlıklı yönetilebilir? Osmanlının sonu dirayetsiz devlet adamları yüzünden oldu. Mustafa Kemal’in Türkiye’sinin böyle bir sonu, böyle bir devlet yönetimi kabul etmesi ve hak etmesi mümkün değildir. Devleti bu çözülmeden ve olası bir çökmeden kurtaracak bir anlayış mutlaka yaratılması ve 2014 yılında yaşanacak seçimlerde demokrasiyi kurtarmak ve insan haklarına saygıyı yeniden sağlamak için siyasette işbirliği ve güç birliği mutlaka gündeme getirilmelidir.

Türkiye’de 17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra ayakkabı kutularından çıkan milyonlarca dolara tepkiler günlerce sürdü. Emekçiler de yaptıkları eylemlerde kendi ayakkabı kutularını açarak hükümete karşı tepkilerini gösterdi. Yine aynı eylemlerden biri de dün İzmir’de gerçekleşti. Konak Saat Kulesi’nde bir araya gelen DİSK’e bağlı Emekli-Sen üyelerinin ayakkabı kutularından soğan, ıspanak ve pırasa çıktı. Ancak emekliler, kutuda patatesin de olması gerektiğini belirtirken “Emekli maaşımız patates almaya yetmedi” diyerek emekli maaşlarının düşüklüğünden yakındı.  TUĞÇE YERDELEN / İZMİR

Altın madeni kapatıldı işçiler ortada kaldı



tıraş gibi işlerin yapılabildiğini belirten Korkmaz, “İlçede bu sandalyeyi kullanan berber arkadaşımız işini yaparken şov bile yapıyor” dedi. Raylı sandalye aksamını hareket ettirmek için enerjiye ihtiyaç olmadığını vurgulayan Nihat Korkmaz, yaklaşık maliyeti 400- 500 TL civarında olan raylı sandalyenin, en-

düstriyel üretimle daha uygun fiyatlarla yapılıp piyasaya sunulabileceğini söyledi. Tasarladığı raylı sandalyenin patentini aldığını ayrıca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na başvurarak destek talep ettiğini anlatan Korkmaz, yalnızca devletten değil belediyeler ve işadamlarından da bu projeye sahip çıkmalarını istedi.

4 kişilik ailenin geçimi için 3 bin 702 lira gerek  AYDINLIK / ANKARA

T

ürkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yaptığı 2013 Aralık ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklandı. Buna göre dört kişilik ailenin insan onuruna yaraşır bir biçimde yaşayabilmesi için gerekli olan en düşük miktarı ifade eden “Asgari Geçim Haddi”, 3 bin 702 lira 33 kuruşa yükseldi. Araştırmaya göre Aralık 2012’de 3 bin 523 lira 62 kuruş olan “Asgari Geçim Haddinin” son bir yılda 178,71 TL arttığı ortaya çıktı.

Yoksulluk sınırındaki tutar 1850 lira Yapılan araştırmada bir memurun 657 sayılı Kanuna uygun bir şekilde görevini sürdürmesi ve sosyal hayattaki yerini alabilmesi için gerekli olan en düşük tutar olan “Yoksulluk Sınırı”, 1.853 lira 16 kuruş olarak belirlendi.

Asgari Geçim Araştırması sonuçlarını değerlendiren Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “Ülkemizde yolsuzluk skandalının ortaya çıkmasıyla birlikte ekonomik sarsıntı izlerini göstermiş; dolar ciddi bir şekilde yükselmiş, borsa çökmüştür. Bu olumsuz ekonomik gelişmeler karşısında memurlar, bütün bir yılı 123 liralık zam ile geçirmek zorunda bırakılmıştır. Ekonominin iyiye gittiğinin iddia edildiği zamanlarda bile memur maaşının enflasyon karşısında erimesi söz konusu iken; yaşanan bu ekonomik sarsıntıdan sonra memur ikinci bir darbe daha almış ve 2014 yılına hem enflasyona hem ekonomik krize karşı yenik başlamıştır. Benzine, yakıta, gıdaya gelen zamlar, dövizin yükselişi karşısında memur maaşları kuşa dönmüştür. Bu ortamda kamu çalışanlarının kendi hak ve menfaatleri için çok ciddi mücadele vermesi gerekmektedir” dedi.

İzmir İl Özel İdaresi tarafından geçen 31 Aralık itibariyle “Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” bulunmadığı gerekçesiyle faaliyeti durdurulan Dikili ilçesindeki Koza Altın Şirketi Çukuralan İşletmesi’nde ücretsiz izne çıkartılan işçiler, mağdur olduklarını belirtip aileleri ile birlikte eylem yaptı. Koza Altın Çukuralan İşletmesi önünde toplanan ücretsiz izindeki 450 işçiye, aileleri de destek verdi. Yaklaşık 3 bin kişilik grup, ellerinde ‘Madenimizle gurur duyuyoruz’, ‘Haksız durdurmaya son’, ‘Maden işleyecek, yüzümüz gülecek’, ‘Babamın ekmeğini geri verin’ yazılı döviz ve pankartlar açtı. İşçiler, kapatılma kararın kaldırılmasını isterken, Koza Altın İşletmeleri İşletme Müdürü Cemalettin Çetin işçilerin mağduriyetinin giderilmesi için yarı maaşlarını ödeme kararı aldıklarını söyledi.

AFAD çalışanlarından ‘sosyal tazminat’ eylemi



Erzurum İl Özel İdaresi tarafından sosyal denge tazminatı ödenmeyen Afet ve Acil Durum çalışanları (AFAD)Valilik önünde eylem yaptı. Valilik önünde toplanan Türk Yerel Hizmet-Sen Erzurum üyesi olan AFAD çalışanları İl Özel İdaresi bünyesinde çalışmalarına rağmen sosyal denge tazminatının ödenmemesini protesto etti. “Guguk devleti değil, hukuk devleti istiyoruz”, “Ekmeğime aşıma dokunmayın”, “Hırsıza değil memura bütçe” dövizleriyle eylem yapan AFAD çalışanları, 4 bin 688 sayılı yasa uyarınca Erzurum İl Özel İdaresi kadrosunda çalışanlar için yapılmış olan sosyal denge tazminatı sözleşmesinden yararlanamadıklarını söyledi.

T.C ANKARA 13.SULH HUKUK MAHKEMESNDEN LAN Dosya No: 2012/66 Tereke Davacı-alacaklı Satılmış Kara tarafından açılmış bulunan tereke tasfiye davasında 05.06.2013 tarihli Ek Karar ile muris Hüseyin Çetinkaya’nın terekesinin TMK 612.maddesi uyarınca iflas usulü ile tasfiyesine, terekeye Ankara Barosuna kayıtlı avukat Muzaffer Kaplan’ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiğinden, Ankara ili, Altındağ ilçesi, Peçenek Mahallesi, 116 Cilt, 16 Hane, 22 Birey Sıra Numarasında nüfusa kayıtlı Hüseyin ve Ayşe’den olma 17.11.1926 doğumlu olup 24.10.2009 tarihinde vefat eden 12160025120 T.C.Kimlik numaralı HÜSEYİN CETİNKAYA’nın Murisin kefalet sebebi alacaklı ve borçluları da dahil olmak üzere, bütün alacaklıları ve borçlularının, ilan tarihinden itibaren en geç 1 (Bir) av içinde, varsa belgeleri ile birlikle alacak ve borçlarını bildirmek üzere Mahkememize müracaatları ile bunları beyan ve kayıt ettirmeleri, rehin ve teminat hakkında bilgi vermeleri gerektiği, Türk Medeni Kanun’un 634. maddesi ve Tüzüğün 41. maddesi uyarınca 2.kez ilan olunur. 19.11.2013 T.C ANKARA 13. SULH HUKUK MAHKEMESİ Dosya No: 2012/66 Tereke İLAN ANKARA 13.SULH HUKUK MAHKEMESİNDEN

Davacı-alacaklı Satılmış Kara tarafından açılmış bulunan tereke tasfiye davasında 05.06.2013 tarihli Ek Karar ile muris Hüseyin Çetinkaya’nın terekesinin TMK 612.maddesi uyarınca iflas usulü ile tasfiyesine, terekeye Ankara Barosuna kayıtlı avukat Muzaffer Kaplan’ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiğinden, Ankara ili, Altındağ ilçesi. Peçenek Mahallesi. 116 Cilt, 16 Hane, 22 Birey Sıra Numarasında nüfusa kayıtlı Hüseyin ve Ayşe’den olma 17.11.1926 doğumlu olup 24.10.2009 tarihinde vefat eden 12160025120 T.C.Kmlik numaral HÜSEYN CETNKAYA’nn Murisin kefalet sebebi alacaklı ve borçluları da dahil olmak üzere, bütün alacaklıları ve borçlularının, ilan tarihinden itibaren en geç 1 (Bir) av içinde, varsa belgeleri ile birlikte alacak ve borçlarını bildirmek üzere Mahkememize müracaatları ile bunları beyan ve kayıt ettirmeleri, rehin ve teminat hakkında bilgi vermeleri gerektiği, Türk Medeni Kanun’un 634. maddesi ve Tüzüğün 41. maddesi uyarınca 2.kez ilan olunur. 19.11.2013 BASIN: 1274 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


10 OCAK 2014 CUMA

Hazırlayan: Emine DÖLEK

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

BURHAN KUZU, AİHM KARARINI DEĞERLENDİRDİ

‘Ben de Doğu Perinçek gibi yapardım’ TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AKP Milletvekili Burhan Kuzu, ‘Ermeni soykırımı yoktur’ diyen Perinçek’le ilgili AİHM’nin kararını Aydınlık’a değerlendirdi. Kuzu, ‘Ben de Perinçek’in yaptığının aynısını yapardım. Karar çok isabetli’ şeklinde konuştu ESKİ AKP MİLLETVEKİLİ DÜLGER:

Perinçek’in savunmasından yararlandım

Mehmet Dülger Eski AKP Milletvekili Mehmet Dülger “ABD’de Ermeni meselesini anlatırken, Doğu Perinçek’in İsviçre mahkemesinde yaptığı savunmanın belgelerinden yararlandım” dedi. Eski Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AKP Antalya Milletvekili Dülger, AİHM’nin Perinçek kararını ve Talat Paşa Komitesi’nin çalışmalarını Aydınlık’a değerlendirdi. Talat Paşa Komitesi’nin 2007-2008 yıllarındaki faaliyetlerini yakından takip ettiğini belirten Dülger, “Sayın Perinçek Türkiye’ye döndüğünde, biz de Şükrü Elekdağ ve Onur Öymen’in de içinde olduğu bir heyetle ABD yolcusuyduk. Kendisini telefonla tebrik ettim. Bunun üzerine Doğu Perinçek de bana kendisini tebrik eden ilk siyasetçi olduğumu söyledi” diye konuştu. Perinçek’ten yaptığı savunmanın belgelerini de istediğini söyleyen Dülger, “ABD’de bu meseleyle ilgili temaslarımda kullanmak üzere vermesini rica ettim. Ricamı kırmayarak 2 koca dosyayla savunmasını gönderdi. Bu savunma çok çok işime yaradı” dedi. İktidarın soykırım yalanıyla mücadele konusunda yetersiz kaldığını da söyleyen Dülger, “Türk Devleti 23-24 Nisan tarihlerinde Amerikan Başkanının ağzına bakıyor. ‘Soykırım’ demedi diye sevinç çığlıkları atıyoruz” ifadelerini kullandı.

AHMET ÇOBANOĞLU

İ

sviçre’de “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” dediği için cezaya çarptırılan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i haklı bularak, İsviçre’yi mahkûm eden AİHM kararının yankıları sürüyor. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AKP Milletvekili Burhan Kuzu, Perinçek’in İsviçre’de gösterdiği tutumun çok doğru olduğunu belirtti. Aydınlık’a konuşan Kuzu, “Çeşitli boyutları olan bir meselede ‘hiçbir Burhan Kuzu söz söyleyemezsin; var diyorsak vardır, yok diyorsak yoktur’ şeklinde bir yasak kabul edilemez” dedi. Kuzu, “Böyle bir tartışmada konuşmak zorundasın da denmez, konuşamazsın da denmez.

Dolayısıyla Sayın Perinçek’in oradaki tutumu ben o zaman da söyledim, çok doğruydu. Ben de aynısını yapardım” ifadelerini kullandı. Tehcir sırasında meydana gelen zayiatların soykırım olarak adlandırılamayacağını vurgulayan Kuzu, esas soykırımın Avrupa ve Amerika tarafından yapıldığını söyledi. Kuzu, “Amerika’ya ‘Nerede şimdi Kızılderililer?’ diye soralım. Şu an 300 bin Kızılderili nüfus var, onu da sadece turistik amaçla, ülkeye gelir getiren unsur olarak bulunduruyorlar” şeklinde konuştu.

‘Yasalarla bu işler çözülemez!’ Ermeni meselesini kanunla soykırım ilan etmenin mümkün olmadığını savunan Kuzu, “Fransa ve İsviçre böyle bir işe kalkıştı. Birçok ülkede bunlar maalesef var ama yasalarla bu tip işler çözülemez” dedi. Kuzu, AİHM kararının çok isabetli olduğunu belirtti.

‘Türkiye 2015’e iyi hazırlanmalı’ AKP Milletvekili Burhan Kuzu, Türkiye’nin bu tip olaylar konusunda geç kaldığının altını çizerek, Ermeni lobisinin senatörler üzerinde baskı kur-

duğunu söyledi. Kuzu “O senatörlere, milletvekillerine sorsan çoğu Türkiye’nin yerini bulamaz. Hatta ‘Ermeni soykırımı ne zaman oldu?’ desen bilemez. Bunlar, onların (Diaspora) verdiği bilgilerle hareket ediyorlar; lobicilik yapıyorlar bilhassa Amerika’da.” Kuzu, ülke olarak 2015’e iyi hazırlık yapılması, iktidar ve muhalefetin AİHM kararını birlikte duyurması gerektiğini vurguladı.

‘Gerekeni tarihçiler yapacak’ Tartışmanın tarihçilere bırakılması gerektiğini kaydeden Burhan Kuzu, “Siyasi platformlarda da neyse gereğini yapacağız” dedi. Kuzu, hükümet olarak tarihçilerden oluşan bir komisyon kurma fikrini diğer ülkelerle paylaştıklarını, fakat Ermenilerin bu fikre yanaşmadığını belirtti. 800 yıla yakın bu topraklarda yaşamış Ermenilerin Osmanlı Devleti’nden tebaa-i sadıka (devlete bağlı millet) ödülü aldıklarını hatırlatan Kuzu, “Yüzyıllarca birlikte yaşadığımız insanlarda bir anda nasıl asalım keselim fikri oluştu; bu olmayacak bir şey” diye konuştu.

Doğu Perinçek, İsviçre’den Türkiye’ye dönüşünde havaalanında coşkuyla karşılanmıştı.

A

KP hükümeti, telefon dinleyeni dokunulmaz hale getirecek yeni bir düzenlemeye imza atıyor. Buna göre, dinlemelerin yapıldığı tek merkez olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) personeline yasal dokunulmazlık gelecek. Radikal gazetesinden Fatih Yağmur’un haberine göre, TİB ile ilgili kanunda değişiklik hazırlandı. TİB personelinin görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan suçları işlemeleri halinde cezai soruşturma yapılması Telekomünikasyon Başkanı ve ilişkili bakanın iznine tabi olacak. Telekomünikasyon Başkanı ve bakan izin vermezse yargılama yapılamayacak. Torba yasaya konulan değişikliğin HSYK değişikliğinden

Eski Genel Yayın Yönetmenimiz ve İşçi Partisi Genel Sekreteri Sayın Dr. Serhan BOLLUK'un babası, Cumhuriyet aydını, örnek insan

Sabahattin Yılmaz BOLLUK

AYDINLIK / ANKARA

Aydınlık Cenazesi 10 Ocak 2014 (bugün) öğle namazının ardından Karacaahmet Şakirin Camisi’nden kaldırılacaktır.

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

Talat Paşa Komitesi Sekreteri, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever “İşçi Partisi neden hedefte” adlı kitabında Mehmet Dülger’in Talat Paşa Komitesi’ni desteklediği için Başbakan Erdoğan tarafından uyarıldığını yazdı. AKP milletvekilleri Mehmet Dülger ve Vahit Erdem’in Talat Paşa Komitesi ile Berlin’deki eyleme katıldığını ifade eden İlsever, “Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’da parti kampında yaptığı konuşmanın bir bölümünü tamamen bu faaliyete ayırarak eyleme katılacak AKP milletvekillerini ‘Siz nasıl Rauf Denktaş’ın ve Doğu Perinçek’in peşinden gider, Berlin Talat Paşa Harekâtı’na katılırsınız’ diyerek suçladı. Talat Paşa Komitesi’nin çalışmalarına katılan veya destek veren Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Mehmet Dülger, Emin Şirin başta olmak üzere birçok AKP milletvekili, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde Tayyip Erdoğan tarafından milletvekilliğine aday gösterilmedi, cezalandırıldı” diye konuştu.

sonra Genel Kurul’a gelmesi bekleniyor.

Bozdağ reddetti Adalet Bakanı Bekir Bozdağ torba yasadaki değişikliği, “dinleme zorlaştırılıyor” diye savundu. Ancak bu düzenlemeyle TİB’in imkânlarıyla yasa dışı dinleme yapılırsa TİB Başkanı’nın izni olmadan personeli yargılanamayacak. Dinlemelerde bir diğer sorun da MİT’in elindeki GES imkânlarıyla ve mahkeme kararı by-pass edilerek yapılan dinlemeler. Bakan Bozdağ, “MİT’i de kapsayacak mı” sorusuna ise, “O başka konu” demişti. Geçmişte ve son yolsuzluk operasyonunda dinlemelerden şikâyet eden hükümet, dinleme merkezi TİB’in başına MİT’ten Cemaleddin Çelik’i atamıştı.

TTB’den Gül’e ‘Torba yasayı veto et’ çağrısı

vefat etmiştir. Arkadaşımıza ve Bolluk ailesine başsağlığı dileriz.

DOSYA NO: 2013/45 FLAS Müflisin adı, soyadı : ERGÜR ELEKTRİK SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ Yerleşim Yerindeki Adresi : Kurbağalıdere Caddesi Saadet İş Hanı No:61 Büro No: 11 Hasanpaşa Kadıköy/İstanbul Yukarıda adı yazılı müflisin, iflas dairesince defteri tutulan mallarının bedellerinin tasfiye giderlerini koruyamayacağı anlaşıldığından basit tasfiye usulünün uygulanması kararlaştırılmıştır. Bu sebeple alacaklıların bu ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde alacaklarını ve iddialarını bildirmeleri, bu müddet içinde alacaklılardan birinin giderleri (7.500,00-TL) peşin vermek sureti ile tasfiyenin Adi tasfiye şeklinde yapılmasını isteyebileceği İcra ve İflas Kanununun 218 inci Maddesi gereğince ilan olunur. 25.12.2013 BASIN: 1129 (www.bik.gov.tr)

Erdoğan: Siz nasıl Denktaş’ın peşinden gidersiniz

‘Telekulak’a dokunulmazlık

BAŞSAĞLIĞI

T.C. STANBUL ANADOLU 3.CRA VE FLAS DARES MÜDÜRLÜÜNDEN BAST TASFYEDE ALACAKLILARI DAVET LANI

Ferit İlsever

Türk Tabipleri Birliği (TTB), TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve kamuoyunda “Tam Gün Yasa Tasarısı” olarak bilinen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair düzenlemeye ilişkin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüştü. TTB Merkez Konseyi Başkanı Özdemir Aktan başkanlığındaki he-

yetin görüşmede Cumhurbaşkanı Gül’den yasayı veto etmesini istediği öğrenildi. Tam Gün Yasası ile aile hekimlerine nöbetin, Haziran Ayaklanması’nda yaralanan eylemcilere bakan hekimlere de hapis cezasının önü açılmıştı. Yasada öne çıkan diğer unsurlar da şöyle: “Profesör ve doçentler, mesai dışında özel hastane ve vakıf üniversitesi hastanesinde çalışabilecek. Ancak buralardan elde ettikleri gelirlerin yarısını hastanelerin döner sermayesine ödeyecekler.”

T.C. HASSA (HATAY) ASLYE HUKUK MAHKEMESNDEN LAN ESAS NO : 2012/41 Gaziantep Hatay Doğalgaz boru hattı projesi kapsamında Hatay ili, Hassa ilçesi, Karyaka Mahallesi 51 ada 1 parsel, Karyaka Mahallesi 51 ada 2 parsel, Karyaka Mahallesi 51 ada 3 parsel, Karyaka Mahallesi 52 ada 1 parsel ve Karyaka Mahallesi 63 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında Botaş (Boru hatları ile petrol taşıma A.Ş) Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmış olup mahkememizede 2942 sayılı kanunun 10.maddesine göre bedel tespit ve tescil dava açılmıştır. Kamulaştırma kanunun 10.maddesi gereğince kamulaştırma ilanı kararı gereği Müşerref Kaymaz’ın duruşmanın bırakıldığı 13/01/2014 günü saat 09:05 de mahkememizde bizzat hazır bulunmaları veya kendilerini bir vekille temsil ettirmeleri aksi taktirde yokluklarında duruşma yapılarak karar verileceği tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içerisinde idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltme davası açabilecekleri, açılacak davada husumetin Bilkent Plaza A-1-2 Blok 06530 Bilkent Ankara adresinde bulunan Botaş (Boru hatları ile petrol taşıma A.Ş) Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi 30 gün içerisinde idari yargıda iptal davası açtığınızı ve yürütmeyi durdurma kararı aldığınızı belgelemediğiniz kamulaştırma işlemi kesinleşecek olup mahkememizde tespit edilecek kamulaştırma bedeli adınıza T.C Ziraat Bankası Hassa Şubesinde yatırılacaktır. Konuya ve taşınmazın değerine ilişkin tüm savunma ve yazılı delillerinizi tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde mahkememize yazılı olarak bildirmeniz gerekmektedir. İlgililerine 2942 sayılı kanunun 4650 sayılı yasa ile değişik 10/4 ve tebligat kanunun 28.maddesi gereğince ilanen tebliğ olunur. BASIN: 1054 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


10 OCAK 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

K

adim ve değerli dostum Alev Coşkun ile kerimeleri Yasemin Coşkun hanım kızımızın birlikte kaleme aldıkları ve Ödemiş Belediyesi tarafından yayınlanan Ödemiş’ten Zirveye Tırmananlar adlı ilginç kitabı yağmalamayı sürdürelim:

Baykal, Gül’den boş döndü



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın son günlerdeki olağanüstü gelişmelere müdahil olma çağrısına, kendisine bu aşamada düşen bir görev olmadığı mesajını verdi. Baykal, akşam saatlerinde Çankaya Köşkü’ne çıkarak Cumhurbaşkanı Gül ile bir araya geldi. 45 dakika süren görüşmede, Hükümet ile Cemaat arasındaki çatışmalar değerlendirildi. Edilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı’nın anayasal görev ve sorumluluklarına işaret eden Baykal, Gül’ün yaşanan gelişmelere müdahil olmasını ve Türkiye’nin içine girdiği siyasi krizden çıkması gerektiğini vurguladı. Gelişmelerin sadece olayın tarafı gibi görünen çevrelere değil herkese zarar verdiğine işaret eden Baykal, Cumhurbaşkanı’nın gerektiğinde Bakanlar Kurulu’nu toplama yetkisi de dahil birçok olanağa sahip olduğunu, yürütme ile yargı arasındaki çatışmanın sona erdirilmesi için adım atması gerektiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül’ün, gelişmeleri izlediğini ancak ‘erkler arası çatışma’ olarak yorumlanacak bir tablo bulunmadığını söylediği öğrenildi. Yaşan olaylarla ilgili “siyasi nitelikte olaylar” değerlendirmesini yapan Gül’ün bu aşamada kendisine düşen bir görev bulunmadığı mesajını verdiği belirtildi.

‘Sıkıntılar devam edecek’ Görüşme sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Deniz Baykal, “Keşke bu temaslarımın sonucunda daha umutlu, iyimser bir tablo çizme imkanını bulabilseydim. Öyle anlaşılıyor ki, yaşamakta olduğumuz sorunlar, sıkıntılar devam edecek” diyerek görüşmeden memnun ayrılmadığı mesajını verdi. ZİHNİ ERDEM / ANKARA

Öz, Kılıçdaroğlu’nun itibarlı savcısı çıktı! AYDINLIK / BURSA

C

HP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zekeriya Öz’ün Tayyip Erdoğan’la yaşadığı polemiğine katıldı. Eski Ergenekon Savcısı Öz’e adeta kefil olan Kılıçdaroğlu, “Öz’ün açıklamalarına itibar edeceğiz” ifadesini kullandı. Partisinin Bursa belediye başkan adaylarının tanıtımında konuşan Kılıçdaroğlu, yolsuzluklar üzerinden hükümeti eleştirdi. Türkiye’nin bir ‘hortumcular vadisi’ne dönüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu salonda atılan ‘Hükümet istifa’ sloganı üzerine “Hükümet istifa eder mi? istifa etmesi için bir adamda biraz utanma olması lazım. Ar damarı olması lazım. Yolsuzlukla geçinen adamın ar damarı olmaz” dedi. Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü “Bakanların çocuklarının hapiste olmadığı bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Babaların çocukları yolsuzluk yaptı diye gurur duyduğu değil, gurur duymadığı bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. ‘Bir de kayınbirader vardı, değil mi? Aranan ve kaçan kayınbirader. Biz babalar-oğullar diyorduk. Şimdi başka çemberler ortaya çıktı. Bir de kayınbirader mi, bacanak mı biz de şaşırdık...” Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir metrekarelik bir arazi için artık Tayyip Erdoğan’dan izin almak gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, yolsuzluğun bu durumdan kaynaklandığını vurguladı. Konuşmasında, özel yetkili mahkemelere de değinen Kılıçdaroğlu, bu mahkemelerin siyasal iktidarın sopası olarak kullanıldığını, daha önce bu mahkemelerin verdiği kararların doğru olmadığını söyKemal lediklerini anımsattı. Kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu: Zekeriya Öz yalan söylemez Bursa’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Savcı Zekeriya Öz‘ün ‘Başbakan beni iki kişiyleyle tehdit etti’ iddiasının sorulması üzerine “Zekeriya Öz, uzun yıllar devlete hizmet vermiş yalan söylemesine gerek yok. Eğer beni ‘Başbakan tehdit etti. İki kişiyi gönderdi’ diyorsa büyük bir olasılıkla doğrudur. Sayın Başbakan bizi tatmin eden bir açıklama yapmadığı sürece Öz’ün açıklamalarına itibar edeceğiz. Çünkü gönderdiğini söylediği kişilerden biri Türkiye’de ombudsman olarak kabul edilen bir isim, o makamda oturuyor ve bu konuda gazetecilerin sorularına ısrarla yanıt vermiyor. Bu gerçeği de herkesin bilmesi gerekiyor” Zekeriya yanıtını verdi. Öz

Savaşın Türkiye içindeki düşünsel ve eylemsel etkileri “İkinci Dünya Savaşı sürerken, ülke içinde, kökleri Osmanlı’dan itibaren bulunan akımlar da hareket içindeydiler. Bu akımlardan en önemlisi ‘Turancılık’ akımıdır. Haziran 1941’de imzalanan Türk-Alman Saldırmazlık Antlaşmasından sonra, Turancı akımlar yalnız kamuoyunda değil, yönetimde de etkili olmaya başladı. Savaşta üstünlüğünü koruduğu süre içinde, Almanya’nın resmi desteğinden de yararlanan Turancı akım güçlendi. Almanya’nın Sovyet Rusya’ya saldırması karşısında, Türkiye’deki Turancı akım da harekete geçti. Kafkaslar ve Orta Asya Türkçülüğünü birleştirme hareketi bir anda ateşlendi. Turancı Bozkurt dergisinin başyazarı Remzi Oğuz Türkkan, Hitlerin Rusya’ya saldırmasından hemen üç gün sonra (25 Haziran 1941) yazdığı yazıda Cumhurbaşkanı İnönü’ye çağrı yaparak ‘Almanya’nın Rusya’ya saldırmasının, Orta Asya’daki esir Türklerin kurtuluşu için bir fırsat yarattığını’ belirtti. Orkun adlı dergide Turancı

yazar Nihal Atsız, 1 Mart 1944’te ‘Başvekil Saracoğlu’na Açık Mektup’ adlı bir makale yayınladı. Yazıda, Milli Eğitim Bakanlığı’nda solculara yer verildiği, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in Sabahattin Ali gibi komünist düşünceler taşıyan kişilere bakanlık kadrolarında yer verdiği belirtiliyor, Köy Enstitüleri sürekli eleştiriliyordu. Atsız, Orkun dergisinde 1 Nisan 1944’te ikinci mektubunu yayınladı. Yine Saracoğlu hedef alınmıştı.” (s.266-267)  Burada duralım ve bir durum muhasebesi yapalım: Bir tarafta Ödemişli bir binek hayvanlarına semer, palan gibi gereçler üreten emekçi bir sarac oğlu. Daha ilkokuldan itibaren okul birincisi. Liseyi birincilikte bitirdikten sonra İstanbul’da Mülkiye Mektebi’ni tamamlıyor ve 1909 yılında İzmir Valiliği’ni Maiyet Memuru olarak atanıyor. 1911 yılında İttihat ve Terakki Ticaret Mektebi Müdürlüğü’ne getiriliyor. 1914 yılında devlet bursu kazanarak Belçika’ya gidiyor. Birinci Dünya Savaşı çıkınca yurda dönüyor. 1915 yılında Siyasal Bilgiler okumak için Cenevre’ye gidiyor. 1918’de okulu pekiyi derece ile bitiriyor. 1919 yılında arkadaşı Mahmut Esat Bozkurt’la Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere yurda dönüyor. Ege bölgesinin kurtuluşunda destanlar yazıyor. Kurtuluştan sonra bir süre Ödemiş Belediye başkanlığı yaptıktan sonra 1923’te, ikinci dönem TBMM’ne milletvekili

TERSİ-DÜZÜ

Hazırlayan: Emine DÖLEK

Özdemir

İNCE oince@aydinlikgazete.com

Şükrü Saracoğlu, Fenerbahçe, ırkçılık ve Varlık Vergisi (5) olarak giriyor ve 1950’ye kadar tamı tamına 27 yıl milletvekilliği yapıyor. Bu süre içinde Maliye, Milli Eğitim, Adalet, Dışişleri bakanlıklarında bulunup Başbakan oluyor. Daha sonra iki yıl TBMM Başkanlığı yaptıktan sonra siyasetten ayrılıyor. Bu 27 yıl içinde, Ödemiş’te sadece bir yayla evi yaptırabiliyor. Siyasetten emekli olduktan sonra Ankara’dan ayrılıp İstanbul Nişantaşı’nda bir kira evine taşınıyor. Bankada birikmiş parası var mıydı? Bilmiyorum. Mahmut Esat Bozkurt adlı arkadaşının öldüğü zaman cebinde 5 lirası olduğunu da hatırlayalım. Başbakanlığı döneminde iki oğlunu ve kayınını Ankara’da bilet aldırarak maça götürüyor. İstanbul’da emekli bir yaşlı ve hasta olarak, dolmuşa binip Nişantaşı’ndan Fenerbahçe Stadyumu’na gidiyor. 17 yıl başkanlığını yaptığı ve stadyumunu armağan ettiği takımın maçını seyretmek için bilet almak üzere kuyruğa giriyor. Adı, Fenerbahçe

Stadyumu’na ölümünden 45 yıl sonra, 22 Temmuz 1998 tarihinde bir vefa borcu olarak verilmiş. Günümüzde sadece torunu Şükrü Saracoğlu’nu biliyoruz. Hakkında yolsuzluk yaptığına, rüşvet yediğine dair en küçük bir kanıt ve söylenti bile yok. Sadece ırkçı olduğu ve Varlık Vergisi yasasını çıkartarak bir “facia”ya yol açtığı söyleniyor. Önümüzdeki birkaç yazıda bu iki iğrenç balonu da patlatmayı görev sayıyoruz.  Karşı tarafta, İmam-Hatip okulundan sonra liseyi dışardan bitiren ve dönemin özel bir Yüksek Ticaret Okullarından biri olan Aksaray Yüksek Ticaret Okulu’nu bitiren, 1969-1982 yılları arasında amatör futbol oynayan ve ciddi bir mesleği olmayan R.T. Erdoğan. 18 yaşında siyasete atılmış, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (1994-1998) olmuş. Okuduğu bir şiir yüzünden birkaç ay hapis yatmış. Daha sonra, CHP’nin yardımıyla yasaklılığı kaldırılmış ve önce milletvekili, ardından Türkiye

Cumhuriyeti’nin başbakanı (2002) olmuş. Rize’de bir üniversite (2012), İstanbul’da bir stadyum (2010), Türkiye’nin değişik yerlerinde birçok bulvar ve cadde Recep Tayyip Erdoğan adını taşıyor. Annesinin adına da bir okul var. Belediye Başkanı iken ruhsatsız bir kira evinde oturuyordu. Şimdi, 12 yıl sonra, kendisinin, eşinin, kızlarının, oğullarının, damadının, eniştesinin ve yakınlarının, şaibeli olduğu iddia edilen milyarlık servetleri var.  Bitirmeden, bir küçük ama çok önemli ayrıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum: Biliyorsunuz, 1918 yılında, Cenevre’de Türk öğrencilerin kurduğu Türk Talebe Cemiyeti’nin başkanlığına Şükrü Saracoğlu seçilmişti. Derneğin önde gelen üyeleri şunlardı: Bilal Aziz, Nurullah Ataç (Edebiyat adamı, eleştirmen), Sedat (Cemiyet İkinci Başkanı), Ahmet Dino (Kuvvayi Milliyeci), Şekip (Prof. Dr. Mustafa Şekip Tunç), Numan Menemencioğlu (Büyükelçi, Dışişleri Bakanı), Cevat Açıkalın (Büyükelçi), Rahmi Balaban, Selim Nüzhet, Mahmut Esat Bozkurt (Adalet Bakanı), Cemal Hüsnü (Milli Eğitim Bakanı), Ahmet Bedevi Kuran (Yazar), Fahri Tandoğan, İbrahim Alaettin Göksava, Sadrettin Celal (Yazar, bilim adamı), Heykeltıraş Nejat, Cevdet Nasıhio. R.T. Erdoğan ile imam arkadaşlarının yıkmaya çalıştığı cumhuriyeti bu insanlar kurmuştu! (Devam edecek)

İMBAT DALGASINDA TAPELER ORTAYA ÇIKTI

İhalelere ‘davetiye’, para alanlara ‘Covanni’ kodu İ

zmir’de, ‘imbat dalgası’ olarak adlandırılan Liman İşletmesi’ne yönelik yolsuzluk operasyonunda gözaltında bulunan 24 şüpheliyle ilgili polisin telefon dinlemeleri ortaya çıktı. İhale dosyalarına “davetiye”, para alan kişilere de ‘covanni’ gibi çeşitli takma isimler kullanıldığı belirlendi. Polisin teknik ve fiziki takibinden kurtulmak için büyük alışveriş merkezlerinin tuvaletlerinde para alışverişi yaptıkları tespit edilen zanlıların birbirleriyle telefon görüşmelerinin ayrıntıları soruşturma dosyasında yeraldı. Zanlıların birbirleriyle Operasyonda gözaltına alınan 24 zanlının bugün adliyeye sevk edilmeleri bekleniyor. yaptıkları telefon görüşmelerinde

ihale dosyalarını ‘davetiye’ olarak nitelendirdiği, birbirlerine de ‘davetiyeyi gönderiyorum incele’ gibi görüşmelerin sıklıkla geçtiği ortaya çıktı. Bunun yanı sırada maddi menfaat sağlayan kişilere de ‘Covanni’ gibi takma isimlerin kullanıldığı da yine görüşmelerin incelenmesiyle tespit edildi. Tapelerde limanda iş yapan bazı işadamlarının, resmi görevlilere kadın göndermesi, bazı memur ve yetkililerin faturalarını ödediği de anlaşıldı. İşadamlarının bazı görevlileri gemilerin bekletilmemesi, yüklerinin çabuk boşaltılması karşılığında aylık sabit rüşvete bağladığı da iddia edildi.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı Binali Yıldırım’ın halen yakalanamayan bacanağı Cemalettin Haberdar’ın TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’la da telefon görüşmesi yaptığı tape kayıtlarında saptandı. Bu görüşmelerde yardım istediği belirlendi.

30 klasör adliyeye gitti Bu arada ifadesi tamamlanan zanlıların ifadelerinin yer aldığı yaklaşık 30 klasörden oluşan dosyalar da çuvallar içerisinde adliyeye götürüldü. Bunları inceleyecek olan savcının, buna göre zanlılara yönelteceği soruları belirleyeceği bildirildi.

Bacanağın referansı ABD ordusu Binali Yıldırım’ın firar eden bacanağı Haberdar’ın temsilcisi olduğu şirketin referansı ABD çıktı. Şirket sahibi Bayoğlu da kamudan çok sayıda ihale almış DERYA DERVİŞ

İ

zmir yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gözaltına alınacağını öğrenince firar eden eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın bacanağı Cemalettin Haberdar’ın temsilcisi olduğu İNDEKS A.Ş.’nin referansı ABD ordusu çıktı. Şirketin internet sitesindeki referans bölümünde ABD’nin Irak ve Afganistan’daki ordusuyla iş yaptığı yazılı. Aynı operasyonda gözaltına alınan şirket sahibi Mahmut Can Bayoğlu’nun daha önce de Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı başta olmak üzere diğer Bakanlıklar ve birçok kamu kuruluşuna bağ-

lı kurumlardan ihaleler aldığı ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) İzmir Liman vinç ihalesinden bir gün önce Bayoğlu, Haberdar ve TCDD Liman Daire Başkanı Muhsin Yılmaz’ı bir arada gösteren görüntüler ortaya çıkmıştı. Görüşmenin ardından ihalenin İNDEKS A.Ş’ye verildiği biliniyor. İNDEKS A.Ş.’nin daha önce de Bakanlığa bağlı kurumlara çok sayıda gemi, vinç, jeneratör, liman çekicisi, konteyner vinci ve tekne gibi ekipmanlar sattığı belirlendi. Bu arada Mahmut Can Bayoğlu 9 Eylül 2011 tarihinde evlenmiş ve Bayoğlu’nun nikah şahitliğini Binali Yıldırım yapmıştı.

Ulaştırmada bacanak eli İNDEKS A.Ş’nin Devlet kurumlarına yaptığı bazı işler: * Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki baraj göllerinde taşımacılık yapacak 7 gemi yapımı. Bir gemi 3 milyon 80 bin liraya mal oldu. *Binali Yıldırım’ın önerisi ve eski Malatya Valisi Ulvi Saran’ın girişimi ile Keban Barajı’nda kullanılmak üzere 750 bin avro+KDV’ye 23,90 metrelik gemi yapımı. *İzmir limanında kullanılmak üzere 8 adet 5’li teker sistemli Indeks marka liman çekici satışı. Açılış törenine katılan Binali Yıldırım Bayoğlu’na plaket verdi. *Emniyet Genel Müdürlüğüne muhtelif güçlerdeki 114 adet jeneratör grubu satışı. *İstanbul metrosu projesinde

Mahmut Can Bayoğlu’nun şirketi İNDEKS’in, Malatya Valisi Ulvi Saran’ın girişimiyle 750 bin avro+KDV’ye yaptığı gemi. kullanılmak üzere 2 adet 2800 KVA orta gerilim jeneratörü satışı. İNDEKS A.Ş resmi internet sitesinde kendisi hakkında şu tanımlamayı yapmaktadır. *Indeks A.Ş. 2012 yılında Ulukent Sanayi Bölgesinde bulunan toplam 55.000 metrekarede kurulu yeni fabrikasına taşınmıştır.

Yıldırım: Babam olsa gereği yapılacak

 İzmir operasyonunda gözaltı na

alınan Bayoğlu, Binali Yıldırım ’la

birlikte.

zmir’deki Liman Operasyonu’nda aranan bacana Cemalettin Haberdar için ilk kez konuan Ulatrma Denizcilik ve Haberleme eski Bakan, AKP zmir Büyükehir Belediye Bakan aday Binali Yldrm,

“Bacanam deil, babam da olsa gerei yaplacak, adalet yerini bulacak. Kimseyi peinen mahkum etme hakkmz yoktur. Gidecek, sorular sorulacak, ifadeler alnacak, ondan sonra gerei yaplacak” dedi.

Bu fabrika bünyesinde kamyon ve otobüs fabrikaları, jeneratör fabrikaları, iş makinesi, forklift ve akü fabrikaları, gemi, motor yat fabrikaları yer almaktadır.

Bu referans kimsede yok Bu fabrikalara ek olarak ayrıca INDEKS A.Ş., Silahlı Kuvvetlere özel projeler ve ekipman ile limanlara özel tip vinçler üreten bir üretim tesisine de sahip. Aynı sitede referans olarak Afganistan ABD Silahlı Kuvvetleri, Irak ABD Silahlı Kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığı, TBMM, TSK, Maliye Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik Habercilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İETT, İSKİ, YÖK ve birçok belediyenin gösterilmesi acaba burada yapılan ihaleleri nasıl aldı sorularını akla getirdi.


Hazırlayan: Recep ERÇİN

Kumpasın kanıtları arşivden kaçırıldı S iyasi gündemde sıcaklığını koruyan “kumpas tartışmaları”, Ergenekon, Balyoz, Kafes davaları tutsaklarının savunmalarında ortaya çıkan gizli yapının icraatlarını hatırlatmaya başladı. Beşiktaş Adliyesi’nde görev yapmış bir hakimin, burada tanık olduğu bu F tipi yapıyı anlatmasının ardından, davalarda “kumpas”ı deşifre eden önemli ifaOktay deler arşivlerKuban den çıkarıldı.

Akşam’ın dünkü haberine göre, 2010 yılındaki “Kafes Eylem Planı” davasının Mahkeme Başkanı Oktay Kuban’ın emekli Korg. Kadir Sağdıç’a sorduğu sorular ve ondan aldığı cevaplar kumpasçılara dikkat çekmişti.

Sağdıç: TSK içinden rütbeliler var Kuban’ın, duruşma sırasında davanın sanığı Sağdıç’a “Siz bu komplonun içerisinde ordudan da birilerinin olduğunu düşünüyor

musunuz?” diye sorması üzerine emekli generalden, “Düşünüyorum. Rütbeleri aşağıdan yukarıya doğru gidiyor” yanıtı gelmişti. O dönemde 19 Balyoz sanığını tahliye eden Oktay Kuban, kısa bir süre sonra da Cemaat basının bir numaralı hedefi haline gelerek ilk tayinde Eskişehir’e gönderilmişti.

Öğütçü: Bir karargah var Bununla birlikte aynı davada Mahkeme Başkanlığı yapan Ve-

dat Yılmaz Abdurrahmanoğlu’nun sanık emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü’ye soruları, F tipi yapının kumpastaki rolünü mahkemenin gündemine taşımıştı. Öğütçü ifadesinde, terbitçilerin üçüncü bir güç olduğunu belirterek “Bunları hazırlayan üçüncü gücün yurdışıyla irtibatlı çok iyi organize olan, TSK’dan ihraç edilmiş subaylar ile onların muhbirleri olan bir karargah olduğuna inanıyorum” demişti.

ASKERİ CASUSLUK DAVASI’NDA YARGILANANLARIN YAKINLARI MECLİS’TE

Orduda 400 casus varsa ordunun komutanı o koltukta oturabilir mi? CHP Cezaevi Komisyonu Üyesi Veli Ağbaba, ‘CHP Cezaevi Komisyonu olarak soruyoruz, bir orduda 400 tane casus olur mu, 400 tane casus varsa o ordunun komutanı o koltukta oturur mu?’ diye sordu  AYDINLIK / ANKARA

C

HP Cezaevi Komisyonu Üyesi milletvekilleri Veli Ağbaba, Muharrem Işık, Nurettin Demir, Askeri Casusluk Davası’nda yargılananların yakınları ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, kürsü önüne ayakkabı kutuları, para sayma makinesi ve üzerinde “Pandora’nın kutusu” yazan kutular konuldu. “Bu çelik kasalar, bu para sayma makineleri, bu ayakkabı kutuları bu arkadaşların evinden çıkmadı; bu kişilerin evlerinden bu Pandora’nın kutusu çıktı” diyen Ağbaba, “Pandora’nın kutusundan Türk filmlerinde olabilecek aşk hikayelerinin, bir genç kızın nişanlısıyla çekilmiş fotoğraflarının, bir çocuğun babasını beklerken döktüğü gözyaşlarının çıktığını ifade etti.

Veli Ağbaba

Tutuklu yakınlarının feryadı Ağbaba, “Bu kutuda mezhebe göre, doğum yerlerine göre fişlemeler var, birbirini tanımayan insanların evlerinden çıkan sahte dijital veriler var. Bu kutunun içinde kendi personeline sahip çıkamayan bir Genelkurmay var. Bu kutunun içinden orduya kumpas çıktı” diye konuştu. “Tertemiz askerlere kurulan bu kumpastan kim sorumlu?” diyen Ağbaba, “Bir orduda 400 tane casus olur mu? Eğer 400 casus varsa, o ordunun komutanı

o koltukta oturur mu?” ifadelerini kullandı. Toplantının sonunda, tutuklu aileleri bu süreçte yaşadıklarını anlattı. Binbaşı Merdin Kışkan’ın annesi Altın Kışkan, “Benim çocuğumu orduya 13 yaşında teslim ettim. Benim oğlumu Merdin isminden dolayı Süryani olup

olmadığını sorguladılar. 19 aydır yaşamıyoruz, adalet istiyoruz, adalet bekliyoruz” dedi.

‘Kumpas olduğu belli’ Pilot Kurmay Yarbay Oğuz Okuyucu’nun eşi Ufuk Okuyucu, “Eşim bu davadaki diğer subaylar gibi ülkesini, vatanını, tüyü

bitmemiş yetimin hakkını her şeyin üzerinde tutan bir subaydır. Eşim ve diğer subaylara casusluk gibi ağır ithamların yapılması kabul edilebilir değildir” diye konuştu. Yüzbaşı Andaç Keskin’in annesi Zerrin Keskin, “Oğlum öğretmen yüzbaşıdır. Öğretmen bir yüzbaşının hiçbir

gizli belgeye ulaşması mümkün değildir. Kumpas olduğunu başından beri biliyorlardı ama yine de bize eziyet etmekten geri durmadılar” dedi. Kurmay Albay İdris Acartürk’ün eşi Sevda Acartürk, “Suçsuzluğumuzu 19 aydır ispatlamaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Cevabı Genelkurmay versin 28 PKK Meclis’teyse benim yerim hapis



Balyoz davası hükümlüsü MHP Milletvekili Engin Alan, “Tek bir kelimesine inanmadıkları bir yemini eden PKK’lılar milletvekilliğine başlıyorsa benim yerim burasıdır” dedi. Gazeteciler Cemiyeti heyeti, Balyoz davası nedeniyle Sincan Cezaevi’nde bulunan Milletvekili, emekli Korgeneral Engin Alan’ı ziyaret etti. Cemiyet Başkanı Nazmi Bilgin başkanlığındaki heyetin ziyareti sırasında MHP’li Alan’dan çarpıcı değerlendirmeler geldi. Alan, sohbet sırasında, yargılandığı davada terör örgütü üyesi olmakla suçlanmasının ve F tipi cezaevinde bulunmanın kendisini üzdüğünü ifade etti.

Mehmet Ali

GÜLLER maliguller@aydinlikgazete.com

Erdoğan’ın mektup merakının nedeni

E

rgenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün “Erdoğan bana iki kişi gönderdi, tehdit etti” özetli uzun açıklamasında dikkat çeken bir bölüm vardı: “İki kişi bizzat Sayın Başbakan tarafından bana gönderilmiştir. Bursa’da bir otelde görüştüğüm bu kişiler Sayın Başbakan’ın bana çok kızgın olduğunu, hakkımda ağır laflar ettiğini, bir mektup yazarak kendisinden özür dilemem gerektiğini, hükümete yönelik soruşturmaların derhal durdurulmasını, aksi takdirde zarar göreceğimi ve bunun sonuçlarının benim için ağır olacağını söylediler.” (Hurriyet.com.tr, 8 Ocak 2014)

Gülen’in Gül’e ve Erdoğan’a mektubu Hadi “Başbakan ile Savcı arasında nasıl bir özür ilişkisi olabilir” sorusunu geçtik ama şu soruları mutlaka sormalıyız: Bir Başbakan bir Savcıdan özrü neden mektupla ister? Gönderdiği iki kişiyle sözlü gönderilecek özür yeterli değil midir? Başbakan neden sözlü değil de yazılı özür istemektedir? Bakın Erdoğan’ın Savcı Öz’den istediği özür mektubundan önce bir başka mektup konusu daha ülkenin gündemindeydi. Erdoğan Dolmabahçe’de topladığı gazetecilere Fethullah Gülen’den gelen ıslak imzalı bir mektuptan bahsetmişti. Hani aslında Abdullah Gül’e yazılan ama kendisine de okuması için verilen o mektup... AK Medya’nın mektup konusunu nasıl haberleştirdiğini anımsamak, bizi “Başbakan neden sözlü değil de yazılı özür istemektedir?” sorumuzun yanıtına götürecektir: “Mektup Cemaatin Erdoğan’dan ‘aman dileme’ mektubuydu, pazarlık mektubuydu, barış mektubuydu...” Mektubun bu şekilde yorumlanması haliyle Cemaati ayağa kaldırdı ve çeşitli sözcüler ortada bir pazarlık olmadığını açıklamak zorunda kaldılar. Neyse, konumuz bu olmadığı için geçiyoruz ama bizi yanıta daha da yaklaştıracak bir başka mektuba geçiyoruz.

Öcalan’ın Erdoğan’a biat mektubu

28 ŞUBAT DAVASI’NDA YARGILANAN EMEKLİ ALBAY ALİCAN TÜRK:

Engin Engin Alan Alan

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

UFUK ÖTESİ

10 OCAK 2014 CUMA

Şubat Davası’nda çapraz sorgusu yapılan Emekli Albay Alican Türk, davanın TSK’yı hedef aldığını, bu konuda cevap verilecekse Genelkurmay Başkanlığı tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. 28 Şubat Davası’nın 55. duruşmasına Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Dünkü duruşmada savunması tamamlanan emekli Albay Alican Türk’ün çapraz sorgusu yapıldı. Alican Türk, Müşteki avukatlarından Namık Kemal Burhan’ın, “Genelkurmay Başkanlığı’nın bu süreçte görevini yapmadığını savunmanızda belirt- tamamen Silahlı Kuvvetleri ititiniz? Bunun nedeni nedir?” barsızlaştırmaya yöneliktir. Buşeklindeki sorusuna, “Bu davalar rada asıl yargılanan biz değiliz.

Ergenekon Psikolojik Harekat Davası

Cevap verilecekse Genelkurmay Başkanlığı tarafından cevap verilmeli” cevabını verdi.

TBMM Başkanvekili: Ebeni öperdim senin

T

BMM Başkanvekili Sadık Yakut, makamında Güney Koreli parlamenterleri kabul etti. Kabul öncesi basın mensupları Yakut’a gündeme ilişkin sorular sormak istedi. Yakut soruları cevap vermedi ve önündeki mikrofonu kapattı. Bir süre sonra bir basın mensubu Yakut’a

“Savcının ne yapması gerektiğini bilen bir insansınız. Siz olsaydınız ne yapardınız? Muammer Akkaş gibi mi davranırdınız?” şeklinde bir soru sordu. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, basın mensubunun bu sorusuna gülerek, “Ben olsaydım ebeni öperdim senin” şeklinde cevap verdi.

Sadık Sadık Yakut Yakut

Müşteki avukatlarından İbrahim Öztürk’ün, “Savunmanızı genel çerçevede yaptınız. Diğer sanıklarla ilgili de böyle bir savunma yapmanızın nedeni nedir?” şeklindeki soruya da Türk, “Ben bu davaların siyasi davalar olduğunu söyledim. Bu davaların adı da Balyoz Psikolojik Harekat Davası, Ergenekon Psikolojik Harekat Davası, 28 Şubat Psikolojik Harekat Davası olmalıdır” diye cevap verdi. 28 Şubat Davası’na diğer sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam edildi.  AYDINLIK / ANKARA

Geçen yılın başında, AK Medya’nın adını “Öcalan Açılımı” koyduğu sürecin tüm hızıyla başladığı günlerde İsmet Berkan’ın iki yazısında Öcalan’ın Erdoğan’a bir mektup yazdığını öğrenmiştik. (Hürriyet, 18 ve 22 Ocak 2013) Ancak mektubun içeriğini bir türlü öğrenemedik. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek defalarca bu mektubun içeriğinin açıklanmasını taraflardan istedi ancak ne Erdoğan ne de Öcalan cephesinden o mektubun içeriğine dair bir açıklama geldi. Fakat öncesindeki kimi olgular, mektubun içeriğini anlamamızı sağlıyor. İmralı tutanaklarına göre Öcalan kendisini ziyarete gelen BDP heyetine, Cemaatin 7 Şubat 2012’de MİT’e yönelttiği darbeyi sezdiğini belirtiyor ve ekliyor: “Cezaevi Müdürüne ‘MİT Müsteşarı Hakan Bey’i yalnız bırakmamak gerekir’ dedim. Sözlü, yazılı iletişime geçtim. 5 ay önce tekrar kanal açıldı, diyalog başladı.” (Milliyet, 28 Şubat 2013) Mektubun içeriğinin “Öcalan’ın Erdoğan’a biatı” olduğu ve PKK’nin Cemaatin saldırısına karşı Erdoğan’a destek vereceğinin sözü olduğu anlaşılıyor. “Beş ay önce” kanal bu mektupla açılmıştır.

Erdoğan Öz’den biat mektubu istiyor Artık yukarıdaki sorumuzun yanıtı ortadadır: Erdoğan tıpkı Öcalan gibi Zekeriya Öz’den de “biat mektubu” istemektedir! Üstelik Erdoğan söze güvenmemekte, elinde daha sonra kullanabileceği yazılı bir evrak talep etmektedir. Erdoğan’ın Türk Genelkurmay Başkanı ile görüşebilmek için ABD Savunma Bakan Yardımcısı’na yazdığı o ünlü özel mektubundan, bugün Savcı Öz’den istediği özür mektubuna kadar tüm mektuplar, kesinlikle devlete dair bir ilişkisi biçimine işaret etmemektedir. Bu mektuplaşmalar, Gladyo-MafyaTarikat sistemi diye adlandırdığımız AKP rejimine özgü bir ilişki biçimidir. Erdoğan’ın muhataplarından istediği “biat mektupları”, bu sistemin ne denli koktuğunu ve çürüdüğünü de belgelemektedir!


Hazırlayan: Mustafa GÜRBÜZ

10 OCAK 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Özel Görevli Mahkemelerin özel görevlileri

F Cephesi Fethullah Hocadan PKK’ya kadar uzanan bir cephe. İlle ad vermek gerekirse F Cephesi. F Cephesi! Çünkü kalkan oldukları örgüt F örgütü. Metin Feyzioğlu’nun önerisini özetlemek gerekirse: Yargı içindeki Özel Görevli F örgütü kökünden temizlensin! Özel görevli mahkemelerin kuyruğu kaldırılsın, verdiği kararlar kesinleşmiş olsa dahi geçersiz hale gelsin. Böylece Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İzmir vb. davalar genel mahkemelerde görülsün. Doğal yargıçlar görev yapsın, yargıdaki F mensupları değil! Gladyo tertibiyle içeri atılan Mustafa Kemal’in askerleri, İşçi Partisi yöneticileri ve aydınlarımız özgürlüklerine kavuşsun! - F örgütünün yargıdaki yuvasının bozulmasına en başta kim karşı çıkıyor? - Elbette F örgütünün kendisi! - Peki diğerlerinin görevi ne? - Onlar da Özel Görevli Mahkemelerin Özel Görevlileri oluyor. F görevi yapıyorlar.

F görevi, bir ABD görevidir - Ergenekon dizisinin düğmesine nerede basılmıştı? - Artık kimse inkâr edemiyor, Washington Oval Ofis’te. Yalnız BOP Eşbaşkanlığı’nın düğmesine basılmadı o zaman, bütün teferruatının da! Bu cepheye dikkat ediniz, yalnız Ergenekon’da ve Balyoz’da değil, Irak, Libya, Suriye, İran, Rusya, Çin cephelerinde de Atlantik güdümlüdür. Hepsi Gelişen ve Ezilen Dünyaya karşı emperyalist kurgunun içindedir. Emperyalist Enternasyonal’in parmakları altındadırlar.

CHP, PKK ve MHP hâlâ ‘Darbeciler temizlensin’ görevine devam ediyor Düğmeye basılınca, koro da bağırıyordu: Darbeciler temizlensin! Temizlenenler: Atatürk Devrimi, millî devlet, aydınlanmış toplum, Kamu Ekonomisi, beslenme güvenliği ve tarım, iş güvenliği ve sendika özgürlüğü, kurum olarak Türk Ordusu ve İşçi Partisi! Özetle bir cumhuriyet, bir millet temizleniyordu, ülke parçalanıyordu. PKK alkışlıyor, MHP ve CHP “Darbeciler temizlensin” nakaratına eşlik ederek görev yapıyordu.

Hakan Fidan’ın sağı ve solu Ergenekon ve Balyoz tertibinde, MHP ve PKK hep yan yana oldular. Devlet Bahçeli’nin gürültülü bağırışları bu gerçeği örtemedi, örtemez. Feyzioğlu’nun önerisi ÖGM’lerin 5 Temmuz 2012 tarihinden sonraki uygulamalarına ve kararlarına ilişkin, Devlet Bahçeli “Apo’yu da bırakacaklar” diye halkı aldatma peşinde. Oysa Devlet Bahçeli, AKP’yi ve Apo’yu kurtarma şampiyonu! Öyle değil mi Sayın Komutan E. Korg. Engin Alan? KCK tutukluları Devlet Bahçeli sayesinde kurulan AKP-PKK iktidarı tarafından arkada kalan aylarda bölük bölük serbest bırakılmış. Silivri kapılarının açılması gündeme gelince, Bahçeli “KCK’yı bırakacaklar” diye vatanseverlik oynuyor! Oysa Hakan Fidan’ın sağına ve soluna bakın; sağında Devlet Bahçeli’yi, solunda Apo’yu göreceksiniz! Manzara bu!

‘Dizayn’ edilen cephe F kampına şöyle bir bakınız, ortak yanları “dizayn” edilenler. Nefret ettiğim sözcük, ama öyle söyleniyor: “Dizayn” ediliyorlar. Pensilvanya İmamının “dizayn” edildiğini dünyada bilmeyen kaldı mı, artık eski kader arkadaşları dahi bağıra bağıra ilan ediyorlar. PKK, ezelden “dizayn” edilmiş, Apo açıkça söylüyor, Aydınlık’ta kendi sesinden dizi dizi yayınlandı, “Ben taşeronum” diyor. PKK ve BDP’den gık çıktı mı? Hayır, “biz taşeron değiliz” bile diyemediler, diyemezler. Açıklasınlar, harfi harfine duyuralım.

ROTA

B

arolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu’nun Silivri, Hasdal, Maltepe, Şirinyer kapılarını açmaya yönelik girişimine cepheden karşı çıkanların manzarası: - Fethullah Hoca ve Zaman gazetesi, - AKP’nin Abdullah Gül hizbi, - Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimi ve Cumhuriyet gazetesi, - Devlet Bahçeli’nin MHP yönetimi, - PKK, BDP, ÖDP, TKP, Özgür Gündem, Sol vb.

Doğu PERİNÇEK

Feyzioğlu: Somut noktaya geldik Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile yaptığı görüşmenin ardından somut bir noktaya geldiklerini, tekliflerini bakanlığa yazılı olarak bildireceklerini açıkladı  AYDINLIK / ANKARA

dperincek@ip.org.tr

CHP’yi bir kasetle dizayn ettiler. O zamandan beri eller havada! MHP’yi iki kasetle dizayn ettiler. “İtaat edin, yoksa sizi daha fazla dizayn ederiz” diye tehdit ettiler.

Kukla perdesi yıkılacak Kasetlerle yönetilen partiler bunlar. Örgütlerindeki ve tabanlarındaki milyonlarca yurtseverin onlar üzerinden “dizayn” edilmesini kabul etmedik ve etmeyeceğiz. Elimizi uzattık, tutun dedik, dizayn olmaktan kurtulmaları için her işe hazırız! AKP ile F örgütü de birbirlerini kasetlerle “dizayn” ediyor! Onların da dizayn edilmelerine razı olmayacağız. Bu kukla perdesi yıkılacak! Kasetlerle yönetilen Türkiye’nin kasetlerle “dizayn” edilen F cephesidir, Metin Feyzioğlu’na karşı savaş açan! Metin Feyzioğlu size soruyor: “Dizayn” edilmeye isyan edecek miyiz? Yıkacak mıyız bu kukla perdesini?

Açılın kapılar Her isyan, zindan kapılarına dayanır. Bastille, Bekirağa Bölüğü, Malta, Silivri, Hasdal, Maltepe, Şirinyer, Mamak: İsyanların dayandığı taş duvarların isimleridir. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Silivri’ye gelerek aslında o duvarlara omuz vurdu. AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, buna dayanamıyor, “Meclisin yetkisindeki yasayı tutukluya, hükümlüye soramazsın” diye bas bas bağırıyor. Kime sorsun, Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Fethullah Hoca, Abdullah Öcalan ve kuyruklarına mı? “Darbeciler temizlensin” korosuna mı?

Türkiye dizayn edilebilir mi Metin Feyzioğlu, bu girişimiyle Haziran Ayaklanmasının yeni bir atağını başlattı. Davullar vuruldu, zurnalar çalıyor. Bir tarafta ellerinde Türk bayrağı, Türk milleti, emekçisiyle askeriyle Mustafa Kemal’in askerleri! Yatağan, Kemerköy, Yeniköy madenlerinden ve enerji santrallarından stadyum tribünlerine kadar uzanan bir halk cephesi! Karşı tarafta dizayn edilenlerin F kampı! Önümüzdeki soru budur: Türkiye “dizayn” edilecek mi? Edilmeyecek! Boyunduruğa vurulamayanlar, her zaman dizayn edilenleri yenmiştir! Safa girin, görev üstlenin! Dizayn edilenlerden kurtulacak Türkiye, zincirlerini kıracak!

KİTAP Bugün 10 Ocak 2014. Atatürk’ün İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, 55 yıl önce bugün, 10 Ocak 1959’da hayata gözlerini yumdu. İsmet Paşa ile birlikte Lozan’da, Laiklik ve Toprak Reformu mücadelelerinde, Kürt meselesinin çözümü için girişimlerde çok emeği var. Bugün Şükrü Kaya’yı yazacaktık. Erdemli Aydınımız ve Şairimiz Özdemir İnce, köşesinde Mahmut Esat Bozkurt ve Reşit Galip’ten sonra Şükrü Saracoğlu’nu yazıyor, aydınlatıyor; çok büyük hizmet. Şükrü Kaya da onlardan biri. Özdemir İnce dostumuzdan Cumhuriyet’in Erdemli Önderlerini bir kitap yapmasını diliyoruz. Şükrü Kaya konusunda çok iyi bir çalışma yapıldı. Okumanızı hararetle öneriyorum. Şimdilik kitabı duyuruyorum, bu köşede tartışacağız elbette.

T

BMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti. Yaklaşık bir saat süren görüşmede TBMM Başkanı Çiçek, Türkiye Barolar Birliği’nin gündeme getirdiği hususları takip ettiğini belirtti. Çiçek, yargının içinden ve dışından, yargısal konularla ilgili bir siyasi kanal açılmaya çalışıldığını, bir siyaset oluşturulmaya çalışıldığını ve bunun tehlikeli olduğunu dile getirdi. Metin Feyzioğlu da, yargıya güvenin yeniden tesis edilmesi, yargının tarafsızlığının, bağımsızlığının, etkinliğinin sağlanması gerektiğini kaydederek, konuyla ilgili acil çözüm önerileri geliştirdiklerini ve bunları Cumhurbaşkanı, Başbakan ve kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı.

‘Bakan’la haftaya görüşeceğiz’ TBB Başkanı Feyzioğlu, görüşme sonrasında da gazetecilere açıklamalar yaptı. Yurttaşların adil yargılanma hakkını tesis etmek ve yargıya duyulan güvensizliği gidermek istediklerini kaydederek sözlerine başlayan Feyzioğlu, görüşmelerin sonucunda somut bir noktaya ulaştıklarını belirtti. Feyzioğlu “Somut bir noktaya geldik. Resmi bir yazıyla Adalet Bakanlığına bildireceğiz birazdan. Çalışmamızı daha dün gece somutlaştırabildik. Önümüzdeki hafta Adalet Bakanıyla yüz yüze görüşüp anlatma fırsatını da yakalayacağız” diye konuştu.

AKP sözcüsü Çelik’e cevap: Kız alıp vermiyoruz AKP sözcüsü Hüseyin Çelik’in kendisi hakkında dile getirdiği görüşleri de anımsatan

Metin Feyzioğlu

ğiştirme eleştirilerine de cevap veren Feyzioğlu, bu konuda en yapıcı açıklamaları yapan, üzerine düşen görevleri yapan kurum olduklarını vurguladı. Soruşturma ortaya çıkar çıkmaz toplu görevden alınmalar karşısında tepkiyi yine TBB’nin koyduğunu belirten Feyzioğlu “yargının bir siyasi hesaplaşma arenasına döndürülmesini istemiyoruz, rahatsızız dedik. Ardından TSK’ya kumpas kuruldu denilince yıllardır söylediğimiz bir gerçekliği kuvvetli bir şekilde dile getirdik” diye konuştu.

Cemil Çiçek

TBB’nin kanun teklifi Adalet Bakanlığı’na sunuldu Feyzioğlu, “Yadırgadık söylenenleri. ‘Başbakan’a güveniyor musunuz’ denildi. Tekrar tekrar açıkladım. Bu bir güven ilişkisi gerektiren bir durum değil dedim. Kız alıp vermiyoruz dedik. Yasal bir işlem yapıyoruz, yapıcı

bir yol izliyoruz dedik. Güvenle yaklaşacak bir durumla karşı karşıya değiliz demek istedim. Önerimiz var hazırlıyoruz, götürüyoruz, anlatıyoruz” ifadelerini kullandı. Yolsuzluk soruşturmasına ilişkin gündemi de-

Bu arada Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan açıklamada, “TBB tarafından adil yargılanma hakkının etkinleştirilmesi amacıyla hazırlanan kanun teklifi Adalet Bakanlığı’na sunulmuştur” denildi.

‘Bahçeli yanlış bilgilendirilmiş, MHP’yi önemsiyoruz’

F

eyzioğlu, MHP’nin iptal ettiği randevu hakkında da şunları belirtti: “Sayın Bahçeli de yanlış bilgilendirildi sanırım. Eğer randevuyu iptal etmeselerdi kendilerine de doğru bilgilendirilmeyi yapacaktık. MHP’yi önemsiyoruz. Pek çok yargılama adil şekilde yapılabilecekti. PKK’nın elebaşısının affıyla nitelendirmek çok yanlıştır. 14 sene önce yargılanmış yargılama kesinleşmiş bir yargılamaya ilişkin yeniden yargılama ihtimalini gündeme getirecek bir önerimiz dahi yoktur. Daha kırıcı bir üslupla basın yoluyla iptal edilmesi hoş olmadı.

katalog suç maddesinin kaldırılması önerileri de pakete eklendi.

Devlet işlerinde kırgınlık olmaz. MHP bizi davet ederse gideriz, görüşürüz. Sivil bir inisiyatif kullanmaya gayret ediyoruz.”

‘Pakete ilaveler var’

‘AKP’nin HSYK teklifi kabul edilemez’

Daha önce açıkladıkları üç maddelik yol haritasına ilişkin pakete ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Feyzioğlu, görüşmelerde dile getirilen görüşler çerçevesinde düzenlemeye ek yaptıklarını da belirtti. Feyzioğlu’nun verdiği bilgiye göre, geçersiz kılınacak yargılamayı yapanların, yeni yargılamada yer almaması, gizli tanıklığın kaldırılması ve tutuklamada

Hükümetin, HSYK’yı kuşatmasını sağlayacak yasa teklifine ilişkin de açıklamalar yapan Feyzioğlu, “Biz ‘Adalet bakanı HSYK’da olmasın’ derken HSYK’nın en yetkili hatta tek yetkili isminin adalet bakanı haline getirilmesini kabul etmemiz mümkün değil. Genel sisteme aykırılıkları da raporluyoruz. Biz mücadelemizden vazgeçemeyeceğiz” diye konuştu.

CHP’Lİ ORAN: KUMPASÇILAR YARGILANMALI

CHP, yeniden yargılama ‘ÖGM kararları yok hükmünde’ teklifini Meclise sundu

C

HP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) verdiği kararların “yok hükmünde” sayılması gerektiğini söyledi. Umut Oran, Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan ve bizzat Başbakan Erdoğan’ın Ergenekon ve Balyoz davalarını kastederek “Türk Ordusuna kumpas kuruldu” açıklamaları ile ilgili olarak Aydınlık’a yaptığı açıklamada, CHP olarak başından beri Ergenekon, Balyoz, Oda TV, 3 Temmuz ve Özel Yetkili Mahkemelerde görülmekte olan bütün davaları takip ettiklerini bildirdi.

‘Adil yargılanma hakkı yok’ Bu davalarda hukukun temel ilkelerinin çiğnendiğini kaydeden Oran, “Bu davalarda adil yargılanma hakkı yok edildi, masumiyet karinesi yok sayıldı, soruşturmanın gizliliğine asla uyulmadı. Savunma hakkı bile kısıtlandı. Bu davalar hukuki değil siyasi davalardır. Bu davalarda verilen kararlar da esasında bu yüzden ‘yargısız infaz’dır. Bu nedenle bu mahkemelerde görülen davalar geçersizdir. Hukuk devletinde kabul edilemez davalardır” dedi. Özel Yetkili Mahkemelerin tamamen kapatılması için birçok girişimde bulunduklarını ifade eden Oran, “Bugün geldiğimiz

noktada Özel Yetkili Mahkemeler tamamen kapatılmalı, Özel Yetkili Mahkemelerde görülen bu davalarla ilgili verilen kararların da başlangıcından itibaren nedeniyle sonucuyla ‘yok hükmünde’ sayılmalıdır. Yeniden yargılamaya bile gerek yoktur. Bu davalar haksızdır, hukuksuzdur. Kamuoyu da bu kanaate sahiptir. Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanan ve tutuklu bulunan tutsak konumundaki herkesin hemen tahliye edilmesi gerekir” diye konuştu.

‘Erdoğan suç duyurusunda bulunmak zorunda’ “Kumpas” kuranların hesabını vermesi gerektiğini kaydeden Oran şunları söyledi: “Madem Erdoğan ‘milli orduya ve devlete’ karşı kumpas var diyor, o zaman suç duyurusunda bulunmak da zorunda. Bu davalarda yaşanan usulsüzlüklerin sahiplerinin de yargı önüne çıkmalıdır. Bir çok insan özgürlüklerinden mahrum bırakıldı, t u t s a k Umut hale ge- Oran tirildi.”

C

HP, özel yetkili veya bölge ağır ceza mahkemeleri olarak adlandırılan mahkemelerin kapatılması, tabii hakimlik ilkesine aykırı ve verdikleri kararların toplum vicdanında genel kabul görmemesi nedeniyle davaların baştan görülmesi veya yeniden yargılama müesseselerinin işletilmesini de öngören yasa teklifi verdi. CHP Grup Başkanvekilleri Muharrem İnce, Engin Altay ve Akif Hamzaçebi’nin hazırladığı yeniden yargılama teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklif kapsamında ilgili maddelerin yürürlükten kaldırılarak, özel yetkili veya bölge ağır ceza mahkemeleri olarak adlandırılan mahkemeler kapatılıyor.

Yargılamalar ağır ceza mahkemelerinde Teklifte, yargılamaların suç yerindeki ağır ceza mahkemelerinde yapılması isteniyor. Tanık Koruma Kanununda değişiklik öngörülen teklifte, soruşturma aşamasında kimlik ve adres bilgileri kayda alınarak gizli tutulacak ve kendisine yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilecek. Duruşmada

hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar da olduğu halde ve gerçek kimliğiyle gizli oturumda dinlenecek. Haklarında tedbir kararı alınan tanıkların duruşmada dinlenmesi sırasında, fiziksel saldırıdan etkilenmemesi için gereken önlemler alınacak. Gizli tanığın kovuşturma aşamasında dinlenememesi halinde, soruşturma aşamasındaki ifadesi delil listesinden çıkarılacak.

‘Halkın güveni azaldı’ Teklifin gerekçesinde adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle verilen çok sayıdaki kararın yanında özellikle son 10 yılda gerçekleştirilen soruşturma veya kovuşturmalarda halkın hukuka güveni ciddi şekilde azaldığı belirtildi. ‘Yargı mağdurları’nın yeniden ve adil olarak yargılanmalarına ortam sağlanması amacıyla verildiği belirtilen teklifte, 5 Temmuz 2012 tarihinden itibaren özel yetkili mahkemelerce sürdürülen, karar verilen ve hatta kesinleşen davalarla ilgili kuşkuların giderilmesi için davaların yeniden görülmesi ve yeniden yargılama işleminin icrasının gerekli olduğu vurgulandı.

İstanbul Barosu’ndan Hüseyin Çelik’e sert yanıt  İSTİHBARAT SERVİSİ İstanbul Barosu, Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik’in yaptığı “İstanbul barosunun Ergenekon, Balyoz konusundaki tutumu hepinizin malumudur. Darbe teşebbüsleri konusunda bu ekibin tavrı her-

kes tarafından biliniyor” sözlerine ilişkin sert bir açıklama yaptı. “Hüseyin Çelik’in iflah olmaz bir İstanbul Barosu alerjisi ve takıntısı olduğu görülmektedir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

‘Sivil darbecilerden öğrenecek şeyimiz yok’ “Sandık arkasına gizlenerek ülkede sivil bir darbe yapanların, yargıyı tehdit edip yok etmeye, kendilerine bağlamaya

çalışanların, devlet erkini Anayasaya aykırı ve gayrımeşru şekilde başka güçlerle paylaşanların, terör örgütleriyle uzlaşanların, orduya ve askere hakaret edenlerin, Suriye’de kan döken çeteleri besleyip barındıranların, silahlandıranların, askeri darbenin ürünü olanların İstanbul Barosu’na söyleyebilecekleri hiçbir şey olmadığı gibi, İstanbul Barosu’nun da bu gibilerden öğre-

neceği herhangi bir husus yoktur.”

‘Mücadelemiz devam edecek’ İstanbul Barosu’nun mücadelesini kararlılıkla devam ettireceği belirtilen açıklamada “Adı geçene şunu hatırlatmak isteriz; bataklığa düşen kişi ne kadar fazla çırpınırsa o kadar hızlı batar. Bu durumda en doğru olan hiç kıpırdamamaktır” ifadeleri kullanıldı.


10 OCAK 2014 CUMA

Ergenekon Mahkemesi’ne HSYK incelemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti hakkında inceleme başlatılmasına karar verdi. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, inceleme işlemlerinde yetkili olarak İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ni atadı  SEZİM ÖZADALI

E

rgenekon davasında hakkında müebbet hapis cezası verilen Türkiye’nin 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer, 5 Ekim 2012’de HSYK’ya şikayette bulundu. Avukat Sezer, dilekçesinde avukatlarla sanıkların görüşmelerinin engellendiğine dikkat çekerek Ergenekon Mahkemesi hakimleriyle ilgili “İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’na açıkça aykırı olarak yürütülmekte olan kovuşturmada gerekçesiz karar alınması, usul ve yasaya aykırı olarak yargılamaya devam edilmesi nedeniyle gerekli işlemlerin başlatılmasını” talep etti. HSYK, Ergenekon Mahkemesi hakkında inceleme başlatılmasına karar verdi. HSYK, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ni de inceleme için yetkilendirdi. Avukat Sezer’in de önceki gün “müşteki” sıfatıyla İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade verdiği öğrenildi.

‘Genelkurmay Karargahı tutuklandı’ Sezer, HSYK’ya gönderdiği dilekçesinde “İlker Başbuğ 48 yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hizmet etmiş, Genelkurmay 2. Başkanlığı’na, 1. Ordu Komutanlığı’na, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ve Genelkurmay Başkanlığı’na, mevcut siyasi iktidar tarafından atanmış ve normal görev süresinin sonunda emekli olmuş bir komutan olup kendisine yönelik suçlamanın hiçbir somut delili yoktur. Varsayımlar üzerinden müvekkilimize yapay suç isnadında bulunulmuştur” dedi.

İlker Başbuğ

Avukat Sezer, İlker Başbuğ ile birlikte dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Mehmet Eröz, Genelkurmay MEBS Başkanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu ile Genelkurmay Adli Müşaviri Hakim Tümge-

Silivri Cezaevi’ndeki duruşma salonunda görülen davada verilen aralar sırasında sanıklar ve avukatların görüşmesine engel olunduğunu kaydeden Sezer, “Görüşme talepleri geri çevrilerek ‘Gerekirse dilekçe yazın, kabul edilir ise sanık cezaevine gönderilir, siz de gidersiniz, görüşme orada yapılır, sonra salona dönülür’ denilmek suretiyle peşinen sanıklar suçlu, avukatlar ise potan-

siyel suçlu olarak kabul edilmiştir. Savunma hakkını açıkça kısıtlayıcı uygulama devam ettirilmektedir” açıklamasını yaptı. Sezer, Mahkemenin uygulamalarını şu ifadelerle eleştirdi: “Duruşma salonunda ne zaman ses kaydı yaptığı belli olmayan, yukarıdan sarkıtılan onlarca özellikle insan sesine çok hassas mikrofonlar savunma hakkını kısıtlamaktadır. Savunma

hakkının kısıtlandığına dair örnekler verilirken söz konusu mikrofonların savunma hakkını kısıtladığına ilişkin 23 Eylül 2012 tarihli duruşmada beyanda bulunulduğu esnada Mahkeme Heyeti üye hakimi ‘Bunlar savunma hakkını genişletiyor, aleniyeti sağlıyor’ şeklinde beyanda bulunmuş, talep üzerine tutanağa geçmek üzere beyan tekrar edilmiştir.”

Ergenekon’un yalnız savcısı değil hakimi de olaylı

ski Ergenekon savcısı Zekeriya Öz için iddia edilen şaibeler, Ergenekon davasında görev yapan hakimler için de geçerli. Bunun en somut örneği ise, hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun Çatalca’da karıştığı usulsüzlük ve tehdit olayı!.. 2007 yılında usulsüz bir satınalma işine girişen Haşıloğlu, olayı İcra Müdürü’nü ölümle tehdite kadar götürdü. Ancak hakkında hiçbir işlem yapılmadı! İşte o dosya...

İcra Müdürüne baskı uyguladı Zekeriya Öz turması sürecinde 18 ayrı imza kullandığı daha önce ortaya çıkmıştı. O belgeler dava dosyasına konuldu. Avukat Vural Ergül, Zekeriya Öz’ün imzalarını 29 Haziran 2009’da yaptığı açıklamada kamuoyuna duyurdu. Bu imzaların hepsinin Zekeriya Öz’ün dosyanın çeşitli klasörlerinde kullandığını söyleyen Ergül, Mahkemenin ses çıkarmadığı bu imzalarla, bir banka şubesinden para dahi çekilemeyeceğini vurguladı.

Başbakan’ın elçileri bunlar mı? HSYK tarafından Bakırköy Başsavcı Vekilliğine atanan Zekeriya Öz’ün, Başbakan’ın kendisiyle görüşmek için gönderdiğini iddia ettiği “yüksek yargı kökenli” iki kişinin Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu ve Yargıtay 13. Ceza Daire Başkanı İsmail Rüştü Cirit olduğu iddia edildi. İddiaya göre, Savcı Zekeriya Öz, “ağabey” diyecek düzeyde yakın olduğu “Ombudsman” Nihat Ömeroğlu ve İsmail Rüştü Cirit ile yolsuzluk operasyonu başladıktan sonra, 22 Aralık’ta Bursa’daki Crowne Plaza Otel’de buluştu. Bu buluşma sırasında Ömeroğlu ve

B

neral Hıfzı Çubuklu’nun da aralarında bulunduğu şube müdürü ve personeli olan ve hiyerarşik şekilde görev yapan subayların tutukluluğuna dikkat çekerek “Bu durumda Genelkurmay Karargahı’nın tutuklanmış olduğu değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.

Duruşma salonunda avukatlara engelleme

E

Savcı Zekeriya Öz’ün “3 dakikada belge hazırlarım” sözleri akıllara Ergenekon ve Balyoz davalarında sık sık karşılaşılan sahtecilikleri getirdi. Öte yandan Zekeriya Öz’ün Ergenekon soruş-

U

zun çivi, kısa çivi, kalın çivi... Sarı çivi, beyaz çivi, gri çivi... Tel çivi, oluklu çivi, çelik çivi, inşaat çivisi... Şıngıl çivisi, cam çivisi, krom çivisi, beton çivisi... En kötüsü de, dikiş tutmayan, malzemesi yamuk, hamuru bozuk, iradeden yoksun, kendinden bezmiş eğri çivi!.. Ve nihayet tehlikeye “geliyorum” dedirten paslı çivi!.. Sımsıkı tutturmak, adeta yapıştırmak, birbirine bağlamak ve malzemeleri birbirinden ayırmak istemiyorsan kuracağın her mekanizmada, çatacağın her çatıda, olmazsa olmazdır çivi!.. Bebek beşiğinde de, maktul tabutunda da, idam sehpasında da!.. Malzemenin içine kadar, köküne kadar işleyen; sağlam, dayanıklı, inatçı, insafsız ve kararlı olmalıdır çivi!..

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Bir bakınız, sizin çiviniz yerinde duruyor mu?..

Çivi bu işte... Ahşapta ve betonda, kerestede, kalasta... Tahtada, pervazda, çatıda bacada, pencerede tavanda... Nesneleri birbirine tutuşturmakta yegane metal malzemedir çivi... Siz bakmayın yalnızca sıradan bir tel parçası olduğuna... Çivi, birliğin, bütünlüğün, vazgeçilmezliğin, kararlı olmanın, yapışmanın, birleşmenin, ayrılmamanın ve paslanana kadar yan yana kalmanın namusu gibidir!.. Peki o küçücük, ince ve zarif, ucu sivri, başı şapkalı, metal parçası; yani çivi olmazsa ne olur?.. Vida ya de tel zımba çivinin yerini tutar mı, kesinlikle tutmaz... İlla çivi gibi çivi olacak!.. Yani “mıh” gibi... Çivi gibi dik, demir gibi sert ve sağlam... Vurdu mu vuracak, kodu mu oturtacak, çaktı mı çakacak!.. Tuttu mu tutacak!..

Yaşama tutunan tutkal!..

‘3 dakikada belge E hazırlarım’

Ergenekondaki sahtecilikleri akıllara getirdi

farac65@gmail.com twitter.com/FARACYAZIYOR

İlkay Sezer

Zekeriya Öz, kumpası ağızından kaçırdı

ski Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’den itiraf gibi bir açıklama geldi. Basında çıkan belgelerin sonradan düzenlendiğini ve sahte olduğunu belirten Zekeriya Öz, “Aynısını ben de 3 dakikada hazırlarım” dedi. Bakırköy Başsavcı Vekilliği’ne atanan eski Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’den itiraf gibi bir açıklama geldi. Zekeriya Öz, önceki gün gazetecilerle bir araya geldiği sırada ilginç bir cümle sarf etti. Savcı Öz, Dubai tatili ile ilgili belgelerin sonradan düzenlendiğini ve sahte olduğunu belirtti. Öz, “Aynısını ben de 3 dakikada hazırlarım” ifadelerini kullandı.

Mehmet FARAÇ

MED CEZİR

Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ

Cirit’in Savcı Öz’e, Başbakan Erdoğan’ın isteklerini ilettikleri öne sürüldü.

Elçilerden açıklama: Yalan

Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz’ün açıklamaları sonrasındaki tartışmalar üzerine yaptıkları yazılı açıklamada, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirilmelerinin, tehdit etmelerinin ve ‘soruşturmayı kapatın’ demelerinin asla söz konusu olmadığını” bildirdi.

Ergenekon tertibinde görevli savcı Zekeriya Öz göreve başladığı ilk yıldan bu yana skandallarla gündeme geldi. Ergenekon davasına müebbet hapis cezalarında imzası olan hakim Sedat Sami Haşıloğlu ile ilgili de önemli bir usulsüzlük dosyası var. Haşıloğlu’nun dosyasında ise usulsüz olarak ucuz mal satın almak var. 2007’de Çatalca Sulh Ceza Mahkemesi hakimi olan Sedat Sami Haşıloğlu, Çatalca İcra Müdürlüğü’nden ucuz taşınmaz almak istedi. Bunun için Çatalca İcra Müdürü’ne baskı uyguladı. Haşıloğlu, İcra Müdürü’ne talimat vererek satışa çıkarılan taşınmazların kendisine bildirilmesini istedi.

İşler yolunda gitmedi Eşinin dayısı Eyüp Aytemur’u 14 Mayıs 2007’deki ihaleye sokan Haşıloğlu, taşınmaz ihalesini 120 bin TL bedelle aldı. Alım için gerekli teminat, Çatalca’daki bir kuyumcuda bozdurulan 40 bin dolarla ödendi. Bu olaydan bir ay kadar sonra, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne atandı. Ancak işler yolunda gitmedi.

Satın alınan binanın üzerine kat çıkma ruhsatı, idare mahkemesinde iptal edildi. Haşıloğlu ise iptal kararı üzerine, paranın geri kalanını yatırmadı. Satış iptal edildi, teminat yandı! İcra Müdürlüğü taşınmazı bir kez daha satışa çıkardı. Bunu öğrenen Sedat Sami Haşıloğlu, Çatalca Adliyesi’ne giderek İcra Müdürü Fatma Arıkan’ı boş bir odaya kapattı. Tehdit dolu bir konuşma yaptı.

‘Seni görseydim öldürürdüm’ Haşıloğlu, Arıkan’a şunları söyledi: “Satış kararı vermişsin. Aynı gün seni görseydim öldürebilirdim. Bu gün teminatı geri vereceksin, yoksa tayin telin yarın elinde olur. Ben şimdiye kadar istediğim yerde çalıştım. İstediğim kişiyi istediğim yerde çalıştıracak ve istediğim yerde çalışacak kadar kuvvetliyim.”

Haşıloğlu kaldı, Arıkan sürüldü İcra Müdürü Fatma Arıkan, Ergenekon hakimi Haşıloğlu’nu 17 Mart 2008’de Adalet Bakanlığı’na iletti. Ancak Sedat Sami Haşıloğlu görevinden alınmadığı gibi, Arıkan Gaziantep’e sürüldü. Arıkan daha sonra da meslekten ihraç edildi. Konu, milletvekilleri tarafından Meclis gündemine taşındı. Vekiller, Adalet Bakanlığı’nın hakimlerin bu zaafını baskı unsuru olarak kullandığını vurguladı. Ancak Adalet Bakanlığı Haşıloğlu’nun dosyasını HSYK’ya göndermeyerek dosyanın görüşülmesini engelledi. Suç duyurusunun 5 yıllık zaman aşımı süresi ise 14 Mayıs 2012’de doldu. Dosya zamanaşımından düştü.

elki onlarcasını yerde görseniz, kaldırmayacak kadar değersiz sayarsınız ama hiçbir zaman yabana atmayın tek bir çiviyi... Bazen teki lazım olunca köşe bucak, kan-ter içinde aradığımız bir lazım malzemedir çivi!.. Dünyada onun gibi bir cisim yoktur ki; kendisinden çok büyük, kendisinden çok değerli, kendisinden çok çok lazım nesneleri zoraki kardeş hatta yoldaş yapan bir mühim ihtiyaçtır çivi!.. Yaşadığımız dört duvar içinde; yemek yediğimiz masada, yattığımız yatakta, mahpus olduğunuz ranzada, deryalara açıldığımız kayıkta, geçtiğimiz köprüde, oynadığımız oyuncakta, tutunduğumuz dalda, ceketimizi astığımız duvarda bile yaşama tutunan tutkal gibidir çivi!.. Unutmayınız ki; kimilerinin kalkmamak için her türlü tavizi verdiği, her türlü numarayı çevirdiği ve her türlü yavşaklığı yaptığı koltuklarda da vazgeçilmez malzemedir çivi!.. Çivisiz yaşam zor yani!..

Hem de çok zor!.. Hele dönekliği, karaktersizliği, kişiliksizliği, pejmürdeliği ve özellikle de laçkalığı paçasından akmasın insanın... Hele omurgası HacivatKaragöz gibi, gölgede bulamaç niyetine oynamasın mahlukatın!.. Hele minik çivilere muhtaç bırakılmış kukla olmasın liboş-dönek zavallılar!.. Çivi öyle lazım olur ki; kıçının-başının oynamaması için, sallanmamak için, dik durmak için, omurgasızsan eğer delinmedik, çakılmadık yerini bırakmaz çivi!.. Alimallah çivi olmazsa her yerde laçkalık başlar ki, hiçbir yer dikiş tutmaz!.. Her anda, yaşamın her alanında, öncü-artçı sürekli depremler olur ki, nefes aldığımız her saat tahterevalliye dönüşür!.. Çiviniz olmayınca, rotanız şaşar, pusulanız kayar, asfalt yolda dingili kaymış kamyon gibi sağa-sola yalpalarsınız ki, hiç kuşkunuz olmasın gidişatınızın sonu da uçurumdur...

Vur laçkaya çekici!..

A

dam olanın karakterinde, dürüstlüğünde, onurunda, kararlılığında, sağlam ve dik duruşunda da bir kilit taşı gibidir çivi; düşmeye görsün!.. Çivi bu, olmazsa olmaz; Yatak gıcırdar, gardırop titrer, çatı sarsılır, lambriler dökülür, keresteler sarsılır, koltuklar eğilir, sandalyeler sallanır, sehpalar devrilir; etejerler çöker, masalar yamulur... Ve de duvardaki tablolar başımıza düşer!.. Sağlam olacak çivi çaktığın yer... Yumuşak değil sert, eğri değil düz... O yüzden demişler ya; “Çürük tahta çivi tutmaz...” O yüzden demişler ya, “çivisiz tahtayı yel alır...” Ne olursa olsun sağlam çakacaksın çiviyi yani... Yoksa “çivi çıkar yeri kalır...” Ve unutmayın ki, her işi doğru yapacaksınız, yapmazsanız yapan çıkar; el elden üstün olunca size de yol görünür!.. Yani her alanda yaşamın değişmez kuralıdır ki, gün gelir ancak; “çivi çiviyi söker...” Şimdi bana; “memleketin bu kadar önemli sorunu varken, rejim sallanırken, devlet ele geçirilmişken, hilafetçiler tam egemenlik için birbirini yerken, ‘çete’ler işbaşındayken, ‘devlet içinde devlet’ kurulmuşken, dünün müttefikleri birbirine ‘cunta’, ‘yılan’ ve ‘akrep’ derken; cemaat ile AKP savaş halindeyken, mürit-militanlar birbirini deşifre ederken, rüşvet ve yolsuzluk ayyuka çıkmışken nerden çıktı bu çivi meselesi” diye sormayın?.. Öyle demeyin yani, çiviye

en çok gereksinim duyduğumuz vahim günler yaşıyoruz... Bugünlerde sabah akşam “paralel devlet”in “çete” mahalinde, “kumpas”ların kurulmasında, “tertip”lerin oluşmasında ne yaşanıyorsa; neresi ne zaman sallanıyorsa, her yol çivisizliğe çıkıyor!.. Baksanıza; polisin çivisi çıkmış, askerin çivisi çıkmış, yargının çivisi çıkmış, savcının çivisi çıkmış, hakimin çivisi çıkmış, bürokrasinin çivisi çıkmış, bankacının çivisi çıkmış, cemaatin çivisi çıkmış, tarikatın çivisi çıkmış, müridin çivisi çıkmış, yazarın çivisi çıkmış, gazetecinin çivisi çıkmış, basının çivisi çıkmış, ayakkabı kutusunun, (pardon ayakkabının) çivisi çıkmış hatta Dubai’nin bile çivisi çıkmış!.. Tüm bunlara yol açtığı için, taviz verdiği için, meydanı boş bıraktığı için zaten devletin de çivisi çıkmış... O yüzden de, hükümetin çivisi çıkmış, iktidarın çivisi çıkmış, başbakanın çivisi çıkmış, bakanın çivisi çıkmış, bakan çocuklarının çivisi çıkmış, hatta ne yazık ki muhalefetin de çivisi çıkmış!.. Çürümüş de çürümüş, paslanmış da paslanmış, eğildikçe eğilmiş her yer!.. Yani çiviler çıkmış da çıkmış!.. Çıkmış çivi... Çıkmış çiviler!.. İşte o yüzden her yerde bir sallanma, her yerde bir titreme, her yerde bir sarsılma, her yerde bir acayip oynama!.. Kısacası her yerde çok büyük bir laçkalık!.. Allah için söyler misiniz; çivisi iyice çıkmış bu devlet nasıl ayakta durabiliyor ki?..


10 OCAK 2014 CUMA

Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ halklailiskiler@aydinlikgazete.com

ARALIK

ÖZÇELİK Gladyo devrede

PKK, F tipi örgüt, Hüseyin Çelik, Bahçeli yan yana!

E

rdoğan sıkıştı. İtiraflarda bulundu. Önce Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, sonra da bizzat kendisi konuştu. Dolmabahçe toplantısında, Türk Ordusuna “kumpas” kurulduğunu söyledi. 2007’de Washington’da Beyaz Saray’da Oval Ofis’te Bush’la aldıkları karar sonrasında F tipi örgüte verilen görevleri ve onların yaptıklarını ifşa etti. Henüz ayrıntı vermedi. Ama “kumpas”ı en üst düzeyde dillendirmiş oldu.

Mahkûmiyetler geçersiz Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Fuhuş,... gibi davalarda verilen kararların hukuksuz olduğu biliniyordu. Şimdi resmen de doğrulandı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu gereğinin yapılması için devreye girdi. “ÖYM’ler 5 Temmuz 2012’de kapatıldı. O tarihten sonra verilen kararlar geçersiz sayılsın. Tutukluluk süresi 2 yıl olsun. Mahkeme en fazla bir yıl uzatabilsin. Mağduriyetler giderilsin, tutuklular serbest bırakılsın. Hukuka aykırı kararlar nedeniyle verilen tazminat cezalarından hâkimler de sorumlu olsun” dedi. Toplumdan büyük destek geldi. Silivri, Hasdal, Sincan, Fenerbahçe, ... de “Feyzioğlu’nun girişiminin arkasındayız” mesajı verdi.

Gladyo panikledi Toplumda “Silivri, Hasdal, Mamak, ... boşalsın” talebi yükselince tertiplerin arkasındaki Gladyo hemen devreye girdi. Feyzoğlu’nun girişimini baltalamak ve etkisizleştirmek için “psikolojik harekât” başlattı.

PKK, F tipi örgüt, Hüseyin Çelik, Bahçeli aynı hizada! Önce F tipi örgüt harekete geçti. Yayın organları üzerinden “Darbeciler serbest bırakılacak” kampanyası öne çıkarıldı. PKK da topa girdi. PKK’nın yayın Organı “Özgür Gündem” Feyzioğlu’nun girişimini, “Ergenekon’u aklama planı” olarak niteledi. Arkasından AKP içindeki “elemanlar” devreye sokuldu. Hüseyin Çelik, Feyzoğlu’na saldırdı. Bahçeli de boş durmadı. TBMM Grup toplantısında Feyzioğlu’na ağır eleştiriler yöneltti. Hiçbir ilgisi olmamasına rağmen Feyzioğlu’nun önerisi ile “Öcalan’a, PKK’ya af” arasında bağ kurdu. “Kritik günlerin adamı” Bahçeli yine ortaya çıktı.

Yolsuzluklar örtülüyor! Bu arada, “Türk Ordusuna kumpas kuruldu” açıklamasını, “Erdoğan yolsuzluğu örtmek için ortaya attı” iddiasını gündeme getirenler de var. İddia sahipleri, F tipi örgütle CHP arasında ittifak kurdurmak isteyen takım. Bunların da kıblesi, diğerleri gibi Washington. Halkın mücadelesini hiç hesaba katmıyorlar. İktidardaki koalisyonu dağıtan kuvvetin meydanları dolduran yüz binler, Arslanlı Yol’dan yürüyen milyonlar olduğunu gizlemeye çalışıyorlar. Onlara göre her işin arkasında Amerika var. Herkes Amerika’yı muktedir bilsin istiyorlar. Haziran İsyanını hiç anlamadılar. Ya da anlamak istemediler. Şimdi Feyzioğlu’nun girişimi hakkında kafaları karıştırmak derdindeler. Tabandan korkmasalar Gladyo’nun açtığı yolda, PKK, F tipi örgüt, Hüseyin Çelik ve Bahçeli’nin kuyruğuna takılacaklar. Şimdilik Gladyo kervanının kenarından yürüyorlar...

“Yargıtay’ın İmamı var” diyen kimdi? Adalet eski Bakanı Mehmet Ali Şahin! İmam demekle neyi ve kimi kastetmişti? Bazı yargıçların Pensilvanya’daki Fethullah Gülen’e dosya göndermesini. Şimdi Tayyip Erdoğan, HSYK’yı aynı kategoride sunup hedefe oturttu. Hayır, bunu ulvi saiklerle değil, sadece ve sadece yolsuzluk soruşturmalarından

korunmak adına yapmak istiyor. Bunun için AKP hemen HSYK’nın bütün yetkilerini iptal edecek şekilde bir yasa teklifini Meclis’e sundu. Teklifin içeriği açık bir faşizm; zira yargıyı topyekûn yürütme ya da Adalet Bakanı ve dolayısı ile Başbakan’a bağlıyor, Tam bu noktada bir parantez? AKP eski Yozgat Milletvekili Mehmet Erdemir’e bir gün hiç tanımadığım Bekir Bozdağ’ı

sormuş ve şu karşılığı almıştım: “Eski imam yani ilahiyatçı... Dışarıdan Hukuk Fakültesini bitirdi... Aslen Yozgatlı değil, Güneydoğu kökenli.” Soruyorum; bu durumda Yargı Fethullah’ın imamlarından kurtarılırken Tayyip’in ilahiyatçı kökenli bakanının kontrolüne geçmiş olmayacak mı? Biz ikisine de hayır diyor ve gerçekten bağımsız yargı diyoruz.

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

İsmet

Fethullah’ın imamından Tayyip’in imamına!

Peki, kim mi rüşvet alan o adam? Başbakanın yegâne sırdaşı Binali Yıldırım’ın bacanağı. O bacanak ki operasyondan yarım saat önce birileri ona uç dedi ve hâlâ kaçıyor. Peki, kutu kutu dolarlar

sonkibar@gmail.com

3 hâkimden 2’si cehenneme! AKP’nin fetvacıbaşıcısı Hayrettin Karaman, hadis naklederek 3 hâkimden 2’sinin cehenneme gideceğini aktardı. Peki, cennetlik hâkim hangileri mi? Yazısından anladığım kadarıyla, milli irade ile ters düşmeyen hâkimlermiş. Kastı ortada, Hayrettin Karaman diyor ki milli iradenin temsilcisi olan AKP ile Tayyip Erdoğan’ı üzen hâkimler cehennemlik, üzmeyenler ise cennetlik. İyi de bu tanımlama, İs-

Bacanağın rüşvetinde İsrail’in parmağı var mı? Görüntüler dehşet! AVM’nin bahçesinde torbalar dolusu paraların teslimatı var. Dinleme olmasın diye ellerinde Jammer yani sinyal kesici. Seslerin kaydına engel oldular; lakin kameralı kaydı fark edemediler.

Sabahattin ÖNKİBAR

ve evdeki kasalardan sonra yoksa bunlarda mı İsrail’in komplosu? Başbakan açıklamalıdır, bu işte İsrail’in parmağı var mı yok mu? Eğer var ise hemen Mavi Marmara gemisine, pardon Piri Reis’e sefer ve hücum emri vermelidir.

lam’da var olan kul hakkı kavramını ortadan kaldırmıyor mu? Keza çoğunluk iradesinin meşru oluşup oluşmamasının bir anlamı yok mu? Bir başka şey, Peygamberimiz Mekke’de uzun yıllar azınlığı temsil etmedi mi? Böyle bir bakış, “Ben çoğunluğum” diyen herkese zulmetme yetkisini vermez mi? Yapma Hayrettin Hoca, Tayyip’e yaranma adına İslam’ı ayağa düşürme!

Haydar Hoca, İskilipli Atıf için bakın ne dedi? İskilipli Atıf kim? Atatürk ile Kuvayi Milliye’ye şaki yani eşkıya deyip İngilizlerle birlik olan ve Milli Mücadelemize karşı cihat ilan eden bir alçak! İhanetin bedelini canı ile ödedi ve Ankara İstiklal Mahkemesi’nin kara-

TARİHİ ÇARK

rı ile idam edildi. Evet, İskilipli Atıf kimilerinin iddia ettiği gibi Şapka Risalesi’nden ötürü değil, vatan hainliğinden asıldı. Şapka davasından ise Giresun İstiklal Mahkemesi’nde beraat etti. Geçenlerde Prof. Dr. Haydar Baş

Hoca’nın İskilipli Atıf bağlamında sarf ettiği bir sözü gıyabında işittim... Şöyle dedi Prof. Dr. Baş: “Bu haini mezarından çıkarıp bir kere daha asmak lazım; çünkü mübarek dinimiz İslamı İngilizlere peşkeş çekmişti.”

Ağzınıza sağlık diyeceğim Prof. Dr. Haydar Baş Hoca’yı bendeniz çok önemsiyorum; zira inançlı çevrelerde onun bu değerlendirmeleri büyük izler bırakıyor ve Atatürk ile Cumhuriyet hakkındaki uydurulan meczup iftiralarını bir bir çürütüyor.

Davutoğlu: Esad ehvenişer

 AYDINLIK / ANKARA

D

ışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, daha önce “katil” tabirini kullandığı Esad rejiminin, Irak-Şam İslam Devleti ‘nin (IŞİD) Suriye’deki uygulamaları nedeniyle artık “ehvenişer” (kötünün iyisi) konuma geldiğini söyledi. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan Suriye’yle ilgili çarpıcı değerlendirmeler geldi. Davutoğlu, IŞİD konusunda da “Ne zaman Suriye’nin kuzeyinde muhalefet güçlendi, IŞİD o zaman ortaya çıktı. Perde gerisinde bunlarla rejim arasında ortaklık var” iddiasında bulundu. Davutoğlu, Suriye’deki radikal unsurların uyguladıkları yanlış yöntemlerin de rejimi “ehvenişer” denilecek noktaya getirdiğini belirtti. Davutoğlu’nun ileri sürdüğü görüşlerin ana hatları şöyle:  Muhalefet olarak gördüklerini terörle suçluyorlar, o terör tehdidini bastırmak için daha büyük bir şiddet uygulama konusunda meşruiyet kazanmış oluyorlar, bu durum da çatışmaları körüklüyor.  (Suriye’deki gelişmelere

Ahmet Davutoğlu ilişkin) Türkiye’ye dönük bir psikolojik harekât yapılıyor, sanki Türkiye silahlı grupları destekliyormuş gibi.  Suriye rejimi unsurları, PYD unsurları, El Kaide unsurları bizim için güvenlik riski oluşturan faktörlerdir. Tüm yabancı unsurlar Suriye’den çıkmalı.  Ne zaman Suriye’nin kuzeyinde muhalefet güçlendi, IŞİD o

zaman ortaya çıktı. Perde gerisinde bunlarla rejim arasında ortaklık var.  Bunlar (radikal unsurlar Suriye’de) o kadar yanlış yöntemler uyguluyorlar ki rejimi ehvenişer denilecek noktaya getiriyorlar.

‘İran Cenevre’de bulunmalı’  Bizim tutumumuz gayet açık, muhalefetin Cenevre-2 Konferan-

sı’na katılmasını istiyoruz.  İran’ın Cenevre-2’ye katılmasını doğru buluyoruz. Burada İran’ın da Cenevre-1’de alınan kararları kabul etmiş olması lazım.  Suriye muhalefetinin Cenevre-2’ye katılacağını tahmin ediyorum ama uluslararası toplum da rejimin saldırıları durdurması konusunda üzerine düşeni yapmalı.

 Uluslararası toplum diye bir şey varsa, bu toplumun artık yok olduğu Suriye’de görülmüştür.  Bütün yüzyılın en büyük insani kaybının yaşandığı Suriye’de BM tavır alamıyor. BMGK’ya ne zaman ihtiyacımız var, bugün yoksa... Karar alma kabiliyeti olmayan bir örgütün uygulama kabiliyeti kalmaz.

Gladyo’nun işi zor! Artık tertip ve “kumpas” en yetkili ağızdan itiraf edildi. Ergenekon, Balyoz, ... davalarında verilen kararlar ciddiyetini tamamen yitirdi. Er veya geç Silivri, Hasdal, ... boşalacak. Kahramanlar özgürlüğüne kavuşacak! Bu kez Gladyo’nun işi çok zor!

Barzani 5 PKK’lıyı Şırnak’ta teslim etti



Şırnak Valiliği’nden yapılan açıklamada, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin lideri olduğu Irak Kürdistan Demokrat Parti’nin (KDP) örgütten kaçan 5 PKK’lıyı Habur Sınır Kapısı’na getirerek güvenlik güçlerine teslim ettiği duyuruldu. PKK’lıların teslim edilmesine ilişkin açıklamada şöyle denildi: “09.01.2014 tarihinde PKK/KCK terör örgütü içerisinde faaliyet yürütmekte olan 5 kişi Kuzey Irak KDP görevlileri tarafından Habur Kara Hudut Kapısı Emniyet Amirliği’ne teslim edilmiştir. Böylelikle 21.03.2013 ile 09.01.2014 tarihleri arasında PKK/KCK terör örgütü içerisinde faaliyet yürütmekte iken örgütten kaçarak Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne sığınan ve KDP görevlilerince Habur Kara Hudut Kapısı Emniyet Amirliği’ne teslim edilen şahısların sayısı toplamda 151 kişiye ulaşmıştır. Teslim olan şahıslarla ilgili tüm işlemler adli makamlarımızca yürütülmektedir.”

Patriot’lar bir yıl daha Türkiye’de

T

ürkiye’nin NATO’dan talebi üzerine Kahramanmaraş’a konuşlandırılan Alman Patriot’lar ve askeri personelin görev süresi bir yıl daha uzatıldı. Almanya Bakanlar Kurulu çarşamba günkü oturumunda, Türkiye’deki iki Patriot füze savunma sistemi ve sistemde görevli yaklaşık 300 Alman askerinin görev süresini bir yıl daha uzattı. Alman Patriot’ları ve askerleri, 2013 Ocak ayından bu yana Kahramanmaraş’ta bu-

lunuyor.

‘Suriye’den füze saldırısı riski devam ediyor’ Türkiye’nin Suriye’den gelebilecek tehditlere karşı NATO’dan talebi üzerine Almanya, ABD ve Hollanda’dan Patriot’lar sınır bölgesine yerleştirilmişti. Türkiye kasım ayında NATO’ya başvurarak Patriot füze savunma sistemlerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını istemiş ve NATO’dan onay

gelmişti. Alman hükümeti sözcüsü Steffen Seibert, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Alman Patriot’larının savunma amaçlı olarak Türkiye’de bulunduğunu bir kez daha vurguladı. Türkiye sınırındaki gerginliğin aynı şekilde sürdüğünü belirten Seibert, “Türkiye’nin Suriye topraklarından olası füze saldırısı riskine karşı destek ihtiyacı devam etmektedir” diye konuştu.


10 OCAK 2014 CUMA

Hazırlayan: Şafak TERZİ

AMERİKA İKİNCİ CENEVRE ÖNCESİ TELAŞ İÇİNDE

ABD, İkinci Cenevre Konferansı öncesi, Suriye muhalefeti adına kimlerin konferansa katacağı konusunda belirsizlikten dolayı çok telaşlı. Ford çözüm için İslami Cephe ile 7 saatlik mesai yaptı  DIŞ HABER SERVİSİ

S

Heysem Menna

“Amerika, İkinci Cenevre Konferansı’na İslami Cephe’nin katılma- işleri halledebilir” şeklinde konuştu. sını, Ulusal Koordinasyon Kurulu’nun İslami Cephe’nin Büyükelçi katılmasından daha çok istemektedir” Ford’la yapacağı görüşme, 14 Aralık diyen Menna’ya, El-Meyadin sunu- 2013’te El-Cezire televizyonu taracusu “Fakat Ahrar Şam, Amerika’yı fından duyurulmuş, fakat bu görüşme ve Cenevre 2’ye katılacak olanları İslami Cephe tarafından yalanlantekfir ediyorken Cenevre mıştı. 2’ye katılmasını nasıl isİslami Cephe’yle IŞİD i s e t ‘Cumar tesin” şeklinde bir arasında çok büyük farkın , iz gil soru yöneltti. günü 6 İn için, olmadığını, akidelerinin k Bunun üzerine olduğunu savunan ’e katılma de aynı Menna “Bu doğru IŞİD Menna, İslami Cephe’nin in im t e değil. Amerikan karMİT’in göz e ilan ettiği eylemlerinin şıtlığı medyada; fakat Suriye’y yüzde 80’ni IŞİD ve Nusra hakikat farklı. Robert Cephesi’yle birlikte gerçekgirdi’ Ford’un Ahrar Şam’la leştirdiğini belirtti. olan teması, benden önce ‘MİT IŞİD’e eleman sağlıyor’ olmuştur. Ford’un kendisi bana, “onlarla görüşmen gerekiyor” dedi. Menna, “Hepsindeki tekfirci ideoloji net bir şekilde ortaya çıkıFord’un Suudi vekilleri! yor. Fakat siyasetleri farklı. İslami Ahrar Şam, İskenderun’da Ford’la Cephe, IŞİD saflarındaki ‘muha7-8 saat süren görüşme gerçekleştir- cirler’ olarak adlandırılan yabancı diler. Bu görüşmeler devam etti. cihatçıları, kendi safına katmak için Fakat her defasına Ford’un katılması çalışıyor” dedi. gerekmiyor. Ford’un Suudlu vekilleri, İkinci Cenevre’nin ilan edilen

zamanda düzenlenmeyeceğini iddia eden Menna “Cenevre 2’nin erteleneceği görüşündeyim. Çünkü Koalisyon, kararını 17’sinde verecek. Cenevre 2’ye katılacak Suriyeli heyet belirlenmedi. Hazırlıklar tamamlanmadı” dedi. Irak ve Şam İslam Devleti’nin Suriye yönetimiyle işbirliği içerisinde olduğu ya da Suriye yönetimi tarafından kurulduğu iddiaları ‘komedi’ olarak bulan Menna, İslami Cephe’yi oluşturan Ahrar Şam, Sukuru’ş Şam ve İslam Tugayı komutanlarının Saydnaya hapishanesinde tutuklu bulunduklarını, 18 Mart 2011’de başlayan ‘devrim’ gösterilerinden sonra serbest bırakıldıklarını hatırlattı. IŞİD saflarında savaşmak isteyenlerin Türkiye üzerinden Milli İstihbarat Teşkilatı MİT’in kontrolünde Suriye’ye girdiğini iddia eden Menna “Cumartesi günü 6 İngiliz, IŞİD’e katılmak için, MİT’in gözetiminde Suriye’ye girdi” dedi.

Robert Ford

Hindistan-ABD ilişkileri çok gergin  DIŞ HABER SERVİSİ

H

indistan ile ABD arasındaki diplomatik gerginlik, ABD Enerji Bakanı Ernest Moniz’in Hindistan’a yapacağı ziyareti ertelemesiyle doruk noktaya ulaştı. Moniz’in ziyareti “yüksek öncelikli” olarak niteleniyordu ve iki ülke arasında var olan 100 milyar dolarlık ticareti arttıracak çok önemli anlaşmaların imzalanması bekleniyordu. Ülkeler arası gerginlik, Hindistan’ın Washington konsolos yardımcısı Devyani Khobragade’nin geçen ay göz altına alınıp, kelepçelenip, üstü soyularak aranması nedeniyle başlamıştı. Hindistan,

Latin Amerika’nın  ÖZGÜR UYANIK/BUENOS AIRES

2

013’te Latin Amerika’nın dünyadaki önemli ağırlık merkezlerinden biri haline geldiğine tanık olduk. Pasifik’in iki yakasında Asya’dan Latin Amerika’ya kurulan ekonomik köprü güçlendi. Bu sayede Latin Amerika beş asırlık tarihinde ilk kez Avrupa’daki ekonomik krizden etkilenmeden büyümesini sürdürdü. Asya ve Latin Amerika’daki büyüme bir dünya krizinin oluşmasını engelledi.

Chavez’i kaybettik Geçtiğimiz yılın en önemli olayı kuşkusuz Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavéz’in hayata gözlerini yummasıydı. 14 yıldır iktidarda olan “Comandante”, devleti ve silahlı kuvvetleri Bolivarcı anti-emperyalist bir çizgide yeniden kurdu. Bölgede ABD’ye karşı açık bir politik ağırlığı bulunan Chavéz ülkesini Küba, Rusya ve Çin’le askeri ve ekonomik alanda bütünleştirdi. Bir yandan sosyalist ittifak Bolivarcı Alternatif ülkeleri Ekvador, Küba, Nikaragua ve Bolivya’yla ortak para birimini hayata geçirirken diğer yandan Güney Amerika Ekonomik Birliği Mercosur’un güçlü bir ortağı oldu. İran,

KORAY ksemih@bilkent.edu.tr

“Yolsuzluk, rüşvet ayyuka çıkmış” diyen F tipi yargı da “haklı”, yargı ve polis içinde F tipi çete var diyen Erdoğan da. Üstelik her ikisi de, “işinin ehli bilirkişiler” olarak konuşuyor. Konuyu “dışarıdan” değil, ortaklık dönemlerindeki yakınlıkları nedeniyle “içeriden” biliyorlar. Kuşkusuz çatışma halindeki iki tarafın da “haklı” olduğu bir durumdan, aynı zamanda her ikisinin de “haksız” olduğu sonucu çıkar.

En ciddi yanılgı

ABD İslami Cephe’yi önemsiyor

Devyani Khobragade

Prof. Dr. Semih

AVRASYA SEÇENEĞİ

Fırtınalı bir döneme girerken

ABD’li Ford İslami Cephe ile İskenderun’da görüştü uriye Ulusal Koordinasyon Kurulu’nun Suriye dışındaki koordinatörü Heysem Menna, el-Meyadin televizyonuna 8 Ocak’ta yaptığı açıklamasında, Ahrar Şam Tugayı komutanlarının İskenderun’da Amerika’nın eski Suriye Büyükelçisi Robert Ford’la 7-8 saat süren görüşme gerçekleştirdiğini söyledi. Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ile Özgür Suriye Ordusu, İslami Cephe, Mücahitler Ordusu ve Suriye Devrimciler Cephesi arasında süren çatışmaları değerlendiren Heysem Menna, Ahrar Şam’la Amerika arasındaki görüşmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Ernest Moniz ABD’nin diplomatik dokunulmazlığı hiçe saydığını belirtmiş ve Hindistan’ın belli başlı şehirlerinde ABD elçilikleri önünde protestolar düzenlenmişti. ABD Enerji Bakanlığı, karşılıklı

ilişkilerin bu ortamda zarar görmemesi için, bu ziyareti iki taraf için de uygun olan başka bir tarihte yapmayı düşündüklerini belirtti. Bu arada Hindistan hükümeti, 16 Ocak tarihine kadar, Yeni Delhi ABD Büyükelçiliği tesislerinde yapılacak her türlü ticari etkinliğin durdurduğunu açıkladı. Bu hamle ile Hindistan’da çalışan Amerikalıların “kabesi” sayılan büyükelçilik vakfı içinde ve çevresinde tüm hayat durduruldu. Hindistan basınına göre, iki ülke arasında yaşanan bu gerginlik, 1998 yılında Hindistan’ın nükleer denemeleri sırasında yaşanan anlaşmazlıklardan daha da fazla.

2013’ü

Suriye gibi ülkelerle çok yakın ilişkiler geliştirdi. Petrolü ABD ve Avrupa finans güçlerine karşı stratejik bir silah olarak kullandı. Ölümü Bolivarcı yönetimin geleceği hakkında kaygılara yol açtıysa da koltuğu bıraktığı “yoldaş” Maduro sekiz ayda hem başkanlık hem de belediye seçimlerini kazanarak güven verdi. Ekvador’da Rafael Correa tarihi bir zafer kazanarak yeniden seçildi. Ekvador’un bu genç, iyi bir idareci ve karizmatik bir lideri “İyi Yaşam Sosyalizmi” adını verdiği tutarlı bir programla kitlelerin %60’ının desteğini aldı. İlk döneminde Anayasayı değiştiren ve bir ABD’ci darbeyi savuşturan Correa, ülkesini bir muz cumhuriyeti olmaktan çıkararak, yalnızca ekonomik açıdan değil siyasal açıdan da önemli bir merkez haline getirdi.

Brezilya’daki yolsuzluk protestoları Brezilya’da sistemde yaygın olan rüşvet ve yolsuzluğa karşı, demokratik katılımın artırılması talepli protestolar gerçekleşti. Türkiye’yle eş zamanlı başlayan eylemler Türkiye’den farklı olarak hükümeti değil Brezilya idari yapısında reformu hedefliyordu. Başkan Dilma Roussef

Ülkenin geleceğini bu çatışmadan kimin galip çıkacağına bağlı görmek, çok ciddi bir yanılgıdır. Üstelik o zaman “kırk katır” ya da “kırk satır” seçeneklerinden birinin yanında saf tutmak zorunda kalırsınız. Yolsuzluk ve rüşvetin açığa çıkarılması gerekçesiyle çeteyi korumaya almak da, çetenin üstüne gitme bahanesiyle yolsuzluk ve rüşvetin üstünü örtmeye çalışmak da, çıkmaz sokaktır. Belki daha da önemlisi, bu saflaşmada istim arkadan gelmektedir. Önce taraflardan biriyle mevziye girilip, gerekçe girilen mevziye göre biçimlendirilmektedir. Bugün Türkiye’nin geleceğini belirlemekte olan, ayağa kalkan milletle ABD emperyalizmi ve onun ülke içindeki uzantıları arasındaki mücadeledir. F tipi örgütle Erdoğan arasındaki çatışmayı tetikleyen de milletin bu mücadelesidir. ABD, Türkiye’nin emperyalist sistemin dışına çıkmasını engelleme çabası içindedir. O nedenle ülkemizdeki Gladyo iktidarını “restore” etmeyi hedefleyen bir operasyona girişmek zorunda kalmıştır. Ne hikmetse, bu operasyonun yol açtığı çatışmayı ülkenin eksenine yerleştirenlerin sözlüklerinde ne milletin adı geçmektedir, ne de ABD’nin rolünden söz edilmektedir.

Hazırlık çatışmalarından fırtınaya Kırk katır ile kırk satır arasındaki çatışma, henüz fırtınalı dönemine girmemiştir. Ama artık fırtınanın önlenmesi olanağı da kalmamıştır. Taraflar önümüzdeki dönemde bütün güçlerini sahaya sürme hazırlığı içindedir. Bugün görülenler, daha hazırlık çatışmalarıdır. Özellikle fırtına hızlandığında ülke ve millet adına doğru rotayı izlemek, ancak şimdiden bütün gövdesiyle milletin safında yer almakla mümkündür. Çünkü bu çatışmanın galibi olmayacaktır. Ülkenin geleceğini bu çatışmanın taraflarından kimin kazanacağına bağlayanlar, bu fırtınanın kenarında kalabilecekleri gibi bir hayale kapılmasınlar. Onlar da bu fırtınanın girdabı içine çekilerek, safında yer aldıkları tarafla aynı bozgunu paylaşacaklardır.

Milletin çıkardığı iki önemli ders Bu fırtınanın ülke adına hasadını toplayabilecek yegâne güç, ülkenin yeniden Atatürk Devrimi yoluna girmesi için mücadele eden millettir. Çünkü bu çatışma, on yılı aşkın bir süredir ABD adına millete karşı suç ortaklığı yapmış olanların çürümüşlüğünü milletin gözünün içine sokmaktadır. Bir millet için, artık korunacak değil, devrimle yeniden kurulacak bir Cumhuriyet’in söz konusu olduğunu bundan daha iyi anlatacak herhangi bir ders söz konusu olamaz. Milletin bu çatışmadan çıkaracağı ikinci önemli ders de, ABD’nin ülkemizdeki iktidarları belirleme gücünü artık yitirmiş olduğudur. İktidarı restore etmek için, kendisine hizmet yolunda yarışmış iki güç arasında fırtınaya dönüşmekte olan bir çatışmadan başka bir yol bulamaması, ABD’nin güçsüzlüğünün göstergesinden başka bir şey değildir. ABD desteğine bel bağlayarak iktidar rüyası görenleri bekleyen akıbet, “eşeği tam da açlığa alışırken ölen” Nasrettin Hoca’nın durumudur.

Vagonlar tutuştu: 9 ölü



Hindistan’ın Maharastra e y a l e t i n d e, Dehradun Ekspresi treninde meydana gelen yangında biri kadın 9 kişi öldü. Maharastra eyaletinin başkenti Mumbai’den Dehradun bölgesine giden Dehradun Ekspresi, yerel saatle 02.30 sıralarında Dahanu bölgesine geldiğinde vagonlardan birinde yan-

gın çıktı. Hemen durdurulan trendeki bütün yolcular treni boşaltırken bazı yolcular duman ve yangının etkisi ile vagonlardan çıkamadı. Yangın sonucu en az 9 kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en geniş demiryolu ağlarından birine sahip olan Hindistan’da günde 9 bin tren yaklaşık 18 milyon yolcu taşıyor.

BAŞSAĞLIĞI Ulusal Kanal muhabiri Deniz Çağlayan arkadaşımızın anneannesi

GÜL AKPINARLI Chavez’i milyonlar uğurladı reformlarla ilgili olarak sendika ve sosyal hareket temsilcileriyle görüştü. İktidardaki İşçi Partisi hükümeti başta MST(Brezilya Topraksızlar Hareketi) olmak üzere tüm sosyal örgütlerin projelerine milyonlarca dolar destek verme kararı aldı. Brezilya Devlet Başkanı Dilma Roussef casusluk skandalı üzerine ABD’ye olan ziyaretini iptal etti. Atlas okyanusunda bulunan yarım trilyon dolarlık petrol rezervinin işletme ihalesinden ABD’li firmalar çıkarıldı ve ihalenin büyük parçası Çin’e verildi. Kolombiya hükümetiyle gerilla gücü FARC-EP arasında Başkan Chavéz’in arabuluculuğunda başlayan barış görüşmeleri Mayıs ayında Küba’da açık ve karşılıklı he-

yetler arası görüşmelere dönüştü.

Şili’de de kadın, sosyalist lider Şili’de Michelle Bachelet dört yıl aradan sonra tekrar başkanlık koltuğuna oturdu. Sosyalist Parti adayı Bachelet’in seçilmesiyle Güney Amerika’da Brezilya ve Arjantin’le beraber Şili’de de başkanlığa bir kadın lider geldi. Nikaragua’da Sandinist lider Daniel Ortega iktidardaki gücünü korudu. Tarım ve hayvancılığa destekleri artıran Sandinist hükümet enerji alanında önemli yatırımlara imza attı. Parlamentodan, Panama kanalına alternatif, bir kanal projesini geçiren Ortega Rusya ve Çin’le olan ilişkileri güçlendirdi.

vefat etmiştir. Arkadaşımızın acısını paylaşır, ailesine, sevenlerine ve tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.  YENER GÜNEŞ ULUSAL KANAL GENEL YAYIN YÖNETMENI


10 OCAK 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

DÜNÜN ÇÖZÜMLERİ Sudoku 2

Sudoku 1

Kakuro 1

Aydınlık

KURULUŞ. 1921

ŞEFİK HÜSNÜ DEĞMER

Kakuro 2

Yıl. 93 Sayı. 2253

VATAN - EMEK - NAMUS

Sahibi Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek

Kare

Dünya Şafak Terzi Önder Öztürk Erdem Atay Emek Esin Turhan Cansu Yiğit Toplum Özlem Konur Usta Sezim Özadalı Anıl Budak Ceyhun Bozkurt Spor Bilgi İşlem Güven Karakurt Recep Erçin Hayati Asilyazıcı Dağıtım Md.Cumali Karagöllü Ankara İsmet Özçelik İzmir Hayati Özcan Avrupa Beyhan Yıldırım Reklam Grup Başkanı Duygu İlem Genel Müdür Yardımcısı (Tüzel Kişi Temsilcisi) Metin Aktaş Genel Müdür Yardımcısı (Personel ve İdari) İsmet Öğütücü Genel Müdür Yardımcısı (Baskı ve Teknik) Melih Yıldırım

Haber Koord. Haber Müdürü Haber Md. Yrd İstihbarat Şefi Haber Araştırma Ekonomi Kültür Sanat

Yönetim Yeri. İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No.3/3 Beyoğlu - İstanbul

Tel. 0212 251 21 14 - 15 - 16 Faks. 251 55 06 Ankara Büro Tel. 0312 229 88 45 Faks. 0312 229 88 47 İzmir Büro Tel ve Faks. 0232 489 16 15 Avrupa Tel: 0049 69 25 62 88 73 E-Posta: haber@aydinlikavrupa.eu Adana Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0322 435 92 77 İzmir Baskı. Arslan Güneydoğu Gazetecilik Mat. ve Kağıtçılık A.Ş. Tel. 0232 257 69 01

Ankara Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. 35. Cadde Matbaacılar Sitesi No. 11 İvedik-Ankara İstanbul Baskı. Anadolum Gazetecilik Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No.16 Bahçelievler / İstanbul Tel. 0212 655 44 34

Dağıtım. Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş.

Önerileriniz için. halklailiskiler@aydinlikgazete.com www.aydinlikgazete.com Yayın Türü. Yaygın Süreli

Sayısal

Soldan sağa 1. Bir amirin yanında veya emrinde bulunan kimseler - Borcunu ödeme yeteneği 2. Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza Sağlık, afiyet, sıhhat 3. Bir ilimiz - Akarsu yatağı Gözde açık kestane rengi 4. Gizler, sırlar - İlaç, merhem 5. Fas’ta bir ırmak - Akıl hastanesi 6. Yok etme, ortadan kaldırma Herhangi bir toplulukta bireylerin her biri, aza - Sodyum’un simgesi 7. Çürük, temelsiz, asılsız, geçersiz - Altın’ın simgesi - İsim 8. Deyim - Alışveriş 9. Yabancı - Bir ticaret işinin kurulması için gereken para veya paraya çevrilebilir mal, sermaye 10. Yenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için veya birinin şaşkınlık veren davranışlarına karşılık olarak kullanılan bir sözcük - Kıl, tüy - “Arka” karşıtı - Rey 11. Tavır, davranış - Donanma 12. Haksız kazanç edinme, vurgunculuk - Belli, açık Yukarıdan aşağıya 1. Paralel, koşut - Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, reak-

siyon 2. Üye - Herhangi aşırı bir şeyden şaşırmış, bunalmış 3. Yardım parası - Uyku - Suyun veya toprağın önüne çekilen kalın duvar 4. Yüzyıl (kısa) - Hareket etmeyen nesneler üzerindeki kuvvet dengelerini inceleyen bilim dalı Bir geçmiş zaman eki 5. Bal yapan böcek - Uzaklaşmak 6. Evrim, gelişim, gelişme - Plutonyum’un simgesi 7. Tekirdağ’ın bir ilçesi - Eşek sesi - Bir yüzölçümü birimi 8. Bir tür tatlı çörek - Tepki ile çalışan, iki ucu açık boru biçiminde itici 9. Radon’un simgesi - “Fena değil” anlamında bir söz - Gına gelme, bıkma, bezme 10. Öğe, unsur - Arnavutluk’un plakası - Gezegenimizin uydusu 11. İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan seslerden örülmüş sistemli anlatım aracı, lisan, zeban - Hz.Muhammed’i övmek amacıyla yazılan kaside - Evin bir bölümü 12. Yerine kullanma - Balıkların sürü halinde geçebileceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit tuzak

Soldan sağa 1. Koyun, keçi gibi hayvanların boynuna takılan çıngırak - Yolcu katarlarına eklenen yük vagonu 2. Plastik ya da tahta taşlarla ve ıstakalarla oynanan bir oyun - Fas parası (kısa) 3. Ordinaryüs (kısa) - Görsel olarak hazırlanan bulmacalara verilen ad - Vesaire (kısa) 4. Başka - İmamlık 5. Subay (kısa) - Dışarı karşıtı Cezire 6. Üç-dört yaşına kadar olan dişi manda - Soru 7. Belleme - Estonya parası 8. Akkan - Yüzyıl (kısa) - Bir nota 9. Fas (kısa) - Muğla’da bir akarsu 10. 14.Osmanlı padişahı - Zehirli bir bitki 11. Zaviye - İbranice (kısa) - Teleks (kısa) 12. Deniz kıyısı - İlkel benlik Yukarıdan aşağıya

1. “Noam ...” (ABD’li dilbilimci) Belçika’da bir nehir 2. Tanrı - Bir dil 3. Üst üste halkalar oluşturacak biçimde istiflenmiş halat - Arapça’da “ben” - Büyük çivi 4. İlave - İçinde “Divan”dan az sayıda ve türde manzume bulunan küçük şiir defteri 5. Küçük saray - Bir iskambil oyunu 6. Yemen (kısa) - Yol, yöntem Barbados (kısa) 7. Her birine bir - İspanya’da bir nehir 8. Genel - Halbuki 9. Hırvatistan’da bir liman kenti Soyulup atılan şey 10. Güneydoğu (kısa) - Akaju Tarik 11. Bilgi anlamına gelen Sanskritçe bir sözcük Bitlis’in bir ilçesi 12. Geçmişe aşırı özlem - ABD parası (kısa)


Hazırlayan: Murat ŞİMŞEK

Çalışan ‘tutuklu’ gazeteciler günü  AHMET ÇOBANOĞLU

B

asın Konseyi ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ nedeniyle dün bir açıklama yaptı. Konsey başkanı Pınar Türenç, yaptığı açıklamada ifade özgürlüğünün basının siyasallaşmasıyla ortadan kaldırıldığına ve tutuklu gazeteci sıralamasında Türkiye’nin ilk sırada olduğuna dikkat çekti. Açıklamada siyasal sebeplere dayandırılarak gazetecilerin işten çıkartıldığı, özellikle Gezi olaylarında gazetecilerin polis şiddetiyle gözaltına alındığına yer verildi. Türenç, basın mensuplarına emniyet müdürlüklerinin kapatılmasını karşı verdikleri mücadeleyi “Bu hukuk dışı uy-

gulamanın iptali için diğer basın kuruluşlarıyla Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığımız başvuru sonuçsuz kalmamış, Mahkeme yürütme durdurma kararı vermiştir” dedi.

Raporlarla Türkiye’de basın özgürlüğü -Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI): 2013 Basın Özgürlüğü Raporu’nda Türkiye’nin tutuklu gazeteciler kapsamında birinci sırada yer alıyor. -Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü: Basın Özgürlüğü sıralamasında 2002 yılında 99. sırada bulunan Türkiye, bugün 179 ülke arasında 154. sırada yer almakta ve her yıl daha gerilere düşmeye devam etmektedir.

Ergenekon davasında 25 gazetecinin yargılandığını belirten Türenç, 5 Ağustos 2013 tarihli karar duruşmasında bir kısmının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldığını söyledi. Türenç, “Silivri Gerçeği” adıyla hazırladıkları kitabın yabancı dile çevrilen özetlerini yabancı basın kuruluşlarına gönderdiklerini söyledi. Türenç açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “53 yıl önce basın bayramı olarak kutlanan 10 Ocak, yıllar içinde ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ halini almıştır. Bugün ne yazık ki hakların ve özgürlüklerin kaybedildiği “gün” olmuştur. Bu bağlamda Basın Konseyi her türlü çabayı sürdürmeye devam edecektir.”

Hikmet ÇİÇEK Silivri L Tipi 1 Numaralı Cezaevi F-7 Silivri, İstanbul

‘Operasyonu durdur, yoksa bildiklerimi anlatırım!’

İ

Aydınlık Dergisi Genel Yayın yönetmeni Deniz Yıldırım 9 Kasım 2009’dan beri tutuklu

‘Feyzioğlu’

GAZETECİLERDEN MECLİS’E ÇAĞRI:

‘Bu utançtan kurtulun’  AYDINLIK \ ANKARA Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, gazeteciler üzerinde giderek yoğunlaşan baskıların son bulması için hazırladığı raporu, TBMM’de siyasi partilerin grup başkanvekillerine sundu. Basın özgürlüğünün Türkiye’de işlemediğine dikkat çeken gazeteciler parlamentoya, “Bu utançtan kurtulmak için adım atın” çağrısı yaptı.

‘Gazeteci baskı altında’ TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGS Genel Başkanı Uğur Güç, TGS Ankara Şube Başkanı Esra Koçak ve İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş’tan oluşan heyet, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle

Meclis’te temaslarda bulundu. Heyet önce CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ile görüştü. Ziyarette konuşan TGC Başkanı Turgay Olcayto, iktidarın gazeteciler üzerindeki baskısının giderek arttığını belirterek, özellikle toplumsal olaylarda gazetecilere yönelik polis şiddetinin doruğa ulaştığına dikkat çekti. TGS Genel Başkanı Uğur Güç de, “Artık gazetecilik mesleğini yapabilmenin imkanları çok sınırlanmıştır. Medyada hakim gruplar gazeteci arkadaşlara baskı uygulamaktadır. Bu baskılar neticesinde basın özgürlüğü güvence altında değildir. Hem iş hem can güvenlikleri kalmamıştır. Sektörde arkadaşların özlük hakları garanti altında değildir” dedi. Hamzaçebi

de parti olarak bu sektörün her türlü güvenceye sahip olmasını, hem de vatandaşın haber alma özgürlüğünün güvence altına alınmasından yana olduklarını belirtti. Hamzaçebi, gazeteci örgütlerinin hazırladığı dosyayı Meclis gündemi getireceklerini ifade etti.

Son 10 yılda gazeteciler üzerinde baskı arttı Heyet, daha sonra Heyet MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve AKP Grup Başkanvekili Belma Satır ile de görüşmeler yaptı. TGS ve TGC’nin raporunda ise, 212 Sayılı Basın İş Kanunu’nun 1961 yılında çıkmasından bu yana gazetecileri koruyan herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığına dikkat çekildi.

Ufuk Söylemez ‘söylemişti’

C

umhuriyet gazetesinin usta yazarı Emre Kongar, dünkü yazısında Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) Türkiye’yi riskli ülkeler listesine almasını hatırlattı. Hürriyet yazarı Tolga Tanış’ın 5 Ocak’ta yayımlanan yazısından örnekler veren Kongar, medyanın bu konu üzerinde durmamasından dert yandı. Kongar’ın yazısında “Türkiye’yi riskli ülkeler listesine alması ve son toplantısında burada tutmaya devam etmesi konusunda medyada bir haber, bir yorum gördünüz mü?” ifadelerine yer verildi. Hocamızın gözünden kaçmış olmalı. Yazarımız ve eski devlet bakanlarından Ufuk Söylemez, 7 kasım 2013 tarihli “Kara

para utancı!” başlıklı yazısında FATF’ın listesini değerlendirmişti. İşte Söylemez’in yazısından birkaç satır: “Türkiye 36 üye ülkesi içinde FAFT’ın kara / riskli listesine giren tek ülke durumunda. Hem üye ülke, hem de hedef riskli ülke konumunda. Türkiye’nin bulunduğu listede bulunan diğer 9 ülke ise; Kenya, Etopya, Pakistan, Suriye, Tanzanya, Yemen, Cezayir, Endonezya ve Myanmar var. AB’ye tam ve eşit üye olma iddiasındaki Türkiye, koca dünyada terörizmin finansmanı ve kara para aklanması konusunda mevzuatı ve mücadelesi, riskli ve yetersiz görülen 10 ülke arasına girmiş bulunuyor.

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun “Girişimleri” Orhan Veli’nin meşhur şiirini aklımıza getirdi: “Neler yapmadık şu vatan için, Kimimiz öldük, Kimimiz nutuk söyledik.” Prof. Metin Feyzioğlu’nu kutluyoruz. Nutuk çekip ucuz kahramanlığa soyunmadığı için. Laf değil iş ürettiği için. Sorun üzerinden kısır siyaset yapmak yerine, çözüm amacıyla elini taşın altına soktuğu için... Metin Feyzioğlu’na “Nasıl gidiyor” diye sorduk. Çok umutlu... “İyi gidiyor” dedi: - Çözeceğiz... Çözüme doğru ilerleniyor. Metin Feyzioğlu ile “Silivri’yi de konuştuk.” Çok şey anlattı... Özeti: İlker Başbuğ, Doğu Perinçek ve Bilgin Balanlı ile görüştüm. Söyledikleri şu... Yolsuzluklar örtbas edilmesin... Ama yolsuzlukla mücadele ediliyor diye de kumpasın üstü örtülmesin. Yavuz Donat

Bayramoğlu’nun endişesi Genelkurmay’ın kumpasa tavrının Ali Bayramoğlu’ndaki rahatsızlığı

Bu ayıbın El-Nusra ve El- Kaide’ye direkt ve dolaylı destek veren, her ay kaynağı ve sahibi meçhul kayıt dışı paranın ülkeye giriş ve çıkışına göz yuman siyasal iktidara ait olduğu aşikar. O yüzden kara para ve terörizmin finansmanı konusunda bize bu utancı yaşatan AKP iktidarını protesto ediyor ve kınıyorum.”

stanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş’ın aralarında üst düzey bürokratlar, işadamları ve AKP’li siyasetçilerin yakınlarının bulunduğu gözaltı kararı verilen 41 kişiden birisi de o. Adı bizde saklı. 25 Aralık 2013 günü tüm varlıklarına el konulması kararı veriler yedi işadamından biri. Gerçi bu karar uygulanmadı, çünkü ‘gereği yapılsın’ diye hiçbir kuruma gönderilemedi. Bu ünlü işadamının ilginç bir telefon konuşmasını anlatacağım. Ama önce şu yapılamayan operasyonu kısaca hatırlatalım. Birinci soruşturmada oğulları gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan bakanlar, “eh artık istifa etmenin zamanı geldi” derken, 25 Aralık 2013 günü ikinci büyük soruşturmanın yürütüldüğü ortaya çıktı. Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk soruşturmasında ( yolsuzluğun ekonomik büyüklüğünün 100 milyar lira olduğundan söz ediliyor) verilen gözaltı kararı İstanbul polisi tarafından geri çevrildi. İstanbul’da yeni atanan şube müdürleri, Başsavcı Turan Çolakkadı’nın bilgisi olmadığı gerekçesiyle yeni bir operasyona başlamayacaklarını söyleyerek savcı Muammer Akkaş’ın talimatını yerine getirmediler. Savcı, polis şeflerine söz geçiremedi. “Soruşturma yapmam engellendi” diyen savcı Akkaş’a dosyadan el çektirildi. Savcı Akkaş, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, yeni Emniyet Müdürü Selami Altınok ve yeni Mali Şube Müdürü Hakan Sıralı hakkında soruşturma başlattığını duyurdu. Yeni soruşturmanın gerekçesinde “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve kurulan örgüte üye olmak”, “terörün finansmanını sağlamak”, “kamu ihalelerine fesat karıştırmak”, “rüşvet” gibi ağır iddialar bulunuyordu.

‘Onlar birlikte düşünür!’ Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Orhan Gazi Ertekin, Başsavcı Çolakkadı’nın hükümetin baskısı altında olup olmadığı sorusuna nükteli bir yanıt veriyor: “Yani bu biraz naif bir soru... Başsavcının baskı altına gireceğini düşünmek yargıyı hiç tanımamaktır. Çünkü zaten ikisi ortak ve beraber düşünür. Talimata gerek yoktur.” (Hürriyet Pazar, 29 Aralık 2013) Delillerin karartıldığı, şüphelilerin bir kısmının yurtdışına kaçtığı veya kaçırıldığı söylendi. Tayip Erdoğan, Pakistan dönüşünde uçaktaki gazetecilere, oğlu Bilal’in üzerinden kendisinin hedef alındığını söyledi. “Dertleri benim” dedi.

ANAP büyüttü, AKP Karun yaptı Şimdi gelelim bu ünlü işadamına. Geçmişte ANAP’ın ortağıydı. Özal döneminde büyüdü. Şimdi AKP’nin gözde işadamlarından. Geçmişte Albayraklar operasyonu sırasında kendisini polisin ve savcının elinden ANAP kurtarmıştı. Şimdi AKP’ye “kurtar beni” diyor, o da kurtarıyor. Eskiden Metro işinde ANAP’la ortaktı, şimdi AKP ile. Karadeniz Otoyolunu hatırlar mısınız? Kanlı bir yoldur orası. “Çevrecilik yapıyor” diye faili meçhul bir cinayete kurban giden Karadenizli köylüyü bilir misiniz? Şimdi gene aynı işadamı AKP’nin önde gelen bir ismine şöyle diyor: “Bu operasyonu durduracaksınız. Yoksa bütün bildiklerimi anlatırım!” Dikkat edin, rica etmiyor sanki talimat veriyor.

Tefessüh Tayyip Erdoğan’ın en güvendiği hukukçulardan. Onun da adı bizde saklı. Yüksek yargının en tepelerine getirmek istiyordu. Olmadı, “ikinci başkan”lıkla yetinmek zorunda kaldı. AKP- Cemaat kavgasının ne zaman biteceğini soran yakınına şöyle diyor: “Ne bitmesi? Daha kavga yeni başlıyor. Burada (yargıda) kan gövdeyi götürecek. Allah sonumuzu hayretsin.” Tefessüh, Arapçadan dilimize giren bir sözcük. Feshetme, bozma anlamına geliyor. Bozulma, yozluk, çürüyüp dökülme, çürüyüp kokma anlamına da. Bu düzenin tefessüh etmeyen bir yeri kaldı mı? Yeni Şafak 04.01.2014

YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... YAYIN AKIŞI... 06.30 Muhabbet 08.00 Televizyon Gazetesi 10.00 Ekopolitik 12.00 Ne Dersiniz? 13.00 Haber Masası 15.00 Haber Merkezi 18.00 Spor Ana Haber

08.00 Semra Topçu ile Güne Başlarken 10.00 Ezgi Değirmencioğlu ile Haber Saati 14.00 Rahmi Aygün ile Öğleden Sonra 17.00 Lale Ozan Arslan ile Akşam Haberleri 19.00 Halk Haber 19.35 Hakan Aygün Analiz 20.00 Nihat Genç Konuşuyor 21.00 Saygı Öztürk’le Sisler Bulvarı 22.30 Ahmet Çortoğlu-Lale Ozan Arslan

07.30 Uyan Türkiye 10.00 Sağlıklı Yaşam 11.45 Yaşamın İçinden 13.00 Haber 13 14.00 Türk Film 16.45 İstekleriniz 18.30 Ana Haber 20.00 Yerel Gündem 21.30 Canlı Performans 22.30 Gündem Ehl-i Beyt 00.00 Ana Haber “T”

09.20 Sormak Gerek 10.00 Biz Bize 11.30 Gündemin İçinden 13.30 Söz İstanbul’da 14.00 Haber 14.20 Haberci 15.00 Haber 15:30 Dünyadan 16.00 Güncel 17.30 Ekonomi 18.30 Günce 20.00 Ana Haber 21.30 Bekleme Odası 23.30 Ata’nın Mirası

09.00 Parametre 10.35 Paranın Gündemi 11.00 Karşı Gündem 12.00 Bugün 14.00 Günlük 16.00 Dünya Hali 16.30 Paranın İzi 16.45 Afiş 17.00 Haber 18.00 Ana Haber 19.30 Habere Dair 20.45 Para Dedektifi 21.20 Eğrisi Doğrusu 23.00 Ne Oluyor?

10.30 Haber Merkezi 12.00 Haber 12.20 Ekonomi 12.30 Spor Aktüel 13.00 Haber 14.00 Günün İçinden 15.25 Sektör Emlak 16.00 Günün İçinden 16.20 Dünya Bülteni 18.00 Akşam Haberleri 18.15 Gece Gündüz 19.00 Haber 20.00 Ana Haber 21.10 Tadı Damağımda 22.10 Panorama

06.45 Günaydın 08.45 Doktorum 10.30 Bana Her Şey Yakışır 12.00 Gün Arası 12.15 Kaynana Gelin Seda’ya Gelin 15.00 Evim Şahane 16.45 Arka Sokaklar 18.50 Koca Kafalar 19.00 Ana Haber 20.30 Galatasaray-Ajax Futbol Karş. 23.30 Beyaz Show

06.45 Bugün 09.00 Beni Affet 10.00 Melek 12.00 En Güzel Bölüm 12.30 Aşkın Bedeli 14.30 Soframız 15.30 Küçük Kadınlar 16.40 En Güzel Bölüm 17.15 Beni Affet 19.00 Star Ana Haber 19.20 Büyük Risk 20.00 Medcezir 23.30 Film

06.00 Cennet Mahallesi 08.30 Cuma Sabahı 10.00 Her Şey Dahil 12.00 Show Dünyası 12.30 Gülben 14.30 Film: Saadet Güneşi 16.30 Pis Yedili 19.00 Show Ana Haber 20.00 Dila Hanım 23.15 Makina Kafa

07.00 Gülhan’ın Galaksi Rehberi 08.40 Aramızda Kalsın 12.00 Özge ile Yeni Hayat 14.30 Anlatacaklarım Var 17.00 Oynat Bakalım 18.00 Flashpoint 18.45 Film: Sherlock Hollmes: Efsane Peşinde 20.45 Film: İhanet 22.45 Magazin 8

07.00 Kahvaltı Haberleri 08.30 Nihat Hatipoğlu 10.00 Müge Anlı ile Tatlı Sert 13.00 Kızlar ve Anneleri 15.00 Alemin Kralı 16.00 Zahide ile Yetiş Hayata 19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Huzur Sokağı 22.30 Ben Onu Çok Sevdim

08.30 Sen de Gitme 10.00 Eline Sağlık 11.15 İyi Fikir 12.40 İyi Şeyler 13.00 Haber 13.30 6 Mantı 14.40 Aileler Yarışıyor 16.40 Zengin Kız Fakir Oğlan 18.30 Habere Doğru 19.00 Haber 19.50 Böyle Bitmesin 22.30 Gönül Hırsızı 00.25 Film: Matrix Reloaded

10.35 Gündem 11.35 Açık Büfe 12.35 Bin Kişiye Sorduk 13.35 Gündem 14.00 Haber 14.35 Gündem 15.30 Haber Özet 15.35 Sadece Sinema 16.35 Bin Kişiye Sorduk 17.35 Dünya Turu 18.00 Haber 18.20 Sadece Sinema 19.50 Kuklagiller 21.00 Yol Arkadaşım

09.35 Ekonomide Görünüm 10.00 Haber Masası 12.00 Gün Ortası 14.40 Ekonomide Görünüm 15.00 Güne Bakış 16.40 Ekonomide Görünüm 17.05 Söz Sende 18.00 Akşam Raporu 20.00 Habertürk Özel 22.00 Haber 23.00 Okan Bayülgen Sunar: Beyin Bedava

09.30 Gündem Özel 11.00 Nazım Usta ile Mutfak Keyfi 12.30 Parantez 13.30 Film 15.00 Hong Gil Dong 16.00 Hayat ve Sağlık 16.30 Ayhan Aşan ile Safa Geldiniz 18.00 Kum Saati 19.00 Sporaktif 19.30 Ana Haber 20.15 Hong Gil Dong 21.30 Analiz 23.00 Film

07.00 Geri Sayım 10.00 Piyasa Ekranı 12.00 Finans Cafe 14.00 Piyasaya Bakış 14.30 İş Dünyasından 15.00 Piyasaya Bakış 16.00 Kapanışa Doğru 17.00 Son Baskı 18.00 Avatar 18.30 Kung Fu Panda 19.00 The Closer 20.00 Doktor Who 21.00 Revolution 22.00 Film: Kuzuların Sessizliği

09.00 Hayallerinin Peşinde 10.00 Dallas 12.00 Ellen Show 13.00 Hayallerinin Peşinde 14.00 Kanun ve Düzen 16.00 Ellen Show 17.00 Hayallerinin Peşinde 18.00 Dallas 20.00 Ellen Show 21.00 Leverage 22.00 The Tonight Show witp Jay Leno 23.00 Flight Of The Conchords

06.45 İsmail Küçükkya ile Çalar Saat 10.00 sana Bir Sır Vereceğim 11.45 Deniz Yıldızı 12.45 Yemekteyiz 14.30 Unutma Beni 16.00 Esra Erol’da Evlen Benimle 19.00 Ana Haber 19.30 Deniz Yıldızı 20.30 Karagül 23.45 Çocuklar Duymasın

09.10 Öyle Bir Geçer Zaman ki 11.00 Aşk Yakar 12.45 Kayıp Şehir 15.00 Aşk-ı Memnu 16.50 Ejder Avcıları 17.20 Women 18.00 Marilyn Monroe’nun Kayıp Bavulu 19.30 Mutluluğun Peşinde 21.30 Film: Çöl Azizleri 23.30 Film: Barselona, Barselona

18.30 Çizgi Film “Robin Hood” 19.00 Ana Haber 20.00 Çift Vuruş 22.00 Kral Çıplak 00.00 Gece Raporu

SİLİVRİ NOTLARI

10 OCAK 2014 CUMA


Hazırlayan: Ece KIRBAŞ

10 OCAK 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

‘YOL’UNU KAYBETMİŞ FİLMLER (1)

46. SİYAD Ödülleri Adayları açıklandı



Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Türkiye Sineması Ödülleri’nin bu yılki adayları, üyelerin oylarıyla belirlendi. 46. SİYAD Türkiye Sineması Ödülleri’nde yıl boyu gösterime giren 86 filmden 12’si çeşitli dallarda adaylık kazandı. 9’ar daldaki adaylıklarıyla “Kelebeğin Rüyası” ve “Zerre” bu yılın öne çıkan filmleri oldu. Bu filmleri, 8’er daldaki adaylıklarıyla “Sen Aydınlatırsın Geceyi” ve “Yozgat Blues” ile “Jin” izliyor. Bu yıl ayrıca oyunculuk dalında da ilginç bir çekişme yaşanıyor. En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında Ercan Kesal ve Tansu Biçer iki ayrı filmdeki performanslarıyla 2’şer adaylık elde etti.

SİYAD üyelerinin iki turlu elektronik oylaması sonucunda ödüller, 20 Ocak 2014’te Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek gecede sahiplerini bulacak. Törende, “Yerli Yapımlar” kategorisinde en iyi film, yönetim, senaryo, müzik, görüntü yönetimi, sanat yönetimi, kurgu dalları, kadın oyuncu performansı, yardımcı kadın oyuncu performansı, erkek oyuncu performansı, yardımcı erkek oyuncu performansı ile toplam 11 anadalda verilecek. Ceyda Düvenci’nin sunacağı gecede 2013 yılının en iyi yabancı filmi de belirlenmiş olacak. 11 anadalın yanı sıra en iyi belgesel film ve en iyi kısa film de SİYAD heykelciğiyle ödüllendirilecek.

‘İl Divo’ filminden

ahmetsay@aydinlikgazete.com

Bu hafta Ahmet Say’a iktidarın sanatı yıkım yasası TÜSAK ile ilgili son gelişmeleri soruyoruz. Sanat kurumlarını ve sanatçıyı yok etme yolunda atılan emin adımları (!) ve son durumu Say’dan öğreniyoruz.  Kültür alanında gündemin ilk maddesi, iktidarın çıkarmak istediği TÜSAK adlı yasayla Devlet Tiyatroları’nın, Devlet Opera ve Balesi’nin, Devlet Senfoni Orkestraları’nın kapatılmasıydı. Bu karanlık girişime karşı, sayısı giderek artan 40 dolayında sanat derneği, ortak bir bildiri yayınladı. Nedir son durum? Sanat dernek ve vakıflarımızın bildirisi, geniş yankı buldu. Ortak adı “Türkiye Sanat Hareketi” olan bu kuruluşların yaptığı toplantılara ben de davet edildim. Dilerseniz size önce TÜSAK adlı yasanın amacını özetleyeyim: Söz konusu girişimle iktidar, 22 ilde bulunan çok sayıdaki Devlet Tiyatrosu sahnesini, Devlet Opera Balesi’nin 6 kentimizdeki birimlerini, Devlet Senfoni Orkestraları’nın 6 kentimizdeki topluluklarını kapatıyor. Üstelik, hem bu kurumların yasaları lağv ediliyor hem de cumhuriyetimizin bu çok değerli kültür ve aydınlanma kurumlarımızın yerine hiçbir şey konmuyor. Müzik ve sahne sanatları alanında tam bir kıyımdır bu.  Sızan son haberlere göre, birkaç gün önce Turizm ve Kültür Bakanlığı’nda üst düzey bir toplantı yapılmış. Toplantıya, yukarıda belirttiğimiz ilgili kurumların genel müdürleri katılmış. Bilginiz var mı bu konuda? Var. Bakanlık, bilgilendirmek

için çağırmış onları. Danışmak için değil. “Biz böyle yapacağız, haberiniz olsun” der gibi. Öğrendiğime göre, çağrılı olan genel müdürler, toplantı sonrası kendi kurumlarındaki sanatçılara bilgi vermemiş. Genel müdürlerin kendi sanatçılarına açıklama yapmayışını çok yadırgadım.  Birkaç konuda Bakanlığın geri adım attığı söyleniyor... Evet, söyleniyor: Üç büyük kentimizdeki kurumlara dokunmayacaklarmış! Bunun anlamı, birer aydınlanma kurumu olan bu sanat birimlerinin, özellikle Anadolu kentlerinden kaldırılmasıdır. Oysa Anadolu’nun sanat desteğiyle aydınlanmaya daha çok gereksinimi var.  Peki, TÜSAK yasasının karşısında yer alan 40 dolayındaki müzik ve sahne sanatları derneği ne diyor bu duruma? Onlar, yurt ölçeğinde yaygınlaşmaya başlayan Devlet Tiyatroları’nın, opera ve bale toplulukları ile senfoni orkestralarının güvencesi olan yasaların lağv edilmesine şiddetle karşı çıkıyorlar. Bu yasalar, onların gözünde cumhuriyetin kuruluş yasaları gibi... Şu da var ki, söz konusu yasaların süreç içinde eskimiş, yetersiz kalmış yönleri olabilir. Bunlarla ilgili rötuşları, sanatçılardan oluşan yetkili bir kurul yapmalıdır. Ama kurum yasalarının tümden kaldırılması, hiçbir biçimde söz konusu olamaz. Buna Türkiye’nin aydın kamuoyu da izin vermez. Yalnızca tiyatroların Türkiye ölçeğinde milyonlarca seyircisi var. Ne sanıyorlar Türkiye’yi, Arab kabilesi mi?

ANLATSAK FİLM OLUR!  DOĞA CAN ANAFARTA

1

7 Aralık’tan beri gündem belli: Yolsuzluk soruşturması. Mahallede, kahvede, işte, yemekte herkesin ağzında... Bu süreçte hayatımıza neler girdi bir bakalım; ayakkabı kutuları, para sayma makineleri, cadı avları, TIR’lar, paralel devletler falan filan... Tartışılan onlarca konu var. Soruşturma bakan oğullarını da içerince yurdum insanı bir durdu, şaşırdı tabii, lakin dünyaya baktığımız zaman görüyoruz ki, gerekirse soruşturulan kişi başbakanın kendisi bile olabiliyor. Oraları övmek için değil fakat bir fark da gözümüze çarpıyor sanırım; Onun abisiymiş, bunun babasıymış demeden hemen harekete geçmeleri. Bizde harekete geçince ise 110 emniyet mensubunun yeri değiştiriliyor... Sinemaya dönecek olursak tarihe damga vurmuş yolsuzlukları film haline getirmek tabii ki yapımcılar için kaçmaz fırsat. Ben de bu yazıda dünya sinemasına damga vurmuş birkaç filmden örnek vereceğim efendim. Bakalım soruşturmalar arasında bizimle benzerlik var mı...

vatanından kaçarken 2000 yılında Türkiyeye de uğramıştı belki hatırlarsınız. Eski bir Kgb’li olan Litvinenko yazdığı kitapta 1999 yılında 300 kişinin ölmesi ile sonuçlanan bombalama olayı ve birçok terör saldırısının arkasında devletin kendi güvenlik servisi FSB olduğunu söyler. Söylediğine göre, amaç halk üzerinde panik yaratarak mutlak kontrol sağlamaktır. Bu kitaptan sonra kaçmaya başlayan ajan, Rus devletinin içinde FSB’nin bir Paralel Yönetim kurduğunu ve kontrolde olduğunu iddia eder. Putin karşıtı olan bir gazetecinin vurularak öldürülmesini aydınlatmaya çalışırken İngiltere’de bir barda buluştuğu eski KGB ajanları tarafından içeceğine radyoaktif bir madde karıştırılarak zehirlenir (kanıtlanmış değil) ve kısa bir süre sonra ölür. Yıllar sonra Putin baskılardan dolayı olayla bir ilgisi olmadığını açıklar. Ülkemizde yaşanan sözde iktidar -Cemaat krizinden sonra KGB- FSB, paralel devlet yakıştırmaları benzerlikler taşıyor gibi.  Khodorkovsky - Belgesel Bizler genelde sermayenin iktidarın yanında durduğunu görürüz. Onlar da ne yapsın canım ekmek parası (!)... Fakat Rusya’nın en zengin adamı olan Khodorkovsky ülkesinin durumundan rahatsızdır ve canlı yayınlanan bir TV programında başbakana isyan eder; Hükümet yozlaşmıştır, yolsuzluk kol gezmektedir. Aynı yılın Ekim ayında uydurma nedenlerle tutuklanır. Putin’e başkaldıran cesur bir adamın belgeseli. İzlenmeye değer.  İl Divo Gladio, Vatikan, mafya, cinayet ve hepsinin ortasında bir Başbakan. Bizim

Sinema UNUTMAZ, unutturmaz. Tarihe damgasını vurmuş (!) yolsuzlukları, darbeleri bir de beyazperde de inceleyelim...

Paralel devlet, istihbarat teşkilatları, mafya ve sermaye sel

 Poisoned by Polonium - Belge-

Yüz yıllardır Ruslarla aramızda bir alışveriş-iletişim söz konusu. Ama sadece iletişim değil adalet, emniyet, yönetim, öldürülen gazeteciler, faili meçhul cinayetler... Anlayacağınız benzer yönümüz çok. İlk gösterimini Cannes’da yapan belgesel Aleksander Litvinenko’nun hikâyesini analtıyor. Kendi

için de tanıdık bir “ilişkiler yumağı”; bağlı bekleyelim mi?” diye sorar. Bekancak bu kadar açık seçik bir halde lemezler tabii, hemen istihbarat ve olması olayları filme taşımaya yetmiş... gizli servis halkın arasında isyan çıPaollo Sorentino’nun yönettiği film si- kartmak için karışır ve ‘73 yılında Ameyasetçilerin legal ve illegal yaşamı ara- rika’nın desteği ile askeri darbe gersında çok ince bir çizgide durduğunu çekleşir. Salvador bu esnada intihar gösteriyor. Örgütü ifşa eden bir gaze- eder... Kendi tarihimizde belki de en tecinin faili meçhul cinayete kurban çok bugünlerde konuştuğumuz Amegitmesi ve perde arkasında devlet- rika’nın, emperyalizmin etkisini, başka mafya ilişkisinin korunması. (Okuyan, bir ülke üzerinde açık açık izlemek size yirmi bir yıl önce Ankara’da yaşa- için ideal bir belgesel.  Citizen Cohn - Yurttaş Kohn nanları anlattığımı sanabilir). Amerikan tarihinin tartışmalı isimi  City Hall - Şehir Merkezi Al Pacino’nun canlandırdığı New Roy Kohn’u James Woods canlandırıYork Valisi John Pappas idealist, dürüst yor. Söz konusu dönem (ve her daim) bir adamdır. Yardımcısı Kevin (John Amerika’nın büyük korkusu komüCusack) ona adeta hayrandır. Bir de- nizmdir. Kohn da düşmana karşı dektif ile gangsterin birbirini vurması McCarthy ile omuz omuza savaşmış bir avukattır. İkili bu aralar cadı avı’nı ve bu sırada oradaki bir adım ileri götürüp, denizaşırı kobir zenci çocuğun ölmünist ajanların mesi ile New York devlette çalışan karışır. Bir anda poeşcinsellerden gizli lis, rüşvet, mafya ve Salvador Allende bilgileri almak için politikanın ne kaonları kimliklerini dar içe içe olduifşa etmekle tehdit ğunu ve John’un ettiklerinin bilgisini aslında hiç gözükhükümete sunar. tüğü gibi bir lider Bunun üzerine olmadığını anABD Başkanı Eisinlarız. Diğer filmhower şok bir kararla lerin yanında zaeşcinsellerin devlet yıf kalsa da özdairlerinde çalışmasını gün senaryo olarak inceleyasaklar. Politik kornebilir. Bizi yönetenleri acaba ne kadar kuların insanları yönlendirdiği o dötanıyoruz? nemden yıllar sonra işler şaşırtıcı bir Cadı Avı, komünistler ve Amerika hal alır. Avukatlık lisansı yolsuzluk suç Salvador Allende - Belgesel lamalarından dolayı alınır ve eşcinsel1970 yılında Şili halkı başbakanı lerin hayatını epey zorlaştıran Kohn’a olarak sosyalist Salvador Allende’yi 84 yılında AIDS teşhisi konur. Kohn, seçince Amerikan hükümetinin tabii o dönem eşcinsellerle ilişkilendirilen ki bu duruma el koyması gerekir! Yeni hastalığa yakalandığını asla kabul etmez, başbakan Özelliştirmeye ve Batı Kül- teşhise rağmen öldüğü güne kadar türüne karşıdır! Kendilerini o kadar kanser olduğunu söyler... Cinsel kimliği haklı görüyorlardır ki ABD Senatörü bizi ilgilendirmez ama film, karakteri Kissinger “Adam orada ülkeyi komünist daha iyi tanımak ve 50’li yıllardaki bu yaparken biz burada elimiz kolumuz yolsuzluğu görmek için iyidir.

VİZYONDAKİLER.. VİZYONDAKİLER.. VİZYONDAKİLER..

Gloria elio Sebastián L Yönetmen: Jiménez, Paulina Luz Oyuncular: Hernández, Diego io rg e ini Garcia, S Coca Guazz Fontecilla, - İspanya, Şili 3 Yapım: 201



58 yaşında özgür ruhlu, dul bir kadın olan Gloria, tüm çocuklarının yanından ayrılmasıyla tek başına kalmıştır. Yalnızlıktan pek hoşlanmayan Gloria soluğu sadece bekârların katılabildiği sıradışı partilerde alır ve bu partiler umduğunun aksine her seferinde hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Ta ki eski bir bahriyeli olan Rodolfo ile tanışana kadar. Kendisinden yedi yaş küçük olan bu adama karşı romantik anlamda bir şeyler hissetmeye başlayan Gloria, uzun süreli bir ilişkinin de hayallerini kurmaya başlamıştır.

Walter Mitty´nin Gizli Yaşamı



Büyük bir derginin fotoğraf bölümünde çalışan Walter’ın sessiz sakin bir hayatı vardır ve dergide yeni işe başlayan Cheryl’dan hoşlanmaktadır. Bir yandan da kendini gerçeküstü hayallerin ana kahramanı olarak gören Walterd bir gün derginin kapatılacağını öğrenir. Son sayı

Yönetmen: Ben Stiller Oyuncular: Ben Stiller, Kristen Wiig, Sean Penn, Adam Scott, Shirley MacLaine Yapım: 2013 - ABD için hazırlanan önemli bir fotoğraf çalışmasının en önemli parçası olan 25. kare kayıptır ve Walter, bu kareyi bulabilmek için çok kısıtlı bir zamana sahiptir. Walter Mitty, yalnızca hayallerinde gördüğü bu maceraya gerçek hayatta da atılmak zorundadır.

T.C KOCAEL 2. CRA MÜDÜRLÜÜNDEN TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI (2010 / 11322 ESAS) Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : Tanmazn Özellikleri : Kocaeli ili İzmit ilçesi Mehmet Ali Paşa Mah. Mevkii 94 cilt 9223 sayfa nolu 3613 ada ve 16 parselde kayıtlı arsa nitelikli taşınmaz İzmit (Bekirpaşa) 28 Haziran Mah.Özbay sokak No:24 adresindedir.Parsel üzerinde 4 katlı betonarmekarkas yapı sistemi ile yapılmış, zemin ve normal katları mesken olarak kullanılan asansörsüz bina bulunmaktadır.Binanın doğu ve batı yöne bakan cephesi her katta birer mesken bulunmakta, daireler 2 oda+salon+mutfak+banyo+wc ve 1 balkon şeklinde, kullanım alanları 100 er m2 dir.Binanın toplam inşaat alanı 400m2 dir.Dairelerin ısınma sistemleri doğalgaz kombili, pencere doğramaları PVC, yaşam mahallerinin yer döşemeleri laminant parke, ıslak hacimler seramik ile kaplıdır.Keşif sırasında dairelerde zemin katta mal sahibinin üst katlarda kiracıların ikamet ettiği görülmüştür.Binada kat irtifakı kurulu olmadığından arsa ve binaya ayrı ayrı değerleme yapılmıştır.Tapu kaydında vasfı arsadır.İlgili belediyesinden alınan 02-09-2013 tarih 6719 sayılı imar durumunda parselin konut alanında kaldığı bitişik nizam 3 kat inşaata müsait olduğu anlaşılmıştır.Değerleme yapılırken Bayındırlı ve İskan Bakanlığının 2013 yılı yapı yaklaşık maliyetleri hakkında tebliğine göre (m) sınıf (B)grubuyapı olarak değerlendirilip birim değeri 585.00.-TL /m2 alınmıştır, 02-12-1982 gün ve 17886 sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren yıpranma paylarına ilişkin oranlan gösteren cetvele göre yıpranma payı düşülmüştür. imar Durumu : Parselin konul alanında kaldığı bitişik nizam 3 kat inşaata müsait olduğu anlaşılmıştır.2013 yılı yapı yaklaşık maliyetleri hakkında tebliğine göre (III) sınıf (B) grubu yapı olarak değerlendirilip birim değeri 585.00.-TL / m2 alınmıştır.02-12-1982 gün ve 17886 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren yıpranma paylarına ilişkir oranlan gösteren cetvele göre yıpranma payı düşülmüştür. Kymeti : 24.731,25 TL KDV Oran : Arsa payı için %18, bina payı için %1 dir. 1.Sat Günü : 03/03/2014 Saat: 11:00 - 11:10 2.Sat Günü : 03/04/2014 Saat: 11:00-11:10

Sat Yeri : Karabaş Mh. Hafız Binbaşı Cad. Adliye Sarayı 1 .Kat, 2.İcra Müdürlüğü İZMİT / KOCAELİ Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialannı dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi aynca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2010/11322 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 02/01/2014 BASIN: 1233 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


10 OCAK 2014 CUMA

Hazırlayan: Sema SEZEN

Kırım kırım kırdınız bizi Balkanların yüzyıllık hüznü, Kırımlı yazar Cengiz Dağcı’nın ‘Kırımlı/Korkunç Yıllar’ adlı romanından uyarlanarak filme alınıyor. Platolar, ‘Nazi Kampları’nın gerçeğine en yakın haliyle tasarlandı  VEYSEL BOĞATEPE

K

ırım-Tatar Türklerinden yazar Cengiz Dağcı’nın, 1989 yılında ilk baskısı yapılan romanı “Kırımlı/Korkunç Yıllar”, Atilla ve Nil Ünsal tarafından senaryolaştırılarak beyazperdeye aktarılıyor. Çekimlerine 24 Ocak’ta Afyonkarahisar’da başlanıp, Bolu Aladağlar’da devam edilecek filmin basın toplantısı, 7 Ocak Çarşamba günü İstanbul Hilton Otel’de yapıldı. Gazeteci-yazar Avni Özgürel’in projelendirdiği filmin basın toplantısına Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, filmin yönetmeni Burak Arlıel ile oyuncu kadrosunda

projelere dahil edilen filmin anasponsorluğunu yine Kültür Ajansı üstlendi. 2013’te “Türk Dünyası Kültür Başkenti” unvanı alan Eskişehir, 2014 yılında bu unvanını Tataristan’ın “Kozan” kentine devredecek ve film projesine yaklaşık 5 milyon dolar harcayarak en büyük bütçeli projesini de gerçekleştirmiş olacak.

Oyuncu kadrosunda Murat Yıldırım, Selma Ergeç, Bülent Alkış, Gülçin Santırcıoğlu, Burç Kümbetlioğlu yer alıyor. hir’de yapılması planlanıyor.

Balkanlar’ın yüzyıllık hüznü Kırımlı olmasına ve Türkiye’ye hiç gelmemiş olmasına rağmen romanlarını Anadolu Türkçesi ile yazan Cengiz Dağcı,Türk edebiyatında hak kettiği yeri bulmuştu. Romanlarında özellikle Kırım Türklerinin çektiği acıları, sürgünleri ve yurt özlemlerini dile getirmesinin yanı sıra insanın kendini arayışı, zulme başkaldırışı gibi evrensel konuları da işlemişti. 22 Eylül 2011 Perşembe günü

saat 12.30’da Londra’nın Soutfields bölgesindeki evinde vefat eden Cengiz Dağcı, bu romanında da 2. Dünya Savaşı sırasında Sovyet Rusya coğrafyasındaki bütün halklarla birlikte Türklerin de çektiği ıstırabı, zulmü ve Kırımlıların yaşadığı sürgünü içtenlikle anlatırken, korkunun ve sürgünün çocukları Balkanlar’ın yüzyıllık hüznünü yıllardır şu dizelerle haykırıyor: “Kırım kırım kırdınız bizi / Vagonlara dizdiniz bizi / Sibirya’ya sürdünüz bizi / Kırılmadık, yıkılmadık / Ayaktayız, görün bizi /...”

Çavuşesku sonrası Romanya’nın portresi Y  ERCAN DALKILIÇ

eni Romanya sineması, büyük bir sürpriz yaparak son zamanların en önemli akımlarından biri oldu. Cristian Mungiu, Corneliu Porumboiu, Cristi Puiu gibi isimler peşi sıra ürettikleri filmlerle Avrupa’nın saygın festivallerinden ödüller kazandılar. Bu yönetmenlerden biri de Yeni Romanya sinemasını başlatan filmlerden “Maria” ile 2003’te Locarno Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü ülkesine götüren Calin Peter Netzer’di. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ve FIBRESCI Ödülü kazanan, Netzer’in ikinci uzun metraj denemesi “Çocuk Pozu”nu (Pozitia copilului) 20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde izleme şansı bulmuştum. SSCB dağıldıktan sonra bütün Doğu blokunda olduğu gibi, Romanya’da da sosyal sınıflar arasındaki uçurum büyük bir sorun oldu. “Çocuk Pozu”, bu sınıflar arasındaki uçurumu

merkezine almasa da kıyısından filizlenen bir hikâyeyi anlatıyor. Zengin bir bir ailenin 34 yaşındaki sorumsuz oğlu Barbu, annesi Cornelia’nın istemediği Carmen’le bir hayat kurma arifesinde. Filmin başında, bürokratlar, büyük işadamları ve politikacılarla dolu bir salondaki davette anne Cornelia, aile dostuna bu konu hakkında dert yanarken telefon çalıyor ve Barbu’nun bir trafik kazasında birini öldürdüğünü

Burçak EVREN

‘Bizim millet okumuyor sinemaya gitmiyor’ diyemeyeceğiz...

G

Filme özel plato

Kültür Ajansı’nın “Kalıcı Eserler” arasına aldığı “Kırımlı/Korkunç Yıllar” filminin çekim öncesinde detaylı bir önhazırlık yapıldı. Avni Özgürel yönetiminde TFT Prodüksiyon’un üstlendiği film için Bolu Aladağlar’da yapımı aylar süren özel platolar inşa ettirildi. 2. Dünya Savaşı esnasında insan kıyma makinesi gibi çalıştırılan “Nazi Kampları”nın gerçeğine en yakın haliyle tasarlanması için yoğun ve titiz bir çalışma yürütüldü. Film için özel plato kuruldu. Mart ayı yer alan Murat Yıldırım, Selma sonunda vizyona girmesi planlaErgeç, Bülent Alkış, Gülçin San- nan filmin, dünya sinemalarına tırcıoğlu, Burç Kümbetlioğlu ka- dağıtımı ise Warner Bross şirketi tarafından yapılacak. Filmin gatıldı. Eskişehir Valiliği’ne bağlı Kül- lasının ise Tatar Türklerinin büyük tür Ajansı tarafından yürütülen çoğunluğunun yaşadığı Eskişe-

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

lenmesi gereken, anne ile oğul arasındaki cinsel karmaşa, Carmen’in aileye etkisi olan yan çatışmalar, “Çocuk Pozu”nda başka yönlere savrulup dramanın çözümlenir yapısının dağılmasına yol açmış. Bunun yanında hiçbir işlevi olmayan ayrıntıları -ellerdeki sigaralar, takılar, çekmecelerdeki fitillere kadar- gösterip duran Netzer’in bu gereksiz takıntısı, filmin izlenebilirliğini oldukça zorlaştırmış. “Çocuk Pozu”, ‘Yeni Romanya sinemasının görülmesi gereken örneklerinden biri olarak not edilmeli; fakat beklentinizi çok yüksek tutmam a nızda fayd a var.

öğreniyoruz. Barbu ile arası hayli açık olan anne Cornelia, bütün nüfuzunu kullanarak oğlu Barbu’yu hapise düşmekten kurtarmaya çalışacak. “Çocuk Pozu”, üzerine gittiği sınıf sorununu aktarabilen, Çavuşesku sonrası Romanya’nın sosyo-ekonomik portresini başarıyla sunan bir film. Cornelia karakterinde izlediğimiz Luminita Gheorghiu çok iyi bir oyun sergiliyor. Netzer’in soğuk, karakterlerine nesnel yaklaşan, Peter Netzer belgesel gerçekliği yara- Yönetmen: Calin Netzer tan kamerası da müthiş! Senaryo: Razvan Radulescu, Calin Peter Fakat filmin bir drama- Oyuncular: Luminita Gheorghiu, Bogdan tizasyon problemi olduğu Dumitrache, Natasa Raab da inkâr edilemez. Yapım: 2013 / Romanya / 112 dk. Ana çatışmaya eklem-

‘Çocuk Pozu ’ (Pozitia copilului) 6 / 10

Selma Ergeç

eçtiğimiz günlerde kısa aralıklarla, sinema ve yayıncılıkla ilgili iki istatistik yayınlandı. İlkinde; 2013 yılında sinemada, son 30 yılın en yüksek bilet satışına ulaşıldığı, diğerinde ise Türkiye’nin, yayıncılık endüstrisinde dünyada 13. sırada olduğunun altı çiziliyordu. Bu veriler, öteden beri alışık olduğumuz “okumuyoruz” ya da “izlemiyoruz” gibisinden bir ezberi bozmuş oldu. Çünkü veriler, bizim gibi düşünmüyor, sayıların inandırıcı gücüne yaslanarak gerçekleri ortaya koyuyordu. Bu veriler ışığında artık “ Bizim millet okumayı sevmiyor” ya da “ Sinemaya gitme alışkanlığımız giderek yok oluyor” diyemeyeceğiz. Çünkü veriler, bizim bu yakınmamıza karşılık, aksini söylüyor. Hem de sayılarla. Önce sinemadan başlayalım; 2013 yılının 357 günlük vizyon yolculuğunda (51 hafta) sinema gişelerinde 28 milyon 750 bin adet bilet kesilmiş ve bir yıl içinde bir günde ortalama 137 kişi sinemaya gitmiş. Bir önceki yıla oranla bilet satışında yüzde 14’lük bir artış var. Yine aynı veriye göre, Türkiye yapımı filmlere gidenlerin sayısı 28 milyon civarında. Bu da ayrı bir rekor. Sinemadaki bu son otuz yılın rekoruna bakarak Türk sinemasının altın yılını yaşadığını iddia edebiliriz. Ama ne var ki durum hiç de öyle değil. Yani sayıların niceliği ile filmlerin niteliği farklı şeyler söylüyor. Ya da bu tür istatistikleri farklı şekilde okuyarak değerlendirmek gerekir. Kesilen bilet sayısıyla, sinemanın atağa kalkıp, nitelik açısından bir çizgiyi tutturması aynı şeyler değildir. Yerli film sayısındaki artış ile iş ya da gişe filmlerindeki artış bunu büyük ölçüde etkileyerek bizi yanıltabilir. Sanırım 2013’teki durum da bunu yansıtıyor. Bir diğer deyişle, eğer aynı yıl içinde üç Recep İvedik vizyona girse Türk sineması değil son otuz yılın, son elli yılın bile rekorunu kırabilir. Ama bu, Türk sinemasının hiçbir zaman yükselişe geçtiği anlamına gelmez. Ancak nicelik olarak sayılara yansır. 2013’teki durum da aynen böyledir. Ulusal ve uluslararası festivallerde ödül kazan birçok filmin vizyona girmekte zorluk çektiği, girebilenlerin ise ancak 3 ile 10 bin seyirci toplayabildiği bir sektörde, yalnızca belirli tecimsel amaçlı filmlere yönelen seyirciyi baz alarak Türk sinemasının atağa kalktığını iddia etmek çok yanlış ve yanıltıcıdır. Türkiye’deki yayınlarla yapılan istatistikte de benzer bir yanılgı göze çarpıyor. Türkiye, 1,6 milyar avro ile dünya yayıncılık endüstrisinde 13. sırada. 2013’te 42 bin çeşit kitap basılmış ve adam başına düşen kitap sayısı ise 7,1. Ama bu kitapların birçoğu ücretsiz olarak dağıtılan ders kitabı ve onların benzerleri. Adedi, çeşidi ve de adam başına düşen oranı yükselten de onlar. Ama olsun, bizler yine de, niceliğe bakarak, Türkiye’nin entelektüel bir patlamaya hızla koştuğunun düşünü kuralım, nasıl olsa sayılar yalan söylemez. Sakın ha, bir daha “bizim millet okumuyor” filan da demeyin, bal gibi okuyor, sinemaya da gidiyor.... Filmin ya da kitabın niteliğini sorgulamak da ne oluyor?

T.C. GAZOSMANPAA 5. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2011/10928 ESAS Satılmasına karar verilen takınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 2 BAIMSIZ BÖLÜM NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, Hadımköy Hastane Mahallesi, Değirmen Tarla Mevkii, .4690 parsel, 383,24 m2 arsa üzerinde kain, 20/120 arsa paylı, 1 kat, 2 bağımsız bölüm numaralı, daire nitelikli taşınmaz. Söz konusu taşınmaz İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, Hadımköy-Hastane Mahallesi, Bahtişen Sokak No: 10 Mevkiinde Bodrum kat + zemin kat + 4 normal kat + Teras kattan ibaret 7 katlı bahçeli ve ayrık nizam bir apartmandır. Apartmanın bahçe düzenlemesi mükemmel olup; dış bahçe kapısı döğme demirlidir. Dış cephesi syding kaplı olup, apartmanın hem ön cepheden hem de yan cepheden girişi bulunmaktadır. Giriş sahanlığı, kat sahanlıkları ve merdiven basamakları mermer kaplıdır. Apartman asansörlüdür. Her katta tek daire bulunmaktadır. Mevcut apartman 5 yıllıktır. Satışa konu 1. kat 2 nolu bağımsız bölüm olan daire nitelikli taşınmazın dış kapısı çelik olup; mevcut daire 3 yatak odası + salon + mutfak (tezgah ve dolapsız) + banyo + ebeveyn banyosu + wc + koridor ve 2 adet balkondan ibaret ve 100 m2 civarında bir alana sahiptir. Dairenin salon ve yatak odalarının yer döşemeleri ahşap, duvarlar plastik boya, tavanlar kartonpiyerlidir. Mutfak, banyo, ebeveyn banyosu, wc, koridor ve balkonların yer döşemeleri karo seramik; mutfak, banyo, ebeveyn banyosu ve wc’nin duvarları tavana kadar karo fayans kaplıdır. Dairenin iç kapıları ahşap (mobilya), dış pencereler ve balkon camekanları pvc ve ısıcamlıdır. Daire kombi kaloriferli ve doğalgazlıdır. Satışa konu taşınmazın konum itibariyle alt ve üst yapısı tamamlanmış her türlü belediye ve sosyal imkanlardan istifade edecek konumda civarın talep gören konut alanında kalmakta olduğu anlaşılmıştır. Adresi : Hadımköy Hastane Mahallesi Bahtişen Sok. No: 10 Arnavutköy / İSTANBUL Yüzölçümü : Taşınmazın tamamı 383,24 m2 olup; net kullanım inşaat alanı 100,00 m2'dir. Arsa Pay : 20/120 İmar Durumu : Arnavutköy Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 19/04/2013 tarih ve 781113197-310.05 [IMP03206] 1530/133540 GD.4497 sayılı yazılarında, söz konusu taşınmazın 28.05.2012 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Hadımköy Merkez Bölgesi 1. Etap Uygulama İmar Planında Hadımköy 4690 Parsel E: 1.90 H 5 kat ayrık ikiz nizam konut alanında kalmakta olduğu belirtilmiştir. Kymeti : 150.000,00 TL KDV Oran :%1 Kaydndaki erhler : Söz konusu taşınmaz dosyamız alacaklısı lahine ipotekli olup; askeri güvenlik bölgesi içinde bulunmaktadr. Başkaca Lüzumlu izahat tapu kaydında olduğu gibidir. 1. Sat Günü : 21/02/2014 günü 14:00 - 14:10 arası

2. Sat Günü : 18/03/2014 günü 14:00 - 14:10 arası Sat Yeri : Gaziosmanpaşa 5. İcra Dairesi Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satıp giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. Sata konu tanmazn, 2565 Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu 9/b ve Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmelii 9/2 Maddeleri uyarnca yabanc uyruklu gerçek ve tüzel kiilere sat mümkün deildir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğçr ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2011/10928 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 19/12/2013 (İİKm.126) (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir. BASIN: 1292 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Fırat KORSAN

Galibiyetin alternatifi beraberlik midir?

Halit

DERİNGÖR

TÜKENMEZ KALEM

SOL AÇIK

10 OCAK 2014 CUMA

halklailiskiler@aydinlikgazete.com

hderingor@hotmail.com

Oto-kritik önemlidir

B

enim bir inanışım var. Ülkemizde çoğu insanın toplumda geldiği nokta kendi donanımları ile doğru orantılı değil. Yeterli donanıma sahip olmayan insanlar göreve getirilirse hem kendisi hem ülkesi ve hem de yaşadığı toplum içinde faydalı işler yapamazlar. Aksine çok zararlı olurlar. Zaten ne çekiyorsak bu tip insanlardan çekiyoruz. Örneğin bir bekçilik görevini düşünün. Bekçilik yapan bir adamın gelebileceği son nokta bekçi başılıktır. Ondan öteye çıkarırsanız çok sakıncalı olur. Hepimizin bildiği gibi Hakan Şükür değil Türkiye’de, Avrupa’daki gelmiş geçmiş büyük golcülerden birisi. Kendisini, Galatasaraylı da olsa çok takdir eder beğenirim. Hakkında övgülü yazılar da yazdım. Hatta bu yüzden de bir hayli tepki topladım; “Sen de mi Fettuhlah’çısın” diye bir sürü eleştiri geldi. Oysa, aslında ben, sportif olarak bakarım işe. Bildiğiniz gibi son siyasi seçimlerde Hakan’ın futbolculuk şöhretinden istifade için onu din eksenli bir parti bünyesine aldı ve parlamentoya soktu. Bir meslektaşımın parlamentoya girmesi beni mutlu eder. Gurur duyarım. Hatta keşke bakan olsaydı. Hangi kulübe mensup olduğu hiç fark etmez. Ancak, futbolda çok başarılı olan Hakan, donanımı yeterli olmadığı için otokritikten yoksun bir görüntü sergiledi siyasi yaşamında. Parlamento’da sadece parmak kaldırmaktan öteye gitmedi ve de bir nokta kadar katkısı olmadı Türkiye’ye. İşte bir başkası da Rıdvan. Hakan gibi o da büyük bir şöhret. İyi de bir yere de kapılanmış. Çok da para alıyor herhalde ama donanımını biliyoruz. Aslında çoğu futbolcu donanımlı değil. Kimimiz okur yazar, kimimiz okumaz yazmaz! durumdayız. Rıdvan da Fenerbahçe’yi kurtarmaya kalktı. Bir özdeyiş vardır; “Sen garip bir çingenesin. Neyine gerek gümüşlü zurna” diye. Böyle demezler mi insana?

Fatih Terim

S

on 40 yıl ölçü alındığında Ulusal takım düzeyinde futbol oynamış eski futbolcuların içinde felsefeye ilgi duymuş ya da bir dünya görüşünü sistemli bir biçimde ortaya koymuş olanlar çok azdır. Üniversitede felsefe eğitimi almış Esre Özaltındere’yi ayrı tutarsak başta Metin Kurt olmak üzere Trabzonspor ve Ulusal takımın efsane solaçığı İskender Günen, Fenerbahçeli eski futbolcu Kemalettin Şentürk ve Trabzon’da yetişip Ankaragücü’nde ünlenen Köksal Mesçi’den başkası belleklerimizde yer etmemiş ne yazık ki. Türk futbolunun son 25 yıllık bölümünde teknik adam olarak her aşamada hizmet etmiş olan Mustafa Denizli ve Fatih Terim’in bir felsefi görüş ve duruş ortaya koyamamaları, popüler söylemden alınmış birtakım kırık dökük sloganlarla felsefe yaptıklarını sanmaları ise futbolumuz açısından acıdır. Futbol ara devreye girdiği için konu bulamayan gazetelerden biri geçen hafta Azerbaycan’da çalışan

Mustafa Denizli ile bir söyleşi gerçekleştirdiler. Söyleşiyi yapan kişi “Yenemiyorsan yenilme” anlayışının sahibinin Fatih Terim olduğunu yazmış, Mustafa Denizli de buna karşı çıkarak “Yenemiyorsan yenilme” diye bir felsefe olamaz demiş. Yaklaşık 30-40 yıllık yaşamlarını başka alanlarda geçiren, yaşadığı koşullar değişik olduğu için düşünceleri, yaşamları ve bilinçleri de ona göre biçimlenen insanlar farklı, şatafatlı, cilalanmış sözler söyleyince altta ki doldurulamayan kültürel boşluk nedeniyle açmaza düşüyorlar, düştükleri durumun da ayırtına varamıyorlar ne yazık ki. Teknik direktörlerin, özellikle yılda 10 milyon liralık anlaşmaya imza atanların filozof olmasını beklemiyorum. Çünkü Hegel Diyalektik yöntemini anlatmak için dediği gibi, “Minerva’nın baykuşu gece karanlık çökünce kanat çırpar”. Yani insanın bilincini ve yaşamını içinde bulunduğu koşullar belirler. Bu nedenle şatolarda yaşayanların çadırlarda

G.SARAY, ALEX TELLES TRANSFERİNİ ASKIYA ALDI, MANCİNİ YÖNETİME ÇOK KIZDI

ALEX KRİZİ! Gremio ile yaşanan ödeme probleminden dolayı rafa kalkan Alex transferine Mancini’nin bir hayli kızdığı, oyuncunun menajerine, “Bu krizi bizzat ben çözeceğim” dediği belirtildi

G

alatasaray’ın Gremio kulübün- Gremio Başkanı Fabio Koff’un den kadrosuna katmak istediği ise çok kızgın olduğu ve sportif Alex Telles’in transferinin askıya direktörü Riu Costa’ya “Alex’i alınmasının teknik direktör Mancini’yi Galatasaray’a değil İtalya’ya satın” kızdırdığı öğrenildi. Alex transferi için dediği de gelen haberler arasında. bizzat referans veren Mancini’de büyük Galatasaray’a iki gün süre veren başkan Koff’un bu süre içinde hayal kırıklığı yaşandığı belirtiliyor. Galatasaray yönetimi ile toplantı transferin gerçekleşmemesi halinde üzerine toplantı yapan İtalyan teknik Alex’i bir başka kulübe satmasına adamın, bu krizi çözmek için büyük kesin gözüyle bakılıyor. uğraş verdiği öğrenildi. Alex Telles’in bir başka kulübe satılmasını istemeyen Mancini, bu futbolcunun menajeri Fernando Otto ile yaptığı telefon görüşG.Saray’dan Telles aç ıklama mesinde tarafların sakin olmasını geldi. Sarı-Kırmızılı kulübün resmi internet sitesinden ve “Bu krizi bizzat ben çözeceğim” ya da, “Alex Telles’in tra ptığı açıklamadediği ifade edildi. nsferine

‘Kontrat imzalanmad ı’

‘Alex’i İtalya’ya satın’ Galatasaray’ın son dakikada yeni şartlar getirerek sözleşme maddelerini değiştirdiğini ileri süren

ilişkin olarak medyamızda ye r alan bir haberde, ‘Dün itibarıyla G.Sa ray’ın peşin ödemey i yapmaması nedeniy le’ transferin gerçekleşmediği iddiası ye r almıştır. İmzalanma mış bir kontratın öd emesinin olmayacağı gibi konuya ilişkin herh “son tarih”in de bulun angi bir madığının bilinmesini isteriz” ifa deleri kullanıldı.

Hajroviç ilk golünü attı

Antalya Belek’te ikinci yarı hazırlıklarında devam eden Galatasaray’da, önceki akşam kampa katılan yeni transfer Hajroviç ilk idmanına çıktı. Boşnak oyuncuya Mancini, ‘Hoşgeldin’ derken elini sıktı ve yeni oyuncusuyla bir süre sohbet

etti. Bu arada Hajrovic antreman maçında ilk golünü de Ufuk’un koruduğu kaleye attı. İdmana sakatlığı bulunan Hamit Altıntop’un yanı sıra arka adale ağrısı olan Gökhan Zan ile belinden problem yaşayan Chedjou katılmadı.

Metin TÜKENMEZ metintukenmez@aydinlikgazete.com

yaşayanlar gibi düşünemeyeceğini biliyoruz ama en azından toplumun önündeki bu insanların ağızlarından çıkanları kulaklarının duymasını isteriz. “Yenemiyorsan yenilme” söyleminin sahibi Almanların ünlü teknik direktörü, çalıştığı 20 yıl boyunca 16 lig şampiyonluğu kazanmış olan Udo Lattek’tir. Udo Lattek, 1987 yılında İstanbul’da Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin Levent’teki Genel merkezi’nde yapılan Uluslararası Teknik Direktörler Semineri’nde bir soru üzerine şu yanıtı vermiştir: “Galibiyetin alternatifi beraberliktir. Yenilgi galibiyete alternatif

olamaz”. O yıllarda çalıştırıcılık belgesi alt düzeyde olduğu için bu seminere katılamayan Terim’e, Lattek’in yaklaşımını bire bir olarak ben anlatmışımdır, söylem hakkında Cumhuriyet gazetesinde bir yazı da yazmışımdır. Bu söz söylendiğinde salt İngiltere, İsrail ve Yeni Zelanda’da üç puan sistemi uygulanmaktaydı. Başta Almanya olmak üzere dünyanın en önemli futbol ülkeleri galibiyete üç puan sistemine 1995 yılından başlamak üzere geçtiler. Türkiye’de 1987-88 sezonunda üç puanlı sisteme geçti. Galibiyete üç puan sistemi gerek felsefi gerekse etik açıdan sakat bir uygulamadır.

Mustafa Denizli Daha önceki yazılarımdan birinde değinmiştim. Konumuza dönersek, “yenemiyorsan yenilme” söylemi farklı bir ortamda, yengiye iki beraberliğe ise bir puan verildiği çekişme(rekabet) koşullarında söylenmiştir. Bugün bu sözleri çok önemli bir şeymiş gibi söylemenin ilginç olmaya çalışmaktan öte hiçbir anlamı yoktur.

İBB Gençlik ve Spor’un amatörlere eziyeti... Bu hafta başında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin amatör spor kulüplerine vermeyi planladığı spor malzemeleri dağıtılmaya başlandı. Ben de İTÜ Spor Kulübü adına malzemeleri almak üzere Amatörler Evi’ne gittim. Kulüplerce bir yazılı belge ile görevlendirilmiş sorumluların evraklarına alan, kayda geçiren, mühürleyip kamyondaki görevlilere belgeyi veren kişinin tutum ve davranışlarını görünce

malzemeleri almadan olay yerinden uzaklaştım. Sanki kendi cebinden, babasının parasıyla insanlara bağış yapıyormuş edasıyla amatörlerin çilekeş görevlilerine eziyet eden bu kişi bilmelidir ki o malzemeler bizlerden alınan vergilerle spor kulüplerine yasa gereği verilmektedir. O görevlinin işi de kamuya hizmet etmek, kamu görevlisi olarak kamuya hizmet etmenin ibadet kadar kutsal olduğunu bilmektir. Bir çift çorap, bir top

almak için bin dereden su getiren amatörlere bağıra çağıra, çekilin başımdan, diyerek hayvan kovalar gibi davranmak insanlık değildir. Orada yaşanılanların İBB Gençlik ve Spor Müdürü Osman Avcı’ya başka türlü aktarıldığı kulağıma geldiği için bu yazıyı yazmak zorunda kaldım. Osman Avcı beni ben de Avcı’yı bilirim. Avcı’ya bir anımsatma yapmak isterim: “Avcı ne kadar av bilirse, avda o kadar yol bilir.” Yanında çalışanlara dikkat et!

TEK HEDEF a’da y l a t n A u yunc o 4 i l m e ede en ön v r n i z a i y a g l i l t r ı sonu eta s n d a o z i e y ’ s e , ç i ledi ed y l ö n s F.Bah e i z n ü i r d e ı l edik lantıs m p o n t ü ş n ı ü s d a b ir şey b a k ş a b en bitirmekt

K U L N O Y İ P ŞAM mızı düşünüyorum. Fakat bu geride kaldı, yeni bir başlangıçla ilerlememiz gerekiyor dedi. Sarı-Lacivertli takımda çok mutlu olduğunu ancak şu anda yeni bir sözleşmeyi düşünmediğini belirten Senegalli Sow ise, “Fenerbahçe ile olan sözleşmem ile ilgili haberler çıkıyor. Şu anda burada çok mutluyum. Sözleşmemin bitmesine daha 2 buçuk yıl var ve bu süreyi en güzel şekilde tamamlamak istiyorum. Şu anda aklımda yeni bir sözleşme yok” ifadelerini Beşiktaş Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Torunokullandı. ğulları, Ronaldinho transferinin belirsizliğinin Nijeryalı golcü Emmanuel 24 saat içerisinde ortadan kalkacağını açıkladı. Radyospor’a konuşan Torunoğulları, “Bize şu Emenike de alışma sürecini geanda kabul etti diye bir bilgi gelmedi. Son ride bıraktığını belirtirken, “Seteklifimizi yaptık ve cuma günü (bugün) zon başında benim için biraz 15:00’e kadar süre verdik. Ben umutluyum. zorlu oldu ama artık uyum İkinci Başkanımız Ahmet Nur Çebi çok sürecimi geride bıraktım ve Beşiktaş’tan yıllık 3 önemli bir çalışma yürüttü” dedi. Gelen milyon Avro takım arkadaşlarıma alıştım garanti para isteyen son bilgilerde ise Ronaldinho’nun meancak en son 2.2 ifadelerini kullandı. mi lyo n Avro teklif edilen najeri Assis’in İstanbul’dan Brezilya’ya Portekizli yılWebo da iyi bir kamp dız, Ronaldinho’ya döndükten sonra aldığı tekliflerin hiç6 milyon Avro öneri ldiğin geçirdiklerini ve hedeflerinin i du yunca isyan etti. Da birisinden memnun kalmadığı ve Siha önce reddedilmesine rağmen F.B şampiyonluk olduğunu beyah-Beyazlı takımın teklifini kabul etahçe’ye aracılarla iki nc i kez mesaj yollayan meyi düşündükleri belirtildi. Ronallirterek, “Çok iyi bir kamp Fernandes’in, “Beni F.Bahçe’ye alı dinho’ya eski kulübü Gremio yıllık 3.5 ortamındayız. Hedefimiz bu n. Sizde patlamilyon Avro, şimdiki kulübü Atletico Mima yaparım” dediğ sezonu şampiyon tamamlai iddia neiro ise 4.5 milyon Avro teklif etti. edildi. mak” şeklinde konuştu.

Bugün büyük gün

Ligin ikinci yarısı için hazırlıklarını Antalya’da sürdüren lider Fenerbahçe’de, ilk yarının başarılı hücum hattını oluşturan Dirk Kuyt, Musa Sow, Pierre Webo ve Emmanuel Emenike bir basın toplantısı düzenledi. Sarı-lacivertli golcüler, ilk yarıdaki başarılarını devam ettirmenin temel hedefleri olduğunu söyledi. Tek amaçlarının, ilk yarıda yakalanan form grafiğini, ikinci yarıda da devam ettirmek olduğunu ifade eden Kuyt, “Alışılagelmiş şekilde Fenerbahçe olarak mükemmel bir tesiste kamp yapıyoruz. Ligin ilk yarısına çok iyi bir başlangıç yaptığı-

‘Beni F.Bahçe’ye alın ’


T.C. HASSA (HATAY) ASLYE HUKUK MAHKEMESNDEN LAN ESAS NO : 2012/56 Gaziantep Hatay Doğalgaz boru hattı projesi kapsamında Hatay ili Hassa ilçesi Mazmanlı 41 ve Aktepe 469 parsel sayılı taşınmaz hakkında Botaş (Boru hatları ile petrol taşıma A.Ş) Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmış olup mahkememizede 2942 sayılı kanunun 10.maddesine göre bedel tespit ve tescil dava açılmıştır. Kamulaştırma kanunun 10.maddesi gereğince kamulaştırma ilanı kararı gereği Ahmet Delioğlu’nun duruşmanın bırakıldığı 13/01/2014 günü saat 09:30 de mahkememizde bizzat hazır bulunmaları veya kendilerini bir vekille temsil ettirmeleri aksi taktirde yokluklarında duruşma yapılarak karar verileceği tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltme davası açabilecekleri, açılacak da-

T.C. HASSA (HATAY) ASLYE HUKUK MAHKEMESNDEN LAN

vada husumetin Bilkent Plaza A-1-2 Blok 06530 Bilkent Ankara adresinde bulunan Botaş (Boru hatları ile petrol taşıma A.Ş) Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi 30 gün içerisinde idari yargıda iptal davası açtığınızı ve yürütmeyi durdurma kararı aldığınızı belgelemediğiniz kamulaştırma işlemi kesinleşecek olup mahkememizde tespit edilecek kamulaştırma bedeli adınıza T.C Ziraat Bankası Hassa Şubesinde yatırılacaktır. Konuya ve taşınmazın değerine ilişkin tüm savunma ve yazılı delillerinizi tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde mahkememize yazılı olarak bildirmeniz gerekmektedir. İlgililerine 2942 sayılı kanunun 4650 sayılı yasa ile değişik 10/4 ve tebligat kanunun 28.maddesi gereğince ilanen tebliğ olunur. BASIN: 1057 (www.bik.gov.tr)

ESAS NO : 2012/56 Gaziantep Hatay Doğalgaz boru hattı projesi kapsamında Hatay ili Hassa İlçesi Mazmanlı 41 ve Aktepe 469 parsel sayılı taşınmaz hakkında Botaş (Boru hatları ile petrol taşıma A.Ş) Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmış olup mahkememizede 2942 sayılı kanunun 10.maddesine göre bedel tespit ve tescil dava açılmıştır. Kamulaştırma kanunun 10.maddesi gereğince kamulaştırma ilanı kararı gereği Neslihan Terlemez’in duruşmanın bırakıldığı 13/01/2014 günü saat 09:30 de mahkememizde bizzat hazır bulunmaları veya kendilerini bir vekille temsil ettirmeleri aksi taktirde yokluklarında duruşma yapılarak karar verileceği tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltme davası açabilecekleri, açı-

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

lacak davada husumetin Bilkent Plaza A-1-2 Blok 06530 Bilkent Ankara adresinde bulunan Botaş (Boru hatları ile petrol taşıma A.Ş) Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi 30 gün içerisinde idari yargıda iptal davası açtığınızı ve yürütmeyi durdurma kararı aldığınızı belgelemediğiniz kamulaştırma işlemi kesinleşecek olup mahkememizde tespit edilecek kamulaştırma bedeli adınıza T.C Ziraat Bankası Hassa Şubesinde yatırılacaktır. Konuya ve taşınmazın değerine ilişkin tüm savunma ve yazılı delillerinizi tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde mahkememize yazılı olarak bildirmeniz gcrekmektedir. İlgililerine 2942 sayılı kanunun 4650 sayılı yasa ile değişik 10/4 ve tebligat kanunun 28.maddesi gereğince ilanen tebliğ olunur. BASIN: 1055 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. YUMURTALIK CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2011/126 ESAS Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri : 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İI, Yumurtalık ilçe, 122 Ada No, 5 Parsel No, Kötüdere Mevkii, Zeytinbeli kasabası Köyü, İmarlı arsanın tamamı 4,743,25MM dir Zeytinbeli belediyesinin hissesi 1254/4743-1,254,07M2 dir Zeytinbeli belediyesi mücavir alan sınırları içerisindedir Denize uzaklığı 3300 Metredir İmar durumu Ayrık Nizam 2 kattır Adresi : Küçükyumurtalk Köyü Kötüdere mevkisi Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 4,743,25 M2 nin 1,254,07M2 si Arsa Pay : 1254/4743 imar Durumu : 2 Kat Kymeti : 87.784,90 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 günü 10:00 - 10:10 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 10:00 - 10:10 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE 3 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Yumurtalık İlçe, 148 Ada No, 1 Parsel No, İkisu Mahalle/Mevkii, Küçükyumurtalık Köyünde imarlı arsadır. 4.134 m2 dir. Zeytinbeli belediyesi mücavir alan sınırları içerisindedir. Denize uzaklığı 470 metre civarındadır. İmar durumu ise ayrık nizam 2 kattır. Adresi : Küçük Yumurtalk Köyü iki Su Mevki Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 4134 M2 Arsa Pay : 107/2400 imar Durumu : Kat Says 2 Kymeti : 206.700,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 günü 10:40 - 10:50 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 10:40 - 10:50 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE 4 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Yumurtalık İlçe, 141 Ada No, 18 Parsel No, İkisu Mahalle/Mevkii, Küçükyumurtalık Köyünde imarlı arsadır, 330 m2 dir. Zeytinbeli belediyesi mücavir alan sınırları içerisindedir. Denize uzaklığı 202 metre civarındadır, Ayrık nizam iki kattır. Adresi : Küçük Yumurtalk Köyü iki Su Mevki Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 330 M2 Arsa Pay : Tam imar Durumu : Kat sayısı 2 Kymeti : 33.000,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 günü 11:00 - 11:10 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 11:00 - 11:10 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE 5 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Yumurtalık İlçe, 140 Ada No, 18 Parsel No, İkisu Mahalle/Mevkii, Küçükyumurtalık Köyünde kayıtlı bulunan imarlı arsadır. 466 metredir, Zeytinbeli mücavir alan sınırları içerisindedir. Denize uzaklığı 266 metre civandır, imar durumu ayrık nizam iki kat olarak geçmektedir. Adresi : Küçük Yumurtalk Köyü iki Su Mevki Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 466 M2 Arsa Pay : Tam imar Durumu : Kat sayısı 2 Kymeti : 37.280,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 günü 11:20 - 11:30 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 11:20 - 11:30 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE 6 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Yumurtalık İlçe, 140 Ada No, 17 Parsel No, ikisu Mahalle/Mevkii, Küçükyumurtalık Köyünde bulunan imarlı arsadır. 403 M2 dır, Zeytinbeli belediyesi mücavir alan sınırları içerisindedir. Denize uzaklığı 266 metre civarındadır. Ayrık nizam iki kat olarak geçmektedir. Adresi : Küçük Yumurtalk Köyü ki Su Mevki Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 403 M2 Arsa Pay : Tam imar Durumu : Kat sayısı 2 Kymeti : 32.240,00 TL KDV Oran : %18

Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 günü 11:40 - 11:50 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 11:40 - 11:50 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE 7 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Yumurtalık İlçe, 140 Ada No, 2 Parsel No, İkisu Mahalle/Mevkii, Küçükyumurtalık Köyünde bulunan 404 Metre büyüklüğünde imarlı arsadır. Zeytinbeli Belediyesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Denize olan uzaklığı 290 metre civandır. Ayrık nizam iki kat olarak geçmektedir. Adresi : Küçük Yumurtalk Köyü iki Su Mevki Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 404 M2 Arsa Pay : Tam imar Durumu : Kat sayısı 2 Kymeti : 35.520,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 günü 13:30 - 13:40 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 13:30 - 13:40 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE 8 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Yumurtalık İlçe, 140 Ada No, 1 Parsel No, Ikisu Mahalle/Mevkii, Küçükyumurtalık Köyünde bulunan 444 metre kare büyüklüğünde olup Zeytinbeli Belediyesi sınırları içerisindedir, Denize olan uzaklığı 290 metre civarındadır. Ayrık nizam iki kat olarak geçmektedir. Adresi : Küçük Yumurtalk Köyü iki Su Mevki Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 444 M2 Arsa Pay : Tam imar Durumu : Kat sayısı 2 Kymeti : 35.520,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 eünü 13:50 - 14:00 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 13:50 - 14:00 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE 9 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Adana İl, Yumurtalık İlçe, 139 Ada No, 19 Parsel No, İkisu Mahalle/Mevkii, Küçükyumurtalık Köyünde bulunan 396 Metre büyüklüğünde Zeytinbeli Belediyesi mücavir alan sınırlan içerisinde bulunup denize uzaklığı ise 325 metre civarındadır. Ayrık nizam iki kat olarak geçmektedir. Adresi : Küçük Yumurtalk Köyü iki Su Mevki Yumurtalk Adana Yüzölçümü : 396 Arsa Pay : Tam imar Durumu : Kat sayısı 2 Kymeti : 27.720,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : Tapu kaydnda olduu gibi 1. Sat Günü : 12/02/2014 günü 14:10 - 14:20 arası 2. Sat Günü : 12/03/2014 günü 14:10 - 14:20 arası Sat Yeri : YUMURTALIK İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDE Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellaliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2011/126 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmalan ilan olunur. 13/12/2013 BASIN: 1065 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de

T.C. KDZ.EREL 2. CRA DARES TAINMAZIN AÇIK ARTIRMA LANI 2013/688 TLMT. Bu ilan, tapudaki tüm ilgililerin adresine tebligat çıkartıldığından tebliğ edilemeyenlere ilanen tebliğ hükmündedir. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: 1 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Zonguldak İli Kdz. Ereğli İlçesi Uzunmehmet Mah. Hıyarlık Mevkii 898 ada 81 parseldeki 1.755,39 m2 yüzölçümlü, dört katlı betonarme apartman ve arasası ana taşınmaz nitelikli, D Blok zemin kat Bağımsız bölüm no:3 olan 11/90 arsa paylı mesken nitelikli taşınmaz tam hisselidir. Binanın bodrum katı müştemilat, diğer katları daire olarak planlanmıştır. Dairelerin bir kısmı kullanılmakta bir kısmı daha tamamlanmamıştır. Binanın tümü iskan edilmemiştir. Apartman dıştan tamamen bitmiş, dış boyası yapılmış ve çatısı örtülmüş konumdadır. Taşınmaz şehir merkezine 3.850-4.000 metre mesafede olup etrafında özel konutlar bulunmaktadır. Bina yaklaşık 2-3 yıllıktır. Belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır. Gayrimenkulun imar durumu serbest bölgede ayrık nizam, 3 kat (A-3) ve % 40 kullanım alanlıdır. Satışa konu bağımsız bölüm daire olup taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilmiştir. Daire, salon, 4 oda, banyo, wc ve iki balkondan müteşekkil olup 4+1 sistemlidir. Dış kapısı çelik kapı ve pencere doğramaları renkli PVC’den yapılmıştır. Daire içinde ince iş olarak herhangi bir çalışma yapılmamış, sadece zeminin şapları dökülmüştür. Doğalgaz kapıya kadar getirilmiştir. Daire brüt 172 m2, net ise 139,00 m2 kullanım alanına sahiptir. Adresi : Uzunmehmet Mah. Elit Kent Kooperatifi D blok Kdz. EREĞLİ Kymeti : 275.000,00 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : İpotek ve hacizler mevcuttur. 1. Sat Günü : 03/03/2014 günü 10:00 - 10:10 arası 2. Sat Günü : 31/03/2014 günü 10:00 - 10:10 arası Sat Yeri : Kdz. Ereğli Adliyesi 2. İcra Müdürlüğü Kalemi Kdz. Ereğli ZONGULDAK 2 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Zonguldak İli Kdz. Ereğli İlçesi Uzunmehmet Mah. Hıyarlık Mevkii 898 ada 81 parseldeki 1.755,39 m2 yüzölçümlü, dört katlı betonarme apartman ve arasası ana taşınmaz nitelikli, D Blok 1. normal kat Bağımsız bölüm no:4 olan 11/90 arsa paylı mesken nitelikli taşınmaz tam hisselidir. Binanın bodrum katı müştemilat, diğer katları daire olarak planlanmıştır. Dairelerin bir kısmı kullanılmakta bir kısmı daha tamamlanmamıştır. Binanın tümü iskan edilmemiştir. Apartman dıştan tamamen bitmiş, dış boyası yapılmış ve çatısı örtülmüş konumdadır. Taşınmaz şehir merkezine 3.850-4.000 metre mesafede olup etrafında özel konutlar bulunmaktadır. Bina yaklaşık 2-3 yıllıktır. Belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır. Gayrimenkulün imar durumu serbest bölgede ayrık nizam, 3 kat (A-3) ve % 40 kullanım alanlıdır. Satışa konu bağımsız bölüm daire olup taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilmiştir. Daire, salon, 4 oda, banyo, wc ve iki balkondan müteşekkil olup 4+1 sistemlidir. Dış kapısı çelik kapı ve pencere doğramaları renkli PVC’den yapılmıştır. Daire içinde ince iş olarak herhangi bir çalışma yapılmamış, sadece zeminin şapları dökülmüştür. Doğalgaz kapıya kadar getirilmiştir. Daire brüt 172,00 m2, net ise 139,00 m2 kullanım alanına sahiptir. Adresi : Uzunmehmet Mah. Elit Kent Kooperatifi D blok Kdz. EREĞLİ Kymeti : 285.000,00 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : İpotek ve hacizler mevcuttur. 1. Sat Günü : 03/03/2014 günü 10:15 - 10:25 arası 2. Sat Günü : 31/03/2014 günü 10:15 - 10:25 arası Sat Yeri : Kdz. Ereğli Adliyesi 2. İcra Müdürlüğü Kalemi Kdz. Ereğli ZONGULDAK 3 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Zonguldak İli Kdz. Ereğli İlçesi Kırmacı Mah. Ova Mevkii 1489 parseldeki 7.708,57 m2 yüzölçümlü, arsa ana taşınmaz nitelikli, C Blok 1. kat Bağımsız bölüm no:4 olan 25/1537 arsa paylı mesken nitelikli taşınmaz tam hisselidir. Parsel üzerindeki C Blokta BK+ZK+4NK olmak üzere 6 katlı betonarme apartman bulunmaktadır. Binanın bodrum katı müştemilat, diğer katları daire olarak planlanmıştır. Apartman dıştan tamamen bitmiş, dış boyası yapılmış ve çatısı örtülmüş konumdadır. Sitenin inşaatı yarım kalmıştır. Projesine göre inşaatı yapılmamış 6 blok ve yüzme havuzu vardır. Bunlar tamamlandığında sitedeki inşaatı bitmiş olan C bloktaki dairelerin değeri dahada artacaktır. Taşınmaz ilçenin idari ve ticari merkezine 8.500-9.000 metre mesafededir. Bina yeni yapılmaktadır. Belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır. Gayrimenkulun imar durumu serbest bölgede ayrık nizamemsal:1.20, h=15,50 m, (A-5) kullanım alanhdır. Satışa konu bağımsız bölüm daire olup taşınmazda kat irtifakı tesis edilmiştir. Daire, salon, 3 oda, banyo, wc ve üç balkondan müteşekkil olup 3+1 sistemlidir. Dış kapısı çelik kapı, iç kapılan Amerikan panel kapı ve pencere doğramaları renkli PVC’den yapılmıştır. Islak zemini seramik, diğer döşemeler laminant döşelidir. Duvarları saten alçı sıva-saten boyalıdır. Isınma doğalgaz ile temin edilmektedir. Daire brüt 185,00 m2, net ise 140,00 m2 kullanım alanına sahiptir. Adresi : Kırmacı Mah. Kemer Yalı Konutları Koop. Kandilli Yolu Üzeri Kdz. EREĞLİ Kymeti : 225.000,00 TL KDV Oran : %1 Kaydndaki erhler : İpotek ve hacizler mevcuttur. 1. Sat Günü : 03/03/2014 günü 10:30 - 10:40 arası 2. Sat Günü : 31/03/2014 günü 10:30 - 10:40 arası Sat Yeri : Kdz. Ereğli Adliyesi 2. İcra Müdürlüğü Kalemi Kdz. Ereğli ZONGULDAK 4 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Zonguldak İli Kdz. Ereğli İlçesi Sarıkokmaz Mah. Köy civarı Mevkii 312 ada 11 parseldeki 1.296,12 m2 yüzölçümlü, arsa nitelikli taşınmaz tam hisselidir. Taşınmaz üzerinde herhangi bir ekili ve dikili nesne bulunmamakta olup atıl şekilde durmaktadır. Taşınmaz ilçenin idari ve ticari merkezine 3.850-4.000 metre mesafededir. Yakınlarında özel konutlar bulunmaktadır. Belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır. Gayrimenkulun imar durumu tanımlı bölgede ayrık nizam 3 Kat(A-3) ve % 40 kullanım alanlıdır. Yanındaki 12 parsel nolu gayrimenkul hamur parsel olup yandaki parsellerle birleştirilmesi ve imar parseline dönüşmesi gerekir. Adresi : Sarıkorkmaz Mah. Hürriyet Sok. No:25’in altı Kdz. EREĞLİ Kymeti : 129.612,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : İpotek ve hacizler mevcuttur.

1. Sat Günü : 03/03/2014 günü 10:45 - 10:55 arası 2. Sat Günü : 31/03/2014 günü 10:45 - 10:55 arası Sat Yeri : Kdz. Ereğli Adliyesi 2. İcra Müdürlüğü Kalemi Kdz. Ereğli ZONGULDAK 5 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Zonguldak İli Kdz. Ereğli İlçesi Sarıkokmaz Mah. Köy civarı Mevkii 312 ada 12 parseldeki 156,82 m2 yüzölçümlü, arsa nitelikli taşınmaz tam hisselidir. Taşınmaz üzerinde herhangi bir ekili ve dikili nesne bulunmamakta olup atıl şekilde durmaktadır. Taşınmaz ilçenin idari ve ticari merkezine 3.850-4.000 metre mesafededir. Yakınlarında özel konutlar bulunmaktadır. Belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır. Gayrimenkulun imar durumu tanımlı bölgede ayrık nizam 3 Kat(A-3) ve % 40 kullanım alanlıdır. 12 parsel nolu gayrimenkul hamur parsel olup yandaki parsellerle birleştirilmesi ve imar parseline dönüşmesi gerekir. Adresi : Sarıkorkmaz Mah. Hürriyet Sok. No:25’in altı Kdz. EREĞLİ Kymeti : 15.682,00 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : İpotek ve hacizler mevcuttur. 1. Sat Günü : 03/03/2014 günü 11:00 - 11:10 arası 2. Sat Günü : 31/03/2014 günü 11:00 - 11:10 arası Sat Yeri : Kdz. Ereğli Adliyesi 2. İcra Müdürlüğü Kalemi Kdz. Ereğli ZONGULDAK 6 NO’LU TAINMAZIN Özellikleri : Zonguldak İli Kdz. Ereğli İlçesi Kışla Mah. 333 ada 14 parseldeki 587,81 m2 yüzölçümlü, tarla nitelikli taşınmaz tam hisselidir. Taşınmaz üzerinde herhangi bir ekili ve dikili nesne bulunmamakta olup atıl şekilde durmaktadır. Taşınmaz ilçenin idari ve ticari merkezine 3.850-4.000 metre (mesafededir. Yakınlarında Eğitim Fakültesi ve özel konutlar bulunmaktadır. Belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır. Gayrimenkulün imar durumu tanımlı bölgede ayrık nizam 3 Kat(A-3) ve % 40 kullanım alanlıdır, imar parseline dönülmesi gerekir. Adresi : Elmatepe Mah. 2 Nolu Sk. Eğitim Fakültesi karşısı Kdz. EREĞLİ Kymeti : 44.085,75 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : İpotek ve hacizler mevcuttur. 1. Sat Günü : 03/03/2014 günü 11:11 - 11:20 arası 2. Sat Günü : 31/03/2014 günü 11:11 - 11:20 arası Sat Yeri : Kdz. Ereğli Adliyesi 2. İcra Müdürlüğü Kalemi Kdz. Ereğli ZONGULDAK 7 NO LU TAINMAZIN Özellikleri : Zonguldak İli Kdz. Ereğli İlçesi Kışla Mah. 333 ada 15 parseldeki 490,50 m2 yüzölçümlü, tarla nitelikli taşınmaz tam hisselidir. Taşınmaz üzerinde herhangi bir ekili ve dikili nesne bulunmamakta olup atıl şekilde durmaktadır. Taşınmaz ilçenin idari ve ticari merkezine 3.850-4.000 metre mesafededir. Yakınlarında Eğitim Fakültesi ve özel konutlar bulunmaktadır. Belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır. Gayrimenkulun imar durumu tanımlı bölgede ayrık nizam 3 Kat(A-3) ve % 40 kullanım alanlıdır. İmar parseline dönüşmesi gerekir. Adresi : Elmatepe Mah. 2 Nolu Sk. Eğitim Fakültesi karşısı Kdz. EREĞLİ Kymeti : 36.787,50 TL KDV Oran : %18 Kaydndaki erhler : İpotek ve hacizler mevcuttur. 1. Sat Günü : 03/03/2014 günü 11:21 - 11:30 arası 2. Sat Günü : 31/03/2014 günü 11:21 - 11:30 arası Sat Yeri : Kdz. Ereğli Adliyesi 2. İcra Müdürlüğü Kalemi Kdz. Ereğli ZONGULDAK Sat artlar : 1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini, rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında TL pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV, 1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir. 3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İcra ve İflas Kanununun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2013/688 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. 28/12/2013 (İİKm.126) (*) ilgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir BASIN: 1043 (www.bik.gov.tr)

Resmi ilanlar www.ilan.gov.tr’de


Hazırlayan: Füsun İKİKARDEŞ

fusunikikardes@aydinlikgazete.com

‘Kurumların yerini toplum aldı’

KURULUŞ 1921

“ÇYDD’nin 2002’de bursiyer sayısı 30 bindi. Bugün sadece kız öğrenci sayısı yaklaşık 60 bin, toplam lise ve üniversite öğrencilerine verdiğimiz toplam burs sayısı da 70 bine yakın bir rakamdır. Her bursiyer, okuduğu sürece burs almaya hak kazanır. Yani, 4 ya da 6 yıl burs alır. Her

10 OCAK 2014 CUMA

bursu yıllara bölerseniz, 200-250 bine çıkar. Bağışlar çok arttı, şirketlerin verdiği burslar azaldı. Burs veren kimi firmalar, yeni öğrenci almamayı tercih etti. Buna karşılık toplumsal destek arttı. Bayramlarda mesela, bize kurban kesmiyoruz, ama bize 250 bin kurban bağışı yapılıyor.”

Baskı arttı ÇYDD 3 kat büyüdü Prof. Dr. Aysel Çelikel, zor günlerin başkanı... Göreve geldiğinde ÇYDD Başkanı Türkan Saylan ölüm döşeğinde ‘Ergenekon Terör Örgütü’ şüphelisiydi. Bugün de vergi davalarıyla uğraşıyor...

Prof. Dr. Aysel Çelikel

Feyzioğlu haklıdır  FÜSUN İKİKARDEŞ

Ç

ağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), bu yıl 25. yaşgününü kutlayacak. Kurucu başkanları Prof. Dr. Türkan Saylan’ı 18 Mayıs 2009’da kaybettik. Türkan Hoca, ölümünden kısa süre önce, kemoterapi tedavisi gördüğü günlerde, 13 Nisan 2009’da Ergenekon ağına takıldı. Malum tertibin malum savcı ve polisleri, “Ergenekon Terör Örgütü” üyesi şüphesiyle evinde arama yaptı. Tertipçiler Türkan Saylan’la yetinmedi, ÇYDD’nin burs verdiği öğrencilerin de peşine düştü. Son 5 yıldır derneğin hesapları hallaç pamuğu gibi atılıp durdu. Derneğin şimdiki Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, nasıl ve niçin kurulduklarını, nasıl ve niçin büyüdüklerini Aydınlık’a anlattı.

ÇYDD’yi Cumhuriyet’in ikinci nesli kurdu  Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ne amaçla kuruldu? Ben aynı zamanda resmi kurucusuyum. Türkan Hanım’la birlikte 4-5 yıl kadar başkan yardımcısı olarak da çalıştım. Çoğunluğu kadındı. Çoğunluğu da öğretim üyesiydi. O gün de bugüne benzer bir tablo vardı. Devrimlerin unutturulmaya çalışıldığı, İslami yaşam biçiminin yaygınlaştırıldığı bir dönemdi. Biz Cumhuriyet’in ikinci nesil insanları olarak birbirimizi bulduk telefonlarla... Daha önce tanıştığımızı söyleyemem. Sonunda, 50-60 kişilik büyük bir grup oldu. İlk defa Türkan Saylan’ın evinde toplandık. Neler yapabiliriz diye düşündük. Biraz hukuki zorluklarımız da vardı. Çünkü 12 Eylül hukuku yürürlükteydi. Öğretim üyeleri ancak rektörün izniyle derneklere üye olabiliyordu. Bizim için de siyaset yapma yasağı vardı. Bütün bunları etraflıca konuşabilmek için bir başka gün Prof. Dr. Uğur Alacakaplan’la yine Türkan Saylan’ın evinde buluştuk. Kendisi şöyle demişti: “Bu tabii ki bir siyasettir. Tabii ki Cumhuriyet’i savunmak, Atatürk’ü savunmak, anayasal bir haktır ama aynı zamanda siyasettir. Bu siyasetin neye nasıl

yansıyacağı soru işareti olarak görülmelidir. Bir riski vardır, o riski üzerinize alabiliyorsanız bu işe girişin ve bence de yapın.” Biz ayrılırken, -benim Türkan Hanım’la ikinci tanışmamdı- kendisine teşekkür ettim ve “İki defadır sizi meşgul ediyoruz, evinizi işgal ediyoruz” dedim. Bizim evimiz bunun için var, her zaman burada buluşabiliriz” demişti. Büyük bir ilgi ve destek vardı. Dernek kuruldu.

duyarlılığı... Bütün bunların yapılması sırasında insan hakları ve demokrasiye riayet edilmesi, tüm bu çerçeve bizim yönetmelikte yer almıştır.

Baskın yaklaşırken

 O günden beri ÇYDD’de misiniz? 93’lerde dernekten ayrıldım, üniversite mücadelesi ve dekanlık seçimlerine katıldım. Kısa bir süre de Ecevit hükümeti döneminde Adalet Bakanlığı yaptım. Ben ayAniden yaygınlaşan türban rıldıktan sonra ÇYDD’yi halkla  Tanışmıyordunuz ama ortak birleştirmeyi sağlayan, Türkan Saykaygınız vardı... lan olmuştur. Ortak kaygı, Cumhuriyet’in laik Çeşitli halk ‘Bu özelliğinin yitirilmekte olduğuytabii ki bir siyasettir. du. Türban takma alışkanlığı Tabii ki Cumhuriyet’i çok hızla yayılmaya başlamıştı. savunmak, Atatürk’ü savunmak, Buna çok şaşırmıştık. Çünkü anayasal bir haktır ama aynı bir üniforma gibiydi ve çok zamanda siyasettir. Bu siyasetin hızla yayılıyordu. Nasıl ve neneye nasıl yansıyacağı soru işareti den olduğunu da araştırmaya olarak görülmelidir. Bir riski çalışıyorduk. vardır, o riski üzerinize  Bir yerden pompalanıyor alabiliyorsanız bu işe muydu? girişin’ Onu bulamadık. Belki bir sosyolojik araştırmaydı. Biz öğretim üyesi olduğumuz için sınıflarımızdaki türbanlı kız öğrenci sayısı artıyordu. Özellikle tıp fakültesindeki kadın öğretim üyeleri daha çok rahatsız oluyordu. Çünkü orada mutlaka tatbikata devam etmek gerekir. Kızlar hep birlikte türban kıyafetleriyle geliyordu. ÇYDD ÇYDD korteji korteji  Amacınız tek başına türbanla Anıtkabir’de. Anıtkabir’de Anıtkabir’de mücadele miydi? Amacımız, devrimleri korumak kesimlerine, kurumlara ulaştı. Kuiçin halkı eğitmekti. Eğitimli topluma rumlardan ilk defa sosyal sorumulaşmaktı. Eğitimli topluma ulaşmak luluk projeleri geliştirdi, protokoller için eğitimli birey gerekliydi. O yıllarda imzaladı. Aşağı yukarı ben göreve okullaşma oranı, ilköğretimde bile geldiğim zaman 30 bin kadar öğyüzde 80’lerdeydi. Şu anda 98’e çıktı renciye burs verilmişti. görünüyor. Kadınların yüzde 28’i  Tekrar ne zaman görev alokuma yazma bilmiyordu. Kızların dınız? eğitimine önem verelim istedik. Bir Türkan Hanım ölmeden 15 gün kızın eğitimi iki ailenin eğitimi de- önce bir Genel Kurul vardı, yönemektir. Biri kendi ailesi, biri de ku- time tekrar girdim. Türkan Hanım racağı ailenin eğitim için. Kızların ve yönetimdeki arkadaşlar beni eğitimine ağırlık verelim, dedik ve tekrar yönetime davet etmişlerdi. bir dernek kurmaya karar verdik. “Başkanlık görevini üstlenir misin” Dernek tüzüğünü, daha doğrusu yö- diye teklif ettiler. Bir yandan danetmeliğini, hukukçu olarak benim valar vardı, bir yandan dernek dayazmam istendi; ben üstlendim. Bu- ğılmış, moraller bozulmuştu. Bu gün de olsa aynısını yazardım. Kız zor günlerde derneğin yanında olçocuklarının, kadınların eğitimi, çevre mam lazımdı; geldim, görevin ba-

TÜRGEV-ÇYDD farkı “Türkiye’de Sayın Başbakan yolsuzluklar için ‘her şey iftiradır’ derken, sıra kendi oğlu ve ailesine geldiği zaman, ‘Olmuştur, bir vakıftır, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de devletten, belediyelerden destek alıyor’ diye bir açıklama yaptı. ÇYDD yaptığı yurtları devlete devreden bir dernektir. Bugüne kadar yaptığımız 36 yurdu devlete devrettik. Biz içine bir tek öğrenci dahi koyamayız bu yurtların. Aslında koymamız lazım, ama Milli EğitimBakanlığı izin vermediği için yanından bile geçemeyiz. Tamiratını bile yaptırmıyorlar. Oysa TÜRGEV’de durum tam tersi. Fatih Belediyesi SİT arazisini istimlak ederek üzerine kendi parasıyla yurt inşa ediyor ve TÜRGEV’e devrediyor. Biz, devlete devrediyoruz; onlar belediyeye/devlete yaptırıp, yapılmış bir yurdu devralıyorlar ve istedikleri öğrenciyi yerleştiriyorlar. Biz bir tek öğrenci bile içeri koyamayız. TÜRGEV olayı tamamen demagojidir, aslı yoktur.”

şına geçtim.

Yurdumuz da yok dersanemiz de  Baskılar, derneğin destekçilerini nasıl etkiledi? O günden bugüne dernek iki üç kat büyüdü. Hem projeler olarak hem mali bütçe olarak büyüdü. Çünkü bağışlar arttı. Her zaman şunu söylerim: Yaptığımız işleri ancak toplum desteklerse yürütürüz. Firmalar, şirketler destekliyordu, ama bireysel destek azdı.  Yurt yapmaya devam edecek misiniz? Şu anda çok yurt yapma heve-

bir çizgiye getirmişti. Ben de geçmişten beri şahsımda bu güvenirliği devam ettiriyorum. 102 şubesiyle, 14 bin üyesiyle, Türkiye çapında sosyal sorumluluk projelerini bu biçimde gerçekleştiren bir başka dernek var mı? Benim bildiğim yoktur.  Derneğiniz hakkındaki davalar ne durumda? Baskı, sürekli oluyor. Çok sık vergi denetimi geliyor. Benden önceki üç arkadaşımız Ergenekon’dan yargılanıyor. Türkan Hanım vardı, hayatını kaybedince davası düştü. O dönemin muhasibi, başkan yardımcısı ve yazmanı olan iki Profesör, bir avukat arkadaşımız yargılanıyor. Bizim dosyayı Poyrazköy davasıyla birleştirdiler. Arkadaşları “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü” üyesi olmakla yargılıyorlar. Biz bu kadar iş yaparken, kütüphaneler, okullar, yurtlar inşa ederken bir yandan da “Ergenekon Terör Örgütü” üyesi olmakla yargılanıyoruz.

Utanılacak bir tasarruf

sinde değiliz. Eğitim ve kültüreviyle, halka, kadınlara, gençlere eğitim vermeyi tercih ediyoruz. İlk ve ortaokul öğrencilerine derslerinde yardım ediyoruz; bilgisayar, resim, müzik dersleri yapılıyor. Yine üniversite öğrencileri için bilgisayar eğitimi veriliyor. Kadınlara aile eğitimi, aile sağlığı, gençlere liderlik eğitimi... Çeşitli eğitimler veriyoruz. Çünkü bizin okullarımız, dershanelerimiz yok. Yurtlarımız da yok zaten.

Yoksulluk kol gezerken burs talebi azalmaz  Baskılar sonucu burs talepleri azaldı mı? Belki içinden geçiren öğrenciler olmuştur. Mesela, öğretmen atamalarında, ÇYDD’den burs aldığı anlaşılan öğrencilere görev verilmediği şeklinde duyumlar aldık. Kendileri gelip söylediler. Bu bir “Burs alma” baskısıdır, ama talepleri azaltmadı. Toplumda yoksulluk kol geziyor. Türkan Hanım, bu derneği saygın

 Siz o dönemde yoktunuz, ya sonraki yeni baskılar? Biz sık denetlenen bir kurumuz. Dört defa İçişleri Bakanlığı’nın denetçileri geldi. Bir oda veriyoruz, bir iki ay denetliyorlar bizi. Son defa, Maliye Bakanlığı denetçileri geldi. Vergi cezaları böyle ortaya çıktı. Bizi denetlerlerken şubeler de denetleniyor. Vergi cezaları iki kısımda mütalaa edilmeli. Birincisi cami bağışları, çelenk bağışı dediğimiz bağışlar var. Ankara’da bu takibat yapıldı. 100150 bin lira kadar ceza söz konusu oldu. Dediler ki, “Size bağış yapılıyor ama vergi ödemiyorsunuz. Siz bağış karşılığı o kişinin adını yazarak hizmet veriyorsunuz. Yani ticaret yapıyorsunuz. O zaman vergi vermelisiniz.” Biz, Ankara şubemiz adına, dava açtık ve bu davayı kazandık. Kamusal alanda yapılan usulsüzlükleri görmüyor ve bir bağış derneğinin aldığı 50-100 liralık bağışları ticari faaliyet sayıyor. Bence utanılacak bir tasarruftur.  Başka davalar, suçlamalar yok mu? Genel merkez denetlenirken büyük bir vergi cezasına maruz kaldık. 5 yıllık bir inceleme yapıldı. 2008’den 2013’e kadar sürdü. Burada da bize post makinesiyle ya da elektronik ortamda yapılan bağışları “vergi kaçakçılığı” olarak gördü. Bunun için de yaklaşık 4 milyon liralık bir vergi borcu tahakkuk ettirdiler. Mücadelemiz bununla ilgili.

ÇYDD yurdunun yanına İmam-Hatip  Kız yurtlarındaki işleyiş nasıl gidiyor? Türkan Hanım’dan sonraki dönemde 5 kız öğrenci yurdu yaptık. Her biri 100’er kişilik. Genelde yurt yapıp Milli Eğitim Bakanlığı’na veririrz. Destek veren firma adına yaparız, bakanlığa veririz. Bakanlık, içini döşer, kütüphane, yatakhane vs. eksiklerini tamamlar. Ve o yurt devletin olur. Yaptığımız yurtlara öğrenci koymayız. Genellikle bir Anadolu lisesinin yakınına yapılıyor, çevre köylerden o liseyi kazanan kız öğrenciler yurtta kalıp okula

gidebiliyorlar. Biz tamamen ilişiğimizi kesmiş oluyoruz.  Ya bu yurtlar bir tarikatın eline geçerse? Öyle olabiliyor. Son olarak “Baba beni okula gönder” projemiz kapsamında 3 yurt yaptık. Biri Konya Ereğlisi’nde, biri Doğu Beyazıt’ta, biri de Trabzon’daydı. Trabzon’dakini gidip açmadık bile; çünkü 4+4+4 olayından sonra Trabzon’daki Anadolu Lisesi, İmam Hatip Lisesi’ne dönüştürüldü ve o yurt da, o okulun yurdu haline geldi. Halbuki biz İmam-Hatip Lisesi için yurt yapmamıştık.

 Siz bir hukukçu olarak paralel devletle hiç karşılaştınız mı? Şimdiki gördüğümüz; devasa yolsuzluklar, önlenmeye çalışılıyor. Eğer, böyle çete veya paralel devlet dediğimiz grup arasında ayrımcılık gibi bir çatışma olmasaydı gündeme gelmeyecekti, buna inanıyorum. Eğer bugün Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk, Amirallere suikast, ne isterseniz, buralarda yargılananların sayısı toplamı 1000 kişiye yakındır. Bütün bu davaların, paralel devletle hükümet arasındaki ihtilaftan kaynaklandığı ortaya çıktı. Şimdi Özel Yetkili Mahkemelerin verdiği bu kararların yeniden gündeme gelmesi düşünülüyorsa -mutlaka düşünülmelidir- kamu vicdanı tatmin olmalıdır. Yüzlerce insan yıllardır muhalif olduğu için cezaevlerinde yatıyor, yıpranıyor. Bunun ortadan kaldırılması için en kısa formülü TBMM ve hükümet beraber mütalaa etmelidir. Birkaç formül ortaya dolaşıyor, ben Barolar Birliği Başkanı’nın önerdiği formülü daha gerçekçi buluyorum. Meclis, hâlâ toplantı halinde ve istediği anda ÖGM’leri kaldırabilir ve o mahkemelerin verdiği görülmekte olan ya da kesinleşmiş kararlar için gereken maddeleri düzenleyebilirler ve hayata geçer! Hayata geçtiği anda mutlaka tahliyeler olacak değildir. Her şey, hâkim ve savcıların genel kültürünün ve hukuk kültürünün eseri olacaktır.  Toplumsal sorunlarla uğraşmaya neden ihtiyaç duyuyorsunuz? İnsanların doğal yapısında olan bir sorumluluk duygusu var: Bu duygu, insanları, şu veya bu görevde bulunmaya yönlendiriyor. Tabii hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Atatürk’ün yetiştirdiği insanlarız. Borcumuz var. Bu borcumuzu herkes bir şekilde ödüyor. Biz öğretim üyeliği yaparak, öğrenci yetiştirerek de ödedik bu borcumuzu. Ama buna rağmen, burada yaptığım görevin çok daha doyurucu bir görev olduğunu söylemeliyim. Bir lise öğrencisinin yazdığı bir mektup, size bütün sıkıntıları unutturacak niteliktedir. Ben bu vergi cezalarıyla ilgili olarak gecelerce uyumadığımı bilirim. Nasıl yapsak, diye düşünmüşümdür. Ancak iyi ki hukuk hocasıyım. Ayrıca pek çok hukukçumuz var, herkes bize yardıma koşuyor. Neye borçlusunuz derseniz, Büyük Atatürk’e ve bu topluma olan borcumuzu ödememiz lazımdı. Ben de bu şekilde ödüyorum borcumu.

Aydinlik 20140110  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you