Page 1

“görmek istediğiniz her şey”

Sayı:3 Temmuz 2012

Ritmi Yakala


xxxxxxa bakış

00

sezona bakış

00


edito

Y

az aylarının en güzel zamanları… Nerede olursanız olun güneş size ışıl ışıl eşlik ediyor. Kurduğunuz hayallerin bazıları, bu günlerde belki de hala gerçekleşmemiş olsa da unutmamanız gereken, gülümsemeniz tüm hayallerin gerçekleşmesiyle eş değer… 1000Moda’nın hazırladığımız bu üçüncü sayısında istedik ki biz de sizlere içimizdeki enerjiyi gösterebilelim. Sizi biraz da olsa gülümsetebilelim. Sizin hayattaki ritminiz, bizim ritmimizle karışsın… Muhteşem bir enerji doğsun! Bu ay dergimizin içinde bulacağınız birçok isim; hayatlarında ritmi yakalayan ve bu ritmin düşmesine neredeyse hiç izin vermeyen isimler… Örneğin “Şahane Hatalar” kitabının yazarı Heather McElhatton, kendini kötü hissettiği ya da hayatında olumsuzluk olduğu anda aklına çok sevdiği birinin söylediği “Herkesin hayatında bir ara iç yangını söner. Daha sonra başka insanla karşılaşmasıyla patlayarak aleve dönüşür. Hepimiz iç ruhu alevlendiren bu insanlara müteşekkir olmalıyız.” cümlesini getiriyor ve hayatındaki insanlara şükrederek ritmini yükseltmeyi seçiyor. Sizde en çok içinize ve her alandaki seçimlerinize güvenin ve hayatınızın ritmini kaçırmayın! Keyifli Okumalar! İyi eğlenceler!

Binmoda

Nots: atının P”Vivien düWşüesrmtweyooden,lehay rden...” ritmini hiç 05


içindekiler

Kapak: ROX Fotoğraf: FETHİ KARADUMAN

5 8 18 20 30

EDİTÖR MEKTUBU

WISH LIST

Modanın tatili olmaz!

RÖPORTAJ

Heather McElhatton 1000Moda için anlattı.

TARZ SAVAŞLARI

Ünlü blogger’ların stilleri…

PORTFOLYO

Fethi Karaduman ve dünyası…

HER AY…

34 16 37 40 42

BY M.

SELİN ÇAYIRLI LOKUM GÖKÇE DÖLEK ARZU ÖZTÜRK

03

C

1000MODA TEMMUZ 2012 M

İMTİYAZ SAHİBİ BE THINKER REKLAMCILIK Ergün Aksu (Sorumlu Müdür) Yayın Danışmanı: Funda Afşar funda@1000moda.com Kreatif Direktör: Mert Vural Yazı İşleri Müdürü: Rüya Öztürk ruya@1000moda.com Görsel Yönetmen: Melike Akyüz Şenyurt Konular Editörü: Necla Yahşi necla@1000moda.com Yazı İşleri: Ayça Söyletir, Cansu Özkaya, Ezgi Hazal Oymak Katkıda Bulunanlar Arzu Öztürk, Burçil Onur, By M., Gökçe Dölek, Hazel Koyuncuoğlu, Lokum, Selin Çayırlı, Tuğba Tunçkaya Web Tasarım: Tarık Kının Sosyal Medya Uzmanları: Bilinç Furkan, Gözde Ata Fotoğraf Editörü: Münhan Çınar Reklam Satış Pazarlama reklam@1000moda.com Yönetim Yeri ve Yazışma Adresi Baruthane Caddesi, No: 92/8 Şişli-İstanbul TEL: (0212) 240 71 84 info@1000moda.com

Y

CM

MY

CY

CMY

K


wish list

Show başlasın!

ILLESTEVA 520 $

H

C TORY BUR 945 TL.

Tatilde de stilinizi koruyun; hem gündüz hem gece...

WE ARE E HANDSOM 975 TL.

SON

WILLIAM MATTHEW 2.750 TL.

TIBI 850 TL.

SSI

MIU MIU 1.995 TL.

SERGIO RO 1.250 TL.

LA OSCAD DE RENTA 1.100 TL.

MELISSA ODABSH 895 TL.

LANVIN 1.595 TL.

MELISA ODABASH 350 TL.

O JIMMY CHO 975 TL.

CHRISTIAN LOUBOUTIN

CHANEL 4.750 TL.

00

CH TORY BUR 766 TL.

2,275 TL.

ACNE 775 TL.

ASSAD MOUNSER 350 $

LOUIS VUITTON 2.450 TL.

07


tasarım harikası Benan, Proenza Schouler’in tasarımcıları Jack McCollough ve Lazaro Hernandez.

Yeni soluk Ece Salici ve tasarımlarına dikkat edin çünkü çok sık karşılaşacaksınız. Necla Yahşi

Ö

00

nce hikayenizle başlayalım. Nerede, nasıl başladı ve nasıl devam etti? 1986’da Ankara’da doğdum. Hacettepe Üniversitesi’nde İktisat okuduktan sonra çocukluk tutkumu gerçeğe dönüştürmek için Milano’da Istituto Marangoni’de Moda Tasarımı eğitimi aldım. Nisan 2011 tarihinde de kendi atölyemi ve markamı kurdum.

nın beklenmedik ve keskin tarafını anlatmak istiyorum sanırım.

Peki, biraz koleksiyonlarınızdan bahseder misiniz? İlkbahar -yaz koleksiyonunda bustiyerler, iddalı etekler, karın dekolteli elbiseler, mini elbiseler, yüksek bel etek ve pantolonlar çoğunlukta. Organze ve deri detaylarını da çokça kullandım.

Siz kendinizde nasıl bir stili benimsiyorsunuz? Atölyede çalışırken mümkün olduğunca rahat giyiniyorum. Dışardaysa yüksek topuklar, yüksek bel pantolon ve etekler, her türlü elbise, maskülen ceketler, deri ceketler, kışın motorcu botları en çok tercih ettiklerim. Maskülen ve feminen parçaları karıştırmayı, yerine göre dekolteyi seviyorum.

Hep bir asimetrik detaylar dikkat çekiyor. Bunun nedeni nedir? Evet, bunu çok söylüyorlar. Bilemiyorum. Daha keskin ve sert hatları olan kıyafetler tasarlamayı seviyorum sanırım... Benim yarattığım kadın hep seksi ve kesinlikle asi oluyor. Asimetriklikle de kadı-

Aksesuar kullanmayı sever misiniz? Çok fazla aksesuar kullanmıyorum. En çok, büyük ve çok iddalı bir kolye takıp, başka hiçbir şey takmamayı seviyorum.

Trendleri ne kadar önemsiyorsunuz tasarımlarınızda? Özelllikle bir trendi uygulamaya çalışmıyorum. Amacım trend olmak değil, kalıcı tasarımlar yapmak. Bir tasarım dilimi olduğunu düşünüyorum ve bunun gittikçe oturduğunu düşünüyorum. Artık “Bu Ece Salici tasarımıdır.” dedirtebiliyorum ve bu beni çok mutlu ediyor.

Sizin beğendiğiniz tasarımcılar kimler? Yurt dışında ve Türkiye de? Türkiye: Arzu Kaprol, Zeynep Tosun. Yurt dışı: Riccardo Tisci, Ümit

Markanız ve kariyerinizle ilgili planlarınız neler? O kadar çok plan var ki… İyice markalaşmak ve kendi mağazalarımı açmak istiyorum. Büyük bir firmaya koleksyon hazırlamakta isterim. Alışverişle aranız nasıl? İşin birebir mutfağında olunca zorlanmalar oluyor mu? Çok doğru bir tespit! Ben, işçiliğe çok önem veriyorum. Bir kıyafetin kesinlikle çok iyi yapılmış olması gerekiyor, bir de kalıp gerçekten çok önemli. O yüzden çok fazla alışveriş yapmıyorum son zamanlarda… Nasıl bir tasarımla anılmak sizi çok mutlu eder? Tarihe geçecek kadar iyi tasarımlar yapabilirsiniz ama bu tasarımların anılması için doğru bir kişiyle birleşmesi ya da doğru bir filmde ya da karede hayat bulması gerekiyor. O yüzden spesifik bir şey söyleyemiyorum. Takip ettiğiniz internet siteleri ve yayınlar? 1000moda, The Sartorialist, Garance Dore, Blank mag, Another Magazine, WWD, Vogue’ların hepsi… Türkiye’den ve dünyadan pek çok blogger’ı da takip ediyorum. Müzik hayatınızın neresinde? Bu sıralar en çok ne dinliyorsunuz? Uzun süredir ara verdiğim piyano çalmaya yeniden başladım. Bu nedenle arabamda sürekli “Adele” parçaları ve yine piyanoda çalmak istediğim için Türk Sanat Müziği parçalarının piya-

noda çalınan versiyonlarını dinliyorum. İşiniz dışında hangi alandaki yenilikleri sıkı sıkıya takip ediyorsunuz? İşim dışında yaptığım spor dallarıyla ilgili yeni çıkan ekipmanları araştırıyorum, hemen satın alıyorum ve spor karşılaşmalarını sıkı sıkıya takip ediyorum. Bunun dışında dünyada çok farklı destinasyonlara seyahat etmeyi sevdiğim için sürekli yeni tatil rotaları oluşturmak, bunları takip etmek, bunlarla ilgili blogları okumak çok hoşuma gidiyor. Şu sıralar en çok kurduğunuz hayal? Mağazamın açılmış halini görebilmek… Tabii bu kısa dönemli bir hayal.:) Uzun vadeli hayaller kurmayı sevmiyorum. Sokak Modası dendiğinde aklınıza gelen hangi ülke ve insanları? İtalya.Öncelikle dünyada İtalyan erkekleri kadar kendine has ve şık giyinen başka erkek yok. Hemen aklıma “Pitti” ve sokaklardaki birbirinden şık ve stil sahibi erkekler ve kadınlar geliyor. Tabii sokakların güneşli olması da beni etkiliyor olabilir! Yeni bir şey tasarlamak için oturduğunuzda, nasıl bir ortamdasınız? Genelde gece geç saatlerde daha iyi konsantre oluyorum. Dolayısıyla evdeki masamda, sessizlik ve bolca kahve eşliğinde…

Sizden en çok duyulan kelime? Anlatabildim mi ya da anladın mı? En sevdiğiniz çizgi film kahramanı? Mickey Mouse çünkü biraz klasiğim. Son olarak her an aklınızdan çıkarmadığınız cümle? Nefes al! 11


sıfır hata

sıfır hata

Carrie Bradshaw!

Onun Mr. Big’e hissettiği duygularla, bizim onun stiline karşı hissettiğimiz duygular aynı…

D

algalı sarı saçları, içi gülen gözleri, hepimizin hayran hayran izlediği gardırobu ve Mr. Big’le yaşadığı ilişkisiyle Sarah Jessica Parker, hayatında dönüm noktası haline gelen “Carrie Bradshaw” rolünü üstlendiğinde henüz 30’lu yaşlarındaydı. Birçok Altın Küre ve Emmy ödülüne sahip güzel oyuncunun dizilerin ardından gelen SATC film serileriyle stili iyice göze batmaya

başladı. Hem New York’lu yazar Carrie olmanın sorumluluğu, hem de gerçek hayatta tüm gözlerin her an kendine çevrilmesiyle yıldızı ve stili iyice parladı.

hasır şapkaları onu en iyi anlatan parçalar… Tüllü etekleri basic penyelerle ya da jean şortunu taşlı ve iddialı bir çift Louboutin’lerle kombinleyecek kadar cesur, “Fotoğraflarım Stilinin en önemli ipucu doğal- çekiliyor diye, çocuklarımı okula lığı… Kıyafetlerinde, saçlarında, bırakırken kıyafetimi abartacak makyajında abartıdan uzak ve değilim!” diyecek kadar iddialı… her zaman son bir “Sarah” dokunuşunu belli eden bir çizgisi İşte modayı kendince çözdüğü ve var. Aksesuarlar gece ve gündüz 50’li yaşlarına yaklaşırken hala olmazsa olmazı… Boynunda şalı, bu kadar göz alıcı göründüğü için kafasında kışın bereleri, yazınsa onu çok seviyoruz!

Mr. Cool...

Fazla söze gerek yok…

1

2 Kasım 1980 tarihinde Kanada’da doğan Ryan Gosling’in kariyerine başlaması ve tüm dikkatleri üzerine çekmesi 12 yaşındayken iki sene boyunca rol aldığı “The Mickey Mouse Club” dizisi sayesinde oldu. Ardından birçok başarılı filmde rol aldı; genç bir Yahudi’yi canlandırdığı “The Believer” ve aşkından vazgeçmeyen azimli sevgili rolüyle “The Notebook” iyice tanınmasını sağladı ve sonraysa başarısı hiç hız kesmedi. Sinema kariyeriyle olduğu kadar stiliyle de dikkat çeken Ryan Gosling, spor, klasik, casual ya da şık hangi stilde olursa olsun, kıyafetlerini kendine yakıştırmayı ve stilini konuşturmayı fazlasıyla biliyor. Güneş gözlükleri, her kıyafetiyle giydiği eskitilmiş botları vazgeçilmezi… Stil oyunlarına bayılıyor! Red Carpet’ta smokinin altına kırmızı çoraplar giyecek kadar esprili, bazen fazla olsa da baygın bakışlarıyla aşık, yandan taradığı saçlarıyla “evin efendi oğlu”, gülümsemesiyle muzır ve dar jeanleriyle serseri… Kedileri çok seven ve iyi göründüğünün farkında olan Ryan için sanırız daha fazla söze gerek yok çünkü fotoğraflar her şeyi anlatıyor.


ajan

İnternet dedektifi Bu web sitelerini hala keşfetmediyseniz, geç kalmayın…

W

ww.manrepeller.com

Bu siteyi kaçırırsanız üzülürsünüz! En çok tıklanan bloglardan (geçtiğimiz Eylül, ayda 2 milyon tıklandı.) olan The Man Repeller, alıştığınızdan çok farklı… Giydiği kıyafetler ve cesur tarzıyla hem eğlenceli, hem iddialı, hem de örnek alınası… Ayrıca fotoğraf ve videolarla da modanın ne kadar eğlenceli olabileceğini kendince anlatıyor. Çok yakında kitabı da çıkacak olan bu siteyi tıklayın, eğlenceyi başlatın.

www.japanesestreets.com

Sitede Japon sokak modası ve tarzıyla ilgili birçok bilgiye ulaşabilir ve ilginç şeyler öğrenebilirsiniz. Ayrıca sayfanın içerisinde bulunan blogları da takip etmenizi özellikle tavsiye ediyoruz. Renkli ve eğlenceli bulacağınız kesin ki kendinize uygulamak isteyecekleriniz de olacaktır.

www.loewe.com

Önereceğimiz bu site çanta tutkusu olanlar için… Daha çok çantalarıyla dikkat çeken Loewe’nin offical sayfası… 1846 yılında Madrid’de kurulan ve İspanyol markası olma özelliği taşıyan Loewe’yi anlamak ve tasarımları daha yakından incelemek için belirli aralıklar tıklamakta fayda var.

www.thelocals.dk

İnsanların stillerini incelemekten keyif alanlardansanız, Danimarka ve güncel moda haberlerinin verildiği bu siteyi takip edin. Henüz “Türkçe” seçeneğini sunmasa da birçok dil seçeneği sunması açısından sitedeki haberleri anında yakalarken, kıyafetlerin ve mekanların oldukça ilginizi çekeceğini düşünüyoruz. Moda adına çok iyi bir kaynak olduğunu düşündüğümüz bu siteyi mutlaka mercek altına alın, pişman olmayacaksınız. 00

31


! York’tan bildiriyor ew N lı ır ay Ç in el S

Yeni mucize Bugüne kadar Avon’un Araştırma ve Geliştirme Merkezi’ne üç kez gittim. Enteresan olan şu ki; her gittiğimde yaptıkları sunumları sanki ilk defa dinliyormuşum gibi hissediyorum. Daha da önemlisi her seferinde marka hakkında yeni bir bilgiye sahip oluyorum.

B

u gittiğimde içinde bulunduğum grupta bazı Amerikan dergilerinin güzellik editörleri de vardı. İçeri girdiğimizde Ar-Ge’nin en üst düzey yetkilisi olan Xiaochun Luo tarafından karşılandık. Luo bir kaç ufak ama güçlü bilgiyle geçtiğimiz yıl 125. Yılını kutlayan Avon’un özünü daha iyi kavramamızda bize yardımcı oldu. Avon’un kurucusu ve öncelikle bir kitap satıcısı olan David H. McConell’ın, sattığı kitapların yanında teşvik olarak ufak bir sample parfüm hediye etmesi, bir süre sonra özellikle kadın müşterilerinin kitaptan çok parfümü tercih etmelerine sebep olmuş. Bunu bir fırsat olarak gören McConell, o günlerde kolayca iş güç sahibi olamayan kadınlara bir kapı açmış. Satış temsilciliği sisteminin babası sayılan bu girişimci sayesinde bugün Avon 6.4 milyon satış temsilcisi ile 120 ülkede satışa sunuluyor.

08

Avon günümüzde yalnızca kozmetik alanında satış temsilcisi sistemi ile kadınları güçlendirmekle kalmıyor. Sosyal sorumluluk konusunda etkili olduğu alan, kullandığı kaynakların yerine yenilerini koyması. Geçtiğimiz yıl Yağmur Ormanları’na bir milyon ağaç diken Avon aynı zamanda göğüs kanseri ile savaşta diğer kurumsal markaları geride bırakarak ilk sıraya yerleşmiş. Benim Ar-Ge’yi ziyaret etmemdeki amaç ise yepyeni bir ürünle tanışmaktı. Biliyorsunuz, son zamanların en popüler içeriği argan yağı. Fas’ın güneydoğusundan elde edilen ve dünyanın en değerli doğal yağlarından biri olan argan, bölgede ekmekle yenen, zeytinyağı niyetine çeşitli salatalara konan bir içerik. Gel zaman git zaman argan yağının farklı nimetleri de keşfedilmiş. Yaraları hızla iyileştirdiğinin görülmesi üzerine de kozmetik sektöründe kullanılmaya başlanmış. Lafı uzatmadan tanıştırayım: Avon Advance Techniques Argan Yağı Serisi! Ağustos ayı itibariyle satışa sunulacak olan seride şampuan ve saç kreminin yanı sıra besleyici serum bulunuyor. Biliyorum çoğu zaman insan alışık olduğu şampuan ve saç kremini değiştirmek istemez. Ama söylemeliyim ki besleyici serum gerçek bir mucize! Test ettim ve onayladım! Lansmanın tanıtımını son 4 yıldır Avon’un dünya çapında danışmanı olan Anthony Barrow yaptı ve bakın ürün ve genel saç bakımı hakkında neler dedi: S: Argan yağı serisinde yıldız ürün Durulanmayan Argan Yağı. Bu ürünü bize tanıtabilir misiniz?

A: Durulanmayan Argan Yağı tüm saç tipleri ve şekilleri için uygundur. Saçınızı mükemmel bir yumuşaklığa ve parlaklığa kavuşturan yağ oldukça da besleyici. Aynı zamanda saçı kuvvetlendiriyor. Ancak sakın yanlış anlaşılmasın; yağ işlevine göre oldukça hafif bir yapıda olduğundan saçınızı yağlandırıp ağırlaştırmıyor. S: Ürünün kullanımında püf noktası nedir? A: Islak saça uygulayabildiğiniz gibi bir kaç damla Argan Yağı’nı günlük şekillendiricinizin içine karıştırarak da istenilen sonucu elde etmeniz mümkün. Özellikle saçınızı boyuyorsanız saç renginizi koruyup parlaklaştırması açısından bu bakımı kesınlıkle tavsiye ederim. S: Yaz aylarında saç bakımı nasıl olmalı? Bir kaç ufak ipucu verebilir misiniz? A: Keratin bakımı mutlaka uygulanmalı. Bu tip bakımlar sayesinde saçın organik dokusu

ortaya çıkıyor. Eğer keratin bakımını yaptırmak istemiyorsanız yaz aylarında önerebileceğim şey az ürün kullanılması. Saçınızı her gün çalkalayın ama yıkamayın. Daha önce de dediğim gibi saçın organik/doğal dokusunu kullanmak çok önemli. S: Son zamanlarda en sevdiğiniz saç stili hangisi? A: Kısa saç benim için her zaman daha güzel ve kullanışlı. Bu tarz saç kesimi daha genç, daha çekici ve doğru uygulandığı takdirde hemen hemen her kadına yakışan bir yapıya sahip. S: Peki ya saçını kısa kestirmek istemeyen kadınlara öneriniz? A: Uzun saçlarla birlikte kesilen kısa detaylar saçın birden çok şekilde kullanılmasını sağlar. Örneğin kahkül ve yüzü çerçeveleyen kısa tutamlar ile aksesuarlar saçını uzun tutup kısa saçın kullanışlığına sahip olmak isteyenler için birebir. 17


röportaj

Hatanı seç Ülkemizde de çok satan Şahane Hatalar kitabının bestseller yazarı Heather McElhatton, 1000Moda için karşınızda! Funda Afşar

S

izin hayat hikayeniz nerede, nasıl başlıyor? Bu soruyu çok sevdim fakat nasıl cevap vereceğime dair en ufak bir fikrim yok. Sanırım hayatlarımız her gün yeniden başlıyor ve nasıl devam edeceği de tamamen bizim elimizde… Kitap yazmaya, hem de böylesine etkileyici kitaplar yazmaya neden sonra karar verdiniz? İlk romanım tam bir felaketti. Altı yıl boyunca çabaladım ve

16

hiç kimse istemedi. Hiç kimse! Gönderebildiğim tüm yayınevlerine gönderdim fakat hiç kimse yayınlamadı. Ret mektupları art arda geliyordu. Bu konuda bir arkadaşım “Bu pek sen gibi durmuyor Heather. Yazarken kendi sesini kullanmalı, konuştuğun gibi yazmalısın. Çünkü kimse senin gibi konuşamıyor.” dedi ve bu beni çılgına çevirdi. Eve gittim ve “Şahane Hatalar”’a şeklini vermeye başladım. 11 ay sonra kitabı ajansıma teslim etmiştim.

“Şahane Hatalar” ve Şahane Hatalar 2” aylardır çok satanlar listesinde... Bu size neler hissettiryor? Çok onur duydum ve alçakgönüllülükle karşıladım. Çocukluğumuzdan itibaren hata yapmamamiz ögretilir. Gerçekten hatalarımız şahane olabilir mi? Ben çocukken hata yaptığımda da annem bizi severdi. Annem bizi “olgun minikler” olarak nitelendirirdi ve gün içinde yapacaklarımızdan kendimiz sorumlu

olurduk. İyi olduğumuzdan emin olmakla birlikte, yapmak istediğimiz şeyi yapmamıza hep izin verdi ve bu şeylere birçok hata da dahildi. Her zaman şiddetle devam eden yolun en iyi yol olmadığına inandı. Daha iyi anlatmak gerekirse, ona göre zorlu yolda manzara daha güzeldi. Ve evet, kimi hatalarımızın şahane olduklarına inanıyorum. Hayat gerçekten bize seçenekler sunuyor ve biz bazen göremiyor muyuz? Kesinlikle. Her şey önemli, her şey bir seçime dayalı. Eve nası gideceğiniz, hangi yoldan gideceğiniz, kahve almak için durup durmayacağınız... En ufak bir seçim bile sizi farklı sonuçlara götürebilir. Önemli olan hayatta ne kadar da çok seçime sahip olduğumuzu düşünüp felce uğramak yerine, onları kucaklamak ve sorumluluk alarak yola seçimlerimizle beraber çıkmak. Şu sıralar nasıl bir kitap üzerine çalışıyorsunuz? Ruhları gören bir kız hakkında. Kitapta Türk bir karakter de var, Nazlı Demir. Çok güçlü ve cool biri. Türk okuyucuların karakteri nasıl karşılayacaklarını görmek için sabırsızlanıyorum. Radyo sunuculuğuda yapıyorsunuz değil mi? Evet. Radyo sunuculuğu öykücülüğün bir başka formu. Oraya gidip başka insanların hikayelerini dinlemeyi seviyorum. Modayla aranız edebiyatla olduğu kadar iyi mi? Modayı seviyorum. Derleme bir stilim var. Yazmak için rahat bir şekilde giyinmem gerekiyor. Ayrıca partiler ve kitap okumaları için daha süslü tercihlerim de olu-

yor. Dolabımda Ralph Lauren kalem etekler, Chanel elbiseler, Miu Miu ayakkabılar, BCBG Maxmara kokteyl elbiseleri türünden şeyler, şaşıracağınız derecede çok. Kucak dolusu tişört ve Levi ’s jeanim var bir de! En sık aldığınız parça nedir? Ayakkabı. Ayakkabılara bayılıyorum! Şu sıralar hayatınızın arka fonunda hangi parçalar çalıyor? Bach’ın Brandenburg Konçertosu no. 3. Nasıl bir evde yaşıyorsunuz? Ve en önemlisi nasıl bir kütüphaneniz var? Koyu renk ahşaplı ve kurşun cam pencereli, eski tuğla bir konakta yaşıyorum. Ve neredeyse bütün ev bir kütüphane! Şöyle düşünün nerede bir yüzey varsa, üzerinde bir kitap var! Köpeğinizle zaman nasıl geçiyor? Köpeğim Walter ve ben her gün yürüyüşe çıkarız. Birkaç yıl önce ona araba çarptı ve neredeyse öldü. Şimdi benim yaptığım küçük ayakkabıyı giyiyor ve böylece yürüyebiliyor. En çok kullandığınız kelime? Mor. Her gün hayata yeniden aynı motivasyonla başlamanızı sağlayan güç/cümle nedir?

Kalkarım ve kendi kendime “ihtiyaç duydukları biri ol.”derim. Birisi bir kez “Herkesin hayatında bir ara iç yangını söner. Daha sonra başka insanla karşılaşmasıyla patlayarak aleve dönüşür. Hepimiz iç ruhu alevlendiren bu insanlara müteşekkir olmalıyız.” dedi. Bu benim için çok anlamlıydı… Yazarların yazmak için geceyi bekledikleri doğru mu, yoksa kandırılıyor muyuz? :) Ben aslında neredeyse sadece geceleri yazıyorum. Dünya daha sessiz görünüyor ve açıkça kirli düşünebiliyorum. 19


bloggerlar

Tarz savaşları Onlar, en çok takip edilen bloggerlar ve size söyleyecekleri var. BİLLUR SAATÇİ (www.offnegiysem.com) Neden en sevdiğiniz kombininiz bu? Bu elbiseyi kışın ortasında ilk gördüğümde, onu yazın ortasında doğum günümde giymeye çoktan karar vermiştim. Bu kadar uzun süre boyunca, eli elime değmeden onu sabırla bekledim ve sevmekten hiç vazgeçmedim. O sırt dekoltesi her şeye değerdi! :)

ALARA KAP (etrangeresinsights.blogspot.com) Neden en sevdiğiniz kombininiz bu? Yazın açık renkler ve hafif kumaşlar şart. Ben de bu elbiseyi tam bunu düşünerek almıştım. Elbisenin dantel formunda olması sıcak hava için ideal. Siyah ayakkabılar da elbiseyi biraz daha erkekleştiriyor. Benim en sevdiğim şeylerden biri feminen ve maskülen tarzları karıştırmak… Bu ürünler nereden? Elbise: Topshop – Ayakkabılar: Gucci – Yüzük: Vintage, kendim yaptırttım. En sık alışveriş yaptığınız mağazalar? Genelde on-line ve sık olaraka Net-a Porter ‘dan yapıyorum. İstanbul’da en çok ise Beymen’in Academaia’sını çok seviyorum. Sizi takip edenlere “altın öğüt” şeklinde verebileceğiniz stil ipucunuz? Beklenilen şekilde giyinmemek… Eğer sizin giydiğiniz kıyafetı başkası aklında düşünebiliyorsa, zaten bir özelliği kalmıyor demektir.

Bu ürünler nereden? Elbise: Jill Stuart / Harvey Nichols – Çanta: Mercules / Beymen Blender – Sandalet: Massimo Dutti – Bileklikler: Nazra Jewels, Alaçatı, Kurt Geiger,Loopie Love – Kolye: Pilgrim

yaz çoraplarım Scotch&Soda’dan. Gömleğim Zara, Ayakkabılarım Brandroom’dan, Magnanni. Güneş gözlüğüm TRIWA, yüzüğüm ise TOPMAN. Hafızam beni yanıltmıyorsa hepsi yeni sezon, İlkbahar/Yaz 2012.

En sık alışveriş yaptığınız mağazalar? Derishow, Beymen Blender, Zara, Topshop ve on-line alışveriş sitelerinden en sık alışveriş yapıyorum.

En sık alışveriş yaptığınız mağazalar? Son zamanlarda Zara, TOPMAN ve Blender üçlüsünde çok zaman harcıyorum sanırım. Sezona göre, indirimlere göre, modellere göre bir orada bir buradayım diyebiliriz.

Sizi takip edenlere “altın öğüt” şeklinde verebileceğiniz stil ipucunuz? Benim kendimce yaptığım hep, dikkati tek nokta üstünde toplamak. Mesela elbisem ne kadar şık olsa da ve güzel bir stilettoyu hakketse de, altına sade bir sandalet giymeyi tercih ediyorum. Benim için şıklık, ufak detaylarda ve kusursuz dikişlerde saklı. Her zaman sade ama özgün olmayı seviyorum.

KORAY CANER

00 18

sebeple en sevdiğim kombinde de olması gerekirdi! Üstü(www.koraycaner.com) ne bir de hafif desenli bir gömlek, renkleriyle yeşili tamamlayan Neden en sevdiğiniz kombininiz bu? kahverengi detaylar eklenince Bir kere yeşilin bu tonu, ilkba- daha ne isteyebilirdim ki? hardan yaza doğru geçişte ayakkabımdan pantolonuma, telefon Bu ürünler nereden? kılıfımdan bilekliklerime kadar Rengine bayıldığım bu pantolon, işher yerime sıçradı diyebilirim. Bu lemeli kahverengi deri kemerim ve be-

Sizi takip edenlere “altın öğüt” şeklinde verebileceğiniz stil ipucunuz? Kesinlikle aynada baktığınız şeyden memnun olmadan sokağa adım atmayın, yoksa gün boyu mutsuz olursunuz! Bu sebeple evden çıkmadan önce dolabın karşısında en az yarım saat harcadığımı ve pek çok toplantıya geç kaldığımı itiraf edebilirim sanırım! 21


AYŞEGÜL AFACAN KÖKSAL (modatutkusu.net) Neden en sevdiğiniz kombininiz bu? Bu sene anvelop kesimleri çok seviyorum. Yazın “rahatlığın ön planda olduğu şık tasarımlara” odaklanıyorum. Bu elbise benim için, tek parça ile şık olmayı tercih ettiğim yaz akşamlarının kurtarıcısı oldu. Doğum günü partisinde flat sandaletlerle kombinledikten sonra, akşam yemeğinde stilettolar ile şıklığı yakaladım. Bu ürünler nereden? Elbise: Gamze Saraçoğlu – Ayakkabılar: Valentino – Kolyeler: Özel tasarım - Saat: Rolex En sık alışveriş yaptığınız mağazalar? Mybestfriends, Beymen Blender, Vakkorama, Harvey Nichols ve kesinlikle Zara, H&M! Sizi takip edenlere “altın öğüt” şeklinde verebileceğiniz stil ipucunuz? Kostümün bir odak noktası olmalı. Ayrıca kendimize olan güven ve içsel dengemiz de kıyafetleri daha iyi taşımamızı sağlıyor. Çok eski, tasarımcı bir arkadaşım şöyle der: “ Stil sahibi olmak için, stil sahibi gibi davranmak gerekir.”

YASEMİN ÖĞÜN (modatutkusu.net) Neden en sevdiğiniz kombinin bu? Rahat olmayı çok seviyorum. Özel davet ve toplantılardan sonra kıyafetimi sporlaştırmak ayrı bir keyif benim için… Bu kombinimde bunlardan biri! Güne topuklularla başlayıp, sonrasında Converse’lerle devam edebiliyorum.

vey Nichols, V2K ve tabii ki H & M, Zara, Mango. Sizi takip edenlere “altın öğüt” şeklinde verebileceğinz stil ipucunuz? Abartıdan uzak sade şıklığı seviyorum. Tek parça ile günün yıldızı kesinlikle olunabilir. Önemli olan kendimizi tanımak ve ona göre giyinmek.

Bu ürünler nereden? Payet parçalar bu aralar favorim diyebilirim. Etek kendi markamız olan Mybestfriends’e ait. Gömlek eski sezon Mango. Kalıbını ve duruşunu sevdiğim için ondan vazgeçemiyorum. Stilettolar Michael Kors. Bilekliğim Lara Bohinc. En sık alışveriş yaptığınız mağazalar? Mybestfriends, Beymen, Har22

11


xxxxxxa ritmi yakala bakış

Hissedin...

Bu isimler hem müzik kariyerlerinde, hem de stil dünyalarında “Ritmi Yakalayanlar…”

Rihanna

Gwen Stefani

00

Katy Peryy

Florence Welch Lily Allen

Rita Ora

00 11


takıntı

Onsuz olmaz

Trend diye değil, içlerinden geldiği için Nilgün Bodur ve yüzükleri, Yöntem Akmen İnanç ve kurukafaları...

N

e kadar zamandır bu yüzüklerden takıyorsun? Kendimi bildim bileli diyebilirim. Barış Manço’nun “adam olacak çocuk” programını seyrederken etkilenirdim yüzüklerinden. Yüzük takacak yaşlara geldiğimde ise bir adetle başlayıp, dikkat çekmeden adetleri arttırdım. :) 1990’larda başladım bilinçli olarak sanırım. Hatta eşim 1998 senesinde ellerimdeki yüzükleri görmüş benden önce, hala anlatır.

26

Senin için ne anlamı var yüzüklerin? Aksesuarı çok severim ama farklı oldukları sürece… Küpe, kolye, bileklik de önemli benim için ama yüzüklerim sanki beni ben yapıyorlar. Belki birçok kişi benim kadar yüzük takıyordur. Çok rastlamıyorum açıkçası ama öyle de olsa, benim çocuk yaşlardan beri bu aksesuarları tutkuyla taşımam, tarzım ve kişiliğimle uyumu, sanırım bu aksesuarları benim doğal bir parçam gibi gösteriyor. Zorlama değil, moda değil. Sadece yüzüklerimi takınca ellerimi bile daha rahat kullanıyorum gibi geliyor. Abartmak istemem ama evden yüzüklerimi takmadan çıkarsam çıplakmışım gibi hissettiğim oluyor! :)

Özellikle seçtiğin marka var mı? Gümüş yüzüklerle başladım bu sevdaya. Özel yaptırdığım, kendi tasarladığım modeller oldu hatta. Bulamadığım model ve boyutlar hayal ediyordum çünkü sürekli. Şimdi aksesuarlar o kadar yaygın ki, her model mevcut. Son yıllarda ise paslanmaz çelik, alerji yapmayan, kararmayan, sudan etkilenmeyen, çok yerde bulunmayan, sadece bilen kişilerin takip edip, satın aldığı ve benim de aynı zamanda Halkla İlişkilerini yürüttüğüm Calvin Klein markasının bijuteri koleksiyonuna hayran oldum. Sanırım 20-25 adet yüzük aldım bugüne kadar ve günde ortalama 6-7 adet takıyorum. Hangisi kaybolsa çok üzülürsün? Hangisi kaybolursa çok üzüleceğimi kaybederek öğrendim bu sene. Orta parmağımın ilk boğumuna taktığım Calvin Klein yüzüğümü bir arkadaşımın doğum günü partisinde kaybettim. Utanıyorum bunu söylemeye ama yüzük 2005 yılı yapımıydı ve bir daha bulamayacağımı bildiğimden oturup ağladım. Sonrasında marka müdürü arkadaşım, yüzüğü merkezden sordurmuş ve bulmuş benim için. Kısaca tekrar kavuştum yüzüğüme… Şimdi ona gözüm gibi bakıyorum. Bir daha kaybetmem kendisini! :)

Ne kadar zamandır kurukafa tutkun var? 1992 yılında yaptığım Karayip seyahatinde ilk defa kurukafaları sevdiğimi anladım. Keşfettiğimiz bir dükkan sayesinde aslında kurukafanın korkudan çok öte bir olgusu olduğunu gördüm. Tabii o zamanlar sadece Harley Davidson kullanan ve asi olan kişilerin sembolü olarak biliniyordu kurukafa... İlk t-shirt’ümü 1994 yılında aldım. Peki, neden kurukafa? Çocukluğumda ölüm ile ilgili her şeyden uzak tutulduğum için sanırım. Korkuyu yenmenin en güzel ve kolay yolu onu tanımaktır derler ya… Onu tanımaya, biriktirmeye ve her şeyimle kombinlemeye başladım. Gerçi ev aksesuarlarında da kullanmaya başlayınca, etrafım biraz endişelenmeye başladı. :) İçlerinde senin için özel hikayesi olan bir ürünün var mı? Çok özel değilse paylaşır mısın? New York’tan aldığım ilk t-shirt’üm benim için önemli sanırım çünkü o ilk! :) O t-shirtü hep sevdim ve her zaman stilimde de kullandım. Hangi kurukafalı ürünün kaybolsa çok üzülürsün? Bu sene başından beri birçok kurukafalı ürünü de hediye olarak aldım. Harika bir yılbaşı hediyesi, kırmızı “Kosta Boda” mumluk ve Bali’den metal kurukafa. Ancak bu doğum günümde ayrıca bana çok özel 3 hediye geldi. Biri Alexander McQueen’den kartvizitlik, ikincisi Kosta Boda mumluk ve çok sevdiğim bir arkadaşımın el emeği benim için yaptığı t-shirt. Sanırım bu üç ürün düşünüllmüş ve önemsenmiş olarak bende farklı yerler edindiler. Ve diğerleri de dahil hiçbiri hayatımdan gitmesin çünkü ben onları bulup araştırıp hepsini hayatıma ekledim.

En sevdiğim tablo


Tatil zamanı Evet, hep bunu beklediniz. Buz gibi deniz, altın rengi kumlar sizi bekliyor. Peki, bikini modelinize karar verdiniz mi? Tuğba Tunçkaya

K

üçük göğüslüler: Straples ve fırfırlı bikini üstlerinin küçük göğüslere ne kadar yakıştığının farkında mısınız? Ayrıca düz renklerdense iri desenler daha dolgun bir hava estirecektir. Büyük göğüslüler: İnce ipli ve boyundan bağlanan ve straples modellerden kaçınmalısınız. Kalın askılı, sırtı çapraz modeller seçerek göğüslerinizi toparlayabilirsiniz. Artık gelişen moda teknolojisiyle küçük gösteren modellerde var. Küçük desenler, renkte ise çok açık olmayan renkler iyi bir seçim olacaktır. Karın bölgesi olanlar: İnce ve ipli modeller yerine yüksek belli bikinileri tercih edebilirsiniz. Hem bacaklarınız da olduğundan daha uzun görünür. Basen bölgesi olanlar: Çift renkli kombinler tam sizlik! Üst kısmınıza yazın en trend renklerini, alt kısmınızda ise daha koyu renkleri tercih edin. İpli bikinileri ise kesinlikle denemeyin. Klasik modellerden sıkıldıysanız; yaka detayları olan modelleri seçebilirsiniz. Straplez bikinilerini abartılı kolyeler ile kombinleyerek plajlarda stil sahibi bir görünüme kavuşabilirsiniz.

24

Yeni anneler ise, Mayokiniler tam size göre! Karın bölgenizde sizi rahatsız eden şişkinlikleri mayokini ile saklamaya ne dersiniz?

00


portfolyo

Fethi Karaduman Biraz fotoğraf, biraz cümle…

Ezgi Hazal Oymak

A

slında fotoğrafçı kimliğinizle tanınıyorsunuz ancak bir daha üzerinden geçelim mi? Hayat hikayeniz nerde, nasıl başladı ve devam etti? Aslında en başa dönmemek lazım çünkü çok uzun bir hikaye. En büyük etkiler yurt dışında yaşamış olmam, annemle babamın Türk Hava Yolları’nda çalışmasından kaynaklıyor. Her ikisi de sağ olsun, sayelerinde çok ülke gezdim ve bir kaçında da yaşama lüksüm oldu. Buna lüks diyorum çünkü başka ülkelerde yaşamak herkesin sahip olabileceği bir şey değil. Bu konuda şanslıyım. Başka kültürleri yaşamak

insanın bakış açısını ve kişiliğini değiştiriyor. Bu benim hayatımı etkileyen faktörlerden biri. Diğeri ise çizimle hayata başlamış olmam. Üç yaşından itibaren benim elime kalem verildi, alfabeyi daha doğru düzgün yazamazken ben resim çizmeye başladım. Görsel bir hafızam olduğunu, sanata yatkın olduğumu zaten o yaştan beri bütün ailemde biliyordu ve bende biliyordum. Ama ailem, memur hayatı yaşadığı için sanata çok fazla beni itmediler açıkçası. Daha çok normal insanlar gibi işime gücüme gideyim gibi bir şeydi istedikleri… Bende 00

memuriyet hayatına başladım. Daha sonra amatörce fotoğrafa başladıktan sonra bunu profesyonel anlamda yapmaya karar verdim ve bu kararımda en büyük faktörlerden biride Mehmet Turgut’tur. Mehmet Turgut’la nasıl kesişti yolunuz? Amatör fotoğraf çekmeye başlayınca yine bilinçsizce kurgusal fotoğraf çekmeye başladığım an, fotoğrafçı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine fotoğraflarına baktım ve çok beğendim. Mehmet’in dili, anlatımı, fotoğrafa bakış açı17


sı çok marjinal ve çarpıcı. Bu beni etkiledi ve Mehmet ile tanışmak istedim. Gittim, tanıştım ve tanıştığımız günden bu yana da çok iyi dostluğumuz oldu. En çok neyi fotoğraflamayı seviyorsun? İnsan, portre. Kurgusal fotoğraf dediğimiz şey; bir film karesi gibidir ve bir şeyler anlatır. İnsan doğasını anlatmayı seviyorum. İnsan psikolojisi beni enterese ediyor, bende insanım sonuçta. Konu fotoğraf olduğunda, trendler bu işin neresinde? Eğer fotoğrafın şu an ki konumunu soruyorsanız, dijital çağa girdiğimizden beri fotoğraf çok hızlı ilerledi, çok hızlı yayıldı. Artık bir fotoğraf makinesine erişmek, fotoğraf üretmek daha kolay... Bence fotoğraf hala aynı yerde… Cam film ile de çekseniz, normal film ile de çekseniz, analog makine ile de çekseniz veya dijital ile de fotoğraf hala aynı yerdedir. Kimi, nasıl çekmenin hayalini kuruyorsunuz? Şu anda öyle bir hayalim yok. Kafamda şu insanı şöyle çekeyim düşüncesi yok. Zaten çoğunu gerçekleştiriyoruz. 46 diye bir dergimiz var zaten biliyorsunuz ve kendi alanlarında çok başarılı sanatçılar, müzisyenler, oyuncularla çalışıyoruz. Zaten dergimizin de konsept olması ve bize ait olması dolayısıyla istediklerimizi çekebiliyoruz. bunun avantajını yaşıyoruz. Bir gün yakalamayı hayal ettiğin kare ne? Zor bir soru:) Gerçekten herkesin durup önünde kendi yansımalarını gördükleri ve o böyle fotoğrafın önünde tıkandıklarını görebilmek istiyorum. Öyle bir fotoğraf çekmek istiyorum.Yani,insanları düşündürmek istiyorum çünkü demin dediğim gibi benim işim insanlarla… Moda ve alışveriş ne kadar yakın, ne kadar uzak… Hem yakın, hem uzak... Yani, 00

modaya karşıda bir tavrım var ama bunun içindeyimde aynı zamanda. Bu sektörün içindeyiz ve moda fotoğrafı çekmekte bu dallardan biri. Modayıda bir şeyler anlatmak için kullanbiliyorsunuz. Ben bunuda seviyorum. Giyim kuşam derseniz de benim standart kırmızı kareli gömleklerim vardır. Bunu ortaokuldan beri giymişimdir. Dolabımda 10- 15 tane aynı gömlekten vardır ve benim tarzım budur. En çok aldığınız parça? Gömlek. Evet, gömlek! Neyle aranız fotoğrafla olduğu kadar iyi… Film. Film ile çok barışığım ve küçüklüğümden beri severim. Nasıl insanlar çok müzik dinler veya

kitap okur, benimde öyledir film arşivim. Kafamda ki bir film arşivi vardır ve bir şey gördüğümde hangi filmden alıntı olduğunu anında çözebilirim. İstanbul dışında hangi ülkede kendinizi çok rahat hissedersiniz? Bu da zor bir soru. Çünkü kafada o kadar çok ülke var ki. Herhalde Finlandiya olur diyebilirim. Gitmedim ama duyduklarım, okuduklarım ve gördüklerim bunu bana söylüyor yani. Başucu kitabınız? Başucu dvd’im var benim!:) Şu sıralar hayatınızdaki an’lara hangi müzikler eşlik ediyor? Dinlediğim sound check’ler genelde klasik müzik ağırlıklıdır.

En çok dinlediğim George’s , ‘A single man ‘diye bir filmin sound check inden ve bir parçada Donnie Darko ‘nun sound check ‘inden ‘Tears for fries head over heels’dir. Bu iki parçada, bana yolda da, evde de yeterince eşlik ediyor zaten:) Şu anda ne düşünüyorsunuz? Şuan da bir sürü şey düşünüyorum. Çorba gibi kafam:) O kadar çok şey var ki. Kendi işlerimiz var, dergi işlerimiz var ve bunun dışında yapmak istediğimiz projelerimiz var.Yani, bunların hepsi kafamızın içinde. İnsan ilişkilerimiz var, aile ilişkilerimiz var ve duygu ilişkilerimiz var, bunları hepsini bir arada tutmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla kafamızın içi hep bunlarla dolu… 33


köşe yazısı By M.

Kır zincirleri… Dikkat edin, bir gün yazılabilirsiniz.

Y

azamadım bir süre… Bu yazıya nasıl başlayacağımı kafamda oturtamamıştım. Mevsim değişmelerinde ayakkabılar gibi değişiyor ruhum, beğendiğim listeleri hızlı değişiyor, modeller önüme çıktıkça cümlelerimde bir öyle bir böyle oluyor, sahibine çekmişler işte...

ler. –Haiz olabilirler kelimesinin anlamını kesinlikle bilmiyorum ama yazıda iyi durdu!:) Sanat eserlerine nasıl ulaşacağım diyenler olmuştur ki ben benim beğendiğim bu sanat eserlerini aranızda beğenenler olmuyordur diye umuyorum. En azından ben onlara, bu ayakkabıların web üzerinden satıldığını ve fiyatlarının makul olduğunu söylemek Gerçi bu bir çift ayakkabıyı tasarlayan arkadaşın isterim. Tabii makul, kime göre makul? Bakın, belki modeline bir kitlendim beğenmemde değişiklik ol- size makuldür .☺ madı ama bir yazamadım, kelime bulamadım onları ifade edecek. Kime ait dediğinizi duyar gibiyim ki Geçenlerde bir arkadaşımız bana ayakkabı kolekbazılarınız da ukalalık yapıyor, “Ben bunu görmüş- siyonu çekip göndermiş, bunlardan birini yazarsın tüm” hatta “Bir arkadaşımda var” diyenler de ola- diye… Şimdi onadır bu cümlem: Sence senin ayakbilir, abartıp “Ben bunu ayağıma denedim, bende kabı koleksiyonunda bu sanat eserlerini geçecek bir iyi durmadı, almadım.” diyenlerde olmuştur. Ya sa- şey var mı? Olsaydı kaleme alınırdın inan… Objektif hip olanlar… Onlar sanat eseri toplayıcılarıdır benim ol kendine ve gardırobu bir değiş sen, ufak bir tavgözümde… Bu çifti, belki yılda bir kez yeryüzüyle siye… :) buluşturup, gezdirecek olanlardır. Eminim gardırobunda bu güzelliğe sahip olanların koleksiyonları Güzel ayakkabılar, güzellik katar biraz daha size… bayağı kalabalıktır. Güzel olun ama çok güzel olun… Ve bu model olsun ayaklarınızda. Bir başka cümle israfında ama yazıGardıroba sonra geri döneriz; ben önce bu çift gü- lacak kadar güzel çift olmuş ayakkabılarda, kelimezellikleri yaratan yaratıcının kim olduğunu söyle- ler gelene kadar güle güle... mek, huzurunuzda onun önünde saygıyla eğilmek istiyorum. Kendisi Layla Chain. Çok fazla tasarladığı Unutmadan ayakkabılarınıza dikkat edin, model yok gibi… Araştırdım, mailleştim, kendisine yazılabilirler... bu eserleri yazacağımı ilettim, sevecen karşıladı. Tabii ben şu okuduğunuz yazıyı ona İngilizce göndereceğim-gerçi bu cümleyi çevirmeyeceğim! :)- Çünkü kendisiyle yazışmamdan çok memnun kaldığım söylenemez. Hatta bir ara mailleşmeseydim keşke bile demiş olabilirim kendi kendime… Layla Chain nerede doğmuş, neler tasarlamış size uzun uzun yazacak değilim. Çok merak ediyorsanız kutsal Google’dan faydalanabilir, bayağı bilgiye haiz olabilir00 34


köşe yazısı

röpörtaj

Lokum, Temmuz 2012

Karşınızda Bedük İlginç sorular, sahici cevaplar! Selda Başkaya

B

edük olarak çıktığından beri seni şık takım elbiselerle görüyoruz. Hep böyle miydin? Şık olmaya özen mi gösterirdin? Her zaman böyle giyinmedim tabii ama sahne farklı bir yer.. Orada güneş gibi parlamam lazım! :)

“Dost başa, düşman ayağa bakar.” derler. Şıklığını tamamlayan en önemli şey, ayakkabıların… Nedir bu değişik mokasen merakı? Makosenler her zaman meseleye bir Broadway havası katıyor!

Anladığım kadarıyla gözlük senin bir parçan. Bir koleksiyo- Gelelim biraz daha özel sorulara… Çok tatlı iki çocuğun var. nun var mı bununla alakalı? Baba olmak sana neler kattı? Babalık evresi sence bir nevi Birkaç çekmece dolusu gözlük koleksiyonum var. erkeğin son nokta olgunlaşma evresi mi? Daha ölmediğim için son nokta bu mu bilemiyorum. Artık sadece kendi hayallerim için değil, onların da hayallerini gerçekleştirmek için yaşıyor insan… Sanatçı kişiliğinle sıra dışı kliplere şarkılara imza atan bir insansın öte yandan ailenle sakin bir hayat sürdüğünü hayranların biliyor. Peki, aslında kimdir Bedük? Herhangi birisinin cumartesi gecesi dışarı çıkıp dağıttığı hali Bedük, Pazar sabahı ekmek almaya giden Serhat arasındaki fark. Kendinle ilgili duyduğun, söylenen en yanlış şey nedir? Yurt dışında doğup, büyüdüğümü çok duydum ki tamamen yanlış. Doğma, büyüme Ankara’lıyım. Müzisyen olmanın elbette getirdiği zorluklar vardır. Hiç ‘’Ben artık bu işi yapmıyorum.’’ dediğin oluyor mu? Her gün! :) Ama Teoman onu benden önce yaptığı için olmaz şimdi, ondan özenmişim gibi olurum. :) Hiç değişmeyen, kimsenin değiştiremediği düşüncelerin var mı? Genelde düz fikirliyimdir. Düşüncelerimi kolay kolay kimse değiştiremez. Röportajını okuyacak hayranlarına bir şey söylemek ister misin? Dünya barışı! 00

Little SunShine!

Havaların iyice ısınması, ehh tabi yaşında artık 30 olması paniğiyle başladım bol SPF’li, anti-aging’li kremleri araştırmaya…

Ö

ncelikle belirtmek isterim ki cildim dışarıdan bakılınca sorunsuz, sanki mükemmelmiş gibi dursa da, içeride işler hiç öyle iyi gitmiyor! Sorunlu, hassas bir tip kendisi! :) Ne olursa olsun kesinlikle yoğun krem kullanamıyorum, C vitamin alerjim var. Kremi biraz fazla kaçırsam, başlıyorum kaşınmaya… Durum böyle olunca da benim cilt tipime uygun krem bulmam da, detaylı ve zorlu bir araştırmayla oldu. Ama en sonunda kendime en uygununu buldum! SPF olayına bir açıklık getirmek gerekirse, SPF aslında sizin cildinizin güneşe olan dayanma gücü, hassaslığını anlatıyor. Yani cildinizin kavrulma zamanı da diyebilirim. Mesela kimi insan 6 saat aralıksız güneşlense de yanmaz, kimisi tişörtle bile dakikasına kavrulur. İşte SPF bu aşamada devreye giriyor ve örneğin SPF 40 sizi 40X10 dk. Yani toplamda 400 dakika güneşten koruyor. Bugüne kadar olan ne kadar çok SPF o kadar koruma düşüncelerimiz tamamen yanlış anlayacağınız… İsterseniz 10 kat sürün çıkın fark etmiyor. SPF sadece bize zamanı belirtiyor. Güneş koruyucu alırken en dikkat etmeniz gereken ise, UVA ve UVB koruyuculu olması… Bizi *photoaging ve kanserden koruyan işte onlar. (UVB: yanıklar ve kırışıklıklar, UVA: Cilt kanseri ve yaşlanma) Her krem cilt tipine gore seçilmeli ve tavsiye edilmemeli derler ama benim memnun olduğum iki ürünü söylemeden olmaz. Bu yüzden gelelim benim neler kullandığıma: Şu ana kadar göz çevresi için koruyucu olarak yakaladığım Clarins’in çok satanlar listesinde olan 30 SPF Sunscreen for Eyes Wrinkle Control cream. Neler vaat ediyor? Öncelikle UVA ve UVB yüksek koruma içerikli, güneşin oluşturduğu göz çevresi kırışıklıklarını minimum indirme, yumuşak-pürüzsüz

gözler. Şimdiye kadar hiçbir sorunla karşılaşmadım ve çok severek kullanıyorum. Yapısı da incecik ve makyaj öncesi kullanıldığı için toplanma da yapmıyor. Diğer bir ürün ise Josie Maran-Argan Daily Moisturizer SPF 40. Anti-aging (yaşlanmaya karşı) olan bu krem de sayılı ürünler arasında. Ben gündüz kremi kullanmadığım için içinde bulunan argan yağı beni rahasız etmedi. Önce cilt tipim dolayısıyla korktum, ağır gelir mi diye ama hiçbir sorun yaşamadım. Bu kremi sabahları boynuma, omuzlarıma doğru ve göğüs arama uyguluyorum. Kıyafetimden açıkta kalan diğer yerlere ise Neutrogena Ultra Sheer Dry-Touch Sunblock kullaniyorum. Kremi ve sprey şeklinde olanlarından kullanıyorum. Sprey olanca ulaşamadığım yerlere sürümü daha kolay oluyor. ;) Sizlere tavsiyem öğle vakti güneşten mümkün olduğunca kaçmanız, bol bol su içmeniz ve benim gibi bol bol kremlenmeniz.

Dünyanın öbür köşesinden sıcacık sevgiler! (*) Photoaging, boyun bölgemiz ve omuz kısımlarımızda oluşan örümcek ağı görünümlü kırışıklar, renk değişimi, ellerdeki lekeler ve kırışıklıklar…


güzellik

George Clooney

Mavi büyü Mavinin büyüleyici dokunuşunu güzelliğinizde hissedin… Burçil Onur

SINIRLARI ZORLAYIN

Bakımlı erkeklerin sınırları zorlayan kişiliğini yansıtacak ürünleri denemeye ne dersiniz? • Günlük bakımınıza erkeklere özel formüle edilmiş duş jeliyle başlayın. Dermokil Xtra Duş Jeli: 5 TL. ile cildinizi nemlendirerek, daha sağlıklı ve canlı bir görünüm kazanın.

• BUĞULU BAKIŞLAR Yeşil ve mavinin iç içe geçtiği göz farıyla gözlerinize ışıltı katın. Buğulu göz makyajınızla bakışlarınıza derinlik kazandırın. Deneyin: MAC Mineralize Eye Shadow Water: 72 TL. • BELİRGİN GÖZLER Mavi ve yeşil renk geçişleriyle gölgelendirdiğiniz göz makyajınızı lacivert eyeliner ile tamamlayın. Alt ve üst kirpik diplerinizi kolay sürülen eyeliner ile belirginleştirin. Deneyin: NARS Eyeliner Stylo Blue: 69 TL. • MAVİ KİRPİKLER Göz makyajınızı vurgulamak için son ve en etkili dokunuş olan maskaranızı sürmeyi unutmayın. Deneyin: Mascara Volume Effet Faux Cils Waterproof in Majorelle Blue, 72 TL. • SAĞLIKLI SAÇLAR Güneş, tuzlu su ve havuzun saçlarınızı matlaştırıp, soldurmasına izin vermeyin. Saçlarınızı yumuşatacak, UV ışınlarına karşı koruyacak argan yağınızı plaj çantanızdan çıkarmayın! Deneyin: Organix Extra Argan Yağı: 58 TL. 00

Matt Damon

• Kıl dönmesi ve batık sorunlarıyla başa çıkmak artık çok kolay! Bliss Kıl Dönmesini Engelleyici Pedler: 125 TL. ile pürüzsüz ve bakımlı bir tene kolayca sahip olabilirsiniz.

Johnny Depp

• Tıraşınızı ferah ve temiz kokunuzla tamamlamaya ne dersiniz? O halde, Bath&Body Works Citron Cologne’yı: 69 TL. deneyin. • Yaz aylarında ağır parfümler kullanmamaya özen gösterin. Turunçgiller, bahar çiçekleri ve ağaç özlerinden oluşan Yves Rocher Evidence Green EDT: 69 TL. ile gün boyunca kendinizi temiz ve etkileyici hissedin.

David Beckham

• Ne yaparsanız yapın, ter kokunuzu önlemek için mutlaka roll-on kullanın. Hem terlemenizi hem de ter kokmanızı önleyecek Dove Men Extra Fresh Stick’i: 16,50 TL. yanınızdan ayırmayın. 00


ilişki Gökçe Dölek

lanan, her sene düzenli yapılması gereken bir aktiviteye dönüşür. Her sene aynı yere gittiğin için artık evin gibi bellediğin oteller ve onların açık büfeleri. Dışarda yemeğe ne gerek var, biraz erken yatalım bugün çok yandık, beni güneş çarptı istersen sen havuz başında takıl tripleri. Sevgili ile tatilde, sence beni beğenir mi yoktur, acaba o şuan kiminle tatildedir yoktur, sence kız arkadaşı var mıdır yoktur. Aşk vardır, rahatlık vardır, aidiyet ve teslimiyet vardır, gerçekten dinlenmek, eğlenmek ve tatil vardır. Ve böyle tatile de can kurbandır.

Uzanmışım kumsala Tatilinizi nasıl alırsınz ?

B

ütün kış çalıştınız, artık herkes bir tatili hak etti. Asıl mesele nerde ve kiminle tatil yapacağız. Sevgili ile baş başa romantik bir tatil mi? Kız kıza çılgın bir tatil mi? Tek başına içsel ve dingin bir tatil mi? Bence hepsi birbiri ile yarışır. Hepsinin ayrı keyfi ve zevki vardır. Doğru seçilmiş, kafa dengi arkadaşlarla dünyanın neresi olursa olsun çok eğlenceli bir tatil yaşanacağına kalıbımı basarım. Romantik, egzotik, keşfedilmemiş yerler çiftler için aradaki aşkı yeniden alevlendirebilir, doğru lokasyon ve yalnızlığa hazır olmak, tek başına tatilin olmazsa olmazıdır. Ama nankör insanoğlu anın tadını çıkarmayı bilmediğinden, sevgilisi varken kız kıza tatile, bekarken

36

sevgiliyle olana, tek başınayken de her ikisine birden özenir. Oysaki hepsi eğer insan isterse muhteşem birer fırsattır, her biri yaşanması deneyimlenmesi gereken anlardır insan hayatında. Peki… Her bir anın tadını çıkartarak sevgiliyle, kız kıza ve tek başına tatilde neler yapılır? BU SENE DE BEKAR GEZELİM KAFASI “Ölmeden önce yapılması gerekenler” listesinin en önemli maddelerinden biri olan “kız kıza tatil” doğru arkadaş seçimi yapıldıysa sevgiliyi aratmayacak bir tatile dönüşür. Sahil şeridinin en popüler beldeleri, güneşin, denizin, müziğin ve elbette ki içkinin cazibesi ile adeta hipnoz etmiş şekilde çeker bu kızları kendine.

‘Aklımda kalacağına bavulda kalsın’ mantığıyla bavula doldurulan onlarca kıyafet ve ayakkabı, günde 4-5 kere değiştirilen çeşit çeşit bikiniler tatilin olmazsa olmazları, “akşam ne giysem, gündüz ne giysem, sen ne giyeceksin, nasıl durdu, sence bu nasıl, o mu bu mu” soruları ise kız kaza tatilin vazgeçilmez sorularıdır. Erkeklerin anlayamadığı ‘o kadar saat güneşin altında nasıl yatabiliyorsun’ sorusunun cevabı kız kıza tatilde adeta can bulur. “Güneş bana geliyor mu, hangi krem daha iyi yakıyor” derken gün sonunda, otele dönüş sırasında adeta Rio Karnavalı yaşanır. Sabah süt beyaz otelden çıkan genç kızlar otele bordo, siyah arası bir renkle dönmeyi başarmıştır! Happyhours ile başlayan eğlence ufak bir duş ve yemek molasından sonra artarak devam eder. İşte burada yazının başından beri altını çizdiğim doğru arkadaş seçimi kendini gösterir. “Off yoruldum, çok içtik” gibi kontrolfrik arkadaşlar, bir dahaki tatil programından, farkında olmadan kendilerini diskalifiye ederler. Yaz öncesi yapılan diyetler, gidilen pilates seansları da tatilde tatile girerler. Açık büfenin ve geceden kalmanın verdiği arsızlık ve açlık ile tatil boyunca yersinizde yersiniz. Birbirinizi “ama-

aan boşver kızım tatildeyiz” diye gazlar, snake bar, vodka ve patetes kızartmalarının göbeğinizde oluşturduğu hareketlenmeyi fark etmezsiniz. Taa ki en yakın arkadaşınız o dümdüz goobeği ile yanınızda güneşlenmeye başladığında kendi göbeğinize bakıncaya dek. Tatilin en acı ve trajik tarafı belki de en yakın arkadaşınızın sizden zayıf bir Chanell, H&M kızı olmasıdır. Kız kıza tatilde kıskançlık yoktur. Neden başka kıza baktın, başka erkeğe baktın yoktur, beni beğenmiyor musun artık gibi kızsal tripler yoktur, bol bol ayy çok güzel olmuşsun vardır, çok yakıştı bu elbise sana vardır, ne güzel yandın vardır ve tatil boyunca sürekli ne kadar çok eğlendiklerini birbirine hatırlatan ve aslında ara ara içleri gitse bile iyi ki de hayatımızda kimse yok diyen kızlar vardır. Ve böyle tatile can kurbandır.

AŞK TATİLİ Eğer organizasyon yeteneği gelişmiş, planlı ve farklı şeyler yapmayı seven bir sevgiliniz varsa siz dünyanın en şanslı kadınlarından birisiniz. Çünkü tatilde de her kadının arabaya bindiğinde başına gelen, dünyanın en sevimsiz soruları ile karşılaşmak hiç hoş olmaz. Ne yapalım, nereye gidelim, ne yapmak istersin? Sevgili ile geçen tatiller kişilerin hayal güçleri ve birbirlerine duydukları aşkla doğru orantılı olarak değişiyor aslında. Mesela tatil birlikte ilk tatilinizse, çok daha romantik, çok daha sosyal ortamlarda bulunur iki sevgili. Tekne turları, mum ışığında yemekler, sırta yağ sürmeler, el ele denize ayak sokmalar, ay, güneş, yıldızlar gibi coğrafik her türlü cismi aşka alet etmeler falan. Oysa bu tatil artık 5 ya da 6. yılını tamamlamış ilişkiler için, ev dışında bir yerde rahatlama, stres atma, ortam değiştirme gibi algı-

KAFA NEREYE BEN ORAYA KAFASI İnsanların yapmaya çekindikleri, hep hayal ettikleri ama bir türlü harekete geçemedikleri bir tatil türüdür tek başına tatil. Genellikle yemez! Ya sıkılırsam korkusu, yalnızlık ve kimsesizlik sendromu, sosyalleşememe durumu gerer. Oysa ki insanın bazen kendi ile kalmaya ihtiyacı vardır. Kendini duymaya, kendine bakmaya, kendi ile konuşmaya. Bunlardan korkan insanoğlu hep yanında birilerini ister. Çünkü kendini dinleyerek ne istediğini bilmek ve seçimlerle yüzleşmek zordur. Bunun için kalabalığa kaçar. “Mutluluğunuz başkalarına bağlıysa çok ciddi sorunlarınız var demektir” diye bir söz okumuştum. Bu tatilde mutluluğunuz kimseye bağlı değildir. Kendi ile mutlu olmayı seçen kişinin rakısının tadı daha güzel olacaktır, denizi daha berrak, güneşi daha parlak. Bu tatilde kimsecikler yoktur. Başkası ne der yoktur. Bu tatilde “ben” vardır ve kusursuz bir “tekbaşınalık”… Ne yaşıyorsanız onun tadını çıkarmanız dileğiyle. 41


yemek Arzu Öztürk

Deniz sevdası... The House Hotel Mutfak Koordinatörü Arzu Öztürk size sesleniyor: Farklı lezzetler denemek ister misiniz? Fotoğraf: Hazel Koyuncoğlu

Yengeç Burger (1 kişilik) Malzemeler:

50 gr. somon 170 gr. Yengeç eti 1 adet yumurta 20 gr. acı sos 20 gr. mayonez 10 dal kişniş 10 dal frenk soğanı 10 gr. hardal 30 gr. kmek kırıntısı 1 adet burger ekmeği 5-6 yaprak ak deniz yeşilliği 1 adet soğan Tuz

Üzeri için:

1 adet yumurta 50 gr. ekmek kırıntısı 50 gr. un Ay çiçek yağı Avokado Sos n avokado olgu 1 adet 1 adet limon 1 adet Meksika biberi Kırmızı biber, tuz

parçalayın. Bir karıştırYapılışı: Öncelikle somonu haşlayıp, elinizleKişnişi ve frenk soğanını . kıyın ma kabına alın ve Yengeç etlerini irice malzemeleri de ilave ince ince kıyıp, içine ilave edin. Geri kalan tüm dolabında 20 dakika Buz rin. geti edip yoğurun ve büyük bir köfte haline bekletin. ın. İlk katına akdeniz yeDiğer tarafta burger ekmeğin ikiye kesip, ıslatyapmış olduğunuz soğanı ra ızga şilliklerini koyun, üzerine kalınca kesip kabın içine yumurta kıkoyun, bir tarafta bekletin. Bu arada ayrı bir una, sonra yumurtaya önce eyi rın, çırpın ve dolapta beklettiğiniz köft ini alana kadar kızartın. ve ekmek kırıntısına bulayıp tavada altın reng avokadoyu soyup, püre ak olar Burger ekmeğinin üzerine koyun. Son tuz koyup karıştırın. Burhaline getirin. İçine limon suyu, kara biber ve n. gerimizin üzerine koyun ve servis yapı

00 34

33

1000Moda-Temmuz 2012  

1000Moda dijital olarak aylık yayınlanan moda ve yaşam dergisidir. www.1000moda.com'dan yayın yapmaktadır.

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you