Issuu on Google+

Büyüme odaklı bir yıl Dünyada yaşanan ekonomik krizin etkileriyle taleplerde yaşanan yavaşlama, stok artışı, konutlarda KDV düzenlemesi konusundaki belirsizlik gibi faktörlerin etkisiyle 2012 yılında umduğunu bulamayan inşaat sektöründe gözler 2013’te beklenen gelişmelere çevrildi. 2013 yılına yüzde 18 KDV kararı ile başlangıç yapan sektör, kentsel dönüşüm, mütekabiliyet ve 2B yasalarından umutlu… Geçtiğimiz yılı beklentilerin altında bir büyüme oranı ile tamamlayan Türk ekonomisinin lokomotif sektörü 2013 yılında ise % 5-6’lık bir büyüme oranı ile yeniden büyüme trendine girmeyi hedefliyor. Küresel ekonomik koşulların bu yıl daha ılımlı olacağı varsayımı altında bunun ülkemizdeki yansımasının da daha olumlu olacağını bekliyoruz. Türkiye’nin kredi notunun artırılması, faiz oranlarındaki düşüşün kredilere yansıtılması sektör açısından olumlu gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan ekonomik ve küresel etkilerin yanı sıra uygulamaya konulan bir takım projeler de sektörün gelişimine katkı sağlayacak. Mütekabiliyet, kentsel dönüşüm projeleri gayrimenkul sektöründe üretime katkı sağlayarak önümüzdeki dönemlerde etkilerini daha net gösterecek. Özetle; doğrudan ya da dolaylı olarak 300’e yakın sektörü beraberinde taşıyan inşaat sektörü, geçtiğimiz yılın telafisini bu yıl göstereceğe benziyor. Bu yılın ilk sayısında Yapı Malzeme ekibi olarak gündemde olan iki konu; Konutlarda KDV Düzenlemesi ve Kentsel Dönüşümde Yalıtım’ı ele aldık. Bu özel dosyaların yanı sıra; yatırım, şantiye, proje makine ve mimarlık alanlarındaki gelişmelerin yer aldığı dergimizde yapı sektörüyle alakalı en güncel bilgileri de sizlere aktarmaya çalıştık. Yeni bir sayıda yeni gelişmelerle tekrar karşınızda olmak dileğiyle. Saygılarımızla.

10

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Ömer Şen

12 - Gayrimenkul sektörü 2013 yılında büyüyecek 16 - Sıcak bir kış için sıcak öneriler 38 - Dosya: Kentsel Dönüşümde Yalıtım 46 - Su yalıtımı binalarda zorunlu olmalı 52 - 2013’te gardırobunuz ile birlikte evinizi de yenileyin 56 - Dosya: Konutlarda KDV Düzenlemesi 62 - Seramik sektörü Türkiye’nin önemli endüstrileri arasında 84 - Boyama öncesi püf noktalar 92 - ÇATIDER 10. Yılında çatılardaki problemlere dikkat çekiyor AKTİF ISI ................ 67 ARAGONIT ............ 45 ARMUTLU .............. 95 AURA ........................ 99 BİSAN ....................... 87 BORU’13 .................. 79 BOYSAN .............68-69 BRAAS....................... 25 CERMIX .....................1 ÇİMSA ..................... 27

ÇİMSA .................. A.K. DOKA KALIP ....A.K.İ. EAE ......................47-49 EPSA.......................... 33 ERYAP....................... 37 HİDROKON . .......... 55 İHLAS KOLEJİ........ 93 İNTEK KALIP.... Ö.K.İ. İZODUO .................. 31 İZOTEX . .................. 29

KARKİM . ....................5 KİLSAN .......................7 KRİSTALŞEHİR . ......4 KUZULUK ............... 97 LAYHER .....................3 MARMARA MEKANİK.2 MUTLUSAN ........... 51 PENCERE FUARI .75 PERİ KALIP .........Ö.K. SAK ........................... 85

SOLAREX ............... 81 STANDART ........... 8-9 TORIENT ................ 71 TURKUAZ ............... 65 TÜRKİYE GAZETESİ. 91 UNICERA . .............. 61 UPM PLYWOOD .. 17 YAPI TECH ............ 77 YEM .......................... 73

YAPI MALZEME - OCAK 2013

11

Gayrimenkul sektörü 2013 yılında

% 5-6 büyüyecek Kentsel dönüşüm, mütekabiliyet gibi büyük gelişmelerle genel ekonomi içinde önemli misyonlar üstlenen gayrimenkul sektörü; 2012’yi beklentilerin altında tamamladı. 2013 yılında ise % 5-6’lık büyüme oranı ile sektörün yeniden büyüme trendine gireceği öngörülüyor.

12

YAPI MALZEME - OCAK 2013

GYODER Yılsonu Değerlendirme Basın Toplantısı’nda, inşaat/gayrimenkul sektörünün 2012 yılını beklentilerin altında % 1 –1,5 arasında büyüme oranı ile tamamlayacağı belirtilirken, 2013 yılında ise % 5-6’lık büyüme oranı ile sektörün yeniden büyüme trendine gireceği öngörüsü paylaşıldı. Kentsel dönüşüm, mütekabiliyet gibi büyük gelişmelerle genel ekonomi içinde önemli misyonlar üstlenen gayrimenkul sektörünün; 2012’de beklentilerin altında gelişen büyüme oranı ile içinde bulunduğu bu hassas süreçte, verdiği ‘kritik’ mesajlara dikkat çekildi. İnşaat sektöründe büyüme son 10 yıldır ilk kez Türkiye büyümesinin altında gerçekleşti. GYODER Başkanı Işık Gökkaya'nın gerçekleştirdiği "2012 Yılı Genel Değerlendirmesi Ve 2013 Yılı Öngörüleri" başlıklı sunumda, aşağıdaki detaylar dikkat çekti.

Türkiye Ekonomisi Orta Vadeli Büyüme Beklentileri 2012 yılını % 3’lük büyüme oranı ile tamamlaması beklenen Türkiye ekonomisi için Orta Vadeli Program’da 2013’te % 4, 2014 için ise % 5’lik öngörüler mevcut. IMF’in Türkiye ekonomisi için 2013 yılında % 3.5, 2014’te ise % 4.1’lik büyüme tahminlerine karşın, OECD ise bu öngörülerini; 2013’te

% 4.1, 2014’te de % 4.5 olarak açıkladı. Avrupa Birliği’nin Türkiye ekonomisi büyüme öngörüleri ise 2013’te % 3.6 ve 2014 için ise % 4.1 oldu.

Ekonomi ve inşaat sektöründe büyüme “2011 – Hızlı Büyüme” 2011 yılında ekonomi % 8.5 ile hızlı bir büyüme gösterdi. İnşaat sektörü de yine % 11.3 ile hızlı bir büyüme yaşadı.

“2012 – Büyümede Yavaşlama Hedefi” 2012 yılında uygulanan ekonomiyi soğutma politikaları ile birlikte ekonomik büyüme % 3.0 olarak gerçekleşecek. İnşaat sektörü ise 2012 yılında % 1.0 – 1.5 arasında büyüyecek.

“2013 – Büyümede Toparlanma” 2013 yılında Türkiye ekonomisinde büyüme, kademeli olarak toparlanacak. 2013 yılında ekonomin genelinde % 4, inşaat sektöründe ise % 5-6 arasında büyüme bekleniyor.

Genel ve İnşaat Sektöründe İstihdam Türkiye’de 2011 yılında % 9.8’e gerileyen işsizlik oranı, 2012’de de düşüşe devam ederek % 9.0’a inmiştir. 2012 yılı Eylül ayında ise inşaat sektöründeki istihdam 1.896.000 kişi ile tarihi zirvesine ulaşarak toplam istihdam içindeki payını % 7.4’e kadar çıkarmıştır. 2013 yılında ise inşaat sektörü istihdamı, göreceli yüksek kalmaya devam edecek.

Enflasyon 2013’te %5.3’e Gerileyecek 2011 yılında özellikle döviz kuru artışları ile birlikte enflasyon %10.5 olarak gerçekleşti. 2012 yılında ise ekonomide alınan soğutma önlemlerine bağlı olarak enflasyon önemli ölçüde geriledi. 2012 sonu % 6.5-7.0 arasında gerçekleşecek olan enflasyonda, gerilemesini sürdüreceği 2013 yılı hedefi ise % 5.3.

Değerlenen TL, İstikrarını Koruyacak 2012 yılının önemli bölümünde sıkılaştırıcı para politikası uygulayan Merkez Bankası, gecelik borç verme faiz oranlarını önce yükselttikten sonra kademeli indirmeye başladı. 2012 yılının ikinci yarısın-

da Merkez Bankası gecelik borç verme faizi % 9.0’a kadar geriledi, politika faizi % 5.5’e indi. 2013 yılında Merkez Bankası faiz oranlarını ölçülü şekilde indirecek. Türk Lirası, 2012’de kısmen değerlenerek kazandığı istikrarı, 2013 yılında da koruyacak.

Cari Açık Kontrol Altında, Finansman Sorunu Beklenmiyor 2012 yılında alınan ekonomiyi soğutma önlemlerine bağlı olarak cari açık önemli ölçüde azalarak, yılı 55 milyar dolar olarak tamamlayacak. 2013 yılında ekonomideki göreceli toparlanma beklentisine rağmen, cari açık kontrol altında kalmaya devam edecek. Türkiye’nin kredi notu artışı ile birlikte, 2013 yılında cari açığın finansmanında sorun beklenmemektedir.

2012 Yılında Global Gayrimenkul Piyasaları Konut sektörlerinde toparlanmanın zayıf kaldığı gelişmiş ülkelerde, konut finansman sistemindeki sıkıntılar da sürüyor. ABD’de inşaat faaliyetlerinde toparlanma yaşanırken, AB’de ise inşaat harcamaları yeniden küçülmeye başladı. Ticari gayrimenkul değerlerinde sınırlı toparlanma yaşanan gelişmiş ülkelerde, yatırımlarda ve finansmanda ise durağanlık sürüyor. İnşaat sektörlerinde kontrol altında ve ölçülü büyümeler yaşanan gelişmekte olan ülkelerin, gayrimenkul varlık fiyatları ise kontrollü olarak gevşiyor veya durağan.

Global Gayrimenkul Piyasaları 2013 Beklentileri 2013 yılında gelişmiş ülkelerde, inşaat, konut ve gayrimenkul sektörlerinde ölçülü toparlanma bekleniyor. Gelişmiş ülkelerde, ticari gayrimenkul finansman olanaklarında 2013 yılında yeniden hareketlenme ve varlık fiyatlarında toparlanma bekleniyor. Gayrimenkul piyasalarında ölçülü ve kontrollü büyüme beklenen gelişmekte olan ülkelerde, fiyat balonlarına karşı kontrol devam edecek.

2012 YILINDA TÜRKİYE GAYRİMENKUL PİYASASI Konut Sektörü Ekonomideki soğutma önlemleri, konut sektörünü olumsuz etkilemiş ve konut

sektörünün performansı yıl genelinde zayıf kalmıştır. Yıl içinde konutların KDV oranına ilişkin belirsizlik ile tapu harçlarının artırılması da olumsuz etki yaratmıştır. Konut kredilerindeki genişlemenin kontrolü ve diğer sıkılaştırıcı önlemler ile birlikte konut satışları zayıf gerçekleşmiştir. Proje sayısında artış, adetsel olarak geçmiş yılların performansına göre azalış mevcuttur. Mevcut konut fiyatları enflasyonun üzerinde, yeni konut fiyatları ise enflasyon kadar artmıştır. Finansman yetersizliği olan konut sektörünün, derinleşmesi ve sağlıklı büyüyebilmesi için önemli sermaye kaynağı yaratan maketten satışa ihtiyacı bulunmaktadır.

Ticari Gayrimenkul Sektörü Ekonomideki yavaşlama, ticari gayrimenkul sektörü üzerinde de sınırlayıcı etki yapmıştır. Alt pazarlar itibariyle ofis ve otel pazarında canlılık sürerken, AVM yatırımları yavaşlamıştır. Yeni Teşvik Yasası ile birlikte Organize Sanayi Bölgelerinde, sanayi ve lojistik alanlara ilgi ve talep artmaktadır.

TÜRKİYE GENEL İSTATİSTİKLER Yapı Ruhsatları (Belediye kaynaklı) 2010’da 912 bin adet, 2011 yılında ise 643 bin adete ulaşan yapı ruhsatları, 2012 yılı ilk dokuz ayında % 15.8’lik bir artış ile 515.719 adete ulaşmıştır. Yapı ruhsat sayısının 2012 yılsonunda 700 bin adede ulaşması bekleniyor.

Konut Satışları (Tapu kaynaklı) 2010 yılında 357 bin adet ve 2011 yılında 419 bin adet olarak gerçekleşen konut satışları, 2012 yılı ilk dokuz ayında ise geçen yılın % 1.8 üzerinde 305.670 adet olarak gerçekleşmiştir. Konut satışlarında 2012 yılsonu beklentisi ise 400 bin adet.

Konut Kredi Faiz Oranları 2012 yılı ikinci yarısında gerilemeye başlayan faizler, yeniden % 1’in altına düşmüştür. Yılsonunda aylık ortalama faiz oranı ise % 0.80.

Konut Kredileri 2011 yıl sonunda 74.6 milyar TL olan konut kredileri toplam büyüklüğü, 2012 yılı sonunda ise % 13-14’lük bir büyüme ile 83-84 milyar TL’ye ulaşacak.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

13

Yabancıların Gayrimenkul Net Alımları 2011 yılında, 2010 yılına göre % 20 azalarak 2.0 milyar dolar olarak gerçekleşen yabancıların gayrimenkul net alımları; 2012 yılının ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre (1.5 milyar dolar) % 23 artarak, 1.85 milyar dolar olarak gerçekleşti.

KONUT SEKTÖRÜ 2012-2013 Konut İhtiyacı Artan nüfus, kentleşme oranı, evlerin yenilenme ihtiyacı, kentsel dönüşüm faktörlerine bağlı olduğu için ekonomik gelişmelerden bağımsız olarak Türkiye’de yıllık 600–700 bin adet konut ihtiyacı mevcut. (GYODER 2023 Vizyonunda Gayrimenkul Sektörü Raporu)

Konut Talebi 2012 genelinde konut talebinde zayıflama, 2012 yılsonunda kredi faiz oranların-

14

YAPI MALZEME - OCAK 2013

da gerileme yaşandı. Bankaların konut kredisi kullandırma eğilimlerinde ise; önce yavaşlama, yılın son çeyreğinde ise yeniden hareketlenme kaydedilen 2012’de, üreticilerin tüketiciye yönelik kampanyaları devam etti. Konut talebinde sınırlı artış beklentisinin bulunduğu 2013 yılında, düşecek faiz oranları ile kredi talebinde ölçülü artış, yabancılara konut satışı düzenlemesi ile ise ilave talep bekleniyor.

Konut Fiyatları 2012 yılında mevcut konut fiyatları ve kiralar, Türkiye genelinde enflasyon üzerinde arttı. Yeni konut fiyat artışı ise enflasyona paralel olarak sınırlı kaldı. 2012’de konut fiyatları, alım için uygun seviyelerde seyretti. 2013 yılında beklenen konut talebi ve yeni konut arzları çerçevesinde konut fiyatlarında artış, yine enflasyona paralel olarak sınırlı kalacak. 2013 yılında KDV düzenlemesi (tüm konut satışlarında

%18’e çıkarılması) gerçekleştirilmesi halinde, vergi artışı kadar konut fiyatlarında artışa yol açacak ve dolayısıyla tüketiciye ilave yük getirecek.

Konut Arzı 2012 yılında daha önce başlamış olan markalı konut projelerinde arzlar devam etti. 2012’de proje sayısında artış, adetsel olarak geçmiş yılların performansına göre azalış kaydedildi. Daha önce başlayan projelerin tamamlanması ile her vasıfta konut arzı, 2013 yılında yavaşlayarak da olsa sürecek.

Sonuç ve 2013 Öngörüler 2013 yılında ekonomi ile inşaat ve gayrimenkul sektöründe, daha ılımlı bir büyüme bekleniyor. • Ekonomik büyüme: %4 • Enflasyon: % 6.0 • Konut kredi aylık ortalama faiz oranı yıl sonu: % 0.70-0.75

• Konut kredileri: % 15 büyüme • Konut kredileri: 95 milyar TL • İnşaat sektörü büyüme: % 5-6 • Konut yapı ruhsatları artış: % 3-5 • Konut fiyatları ve kiraları: sınırlı artış (enflasyona paralel) • Ticari gayrimenkul yatırımları: % 6-8 büyüme • Ticari gayrimenkul kiraları: durağan Talep Yönünde Alınması Gereken Önlemler Gayrimenkul sektöründe talep yönünde canlılık ve süreklilik için alınması gereken önlemler; • Konut kredisi faizlerinin gelir vergisi matrahından düşürülmesine imkan verilmelidir. • Gayrimenkul alım satımında uygulanmakta olan toplam yüzde 0,20’lik tapu harcının makul bir seviyeye indirilmesi gerçekleşmelidir. • Alım satım sözleşmelerinde damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır.

• Gayrimenkul yatırımlarının cazibesini düşüren yasal düzenlemelerden kaçınılmalıdır. • Enerji verimliliği ve yeşil binaların yapımı teşvik edilmelidir. • GYODER tarafından yapılan Roadshowlar, Londra’dan sonra Singapur, Katar, Malezya ile devam edecektir. Arz Yönünde Alınması Gereken Önlemler Gayrimenkul sektöründe arz yönünde canlılık ve süreklilik için alınması gereken önlemler; • İmarlı arsa üretimi ile arsa maliyetleri düşürülmelidir. • Arsa maliyetlerindeki KDV unsuru düzenlenmelidir. • İmar ve ruhsat bürokrasisi rehabilite edilmelidir. • Vergi, resim ve harçlarda haksız rekabet kaldırılmalıdır. • Sektöre her kademede kalifiye eleman yetiştirilmesi üzerinde önemle durulmalıdır. • Yabancı yatırımcılar ve yabancı sermayeli şirketlerin hareket alanlarını daral-

tan düzenlemeler ortadan kaldırılmalıdır. • Mütekabiliyet yasasına destekleyici olarak yabancılara oturma hakkı izni verilmesi gerekmektedir. • İmar ve ruhsat haklarının müktesep hak olarak alınması gerekmektedir. • Konut bir ihtiyaç ve yatırım aracı olması sebebiyle Tüketici Yasası’ndan çıkarılıp ayrı bir kanun çerçevesinde irdelenmelidir.

Kentsel Dönüşüm Kentsel Dönüşüm ile ilgili daha planlı şehirler için GYODER tespitleri; • Özel sektörün rolü arttırılmalıdır. • Kat mülkiyeti kanununda hukuki altyapıda değişiklik yapılmalıdır. • Finansal enstrümanlar oluşturulmalıdır. • İmar hakkı transferi • İmar haklarının menkulleştirilmesi • Afet bono - tahvil ihracı • Yeşil binalar ve enerji verimliliği teşvik edilmelidir. • Kentsel dönüşüm konut olarak değil şehir olarak düşünülmelidir.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

15

Sıcak bir kış için

sıcak öneriler Bosch Isı Sistemleri, soğuk havaların kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde, tüketicilere, evlerini ısıtırken aile bütçelerini de sarsmamaları için ekonomik ısınma önerileri sunuyor. Soğuk havanın etkisini giderek daha fazla hissettiğimiz bugünlerde tüketiciler de artan doğalgaz faturalarıyla baş etmenin yollarını arıyor. Kombilerdeki yoğuşma teknolojisiyle yüksek verim sunan ve böylece yakıt faturalarını önemli oranda hafifleten Bosch Isı Sistemleri, tüketicilerle aile bütçelerini sarsmadan ısınmadan püf noktalarını paylaşıyor. Bosch Isı Sistemleri’nden yapılan açıklamaya göre; • Oda termostatı kullanımı, hem oda sıcaklığının belli bir hassasiyetle sabit tutulmasını sağlar yani konforludur, hem de ısıtma cihazınıza oda sıcaklığına göre modülasyon yaptırarak daha ekonomik işletim sağlar. • Dış hava sıcaklığına göre çalışan bir kumanda kullanmanız durumunda kombiniz yalnızca evinizin ihtiyacı kadar ısı

16

YAPI MALZEME - OCAK 2013

üretir. Böylece ihtiyacınızdan fazla yakıt tüketmezsiniz. • Isıtma cihazınızı yalnızca evde bulunduğunuz saatlerde çalıştırmak yerine, dışarıda olduğunuz saatlerde de evinizin sıcaklığının çok fazla düşmesini önleyecek şekilde açık tutmak, eve geldiğinizde yüksek sıcaklıklarla uzun süre çalıştırmaktan daha ekonomiktir. • Evlerimizde; kombileri düşük sıcaklıkta gece-gündüz yakmak, gündüzleri yakıp gece söndürmekten daha ekonomiktir. • Yoğuşmalı kombiler, baca gazındaki su buharının ısısını dışarı atmak yerine evinizi ısıtmak için gerekli ısıya dönüştürür. Bu nedenle konvansiyonel kombilere göre daha az yakıt tüketirler.

• Dış sıcaklık azaldıkça bir yandan ısı kaybı artar. Yani dış duvar sıcaklığının düşmesi daha yüksek bir oda sıcaklığına ihtiyaç duymamıza neden olur. Bu nedenle çok soğuk havalarda iç sıcaklık değeri her zamankinden 1-2 santigrat derece daha arttırılabilir. • Isı izolasyonu, enerji ekonomisi yanında dış duvarların iç yüzey sıcaklıklarını artırdığından, duvarlardaki soğukluk etkisi azalır. Bu, konforu artırdığı gibi iç ortam sıcaklıklarını azaltma imkanı da verir. Böylece ilave bir yakıt tasarrufu imkanı yaratır. • Termostatik radyatör vanası kullanımı, sabit dış oda sıcaklığı ve her odada sıcaklık kontrolü yapabilme gibi imkanlar sunar. Ekonomik işletime katkı sağlar.

G端venli ve kolay kurulan mod端ler iskele sistemi: PERI UP

18

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Günümüzde inşaat sektöründe ve farklı uygulama alanlarında kullanılan iskele sistemlerinin çeşitliliği, uygulama, stoklama, diğer bir projeye uyum sağlaması bir başka değişle modüler olması ve sevkiyat aşamalarında uygulayıcı firmalar için en önemli ve dikkat edilen konular olarak karşımıza çıkmaktadır.

İskele sistemlerinde kullanıcıların aradığı özellikler; - Kolay kurulum - Yüksek güvenlik - Modüler ve diğer bir projeye de rahatlıkla uyum sağlaması - Yüksek yük taşıma kapasitesi - Kolay taşıma ve depolama - Ekonomik olması Her uygulamada en ekonomik çözümü bulmak, mümkün olan en az malzeme miktarı ile çok çeşitli uygulamaları yapabilmekten geçmektedir. Bu noktada PERI UP İskele sistemi ile PERI bir ilki gerçekleştirmiş ve PERI UP Sistemi tüm avantajları ile kullanıcıya sunulmuştur. Birbirlerinden bağımsız ve farklı ihtiyaçlar ve detaylar; PERI UP İskele sistemi ile, az sayıda temel iskele parçaları ve birkaç yardımcı ekipman sayesinde basit, hızlı ve güvenli şekilde teşkil edilebilmektedir.

Kullanım Alanları: PERI Up sistem aşağıdaki farklı uygulamalar için aynı temel malzemeler ile kullanılabilir; - Döşeme altı taşıyıcı yük iskelesi ve döşeme masa kalıbı iskelesi, - Demirci İskelesi, - Merdiven modülü, - Çalışma Platformları - Dış cephe çalışma iskelesi - Endüstriyel alanlarda iş platformu Yukarıdaki tüm farklı alan ve uygulamalardaki iskele ihtiyacı aşağıda kısaca özetlenen, az sayıdaki temel elemanların ve yardımcı ürünlerle kombinasyonu sonucu kolaylıkla teşkil edilebilmektedir.

DİZAYN VE ERGONOMİ PERI UP İskele sistemi elemanları, son ayrıntısına kadar iyi düşünülmüş ve geliştirilmiştir. Patent altındaki düğüm noktası, kolay ve güvenli kurulum sağlamaktadır. Yatay kuşaktaki kama başlığı Rosett düğüm noktasındaki deliğe yerleştirildiğinde, yerçekimi etkisi ile kama kendiliğinden yuvaya girerek kilitlenmeyi sağlar. Bu sayede işçilerin düğüm noktalarına müdahale etmelerine gerek kalmadan güvenli pozisyondan kurulum gerçekleşebilir. Rosett bağlantı noktalarının dairesel olmayan şekilleri, dikey elemanların yuvarlanmasını engellediği gibi, malzemelerin iç içe geçebilmesine olanak sağlayarak stoklamayı da kolaylaştırır. Bağlantı noktalarının şekli sayesinde yatay elemanlar 45 santigrat dereceye kadar açılı olarak bağlanabilir. Kutu profil kesitli yatay elemanlar daha az ağırlık ve daha yüksek yük taşıma kapasitesi sağlar.

ÜRETİM VE HESAP NORMU, SERTİFİKASYON Tüm dünyada geçerli DIN, EU ve BS avrupa güvenlik standartlarının iş iskeleleri ile ilgili EN12810 ve EN12811 kriterlerinin tamamını karşılayan PERI UP ROSETT İskele sistemi, sıcak daldırma galvaniz kaplı olarak üretilmektedir. Söz konusu standartların geliştirilmesinde de önderlik eden PERI, bu sayede Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya gibi pekçok avrupa ülkesi başta olmak üzere dünya çapında geçerli uygunluk belgeleri almıştır. Tüm bu güvenlik kriterlerini kullanıcı dostu ekipmanlarla güçlendiren PERI UP Sistem, dünyanın en güvenli ve en kolay kurulan iskelesi olmuştur.

UYGULAMALARDAN ÖRNEKLER ve SİSTEMİN AVANTAJLARI Döşeme altı taşıyıcı yük iskelesi ve döşeme masa kalıbı iskelesi YAPI MALZEME - OCAK 2013

19

Büyük kapalı alanlara sahip AVM, havalimanı veya otopark gibi yatay yapılarda ve bu yapıların özellikle farklı ve yüksek katlarındaki döşeme imalatlarının yapılması ve ayrıca çok katlı binalarda; döşeme altı taşıyıcı iskele sistemlerinin kurulması ve devredilmesi, işin yapım süresini ve buna bağlı olarak tüm maliyetleri etkilemektedir. PERI UP ROSETT İskele sisteminin, hafif ve kolay monte edilebilen parçaları sayesinde, yüksek taşıyıcı kulelerin kurulması bile sorun olmaktan çıkmaktadır. Yüksek yük taşıma kapasiteleri sayesinde, gereksinim duyulan malzeme miktarları da azalmaktadır. Dikey elemanlar birbirlerine bağlanarak bu yüksek yük iskelesi kuleleri vinç yardımı ile taşınabilmekte ve gerektiğinde masa kalıp haline getirerek de devir etmek mümkün olmaktadır.

bilen PERI UP ROSETT Demirci iskelesi ile demir işçiliklerinin çok daha hızlı ve çok daha güvenli bir şekilde yapılması mümkün olmaktadır.

Otel Projesi / Türkmenistan, Bouygues Cons

Angora Lojistik Depo Projesi / İstanbul, Modern Yapı

MERDİVEN MODÜLÜ

Angora Lojistik Depo Projesi / İstanbul, Modern Yapı

DEMİRCİ İSKELESİ Şantiyelerde günlük iş akışının değişmez bir parçası olan demir bağlama işçiliği, özellikle perde yüksekliklerinin fazla olduğu projelerde, beraberinde pekçok güvenlik riskini de doğurmaktadır.PERI UP ROSETT İskele sisteminin demirci iskelesi olarak kullanılması sonucu, hem işçilerden alınan verim yükselmekte hem de güvenlik standartları maksimuma çıkarılmaktadır.Tekerlekler üzerinde hareket edebilen ya da vinç yardımı ile taşına-

20

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Sadece şantiyelerde değil, endüstriyel pek çok çalışma sahasında ihtiyaç duyulan modüler erişim üniteleri ve merdiven modülleri artık PERI UP ROSETT İskele sistemi ile çok daha pratik ve güvenli bir hal almaktadır.Güçlendirilmiş alüminyum malzemelerden imal edilen merdiven elemanları, hafif olmasının yanı sıra yüksek taşıma dayanımlarına da sahiptirler.Ayrıca PERI UP sistemin tüm diğer yürüme platformları gibi entegre kilit mekanizmaları sayesinde, başka bir parçaya gerek duymaksızın açılma ve yerinden çıkmaya karşı korumalıdırlar.Kullanılacağı yere ve yoğunluğa göre 64cm den 125cm genişliğe kadar değişebilen merdiven kuleleri sayesinde, modüler, güvenli ve dayanıklı erişim PERI UP ROSETT İskele sistemi ile sağlanabilmektedir.

Çayeli Bakır İşletmesi / Rize, Dizayn Mühendislik

ÇALIŞMA PLATFORMLARI Şantiye ve endüstriyel tesislerde bir başka iskeleye ihtiyaç duyulan alan da modüler çalışma platformlarıdır.Tesis ya da şantiyenin herhangi bir noktasında yerden yüksekte yapılacak her türlü iş için -mobil ya da sabit- bir çalışma platformu ihtiyacı oluşmaktadır.Bu çalışma plat-

formlarının da çalışma sahasının herhangi bir yerinde olan diğer çalışmalar gibi güvenli ve hızlı bir şekilde sonuçlanması gerekmektedir.Bu noktada PERI UP ROSETT İskele sistemi yine kullanıcılarına en güvenli ve en ekonomik çözümleri sunabilmektedir.

Termik Santral Bacaiçi Bakım İskelesi, Yumurtalık/ İskenderun

DIŞ CEPHE ÇALIŞMA İSKELESİ PERI UP ROSETT İskele sistemi standart elemanları ile, yüksek güvenlikli cephe iskeleleri de teşkil edilebilmektedir.Entegre merdiven modülü ve kilit mekanizmalı yürüme yolları sayesinde PERI UP ROSETT sistem cephe iskelelerinde, tüm zorlu cephe geometrilerine uyum sağlayarak her koşulda işçi güvenliğini garanti altına almış olur.

Anarat Higutyun Restorasyon Projesi / İstanbul, Toros Turizm

ENDÜSTRİYEL ALANLARDA İŞ PLATFORMU

Çemberlitaş Bina Restorasyon Projeleri / İstanbul, Orkon İnşaat

Endüstriyel tesislerin bakım-onarım işleri iskele sistemlerinin yoğunlukta kullanıldığı bir başka alandır. Planlı ya da arıza sonucu durdurulması gereken tesis ünitelerinin onarımının tamamlanıp en kısa sürede tekrar faaliyete alınması büyük önem arz eder. Bu gibi tesislerde son derece yüksek olan güvenlik kriterlerinin karşılanması ve ihtiyaç duyulan yüksek esneklik kabiliyetine cevap verebilmek için geliştirilen PERI UP ROSETT-FLEX İskele sistemi, her türlü iskele kurulumunu güvenli ve hızlı hale getirmektedir. Yanmaya karşı dirençli, parlak sarı renkli süpürgelikler ve kaymaya karşı daha dayanıklı üretilen endüstriyel yürüme yolu UDI ler sayesinde PERI UP ROSETT-FLEX sistem, endüstriyel tesislerin bakımlarında yine PERI standartlarını kullanıcısına sunmaktadır.

Film Seti, Kapalıçarşı / İstanbul

Sonuç olarak salt bir iskele sistemi olmasının ötesinde PERI UP ROSETT sistem; diğer tüm PERI ürünleri gibi, sahalarda hızlı, güvenli ve ekonomik uygulama olanakları sunan tipik bir PERI çözümüdür. PERI ile başarılı inşaatlar! YAPI MALZEME - OCAK 2013

21

İnşaat sektörüne yön veren

Türk Ytong 50 yaşında Türk inşaat sektörüne yön veren markalardan biri olan Ytong’un Türkiye’deki 50 yılının hikayesi ve gelecek hedefleri Four Seasons Bosphorus Hotel’de düzenlenen basın toplantısı ile paylaşıldı.

Türk Ytong’un 50. Kuruluş yıldönümü için düzenlenen basın toplantısına, Türk Ytong’un Kurucusu ve Onursal Başkanı Bülent Demiren’in yanı sıra Yönetim Kurulu Başkanı F.Fethi Hinginar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mrh. Üye Nükhet Demiren ve Genel Müdür Gökhan Erel katıldılar.

Yapı malzemesi sektörünün lider markası Türk Ytong, kuruluşunun 50. Yıldönümünü kutluyor. Üstün ısı yalıtımı ve deprem dayanımı özelliklerinin yanı sıra; yangın güvenliği, hafifliği, kolay işlenebilirlik ve çevre dostu özellikleri ile Türk inşaat sektörüne yön veren Türk Ytong’un 50. Kuruluş yıldönümü için bir basın toplantısı düzenlendi. 09 Ocak Çarşamba günü Four Seasons Bosphorus Hotel'te yapılan toplantıya; Türk Ytong’un Kurucusu ve Onursal Başkanı Bülent Demiren’in yanı sıra Yönetim Kurulu Başkanı F.Fethi Hinginar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mrh. Üye Nükhet Demiren ve Genel Müdür Gökhan Erel katıldılar. Aynı zamanda Türk Ytong Yönetim Kurulu üyesi olan iş adamı ve spor yazarı Ömer Üründül de toplantıda yerini aldı. Ünlü belgeselci Nebil Özgentürk’ün Türk Ytong için yaptığı tanıtım filmiyle başlayan toplantının açılış konuşmasını Türk Ytong’un Kurucusu ve Onursal Başkanı Bülent Demiren yaptı.

TÜRK YTONG’UN İNŞAAT SEKTÖRÜNE KATKISI SÜRECEK Basın mensuplarıyla Türk Ytong’un kuruluş hikâyesini paylaşan Demiren, yapılarda deprem dayanımı ve enerji tasarrufu konularında Ytong’un çözüm olacağını öngörerek, 1963 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile bu malzemenin Türkiye’de üretilmesine öncülük yaptıklarını söyledi. Türk Ytong’un geride kalan yarım asır-

22

YAPI MALZEME - OCAK 2013

lık süreçte ülke ekonomisine ve inşaat sektörüne büyük katkılar yaptığını ifade eden Bülent Demiren konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ytong’un Türkiye’ye gelmesiyle, inşaat sektörümüzün modernleşmesi adına çok önemli bir süreç başladı. 1960’da kurulan Türk Standartlar Enstitüsü (TSE) sayesinde, ülkemizde o tarihe kadar standardı olmayan birçok inşaat malzemeleri yanında, Almanya’dan tercüme edilerek alınan normlardan, Türk Gazbeton normu (TSE 453) inşaat piyasasına arz edildi. Türkiye'nin ısı yalıtımı ile ilgili ilk yönetmeliğinin hazırlanması için, Alman DIN normlarını Türkçeye çevirerek TSE’ye sunduk. Ardından 1970 yılında Türkiye’nin ısı yalıtımı konusundaki ilk düzenlemesi olan “TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları”, Ytong’un da katkılarıyla TSE tarafından yayınlandı. Türk Ytong’un yapı standartlarının geliştirilmesinde, geçmişte olduğu gibi gelecekte de öncülük yapması her zaman iftihar vesilesi olmuş ve olacaktır.”

“SEKTÖRÜMÜZDE %60 PAZAR PAYIYLA LİDERİZ” Bülent Demiren’den sonra söz alan Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı F.Fethi Hinginar ise Ytong’un Türkiye’deki gelişimini anlattı. İlk Türk Ytong fabrikasını kurdukları 1965 yılından bu yana büyük bir gelişme gösterdiklerini belirten Hin-

ginar, 2008 yılında Bilecik’te dünyadaki en büyük Ytong fabrikasını açtıklarını söyledi. Türk Ytong’un sektördeki konumuyla ilgili bilgiler veren F.Fethi Hinginar basın toplantısında şunları söyledi: “2008 yılından bu yana fabrikalarımızda kapasite artırıcı yatırımlar yapıyoruz. Bu yatırımlarımızın sonucunda bugün 2 milyon metreküp Ytong üretim kapasitesine ulaştık. 2 milyon metreküp kapasite ile yılda 150-200 bin konut için malzeme üretebiliyoruz. Kabaca hesaplarsak, bu miktar konutun ortalama 600 bin kişiye sağlıklı ve çağdaş barınma imkanı sağladığını görebiliriz. 50. Yılımızı kutlarken geride bıraktığımız dönemde ürettiğimiz, toplam 21 milyon m³ Ytong ile yaklaşık 1 milyon 500 bin adet konut inşa edildi. Sektörümüzde % 60 pazar payıyla lideriz. Aynı zamanda Ytong üretiminde, Avrupa’nın ikinci büyük üretici ülkesi olmanın gururunu yaşıyoruz.” Ytong’un depreme dayanıklı bir malzeme olduğunu ifade eden F.Fethi Hinginar, Ytong malzemeyle yapıldığı için Van depreminde evi hasar görmeyen bir yurttaşımızın gönderdiği duygusal mektuptan bir bölümü de basın mensuplarıyla paylaştı.

“YTONG, İNOVASYONUN KENDİSİDİR”

Toplantının bir diğer konuşmacısı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mrh. Üye Nükhet Demiren sözlerine Ytong’un 'Yüzyılın Markaları'ndan biri olduğunu belirterek başladı. Türk Ytong’un AR-GE, eğitim ve sosyal sorumluluk gibi alanlarda yaptığı çalışmalarla ilgili bilgiler veren Demiren konuşmasına şöyle devam etti: “İnovasyon yani yenileşim bizim için çok önemlidir. Hatta Türk Ytong, inovasyonun kendisidir! Türk Ytong, 50 sene önceden, günümüzün dünyasının ihtiyaçlarını karşılama vizyonunu geliştirmiştir. Enerji tasarrufunun hiç konuşulmadığı, bilinmediği zamanlarda, ısı yalıtımını düşünmü��, depreme ve yangına karşı önlemler geliştirmiştir. Çevreye duyarlı, kolay işlenen, sürdürülebilir malzemeler üretmek Türk Ytong’un vizyonunun ve elbette inovasyonun en iyi örnekleridir. Türk Ytong’un başarısının bir başka nedeni de, kullanıcılarına ürün kalitesinin yanında geniş bir teknik bilgi ve proje destek hizmeti vermesidir.”

Türk Ytong’un Kurucusu ve Onursal Başkanı Bülent Demiren

Konuşmasında 50. Yıl projelerinden de bahseden Nükhet Demiren, “Modern Mimarlık Mirası”nın korunarak yaşatılması ve belgelenmesi konusunda farkındalık oluşturmak için Mimarlar Odası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile bir Ulusal Mimari Fikir Yarışması açacaklarını belirtti. Demiren ayrıca “Mesleki ve Sektörel Eğitime Katkı” projelerini genişletmek için “Ytong Akademisi-50. Yılda 50 Durak” projesini hayata geçireceklerini söyledi. Nükhet Demiren konuşmasının sonunda, dünyada ve Türkiye’de sadece Ytong tarafından üretilmekte olan; yanmaz, hafif ve mineral yalıtım malzemesi “Ytong Isı Yalıtım Plağı” hakkında şunları söyledi: “Ytong Isı Yalıtım Plağı, bir inovasyon ürünü olarak, sektörde beklediğimizin üzerinde bir ilgi gördü. 2013 yılında bu ürünle ilgili üretim kapasitemizi ikiye katlıyoruz. Bu kapasiteyle yıllık 150 bin metrekare, mantolamaya alternatif yanmaz yalıtım yapacağız.”

ÇEVRESEL ÜRÜN DEKLARASYONU’NA SAHİP TEK MARKA Türk Ytong Genel Müdürü Gökhan Erel ise Ytong’un çevreci duruşu ve enerji tasarrufu konusunda ülke ekonomisine olan katkıları hakkında bilgiler verdi. Ytong’un her aşamada çevreye karşı hassas ve bilinçle yaklaşan bir inşaat konsepti olduğunu ifade eden Gökhan Erel şunları söyledi: “Ytong, hammadde kazanımından inşaat malzemesi üretimine, malzemenin işlenmesinden, yapı ömrüne katkısına, hatta yıkılan bir binanın tasfiyesine kadar tüm detaylar düşünülerek tasarlanmıştır. 2011 yılında bu konuda çok değerli bir belgeye de sahip olduk. Ürettiğimiz malzemelerin çevre dostu olduğunu belgeleyen ve dünyaca kabul edilen bir beyanname olan Çevresel Ürün Deklarasyonu’na (Enviromental Product Declaration - EPD) Türkiye’de sahip olan ilk markayız. Ytong

24

YAPI MALZEME - OCAK 2013

yapılan tüm Leed sertifikalı gibi yeşil binaların öncelikli malzemelerinden biri olarak gösteriliyor.” Türk Ytong Genel Müdürü Gökhan Erel, Ytong’un kentsel dönüşümde üstleneceği rolle ilgili de konuşarak şunları söyledi: “Türkiye'de toplam konut açığının 2.5 milyon adet olduğu ifade ediliyor. Mevcut yapı stoğunun ise yaklaşık yüzde 60'ı deprem açısından riskli, enerji verimliliği açısından uygun olmayan, mühendislik hizmeti almamış binalardan oluşuyor. Önümüzdeki dönemde bu durumdaki 6,5 milyon adet konutun Kentsel Dönüşüm projeleri kapsamında ele alınması planlanıyor. Yenilenecek bu yapılar yeşil ve sürdürülebilir bina konsepti ile yapılacak. Ytong bütün sayılan özelliklerin yanında sektöründe ilk ve tek Çevre Etiketi’ne sahip olması nedeni ile bu projelerde fark yaratan bir çözüm ortağı olacaktır.”

YTONG 10 MİLYAR DOLARI AŞKIN BİR ENERJİ TASARRUFU SAĞLADI Enerji konusunda dışa bağlı bir ülke olduğumuzu hatırlatan Gökhan Erel, Ytong’un 10 milyar doları aşkın enerji tasarrufu sağlayarak Türkiye ekonomisine büyük bir katkıda bulunduğunu söyledi: “Dış ticaret açığının 2012 yılı Ocak-Ekim döneminde yüzde 71.4’ünün enerji ithalatından oluştuğunu göz önünde bulundurursak, enerji tasarrufunun ülkemiz için ne derece önemli olduğunu daha iyi anlamış oluruz. 19 milyonun üzerinde konut stoğu bulunan Türkiye’de sağlanan, enerjinin yüzde 40’tan fazlası konutlarda tüketiliyor. Bu konutların birçoğunda hiç ısı yalıtımı olmadığı veya yetersiz olduğu bilinen bir gerçektir. Yapısı gereği ısı yalıtımı sağlayan Ytong, bu konuda da çok önemli bir rol üstleniyor. Bu konuya rakamsal bir örnek vermek gerekirse, gururla söylemek isterim ki, Ytong ile yapılan konutlarda 50 yıl boyunca 10 milyar doları aşkın bir enerji tasarrufu sağlanmıştır.”

Türk Ytong 50. Kuruluş Yıldönümü basın toplantısı Genel Müdür Gökhan Erel’in konuşmasının ardından Ytong 50. Yıl pastasının kesilmesiyle son buldu.

SAYILARLA YTONG • Ytong dünyada 87, Türkiye’de 50 yaşında. • Dünyanın 23 ülkesinde bulunan 52 fabrikada, yılda 10 milyon metreküpün üzerinde Ytong üretiliyor. • Türkiye’de 5 fabrikada yılda 2 milyon metreküp Ytong üretiliyor. • 2 milyon metreküp kapasite ile yılda 150 – 200 bin adet konut üretilebilir. Bu konutlarda ortalama 600 bin kişiye sağlıklı ve çağdaş barınma imkânı sağlanır. • Türkiye Ytong üretiminde, Avrupa’nın ikinci büyük üreticisidir. • Türk Ytong sektöründe % 60 pazar payıyla lider konumundadır. • Türk Ytong olarak 50. Yılımızda toplam 21 milyon metreküp üretime ulaştık. 21 milyon metreküp malzemeyle toplam 1 milyon 500 bin adet konut inşa edildi. • 2013 yılında yalıtım plağı üretim kapasitemizi ikiye katlıyoruz. Bu kapasiteyle yıllık 150 bin metrekare, alternatif yanmaz mantolama yalıtım yapacağız. • 2011 yılında Çevresel Ürün Deklarasyonu’na (Enviromental Product Declaration - EPD) Türkiye’de sahip olan ilk marka olduk. • 50 yılda ısı tasarrufu ile 10 milyar doları aşkın döviz tasarrufu sağladık. • Ytong “Yüzyılın Markaları” arasında yer aldı. • Yılda 3 binden fazla öğrenciye ulaşıyoruz. • Yılda 1.200 ustaya eğitim veriyoruz.

Çimsa 40 yaşında Çimsa 40. kuruluş yıl dönümünü İstanbul Swissotel'de düzenlediği özel gecede kutladı. Etkinlikte bir konuşma yapan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı "Sabancı Holding olarak başarılarla dolu bir 40 yılı geride bırakan Çimsa’nın, emin adımlarla ilerlediğini görmekten gurur duyuyoruz" dedi. 1972 yılında faaliyetlerine başlayan, yüksek kaliteli ve yenilikçi ürünleriyle Türkiye çimento ve beton sektörüne damgasını vuran Çimsa, 40. kuruluş yıl dönümünü özel bir etkinlikle kutladı. 20 Aralık Perşembe akşamı İstanbul Swissotel’de yapılan Çimsa 40. yıl gecesine Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Holding CEO'su Zafer Kurtul, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Serra Sabancı,

Sabancı Holding Çimento Grubu Başkanı Mehmet Göçmen, Çimsa Genel Müdürü Mehmet Hacıkâmiloğlu, iş dünyasının temsilcileri ve diğer davetliler katıldı. Çimsa 40. yıl tanıtım filminin gösterildiği gecede, Güler Sabancı'ya Çimsa’nın ilk hisse senedi hatıra olarak verilirken, Çimsa’nın eski yöneticilerine, çalışanlarına ve bayilerine 40. yıl anı plaketleri verildi.

GÜLER SABANCI: “ÇİMSA SEKTÖRÜNE ÖNCÜLÜK EDİYOR”

26

Etkinlikte bir konuşma yapan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı şunları söyledi: "Sabancı Holding olarak başarılarla dolu bir 40 yılı geride bırakan Çimsa’nın, Türkiye’nin en değerli çimento ve hazır beton şirketi olma vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini görmekten gurur duyuyoruz. İhracat alanında da Çimsa her yıl sektörüne öncülük ediyor. Bu, şirketimizin ürün geliştirme ve kaliteli üretim becerisi kadar, yeni pazarlar YAPI MALZEME - OCAK 2013

oluşturma ve bunları büyüterek koruma anlamındaki gücünü de gösteriyor."

MEHMET HACIKAMİLOĞLU: “ÜLKEMİZİN EN İYİ ÇİMENTO ÜRETİCİSİYİZ” Daha sonra söz alan Çimsa Genel Müdürü Mehmet Hacıkâmiloğlu ise "40 yaşın insanın hâlâ kendini genç hissettiği, aynı zamanda önemli tecrübe kazandığı bir yaş olduğunu hatırlatarak" Çimsa'nın da kendini genç hissettiğini vurguladı. Hacıkâmiloğlu şöyle devam etti: "Her yıl ülkemizde iş dünyamızla ilgili pek çok kamuoyu araştırması yapılır. Bu araştırmalarda Sabancı Topluluğu her zaman en çok güvenilen şirketler arasındadır. Çimsa bu güvenin mirasçılarından ve oluşturucularından biridir. Belki Türkiye'nin en büyük şirketi değiliz, ama iddia ediyoruz ki, ülkemizin en iyi çimento üreticisiyiz. Varlığımızın yegâne sebebi olan müşterilerimize her zaman daha iyi ürünler ve hizmetler sunmaya çalışıyo-

Erçetin en beğenilen parçalarını seslendirerek geceye katılanlara renkli ve keyifli anlar yaşattı.

TÜRK ÇİMENTO VE HAZIR BETON SEKTÖRÜNÜN YILDIZI

Çimsa Genel Müdürü Mehmet Hacıkâmiloğlu,

ruz. Bayilerimize, tedarikçilerimize yani iş ortaklarımıza ve çalışanlarımıza yıllardır "emin ellerdesiniz" diyoruz. Bizi diri tutan ve rekabetçi olmamızı sağlayan rakiplerimize adil rekabet sözü veriyoruz. Türkiye'ye fayda sağlamadan hiçbir işi yapmamaya özen gösteriyoruz. Sadece ekonominin değil, çevrenin korunmasına ve toplumun gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz." Konuşmaların tamamlanması ardından sahneye çıkan Candan

28

YAPI MALZEME - OCAK 2013

1972 yılında Mersin’de kurulan ve 1975’te ilk çimento fabrikasıyla Mersin’de faaliyete başlayan Çimsa’nın Mersin, Kayseri, Eskişehir, Niğde, Afyonkarahisar ve Ankara’da bulunan fabrikalarının klinker üretim kapasitesi 5,5 milyon tona ulaşmış bulunuyor. Çimsa, gri çimentonun yanı sıra beyaz çimento ve kalsiyum alüminat çimentosu gibi özel çimentolar üreterek inovasyon konusunda Türk çimento ve hazır beton sektörüne öncülük ediyor. 1988 yılında hazır beton üreticisi olan Çimsa, Adana, Mersin, Kayseri, Osmaniye, Kahramanmaraş, Nevşehir, Eskişehir, Kütahya, Bursa, Konya, Karaman, Aksaray, Sakarya, Bilecik ve Denizli illerinde hizmet sunuyor. Agrega sektöründe de büyümeyi hedefleyen Çimsa, 5 agrega tesisi ile bu sektörde de faaliyet gösteriyor. Beyaz çimento alanında dünyanın ilk üç markasından biri olan Çimsa, Sevilla (İspanya), Alicante (İspanya), Emden (Almanya), Köstence (Romanya), Trieste (İtalya), Novorossisk (Rusya) ve Gazimagusa’da (KKTC) bulunan terminalleriyle uluslararası bir çimento üreticisidir.

Çimsa’nın 40 yıllık başarı öyküsü Çimsa 1972’den bu yana önemli başarılara imza attı. İşte bunlardan bazıları: • Uzun yıllardır kurumlar vergisi sıralamasında Türkiye’nin ilk 100 şirketi arasında yer alıyor. • 1990’lardan bu yana çimento sektöründe Türkiye’nin en büyük küresel oyuncusu olan Çimsa bugün 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyor. • 2008 yılında ISIDAÇ 40’ın Altın Çekül ödülünü, geçen yıl CEM IV ürünü ile Alman Yapı ve Çevre Enstitüsü’nden yeşil sertifikasını alan; Altın Yaka ödüllerinde 2 yılda 4 birincilik ve 2 mansiyon kazanan Çimsa, her zaman yeniyi ve kaliteliyi arıyor. • Çimsa’nın hazır beton tesisleri ve fabrikaları iş güvenliği alanında birincilik ödülleri kazandı. • Çimsa beyaz çimento üretiminde dünya üçüncüsü konumuna sahiptir. • Sürdürülebilirlik yönetimine büyük önem veren Çimsa, bu kapsamda 2007-2010 yıllarını kapsayan ilk sürdürülebilirlik raporunu, 2010 yılında Global Reporting Initiative (GRI) raporlama çerçevesini temel alarak “B Level” raporunu yayınlamıştır.

Yapı malzemesinde ilk TSE teknik onay İzoduo'ya TSE ilk teknik onay belgesini ısı ve ses yalıtımını maksimum seviyede sağlayan yerli malzeme İzoduo’ya verdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2011 yılında 'Ulusal Teknik Onay Kuruluşu' ve 'Avrupa Teknik Onay Kuruluşu' olarak yetkilendirilen Türk Standartları Enstitüsü (TSE), ilk 'Ulusal Teknik Onay' belgesini Andblok İnşaat Yapı Malzemeleri Şirketi'nin yapı taşı olan ürünü İzoduo'ya verdi. İlk teknik onay belgesini

30

YAPI MALZEME - OCAK 2013

verirken bir açıklama yapan TSE Ürün Belgelendirme Merkezi Başkanı Doğan Yazar, Ulusal Teknik Onay Hizmetleri'nin TSE bünyesinde yürütülmesinin, yenilikçi üreticiye kolaylık sağlanması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Yazar, ulusal teknik onay taleplerinin en kısa sürede sonuçlandırılmasını amaçladıklarını,

Ürün Belgelendirme Merkezi'nin sektörün ihtiyaçlarına kaliteli ve süratli biçimde cevap verecek şekilde yapılandırdıklarını dile getirdi. TSE'den ulusal teknik onay belgesi alan ilk şirket olan Andblok İnşaat’tın Genel Müdürü Osman Sevimli, daha önceki testleri başarıyla geçen hafif betondan imal edilen hafif yapı taşı

İzoduo'nun bir ilki daha başardığını söyledi. Standardizasyon çalışmalarında çift başlılık oluşmaması açısından Teknik Onay Hizmetleri'nin TSE tarafından yürütülmesinin yerinde olduğuna da işaret eden Osman Sevimli, TSE'nin Türkiye'de bu işi yapacak en yetkin kuruluş olduğunu ifade etti. İzoduo yalıtımlı duvar bloğu üreticisi Andblok şirketi, 2010 yılından itibaren inşaatta kullanılacak her türlü malzeme için zorunlu hale gelen teknik onay belgesini alan ilk firma olmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti.

TSE Ürün Belgelendirme Merkezi Başkanı Doğan Yazar (solda), yapı malzemeleri sektöründe ilk 'Ulusal Teknik Onay Belgesi'ni yapı taşı İzoduo'yu üreten Andblok İnşaat’ın Genel Müdürü Osman Sevimli'ye verdi.

DOĞAL VE ÇEVRECİ ÜRÜN İzolasyon değerini en iyi lambda seviyesine ulaştıran (0.076W/mk) yalıtımlı duvar bloğu İzoduo’nun, bu değer ile iyi bir şekilde mantolaması yapılmış bir duvara göre %40 daha fazla enerji tasarrufu sağladığı ve %30 da daha fazla ses yalıtımı yapmaktadır. İzoduo’nun örüm sürecini hızlandırması, duvar ve yalıtımı tek katmanda çözmesi ve bu sayede, mantolama için harcanan maliyet ve zamandan tasarruf edilmesi ile inşaatlar daha hızlı teslim edilebilir hale gelmektedir. Ayrıca, günümüzdeki yapılarda en büyük problem çevreden ve yan dairelerden gelen gürültüdür. İzoduo bu gürültünün 62db'ni soğurabilmektedir. Yoğun trafik desibeli 70db olmakla beraber İzoduo bu değerin 62db'ni tek başına soğurabilmektedir. Ek olarak, İzoduo bünyesinde nem ve küf bulundurmaz.

İZODUO SİSTEM DETAYLARI İLE ISI KÖPRÜSÜ VE YOĞUŞMA OLMAZ Köşe, kenar ve lento gibi tamamlayıcı ürünleri ile İzoduo duvar sistemi, bina cephesinin yalıtımında kesintilere ve za-

32

YAPI MALZEME - OCAK 2013

yıf noktalara son vermektedir. Binaya etkili bir yalıtım zırhı giydirmektedir. Ürün detayları ve üretim süreçleri ile İzoduo tüm detayları çözülmüş bir duvar sistemi sunmaktadır. İzoduo tamamen yeşil bir üründür. %100 geri dönüşümlü atık malzemelerden üretilmektedir. Doğal ve çevreci bir üründür. 3 ayrı kategoride Amerika’nın Oscar’ı olarak kabul edilen Green Dot Awards ödülleri sahibi olan

İzoduo sayesinde binanıza 22 puan LEED kredisi kazandırabilirsiniz. İzoduo yalıtımlı duvar bloğu, TS EN 13501-2’e göre yangın dayanım sınıfı olarak F120 olarak sınıflandırılmıştır. Ayrıca İzoduo’nun dış katmanını oluşturan hafif beton kısımı TSE 13501-1’e göre A1 yanmaz sınıfı olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla yüksek binalarda da güvenle kullanılacak bir yapı elemanıdır.

Eryap 10. yaşını 120 milyon TL’lik yeni yatırım ile taçlandırıyor Türkiye’de inşaat ve yalıtım sektöründe lider markaların üreticisi olan Eryap, 10. kuruluş yıl dönümünü düzenlediği organizasyonlarla kutluyor. Türkiye’de inşaat alanında özellikle yalıtım sektöründe lider markaların üreticisi olan Eryap, 10. yaşını yaklaşık 50 kat büyüme ile taçlandırdı. Gaziantep, İstanbul ve Sakarya’da toplam 150 bin metrekareyi aşan modern ve son teknoloji ile donatılmış tesislerinde üretim faaliyetlerine devam eden Eryap, istihdam ettiği 350 personeli, yüksek üretim kapasitesi ve gerçekleştirdiği ciro ile sektör liderliğine emin adımlarla yürüyor. Yarım asırlık sanayici kimliği ve yapı sektöründeki 10 yıllık üretim tecrübesiyle yalıtım, polimer dış cephe kaplama ve kapı-pencere ihtiyacını karşılayan Eryap, öncü ve yenilikçi markaları ile hızla büyümesini sürdürüyor. Eryap CEO’su Emrullah Eruslu, Eryap’ın 10. yılı dolayısıyla düzenlenen ba-

34

YAPI MALZEME - OCAK 2013

sın yemeğinde, şirketin kuruluş hikayesi, yatırımları ve gelecek hedeflerini anlattı. Eruslu, yarım asırlık sanayici kimliği ile 2002 yılında başladıkları üretim çalışmalarını, bugün yalıtım, polimer dış cephe kaplama ve kapı-pencere üretiminde öncü ve yenilikçi markaları ile zirveye taşıdıklarını söyledi.

İLK 5 YILDA 130 MİLYON TL YATIRIM 50.000 m2 alanda 2001 yılında Gaziantep’te kurdukları tesislerinde, sektörün ilk polimer dış cephe kaplaması üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin jenerik markası olan American Siding’i kazandırdıklarını anlatan Eruslu hızlı büyüme süreçlerini şöyle anlattı: “2001 yılında

kurulan Gaziantep fabrikamızın ardından Silivri’de kurulan tesisimizde ilk olarak 2005 yılında Bonuspan markalı XPS ısı yalıtım levhası, 2007 yılının son çeyreğinde ise Focus Membran markalı bitümlü su yalıtım örtülerinin üretimine başladık. 2011 yılına kadar yapılan ek yatırımlarla birlikte sırasıyla Bonusmax, Winer ve Focus Shingle markalı ürünlerimizi iç pazarın hizmetine sunarken toplamda 130milyonTL’lik yatırım gerçekleştirdik. American Siding, Bonuspan, Focus Membran, Bonusmax, Winer ve Focus Shingle gibi lider markaları Türkiye pazarına kazandıran Eryap, yeni ürünü Wooler ile sektördeki öncülüğünü ve yalıtımdaki iddiasını bir adım öteye taşımıştır. Bu hızlı büyümemizi, fizibilite ve kurulum

Türkiye’de inşaat alanında özellikle yalıtım sektöründe lider markaların üreticisi olan Eryap, 10. yaşını yaklaşık 50 kat büyüme ile taçlandırdı. Gaziantep, İstanbul ve Sakarya’da toplam 150 bin metrekareyi aşan modern ve son teknoloji ile donatılmış tesislerinde üretim faaliyetlerine devam eden Eryap, istihdam ettiği 350 personeli, yüksek üretim kapasitesi ve gerçekleştirdiği ciro ile sektör liderliğine emin adımlarla yürüyor. Yarım asırlık sanayici kimliği ve yapı sektöründeki 10 yıllık üretim tecrübesiyle yalıtım, polimer dış cephe kaplama ve kapı-pencere ihtiyacını karşılayan Eryap, öncü ve yenilikçi markaları ile hızla büyümesini sürdürüyor. Eryap CEO’su Emrullah Eruslu, Eryap’ın 10. yılı dolayısıyla düzenlenen basın yemeğinde, şirketin kuruluş hikayesi, yatırımları ve gelecek hedeflerini anlattı. Eruslu, yarım asırlık sanayici kimliği ile 2002 yılında başladıkları üretim çalışmalarını, bugün yalıtım, polimer dış cephe kaplama ve kapı-pencere üretiminde öncü ve yenilikçi markaları ile zirveye taşıdıklarını söyledi.

İLK 5 YILDA 130 MİLYON TL YATIRIM 50.000 m2 alanda 2001 yılında Gaziantep’te kurdukları tesislerinde, sektörün ilk polimer dış cephe kaplaması üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin jenerik markası olan American Siding’i kazandırdıklarını anlatan Eruslu hızlı büyüme süreçlerini şöyle anlattı: “2001 yılında kurulan Gaziantep fabrikamızın ardından

Silivri’de kurulan tesisimizde ilk olarak 2005 yılında Bonuspan markalı XPS ısı yalıtım levhası, 2007 yılının son çeyreğinde ise Focus Membran markalı bitümlü su yalıtım örtülerinin üretimine başladık. 2011 yılına kadar yapılan ek yatırımlarla birlikte sırasıyla Bonusmax, Winer ve Focus Shingle markalı ürünlerimizi iç pazarın hizmetine sunarken toplamda 130milyonTL’lik yatırım gerçekleştirdik. American Siding, Bonuspan, Focus Membran, Bonusmax, Winer ve Focus Shingle gibi lider markaları Türkiye pazarına kazandıran Eryap, yeni ürünü Wooler ile sektördeki öncülüğünü ve yalıtımdaki iddiasını bir adım öteye taşımıştır. Bu hızlı büyümemizi, fizibilite ve kurulum çalışmaları 5 Avrupa ülkesinden alanında uzman 9 farklı firma ile yürütülen çalışmalarla şekillendirdiğimiz Sakarya, Hendek’te 60.000m2’lik alan kurduğumuz Eryap taş yünü tesisi ile daha da ileriye taşıyoruz. Toplam 120Milyon TL yeni yatırım ile gerçekleştireceğimiz Eryap taş yünü tesisinin ilk bölümü 2012 yılı Mart ayında devreye alınmıştır. Sakarya, Hendek’te 60.000m2’lik alana yerleşik tesisin altyapı ve kurulu kapasitesi 120.000 ton/ yıl olarak projelendirilmiş; ilk yıl üretim kapasitesinin 40.000 ton’a ulaşması hedeflenmiştir.”

120 MİLYON TL YENİ YATIRIM Eruslu yeni yatırımla üretimine başlanan Wooler marka taş yünü hakkında da şu bilgileri verdi: “Konutlar, sanayi tesisleri ve gemi inşası gibi farklı sektörlerde;

çatı, dış cephe, yüzer döşemeler, ara bölme duvarlar; kazan ve tesisatlar olmak üzere birçok farklı alanda ve sektörde tercih edilen Wooler taş yünü, yapıları bina ömrünce bir zırh gibi korumaktadır. İleri teknolojideki üretim prosesi sayesinde Wooler daha düşük enerji ile üretilebilirken, mükemmel ısı yalıtım değeri ve zengin ürün çeşitliliği ile yüksek kalitede ürün elde edilmesine olanak sunmakta, rakiplerinden ayrışarak “Yeni Nesil Taş Yünü” söylemini hak etmektedir. Öte yandan yatırım tutarı ve üretim kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük taş yünü tesisi olarak yerini almıştır. YAPI MALZEME - OCAK 2013

35

Eryap CEO’su Emrullah Eruslu, yarım asırlık sanayici kimliği ile 2002 yılında başladıkları üretim çalışmalarını, bugün yalıtım, polimer dış cephe kaplama ve kapıpencere üretiminde öncü ve yenilikçi markaları ile zirveye taşıdıklarını söyledi.

Eruslu sektörde ilklere imza atan markalarını da şöyle anlattı: • “American Siding ile 10 yıl içerisinde 30 bin yapı estetik açıdan güzelleştirilirken enerji verimli yapılar haline gelmeleri sağlanmıştır. • Bonuspan ısı yalıtım levhaları ile 7 yıl içerisinde yapılan ısı yalıtım uygulamaları sonucunda yaklaşık 400milyonTL mertebesinde enerji tasarrufu sağlanırken hane ve ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlanmıştır. • Focus Membran su yalıtım örtüleri ile 5 yıl içerisinde 35 bin bina depreme dayanıklı hale getirilmiş ve bu sayede 1milyon kişinin daha güvenilir yapılarda yaşamını sürdürmesi sağlanmıştır.” Eruslu sözlerini şöyle sürdürdü: “2015 yılına kadar 2,500.000 m3’lük üretim kapasitesiyle ısı yalıtım pazarının %20’sine sahip olacak Eryap, Türk Yapı Sektörün önemli bir oyuncusu olmasının yanı sıra özellikle American Siding ve Winer markaları sayesinde çevre ülkelerde marka bilinirliği ve pazar payı ile ihracatta gurur kaynağı olacaktır. 2015 yılında 500 milyon TL ciroya ulaşırken 750 kişilik istihdam ile Türkiye’nin ilk 300 sanayi kuruluşu arasında yer almak Eryap olarak temel hedefimizdir.”

36

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Eruslu sözlerine şöyle tamamladı: ”Yer kürede mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı ve insanlık olarak hızla bir felakete doğru sürüklendiğimizi gösteren birçok veri bulunmaktadır. Eryap, gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarımızı temin etmek amacıyla faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde “ürün-hizmet-yaşam döngüsü” sorumluluğunu taşıyor. Sürdürülebilirlik anlayışı doğrultusunda doğaya dost, çevresel risk faktörlerini izleyen Eryap, istihdamı artırmak ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunmak için, kaliteli mal ve hizmetler üreterek pazarın etkin ve belirleyici oyuncularından biri olmayı sürdürecektir.”

ERYAP 10. YILINDA BAYİLERİNİ DE ÖDÜLLENDİRDİ 10. yaşını yaklaşık 50 kat büyüme ile taçlandıran Eryap, tüm bayilerini 10. yıldönümü şerefine İstanbul’da düzenlediği kutlama yemeğinde çeşitli kategorilerde ödüllendirdi. Gecede her ürün grubunda “Eryap ile ilk yola çıkanlar” fikri ile “İlk Bayiler”e ve ek olarak 5 farklı özel ödül kategorisi olmak üzere toplamda 35 ödül dağıtıldı. Kazanan bayilerine ödüllerini

Eryap Yönetim Kurulu Başkanı Kahraman Eruslu, Eryap Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Salih Eruslu, Eryap Yönetim Kurulu Üyesi Emrullah Eruslu ve Eryap Yönetim Kurulu Üyesi Selim Eruslu verdi. Eryap’ın 10. yılı için özel olarak yaptırdığı dev pastanın kesimiyle gece sona ererken, bayiler kutlama gecesinden memnun ayrıldı.

Dosya Konusu : Kentsel Dönüşümde Yalıtım

Kentsel dönüşümle yılda 3 milyar dolar tasarruf fırsatı Kentsel dönüşümle 6,5 milyon binanın yıkılıp yeniden yapılması planlanıyor. Gelecek nesiller için sağlıklı bir yapılaşmanın hedeflendiği kentsel dönüşüm hareketi, binaların enerji verimli olarak inşa edilmesi için büyük bir fırsat. Kentsel dönüşümle yeniden inşa edilecek binaların tümüne ısı yalıtımı yapılması halinde yılda yaklaşık 3 milyar dolar tasarruf sağlamak mümkün. Binalara daha kalın “manto”lar giydirerek bu rakamı çok daha yukarıya taşıyabiliriz.

38

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Kentsel dönüşüm hareketi Türkiye’yi çağdaş ve sağlıklı binalara kavuşturmak için atılmış önemli bir adım. Ülkemizdeki binaların büyük bir çoğunluğu bina ömrünü tamamlamış ya da tamamlamak üzere. Mevcut yaşlı bina stoğuna bakıldığında yüzde 85’inde ısı yalıtımı olmadığı görülüyor. Bu nedenle ülke ve bireyler olarak her yıl enerjimizi ve paramızı havaya savuruyoruz. Bunun sonucunda enerjide dışa bağımlı bir ülke olduğumuz için daha fazla enerji ithal ediyor ve yüksek elektrik ve doğalgaz faturalarıyla mücadele ediyoruz. Ayrıca çevreye verdiğimiz zarar da ciddi boyutlarda. Blue’Safe Mavi Kale yöneticileri, kentsel dönüşümün tam da bu noktada önemli bir kurtarıcı olabileceğine dikkat çekiyor. Kentsel dönüşümle yıkılıp

yeniden yapılacak binalar, yönetmelikler gereği ısı yalıtımlı olarak inşa edilmek zorunda. Bu da hem bireylerin hem de ülke ekonomisinin tasarruf edeceği anlamına geliyor; ancak her ısı yalıtımı uygulaması bina ömrü boyunca performans sağlamıyor. Standartlara uygun, CE Belgeli, bölgesel iklim koşullarına uygun kalınlıklarda sert köpükten yapılmış ısı yalıtım levhaları ile binaların mantolanması halinde enerji giderlerinden yüzde 50 tasarruf sağlamak mümkün.

YENİ BİNALARA NİTELİKLİ ISI YALITIMI YAPILIRSA HERKES KAZANÇLI ÇIKAR Mardav Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper Doğruer, “Ülkemizde 17 milyon konutun yüzde 85’i hala yalıtımsız. Bu binaları ısıtmak ve soğutmak için yüzde 50 daha fazla enerji tüketiyoruz. Isı yalıtımı olmayan binalarda oturanlar zamlarla birlikte iyice yükselen doğalgaz ve elektrik faturalarıyla boğuşuyor. Ülke olarak da yalıtımsız binalar yüzünden her yıl ortalama 7,5 milyar doları havaya savuruyoruz. Bunun yanı sıra çevreyi de hızlı bir şekilde kirletiyoruz. Kentsel dönüşümle birlikte yıkılıp yeniden yapılması planlanan 6,5

milyon binanın ısı yalıtımlı olmasıyla ülkemiz her yıl 3 milyar dolar tasarruf sağlayacak. Enerjiyi daha verimli kullanarak da gelecek nesillere daha yaşanılır bir dünya bırakacağız” diye konuştu. Kalekim Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Akbaş ise şunları söyledi: “Kentsel dönüşümle birlikte yıkılacak olan tüm binalar TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları standardı gereğince ısı yalıtımı yapılarak inşa edilmek zorunda. Burada önemli olan nokta yeni inşa edilecek binaları geleceğin 40-50 yılını düşünerek inşa etmek ve buna göre binaların ısı yalıtımını yapmak. AB ülkeleri yüzde 95’lere varan oranda düşük enerjiyle sıfır emisyon salınımını yakalayan Pasif Evlere yani yıllık enerji tüketimi 15 kWh/m2’nin altında olan binalara geçmeye hazırlanıyor. Kentsel dönüşüm bu anlamda ülkemiz için önemli bir fırsat barındırıyor. Pasif Ev’ler bölgesel iklim koşulları doğrultusunda ancak çok kalın ısı yalıtım levhaları kullanılarak oluşturulabiliyor. Türkiye olarak biz de kentsel dönüşümle binalarımıza kalın mantolar giydirerek enerjiden maksimum oranda tasarruf elde edebilir ve dünyaya örnek olabiliriz.”

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Dosya Konusu : Kentsel Dönüşümde Yalıtım

Kalekim Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Akbaş ve Mardav Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper Doğruer.

39

Dosya Konusu : Kentsel Dönüşümde Yalıtım

Sağlıklı binalar için kentsel dönüşüm önemli bir fırsat BİTÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karahan; “Kentsel dönüşüm atağında daha önce yapılmış hatalar tekrarlanmazsa daha sağlıklı, konforlu ve dayanıklı binalar doğru su yalıtımı uygulamaları sayesinde oluşacak” dedi.

Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karahan

Kentsel Dönüşümde temelden çatıya su ve ısı yalıtımı vazgeçilmez BTM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Ürkmez; “Kentsel dönüşüm projeleri insanların daha sağlam, konforlu, sağlıklı ve modern konutlarda yaşamlarını sürdürmelerine olanak sağlaması açısından çok önemli” dedi.

BTM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Ürkmez

40

Türkiye’de önümüzdeki 20 yılda 14 milyon konutun kentsel dönüşüm kapsamında elden geçirileceğine dikkat çeken Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karahan şunları söyledi: “Kentsel dönüşüm çok önemli bir fırsat olacak. Yıkılıp yeniden yapılacak binaların eğer su yalıtımı detayları doğru malzeme ve doğru uygulamalar ile çözülürse daha güvenli ve dayanıklı binalar olabilir, böylece her şiddetli deprem sonrasındaki acı tabloları yaşamayabiliriz. Su yalıtımının maliyeti de sanıldığı kadar yüksek değil; inşaat aşamasında binanın toplam maliyetinin sadece yüzde 3’ü gibi küçük bir kısmını oluşturuyor. Su yalıtımının deprem karşısında binalarımızı ve canımızı koruduğu ayrıca sağlıklı, yaşanılabilir alanlar oluşturduğu düşünüldüğünde bu oranın bir maliyet değil olmazsa olmaz bir gereklilik olduğu daha net görülüyor.” Su yalıtımının yeni yapılacak tüm binalarda zorunluluk olması gerektiğine dikkat çeken Burhan Karahan; “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın binalarda su yalıtımının zorunlu olması için üzerinde çalışmaya başladığı genelge hazırlığı, sektörümüz ve daha da önemlisi ülkemiz için son derece önemli bir gelişme. Çünkü su yalıtımı, depreme karşı binalarımızın dayanımını artırmak için atılacak çok önemli bir adım” dedi.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

BTM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Ürkmez, kentsel dönüşüm projelerinde temelden çatıya su ve ısı yalıtımının vazgeçilmez olduğunu belirtti. Yürürlüğe girmesi planlanan yeni yasa ile insanların depreme karşı çok daha korunaklı yapılarda yaşayabileceklerine dikkat çeken Ürkmez “Su yalıtımının zorunlu olması ile yaşadığımız binalar korozyona karşı korunacak bu da birçok hayat kurtaracaktır” dedi. Levent Ürkmez; “Kentsel dönüşüm projelerinin bölge insanlarının daha sağlam, konforlu, sağlıklı ve modern konutlarda yaşamlarını sürdürmelerine olanak sağlaması açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu süreçte ortaya çıkacak yeni kentler de bu yönetmelik sayesinde su yalıtımlı binalardan oluşacak ve olası bir deprem karşısında vatandaşlarımız mağdur olmayacaktır” dedi.

Epsa Yalıtım Ambalaj Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir, “Kentsel dönüşümle birlikte yeni yapılacak binaların ısı yalıtımlı olması büyük önem taşıyor. Ancak burada önemli olan nokta, yapılacak ısı yalıtımının niteliği yani ‘doğru yalıtım’ kavramı” dedi.

Epsa Yalıtım Ambalaj Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir

Sağlıkl�� bir kentleşmeyle sağlam ve konforlu binalar yapmanın mümkün olduğunu ifade eden Epsa Yalıtım Ambalaj Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir; “Kentsel dönüşüm ülkemiz açısından yeni bir dönüm noktası olacak. İşte bu dönüm noktasında, keşke dememek için; kentsel dönüşümü sadece bugünün koşullarına uygun değil enerji darboğazlarının yaşanacağı tahmin edilen gelecek yıllara uygun olarak tasarlamamız lazım. Kentsel dönüşümle birlikte yeni yapılacak binaların ısı yalıtımlı olması büyük önem taşıyor. Ancak burada önemli olan nokta, yapılacak ısı yalıtımının niteliği yani ısrarla üzerinde durduğum ‘doğru yalıtım’ kavramı. Standartlara uygun, yeterli kalınlıklarda ısı yalıtım levhaları ile ısı yalıtım uygulamaları yapılmazsa bir süre sonra yeni yapılacak binaların da yetersizliğinden bahsedeceğiz. Hem hane halkı hem ülke ekonomisi hem de çevreyi korumak için bu çok önemli. Yani binalarımızı yıktığımıza değecek uygulamalar yapmalıyız ki 5-10 yıl geçtikten sonra ‘keşke şöyle yapsaydık’ demeyelim” açıklamasında bulundu.

Kentsel dönüşümün sektöre olumlu etkisi olacak Endüstriyel harç üretiminde dünya lideri Weber’in Türkiye Genel Direktörü Levent Gökçe, kentsel dönüşüm kapsamında konut sahiplerinin daha güvenli ve ihtiyaçlarına daha uygun konutlara sahip olurken, inşaat sektörüne de önemli bir ivme kazandıracağını söyledi.

Saint-Gobain Weber Türkiye Genel Direktörü Levent Gökçe

1998 yılında Türkiye’ye de faaliyet göstermeye başlayan Saint-Gobain Weber, seramik yapıştırıcıları ve derz dolguları, dış cephe boya ve kaplamaları, dış cephe ısı yalıtım sistemleri, su yalıtım ürünleri, tamir-tesviye ürünleri ve iç cephe boyalarından oluşan geniş bir ürün portföyüne sahip. Türkiye’deki en büyük hedeflerinin ülkemizdeki inşaat teknolojisinin gelişmesine katkıda bulunmak olduğu söyleyen Saint-Gobain Weber Türkiye Genel Direktörü Levent Gökçe, kentsel dönüşümün önemine dikkat çekerek, inşaat sektörü üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Levent Gökçe, “İnşaat malzemeleri sektörünün 2012 içinde yaşadığı problemlerden bir tanesi, kamuoyunda Kentsel Dönüşüm Yasası olarak bilinen kanun ile oluşan belirsizliğin, tadilat ihtiyaçlarında ertelemeye yol açmış olmasıdır. Malzeme üreticileri açısından satışların neredeyse yarısı tadilat, yarısı yeni inşaatlar olduğu düşünüldüğünde, bu olumsuz etkinin büyüklüğü oldukça önemli boyutta oldu. Nitekim, 2012 yılının ilk 6 ayındadaki sektör büyümesinin yıllardır ilk defa GSYH’nın altında gerçekleşmesinde bu etkinin de önemli payı olduğunu düşünüyorum” dedi.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Dosya Konusu : Kentsel Dönüşümde Yalıtım

Kentsel Dönüşümde önemli olan doğru yalıtım kavramı

41

Kentsel Dönüşümde GROFEN İleri Yapı Teknolojileri İzolasyon Mad. San. ve Tic. A.Ş., Proje ve Teknik Pazarlama Müdürü olan İnş. Yük. Müh. Selda Evrimler, kentsel dönüşüm projelerinde yalıtımın yeri ve önemine değindi. GROFEN’in bu konuda tüketici ve uygulayıcı farkındalığı oluşturmak adına görev bilinci içerisinde çalıştığını da ifade eden Selda Evrimler, dergimize kentsel dönüşümde yalıtım ile ilgili önemli konu başlıklarını derledi. GROFEN Proje ve Teknik Pazarlama Müdürü İnş. Yük. Müh. Selda Evrimler

42

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Kentsel Dönüşüm Nedir Dünyada Kentsel Dönüşüm kavramı ilk olarak ikinci Dünya Savaşı’nın kentlerde oluşturduğu sosyal ve ekonomik yıkımların ardından yeni bir yapılanma sürecine girilmesi ile ortaya çıktı. Günümüzde kentsel dönüşümü en genel anlamıyla “zaman süreci içerisinde eskiyen, köhneyen, yıpranan ya da potansiyel arsa değeri mevcut üst yapı değerinin üzerinde seyreden ve çoğu kez yaygın bir yoksunluğun hüküm sürdüğü kent dokusunun, altyapısının sosyal ve ekonomik programlar ile oluşturulduğu bir stratejik yaklaşım içinde, günün sosyo - ekonomik ve fiziksel şartlarına uygun olarak yenilenmesi, değiştirilmesi, geliştirilmesi, yeniden canlandırılması ve bazen de yeniden oluşturulması eylemi” olarak tanımlamak mümkündür (Özden, 2002).

Kentsel Dönüşüm Kavramının Türkiye’de Gelişimi Ülkemizde ise 1980’lerden itibaren gecekondu bölgelerindeki dönüşümle birlikte başlayan ve 2000’lerle birlikte yoğun olarak konu edilen kentsel dönüşüm gereksinmesinin ortaya çıkışının temel nedenlerini dört grupta toplanabilmektedir. Bunlar göç, yasadışı yapılanma, kent merkezlerinin ve eski kent parçalarının sorunları ile afetler, özellikle depremdir. Ülkemizde 1950 yıllarında sanayi alanında gelişmeler yaşanırken tarım sektöründe makineleşmeye bağlı olarak işgücü talebi azalmış kırsal alanlardan kentlere göçler başlamıştır. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlere olan göç hareketleri bu şehirlerin kontrolsüz büyümesine yol açmış ve gecekondulaşma

sürecine girilmiştir. Kent merkezleri ve gecekondu bölgelerinde dönüşüm kavramının gündeme gelmesiyle 1984 yılında çıkarılan, 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun”, bu konuda önemli rol oynamıştır. 1980’lerin sonunda, ıslah imar planlarının yanı sıra kentsel dönüşüm projeleri de belediyelerin gündeminde yer almaya başlamıştır. Dikmen Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi, gecekondu bölgeleri için hazırlanan ilk kentsel dönüşüm projesi örneği olmuştur.

şüm öncelikle 1. Derece Deprem Kuşağında yer alan ve nüfus yoğunluğu fazla olan illerden başlayacaktır. Bu kapsamda İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa ve İzmir illerimiz öncelikli iller olup fay hatları, sel ve heyelana maruz bölgeler gibi afet risklerinin fazla olduğu alanlar tespit edilecek ve uygulamalara tespitler doğrultusunda başlanacak uygulama aşama aşama ülke geneline yayılacaktır. Kanunla ilgili uygulamalara 5 Ekim 2012 tarihinde 35 ilde start verilmiş olup 65 noktada 6500 birim konutun yenilenmesi planlanmaktadır. İlk etapta 700-800 bina yıkılacak olup %50 si kamu binasıdır.

Türkiye’de Kentsel dönüşüm projelerinde ve ilgili projelerde 1980’li yıllardan sonra yürürlüğe giren çeşitli yasalar dayanak olarak alınmaktadır. Bu konuda en son olarak 19.06.2012 Bakanlık yazısı ile start verilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ağırlıklı olarak gündem oluşturmuştur. 2011 yılında 7.2’lik Van Depremi sonrasında 6 ayda hazırlanan kanunun çıkarılma nedeni “bir daha can kaybı yaşanmaması için afet riski altındaki alanlar ile bu alan dışındaki riskli yapıları sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerine dönüştürmek” olarak açıklanmaktadır. Türkiye’de 19 milyon konut stoğu bulunmaktadır. Söz konusu kanunla 2000 yılından sonra yapılan 5 milyon konut dışında 14 milyon konutun afet riski açısından 20 yılda incelenmesi hedeflenmektedir. Deprem tasarımının yetersiz olduğu binalar, malzeme dayanımı yetersiz olan ve mühendislik hizmeti almayan yapılar dahil 6.5 milyon konutun yenilenmesi veya güçlenmesi gerektiği bildirilmektedir. Kentsel Dönü-

Kentsel Dönüşüm Projelerinde Su Yalıtımı ve Diğer Yapı Kimyasallarının Yeri ve Önemi Türkiye’de yaşanan depremler Kentsel Dönüşüm ile ilgili 6306 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinde büyük etken olmuştur. 17 Ağustos 1999 Marmara Deprem sonrasında yapılan araştırmalar betonarme yapılardaki yıkıcı etkide korozyon varlığının önemli bir unsur olduğunu göstermiştir. Korozyon donatının oksitlenme-

YAPI MALZEME - OCAK 2013

43

sidir. Donatıda meydana gelen korozyon sonrasında önemli kesit kayıplarının yanında donatı-beton aderansı da zamanla yok olmaktadır. Bunun sonucu bir bütün olarak çalışması gereken donatı ve beton birbirinden farklı davranmaya başlamaktadır. Taşıyıcı elemanlarda donatı korozyonu sonucu oluşan aderans düşüklükleri nedeniyle zamanla yapının taşıma gücünde önemli ölçüde azalmalar oluşmaktadır. Betonarme elemanlarda donatı korozyonunun sebebi rutubet, su, oksijen, karbondioksit ve klor unsurlarının koruyucu tabakayı yani paspayı betonunu geçerek donatıya ulaşmasıdır. Bu geçişi önlemenin en kolay yolu pas payı betonunu boşluksuz ve geçirimsiz kılmaktır. Bu nedenle yeni inşa edilecek yapılarda donatı korozyonunun oluşmaması için alınması gereken tedbirler arasında, • Geçirimsiz yüksek kalitede (en az C30) beton kullanımı • Betonda katkı türü olarak korozyon inhibitörlerinin kullanılması, • Betonun kullanım amacına göre yüzeyinin koruyucu kimyasallarla kaplanması (su ve nem yalıtımı vs.) sayılabilir. Korozyon hasarının mevcut yapılarda olması durumunda • Zemin suyu var ise yalıtım ve drenaj önlemleriyle suyun betonla teması kesilmelidir. • Taşıyıcı sistemdeki donatılarda korozyon nedeni ile büyük bir çap kaybının bulunmaması durumunda, pas payı betonu temizlenmeli, donatının ortaya çıkartılıp

44

YAPI MALZEME - OCAK 2013

bölgenin korozyon inhibitörleri katkılı tamir harçları ile onarımı yapılmalıdır.

Kentsel Dönüşüm Projelerinde Isı Yalıtımının Yeri ve Önemi 25 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “Enerji Verimliliği Strateji Belgesi 2012- 2023” ne göre halen ısı yalıtımı iç pazar cirosunun yaklaşık 1,25 milyar dolar olduğu ve bununla yılda yaklaşık 50 milyon metrekarelik yalıtım yapılabildiği tahmin edildiği belirtilmektedir. Sektörün bu kapasitesi ile yılda en az 400.000 ortalama konutun yalıtılması mümkün görüldüğü, binaların yetersiz yalıtımlarından dolayı ısıtma ve soğutma amaçlı enerji kullanımındaki tasarruf potansiyelinin ülkemiz ekonomisine kazandırılabilmesi için mevcut binaların kademeli olarak yalıtılması gerektiği değerlendirilmektedir. Belge ile 2023 yılında Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) 2011 yılı değerine göre en az %20 azaltılması hedeflenmektedir. Aynı belgede “2023 yılında, Kentsel Dönüşüm Kanunu ve Deprem Yönetmeliği kapsamında kullanılabilir niteliği haiz olan binalar arasından; büyük şehir mücavir alanlarında olup her yıl yürürlüğe konulan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ’de tanımlanan yapı grupları arasından yapı gurup sınıfı 3 üncü sınıf veya üzeri olan konutlar ile birlikte, toplam kullanım alanı onbin metrekarenin (10.000 m2) üze-

rindeki ticari ve hizmet binalarının tamamında, yürürlükteki standartları sağlayan ısı yalıtımı ve enerji verimli ısıtma sistemleri bulunacaktır” denilmektedir. Sonuç olarak 25 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “Enerji Verimliliği Strateji Belgesi 2012- 2023” ile ısı yalıtımındaki ulusal hedeflerimiz ve yasal dayanaklar ortaya konulmuştur. Kentsel Dönüşüm Projeleri de ulusal enerji tasarrufu politikamızda hedeflerimizi tutturmamız açısından önemli fırsatlardır.

Kaynaklar : • Türkiye’de Kentsel Dönüşümün Uygulanabilirliği Üzerine Düşünceler, Pelin Pınar Özden, I.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi No::35 (Ekim 2006) • Enerji Verimliliği Strateji Belgesi, 20122023, 25 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazete • Dünyada Kentsel Dönüşüm Uygulamaları, A.Şişman, D. Kibaroğlu, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 12. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı 11-15 Mayıs 2009, Ankara • Proje Mühendislerine Çağrı: Donatı Korozyonuna Karşı C30 Kullanın, Prof Dr. Erbil Öztekin , İMO Bülten 53. Sayı • İstanbul’da Deprem Sonrası Yapılan İncelemelerde Karşılaşılan Korozyon Hasarı Üzerine Bir İnceleme, Turgay Çoşgun İÜ Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü

Standart İzolasyon Materyallari Satış Müdürü Levent Çeki:

“Su yalıtımı binalarda zorunlu olmalı” Yalıtım sektörüne doğru ve kaliteli ürünleri sunarak yalıtım bilincinin oluşmasına katkıda bulunan Standart İzolasyon Materyalleri’nin Satış Müdürü Levent Çeki’ye göre su yalıtımı, deprem kuşağında bulunan ülkemizin olmazsa olmazları arasında yer almalı. Deprem tehdidi altında bulunan ülkemizde binaların depreme karşı dayanıklılığını artırmada su yalıtımı önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Ancak ülkemizdeki binaların yüzde 90’ında su yalıtımı bulunmuyor. Su yalıtımsız bir binanın 10 yıl sonra taşıma kapasitesinin yüzde 66’sını kaybettiğini göz önünde bulundurursak su yalıtımının ne kadar önemli olduğunu anlatmış oluruz. Bizde Yapı Malzeme Dergisi olarak kentsel dönüşüm atağıyla tekrar gündeme gelen su yalıtımı ile ilgili merak ettiklerimizi, ülkemizde bu alanda faaliyet gösteren ve başarılı çalışmalara imza atan Standart İzolasyon Materyalleri’nin Satış Müdürü Levent Çeki’ye sorduk. İnşaat Mühendisi olan Levent Çeki, yaklaşık 10 yıldır Standart İzolasyon Materyallerinde görev yapıyor. Daha sağlıklı, konforlu ve dayanıklı binalar doğru su yalıtımı uygulamaları

46

YAPI MALZEME - OCAK 2013

sayesinde oluşacak diyen Levent Çeki ile firmalarını ve su yalıtım sektöründe yaşanan gelişmeleri konuştuk.

Standart İzolasyon Materyalleri’nin yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz? “Standart İzolasyon, 2001 yılından bu yana sahip olduğu kalite anlayışı ile polimer bitüm esaslı su yalıtım örtüleri, bitüm esaslı çatı örtülerini İstanbul Silivri’deki tesislerinde üretmeye devam ediyor. Bugün sektörde bulunan her türlü bitümlü örtünün üretimini yapan Standart İzolasyon, Sim Shingle markası ile shingle üretimini de sürdürüyor. 2009 yılında başladığı üretimine başladığı Simself kendinden yapışkanlı bant ve membran ürün çeşitliğini de artırıyor. Bu ana ürün gruplarımızın yanında, Sim Likit (Bitüm esaslı likit su yalıtım ürünleri) Sim Tamamlayıcı ürünler (su

yalıtımında kullanılan aksesuarlar), Sim Drenaj (yalıtım koruyucu plakalar, drenaj levhaları), gibi ürün grupları da ürün portföyümüze bulunuyor. Standart İzolasyon tesislerinde üretilen ürünler TSE ve CE belgeli olarak yüksek kalite standardında üretilerek piyasaya sunuluyor. Aynı zamanda organizasyon yapımız içerisinde çalışmaları 2006 yılında tamamlanan ISO 9001-2000 kalite yönetim sistemi ile daha da güçlendirerek sektöre yeni ürünler kazandırmaya devam ediyoruz. Firmamız gelişim süreci içerisinde Bulgaristan’da sentetik örtü üretimi gerçekleştiren fabrikasını 2012 yılında Silivri’de inşaatı biten yeni tesisine taşıdı. Bu tesiste hali hazırda, PVC, TPO, HDPE, LDPE esaslı sentetik örtüler üretilmektedir. Bununla beraber, sentetik örtü ürün gamımız içerisinde, UV dayanımlı örtüler, sinyal tabakalı örtüler, polyester taşıyıcılı örtüler, ge-

otekstil lamineli örtüler, yer almaktadır. Bina temelleri için Basecap, Tüneller için Basecap signal, Çatılar için Roofcap-Roofcover, Göletler için Lakecap, İçmesuyu ve kullanım suyu depoları için Watercap, panel çatılar için Panelcap-Panelcover, çöp ve atık alanların yalıtımı için, Simplan Hdpe gibi ürünleri üretiyoruz.Özellikle de Standart İzolasyon Materyalleri’nin baş harfleri olan SİM ismini pazara sunduğumuz ürünlerde kullanılıyoruz. Bizim sektörde hem yeniliği kovalayan ve hem de ülke içerisinde birçok noktaya yayılmaya çalışan bir çabamız var.”

İZOLASYONA ‘STANDART’ GELDİ Satış ve pazarlama yapınızdan bahseder misiniz? Pazarda nasıl yer alıyorsunuz? “Standart İzolasyon, ürettiği ve pazarladığı ürünleri sektörde profesyonel olarak faaliyet gösteren firma ve bayilerle satışını gerçekleştirmeyi prensip edinmiştir. Silivri’deki genel merkezimizin yanında, Ege (İzmir), Akdeniz (Antalya), Doğu Anadolu(Adana), İç Anadolu(Ankara) Bölge müdürlükleri ve bayilerimiz vasıtası ile yurt içerisinde birçok noktaya ulaşarak hizmet veriyoruz. Bunun yanında ithalat ve ihracatla ilgili faal bir departmanımız var. Özellikle ihracatla ilgili yaptığımız çalışmalar giderek daha fazla sonuç vermeye başladı. Bugün 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren bir firma konumundayız. Pazarın yönüne göre

48

YAPI MALZEME - OCAK 2013

yaptığımız çalışmalarda olumlu sonuçlar alıyoruz. Yurtdışında yaptığımız çalışmalarda Türkiye’deki bayilik sisteminde olduğu gibi, yine temsilcilikler vasıtasıyla satışlarımızı gerçekleştiriyoruz.”

Yurtdışında özellikle Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri ve bu pazarlardaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Arap Baharıyla birlikte Kuzey Afrika’da yaşanan siyasi sıkıntılar, ekonomik anlamda bu pazarları durağan pazarlar haline getirdi. Avrupa’ya baktığımızda burada 2008 yılından itibaren ekonomik bir daralma söz konusu. Bunun yanında yurt dışında Türk müteahhitlerinin yapmış olduğu çalışmaların olumlu sonuçlarını da gördük. Bugün yurtdışında faaliyet gösteren ve gerçek manada imara açılmış birçok ülkede Türk müteahhitlerini görmek mümkün. Bu müteahhitlerin de ürünlerimizi satmak adına bizlere açmış oldukları yollar var ve bunları en iyi şekilde değerlendiriyoruz. Biz bugün üç kıtada ürünlerimizle yer alıyoruz ve bundan sonrasında da büyüyerek yolumuza devam edeceğiz.”

MERDİVEN ALTI ÜRETİM SEKTÖRÜ BALTALIYOR Sektörünüzle ilgili üretici olarak yaşadığınız sıkıntılar var mı? “Bugün Türkiye’de birçok sektörde yaşanan haksız rekabet bizim sektörümüzde

tabiri caizse ayyuka çıkmış durumda. Özellikle merdiven altı üretimle ilgili büyük sıkıntı yaşıyoruz ve bu firmalar sektör için tehdit oluşturuyor. Merdiven altıyla mücadelede sektörün tümünün kaliteli ve nitelikli üretim yapma kararlılığını sürdürmesi gerekiyor. Bu konuda sektör paydaşları olarak bizler ne kadar gayret göstersek de bu mücadelede devletin desteğinin de olması gerekiyor. Bu noktada kamu otoritesi denetim mekanizmalarının sağlıklı işletilmesi son derece önemli. Son dönemde sektörümüzde maalesef kaliteden yoksun ürünlerin sayısı oldukça artmaya başladı. Merdivenaltı ürünler, yapı kalitesi için önemli bir tehdit oluşturuyor. Kalitesiz standart dışı malzemelerle yapılan su yalıtımı uygulamalarının yapı ömrü sürecinde işlevini yitireceği ve beklenen teknik ve konfor şartlarını sağlayamayacağı açık. Sonuç olarak bütün bu olumsuzluklar gerçek manada işini yapmak isteyen profesyonel firmaları etkiliyor. Değinmek istediğim bir diğer konu ise, yeni çek kanunu ile ilgili. Bu Türkiye geneline yansımış bir konu ve bizim sektörümüzde de açıkça görülüyor. Çekin ödenmemesi durumunda çekle ilgili hapis cezası kaldırılması çeki itibarsız hale getirdi. Bu da vadeli ticaretin döndüğü pazarda çekin itibar kaybetmesiyle sektörde bir daralma yaşanmasına sebebiyet verdi. Ticaret artık biraz daha nakite dönmeye başladı diyebiliriz.”

üstün performans özellikleri ile öne çıkmaktadır. Yeni Nesil Penguen su yalıtım örtüleri uygulama esnasında ve uygulamadan sonraki üstün performansı sayesinde özellikle profesyonellerin tercih ettiği bir su yalıtım örtüsüdür. Güçlü, sağlam, daha dayanıklı ve daha uzun ömürlüdür. Yeni nesil Penguen uygulama yüzeyi ile kuvvetli bir aderans sağlarken, ustaya kolaylık ve keyifli bir uygulama imkanı sunar. Bu ürünümüz hem görüntüsü hem de teknik özellikleri ile kendi alanında sektörün en iddialı ürünü olacaktır.”

SU YALITIMI BİNALAR İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Ülkemizde su yalıtımı konusuna gösterilen hassasiyet nedir? Su yalıtımı halk arasında ne kadar biliniyor? “Su yalıtımının esas öneminin anlaşıldığı dönem 1999 Gölcük depremidir. Bu depremde su yalıtımının olmayışından kaynaklanan kayıplar insanlara su yalıtımının ne kadar gerekli ve önemli olduğunu göstermiş oldu. Bu tarihten sonra ülkemizde bu uygulamalar arttı. Ancak mevcut inşaat pazarındaki aksaklıklar sebebiyle su yalıtımı konusu inşaat sektörü içerisinde olması gereken noktayı yakalayamadı. Bugün bu konuyla alakalı Türkiye’de bir zorunluluk yoktu. Bu da ihmalleri beraberinde getiriyor. Oysa su yalıtımının deprem kuşağında bulunan ülkemizin olmazsa olmazları arasında yer alması lazım. Bugün insanlar bir ev sahibi olabilmek için yıllarca çalışıp mücadele ediyorlar. Aldıkları evin su yalıtımsız olması ise birikimlerinin boşa gitmesine neden oluyor. Çünkü su yalıtımı olmayan bir konut yaklaşık on sene sonra yarı ömrünü tamamlamış oluyor. Su ciddi bir ihtiyaç ama binalar için fazlası zarar veriyor. Binaların oturmuş olduğu toprak üzerinde bulunan nem zaman içerisinde binaların temeline nüfuz ediyor, betonla birlikte demire nüfuz eden su da zamanla korozyona sebep oluyor. Bu da teknik olarak binayı yetersiz hale getiriyor. Toplum içerisinde su yalıtımından bahsettiğiniz zaman ya çatı aktarması ile ilgili yaşanan problemler ya da bodrum katlarda oluşan rutubet gibi durumlarla konu değerlendiriliyor. Bizim için burada en temel konu ise binanın güvenli olması. Durulması gereken konu da bu olmalı. Biz bu noktada toplum olarak bilinçli değiliz ve biraz da gözümüz görmüyor ve bundan dolayı bu önemli konuyu göz ardı edip unutuyoruz. Bunun için yaptırımların, zorunlulukların daha ciddi derecede olmasını bekliyoruz. Bugün su yalıtımının maliyeti binanın maliyetinin yüzde 1’i ile 3’ü arasında değişen oranlarda bulunuyor. Böyle çok düşük bir maliyet karşılığında uzun ömürlü sağlam bir yapıya sahip oluyorsunuz. Bu arada sektörümüz için sevindirici bir haberden de bahsetmek isterim. Son günlerde, su yalıtımının zorunlu hale gelmesiyle ilgili

50

YAPI MALZEME - OCAK 2013

bir yönetmelik değişikliğine gidiliyor.Bu yeni değişikliğe göre, yapının kullanma izninin alınması safhasında aranan teknik yeterlilikler arasında su yalıtımı da bulunacak. Yani bir yapıda su yalıtımı yapılmamış ise bu yapıya kullanım izni verilmeyecek. Bir de su yalıtımı yapılmadığı durumda, bunun vereceği hasar da göz önünde bulundurularak yapı ile ilgili sorumlulara İmar kanunu gereğince 2, 4 veya 6 bin lira para cezası uygulanacak. Bu değişiklik oldukça önemli ve caydırıcı bir değişiklik olacak.”

2012 yılı Standart İzolasyon açısından nasıl geçti? Geride bıraktığımız yılın bir değerlendirmesini yapar mısınız? “2011 yılı sonlarında 2012 yılı ile ilgili değerlendirmemizde kentsel dönüşümü dikkate almıştık. Burada da kentsel dönüşüm süreci başladığı andan itibaren etkisini hemen göstermeyeceğini bu etkinin birkaç yıla yayılacağını öngördük. Bölgemiz itibariyle ekonomiyi de dikkate alarak koyduğumuz hedefleri 2012 yılı itibariyle kafa kafaya tutturmuş durumdayız. Bu anlamda 2012 yılı bizim için olumlu geçti. Bu yıl içerisinde son yatırımımız olan Simplan sentetik örtüler ile ilgili çalışmalarımız oldu. Bu tesis şu anda 3.000.000 m2 sentetik örtü üretim kapasitesine ulaştı. Standart İzolasyon, sektörü içerisinde ürün çeşitliliğini her zaman artırma gayretinde olar bir firma. Yine, farklı detaylara farklı çözümler sunan ürünlerle sektörde yer alacağız.”

Yeni nesil Penguen adı altında çıkardığınız yeni ürününüzden bahseder misiniz? “2013 yılında yine nitelikli ve kaliteli ürün pazarındaki payımızı artırmak istiyoruz. Bu konu ile ilgili kalitenin zirvesi sloganı ile lanse ettiğimiz, Yeni Nesil Penguen bitümlü su yalıtım örtülerimizden oldukça umutluyuz. Bu ürünü 2012 yılı sonlarına doğru lanse etmeye başladık, bu ürünün, 2013’de piyasa daha çok ismini duyacaktır. Yeni nesil Penguen titizlikle yapılan çalışmalar sonucu üretilmiş, kalitede zirveyi temsil eden özgün bir üründür. Yeni Nesil Penguen su yalıtım örtüleri Standart İzolasyon A.Ş’ nin bitümlü örtülerdeki yeni kimliğini yansıtmakta ve bitümlü örtü ürün grubu içerisinde yüksek kalite,

Kentsel Dönüşüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun yalıtım sektörüne katkıları nasıl olur? “Kentsel dönüşüm söylentisinin başlamasıyla toplumda bir durgunluk söz konusu oldu. Binasını evini tadilat yaptıracak olanlar kentsel dönüşümle ilgili çalışmaları duyduğunda bu tadilatları erteledi veya bunları geçici çözümlerle atlatmaya çalıştı. Kentsel dönüşüm beklentisiyle tadilatların yavaşlaması, geçici çözüm arayışına girenlerin de kalitesiz ürünleri tercih etmesi sektöre olumsuz etki etti. Bunun etkilerinin yılın ikinci yarısı itibariyle son bulacağını, önümüzdeki altı aydan sonra piyasaların hareketlilik kazanacağını düşünüyorum. Burada kentsel dönüşüm konusunu iyi anlatmak ve özellikle yalıtım konusunu muhakkak bu sürecin içerisinde bulundurmak gerekiyor. Bu anlamda dernekler ve sivil toplum örgütleri nezdinde çalışmalar ve gayretler var ve umarım olumlu sonuçlar doğurur ama kentsel dönüşümde çok daha planlı biraz daha master projeleri içeren tarzda olması memleketimiz açısından daha olumlu olacaktır. Bugün özellikle İstanbul’a baktığımızda ciddi anlamda bir çarpık kentleşme görüyoruz. İki katlı bir binanın yanında beş katlı gibi bir bina gibi farklı bir yapılaşma var. Bu binaları yıkıp yerine yenisini yapmak kentsel dönüşümü ifade etmiyor. Kentsel dönüşüm olgusuna bütüncül bir yaklaşımla bakılmalı. Yeniden yapılacak binalara ulusal standartlara uygun, CE belgeli ürünlerle su yalıtımı yapılırsa Türkiye’nin yapı güvenliği için çok önemli bir gelişme olur.”

Söyleşimizin sonunda eklemek istediğiniz bir konu, okuyucularımıza ve sektör temsilcilerine vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? “Çok farklı dinamikleri bünyesinde barındıran ülkemizde bugün gelinen nokta olumludur. Avrupa’da durağanlık yaşanırken biz daha dinamik bir hal aldık. Eğitimle beraber toplumumuz bilinçleniyor. Bu bizi daha iyi yerlere götürecektir. Toplum bilinçlendikçe sektörümüzde gelişecek ve hak ettiği yeri bulacaktır.”

Yeni bir yıl, yeni başlangıçlarla bizi bekliyor… Moda ve aksesuar trendlerinin de yardımıyla, gardırobunuzla birlikte evinizin dekorasyonunu da değiştirmeye ne dersiniz? Dyo uzmanları, bu yıl renk seçimleri konusunda biraz daha cesur olma vaktinin geldiğini söylüyor…

2013’te gardırobunuz ile birlikte

evinizi de yenileyin 52

YAPI MALZEME - OCAK 2013

2013 renk trendlerinde; sarı, turuncu ve kırmızı kadar mavi yeşil ve turkuazın farklı tonlarının bir arada olduğunu görüyoruz. Sarı ve kahverenginin değişen tonları sezonun en popüler renkleri arasında yer alırken, maviden çivit maviye uzanan geniş renk paleti ve yeşilin özellikle zümrüt tonu göze çarpıyor. Dyo; sarı, turuncu ve kırmızının dinamizmini yaşamının her karesine yansıtmak isteyenlere, bu renkleri mutlaka tamamlayıcı renkleri ile birlikte kullanmalarını öneriyor. Tek bir duvar ya da kolon üzerinde uygulanabilecek canlı renkleri, mavi ya da yeşilin dinginliği ile birleştirebilirsiniz. Yeşilin haki ve zümrüt tonları, bu yıl kadınların vazgeçilmez renklerinden

olacak. Bu trendi evinize de yansıtmakta dilediğiniz kadar özgürsünüz. 2013’de evinizde farklı bir dekorasyon oluşturmak istiyorsanız, sarı ve kahverengi kombinasyonunu mutlaka denemelisiniz. Duvarlarınızın rengi ile uyumlu objeler ile de sıcak bir atmosfer sağlayabilirsiniz. Kahverengi ve tonları ile ile uyumlu bir diğer renk ise çivit mavi. Çivit mavi de bu yılın gözde renkleri arasında yerini alıyor. Çivit maviyi, kırmızının tonları ile de birleştirmek ve asil bir görünüm elde etmek mümkün. Yılın öne çıkan detaylarından altın, gümüş ve bakır etkisini aksesuarlarla mekânlarınıza yansıtabileceğinizi de unutmayın. Yeni yıla ışıltılı bir başlangıç yapmak için

de birer şans sembolü olan altın ve gümüş aksesuarlar birebir… Fildişi, beyaz, bej gibi klasik renklerin modası hiç geçmese de bu yıl dekorasyonda farklı renkleri denemekten korkmayın deriz… Sizin için en uygun renge karar verirken, renkleri tamamlayıcısı olan renklerle birlikte değerlendirin. Mekânın aldığı ışık, mobilyalarınızın rengi ve dekorasyonunuzun genel hatları gibi unsurları da göz önünde bulundurmanız önemli. 2013’de gardırobunuzla birlikte evinizi yenilemek ve yaşam enerjisini yükseltmek için Dyo renk kartelasındaki standart renklere göz atabilir ya da binlerce renk seçeneği arasından kendi istediğiniz rengi oluşturmak için Dyo Renk Pınarı ile tanışabilirsiniz. YAPI MALZEME - OCAK 2013

53

Hidrokon

20. kuruluş yıl dönümünü kutladı 1993 yılında üretime başlayan Hidrokon 20. kuruluş yıl dönümünü çalışanları ile birlikte Anemon Otelde düzenlenen etkinlikte kutladı. 20 yıl gibi kısa bir sürede Konya’nın, ülkemizin ve dünya mobil vinç sektörünün önemli kuruluşları arasında yerini alan Hidrokon, 20. yılının ilk etkinliğini, bu başarıda en büyük pay sahibi olan personeli ile gerçekleştirdi. Akşam yemeği ile başlayan programda firmanın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Memiş Kütükçü’nün konuşmasının ardından, şirkette 20.yılını dolduran personele plaketleri takdim edildi. Plaket törenin ardından tüm personele 20. yılın anısına çeşitli hediyeler verildi.

HİDROKON’DA 20. YIL COŞKUSU Hidrokon Yönetim Kurulu Başkanı Memiş Kütükçü yaptığı konuşmada: “Bundan 20 yıldan önce şuan aranızda bulunan 10 arkadaşımızla Hidrokon’un temellerini attık ve ilk vincimizi üretmeye başladık. Bu gün 20. yılımızı kutluyoruz. Öncelikle ilk günden

54

YAPI MALZEME - OCAK 2013

başlayarak, bizimle birlikte aynı hedefe odaklanan ve farklı dönemlerde bize katılan tüm çalışma arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 20 yıl bir firma için azımsanmayacak bir süre. Bu süre zarfında birlikte birçok başarıya imza attık. Yıllık üretim kapasitemizi 20-25 adetten 350-400 adete çıkarttık. 2007 yılında 10 milyon Euro yatırım ile Konya Organize Sanayi Bölgesinde 18.000 m²’si kapalı, toplamda 46.000 m²’lik alana sahip bugünkü tesisimizi kurduk. Katlanır bomlu mobil vinç üretimimize sektörel talepler doğrultusunda mobil teleskopik vinçlerimizi ve mobil insan kaldırma platformlarını da ekledik. Sizlerin de bildiği gibi bu yılın sonlarında kendinden yürüyüşlü 100 tonluk mobil vincin projelerini tamamlayarak, üretimine başlayacağız. Yine bu yıl içerisinde 70 metrelik mobil insan kaldırma platformunun üretimi tamamlayacağız. Az önce ifade ettiğim tüm

bu gelişmeleri ve başarıları, sizlerin firmamıza olan güveniniz ve özverili çalışmalarınız sayesinde gerçekleştirdik. Her birinize Hidrokon’un 20 yıllık gelişme sürecinde göstermiş olduğunuz başarı ve fedakârlık için, ayrıca bu akşam bizleri kırmayıp davetimize icabet ettiğiniz için bir kez daha teşekkür ediyorum” sözlerini ifade etti.

Dosya Konusu : Konutlarda KDV Düzenlemesi

KDV oranının yükselmesi satış sıkıntısı oluşturacak Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun; birinci el konutlarda KDV oranının, metrekare sınırına bakılmaksızın yüzde 18’e çıkarılmasının, birinci el piyasasında yaşanacak olan canlılığın önüne konan, en büyük engel olduğunu söyledi.

Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun

KDV’nin yükselmesi maliyetleri doğrudan etkiler Barışkent Gayrımenkül Projeleri Yatırım Yönetimi ve BA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Barış Aydın, metrekaresi bin lira ve üzerinde olan konut projelerinde KDV oranının yüzde 18’e yükselmesinin maliyetleri doğrudan etkileyeceğini bildirdi.

Barışkent-BA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Barış Aydın

56

Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun; 2013 yılında olumsuz olabilecek yansımalara değindi. Birinci el konutlarda KDV oranının, metrekare sınırına bakılmaksızın yüzde 18’e çıkarılmasının, birinci el piyasasında yaşanacak olan canlılığın önüne konan, en büyük engel olduğunu söyledi. Hakan Erilkun 100 bin TL’lik bir daire için daha önce yüzde 1 olan KDV oranının, yeni düzenlemeyle, tüketiciye 17 bin TL’lik ek maliyet yansıtıldığını hatırlatarak, düzenlemenin, en çok talep gören 1+1 ve 2+1 daireler için satış sıkıntısı oluşturacağını bildirdi. Erilkun, bu yüzden, 2013’ün ilk çeyreğinde ikinci el piyasalarında hareketlilik yaşanacağını vurguladı. Hakan Erilkun, düzenlenecek, yeni kampanyalarla, KDV sorununun bertaraf edilebileceğini ve böylece birinci el konut satışlarında da canlanma olabileceğini belirtti. 2013 yılı genelinde yüzde 12 oranında büyüme olacağını ifade eden Hakan Erilkun; en çok talebin yaşanacağı bölgeler olarak, İstanbul Anadolu Yakası için Ataşehir ve Çekmeköy ile Avrupa Yakası için Bahçeşehir ve Esenyurt olacağını söyledi.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

İnşaat maliyetlerinin metrekarede 750 lirayı geçtiği günümüzde, özellikle büyükşehirlerde arsa fiyatlarının da bir o kadar maliyet getirdiğinin altını çizen Barışkent-BA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Barış Aydın, Ankara, İstanbul gibi kentlerde metrekare maliyetlerinin bin liranın altına düşmesinin çok zor olduğunu kaydetti. Barış Aydın, KDV’yi mahsuplaşamayacak kişiler için konutlara hatırı sayılacak bir maliyet geldiğini belirterek, “Kişi, 200 bin liralık bir daire aldığında 38 bin lira KDV ödeyecek. Belki şirket için mahsuplaşmadan dolayı çok büyük bir kayıp olmayacak ancak, konutların çok büyük bölümü kişiler tarafından alınıyor. Bu ciddi bir maliyet” dedi. Aynı zamanda TÜGİAD Ankara Başkanı olan Barış Aydın, Ankara’da 100 bin civarında konut stoku olduğunun tahmin edildiğini, bunların KDV artışından etkilenmemesinin sektöre ilk etapta bir hareket getireceğini vurgulayarak, “Ancak 1 Ocak 2013’ten itibaren ruhsat alanlarda maliyetler fiyatlara yansıyacak. Bu da gelecekte piyasanın daralmasına neden olabilecek” diye konuştu.

Yeni KDV düzenlemesinin 1 Ocak’tan önce ruhsat alan ve yapımı devam eden konutlara ilgiyi artıracağını söyleyen 216 Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Bilent Dündar, “Çünkü bu tarihten önce ruhsatı alınan konutların KDV’si yüzde 1 olacağını için fiyatı da düşük olacak” dedi

216 Yapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Bilent Dündar

İstanbul’un Anadolu yakasında hayata geçirdiği 216 Sancaktepe Konutları, 216 Butik Çekmeköy ve 216 Koru Çekmeköy projeleriyle tanınan 216 Yapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Bilent Dündar, inşaat sektöründeki yeni KDV oranları ile ilgili bir açıklama yaptı. 216 Yapı olarak her zaman konutta kademeli bir KDV uygulamasından yana olduklarını söyleyen Bilent Dündar, “Düzenleme bu beklentimizi karşıladı” dedi. KDV düzenlemesinin 1 Ocak 2013 tarihinden sonra ruhsatı alınan ya da ihalesi yapılan konutları kapsayacak olmasının da sektör açısından önemli olduğunu belirten Dündar, “Bu durumda 1 Ocak 2013’ten önce ruhsatı alınan ve yapımına başlanan tüm inşaat projeleri fiyat açısından daha avantajlı olacak. Çünkü yüzde 1 KDV ile satılacak. Vatandaşta haliyle bu projeleri tercih edecektir. Düzenleme konut stoğunun eritilmesi açısından son derece faydalı. Ancak yeni konut projelerine olan talep azalacaktır” diye konuştu.

Yeni KDV sistemi daha adil ve mantıklı Çukurova Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Cafer Kara, KDV oranlarının arsanın birim metrekaresinin vergi değerine bağlandığı bu yeni sistemin daha mantıklı ve adil olduğunu söyledi.

Çukurova Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Cafer Kara

İnşaat sektörünün sıcak gündem maddesi KDV oranlarındaki değişiklik oldu. Maliye Bakanlığı’nın yeni uygulamasına göre, arsa birim metrekare vergi değeri 500 ile 1.000 TL arasında olan konutlardan yüzde 8, 1.000 TL ve üzeri konutlardan yüzde 18 KDV alınacak. Çukurova Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Cafer Kara, KDV oranlarının arsanın birim metrekaresinin vergi değerine bağlandığı bu yeni sistemin daha mantıklı ve adil olduğunu söyledi. Yeni düzenlemede belediye emlak rayiç bedeline göre belirlenecek oranlarda vergi ödeneceğini vurgulayan Kara, bundan böyle lüks semtlerdeki konutlarla diğer bölgelerdeki konutların bir tutulmayacağını söyledi. Kara, “1 Ocak 2013’ten sonra ruhsatı alınan ya da ihalesi yapılan ve arsa metrekare değeri nedeniyle yüksek vergi oranına giren projelerin fiyatlarında yaşanacak yükseliş sektörün satış potansiyelini sınırlayabilir” dedi. Kentsel dönüşüm, mütekabiliyet ve 2B yasalarıyla birlikte 2013 yılında geçen yıla göre daha hızlı büyüme beklendiğini ifade eden Kara, kentsel dönüşüm kapsamında hayata geçirilecek yeni projelerin sektöre ivme kazandıracağını söyledi.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Dosya Konusu : Konutlarda KDV Düzenlemesi

“Stoktaki konutlara talep artar”

57

Dosya Konusu : Konutlarda KDV Düzenlemesi

Konut satışlarında rekabet alanı kaliteden KDV’ye kayacak KDV oranları konusunda yaşanan belirsizliğin sona ermiş olmasının sevindirici olduğunu vurgulayan Gayrimenkul İçin Strateji Platformu Başkanı Gürler Ünlü, gayrimenkul sektöründeki rekabet alanının, konutlarda sunulan kaliteden, uygulanan KDV oranına kayacağını söyledi.

Gayrimenkul İçin Strateji Platformu Başkanı Gürler Ünlü

Vergi artışı, gelecekte piyasanın daralmasına neden olur Nuhoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nuhoğlu, toplumun her kesimini ilgilendiren, konutların deprem riskinden dolayı yenilenme zorunluluğunun önüne, beklenmeden gelen yüzde 18 gibi bir ek maliyetin konut satışlarını ciddi düzeyde yavaşlatabileceğini söyledi.

Nuhoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nuhoğlu

58

1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren düzenleme ile 150 m2’nin altındaki konutlar için uygulanan KDV oranlarında yapılan değişiklikler, yaklaşık altı aydan uzun süredir KDV oranları konusunda yaşanan belirsizliği sona erdirdi. Bu değişikliklerin sektörü çeşitli nedenlerle olumsuz yönde etkileme olasılığı olduğunu belirten Gayrimenkul İçin Strateji Platformu Başkanı (GİSP) Gürler Ünlü, getirilen düzenlemenin gayrimenkul sektörünü farklı alanlarda olumsuz etkileyebileceğini bildirdi. Konut satışlarında uygulanacak KDV oranının altı değişik kriterin bir arada değerlendirilmesi ile belirlenebileceğine dikkat çeken Ünlü, yeni sistemin basit ve anlaşılabilir olmadığını söyledi. Bu karmaşık yapının, sadece uygulayıcıların değil nihai tüketicilerin de karar vermesinde zorluklar oluşturabileceğini ve istenmeyen suiistimallere yol açabileceğini belirten Gürler Ünlü, “yeni düzenleme, vergi düzenlemelerinden beklenen ‘etki ettiği sektörü istenen doğrultuya teşvik etme’ ve ‘arzulanan yeni vizyona destek sağlama’ gibi amaçlardan uzaktır” dedi.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Nuhoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nuhoğlu, 2013 yılında emlak vergilerinde yapılan düzenleme doğrultusunda, Ocak ayı itibariyle ruhsatı alınan konutların vergi oranının yüzde 1’den yüzde 18’e çıkarılmasının olumlu ve olumsuz etkilerinin olacağını kaydetti. Ali Nuhoğlu; “2013 yılından önce yapılan konutların fiyatları, daha az vergi alınmasından dolayı, bu yıl yapılacaklara göre daha düşük olacağından konut stoku azalacaktır. Bugün konuşulan konut stoku 800.000 civarındadır. 15 yıllık süre için, üretilmesi hedeflenen konut miktarının ise 10 milyonun üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu uygulama, 2013 yılı itibari ile ruhsat alıp satışa çıkacak firmaları zor durumda bırakacaktır” dedi. Nuhoğlu, toplumun her kesimini ilgilendiren, konutların deprem riskinden dolayı yenilenme zorunluluğunun önüne, beklenmeden gelen yüzde 18 gibi bir ek maliyetin konut satışlarını ciddi düzeyde yavaşlatabileceğini söyledi.

Yeni KDV düzenlemesinin lüks-sosyal konut ayrımını kolaylaştıracağını söyleyen Özyurtlar Şirketler Grubu Başkanı Tamer Özyurt, “Metrekare fiyatı 500 ile 999 lira arasında olan konutlardan yüzde 8, metrekaresi 1000 lira ve üzerinde olan konutlardan ise yüzde 18 KDV alınacak. Kaliteli ama sade konut yapan kazanacak” dedi

Özyurtlar Şirketler Grubu Başkanı Tamer Özyurt

‘N’ markasıyla Esenyurt, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de bugüne kadar 6 bin konut inşa eden Özyurtlar Şirketler Grubu Başkanı Tamer Özyurt, 1 Ocak 2013’ten itibaren geçerli olacak KDV düzenlemesi hakkında bir açıklama yaptı. Düzenlemenin lüks-sosyal konut ayrımını kolaylaştıracağını söyleyen Özyurtlar Şirketler Grubu Başkanı Tamer Özyurt, “Metrekare fiyatı 500 ile 999 lira arasında olan konutlardan yüzde 8, metrekaresi 1000 lira ve üzerinde olan konutlardan ise yüzde 18 KDV alınacak. Bu durum bizim gibi kaliteli ama sade konutlar yapan firmalara ilgili artıracak” dedi. Konutta kademeli KDV uygulamasının adaletli vergi alma konusunda da önemli bir adım olduğunu ifade eden Özyurt, “Lüks konuttan yüzde 1 KDV alınıyor algısı artık tarih oldu. Vatandaş bulunduğu yere ve konutunun özelliğine göre ne kadar vergi vereceğini bilecek” diye konuştu.

“Belirsizlik ortadan kalktı” Yeni KDV düzenlemesinin artıları ve eksileri olduğunu söyleyen Semerkand Yapı Satış ve Pazarlama Direktörü Neli Devidas, “Belirsizliğin ortadan kalkması en büyük artısı. Ancak vatandaş yüzde 8 ve yüzde 18’lik KDV ile satılan konutların yerine yüzde 1 ile satılan konutları tercih ederse bu durum yeni konut satışını zorlaştırır” dedi

Semerkand Yapı Satış ve Pazarlama Direktörü Neli Devidas

Yeni düzenleme ile haziran ayından buyana KDV konusunda yaşanan belirsizliğinin ortadan kalktığını söyleyen Semerkand Yapı Satış ve Pazarlama Direktörü Neli Devidas, “Konut alıcısı artık evini teslim aldığında ne kadar vergi vereceğini biliyor. Bu çok önemli” dedi. Metrekare fiyatı 500 ile 999 lira arasında olan konutlardan yüzde 8, metrekaresi 1000 lira ve üzerinde olan konutlardan ise yüzde 18 KDV alınmasını öngören düzenlemenin artılarının ve eksilerinin olduğunu belirten Devidas şunları söyledi: “Düzenleme 1 Ocak 2013 tarihinden sonra ruhsatı alınan ya da ihalesi yapılan konutları kapsayacak. Bu durumda 1 Ocak’tan önce ruhsat alan konutlar daha avantajlı olacak. Vatandaş yüzde 8 ve yüzde 18’lik KDV ile satılan konutların yerine yüzde 1 ile satılan konutları tercih edecektir. Bunun yeni konut satışını zorlaştıracağını düşünüyoruz. Fakat 800 bini bulduğu söyleyen konut stoğunun da azalacak olması sektör açısından avantajdır.” İnşaat sektörünün 100’den fazla alt sektörü harekete geçirdiği ve vasıflı vasıfsız binlerce insana istihdam sağladığını söyleyen Neli Devidas, bu nedenle sektöre destek verilmesini istedi.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Dosya Konusu : Konutlarda KDV Düzenlemesi

“Lüks konut, sosyal konut ayrımı yapıldı”

59

Kentsel Dönüşüm’e Unicera’dan büyük destek Türkiye’de bugüne kadar başlatılmış en büyük imar hareketi olan “Kentsel Dönüşüm Projeleri” kapsamında kullanılacak olan tüm seramik, banyo ve mutfak ürünlerini Türkiye Seramik Federasyonu ve TİMDER işbirliğiyle hazırlanan UNICERA 25. Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı’nda görebilirsiniz. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece İstanbul’da 27 Şubat – 3 Mart 2013 tarihlerinde hazırlanacak olan UNICERA, ihracatta yerli kaynakları en çok kullanan ve ithal ürünlere bağımlılığı en az olan sektörlerden biri olan seramik ve banyo endüstrisinin yerli ve yabancı firmalarının katılımı ile bu yıl 25. kez düzenleniyor. UNICERA’da seramiğin lider ve en büyük firmaları; yeni ürünlerinin lansmanlarını yaparak sektörde seslerini duyurmaya devam ediyorlar. Türk seramik ve yapı sektörünün yüzünü güldüren UNICERA 2012 yılında Amerika, Avustralya, İtalya, Fransa, Bulgaristan, Almanya, Polonya, Belçika, Japonya, İspanya, İngilte-

60

YAPI MALZEME - OCAK 2013

re, İsviçre, Çin, Tayvan, Fransız Guyanası ve Türkiye olmak üzere 16 ülkeden 308 firma ve firma temsilcisinin katılımı ile kapılarını açtı ve toplam 65.686 nitelikli ziyaretçi tarafından ziyaret edildi. UNICERA, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da 97 ülkeden 4.306 yabancı ziyaretçisi ile iş bağlantıları gerçekleştirme anlamında bir adım daha önde olduğunu kanıtladı. Fuar Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Slovenya, Bulgaristan, Gürcistan, Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Ürdün, İran, Irak, Lübnan, Yunanistan, Fas, Suriye, Umman, Mısır, Tunus, İsrail, Özbekistan, Belçika, B.A.E., İtalya, İspanya, Almanya, Hollanda, Bahreyn ve Fransa’dan alım

heyetleri ile 2012 yılına damgasını vurdu. Türk seramik karo, vitrifiye sektörlerinin imajını yükseltmesi ve küresel pazar payını artırması için bu yıl da en önemli uluslar arası pazarlama platformuna ev sahipliği yapacak olan fuar, kapsamına üretimde kullanılan kimyasal hammaddeler, makineler, makine yedek parça ve yan sanayi ürünleri ile CERAMICTECH Seramik İşleme Teknolojileri Özel Bölümü’nü ekleyerek yoluna tüm hızıyla devam ediyor. Yapı sektörüne dair birçok ürünün aynı platformda sergilendiği UNICERA’da en yeni ürün, teknoloji ve tasarımları yakından incelemek isteyen herkes bu özel etkinliği ajandalarına not ediyor.

Graniser Seramik Genel Müdürü Erol Hacıoğlu

Graniser Genel Müdürü Erol Hacıoğlu:

Seramik sektörü Türkiye’nin önemli endüstrileri arasında

Seramik -Granit sektörünün ve Graniser’in 2012 yılındaki durumunu değerlendiren Graniser Genel Müdürü Erol Hacıoğlu; “Seramik sektörü yaklaşık 413 milyon metrekare üretim hacmi ve 521.090 milyon USD’lik ihracatı ile Türkiye’nin önemli endüstrileri arasında yer alıyor” dedi. Graniser Genel Müdürü Erol Hacıoğlu, Türk seramik sektörünü dünyadaki büyüme rakamları ile karşılaştırdığımız zaman, ortalamanın üzerinde büyüyen sektörün, Türkiye ekonomisine yirmi altı bin doğrudan, iki yüz yirmi bin dolaylı istihdam sağladığını görüyoruz dedi. Erol Hacıoğlu seranit-granit sektöründeki gelişmeleri şöyle özetledi: “Bugün seramik sektörü yirmi dört üretici firma ile Çin, İtalya ve İspanya’nın ardından dünya çapında kaliteli üretim yapan dördüncü büyük karo ihracatçısıdır. Üretiminin %35’i, beş kıtada yüzden fazla ülkeye ihraç ediliyor. Çünkü Türk seramik sektörünün, hammadde açısından çok önemli strate-

62

YAPI MALZEME - OCAK 2013

jik avantajları var. Sahip olduğumuz bilgi birikimi ve kaliteli insan kaynağı ile gelişmekte olan ülkelere karşı; insan kaynağı maliyet seviyeleri ile de gelişmiş ülkelere karşı avantajlı durumdayız. İşte bu veriler bize sektörün Türkiye ekonomisindeki yerini net olarak gösteriyor. Son yıllarda ekonominin genel gidişine paralel olarak sektörde çok ciddi bir değişim ve gelişim yaşandı. Özellikle üretim kabiliyetlerinin değişmesi, yeni teknolojilerin üretim süreçlerine katılması, kapasitelerin artması, tüketicilere çok farklı seçenekleri, çok daha uygun şartlarla sunma imkânı sağladı. Bunlar olumlu gelişmelerdi.

TÜRK SERAMİK SEKTÖRÜNÜN HAMMADDE AÇISINDAN STRATEJİK AVANTAJLARI VAR Ama bütün bunların yanı sıra sektörün büyüme hızının kesilmesine sebep olacak faktörlerin varlığını da unutmamak lazım. 2012 yılında kar marjlarında tehlikeli bir erime yaşayan sektör, kapasite kullanım oranlarında halen bir düşme yaşamakta. Ürün fiyatlarının artırılamaması üreticileri dış pazarlarda en çok zorlayan etken oldu. Global krizin yanı sıra sektörün enerji ve emek yoğun girdi maliyetleri sektörü fazlası ile etkiledi. Artan enerji maliyetleri, sektörün İtalya ve İspanya’daki üreticilerden bile daha yüksek enerji maliyetlerine katlanmasına neden oluyor.

Seramik taşımacılığında maliyet avantajı getiren demiryollarının ise üreticiler tarafından yeterince kullanılmaması, Türkiye’nin önemli rekabet güçlerinden bir tanesi olan seramik hammadde zenginliğinin yanlış ve yetersiz kullanımı, sektörde haksız rekabete neden olan hatalı teşvik politikaları ve distribütörlere aşırı bağımlılık iç pazardaki diğer önemli sıkıntılar olarak sıralanabilir. Dış pazarlarda rekabeti zorlaştıran faktörler olarak ise; olumsuz ülke imajı, yetersiz marka algısı, artan kar baskısı ve Türkiye’deki ekonomik krizlerin etkisiyle stratejik ve uzun vadeli plan yapılamaması, satış sonrası hizmetlerde İtalyan ve İspanyol üreticilere göre eksik kalınması söylenebilir. Ülke imajının öne çıktığı durumlarda özellikle çözülmesi gereken bir durum ortaya çıkmakta. Üst segment ürünlerde zorlanma yaşanırken, alt segmentlerde rağbet gören ürünleri piyasaya sunmak Türk üreticileri düşük fiyatlara mahkum etmekte. Ancak pazarlamanın bu sorununu çözmek sadece seramik sektörünün

gayretleriyle olamıyor, çünkü bu sorun daha büyük ölçekli ve ülke bütünündeki gelişmelere doğrudan bağlı.” Ülkemizin ihracatta rekabet gücünü, enerji zamlarının düşürdüğünü de belirten Graniser Genel Müdürü Erol Hacıoğlu “Tüm dünyada 2 Milyar metrekarelik bir ihracat pazarı var. Bu pazarda Türkiye, Çin, İtalya ve İspanya’dan sonra geliyor. Daha da çok büyüme potansiyelimiz var ancak enerji zamları sektörün büyüme ivmesine sekte vuruyor. Sektörde markaların giderlerinin %40’ını enerji giderleri oluşturuyor. Devlet çeşitli teşviklerle sektöre daha fazla destek olursa Türkiye çok daha iyi bir noktaya gelir” dedi.

GRANİSER 2012 YILINI ORAN OLARAK İHRACATTA BİRİNCİ SIRADA KAPATTI Cironun %46’sını ihracattan elde ettiklerini ve oran olarak sektörde 1.sırada yer aldıklarını belirten Hacıoğlu, “Bütün bu

koşulların analizi sonucu Graniser Seramik olarak biz, 2006 yılında aldığımız kararla daha çok ihracat odaklı çalışmaya başlamıştık. O tarihten bugüne ihracatta %300 büyüme kaydettik. Bugün kırk sekiz ülkeye aktif olarak ihracat yapıyoruz. Aldığımız bu karar ile sektörde yaşanan sıkıntılardan zaman zaman etkilenmiş olmamıza karşın büyümemizi sürdürmeyi başardık. Bu sonuç bizim için önemli bir başarı oldu. İhracatımızın %25’lik kısmını Kuzey Amerika’ya, % 35’lik önemli bir kısmını ise yaşanan ekonomik krize rağmen hala Avrupa’ya yapmaktayız. İsrail, Yunanistan, Romanya, Azerbeycan gibi önemli pazarlarda %25 ihracat payımız ile sektörde bir numaralı konumdayız ve aranan bir markayız. Ve geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2013 yıllında da ihracata ağırlık verecek ve başta Kuzey Amerika olmak üzere gelişmekte olan Orta Doğu ve Afrika pazarlarına daha çok eğileceğiz” dedi. YAPI MALZEME - OCAK 2013

63

Seranit Yapı Grubu ve Polisan Boya’nın ortak projesine, Seranit Yapı Grubu Başkanı Hamdi Altunalan ve Polisan Holding CEO’su Erol Mizrahi imza attılar.

Seranit ve Polisan güçlerini birleştirdi Seranit’in Ar-Ge’si, Polisan’ın Bayi Ağı, yeni bir işbirliğinin kapılarını araladı. İnşaat sektörünün önde gelen iki şirketi Seranit Yapı Grubu ve Polisan Boya, güçlerini birleştirerek ortak bir projeye imza attı. Bu anlaşma kapsamında, bugüne kadar pek çok inovatif ürünü sektöre kazandıran ve güçlü Ar-Ge’siyle sektörde fark oluşturan Seranit’in iç mekanlar için geliştirdiği yeni ürünü, Polisan’ın Türkiye geneline yayılmış 7 bin satış noktasında tüketiciye ulaşacak. Türkiye inşaat sektörü için önemli bir adım olarak görülen bu işbirliği ile; Ar-Ge ve satış ağı güçleri tek çatıda toplanacak. Son 10 yılda Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veren ve her yıl cirodan yüzde 5 pay ayıran Seranit, inovatif ürün yaklaşımıyla inşaat sektöründe farklılaşırken, Polisan da, güçlü bayi yapısıyla boya sektörünün lideri konumunu sürdürüyor.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ AR-GE’DE Türkiye’nin geleceğinin Ar-Ge’de olduğu gerçeğinden yola çıktıklarını dile getiren Seranit Yapı Grubu Başkanı Hamdi Altunalan “Seranit markası olarak ürün geliştirme konusuna büyük önem veriyoruz.

64

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Yeniliğin farklılığa, farklılığın da katma değere dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz. Sektörümüz ancak bu bakış açısıyla büyüyecek ve gelişecektir. Bununla beraber geliştirdiğiniz ürünlerinizin nihai tüketiciye ulaşması da bir o kadar önemli. Bu kapsamda; Polisan ile yapmış olduğumuz bu işbirliği ile iki kritik konuda güçlerimizi birleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bugün 7 bin satış noktasına sahip ve Türkiye geneline yayılmış güçlü bayi ağıyla boya sektörünün lideri konumunda olan Polisan’la güçlerimizi birleştirmek konusunda ilk adımı attık. Umarım gelecekte de benzer projeleri hayata geçirerek sektörümüze katma değer yaratmaya devam ederiz” dedi.

YENİ ÜRÜNLER SEKTÖRE KAZANDIRILACAK Araştırma ve geliştirmenin öncelikli öneme sahip olduğunu ve güçlü satış ağının da, önemli bir tamamlayıcı unsur olduğunu dile getiren Polisan Holding CEO’su Erol Mizrahi de Seranit’le gerçekleştirdik-

leri işbirliğine ilişkin şunları söyledi: “Kanal seçimi pazarlama karmasının önemli bir parçasıdır. Markalar kendisini doğru temsil eden, ürün ve hizmetlerini kesintisiz sahaya sunan, yeni ürün ve eğilimlere hızlı uyum sağlayan bir kanal yapısı kurmaya çalışırlar. Kanal üyeleri olan bayiler ise, ürün ve hizmetlerini sunduğu şirketin ticari olarak kendisine kar sağlayacağına, istikrarına, markasına, teknolojik, organizasyonel ve yatırım gücüne güvenmek ister. İşte bu noktada kimya sanayinde 50 yıllık geçmişe sahip Polisan Holding’in güçlü iştiraki Polisan Boya ve sektörünün lider kuruluşu Seranit Yapı Grubu’nun buluştuğu bu ilk projenin oluşturacağı sinerjinin gücüne yürekten inanıyorum. Boya sektörünün en yaygın dağıtım ağına sahip lider kuruluşu olarak uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkilerle tesis ettiğimiz bayi organizasyonumuza Seranit işbirliği ile sunacağımız yeni ürünler, inovasyona verdiğimiz önem çerçevesinde bugüne kadar sektöre kazandırdığımız birçok ilkin devamı niteliğinde olacaktır.”

VitrA’nın enerji projesine ödül Eczacıbaşı Yapı Gereçleri A.Ş., atık ısıdan enerji geri kazanımı sağlayan projesiyle, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın her yıl düzenlediği “Sanayide Enerji Verimliliği” proje yarışmasında jüri özel ödülüne layık görüldü. Çevresel ve finansal sürdürülebilirlik sağlayan proje, vitrifiye sektöründe ısı değiştirici kullanılarak soğutma atık ısısından enerji geri kazanımı sağlayan Türkiye ve dünyadaki ilk uygulama özelliğine sahip. VitrA’nın Bozüyük’teki seramik sağlık gereçleri üretim tesisinde geliştirilen ödüllü proje, yılda 1,4 milyon m³ doğalgaz tasarrufu sağlıyor. Fırınlardan atılan 300 santigrat derece sıcaklıktaki havayı 85 santigrat dereceye düşürerek, aradaki farkın sıcak su üretimi için kullanılmasını sağlayan proje, eşdeğer üretim başına enerji tüketimini, bir önceki yıla göre %5,1 düşürdü, 2.736 ton karbondioksitin doğaya salımını engelledi. Seramik üretiminin en önemli girdilerinden birinin enerji

66

YAPI MALZEME - OCAK 2013

olduğunu belirten Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Banyodan Sorumlu Başkan Yardımcısı Atalay Gümrah, projenin daha az doğal kaynak kullanımı sağladığını ve ürün maliyetlerini düşürdüğünü söyledi. Gümrah, “Bu alandaki yatırımlarımız sayesinde, Bozüyük’teki seramik sağlık gereçleri üretim tesisimiz, 2011 yılında tüm Türkiye’de organize sanayi bölgelerinde harcanan doğalgazın %5’i kadar bir tasarruf elde etmeyi başardı. Sürdürülebilir kalkınmanın, ancak kaynakların üretimde verimli kullanılmasıyla gerçekleştirileceğine inanıyoruz. Sektörümüzde çevre ve enerji yönetim sistemi belgelerini alan ilk şirketi olarak, enerjinin verimli kullanılmasını sağlayan projelere yatırım yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Banyodan Sorumlu Başkan Yardımcısı Atalay Gümrah

Eviyede geleneksel ve modern çizgiler

bir arada Sert seramik malzemeden üretilen Blancocerana, geleneksel ve modern çizgileri tasarımında bir araya getiriyor, tarzıyla mutfaklara farklı bir hava katıyor. Her yeni tasarımı ile eviye-armatür alanında devrim oluşturan ve mutfaklara estetik sunan dünyaca ünlü Alman markası Blanco, yüzlerce üründen oluşan koleksiyonuna bir ürün daha ekledi: Blancocerana… Sert seramik malzemeden üretilen Blancocerana, geleneksel ve modern çizgileri tasarımında bir araya getiriyor, tarzıyla mutfaklara farklı bir hava katıyor. Blancocerana, dikkat çeken tasarımının yanı sıra çarpmalara, darbelere, ısıya, asitlere, solmaya ve çatlamaya karşı dayanıklı yapısıyla da öne çıkıyor. Sert seramik eviyelerin tarihi aslında çok eskiye dayanıyor. Yaklaşık 1.150 santigrat derece ısıda üretilen sert seramik eviyeler, özellikle 1800’lü yıllarda lüks evlerin vazgeçilmeziydi. Eviye ve armatürün ünlü ismi Blanco işte bu lüksü çağdaş bir yorumla yeniden gündeme getirdi. Eski ve yeniyi, geleneksel yuvarlak hatlar ve modern konturlarla Blancocerana’da birleştirdi. Kolayca temizlenebilen, son derece dayanıklı, pürüzsüz ve gözeneksiz yüzeye sahip olan sert seramik yapısı da Blancocerana’yı benzersiz kılan özellikler arasında. Blanco, bu muhteşem tasarımı oluşturabilmek için el işçiliğini üstün teknoloji ile bir araya getiriyor. Blancocerana, böylece hem ultra ince görünüme ve olağanüstü dayanıklılığa sahip oluyor. Yaklaşık 23,5 santimetre derinliğe sahip olan, tekli ve çift taraflı alternatifleri de bulunan Blancocerana eviyeler, ılık su ve aşındırıcı olmayan bir bez ile rahatlıkla temizlenebiliyor.

70

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Makel 35. Yılında tüm bayileri ile bir araya geldi Sektörün önde gelen markalarından Makel, ana bayi ve bayilerinden oluşan yaklaşık 200 kişilik misafir grubunu görkemli bir organizasyon ile İstanbul’un gözde mekânlarından Esma Sultan Yalısı’nda ağırladı. 2012 yılını başarı ile sonlandıran Makel 22 Aralık 2012 tarihinde gerçekleştirdiği “Kampanya Araçları Teslim Organizasyonu ve 2012 Yılı Değerlendirme Toplantısı” ile yaklaşık 200 kişilik bayi misafir grubunu İstanbul Esma Sultan Yalısında ağırladı. 2012 yılının ikinci yarısında düzenlenen satış kampanyası ile kampanya hedefinde bayilerine sunduğu 5 adet Mercedes C 180 ve 89 adet Ford Connect Transit aracı, almayı hak eden bayilerine muhteşem bir organizasyon ile teslim etti. Ana bayilerinin yanı sıra Makel ailesine yeni katılan bayilerinin de yer aldığı organizasyonda, Makel’in sektöre kazandırdığı 35 yıllık bilgi, birikim ve deneyimi yakından görme ve tanıma şansına sahip oldular. İki güne yayılan organizasyonun ilk gününde Makel Üretim Tesislerini ziyaret eden bayiler, tesisin ana damarları konumunda olan Ar-Ge merkezi, laboratuar, enjeksiyon ve otomasyon gibi teknolojik bölümlerinde kullanılan modern iş gücüne hayran kaldılar. Ardından 22 Aralık günü boğazın eşsiz manzarasında, Esma Sultan Yalısı’nda bir araya gelen Makel

72

YAPI MALZEME - OCAK 2013

bayileri, 2012 yılı değerlendirme sunumlarını keyifle dinlediler. Sunumlar öncesinde açılış konuşmasını gerçekleştiren Makel Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Necati Çalışkan, Makel ailesine yeni katılan 50’ye yakın bayiye “Aramıza Hoş Geldiniz” diyerek 35 yıllık bir geçmişe sahip olan şirketin birçok dönüm noktalarından geçerek bu günlere geldiğini söyledi. 1977 yılında başlayan yolculuğun ilk 9 yılını sektörde tedarikçi olarak geçirdiklerini belirten Çalışkan, bu dönemin ticari hayatta kendilerine önemli ölçüde bilgi ve birikimler kazandırdığını söyledi. 1987 yılından itibaren Makel markalı ürünleri üretmeye başladıklarını belirten Necati Çalışkan, “ 1987’de risk alarak ilk Makel markalı üretimlerimizi gerçekleştirdik. Krizleri başarı ile hep birlikte aşarak geliştik, büyüdük ve bugünlere geldik. 1994 yılı krizinde ilk fabrikamızı kurduk. 2001 krizinde ise ikinci fabrikamızı kurduk” dedi. 2012 yılında öngörülen iç ve dış pazardaki tüm hedefleri yakaladıklarını ifade eden Çalışkan, özellikle iç pazardaki ağırlıklarının hissedilir şekilde

artmaya başladığını ve 2013 yılında ülkenin ekonomik ve siyasi istikrarını koruması ile birlikte bu yükselişin hızla devam edeceğini belirtti.

Makel Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Necati Çalışkan

Çalışkan şöyle devam etti:“Bir doğru her yerde doğru değil, yanlış ise her yerde yanlış değildir. Artık dışarıya kapalı bir ülke konumunda değiliz. Eğer çevremizde bir fırtına varsa bundan bizim de etkileneceğimiz açıktır. Bugün Türkiye yaklaşık 150 milyar dolar ihracat yapan bir ülke konumundadır. İstikrarlı olarak büyüyen ve buna bağlı olarak dünyada gücü ve ağırlığı artan bir ülkeyiz. 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefinin olduğu ülkemizde Makel olarak 2023 yılında bu hedefin gerçekleşmesinde 400 milyon dolar olarak hedeflediğimiz ihracat ciromuz ile katkıda bulunacağız’’ dedi. 2023 yılı Türkiye ihracat hedeflerinin gerçekleşebilmesi için hükümetin yaptığı markalaşma çalışmalarına da dikkat çeken Necati Çalışkan, Makel bünyesindeki operasyonel ve organizasyonel yetkinlik, finansal performans ve markanın uluslararası güç ve performansı gibi kriterleri yerine getirmesinden dolayı 2010 yılından bu yana ‘’Turquality Destek Programı” kapsamına alınmıştır. Turquality dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programıdır. Turquality kapsamında Ekonomi Bakanlığı’nın programında yer alan bir firma olduklarını, yurtdışı tanıtım faaliyetlerinin desteklenmesinden dolayı Makel olarak hükümetin bu uygulamasını takdir ettiğini belirtti. Makel’in de içinde bulunduğu İnşaat sektörünün Türkiye’nin büyümesindeki

74

YAPI MALZEME - OCAK 2013

en önemli sektör olduğuna dikkat çeken Çalışkan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu yıl konut kredilerinin 80 milyar TL ile kapatılması öngörülüyor. 2012 yılında 370 bin civarında konut kredisi kullanımı olacağı düşünülüyor. Yeni ruhsat sayılarına, arz ve taleple ilgili baktığımızda bir sonuç çıkarabiliriz. Yıl içinde konut arzının 600 – 650 bin, buna karşın talebin ise 400 – 450 bin olduğunu görüyoruz. Bu durum çok iç açıcı değil. Düzelmesi için konut kredilerinin düşmesi, kolay ulaşılabilir olması ve faiz yükünün azaltılması şart. Bu amaçla Merkez Bankası faizlerini bildiğiniz gibi düşürüyor. Hali hazırda 0,80 – 0,85 bandındadır. Ortalama borçlanmalara baktığımızda ise kredi kullanım vadelerinin 5–10 yıl arasında olduğunun, ağırlık olarak ta 7–8 yıla denk geldiğini görebiliriz. Önemli olan herkesin gücüne göre borçlanmasıdır. Türk halkının borçlandığını ve kredi borcu altında ve gelirinin büyük kısmını kredilere yatırdığını hep gündemde görüyor, duyuyor ve okuyoruz. Bu açıdan baktığımızda durum böyle değildir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda borç gelir oranının çok daha yüksek olduğunu görmekteyiz. Konuşmasının sonunda kentsel dönüşümün önemine değinen Çalışkan, dönüşümün çarpık yapılaşmayı önemli ölçüde azaltacağını söyledi. Türkiye’de 20 milyon adet konut stokunun üçte birlik oranının depremlere ve deprem yönet-

meliklerine hazır olmadığını söyledi. Bunun da 7 milyon konuta denk geldiğini belirten Çalışkan kentsel dönüşüm projelerinin önümüzdeki yıllarda Türkiye İnşaat Sektörüne 400 milyar TL ilave ekonomik güç yaratacağını belirtti. Hedefin 2023 yılına konulduğunu, fakat kentsel dönüşüm projesinin zor bir süreç olduğunu, belirten Çalışkan bugünkü tarihten itibaren 15 yıl içinde 2028–2030 yıllarında bu hedeflere ulaşılabileceğini söyledi ve “İnşaat Sektörüne her yıl 20 milyar TL ek bir ekonomik değer getireceğine inanıyorum.’’ dedi. Makel olarak müşteri odaklı bir firma olduklarını belirten Necati Çalışkan “Makel olarak zor gün dostuyuz. Sözümüzün arkasında duran sağlam yapımız var. Aramızda ilk günden beri malımızı satan bayilerimiz, iş ortaklarımız var. İş ortağım diyemiyorum çünkü iş ortağımızdan öte dostlarımız oldunuz hepinizi dostum olarak görüyorum. Makel olarak sosyal sorumluluklara da önem veren bir firmayız. Dünya Engelliler Vakfı’nın ana sponsoruyuz. Spora ve kültürel her türlü etkinliğe destek vermeye çalışıyoruz. Bundan sonra da bu tür etkinliklere destek vermeye devam edeceğiz.” Konuşmasının sonunda tüm bayilerinin 2013 yılını kutlayan Çalışkan, herkese bol kazanç, sağlık ve mutluluk diledi.

Pakpen 2012’yi büyüyerek kapattı Geçtiğimiz yılı 420 milyon TL ciro ile kapatan yapı sektörünün öncü firmalarından Pakpen Şirketler Grubu 2013 yılı hedeflerini açıkladı. Buna göre Pakpen; önümüzdeki beş yıl içinde de büyümesini, istikrarlı ve karlı bir şekilde her yıl inşaat ve plastik sektörünün üzerinde sürdürerek, Pazar payını artırmaya devam etmeyi hedefliyor. Türkiye’de bir bina için gerekli birçok yapı malzemesini birlikte üreten Pakpen Şirketler Grubu, 420 Milyon TL ile 2012 yılı ciro ve yüzde 20 büyüme hedeflerine ulaştı. Yıllık 250 bin ton plastik, 500 bin metreküp yalıtım malzemesi üretimi ve 650’i aşkın uzman çalışanıyla sektöründe ilk 5 büyük üretici arasında yer alan Pakpen, 2013 yılında ise yüzde 20’nin üzerinde büyüyerek 500 Milyon TL’nin üzerinde ciroya ulaşmayı ve İSO 500 sıralamasında 226. sıradaki yerini daha da yukarılara taşımayı hedefliyor. Pakpen, pencereden bahçe aksesuarına, dış cepheden kapıya, borudan yalıtım ürünleri ile tüketicinin farklı ihtiyaçlarına çözüm üretiyor. Pakpen Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuza “40 yılı aşkın bir süredir istikrarlı bir büyüme içinde olduk. Yaptığımız yatırımlarla iç piyasadaki pazar payımızı artırmaya devam edeceğiz; ancak asıl büyük büyümeyi dış satışlarımızdan sağlama hedef ve gayreti içinde olacağız. En son teknoloji ile donatılmış fabrikamızda kalitemizden ödün vermeden üretime devam edeceğiz. Özellikle ih-

76

YAPI MALZEME - OCAK 2013

racat artışı ve yaratılacak ek istihdamla da ulusal ekonomiye olan katkımızı artırarak sürdüreceğiz. Önümüzdeki yıllarda; Ar-Ge çalışmalarımızın sonuçlarının daha belirgin şekilde alınacağı, ürünlerimizin farklılaşarak kalitesiyle daha da üst mertebelerde konumlanacağı, maliyet ve verimliliklerimizin de artırılarak daha büyük atılımlar için karlılığımızın ve rekabet gücümüzün büyütüleceği bir planlama içinde olacağız” dedi.

YALITIM KAPASİTESİNİN YÜZDE 100 ARTIRIYOR Pakpen Şirketler Grubu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 33 ilinde eşzamanlı olarak başlatılan ‘Kentsel Dönüşüm’ sürecinde başrolde olmaya hazırlanıyor. Pakboard markasının üretim kapasitesini yüzde 100 artırmak için Yalıtım Malzemeleri Üretim yatırımlarına hız veren Pakpen Şirket Grubu ürün yelpazesiyle de kentsel dönüşüm sürecinin en önemli aktörlerinden biri olacak. Firmanın 2023 yılı hedeflerinin başında Türkiye’nin değişik bölgelerinde yalıtım malzemeleri konusunda üretim tesisleri kurmak da bulunuyor.

2023 HEDEFİ: FARKLI SEKTÖRLERDE YATIRIM YAPMAK Pakpen Şirketler Grubu’nun 2023 hedefleri arasında ise Konya’daki tesislerde altyapı boru ürünleri yatırımlarına devam ederek bu alandaki büyümeyi sürdürmek, hammadde ve ürün nakliye maliyetlerini düşürmek ve özellikle yurtdışı projelerde lojistik üstünlük sağlamak maksadıyla deniz imkanlarından faydalanabilecek lokasyonlarda yatırım imkanlarını değerlendirmek; yurtdışında pencere profili konusunda pazar potansiyeli olan ülkelerde yeni yatırım iklim ve potansiyelini yakından izliyor olmak, gerektiğinde yabancı ortaklık ve/veya şirket satın almalar konusunda uzun dönemli stratejiler içinde bulunmak; konut-işyeri gibi inşaat projeleri geliştirmek ve şehir otelleri konseptiyle turizm ve otel işletmeciliği ile yenilenebilir enerji üretimi konusunda uygun projeler geliştirmek yer alıyor. Grup, böylece faaliyet gösterdiği yapı sektöründe bir yandan bulunduğu konumu geliştirirken diğer yandan farklı alanlarda yatırım yaparak, ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamayı amaçlıyor.

Siemens’in yeni sigorta şalteri elektrik kaynaklı yangınları önlüyor Siemens’in yeni yangın koruma şalteri, elektrik kaynaklı yangınların önüne geçiyor. Elektrik kurulumundaki atlamaları tespit eden cihaz, devreyi otomatik olarak kapatıyor. Siemens’in yeni yangın koruma şalteri, elektrik kaynaklı yangınların önüne geçiyor. Bir elektrik kurulumundaki atlamaları tespit eden cihaz, devreyi otomatik olarak kapatıyor. Tesisattaki arızalar, elektrik devrelerindeki voltaj yüklenmelerinden kaynaklanabileceği gibi, ucu açık bir bağlantıdan da meydana gelebiliyor. Daha önceleri bazı arızalar sigortayı attırabilirken, bazıları ise tespit edilemiyordu. Yeni yangın koruma şalteri, her türlü atlamayı tespit ederek, bu açığı etkin biçimde kapatıyor. ABD’de 2008 yılından bu yana atlama hatası devre önleyiciler kanun ile zorunlu hale getirilmiş bulunuyor. Siemens, 5SM6 şalter ile benzer bir cihazı Avrupa pazarına getiren ilk üretici olma özelliği taşıyor.

78

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Almanya’da, her üç yangından biri yanlış kurulum veya uygulama hatası gibi nedenlerle elektrik tesisatı kaynaklı olarak meydana geliyor. Kurulum hataları genelde kabloların ezilmiş veya düğümlenmiş olması, kablo izolasyonunun bir çivi ile zedelenmesinden kaynaklanıyor. İki yakın devre arasında bir kıvılcım çakmasıyla oluşan kısa devre, sigortayı patlatıyor ya da şalteri devreye sokuyor. Ne var ki atlama aynı devrenin içerisinde, örneğin kablodaki bir açıklıkta oluşursa, elektrik akışında bir değişiklik olmadığı için sorun sigorta cihazı tarafından tespit edilemiyor. Zamanla bu hasarlı bölge ısınarak, alev alma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Siemens’in yangın koruma şalteri tam olarak bu noktada devreye giriyor. Akım ve voltaj karakteristiklerini

dikkate alarak, her türlü atlamaları tespit edebilen cihaz, özel değerlendirme yazılımı sayesinde matkap veya elektrik süpürgesi kullanımı gibi atlamaların kabul edilebilir olduğu durumlarda bile akım profilindeki yüksek frekanslı bileşenlerin karakteristiklerini baz alarak tehlikeli atlamaları tespit edebiliyor. Bir tehlike gözlendiğinde, devre saniyeden çok daha küçük bir zaman aralığında kesilerek, kıvılcım önleniyor. Yangın koruma şalteri, eski binalarda da kolayca kullanılabiliyor. Ekstra koruma; özellikle duvarlarında ahşap bulunan yatak odaları, özel tedbir gerektiren yetimhane, bakım evi gibi yapılar ve değerli eşyaların bulunduğu müze ve kütüphane gibi binalarda önem kazanıyor.

KONE, Türkiye’de büyümeye devam ediyor Dünya genelinde, asansör pazarının yüzde 20’sine, yürüyen merdiven ve yürüyen yol pazarının yüzde 40’ına sahip olan KONE, Türkiye operasyonları ile KONE Avrupa’da en hızlı büyüyen ülke konumunda bulunuyor. Chicago’daki Trump Tower’dan, Londra’daki 30 St Mary Axe’a, Amsterdam’daki Schiphol Havalimanı’dan Pekin’deki Büyük Ulusal Tiyatrosu’na kadar, mimari alanında dönüm noktası olan binalarda yenilikçi teknolojisi ile fark oluşturan, asansör ve yürüyen merdiven endüstrisinin lider markası KONE, büyümeye devam ediyor. Türkiye’de de İzmir Metro, İstanbul Metrobüs, Antalya üst geçitleri gibi önemli tesisler başta olmak üzere; birçok projenin yürüyen merdiven, yürüyen yol ve asansör sistemlerine imza atan KONE Türkiye; KONE Avrupa içerisinde en hızlı büyüyen ülke konumuna geldi. KONE teknolojisinin yeni üretimi olan KONE N MonoSpace ve KONE N MiniSpace asansörlerinin tanıtımı amacıyla, Rahmi Koç Müzesi’nde, KONE Türkiye Genel Müdürü Haldun Ulusoy’un ev sahipliğinde ve 200’ün üzerinde özel davetlinin katılımı ile düzenlenen gecede, şirketin yeni teknoloji yatırımları masaya yatırıldı. KONE Türkiye Genel Müdürü

80

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Haldun Ulusoy’un yanı sıra; NEB Satış Direktörü Burak Özmenekşe ve Montaj Direktörü Haluk Kıral’ın da katıldığı gecenin sürpriz konuğu ise ünlü mizah yazarı Gani Müjde’ydi.

TÜRKİYE; KONE AVRUPA’DA EN HIZLI BÜYÜYEN ÜLKE Dünya genelinde 850 binden fazla ekipman, 12 binden fazla teknisyen ve günde 28 bine varan bakım rakamları ile KONE’nin sektördeki hakim duruşunu vurgulayan Haldun Ulusoy, yaptığı konuşmada; “Türkiye’de de müşterilerimize verdiğimiz servis, hizmet ve ekipmanlar ile en iyi insan erişimi çözümleri sunuyor; son kullanıcıya binalarda, kesintisiz, güvenli, rahat ve enerji verimli bir hizmet ulaştırıyoruz. KONE olarak global düzeyde bugün 3000’in üzerinde teknolojinin patentine sahip olmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye’de servis ve hizmet kalitemizi artırmaya yönelik yatırımlarımız, 2013 yılında hız kesmeden devam edecektir.

Türkiye, KONE Avrupa’da en hızlı büyüyen ülke durumundadır. Bu konuma gelmemizi sağlayan değerli müşterilerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ederiz” dedi

SEKTÖRÜN A SINIFI SERTİFİKASYONLU İLK FİRMASI KONE’nin yeni teknolojileri hakkında bilgi veren NEB Satış Direktörü Burak Özmenekşe ise, yaptığı konuşmada, çevre duyarlılığının tüm dünyada birinci gündem maddesi olduğunun altını çizerek; “KONE olarak hem müşterilerimize hem de yaşadığımız çevreye duyarlılığımızı üretimimize yansıtıyoruz. Müşterilerimize, yenilenmiş KONE N MonoSpace asansörleri ile binaların karbon salınımını azaltmayı ve yüzde 28 daha fazla enerji tasarrufu sağlamayı vadediyoruz. KONE, asansör sektöründe A-sınıfı sertifikasyonuna sahip ilk firmadır. Şimdi A-sınıfı enerji verimliliği tüm N serisi ürünlerimizde sunuluyor” dedi.

Neva tasarımı

Dünyanın ilk mavi LED aydınlatmalı anahtar priz markası Thea, yeni serisi Neva’nın özel formu sayesinde yaşam alanlarına sıcacık bir dokunuş katıyor. Anahtar-priz teknolojisinde devrim oluşturan Thea, Neva’yla tasarımı ve seçkinliği yeniden yorumluyor. Son yüzyılın keşfi LED aydınlatma, Thea Neva tasarımlarında en büyük ayrıcalıklardan biri olarak kendini hissettiriyor. Tasarımın şıklığını ışığın uyumlu dansına dönüştüren Thea Neva, mekanlara yepyeni bir dokunuş getiriyor.

BIRAKIN HAYAT IŞIĞIN SONSUZ ÇİZGİLERİYLE TANIŞSIN “Line” serisi özel tasarımı ile yaşam alanlarına sıra dışı bir dinamizm katıyor. Modern çizgileri ile noktasal mavi ışığın ahengi sayesinde mekanları ışıldatan Thea Neva, 6 farklı ana serisi ve 24 farklı çerçeve seçeneği sunmakta…

82

YAPI MALZEME - OCAK 2013

DÜFA’dan r la ta k o n f ü p i s e c n ö a m a boy Boyanın ustası Düfa, evini yenilemek isteyenlere boya öncesi hazırlık için önemli ipuçları sunuyor. Boya seçimini yaparken, doğru ürünü seçebilmek için sadece renk değil,bazı püf noktaların göz önünde bulundurulması gerekiyor. Su bazlı, çevreci, silinebilir, satış sonrası hizmetleri önemseyen marka ürünlerin tercih edilmesi, boya işini kolaylaştırarak, ekonomik fayda sağlar. Uygulaması kolay, işçilikten, zamandan tasarruf sağlayan, kapatıcılığı yüksek, daha az kullanımla daha çok alan boyanabilen zengin ürün yelpazesi ile Düfa, seçim yaparken işin ustalarına danışmanın da büyük fayda sağlayacağının önemine dikkat çekiyor. Üründen en iyi performansı almak için boyacı ustalarının yönlendirmesi dikkate alınmalıdır. Yanlış uygulama, yüzey hazırlamada atlanılacak ufak detaylar eldeki en kaliteli ürünü bile verimsiz kılabilir.

BOYA ÖNCESİ HAZIRLIK Renk geçişlerinde özellikle zeminde koyu renk ve farklı bir ürün var ise mutlaka geçiş astarı kullanmalı, hasarlı bölgeleri

84

YAPI MALZEME - OCAK 2013

onarmak için zımpara ve dolgu işlemleri yapılmalıdır. Boyama işlemi için genellikle rulo fırçalar tercih edilir fakat köşeler, kapı ve pencere kenarları, tavan çizgi kenarları için ince fırçalar seçilmelidir.

tacaktır. Yatak odaları için ise daha çok dinlendirici ve aydınlık etkisi yaratacak yeşil ve mavi tonları tercih edilebilir.

EN KEYİFLİ AMA EN ZOR BÖLÜM; RENK SEÇİMİ

Katalog renklerinin dışına çıkıp, hayalindeki rengi duvarlara taşımak isteyenler için Düfa, Mix Renk Sistemi ile büyük kolaylık sağlıyor. Doğadaki her tonu Mix Renk Sistemi ile elde etmek mümkün. Düfa bu sistemde teknolojik bir kolaylıkta sağlıyor. Zamanın çok değerli olduğu günümüzde akıllı telefonlar için özel bir uygulama geliştiren Düfa, Düfa Mix programını IPhone telefonuna indirenlere dünyanın bütün renklerini sunuyor.

Dekorasyonun en keyifli ama aynı zamanda en zor bölümünü oluşturan renk seçimi için öncelikle boyanacak mekanda içeri girildiğinde ne hissedilmek istendiğine karar verilmeli. Oturma odasında sıcak ortamlar için sarı ve sarının tonları tercih edilirken, çocuk oyun odaları için turuncu ve tonlarındaki renkler eğlenceli ve hareketli bir atmosfer yara-

İSTEDİĞİNİZ HER TONU DÜFA’DA BULMAK MÜMKÜN

‘Asrın Projesi’nde

Çin malı borular kullanılacak

Türkiye’den KKTC’ye içme suyu götürülmesini sağlayacak Asrın Projesi olarak kabul edilen KKTC – Anamur Su Temin Hattı Projesi’nde Çin’den ithal edilen boruların kullanılacak olmasına Türk çelik boru sektörü tepkili. Konuyla ilgili açıklama yapan Çelik Boru İmalatçıları Derneği (ÇEBİD) Başkanı Ahmet K. Erciyas şunları söyledi: “Türkiye çelik boru üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada ise beşinci sırada. Sektörümüz referans projelerle kalitesini de kanıtladı. Buna karşın bu kadar önemli bir projede Çin malı boruların kullanılmasını doğru bulmuyoruz.” ÇEBİD Başkanı Ahmet K. Erciyas, söz konusu durumun, Başbakanlığın, kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilecek mal alımlarına ilişkin uygulamalarda yerli ürün kullanılması ile ilgili 28046 sayılı genelgesine de aykırı olduğunu belirtti. Ahmet

86

YAPI MALZEME - OCAK 2013

K. Erciyas, “Barajlardan gelen su iletim hatlarında bugüne kadar işletme güvenliğine ve uzun ömre sahip olan çelik borular kullanılırken bu projede dökme demir boruların kullanılması da dikkat çeken bir diğer konu” dedi.

YAVRU VATAN’IN İÇME SUYU YERLİ BORU VARKEN ÇİN MALI BORULARLA TAŞINACAK Türkiye çelik boru sanayiinin yaklaşık 4 milyon tonluk üretimiyle Avrupa’da birinci dünyada ise beşinci sırada yer aldığını belirten Ahmet K. Erciyas, şöyle devam etti: “Türkiye çelik boru sanayi, üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını 140’tan fazla ülkeye ihraç ediyor. Sektörümüz, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Mavi Akım ve Melen Projesi gibi ulusal ve uluslararası birçok enerji ve su iletim hattı projelerinde de yer ala-

KKTC-Anamur arasında yapılacak su temin projesi, ‘Asrın Projesi’ olarak kabul ediliyor. Projenin başarısındaki en önemli bileşen ise suyu taşıyacak olan borular. Ülkemiz çelik boru üretiminde Avrupa birincisi, dünya beşincisiyken, Asrın Projesi’nde Çin malı borular kullanılıyor.

rak kalitesini ve yetkinliğini kanıtladı. Son yıllardaki teknolojik gelişmelere de paralel olarak üretilen Türk çelik borularının kullanıldığı iletim hatları, korozyona dayanıklı iç ve dış kaplama ve ilaveten yapılan katodik koruma yöntemi sayesinde 100 yıla kadar sorunsuzca çalışıyor.” Ahmet K. Erciyas, “Günümüz Türkiye ekonomisinin en önemli problemlerinden birisi cari açık. Hükümet cari açıkla baş edebilmek için birçok tedbir aldı. Ülkemizde daha kalite üretim yapan çelik boru üreticileri varken yapılan bu ithalatın gereksiz yere cari açığa yol açtığını düşünüyoruz. Ayrıca küresel piyasalarda büyük bir rekabet içerisinde olduğumuz Çin’den, bizim fiyatlarımızdan daha yüksek fiyatlarla boru ithal edilmesini sektör olarak doğru bulmuyoruz” dedi.

Gama Karbon yurtdışı ofisleri ile

ihracata yöneldi

Gama Karbon, 2012 yılında hayata geçirdiği Toronto, Paris ve Atina ofisleri ile ihracatını artırmayı hedefliyor. Dikişsiz çelik borular ile 400 mm. ve üzeri çapındaki boyuna kaynaklı çelik boruları ithal ederek yurt içinde önemli projelere satış gerçekleştiren Gama Karbon, çelik boru ticaretini kurumsallaştırarak 2000’li yıllardan itibaren ihracat atılımları ile beraber, yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda mamul ve yarı mamul ürünlerde de müşterilerine hizmet veriyor. Aynı zamanda yarı mamul ve mamul çelik ürünlerin tedarikçisi olan Gama Karbon Çelik Sanayi’nin ürün yelpazesi 400 mm ve üzeri dikişli boru ile soğuk ve sıcak çekme dikişsiz çelik boru, sıcak haddelenmiş saç (HRC), ticari profiller ve kütük içeriyor. Firma yurt içinde inşaat ve alt yapı projeleri ile ilgili alanlarda, yurt dışında ise boru hatları, enerji santralleri gibi projelere spiral ve boyuna kaynaklı çelik boru ve profil ile beraber uzun ve yassı çelik tedariği gerçekleştiriyor. Gama Karbon Demir Çelik Sanayi ortaklarından Burak Göşgün, çelik boru üretiminin son yıllardaki yatırımlarla ciddi bir ürün arzı oluşturduğunu belirterek, iç pazardaki arzın doğal olarak uluslararası stratejik pazarlama ihtiyacını da beraberinde getirdiğini ve uzunca bir süre uluslararası pazarlama altyapısının geliştirilmesi için çalışarak bu konuda yurt dışı ofisleri ile gerekli yatırımları yaptıklarını ifade etti. Avrupa ve dünyada ticaret

88

YAPI MALZEME - OCAK 2013

hacminin giderek daraldığı ve Uzak Doğu’nun “ucuz ürün, kabul edilebilir kalite” tehdidi ile karşı karşıya kalındığı bir dönemde alternatif pazar arayışının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Burak Göşgün, uluslararası pazarlarda özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika, Kuzey Amerika ve Latin Amerika ülkelerinde, Kanada ve Fransa ofisleri ile faaliyetlerini artırdığını, bunun ihracat açısından önemli ölçüde katkı sağladığını vurguladı. 2013 yılında ihracat hedefini toplam satışın %70’i olarak belirleyen firma, istikrarlı büyümesini sürdürüyor.

Katlamalı cam sistemleri ile 4 mevsimin tadını çıkarın Mete Mordağ’ın, Lugano firması için akışkan, minimalist ve ergonomik bakış açısı ile tasarladığı “Flow-F” katlamalı cam sistemi , “LGN,Slide” sürgülü cam sistemi ve sistemlerin tamamlayıcısı “Allure” kulp ile iç ve dış mekanlarda bütünlük sağlayan, mevsim geçişlerinin keyifle izlenebildiği modern ve kullanışlı yaşam alanları sunuyor. Flow-F, entegre iç led ray mekanizması ve çıtalı kanat profillerine sahip katlamalı bir cam sistemini oluşturuyor. Alüminyum kanat profilleri üzerinde kullanılan amorf çentik detayları ile metalin cam panellerin üzerinde akıcı bir görüntü sunması sağlanıyor. Kanat ve kasa profilleri üzerinde kullanılan çıta profilleri ile sistemin kullanıcısına sunduğu görsel seçenekler arttırılmış. Kanat profilleri içerisine yerleştirilen opsiyonel led rayları ile cam panel konturlarının ve cam üzerinde lazer ile oluşturulan herhangi bir desenin açık veya kapalı pozisyonda ışıması sağlanmış.

90

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Lgn.Slide, 3 kızaklı ve 5 kızaklı opsiyonları ile su-geçirmez sürgülü bir cam sistemi. Özel tahliye detayı en ufak yağmur ve çiğ damlalarını dahi toplayarak dışarıya yönlendirmektedir. 4 tekerlekli ayarlanabilir kızak sistemi, kanatların her iki yöne de pürüzsüz çalışmasını sağlarken, minimalist çerçeve tasarımı açık ve kapalı durumda mümkün olan en geniş görüş açısını sunmaktadır. Ray profilinin amorf tasarımı sistemde mükemmel bir malzeme-kuvvet oranı sağlarken aynı zamanda akışkan yüzey detayları ile şık bir görüntü sunuluyor.

Allure, cam ve kapı sistemleri için tasarlanmış çok amaçlı bir kulptur. Kavisli yapısı, akışkan tasarımının el ergonomisine verdiği basit bir cevaptır. Ana gövde yumuşak ve iyi bir kavrama hissi için, başparmak ile buluştuğu dönüş kısmında ve diğer dört parmağın kavradığı alt yüzeyinde iç bükey yüzeylere yontulmuştur. İngiliz Courage Investments ile iş ortaklığı olan ve profesyonel cam sistemleri sektöründe hizmet veren Lugano Cam, kış bahçeleri ve balkon camlama sistemlerinde sektörün önde gelen isimleri arasında yer alıyor.

ÇATIDER 10. yılında çatılardaki problemlerle dikkat çekiyor Kentsel dönüşüm süreciyle birlikte daha da hızlı büyüyeceği öngörülen ve 2012 yılında 130 milyon metrekare büyüklüğe ulaşan çatı kaplamaları sektörünün sivil toplum örgütü Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER), 10. yılını kutladı. Moda Deniz Kulübü’nde gerçekleşen “Aynı Çatı Altında 10 Yıl” temalı etkinliğe, ÇATIDER üyesi firmalar, sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler katıldı. Gecede, çatı sektörünün duayenleri hem yeni yıla sayılı günler kala birlikte eğlenme fırsatı yakaladı hem de sektörü değerlendirdi. ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Atila Gürses, çatılarla ilgili önemli sorunlara da dikkat çekti. Gecenin açış konuşmasını yapan ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Atila Gürses, inşaat sektörünün önemli kollarından biri olan çatı sektörünün her geçen gün biraz daha büyüdüğünü söyledi. Gürses, 2011 yılında 123 milyon 700 bin metrekare olan düz ve eğimli çatı kaplamalarının toplam sektör büyüklüğünün, 2012 yılında daha da artarak 130 milyon metrekareye yaklaştığını açıkladı. Türkiye’nin çatı kaplama sektöründe dünya pazarından yaklaşık yüzde 1,3’lük pay aldığını ifade eden Gürses, bu payı artırarak Türk çatı sektörünü gelecekte dünya pazarlarında söz sahibi yapmayı hedeflediklerini vurguladı.

16 MİLYON BİNANIN ÇATI VE CEPHE YALITIMI YOK Konuşmasında sektörün sorunlarına da değinen ÇATIDER Başkanı Atila Gürses, ülkemizdeki konutların 12 milyona yakınının gecekondu ve kayıtsız konutlar olduğunu belirterek niteliksiz yapılara ve çatılara dikkat çekti. Konut stoğunun yüzde 60’ını 20 yaşın üzerindeki binaların oluş-

92

YAPI MALZEME - OCAK 2013

turduğunu ifade eden Gürses, yaklaşık 16 milyon binanın çatı ve cephe yalıtımının olmadığını vurguladı. Gürses, bu 16 milyon çatının, bugünkü çatıların kalitesini sağlamaktan çok uzakta, geleneksel uygulama metotları ve malzemelerle yapılmış eski usul çatılar olduğunun da altını çizdi. Gürses, Türkiye’deki binaların en büyük sorunlarından biri olan çatı katlarına da değindi. Kat Mülkiyeti Kanunu’nda çatı aralarının ortak alan olarak kabul edilmesine rağmen kat malikleri böyle düşünmediği için sorunlar yaşandığını hatırlatan Gürses, bu nedenle çatı katlarının terk edilmiş, atıl mekanlar olmaya mahkum edildiğini söyledi. Gürses, bu alanların sağlayacağı katma değerden yararlanabilmek için çatı eğimlerinin en az yüzde 45’e çıkarılması ve çatı altlarının bağımsız bölüm olarak ruhsatlandırılmasının önünün açılması gerektiğini belirtti. Kentsel dönüşüm, Enerji Verimliliği Kanunu, Enerji Kimlik Belgesi gibi çatı sektörü için olumlu gelişmelere dikkat çeken Gürses, Türk çatı sektörünün gelişme potansiyeli olan, önü açık bir sektör olduğunu vurguladı. Gürses, sektördeki sorunların çözümünün ve sektörün sağlıklı büyümesinin, ÇATIDER çatısı altında hareket etmekle mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

ÇATI ARALARI ATIL KALMAMALI Etkinlikte, Cumhuriyet dönemi mimarlık tarihi örnekleri arasında sayılan değerli yapılara imza atmış ünlü mimar Cengiz

Bektaş ise çatılardan yararlanmak, çatılarla ilgili sorunlar ve çözüm önerileri, kentlere yeni olanaklar sağlamak gibi konuları içeren bir konuşma gerçekleştirdi. Bektaş, özellikle çatı aralarının kullanılmaması ve iyi değerlendirilmesi sorununa dikkat çekerek, çatı aralarının atıl kalmaması gerektiğini belirtti. Çatı boşluğunun iyi havalandırılmasının çok önemli olduğunu ifade eden Bektaş, çatılarda yalıtımın önemine de değindi. Bektaş, “ÇATIDER’in yapmış olduğu ve bundan sonra yapacağı yol gösterici çalışmalarla artık kendi konusunda başvurulacak ve onayı alınacak yegane merci olacağına gönülden inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Gecede, ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Atila Gürses ve ÇATIDER Genel Sekreteri Mehmet Öztürk tarafından ÇATIDER’de 10. yılını dolduran 23 üye firmaya teşekkür plaketleri takdim edildi. Plaket alan firmalar; Ahmed Karaer İnşaat, Akgün İnşaat, Arımeks, Atermit, Atersan, Avrasya İnşaat, Balcıoğlu, Canpa İzolasyon, Çatı Market, Çatıcılar Çatı İzolasyon, Dupont Türkiye, Engin İzolasyon, Güvendik Çatı Sanayii, İlkay Yapı, Mardav, Braas Çatı Sistemleri, Ni-Me İnşaat, Onduline Avrasya, Sedefoğlu Yapı Malzemeleri, Skyline, Timaş, Ünar Yapı ve Yazlar Pazarlama oldu. Plaket takdiminin ardından kapanışta gerçekleşen parfe şov ile keyifli dakikalar yaşandı.

DENGE

Bu Bütçe! Sürpriz olmadı. Bütçe görüşmeleri, siyasilerin kozlarını paylaştığı bir arenaya dönüştü. Vekillerimiz, ateşli nutuklarıyla stres attı, asillerimiz (halkımız) tenevvür etti. 2013 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’ndan başka, neredeyse her türlü konuya değindiler. Hemen belirtelim ki.. -Borç stoku, oransal olarak sürekli azalıyor, borçlanma vadesi uzuyor. -Mali sistem, eskiden olduğu gibi, kamu borçlanmasının baskısıyla, çift haneli reel faizlerle ezilmiyor. -Kamu borçlanması, para politikasının önünde kısıt oluşturmuyor. -Mali disiplinden taviz verilmiyor. Bütçe cephesinde işler yolunda. *** İsterseniz, bu vesileyle şöyle bir hatırlayalım. 1990’lı yıllarda ve 2000’li yılların başında bütçelerimiz nasıl bir fotoğraf veriyordu? Özetlemek gerekirse.. -Türkiye’de kamu kesiminin “ağırlığı, bileşimi ve yapılanması” bir miras niteliğindeydi. - Söylem farklı olsa da, eylem değişmedi. Geçmişte hiçbir iktidar, üzerinde oturduğu mirası reddetmedi, daha doğrusu, bindiği dalı kesmedi. Yazılı olmayan toplumsal sözleşme, sistematik bir biçimde, popülizmi iktidara taşıdı. *** Ne var ki.. Aynı toplumsal sözleşme, “giderek genişleyen bir kamu kesimi borçlanma gereği, sürdürülemeyen borç dinamiği, çöken bir bankacılık sistemi ve kriz” olarak dibe vurdu. “İş bitirici” ve “vizyon sahibi” iktidarlar tarafından oluşturulan istikrarsız ortam, bütçeleri bir borç yönetimi enstrümanına indirgedi, “kuyruğunda 15 tane sıfır barındıran katrilyonlu rakamlarla” tanıştık. ***

M.Ali Özbudun mehmetali.ozbudun@tg.com.tr

Böyle bir miras, bize bir bütçe değerlendirme ve eleştiri şablonu kazandırdı. Bürokrasi, muhalefet ve medya, bu şablonu tepe tepe kullandı. Mesela.. Mikrofonu kapan politikacı, “Sayın milletvekilleri..” diye söze başlar, tekerlemeyi andıran bir söylemle, verip veriştirirdi: -Bu bütçe, bir borç ve faiz bütçesidir, transfer bütçesidir. -Bu bütçe, tefeci bütçesidir, rantiye bütçesidir. -Bu bütçede esnafa, memura, işçiye, öğrenciye kaynak yoktur. -Bu bütçede yatırım yoktur. İş, aş yoktur. -Bu bütçede sağlığa, eğitime, altyapıya ödenek yoktur. -Bu bütçe, vergi vermesi gereken kesimden borç, fakirden ise vergi almaktadır. -Bu bütçe, IMF bütçesidir, yoksulluk bütçesidir. *** Yukarıda aktarmaya çalıştığımız, “mahut ve meş’um” şablondan kurtulduk. Muhalefet, şablonunu kaybetti. Daha etkili ve daha sarsıcı argümanlar bulabilmek amacıyla, bir süredir çalışıyorlar. Bakalım bulabilecekler mi?

94

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Alan da satan da… Yıl sonuna doğru hayatlar da piyasalar da bir başkalaşır. Gündemler, konuşmalar,işler,güçler gibi konularda zihinler, yıl sonu ve yıl başına odaklanır. Pazarın asıl oyuncuları olan, zincirin sol halkası tüketiciler de bu izafî zaman skalasında kendilerine bir yer ararlar. Bazıları alışverişe saldırırken, kimileri, bu yıl da beklemede kalırlar. Pazarlamada hiç bitmeyecek bir tartışma ve cevabı tam bilinemeyen bir konu, “alıyor muyuz yoksa satıyor muyuz?” sorusuna düğümlenir. Sorarız. Acaba, piyasalarda herhangi bir şey el değiştirdiğinde, o şey “satılmış” mı oluyor, yoksa “alınmış” mı? “Biri için satılmış, diğeri için alınmış; biri almış, öteki satmıştır” diyorsanız, bunu kastetmiyoruz. Soruyu pazarlamanın özünü, ruhunu ve ne olduğunu anlamak için soruyoruz. Acaba, pazarlama, bir şeyleri satma işi midir? Yoksa, pazarlamanın vazifesi, alma işini kolaylaştırmak, tamamlamak mıdır? Cevabı kolay değil. Ama bu soruya şimdilerde verdiğimiz cevaplar pazarlamada yaşanan bir devrimi de yansıtıyor, pazarlamanın satmaktan, aldırmaya kaydığı gerçeğini özetliyor. Pazarlamanın tüketimi kışkırttığı, gereksiz harcamalara yol açtığı, insanları alışveriş çılgını, alışveriş hastası, alışveriş bağımlısı yaptığı gibi iddialar da bir kenarda duruyor.

Prof. Dr. İsmail Kaya

Acaba kabahat, müşteriye açıktan gizliden, doğrudan dolaylı, önden arkadan “saldıran” pazarlamacılarda mı, yoksa müşterinin kendisinde mi? Tüketim çılgınlığı insanda doğuştan mı var, yoksa pazarlamacılar mı insanları çıldırtıyor? “Elimde değil, duramıyorum” diyene de, “Aklını kullansaydı, almasaydı” diyenlere de ne diyeceğiz? İtiraf edelim. Biz müşteriler, bir şey “aldığımızda”, “bak ne aldım?” mı diyoruz, yoksa, “bak bana ne sattılar mı” diyoruz. Böyle konuşmuyor muyuz? Pazarlamayı daha yakından tanıdıkça, pazarlama hakkında bilgi ve birikimlerimiz arttıkça, bildiklerimizin yanında bilmediklerimiz de, öğreneceklerimiz de hızla çoğalıyor.

Prof. Dr. İsmail Kaya, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı Başkanıdır. Kendisine ismailkaya@gmail.com adresinden ulaşılabilir. Başka yazıları için, http://pazarola.blogspot.com http://pazarlamabitanedir.blogspot.com http://pazarlamazekasi.blogspot.com blogları ziyaret edilebilir.

Şundan eminiz: Geçim iki başlıdır. Müşteriler olmasa pazarlama olmaz. Alan memnun satan memnun değilse piyasalarda denge kurulmaz. Ama siz yine de, marketten mağazadan eli kolu dolu çıkarken, “bunları ben mi aldım, yoksa, çaktırmadan birileri mi sattı?” diye ciddî ciddî düşünün... derim. Belki yeni şeyler de keşfederiz.

96

YAPI MALZEME - OCAK 2013

DPP 10. Yılını kutladı Doğan Grubunun Dergi pazarlama ve planlama şirketi DPP 10. yaşını personeli ve 10 yıllık iş ortağı yayınevleri ile birlikte kutladı. Ottoman Place Taksim Square Otelde yapılan kutlama gecesine DPP ve Yaysat’ın yöneticilerinin yanında birçok yayınevi ve dergi grubu katıldı. 10. Yılını dolduran yayınevlerine de plaket takdim edildi. DPP, portföyündeki grup içi ve müşteri tüm ürünler için satış noktası bazlı planlama hizmeti sunuyor. DPP’nin planlama ve pazarlama hizmeti verdiği 133 yayınevine ait, 546’sı yerli, 733’ü yabancı 1279 çeşit ürünün bayilere ve satış noktalarına dağıtımı ise Yaysat tarafından yapılıyor. DPP’deki uzman planlamacılar hergün yeniden planlama yaparak zaman, enerji tasarrufu sağlıyor ve müşterilerin ürüne ulaşmalarını kolaylaştırıyorlar. Geceye katılan İhlas Dergi Grubu dağıtım sorumlusu Hakkı Günerkan’a da bugüne kadarki iş ortaklığından dolayı plaket verildi.

Kalebodur “çevre etiketi” aldı Türkiye’nin seramik alanında öncü markası olan ve adı seramik karo ile özdeşleşen Kalebodur, seramik ürün gruplarında Çevresel Ürün Deklarasyonu almaya hak kazanan ilk Türk markası oldu. Alman İnşaat ve Çevre Birliği IBU (Institut Bauen und Umwelt) tarafından onaylanan Çevresel Ürün Deklarasyonu - EPD (Environmental Product Declarations) ile Kalebodur, tüm seramik ürünlerine “çevre etiketi” alan ilk Türk seramik markası olarak sektörde önemli bir adım attı. Yeni bir iş modeli benimsediklerini ve tüm işlere bütünsel bir bakış açısıyla yaklaştıklarını belirten Kale Grubu Yapı Ürünleri Grubu Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı İhsan Karagöz, “Enerji ve çevre ile ilgili sorumluluğumuzun farkındayız. Bu bakış açımızın merkezine yerleştirdiğimiz sürdürülebilirlik kavramıyla, kaynakların gelecek nesillere azalmadan, tam tersine geliştirilerek aktarılmasını hedefliyoruz. Bunun için ham madde alımından imalata, dağıtıma ve tüketici kullanımına kadar, yaşam döngülerinin her aşaması ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Enerji tasarrufuna yoğunlaşmış yatırımlarımız ile 2011 yılında tüm enerji girdilerimizde metrekare başına yüzde 10,4’lük bir tasarruf gerçekleştirdik. Bu başarılı çalışmalarımızın sonucunu olarak da Çevresel Ürün Deklarasyonları almaya hak kazandık. Attığımız bu adımla seramik sektöründe sürdürülebilir ürünlere olan ilgiyi artırmayı amaçlıyoruz” dedi.

98

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Knauf, en çok patent alan firma seçildi Kuru yapı sistemlerinde dünyanın lider kuruluşlarından Knauf, Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) Geleneksel Ödülleri kapsamında verilen Ar-Ge dalında “En Çok Patent Alan Firma” ödülünün sahibi oldu. Sincan Birinci Organize Sanayi Bölgesi’nde yapılan törende, Knauf A.Ş. Genel Müdürü Orhan Düzgün’e ödülü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik verdi. Düzgün, ASO Ödülü ile ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’nin kalkınma yolculuğunu ve yapı sektörünün gelişimini yakından izleyen şirketimiz, farklı ihtiyaç ve beklentilere cevap veren ürünleri ve katma değerli hizmet felsefesi ile yapılar için çözümler sunuyor. Bu çözümlerin temelinde güçlü bir Ar-Ge çalışması yatıyor. Kurulduğu günden bu yana Ar-Ge çalışmalarıyla sektöre öncülük eden Knauf, uzun vadeli bir yatırım olarak gördüğü bu konuya büyük önem veriyor. Knauf mühendisleri, her geçen gün yeni bir teknolojiye imza atıyor ve bu yenilikleri yapı dünyasının hizmetine sunuyor. Özverili çalışmalarımızın nesnel platformlarda yerini bulması ve ödüllendirilmesi, bizim için çok önemli bir motivasyon kaynağı. ASO Ödülü’nü almamızı sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Filli Boya’dan yeni bir dijital yaşam rehberi Kurulduğu yıldan bu yana öncü ve yenilikçi bir tavır sergileyen Filli Boya, hayata geçirdiği Design Soul dijital dergisiyle, renklerin yaşamımızdaki önemini farklı ve keyifli bir dille aktarıyor. Üç ayda bir iPad, iPhone ve Android cihazlar üzerinden yayınlanacak dergi, insanların stilini oluşturan bütün alanlarda zengin bir içerik sunuyor. Bu içerik; modadan sanata, dekorasyondan kişisel bakıma, spordan teknolojiye, yeme içmeden kitaplara kadar uzanıyor. Her alandan tanınmış ve ilginç portrelerin, analizlerin, röportajların yanı sıra, içerikler video ve müziklere destekleniyor. Yaşam rehberi niteliğindeki derginin ilk sayısında; Aydın Boysan, Haldun Dormen ve Kerem Erginoğlu özel ve hoş sohbetleriyle yer alıyor.

Kış soğuğuna tasarruflu çözüm Termostatik Radyatör Vanasının mucidi Danfoss’un “Uluslararası Tasarım Mükemmeliyeti” ödüllü ürünü Living By Danfoss (LBD) serisi dijital termostatlar sıcaklığı önceden ayarlanan seviyede sabit tutarak, gereksiz doğalgaz tüketimini engelliyor ve konforlu tasarruf sağlıyor. LBD iç mekânlarda yaşam konforunu artırırken, yüzde 46’ya varan oranda enerji tasarrufu sağlıyor. Doğalgaza geçen yıldan bu yana gelen yüzde 50 zam oranına rağmen tüketicilerin bu ürünle doğalgazı neredeyse zamsız kullanması mümkün. LBD Serisi Termostatlar, Danfoss’un 80 yıllık mühendislik birikiminin sonucu olarak Avrupa ile aynı anda Türkiye’de de tüketicilerin kullanımına sunuldu. Önceden yüklenmiş hazır programlar ve kolay kullanımı sayesinde LBD serisi termostalar evinizin her köşesinde, mükemmel ortam sıcaklığı sağlar. İsterseniz kendinize uygun haftalık program tasarlayabilir, evinizin konforunu yükseltmeye ve enerji tasarrufu yapmaya hemen başlayabilirsiniz.

100

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Kale’nin özel tasarım banyo serisi; Lazuli Nordic Modern teknolojisi ve zengin ürün seçenekleri ile tüketicilerin beğenisine hitap eden Kale, banyolarda farklı bir tarz yakalamak isteyenler için Lazuli Nordic koleksiyonunu tasarladı. Klasik tarzın güçlü unsurlarından vazgeçmeden, modern yaşamın mekânlarına hayat vermek üzere tasarlanan Lazuli Nordic, özel tasarımı ile öne çıkıyor. Banyolarda ihtiyaç duyulan yenilikçi detayları ile farklı bir tarz yakalamak isteyenler için tasarlanan koleksiyonda, lavabo altında bulunan paslanmaz çelik ayaklardaki havluluk alanı da unutulmamış. Banyo alanında farklı stiller yakalamak üzere, birçok farklı stillerde seramik karo ile tamamlanabilen koleksiyon; doğal tipolojideki seramiklerle klasik bir görünüm sunarken, çini tarzı karolar ile birlikte kullanıldığında provansiyel stili çarpıcı biçimde mekânlara taşıma imkanı sağlıyor.

ODE Ailesi, 2012 yılında İspanya ve Belarus’u fethetti Yerel bir güçte global bir marka olma yolunda hızla ilerleyen ODE Yalıtım, 2012 yılının tüm yorgunluğunu bayileriyle birlikte İspanya ve Belarus’ta attı. ODE Yalıtım, Aşkımız Yalıtım sloganıyla çıktığı yolda birlikte yürüdüğü başarılı bayilerini eşleriyle birlikte İspanya ve Belarus gezileriyle ödüllendirdi. 7-11 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen gezide ODE Yalıtım Bayileri tarihi mekanları, müzeleri gezdiler. İspanya’nın ünlü tapas’larını da deneyen ODE Bayileri ve eşleri unutulmaz bir gezi yaşadılar. ODE Yalıtım, 28 Kasım-1 Aralık ve 12-15 Aralık tarihleri arasında da Belarus’un başkenti Minsk’e bir gezi düzenledi. Çok eğlenceli ve keyifli geçen bu gezilerde, katılımcılar Kutsal Ruh Katedrali, St. Peter ve Paul Kilisesi, Troistskoya Bağımsızlık Meydanı, 2. Dünya Savaşı kahramanları anısına yapılmış Zafer Anıtı’nı ziyaret ettiler. Minsk’te bol bol gezme ve alışveriş yapma imkanı bulan bayiler 3. gün akşamı da gala yemeğine katıldılar.

Schneider Electric, sürdürülebilir enerji çözümlerini paylaştı 32. Enerji Verimliliği Haftası etkinliklerinin en önemli halkalarından biri olan 4. Ulusal Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’na sponsor olarak destek veren Schneider Electric, sürdürülebilir enerji çözümlerini hem standında tanıttı, hem de konuyla ilgili 2 panelde yer alarak ziyaretçilerle bilgilerini paylaştı. Enerji verimliliği konusunda yenilikçi ürün, teknoloji ve uygulamaların tanıtıldığı bir platform olan fuarda Schneider Electric, sürdürülebilir bir gelecek sağlanmasına hizmet eden Enerji Üniversitesi’ni, Enerji Verimliliği Danışmanlık Firması kimliğini ve REM Uzaktan Enerji İzleme Sistemini ziyaretçilerin bilgisine sundu. Fuarda katılımcılara ayrıca, Schneider Electric’in Enerji Verimliliği Danışmanlığı hakkında bilgiler de verildi. Schneider Electric, bu belgeyle bina ve sanayi sektörleri için enerji etüdü, enerji verimliliği danışmanlık hizmetleri ve enerji verimliliğini artırıcı projelerin geliştirilmesi ve uygulaması hizmetleri sunuyor; enerji ve altyapı, endüstri, bina ve veri merkezleri pazarlarında aktif enerji verimliliği çözümlerini etkin bir şekilde uyguluyor.

ÇEBİ, 2013’e yeni modellerle merhaba diyor Dekoratif mobilya aksesuarları alanının lider markası ÇEBİ’nin Empire Collection’ı yepyeni serileri ile özellikle klasik mobilyalar için benzersiz seçenekler sunuyor. ÇEBİ Tasarım Ekibi tarafından tasarlanarak geçtiğimiz yıl kullanıcılarla buluşan ve ilk serisinden Osmanlı esintilerinin ağır bastığı Empire Collection, üç yeni medeniyet ile genişliyor. Yunan, Mısır ve Afrika medeniyetlerinin izlerini taşıyan bu yeni ürünler de en az bir önceki kadar etkileyici ve çarpıcı. Klasik mobilyaları için farklı dokunuşlar arayan kullanıcılar için birebir çözümler sunan yeni serilerin işleme ve kıvrımlarında, her zaman olduğu gibi ÇEBİ’nin özenli işçiliğinin izleri dikkat çekiyor. Zamak malzemeden üretilen modeller, standart olarak dört farklı renkte üretilebiliyor. Büyük beğeni toplayan Osmanlı serisinin ardından Empire Collection, 2013 yılında da yeni serileri ile oldukça iddialı.

YAPI MALZEME - OCAK 2013

101

Baumit ile rahat bir kış ferah bir yaz Dış cephe ısı yalıtım sistemleri alanının köklü markası Baumit, her mevsim konforlu mekân iklimi sağlayan sistemleri ile konuttan işyerine, okuldan hastaneye farklı kullanım alanlarında maksimum koruma sağlıyor. Baumit’in geliştirdiği open Isı Yalıtım Sistemi, duvarların nefes almasını sağlayan yapısı sayesinde konut iklimini optimize ederek kışın konforlu bir sıcaklık, yazın ise ferah bir serinlik elde ediyor. Konforlu bir konut sıcaklığı 19-22 santigrat derece iken, nem oranının da %40-60 aralığında olması gerekir. open Isı Yalıtım Sistemi, difüzyona açık olma özelliği ile oda içerisindeki hava neminin optimum seviyede kalmasına yardımcı oluyor. Yine bu özelliği sayesinde su buharı oluşmasını engelleyerek duvarlarda terleme olmasının önüne geçiyor. Eşsiz sağlamlığı ile yıllarca güvenli bir kullanım sunan Baumit open Isı Yalıtım Sistemi, nano teknolojisi ile de konutunuzun dış cephesinin uzun süre temizliğini ve güzelliğini muhafaza ediyor.

Tüketici dostu Hafele ‘Altın Marka Ödülü’ne aday Mobilya ve kapı donanımlarında dünya markası olan Hafele yenilikçiliği, kalitesi, zengin ürün çeşitliliği, rekabetçi fiyatları ve satış sonrası hizmetleriyle sektör öncüsü olmanın ötesinde “tüketicinin kalbine ve beynine hitap eden” bir marka olduğunu da tescilledi. İyi bir marka olmanın tüketicinin beğenisini kazanmaktan da geçtiğine inanan Hafele ürün tedariğinden satış sonrası hizmetlere her aşamada tüketici odaklı düşünüyor; iş süreçlerini ve tüm yaşam alanlarına entegre edilebilen dünya standardındaki çözümlerini tüketici ihtiyaçlarına göre konumlandırıyor. Türkiye Tüketicileri Koruma Derneği’nin incelemesi sonunda “Tüm Tüketicilere Tavsiye Edilen Marka” olarak seçilen Hafele 2013 yılında “Altın Marka” ödülüne de aday gösterilecek. Türkiye Tüketicileri Koruma Derneği’nin (TTKD) Eylül 2012’de kapı kolları ürün dalında “Ayın Markası” olarak seçtiği Hafele, piyasadaki dürüst ticaret kuralları ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında, “gelen ve gelmeyen şikayetler” açısından Ocak- Eylül 2012 tarihleri arasında “takdire değer” bulundu ve tüm tanıtımlarında “Tüm Tüketicilere Tavsiye Ediyoruz” logosunu kullanmaya hak kazandı.

102

YAPI MALZEME - OCAK 2013

Zena Platin inşaat projelerinin tercihi oluyor Karadeniz ve Balkanlar, Doğu Avrupa, Türki Cumhuriyetler, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan bölgede toplam 33 ülkeye satış yapan Elbi Elektrik’in pazar beklentileri ve mimari trendleri analiz edilerek tasarladığı Zena Platin serisi Türkiye genelinde bir çok projede kullanılıyor. Prestijli konut projelerinden, AVM’lere, iş merkezlerinden otellere kadar uzanan geniş bir alanda tercih edilen Zena Platin, zamak malzemeden üretilen ve doğal maden ışıltısını taşıyan tasarımı ile inşaat projelerinde kaliteyi detaya taşıyor. Zena Platin, 7 farklı çerçeve ve 4 ayrı bordür/düğme-kapak seçeneği ile çok farklı kombinasyonlar ile mekanları farklılaştırıyor. Şu anda seride Inox, Altın, Mat Altın, Krom, Mat Krom, Siyah İnci, Antik Bakır çerçeve seçenekleri bulunuyor.


Yapı Malzeme Ocak'13